You are on page 1of 64

Aydoan Vatanda _ Kayp Kitap Barnabas'n Srr Kitaplar, uygarla yol gsteren klardr. UYARI: www.kitapsevenler.

com Kitap sevenlerin yeni buluma noktasndan herkese merhabalar... Cehaletin yenildii, sevginin, iyiliin ve bilginin paylald yer olarak grdmz sitemizdeki tm e-kitaplar, 5846 Sayl Kanun'un ilgili maddesine istinaden, engellilerin faydalanabilmeleri amacyla ekran okuyucu, ses sentezleyici program, konuan "Braille Not Speak", kabartma ekran vebenzeri yardmc aralara, uyumluolacak ekilde, "TXT","DOC" ve "HTML" gibi formatlarda, tarayc ve OCR (optik karakter tanma) yazlm kullanlarak, sadece grmeengelliler iin, hazrlanmaktadr. Tmyle cretsiz olan sitemizdeki e-kitaplar, "Engelli-engelsiz elele"dncesiyle, hibir ticari ama gzetilmeksizin, tamamen gnlllk esasna dayal olarak, engelli-engelsiz Yardmsever arkadalarmzn youn emei sayesinde, grme engelli kitap sevenlerin istifadesine sunulmaktadr. Bu e-kitaplar hibirekilde ticari amala veya kanuna aykr olarak kullanlamaz, kullandrlamaz. Aksi kullanmdan doabilecek tmyasalsorumluluklar kullanana aittir. Sitemizin amac asla eser sahiplerine zarar vermek deildir. www.kitapsevenler.com web sitesinin amac grme engellilerin kitap okuma hak ve zgrln yceltmek ve kitap okuma alkanln pekitirmektir. Sevginin olduu gibi, bilginin de paylaldka pekieceine inanyoruz. Tm kitap dostlarna, grme engellilerin kitap okuyabilmeleri iin gsterdikleri abalardan ve yaptklar katklardan tr teekkr ediyoruz. Bilgi paylamakla oalr. LGL KANUN: 5846 Sayl Kanun'un "altnc Blm-eitli Hkmler" blmnde yeralan "EK MADDE 11" : "ders kitaplar dahil, alenilemi veya yaymlanm yazl ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler iin retilmi bir nshas yoksa hibir ticar amagdlmeksizin bir engellinin kullanm iin kendisi veya nc bir kii tek nsha olarak ya da engellilere ynelik hizmet veren eitim kurumu, vakf veya dernek gibi kurulular tarafndan ihtiya kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda oaltlmas veya dn verilmesi bu Kanunda ngrlen izinler alnmadan gerekletirilebilir."Bu nshalar hibir ekilde satlamaz, ticarete konu edilemez ve amac dnda kullanlamaz ve kullandrlamaz. Ayrca bu nshalar zerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulmas ve oaltm amacnn belirtilmesi zorunludur." bu e-kitap Grme engelliler iin dzenlenmitir. Kitap taramak gerekten incelik ve beceri isteyen, zahmet verici bir itir. Ne mutlu ki, bir grme engellinin, dzgn taranm ve hazrlanm bir e-kitab okuyabilmesinden duyduu sevinci paylaabilmek tm zahmete deer. Sizler de bu mutluluu paylaabilmek iin bir kitabnz tarayp, kitapsevenler@gmail.com Adresine gndermeyi ve bu isimsiz kahramanlara katlmay dnebilirsiniz.

Bu Kitaplar size gelene kadar verilen emee ve kanunlara sayg gstererek ltfen bu aklamalar silmeyiniz. Siz de bir grme engelliye, okuyabilecei formatlarda, bir kitap armaan ediniz... Teekkrler. Ne Mutlu Bilgi iin, Bilgece yaayanlara. TRKYE Beyazay Dernei www.kitapsevenler.org www.kitapsevenler.com e-posta: kitapsevenler@gmail.com Aydoan Vatanda _ Kayp Kitap Barnabas'n Srr KAYIP KTAP BARNABASIN SIRRI Aydoan Vatanda Barnabas'n Srr Aydoan Vatanda Doan Kitap Trk Edebiyat Roman ISBN: 978-975-293-587-7 Hakkride bir maarada elyazmas bir kitap bulunur. Bu kitap, Kayp Kitap olarak da bilinen ve bugne kadar Hristiyanlk tarihinin en gizemli konularndan birini oluturan Barnaba incili olabilir mi? Ve eer yleyse Rus ve Trk istihbarat rgtleri ve en az onlar kadar etkili nc kiiler, bir ak ve eski bir ihanet, gz nndeki gizli oluumlar, gnmz Trkiyesine uzanan Hristiyanlk tarihine ait tartmalar Bitmesini istemeyeceiniz bir macera Tarayan: Aykut Kocaolu Moskova Vladimir saatine bakt. Trkiye'den bekledikleri yant gelmemiti hl. Bu srada telefon ald. Arayan Korgeneral erni-ev'di. "Beklediimiz yant geldi mi Albay?" Vladimir bir taraftan saatine bakyor, bir taraftan da emiev'e verecei yant dnyordu. O sralar GRU'da almak SVR'de ya da FSB'de almaktan daha riskli ve bu yzden de saygm bir iti. Sovyetler Birlii'nin kmesinin ardndan, KGB, yerini d istihbarattan sorumlu SVR ile i gvenlik istihbaratna bakan FSB'ye brakmt. "GRU" ise Rus Askeri tstihbarat'nn genel adyd ve neredeyse btn lkelerde rgtl durumdaydlar. GRU mensuplar askeri personeldi, altklar lkelerde diplomat kimliiyle bulunurlar ve her trl suikast tekniinden, nitelikli istihbarat toplamaya kadar bir dizi ii ustaca yrtrlerdi. "Hayr" dedi, Vladimir hayal knklyla. "Ama her an gelebilir. Sizi arayacam." emiev hibir ey sylemeden telefonu kapatt. Son derece sinirliydi. Zar zor oturabildi yerine. Vladimir, bir "GRU" efiydi ve Beyrut Bykelilii birinci ktibi unvann kulland zamanlarda, Ortadou'daki gizli operasyonlar ynetiyordu. Dokuz yl Trkiye'de bulunmu ve Sovyet ajanlarnn hapisten kama iini planlamt. imdi GRU'nun Trkiye Masas sorumlusu olmutu.

stanbul Nikolay saatine bakt. Saat 3:02'yi gsteriyordu. The Marmara Oteli'nin lobisinin kafeterya blmnde konuunu bekliyordu. Konuu Deniz Kuvvetleri'nden emekli Kurmay Albay hsan Tu-na'yd. hsan Tuna'nn Nadya Andropova ile girdii ak ilikisinden Trk Genelkurmay'mn haberi olmu ve o yl, 1993 ylnn austos aynda emekliye sevk edilmiti. Aarm salar, yznde her an bana bir ey gelecekmi hissi veren tedirgin bir ruh halini yanstan izgileri, elinden hi eksik etmedii antas ve pe pee yakt ksa Marlboro sigarasyla adeta casusluk filmlerinden km gibiydi. Siyah takam elbisesi, yorgun gzlerle etraf szen bir adamn lmcl yalnzlna ne kadar da uyumluydu. Yllardr grmedii ve uruna yirmi yllk einden boand Nadya... Kim bilir nerelerdedir imdi, kim bilir hangi operasyon iin bir bakasnn hayatndadr, diye dnd albay. Albayn zihninin en cra kelerinde koruduu bu hayal, Nadya'nm gerek grntsnden kim bilir ne kadar farklyd imdi. Giydii elbiselerin sadeliini hatrlad, yznn inceliini daha bir ortaya karan sadeliini; yrynn kvrakln hatrlad, genliini daha da vurgulayan kvrakln, ancak yllarn verebilecei olgunluunu... Bir ak anlatmaya kelimeler ne kadar yeterli olabilir? Dehlizlerinde savrulup gittiimiz bu hayatta, ak anlayp tanmlamaya yeterince vakit yok diye dnd albay. Gzleri hafife nemlendi. nk akn elleri kckt. Albay saatine bakt. Geciktiini anlad ama yapacak bir ey yoktu. Nikolay bekleyecekti; bu saatte, stelik Taksim'de trafik tam bir ikenceydi. Arabasn her zamanki otoparka park etti ve hzl admlarla The Marmara'ya kan yokuu trmanmaya balad. Otele girerken etrafn dikkatle szd. zlenmediinden emindi. Merdivenleri yavaa kmaya balad. Nikolay orada, her zamanki yerinde, piyanonun hemen arkasnda, Taksim Meydan'n btn ihtiamyla gren camn kenarnda oturuyordu. Nikolay, albayn yaklatn grnce ayaa kalkt ve her zamanki gibi bozuk Trkesiyle "Naslsnz?" dedi. Albay tok bir sesle, "Teekkr ederim, siz naslsnz?" diye yantlad. kisi de ayn anda oturdu. Nikolay stanbul'daki Rus Konsolosluumda ticari ataelik kadrosunda grevli bir diplomatt. Trkiye'de kendisini ticari atae olarak tantyordu ama, mesaisinin ounu bal bulunduu GRU, yani Rus ordusunun askeri istihbarat tekilat iin nitelikli bilgi toplamaya harcyordu. Nikolay, Souk Sava dneminin yenilgisini zerinden atm Putin dnemi Rusya'snn askerleri gibi dindar, zgveni gl, kendini ger11 ek bir Hristiyan olarak tanmlayan bir istihbarat subayyd. Dini vazifelerini asla aksatmazd. Bordo renkli Volvo marka arabasnda bile sa tasvirleri bulundururdu. Hatta kiralamay dnd evin parasn yatrmak iin ev sahibinin verdii banka hesap numarasnn son rakam 666 ile bittii iin evi tutmaktan son anda vazgemiti. Ne de olsa o gerek bir Hristiyan'd. Deccal'in sembol olan bir hesap numaras olsa olsa uursuzluk alameti olabilirdi. Nikolay'a gre Putin dnemi Rusya'snn yzyllardr beklenen Mesih-Deccal savanda ok zel bir grevi bulunuyordu. Tm dinlerin bilinaltnda yer eden eski bir aryd bu. Souk Sava dneminin kapitalizm-komnizm mcadelesi, yerini Ortodoks Rusya ile Ortodoks olmayan Hristiyan dnyas arasnda yeni bir mcadeleye brakmt. Putin gerek bir Hristiyan'd ve bu yzden bu mcadeleyi mutlaka o kazanacakt. Aarm salar, mavi gzleri ve ince, atletik grntsyle Rus gizli servislerinin bildik gbekli subaylarndan ayrlyordu. Masaya yaklaan garsonu grd ve "Ne iersiniz Albay?" diye sordu kibarca. hsan Albay, "ay" dedi her zamanki gibi. Siparileri almak iin masaya gelen garson Nikolay'a bakarak, "Siz ne alrsnz efendim?" diye sordu. "ay" dedi Nikolay da. Nikolay'm yznde her zamanki gibi cana yakn bir ifade vard. Gergin hatlar ve neeli bir diklenmeyle bakan mavi gzleri her zamanki gibi merak uyandryordu.

ki asker birbirlerini birka saniye szdkten sonra sessizlii Nikolay bozdu. "nsan kalbi bir evdir Albay, oraya Tanr yerlemezse eytan yerleir. eytanlar her yerde cirit atyor artk." Albay yzn buruturdu. Nikolay ayndan bir yudum aldktan sonra heyecanla, "Kyamet yaklayor, Albay, kyamet" dedi. "Dikkat ettiniz mi, depremden hemen sonra Kaliforniya'da sel ve toprak kaymas, Avustralya'da yangn kt. Tm bunlar iaret. Tanr'nn gazab yaklayor." Albay, resmi olmaya alan bir ses tonuyla, "Elbette Tanr'nn gazab" dedi. "Ama mikrodalga silahlar konusunda uzman bir askerin byle bir depremi anlayamamas ok garip." Nikolay masmavi gzlerini albaydan ayrmadan, "Ne demek istiyorsunuz Albay?" dedi. 12 hsan Albay ayndan bir yudum aldktan sonra, "Sen de biliyorsun ki Endonezya'da yaanan bu deprem, aslnda Asya'nn 11 Eyll' oldu. XXI. yzyl Asya'nn olacak diyenleri dinlemek lazm imdi. Depremden sonra Amerika'da yaanan sel felaketi ve ardndan Avustralya'da yaanan yangn ve son olarak Katrina kasrgasnn, siz Ruslarn bir cevab olduunu dnyorum ben. Hem Amerikallar bou bouna Katrina demediler bu kasrgaya, belli ki phelendiklerini gstermek istiyorlar." Nikolay gzlerini albaydan ayrd ve etraf szd. Sonra tekrar albaya dnerek, "Yllar sizi hi deitirmemi Albay, hl ok phecisiniz" dedi. Albay kalarn att. "phe mi?" dedi alayl bir ekilde, "bo versene sen." Etraf buz gibi bir hava kaplad. Albayn pervaszl Nikolay' artmt. Zira bu tr grmelerde muhakkak misafir kulaklar bulunurdu. Nikolay glmsedi. Nikolay bir taraftan etraf szyordu. Trkler olmasa bile, Amerikallar kendisini muhakkak izliyordu. Endonezya'da yaanan depremle ilgili Ruslarn neler bildiini renmek isteyen ok sayda servis olabilirdi. Albay elindeki sigaray dudaklarna gtrp bir nefes ald. Duman fledikten sonra, ok g bir problemin zmn bulmu gibi gzlerini hafife ksarak, "lgin," dedi. Nikolay 1995 ylnda Kobe depremi olduu srada Japonya'dayd. Japon basnnda kan Kobe depremiyle ilgili haberleri hatrlad. Kobe depreminde de benzeri iddialar ortaya atlm, elektro-fonik bir ses karan ve g kaplayan ate toplan grlmt. Nikolay albayn szn sabrszca kesti. "Dorusu, 1995 ylnda Kobe depreminde de ayn ey olmutu. Ate topu... Benzeri bir ate topu Glck depreminde de grlmt." Albay heyecanla devam etti: "Geenlerde Endonezya'daki askeri ataeyi aradm. Yllar nce benim blk komutanmd. Endonezya'nn depremden nce aklanamayan esrarengiz patlamalarn tedirginliini yaadn syledi. stelik, tam da Noel nedeniyle terr alarmnn en st dzeye kt bir dnemde. Ne var ki, bakenti sarsan grltl patlamann ardnda bir terr saldrs deil, doal nedenlerin bulunduunu sylyor." "Meteor olamaz m peki?" diye sordu Nikolay. 13 "Meteormu... BBC'ye gre, Cakarta gklerini boydan boya geen parlak ve beyaz kl bir nesne alalp gzden kaybolmaya baladktan ksa bir sre sonra kent byk bir patlamayla titremi. Yerel televizyonlar, grg tanklarnn ifadesine dayanarak, gklerde szlen cismin, ardnda ince uzun bir iz braktn belirtiyorlar. Yani elektromanyetik plazma silahnn tm izlerini tayor bu felaket." Albay heyecanla anlatmaya devam etti. "Bizim askeri atae, olaydan sonra Endonezya Uzay Merkezi uzmanlarndan Thomas Djamaluddin'i aram. 'Bunun, atmosfere girip dalan byk bir meteor olduundan kukulanyoruz' demi adam. Ancak gn boyu yaplan aratrmalara

karn bir meteorun izine rastlanamad gibi, dm olabilecei yer de henz saptanamad." Albay sigarasndan bir nefes aldktan sonra devam etti. "Dier yandan, Endonezya Hava Kuvvetleri'nin radarlarnda, patlamalardan ksa bir sre nce dnyaya doru yaklaan iri ve parlak bir nesnenin varl saptanm. Devam edeyim mi, sevgili Nikolay?" Nikolay duyduklar karsnda armt. "Ltfen" dedi sessizce. "Ate topu dediimiz olay birdenbire gkyznde belirerek deiik nmlar yapan ve daha sonra da kendi kendine kaybolan bir tr fenomen." Nikolay'n zihninde bir imek akt. "ok ilgin. Depremden bir hafta nce Moskova'daydm. Kararghta ok gergin bir bekleyi vard. Sanki bir eylerden haberdar olup da engelleyememenin hazin bekleyii. erniev'in bana neden randevu vermediini daha iyi anlyorum imdi. Bilgi szntsndan endie ettiler belki de." Albay sigarasndan bir nefes daha ald. Masmavi gzlerinde alayl bir glmseme belirdi. "Ve Amerikal bir meteoroloji uzman, bir sre nce yaanan ve binlerce insann lmyle sonulanan kasrgann da doal olmadn aklad. Amerikallar Katrina adn verdikleri bu kasrgann siz Ruslarn ii olduunu dnyor sevgili Nikolay." Nikolay hibir ey sylemeden saatine bakt; artk gitme vakti gelmiti. ayndan son bir yudum alrken iinde kt bir his belirdi. ocukluundan beri dinledii Deccal ile ilgili vaazlan hatrlad. ncil'in blmleri birer birer gzlerinin nnden gemeye balad: "Ey kk ocuklar, son saattir! Ve Mesih muhalifi gelir 14 diye iitmi olduunuz gibi, imdi de ok Mesih muhalifleri kmtr. Bundan biliyoruz ki son saattir!" Artk ne alan mziin sesini duyabiliyordu, ne de albayn byk bir heyecanla anlattklarn. Nikolay "canavar" dnyordu, yalanc peygamberi, yedi bal ejderi... Vahiy Kitab'nda anlatlanlar. Tm bu yaananlar Vahiy Kitab'nda anlatlanlarla ne kadar da uyumluydu. Nikolay hibir ey sylemeden ayaa kalkt ve hesab dedi. Albayn elini nazike sktktan sonra, "Grrz Albay" dedi. Nikolay son anda hatrlamasna albaya dnerek, "Mikrofilmler hazr m Albay?" diye sordu. Merkez "ok acil" yazl bir mesaj geti. Albay anladn his-settirircesine ban sallad. Elini cebine att. Sessizlik... Hayat orada, ite tam o vakitte, sanki durmu gibiydi... Zaman durdu. Bekleyiler evreni... Sis... Yamur ve sonbahar... Kk bir ocuun yamurda slan, mesi... Yol kenarnda terk edilmi eski arabalar... inde belli belirsiz yalnzlklar... Tarifi imknsz aclar, anlar... Babasnn yoksulluuna be kuru katmak isteyen boyac ocuklar... Sobann banda yen kk ocuk elleri... Albay hibir ey sylemedi. Elini cebinden kararak mikrofilmleri Nikolay'a uzatt. Sonras malum. hanet ihanettir. Nikolay The Marmara Oteli'nin huzur verici scaklndan sonra, Moskova kadar olmasa da, stanbul'un souuyla yzleti. Volvo marka arabasma doru yava yava yrd. Otelin nnde art arda dizilmi birka ara dikkatini ekti ama orali olmad. Arabasna binip trafiin iinde kaybolup gitti. hsan Albay arabasn park ettii otoparka doru yrmeye balad. Hava kararm, stelik kar da bastrmt. stanbul'a kar yayordu. nsanlar evlerine yetiebilmek iin otobslere, taksilere koturuyordu. On drdnde bir ocuun ellerini ceplerine sokarak snmaya altn grd yol kenarnda. yordu ocuk, tpk dier sokak ocuklar gibi. Otopark cretini dedikten sonra arabasn altrd ve gergin bedeni Taksim'in arka sokaklarndan Karaky'e doru ykselen alevlere kart. Ve elbette lm vaktidir. 2. blm MT Mstearl, Ankara.

