You are on page 1of 110

Mustafa Erdoan _ 28 ubat Sreci Kitaplar, uygarla yol gsteren klardr. UYARI: www.kitapsevenler.

com Kitap sevenlerin yeni buluma noktasndan herkese merhabalar... Cehaletin yenildii, sevginin, iyiliin ve bilginin paylald yer olarak grdmz sitemizdeki tm e-kitaplar, 5846 Sayl Kanun'un ilgili maddesine istinaden, engellilerin faydalanabilmeleri amacyla ekran okuyucu, ses sentezleyici program, konuan "Braille Not Speak", kabartma ekran vebenzeri yardmc aralara, uyumluolacak ekilde, "TXT","DOC" ve "HTML" gibi formatlarda, tarayc ve OCR (optik karakter tanma) yazlm kullanlarak, sadece grmeengelliler iin, hazrlanmaktadr. Tmyle cretsiz olan sitemizdeki e-kitaplar, "Engelli-engelsiz elele"dncesiyle, hibir ticari ama gzetilmeksizin, tamamen gnlllk esasna dayal olarak, engelli-engelsiz Yardmsever arkadalarmzn youn emei sayesinde, grme engelli kitap sevenlerin istifadesine sunulmaktadr. Bu e-kitaplar hibirekilde ticari amala veya kanuna aykr olarak kullanlamaz, kullandrlamaz. Aksi kullanmdan doabilecek tmyasalsorumluluklar kullanana aittir. Sitemizin amac asla eser sahiplerine zarar vermek deildir. www.kitapsevenler.com web sitesinin amac grme engellilerin kitap okuma hak ve zgrln yceltmek ve kitap okuma alkanln pekitirmektir. Sevginin olduu gibi, bilginin de paylaldka pekieceine inanyoruz. Tm kitap dostlarna, grme engellilerin kitap okuyabilmeleri iin gsterdikleri abalardan ve yaptklar katklardan tr teekkr ediyoruz. Bilgi paylamakla oalr. LGL KANUN: 5846 Sayl Kanun'un "altnc Blm-eitli Hkmler" blmnde yeralan "EK MADDE 11" : "ders kitaplar dahil, alenilemi veya yaymlanm yazl ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler iin retilmi bir nshas yoksa hibir ticar amagdlmeksizin bir engellinin kullanm iin kendisi veya nc bir kii tek nsha olarak ya da engellilere ynelik hizmet veren eitim kurumu, vakf veya dernek gibi kurulular tarafndan ihtiya kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda oaltlmas veya dn verilmesi bu Kanunda ngrlen izinler alnmadan gerekletirilebilir."Bu nshalar hibir ekilde satlamaz, ticarete konu edilemez ve amac dnda kullanlamaz ve kullandrlamaz. Ayrca bu nshalar zerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulmas ve oaltm amacnn belirtilmesi zorunludur." bu e-kitap Grme engelliler iin dzenlenmitir. Kitap taramak gerekten incelik ve beceri isteyen, zahmet verici bir itir. Ne mutlu ki, bir grme engellinin, dzgn taranm ve hazrlanm bir e-kitab okuyabilmesinden duyduu sevinci paylaabilmek tm zahmete deer. Sizler de bu mutluluu paylaabilmek iin bir kitabnz tarayp, kitapsevenler@gmail.com Adresine gndermeyi ve bu isimsiz kahramanlara katlmay dnebilirsiniz.

Bu Kitaplar size gelene kadar verilen emee ve kanunlara sayg gstererek ltfen bu aklamalar silmeyiniz. Siz de bir grme engelliye, okuyabilecei formatlarda, bir kitap armaan ediniz... Teekkrler. Ne Mutlu Bilgi iin, Bilgece yaayanlara. TRKYE Beyazay Dernei Tarayan: Yaar Mutlu www.kitapsevenler.com www.yasarmutlu.com e-posta: kitapsevenler@gmail.com Mustafa Erdoan _ 28 ubat Sreci PROF. DR. MUSTAFA ERDOAN 28 UBAT SREC YEN TRKYE YAYINLARI 28 ubat Sreci Prof. Dr. Mustafa Erdoan Yeni Trkiye Yaynlar: 5 28 ubat Sreci Prof. Dr. Mustafa Erdoan Kapak ve Tasarm Szc Basm Yayn letiim Bask ve Cilt: Semih Ofset Matbaaclk Ltd. ti. Bask yl: 1999 - Ankara YEN TRKYE MEDYA HZMETLER Abdullah Cevdet Sokak, No: 33/7 ankaya - Ankara Tel: 0.312. 442 62 52 28 ubat Sreci Prof Dr. Mustafa Erdoan Yeni Trkiye Yaynlar 4 28 UBAT SREC I Mustafa Erdoan I Mustafa Erdoan 1956'da Trabzon'da dodu. Ankara niversitesi Hukuk Fakltesi'nden mezun oldu. 1988 ylnda Kamu Hukuku doktoru, 1991 ylnda Anayasa Doenti oldu, 1997'deprofesrle ykseldi. 1997-1998 ylnda Fulb-right bursiyeri olarak ABD'de George Mason niversite-si'nde (Virginia) bilimsel aratrmalar yapt. Halen Hacettepe niversitesi ktisadi ve dari Bilimler Fakltesi 'nde retim yesi olarak almaktadr. ,'.'. ' Yazar 1992 ylnda bir grup arkadayla birlikte Liberal Dnce Topluluu 'nu kurdu ve bir sre bakanln stlendi. Halen Topluluun kard aylk fikir ve aratrma dergisi Liberal Dnce 'nin editrln yrtmektedir. Son onbe yldr lke iinde ve dnda eitli dergilerde yazlar yaymland, yaymlanyor. Erdoan'n bugne kadar telif ve tercme olarak yaymlanm eserleri unlardr: Liberal Toplum, Liberal Siyaset (1992, 1998), Anayasaclk Parlamentarizm Silahl Kuvvetler (1993), Demokrasi Laiklik Resmi deoloji (1995), Anayasal Demokrasi (1996, 1997, 1999), Trkiye'de Anayasalar ve Siyaset (1997,1999), Rejim Sorunu (1997), Teori ve Uygulamada Evrensel nsan Haklar (Jack Donnelly'den eviri, L. Korkut ile birlikte, 1995), Sosyal Adalet Serab (F. A. Hayek'ten eviri, 1995), Komnizm Sonras Dnemde Klasik Liberalizm (Norman Barry'den eviri, 1997). 28 UBAT SREC Tarayan: Yaar Mutlu nsz "Yirmisekiz ubat Sreci" diye anlan dnem Trkiye'nin siyasal sistemi stnde alanlar iin birok bakmdan reticidir. Bu dnem siyasi partiler, cumhurbakan, silahl kuvvetler ve MGK, Anayasa Mahkemesi, niversiteler, meslek teekklleri ve medya gibi siyasal sistemimizin balca aktrlerinin hem

sistem iindeki gerek rollerini hem de daha zel olarak lkeyi olaand bir rejime srklemedeki katklarn anlamamz bakmndan bir tr laboratuar gibidir. "Yirmisekiz ubat Sreci" bu ilevi asndan ayrca mesela 27Mays I960 darbesini de anlamamz kolaylatracak birtakm ipular tamaktadr. Baka bir ifadeyle, Trkiye'yi adm adm 28 ubat muhtrasna getiren artlarn olumasnda oynadklar me'um rol bakmndan zellikle medyann ve niversitelerin konumu her iki olayda da birbirine ok benzemektedir. le yandan, "28 ubat Sreci" bize bir eyi daha hatrlatt, bilmeyenlerimize belki retti: Trkiye'de "olaan" dnemler, genellikle sanld gibi kural deil istisnadr. Daha ak bir deyile, siyasal sistemin uzun sren olaan ileyiinin arasm kesintiye uramas deildir sz konusu olan; tam tersine, darbeler ve yar-darbeler gei ve hazrlk dnemleriyle birlikte olaan dnemlere ok az zaman brakmaktadr. Sz gelii, bir ak darbe sonrasnda 1982 Anayasasnn yaplmas kendiliinden olaan rejime geildii anlamna gelmemitir. Nitekim, gei dnemi anayasann kabulnden ancak bir yl sonra balam ve aa yukar 1988'e kadar srm, aradan geen be-alt yllk "olaan " dnemi takiben, 1993 ortalarndan itibaren artlar deimeye ve yeni bir ara dnem adm adm hazrlanmaya balanmtr. Bu ekilde 28 ubat muhtras drt yllk bir "siyasi daralma" dneminin ardndan gelmitir. Bu hesaba gre, Trki6 28 UBAT SREC ,g ye'nin son yirmi yllk tarihi iinde rejimin "olaan" biim-8 de ileme sresi sadece be-alt yl ancak bulmaktadr. % Kald ki, "olaan" diye bildiimiz dnemler de aslnda tam S demokratik ve sivil ynetime dayanan dnemler olmam-s tr. Siyasi hayatn szmona normal biimde seyrettii yllarda bile demokratik aktrlerin sistemin hakim gc konumunda olduklarn sylemek zordur. Bu dnemlerde bile kamu politikasna ilikin temel kararlar sivil siyaset aktrleri tarafndan aln(a)mamakta; bu aktrlerin kanamaya-ca bir "devletpolitikalar" alan, baskn unsurunu askeri brokrasinin oluturduu devlet elitleri lehine srekli mahfuz tutulmaktadr. Anayasal, resmi-ideolojik ve fiili g-ili-kileri nedenleriyle, sivil siyasal srecin stndeki askeri gzetim, hatta vesayet her zaman varln koruyagelmitir. Bunu salayan balca etkenler de Milli Gvenlik Kurulu 'nun yaps ve ileyiiyle ilgili zellikler ve devleti sermayenin szcs byk medyann meruluu pheli kimi karlarn askerlerin ideolojik hassasiyetlerini ve gvenlikle ilgili kayglarn tahrik etmek suretiyle gerekletirmeye almasdr. Daha ak bir anlatmla, byk medya dayand sermaye gruplarnn aibeli birtakm karlar iin tehlikeli grd hkmetlere "irtica" ve "blclk" temelli antaj siyaseti uygulamak suretiyle, silahl kuvvetlerin sivil ynetime kar alarma gemesini kolaylatrmay adet haline getirmitir. Elinizdeki kitapta bu srecin nasl ilediine ilikin birok rnek bulacaksnz. Bu kitap ayn zamanda, 28 ubatlarn neden Trkiye'nin kaderi olduunun ipularn da vermektedir. Ben bu kitapta "28 ubat Sreci" olarak bilinen dneme tanklk ederken, siyasette, medyada, akademyada ve toplumun dier kesimlerinde ortaya kan, buyruk almaya hazr, uysal, hatta dalkavuka tutumlarn bir askeri vesayet rejimini nasl besleyip byttn anlamaya yardm edecek birok malzemeyi de okuyucunun dikkatine sunuyorum. Umuyor ve temenni ediyorum ki, Trkiye gnn bi28 UBAT SREC 7 rinde gerekten normal bir rejime geerse, bu karanlk d- e nemin sadece aka destekisi olanlar deil, ayn zaman- % da basklar karsnda sessiz kalmak suretiyle 28 ubat re- g jimine destek verenleri de toplum olarak hatrlarz. Bu kitap o ite byle bir hatrlatc olmay da umuyor. Bu kitaptaki yazlar Ocak 1997 'den buyana eitli basn organlarnda yaymland. Bunlar vaktinde geni kitlelere ulatrabilmi olmay isterdim. Ama ne yazk ki, byk medyann 28 ubat rejimini eletiren kalemlere uygulad sansr buna imkan vermedi. Bu nedenle, kitabn Yeni Trkiye yaynlar arasnda kmasn salayan sayn Hasan Celal Gzel'e zellikle teekkr etmeliyim. Byle olmasnn ayrca zel bir anlam da var: 28 ubat rejimini deifre eden bu

kitabn yaymna yine bu srece aka kar koymu olan mert bir politikac vesile olmaktadr. Hasan Celal Gzel bu dnemde Trk politikasnn yz ak olmutur. Bu drst tutumun maliyetinin yksek olmasnda pay olanlar bu vesileyle bir kere daha knyorum. Kitab yayma hazrlayan ve dzeltmelerini yapanlara mteekkirim. Mustafa Erdoan Emek, Ankara 3 Aralk 1999 28 UBAT SREC indekiler Olaanstln Olaanlamas ve Refah 11 Refah Partisi, Siyasal Sistem ve Demokrasi 17 28 ubat Muhtras Neyi fade Ediyor? 21 28 ubat Sonrasnda Trkiye 27 Askdaki Demokrasi 33 Rejim Sorunu 3 7 zal'dan Demirel'e 41 Demokrasi Niin slemiyor? 47 "rtica "nn Bereketi 51 Eitim Tartmas 55 Eitim Ne indir? 61 Silahl Kuvvetlerin Anayasal Grevi 65 14 Mays'tan Bugne 69 Kriz 73 Bir Hukuk Skandali 77 Dava ve Laiklik 81 Laiklie Devam 87 Kim Kimi Uyaryor? 91 Anap'n Kimlii 95 Kabus 99 Refah'in Kusuru Yok mu? 105 Ylmaz'in Son ans 109 Yeni Hkmetin levi 113 Su Duyurusu 117 Bir Anayasa Msveddesi 123 Tek-Tip nsan ve Totaliterizm 127 10 28 UBAT SREC S Bir Brifing de Benden 131 ? Trkiye'nin Demokrasi iin ans Var m? 137 5 Olaanst Hal Kalkyormu 141 Nereden Nereye 145 Bir Takipsizlik Kararnn Dndrdkleri 149 Devlet "Hocaefendi"yi Seviyor mu? 157 Korku Dalar Sarm 161 "AtatrkNe Yaptysa..." 165 Trkiye Byk Bir Hapishaneye (mi) Dnyor ? 169 Trkiye'nin Dardan Grnm 175 "Aydnlk Bir Trkiye" Ryas 179 Trkiye'de Askeri Siyaset 183 Trkiye Nereye Gidiyor? 187 Trkiye'nin "nsan Haklan" Diye Bir Sorunu mu Var? 197 Yine Bakanlk Sistemi Tartmas 203 Rejimin "Olaan" Anayasal erevesi 209 Sivil/Demokratik Bir Yeniden Yaplanma in ar 217 Cumhurbakan Ne Demek stiyor? 225 Resmi deoloji zgrln Dman 231 YK Bakanna Ak Mektup 239 29 Ekimde Cumhursuz Cumhuriyet 249 nc Dnya lkesi Olacaz 255 Seimlere Skynetim 267 Trkiye'yi Zor Gnler Bekliyor 271 Meruluun Temeli Toplumsal Mutabakattr 275 28 UBAT SREC 11

Olaanstln olaanlamas ve refah* lkemizde siyasal sistem bir sredir boyutlar gitgide byyen ciddi bir kriz belirtisi gsteriyor. inde bulunulan bugnk durumun nasl nitelenmesi gerektii konusunda gzlemciler arasnda geri gr birlii yok, ama yine de bu durumun "normal" saylamayaca hususunda herkes hemfikir gibi. Yani ortada ciddi bir siyasi sorun bulunduu kesin. Herkes soruna -gerek veya hayali- bir boyutundan bakyor. Kimileri bunu srf teknik bir sorun, bir "ynetim" sorunu olarak gryor ve "ynetemeyen demokrasi"den ikayet ediyor. Kimileri de Trk siyasal sisteminin bu bunalmn, devletin ideolojik misyonunun "sulandrlmas"nn eseri olarak deerlendiriyor. Bunlardan baka, kar karya bulunduumuz asl meselenin "devlet"in gszlemesi olduunu dnenler de var. Siyasal krizin boyutlarnn bykl karsnda telaa kaplan devlet aktrleri (son grubun motor gc), krizi kalc (*) (Yeni Yzyla. 15.1.1997 tarihinde gnderildi, yaymlanmad; Yeni afak, 10.7.1997) o > z o > z > X 12 28 UBAT SREC j olarak kurumsallatrmak ve kriz ynetimini tm lkeye 2 yaymak gibi ilgin zmler gelitiriyorlar. Bu ilgin "-5; zm"lerden biri ve en yenisi de, siyasal sistem stndeki I, "askeri vesayet"i artrmaya ve olaanst ynetim biimini I olaanlatrmaya dnk yeni bir yaplanma modeli ngr-o mek eklinde belirdi. Bu modelin esasn ise, 1982 Anaya-o sasnda bile politika-oluturucu ve icrai bir organ olmas ;g ngrlm olmayan Milli Gvenlik Kurulu'na sivil siyaset !| zerinde daimi bir nezaret ve hkmeti ikame etme yetkisi i salanmas iradesi oluturmaktadr. Nitekim, gazetelere yan-< sdna gre, "hkmetin kard" bir ynetmelik, "kriz S emareleri"nin bagstermesini takiben btn lkede faaliyete geecek ve Milli Gvenlik Kurulu Genel Sekreterlii bnyesinde grev yapacak bir Kriz Ynetim Merkezi kurulmasn ngrmektedir. Bu erevede MGK Genel Sekreteri kriz ynetimiyle ilgili faaliyetleri "babakan adna" koordi-ne etmekle yetkili olacak. Her eyden nce unu belirtmek gerekir ki, byle bir dzenleme kesinlikle ihtiya mahsul deildir. Trkiye'nin anayasal ve yasal dzeninde ayr bir Kriz Ynetim Merkezi'ne ihtiya bulunmamaktadr. nk, gerek Anayasa (119, 120, 121, 122. maddeler) gerekse ilgili yasalar (Olaanst Hal Kanunu, Skynetim Kanunu) krizin tespiti ve karlanmas ile ilgili btn hususlar, bu konudaki yetki, grev ve sorumluluklar ayrntl olarak gstermitir. Bu dzenlemelerin temelinde, bu meselede yetkinin cumhurbakan ve bakanlar kurulu arasnda paylalaca ilkesi yatmaktadr ve MGK Genel Sekreteri "yetkili"ler arasnda ngrlm deildir. Baka birtakm asker ve sivil memurlardan yardm alnmasn gerektiren durumlar ortaya karsa, anayasal kurallar erevesinde kalmak artyla, babakan baz geici grevlendirmeler zaten yapabilir. yleyse, anayasal ve yasal ihtiya olmad halde byle bir dzenleme yaplmas yoluna gidilmesinin nedeni ya sivil siyasetilerin yetki ve sorumluluktan kamak istemeleri, ya asker memurlarn 28 UBAT SREC 1 3 doymak-bilmez bir "yetki al"na sahip olmalar ya da her ikisidir. |' Gazetelerde bu haberle ilgili olarak yer alan ematize edilg mi aklamalardan da rahatlkla anlalabilecei gibi, her g ne kadar hkmetin bir tasarrufu eklinde grnyorsa da, e bu modelin asl mellifi askerlerdir. Ve bu askeri model aso

ET kederin banisi ve kefili olduklar anayasaya bile birok bao. kmdan aykrdr. Birinci aykrlk udur: aret ettiimiz gi| bi, anayasada (m. 118/3) MGK hkmete sadece "milli g1 venlik'le ilgili konularda yardmc olacak istiari bir mes~ sese olarak ngrlm olmasna ramen, -baka birok S yasal dzenlemede olduu gibi- bu ynetmelikle de MGK icrai-idari bir kurum haline dntrlmektedir. Yine anayasaya gre (m. 117/2), milli gvenliin salanmas ve silahl kuvvetlerin "yurt savunmas"na hazrlanmas bakanlar kurulunun sorumluluundaki bir itir; oysa son dzenlemenin mant bu iin dorudan doruya sahibinin MGK'nn kendisi olduu, yani bu konuda karar alma yetkisinin MGK'ya ait olduudur, ki uygulama da zaten oktandr bu ekilde gelimi ve takarrr etmitir. kinci yanl da babakann anayasal olarak zaten sahip bulunduu temel bir yetkinin MGK Genel Sekreterlii'ne dev-redilmesidir. Gerekten de anayasaya gre (m. 112/1), bakanlklar arasnda hkmet ilerinin koordinasyonunu yapabilecek olan sadece Babakandr ve bu yetkinin bir ynetmelikle baka bir makama veya memura devri mmkn deildir. Bylece aslnda kendisi karar yetkisini haiz icrai bir kurum olmayan MGK'nn bir tr zel kalemi olan ve anayasa hukuku anlamnda da idare hukuku anlamnda da bir "kurum, organ veya merci" statsne sahip bulunmayan -dolaysyla hibir biimde "yetki sahibi" saylamayacak olan bir memurluk- hkmet dzeyinde bir yetki kullanabilir duruma getirilmektedir. imdi manzara udur: MGK zaten oktandr "paralel hkmet" durumundayd, artk MGK'nn Genel Sekreteri de "paralel babakan" konumun14 28 UBAT SREC dadr. Bu d urumun hkmet iinde pek ok yeni yetki so-* run ve tartmalar ortaya karmas kanlmazdr. ~ Yine ilgin olan baka bir nokta da, askeri vesayet rejimini s, kurumsallatran bu "ynetmelik darbesi"nin Refah Parti-| si'nin iktidar dnemine tesadf etmesi. Refah iktidar dne-Q mine "tesadf" eden ekzantirik olaylar da az deil hani. o MGK'nn mehur "Gneydou Raporu" da, devlet iinde herhangi bir ete olmadnn resmen ilan da, iller'le ilgi- li aratrma ve soruturmalarn srncemede braklmas da g hep bu dneme rastlyor. Sayn Babakan da btn bu olay- 1ar karsnda el hak sorumlu davranm; ilki iin "MGK ne 3 yaparsa iyisini yapar" (Mevla grelim neyler, neylerse gzel eyler), ete iddialar iin ise "fasa fiso" demiti. iller'in malvarl ve yetkisini ktye kullanmas iddialaryla ilgili olarak da, ortann cmle mktesebatm takdir ve ahlaki seciyesini tezkiye eylemeyi mnasip grmt. Keza sayn Erbakan "kanuna kar hile" yaplmas suretiyle silahl kuvvetlerden uzaklatrlan dindar personel konusunda askeri iradeye boyun emi, eine yaplan saygszl sineye ekmiti. imdi de Refah Partisi, iktidara geldii andan beri tutmu olduu yolu mantki sonucuna kadar gtryor. Bu yol, hkmet sorumluluunu tmyle askerlere brakmak yoludur. Yani Erbakan ve kurmay heyeti, en kolay olan yolu seerek, kendini inkar etmitir. yle grnyor ki, Refah Partisi ynetimi sistemi deitirme/dntrme ynndeki btn iddialarndan vazgemi ve "teslim" bayran ekmitir. Geri, bu teslimiyetiliin arkasnda da aslnda bir "politi-ka"nn var olduu akla gelebilir; ne var ki, saikleri ne olursa olsun, buna doru ve ciddi anlamda politika denmesi son derece zordur. Buna, olsa olsa, iktidarn nimetlerinden bir sre daha yararlanmak, kadrolarn ve semen tabann devletten nemalandrmak uruna kendi iddiasnn "rtbesini tenzil" etmek denebilir. Ksaca Refah Partisi kendisine balanan biare mitleri (geni toplum kesimlerinin "insan" 28 UBAT SREC 15 yerine konma, onur, itibar ve zgrlk mitlerini) boa karm, hayalleri skut ettirmitir. Refah Partisi'ni artk hi kimse "kurtaramaz"; nk "devlef'e haysiyetli bir mesafede durmak yerine sistemin sunduu rvete ynelmeyi, sistemin kendisine uzatt can simidine sarlmay tercih etti. nmszlk ve yeteneksizliinin sonucudur.

o. > 2 O o. o Bu feci akbet, aslnda, Refah Partisi'nin hazrlkszlk, donao > o. > z 28 UBAT SUREC 17 Refah partisi, siyasal sistem ve demokrasi* Son haftalarda Refah Partisi'nin, cari siyasal sistemin normatif erevesini zorlayan birtakm geleneksel taleplerini yksek sesle ifade etmesi etrafnda gelien olaylar, toplumda yaygn bir tedirginlik havas esmesine yol at. Bilindii gibi, Refah Partisi sz konusu taleplerini teden beri dile getiriyordu ve iktidara geldiinde bunlar gerekletirmeyi semenlerine de zaten vaat etmiti. Keza, barts rneinde olduu gibi, bu taleplerin bir ksmn -siyasi iklim deimeden nce- ANAP'n da desteklediini biliyoruz. Buna ramen, bugnk gergin havann domasnda, sadece devleti sivil-asker sekinlerin deil, ayn zamanda vatandalarn -muhtemelen- ok byk bir ksmnn da "tahamml snrn zorlayan -Sincan Belediyesi rneindeki trdenbirtakm arzi olaylarn patlak vermesinin de byk bir rol var. Yine de, bu olaylar, Trk siyasal sisteminin nitelii stne teden beri dnen ve yazanlar iin hi de srpriz olmamtr. 2 3 S (*) {Yeni Yzyl, 18.2.1997) 18 28 UBAT SREC g Bilindii gibi, siyaset bilimindeki olaan anlamnda "siyasal o sistem"in, hem "devlet sistemi"nden hem de "siyasi reel jim"den farkl bir anlam vardr. Bu anlamda siyasal sistem, > hkmet ekli ve devlet sistemi gibi kurumsal yaplar ya- nmda, siyasal sreci etkileyen dier btn aktrlerin kar-' lkl etkileiminden meydana gelen, deiken bir "pattern"i g ifade eder. Bu siyasal aktrler ise balca siyasal partiler, S semenler ve -bata "bask gruplar" olmak zere- baz sivil g toplum rgtleridir. Demokratik bir siyasal sistemde normal | olarak, hem "devlet-d" (kayna yurttalar olan) hem de "askeri-olmayan" anlamnda, sivil siyasal aktrlerin belirle- yici olmas beklenir. Bu zellik sistemin deikenliinin ve yeni durumlara uyarlanabilirliinin de temelidir. Trkiye rneinde sistem aktrlerine iki nemli unsuru daha eklemeliyiz: silahl kuvvetler ve yar-korporatist meslek teekklleri. ("Kamu kurumu niteliindeki" meslek teekkllerinin Trk siyasal sistemi iinde ne kadar nemli olduklarn anlamak bakmndan, Barolar Birlii bakannn Babakan paylayabildiim ve Barolarn balar rtl avukatlarn geimlerini salamak zere "serbest" mesleklerini icra etmelerini nleyebildiklerini hatrlaynz.) Ayrca, bu son ikisinin -bu arada Anayasa mahkemesinin ve genel olarak devlet sekinlerinin- ortak bir normatif referans erevesi etrafnda ideolojik bir tutarlk (cohesion) gstermekte olmalar da sistemi karakterize eden temel unsurlardan biridir. Hatta balca siyasi partiler -belki Refah Partisi hari-bu "resmi" ideolojiyi u veya bu lde desteklemektedirler. Trkiye'de genellikle siyasi partilerin toplumdan devlete uzanan etkileme ve ynlendirme kanallar olmak yerine, devletin toplumu tanzim aralar olarak ilev grmelerinin temel nedeni de budur. Bu erevede, Refah Partisi gibi ksmen "sistem"e muhalefeti temsil eden bir siyasi rgtn, hkmet olmas halinde bile, "siyasal iktidar" kullanma imkan zaten ok snrldr. nk, Trkiye'nin siyasal sistemi, tanmlanan yapsal ve 28 UBAT SREC ideolojik zellikleri sayesinde, "iktidara gelen" herhangi bir muhalif partiyi devaml bir kuatma altnda tutabilmektedir. Bundan balca iki sonu

kmaktadr. Birincisi, Refah Par-tisi'nin bu gerei bilmiyormu gibi davranmasnn "icab- hale" uygun olmaddr. Bu gerein bilincinde olmak, Refah Partisi'ne bir yandan kendi semen kitlesini ar mitlere kaptrmama sorumluluu ykler, te yandan da hkmet olduunda -stelik bir koalisyon orta olarak- bu bilinle hareket etmesini gerektirir. Kabul etmek gerekir ki, Refah Partisi ilk "geree" pek uymam olsa da, ikincisine batan beri zen gstermektedir. O kadar ki, parti taban, bir ksm slamc aydn -ve hatta Partinin ksmen zgrlk-demokrat syleminden baz iyimser iaretler karan dier baz demokrat evreler- zaman zaman partiyi programyla tutarl davranmamakla sulamlardr. Bu eletirinin demokrat evrelerden geleni, aslnda meseleye "icab- hale" gre deil de, ahlaki adan bakan bir yaklamn rndr. Dorusu, siyasetin sadece "imkanlar"la deil, fakat ayn zamanda -hatta ondan daha da nce- ilkelerle ilgili olan, "deerli" bir insani etkinlik olduu dnldnde, bu tr bir eletiride byk bir hakllk pay bulunduunu teslim etmek gerekir. Trk siyasal sisteminin niteliiyle ilgili tehisimizden kan ikinci -ve daha nemli- sonu ise udur: Dnya gr ve hayat tarz tercihi ne olursa olsun, hi bir demokrat sistemin bu niteliine bigane kalamaz, kalmamaldr. Bir demokratn, herhangi bir ideoloji veya hayat tarznn devlet eliyle ayrcalkl hale getirilmesini onaylamasna, devletin toplumu tanzim ve te'dip etme hakkna sahip olduunu kabul etmesine elbette imkan yoktur. yleyse, cari siyasal sistemin z-grlkdemokratik ilkeler dorultusunda dntrlmesine katkda bulunmak, kendi ilkeleriyle tutarl olmay nemseyen her demokrat iin ahlaki bir devdir. Bu nedenle, demokrat aydnlarn Refah Partisi'nin -veya bir bakasnn- baskc ve toplumsal bar sarsc giriimlerine yksek 20 28 UBAT SREC % sesle kar kmak kadar, ondan gelecek demokrata neri-o lere de destek vermeleri gerekir. Refah Partisi'ni devlet se-q kinlerinin ve onlarn sivil grnml uzantlarnn eletirme tarz ile demokratlarn eletirme tarz arasnda bir nitelik far-j ki olmak gerekir. Eer demokratlk adna yaplan eletiriler, 55 motivasyonlar ve hedefleri bakmndan, resmi ideoloji sa- liklerininkilerle ayn ise, demokratlarn ciddi bir yanl iin-S5 de olduklarn grmeleri gerekiyor. S Sonu olarak, btn bu mlahazalar, Refah Partisi'ni eletir-g menin otomatik olarak demokrasiye kar kmak anlamna | geldiini beyan sadedinde dile getiriliyor deildir. nk, her eyden nce, demokrasi seeneklerin tatlabildii bir ortamda anlaml olarak varln koruyabilir. phe yok ki, Refah Patisi'nin sylem ve icraatnn da ciddi ve srekli bir kritie ihtiyac vardr (ki bu satrlarn yazar da bunu yapanlar arasnda yer almaktadr). Burada sadece, Refah Parti-si'nin icraatn eletirmenin cari siyasal sistemi onaylama biimini almamas gerektii anlatlmak istenmektedir. Trkiye'nin cari siyasal sisteminin dayand ilkelerin ve yanstt hassasiyetlerin zgrlk, kendiliindenlik ve demokrasiyle birinci derecede ilgili olmad ise "izahtan varestedir". 28 UBAT SREC 21 28 ubat s muhtras 3 neyi ifade ~ ediyor?* 3 o o o Bir sredir eitli kesimlerin zel gayretleri sayesinde yaratlan "gerginlik" havas nihayet beklenen sonucu verdi. Milli Gvenlik Kurulu 28 ubat'ta yapt "olaan" toplantsnda hkmete "muhtra" nitelii tayan bir bildiri yaynlad. Bu bildiriden aka anlaldna gre, Trkiye'de bir sredir yaadmz ksmi "sivil siyaset" veya "askeri vesayet" dnemi sona ermi ve esasen Cumhurbakan zal'n lmnden sonra balam olan vesayet ynetimi nmzdeki ksa bir sre iinde yerini sivil grnml bir askeri idareye brakacaktr. imdi daha iyi grebiliyoruz ki, baz "b-yk-boy" muhalif partilerin, bir ksm medya kuruluunun ve ada "sivil toplum" rgtlerinin bu

sonucun alnmasnda nemli bir katks olmutur. Herhalde bu "katk"lar takdir edenler kacaktr. Esasen, "hal ve gidi"in bu ynde olduu bir sredir belliydi. Bunun ak bir iareti geen Ocak ay balarnda med(*) (3-3.1997'de Yeni Yzyla faksland, yaymlanmad; Yeni afak, 12.7.1997) 22 28 UBAT SUREC o yada yer alan yine Milli Gvenlik Kurulu'yla ilgili bir haber-3 di. Buna gre, "kriz emarelerinin bagstermesini takiben btn lkede faaliyete geecek ve Milli Gvenlik Kurulu ~ Sekreterlii bnyesinde grev yapacak bir Kriz Ynetim g Merkezi kurulmasn ngren bir idari dzenleme yaplm-| ti. MGK Genel Sekreteri de bu erevede kriz ynetimiyle h ilgili faaliyetleri "babakan adna" koordine edecekti. O ta-| rihte yazdm -ve maalesef her naslsa yaymlanmayan- bir i< yazda, siyasal sitem zerindeki askeri vesayeti artrmaya ve S. olaanst ynetim biimini olaanlatrmaya dnk bir gi- riim olduu ak olan bu dzenlemeye raz olan "Refah Partisi'ni artk hi kimse(nin) kurtaramayaca"m belirtmitim. Ne yazk ki, yle de oldu. Bugne gelirsek: Milli Gvenlik Kurulu'nun 28 ubat tarihinde kamuya ilan ettii "bildiri" nin anayasa hukuku ve siyaset bilimi asndan dikkatli bir incelenmesi onu bir muhtra olarak nitelendirmenin yanl olmadn gstermektedir. Her eyden nce, bu bildirinin esas itibariyle askerler tarafndan hazrlanm olduu veya toplantdan nce Kurul sekreterliince hazrlanm olan metne birka kk revizyondan sonra son eklinin verilmi olduu anlalmaktadr. Zaten, 28 ubat tarihli toplantnn gndeminin, Anayasa'nn emrettii gibi Cumhurbakan tarafndan deil, gnlerce nceden askerlerce hazrlanm olduunu medyaya yansyan bilgiler gstermektedir. Anayasal adan Kumlun yesi olmayan MGK Genel Sekreterinin toplantya katlm -ve bunun resmi bildiride zellikle vurgulanm- olmas bunun bir kant olarak grlebilir. Anayasal yetki kuralna aka aykr olan bu "itirak"in kamuya ilannda herhangi bir beis grlmemesi, ayrca, asker yelerin Kurul'un kendi inisiyatiflerinde olduunu bir biimde belli etmekte herhangi bir saknca grmediklerinin bir iareti olsa gerektir. Aslnda, bu toplanty takiben MGK tarafndan hkmete verilecek talimatlarn ("alnmas uygun bulunan tedbir-ler"in) ekli hkmete yrtlmesini gzetmek zere 28 UBAT SREC MGK Genel Sekreteri'nin "yetkilendirilmi" olmasnn, onun daha nce kriz ynetimini "babakan adna" koordine etmekle grevlendirilmi olmasyla birlikte dndmzde, zel bir anlam daha vardr. Bu da, yle anlalyor ki, nmzdeki dnemde de facto babakann MGK Genel Sekreteri olacan gstermektedir. Bu duruma gre MGK da artk parlamentoyu ikame edecek demektir. te yandan, hkmete ynelik bir muhtrann Milli Gvenlik Kurulu'nun sivil yeleri tarafndan hazrlanm olduunu dnmeye mantken de imkan yoktur. nk, bu, hkmetin kendi kendine ihtarda bulunmas gibi anlamsz bir ey olurdu. Kald ki, bildirinin gerek slubu gerekse ierii sivil siyasetilerinkilerden ok -Balang blmnden itibaren 1982 Anayasas'nn eitli hkmlerine yansd ekliyle- askerlerin bilinen ncelik ve duyarllklarn yanstmaktadr. zellikle sayn Cumhurbakannn rejimin niteliine, laiklik ve adala ilikin olarak ok yaknlara kadar basn-yayn yoluyla "milletine" aklam olduu -ve kaytlara gemi olan- grleri bu bildiride ifadesini bulan dncelere pek benzememektedir. te yandan, sayn Babakan Yardmcsnn bu konudaki grleri sk sk deitiinden samimi dncesini bilemiyorsak da, bildiride dile getirilen dncelerin sayn Babakann grlerinden tamamyla farkl olduu besbellidir. Bildirinin tm metni, 28 ubat toplantsnda yansyan iradenin sistemin gerek patronu olduunu ve bu iradenin bir bakma "anayasal-kurucu irade"yi yansttn alenen ilan etmektedir. Bu bildiri bize normal anayasal dnemin dnda olduumuzu hatrlatmak ister gibidir. Bunun ok belirgin bir kant, bildirinin birok yerinde, eitli konularda gerekli grlen tedbirlerin Kurulca "uygun bulunduu" belirtilmek suretiyle, hkmete herhangi bir takdir yetkisi braklmadnn ima edilmi olmasdr. Bunun gibi, yurttalarn -ve muhtemelen

hkmetin- bildiride istendii ekilde davranmamalar halinde birtakm "yeni... yaptrmlafm. gnde24 28 UBAT SUREC 0 me geleceinin vurgulanm olmas da bildirinin arkasnda-3 ki iradenin kendini neredeyse anayasann stnde sayd-a n gsterir gibidir. nk, bu bildiride uygunsuz olduu bil-| dirilen temel hak kullanmlar iin gerek anayasada gerek-| se eitli yasalarda ynla yaptrm ngrlm olduuna 3 gre, bu ifadeyle, yrrlkteki hukuk dzeninin erevesi-P ni aan baz tedbirlerin ima edildii sonucuna varmak gere1 kr. i< te yandan, MGK bildirisinde, onun arkasndaki iradeye d, hakim olan kaygnn anayasallk ve demokrasi ile pek ilgili s olmad izlenimi veren birok ifade ve ibareye rastlanmaktadr. Bunlar u ekilde belirtebiliriz: (1) Bildirinin melliflerinin temel kaygs "Atatrk milliyetilii", "Atatrk ilke ve inklaplar", "ada medeniyet", "rejim aleyhtar", "ad uygulamalar", "devleti gszletirmeye yelten"mek gibi ibarelerde yansyan devleti-ideolojik bir kaygdr. Geri metinde "demokrasi", "hukuk devleti" ve "insan haklar" terimlerine de rastlanmakla beraber, bunlarn bildirinin genel felsefesiyle pek uyumlu olmadklar ve onun iinde birer yama gibi durduklar sylenebilir (Bunlar belki de birer "rvet-i kelam"dr). (2) Laikliin "sadece rejimin deil, ayn zamanda demokrasinin" de gvencesi olduunu ve baz ilkelerin "Anayasamzn ve Devletimizin" teminat altnda olduunu belirten ifadelerden, rejim ve (byk harfle balayan) Devlet'in anayasallk ve demokrasiden ayr ve ncelikli birer deer olarak grldkleri anlalmaktadr. (3) "adalktan ve "ada medeniyef'ten ayrlma ynndeki eilimleri yeren ibarelerle birlikte dnldnde, laikliin bir "yaam tarz" olduunun vurgulanmas, Devletin asl kaygsnn insan haklar, hukuk devleti ve demokrasi olmayp, belli bir dnya gr ve toplum projesini hakim klmak olduunu gstermektedir. (4) Bildirinin melliflerine gre, herhangi bir ada demokraside olduu gibi "rejim"in tartlmas "Trkiye'ye yarardan ok zarar vermektedir. Demek ki, MGK'nn temel gds, insan haklarnn 28 UBAT SREC zn oluturan dnce ve ifade zgrln muzr addeden cari rejimin son derece kstlayc erevesini bile yeterli grmeyen bir ruh halinden domaktadr. Geri bu, demokrat yurttalar iin yeni bir bilgi olmamakla beraber, 28 ubat muhtrasnn gerek motivasyonlar konusunda yararl bir ipucu tekil etmesi bakmndan yararldr. Ayrca, Milli Gvenlik Kurulu bu bildirisiyle Trkiye'nin d politika hedeflerini tespit etmeye -parlamento ve hkmetin deil- kendisinin yetkili olduu yolundaki geleneksel grn bir kere daha tebarz ettirmitir. Bu bildiriye gre, sadece Trkiye'nin deil KKTC'nin -yani baka bir devletin- de "hak ve menfaatleri'm koayacak tedbirleri kararlatrmaya MGK yetkilidir. Keza, Avrupa Birlii'ne tam ye olma gibi tamamyla sivil sorumluluk altnda olmas gereken politik bir hedefi de MGK tayin ve takdir etmektedir. Bylece, demokratik rejimlerde lkenin uluslararas camia nezdindeki hak ve karlarm koruyacak d politika tedbirlerinin takdirinin halkn demokratik temsilcileri olan parlamento ve hkmete ait olduuna ilikin bilgimizin yanl olduunu da renmi oluyoruz. Nihayet bu bildiri kendi iinde bariz bir elikiyi de barndrmaktadr. yle ki: Bildiride "Demokrasimiz hakknda kukulara yol aacak, Trkiye'nin yurtdndaki imajn ve itibarn zedeleyecek her trl speklasyona" son verilmesi istenmektedir. imdi insaf ile dnelim: Demokrasi olmak iddiasndaki bir devletin "imaj ve itibarn", bir askeri vesayet rejimine geildiini ilan eden bir bildiriden daha fazla ne zedeleyebilir?... Heyhat, bildirinin melliflerinin zihni baka trden kayglarla o kadar meguldr ki, bu basit gerei bile gzden karmlar. Bir ey daha var: u malum Susurluk meselesinden ne haber?... Hani devlete bir katil ve soyguncu etesinin nfuz ettiinden pheleniyorduk da temiz toplum, "srekli aydnlk iin bir dakika karanlk" gibi kampanyalar yapyorduk!... MGK'nn bildirisini -eer gazetelere yansyan metinde bir 26 28 ubat sreci

o hata yoksa- dikkatle okudum; hukuk devleti, insan haklar 5 ve demokrasi diyen herkesi dehete drmesi gereken bu S olay hakknda hi bir ifade ve hatta imaya rastlamadm. De-~ mek ki, "yasalarla belirlenmi kurallar(n) gzard edilerek g yaplan ad uygulamalar" (onlar her neyse?) devletin bir 3 gangster etesine dnme ihtimalinden daha tehlikeli imi. P Ama doru, eteler de ele geirmi olsa Devletin gcnden | bir ey eksilmez, hatta devlet daha da "gl" olur; ama "ir- tica" yle mi ya, alimallah o ne devlet brakr ortada ne de S resmi ideoloji!... s Ha sahi, demokratl "ahmaklk"la zdeletirenler, siz ne dnyorsunuz acaba? Yoksa, bu muhtra gnllerinizi "srekli aydnlk'la m doldurdu? Herhalde, ahmak olmamadaki tutarllnz bu sefer de "eyvallah paam" diyerek gstereceksiniz?... 28 UBAT SUREC 28 ubat sonrasnda tilrkiye * Silahl Kuvvetlerin 28 ubat'ta Milli Gvenlik Kurulu araclyla kamuya ilan ettii, ama aslnda ncelikle hkmeti muhatap alan bildirinin Trk siyasetinde yeni bir dnem at hususunda herkes hemfikir grnyor. Bunun olaan bir MGK bildirisi olmad zaten biroklarnca "muhtra" diye nitelenmesinden de anlalmaktadr. Esasen, 28 ubat "olaanstln olaanlamas" srecini balatmaktan ok, bu srete yeni bir aamaya gelindiini gsteren bir tarihtir. Nitekim, siyasetin olaanstlemesi sreci, geen Ocak aynda, MGK Genel Sekreterlii bnyesinde, Genel Sekreter'in "Babakan adna" koordine edecei bir Kriz Ynetim Merkezi'nin kurulmasyla balamt. Bu srece Trkiye'yi getiren daha eski admlar ise Cumhurbakan zal'n lmnden sonra atlmaya ve bir askeri vesayet rejiminin altyaps "sessiz ve derinden" bir biimde oluturulmaya balanmt. (*) (17.3-1997'de Radikale gnderildi, yaymlanmad; Yeni afak, 14/15.7.1997) 28 28 UBAT SREC w ~ Bugn gelinen noktada ynetimin fiilen tmyle askerlerin p denetimine gemi olduu ak gibi grnyor. Nitekim, 28 g ubat bildirisinin ardndan basnda yer alan ve askerlerin K uygulanmasn istedikleri "tedbirler paketi"ne ilaveten, im-I di de gazetelerde MGK kararlarnn uygulanp uygulanmal dn denetlemek zere ordunun bir izleme/gzetleme me-g kanizmas oluturduu yolunda haberler yer almaktadr. Bu haberin ne derece "shhatli" olduu konumuz asndan pek nemli deildir. nk, bu gibi haberlerle, askerin her an "tetikte" olduu hkmetin ve vatandalarn bilgisine ulatrlmak istenmektedir ki, amac elde etmek iin bu da yeterlidir. MGK bildirisinin yaratt baka nemli bir etki, ne yazk ki, yasa-d bir cinayet ve menfaat etesinin Devleti ele geirmekte olduu yolundaki kuku ve soruturmalar unutturmas olmutur. nk, 28 ubat'tan sonra Trkiye'nin gndeminde ba sraya baka bir konu, "laiklie ynelik tehditler" konusu oturmutur. Bu, u bakmdan nemlidir: Yaklak bir asrdr Trkiye'nin resmi siyasi syleminin deimez temalarndan biri olan ve 1950'de Demokrat Parti'nin iktidara gelmesiyle birlikte politik getirii iyice artan "gericiliin ve laiklik-kart akmlarn ykseldii" yolundaki ikayetlerin fiili sonucu hep demokrasinin daraltlmas veya askya alnmas olmutur. ounun varl demokratik sreten bamsz olan (demokrasiye hi bir borlar bulunmayan) "Devlet sekinleri" de laiklikle ilgili kayglarn -genel olarak vatandalarn duyarllk, talep ve beklentilerini yanstmaktan ok uzak olan- suni bir "kamuoyu" basksn harekete geirmenin baarl bir yolu olduunu bilirler. Ne var ki, bu sefer szkonusu stratejinin lkeye maliyeti daha da byk olmu grnmektedir. Kaybedilen -veya kaybedilmek zere olan- sadece, var olduu kadaryla da olsa "demokrasi" deildir; vatandalarn "hukuk devleti"yle ve ynetimde aklkla ilgili mitlerini de artk ayn akbet beklemektedir. yle anlalyor ki, devletin etelemesi ihtima28 UBAT SREC

lini bir tehdit olarak alglamayan, sadece -malum bildirisinde bu konuya ima yollu olarak bile yer vermeyen- MGK delildir; bir btn olarak Devleti elit ve hatta hkmettir. Ayrca, birinci ncelii MGK'nn malum hassasiyetlerine vermek suretiyle, medya kurulularnn da bu problemin kmsenmesine ve neredeyse gndemden dmesine katkda bulunduklarn grmek hukuk devleti ve demokrasi idealleri asndan mit krcdr. lgintir, farkl saiklerle hareket etmi olsalar da, medyann hem laiki kanad hem de slamc kanad (ilki hkmeti zor duruma sokmak, ikincisi ise onu esirgemek iin) bu konuda aa yukar ayn amaca hizmet etmitir. te yandan, muhtra sonras olaylar hkmetin de muhalefetin de bu konuda tutarl ve inandrc politikalar gelitiremediklerini veya bunu istemediklerini gstermektedir. Muhtrann asl muhatab olarak grnen sayn Erbakan ve partisinden, ilk oku atlatr atlatmaz, direni emaresi saylabilecek bi-iki beyan sadr olduysa da, bunun arkas gelmedi. Babakan Erbakan nce bildirinin muhatab deilmi gibi davranmaya balad, bir sre sonra da muhtrann gereklerini dolambal yollardan ama abasna giriti. Oysa, ilkeli davranabilseydi, Refah Partisi'nin nnde iki ciddi seenek vard. Birincisi, Erbakan'n lkenin babakan olarak kendi iradesi dnda bir MGK bildirisi kmasn nlemeye almas, bu mmkn olmazsa kendi konumunu normal demokratik teamllere referans yapmak suretiyle halka aka anlatarak ilgililer hakknda gerekli ilemi yapmas idi. Anayasal ve demokratik adan deilse de, fiili g ilikileri asndan bunu yapmak bir "cesaret ii" olduu iin, Erbakan'n bu yolu denememi olmas bir lde mazur grlebilir. Ama o zaman da Erbakan'n babakanlk koltuunda oturmasnn bir anlam kalmyordu ve dolaysyla istifa ederek erken seim istemesi gerekirdi. Ne var ki, Refah Partisi'nin ynetim kadrosu bir kere daha ii pikinlie vurarak ekli 30 28 UBAT SREC hkmet mevkiini korumay devletin dnda kalmaya ter-o cih etti. Ve tabii, bunun bedeli, sistemin alternatifi olmak id-g diasyla ortaya kan szmona "muhalif bir partinin, cari ta sistemin bir paras haline gelmesi, onunla btnlemesi ol-z, du. O kadar ki, Erbakan da dier devleti partiler gibi "irti- ca"ya kar olduunu ilan etmek ve resmi din yorumunu g kabullenmi grnmek zorunda kald. Ama iin traji-komik m taraf, Refah yneticilerinin byle davranmakla Devletin gerek sahipleri -ki ordu bunlar arasndadr- nezdinde "iyi" bir imaj yaratabileceklerine inanmalardr. Ksaca Refah Partisi bu kriz karsndaki ilkesiz tutumuyla hem "demokratlk" iddiasnn pek inandrc olmadn gstermi (yani, "snfta kalan" sadece muhalefet partileri deil), hem de kendi saf tabannn "halisane" beklentilerini boa karm oldu. Hkmetin dier orta DYP'nin btn bu olaylar karsndaki stratejisi ise bir yandan her ne pahasna olursa olsun hkmette kalmak, dier yandan da bu krizin verdii frsattan yararlanarak orta karsndaki konumunu glendirmeye almak eklinde ortaya kt. Esasen, 1992'den buyana anayasal sistemin sivil grnm altnda adm adm as-keriletirilmesinde DYP liderliinin ihmale gelmez bir katks bulunmaktadr. Ayrca, MGK bildirisinin, Susurluk kazas sonrasnda su yzne kmaya balayan mahut ilikilerde ciddi bir dahli bulunduu yolundaki kukularn unutulmasna yarad lde, sayn iller'i ferahlatt da tahmin edilebilir. Muhalefet partilerine gelince, silahl kuvvetlerin rejimi kendi denetimi altna alma ynndeki bu giriimi karsndaki tutumlaryla, onlar da -Erbakan'n deyimiyle- "demokrasi snavnda snfta kaldlar". Ylmaz', Ecevit'i, Baykal'yla muhalefet liderleri siyasal srece yaplan bu uygunsuz mdahale karsnda hkmet ve parlamentonun demokratik-anayasal haklarndan yana tavr almak yerine, Refah Partisi karsnda "vurun abalya" mantyla hareket ederek mda28 UBAT SREC 31 halenin yaratt karmaa ortamn kendileri lehine birer ka- zanca dntrmeye altlar. Geri, temsil ettikleri siyasi izginin temel hassasiyetleri asndan bakldnda, Ecevit g ve Baykal'n byle yapmakla stnde oturduklar siyasi ge- | lenekle tutarl davrandklar sylenebilir. Buna karlk, iyi- g kt sivil bir temele dayanan ve dolaysyla Devleti

izgi- > ninkinden farkl hassasiyetleri temsil etmesi beklenen Ana- vatan Partisi'nin bu olaylar karsndaki tutumu hi de tutar- l deildir ve olsa olsa "Mlkiyeli" Ylmaz'n kiisel tercihleriyle aklanabilir. Sonu olarak, gnmz Trkiye'sinin siyaseti halkla olan -ve zaten epeyce azalm bulunan- ban artk tmyle koparmtr. Nispeten iri-kym partiler artk Trkiye toplumunu temsil etmemektedirler. Trkiye'nin temel politikalar -bir demokraside normal olarak olmas gerektii gibi- halkn tercihleriyle belirlenmemektedir. Yani, Trk siyasetinin -tmyle devlet sekinlerinin denetimi altna girmi haliyle-bugnk durumu tam da Anayasann ngrd "demokratik siyasetsiz" projeye uygun dmektedir. Vatandalar bundan rahatsz olmadklar srece de bu durumun devam etmesi mukadderdir. 28 UBAT SREC 33 Askdaki demokrasi* Trkiye'de olaan demokratik sre 28 ubat tarihli Milli Gvenlik Kurulu bildirisinden buyana bir belirsizlik iine girmi bulunuyor. Bu belirsizlik, bir ynyle, sorumlu siyasetilerin szkonusu bildiriden ve onu izleyen gelimelerden sonra tutarl bir politika izgisi tutturamamalaryla ilgilidir. Bu, sadece hkmet etme mevkiindeki politikaclar iin deil, resmi muhalefet konumundaki siyasi aktrler iin . dorudur. Szkonusu belirsizlik, ayrca, bizatihi o bildirinin arkasndaki iradenin ifade ettii kararszlkla da ilgili grnyor. Nitekim, eklen grev banda olan RP-DYP koalisyon hkmeti bugne kadar 28 ubat bildirisi ve onun doal sonucu durumundaki gelimeler karsnda u veya bu ynde inisiyatif almaktan kand. Hkmetin bu konuda inisiyatif almas iki biimde olabilirdi: Birincisi, 28 ubat toplantsnda, MGK'y, anayasann ngrd istiari konumunun gerektirdii yetki snrlar iinde tutmak, tutabilmekti. Eer g (*) {nc, 13-4.1997) 34 28 UBAT SREC Q < byle yaplabilseydi, szkonusu bildiri hkmete verilmi o bir muhtra grnts kazanmazd. Hkmetin benimseye-q bilecei ikinci makul tutum, bu bildiriyi anayasal dzene (ve dolaysyla hkmetin anayasal yetkilerine) kar bir gi-2 riim olarak grdn kamu nnde deklare ederek istifa K etmek ve seime gitmekti. Bunlarn hi birisinin gereklememi olmasnda, hkmet mevkiindeki koalisyon ortaklarnn, bugn kar karya kaldklar sorunlarn bir ksmnda uyum iinde olmamalarnn da ciddi bir katks olduu anlalmaktadr. Ne var ki, parlamentoda grubu bulunan muhalefet partilerinin de bir demokratik rejimde kendilerinden beklenebilecek ekilde tutum al(a)mam olduklar da dikkatlerden kamamaktadr. Nitekim ANAP, DSP ve CHP, demokratik bir anayasal dzen mant iinde doru bir yere oturtulmas mmkn grnmeyen MGK "muhtra"sn ilkeler asndan grme becerisi -belki de cesareti- ortaya koymak yle dursun; tam tersine normal anayasal dengeleri bozma istidad tayan bu gelimeyi onaylar bir tutum taknmlar, hatta bu "bunalm"dan kendileri lehine bir pay koparma frsatl iinde grnmlerdir. Bu hususta doru tavr koyanlar sadece -bata Yeniden Dou Partisi ve Liberal Demokrat Parti olmak zere- parlamento d muhalefet olmutur. te yandan, szkonusu "muhtra"nm asl mellifi olduklar anlalan silahl kuvvetlerin komuta kademesinin tutumu da pek net deildir. nk, silahl kuvvetler, anayasal yetkisini zorlayarak byle bir bildiriyi kamuya ilan ettirmekle, rahatszlk duyduu siyasal gelimeler karsndaki tepkisini -yakn tarihimizdeki benzer durumlarda olduu gibi- ynetime doadan doruya el koyma eklinde gstermemi, fakat hkmeti -hatta parlamentoyu- sanki "uzaktan" gzetleyip denetlemekle yetinmeyi semi grnyor. Byle rtl bir darbe, belki planlayclarna daha "akllca" grnm olabilir; ama yurttalarn zekasn ve alglama yeteneini yeterince takdir etmedii izlenimi veren bu giriimin silahl 28 UBAT SREC 35

kuvvetlerin komuta kademesinin saygnlna olumlu bir g katk yapm olduunu sylemek de kolay deil. Btn bu > oelimeler karsndaki ilkeli saylamayacak tutumu nazara e alndnda, ayn durumun sayn Cumhurbakan iin de ge- erli olduu sylenebilir. | imdi yle grnyor ki, Trkiye'nin hem temel sorunlar ~ hem de asrlk demokratik ynelii bir ekilde yeniden askya alnmtr. Bu durumun asl nedeninin ise, formel demokratik siyasetimizin resmi aktrlerinin irade zaaf, sorumsuzluu ve ufuksuzluu olduu ak grnyor. nk, olaan bir demokraside, kamu siyasetinin temel sorunlarna ilikin politikalar gelitirmek ve bunlar uygulamaya koymak sorumluluunun halkn demokratik temsilcilerine ait olduu kukusuzdur. lkenin ilerinin iyi gitmemesinden halka kar sorumlu olan seilmi politikaclarn, normal olarak kendi denetimleri altnda olmas -ve ancak kendi uzmanlk ve bilgilerine ihtiya duyulduunda kendilerinden yardm alnmas- gereken baz brokratik unsurlarn normal olmayan mdahalelerini ileri srerek bu sorumluluktan kamalar da kabul edilebilir deildir. nk, normal demokratik mekanizmalar ileterek tespit edilen politikalar asker ve sivil brokrasi eliyle uygulamaya koymak, zaten, konumlarn yurttalarn iradelerine borlu olan yegane siyasi aktrler durumundaki politikaclarn belirtilen sorumluluklarnn bir parasdr. Bu nedenle, bugn iinde bulunduumuz -ve Trkiye'nin, kesintili de olsa, yzyl aan demokrasi yry bakmndan mit krc olan- durum kendilerine saygs olan yurttalar iin hi de hazmedilebilir gibi deildir. Bu lkede kendi siyasi onurlarn nemsemeyen "halk temsilcileri" bulunabilir, ama sade yurttalar olarak bizim bu aalanmaya mstahak olduumuzu sanmyoam. 28 UBAT SREC 37 Rejim sorunu * Artk Trkiye'nin gndemini ve siyasi gidiatn MGK belirtiyor ya, Kurulun her toplants nemli olmaya balad. En son 31 Mart'ta yaplan toplant, rivayete gre, bir ncekine gre daha "normal" gemi. Mamafih, basnda ayn kanaatte olmayanlar da var. rnein, Radikal'den smet Berkan 2 Nisan tarihli yazsnda szkonusu toplantnn hi de sylendii gibi gemediini gstermek zere baz spesifik noktalara iaret etmi. Bu yazdaki bilgiler doruysa, MGK toplantsnda inisiyatifin yine askerlerde kalm olduu anlalyor. Ad geen gazetecinin yazsnda, Trkiye'deki cari rejimin nitelii bakmndan zerinde dumlmaya deer pek ok nokta var. Bir kere, toplantnn generallerle hkmet kanad -zellikle babakan- arasnda neredeyse bir "atma" eklinde getii ve sayn cumhurbakannn adeta devre d kalm olduu anlalyor. in bu "atma" ynne gelmeden nce, cumhurbakannn bu tutumunun yadrgatc ols (*) (nc, 13.4.1997) 28 UBAT SREC duunu belirtmek gerekir. nk, Anayasaya gre, cumhurbakan Milli Gvenlik Kurulunun hem bakandr, hem de gndemi konusunda son karar vermeye yetkilidir. Bir kurulun bakan olmak ise, en azndan, toplantda yaplacak mzakereyi sevk ve idare etmek, "uygunsuz" klara frsat vermemek ve tartmann sonucunu toparlamak gibi ileri yapmakla grevli ve yetkili olmak demektir. Oysa, szkonusu yazdan anlaldna gre, sayn cumhurbakan toplantda olup-bitenleri seyretmekle yetinmi ve -mesela- gerektiinde kurul yesi asker memurlar anayasal "hadler" ve sayg lleri konusunda bilgilendirmek ihtiyacn bile hissetmemitir. yleyse, ya sayn cumhurbakan "normal" davranmamtr (o zaman, zat- devletlerinin "baka bir niyeti var" demektir) ya da gazetecinin aktard izlenimlerin en azndan bu ksm yanltr. Dorusu bu noktann aklanmaya ihtiyac var. (Sayn Cumhurbakan smet Berkan'a gnderdii bir aklama ile, toplantda ileri srlen konumalarn hi birinin gememi olduunu belirtmitir. O zaman siz de bu yazy, "szkonusu gazetecinin yazdklar doru olsayd ne anlama gelirdi" diye dnerek okuyunuz.) Gelelim toplantda cereyan eden mzakerenin asl "tarafla-r"nn durumuna. nce, Berkan'n yazsndan baz alntlar: (1) "Karaday Erbakan'n sunuunun

bitmesini bile beklemeden bu cmleye hemen mdahale ediyor, en hafif deyimiyle 'bu gre katlmadn' sylyor." (2) "Kurulda Ar-navutluk'a asker gnderilmesi konuulurken Genelkurmay Bakan '500' gemesin' diyor." (3) "Karaday sert bir slupla konuuyor ve isim de vererek baz RP'lileri eletiriyor." (4) (Karaday konuuyor) "Refah iinde rejimi deitirmek isteyen, din devleti kurmak isteyen bir grup var. Bu unsurlardan da Refah tzel kiilii sorumludur." (5) (Jandarma Genel Komutan konuuyor) "Trkiye'de sanki bir hkmet sorunu varm gibi tartlyor. Trkiye'nin bir hkmet sorunu yok, rejim sorunu var." 28 UBAT SREC Bu sz ve tutumlardan kan "anlaml" sonulara gelince: Bir kere, Anayasaya gre hkmetin emrindeki memurlar konumunda olan generaller, yle anlalmaktadr ki, fiiliyatta kendilerini Babakan ve hkmet yeleriyle en azndan eit konumda grmektedirler. Hadi itiraf edelim, askerler aslnda daha da ileri giderek, kendilerini hkmeti sigaya ekebilecek, muaheze edebilecek stn bir konumda grmektedirler. O kadar ki, yrtt hizmetin bir yn itibariyle -babakana kar bile deil- iileri bakanna kar sorumlu olmas gereken bir kuvvet (jandarma) komutan kendi sz syleme haddinin ok stne karak lkede "hkmet sorunu" mu yoksa "rejim sorunu" mu olduunu takdir ve tayin edebilmektedir. Baka bir nokta udur: MGK yesi generaller sz ve tutumlaryla ihsas etmektedirler ki; silahl kuvvetler sadece hkmetin stnde bir g deildir, daha da nemlisi, o mevcut rejimin patronudur. Eer byle olmasayd -mesela bir demokraside olsaydk-, bir genelkurmay bakan, resmi sayg llerini aarak, anayasal olarak kendi st konumunda olan babakann szn kesemez, ona partisinin "sorumlu-luu"nun boyutlarn hatrlatamazd. nk, olaan bir demokratik rejimde bunun tam da tersi szkonusu olabilir. Kald ki, askerlerin mellifi olduklar yrrlkteki anayasaya gre bile, babakan genelkurmay bakanna deil, genelkurmay bakan babakana kar soamludur. Daha anlalr bir biimde ifade edersek, eer baka birinin szne mdahale etmek gerekseydi, memur amirinin deil, amir memurunun szn kesebilirdi. Evet, Trkiye'de gerekten de bir "rejim sorunu" var. Bu sorun ksaca udur: Trkiye'deki cari siyasi rejim, lkenin kaderinin yurttalarn seilmi temsilcilerinin elinde olmad, ulusun karnn onun demokratik temsilcileri tarafndan kararlatrlamad, seimlerin sonular ne olursa olsun "ekirdek devlet"in daimi kadrosunun egemenliinin hi deimeden kald, demokratik olmayan bir rejimdir. As40 28 UBAT SREC s lnda, siyaset zerindeki askeri vesayetin hissedilir olup ol-o mamas cari rejimi karakterize eden ana zellik de deildir. S Bu, gerein sadece bir parasdr. Sorun, siyasi partilerden ^ medyaya ve dier sivil toplum kurulularna kadar gitgide daha fazla sivil ve siyasi aktrn bu durumu olaan karlamas sorunudur. 41 o O > z o Demirel'e* | 28 UBAT SREC zal'dan Merhum cumhurbakan zal'n lmnden buyana geen drt yllk grev sresi boyunca sayn Sleyman Demirel'in yrtt cumhurbakanl birok bakmdan artc olduu kadar retici de grnyor. artc olan nokta, sayn Demirel'in cumhurbakanl pratii hem kendisinin daha nceki siyasi kariyeri ile hem de selefi merhum zal'n cumhurbakanlyla karlatrlnca bariz bir biimde ortaya kmaktadr. DemirelVari cumhurbakanlnn retici yan ise, Trk siyasal sisteminde cumhurbakanl makamna biilmi olan rolle ilgilidir. Aslnda birbirine bal olan bu iki noktay sonuncusundan balayarak aklamaya alalm.

