You are on page 1of 179

letiim Yaynlar 48 erif Mardin Btn Eserleri Dizisi 2 ISBN 975-470-048-6 1.

. BASKI Ankara niversitesi Siyasal Bilgiler Fakltesi Yayn 1969 2. BASKI letiim Yaynclk A . . 1983 3. BASKI letiim Yaynclk A . . 1986 4. BASKI letiim Yaynclk A . . 1990 5. BASKI letiim Yaynclk A . . Eyll 1992 KAPAK mit Kvan DlZGl Maraton Dizgievi DZELT/Ahmet Abbas/Fatih M . ztan KAPAK BASKISI Ayhan Matbaas I BASKI ve ClLT efik Matbaas le tiim Yaynlar Klodfarer Cad. letiim Han N o. 7 34400 Caalolu stanbul
TM S 6 7? 60-61-62. Fax:516-12 58

'

indekiler

Metodolojik Not 2. Basma nsz


BLM I

7 11

Din ve ideoloji
BLM II ,

13

Din sosyolojisi ve dinsel davran


BLM III

41

Din sosyolojisi asndan slm


BLM IV

67

Osmanl mparatorluunda yap ve kltr


BLM V

105

Cumhuriyet devrinde "V olk" slm


BLM VI

143

Ampirik kantlar
' . '

157

BLM VII

Sonu Seilmi Bibliyografya

167

171

MetodolojikNot

B u aratrmann amac tarih bilimleriyle modern "davran" bilimlerinin -ve bilhassa sosyoloji, psikoloji, sosyal antropoloji nin metodlanmrt- ne ekilde birletirilebileceklerini gstermek tir. Bu uurda, belirli tarih bilgileri sosyal bilim metodlanyla ilenmi, "deneme" mahiyetinde bir eser ortaya karlmtr. Bylece beliren model ne Osmanl mparatorluunun i at malarnn tmnn "hakikatte" nasl cereyan ettiini gsterme ne de Trkiyede dinsel davrann nedenlerini tam olarak an latma gayesini gtmektedir. Gaye, belirli gr alarnn ve bu arada modem ideoloji ve din sosyolojisi tahlil metotlarnn bir toplumu anlatmakta bize ne gibi tahlil imknlar saladn aratrmaktr. Bu ekilde kurulmu bir modelin gelitirilmesi ancak uzun yllar yaplacak olan bir almann rn olabilir. Bir n model kurmaya alrken sosyal antropolojinin yap ile fikir arasndaki ilikileri anlatan tetkiklerinden esinlendim.1

Lvi Strauss iin bkz: Claude Levi-Strauss, La Pense Sauvage (Paris, Plon, 1962) ve Anthropoloie Structurale (Paris, 1958).

Yapsal unsurlar ortaya karma abasnda ise en ok Max Weberin metodolojisinden istifade ettim.2 Yap-fikir ilikile rini ilerken Osmanl tarihi hakknda yazlm eserlerden ve din sosyolojisinin bulgularndan yararlanmaya altm. Gerek tarihiler gerekse sosyologlar gnmzde kendi alanlarnda kesin bilgilerle ortaya kmamlardr. Her iki bilim dal baz olaylarn veya oluumlarn anlam zerinde ihtilf halindedir. Pek tabi ki her iki kaynaktan bilgi alan bir aratrma onlardan daha kesin bilgiler ortaya karamaz. Hatt ortaya kan yaptta, iki ayr belirsizliin stste bin mesi dolaysyla daha da byk bir belirsizlik pay olacaktr. Aratrmamzn btn iin belirtilenler, verilen hkmler iin de geerlidir. Aratrmada, zaman zaman belirli baz "yapklarn toplumu etkiledii belirtilmektedir. Bunlar elle dokunulur varlklar deil, analitik inceleme aralardr. Be lirli bir "yap", nihayet, insan ilikilerinin belirli dzenlilik ler gsteren ekilleridir. rnein, Max Weberin bahsettii otorite ekillerinden olan Herrschaft (hkmetme) bir insanlararas iliki eklidir. Bu yaklamda toplum bilimlerinin ele ald bilimler "eya"hk niteliini tamaz. Bunlar,bir ili kiler kmesini inceler. Uzun vadede toplumda olup biten her eyi bu tip insan ilikileri intizamna indirgemek mmkn dr. Aksi istikamette bir tutum Marxm zerinde nemle durduu bir hataya yol amaktadr. O da "ey'leme (reifcation) eilimidir. Bunun sonucu, ancak bir kavram realitesi olan olay trlerinin "eya" olarak kabul edilmesidir. We2 Max VVeber'in metodolojisi iin bkz: Reinhard Bendix, "Max Webers Sociology Today", International Social Science Journal 17 (1965), s. 9-22; Talcott Parsons, "Evaluation and Objectivity in Social Science: an Interpretation of Max VVebers Contribution", Ibid, s. 46-63; Pietro Rossi, "Scientific Objectivity anl Value Hypothesis", Ibid, s. 64-72; A. von chelting, Max Weber's VVssenschaftlehre (Tubingen, 1934); Talcott Parsons, The Structure o f Social Action (2. ba sm. Free Press, Glencoe, III., 1949); Otte Hintze, Max VVeber's Soziologie" Schmoller's Jahrbuch 50 (1926) s. 83-95.

berin metodolojisi ise toplumda tanmladmz grup, snf, messese gibi varlklarn aklmzn birer kategorisi olduuna 1 dikkatimizi ekiyor. Analitik yaklam, baz, olay trlerini, bir bakma keyf olarak, baz balklar altnda topladmza ilgimizi ektii derecede, bunlan geici yaptlar, ilerde daha ince kavramlar gelitirildii zaman baka ekilde izahlara kavuacak hadi seler olarak deerlendirir. Weberin sosyolojisinin bir dier zellii, kulland kate gorileri tamamen geerli izahlar olarak grmemesidir. Belirli bir toplumdaki meruiyet eklini karizmatik olarak tanmla mak, bu toplumda baka hibir meruiyet ekli olmadn sylemek deildir. Sylenen, karizmatik meruiyet eklinin bu topluma ana yn verdiidir. Aslnda her toplumda Weberin meruiyet ekli de bulunur. Bunlar iie, girift s relerdir. Birinin nerede bitip brnn nerede balad belli deildir. deal tip yaklam, ayn zamanda ayn trden olaylar baka baka analitik ereveler iinde inceler. Belirli bir kavramn iine giren bir ksm olaylarla bir dier tip kavra mn iine giren bir dier olay kmesi beraberce, nc bir kavramn inceledii bir olaylar kmesi tekil edebilir. Mese l Herrschaft, Hierokratischer verband, Charisma kavramla r arasndaki bant byle bir bantdr. Weberin metodolojisinin temin ettii, bir yapnn anato misini meydana karmak deildir, en gl taraf karla trmalarda farklar ortaya karmaya yaramasdr. Biz, bu eserimizde Osmanl-Islm toplumunun ve bugnk Trki yenin Bat toplumlanndan ayrlan baz zellikleri olduunu gsterebiliyorsak en nemli gayelerimizden birine varm sa ylrz.

2. Basma nsz

D in ve deoloji'yi yeniden, alc gzyle okuduum zaman "davransal" szcne 1969da ne kadar nem verdiimi biraz da hayretle izliyorum. Bugn, sosyal bilimlerde bir ye re varmayan, basiti ve basitletirici bir eilim saydm "davransalcln" o zaman fikirlerimde bylesine yer etmi olmasn bir tek olaya balyorum, o da 1960larda Trki yede "normatif* dncenin ezici hakimiyetiydi. Toplumumzun kaideciliinin toplum bilimlerine yansmas olarak deerlendirebileceimiz bu nitelie kar koymak, protesto sunu ykseltmek gerekiyordu. "Davran bilimleri" ise top lum hadiselerini "olmalar gerektii" gibi deil "olduu gibi" deerlendiriyordu. "Davransal" yaklamn kullanlmas da bu trden bir deerlendirmeyi mmkn klyordu. Yoksa yaptta "davransal" yaklamn Max Weberle birlikte kullanlm olmas en azndan bir rahatszlk yarata cak niteliktedir. Toplum bilimlerinde, siyaset bilimi gibi "makro" dzeyde genellemelerle yola kmak mecburiyetinde olan bir alma
11

trn aan tahliller artk lkemizde de gelimeye balam tr. Bilhassa, "dnce"nin ne kadar ayrntl inceleme tek nikleri gerektirdii, biraz da Fransz yapsalclarnn etkisiy le anlalmaya balamtr. almann kuramsal sunuunu bugn yapsaydm ok deiik yntemlerin altn izerdim. Levi-Straussn fikirleri, bugn bu dnr anlayabildi im oranda, Din ve deolojide gereken aklkla anlatlma mtr. Gene, bu noktada da, bence, sembolik sistemlerin "ki tapl" dinlerde nasl altklarn anlamann en iyi yolu Levi-Straussa bavurmak deildi. M. Arkunun yaklamm, bugn, ok daha anlaml bulurdum. (M. Arkun, "Lecture de la Sonrate 18," Annaks 35 (1980) 418-433). Genellikle, olu makta olduunu "byk'lere kantlamaya altm ideoloji alannn gerekten varolduunu kantlamak zere kulland m aratrma rneklerinin birbiriyle ilikisi gerektii gibi anlatlmamtr. Bunlarn her birinin o zamanlar biraz da "cephane" fonksiyonu vard. Bundan dolay "din'n bir top lum olay olduunu kantlayan birok rnek ve yaklam kul lanlm, fakat bunlarn iinde ak bir tercih yaplmamtr. Ksaca ikinci basksn sunduumuz incelemenin en ok bir "deneme" ve belirli bir sreci; fikirlerin topluluktaki etki sini anlamakta bir ilk aama olarak deerlendirmek gerekir. Okuyucularn, bunu hatrlamas yapt gerek erevesi iine koyacaktr.

12

I. BLM

Din ve ideoloji

H e r ne kadar Raymond Aron1 ve Daniel Bell2 amz ideo lojilerin bat devri olarak ilan etmilerse de, 20. yzyla ye niden baktmz zaman bu yzyln en kesif anlamda "ideo lojik" olduunu grrz. Dier taraftan, renci ayaklanma ; lan, Che mezhebi ve Marcusenin etkisi ideolojik dnce in olduka "pembe bir gelecein habercileridir. "Sert" diye isimlendirebileceimiz bir ideoloji yokolmak zere olsa bile -ki bunun byle olduu kesinlikle saptanma mtr- sosyal bilimciler, "yumuak" ideolojilerin ileyiiyle ilgili sorunlar daha yeni ele almaktadrlar ve gelecekteki almalarnn nemli bir ksmn bu konunun aratrmas-

Raymond Aron, La Lutte des Classes (Paris, Gallimard, .1964), s. 214 v.d. ve bkz. "Socit Industrielle, Idologies, Philsophie", Preuves 1965, No: 167, 3 13; 168,12-24; 169, 23-41. Ayrca bkz. Edward Shils, "The End of Ideology" EncounterV (1955), No: 5, 52-58. 2 Daniel Bell, The End of Ideology?Qn the Exhausti'on o f Political Ideas in the Fifties (gzden geirilmi basm, New York, Collier Books, 1962) s. 393 v.d.

13

na ayracaklardr. Bu aratrmamda geni kapsaml ideolo jilerin nemini, toplumsal eylemle din arasndaki ilikiler asndan gstermeye ve lkemiz ynnden incelemeye al acam. "Sert" ideoloji dediim zaman, sistematik bir ekilde i lenmi, temel teorik eserlere dayanan, sekinlerin kltryle snrlandrlm, muhtevas kuvvetli bir yapy kastediyo rum. "Yumuak" ideoloji ile de, kitlelerin ok daha ekilsiz inan ve bilisel (cognitive) sistemlerini kastediyorum.3 Bu noktada, ideolojilerin incelenmesi, bir ucunda "sert" ideolojilerin, br ucunda vaziyet allarn topland srekli bir deikenin (continuous variable) 4 analizi halini alyor. Bu adan vaziyet allar hakknda bir aklama yapmamz gerekiyor. Vaziyet al (attitude) "bir insann -dnyann dier gr nlerinden ayrdettii bir dnya gr karsnda- davra nlarndan karlm psikolojik sre rgtlenmesidir."5 Hepimiz, insanlarn belirli hadiseler karsmda belirli "tutunulan olduunu biliriz. Bu tutumlarn bilimsel incelen

Bu ayrm esas itibariyle William Jamesin "sert" ve "yumuak fikirli" kategorileri ne girmektedir, fakat benim burada kullandm ekilde aadaki eserdeki de itirilmi trlere indirgenebilir. Bkz. The Psychoiogy o f Politics (New York, Praeger, 1957) s. 131. Kognitif sistemler iin bkz. R. P. Abelson ve M. J. Rosenberg, "Symbolic Psychologic: A Model for Attitudinal Cognton", Behavioral Science, 3 (1958) 1-13; F. Heider, "Attitudes and Cognitive Organization\ Jour na l o f Psychoiogy 21 (1946), 107-112; L. Festinger, A Theory o f Cognitive Dissonance (Evanston, III. Row Peterson, 1957); C. E. Osgood, G. J, Suci and P. H. Tannenbaum, The Measurement o fM e a n in g (Urbana, U. of H. Press, 1957). "Continuous variable" - "srekli deiken" kavram iin bkz. VVilliam Goode ve Pau! K, Hatt, S osyal Bilim de Aratrma M etodlan (ev.: Ruen Kele, Ankara, 1964), s, 293; ve bir dier kaynak iin bkz. Leon Festinger ve Damiei Katz, Research Methods in the B ehavioral Sciences (New York Dryden Paris, 1953), s. 392. T. M. Newcomb, "On the Definition of Attudes", Dictionary o f SociaL Sciences (Der. J. Gould ve W . L. Koib, London, 1964). Ksaltlm olarak Attiudes, Selected Reading (Der. Maric Jahoda ve Neil VVarren, London, Penguin Books, 1966) s. 22'de zikredilmitir.

14

mesi, "vaziyet al"lar alann tekil eder. Vaziyet allarla "yumuak" ideolojilerin ilikisine gelince, aradaki bant "vaziyet al"lann da ideolojiler gibi toplum olaylar iin bir "anlam" ekseni salamalarndan ileri geliyor. rnein, birisi kendini "muhafazakr" olarak tanmlar, biz de onun muha fazakrlnn esaslarn bize anlatmasn istersek, o da buna karlk, tek izah olarak, "insanlar kendi balarna karar ve remezler, onlan drtecek bir kervancya ihtiya vardr" diye cevap verirse, bu kiinin fikirlerinin bir ideoloji etrafnda k melendiini syleyemeyiz. ok muhtemeldir ki bu ahsn "ideolojisi ok mphem, kendisinin de nereden geldiini bil medii fakat muhtelif sebeplerden dolay sk skya, sarld bir "vaziyet al"a indirgenebilir.6 Vaziyet allar, ideolojiler gibi, insan eylemine yn veren, ekillendiren i yaplardr Biz de bu fikr ynelim unsurlar n en az ekillenmiinden en ok ekillenmiine kadar bir izgi zerine dizebiliriz. Bu izgide en ekillenmi i yap t r yukarda "sert" olarak tanmladmz ideolojiler olacaktr. Konumuzdan, Philip Conversein tabirini kullanarak "inan sistemleri"nin incelenmesi olarak bahsedebiliriz.7 Bu blmde, konumun, be adan bir n analizini sun maya alacam: a) siyasal bilimlerde "sert" ideolojilerin ele alnmasnn bile son zamanlarn bir gelimesi olduu; b) "yu

"Vaziyet al" lkemizde "tutumla ayn anlamda kullanlmaktadr. Bunlar iin yukardaki notta grlen eserin dnda bkz. G. W. AHport, "The Composition of Poiiticai Attitudes", American Journal of Sociology 35 (1929) s. 220-238; J. C. Davies,'H Some Relations Between Events and Attitudes", American Political Science R eview 46 (1952), s. 777-789; H. McCIosky, "Conservatism and Personality", American Political Science Review 52 (1958), s. 27-45; Herbers Blumer, "Attitu des and the Social A c t\ Social Probiems 3 (1955) s. 59-64; M. B. Smith, Jerome S. Brumer, Robert W. VVhite, Opinions and Personality (New York, J. VVilley, 1956). . 7 Bkz. Philip E. Converse, "The Nature of Belief Systems in Mas Publics", Ideology and Discontent iinde. (Der. David, E. Apter, Free Press of Glencoe, New York, 1964), s. 206-261.

15

muak" ideolojilerin incelenmesinin geleneksel siyasal bilimlerce daha da yadrgand; c) burada, en ie yarar ipulanmz bilgi sosyolojisi gibi siyasal bilimlerin dndaki alanlar da bulduumuz; d) siyasal bilimlerin bu ekilde ortaya kan "taral" niteliinin "davransal" siyasal bilimlerce krld ve modem sosyal bilim anlaynda sosyal bilimlerin btn lnn anlayna doru gidildii; e) dinsel inanlarn nem li "yumak" ideolojiler arasnda yer aldklar.
' ' ' ' 'i '

Siyasal Bilimlerde deoloji Aratrmalar


deoloji, gnmzde artk siyasal bilimlerin topland nem li eksenlerden biri haline gelmitir. deolojiden kastettii min, belirli bir siyasal dnrn fikirlerinin sistematii ol mad herhalde artk aktr. Bu kavramla ifade etmek iste diim, kitle toplumunun belirmesiyle beraber nem kazanan inanlardr. Bu inan ve tutumlar belirli bir ahsn fikri ya ptlarna indirgemek mmkn deildir. deoloji, bu anlamda daha ok, "idare edilen"lerin arasnda yaygn, ynl, fakat s nrl, belirsiz fikir kmelerinden8 meydana gelir.
8 ideolojinin bu anlamn gelenekse! toplumlarda bulmak mmkndr ve bu eseri miz daha ok geleneksel yaplar hakknda olacaktr. Fakat "yumuak1 ideolojile 1 rin mevcudiyeti ancak kitle toplumu teekkl ettikten sonra Le Bon ve Tardein bu konulara nem vermeleriyle bariz bir ekilde ortaya kmtr. deolojinin bu anlam iin bkz: a) Geleneksel toplumlardaki ekiller iin: Norman Cohn, The Pursuit o f the Millenium: Revolutionary Messianism in Medieval and Reformation Europe and its Bearing on Modern Totalitarian Movements (New York, Harper Torchbooks, 1961); Peter Worsleyr The Trumpet Shall Sound: A Study of Cargo Cutts in Melanesia, (London, 1957), b) Modern toplumlar iin: Kari Mann heim, fdelogy and Utopia (London, Routledge, 1936); J. J. Chevallier, "Le XVINe SicIe et la naissance des ideologies*, Res PublicaU (1960) s. 194:204; S. P. Huntington, "Conservatism as an Ideology". American Poliiical Science Review 51 (1957) s. 454^73; H. B. Kirshen, "The Ideology of American Labor" Politico 25 (September 1960) s. 581-95: V. C. Nahirny, "Some Observatibns on Ideological Groups" American Sociological Review 67 (January 1962) s. 397 405; Mary Mtossian "Ideologies of Delayed ndustrialization: Some Tensions and Ambiguties", Eonomic Developmen and Cultural Change VI (April 1958)

16

deolojilerin modern siyasal hayatn belirgin bir zelliini tekil ettikleri bize ok basit bir nerme gibi gelebilir. Alan sosyal bilim olmayan birinin bile Fransz htillinden beri devam edegelen sosyal alkantlardan bu sonucu karine ile karabileceine inanabiliriz. Fakat siyaset nazariyecileri iin bu zellii kabul etmek o kadar kolay olmamtr. Tocqueville9 ve Marx10 gibi mstesna ahsiyetlerin dnda,deo, lojilerin ciddi bir aratrma konusu olarak ele alnmas ok ye nidir. Kitle inan ve tutumlarnn siyasal srecin ayrlmaz bir paras saylmas son yirmi yllarda gelien "davransal" si yasal bilimlerin getirdii bir tutumdur. Byle bir ihmali, geni apta, siyasal bilimlerin uzun zaman normatif bilim hviyeti ne brnm olmasna balamak gerekir.1 Bu normatiflii, 1 bir bilimin gelime safhasnn balangcnn bir zellii olarak , izah edebiliriz. Bu noktada, btn tenkitlere ramen, Auguste Comteun insan bilgileri iin syledikleri hl geerlidir.12
s. 217-28. Reinhard Bendix, "Industrialization, Ideologies and Social Structure", American Sociologicai Review 24 (October 1959), s. 613-623. Genel bir bibli yografya iin bkz. Norman Birbaum, The Sociologicai Study o f Ideology 1940: 1961, Current Sociology (Oxford, Blackwell, 1962). ' 9 Alexis des Tcqueville, De La Democratie en Amerique, (Paris, Gallimard, 1931), II.. cilt, Raymond Aron, Le Etapes de la Pense Sociologique (Paris, 1967) s. 27-76 ve Reinhard Bendix, Nation-Building and Ciizenship: Stdies in Our Changing Social Order (New York, John Wiliey, 1964), s. 65. 10 Marxn ideolojiler hakkndaki katksndan bahseden eserleri bir hayli uzun bir lis te tekil etmektedir. Fakat bunlarn arasnda en nemlileri iin bkz. George Lichtheim, Marxism: An Historical an d Critical Study {gzden geirilmi 2. bask London, Routledge and Kegal Paul, 1965); Gustavo A. Wetter, Dialectial Materialism: A Historical and Sysemaic Study o f Philosophy in the Soviet Union (New York, Praeger, 1959); Franz Mehring, Kari Marx: The Story of His Life (London, Ailen and Unwin, 1948). . 11 Normatifi burada iki anlamda da kullanyorum: Biri ahlk kurallar anlamnda di eri genel olarak deerler anlamnda. Wertfrei (deerden arnm) bir sosyal bili min olup olamayaca, ahlka ynelmi bir sosyal bilimin olup olamayacann daha derin planda ifadesidir. Sosyal bilimlerin WertfreP\ii konusunda bkz. Pietro Rossi, "Scientific Objectivity and Value Hypotheses", International Social Scien ce Journal, 17 (1965), s. 69. 12 Bkz. George Sarton, "Auguste Comte: Historian of Science" Osiris X (1952), s. 328-357. .

17

Bugn, siyasal bilim, "felsef" andan daha yeni kan ve bilimsel ana doru ilk admlarn13 atan bir bilim daldr. Davransal siyasal bilimlerin ortaya kmasndan nce, tp k Comteun tanmnda olduu gibi, siyasal sreci, belirli d zenlilikler gsteren bir insan davran tr olarak deerlen dirmek bahis konusu olamazd.14 Siyasal bilim, uzun zaman, Platonun batan itibaren or taya koyduu ekilde, insanlar arasnda "gzel" ve "iyi'yi an lamann ve hkim klmann bilimi olarak temayz etmi tir.15 Devlet gibi soyut bir yaratn ahlk kurallar dndaki salt varlna o kadar nem veren Alman Staatsrecht Okulu nun bile normatif tesirlerden kurtulamadn sylemek mmkndr. Devletin yap btnnn gereklerini ortaya karma abas -Staatsrecht Okulunun en belirgin temayl13 Bkz. David Easton, The Political System : An lnquiry into the State o f Political Science (New York, Knopf, 1953) ve "Traditinal and Behavioral Research in American Political Science", Adm inistrative Science Ouarterly II (1957), s. 110 115; D. B. Truman, "The Impact on Political Science of the Revolution in the Be havioral Sciences", Research Frontiers in Politics and Government (Washing ton, Brookings Institution, 1955), s. 202-232; R. Young der., Approaches to the Study of politics (Evanston, li., ftorthwestern University Press, 1958); James C. Charlesvvorth der.; Contemporary Political Analysis (New York, Free Press ve Macmillan, 1967); Austin Ranney der., Essays on the Behavioral Study o f Poli tics (Urbana, University of Illinois Press, 1962); W. J. M. Mackenzie, Politics and Social Science (Penguin Books, 1967); H: V. Vtseman, P olitical Systems; Some Sociological Approaches (London, Routledge and Kegan Paul, 1966); Stanley Hoffman. "Tendance de la Science Politiique aux Etats Unis", Revue Franaise de Science Politique (Oct.-Dec. 1957) s. 913-932. . 14 Byk bir istisna Aristodur. Fakat Aristonun bile.ampirik siyasal bilim hakknda^ ki fevkalde ince bulgular* sonunda teleolojik bir genel ereveye feda edilmek tedir. Bkz. Politics o f Aristotle (der. ev. Sir Ernest Barker, Oxford, Clarendon Press, 1952) ve John H. Randall Jr. Aristotle (New York, Columbia University Press, 1960). 15 Platon ve bunu kendi kiisel gayeleri urunda nasl kulland konusunda bkz. K. R. Popper, The Open S o c ie ty a n d is Enemies (London, 4., gen. ba., Princeton, Princeton University Press,, 1963). Bu kitabn Trkeye tercmesi iin bkz. K. R. Popper, Ak toplum ve Dmanlan (Ankara, 1967-1968) II cilt, "Normatiflik ko nusunun bir bibliyografyas iin bkz. Charles S, Hyneman, The Study o f Politics: The Present State o f Am erican Political Science (Urbana, University of Illinois Press, 1959) s. 109 v.d.

18

baz kimseleri, bu eilimin ahlki amalarn tesinde norm larla uraan bir siyasal bilim okulu olduu yargsna gtr mtr. Hallowell bunun ne kadar yanl olduunu ve Staatsrechtilerin ntr bir "devlet gerekleri" arama abas nn arkasnda nasl bir felsef boluk kapatma eiliminin yattn gstermitir.16 Dier taraftan, siyasal bilimlerin bugn bile kabul edebi lecei bir yaklamla, devlet iindeki kuvvet"lerin muvaze nesinin srrn aram olanlar, bu ilerini tam olarak baar mamlar, siyasal "kuvvetlerin tahlilini bu kuvvetlerin en "iyi" dengesini bulma amacndan ayramamlardr.17 Btn bunlardan, siyasal bilimlerde normatif amalarla tahlil yap mann mutlak olarak gereksiz olduu sonucunu karmak is temiyoruz. Pek tabi olarak siyasal bilimlerin konulan aras na normatif meselelerin incelenmesi de girmektedir. Modern asal bilimler bu yaklam ortadan kaldrdn zaten id etmemektedir. Yapmaya alt, normatifle ampirik arasndaki farkll aa karmaktr. Amalarndan biri, birinci tr aratrmalar ikinci tr almalarndan kesin ola rak ayrmaktr.18 Bu ayrm yaplnca karmza bir de bir
16 John A. Hallowell, Main Currents in Modern Political Thought (New York, Henry Holt, 1956 s. 338 v.d.) ve kr. G. H. Sabine, "Political Science and the Juristic Point of View" American Political Science Revievs22 (1928) s. 553-75; Meseleyi son olarak ele alp muhtelif "tip" normatiflik arasnda bir ayrm yapan bir yazar iin bkz. Arnold Brecht, Political Theory: The Foundation o f Twentieth~Century *Political Thought (Princeton, Princeton University Press, 1959). 17 "Kuvvetler Ayrm" yaklamndan koparak onu yeni bir vehe ile uygulayan VVoodrovv VVilsonun sathta deskriptf grnen amacnn arkasnda nasl ahlki deerleri temellendirme abasnn yattn Easton ok ak olarak gstermitir. Bkz. David Easton, The Political System: An lnquiry into the State of Poticai Science (New York, Knopf, 1953), s. 82. Bu ahlak ynelim Wilsonun kendi n clerinin ne olduunu grememesiyle neticelenmitir. Kuvvetler ayrmnn teori yerine gemesi iin bkz. Gabriel A. Almond, "Political Theory and Political Science", American Political Science Review 60 (December 1966) s. 869-870, bilhassa s. 872. 18 Byle bir yaklama yaplan itirazlar iin bkz. Leo Strauss, What is Political Philosophy and Other Studies (New York, Free Press, 1959); alayc ve yerici bir tu-

19

takdim-tehir meselesi kmaktadr. Genel olarak, belirli bir srecin muhtevasnn ne olduunu bilmeden o srece, yn vermeye almak ok mantki bir sralama gibi gzkme mektedir. Normatif siyasal srecin ne ekilde ilediini ara trmaya almadan siyasette "iyi'yi tayin etmeye almak ise bunun en belirgin bir eklidir. Siyasal bilimlerin normatifliinin ideolojilerin tahlili ba kmndan nemi, klsik siyasal bilimin, normatif bir btnn iine yerletirilemeyen veya gerektirdii ereveye smayan hadiseleri resen siyasetin dna atmasdr. Bu tutum, bizi, Ortaalarda arslann tarifini kitaplara gre renmi biri nin, canl arslanla karlanca ona arslanlk hviyetini tan mamas gibi bir tutumla kar karya brakmaktadr. Siyasal Fikirler Tarihi alannn bu tutumu asndan, ideolojiler, uzun zaman, insanlarn akln elen kurald et kenler olarak tanmlanmtr. Siyasal bilimciler, ideolojileri, daha ok Locke, Rousseau veya Marx gibi kimselerin fikirle rinin "melezlemi", yozlam ekilleri olarak yorumlam lardr. Sabinein Faizmi ele al tarz bunun klsik bir rne ini tekil eder. Ona gre Faizm, Hegelin ve Nietzschenin fikirlerinin yozlatrlm bir eklidir. Sabine, bir taraftan Mackinderden, bir taraftan Nietzscheden ve bir taraftan Hegelden gelen akmlarn belli baz ynlerinin faistler tara fndan niin seildiini, bu karmn ve yalnz bu karmn bir toplum eklinin psikolojik muvazenesini nasl saladn aratrmyor. Modern bir siyasal bilimcinin yaklam ise meseleyi bu ekilde koymak olurdu.19
tum iin bkz. Bernard Crick, "The American Science o f Politics: Its Origins and Conditions (Berkeley, University of California Press, 1959) ve kr. Eric Voegelin, The New Science o f Politics: An Introduction (Chicago. 1952) ve deerden syriabilmenin sn.rlart iin: Max Weber, "Der Sinn der VVertfreiheit der Sozialvvissenschaften", in Max Weber, Soziologie, VVeltgeschichtliche Analysen, Plitik, (der. Johannes VVnckelmann, Stuttgart, Alfred Krner, 1964), s. 263 v.d. 19 George H. Sabine, A History o f Political Theory{ New York Henry Holt, 1950), S. 878. .

20

deolojilerin siyasal bilimlerde uzun zaman ihmal edilmi olmasnn olduka nemli teknik bir yn de mevcuttur. lk bakta ideolojilerin tahlili, klsik siyasal bilimlerde "Siyasal Fikirler Tarihi" veya "Devlet Teorileri" adyla tanmlanan bir sahaya giriyormu hissini yaratyor. Fakat "Siyasal Fikirler Tarihi."nin zellii, siyasal dnrleri tek tek ele alp veya genel bir balk altnda birletirip fikirlerinin sistematiini aramaya almasdr.20 Bylece, Siyas Fikirler Tarihi tasvirci (deskriptif) ve tahlilci (analitik) metotlar kullanmakla beraber, konu olarak bir fikir btnn ele alr. deolojilerde ise bu fikr tutarll sathta, fikirlerin kendilerinde bulmak zordur. Siyas Fikirler Tarihinin yalnz bunlar yaptn sy lemek bir bakma hakszlk olur. David Eastonun Siyas Fi kirler Tarihine ynelttii ar tenkitler bu bilim dalnn siya sal'fikirleri salt "tarihselci" (histor'icits) grle ele alm ol duu noktasnda toplanr.2 1 Eastonun burada kastettii, siyas fikirlerin salt bir tarihsel-sosyal gelime yansmas olarak kymetlendirijmesidir.22 Asl nemli olan, bir siyasal olaylar teorisi ortaya karmakta bu ikinci tutumun birinci normatif tutum kadar ksr kalm olmasdr. "Ksr"m buradaki anlam daha ak olarak rneklere da
20 Siyas Fikirler Tarihinin problemleri in bkz. G. H. Sabine, "What is Political Theory?", Journal of Politics I (1939) s. 81-86; George Catlin, "Political Theory: What is it \ Political Science Ouarterly (1957) s. 1-29. Henry V. Jaffa, "The Case Political Theory*' Journal of Politics 22 (1958) s. 259-275; Mulford O. Sibley "The Place of Classical Political Theory in the Study of Politics: The Legitimate Spell of Plato" Roland Young op. cit., s. 125-148; Arnold S. Kaufman, "The Nature and Function of Political Theory", Journal o f Philosophy 51 (1951) s.d. Gabriel Almond, "Political Theory and Political Science", American Political Science Review 60 (December 1966) s. 869-879; Neo Marxist adan: C. B. Macpherson, "The Deceptive Task of Political Theory\ Cambridge Journal (Jun. 1954), S. 560-568. ; 21 Tarihselcilie kar ok iddetli bir tenkit iin bkz. K. R. Popper, The Poverty of Hitoricism (London, Routledge and Kegan Paul, 1961). , 22 Easton, The Political System, s. 234 v.d.

21

yanlarak da anlatlabilir. Mesel, Montesquieu, her ne ka dar bir genel siyaset teorisi ortaya karmaya alm ise de bu katks siyaset bilimcileri tarafndan ancak bugn idrak edilmektedir. Montesquieunn "dankln", siyasal sre cin muhtelif yAleri iin her biri ok ilgin fakat birbirinden kopmu izah tarzlar vermeye alm olmasna balamak gerekir. Montesquieu, uzun vadede mnferit izahlarn bir letirmek suretiyle siyasetin tabi bir sre olarak izahna varabileceini mit ediyordu. Montesquieude, bu adan, bir "doktrin" aramak ancak nisb deeri olan bir abadr.23 Hal buki Siyas Fikirler Tarihini en derin bir ekilde ilemi olanlar bile en ok Montesquieunn fikirlerinin sistematii ni aramaya almlardr. Bunu Montesquieu iin sylemek mmkn olduu kadar Marx, Bagehot ve Spencer iin de sylemek mmkndr. Yeni veya "davransal"24 siyasal bi limler de bu yazarlarn her birinin fikirlerini kullanmtr. Fakat bu kullanma, onlarn sistematiini olduu gibi kabul etme eklinde deil, genel bir siyaset bilimi ortaya karmak ta, baz grlerinden faydalanma asndan olmutur. By lece, bilimlerin nemli zelliklerinden biri olan ilveci (incremental) faktr, siyasal bilimlerin bu yneliminde de kendini gstermeye balamtr. Ksaca modern siyasal bilimlerin
23 Bunu gren biri iin bkz. Aron, Les Etapes, s. 27-76. Aronun bu grlerinin dayand eserlere giden bir taraf olup olmadn kontrol edemedim. Bkz. L. Althusser, Montesquieu, la Politique e t l'H istoire (Paris, Presses Universitaires de France, 1959); J. Ehrard, Politique de M ontesuieu (Paris, Armahd Colin, 1965); Byle bir fikrin balangc iin bkz. Franz Neumann, Montesquieu" in The Dem ocratic and the A uthoritarian State (Free Press of Glencoe, 1957) s. 96 v.d. 24 "Davransal" siyasal bilimler iin yukarda not 13te olan mehazlara ilveten bkz. Peter Blau, The Dynamics o f Bureaucracy: A Study of Interpersona! Relatoins in Two Government Agencies (Gzden geirilmi basm, Chicago, University of Chicago Press, 1963); Heinz Eulau, Samuel Eldersveld ve Morris Janovvitz, P olitical Behavior: A R eader in Theory and Research (Glencoe, III. the Free Press, 1956); Fred I. Greenstein, Children and Politics (New Haven, Yaie University Press, 1956), Herbert H. Hyman, Political Socialization: A Study in the Psychoiogy of Political Behaviour (Glencoe, III., Free Press, 1959).

22

analitik aralar klsik siyasal bilimin analitik aralarna nisbetle ok daha esnektir ve muhtelif devirlerde fikirlerini ifade etmi kimselerin hl geerli olan grlerini bir btn haline koyma yolundadr.25 "deoloji" olaynn anlatmnda bu esneklik modern siyasal bilimlere nemli faydalar sala mtr. Hibir siyaset kuramcsnn fikr yaptnn btnne olduu gibi samayan ideoloji olaylar, davransal siyasal bilimlerin ok tarafl, esnek erevesi iinde anlalmaya balamaktadr. Bunun bir dier yn, ideolojilerin, davran sal adn verdiimiz siyasal bilim trnde, bu yeni trn me todolojik zelliklerinin zorunlu sonucu olarak yer alm ol masdr. Davransal siyasal bilimlerin ana amac siyasal bilimle ri dier fizik ve matematik bilimlerin genel kurallar iine sokmak olmutur. Bu yaklama gre, fizik nasl madd var lklar arasnda kural ilikileri aryorsa, siyasal bilimin de ge nellik deeri olan kurallar aramas gerekir. Byle bir aba peinde koarken akln kaybetmemesi iin yaplacak olan en iptidai ayrm da "olan" "olmas gereken"den ayr maktr. Bylece, davransal siyasal bilim, her eyden nce iki asr nce Humeun bulduu basit bir prensibi kendisine rehber edinmitir: Bir "olan'dan bir "olmas gereken" kar lamaz.26 Baka bir ifade ile, siyasal bilim bilimsel olmak isti yorsa a) amac bakmndan daha nce bilimsel bir nitelikle ortaya km olan bilimlere benzemeye almaldr.27 Bura da, daha nce km olan bilimlerin bilimselliklerinin hangi
25 Byle bir almaya ilk defa teebbs etmi olan Talcott Parsonsdur. Bkz. The Structure o f Social Action (2. ba., Glencoe, III, 1949). 26 Humes Moral and Political Philosophy (Der., giri. Henry D. Aiken, New York, Hafner, 1959), s. 43. 27 Siyasal bilimlerin bilimselliinin tartlmas iin bkz. David E. Apter, "Theory and the Study of Politics" American Political Science flewew 51 (1957) s. 747 v.d.; James W. Prothro, "The Nonsense Fight ver Scientific Metfod: A Plea for Peace", Journal o f Politics 18(1956) s. 565 v.d.

23

noktada toplandm aramaya gelmi bulunuyoruz. En geni anlamnda bu bilimsellik niteliinin ana noktada toplan d sylenebilir: 1. Tabiat iinde belirli bir trden olan olaylarn dzenlili inin ifade edilmesi. 2. Bu dzenliliklerin dier bir trden olaylarn dzenlili i ile bir ilikisinin kurulmas. 3. Bu ilikilerin nce kurallar, daha sonra kurallarn top lam olan teoriler eklinde ifade edilmesi. Siyasal bilimlerin bu artlan ortaya karmakta ok iler ledii iddia edilemez. Fakat modem sosyal bilimlerin yakla mn tayin eden "altyap" yukardaki arttr. Bu itibarla, siyasal srecin iinde bir dzenlilik olarak beliren bir olaylar kmesinin hibir zaman srecin dnda tutulmasna imkn yoktur. deoloji bunlardan biri olduundan, siyasal bilimler de son derece nemli bir yer tutar. Davransal siyasal bilimlerin ideolojileri kapsamasnn son, fakat belki de nemli, bir nedeni vardr: Siyasal bilim bir toplum olayn inceler. . Toplum yaplan ise, dzenliliklerini, toplum bireylerinin iinde bulunduklan durumlar "anlamalar"28 sayesinde mu hafaza ederler. "Anlama"nn insan topluluklarndaki yapsal nemi son yirmi ylda muhtelif ekillerde ilenerek artk sos yolojinin esaslan arasna girmitir. Bu gr yanstan say sz ifadeler arasnda aadaki cmleler belki durumu en ke sin bir ekilde anlatmaktadr. "Doal bilimcilerin inceledii doal evre, b evrede bu lunan molekl, atom ve elektronlar iin bir "anlam" ifade et mez. Sosyal bilimcilerin gzlem sahasnn, dier bir deyimle
28 ilerde zerinde ayrntlar ile duracamz sembolik eylem okulunun ana dayana bu konudur. Bu okulun genel ynelimi iin bkz. Don Martindale, The Naure and Types o f Sociologicai Theory, (London, Routledge and Kegan Paul, 1961) s. 339 V.d.

24

sosyal gereklerin ise, bu ortam iinde yaayan, hareket eden ve dnen insanlar iin belirli bir anlam ve nemi vardr."29 t Merihten gelen "lim" imaj, ayn anlatm belki daha da ak olarak salayabilecektir.. Yeryznde insanlarn yaptk lar hareketlerin arasndaki benzerlikleri kaydedebilecek ka dar dnyay anlam bir Merihli bilimadam tasavvur ede lim. Bu lim hi grnmeden insanlarn btn hareketlerini izleyebilmekte, yalnz onlarla konumamakta ve onlar anla yamamaktadr. Merihli, bir- bankann gnlk ilerini takip etse, kasann'nnde haftann muhtelif gnlerinde toplanan insan kmelerinin toplanma frekansndan, bilanolarn' za man zaman gsterdikleri deiimlere kadar birok dzenli likler tesbit edebilir. Hatt bu dzenliliklerden yararlanarak yl iinde baz kehanetlerde bulunabilir. Kendine gveni by lece artan Merihli bir gn, hi ummad bir zamanda insan larn kasalara hcum ettiini ve bilnolarn hi grlmedik ekiller aldn grebilir. Merihli bunu kendine hibir za man izah edemeyecektir. Memlekette bir ihtill olduunu bi len bizler ise duruma katlan bu yeni, bu zel anlam dolaysiyle bankann ilerinin altst edildiini ok iyi anlyoruz.^ deoloji, bir anlam kmesi olarak toplumun stratejik fonksiyonlarnn birinin ba kesini tutmaktadr, ideolojile ri bu adan ele aldmz zaman onlar, insanlara istikamet vermeye yarayan birer "harita" olarak grrz.30 Artk bu noktada ideolojilerin klsik siyasal bilim metotlarnca ele alnmasndan ne kadar uzaklam olduumuzu hissetmee balyoruz. Bylece ideolojiler, davransal siyasal bilimlerde
29 Alfrpd Schutz, "Concept and Theory Formatioh in the Social Sciences", Journal o f Philosophy 51 (1954) s. 266. 30 Bu ifade iin bkz. Clifford Geertz, "Ideology as a Culfural Sytem", Ideology and Discontent iinde. (Der. David E. Apter, The Free Press of Glencoe, New York, 1964) s. 61.

25

"ikinci" snf siyaset teorileri olmaktan karak, toplum me kanizmas iindeki nemleriyle orantl bir hviyet ve anlam llk kazanmaktadrlar. Bu ekillenmenin ortaya kt son yllarda drt tr ideoloji incelemesi ortaya kmtr. Bunlardan biri, balan gta yaptmz "sert" ideoloji tarifinin iine giren hdiseleri inceleyen eserlerdir. Burada aranan, olduka mtecanis bir fikr ynelimin bir sosyal yap unsuru olarak.ne gibi bir fonk siyon grddr. Friedrichin, bir rneini daha 1930larda verdii bu yaklam, bize Faizm ve Komnizmi tahlil eden nemli aratrmalar salamtr.3 1 kinci bir yaklam (klsik Siyas Fikirler Tarihinde fikir lerinin tm zerinde durulan) Adam Smith gibi kimselerin fikirlerinin baz ynlerinin yeni bir sosyal yap iinde nasl baz tortu (residual) fonksiyonlar ifa etmeye devam ettiini gstermeye almtr.32 nc bir yaklam, ideolojiyi bir sosyal tesant fonksi yonu icra eden bir unsur olarak ele almtr.33 Burada zerin31 Cari J. Friedrich, "The Agricultural Basis of Emotional Nationalism", Public Opinion Ouarerly 1 (1937), s. 50-61; Harold Lasswell, "The Psychology of Hitlerism", The Political Quarteriy 4 (1933) s. 373-381; Talcott Parsons, "Some Sociologicai Aspects of the Fascist Movement", Social Forces 21 (1942) s. 138-147, T. D. Lockwood, "A Study o1 Frnch Soctaiist deoiogy", Review of Politics (April 1959) s. 402-416; J. Plamenatz, "The Communist deoiogy", Political Ouarerly 22 (Jan.-March 1951) s. 16-26, Nathan leites, A Study o f Boishevism (New York; 1953); Franz Schurmann, deoiogy and Organization in Communist China (Berkeley and Los Angeles, University of California Press, 1966); Harold Lassweli, "The World Revolution ot Our Time: A Framework (or Basic Policy Research", W orld Revolutionary Eiites: Studies in Coervice Ideologlcal Movements (der. Harold Lasswell ve Daniel Lerner, Cambridge, Mass. The MIT Press 1966), s. 456-468. Faizm skalasnn ilk gelitirildii eser olan T. W. Adorno et, al., The Authoritarian Personality (New York, Harper, 1950)de buraya ilve edilmelidir. 32 F. X. Sutton, S. E. Harris, C. Kaysen ve J. Tobini, The American Business C reed(Cambridge, Mass, 1956). . 33 Bu tr almalar iin bkz, bilhassa Schurman, ideoiogy, passim., D. C r Hodges, "The Class Significance of Ethical Tradition", American Journal o f Economics and Sociology XX (1961), s. 241-52; S. P. Huntington, "Conservatism as an

26

de durulan, ideolojilerin nasl bir grubun dalmasna mani ol duu, ideallerini tazeleyen bir faktr olarak nasl altdr. Drdnc bir yaklam, ideolojiyi bir sosyal tesant fonk siyonu icra eden bir ereve olmaktan ok kiilerin dengesini salayan psikolojik bir destek olarak kymetlendirmeye a lmtr. Bu anlaya gre, toplumun mutlaka halledilmesi gere ken problemlerinden biri, kiilerin ahsiyetlerinin dengesini salamaktr. Denge, her ahsn hayatnn ilk yllarndan iti baren kendine tedricen bir "ahsiyet" imal etmesiyle sala nr. Tam bir kimlik ancak ocukluk ve ergenlik bunalmlar nn baar ile zlmesiyle ortaya kar. Bunalmlardan sa lanan baar, kiinin kimliine her defasnda yeni bir kat il ve eder. deoloji bu kimlik tamamlama srecine iki yerde gir mektedir. Bir kere, kiinin kendisine imal ettii kiilik b tnlemi (entegre) bir tutumlar ve davranlar tm olduu derecede bir "i ideoloji" tekil eder. Kiinin bu vicdan kla vuzu bir nevi ideolojidir. kinci plnda, bu krizlerden bazlan, mesel ergenlik krizi, d lemde bulunan ideolojilerin et kisine zel bir ekilde tbidir. Genler kendi kiiliklerinin son katn verecek olan cevaplan d lemdeki siyasal ve sos yal ideolojilerde ararlar.34
Ideology" American Political Review 51 (1957), 454-473; J. A. Torres, "Political Ideology of Guided Democracy", Review o f Politics 25 (1963) 34-63. Ayrm David Apter'den alyorum^ Bkz. Introduction; Ideology and Discontent", Ideology and Discontent, op it., s. 15-46. 34 "Kimlik" asndan ele allar iin bkz. Erik H. Erikson, "The Problem of Ego Identity", Identity and Anxiety: Survival o f the Person in Mass Society (The Free Press of Glencoe, 1960), s. 17-87 ve Childhod and Society (London Penguin Books, 1967). Ayrca bkz. R. E. Lane "Fathers and Sons: Foundation ot Political Belief" American Sociological Review 24 (1959) s. 502-511 ve ideolojik deerlerin ocuklarda nasl bir mekanizma ile "tuttuu" iin F. Greenstein, "The Benevolent Leader: Childrens mage of Political Authority", American Political Science Review 54 (1960) s. 934-943. Psikolojik temelleri tamamen ayr olan ve artk az kullanlan "psikolojik tip" ayrm zerinde kurulmu bir yaklam iin bkz. H. J. Eysenck, The Psychoiogy, s. 170 v.d.