Mstearn nnde mavi kapl bir dosya vard. Ankara'ya yine puslu bir hava hkimdi. Mstear, MT'in Rus Masas'ndan Sorumlu Daire Bakan Oltan Gltepe, Genelkurmay stihbarat Bakan Yardmcs Tmgeneral Hurit Ouz, JTEM Komutan Tmgeneral Kadri Esengl, Deniz Kuvvetleri stihbarat Daire Bakan Deniz Kurmay Albay Avni Grsu, bir taraftan nlerindeki dosyalan inceliyor, bir taraftan da toplantnn bir an nce balamasn bekliyorlard. Sessizlik, mstearn "Ho geldiniz" szyle bozuldu. Odadaki gergin hava dalr gibi olmutu. "Deerli arkadalar, bu toplantnn nedenini hepimiz biliyoruz. eitli sebeplerle zaman zaman bir araya geldiimiz komutan arkadalar grnce lkeye olan inancmz, gvenimiz artyor. Bu kurumlarn varl bizi her zaman rahatlatmtr." Mstear azndaki baklay karmadan nce yapt bu iltifatlarla konuklarn rahatlatmay hedefliyordu. Mstearln yapt bu kurumda uzun yllar askerlerin emrinde alt iin, askerlere kar teden beri sayglyd. Mstear parmak ucuyla dokunduu dosyadan gzlerini kaldrarak devam etti. "Bilindii gibi, yasa gerei MT, i ve d kaynaklarca salanacak bilgilerin belirleyecei milli gvenlik istihbaratn 'devlet apnda' oluturmakla grevli klnmtr. Bu adan, arkadalarmz baz bilgilerin, koordinasyon eksikliinden zaman zaman deerlendirme faaliyetleri dnda kalabildiini zlerek belirtiyorlar." Mstearn bu szleri odada buz gibi bir hava estirdi. Genelkurmay stihbarat Daire bakan yardmcs cebindeki sigara paketinden bir sigara karp yakt. Yzndeki umursamaz ifadeyi dikkatle koruyarak, mstearn kendisini inelemekte gsterdii 16 mahareti takdir ettiini belli etmiti. Hurit Paa hangi alanda olursa olsun ustala hayranlk duyard. JTEM Komutan Tmgeneral Esengl ise baklarn Hurit Paa'ya evirerek yznn alaca ifadeyi grmek istedi, paaya zdenetim konusunda tam not verdi. Hurit Paa, kendinden emin bir ifadeyle, "Sayn Mstear" dedi, "kurumunuzun grev alann, yetkilerini biliyoruz. Hatrlattnz iin aynca teekkr ederiz. Bildiiniz gibi bizler yrttmz istihbarat faaliyetleri bakmndan sadece komutanlarmza kar sorumluyuz. Bu adan bir yetki am olduunu dnyorsanz, ltfen daha ak konuun." Mstear nnde duran sudan bir yudum ald ve konumaya balad. "Deerli arkadalar, Trkiye'de i ve d tehditlere bir btn olarak yaklalmas zorunludur. Trkiye'nin jeostratejik konumu, blgesel sorunlar ve uluslararas kar atmalarnn yaratt tehditler, siyasi, ekonomik, askeri sorunlarn i ielii, analizlerde btnletirici almalar kanlmaz klarken, haber alma gayretlerinin ynlendirilmesinde de ayn ihtiyac ortaya karmaktadr. Dier gvenlik kurulularnn grev ereveleriyle balantl olan istihbarat almalarnn snrlarnn belirlenmesi ile kurulular aras koordinasyon ve stratejik anlamda istihbaratn MT bnyesinde merkeziletirilmesinin zorunluluu ortada. Bu balamda Trkiye'de bulunan yabanc misyon eflerinin faaliyetlerini takip ederken, kurumlarnzla balantl baz kiiler ister istemez gzmze arpmaktadr." Hurit Paa mstearn imalarn, bir sredir basnda kan asker kart psikolojik operasyonun bir paras olarak yorumlad. "Ltfen daha ak konuun Mstear Bey" dedi gergin bir ekilde. Mstear Rus Masas'ndan sorumlu daire bakanna dnerek, "Ltfen siz devam edin Oltan Bey" dedi. Bir isim nedir ki? Ama adnz eer Oltan Gltepe ise durum farkllar. Oltan Gltepe, bir sre nce orgeneral rtbesiyle ordudan emekli olmu bir ordu komutann oluydu. Bu yzden toplantda bulunan komutanlarn bu isme kar saygl davranmalar kanlmazd. Gltepe elindeki uzaktan kumandayla slayt makinesini altrd. Dev ekranda emekli Albay hsan Tuna'nn grnts belirdi. "Beyler, sizi buraya kadar yorduumuz iin ltfen bizi affedin. 17

Ancak takip ettiimiz konu iinden klmaz bir hal ald. Fotorafn grdnz bu kii, 1993 ylnda Moskova'daM zafiyeti nedeniyle emekli edilmi bir deniz albay. O gnden bu yana tekilatmzn yalan takibi altnda olduunu sylemenin sanrm artk bir sakncas yok. lk balarda albayn davranlar istihbaratlarda grlen yaygm nostalji zafiyeti olarak deerlendirilmiti. Ancak albayn ilikiler ama, zellikle de Rus dostlarmzla yapt grmelere bakldnda, bu konunun ok da normal olmad dnlmekte." JTEM Komutan Esengl, gz ucuyla izledii daire bakannn szn bak gibi kesti. "Ne duruyorsunuz o zaman, sust yapsanza. Su varsa tabu... Ayrca sizin emekli bir albay mahkeme karar olmadan dinlemeniz sutur. Mahkeme kararnz var m, Sayn Mstear?" Oltan Bey'in dudaklarndaki o kibar glmseyi birdenbire yok oldu. Gzlerinde fke imekleri akmaya balad. "General sesinizi ykseltmeyin, siz ykseltirseniz, ben de ykseltirim, bu da hi ho olmaz." Mstear birka saniye dndkten sonra gzlerini JTEM komutanna evirdi. "Sayn General, sizin devlete ait zel telefonlar baz sanatlara verdiinizi duyduk, ama bunu umursamadk ve bunun yasal olup olmadn sorgulamadk. Ayrca sizin Genelkurmay istihbaratndan baz subaylarn telefonlarm da dinlediinizi duyuyoruz... Hatta bu yzden baz alanlarnzn grev yerleri deitirilmi..." Tmgeneral Esengl hiddetlendi. "Sayn Mstear, siz de Emniyet istihbaratndaki o adamn zrvalarna kaptrmsnz kendinizi." Tmgeneral Esengl ile Hurit Paa gz gze geldi. Esengl deiken bir ses tonuyla, "Paam bunlar kesinlikle doru deil" dedi. "Baz arkadalar yanl iler yapm olabilir, ama mesele halloldu... " Hurit Paa msteara dnerek, "Devam edin Sayn Mstear, sizi dinliyoruz" dedi. Mstear gergin havay datmak istercesine, "Deerli arkadalanm, ltfen, biraz sakin olun. Bu i byle olmaz" dedi. Hurit Paa "Sayn Mstear" diyerek araya girdi. "Biz sorunlarmz kendi iimizde zmeye muktediriz. sterseniz ana konuya dnelim. On bir yl nce emekli olmu bir personelimizin Ruslarla ilgisi olduu phesiyle mi bizi buraya getirdiniz? Yoksa baka bir ima m var, bilelim artk." 18 Oltan Bey sakin bir ses tonuyla konutu. "Biz herhangi bir imada bulunmak istemiyoruz Paam. Biz baz eyleri aka konumak istiyoruz. hsan Albay'n Ruslarla ne konutuu elbette bizi ilgilendiriyor. Eer albay sizlerle irtibatl olarak bu faaliyetlerini srdryorsa, ortada vahamet var demektir." O ana kadar hibir ey sylememi olan Deniz Kuvvetleri stihbarat Daire Bakan Kurmay Albay Avni Grsu, Hurit Paa'ya gzucuyla bakarak konumak iin izin istedi. Avni Albay, Hurit Paa'nn olur anlamna gelen yz ifadesini grdkten sonra konumaya balad. "Oltan Bey, kaygnz anlyoruz. Peki bizden istediiniz nedir? hsan Albay kurumumuzdan yllar nce emekli olmu erefli bir Trk subaydr. Her ne sebeple ayrlm olursa olsun, lkemize ihanet edeceini dnmek bile istemiyoruz. Vatana ihanetin tanm yasalarca belirlenmitir. Bu tanma giren bir tutumu varsa elinizden geleni yapmakta serbestsiniz. Ayrca bize kurumunuzdan, hsan Albay'n Rus dostunuzla yapt grmelere ilikin u ana dek en ufak bir bilgi ulatrlm deil. Bu durumda neyi tartyoruz, anlamyorum." Oltan Bey az da olsa rahatlam bir ekilde msteara bakt. Mstear evet anlamnda ban hafife ne edi. "Albaym, mikrodalga silahlar duydunuz mu?" Odada bulunan btn askerler birbirlerine bakt. "Evet, harp okulu rencileri bile bilir bunu."

"Gl mikrodalga silahlara sizce neden ilgi duyulur?" "ey... Gl mikrodalga jeneratrlerine olan ilginin sadece bir sebebi vardr: Askeri alanda kullanlabilmeleri. Elektromanyetik enerjiyi istediimiz blgeye istediiniz miktarda indkleyerek manyetik alanlar zerinde eitli modifikasyonlara neden olabileceiniz gibi, bir plazmoidi, -plazma damlasn, buna ate topu da diyebilirsiniz- yok etmek iin de kullanlabilirsiniz. "Bu sistemlerle yapay depremlere neden olmak mmkn m peki?" diye sordu Oltan Bey, heyecanla. "Teorik olarak mmkn elbette. Ancak bu sistemlerin, bu tr askeri ya da dmanca amalar iin kullanlmas uluslararas anlamalarla yasaklanmtr. 1976 ylnda imzaya alan Cenova Konvansiyonu bunun en ak rneidir. Anlamann ilk maddesi yleydi: 'Bu konvansiyonu imzalayan lkeler, bir baka lkeye kar, askeri ya da dmanca amalarla, evresel deiim teknikleri kullanarak yaygn, uzun sreli bir ykm, hasar ya da zarar vermeyeceklerini taahht ederler.' 19 ABD, 18 maysta BM Genel Sekreterlii tarafndan hazrlanan anlama metnini, 33 lkeyle birlikte Cenova'da imzalad. Sovyetler Birlii, anlamay 18 mays 1977'de imzalad, 30 mays 1978'de de onaylad." Oltan Bey, bir taraftan deniz albayn dikkatle dinlerken, bir taraftan da hsan Albay'n askeri istihbaratla ilgisi olup olmadn anlamak iin albayn cmlelerinin satr aralarn okumaya alyordu. Eer yleyse, hsan Albay'n gerekten askeri istihbaratla balants varsa, son derece ilgin bir durumun ortaya kmas kanlmazd. Neticede Rusya Trkiye'nin mttefiki deildi ve bu tr bilgilerin uluorta paylalmas istihbaratn mantna tersti. Eer kapal kaplar ardnda baka kararlar alnmadysa, diye dnd sonra, gerekler bir gn mutlaka ortaya kard. "Denizcilerin bu konular bu kadar iyi bildiklerini dnmezdim Albaym. Dorusu ok etkilendim." "Bizlere, bilirsiniz, harp okulunda her eyi retirler" diye cevap verdi Avni Albay marur bir ekilde. Oltan Bey bu yant yeterli bulmad. "Sadece harp okulu mu? Sayn Albay, anlattklarnz dinlerken bu silahlar konusunda uzman olduunuzu dnmtm ben de." Avni Albay hafife glmsedi. "Ortalama bir subay bu anlattklarm bilir." Oltan Bey etkilenmi bir yz ifadesiyle, "Peki bunun bar amal kullanlmas mmkn m?" diye sordu. Albay Grsu, "Tabii ki" dedi. "Rusya'daki baz bilim adamlarna gre, ozon tabakasndaki hasan tamir etmekte ok etkili olabilir." Odadaki tm dinleyiciler albayn sylediklerinden etkilenmiti. Bu srada odada bulunan herkesin cep telefonlar ve ar cihazlar ayn anda almaya balamt. Mstearn dahili hatt da ayn anda almaya balad. Arayan stihbarat Bakam Tufan elenk'ti. Mstear ani bir hareketle telefonun ahizesini kaldrd. "Evet Tufan... " Mstearn yz bembeyazd. Salona lmcl bir bekleyi hkimdi. Herkes acil bir durum olduunu anlamt. Ne olmutu acaba? Odadaki herkesin kafasnda bir senaryo vard. Telefonun br ucunda bulunan Tufan elenk'in azndan dklecek cmleler, odada bulunan istihbaratlar ok edecekti. "Efendim, Emekli Albay hsan Tuna'nn otomobili az nce Tak-sim'de infilak etti." Mstear bir an duraksad, hibir ey syleyemedi. Yllarn birikiminden szlerek gelen rktc dnceler geti kafasn20 dan. Birileri odada konuulanlar duyuyor olabilir mi diye dnd birden. Bu kendilerine verilen bir mesaj olabilir miydi? Hurit Paa olanlar hissetmiti.

"Ne oldu Sayn Mstear, bizimle de paylar msnz ltfen?" Mstear telefonun ahizesini yavaa yerine koyduktan sonra haberi verdi: "Bamz sa olsun, hsan Albay'n arabas biraz nce Tak-sim'de infilak etmi... Arkadalarmz olay yerindeler..." Askerler mstearn ve Oltan Bey'in elini sktktan sonra toplant odasndan ayrld. 3. blm Benim adm Sava Aslan. Beni gece karanlnda mum yla iz bulmaya alan meczup bir bilgisayar dhisi gibi grseler de, asl mesleim bu deildir. Ergenekon adl bir rgtn en nemli adamlarndan biri olduumu kimse bilmez. Tekilatn en nemli adamlanndan biri saylrm ve son duyduum doruysa, yaknda rgtn kontrol dairesinin bana geeceim. Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdiim gnden beri, istihbarat mesleine zel bir ilgi duyduum dorudur. Sonra harp okulu yllan ve temenlie ilk adm. Neyse ki subaylk hayatm uzun srmedi ve stemen rtbesiyle ordudan aynldm. Yaamak bazen hepimiz iin ok zordur ve kader kimi zaman, yapmay hi dnmediimiz ileri nmze kartr. Akl banda, orta yal adamlann gzlerine kadar indirilmi yeil renkli berelerle girdikleri toplantlara gnn birinde benim de gireceimi hi mi hi dnemezdim elbette. Ne kadar komik olduunu tahmin edemezsiniz. Koca koca adamlann, ellerinde birbirinden nemli dosyalarla, yeraltndaki gizli merkezlerde bir araya gelip, balarnda berelerle tarifi imknsz bir ciddiyetle saatlerce konutuklarm kim hayal edebilir ki? Byle bir sahne, ancak byk bir sanatnn hayal gcnde ekillenebilir diye dnrdm. Karargh iin yaptm iin gizliliinden, hayatma yalnz bama devam edemeyeceimi sylediler bana. Zaten alnt bir hayat yayor gibiydim. Kaybedecek ne olabilir diye dndm. Ruhumun kaybedilecek bir deer olduunu ok sonra rendim. nceleri rgtn adnn Ergenekon olduunu bilmiyordum. Basnda kan haberlerden ya da kimi kitaplardan rendim ok sonra rgtte gizlilik esast, beni rgte sokan hsan Albay, r22 gtlenme biimini Alman Thule rgtne ya da Tapnak valyelerine benzetmekten byk haz alrd. Neymi, bin yldr gizli kalabilen rgtler mevcutmu hl. imdilerde de bir "MOSSAD" zentisi alp ban gidiyor, MOS-SAD'n rgtlenme yapsyla ilgili belgeler daire bakanlarnn ellerinde dolayor. 11 Eyll hadisesini nceden bilip binadaki dindalarn kurtar-mlarm. Geen yl inadna gidip baktm, 11 Eyll Ant'nn orta yerinde, lenlerin isimleri kahramanlk nianesi olarak gsteriliyor. Yaln Kk kadar olmasa da, az ok branice isimlerden anlarm; isimlerin neredeyse te biri braniceydi. rgtn byk ounluu emekli askerlerden oluuyor; son zamanlarda iimizde grev yapan MT emeklilerinin srarl basklaryla ve toplumun her kesimine kolayca yaylabilecei dncesiyle rgte ok sayda sivil de alnd. lk olarak 1996'daki Susurluk kazasndan sonra duymutum adm, Deniz Kuvvetleri'nden binba emeklisi bir fizik retmeni, aratrmacla da merak sarnca, merhum Memduh nltrk Pa-a'dan duymumu adn. Souk Sava dnemi Marksist drtlerle olmal, o zamanlar rgt hakknda ok ar eyler de sylemiti, hatrlyorum, Can Dndar'n belgesel kitab iin. ok zaman sonra, anlalan rgtle ilgili grleri tamamen deimi; verdii mlakatlarda "muazzam bir derin devlet yaplanmas" olduunu sylyormu. rgt tmyle bir glge rgt olmasna ramen, mthi bir tedbir ve gizlilik mevcuttu. Hi kimse sorumluluunun dna kmaz, bakasnn iine karmazd. Karmazd nk kimse kimseyi doru drst tanmazd. Sonralar hsan Albay'a hak verdiim de oldu, hi kimse birbirini tanmasa da, herkes birbirinden haberdard. Tpk masonlar gibi. Bu yzden Ergenekon bir cemaat gibidir. Bunu