Trkiye'nin cari siyasal sisteminde cumhurbakanlnn ok zel bir yeri vardr. Her eyden nce, bu yerin "anaya-sal-hukuki bir stat olarak cumhurbakanl" makam ile snrl olmadnn farknda olmak gerekiyor. Baka bir ifadeyle, Trkiye'de sistemin cumhurbakanlarndan bekledii (*) {nc, 19.4.1997) 42 28 UBAT SREC id rol ile Batl parlamenter rejimlerdeki devlet bakanlarnn | rolnn birbirinden ok farkl olduu aktr. Bu rol farkl- l dorudan doruya "Devlef'in cari siyasal sistem iindesi ki zel anlam ve "deeri"yle ilgilidir. Ksaca belirtmek gere-i kire, bu sistem iinde "Devlet", ba harfinin byk olmasndan da anlalaca gibi, sivil toplumun bir trevi -trettii bir aygt- deildir; aksine o varln topluma borlu olmayan stn bir "kendinde varlk"tr. Bundan dolay da Trk siyasal sisteminde Devlet bizatihi bir deer olarak alglanr. Yine Trkiye Cumhuriyeti "Devleti", kendi zel niteliinin bir gerei olarak, sivil toplum tarafndan dzenlenmesi, ynlendirilmesi ve denetlenmesi gereken bir aygt olarak kurgulanm deildir. Tam tersine, Trkiye'de Devlet toplumu tanzim ve te'dip eden, ona biim veren, ama koyan, ama btn bunlar yapmaya hakk olup-olmad sorgula-namaz olan bir gtr. Devletin nasl olmas ve nasl hareket etmesi gerektiini Devlete sylemek vatandalarn "haddi" deildir. Aksine devlet vatandalara -neye inanacaklarndan tutun da nasl dnecekleri, giyinecekleri, hatta duygulanacaklarna kadar- nasl olmalar gerektiini buyurma "hakk"na sahiptir. Bu buyurgan Devletin ne "hikmetinden sual olunabilir" ne de meruluu sorgulanabilir. Esasen onun toplumsal merulua ihtiyac da yoktur; nk her trl meruluun -toplumun var olma hakknn bilekayna bizatihi odur. Bu Devlet hukuk sayesinde ve hukukun izin verdii lde var olan bir hizmet rgt deil, fakat geerlilik ve etkinliini yalnz bana g -en stn/rakipsiz g- olmasndan alan, hukuk ve toplum st bir ucubedir. Bu devletin toplumu hangi ilkeler veya amalar dorultusunda tanzim edecei de -1920'lerden buyana- aka bellidir. Nitekim, Trkiye'de toplumun tanzim ve te'dibi iinin resmi ideoloji dorultusunda yaplaca anayasal, yasal ve fiili olarak buyurulmu durumdadr. "Kemalizm" olarak nitelendirilebilecek olan bu ideoloji btn vatandalarn her 28 UBAT SREC bakmdan tek-biimliletirilmesini amirdir. Bu ideolojide geleneksel olana, manevi ve uhrevi olana, ksaca "en hakiki mrid"e mugayir olan hi bir eye yer yoktur. Bu ideolojinin kendisi mahza hakikattir; o, ksaca "adalk" olarak ifade edilen btn "iyi"leri kendinde toplamtr (Kemalist ideoloji zgrlklk, oulculuk, demokrasi gibi "yabanc ideolojiler"e de -"ada" olmalarna ramen-her ne hikmetse geit vermez! Aslnda "hikmeti" belli: Kemalizmin adal dinamik bir kavray olmak yerine, 18. ve 19. yzyln felsefi ve bilimsel eilimleriyle e zamanllktan ibaret olan bir "adalk"tr.) Eitim mfredatndan resmi seremonilere, devletin radyo ve televizyonlarndan szde sivil medyaya, dernekler kanunundan siyasi partiler kanununa ve anayasaya, silahl kuvvetlerden cumhurbakan ve anayasa mahkemesine, hatta birtakm "sivil toplum r-gtleri"ne kadar cmle aralar bu i iin emre amadedir. Cari siyasal sistem iinde cumhurbakanl makamnn rol ite tam da bu noktada anlam kazanmaktadr. nk, sistemin cumhurbakanna bitii rol -sfatnn artrd gibi- "cumhur"un (halkn, kamunun) szcs olmas deil, aksine ideolojik devletin bekisi olmasdr. Sistem cumhurbakanlarndan "halk adam" olmalarn deil, "Devlet(in) adam" olmalarn istemektedir. Anayasann cumhurbakanlar iin ngrd "tarafszlk" da, bu erevede, devletin ideolojisinden yana olmak demektir. Yani cumhurbakanlarnn halkn hassasiyet ve eilimlerine yakn olmalar istenmez; onlardan istenen Kemalizmin tanmlad "adalk" anlay dorultusunda "halkn adam edilmesi"ne katkda bulunmak, halkn politik temsilcilerinin resmi ideolojinin snrlar dna kmamalarn salamak, onlara srekli olarak Devlet'in kendilerine bitii Kemalist "hadleri" hatrlatmaktr. Bu misyonun yerine getirilmesinde cumhurbakan, tabiatyla, halkla dayanma iinde olamaz; onun bu iteki doal mttefikleri -bata anayasa

mahkemesi olmak zere-yksek yarg organlar ve barolar ile, resmi ve sivil paalar, 44 28 UBAT SREC U-l d niversitenin Kemalist "ulema"s ve byk medyadr. | imdi mesele u: Merhum zal ksa sren cumhurbakanl- dneminde esas itibariyle bir "halk adam" gibi davran-p may tercih etmiti. Resmen "Devletin ba" sfatn da ta-n makla beraber, babakanl dnemindeki Devleti sorgulayc tutumunu srdrm, hatta mevcut sisteme kkl eletiriler getiren baz aydnlar adeta emsiyesi altna almt. Grevi srasnda, resmi ideolojinin nceliklerini ve hassasiyetlerini paylatn gsteren hemen hemen hi bir tutum ve beyan ondan sadr olmad. Baka bir anlatmla, merhum zal Devletten-yana bir szde "tarafszlk" tuzana dmedi, daha ziyade halktan yana oldu. Keza zal statkonun anayasal bekiliine raz olmak yerine, kafasndaki siyasi program dorultusunda statkoyu dntrmek niyet ve abas iinde olduunu hep belli etti. Onun dneminde cumhurbakanl makamnn ufku geniti; politikaclar doa-drst politika retemeseler bile, onun naslsa bu grevi de stlenmi olduunun verdii rahatlk iinde oldular. Sayn Demirel'e gelince: O daha cumhurbakan seilir-se-ilmez verdii beyanlarla kendisinin selefi zal'dan farkl bir cumhurbakan olacan, ideolojik devlete sadakatle bekilik yapacan belli etmiti. Daha sonraki tutumu da gsterdi ki, halkla iyi-kt bir temasnn bulunduu eski kariyerini bile neredeyse tmyle unutacakt. O kadar ki, drt yllk dnem iinde sradan vatandalarn (halkn) hibir hassasiyetine tercman olmad; tam tersine ekirdek Dev-let'in szclne soyundu. Bu dnemde gayet tutarl olarak sistemin kendisinden bekledii gibi davrand; srekli olarak Kemalist ilkelerin bekisi olduunu syleyerek halkn kendisini artk pek ilgilendirmediini ima etti. Onun beyanlarndan, sadece, halkla temas ve temsil ilikisi bulunmayan Kemalist elitler memnun oluyordu, olmaktadr. Artk gelecee ilikin hi bir projesi, hatta -cz'i de olsa- ciddi bir nerisi yoktu. Statkoya tmyle sadkt. 28 UBAT SREC 45 Ksaca cumhurbakan Demirel grnte artc -belki asg hnda hi de artc olmayan- bir biimde kendisinden beko lenen role harfiyen uydu, szmona "tarafsz" devlet baka* n oldu. Kemalist devlet iin Demirel aslnda zal'm "rvan1 "yd. Bu nedenle, sayn Demirel'in son aylardaki -Devlet| i-Kemalist ve demokratik hassasiyetten uzak grnen- tu" tumu kimseyi artmamaldr. 28 UBAT SREC 47 Demokrasi niin ilemiyor?* lkemizde demokrasinin hi de ksa saylamayacak bir gemii var. ok ksa sren ilk anayasal monari denemesini saymazsak, Trkiye'de ciddi anlamda ilk demokrasi tecrbesi, bundan 80-90 yl kadar nce, kinci Merutiyet dneminde yaand. Merutiyet anayasasnn 1908'de yeniden yrrle konmasn izleyen anayasa deiikliklerini mteakip oulcu bir toplumsal-kltrel ve siyasal hayatn ortaya kmaya baladn gryomz. lk seimler sonucunda Meclis-i Mebusan'n faaliyetine balad Aralk 1908'den, ttihat ve Terakki Cemiyeti'nin devlet ynetimini tmyle kontrol altna alma srecini tamamlad 1913 Babli Basknna kadar geen sre ierisinde toplumsal ve siyasi hayatmz karakterize eden kltrel gelenek, ideoloji ve snf-sal/zmrevi kar farkllklarna dayanan demokratik bir oulculuk olmutur. Bu dnemde siyaset sahnesinde grlen balca (muhalif) dernek ve partiler Osmanl Ahrar Frkas (Osmanl zgrler g o (*) (nc, 26.4.1997) 48 28 UBAT SREC

g Partisi), Ittihad- Muhammedi Cemiyeti (Islami Birlik Derne-g i), Mutedil Hrriyetperveran Frkas (Ilml Liberal Parti), Osmanl Sosyalist Frkas ve Hrriyet ve tilaf Frkas idi. Bu S ksaltlm listeden de anlald gibi, bugnkne benzer % ekilde, o zaman da iktidardaki devleti-milliyeti ana siyasi si akm (ttihat ve Terakki) karsnda balca liberaller, s-o lamclar ve solcular muhalefeti temsil ediyorlard. Buna ra-q men Osmanl Meclisi Krt, Laz, Arnavut, Rum ve Erme-ni'siyle bugnklere nispetle kayda-deer bir kltrel oulculuk gsteriyordu. Baka noktalarla birlikte bu durum son yzyln Trk siyasetini anlamlandrmak bakmndan olduka dikkat ekicidir. Birinci Dnya Savann sona ermesinden bir yl kadar sonra yeniden seimler yapld ve Meclis-i Mebusan Ocak 1920'de tekrar faaliyete balad. Ayn yln Nisan aynda Ankara'da toplanan Trkiye Byk Millet Meclisi aslnda Osmanl demokratik siyasal srecinin bir devamyd. Nitekim, ngilizlerin Meclis-i Mebusan zerindeki basksndan kurtulabilen milletvekillerinin byk ounluu Anadolu'ya gemiti. TBMM'ne bu ekilde katlan ve ou Misak- Milli'nin mimarlar olan Meclis-i Mebusan yelerinin says 92 idi. Ankara'daki Meclis'in dier toplumsal tabann ise igalden sonra Anadolu'nun eitli yrelerinde kendiliinden rgtlenmi ve daha sonra Mustafa Kemal ve arkadalar tarafndan tek bir merkezde birletirilmi olan "mdafaa-i hu-kuk"ular oluturuyordu. Birinci TBMM dnemi, demokratik duyarlln sava artlar iinde bile korunmas abasyla geti; o kadar ki, Mustafa Kemal'e, "bakomutanlk" ad altnda Meclis'in yetkilerini tek elde toplayan geici diktatrlk statsnn verilmesi Meclise ok zor kabul ettirilebil-miti. Bu Meclis de btn zorluklara ramen oulcu ve tartmac bir meclisti. Ne var ki, milli mcadelenin askeri baaryla sonulanmasndan sonraki dnemde ortaya kan gelimeler tartma ve oulculuktan -dolaysyla demokrasidenadm adm uzak28 UBAT SREC lalmasn salamtr. Nitekim 1923 ylnda Meclise -Teki-lat- Esasiye Kanunu'na aykr olarak- "erken seim" karar aldrtlm ve yaz aylarnda yaplan "seim"lerle kinci Gruba (muhalif kanada) mensup hi kimsenin giremedii yeni bir Meclis yaps oluturulmutur. Bylece ikinci Meclis dnemi, bu dnemde patlak veren Krt isyannn da etkisiyle, sadece Meclis iindeki deil Meclis dndaki muhalefetin de silindii bir dnem olmutur. Yeni dnemde devlet gitgide tek bir partinin "mal" haline gelmi, toplumsal ve kltrel yap totalci bir "sosyal mhendislik" anlayyla kkten dntrlmeye ve yeni bir insan tipi yaratlmaya allmtr. Bu erevede basn susturulmu, eitim (Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1924) ve kltr kurulular devletletirilmi (vakflarn devletletirilmesi, 1924; bir tr resmi misyonerlik tekilat olarak Halkevlerinin kurulmas, 1932) veya bamsz kalma potansiyeli tayan sivil rgtler kapatlmtr (tekke ve zaviyelerin: 1925, Trk Ocaklarnn: 1931, Trk Kadnlar Birlii'nin: 1935 kapatlmas). Bu arada, 1933 ylndaki niversite reformuyla geleneksel bilginin btn izleri silinmeye allmtr. Keza, muhalif siyasi parti giriimlerine de, doal olarak, hayat hakk tannmamtr (1924-25: Terakkiperver Cumhuriyet Frkas ve 1930 Serbest Cumhuriyet Frkas olaylar). lgin olan, btn bunlarn liberal-demokratik bir rejim iin asgari kurumsal ereveyi salayan bir anayasaya ramen yaplm olmasdr. Trkiye'de ok-partili siyasi hayata ancak 1945'ten sonra yeniden geilebilmitir. ok ksa bir zetini sunduum siyaset tarihimizden de anlalaca gibi, Trkiye toplumunun demokrasiyle ilk tanmas bu dnemde olmamtr. Esasen, Osmanl devletinin son yllarnda balam ve nce ttihat Terakki'nin, Birinci Dnya Savandan sonra da Cumhuriyetin Kemalist nderliinin bilinli olarak kesintiye uratt demokratik sre ancak 23 yllk uzun bir aradan sonra 1945-46'da yeniden iletilmeye balatlmtr. Trkiye'de 50 28 UBAT SREC g kinci Dnya Savandan sonra yeniden demokrasiye gei | de aslnda ynetici elitlerin ok da arzu ederek attklar bir . adm deildi. Byle bir siyasal kararn alnmas, yaplan S aratrmalar gstermitir ki,

byk lde uluslararas orta-2 mn ve d ilikilerin mecbur brakt bir durumdu. i Baka bir anlatmla, 1945 sonrasnda dnyada yaanan o "ikinci demokrasi dalgas" ve Trkiye'nin iktisadiyatyla ve a gvenliiyle ilgili zorunluluklar olmasayd, muhtemelen biz hala "Trk milletinin demokrasiye hazr olmas"n bekliyor olacaktk. Aslna baklrsa, Trkiye'nin asker ve "sivil" devlet sekinleri ve aydnlar (bilim adamlar dahil) bu zihniyeti henz terk etmi deildirler. Son aylardaki olaylar anlamaya ve "Trkiye'de demokrasi neden ilemiyor?" sorusuna cevap bulmaya alrken, ie bu noktadan balamak gerekiyor. Bu sorunun cevabnn ana parasn ok ksa olarak ifade etmek gerekirse, yle diyebiliriz: "nk, gc elinde tutanlar demokrasi istemiyor, Trk milletini demokrasiye layk grmyorlar. Trk milletinin Kemalist ilmihal dorultusunda 'adam edilmesi'nin hala bir ihtiya olduuna inanyorlar." 28 UBAT SREC "Irtica"nn bereketi^ Refah Partisi'nin birinci parti olarak kt Aralk 1995 seimlerinden buyana "irticanm trman" ve "laikliin tehlikeye dmesi" Trkiye'nin siyasi gndeminin ana maddesi halinde bulunuyor. Bu erevede, szkonusu "tehlike"lerin somutlam bir ifadesi olarak grlen Refah Partisi en byk parti olmasna ramen hkmet kurulmas iinde devre d braklmak istendiyse de, sonunda DYP ile birlikte hkmet olmas engellenemedi. Ne var ki, RP'nin iktidar orta olmas devlet sekinlerinin, muhalefet partilerinin ve byk medyann "laikliin elden gittii" ve "Trkiye'nin karanlk bir rejime srklenmekte olduu" yolundaki amatasnn ortal kaplamasna yol at. Bu hava son birka ayda tam bir hezeyan halini ald. Sadece basnn ve muhalif partilerin deil, anayasal bir organ olan MGK'mn da zellikle son iki toplantsnn ana sorunu "laik Cumhuriyetin Refah Partisi'nden korunmas oldu. O (*) {nc, 30.4.1997) 52 28 UBAT SREC jjj kadar ki, bu organn son aylarda kendisiyle ilgili olarak ya-g ratt izlenim "gericileri" ve Refah Partisi'ni sistem-d hali-z ne getirmekle grevli -ve buna yetkili- bir g oda oldu-< u eklinde tecelli etti. Bu koroya DYP'den de baz bakan-P 1ar katld ve sonunda bunlar RP'li hkmetin lkeyi tehlikeye att iddiasyla hkmetten ekildiler. Trkiye'nin son yzyllk siyaset tarihini bilenler btn bu olanlarda aslnda alacak hi bir yan bulunmadn rahatlkla grebilecek durumdadrlar. Gerekten de, bu "irtica tehdidi" meselesinin gemii ta kinci Merutiyet dnemine kadar geri gider. Trkiye'de tek-parti diktatoryasn ilk defa kuran ttihat ve Terakki Cemiyeti/Partisi muhaliflerinin nemli bir ksmn sindirmek iin "irtica" yaftasn icat etmiti. ttihat sekinlerin kaba pozitivist ve "ilerleme"ci mantklar kendi merkeziyeti-milliyeti-modernist devletlerini her ne pahasna olursa olsun idame ettirmek iin her trl dini ve geleneksel sembol doas gerei birer tehlike olarak tanmlamalarna imkan veriyordu. Bu "politi-ka"nm operasyonel deerinin gitgide daha fazla farkna varan ttihatlar bu yaftalama iini daha da ileri gtrerek, merkeziyeti ve homojenize edici devlet yapsn eletiren liberal muhalefeti bile gerici olarak nitelemeye baladlar. Bu tutum Cumhuriyet dneminde pekitirilerek srdrld. Tek-parti egemenlii dneminde modernletirici devlet her trl sivil toplum oluumunu, ama zellikle de dini tezahrleri bastrmak zere ardarda yasal ve idari dzenlemeler ve keyfi uygulamalar yapt. Bu arada siyasi liberalizme dayanan bir programla 1924 ylnda kurulan Terakkiperver ("lerici") Cumhuriyet Frkas "laik Cumhuriyet"e kar bir tehdit olarak nitelendi ve ok ksa bir sre sonra kapatld. Atatrk'e yaplan bir suikast bahane edilerek, ou milli mcadelenin nderleri arasnda yer alan yneticileri devrim mahkemesinde yargland; alt milletvekili idama, Rauf (Orbay) ve Adnan (Advar) beyler gibi bazlar da krek cezasna 28 UBAT SUREC mahkum edildi. Daha sonralar 1930 ylnda Atatrk'n zel arzusu zerine Fethi (Okyar) bey tarafndan kurulan baka bir liberal parti olan Serbest Cumhuriyet Frkas'nn bile kaderi bundan farkl olmad. Bu partinin tasfiyesinde de,

onunla hi ilgisi olmayan ve yine "ilticann" bir kalkmas olarak nitelenen Menemen olay kullanld. Bylece, 1935'lere gelindiinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin Trkiye'sinde meru hibir toplumsal ve kltrel g kalmamt. Bunlarn ou (siyasi partiler, gazeteler, tarikatlar, tekke ve zaviyeler, dini vakf ve cemiyetler, medreseler) ya kapatlm ya da devletin sk denetimine alnmt. Sivil din eitimi kurulular tmyle yasaklanm, ve bunlar devletin gdm altndaki son derece clz din eitimi giriimleri ile ikame edilmek istenmiti. Cumhuriyet dneminde ok-partili hayata geildikten sonra da, bata CHP liderlii ve resmi aydnlar olmak zere devleti sekinler "Trkiye Cumhuriyeti"ni kendilerinin zel mal olarak grmeye ve onu szde "gerici saldrlar"dan korumaya devam ettiler. Nitekim 1950'li yllarda din zgrlklerini ksmen iade eden ve halkn birtakm dini taleplerini karlamaya alan Demokrat Parti'ye CHP'nin ve aydnlarnn ynelttikleri temel eletiri de, onun "irticaya taviz" verdii, hatta onu azdrd eklinde idi. Bu politika 1960'larda Adalet Partisi'ne, 1970'lerde onunla birlikte Milli Nizam Par-tisi'ne ve Milli Selamet Partisi'ne, 1980'lerde Anavatan Partisi'ne kar uygulanmaya devam etti. Daha dn gibi hatrlyoruz: Trkiye'nin halka tepeden-ba-kan, stelik hantal ve ad olan devlet-yapsn dntrmeye ("modernletirme"ye) alan, birok bakmdan Trkiye toplumunun ufkunu aan merhum zal'n bile aslnda "takiye" yapt ve gerek amacnn -ABD ve Suudi Arabistan'la birlikte- lkede "eriat" bir rejim kurmak olduu yolundaki ithamlar devletin resmi partisinden, niversitelerindeki "ulema"sndan, basndaki "aydnlarndan gelen srek54 28 UBAT SREC | li bir bombardman halindeydi. Bu dnemde de yaklak 5-g 6 ayda bir "irtica" kampanyalar alyor ve halka yakn dur-| maya kalkan zal ve ANAP "hizaya getirilmeye" all^ yordu. P Hasl, "ircann devleti ele geirdii" ve laikliin tehlikeye * dt yolunda bugn yrtlen kampanyann, halk devlete yaklatrmamak iin geleneksel "irtica politikas"nm bereketine inanan ve gvenen "devletl" taifesinin riyakarca bir yaygaras olmadna inanmak iin hi bir makul neden gremiyorum. 28 UBAT SREC 5 5 Eitim tartmas * Birka ay nce Milli Gvenlik Kuau'nun sekiz yllk "genel zorunlu eitim" sistemine geilmesi yolunda gr belirtmesi ksa bir sre sonra siyasette ve toplumsal alanda ikili bir saflamann ortaya kmasna neden oldu. Toplumu neredeyse ikiye blen bu meselede, szkonusu nerinin asl amacnn mam-Hatip Okullarnn orta ksmn kaldrmak olduunu dnenler kesintisiz sekiz yllk eitime kar karak, bunu yaygn bir kampanyaya evirdiler. Buna karlk sekiz yllk kesintisiz eitimi bir "adalk" meselesi olarak grenler MGK'nm nerisinin behemehal uygulamaya geirilmesinden yana kararl bir tutum aldlar. Bylece, znde teknik bir mesele olan eitim konusu politik bir atmann malzemesi haline dnm oldu. Bana yle geliyor ki, bu saflamada bir terslik var. Tartmann taraflar aslnda yanl yerde duruyorlar, saflar yanl seilmitir. Daha ak bir deyile, byle bir tartmada slami kesimin tutmas beklenen pozisyon cari sistemin mam-Ha(*) (Nisan 1997) 56 28 UBAT SREC < tip Okullarn savunmak olmamalyd. nk, bu devlet p okullarnn tarafn tutmas gerekenler aslnda -askeri ve si-S viliyle- Kemalistlerdir. Buna karlk, resmi din eitimine ve p bu arada mam-Hatip Okullarna kar kan Kemalistler de u kendi kendileriyle elikiye dmektedirler. Bu yazda bunun neden byle olduunu aklamak istiyorum. Bilindii gibi, mam-Hatip Okullar sivil ("devlet-d" anlamnda) eitim kurumlar olmayp, Cumhuriyet

Trkiye'sinin "tevhidi" eitim sisteminin birer parasdrlar. Bu okullarn kurulu amac, cari sistemin deimez normlarna ve ihtiyalarna uygun "din adam" yetitirmektir. Bundan dolay da bu okullarda verilen din eitimi, esas itibariyle, otantik slamm deil, aksine devlet tarafndan "yeniden-tanmlanm/yorumlanm" olan slamm eitimidir. Hatta denebilir ki, bu gibi eitim kurumlarnn ve genel olarak resmi eitimin bir amac da slami "laik Cumhuriyet" iin bir "tehlike" olmaktan karmaktr. Nitekim, mam-Hatip Okullarnn mfredat Milli Eitim Bakanlnca belirlenmekte, bu okullarn meslek hocalar da yine resmi eitim kurumlar olan lahiyat Fakltelerinden yetimektedir. Yoksa, mam-Hatip Okullar "laik Cumhuriyet"in dnda, ona alternatif olmak iddiasndaki gruplar veya kesimlerce kurulmu deildirler. Dolaysyla, Kemalistler eer "kendi haline braklm" dinin Kemalist dzen iin gerekten tehlike potansiyeli tadna inanyorlarsa, mam-Hatip Okullarna ve genel olarak resmi din eitimine hararetle sahip kmalar gerekir. Aksi halde, yine ayn mantk asndan, doacak boluun nasl doldurulaca bilinemez ve korkulan "tehlikeler" daha da fazlasyla ortaya kabilir. Yok eer Kemalistler resmi din eitimine ve bu arada mam-Hatip Okullarna kar iseler, o zaman tutarl olmak iin, zgr-sivil din eitimini de savunmalar gerekir. Aksi halde, szkonusu olan "ne yaparm ne de yaptrrm" mantdr ki, bunun ne ahlaki temeli vardr, ne de siyasi ve sosyolojik adan uygulanabilme kabiliyetine sahiptir. 28 UBAT SREC te yandan -bata Refah Partisi, slami medya kurulular ve baz sivil toplum rgtleri olmak zere- slami kesimin de din eitim ve retiminin devlet tekeline alnmasna ilke olarak kar kmas ve sivil din eitimini savunmas gerekirdi. Bu kesim asndan tutarl olan tavr, mam-Hatip Okullarn birer zgrlk ve hak sembol olarak takdim etmek yerine, Cumhuriyetin standardize edici ve illiberal Tev-hid-i Tedrisat sistemine toptan kar kmaktr. nk, her trl dini zgrlk talebi, ancak devletin din zerindeki egemenliinin ortadan kaldrlmas teziyle bir arada gidebilir. Bu erevede, dindar yurttalarn sadece dinin devlet tarafndan tekelci bir biimde tanmlanmasna kar kmalar deil, fakat ayn zamanda ocuklarn din eitimi alp-almayacaklarna ve alacaklarsa bunun nasl olacana ancak ebeveynlerinin karar verebileceini, bunun bir insan hakk olduunu savunmalar da beklenir. Peki eitim meselesindeki taraflarn ters pozisyon tutmu olmalar tmyle anlamsz mdr? Kanaatimce deil. Bence bunun her iki "taraf iin de geerli olan basit bir nedeni var: Aslnda her ikisi de ayn eyi istiyor, "aac yaken e-me"yi... Dolaysyla slamclar da Kemalistler de eitime ayn ilevi atfetmektedirler; her iki grup da eitim yoluyla ocuklara (ve genlere) onlar hayata hazrlayacak bilgisel bir donanm ve gelimi entellektel yetenekler kazandrmay deil, fakat daha ziyade onlar belirli bir dini veya dnyevi dogmaya artlandrmay istiyor. Bu erevede Kemalist kesimin "iyi vatanda" ablonu ancak -bata din olmak zere- her trl "dsal" etki kaynandan korunmu, mnhasran laiki-Kemalist (veya laiki-Ke-malist bakla yorumlanm) bilgi ve normlara balln devlete garanti edilmesiyle hayat bulabilir. Bundan dolay, ocuklarn Kemalist normlarla "yaken" eilmeleri, bu arada 15 yana gelinceye kadar her trl dini bilgiden uzak tutulmalar gerekmektedir. Bylelikle, Kemalistler "Tevhid-i Tedrisat" eitim sistemine aslnda kar km olmuyor, 58 28 UBAT SREC | fakat sadece bu sistemin daha kat bir biimde uygulanmana sini talep etmi oluyorlar. iS slamclar da znde ayn eyi istiyorlar; onlarn da asl der-p di aac "yaken" kendilerinden yana emek. Trkiye'deki 'S halihazrdaki duruma gre be yllk temel eitim zorunlu olduundan, bu durumu korumak suretiyle, ocuklarn tek ynl bilgiye artlandrlma yan 15 gibi nispeten ileri bir aa ertelemek yerine, hi deilse 12'de tutmak slamclar asndan daha makul bir strateji olarak grnyor. slamclar arasnda bu kayg o kadar baskndr ki, mam-Hatipleri savunmak adna, tedenberi savunageldikleri "dinin ve din eitiminin sivilletirilmesi"ne ilikin ilkesel tezlerini (davalarn) bile unutmu grnyorlar.

Bu arada anlalmaktadr ki, slamclar mam-Hatip Okullarn youn din eitiminin devlet eliyle genelletirilmesinin bir arac olarak grmektedirler. Nitekim, bu okullarn sadece orta ksmlarnn kaldrlmasna deil,ayrca mesleki eitim veren (yalnzca "din hizmetlisi" yetitiren) kurulular haline getirilmesine de kar kmaktadrlar. Bu bir oportnizmdir. Geri, sivil din eitiminin yasak olduu bugnk durumda, dindar vatandalar mam-Hatip Okullarn bu eksii bir lde telafi eden bir messese olarak grmekte bir lde mazurdurlar ve mevcut artlarda bu trden bir toplumsal talebin demokratik olduu sylenebilir. Ama bu fiili durum, slamclarn bu okullar lehindeki halihazrdaki argmanlarn deitirmelerini gereini ortadan kaldrmamaktadr. Eitim tartmasna "insan haklar"n esas alan bir perspektifle yaklatmzda ise, her eyden nce eitimin devlet tekelinde olmasna ilke olarak kar kmamz gerekiyor. Bu nedenle, asl savunulmas gereken, totaliteryen bir eilimin ifadesi olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun demokratik yoldan kaldrlmas ve gerekten zel, sivil eitim kurumlarnn nnn almasdr. Bylece, alternatif sivil eitim kurumlar yurttalarn eitim talebini karlamak iin devlet okulla28 UBAT SUREC ryla ayn artlarda yarabilecek ve bu sayede bireylerin (yerine gre, ailelerin veya genlerin) seme zgrl eitim alannda da gerekleme imkan bulacaktr. Bundan baka, mfredat ve yrtlme biimi itibariyle resmi eitimin de ocuklar belli bir ideolojik kalba dkmenin arac olmaktan karlmas gerekir. Byle yaplmamas halinde, zorunlu temel eitim sresinin uzatlmas (be yldan sekiz yla karlmas) daha byk sakncalar yaratr: Sekiz yl boyunca youn bir ideolojik artlandrmaya maruz braklm ve dolaysyla zihni yetenekleri gdk kalm -hatta fel edilmi- 15 yandaki bir gencin eitiminin ileriki aamalarnda "ada", "aydnlk kafal", "sorgulayc" bir kiilie kavuma ans hemen hemen tmyle ortadan kalkm demektir. Kendisine artlandrlan ideolojinin ne olduu hi nemli deildir, dini de olabilir, dnyevi de... Kald ki, Trk eitim sisteminde ideolojik artlandrma lise ve niversite dzeyinde de devam etmektedir. Demokratik bir lkede -eer Trkiye'nin hala byle bir iddias varsa- btn yurttalarn askeri okullarnkine benzer bir mfredata mahkum edilmesi akla ziyandr. 28 UBAT SREC Eitim ne iindir?* Milli Gvenlik Kurulu'nun 28 ubat tarihli tartmal bildirisinin ngrd siyasi programn ana maddelerinden biri ilkretimin kesintisiz sekiz yl olacak ekilde yeniden dzenlenmesi talebi idi. Ad geen kururun byle bir talepte bulunmaya anayasal olarak yetkili olup olmad bir yana, bu mnasebetle eitim sorunu yeniden gndeme geldi. Bu talebin aslnda "mam-Hatip Okullar"n budamak niyetini ifade ettii kaygsna kaplanlar, tartmann bu mesele zerinde younlamasna neden oldularsa da, Trkiye'de tartlmas gereken bundan daha nemli sorun, nasl bir eitimden yana olmak gerektii ile ilgilidir. Aslnda, "nasl bir eitim" sorusunun cevab, mam-Hatip Okullar konusunda birbirine zt tutum alan taraflarn kayglarndan hareketle verilebilir. Bilindii gibi, Refah Partisi ve genel olarak "mam-Hatipliler camias" aslnda bu okullarn orta ksmlarnn kapatlmak istendiinden kayglanyor ve gereklemesi halinde bunun szkonusu okullarda (*) (Nisan 1997) 28 UBAT SUREC verilmesi gereken mesleki formasyonu zaafa uratacan dnyorlar. Onlara gre, mam-Hatip Okullarnn "ilevsel" olabilmesi iin, ocuklarn daha 11-12 yalarnda "mam-Hatiplilemeleri" gerekir. Ksaca onlar "aac yaken emek" istiyorlar. Sekiz yllk kesintisiz eitimde srar edenlerin de, yle anlalyor ki, asl dertleri mam-Hatip Okullarnn orta ksmlarn budamaktr. Bu grte olanlarn hepsinin "din (veya dini eitim) kart" olarak kategorize edilemeyecekleri de aktr. Bu "taraf tutanlar"n ounun kaygs, daha ziyade, ocuklarn ok kk yata slam dinine "artlandrlmala-r"nn nne gemektir. Mamafih, mevcut eitim sistemini hi sorgulamaylarndan

anlaldna gre, bu gruptakilerin asl kar olduklar ey eitimde genel olarak "artlandrma" deil, sadece "slama artlandrma"dr. u halde, her iki grubun eitimin nitelii konusundaki gr, z bakmndan deil, yalnzca biim bakmndan farkldr. Daha ak bir deyile, bir taraf, dnya hakkndaki bilgi donanm son derece clz olan ocuk yataki rencilerin hayat mnhasran slamiyet asndan grecek ekilde kalba sokulmalarn arzu ederken, kar taraf ayn iin resmi ideoloji asndan yaplmasn istemektedir. Buna ilaveten, daha hakinas bir bakla, mam-Hatip Okullar rneinde sz konusu olann, genel olarak eitimin niteliinden ok belli bir mesleki formasyonun kazandrlmas olduu ve byle bir formasyonun da ancak erken yalarda balamas halinde kazanlabileceini ileri srerek, mam-Hatip camiasnn bu tespite kar kmalarnn makul bir temeli olduu sylenebilir. Ancak o zaman da, bu okullarn sadece "imam-ha-tip" yetitiren kurumlar olmalar gerektiini, dolaysyla -rnein- kz rencilerin bu okullara gnderilmesinin istenemeyecei kabul edilmek gerekir. phesiz, zgr bir lkede isteyen vatandan kz ocuklarn da bu okullara gndermelerinin engellenmesi dnlemez. Bizim iaret etmek istediimiz, szkonusu camiann bu okullar savunur-kenki aklyrtme biiminin salam olmaddr. 28 UBAT SUREC 63 Eitim meselesi gndeme gelmiken asl sorgulamamz ge2: reken, Trkiye'deki eitimin genel yapsnn zgr-dns celi, kendi bana karar verebilen, insanlk tecrbesinin ufuklarndan haberdar ve hayatn belirsizlikleriyle baede2 bilecek lde donanml kiiler yetitirmeye elverili olup olmaddr. Esasen, asl meselenin bu olduunu grebilmek iin, temelde eitime bakmz deitirmek zorundayz. Eer eitimin kiileri bilgilendirmek, potansiyellerini gelitirmek ve beceri kazandrmakla snrl, mmkn olduunca tarafsz bir kamu etkinlii olmak yerine; onlar belli bir inan, dnya gr veya ideoloji dorultusunda "eip-bkmek", kalba sokmak iin yaplan "devleti" bir etkinlik olduu genel bir kabul gryorsa, bu ister dini isterse la-di-ni olsun sonu deimez. Ne yazk ki, Trkiye Cumhuriyeti batan beri ikinci yolu tutmutur. Trk eitim sisteminin amac, hi bir zaman, vatandalarn evrensel anlay dorultusunda donanml ve yetenekli kiiler olarak yetitirmek olmamtr. Tam aksine, vaktiyle, "on ylda onbe milyon gen yarattk her yatan" mot-tosunu bir vnme olarak haykran mantkta apak tehis edilebilecei gibi, devletin eitimden gtt ama, dncesi, klk-kyafeti, tutumlar, hatta duygularyla tek-tip insan yetitirmek, adeta bir "homo-Kemalismus" yaratmak olagelmitir. Bu amacn Tevhid-i Tedrisat Kanunu'ndan buyana hala deimemi olduu Anayasa, Milli Eitim Temel Kanunu (hatta szmona zel Eitim Kanunu), Yksekrenim Kanunu gibi pozitif hukuk dzenlemelerinden olduu kadar; milli eitim misyonunun geleneklemi syleminden tutun da fiziki mekanlar ve bitmek bilmeyen trl trl seremonisi, hatta kastl yalan-yanl bilgileriyle resmi ve "zel" okullarn ortamna kadar uzanan karakteriyle, yerleik uygulamadan da anlalmaktadr. Szn z u ki, kuruluu ve ileyii bakmndan bir tr misyonerlik tekilatna benzeyen bir eitim sisteminin "dini" mi yoksa "laik" karakterli mi olduunun hi bir nemi 64 28 UBAT SREC yoktur. Ayn ekilde, niversitede nnze gelen, bu misyoner tekilatnn elinde insani yetenekleri dumura uratlm ve yalan-yanl malumatla artlandrlm banaz bir gencin "eriat" m yoksa "Kemalist" mi olduunun ne nemi var?... 28 UBAT SREC Silahl kuvvetlerin anayasal grevi * yle grnyor ki, silahl kuvvetlerin anayasal grevi, bata askerler olmak zere pek ok kii ve evre tarafndan yanl anlalmaktadr. Bu anlay hatas ise Trk siyasal sisteminin yaps ve ileyii zerinde son derece olumsuz, istenmedik etkiler brakmaktadr. Bu nedenle, silahl kuvvetlerin kendisinin anayasal dzen iindeki roln alglama biimi ile anayasal esaslar ve sivil

demokratik glerin algs arasndaki esasl farklla mutlaka dikkat ekilmesi lazmdr. imdi bu farkll daha iyi anlamak iin, silahl kuvvetlerin Trk anayasal dzeni iindeki yeri ve grevi hakkndaki verileri, sylemekten ve yazmaktan ylgnlk gelse de, bir kere daha gzden geirmek istiyorum. 1776 tarihli Virginia nsan Haklar Bildirisi'nin 13- maddesinde yle deniyor: "Ordu her durumda sivil gcn emri altnda bulunmal ve sivil g tarafndan ynetilmelidir." Fransz kamu hukukusu Leon Duguit de bu konuda vaktiyle yle yazmt: "Silahl kuvvetler hkmetin elindeki 65 X I o o (*) (nc, 3.5.1997) 66 28 UBAT SREC gj pasif bir aratr. Onun grevini yapabilmesi, hkmetin em-o rinde tam anlamyla bilinsiz bir aygt olarak kullanlabileni cek bir konumda olmasna baldr.(...) Askeri liderlerin h-% kmetin emrini tartma konusu yapabildikleri yerde devlet 5 yoktur." | lk bakta sanlacanm aksine, Trk anayasa dzeni bak-fc mndan da durum aslnda bundan ok farkl deildir. Nite-d kim, Anayasa'nn 117. maddesine gre, Bakanlar Kurulu ve 3 Cumhurbakan tarafndan atanan Genelkurmay Bakan si-3 lahl kuvvetlerin komutan olarak grev ve yetkilerinden dolay Babakana kar soamludur. Yine ayn maddenin 2. fkrasndan, silahl kuvvetlerin anayasal grevinin "yurt savunmasna hazrlanmak"olduu anlalmaktadr. Yine 117. maddeden, bu grevin bihakkn yerine getirilmesinden ve genel olarak "milli gvenliin salanmas"ndan siyasi bakmdan sorumlu olan merciin Bakanlar Kurulu olduunu da reniyoruz. Grlyor ki, silahl kuvvetlerin asl anayasal grevi tamamyla teknik (uzmanlk gerektiren) niteliklidir; yani, "yurt savunmasna hazrlanmak"tan ibarettir. Bunun tamamyla da dnk bir grev olduuna phe yoktur; yani silahl kuvvetler esas itibariyle d tehditlere kar bir caydrma ve savunma gcdr. Bundan dolay, ordunun i politikayla ilgili bir grevi veya misyonu szkonusu olamaz. Silahl Kuvvetlerin Hizmet Kanunu (m. 36) da bize bu teknik grevin somut ieriini gstermektedir: Silahl kuvvetlerin ana megalesi "harp sanatn renmek ve retmek'tir. Bu grevin ise, ok aktr ki, askeri brokrasiye terettp eden, siyasi takdirle ilgili bir yn bulunmamaktadr. nk, bu konularla ilgili siyasi takdir, mili gvenliin salanmas erevesinde bu grevin yerine getirilmesinden TBMM'ye kar sorumlu olan Bakanlar Kurulu'na aittir. Zaten, Genelkurmay Bakan da "harp sanatn renmek ve retmek" suretiyle "yurt savunmasna hazrlanmak" grevinin laykyla yerine getirilmesi bakmndan Bakanlar Ku28 UBAT SREC 67 rulu nun bakan olan Babakana kar sorumlu tutulmu tur. e Silahl kuvvetler her ne kadar "yurt savunmas" iin tekil | edilmi bir devlet gc ise de, yurdun ne zaman savunulag cana, byle bir ihtiyacn var olup olmadna silahl kuv vetlerin kendisi karar veremez. Geri Hizmet Kanunu > (m. 35) aka silahl kuvvetlerin "Trk yurdunu" ve "Trki% ye Cumhuriyetini kollamak ve korumak"la grevli olduu> nu belirtmektedir; ama silahl kuvvetler bu grevi ancak g anayasal organlarca kendisine bu grev verildiinde hk| metin emir ve talimat erevesinde yerine getirebilir. Nitekim, Anayasa'nn 92. maddesine gre, "sava hali ilanna" ve "silahl kuvvetlerin yabanc lkelere gnderilmesine" izin vermeye TBMM ve istisnai olarak da "silahl kuvvetlerin kullanlmasna" cumhurbakan yetkilidir. Ayrca, "milli gvenlik" zaman zaman silahl kuvvetlerden i dzenin temininde yararlanlmasn da gerektirebilir. Nitekim, olaanst hal ilan edilen yerlerde sivil makamlar silahl kuvvetlerden bu konuda yardm isteyebilirler; skynetim dnemlerinde ise siyasi ynetim deilse de, mlkiidari ynetim tmyle silahl kuvvetlere geer. Ancak, Anayasa'nn 119-122. maddeleri gereince, btn bunlar yrtme organ tarafndan (cumhurbakan ve bakanlar kurulu tarafndan) tayin ve takdir edilecek hususlardr. Yoksa, silahl

kuvvetler kendiliinden bu tr grevleri stlenemez. te yandan, Anayasann 118. maddesine gre, yelerinin yars asker kiiler olan Milli Gvenlik Kurulu da, Cumhurbakannn bakan olduu bir danma organdr. Daha ak bir deyile, Milli Gvenlik Kurulu icrai karar almaya yetkili bir organ olmayp, milli gvenlik siyasetinin tespiti konusunda Bakanlar Kurulu'na "gr bildirmekle grevlidir. Yani, milli gvenlik siyasetini belirlemeye yetkili olan organ, dorudan doruya, milli gvenliin salanmasndan sorumlu olan Bakanlar Kurulu'dur; bu konuda Milli Gvenlik Kurulu'nun rol istiari ve dolaysyla ikincildir 68 28 UBAT SREC g (talidir). Dolaysyla, anayasa ve idare hukuku asndan, 8 MGK'nn hkmete veya dier idari makamlarca "uygulan-5? mas gereken" herhangi bir karar szkonusu olamaz. Bu ^ tr icrai kararlar ancak Bakanlar Kurulu -kendisi isterse-^ alabilir ve kamu makamlarnca uygulanmas gerekenler sa-| dece bunlardr. E Sonu olarak; brokratik mekanizmann sivil kanad gibi, a silahl kuvvetler de anayasayla ve yasayla ak bir biimde d tanmlanm olan belli bir grevi, babakan ve bakanlar ku-5 rulunun gzetim ve denetimi altnda yerine getirmekle grevli bir aygttr. Baka bir ifadeyle, silahl kuvvetler siyasi deil, idari-teknik bir kurulutur. Anayasal adan, onun, siyasal sisteme vesayet etmek (bu arada Atatrkln veya laikliin bekiliini yapmak) gibi siyasi bir ilevi bulunmamaktadr. Askerlerin, asker kkenli politikaclarn ve "sivil paa'larn da artk bunu renmeleri ve buna gre davranmalar gerekiyor. 28 UBAT SREC 69 14 Mays'tan bugne* Bugn 14 Mays. Demokrat Parti'nin bar yoldan iktidara geliinin 47. yldnm. Ondrt Mays 1950, Cumhuriyet Trkiye'sinde halkn kendi kaderine (siyasete) ilk defa fiilen el koyduu tarihtir. Demokrasi tarihimiz bakmndan bu 19 Mays'tan da, 23 Nisan'dan da, 29 Ekim'den de nemli bir gndr. Cumhuriyet tarihini resmi- ideolojik szgeten geirilmi ekliyle renenlerin bu hkm yadrgayacaklarn biliyorum. Onun iin, nce Trkiye'de demokrasinin gelimesi ile ilgili baz yaygn yanllar dzeltmek istiyorum. Genellikle sanldnn aksine, Cumhuriyetin ilan Trkiye'de demokrasiye geildii anlamna gelmedii gibi, modern Trkiye'de ok-partili siyasi hayat denemesi ilk defa 1945-1946 yllarnda balam deildir. Bu yllar aslnda Trkiye'de nc "demokrasiye gei" dnemine iaret eder. Modern Trkiye'nin yaklak ikiyz yllk tarihinde ilk demokrasi denemesi 2. Merutiyet dneminde yaanm, an(*) {nc, 14.5.1997) 70 28 UBAT SREC cak sadece 5-6 yl sren bu deneme 1913 ylnda ttihat ve Terakki Frkas'nm "Babali Baskm"yla son bulmu ve tek-parti istibdad teesss etmitir. Demokratik siyasal srecin -ksmen de olsa- yeniden balamas "Mtareke" sonrasnda Osmanl parlamento seimlerinin yaplmas (1919) ve Mec-lis-i Mebusan'n feshini mteakip Ankara'da TBMM'nin toplanmasyla olmutur. Ne yazk ki, bu tecrbe de uzun mrl olmam ve Nisan 1923'te yrrlkteki anayasaya aykr olarak TBMM'nin "erken seim" karar almasndan sonraki iki yl iinde yeniden tek-parti diktatrl kurulmu ve bilahare pekitirilmitir. Nitekim bu dnemdeki ilk liberal siyasi muhalefet hareketi olan Terakkiperver Cumhuriyet Frkas 1925 ylnda acl bir biimde kapatlmtr. Daha sonra Fethi (Okyar) Beye (1930 ylnda) kurdurulan Serbest Cumhuriyet Frkas'nm ise aslnda gerek (demokratik) anlamda bir muhalefet partisi olmas ngrlm deildi; aslnda ona biilen rol smet Paa hkmetini bir lde dengelemek ve "Gazi'nin sadk muhalefeti" olarak kalmakt. Buna ramen, Serbest Frka da ay iinde kendini feshetmek zonanda braklmtr. Tek-parti diktatoryasnn tahkim edilmesi ve her trl top-lumsal-kltrel muhalefet kaynaklarnn (basn, dernekler, vakflar, tekke ve zaviyelerin) kurutulmasyla geen sonraki yllar malum. te Demokrat Parti'nin kurulup iktidara gelmesiyle birlikte bu dnem kapanr gibi olmutu. Geni halk kesimlerinin, muhafazakar, liberal ve sosyalist

eilimli aydnlarn hararetli destei sayesinde iktidara gelen Demokrat Parti balangta yaygn bir iyimserlik ve mit havas yaratmt. Sradan vatanda gerekten de bu dnemin byk bir ksmnda "insan" ve "vatanda" olduunu hissetti, o eriilmez "Devlet"in ancak demokrasi sayesinde ulalabilir olduunu bir lde yaayarak tecrbe etti. Ancak zaman gsterdi ki, halk mide kaplmakta acele etmiti. Demokrat Parti elitlerinin demokrasi telakkisinde hatalar olduu, daha da nemlisi DP'lilerin basiretini balayan 28 UBAT SREC birtakm korku ve kayglar bulunduu ortaya kt. Demokratlarn hata ve zaaflar bir yana, korku ve kayglarnn temelsiz olmad kesindir. Korku uydu: Cari sistem, arkasndaki halk desteine ramen DP'nin gerekten "iktidar" olmasna izin vermeyecek ve ilk frsatta askerlerin maniplas-yonu yoluyla alaa edileceklerdi. Demokratlarn bu kukusu haklyd, nitekim gerekleti de. Gerekten de, Demokrat Parti'nin seimleri kazanm olmas her ey demek deildi. yle ki: Bir kere, rejimin patronu CHP ok-partili siyasete gemeye, bunu bir ilke (demokrasi) meselesi olarak grd iin ve gnl rzasyla karar vermi deildi. Bu kararn asl motivasyonu, 1940'lar Trkiye'sinin iinde bulunduu ekonomik kntnn stesinden gelebilme ve lkenin kuzey snrnda kar karya kald gvenlik soanlarm aabilme kaygsyd. stelik bu karar, yirmi ksur yllk otoriter -hatta baz bakmlardan totaliter- bask ynetiminin biriktirmi olduu kklemi toplumsal honutsuzlua dearj kanal amak gibi bir yan-etki-ye de sahip olacakt. Ne var ki, CHP liderliinin dnd Batl anlamda bir demokrasinin kurulmas deildi; CHP -yani Devlet- elitlerinin asl amac kontroll ve ksm bir yarmac siyasete gemekti. Hatta CHP'liler balangta iktidar kaybedeceklerine bile ihtimal vermiyorlard. Kazara yle olsayd bile, 1923'ten beri Devlet hukuki, ideolojik ve fiili olarak CHP'lilemi olduu iin, halka dayanarak hkmet mevkiine ykselen bir partiyi kuatlm bir sahada "oynamak" durumunda brakmak CHP iin hi de zor olmayacakt. Bu kuatmann en etkili aralarndan biri, bugn de aina olduumuz geleneksel "irtica politikas" idi. Nitekim, CHP'nin 1950-60 arasndaki muhalefetinin odak noktasn "eriatlara taviz verildii" ve "laikliin tehlikeye drld" iddialar oluturmu; bu meyanda dindarlarn herhangi bir Batl demokraside olaan olan din zgrlklerinin asgari llerde tannmas bile "laik Cumhuriyet" kart bir huru hareketi gibi gsterilmek istenmitir. 72 28 UBAT SREC 1 Bugn geldiimiz noktada, cari sistemin temel yap ve ile-B yiinde herhangi bir deiiklik olmadn daha kolay anlasa yabilecek durumdayz. Trkiye'de hala halkn kendi kadehi rine sahip kmasna izin verilmemekte, rejimin efendileri | bugn de halkn demokratik temsilcilerine buyruk verebile-s cek konumda bulunmaktadrlar. Ne yazk ki, bunu yaparken "sivil" cenahtan da kolaylkla "ibirlikiler" bulabilmektedirler. 28 UBAT SREC 73 Kriz* Halihazrda grevde olan hkmet, byk ortann Refah Partisi olmas yznden, esasen batan beri "diken stnde" duayordu, ama 28 ubat'tan sonra ortaya kan gelimeler bugn hkmetin devamn ciddi olarak tehlikeye atm bulunuyor. yle grnyor ki, hkmet meselesinin bu duruma gelmesinin tek bir sorumlusu yoktur; bu durum hkmet partilerinin olduu kadar muhalefet partilerinin ve medyann da yanl tutumlarnn birleik bir sonucu olarak ortaya kmtr. Mamafih, bugnk kriz daha genel olarak Trkiye'deki cari siyasal sistemin zelliklerinden de ayrlamaz. Bir kere, koalisyonun byk orta olan RP batan beri nasl bir politik ortam iinde grev yapmak durumunda olduunun farknda deilmi gibi davrand. Refah Partisi liderlii, cari siyasal sistemin kendisine -aslnda resmi ideoloji ile derdi olan herhangi bir partiye- hukuken ve fiilen tanm olduu "oyun sahas"nn hudutlarn yer yer grmezden (*) {.nc, 21.5.1997) 28 UBAT SREC

geldi. Keza, tek bana iktidar olmamasnn, bir koalisyon hkmeti iinde yer almasnn kendi manevra yeteneini daha da kstladn da unutmu grnd. Refah Partisi bundan baka, siyasetin ahlaki duyarllktan uzak bir biimde ilediine ilikin olarak kamu oyunda yer etmi olan yaygn kukular yeterince -hatta hi- ciddiye almad. Gerek siyasi parti liderleriyle ilgili aratrma ve soruturma mekanizmalarnn iletilmesinde, gerekse Susurluk-sonras ortaya kan "temiz siyaset" istekleri karsndaki tutumu bakmndan bu partinin sorumlu ve ahlaki davrand sylenemez. Hkmetin dier kanad olan Doru Yol Partisi'ne gelince, bu son meselede onun da yeterince duyarl davrandn sylemek zordur. Bir hkmet partisinin, hakl veya haksz olarak, kendisine yneltilen ve kamu oyuna malolmu olan ciddi ithamlar grmezlikten gelmeye hakk yoktur. Bu nedenle, DYP'nin yapmas gereken, kendisine yneltilen sulamalarn aratrlmasn srncemede brakmak deil, aksine bu konuda hi bir komplekse kaplmadan meselenin tam bir aklkla aydnlatlmasna katkda bulunmak ve kendisini anayasal ve yasal yollardan aklamaa almak idi. Baz devlet grevlileri gerekten birtakm hukuk-d ilere bulamsa, bunlarn nemini kmsemek kesinlikle doru deildir. Demokratik hukuk devleti kamu ilerinde saydaml ve hukuka saygy gerektirir. te yandan, bugnk krizin ortaya kmasnda muhalefet partilerinin hatrsaylr bir sorumluluk payna sahip olduklar da phesizdir. zellikle ANAP ve DSP oportnist tutumlaryla krizin derinlemesine hizmet etmilerdir. Bu partilerin en byk hatalar, sivil siyasetin sorunlarn askeriletirmeye almalar ve silahl kuvvetleri hkmete kar bir bask arac olarak kullanma politikas izlemeleri olmutur. ANAP, DSP ve CHP kamu sorunlarna ciddi zm nerileri ieren siyasi programlara dayal sivil-demokratik muhalefet stratejisi gelitirmedeki aczlerini telafi edebilseler ve her ne pahasna olursa olsun hkmeti drme konusundaki 28 UBAT SREC hudutsuz ihtiraslarn gemleyebilseierdi, hi phe yok ki, kriz bu kadar bymezdi. Medyann byk bir blmnn bu meseledeki tutumu da muhalefet partilerininkine benzemektedir. zellikle iki byk basn-yaym kuruluunun doru bilgiye dayal "kamu oyu oluturma" ilevlerini yerine getirmeleri gerekirken, onlar tam aksine -eitli saiklerin evkiyle- hkmetin dmesini ana hedef edinmi ve bu amala ya suni kriz gndemleri oluturmaya ya da var olan sorunlar iinden klmaz hale getirmeye almlardr. Medya bir kere kendi ilevini bu ekilde alglamaya balaynca, artk ortada ne demokratik duyarllk kald ne de drst yaynclk. Nitekim byk medya bir yandan szde demokrasi nutuklar atarken, br yandan hem silahl kuvvetleri hkmet partilerinin stne stne kkrtmaya hem de meseleye sivil-demokratik perspektifler getiren yazarlara "sansr" uygulamaya balamtr. (rnein, bu satrlarn yazarnn yazlarn iki yl boyunca belirli aralklarla yaymlayan Yeni Yzyl gazetesi 28 ubat'tan sonra gnderdiim hi bir yazy yaymlamam, Radikal gazetesi de buna benzer ekilde davranarak sadece hkmet partilerini eletiren yazlarm yaymlarken, sorunun baka ynlerine (de) iaret eden yazlarm yaymlamamay tercih etmitir). Bu iki grup bugn artk tam birer darbe kkrtcs konuma gelmilerdir. Hasl, u anda iine srklenmi olduumuz ve gitgide koyulaan askeri vesayet rejiminin ortaya kmasnda birok kesimin katks vardr. Bugnk durumda, sivil-demokratik mekanizmalar neredeyse tamamen devre d braklm ve anayasal olarak hkmete baml olan Milli Gvenlik Kurulu ile hkmetin emrinde olup babakana kar sorumlu bulunan Genelkurmay Bakanl, sayn Cumhurbakan ve byk medya ile ibirlii halinde Trkiye toplumunun kaderini fiilen ellerine alm bulunuyorlar. Ne yazk ki, kendisine hkmetin patronu payesini vererek anayasal konumunun dna kan sadece silahl kuvvetler deildir. Sayn 76 28 UBAT SREC 2 Cumhurbakan da son aylardaki tutumuyla "milletin birli-i"ni temsil etmekten karak, bu konumuna ters dmek pahasna, resmi-ideolojik glerin "Devlet"inin szcs haline gelmek suretiyle anayasal rolnn dna km bulunmaktadr. Byle bir ortamda yeni bir "yamal-boha" hkmeti kurulsa ne olur, kurulmasa ne olur?...