27

Bu noktada siyasal bilimlerin snrlarm aarak psikoloji ye girmi bulunuyoruz. Byle bir snr atlamann siyasal bi lim iin ancak kazan salayc bir taraf olabilir. deoloji, bi ri yap, dieri de ahsiyetin teekkl plnlarnda iki fonksi yon ifa ediyorsa bunlardan birini dierinden ayrmak mm kn deildir. Fakat zerinde durmak istediimiz husus, mo dem sosyal bilimlerde daha nceleri tesis edilen ''snrlarn artk ne kadar rahata alddr. deolojinin bu psikolojik denge fonksiyonu sorununa girdiimiz zaman, baka ne gibi ufuklarn aldn ilerde ayrntl olarak ele almak istiyo rum. Fakat bu. konun un metodolojik bakmdan olduka ap rak olan sorunlarna gemeden, ideolojinin psikolojik pln da daha basit bir ortamda ele almna bir rnek vermek isti yorum. Bu rnek Robert Lanein Political ideoiogy 35 adnda ki almasdr. Eserin ikinci balndan yazarn amacn kolayca karabiliriz. Bu alt balk yle ifade edilmektedir: "Sradan Amerikal inandklarna niin inanyor". Lanein gayesi, bir New England kasabasndaki "sokaktaki adam "m, siyasetle ilikili olarak kafasnn iindekileri tespit etmeye almaktr. Bu yaklamn hemen zerinde durulacak bir zelliine deinelim: Lane, elde ettii bilgilerden, sokaktaki adamn siyaset sahasnda nasl hareket edeceini nceden kestirebileceini iddi etmiyor. O, basit vatandan fikr kalipidinin kendi iindeki anlamm aramaktadr. Snrl gibi grnen bu abann ne kadar byk emekleri icabettirdii, Lanein metodolojisini ayrntl olarak ele aldmz zaman ortaya kar. Lanein eseri esas itibariyle on be kii zerin de yaplm, bir yldan fazla devam eden bir soruturmadr. Son derece uzun olan mlkatlarda deneklerin hayatlar, g rleri, tutumlar, korkulan, mitleri, siyasal inanln, din sel grleri, meslek yetenekleri, eitimleri en ince noktas
35 (New York, Free Press, 1962). ' .

28

na kadar incelenmitir. Bunlardan deneklerin siyaset konu sundaki inanlaryla kiiliklerinin dier ynleri arasnda bir iliki kurulmaya allmtr. Lanein almalar, her ey den nce, siyasal bilimler alannda imdiye kadar "ynetici ler" katnda tespit etmeye altmz ideolojilerin "yneti lenler" katnda da mevcut olduunu ortaya karmaktadr. zerinde durduu kiiler her ne kadar nispeten basit kim seler iseler de dertleri, kayglar, tutumlar ve inanlar bir sosyal kimlik meydana getirmektedir. Bu basit seviyelerde bile, paralar bir btn meydana getiren bir i dengeye ulamaktadr.36 Aydnlar katnda meydana getirilen ideolojilerin "yneti lenler" katndaki ideolojilerle kesitii bir alan vardr: O da, ikisinin de esas itibariyle bir "anlama" fonksiyonu ifa etmesi dir. Her ikisi de, aprak, anlalmas zor bir dnyay d zenleyen entelektel kalplardr. Bunun yannda Lane, sra dan adamn genel dnya grnn kendi i muvazenesini salama bakmndan nasl bir psikolojik fonksiyon ifa ettii , ni anlatmaktadr. Lanein sokaktaki adamnn dnya gr , bir siyas fikir tarihisinin pek beenecei bir yapya sa hip deildir. Sathta mantki tutarszlklarla doludur. Fakat bu tutarszlklarn incelenmesi, kendi aralarnda tutarl olduklanm ortaya karmakta, bir fonksiyon ifa etmekte ol duklarm, ayn hedefe yneldiklerini gstermektedir. Sokak taki adamn fikirleri mantki bir tutarlla sahip deilse de, yaad ereve iine konduu zaman bir tutarllk kazan maktadr. deolojinin ortaya kard bu psikolojik uyum fonksi yonlarnn en nemlilerinden biri dinsel fonksiyondur. Lane,

36 Sokaktaki adam hakknda ok daha az iyimser bir gr iin bkz. Philip E. Converse, 'The Nature of Belief Systems in Mass Publics" Ideology and Discontent, op, cit., s. 206-261.

29

bu fonksiyonu ideolojik btnn bir alt kategorisi olarak ele almaktadr. almamzn merkezini tekil ettii iin zerinde bilhas sa duracamz bulgulardan biri de, Lanein dine verdii stratejik nemdir. Lanein denekleri iin din, ideolojilerinin dier paralan gibi, gidiine uymak zorunda olduklar bir dnyada psikolojik bir denge kurmann yollarndan biridir. Din, bir dnyay anlama ve kendini o dnyada belirli bir ye re yerletirme modeli olarak fonksiyon grmektedir. Dinin, insanlarn siyasal inanlan iinde byle merkez bir yeri olduu yeni bir bulgu deildir.37 Son yllarda yaplan oy verme aratrmalan, dinsel grlerin -apraz basklarn tesiriyle azalp oalmalanna ramen- oy verme analizinin nemli bir "tortu" kategorisini (baka faktrlere indirgenemeyecek bir kategoriyi) tekil ettiini gstermitir.38 Bizim bu eserdeki amacmz, bu tortu kategorisinin, Tr kiyede nasl altn anlamaya almaktr. Hedefimiz, Trkiyede dinin ideolojik-siyasal fonksiyonlarn belirtip Trkiyede siyas alanda ne gibi bir rol oynadn anlatacak balang analitik kategorilerini ortaya karmaktr. Fakat bunun bile yaplabilmesi iin, imdiye kadar burada yalnz siyasal bilimlerin bir aratrma konusu olarak incelediimiz

37 Gerek Auguste Comte, gerekse Tocqueville bundan ok ak ekilde bahsetmilerdir. Tocqueville iin bkz. De La Drriocratie, Cilt I s. 301 v.d. Auguste Comte iin Jean Delvolv, "Auguste Comte et la Religion" Revue d'Histoim de la Philosophie et d Histoire Gnrale de la Civilisation, V. (1937) s. 343-368. 38 Bkz. P. F. Lazarsfeld, B. R. Berelson ve H. Gaudet, The Peopies Choice (New York, Colombia University Press, 2, bask, 1948), s. 21-25; B. R. Berelson, P. F. Lazarsfeld ve W. N. McPhee, Voting (Chicago University of Chicago Press, 1954) s. 65; Seymour Martin Lipset; Political Man: The Social Bases o f Politics (New York Doubleday, 1960) s. 244; Peter H. Odegard, Religion an d Politics (New Brunswick, Rutgers University, 1960); W. ve B. Allinsmith, "Religious Affiliation and Politico-Economic Attitude", Public Opunion Ouarerly 12 (1948) s. 37-389. !

30

ideolojiyi, ok daha geni bir ereve iine yerletirmemiz ge rekir. Zira, siyasal bilimciler, ideolojilerin incelenmesini ne kadar kendilerine maletmek isterlerse istesinler, bakalar, konuyu bilim sosyolojisi genel alanna sokmular ve bu saha da aratrma yapmak iin siyasal bilimcilerden onay bekle memilerdir.

deoloji ve Bilim Sosyolojisi


Daha nce, geleneksel olarak siyasal bilimlerde ideoloji ince lemelerinin vaziyet al incelemesinden bamsz olarak sr drldn grmtk. Bu yanl geliimin siyasal bilimle re ait vebalini yukarda anlatmtk. Fakat burada, kabahat eit llerle siyasal bilimcilerle Marx tarafndan paylal maldr. Bir taraftan siyasal bilimciler iinde yaadklarn ancak davranlarla yaplan uzun bir savatan sonra kabul ederken,39 Marksistler de ok zaman deeri yitirilmi meto dolojik silhlara inatla sarlmlardr.40 Kendi toplumbiliminde ideoloji teorisine o kadar nemli bir yer veren Marx iin, ideoloji, hal, gerein tahrif edilmi alglarnn aratrlmasyla snrlandrlmt. Marx, burjuva alglarnn an "ideolojik" kalplan ve onlarn uzun vadede bu snfn ortadan kalkmasna yol aacak olan "hakikat'le uyarszlklan zerinde ok durdu. Onun iin, bilgi, kesin top lumsal artlarn "ideolojik refleksi"4 olduundan, burjuva, 1

39 Robert A. Dahi, "The Behavioral Approach in Political Science: Epitaph tor a Monument to a Successfui Protest", American Political Science Review 55 (1961} s. 763-772. 40 Marksizmin modern toplum bilimleri asn kullanmas iin bkz. Marvin Harris, The Rise o f Anthropological Theory (New York, Thmas Y. Crovvell, 1968), s. 217-219; fakat Althusser ve ondan esinlenenler siyasi yapnn roln ayrntl olarak incelediklerinde Harrisin tutucu "maddeciliinin tesine gemilerdir. 41 George Lictheim, "The Concept of Ideology", History and Theory !V (1965) s. 173-74.

31

dnyay Pinti Hamitin dar asndan grmeye mahkmdu. Bu durumda bir tm olarak karlalan realitenin iinden alglanan ksmlar pazar mekanizmasnn madd kazan sa lamay mmkn klan karlardr. Marx, ayn sorunu bir baka ekilde de ele almtr: bu seferki izah, kiilerin snf larnn karakteristik atmalar iine "gmldkleri iin toplum hakkndaki bilgilerin tarafgir olmaya mahkm oldu udur. Bu tip izah, Marksizmin ideolojiler konusunda en ok kullanlan yaklam gibi grlmektedir. Marxm bilgi teorisinin bir dier z'ellii proletaryann (fr sich) kendi iin ekliyle ayrcalkl bir dmyfnda olmasy d. Baka snflarn kendi snflarna "batm" olduklar iin gremediklerini proletarya grebilmektedir. phesiz bu zellik, Marksist teoride proletaryann tarih iindeki imti yazl durumunun sonucu ve insanl snf yaplarndan kur tarmakta oynad rolden ileri gelmektedir. Fakat, burada uslamlamann dairev olduu aktr. Bizim iin mhim olan nokta, Marksist dnce tarznda st tabakalarn daha" "ideolojik" dndkleri kansdr. Teorisinin bu yn iin Marx bize tatminkr kantlar vermemektedir.42 Marxm nermelerinin kaypakl, Marksist teoride "bil gi'nin ikili bir kullanmndan ileri gelmektedir. Marksist teo ri bir taraftan sosyal gerekleri alglamay objektif bir hale getirmeye alrken, ayn zamanda toplumsal eylem iin bir ara olarak kullanlmaktadr. Bylece, proletarya, propagan da katnda, Marksist bilgi teorisinin tek bana kendisine belki de tanmayaca imtiyazlar elde etmektedir. Dier ta raftan, objektif toplum bilgisi elde etme sorununun vazedil mesinin bile ne kadar zor olduunu ilerdeki sayfalarda gre-

42 Bu konuda u mehaz da pek ikna edici bulmuyorum: Georg Lukcs, Histoire et Conscience de Classe, Essais de Dialectique Marxisie (Trc. Kostas Axelos, Jacqueline Bois,Paris, les Editions de Minuit, 1960), s. 67 v.d. '

32
t

ceiz. Bu itibarla, Marx tek bana halletmesine imkn ol mayan bir problem ele almt. Verdii ipular ise son derece nemlidir. Ynetici snflarn ideolojik tahrifinin ideolojik nitelie brmenin tek ekli olduu, Marxdan sonraki aratrmalar da etkileyen bir tutumdur. Bilginin toplumsal kkleri hakkndaki grlerimizi geniletmek abasnda bulunmu olan Mannheim bile ncelikle ynetici snflarn dnceleri ile il gilenmiti.43 Bunun yannda toplum hakkndaki bilgilerimi zin tahrifinde etken olarak snf ya da grup etkisini tek nemli boyut olarak grmt.44 Bugn, toplum hakkndaki bilgilerin toplumsal yaplarca "szlp" bize intikal etme olayn ok daha geni bir adan ele alyoruz. Toplum hakkndaki bilgilerimizin sistematik ta rafgirlikle etkilenmesi ise hibir yerde Levi-Straussun teori lerinde olduu kadar kesin bir ekilde ifade edilmemitir. Levi-Straussun grlerine gre btn "basit" bilgi, yani bilimsel abann ve metodolojinin dndaki bilgi, toplumun belirli karlkl etkileim ekillerini olduu gibi srdrmeye yarayan bir modeldir."45 deoloji probleminin genel toplumsal bilgi probleminin bir paras saylmas Levi-Straussun yannda bu konu ile ,son elli yl uram olan saysz sosyal bilimcinin toplanan katklar sonucunda ortaya kmtr. Bunda Freudun ahsi yet plnndaki keiflerinin, Durkheimm yap-din hakkmdaki fikirlerinin, renme teorilerini ortaya karm olanlarn, renmenin bir sembolik ara olduunu bulmu olanlarn,
43 Bir istisna Anabaptistlerin kiliazmasdr. Bkz. Kari Mannheim, deoiogy and Uiopia: An Iniroduction to the Sociology o f Knowledge (London, Routledge, .1936), s. 190. 44 ibid., s. 224. . ' j 45 Bkz. "Social Structure", International Encyciopedia o f the Social Sciences (Free Press, Macmillan, 1968), 14, 490. Bu mehaz bundan sonra I.E..S. olarak zikredilecektir.

33

toplumun iinde birbirinden bir dereceye kadar zerk olarak alabilen toplum katlan bulunduunu anlatm olanlarn hepsinin katks bulunmutur. renim, sosyalizasyon, kl tr, din, semboller ve dnce arasndaki ilikilere ynelen ada anlay bize ideolojilerin incelenmesi iin 19. yzyldakilere nisbetle ok daha esnek bir inceleme erevesi te min etmitir. Parsonsun, toplumun organizma, kiilik siste mi, yap sistemi ve kltr sistemi eklinde drt tabakal bir sistem olduu fikri bize bu tabakalar arasnda ileyen meka nizmalar bir btn iinde incelememizi mmkn klmtr. Bu arada "sert" ve "yumuak" ideolojilerin, arasndaki iliki lerin de ne olduunu bize anlatan, iki ideoloji tr arasnda kavramsal bir kpr kurmamz mmkn klan bir teorik ya p elde etmi oluyoruz.46 "Sert" ve "yumuak ideolojileri ar tk "kltr" btnnn iinde, bu btnn birer salt sreci olarak inceleyebiliriz. Yeni sosyal bilimlere ve bilgi sosyolojisine katkda bulun mu ahslar yukarda ahs veya okul olarak ele almtk. Ancak bu bilimcilerin "ekol" olarak varlklarnn yannda, dorudan doruya ideolojilerin incelenmesine yararl nemli eserleri de mevcuttur. Konuyu brakmadan karsnda bu lunduumuz literatrn zenginliini ve ele al tarzlanmn eitliliini anlatmak yolunda bunlardan bazlarn zikret mek istiyorum. Burada Weberin dinle eylem arasndaki ilikileri incele yen nemli eserinden balamak gerekir.47 Max Weber, kapitalizmin teekklnde Marxm belirtti

46 Bu modelin Talcott Parsons tarafndan gelitirilmesi iin bkz. Talcott Parsons, The Social System (The Free Press of Glencoe, 1951), passim, ve A, L. Krober ve Talcott Parsons, "The Concept of Culture and of Social System", American Sociological Review (October 1958) s. 583. ' 47 Max Weber, The Protestant Ethic a n d the Spirit o f Capitalism (ev. Talcott Parsons, New York, Scribner, 1958).

34

i etkenlerin yambamda baz "ideolojik" unsurlar katm tr. Ona gre kapitalizmi gelimi kapitalizm haline getiren bu etkenlerdir ./Bu etkenlerin tm "protestanln dnya g r kavram altnda toplanabilir. Protestanln Kalvinist eklinde insann kendi amalan iin deil Allahn verdii ta biat intizamm gerekletirmek iin dnyaya geldii inanc bu sistem iindeki insanlar toplumun rasyonel ynlerini ge litirmeye yneltmi ve bylece pazar mekanizmasnn ras yonellik unsurlarm bir Allah grnts olarak kabul, edip onlan kullanmaya sevketmitir. Kalvinizmin, elde edilen zenginliklerin ahsi karlar iin kullanlamayaca fikri ise birikmeye yol amtr. Fakat bunun yannda baar Allahn kulunu sevdiine dair bir "iaret" olarak kabul edildii iin bireyler Kalvinizmde .alkan olmaya sevkedilmilerdir. Bylece ekillenmeye balam olan kapitalizm Webere gre ok daha billrlama imknm bulmutur.^ Weberin bizim bakmmzdan bir deer katksndan da bahsetmemiz gerekir. O da byk sosyologun rasyonellik trleri hakkndaki bulgulardr. Weber ama rasyonalitesi (zvoeckrational) ile deer rasyonalitesi (wertrational) arasn daki fark belirtmek suretiyle insanlarn eylem trlerinin "zihin'deki ekilleniini bize anlatmaya yarayacak tamamen yeni bir eksen salamtr.48 Bu anlatya gre "rasyonel" bir gayenin neye gre rasyonel olduunu sormak gerekir. Amaca gre rasyonellik insann amacn seme serbestliinin yann da bu amaca en ksa yoldan varacak yolu semekte serbest

48 Rasyonalite tipleri iin bkz. Max Weber, "ber einige kategforien der Verstehenden Soziologie", Max Weber, Soziologie, VVeltgeschichtliche Analysen, s. 97 v.d., ve kr. Mannheimin "substansiyel" ve "fonksiyonel" rasyonalite tarzlar, bkz. Kari, Mannheim, Man and Society in an Age o l Reconstruction (New York, 1954), s. 52-53. Meselenin tm iin bkz. Don Martindale, The Nature and Types o ! Sociologicai Theory (London, Routledge, 1961), s.. 388. . ;

35

olmaktr. Deere gre rasyonellik ise belirli bir amaca yne lirken bir insann, deerlerinin etkisi dolaysyla yalnz ara larn seebilmesi, amacn sabit olmasdr. Weberin eylemle deer arasndaki ilikileri incelemesi elli altm sene nce yaplan almalardr. Daha yakn bir gemite Bruner,49 insann bilgi elde etmesinde sembolizme dayanan taraflar anlatm, sembolletirme psikolojisinin ideolojilerle ilgisi zerinde duran herkesin kaynak yapmas gereken son derece ilgin bir eser vermitir. Ayn yazar, Opinion and Personalitysinde siyasal vaziyet allarn kiilikle ilikisini aratrmtr.50 Erikson, kiiliin oluumu srasn da bilginin ekillenmesini ele almtr. Benlik (setf) kavram nn sosyal psikolojide Mead5 tarafndan ilenii, bilgilerimi 1 zin yapya kavumasnn bir dier boyutunu vermitir. Leach,52 bilginin belirli sembollere intikal ettikten sonra bir toplumun hiyerarik dzenini korumaya nasl yaradn gstermitir. Bellah ise53 siyasal deerlerin din tarafinda ekillendirilmeini ele almtr. Greenstein, otoriteye sahip olanlarn bu otoritesinin kabul edili tarzlarnn ocuklarda baladn bulmu, bunlarn otoriteyi ne gibi aralarla sembolize ettik lerini ve kiiliklerine nasl malettiklerini incelemitir.54 Bu liste, toplum hakkmdaki bilgimizin toplumsal kkle

48 Jerome S. Bruner, Jacque!ine S. Goodnow ve George A. Austin, A Study o f Thinking (New York, Science Editions, 1962); Jerome S. Bruner, The Course of Cognitive Growth" American Psychologist 19 (January 1964). ' 50 M. Brewster Smith, Jerome S. Bruner ve Robert W. White, Opinions and Personality (New York, John VVilley, 1956). 51 Goerge H. Mead, Mind, S elf a nd Society (Chicago, University of Chicago Press, 1934). ' 52 E. R. Leach, Political Systems o f Highland Burma (London, 154). ' 53 Robert N. Bellah, Tokugavva Religion: The Values o f Pre-lndustrial Japan (Free Press and Falcons Wing Press, 1957). . 54 Fred i. Greenstein, "The Benevolent Leader: Children's Images of Political Authority", American Political Science Review 54 (December, 1960), s. 934-943.

38

rinin incelenmesine k tutan eserlerin bir balangc bile olamaz. Fakat listenin bize gstermeyi baard nokta, Marksist bakn ele ald "grup karlar" asndan ne ka dar teye gemi olduumuzdur. Zamanmzda sosyal bilimlerde kaydedilen bu ilerleme ler, dini "endie azaltc" ve "kiilii billrlatnc" sembolik bir sre olarak kavramlatrmamza yol am ve dinin bu anlamda "yumuak" bir ideoloji olarak incelenmesinin im knlarn ortaya karmtr.55 Burada, bilhassa sosyal ant ropologlarn yaklam bizim amacmz bakmndan yararl grnmektedir. Gnmzn dinle uraan sosyal antropo loglarnn ekseriyeti Marxm tek ynllne, aksi istika mette alan tek ynllkle cevap vererek, artk dinin otori te strktrlerini destekleyen ynlerini bir tarafa brakmaya temayl etmektedirler. Strktrle kltr arasnda bulundu unu belirttii iliki daha sonra Durkheim ve okulu tarafn dan gelitirildii ve standart bir yaklam olarak defalarca kullanlm olduu iin bkknlktan ve yeni teorik ufuklarn almayindan gelen bu bunalmn ok hakl bir taraf var dr. Marxm fikirlerinin sosyal antropolojisindeki dolayl ve dolaysz etkileri ile din srecinden anlayabileceimiz kadar n anlam bulunuyoruz, ve yukarda bahsettiimiz yeni g r ve bulgulardan istifade etme zaman gelip gemitir bile. Bylece, burada, esas itibariyle bu yeni imknlardan fayda lanm olan Geertze uyarak dini "insanlarda uzun sreli, ge ni kapsaml, gl ve gdler yerletirmeye alan bir semboller sistemi"56 olarak ele alacaz. Kendi tplumumuzda imdiye kadar fikirle strktr arasnda yaplm olan aratrmalar ok snrl olduu ve bu ba gzeten aratrma

55 Bkz. "Religions", The Sociology o f Religion, I. E. S. S., 13, s. 409 v.d. 56 Clifford Geertz, "Religion as a Cultural System" in A nthrpological Approaches to the Study o f Religion (der. Lndon, Michale Banton, Tavistock, 1980), s. 4-5.

37

larn doymuluk noktasna gelmediimiz iin, bu gr as n toplum katlarnn etkisini kabul eden bir grle de ba datracaz. Dini Trkiyede bir "eylem aracs" (mediator o f action) olarak ele almzn sebebi dinin Trk kltrnde nemli bir unsur olarak belirmesidir. Aralarnda seim kaybetmi "liklerin bata bulunduu bir ksm politikaclar din fakt rnn Trkiyede karsna geilmez bir varlk olduunu an latrlar. Daha derin bir dzeyde, lik Cumhuriyetin kurulu undan bu yana, Trkiyede fertlerin kiilik ve kimlik krizle rini halletmekte zorluk ekmi olduklar aktr. Cumhuriye tin bu noktadaki baarszlnn sebebi baka bir aratrma nn konusudur. Ancak, Trkiyenin deer boluu gzleri ka matracak kadar belirlidir. Alt snflarda bu deer boluu slami olarak bildikleri itikatlara sk skya sarlmak sure tiyle halledilmek istenmitir. Aydnlarca "batl itikatlarn ar t olarak deerlendirilen bu niteliklerin toplumsal ve siya sal davran boyutlarna dnecei phe kabul etmez. l kemizdeki siyasal davrann bu ynlerini aydnla kar mak iin ok ynl aratrmalara ihtiya olduu da kesindir. Fakat dinin bir "yumuak" ideoloji olarak roln zmleme ye gemeden nce Trkiyedeki byk ekseriyetin dini olan slamn nitelikleri zerinde durmakta fayda vardr. Prob lem, Trklerin hepsinin ayn mezhepten olmalar bakmn dan daha da aprak bir hl almaktadr. Bizim bir balang saylmas gereken aratrmamzda aklk salayabilmek iin biz burada dini ayn trden (Snn) bir btn olarak ele alacaz. Bylece aratrmamzn bir blm slm dininin bir kltr yaps olarak beraberinde getirdii sorunlarn aratrlmasna ayrlmtr. Metodoloji olarak nceden kulla nacamz sylediimiz yap unsurlarnn dinle akmas konusu dolaysyla, aratrmamzn uzunca bir blmnde Osmanl toplum strktr zerinde durmamz gerekecektir.
38

Konu, Trkiyede daha ele alnmamtr ve strktrle din arasndaki iliki ile yzlerce defa kar karya gelmi bulu nan Bat sosyal bilimcileri kadar bu konuda problemli bir or tamla baetmenin yaratt zorluklarla karlamamzdr. Eserimizin son blm dinin Trkiyede bir eylem ynetici olarak tesiri hakkndaki bulgularmzn zmirde bir grup ii zerinde yaptmz bir aratrmada ne dereceye kadar do rulandnn aranmasna ayrlacaktr.

39

H. BLM

Din sosyolojisi ve dinsel davran

Son zamanlarda, din sosyolojisi konusunda deerli bir el ki tabnn yazan, kitabnn din sosyolojileri adyla baslmasnn nedenine deinirken, bu alanda bir eitliliin belirdiini an latyor.1 Durum, gerekten Desrocheun iaret ettii gibidir. Bir tek din sosyolojisi teekkl etmemi, her sosyologun ilgi alanna gre diri sosyolojileri ortaya kmtr. Fakat din sos yolojisinin tekli bir yapsnn olmamasnn, dinin ideolojik fonksiyonlann aratranlar iin cesaret krc olmas gerek mez. Aratrmac daha pek gelimemi olan bu sahay kendi bulgulanyla daha geniletebilecek durumdadr. Bu sahada ana tartmalar ortaya karm olan dnrler de din sosyolou olarak tannm olan kimseler deildi^ Bunlar, her sosyal bilimcinin zaman zaman fikirlerine geri gelmek mec buriyetinde kald iki klsik dnrdr: Kari Marx ve Sig1 Henri Desroche, Sociologies, Religieuses (Paris, Presses Universitaires de France, 1968), s. 5.

41

mund Freud. Yirminci yzylda bu konudaki gelimeler, bile rek veya bilmeyerek, bu iki kiinin at tartmalarn izin de yrmtr. kisinin katksndan Freudun etkisinin da ha srekli olduuna phe yoktur. Freudun hayatn ahsi yetin yapsn aratrmaya vermi olmas, Marxm ise ideologienlehre (ideoloji retisi) ile ancak hayatnn bir blmn de megul olmu olmas, aradaki fark aklar. Ancak, gste rilecei zere, Freud ile Marxm grleri birbirlerinden o kadar da uzak deildir.^) / <{Bir alann ana tartmalarn ortaya karm olmak, o alann ana problemlerini koymu olmak anlamna gelmez. Din sosyolojisi konusundaki kvlcmlar her ne kadar Marx ve Freudun etrafnda toplanyorsa da, konunun bilimsel i leniini Dumezil gibi din bilginlerine, Durkheim gibi sosyo loglara, Malinovvski ve Radcliffe-Brown gibi antropologlara borluyuz. Bu adan, sahaya din sosyolojisinin gelimesi a sndan yaklamak en doru yol gibi grnebilir. Fakat bir di er yaklam, konuyu, bilimsel biimini ald zamandan n ce balatmaktr. Alana, bizim amzdan daha anlaml bir g r salayan bu ynden gireceiz?) ( Daha nce, Marxn ideoloji retisine getirdii temel kavramlar ele almtk. deolojilerin Marx iin dinle olan ilikisi Marxm kendi entelektel gelime srecine balana bilir. Bu sre iinde Marxm ideoloji konusuna ilk defa ola rak bir din meselesi dolaysyla nem vermi olduunu gr yoruz. Dinle kurulan bu ilikiyi, Marxn fikirlerinin Feuerbacha giden kklerinde aramak gerekir.2*^ Feuerbach, Marxm genliinde Almanyada Hegelin sis temini daha radikal bir yne evirmek isteyen bir grubun

Feuerbachla Marx arasndaki ilikiyi bu konunun en iyi ilendii bir esere dayandryorum. H. B. Acton, lllusion o f the Epoch: Marxism - Leninism as a Philosophical Creed, (London, Cohen and West, 1955) s. 116 v.d.

42

fikr nderliini yapmt. O sralarda kard Hristiyanl n z (1841), Felsefenin Reformuna Balang Tezleri (1842) ve Gelecein Felsefesinin Temelleri (1843) adndaki ki taplar Alman entelektellerini ve bilhassa genlii ok etki lemiti. Feuerbachn tezinin esas, alglama (perception) hakkn da bir bulgusuna dayanyordu. Feuerbacha gre hir eyin varolduunu sylemek, yalnz o eyin tasavvur edilebilecei ni sylemek deildir. Byle bir iddia, buna ilveten, var ka bul edilen eylerin alglanabileceini (perceived) veya duyu labileceini (sensed) sylemektedir. Feuerbachn bundan kard sonu udur: Allahn varl onun alglanabilecei bir ekil .almazsa, ispat edilemez. Bylece Feuerbacha gre dinMlimin kantlar aslnda kof ve etkisiz varsaymlardr. n sanlarn kalbinde Allah inanc ise kendi snrlln ideal bir varlkla karlatrma eiliminden doan bir projeksiyondur. Din, insann kendi dncesinin insanlarst bir plna aktanldr. nsanlarn ruhun lmezliine inanmalar ve lh adaletin tecellisine inanlar, gene insanlarn kendi adalete susamlklarnn soyut bir plna aktarlmasdr. "Dnya tesi", bir nsan istein ekil deitirmesinden ibarettir."3 Feuerbacha gre bu durum, dinle rya arasnda nemli bir benzerlik ortaya karyor. "Duygu ak gzlerle grd mz bir ryadr, din uyanan bilincin ryasdr, rya dinlerin esrarnn anahtardr!^ nsan, dinsel fikirlerinin kendi i hayatnn bir projeksi yonu ldn anlad anda, artk kendi tabiatnn dnda bir miyar aramayacak, kendi kiiliini idrak etmeye ala caktr. Hristiyanln Oenn ikinci basksna yazd giri te Feuerbach, bunu ok ak bir ekilde belirtiyordu: "Hristi
3 4 Feuerbach, Hristiyanln z, s. 139-140. Acton, The lllusion, s. 118. Hristiyanln z, 26-27; Acton, The lllusion, s. 118.

43

yanlk, aslnda yalnz insanln Usundan deil, bizzat haya tndan da uzun zamandan beri yokolmutur. Hristiyanlk, artk yangn ve hayat sigortalarmzla demiryollanmz ve buhar gemilerimizle, resim ve heykel galerilerimizle, asker ve endstri okullarmzla, tiyatro ve bilimsel mzelerimizle tam bir ztlk halinde olan bir sabit fikirden baka bir ey de ildir."5 Daha sonra greceimiz zere Feuerb^chm bu fikir lerinin ok benzer trleri Freudda ortaya kmaktadr. Bu itibarla ideoloji ile din ilikilerinin ortaya karlmasnda Freud ile Marx arasnda genellikle sanldndan daha b yk bir yaknlk mevcuttur. Marx ve Engel s Feuerbachn bu yazlarnn ok byk etkisi altnda kalmlardr. Marxn din iin "halkn afyonu" tabirini ilk defa olarak kulland "Hegelin Hukuk Felsefesi nin Kritii" adndaki makalesi Feuerbachm bu fikirlerinin tesiri altnda yazlmtr. Cmlenin tm olduka nadir bu lunabildii iin kendi bana ilgintir: "Din, baskya tbi ya ratklarn i ekmesi, kalpsiz bir dnyann kalbi, ruhsuz olaylarn ruhudur. (Din) halkn afyonudur."6 Actonun belirt tii gibi, burada "afyon"un anlam vicdansz bir st snfn halk uyutmak iin kulland bir ara deil, insanlarn ken dilerini olaylarn yzeyinde batmadan tutabilmek iin kul landklar bir kendi kendini aldatmacadr.)^/ Marxa gre, din eletirisi genel bir dny anlayna yol amaktadr: nssmj3mdeki aldatmacay anlad anTlanjtlBaren TtendT kendini esir ettii artlarn ortadan kaldrlmas zrTvTTm_ cIa anlar7 Proletarya, bu "yabanclamann" ^ gereklerden uzaklamann yalnz din plnnda deil, sosyal, iktisadi ye siyasi plnlarda ger

5 6 7

Acton, The lllusion, s. 121; Ibid., s. 123. Ibid., s. 121. Ibid., s. 123.

44

ekletii snftr. Bundan dolay "yabanclama" srecinin muhtelif ekillerde stste bindii Proletarya, ihtilli yapa cak olan gruptur. Fakat bundan da Marx, genel olarak teori ler hakknda sonular karyor: Tfiori bir tesadf eseri ola rak ortaya kmaz. Teori toplumun bir blmnn forml halinde ifade edilmi ihtiyacdr. Bunun tersini de yle ifade edebiliriz; teori maskesinin filozoflar tarafndan yrtlmas kendi bana bir sonu vermez. Felsefede bile pozitif eylem, ancak bir ihtiyacn bir teori ile akt noktalarda elde edi lebilir. Marxn burada "teori'yi toplum "ihtiyac'na bala mas, greceimiz zere fonksiyonel din eletirisinin balan gc saylabilir. Alman deolojisinde Marx ve Engels bunun tesine gide rek ideolojik dnce tarznn karsnda karacaklar alter natif aratrma tarzlarndan bahsediyorlar. Bunlar insanla rn "hakiki" yaaylarna dayanan incelemelerdir; hakiki in sandan kastedilenleri ise en ak bir ekilde Siyasal Ekono mi Kritiinin giriinde buluyoruz: "Bu gibi ihtillleri gznnde tutarken tabi bilimlerde olduu gibi, varlklar dakik olarak tesbit edebilen bir aynm yapmamz gerekir. ktisad retim artlarnn madd ihtil liyle bu atmann bilincine vardmz hukuk, siyasi, dini artistik ve felsef ideolojik ekilleri birbirinden ayrmamz gerekir." Bunun Marx ve Engels tarafndan sistem olarak ilenmi ekli, materyalist tarih grdr. Grld gibi Marxa gre ideoloji ile din arasnda kuvvetli bir ba mevcuttur. Fa kat dinin bir zellii, kullanlan bir tahakkm arac olmak tan ok, insann sarld bir kurtarma arac olmasdr. Dine kar Marxtan ok baka bir ynelimi olan Freud iin, din ayn oyalayc fonksiyonu ifa etmektedir. Fakat, bu defa din kiinin toplumsal bunalmlarndan hayli nce beli ren baz ahsiyet problemlerini halletmek iin bavurduu
45

bir "oyun"dur.^Freud'a gre kiinin ahsiyet evriminde ilk safha, ocuun hibir ekilde anlamad bir lemde kendisi ni tamamen gsz hissetmesidir. Bu gszln karsn^ da ocuun isteklerini yerine getiren bir nevi "kdiri mut lak" olan ana ve sonra baba belirir. Sonradan, inanlar daha biimsel bir ekil ald zaman, kii, ocukluundaki duru munu hatrlatan durumlara kendini kolayca- uydurur. Eski den beri zlemini ektii "kdiri mutlak" baka bir ekil al tnda yeniden kefetmeye hazr ve isteklidir. Din bu zlemi yerine getiren bir yapdr (Construct), s^) Eriksonun ifadesiyle; <Q'Yeni domu ocukta beliren gveni destekleyen ana ba ba inan, tarih boyunca kurumsal teminatn (bazen de en byk dmann) rgtlenmi dinde bulmutur. Korumann sonucu olan gven, herhangi bir dinin gerekliinin mihenk tadr. Btn dinlerde ortak olan eyler unlardr: dnya ni metleri gibi, manevi salk datan yaradana ya da yaradanlara zaman zaman ocuksu teslim olu; insann nemsizliini belli eden bir klme ya da alakgnll davran; dua ve ark yoluyla kt davran, kt dnce ve niyetlerin itiraf edilmesi ve tanrsal rehberlik sayesinde i huzuru iin iten gelen yakar; son olarak, bireysel gvenin ortak bir inan, bi reysel gvensizliin ortak olarak kavramlatrlm bir kt lk olmas gerei. te yandan, bireyin kendine gelmesinin kaynan ounluun katld ayinlerde bulmas ve cemaa te gvenin bir iareti haline gelmesi de bu ortak noktalar dandr.9 Marxjn din teorisinin ilgin taraflarndan biri, Marx ta rafndan kiisel oyalama plnnda ifade edildikten sonra top lumsal fonksiyon olarak ak bir ekilde ele alnmam olma8 9 Freud ve din iin bkz. Sigmund Freud, The Fuure of an lllusion (Garden City, New York, Doubleday, 1957). Erikson, C hiidhoodandSociely, s. 242.

46

siydi. Marx bilen birisi iin Marxm dinin st tabakalarn bir leti olduunu dnm olaca tahmin edilebilir. Fa kat, bir iki ksa atf hari, bunun genel teorisini Marxda bul mak mmkn deildir. Marxdan sonraki sosyolog ve antro pologlar Marxdan daha Marx bir grle dinin toplumsal yaplar desteklemekte ne ekilde i grd konusunu ele almlardr. Bu arada, Marxn bilinli olarak zerinde dur mad fonksiyon kavram, toplumlar la dinler arasndaki ilikileri incelemenin bir ana tr olmutur.10) Bunu ilk defa, Durkheim, toplumun tm varln dzen ve yaplarnn dinde ifade edildii kavramyla an]atyor,T)Tn. toplumun minyatrletirilmi modelini veren bir kurumdur; Din "yinler" (rites) ise, o toplum iinde yaayan insanlarn, zaman zaman kendi yaplarnn sosyal "anayasa"sm hatrla malarn mmkn klan bir "toplum deerleri dorulamasdr.1 1 Durkheimm problemi ele almasndaki zellik, ondan n ceki bilimadamlarnn aksine, dini kendi dinsel inanlar a sndan yorumlamam olmasyd. Ondan nce gelen ve din zerinde alan limler, dinleri daima kendi dinlerinin daha ilkellemi bir ekli olarak ele almlard. Mesel Max Mller, ilkel dinlerin inanlarn soyut ilhlardan ok eyalar ve madd varlklar etrafnda toplamalarn, bu madd varlkla rn daha soyut bir varl temsil etmeleri eklinde yorumla
10 Fonksiyonel yaklamn literatr buraya smayacak kadar genitir. Biz u ana kaynaklar zikretmekle yetineceiz. Cari G. Hempel, "The Logic of Functional Analysis", der. Llevvellyn Gross Symposim on Sciological Theory (Evanston, III., Row, Pelerson, 1959), s. 271-310; Talcott Parsons, Robert F. Bales ve Edvvard Shils, Working Papers in the Theory o f Action (Glencoe, III, The Free Press, 1953); Marion J. Leoy, The Structure o f Society (Princeton, New Jersey, Princeton University Press, 1952). 11 Durkheim iin bkz. Essays o f Sociology and Phiiosophy b y Emile Durkheim et i al., (der. Kurt H. VVolff, New York, Harper Torehbooks 1964), bilhassa s. 97-117: Hugh Dalziel Duncan, "The Development of DurkheinVs Concept of Ritual and the Problem of Social Disrelationships".

47

mt.12 Edward Tylor ve Sir James Frazer ayn gelenei de vam ettirmilerdir. Tylor, rnein, dinin ilkel toplumlarda eyalarn etrafnda toplanmasn byle aklamt. O, dinin bu ekilde eyaya tapma eklini almasn ilkel insann, ey"lerden her birinin ona can veren bir ruhla birlikte geldi i inancna balam, buna "animizm" demiti. Kendisini bu kanya vardran dnce tarz uydu: nsanlar kendilerinin "ruh sahibi" olduklarn anlamlar ve bunun nesneler iin de gerekli olacan sanmlard. Durkheim, ilk olarak, dinin, Hristiyanln veya dier tek tanrl dinlerin inanlar ze rinde modellemeyen bir eklini tasavvur edebilmitir. Din sel Hayatn Temel ekilleri adndaki eserinde, dinin, kiisel deil, toplumsal bir sre olduunu iddia etmiti.13 Ona gre, AvustralyalIlar totem hayvanlarna, gruplarnn birliini temsil ettikleri iin tapyorlard. Totemin kutsall bir kere kabul edilince, totemlerin topluluu olan toplumun da kutsal bir varlk olduu inancnn temelleri atlm demekti. Totem lere kar gsterilen sayg, bu itibarla, toplumun genel yap sna gsterilen bir saygy temsil ediyordu. Dinsel eylere kar sayg, otoriteye kar hrmetten baka bir ey deildi. Durkheim bu yoldan u nermeye varmtr: Dinsel tapma nn asl nesnesi toplumun kendisidir. Gene, dinlerin toplumsal fonksiyonu zerinde durmu olmakla beraber, bunun psikolojik kattaki mekanizmasn izah etmi olmas bakmndan Bronislavv Malinowskinin retisine deinmemiz gerekecektir. Malinowskinin teorile ri antropologlar arasnda Freuda atmak iin kullanlm-

12 Max Mller, Frazer ve Tylor hakkndaki bilgilerimi R. Godfrey Lienhardt, Religion", Man Culture a nd Society (der. Harry L. Shapiro New York Galaxy Books, 1960) s. 310 v.d. na dayandryorum. 13 Durkheim iin buradaki bilgilerimi Talcott Parsons, "The Theoretical Development of the Sociology of Religion" Journal o f the History o f Ideas 5 , (April 1944) s, 176-190 v.d. na dayanmaktadr. .

48

ti1 fakat Malin owskinin aklamas psikolojik etmenlerin 4 mekanizmasn da ciddiye ald derecede Durkheimm fonksiyonalizmine yeni bir boyut katmt. Trobriand adalar yerlilerinin toplumsal sistemini en k k teferruatna kadar inceleme imknna sahip olan Malinowski, bu toplumda zellikle "by nn ifa ettii rol an latmas ile tannr. Bu fonksiyon yle tanmlanabilir: Btn * toplumlarda "by" belirli zamanlarda sonu elde etmek iin kullanlan yollardan biridir. Fakat by kullanan insanlar, ayn zamanda "bysel" olmayan bir sistem de kullanrlar. Mesel, alklarn tatmin etmek iin "by" yapmazlar, top ra ekip bierler ve yamurlarn gelii, gne gnlerinin sa ys gibi tabiat olaylarna dikkat ederler. Bilim ncesi bir bi lim sistemi kullanrlar. Bu artlar iinde ortaya kan sorun, bynn niin ve nerede, hangi zel hallerde kullanlddr. Malinowskinin Trobriandllarda gzlemledii uydu: Trobriandllr tabiatla olan ilikilerinde birbirinden ayr kuralla r olan iki ayr sistem kullanyorlard. Yerli, bir taraftan, ta rm ve balklk iin son derece geerli ampirik bilgilere sa hipti. Bu lemde davran tamamen rasyoneldi ve kii al ma ile sonu alma arasndaki badan ok kesin bir ekilde haberliydi. Yerli bu sistemle yanyana, bir de "byler" siste mi kullanyordu. kinci sistemin zellii, daha nce tarif etti imiz dzenin, bu lemin tesindeki kuvvetlerle bazen bozulabileceini ngrmesiydi/f Malinowskinin nemli buluu, yerlinin olaanst durumlar iin ayrd bu ikinci anlam kategorisi ile, her ampirik sistemde ortaya kmas muhte mel "bilinmeyen'' faktrn de bilgisel sistemin iine katm olduunu grm olmasdr. Malinowski, bu ekilde, ilkelle-

14 Bkz. Harris, The Rise..,, s. 426, 564 ve kr. R. Piddington, "Malinovvski's Theory of needs", Man and C ulture: A n Evaluatlon o f the work o f Bronislaw Malinowski, (London, Routledge, 1957), s. 33-51.