salayan gizli rgt olmas m, bu inanlmaz giz-liin oluturduu aidiyet duygusu mu, hiyerariye uyum, mutlak itaat ya da sadakat duygusu mu, bilmiyorum. Ordudan ayrlnca, bir sre bir bilgisayar irketinin yazlm departmannda altm. Hastaneler ve eitli devlet kurulular iin program teklifleri hazrlyor, bir zamanlar grev yaptm Silahl Kuvvetler'e yazlm programlar satmaya alyordum. Sattm da, Genelkurmay iin depolarnda bulunan yz binlerce mhimmatn kolayca snflandrlmasn salayacak bir program gelitirdim. Hemen atladlar zerine. Program on binlerce dolara 23 satmakta hi glk ekmedim. Ordudayken gelitirdiim bu program kskanlk etmeyip vaktiyle dikkate alsalard, maliyet sfra inecekti belki de. Sonralar rendim ki baz yksek rtbeli subaylar, bir stemen byle bir program nasl yapabilir demi. Bir stemen yle her ie burnunu sokarsa ayrlk kanlmazdr. Bir sre sonra yeni bir program hazrlamam istendi benden, bu kez daha zordu iim. Belli bal kelimeler internette arandnda, dnyann neresinde olursa olsun, bulunulan yeri haber veren bir program gelitirmem isteniyordu, belli ki istihbarat faaliyeti iin. Komutanlarn isimleri, baz askeri terimler, eitli sosyal, ideolojik, dinsel terimler falan... Hangi terime kim, neden ilgi duyuyor, bilmek istiyorlard. Birok gazetecinin bilgisayarlar bu yolla kontrol altna alnacakt. Mesela bir gazetecinin bizi epey uratrdn ok iyi hatrlyorum, mutlaka bir yolunu bulup elimizden kurtulurdu. Bu yzden bilgisayarn ve dolaysyla kendisini kontrol edebilmek iin tekilat ok byk bir operasyona girimiti. Haftalar sren uralardan sonra, iki kii bilgisayarna dokunabilecek kadar yaknna sokulabilmiti. Duyduum kadaryla bu oyuna da gelmemiti. Neyse, bir sre sonra kendimi bambaka bir dnyann iinde buldum. yi kazanyordum. Biri Nianta'nda, dieri Ankara Oran Sitesi'nde iki ev almtm. Nianta kafelerinde fnk atmak tarzm deilse de, arada bir Tacdawn'a uruyordum. Kazandm stanbul'un cemiyet hayatnda gzel vakit geirmek iin har vurup harman savururken, bir leden sonra hsan Albay'dan bir telefon aldm. O gn o telefona bakmasam, randevu yerine gitmesem kaderim yine de bu ynde mi ekillenecekti diye geiririm bazen iimden. Hayat insann ald kararlarla m ekillenir, tercihlerimiz, sonulan da hazrlar m beraberinde? Bilmiyorum. Acaba kaabilir miydim, mesela o gn o toplantya gitmesem, ne bileyim spanya'ya giden ilk uaa atlayp, oradan da deniz yoluyla Fas'a geip Rabat'ta bir hal maazas asam, bu son beni yine de bulur muydu diye dnrm. Bu sorunun yantn bilmiyorum, belki de hibir zaman renemeyeceim. te o gn, nasl yetitirildiysem yle davrandm; telefonu ap doruca buluma yerine gittim. 24 hsan Albay uzun sre NATO'da grev yapm, genliinde -her ne kadar ben Atatrk milliyetisiyim dese de- sk solcu olduu her halinden belli olan, bir sigaras bitmeden dierini yakan, genelde dikkatsiz, ama kimi zaman da en kk detaylan karmayacak kadar dikkatli bir adamd. Amerika'da bulunduu dnemde Hristiyan olmas telkin edildii gnden beri de amansz bir Amerikan kart olmutu. Neyse ki, Amerika'ya kar olmay vatanseverlik olarak grenlerden deildi. Moskova'daM askeri ataeliinden sonra Ankara'da kzak bir greve gelmiti. Kendisini orada tandm. Fatih'in en kuytu kelerinde, ortaadan kalma bir kilise-ca-minin imdilerde restoran haline getirilmi bir kesinde, Zey-rek'te bulumutuk. Lo klar altnda ve klasik Trk mzii eliindeki akam yemei elbette harikayd. Ben iecek olarak demirhindi, yemek olarak saray usul pili klbast syledim, hsan Albay ise balk ve beyaz arap.

zerinde mavi bir takm elbise vard. Yznde belli belirsiz kk lekeler olumutu, karacierinden kaynaklanyor olabilir diye dndm. Yemee balamadan bir sigara yakmt. "Bu senin kaderin, kaamazsn, kaderin sen nereye gidersen git seni yine de bulur. Sende ok ihtiyacmz olan bir ey var, bunu vatan iin kullanmam istiyoruz" dedi heyecanla. "Aman" dedim hafife glmseyerek, "ben de ne olabilir ki, sizde olmayan? Bilgisayarlardan anlarm, ite o kadar." "te bunu istiyoruz, bizim iin grp okuman, yazman" dedi hsan Albay. "Yazmak m, okumak neyse de, yazmaktan hi holanmam" dedim glmseyerek. "renirsin evladm, renirsin" dedi hsan Albay buyurgan bir edayla. Etrafmda ne kadar adam varsa, hepsinin bu rgtle temas olduunu anladm. Eksik halka bendim, o yzden kazanlmam gerekiyordu, ya da eski tabirle devirilmem. Kim bilir rgt toplantlarnda admdan ka kere bahsedildi, hakkmda ne kararlar alnd, rgt iin hazr olup olmadm tartld... Belki de olaan, gndelik hayatn paras gibi grdm eyler hep rgtn tasarlayp ynlendirdii eylerdi. altm bilgisayar irketi Cem Net'in sahibinin babas emekli bir generaldi. stelik ben onlar deil, onlar beni bulmulard. 25 Arac olan da stanbul Seferberlik Tetkik Kurulu'nda altn rendiim Kuleli'den snf arkadam Selim'di. Seferberlik Tetkik Kurulu iin, hani u zel Harp Dairesi'nin atas saylan kurum, Souk Sava dneminde Amerikallar tarafndan kurulmu, sonra da millilemi diyorlar. Bir sava durumunda sivil rgtlenmeyi salayacak kurummu. Duyduum kadaryla tm Trkiye'de sokak sokak rgtlenmilermi. Eh byle bir istihbarat a baka kimin elinde olabilir ki, tek mesele tpk bizim gibi kime bal olduunun hl mehul olmasym. Selim bir hafta sonu arad, sesini duyduumda tanyamadm, neredeyse sekiz yldr duymadm bir sesti ne de olsa. Lise yllarnda bile milliyetilii lkcle kaan bir arkadamzd. Dokuz k muhabbeti yapmazd ama, konu Trklerden alnca, gnn birinde tm Trkleri birletirip Birleik Trk Devletleri'ni kuracan sylerdi. te bu bizim Selim telefon anca, gidip grtm hemen, ne de olsa kou arkadamd. Sa olsun beni ok dnmm, ben ayrlnca yardm etmek istemi falan filan. Beikta'ta eski, iki katl, ad san belli olmayan bir bina, karsnda da MT'in binas varm, Yldz Teknik niversitesi'nden aaya inerken hemen solda. "Gelince ara" dedi, aradmda kapda bekliyordu. Smsk sanld bana, ne de olsa kou arkadal, kardelikten bile nce gelir bizim iin. Merdivenleri kmaya baladk, bir asker hazr ola geip selam verdi. Selim oral bile olmad, ben "merhaba" dedim askere glmseyerek. Beni albayn odasna aldlar, albay odada yoktu, ama ar misafir olduum belliydi, sonra bir yarbay girdi ieri, Erhan Yarbay. be kelam ettikten sonra beni ne kadar ok sevdiklerini sylediler, ne de olsa mayam onlardanm. Selim "Rahat ol" dedi, "oturduun bu koltua daha nce kimler oturdu bir busen." Meer bizim Selimlerin her trl insanla ilikisi varm, bylelikle hem onlardan bilgi alrlar hem de onlan ynlendirebilirlermi. Sa sol fark etmezmi onlar iin. Kendisi de bizim Erol Manisal Hoca'nn konferansndan gelmi, bizim Selim hi deimemi. "Hocann tek eksii, Trk dnyasyla ilgili hibir vizyonunun olmamas" deyince Selim, yarbay bana bakarak, "Sava Bey, Trk dnyas deyince sizin aklnza ne geliyor?" diye sormaz m? Besbelli Selim'i bozmak istiyor, bende de "dorucu davutluk var ya" kvrmam mmkn deil. 26 "Turan geliyor" dedim ister istemez.

"Evet" dedi yarbay, gzn sehpann zerindeki kk dnital ses kayt cihazna dikerek, "Atatrk'n Turan dncesi yoktu!" Vay be... Bizim Selim de sert ocuk, altnda kalacak deil, tam cevap yetitirmeye hazrlanrken, kel alaka bir konuya girerek mevzuu deitirdim. "MT'le gryor musunuz?" "Evet" dedi Selim, "u karki bina onlann, zaman zaman gryoruz da, bir de aramz bozacak yaynlar yapmasa u gazeteciler." Bir gazeteciden bahsetti Selim, ASALA'ya yaplan operasyonlarla ilgili bir kitap yazm, faaliyetlerini ak ettii iin kzmlar biraz, nasl uyarsak diye dnyorlarm. "Yanl yaparsnz" dedim Selim'e "Siz nasl istihbaratlk yapyorsanz, onlar da gazetecilik yapyor. Herkes iini yapsn, deil mi ya." Erhan Yarbay gz ucuyla kayt cihaznn alp almadn kontrol ettikten sonra, "u an ne i yapyorsunuz?" diye sordu. "u an bir ey yapmyorum" dedim. "Henz ne yapacama karar vermedim." Yarbay, "hadi" dercesine, Selim'e baktktan sonra, "Ankara'da bir bilgisayar irketi var, seni nerebiliriz istersen, gvenebilecekleri birini aryorlar" deyince gzlerim parlad. "Olur" dedim hemen. El skp ayrldm oradan. ki gn sonra da ie baladm. Ankara Kzlay'da byk bir ofis, iki katl. irketin sahibi Cem, benden birka ya bykt olsa olsa. ocua Selanikli Beyaz Trk havas cuk oturmu, babas da emekli general; iyice pekimi bu hava onda. Kardei Tuncay stanbul Bostanc'da gmrk maviri, bir svire tamaclk irketinin de Trkiye mmessili, Trk-srail Dostluk Dernei'nin de mdavimlerinden, ok zaman sonra rendim, Ulusal Gvenlik Dairesi adl bir kurumun da nemli adamlanndanm. Yani bizimkiler ailecek derin. Babalan emekli Korgeneral Ali Fethi Erturan, 27 Mays'ta rtbesi yzbaym, Menderes'i ipe gtren ekipten. Elinde bastonu, zerinde kahverengi takm elbisesiyle zaman zaman iyerine gelir, imdiki paalarn pek de cesur olmadndan bahsederdi. "Bizim zamanmzda" diye sze balayp, "nerede o devrimci subaylar" diye konumasn bitirir, Nutuk'tan cmleler okurdu. 27 Sonra da kalkp sessizce ayrlrd brodan. Ben kendisini kapya kadar geirirdim. Sonradan anladm ki, irkete Cemle deil benimle konumaya geliyormu. te byle Zeyrek'te, ihsan Albay ile birlikte ikilerimizi yudumlarken, bir taraftan da bunlar dnyordum. Ksa bir sreliine tandm, dost bildiim insanlar tek tek aklmdan geirdim. Hepsinin ortak bir noktas olduunu fark ettim. Kuatlmtm. Yine de nazik bir ekilde masadan kalkp gidebilir, bu ii burada bitirebilirdim. Yapmadm, kararsz ama ibirliine tene bir vaziyette msaade istedim. Elbette bu, aldm kararlarn doal ve planlanm bir sonucu olmalyd. Kk bir kafe, ya da bir pansiyonun sahibi olmak yeterdi bana halbuki. Bir de kk bir yelkenlim olsa, mavi beyaz... Bahemi dnyann en kk mavi iekleriyle doldurmak isterdim. Bir de seram, verandal evim olsa... Evin her yerini kitaplarla doldursam... Ben ki o akam o telefonu ap, o mekna tp tp gitmesem, belki de aacaktm o kafeyi, kim bilir. Kim bilir bir gn bir pansiyonum da olacak, Bodrum'un eski evleri gibi dekore edeceim, ahap kapsna aklm tun kap tokmayla kim bilir, belki bir gn... bir gn mutlaka... "Hey... Yine nerelere gittin Sava?" diye bard hsan Albay. "Dalmm" dedim sakin bir yz ifadesiyle. hsan Albay gizemli konularla ilgili kitaplarndan tandm bir yazar ile dostluk kurmam, birlikte hareket etmemi istedi: Uzun yllar Amerika'da kalm, Smer tabletleriyle ilgili almalar yapm, olaanst yetenekleri olduuna inanlan Melih Gler ile. rgtn zel istihbarat biriminin bir numaral ismiymi. 4. blm

Uyku ile uyanklk arasnda ykselen rktc uultu sanki karanln kalbinden geliyor, yaadm inanlmaz sanrlara karyordu. Tm vcudum uyumutu, engelleyemediini bu durumdan kkken ezberlediim baz dualarla kurtulmak istedim. Ama olmad. Kulak nlamasn andran ses titreimlerinin dnda, tanmlayamadm baka bir eylerin de varln hissediyordum sanki. Kei gibi gen yzl, uzun kulakl, kahverengi tyl derisi, rktc uzun trnakl elleriyle etrafmda dnen irili ufakl, kimi zaman yerde dolanan, kimi zaman havada uuan, eski gizemli ark masallarndan kmasna hayali ve sanki her an do-kunabilecekmi gibi yakn ve gerek... Tanrm diye geirdim iimden, nedir tm bu olanlar ve gerek ile hayal arasndaki derin ve ince izgi? Aklmn bana oynad bir oyun muydu, yoksa gerekliin bir baka boyutu muydu bunlar? Uykuda deildim, bilincim tmyle akt. Ama uyank da saylmazdm, nk kan ter iinde kaldm bu durumdan kurtulamyordum bir trl. Beni bu durumdan kurtaran telefonun sesi oldu. Telefona yetiemedim. Cep telefonunun ekrannda grnen numaray arayabilirdim, ama nce kendime gelmeliydim. Banyoya gidip elimi yzm ykadm. Yzm kuruladktan sonra kanepeye oturdum. Telefonu elime aldm. "Alo buyurun, biraz nce beni aradnz" dedim hmbl hmbl. "Sava Bey, iyi gnler. Ben zgr, hatrladnz m?" Olduka arm bir ekilde, "Aaa, nasl hatrlamam, zgrcm naslsn?" dedim. "ok iyi efendim" dedi zgr saygl bir ses tonuyla. Sze nasl balayacan dnrcesine birka saniye sustu. "Size Melih Gler'in selamn iletiyorum. Bu akam bir davet 30 verecekler, siz de davetlisiniz"dedi utanga bir ekilde. armtm. zgr, tm magazin basnnn tand nl bir senaristti. Kendisiyle Ankara'da bir resepsiyonda tanmtm. Zaman zaman da buluurduk. Akll bir ocuktu ve hatta tehlikeli bir zekya sahip olduu bile sylenebilir. Yazd senaryolarda kendisine yardmc olurdum bazen. Bunca zamandr tanyoruz, Melih Gler ile olan dostluundan bir kez olsun sz etmemiti bana. armtm, korkuyla kark bir tedirginlikle. Ad son zamanlarda gizli tarikat sylentilerine karyor, hakknda doru yanl bir sr sylenti kyordu bir yandan da. "Melih Gler ile tantn bilmiyordum" dedim zgr yant vermedi. Rahatsz olmasn istemedim. "Beyefendi nasllar? Ltfen hrmetlerimi iletin kendilerine" dedim nazik bir ekilde. "Elbette efendim" dedi zgr. "Bu akam msaitseniz, sizi bekliyoruz." "Ne demek" dedim heyecanla. " Elbette gelirim. Bir aksilik olmazsa geleceim mutlaka." Temas balyordu ite. Gnlerdir acaba ne zaman gelecek diye beklediim telefon gelmiti. Saat ilerliyordu. Artk hazrlanmalydm. Oturduum kanepeden kalktm, gmleimi giydim, kravatm taktm, ceketimi giydim. Artk hazrdm. Bir ey unutup unutmadn kontrol ettikten sonra kapy kapatp kilitledim. Apartmandan ktktan sonra arabann anahtarm almak iin elimi cebime attm. Ama anahtar cebimde deildi. Yukarda unut-muumdur diye geirdim iimden. Geri dnerek merdivenleri ktm. Anahtar kilide soktum. Ancak bu kez de kapnn kilitli olmadm fark ettim, oysa kapy kilitlediimden emindim. Kapy atm ve ieri girdim. Anahtar orada, kanepenin hemen yanndaki sehpann zerinde duruyordu. Anahtar aldm. Kapy kilitledim. Kapy tekrar kontrol edip emin oldum ve aa indim. Arabam altrp yola koyuldum. Sarsaklma hibir anlam veremedim. Melih Gler'in amlca srtlanndaki atoyu andran evine yaklamtm. Kapya geldiimde daha nce bu tr yaplar grdm hatrladm, ama hibiri bunun kadar evresiyle uyumlu deildi. Koca kap birdenbire ald. Arabam ieri doru srdm. duvar ile evin arasnda dikdrtgen bir avlu bulunuyordu. Arabam dier arabalarn yanma park ettim. Bu srada birdenbire garip bir ey oldu, yanmda belki de en az bu ev kadar yal bir uan

37 durduunu fark ettim. Bu adam buraya ne zaman geldi diye dndm garip bir i rpertisiyle. Uak arabann kapsn at. "Ho geldiniz efendim." Kekeleyerek "Ho bulduk, teekkr ederim" diye yant verdim. Kendimi Fransa'nn Nantes kenti yaknlarnda bulunan Chte-au de la Colaissiere'de hissettim bir an. Uak maliknenin giriine kadar bana elik etti. Melih Gler kapda bekliyordu. zerinde ok k beyaz bir takm elbise, kolundaki saat mutlaka, Girard-Perregaux'tan "Opera Three" olmal, dost baa, dman ayaa bakar derler ama ben, Melih Bey'in ayakkablanndan da gzlerimi alamadm, Roberto Cavalli olmalyd onlar da. Atadan zengin olduu belliydi, byk byk dedelerinden biri, Osmanl saraynda mneccimbaym, padiah hazretleri iin tlsml gmlekler yapar, ok iyi de yldzname bakarm. Babas, Osman Bedii Gler, Tekilat Mahsusa'dan sonra, Milli Emniyet Hizmetleri, imdiki adyla MT'te alm, annesi Zley-ha Hanm Afgan kraliyet ailesinden gelirmi. "Ltfen kk salona viski getirin" dedi Melih Bey. Uak saygl bir biimde ban edi ve gitti. evreye yle bir gz attm. Salonda birbirinden gzel bayanlar, i adamlar, emekli subaylar ve sanatlar bulunuyordu. eri girdiimi gren konuklar gz ucuyla bana selam veriyordu. Bu arada zgr, Melih Bey'le birlikte salona girdiimi grnce bize doru yneldi. zgr candan bir ekilde "Ho geldiniz efendim, sizi aramzda grmek byk eref dedi. "Teekkr ederim. Bu eref bana ait" dedim glmseyerek. Kaliteli yemek, gzel kadnlar, k giyim, sratli arabalar, en nadide araplar kukusuz byle bir yaam tarznn ayrlmaz ssleriydi. Bunlardan yoksun kalmak insan ldrmezdi ama, bunlara erime olanana sahip olup da kendini geri ekmek de kukusuz zor olmalyd. ki servisini reddetmedim ve bir kadeh krmz, hatta mor denecek kadar krmz arab yudum yudum ierken, damam okayarak vcuduma szlen arabn keyfini karmaya alyor, ancak beni unutulmaz bir maceraya srkleyeceini de zerre kadar fark etmiyordum. alan mziin inanlmaz etkisi arabn esir edici doasyla birleince kendimi adeta cennette gibi hissetmeye baladm. alan, modern keman yaynn mucidi Tartini'nin nl "eytan Sonat"yd. 1,2 Melih Gler kolumdan tutarak, alak sesle, "yi misin, Sava?" dedi. "Evet, iyiyim. Sadece ok etkilendim" dedim yorgun bir ses tonuyla. Melih Gler bana bir puro uzatt, bir tane de kendi yakt. "Mzik inanlmaz, deil mi, Sava Bey" dedi Melih Gler soylu bir slupla. "Tartini'nin bu sonatn nasl yazdn biliyor musunuz?" "Hayr" dedim nazike. Melih Gler glmseyerek anlatmaya balad: "Tartini ryasnda eytana esir olduunu grmt. Gene bu ryada eytanla alay etmek iin ona bir keman vermiti. Fakat ne grse beenirsiniz: eytan en derin hayallerin bile meydana getiremeyecei kadar gzel bir sonat alyordu. Tartini uyannca bu mzikten hatrlad kadarm yazd ve 'eytan Sonat'n besteledi." Melih Gler'in bu anlattklarnda esrarengiz bir ima sezinle-mitim ve o sabah uyku ile uyanklk arasnda yaadm sanrlar hatrladm. "Dorusu ok ilgin, ama yine de inanas gelmiyor insann." "Neden? Allah'a inanyorsunuz ama, deil mi?" "kisi baka eyler efendim, siz de takdir edersiniz ki biri inanla ilgili... kltr meselesi, bizler Allah'a inanrz, teden beri." Melih Gler'in gzleri parlad.