28 UBAT SREC Bir hukuk skandali* Yargtay Cumhuriyet Basavcs Vural Sava 21 Mays gn dzenledii bir basn toplantsyla Refah Partisi'ne kar Anayasa Mahkemesi'nde "temelli kapatma" davas atn duyurdu. smiyle msemma Sava'n ana gerekesi, szko-nusu partinin "laik Cumhuriyet kart hareketlerin odak noktas" haline gelmi olmasdr. Gerek davann aklanma biimi gerekse basnda yer alan iddianamenin ayrntlar, Trkiye'de "hukuk" adna hkmferma olan eyin ne kadar traji-komik, akla ziyan ve "hukuk devleti" olmak iddiasndaki bir devlet iin skandal olarak nitelenebilecek bir ucube olduunu bir kere daha apak bir ekilde gstermitir. Bu iddianame, Trkiye'de yarg evrelerinde bile partizanlk, dogmaclk ve banazln revata olduunun apak bir gstergesi olarak nmzde duruyor. Yine bu gereke bize, Trkiye'de hukukun bile aslnda bir sava arac olarak anlalp uygulandn, "hukuk olarak hukuk"un, evrensel bir hukuk anlaynn hi bir deeri bulunmadn kantlara {nc, 25.5.1997) 28 UBAT SREC mas bakmndan da "skandal" kelimesiyle nitelenmeyi hak ettiini gsteriyor. Dorusu, yllardr insan haklar, hukuk devleti, demokrasi diye ene patlatmann ne kadar da beyhude ve nankr bir i olduunu grmekten dolay hayflanmamak elde deil. nsann hukuk devletini anlatmak iin dkt bunca tere, katland zahmete lanet edesi geliyor!... imdi, neden byle dndm aklamak istiyorum. Bu aklama biraz uzun srerse beni balaynz. Bir kere, Refah Partisi'ne kar kapatma davas aldnn duyurulduu zaman ve bunun duyurulma biimi son derece rahatsz edici armlar tayor. Bu davann almas nedense tam da hkmete kar verilen bir gensorunun reddini izleyen gne "tesadf etmi"tir. Basavcnn iddialarna baktnz zaman, bu davann istense pekala ay, be ay, hatta bir yl nce de alabileceini anlyorsunuz. Burada bavurulan iddialar aslnda bir paket "gereke" oluturmaktadr, byle bir "gereke" ile gemite olduu gibi gelecekte de herhangi bir tarihte kapatma davas almas mmkndr. Bu demektir ki, bu tr bir dava aslnda Refah Partisi'nin kafas stnde devaml olarak alarmda tutulan bir "Demok-les'in klc"dr ve bu davann fiilen almas bu klcn "kesme" zamannn geldiine -u veya bu ekilde- karar verilmi olduunu ifade eder. Daha ak bir deyile, bu klcn kullanlmasna muhtemelen birka ay nce karar verilmi, ancak tam zaman olaylarn geliimine braklm ve nihayet gensorunun reddinden sonra "vakit tamam olmu" ve kl sallanmtr. Klc sallayann grnrde bir savc olmas kimseyi yanltmasn, bu iin arkasnda aslnda btn gleriyle Devlet'in kendisi vardr. Bu, Devlet'in Refah Partisi'ne -ve demokrasiye- kar at bir savatr. Bu davadan kamunun haberdar edilme biimi de tehisimizi doruluyor. Burada, olaan, alageldiimiz yargsal srelerden belirgin biimde farkl olan bir ey var. yle ki: Normal olarak vatandalar bir davadan, onun aldnn 28 UBAT SUREC 79 alenen deklare edilmesiyle deil, ok defa tesadfen, med ya mensuplarnn dorudan doruya dava mahkemesinden e -ou zaman zorluklaedindikleri bilgiyi kamuya aklamaS laryla haberdar olurlar. Yani davadan haberdar olma ii bi<J raz tesadfe kalmtr. Ne var ki, Refah Partisi'ne kar ao lan kapatma davasnda yle olmuyor; basavc bunu siyasi c bir gsteri eklinde, bir basn toplantsyla, ala-y vala ile ilan ediyor. Adeta, bir yerlere, "hkmetin drlememi olmasndan endie etmenize mahal yok, biz devreye girer ve meseleyi daha kknden hallederiz" denmek isteniyor. Yani, mesele hukuk devleti ve demokrasi duyarllyla ilgili olmayp, demokrasi grnts altnda ileyen cari otoriter rejimin, birazck "muhalif gibi grnen bir demokratik kuruluun stne btn kuvvetleriyle "ullanmas" meselesidir. Bunun byle olduu zaten aada ele alacamz gerekenin -grnty kurtarmak iin olsa gerek- gereksiz yere uzatlm olan iddialarndan da anlalmaktadr. Ayrca, sayn basavcnn basn toplantsnn sonunda medya mensuplarna syledii bir sz, bu davann en azndan saiki bakmndan hukukla hi ilgisi olmadn gstermektedir. Nitekim bay Sava yle

demi: "Gazete sahiplerinden rica ediyorum, bu iddianameyi gazetelerinde ayr bir ek olarak yaynlasnlar ve halkmz bu siyasi partinin gerek yzn grsn."... Yani, savc bey bu davann hukuki deil siyasi bir mesele olduunu, kendisinin bunu byle grdn ve daha da vahimi davay bir kampanya haline getirmek istediini itiraf etmektedir. Yine gariptir, bu ekilde davranrken -vicdan ve irfan bir yana- hi deilse hukuktan bile ekinmemektedir, nk hukukun kendisine bir ey yap(a)mayacanm bilincindedir. Demek ki arkasnda hukuktan daha byk bir g vardr. Btn bunlar, basavc Sava'n ismine layk davranm olsa da, hukuki konumuna uygun davranmam olduunu gstermektedir. Bu, sadece onun iaret edilen zamanlama tercihi ve davay aklama tarz bakmndan deil, ayn za80 28 UBAT SREC manda hazrlad iddianamenin ieriinin hukuki olmaktan ok ideolojik, partizan ve tarafgir olmas bakmndan da hakl bir iddiadr. Bu durum, sayn savcnn grevini ktye kullandnn bir kant olarak grlebilir. nk, her kamu grevlisi kendi uhdesine verilen grevi ifa ederken kiisel nyarglarndan, siyasi kanaatlerinden ve ideolojik tercihlerinden bamsz olarak, sadece kamu yararn gzeterek hareket etmekle ykmldr. Hi bir kamu grevlisi hukukun kendisine belli bir amala tanm olduu yetkiyi amacndan saptrarak kendi keyfine gre kullanamaz. Kamu alannda yetkiler kiilerin asli sahipliinde deildir, yetkiler verili amacyla snrl olarak kullanlabilir. Bu olayda Cumhuriyet Basavcs bu genel kurala aka aykr davranm ve herhangi bir yurtta olarak Refah Parti-si'ne yneltebilecei eletirileri, resmi statsnn rtsnn altna saklamtr. Bu tr bir davrann "yksek hakim" gvencesine sahip bir hukuku tarafndan yaplm olmas olayn vahametini daha da artrmaktadr. Bu nedenle, hakim ve savcln siyasi bir gsteriden farkl olduunu anlayabilmesine imkan vermek iin (yani, kendi iyilii iin) ve meslein ktye kullanlmasnn meyyidesiz kalmayacan bakalarnn da anlamasn salamak bakmndan, sayn Sava hakknda yasal soruturma balatlmasn tavsiye ederim. Geri ben sayn basavcnn Yce Divan'da yarglanp ceza grmesini temenni etmiyorum; ama onun da temenni etmemesi ve gereklemesine katkda bulunmamas gereken birok ey olduu ak. Ama belki de sayn Sava yeni bir basn toplants dzenleyerek hayat tarz tercihlerine ve siyasi kanaatlerine saygszlk ettii yurttalardan ve onurlarn zedeledii meslektalarndan zr dileme inceliini zaten gsterecektir. 28 UBAT SREC 81 Dava g ve laiklik* I Geen yazda, Refah Partisi'ne kar alan "temelli kapatma" davasnn ve bu davann al eklinin ne anlam ifade ettii stnde durmutuk. Bugn ise, Basavcnn iddianamesinde yer alan ve davaya esas tekil eden laiklikle ilgili deerlendirmeleri ele almak istiyorum. Bu meselenin birok boyutu var. Her eyden nce, Basavcnn hazrlad iddianamenin hareket noktasn Refah Partisi'nin devletin laik niteliini sistematik olarak tahrip edici faaliyetlerin oda haline geldii kabul oluturduundan, ie laikliin tarifi ile balanm. Ne var ki, savc bey bu ii yaparken kendisine yanl klavuz semekle daha batan kendisini bir kmaza mahkum etmi grnyor. Nitekim, iddianamede laiklik tamamen tarafgir ve akademik bakmdan son derece zayf bir literatre ve Anayasa Mahkemesi'nin barts sorunuyla ilgili olan 1989 tarihli mahut kararna atfla aklanmaya allmtr. Basavcnn bunlardan kard laiklik anlayn ele alma(*) (nc, 28.5.1997) 82 28 UBAT SREC dan nce, bu konuda Trkiye'de hakim olan banazlk ve cehalete ilikin olarak birka sz sylemek isteriz. Anayasa Mahkemesi'nin szkonusu kararnda laiklikle ilgili olarak dile getirilen deerlendirmeler, daha nce yazl ve szl olarak defaatle belirttiim gibi, Batl liberal-demokra-tik lkelerde genel kabul gren evrensel anlaya tamamen aykrdr. Bu deerlendirmeler aslnda

Trkiye'ye zg ideolojik devlet anlaynn bir rndr. Bu anlaya yarg ve savclarn bile kaplmalarnn temel nedeni ise, Trkiye'de hukuk retiminin, baka birok konuda olduu gibi, laiklik konusunda da evrensel bilim anlayndan bilinli olarak sapm olmasdr. Bu yanl kavray, ne yazk ki, lkemizin anayasa hukukularn da etkisi altna alm olduu iindir ki, bunlarn ou, sekinlerin sivil zgrlkleri konusunda olduka hassas ve "liberteryen" bir tutum sergilerken, sra din zgrlklerine -veya dindarlarn zgrlklerine- gelince, birdenbire "devleti" pozisyona teslim olmakta ve bu alanda zgrlkten ok yasaklamann esas olduuna insanlar ikna edebilmek iin "bin dereden su getirmektedirler." Dolaysyla, yeleri bu eitim sistemi iinde yetimi olan Anayasa Mahkemesi'nin laikliin yorumunda vahim hatalar yapmasnda alacak bir ey yoktur. Bundan da vahim olan udur ki, Anayasa Mahkemesi yeleri ile dier yarg ve savclar iin dorusunu renmemekte de banazca bir srar gstermektedirler. Oysa, szkonusu zevatn, herhangi bir demokratik lkede yaplmas halinde skandal olarak nitelenecek trden yorumlar yapmalarn nleyebilecek bilgisel bir donanm edinmeleri artk mmkndr. kr ki, son yllarda Trkiye'de laiklik ile demokrasi ilikileri konusunda, resmi tezler yerine evrensel lleri referans alan ciddi bir literatr olumutur. Bu satrlarn yazar da bu literatre nde-gelen katky yapanlar arasndadr. Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 1989 ylnda bu konuda verdii mehur kararn eletirel bir analize tabi tutan bir 28 UBAT SREC makaleyi ayn yl, Trkiye'deki resmi laiklik anlayn genel olarak laiklik asndan inceleyen bir baka makaleyi de 1990 ylnda Trkiye Gnl dergisinde yaymlamtm (Bu yazlarn ilkini Liberal Toplum, Liberal Siyaset, ikincisini ise Demokrasi, Laiklik, Resmi deoloji adl kitabna aldm). Heyhat, Anayasa Mahkemesi bunlar ve benzerlerini grmezlikten geldi ve daha sonraki bir tarihte yanl itihadnda musir olduunu gsteren baka bir karar daha verdi. Ne var ki, resmi tezleri akademik bilgiye tercih etmeye tene olanlar bilmez grnseler de, laiklikle ilgili literatr halen zenginlemeye devam etmektedir. Bu konuda zellikle Liberal Dnce dergisinin 1996 cildini anmak isterim. imdi, Basavc Vural Sava'm iddianamesi de ayn bilgisizlik ve akademik ilgisizliin yeni bir rneini oluturmaktadr. Bunun neden byle olduunu ayrntl olarak aklamak istiyorum. Bu erevede, szkonusu iddianamede laiklikle ilgili olarak dile getirilen anlay birka nerme halinde ele alabiliriz: Her eyden nce laiklik sadece devlet ileriyle din ilerinin ayrlmas deil, ayn zamanda "sosyal hayatn eitim, aile, ekonomi, hukuk, grg kurallar, kyafet vb. gibi cephelerinin din kurallarndan ayrlarak, zamana ve yaamn zorunluluklarna, gereklerine gre saptanmasdr." Ksaca, savc bey -Anayasa Mahkemesi ve zel sempati besledii yazarlarla birlikte- laikliin toplumsal ve kltrel alann tmyle dinsel tezahrlerden arndrlmas demek olduunu sanmaktadr. Bu san birisi genel-kavramsal, dieri ise zel olmak zere iki nedenle yanltr. Birinci nokta udur: ddianamede anlam aklanmaya allan ey bir hukuk ilkesi olarak "laiklik" deil, fakat sosyolojik bir durum olarak, bazlarnn evrensel bir geerlilie sahip olduuna inandklar sosyo-kl-trel modernlemenin bir yndr, yani seklerizmdir. On-dokuzuncu yzyln bir ksm pozitivist sosyal teorisyenleri modernleme srecinin kanlmaz sonularndan birinin 28 UBAT SUREC toplumun dinden uzaklamas, dindarln ve dinin toplum hayatndaki yerinin azalmas olacan dnyordu. Geri bu kehanetin tutmad bugn belli olmutur, ama tutmu olsayd bile, ngrlen seklerlemenin (dnyevilemenin) siyasal otorite kullanm yoluyla gerekletirilmesi deildi, bunun sosyolojik srelerin kendiliinden srelerinin sonucunda ortaya kmas bekleniyordu. Oysa laiklik, seklerizmden farkl olarak, devletin nasl rgtlendirilecei ve hukukun nasl oluturulaca ile ilgili bir ilkedir. Daha ak bir deyile, laiklik ilkesi toplumsal yapyla deil, siyasal-hukuki yapyla ilgilidir; laiklik toplumun deil, -istenirse- devletin ve hukukun bir vasf olabilir. Bu

ise toplumun seklerlemi olup-olmamasmdan bamsz bir meseledir; yani topumun dindarl devletin laik olmasna engel deildir. Kavram biraz daha aarsak: Laik devlet kendini dinle temellendirmeyen, hukukunu olutururken kendini dinin buyruklaryla bal saymayan ve vatandalar arasnda vicdani ve dini kanaatlerine gre ayrm yapmayan devlet demektir. Laiklik din ve mezhepler karsnda bir tarafszlk, bir toplumsal bar ilkesidir. Bu erevede laiklik devletin dini ve dindarlar bastrmas gerektii anlamna gelmedii gibi, hukukun dinden hibir biimde etkilenmeyecei anlamna da gelmez. zellikle demokratik bir devletin, toplumun dini ihtiyalarndan kaynaklanan taleplerine kaytsz kalmas dnlemeyecei gibi, demokrasi bazen din-kaynakl baz toplumsal ritelleri yasalatrmasn bile gerektirebilir. Szkonusu iddianamede ifadesini bulan dncenin yanllnn ikinci nedeni demokrasiyle ilgilidir. ddianamede yer alan ve yukarda aktardm cmlecikte ngrld -ve arzu edildii- gibi toplumsal alann devlet tarafndan dinden arndrlmas dncesi klliyen antidemokratik, baskc, hatta totaliterdir. Bu dncede olanlar, aslnda kendi hayat tarz tercihlerini devleti kullanarak bakalarna dayatmak isteyenlerdir. Oysa, demokratik laiklik yurttalarn kendi ha28 UBAT SREC 85 yat tarzlarn (bu meyanda aile yaplar, giyim tarzlar, ikti- % sadi iliki ve giriimleri, eitim biimlerini) devletten bam- < sz olarak seebilmelerini gerektirir. Kald ki bu ayn zaman- g da bir insan hakkdr. e. Baz geleneksel toplumsal kurumlar, kurallar ve ritelleri savc bey, ben veya bir bakas beenmiyor, hatta "devlet-l"lar istemiyor olabilirler; ama beenmediimiz, holanmadmz tercih ve pratikleri resmi cebir yoluyla yasaklamaya hi birimizin hakk ve yetkisi yoktur. Byle bir durum ancak totaliter bir devlette szkonusu olabilir. Bu nedenle, demokrasi olmak iddiasndaki bir devletin savcsnn -ve tabii ona bu ilham veren Anayasa Mahkemesi'nin- vatandalarn nasl yaayacaklarn, insani ilikilerini nasl kuracaklarn, nasl giyineceklerini devletin belirleme ve emretme, hatta topluma belli bir "grg kurallar" kalbn dayatma yetkisinin varlndan sz etmesi ve stelik bu antidemokratik dnceyi benimsememi olmasn "demokratik siyasi hayatn vazgeilmez unsurlarndan saylan bir siyasi partinin kapatlmasna gereke yapmas tam bir hukuk skandalidir. (Konuya devam edeceiz) 28 UBAT SREC 87 Laiklie S devam* I Refah Partisi'ne kar alan kapatma davasnn iddianamesinde laiklikle ilgili olarak ifade edilen grleri gzden geirmeye devam ediyoruz. Bunlar birka madde halinde ayr ayr ele alalm: 1. "Dinin devlet ilerine etkisi olmas bile laiklie aykrdr." Bu gr, daha nce iaret ettiimiz gibi, doru deildir. Laiklik dinin gereklerinden hareketle zorunlu yasal dzenlemeler yaplmasna engeldir; baka bir anlatmla, zorlayc olmad srece, dinden etkilenmi olsa bile vatandalarn tercih imkanlarn artran dzenlemeler laiklie aykr deildir. Bu erevede, mesela, vatandalara mahkemelerde isterlerse dini yemin yapma olana tanyan bir hukuki dzenleme laiklie aykr olmad gibi, tam aksine zgrlk ve demokratiktir. Laiklik ilkesi devletin dinden bamsz olarak rgtlenmesini, kendi bnyesinde dini kurumlara yer vermemesini gerektirir, yoksa yurttalarn ortak dini ihtiyalarn ve her trl dinsel sembolleri her halkarda gr(*) {nc, 31.5.1997) 88 28 UBAT SREC mezlikten gelmesini deil. Laiklik bakmndan nemli olan, dinden etkilenmenin devlet eliyle dini gerek ve kurallar '- empoze etme biimini almamasdr. <j 2. "Laiklik dinin 'ktye kullanlmasn ve smrlmesini' yasaklayan bir ilkedir. Din smrs genellikle bir tr soysuzlamadr, bu ise dinin 'dnya ilerine karmas'yla olur.": Burada iice gemi iki yanl yer almaktadr. lk olarak, nce laiklik adna din tanmlanmaya, sonra da bu din tanmndan hareketle laikliin ne olduu hakknda bir yargya varlmaktadr. Baka bir

anlatmla, laiklik devlet iin birtakm gerekler ve snrlamalar getiren bir ilke olarak deil, fakat vatandalarn zgrlk kullanmlarn tahdit eden bir ilke olarak yorumlanmaktadr. Bu, laiklik adna, devlete vatandalarnn din karsndaki tutumunu belirleme hakkn tanyan, otoriter bir anlaytr. Oysa, devletin dinin "dnya ilerine karmamas" gerektiini sylemeye hakk olmad gibi, dinin bu ekilde tanmlanmas da gereki deildir. nk, "dnya ileri"ne karmayan hi bir din yoktur; dinler, tanmlar gerei, m'minlerinin bu dnyadaki davran ve ilikilerini dzenlemek iddiasndadrlar. Laiklik ilkesi devlete vatandalarndan dinlerini dnya ilerine kartrmamalarn isteme hakkn vermez, fakat olsa olsa rgtl dinin devlete mdahale etmesini yasaklayabilir. Bundan baka, laikliin dindarlara kar dinin "onuru"nu korumakla bir ilgisi de yoktur. Dini "ktye kullanmak" veya "smrmek" dindarln ahlakyla ilgilidir, byle yapmann meyyidesini tayin ve icra etmek laik devletin deil, Tanr'nn iidir. Kald ki, devletin bu konuda meyyide belirlemesi ancak bir ksm yurttan (yani, dindarlarn) sivil ve siyasi haklarn ellerinden almakla olur ki bu hem zgrlk-kart hem de antidemokratik bir tutumdur. 3- "Giyim zgrl bir 'farkllk' gstergesi olmas nedeniyle de laiklie aykrdr.": Bu, zgrlk ve oulcu demokrasi anlayna aykr, son derece vahim bir anlaytr. 28 UBAT SUREC Aksine demokrasinin dayanaklarndan biri, farkllklarn meru varldr; demokratik bir toplum her trl eitlilik ve farklln kendisini serbeste ifade edebildii, hatta yeniden retebildii bir toplumdur. Bunun bir tek snr olabilir, o da farklln dayatlmasdr. Laikliin demokratik devletin bu zgrlk ve oulcu yann budayan bir ilke olduunu ileri srmek akl-almaz bir eydir. "Farkllk laiklie aykrdr" demek, eitliliin bastrld yekpare ve uniform bir toplumdan yana olmak demektir. 4. '"Dinsel giyinme zgrl' vicdan zgrlyle deil, Trk Devrimi ve Atatrk ilkeleriyle ilgilidir, bu nedenle de 'savunulamaz'.": Dinsel giyinme zgrlnn kategorik olarak savunulamayacan ileri srmek, bir nceki maddede belirttiimiz nedenle olduu kadar, insan haklarnn gerekleri dolaysyla da yanltr. Hi phe yok ki, herkes birer insan olarak kendi hayat tarzn belirleme hakkna sahiptir ve kiinin nasl giyineceini belirleyebilmesi de buna dahildir. Giyim zgrl hakkyla ilgili bu genel ilkeye ek olarak, belli bir biimde giyinmenin dinin gerei olduu yolundaki inancn da ayrca korunmas gerekir. Devletin, hibir nedenle vatandan neyi giymesi veya neyi giymemesi gerektiini belirleme yetkisi yoktur. Ayrca, Atatrkl bir dayanak noktas olarak almak da bu yanl ortadan kaldrmaya yetmez. nk, her eyden nce, eer Trkiye demokratik bir devlet olmak iddiasn-daysa, kendisini, vatandalarnn hayat tarzlarn belirleyecek ekilde pozitif ierikli belli bir ideolojiyle temellendir-mek iddiasndan vazgemesi gerekir. Kald ki, Trk pozitif hukukunda genel olarak vatandalarn klk-kyafetini belirleyen hi bir kural da yoktur. 5. "rencilerin barts balamas laiklik ilkesine aykrdr, nk Anayasa Mahkemesi yle diyor.": Geen yazdaki ve yukardaki aklamalarmz bu grn aka yanl olduunu gstermektedir. Burada asl nemli olan bir ey var: Bu nermenin arkasnda yatan temel hata, kendisi de 90 28 UBAT SREC 0 "hukuku" olan Yargtay Basavcsnn kendi akl ve -varsa-Q bilgisel donanmyla belli bir hukuki mesele hakknda g-' r oluturmak yerine, srf Anayasa Mahkemesi'nin u veya js bu ynde karar vermi olmasn belli bir grn doruluuna karine saymasdr. Oysa Anayasa Mahkemesi'nin veya herhangi bir baka mahkemenin itihad da pekala yanl olabilir. Anayasa Mahkemesi'nin kararlarnn balaycl "itihat itihatla nakzolunmaz" ilkesini geersiz klmaz. Ne btn yarglar Anayasa Mahkemesi'nin itihadna otomatik olarak uymak zorundadr ne de bilim adamlar... Kald ki, Anayasa Mahkemesi'nin bu itihadnn neden yanl olduunu 1989 ylndaki bir makalemde uzun-uzadya akladm geen yazmda belirtmitim. Vahim olan,

mahkemelerin bu ve benzeri yaynlardan hi etkilenmeyip, yanl itihatlarn srarla srdrmeleridir. 6. "Refah Partisi laiklik kartdr; nk rencilerin barts takmasnn anayasal bir hak sorunu olduunda 'srar etmektedir'.": u traji-komik duruma bakn ki, bir demokraside varlk nedenleri farkl grlerin szcln yapmak ve vatandalarn zgrlklerini savunmak olan siyasi partilerden biri, tam da byle yapt iin kapatlmak istenmektedir. Ciddiye alnmaya deer bir demokraside bir parti bir zgrl (rneimizde giyim zgrln) savunduu iin kapatlmak tehdidiyle kar karya kalmas akla-hayale gelmedik bir eydir. Oysa, siyasi partiler asl yurttalarn zgrlklerini savunmasalard rollerine aykr davranm olurlard. Kald ki, "rencilerin barts takmasnn anayasal bir hak olduu" iddias Trk anayasa dzeni bakmndan da tmyle dorudur. Bu durumda, Refah Partisi hem genel olarak (anayasal demokrasi asndan), hem de pozitif hukukumuz bakmndan doa olan bir gr savunduu iin kapatlmak istenmektedir. Akl alacak gibi deil!... 28 UBAT SREC Kim kimi uyaryor?* Pazar gnk iki "ciddi" gazetenin 31 Mays'ta yaplan son MGK toplantsyla ilgili manetleri yleydi: "ok Sert Uyarlar" ve "Asker Demirel'e Kzd"... Bu gazetelerin dahil bulunduu medya grubu 28 ubat'tan buyana hep byle mnasebetsizlikler yapyor. "Mnasebetsizlik" kelimesiyle, manetler yoluyla silahl kuvvetleri maniple ederek sivil gler zerinde bask kurmaya kalkmay kastediyorum. Szkonusu manetlerin altnda ayrntlar verilen haberlerden anladklarmz tek tek gzden geirirsek: Birincisi, rivayete gre, Babakan Erbakan MGK'nn kurulu trenlerine geliinde askerlerce karlanmam ve konumas alklanmam. Eer bu haber doruysa, sayn Babakana yaplan sadece saygszlk ve terbiyesizlik deil, fakat ayn zamanda "haddini bilmezlik"tir. Bunu, onaylar bir slupla, hatta byk bir honutluk duyarak yazan gazeteciler ise byle yapmakla, ne yazk ki, aslnda kendi ayaklarnn al(*) (nc, 4.6.1997) 28 UBAT SUREC tndaki zemini tahrip ettiklerini idrak edemeyecek kadar sa-ded harici saplantlarn tutsa haline gelmiler demektir. kinci nokta, MGK bildirisinde bu konuda herhangi bir ima yer alm olmamakla beraber, askerlerin "laiklik" ve sekiz yllk eitim konusunda hkmeti sert bir dille uyardklarnn belirtilmesiyle ilgilidir. Hatta, yine rivayete gre, "her eyin yolunda olduu" biimindeki aklamasndan dolay sayn Cumhurbakan da generallerin "uyar"sndan nasibini almm... Eer bu haber de doruysa, yine tam anlamyla bir garabetle, hatta bir skandalle kar karyayz demektir. nk, bildiimiz kadaryla, demokratik bir siyasal sistemde gerektiinde kendi emri altndakileri uyarma yetkisine sahip olan seilmi iktidar mevkiinde olan hkmettir; yoksa memurlarn babakan ve cumhurbakanlarn "uyarma" yetkisi yoktur; bir demokraside byle bir eyi tasavvur etmek bile abestir. Ve bu demokrasi kural, memurlarn niformal veya niformasz, silahl veya silahsz olmasna gre de deimez. ncs, MGK Genel Sekreteri'nin kutlama konumasnda baz nemli hatalar var. Sekreter paa buyurmular ki, "MGK Trkiye'nin uyankln temsil ediyor" (Radikal). Bir kere, hemen belirtelim ki, demokrasi teorisi ve yrrlkteki anayasa asndan MGK'nn veya silahl kuvvetlerin "Trkiye'yi temsil" yetkisi bulunmamaktadr. Aynen rnein DPT veya Devlet Su leri Genel Mdrl'nn konumunda olduu gibi... nk, yine anayasaya gre Trkiye'yi se-remonik olarak cumhurbakan, siyaseten de bakanlar kurulu temsil eder. MGK ise Trkiye adna karar almaya yetkili bir politik merci olmayp, lkenin genel siyasetini belirleme yetkisine anayasal olarak sahip bulunan hkmete yardmc olan pek ok istiari bir organdan sadece biridir... Baka bir nokta da udur: "Trkiye'nin uyankln" MGK temsil ediyor demek, dolayl olarak, parlamento, cumhurbakan ve hkmet gaflet iindedir demektir. Bu ise dpedz politik bir beyandr; bu szn parlamento, cumhurba28 UBAT SREC 93

kan ve hkmete kar ierdii saygszlk bir yana, ayn 1 zamanda anayasal bir "haddini ama" niteliinde olduu da | aktr. c Temas edilmesi gereken son bir nokta da, MGK'nn tarihiy- le ilgilidir. Hemen belirtmeliyiz ki, son gnlerde iddia edil- g diinin aksine, MGK 64 yllk bir anayasal kurum deildir. lgili herkesin bildii gibi, Milli Gvenlik Kumlu 1961 Anayasasyla kurulmu olduuna gre, kualun sadece 36 yllk bir gemii vardr. yle anlalyor ki, MGK'nn asker kanad kurumun gemiini 1924 Anayasas dnemindeki Milli Savunma Yksek Kurulu'na (MSYK) dayandrmaktadr. Mamafih bu dncenin arkasnda yanl bir analoji yatmaktadr. nk, eski MSYK anayasal dayana olan bir organ olmad gibi, yetkisi ve kompozisyonu bakmndan da bugnk MGK'dan farklyd. Peki gerek durum byle olmad halde neden byle bir "gz boyama" yntemine bavurulmaktadr? Byk bir ihtimalle, bu, psikolojik bir ihtiyatan kaynaklanmaktadr: Zannederim, bugn MGK sayesinde siyasi sistem zerinde kurmu olduklar fiili denetimin meruluundan generallerin kendileri de iten ie phe duymakta olduklarndan, anayasann vermedii meruluu, kendilerine hayali bir tarihsel temel "kefetmek" suretiyle telafi etmeye almaktadrlar. Keke, askerlerin bilinaltndaki meruluk eksikliinden doan bu psikolojilerinden de yararlanarak, siviller kendilerinin apak anayasal ve demokratik meruluklarn buna meydan okuyan herkese kar ileri srebilme cesaretini gs-terebilseler!... Btn bunlar belirtirken, anayasal durumu veri alyor ve askerlerin rejimin patronu olmadklarn varsayyoam. Eer bu varsaym doru deilse, byle dnenlerin kp bunu halkn nnde alenen ikrar ve ilan etmeleri gerekir. Dorusu, hem evrensel "insan haklar"nn znesi olan bir birey olarak hem de demokrasiyi hakedii herhangi bir kii veya kurumun balamasna bal olmayan bir yurtta olarak, 94 28 UBAT SREC o bu varsaymn tersinin gerek olmas ihtimali benim onuru% mu yaralyor. nk, -apoletli veya deil- hi kimsenin in2 san ve vatanda olarak haklar benden fazla deildir; bir 2 kimse "asker memur" olmakla da benden veya benim gibi | dier sradan vatandalardan daha vatansever olamaz. 28 UBAT SUREC Anap'n kimlii* Oniki Eyll askeri darbesinden sonra eski partilerin kapatlmas ve yneticilerine yasak getirilmesi Trk siyasi hayatn altst etmiti. Yeni anayasann 7 Kasm 1982'de yrrle girmesi ve bir sre sonra da (Mays 1983'te) siyasi faaliyetlerin serbest braklmas zerine yeni siyasi partiler kurulmaya balad. Bunlardan biri de, bilindii gibi, merhum Turgut zal'n nderliindeki Anavatan Partisi idi. Bu parti hem sosyolojik tabannn terkibi bakmndan hem de ideolojik ynelimi bakmndan dikkat ekiciydi. Seksenli yllarda yaplan seimlerin de gstermi olduu gibi, ANAP esas itibariyle bir orta snf partisiydi ve bunun nemli bir ksmn ehirlerde yaayanlar oluturuyordu. Ayrca, 1980 ncesindeki yerleik parti blnmesi iinde kendilerini belli bir yere oturtamam olanlar, yeni giriimciler, eski ideolojik ve politik angajmanlarndan u veya bu nedenle kopmu olanlar, baz Atatrk-Batc aydnlar ve belli-be-lirsiz liberal eilim tayan aydnlar da bu partiye destek ve(*) {nc, 7.6.1997) 28 UBAT SUREC renler arasndayd. ANAP krsal kesimde batan beri nispeten zayft, ama DYP'nin siyaset sahnesine dnmesiyle birlikte buralarda hemen hemen hi iddias kalmad. Ben o dnemde bir ANAP sempatizan olarak btn bu kesimlerin politik tutumu hakknda yakn gzlemlere sahiptim. deolojik bakmdan ise Anavatan Partisi her ne kadar -milliyetilik, muhafazakarlk, piyasa ekonomisi ve sosyal adalet kavramlarnda ifadesini bulan- "drt eilimi birletirdi-i"ni iddia ediyorduysa da; bildik siyaset bilimi kavramlaryla ifade etmek gerekirse, ANAP yine de esas itibariyle muhafazakar -yani, "sac"- bir partiydi. Geri, zellikle kumcusu zal'n baz "piyasac" temalara tutkulu ball ve devlet karsnda bireyin bamszlk ve nceliini vurgulamas partiye ksmen

"liberal" bir renk de vermiyor deildi. Hatta denebilir ki, merhum zal baz bakmlardan Trk siyasetinin statkosunu sarsc bir sylem tutturmutu ve zaman zaman bu sylemi uygulamaya geirmee kalkt da oluyordu. Nitekim, kabul etmek gerekir ki, ANAP iktidarnn ilk yllar Trk ekonomisinde kayda-deer bir yapsal dnm ve zihniyet deiimini gerekletirmitir. Mamafih bu noktann partiyi "liberal" olarak tanmlamaya yetmedii aktr; nk, ANAP'n kimliini bir btn olarak belirleyen unsurlar bunlar deildi. Nitekim, ANAP iktidar dneminde muhafazakar duyarlln ok ak ifadesi olan baz uygulamalar da yapld. Kald ki, parti taban, hatta ynetim kadrosunun byk blm geleneksel sac deerlere bal kimselerdi. Ne var ki, merhum zal'n 1989'da cumhurbakan seilerek partinin bandan ayrlmas ANAP' bir yol ayrmna getirdi. Kaderin garip bir cilvesidir ki, zal yeni makamnda daha liberal-radikal bir izgiye doru ilerlerken, Mesut Ylmaz'n ynetimindeki yeni ANAP "devletilik"e doru dmen krmaya balad. lk birka yllk bir tereddtten sonra, "Ylmaz'n partisi" haline gelmesiyle birlikte, ANAP kimliini yitirme srecine girdi. Parti bu dnemde Kemalist kayg28 UBAT SREC 97 lan ne kmaya balayan, devleti ve laiki bir siyasi teek% kl imaj vermeye balad. | Belki bundan da nemlisi, artk ANAP deyince aklmza tu- P-tarh bir program, istikrarl bir izgisi ve oturmu ilkeleri bu- 5 lunan bir partiden ok; istikrarsz, ilkesiz, ekingen, hatta oportnist bir aygt gelir oldu. Bugn sayn Ylmaz'n partisinin tek tutarl izgisi varsa, o da statkoya ve "devlet cid-diyeti"ne sahip kmak "kararll"dr. Artk ANAP'n politikasna yn gsteren temel kayg toplumun devletten deil, devletin toplumdan ne talep ettiidir. Ayrca, burada szko-nusu olan "devlet ciddiyeti" de, devletin szne gvenilir, hukuk kurallar erevesinde hareket eden, vatandalarna hukuk gvenlii salayan, effaf bir ynetim temin etmesiyle ilgili deildir. Sayn Ylmaz'n bununla kastettii daha ziyade, souk ve rktc, vatandalarna mesafeli duran, kendini vatandalarn sorgulamasna kapatan bir devlet anlaydr. Anavatan Partisi zellikle son bir yldr iyice rndan km gibidir. Aralk 1995 genel seimlerinden sonra Refah Partisi'yle hkmet kurmaktan son anda vazgemesi ANAP liderliinin belli bir politikay ortaya koyup bu dorultuda sonuna kadar cesaretle gitme konusunda bir acz iinde bulunduunu zaten gstermiti. zleyen dnemde Refah Parti-si'nin Doru Yol Partisi ile koalisyon hkmeti kurmasndan sonra ise ANAP'n tek stratejisi "her ne pahasna olursa olsun" bu hkmeti drmek oldu. Refah-Yol hkmetini drmek bu partide ylesine bir saplant haline geldi ki, askerlerin politikaya mdahalesini bile onaylar bir konuma dt. Bir zamanlarn sivil ANAP' bugn hkmeti orduya ikayet eder, hatta askerleri tahrik ederek bundan kendi lehine bir pay koparmaya alr hale geldi. Nitekim, iinde bulunduumuz kritik dnemde Ylmaz'n ANAP' sivil-de-mokratik glerden yana tavr koymak yerine, Ecevit ve Baykal'dan istimdad etmektedir. Bu durum ise, fiilen, ANAP'n kimliini, zerinde bulunduu gelenein tam kar98 28 UBAT SREC 'B sndaki bir dorultuda, "laiki-devleti" bir duyarllkla ye2 niden oluturmaktadr. | Byle bir Anavatan Partisi'nin, ne yazk ki, Trkiye'nin gez leceinde yeri yoktur. ki nedenle: Birincisi, ANAP'n, dpedz bir siyasi gericilik olarak nitelenebilecek olan bu "yeni" kimliinin Trkiye'nin sorunlarna hi bir zm ngrmesi mmkn deildir. kincisi ise, zaten dolu olan bu "kulvar" CHP ve DSP'nin varlk nedeninin zorunlu bir trevi ve siyasi geleneinin devam olduundan, burada ANAP'a yer yoktur. Kald ki, bu gelenein toplumsal taban onun asli sahipleri olan CHP ve DSP'yi bile besleyecek kadar byk deildir. Nerede kald ANAP'n burada kendine bir taban bulmas!.. 28 UBAT SREC 99 Kabus * Son gnlerde siyasette iler iyice rndan kt ve tam bir kabusa dnmeye balad. Anayasal dengeler ve demokratik teamller altst oldu; akl, iz'an,

insaf hepsi gitti Ayaklar ba, balar ayak oldu. Silahl ve silahsz gleriyle "ekirdek devlet" meydana frlam ve bata halkn byk bir blm ve onun meru temsilcileri olmak zere btn demokratik unsurlara meydan okuyor. Son aylarda ne yazk ki hi eksik olmayan kabus emarelerinin, birbirine bal iki yeni rnei daha ortaya kt. Genelkurmay bakanl bir sredir szmona irticaya kar "topyekn bir sava"a hazrlkl olmalarn salamak zere devletin btn zinde gleri iin "aydnlatc" birifingler dzenliyor. Bu erevede yarg bile bir zinde g olarak "topyekn sava"ta cepheye srlmek isteniyor. Nitekim hakim ve savclar da bu brifinglerle artlandrlmaya mstehak grlm. Onlar da buna rza gstermiler ki, ite bu tam bir kabus! Hatta, inanlr gibi deil ama, gazetelerde Yargtay (*) (nc, 15.6.1997) 28 UBAT SREC mensuplarnn ayn brifingi ikinci defa almak talebinde bulunduklar ve tabii genelkurmayca bunun byk bir memnuniyetle karland yazld. Yine son derece rktc olan, hakim sfatn tayan bu zevatn bir ksmnn yerlerde oturmay ilerine sindirebilmi olmalar yetmedii gibi, brifingin sonunda "dakikalarca" sren bir alk eylemi yapm olmalardr. Bazlar bunda yadrganacak ne var diyorlar, "hakimler toplantlara katlamaz m?"... Dorusu, bunda yadrganacak, hatta dehete dlecek ok ey var. Birincisi, genelkurmayn bu toplantlarnn bilimsel ve mesleki bir niteliinin bulunmad, bunlarn tamamen genelkurmayn uygulamakta olduu politik stratejinin bir arac olduu gn gibi aikar. Zeka zrl olanlar ve son aylarda olan biteni iine sindirmeye "onur"u msait olanlar dndaki herkes biliyor ki, silahl kuvvetler son -drt aydr hkmetin otoritesini sarsmaya ve sivil otoriteyi ikame etmeye dnk olarak bir askeri stratejiyi adm adm yrtmektedir. Silahl kuvvetler artk kendi iini (anayasal grevini) brakm, lkeyi fiilen ynetmeye, sistem iinde herkesin roln tayn etmeye almaktadr. Bu arada, silahl kuvvetler anayasaya aykr olarak kendisine bitii yeni grevini kolaylatrabilmek iin devletin dier (silahsz) g odaklarn da kendi yanna ekme abas iine girmitir. Daha nce gazetecilere ve niversite yneticilerine de verilmi olan szkonusu brifingler bu gayretin bir parasdr. Dolaysyla askeri-politik bir stratejinin bir paras olan bu toplantlarda objektif bilginin yer almas son derece zayf bir ihtimaldir. Keza genelkurmay brifinglerinde verilen bilginin teknik-uzmanlkla da ilgisi olamayaca aktr. nk, hi bir demokraside silahl kuvvetlerin uzmanlamas beklenen i bu deildir. Vatanda olarak ben askerlerden kimin "iyi" kimin "kt" olduunu, neyin "ada" neyin "ad" olduunu, "dincilik" ve "irtica"nm ne olup olmadn bana sylemelerini beklemiyorum. Esasen 28 UBAT SREC bunlar ben onlardan ok daha iyi biliyorum; ayrca onlarn bu konuda ortalama vatandatan daha yetkili olduklar da sylenemez. Vatandalar olarak askerlerden baka eyleri; mesela savata nasl daha az zayiat verilebileceini, lke snrlarnn "yolgeen han"na dnmesinin nasl nleneceini, ikide bir gerekleen uak ve helikopter kazalaryla gen subay ve astsubaylarn telef olmasnn ne zaman nne geileceini, gneydouda eitim, koordinasyon ve istihbarat eksiinden kaynaklanan insan zayiatnn nasl giderilebileceini, devlet iindeki eteyle baz askerlerin ilikisinin niteliini, eski Jandarma Genel Komutan Eref Bitlis'e gerekte ne olduunu ... aratrp bulmalarn ve bize de aklamalarn bekliyoruz. u halde, genelkurmayn tamamen tarafgir ve politik nitelikli olan bu toplantlarna kendi istekleriyle katlp stelik yaplan konumalar hararetle alklayan hakimlerin tarafszlklar ok ciddi phe altna girmitir. nk, bir hukuk devletinde -hala yle bir iddiamz varsa- hakimler davalara politik nyarglarla bakamazlar, hakimin karsnda dindar ile laik birdir. Esasen hakimin ii "dinci", "mrteci" veya "laiklerle deildir; onun nazarnda herkes "kii" olarak, "insan" olarak, "vatanda" olarak eittir. Hakimin makam hak arama kapsdr; hakkn arayann ise dini, dili, etnik kkeni sorulmaz. Eer "mrteci" diye aalanan vatandalar -veya bakalar- mahkemeler nnde bile haklarn arayamaya-caklarsa veyl o lkenin haline!... Bu gidile, braknz

"mrteciler"!, ben ve benim gibi liberal-demokratlar bile mahkemeler nnde kendilerini "deplasmanda" hissedeceklerdir. Ama ben unu da biliyor ve ilgili btn yurttalara duyurmak istiyorum ki, kendi durumuyla ilgili olarak nceden "ihsas- rey" eden bir hakimi reddetmeye herkesin yasal olarak hakk vardr. Yok eer hakimler bu toplantlara kendilerini mecbur hissettikleri iin, gce boyun emekten baka areleri kalma28 UBAT SREC dn dndkleri iin katldlarsa, olay yine vahimdir ve bir hukuk skandalidir. nk, bu, artk Trkiye'de hakimlerin bamsz olmad anlamna gelir. Oysa Anayasa aka "(h)ibir organ, makam, merci veya kii yarg yetkisinin kullanlmasnda mahkemeleri ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gnderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz" (m. 138/2) demektedir. Genelkurmayn hakim ve savclar arp onlar belli bir politik bak asndan "bilgilendirmesi" hakimlere "talimat vermek"le ayn kapya kar; genelkurmay aka hakimlere "tavsiye ve telkinde bulun-mu"tur. Adalet Bakannn yasal bir yetkisini ileri srerek hakimleri bu toplantlara katlmaktan caydrmaya almas bunun yannda hi mesabesindedir. Byle bir durumun, szde yarg bamszlnn ampiyonluunu yapan Barolar Birlii'ni, ada-mada hukuku derneklerini ayaa kaldrmas gerekirdi. Ama onlar yine sadece bakan eletirmekle yetindiler. Genelkurmayn yargya aleni mdahalesine kar kmaylar, "gericiler" szkonusu olunca hukuka gerek yoktur diye dndklerinden midir, yoksa korktuklarndan m?... Kabusun baka bir iareti de, Genelkurmay brifinginde, "irtica" tehlikesi"yle ilgili olarak silahl kuvvetlerin gerektiinde silaha bavurmaya hazr olduunun belirtilmi olmasdr. Byle bir ey inanlr gibi deil, bunu herhalde askerlerin meruluk ve saygnln erozyona uratmak isteyen kt niyetliler uydurmu olmaldr. Allah akna, bu kt niyetliler ne yapmak istiyorlar? Askeriyenin silahlarn, kendi "mrteci" tanmna giren milyonlarca vatandan stne evirmesini mi?... ou namaz klan, oru tutan, mtedeyyin "Mehmetik'ler su unsuruymu gibi gsterilen o yeil bayraktardaki "Kelime-i Tevhid"e iman eden ve "ada" kyafetli olmayan ana-babalarna, dedelerine, kz kardelerine kurun mu skacaklar?... Askerler Kombassan, Yimpa, lker, hlas Holding iyerlerini, "Tevekkl" lokantalarn, "Tevhid" kebaplarn, "Tesettr" maazalarn ve binlerce 28 UBAT SREC 103 "Cami Yaptrma ve Yaatma" derneini mi basacaklar?... g Bunlarn tasarlandn dnmek akl alr gibi deil, nk <" bu bir lgnlk!... Yoksa askerler mellifi ve "kefili" olduklar anayasay silah zoruyla deitirmeyi mi planlyorlar? Anayasay "cebren tebdil, tayir ve ilgaya" m teebbs edecekler? Hizmet Kanunu ve Ynetmelii'ne dayanarak anayasal dzeni ykmay, Trkiye'nin btn insan haklar taahhtlerini ayaklar altna m almay dnyorlar?... Trkiye bunu haketmiyor. Ve bu resmi Trkiye'nin "adalk", "uygar dnyayla birlik" gibi afral-tafral nakaratlaryla da hi uyumuyor. nk bu Trkiye'yi uygar Batdan tamamen farkl bir baka dnyann kucana atar; Trkiye belki "eriat" deil, ama "laik" bir ran olur, krallk olmayan bir Suudi Arabistan olur veya belki eski Sovyetler Birli-i'ne benzer... Herkes akln bana toplamaldr. 28 UBAT SUREC 105 Refah'n kusuru yok mu?* Son aylarda yaanan youn siyasi krizin, daha nceki yazlarmzda da iaret ettiimiz gibi, esas itibariyle silahl kuvvetlerin kendi anayasal roln zorlama pahasna siyasete mdahele etmesinin ve bunu destekleyici bir unsur olarak da medyann byke bir ksmnn "yangna krkle gitmesinin eseri olduu aktr. Olaylarn bu ekilde gelimesinin ve Refah Partisi'nin "gnah keisi" haline getirilmesinin temelinde ise, Trkiye'nin cari siyasal sisteminin -nam- dier, "rejim"in- kendisine zg vasflar yatmaktadr. Mamafih, Refah Partisi, paradoksal biimde, krizin sadece maduru deil, ayn zamanda failidir de. Sayn Erbakan'n, balangta tasarlandnn aksine, daha birinci yln sonunda babakanl brakmak zorunda kalmasnda kendi liderlii altndaki partisinin de ciddi bir pay bulunduu muhakkaktr. Son -drt aydr, baka baz yazarlar

gibi ben de demokratik duyarllk gstererek, madur konumunda bulunan Refah Partisi'nin hatalarna iaret etmekten genellikle c x; o s c (') (nc, 25.6.1997) 106 28 UBAT SREC 1 kandm ve sadece rejimin kurgusu ve "efendileri" ile bu o statkonun kaytsz-artsz destekilerini eletirmeyi tercih g ettim. Ama bugn Refah Partisi'nin babakanl brakma gereini takdir etmi olmasndaki "hikmet"i de gz nne 2 alarak, onun politikas ile ilgili baz yanllara iaret etme-| nin tam zaman olduunu dnyorum. stelik byle bir gj eletiri, yle grnyor ki, Refah Partisi'nin u sralar yapmaktan kanamayaca otokritie de bir katk yapabilir. Kanaatimce, Refah Partisi son bir yl iinde iktidar partisi olarak yeterince zenli davranmam ve Trkiye'nin toplumsal ve siyasal yapsnn baz gereklerini gzard etmitir. yle ki: Bir kere, Parti batan beri nasl bir konjonktrde ve hangi artlar altnda hkmet olduunu bilmiyormu gibi davrand. Gerekten de, kolayca hatrlanabilecei gibi, Aralk 1995 seimlerinden sonra Refah Partisi'nin birinci parti olmasna ramen hkmette yer alabilecei dncesine hi de elverili olmayan bir hava ortaya kmt. Par-ti'nin adeta "merulatrlmas"na ihtiya vard ve bunu ona nce ANAP sonra da DYP salad. Yine hatrlanacaktr, Re-fah'n meru bir siyasi aktr olduu konusunda ylesine derin ve yaygn bir kuku vard ki, ANAP'la koalisyon grmeleri yapt srada, byk parti olmasna ramen, inisiyatif kendisinde deildi ve kurulacak hkmetteki arlkl pozisyon da ona ait olmayacakt. Refah Partisi byle bir siyasi atmosferde hkmet orta olduktan sonra, btn bunlar bir yana brakarak gerek bir ounluk partisiymi, tek-parti hkmetiymi gibi davranmaya balad. Hatta, Erbakan demokrasiyi ve "milli irade"yi kendi partisiyle zdeletirme havasna ylesine kendisini kaptrd ki, partisinin politikasn eletirmeyi demokrasi kartl olarak yaftalamakta bile bir beis grmez oldu. Kald ki, toplumda kendisine ve partisine kar, hem temsil ettii ideolojiden hem de kendisi dahil baz partililerin sz ve tutumlarndan kaynaklanan yaygn bir phe vard. Bu hava iinde partinin baz yetkili ve yetkisiz mensuplar, adeta bi28 UBAT SREC rer kahramanlk gsterisi olarak, toplumun belirli kesimlerinin hassas olduu ve gerilim yaratmaa msait baz konularda pervaszca konumay neredeyse alkanlk haline getirdiler. Ve partinin yetkili kurullar bu gibi taknlklar karsnda ya sessiz kald ya da bunlara destek verdi. Keza Refah Partisi birtakm yasad veya en azndan yasall pheli kii ve kurulularla kendisi arasna bir mesafe koyma duyarlln da gstermedi, bu konularda basiretsizce davrand. Parti liderliinin bu gibi tutumlarnn -medyann abartc slubunun da etkisiyle- toplumda yaygn bir honutsuzluun ortaya kmasna yol aan etkenler arasnda olduuna phe yoktur. kinci ve daha da nemli olan nokta, Refah Partisi'nin, temsil ettii siyasi ideolojinin ve genel politik tutumunun "demokrat" olduuna toplumun byk ounluunu inandrmak zorunda olduunu grmezlikten gelmesidir. Siyasette slama yaplan herhangi bir referansn otomatik olarak "de-mokrasikartl"nn ve "adlk"n kant olarak grld Trkiye gibi bir yerde, basiretli bir politikacnn her eyden nce bu imajlar pekitirecek tutumlardan kanmas gerekirdi. Ama bu da yeterli deildir; ayn zamanda, bu imajlarn gerekle bir ilgisi olmadnn teorik olarak da gsterilmesi ve insanlarn ikna edilmesi gerekir. Bu nedenle, Refah Partisi'nin kendi ideolojik referansn "demokrasinin dili"yle yeniden ifade etmeye hala ihtiyac vardr. Daha ak bir deyile, eer "slamc" bir parti olarak bilinmeye devam edecekse, Refah Partisi'nin slamn "demokratik" bir yorumunun mmkn olduunu, byle bir yorumun ana unsurlarnn neler olduunu ve kendisinin ancak bu yoruma bal olduunu gstermek durumundadr. phe yok ki, yrrlkteki anayasal ve yasal gereklere uygun davrand srece her parti gibi Refah Partisi'nin de siyasetin

demokratik bir aktr olarak kabul edilmeye hakk vardr. Prensip olarak byle olmakla beraber, sadece mevcut yasalara uyan bir grnt vermenin, bir partinin toplu108 28 UBAT SREC I mun vicdanndaki meruluunu salamaya yetmedii de o aktr. Doru veya yanl, slam'n tanm gerei anti-de-g mokratik, baskc olduuna Trkiye'de yaygn olarak -veya | en azndan, asl g sahipleri ve onlarn "sivil" szcleri ta-* rafndan- inanlmaktadr. Hatta, bu konuda bir nyargs bu-| lunmayan benim gibi yurttalar bile zaman zaman baz Re-g fahllarn beyanlarndan rknt duymaktadr. Byle bir durumda, slamc bir partinin "ben yasalara uyuyorum, iddete de bavurmuyorum" demesi elbette yeterli deildir. Geri, ideolojik referanslarnn demokratik-bar niteliinden kuku duymaya hakkmz olan baka (diyelim "Kemalist") siyasi hareketlerin deil de sadece Refah Partisi'nin byle bir zorunlulua mahkum olmasna -benim gibi- esef ediyor olabilirsiniz. Ama ne yazk ki "Trkiye'nin gerekle-ri"ni de grmezlikten gelemeyiz; bar bir biimde "birlikte varoluumuz" birbirimizden "emin" olmamz, birbirimizin hayat hakkn ve zgrlklerini tehdit etmediimize inanmamz zorunlu klyor. Hasl, krizin sour gibi olduu bu dnemde Refah Partisi kendi stnde dnmeye ciddi olarak balamaldr. 28 UBAT SREC 109 Ylmaz'n son ans Erbakan'n babakanlktan istifas zerine Cumhurbakannn hkmeti kurma grevini ANAP Genel Bakan Mesut Ylmaz'a vermesi siyasi krizin nitelik ve boyutunda bir lde deiiklik meydana getirdi. Bu grevlendirme her eyden nce mevcut bunalma yeni bir boyut ekledi. Bu, TBMM'de ounluu tekil eden partinin birlikte hareket edeceklerine ilikin ortak bir deklarasyonu Cumhurbakanna arz ettikleri halde, hkmeti kurma grevinin bu blokun umduu gibi iller'e deil de Ylmaz'a verilmesinin anayasal ve demokratik alardan meru olup olmadnn yeni bir sorun olarak ortaya km olmasdr. Keza, Cumhurbakannn bu grevlendirmeye ilikin gerekesi ve bunu hazrlayan artlar krizin nasl bir nitelik kazanm olduunu gsteren bir noktadr. nce birinci sorun... Babakan atamann anayasal olarak cumhurbakann yetkisinde olduu ve bunun nemli bir takdir unsuru ierdii phe gtrmez. Demokratik teaml> 1 (*) {nc, 27.6.1997) 110 28 UBAT SREC | 1er asndan ise, cumhurbakannn grevlendirmeyi yaparla ken yeni babakan adaynn parlamentodan gven oyu ala-" cak bir hkmet kurabilecek duamda olmasn gz nn-fjj de bulundurmas gerektii de aktr. Nihayet, cumhurba-a kan lkenin ve siyasi ortamn iinde bulunduu zel artlar da nazar itibara almazlk edemez. imdi, mevcut hkmetin bakan Trkiye siyasetinin bugnk zel artlarn gereke gstererek istifa ettiine ve parlamentoda RP'den sonra en byk grubuna sahip olan parti de ANAP olduuna gre, bu artlar altnda teorik olarak gven oyu alma ihtimali en fazla olann muhtemel bir Ylmaz hkmeti olduu aktr. Geri, RP-DYP-BBP bloku-nun gcnn parlamentodan gven oyu alabilecek bir hkmet kurmaya yettii bugnden bellidir; ama zaten ortada bu bloka dayanan istifa etmi bir hkmet vardr, dolaysyla Cumhurbakannn nce onun dnda bir alternatifin gerekten var olup-olmadn test etmesi gerekirdi. Bu gerek bir seenek olmayabilir, ama ksa sre iinde bunun kesin olarak ortaya kmas halinde zaten yeniden eski bloka dnlmesi gndeme gelecektir. Bu nedenle, Cumhurbakannn Ylmaz' hkmet kurmakla grevlendirmesinin Meclis'in iradesine ipotek koymak olduunu sylemek hakinasa bir eletiri deildir. nk, her halkarda son sz zaten TBMM syleyecektir. Kald ki, Trkiye siyasetinin son -drt aylk manzaras anayasal sistemin "dzenli ve uyumlu" bir biimde ilemediini de gstermektedir. stelik bu Refah-Yol hkmetinin de ska ikayet ettii bir durumdur. Bu durumun siyasi sorumluluu da phesiz mevcut hkmete aittir; bu konuda "idarem altndaki anayasal

kurumlara sz geiremiyorum" demek de mazeret deildir. nk, hkmet etmek bunu baarmak demektir. Bu durumda, Cumhurbakannn yeni babakan atamadaki takdir yetkisini kullanrken devlet iinde uyumu gzetmesi normaldir, nitekim yle de yapmtr. RP ve DYP btn bunlarn zel olarak tertip edilmi bir tezgahn ema28 UBAT SREC 11 releri olduunu dnyor olabilirler, bunda belki de hakldrlar. Ama onlar iin u durumda bile btn yollar tkal olmad gibi, nmzde bu konuda da halkn son sznn ne olduunu gsterecek bir seim vardr. Ylmaz'm durumuna gelince. Cumhurbakannn Ylmaz' yeni hkmeti kurmakla grevlendirmesi, baka bir adan, onun anayasal takdir yetkisini Ylmaz'a bir "favour" ("kyak"!) tekil edecek biimde kulland anlamna da gelebilir. Bylece sayn Ylmaz kendini kantlamak iin yeni bir ans daha elde etmitir ve yle grnyor ki bu onun son ansdr. ANAP lideri bu "kyak"m deerini iyi bilmelidir. Ylmaz bu ansn mevcut gerilimi azaltmak ve lkeyi salkl bir biimde yeni bir seime gtrmek zere kullanmaya mahkumdur. Geri, onun, altst olmu anayasal dengeleri yeniden tesis etmesi ve zellikle sivil otoritenin saygnlk ve gcn tahkim etmesi de politik-ahlaki bir zorunluluktur. Ne var ki, Ylmaz'n bunu istedii pek ak deildir, ama istese de bu konuda ciddi bir baar gsterebileceini sanmyoam. Bunun neden byle olacana ilikin ok sayda ipucu cari "rejim"in niteliinde sakldr ve bunlarn ouna eitli vesilelerle iaret etmitim. Zayf bir ihtimal olmakla beraber, eer Ylmaz parlamentodan gven oyu alabilecek bir hkmeti drst yollardan kurmay baarabilirse, yapmas gereken balca iler -ki bunlar kaderin bir cilvesi olarak eline geen son anstan kendi partisi ve Trkiye sa lehine de sonular dourabilir- yle zetlenebilir: En mbrem mesele, toplumsal gerginlii trmandrmaktan kesinlikle kanmak ve i barn yaygn bir toplumsal zeminde tesisine katkda bulunmaktr. Maalesef, Ylmaz'n bu konuda u ana kadar verdii sinyaller, esas itibariyle, olumlu grnmemektedir. Geri ANAP lideri DYP karsndaki tutumunu, hi deilse Cumhurbakan tarafndan grevlendirildikten sonra, yumuatmaya balamtr, ama Refah partisi karsndaki tutumu kkten yanl ve tehlikelidir. Devam ettirilmesi halinde, bu tutum Tr112 28 UBAT SREC | kiye'yi seime keskin bir kutuplama ortam iinde gtre-z ektir ki byle bir duam siyasal sistemin zaten ypranm olan toplumsal meruluunu iyice erozyona uratmak tan S baka, Refah Partisi'ne ilikin olarak "Devletl'larn umduk-3 lan sonucun da tam tersini ortaya karabilir. kinci olarak, kurulacak hkmetin "zm hkmeti" olmas ihtimalinin hi mesabesinde olduu gz nne alnarak, esas itibariyle seim ve siyasi partiler mevzuatn daha demokratik-temsili hale getirmek ve anayasa deiikliklerinin uygulanabilirliini salamaya dnk tedbirler almak stnde younlalmaldr. "zm hkmeti" ihtimalinin hi mesabesinde olmasnn ana nedeni, muhtemel bir ok-ba-l ve militer glge altndaki Ylmaz hkmetinin asgari mtereklerden oluan bir program stnde mutabakata dayanmas imkansz denecek kadar zordur. Kald ki, byle bir mutabakata varlabilse bile bunun insan haklar ve hvkuk devletine dayanan oulcu-demokratik bir program etrafnda olamayaca imdiden bellidir. zellikle Baykal'm ve onun gibi dnen sivil-asker Devlet elitinin istedii trden, laikilik vurgusuna dayanan ve din zgrlklerinin bask altna alnmasyla sonulanabilecek bir programn demokratik Trkiye'nin geleceinde hi bir ans olmad gibi, bu ANAP iin de siyasi intihar demektir. ' 28 UBAT SREC 113 Yeni 1 2 hkmetin ilevi* f ANAP genel bakan Mesut Ylmaz'n bakanlnda kurulan l koalisyon hkmeti cumhurbakan tarafndan onayland. yle grnyor ki, Ylmaz kabinesi TBMM'den de gvenoyu alacak. Peki ama bu nasl bir hkmet olacak acaba?... Gazetelere yansyan ortak protokole ve koalisyonu oluturan partilerin szclerinin beyanlarna bakarsak, bu hkmetin aa-yukar bir "restorasyon" ve "soutma" hkmeti olaca kolaylkla grlebilir. Baka bir ifadeyle, Ylmaz

hkmetinden ilk beklenen, 12 Eyll rejiminin asli durumuna geri dn salamasdr. Bununla ne demek istediimi yle aklayabilirim: Hatrlanaca gibi, 12 Eyll cuntasnn, siyasal alann snrlarn son derece daraltan ve snrl sayda olmas ngrlen siyasi aktrleri denetim altnda tutmak zere dizayn edilmi anayasas 1982 Kasm'nda ymrle girdi. Bunu izleyen bir yl iinde pekok temel yasa ayn mantkla yeniden yapld () {nc, 6.7.1997) 114 28 UBAT SREC w veya nemli lde deitirildi. Bindokuzyzseksen yl-2 nn Mays aynda siyasi partilerin kurulmasna izin verildi, w ama siyasal sreci kontrol altnda tutmak ve istenmedik ak-' trleri devre d brakmak iin iletilen bata "veto" meka- nizmas sayesinde, 1983 Kasm seimlerinden sonra siyasal | sistem askeri vesayet altnda ilemeye balad. Geri bu vesayetin baz yasal ve kuamsal temelleri baz siyasi yasaklarn kaldrlmasndan ve Kenan Evren'le arkadalarnn grev sresinin 1989'da bitmesinden sonra kalktysa da, anayasann temel ats ve ideolojik devlet ngrs varln korudu. Bununla beraber, zellikle Turgut zal'n cumhurbakan olmasyla Trkiye siyasetinde yeni bir alm balad. Bir yandan dnce ve vicdan zgrln kstlayan baz yasal dzenlemelerin ve birksm vatandan anadilini kullanma hakk stndeki yasan kaldrlmas, dier yandan cumhurbakannn himayesi altnda resmi sansrden masun bir tartma ortamnn temini Trkiye'nin ufkunu at. yle ki, 1991-1993 dneminde, sistem stndeki askeri vesayetten tutun da etnik sorunlara, hatta Kemalizme kadar, tartmaya almayan hemen hemen hibir konu kalmad. Buna, 1987 ylnda Avrupa nsan Haklar Komisyonu'na bireysel bavuru hakknn tannm olmasnn salad rahatl da eklemeliyiz. Bu hava zal'n lmnden sonra bir-iki yl daha devam ettiyse de, 1993 ylndan itibaren durum tersine dnmeye ve zgr tartma alan daralmaya balad; bu arada etnik duyarlln demokratik siyasal srece yansmas zorla engellendi. Nihayet geen yl Refah Patisi'nin koalisyonun byk orta olarak hkmet kurmas "Devleti-Kemalist" taife iin barda taran son damla oldu. Gelinen yer 12 Eyll anayasasnn ngrd ufku ok amt; sistem artk kontrolden kmak zereydi. Bir ksm siyasi aktrler ve biz saf vatandalar, tehdit altnda olduu feryat-figan ilan edilmeye balanan "rejim"in demokrasi olduunu zannedegelmekle 28 UBAT SREC nasl bir yanlg iinde olduumuzun belki farknda deildik. Ama bunun idrakinde olan, "rejim"in gerek sorumlular vard. Nitekim onlar gayet "sorumlu" davrandlar: nce Babakanlk Kriz Ynetmelii geldi, sonra 28 ubat muhtras, babakan fralayan malum ve mehul generaller ve nihayet hkmetin drlp Refah Patisi'nin safd braklmas... te yeni hkmet byle bir ortamda kurduruldu. Bu nedenle, Ylmaz hkmetine "ekirdek devlet" tarafndan biilen rol rejimi yeniden "yerli yerine oturtmak", haddini bilmeyen toplumu ve onun baz meru temsilcilerini "yneti-lebilir" hale getirmektir. Ksaca devleti-Kemalist rejimi, onun efendilerinin istedii ekilde restore etmektir. Ama galiba unuttuklar bir ey var: Ylmaz'l ANAP'n bu rol iine sindirip de kendisinden istenenleri harfiyyen yerine getirmeye kalkmas halinde, eer Trkiye'nin demokratik bir gelecei varsa ANAP'a ve Ylmaz'a o gelecekte hibir yer kalmayacaktr. Mamafih, 1 Temmuz akam ATV'deki canl yaynda yapt konumadan, Ylmaz'n da iten ie bu durumun farknda olduu izlenimini edindim. Ylmaz sanki, devlet sekinlerinin gvenini kazanp iktidara gelmekle bir frsat "akllca" deerlendirdiini dnyor gibidir. nk, genel laiklik vurgusu dnda, baz konularda kendisinden beklenen net cevaplar vermemee alt. Ylmaz'n tipik bir "ara rejim" babakan olup olmayacan yaknda greceiz. Yeni hkmetten beklenen "soutma" ilevi de galiba udur: Son aylarda laiklik etrafnda oluan kutuplamada Refah Partisi nemli bir avantaj yakalamtr. Szde laiklik ve "irtica"nn nlenmesi adna dindar vatandalarn hassasiyetlerinin hoyrata zedelenmesinin, hatta onlarn kltrel ve iktisadi hibir faaliyet yapmaya, para kazanmaya haklar olmad yolunda bir havann

estirilmesinin yakn bir seimde RP'yi avantajl duruma getirdii aktr. imdi hesap udur: Bu hkmet ne kadar uzun sre grevde kalrsa, bu 116 28 UBAT SREC gerilim ve kutuplama o lde gerileyecek, hatta unutula-2 cak, bylece RP'ye ynelmesi muhtemel ksknlk ve kr-w gnlk eseri tercihler azalacaktr. Refah-Yol hkmetinin dmesiyle birlikte "irtica"nn da birdenbire "bitmesi" bu 'e bakmdan anlaml grnmektedir. Kimbilir belki de RP'nin | Anayasa Mahkemesi eliyle bertaraf edileceinin hesaplar yaplmaktadr. Bu da ihtimal d deildir. nk, bu davada verilecek karar bir hukuk meselesi olmaktan ok bir siyasi irade meselesidir. Yrrlkteki anayasal dzen erevesinde, eer gerekten istenirse, CHP ve DSP dndaki her parti kapatlabilir. Ne var ki, ayn hesabn DYP'ye dnk yannn tutmas o kadar kolay grnmemektedir. yle anlalyor ki, DYP liderlii bu gerilimin kendisine salad "demokrasi cephesi" savunuculuu konumunu seime kadar srarla srdrecek ve semenleri bu seimde oy vermenin "ara rejim"cilerle "milli irade"den yana olanlar arasnda bir tercihte bulunma meselesi olduuna ikna edecektir. iller'in bunu baarmas halinde erken bir seimden birinci parti olarak kmas ihtimali bile vardr. Buna karlk, iktidardaki koalisyon blokunun yapabilecei tek bir ey vardr ki o da Meclis soruturmas mekanizmasn iletip iller'e Yce Divan yolunu amaktr. 28 UBAT SREC 117 Su duyurusu* Son gnlerde ilgin eyler oluyor; gn gn, saat saat bir tarih yazlyor. Yeni hkmetin gven oylamasna hazrland bir srada, "darbe" tartmas birdenbire alevleniyor. Emniyet istihbaratnn ordu iinden "uygun olmayan" yollarla bilgi topladna ilikin haberlerin basn-yaym organlarna szdrlmasyla birlikte "casusluk skandali" diye bir eyden szedilmeye balanyor. Olaan ilerini yapan baz kamu grevlilerinin yabanc bir devletin ajanymasma "casuslukla sulanmalar zerine eski ileri Bakan aklama yapma ihtiyac hissediyor. Eski Bakan Meral Akener'in silahl kuvvetlerin darbe hazrl iinde olduunu ima ettii bu aklama biroklarna "ok edici" geliyor. Sanki byle bir eyin olduunu sar sultan bile zaten bilmiyormu, hisset-miyormu da, bakan uyduruyormu gibi... Aslnda bu olay hem insann "iliklerini donduracak" derecede rktcdr, hem de birok retici yan bulunmaktadr. rktcl urada: Silahl kuvvetler iinde, kimlerc -o D C C (*) {nc, 13.7.1997) 118 28 UBAT SREC S den olutuu hi deilse bizim gibi sade vatandalar tarafn-g dan bilinmeyen -ama baz yelerini tahmin edebildiimiz-Q bir cuntann var olduu yolunda son derece vahim bir id- dia szkonusu. ddialar doruysa, bu cunta adm adm bir darbenin hazrln yapm, ama iddia edilen cuntann ana destek birimini -belki de ekirdeini- oluturan "Bat alma Grubu"nun hazrlad bir belgenin tesadfen sivil mercilerin eline gemesi sonucunda darbeciler deifre olmu ve i yarda kalm. Bunun zerine, olayn ortaya kmasn salayan hkmetin alelacele drlmesi salanm ve yerine bir "taeron" hkmet kurdurulmu. Eer bu hikaye doruysa, o zaman sabk hkmetin grevden dmesini salamak zere silahl kuvvetleri ve byk medyay maniple eden bir gcn, son aylarda hkmetin "etrafndaki emberin daraltlmas" stratejisini adm adm uygulam olduu sonucuna varmak mantki bir zorunluluktur. Bu demektir ki, son aylarda Trkiye'ye bir kabus yaatan, yurttalara korku salan "irtica kart" kampanya gerek bir tehlikeyle ilgili olmayp, tamamen siyasi maksatlarla zel olarak tertip edilmitir. Asl rktc olan, bu hu-kuk-d ve antidemokratik kampanyann baarya ulam olmasdr. nk bu, Trkiye'de demokratik srecin birileri tarafndan her istendiinde tahrip edilebileceini, Trkiye insannn demokrasi midinin her an hoyrata yklabileceini gstermektedir. Bu olay, siyasi partilerin grnteki yarmasna, seim kampanyalarna, vatandalarn sandk bana gitmesine ramen, Trkiye'de demokrasinin gstermelik bir oyundan

ibaret olduunu bir kere daha gzler nne sermitir. Olayn "retici" yan da znde budur. Bu olay gene rktcdr, nk btn bunlar olurken, bugn i bandaki hkmet sadece seyirci konumundadr, hi bir inisiyatif alacak iradesi yoktur. Oysa normal demokrasilerde sivil hkmetler, byle durumlarda iktidarmuha-lefet ekimesini bir yana brakp, darbe hazrl iindeyken deifre olmu bir cuntann stne gider. Cuntaclar he28 UBAT SREC 119 men grevden alr, ama bununla yetinmez, ayrca onlar tez o elden yargya sevkeder. Btn bunlar yaparken halk da c olup-bitenler konusunda bilgilendirir, hatta vatandalar tes kin eder, onlara bu tr yasad isyan giriimleri karsnda g gven verir... Dnebiliyor musunuz, hkmetin elinde, bir ksm cuntacnn anayasal dzeni "tebdil, tayir ve ilgaya" cebren teebbs hazrl iinde olduuna dair resmi bilgi bulunmasna ramen, o hibir ey olmam gibi davranmaktadr. Oysa, Akener'in aklamas son derece vahimdir ve behemehal ciddiye alnmaldr. nk, eski bakan ok nemli iki ey sylemektedir. Birincisi, meselenin silahl kuvvetlerden nasl bilgi elde edildii ile ilgili olmadn, nemli olann ele geirilen "belgelerin ierii" olduunu belirtmektedir. Bu durumda, grev bandaki hkmetin bu belgelerin neler olduklarn ve ieriklerini kamuya derhal aklamas ve gereini yapmas siyasi ve hukuki bir zorunluluktur. Olayn rtbas edilmesi baka bir su oluturur ve dolaysyla hkmetin siyasi ve cezai sorumluluunu muciptir. Bu iin normal olarak Yce Divan'a kadar gitmesi gerekir. Eski bakan ikinci olarak, aratrlm olan hususun silahl kuvvetlerin yasal grev alanna giren bir konu olmadn, aksine silahl kuvvetler iindeki yasad bir teebbsn varl olduunu sylemitir. Bu nokta da nemlidir. nk, "Bat alma Grubu" adl cunta nvesinin "maksad aan" almalar yaptn Genelkurmay Bakannn da kabul ettii gazetelerde yazlmtr. Bu "maksad aan" almalarn ne olduunu hkmet ortaya karmal ve gereini yapmaldr. Kald ki, szkonusu grubun "maksad dahilinde" olan eyden muradn "irtica"nn aratrlmas olduu anlalmaktadr ki, aslnda bu da silahl kuvvetlerin grev alanna girmez. nk, anayasal adan, silahl kuvvetlerin i politikayla ilgili konularda tehdit nceliklerini belirleme diye bir grevi yoktur; nk bu hkmetin takdir etmesi gereken, onun sorumluluunda olan sivil bir itir. Bir demokraside, bar 120 28 UBAT SREC S dneminde askerlerin gzetecei "irtica" diye bir tehdit ola- maz; silahl kuvvetler sadece bir durumda bu konuda istih-Q barat yapabilir. O da, fiilen sava halinde olduumuz bir l- kenin "beinci kolu" gibi alt konusunda ciddi emarelerin bulunduu -diyelim- "mrteci"lerin varlnn ulusal gvenlik iin tehdit tekil etmesi durumudur. Bu gibi son derece istisnai durumlar dnda, i gvenlik konusunda silahl kuvvetler asli grevli de deildir, bu grev emniyet kuv-vetlerinindir. gvenliin salanmasnda silahl kuvvetlere ihtiya olup-olmadna da generallerin kendileri karar veremez, buna karar vermeye anayasal olarak cumhurbakan ve bakanlar kurulu yetkilidir. Esasen, silahl kuvvetlerin "Cumhuriyeti koruma" yasal grevini hibir halde re'sen stlenmesi szkonusu olamaz. Cumhuriyetin korunmasnn fiili bir ihtiya haline gelip gelmediine sivil-siyasi makamlar karar verir. Silahl kuvvetlerin re'sen yerine getirecei tek grev kla iine dnk bir grevdir, yani "yurt savunmasna hazrlanmak" zere "sava sanatn renmek ve retmek"tir. Silahl kuvvetlerin hangi hallerde ve hangi prosedr izlenerek, kimler tarafndan devreye sokulaca anayasada ok ak bir ekilde gsterilmitir. Generallerin her eyden nce bu konudaki kendi yanl bilgilerini dzeltmeleri ve gen subaylara da bu yanl bilgiyi vermekten tez elden kanmalar gerekmektedir. Sonu olarak, eer vesayet altnda deilse, hkmet unlar yapmak zoamdadr: 1. Silahl kuvvetler iinde bir cuntann gerekten var olup olmadn ksa srede ortaya karmal ve bu konuda yurttalar aydnlatmaldr. 2. Cuntann varl gerek ise, sadece dorudan doruya iinde yer alanlar deil, onunla balants olan btn askerleri nce tard etmeli, sonra mahkemeye vermelidir.