49

rin bilgisel sisteminin bile "boluk"lar kabul etmeyen bir sis tem olduunu gstermiti. Genel bir bilgi sistemi, balang tan itibaren, en ilkel seviyede bile, "her ey "i izah etmeye a lan bir sistemdir. Bir evren modelidir.^) Malinowski bunun tesine giderek, tehlike yaratan faali yetlerin psikolojik mekanizmasn da izah/etmitir. Belirli bir faaliyet, onu yapanlar iin hayat ise ve ayn zamanda baar ans nisbeten dk veya daha ok talihe bal ise, * bu faaliyete itirak edenleri ok yksek bir gerilim iinde tu tar ve onlar frustrasyona gtrr. Bynn, baarszln etkisini ortadan kaldracak olan bir mekanizma olmas, m terek moralin yksek seviyede tutulmasna imkn verir. "Byu'nn bu moral bozulmasna mni olduu derecede nemli bir toplumsal fonksiyonu mevcuttur. Durkheim teorileri ve Malinowskinin, din ve by hakkmdaki bulular daha sonra bunlarn izinde yrm ol&n A. R. Radcliffe~Brown tarafndan daha zel ekillerde geliti rilmitir. Radcliffe-Brown, bilhassa Durkheimn dinsel "yinlere" (rites) verdii nemi ileyerek, dinin bir davran tr olarak incelenmesi iin ana kurallar ortaya karm tr. Dinler sosyolojisi alannda nemli bir aama tekil etme leri bakmndan tezinin kendisi tarafndan yaplan zetini hatrda tutmamz gerekir.15 1. Belirli bir dini anlamak iin etkilerini incelememiz ge rekir. Bundan tr din faaliyet halinde incelenmelidir. 2. nsan davran genellikle duygu ad verilen zihinsel (mental) eilimler tarafndan kontrol edildii veya ynetildi i iin, belirli bir din topluma katlmann sonucu olarak ki ide hangi duygularn gelitiini bulmak gerekir. 3. Din zerinde yaplan almalarda, nce, zellikle, din
15 A. R. Radcliffe-Brown, Structure and Function in Primitive Society (New York Free Press, 1965), s. 177.

50

ile ilgili hareketler ve kiisel veya toplumsal yinler incelenmelidir. 4. Baz modern dinler, belirli retiler zerinde dururlar. Dikkatlerini inan zerinde toplarlar. Bu zellik karmak bir yapya sahip olan toplumlann geirdii zel toplumsal deimelerin bir sonucudur. 5. Baz toplumlarda din ve sosyal yap arasnda dolaysz ve yakn bir iliki vardr. Fakat halk arasnda deiik dinsel kurulular veya mezhep ve "kiliselerin kurulmas sonucu, ayr ve bamsz bir dinsel yap ortaya karsa, bunun tm toplumsal yap ile olan ilgisi birok ynden dolayl ve izlen mesi g bir hale gelir. . 6. Genel bir kural olarak... tm dinler ift ynl bir ba mllk duygusunu ifade eder ve din, toplumsal fonksiyonu nu bu dayanma duygusunu srekli olarak desteklemek yo lu ile yapar. Radcliffe-Brownm "ift ynl bamllk" hissinden kas tettii, insanlarn kendi toplmlannm dinsel trenlerinden hem bir ey beklemesi, hem de onlardan ekinmesidir. Toplu mun asl dayanmasn salayan, bu bekleme ve ekinmedir. Grlyor ki, bu anlayta Freudu hatrlatan bir unsur, "baml olma" ilikisi, hl teorinin iinde vardr. Fakat Marxm "kendi kendini aldatmaca" teorisinden olduka uzak lam bulunuyoruz./Din, burada bir "avutma" eklinde deil, fakat insanlarn iinde yaadklar toplumsal yapnn genel izgilerini anlamalarna yarayan bir model olarak beliriyor. Ayn zamanda din, toplumun eklini destekleyen "duygu'lar yaratt derecede, toplumun devamlln salamaktadr. Marxm izahn bir dereceye kadar hatrlatan blm, dinin be lirli bir toplumun mekanizmalarn devam ettirmeyi salayan, renilmi fikr kalplardan biri olmasdr. Dinin "ideolojik" nitelii de kendini bu noktada gstermektedir! Fakat dinle toplumsal yap arasnda bire bir uygunluun olmasnn dai51

ma gerekmemesi, bazen dinsel "yinlerin" kendi bana yap sal bir nem kazanabilecekleri yeni bir anlay getiriyor. Radcliffe-Browna gre dinsel model, bazen yapdan kopup kendi bana alan bir unsur haline gelebilir. te bu noktay Marxm teorisine uydurmak biraz zordur. Bunun nasl byle olabildiini anlamak iin de, Marxm fikirlerini ortaya att devirden beri toplum iinde kltr birimlerinin zerklii fikri nin kendi kendine alr bir sistem oluunu izlemek gerekir.

Kltr
Toplumsal bilimlerin en kaypak ve anlalmas en zor kav ramlarndan biri kltrdr. Teknik anlamnda kullanlma d zaman, beraberinde getirdii armlar Picasso, M o zart, Beethoven, tiyatro, edebiyat ve sanatla ilgilidir. Fakat teknik anlamnda kltrn, ok daha geni bir kapsam var dr.16 Kltrn bu teknik anlam, sosyal antropologlarn 19. yzyldan beri gelitirdikleri bir kavramdr. Konu, insan top luluklarnn kimlik ve zelliklerini anlatmak yolunda nem kazanmtr. Kltr kavramn anlatmak iin Clyde Kluckhohndan esinlenerek ortaya kardm bir rnei kullanmak istiyorum .17

16 Kltr zerindeki ana kaynaklar iin bkz. A. L. Kroeber and Clyde Kluckhohn, C ulture: A C ritical R eview o f C oncepts a n d Definitions (New York, Vintage Books, t.y.); Ralph Linton, The Tree o f Culture (New York, Alfred Knopf, 1955); Man, Culture a n d S ociety (Der. Henry L. Shapiro, New York, Galaxy Books, 1960); Leslie VVhite, The Evolution o f Culture (New York, McGraw Hill, 1959); George P. Murifock, "Changing Emphases on Social Structure", Southwestern Journal o f A nthropology II (1955), s. 361-70; A. L. Kroeber ve Talcott Parsons "The Concept ot Culture and ot Social System" Am erican Sociological-R eview 23 (1953) s. 582-583; Fred Eggan, Cultural Drift and Social Change", C urrent Anthropology 4 (1963), 347-355. 17 Bkz. C ulture a n d Behaviour, C o llected Essays o f C lyde Kluckhohn (Free Press of Glencoe, 1962), s. 22.

52

Her toplumun toplumsal zelliklerinin bir "madd" daya na vardr. Mesel, sepet rmenin ok nemli olduu bir toplumda sepet rebilmek iin kurutulmu saz saplarna ve ya birok ince dallara ihtiya vardr. Fakat dal veya saz ken di bana bir sepet tekil etmez. Sepet ancak, dallarn veya sazlarn belli bir ekilde ilenmesi sonucunda ortaya kar. Bu "belli bir ekilde ileme" dal trnden madd bir olay m dr, yoksa renilen, sembollerle anlatlan bir ilem olmas bakmndan madd deil midir? Antropologlar byle problem lerle karlatklar vakit "madd" - "madd olmayan" ayr mnn anlamsz bir hale geldiini grmler ve tamamen farkl bir kavramlatrmaya gitmilerdir. nemli olan, belirli bir sepet rme veya evlenme veya hkmranlk veya harbetme eklinin toplum iinde nasl herkes tarafndan bilinen, dier kuaklara da geirilen bir model haline geldiidir. Bu nu salayan yollarn tmne "kltr" denmektedir. Kltr, toplum yaps ekillerinin kaybolmamasn sala yan aralarn anlamllk ve ayn zamanda i anlamllk ve tutarllnn incelenmesidir. Kltrle, beraberinde gelen "madd" ortam arasndaki balan da yle anlatabiliriz: Bir kimsenin evrede toplad dallar, belirli bir ekilde olacana gre, recei sepetin, o dallann verdii imknlar tarafndan snrlanan bir yn vardr. Bu itibarla kltr, hem toplumun sembol hline getirilmi modellerinin ye hem de onlara set eken "madd" imknlann tmdr. Fakat se petle kullanlan malzeme arasnda -insanlann son derece pratik zihn kabiliyetleri dolaysyla- bire bir eklinde bir iliki yoktur. Bundan dolay malzeme trnn rlecek se petin eklini belirlediini syleyemeyiz. Madd ortam ancak snrlar koyar. Fakat snrlar koyduu kadar, iinde bulun duumuz toplumun ekillenmesinin de aynlmaz bir paras dr. Bylece, "eyler, kltrn esas unsurlanndan birincisi
53

ni, "ey"lerin ilikilerini kuran soyut sistem ise kincisini meydana getirir. Bu ilikilerin "ekil"lerini muhafaza etmelerini salayan iki unsur vardr: Kltrel "anlam"lar ve onlar tayan sem bol sistemi. Dil ve hill, bayrak gibi kltr bakmndan an laml ekiller sembollerin bapda gelir. Sembollerin anlam zerinde toplum iinde bir anlama olduu iin, bunlar or tak bir "anlama" salarlar.18 Bu anlama iki ekildedir. Sembol kii tarafndan anlalp, kii ona gre hareket etti i zaman, buna davran diyoruz. Semboller kendi aralarn daki ilikilere ortak bir ekil kazandrdklar zaman buna kltr diyoruz. Din sembolizmin almasn Johnson ok iyi zetlemitir: "Bir zamanlar baz nazariyeciler belirli birtakm eylerin, zlerinde bulunan nitelikler dolaysyla kutsal olduunu ileri srerlerdi. Buna gre, gnee, parlak ve scak olduu ve r nn yetimesine yardm ettii iin ok defa tapnldn; Ganj nehrinin byk bir nehir olduu iin kutsal sayldn; Fuji, Sina ve Olimpusla dier kutsal dalara byk oldukla r ve huu ilham ettikleri iin tapnldn dnyorlard. Bu nazariyenin yanl olduu, kutsal eylerin kendi balar na her zaman pek de huu verici olmamasndan, bir de b tn yksek dalarn ve byk nehirlerin kutsal olmamasn dan belli olabilmektedir..." "Elle tutulur kutsal eyleri anlamann yolu, elle tutula mayan, grnmez doast dzenin elle tutulur gzle gr lr sembolleri olduklarn bilmektir. Kutsal eylere dokuna-

18 Semboller iin bkz. S. L. Langer, Philosophy in a New Key: A Sudy in the Symbolism of Reason, Rit and A rt (Cambridge, Harvard Univ. Press, 1942), K. Burke, The Philosophy of Literary Form (Louisiana State Univ. Press, 1941) Ernst Cassirer, The Philosophy o f Symbolic Form (ev: R. Mannheim, New Haven, Yale Univ. Press, 1953-1957) III Cilt: T. Parsons ve E. Shils, Toward A General Theory of Action (Cambridge, Mass. Harvard Univ. Press, 1951).

54

bilmek doast dzenin daha canl olarak tahayyl edilme sine yol aar, bylece hesapa ona olan inancmz pekitirir. Tanr ve azizler uzakta grnmez ve anlatlamaz olduklar halde insan bir ikonu grebilir, ona mum dikebilir/Sembolle rin biimi, sembolize edilen eyin biimiyle ilikilidir. Byle ce domuz, bir verimlilik yininde kullanlmak iin uygun bir semboldr. Ylan toprak altnda yaar ve llerin ruhlar gi bi ok defa tehlikelidir.^19 Sembollerin anlalmasn salad, elle tutulmaz fakat ekilli ve ekillendirici kltr alt sistemleri iine; teknoloji sistemleri, siyasal ve ktisad meruluk modelleri, ocuk b ytme, din, eitim, "grg" uslleri ve hukuk sistemleri gir mektedir. nemli olan, bunlardan her birinin kendi iinde, toplumun fertleri iin anlam ifade eden bir sistem olarak almasdr. Blmler kendi aralarnda da anlaml bir sis tem ortaya kardklar derecede bir kltr btn meydana getirirler. Grlyor ki, dinin "afyon" fonksiyonu, teknolojik bir sis temin "afyon" fonksiyonundan farkl deildir. Btn klt rn, hangi sistem altnda olursa olsun, kendi kendini devam ettiren bir nitelik tadna baklrsa20 iindeki unsurlarn tm "ideolojik" bir mahiyet tamaktadr. deoloji, Marxm modelinde olduu gibi, zel bir "aldatmaca" deil, toplumun kendi kendini devam ettirebilmek iin iinde bulunan btn fertlere, baka baka alanlarda oynatt oyunun kurallar haline gelmektedir. Bizim buradaki amacmz, bu adan, dinin Trk toplu mu iinde ortaya kard oyunun kurallaryla siyasal hayat

19 Harry M. Johnson, Soiology: A Systematic Introduction (London Routledge and Kegan Paul, 1960) 5. 406-407. 20 Bu kavram iin bkz. Talcott Parsons, "An Outline of the Social System",* Theories o f S ociety: Foundation o f M odem S ociologicai Theory, (New York, The Free Press of Glencoe, 1965), s. 38.

55

arasndaki ilikileri aramak olarak ifade edebiliriz. Daba nce zerinde durmadmz nemli bir nokta, bir kltr btnnn, bir kere ortaya ktktan sonra, deien artlar dolaysyla toplumun, ihtiyalar deitii zaman bi le, kendi kendini devam ettirmeye eilimli olmasdr. Mese l, doum kontrolnn kt olduu eklinde dinsel plnda oluan bir inan, bilimsel ve teknolojik aralarla salkl bir evre ve yaam koullarna kavuarak, ncesine oranla daha fazla reyen bir toplumda, balangtaki toplumu yaatc fonksiyonunu kaybettii halde, kendiliinden meru inan olmaktan kmaz. Toplumun kltr katndaki yaptlarnn, bir kere olu tuktan sonra yaplarn zor kaybetmelerine bunlarn "zerk lii" diyoruz. Kltr yaptlar bir dereceye kadar zerk yapt lardr.2 1 ' Bu arada din yaptlar da, Radcliffe-Brownun iaret etti i gibi, bir dereceye kadar zerk bir yapya sahiptirler. Bu itibarla, rnein, dinin siyasal davranlar zerinde etkileri ni incelediimiz zaman bunun hi olmazsa iki ayr ekliyle karlamay bekleyebiliriz. \ 1) Dinin toplum yapsyla btnlemi olarak, toplum an lamalarnn bir dorulamas ve kuvvetlendiricisi olarak oy nayabilecei rol ve bunun yannda, 2) Bazen toplum yapsnn dnda alan mekanizmas. Dinsel sistemlerin zerkliini belirgin bir ekilde ortaya karmann belki de en iyi yolu, Clifford Geertzin bilhassa bu konuda yapm olduu bir aratrmann ana hatlarn vermektir. ' Geertzin ana amac, daha nce fonksiyonalist diye ta-

21 Bunun iin bkz. H. S. Meekel, The Econom y o f A M odern Teton Dakota C om m unity (Yale University Publications in Anthropology, No: 6, New Haven, Yale University Press, 1956); Erikson, Childhood.., s. 108 v.d.

56

mmladmz okulun grlerinin tek ynlln gster mektir. Fonkiyonalizm daha nce zerinde durduumuz Durkheim ve Radcliffe-Brown gibi kimselerin bal olduklar, toplum iindeki srelerin bir fonksiyon grdkleri ve bun dan dolay devam edebildiklerini belirten okuldur. Son yl larda, sosyolojide olduu kadar antropolojide de nem veri len bu yaklama gre, toplumun iinde bir yapsal unsur varsa, bir fonksiyon da grmektedir. Toplum bu yapnn ihti ycn duyduu iin o oradadr.22 Bir yapnn "neden"ini aratrrken en verimli yol, bu yapnn toplumun devam ba kmndan ne gibi faydalar saladim aratrmaktr. Gerek yap, gerek kltr, toplumu ayn ynde destekle dikleri iin, fonksiyonalistler bakmndan ikisinin ayr grev leri olamaz. Her ne kadar okul Radcliffe-Brown ile bir bilince varm sa da fonksiyonalizmden nce de fonksiyonalistler vard. r nein, bu okulun dinle ilgili ba temsilcisi Durkheimdr. Geertzin fonksiyonalistlere kar serzenii, bu fonksiyonel ilikileri ok sk olarak ele almalarndan ileri gelmektedir. Halbuki bizim daha nce de grdmz zere, RadcliffeBrownla balayan bir akm, bazen toplum mekanizmalar nn "gayelerine m asruf' olmadan alabildikleri noktas ze rine dikkati ekmi ve bylece Durkheimm tezinde olduka nemli bir deiiklik yapmt. Radcliffe-Brovvnmki kadar esnek bir teori kabul etmeyen antropolog ve sosyologlar, Geertze gre yle bir hataya d mektedirler: Yap ve kltr arasnda bire bir iliki tasavvur

22 Sosyolojide konunun ifade edilmesinin klsik ekli iin bkz. D. F. Aberle, A. K. Chen, A. K. Davis, M. J. Levy, jr. ve F. X. SUtton, "The Funtional Prerequisites of a Society", Ethics 60 (Jan. 1950), 100-111, Ullman, Sociocultural Foundat'ons o f Personality, s. 380-395de yeniden baslmtr. Bir tenkit iin E. Nagel, "Teleological Explanations and Teleological Systems", Readings in the Philosophy o f Science (New York, Appleton-Century, 1953), s. 537-558.

57

ettikleri iin ya yapy kltrn davransal bir ekli ya da kltr yapnn bir yansmas olarak grmektedirler.

Oysa "Kltr ve sosyal sistem kavramlarn ayrt edebilmenin en verimli yollanndan biri, ilkini sosyal ilikileri etkileyen d zenli bir anlam ve semboller sistemi olarak ele almak, kinci sini ise sosyal ilikilerin kendine zg dzeni olarak tanm lamaktr. Birinci dzeyde, kiilerin evrelerini tanmlamala rna, hislerini ifade etmelerine ve karar vermelerine yardm c olan bir inan, sembol ve deerler yaps vardr. Dier d zeyde ise, kalc eylemlerine sosyal yap ad verdiimiz bir karlkl etkileim sreci vardr. Kltr kiilerin yaantla rn deerlendirmelerine yardm eder ve hareketlerinde yol gsteren anlamlarn tmdr, sosyal yap ise bu hareketle rin ald ekil, halen varolan sosyal ilikiler adr."23 Geertz tezini dinsel kltrn nisb zerkliini bir Endo nezya gecekondu evresindeki, bir olaya dayandrarak kant lamaya alyor. Endonezyada gecekondu ahalisi, Geertzin anlatmna gre, ky toplumsal yapsn artk geride brakmtr. Kyde yaarken kendisiyle devlet arasnda bir nevi tampon vazife sini gren, geleneksel paternalist ky ynetiminin yerine, hayatna, merkez brokrasinin ve parlamenter demokrasi nin usllerinin etkisi girmitir. Snflar teekkl etmitir. blm mesleklere damgasn basmtr. Gecekondu evresi ok daha geni modernlemi bir leme tbi bir para olarak almaktadr. Toplumsal bakmdan eski yapyla iliki kal1 '

23 Bkz. Clifford Geertz, "Ritual and Social Change: A. Javanese Example, American Anthropologist 59 (1957), s. 32-53, Religion Culture and Society (Der. Lous Schneitier Ne w York, John Wiley, s. 121-141)'de tekrar baslmtr. Burada af s. 137'yedir. .

58

mamtr. Fakat kltr dzeyine gelince, mesele hi de byle deildir. Geertzin ifade ettii ekliyle "anlam" seviyesinde Kampong (gecekondu) ile ky arasndaki fark ok daha yu muak, Kamponglu ile ehir st tabakals arasndaki ok daha belirgindir. Bu temel yapnn zerine Endonezya siyasetinin zellik leri binmektedir. Kampong ahalisi kinci Dnya Harbinden sonraki kurtulu savann 1930lara rastlayan hazrlk dev relerine ok arz bir ekilde katlmtr. Kurtulu savayla beraber gelen ulusuluun Bat ideolojilerine dayanan ilk ekli de Kamponglara pek dokunmamtr. Fakat ulusu ha reket g kazandka Kam ponglar ulusu ideolojinin etkile dii merkezler olmaya balamtr. Bu safhada ise ulusuluk Kam pong a dinsel semboller araclyla girmitir. dareci s . nf alt tabakalarla olan ilikilerini aprak bir siyasal teori zerinde kuracana, kltrde zaten mevcut olan temalar kullanmay semitir. Burada bir ikilik ortaya kmtr. Zira lke eskidenberi slm dinini en sofuca anlayan baz kimse lerle, bu inanlar ok gevek bir ekilde en eski Cava inan laryla karmak bir senkretizm halinde kabul edenler ara snda blnmt. Bunlardan birincisine Santriler, kincisi ne Abangarilar deniyordu. Mesele imdi yle bir ekil al mt: Ulusuluk, Santri sembol, anlay ve grleriyle mi anlatlacakt, yoksa bunlarn Abangan ekli mi, kullanlacak t? Her mezhep kendi sembollerini kullanmaya balaynca Santri - Abangan ayrm salt bir dinsel ayrm olmaktan k m, siyasal bir ayrm olmaya doru kaymtr. Zamanla, Santri - Abangan ekseni Endonezya siyasetinin en patlayc eksenlerinden biri haline gelmi ve Parlamentoda siyasal ikilik bu eksenden domutur. Bylece Kurandan bir sre okumak bile yava yava siyasal bir hareket olarak tanm lanm, kar partiye meydan okuma eklini almtr. Btn bunlarn iinde Santri ve Abanganlar arasnda
59

mterek baz noktalar da devam etmektedir. ki grup da inanlar bakmndan kysel evreye baldr. Her ikisi de dinsel trenlerin kydeki gibi yaplmasna nem'verir. Bilhas sa cenaze treni, Santri ile Abangan arasnda gelien uuru mun bilinmedii devrelere kadar giden bir gemie sahip, her iki yann da ok nemli kbul ettii bir trendir. Kltrleri Santri - Abangan\scn daha birbirlerinden bu kadar kesin iz gilerle ayrlmadklar zamanlara doru ekmektedir. Geertzin makalesinin konusu bu kltr elimesidir. Birbirleriyle dostluk ilikileri olan Santri - Abangan'lar, bir zamanlar nemini kabul etmekte birletikleri trenleri yapa mamaktadrlar. Santri - Abangan kltr kalplarnn kltr kalb olarak siyaset hayatna getirdii ikiliin nne kimse geememitir. Geertzin makalesinin bundan sonraki ksm ahit olduu bir olay, Santri - Abangan ayrlnn nasl bir cenazenin kal drlmasn imknsz kldn ayrntlaryla anlatmaktadr. Santri - Abangan ikiliine benzer bir hdiseyi Trkiyede de greceiz: Okumular - cahiller ikilii eklinde grlen bu blnme^ kltr kalplarnn zerklii dolaysyla Trkiyede yap unsurlarndan bamsz olarak, zerk bir boyut eklinde etkisini gsterebilmitir. Kurmaya altmz teorik yaptla ilgili bir konuyu da ha cevaplandrm deiliz. Bu da "kltrn zerklik kazan masn salayan mekanizmann ne olduudur. Bu sorunun cevab aile iinde ahsiyet teekklnn esneklii ilkesinde toplanr. Bunu da Melford Spironun bir hayli etkili olmu bir makalesinin anahatlanna dayanarak anlatabiliriz. . Spiro, zamanmzda yaplm birok aratrmalarn zeti olan almasnda, aile iinde aktarlan toplum deerlerinin nasl olup da tamamen belirlenmi olmadklar konusunu i lemektedir. Problemi ortaya koyu ekli ise yledir: Kltr kavramn kullanan herkesin karlat bir
60

problem mevcuttur: Kltr kendi bana yaayan bir btn niteliini tayan blnmez bir varlk mdr, yoksa muhtelif toplumsal srelerin e ekillerinin tek bir kavram altnda, kolaylk salansn diye, birletirilmesinden mi ibarettir? Bu meselede "kltr"u birinci adan ele alanlara, yani kltrn insanlarn davranlarndan ayr bir btn olduu nu kabul edenlere, (kavramlarn hakiki varlklar karlad na inanan Ortaa felsefecilerine atfen) realist (gereki) denmitir. Bunlarn karsnda kltrn birok srelerden meydana gelen bir olay olduunu, kavramn ayr bir varl olmadn, onun yalnz baz toplum olaylarn farketmeye yarayan bir kavramlatrma tr, hakikati grmemize yar dm eden bir gzlk olduuna inananlara nominalist (adc) denmitir. (Kavramlarn hakiki "ey"ler olmayp yalnz isim ler oldurfa inanan Ortaa felsefecilerine atfen). Spironun dedii gibi realistlerin kltr kavram sanki insan davranlarnn dnda, onlarn zerinde duran ve on lar u veya bu yne iten esrarengiz bir bulut intiban yara tyor. Spironun ifadesyla: "Yeni yazlarnda Kroeber renme kavramn kullan mtr. Fakat Kroeber ve dier "gerekileri okuyunca, insa nolunun rendiklerinden ve rendiklerinin uzviyetinin bir paras haline gelmesinden dolay davranmayp, biyolojik olgunlama hari tutulursa doutan beri pek az deien, bi yolojik uzviyeti bir yne iten, ya da baka bir yne eken d taki bir g yznden davrand izlenimi ediniliyor."24 Spiroya gre nominalistler genellikle kltr renilmi kalplar olarak tanmlarlar, fakat onlarn da izah edemedii iki nokta mevcuttur. renilen birok eyler, yapmaktan

24 Melford Spiro, "Culture and Personality: The Natural History of a False Dichotomy" Psychiatry 14 (Feb. 1951) s. 3 1-46, yeniden basks Ulmann, Sociocultural Foundations o f Personality, s. 186 v.d., buradaki atl s. 187yedir.

61

holandmz eyler deildir. Nasl oluyor da bir reti bizi devaml olarak holanmadmz eyler yapmaya itiyor? kincisi de nominalistler "renilen'in ne olduunu anlat maktadrlar. Mesel, eitli toplum katlarnda renilenler ayn eyler midir? Buna nominalistlerin tezinde bir cevap bulamyoruz. , Spiroya gre beensek de beenmesek de, toplumumuzun deerlerini yerletiren mekanizma udur: ocuk, ana ve babas tarafndan, en kk yandan itibaren "iyi" hareket leri iin mkfatlandrlr, "kt" hareketleri iin cezaland rlr. ocuk ancak "iyi" hareketler yaparak dikkat ekebilece ini, sevgi ve efkat greceini renir. Bydke, "iyi" ha reketlerinin ayn zamanda ahlka uygun, doru, yaplmas gereken hareketler olduu kansna varr. Ksaca ocuk, ana s ve babasyla zdeletirme (Identification) kanalyla bir sperego 25 kurmaya balar, ailesinin "doru bulduu deer leri yapar. Toplumun "norm'u kiinin "deer'i hline gelir. O da ocuklarna ayn bilgileri aktaracaktr. Meselenin Spiro tarafndan aklanmas bize basit gibi gelebilir. Fakat nemli olan yn, Spironun deerleri toplu ma yerletirmenin ayrntl psikolojik mekanizmasn anlat m olmasdr. Bylece, deerlerin aktanl Freudun daha nce ahsiyet katlarnn olumas hakkndaki teorisiyle ke netleniyor. Freudun ahsiyet evrimi teorisi,bilindii gibi ahsiyet katnn teekkln ngrr. Bunlardan birincisi "id", ekil lenmemi arzular kat, ahsiyetin alt katnda yatar, temelini tekil eder. ahsiyetin ikinci kat kiinin bir kii olduunun
25 Superego Kavram in bkz. Talcott Parsons, "Social Structure and the Development of Personality: Freuds Contribution to the Integration of Psychology and Sociology", PsychiaryTA (1959) s. 3 2 1 -4 3 0 , Neil J. Sm elser ve William T. Sm elser, Personality an d Social Systems (N ew ,York, John VViley, 1963), s. 38-54'te yeniden baslmtr. Burada atf, s. 4 5 edir.

62

farkna varmasdr. Buna ego kat diyoruz. Nihayet, kiinin evresinden ald telkinlerle toplum normlarn kabul eder hale gelmesi, "vicdan"n belirmesi, sper-ego nun teekkl olarak tanmlanr. Kltr muhtevasnn toplumun muhtelif katlar iin ay n olup olmad meselesine ise Spiro u nerme ile yak layor: 1) Bir toplumdaki belirli bir kiinin tevars ettii kl tr26 ayn toplumdaki belirli bir dier kiinin ald kltr den farkldr. 2) Tevars edilen kltr, aktarlma safhasnda olduka deiik bir ekil alabiliyor. 3) Kltrle kltr veraseti birbirleriyle ilintili fakat ayr olaylara deinen kavramlardr. Ayr olarak kullanlmalar gerekir. , Bu ilkeleri ayrntl olarak yle aklayabiliriz. 1) Kltr aratrmalarnn balang yllarnda incelenen toplumlar ilkel olduu iin, belirli bir toplumda normdan ay rlan hareketler zerinde pek fazla durulmamt. Zamanla, belirli bir kltre uygun olarak hareket eden kiilerin tama men ayn hareketlerde bulunmadklar ortaya kt. Kltre uymakta da bir istatistiki dalmla kar karya bulundu umuz anlald. Kltrn ailelerden geldiini hatrlarsak, bunu anlamak zor olmayacaktr. Zira, bir kltrn iinde bulunan her aile o kltrn btn niteliklerini kendisinde toplayamaz. Aile, kltrn ailece seilmi baz zelliklerinin aktarlmasn salayan bir szge gibi alr. 2) Aile tarafndan retilenlerin byk bir ksm ocuk tarafndan bir snger gibi alnmaz. ocuk bu sre esnasn da byk bir direnme gsterir. Bu direnmesini belirleyen bi yolojik ve genetik yapsdr. Hazm cihaz ok iyi almyor26 Ullmar, Sociocultural Foundations, s. 196. '

63

sa, srf bu biyolojik nitelii sonucunda beslenmeye kar bir tavr alacaktr. Zek derecesi yksek ise kendisine retilen lerden daha byk bir ksm intikal eder, kendisi de bunlar zeksna gre ekillendirir. Bu itibarla btn aileler ocuklarma ayn eyi retseler bile bu retilenler renme seviyesi ne gre ekillenecek, retilenler semeye tbi tutulacaktr. 3) Belirli bir kimsenin kltr veraseti, elde edebilecei kltr snrlandrmaz. Bir kimse, karlkl etkileimde yalnz kendi ailesiyle deil, baka ailelerle ve baka renme kaynaklaryla karlar. Kii bunlar kullanarak kendine genel kltr bazen aan bir kltr de yaratabilir. Btn bunlardan da grlyor ki, kltr tevars meka nizmasyla ahsiyet teekkl mekanizmas aslnda ayn mekanizmadr. Yukarda anlattklarmz belirli bir kiinin kendine yeni bir kltr yapmakta belirli bir zerklie sahip olduunu gs teriyor. te, kiinin iinde bulunduu yap ve kltr unsur larna gre kazand zerklik, kltrn yap ile olan ilikile rinde de grlmektedir. Bir yap deiiklii srasnda, eski kltrn zerinde etki
li olduu aileler, ocuklarna verecekleri deerleri deitirinceye kadar, eski kltrel kalp eklini muhafaza edecektir.

Kltr, yapdan zerk olarak kendi benliini devam ettire cektir. Burada kendi incelememiz,bakmndan ok nemli olan ' bir nokta, Trkiyede bir din aratrmasnda, "din"in nasl ta nmlanacadr. DinseV davran ve inanlarn Trkiyedeki etkin ekillerini Diyanet leri Bakanl gibi resm dairele rin yaynlarndan karmaya kalkarsak ok byk yanllar la karlaacamz aktr. Yukarda zerinde durduumuz sre asndan din, ailelerin ocuklarna anlattklar dindir. Bilhassa alt tabakada bunun "resm" slmiyetten ayrld Trkiyede 13. yzyldan beri bilinen bir gerektir.
64

Kltr sistemi zerk bir varlk olarak alabildiine g re, kltr sisteminin bir alt dal olan din sisteminin de nasl zerk bir varl olabileceini anlayabiliriz. Ancak, baka ko nulara gemeden nce, zerinde durmamz gereken bir konu, dinin tpk daha nce ideolojilerde olduunu grdmz gi bi, fonksiyonunu plnda grddr. Bunlardan birincisi, kiisel plndr. Kii katnda dind kltr tamamen izah edemeyecei bir olaylar tortusu olduuna gre kii, bunlar iin bir baka trden izah arayacaktr. Kendisini izah ara maya sevkeden gd ise; 1) ocukluktan kalma, dnya karsndaki zaaf duygusu nun bertaraf edilmesi zorunluluu, 2) Genel bir "anlama" sistemini herhangi bir kesini bo brakmamak, dnyada karlat btn olaylar anlatabile cek bilisel (cognitive) bir sisteme sahip olmak istemesidir.27 Dinin ikinci fonksiyonu kltr katindadr. Din, insanlara evrelerindeki dnyay zel "gzlklerle grmeyi salayacak kavramsal gr imknlarn salar. Din bir semboller k mesidir. Nihayet din, Durkheimm peinden gidilirse toplum sal yap unsurlarnn sabit kalmas fonksiyonunu grmekte dir. Bunlarn arasnda atalara tapmamn toplumun ihtiyar larnn yerini muhafaza etmek gayesini gtt, ikrar ver dirme (initiation) trenlerinin cinsel kimlik ve erginlii ta nmlayc trenler olduu, mitoslann toplumsal kurumlar iin "anayasalar temin ettii, artk zerinde durulmayacak kadar kesinlikle gsterilmitir.28 Biz bu aratrmamzda zellikle dinin siyasal ve toplum sal kuramlarla olan balantsn anlatmaya kalkacaz.
27 Psikolojide bilisel mekanizmalarn nemi iin bkz. L. Festinger, A Theory of Cognitive Dissonance (New York, Harper and Row. (1957); J. Brehm and A. R. Cohen, Explorations in Cognitive Dissonance (New York, John VVler, 1962) ve Blm ldeki bilgiler' 28 Geertz, "Religion as a Cultural System", s. 2.

65

Bunun yannda dinin, daha nceleri varolan toplumsal yap zellikleri ortadan kalktktan sonra, kltr plnnda bu za manlara gelen kltrel kalplar nasl devam ettirdiini gr meye alacaz. Bu arada slmiyetin Trkiyede halk tabakalar arasn daki uygulama ekillerini bir anlam btn olarak ortaya karmaya alacaz.

66

III. BLM

Din sosyolojisi asndan slm

Konumuzu bir daha tanmlamakta fayda gryorum. Ama cm slm inanlarn Trkiyede halk katndaki gelime ek linin etkilerini incelemektir. Aratrdm alan slmiyetin, bugn, Trkiyede, sokaktaki adamn fikr kalplarn etkile me mekanizmasdr. Daha uzak bir amacm, bu fikr kalplar ile toplumsal ve siyasal eylem arasndaki balar bulmaktr. Bu itibarla, slm dinini incelerken onu tmyle deil, hal kn slm inanlarna ilikin baz ynleriyle ele almak gere kiyor. Ondan sonra da, Trkiyede bunlarn nasl ekillene bilmi olacaklarn arayacaz. Ksaca, dogmadan ok dog mann halkn inanlarna, bunun da toplumsal eylemine olan etkisini aratrmak istiyorum. slm dogma ve inan yaptnn, bu aratrmam bakmndan nemi, en geni an lamda dogmann toplumun inan ve davranlaryla kesitii yerde balar. "Her ne kadar slmiyeti, biz bir din olarak tanmlamaya eilimliysek de, Peygamberin onu daha ok bir millet olarak
67

tanmlam olmas muhtemeldir."1 D. S. Margoliouthun bu aklamas, slmiyetin esaslarn anlatmak yolundaki giri imlerin iinde bize belki en derin gr salayandr. Fa kat Margoliouthun bu ifadesini kullanm olanlar bile mese leyi yeteri kadar kesinlikle ele almamlardr.2 slmiyetin "bir millet" olarak kavramlatrlm olmasnn yap bak mndan sonulan nelerdir? Bir sistem olarak slmiyet bu adan dier dinsel sistemlerden nasl ayrlmaktadr? Bunu ayrntlaryla ileyenler ok azdr.3 Aada bu konu ile ilgili kavramlatrmalar, bu eserin btnnde olduu gibi, konuya yaklam teklifleri plnnda kalmaktadr. Meseleyi derinliine ele alan bir tahlil yaplma makta, ana problemler ortaya karlmaya allmaktadr. lk balarda slmiyetin toplumsal yap bakmndan bel ki en nemli nitelii, kabile ilikilerinin ok kuvvetli olduu bir ortamda belirmi olmasdr. rnein, Muaviyenin iktida ra geliinden nceki ekimeler kabile toplum yapsnn daha oturmu ve nisbeten ehirlemi toplumsal yapyla atmas olarak deerlendirilebilir.4 Muaviyenin etrafnda toplanma hareketi, dini bir eksen olarak kulland derecede bize sl m toplumlara! nemli bir zelliini de yanstyor. slmiyet 'te din, batan itibaren Batda nce polis ve daha sonra im paratorluk yaplarnn yapm olduu bir grevi stne al mtr. Sop yapsn krm olan Yunan Polis1 inin ve Romann bu grevi ancak yarm olarak slm tarafndan yerine
Bkz. D. S. Margcf'ouM, M oham m edanism (London, 1911), Zikreden: Leonard Binder, The Ideological Revolution in the Middle East (New York, John Wi!ey, 1964), s. 49. ' ' . 2 Binder bu ii yapm aya teebbs etmemektedir. Dier teebbsler iin bkz. Reuben Levy, The Social Siructure o f slam (Cambridge, 1957). 3 Bir balang ii bkz. W . Montgomery W att, slam and the Inegratiori of Society . (London, Routledge, 1961). . * Bkz. H. A. R. Gibb, An Interpretation of islamic History", Studies in the Civilization of slam (Der. Stanford Shaw ve VVilliam Polk, London, Routiedge and Kegan Paul, 1962), s. 7. . 1

88

getirilmitir, zira slmiyet, polisin soplara yapt etkiyi ka bilelere yapamamtr. Bunun anlam, kuvvetli bir dinsel inancn -baz temel toplumsal yaplarn varolmadklar veya gelimedikleri bir ortamda- o toplumsal yaplarn yaptklar grevi kendi stne alabildiidir. slmiyet, bu artlar altn da toplumu siyas plnda pekitiren bir "inan" olmutu. deolojik yaplarn bu ekilde zerk bir rolnn teorik ola naklarn daha nceki blmde incelemitik. Kltr ve din bazen bamsz bir deiken olarak i grebilir. Bunu ayrn tlarna inerek yle de izah edebiliriz: Bir toplum yaps, toplumca tanm yaplm (position) mevkilerden ve bu mevkileri igal edenlerin mevkileriyle uygun olarak yapmalarn beklediimiz hareketlerden mey dana gelir. Her mevkii karlayan, bu mevkie uygun hare ketlere "rol" ad verilir. retmen mevkiine giren bir kim senin retmenlii nihayet onun "retmence" hareketlerin den ibarettir. Her retmenden, bu adan beklenenler, der sini hazrlamas, rencilere bilgi vermesi, baarlarn l mesi ve dier meslek faaliyetlere girimesidir. Buna ret menin "rol'u diyoruz.5 Yap, her toplum tarafndan muhte vas tanmlanan, karlkl etkileim ilikileri olan bu rol lerden meydana gelir. Bu adan, yeni bir toplum kurmak, btn rolleri ve bilhassa siyasal rolleri iler halde ortaya karmaktr. Bu ortaya karma, ya yeni gruplarn kendilerine toplum iinde yeni mevkiler ayrmalar ve o mevkileri ve onlar kar layan "rl"leri merulatrmalar eklinde belirir, (Ortaa da Feodalizmin temelini tekil etmi olan savalarn kendi
5 Rol kavram iin bkz. "Role, Personality and Social Structure in the Organizatinal Setting", Journal o f Abnorm al an d Social Psychology 58 (1951), 172-177. Life in Society (Der. E. Lasswell, John H. Burma, Sidney H. Aronson (Chicago, Atlanta vs., Scott Foresman, 1965), s. 128-156 ve roln ideoloji ile ilikisi iin s. 132.

69

lerine yeni bir toplum bimeleri gibi) ya da bu mevkilerin nemini teorik plnda tanmlayp bu ekilde oluan "ge dikleri sonradan doldurmalar eklinde olur. Her toplumda rollerin yaratlmasnda iki sre de iler. Fakat genellikle sz konusu ettiimiz birinci sre ok daha etkindir. slmi yet, ikinci tip srecin bilhassa siyasal yapnn ortaya karl masnda olaanst bir i grd zel bir toplum eklidir. Biz daha nce, ekillenmi bir kltrn eklini nasl an cak yava yava kaybettiini grmtk. Buradaki durumda kltr ve sembol sistemi daha da etkin olarak alyor, top lum yapc yaratc bir nitelik kazanyor. Baka bir ifade ile, slmiyet, esas itibariyle mevcut olan bir ehirsel yapnn zerine kurulmu bir yapdr, fakat bu ehirsel yap gelimemi olduundan dinin birletirici rol burada her zamankinden kuvvetli olmutur. Gibb, bu zel unsurdan, onun etkisini Yakn Dou toplumlar iin genel letirerek yle bahsetmitir: "ada Bat tarihinin siyasal bnyelerini oluturan bi rimler, kkenleri bakmndan ya siyasal, ya rkla ilgilidir. Tersine, Dou tarihinde... siyasal bnyenin temeli genel ku ral olarak ideolojiktir. Dar anlamyla dinsel olabilecek ya da olamayacak (Konfyusun geleneki ahlk gibi) belirli re tilerin yaylmas ve kabul ile yeni tr bir toplumsal dzen geliir. Bu yeni toplumsal dzen, aslnda daha nce varolan toplumsal vaziyetlerin yeni reti ya da ideoloji havasnda bir adaptasyonu olup, saliklerinin ard ardna gelen kuakla rnn abalaryla yaratlan bir dizi uygun kuramlarla dile gelmektedir. rnein, nisbeten erken bir zamanda, bir ken dini yayma kurumu, yani bir eitim sistemi gelitirilir. Daha sonraki bir devrede, tm olarak ya da ksmen eski snf yap s ya da yelerinin snf kmeleri kaldrlr ve yerine yeni ve daha uygun kmeler konur. Ayn zamanda toplumsal iliki lerin dzenlenmesi iin yeni bir kanunlatrma ya da kanun
70

lar sistemi gelitirilir ve uygulamaya sokulur, v.s. Btn bu kurumlar, ideolojik ilkelerin dallan ya da ifadeleri olarak birbirleriyle ilikilidir."6 slmi inancn bu yapsal-pekitirici rol dolaysyladr ki slm dininden -az da olsa- aynlanlar slm devletinin dn da kalrlar. Bunlar bylece bir anda hem zndk, hem toplum d ve hem de devlet d kiiler olurlar. slmn kendinden ayrlma eilimi gsteren kk dinsel gruplarn ihaneti ze rinde bu kadar sert bir ekilde durmu olmas, her dinsel grubun, potansiyel olarak yeni bir devlet kurma tehlikesi ge tirmesindendir.7 Ksaca, slmiyet, birok elverili etmenlerin birlemi olmas dolaysyla, dinsel zerklik ilikisinin en belirgin bir ekilde belirdii bir toplumsal olaydr. Bunu, din sosyolou Joachim Wach, "spesifik olarak dinsel gruplar" kavram al tnda toplamaktadr.8 Toplum iindeki farkllamann ok gelimedii durumlarda bu gruplar bir toplanma ekseni ola biliyorlar. Max Weber bu tipteki gruplar iin hierokratik grup (Hierokratischer Verband) kavramn kullanmtr.9 Max Webere gre, bir grubu meydana getiren birok ili kiler iinde, en nemlilerden biri, hkmetme (herrschaft) ili kisidir. Bu ilikilere gre kurulan gruplar ise iki tipten olabi lir: siyasal veya hiyerokratik. Siyasal grup dzenini belirli bir yerde zel bir kadronun fizik g tehdidi ve uygulamasyla srdren gruptur. Hiye-

H. A. R. Gibb, "The Evolution of Government in Early slam", Studies, s. 36-37. Bkz. W . Montgomery W att, slam a n d the Integration of Socieety (London, Routledge and Kegal Paul, s. 172). W att burada istisnalar da gsteriyor am a genel hatlaryla syledikleri teorimizi desteklemektedir. 8' Joachim W ach, Sociology o f Religion (Chicago and London, The University of Chicago Press, Phoenix Books, 9. bask, 1962) s. 109. 9 Bkz. Max W eber, The Theory of Social and Economic Organization (ev. A. M. Henderson ve Talcott Parsons, Glencoe, III. The Free Press and the Falcons Wing Press, 1947) s. 154.

6 7

71

rokratik grup ise, dzeni srdrmek iin dinsel faydalan da tmak veya geri almak yoluyla ruhsal (psychic) zora bavu ran gruptur. Belirli bir grup, grup oluunu bir dereceye kadar dinsel bir grup olmasna borlu olursa, bunun toplumsal yapya aktanlan bir taraf olacaktr. Kuranm gnlk ihtiyalar ele almas ve bunlar dzenlemeye almas, slmiyette "muamelt"m genilii, yukarda bahsettiklerimizin yansmasdr. Fakat toplumun rgtlendirilmesi bir kere dini merkez alan bir formlle ifade edilirse, toplum iindeki dinsel etki srp gider. Bunun bir rneini yle verebiliriz: Dinin slm toplumunda ifa ettii fonksiyonun en soyut ve sembolik, ba:ka bir ifade ile ideolojik ekli, mminin ken dini Allaha tm teslimiyeti fikrinde belirir. Bu teslimiyetin zel bir ekli insann eriate teslimiyetidir. Teekkl eden cemaatin banda bir idareci deil, Allahn kendisi mevcut tur. slmiyeti kabul eden bir kabile bakan Peygambere "seri hkmdarmzsm" dedii zaman Peygamber ona "H kmdar Allahtr, ben deil" cevabn vermiti.10 Bu toplum rgtlenmesinin dinsel bir formle dayanmas olaynn, rnein, siyaset iin olan sonulann, bir slmiyet limi yle ifade etmitir: "slmiyet Allahn dolaysz idaresi, milletinin zerine gzlerini diken ilhn hkmranldr. Dier toplumlarda civitas, polis, devlet olarak bilinen birlik ve dzen ilkesi slmda Allah tarafndan temsil edilir. Allah ortak yarar uru na alan en st kuvvetin addr. Bylece kamu hzinesi "Allahn hzinesi", ordu "Allahn ordusu" hatt kamu grev lileri bile "Allahn memurlan"dr.1 1

10 David de Santillana, "Law and Society", The Legacy o f slam (Der. Sir. Thomas Arnold Alfred Guillaume, London, Oxford University Press, 1 9 3 1 ,1 9 4 9 ), s. 287. 11 Santillana, "Law and Society", s. 286.