"te siz de sylediniz... Kltr... Kltr bir hastalktr. Mutlak gerein stn rten n kabuller yn... Bir maske... Mesela Vudu da bir dindir inananlar iin. Bizler kullandmz dilin, iinde yaadmz kltrn mahkmlaryz. Onlar da kendi dillerinin, iinde yaadklar kltrn mahkmlar, ama tm bunlar gerein biricikliini ortadan kaldrmaz. Geree ulaabilmemiz iin tm alglarmzdan syrlmamz gerek." Melih Gler'in anlattklarndan holanmadm belirgin bir yz ifadesiyle belli ediyordum. "Beni artyorsunuz dorusu." Melih Gler dingin baklarla gzlerimin iine bakt. "Hani, bir iki tts veya mum da olsa... hatta kanl birer kurban ve biraz iki, puro da sunulsa fena m olur, geree ulaabilmek iin. Hah hah hah..." Bu kahkahadan hi holanmamtm. "Komik, deil mi Sava Bey. Sizi gldrmeye alyorum, anlayn ltfen" dedi Melih Gler kibarca. 55 "Byle bir durumda nasl glebilir ki insan?" dedim yzm buruturarak. "Siz ki" dedi Melih Bey, gzlerimin iine bakarak, "bakmadan grenlerdensiniz, ryay anlatmadan ryay yorumlayabilen nadir insanlardan." Sustum, hibir ey sylemedim. Bir ryada gibiydim, belki bir hayal, kendi grdm ryann bakahramanym. Tpk kt yazlm bir romann, ya da senaryonun sahte kahramanlar gibi. Ama insanlar onlan gerek gibi okur, gerek gibi seyreder... gerek gibi alglar. Kim bilir? Bam dnmeye balamt. Gzlerim karanyordu ve sklmtm. Nazik bir ekilde izin istedim. "Efendim, ben msaadenizi istesem, ge oldu." O srada hsan Albay ile gz gze geldim. Kalarn babacan bir tavrla atarak, "Ne oldu delikanl, skldn m?" diye sordu. "Hayr" dedim tembel tembel. Melih Bey, hsan Albay' yannda grnce, "Ho geldiniz Albaym" dedi. hsan Albay gzlerini benden ayrmadan, "Naslsn evlat?" dedi babacan bir tavrla. "Sizin burada olduunuzu bilmiyordum efendim" dedim nazik bir ekilde. "Buradaym elbette" dedi hsan Albay viskisini yudumladktan sonra. "yi vakit geirmeye bak. Melih Bey bir cevherdir, ondan renecek ok ey var." "Elbette" dedim alakgnlllkle. hsan Albay sessiz admlarla yanmzdan ayrld, byk bir cokuyla orta yal gzel bir bayann yanma oturdu. "Bizim topluluumuz bir okuldur" dedi Melih Gler. "Bu okula herkes giremez, ok gl referanslar gerekir, sadece referans da yetmez, liyakate, yetenee bakarz. Fakat bu da yetmez, kana bakarz; bu da yetmez, kiinin geleceine bakanz. Gelecei ngrmek, onu yeniden yaratmaktr, gerekirse bozar, yeniden yaparz." "Bir tr tanrclk oynuyorsunuz," dedim artan bir korkuyla. "Hayr. Tanr byle eylerle ilgilenmez, onun yapacak ok daha nemli ileri vardr" dedi alayc bir ekilde. Sanki Kubrick'in Gz Tamamen Kapal filminde gibiydim, bir tek maskelerimiz yoktu. "Bir farkla" dedi, Melih Gler i karartc bir ses tonu ve donuk 34 bir yz ifadesiyle. "Siz buraya davet edildiniz. Oysa o davetsiz gitmiti, deil mi?" Sustum, nce bir ey sylemedim, aklmdan geenleri okumutu. imde belli belirsiz bir rperti belirdi. Sakin bir i ekile ellerimi cebime attm. Bam hafife ne eip, cesaretimi topladm.

"Melih Bey, aklmdan geenleri okudunuz az nce" dedim akn bir yz ifadesiyle. Gzlerini gzlerime dikerek viskisinden bir yudum daha ald. "Gerek iletiim" dedi Melih Gler mstehzi bir yz ifadesiyle, "grntlerle olur, insan beyni grntlerle alr. Grntler aslnda enerjiyi ileten sembollerdir. " Birka saniyelik derin bir sessizlikten sonra, "Semboller aslnda kelimelerin tad mesajlardr, demek istiyorsunuz sanrm" dedim. Melih Gler devam etti. "Hermeneutik kelimesinin kk Yunan mitolojisindeki Hermes'ten gelir. Hermes tanr mesajlarn tard." Melih Gler bir viski daha ald, bir puro karp yakt. Dumann iine ekip byk bir keyifle dar fledikten sonra, "Dnya ve kinat somut olarak yokken, dnce olarak vard. Buna misal lemi diyoruz. Semboller lemi... Sonra dnceler somutlat... Ve insan dnceleri, bu evrensel dncenin biyokimyasal bedenler ierisindeki yansmalar oldu. Beyin dediiniz ey, evrensel bilincin sadece aynasdr. Dnceyi beyin mi yaratr sizce?" "Hayr" dedim, "beyin var olan dnceyi yanstr sadece. Tpk bir aynann yanstmas gibi, ayna olmasa da, k her zaman vardr, yansyacak bir ayna bulana kadar, olduu yerde, ylece asl durur." "Mkemmel" dedi Melih Gler. "Tpk tahmin ettiim gibi, hzl, ok hzl dnyorsun." "Bu akam ilgin bir ayinimiz olacak, katlmanz bizi ziyadesiyle mutlu edecektir." "Bir ayin mi? Bir ayin olacandan haberim yoktu." "Yapmayn kuzum, srprizlere aln artk, eyh ehabeddin'i duymu muydunuz?" "Hayr" dedim umursamaz bir ekilde. Melih Gler devam etti: "Bu kiinin meyve, insan ve eya grntlerini yaratabildii sylenir. Bir zamanlar, Msr sultanndan ban bir su kabna sokmasn istemi. Sultan bir anda kendini batan bir geminin iinde bulmu, dalgalar onu bilinmeyen kylara srklemi. 35 Oduncularn yardmyla en yakn kye gtrlen sultan, eyhten intikam almaya yemin etmi. Birka yl kyde tutsak olarak altktan sonra zgrln kazanm, i sahibi olmu ve evlenmi. Zamanla yeniden fakir dm ve karsyla yedi ocuuna bakmak iin hamallk yapmaya balam. Gnn birinde, deniz kysnda dolarken, suya girip yzmek istemi. O anda kendim Kahire'deki saraynda, etrafnda maiyeti, eyhin akac baklaryla kar karya bulmu. Ona yllarca srm gibi gelen bu deney, gerekte saniyede olup bitmi. Bu hikye size bir ey hatrlatt m?" "Evet" dedim. "Grecelik teorisini." Salona tam bir sessizlik hkimdi. Melih Gler salondaki misafirlerine dnerek, "Evet benim sevgililerim... Sava Bey de bizimle kalyor" dedi. Salondaki birbirinden sekin konuklar gzleriyle glmseyerek memnuniyetlerini gsterdiler. "Birazdan ayine balyoruz" diyerek devam etti Melih Gler. "Bugn burada, bu kutsal meknda, gerekliin olaanst doasna hep birlikte bir yolculua kacaz. Ayinin baarl olabilmesi iin, ncelikle tm nyarglarnzdan syrlmanz gerek. Sizi esir eden dncelerden, skmalardan. Sadece beni dnn, ben sizi geree ulatrrm. Gerek sizi zgr klacak. Sevgililerim benim." Salondaki herkes, adeta hipnotize olmu gibi gzlerini krpmadan Melih Gler'i dinlemeye hazrd. "Topra ve kemikleri, btn bedenleri ve ruhlar yaratan, denizi yaratan ve gkleri titreten, karanlktan ayran, btn kurallar koyan, her eyin dzenleyicisi, dnyann gz, ruhlarn ruhu, tanrlarn iddetli grlts, Zeus, Kral Adonai, efendi sarslmaz Aeon, Iaooei, sesimi duy.

Sana sesleniyorum, Tanrlarn yneticisi, gklerin iddetli grlts, Zeus, Kral Adonai, Efendi, Iaoouei. Seni Suriye dilinde aranm ben, byk Tanr Zaalaer, Iphp-hou, branice adlarn da unutmadm. Ablanthanab, Abrasiola. nk ben Silthakhookh, Lailam, Blasaloth, Iao, Ieo, Nebouth, Sabiotar, Both, Arbathiao, Iaoth, Sabaoth, Poture, Zagoure, Baro-ukh, Adonai, Eloai, Iabraam, Barbaruo, Nau, Siph'im." Salondaki herkes kendinden gemiti. Melih Gler ellerini havaya kaldrd. "Seni aryorum, ey yeryzn kaplayan suyun yumurtas, 36 kutsal maymunlarn ruhu, yukarda gkyznde ve aada, yeraltndaki ulu kii, sular yurt tutan ruh, ben sulardan, senden geldim, senin yurdunda, seninle oldum; ben Koptoslu Amsu'yum, Kebu'nun Tanrs Amsu'yum." Salonda ok kesif bir kkrt kokusu hissediliyordu. Tm bedenimi saran tarifi imknsz, yakc bir esrime hissettim. Melih Gler sesini daha da ykseltti. "Ey Ualbpaga, Ey Kemmera, Ey Kamalo, Ey Aamaoa, Uana..." 5. blm O akam katldm ayinin nasl bittiini hatrlamyorum, bana sylenen ter iinde bayldmd. Kendime geldiimde gece yansyd. Beni salonun hemen giriindeki kk odaya almlar. kiyi ok karmm herhalde. Uak hemen orada, kapnn nnde duruyordu. "Umann iyisinizdir efendim?" "yiyim, iyiyim bir eyim yok... Konuklar gitti mi?" "Evet efendim, epey ge oldu." "sterseniz bu gece sizi misafir edebiliriz." "Hayr, gitsem iyi olur." Yzm ykadktan sonra, uak arabama kadar elik etti. Arabam altrdm ve yola koyuldum, radyoda, Jim Morri-son'n "Riders on the Storm" paras alyordu. Eve vardmda sabahn yd. Hemen yattm. Ertesi sabah penceremin pervazna konan gvercinlerin kanat rpmalanyla uyandm, saat ona geliyordu. Tanrm ne geceydi! eytan beynimin ierisinde bada kurmu davul alyordu sanki. Kendimi hl yorgun hissediyordum. Telefon ald. Arayan Melih Gler'di. "Naslsn evlat?" "yiyim efendim." "Saat te seni bekliyorum." Olaylar ne de hzl geliiyordu, bilgisayar programcs olan ben, hi bilmediim bir dnyaya doru yelken ayordum. Aklma rahmetli annemin kkken rettii dualar geliyordu bazen. skdar'n Aktrbe semtinde gemiti ocukluum. Kentsoylu ama dindar bir ailenin ocuuydum. Annem burada, dedesi Doktor 38 Mahmut Esad efendinin Aktrbe semtinde bulunan evinde domu. Babam, PostaTelgraf Nezareti Muhasebe Kalemi mmeyyizlerinden Ahmet Cemil Bey ile Mevlevilik tarikatna mensup mra-hor imam Mehmet Efendi'nin kz Aye Hanm'n olu. Mzisyendi babam; rencileri ve kendisini tanyanlar asil bir slupla ve ll bir sesle okuyan bir hanende olduunu sylyorlar. ocukluum, derin felsefe, sanat ve edebiyat sohbetleri dinleyerek geti. Annem tam anlamyla bir edebiyat yd, zellikle Yahya Kemal'i ok severdi. Babam daha be yanda ilkokul rencisi iken sesinin gzelliinin dikkatleri ektiini anlatrd. Rahmetli dedem de keman ve kanun alarm. Evlerinde haftada bir gn musiki toplantlar yaplr, bu toplantlara stat sanatkrlar katlrm. Babam ok isteyip de giremedii iin beni askeri okula gndermeye ant imi. Ordudan ayrldm rendikten sonra da, yetmi alt yanda annemin yanma gt; geride brakt besteler hl kulaklarda.

Saat tam te oradaydm. Oraya, bilinmeyen dnyann kaplarn atna inanlan Melih Gler'in verdii adrese, Asmalmes-cit'e, Nuri Ziya Sokak'taki eve gittim. Merdivenleri sakin admlarla kmaya baladm, kalbim yerinden frlayacak gibiydi, heyecan ile korku arasnda bir duygu iindeydim. Kapnn nne geldim sonunda. Tam zile basacakken, kapy yaz gneinde ldayan bozkr sars salaryla harikulade bir kz at, su perisi sandm. Ak bu olmalyd, belki de, kim bilir... Beni ieri buyur etti, ad Anjelika'yd. Holden salona geerken, gramofonda Wagner alyordu, duvarda emekli bir bykeli ya da st dzey bir brokrat andran bir adamn resmi vard; gzlkl, ksa sal ve tral, irin, hafif tombul suratl bir adamd. Melih Bey'in babasyd belki de. Melih Bey beni grnce ayaa kalkt, yannda iki alml bayan daha vard. "Ho geldin Sava, O babam deil, tarihin bilebildii en gizemli adamlardan biri... Baron" dedi byk bir keyifle. "Beni yine artyorsunuz, Melih Bey" dedim rkeke. Anjelika dier bayanlarn yanna oturdu. "Bayanlar, sizi Sava Aslan ile tantraym, byk bilgisayar dehas." "Rica ederim, yazlm programlar yapyorum, o kadar" dedim utanarak. 39 "Bilgisayar programclarn severim, ne kadar anslsnz, bir bilgisayar programcs olarak, kozmik program zmeye bizden daha yakn olmalsnz." "Tantraym" diyerek araya girdi Melih Bey, "Asistanm Filiz, Yale'de ekonomi doktoras yapt." "Filiz Hanm Matrix"ten ok etkilenmi anlalan." Anjelika'nn glmseyen ocuk gzlerinden cesaret bularak devam ettim. "Geenlerde nfus mdrlne gittim bir i iin, bir ey dikkatimi ekti. Raflarda dizi dizi tr klasr vard: Doum, evlilik ve lm dosyalar." Anjelika, "Ne iersiniz?" diyerek araya girdi. "Kahveye hayr demem" dedim ve kaldm yerden devam ettim: "Doumla yaam baladnda bedenimiz -buna donanm da diyebiliriz- ve zihin -buna da yazlm diyelim- bir aradadr, lmle noktalandnda ise onun yap ve ilevi ceset ve ruh olarak geldikleri yere geri dner." "lgin dorusu. Baarl bir uyarlama, ama kusursuz deil" dedi Melih Gler. Filiz merakl bir yz ifadesiyle, "Peki Tanr'y nereye koyuyorsunuz bu durumda?" diye sordu. "Elbette, engin evrenleri aan sonsuz bilgisiyle bilge bir programc olmal, sizce de yle deil mi?" Anjelika kahvemi uzattktan sonra gzlerimin iine bakarak, "Anlalan Tann inancnz ok gl" dedi. "ocukluum skdar'da geti. skdar'n o gzelim camileri, Boaz'da gezinen kulara benzeyen tekneleri ve gemileriyle adeta ilahi esintiler tayan bir iir gibiydi. kindi gnelerinin, yapraklarn arasndan szlerek geldiini grdm, iskelelerde bekleyen insanlar, cami avlularnda cvldayan kular; tertemiz bir aydnlkt ocukluum. Bylece Tanr'y sevmeyi, ona inanmay rendim." "iir gibi konutunuz dorusu." Bu kez soru sorma sras bendeydi. "Ya siz Melih Bey, Tanr'ya inanmaz msnz?" Melih Bey yzn buruturdu. "Bu konuyu daha nce konumutuk sanrm. Elbette inanrm, bir yaratc dima var, ama kendimi deist olarak grrm ben." "Ukalalk etmek istemem ama, deizmi kararszlk olarak yorumlarm. Bir Tanr var, ama yle her eye karmaz; buna deizm diyorsunuz. Unutmayn ki byle bir programc programnn kont40 roln kaybetme tehlikesiyle kar karyadr; bu durum onun gerek bir programc olmasn engeller." Melih Bey elindeki kahve fincann sehpann zerine koydu.