3. Bu mnasebetle, daha nceki hkmet dneminde sivil iktidara ve onun babakanna saygszlk etmi olan subaylar, rtbeleri ne olursa olsun, derhal emekli etmeli ve mahkemeye vermelidir. 28 UBAT SREC 121 4. Hkmet bunlar yapamayacaksa, vatandalardan zr dileyerek hemen istifa etmelidir. g Bir de Cumhuriyetin savclarna szm var: Bata Devlet g Gvenlik Mahkemesi savcs olmak zere, ilgili btn sav- clar Meral Akener ve Hanefi Avc'nn aklamalarn "su duyurusu" kabul ederek, silahl kuvvetler iinde yuvalanm olduuna dair ciddi emareler bulunan darbeci cunta hakknda "Anayasal dzeni tayir, tebdil ve ilgaya cebren teebbs" suundan dava amaldrlar. ayet, DGM savcsnn o aklamalar hakknda bilgisi yoksa, ite ben SU DUYURUSUNDA BULUNUYORUM. Grelim bakalm, Cumhuriyetin savclar Mslm Gndz, Bekir Yldz, Ali Kalkanc ve Refah Partisi hakknda dava aarkenki kahramanca tutumlarn bu olayda da gsterebilecekler mi?... 28 UBAT SREC 123 Bir anayasa msveddesi* Trkiye'nin modernleme tarihi zerinde alrken zaman zaman son derece ilgin bilgi ve belgelerle karlayorum. Bu almalarm esnasnda en son tespit ettiim bir belge var ki, cidden zerinde durulmaya deer. Bu, imdiye kadar hibir kaynakta yer almam olan bir anayasa msved-desidir. Yazarn -veya yazarlarn- tespit edememekle beraber, yaklak olarak kinci Merutiyet dneminde kaleme alnm olduunu tahmin ettiim bu belgenin metnini aada sunuyorum. Mamafih, yeni-yetme aydnlar ve genler iin dilini anlamak biraz zor olsa da, bu anayasa taslann anlamn skmeye almann, zellikle bugnlerde herkes iin yararl ve ufuk ac olacan syleyebilirim. Bu "Tekilat- Esasiye Kanunu"nun metnini vermeden nce, okuyucuya bir-iki hatrlatma yapmak isterim. Metinde geen "ladiniyye" terimi, yle anlalyor ki, bugnk "laiklik" karlnda kullanlmaktadr. "Kemaliye mezhebi/mesle-ki"yle neyin kastedildii ise tam olarak anlalamamaktadr. (*) (nc, 27.7.1997) 124 28 UBAT SREC g O zamanki dilde "mezhep" ve "meslek" kelimelerinin dini terminolojideki anlamndan baka bir anlam daha olduu-o nu, bu kelimelerin ayn zamanda felsefi/siyasi doktrin veya < ekol anlamna da geldiini hatrlamak belki ie yarayabilir. % Son olarak, Osmanlca metinleri okumadaki amatrlm < yznden, bu anayasa taslann skemediim baz blm- lerini atlamak zorunda kaldm da belirtmek isterim. Madde 1- Devletin ekli cumhuriyettir, cumhuru Devlet temsil eder. Madde 2- Devlet mukaddes ve gayr mesuldr. Madde 3- Devletin dini yoktur. Mamafih, mezahib-i ladiniy-ye ve Kemaliye Devletin resmi himayesi altndadr. Madde 4- Devletin tebaas tektir ve gayr kabil-i tecezzidir. Tebaann cmle efrad devletin hkm ve tasarrufu altnda olup, her trl mnferit ve mterek faaliyet resmi msaadeye tabidir. Kaideten bu nevi faaliyetler memnudur, babozuklua msaade edilmez. Madde 5- Tebaa zerine tasarruf devlet maslahatna ve hik-met-i hkmete manuttur. Madde 6- Devletin kudsiyeti, tebaann tecezzi kabul etmez-lii, mezheb-i ladiniyye ve meslek-i Kemaliyenin hakikatinden sual olunamaz. Madde 7- Hakimiyet Devletin ve onun hususi mmessilleri-nindir. Millete terettp eden, Devletin ali irade ve menafi-ine bilakayd art ittiba ve inkyad etmekdir. Madde 8- Terii salahiyeti ve icra kudreti cihet-i askeriye ve ulemay rsuma aittir. Laiklik mezhebine ve Kemaliye tari-katine mensubiyet her iki meslee de intisabn kafi artdr. Madde 9- Terii selahiyeti, asakir-i Kemaliyeye mensubiyetleri msellem olan paalardan mteekkil, ura-y Emniyet-i Milliye tesmiye olunan heyet marifetiyle istimal olunur. cab- hale gre bu heyete istiari hizmet vermek zere bir Meclis-i Milli tekil olunabilir. Madde 10- cra vazifesini, ura-y Emniyet-i Milliye'nin nezaret ve murakabesi tahtnda olmak kaydyla, cihet-i aske-

28 UBAT SREC riyenin itimadna mazhar olmu bir Bavekil ve Heyet-i Vkela deruhte eder. Madde 11- Hakiki mahiyet ve maksad milletin vahdet ve tamamiyetini ifsad etmekten ibaret olan hrriyet ve hukuk-u beer nam altnda icra edilmesi muhtemel her trl zndklk katiyyen memnudur. Ezcmle, mezheb-i akliyyun ve maddiyyun haricinde her trl itikat men olunmutur. Meslek-i serbestiyetin her trls merduttur. Madde 12- Talim ve terbiyenin her seviyesinde laiklik ve mezheb-i Kemaliye esaslar hkmferma olacaktr. Madde 13- Bata siyasi frka ve cemiyet nam altnda olmak zere her trl tefrikaclk ve fitne memnudur. Mamafih bu hkm, erbab- askeriyenin ve laiklik tarikati mensuplarnn Devletin ali menfaatlerini temin zmnnda faaliyet icra eylemelerine mani tekil etmez. Madde 14- Memleket idaresi merkeziyet esasna mstenittir. Adem-i merkeziyet ve muhtariyet kati surette uzak durulmas lazm gelen dalaletler cmlesindendir. Madde 15- Devlet memuriyetine intisap laiklik ve mezheb-i Kemaliye esaslarna iman artna merbuttur. Madde 16- Emniyet-i devlet ve hkmete muzr olan cmle ehas derhal ifna olunur. Bu vazifeyi ifa ile mkellef olmak zere kafi miktarda mehakim ihdas olunur. Madde 17- Laiklik ve mezheb-i Kemaliye esaslarnn kazai yoldan muhafaza ve mdafas zmnnda bir Esas Tekilat Mahkemesi ihdas olunmutur. Mahkemenin azalar ve bilhassa reisi bu esaslara itikad msellem olan zevat arasndan tayin olunur. 28 UBAT SREC Tek-tip insan ve totaliterizm* Hatrlanaca gibi, Cumhuriyetin onuncu kurulu yldnm mnasebetiyle yazlpsylenen malum marta, "on ylda onbe milyon gen yaratmak'la vnlyordu. O tarihte Trkiye'nin nfusunun aa-yukar onbe milyon olduunu hatrlarsanz, bunun ne kadar "gereki" bir vnme olduunu anlayabilirsiniz. Bugnlerde de, sekiz yllk zo-runlu-kesintisiz eitim mnasebetiyle, yksek-resmi tepelerde ve haki renkli mahfillerde "tek-tip insan" vgs yaplyor. Hatta i "vg" dzeyini am ve artk bir dayatma halini almtr. Bu yazda, bu kabil vnme ve dayatmalarn arkasndaki toplumsal-siyasal felsefe stnde durmak istiyorum. Tek-tip insan yetitirme hedefi btn toplumu belirli bir kalba sokmak ve bireyleri her bakmdan standartlatrmak isteyen bir anlayn doal sonucudur. Bu anlay ksaca tanmlamak gerekirse, bunun sosyo-politik modelinin ad totaliterizm, felsefesi pozitivizm, yntemi de "kurucu aklc(*) (nc, 31.7.1997) 128 28 UBAT SREC 1 lk"tr. Totaliterizm yanllar siyasi alan ayrcalkl bir sekin-h 1er zmresinin tekeline almakla yetinmezler, ayn zamanda S sivil toplumu da tmyle denetim altna almak isterler. Ba-H ka bir anlatmla, bu modelde siyasi alanda rekabete izin ve2 rilmedii gibi; piyasalar, kltr ve din gibi toplumsal alan-| 1ar da dzenlenmee ve denetlenmee allr. Bu, zgr-.& lk yerine bask ve zorlamann, hak yerine dev ve sorum-g luluun, hukuk devleti yerine "polis devleti"nin, oulculuk H yerine niformizmin ve demokrasi yerine de brokratik elit tahakkmnn geerli olmas demektir. Totaliter sistemlerin grnteki ideolojik referanslar farkl da olsa, ortak felsefeleri ayndr: pozitivizm. nk, totalci-lie en uygun felsefe pozitivist felsefedir. Pozitivist felsefe, en temelinde, hakikatin teklii ve bilinebilirlii nclne dayanr. Ayrca, pozitivizm, genellikle zannedildiinin aksine, her zaman din-kartl biiminde ortaya kmaz. Dinci pozitivizm de vardr ve bununla laik pozitivizm arasnda zde bir fark yoktur. kisi de topluma tek bir "doru"yu dayatmaya alr; birinde dini dogma egemendir, dierinde ise laik bir dogma... Bu demektir ki, "ideolojik devlet" btn totaliter sistemlerin zoanlu bir unsurudur. "deolojik devlet" belirli bir hayat tarzn egemen klmak istemesi nedeniyle, zgrlk, insan haklar ve hukuk devleti ideallerinin en byk dmandr. nk, bu ideallerin siyasal sistemin temel normlar olduu yerde "ideolojik devlet" yeeremez veya varln srdremez. zgrlk ve insan haklar baskclk, dayatmaclk ve tek-tipletirmeyle, hukuk devleti ise

keyfilik, ayrmclk ve imtiyazla badamaz. Oysa bunlar ideolojik devletin karakteristik vasflardr. deolojik devlet bireylerin zgrce kendilerini ifade etmelerine, birey ve gaip farkllamasna, devlete kar "insan haklar"nn ileri srlmesine izin vermez; bireyler ve gruplar arasnda inanlarna, dnya grlerine ve hayat tarzlarna gre ayrm yapar. deolojik devletin "doru"su eer dini ise dnyevi felsefe ve hayat tarzlarna, laik ise dini felse28 UBAT SREC 1 29 fe ve hayat tarzlarna hayat hakk tanmaz. Devletin ideolo- g jisini benimseyenleri byle olmayanlar karsnda kayrr, ^ onlar ayrcalkl hale getirir. Dolaysyla ideolojik bir devlet- I te en azndan iki snf vatanda vardr: birinci snf vatanda- z lar ve ikinci snf vatandalar (veya vatandalar ve tebaa). ^ Bundan baka, totaliterizmin yntemi hem yanl hem de tehlikeli olan "kumcu aklclk" veya Kartezyen rasyona| lizmdir. Kumcu aklcln yanl bir yntem olmas, toplun mun niteliine ilikin tehisinin yanl olmasndan kaynaklanr. Bu yanl anlaya gre, toplum denen ortak varlk biimi gnll bireysel ve gapsal etkinliklerin dolayl ve dolaysz sonularndan kendiliinden bir biimde oluan bir dzen deil, bilinli bir irade tarafndan belli bir amaca ynelik olarak tasarlanp rgtlenmi bir dzendir, bir kurgudur. Toplum akli bir kurgu olduuna gre de, onu her zaman kurgulamak, btn unsurlaryla yenibatan kurmak ve tanzim etmek mmkndr. Bu nedenle btn totaliteryen-ler, ama sadece onlar, toptanc sosyal mhendislikten yana-drlar. Kurucu aklclarn sivil toplumun zgrlkler ve haklar rejimi iinde iletecei dinamiklere, toplumun kendiliinden srelerine hi gvenleri yoktur. Devletin toplumsal srelerin kendiliinden ileyiinin eksik brakabilecei ortak ihtiyalar karlamak zere, sadece tamamlayc ve koordine-edici bir ilevle devreye girmesi onlara yetmez; onlarn derdi toplumun tmyle devlet tarafndan planlanp ynetilmesidir. Bundan dolaydr ki, toplumun akli yoldan inasndan yana olanlar "koordinasyon" ihtiyacndan deil, toplumu -gerek anlamnda"ynetmek"ten sz ederler. Birey ve gruplarn kendi amalarn belirleyip gerekletirmeye almalar onlar tatmin etmez, hem tek tek kii ve gmplara hem de btn bir topluma ama tayin etmee kalkrlar. Totaliteryenler ayn zamanda "devrimci"dirler, yani tehlikelidirler. Sadece siyasi deil, toplumsal alanda da devrimci olduklar iin, zgrlk kartlna olduu kadar, demokra130 28 UBAT SREC | si kartlna da mahkumdurlar. nk, topluma ilikin id-h dias ksmi ve mtevaz olan hi bir "devrimci" yoktur. iS imdi tekrar baa dnp dnn bakalm: Rejimin efendili leri ve onlarn yanamalar neden "tek-tip insan" vgs ya-z pyorlar acaba?... < P 28 UBAT SUREC Bir brifing de benden* t Bugnlerde popler olan "brifing" muhabbeti eskiden pek bilinir bir ey deildi. "Brifing" denen ey bir kurumun "i ii" saylr ve genellikle grev devirteslimlerinde veya ziyaretlerde sunulan ksa bir "bilgilendirme ve durum deerlendirmesi" mahiyetinde olurdu. Ama bugn bazlar "brifing" vermeyi bir saplant haline getirmi ve stelik bunu kendi kurumlarnn bir "i ii" olmaktan karp topluma gzda vermek zere tertiplenen aleni bir gsteriye dntrm bulunuyorlar. Sayn Hasan Celal Gzel de geenlerde kuruluuna nclk ettii "Demokrasi alma Grubu"nun yapt almalar esas alan bir brifing verdi, iyi de yapt (Rivayete gre, bu Grubun amac her trden batl alma grubunun panzehiri olmakm). imdi, bir brifing de ben vermek istiyorum. Geri ben bu ii eitli gazetelerde "demokrasi" nokta-i nazarndan son birka yldr yapyorum, ama neylersiniz ki cehalet ve banazl aydnlatmak iin akademik slup hi de uygun deil.

(*) {nc, 5/7.8.1997) 132 28 UBAT SREC g Bundan dolay bu sefer bu ii ak-seik bir dille, her bilgi dzeyindeki kii iin anlalr olacak ekilde yapmaya alq saam. o a Trkiye'de Demokrasi Perspektifi Hakknda Brifing '3 1. Tarihe: Trkiye'de demokrasi ynndeki ilk nemli admlar 19-Yzyl sonlarna doru anayasal monariye geiimizle birlikte atlmaya baland. zellikle 1908 sonrasnda canl bir fikir hayatna refakat eden oulcu bir siyasi tecrbe yaand; bu dnemde her siyasi eilim kendini serbest bir biimde ifade etme olanana kavutu. Bu sre iinde Osmanl sultanlar mutlak hkmdarlar olmaktan karak, parlamenter rejimin sembolik devlet bakanlar haline geldiler. zellikle 1908-1903 arasndaki Osmanl Trkiye'si demokratikleme bakmndan aa-yukar Batl benzerleriyle ayn konumdayd. Mamafih, ttihat Terakki Cemiyeti / Frkas 1913'ten itibaren bata muhalif siyasi partiler ve padiah olmak zere siyasi sistemin meru aktrlerini devre d brakt ve zamanla sistemi tek parti diktatrlne dntrd. Bylece demokratik sre kesintiye uram oldu. Bu kesinti 1919 sonlarnda yaplan seimlerle son buldu; Meclis-i Mebusan 1920'de almasn takiben Misak- Milli kararlarn ald. Bu meclis ngiliz basks yznden kapanmas zerine ayn yl Ankara'da tesis edilen TBMM. sayesinde demokratik sre devam etti. TBMM'nin ilk dneminde, iinde bulunulan olaanst artlara ramen, zellikle "kinci Grup"un sk denetimi sayesinde, sivil-demokratik ynetimlerden esasl bir sapma olmad. Ne var ki, Birinci Meclis'in 1923'te anayasaya aykr olarak erken seime gtrlmesi zerine yeniden tek-parti diktatrlnn n alm oldu. Nitekim, 1924-1930 dnemi sivil-grnml, ama otoriter -hatta totaliter- bir diktatrln konsolide edildii dnem olmutur. Bu dnemde sadece liberal siyasi muhalefet (Te28 UBAT SREC 133 rakkiperver Cumhuriyet Frkas) deil, ayn zamanda basn 3 ve btn siviltoplum oluumlar (dernekler, vakflar, cema- H at ve tarikatlar vb.) bastrld. Salanan bu "skunet" ortam | iinde CHP diktatrl 1945 ylna kadar lkeyi kasp-ka- g vurdu. g ikinci Dnya Sava sonrasndaki uluslararas ortam ve l- g kenin gvenlik sorunlar Trkiye'yi Batya (zellikle Ameri- z ka'ya) yaklamaya mecbur edince, muhalif partilerin Cumhuriyet dneminin ilk demokratik seimi olan 14 Mays 1950 seimleri Demokrat Parti'yi iktidara tad. Bylece otuz yldan sonra ilk defa halk siyasete mdahil olmaya balad. Ne var ki, rejimin efendileri (CHP ve onun sivil-as-ker mttefikleri) "halkn iktidar"n bir trl ilerine sindiremiyorlard. Nihayet I960 yl Cumhuriyet dneminin ilk demokrasi deneyimi kanl bir biimde sona erdiren darbeye tank oldu. Bir grup asker (cuntac) kinci Merutiyet dneminden sonra ilk defa dorudan doruya siyasete el koyuyordu. ttihat-Terakkiden beri cuntaclar demokrasiyi darbe-lemelerinin bahanesi olarak hep "irtica" adl hayali bir tehlikeyi gstermilerdi; Cumhuriyet dneminde buna "Atatrk ilke ve inklaplar"n ve "laiklik"! koruma amac da eklendi. Altm darbesi Trkiye'de cuntaclk heveslerini kkrtt; nitekim 1971 ve 1980 yllarnda bunun arkas geldi. On iki Eyll 1980 darbesi demokratik sreci yldan fazla bir sre yeniden kesintiye uratt. Bu darbenin rn olan 1982 anayasas parlamenter rt arkasna saklanm antiliberal ve antidemokratik bir rejim modeli ngryordu. deolojik ve askeri vesayete dayanan bu modelin temelleri aslnda 1961 anayasasyla atlmt. Bu modelin anahtar kurumlar Milli Gvenlik Kurulu, zerk Genelkurmay Bakanl, Anayasa Mahkemesi ve Devlet Gvenlik Mahkemeleri'dir. deolojisi laiki-brokratik Kemalizmdir. Bu anayasa snrl ve denetimli bir szde oulcu siyaset modeline dayanyor ve kontrol altnda bir sivil toplum ngryordu. Bununla beraber, zamanla (zellikle 1989'dan itibaren) toplum eitlenmeye, "kontrolden kmaya" ve kendisine daya1 34 28 UBAT SREC

g tlmak istenen modele kar sesini ykseltmeye balaynca, 1 rejimin bys bozuldu. Bir ara (1989-91) geri ekilir gibi S olan silahl kuvvetler bunun zerine n plana karak, MGK z ve DGM'ler araclyla siyasal sistemi ve partileri maniple a etmeye koyuldu. Askerler 1996 yaznda Refah-Yol hkme-. tinin kurulmas zerine iyici aktan oynamaya balad ve 28 ubat sonrasnda da inisiyatifi tamamen ellerine aldlar. Bu ortamda maniple edilen sadece devlet partileri deildi; medya ve ii-iveren kurulular bata olmak zere szde sivil toplum rgtleri ve "ulema-i rsum"da dayatmacla sahip kma gayretinde kolayca seferber edildi. Btn lke birdenbire Genelkurmay'n "irtica" brifinglerini solumaya balad. "rtica" alm ban yrmt, "devlet" elden gidiyordu!.. "Rejim"i kurtarmak iin Refah-Yol'un tez elden kovulmas gerekiyordu. Kovuldu da... 2. Bugnk Durum : u anda iktidarda silahl kuvvetlerin vesayeti altnda bir hkmet bulunmaktadr. lkenin kaderi parlamento ve hkmetin deil, MGK araclyla ordunun elindedir. Hkmetin fiili program aslnda esaslarn MGK'nm kararlatrm olduu bir programdr. Hkmetin kk ortaklarndan DSP'nin ve onu dardan destekleyen CHP'nin bu programla herhangi bir sorunu yoktur; esasen bu program sz konusu partilerin siyasi geleneinin mantki bir uzantsdr. Hkmetin byk orta grnen ANAP'n ise bu programla hibir kan ve soy ba yoktur; nitekim Babakan Ylmaz bu program "bask altnda" uygulamak zorunda kaldn itiraf etmitir. Bu nedenle ANAP bugn MGK adna "ig-ren" mevkiindedir. Dolaysyla cari hkmet program aslnda Trk toplumu iindeki son derece kk bir aznln nceliklerini yanstmaktadr, demokratik srecin ilemesi halinde byle bir programn yrrle konmas ihtimali yoktur. Ne var ki, devleti sermaye gruplar ve onlarn medya uzantlar bu hkmetin propaganda hizmetlerini yrt28 UBAT SUREC 135 mekte ve yukarda iaret edilen "sivil" toplum rgtleri sivil 3 taleplerin bastrlmasnda rejimin efendileriyle ibirlii ha- | linde bulunmaktadrlar. | te yandan, sadece hkmetten "sopayla kovulan" Refah g Partisi ve Doa Yol Partisi deil, onlarla birlikte btn de- | mokratik g unsurlar ve genel olarak halk ise bugnk S rejimin paryalar durumunda bulunuyorlar. Rejimin efendileri, byk medyann da destei ile, RP'yi Anayasa Mahkemesi eliyle bertaraf etmeyi tasarlamaktadr. Bu arada, milyonlarca dindar vatanda hergn eitli vesilelerle -medyann da gnll-hararetli desteiyle - aalanmakta ve "gdlecek sr" derekesine indirilmeye, bu tutumu eletiren liberal-demokrat aydnlar, "gerici" veya "gericilerin ibirlikisi" yaftalar taklarak susturulmaya allmaktadrlar. Bugn resmen itibarda ve iktidarda olan adlk ve gericilik, Baas diktatrlk hezeyanlar, utanmazca bir sahtekarlkla, "ilericilik" olarak yutturulmaya allmaktadr. Btn lkeye laiki tek-tip insan modeli dayatlmak istenmekte, ngrlen ablona uymayan her trl oluum ve kuruluun adm adm defteri drlmektedir. Medya devletin halk niin yeterince dvmediinden ikayet etmekte ve imdiye kadar sadece kendi ideolojik saplantlarna tutulmu olanlar iin zgrlk ve insan hakk istedikleri artk ayan-bayan ortaya kan nemlice bir solcu taifesinin ikiyzll tiksinti vermektedir. 3- Demokrasinin nndeki Engeller: Bugn itibariyle, Trkiye'de demokrasinin kurulup yerlemesinin nndeki balca engeller unlardr: (1) MGK'syla, zerk Genelkurmay'yla, DGM'leriyle ve ideolojik devletiyle birlikte, 1982 Anayasasnn kendisi, (2) Silahl kuvvetlerin kendi grevini demokratik rejimlerdeki olaan biimiyle alglamayp, kendini rejimin patronu olarak grmesi, (3) Bata CHP, DSP, ANAP ve DTP olmak zere bilumum devleti partiler, (4) Sayn cumhurbakan, (5) Sayn Anayasa mah136 28 UBAT SREC g kemesi bakan, (6) nklap kanunlar ve 12 Eyll sonrasn-g da askeri cunta tarafndan karlan temel kanunlar, (7) Doruyu yanl, yanl doru olarak gstermekten dolay z yzleri kzarmayan, bata Doan ve Din Bilgin gruplarna 2 ait olanlar olmak zere, medya kumlulan, (8)

Dalkavuk ve & cahil takmndan niversite hocalar, genel olarak "solcuile-rici" aydnlar ve cmle Kemalistler, (9) Yediden yetmie herkesi sinsice artlandrma bakmndan son derece "baarl" olan totaliter eitim sistemi ve yaygn resmi propaganda a, (10) Dayatmac glerin toplum iindeki "beinci kol"lan gibi almakla, utanmazlk ve ikiyzllkleri "diz-boyu" hale gelmi olan baz szde sivil-toplum rgtleri. 4. Sonu: Trkiye'de hukuk devleti ve insan haklarna dayal, zgr-lk-oulcu bir demokrasinin tesisi yolunda yukarda 10 madde halinde saylan kii ve gruplardan hibir olumlu katk beklenemeyecei aktr. Trkiye'nin demokrasi ans sadece sivil giriimde, yurtta iradesinde yatmaktadr. Bu durumda, Trkiye'de demokrasinin tavsiyeye deer tek yolu, halihazrda lkede yaanan resmi ikiyzllk, utanmazlk, hak tanmazlk, kstahlk ve dayatmacl, gerek sivil-toplum rgtleri ve bu irkinlie bulamam siyasi partiler araclyla ve btn nezih basn-yaym platformlarndan yararlanarak srarla deifre etmek; ve ayrca resmi kanaldan veya denekli medya araclyla d dnyaya Trkiye hakknda aktarlan geree-aykr imaj tashih etmek zere, Trkiye'deki gerek durum ve rejimin iyz hakknda dnyaya doru bilgiler ulatrmaktr. Trkiye'nin, millete meydan okuyan, iki-yzl ve haddini bilmez taifesinin "kurtarlm blge"si olmadn; nihayetinde Trkiye'nin kaderini kaba gcn deil, hakkn ve meruluun tayin edeceini dnya-aleme gstermek, kantlamak zoandayz. Bata aremiz yoktur. Bugn Trkiye'nin demokrasi iin bir "Milli Mcadelece ihtiyac vardr. 28 UBAT SREC 137 Trkiye'nin demokrasi iin ans var m?* % Toplum olarak bugnlerde iinde bulunduumuz ktmser artlarda "Trkiye'nin demokrasi ans"n konumak insana neredeyse bir fantezi gibi geliyor. yle ya, lkemizin kaderine ilikin olarak son aylarda yaadmz trajik gelimeler bambaka bir dnyay iaret ederken, "demokrasi"den bahis amak bir fantezi deil midir? Halkn kendi kaderine hakim olamad, hakim olmak ne kelime, byle bir iddiada bulunmann rejimin efendilerince "haddini bilmezlik" saylp "gereinin yapld" bir ortamda demokrasiden sz etmenin ne anlam var? Resmi Trkiye'nin "halksz demokra-si"den yana olduunun bir kere daha teyit edildii, kaba gcn "hak"ka eit tutulduu, "vatanda" kavramndan "tebaa" kavramna rcu edilmek istendii, vatanda topluluklarnn "gruh", "it srs" veya terbiye edilmesi gereken hayvanlar olarak grld bugnlerde demokrasiden sz etmek akl kar mdr?... Evet. Btn bu mit krc gelimelere ramen, evet. Kaba kuvvetin basksna boyun emeden, her eye ramen demokrasiyi konumalyz. Konumak zorundayz. Baka bir z z D m O z (*) {Yeni afak, 7.8.1997) 138 28 UBAT SREC S seeneimiz yok nk. Bu, kii olarak kendimize saygnn, $ insan ve vatanda olarak onurumuzu korumann, bize bii-| len "gdlecek sr" roln elimizin tersiyle ittiimizi gs-g termenin tek yoludur. Bu, ayrca, bugnk sindirme politi-~ kasnn moral-bozucu etkisiyle, uygar, bar ve adil bir toplum oluturma idealinden vazgemediimizi; etekleri- mizden ekitiren, demokrasi abamza musallat olan da-a yatmaclar taifesinin bize insanca var-kalma mcadelemizi g unutturmadn, unutturamayacan gstermenin de tek yoludur. ,g Ne var ki, hala demokrasi iin bir ansmzn var olduundan sz edebilmek iin, vatandalar olarak olup-bitenlerden ders almak ve kendimize "ekidzen" vermek zorundayz. Bilmeliyiz ki, demokrasi kendiliinden bize gelmez; bunun iin inan, gven ve gayret gerek. Demokrasiyi tesis ve idame konusunda zaaf gstermek, son aylarda yaadklarmzn aka gsterdii gibi, onun dmanlarna frsat vermek demektir. Korkaklk hi bir eyin zm

deildir. Aksine ekingenlik ve korkaklk demokrasi dmanlarna cesaret vermekte, onlar alabildiine kstahlatrmaktadr. Keza, artk Trkiye'de her kesimden insan renmi olmal ki, dnya grmz ve hayat tarzmz ne olursa olsun, hukuk devleti ve insan haklarna dayanan demokrasi hepimizin ortak varolu zeminidir. Ancak byle bir demokrasi iinde farkllklarmz koruyarak, bar bir biimde bir-arada var olabiliriz. Bundan dolay, herkesin farkl varolu tarzlarna saygy, en azndan onlar hogrmeyi iine sindirmesi, ahlaki bir bor olmann tesinde, ortak varoluumuzu gvence altna almann da pratik gereklerinden biridir. Yine renmi olmalyz ki, zgrlk ve demokrasiyi savunmada tutarszlk gstermek, demokrasiyi sadece "kendimiz" iin istemek adil bir toplum idealimizin gereklemesinin nnde bir engel olduu kadar, ayn zamanda demokrasinin "mezar kazclar" karsnda da bir zaaf iaretidir. Hi deilse bu nedenle, sadece kendimiz iin deil, herkes iin 28 UBAT SREC demokrasi istemeliyiz. Aksi halde iddiamzn inandrcl kalmayaca gibi, sahip olduklarmz da kaybetme tehlikesiyle kar karya kalrz. Trkiye'de yrtlecek bir demokrasi mcadelesinde bu gerein gzard edilmesi, "mutlu gelecek" midimize vuraca darbe nedeniyle, byk bir ansszlk olur. Demokrasi iin doru ilkelerle mcadele etmeliyiz; ilkeli mcadelenin er-ge hedefine ulatn ise tarih gstermitir. Trkiye'de bugn iktidar halkn elinde deildir. Bu noktaya nasl ve niin geldiimiz ise aa-be yukar bellidir. yleyse, felsefi ve ahlaki inanlarmz, dnya grlerimiz ne olursa olsun, Trkiye iin demokrasiden baka bir insanca var-kalma yolu bulunmadna inananlarn artk dnmesi gereken, bu badireyi nasl atlatacamz, demokrasinin yolunu nasl aacamzdr. Benim kanaatimce, nmzde konumak, sesimizi ykseltmek ve demokrasiyi daha fazla talep etmekten baka makul bir yol yoktur. Bugn Trkiye'nin kaderine hkmedenler, bata d dnyann gznde doacak imaj gze alabilecek durumda olmadklarndan dolay, demokrasi mcadelesini daha "incelikli" ve "gz-bo-yama"ya dayal yollarla bastrma hesab iinde grnyorlar. Bu nedenle vatandalarn "konuma"sma, "sesini yk-seltme"sine, "talep etme"sine kar tmyle kaba iddete bavurabilecek durumda deildirler. Bu ise bize, hala sivil zgrlklerimizi bir lde kullanma ans vermektedir. Bundan baka, bugn bask ve dayatmacla kar yrtmek zomnda olduumuz mcadelenin ana hatlaryla bir demokrasi programna da sahip olmas gerekmektedir. Bu programn asgari hedefi, Trkiye'de insan haklar ve hukuk devletine dayanan ve temel siyasi kararlarn, hukuki ve siyasi eitlii kesin olarak temin edilmi vatandalar -veya onlarn temsilcileri- tarafndan alnabildii bir sosyo-politik dzenin tesisi olmaldr. Bunun iin, cari siyasi sistemin (nam- dier, "rejim"in) btn ideolojik, anayasal ve brokratik dayanaklarn ilke olarak reddeden yeni bir "demokrasi 140 28 UBAT SREC s program"nda bulumak zorundayz. Bunun, vatandalara $ belli bir dnya gr ve hayat tarzn dayatmayan (ideolo jisiz), "devlete-tapnma"c ve "birlik-btnlk" sylemden z kesinlikle uzak duran, tersine sivil toplumdan hareket eden Z ve onun oulcu yapsna saygl olan, ve nihayet gerek bir | "kumcu meclis" tarafndan yaplacak zgrlk ve ouls cu bir anayasaya dayanan bir program olmasn neriyoQ rum. z z Sonu olarak, Trkiye toplumu demokrasi ansn henz tfe myle yitirmi deildir. Ama bu ansn gerekleebilmesi bi-o zim onu gerekten istememize ve bu yolda aba gstermemize baldr. 28 UBAT SREC 14i Olaanst hal kalkyormu * Gazete ve televizyonlara yansdna gre, Gneydouda uzun yllardr uygulanan "olaanst hal" rejimi nihayet kaldrlyormu. lk bakta sevindirici bir haber. yle ya, "olaanst hal"in kalkmas demek, yasaklar ve tahditler rejiminden zgrlklerin geri geldii bir "hukuk rejimi"ne gemek demek... Ne var ki, "kazn aya hi de yle deil!" Nitekim, bu ite bir terslik var gibi grnyor. Her eyden nce, ulusal siyasete gizli bir emir-komuta zincirinin

hakim olduu bir dnemde, blgesel dzeyde de olsa haklar ve zgrlkler dzeninde bir iyiletirme yaplmas mantken ihtimal ddr. Btn lkede dayatmaclk ve tek-tipletirme hkmferma iken, neden bir blgede aksi ynde bir giriimde bulunulsun ki?...yleyse, grnteki "iyiletir-me"nin gerek mahiyeti baka olmal. Bir kere, bugn Trkiye'de olduu gibi, btn lkede fiilen bir olaanst hal rejimine geilmise, belli bir blgede buo o > z c n (*) (nc, 20.8.1997) 142 28 UBAT SREC I na ilaveten zel bir dzenleme yaplmasna ihtiya yoktur. g Dolaysyla, Gneydou Anadolu blgesindeki resmi olaa-3 nst hali kaldrmak ne devlet asndan bir kayptr, ne de ~, oradaki vatandalar iin bir iyiletirme getirecektir. stelik, x bu durum lkenin genel grnts bakmndan da daha | avantajldr. nk, Refah-Yol hkmetinin adeta sopayla < kovulmasndan sonra artk lke apnda geerli hale gelen S fiili olaanst rejim parlamenter grnt arkasna saklanmtr. Bu grntnn arkasndaki gerei -yani, halihazrdaki rejimin i yzn- dardan (Avrupa'dan, Amerika'dan) bakanlar kolayca gremeyebilirler (Geri, Bat basnndan anladmza gre, oralarda da bunu "yutmayan"lar epeyce fazla, ama olsun, bizimkiler yle olduunu sanyorlar). Grnte, seilmi parlamentosu ve parlamentonun desteine sahip hkmetiyle anayasal dzen yrrlktedir. Kald ki, 28 ubat sonrasnda devreye giren dayatmalar olmasa bile, yrrlkteki anayasann kendisi genel olarak haklar ve zgrlkler dzeni bakmndan zaten "sk" bir rejim ngrmektedir. Baka bir anlatmla, adna "olaanst hal" veya "skynetim" demeden de bu nitelikte bir rejimi sadece bir blgede deil btn lkede fiilen yrrle koymak anayasal olarak mmkndr. stelik, daha nce l daresi Kanunu'nda reform ad altnda yaplm olan deiiklikler byle bir uygulamay -yani, olaanstl olaanlatr-may- kolaylatrcdr. nmzdeki dnemde bu trden baka yasal ve/veya idari dzenlemelerin yaplmas da uzak bir ihtimal deildir. Peki yleyse, blgesel olaanst hali kaldrr gibi yapp gerekte onu genelletirme hazrl iinde olan "Devlet ulular" neden bu dolambal yola bavurmay tercih etmektedirler acaba? Baka bir ekilde sorarsak: Ayn uygulama fiilen devam edecek olduktan sonra, blgesel olaanst hali resmen kaldrmaya ne gerek var?... Galiba bu sorunun cevab da d dnyaya verilmek istenen imajla ilgili. Yani, 28 UBAT SREC Devlet ulular akllarna koymular bir kere, Batllar kandracaklar... Yaplacak yasal ve idari dzenlemelerle, yani vitrini dzeltmek suretiyle Bat dnyasnn gz boyanmak isteniyor. Onlara, btn lkede olaan rejime geildii, demokrasinin iledii masal anlatlacak, anlatlyor. Nitekim, basn affna ilikin bilinen yasann karlm olmas da bu hesabn bir parasdr. Batllara denmek isteniyor ki: Trkiye "fundamentalizm" (nam- dier, "irtica") tehlikesini demokrasi iinde kalarak (!) bertaraf etmekle kalmad, Gneydou'daki olaanst hali de kaldrd, baz fikir "sulula-r"n hapisten kard, belki bu dorultuda baka eyler de yapacaktr. Btn bunlar resmi Trkiye'nin demokrasi konusundaki samimiyetini gstermektedir. Mamafih, ben bu konuda devletlularmz kadar "iyimser" deilim. Bana yle geliyor ki, Batllar aptal yerine koyma hesabn tutturamayacaklar, nitekim bunun baz iaretleri de ortaya kmaya balad. Daha da nemlisi, bu tr "d-men"lerle vatanda ounluunu kandrmann ok zayf bir ihtimal olmas... Halk bunun bir kandrmaca olduunu rahatlkla grebilecek durumdadr ve zaten ok saygya-deer demokratik tepkiler gstermesinden de bunu anlamak mmkndr. Devletlularn yapt bir "kandrmaca"dr; nk Trkiye'de ne bir "fundamentalizm" veya "irtica" tehlikesi vard (hala da yoktur), ne de Refah-Yol hkmetinin ko-vulmasyla sonulanan 28 ubat sonras sre sivil-demok-ratik bir sretir. Bertaraf edilmi olan, aslnda, demokrasi ve sivil ynetim mididir.

Milli Gvenlik Kurulu programn uygulamakta ayak sryen eski hkmetin grevden drlmesi ve baz oportnist politikaclara hkmetin ltfedilmesiyle balayan sre bugn tam da tasarlanm olduu gibi ilemektedir. Bu dnem, gelecekte, btn Trkiye'de tek sesi hakim klmaya, farkllklar yok etmeye ve btn toplumu tek-tipletirmeye ynelik cebri faaliyetlerin cari olduu bir dnem olarak ha144 28 UBAT SREC i trlanacaktr. Gen beyinlerin artlandrlma ve adeta "hayg van terbiyesi"ne tabi tutulma sresinin yl daha uzatlm S olmas da bu srecin amacna uygundur. Kimbilir daha ne_, 1er greceiz... x Szn z u ki, ben bu "olaanst hali kaldrma" masaK lna inanmyorum. 28 UBAT SREC 145 Nereden nereye* Trk siyasetinin son drt-be yl hepimiz iin son derece retici tecrbeler ieriyor. Bunlar arasnda zellikle zikre-deer olanlardan biri, siyasi liderliin nemiyle ilgilidir. Gerekten de, Turgut zal'n 1993'te vefatndan buyana Trkiye'de olup-bitenler, siyasi liderliin neredeyse hukuki-kurumsal dzenlemeler kadar nemli olduunu bize gstermektedir. O tarihten buyana Trk siyasetinin brnd nitelii tek bana bir liderin yokluuyla aklamak elbette yanl olur. Ama u da bir gerek ki, bugn iine srklenmi olduumuz siyasi amazda merhum zal gibi bir liderin yokluunun dikkate-deer bir rol vardr. Bunu, drt-be yl nce Trkiye'nin dnce ve siyaset hayatnda tartlmakta olan soanlarla bugnkler arasnda bir karlatrma yapmak bize rahatlkla gsterebilir. Siyasetin ve medyann gndemine biraz mesafeli bakabilen bir gz bu gerein farkna varmakta hi de zorluk ekmez. (') (nc, 29.8.1997) 28 UBAT SREC zal'n cumhurbakanlnn son dneminde neleri tarttmz bir hatrlaynz... O gnlerde dergi ve gazetelerde Trk siyasetinin nn aacak cesur fikir ve nerileri -resmi ideolojiyi, devleti tabular, sivilleme ve demokratiklemeyi, fikir zgrlnn ileri ufuklarn, piyasa ekonomisini, Krt sorununda demokratik almlar (hatta federalizmi), oulculuu, kimlikleri, Trkiye'nin bir blge gc olmas ihtimalini vs.- tartyorduk. Bunlar statkoyu sarsmaya, cari siyasi sistemin ufkunu amaya, Trkiye'yi her konuda evrensel standartlarla buluturmaya ynelik almlard. Daha da ilgin olan, btn bu tartmalarn cumhurbakan zal'n at yolda, onun himayesi ve teviki altnda yaplmasyd. Onun bu yzden nice terbiyesizce ve seviyesiz satamaya maruz kaldn her halde hatrlyorsunuzdur. Mamafih zal kendi kariyerini riske etme pahasna, lkenin dnen kafalarna resmi sansrden masun bir zgr tartma alan amay baarmt. Trk siyasetinde zal'dan baka dnen, lkenin uzun vadeli sorunlaryla ilgili olarak neri paketleri oluturmaya alan, Trkiye'nin "dmenini tutan" baka adam neredeyse yoktu. Siyasetiler adeta btn ileri ona havale etmilerdi; onlarn dnmesine ve projeler gelitirmesine ihtiya yoktu, nk naslsa zal vard. Cumhurbakan zal adeta tek bana btn dier siyasi aktrlerin yaratt boluu doldurmaya, sistemi ilevselletirmeye alyordu. Buna karlk, bata Sleyman Demirel olmak zere dier politikaclar kendi grevlerini yapmak yle dursun, aksine srekli olarak ona sorun kartmakla, onun nn tkamakla meguldler. Bu ar ykn ve engellemelerin altnda bunalan zal'n zaman zaman hata yapm olmas hi de artc deildir. Ama bu durum onun abasnn deerini kk grmemizi gerektirmez. nk, alan hata da yapar; hata yapmak aktif olanlara, i yapanlara mahsustur, atl duranlarn hata yapma ihtimali yoktur. 28 UBAT SREC 147 Bir de bugne baknz... Bugnn Trkiye'si braknz z5 grlkdemokratik ynde sistemin ufkunu aacak neriS leri konumay, demokrasinin alfabesinden bile uzaktadr. z Trkiye yeniden "genel oy" ve

siyasal katlm ilkelerinin biS le meruluunun sorguland bir dneme geri dnmtr. adalk ve Atatrklk ad altnda siyasi irtica btn lkeye egemen klnmaya allmaktadr. Cari sistemin efendileri ve cmle devlet ululan nasl olur da "kitabna uydurup" bir "halksz demokrasi" kurarz aray iine girmi bulunuyorlar. Bu yzden bugnn "ada" Trkiye'sinde resmen revata olan zgrlk, insan haklan, hukuk devleti, sivil toplum ve demokrasi gibi evrensel deer ve idealler deil; tam aksine bask, cebir, zulm, resmi ideoloji dayatmas, devletin kutsanmas, yurtta iradesinin reddi anlamna gelen dnce ve politikalardr. Bugn birok namuslu bilim ve fikir adamnda, devletin ehliletirilmesi ve demokratikletirilmesi ynnde neriler ortaya atmak yle dursun, doruyu sylerken "nasl yaparm da savclarn hmna uramam" kaygs hakimdir. Gerekten de bugnn Trkiye'sinde doruyu sylemek tam bir cesaret ii haline gelmitir. Bu, sadece kovuturmaya urama riskini stlenmek anlamnda bir cesaret deildir; ayn zamanda "medeni" bir cesarettir. nk, bir akademisyen iin bile, bugnk baskc uygulamalara ve "demokrasi" ad altnda yrtlen sahtekarla kar kmak, sadece savclarn kouturma tehdidini gze almak demek deildir. Eer byle yapma drstln gsterirseniz, karnzda hemen size "gerici" yaftasn yaptrmaya hazr, eski-moda adalk duygular kabarm meslektalarnz bulursunuz. "Bilim adam" olarak geindii eyrek yzyllk hayat devresinde zikre-deer hibir bilimsel yayna imza atamam olanlarn, tutarl demokrat tutumu "dincilere alet olma" biiminde yaftalayacak kadar kendilerini akll sandklar bir ortamdr buras. Bu nedenle, szde entelektel ve akade148 28 UBAT SREC mik muhitlerde bile terrize edilmeyi gze almadan doru-z lan syleyemezsiniz. Bugn Trk niversitelerinde banaz-g lk ve kara cehalet her zamankinden daha fazla hkmfer-H madr ve bu mutabasbs, kara cahil takmnn gznde liberal-demokrat olmak "gerici" olmakla ayn eydir. Trkiye'nin nereden nereye geldii belli olmuyor mu?... 28 UBAT SREC 149 S. I Bir takipsizlik j kararnn % dndrdkleri* | s z a isi O z D Dikkatli okuyucularmz hatrlayacaktr; 13.7.1997 tarihli "Su Duyurusu" balkl yazmda eski ileri Bakan Meral Akener ve Emniyet stihbarat Daire Bakan Yardmcs Hanefi Avc'nn aklamalarndan hareketle anayasal dzeni "tayir, tebdil ve ilgaya cebren teebbs" eden malum zevat hakknda su duyurusunda bulunmu ve yazy yle bitirmitim: "Grelim bakalm, Cumhuriyetin savclar Mslm Gndz, Bekir Yldz, Ali Kalkanc ve Refah Partisi hakknda dava aarkenki kahramanca tutumlarn bu olayda da gsterebilecekler mi?..." Cevab merak eden okuyucularma hemen haber vereyim: Gsteremediler. Cumhuriyetin anl-anl savclar darbeciler hakknda kamu davas ama cesaretini gsteremediler. Dava amak yle dursun, darbecileri tehir ve tel'in eden Yeniden Dou Partisi Genel Bakan sayn Hasan Celal G-zel'i, hepimizin bildii gibi, tutuklayp nezarete attlar. Sayn Meral Akener ile darbe giriimini istihbar eden eski EmniI (*) (nc, 2/4.9.1997) 150 28 UBAT SREC g yet stihbarat Dairesi Bakan sayn Blent Orakolu hak- knda da uyduruk davalar atlar. Yani, su zanllar serbest-o e ve pervaszca ortalkta arz- endam ederken, zanllar ha-

0 ber veren masum kiiler sorumlu yurttalar olarak davran-q dklar iin -dllendirilmek yerine- cezalandrlm oldu1 1ar!... < Bu konudaki yeni bir gelime de "Halkn Saduyusu"nun S cesur szcs sayn Ali Saral'n ayn konuda Ankara Devlet 3 Gvenlik Mahkemesi Basavclna Deniz Kuvvetleri (eski) g Komutan Gven Erkaya ve "Bat alma Grubu" hakknda i yapm olduu su duyulusuna kar "takipsizlik karar" ve-S rilmi olmasdr. Ad geen Basavclk 25.7.1997 gn ve 1997/69 sayl kararnda "ihbarla ilgili olarak kamu davas almasn gerektirecek surette hibir surette ciddi delil ve emare olmadndan... kamu adna takibata mahal bulunmadna hkmetmitir. Bu takipsizlik kararna yle bir gz atlmas bile, onun hukukla pek ilgili olmadn, hibir aratrma ve incelemeye dayanmayan ezbere bir karar olduunu gsterecektir. Bu kararn dayandrld varsaymlarn hemen hemen hepsi hukuken yanltr. Bunun neden byle olduunu anlayabilmek iin, nce konuyla ilgili baz anayasal ve yasal verileri gzden geirmek gerekiyor. 1. Trk silahl kuvvetleri Anayasaya gre (m. 117/2 ) "yurt savunmasna hazrlanmakla grevlidir. "Yurt savunmas" ise, sokaktaki vatandalarn bile bildii gibi, yabanc devletlerin fiili veya potansiyel saldrlarna kar szkonusu olabilir. "Yurd"un -sayn savcnn zmnen kabul ettii gibi-"yurttalar"a kar savunulmasndan hi bir anlamda bahsedilemez. lke iine (vatandalara) dnk olarak "yurt savunmasndan bahsetmek, sayn Cumhurbakanmzn mehur ve maruf deyimiyle, "abesle itigal"dir. lke iinde ancak asayiin ve kamu dzeninin salanmas szkonusu olabilir. Bu grevin ise silahl kuvvetlere deil, emniyet tekilatna ait olduu uzmanlk gerektirmeyecek kadar basit bir 28 UBAT SUREC 151 bilgidir. phesiz, bu greve, amacyla snrl olarak istihba rat toplamak da dahildir. Geri istisnai olarak i gvenliin salanmas ve kamu dS. zeninin tesisinde silahl kuvvetlere ihtiya duyulabilir. AnU cak, Anayasaya gre, byle bir ihtiyacn var olup olmad5 na siyasi otorite karar verir; silahl kuvvetler brokrasisi bu | ite kendiliinden inisiyatif alamaz. Nitekim, silahl kuvvetg lerin i gvenlikte kullanlmasnn hukuki rejimi Anayae sa'nn olaanst hal ve skynetimle ilgili 119., 120., 121. z ve 122. maddeleri ile Olaanst Hal ve Skynetim kag: nunlarnda ayrntl olarak gsterilmitir. Bu dzenlemeden, e silahl kuvvetlerin kendisine zel olarak grev verilmedike g sivil idari alana karabileceine ve hele olaan rejimin geerli olduu blgeleri de kapsayacak ekilde lkenin tmne amil istihbari faaliyet yapabileceine dair bir sonu kesinlikle karlamaz. Silahl kuvvetlerin, Anayasayla gvence altna alnm kii zgrl ve gvenlii ile yazmalarn dokunulmazlna aka aykr bu tr faaliyetlere girimesi yetkisi, bazlarnn iddia ettikleri gibi, TSK Hizmet Kanunu'na da dayandrlamaz. nk, bu Kanunla silahl kuvvetlere verilmi olan "Trkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama" grevi Anayasann ilgili maddesinde derpi edilmi olan "yurt savunma-s"nn baka bir anlatmndan ibarettir. Kald ki, ayn Ka-nun'da silahl kuvvetlerin asl grevinin "sava sanatn retmek ve renmek" olduu aka belirtilmitir. Bu demektir ki, silahl kuvvetlerin ne politik kararlar oluturmaya almas, ne de vatandalar ve siyasi partiler arasnda taraf olmas anayasaya uygundur; anayasal bakmdan esas olan, silahl kuvvetlerin kendi klas iinde kalarak teknik grevinde uzmanlamasdr. 2. Yine Anayasaya gre (m. 117/2) silahl kuvvetler "yurdu savunmak" grevini bamsz bir ekilde ve kendi takdirine gre deil, tam aksine TBMM'ye kar sorumlu olan Bakanlar Kurulu'na bal olarak yerine getirmek zorundadr. Nite152 28 UBAT SREC | kim, Genelkurmay Bakan grev ve yetkilerinden dolay :g Babakana kar sorumludur (m. 117/4). Esasen "demokra-o si" olduunu iddia eden bir rejimde bunun aksi dnle-o mez.