72

Arabistandakine nisbette ok daha farkllam bir top lum yaps olan randa Arabistann toplum yapsna da yandrlan bir din-toplum gr ve modelinin zorluklarla karlanmasn bekleyebilirdik. Gerekten bir feodal yap nn ve bunun yannda bir brokratik snf balangcnn bu lunduu randa slmiyet ve idare sistemi slmclarm uubiye adn verdikleri direnle karlat. Bu direncin uzun vadede slmiyetteki izi, brokratik ilkenin kabul edilmesinde belirdi.12 Brokratik ilkenin toplumsal yap bakmndan sonular nn tam olarak belirmesi iin Osmanl mparatorluunun or taya kn beklememiz gerekir. Bizim iin nemli olan, slmiyette farkllamam toplum yapsnn beraberinde baz zellikler getirmesidir. Bu zelliklerin ideoloji-kltr ynndekilerden biri olan Allahn toplum hayatna nezaret edicili i zerinde durduk. Bunun yannda, slmiyetin beraberinde getirdii bir dier zellik, toplum iinde rgtlenme ekille rinden bazlarn kabul etmeyiidir. Bunlar Durkheimn ikincil (seondaire) yap adn verdii kurululardr. Daha ilerdeki bir blmde, bu toplam rgtlenmesi ekillerinin Osmanl mparatorluunda yaratt ksrlk zerinde dur mak istiyorum. Bu vesile ile de Osmanl mparatorluunun toplumsal yap eksikliklerinden birinin ikincil yaplar oldu unu gstermeye alacam. Fakat bu zellii Osmanl toplumundan nceki slm toplumlannda da grdmz iin, zerinde burada da durmak gerekir. kincil yapyla burada kastedilen, fertle devlet arasnda kalan baz kurululardr. Bunlar hkmdarn kard veya namna karlan kanun larn ykmllklerinden muaftr. Kendilerine verilen bu ayrcalklara gre bu ahslar ve gruplar "kendi otoriteleri nin geerli olduu alanlarn snrlan dahilinde devletin hu
12 Gibb, "An Interpretation", s. 12.

73

kuk yetkilerini kullanabilirler."13 Roma mparatorluundan gelen bu yetki devri uslne gre bu ayrcalklar nce kilise ye, sonra feodal beylere ve en son serbest ehirlere, belediye lere tannmtr. Devlet tarafndan meru olarak kabul edi len bu birimlerin rgtlenmek, kendi kanunlarm karmak, pazar mekanizmasna devleti mdahale ettirmemek gibi ay rcalklar vardr. Fakat ikincil yaplarn Osmanl mparatorluunda bir rol oynamam olmas bir rastlant deildir. Da ha bilinmeyen ve aratrlmas gereken bir sebepten dolay, btn Ortadouda ve bu arada slm toplumda, siyasi ikti darn ikincil yaplar tekjbana, meru ve kuvvetli organiz malar olarak kabul etmediini grmekteyiz. Bu zellik bil hassa ehirlerin rgtlenmesinde gzkmektedir. ehir, Or tadouda, Batda olduu ekilde mstakil, siyas bir gce sahip, kendi kanunlarn karan ve zel mahkemeleri olan bir birim deildir.14 Aslnda, zerinde durduumuz bu yap etmeni toplumun farkllam olmasnn bir dier ekli, ba ta bahsettiimiz, toplumun dinsel etmene kurumlatnc bir rol tanmasnn bir baka boyutudur. Ele aldmz bu meselenin dier bir yn ise, slm toplumlannda tzel kiilie hibir zaman Romada tannd ka dar geni bir rgtlenme, meruiyet ve hareket serbestisi ta nnmam olmasdr.15 Tzel kiiliin gelimemi olmas, insanlarn toplum ha yatnda etrafnda toplanp kendi maksatlar iin byk bir serbestlikle kullanabilecekleri kurulularn olmay, dier taraftan dinsel bir rgtlenme ilkesinin zaten toplumun yap

13 Bkz. Reinhard Bendix, "Social Stratification and the Political Community" Class, Status and Power: Social Stratification in Com parative Perspective (New York, Free Press, Macmillan, 1966) s. 73-86, s. 78. 14 Bkz. M ax W eber, The City, s. 83. 15 Louis G ardet, La Cit M usulm ane: Via Sociale e t Politique (Paris, Vrin, 1954), s. 84.

74

unsurunda yer alm olmas, slm toplumlara ok zel bir ekil vermitir. Bir kere devletle fert arasndaki yaplar orta dan kalkmaktadr. kincisi, toplumsal seyyaliyet ok daha kolayca salanmaktadr. ncs, Batdaki bamsz e hirlerin medeniyetinde gelimi olan iyi ehirli (citizencitoyen) fikri slm toplumlarmda olduka farkl bir ekil al maktadr. Batda ikincil kurulularn yaratt tutumlar, alkanlklar, deerler slm toplumlannda yoktur. Bu ek siklikleri daha ayrntl olarak ele almaya alacam. Gerek Batnn burjuvas, gerekse Dounun eraf ve yan, iinde bulunduklar ehrin zelliklerinden eref ve zevk duyan kimselerdir. Fakat ehirlerini ykseltmekte, daha ile riye gtrmekte, yap farklan dolaysyla, kullandktan ara lar bambakadr. Batd gelir kayna, zengin burjuvalarn ehir halknn bir blmne koyduklan vergilerdir.16 Douda ehrin gelir kayna, vakflar ve hayrseverlerin yapt ilerdir. Batda burjuva, haklarn senyre kar yapt bir mcadelede elde etmi, bazen senyrlerin ordulanna kar km ve onlar yenmitir. Ona gre, hak alnr, veril mez.17 Fakat bu anlay Dou ehirlerinde hibir ekilde yok tur. Hak, meru olarak devletindir; Allahn banda bulun duu devletin tand paydr. Bunun tersini iddia eden kim seler, zaman zaman ortaya kmtr. slm ehirlerde is yanlar oktur. Fakat devletin dnda meru olarak siyasal g kayna olan gruplar bulunmad iin, mcadele sonu cunda elde edilen stnlkler bir "snf', "etat" veya "parleman"a maledilemez. Haklar, devletin otoritesini eraf olarak paylaan kimselere verilir.
16 Cambridge Economic HistorylU (1963), 201. 17 Bkz. Barrington More, Social Origins of Dictatorship and Dem ocracy (London, Penguin Press, 1967), s. 181; Franz Neum an, The Democratic and the Authoritarian State, s. 108; Cambridge Economic History of Europe (Cambridge, 1963) III, (1963) 199, 201.

75

kincil birimlerin toplum iindeki fonksiyonlarnn slm toplumlarda ok silik olarak grlmesi, ortaya bir problem karmaktadr. Devletle fert arasnda ikincil yaplar bir tam pon vazifesini gremeyince, ferdin bunlarn yerine geecek bir snak aramas gerekir. Batda ikincil yaplarn yerine getirdikleri bu koruma fonksiyonunu Douda bir taraftan ''mmet" yaps, dier taraftan "mmet" yapsna bal ola rak "tarikat" yaps grmektedir. Mslman lemin zelliklerinden birinin "mmeti" ya ps olduu bilinen bir gerektir. Hatt, Atatrk devrimleri, bazen Trkiyede mmeti yapy ortadan kaldrmak iin gi riilmi bir aba olarak deerlendirilir. Fakat "mmet"in bir yap ve davran tr olarak zellikleri ok karanlktr. Bu yolda yaplm olan ilk sosyolojik aratrma da ok baarl sa ylamaz.1 mmetin niteliini ve ideolojik muhtevasn belki 0 en iyi tahlil edenlerden biri Gardet olmutur.19 Ona gre: "slm leminde az da olsa yaam olup gemite ve ha lihazrda slmm kolektif hareketlerini izlemi olanlar iki hdise ile karlarlar. Her eyden nce Mslmanlar bir birlerine balayan kendi kendinin mevcudiyetinin ok kesin bir bilincine sahip olan ve onlan cemaat haline getiren bir ban mevcut olmas. Her Mslmanda, silik bir ekilde de olsa, bu cemaatin mevcudiyetinin ve yksek deerinin bilin cine rastlanr. Mslman pek cahil bir kimse olabilir. Pek "ilerici" bir kimse olabilir, hatt kendi geleneksel inanlarna kar pheci bir tavr taknabilir, buna ramen kendisini herhangi bir Mslmana ve btn Mslmanlara balayan bir ba olduu duygusu bundan dolay snm olmayacaktr. Gnmzde dorudan doruya din duygulardan en uzak

18 C. A. O. Von Niewenhuijz8, "The Ummah, an Analytial Approach* Studia Islamica 10 (1959), s. 5-22. ' 18 Gardet, La Cit Musulm ane, s. 193.

76

olanlar, mesel ehirsel merkezlerde oturan ve Marksizmin en ok etkiledii iiler bile Muhammedin cemaatine men sup olmaktan gurur duymaktadrlar." Bu cemaat hissi Bat Avrupadaki ikincil yaplarn yerene geen yapsal unsurdur. Kii, belirli bir kuruluun ayrcalk lar arasna saklanacana; cemaat iinde, birincil ilikilere benzer "dorudan" duygusal (affektif) balarn mevcudiyetin den destek bulur.20 Cemaatin yap unsurunu tekil eden ikinci deiken din deikenidir. Din, burada ikincil yaplar da tzel kiiliin fonksiyonunu yerine getirir. Din, snla cak, kendisinden kuvvet alnacak, meru toplum eyleminin yaplarn tanmlayacak olan, hem koruyucu zrh ve hem de "had"dr. Dinin hem genel "toplum klavuzu" rol, hem bilgisel fonksiyonu, Batdaki toplumlardan daha gelimitir. Batda burjuvalarn dind (secular) ideolojileri, karlarnn korun masn salayan myRoslan, eninde sonunda dinsel fikirlerle atr. Aydnlanma devrinin felsefesi bunun tipik bir meidir. Mslman toplumunda rakip ideolojiler hemen hemen yoktur. Hemen hemen diyorum, zira devletin korunmas ideolojisi bir dereceye kadar bamsz bir ideolojik kme ola rak alr.2 Bu ideolojik kmenin toplumsal yapsal daya 1
20 Duygusal burada Talcott Parsonsun sosyolojisinde kullanld teknik anlam da kullanyorum. Parsons'a gre toplumda kiinin tatmin edici bir am aca ulamas iki yoldan olabilir. Bunlardan birincisi tatminsizliin biyolojik ifadesi olan nrolojik dengesizlii zmek iin dorudan doruya ihtiyac tatmin etm ek, kincisi ise, baka bir st am a uruna bu tatminden vazgeip, onu bu am a ile ekillendirdikten sonra, bu st amalarn ynnde tatmin etm ek. Parsons bunlardan birincisine "duygusal", kincisine "duygusal bakmdan tarafsz" tutum diyor. Bkz. Talcott Parsons, The Social System s. 59. 21 Devlet fikrinin bu ksm zerklii iin bkz. Ervvin J. J. Rosenthal, Political Thought in M edieval slam: An Introductory Outline (Cambridge University Press), s. 113 v.d. ve H. A. R. Gibb, Constitutional Organization Law in the Middle East, Cilt I: Origin and Developm ent of Islamic Law (D er. Majid Khadduri and Herbert J. Liebesny (Washington D. C. The Middle East Inst., 1955) s. 3-27 ve bilhassa s. 20 v.d.
77

na, yukarda Ssnlerin tesiriyle olutuunu belirttiimiz brokrasi ve karlardr. Bir dier rakip ideoloji, dinin iin de olduu izlenimini yanl olarak veren sufliktir. Bu akm lar aada ele alacam. Dinin, bu ekilde, gerek slm toplumunun bir kurulu belgesi olarak, gerek mmet yapsnn iinden ileyii dolay syla, birok katta fonksiyonu vardr. Daha nce, genel olarak dinlerin hi olmazsa iki katta fonksiyonlar olduunu belirtmitik. slmiyette bu fonksi yonlar bir taraftan daha kapsaycdr, bir taraftan da toplu mun nisb farkllama azl, toplum katlarnn ok daha az belirgin olmas dolaysyla, stne parmak baslmas ok daha zor bir nitelik tamaktadr. slm toplumu, esas itibariyle, snrlan silik, katlan belirsiz yaygn (diffuse) bir toplumdur. Bunu Gardet, ayn zamanda ideolojilerin ve dinin nasl toplumun zelliklerini dorulayc ynde altklarn da gstererek, yle anlatyor: "Her mmin, mmin olarak ancak mmetin bir unsuru olduu derecede bir varla sahiptir. Bu dorudur, fakat her mmin mmetin iinde dahi herhangi bir dier mminle eit bir dzeyde kendi ahs zelliklerini muhafaza eder. Uzun zaman en resm dinbilimsel eitim olan Eari okulunun retisinin atomistik bir vesilecilii (okkazionalizmi) ileri sr dn grmtk. Bu anlayta yanyana, birbirinden ayn
ve baml durumda olan her eyin son kat olan atomlar her an Allah tarafndan yeniden yaratlmaktadr. Bu dnya g

r mmeti anlatan sembolik bir tasvir olarak deerlendiri lebilir. Kendilerini kapsayan, onlan masseden ve onlara de erlerini veren pay btnn, birbirinden ayr atomlan olan kiiler, her eye ramen kendi ahsiyetlerini kendilerine ba layan farkllklan muhafaza edip doruluyorlar.22
22 Gardet, La Cit s. 207.

78

ahenin daha somut ifadesiyle mmet bir tesant yara tcsdr. Fakat ibirlii yaratcs deildir.* Yapsal farkllamadaki eksiklik, uzun vadede bize slmm zelliklerini ok daha ak olarak anlatacaktr. slmiye tin bu kaypakl, yapsal snr siliklii zerinde imdiye ka dar kimse durmamtr. Msterikler bunu daha ok, imann ve ideolojinin oynad kapsayc role iaret ederek belirtmi lerdir. Burada gene sosyologlar yardmmza yetiiyor. Uzun vadede konunun zmnn bundan otuz yl kadar nce yazlan bir makalede bulunacan sanyorum. Eser, Paul Kirchoffun soplar hakknda bir denemesidir. Kirchoff yeryznde esas itibariyle iki sop tipi olduundan bahset mektedir. Bunlardan biri zamanla farkllama ve snflama ya yol aan trden, kincisi snflamaya yol amayan trden bir yapya sahiptir.23 ok muhtemeldir ki, Ortadounun bi yapsal kaypaklnn srr, zun vadede Kirchoffun gster dii ynde gidildii zaman bulunacaktr.24 Herhalde pratik te, slm toplumunda din, mmet yapsnn almalaryla girift olduu gibi, mmet de kiinin "gml" olduu esas ya p olduu iin, son derecede kapsayc fonksiyonlar yerine ge tirmektedir. Bu giriftlik kiilerin sosyal kimliini tanmla makta bile etkin olmaktadr. slmiyet yalnz bir din olarak deil, bir sosyal kimlik arac olarak da almaktadr. slm topluluklarnn kaypakl karsnda din, baka daha farkllam toplumlardaki ok eitli terbiyevi, yn ve rici rollerin yerini tutmaktadr. Bat toplumlannda toplum sal eylemi ekillendiren bu rollerin yerine slm toplumunun

(*} Bkz. Claude Cahen "The Body Politic", Unity and Variety in Mslim Civilization (Chicago. The University of. Chicago Press, 1955), s. 155. 23 Suzanne Keller, Beyond the Ruling Class: Strategic Elites in Modern Society (N ew York, Random House, 1963) s. 41. 24 Bir dier aratrma yn gsteren bir pasaj iin bkz. Claude L6vi-Strauss, Antropologie Structurale (Paris, Plon, 1958) s. 90. I '

79

sunduu, slm dininin kapsayc talimatlardr. mmet iyi yi emreder, kty yasaklar.25 Bylece, slm toplamlarda, Bat toplumlannda ok da ha nemli bir fonksiyonu olan "deerlerin yerine "normlar" gemektedir. Kiisel plnda tercihler daha azdr. nsanlar, Riessmanm ifadesiyle26 "da doru" dnktr. Ne yapmala r gerektiini, kendi vicdanlanyla yaptklar bir muhasebe den ok, toplum normlarnda ararlar. Bu psikolojinin Trki ye iin gnmzde geerli olduunu, son yllarda yaplan iki ayn alma gstermitir. Bunlardan biri, Korede esir den Trk askerlerinin davrann eletiren raporlardr. Bu ra porlardan anlaldna-gre, Trkler bir grup halini muha faza ettikleri ve hiyerarik yaplann sakladklan derecede, esir kamplarndaki hayat dier milletlerden daha kolaylkla kaldrmaktadrlar. Fakat hiyerarik yaps kaybolunca, dier milletlerden daha dank olmakta, daha kolayca beyin yka masna tbi tutulabilmektedirler. Dier taraftan, idem Katbamn Bursada yapt bir aratrmada, toplumsal normlara balln Trk toplumunda dier toplumlara gre ne kadar daha nemli olduunu gstermitir. Kltr zelliklerinin topluma mal edilmesi mekanizmas nn kiiliin ortaya kmas sreciyle bantl olduunu gr mtk. slmiyetin bahis konusu ettiimiz srelerini byle bir inceleme ortamnn iine yerletirmek bize, slm kltr mekanizmasnn btnn ve bilhassa ideolojik ynlerini daha iyi anlataca oranda yararl olacaktr. Daha nce gr dklerimiz, slm toplumlarda kiinin kendisine bir kiilik imal etme srecinde din etkisinin Batdakine gre, ok daha fazla olduunu dndrmektedir. Az farkllam slm
25 Garde, La Cit, s. 199. 26 Bkz. David Riessman, Nathan G lazer, Reval Denney, The Lonely Crowd (New York, Doubleday nchor Books, 1953), " D e e rle "Norm arasndaki farklar iin bkz. Ullman, Socioculural Foundations, s. 2 12 v.d.

80

topluluklar gibi kaypak bir yapya sahip olan bir ortamda byyen ocuk, herhalde byme buhranlarn tipik Batl ocuun zd ekilde zmeyecektir. Bunun Trkiye iin byle olduunu gsteren ok belirgin iaretler vardr. 1959da 11 milletin 6-14 yalan arasndaki ocuklar zerin de yaplm bir aratrmada sorulan, "siz nesiniz?" (What are you?) sorusuna Trk ocuklar, verdikleri cevaplarda dinsel bir nitelik zikretmekte Lbnandan sonra, batan ikinci geli yorlard.27 Bunun bir rastlant olmasna imkn yoktur ve ilk elde, slm kltrn hangi yollarla ocuklar bu derece s lmlatrdn aramak gerekir. Bu konuda, ampirik al malar \olmad iin varsaymlar ileri srmemiz gerekecektir. Daha nce E. Eriksonun kimlik gelitirmede bize nemli bir model temin ettiini grmtk. Varsaymlanmza bir ere ve verebilmek iin meseleyi Erikson modeli asndan ele al maya alacaz. Hatrlayacamz zere, Erikson, insann hayatn ard ardna rastlanan ve zlmesi gereken bunalmlar olarak ta nmlamt. Eriksonun bahsettii bunalmlarn olumlu bir ekilde zlmesi, kiinin, btn i sorunlann zm olarak toplu mun karsna kmasn salar. Bunlarn tmii sekiz buna lmdr. Bir ksm en kk yalarda ortaya kmakta, bazlan da ergenlik anda veya daha sonra belirmektedir. nsa nn bu sorunlan zmeye alma abas btn hayat boyun ca devam eden bir sretir. Fakat bunlar en nemli bir hayat meselesi tekil ettikleri yalarda zlmezlerse, hayatn da ha sonraki, safhalannda daha zor zlrler. Birinci sorun, ocuun, doumundan balayarak hayat gvenle karlama27 VVallace E. Lambert ve Otto Klineberg, Children's Views of Foreign Peoples: A Cross-Nationai Study (N ew York, Appleton-Century Crofts, 1967) s. 93. Lbnan'dan baka slm devletler snr iinde kalm lkeler etde dahil edilmemitir.

81

sidir. ocuk kendisine tamamen yabanc olan, hangi taraf tan ne zaman, nasl bir etki geleceini bilmedii bir dnyaya doar. Bu ortamda, kendisine, dnyadaki olaylarn belirli bir dzen iinde cereyan ettii ve nceden kestirilebilir bir b tn olduunun anlatlmas, annesi ve babasyla olan etkilei min bir sonucudur. efkat, gven, dzen; bunlar ocuu "dnyaya bakabilir" hale getirir. Anne ve babalar yalnz ya sak veya mkfatlarla ocua yn vermekle yetinmemelidir ler, ayn zamanda ocuk iin anlaml bir faaliyet iinde ol duklarn "kaslarna ileyen bir kesinlikle ocua anlatabilmelidirler."28 kinci sorurr7 ocuun utan ve phe hislerinden uzak tutulmasdr. Etrafndaki lemle bir etkileim kurmu olan ocuk, baz hareketlerinin utanlacak eyler olduunu ok sert bir ekilde alglarsa etrafndaki dnya ile bu alveriini kesecektir. Kendisine semeye balad ynleri ortadan kal dracak, kendi yapt hareketlerin doruluk ve yanllkla rndan baka bir ey dnmeyecektir. Etrafndaki dnya phe edilmesi gereken eylemlerle dolu bir dnya olarak g zkecektir. nc sorun, ocuun girikenliinin gelimesidir. Ken di vcudunu kullanmasn renmi olan ocuk, bunun eit li "deneylerini" yapacaktr. Bir taraftan krp dkecek, dier taraftan kendi biyolojik bnyesinin muhtelif ynlerini arat-, racaktr. Cinsel deneylere giriecektir. Bu safhadaki "deney lerinin" n kesilirse girikenlii bir sululuk duygusuna d necektir. Drdnc sorun, ocuun yava yava etrafndaki mede niyetin teknolojik ynlerini anlamaya balamas ve alma yoluyla, renme yoluyla bunlan kendine maletmeye al masdr.
28 Erikson, Childhood, s. 241.

82

Bu sorunlarn halledilmesi ile ergenlik ama gelmi bu lunuyoruz. Bu ada zlmesi gereken en nemli problem identite-kimlik problemidir. O zamana kadar "ocuk" saylan kimselerin artk "ocuk" olmamas gerekmektedir. Bunun iin de "byk"lerin lemine nasl bir kiilikle gireceini ta yin etmesi gerekir. Okul ve oyun zaman gelmi, toplum ya plaryla kendisini btnletirme zaman gelmitir. Bir i, bir meslek seecek, toplumun katlar arasnda yolunu bulacakr. Bu devre, ayn zamanda "erkek"liin veya "kadn"ln nasl bir kiilik yapsyla topluma takdim edileceinin zl mesi \gerektii zamandr. Bir kelime ile, kii, kiiliinin ne den ibaret olduu noktasnda bir karar verecektir. Bunun baar ile zlmesi genellikle sandmzdan ok daha zor dur. Tehlikelerden biri, birka kimlik arasnda kalan birinin, bunlardan hangisinin gerek kimlii olduu zerinde bir ka rara varamamasdr. Kimlik sorunlarnn zlmesi zor oldu u iin, genler genellikle kendilerine bir kimlik salayan ko lektif toplum hareketlerinde erimeyi denerler. Baka bir zmde, fazla dnmeyi icap ettirmeyen doktrin ve ideoloji lere sarlrlar. Byn zmek zorunda kald bunalm kalyor: Bunlardan birincisi, etrafndaki insanlarla ne gibi balarn kurulaca konusudur. Teekkl etmi olan "ego"nun "ba kasyla karlamas. Bu sorun zlmezse sonu yalnzlk (isolation) ve bakalarnn insann yalnzlna halel getire cek, gvenliini tehlikeye sokacak dmanlar saylmasdr. kinci bunalm, toplum iinde bir "eser" verebilme, yaratc bir insan olmaktr. Son bunalm insann btn bu bunalm lardan sonra kendisini toplumun yzeyinde tutacak bir ego btnne sahip olup olmad, dnya ile alveriini dzenle yecek i dzene kavuup kavumaddr. Btn toplumlarda benzerleri bulunan bunalmlarn zmleri her toplumda baka ekiller alr. Toplumsal yap ve
83

kltr bu zm arelerine ekil verir. Kiiye deiik imkn lar salar. slm yapnn bu bunalmlar bakmndan bir etki yapt n kesin olarak syleyebiliriz. Konuyu bu adan ele alp, Eriksonun modelini daha nce slm yaplar hakknda sy lediklerimizle birletirerek aada birka varsaym ortaya karmaya alacaz. ocukluun birinci bunalm bakmndan slm toplumlarla Bat Avrupa toplumu arasnda ok byk farkllk ol mamas muhtemeldir. Her iki toplumda da otoriter baba ay n genel artlar yaratmaktadr. Yalnz, erkek ocuun belki burada gven bakmndan ayrcalkl bir durumda olduunu syleyebiliriz. Utan ve phe duygularna gelince, burada nemli bir farkn ortaya kmas muhtemeldir. slm toplumu, biraz m ce grdmz zere, bir normlar toplumudur. Bu normlar ise, ahsta (utanc) ok zel ekilde ortaya karr. Burada, "utan" insann kendi yaptklarndan utanmas deil, toplu mun beenmedii bir hareketi yapm olmas dolaysyla top lumun gazabna urayaca korkusu eklinde belirir. Bunun slm bir grnts olan "Takiyye" (kendini saknma) re tisini yargm kantlamak iin ileri srmek istiyorum. slm inanlardan biri, insan, bask ile kar karya kald zaman, kendi inanlarn saklayabilmek iin baskya uymasnda bir saknca olmad kansdr. Bu zellii Nikki Keddie yle ifade etmitir: "Modern bilimadamlar, zaman zaman, gerein zne ilikin ve gerein toplum iinde yaylmas gereine kar Ortaa slm toplumunda grlen tutumla, bu gnk Bat toplumunun tutumu arasnda ok nemli farklar olduunu belirtmilerdir. Ortodoks veya heterodoks olsun muhtelif okullara mensup Mslman d
84

nrleri, toplumun, zorunlu olarak gerein tmn anlayan bir sekinler tabakas ile bu hakikati anla maktan ciz bir ounlua blndn sanyorlard. Bunlar iin, gerei renmek faydadan ok zarar geti rebilirdi. Bu gibi temel kavramlardan hareket eden aydmlar veya mezhep nderleri, kamunun karsna ger ekte inandklarndan bambaka inanlarla kmaktan ekinmemilerdir. Zira, gerek inanlarnn iln edilme si ounluun kafasn kartracak ve inanlar heterodoks ise, onlann kovuturulmasma yol aacaktr."29
. \ ' 1 ,

nsann kendi z inanlarn saklayabilecei, onlar a a vurmamas gerektii, bunun tehlikeli bir i olduu, lke mizde, her politikacnn bildii gibi, hl geerli bir dnce tarzdr. Sz konusu ettiimiz safhada, nemli bir olay "zdeletirme"dir (identification). ocuun, toplumun normlarn al glamakta kulland mekanizmalardan biri, ok saygs veya sevgisi olan birini rnek seip onun gibi hareket etmek iste mesidir. ou zaman bu rnek kii, baba veya bir dier akra badr. slm toplumlannda babann abdest almas,ie "bis millah" ile balamas ve gnlk yaantlan ile iie gemi olan dier dinsel davranlar, Mslmanca bir hayat yaa mann aynlmaz paralan olduklan lde, ocuu ayn ekil de hareket etmeye itecektir. ocuk, slm hayatn gerekleri hakknda bilgilerinin byk bir ksmn bu zdeletirme mekanizmasndan alacaktr.30
29 Bkz. N. R. Keddie, "Symbol and Sincerity in slam", Studia Islamica 19 (1963) s. 27-63, burada s. 27. 30 Bkz. Erwin Singer, "Identity v.s. Identification", Review of,Existential Psychology and Psychiatry V (Spring 1965), s. 160-175, burada s. 162 ve Urie Bronfenbrenner, "Freudian Theories of Identification and Their Derivatives", Child Development 3 (M arch 1969), s. 22-40, Ullman, Sociocultural Foundations of Personality, s. 232-2 5 7. ,

85

Yahya Kemal, zdeletirme srecinin Trk slm toplumunda nasl altnn bize gzel bir tasvirini vermitir: "Ezansz ve minaresiz semtlerde byyen, oynayan Trk ocuklar milliyetlerinden tam bir derecede nasip alabiliyorlar m? O semtlerde ki, minare grlmez, ezanlar iitilmez, Ramazan gnleri hissedilmez, ocuk lar Mslmanln ocukluk ryasn nasl grrler? te bu rya, ocukluk dediimiz bu Mslman r yasdr ki, bizi, henz bir millet halinde tutuyor. Bu gnk Trk babalar havas ve topra Mslmanlk ryas ile dolu semtlerde dodular, doarken kulaklar na ezan okundu, evlerinin odalarnda namaza durmu ihtiyar -nineler grdler, mbarek gnlerin akamlan bir minderin kesinden okunan Kuramn sesini iitti ler. Bir raf zerinde duran Kitabullah indirdiler, k ck elleri ile atlar, glya gibi bir ruh olan san sahifel erini kokladlar. lk ders olarak besmeleyi ren diler. Kandil gnlerinin kandilleri yanarken, Ramazaflann bayramlann toplan atlrken sevindiler."3 1 Aziz Nesin de dinsel duygularn ocukluunda nasl bir zdeletirme sreci sonunda alm olduunu ok ak olarak anlatyor.32 ocuun toplumun deerlerini alrken bunlan beendii kimselerden almasna zdeletirme demitik, buna olumlu zdeletirme de denebilir. Olumlu zdeletirmenin yan ba nda psikologlarn kulland bir dier tabir, "olumsuz zdeletirmedir. Bu da, bir grubun olumsuz bir tavr taknd deerlerinin alnmas ile ilgilidir. Olumsuz olan bu deer
31 Yahya Kemal, "Ezansz Semtler", ittihat, 2 Nisan 1938; s. 5'ten naklen. 32 Aziz Nesin,' Byle Gelmi Byle Gitmez, Passim.

86

lerin olumsuzluu, kiilie yle maledilir: Baz kimseler veya gruplar o olumsuz deerleri tayan gruplar olarak tanmlanr ve ocuk nlan bu olumsuzluun sembol olarak hatrlar. Osmanl mparatorluunda, yukarda zerinde durduu muz eitli nedenlerden dolay, memur, kapkulu krsal'top luluklarn bir olumsuz zdeletirme noktasdr. Bunun as lnda dinle ilgisi yoktur, fakat modern zamanlarda byle bir iliki ortaya kmtr. O da ttihat ve Terakki ile gelen "g vur memur ve subay imajna balanabilir. Daha sonralar, tek parti devrinde devlet temsilcilerinin krsal topluluklara olan uzakl, bata dinsel olmayan bu ayrln dinsel bir kisveye girdikten sonra daha da kuvvetlenmesini salad. Kiiliin gelime katlan bakmndan konu slm bir er eve iinde ele alnd zaman, girikenliin gelimesi bunal mn artlyacak zel bir slm etki olduu da phelidir. ocuun, etrafndaki medeniyetin teknolojik ynlerini ke fetmesi sorununa gelince, slmda teknolojinin dinle birlikte yrtlmesi ocuun karsna dini bir daha karmaktadr. Bilhassa esnafa rak olan bir ocuun meslek hareketleri nin ounda slm bir anlam olacaktr. slmi etkilerin en ok grld yerlerden biri, eitim dir. Eitimin amac ocuu iyi bir Mslman olarak yetitir mek olduu derecede din yaps bir daha dorulanacaktr. Dier taraftan eitimin doktriner nitelii otorite yapsn pe kitiriri bir ynde alt derecede, slmn otoriteye daya nan ynn kuvvetlendirecektir. Bizim iin en nemli olan nokta, identite-kimlik krizinin slmi bir toplumda nasl halledileceidir. Burada, Gazzaliden33 Ziya Gkalpe34 kadar birok tannm slm simala-

33 G azzali iin bkz. W . Montgomery Watt, The Faith an d Practice of A-KhazH (London, Ailen and Unwin, 1953), s. 11. 34 Uriel Heyd, Foundations ofTurkish Nationalism (London, Luzac, 1949) s. 25.

87

rmn geirmi olduklar ergenlik bunalmlarndan konunun slm toplumu iinde de zlmesi gereken nemli bir aama olduunu anlyoruz. Genellikle bu bunalmlarn ald ekil bir "iman tazeleme" bunalmdr. Daha nce zerinde durdu umuz slm toplumunun "ideolojik" nitelikleri bakmndan bunu kolaylkla anlayabiliriz. Bir taraftan slm, bir hayat tarz olduu derecede ocuun kimlik sorununun zlmesi ne yardm etmitir. ocuun lks, etrafndakilere benzer, onlar gibi inanl ve onlar gibi zamann geiren iyi bir Ms lman olmaktr. Dier taraftan, ergenlik ana varm gen iin toplumla btnlemek sorunu, slm inanc hangi kalplar ile kabul edecei konusuna indirgenmitir. nceleri kendisine reti len olduka basit, tmc slm inancn, aslnda, ok apra k meseleler ortaya kardn anlad anda, bu sorun rtaya kmaktadr. Kimlik bunalmn zemeyenler, selme ti, slmyetin kendisine salad, alternatif imknlarda ya ni, gene din gruplarda, tarikatlarda veya onlara benzer din sel topluluklarda arayacaktr. Bakalar ile olan ilikilerindeki sorunu zmeye gelince, burada mmet yapsnn ok etkili olmas muhtemeldir. s lm toplumunda tesbit edilen insanlar aras birincil ve duy gusal ilikilerin nemi, mmet yapsndan gelen emirlerle desteklenir. Konukseverlik, e dostla iyi geinme, dinsel bay ramlarda bakalarnn yaptklar ktlkleri balama, sert ilikiler kurmamaya almak, btn bunlar, slm inancn tam anlamyla ideolojik ynn oluturan mmet hissinin telkin ettii hareketlerdir: "Ve dahi ol resul ettikim ya ukbe hibir kimsenin ima n doru olmaz ta dili doru olmaynca, dedi. Pes ol kiiler kim dilini zaptetmeyp salma koyuverdi, onun ne dini kalr ne ahireti kalr, hep harab olur, gider. Zi88

ra, onun dilinden Mslmanlar incinir. Hususa kimkonu komu incinmesi ola. Zira, bu komu incitmek ulu gnahtr. Hakteal Resulne smarlad, mmetine eyit ya Muhammed! Komular ile ho dirilsinler dedi ve komularna ho ikram eylesnler dedi."35 slm toplumunun "yaratc" olma orunun a etkisi, bu toplumun geleneksel bir ktisad yapya sahip olmasna ok baldr. ehirlerde hakik bir kapitalizme geilemeyi, imaltta snrl bir arzn bulunmas ve bunun beraberinde getirdii hisbe36 gr, insanlarn meslek hayatlarnda ge niliine deil derinliine aba sarfetmeleri ile sonulanr. Bir insann yaratcl, iinde alt kurumun bykl n arttrmakla deil, yirmi yl alt bir cildin tezyina tnda belli olur. slm toplumunda yaratc olmann bir dier yolu da ga zadr. te bu sahada geniliine yaratc olmak mmkndr. slm leminin snrlarn geniletmek, talanla zenginlikleri ni arttrmak: Bu tip faaliyet, insana, hem Allahn yolunda yrmenin vicdan ferahln balayacak ve hem de yery znde kendisine madd bir karlk salayacaktr. Bylece, gazi olmak slm toplumlarmda batan itibaren heves edilen bir aamadr. Gerek kiiyi toplumun dar ktisad erevele rinden karmas, gerek stn bir slm baan temsil etme si bakmndan slm toplumda yaratc olmann en baarl ekli gazi olmaktr.37 Kahramanlk menkibelerinin halkmz arasnda bugnk yaygnl gaziliin hem slmiyetin ilk

35 Erefolu Abdullah, Mzekk-n-nfusdan, M ehm ed Ali Ayn, Trk Ahlklar (stanbul, 1939) s. 65. Bunun M aniheizm e giden kkleri iin bkz. W . Barthold Fuad Kprl, slm M edeniyeti Tarihi (Ankara, Trk Tarih Kurumu, 1963), s. 89 v.d. ' 36 Bkz. Hisba, E. /. 37 Bkz. Khzi E. /., (2. Bas.) II,,1043 ve Ghazw, Ibid., II, 1055.

89

asrlarnda ve hem de Osmanl toplumunun kuruluundan sonraki nemini yanstmaktadr. slmiyette kiisel bunalmlarn herbirinin zlmesi, in sann yalnz toplumla olan ilikilerini dzenlemesini deil ayn zamanda ilh varlklarla olan ilikilerini de bir dzene koymasn salar. Btn bunlar olurken, kii ayn zamanda mmete lyk bir kimse olduunu.da gstermitir. slmiyetin bu zelliinden szeden kiilerin38 "slmiyette mhim olan ortodoksi deil, ortopraksidir (doru hareket)" sznden kastlar budur. Toplumun ortaya koyduu yap ile btnle mek, kendiliinden, ayn anda bir din baar kazanmak an lamn almaktadr. Baar ile~ilgili nemli bir nokta, bunun genellikle kolek tif baan olarak kavramlatrld ve bu artlar altnda or taya ktdr. Kahramanlar bile, mmetten ayrlmadklar iin kahraman olabiliyorlar. slmiyet tarihinde bunun byle olmu olduunu gsteren nemli iaretler de vardr. slmm drdnc, beinci ve altnc asrlarndaki "Rnesans"39 baz bilimadamlannca bu kolektif alma ekillerinin o srada ok iyi bir ekilde ilemi olmasna balanr. Bugn slm toplumlarda fertilie kar taknlan tavr, ok derin katlar da yaamaya devam etmektedir. Cemal Abdlnasrn slm sosyalizminin kkleri burada aranmaldr.40 Ksaca din, slm toplumlannda bir toplum normu d zenleyicisi olarak iledii derecede kiiliin oluumunda da nemli bir rol oynamakta, Batya nisbette birok ilve kat larda ek ideolojik fonksiyonlar grmektedir.

38 G. E. von Grnebaum , M odern slam : The Search for Cultural Identity, (Berkeley ve Los Angeles, University of California Press, 1962), s. 43. 39 Bkz. Gibb, "An Interpretation" s. 18. 40 Bunun byle olduunun Nsr tarafndan ifadesi iin bkz. Leonard Binder, The Ideological Revolution in the Middle East (New York, London, Sydney, John VVley, 1964), s. 222-223.

90

Gaz
Max Weber, slm dininin bir st tabaka iin talan imknla r veren bir yap olduunu iddia etmitir. slmiyetin ama larn bylece tanmlamak meseleyi belki de biraz fazla ba sitletirmektir. Fakat herhalde cihad slmiyetin bandan beri slm toplumunun nemli bir ynn tekil etmitir. s lmiyet uruna savamak, slm toplumlarda ok yksek saylan deerler arasnda bata gelmektedir. Bunun bir y n, muhtemelen kabile iinde, ktisad kaynaklarn geim salayacak dzeyde olmamasdr. Ghazw, gazmn kk, Arap kabilelerinin mahall talan faaliyetlerine verilen addr. Gazi, bu bakmdan bir kabile ge im vastasn slm devleti kurulduktan birka yzyl sonra srdrm olan bir kimsedir. Osmanl mparatorluu, bil hassa bu gibi, harpten baka bir gei vastas olmayan as ker kmelerinin akllca kullanlmasndan doan bir yap dr.4 Wittekin belirttii gibi kurulu devrinde Osmanl sl1 mrim her yn gaz ideolojisi ile girift bir haldedir. Seyit Battal Gazi, bylece Araplardan Trklere intikal eden bir kahraman haline gelmitir. Mehmet Kaplanm gstermi olduu gibi,42 Osmanl m paratorluunun kuruluu srasnda halk arasnda rabette olan kii Alp tipidir. Bunun Ak Paadaki dorulamasn da bulmak mmkndr.

41 VVittek, The Rise o f the Ottom an Empire (London, 1938), Passim. 42 Bkz. Mehm et Kaplan, "ki Destan ve iki nsan Tipi", . .E .F .T .D .E .D ., IV, (1950-1952), s. 399-41 7 . , M ehmet Kaplan, her ne kadar daha sonra Alp tipinin nemini kaybettiinden bahsediyorsa da bunun st tabakalar iin geerli olduunu sylyor. Byk ihtimalle; ve bugn bildiklerimizden, halkn alt tabakalarnda bu byle olmamtr.

91

"Kii Alp olmakla let gerek

Evvetli ol kim ola muhkem yrek" 43

ve Alpliin esas noktasn belirten kl hakkndaki u drt ls:


"Oldur Alpn altunu ve incisi Kl zere and ann iin iilr Pes Kltr ulu let Alplara Kl iin mal verirler Alplara" 44

Hac Hseyin olu Ebulfadl Musa , Mnebbih-r-Rakidininde meseleyi, hibir pheye mahl brakmayacak ekil de aklyor: "El her eyden evvel kl sallamak, ok atmak ve omak urmak ve ne kadar harb letleri varsa onlar ele ala rak kullanmak iin yaratlmtr."45 Bugnk Trkiyenin alt katnda gaz ideolojisinin nemi ni muhafaza ettiini basit bir misalle anlatmak mmkndr. 1969 yl Ocak aynda Beyazt Camii avlusunda kitap sa tan iportaclardan birinden en ok satt 4 eser istendii zaman verdii kitapklar unlard: Mzrakl lmihal, Seyit Battal Gazi, Eb Mslim Horasani ve Kan Kalesi. 1969 yl k aylarnda Tercman gazetesinde kan iki romann ad Battal Gazinin Olu ve Eb Mslim Horasani idi. Sovyet Rusyada, 1950ye kadar Azerbaycan okullarnda Dede Korkut hikyeleri okutulurken, 1951de "yamac harplerin" ve "pan Trkist milliyetiliin" dnya grn devam ettiren bir eser olduunun ilh edilmesi ve yasak edilmesi gaznn ideolojik fonksiyonunun ne kadar sreli

43 Mehm ed Ali Ayn, Trk Ahlklar, (stanbul, 1939), s. 16. 44 Ibid., s. 18. ' 45 Ibid., s. 48. . '

'

92

olduunu ve hangi eserlerle srdrldn ok ak bir e kilde gsteriyor.46 , slmiyetin btn zelliklerini, yani: a) Toplumun genel hatlarn tanmlayc, b) Talimat ve yn verici (normatif), c) deolojik ve kltrel anlamlar topluma maledici, d) Kiinin korunmasn salayc, e) kincil yaplarn yokluunda toplumsal seyyaliyet sa layc fonksiyonlarnn nasl elde edildiini, tarikatlarn oy nadklar rolde grebiliriz. Bu itibarla tarikatlarn slm toplumsal yapda ne kadar anlaml bir rolleri olduu da an lalabilir. Daha' nce belirtildii gibi, slm toplumundan syrlabilmenin bir tek yolu vardr: O da alternatif bir slm toplum kurmaktr. Suflik, bunun yollarndan biri olmutur. Bunu Trklerin slm medeniyeti zerindeki etkilerinden nceki ve sonraki ekilleri iin de syleyebiliriz: Suflik alternatif bir slm alemi olarak resm slmn "negatifi olarak onunla yanyana ve iie yaamtr.47 slmn bir toplum yaps olarak zelliklerini beenme yenlerin bir alternatif olarak suflii kullanmalar ilk defa bir mill duygu meselesi dolaysyla ortaya kmtr. slm Araplm stnl olarak kabul eden sonradan slma geme milletler, slmiyetin bu gediini bir protesto olarak
46 Bkz. Barthold-Kprl, slm Medeniyeti, s. 205. 47 Trklerden nceki ekiller iin bkz. Gibb ve Bovven, Islamic Society and the West, cilt, i: Islamic Society in the Eighteenth C e n tu ry ,Bl. II, s. 71 v.d. sonraki ekiller iin bkz. Bektashiyya, Encyclcpaedia of slam, I, (2) 1161-62; "Ghazi" E. I. II (2), 1043; "Djihad", E. I. II (2) 538; F. Babinger, "Der slam in Kleinasieri", Zeitschrift der Deutschen Morgenlandischen Gesellschaft 76 (1922), 126-152; ' H. J. Kissling, "The Role of the Dervish Orders in the Ottoman Empire", in Studies in slamic Cultural History der. G. E. von Grnebaum, American Anthropologist M em oir No. 7 6 (1954); K. Birge, The Bektashi O rder of Dervishes (London, 1937); Gibb ve Bovven, Islamic Society Cilt i, ksm II, s. 179-206.

93

kullanmlardr.48 slm rana geldii zaman, idareciler bir dereceye kadar slmm Araplarn stnln salayan bir yap (Construct) olarak almasn kabul etmiler fakat alt tabakalar slmm bu anlayna kar tepki gstermilerdir. Bu tepkileri, iiliin ar ekillerini veya Haricilii kabul et melerinde gzkmtr.