"Yani nemli olan kontrol diyorsunuz, yle mi?" dedi adn bilmediim dier bayan. "Bu da sevgili kzm Perizat" diye araya girdi Melih Bey. Sylediklerim cann skmt biraz. "Kontrol her zaman vardr, Perizat Hanm." "O halde program zen, sistem de diyebiliriz buna, program ya da sistemi ynetir diyebilir miyiz?" diye devam etti Perizat Hanm. "Sistemi zen onu ynetebilir mi, bunu bilmiyorum, buna sistemle btnlemek demek daha doru olur belki. Bildiiniz gibi bu donanmla, sistemi zenin sistemi ynetme donanmna sahip olup olmadyla ilgili. nsan bir tasarmdr diyorsak, kukusuz onu tasarlayan dima ile ilgili bilgiler de tar, esintiler de." Melih Bey araya girdi. "te mesele burada kilitleniyor, Sava Bey, Tanr insana isimler verdi ve onu da halifesi klmad m yeryznde? simler bize Tann'nn yaratma eylemiyle ilgili inanlmaz kaplar at, baz isimler ok gizli ifrelerdir, ifreleri bilirseniz, yaratma eylemiyle btnleirsiniz..." Melih Bey duvardaki resme saygyla bakarak konumaya devam etti: "Baron bunu yapabilen nadir insanlardan biriydi, islam sufile-rinden ok ey rendi. Resmine odaklandnz kii Hitler'i Hitler yapan byk Alman gizemcisi, byk Thule'nin de kuruculann-dand. Bir Osmanl vatandayd ayn zamanda, Hitler'le yollan ayrlnca Trkiye'ye geldi ve ite bu grdnz khne evde yaad." "Bu evde mi?" diye sordum garip bir aknlkla. "Evet bu evde... Ne byk bir insand o..." "Ne oldu sonra peki?" diye sordum merakla. "1945 ylnda denize atlayarak intihar ettii sylense de, cesedine rastlanlmam olmas etrafndaki giz perdesini daha da kalnlatrmt. Baron Yahudi-Hristiyan okltizmi ile suf bilgeliini birletirmeyi baaran nadir insanlardan biriydi. Gurdieff'in aralad kapdan girdi, girmekle kalmad, orada byk bir eser ina etmeyi baard. Yetitirdii insanlar, dnyann eitli lkelerinde gizli topluluklar kurarak, insan beyinleri zerinde etkili olmaya devam ediyorlar." Melih Gler, vakur ve kendinden emin bir edayla gzlerimin iine bakarak: 41 "Fikirler nemlidir, insan fikirlerini belirlemek daha da nemlidir" dedi. Anjelika zarif bir tebessmle araya girdi. "O da Gurdieff gibi bir telepatt, belki de telepatik savan byk kahraman demeliyiz. Trkiye'de bulunduu yllar tekilatmz iin byk bir tecrbe oldu, byklerimiz onu korudu, onu korurken istihbarat dnyasnda kullanlan inanlmaz yntemlere de yelken atlar. Bir zamanlar dnyay majisyenin ynettiine inanlrd." Melih Bey ayaa kalkarak elini cebine att. "nsan doar, insan ayn zamanda bir kelimedir, tpk dier eyler gibi, bir ifreyle doar ve bu ifreyi belirleyen sadece ismi deildir; ebeveynleri, doduu andaki astrolojik konum ve onu dnyaya getiren faktrler insann ifresini bulmamz salar..." "ifreyi bulduumuz zaman?.." diye sordum garip bir ekilde i ekerek. Filiz Hanm araya girdi. "Bir bilgisayarn, ya da bir banka hesabnn ifresini bulmaktan farkszdr, kiinin her hareketini izleyebilirsiniz." Melih Bey elini cebinden kararak heyecanla anlatmaya devam etti: "nsan snamas ve hatta onu kt yola armas iin yaratlan varln ismini bulmaya gelir sra, onu bulduk mu iimiz daha da kolaylar, ite o an, kiinin ne zaman ba arr, ne zaman ne tr aklar verir bilir ve oklarmz hazrlayarak hedefe doru frlatrz, telepatik savan sadece kk bir boyutudur bu..." "Mahalle aralarnda cincilik yapanlardan pek bir farknz yok o zaman" dedim glmseyerek.

"Bizim yaptmz ilimdir, alan aan bilgeliin ilmidir bu... Kayp bilgiden gnmze kalan kk bilgi krntlar." Melih Bey artan bir cokuyla anlatmaya devam etti: "Bu bilginin herkesin elinde bulunmasn istemeyiz, kontrolmz dnda faaliyet gsteren herkes hedefimiz olmaya mahkmdur, nice Mahmut Hocalar, Aye Teyzeler hedefimiz olmutur bu yzden, telepatik savata acma yoktur, bilgi gtr ve elde etmek izne tabidir." "Belli oluyor. Kontrolden bahsediyordunuz. Nasl kontrol edersiniz peki?" diye sordum. "ifreleri girenler amza taklr, nk her ey ses ve frekanstr ve bu bize onlar bulma imkn salar. Ruslar ve srailliler, lkemizde irili ufakl gruplar kurdu, kiminin ad Aye Teyze, kiminin 42 ad Hakk Hoca oldu; etrafnda insanlar topland, ama ou hocalarnn deil, arkasndaki glerin esiri oldu farknda olmadan. Bunu fark etmemiz Baron ile oldu. nce savunma duvarlarmz kurmay denedik, sonra ekiplerimizi... O gn bu gn bu sinsi savan tarafyz, ruhsal sava kazananlar, maddi savam da kazananlar olacaklar elbette. Bazen liderlerimize ynelik saldnlar olur, gemite bu yolla kalbi durdurulanlar bile oldu. imiz kayna tespit edip, onu yok etmektir. Bizim tekilatmz, bir tarikat gibi rgtlenmitir, artk anlyorsunuz, sizin de dediiniz gibi kontrol her zaman vardr, derslerimiz ardr. Sizi buraya armamn nedeni de buydu aslnda. hsan Albay artk tekilatta olduunuzu syledi bize. Bu yzden baz derslerimiz olacak. Bu derslerden sonra size baz grevler verilecek.." "Ne gibi grevler?" diye sordum umursamaz bir ekilde. "Sizden baz olaylar aratrmanz, sahip olduunuz ngr ve sezgi gcn kullanarak olaylara bakmanz isteyecekler, grdklerinizi rapor edeceksiniz..." "Melih Bey, ben bilgisayar programcsym. Bu konuda bir hizmetim dokunacaksa ne l." "O ayr, bilgisayarlar konusundaki dehanz nasl kullanacamz Anjelika anlatacak size" dedi Melih Bey. Anjelika tebessmle gzlerime bakt. "Nitelikli bilgi sava ok ynl olarak devam ediyor, Sava Bey. Sanal lemde faaliyet gsteren kimi siteler hi beklenmeyen sonularn ortaya kmasna neden olabiliyor zaman zaman. Bu sitelerin takip altna alnmas ve gerektiinde kar saldrlarn gerekletirilmesi konusunda yeni bir yaplanmaya gidiyoruz. Bu konudaki birikiminiz bizim iin byk bir kazan olacak." "Ya kabul etmezsem?" "Bu sizin tercihiniz, tekilat bunu da not edecektir" dedi Melih Gler aniden. O gn oradan, Melih Gler'in Asmalmescit'teki evinden tarifi imknsz duygularla ayrldm. Tarihin grd en lgn adam olan Hitler'in garip fikirler peinde komasna neden olan bir Alman gizemcisinin eski evi, imdi onun at yoldan gidenlere ilham kayna olmaya devam ediyordu. Ben de o garip insanlardan biri olmutum, zaman zaman gerek dnya ile aramda kapanmas zor mesafeler oluuyordu. Bir bilgisayar dhisi olan ben, aylar sren almalardan sonra, artk 43 zihin okuma, imajinasyon, oklt ifaclk, hermeneutizm ve simya konularnda belirgin bir yetkinlie erimitim. Bir de Anjelika'nn banda bulunduu 'hacker' ordusunun tm faaliyetlerini kontrol ediyor, eitli gvenlik aklarm anmda tespit ederek yamalar retiyor ve gvenlik gncelletirmeleriyle ilgili inanlmaz frsatlar salyordum. Sanal sava olanca acmaszlyla devam ediyordu. Artk hibir ey eskisi gibi olmayacakt, insanlarn grmek iin can atacaklar,, ama grmeleri durumunda kaacak delik arayacaklar bir baka gerekliin kapsn aralamtm. Gerek sizi zgr klar, ama insanlarn istemeyecekleri zgrlkler de olduunu, uyanmann dehetengiz acsn yaayarak, uyanmann bedelini, uykuya varabilmenin tadn feda ederek anladm.

6. blm Bandan tek kurunla vurulmu Profesr Kemal Ylmaz, uzun yz solgun, gzleri kapal, ellerini garip bir ekilde gsne kavuturmu halde cansz bir ekilde yerde yatyordu. "Bir Aramice uzman, yaztbilimci. Babas eski bykeli, bir cumhuriyet brokrat. Kutsal Hristiyan metinleri konusunda uzman. Aramicenin yan sra Latince, Kptice ve Greke biliyor." "lgin" dedi Komiser Yiit elindeki dosyay masann zerine koyarak. "Yeni bir ey var m?" diye sordu sonra da. Bu srada bir memur maktuln etrafn iziyordu. Dier iki memur evi incelerken, Komiser Yiit ieri girdi, memurlardan birisi Komiser Yiit'in yanma gelerek, "Efendim susturuculu silahla vurulmu, tek kurunla 7.65 mm apmda bo bir kovan bulduk" dedi. "Susturucu mu, baka?" "niversitede hocaym... niversite yetkilileri Trkiye'nin sayl yaztbilimcilerinden olduunu syledi." "Bir yaztbilimciyi kim susturuculu silahla ldrr ki?" dedi Komiser Yiit. "Evde bir ey buldunuz mu?" "Hayr efendim. Hibir ipucu yok." Komiser Yiit bunun sradan bir cinayet olmadn anlamt. Bir taraftan profesrn kitaplanna gz gezdirirken, bir taraftan da saatine bakyordu. Savc hl gelmemiti. "Komular ne diyor?" "Yalnz yayormu... Fazla konumazm. u ana kadar hibir anormallik grmemiler. Her sabah saat sekizde evden kp akam yedide gelirmi..." Komiser Yiit profesrn kitaplarna yaklat. Eline birka kitap ald. 46 Gnostik ndilere Giri, Apokrif Metinler, Erken Dnem Hristiyanlk Tarihi, Bamabas ncili'nin Dil ve Anlatn Problemleri... "Profesr Hristiyanlk zerinde uzmanm anlalan" dedi ban sallayarak. Kitaplar yerine koydu. "Evden bir ey alnm m?" "Hibir iz yok" dedi polis memuru mitsiz bir ses tonuyla. "u savc da nerede kald yahu?" dedi Komiser Yiit serte. Polis memuru Komiser Yiit'in bu sorusuna yant vermedi. O srada yan odada bulunan polis memuru Ayhan ieri girdi. "Komiserim, galiba bir ey bulduk." Komiser Yiit heyecanla sesin geldii yere doru yneldi. "te bu, biliyordum zaten bir ey bulacan, bizi kim tutabilir... Ayhanm, koum benim." "Yiit Bey hayrola, sizi ok neeli grdm." Hzl admlarla cinayet mahalline gelen Savc Serdar Yeilay'n sesiydi bu. Komiser Yiit bozuntuya vermeden savcya doru yryerek, "Ho geldiniz efendim, biz de sizi bekliyorduk" dedi. "Evet... Durum nedir?" diye sordu savc i karartc bir ses tonuyla. Komiser Yiit elindeki not defterine bakarak konutu. "Efendim... Cinayet susturuculu silahla ilenmi. Nereden baklrsa baklsn adi bir olaya benzemiyor." Savc ok bilmi bir yz ifadesiyle gzlerini kst. "Bu kanya nasl vardnz Komiserim" "Efendim, binann giriinde bulunan gvenlik kameralar almyor. Bu da cinayetin planl olduunu dndryor." "lgin..." dedi savc, Komiser Yiit'in gzlerine derin derin bakarak. "Profesrm, yle mi?" "Evet efendim, yaztbilimciymi, eski metinler zerinde uzmanm." "Enteresan, baka ne var peki?" "Bir sa teli bulduk efendim. Koltuun hemen zerinde" dedi polis memuru utanga bir ses tonuyla. "Gzel... Aratrn bakalm ne kacak..."

Savc kendinden emin bir ekilde maktuln bulunduu odaya gitti. "Fotoraflar ekildi mi?" 47 "Evet efendim." "Peki o zaman. Size kolay gelsin, hibir ayrnty atlamayn. Beni nerde bulacanz biliyorsunuz." "Elbette Savc Bey, siz merak etmeyin." Savc hzl admlarla evden ayrlrken, Komiser Yiit iktidar yeniden ele geirmiesine sevindi. "Arkadalar, en son kimlerle grm, tm telefon kaytlarn istiyorum." Komiser Yiit o akam evine bambaka duygularla gitti. u i bitiversin hele, ancak o zaman rahatlayacakt. Profesrn yerde yatan cesedi kmyordu aklndan. lm. Ne kadar yakn hepimize. Darda yaz yamuru balyordu. Karn ackmt. Her ey ne kadar bo, tekdze. Yamur saanak halinde. Den damlalar, her biri meleklerin kck kanatlan stnde; yamur damlalarn melekler tarm. Rahmet, merhamet. ayn suyu fokurtularla kaynyordu. Etrafna baknd. "Yiyecek bir ey yok mu?" diye seslendi eine sessizce. Kars Aylin Adanal, bir polis memuresi. Uzun boylu, alml... "Darda yersin diye dnmtm." "Yazk. Komiser Yiit yine ay ve biskviye talim edecek, belki biraz da kuruyemi." "Patatesimiz var, istersen hemen yapanm bir eyler." "Gerek yok, sen ay ver bana, bayat da olsa ekmek ver, peynir, zeytin ve domatesle iyi gider." "Neyin var, biraz gergin gibisin?" dedi Aylin kekeleyerek, i bu-runtusuyla kark bir hznle. "Yok bir eyim." "Profesr cinayeti mi?" Komiser Yiit Aylin'in gzlerine bakt. "Duydun mu?" "Duymayan m kald, btn televizyonlar ondan bahsediyor." 7. blm Komiser Yiit evden kt. Saat sabahn sekiziydi. Apartmann n her zamanki gibi cvl cvld: Top oynayan ocuklar, binann nndeki banka oturmu dedikodu yapan kadnlar. Admlarn yavalatp evresine dikkatle bakarak kt dar. Acaba arabas yerinde miydi? Evet ite orada, brakt yerde duruyordu. Kuku duyabilecei biri yoktu etrafta. Kapy ap arabasna bindi. Artk yoldayd. Radyoyu at. Ne dinlemeli imdi? Her daim ak sarklan mrldanan bir kanal vard, ok sevdii... Az bir urayla buluverdi. Trafik vzr vzr; ie yetimeye alan insanlar, otobs duraklarnda sra bekleyen yal delikanllar. Komiser Yiit her zaman olduu gibi ie gidiyordu; ama bu kez acelesi vard. Bir arabaya arpmaktan son anda kurtuldu. Krmz kta getii iin peine motosikletli bir polis taklver-miti: "ek saa." Polisi fark ettiinde telefonu ald. Arayan emniyet mdrnn sekreteriydi. "Komiserim, mdrm makamnda sizi bekliyor." "Tamam" dedi umarszca. "ek saa diyorum layn, sana diyom, eksene layn." Komiser Yiit sakin bir ekilde arabasn saa ekti. "Sen artiz misin hemerim. Hem krmz kta geiyon, hem cep telefonunla konuuyon... Evraklar..." "Emniyet mdr beni bekliyor. Acelem var." "Sen kimsin ki?" "Cinayet bro amiri..." "Pardon Amirim, tanyamadm."

50 Gayrettepe... Saat tam dokuzda Komiser Yiit hzl admlarla merdivenleri kt. "Geldiniz mi" dedi sekreter, "buyurun, Mdr Bey sizi bekliyor." "Yok gelmedim, gelen siluetim aslnda" dedi akac bir slupla. eri girdi. Mdr Bey'in yannda takm elbiseli, otuz be krk yalarnda iki kii oturuyordu. "Komiserim, buyurun siz de oturun. Tantraym. Cinayet Bro Amirimiz Komiser Yiit. Profesr cinayetiyle o ilgileniyor. Bu arkadalar da MT'ten... Cinayetle onlar da ilgileniyorlarm." "Ne gzel srpriz" dedi Komiser Yiit akn bir ekilde. "MT'in ilgisini ekecek cinayet olaylaryla karlamak her zaman mmkn olmuyor." "Yiit Bey... Benim adm Kemal... MT stanbul Blge Mdrl Rus Masas'nda grevliyim. Bu da arkadam Metin." "Memnun oldum" dedi Komiser Yiit. Ama aklnda baka fikirler uuuyordu: Takm elbiseli MT'iler... Her zaman byle k ve bakml olurlar. Biz Renault 12'lerle hmbl hmbl takip yaparken, onlann siyah cipleri vardr. ou asker ocuu. imdilerde biraz deimimi. Bir emekli korgeneral tanmak, MT'te daire bakan olmaktan daha kyakt bir zamanlar. Kemal'in marur bir ekilde syledii "Eksik olmayn" cmlesiyle kendine geldi Komiser Yiit: "Tpk Amerikan filmlerindeki gibi, deil mi; hani yerel polis aratrma yapmaktadr, sonra ulusal gvenlik gerekesiyle araya FBI falan girer." "ok akacssnz" dedi Kemal Bey. "Neyse... Size nasl yardmc olabilirim?" dedi Komiser Yiit kendini toparlayarak. "Yardm almaya gelmedik, yardm etmeye geldik Yiit Bey... Aslnda biz de tam olarak ne tr bir durumla kar karya olduumuzu bilmiyoruz. Bildiimiz tek ey, cinayetin d balantlarnn olabilecei ynnde. Biz MT olarak konunun aydnlanabil-mesi iin elimizden geleni yapmaya hazrz." "Elinizde bir ey var m?" diye sordu Komiser Yiit merakla. "Yiit Bey, profesr Aramice uzmanyd. Dnyada bu dili bilen sayl bilim adamlarndan biriydi." "Aramice... Eski bir dil.." dedi Komiser Yiit "duymutum daha nce." "Hazreti sa'nn konutuu dil olarak bilinen antik bir dil... Bugn 51 o blgedeki birka bin kiinin dnda bu dili konuan kimse kalmam. ncil'in baz ksmlarnn da bu dilde yazld biliniyor..." "Aramice, Vatikan'n sa'nn ilk tlerini bu dille verdii tezini rtmek iin deli gibi alt bir dil ayn zamanda..." diye araya girdi dier MT grevlisi Metin. "Profesr bu dili Trkiye'de bilen nadir insanlardan biriydi... Dolaysyla cinayetle ilgili phelerimiz var... Arkadalarmz profesrn bir sre nce Hakkari'de baz aratrmalar yaptn tespit etti..." "Sizi dinliyorum" dedi Komiser Yiit. Heyecandan dilini yutacak gibiydi. "Bundan bir sre nce... Hakkari'nin Kelo Memo Da'nn yaknndaki Uludere Maaras'nda kyller, avlanmak iin yazn yaylaya ktklar bir vakit, zeminden epey aada, geni bir oda byklndeki lo maarada bir ta lahit buldular. Lahdin kapan atklannda mumyalanm bir ceset grdler ve bir tomar papirs tabakas ve baz eyalar..." Kemal Bey masann zerinde duran sudan bir yudum ald. "Sonra?" "Mumyayla birlikte, ok iyi korunmu vaziyette duran papirslerin zerinde gayet iyi bir ekilde yazlm Aramice yazlar vard. Kyller bulduklar ncil papirslerinin ne olduunu anlamam elbette, sobada yakacak bir eyler bulmann sevinciyle oradan ayrlmlar. Yolda giderken, tesadf bu ya, kyde bulunan yal papaz Marcellius ile karlamlar. Kyller papaza bulduklar papirsleri gstermi. Papaz tomarlara bakar bakmaz yere dp baylm. Papaz glkle kendine getirmiler. Sonra da hep birlikte kiliseye doru gitmiler."