3- Bu hukuki durum karsnda, baz asker memurlarn -rt-| beleri ne olursa olsun- kendi grevleri dna karak cum-| hurbakan, bakanlar kurulu ve parlamentonun anayasal S grevlerini sahiplenmesi, anayasal dzeni deitirme girii-a minden baka bir ey deildir. Ayrca, ordu iindeki baz g unsurlar bu giriimde bulunma cesaretini ordunun lke < iindeki en byk ve dzenli "silahl kuvvet" olmasndan S aldklarna gre, Trk Ceza Kanunu'nun ilgili maddesinde tarif olunan suun "cebir" unsuru da gereklemi olmaktadr. nk, szkonusu unsurlarn eer silahlar olmasayd anayasal grev snrlarn amaya tevessl etmeleri mmkn olmazd. 4. Ayrca, silahl kuvvetler iinde yasal dayana olmayan bir grubun btn vatandalar, sivil kurum ve kumlular "filemesi" apak bir kanunsuzluk tekil etmektedir. nk, esasen kim yapm olursa olsun, bu eylemin kendisi vatandalarn anayasal zgrlklerine ak bir tecavz tekil ettikten baka, silahl kuvvetler bu tr eylemleri yapmaya yetkili de deildir. Silahl kuvvetler ancak askeri amalarla ve yurt savunmasna katkda bulunmak zere "istihbarat" yapabilir; bu ise ancak sava durumunda veya skynetim ilan edilen blgede ve skynetimin amacyla snrl olarak yaplabilir. Bu istisnai durum dnda, istihbarat toplama grevi genel olarak sivil makamlara aittir. Nitekim sayn Savc da takipsizlik kararnda, "Devlet adna istihbarat grevinin MT'e ait olduu(nu), polisin devlet iinde istihbarat yapmasnn darbe kadar kanun d olduu"nu sylemek suretiyle, dolayl olarak Bat alma Grubunun da kanun d olduunu teyit etmektedir 5. Bu duruma gre, sayn Savcnn Gven Erkaya ve "Bat alma Grubu" hakkndaki "takipsizlik" kararnn gereke28 UBAT SREC si birok bakmdan yanl ve hukuka aykrdr. Bu aykrlklar daha spesifik olarak u ekilde sralayabiliriz: a) Kararda "Bat alma Grubu(nun) Milli Gvenlik Kuru-lu'nun 28 ubat kararlaryla irticai faaliyetler hakknda almalar yapmak zere kurulduu (ve) Trk Silahl Kuvvetlerinin i hizmet kanunu hkmleri istikametinde laik ve demokratik Trkiye Cumhuriyetinin temel esaslarn korumak ve kollamak zere vazife ifa ettii..." belirtilmektedir. Bu ifadede iice gemi iki hukuki hata bulunmaktadr. Birinci yanl, Milli Gvenlik Kurulu'nun bir "karar"in yasayla verilmemi bir yetkinin dayana olabileceinin sanlmasdr. Her eyden nce, MGK anayasal olarak icrai kararlar almaya yetkili bir organ olmayp, grevi Bakanlar Kurulu'na gr bildirmekten ibarettir. Esasen, idare hukuku kurallar asndan, icrai-idari karar almaya yetkili bir makam bile yasayla verilmemi bir yetki ihdas edemez. kinci olarak, "anayasann stnl" ilkesi nedeniyle, TSK'nn yasal ( Hizmet Kanunu'ndaki) grev tanm anayasal grev tanmna aykr olamaz. Takipsizlik kararndaki yasal grev tanmnn yanl olduu ise yukardaki aklamalarmzdan anlalmaktadr. b) Yine kararda "silahl kuvvetlerin... Cumhuriyetimizin yegane koruyucusu olduu, bu hususun Trkiye Cumhuriyetinin kurulu tarihinden bu yana Silahl Kuvvetler ve en yksek komuta organ olan Genel Kurmay Bakanlnca kesintisiz ve dnsz takip olduu..." ileri srlmektedir. Bir kere, silahl kuvvetlerin Cumhuriyetimizin "yegane" koruyucusu olmas sadece yurt savunmas bakmndandr; onun dnda kalan -Cumhuriyetin nitelikleri gibi- hususlarn vatandalara kar korunmas hi bir ekilde szkonusu olamaz. nk, bir demokraside devletin nasl olmas gerektiini belirleme yetkisine (egemenlie) sahip olan zaten yurttalarn kendisidir, onlarn oluturduu millettir. Eer devlet vatandalarn ise ve vatandalar iin ise, kimi kimden koruyacaksnz?... te yandan, bir kurumun kendi grevini 154 28 UBAT SREC alglama biimi eer yanlsa, bu yanln onyllar boyunca ;g srmekte olmas onu doru ve meru yapmaz. Genelkur-o may bu kuraln bir istisnas deildir. o c) Takipsizlik kararnda, bir hukuk uygulaycs iin talihsiz-:g lik tekil eden yle bir ifadeye yer verilmitir: "Genel Kur-| may Bakanlnca 9-10-11.07.1197 tarihlerinde kamuoyuna | ak, net ve doyurucu aklamalar yaplarak yaplan istihba-3 radarn geree uygun olmayp kanun d olduunun Dev-q let adna istihbarat grevinin MT'e ait

olduu polisin dev-' let iinde istihbarat yapmasnn darbe kadar kanun d ol-<e duu bu tr tutumlarn Trk Silahl Kuvvetlerini hedef alan S ypratc tutum ve davranlarn olduu akland... anlalmakla..." Yani, DGM'nin savcs, neyin hukuki neyin hukuk-d olduuna Anayasaya, kanunlara, hukuk bilgisine ve vicdani kanaatine gre deil de, hukuki bir otorite olmad aikar olan bir idari makamn aklamasna dayanarak karar vermektedir. Ayrca, Genelkurmay'n hukuki uzmanlk ifade etmeyen aklamalarnn bir savc tarafndan "net ve doyurucu" olarak nitelenmesi onun tarafszl hakknda da phe uyandrcdr. Bu phe, "bu tr tutumlarn Trk Silahl Kuvvetlerini hedef alan ypratc tutum ve davranlar olduu" ifadesinde grld gibi, kendisini bir idari makamn basn szcs gibi gren bir savc szkonusu olduunda daha da artmaktadr. Bu kararn ierdii btn yanllar ortaya koymaya yerimiz ve zamanmz elverili deil. Dorusu, bu konudaki abamzn sayn savcya pek fazla bir yarar olacan da sanmyorum. nk, bilgi ancak ona talip olan iin ieyarayc-dr. Hem sonra, yanllarn toplamndan oluan mesleki tecrbelerin oluturduu dayanma a iindeki kimselerin kemiklemi yanllarnn dzeltilmesi ans zaten pek yoktur. Bu nedenle, bu tr eletirileri yazmakla ben aslnda kamuyu aydnlatmay ve bilinlendirmeyi amalyorum. Bu, bir bilim adam ve dnen vatanda olarak benim ahlaki sorumluluumdur. 28 UBAT SREC 155 Sonu olarak tebarz ettirmekte yarar grdm husus u- 3 dur: Son birka ay iinde Trkiye'de olup-bitenler ve bu erevede yukarda zetlediim gelimeler Trkiye'de hu- S. kukun tamamyla siyasiletiini, yarg grevlilerinin bile ar- % tk hukuka gre deil devlet erkannn siyasi mlahazalar- i> na gre karar vermeye baladn aka gstermektedir. | Bu, "hukuk devleti" olmak iddiasndaki bir devlet iin son g derece talihsiz bir olaydr. Anlalyor ki, bugnn Trki- o ye'sinde ne hukuk ve adalet kalmtr ne de yarg bamsz- : l. Hukuk uygulayclarn ynlendiren artk kendi vicdani g: kanaatleri deil, devlet iktidarn u veya bu biimde ele ge- o irenlerin buyurgan kanaatleridir. g Oysa bir lkede haktan, hukuktan, adaletten sz edebilmek iin, orada yarg mercilerinin gerekten vatandalarn son sna, hak arama kaps olmas gerekir. Orada emir ve talimatn "skmemesi", sadece adaletin klcnn kesmesi gerekir. Yarg nnde kaftanlarn, krklerin, niformalarn, srmalarn bir ayrcal olmamaldr; orada insanlarn para-s-pulu, n, mevki-makam, diniiman sorulmaz. Yarg nnde eraf-ahali ayrm yoktur, orada herkesin iddias ve hak talebi ciddiye alnr, "gelene aam, gidene paam" denmez!... Lakin imdi renmeye baladk ki, "ada" Trkiye'de iler byle gitmiyormu, bir sredir hukukular da -aynen ulema gibi- merann azna bakar olmu. 28 UBAT SREC 157 Devlet *hocaefendi"yi seviyor mu?* Sekiz yllk "kesintisiz zorunlu eitim" yasasnn kartlmasyla balayan resmi sre, baskc mantn daha da artrarak devam ediyor. yle anlalyor ki, bir sredir "eitim reformu" ad altnda dindarlara kar yrtlmekte olan "keye sktrma" ve sindirme harekat srdrlecektir. Nitekim resmi mahfillerde imdi de mam-Hatip mezunlarnn niversiteye girme hakkn kstlamak, dini vakf ve yurtlar kapatmak, barts zulmn mam-Hatip Okullarna da temil etmek ve lahiyat Fakltesi mezunlarn her trl yneticilik mevkiinden uzaklatrmak gibi projeler stnde alld konuuluyor. Daha da vahimi, halkn btn bunlara tepkisini ifade etmesini nlemek tela iinde olan "Devlet" artk, Hacbayram Camiinde ezan ve namaz yasaklamak rneinde olduu gibi, din zgrln yok etmek zere kaba tedbirlere bavurmaktan bile ekinmemektedir. Kapatlmas iin alan dava mnasebetiyle drst olmayan yntemlerle toplum x o n >

O (*) {nc, 8.9.1997) 1 58 28 UBAT SREC I nezdindeki meruluu ypratlmaya allan Refah Parties si'nin bu muameleye reva grlmesinin onun slami hassa-g siyeti temsil eder pozisyonda olmasndan ileri geldii de aikar. 5 Devletin tek-parti diktatoryas dnemini ihya etmek iin S hummal bir faaliyetin iine girdii bugnlerde baka ilgin o ve anlalmas zor eyler de oluyor. Bunlarn banda Fet-? hullah Glen "Hocaefendi"nin imdilerde izledii hatt- ha-| reket gelmektedir. Hocann "siyasetinin ilk baktaki anla-g lmazl urada: Kendisi de bir dini nder ("mrid") olan "Hocaefendi" Refah Partisi'nin maruz brakld muameleden ve din eitiminin budanmasndan pek rahatsz olmua benzemiyor. Verdii beyanatlar, Refah Partisi'ni zora soktuu srece, cari "rejim"in din-kart politikasna kar kmamakta bir beis grmedii izlenimi veriyor. Ben bu "anlalmaz" olay anlalabilir klmann bir yolunu ararken bulduum geici (dzeltilebilir) cevab dikkatinize sunmak istiyorum. Her eyden nce, Fethullah Glen ve cemaatinin bir noktada hakkn teslim etmeliyiz. Hocaefendi bir sredir gerek lke iinde gerekse dnya nnde slamn zndeki evrensel mesaj ne karmaya, onun aslnda kmenik bir tasavvura sahip olduunu gstermeye almaktadr. Onun syleminin odak noktasn, slamn atmac ve kabile asabiyesini sembolize eden bir din olduu izlenimini silmek, onu konjonktrel pozisyonlarla zdeletirilmekten ve grupsal ihtilaflarn bir arac haline dnmekten kurtarmak gayreti oluturmaktadr. Ne yazk ki baz silahl ve "nefretleri dalar tutan" gruplarn da katksyla slamn banazlk, uzlamazlk, hatta terrle birlikte dnlr/anlr hale geldii ve yer yer milliyetiliin bir arac haline getirildii gnmzde, onun evrensel bartan yana bir din olduu mesajnn srarla ilenmesi phesiz hem slam dininin kendisi hem de insanlk iin bir kazantr. Ne var ki, slami gncel politik ekimelerden uzak tutmak kaygsndan hareket eden bu sylemin ciddi bir handikap 28 UBAT SREC da vardr. O da, slami gncel politikadan soyutlayalm, politikann stne karalm derken onu resmi politikaya hizmet eder hale getirme tehlikesidir. Daha ak bir ifadeyle, Trkiye'de politik tutum almaktan kanmak statkoyu onaylamakla ayn kapya kabilir. stelik, slamn rejimin hedef tahtas haline getirildii bugnk artlarda byle bir tutum herhangi bir slami grup iin ok daha trajik bir nitelik kazanmaktadr. Trkiye'nin statkosu sadece liberallerin, demokratlarn, hatta sosyalistlerin deil, slami hassasiyetleri olan kii veya gruplarn da sorgulamas, eletirmesi ve dntrmeye almas gereken bir statkodur. Genel baskclna paralel olarak, bata din zgrl olmak zere dindarlarn sivil ve siyasal haklarn da tanmama temeline dayanan cari siyasi rejimin dindarlar honut etmesi elbette mmkn deildir. Bu nedenle, bu ortamda "suya sabuna dokunmamak" ve rejime ayak uydurmak, hele onu tezkiye etmek ne insani ne de slami bir hassasiyetle badar. Basireti balanmam herkesin kolaylkla grebilecei bu durumu Hocaefendi ve cemaatinin idrakten aciz olduu dnlemeyeceine gre, byle bir izlenim vermeyi gze almalarnn bir nedeni olmaldr. Kanaatimce bu, rejimin "hmna uramak"tan kendi cemaatini koruma kaygs olsa gerektir. nk, ok iyi hatrlyoruz ki, yaklak on yl ncesine kadar Fethullah Hoca cemaati bugn Refah Partisi sempatizanlarnn maraz brakldklar trden yasal ve idari basklarn cenderesine sktrlm durumdayd. Nitekim, seksenli yllarn balarnda askeri rejim bu cemaatin yurtlarn, okullarn, "kamplar"n ok sk bir adli ve inzibati bask altnda tutuyor; o dnemde Hocaefendi'nin kendisi bile ceza kouturmalaryla terrize ediliyordu. O zaman daha henz "Hocaefendi" unvan yoktu, rejimin gznde "Fethullah-lar" tehdidi vard. Bir gelenekli gazetenin gayretke muhbir yazarlarnn da yardmyla, Fethullah Hoca cemaati yasad bir rgt olarak lanse ediliyordu. O yllarda devlet ululan 160 28 UBAT SREC I iin "Fethullah" olmak imdiki gibi takdir deil tekdir ve-o silesiydi.

H yle anlalyor ki, bu acl gemi FethuUah Glen cema-p atini devlet karsnda ar ihtiyatl olmaya itmitir. Bugn P sanki "iki taraf" arasnda zmni bir anlama var: Devletin % FethuUah Glen'i "Hocaefendi" olarak tanmasna ve cema-g ati stndeki "kudret eli"ni geri ekmesine karlk, Hoca-^ efendi ve cemaati de Devlet iin "tehlikeli" olan tutumlar-3 dan -mesela sistem karsnda eletirel tutum almaktangees ri duruyor gibidir. Ben ahsen gemite bylesine ac bir tecrbe yaam olan Hocaefendi'nin bugn cemaatini esirgemek kaygs iinde olmasn anlyor ve buna sayg duyu-yoam. Mamafih, bu ihtiyatlln cemaatin sisteme ynelik btn eletirel iddialarndan vazgemesini hakl gsteremeyeceine de inanyorum. Elbette bir dini cemaatin devletle fiili bir atma iinde olmas gerekmez; ama slama kar kt niyetini aka belli etmi olan iktidar sahipleriyle "ayn telden almas" ve genel olarak dindarla yneltilmi basklar karsnda sessiz kalmas, hatta bu politikay onaylyor izlenimi vermesi de anlalabilir gibi deildir. Btn insani ve ahlaki mlahazalar biryana braksak bile -ki Hocaefendi'nin de buna raz olacana ihtimal vermiyoam- zulmn klcnn yarn nereyi kesecei bilinmez. Benim bu yazdaki amacm dini bir cemaatin nderini "din adna" sigaya ekmek deildir. Ne byle bir iddiam var, esasen ne de bu konuda yetkim. Ama grdm -herkesin grdn- de grmezlikten gelemem. Grdklerim beni insan olarak ilgilendiriyor, vatanda olarak ilgilendiriyor. Trkiye iin demokrasiyi deerli gren bir vatanda olarak, Hocaefendi ve cemaatinin politikas beni yakndan ilgilendiriyor ve onlarn bu amaza mahkum olmadn grebiliyorum. Ama eer Hocaefendi devletin kendisini sahiden "sevdiini" sanyorsa, kt aklanyor derim. Temennim odur ki, bunu tecrbeyle renmek zorunda kalmaz. 28 UBAT SREC 16 Korku dalar sarm * Korku phesiz insani bir duygu. Herkes bir eylerden az ok korkar. ll korku bir tr ihtiyatllktr. Hibir eyden korkmadn syleyenlerin de aslnda kimseye "ak etmek" istemedikleri birtakm korkular vardr. Buna ramen bir kimsenin korkmadn sylemesinin nedeni, her halde, byle davranmann genellikle bir cesaret gstergesi saylmas ve korkakln "kt" bir ey olmasdr. Buna karlk bir de her eyden korkanlar, gereksiz korkularn esiri olanlar vardr. Onlarda korku itiyat haline gelmitir, korkularnn kayna ok kere abartlmtr, hatta bunlar bazen dpedz vehim veya hayallerdir. Bu tr korkular aslnda insan tehlikeden korumaktan ok, onu pasifletirmeye yarar. Hatta zaman zaman korkaklk insanca var oluumuzun nnde ciddi bir handikap oluturur; onursuzlua bile raz olmakla sonulanabilecei iin korku bazen apak bir tuzaktr. "Korkunun ecele faydas yoktur" hikmetli sznn ima ettii gibi, ar korkakln bir insan iin be(*) (nc, 14.9.1997) 02 28 UBAT SREC I deli bazen onun kendisinin onurlu bir insan olarak varl-o nn sonunu hazrlamak bile olabilir. Biliyorum, bazlarnz korkudan sz etmeme aracak, "bu " korku meselesi de nereden kt?" diyeceksiniz. Bence hi 3 armaya gerek yok, nk bir sredir lkemizde korkak-q lk kol geziyor. Geri bunun baz hakl nedenleri de var. Bugnlerde toplum olarak bize reva grlen muamelenin, snr tanmayan baskc siyasetin lkede hakim olan genel korku havasn bir lde mazur gstereceinin bilincindeyim. Ama bence birok kiide ve baz kesimlerde gereksiz korkular hakim. Hatta kimileri bakmndan bu aka onursuzluu kabullenme eklini almaktadr. Trkiye bugn dozu gitgide artan bir otoriterizm batana saplanmtr ya, korkaklar ortalkta dolamaya ve bize u trden uyarlarda bulunmaya baladlar: "Aman efendim sana m kalm! Neyine gerek!", "Bak seni severim, i senin bildiin gibi deil, aman ne olursun bu sralar kendine hakim ol!", "Bir sre ii oluruna brak, naslsa i olacana varr.", "Aman ha, herkesi filiyorlar, kendine dikkat et!"... Bugnlerde susmayp yazan-izen, konuan, yryen, ksaca baskya kar "ban dik tutma"ya alan herkese bu trden "dosta" uyarlar yaplyor. Bu gibi "dostlar" niversiteden medyaya, brokrasiden i alemine kadar her yerde bolca var. Aslna baklrsa, byle yapanlarn nemli bir ksm mevki-makam veya stat kayb endiesiyle kendileri

pasif kaldklar iin, kendi durumlarn "dostlar"na da yanstmak suretiyle "sululuk kompleksi"nden kurtulmak isteyen kimselerdir. Ben ahsen yle ok cesur, korkusuz bir insan deilim. Ama bedeli "ruhunu satmak" olacak trden bir korkakla teslim olmay da onursuzluk sayarm. Bir insan en ok neden korkar? Olsa olsa ldrlmek ve ikenceye maruz kalmaktan deil mi?... Ama baskya kar direnmenin de binbir trl yolu var. Herkesin kendi donanm ve yetenei lsnde yapabilecei eyler var. stelik, bugnk artlarda 28 UBAT SREC 13 susmak susanlara bir fayda da temin etmez. nk, bask karsnda pusmak demek, basknn srp gitmesine raz e olmak demektir. "Biz vatandalar bask altnda onurunu ter-s, ketmeye hazr ynlardan baka bir ey deiliz" demektir. i Eer hasbelkader ele geirdikleri kaba gc topluma deh et samak iin kullananlar sevindirmek istemiyorsanz, S eer kendi lkenizde "smrge ahalisi" derekesine indirilmeyi iinize sindiremiyorsanz, eer "insan" ve "vatanda" onurunuza sahip kmak istiyorsanz sizin iin "korkakln lzumu yoktur." Neden korkuyorsunuz ki, bundan daha kts m var?!. 28 UBAT SREC l65 "Atatrk ne yaptysa... "* Bugnk Trkiye'nin manzaras malum. "rtica" genel balkl srek av yasalidari tedbirleriyle ve btn hzyla devam ediyor. En son duruma gre,Trkiye'nin halihazrdaki egemenlerinin "irtica"ya kar almay dndkleri yeni tedbirler arasnda Trk Ceza Kanunu'nda deiiklik yaparak, mlga 163. maddenin daha arlatrlm bir biimini yrrle koymak da varm. Trk gazetelerinden rendiimiz kadaryla, getirilmesi dnlen yeni hkmn ierii tam bir "deli samas"!... Tabii, eer Trkiye'nin gstermelik de olsa "demokrasi" olmak gibi bir iddias hala varsa... Yoksa, byle bir dzenleme, totaliterlii semi bir rejim iin son derece ideal. Ayrca, "irtica"ya destek verdiklerinden, hatta gelecekte verebileceklerinden phe edilen "Refahl" -veya muhtemel ve mstakbel "irticac"- belediyelerin sk bir denetim ve takip altna alnmalar konusu bir sredir MGK'nn gndemindeydi. imdi reniyoruz ki, ileri Bakanl MGK'nn di% s 3 () {nc, 2.10.1997) 28 UBAT SUREC leklerini emir telakki ederek 50 belediye ynetimi hakknda soruturma balatm. Bu haber de "gnn anlam ve nemi"ne gayet uygun ve dolaysyla hi de artc deil. imdi, grnen o ki, bugn Trkiye'de de facto egemen olan g, "irtica tehdidi"ni ortadan kaldrmak aldatmacasna snarak balatt totaliter basky -younluk ve iddetini artrarak- devam ettirmeye kararldr. lgin olan, sz konusu gcn bu totaliter siyaseti "Atatrklk"n gerei saymasdr. Malum ya, egemenler yle diyorlarm: "Gerekirse, Atatrk ne yaptysa onu yaparz." Bu tam da, geen yazda szn ettiim, sradan Amerikallarn -muhtemelen baka yabanclarn da- Trkiye hakkndaki "Atatrk'n Krall" imajna uygun dmektedir. stelik, su ana kadar "irtica"y bastrmak adna uygulanagelmekte olan zulm siyasetinin bile yeterince "Atatrk" olmad ve basknn artrlmas dnlmektedir. Butun bu gelimeler karsnda aslnda soalmas gereken baz sorular var. te birka: "Gerekirse, Atatrk ne yaptysa onu yaparz" diyorsunuz; siz kimsiniz ve byle konuma yetkisini nereden alyorsunuz? Siz "meruluk" diye bir ey duydunuz mu?... Yok eer, "bize meruluk gerekmez, bizim silahmz var" diyorsanz, gnn birinde size meydan okuyan baka bir g karsa, onlara verecek cevabnz var m?...Sonra, hkmet mevkiinde olan zevata da sormak gerekiyor: Siz kimin emrindesiniz? Milletin mi, yoksa fiili g sahiplerinin mi? Allah akna sizin kendi aklnz, fikriniz yok mudur? Siz de mi meruluun kaba g demek olduuna inanyorsunuz?... Bugn Trkiye'nin de facto egemenlerinin "kafalarnn basmad" temel bir mesele var: kide bir "adalk"tan, "ada uygarlk"tan dem vuruyorlar ama

yaptklar/yaptrdklar ve yapmak/yaptrmak istedikleriyle aslnda Trkiye'nin karanla gmlmesine hizmet ediyorlar. Dnnz ki, insan haklar ihlalleri nedeniyle uluslararas mahkemelerce trilyonlara varan tazminatlara mahkum edilen bir statko28 UBAT SREC 167 nun pekitirilerek devam ettirilmesinden yana olan bir g ^ kendisini "adalk"n ampiyonu olarak ilan etmektedir!... g: Dnnz ki, hukuk devleti, insan haklar ve demokrasi z ideallerinden fersah fersah uzakta olan bir szde anayasa^ nn ve ona dayanan biimsel yasalar dzeninin yurttalar et3 rafndaki kuatmasn bile yeterli grmeyen ve bu cendere> yi daha da daraltmak isteyen bir g kendisini "medeni dnya"nn muhatab saymaktadr!... Ve yine dnnz ki, tek-parti diktatoryasn restore etmek iradesini aleniyete dken ve bu yolda azim ve kararllkla ilerleyenler "ada uygarlktan dem vurmaya devam etmektedirler. Heyhat! Trkiye'de btn bu uursuz gelimeler olurken bilim adamlarnn "kahir ekseriyeti", braknz bunlara kar kmay, ya olup bitenleri alklamakta ya da suskunluu tercih etmektedirler. Geri byk medyann bir ksm akademisyeni sansr ettiini bilmiyor deilim (nitekim ben de onlardan biriyim), ama ayn evrelerin fazlasyla rabet ettikleri kimi "ulema" da tam da bugnlerde vaktiyle tek-parti diktatrln "konsolide" etmi olan liderleri tezkiye etmekle meguldr. Ben bu ruh halini anlamakta mklat ekiyorum. Zalimlere ve dalkavuklarna lanet!... 1 28 UBAT SREC l69 Trkiye byk bir hapishaneye (mi) dnyor? * "rtica"ya kar alnmas dnlen tedbirler cmlesinden olmak zere, Mili Gvenlik Kumlu Genel Sekreterlii'nin, Trk Ceza Kanunu'nun 1991 ylnda yrrlkten kaldrlan 163- maddesini ikame edecek bir yasa tasla hazrlad sylenmektedir. Bu yazda sz konusu tasla ele almak istiyorum. Geri, biz ne yazarsak yazalm, Trkiye'deki cari ynetimin gerek karar-alclarnn bu husustaki sabit fikrinin deimeyeceinin bilincindeyiz. Yine de, sanyorum ki, hi deilse ANAP iinde vicdan sahibi baz milletvekilleri hala varsa, bu tr yazlar belki onlarn "akllarn balarna almalar"na vesile olur. O da olmazsa, en azndan kiisel olarak bana terettp eden ahlaki sorumluluun gereini yerine getirmi olurum, diye dnyorum. Bu kanun taslann ilk dikkat eken garabeti tad ad olsa gerektir. Adna baklrsa, bu taslan amalarndan biri, din zgrlnn korunmasdr: "Din ve Vicdan Hrriyetinin Korunmas ve Ktye Kullanlmasnn nlenmesi Hako o o O' 2 o (*) (Ekim 1997) 170 28 UBAT SREC o knda Kanun (Tasla)". Gerekte ise, taslan bu amala % uzaktan-yakandan ilgisi yok. Tam tersine, ierii aka : gsteriyor ki, bununla amalanan, din zgrlnn ve 2 dindar vatandalarn dier sivil zgrlklerinin neredeyse tamamen ortadan kaldrlmas. Nitekim, ad ve ierii bak-S mndan buna benzeyen baka bir kanun, 163- maddeyle 3 birlikte merhum zal'in giriimiyle 1991 ylnda yrrlkten | kaldrlmt. u Konunun uzmanlar iin artc olmasa da, kayda-deer " baka bir nokta, taslan balnn altna, bunun Anayasa- nn 14. maddesine gre hazrlandna ilikin bir not dl-S m olmasdr. Bu metnin din zgrlnn korunmasyla '2 hi bir biimde ilikili olmad buradan da anlalmaktadr. h nk bilindii gibi, szkonusu 14. madde 1982 Anayasasnn, temel haklar gvencesini genel olarak ortadan kaldrmak ve resmi ideolojiyle mutabk olmayan siyasi grlere sahip olan herkesi (liberal demokratlar, dindar-muhafaza-karlar, sosyalistler vb.) egemenlerin iradesine

boyun edirmek temel amacnn bir ifadesidir. Bu madde yrrlkte kald srece, MGK'lar ve BG'lar byle daha nice taslaklar hazrlayabilir, hazrlayacaktr. imdi taslan ieriine daha yakndan bakalm. "Hrriyetin Devlet Aleyhine Kullanlmas" balkl 1. madde, adndan da anlalabilecei gibi, liberal demokrasi kart bir sosyo-po-litik tasavvurun tipik bir ifadesidir. Maddenin arkasndaki kaygnn devleti bireyler ve vatandalardan korumak olduu anlalmaktadr. Baka bir anlatmla, taslaklarn anlam dnyasnda devlet vatandalar iin var olan bir aygt deildir, tam aksine bireylerin insan ve vatanda olarak var olularn merulatran devletin kendisidir. Ksaca insanlar devlet iin vardrlar, devlet insanlar iin deil. nsan, insan haklar teorisinin syledii gibi en stn varlk deildir; stn olan "Devlef'tir, insanlar Devlet uygun grd lde yaayabilir, dnebilir, kltrel etkinlikte bulunabilir ve ibadet edebilir. 28 UBAT SREC 171 Nitekim, bu maddeye gre, din ve vicdan hrriyeti "Trkig: ye Cumhuriyetinin varln tehlikeye drmek" amacyla < kullanlamaz, aksi halde su ilenmi olur. Oysa, nitelii geg rei, bu zgrln kullanlmas hi bir biimde devletin o varln tehlikeye atamaz. Din ve vicdan zgrl belli bir 2. dine inanmak ve ona gre ibadet etmek, hi bir dine inan mamak ve bu inanlar szl ve yazl aralarla yaymaya aett lmak haklarn ierir. Bunlarn devletin varlk ve gvenli iyle ilgisi yoktur. Diyelim ki, namaz klmak, oru tutmak, S hacca gitmek, zekat vermek, kelime-i ehadet getirmek, g. bakalarn kendi gibi inanmaya davet etmek ve btn bung larn yaplmasna izin vermesini devletten istemek devletin o varln nasl tehlikeye drebilir ki?... yleyse, din ve vic? dan hrriyetinden sz ederken aslnda kastettikleri dindar larn sivil zgrlkleridir. Nitekim, maddenin (a) fkras Mslmanlarn rgtlenme hakkn, (b) fkras siyasi propaganda yapma hakkn, (c) fkras ise toplant ve gsteri yry yapma hakkn hedef almaktadr. Baka bir anlatmla, 1. maddenin asl amac, atf yaplan kavramlarla yaratlan alacakaranlkta Mslman dindarlar "avlamak", teknik ifadesiyle, onlar sivil ve siyasi alanda kuatmaktr. Taslan 2. maddesine gelince, bu aka ve kesin bir biimde dini eitim ve retim zgrln bir insan hakk olarak tanmamak, hatta byle bir hakk varm zannyla hareket edenleri cezalandrmak amac gtmektedir. Esasen, Trk anayasas ve -bata Tevhid-i Tedrisat Kanunu olmak zere- eitim-retim mevzuat teden beri bireylerin genel olarak eitimretim zgrln tanmamaktadr. Buradaki baskc zihniyet, devletin bir yandan resmi eitim kurumlarnda dini eitim-retimi kstlarken dier yandan zel eitim kurumlar kurulmasn yasaklamasnda arpc bir biimde kendini gstermektedir. Taslak bununla da yetinmeyerek, bu trden zel eitim kurumlarna devam eden renciler veya velileri iin hapis cezas ngrmektedir. Daha da vahimi, maddenin (d) bendinde zel eitim iin tesis 172 28 UBAT SREC o edilen okul, derslik ve yurt gibi tanmazlara el konarak hafi zine adna tescil edilmelerini emretmektedir. Akl alacak gi- bi deil. Braknz insan haklar, hukuk devleti ve demokra- si ideallerini, bunlar her eyden nce "akla ziyan"... Gara-| bete baknz ki, resmi Trkiye'nin szmona benzemeye | alt medeni lkelerde okul ve kolej kurmak suretiyle eitime katkda bulunanlar devlet tarafndan -sbvansiyon | vb. yollarla- desteklenirken, Trkiye eitime katkda buluca nanlar ve ayrca eitim talebini -desteklemek yle dursun- cezalandrmay tercih etmektedir!... Maddenin bal da evlere enlik: "Hrriyetin Eitim ve S retim Aleyhine Kullanlmas". Kiinin zgrln -ve 2 tabii, maddi zenginliini de- eitim-retim kurumu tesis h etmek zere kullanmas, hangi akl ve mantk kuralna gre, "zgrln eitim ve retim aleyhine kullanlmas" olur?... Bu, bildiimiz olaan akl anlayna gre deil, ancak "eitimretim"i resmi ideoloji propagandasyla zde-letiren garip bir zihniyete gre mmkn olabilir. Bu da gsteriyor ki, bu dzenlemenin "din ve vicdan hrriyetinin korunmas"yla hibir ilgisi yoktur. nk, bu tasla hazrlayanlar zgrle, kendini gerekletirme ve gelitirmeye, oulculua, "insan hakk"na

-daha genelde "hak" kavramna- kardrlar. Onlarn amentsnde dev, dzen ve disiplin, otorite, kutsal devlet, monizm ve laikilie inan ba sray tutar. zgrln bakalarn zorlama biimine dntrlmesini yasaklayan "Hrriyetin Kiiler Aleyhine Kullanlmas" balkl 3. Madde -bir ibaresi dnda- aslnda gereksizdir. nk, zgrlk hem kavramsal anlam hem de hukuki tanm itibariyle "zorlama"y zaten iermez. Esasen, bata ceza mevzuat olmak zere, yrrlkteki hukuk dzeni cebri eylemleri ortaya kabilecekleri zel durumlar erevesinde meyyideye balamtr. Bu nedenle, 3- Madde, bir yandan "ne olur ne olmaz, belki bir yerlerde bir boluk kalmtr" mantnn rndr; bir yandan da dini "telkin"i de yasak kapsamna almak amac gtmektedir. nk, bu maddede 28 UBAT SREC 173 "belli bir dini renmeleri veya kabul etmeleri iin telkin"de g: bulunanlar iin de hapis cezas ngrlmektedir. Dini inan- | cini yaymaya almann "din ve vicdan zgrl" kapsa- g. mnda bir insan hakk olduunu bir an iin unutsak bile, dorusu ben dinden bylesine rken bir halet-i nahiyeyi an- o lamakta son derece zorlanyorum. Bu, her trl dogmatik s inan karsnda makul bir phe duyulmasndan ok fark- a l bir eydir; bu bana ruh doktorlarnn zel olarak ilgilen- | meleri gereken bir durummu gibi geliyor. Yukardaki h" kmlerle bir arada dnldnde, bunun pratik anlam g Trkiye'nin, toplum iine kmak isteyen dindar Mslman- ^ lar iin byk bir ak hapishaneye dnmesidir. Zaten z Trkiye'nin halihazrdaki egemenlerinin asl amac da bu% dur. o Nihayet, kanun taslann 5. Maddesi "belli dinleri simgeleyen zel nitelikli giysileri giyenlere veya balarna eitli balklar takanlara" hapis cezas verilmesini, alyorlarsa iyeriyle, okuyorlarsa okullaryla ilikilerinin kesilmesini ngrmektedir. Bu hkm, hepimizin yllardr bildii malum meseleyle -barts meselesiyle- ilgilidir. Bu konudaki baskcln uygulamada alm olduu boyutlar malum; ama anlalan, MGK'clar daha da fazlasn istiyorlar. Ne var ki, bu taslak Meclisten geerse, yasan kapsam zel iyerlerinde alanlar da iine alacak ekilde genileyecektir. Hi phe yok ki, devletin byle bir dzenleme yapmas anlaml bir hukuk dzeninin bulunduu hibir yerde mmkn deildir. Buna yediden yetmie herkesin iddetle kar kmas, milletvekillerinin de direnmesi gerekir. Bu, kesinlikle kabul edilebilir bir ey deildir. Anladm kadaryla, bu metin ya bir ceza hukukusu akademisyen tarafndan, ya da byle birinin yardmyla hazrlanmtr. Dorusu, "hukuk devleti" ve "insan haklar" gibi deerlere referans yapmas mesleinin gerei olan bir akademisyenin bu ie bulam olmas ihtimali beni dehete dryor. Kim olduunu bilsem, herhalde -eer varsa-kendisiyle "selam sabah" keserdim. 28 UBAT SREC 175 Trkiye'nin dardan grnm* Bugnk (19 Ekim tarihli) baz gazetelerde bir skandal haber vard. Buna gre, Refah Partisi Genel Bakan Yardmcs Abdullah Gl'n Almanya'da verecei konferans Alman makamlarnca yasaklanm. Abdullah Gl bunun zerine yapt aklamada bu kararn Trk yetkililerin yanl bilgi vermesinin sonucu olduunu sylemi. Olay gerekten de hem Alman hem de Trk makamlar asndan tam bir skandal niteliindedir. Bir kere, szmona zgr bir lke olan Almanya'da "dost" bir lkenin eski bir bakan ve halen mea bir partisinin nde gelen bir temsilcisinin dnce aklamasna izin verilmemi olmas anlalabilir bir ey deildir. Eer bu karar, Sayn Gl'n iddia ettii gibi, Trk makamlarnn yanl bilgilendirmesinin sonucu ise, Almanlar yine de mazur grlemezler. nk, her eyden nce, Trkiye'de olup-bitenle-ri doru tehis edebilmek iin herhangi bir "aydnlatma"ya gerek yoktur; her ey ayan-beyan ortadadr. Almanlarn, bu D > Z O o O 2 O (*) (19-10.1997)

176 28 UBAT SREC | sralar Trkiye'den darya yanstlan resmi bilginin -o her o neyseyanlln anlayamamalar iin, anlamazlktan gel-g menin bir biimde kendi ilerine yaryor olmas gerekir. Me-< rak ediyorum, Almanlar Trkiye'de olup-bitenlerin i yz2 n anlamazlktan gelmeye iten "hesap" nedir?... 3 Olayn Trkiye iin skandal tekil eden ynne gelince: Es-| ki bir bakan ve halen meru bir parlamenter olan resmi bir g ahsiyetin yabanc -ama "dost"bir lkede grd muame-| lenin onur-krc oluu bir yana, bu olay Trkiye'nin yurt d-H nda grevli memurlarnn bir ksmnn bulunduklar lke hkmetlerini ve basn-yayn aralarn Trkiye hakknda nasl yanl bilgilendirdiklerini gsteren yeni bir kanttr. (Daha da vahimi, yle anlalmaktadr ki, bu grevin kapsamna, yabanc lkelerde lisansst renim gren genleri ideolojik tutumlarna gre "filemek" ve onlarn baarlarn dnya grleriyle "lmek" de girmektedir). eitli Bat lkelerinde bu ekilde dezenformasyon abas iinde olan hariciye memurlarnn ve dier grevlilerin grevlerini ktye kullandklar ve su isledikleri aktr. Trkiye'deki cari bask rejimini yabanc diyarlarda aklamaya alan ve lkede olaan demokratik sre iliyormu izlenimi veren zevat byle yapmakla, aslnda kendi geimlerini borlu olduklar Trkiye toplumuna ihanet etmektedirler. Dezenformasyondan kastettiim daha somut olarak udur: Bir ksm politikac, kamu grevlisi ve onlarn medyadaki dalkavuklar, Trkiye'nin su andaki baskc rejimini dnyann gznden saklamak ve hatta baskc siyaseti merulatrmak iin "fundamentalizm tehlikesi" aldatmacasna sarlmaktadr. Onlara gre, Refah Partili hkmet "kutsal laikliimizin bekisi" silahl kuvvetlerin himmet ve gayretiyle iktidardan uzaklatrlmakla hem lke byk bir "tehlike"den kurtulmu, hem de "demokrasi" korunmutur. Bylece, ko-mnizm-sonras dnyada revata olan "fudamentalizm" umacsn ileri srerek Trkiye'deki antidemokratik sisteme Bat dnyasnn muhtemel tepkisi nlenebilmekte, hatta on28 UBAT SREC larn bir ksmnn destei bile salanabilmektedir. Ne yazk ki, bu resmi koroya "ulema"nn sayca byk bir ksm da gnll olarak katlmaktadr. Bu propaganda ve dezenformasyonun Batllar nezdinde nemli lde etkili olduu ne yazk ki gerektir. Nitekim, birok Batl Trkiye'de bir "eriat tehlikesi" olduunu, fakat laiklikten ve modern hayat tarzndan yana olan gler sayesinde ve demokrasi iinde kalarak bu "tehlike"nin atlatldn sanmaktadr. Trk yetkililerin resmi dezenformas-yonu yznden, sanyorlar ki, Trkiye gerekten de ran gibi olmann eiinden dnmtr. Yine sanyorlar ki, "Cezayir'de olduu gibi" Trkiye'de de "eriat terr" ortal ka-sp-kavurmak zereymi de, ban askerlerin ektii "Batc" gler sayesinde bu kabus bar bir ekilde nlenmi. En lml olanlar bile, Trkiye'de bugn bir laiklik-demok-rasi gerilimi olduunu dnmektedir. Oysa bu "san'larn hepsi yanltr ve yanl olduunu cari rejimin destekilerinin -hepsi deilse bile - en azndan akll olanlar da bilmektedir. Yanltr. nk: Trkiye'de, resmi mahfillerin gstermeye alt gibi bir "eriat tehlikesi" yoktur; aksine dindarlarn vatanda saylp saylmayaca, demokrasinin dindarlar da kapsayp kapsamayaca, Trkiye'nin gerekte "halksz bir demokrasi" mi kurmaya alt meselesi vardr. Daha akas, Trkiye'de "eriat tehlikesi" deil, laikotoriteryenizm tehlikesi, daha dorusu realitesi vardr. Trkiye'de Mslmanlar sadece sivil ve siyasi haklarnn peindedirler. Onlar, tehlike tekil etmek yle dursun, gerekte rejimin madurlardrlar. Batllarn tarihsel bir yanlg eseri olarak sandklar gibi, Trkiye -egemen olmak anlamndaMslmanlarn lkesi deildir; Trkiye bu anlamda laiki-otoriteryen Kemalistlerin lkesidir. te yandan, bundan birka ay nce RP-DYP hkmeti -egemenler tarafndan utanmazca ileri srld gibi- "demokrasi iinde kalarak" grevden uzaklatrlm deildir. Aksine, bu olay ak ve seik biimde antidemokratik bir 178 28 UBAT SREC s kalkma idi. Besbelli ki, o tarihten bu yana Trkiye'nin o egemenleri generallerdir. Parlamentonun eklen ak olma-g s, grnte sivil bir babakan ve hkmetin bulunmas ve 5 yarg organlarnn szmona

grev banda olmalar belki 2 "saf" -veya yle grnmek iine gelenBatllar yanltabi-5 lir, ama Trkiye'de basireti balanm ve/veya mevcut du-| rumun devamnda kar olanlarn dndaki byk bir o-g unluk gerein farknda ve bilincindedir. :| Nihayet, Trkiye'nin ran veya Cezayir olmann eiinden H dnd iddias da apak bir aldan ve hatta bir yanltmacadr. Bir kere, su anki Trkiye'nin siyaseten ran'dan daha iyi olduu doru deildir. nk bugn Trkiye'de, ran'da olan siyasi demokrasi bile yoktur. Ayrca, Trkiye'deki dindar ounluun sivil haklar bakmndan durumu da ran'daki muhaliflerinkinden daha iyi deildir. Cezayir benzetmesi ise trajikomiktir. yle ki: Trkiye RP'li hkmet zamannda deil, aksine tam da imdi Cezayir gibi olmaya srklenmektedir. Cezayir'de FIS'in iktidarnn askerlerce nlenmesi ile Trkiye'de RP'nin iktidardan uzaklatrlmasnn benzerlii bir yana, Trkiye'de bugn Mslman dindarlar zerindeki basky gitgide artranlar sanki bir kar-iddetin u vermesini salamaya almaktadrlar. Trkiye iin bugn asl tehlike budur. Bilmiyoruz, rejimin egemenlerinin gerekte byle bir hesaplar belki yoktur; ama her halkarda halihazrdaki bask politikasnn hamakat eseri olduu da phesizdir. 28 UBAT SUREC 179 "Aydnlk bir trkiye" ryas* Trkiye'de olup-bitenleri Okyanus tesinden izlemeye almak kendine mahsus zellikleri olan ilgin bir tecrbe tekil ediyor. Her eyden nce, yle bir dilemma ile kar karya kalyorsunuz: Grnte kolay olan tutum, yani hibir eyle ilgilenmemek mi doru; yoksa huzurunuzun kamas, hatta ruh dnyanz hafakanlar basmas pahasna da olsa olup-bitenleri gn gnne izlemeye almak m?... ilk yolu seer ve "kafanz dinler"seniz, lkenizden ok uzakta da olsanz, bir "vatanda" olarak sorumluluunuzu ihmal etmi olursunuz. nk, erge dneceiniz yer orasdr; orada olup-bitenler kendi geleceinizi de derinden etkileyecektir. lkenizi -bugn olduu gibi- karanlklar basmsa ve karanln elileri milyonlarca insan iin hayat kabusa evirmise, vicdanl bir vatandan okyanuslar tesinde de olsa rahat uyumas mmkn mdr?... te yandan, Trkiye'de olup-bitenleri takip etmek "duyarl insan", "soamlu vatanda" olmak asndan iyi de, maliye5 o i (*) (Kasm 1997) 180 28 UBAT SREC ^ ti ok yksek. nk, orada olup-bitenlerin, insani haslet ' ve hassasiyetlerini yitirmemi herhangi bir kimseyi rahatsz etmemesi, ruhen ypratmamas mmkn deil. Nitekim, "in-S ternet"ten Trk gazetelerini okumak benim iimi karartyor, ruhumu yaralyor, hatta -Bekir'in tankhyla sabit ki- beni asabiletiriyor... Ama ben yine de kendim iin bu yolu se-S mekten baka bir alternatif gremiyorum. nk bu bana < hi deilse ktl/ktleri tehis, ifa ve knama frsat veriyor... Yeri gelmiken bir kere daha belirtmeliyim ki, Trkiye'de zellikle son aylarda vuku bulan politik olaylar -knamak yle dursun- iine sindirebilenleri, hele hele de facto egemenlere peresti eden -ou medyada ke tutmu-dalkavuk takmn anlayamyorum. Madem ki ikinci yolu setim, eletirilerimin bir ie yarayacan da mid etmek isterim. Onun iin, zihnimde bir ryay yeertiyor ve gelecekte -Trkiye'nin bugnk manzarasndan pek kmaz gibi grnse de- aydnlk bir Trkiye tasavvur ediyorum. "Aydnlk Bir Trkiye" nasl olur?... Herhalde Trkiye'nin Kemalistlerinin dndkleri anlamda "aydnlk" deil. nk, onlarn "aydnlk" Trkiye'den anladklar her trl farklln bastrld ve zellikle uhrevilikten tmyle arndrlm; inanta, duygu ve dncede, eylemde, hatta klkkyafette Kemalist kateizm (ilmihal) dorultusunda tek-biimliletirilmi bir toplumdur. Onlar sacs, solcusu, dindar, feministi, liberali, demokrat, Krd, slamcs olmayan; Kemalist ordunun bekiliini yapt, Antkabir'i "kble", Nutuk'u "kutsal kitap", Antkabir ziyaretlerini balca ayin, 23 Nisan ve 29 Ekimleri "mbarek" bayramlar edinmi bir lke istiyorlar. Onlar "aydnlk" derken basknn, zulmn, kimlik bimenin, kategorize etmenin karanln kastediyorlar. Ksaca, Kemalist "aydnlk Trkiye" tasavvurunda her ey vardr

da, sadece oulculuk, insan haklar, hukuk devleti ve demokrasi yoktur!... Gerekte ise "Aydnlk Bir Trkiye" Kemalist tasavvuan tam da tersini iaret eder. "Aydnlk Bir Trkiye" her trl 28 UBAT SREC bask ve zulmn "kap dar" edildii, inanlarndan, dncelerinden, kltrel kimliklerinden, zel ve kamusal inisiyatiflerinden dolay aalanmayan, kendi bireysel ve ortak kaderlerini belirleyebilen zgr yurttalarn lkesi olan bir Trkiye'dir. yle bir Trkiye'de farkllklar "blc" ve bir vatanda grubu -diyelim dindarlar- "tehlikeli" saylmaz; aksine orada farkllklara genellikle sayg, ama her halkarda hogr gsterilir. Orada sadece Kemalistler -veya, u veya bu dnya grnden olanlar- deil; liberaller, muhafazakarlar, sosyal demokratlar, sosyalistler, feministler, btn din ve mezheplerin salikleri, her eit etnik ve kltrel topluluklara mensup olanlar insan ve vatanda haklarndan yararlanrlar. Cinsel tercihler hibir ekilde ayrmclk veya hak yoksunluu nedeni saylmaz. Aydnlk Bir Trkiye'de insanlar Krt, Alevi veya slamc olduklar iin aalana-maz; orada bir ksm vatanda "Ermeni dl" olarak aalamak sadece ahlaki karakter zaaf olarak grlmez, ayn zamanda su tekil eder. Aydnlk Bir Trkiye'de hibir vatanda grubu giyim tercihlerinden dolay ne aalanabilir ne de kamu haklarndan yoksun klnabilir. Kimseye sempati veya antipatilerinden dolay -bir kimseyi sevdii veya sevmedii iin- sulu muamelesi yaplamaz. Vatandalara yasayla sevgi dayatlamaz. Herkes, bar biimde olmak kaydyla, sivil zgrlklerini tam bir hukuk gvencesi altnda kullanabilir. En nemlisi, Aydnlk Bir Trkiye'de kimseye ikence yaplamaz. Aydnlk Bir Trkiye'de silahl kuvvetler sadece kendi isini yapar. Askerin klc, hizmetinde ve emrinde olmas gereken "millet"i kesmez; kllar ne millete kar ykseltilebilir, ne de milleti kesecekmi gibi yapabilir. Aydnlk Bir Trkiye'de demokratik yoldan iktidara gelen hkmetler ordu tarafndan grevi terketmeye zorlanamaz, buna tevessl edenler mahkemelerde yarglanr. Orada, babakanlar generallerin "azna bakmaz", yapacaklar iler iin silahl memurlarn onayn aramazlar. Orada cumhurbakanlar kl 182 28 UBAT SREC | gcnn szclyle deil, "cumhur"un szclyle " onurlanrlar. Orada bilim adamlar klcn deil, mahza hail kikatin emrindedir. 1 Hasl, Aydnlk Bir Trkiye vatandalara hibir ideolojinin dayatlmad, toplumu cebren trdeletirmek yerine farkla llklara saygnn kurumsallatrld, bask yerine zgrl-S n, dayatma yerine haklarn, zulm yerine adaletin ikame p edildii, ynetimin vatandalarn rzasna ve zgr katlmna dayand, her trl ayrmcln kovulduu, evrensel bir hukukun egemen olduu oulcu bir Trkiye'dir. Byle bir Trkiye bazlarnn kabusu olsa da, insan olma haysiyetini nemseyenlerin zlemidir. Bunu kabus olarak grenlere "Trkiye'yi dar etmek" de vatandalar olarak hepimizin boynunun borcudur. 28 UBAT SREC 183 Trkiye'de askeri siyaset* Trkiye'de geen Ocak aynda balayan "siyasetin askerilemesi" sreci, hatrlanaca gibi, yl ortasnda Refah-Yol hkmetinin iktidardan uzaklatrlmasyla iyice rayna oturmutu. Askerler bu defasnda kendi egemenliklerini, tahmin edebileceimiz nedenlerle, kurduklar sivil grnml bir hkmetin arkasnda durarak tesis etmeyi tercih ettiler. Herkes biliyor ki, o tarihten beri Trk siyasetinde askerlerin kontrol ve ynlendirmesi -en azndan bilgisi- dnda hibir gelime olmad. Zaten, "Devlet"in btn organlar (yarg dahil) askeri irade ile "uyum" iinde almaktadr. Geen hafta meydana gelen bir olay, byle bir ortamda artc olmasa da, son derece rahatsz edicidir ve Trkiye'de halihazrda egemen olan rejimin nitelii hakknda yeni bir ipucu tekil etmektedir. Bu, Milli Gvenlik Kurulu'nun (MGK), Babakan'n ifadesine gre, "Anayasa'nn kanunlar, i ve d tm politikalarn aykr olamayaca" bir Milli Gvenlik Siyaset Belgesi hazrlam olmasdr. Bu belge as(*) ( Yeni afak, 24.11.1997) 184 28 UBAT SUREC

[1 S lnda pek ok eyi gstermektedir, ama bunlardan en basit i ve ilgin olan, u andaki fiili konumuyla MGK'nn "anaya-w sal" bir kurum olmadnn aka itiraf edilmi olmasdr. < tu g Kitabna uydurulan bask 2 yle ya, Anayasa'nm bile kendisine uygun olmasn buyu- rabilen bir belgeyi isdar eden iradenin kendisinin "Anaya-sast" olmas gerekir. Geri, bu benim iin yeni bir bilgi deildir, nk Ocak ay ortalarndan itibaren yazdm onlarca yaznn ana temas zaten buydu. Bugn artk baka baz hukukular da, hi deilse Milli Gvenlik Siyaset Belgesi denen bu ucubenin Anayasa-d olduunu seslendirmeye balamlardr. Ama ne yazk ki, ayn evreler cari askeri siyasetin zgrlk ve demokrasi kart ieriine deil, fakat sadece grntsne (biimsel Anayasa-dlna) kardrlar. Daha ak bir deyile, "kitabna uydurulduu" srece, bask politikasnn srdrlmesine Kemalist "ulema"nn itiraz yoktur, yeter ki ucu kendilerine dokunmas ve askerin klc sadece "dinci-ler"i kessin... Sadece kk partiler haykryor! Gariptir ki, MGK bu ekilde parlamentonun ve hkmetin yetkilerini -idare hukuku terimiyle- "gasb" ederken, ne yetkileri gasbedilenler, ne halkn egemenliinin tavizsiz szcleri olmas gereken siyasi partiler (zellikle de "irikym" olanlar), ne sivil toplum rgtleri ne de akademya ciddi bir tepki gstermektedir. Babakan ve hkmeti zaten asker iradesine -grne gre gnll olarak- boyun emitir, muhalefet partilerinin kimisi kendi liderinin kiisel sorunlaryla ar derecede meguldr, kimisi de zaten mevcut bask rejiminin payandas durumundadr ve zaman zaman "dostlar alverite grsn" kabilinden beyanatlar vermekten baka bir seenei ve iradesi yoktur. Eletirel sesler ne yazk ki, sadece kk parti28 UBAT SREC 185 lerden gelmektedir. Maalesef, btn bu olup-bitenlerin asl g: siyasi maduru olan Refah Partisi bile sesini ksmak suretiy- 3' le rejimin -zellikle de onun "yksek mahkeme" sfatl zel g bekisinin- hmna uramaktan kurtulmann hesab iinde- | dr. S. Byk medya tamamen askeri iradenin dmen suyuna gir- |' mistir. Daha dorusu, bu grup baskc rejimin tesisini hazr- g layan gelimeler iinde batan beri "ba tahriki" konumundadr. Hatta, kendi iindeki farkl sesleri susturmak iin "Devlet"e ihbarclk yapmay bile iine sindirebilmektedir. te yandan, nsan Haklan Dernei ve Mazlum-Der ile bir-iki slami dernein zaman zaman yaptklar klar dnda, neredeyse btn sivil toplum rgtlerinin zerine "l topra" serpilmi gibidir. Beni en ok utandran da, mensubu olduum akademik camiann byk ekseriyeti itibariyle askeri siyaseti desteklemesi ve merulatrmaya almasdr. Yapacaklar iler iin paalardan iaret, hatta emir bekleyen ve onlara "yakn" olmay zel bir onur telakki eden, yksek retim dzeninin sorumlu mevkilerinde bulunanlar ise z-grletirici bir eitim ve zerk niversite ideallerinden bsbtn uzak bir ruh ve zihin haleti iinde, madur edilecekler listesine dahil etmek zere, yurt iinde dindar rektr, dekan, blm bakan, yurt dnda ise "namaz klan" burslu renci istatistii yapmakla meguldrler. MGK her zaman etkin olmutur Trkiye'nin halihazrdaki egemeni olan MGK hakknda geen haftaki baz gazetelerde ilgin bir haber daha vardr. Buna gre, MGK Sekreterlii "geciken faturalarn demek iin" ek denek talep etmi.... Haberin ilginlii MGK'nn bu talebinin onun gereksiz ilerle itigal ettiini gstermesinde. Nitekim, MGK sadece bugnk ileyiiyle deil, her zaman "yrtme" iinde yer alan hkmete yardmc bir danma organ olmann ok tesinde bir konumda olmutur. Anayasal grev tanm bakmndan deil, ama yasal stat186 28 UBAT SREC

8 snden ve Silahl Kuvvetler'in Trk siyasetinde tuttuu zel n yerden kaynaklanan nedenlerle, MGK "milli gvenlik polipi tikas"yla hi ilgili olmayan pekok ile uraagelmitir. < Bunlar arasnda, kendisini ilgilendirmeyen konularda ka-P nun tasla hazrlamaktan tutun da kimlerin niversite rekH *-* g tr olamayacana ilikin gr belirtmeye, hatta bilim adam ve aratrmaclarn hangi konular ncelikli olarak aratrmalar gerektiini niversitelere tamim etmeye kadar pekok ilgisiz ey var. MGK veya onun direktifiyle hareket edenler btn kamu brokrasisini, hatta medya mensuplarn ve szde sivil toplum rgtlerini endoktrine etmeye dnk eitim programlar ve seminerler gerekletirmek, bu tr faaliyetler iin duyurular yapmak gibi gereksiz ilerden uzak dursayd, muhtemeldir ki btesi ak vermezdi. lkemizin bugn geldii nokta itibariyle tipik bir "nc Dnya" diktatrl grnts vermesinin "yaban eller-de"ki bir Trk, stelik ii "anayasal demokrasi" okutmak olan bir Trk iin ne kadar zor olduunu bilmem belirtmeye gerek var m? Ha sahi, bu durumun sorumlular "ada uygarlk"tan m sz ediyorlard?!... 28 UBAT SREC 187 Trkiye nereye gidiyor?* 1. Trkiye'nin Demokrasi abas: Bir Tarihe lkemizde demokrasinin kesintili de olsa uzunca saylabilecek bir tarihi var. Sultan Hamit dnemindeki ok ksa sren (1876-77) ilk anayasal monari (merutiyet.) denemesini saymazsak, Trkiye'nin ilk ciddi demokrasi tecrbesi 1908'de anayasann yeniden yrrle konmasn izleyen dnemde yaand. Aa-yukar 1913 ylndaki Babali Baskn'na kadar sren bu dnemin karakteristik zelliklerinden biri, canl bir sivil rgtllkle bir arada giden fikri ve siyasi bir oulculuk idi. Nitekim, anayasann yeniden yrrle konmasn izleyen seimler sonucunda Meclis-i Mebusan'n faaliyete balad Aralk 1908'den 1913 ylna kadar geen sre iinde fikir ve siyaset sahnesinde birok dernek veya parti rol ald. ktidardaki ttihat ve Terakki Parti-si"nin karsndaki siyasi pozisyonlar tutan balca muhalif dernek ve partiler Osmanl Ahrar Frkas, ttihad- Muhammedi Cemiyeti, Mutedil Hrriyetperveran Frkas, Osmanl (*) ( Yeni afak, 3.2.1998) 3 o 5' 8 188 28 UBAT SREC o Sosyalist Frkas ve Hrriyet ve tilaf Frkas idi. Baka bir Q ifadeyle, iktidardaki devleti-milliyeti partinin (ttihat ve w Terakki) karsnda balca liberaller, slamclar ve sosyalist- 1er yer alyor ve ayrca Meclis genellikle (Krt, Laz, Arnavut, a Rum ve Ermeni'siyle birlikte) etnik ve kltrel bir oulcu-| luk manzaras da gsteriyordu. 6 ttihat ve Terakki'nin muhalefeti tmyle sindirdii 1913 sonrasnda kesintiye urayan demokratik sre ancak Birinci Dnya Sava'ndan sonra tekrar ilemeye balayabildi. Gerekten, Savan sona ermesinden bir yl kadar sonra yeniden seimler yapld ve Meclis-i Mebusan Ocak 1920'de tekrar almaya balad. Bu Meclis'in ngiliz igal kuvvetlerinin basks altnda faaliyetlerine son vermesi ve bilahare feshedilmesi, demokratik srecin bu sefer Ankara'da yeniden iletilmesi iin bir neden ve frsat tekil etti. Nitekim 23 Nisan 1920'de Ankara'da alan Trkiye Byk Millet Mec-lisi'nin yelerinin nemli bir ksmn (92 kii) stanbul'dan kap Ankara'ya ulaabilen Meclis-i Mebusan yeleri oluturuyordu. Bunlar aslnda Misak-i Milli'nin de mimarlar idiler. Ankara'da kurulan Meclisin geri kalan yelerinin toplumsal tabann ise, igalden sonra Anadolu'nun eitli yrelerinde kendiliinden rgtlenmi olan ve daha sonra M. Kemal ve arkadalar tarafndan tek bir merkezde birletirilen "mda-faa-i hukuk"ular oluturuyordu. Birinci Meclis, iinde bulunulan sava artlarna ramen demokratik meruluun korunmas konusunda son derece hassas davranmtr. Meclis kendi yetkileri konusunda o kadar hassast ki, M. Kemal'e "bakomutanlk" ad altnda geici diktatrlk yetkisi verilmesine ilikin karar Meclis'ten zorlukla geebilmiti; bakomutanlk sresinin uzatlmas hakkndaki mzakereler

de ayn ekilde son derece hararetli geti. Birinci Meclis'in olaanst dnemde bile demokratik meruluk ve ileyiini korumasnda asl pay kinci Gruba aitti. Ne var ki, milli mcadele sonrasnda hava yava yava deimeye; demokrasi, tartma ve oulculuktan uzaklalma28 UBAT SREC ya ve sistem otoriterlemeye balad. TBMM"nin 1923 ylnda "erken seim"e gtrlmesi bu gelimenin ilk admn oluturdu. Gerekten de Nisan 1923 ylnda, Mustafa Kemal'in inisiyatifi ile ve yrrlkteki anayasaya aykr olarak Meclis'e erken seim karar aldrtlm ve ayn yln yaz aylarnda yaplan "seimler" sonucunda kinci Gruba mensup hibir ye Meclis'e girememitir. Bylece Meclis bu tarihten sonra gitgide daha fazla tek sesli olmaya ve byk lde M. Kemal'in nderliindeki Halk Frkas'nca (daha sonra, Partisi'nce) ynlendirilmeye balam ve bu durum toplum-sal-ideolojik alana da yanstlmakta gecikmemitir. Nitekim kinci Meclis dnemi, 1924 ylnda patlak veren Krt isyannn da etkisiyle, Meclis dndaki muhalefetin de adm adm susturulduu bir dnem olmutur. Yeni dnemde devlet gitgide Cumhuriyet Halk Partisi'nin resmi mlk ve hkmetme aygt haline gelmi, toplumsal ve kltrel yap totalci bir "sosyal mhendislik" anlayna gre resmi cebir yoluyla kkten dntrlmeye ve yeni bir insan tipi yaratlmaya allmtr. Bu meyanda basn susturulmu, btn eitim ve kltr kurulular devletletirilmi (Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1924; vakflarn devletletirilmesi, 1924), devlet karsnda zerkliini koruma potansiyeline sahip olan sivil rgtler kapatlm (tekke ve zaviyeler 1925'te, Trk Ocaklar 1931'de, Trk Kadnlar Birlii 1935'te) ve sivil kltrel oluumlarn budanmasndan doacak boluu doldurmak zere de bir tr resmi misyonerlik veya kltrel-ideolojik hegemonya aralar niteliinde olan Halkevleri kurulmutur (1932). Ayrca, toplumun geleneksel bilgiyle olan btn balarn koparmak amacyla 1933 ylnda yaplan niversite reformuyla, "gelenek"in izlerini tadndan "korkulan" eski niversitenin tmyle tasfiyesi salanmtr. Bu dnemde muhalif (veya devletin denetimi dna kma potansiyeli tayan) siyasi parti giriimlerine de tabiatyla hayat hakk tannmamtr. Nitekim Kemalist elitler karsndaki ilk liberal siyasi muhalefet olan Terakkiper190 28 UBAT SREC o ver Cumhuriyet Frkas kurulmasndan ksa bir sure sonra Q kapatlm (1925), bununla da yetinilmeyerek, ou milli g mcadelenin ilk derece nderlerinden olan parti yneticile-| ri ar ekilde cezalandrlmtr. Bu olaydan be yl sonra a "Gazi'nin sadk muhalefeti" olmak zere Fethi Bey'e kurdu-'5 rulan Serbest Cumhuriyet Frkas ise ksa zamanda toplum h katnda yaygn bir destek kazanmaya balaynca kendi kendini kapatmaya mecbur braklmtr. Esasen btn bunlar, o zaman yrrlkte olan ve liberal-demokratik bir rejim iin uygun bir ereve salayan (1924 tarihli) anayasann ak bir ihlali mahiyetindeydi. Trkiye'de ok-partili, tartmal siyasete ancak 1945'ten sonra yeniden geilebilmitir. Bu da, devlet elitlerinin gnll olarak setikleri bir yol olmaktan ziyade, i ve d artlarn zorlad bir kararn sonucudur. Nitekim, kinci Dnya Sava sonrasnn (ikinci) "demokrasi dalgas"nn yaratt hava iinde, Trkiye'nin Sovyet tehdidi karsnda iine girdii gvenlik aray, iktidar elitlerinin tek-parti ynetiminin halk mahkum etmi olduu yoksulluk ve zgrlk-szln yirmi ksur yl boyunca biriktirmi olduu tepkiyi bir lde de olsa "boaltmak" iin uygun kanallar bulma ihtiyac ile birleince muhalif siyasi partilerin kurulmasna izin verildi. Byle bir ortamda Cumhuriyet Halk Parti-si'nden ayrlan Bayar, Menderes, Kprl ve Polatkan Demokrat Parti'yi kurdular. Demokrat Parti drt yl aan bir demokrasi mcadelesinden sonra 14 Mays 1950'de yaplan Cumhuriyet dneminin ilk zgr seiminde halkn ounluunun oyunu alarak iktidara geldi. Ne var ki Demokrat Parti dnemi, halk zerindeki basknn kalkmas, din zgrlkleri konusunda nispeten liberal bir tutumun devreye girmesi ve refahn krsal kesimlere doru yaylmaya balamas gibi konulardaki olumlu ynlerine ramen; demokratik, tartmal ynetim ve sivil zgrlkler uygulamas

bakmndan bir hayli kusurluydu. Bunda, Demokrat Parti ynetici kadrolarnn demokrasi telkkisindeki -b28 UBAT SREC 191 yk lde, formasyonlarnn tek-parti ynetimi dneming: de olumu olmasndan kaynaklanan- hatalarn etkisi ol3' makla beraber, asl belirleyici olan o zamanki kurulu dzeg nin ideolojik ve kurumsal zellikleri idi. Esasen, CHP lider5 ligi Trkiye'de Batl anlamda bir liberal demokrasinin tesio sini istemiyordu; onlarn zihnindeki model kontrol altnda 3 ileyen ve ksmen yarmac olan bir siyasi modeldi. Bu s projede rejimin ideolojik karakterinden (ki onun zn devleti milliyetilik, laikilik ve toptanc bir "toplumsal mhendislik" oluturuyordu) vazgeilmesi ve toplumun kendi dinamiklerine gre gelimesine izin verilmesi gibi hedeflere yer yoktu. Cumhuriyetin kuruluundan buyana sistemin bu trden ideolojik, kltrel, hukuki ve kurumsal gvencelerle salamlatrlm olduunu bildikleri iin, CHP'li-ler yeni dnemde de gerek iktidarn her halklarda kendilerinde kalacan dnyorlard. Baka bir ifadeyle, sistem demokratik siyasete snrl bir "oyun alan" brakmt. Demokrat Parti gerekten de bu snrl veya "kuatlm" alan iinde icra-i siyaset etmeye alt. Bu kuatmann en etkili aralarndan biri, bugn de ok iyi bildiimiz "irtica" politikas idi. Nitekim, CHP'nin 1950-60 arasndaki muhalefetinin odak noktasn DP hkmetlerinin "eriatlara taviz verdii" ve "laikliin tehlikede olduu" sulamalar oluturmu, dolaysyla, dindar yurttalarn herhangi bir Batl demokraside olaan olan din zgrlklerinden asgari dzeyde yararlanmalar bile "laik Cumhuriyet"e kar bir kalkma olarak gsterilmek istenmitir. Nitekim, sonunda ana ktlesini CHP ile ayni dnya grn paylaan sivil ve askeri brokrasi, aydnlar ve bilim adamlarnn oluturduu devlet elitleri 27 Mays 1960'da iktidar DP'den zorla geri aldlar. Bu olay aslnda 14 Mays 1950'nin rvanyd, adil olmayan bir rvan... Bylece iktidar yeniden tmyle devleti elitlerin eline gemi oldu. Darbecilerin yaptrd 1961 Anayasas grnteki "liberal" zelliine ramen, bir ynyle aslnda Kemalist iktidar se192 28 UBAT SREC kinlerinin sisteme vesayet "hakk"nn "kitabna uydurulmu" hukuki bir ifadesi idi. Anayasann ruhu, seilmi iktidarlarn askeri ve sivil brokrasi subaplaryla frenlenmesi esasna dayanyordu. Mamafih 61 Anayasas dnemi de olaand bir ekilde kapand. nce 1971 mdahalesi ile anayasann liberal ynlerinin budanmas saland, bir sre sonra da 12 Eyll 1980 darbesi ile anayasal dzen tmyle yrrlkten kaldrld. 2. 12 Eyll'den Refahl Hkmete Oniki Eyll cuntasnn yaptrd 1982 Anayasas da aslnda ayn temel kayg zerine bina edilmiti. Anayasa hem vatandalarn zgrlk alann, hem de sivil siyasal aktrlerin "oyun alan"n son derece daraltmt. stelik, MGK gibi ideolojik vesayet kurumlar anayasal olarak takviye edilmiti, zellikle bu kurum siyasal sistemin askeri brokrasinin "gzetim ve denetimi" altnda ilemesini salayacakt. Ayrca, anayasann yrrle girmesini izleyen bir yl iinde pekok temel yasa cunta tarafndan ya ciddi biimde deitirildi, ya da yeniden yapld. Bununla da yetinilmedi, Mays 1983'ten itibaren iletilen "veto" mekanizmas sayesinde, pekok tecrbeli siyasetinin yeni partilerde grev almas nlendi. Byle bir ortamda ilk genel secimler Kasm 1983'te yapld ve 1984 bandan itibaren "demokratik" siyasal sistem anayasann ngrd ve fiili g ilikilerinin mmkn kld vesayet erevesinde ilemeye balad. Geri vesayet sisteminin baz anayasal ve yasal dayanaklar bir ksm siyasi yasan kaldrlmasndan ve Kenan Evren ve arkadalarnn "anayasal" grev sresinin 1989'da sona ermesinden sonra kalktysa da, bata ideolojik devlet tercihi olmak zere rejimin dier vesayeti unsurlar varln korudu. Ne var ki, zellikle Turgut zal'n cumhurbakan seilmesinden sonra Trk siyasetinde yeni bir alm balad. Trkiye toplumu aydnlar, sivil rgtleri ve siyasi partileriyle gitgide "kabna smaz" hale gelmeye balad. Bunda, 1987 ylnda Avrupa nsan Haklar Komisyonu'na "bireysel ba Q