Tarikatlar
Bylece slmiyet yayldka onun muhtelif ekillerine tama men uymayanlar bu uyumsuzluklarnn cevabn ortodoks s lm dnda kiinin ve gruplarn yorumuna ak olan gizem cilikte (mistisizm) ve onun rgtlenmi ekli olan Suflikte bulmulardr. slmn kendi iinde karlat ilk nemli bakaldrma, "Karmat'lerin isyan, bylece dinsel bir gr nle ortaya kmtr. Sufliin kendi iinde kurumlamas ise tarikatlarn kurulmasna yol amtr. Orta Asya Trkleri slmiyete getikleri sralarda slmiyetin, kendi gebe yaplarna uymayan zelliklerini ko layca kabul etmediler. Bilhassa kadm-erkek ayrl, arap yasa gibi normlar kendilerince kolay benimsenmedi.49 Orta Asyadan amanlkla kank gelen inanlara en yakn "suflik"t.50 slmiyetle geleneksel Trk yaps arasndaki bu uyumsuzluk, Trkler ehirlere yerletikten sonra kurumla m bir ekil ald. Bir taraftan ehirdeki sekinler slm ol duu gibi kabul ederken, ehir medeniyetinin dnda kalan Trkmen airetleri ve bir dereceye kadar sekinlerden olma yanlar slmm heterodoks, suf eklini tercih ettiler.
48 Bu blmde suflik ve tarikatlar hakkndaki bilgiler G ibb'e dayanm aktadr. Bkz. Islamic Society a n d the West, 1,11, s. 71 v.d. 49 Bkz. Barthold-Kprl, slm M edeniyeti..., s. 1 8 7 ,1 9 2 . 50 Bkz. Fuat Kprl, InHuence du C ham anism e turco-mongol sur les orders mystiques m usulm ans (stanbul, 1929). '

94

Osmanl mparatorluunun kurulu devirleri, slmm heterodoks eklini kabul edenlerle snn slm her tarafta hkmran klmak isteyenler arasndaki ekimelerin tarihi dir bir bakma. Ahmet Refik, bize vermi olduu vesikalarla bu ekimenin daha sonra da devam etmi olduunu gster mitir.5 1 Daha nce slm leminde olduu gibi, Osmanl mparatorluunda da zamanla suflik kurumlat. mparatorluun kuruluundan sonra geei yllar, slmn bu iki grnts nn, snn slmiyetin ve kurumlam sufliin bir mtare ke yaptklar devirdir. Bylece Osmanl mparatorluunda her iki kurum, birbiri ile girift olarak, toplum zerinde etkili olmutur. Bir taraftan resm dini yayanlar slmn snn g' \ rntsn daha ince bir ekle getirirken, dier taraftan top lumun muhtelif katlarndaki kurulularn tarikatlarla iliki leri resm bir ekil almtr. Yenieriler, esnaf kurulular, belirli tarikatlara baldr. Dier taraftan tarikatlar resm kurulularla bir balant saladklar oranda bir sosyal seyyaliyet kanal fonksiyonu grmlerdir. ki kurum arasnda ibirlii, ikisinin de meru devlet me kanizmasnn bir paras olarak i grmesinde belirdi. Devle tin din ve kltrn halk kltrne balayan bu a, Gibbe gre imparatorluun en nemli yapsal pekitiricisi olmu tur. Bylece bir zamanlar devlet dnda rgtlenmelerinden korkulan esnaf teekklleri gibi teekkller de devlet yaps nn iine girmitir. Burada dikkate deer nokta, dinsel bir kuruluun zerinde kontrol kurmak yolu ile devlet dnda yapsal nitelik kazanmaya eilimli unsurlarn bylece kont rol altna alnm olmalaryd. imdiye kadar mezheplerin toplumsal yap yerine geen
.

51 Ahmet Refik, On Altnc Asrda Rafzlik ve Bektalik (stanbul, Ahmet Halit, 1932).

95

zelliklerini, devlet d akmlarn ekillendirilmesi asn dan ele almtk. Bunun yannda tarikatlarn en aa ek fonksiyonu olmutur: Tarikatlar bir eitim merkezi olarak resm ulemann verdikleri dnya grnden farkl bir gr n salanmasn mmkn klmlardr. Basit halk tabaka larnn meraya ve kapkullarma kar direnmelerini sala mlar ve toplumsal seyyaliyete set ekildii zaman, bunu salayc bir rol oynamlardr. Tarikatlarn, resm ulemann kuru, doru yoldan ayrl mayan, kl krk yararak sonulara varan retilerinden ay rldklar, onlara cazip ekiller verdikleri bilinen bir zellik tir. Edebiyat, sanat, gizemcilik, bedii ihtiyalarn byk bir ksm tarikatlar tarafndan karlanmtr. Bilim, dnyann almalarna kar ilgi, insan ileri hakknda merak, bu merkezlerde beslenmitir. Bu eilimlerin geliememesini, daha-ok Ulemay rusumn bu gibi faaliyetlere zaman za man ynelttikleri eletirilere ve kontrole alma faaliyetlerine balayabiliriz. . Bilhassa halk arasnda tarikat yapsyla birlikte dinsel kltre paralel olan heterodoks bir kltr gelimitir. Halk arasnda Osmanl devlet snfnn ranllam edebiyatnn yerine lhiler rabet bulmu,Yunus Emre ona en yakn ya zar tipi olmutur.52 Bu arada, Kprl halk edebiyatndaki heterodoks etki lerin belirli bir dnya grn devam ettirecek bir ideoloji olarak nasl altn, Yesev ile ilgili anlatlarnda gster mitir. "Bugn Dvn- Hikmet nshalarndaki manzumeler den hibiri Ahmet Yesevye ait olmasa bile, uras muhakkaktir ki, bu byk suf, halk edebiyat ekilleri ile
52 Bkz. A. Glpnarl, Yunus Em re (stanbul, 1936). -

96

Trke hikmefler yazm ve ondan sonra, yesev airle ri arasnda bu yolda manzumeler yazmak mukaddes bir anane olmutur. Bu bakmdan, yesevye ait olma makla beraber, tabii, dil bakmndan deil, fakat ekil ve ruh itibariyle, onlarn asl Yesevye ait olanlardan farksz olacana hkmedebiliriz; nk Yesev muak kiplerinin, ondan asrlarca sonra bile, ayn ekil ve edda, ayn ruh ile ayn tarzda hikmetler yazdn, ta rihi ve edeb vesikalar syesinde, kati olarak biliyo ruz. Esasen bunu yalnz Yesev muakkiplerine has bir ey sanmamaldr. Umumiyetle, sufiyane halk edebi yatnda bu "deimezlik" asrlarca devam etmitir."53 Halk edebiyatna kar resm evrelerin gsterdii istina, muhtemelen bunun beraberinde belki gene bir ayrlma eili mi getirecei phesine dayanmtr. Fakat aslnda brokra tik st tabakalarn tutumu ve resm kltrle halk kltr arasnda bir uurum yaratmalar, pek tabi ki bu eilimi azaltacana arttrmtr. Bunun en ilgin taraf devlet adamlarnn kendilerinin de zaman zaman tarikatlara men sup olmalardr. Anadoluda revata olan evliyalara tapma, bylece suflikle birleti ve sokaktaki adamn, Anadolunun, kltr ha line geldi. Bu inancn nemli zelliklerinden biri dnya ni metlerinden uzak kalma ideolojisiydi. Tarikatlarn olduka otoriter, kendini eyhin manev n fuzuna teslim etme eklinde beliren retilerinin halka inti kal eden bu nisbeten iptida ekli, halk ile tarikat inan ve dinsel davranlar arasnda tam bir mutabakat olmadn hatrlatyor. Bizim buradaki amalarmz iin en nemli olan, tarikatlarn etkileriyle ekillenen fakat tam bir tarikat
53 Barthold-Kprl, Islm Medeniyeti, s. 196.

97

anlay yanstmayan halk dinsel davranlarn tespit et mektir. Celli isyanlar adn verdiimiz ve Osmanl mparator luunun 17. yzylda altn stne getirmi olan hareketler, Anadoluda resm Ulemann dndaki bir zmrenin halk arasnda prestij salamasnn ikinci bir halkasn tekil edi yor. Balangta talebe-i ulm arasnda memnuniyetsizlik ten doan ilk ayaklanmalar, kyly pek memnun edecek tipte deildi, fakat o zamanlar bile bu ayaklanmalarn bask c brokrasi aleyhinde ve bu itibarla basit halk tabakalarnn duygularn dile getiren bir ekilde cereyan ettii anlalyor: "Talebe-i ulm, o zamanki cemiyetin aydnlar oldukla r lde, isyanlar da, az ok fikr bir esasa, bugnk deyimle, zayf da olsa belli bir ortak gayeye dayanr. Daha olayn ilk yllarndan itibaren, her medrese tale besinde kuvvetli bir suhtelik ruhu vard. lmiye men suplan hari kalmak zere, umumiyetle ehl-i rf ve btn kapukullar kendilerinin en nefretli dman idiler. Bu noktada, suhteler Anadolu yan ve kadlar la birletiklerinden, ayaklanmalar milli aristokrat ru hun bir ifadesi halini ald. Ayn tima ykmn fel ketleri olduklar halde, levend ve sekbanlarla talebe-i ulmun birbirleriyle etkili bir ekilde birleemeyilerinin sebebi bu olsa gerektir. Karayazc ile yeni bir dev reye giren Cell isyanlar zamannda, pek kabark levend dalgalarna kar, suhtelerin, halk ile birleerek, ehirlerin savunulmasnda abal bir rol oynamalar da ayn fikirle izah olunabilir."54

54 Mustafa Akda, Celli syanlar, 1550-1603. (Ankara, Ankara niversitesi Basmevi 1963), s. 123.

98

Suhteler ikinci bir devrede ky halkn Celli babular nn talanna kar koruyan milis kuvvetlerinin banda bu lunmular ve bylece, bilhassa ky halk iin, birinci derece de nemli bir rol oynamlardr.55 Genel olarak Celli isyan larnn sonucu, halk soyma faaliyetlerine katlan mera ve kapukullarndan halkn nefret etmesi, dier taraftan halkn kendi katnda olan Ulemaya kar her zamankinden byk bir yaknlk duymaya balamas olmutur. Osmanl mparatorluu, balangta slm imparatorluk larndan tevars ettii toplumsal seyyaliyetle ortaya km tr. st tabakalara geite her ne kadar; devlet hizmetini grm aileler tercih ediliyor idiyse de, sipahilik halkn yaa ma dzeyine nisbetle pek o kadar aristokrata.bir hayat sa ylamazd. Sipahi sistemi ortadan kalkt, iltizamn muhte lif ekillerine gidildii zaman, devlet mansp ve iltizamlar nn birbirine kenetlenmi fonksiyonlar alt tabakalardan ge lenlerin ykselmesine mani olmaya balad. Bu artlar iin de, st tabakalara trmanabilmenin yollarndan biri tarikat ann devlet iindeki temaslarndan faydalanmak olmutur. Fakat tarikatlarn uzun vadedeki tesirlerinin en nemli sinin Osmanl mparatorluunun batyla ortaya ktn syleyebiliriz. Bu tesir, Gibbin iaret ettii gibi,tevekkldr. Gizemciliin insanlar bu dnyann tesinde iaretler arama ya sevkeden eilimi, Osmanl mparatorluunun gerilemesi ni "lhlarn gazab"na balamay mmkn klmtr. Bu a-

55 "Kadlarn arkasndan yryen halk, taraf taraf, Hkmete mracaat ederek, ehl-i rfn devriye blklerine kar kylerini ve kasabalarn kendileri korumak yetkisini talep ettiler. Belki padiahn kendi icad olarak, yahut, muhasiplerinin tevikiyle, reayann bu yoldaki istei kabul olunarak, devre kan ehl-i rfe kar kylerini ve kasabalarn silahla korumalar hususunda baz blge ahalisine izin verildi. Bu hai, her tarafta halkn ayn yetkiyi kendilerine de istemelerine sebep olduundan, nihayet, "Adalet fermam nam ile mehur olmu bir ferman btn vilayetlere datlmak suretiyle, ehl-i rf, reaya karsnda, resmen altoldu". Ibid., s. 150-151.

99

dan denebilir ki "kapal" ve Devlet yapsna yakn olan ekille ri geleneklerinde olan tarikatlar nisb serbestlikten faydala narak Batya gzlerini evirebilmiler fakat halk katlarndaki gizemciliin tamamen tersine bir ynelimleri olmutur. Halk katlarnda tarikatlarn ve sufiliin, daha az entelektel, daha somut eklinin etkisi Osmanl mparatorluunun lhi bir gazab dolaysyla batt fikriyle sonulanmtr,56 Bu bat gaip ten gelen bir iaretti. Oysa, bu gibi iaretlerin btl itikatlar tekil ettiini anlatan ve resm snn! evrelerin grlerinin esnekliini yanstan Ktip elebide, Osmanl mparatorlu unun batn deerlendirmekte ok daha gereki bir tutum gryoruz.57 Devlet ilerinin iinde bulunmalar, memur ola rak olaylar izlemeleri onlarn arasnda bu yorumlan kolaylatnyordu. Bu adan, Patrona, Kabak isyanlan, tarikat retisine yakn, fakat deiik eklini benimseyen halk katla rnn gerilemeyi anlayamamalannm ve Allahn bir gazab olarak deerlendirmelerinin sonucu olarak yorumlanabilir. Halkn slm, ideolojik gzlkleri, kendilerinin gerileme mizi ok zel bir ekilde yorumlamalanna yol amtr. Yukardaki gr as bugn bile halk arasmda've zellikle 6-7 Eyll olaylannda rastlanan "gerici" tutum ve buna benzer olaylan anlamamz bakmndan bir ipucu temin etmektedir. ok muhtemeldir ki, halk inanlarnn suflie ve tarikatlara en yakn olan blmlerinde en ok bu tip olaylara rastlana caktr. Bu itibarla Rubilay olaynn Nakibendiler tarafn dan yaplm olmas bir rastlant deildir.58 Genellikle son otuz ylda tarikatlann resmen ortadan kalkmasyla, Trkiyede ekillenmemi bir tarikatlk halk
ss Bu somutluk iin bkz. Hilmi Ziya lken, "Ktip elebi ve Fikir Hayatmz , Ktip elebi: Hayat ve Eserleri Hakknda ncelemeler, (Ankara, Trk Tarih Kurumu Basmevi, 1957), s. 177-193, buradaki hususlar, s. 184. 57 Ibid., 58 Bkz. Gotthard Jschke, D er slam in derN euen Ti)rkei(Leider, Briil, 1951), s. 59.

100

kitlelerinin birok yerde inanlarnn temeli olarak bir fonk siyon grmeye balamtr. Bu ekillenme hakknda Osmanl mparatorluu hakknda bildiklerimize nisbette elimizde ok daha az bilgi vardr. Fakat modem Trkiyede halk katlarn da dinin etkisini incelediimiz zaman, konuyu bu adan ele almamz gerektiine phe yoktur. Dinin yukarda saym olduumuz btn fonksiyonlarnn yannda ezelden beri slm toplumlannda mevcut olmu olan ikili aynmla ilgili bir yn mevcuttur. Tarikatlann, te ekkl olarak Osmanl toplumunda birok bakmlardan bir snak olduklarn grmtk. Bunun yannda, slmiyetin sembol olarak, bu konuda bir fonksiyon grdn kolayca anlayabiliriz. mmetin, bir davran kmesi olarak slmda ne kadar nemli bir fonksiyon grdn ete almtk. m met fikrinin insanlan birletirici fonksiyonunun slmda bir de daha soyut bir yn mevcuttur: Allah, btn toplum aynntlarmm zerinde, onlann tesinde bir varlktr. nsanlar, camiye gelip beraberce namaz kldklar vakit zerlerinden emir, kul, fakir, zengin, kisvesini atarlar ve Allah karsna ayn katta karlar. slmiyette din merasimlerin ounlu unda bu zellik dorulanr. Bunlar, aslnda, insanlararas farkllklan kapatc trenlerdir. slm bilginlerinin bize anlattklanndan snf, rk ve millet ayrlklann kapatmann, herkesi Allahn nnde eit klmann slmiyetin en kapsa yc bir inanc olduunu anlyoruz. Ayn duygunun bir dier yn, mmetin kaynam, farklan olmayan bir kitle olduu ideolojisidir. Bu adan, Trklerin imtiyazsz snfsz kayna m bir toplum olduklan eklindeki Cumhuriyet inanlarn slmm ideolojik niteliklerine balamak mmkndr. Son zamanlarda zmir ehrinin gelimesi zerinde yapt mz bir aratrmada muhtelif aratrmaclarmzn sorulanna verilen cevaplarda ok belirgin bir cevap tr ite kar latk. Buna "karde kavgasn kaldrma arzusu, birlik yne
101

limi" diyebiliriz. Deneklerimizin birou, politikaya kar bir tavr aldklar zaman, politikay "ayrc" bir faktr saydkla r iin yeriyorlard. Bunu, Osmanl mparatorluunda "nifak"a kar alman tutumla birletirmek mmkndr. phe siz, Osmanllarn fitneye kar gsterdikleri nefret uzun za man mparatorluun i bnyesini sarsm olan i harplere ve ayaklanmalara balanabilir. Fakat,, bunun tesinde mmet yapsnn ideal ileyiine ve bununla bantl olan blnmelerst bir ilhn mevcudiyetine balanabilecei aktr. Bir letirici bir ideolojinin tartmaya ok iyi bir gzle bakmama sn Cumhuriyetin tek parti devrinde dahi bulabiliriz. Tek parti devrinde, partinin eylemini ak olarak tartmak iste yen kimselere "kartrc" dendii zaman, bunun ok samim, toplumun bir btn olduu fikrine ve blnmesinin "haram" olduu dncesine giden bir yn vard. Bylece, ideolojile rin, gizlece, Hegelin zerinde durduu gibi, nasl onlardan uzaklamak isteyenlere bir tuzak kurduklarn gryoruz. Ayn etkiyi btn birletirici ve her eyi kapsayc sis temlerde grmek mmkndr. Rusyadaki komnist rejimin birletiricilii Berdyaevin de gstermi olduu zere, daha nce ortodoksluun birlik zlemlerine balanabilir. Trkiye Cumhuriyetinin Osmanl mparatorluu ile olan ilikisi de bu trdendir. Dinin beraberinde getirdii bir dier fark kapatcs Ms lman pritanizmidir. slm hikyelerinde ehir st tabaka snn elencelerinin anlatlmasnda buruk bir his vardr. Alt tabakalar bu yaama tarzna gpta ederler. Fakat israfn ve elencenin kt bir ynelim olduu da en geerli inanlardan biridir. Sefahata dalm olanlar er-ge cezalarm bulacaklar dr. Bakent esnaf arasnda ve bakent dnda kk ehir lerde oturanlar arasnda yaygn olan bu pritanizmin zel ekillerinden biri, mahallelinin orada oturanlarn ahlkna nezaret etmesidir. Bylece mmet yaps bir kat daha peki102

tirilmektedir. Ayn inancn bir alt blm kadn erkek iliki lerine mmetin nezaret etmesi zorunluluudur. Patrona Isyam, Kabak syan gibi nemli bakaldrma hareketlerinde bu temalarn tekrar tekrar ortaya kmas, herhalde bir rast lant deildir. Bunun belirtilerini bugn dahi Trkiyede ko layca izlememiz mmkn olmaktadr. Daha birka ay nce Konyada ortaya kan bir arbedede ileri srlen ana ideolo jik temalardan biri bu inant.

Karizma
H.A.R. Gibb, sonradan bir slm klsii haline gelen bir ma kalesinde, halifeliin hakiki meruiyet dayanann, Maverdinin gstermi olduu artlardan ok daha basit olduunu anlatmtr.59 Ona gre, Maverdinin halifeler iin ileri sr d hasletler listesi bir grnten ibarettir. Birok rakip halifeliklerin batan itibaren halifelii pay laamadklar bir ortamda Mslmanlarn aradklar asl meruiyet kayna, slmiyeti, anna uygun bir ortamda srdrebilecek bir gce sahip olmaktr. Osmanl mparatorluunun kemiklemeye balad bir srada, aml Ulema dan biri, hakik halifenin slmn ann yaymaya devam et mi olan Awrangzeb olduunu sylemekte bir kuku duyma maktadr. Bu tutum bize Weberin meruiyet kategorileri arasndaki karizmatik otoriteyi hatrlatmaktadr.60 Webere gre siyas rejimlerin meruiyet kazanma trlerinden biri, bir nderin kendini yaplmas gereken ileri baaracak gte gstermesi, hatt bu uurda lh denecek kadar insanlar zerinde nfuz ve tesir sahibi olmasdr. Peygamberin ortaya

58 H. A. R. Gibb, 'S om e Considerations on the Snni Theory ol the Caliphate", op, cit., s. 141-150. 60 Bkz. Max W eber, The Theory, s. 64 v.d., 71 v.d, 363-373.

103

kard siyas rejim tipik bir karizmatik meruiyet tipidir. Yukarda bahsettiimiz unsurlar, Trk toplumunun Alp tipini uzun zaman yksek tutmu olmas, bu idealin halk ta bakalar arasnda hl devam etmesi, halkn nemli bir oku ma tr olan din-kahramanlk menkbelerinde kahramanla rn karizmatik liderler olmas, slm dininin Trkiyede halk arasnda alm olduu ekillerden birinin karizmatik nitelik lerine nem verme eklinde olduunu bize tahmin ettiriyor. Bunu halk tabakalarnn Trkiyede genel olarak bir "nder"e verdikleri nemde grmek mmkndr. Karizmatik otoritenin geerlilii bize bir dier konuyu getiriyor. O da bazen slm yapnn bir sonucu olarak grd mz bir belirtinin tam anlamyla dinsel bir mahiyet ta masdr. Mesel,karizma tam bir dinsel zellik deildir, fa kat slm toplumlann daha nce zerinde durduumuz ku rulu dolaysyla, byle bir ayrm aramak da gereksizdir. Bu adan bir daha zerinde durmak istediimiz bir nokta, Trkiyede dinsel inanlarn etkisini aratrdmz zaman dinsel deilmi gibi gzken deikenleri de incelememize katmak zorunluluudur. slmn "yumuak" bir ideoloji olarak btn slm top lumlannda, Osmanl mparatorluumda ve Trkiyedeki et kilerinin geniliini gsterebilmi olduumu sanyorum. Onun daha ok halk katndaki belirtileri zerinde durdum. Bu etkilerin kendini siyasal davranta gstermesi olayn ise dorudan doruya sylediklerimizden karmak mmkn deildir. Yaplmas gereken, ideolojilerin siyasal eylem ze rinde ne derece etkili olduklarn aratrmaktr. Ancak on dan sonra bulduumuz trdeki ideolojinin ne dereceye kadar etkili olmu olduunun aratmlmasna gidebiliriz. Bunu, Osmanl mparatorluunun genel yaps konusunda temel bilgiler verdikten sonra, bu bilgilerden elde ettiimiz yeni de erlendirme imknlaryla birletirmeye alacam.
104

IV. BLM

Osmanl mparatorluunda yap ve kltr

"Ticaret yapp da tutumlar sayesinde zengin olan, fa kat nfuzlu kimseler snfnn dnda tutulmas gere kenlerden baka, Trkler ancak memuriyetler saye sinde zengin olurlar. Bunlar, yine ayn yoldan yk selmi bulunan Byklerin kayrmas sayesinde elde ederler. Servetleri, agzllklerinin biriktirdii, kor kunun gmd, tantanann arur ettii, rastlant nn yeniledii sermayeler halindedir." Baron de Tott (1785)

M ill karakter asndan Trkiye kadar sk tasvir edilen pek az lke vardr. Osmanl Devletinin en nceki gzlemcileri bi le, bulgularn Trk karakterinin genel bir forml iine oturtmaya dikkat eder grnmlerdir. Yakndounun ortak dilinde, bu kalplama teebbslerinden szetmek iin kulla nlan terim, ada Trkeye de gemi bulunan, Alla Turca tabiriydi. Gezgin ve diplomatlarn, byle toplumsal bir snflamaya bavurmak yolundaki abalar, ok ynl bir gerei basit bir modele sdrmaya almakt, fakat bu yaklamlarnn esasl nedenleri olduu anlalmaktadr: Bunlar nce, tehlikeli bir komunun davran yasasn tasvir etmek ihtiyac, sonra da Osmanl Devleti ile Bat Av rupa kurumlan arasndaki gerek kartlk olarak tanmla nabilir. Bu gibi ayrlklar msterikleri Osmanl sistemiyle kendi sistemleri arasndaki uuruma hassas klp, OsmanlTrk kltrnn sentetik bir modelini kurmaya itmiti.
105

ncelemenin bu blm, Osmanl-Trk toplumunun ayn ama birbiri ile ilgili grn zerinde durmaktadr: k tidar dalmnn egemen biimi olarak stat; Aydnlanma nn baz yazarlarnn "meden toplum" (Civil Society, Brgerliche Gesellschaft) diye adlandrabilecekleri eyin yokluu;1 ve Trk kltr dnyasndaki blmlenme. Btn bunlarda Osmanl toplumu gerekten Bat Avrupa ile kartlk duru mundayd. zellikle Osmanl refahnn ilk dnemlerinde, ak si istikametteki eilimler durmadan kendini belli etmeye a lt halde, iaret edilen ynde gitgide artan bir katlama olmutur. Osmanl toplumunun tasvir edilecek olan baz zellikleri, Batdaki benzer zelliklerden ancak derece bak mndan bir ayrlk gsteriyor gibi grnebilir. Fakat bu dere ce farkllnn kendisi de toplumsal deime srecinin biri kiri niteliinin bir sonucudur. yle ki, balangta pek az ay rlan yollar arasndaki ilk seim, ayn ynde dier dnlere yol amtr. Trk toplum tarihi zerine yakn zamanlarda yaplan a lmalar gstermitir ki, Batda Ortaa toplumunu ayrdeden patrimonyalizm ve feodalizm ilkelerinden Trkiyede en ar basan ilke patrimonyalizm olmutur.2 Daha ileri gide
1 "Meden toplumu Marx'n kastettii anlamda kullanyorum: "Hegelin derinlii, meden ve siyasal toplum ayrln bir elime olarak grmesindedir. Yanld nokta, bunun zmnn grn ile yetinip, grn de gerek bir ey diye sunmasdr. Gerek udur ki, kmsedii szmona teoriler medeni ve siyasal statnn ayrlmasn gerektirmektedir; yle olmas dorudur da, zira ada top lumun sonularndan birini dile getirmektedirler - yle ki, siyasal tabakalama unsuru, Devletle meden toplum arasndaki gerek ilikinin, yani ayrlklarnn ol gusal anlatmndan baka bir ey deildir." M arx-Engels Gesamtausgabe, I, 1, i, 492'den W . G. Runciman, Social Science and Political Theory (Cambridge Uni versity Press, 1963), s. 32-3. H egelin kendi tanm iin bkz. Hegel: Selections (Der. J. Loewenberg, New York, Scribners, 1929), s. 236. Locke bu ayrm yap mamaktadr. Reinhard Bendix, Nation-Building a n d Citizenship: Studies o! our Social O rdsr (New York John Wiley and Sons, 1964), s. 36. ilk zamanlardaki Trklerden r nekler iin bkz. Mario Grinaschi, "Les guerriers domestiques dans la fodalit turque", VI. Trk Tarih Kongresi (Trk Tarih Kurumu, ed., Ankara, 1967),

106

rek, kuruluundan az sonra, patrimonyal brokrasi izgileri nin Osmanl devletinin en ayrdedici yn olarak belirdiini syleyebiliriz. Hkim tabaka, durumu nalck tarafndan yle tasvir edilen bir kul-yneticiler snfndan meydana ge liyordu: "Osmanl toplumu iki ana snfa ayrlyordu. Askeri de nen ilki, saltanat berat ile padiahn dinsel yetki ya da y rtme yetkisi tand kimseleri, yani saray memurlar, ml k memurlar ve ulemay iine alyordu. kincisi reaya olup, vergi veren, fakat hkmete katlmayan btn mslman ve mslman olmayan uyruklar iine alyordu. Uyruklarn as kerlerden uzak tutmak devletin temel bir kuralyd. Yalnz ca snrlarda fiilen savalk eden ve medresede dzenli, bir eitimden geerek ulema zmresine girenler padiahn bera tn alp asker snfn yeleri olabilirlerdi."3 Platoncu anlaya uygun bu koruyucular snf 17. yzyln sonundan sonra gitgide daha nfuzlu oldu. Padiah ise, siste min meruiyet kayna ve dolaysyla kilit ta olarak kald halde, bu tarihten sonra ancak nadiren siyasete yn verdi. Patrimonyal hizmetin bandaki sekinler, meru iktidar yaps snrlan dnda grnen herhangi bir iktidar kayna n dikkatle denetimleri altnda tutmaya an bir zen gs termilerdir. Bu iktidar yaps, Max Weberin Herrschaft diye adlandrd ve "hkmetme" ya da "egemenlik" diye evrilen bir kategoriye uymaktadr.4 Hkmetme, Max Weberin kar t diye grd btn iktidar kaynaklarnn, zellikle "ress. 206-30. Bkz. ayrca, C1 Cahen, "Reflections sur l'usage du mot "F6odalit6", Journal o f the Economic and Social History of the Orien, III (Nisan 1960), s. 7. 3 Halil nalck, The Nature of Traditional Society, Turkey", der. Robert W ard ve Dankwart Rustow, Political Modernization in Japan and Turkey (Princeton, 1964), s. 44. 4 Reinhard Bendix, M ax Weber: An Intellectual Portrait (New York, 1960), s. 204. Kr. Cari Joachim Friedrich, M an an d His Goverment: An Empirical Theory of Politics (New York M cG raw Hiil, 1963), s, 180.

107

men serbest bir pazarda gelien karlar sisteminden" kan iktidarn yakndan gzetlenmesi anlamna gelir.5 O blgede hkmet "egemenliinin" fazla bir nfuzu kalmamasna ra men, 18. yzyln sonunda zmir ehrinde Baron de Tott bu denetleme dzenini grmt. yle anlatyor: "Byk mlk sahibi baz kimselerin zenginlii, zmir ev resinde her geen gn daha ilerleyen bir bamszlk sistemi srdrmektedir.Bunlar, en bata para gcne dayanmakta drlar ve bunun da gc dayanlmazdr. u da gze arpmak tadr ki, bu aalardan birini yakmak iin birka yldr Bb- Alinin gsterdii abalar dierlerini korkutmaktan ok Ms tebitin zayfln gstermitir."6 Bununla birlikte, devletin ktisad hayat zerindeki kontrol, hkmdarn tebasnm refahlarndan ahsen so rumlu olduu yolundaki patrimonyal sistemin temel nclle rinden kan daha derin kklere sahipti.7 ehirliler konusun da bu sorumluluk btn slm dnyasnda hisbe (hisba) de vi diye biliniyordu ve bu bakmdan nceki Trk uygulamala r slm gelenei ile tam uyum halinde idi.8 Kyl refahna kar buna benzer bir ilgi vard. Ortaa batsnn tersine, padiahla kyller arasnda hibir feodal
5 6 7 8 Bendix, M ax Weber, s. 204. Baron de Tott, Mamoirs (London. 1785), II, s. 144. Bendix, M ax W eber, s. 364. Trkiyede hisbenin rol iin bkz. m er Ltf Barkan, "XV. asrn sonunda baz byk ehirlerde eya ve yiyecek fiyatlarnn tesbit ve teftii hususlarn tanzim eden kanunlar", Tarih Vesikalar, I (ubat 1942), 362-40. nalck, Journal of Economic History (1 9 6 8 )de "Capital Formation" eserinde, baka bir yorum yapmak tadr. Kr: H. A. R. Gibb ve Harold Bovven, Islamic Society and the West, I, Islamic Society iri the 18th Century, ksm 1 (London, Oxford University Press, 1950-67), s. 288, ve G. Baer, "Gilds in Middle Eastern History" (1967'de London niversitesi Dou ve Afrika incelemeleri Okulunda yaplan Ortadou ktisad T a rihi Konferansna sunulan bir tebli), s. 6. Avrupadaki durum iin bkz. "Gilds", International Encyclopaedia of the Social Sciences (New York, Mcmillan and Free Press, 1968), VI, s. 184. Daha nceki Trk uygulamalar iin bkz. Halil nal ck, "Kutadgu Biligde Trk ve ran Siyaset Nazariye ve Gelenekleri", Reit Rah m eti Arat iin (Ankara, 1966), s. 270.

108

yetki girmiyordu.9 Devlet geriledike, padiahlarn kylden yana etkili davranlarda bulunamadklar dorudur.10 Buna ramen uyruklarn keyf vergilerden kurtarmak siyasetleri ve genellikle Osmanl ktisad siyasetinin "ideolojik" bir yan olduu phesizdi.1 1 Padiahn, ehirlerde "uyruklarnn babas" olmak iin duyduu zorunluk, lonca zanaatlan karsnda ticareti elve risiz bir duruma sokuyordu. Batda feodal beyler ve krallar ounlukla esnaftan ok tccarlar destekledikleri halde, Os manl Devletinde durum tersine idi. Devlet, loncalar, tccar larn tekelci davranlarna kar koruduu gibi, daha da nemlisi, ehirlere tzel kiilik ve bamsz hkmet tan mayarak tccar kapitalist oligarilerinin kurulmasn nle di.12 Byk devlet memurlarna, biroklarn tarmda olduu kadar ticarette de yatrm yapmaya heveslendirecek kadar byk gelirler salad halde,13 bu yollardan elde edilmi olaand herhangi bir byk servetin msadere edilerek devlet hzinesine geirilmesi muhtemeldi.14 Ticaret, yolunda
9 Bkz. "Feudalism", IESS, V, s. 295. 10 Bu eit kontroln teorik erevesi zerinde bir tartma iin bkz. The Theory of Social and Economic Organization (Glencoe, III., Free 1947), s. 315, 351-2. 11 nalck, "Capital Formation". 12 irket rgtrin ticaretin allm rgtlenme biimi olmad, Osm anl sanayii nin zaaflarna are bulmak iin 19. yzylda kurulan ikinci Sanayi Islahat Korniyonuna yazlan talimatta artc bir aklkla ortaya kmaktadr. "Esnafn evvelki gibi mnferiden ve mteferrikan icra-y sanat etmelerinde esas ve faide olmayp husul-u menfaat ve marifetleri beyinlerinde bir irket tekiline kazanc kadar ser maye vaz ile mtemian ve mttehiden almalar..." Bkz. m er Cell Sar, "Tanzimat ve Sanayimiz", Tanzimat: iOOOnc Yldnm Mnasebetiyle (stan bul, 1941). 13 nalck, op. cit., bu noktay aklyor. Hizmet lks, devletin memurlarn mkfat landrmakta tutumlu davranmasn mmkn klyordu. Kou Beye gre, devletin bu tutumluluu ve memurlarn da pek azla kanaat edebilmeleri, mparatorluun ge nilemekte olduu zamann ayrdedici bir zelliidir. nalck, 16. yzyldaki dzen konusunda Kou Beyin sunduu tablonun tarafsz olmadn gstermitir. Bkz. Ali Kemli Akst, Koi Bey Risalesi (stanbul 1939) ve Fernand Braudel, La Mditerrane et ie monde Mditerranen S l'poque de PhiHppe I I (Paris, 1949) s. 463. 14 Bkz. "Msadere", slam Ansiklopedisi, VII, s. 669 v.d., 672.

109

olduu mddete, birok yksek memurlar sarayda bu tehli keyi karlayacak nfuza sahiptiler. ktisad hayatn dur gunlat 17. yzyldan sonra msadereler daha sklat. Grev sreleri de ksaltld.15 Bu ynden memurlar zorla sz drmalara girierek hem kyllerin durumunu, hem de tica ret ihtimallerini bozdular.16 Servetlerin msadere edilmesi siyasetinin dier bir sonucu, vakflarn kuruluunu tevik et mek oldu. Vakf kaynaklan birletirilemedii gibi, ticar yatnma da elverili deildi.17 Batdaki ktisad siyasetle kartlk keskindir, Batda ol duu zere ehirlere ayncalklar tanmann yararlarn ka bul etmek sz konusu olmad gibi18 ticaret azaldka yeni pazarlar aramay tevik de yoktu. Ne Portekizin Kral Gemi ci Hanrisinin bir Osmanl benzeri19 ne de Kralie Elizabethin Levant Company koruyuculuu ile rneklenen tutu mun bir karl yoktur.20 Ticareti arttrmak amacyla hi bir merkantilist siyaset dnlmedi.21 Osmanl tccarlar ender olarak uzun yolculuklara ktlar ve commenda'dan daha geni birlemelere gitmediler.22 Osmanl ktisad kontrol siyasetinin saiki, hisbe olduu kadar, asker yapy da desteklemektir. Bunun kant tahl ticareti siyasetidir. Hem reticileri, hem de tketicileri sk15 Fekete Lajos, "M acaristanda Trklerin M ik Sistemi", I E F Tarih Dergisi, XII (Eyll 1961) 17-42. Bkz. ayrca K oi B ey Risalesi, passim . 16 Bistra A. Cvetkova, "Lvolution du r6gim e feodal turc de la fin du,X V I. Jusquau milieu de X V III. "sicIe", Etudes Historiques, II (1 960), 200-1. 17 nalck, "Capital Formation". Bkz. ayrca Koi B e y Risalesi, s. 6 3 de Kanun'nin kznn kulland taktikler. 18 The Cam bridge Economic History of Europe, III (Cam bridge 1963) s. 26. 19 Shepard B. Clongh, The Economic Developm ent ot VVestern Civilization (N ew York, 1959), S. 125. 20 Braudel, La M dditerran^e, s. 485. 21 The Cam bridge Econom ic History of Europe, IV, s. 505. 22 O sm anl devlet adam lar ancak modernlem e akm srasnda Bat dnceleri nin etkisi altnda sanayie yardm etm eye karar verebildiler. Bkz. issavvi, The Eco nomic History of the M iddle East, s. 53. .

110

tiran Bizans sistemi yerine, tketiciler ve ordu ihtiyac yarar na yalnzca reticilere bask yapld. Hahn ve bakalar, ordu ya yeterli tahl salamak zere dzenlenen ktisad polis siste mini iyice tasvir etmilerdir.23 Cvetkova, ayn nedenle, sabit fiyat zerinden devlete koyun salamak gerektiini tesbit et mitir. Bu siyaset, memurlar zerinde nfuzu bulunmayan satclar iin ok defa ykcyd. Kanlmaz olarak karaborsa yaratp kk tccarlar bu ticarete girmekten alkoydu.24 Trk ticaret siyaseti, ithalta % 3 vergi koyarken, ihraca ta % 12 vergi koyduu iin eletirilmitir. Gmrk vergileri, gelir kayna olarak kullanlmyordu. Daha ok gelire ihtiya dyunca, hkmet borlanmaya deil, vergi zamm ya da pa ra deerini drme yoluna gidiyordu.25 Bu siyaset gelenei,

23 Bkz. W . Hahn, "Die Verpflegung Konstantinopels durch staatliche Zwangswirtsch a ft\ Beihefte zur Yierteljahrschrifte tr Sozial - und Wirtschaftsgeschichte, VII (Sluttgart, 1962), 1-22den Cari M. Kortpeter, "Ottoman Imperial Policy and the Economy of the Black S ea Region in the 16th Century", Journal o f the American O rienial Society, 86 (1966), 97, n. 53. Kortpeter Hahn'n tezini yle zetlem ek tedir: "Osmanllar ticar ilikiler kurmaktansa bal devletler zerinde asker kst lam alar koymaya, ticar krdan ok haraca dikkat ediyorlard." 24 Bistra A. Cvetkova, "Les Celep et leur rle dans la vie 6conomique des Balkans a l'6poque ottomane", O rta Dou ktisad Tarihi Konferans (bkz. yukarda n. 8), s. 11. Ispanyada baka trl gelimeler iin bkz. Barrington Moore, Social rigins o f Dictatorship and Dem ocracy {Boston, Beacon Press), s. 7. 25 "Herhangi bir koruyucu gmrk vergisinin hi bulunmamas onlarn (Trklerin) ti car geriliinin daha da gze arpc bir rneidir, Sleymandan beri Trkler, ya banc mallarn lkelerine serbeste girmesine msaade etmilerdir. thalat ze rinde yzde 3 orannda deer zerinden vergi ve kk bir liman resmi d tica retten alnan tek vergilerdi. te yandan, yerli mallar zerinden Trkler yzde 12 orannda bir ihracat vergisine katlanmak durumundaydlar. Trk hkmetinin, gmrk vergileri konusundaki allm tutumu neden tersyz ettii hibir zaman tam aklanmamtr. Srekli olarak genileyen ynetimlerini yrtmek iin, artan para ihtiyac bile geleneksel gmrk siyasetlerini deitirmeye yetmedi. Gelir salamak amacyla gmrk vergisi koymaktansa, hkmet, vergileri arttrmay, ya da parann deerini drmeyi tercih ediyordu. Bu usller yetmedii zaman, Padiah, borlanacana, parann deerini daha da dryor, bylece halktan itte vergi alm oluyordu". Frank Edgar Bailey, British Policy and the Turkish Reform M ovem ent: A Study in Anglo-Turkish Refations, 1826-1853 (Cambridge, Massachussetts, 1942), s. 79. Daha deiik, fakat yine de bu gr dorulayan bilgiler iin bkz. ssavvi, op. cit., s. 38, 54.

111

patrimonyal brokratlarn tketim dzenlerinin glerinin srp gitmesi iin art olduu inancna ballklarnn bir so nucu olarak yorumlanabilir. Osmanl hkmdarlarnn itha lta kar hayat bir ilgileri olduu halde, ihracata kar by le bir ilgileri yoktu. nsangc gr de ayn biimde dengesizdi. 16. yzyl da Devletin gerileme nedenlerini ilk defa olarak tahlil eden Osmanl devlet adam Kou Bey, insangcn maden kay naklan arasnda gryor ve ayn biimde iletilmesi gerekti ini belirtiyordu.26 Emei harcanabilir sayan bu gr, an cak onun tamamen kontrol altnda bulunduu bir sistemde ana dnce tarz haline gelebilir. Herhangi bir zel emek biiminde bir ktlk olduunda, meseleyle baedebilmenin karakteristik yolu, dzenleyici tedbirleri deitirmek oluyor du. Mesel, 16. yzylda bir tfeki ustalar ktl olunca, hkmet ruhsatsz silh yapmn yasaklayan kurallar gev etti.27 Piyasa mekanizmas ancak dolayl olarak harekete geiriliyordu. Devletin, toprak zerindeki kontrol sayesinde iktisadi yatta daha da etkili bir grevi vard. Nazar olarak, ekilebilir btn arazi padiaha ait olup, uyruklar ancak intifa hakkna sahipti.28 nceleri, sipahilere datlyor, onlar da dirlikle rindeki kyllerden vergileri toplayp, karlnda sava za mannda asker salyorlard. Daha sonra bu gibi topraklar en ok arttrana, yani iltizama verilmeye baland.29 ktisad hayat durgunlamaya balaynca, bu haklar ticaretten ya da pazar iin retimden ok daha krl oldu. Tam mlkiyet hak

26 Koi B ey Risalesi, s. 66. 27 stanbulda, "Osmanl Tarihinin Zam anm zdan Grn" Konferansnda nalck tarafndan verilen bilgiler (Robert Kolej, 6 M ays 1968). 28 Gibb ve Bowen, Islamic Society, s. 236, 2 4 6. Ayrca, Fekete Lajos, E F Tarih Dergisi, X II, 25. 29 Bkz. O vetkova, Etudes Historiques, II (1960), 171-206.

112

k edinmi olanlar bile, 17. yzyldan sonra ellerindeki top raklarda tarm modernletireceklerine, iltizam haklarna talip oldular. Piyasann yerini, byk lde, devlet ayncalklan salayacak olan nfuzlu ilikiler urunda rekabet al d. Patrimonyal brokrasi yelerinin "arpalk" sisteminin de vamnda hayat bir karlar vard30 ve ticaret yoluyla ka zan elde eden arkadalarn knamaktan hibir zaman geri durmadlar.3 hayatnda "yeni usller", Devletin gcn 1 kemiren yenilikler olarak yerilirdi. Son derece ilgintir ki, Devlet gerilerken ye gelir ihtiyac son derecede iken bile Os manl devlet adamlar hibir zaman cidd olarak "arpalk" sistemini terkedip potansiyel yeni vergi geliri kayna olarak tarmda zel teebbs tevik etmeyi dnmediler. Topra n her eyden nce bir kiiye ait deil, bir greve ait olduu kuralndan uygulamada kalabilmekle birlikte, yine de bu egemen olmaya devam ediyordu. Siyasetin zorunlu, yaknln da mmkn kld haller de* devlet son kalan dirlikleri de sahiplerinin elinden alverdi.32 Topran kullann kontrol etmek konusundaki bu s rar, Osmanl Hkmetinin temel ilkelerini en ok aklayan iaretlerden biridir. Weberin stat dzeni tasvirinin Osmanl durumuna ne kadar uygun dtn belirtebilmek iin, stat zerine
. ' / '

30 W eb erin Arpalk tanm, tpatp olm asa da Osm anl durumuna uymaktadr. "Be yin m em ura, m r boyunca kira gelirleri balad her yerde, arpalk, ve m em uri yetin "arpalkl" bir rgtlenmesi vardr. Sz konusu gelirler u ya da bu biimde nesnelere baldr, ya d a esas itibariyle topraktan ya da baka kaynaklardan ikti sad intifa haklardr. G erek ya da hayal resm grevlerin yerine getirilmesinin karl olmalar gerekir. Grevin ktisad bakmdan yrmesi iin srekli olarak ayrlm mallardr." Fakat VVeberin arpalklar O sm anl sipahi sistemi ile zde letirdii The Theory of Social and Economic O rganizaion, s. 352ye de bkz. 31 Kou Beyin kzgnlnn muhtertel bir yorumu da budur. nsan gc bunalmlar! iin bkz. Stanford Shaw , "The Origins of Ottom an Military Reform : The N izam - Cedid Army of Sultan Selim IIP, Journal o f M odern History, 3 7 (1965), 292. 32 Ib id , s. 300.

113

Economy and Society denemesinden baz blmleri hatrla

mak yeter: "Salt ktisad olarak belirlenen snf durumuna kart ) olarak, belirli olumlu ya da olumsuz eref deerlendirilme siyle belirlenen insann hayat kaderinin her tipik unsurunu stat durumu diye adlandrmak istiyoruz."33 "Uygulamada, stat bakmndan tabakalama, ideal ve madd mallar ya da frsatlarn tekele alnmasyla tipik ola rak gzmze arpan bir biimde birarada bulunmaktadr. Uzak ve ayn durmaya dayanan belirli stat erefi yannda, her eit madd tekellere rastlyoruz. Tabii ki, madd tekeller bir stat grubunun kendini ayn tutmas iin en etkili saikleri salamaktadr."34 "Stat dzeninin genel etkisine gelince, bir tek sonu be lirtilebilir, fakat bu da pek nemlidir: pazarn serbest geli mesinin nlenmesi, nce, stat gruplarnn tekele almakla serbest alveriten dorudan doruya alkoyduklar mallar da olur."35 "Demek ki biraz fazlaca basitletirerek snflarn mal lar retim ve edinilmesiyle olan ilikilerine gre tabakalatm stat gruplarnn ise zel yaama sluplar ile temsil edilen mallarn tketilmesi ilkelerine gre tabakalat sy lenebilir."36 * Yabanclar sk sk Osmanl yaama sluplarna giren t ketim ve lks mallarna yaplan harcamalar zerinde dur mulardr.37
.