Emniyet amiri heyecanlanmt, "Kemal Bey, biraz yava, kalbim bu heyecana dayanamayacak" dedi. "Biraz yava." Kemal gzlerini Komiser Yiit'ten ayrmadan anlatmaya devam etti: "Marcellius, elleri titreyerek ve byk bir heyecanla kitabn sayfalarna gz gezdirmi ve kendinden geerek u szleri sylemi: 'Bu ok eski Aramice yazlm... Yce Tanrm... Bu sa'nn diliyle yazlm...' Arkadalar, profesr dnya tarihini deitirebilecek bir metin zerinde alyordu... Bu metin Barnabas ncili'ydi" dedi Kemal, bardaktan bir yudum daha aldktan sonra, kendinden emin bir ekilde devam etti: 52 "Marcellius kitabn kapan evirdiinde, 'Ben Kbrsl Barna-bius' ifadesini grmt." "Tespihe layk lemlerin Rabbndan btn olarak, Ruhl Kuds'le Meaha'ya vahyolunan sa'dan duyduum... Sadakatle... 48 yl sonunda... Drdnc nsha olarak..." Emniyet amiri cebinden bir sigara kararak yakt. Bir nefes ekip fledi. "Bamabas ncili sadece Hristiyan dnyasnda deil, tm dnyada tam bir efsane." Komiser Yiit kalp atlarn duyduunu fark etti. akr yeili gzleri falta gibi almt. Emniyet Amiri Mahmut Bey gstermemeye alsa da, sk sk avu ilerini siliyordu. "Marcellius, elindeki kitabn nemini abucak kavrad" dedi Kemal Bey. "Bamabas ncili'nin milattan sonra 325'e kadar skenderiye kiliselerinde kabul edildiini biliyordu. Ancak mehur znik Kons-l'nden sonra Bamabas ncili adeta sr oldu. 325 ylndan gnmze Bamabas ncili'yle ilgili sadece koca bir efsane kald. Bar-nabas ncili sanki yer yarlp iine girdi ve akbetini kimse renemedi. Ta ki..." "Evet ta ki?.." diye sordu Mahmut Bey heyecanla. "XV. yzyla kadar. XV. yzylda Bamabas ncili yeniden ortaya kt." "Sonra?" "Sonras kark. Hristiyanlar ortaada ortaya kan ncil'in her ne kadar sa'dan baz ilhamlar tadn kabul etseler de, genel olarak hibir zaman ciddiye almadlar. Sizin de iiniz ite burada balyor. Profesrn lm aydnlanabilirse, ncil'in akbetiyle ilgili bilgi edinmi olacaz." "Siz neden peine dmyorsunuz, konu sizi de ilgilendiriyor, deil mi?" dedi Komiser Yiit. "Biz yetkili makamlar nezrinde yapacamz yaptk, gerisi polisin ii. Kurumlarn kendilerini ilgilendiren durumlarda yetkilerini sonuna kadar kullanmas taraftaryz." "Kurumlarn yetkisiymi. Besbelli bizi bir yerlere ynlendirmek istiyorlar" diye dnd Komiser Yiit. Neler olduunu kavramaya alyordu: "Ama nereye? Byle durumlarda sizi ynlendirmek isteyenler size bir kap aar, siz de girersiniz, varacamz sonu varmanz istedikleri sonutan baka bir ey olmaz ou zaman." Kemal Bey'e dnd: "Siz, Rus Masas'ndan gelmiyor musunuz? Bu konunun sizinle 53 alakasn pek anlayamadm" dedi Komiser Yiit. Mahmut Bey aferin dercesine bakt Komiser Yiit'in gzlerine. Kemal Bey yardmcs Metin'le gz gze geldi. "Evet, biz Rus Masas'ndan geliyoruz. Yetkili makamlarn izni ve onayyla buradayz." Metin, gz ucuyla Kemal Bey'den msaade aldktan sonra devam etti. "Papaz Marcellius, Bamabas Incili'yle ilgili bilgileri Vatikan'dan saklad. nk Vatikan'n Bamabas ncili'ni tarihin tozlu sayfalarna hapsedeceini dnd." "Bunun Ruslarla ne ilgisi var?" diye atld Komiser Yiit srarla.

"Marcellius metni profesre vermek istedi. Ama kyller, ark kurnaz, metnin parasal deerini anlamakta gecikmediler. Ve tarihi Bamabas ncili iin para istediler." "Ne kadar?" "Bir kyl ne kadar dnebilirse" dedi Metin yukardan bakan bir edayla. "Altm milyar kadar. Ne var ki papazn bu kadar paras yoktu. Kyllerle birlikte stanbul'a gitti, Profesr Kemal Ylmaz'n Nianta'ndaki evine. Tanrm ne manzara. Profesr metni eline alr almaz alamaya balad. Olmaynca olmaz bazen, bilirsiniz. Profesr paray bulmak iin aratrmalara koyuldu. Ve tand i adamlarna gitmeye balad. Paray bulup tercme almalarn balatmak istiyordu. Tekilatmzn bu hadiseyi haber almas uzun srmedi elbette. Hasm servislerin de. Biz yapacamz yaptk, bundan sonras sizin iiniz, delillerden suluyu bulmak. Ama en azndan size yeterince yol gsterebildiimizi dnyorum" diyerek ayaa kalkt Kemal Bey, Komiser Yiit'e kartn uzatarak. Elini nce emniyet amirine uzatt, sonra Komiser Yiit'e. "Neler olmuyor ki u lkede" dedi emniyet amiri skntl bir ses tonuyla. "Bu arada, Bamabas ncili'yle ilgili daha detayl bilgi almak istiyorsanz gen bir yazar var, galiba Ayhan Sualp'ti ad. Bu ilere merakl biri, sanrm size yardmc olabilir." Komiser Yiit MT grevlilerinin ellerini skarak teekkr etti. Hep beraber ka doru yneldiler. Emniyet amiri de kapya kadar onlara elik etti. Emniyet amiri, Komiser Yiit'e gz ucuyla kalmasn iaret etti. "Sen dur, biraz konualm." "Emredersiniz" dedi Komiser Yiit bir asker ciddiyetiyle. 54 Mahmut Bey bu sefer makamna deil, Komiser Yiit'in oturduu koltuun karsndaki koltua oturdu. "Otur" dedi nazike. "Bu konu beni ok rahatsz etti Yiit, konunun siyasal boyutlar olduu anlalyor. ok dikkatli olmamz lazm, MT'in de, dierlerinin de gzleri bu soruturmada olacaktr. ok dikkatli ol, soruturma srecini kannla bile paylama. Profesrn tm telefon kaytlarn inceleyin." "Gerekli talimatlar verdim efendim." "Gzel. Mutlaka srlarn paylat birileri olmal. Byle durumlarda dman ok uzaklarda aramamak gerek." "Emredersiniz efendim" dedi Komiser Yiit ciddi bir ses tonuyla. "Bir de u gazeteciyle mutlaka gr. Bir eyler biliyor mu bak bakalm." 8. blm O bir gazeteci. Ad Ayhan Sualp. Babli'nin bildik gazetecilerine benzemiyor. Yalnz, yapayalnz bir adam. Dehetli yor, Bebek Balks'nda, denize kar oturmu, bir taraftan denizi seyrediyor, bir taraftan da sigara iiyor. Onu bu kadar derin dncelere daldran ey ne olabilir? Gzleri denizin engin maviliine kilitlenmi yalnz bir adam. Martlarn sesini dinliyor, zihninde belli belirsiz hatralar. Martlar... Ve vapur sesleri... Her ey alan Fransz mziinin ezgisine karyor. Martlar onu grmedii yerlere tayor. Martlar zledii yerlerden haber getiriyor, belki eski bir sevgiliden. Martlar hep ama hep denizi getiriyor. Orta boylu, yakkl saylabilecek gen bir adam... Onu bunca younlua sevk eden nedir? Nedir unutmak istedii? Hayat geip gidiyor. Gnn gn etmek varken, o garip, anlalmaz metinlerle urayor, bir de haber peinde kotururken. ocukluumuz, uurtma uurduumuz, sapanla ku ldrdmz gnler. Sahi o kular niye ldrdk? Bir ksmmz da onlar sokak aralannda yaktklan atete kzartp yerdi. Uurtma uurduumuz gnler geride mi kald imdi. Yllar niye bu kadar acmaszca ilerliyor? Bir yanllk sonucu girdii stanbul niversitesi letiim Fakltesi gazetecilik blmn bitirmi. Ya otuz iki.

Sessizlii alan telefonun sesi bozdu. "Evet." "Ayhan Bey?" "Benim, buyurun." "Adm Yiit Soylu." "Sizin iin ne yapabilirim?" "Cinayet masasndan." 56 "Ben kimseyi ldrmedim." "ok akacsnz. O yzden aramadm, sizinle baka bir konu hakknda konumak istiyorum. Bir niversite hocas ldrld dn, duymusunuzdur." "Duydum. Yazk oldu. Yeri doldurulamaz." "Tanyordunuz yani." "Evet, tanyordum." "Sizi ziyaret edebilir miyim?" diye sordu Yiit, mlayim bir edayla. "Balk sever misiniz?" "Evet." "O halde, Bebek Balks'na gelin. Bekliyorum." Komiser Yiit bir sre sonra balkdan ieri girdi. "Ayhan Bey?" "Evet, benim" dedi Ayhan Sualp. "Ltfen oturun" "Naslsnz?" "Martlarla konuacak kadar iyiyim" dedi Ayhan mstehzi bir ekilde srtarak. "Ya siz?" "Biz de ne olsun ite, koturmaca, bizim ileri bilirsiniz. Kova-lamacayla geip gidiyor hayatmz." "Profesrn lm ok dndrc ve zc ayn zamanda" dedi Ayhan, gzlerinde belli belirsiz bir korkuyla. "Neden?" "Aramice uzman bir profesr kim ldrmek ister ki?" "Kim?" diye sordu Komiser Yiit ani bir ekilde Ayhan'n verecei muhtemel tepkiye odaklanarak. "Bence Aramice bilmesinden rahatszlk duyacak birisi, ama Aramice bilmesi tek bana ne anlam ifade eder ki. Demek ki Aramice bir metin, ya da bunun gibi bir ey olmal, profesrn zd ya da zebilecei, bilmiyorum." "nanlmaz" dedi Komiser Yiit etkilenmi bir ekilde. "Dorusu, biz de ayn eyi dnyoruz; ama ltfen yazmayn olur mu, sizinle ok daha profesyonel bir iliki gelitirmek niyetindeyiz." "Ben gazeteciyim, kimseye, hibir kuruma angaje olmam mmkn deil" dedi Ayhan ciddi bir ses tonuyla. "yle bir ey deil" dedi Komiser Yiit. "Beni yanl anladnz, uzmanlnza bavurmak istiyoruz, o kadar." "Nasl yani?" diye sordu Ayhan saf bir grnt vermek istercesine. 57 "Profesrn bir metin zerinde alt konusundaki ngrnz doru, eer bize yardmc olabilirseniz, ok iyi bir kitap ya da haber konusu yakalam olursunuz." "Olabilir, ama bana bildiiniz her eyi anlatmalsnz" dedi Ayhan itenlikle. "Bylelikle ben de daha salkl dnebilirim." "Henz tam olarak teyit ettirebilmi deiliz, ama profesrn Barnabas ncili'ni tercme etmeye alt yolunda bilgiler aldk." "Barnabas ncili mi?" dedi Ayhan heyecann gizleyemeyerek. "iyi de o incil zaten tercme edilmemi miydi, yllar nce?" "Uzman sizsiniz" dedi Komiser Yiit alayc bir ses tonuyla. "Bu konuda size yardmc olamam" dedi Ayhan. "Kusura bakmayn." "Neden?" "nk bu konu beni ilgilendirmez. Dorusu bildiim bir konu da deil, hem sonra benim bu konuda yardmc olabileceimi kim syledi ki size?" "Hi kimse, sadece tahmin ettik" dedi Komiser Yiit.

"Bilgi olmadan tahmin olmaz, hakkmda ne biliyorsunuz?" dedi Ayhan, gzlerinde kvlcmlarla. "Bu kadar kzmanza gerek yok, Ayhan Bey. Arivde profesrle yaptnz bir rportaj okudum." "Sorgulanyor muyum?" diye sordu Ayhan. Beyaz teni heyecandan kpkrmz olmutu. "Tabii ki hayr, dorusu bu tepkinize anlam veremedim" dedi Komiser Yiit nazike. "Siz de onlardansnz" dedi Ayhan belirgin bir endieyle. "Ayhan Bey, neden bahsettiinizi anlamyorum" dedi Yiit. "Yalan sylyorsunuz" dedi Ayhan, kayg ve korkuyla kark bir yz ifadesiyle. "Hayr" dedi Komiser Yiit, Ayhan' sakinletirmeye alarak. "Ltfen Ayhan Bey, beni yanl anladnz." "Ltfen gidin imdi." "Biz her eyi gzellikle halletmek istiyoruz, bize yardmc olmanz sizin de hayrnza" dedi Komiser Yiit samimi bir ekilde. "Beni tehdit mi ediyorsunuz?" dedi Ayhan. Yiit fkeyle ayaa kalkt. Ellerini beline gtrerek, "Profesrn tm telefon kaytlan elimizde Ayhan Bey, listede mutlaka sizin isminiz de vardr" dedi. "Artk gidin ltfen" dedi Ayhan. Komiser Yiit masadan ayrld. Sipari bile verememiti. 58 Ayhan'n zihni allak bullakt. Akln kurcalayan dnceler sahile arpan dalgalar gibiydi. Yapt doru muydu? Martlar bir ey syler miydi? Bir taraftan hipnotize olmuasna denizin hrn maviliine bakyor, bir taraftan da tm vcudunu titreten bir korkuyla olup biteni anlamaya alyordu: Tanrm ne byk bir gzalt! Bunca skntya nasl direnebilir insan. Bir cinayetin kysnda, hatta tam ortasnda olup hibir ey yapamamak. Hayr, hayr tm bunlar tesadf olmal. Akl banda bir insan nasl karr byle bir ie, nasl? Kurtulmak istiyorum, alp bam gitmek istiyorum. Paris'e gidebilirim. Anjelika u an orada deil mi? Londra olabilir, bizim ngiliz Ahmet orada deil mi? Hayr ok pimpiriklidir o da, kesin anlar bir eyler olduunu. Gidip polise anlatsam m bildiklerimi? O zaman yaatrlar m beni! Ah aptal kafam, ne diye gittim oraya? "Her eyi teden beri abartrm zaten" diye mrldand: Ama bu nasl olabilir, profesrn Bamabas ncili'ni tercme ettiini kim bilebilirdi ki, Sava Aslan ve benden baka? Bazen ne kadar da aptal olabiliyorum. O da bu iin iinde, ama neresinde? nce o gzel kzlar geldi, ardndan Sava Aslan... Bu da onlarn bir oyunu olmal. Sava Aslan, o da emekli asker, stemenlikten ayrlmt galiba. Bir askerden ok bir ressam ya da airi andryordu ya... Hele evrenin ezoterik yorumunu yap yok mu, Tanrm katlanamyorum artk byle laflara. Bilgisayar programcsym, ben de bahvanm zaten! Ama neden ilgilensin ki byle bir ile ve kim adna? Aptal kafam, ne diye gittim o akam o toplantya?" 9. blm O akam oraya gitmesem tm bunlar bama gelir miydi bilmiyorum. Bu tr felsefi aforizmalar oldum olas rktmtr beni. Sahici bulmam bu tr sohbetleri. Ne kadar dnrseniz dnn, sonular hibir zaman deimez, herkes bilinaltna mahkmdur. Bilinalt ahmaktr, kendisine ne sylenirse onu yapmaktan bir trl kaamaz. Ama bilinalt, en olmadk zamanlarda imdadmza yetiir, ne zaman bir skntya dsek, daralsak sorunu zen yine o olur; zihnimizde bir ampul yanar, yanan bilin-altmzdr, teekkr etmeyi bile dnmeyiz ona. O akam profesrden bir telefon aldm. Deli dolu bir adamd, hayatm Aramiceye adam bir adam, dorusu sayg duyuyordum ona, ama bir taraftan da, iine ne

zaman yarayaca belli olmayan bir dil iin neden urar ki insan diye sormadan da edemiyordum. Onunla Gnostik nciller ile ilgili bir rportaj yapmtm. Hayatnn en byk hediyesini vermitim ona, gazetenin pazar ekinde byk puntolarn altnda kocaman resmini grnce ocuk gibi sevinmiti. Gazeteyi bulabilmek iin, pazar sabah saat alt buukta ayaklanm, ak bir gazete bayii bulabilmek iin ehrin altn stne getirmi. Yanna gittiimde minnetle sarld bana. ie dibi gzlkleri, top sakal ve dank kvrck salaryla biraz Einstein'a benziyordu, biraz da Oktay Sinanolu'na. Sonra baba oul gibi olduk, anlatt eyleri ou zaman anlamazdm. Ama heyecanla dinlemekten de kendimi alamazdm. Gazetenin birinde "ak cinayeti olabilir" haberini grnce anladm iin iinde bir i olduunu. Hi evlenmemi, hayatn mesleine adam bir adamd. O akam heyecanla telefon at. "Hemen grmeliyiz" dedi. Atladm gittim Ni-anta'ndaki evine. Grnce yine ocuka sarld bana. Kanepe60 nin zerindeki kitaplar kaldrp oturmam iin yer at. "Ge otur yle. Ho geldin. Otur." "Sa olun Hocam" dedim rahatlam bir ekilde. "Dn Papaz Marcellius arad." "Marcellius mu?" diye sordum merakl bir yz ifadesiyle. "Hakkari'deki papaz, deil mi?" "Evet o" dedi profesr sevinle. "Bahsetmitim sana daha nce." "Ne diye aram?" "Sana bahsettiim bir ncil vard, hatrlyor musun?" dedi profesr heyecanl bir ekilde. "Evet." "Sylediine gre, kyller geenlerde snmak iin girdikleri bir maarada bulmular onu." "Maarada m?" diye sordum aknlkla. "Evet" dedi profesr aceleyle. "yi de Hocam, piyasada zaten bir Bamabas ncili var" dedim profesrn heyecamn yattrmak istercesine. "Bu da onlardan biridir nihayetinde." "Anlamyorsun" dedi profesr kzgn bir yz ifadesiyle. "Marcellius bunu sylerken ok heyecanlyd, bunun kayp Bamabas ncili olduundan emin gibi konutu." "Bamabas ncili bulunmam myd Hocam, piyasada tercmeleri var zaten." Profesr kollarn gsnde kavuturarak, kendinden emin bir ekilde konutu: "Apokrif kelimesini duydun mu hi?" diye sordu. "Elbette, 'gizlenmesi gereken' demek deil mi, Yunancada?" "Doru. te 325 ylnda Konstantin'in toplad znik Kons-l'nde, apokrif saylan nciller arasnda Bamabas ncili de vard." "Evet. Bunu biliyorum. Baka nciller de vard. Ama benim bildiim, Bamabas ncil'i Mslmanlarm savunageldii bir malzeme olmaktan teye geemedi yzlerce yldr." "Bravo" diyerek alklad beni profesr. "Doru, nk piyasa-dakilerin tm, kanmca ortaa sonlarnn rndr." "Ortaa m? Bu Hristiyanlarn yllardr dillendirdii bir iddia zaten." "Evet, ama piyasadaki Bamabas ncili'nin sadece aslnn izlerini tayan bir kopya olma ihtimali ok yksek." "Kopya m?" diye atldm hemen. "te bunu kantlayabilirseniz, haber burada balar." "Evet. Kopya. Rodney Blackhirst adnda Avustralyal bir mes61 lektam var. Yllarca bu konu zerinde alt. O da piyasadaki Bamabas Incili'nin ortaa eseri olduunu sylyor, ama bir farkla." "Nedir o?" diye sordum merakla. "Ortaadan yzyllar nce, iki nemli Hristiyan kaynann Bamabas ncili'ni tasnif ettiini kantlyor. Biri IV. yzyla ait 'Decretum Gelasianum de libris