O f28 UBAT SREC 193 vuru" hakknn tannmasndan baka, bir yandan dnce g: ve vicdan zgrln kstlayan ve Krte'nin kullanlma^ sim yasaklayan baz yasal dzenlemelerin zal'n inisiyatiz fiyle kaldrlmas, bir yandan da yine Cumhurbakan zal'n himayesi altnda resmi sansrden masun bir tart% ma ortamnn temini etkili oldu. Bu ve benzeri gelimeler 2. Trkiye'nin ufkunu at; yle ki, 1991-93 dneminde, sis tem zerindeki ideolojik ve askeri vesayetten tutun da etnik taleplerin meruluu sorunlarna kadar, o zamana kadar tabu saylan pekok konu tartmaya ald. Bu hava zal'n lmnden sonra bir-iki yl devam ettiyse de, 1993 ylndan itibaren Trkiye tersine isleyen bir srece girdi; zgr tartma, rgtlenme ve siyaset-yapma alan daralmaya ve sistem militerlemeye balad. nemlice bir Krt kesiminin eitli taleplerini seslendiren parti zerindeki bask younlatrld. Olaylarn bu gelime seyri 1995 seimlerinden sonra da ana istikametini korudu. Kemalist sektr (askeriye, yksek brokrasi, byk medya, nde gelen siyasi partiler ve "ulema"), seimlerden birinci parti olarak km olmasna ramen, nce Refah Partisi'nin herhangi bir ekilde hkmette grev almasnn gayr meru olduunu iddia etti, sonra ANAP'la bir koalisyon kurmasn engelledi. Nihayet 1996 yaznda Refah Partisi DYP ile bir koalisyon hkmeti kurmakta anlatysa da, iaret edilen sektrn koalisyon ortaklar zerindeki basks devam etti. Hkmetin evresindeki kuatma gitgide daraltld. nk, Refah Partisi'nin yarm-yamalak da olsa iktidar olmas devleti-Kemalist sektr iin adeta "barda taran" damla idi. Gelinen nokta, 12 Eyll Anayasasnn ngrd ufku amt; byle giderse sistemi denetim altnda tutmak zorlaabilirdi. 3- Yeniden Askeri Ynetim Nihayet Ocak 1997'de Milli Gvenlik Kurulu Genel Sekre-terlii'nce hazrlanp, grnte babakanlka yrrle sokulan "Babakanlk Kriz Ynetmelii" silahl kuvvetlerin 194 28 UBAT SREC o artk dorudan doruya siyasi inisiyatif almaya baladn '3 gsterdi. Nitekim, bu olayn hemen ardndan 28 ubat Muh-w tra geldi. Bu tarihten sonra yava yava MGK parlamen-g toyu, MGK Genel Sekreterlii de hkmeti ikame etmeye u balad ve resmi hkmetin hibir etkinlii kalmad. Bir s-| re sonra da zaten Refah-DYP koalisyon hkmeti aibeli bir h ekilde drld ve yerine, grne gre ANAP Genel Bakan Mesut Ylmaz bakanlnda, ama aslnda silahl kuvvetlerin ve onunla gayet "uyumlu" alan byk medyann gdmnde ekli bir hkmet kurduruldu. Btn bunlar tamamlayc bir adm olarak, Cumhuriyet Basavcs Refah Partisi'nin temelli kapatlmas iin Anayasa Mahkemesi'nde dava at. Ne var ki, mdahale sadece siyasi alanla da snrl kalmad; sivil toplumu kuatan bask emberi de gitgide daraltld. Genel olarak insan haklar ihlallerinin ivme kazanmasna ek olarak, zellikle dindar kesimlere ynelik sindirme politikas gitgide daha kaba-saba biimler almaya balad. zel din eitiminin zaten yasak olduu lkede fiilen bu eksii telafi etmeye yarayan mam-Hatip Okullar da budand. Btn bunlardan sonra, bugnk Trkiye'de sadece bir tek fikre zgrlk tannmaktadr: sol -ve ksmen sa versiyonlaryla- Kemalizm. Nihayet, ilgililer iin utan verici olsa da, tarihe kayt dmek iin mutlaka belirtilmesi gereken bir nokta, Trkiye'de demokratik srecin tahribinin, bir kere daha, byk lde medyann destek ve yardm sayesinde mmkn olduudur. 4. Trkiye Nereye Gidiyor? Bugn Trkiye'nin egemeni konumunda bulunanlarn izledikleri rota phesiz ki lkeyi demokrasiden gitgide uzaklatran ve nihai adresi totalitarizm olan bir rotadr. Bu ayn zamanda Trkiye'yi dnyada da marjinalletirecek olan bir giditir. Nitekim, son gelimelerin de gsterdii gibi, ieride baskc politikay srdren Trkiye dta da hzla yalnzla srklenmektedir. Trkiye'nin bugnk egemenleri, bes28 UBAT SREC 195

belli ki, halkn seilmi temsilcileri olmayp askerlerdir. J Byle olduu undan da bellidir ki, lkeyi ziyaret eden ya- ? banc heyetler de szde sivil hkmeti deil askerleri mu- g hatap almaktadrlar. Bunun gibi, son aylarda iyice belirgin- Ej leen srail merkezli "d politika"da da ba eken askerler- o dir. Geri, Refah Partisi'ni iktidardan dren srecin asli mima- 3 ri olan silahl kuvvetler iindeki cuntac oluumun yine ordu iindeki "daha makul" unsurlarca tasfiye edilmekte olduu ve sistemin bir-iki yl iinde "normalleebilecei" bazlarnca ileri srlmekteyse de; Trkiye'nin geleceiyle ilgili tasavvurlar insan haklarna ve hukukun stnlne dayanan, her trl hayat tarz ve dnya grnn bar bir biimde bir arada yaad demokratik bir devlet olanlar byle bir beklentiyle avunamazlar. Trkiye'nin meselesi, belli bir dnemde silahl kuvvetlerde etkili olan gcn daha "makul", daha "anlayl" veya nispeten "yumuak" olup olmamas meselesi deildir. Asl mesele, cari siyasi sistemin, askerlerin demokratik siyaset zerindeki denetim veya vesayetini merulatracak ekilde kurgulanmasn mmkn klan ideolojik ve kurumsal erevededir. Mesele, birey-in-sanlar ve vatandalar olarak bizlerin, ister "yumuak" olsun ister olmasn, byle bir sistemin dorudan doruya onurumuzun reddi anlamna geldiini ne lde grebildiimiz meselesidir. Kald ki, ideolojik-askeri vesayetin "yumuak" bir grntye brnmesi daha da tehlikelidir; nk bu, insanlarn basky olaan bir ey gibi grmelerini, hatta isel-letirmelerini kolaylatrr. yleyse, Trkiye insannn nndeki tek bar zm sivil bilincin gelimesinde ve harekete gemesindedir. Tek tek bireyler, sivil toplum rgtleri ve siyasi partiler olarak cari sistemin bu yapsn ve onun mantki sonucu olan bas-kc-aalayc uygulamalar Trkiye toplumu ve dnya nnde tehir etmek, knamak ve dntrlmesini talep etmek ahlaki ykmll altndayz. Eer onurlu insanlar 196 28 UBAT SREC p olarak yaamak istiyor ve kendi lkemizde parya muamele- si grmek istemiyorsak, gerektiinde "sivil itaatsizlik" dahil u olmak zere her trl sivil-bar eyleme bavurmalyz. S Bizden yetki almam olanlarn bize hkmetmelerine boyun ; ememeli, onlara "siz kim oluyorsunuz?" diye sorabilmelisi yiz. Kerameti kendilerinden menkul zevatn kaderinizi be-h lirlemeye almasna, akas size tanrlk taslamasna kar sessiz kalmay iinize sindirebiliyor musunuz? Bugn Trkiye toplumunun, lkenin efendisinin herhangi bir hizip, grup veya kurum olmayp dorudan doruya kendisi olduunu btn bar yollar zorlayarak herkese kabul ettirmekten baka aresi yoktur. Trkiye insan nasl ve kimler tarafndan ynetileceine kendisi karar verme hakkna sahiptir; bu ynetimin ilkeleri bizim ortak rzamzdan t-reyecektir, kimse bu hakkmz zerine ipotek koyamaz. Kimse bize "una uyacaksn, buna uyacaksn" diyemez; neye uyup neye uymayacamza da biz karar veririz. Aksini bize dayatmaya alanlar, bunu batan ayaa "msellah" olduklar iin yapyorlarsa, grntleri ne olursa olsun, tanm gerei haydutturlar. 28 UBAT SREC 197 Trkiye'nin "insan haklar" | diye bir sorunu mu var?* i > 2 o 3' 2 w' c S c l Bana yle geliyor ki, bugnn Trkiye'sinde insan haklarn tartmak, bir Devlet bynn ifadesiyle, "abesle itigaldir." Trkiye'nin egemenleri, insan haklarndan hi hazzetmediklerini "hukuk dili"ni kullanarak, "Anayasa" adn verdikleri 1982 tarihli resmi belgeyle yllar nce zaten belli etmilerdi. Ayn gcn, bir buuk yl nce de o "anayasa"da ltfedilmi bulunan hak krntlarn bile geri almaya karar verdii ise cmlenin malumudur. Bu gibi temel kararlar

verenlere gre, bugn Trkiye'de insan haklar diye bir problem elbette yoktur. Bu nedenle, insan haklar ile ilgili olarak ne gibi sorunlarmz bulunduunu aklamaya almak-tansa, insan haklarn Trkiye iin bir problem olarak grmeyen bak asn anlamaya almak belki daha uygun olur. Bu yazda byle bir perspektifin balca dayanaklarn sunmaya alacam. Bu "bilimsel" izahat herhalde yle bir ey olmal: (*) (Yeni Trkiye, Mays-Haziran 1998, Say 21, ss. 337-339) 198 28 UBAT SREC | "Efendim, bir grup haddini bilmez, nankr ve yabanc ua-g yllardr Trkiye'nin "insan haklar sorunu"ndan yakn- yor. Yok devlet insan haklarn ihlal ediyormu, yok polis i- kence yapyormu, yok "yargsz infaz'lar oluyormu, falan g filan... u utanmazla, u vatansevmezlie, u adalk S dmanlna bakn hele. Sanki Trkiye'nin insan haklar 5 diye bir sorunu varm gibi!... Ne demek yani?... Trkiye Cumhuriyeti laik mi deil, ada m deil?. Devletimiz dim-| dik ayakta deil mi? Neyimiz eksik bizim ada lkeler-z den. ada klk-kyafet dersen bizde, trban-mrban gibi z ad kyafetleri yasaklayan biz, irticac partiyi kapatan, ir-z ticaclarn sermayesine bile gz atrmayan yine biz. Dincisi lere "dnyay dar etmek iin" daha nice yakas almadk j ada yasa paketleri hazrlyoruz. Daha ne istiyorlar? S Baksanza bu haddini bilmezlerin mensubiyetleri bile yabanc: "liberal", "demokrat", "sosyalist", "ok-kltrc" bilmem ne... Hele bu sonuncular... Kendilerine Trke ad takarak bizi kandrabileceklerini sanyorlar; ama biz yutmayz, onlarn da kk darda olanlar taifesinden olduunu bilmediimizi mi sanyorlar. Aslnda bunlarn hepsinin niyeti blclk, bizi blp para para etmek istiyorlar. Yoksa biz bilmiyor muyuz kltrl olmann nemini. Zaten laik Cumhuriyetin kurucular da cahil vatandalarn ok kltrl olmas iin amadlar m "millet mektepleri"ni, karmadlar m "Tevhid-i Tedrisat Kanun"larn... Ha bir de "slamclar" var. Lafa bak!... Ne olacak "din smrcleri" ite. Diyeceksiniz ki, slam'n neresi "kk darda"? yle mi ya! Bunlar Suudi parasyla, Humeyni ideolojisiyle beslenmiyorlar m? Hem, bu dinci taifesinin kknn darda olmas da gerekmez, onlarn kkn kurutmak zaten adaln ilkesel bir gerei deil midir? Trkiye gibi, "ada uygarlk dzeyi"ne erimek iin aydnyla, ulemasyla, medyasyla ve askeriyle, (zellikle de askeriyle), canla bala alan bir lkede, "insan haklar" ve "demokrasi" gibi sorunlardan sz etmek besbelli ki ya gaf28 UBAT SREC let ya da ihanet eseri olsa gerektir. "ada uygarlatrma" davasnn zinde paalarnn, bat alma gruplarnn, radikal yeni yzylclarnn, milliyet ve hrriyetiyle maruf cumhuriyeti efkar umumiye aktrlerinin, ko gibi salam sermaye erbabnn, anayasal ve gvenlikli mahkemelerin, bar bar barolarn gayet nizami bir biimde durumdan vazife kardklar bir lkede hala bu gibi sorunlardan ikayet edip durmak ihanet deildir de nedir allahakna! Yani, bu memlekette demokrasi mi yok, "halk iradesi" mi egemen deil, ikence, faili mehul cinayet, resmi etecilik filan m var? Meclisimiz uslu uslu, paa paa, nizami bir ekilde almyor mu? adaln emir ve komuta zinciri iinde cann diine takm alan bir hkmetimiz yok mu? Cumhuriyetin mahkemeleri "ada uygarlk" dman, kapkaranlk zihni-yetli gafilleri hakettii cezalara arptrmyor mu, stelik rt-besine-mtbesine bakmadan?... Belki de en nemlisi, sivil toplum rgtlerimiz bile (birka kk darda ideoloji meczubu dernek ve topluluk hari) batan aya haki renkler iinde ve tek bir yumruk halinde ada glere selam durmamlar mdr?... Bir de nsan Haklar Dernei bakannn vurulmasn dillerine dolayanlar var. u manta bakn... Bir kere ortada henz bir "cinayet" yok, yaralama var. kincisi vuranlar bildiimize gre, "faili mehul" deil. Hem sonra bu olayn insan haklaryla ne ilgisi var, bu tamamen adli bir mesele. Bir de baz kendini bilmezler dindar vatandalar zerinde bask varm gibi birtakm mnasebetsizce laflar ediyorlar... Geri biz onlarn da asl niyetini biliriz, gya demokrat geinip memleketi irticaya teslim etmek istiyorlar. Bu mnasebetsizlere sormak lazm: Trkiye'de camiler mi kapal, oru tutmak m

yasak? Efendim, dindarlarn sivil zgrlkleri devlete tannmyormu (yeri gelmiken belirtelim: "Sivil zgrlk" gibi atafatl laflar kullanarak bizi ve cmle alemi etkileyebileceklerini zannediyorlar. Ama yemezler: Biz biliyoruz onlarn ifade, basn-yayn, toplanma, ve rgtlenme 200 28 UBAT SREC $ zgrlkleri gibi alelade eyleri kastettiklerini), dindarlar kamu grevlerinden atlyormu, resmi dairelerde ve ni- versitelerde barts zulm varm, devlet vatandalarn kurban derilerine bile tasallut ediyormu!... Efendim, Refah Partisi kapatlmm. Daha neler... Siz bilmiyor musunuz en S fazla devlet yardmn dinci partinin aldn. Ne yani, kapat-3 trmayp da halkn parasn eriatlara m yedirseydik?... | Hem hangi ada lkede dinciler siyaset yapabiliyor. Laik-% lik neyimize yetmiyor bizim? z Bunlar, laik cumhuriyetimizin gayet hukuksal altn da g grmezlikten geliyorlar. Trkiye Cumhuriyeti tabii ki bir g "hukuk devleti"dir. Netekim, bizim de yasalarmz yok mu, her eyi yasalara uydurmuyor muyuz? Aslnda o szmona | demokrat geinen, ama laiklikten nasibini almam entel h bozuntular da biliyorlar yce mahkememizin, bilhassa aydnlk ve en zden gnlerinde ada ve de laik yasalarmz onayladn, gayet hukuksal biimde dinci partinin icabna baktn. Kald ki, "insan haklarndan sorumlu" bakanmz bile daha yaknlarda bartsnn insan haklar sorunu olmadn aklamad m? Cumhuriyet dmanlar, cumhuriyetin hukuk profesrnden daha mi iyi bilecek? Geri, yce mahkememizi bile eletirmeye cret eden ve maalesef her naslsa Cumhuriyetin okullarnda yetimi birka tane kendini bilmez hukuk hocas da yok deil. Hele bir tane yeni yetme anayasa meczubu bir profesr var ki birka senedir ileri geri konuup duayor, hatta yce mahkemenin kararna bile dil uzatyor. Tvbe tvbe!... Ama zaten o da koku darda bir ideolojinin mensubu, stelik bu muzr fikirleri yabanclarn kitaplarndan reniyor. Yoksa, byle zararl eyleri okuyacana Sylev ve Demeleri okuyup bir bellese, o da yola gelecek ama nerede onda o kafa. Baksanza adam zaten dincilerin ekmeine ya sryor. "Liberal mym, liberteryen"miymi neymi. "Kk darda" deil mi, sonunda hepsi bir. Ne sandnz yani, ada uygarlkta dincilie taviz mi veri28 UBAT SREC lirmi... Su nankrlere bakn, sanki bu vatan size kim salad. Siz ne sanyorsunuz, cumhuriyet olmasayd siz imdi yoktunuz bile. Oturup kalkn da sizi yoktan vareden laik cumhuriyetimize dua edin. Hem sonra eskiden din zgrl m vard? Zalim padiahlarn elinde asil Trk milleti inim inim inlemiyor muydu. Neydi o kzl sultanlar, hain Vahdettin'lerL. nsan haklar, demokrasi ve hukuk devleti lklar atan nankrler dnp bir de evremize baksnlar: Drt-bir tarafmz dmanla evrilmi deil mi? Komularmz brakn, btn dnya hergn oturup kalkp bizi nasl kerteceinin planlarn yapmyor mu? Liberalizm gibi, demokrasi gibi, slamclk gibi, solculuk gibi "kk darda" ideolojileri bunun iin iimize sokmadlar m? Bir de yce Trkiye Cum-huriyeti'nin kutsal vatandaln kullanarak bu muzr dnceleri savunmaya cret eden aymazlara bakn!... Uzun szn ksas, insan haklar ihlal ediliyor diye zrlda-yanlar laikliimizin ve adalmzn kymetini bilsin. yle yama yok. Dinciler palazlansn, kk darda ideoloji mensuplar olur-olmaz konusun diye kurmad Atatrk bu Cumhuriyeti. Herkes terbiyesini taknsn ve haddini bilsin. Aymazln lzumu yok." p 28 UBAT SREC 203 Yine bakanlk sistemi tartmas * Hkmet sistemi ile ilgili tartmalar Trkiye'nin son yllardaki ana gndem maddelerinden birini oluturuyor. Bu tartmalarn arkasnda yatan temel etken, yle grnyor ki, Trk parlamentarizm uygulamasnn bir trl nleyemedii, belki de neden olduu, hkmet krizleri ve siyasi istikrarszlktr. Hemen hemen herkes devlet ynetimdeki etkinsiz-likten ve kamu politikalarndaki sreksizlikten yaknmaktadr. Kimileri bu durumu Bat demokrasileriyle ilgili siyaset bilimi literatrden mdevver "ynetemeyen demokrasi" terimiyle ifade ediyorlar. Yani, Trkiye'nin bugnk ana siyasi sorununun hkmet sistemiyle ilgili, teknik bir sorun olduu dnlmekte ve bu nedenle de yine hkmet

sistemiyle ilgili teknik-mekanik zmler nerilmektedir. nerilen bazen "yarbakanlk", bazen da "bakanlk" hkmeti sistemidir. Bu tartmaya vaktiyle katkda bulunmu birisi olarak ben meselenin bu ekilde ele alnmasndan bir sredir rahatszs > (*) (Zaman, 9.6.1998) 204 28 UBAT SREC i lk duymaya baladm. Bunun nedenlerini yle aklayabi-p lirim. Bir kere ben bugnk Trkiye'nin "siyasi sorun"unun fi bu teknik problemin boyutlarn oktan at kanaatinde-1 yim. Evet, halihazrdaki parlamentarizm uygulamasnn icra-~ da, hatta yasamada etkinlii salayamad dorudur. Ardar-n da gelen zayf ve ksa mrl hkmetler yznden istik-i rarl politikalar uygulanamad ve parlamentonun yrtme-I" ye baml hale gelerek kendi asli ilevini yapamaz duruma z dt artk idraki uzmanlk gerektirmeyecek kadar apak bir gerek haline gelmitir. Ama bir sredir Trkiye'de kar karya olduumuz sorun hkmet sistemiyle snrl olmaktan km, daha genel olarak "siyasi sistem"le ve devlet-toplum ilikisiyle ilgili bir nitelik kazanmtr. Daha dorusu cari rejimin bu husustaki negatif potansiyeli bir sredir iyice gn yzne km, fiili hale dnmtr. Trk siyasi sisteminin bu byk problemi ksaca yle tanmlanabilir: Trkiye'nin iktidar eliti, batan beri imkansz bir eyin, bir "halksz demokrasi" kurmann peindedir. ktidar sekinleri Trkiye halkn hak sahibi vatandalar topluluu olarak deil, tam aksine egemenlerin buyruuna boyun emekle mkellef bir "teba" olarak grmektedir. Baka bir ifadeyle, cari rejim kendisini sivil toplumun bir nevi "trevi" olarak, en azndan vatandalarn rzasna dayanmas gereken kurumsal bir aygt olarak deil de, ideolojik devletin kaytsz-artsz bir hkmranlk nesnesi olarak grmektedir. Bundan dolay, Trk siyasal sisteminin meruluunun kayna "halk iradesi" olmayp, geleneksel "hikmet-i hkmet" felsefesinin "ada" bir versiyonu olan Kemalist ideolojidir. Bir devlet ideolojisi olarak laiki-Kemalizm, bugn olduu gibi, halkla temas olmayan iktidar sekinlerinin demokratik yoldan yapamayacaklarn hi bir duygusal rahatszlk duymadan yapabilmelerine meruluk salamaktadr. Geri daha nceki ynetimler dneminde de hatr saylr siyasi sorunlarmz, siyaseten hatal ve eletiriye ak politikalar izleyen partiler ve hkmetler vard, ama 28 ubat 28 UBAT SREC 205 1997 sonrasnda ortaya kan siyasi manzara demokratik 3 mealuk, insan haklar ve hukuk devleti asndan tam bir g felakettir. Bugn Trkiye'de, fiilen, baskc bir aznlk iktif dar mevkiindedir, sivil grnml niforma egemenlii varc dr. Onun iindir ki, habire temel haklar insafszca budayan gj-yasal-idari uygulamalar ve yasa hazrlklar yaplmakta, res mi ideoloji saliki olmayan vatandalar -zellikle dini hassag siyetleri ar basan milyonlar- srekli olarak kural-tanma3 yan bir otoriteryenizmin gadrine uratlmaktadr. Liberallik ve demokratlk cari rejimin demagog ideologlar ve ayak takm yazar-izerleri tarafndan ahmaklk olarak yaftalan-makta; gazete ve televizyonlarda ke balarn tutmu olan okur-yazarl, mktesebat ve zeka dzeyi pheli tetiki taifesi, emir-komuta zinciri iinde hareket ettiklerini dndrr biimdehalihazrdaki bask politikasn bile yetersiz grp dindarlara kar daha iddetli tedbirlere bavurulmasn talep etmektedirler. Btn demokratik ve zgrlk idealleri bir yana brakn, en azndan vicdan sahibi bir kimsenin bile bu taifenin yazlarn tiksinti duymadan okumas mmkn deildir. mdi, byle bir ortamda, asl yrek-yakan sorunlar bir yana brakp, "bakanlk sistemi olsun mu olmasn m" tartmas yaplacak zaman mdr Allahakna?... Bu satrlarn yazar da dahil olmak zere, biroumuzun dnd gibi, bakanlk sistemi icrada istikrar ve etkinlik sorununu belki zebilir, ama bunun Trkiye'nin asl byk sorununun zmne dorudan doruya bir katks olmayacaktr. Trkiye vatandalar olarak bugn birinci derecede ihtiya duyduumuz ey, bizim merulatrc rzamz aramay kstaha reddeden oligariyi veya "Cumhuriyet aristokrasisi"ni elimizin tersiyle iterek -elbette

bar yntemlerle- kendi kaderimize sahip kabilmemizdir. Bugn "ynetebilen de-mokrasi"yi aramadan nce, bizatihi demokrasiyi tesis etmeye ihtiyacmz var. Bugnk artlarda "bakanlk sistemi" mi "yar-bakanlk sistemi" mi tartmas yapmak "meleklerin 206 28 UBAT SREC | cinsiyetini tartmak"la vakit geirmek gibi bir eydir, tuza-p a dmektir. Merhum zal dneminde bu konuyu tart- makta belki hakl idik, ama ayn tartmay, egemen zmre tarafndan toplumumuzun "mstemleke halk" muamelesi$ ne reva grld bugnk Trkiye'nin ba gndem mad-3 desi haline getirmek "abesle itigal"den baka bir ey deil- dir. 2 Bu tartmann rahatsz edici baka bir yn de, "bakanlk .1 sistemi"nden yana gr belirten evreler iinde yer alan baz unsurlarn asl motivasyonlarnn kukulu niteliidir. Bunu bir prensip meselesi olarak ve batan beri tutarl bir biimde savunan Liberal Demokrat Parti bir yana braklrsa, hemen hemen btn "bakanlk sistemi" taraftarlarnn devlet-toplum ilikileri konusundaki tasavvurlarnn nemli lde otoriteryen unsurlar barndrd dikkatli bir gzden kaacak gibi deildir. Nitekim bu evrelerin siyasi terminolojisinde "otorite", "dzen", "disiplin", devlet kutsamas ve monist toplum gibi geleneksel sac temalar hakim bir yer tutmaktadr. Dolaysyla, bunlar bakanlk sistemini kuvvetler ayrln gerekten tesis edecek, yasamay kendi asli ilevine dndrecek, ynetimi halka yaknlatracak demokratik bir seenek olmaktan ziyade, "devletin eli"ni glendirecek, devlet otoritesini takviye edecek ve topluma nizam verecek veya sadece etkin ve istikrarl bir ynetim salayacak bir ara olarak grmektedirler. Sadece bu amalarla "bakanlk sistemi"nin savunulmas kuku duyulacak gibi deil midir?... Ayrca, eer basm-yayn organlarna yansyan bilgiler doruysa, halihazrdaki resmi cumhurbakan sayn Sleyman Demirel de "bakanlk sistemi"nin hararetli taraftar imi, hatta bu ynde ciddi hazrlklar iindeymi. Bir vatanda olarak bu konuda syleyecek szm var: Bir kere, Trk siyasetini son 25 yldr yakndan izleyen bir vatanda olarak naizane u kanaate varm bulunuyorum ki, sayn Demi-rel'in "kendisi iin bir ey istemeden" giritii iler kamu 28 UBAT SREC 207 iin daima hayal krklna neden olmu ve esasen zat aliz leri "kendisi iin bir ey istemeden" herhangi bir fikir ve ideali izlemede sebatkar olmay da bugne kadar pek baaf ramamlardr. kincisi, sayn Sleyman Demirel zellikle c son bir-bir buuk ylda cari rejimin halk sahne dna atmag sna mani olmaya almak yle dursun, bu giriime muzag hir olmay tercih etmilerdir. Hal byleyken, sayn Demi rel'in bugn baka -hayrhah- saiklerle hareket etmesini neJj den bekleyelim ki!... | 28 UBAT SREC 209 Rejimin "olaan anayasal evresi o p z > % Trkiye'de halihazrda cari olan "rejim"in ada siyasi sistemlerin olaan demokratik modeliyle hemen hemen hibir ilgisi bulunmad ayrca aklanmaya ihtiya gstermeyecek kadar ak bir gerektir. Bir yl akn bir sredir egemen rejimin evrensel anlamyla hi ilgili bulunmasa da "kural" diye anlan bir takm ileyi esaslar, daha dorusu bu-yurgalar var. Bu formel ve fiili buyurgalar manzumesinin, hukuk devleti retisindeki bildik anlamnda vatandalar iin ngrlebilirlik ve gvenlik salayan bir yaps elbette yok. Ama onun arkasnda yatan temel mant yine de tehis edebilecek durumdayz. Bunu bize rejimin olaan saylan anayasal erevesi vermektedir. Baka bir anlatmla, u anda cari olan rejim aslnda olaan anayasal rejimin younlatrlm ve dozu arttrlm bir uygulamasdr. Bundan dolay sz konusu

anayasal ereveyi doru anlamak, Trkiye toplumunun bugn cenderesine kstrlm olduu fiili durumu anlamann da n artdr. (*) ( Yeni afak, 24.7.1998) 210 28 UBAT SREC 1. Anayasann arkasnda yatan siyasal felsefe S Trkiye'deki cari rejimin mahiyetini anlayabilmek iin nce, 33 henz resmen yrrlkten kaldrlm olmayan 1982 Anaya sa'snn arkasnda yatan siyasal felsefeye bir gzatmak gef rekiyor. Anayasal sistemin tmne nfuz etmi olan bu fel< sefenin ipularn yine bu Anayasann "Balang" ksmnda S bulmaktayz. Siyaset teorisi donanmna dayanan dikkatli z bir okumayla bu blmden karlabilecek "ilkeler"i u e1, kilde sralayabiliriz: a) Siyasi devletilik Sadece "lkesi" deil ayrca bir de "milleti" bulunan Devlet, Anayasa'da hep byk harfle balatlmasndan da anlalabilecei gibi stn ve kutsaldr. Bizatihi devlete ait olan lke ve milletin "blnmez btnl" her trl zgrln stnde olan en temel siyasi deerdir. "Hibir dnce ve mlahaza" bu temel deer karsnda koruma gremez. Bu anlaya gre devlet milletin deil, millet devletindir; ayrca lkenin ve milletin "blnmezlii", srasyla, kat merkeziyetilik ve yekpare / trde toplum anlamna gelmektedir. Yan ademi merkeziyeti bir ynetim ve oulculuk anti-anayasal tutum ve durumlardr. Zaten anayasann yapl amac da devlet iktidarn insan haklaryla snrlamak deil, tersine "Yce Trk devletinin blnmez btnl"n tesis etmektir. Devletin varl hukuktan bamszdr. Devletin "yce"lii yannda, zel anlamyla "blnmez btnl-"nn de fikri ifadelere kar bile korunmaya ihtiyac vardr. Bu, Trk Ceza Kanunu'nun birincil amac olduu gibi, bu amala ayrca grev alan ideolojik olarak tanmlanm ve eli her yere uzanan Devlet Gvenlik Mahkemeleri de kurulmutur (m.143). b) deolojik devlet Trkiye Cumhuriyeti'nin nazm ilkelerinden biri de resmi ideolojinin egemenliidir. Devlet dzeninin temeli olan bu 28 UBAT SREC ideolojinin znde "Atatrk milliyetilii, inklap ve ilkeleri" yatmaktadr: "ada uygarlk"n ve devletin belli bir hayat tarzn korumas, hatta dayatmas anlamna gelen resmi "laiklik"in bunlar arasnda sekin bir yeri vardr. Bu husus, Anayasal korama altna alnan (m. 174) nklap Kanunlarnn amacnn "Trk toplumunu ada uygarlk seviyesine karma ve Trkiye Cumhuriyeti'nin laiklik niteliini korumak" olarak tanmlanmasndan da aka anlalmaktadr. Mamafih, "Trkln tarihi ve manevi deerleri" ile "kutsal din duygular" da Atatrklkle badat lde resmi ideolojinin bir paras saylmtr. Bu erevede slam, Anayasa tarafndan tanmland snrlar iinde kalmak artyla, yani srf vicdani, hatta 'duygusal" bir tutum olarak, "kutsaF'dir. Nitekim, Diyanet leri Bakanl'ya ilgili 136. Maddede bu anlamda din ulusal btnlemenin aralarndan biri olarak gsterilmi, "laiklik"le kaytlanmtr. Dolaysyla, bu tanm dndaki dini anlay ve pratikler anayasal korumann dnda kalr. Mamafih, slamn 'her trls'nn "tehdit" tekil etmek bakmndan ayn kapya ktn ilan eden iradenin egemen olmasndan da anlalyor ki, halihazrda cari olan rejimde din olarak slam'a bu snrl anlamda bile bir saygnlk atfedilmemektedir. Vatandalarn hukuku bakmndan daha da vahim olan, bu ideolojik nceliklerin Anayasa'nn btnne ve neredeyse btn kanunlara nfuz ettirilmi olmasdr. Anayasal ve yasal dzende, hukuki kavram ve terimler teknik gereklere ve evrensel anlaylara gre olmaktan ok, ideolojik nceliklere gre tanmlanm olduu iin btn sisteme, 'olaan' dnemlerinde bile, partizanca bir keyfilik hakimdir. Bu ideolojik kayg o kadar belirgindir ki, -cumhurbakannn ve milletvekillerinin yeminlerinde olduu gibi- anayasal yeminlerin ierikleri bile tamamen ideolojik olarak belirlenmitir. Ayrca, resmi ideolojinin gelitirilmesi iin Atatrk Kltr, Dil ve Tarih Yksek Kuamu kurulmutur (m. 134), amacna uygun olarak da almaktadr. Nihayet, sadece genel 212 28 UBAT SUREC

| eitim-retimin (m. 42/3) deil, yksekretimin bile amag. c ideolojiktir (m. 131/1: "bu kurumlarn kanunda belirtilen < ama ve ilkeler dorultusunda almas"). Daha ak bir % ifadeyle, Trkiye'deki eitim-retim sisteminin amac o-^ cuklar ve genleri hayata hazrlayacak zihinsel ve bilgisel < bir donanma kavuturmak deildir; tersine, bu faaliyetin 5 "Atatrk ilkeleri ve inklaplar dorultusunda" ve ideolojik z bir anlam yklenen "ada bilim ve eitim esaslarna g-i, re" yaplmas ngrlmtr. c) Snrl demokrasi Anayasa'ya bir "demokrasi korkusu" hakimdir. "Egemenlik kaytsz artsz Trk milletine ait" olmakla beraber, bu egemenlik Anayasa tarafndan birer veri olarak alman ve anlamlar esas itibariyle askeri brokrasi tarafndan belirlenen "Trk milli menfaatlerine, Devletin ve lkenin blnmezlii esasna, "Trkln tarihi ve manevi deerleri"ne, "Atatrk milliyetilii, ilke ve inklaplar ve medeniyetilii-ne"ne ve nihayet din duygularnn Devlet ilerine kartrlmamas gereine aykr olarak kullanlamaz. Bu erevede Cumhuriyetin nitelikleri demokratik yoldan deitirilemez (m.4). Nitekim, siyasi partiler anayasa tarafndan "demokratik siyasi hayatn vazgeilmez unsurlar" olarak nitelenmelerine ramen, siyasi yarma bir ksm partilere kategorik olarak kapatlm ve kurulmas caiz grlenler de son derece snrl bir alanda faaliyet gstermee mecbur tutulmulardr. Tabir caizse, btn lkede ayn (resmi) ideolojinin azck sa ('Atatrk') ve azck sol ('Kemalist') saylabilecek versiyonlarnn temsil edildii tek bir parti gibi ileyen bir siyasi yelpazenin var olmas ngrlmtr. Snrl bir demokrasinin ngrlm olduu uradan da bellidir ki, herkesin "bu Anayasada gsterilen hrriyeti demokrasi ve bunun icaplaryla belirlenmi hukuk dzeni" ile kaytl olduu vurgulanmtr. 28 UBAT SREC d) Dayanmac milliyetilik ve korporatizm Anayasann "Balang" ksmnda yer verilmi olan "Topluca Trk vatandalarnn milli gurur ve iftiharlarda, milli sevin ve kederlerde, milli varla kar hak ve devlerde, nimet ve klfetlerde ve millet hayatnn her trl tecellisinde ortak olduu" eklindeki ifade, milleti duygu ve dnceleriyle trde ve yekpare bir btn olarak gren, oulculuktan uzak ve birlikilie yatkn olan, milliyeti-dayanmac bir siyasal toplum anlaynn rndr. Nitekim, Anayasann 2. maddesinde de "milli dayanma" Cumhuriyetin dayand temeller arasnda zikredilmitir. Ayrca, "Trk milli menfaatleri"ni herkesi balayan ve deimez ierikli, sabit bir kategori olarak gren yaklam, Ana-yasa'nn korporatist felsefenin izlerini tadn gstermektedir. Nitekim, "dare" bal altnda "kamu kurumu niteliindeki meslek kurulular"nn dzenlenmi olmas mesleki gruplarn, brokratik yoldan belirlenen tek bir "ulusal kar" anlay etrafnda toplanmasn ngren bir anlaytr. Fiiliyatta da durumun byle olduu, szkonusu meslek teekkllerinin zellikle son birbuuk yldr Devlet elitleri tarafndan tespit edilen "ncelikli tehdif'i safd etmek zere Devletin etrafnda kenetlenmi olmalarndan anlalmaktadr. Bu rgtler Devletin kendilerine salad tekelci ayrcalklar karlnda resmi ideolojinin zorunlu sonucu saylan "Devlet politikalar"n hararetli bir ekilde desteklemektedirler. Aslnda siyasi partilere getirilen hadsiz-hesapsz kstlamalar da ayn toplayc, toparlayc anlayn bir uzantsdr. 2. Temel haklara bak Temel siyasi deerler devletin kutsall ve resmi ideolojinin egemenlii olduu iin, insan haklan ideolojik devlet karsnda ikincil konumda yer alr. Daha dorusu 1982 Anayasas asndan evrensel tanmna uygun 'insan haklar' yoktur, sadece vatandalarn "bu Anayasa'nn tanmlad" snr214 28 UBAT SREC s 1ar iinde baz haklar ve daha nemlisi devlen vardr. Ntekim: < (a) zgrlklerin hak olmaktan ok (veya en az o kadar) jg dev ve sorumluluk olarak tanmlanmas suretiyle f (m. 12/2), doal insan hakk anlayndan saplmtr.

(b) Temel haklarn yasayla snrlama nedenleri hem ok 5 saydadr, hem de ideolojik ve siyasi, hatta partizancaz dr, bundan dolay da tmyle keyfilie aktrlar (m. 1 13 ve zel hak maddeleri). w (c) Temel haklarn "ktye kullanlmas" yasa (m. 14), fiilen, resmi ideolojiyi benimsemeyen her trl sivil ve siyasi oluumlar yasadlatrmakta, bunlarn varlk ve etkinlik olanan byk lde ortadan kaldrmaktadr. Ayrca Trk Ceza Kanunu da bu tr etkinlik ve oluumlar cezai meyyidelerle kar karya brakmaktadr. (d) Olaand dnemlerde be temel hak (yasama hakk, kii dokunulmazl, vicdani kanaatlerini aklamaya zorlanamama, su ve cezalarn gemie yrmezlii, susuzluk karinesi) dndaki btn haklar askya alnabilir veya anayasal gvenceleri tmyle kaldrlabilir (m. 15). (e) (Mslman) dindarlarn sivil ve siyasi zgrlkleri konusunda ar bir ihtiyatllk, hatta bir teyakkuz psikolojisi hakimdir (zellikle m.24/son). Yrrlkteki ideolojik -anayasal dzen Mslmanlar belki biraz "insan", biraz "birey" olarak grmekte, ama onlarn sivil ve siyasi haklara sahip aktif vatandalar olmalarn istememektedir. 3. Kanun devleti Trkiye Cumhuriyeti her ne kadar bir "hukuk devleti" olarak tanmlanyorsa da, Anayasa "hukuk" adyla onurlandrlan eyin evrensel hukuk anlayyla pek ilgisi yoktur. nk burada szkonusu olan, 1982 Anayasasnn belirledii 28 UBAT SREC 215 kendine zg snrl demokrasinin "icaplaryla belirlenmi hukuk"tur. Baka bir anlatmla, "T.C. bir hukuk devletidir" ve zellikle de "T.C.'de her ey kanuna uydurulur" demektir. Bu yaklamn arkasnda ise 'yasac' bir toplum mhendislii anlay yatmaktadr. Bu anlayn zn, devlet sekinlerinin 'hukuk' kelimesinin saygnlk ve otoritesinin suis-timali yoluyla resmi-ekli bir varlk kazandrdklar bir yasalar sistemi marifetiyle topluma belli bir hayat tarzn dayatma niyeti oluturur. Esasen, hikmetinden sual olunmayan ideolojik bir devlet tanm gerei bir hukuk devleti olamaz. 4. Askeri vesayet Anayasa askeri brokrasiye zerk bir stat tanmak ve askeri etiyi anayasallatrmak suretiyle, sistem zerinde askeri bir vaseyet kurmutur. Genelkurmay Bakanl ve Milli Gvenlik Kurulu'nun braknz bir bakanla balanm olmasn, bunlarn Anayasa'da dzenlendikleri yer "dare" bal altnda bile deildir, geri Genelkurmay Bakan Babakan'a kar sorumlu tutulmutur ama, Milli Gvenlik Kumlu tamamen paralel bir hkmet konumundadr. Nitekim Kurul grlerini hkmete arzetmez, "bildirir", stelik bunlarn bir ksm (fiilen hepsi) Bakanlar Kurulu'nca ncelikle gndeme alnmak zorundadr. Milli Gvenlik Kurulu'nun yasayla tanmlanm olan grevinin hemen hemen btn kamu ilerini kapsad da gz nne alndnda, 'hkmet politikas alannn son derece kstl olduu (memur maalarn belirlemek, taban fiyatlarn tespit etmek trnden ilerden olutuu) grlebilir. Ayrca, MGK tarafndan nemli grlen herhangi bir sorun iin hkmet "benim siyasi gndemimde byle bir konu yok" diyemez. 5. Siyasi partiler Bu alanda da esas olan zgrlk ve oulcu demokrasi deildir, aksine, siyasi partilerin tzk ve programlar devletin nitelikleriyle ve ideolojik tercihleriyle ayn dorultuda I o. > z > z 216 28 UBAT SREC | olmak zorundadr (m. 68/4), aksi halde "temelli" kapatlr-& 1ar (m. 69/4). Bu demektir ki, siyasi oulculuk ve yarma < son derece snrl bir alan iinde cereyan edecektir, siyasi | 'oyun alan' ok dar tutulmutur. Resmi ideolojinin azbuuk < sanda ve azbuuk solunda olan partiler dnda kalan ve

< herhangi bir hatr saylr deiim program nerisiyle yola 5 kan partilere yer yoktur. Adeta lkede tek bir partinin ol-2 mas istenmektedir. Baka bir anlatmla, cari anayasal ere-| ve demokrasiden deil, rolleri anayasal senaryoyla belirlen-K mi sahici olmayan aktrler tarafndan oynanacak bir demokrasi msameresinden yanadr. Nitekim bugnk fiili manzara da budur, zaten Trkiye Cumhuriyeti'nin, siyasi partilerden tamamen bamsz olarak askeri brokratik irade tarafndan belirlenen bugnk haliyle "ebedi varl"nn temel ama olduu Anayasa'nn "Balang" ksmnda belirtilmitir. 28 UBAT SREC 217 Sivil/demokratik bir yeniden yaplanma iin ar* Getiimiz gnlerde TBMM seimlerin 18 Nisan 1999'da yaplmasna karar verdi. Bu karar Trkiye'yi yeni bir dnemin eiine getirmi ve Trkiye toplumunun nne yeni bir "imkanlar alan" alm bulunuyor. Eer bu frsat iyi deerlendirilebilirse Trkiye gerekten ada, uygar ve adil bir sosyo-politik yapya kavuma yolunda belirleyici bir adm atm olacak; aksi halde biimsel olarak seimlerin yapld, yasal siyasi partilerin icray faaliyet ettii, d grnmleri bakmndan "demokratik" kurumlarn bulunduu, ama fiilen -bugn olduu gibi, oligarik bir vesayet rejimi altnda idame-i hayat etmeye alan bir toplum manzaras vermeye devam edecektir. Mamafih, bu frsatn "aydnlk bir Trkiye"nin inas iin deerlendirebilmesi sadece siyasi partilere deil, herkese grev yklyor. Trkiye'nin cari rejiminin genel baskclndan ve zellikle de bugn iinde "yaadmz" aypl siya(*) {Yeni afak, 8.8.1998; Yeni Trkiye, Eyll-Aralk 1998, Yl 4, Say 2324, s. 886-889) c D 2 C 1 S S' < m Z O m z z > z o > O' 2 218 28 UBAT SREC o si iklimden honut olmayan her vatanda bu abaya kettle dince katkda bulunmaldr. Dnya gr farkllklar, "in-~ san haklarna dayanan demokratik hukuk devleti" ideali et-I rafnda bir araya gelmemizi engellememelidir. Bugn "de- mokrasi" ortak paydasnda birleen muhafazakar, dindar, li-S beral, sosyal demokrat, sosyalist ve feministiyle btn birey g ve gruplarn; bilim adam, gazeteci, esnaf, ii memur, ky-I l, tccar, sanayicinin... ksaca btn vatandalarn bu yol- da gnl ve eylem birlii yapmalarna Trkiye'nin ihtiyac g var. 2> Ben, szkonusu onmilyonlarca potansiyel "demokrasi g-o nllleri"nden sadece birisi olarak, herhangi bir uzmanlk d otoritesi iddia etmeksizin ve sadece Trkiye'nin kt gidi-;g sinden rahatszlk duyan, dnen bir vatanda sfatyla bu abaya katkda bulunmak zere bu yazy yazyorum. Amacm, nmze alan bu yeni dnemde bata siyasi partiler olmak zere btn sivil toplum aktrleri tarafndan izlenmesini uygun bulduum strateji ve programn ana hatlarn kamunun ilgi ve dikkatine sunmaktr. Ama bunun iin nce bir durum tespiti yapmamza ihtiya var. 1. Durum Trkiye'de cari olan "rejim"in genel karakteri itibariyle bar birliktevarolu, eitlilik ve oulculuk, zgrlk ve adalet, ak toplum, sorumlu ve

snrl ynetim, hogr ve sayg, karlkl tanma gibi temel insan deerlere ynelmi, "insan haklarna dayanan hukuk devleti demokrasisi' idealiyle hemen hemen hibir ilikisi yoktur. Trkiye'nin genel rejimi "demokratik" biimler ve grntler arkasna ustaca saklanm bir oligaridir; asl egemen g askeri brokrasi ile, u veya bu nedenle onunla ibirlii halindeki devleti sermaye ve onun medya uzantlardr. Bugn Trkiye'de btn toplumu ilgilendiren temel siyasal kararlar halkn demokratik temsilcileri tarafndan aln(a)mamakta; demokrasi grnts altnda, siyasi partilere, parlamentoya ve hk28 UBAT SREC mete bir msamere oynatlmaktadr. Vaka, sistemin efendileri sivil-siyasi aktrlere braklan "oyun alan"n "icab- hale gre" kimi zaman geniletip kimi zaman daha daraltmaktadrlar, ama cari teatral siyasetin znde bir deiiklie asla izin verilmemektedir. Son birbuuk yldr yaadmz durum ise bir "kukla oyunu"nu andrmaktadr. ekli hkmet ve cumhurbakanl mevkilerinde bulunanlarn kendi iradeleriyle hareket etmedikleri herkesin malumudur. 2. Ne Yapmal? Bu gnk durum kesinlikle Trkiye'nin kaderi deildir, bundan dolay, Trkiye toplumunun bugnk birincil hedefi bu statkonun tamamen sivil inisiyatifle almas olmaldr. Bunun lkemiz iin byk bir kazan olaca, toplumu rahatlataca ve onun nn aaca aktr. Ama, eer kalc bir ban-uygar ynetim ve gvenceli bir zgrlkler rejimi istiyorsak, bununla yetinmemeli ve hedefimizi daha geni tutmalyz. Bu da cari rejimin btn ideolojik dayanaklarn ve onun arkasnda yatan askeri-vesayeti iradeyi kaderimize musallat olmaktan tmyle karmamz gerektirir. Geri, byle geni ufuklu bir hedef, bugnk "g ilikileri" asndan biroumuza gereki grnmeyebilir; ama neyin gereki olduu, bizim vatandalar olarak kendi kaderimize sahip kma irademize baldr. Trkiye toplumu olarak bunca yldan ve tecrbeden sonra bir eye karar vermeliyiz: Kurduumuz partilere, yaptmz seimlere, oluturduumuz parlamento ve hkmete, sivil inisiyatiflerimize ramen; harici bir iradenin bize dnya gr, hayat tarz ve politika dayatmasna, zgrlklerimizi gasbetmesi-ne, bize tebaa muamelesi yapmasna, bizi vesayete muhta ocuklar veya zihinsel zrller gibi grmesine, hatta rzkmza musallat olmasna boyun emeye daha ne kadar devam edeceiz? Trkiye siyasetinde meruluun kayna biz vatandalarn rza ve talepleri mi, yoksa kaba g m olacak? Bizi temsil edenlerin, bizi korumak iin kendilerine si220 28 UBAT SREC o lah ve mhimmat verdiimiz memurlar tarafndan aalanr malarn ve hatta alaa edilmelerini onurumuza yedirebilir miyiz? Temsilcilerimizle aramzdaki balant ve ilikide var | olan sorunlarmz biz kendi aramzda halletmee muktedir =1 ve yetkili deil miyiz ki bu balantnn her seferinde birer kl darbesiyle kesilmesine gz yumuyoruz? g Eer bu temel sorulara onurlu insanlar ve yetkin vatanda-g 1ar gibi cevap veriyorsak, o zaman bu yeni dnemde radios kal bir sivil inisiyatif program ve stratejisi izlemek boynu-x, muzun borcudur. Bu erevede ben izlenmesi gereken hatt-jj hareketin ana ilkelerini u ekilde belirlememizi neriyo-o rum: g (1) lkedeki btn demokratik gler seime ortak bir ^ "demokratik yeniden-yaplanma" programyla girmeli53 dir. Bu sivil-demokratik inisiyatifin iinde, bugn "hkmet" mevkiini igal eden ANAP, DSP, DTP ve onlara siyasi destek veren CHP ve P ile, szmona adalk adna bugnk baskc politikaya omuz veren devletin toplum iindeki uzantlar durumundaki belli baz meslek kurulular, vakflar ve dernekler hari olmak zere; zgrlk demokrasi ile prensip olarak bir sorunu bulunmayan ve tabii bu ortak hedef iin almaya istekli olan btn sivil ve siyasi oluumlar yer alabilir. Byle bir sivil-demokratik platformun siyasi aktrleri olarak ilk bata akla FP ve DYP ile HADEP, YDP, BBP, LDP, DP, DP gelmektedir. Ayrca, Mazlum-Der, nsan Haklar Dernei ve Liberal Dnce Topluluu gibi sivil toplum rgtleri ile Birikim grubunun byle bir oluuma eitli biimlerde katk yapabileceklerini dnyoam. Keza, Trkiye'de bugn ou slami kesimde yer alan ve cari despotik siyasetin asl madurlar olan -maalesef adlarn hatrlayamadm- pek-ok dernek ve vakfn bu giriimi gnlden destekleyecekleri de bana aikar grnyor. (2) Bu sivil demokratik

platformun muhtemel unsurlar olan partiler ve sivil gruplarn her birinin elbette birbi28 UBAT SREC rinden eitli llerde farkllaan dnya grleri, hayat tarz anlaylar ve sivil-siyasi programlar vardr. Bu bakmdan, ortak programn sadece katlanlarn stnde anlamaya varaca temel ilkeleri iermesi bir zorunluluktur. Byle bir uzlama metninin ortaya karlmas iin isteyen btn grup ve kiilerin bir araya gelerek gnler ve belki de haftalar srecek bir mzakereyi balatmalar gerekir. Geen ay Abant'ta "laiklikle ilgili olarak yaplan toplant, bu tr mzakerelerden verimli sonular kabileceini gstermitir. Byle bir sivil mzakere platformu hem genel olarak toplumun yreklendirilmesi hem de egemenlerin vesayete mstahak grdkleri toplumun bir bakma "rdn ispatlamas" iin de uygun bir frsat olabilir. (3) Bylece toplumun kendi inisiyatifiyle oluturaca bu "kurucu meclis" seimler sonrasnda anayasal dzenin esaslar yeniden belirleyecek olan gerek kumcu meclisin bir rnei olarak dnlmelidir. Bu nedenle, sivil-demokratik platformun iinde yer alacak olan siyasi partiler ve sivil toplum rgtleri nmzdeki seimin bir "kurucu meclis" seimi olarak alglanmasn salayacak ekilde hareket etmelidirler. yle ki, toplumun hibir dayatmac gcn tehditlerine "pabu brakmadan" kendi kaderini eline almaya kararl olduu herkese gsterilmi olsun. (4) Ben ahsen bu trden bir "demokratik yeniden-yaplanma" programnn en azndan u temel ilkeleri iermesi gerektiini dnyorum: a) Trkiye'de "kamu politikasna ilikin" temel siyasi kararlarn sadece halk ve onun demokratik temsilcileri tarafndan alnabilecei esasndan hibir ekilde taviz verilemez. Btn kamu grevlileri gibi silahl kuvvetler de halkn seilmi temsilcilerinin (parlamento ve hkmetin) emir ve gzetimi altnda olacaktr. Hibir gcn siyasi partiler dahil olmak zere demokratik kurumlara, hangi gerekeyle olursa olsun bask ve dayatma yapmas kesinlikle kabul edilemez. 222 28 UBAT SREC o b) Devletin bir ideolojiyi resmiletirip anayasal gvence al- tna almas insan haklarna dayal demokratik hukuku dev-leti anlayyla hibir surette badamaz. Bundan dolay p devleti yeniden yaplandrrken belli bir dnya gr ve S hayat tarzn topluma empoze edici hibir anayasal ve yasal S dzenlemeye yer verilmemeli; bu erevede bata "nklap g kanunlar" olmak zere hukuk dzenine giydirilmi olan btn ideolojik korseler tasfiye edilmelidir. c) Sivil ve siyasi haklar evrensel norm ve ynelimlere uy-* gun olarak anayasal gvence altna alnmal, haklarn snr-g lanmasnda keyfilie imkan verecek btn ideolojik kavram o ve terimler terkedilmeli, olaand ynetim rejimleri daral tlmal ve tam bir yarg denetimine tabi klnmaldr. Bu ara-> da temel hak ve hrriyetlerin olaan d dnemlerde yrtt/a me ilemleriyle dzenlenebilmesinin n kapatlmaldr. d) Anayasa Mahkemesinin, resmi ideolojinin ve "tartlmaz" devlet karlarnn bekisi olmaktan karlp temel haklarn siyasi otoriteye kar korunduu bir snak haline getirilmesi iin gerekli tedbirler alnmal. Mahkemeye yelik mutlaka ciddi kalite artlarna balanmal ve ye atamalarnn demokratik bir yntemle yaplmas salanmaldr. e) Siyasal sisteme askeri vesayetin balca anayasal dayanan oluturan Milli Gvenlik Kumlu kaldrlmal ve genelkurmay bakanl Milli Savunma Bakanlna balanmaldr. f) Hukuk devleti ilkesinin btn evrensel gerekleri anaya-sallatrlmal, yasalar ve dier kamu ilemleri bu gereklere uygun olmaldr. Keza bu cmleden olmak zere mahkemelerin bamszl tam olarak salanmal, yarg denetimi zerindeki btn kstlamalar kaldrlmal ve devlet gvenlik mahkemeleri ilga edilmelidir. g) Devletin dinler, mezhepler ve ideolojiler karsnda tarafszl ve devletle dinin karlkl bamszl salanmaldr, h) Devlet ynetimi adem-i

merkeziyet, demokratik sorumluluk ve saydamlk esaslarna gre yeniden yaplandrlma28 UBAT SREC li; bu erevede halen tamamen veya ksmen merkezi idarenin sorumluluunda bulunan gvenlik, eitim ve "salk-koruma" hizmetleri yerel ynetimlere braklmal, taradaki mlki ynetim ve yerel ynetim ayrmna dayanan ikili yap yerini bir tek seilmi ynetim birimine brakmaldr, i) Esas itibariyle "Tevhid-i Tedrisat Kanunu"ndan kaynaklanan eitim-retim stndeki devlet tekeli kaldrlmal, zel kurumlarca her trl eitim-retim faaliyetinin -evrensel anlaya uygun olmayan kstlamalardan azade olarak- yaplabilmesi gvence altna alnmal ve tevik edilmelidir. Kamu okullarndaki eitim faaliyetinin resmi ideolojik dayatmadan arndrlm bir bilgisel ve zihni donatm etkinlii haline dntrlmesi salanmaldr. 28 UBAT SREC 225 Sayn Sleyman Demirel'in -ki kendileri resmen cumhurbakan olurlar- 25 Austos tarihli bir gazetede yle bir beyan kt: "Bu seimde ordu dmanl ve din istismar yaplrsa devlet yeniden harekete geer. Bir bilen olarak sylyorum. Bu seim mesaj isteyen bir seimdir. Semenin ynlendirilmesi lazm. Ynlendirmeyi siyasi sistem yapacak. Herkes istikrar iin oy kullanmaldr." Vaka, sayn De-mirel bu kabil "uyar'lar ilk defa yapmyorsa da, bu aklama yine de zel bir ilgiyi hak ediyor. lk olarak dikkati eken bir nokta var: Sayn Sleyman De-mirel kendisini -mevhum veya gerek- bir stn gcn szcs olarak grmektedir. "Bir bilen olarak" konumasndan anlalyor ki, o gcn kayglarn ve hassasiyetlerini ok iyi bilmektedir. Fakat bu noktada kafamz kartran bir soru var: Sayn Demirel itibari olarak temsilcisi olduu "cum-hur"dan baka bir gcn szcln m yapmaktadr? Eer yleyse, cumhura mensup sradan bir vatanda olarak n c 2 X c Cumhurbakan ne demek istiyor?* | < o (*) (Yeni afak, 28.8.1998) 226 28 UBAT SREC o ben bu gcn kimlii hakknda bir bilgi sahibi deilim. fe Kendileri ltfedip, "millef'e kafa tutan bu illegal gcn kim-g ligini aklarlar m? yle ya, "millet"e buyruk verme, ona bir g yn empoze etme yetkisini kendisinde bulan, ama milleti z temsil etmeyen -nk bu parlamento deil, hkmet de-| ilkaranlk bir odak illegal bir gten baka ne olabilir ! ki?... Aklma gelmiken, "cumhurbakan" ne zaman unun- bunun deil "cumhur"un szcln yapacak? Siyasi karisi yerinde bir defack olsun, "ben sadece milletin szcl-u n yaparm, nk yegane meruluk kayna odur ve ben de hi bir mehul gcn deil sadece onun temsilcisiyim" deme cesaretini neden gsteremiyor? ok sayn en byk resmi bymz! "Yeniden harekete geecei"nden ltfedip bizi haberdar ettiiniz o "devlet"in kimlii hakknda da biraz ipucu verir misiniz? Geri, hasbelkader "Trk Anayasa Hukuku" diye bir ders okuttuum iin, her ne kadar sfatnz "CUMHURbakan" ise de zat- alinizin ayn zamanda "Devletin ba" olduunu da biliyorum. Ama syler misiniz Allahakma, o szn ettiiniz devlet "demokrasi", "ulusal egemenlik", "meruluk" gibi eyler duymu mudur? Bu soruyu isterseniz danmanlarnza da danarak cevaplandrabilirsiniz. Yanlyor olamam her halde, "kapsama alannz"da onlardan bir sr var olmaldr... Kimbilir belki ilerinde siyaset bilimci de vardr. Kusura bakmaynz, okuduum "kk darda" kitaplar kafam kartrd iin olsa gerek, aklma taklan sorular bitmek bilmiyor. te size bir ka tane daha: Size ve danmanlarnza gre, hak kuvvette midir?...Keza, semenin ynlendirilmesi gerektiini buyuruyor ve diyorsunuz ki "ynlendirmeyi siyasi sistem yapacak". Bu "siyasi sistem" demokratik glerin etkileiminden oluan ve