33 H. H. Gerth and C. W right Mills, der., From M ax W eber: Essays in Sociology (N ew York, 1958), s. 186-7. 34 Ibid., s. 190-1. 35 Ibid., s. 192-3. . 36 Ibid., s. 193. 37 Bu uygulam alar zerine keskin eletiriler iin bkz. Sabri lgener, ktisad nhitat Tarihimizin Ahlk ve Zihniyet M eseleleri (stanbul, 1951), s. 96.

114

"Meden Toplum" Yokluu


Osmanl Devleti, hem Machiavelli, hem de Montesquieunin, Dou istibdad ile Bat feodalizmi arasndaki ayrl meyda na getiriyor diye grdkleri "ara tabakalardan yoksundu.38 Hegelin "meden toplum" diye adlandrd o temel yap un-, surundan, merkez hkmetinden bamsz olarak ileyebilen ve mlkiyet haklarna dayanan toplum btn burada grnmyordu. Hegelde sivil toplum (civil society - Brgerliche Gesellschafty n z, tekiltlanma hrriyeti, korporasyon kavram dr. Hegelin ifadesiyle "ilk defa olarak bilinli ve kendini ka mu olarak alan bir ahlk realite kurum (korporasyon) mef humuyla ortaya kar."39 Korporasyondan burada maksat "lonca" deildir. aret edilmek istenen, tzel kiiliin pazar mekanizmasyla birlikte Avrupada nasl yeni bir toplum k melemesi ortaya karddr. Hegelin gstermek istedii, bunun kiinin bencilliinin messeselemi ekline yol at dr. Sonradan, Weber tarafndan teyid edilen ve modern aratrmalarn da destekledii bu grte, Hegelin zerinde durduu nokta insanlarn karlarn devlet dnda elde et mek zere meru olarak tannan tekiltlanma ekillerine gittikleri zaman Modem Bat Avrupa medeniyetinin karak terlerinin belirmi olduudur' Hegel, bu kavram Weberin sosyolojisindeki gibi tarih Iot gerek olarak ele almyor. Analitik bir aynm yapmak iin kullanyor. Fakat tahmini nin ok derin hakikatlere iaret ettiine phe yoktur^) Konuyu Osmanl toplumu erevesinde koyduumuz za38 Machiavelli, The Prince (Penguin Classics, 1961), s. 45; Montesquieu, Eprit des Lois, livre X V III, ch. X X ; yorum iin bkz. Raymond Aron, Les tapes de la pense socioiogique (Paris, 1967), s. 37. 39 Hukuk Felsefesinden zikreden W . T. Stace, The Philosophy o f Hegel: A Systematic Exposition, (V. Y. Dover Publications, 1955), s. 422.

115

man bulu ok daha ilgin oluyor. Kprl40 ve nalck4 16. 1 yzylda Trkiyede bir zengin tccarlar zmresinin mevcu diyetine iaret etmilerdir. Fakat nalckm anlattklarndan, bu zengin tccarlarn hibir zaman Bat Avrupadaki gibi e hirlerin siyas hayatna hkim tccar oligarileri meydana getirmediklerini anlyoruz.42 Bat ile Osmanl mparatorluu arasndaki farklar burada toplanr. Bir kant olarak da Bat Avrupadaki durumun Cambridge Economic History ofEuropeda anlatlmasn ileri srebiliri?. Salt bu anlatlandan iki strktrn he kadar farkl olduunu anlamak mmkndr. Avrupada 13. yzyldan sonraki durumdan yle bahsedil mektedir: "Bu gibi oligariler btn kozlar ellerinde tutarlard, si- 1 ys ve ktisad gc mme ve zel yetkileri, meru ve gayri meru tesirlilii toplarlard, onlar lonca toplantlarnda ve pazarda, iktisat komitesinde ve iyerinde hkimdiler. Hkim g sahipleri kisvelerinde cemaati smrmeye ve iadam kisvelerinde gerekli kanun ve politikalarla kendi ahs kar larn srdrmeye meylederlerdi."43 . Reinhard Bendix, Batdaki toplumsal deimelerin ve toplum konusunda Bat dncesinin Weberin Rechtsgemeinschaften diye adlandrd, zerk yetkileri olan tzel ku rulularca biimlendirildiini gstermitir; bunlar Batda meden toplumun toplumsal tabann meydana getirmilerdir.44 Durkheim bunlara ikincil yaplar diyordu. zellikle ' .
' V

40 Barthold-Kprl, Islm Medeniyeti, s. 226. > 41 Halil nalck, "Capital Formation in the Ottoman Empire". 42 Cambridge Economic History o f Europe, III, s. 2 0 1 . 43 Bu stnlk ise onlarn tccar olarak tekiltlanmalarnn ve Kendilerine ehir iinde tannan ok geni imtiyazlarn sonucudur. M esel Bat Avrupada birka serbest ehrin ticar kurumlarn birlemesi ve beraber i grmesi dem ek olan "hanse" strktrne benzer bir strktre Osm anl mparatorluumda rastlanm- > yor. Cambridge Economic History of Europe, III, 186. 44 Reinhard Ben.dix, "Social Stratification and the Political Commurity", Bendix and Lipset, der,, Cfass, Status an d Pow er (2. ba. N ew York, 1966), s. 74.

116

nemli olan, Bat Avrupada ortaya kan kendi kendine hk meden ehirlerdi. ' ' _ / Belirtildii zere, Osmanl Devletinde bunlarn karl yoktu. Orada ehirlerin tarihi gze arpacak kadar ayryd. En bata gelenleri, Arap ynetiminden ve Bizans mparatorluundan, hemen hemen olduklar gibi devralnmlard. Mi ras kalan bu ehirlerde, Mslman olmayan ehirlilere ya din deitirtilmi ya da bunlar Osmanl yaplarndan ayn tu tulmulard. Dier birtakm ehirler, devlet siyasetinin gere i olarak kuruldu. Hibir ehir, Batda onlara zerk yetki hakkn veren bamszlk ynndeki drty yaratmad.45 Byle herhangi bir drt, Padiahtan ard ardna gelen buy ruklar, zellikle halk yerinden koparp yeniden yerletiren ve zor ile desteklenen buyruklarla boa kartlrd.46 Tomurcuk lanan aristokrasileriyle birlikte topluluklar paralama ve de iik yerlerde yeniden yerletirme siyaseti Batda yoktu, hi deilse devletlerin ehirlerin desteine ihtiyac olduu iin.47 H.A.R. Gibb ikincil yaplarn en yakn Osmanl karl n tasvir etmitir: Esnaf loncalar, ky kurullar ve gebeleri airet tekiltlan. Btn bunlar mahall yneticilerin gzeti mi altnda idilerse de, Gibb, bunlan bir dereceye kadar zerklik sahibi olarak grmektedir.48 Trk belediyecilik tari hinin kurucusu Osman Erginle birlikte, toplum hizmetlerini
45 Bendix, Nation-Building, s. 43. , 46 Bkz. . L. Barkan, Osmanl imparatorluunda Bir iskn ve Kolonizasyon Meto du Olarak Srgnler", stanbul niversitesi iktisat Fakltesi M ecm uas (1949 50), 524-61; (1953-54), 209-37. . 47 Bendix, Class, Status and Power, s. 78. Osmanl Devleti ijn bkz. Emst W erner, Die Geburt einer Grossmachi: die Osm anen (1300-1481) (Berlin, 1966), s. 285. Yazar, Marxist llere gre Osmanl Devletini "feodal" olarak grmektedir; ter sine grler iin bkz. Guy Dhoquois, "Le mode de production asiatique", Cahiers internationaux de sociologie, 41 (Temmuz-Aralk 1966), 83-92, ve Sencer Divitiolu, Asya retim Tarz ve Osmanl Toplumu, stanbul, 1967. 48 "Ynetilenler ise, rnein loncalar gibi krulular halinde rgtlenmilerdi... ve en candan ballklarn devlet, hatt Padiahtan ok, bu kurululara yneltmek eilimindeydiler. Loncalar, tabi esas olarak ehir kurulularyd. Hi deilse baz

117

desteklemek zere, vakflardan salanan gelirlerin kullanl nda, ehir zerkliine iaret edilebilir.49 Eskiden asker ve ynetici ileri gelenlerin, gelirlerinden bir blmn okul ve hastanelere aktarmalar gerekiyordu.50 Fakat mltezimlerin ortaya kmasyla birlikte, bu grev ihmale urad; yalnzca vakflarn geliri kald. Tasvir edilen devlet siyaseti gerek ehir zerkliinin ge limesine izin vermiyordu. Oysa, Devletin ilk zamanlarnda gl dinsel bir klk iinde, lonca benzeri kurulular halinde rgtlenmi olan zanaatkr Ahilerin5 bu yne gitmeleri im 1 kn vard. Osmanllarn snrlarda asker glerini kurmak iin gvendikleri sava airet gruplaryla Ahilerin nemli balan vard,52 Osmanllardan nceki zamanlarda Batda ehirlilere tannm olan ayncalklarm benzerlerini elde et miler,53 ehirlerde ynetici mevkilerde bulunmular54 ve fii len Ankaray kontrolleri altnda tutmulard.55 Fakat Os manllar bu ayrcalkl duruma son verdiler.56 Kk As yann istilasn izleyen kargaala bulam olduklarn dan57 Ahi loncalarnn kontrol altna alnmas kararlatrld ve az zaman sonra "eski bamszlklannn ancak hatralaryerlerde ifti loncalar var idiyse de, genellikle kylerde ky kurullar ve airet ler, tabi, valilerin gzetimi altnda olmalarna ramen, zerktiler; ve ou yerler de hem ehirlerin, hem kylerin ktisad bakm dan kendine yetm e eilimi dolay syla pekitirilen zerklikleri, uyruk halklar birok yar bam sz birimlere bl yordu..." Gibb and Bowen, Islam ic Society, 1, s. 159. Osman Nuri (Ergin), M ecelle-i Umur-u Belediye, stanbul, 1.330-8, 5 cilt. B kz.s. 1. Divitiolu, Asya retim Tarz, s. 5 9. VVernar, D ie sm anen, s. 74. Barkan buna iaret ediyor. Toprak isknclar olarak Ahilere tannan ayrcalklar konusundaki incelemesine bkz: m er L. Barkan, "Osmanl imparatorluunda bir skn ve Kolonizasyon Metodu olarak Vakflar ve Temlikler. I. stil Devirlerinin Kolonizatr Trk Dervileri ve Zaviyeler", Vakflar Dergisi, il (1942), 282 v.d. VVerner, D ie Onmanen, s. 72. Barkan, op. c il, s. 74. Gibb ve Bowen, Islamic Society, 1,1, s. 290. 1360da. VVerner, D q O sm anen, s. 1CX3. Gibb ve Bowen, Islamic Society, V, 1, s. 290.

50 51 52

53 54 55 5 S7

118

n srdryorlard."58 Gibb ve Bovven, ehirlerde ortak hareketlerde bulunmak zere, tutulmayan valilere kar etkili ayaklanmalar dahil, resm olmayan tekiltn devam zerinde durmulardr.59 Fakat karklklar ve silh tama izni, bu ehirlerin Orta a Flaman komnleri gibi zerk asker ve siyasal g kulla nabilecekleri anlamna gelmez. Bir de tzel kiilik yokluun da, ehirler, Batdakiler gibi,ticari kar uruna birlikler ku ramazlard.60 Brokrasiyi dengeleyecek iktidarn yokluu, Osmanl Devletindeki etnik aznlklarn, koruma iin Bat Devletleri ne bavurmalar srecini aklamaya yardmc olmaktadr. Bu bavurmalarn srf ktisad emperyalistlerin karmas iin vesile olduu sylenmitir. Byle de olsa, vesile, impara torluk iindeki ktisad ilerin dourduu gerek gvensizlik ten ileri geliyordu. Gerileme devrinde eski kontrollerin terkedilmesi, bu gvensizlii azaltmad. Dzenin mant dei medi. Vergi makamlarmin mahall olarak seildikleri za manda bile, szdrma iin varolmaya devam eden boluklar Baykal belgelemitir: Seim mekanizmas ak olmad iin yolsuzluklar yaygnd.6 1

58 dem. . 59 "ehir nfusunun meslek ve mahalle olarak sk topluluklar halinde blnmesine ve bunlarn iinde rakip hiziplerin bulunmasna ramen, ortak eylem iin hibir rgtn bulunmadn varsaymak yanl olur. Tam anlam yla belediye kurumlannn bulunmad ve ehrin ynetilmesi iin btn halkn biraraya gelmesinin yet kililerce en azndan pheyle karlanaca phesizdir... (fakat) olaanst du rumlarda btn ehirliler ehir savunmasna arlabilirlerdi. Silahl olduklar iin yneticiler bir halk ayaklanmasndan her zam an korkarlard ve polisin grevi ka mu dzenini korumak olduu kadar, (ya da ondan da ok) onlar denetim altnda tutmakt. Buna ramen, valilerin ya da maiyetlerinin keyf ya da mstebite dav ranlar... sulunun cezas verilinceye kadar misilleme hareketlerine yol aabilir ' di". Ibid,, s. 279. 60 The Cambridge Economic History o f Europe, III, s. 186. 61 Bekir Stk Baykal, "Ayanlk Messesesinin Dzeni.Hakknda Belgeler", Trk Ta rihi Belgeleri Dergisi, l (Haziran 1964), 221 v.d.

119

Anlatlanlar, mparatorluun her yerinde ayn ekilde geerli deildir. Osmanllarca fethedildikleri zaman, Bat d zenleri gelitirmekte ileri gitmi olan Avrupa ehirleri, baz Bat zellikleri srdrdler. Ayn ekilde Arap lkelerinde yap hayli gevekti ve zengin tccar, toplumda, Anadoluda kendisine tannmayan bir mevkie sahipti. Anadolunun ken disinde, imparatorluun anayurdunda, zenginlik, ancak stat szgecinden getikten sonra iktidarla denk duruma gelebiliyordu. Hourani, Anadolu dnda Osmanl hkm darlarnn nasl mahall glere daha baml olduklarn gstermitir. Bu, Rumeliyle Arap lkelerinde mahall era fa verilen daha geni serbestlii ve brokratik kontroln azaln aklamaktadr. Mesel amda, Hourani, bir za-, manlar bir hayli zerk nfuzu olan bir "burjuvaziyi" tasvir edebilmektedir.62 18. yzylda Rumeli ve Anadoluda dier bir gelime, Ba tl ehirlerin elde ettikleri zerk gc ortaya karabilirdi. Bu, yann kdr.63 mparatorluun bandan beri yan ve eraf diye bilinen mahall nfuz sahipleri vard. Artk bun lar, gitgide devlet hizmetinde olanlardan kyordu ve yan sz devlette asker ya da dinsel bir grev yapmalaryla ta nnm ailelerin yeleri iin kullanlr oldu. Gemite, bu ai lelerden bazlar, mlk olarak elde ettikleri topra ileyerek zengin olmulard. Ayan sllelerinden birinin kurucusunun askerlik hizmeti dnnde satn ald bir tuzlann krlar sayesinde toplum iinde ykseldii bilinmektedir.64
62 Aibert Hourani, "Ottoman Reform and the Poljtics of Notables", s. 11 (ikago niversitesinin Ortadou m erkezinde "Ortadouda Modernlemenin Balang lar" konulu konferansa sunulan bir tebli, Ekim, 1966). 63 yan iin bkz. nn Ansiklopedisi, IV (1950), s. 355 ve Encyclopaedia of slam, 2. bas, I, s. 7 7 8 de "yan" maddeleri. Ayrca bkz. M. aatay Uluay, 18. ve 19, Yzyllarda Saruhanda Ekiyalk ve Halk Hareketleri, (stanbul, 1955) ve zellikle s. 16; Gibb ve Bovven, Islamic Society, 1, 1, s. 198 v.d.; Bekir Srtk Baykal, op. cit. 64 Uluay, op. c it, s. 21. ,

120

Fakat 18. yzylda bu snfn gayretleri retici teebbs lerden mltezimlie evrildi. Nakit para karlnda, bu s nftan olanlar, devlet topraklar elde ettiler, fakat asl ka zanlar, mr boyunca tannan ve devletin onaylad ikinci derecede dier mltezimlere sattklar, iltizam haklaryd.65 Devlet grevlileri olarak, yksek memurlarla ilikilerini sk latrmak karlar gereiydi. Burjuvalama sreci pek Os manl olan bir yne evrilmi oldu. Bunun bir rnei Mminzade Abdlmmin Efendinin yaantsnda gze arp maktadr. Parasn hkmet ileri gelenlerinin kendisini da ha yksek bir mevkie getirmelerini salamak iin harcayan Yeniehirli bu saygdeer kii, din brokrasinin zengin bir yesiydi. Daha sonra sistemli olarak emrindeki din adamla rna bask yapt (herhalde kendisine borlu olduklar yllk armaanlarn deerini arttrmak iin). Rvetle ve mevkii sayesinde kendisini bsbtn zengin eden kazanl iltizam haklan elde etti. Fakat sonunda hkmet bu faaliyetlerinin nne geti.66 Baka Ayanlarn, devletin artk geindirmeye gc yet medii birok savalardan bazlarn maiyetlerine alarak, asker bir grev yklemelerine msaade edildi. Sava zama nnda, askerler devlet hizmetine anlabilirdi ve vergiden de muaftlar, bylece atafat ve insangcne yaplan bol kese den harcamalarla her yann kaps Osmanl Hkmetinin ' kk birer kopyas haline geldi.67 Btn bu srecin dikkate deer yan, henz domu olan piyasaya ynelmi bir zmrenin yeni ynlere atlacana, k k apta olarak devletin izgilerini gelitirmeye itilmi ol masdr. unu da belirtmek nemlidir ki, mltezimlerin ser

65 Ibid., s. 12 v^d. 66 Mustafa Cezar, Osmanl Tarihinde Levendler (stanbul, 1965), s. 336. 67 ibid., s. 331. '

121

vetleri, dier btn Osmanl brokratlannmki gibi, lmle rinde msadere edilebilirdi. 1826ya kadar bu usl kaldrl mad. Ancak modernlemenin balangc iledir ki, Bab- li, bu "yan-zerk ve hemen hemen bamsz unsurlar" merkez hkmetin dorudan doruya ynetimi altna ald.68 Houraninin iaret ettii zere, ehirlerde, genellikle Os manl eraf varolan egemenlik yaplarnda bir paya sahip ol maya devam etti. ktisad teebbse dayanan bamsz ikti dar kaynaklarn gelitirme imknna srtn evirdi. , Osmanl Devleti yalnzca Rechtsgemeinschaft (nc "etafn belkemiidir bu) yokluu ile Batnm kart deil di, ayn zamanda birinci ve ikinci "etats"lann yokluu ile de ayryd. Yaps ok daha yaylm (diffuse) idi. Ortaa sonu Arap ehirlerinin tasvirinde ra Lapidus bu noktay iyi be lirtmekte ve akkan duruma, grev farkllamas yoksunlu unun siyasal sonularna, zellikle dikkati ekmektedir.69 Ksaca, Osmanl sistemi yaylmlkla hafifletilmi stat sis temi diye nitelendirilebilir;70 Osmanl brokratlarnn ileri
m Moche M aoz, "Aspects of Modernization in Syria during the Early Tanzimat Period" 1966da "Ortadouda Modernlemenin Balanglar" konulu ikag konfe ransna sunulan tebli. , 69 "ehir ya kendi kendini ynetir ve orann ileri gelenleri de yneticileridir -Max VVeberin deyimiyle tam bir "Patrisyen ynetimi"- ya da ehir, kral iktidarnn uy ruudur am a ehir halk ona snrlar koymak, etkisini yrtmek ister ve bunu da baarr. slm Tarihinde rastladmz, ikinci durumdur. ok ender istisnalar bir yana, va rolan, patrisyenlerce ynetilen cumhuriyet deil de, bir ya da ok ehirde kk salm ve evre blgeleri ehidi egemen snflarn ibiriiyle ve onlarn kar iin yneten hkmdarlktr". Albert Hourani, "Ottoman Reform", s. 6. 70 "Toplumun btn hayat, siyasal, ktisad, kltrel ve dinsel rolleri, geni ve b lnmemi bir snf olan meslek, dinsel ve ticar erafa teslim edilmiti. eriatn hemen btn cemaat ilerine yaylmas toplumun devam iin nemli olan yargla yc ve ynetici grevleri yapacak bir uzmanlam tabaka yaratt. Snf tabakala masnn yaratt engeller, greli seyyaliyet kolayl ve ulemann ehirlerin btn evre, snf ve cemaatleriyle rmesi sayesinde azaltlm bulunuyordu..." "Dier dayanma ilikileri snflar ap, eitli stat ve grevdeki insanlar birbiri ne balyordu. Esirgeyici balar, hizmetileri efendilere, ii, esnaf ve meslek sahiplerini mterilere ve sonunda herkesi Memlk devletine balyordu. Ayn

122

.el altnda tutmakta gsterdikleri gayret, gerekte byle ya ylm yaplarla baetmenin zorluklar dolaysyla haklyd. ehirli zmrelerin ya da snflarn ortaya kamamasnm nedeninin hukuk bir yn vardr. Bu dahi yaylmlk niteli ini belli etmektedir. Temelde, tzel kiilik kavram vakf kurumuna mnha srd. Devlet buna hakl bir pheyle bakyordu, zira memur lar bunu kiisel servetlerini devletin msaderesinden kar mak iin kullanyorlard. Devlet genellikle tzel kiilik tan may yaymaya istekli deildi. Dikkatimizi eken bir nokta, In gilterede kralln yapt gibi, tzel kiilik kavramndan ken di karma yararlanamamasdr.7 Burada Osmanl iktisadi 1 yatnn, iktidar elinde bulunduran zmreler ile aklanamayacak bir zelliiyle karlayoruz. nmzde aka bilisel (cognitive) ya da kltrel olan bir davran biimi vardr. Osmanl hukuk sisteminin ilgili dier iki grn, tzel kiilik yokluundan tr yaylmlk ynndeki eilimleri

mahallede oturmak ve etnik ya da dinsel ortaklk, yksek ya da alak mevkideki insanlar birletiriyordu. M ezhep ve tarikatlarla balantlar deiik durumlardaki insahlar birbirine balyordu." Bunun kart olarak, Avrupa ehir toplumu ok daha keskin bir parallk gste riyordu. Kuvvetli kltrel ve duygusal alt yaplar toplumun snflarn blen kar ve grevleri destekliyordu. Soylular, kendi ahlk, meguliyet, ve feodal yasa ve ykmlerini kendilerine ait sistemiyle hemen hemen apayr bir kast durumunday d. ehir toplumu ile temaslar Memlklerden de azd. Kilise de; kutsal nitelii, br dnyadaki hayata kendinin ve yelerinin adanmlyla, bir btn olarak toplumdan ayrlm bulunuyordu." "Toplumsal rgtlenmede ayrlklar nemli siyasa! ayrlklarn kkyd, Msl man ehirlerinin seyyal durumu iin kamusal ya da siyasa! yaantnn dinsel, kti sad, ailev ve cem aat ileri karsndaki farkllamas, dier grevlerin kendi i lerindeki farkllamadan fazla deildi. Kamu ileri de bu rten dayanm a ve grev balantlarna uygun dmektedir. Bunlar, bir btn olarak toplumun, ve zellikle erafnn kalan zamanlardaki almalar ile yrtlyordu". Ira Marvin Lapidus, Mslim C//es in the Middle Ages (Cambridge, Harvard University Press, 1967), s. 185 v.d. 71 J. Cuienier, "Affinits entre sysdme conomique et-systm e de parent: La. Turquie des villages daujourdhui", Etudes rulales (Kasm 1966), 226; Paul Stirling, Turkish Village (London, 1965), s. 236, 264.

123

pekitirdi. Birincisi patrimonyalizmin "hukuk ve mahkeme sorunlarn ynetim sorunlar haline getiren" zelliidir; oy sa, feodalizmde tersi dorudur. yle ki, ynetim sorunlar hukuk sorunlar haline gelir.72 Osmanl Devletinde mahke meler, ynetim iin ngilteredekinden daha az gerekliydi. kincisi, kiisel olmayan hukuk kurallar gelimedi. "Kad adaleti" her zaman batayd. Ynetici otorite ok defa mah kemeleri atlatyordu. Kiisel olmayan hukuk kurallarnn yokluunda, dengeleyici bir mekanizma, ikyetlerini syle mek zere fertlere, Padiaha kma imknn tanyordu.73 Bu mekanizmalar ilemeyince, sonu tipik Osmanl "ihtilli" oluyordu: Birikmi honutsuzluklarn dourduu ve tvizler elde etmeye ynelmi bir saman alevi, yoksa Avrupada oldu u zere, kurumlam ayrcalkl zmrelerin gerek at mas deil. . , Osmanl "ihtilllerinin byle sulandrlm durumu yamnda brokratik dzenlerin bu yaylml, farkllama az l ve ilkellii -Weberin anlamnda- Herrschaftm devamn engelliyordu. yan g kazandka, ak snrlarn bu yoklu u daha hayat oluyordu. Mahall eraftan biri bir gn ehri nin karlarn devlete kar savunan kimse olarak, ertesi gn de devletin siyasetini uygulayan memur olarak grne biliyor, ksa sre iinde ise azledilebiiyor idiyse, sonular tahmin etmek zor deildir. Erafn grevi tutarszd; devlet yetkilerini kulland srada evresindekilere bask yapan, bu yetkileri elinden kard zaman ise bask altnda tutu lan oluyordu. "kincil" yaplarn farkllama yoksunluu ve Osmanl toplumunun genel yaylml asndan baktmzda, Os-

72 Bkz. ESS, II, s. 397 ve VI, s. 1 8 4 de "Corporations* ve "Gilds" maddelerine: ay rca The Cambridge Economic History of Europe, III (1963), s. 25-6. 73 Bendix, M ax Weber, s. 365-36 6.

124

manii tarihinin baz alanlar aydmlanmaktadr. Bir kere devlet, varolan toplumsal zmrelerin farkllap toplumsal zerklik elde etmelerini nlemekle, bu yaplar ayakta dur mak iin kendine baml kld. Bunun bir rnei mltezim lerdir. Devlet mltezimleri sklad zaman bunlarn harca malar kslyordu. Bakentteki esnaf derhal etkileniyor ve alveri azalyordu. ktisad hayatn zindeliinin hkim zmrenin cmertlii ve harcamalarna bal oluu, yeni bir bulu deildi. Ortadou geleneinde bu nazariye, 11. yzyl da Kutadgu Biligde ne srlm bulunuyordu'74 . Bat Avrupada toplumsal yap, ihtillleri oluturan or tamd: Jacqueries\er iin kyller, Fransz ihtillinde burju vazi, bu grevi yerine getirmiti. htilller baarl olursa, bu zmrelerin yaps, baarnn geici olmamasn salyordu. Daha ilkel yapl oduklar iin, kyller, baarlarn burju vazi kadar iyi kurumlatramyorlard. Genellikle yenieri lerle Bakent esnafndan oluan, ya da aa snfla ittifak halindeki erafin mahall bir patlamas olan Trk ihtillleri, zaferlerin pekitirilmesine meydan veren rgtsel zerklie sahip deillerdi. Bunun iindir ki, modernletirici brokrasi , uzun srede baarl oldu. Bu yzdendir ki, baarl si yanlar ya da yenieriler, sonunda, arkadan gelen ynetimler ta rafndan, genel bir umursamazlk ortam iinde ezilebildiler. mparatorlukta egemen olan kat stat dzeni, insan, si yasal bakmdan hkmedenlerle hkmedilenler arasndaki farkn kesin olarak grld blmlenmi (dichotomous) bir kltr yapsna hazrlamaktadr. Gerekten de, Osmanl toplumunun esasndan yabanc iki kltrden olutuu hayli iyi bilinen bir zelliidir. Bunlardan ilkine Saray kltr, di

74 nalck, "Adlet-Nameler" Trk Tarihi Belgeleri Dergisi, II (1965), 49 v.d.; Mnir Aktepe, Patrona syan, (stanbul, 1958), s. 14, n. 22. ktisad alverilerde istik rara yol aan hukuk sistemleri iin bkz. Bendix, Nation-Building, s. 160.

125

erine de tara kltr denebilir.75 Burada kltr terimini en geni anlamnda kullanyo rum; edebiyat ve sembollerle birlikte madd ve teknolojik do natma da dikkati ekmek istiyorum. Fakat kltr ister so yut, ister somut bir anlamda kullanalm sonu ayndr. Os manl Devleti, toplumsal yaps iinde iki hayat tarz barn- . diriyordu. "Yksek" kltrle ilikili olarak, mr boyu me guliyetler halinde sava ve ynetimi, vergiden muafiyeti, Farsa ve Arapa kelimelerle adamakll ykl bir dili ve orto doks slml gryoruz. te yandan, kyl ynlar ve zel likle Trkmen airetlerine bal olanlar, halk Trkesi konu ur, alveri ve tarm yapar, grtlana kadar vergilendirilir, yalnz ilkel teknolojiden yararlanrlard ve heterodoks akm larla doluydular. Trklerin Anadoluya yerleme dzenleri bu kltrel blnme konusunda bize ek bilgiler vermektedir. Burada en yararl yaklam, duruma, Trk airetlerinin yaylma srasnda, rastladklar ehirli hayat tarzna geile ri asndan bakmaktr. Ya asker stnlklerini srdrmek , iin atllara gvendikleri iin, ya da gebeler toptan ehir hayatna geemedikleri iin, yalnzca sekinler ehir klt rn benimsediler. Bylece yaratlan blnme, sekinlerin elindeki teknolojiyle, uyruklarn, kullandklar teknoloji arasmdaki ayrlk dolaysyla daha da ilerledi. Kul brokrasisi, srekli bir ordu, hazine, zengin bir edebiyat, Tanr kelamn yorumlayan kitaplar -btn bunlar Osmanl sekinlerine ye ni yerlemi ya da yar yerleik Trklerden ok stn olduk lar ve onlar kolayca kullanabilecekleri duygusunu verdi. Gerekten, medeniyet kavram (ehirli ya da uygarlk anla mnda) Osmanl egemen snfnn kendisi zerinde besledii hayalin ve iddialarnn merkeziydi. Buna karlk, "Trk" s75 Osmanl Devletindeki durum iin bkz. nalck, Reit Rahmetli Arat l'in, s. 270, ve Tott, Memoirs (London, 1785), I, s. 131.

126

z, airetten olmak anlamn tad iin ktleyici bir an lamda kullanlyordu.76 Daha ilk zamanlardan, Trk devletlerinin kurucular, es ki slm devletlerini rgt olarak rnek almak, ya da gebe hayatn srdrmek arasnda seme yapmak zorunda bra klmlardr. Her zaman merkezletirmenin ve airetleri paralamann devletin gvenlii iin art olduunu grm lerdi.77 Hsmln paralayc etkilerinin verdii korku tahlil ettiimiz topluluk dayanmas korkusu gibi- Osmanl devlet adamlar arasnda uzun sre yaad. st snfn tedir ginliini bu, ksmen olsun aklamaktadr. Farsa ve Arapa gibi diller karsnda Osmanllar buna benzer bir seim yapmak zorundaydlar. Devleti kuran son derecede zeki insanlarn bu ite slmiyetle olan duygusal balarna m kapldklar sorulabilir. Grne gre cevap olumsuzdur. Osmanl Devletinin kurucular pratik dnce lerle davranmlard. Fatih Sultan Mehmetin kurduu kl trel ortak yaama (symbiosis) herhalde siyasal gereklere balyd. Onun ve onun baz haleflerinin, Trk kltrn "aa kltrn- sembolik kaynaklarnn amalar iin ye terli olmayacan ve gemi imparatorluklardan kltrel kaynaklar edinmek zorunda kalacaklarn anlam olmalar mmkndr. Fakat bu aklama, Osmanl dnyasnda makbul olanla olmayan arasnda aynm aklamak konusunda yeterince de rine inmemektedir. Daha somut bir aklama, Trk soplannn yapsal zelliklerinde aranabilir. Bunlardaki alak fark llama dzeyine baz ada aratrclar iaret etmi bulu
76 Bkz. J. H. Kram ersin "Turk, Ottoman, History" maddeleri ve Kprlzade Fuadn "Ottoman Turkish Literatre" maddesi, Encyclopaedia of slam, 1. bas, 4 (2), s. 9 6 7 v.d. Bkz. ayrca G erth ve Mills; der., From M ax W eber, s. 191. 77 Bkz. J. de Hammer, Histoire de l'empire Ottom an (J. Hellert evirisi, Paris, 1835-43), X V III, s. 36-7.

127

nuyorlar.78 Bu zelliklerin yannda, yksek derecede bir duy gulanm (affectivity) ve mahallilik beklemek akla uygun gel dii gibi, eldeki bulgular da bunu ispat etmektedir. ehir uy garlnn daha evrensel ve duyguca tarafsz yaplarm kul lanmaya kalkan herhangi bir hkmdar, ister istemez ai ret topluluuna yabanc derdi. Bu iyi niyetli hkmdar, hsmlarn tavsiyeleri -ve bununla birlikte yama edilen mal larn patrimonyal bllmesi- yerine, bir brokrasinin ki isel olmayan ynetimini koyduu anda, sevimsiz bir hale geliyordu. Robert A. Nisbet hsmlar toplumu ile asker top lum arasndaki kartln, ehirleri merkez olan brokrasi lerle evre soplar arasndaki blnmeyi nasl arttrdn gstermitir: "Jenksin parlak bir ekilde gsterdii zere, hsmlar toplumu ile askerler arasndaki atma tarihin kilit ak malarndan biridir. Hsmlar toplumu, yaps gerei, hcreli olup, toplu ve byk lde zerk grup aile, sop ve airetler den olumutur. Oysa en nceki biimiyle asker toplum ona gre ferdiyetidir. Komutann yetkisiyle tek asker arasnda ara hibir otorite yoktur, zira byle bir otorite komutanln hem birliini, hem de gerekli dolayszln zayflatr. te, asker buyruun dolayszl, ara gruplar zerindeki yprat c etkisi dolaysyla toplumsal ilikilerde bir eit potansiyel ferdiyetilie yol amaktadr."79 18. yzyl sonunda bile, artk devletin airet-ehir ayrm ile uramad bir srada, III. Selimin Avrupa rneine gre ordu eitmek plnlarnn uygulanmasnda rastlanan zorluk lar, ayrmn henz derin olduunu belli etmektedir. stan buldan alman askerler yeni disiplin kstlamalarn kolayca

78 Bkz. s. 99, n. 71. 79 Robert A. Nisbet, "Kinship and Political Power in First Century Rome", VVerner J. Cahman ve Alvin Boskoff, der., Sociology and History (New York, 1964), s. 268.

128

kabul ettilerse de Anadolunun ky ve airetlerinden gelenler bunu kabul edemiyorlard. Birou firar etti. Gl ve yeni ekiya eteleri kurarak Bat Anadolu ve Balkanlarda eraf ve valilerin bana musallat oldular.80 Demek ki askerleri temsil eden yksek kltr ile hsml temsil eden aa kltr arasndaki atmada belli bir ka nlmazlk vardr. "Kltr yalnzl" olaynn da atmaya katks oldu. Bu olay Durkheimm "paral" (segmental) diye tasvir ettii toplumsal yapnn bir zelliidir. Byk bir ihti malle, Osmanl toplumunda farkllama ve Rechtsgemeinschafteriin olumasna balca engel buydu. "Paral" derken, Durkheim "her mahall birimin dierlerine benzer ve kendi bana bir btn olmasn" anlatmak istiyordu. L. A. Fallers ka tane airet toplumunun bu yoldan tasvir edilebileceini belirtmitir.8 Trk sopunun yerletikten sonra bile gerek 1 bir kyl toplumu haline gelemedii anlalyor. Kltr, sekinler kltrnn bir dier biimi deildi. Sekinlerden ok daha uzak ve Marxm "Asya Ky" tanmna yaknd; ya ni, kendine yeten ve baka kltrlerden tamamen kopuk, ko layca yeniden kurulabilen bir birim.82 Bir Osmanlnn aa ya da yksek kltrden oluu en nce douma balyd. Fakat baka toplumlara gre Osmanl brokrasisinin talihli ya da liyakatli bir fniyi seip sekin ler arasna sokmak konusunda bir hayli yetkisi olduu anla lmaktadr. lem basit olup, insan vergiden muaf olanlar arasna sokan bir beratn verilmesinden ibaretti. Bu beratla rn verilip geri alnmas Osmanl hkmet ilerinin ounu meydana getiriyordu. Oysa Bat Avrupada ancak ilk ada merkez devletin ortaya kmasyladr ki, devletin serbeste
80 Shaw, Journal of Modern History, 3 7 (Eyll 1965), 301. 81 L. A. Fallers, "Equality, Modernity and Democracy in the New States", O ld Societiss a n d N e w States (N ew York, 1963), s. 168. 82 Marx ve Engels, On Colonialism (2. ba, Moskova, tarihsiz), s. 32-6.

129

toplumsal yapyla oynadn gryoruz. Bu iin hayli tavsad bir dnemde, Bat gzlemcileri Osmanl toplumuna byk toplumsal seyyaliyet atfettikleri zaman, bu "boyac kp" oyununu dnyorlard herhalde. "Boyac kp" -seyyaliyetin hz- ise, yapnn yaylml (diffuseness) ve ara yaplarn yokluu sonucuydu.83 "Alak" (little) ve "yksek" (great) kltr ayrm ilk olarak Redfield tarafndan, kyl kltrlerini incelemek iin d nlmt.84 Tahlilinde nc bir unsur, kltrel kutuplar arasnda araclarn rolyd. Redfield bu araclk grevine b yk nem veriyordu. Kyl kltrnn, gerekte "yksek" kl trde rastlanan temalarn bir yansmasndan baka bir ey ol madna inanyordu. Potansiyel olarak, araclk grevinin Os manl Devleti iin olaand bir nemi vard. Fakat tara e hirlerinde oturan sekinlerin kyllerle ve airet Trkmenleriyle ilikileri Redfieldin dnd aracdan ok, Hindis tann kuzeybat snrndaki ngiliz yneticlerininki gibiydi. ehirde kkleri bulunan mahall eraf, kltrn kyl kaynaklarn kmsyordu, zira eraf olarak bir ayaklar sekinler snfndayd. Araclk grevini yklenebilecek dier tek zmre, zengin tccarlar da, ayn ekilde ilgisizdiler. Tc carlarn sekinler kltrnn ekiciliine meydan okuyacak gleri yoktu, zira Batl ehirlilerinkine benzer siyasal ayr calklar yoktu. Sarayn dilini konumak, talih elverirse, onun temsilcilerinin nfuzunu paylamaya yol aabilirdi, zi ra snf ayrm yoktu. Kaba Trke konumak, avam sras na sokulmak demekti. Bu durumda herkesin "yksek" klt r edinmeye almasnda alacak bir ey yoktur. Halk kl trnn birok rnleri saray kltrnn biimlerini taklit

83 Bkz. Ermund Spencer, Travels in European Turkey in 1850 (London, 1851, 2 Cilt), I, s. 270. 84 Robert Redfield, P easant Society a n d Culture (Chicago, 1956), s. 68 v.d.

130

etmeye altlarsa da, bu, araclk sonucu deildi. Bu eit abalar, kyl ve esnafn Saray dnyasna yetiebilmek iin tek yanl zleminin beceriksiz bir sonucuydu. Sonradan, m paratorluun ktisad gerilemesiyle, tccarlarn ou aa snflarn bir paras olarak esnafa katldlar.85 O halde, ksaca, yeni bir snf kimlii yaratrken, mahall kltr temalar gelitirebilecek gruplarn nne devlet getii iin, "aa kltr durgun bir halde kald. Ne eraf, ne de es naf, "aa" kltr dntrebilecek yeni edeb biimler orta ya karamadlar. Oysa Batda, romann yeni bir sanat biimi olarak gelimesi, aa kltrdeki kaynaklardan bu yolda ya rarlanlp dnme uratlmas sonucuydu. Mzikte, kyl temalarm ileyen Osmanl Beethovenlerine ya da Schubertlerine rastlanamaz.86 ehrin kltr aracl yapma imkn g dk kald ve tasavvufa yneldi.87 Mahall yaplarn erevesin de yeniden bir kmelenme genelletii srada -yanlann stle rine aldklar yeni rol bunun bir iaretiydi- artk ok geti. Aa kltr burjuva Osmanl kltrnn bir aamas olamad.88 19. yzylda devlet bazen anszn ve bazen yava yava, yardmlarna muhta olduu zaman tanm olduu mahall yan ve eraftan yz evirdi.89 Mahall eraf, esnaf ve kyl

85 Bkz. Sabri lgener, "14. Asrdanberi Esnaf Ahlk ve ikyeti Mucip Baz Hal ler", stanbul niversitesi iktisat Fakltesi M ecm uas (1949-50), 3 9 2 ve Niyazi Berkes, der. ve ev. Turkish Natlonalism andVVestern Civilization: S elected Essays of'Ziya G kalp (London, 1959), s. 107-8. 86 Roman ve D efoenun "halk azna" yaknl iin bkz. lan W att, The Rise o f the N ovel (London, 1963), s. 103. , 87 Gibb ve Bowen, Islam ic Society, I, 2, 203. Ayrca, piyasa m ekanizm as ilemedi i zam an seyyaliyet arac olarak din iin bkz. lgener, ktisad inhitat Tarihimizin A hlk ve Zihniyet M eseleleri, s . 100. 88 Bkz. Albert Hourani, "The Fertile Crescent in the 18th Century", Studia Islamica 8 (1957), 91-118; lssawi, The Economic History of the M iddle East, s. 25 v.d. nda bu almay yeniden yaymlamtr. 89 Bkz. Cem al G ke, "Edirne Ayan Dadeviren M ehm et Aa", E F Tarih Dergisi 17 (1967), 11; M osche M a oz, Ottom an Reform in Syria an d Palesline 1840 1861 (Oxford, 1968), s. 76.

131

ler, hayat artlarndaki byk ayrlklara ramen, bylece benzer bir kimlie brnebilirlerdi: ezilenlerin kimlii. Buna ramen, hepsi de sekinlerin kltrn edinip bylece yne tenlerle zdelemeyi zlyorlard. Veblenin szn deiti rip denebilir ki, imparatorlukta sekin kltr kendisi iin de il, fakat g kaynaklan zerinde kontrol sembolize ettii iin ve belki iktidara yol aaca iin isteniyordu. Osmanl modernleme hareketinin balangc olan Tanzi mat, iki kltr arasndaki uzakl azaltmay baaramad. Tersine, tara eskisinden daha da ok durgunlat. Islahat larn yeni ele geirmi olduklar "by" dolaysyla bsbtn unutuldu. Ynetenler ve ynetilenler arasndaki blmlenme daha ak kltrel bir biim ald: bir yanda cill, Parisynelimli devlet adamlan, te yanda kaba tarallar vard. Aradaki aynlk Fransz kltr ile slm kltr arasnda ki ayrlkt. lk Trk merutiyetileri olan Yeni Osmanllar, bu deimeyi ve bunun, Avrupa det ve dncelerinin tak litileri tarafndan sokulmak istenen yeni sekincilie ula amayan sekinlerde yaratt tiksintiyi smrmeye nem verdiler.90 19. yzylda Osmanl kuramlarnn yava yava modern lemesine yol aan ve sonunda 1908 Gen Trk devrimi ile doruuna ulaan, eski ile yeni arasndaki karlkl etkinin btn karmaklklarn izlemek zordur.91 Genellikle, Batdan gelen yeni kurum ve dncelerin yaylmas, eski Os manl kltr sisteminin yava yava anmas ve sekinlerle sekin olmayanlar arasndaki keskin blnmenin yava ya va azalmas anlamna geliyordu. Fakat bu fazla basit bir modeldir. Geleneksel Osmanl toplumunun kendisi de tama

m Bkz. erif Mardin, G enesis o f Young Ottom an Thought. 91 Tersi yazl deilse, bu konuda aadaki bilgilerin ou Genesis of Young Otto m an Thought ile Jn Trklerin Siyasi Fikirleri (Ankara, 1965) incelemelerimdendir.

132

men btnlememi yap unsurlar zerine kurulmutu. Pa diahn hisbe mkellefiyeti de sekinlerin gznde meru bir lkyd, fakat ynetici snfn kyllere kar keyf davra nlar ve ynetici ile uyruk arasndaki blmlenme, bu m kellefiyetle atyordu. Barrington Mooreun in iin syle dii u sz, "kyller zerindeki byle bir basky nleyecek etkili bir mekanizmann yokluu temel yap zaaflarndan bi ri olmu olabilir," Trkiye iin de dorudur.92 Osmanl sistemi nasl yekpare deil idiyse, 19. yzyln sonunda beliren "ada" dzen de, henz eski Osmanl se kinlerinin geleneksel kltrnn izlerini tayordu. Gen Trklerin sekinlere kar grleri, iddia ettikleri kadar "demokratik" deildi. Sekinci gr ve uygulamalarn anmas, bata mo dernleme ile gelen yeni rollerin Osmanl toplumu zerinde ki etkisi sayesinde meydana geldi. Bu, ksmen, mevcut rolle rin yeniden tanmlanmasndan ibaretti. Yneticinin rolnn yeniden tanmlanmas iyi bir rnektir. 19. yzyl banda, Osmanl Devletindeki yabanc gzlemcilerin raporlarna s tnkr bir bak bile, ar basan bir konuyu ortaya kanr: Uyruklarn mltezimlerce szdrlmasna meydan vermekle imparatorluk altn yumurtay yumurtlayan kaz kesmekte dir. Uyruklar ve zellikle kyl uyruklar, smrlecek kim seler olarak grmekten vazgeilmesi konusunda Palmerstonun tavsiyeleri durmadan tekrarlanr.93 Bir Osmanl yneticisi iin byle bir tavsiye gereksiz g rnmekteydi, zira uyruklarn karlarn platonik olarak ko ruma, ideolojik yaplarnn bir parasyd. Fakat bu koruma artk uygulamada kendi karlarn kstlamak, ya da olumlu

92 Bkz. Marrington Moore, Social Origins, s. 171 -2. 93 Charles VVebster, The Foreign Policy o f Palm erston: Brita'n, the Liberal M ovem ent and the Eastern Ouestion (London, 1951), II, s. 540.