recipiendis et non recipiendis' ve dieri VII. yzyla ait 'altm kanonik kitabn listesi'. Ancak" dedi profesr somurtarak, "btn bu metinlerin, gnmzde Hristi-yan-Mslman tartmasna konu olan eldeki Bamabas incili ile herhangi bir ba olduuna dair hibir belirti, kant yok." "Mslmanlarn bir propaganda malzemesi olarak kullandklar Bamabas incili ortaada m yazld diyorsunuz?" diye sordum. Profesr kendinden emin bir ekilde cevap verdi: "Byk ihtimalle. Piyasadaki Bamabas Incili'nin birok blmnde metnin XIV. yzyl ile XVI. yzyl arasnda, ortaan sonlarnda yazlm olabileceini gsteren kantlar mevcut." "Emin misiniz?" diye sordum pheci bir yz ifadesiyle. "Elbette" dedi profesr, kafasn kayarak. nl teolog Chris-tine Schirrmacher'in bu konuyla ilgili son derece nemli bir almas var. Kitab burada. Ondan aktararak syleyeyim. Piyasadaki Bamabas incili, ancak IV. yzyln sonunda Latinceye evrilmi Vulgata'dan aktarmalar yapmaktadr ki, bu da eldeki metnin sa'nn yaad dneme ait olmadn gstermeye kafidir." Profesr elindeki kalemi masann zerine koyduktan sonra, "Kald ki sz konusu incil'de ortaan byk italyan airi Dan-te'nin lahi Komedyast'ndan, zellikle Dante'nin gkler, cehennem ve cennet konusundaki betimlemelerinden belirgin etkilenmeler gze arpyor." Profesr oturduu yerden kalkt. "Dahas, Bamabas Incili'nde Isa ve havarilerinin 'krk gn oru tuttuklar' yazyor. Paskalya ncesi krk gnlk oru dnemi isa'dan sonra IV. yzylda, sa'nn urad eziyetleri anmak iin balad." Profesrn szn kesmeden heyecanla dinliyordum. "Yazarmzn hatalar byk, mesela bir dinarlk altn sikkeden bahsetmektedir ki, bu para birimi yalnzca ksa bir sreliine ortaada ispanya'da kullanlmtr. Yani kopyac yazarmzn eserini spanya'da yazm olduu byk bir olaslktr. Bir de araplarn tahta flarda korunmasndan bahsediyor ki, Ortadou'da araplar iin o tarihlerde deri tulumlar kullanlrd. Yazarmz Eski 62 Ahit'te tarif edilmeyen cennetteki yasak meyvenin elma olduunu belirtmektedir, bu da yine ge dnem kilise tarihindeki bir geliimi hatrlatr bize. Ortaa eserinde Nasra, Celile Gl kysnda bir yer olarak geiyor. Ancak Nasra glden uzak bir tepe zerindedir. Ortaa eserine gre sa, Celile Gl'nden yukarya, Kafernahum'a tepelere doru giderek varr. Oysa Kafernahum Celile Gl'nn ky-sndadr. Ortaa eserinde sa'nn bir kaya binerek Kuds'e gittii yazldr. Oysa Kuds denizden uzaktr ve kaykla gidilmesi olanakszdr. Ortaa eserine gre Ninive Akdeniz kysndadr, oysa Ninive denizden ok uzakta, Dicle Nehri kysndadr." "Hristiyanlar bu yzden Barnabas ncili'nin ortaah bir Mslman tarafndan yazldn dnmemiler miydi?" diye sordum. "Evet ama bu doru olamaz" dedi profesr. "Neden?" diye sordum pheci bir ekilde. "Nedeni ok basit" dedi profesr. "Barnabas ncili'nde Hazreti Muhammed Mesih olarak tantlr ki, byle bir hatay bir Mslman'n yapm olmas dnlemez. Barnabas ncili'ndeki Mesih doktrini IV. ncil'deki Faraklit blmlerini temel alyor. Yazar IV. ncil'i iyi biliyor, ama nedense Hazreti Muhammed'in hadislerini hi bilmiyor. Ortaa yazarnn Kuran ile elitii ak." "Mesela?" diye sordum hemen. "Kuran'a gre sa Kuds'te doar, ortaa eserinde ise Beytle-hem'de. Kuran'a gre bir hurma aacnm altnda dnyaya gelir, ortaa eserinde ise bir handa. Kuran'a gre doum srasmda Meryem byk sanclar eker, ortaa yazarna gre sa'y sancsz bir ekilde dourur. Kuran gklerin yedi kat olduunu syler, ortaa eseri ise dokuz. Gklerin onuncu kat ise cennettir. Schirrmacher'in kitabnda bu elikiler detaylaryla var." Gergin bir ekilde elimi cebime atarak ayaa kalktm. "Peki ya kopya? Eer eldeki Barnabas ncili kopya ise, ortaa yazarnn en azndan kopya ekecei bir metin olmas gerekmez mi?"

Profesrn gzleri parlad. "te bu. Aferin. Anlyorsun. Biraz nce bahsettiim Avustralyal profesr arkadamn da tezi bu. ki referanstan ikincisi VII. yzylda ortaya kmt. Bu vakte kadar Barnabas ncili neredeyse bir daha hi duyulmamt. Bu, kopyac ortaa yazarmzn eline tarihi bir frsat verdi." "Yani?" "Yani byk bir ihtimalle ilk yllara ait bir Barnabas ncili ha63 beriyle karlamt ve belki de mucizevi bir ekilde bir nshasn da bulmutu." Sabrsz bir yz ifadesiyle, "Varsayalm bir nshasn buldu, peki nereden?" diye atldm hemen. "Kim bilir?" dedi profesr. nszde anlatldna gre, mrtet bir aratrmac Barnabas ncili'ni Papa V. Sixtus'un ktphanesinden almt." "Peki ama kim ya da kimler kopya bir ncil konusunda bylesine cesur, cretkr davranm olabilir ki? Tarihin belki de en byk komplosu ile kar karyayz o zaman?" Profesr serinkanl bir ekilde cevap verdi. "Tarih, elbette onu yazan komplonun byk statlarnn tarihidir ayn zamanda." "Sorumun yantn alamadm" diyerek araya girdim. Profesr istifini bozmadan cevap verdi. "Kaynak...Ylan Tapna'mn acmasz savalar. "Ylan Tapma m? yi ama onlar kim ve neden yapsnlar ki byle bir eyi?" diye sordum, yzmde belirgin bir aknlk haliyle. "Tarih boyunca sa'dan hi hazzetmediler. nk onun varl ezeli dman eytann lm demektir. Bu yzden sa'y tarihten ve insanln hafzasndan bir daha hi geri dnmemecesine silmek iin, zamanlar st bir mcadele verilmitir ve bunu anlayabilmek iin kukusuz bilgelik gerekir. eytan byk bir hayaldir; bir hayal, ama dnce hznda hayaller tam bir gerekliktir. " "Biraz yava Profesr, kafam karyor" diyerek araya girdim. "Lusifer'i n kayna olarak grdler, gerek bilgeliin babasyd o ve bu yzden ' getiren' dediler ona. Tarih her ne kadar onu tm ktlklerin anas olarak grm olsa da, onlar onu bilgeliin devrimci kahraman olarak grdler onu. Da Vinci sanatn icra ederken, aslnda bysel bir ayini gerekletiriyordu, tpk Charles Baudelaire gibi." Profesr heyecanl bir ses tonuyla ekledi: "Rahmani gler ile eytani gler arasndaki mcadele tek bir andr; anlalmas ok zordur ama tm zamanlar kapsar. Gemi ve gelecek aslnda tek bir andr. Mevln ve Halid-i Badadi bu byk srrn ermilerindendi. Belki de Hzr'n amansz takipisi, akirdiydi." Israrl sorularm srdryordum. "Musa ile Hzr'n yolculuklarn duymu muydunuz? Anlattklarnz bana bu yolculuu anmsatt." "Elbette. Anlat bakalm" dedi profesr babacan bir tavrla. 64 "Musa bir gn gen arkadayla birlikte, kendisine Allah tarafndan 'gizli ilim' verilen Hzr'la bulumak zere yola km. Buluma yeri iki denizin birletii yermi. Yanlarna azk olarak aldklar tuzlu baln canlanp denize atlamas buluma yerini belirleyen bir iaret olacakm. Sahilde rastladklar bir kayann yanndaki pnann suyu tuzlu bala temas edince balk canlanm ve denize atlam. Gen arkadann elinde gerekleen bu olaanst olay daha sonra renen Musa geri dnm ve hayat pnarnn banda Hzr'la buluarak, ibretli olaylarn geecei yolculua kmlar. Hzr gelecekte olmu olan olaylar bir bir deitirmi. Buluma yeri aslnda hayat pnarnn olduu yermi; Hzr'la buluacaklar kayann dibinde bir kaynak varm ki, buna hayat kayna denirmi. Bu suyun temas edip de diriltmedii hibir ey yokmu. te bala bu sudan sram." Profesr huu iinde konutu.

"Torbann iinde bir balk ta. Onu kaybettiin yerde Hzr' bulursun... ite Hzr bu byk savan nem aktrlerinden saylr. Dmanlarnn da benzer yetenekleri olduunu elbette yok saymamak gerek." "ok ilgin" dedim, soluksuz profesr dinliyordum. "Tarihin bilebildii en eski ve gizli rgt 'Ylan -ya da ejder-Kardelii' idi ve ksaca 'Gizemler' olarak bilinirdi. Ylan ve ejder, zeky temsil eden sembollerdir. eytana tapanlar tarafndan zeknn babas olarak tanmlanan, dier ad Ik Tayan olan 'Lusi-fer'dir. Tapnmalarnn odanda, antik insanlarn yeryzne indiine inandklar parlak bir yldzn ad olan Osiris vard. Lusifer'in kelime anlam ' getiren' ya da 'sabah yldz'dr. Osiris gkyznden ayrldktan sonra, antik insanlar Osiris'in sembol olarak Gne'i grdler. Yaayan en byk dehalarn ou, bir ksm ok zalimce olan gizli ve tehlikeli ayinlerle Gizemler Cemiyeti'ne kabul edildiler. Tarih, binlerce yldr Ylan tapnaklarnn farkl adlarla ortaya ktn kaydeder. Antik Yunan'da Cabiriler olarak bilindiler." "Amalan ne peki?" diye sordum, gergin bir yz ifadesiyle. Profesr derin bir nefes aldktan sonra devam etti: "Uzun hikye. Hz. sa ile hesaplamak istiyorlar. Bunu aslnda Mesih-Deccal savann bir yansmas olarak da grebiliriz. Sava oktan balad. Her iki taraf da bu sava nefeslerini tutarak bekliyor. Nitelikli sava bilgi savadr. Amalan sa'nn aslnda hi yaamadn, hayatnm da aslnda PaganTann Osiris-Diony-sus'tan alnt olduunu kantlayabilmektir. Kim o? O eski ylan. 65 Tarih, on binlerce yldr Ylan Tann'nn binlerce farkl adla insanlar kleletirdiini gsteriyor bize. Peygamberlerin en nemli amalarndan biri, insanlar bu klelikten kurtarmakt aslnda. Tarihin bilinen en karanlk savalar bu gizli ylan kltlerinin kleleri oldular. Mesela Hitler... Onun zihinsel arka plann oluturan Thule rgtn kuranlar yine onlard. Yine Byk iskender... iskender'in babas Semadirek'te domutu. Annesi olunun Dionysus'tan olduunu dnd tm hayat boyunca, haksz da saylmazd. Hepsi bu Ylan Tapna'nn kleleriydi. Baz almalarnda Profesr Jung'un Mesih figrn paganlatrmaya kalktn anmsyorum mesela..." "Neden? Masum bir aba m bu?" diye sordum heyecanl bir ses tonuyla. Profesr elini enesine gtrerek, "Hm. ilgin" dedi. "Dorusu, ylan armha gerilmi olarak betimleyen pek ok Gnostik ve simyevi metin de var. Peki sonra tbbn bir ylanla sembolize edilmesine ne demeli, sanki ifay veren ylanm gibi?" "Haklsnz" dedim. "Jung'a gre Mesih figr o kadar parlaktr ki, bir refleks gerektirir" dedi profesr. "O refleks de eytandr, insan ruhunun bu gerilime ihtiyac vardr; rakibe ihtiyac vardr yani. Jung'un demek istedii bu belki de." '"Kkleri cehenneme kadar inmiyorsa, hibir aa cennete kadar uzanamaz' sznde olduu gibi mi?" dedim. "ilgin" dedi profesr, gzlerini falta gibi aarak. "Belki de Jung'un sylemek istedii buydu, ama bu abas pek masum bir aba m, bilmiyorum. Mesih bizzat eytann boyutuna inmedike doal olarak geliemezdi demek istiyor. Ve ekliyor, nk biri de dieri kadar gerek olmadka, 'alak' olmadan 'yksek'ten, ya da 'sol' olmadan 'sa'dan, 'kt' olmadan 'iyi'den nasl sz edebilirsiniz?" "Cabirilerden bahsettiniz, onlar kim?" diye sordum merakl bir ekilde. Profesr masann zerinde duran srahiden bir bardak su ald. "ocukluumun en gzel gnleri Bozcaada'da geti. Bozcaada'dan kuzeye, Gkeada ynne bak, Semadirek Adas'nm nl Fengari Tepesi'ni grrsn. Orada ok ama ok eski bir tapnak vardr. imdilerde duyduum doruysa eer, zeytinliklerinin bir ksm da yanm. Her tarafta glibriim aalan vardr bol bol, srt srta. Ve ortanca ieklerini grrsn, her yerde. Kocaman,

66 insan ba byklnde rengrenk ieklerdir bunlar. Semadi-rek... Eskiler Samotraki derlerdi ona. te orada, yukarda, imdi bir harabeyi andran bir tapnak vardr. Semadirek'teki arkaik tapnak sonralar Yunan tarznda yeniden ina edildi." "Bu ne anlama geliyor?" diye sordum sabrsz bir yz ifadesiyle. "Tapman on iki rahibi yln belli zamanlarnda bir araya gelip, kozmik kader planna mdahale etmek iin orada toplanrlar. Ellerinde ifreler olan, karanlk dnyann karanlk prensleri... Semadirek Adas eski zamanlarn en kutsal adayd; tanrlarn en gizemli ve acmasz olan ve hatta adn kmseyerek telaffuz etmenin bile yasak olduu Cabiri inanc adna kutsanmt. Buras ayn zamanda Byk skender'in babasnn doduu yerdir. Byk skender'in annesi de onlardand." Profesr heyecanl bir ekilde ktphaneye yneldi ve eline bir kitap alp devam etti. "Bu elimde grdn ok eski bir kitap. John Bathurst Deane tarafndan yazlm, 1833 ylnda. Bak ne diyor, iki yz otuz drdnc sayfasnda: 'Cabiri sznn muktedirler anlamna geldii sylenir ve aslnda oul yapda bir addr ve tekil hali de Cabir'dir. Bu Cabir muhtemelen bileenleri Ca-ab-ir olabilecek bileik bir szcktr. Eer byleyse, yorumlamak kolaydr, nk Caab-ir bir anda Ca ya da Cha, domus; Ab ya da Aub, Pythonis; r ya da Ur, Lucis vel Solis biiminde znr. Dolaysyla da Cabir'in anlam gne ylannn tapna olup, Cabiri de ya bu tr tapnaklarn ounu ya da iki ilah Aub ile Gne'e adanm tek bir tapma iaret eden ayn zellikleri tayacaktr.' Bu inantaki dier bir tapnak da ngiltere'nin Wiltshire kasabasndadr" diyerek devam etti profesr. "Ad ak olarak 'Abiri' ya da oul yapda ifade edilen 'Ab-ir' olan 'Abury' tapnadr; tek fark ise bu yerin adndaki 'tapnak' belirleyen 'ca' ifadesinin dp, sadece mabudiyetin adlarnn kalm olmasdr; Abir, quasi, 'SERPENS SOLS', yani 'Gne Ylan'. Bu tapnak bir ylan biiminde yaplmtr." Profesr kitab masann zerine koydu ve devam etti. te bu gizemli adann burnumuzun dibinde olduunu bugn kim biliyor? Bir ey daha, bugn Roma mparatoru Konstantin'in de aslnda Cabiri geleneinden geldiini kim biliyor?" "Ya Pavlos? Onun hi mi suu yok?" diye sordum heyecanla. "Pavlos" dedi profesr baklarn gzlerime sabitleyerek. "yi sfatn bile zerine almayan sa'nn Tann'nn znde olduunu, her eyin onda yaratldn, her eyden nce onun var olduunu 67 yazarak Tannlatrlmasnda nc rol stlendi." "Peki Kuds cemaatinin bir tepkisi olmad m buna?" dedim merakl baklarla profesr szerek. "Olmaz m?" dedi profesr glmseyerek ve hayatn srrn aklyormuasna ciddiyetle devam etti. "Cemaat Pavlos'a sert tepki gsterdi. Pavlos havarilerle kavga etti ve onlardan ayrld. Kilise'deki ihtilaf sanld gibi Mecdelli Meryem ile Petrus arasnda deildi. Asl kavga Hazreti sa'nn ardndan vekil olarak brakt havarileri Petrus, Barnabas ile Pavlos arasndayd, ki Pavlos kendisine ve yazdklarna tavr aldklar iin bu havarilere 'ikiyzl, korkak' diye hakaretler savurmutu." "Barnabas ile Pavlos arasnda bir mcadele vard o halde?" diyerek araya girdim. "Evet" dedi profesr. "Pavlos, Yakub'a rapor vermek iin Kuds'e geri dndnde, Petrus ile Barnabas Kuds'te onu karlamad ve onunla grmediler. Yakub Pavlos ile ilgili gelimelerden haberdard ve Pavlos'tan tapmaa gidip eriat ibadetini yapmasn istedi." "Neden?" "Bir tr iman tazelemesi iin" dedi profesr ellerini ovuturarak. "Baka ans yoktu ve dosdoru tapnaa gitti. Bu srada bir grup, Pavlos'un yaptklarn ve sylediklerini insanlara anlatt ve elbette halk galeyana geldi.