ba aktr semenler ve siyasi partiler olan sistem midir, yoksa bambaka bir ey midir?... Demokrasilerde devletin sivil toplumdan bamsz ve stn bir g olmayp, aksine toplumun bir trevi ve i-grme ay28 UBAT SREC 227 gt olduu; her trl devlet yetkisinin meruluunu yurtta larn rza ve onayndan ald; milletin devletin deil devlee tin milletin emrinde olduu; silahl kuvvetler brokrasisinin seilmi siyasetilerin emri altnda olmas gerektii; kamu ileriyle ilgili temel kararlar almaya -niformal veya nifor~ maz- memurlarn deil, sadece halkn temsilcilerinin yetp kili olduu; en nemlisi de btn bu esaslara aykr hareket s eden bir gcn -isterseniz buna "Devlet" deyiniz- gayrme~ ru olduu gibi eyler syleniyor. Yine bu kabil "muzr" ne3 riyatta okuduumuza gre, siyasi sistem semeni deil, tam S3 tersine semen siyasi sistemi ynlendirir. (Vallahi, bunlar ben sylemiyorum, demokrasi teorisyenlerinin yalancsym.) Yoksa siz, "siyasi sistenV'den yine o karanlk ve gizli g odan m kastediyorsunuz? yi ama, sizin asli grevlerinizden birisi zaten, topluma habire kstaha emirler yadran karanlk gleri millet nnde tehir etmek ve onlara hadlerini bildirmek deil midir? Hasl, acaba, sizin tepelerde bu gibi muzr sorular sorduran "kk darda" fikriyatn esamisi okunmaz m?... Aklamanzda birtakm varsaymlardan hareket ediyor ve mesela "ordu dmanl"ndan ve "din istismarndan sz ediyorsunuz. Neden "ordu dmanl" gibi mevhum bir eyden sz etmek ihtiyac duyuyorsunuz? Besbelli ki, bunu byk bir siyasi partimizin politikasyla ve birtakm demokrat aydnlarn tutumuyla ilgili olarak sylyorsunuz, ama bildiim kadaryla bunlarn hi biri "ordu dmanl" yapmyor. Gerekten de byle bir ey olduuna kim erefini ortaya koyarak bahse girebilir?... Siz de pekala biliyorsunuz ki, orduyla ilgili olarak dile getirilen dilek sadece, ada ve medeni lkelerde olduu gibi, Trkiye'de de silahl kuvvetlerin sivil denetimi ilkesinin geerli olmasdr. Bu masum talebi "ordu dmanl" olarak yaftalamak apak bir demagoji deil midir? Ve her demagojide olduu gibi buna da birtakm gerekleri gzlerden saklamak iin bavuruluyor olmasn?... 228 28 UBAT SREC o Bir de szmona "din istismarndan yaknyorsunuz... Bes-|j belli ki, Trkiye'de "din istismar" kozunu kullananlarn asl g hedefi bizatihi dindarlktr, dini hassasiyetin kendisini kamu | alannda ifade etme abasdr. Oysa, eer demokrasi ve in-| san haklar gibi eylerden haberiniz varsa, biliyor olmals-z nz ki, baka bireysel yaantlar gibi dindarln da hukuki koruma altnda olmas evrensel bir gerektir. Ve yine, bir de-* mokraside bir ksm yurttan kamusal ve siyasal alandaki x haklarn kullanabilmelerini onlarn inanlarn, kiilik ve g kimliklerini terk etmeleri artna balamak gibi zalimce bir talepte bulunmaya hi kimsenin, bu arada "Yce Trk Dev-leti"nin de hakk ve yetkisi yoktur. (Esasen demokratik bir hukuk devletinde, devletin bu sfatla ve aslen sahip olduu hi bir yetki yoktur, sadece demokratik usullerle kendisine tannm olan tali yetkileri vardr. Bunun aksini iddia eden, uygar bir sosyal kurum olarak "devlet"den deil, ekya etesinden veya terr rgtnden bahsediyor demektir.) "Din istismar"ndan yaknanlar istiyorlar ki, Trkiye'nin Mslmanlar namaz klp oru tutmakla yetinsinler; bunun dnda ne dernek ve vakf kurabilsinler, ne kendilerini basl materyaller ve medya aralar yoluyla ifade edebilsinler, ne de siyasi parti kurarak topluma siyasi bir proje nerebil-sinler. Ondan sonra da bunun adna "demokrasi" diyeceksiniz yle mi? ocuk mu kandryorsunuz AllahaknaL. aracanz bir ey daha syleyeyim: Bir demokraside "din istismar" da yaplabilir; bu hi bir ekilde devleti ilgilendirmez, hatta bu bir hukuk sorunu bile deildir. Eer varsa, din istismar sadece dini ve ahlaki bir sorundur, laik devleti hi ilgilendirmez. Dinin onurunu korumak, her trl dini tezahr "irtica" olarak yaftalayan bir devlete mi kalm! "Din istismar" rtkanlnn, dindarlarn sivil ve siyasi zgrlklerini tanmamann bir bahanesi olarak kullanldn farkedemeyecek kadar ahmak olduumuzu mu

sanyorsunuz?. Hem sonra, gerekten kayg ve znt duyduunuz ey bir toplumsal deerin istismar ise, o zaman niin "laiklik istismar"n da knamyorsunuz?... 28 UBAT SREC 229 Son bir soru sayn cumhurbakan: Danmanlarnz size, g szcln bihakkn yaptnz "Devlef'in eitli vesilelere le atfta bulunduu "asil ve necip Trk milleti"nin - malum ya, TSK da onun "gz bebei"dir- neden demokrasiyi hak etmediinin bilimsel izahn da yapyorlar m? Eer byle ~ bir izahn yazl bir metni elinizde varsa, ltfedip kamuya 0 aklaynz da demokrasi literatrnde kayda gesin. Kayda g gesin ki, bylece evrensel bilime bizim de bir katkmz ol~sun. Varsn "ulema-y rsum" eliyle olsun! 3 Bendeniz niformasz, sade, "hakir" bir vatandam. Haddiss mi bilmeyerek sr- lisan etmi olabilirim. Fakiri balamalarn zat- devletlerinden arz ve niyaz ederim efendim. 28 UBAT SREC 231 Resmi ideoloji zgrln dman * Bir yaznzda, Trkiye'deki genel rejimi "demokratik" grntler arkasna ustaca saklanm bir oligari ve asl egemen gc ise askeri brokrasi olarak tanmlyorsunuz. Bu syleminizi aar msnz? Ben Trkiye'deki cari rejimin "olaan" saylan genel formu ile 28 ubat 1997 sonrasnda yaamaya mecbur brakldmz zel biimini birbirinden ayryorum. Bu erevede son on yldr bu konudaki yazlarmda esas olarak unu anlatmaya alyorum: Trkiye'nin genel rejimi, siyasi partiler ve dier sivil-demokratik aktrlerin; askeri gdml brokrasinin ve onun tarihsel mttefikleri olan devleti sermaye, medya, akademya ve aydnlarn snrlarn izdii "oyun alan" iinde icra-y faaliyet etmeye mahkum olduu bir rejimdir. Bu, brokratik otoriteryenizmle biimsel demokrasinin karmas olan bir sistemdir. Mamafih, bata silahl kuvvetlerin st kademesi olmak zere, szkonusu devlet elitleri zaman zaman bu snrl oyun alann bile fazla grp, onu yurttalar aleyhine, onlarn zgrlkleri, sivil inisiyatifleri ve katlm talepleri aleyhine daha da daraltarak tam bir cendereye evirirler ki, bu durumda ikinci "olaand" model yrrle konur; 28 ubat sonrasnda olduu gibi. Bu dnemce N O O (S o o< o z D O (*) (Rportaj Kenan Kran, Selam Gazetesi- 20-26.9-1998) 232 28 UBAT SUREC | lerde sistemin "oligarik diktatoryal" karakteri daha da be-o lirgin hale gelir. Aslnda belirttiim yapsal genel model bi-2; le evrensel llere baklrsa hi de olaan deildir; bu, ola-g andl olaan grnt arkasna saklam olan bir mo- deldir. ,g Bu oligarik yaplanmann tasfiye edilip halkn zgr ira-' desi ynetime nasl yanstlabilir? g Bunun bence sihirli bir forml yok. Bunun iin her eyden ~ nce, toplumun btn sivil unsurlarnn bu ynde irade & gstermesi, kararllkla ortaya kmas gerekir. "Halkn zgr iradesi"nin ynetime egemen olabilmesi, teslimiyetiliin, vurdumduymazln, neme-lazmcln terkedilmesiyle ve halkn kendi kaderine sahip kmasyla olur. Bu da ancak, sivil toplumun eitli kesimleri arasnda, kendi ortak kaderlerine hibir dayatmac gcn musallat olamayaca konusunda bir mutabakata varlmasyla olur. Herkesin, aralarndaki dnya gr ve hayat tarz farkllklar ne olursa olsun, karlkl olarak birbirinin hak ve hukukuna saygl olmay, bakalarnn haklarn da savunmay iine sindire-bilmesi lazm. Bugn dindarlar sindirmeyi aklna koymu olan hak-

hukuk tanmaz egemenlerin, gemite olduu gibi, yarn da cari oligariye itiraz eden baka kii ve gruplar hedef alabileceini aklmzda tutmalyz. Devleti yeniden yaplandrrken bata "inklap kanunlar" olmak zere hukuk dzenine giydirilmi olan ideolojik korselerin tasfiye edilmesi gerektiini belirtiyorsunuz. nklap ilkeleri Anayasa gvencesinde olduundan; bylesi bir tasfiye ilemi nasl gerekletirilebilir? Eer anayasa toplumun eitli kesimlerinin zerinde mutabakata vard ortak amalar ve genel kurallarn bir ifadesi ise, halihazrda yrrlkte olan "Anayasa"nn byle bir ey olmad kesindir. 1982 Anayasas "halkn zgr iradesi"nin eseri olmad iin, onda yurttalarn deil fakat sadece onun mimar olan askeri brokrasinin ve doal mttefiklerinin ncelik ve hassasiyetleri yansmtr. Bundan dolaydr 28 UBAT SUREC ki, yrrlkteki anayasal dzen -"olaan" dnemlerinde bile- topluma zorla bir ideolojik korse giydirmi, sivil inisiyatiflerin nn neredeyse tmyle kapatm, dncelerin braknz eyleme geirilmesini, ifade edilmesini bile yasaklamtr. "nklap Kanunlar" denen mevzuat anayasa-st bir deer konumuna ykseltme ucubesi de bu ideolojik korsenin bir parasdr. Sanlmasn ki, byle bir ucube sadece dindarlar rahatsz etmektedir. Gerekten "adalktan yana olan, evrensel eilimlerin bilincindeki hi bir akl banda insan, hi bir liberal, hi bir demokrat kendisiyle tutarl kalarak bunu onaylayamaz. Bu sebeple, kendi deerlerini ciddiye alan ve asgari bir "kamusal ahlak"a sahip olan herkes, 1982 ucubesini klliyen reddedip toplumun yeni mutabakat metnini, yeni "toplumsal szleme"yi oluturmak iin ilkeli bir ortak aba iin giriimde bulunmaldr. Eer toplum kendi anayasasn yapabilse -ki buna mahkumuz- o anayasada elbette sadece toplumun ncelik ve hassasiyetleri yer alacaktr, baka eyler deil. Bu bir kararllk meselesidir, toplumun kendine gveni meselesidir. Eer "biz bunu yapamayz, bize yaptrmazlar" denirse, o zaman ikayet etmeye de hakkmz yoktur. Demek ki, "layk olduumuzla ynetiliyoruz"dur. Sivil ve demokratik yeniden yaplanmann ilkeleri ne olmal? Bu konuda imdiye kadar ok ey yazdm. Burada balca-larn sayabilirim: a) Devlet, toplumdan bamsz olan stn ve kutsal bir varlk deildir; aksine onun varlk nedeni ve meruluk kayna topumdur. Devlet toplumun bir aygtdr, basit bir teknik aratr. Eer bir demokrasiyse szkonusu olan, devlet toplumu deil, toplum devleti ynlendirir. Devlet kendinin deil, toplumun bekisi ve hizmetkardr. ster niformal olsun, isterse de niformasz, topluma meydan okuyan, ona tahakkm etmee alan brokrasi gayr merudur, haddizatnda bir etedir. Haddini bilmelidir, bilmiyorsa ona bildirilmelidir. 28 UBAT SREC I b) "Kamu politikasna ilikin temel siyasi kararlar (yani, o anayasann, rejimin niteliinin ne olaca, gvenlik, d po-z litika, eitim gibi konularda hangi politikalarn izlenecei g vb. kararlar) sadece halk ve onun meru temsilcileri tarafn-S dan alnabilir. Brokrasi demokrasiye tabi olmaldr. Hi bir ;g g parlamentoya, hkmete, siyasi partilere ve sivil olu-'> umlara emir ve talimat veremez, dayatmada bulunamaz. o c) Resmi ideoloji zgrlk, demokrasi ve toplumsal barn ~ en byk dmanlarndan biridir. Resmi ideolojisi olan dev-2 let ne demokratik olabilir, ne insan haklarna sayg gsterebilir, ne hukuki eitlii salayabilir ne de toplumda bar salayabilir. Bundan dolay, sivil bir anayasa, hibir dnya gr ve hayat tarzn dierleri karsnda ayrcalkl klmamak, "bar birlikte varolu"u esas almaldr. d) Hi kimse dini inancndan, etnik kkeninden veya siyasi kanaatlerinden dolay ikinci snf insan veya ikinci snf vatanda muamelesi grmemelidir. Hukuk devletinin btn vatandalar eittir; ne bazlar belli bir ideoloji adna hareket ettikleri iin "fevkalade msaadeye mazhar" olmal, ne de bazlar belli bir inan mensubu olduu iin hor grlmelidir. e) Yeni anayasada silahl kuvvetlerin demokratik siyasete vesayet etmesine imkan verecek hibir kurumsal dzenleme yer almamal, silahl kuvvetlerin sivil denetimi ilkesi kesin bir biimde tesis edilmelidir.

0 Sivil, siyasi ve iktisadi zgrlkler tam bir gvenceye kavuturulmal; bu arada "dnce suu" gibi utan verici bulularn defteri drlmelidir. g) Yargnn bamsz ve tarafszl kesin olarak salanmal, ideolojik saiklerle hareket edebilecek devrim mahkemesi savcs bozuntularna ak kap braklmamaldr, h) Eitimde devlet tekeli ve tahakkmne yer yoktur. iddeti merulatrmaya alanlar dnda, her trl eitim--retim serbest olmaldr. Kamu okullarndaki eitim de ideolojik bakmdan tarafsz olmal ve rencilerin bilgi ve ye28 UBAT SREC 235 tenek bakmndan donanmn gelitirmekle snrl olmaldr. | i) Devlet ynetimi demokratik adem-i merkeziyet esasna -dayanmal, idari vesayet kaldrlarak belediye bakan-vali o ve belediye bakan-kaymakam ikilii gibi ucubelere son . verilmelidir. Merkezi idarenin bir memurunun yerel halkn : demokratik temsilcisi olan belediye bakan zerinde dene- S tim yetkisi kullanabilmesi bir demokrasi aybdr. Trkiye'de btn demokratik glerin genel seime ortak z bir "demokratik yeniden-yaplanma" programyla girmesi S ve hareket etmesi cephelemeyi hzlandrmaz m? > Trkiye zaten cephelemi durumdadr; daha dorusu cephenin bir taraf gayet muhkem bir biimde olumutur ve yaklak 2 yldr halka kar icra-yi faaliyet etmektedir. Cepheleme cari rejimin doasnda vardr; bu tek tarafl cephe 70 ksur yldr hi eksik olmad ki!. Bu cephenin haksz olduu ve zalimce hareket ettii besbelli olduuna gre, mesele ona bar-demokratik yoldan haddini bildirmektir. Yurttalar olarak buna kar kmayp da "kaderimiz"e raz m olalm? Bir noktay hatrlatmak isterim. Bu gn Fazilet Partisi'nin temel politikas "cephelemeden kama" ve sisteme yanama politikasdr. Partiye yeni yeni doluan geleneksel saclar, partinin rejim iin "tehdit" olmaktan kmas uruna kendini inkar etmesi ve "orta sa" bir parti olmas iin harl harl alyorlar. Eer bu "politika" tutarsa, bylece FP de resmi ideolojiye eklemlenmi olacaktr. Ama byle yapmakla Faziletiler neyi zebileceklerini sanyorlar? Bu yolla olsa olsa 28 ubat ncesi "olaan" rejime dnlr ve FP de kendisine egemenlerin izmi olduu "oyun alan" iinde hareket etmee mecbur kalr. Bu yol, Trkiye'de dindar mslmanlarn eit vatanda olma, kamu alannda hibir kompleks tamakszn meru olarak var olma ve kendi taleplerini siyasal sisteme aktarma mitlerini erteleyecek olan yoldur. Bu yol, sonunda egemenlerce "yola getirilme" yoludur. Onun iin, mesele sadece bugnk dozu artrlm bask mekanizmasndan u veya bu biimde 236 28 UBAT SREC 1 kurtulma meselesi deildir. Asl mesele, bu rejimin "olaan" S modelinin bile aslnda sadece egemenlerin bak asndan z olaan olduunu; insan haklar, hukuk devleti, demokrasi, g oulculuk gibi deer ve idealleri ciddiye alanlar iin hi de ei hayra alamet bir ey olmadn grebilmek meselesidir. Bu :g "olaan" model, biz yurttalara, aka olmasa da, "sizin ka-'> derinizi ben belirlerim, ben sizin Rabb'inizim" diyen bir mo-g deldir. Mslmanlar bunu ilerine nasl sindirebilir? Akl alr ~ gibi deil!.. 1 Abant'ta yaplan "slam ve Laiklik" toplants ile ardndan yaynlanan bildiriyi nasl deerlendiriyorsunuz? Abant toplants aslnda "din ve devlet", "laiklik ve demokrasi" ilikisini tartmak zere yaplmt. Toplantya giderken, itiraf edeyim, "acaba bu sorunlara resmi tezlere yakn bir cevap oluturmak iin mi davet ediliyoruz?" diye kayg duymutum. nk, malum, toplanty tertip eden arkadalarn byk ounluunda zel bir "Devlet saygs" ve itaat kltr var. Mamafih, toplant sonunda ortaya kan "Bildiri" hi birimizin nceden ngrd bir ey deildir. Benim ve baka baz arkadalarn arzu etmemesine ramen slam'n laiklikle uyuabilirlii konusunda baz yarglara bildiride yer verilmekle beraber, bildiri genelde liberal-demok-rat bir nitelik tamaktadr. Dindarlara "siz yle olmalsnz" demiyor, fakat devlete "sen yle olmalsn" diyor. Bence bu iyi bir gelimedir. Ama dediim gibi, slam dininin laiklikle uyuup uyumad konusunda otorite iddia eden bir hkm vermek, iinde benim gibi ok sayda din bilgini olmayan kiinin bulunduu bir grubun haddi deildir. slami retinin niteliiyle ilgili nermelerin Bildiride yer almasn istemememin bir nedeni buydu. Dier bir neden de, sorunu

bu ekilde ortaya koymann doru olmadna inan-mamdr. nk, bana gre, liberal-demokratik bir devletin, dinin mahiyetini "laiklik"e uyarlk asndan tartmaya hakk yoktur. nk, "slam laiklie uyar m?" diye soranlara pekala "laiklik slam'a uyar m" diye mukabele edilebilir. Cumhurbakan Sleyman Demirel'in "Bu seimde ordu 28 UBAT SREC dmanl ve din istismar yaplrsa devlet yeniden harekete geer. Semenin ynlendirilmesi lazm. Ynlendirmeyi siyasi sistem yapacak" szlerini nasl deerlendiriyorsunuz? Bir demokraside eer ynlendirme yaplacaksa bunu halk yapar, siyasi sistemin nasl olmas gerektii yurttalarn zgr iradeleriyle belirlenir, yoksa siyasi sistem -ki onlar bundan oligarik statkoyu kastediyorlar- semenleri belirleyemez. Mamafih, bay Sleyman Demirel'in hangi konuda ne dedii artk beni ilgilendirmiyor. nk onun da "azad edilmeye" ihtiyac var. DTP Genel Bakan Hsamettin Cindoruk'un "Sayn Demi-rel ankaya 'dan insin ve istedii partiden aday olsun. Trkiye'nin sorunlar Bakanlk (veya Yar Bakanlk) Sistemiyle ancak zlr. Demirel karizmas ve birikimiyle en iyi bakan adaydr. FP'nin nn de ancak Demirel keser" szleri ve "BakanlkYar Bakanlk Sistemi" hakkndaki dnceleriniz... Cindoruk gibi bir "tp bebek" politikacsnn veya "suni te-neffs"le yaatlan bir partinin bakannn ne syledii de nemli deil. Ama ortaya atlan fikirler hakkndaki grm istiyorsanz, ksa olarak unu syleyeyim: Ben srf prensipler dzeyinde bakldnda bakanlk sistemini parlamenter sisteme tercih ederim. Ne var ki, bugn sz konusu sistemi kimlerin ne iin istediine bakyorum da, kafam karyor. nk, iin iinde Demirel'in olmas beni kukuya sevk ediyor. Bundan dolay, bu meseleyi bugnk dayatma ortamnda deil, yukarda szn ettiim gelecee dnk demokrasi platformu iinde sivil toplum aktrleri olarak tartmamz gerektiini dnyorum. Yar-bakanlk sistemine gelince, onun Trkiye'de parlamenter sistemden daha ie-yarar olaca grnde deilim. Yar-bakanlk sisteminin yrtme iinde iki-ball ciddi bir amaza dntrmesi kuvvetli bir ihtimaldir. Trkiye'deki kavgann veya tartmalarn eksenini din-dev-let ilikisi oluturmakta; laiklik ilkesini gereke gstererek sistem, dinin devlete mdahalesini istemezken, devlet dini 238 28 UBAT SREC < sonuna kadar maniple etmekte veya kullanmakta. Bu e-o liki nasl alabilir? z Bu elikinin cevab yukarda verdiim ilkelerde ve laiklik- le ilgili aklamalarmda bulunabilir. Bir kere, laiklik ilkesi :g "dinin devlete mdahalesi"ni istemez, ama Kemalistlerin n kastettii anlamda deil. Eer demokratik bir laiklikten sz ' edilecekse, yurttalarn dini taleplerinin de baka talepler o gibi sisteme yanstlmasnda ve dolaysyla devleti etkileme-~ sinde bir yanllk yoktur. Tabii ki, bir "Mslman demok-$ rasisi" baz noktalarda mesela bir talyan demokrasisinden farkllklar gsterecektir. Szgelii Trkiye Cumhuriyeti'nin dini bayramlar resmi bayram olarak tanmamak gibi bir tercih hakk olabilir mi ki? Ayn ekilde, dini eitim zgrln tanmayan ve btn eitim-retimi kendi tekeline alan bir devletin, eer kendisine demokrasi demeye devam edecekse, din eitimini kendi kurduu messeselerde vermekten baka bir seenei de yoktur. kinci nokta, Trkiye'de devletin slam dinini denetimi altnda tutmas, hatta zaman zaman kullanmasyla ilgilidir. Laik devletin buna da hakk yoktur, nk bunun pratik anlam din zgrln kstlamaktr. Hibir mmin, dini, devletin dayatt biimde anlayp uygulamak zorunda deildir. Onun iin, Trkiye Cumhuriyeti'nin elikisini zmenin tek yolu, dini devletten zgrletirmek ve dinin serbeste rgtlenebilmesini anayasal gvence altna almaktr. Bu, Diyanet leri Bakanl'nm kaldrlmasn, camilerin devletin egemenlik alan olmaktan karlmasn, mminlere resmi hutbelerin dayatlmamasn gerektirir. Laik devlet, btn dini inanlarn ve vicdani kanaatlerin anayasal garanti altnda olduu, kimseye dini inanc ve vicdan kanaati nedeniyle -olumlu ve olumsuz anlamda- ayrm yaplmad, dindar olmann sivil ve siyasi haklara sahip olmak bakmndan bir nakise tekil

etmedii, dini ilhaml oluum ve rgtlenmelerin serbeste siyaset yapabildii devlettir. 28 UBAT SREC 239 Yk bakanna ak mektup* Sayn Bakan, Size, beni hem bir yurtta hem de bir niversite hocas olarak -zellikle de anayasa hukuku, demokrasi ve insan haklar okutan bir hoca olarak- hitap etmek istiyorum. Ne derece dikkate alacanz bilemem ama, hi deilse bu vesileyle kamuya kar ahlaki sorumluluumun gereini ve bylelikle de tarihi bir grevi yerine getirmi olacam sanyorum. Efendim, meseleyi biliyorsunuz. niversitelerimizin kronikleme istidad gsteren bir sorunu yeni akademik yla baladmz u gnlerde yeniden gndeme gelmi bulunuyor. Bu, ok iyi bildiiniz gibi, bartl rencilerin renim zgrlnn engellenmesi sorunudur. imdiden syleyeyim ki, bu tamamen hukukd ve keyfi bir uygulama olduu gibi, niversitelerin halk gzndeki saygnln andran ve onlar gitgide marjinalize eden talihsiz bir giriimdir de. imdiye kadar bu konuda yaplan hibir hakl ikayeti z 2 > > o s* H C (') (Yeni afak, 17.10.1998) 240 28 UBAT SREC Oh p nazar itibara almadnz. yle anlalyor ki, gerek YOK'n s gerekse niversite idarelerinin byle davranmasnn ba ne--, deni niversitelerdeki bu uygulamann madurlarnn ve < onu eletiren kesimlerin tarafnzdan "gerici" olarak nitelen-z mesidir. Belki size artc gelecek ama bendeniz bu kate-. goride yer almad halde uygulamanzn haksz ve hukuk- suz olduu kanaatinde olanlardanm. Ben gerekten "a- da" bir lkenin yurtta olmakla vnmek isteyen bir "liberal demokraf'm, ayrca "hukuk" idesini ciddiye alan bir anayasacym. te bu nedenle sayn Bakan, evremde bartl rencilerin zorla snflardan karlmas ve bu amala kimi "retim yeleri"ne zaptiyelik yaptrlmas (veya bu rol gnll olarak benimsemeleri) benim vicdanm yaralyor, susup oturmay onuruma yediremiyorum. nsan haklarna ve hukuk devletine inanan bir hukukunun bu trajedi karsnda sessiz kalmas bana anlalabilir bir ey gibi grnmyor. Onun iin, bu evrensel ideallere ihanet ederek kendimi inkar etmektense, bu zor dnemde "dorucu Davut" olmann riskini stlenmeyi tercih ediyorum. Sayn Bakan, Size niversitelerde uygulanan barts yasann neden hukuka aykr olduunu anlatmak istiyorum. Geri, bu yasan uygulanmas konusundaki kararl ve srarl tutumunuzdan anlyorum ki, birok kii size bu uygulamann hukuka uygun olduunu fsldamaktadr. Ama emin olunuz sayn Bakan, bu konudaki grn altna imzasn atarak alenen ifade etmek yerine "kulaklara fsldama"y tercih edenler arasnda hukuku olanlar da varsa, onlarn ne kiiliklerine ne de "hukukuluk'larma gvenebilirsiniz. Eer onlarn bu konuda ciddiye alnmaya deer grleri olsayd, bendenizin Anayasa Mahkemesi'nin 1989 tarihli kararn uzun uzadya eletirdiim ayn tarihli makaleme imdiye kadar bilimsel bir cevap verirlerdi. Bilimsel itihat ne kulaklara fsldamaktr ne de konunun uzman olmayanlar "ikna" etmek!... 28 UBAT SREC 241 niversitelerde klk-kyafet -ve zellikle de "dini inan" ge- g; rei saylan giyim- sorunu genellikle sanld gibi yasal ve idari olmaktan ok, anayasal bir sorundur; bu, dorudan doruya insan haklar ve hukuk devleti ilkeleriyle ilikili bir g meseledir. Bu itibarla konuyla ilgili anayasal esaslar nce- > likle hatrlatmak isterim. *

1) Kanun nnde Eitlik. Anayasa'nn 10. maddesinin 1. g fkrasna gre "(h)erkes dil, rk, renk, cinsiyet, siyasi dn- ce, felsefi inan, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrm gzetilmeksizin kanun nnde eittir. Ayn maddenin 3-(son) fkrasna gre de "(d)evlet organlar ve idare makamlar btn ilemlerinde kanun nnde eitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadrlar." Bu duruma gre, dini inanc nedeniyle barts takan yksekretim rencilerine ayrm yapmak 3- fkrada ngrlen "zorunluluk"a aka aykrdr. Bu yolda verilen her trl emir Anayasa 'nn 129. maddesinde kamu grevlileri iin ngrlm olan "anayasa ve kanunlara sadakat" buyruuna aykr olduu gibi, 137. maddede belirtilen "kanunsuz emir" kategorisine girer. Hatta, aada aklayacam zere, bunlar "su tekil eden" emir niteliinde olduklar iin, szkonusu maddenin 2. fkrasna gre, sadece bu yolda emir verenler deil bu emirleri yerine getirenler de ceza sorumluluundan kurtulamazlar. 2) Din ve Vicdan zgrl: Anayasa'nn 24. maddesinin 1. fkras din ve vicdan zgrln gvence altna almtr. Barts takan renciler bunun slam dinine gre uyulmas gereken ilahi bir emir olduuna inanmaktadrlar. Laik devletin dinin neyi gerektirip neyi gerektirmedii konusunda yorum yapma ve sz syleme yetkisi de bulunmadna gre, kamu makamlar "barts takma"nn dinin bir gerei olmadna ilikin -varsa- kendi kanaatlerini dindar rencilere dayatamazlar. Bu bariz bir insan hakk ihlali olur. Mamafih, yasama organnn btn dier zgrlkler gibi din zgrln de Anayasada belirtilen nedenlerle snrla242 28 UBAT SREC g yabilecei sylenebilir. Ne var ki, bir kere byle bir snrla-s ma, Anayasann 13- maddesinin 1. fkracna gre, ancak -, "kanunla" yaplabilir, dare, kanuni bir dayanak olmakszn, < sbjektif veya objektif ilemlerle bir temel hakk snrlaya-z maz. Aada aklanaca gibi, Trk pozitif hukukunda ba-|. rts yasana dayanak tekil edebilecek herhangi bir ya- sal dzenleme de bulunmamaktadr. Kald ki, byle bir d- zenleme olsayd bile, yine Anayasann 13- maddesinin 2. fkrasna gre bu "demokratik toplum dzeninin gereklerine aka aykr olurdu. Burada aklnza hemen, bartsnn dini inan gerei olarak deil de bir "siyasi" sembol olarak takldn sylemek gelebilir. Sayn Bakan bu konuda da ortalkta yanl ve yanltc rivayetler dolamaktadr. Bir kere, bir renicinin i dnyasnda olup bitenler -dolaysyla bartsn inanc nedeniyle mi yoksa siyasi saikle mi takt- konusunda harici olarak kesin bilgi edinmek mmkn olmad gibi, bir hukuk devletinde kamu makamlarnn bunu aratrmaya yetkileri de yoktur. kinci olarak, bir demokraside herkesin semboller kullanmaya hakk vardr; zat- alileri "ada" lkelerin niversitelerinde de bulunduunuza gre, oralarda rencilerin akla gelmeyecek kadar farkl dini, kltrel ve siyasi semboller tadklarn ve bunlarla serbeste derslere girebildiklerini biliyor olmalsnz. Kald ki, Trkiye'de de bir ksm rencilerin yakalarna ilitirdikleri eitli rozetler (siyasi olanlar dahil) vardr ki bunlar o rencilere yaptrm uygulanmasna neden saylmamaktadr. Nihayet, bartsn "siyasi" bir sembol olarak nitelendirmek tamamen keyfi ve Trkiye toplumunun kltrel yapsn grmezlikten gelmekten kaynaklanan bir tutumdur. Resmi ve gayrresmi birok kii tarafndan "ada" bulunmasa da, barts Trkiye'de belli bir politik grn simgesi olmayp genel bir giyim biimidir. Barts takanlar arasnda her siyasi grten insan vardr. 3) Eitim-renim Hakki: Anayasa'nm 42. maddesine gre (1. fkra) "(k)imse eitim ve renim hakkndan yoksun b28 UBAT SREC 243 raklamaz." renim hakknn kapsam yasalarla dzenle- : nebilirse de, (42/2) yasalarla eitlik ilkesine aykr dzenle- 2 me yaplamaz. Ayrca, temel hak snrlamalarnn "demokra- f tik toplum dzeninin gerekleri"ne uygun olmas anayasal g zorunluluu elbette bu hak iin de geerlidir. > Bu anayasal esaslar karsnda, Trkiye'de "dini inan" ge* rei olarak bart taklabilmesine aykr bir yasal ve idari g dzenleme yaplamayaca

apak bellidir. Bu, bizim "bac rts"n uygun ve "ada" bulup bulmamamzdan bamsz bir meseledir, bir idari takdir sorunu deil, bir anayasal hak sorunudur. te yandan, kimileri "barts yasa"n "nklap Kanunla-n"yla ilikilendirerek savunma eiliminde grndkleri iin, bu konudaki hukuki durumu da zetlemek gerekiyor. Anayasa'nn 174. maddesiyle koruma altna alnan "nklap KanunlarT'ndan sadece bir tanesi (1934 tarihli ve 2596 Numaral Baz Kisvelerin Giyilemeyeceine Dair Kanun) klk-kyafetle ilgili baz dzenlemeler getirmitir. Bu Kanun'un 1. maddesi "ruhaniler"in klk-kyafetiyle, 2. maddesi birtakm topluluk, dernek ve kulplerin zel kyafet tayabilmelerine izin veren idari dzenlemeler yaplabileceiyle, 3. maddesi ise yabanc lkelerin niforma benzeri giysilerinin gi-yilemeyeceiyle ilgilidir. u halde, bu Kanun kadn kyafetiyle ilgili ne genel ne de zel bir kural koymutur. Dolaysyla, niversitelerde barts yasa nklap Kanunlar'na dayanlarak da savunulamaz. u halde, Trkiye Cumhuriyeti'nde halen yrrlkte bulunan hi bir kanunda ne genel bir klk-kyafet dzenlemesi ne de zel olarak yksekretim rencileri iin bartsn yasaklayan bir kural vardr. Barts konusuyla ilgili olarak yrrlkte olan tek yasal kural 2547 Numaral Yksekretim Kanunu'nun, 25.10.1990 tarihli deiiklikle getirilmi olan, Ek 17. maddesinde yer almaktadr. Bu madde aynen yledir: "Yrrlkteki kanunlara aykr olmamak kayd ile. Yksekretim kurumlarnda klk ve kyafet ser244 28 UBAT SREC g besttir." Ayn Kanun'a 10.12.1988 tarihli ve 3511 Numaral | Kanunla eklenmi olan ve "Dini inan sebebiyle boyun ve ~ salarn rt veya trbanla kapatlmas serbesttir" hkmn < getiren Ek 16. Maddesi Anayasa Mahkemesi'nce daha nce g (7.3-1989 tarihinde) iptal edilmiti (Bu iptal kararnn evren-E sel insan haklarna olduu kadar, 1982 Anayasas'na da " aka aykr olduunu 1989 ylnda yazdm bir makalede S uzun uzadya gstermitim: "Anayasa Mahkemesi Nasl Karar Veriyor?-Yksek Mahkemenin 'Barts Karar' stne Bir Deerlendirme", Anayasaclk, Parlamentarizm, Silahl Kuvvetler, Ankara: Siyasal Kitabevi, 1993) te yandan, baz niversitelerde rencilere datlan brorlerde barts yasann dayana olarak Devlet Memurlar Kanunu'na, 1982 tarihli ve 2670 Numaral Kanunla eklenen Ek 19. maddenin gsterildii gzlenmektedir. Bu hkm devlet memurlar iin "klk ve kyafet kurallarna uymak mecburiyeti"ne yer vermekle beraber, bu konuda belirli ve ak bir kriter koymam olan bu hkme dayanarak dzenleyici ilemlerle (tzk, ynetmelik veya genelgelerle) klk-kyafet yasa getirilemez. Kald ki, Devlet Memurlar Kanunu'nun dzenleme konusu mnhasran "memur" statsnde olan kamu grevlileri olduundan, bunun kamu hizmetinden yararlanan vatandalar konumunda olan rencilerle hibir biimde ilgili olamayaca apaktr. Devlet kendi memurlarna, yrttkleri hizmet bakmndan zorunlu olmas ve insan haklar ile demokratik devlet ilkelerine aykr olmamas kaydyla, klk-kyafet dzenlemesi getirebilir, ama sivil yurttalar iin byle bir genel giyim kalb ngremez. Konuyu dare'nin ileyii asndan ele aldmzda da durum ayndr. Nitekim, Anayasa'ya gre (m. 8) dare "Anayasaya ve kanunlara uygun olarak" faaliyet gstermek zorunda olan "yrtme"ye baldr. Ayrca dare "kanunla dzen-len"mi bir ereve iinde (m. 123/1) faaliyet yapmakla ykmldr. Yrtme'nin karaca tzkler (m. 115) "ka28 UBAT SREC 245 nunlara aykr olama"yaca gibi, dare'nin ynetmelikleri o de (m. 124) kanunlara ve tzklere aykr olamaz. Ayrca, yukarda iaret edildii gibi, temel haklar yasal dayanak ol5 makszn idari ilemlerle dzenlenemezler. Bu duruma gS re, idari dzenleyici ilemler yasalarda bulunmayan bir hak > kstlamas getiremezler. Bundan dolay. dare makamlar * yasalarda var olmayan barts yasa koyamaz ve uyguS layamazlar. Bu yndeki idari kurallar hukuken yok hk5 mnde olduu gibi, kastl ve dzenli olarak uygulanmalar uygulayclar asndan hem bir disiplin suu hem de ceza hukuku anlamnda bir su tekil eder. Kald ki, u anda yrrlkte bulunan yksekretim rencileriyle ilgili hi bir dzenleyici

ilemde de barts yasa yer almamaktadr. Nitekim, Yksekretim Kurumlar renci Disiplin Ynetmelii'nin "kyafet ve grnm"e dayal disiplin suu ihdas eden 7. maddesinin (h) bendi 28.12.1989 tarihinde yrrlkten kaldrlmtr. Bu konuda yasal bir dayanak olmad iin ne tzkle ne de ynetmelikle yeni bir dzenleme de yaplamaz. Bundan dolay, rencilerin fiilen derslere sokulmamas yasal dayana bulunmayan, keyfi bir idari eylemdir. Sayn Bakan, niversitelerde barts yasann hibir anayasal ve yasal dayana bulunmamas karsnda kimilerinin Anayasa Mah-kemesi'nin bir kararnda dayanak bulma abas iinde olduklar gzlenmektedir. Bu amala, Anayasa Mahkemesi'nin 1991 tarihli baka bir karar gndeme getirilmektedir. Bu meselenin esas udur: Yksekretim Kanunu'nun yukarda iktibas edilen ve hibir klk kyafet yasa ngrmeyen Ek 17. Madde'sinin iptali iin zamann ana muhalefet partisi SHP'nin yapt bavuru, Anayasa Mahkemesi tarafndan 9.4.1991 tarihinde reddedilmitir. Yksek Mahkeme bu red kararnda bir nceki kararna atfta bulunmakla yetinmi ve "yeni bir karar vermeye gerek olmad" kanaatine ulamtr. Bu duruma gre, Ek 17. Madde halen yrrlktedir. 246 28 ubat sreci g Buna ramen, niversitelerde barts takmann yasak ol-s duunu bu karara dayandrmak isteyenler, Anayasa Mahke-~ mesi'nin gerekesinde yer alan yorumu gndeme getirmekti tedirler. Bu yorumdan, Yksek Mahkeme'nin barts ya-S san klk-kyafet serbestisinin bir istisnas gibi grd % anlalmaktadr. Bu "yorum"a dayanarak yasa savunanlara gre, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarnn balaycl red kararlarnn gerekesi ve o gerekede yer alan yargsal yorum iin de geerlidir. Bu iddiann hukuk d olduunu burada gstermek istiyorum. Gerekten de Anayasa 153- maddesinin 6. fkras, "Anayasa Mahkemesi kararlar(nm) (...) yasama, yrtme ve yarg organlarn, idare makamlarn, gerek ve tzel kiileri ba-la"dn belirtmektedir. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi kararlarnn balaycl, sadece, bir yasann veya yasa hkmnn hukuken geerli olup olmadn tespitle snrldr. Baka bir anlatmla, yksek mahkeme, bir yasay veya yasa hkmn iptal ederse, onun hukuki varl ve uygulanabilirlii sona erer; eer iptal talebini reddederse, iptali istenen hkm yrrlkte kalmaya devam eder. Anayasa Mahkemesi kararlarnn gerekeleri bakmndan ise balayclk deil, fakat "yol gstericilik" szkonusudur ve bu da sadece yasama organna yneliktir. Baka bir ifadeyle, bir kanun veya kanun hkmnn iptal edilmesi zerine bir hukuki boluk doarsa, yasama organ bu boluu doldururken Anayasa Mahkemesi'nin "gereke"sinden yararlanabilir, ama Anayasa Mahkemesi'nin yorum karar parlamentoyu balamaz. Aksinin kabul edilmesi ilevler ve yetkiler ayrl ilkesine aykrdr, Anayasa Mahkemesi'nin ya-sakoyucu konumuna gemesi anlamna gelir. Nitekim, bu ihtimalin nne gemek iin, sizin yrekten onayladnz sandm Anayasann 153- maddesinin 2. fkrasnda Anayasa Mahkemesinin "kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol aacak biimde hkm tesis" edemeyecei belirtilmitir. 28 UBAT SREC 247 Kald ki, Anayasa Mahkemesinin kararyla ne bir temel hak g: kstlanabilir, ne de bir yasak ihdas edilebilir. nk, temel S haklar ancak kanunla snrlanabilir. Anayasa Mahkemesi'nin hukuki ilevi Anayasada var olmayan yeni hak kstlamala- z r veya yasaklar ihdas etmek deil, tam tersine bu trden > yasal kstlamalar varsa onlarn geersizliini tespit etmektir. * Dolaysyla, darenin Anayasa Mahkemesi kararna dayana- ", rak bir temel hakk kstlamas hukuka aykrdr. S darenin durumuna gelince, niversiteler de dahil olmak zere kamu idareleri asndan esas olan, yrrlkte olan bir yasann Anayasa Mahkemesi tarafndan nasl yorumland deil, o yasann hukuken yrrlkte bulunup bulunmaddr. dare yrrlkteki yasalar uygulamak zorundadr, bunlarn uygulanmas srasnda yorum hatas yapp yapmad ise idari ileme kar dava almas halinde ilgili mahkeme tarafndan deerlendirilir. Sayn Bakan, Buraya kadar yaplan aklamalardan da aka anlalabilecei gibi, u anda niversitelerde uygulanan "barts yasann hi bir anayasal, yasal ve itihadi dayana bulunmamaktadr. Hukuki dayana bulunmayan bir yasa srarla

srdrmek ise hukuk dilinde "hukuksuzluk" olarak adlandrlr. Hukuksuzluk, verilen zararn tazminini gerektiren bir "haksz fiil" biiminde veya dpedz bir su biiminde ortaya kabilir. Bundan dolay, szkonusu renciler niversite ynetimlerine/yneticilerine kar renimlerinin zorla engellenmesi yznden uradklar zararn telafisi iin hukuk mahkemelerinde dava aabilirler. kinci olarak bartl rencileri niversitelere sokmayan kamu grevlilerinin bu eylemi Trk Ceza Kanunu'nun 188/6. maddesinde tanmlanan "renim zgrln engelleme" ve 228/1. maddesinde tanmlanan "memuriyetine ait vazifeyi suiistimal" sularn oluturabilir. Dorusu, hi bir yksekretim kurumu yetkilisinin bu maddelerin kapsamna girmesini temenni edeceinizi sanmyorum. Sayn Bakan, 248 28 UBAT SREC g Bu yaznn, hukuk-d barts yasann sona erdirilmesi iin giriimde bulunmanz konusunda harekete gemenize vesile olmasn temenni ediyorum. Ama itiraf edeyim ki, 3 buna maalesef pek ihtimal veremiyorum. Aslnda ben bu yazyla, sivil toplum alannn bile emir-komuta zinciri iinde dzenlenmeye alld bu karanlk dnemde hem "ruhumu satmadm" bir kere daha ilan etmek, hem de "tarihe kayt dmek" istiyorum. Ne demiler: "Sz uar yaz kalr"... w z 28 UBAT SREC 249 29 Ekimde cumhursu: cumhuriyet D n c cumhursuz | c c N n c S a c 2. < Trkiye'de ekli cumhuriyetin ilannn 75. yl dolaysyla resmi evrelerde bu yln bandan beri hakim olan kutlama cokusunun halka ok az yansd gzlerden kaacak gibi deil. Buna bakarak, "Yce Devlet"in 29 Ekim cokusunu "cumhursuz cumhuriyet" kutlamas olarak nitelendirmek herhalde yanl olmaz. Esasen 29 Ekim kutlamalarnn byle adlandrlmasn hakl gsteren ana neden, 28 ubat 1997'de balayan srecin gerekten de "cumhursuz" bir siyaset niteliinde cereyan etmesidir. Baka bir ifadeyle, "Cumhuriyef'i kutlama heyecannn demokrasiyi askya alan evrelerde ve demokrasinin askya alnd bir dnemde doruk noktasna km olmas, hatta bunun 28 ubat srecinin doal bir gerei gibi alglanmas, Cumhuriyet'in sahibi olduunu syleyenlerin onu "cumhursuz" olarak kavradnn belirgin bir kant olarak nmzde durmaktadr. Dorusu, aylardr "Cumhuriyetimizin kazanmlar"na ilikin sylemi yrtenlerin "cumhur"a aktan kar olan kesiminin tutumu bir yana braklacak olursa, bunlarn cumhuriye-. (*) ( Yeni afak, 28.10.1998) 250 28 UBAT SREC S tin deerine samimiyetle inanan ksmnn da gerek "cumhu- riyet" ve "cumhuriyetilik"in ne olduu gerekse Trkiye ; Cumhuriyeti'nin 75 yllk performans hakknda derinlikli n bir bilgiye sahip olduklar sylenemez. Bunlarn Trkiye 2 Cumhuriyeti'nin tarihi hakkndaki bilgileri hemen hemen | tmyle resmi-ideolojik sylemin tek-tarafl ve yanltc en-g doktrinasyonunun bir rndr. Onlarnki, cumhuriyet tari-q hi hakknda bilimsel bir bilgi olmaktan ok mitolojik bir bil-2 gidir. Keza, ayn kimselerin "cumhuriyeti" siyasal teoriye a ve onun tarihine ilikin dorudrst bir zihni donanmlar da yoktur. Bunlar aa-yukar yle dnyorlar: "Cumhuriyet iyi bir eydir; moderndir, adatr. Trkiye Cumhuriyeti de Trk toplumunu siyasi, ekonomik ve kltrel olarak modernletirmi; bizi 'medeni milletler ailesi'nin eli-y-z dzgn bir yesi haline getirmitir. Bugn demokrasiyle ilgili olarak baz problemlerimiz olsa da, Cumhuriyetimizin ana

istikameti dorudur. slam dnyasnda da tekiz." Ne var ki, Cumhuriyetle ilgili vg edebiyatnn yazarlarnn renmeleri gereken ok ey var. u yetmibeinci 29 Ekim'de bunlara ksaca iaret etmek yerinde olur sanyorum. nce "cumhuriyet"in ve ona bal olarak "cumhuriyet-ilik"in anlamndan balayalm. Bat dillerindeki "republic" ve "republique" (cumhuriyet) kelimesinin kkeninde, Latince "res publica" szc bulunmaktadr ve referans da eski Roma cumhuriyetidir. Res publica halkn ortak ileriyle ilgili olan kamu alan anlamna geliyordu. Terimin bir anlam da kamu alann doru biimde rgtlendirmenin ve bylelikle kamu iyiliini gven altna almann yolu demekti. Zamanla res publica (cumhuriyet) kamu alannn rgtlendi-rilmesinde tayn edici roln halka ait olduu dncesini ifade etmeye balad ve bylece cumhuriyetle ilgili modern demokratik anlaylarn da temelini oluturdu. Yani, modern "cumhuriyet" terimi kamu ilerinin ynlendirilmesinde temel karar yetkisinin halka (yurttalara) ait olduu bir sos-yo-politik tasavvurun addr. Ksaca, cumhuriyeti karakteri28 UBAT SREC 251 ze eden nokta, kamusal faaliyet ve kararlara ncelik tann- mas ve bu alan doru bir sosyo-politik rgtlenmenin g odak noktas saymasdr. m Evrensel cumhuriyetilik ideali ite bu anlamla ilikilidir ve jg zn politik olarak aktif olan yurtta anlaynda bulur. g Cumhuriyeti tasavvurda yurtta her eyden nce bir "siyag si insan"dr; dolaysyla "iyi insan"la "iyi yurtta" aa yukaQ r ayn eydir. Bir cumhuriyetin yurtta, hem tartlan kag musal sorunlar hakknda bilgi edinmesi hem de ortak ka rar-alma srecine bilfiil katlmas anlamnda, siyaseten aktif H olan kiidir. Ayrca, iyi yurtta politik olarak aktif olmann yannda, ortak iyilie de ncelik veren "erdemli" yurttatr. Yurttan siyaseten aktif olmas kendi bana deerli saylr, ama ayrca bu ilevsel olarak da deerlidir; nk yurttalar zgrlklerini de en iyi bu yolla korurlar. Ayrca cumhuriyet genellikle bir "erdem ahlak" anlayyla bir arada bulunur. Cumhuriyetiliin erdem ahlaknda "ortak iyilik"e ncelik verildii iin, yurttalarn sadece haklan deil devleri de vurgulanr. Bamszlk (zerklik), yurtseverlik, onur, kamusal ruh ve ortak iyinin zel karlara stn tutulmas cumhuriyetiliin balca erdemleri olarak grlr. Trkiye Cumhuriyeti'nin bu adan performansna baktmzda iyimser olmak iin ok fazla neden grnmyor. Her eyden nce, Trkiye'de "cumhuriyet" kavram insanlara esas itibariyle "padiahlarn kovulmas" olarak belletilmitir. Devlet bakannn irsi yoldan greve gelen bir kii olmamasnn cumhuriyet olmak iin yeterli olduu sanlm, stelik, "cumhurbakan"nn seimine "cumhur"un kartrlmamas-na da zen gsterilmitir. Geri, zellikle Cumhuriyetin ilk onyllarnda baz "cumhuriyeti" temalara sylem dzeyinde de olsa yer verildii bir gerektir. rnein "yurttalk" ve "yurtseverlik"in gerek ders kitaplarnda gerekse seremoni-yal sylevlerde olduka fazla vurguland dikkati ekmektedir. Ne var ki, Cumhuriyet'in pratii, aktif yurttalk idealine tamamen ters olarak, Osmanldan tevars edilen "hik252 28 UBAT SREC g met-i hkmet" felsefesine bal kalm ve "uyruk" kltr-g n besleyip durmutur. Yurttalarn iradesinden ve zgr-| lklerinden hareketle bir kamu alan ve ortak iyilik tasavvufa ru gelitirilmek yerine, "kamu" devletle zdeletirilmi ve | kamusal-zel ayrm neredeyse tmyle kaldrlarak yurtta-s 1ar devleti bir ethos'un bamllar haline getirilmeye al-u silmitir. Bu erevede devlet sekinlerince belirlenen "ulu-| sal yarar/kar" toplumun totaliteryen bir ynde tanzimi gi-w riiminin gerekesi yaplmtr. Ayrca Cumhuriyetin yurttal ou zaman kltrel ve etnik olarak tanmlanmak suretiyle oulcu bir kamu ve siyaset anlaynn domas engellenmek istenmi, kamu ilerine yurtta katlm hak olmaktan karlp bir ayrcalk haline getirilmitir. Bunun gibi, resmi yurtseverlik anlay da yurttalarn devleti ethos'a militanca bal ve gz her yerde (ite de dta da) "dman" arayan bir psikoloji iinde yetitirilmelerine hizmet etmitir. Adeta yurttalk -paradoksal olarak- "sivil" ve "sivik" bir deer olmaktan

karlarak devletletirilmitir. Byle olunca da yurttalardan kamu siyasetinin oluumuna katlmalar deil, ona "itaat etmeleri" istenmitir. Bunun iindir ki, Cumhuriyet'in devletletirilmi yurttalnda esas olan sadece yurttalarn dev ve sorumluluklar olmu, haklar ve zgrlkler ise belirsiz bir gelecee ertelenmitir. stelik, ilk dnem Cumhuriyet'in yurtta profili kapsayc da deildi; aksine o, "eski rejim"e ve "irti-ca"ya yaplan negatif atflar yoluyla, snrl olarak izilmiti. Bu erevede "cumhuriyet"in ne olmadndan hareketle ve biraz daha somut olgulara ynelerek merammz anlatrsak, sanrm konu daha iyi anlalacaktr. Demokratik bir cumhuriyet kendi yurttalarn "tehdit" olarak grmez, dnen insanlarn hapishanelerde rtmez, halkn meru temsilcilerini parlamentodan "yaka-paa" dar atmaz, "muhalif" partileri oyun d brakmaz. Demokratik bir cumhuriyette btn siyasi partilerin "ayn telden almas" anayasal bir zorunluluk olarak dayatlmaz. Resmi ve zel medyay gdm28 UBAT SREC 253 l bir "kamu oyu" oluturmak zere maniple etmez; eer gerekten bir demokratik cumhuriyet olsayd bunu zaten g baaramamas gerekirdi. Bir demokratik cumhuriyette yurt- m talarn siyasi tercihleri brokratik mekanizmalarla etkisiz jf klnamaz ve seilmi halk temsilcileri ayn yollardan alaa- g edilemez. g Demokratik bir cumhuriyetin niversiteleri "kla"latrlaS maz, retim yeleri kendilerine silahl kuvvetlerin yedeg indeki ktalar veya dalkavuklar taifesi gibi davranmaz. Ak sine demokratik cumhuriyetin niversiteleri "hr fikir'lerin, H "hr irfan"larn ve "hr vicdan"larn yeerdii, lkenin en zgr ortamlardr. Orada bilim devletin, devlet ideolojisinin emrinde deildir. Bir cumhuriyetin niversitelerine MGK buyruklar tamim edilmez, orada "Devrim Tarihi" kitaplarnn temel referans asker memurlarn hazrladklar "Atatrklk" kitaplar olmaz. Orada bilim adamlar "dorular" niformallarn azna bakarak tespit etmeyi zl sayar, mevki ve makam iin askerlerle iyi geindiini gstermekten hicap duyar, meslektalarn egemen askeri iradenin ncelik ve hassasiyetleri dorultusunda "uyaran" ve bunun bir "yurtseverlik" olduunu sanan "Profesr" unvanl resmi ideoloji memurlar itibar grmez. Orada askerler bilim adamlarn seferber edemez. Akademisyenler resmi ideolojiye sadakatlerine gre deil, evrensel bilime yaptklar katklaryla deerlendirilirler. Demokratik bir cumhuriyet felsefi, ideolojik ve kltrel eitlilii tanr ve ona sayg duyar; sivil, kamusal ve siyasal alanda oulculuu garanti eder. Demokratik bir cumhuriyetin sylemi her on semenden sadece birinin desteini kazanabilen bir siyasi partinin ideoloji ve programyla deil, yurttalarn byk ounluunun ortak kamusal ve siyasal deerleriyle rtr. Demokratik bir cumhuriyette herkesin insan ve yurtta olmak sfatyla dokunulmaz haklar, herkese eit olarak uygulanan adil yasalar vardr. Ne haklar devletin balar olarak grlr, ne milyonlarca yurttaa "ikin254 28 UBAT SREC ci snf muamelesi yaplr, ne de mahkemeler egemen siyaH w >; g si iradenin emrine ram edilebilir. Orada devlet cumhuriyeti | kutlamak iin feryat figan arlar karmaya, reklamlar n yapmaya gerek duymaz; nk o gerekten cumhuriyet ise g halk zaten oradadr. Hasl, ne halksz olabilir bir cumhuri1 yet ne de zgrlksz!... D U 28 UBAT SUREC 255 nc dnya g lkesi olacaz* 1 Sayn Erdoan, 28 ubat srecine, sre devam ederken kar kma cesaretini gsteren sayl aydnlardan birisiniz. Bize 28 ubat srecini ordu, yarg, siyasi partiler, sivil toplum rgtleri gibi aktrleriyle deerlendirir misiniz?