133

bir gelitirme siyasetine girimek anlamna geliyordu -yani, yardm etmek ya da "avantadan" vazgemek. Yeni tavsiyenin bu uygulamalar ekici deildi. Tanzimat devlet adamlarnn tekrar tekrar memurlar arasndaki rvet ve yolsuzluk me selesiyle uramak ihtiyacn duymalar bu konuda ibirlii yokluunu gsterir.94 Fakat ynetimin yeni roln benimset mek zor idiyse de, yanm yzyllk aba, tavsiye ve genelgele rin etkisi olduu phesizdi. Yava yava, eski, "Devleti kur tarmak" saikine, uyruklarn refahlaryla ilgilenmek gibi kii sel olmayan bir konu eklendi. Modernlemenin ikinci bir yan yeni rollerin ithaliydi: Kltr ayrln gidermek bakmndan gazetecinin grevi burada hayat olmutur. Modern gazetecilii imparatorlua getiren Yeni Osmanllar, daha balangtan "halk" tutanlar rolne balanmlard. Bu, eskiden sekinlerden olmayanlar iin kullanlan deyimle, eski reaya refah dncesine pek de benzemeyen yeni bir kavramd. Yeni kuan "halk iin" kay gs sekincilii kabul etmiyordu. phe yoktur ki, modernlemenin nc bir yan olan hukukun burada nemli bir etkisi oldu. Tanzimat slahat, uyruklar din gruplara ve ynete-ynetilen diye blmle mek yerine, uyruk evrensel kavramn getirmek ak amacyle balad. Temel slahat belgesi olan Tanzimat Fermamnda kullanlan terimler bunlardr. Bu, gazetecilerin grne bi im vermekte esas oldu. 1870lerde Osmanl gazetecilii sekincilie kar baka dnceler dourdu. Bunlardan bazlar merutiyetilik retisinin bir parasyd, fakat eit nemde ideolojik bir akm, "sokaktaki adamn" merulatnlmas oldu. Bunun Tanr nnde herkesin eit olduu yolunda, geleneksel bir karl
94 Bkz. Enver Ziya Karai, "Tanzimat Devri Vesikalar: Rvetin Kaldrlmas in Y a plan Teebbsler", Tarih Vesikalar, I (Haziran, 1941), s. 45-65, zellikle 48-50.

134

vard. Fakat Osmanl kltrnde bu anlayn pek az pratik etkisi oluyordu, zira sekinlerin saflarnda snrl saydaki yerler, ou fertlerin kltr bakmndan gelimesini engelli yordu. Grgleri, bilgileri ve gr alarna gre insanlar, "soylu" aznlktan ya da yndan biri diye ayr muamele gr dkleri srece, temel eitlik dncesi anlamszd. 1870lerde "alkan fakirler" kavramn merulatrma iinin, zanaatlarn Avrupann ktisad yaylmas yznden ok zor duruma dt bir srada; fakir bir zanaatkr aile sinden gelen bir gazeteci tarafndan yaplm olmas tama men bir rastlant olamaz. Ahmet Mithat Efendi adn tayan bu adam, Trkiyede Samuel Smilesin dncelerinin yayc s olmutur. Bylece geleneksel fakat bastrlm hisbe d ncesi yeni bir biimde ortaya kt, Sonraki Trk radikalli inin ok defa eski eitlik kavramndan geldii grlebilir.95 Etkileri yzyln ortasndan sonra grnen dier un sur, kltr ayrlnn giderilmesini hzlandrd. nce, kl trce geri kalmlarn unutulmu dnyas iine itilmi olan eyaletlere, mahall ynetim kurulularnn kurulmasyla ye ni bir nem kazandrld.96 1877de Osmanl Meclis-i Mebusan topland zaman, kk ehir eraf ve esnaf szcleri ikyetlerini ifade etmek iin ikinci bir yol bulmu oldular. Bu kuruluun grmelerinde, mebus olarak kk ehir karlar adna konutular. Bunlarla brokrasiden yetimi mebuslar arasnda atmalar olaand. Tarallar, en bata, devlet vergileri yznden eyaletlerin yoksullamasndan ve bakentlileri vergi ve askerlik hizmetinden muaf tutmann adaletsizliinden ikyet ediyorlard.97 lk Osmanl Meclisi 1878de sresiz olarak tatil edildiyse de, eyalet temsilcilerin
95 Bkz. erif Mardin, Jn Trklerin, s. 137. 96 M a'oz, Ottoman Reform, s. 87 v.d. 97 Hakk Tark s, Meclis-i M ebusan 1293-1877 (stanbul, 2 cilt 1939-54), I, s. 313 ve s. 113, no. 241.

135

den kan zayf sesler sonraki on ylda belli bir meruiyet ka zand. zmir gibi byk ve zengin bir ehirde, mahall gaze teciler bakentte Ahmet Mithat Efendininkine benzer bir ta vr aldlar. Kltr ayrln gidermeye yarayan dier bir etken, 19. yzyln ortalarna doru, brokrasi iinde beliren bir atlak oldu. Islahat hareketinin balarnda hareketin ncleri, me murlara ait servetlerin msaderesi uslne son vererek, bir memurlar oligarisi yaratmlard. Ynetime yeni girenler, ykselmenin birka ailenin elinde bulunduunu gryorlar d. Eskiden, byle darboazlarla karlaanlar bunlarn ev resinden dolamaya kalkrlard. imdi ise sisteme kar bakaldryorlard. Bu, ksmen de olsa, Saraya kar Gen Trklerin komplo kurmaya girimelerini aklar. Son olarak, geleneksel eitim sisteminin yklmas, se kinlerle ynlar arasndaki ayrl gidermeye yardmc oldu. Ynetici yetitirmek iin kurulan yeni okullarda -bunlar Abdlhamitin yapt slahatn esasn tekil eder- renciler stn sekinler olarak biimlendirilmediler. Uyruklara yar dmc olabilmek zere kendilerine Avrupadan ilham alan teknikler retildi. Gen Trk nderlerinin kendileri de taral ya da aa snf meneliydiler.98 Bakaldrmalar, ksmen, Tanzimat sekinlerinin babadan oula geme bir soylu snf haline ge lip "halk" ihmal ettikleri duygusuyla beslenmiti. Fakat da ha nceleri olsayd, bu durum karsnda kendilerini koruyu cular snf ile zdeletirme yoluna gitmeyi seecekleri hal de, geleneksel sistemle ideolojinin dalmas, bu zme en geldi. imdi artk kendilerini aa snflarla zdeletiriyor ve kltr ayrln gidermeye alyorlard. ^ Gen Trklerin ideologu Ziya Gkalp esnaf karlarnn
98 Bkz. erif M ardin, Jn Trklerin, s. 98.

136

savunmasn aka ele ald; hatta btn gr tarznn bu tavrla biimlendii ileri srlmtr." Ynetici sekinlerin uzak ve smrc tutanlarndan yakman bir iirde, toplum sal yap grlerinin kat blmlenmesi zerinde durur: b tn emeki snflar, yani kyller, esnaf, tccarlar bir snfta, yneticiler dier snfta.100 te yandan, 1890larda II. Abdlhamit ile mcadele eden Gen Trkler kua pozitivizme -ve sonra da ondan ilham alan tesantlne- drt elle sarldlar. Brokrasiyi mo dernletirmek zere kurulan devlet okullarnda renim g ren, fakat ayn zamanda devleti koruma lksyle yetien bu gen adamlar, Comteun toplumsal mhendislik grle rinde sekinci grlerinin temellendiini grdler. Bilim, destek iin dayandklar kaya oldu. Bu tutarsz tavr, Ziya Gkalpm yazlarnda aka belir mektedir. Ziya Gkalp Osmanl Devletinde "aa" ve "yk sek" kltrler arasndaki blnme konusunda ok eyler yazmtr. Fakat asker bir okuldan yetitii iin, kendi se kin gemiinin etkisinden kurtulamad. Gkalpm dncele ri Durkheimmkilerle karlatrldnda, bu aka belir mektedir. Durkheim rahatsz eden ey, "ikincil" gruplarn yok olmasyla fertle devlet arasnda, doacak boluktu. G kalp, Durkheimm etkisini aka kabul ediyordu, ama onun iin sorun, yalnzca aa ile yksek kltrn nasl birletiri lecei idi. Bu birlemenin peinden ortaya kabilecek grup basklan onu dndrmyordu. Hatta, toplumun olumlu bir zellii olarak bu eit basky savunuyordu. "Ben, sen yok, biz varz," toplumsal dev iin ileri srd veciz tanmd. Durkheim da genellikle buna benzer kolektivist grler
99 Bkz. Abidin Nesim i, Trkiye'nin Tekm l H am lesinde Ziya Gkalp, stanbul, 1940. 100 F. R. Tansel, der., Z iya Gkalp Klliyat: I. iirler ve H alk M asallar (Ankara, 1952), S; 95 v.d.

savunmu biri olarak tannmtr, fakat aslnda meseleye ok ayr bir adan bakmtr. Nitekim! yle yazmt: "Ferd gelime iin belirli bir alan.:, salayabilmek iin toplumun byk apta olmas yetmez; fert geni bir eylem alannda az ok zgrlkle hareket edebilmeli dir. kincil gruplar tarafndan ksteklenmemeli ve te kele alnamamaldr; ve bu gruplar, yeleri zerinde kudret sahibi olup onlar keyiflerince biimlendirememelidir. O halde, bu mahall yerli -ksaca ikincil- otori te sahipleri stnde, hepsi iin geerli kurallar yapan genel bir otorite bulunmaldr: her birine, btn olma yp bir para olduunu hatrlatmaldr... Devletin ana grevinin niin ve nasl tek tek kiilikleri kurtarmak olduunu grelim. Bunun tek nedeni udur ki, onu oluturan topluluklar gemleyerek, yle yapmasa, bun larn fert zerinde uygulayacaklar baskl etkileri uy gulamaktan alkoyar. Demek ki toplum hayatnn e itli alanlarna devlet mdahalesinin kendiliinden bir mstebitlii yoktur, tersine... bu sefer de devlet mste bit olamaz m diye itiraz edilecektir. phesiz yle, eer o gidie kar koyacak bir ey yoksa... Fakat bu szden karlacak sonu, ylnzca udur ki, devlet fer din kurtarcs olacaksa, kendisinin de bir kar arl a ihtiyac olduu, dier toplum gleri tarafndan, ya
ni o ikincil gruplar tarafndan, gemlenmesi gerektii dir... Bu toplumsal g atmasmdandr ki ferd z

grlkler ortaya kar."1 1 0 Gkalp, sonucu Durkheim gibi ortaya koyamazd, zira k noktalan aynyd. Gereki olduu iin, varolan yaplarla
101 Bendix, "Social Slratification", s. 76.

138

almak zorundayd. Fakat, esnaf dvasn benimsemesine ramen, Gkalp, zmnn Osmanl geleneine ne kadar yakn olduunu farketmedi. Gkalpm nclleri arasnda, Batdakinden bir hayli ayr olan yurttalk, yurtta hak ve devleri tanmlar vard. Osmanl Devletinde yurttalk, nor mal olarak sekinler iin ayrlm bir alan olan siyasal ka rarlara karmamaktan ibaretti. "Kt zamanlarda" bu ku rala uyulmuyordu. Fakat kural bozanlar tarafndan istenen tavizler, ara gruplarn merulatrlmad iin deildi.102 Gkalp bile bu dar grn etkisi altndayd. Gzden geirdiimiz gelimelerde en ilgin nokta udur ki, Osmanl brokrasisi zel biimlerde Herrschaft srdr mek kararnda olduu halde, bunu baaramad. nce tasvip etmedii yana dayanmak zorunda kald, ikinci olarak da, nce mahall slahat kurulularnda, sonra da Osmanl Meclisinde kendine zg bir tr olumam "ikincil" grubun etki sini kabul etmek zorunda kald. Bu tvizlerin gerek nedeni, mparatorluun mal sorunlar zememesiydi. Bunlar z mek uruna ynetici sekinler yava yava Osmanl patri monyal ynetim biimine aykr den yeni rgt biimleri kabul etmek durumunda kaldlar. Yeni kuramlarn ortaya knda bu, zellikle gze arp maktadr: Bunlarn en snrls yan sistemi, eh genii me rut hkmdarlkt. Bununla birlikte, siyasal kararlarda ka tlmay geniletme sreci hayli dzensiz olarak gelimitir. Duraklayan bir tempo ve zgrlklkten denetlemeye bir
102

Bu yalnz bir defa, yanlartn, ayrcalklar tannmasna yol aan ksa sreli bir diklenmeleri sayesinde oldu (1808). Be yl sonra Padiah, si yanlara aman verilmeyeceini ve yanlk kurumunun bundan byle tannmayacan duyuran bir ferman kard. Bu, devletin eyalet yanlarna olan bamlln yok etmedi. Buna ramen, yalnzca resmen tannm gruplarn meru olarak varolabilecek leri efsanesini srdrmeye yarad. Bu gereklik yoksunluu Osmanl Herrsc/jaffnn temel zelliklerinden biridir. Kr: Bernard Lewis, The Em ergence of Modern Turkey (London, 1962), s. 74 ve Gke, "Edirne Ayam", s. 110.

139

kayma, lkenin siyasal modernleme ynndeki ilerlemesini ayrdetmitir. Bu kararsz admlarn Osmanl patrimonyalizminin zel karakteri tarafndan belirlendii sylenebilir. 20. yzylda Trkiyenin karlat zorluklar drt ana balk altnda zetlenebilir: rnek bir meden toplumu me rulatrmann nndeki engeller, brokratik sekinlerin halk isteklerini uygulama grevini yklenmek konusunda is teksizlikleri, "arpalk" sisteminin katl ve Trk aydnlar nn kltrel ideolojisine, Paretocu bir anlamda giren karma k trevler rgs. Grdmz zere, kuramlara ait siyasal ayrcalklar ve dokunulmazlklar yoktu. Bendixin deyiini adapte edersek, btn Osmanl yurttalar stn otorite karsnda aracl bir ilikiden ok, dorudan doruya bir iliki iinde bulunu yorlard. Bu eksik kademeye "meden toplum" dedik. Buna baml olduu lde, Trkiyenin modern demokrasi uygu lamasnda olduu kadar, deiik bir toplumsal temel zerine kurulmu siyaset kavramlarnn benimsenmesinde de zor luklarla karlaaca beklenebilirdi. Marxm devletle top lum arasndaki, "gereklii deneye dayanan elime"103 ye verdii nemin Trk dnrlerince anlalmas henz zor dur, zira bu elime Trk yaantsnn bir verisi deildir. Ke malizm ideolojisi bunu inkr eder. Ortaya kan durum, bir snflar kartlnn dinamiini bouna arayan Trk Markslan iin tamamen artc olmutur. Daha yaknlarda, ma hall deneylerini Trk gerekliinin incelenmesi iin daha uygun bir model -Asya retim Tarz modeli- nda deer lendirmeye balamlardr. Trk toplumsal yapsnn ideoloji zerindeki etkisi, Trk slahatlarnn bamsz bir mekanizma olarak "meden top lumu" hesaba katmadaki isteksizliklerinde grlebilir. Ya103 W . G . Runciman, Social Science a n d Political Theory (Cam bridge, 1963), s. 33.

140

km zamanlardaki Trk radikal slahatlnn topyacl byk lde bu etkilerin sonucudur. 1950ye kadarki yllara renk veren, hkmet evrelerinin zel teebbse kar p heci denetleme tavr, bundan kyordu. "Meden toplumun" gnn birinde meruiyet kazanp kazanmayaca henz kes tirilemez. Fakat Trkiye siyasetinin yakn gelecekte byk lde burada ana izgileri verilmi olan ereve iinde an lam kazanmaya devam edeceinden pek phe edilemez. kinci bir zorluk, byk ynlarn siyasal katlmasn ka bul etmekte gsterilen isteksizlik olmutur. Birok Trk b rokratlar ve aydn sekinler, daha Batnm yaad uzun hayal krkl srecinden gemeden, siyasal temsilin, halk iradesi ve demokratik sistemin stnkr gizlenmi sahteci likler olduunu pek abuk kefettiler. Bu kefin yaplmasn daki hz, bir klf uydurma abasnn varln akla getirmek tedir. nsanlarn klavuzsuz yapamayacaklan konusundaki tavr zor gemektedir. Trk ktisad yapsnn biimlenmesinde "arpalk" mk fatlan nemli gizli bir deiken olmutur. Trkiyede devlet, "yksek memurlanna her zaman ktisad frsatlar salam tr; akllca kullanlrsa, bunlar, zel teebbslk iin do rudan doruya ie atlmaktan daha iyi bir atlama ta ol maktadr. Bu, maalarn yksek oluundan deildir. Gerek te devlet hizmeti yapanlara verilen maa yetersizdir. Fakat brokrasi ile ilikiler, i hayatnda art olan kaplar amak tadr. Trkiyede zel sektrde baan gstermenin en iyi yo lu devlet memuru olarak balamaktr. Son olarak, Trk aydmlannn, tek bir ortak kltr yarat mak iin halk kltr kklerinden yararlanma ynndeki byk abalan, gerekli olan iki kltr arasndaki ayrl gi derme iinin yava, kesintili ve akla uygun olmayan bir yol dan ilerlemesine sebep olan bir kaslma ve ters zppelik iin de yrmektedir. Geleneksel sekinler kltrnn narsisiz
141

mi ve ksrl, ayrc gr as onu modem bir demokrasi iin kullansz yapmtr. zellikle, sekinlerin yapmackl dilinin basitletirilmesi gerekti. Bunu Trk modernletiricileri anladlar. Fakat bu yndeki ilk abalarn balamasndan beri bir yzyl gemesine ramen, sekinlerin dili ile halkn dili arasndaki uurum giderilememitir. Tersine, Trk ede biyatnn dili, Saray dilinin bir taklidi gibi olmutur -apra k, yapmackl ve kat.

142

V. BLM

Cumhuriyet devrinde "Volk" slm

Cumhuriyet Trkiyesi oldum olas bize bir yenilikler Trkiyesi olarak takdim edilegelmitir. Her ne kadar Cumhuriyeti baarsz olarak nitelendirmek isteyenler kmsa da, Cum huriyetin zelliklerinin anlamn Osmanl yaplarnda ara mak pek rastlanan bir tutum olmamtr. Byle bir balant nn, aslnda, Cumhuriyet Trkiyesinin nemli bir zellii ol duunu gstermeye alacam. Osmanl mparatorlu umdan tevars edilen bu zelliklerin etkisi yalnz Cumhuri yetin yourucu hamlesinin dnda kalm olan unsurlar iin geerli olsa, yeninin iindeki eskiyi ihmal etmek bir dereceye kadar anlalabilirdi. Fakat bizzat Cumhuriyetin ideolojisin de byle zellikler bulmak mmkndr. Ziya Gkalple gs terdiimiz gibi, bazen, bir kiinin yeni olduunu iddia ettii ve bizim de yeni olarak kabul edebileceimiz grlerin ar dnda ok derinlerde eskinin artlandrd davranlar mev cuttur. Cumhuriyeti eski Osmanl toplumuna balayan un surlardan nemli olanlar bu katta toplanr. deolojik dn143

ce tarznn ve bizim ona ballmzn ne kadar aprak ve girift olduunu da en iyi onlar gsterir. Cumhuriyet idaresinin "yeni" olarak iln ettii ideolojile rin ardnda yatan meru toplum teekkl anlaynn Os manl mparatorluuna giden nemli yap unsurlar arasn da Herrschaft ynelimi, stat toplumunun deerleri ve halk kltr ile aydnlar kltrnn hl iki ayr kltr olarak kalm olmas bata gelir. Buradaki tezim bunlarn berabe rinde mmet ynelimini sekinler katnda srdrc davra nlar getirmi olduklardr. Osmanl aydn beraberinde ta d kltr kalplarn Cumhuriyet aydn olduu gn t myle deitirmemitir. Buna tabi olarak bakmak gerekir. \ Doal olmayan, iki devirde yaam aydnlarn davranlar n 28 Ekim 1923 saat 24te deitirdiklerini dnmektir. Cumhuriyetin Herrschaft ynelimi batan itibaren Cum huriyetin iindeki ktisad hayat kontrol altna alma istei eklinde gzkmtr. Ticaretin ekalliyetlerin elinden aln mas bakmndan kendisine nem verilen tccar 1950ye ka dar ancak devlet kapsna olan etkisi orannda birinci snf vatanda olabilmitir.1 Tccar sosyal bir tip olarak Cumhuri yetin idarecilerince benimsenmemitir. darecilerin mill tc car yaratma abalarna balayabildiimiz zayf "serbest ikti sat" kpr dam iarnn dnda, Trkiyede bir kapitalist zm renin kamayaca inanc siyasal sekinler arasnda yaygn olmutur.2 Kapitalist zmrelere sekinlerce "Trkiyenin top1 1927 ila 1951 yllarn kapsayan bir aratrm ada serbest m eslek sahipleriiyle m e murlarn B M M deki temsil glerinin tm nfustaki oranlarna nisbette ok daha ar bast anlalmaktadr. Bu fark % 1000 ile 20 0 0 arasnda deimektedir. Buna karlk ticaret ve endstri tm nfustaki yeri orannda temsil edilmitir. Bkz. Frederick Frey, The Turkish Political Elite (Cam bridge, M ass., M IT Press, 1965), s. 82. Bu O sm anl gr zam an zam an olduka ilgin ekiller almtr. M esela, "liberal olduklar iddiasyla ortaya kan Serbest Frka mensuplar tekellerin tenkidinde C H P den daha solda, daha devletidirler. Bkz. Korkut Boratav, Trkiye'de D ev letilik 1923-1950. (Siyasal Bilgiler Faklutesi M aliye Enstits, 1962), s. 18.

144

lum strktr bakmndan" az ans tannmas, aslnda onla ra ans tanmamak isteinin ifadesi olmutur. Trkiyenin bir borsa merkezinden idare edilmesi Cumhuriyet idarecile rinin idealinin tam tersi idi. Zaman zaman Trkiyede bir kapital birikmesinin devlet karlarn engelleyecei d nld zaman -varlk vergisi konusunda olduu gibi- devlet pazar mekanizmas yoluyla kendisine kar kanlar yoketmeye tereddt etmemitir. Stat, Cumhuriyet Trkiyesinde deerlerin etrafnda dnd eksen olmutur. Brokrasinin ve Ordunun tek parti devrindeki imtiyazl durumlar bunun bir belirtisidir. Cumhuriyet Trkiyesinde her eye ramen Herrschafta baz snrlar konmutur. Bu limitleri koyan unsur -bir mill tccar zmresini yaratmak iin sarfedilen abalar bir yana3Atatrkn kurmak istedii "meden" toplumun iinde, katl mann zorunlu olarak kazand nemdir. Modern toplum, beraberinde getirdii byk apta istihsal, geni haberleme rgtleri, farkllama ve ihtisaslama dolays ile toplum iindeki kimselerin toplum faaliyetlerine katlmasma bal dr.4 Bundan dolaydr ki -Trkiye bir tarafa- modem dikta trlklerin bile toplumu yaplan ie katmaya yarayacak bi rer sistemleri vardr. Diktatrlerin bu konuda ilerinin de mokratik idarelerdekinden ok daha kolay olduu sylene-

smet Paa, Serbest Frkaclarn yukarda belirtilen tenkitleri yaplmadan hemen hemen iki yl nce T B M M de yapt bir konumada Devlet Hzinesini zel a hslar lehinde -ve zellikle inhisarlar kullanarak- istismar etm ek isteyen tem ay ln bir tehlike arzettiine iaret etmitir. Ib id , s. 19, gene bkz. s. 11, "devlet ka pitalizm inin 1 921de vlmesi in. Devletin batan itibaren ktisad sahaya el atmas konusunda (Mart 1922 iktisadi program) bkz. Enver Ziya Karal, Trkiye Cumhuriyeti Tarihi 1918-1953, (stanbul, Cumhuriyet Matbaas, 1954), s. 173. 3 "Mill Tccar Yaratma" ttihat ve Terakki Politikasnn bir bakm a srdrlmesiydi. Bkz. Doan Avcolu, Trkiye'nin D zeni: Dn-Bugn-Yarn, (Ankara, Bilgi, 1968), s. 127. 4 Deniz Baykal, "Siyasal Katlma: Bir Davran ncelemesi", Ankara, 1968, Basl mam tez, Passim.

145

mez. Yaratlmak istenen modern Trkiyede, Cumhuriyet idarecileri, modern Trkiyeyi kurmaya doru giden yollar dan birinin iktisat olduunu biliyorlard. Kurulacak olan mo dern farkllam ktisad yapnn her ynn birden devle tin kurmasnn ancak ok sert bir siyasal kontrol ile mm kn olacan da idrak ediyorlard. Bundan dolay ktisad i lerin yrtlmesinde siyasal ynden kontrol altnda tutulan fakat meslek faaliyetlerini otonom olarak yrten bir ktisa d snf meydana getirdiler. Bu snfn kendisine verilen s nrl yetkileri ama istei ve abasi, Trkiye Cumhuriyetinin 1950ye kadar i hayatnn ana temasn tekil etmitir.5 Osmanl toplumunun sregelen etkileri arasnda "arpa lk" (prebendiel) sistemin devamn da saymak gerekir. Bu devam dolaysyladr ki, baz yazarlar Trkiye Cumhuriyeti nin ktisad siyasetini yeni kurulan burjuva snfna yardm etmi olarak deerlendirirler.6 Aslnda bu yazarlarn tek bir balk altnda ele aldklar sreci ayr srete toplamak mmkndr: (1) devlet katnda olan kimseler, devletin ikti sadiyata bankalar, demiryollar yoluyla girmi olmas dolaysiyle i hayatna kolaylkla atlabiliyorlard. (2) adamlar, salt iadam olarak, devletten bir yardm grmeden, ona ka plar atrmadan i yapamyorlard. Bundan dolay rvet imknlar akt. Nihayet (3) devletin kendisi memleketin k tisad yapsnn hkim noktalarn bir mddet sonra eline al maya balad. hayatnn bu ekillenii ok garip bir ekil de Osmanl mparatorluunda grdmz davranlar ha trlatmaktadr. Halk kltr ile aydnlar kltr arasndaki farkllk Cumhuriyet Trkiyesinde de srdrld. erif Hulusinin
5 Kendini bu mcadelenin iinde gren bir i adamnn ikyetelri iin bkz. Rasim Hayri Cngi, Bir i Adam Gzyle M em leketin H ali ve Dertlerimiz (stanbul, bra him Horoz, 1948). Avcolu, Trkiyenin Dzeni, Pass/m.

146

belirttii gibi,7 halkla alkalanan yazarlarmz bile halkla alkalandklar zaman onun cehaletini gstermeye alm lardr. Cumhuriyet bu "khne" kltrel kalplar cahil halk tan skp atacak olan kurtarc olarak gsteriliyordu. Daha sonra, 1950 ve 1960larda, baz yazarlar hakiki anlamda halka dnk bir edebiyat aramalarnn nedeni bu ayrlktr. "Medeniyet" arama salt sekinler katnda yrtlen bir faa liyet olmutur. Bizim buradaki aratrmamz bakmndan en nemli zellik budur. Fakat daha nce grdmz zere toplumun analitik katlar birbirleriyle zdelemi olduum dan, Osmanl toplumundan tevars edilen dier zellikleri de hatrlamamz gerekecektir. Cumhuriyet Trkiyesinde din meselesini, bir taraftan modernlemenin iddetli istei, dier taraftan Osmanl m paratorluumdan tevars edilen bu meselelerin erevesi ii ne sokmak gerekir. Halk kltr ile sekinler kltr ara snda bir uurum olmas, sekinlerin, dine nem veren kim seler olsalar bile, "halk slm'm kurald saymalaryla so nulanmtr. Dier taraftan, Cumhuriyetin sekinleri slmm yzeyde grlmesi mmkn olmayan nemli fonksiyon lar grdn idrak etmemilerdir. Bunun sonucu "kltrel optimizm" olmutur. Cumhuriyet; sekinleri slmn kiisel fonksiyonlarm kolayca baka bir yapya devredebileceklerini sanmlardr. Meselenin bu kadar kolay olmadnn ince lenmesini nce "volk slm" asndan ele almak istiyorum. Trkiyede dini modernletirme eilimleri, ttihatlar dan balayarak Trkiyede bir tek din olduu noktasndan hareket etmitir. Dini ciddiye alan veya almayan kimseler, halk inanlarnn kendi iinde anlaml bir tr olduunu ka bul etmemilerdir. Bunun iin yalnz "hurafe"den bahsetmi
7 erif Hulusi, "Trk Edebiyatn Tetkikteki Glkler", lk, 15 Tem m uz 1943, s. 425, not. 5. .

147

lerdir. Reformcularn abalar bu hurafeleri skmek olmu tur. Resm, kltrn yannda gizlice yaayan, anlaml bir halk kltr olduunu kefedenlerin, bunun yannda bir "halk dini" olduunu grememi olmalarn ancak ortodoks slmn uzun vadede bir etkisi olarak deerlendirmek mm kndr. Zira, reformcular, halk dinini kurald saymakla eyhlislmlarn pek de beenmi olacaklar bir tutum al mlardr. Ziya Gkalp, Mehmet Akif ve emsettin Gnaltay bu ba kmdan ayn temellerden hareket etmilerdir.8 Reformlar snn slmm ortodoks ekline yeni ve "medeni" bir ekil vermek zerinde durmutur. Bu tutumlar, uzun vadede, bir halk dini olduunu bilen ve onu ciddiye alan hlara, hocala ra ve batl itikat ticareti yapanlara yaramtr. Onlar "hurafe'yi ciddiye aldklar iin kyl ile alt tabakadan gelen adamla ayn dili konuabiliyorlard. Buna karlk kyde, 1950 ylma kadar Ziya Gkalpin Trke ezan hakkndaki fi kirlerinin paylaamadn biliyoruz. Trkiye Cumhuriyetin de Diyanet leri Bakanlnn ayn politikay gtt gr lr. Dine yaklamlarnda sekin tabakann radikalleriyle onlara kar kan dinciler arasnda bu konuda ok belirgin bir fikir birlii olmutur. Aklmza bu konuda hemen gelen bir soru Cumhuriyetin nasl olup da ideolojik kalplarn kylere kadar gnderip on lar rakip birer ideoloji olarak dinin karsna karmad dr. Bunun nemli bir yn bizzat mmet hissinin Cumhuri yet devrinde din meselelerinde gcn kaybetmi olmamas dr. Cumhuriyet bile zaman zaman bu mmet ideolojisinin kendinden daha kuvvetli olduunu kabul etmek zorunda kalmtr. 1928 ylnda, Prof. Fuat Kprlnn dinin gelii
8 Bkz. Gotthard Jsche, D er slam in der N euen Trkei: Eine Rechtsgeschichtliche Untersuchung, (Leiden, Brill, 1951), s. 16 v.d.

148

mini bir nevi din bilimi merkezi olarak ileyecek olan lhi yat Fakltesine balamaya almas kamuoyunun (= mme tin) mukavemeti karsnda terkedilmiti. Devlet, bundan sonra dini bilimsel abalarla ekillendirmekten vazgeti.9 Kemalizm ideolojisinin zaafna da belki en iyi bu noktada parmak basmak mmkndr. Kemalizm, kltrn kiilik yaratc katnda yeni bir anlam yaratmad ve yeni bir fonk siyon grmedii iin bir rakip ideoloji roln oynayamamtr. Kemalizmin Trkiyede ailelerin ocuklarna intikal et tirdikleri deerleri deitirmekteki etkisi ancak sath olmu tur. Bu sathlik dahi bir dereceye kadar slm gemiimizin zorunlu bir sonucudur. nsann sosyal kiiliinin ve eylemi nin her tarafna szan bir dncenin kapsaycl, bilhassa o kltr kalbnn iinde yetienlerce kolay idrak edilmeye cektir. Bu ideolojik kalplar iinde eitilenler yeni bir ideoloji imal ettikleri zaman da bu ideolojinin ayn kapsayclkta ol mas gerekeceini dnmeyeceklerdir. Kemalizme aile ka tnda etken olmasn salayan bir blm ilve etmek gerei bylece ancak yeni bir hukuk normun yerletirilmesi gerei olarak dnlecekti. Aile reformu hukuktaki reforma mn hasr kalacakt.10 Kemalizmin bir dier zaaf dine rakip olabilecek ideoloji lerin ortaya kmasna msaade etmemi olmasdr. Bu da Cumhuriyetin ktisad kuvvetlere meruiyet salamada, n celeri zerinde durduumuz tereddtten ileri gelmitir. Hu susi teebbs ideolojisi kendi bana geliseydi ok nemli fonksiyonlar grm olaca iin, aile ilikilerine zorunlu ola rak szacandan dinin eskiden grd fonksiyonlarn yeri ni alabilir ve toplumun hi olmazsa bir katnda oturmu bir
9 Jaschke, D er slam, s. 68. 10 Atatrkn ailenin temel bir toplum yasas olduunu grmesine ramen: Bkz. Atatrk'n Sylev ve D eleleri II {1906-1938), (Ankara, Trk Tarih Kurumu, 1952), s. 183. '

149

ideoloji haline gelebilirdi. Bu oturmu ekliyle, burjuva ideolojisinin dine rekabet eden bir taraf olacakt. Bilhassa slm dini gibi mmet strktrne dayand derecede ka pitalizmin ferdiyetiliine kart olan bir dinde burjuva ideolojisinin kar bir kuvvet olarak fonksiyon grmesi ihti mali vardr. Cumhuriyet bir dier ynden de mmet strktrnn devamn salamtr. Vatanperverlik, beraber olma ve ba kalarna kar koyma mmet hissini devam ettirici bir un surdu. Okullarda btnlk, birlik, beraberlie verilen nem pek o kadar da mmet fikrinden uzaklatrc bir anlam ta mamtr. Bayrak ve kahramanlk deerleri ise Battal Gazi menkbelerinden tzak deildi. Cumhuriyetin kitaplar kah ramanlk ve tesant zerinde durduklar oranda bir yanl anlamaya yol aacak bir temel kuruyorlard. Kysel bir ev rede Mehmetik kolayca yeniden Battal Gazi ve Gazi, Ali olabiliyordu.1 ok muhtemeldir ki, burada da Trk milliyet 1 iliinin temellerini kurmu olanlar ve bu arada Ziya Gkalp mmet strktrnden sandklan kadar uzaklamam iardr. Ziya gkalpin dine nem vermesi, tesantlk akmna balanmasnn bundan ileri gelen bir yn olduu dnle bilir. Gkalp, bir dereceye kadar bunun farkndayd ve mm kn olduu kadar Trkiyenin strktrlerini ok baka trl bir tesant prensibi olarak grd milliyetilikte aramt. Fakat gene burada Gkalp, Durkheimn sosyolojisine kendi toplumunun ideolojik gzlkleriye bakmt. Zira Durkheimm o kadar nem verdii iblmnn yerine Ziya G kalp ok daha fikirsel bir yap olan milliyetilii, geirmiti. Herhalde, Ziya Gkalpten mlhem olan, Trkiyede snf ay rlklar) olmad ve olmayaca fikri, Cumhuriyet sekinle rince kullanld zaman eylemlerinin rn, fonksiyonu m11 Bkz. Vl Nurettin, Bu Dnyadan Nzm Geti, (stanbul, Rem zi, 1965), s. 77.

150

m efe benzer bir toplumsal hissin toplum ba olarak srd

rlmesi olmutur. Kysel evreler bu boluu slmm "volk" ekilleriyle ka patrken, ehirsel evrelerde ve sekinler arasnda Kema lizmin bu eksiklikleri Cumhuriyetin karakteristik kltr krizlerini yaratmtr. Modern Trkiyede kltr problemi bu boluun eletirilmesi ekseninde toplanr. Efruz Beyden "Amerikan"clara kadar birok kimseler slmm bo brakt sembolik ve kii gelitirme fonksiyonunu doldurma arele rini aramlardr.

mmet Dnya Gr
Trkiyede 1940larm sonlarndan itibaren belirmi olan "di ne dnme" isteinde bu bakmdan temel bir anlamazlk yat maktadr. Dine yeniden nem vermek isteyenler kadar dine dnmek isteyenleri incelemi olanlar da bu anlamazln kapannn iine dmlerdir. Aslnda, Trkiyede "dine dn'un bir tek deil, iki ekli vardr. Bunlardan biri, Orto doks, Snn, Ulema-y rusumun fikirlerini devam ettirenler dir. Bunlar slm dininin icaplarna toplum iinde daha ge ni bir anlam tanmak istemilerdir. kinci dincilik, geni halk tabakalarnn "hurafe"lere, "volk slm"a dn iste mesidir. Bu ikiliin farkna varmayan, veya "laik"ler kadar kmseyen, "ilerici" dindarlar, durumun karsnda "laik ler" kadar armlardr. Zira, zaman zaman karlarna hi tanmadklar bir slmn ekilleri kmtr. Trkiye gibi, aydnlan halk kltrnn aratmlmasma bu kadar yer ayrm olan bir lkede halk dininin resm din den ayn olarak anlaml bir btn olarak yaadnn inkr edilmesi acaba bir tesadf eseri midir? Durkheim, 1890larda AvustralyalI yerlilerin bir inancna bakabilmise, Malinowski Trobriand adallarn inanlarn o toplumun strktr b
.

151

tn iine yerletirebilmise, hele Levi-Strauss bu tip yapla r son derece nemli bulmusa acaba Trk aydnlarnn bu izden yrmemeleri kendi zel bir ideolojilerinin sonucu de il miydi? lkemizdeki aydnlarn byle ynleri ihmal etme leri anca mmet strktrnn ideolojik bir yap olarak hl etkisini srdrmesi olarak izah edilebilir.Bu strktrn a lma mekanizmas ise mmet iinde bir tek hakikat olduu dur: Herkesin zerinde birletii hakikat. mmet dnya grnn Cumhuriyet aydnlarna teva rs etmi olan ekli sosyal hakikatlerin basit hakikatler ol duu fikridir. Bundan dolay kendi iinde bir anlam tama yan "hurafe" kavram lkemizdeki birok aydnlar iin yeter li bir izah tekil etmektedir. Fakat bu "hurafe"lerin bir siste mi olduu da karsna geilmez, basit bir gerektir. Bu yap, gcn, sembolik fonksiyonunu halk katlarnda srdrme sinden almaktadr. Daha nce zerinde durduumuz bir nokta sembollerin halk tabakasnda bir nevi "ey'lik kazandklardr.12 Sem bollerin anlatm kuvvetinin "reifie" edildii kysel ve dk halk tabakalar arasnda ok etkin olmalar modern Trki yede bu katlarda bugn sembollere kar kesif bir zlem ek linde grnmektedir. Sakal brakma, takke giyme, yeile ye niden nem verme, eski yazya sarlma, sembol arama ekil leridir. ttihat gazetesinde 1968 ylnda kan ve Nurdan Demirel adnda kk bir kzn slm sembollere hakimiyetini ileyen bir makale serisi bu zlemi son derece ilgin bir ekil de gstermektedir. ^ Bu sembol arayanlar arasnda, alma hayatlar itiba riyle Cumhuriyetin meru erevesini kullanmalar gerekli olan esnaf da katmak gerekir. Sabah gazetesinde grlen "Mslman kadn" moda sayfas bu abann gzkt yer
12 Bkz. Barthold-Kprlii, slam M edeniyeti, s. 242.

152

lerden biridir/ Levi-Strauss daha nce yanndan deinerek verdiimiz sembolizmin toplumlar iin ve bu arada gelimemi toplum lar iin ne gibi bir fonksiyon ifa ettii konusunda son yirmi ylda ilgin bulgular ortaya karmtr. Bunlarn hepsi ze rinde durmak mmkn deildir. Fakat bulgularn bir yn, daha nce toplumun bilgisini ekillendirici sreci olarak ta nmladmz taraf, son derece ilgintir. Levi-Straussa gre ilkel toplumlann bilgilerini organize etme abalar "bricolage" (er p birletirme) adn verdii bir srele oluyor. lkel adam tabiatn olaylarnn modelini tabiat iinden kard dier ekillenmi "eylere dayandryor. rnein, ilkel adam "benim kym bir tavuskuudur" gibi bizce anlamsz bir cmle ile ortaya kt zaman kynn tavuskuunun ekli ne benzer bir ekli olduunu veya kendi klnndaki aile ili kilerinin tavuskularnn hayatnn belirli bir ynne benze diini belirtmek istiyor. Bu adan kaplumbaa etinin yendi i bir toplumda bir yerlinin Levi-Straussa syledii bu cm le son derece anlamldr: "Kaplumbaa yemek iin deil, d nmek iin yararldr." Baka bir anlamla bu yerli iin kap lumbaa kinat modelini hatrlamasn mmkn klan ifre yi zerinde tamaktadr. Trkiyede halihazrda halk katnda hl geerli olan Battal Gazi menkibelerinin ayn kltrel ifre roln ifa et tikleri sylenebilir. kzn boynuzu zerinde duran dnya imaj da, bizim iin ne kadar gln olursa olsun, fonksiyonu belirli bir toplumu olduu gibi srdrme olan bir ideoloji te min etmektedir. Toplumumuzda artk fonksiyonlar olmayan sembollerin zamanla ortadan kalkmas beklenebilir. Fakat bunlardan hangilerinin kalkacan bilmek de zordur. rnein, dnya nn bir kzn iki boynuzu zerinde durduu sembol btn anlamszlna ramen kiiye ferahlk veren -frknn
153

telkinleri gibi- fonksiyonlu bir kltrel ynelimle birlikte kavramlatrlyorsa o zaman onu fonksiyonu devam ettire cektir. Yeni dzen kiinin ruhsal dengesini salayc yeni bir mekanizma salamadka, frk de, dnyay boynu zunun zerinde tutan kz de halk inanlarndan kalkma yacaktr. Bugn Trkiyenin yaps farkllatka bu yap farklla masndan doan gerekler yava yava yeni bir ideoloji olarak ekillenmektedir. Fakat halk katnda imdilik birok fonksi yonlarn kolaylkla slm tarafndan grldn gryoruz. Dogmaya bal olmayan halk inanlar bylece belki oku mularn inanlarndan daha salam bir sentez ve dnya g r haline gelecektir. Olay, gene Trkiyenin endstrilemesi ynnden de ele alabiliriz. Basit halk tabakalar kolaylkla fabrikann alma dze nine ideolojilerinde yer verebilmektedirler. Sendika beeni len bir kurumdur. Uzun vadede Battal Gazi sembolnn ya va yava Battal Gazinin hasletlerine ilveten revata olan bir sendika liderinin hasletlerini tayacak bir ahsiyet olma s beklenebilir. O zaman sendika lideri imaj tpk LeviStraussun kaplumbaalar gibi "dnceye yarar" olacaktr. Yeni bir sembolik fonksiyon icra edecek, toplumun hakiki bir fonksiyonuna iaret edecektir. Bununla beraber de fabrika daki deerler bu yeni toplum inancnn bir ynn tekil et meye balayacaktr. Trkiye bir kitle toplumu grnn kazandka halk katnda cereyan eden, Levi-Straussun ifadesyla "bricolage" abalar, (eldeki sembolik imknlarla bir dnya gr imal etme almalar) sekin zmrenin kltrn de etkilemeye balamtr.13
13 Bkz. Claude Lv-Strauss, La P ensee S auvage (Paris, Plan, 1962), s. 26.

154

Modernlemek, kitle haberleme aralarnn gittike nem kazand bir sretir. Aralarn yaylmas ise halk iin yazmay etkin klmaktadr. Bundan yirmi be yl nce Trkiyedeki okurlarn ancak ok kk bir aznl Battal Gazi menkbelerinden holanan kimselerdi. Bugn bu gibi okuyucular gazeteleri satn alanlarn ounluunu tekil et mektedir. Bylece, Trkiyede kitle toplumunun teekkl et medii srada az grlen slm temalar, modern kitle ara larnn okuyucularnn isteklerine hassas olmalar sonunda baskya gemenin verdii meruiyeti kazanmaktadr. Buna benzer bir sre oru tutmann, son senelerde hi grlmedi i ortamlarda "tutmu" olmasdr. "Kk" kltrn "byk" kltr kemirmeye balamas ve kendini yava yava "b yk" kltrn kalplarnn iine yerletirmesi yalnz Trki yede deil, nemli dinsel inanlara dayanan btn lkelerin modernlemesinde grlen bir gelimedir.1 Bu gei, ml 4 btnln kurulmasnn din planndaki eklidir. Fakat Trkiyede "kk kltr "n bir paras olan halk dini kural d sayld iin bugn onun hakknda "hurafe" ithamlarn dan baka hibir ey bilmiyoruz. Modem Trkiyede "volk slm" ele aldmz zaman onun bir ynde deiik bir veheye girme imkn ile karla tn da gryoruz: Cumhuriyetin kanunlar ve siyasal par tiler gibi ikincil topluluklarn grevlerini stne alm olan yaplar slm uzun vadede mmet strktrnn dna ite ceklerdir. Bundan kastettiim, Cumhuriyetin her eye ra men tzel kiilie verdii meruiyet ve ona tand nemli bir yeni alternatifi yaratm olmasdr. Diri, bu yaplardan is tifade ettii derecede, mmet strktrndeki yapsna benze
14 Bkz. Mc Kim Marriott, "Little Communities in an Indigenocs Civilization", Village " India, Studies in the Littie Community, (Chicago, Universitiy of Chicago Press, 195 5)ten. Yeniden basks Anthropology of Folk Religion (Der. Charles, Leslie, N ew York, Vintage Books, 1960), s. 169-218. Burada zikredilen ksm s. 2 0 5 de.