28 ubat balang deildi, geliini aa yukar kestirebiliyor-duk. Ocak 1997'de yaynlanan bir ynetmelik vard. Kriz ynetmelii Evet, kriz ynetimiyle ilgili. O ynetmeliin anlam sivil ynetimin MGK ile ikame edilmesiydi. O ynetmeliin getirdii hkmler erevesinde her an askeri inisiyatifle Bakanlar Kurulu ve Babakan devre d braklabilir, Bakanlar Kurulu yerine MGK ve Babakan yerine de MGK Genel sekreteri faaliyet gsterecek ekilde bir ikame operasyonu yaplabilirdi. Ne yazk ki o zamanki hkmet bu konuda duyarl davranamad. Ardndan 28 ubat sreci geldi, nasl olduunu hepimiz biliyoruz. Siyasi partilerin sre karsndaki tutumu nasld? Siyasi partilerin zellikle o dnemde muhalefette olanlarnn iyi bir snav verdikleri sylenemez. Hkmetin demokratik srecin normal yollarndan farkl bir biimde grevden uzaklamaya zorlanmasna gerek Cumhurbakan alet oldu, (*) (Mlakat Yksel Blk, //. Demokrasi, 13.12.1998) 256 28 UBAT SREC 6 gerekse siyasi partiler bunu kendileri iin u veya bu ekil-< de hkmet olmann bir yolu olarak grdler. O zaman S. parlamento, muhalefeti ve iktidar ile bir btn olarak top- luca buna direnebilirdi. 28 ubat srecini Trkiye'ye daya-< tanlar anayasaya kar olarak hareket etmilerdir. Dolaysyla la siyasi partiler ve Cumhurbakan sk dursa idi o sre ol-o mayabilirdi. 2 O u:p O dnemde muhalefet olan siyasi partilerin sre karsnda bir ekingenlii mi, yoksa bilinli bir katks m vard? ANAP'n durumu CHP'den farkl. ANAP oportnist bir tutum izledi. Yani bir biimde hkmet mevkiine gelmeyi istedi. Onlar iin program MGK tarafndan izilmi bir icraat plan zaten vard. Bu konuda dnmelerine de ihtiya yoktu. Talimatlara peinen uymay kabul ettiler. Bu sayede iktidardan uzak kalmann yaratt olumsuz durumu telafi etmeyi dndler. Bunun arkasnda herhangi bir ilke duyarll yok. Bylece bir ara rejime gnll olarak alet oldular. ANAP'n affedilir bir taraf yok. ANAP bu bakmdan kendi kurulu amacna aykr bir pozisyona girdi. ANAP'n sivil toplumla hibir balants kalmad. Sadece bir rgtsel kar dayanmas grubundan oluan biraz da hemehricili-in egemen olduu bir kar grubuna dntler. Muhtemel bir seimde keke baraj aamasalar diye dnyorum. CHP'nin durumu nasld? CHP kendisi iin bulunmaz bir frsatla kar karya kalm oldu. Uygulad taktik asndan baktmzda, genel siyasi anlay erevesinde onaylanamayacak bir tutum olmakla beraber, hibir sorumluluk stlenmeden talimat verme pozisyonuna geti. CHP aslnda kendi programn askerlerle ibirlii iinde sac grnen hkmetlere uygulattrma ansna sahip oldu. Normal artlarda yzde on oy alabilmi marjinal bir partinin bir mensubunun Meclis Bakan olma28 UBAT SREC 257 s mmkn deildi. te yandan MGK'nn 28 ubat kararla r ve sonrasnda deklare ettii program CHP'nin programg dr. Askerler bunu byle dnmemi olabilirler ama CHP g Trkiye'de resmi ideolojinin sivil temsilcisi, askerler ekirf dekte yer alan temsilcisidir. Dolaysyla CHP bu dnemde R kendi ideolojisini saclara yrttrmek ve onlar paylamak sa. gibi bir pozisyona geldi ve ordu sayesinde bunu baard. . Genel Bakanlarnn syledii "Ordu bir sivil toplum kuru, luu gibi alt" sz demokrasi asndan bir skandal olK makla birlikte, gerek niyetlerini anlatmas bakmndan da son derece arpc, azlarndan kardklar bir szdr. Silahl Kuvvetler'in konumu nedir? Silahl kuvvetlerin konumunu hakllatrabilmesi iin teden beri ileri srd bir gereke var. O da Hizmet Kanunu'na gre anayasamzda tanmlanan Trkiye Cumhuri-yeti'ni korumak ve kollamakla grevli olduuna dair. Bu grevden adeta anayasay devre d brakacak tarzda garip, tersine yrtlm bir hukuk mant kullandlar. Aslnda bu maddenin onlara byle bir yetki vermediini uzun

uzun bir ok yerde akladm. Trkiye'de silahl kuvvetler Anayasann lafz ne derse desin kendisine kendi inisiyatifi ile bir misyon bimi. Bunu kendi iindeki eitim sistemi ile de srekli pekitiriyor. Btn askeri okullarda anayasa d olarak byle bir eitim veriyorlar. Kendilerini halkn demokratik temsilcilerine nispetle daha yurtsever, vatann ve cumhuriyetin gerek bekileri olarak alglama eiliminde oluyorlar. Bu anlay devam ettii srece 28 ubatlar istisna olmayacaktr. Esasen 28 ubat olmasa da lkedeki anayasal dzen bir tr olaanstln olaanlatrlm biimidir. Demokrasi ve insan haklarnn istisna olarak grld bir anayasadr. Hatta insan haklan bir tr devletl balar olarak grlm. Aslnda bunlara insan haklar bile denilemez. 258 28 UBAT SREC >o Sivil toplum rgtleri de var. <5 Sivil toplum rgtleri adna ortada dolaan, kimilerin beli ~ sivil inisiyatif dedii, kimilerinin de ok hakl olarak "beli ete" diye adlandrdklar bu oluumlarn sivillikle hibir il-< gisi yoktur. Sivillik, asker olmamak demek deildir. Sivillik o sivil toplumun iinden gelmek demektir. Sivillik, resmi top-o lumun sivil toplum iindeki uzants olmak demek deildir, o tam tersine sivil toplumun taleplerini devlet ve siyasi otori- te karsnda zgrce seslendiren kendiliinden olumu-luktur. Dayatmacl peinen reddeden kurululardr. Bunlarn sivillikle filan ilgisi yok. Ben onlara devletin korpora-tist uzantlar diyorum. Yani devlet tarafndan tanmlanan belli bir ulusal kar anlaynn, toplumun eitli sektrlerinde uyumlu bir biimde ama uyumu da devlet tarafndan belirlenmi tarzda, devletin sivil toplumun taleplerini kontrol etmesine imkan verecek oluumlar bunlar. Genel olarak sivil toplumu temsil ettiklerini falan sylemek mmkn deil, utan verici bir ilev grdler ve hala da grmeye devam ediyorlar. Bu dnemde yargnn siyasallatna tank olduk. 28 ubat dediimiz sre balamadan nce yargnn bir katks yok. Ancak srece kolayca uyum saladlar. lk iareti Genelkurmayn verdii brifinglere, can gnlden, hakimlerin aalanmas pahasna, yerlere oturmay ilerine sindirebilecek kadar byle bir pozisyonu benimsediler. Daha sonra Refah Partisi'nin kapatlmas 28 ubat srecinin mantki bir sonucuydu. Anayasa Mahkemesi kendisine deni yerine getirdi. Zaten Anayasa Mahkemesi'ni harekete geiren Cumhuriyet Ba Savcs srecin icracs olduunu eitli vesilelerle gsterdi. Refah Partisi'nin kapatlmas hukukla ilgili bir karar deildir. Tamamen partizan anlamda politik bir karardr. 28 ubat sreci yle gerektirdii iin byle bir sonu alnmtr. Sre olmasayd ne kapatlma davas ala28 UBAT SREC 259 akt, ne de alsayd RP kapatlacakt. Zaten bu skandaldir. Bu lkede milyonlarca insan temsil eden bir partidir; adam Q. kesmediler, isyana kalkmadlar, hibir ey yapmadlar, sade- g: ce baz temsilcileri mnasebetsizce szler ettiler. Bu szler f ayet su tekil ediyorsa tek tek o insanlarn yarglanmasn : gerektirir. Ama bir partinin siyasi izgisinden dolay kapatl- S mas hukuk d bir olaydr. p Zaten partinin kapatlmasyla da o mnhasran yarglan- , mas gereken kiilere siyaset yasa konuldu, dier milletve- N killeri halen Meclisteler. Bu da parti kapatmann ne kadar anlamsz bir ey olduunu tekrar gsterdi. Daha nce de byle oluyordu. Trkiye Cumhuriyeti'nin demokratik sreleri dnda asl kararlar alan yetkilileri bunu idrak edebilmi durumda deiller. Onlarn kafasndaki dnce askeri mantk. Klay nasl ynetirsen Trkiye'yi de yle ynetmek lazm. Vurursun kafasna oturur yerine. Bu mantn bir uzants bu. Ama sosyolojik olarak bir eyi deitirmez bu. Trkiye'nin uzun vadeli ynelimlerini ve ihtiyalarn ne belirler, ne deitirir. Onlar kendi kendilerini kandrm olurlar. Fakat bunun zararn da on milyonlarca insan eker. 55. Hkmetin yklmasyla sre sona erdi mi, ya da bir yavalama dnemine girdi mi? Hkmet dnce yle bir hava olutu tabii, fakat hkmetin dmesinden sonra meydana gelen olaylara baktmzda iyimserlik erken olur. Hkmetten den

zaten ANAP-DSP hkmeti idi. Ecevit o hkmetin babakan yardmcsyd. Cumhurbakan muhtemelen DYP ve Fazilet liderlerini tamamen gz ard ederek Ecevit'i hkmeti kurmakla grevlendirdi. Ve Ecevit yapt aklamada da Fazilet'i meru grmeyen ifadeler kulland. Grmelere Fazilet'ten balamad, Doru Yol'dan da balamad, ilgintir, zaten kendisinin orta olan ve destei aikar olan -zaten kumpas ba260 28 UBAT SREC o tan beri yle kurulmutur- ANAP'la balad. Yine 28 u-3 bat'n bitmediine dair nemli bir iaret, kurulacak hk-.2 metin bir seim hkmeti deil, bir icraat hkmeti olaca-3 nn sylenmesi ve seimlerin 2 bin ylma ertelenmesi. Ni-< san'da sadece mahalli seimler yaplsn ve bu bir deneme o olsun. Acaba Fazilet Partisi'ni dlayabilecek miyiz diye d-o sunuyorlar. Muhtemelen DYP'yi de. ki turlu seim sisters minde Cumhurbakan'nm ya da bakalarnn ANAP ve DSP ekseninde bir blok oluturmay ve Fazilet ve DYP'yi darda brakmay kurduklarn dnyorum. te belediye seimlerinde bunu test edecekler. Durumu yeniden dizayn etmeyi tasarlyorlar olsa gerek. Bir de 55. Hkmet dneminde karamadklar bir takm yasalar bu dnemde karambole getirip karmak istiyorlar. Hatta sylentilere gre FP'yi de kapatmaya kararllarm. Dolaysyla 55- Hkmet gitti ama sre sona ermedi. DYP 28 ubat srecine yksek sesle kar kan tek parti oldu. imdi DYP, ANAPDSP blouna katlrsa srecin merulamasna katkda bulunmu olmayacak m? Benim korkum o ite. DYP ve Fazilet Partisi'nin bir demokrasi bloku oluturmalarn ve u andaki statkonun meruluunu kkten reddetmelerini uygun gryorum. Dolaysyla DYP'nin ANAP'la bir araya gelmesi benim iin ho olmayan bir ihtimal. DYP ve FP'nin sk durmas ve u andaki statkonun halka ifasna devam etmesi gerekiyor. Seimi zorlamalar lazm. Seime giderken de bir demokrasi program etrafnda, geni bir halk katlmn salayacak, sivil bir platform halinde, hatta yeni bir anayasal dzenin erevesine ilikin esaslar vazeden bir programla ortaya kmalar lazm. DYP'nin ANAP'la bir hkmet kurmasn uygun bulmuyorum. nk istenen bu srecin devamn salamaktr. Kuramasalar bile bu hkmeti, Cumhurbakan belki de daha ktsn kurdurmak iin harekete geecek. 28 UBAT SREC 261 O -S1Srele birlikte lkemiz bir kapallamaya doru gidiyor. Bu konuda neler dnyorsunuz? Beni son haftalarda en ok endielendiren ey budur. Gerek Cumhurbakan, gerekse bu dnemde szc olduklarna itibar edebileceimiz bir takm zevatn "AB kendilerinin olsun, biz kendi bamzn aresine bakarz" mealinde, ie kapanmac, Trkiye'yi bir nc dnya lkesinin anti-de-mokratik politikalar kolayca yrtmesine imkan salayacak bir tecerrde, bir yalnzla mahkum edecek bir hatt hareket iindeler. Eer biz Avrupa'ya rest ekersek artk insan haklar, demokrasi konusunda bask yapacak kimse kalmayacak. Amerika nasl olsa fazla problem karmaz diye dnyorlar. Bylece 28 ubat programn ok daha kolay icra ederiz diye dnyorlar. nk 28 ubat programn demokratik, oulcu, zgrlk bir vasat iinde uygulamalar mmkn deil. Nasl uygulayacaklar: Bunu tam nc dnyac, yalnzlam, szmona uygar dnyaya meydan okuyan, bir toplum iinde yapabilirler. Bu ad, irkin, ilkel bir yaklam. Ne yazk ki byle bir senaryo da dnlyor. Bu iktisadi bakmdan da bir felakettir. Trkiye'nin iktisadi bakmdan ie kapanmas zal ncesi dneme geri dnmek anlamna geliyor. Trkiye btn yabanc sermayeden, uluslararas kurululardan korkan, her eye c gzyle bakan, uluslararas mal akna kendisini kapatan ve tabi byk sermayenin de iine gelen bir durumdur. Ondan sonra tarafsz babakan dedikleri bir yaplanmaya g gidecekler. Bu Ecevit hkmetinden de tehlikelidir. Antig demokratik, tamamen 28 ubat srecinin arkasndaki iradeg nin emir eri konumunda hareket edecek, kstaha millete f meydan okuyacak bir hkmet olur. Trk halkna azck S saygs olan hi kimsenin iine sindirebilecei bir durum E

deildir bu. n > O262 28 UBAT SREC Trkiye teden beri milli sermaye falan diyerek bir sloga5 nik retorik oluturmu. o S Bu retorik neye yaryor? ? Bir defa seeneklerimizin son derece snrlanmasna yaryor. o Seeneklerimizin bir takm devletin kayrmas sayesinde pa-:g lazlanm olan ve 28 ubat srecinde son derece etkin olan o, gruplarn ekmeine ya sren bir durum bu. Yani Ko Hol- ding veya ona benzer bakalarnn mamullerini kullanmaktan baka seeneiniz olmayacak, yani 2 milyarlk arabay 4 milyara alacaksnz veya 2 milyar verdiiniz araba aslnda 500 milyon deerinde olacak. Bu refah kaybdr. Uluslararas ticaretin engellenmesi, Avrupa'ya posta koymak gibi tutumlar Trkiye'nin demokratikleme ansn da yok eden eyler. 28 ubat srecinin ekonomik arka plan nedir? Trkiye ekonomisini da atktan sonra Trkiye'nin ekonomik manzaras, sosyal manzaras deimeye balad. Btn Anadolu apnda deimeye balad. Eskiden iktisadi hayatn odak noktas stanbul idi. stanbul hala merkez ama, Anadolu'nun her yerinde, ok farkl kltrel formasyonlardan gelen, farkl ideolojik, siyasi tercihleri olabilen alternatif bir sermaye oluumu balad. Devlete baml olmayan ve devlete "onlar kayrma" demeye getiren, "biz eit olmak istiyoruz" diyen bir grup olmaya balad. Bu Trkiye'nin zal dnemi da alma politikalarnn sonucunda meydana geldi. Son senedir de belirginleti. Bu durum, teden beri devletin kotalaryla, yksek gmrk duvarlaryla, te-vikleriyle besledii bir grup sermayedarn iine gelmedi. Bunu engellemek iin dorudan doruya "bana rakipler geliyor" diyemezlerdi. Bu Anadolu'dan gelen, ounluunu muhafazakarlarn oluturduu sermaye grubunu mrteci olarak damgaladlar. ad, rejime kart, tehlikeli bir oluum olarak damgaladlar. Bu damgalama da yetkili evreler28 UBAT SREC 23 e de makes buldu. Burada iin kar yn nemli ama daha nemli bir ey de var: Bir grubun gayri meru kar arayg n herhangi bir ideolojiye referansla hakl gsterebilmesi. g Yani devletin yegane meru referans erevesi olursa her | trl gayrmeru ahlaksz talebi bu ereve iine oturtarak P hakllatrabilirsiniz. kar arayyla ideolojik merulatrS. ma, resmi ideolojinin varl birbirine paralel gitmektedir. Bu aamadan sonra ne yaplmal? Birinci rol siyasi partilere, ikinci olarak sivil toplum rgtlerine ve nc olarak da tek tek semenler olarak hepimize dyor. Siyasi partiler, zellikle bu dnemin maduru olan kesimlerin temsilcisi olan siyasi partiler, veya 28 ubat srecinden dorudan doruya zarar grm olan siyasi partiler yani Fazilet ve DYP, iktidarda iken bir hata yaptlar. Neydi o hata? Ocak 97'de kriz ynetmelii ktnda, hadi o olmad 28 ubat kararlan kt anda kesin tavr koymalar ve ilgililer hakknda gerekeni yapmalar, kamuoyu nnde bu durumu tehir etmeleri gerekiyordu. Bu bir cesaret gerektiriyordu. O zamanki hkmet "idare edebiliriz" eklinde dnd. Mesela Erbakan'n o zamanki tutumu, kendisi aalan-dka daha fazla tabasbus politikas izlemek oldu. Yaltakland. Ama bunun da kar etmedii grld. yleyse bu hata yaplmtr, kusurlar vardr, hem de srecin madurudurlar, mcadele etmeleri lazm. zellikle bu iki partinin Trkiye'de son iki yl iinde yaplanlar ok ak biimde millet nnde deklere etmeleri lazm. unu sylemeleri lazm: Eer biz gerekten ada bir lke istiyorsak, szde adalk deil, gerekten ada, muasr medeniyet seviyesine ulam bir lke istiyorsak, bunun z demokrasi, insan haklar, oulculuk, eer byle bir lke istiyorsak bunun temeli halkn iradesindedir. Halk yok sayan, halk olmayan szmona bir demokrasi peinde olan bir arayn yz k9 o.

264 28 UBAT SUREC N >5 zartc arpkln tehir etmeleri lazm. u andaki statko-3 yu ifa etmeleri lazm. Halka; "her ey sizin elinizdedir, me-2 murlar sizin memurlarnzdr, silahl kuvvetler dahil, onlarn % ellerindeki silahlar sizi tehdit etmek iin olamaz, aksine si-< zi korumak iindir, silahl kuvvetler siyasi partilere posta 5 koyamazlar. Biz bu bilinle anayasal dzeni yeniden kur-o mak istiyoruz. Anayasal dzende bu ilkeye aykr olan b-5 tn unsurlar tasfiye etmek istiyoruz. Trkiye'nin resmi bir ideolojisi olmayacaktr, Trkiye'de devletin istikametini kimlii mehul olan bir takm odaklar, ya da silah kendisinde olduu iin gl olduunu dnen odaklar deil, halk tayn edecektir" demeliler. Cumhurbakannn iki ay evvel syledii tamamen yanlt; "Bu seimlerde sistem semeni ynlendirecektir" dedi Cumhurbakan. Hayr tam tersidir. Semendir sistemi, devleti ynlendirecek olan. Ynetim biiminiz demokrasi ise byle olmaldr. Bu siyasi partilerin kendi balarna yapacaklar bir ey deil, kesinlikle halkn buna ikna olmas lazm. Trkiye'de toplum artk oulcu bir toplum haline gelmitir. Devlet ne kadar zapturapt altna almaya, tek biimli hale getirmeye alyorsa da Trkiye'de toplum eitlenmitir. ktisadi bakmdan, kltrel bakmdan, talepler bakmndan eitlendi. Ve bunlarn eitli organizasyonlar oluyor. Bunlar kontrol altna almak mmkn deil. Bunlarn ierisinde beli ete gibi dnmeyen ok gruplar var. Bunlarn da mobilize olmas lazm. Ortak bir program etrafnda buluturmak lazm. deolojik aykrlklar ortak ilkeler etrafnda birletirerek arka plana atmak lazm. Bunlarla rejimin btn antidemokratik dayanaklarn ortadan kaldrmak lazm. Biz yurttalar olarak da bunu dnmeliyiz. "adalk gerektiriyorsa her ey yasaklanabilir" diye dnenler var. Aslnda bu dncenin kendisi ad bir dncedir. Haklarmza sahip kmak sadece mnferit durumlarda bize ynelen basky knamak demek deildir. Ayn zamanda hakkmza sahip kmamzn meru, ah28 UBAT SREC 265 laki tutum olabilmesi iin ve gerektiinde bunu hemcinslerimizden talep edebilmemiz iin, onlarn da haklarn korumal ve sahip kmalyz. Yoksa savunduumuz hak filan deildir. Bu dnemde bunu renmi olmalyz. Bu fikri de * yaymak lazm. Teekkr ederim. % o S' n 28 UBAT SREC 2o7 Seimlere skynetim* Babakanlk 3 ubat tarihinde "Ykc ve Blc Faaliyetlerle Mcadele" konulu bir genelge yaymlad. Bu genelgeyi, bir anayasa hukukusu ve demokrasi teorisiyle itigal eden bir bilim adam olarak dehet iinde okudum. Gerek slubu gerekse ierii bakmndan bir "skynetim bildirisi"ni hatrlatan bu genelge, Trkiye'nin yrrlkteki anayasal ve yasal dzenine aykr olup seimlere ak bir mdahaledir. Ancak otoriter, hatta totaliter tek parti ynetimlerinde rneine rastlanabilecek olan bu genelge, ksaca, 18 Nisan'da Trkiye'de "zgr ve drst" bir seimin yaplmayacan haykrmaktadr. Genelgenin ierii hakknda ayrntl bir deerlendirme yapmay kendi kariyerim asndan bir zl addettiim iin, bu yazda onun ifade ettii genel anlam stnde durmak istiyorum. Neden bu keskin hkme vardmn anlalmas iin, konuyla ilgili baz evrensel ve anayasal esaslar hatrlatmam gerekiyor. Bir kere, zgr, adil ve yarg denetimi altnda sez d. s (*) {Yeniafak, 8.2.1999) 268 28 UBAT SUREC P im ilkesi temsili demokrasilerin uzmanlk bile gerektirme-o yen anonimlemi esaslarndandr. Bu esaslar 1982 Anaya-g sas tarafndan bile kabul edilmitir.

Nitekim, Anayasa'nn g 67/2. maddesine gre, seimlerin "serbestlii" esastr. Ayn | ilke, 298 Numaral Seimlerin Temel Hkmleri ve Semen ' Ktkleri Hakknda Kanun'un 2. maddesinde de tekrarlan-mtr. Serbest veya zgr seim "oy verme"nin vatandalar iin bir hak olmasn olduu kadar, semenlerin hibir bask altnda kalmadan istedikleri aday veya partiyi seebilmelerini de ifade eder. Bu ilke, seim sreci boyunca (oy verme gn dahil) vatandalarn belli bir ynde tercih yapmaya veya yapmamaya dorudan doruya veya dolayl olarak zorlanmamalarn ve adaylarla partilerin propaganda faaliyetlerinin -su tekil etmemek kaydyla- serbest olmasn gerektirir. Seim dnemlerinde su kavram ise, partilerin bu dnemdeki faaliyetlerini kstlayc deil, fakat semenler, adaylar ve siyasi partiler zerinde bask yaratma trnden -ve genellikle devletten gelebilecek- uygulamalar nleyici ekilde anlalmaldr. Esasen, siyasi partiler eer seim dnemlerinde bile bask altnda olduklarn hissediyorlarsa, seimlerin sadece "grnty kurtarmak" iin yapldndan kuku duyulmak gerekir. Bir lkede, seimlerin gerekten "serbest" olduunu anlamann en basit iareti, seim dnemlerinin siyasi partiler iin en rahat dnemler olmas ve yasak anlaylardan hi deilse bu dnemde mmkn olduunca uzak durulmasdr. Oysa Babakanln sz konusu genelgesi seim srecinde yurttalarn siyasi kanaat ve tercihlerinin serbeste oluumunu engelleyici ve baz siyasi partilerin bu dnem iindeki faaliyet ve propagandalarn keyfi biimde kstlayc niteliktedir. erii bir yana braklsa bile, srf byle bir genelgenin Babakanlk makamndan sadr olmu olmas semenler iin korkutucu ve dolaysyla kstlayc bir etkiye sahiptir, bu ynyle de seimlere ak bir mdahale tekil eder. nk, bu, rakip partilerin birbirlerine yneltebilecek28 UBAT SREC 269 leri eletirilerden tamamen farkl olarak, seim srecine o devlet otoritesi kullanlarak yaplan bir mdahale niteliin- g dedir, ierii asndan ise, sz konusu genelge aka baz siyasi tercihleri nlemeye ve yer verdii mulak kavramlar S sayesinde, ngrd prototipin dnda kalan her trl et- : kinlii yasaklamaya elverilidir. Ayrca bu genelge savclara g tavsiye, telkin ierdii, hatta emir verdii iin de yargya ynelik ak bir mdahale ve baskdr. Bu vesileyle, grnte sz konusu genelgenin mellifi olan ve adna "Babakanlk Uygulamay Takip ve Koordinasyon Kurulu" denen memurlar topluluu hakknda da birka noktaya iaret etmek isterim. Birinci nokta, bu Kurulun kuruluu ve ileyii itibariyle hukuk-d olduudur. Bunun balca iki nedeni var. lk olarak, btn bakanlklar dzeyinde ve ulusal apta bir "koordinasyon" yetkisi, parlamenter demokrasi asndan olduu kadar, anayasal adan da (m. 112/1,3) dorudan doruya Babakana ait siyasi bir yetkidir ve siyasi bir yetkinin Babakanlktaki -veya baka bir kurumdaki- memurlar tarafndan kullanlmas sz konusu bile olamaz. kinci olarak, Babakann anayasal bir yetkisinin Bakanlar Kurulu kararyla devri mmkn deildir. Bu nedenle, sz konusu genelgede Kurulun dayana olarak gsterilen Bakanlar Kurulu kararnn hi bir hukuki deeri yoktur. kinci nokta, bu Kurul'un her halkarda "haddini am" olduudur. Varl bile yasad olan bir Kurulun anayasa hukuku, idare hukuku ve ceza hukukuyla ilgili ve seim srecindeki btn kamu hayatn merkezi denetim altna almaya dnk bir karar almas anayasal-demokratik bir rejimde akl alacak bir ey deildir. Bu genelge aslnda seim ortamn "skynetim" altna alma giriimidir. Oysa, Anayasa byle bir rejim ngrm olmad iin (bu, Babakanlk memurlarnn "anayasa teorisi"ne bir katks ! saylabilir), onu uygulamaya koymak memurlarn deil Babakann ve Bakanlar Kurulunun bile haddini aar. te yandan Anayasaya gre (m. 67/2, 79/1) seimlerin "yar270 28 UBAT SREC P g ynetim ve denetimi altnda" yaplmas zorunludur. Yine o 79maddenin 2. fkras, "(s)eimlerin balamasndan bitimi-g ne kadar, seimin dzen iinde ynetimi ve drstl ile g ilgili btn ilemleri yapma ve yaptrma... grevi(nin) Yk-| sek Seim Kurulu"na ait olduunu belirtmektedir. Dolay-\i syla, seim dneminin balamasndan itibaren seimle ilgili btn konularda YSK mnhasr yetkilidir ve baka hi bir makam veya merci, zellikle de yrtme organ seim ilerine karamaz ve seimin

seyrini etkileyecek herhangi bir ilem yapamaz. Anayasann ve ilgili yasalarn kendisine verdii yetkiye dayanarak YSK seim dnemini balatm ve seimlerin ynetimini bilfiil ele alm olduuna gre, seimlerin zgr ve eit artlarda ve drstlk iinde cereyan etmesi iin gerekli grd tedbirleri sadece kendisi alabilir. Bu erevede YSK'nn kendi anayasal yetkisine sahip kmas ve dardan gelecek mdahaleleri nlemesi anayasal ve yasal bir zorunluluk olduu kadar, seimlere glge dmemesi iin de zaruri bir tedbirdir. Szkonusu genelgeyle ilgili olarak ve aka sylemek gerekirse, YSK'nn Babakanl uyarmas ve sorumlular hakknda su duyurusunda bulunmas gerekir. Ayrca, YSK'nn, 2839 Numaral Kanun'un 42/2. maddesinin kendisine verdii yetkiye dayanarak, seimlerin drst bir ekilde cereyan etmesi iin bir "ilke karar" alarak bunun gereine uygun davranmasn Babakanlktan da istemesi gerekir. Bu, YSK'nn re'sen yapmas gereken bir i olmakla beraber, siyasi partiler de YSK'ya bavurarak ondan bu konuda harekete gemesini isteyebilirler. Eer bu da sonu vermezse, o zaman siyasi partilerin ve duyarl sivil toplum rgtlerinin, hatta tek tek yurttalarn uluslararas kurululara bavurarak 18 Nisan seimlerinde grev yapacak tarafsz gzlemci istemeleri bir ihtiya haline gelecektir. 28 UBAT SREC 271 Trkiye'yi zor gnler bekliyor* 18 Nisan seimleri sonucunda ortaya kan siyasi manzara hakknda pek ok ey sylenebilir. Bana gre bu seimin en nemli sonucu, Trkiye'nin siyaset gndemini sivil aktrlerden ok, byk medya destekli devlet sekinlerinin tayn ettiinin bir kere daha dorulanm olmasdr. Nitekim, sonular 28 ubat sonras iradenin siyasal alan iin ngrd iki eksenli ablonun byk lde tuttuunu gstermektedir. Bu iki eksenden biri milliyetilik dieri ise otoriteryen laikliktir. Son be-alt yllk tecrbeden anlaldna gre, devlet sekinleri milliyetilii Krt sorununa ve insan haklar konusundaki d basklara, laiklii ise "slamcln ykselii" sorununa bir cevap olarak alglamaktadrlar. Birincisinden balarsak: 18 Nisan seimlerinin galibi gerekten de milliyetiliktir. Nitekim, seimden tam bir zaferle kan MHP zaten teden beri milliyetilii siyasi bir ideoloji olarak benimsemi olan bir partidir. MHP milliyetiliinin belirgin vasflarndan biri "devletilik" ise dieri de etnik bir O o 2 O (*) (Yeni afak, 25.4.1999) 272 28 UBAT SREC g kimlik olarak Trklk stndeki vurgudur. Bu, kat merke-g ziyeti siyasi-idari yap, trde toplum hedefi ve bu ere- vede "birlikbtnlk" sylemini merkeze alan bir anlay-2 tr. Bu anlayta kendi bana insan haklarnn asli bir dee- ri yoktur; olsa olsa devletiulusal nceliklerin izin verdii S lde ve dzen-disiplini bozmamak zere yurttalara ta-? nnm birtakm yasal balardan sz edilebilir. Byle bir g milliyetiliin Krt sorununun zm bakmndan mit ve-:g rici olmad ve insan haklar ihlallerinin kaldrlmasna ilikin d basklar karsnda salam bir diren noktas tekil edecei ak grnyor. Bu anlaya dayanan bir politikann ise, Trkiye'nin zellikle Avrupa'yla ilikilerinin gerginlemesine, hatta Avrupa nsan Haklar Mahkemesi'nin yetkisini tanmamaya varabilecek bir gidie -bir "milliyeti ahlan'^- yol amas kanlmaz grnyor. Daha da rktc olan ise yurt iinde Krt meselesiyle ilgili olarak bir sredir zaten var olan gerginliin, sorunun polisiye tedbirlerle stne gidilmesi sonucunda bir sivil atma yaratmas ihtimalidir. te yandan birinci parti konumuna ykselen Ecevit'in DSP'sinin de, Trkl MHP'nin yapt kadar ne karmamakla beraber, devletilik konusunda aa yukar ayn hassasiyeti tad aktr. Kald ki, DSP'nin benimsemi grnd "Atatrk milliyetilii"nin pratik sonular bakmndan geleneksel

milliyetilikten ok farkl olmad da bugne kadarki uygulamadan ve sayn Ecevit'in siyasi sicilinden bellidir. Ayrca, DSP milliyetilii, parti liderinin geleneksel tutumuna paralel olarak, belirgin biimde "ii-kapanmac"dr, bu nedenle de bamszlk ve egemenlii insan haklar konusundaki d kaynakl iyiletirme taleplerine direniin referanslar olarak kullanmas kuvvetle muhtemeldir. Devlet tarafndan topluma biilen ablonun ikinci aya olan laiklik bakmndan da durum pek farkl grnmyor. Seim sonular, slami hassasiyetin nemli lde geri plana itilmi, hatta pskrtlm olduunu gstermektedir. Ni28 UBAT SREC 273 tekim, yeni bir parti olarak her ne kadar "islamc" bir imaj g: izmedii ak olsa da, ister istemez mirass konumunda g' olduu Refah Partisi'nin "yk"n srtnda tayan Fazilet d Partisi'nin kazand oy oran selefine gre 6 puan gerileg mistir. Bu olguyu, son bir-iki ylda devlet tarafndan resmi laikliin muteber temsilcisi rolyle onurlandrlm olan 5 DSP'nin birinci parti konumuna terfi etmi olmasyla birlikg te dnmekte yarar var. Ne var ki, ilgili sosyal ve siyasi bic. lim literatrne aina olanlarn iyi bildii ve salkl d nebilme yeteneini kaybetmemi her makul kiinin de kolayca anlayabilecei gibi, slamn defterinin bu ekilde durulmu olduunu ve Trkiye'nin "slam sorunu"nu hallettiini dnmek ocuksu bir aldantr. Esasen yanl olan, sosyolojik bir gereklikle otorite kullanm yoluyla ba edebileceini sanmaktr. te yandan, geleneksel milliyetiliin nispeten laik kanadn temsil eden MHP'nin, 28 ubat srecine aka muhalefet eden muhafazakar-milliyeti BBP'yi marjinal hale getiren ve kendisini RP-FP izgisinin boaltt yere oturtan baars da devlet sekinlerini rahatlatm olmaldr. Bu durum, "28 ubat sreci"nin toplumu "hizaya sokma" abasnn bir lde baarl olduunun bir kant saylabilir. O kadar ki, son iki-buuk yldr egemen olan askeri vesayet rejimine aka direnen tek siyaseti olan Hasan Celal Gzel ve partisinin mcadelesi toplumda makes bulmamtr. Her yz semenden birinin bile, bu "demokrasi mcadelesi"ne omuz vermeye yanamam olmas son derece ibret vericidir. yle anlalyor ki, Trkiye toplumunda demokrasi iin risk almaktan kanma ve emir-komuta dorultusunda "hizaya girme" eilimi varln korumaktadr. lgin olan nokta, gerek DSP gerekse MHP'nin ykseliinin kendilerine atfedilebilecek herhangi bir siyasi baar veya zm nerisine bal olmamasdr. Besbelli ki, siyasi partiden ziyade bir Ecevitler klb niteliinde olan DSP'nin, genel milliyeti-devleti eilimi ve hayali "Apo'nun yakalan274 28 UBAT SREC g mas baars" dnda, hafzalarda kalan bir siyasi program ve hkmette olduu dnemde kendisine ait herhangi bir S baars bulunmamaktadr. Devlete "fevkalade himayeye z mazhar" ve medyadan destekli DSP'nin seim baars yurt- talar olarak "doldurua gelme" eilimimiz konusunda bizi S uyarmaldr. MHP iin de durum pek farkl deildir. Bu par- tinin Trkiye'nin sorunlarnn zmne ilikin birtakm ha-3 zrlklar var olsa bile, bunun kamuya yansmad aktr. Yani, MHP'ye de topluma zerinde iyice dnlm bir siyasi programa sunduu iin deil, fakat "blclk" tehlikesi karsndaki "kararl" duruu ve milliyeti-devleti eilimi dolaysyla oy verilmi grnyor. Trkiye'nin gerek sorunlar ve onlarn zm konusunda syleyecek zikre deer szleri olmayanlarn, yurttalarn nemli bir ksmnn itimadna mazhar olmas karsnda hepimizin kayg duymas gerekir. Ne yazk ki, yeni parlamentoda sz konusu iki byk partinin milliyetiliini frenleyecek baka hi bir parti de bulunmamaktadr. Bu role en yakn grnen FP bile halihazrdaki her an milliyetilie kaymaya tene "sac" pozisyonu nazar itibara alndnda pek gven vermiyor. Bu nedenle, bugnk siyasi manzaradan terimin dar anlamnda istikrarl hkmetler kmasna parlamentonun aritmetii uygun olmakla beraber, eer "istikrar"dan insan haklarna dayal bar bir sosyal-siyasi ortamn kalcl kastediliyorsa nmzdeki dnemde bu anlamda istikrar ihtimali zayf grnyor. Mesele, sadece, en fazla kayg verici gzken iki milliyeti partinin (DSP ve MHP) ortaklnn yaratabilecei komplikasyonlar

deildir. Bu tablodan yeni bir Milliyeti Cephe de kabilir ki bu da daha az rktc bir ihtimal deildir. Hasl, Trkiye'yi zor gnler bekliyor. 28 UBAT SREC 275 Meruluun temeli toplumsal mutabakattr * Devlet nedir? Trkiye'de "devlet" denilince ne anlalyor? Devlet ve sistemin olmas gereken anlam ve ilevleri sizce ne olmaldr? Olgusal olarak baktmzda, devlet, toplumla ilgili birtakm faaliyetleri, elinde bulundurduu g kullanma tekeline dayanarak yrten en byk organizasyon olarak karmzda duran eydir. Ama eer etik-normatif olarak bakarsak, devlet toplumun ortak ihtiyalarn yine toplumun izin verdii hudutlar dahilinde grmek zere rgtlenmi bir kurumlar, usuller ve mekanizmalar sistemidir. Bu anlamda devlet toplumun bir eseridir, meru olarak varoluunu toplumun kurucu iradesine, faaliyetlerinin kapsam ve nitelii bakmndan meruluunu ise yine toplumun rza ve onayna borlu olan bir rgttr. Temeli "hikmet-i hkmet"deil, "hik-met-i cemiyet ve insaniyef'tir. Bundan dolaydr ki, kendinde bir varlk olarak, kendini toplumun stnde ve onun nazm, terbiyecisi olarak gren bir devlet meru deildir; o sadece bir kaba g organizasyonudur ve bu sfatla herhangi bir ete rgtlenmesinden fark yoktur. (*) (Mlakat Hikmet Gk, Selam Gazetesi, 26 Eyll-2 Ekim 1999, Sayi:408) i 276 28 UBAT SUREC OS p Her eyin, dorunun/yanln ancak onunla var olabildii, 5 vatanda (kul)'a iyilik ve ihsanda bulunan, kendisinden | korkulan, zorluklar esnasnda merhamet dilenilen metafizik j bir varlk olarak devlet, her eyi tepeden trnaa tanzim < s eder; belirledii kurallar ierisinde, msaade buyurduu sits^ nra kadar adm atlabilir. Syledii her ey dorudur, aksi a dnce muzr ve tehlikelidir... Dinlerin, zellikle antik a I dinlerinin tanrlarna da benzeri niteliklerin atfedildiini g grmekteyiz. 3 Bu adan baktmzda, Trkiye'deki devlet anlay ile dinlerdeki tanr anlay arasnda benzerlikler kurulabilir mr Trkiye'deki devlet alglamas, hem devlet aktrlerinin hem de genel olarak vatandalarn gznde, metafizik bir varlk eklindedir. Devlet, genellikle, aktrleri bizim gibi insanlar olan faaliyetlerden mteekkil bir "heyet-i umumiye", bir kurumlar, yntemler ve mekanizmalar manzumesi olarak deil de; "hikmetinden sual olunmayan", insanst, mteal bir varlk olarak grlmektedir. Devlet kendisini toplumun bir eseri ve arac olarak grmek yle dursun, tam tersine topluma efendilik ve patronluk taslamaktadr. Bu kstahlk o kadar pervaszcadr ki, devlet elitleri bin yl sonraki torunlarmzn bile kaderi stnde bugnden hak iddia etmektedirler. Ksaca, devlet bize "ben sizin Tanrnzm" demeye getiriyor. Yargtay Bakan Sami Seluk'un konumasnda geen, "Trkiye anayasal bir devlet ama anayasal bir devlet deildir" eklindeki saptama eitli evrelerce ok tartld. Size ait olan bu tanmlamay biraz aar msnz? kisi arasndaki temel farklar nelerdir? Trkiye'nin "anayasal"deil, "anayasal" bir devlet olmas u demektir: ada devletlerin byk ounluunda devletin . . _ 28 UBAT SREC 277 rgtleni emasn ve devlet organlarnn yetki snrlarn $ gsteren "anayasa" adl yazl belgeler vardr; ama bunlarn | devletin tekilat yapsn gstermekten ve/veya mevcut yac pya biimsel meruluk kazandrmaktan baka bir ilevleri g yoktur. te bu ekilde yazl bir "anayasa"s olan ama bu g. anayasann kendisine gerek anlamda snrlar koymad 8 devletlere "anayasal devlet" diyoruz. Buna karlk, daha az

g sayda devletin anayasas devlet tekilatn gstermenin ya nmda devleti snrlayan ilkeleri n plana karr; devlet yetEj kii kullananlar, varln devlete borlu olmayan ve esas 5 itibariyle toplum tarafndan retilen stn bir hukukla kag ytlar ve insan haklarn anayasal sistemin temelleri olarak x vaz eder. te bu durumda "anayasal bir devlet" sz konusudur; yani devlet ancak anayasal ilkeler ve kurallar erevesinde vardr, bu erevenin dna kamaz. Devlet faaliyetleri bamsz yarg tarafndan hukuka uygunluk asndan sk skya denetlenir. Anayasal devlet olmak iin "anayasal devlet" olmak bile gerekmeyebilir. Birleik Krallk rneinde olduu gibi. Anayasal devletlerde anayasa mahkemelerinin son derece nemli bir grevi vardr: Devleti anayasal hadler dahilinde tutmak. Bu demektir ki, toplum karsnda devleti kayran, devletin ideolojik yapsn tahkim eden mahkemeler, adlar yle olsa bile, ilevsel anlamda "Anayasa Mahkemesi" saylamazlar. Anayasalarn meruiyeti hangi kriterlere bal? Anayasalarn hem biimsel olarak hem de maddi olarak (ierik asndan) meru olmalar gerekir. Biimsel meruluk, anayasann meru yollardan yaplmasn gerektirir. Baka bir anlatmla, toplumun zgr iradesinin eseri olan anayasa merudur. Topluma nizam vermek zere yukardan aaya vaz edilen "anayasalar" biimsel meruluktan yoksundurlar. 1982 TC Anayasas rneinde olduu gibi. Ana278 28 UBAT SREC | yasalar yaplma sreleri bakmndan meru klan yntem-^ lerin neler olduu evrensel olarak bellidir: Eer anayasa herhangi bir snfsal, etnik, kltrel, dini ve ideolojik gruba 2 kstlama getirmeyen zgr bir tartma ortamnda ve snr-s lanmam bir demokratik katlm srecinin sonunda olulusu rulan bir "kurucu meclis" tarafndan yaplr ve yine zgr ve a yasaksz bir mzakere ve oylama sonunda halk tarafndan onaylanrsa, o anayasa merudur. nk, byle bir anayasa z toplumsal mutabakat yanstr; toplumun her kesimi anaya3 sann btn unsurlar bakmndan fikir birliine varamam I. olsa bile, deil mi ki o hi bir bask ve dayatma altnda ol-2 makszn toplumun kendisinin tartp oluturduu bir normatif sistemdir, artk her kesim onu iten benimser ve ona sahip kar. htiya duyduunda, toplum kendi eserini deitirmek konusunda herhangi bir psikolojik rahatszlk da duymaz. Maddi merulua gelince, burada anayasann genel felsefesi ve normatif yaps bakmndan evrensel ilkelerle uyumuna baklr. Ksaca, belirtmek gerekirse, devletin topluma nceliine ve "hikmet-i hkmet" felsefesine dayanan, devletin topluma bitii bir projenin esaslarn vaz eden ideolojik anayasalar meruluktan yoksundurlar. Meru anayasa, devleti insan haklar ve hukuk devleti esaslaryla kaytlayan, ona bir hizmet aygt olmaktan daha fazla bir anlam atfetmeyen, toplumsal eitlilik ve oulculuu tanyan ve nihayet siyasal katlma hi bir kii veya grup iin herhangi bir kstlama getirmeyen anayasadr. Bu adan baktmzda 82 Anayasas'nn meruiyetine zarar veren unsurlar nelerdir? 1982 Anayasas biimsel meruluktan yoksun olduu gibi, felsefesi ve normatif yaps bakmndan da "anayasa" denmeyi hak eden bir belge deildir. Yargtay Bakan sz ko28 UBAT SREC 279 nusu konumasnda bunun neden byle olduunu gayet i ak ve ikna edici bir biimde gstermitir. Ksaca baz nok% talan yeniden vurgulamak gerekirse: 82 Anayasas yapl ' ekli bakmndan bir "cunta anayasas"dr, halkn demokra3 tik katlmnn eseri deildir ve halka zorla onaylatlmtr. g. Bu onun biimsel meruluktan yoksun olduu anlamna o gelmektedir. Mamafih, bazen biimsel meruluktan yoksun | bir anayasa, 196i Anayasas rneinde olduu gibi, nispe ten zgrlkdemokratik bir sosyo-politik sistem ngr| m olabilir. 196l Anayasas da znde bir cunta anayasa| s idi, antidemokratik bir yntemle yaplm, anayasann ya| pim srecinde toplumun aa yukar yars dlanm, hat3 ta aalanm idi. Bu adan biimsel meruluktan yoksundu. Bununla beraber, 1961 Anayasas sistemi 1982 Anayasa-s'nnkinden ok daha zgrlk ve biraz daha demokratik idi ("biraz daha demokratik idi" dememin nedeni, 61 Anayasasnn

da "demokrasi" ilkesi karsnda olduka ihtiyatl olmasdr). 1982 Anayasasnn ierik asndan da niin meruluktan yoksun olduunu herhalde aklamaya gerek vok. Ksaca bu anayasa btn bir lkeyi klaya evirme araynn rndr; yasaklar kural zgrlkler istisnadr, ngrs ok ok devlet fevkalade az vatandatr, devlet toplumun efendisi, hatta "velinimeti"dir. Neredeyse insan olarak varoluumuz bile ancak devlet sayesinde meru saylmaktadr. Trkiye'de devlet ileyiini salkl bir ekilde yrten, vatanda ile devlet arasnda problemlere yol amayan anayasa bir trl yaplamyor. Nedeni darbeler ve askeri irade mi? Trkiye'de doru-drst bir anayasa yaplamamasnn balca nedeni, devlet elitlerinin halk bu ie ehil saymamalar ve halka vesayet etme ynndeki eytani tutkulardr. Trkiye'nin devlet elitleri, imkansz bir eyin, "halksz demok280 28 UBAT SREC g rasi"nin peindedirler. Peki toplum neden kendi kaderini eline almyor derseniz, bunun da balca iki nedeni var. Bi- rincisi, devlet iktidarn hasbelkader ellerinde bulunduranlar ^ topluma emrivaki yapmaktadrlar. Malum ya, sivil halkn ne s topu ne de tfei var!... Ama kabul etmek gerekir ki, bunun g kadar nemli olan baka bir faktr de Trkiye toplumunun ~ kltrel geleneklerinde sakl bulunuyor. Otorite karsnda | boyun bkmek ve bize ne kadar hain davranrsa davran- sn "Devlef'i daima aziz tutmak toplum olarak bizim adeta 3 genlerimize ilemi. ok uysal bir toplumuz biz, "eline vur & ekmeini elinden al" trnden bir toplum. Szgelii, 28 u-s bat sonras basklar herhangi bir Bat demokrasisinde olsayd, yer yerinden oynard. Byle bir lkede Menderes alamazd. niformal bir memur parlamentoya "posta koya-maz"d. Milyonlar, devlete "Sen kim oluyorsun da benim partimi kapatyorsun?" der ve en azndan sokaklar "yrmekten andrr"d.... Bakmayn siz, kimi "sosyal bilimci'lerimizin darbelere mazeret uydurma yarma girmelerine!... Trkiye'de askeri darbelerin olmasnn bir tek nedeni var: Gc ellerinde bulunduranlar yle istiyorlar da ondan... nk, onlar btn toplumu er-erba ve yedek subay ktlesi olarak gryorlar. nk onlar toplumun efendisi olduklarna, topluma nizam vermek konusunda adeta Tanr-vergisi bir misyonlar bulunduuna inanyorlar. nk, onlarn ideolojisi ayn zamanda "resmi ideoloji". Kuzuyu yemeyi kafasna koymu kurdun yapt gibi, habire bahaneler uyduruyorlar: "sen mrtecisin", "sen blcsn", "sen Cumhuriyet dmansn", "sen yabanc ideoloji meczubusun", "ne de ad grntn var". Halk olmasayd, ileri ne kadarda kolay olacakt!... Yanl anlalmasn: Anayasayla ilgili sorunlar mnhasran askeri iradenin belirleyiciliinden kaynaklanmyor. Bizim 28 UBAT SREC 281 ayrca, sorumsuz, dlek ve oportnist politikaclarmz var. Jj "Devlet Partisi"nin gnll yeleri olan brokratlarmz, | niversite hocalarmz ve gazetecilerimiz var. Rant datme na ve oy alveriine dayanan bir siyasi sistemimiz var. StaS tkonun devamnda byk yarar olan ve bundan dolay . kendisini devletin bir aygt olarak gren ve yle davranan o t1 bir medyamz var. Nihayet, bizim uysal, boynu bkk, nijg en forma sevdals bir halkmz var. Hala kendisini uzatmal as- temen olarak gren bilim adamlarmz, niforma grd- 3 gnde rengi solan, hazrolda durmaya alm dnn er ve > erbalar olan sradan halkmz var. a Toplum bir lkede devlet iin tehdit tekil edebilir mi? Toplumun devlet iin tehdit olduu Trkiye benzeri baka lkeler var m? Eer bir demokrasiden bahsediyorsak, toplumun devlet iin tehlike tekil etmesi kavramsal bir elikidir. nk, zaten toplumdan bamsz bir devlet yoktur ki... Demokratik devlet topluma aittir. Devlete egemen olacak olan irade toplumun olduu srece, toplumun devlet iin tehdit tekil etmesi elbette sz konusu olamaz. Ama eer devlet kendini toplumdan bamsz ve onun stnde bir varlk olarak alglyorsa ve buna uygun olarak rgtlenmise, o zaman toplum

devlete gre "harici" bir unsur olduundan, onun iin tehdit veya tehlike tekil etmesi mmkndr. Ksaca, toplum sadece otoriter veya totaliter sistemlerde ve smrgelerde devlet iin bir tehlike tekil edebilir. Trkiye'de demokratikleme karsnda seslendirilen sihirli bir argman mevcut: "Trkiye'nin kendine zg artlar." Bireyin temel hak ve zgrlkleri lkelerin kendine zg artlarna gre deiiklik gsterebilir mi? Dorudur, bireyler ve yurttalar olarak haklarmz talep ettiimizde devlet elitleri bu taleplere hep "Trkiye'nin ken282 28 UBAT SREC g dine zg artlar"n ileri srerek kar karlar. Demokrasi j iyidir ama, bizim artlarmza uymaz. nsan haklar iyidir S ama, biz henz ona hazr deilizdir. Hukuk devleti olmal j ama, Trkiye'nin durumu baka.... Nedense, "bayramlarda | seyranlarda" adna destans nutuklar atlan "asil ve necip g Trk milleti" iyi eylerin hi birisine layk deildir. Mteva-~ z Trk vatanda lke iin lebilir, lmesi de gerekir; ama | lkenin kaderi hakknda sz syleme hakkna sahip deil-z dir. Vatan iin silahl atmada lrse ehit olur; ama sa-d ken kendi z yurdunda sivil ve siyasi hayata "ehadef'in an-& lam dnyasndan hi bir ey tayamaz. s Trkiye'nin adam gibi bir sisteme sahip olabilmesi iin, her eyden nce bu gibi aldatmaca ve riyakarlklarn terkedil-mesi gerekiyor. Trkiye'nin devlet elitleri halksz bir demokrasi olamayacan, Trkiye'nin eer demokrasi olacaksa bunun islam yok sayarak deil ancak onunla birlikte mmkn olabileceini, eer Trk milleti gerekten "asil ve necip" ise onun demokrasiyi de insan haklarn da hukuk devletini de hak ettiini kabul etmeleri gerekiyor. Esasen, btn bu evrensel deerleri hak edebilmemiz iin yle "asil ve necip" bir millet olmamza da gerek yoktur. Birey, insan ve yurtta olarak bunlar zaten hakediyoruzdur. Unutmayalm ki, amzn demokrasi corafyasnda "lkemizin kendine zg artlar" masalnn hi bir geerlilii yoktur. nk bu, diktatrlerin, otokratlarn ve totaliterlerin sylemidir. Her kim ki, sz edilen evrensel deerleri benimsemenin bizim iin erken olduunu sylyor, bilin ki o kii hepimize hakaret etmektedir. Byle konuanlara kar, "sen kim oluyorsun da bizim hakedilerimizi tayin etme yetkisini kendinde buluyorsun?" diyemediimiz srece, hep o "kendimize zg artlar" iinde mahkum kalacaz demektir. "Naslsanz, yle ynetilirsiniz." "yle" olmadnz gs28 UBAT SREC 283 termediiniz srece, "yle ynetilme"yi hak ediyorsunuz s demektir. g Sami Selk'un da konumasnda deindii Cumhuriyet ile c Demokrasi arasndaki temel ayrm nedir? sj Aslnda birbirini tamamlayan toplumsal idealler olmalarna P ramen, "Cumhuriyet" ile "Demokrasi" arasndaki teorik bir o t-1 ayrm yaplabilir. Hatta, bunlarn her birini btn dier bi reysel ve toplumsal idealleri gzard eden bir bakla ifrata vardrdmzda aralarnda bir atmadan sz edilebilir. g > Gerekte ise, farkl derecelerde olmakla beraber, her ikisiS ne de ihtiyacmz var. Bizim, ister "doal haklar"la temellen- j direlim, isterse baka bir biimde, insan haklarna ihtiyac- " mz var, ama te yandan "yurttalk erdemi"ni de tmyle gzard edemeyiz. Kendimizi, birbirinin kaderine ilgi duyan yurttalardan oluan bir "kamu" olarak grmeye ihtiyacmz olduu iin "cumhuriyeti", ortak varoluumuzun dndaki bireysellik ve mahremiyetimizin korunmasna da ihtiyacmz olduu iin "demokrat"; "ortak yarar" gzetmeden medeni bir toplum olamayacamz iin cumhuriyeti, bireysel kendini-gerekletirmenin vazgeilmez deerini tanmazlk edemeyeceimiz iin demokrat; kamu hayatna katlmann erdemini ihmal edemeyeceimiz iin cumhuriyeti, meru bireysel karlarmzdan vazgeemeyeceimiz iin demokrat olmaya mahkumuz. Cumhuriyetin nemli bir vasf da, onun daha devlet-mer-kezli olmas ve bir toplum projesine sahip bulunmasdr. Onun iindir ki, bir cumhuriyet toplumu da eitmek, onu okula benzetmek ister. Ne var ki, toplumun devlet tarafndan yenibatan yaratlmas gibi lmcl bir tutkuya da kendimizi teslim edemeyiz.

Fakat bu demek deildir ki, her eyi kendi haline brakmak ve tarihe mdahale etmekten kanmak kar yoldur. Bir yandan bireylerin, karlnda 284 28 ubat sreci p devler yklenmeye gerek olmadan "insan haklar"na sahip olduklarna inanmalyz; ama ayn zamanda haklarmz kulca i2 lanrken bakalarnn haklarna sayg gstermek ve zgr j bir toplum halinde ortak varoluumuzu srdrmek sorum-s luluu altnda olduumuz bilinci iinde davranmak duru-g mundayz. Eitime deil ama retime ve beceri kazandr-3 maya ihtiyacmz var. Birey olarak kendi bamsz varlm-S z srdrmek zere meru karlarmz gerekletirmeye alrken, dier "insanlar"n, "kiiler"in, "yurttalar"m kade-3 rine kar da kaytsz kalmamalyz. zgr olmalyz, ama 55. adil yasalar erevesinde. zgrlk deerlidir, ama erdem-s lisi, yani ortak yarar gzeten ve ortak varoluu yeniden retmeye dnk olan, daha deerlidir. Bundan baka, zellikle Fransz cumhuriyetiliinin bir aya "anti-klerikalizm"dir, yani din adamlarnn toplumdaki etkisini kaldrmak dncesidir. Bu nokta, Fransa'da laikliin olduka ge oturmasna yol am; yz yldan fazla bir sre Fransa'nn entelektel ve siyasal hayatnda laiklik deil, din kartlna dayanan "laiki felsefe" etkili olmutur. Bu iki dnce de "Kartezyen" felsefeyle ve onun bir uzants olan "kurucu aklclkla" balantldr. Mesela Karl Popper ve Friedrich Hayek'i anlamda "eletirel aklclk"tan farkl olarak, bu yaklamda btnyle toplumsal sistemin akla dayanarak soyut ilkeler temelinde yeniden kurulabilecei ve kurulmas gerektii dnlr. Franszlarn, aa yukar bizim gibi, ok sk anayasa yapmalar ve rejim deitirmeleri bu zihniyetle yakndan ilgilidir. Cumhuriyet-demokrasi ilikisini, Yargtay'n sayn Baka-n'nn yapt gibi, Fransz ve Anglo-Amerikan rneklerinden hareketle tanmlamaya devam edersek: Franszlarn siyaset anlay ve geleneinde, byk harfle yazlan "Devlet" toplumdan ayr bir zatiyet olarak, kendine zg "varlk ne28 UBAT SREC 285 deni" bulunan bir entite olarak grlr. Devlet neredeyse i metafizik bir kavramdr. Devlet topluma nispetle deil, top lum devlete nispetle tanmlanr. Bu nedenledir ki, devletc toplum ilikilerinde belirleyici olan zgr ve zerk bireyden S ok "sorumlu yurtta" kavramdr. Nitekim, Anglo-Amerig. kanlar "bireysel haklar"dan sz ederken, Franszlar "temel o hak ve devler"den sz ederler. Baka bir anlatmla., dev| let sivil toplumdan nce gelir. Bu erevede, "hikmet-i h kmet" dncesi, Franszlar iin olaandr, buna karlk g Anglo-Amerikanlara olduka yabancdr. Fransa'da, Anglof Amerikan anlaytaki gibi "devlet" ile "toplum" ayrlndan | ziyade, devlette temsil olunan kollektif bir "halk" anlay 3 egemendir. Bununla balantl olarak, Anglo-Amerikanlar "halk" bireylerden oluun bir toplam olarak grmeye eilimli iken, Franszlar "halk" bireylerden bamsz bir "he-yet-i umumiye", bir kollektif varlk olarak grme eilimindedirler. Birincilerin "halk" somut bir varla iaret ederken, ikincisinde "halk" bir soyutlamadr. Onun iindir ki, mesela, Franszlarn "genel irade"sinden Anglo-Amerikanlar pek sz etmez. Bunun gibi, Franszlarn "devlet"ten (soyut) sz ettikleri yerde ngilizler "hkmef'ten (somut) sz ederler. Btn bunlardan dolay, Fransa'da cumhuriyetilik, buna karlk Anglo-Amerikan dnyasnda demokrasi baskn deerdir. Giovanni Satori'nin deyiiyle, "aklc demokrasi" Franszlarn, "deneyci demokrasi" Anglo-Amerikanlarndr. lki, belli bir siyasi tecrbe ve birikimden bamsz olarak birtakm soyut (aklc) dnce ve ilkelere dayanmak suretiyle ideal bir demokrasinin kurulabilecei anlayn; ikincisi ise belli bir lkede demokrasinin ancak o lkenin siyasal ve anayasal evriminin bir rn olarak ortaya kabilecei dncesini ifade eder. 286 28 UBAT SREC | Trkiye'de gerek anayasa ve gerekse uygulama alannda % "laiklik" doru tanmlanyor mu? Laikliin doru tanmCO 5 lanmas ve anayasada yaplmas gereken deiiklikler ne-j lerdir?

I 1982 Anayasasnda laikliin bir tanm yoktur; sadece nasl bir "laiklik" anlayn benimsemi olduunun ipular var-3 dr. Bu anlay, paradoksal biimde, bir yandan din hizmetli lerini kamu hizmeti haline getirmek ve okullarda din dersi- ni zorunlu klmakta, ama br yandan da kamu hayatn 3 dinden "temizleme"ye, her trl dini tezahr sivil ve siya6 sal alann dna atmaya ve dini kontrol etmeye almakta-s dr. Bu, doru anlamda laiklik deildir. Bir kere, laikliin temeli, Trkiye'nin devlet elitlerinin ve onlarn akademyada-ki szclerinin sand gibi, aklclk deil, ahlaki oulculuk ve toplumsal eitliliktir. Amac da, toplumu daha aklc yapmak yerine, zgrlkleri korumak"ve toplumsal bar tesis etmektir. Bu nedenle, laiklik devletin dini inanlar karsnda tarafsz olmasn gerektirir. Aynen ideolojiler karsnda olmas gerektii gibi. Baka bir ifadeyle, ahlaki ve dini hakikatin ne olduu siyasi otorite yoluyla belirlenemeyecei iin, devlet hem ideolojik hem de dini olarak tarafsz olmaldr. Resmi ideolojinin reddiyle tarafszlk anlamnda laiklik ayn temel ihtiyatan tremektedir. Bu anlay erevesinde laik bir anayasa yle olmaldr: Bir kere, din devletten bamszlatrlmaldr. Dini yorumun ve cemaat rgtlenmesinin serbestletirilmesi gerekir. Bunun iin, her eyden nce, Diyanet leri Bakanl'nm kaldrlmas, mft, vaiz ve imamlarn devlet memuru olmaktan karlmas arttr. Devlet okullarnda din retim ve eitimi istee balanmal; buna karlk zel din okullarnn almas serbest braklmaldr. Temel haklara ve siyasi partilere dini gerekelerle getirilen yasaklar kaldrlmaldr. Baka bir 28 UBAT SREC anlatmla, dini ifade ve rgtlenme zgrl gvence altna alnmal; sivil zgrlklerin kullanmnda dini hassasiyetlere dayal kstlamalara yer verilmemelidir. Kamu hizmetine girite ve kamu hizmetlerinden yararlanmada dini inan bir ayrmclk nedeni olmaktan karlmaldr. Demokratik devlet nasl oluur? Trkiye'de demokratiklemeye ynelik irade gryor musunuz? Demokratik devlet, kamu ilerinin gidiatn halkn -veya meru temsilcilerinin- tayin ettii devlettir. Demokratik devlet, kamu politikalarnn sivil ve asker brokratlar tarafndan deil seilmi halk temsilcileri tarafndan kararlatrld devlettir. Demokratik devlet, ister niformal isterse niformasz olsun, memurlarn seilmi halk temsilcilerinin -parlamento ve hkmetin- kararlarn tartamadklar, onlarn emir ve gzetimi altnda icray faaliyet ettikleri bir devlettir. Demokratik devlet yurttalar arasnda din, dil, etnik kken ve ideoloji farkllklarna gre ayrm yapmayan, yapamayan devlettir. Trkiye'de bu anlamda demokratikleme ynnde bir iradeyi ancak halk gsterebilir. Demokratiklemeyi devlet yapamaz; devletten demokratikleme beklemek, cieri kediye teslim etmek kadar samadr. zgr ve zerk bireyleri, onurlu kiileri, sorumlu yurttalar, sivil rgtleri, zerk niversiteleri, siyasi partileri ve sivil medyasyla halktr demokratiklemeyi yapacak olan. Eer onlarda byle bir irade yoksa, belki daha dorusu, byle aktrleri yoksa toplumun, gc elinde bulunduranlar bedenimize giydirilmi demirden korseyi "demokratikleme" grnts altnda daha da sklatrmaktan baka bir ey yapmazlar ve o zaman da yurttalar olarak syleyecek szmz olmaz. Prof. Dr. Mustafa ERDOAN, 28 ubat Sreci nde niversite camiasndan ykselen tek aydn ses olmutur. Genel olarak korkak ve kiilik zaar gsteren karc aydn tipinin aksine; cesur, haysiyetli, onurlu, hr dnceli, liberal, demokrat, gerek aydna mcadelesi ile nclk etmitir. Bu tavrndan dolay hakknda disiplin soruturmalar ve dvalar almtr. Lkin O, bilimsel haysiyetinden ve liberal zgrlk dncelerinden asla taviz vermeden gelecek nesillere rnek olacak erefli mcadelesine devam etmektedir. Prof. Dr. Mustafa ERDOAN eseri hakknda yle sylyor: "Ben bu kitapta "28 ubat Sreci" olarak bilinen dneme tanklk ederken, siyasette, medyada, akademyada ve toplumun dier kesimlerinde ortaya kan, buyruk almaya hazr, uysal, hatt dalkavuka tutumlarn bir asker vesayet rejimini nasl besleyip byttn anlamaya yardm edecek birok

malzemeyi de okuyucunun dikkatine sunuyorum. Umuyor ve temenni ediyorum ki, Trkiye gnn birinde gerekten normal bir rejime geerse, bu karanlk dnemin sadece aka destekisi olanlar deil, ayn zamanda basklar karsnda sessiz kalmak suretiyle 28 ubat rejimine destek verenleri de toplum olarak hatrlarz. Bu kitap ite byle bir hatrlatc olmay da umuyor." "28 ubat Srec'nin, Anayasa Hukuku ve siyaset bilimi asmdan bir dnemi en iyi ekilde tahlil eden ve tarih dren bir eser olarak anlacana inanyoruz. ISBN 975-6782-16-1 o o N o o Mustafa Erdoan _ 28 ubat Sreci Kitaplar, uygarla yol gsteren klardr. UYARI: www.kitapsevenler.com Kitap sevenlerin yeni buluma noktasndan herkese merhabalar... Cehaletin yenildii, sevginin, iyiliin ve bilginin paylald yer olarak grdmz sitemizdeki tm e-kitaplar, 5846 Sayl Kanun'un ilgili maddesine istinaden, engellilerin faydalanabilmeleri amacyla ekran okuyucu, ses sentezleyici program, konuan "Braille Not Speak", kabartma ekran vebenzeri yardmc aralara, uyumluolacak ekilde, "TXT","DOC" ve "HTML" gibi formatlarda, tarayc ve OCR (optik karakter tanma) yazlm kullanlarak, sadece grmeengelliler iin, hazrlanmaktadr. Tmyle cretsiz olan sitemizdeki e-kitaplar, "Engelli-engelsiz elele"dncesiyle, hibir ticari ama gzetilmeksizin, tamamen gnlllk esasna dayal olarak, engelli-engelsiz Yardmsever arkadalarmzn youn emei sayesinde, grme engelli kitap sevenlerin istifadesine sunulmaktadr. Bu e-kitaplar hibirekilde ticari amala veya kanuna aykr olarak kullanlamaz, kullandrlamaz. Aksi kullanmdan doabilecek tmyasalsorumluluklar kullanana aittir. Sitemizin amac asla eser sahiplerine zarar vermek deildir. www.kitapsevenler.com web sitesinin amac grme engellilerin kitap okuma hak ve zgrln yceltmek ve kitap okuma alkanln pekitirmektir. Sevginin olduu gibi, bilginin de paylaldka pekieceine inanyoruz. Tm kitap dostlarna, grme engellilerin kitap okuyabilmeleri iin gsterdikleri abalardan ve yaptklar katklardan tr teekkr ediyoruz. Bilgi paylamakla oalr. LGL KANUN: 5846 Sayl Kanun'un "altnc Blm-eitli Hkmler" blmnde yeralan "EK MADDE 11" : "ders kitaplar dahil, alenilemi veya yaymlanm yazl ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler iin retilmi bir nshas yoksa hibir ticar amagdlmeksizin bir engellinin kullanm iin kendisi veya nc bir kii tek nsha olarak ya da engellilere ynelik hizmet veren eitim kurumu, vakf veya dernek gibi kurulular tarafndan ihtiya kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda oaltlmas veya dn verilmesi bu Kanunda ngrlen izinler alnmadan gerekletirilebilir."Bu nshalar hibir

ekilde satlamaz, ticarete konu edilemez ve amac dnda kullanlamaz ve kullandrlamaz. Ayrca bu nshalar zerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulmas ve oaltm amacnn belirtilmesi zorunludur." bu e-kitap Grme engelliler iin dzenlenmitir. Kitap taramak gerekten incelik ve beceri isteyen, zahmet verici bir itir. Ne mutlu ki, bir grme engellinin, dzgn taranm ve hazrlanm bir e-kitab okuyabilmesinden duyduu sevinci paylaabilmek tm zahmete deer. Sizler de bu mutluluu paylaabilmek iin bir kitabnz tarayp, kitapsevenler@gmail.com Adresine gndermeyi ve bu isimsiz kahramanlara katlmay dnebilirsiniz. Bu Kitaplar size gelene kadar verilen emee ve kanunlara sayg gstererek ltfen bu aklamalar silmeyiniz. Siz de bir grme engelliye, okuyabilecei formatlarda, bir kitap armaan ediniz... Teekkrler. Ne Mutlu Bilgi iin, Bilgece yaayanlara. TRKYE Beyazay Dernei Tarayan: Yaar Mutlu www.kitapsevenler.com www.yasarmutlu.com e-posta: kitapsevenler@gmail.com Mustafa Erdoan _ 28 ubat Sreci