155

meyen bir yap kazanacaktr. Din, artk devletin kontrol nn dnda gelimek imknlarn da kazanmtr. Siyasi partiler dini "istismar" etsinler veya etmesinler dini kullan malarnda onlar Osmanl toplumunun zelliklerinden ok uzaklatran bir tutumla ie girimek mecburiyetindedirler. Partilerin yalnz ortodoks snn slm eski kat ekliyle des teklemeleri artk mmkn deildir. Uzun vadede "Batl" davrann, dinde olduu dier toplum eylemlerinde bu yeni tekiltlanma imknlarndan faydalamld oranda geliece i ngrlebilir.

156

VI. BLM

Ampirik kantlar

inan sistemlerinin Trkiyede etkin olan ekillerini ele alr ken imdiye kadar ortaya kardmz ve dinle siyaset iliki lerini aratranlarn zerinde durmak zorunluunda olduk lar konulan sayalm: 1. Din sosyolojisi bakmndan: a. Dinin gerek kii katnda gerek toplum yaps katnda bir fonksiyonu vardr. b. Dinin kii katndaki etkisi udur: Kii din aracl yla kontrol altna alamad baz kuvvetlere tbi olduu hissine kar bir kiisel gvenlik mekaniz mas kurar. c. Dinin toplum katndaki fonksiyonu, i. etrafndaki dnyay anlamasna yarayan bir mo del temin etmesinde, ii. toplum ilikilerini pekletiren ynler vermesinde belirir.
157

2. slm inan bakmndan: a. Dinselle dinsel olmayan slmiyette birbirinden ayrmak zordur. Her durumda kiinin sosyal kimli i dinsel kalplarla teekkl eder. b. Din dogmann slm toplumlarda ideolojik bir m tenazr vardr; o da mmet dnya grdr. c. slmiyette, sekinler dini - halk dini eklinde ba langtan beri bir ayrlk olmutur. d. Allahn kapsaycl ve kiilerin Allah nnde eit lii anlay bu ikilii kapatma fonksiyonunu grr. 3. Osmanl mparatorluunun yaps bakmndan: a. Osmanl mparatorluumda halk kltr ile se kinler kltr arasndaki ayrlk kendini din alanmda da belli etmitir. Bir sekinler dininin yann da bir halk dini olmutur. 4. Trkiye Cumhuriyeti bakmndan: a. Cumhuriyetin modernletirici aydnlan bu din iki lie nem vermemilerdir. b. Teklif ettikleri hal arelerinde mmet yapsna san dklarndan ok daha bal kalmlardr. c. Trkiye Cumhuriyetinde tzel kiiliin hukuk teo risine girmesi ve Batl hukuk normlarnn tatbiki, ilk defa olarak dine, devletten ayn olarak tekilt lanma ansm tanmtr.
S

Bu arada, ideolojilerin insanlarn hayatlarnda etkin ol duklarn kantladm sanyorum. Fakat btn bu balkla rn altna toplanabilecek bilgileri elde etsek dahi bu bize di nin toplum zerinde bugnk etkisini lmemize yarayacak imknlar vermi olmayacaktr. nce bildiklerimizi eylem katnda incelememizi mmkn klacak olan ereveyi geli
158

tirmemiz gerekecektir. Bu konuda da siyasal bilimlerden ve sosyolojiden ok nemli yardmlar alamyoruz. Konunun aprakl uradan ileri gelmektedir: Sosyal bilimler siyasal eylemi inceledikleri zaman her ne kadar bunlardan bazlarnn zerk tesirleri olduunu kamtlayabiliyorlarsa da, buradaki her zerklik ksm bir zerkliktir. r nein, salt ideoloji veya salt snf yapsyla veya (Amerika iin) salt rkla bir seim kehanetinde bulunamayz. Kald ki yalnz ideolojik sreci -ksm bir siyasal etken olduunu ka bul ederek- ele alsak onun bile siyasal eylem zerindeki etki sinin zel biimlerini kavramlatrmamza yarayacak model lere muhtacz. Bu modellerin gelitirilmesinde daha ok ba langtayz. Fakat 1965te km bir ett bu yolda bize nemli ipular temin etmektedir. Bu balang modelini Phi lip Conversenin ideoloji zerindeki bir aratrmasnda bulu yoruz. Philip Converse bu almasnda ideolojilerin insanla r siyasal eylem katnda nasl etkilediini incelemitir.1 Conversein ana bulgusu, ideolojileri birbiriyle tutarl fi kirler olarak tanmladmz takdirde, ideolojik olarak nite lendirebileceimiz bir davrann ancak oy verenlerin ok k k bir yzdesinde rastlanddr. Bylece, insanlarn siyasal davrannda ideolojik olarak nitelendirilebilecek davranlarn ok nemli olmad anla lyor. Fakat bu nemin derecesini tayin edebilmek iin nce Conversein aratrmasna daha derinden girmemiz gerekir. Conversee gre bir inanc "ideolojik" olarak nitelendirebilmemiz iin bu inancn her eyden nce tutarl olmas gere kir. Bu tutarllk mantk bir tutarllk olarak grlebilir. r nein, devletin masraflarnn arttrlmas gereine inanan birisi ayn zamanda devletin kaynaklarnn azaltlmas ge rektiine inanmaz, veya buna inanan bir kimsenin inancna
1 Converse, "The Nature of Belief Systems", Ideology and Discontent, s. 203-261.

159

"ideoloji" diyemez. kinci ve siyasal alanda daha nemli olan tutarllk psikolojik ve sosyolojik tutarllktr. Converse'in bundan kastettii, insanlarn inanlarn bir btn olarak rendikleri ve toplumlarmdan aldklardr. Kii, inanlarn toplumdan ald iin "neyin ne ile beraber geldiini" o top lumsal renme sreci srasnda renir. te bu noktada bir "ideoloji'ye yaklam bulunuyoruz. Converse "beraber olma gerei ne zonnlayc (Constraint) diyor. Bir inan sistemi iinde "zorunlayc"lk ne ka dar etkin ise bu inan sisteminin o derecede "ideolojik" oldu unu syleyebiliriz. Conversein bulgusu u ki, ideoloji bu e kilde tarif edildii zaman semenlerin stat ve eitim bak mndan stte kalan bir grubuna mnhasr kalyor. "Ust"den "a lfa doru gidite inanlar hem daha az zorunlayc oluyor ve hem de soyutluk ve genellik niteliklerini kaybediyor, ba sit, somut, gnlk hayatn gereklerine yakn bir ekil al yor. Bata, inan sisteminin merkezini genel ideolojik pren sipler tekil ederken, sonralar belirgin sosyal gruplar bu merkezi igal etmekte, daha sonra aile, i ve meslek temas lar bu yeri doldurmaktadr. Deimeler, niversite mezunu olmu bir st tabakadan hemen sonra balamaktadr. Michigan Aratrma Enstitsnde 1952 ve 1956 Cumhurreisi seimleri srasnda yaplm olan anketleri bu a dan inceleyen Converse, deneklerin kullandklar kavramlatrma trlerinin drde indirgenebileceim bulmutur. nce, en stte hakikaten verdikleri oyu soyut ve olduka geni bir bilgiye dayanan bir ereveye yerletirilenler mevcuttur. Bunlarn arkasndan, birinci tabaka kadar kesinlikle olma makla beraber gene de nisbeten anlaml bir ideolojileri olan kimseler gelmektedir. nc grupta genel bir kavramlatrma sistemleri olmamakla beraber, parti ve adaylar kendi iinde bulunduklar sosyal grupla olan ilikileri bakmndan kymetlendiren kimseler vardr. Partilerin zencilere, "zengin
160

lere" veya "fakirlere" kar tutumlar burada rol oynamakta dr. Drdnc grup, yazarn, "zamann zellii" adn verdii bir gruptur. Bu gruptakiler partilerden bahsederken partile rin varlklarn partinin damgasn bastna inandklar "mutlu" veya "mutsuz" zamanlara gre kymetlendirmekte dirler. Beinci grup, parti tercihlerini hibir ekilde anlaml bir modele balayamayanlardan teekkl etmektedir. Con versein bulgularnda bu gruplarn iine giren oy veren da lm yledir:
O y verenlerin yzdesi deologlar deoloa yakn olanlar Grup menfaati Zamann zellii Anlatamyor % 3.5 12 45 22 17.5

Conversein bir bulgusu, bu arada, 1953 seimlerinde Eisenhowere kayan oyun ideolojik sebeplerden dolay deil, Eisenhowere duyulan itimat dolaysyla kendisine kaym olduudur. Partileri ideolojik deerlere gre deerlendirenler bile bu seimde Eisenhowerin kiisel zellikleri dolaysyla ona oy vermi gzkmektedirler. Conversein en genel anlamdaki bulgusu, "ideoloji" adn verebileceimiz fikir sistemlerinin oy verenlerin ne kadar kk bir yzdesi iin "tuttuu'dur. Conversein ikinci nemli bulgusu genellikle "objektif' olarak insanlarn oy verme davrann etkiledii belirtilen snf durumu gibi unsurlarn yannda, oy verenin "ideolojik" belirginlik seviyesinin de nemli bir rol oynaddr, 1956 yl seimleri iin ayn sosyal snfn iine denlerden ideolojik seviyesi yksek olanlar bu snfn genellikle oy verdii parti ye daha yksek oranda oy vermilerdir. Bu itibarla, Conver se, snf kar gibi oyu ekillendiren faktrlerin yannda
161

ideoloji faktrnn de ayrca etkin olduunu gsteriyor. Ona gre daha nce fikir lideri (opinion leader) olarak tanmlanp oy vermede ok etkin olduklar anlalan nfuzlu kiiler, bu ideolojik seviyesi yksek kimselerden bakalar deildir. Converse, Parti iin bulduunun din iin de ayn seyri gs terdiini anlatyor. rnein seimlere etkin olmu olan din sel faktrler incelendii zaman, dinin bir ideoloji olarak etki sinin bu ideolojiyi ekillenmi olarak kullanan baz kimseler den geldiini ve dinsel ideolojiyi bu kadar ekillenmi olarak aklnda tutanlarn bir aznlk olduunu kabul edebiliriz. Conversein tezinin ana hatlarn hatrlayalm. Ona gre, ideolojik yapnn aync nitelii bir fikrin beraberinde belirli dier fikirleri getirmesidir. Bu "beraber getirme" ancak ei tim ve stat bakmndan ok ilerde olan kimselerde bulunur. Oy verenlerin byk ounluu arasnda bir dnya gr yoktur. deolojiler bu katta ok daha danktr. Oy verenin ideolojik bakmdan tutarl bir davran olmas beklenemez. Converse bunu daha da genileterek, rnein, geni halk y nlarnn kendi mterek kltrlerinin bir bilinleri olmad n rneklerle anlatyor. Conversein aratrmasnn belirgin bir zellii yazarn "ideoloji" olarak yalnz "sert" ideolojileri ele almasdr. Bu adan bulular bize ok yeni gibi gelmiyor. Nihayet, 1950lerden beri yaplan oy verme aratrmalar oy verenin pek de entelektel eilimli bir kimse olmadn ortaya kar mtr. Fakat yapt hareketlerin baka bir plnda kendi iinde bir anlam tayp tamad tamamen farkl bir so rundur. Konuyu bu adan ele aldmz zaman oy verenlerin ha reketlerinde -kendi iinde tutarl- birka ideolojik eksen bul mamz muhtemeldir. Bunun Trkiyede alt tabakalardaki dinsel inanlar iin byle olup olmadn tespit etmek zere 1968 yl sonbaharnda zmirde bir aratrmaya giritik.
162

Hatrlanaca zere Conversein metodunun iki aamas vard: nce bir gsterici ile ideolojilerin i tutarlln l yordu. Sonra da bunun oy vermede nasl gsterdiini aryor du. Biz burada bu ilemlerden yalnz birincisine giritik ve zmirde snrl bir ii grubunun dinsel inanlaryla dier inan ve davranlar arasnda ne gibi bir uyumluluk olduu nu aratrmaya altk. Aratrma katl rnekleme (stratified sample) metoduyla Smerbank Dokuma Fabrikas iileri arasnda seilen bir rneklem zerine tatbik edilmitir. meklemdeki katlar, eitim seviyesine gre dzenlenmitir. Sonu olarak 163 kii lik bir rneklem elde edilmitir. Dinsel inanlarla ilgili soru kd bu iilerin evlerine gidilmek suretiyle tatbik edilmi tir. Sonular dinsel inancn hl bu grup iinde bir "dnya gr" saladn gsterdii derecede, ok ilgin olmutur. Soru kdnn bir blm iilerin kendilerini "nasl gr dkleri" ile ilgiliydi. Sorulan soru uydu: "Kendinize bakt nz zaman, kendinizi nasl grrsnz? Yani zmirli olarak m, geldiiniz yerin bir adam olarak m, mslman olarak m, ii olarak m, yoksa Trk olarak m grrsnz?". Bu soruya deneklerimizin yle cevap verdiklere grlmtr:

Cevap verenlerin yzdesi 3.6


1.8

zmirli: Memleketi: M slm an:. ii Trk Bilmiyor

37.5 6.0 50.3


6

99.8 N = 163

lgin olan nokta, bir ii muhitinde kiilerin % 40a ya kn bir yzdesinin hl sosyal kimliini "mslman"lktan aldklaryd. "Mslman" ve "Trkleri iki ayr grup halinde
163

ele aldmz zaman ise birbirinden olduka farkl ve kendi iinde tutarl davran ve grlerle karlayorduk. Bir kere "Hayatta veya lm, en ok beendiiniz iki ki inin adn verir misiniz?" eklindeki soruya verdikleri ce vapta "Mslman'lar "Trk'lere nisbetle ok daha kesin bir ekilde aileye mensup ahslar zerinde duruyorlard (% 46.7) ve (% 20.4). Aradaki yzde fark "Atatrk ve devrim simalar"na gelince kapatlyordu, zira "Mslman'lardan yalnz % 40 Atatrk rehber alyor, "Trk'ler ise % 67 sevi yesinde onu beeniyorlard. lgin bir nokta "en ok beenilen'ler arasnda din simalarn her iki grup iin dk olma sdr (% 4 civarnda). Dier cevaplar anlamsz kk kme ler tekil ediyordu. Birincil ilikilerin "Mslman'lkla beraber gelen bir ili ki tipi olduu burada aka grlyor. "Gelecek seneler iin en nemli isteiniz nedir?" sorusu na verilen cevapta ise "Mslmanla r arasnda hi nemli ol mayan "memleketin selmeti" bal "Trk'lerde olduka nem kazanyordu.
'T rk - % 14.4 "Mslman" - % 3 .2

"Mslman'larn vatandalarnn en nemli iki vasf ola rak grdkleri vasflardan birincisi hakknda cevaplarnn dalm yledir:
T rk " Cesaret Misafirperverlik Dorulu k Mslmanlk N = 163 % 28.9 % 19.2 % 14.4 % 12.0
"

M slm an" % 25.8 % 20.9 % 16.1

Mslmanlk Cesaret Doruluk Vatanseverlik

11.2

164

Grld zere "Mslmanlk" Mslman'lar arasnda birinci kategori, "Trk'ler arasnda ise drdnc kategoridir. "Politikaclar tarttmz zaman onlarn dindar olup ol mamalarna ne kadar nem verirsiniz?" sorusuna u cevap lar verilmitir:

Mhim ve ok Mhim:

Trk'ler % 72.2

"Mslman'lar % 88.6

"inde bulunduumuz insanlar nasl grrsnz?" soru sunda mesele daha da belirgin olarak ortaya kyor:
"Trk" Din Kardei olarak Hemeri Vatanda i Arkada zmirli 36.1
"

"Mslman" 89.2
0.0

1.2

5 0.6 7.2 2 .4

12.9 3.2 1.6 N = 163

Burada zerinde bilhassa durmak istediimiz nokta "Mslmanlarn etrafndaki toplumu bir "Mslmanlar Bir lii" olarak kavramlatrmalandr. . Dier taraftan ortaya kan ilikiler unlardr: slmn en nemli artnn birlikte namaz klmak oldu una inananlar (mmet ynelimini lmek iin soru kdna ithal ettiimiz bir soru) ayn zamanda unlara inanmakta drlar: 1. Mahalle kiinin ahlkn kontrol etmelidir. (R = 0.19; T = 2.52; % 0.2 seviyesinde anlaml) 2. ocuklara din retilmelidir. (R = 0.16; T = 2.09; % 5 seviyesinde anlaml)
165

3. nsann arkadalarnn dindar olmas mhimdir. (R = 0.19; T = 2.52; % 0.2 seviyesinde anlaml) 4. ehirlerdeki devlet memurlar umumiyetle dinsizdir. (R = 0.16; T = 2.05; % 5 seviyesinde anlaml) Genellikle bir insann kendini "Mslman" olarak gr mesiyle birlikte bununla tutarl baz inanlarn geldiini g ryoruz. Bu inanlarn uzun vadede "Mslmanlarn eyle mini etkilendirmesi zorunludur. nanlanlarn kendi iinde tutarl bir kme etrafnda toplanmamas, Conversein tezi nin, "sert" ideolojiler iin geerli olsa da "yumuak" ideoloji ler iin geerli olmadn gstermektedir. leride, aldmz sonulan daha da ayrntl olarak ile yerek "Mslman"lann dnya grn daha da ak olarak ortaya karmak istiyoruz. Her halde "yumuak" ideolojilerin i tutarll oy verme ile uraan herkesin zerinde durmak gereinde olduu bir alma trdr.

166

Sonu

islmiyetin "volk slm" eklinin Trkiyede tarih gelime ler sonucunda bir "yumuak ideoloji" haline geldiini ve bu gn dahi halk arasnda dnya grn nasl ekillendirdi ini gstermeye altm. Bu arada, sosyal deime esnasn da yeniye doru ynelenlerin nasl -kendileri bile bilmedeneskinin kalplarnn iinde kaldklarm anlatmakta baz ka ntlar ortaya kardm sanyorum. deoloji hangi ekliyle olursa olsun, kendinden zorlukla kurtulunan bir dnce ka lbdr. Trkiyede aydnlarn kardklar "gerek"lerin ardnda, ou zaman modem dnyann girdabna yeni girmi kimsele rin bu dnyay kendilerine munis klacak modellerini gr mek mmkndr. Fakat bunu bir knama olarak ileri sr myorum, zira 19. yzyl Bat aydnlarnda ayn ynelimleri grmek mmkndr. Durkheim bile ikincil yaplarn savun masn yaparken -Bendixin gsterdii gibi- insanlar iin bir "ilticagh'm savunmasn yapmtr. nsanlar, saklanabile167

ekleri bu gibi kurumlan modern dnyada bulmadklar de recede modem dnyaya uymakta zorluk ekmilerdir. Birin cil ilikilerin samimi, yakm, basit ynlerini bir mddet ikin cil yaplarn iinde muhafaza etmek bile mmkn olmakta dr. Brokrasi ile megul olanlar bu yakn ilikilerin kurumlarda yeniden ortaya ktn belirtmilerdir.. Fakat bir mddet sonra modem toplumun gittike brokratikleen b tn ynleri insanlarda modernlemenin dehetini yaratmak tadr. Tnniesin tabiriyle gemeinschaft ilikilerinden gesellschaft ilikilerine gei modern dnyann en nemli uyum problemidir. 19. yzylda Marx yaratan bu problem, 20. yzylda karmza in kltr ihtillini ve dnya renci ha reketlerini karmtr. Max Weberin bile peinde dolaan haylet, modem hayatn brokratiklemesi olmutur. Bu kapsayc birincil iliki zleminin mmet yapsndan yeni km kimseler tarafndan duyulmasn yadrgamamak gerekir. Fakat, aydnlann modern dnyaya uymasnn zorluklann anlyorsak, "sokaktaki adam"m modern dnyaya uymasndaki zorluklar da o lde kabul etmemiz gerekir. Kendisi iin imal ettii dnya gr ne kadar "khne" olur sa olsun, bu "bricolagen grd bir fonksiyon vardr. Bu fonksiyon bilgisel olduu kadar ruhsal, kii dengesiyle ilgili bir fonksiyondur. Bugn Trkiyede mmet yapsndan yeni km olan bir topluma, halk dini, bir dnya gr ve bir kiisel denge yntemi salamaktadr. Zaman zaman hayret ettiimiz "hurafe"lerin gc buradan gelmektedir. Modernletirici gr, toplum problemlerini salt ktisad problemler olarak alr ve ksa vadede insanlara insanlklarn iade edecek olan kiisel denge unsurlarn salama yoluna gitmezse bize gdk, ek sik ve kendini beenmi bir toplum modeli vermekten baka bir ey yapm olmayacaktr. midimiz, Trkiye iin geerli olacak sosyal topyann
168

bir temel katnda kii psikolojik dengesinin salanmasna zel bir yer ayrlabileceidir. Bunu salt psikolojik bir sorun olarak grmek de hatal olur. Halk tabakasndaki kii yntem yolu olarak halk klt rnn ve dininin verdii imknlar kullanyorsa bunun pra tik bir sebebi vardr. Halk kltr, btn "hurafe"leri bir ya na, menfaatlerine daha ksa yoldan cevap vermektedir. Oku la gitmenin salayaca imknlarn kapal olduu yerde kii Kuran kursu yolunu seecektir. Sekinlerinin ok uzak ol duklar bir kltrde kii "halk sekini", -mesel Nurcu- ol may deneyecektir. Doktorun haika yaklaamad hastane nin etrafnda frkler zengin olacaktr. Toplumun sorunlar, hibir yerde entelektel seviyede vazedilmi soyut problemler olarak ortaya kmaz. Halk bu sorunlar ihtiyalarnn tatmini olarak grr. Trk aydnlar bu hakikatlerden hareket etmedike bir taraftan toplumdan uzaklklarn srdrecekler, dier taraftan da srprizlerle karlamaya devam edeceklerdir.

169

Seilmi Bibliyografya*

Acton, H. B., The lllusion of The Epoch: Marxism-Leninism as a Philosophial Creed, (London, Cohen and West, 1955). Akda, Mustafa., Celali syanlar (1550-1603), Ankara niversitesi Dil ve Tarih-Corafya Fakltesi Yaynlar, Say 144, (Ankara, Ankara niversitesi Basmevi, 1963). Akst, Ali Kemal., Koi Bey Risalesi, (stanbul, Vakit, 1939). Allinsmith, W. ve B., "Religious Affiliation and Politico-Economic Attitude, Public Opinion Quarterly 13 (1948), s. 377-389, Almond, GabrieL, "Political Theory and Political Science", American Po litical Science Reviev 60 (Dec. 1966), s. 869), s. 869-879. Almond, A. Gabriel ve Verba, Sidney., The Ciuic Culture, (Princeton, Princeton University Press, 1963). Allport, Gordon W., Vemon, Philip E.; ve Lindzey, Gardner., A Study of Values, (3. bas. Boston, Houghton Mifflin, 1960). Allport, Gordon W., ve Ross, J. Michael., "Personal Religious Orientation and Prejudice", Journal of Personality and Social Psychology 5 (1967). Allport, Gordon W., "Religion and Prejudice", Crane Revieu 2, (1959), s.

1- 10.
Anderson, B., et at, "On Conservative Attitudes", Ata Sociologica 8,

(*) Buraya konan kaynaklar incelememizde zikredilenlerin yalnz bir ksmn ve eser de zikredilmeyen baz nemli temel kaynaklar kapsamaktadr.

171

(1965), s. 189-204. Anderson, J. N. D., Islamic Lav in the Modern World, (New York, New York University Press, 1959). Anthopological Approaches to the Study of Religion, (Der. Michael Ban ' ton, Tavistock Publications, 1966). Anthropology of Folk Religion, (Der. Charles Leslie, New York, Vintage Books, 1960). Apter, David., "Introduction: Ideology and Discontent, Ideology and Discontents (der. David E. Apter, New York, Free Press, 1964). Amold, Sir Thomas, ve Guillaume, Alfred., The Legacy of slam, (Oxford, Oxford University Press, 1949). Aron, Raymond., Les Etapes de la-Pense Sociologique, (Paris, Gallimard, 1967). Ate, Ahmet., "Trk Halk Hikyelerinde bni Sina', Trkiyat Mecmuas XI (1954), s. 33-40. Ayni, Mehmet Ali., Trk Ahlklar, Cilt I, (stanbul, Marifet Bas., 1939). , Bailey, Frank Edgar., British Policy and Turkish Reform Movement: A Study in Anglo-Trkish Relations (Cabridge, Mass., Harvard U. Press., 1942). Barkan, mer Ltf., "XV. Asrn Sonunda Baz Byk ehirlerde Eya ve Yiyecek Fiatlarmn Tespit ve Teftii Hususlarn Tanzim Eden Kanunlar", Tarih Vesikalar I (ubat 1942), s. 326-340. Barkan, mer Ltf., "Osmanl imparatorlusunda bir skn ve Kolonizasyon Metodu Olarak Srgnler", stanbul niversitesi ktisat Fak. Mecmuas (1949-50), 524-61; (1953-54), 209-37. Barkan, mer Ltf., "Tarih Demografi Aratrmalar v Osmanl Ta rihi", Trkiyat Mecmuas (stanbul, 1953), s. 1-26. Barthold, W., ve Kprl, M. Fuad., slm Medeniyeti Tarihi (2. bas., Ankara, Trk Tarih Kurumu, 1963). Barnes, S. H., "Ideology and the Organization of Conflict: on the Relationship Between Political Thought and Be.havior", Journal of Poli tics 28 (1966), s. 513-530. Bateson, Gregory., Naven: A Survey of the Problems Suggested by a Composite Picture of the Culture of a Guinea Tribe Dravn From Three Points of View, (2. bas., Stanford, Stanford University Pross., 1958). Baykal, Bekir Stk., "Ayanlk Messesesinin Dzeni Hakknda Belge ler", I (Haz. 1964), Trk Tarihi Belgeleri Dergisi 221 v.d. Bellah, Robert N., "Religious Evolution", American Sociological Reviev 29 (1964), s. 358-374. Bellah, Robert N., "Reflections on the Protestant Ethic Analogy in Asia", Journal of Social Issues 19 (1963), s. 52-60.

172

Bendix, Reinhard., Nation-Building and Citizenship: Studies in Our Changing Social Order, (New York, John Wiley 1964). Bendix, Reinhard., Max Weber: An Intellectual Portrait (New York, Doubleday, 1962). Bendix, Reinhard., "Social Stratification and the Political Community", Class, Status and Pover (der. R. Bendix ve M. Lipset, 2. bas., New York, 1966), s. 73-85. Berelson, B. B., Lazarsfeld, P. F. ve MacPhee., William N., Voting; A Study of Opinion Formation in a Presidential Campaign, (Chicago, University of Chicago Press, 1954). Bergmann, Gustav., "ideoiogy", Ethics 61 (1951), s. 205-218. Binder, Leonard., The Ideological Revolution in The Middle East, (New York, John Wiley, 1964). Brehm, J., ve Cohen, A. R., Exploration in Cognitiv Dissonance, (New York, John Wiley, 1964). Burke, K., The Philosophy of Literary of Form, (Louisiana State, Uni versity Press, 1941). Burke, K., The Rheioric of Religion: Studies in ideoiogy, (Boston, Beacon, 1961). Cassirer, Ernst., The Philosophy of Symbolic Form, (ev. R. Mannheim, New Haven, Yle University Press, 1953-57). Cezar, Mustafa., Osmanl Tarihinde Levendler, (stanbul Gzel Sanat lar Akademisi, 1965). Chein, I., "The Environment as a Determinant of Behavior", Journal of Social Psychology 39, (1954), s. 115-127. Chevallier, J. J., "Le XVUTe Si^cle et la Naissance des Idologies", Res Publica II (1960), No: 3, s. 194-204. Clark, Walter., The Psychology of Religion, (New York, Macmillan, 1958). Cohn, Norman., The Pursuit of the Millenium: Revolutionary Messianism in Medieval and Reformation Europe and its Bearing on Mo dern Totalitarian Movements, (New York, Harper Torchbooks, 1961). Contemporary Political Analysis, (der. James Charlesvvorth, New York, Free Press ve Macmillan, 1967). Crick, Bernard., The American Science of Politics: Its Origins and Conditions, (Berkeley, University of California Press, 1959). Culture and Behauiour: Collected Essays of Clyde Cluckkohn, (Free Press of Glencoe, 1962). Desroche, Henri., Sociologies Religieuses, (Paris, Presses Universitaires de France, 1968). Dlvolv, Jean., "Auguste Comte et la Religion", Revue dHistoire de la Phisophie et dHistoire Generale de la Civilisation, yeni seri (V) 1937, s. 343-368.'

173

Divitiolu, Sencer., Asya retim Tarz ve Osmanl Toplumu (stanbul, 1967). ; Durkheim, Emile., Les Formes Elementaires de la vie Religieuse (Paris Alcan 1912). Easton, David., ve Hess., D. Robert., "The Childs Political World", Midvest Journal o f Political Science- 6, (August 1967), s. 238 v.d. Easton, David., "Traditional and Behavioral Research in American Poli tical Science", Administrative Science Quarterly II, (1957), 110-115. Easton, David., The Political System: An Inquiry into the State o f Politi cal Science, (New York, Knopf, 1953). Eggan, Fred., "Cultural Drift and Social Change, Current Anthropology 4(1963). ' Erikson, Erik H., Childhood and Society, (Penguin Books ve Hogarth Press, Harmondsworth, Middlesex, Penguin Books, 1965). Erikson, Erik H., "The Problem of Ego Identity", Identity and Anxiety, s. 37-87, Journal o f The American Psychoanalytic Association IV, No: 1, (1956), s. 58-12rin yeniden basks. Bkz. Identity and An xiety, s. 37-87. Essays o f Sociology and Philosophy by Emile Durkheim, et. aL (der. Kurt H. Wolff, Ncw York, Harper Torchbooks, 1964). Fallers, L., "Equality, Modernity and Democracy in the New States, Old Societies and New States (New York, Free Press, 1963), s. 158-219. Essays on the Behavioral Study o f Politics (Der. Austin Ranney, Urba na, University of Illinois Press, 1962). Festinger, L., A Theory o f Cognitive Dissonance, (New York, Harper and Row, 1957). Firth, Raymond., "The Study of Values by Social Anthropologist", Man 53 (1953), s. 146-153. Friedrich, Cari J., "The Agricultural Basis of Emotional Nationalism", Public Opinion Quarterly I (1937), s. 50-61. Friedrich, Cari J., Man and His Government: An Empirical Theory of Politics, (New York, McGraw-Hill, 1963). Freud, Sigmund., The Future o f an IUusion, (Garden City, New York Doubleday, 1957). ' Gardet, L., La Cit Musulmane, (Paris, Vrin, 1954). Geertz, Clifford., "Ritual and Social Change: A Javanese Example, American Anthopologist 59 (1957), Religion, Culture and Society (der. L. Scheider, New York, John Wiley, 1961)*de tekrar baslmtr. Gibb, H. A. R., Mohammedanism, (New York, The New American Library, 1955). Gibb, H. A. R., Studies on the Civilization o f slam, (Der. Stanford J. Shaw ve William R. Polk, Routledge ve Kean Paul, 1962). Gibb, H. A. R. ve Bowen, Harold, Islamic Society and The West, Bl. I:

174

Islamic Society in the XVIIIth Century (London, Oxford University Press, 1950-1957), II cilt. Goldschmidt, Walter R., "Values and the Pield of Comparative Sociology", American Sociologicai Reviev 18.(1953), s. 287-293. Grinaschi, Mario., "Les Guerrier domestiques dans la: Fodalit Turque," VI Trk Tarih Kongresi (Ankara, Trk Tarih Kurumu, 1967). Grnebum, Gustave E. Von., Unity and the Variety in Mslim Civilization, (Chicago, University of Chicago Press, 1955). Grnebum, Gustave E. Von., Modern slam: The Search for Cultural Identityy (Los Angeles, University of California Press, 1963). Guillaume, Alfred., slam, (Penguin Books, 1954). Halpern, Manfred., The Politics o f Social Change, (Princeton, Princeton University Press, 1963). . Harris, Marvin., The Rise o f Antropolog ical Theory, (New York, Thomas Y. Crowell, 1968). Hintze, Otto., "Max Webers Soziologie", Schollers Jahrbuch 50 (1926), s. 83-95. Current Perspectiues in Social Psychology. (der. Edwin P. Hollander ve Raymond G. Hunt, 2. bas., New York, Oxford University Press, 1967). , Hallowell, John A., Main Currents in M(xiern Political Thought, (New York, Henry Holt, 1956). Hourani, Albert., Arahic Thought in the Liberal Age, (London, Oxford University Press, 1962). Huntington, S. P., "Conservatism as an ideoiogy", American Political Science Reviev 51 (1957), s. 454-473. Identity and Anxiety, Survival o f the Person in Mass Society, (Ed. Maurice R. Steiri, Arthur J. Vidich ve David Manning White, The Press of Glencoe, 1960). nalck, Halil., "Capital Formation in the Ottoman Empire," Journal o f Economic History (Aralk 1958). nalck, Halil., "The Nature of Traditional Society: Turkey," Political Modernization in Japon and Turkey (Der. R. E. Ward ve D. Rtstow, Princeton, Princeton University Press, 1964), s. 42-63. nalck, Halil., "Kutadgu Biligde Trk ve ran Siyaset Nazariye ve Ge lenekleri," Reit Rahmetli Arat in, (Ankara, 1966). Jaffa, Henry V., "The Case Against Political Theory," Journal o f Politics 22,(1958), s. 259-275. Johnson, Harry M., Sociology: A Systematic Introduction, (London, Routledge and Kegan Paul, 1960). Kaplan, Mehmet., "ki Destan ve ki nsan Tipi", stanbul niversitesi Edebiyat Fakltesi Trk Dili ve Edebiyat Dergisi, IV, (1950-1952), s. 399-417.

175

Karal, Enver Ziya., "Tanzimat Devri Vesikalar: Rvetin Kaldrlmas n Yaplan Teebbsler", Tarih Vesikalar I (Haziran 1941), s. 45 65. , Khadduri, Majid., ve Liebesny, Herbert, J., Lao in the Middle East, (Washington, The Middle East Institute, 1955). Kirschen, H. B., "The Ideology of American Labor," Politico 25 (Sept. 1960), s. 581-595. Klasner, S. Z., "Social Class and the Self-Concept", Journal o f Social Psychoiogy 38, (1953). Kluckhohn, C., "Values and Value-Orientation in the Theory of Action," T. Parsons, E. A. Shils et. al., Tovard a General Theory o f Action, (Cambridge, Mass, Harvard University Press, 1951), s. 388-433. Kroeber, A. L., ve Kluckhohn, Clyde., Culture: A Critical Reviev ofC on cepts and Definitions, (New York, Vintage Books, tarihsiz). Kroeber, A. L., ve Parsons* Talcott., "The Concept of Culture and Social System", American Socilogical Reviev 23 (1958), . 582 v.d. Kaufman, Arnold S., "The Nature and Function of Political Theory," Journal of Philosophy 51 (1954). Lane, Robert., Political Ideology, (New York, Free Press, 1962). Langer, S. K., Philosophy in a Nev Key: A Study in the Symbolism o f Reason , Rite and Art, (Cambride, Harvard University Press, 1942). Lapidus, . M., Mslim Cities in the Middle Ages (Cambridge, Mass., Harvard University Press, 1967). Lasswell, Harold., "The Psychoiogy of Hitlerism", The Political Quarterly 4(1933), s. 373-384. Lassvvell, Harold., ve Lerner, Daniel der., World Revolutionary Elites: Studies in Coercive Ideological Movements, (Cambridge, Mass., The MIT Press, 1966). Leach, Edmund R., Political Systems o f Highland Burma: A Study o f Kachin Social Structure, (London School of Econ, and Polit Science; Cambridge Mass., Harvard University Press, 1954). Leites, Nathan., A Study o f Bolshevism, (New York, 1953). . Lenski, Gerhard E., The Religious Factor: A Sociological Study o f Reli gion^ Impact on Politics, Economics, and Family Life, (2. bas., Garden City, N. Y. Doubleday, 1963). Lvi-Strauss, Claude., La Pensee Sauvage, (Paris, Plon, 1962). Levinson, Daniel J., "Role, Personality and Social Structure in the Organizational Setting", Journal o f Abnormal and Social Psychoiogy 58, (1951/den Sidney H. Arowson, Life in Society: Introductory Readings in Sociology, (Chicago, Scott-Foresman, 1965)de yeniden basl mtr. Lewis, B., "Sone Reflections on the Decline of the Ottoman Empire", Studia Islamica IX (Paris, 1958), s. 111-27.

176

Lewis, B., "The Islamic Guilds",'Economic History Eevieu 8, (1937), s. 20-37. Lienhardt, R. Godfrey., "Religion" Man, Culture and Society, (der. Harry L. Shapiro, NewYork, Galaxy Books, 1960), s. 310-329. Linton, Ralpy, TM Tree of Culture, (New York, Alfred Ktopf, 1955). Lipset, Seymaur Martin., Political Man: The Social Bases of Politics (New York, Doubleday, 1960). Loekwood, T. D., "A Study of French Socialist Ideology", Reviev of Politics, (Apr. 1959), 402-416. Lukacs, Georg., Histoire et Conscience de Classe, (ev. K. xelos ve J. Bois, Paris, Les Editions de Minuit, 1960). Manis, M., "Social Interaction and the Self Concept", Journal of Abnormal and Social Psychoiogy 51, (1955), s. 362-370, Mc. Clelland, David.* "National Character and Economic Growth in Turkey and ran", Communications and Political Deuelopment, (der. Lucian Pye, Princeton, Princeton University Press, 1963). Mackenzie, W. J. M., Politics and Social Change, (Penguin Books, 1967). Martindale, Don., The Nature and Types of Sociological Theory, (London, Routledge, 1961). , Mattossian, Mary., "Ideologies of Delayed Industrialization: Some Tensions and Ambiguities", Economic Development and Cultural Change JVf (April, 1958), s. 217-28. t Mead, George H., Mind, Self and Society, from the Standpoint of a Behaviorist, (Der. Charles W. Morris, Chicago, The University of Chica go Press, 1934). Meekel, H.S., The Economy of A Modern Teton Dakota Community (Yale University Publications in Anthropology, No: 6, New Haven, Yale University Press, 1956). Merton, R. K , Social Theory and Social Structure, (2. bas., Glencoe, Free Press, 1957). Miller, Daniel R., "Personality and Social Interaction", Studying Personality Cross-Culturally, (Bert Kaplan der., Evanston, III., Row Peterson and Co. 1961). Moore, Barrington Jr., Social Origins o f Dictatorship and Democracy, (London, Ailen Lane, The Penguin Press, 1967). Murdock, George R , "Changing Emphases on Social Structure", Southvestern Journal of Anthropology II, (1955). Nahirny, V. C., "Some Observations on Ideological Groups", American Sociological Reviev 67, (Jan. 1962), 397-405. Neumann, Frana., The Democratic and the Autkoritarian State Essays in Political and Legal Theory, (The Free Press, Glencoe, III., ve Falcons Wing Press, 1957).

177

Nesin, Aziz., Byle Gelmi, Byle Gitmez I. Gilt (stanbul, Dn Yay nevi, 1963). . Niewenheuzje, C. A. O. van., "The Ummah - An Analytic Approach", Sludia Islamica X (1959), s. 5-22. Nisbet, R., "Kinship and Political Power in. First Century Rome," Sociology and History (Der. J. Cahman ve A. Boskoff, New York, 1964). ODea, Thomas F., The Sociology o f Religion, (P^rentice Hail, Englewood Cliffs, New Jcrsey, 1966). . Religion and Politics, (der. Peter H. Odegard, Rutgers University, 1960), Otto, Rudolph., The Idea o f the Holy: An lnquiry Into the Nonrational Factor in the idea o f the Divine and Us Relation io the Rational, (2. bas. London, Oxford University Press, 1950). Parsons, Talcott., "Social Structure and the Development of Personality: Freuds Contribution to the Integration ofPsychoogy and Sociology", Psychiatry XXI, (1958), Personality and Social Systems, (der. Neil J. Neil J. Smelser ve William T. Smelser, New York, John Wiley, s. 33 54, 1963)'de tekrar baslmtr. . Parsons, Talcott., Structure and Process in Modern Societies, (The Free Press of Glencoe, 1963). Parsons, Talcott., The Social System, (The Free Press of Glencoe, 1951). Parsons, Talcott., "An Outline of the Social System" Theories o f Society: Foundations o f Modern Sociologicai Theory, (New York, The Free Press, Glencoe, 1965), s. 30-79. Parsons, Talcott., "The Theoretical Development of the Sociology of Re ligion", Journal o f the History ofldeas 5 (April, 1944), s. 176-190. Parsons, Talcott., ve Shils, E., Tovard A General Theory o f Action, (Cambridge, Mass., Harvard University Press, 1951). Personality and Social Systems, (Der. Neil Smelser ve William T. Smel ser, New York, John Wiley, 1963). / Plamenatz, J., "The Communist ideoiogy", Political Quarterly 22 (Jan. March 1951), s. 16-26. Popper, K. R., The Poverty o f Historicism, (London, Routledge and Kegan Paul, 1961). Radcliffe-Brown, A. R., Structure and Function in Primitive Society, (New York, Free Press, 1965). Rommetveit, Ragner., Social Norms and Roles: Explorations into the Psychology o f Enduring Social Pressures with Empirical Contributions from Inquiries into Religious Attitudes and Sex Roles o f Adolescents in Western Norway, (Oslo: Akademik Forlag, Mineapolis, Uni versity of Minesota Press, 1955). , Rosenthal, Erwin I. J., Political Thought in Medieval slam, (Cambrid ge, Cambridge University Press,. 1958).

178

Runciman, W. G., Social Science and Political Theory (Cambridge, C. University Press, 1963). ' Sabine, G. H., "What is Political Theory?, Journal o f Politics I, (1939), s. 81-86. ' Sabine, G. H., A History o f Political Theory, (New York, Henry Holt, 1950), . Safran, Nadav., Egypt in Search o f Political Community, (Cambridge, Mass, Harvard University Press, 1961). Sarton, George., "Auguste Comte: Historian o f , Science", Osiris X, (1952), s. 328-357. Secord, Paul F., ,ve Bakman, Cari W., Social Psychology, (New York, Mc. Graw-Hill, 1964). Schoenberger, Robert A., "Conservatism, Personality and Political Extremism", American Political Science Reviev LXII, (1968), s. 868-877. Schurmann, Franz., deoiogy and Organization in Communist Chine, (Berkeley ve Los Angeles, University of California Press, 1966). Sibley, Mulford Q., "The Place of Classical Political Theory in the Study . of Politics: The Legitimate Spell of Plato", Approaches to the Study o f Polities, (Der. Roland Young, Evanston, Illinois, Nortwestern Uni versity Press, 1958), s. 125-147. Snger, Envin., "Identity vs. Identification, Reviev o f Existential Psychology and Psychiatry V (Spring 1965), s. 160-175. Shawf Stanford., "The Origins of Ottoman Military Reform," Journal o f Modern History 37 (1965). Sherif, Muzaffer., ve Cantril, Hadley., The Psychology o f EgoInvolvements, Social Attitudes and Identifcations, (New York, Wiley, 1947).. ' Slater, Philip E., Microcosm, (New York, Wiley, 1947). Slater, Philip E., Microcosm, (New York, Wiley, 1966). Smith, Wilfred Cantwell., slam in Modern History, (New York, The New American Library, 1959). Sociocultural Foundations o f Personality (der. Albert Ullman Boston, Iioughton-Mifflin, 1959). Spiro, Melfrod., "Culture and Personality: The Natural History of a False Dichotomy", Psychiatry 14 (Feb. 1951)den Sociocultural Founda tions o f Personality, (Der. Albert Ullman Boston, Houghton Mifflin, 1965), s. 186-211de yeniden baslmtr. Stouffer, S., ve Toby, J., "Role Conflict and Personality", American Jourjal o f Sociology 56 (1951), s. 395-406. . Strauss, Leo,, What is Political Philosophy? and other Studies, {New York, Free Press, 1959). Sutton, F. X., Harris, S. S., Kayser, C., ve Tobin, J., The American Business Creed, (Cambridge, Mass., 1956).

179

Tanzimat: Yznc Yldnm Mnasebetiyle (stanbul, Maarif Mat baas, 1940). Toch, Hans., The Social Psychoiogy of Social Movements, (London, Methuen 1946). Al6xis de Tocqueville., De La Democratie en Ameriquey (Giri Harold J. Laski, Paris, Gallimard, 1961), II Cilt. Vl, Nurettin., (V-N), Bu Dnyadan Nzm Geti, (stanbul, Remzi, 1965). Vernon, Glenn M., Sociology of Religion, (New York, McGraw-Hill, 1962). Wach, Joachin., Sociology of Religion, (Chicago, University of Chicago Press, 1944). Watt, W. Montgomery., slam and the Integration of Society, (London, Routledge and Kegan Paul, 1961). Weber, Max., "Die Objektivitt", "Sozialwissenschlaftlicher Erkenntnisw Max Weber, Soziologie, Weltgeschichtliche Analysen Politik, , (Stuttgart, Alfred Krner Verlad, 1964), s. 186-262. Weber, Max., "ber Einige Kategorien der Verstehenden Soziologie, Ibid, s. 97-150. Weber, Max., The Sociology of Religion, (London, Mathuen, 1922). Weber, Max., The Theory of Social and Economic Organization, (ev. A. M. Henderson ve Talcott Parsons, The Free Press of Glencoe, 1947). White, Leslie., The Epolution of Culture, (New York, Mac. Graw-Hill, 1959). Wiseman, H. V., Political Systems, Some Sociological Approaches, (Lon don, Routledge an Kegan Paul, 1966). Wittek, Paul., The Rise of the Ottoman Empire (London, Luzac, 1958). Worsley, Peter., The Trumpet Shall Sound: A Study of Cargo Cults in Melanesia, (London, 1957). Zantner, Busch., "Zur Kenntnis der Osmanischen Staat", Geographische Zaitschrift (1932), s. 1-13.