Pavlos linten son anda kurtuldu. Pavlos Roma'ya snd ve orada uzun yllar boyu zorunlu iskana tabi tutuldu." "Ya sonra?" diye sordum merakla. "Akbeti hakknda kesin bilgi yok" dedi profesr. "Ama muhtemelen orada 61 ylnda ld rivayet edilir. Bu ortamda, Pavlos'un kurduu kiliselerdeki Pagan dnmeler Roma vatanda olma ayncalyla rahat hareket edebiliyorlard ve Grekeyi de iyi bildiklerinden avantajlydlar. Yahudi olmayanlarn youn olduu bu yerlerde elbette Pavlos'un Isa ve incil retisi kabul grd." Profesr yzne yerleen hznle devam etti. "Unutma ki Konstantin, Ylan Tapna'nn Roma'daki barahi-biydi." Profesr yanma yaklat, ban hafife ne eerek fsldar gibi, gzlerinde tarifi imknsz bir korkuyla sessizce konumaya balad. Pr dikkat profesrn anlattklarna kulak verdim. "Yeryznn on iki enerji merkezi vardr, bunlar kaplardr, gei kaplan ve bu kaplardan baka lemlere geiler olur. Kap68 lardan biri stanbul'dadr ve muhafzlar da elbette. On iki says her zaman nemlidir. Anlaman gereken, hakikate ulama savann zamanlar st olduudur. Gelecek ngrlebilir ve birileri tarafndan deitirilmek ya da kontrol altna alnmak da istenebilir. Mcadele, devletlerin politikalarm da, snrlarn da aar. Dnyann baz liderleri, politik nedenlerle atyor gzkseler de, farknda olmadan aslnda ayn amaca hizmet ederler. Bulunan Bar-nabas ncili gerekten Aramice yazlmsa, elbette Hazreti sa ile ilgili sr perdesini aralayabilir. armha gerilip gerilmedii ya da ge ykselip ykselmedii gibi. Bilimsellii kantlanrsa, sadece Mslmanlar ve Hristiyanlar arasndaki ihtilaflar deil, Yahudiler ve Hristiyanlar arasndaki ihtilaflar da ortadan kaldrabilir. zellikle de sa'nn Tanr'nn olu olmad konusuyla ilgili." Gk grlemeleri ehri titretirken, lacivert gkyz yamurunu olanca kzgnlyla boaltyordu. "Bir tkrt duydun mu?" diye sordu profesr, yz korkudan bembeyaz kesilmiti. "Pencerenin nnden geen karalty sen de grdn m?" Elini hemen belime attm. Profesr silahn kabzasn grnce, "Silah m tayorsun?" diye sordu garip bir aknlkla. "Son zamanlarda baz tehditler alyordum da." "O karalty sen de grdn m? Pencerenin nnden geti imdi." "Ltfen sakin olun Profesr" dedim korkumu belli etmek istemeyerek. "Grdm, sradan bir ey de olabilir. Beni de korkutuyorsunuz." "Sesi duydun mu Ayhan, kap gcrtsna benzeyen rktc sesi." te tam o anda klar snd. Karanlk. Elini cebime atp akmam kardm. "Buradan kmamz lazm" dedim sessizce. "yi ama nereye?" "Artk burada kalamazsnz, buras gvenli deil." Profesr notlarn siyah antasnn iine alelacele yerletirdi. "Bildiim bir yer var, gvenli" dedim. Aklma Sava Aslan'dan bakas gelmedi. 10. blm Yine alan telefonun sesiyle uyandm. Arayan elbette Melih G-ler'di. Yine ayn rktc ryalar, ama altm artk. Bakalarmn kbusu olan benim imdi. Kkken annemin rettii dualarn yerini oktan by metinleri ald. nsan nasl bu kadar deiir? Oluyor ite. Yeniden domu bir bebek gibiyim imdi. nceden ne rendiysem hepsi bo ve koca bir uydurmacadan ibaret. Tm eski kitaplarm yaktm. Benliimde bakaca bir gereklik yok. Ruhumun karanlk, ilkel ve gizemli taraflarn kefettim. Topran ve kann gizemli doasna ulatm. Set, Pan, Bakkhus ve Di-onysus yolundaym artk.

Ruhun evrimi iin ihtiya duyduu ezeli malzemeleri rendim. Gizemli toprak, gbre ve karanlk; bir yarat ilaha dntrebilecek ilkel, bilinsiz malzemeler. Tm kardelerim gibi, her eyin lp zld ve ilk elementlere kart topraa girdim, bilincimin eperlerini attm. Pagan dnyann birbirine grnmez balarla bal neferlerinden biriyim artk. Bir ayam aydnlktaysa, dieri bsbtn karanlkta. Karanlk. Karanl seviyorum. stadmz Melih Gler'den ok ey rendim. "imiz gelecek, gelecei ynetmek" derdi her zaman ustalkla. "Bunun iin evrenin gizil glerini kullanyoruz, binlerce yldr kullanlan eskilerin kadim bilgisini. Rekabet elbette ok byk." nsanlarn dua etmesine artk anlam veremiyorum. Ne kadar bo bir aba, ne kadar tekdze. Bir de namaz klmalar yok mu, her gn be vakit, buna hi katlanamyorum. O akam, Melih Bey'den aldm telefon zerine amlca'daki evine gittim. 70 ieri girdim. Uak byk salona kadar bana elik etti. Melih Bey beni grnce, gzlklerini karp sehpann zerine koydu ve ayaa kalkarak bana doru yneldi. El sktktan sonra hemen yanndaki deri koltua oturdum. "Yeni kitabma gz atyordum ben de" diye girdi sze. "Diony-sus'a adanm bir kitap." Gzlerinde byleyici, insan hipnotize eden manyetik bir hal vard. "mrm, zaman zaman en gzel cinsel etkinlii, zaman zaman da en alaltc, en vahi bir cinayeti esinleyebilen Dionysus'u anlamakla geti. Yce Dionysus'un annesi, bir ay ilahesiydi ve lmlyd, sa'nm yaamna ne kadar da benziyor, babas ise bir lmsz, Yunan ilahlarnn lideri Zeus'tu." Gzleriyle beni szdkten sonra, davudi bir ses tonuyla konutu: "Muzaffer bir yeniden doula yerin derinliklerinden yeryzne ykselecek yce ylan odur." Sanki benim gremediim bir varla konuuyormu gibi huu iinde devam etti. "O varoluun ilk maddesidir. Sonsuza dek, derinlerde ve doruklarda mcadele eden ve bu nedenle de her zaman hem aada, hem de yukarda bulunan yce tanrlarn ruhu. Mahzen, maara, kurgan, kuyu ve kiva. Ne gzel kelimeler... Kiva nedir biliyor musun evlat?" diye sordu sonra Melih Gler. "Meksika'daki Pueblo erkeklerinin tren ya da toplantlarda kullandklar yeralt odas" dedim rkek bir ses tonuyla. "Evet" dedi. "nsan ruhu bir maaraya benzetilebilir." "Ruhumuzun karanlk doas olmakszn bizler kksz, ig-dsz kalrz ve varlmzn teki yarsna tamamen sar oluruz. Artk karanl kucaklama, derinliklerimize dalma ve gerek doamzda uyuyan gizli sarmal ihtiam uyandrma vaktidir." Melih Gler ellerini havaya kaldrarak kendi etrafnda dnmeye balad. "Onlar sen de duyuyor musun, kanat seslerini? Onlar nbetilerdir. Dm melekler... Neflimler... Dnyaya indiler ve insanlara sanat, elilerini, bilimi, byy rettiler." "Hayr" dedim rkek bir ses tonuyla. "Sana Essenileri anlatm mydm?" "Hayr efendim." "ok ok zaman nce" dedi Melih Gler, "Azazel'in liderliindeki nbetiler Tanr'nn hkmranlna meydan okudular ve buluma yeri olan Hormon Da'na geldiler." Melih Gler durdu. Birka saniye hibir ey sylemeden yle71 ce durdu. Gzleri kapalyd. Sonra sessizce anlamadm bir dilde bir eyler mnldanmaya devam etti. Bir sre sonra gzlerini at ve konumaya devam etti. "Orada insanlara gzel sanatlar ve eitli beceriler rettiler. te o zaman gizli semavi srlar arasnda ila ve ifann gizemleri olan 'bitki ilimi' de vard. branicedeki 'rafa'; yani 'tedavi etmek' fiilinin kk buradan gelir.

Refaim'e atfedilen zel yetenekler, zellikle de bitkicilik ve byclkle ilgili bilgileri, Esseniler aldlar. Kendilerinin benzer biimde bu gizemleri tadklarna ve o stn rkn nesli olduklarna inanmlard. te bu bilgiler de Es-senilerce korundu yzyllar boyu." "Evet efendim" dedim gzlerimi Melih Gler'den ayrmadan. Melih Gler ayaa kalkarak masann zerinden bir dosya ald ve bana uzatt. "imdi senden bir ey yapman istiyorum" dedi. "Bu dosya konseyden geldi." Dosyay elime aldm. Ad Ayhan Sualp olan bir gazeteciyle ilgili bir istihbarat dosyasyd. "Bu ocuu istiyorum, Sava. Btn bilgisayar kaytlarn, elektronik postalarn, yazmalarn, telefon, banka kaytlar, ne varsa. Att her admdan haberiniz olmal. Aklar, zaaflar, takntlar var m? Bunu sen yapacaksn. Baarabilir misin?" Tam cevap vermeye hazrlanrken, "Baaracaksn" dedi Melih Gler. Birka saniye sren derin sessizlikten sonra, "Anjelika'y kullan. Ona kimse dayanamaz" dedi. Malikneden karken, Melih Bey beni kapya kadar uurlad. Dar ktmda gzlerime bakt. "Ortaya kmasn istemediimiz bir kitab ortaya karacak, bunu kontrol etmemiz gerekiyor. Unutma, gelecei ngrmek, onu yeniden yaratmaktr." "Emredersiniz" diyerek yanndan ayrldm. rgtte ykselmitim, emrimde onlarca insan vard, her meslekten ve her statden. ou birbirini tanmazd. Takm lideri olmutum. Dorudan Melih Gler'e bal alyordum. Her birinin altnda onlarca kii ve onlarn da kendi takmlar. Piramidin en tepesine kmaya daha ok vard; ama artk pek de aalarda saylmazdm. hsan Albay'a dorusu kran borluydum. Ertesi gn Anjelika'y arayp dosyay gsterdim. "Tanyorum bu ocuu, kolay lokma deil" dedi Anjelika. 72 "Ben de tanyorum da, herkesin bir zaaf vardr, Melih Bey seni gndermemi nerdi" dedim. "Nereye?" dedi Anjelika rkek bir sesle. "Ayhan Sualp'e. Yaknda bir imza gn var. Bu pazar, Taksim'de. imza gnne gidip scak ilgi gstermeni istiyorum. Bir sonraki grme iin zemin olutur. Senin cazibene kim dayanabilir M..." "Bu pazar, yle mi?" "Evet, gitmeden nce mutlaka kitabn oku." "Ne hakknda yazyor?" diye sordu Anjelika. "Dur bakaym. En son yazd kitabnn ad... Hristiyan badetlerinin Kkenleri. Sryani kkenli olman ilgisini ekecektir." Anjelika'nn gzlerinde bir isteksizlik belirdi. Bir eylerden ekiniyordu. Artk gerek bir hayatnn olmadn dnyordu. nsanlar onun iin sadece bir "i" miydi? Ruhunun aydnlk taraflar yok muydu? Tm bu toplantlar, gizemli riteller, insanlarn en gizli srlarm renme abalar, insanm ruhunda sadece ac bir tortu brakyor olmal. Mavi gzlerinde hl o harikulade ocuksu sevecenlik. Cemiyet yelii aileden geliyor, sosyetenin en bildik ailesinden. "Bilmiyorum Sava" dedi Anjelika tarifi imknsz bir mitsizlikle. "Artk skldm bu ilerden, tm bunlar ok sama ve acmasz geliyor bazen." "Samalama!" dedim kzgn bir ses tonuyla. Anjelika'nn gzleri buulanmt. "Tamam" dedi "ama bu son olsun." Anjelika o pazar Ayhan Sualp'in imza gnne gitti. Her ey tam da planladmz gibi geliiyordu. Ayhan, Anjelika ile ikinci bir grmeyi kabul etmiti. O grmede ben de olacaktm. La Boheme adl yeniyetme sosyetiklerin gittii restoranda bulutuk, Ayhan benden ok etkilendi. ok zeki, sezgileri gl bir ocuktu. Yetenekliydi. Artk onun yakn dostu saylrm, hemen her eyinden haberim oluyor. Att her admdan rgtn haberi oluyor. Bizi fark etmesine asla izin vermemeliyiz. nanlar bizi kabul etmesine engel.

Melih Bey, son zamanlarda Ayhan Sualp'i daha fazla soruyor. Belli ki beklenen son yaklayor. Bir sre nce Aramice uzman bir profesrle tant. ok sk bir araya geliyorlar. Bahsettiine gre dhiymi. rgt sannm bu konuyla ilgileniyor. Zaman daralyor. Yamurlu bir aramba gecesi beni arad. 11. blm "Hangi mezhep Barnabas figrnn otoritesini aram olabilir ve neden? Soru budur" dedi profesr. "Beni duyuyor musun, sana sylyorum, hu." "Kemerinizi takn, Hocam" dedi Ayhan. Ayhan, elleri direksiyona kilitlenmi, gecenin karanln ve bardaktan boanrcasna yaan yamuru delerek yolunu bulmaya alyordu. "Hangi tartma" diyorum sana, 'Barnabas'a gre ncil' adn ortaya atm olabilir? Duyuyor musun, sana sylyorum, alooo-ooo." "Hocam yeter artk ltfen" dedi Ayhan sesini belirgin bir ekilde ykselterek. "Kusura bakma" dedi profesr zgn bir sesle. "Yani Hocam, siz Barnabas ncili ile ilgili beni hi ilgilendirmeyen sorular bir bir sralarken, ben hayatmda hi bu kadar kork-madmdan ve bu lgn yamur ve gk grlemeleri altnda, stelik bam fena halde arrken ve karnm ackmken, son srat srerken arabam... Sorulacak soru mu yani? Nereye mi gidiyoruz? Ne bileyim ite, gidiyoruz bir yerlere. Uzaklara. Uuan glgelerin ve kap gcrtlarnn beni korkutmad sakin bir yere." "Sakinle biraz" dedi profesr "hl vaktimiz var." "Ne iin vaktimiz var, Hocam, anlamadm." "ncil'in parasn vermek iin." "ncil'in paras m, ne paras Hocam?" "Bir de karbon testi iin." "Hocam ne paras, ne karbon testi Allah akna? Hem karbon testinin de bilimsellii tartlr Hocam?" diye kt Ayhan, sesinde belirgin bir fkeyle. 74 "Tartlr m? Samalama" dedi profesr sesini ykselterek. 'Karbon testi" dedi profesr, "Kesinlikle bilimseldir. C14 metodu olarak da bilinir. Arkeolojide en ok kullanlan ya saptama yntemi hl budur. 50 000 yl ncesine kadar yaklak 150 yl yanlma payyla en doru sonular verir. Mant ise ok basittir: Doadaki organik maddeler her yl belli oranda radyasyona maruz kalr. te bundan yola klarak yaplan yalandrma ynetimine karbon testi ya da C14 metodu denir. Ancak sadece organik maddeler iin kullanlabilir. Yani tahtadan eyalar, kemikten eyalar ya da cesetler gibi. nk canl varlklarn bnyelerinde bulunan tek radyoaktif madde karbon 14'tr." "Ben bu ite yokum Hocam" dedi Ayhan gergin bir ekilde. 'Kusura bakmayn.' "ncil'i tercme edebilmem iin altm milyar lazm, bulabilir miyiz? Kyller yarn burada olacak." "Hocam kime verilecek bu para?" "Kyllere, ncil'i onlar getirdi. Ondan sonra karbon testi ve tercmeye gelecek sra." Ayhan o gece saatlerce srd arabasn, ne profesr ne de Ayhan bir ey syledi. Bir benzin istasyonunda durduklarnda saat gece yars e geliyordu. Birlikte arabadan indiler. "Neredeyiz?" "Tuzla'dayz" dedi Ayhan. "zleniyor muyuz?" "Ben bir ey fark etmedim. Bu yaknlarda bir arkadam var, ad Sava Aslan, bilgisayar iinde, para sorunu yok, bize yardmc olabilir diye dndm." "Gvenebilir miyiz?" "Bir yanln grmedim. Baka bir fikriniz varsa ltfen syleyin." Ayhan, Sava Aslan' aradnda Sava uyumuyordu, sanki Ayhan'n aramasn bekliyormu gibiydi.

"Aabey, benim, Ayhan. Kusura bakma bu saatte aradm iin." "Samalama Ayhan, beni aramayacaksn da kimi arayacaksn? Bir sorun mu var?" dedi Sava gven veren bir edayla. "Vakit ok ge oldu, biliyorum. Yanmda ok deerli bir hocamz var, yaztbilimci, bahsetmitim sana, gelebilir miyiz?" "Elbette gelebilirsiniz" dedi Sava Aslan avn bekleyen bir avc gibi. Ku kafese giriyordu ite. 75 O gece Sava Aslan'n Tuzla'daki evine gittiler. Sava Aslan onlar dosta karlad. "A msnz, ya da iecek bir eyler ister misiniz?" dedi Sava samimi bir ekilde. "Bu kadar skntnn zerine ancak su iilir" dedi profesr, yznde belirgin bir tebessmle. "Ayhan sizden ok bahsetti. Bu dnemde Aramice uzmanna pek rastlanmyor." "lgili misiniz bu konulara?" diye sordu profesr. "Biraz. Babam mzisyendi. Annem edebiyat retmeni, ocukluum felsefe sohbetleri dinlemekle geti. O yzden dinler tarihine ainalm var biraz." "Ne gzel" dedi profesr. "Sizin gibi genlere pek rastlanmyor son zamanlarda." Sava Aslan profesre bir bardak su uzatt. "Eksik olmayn" dedi profesr nazike. "Ayhan antik metinler zerine altnz sylemiti." "Evet, dorusu daha ok Aramice ve Gnostik nciller zerine uzmanlm." "Ne kadar enteresan bir uzmanlk alan, zevkli olmal. Son zamanlarda Gnostik ncil'lerle ilgili hikyeler ok yaygnlat. Ama ben daha ok sa'nn armha gerilip gerilmedii hikayesiyle ilgileniyorum" dedi Sava Aslan. Profesr antasndan bir kitap kard. "Msaade ederseniz" dedi nazike, "size bir kitaptan bir pasaj okumak isterim." Sava, profesre hafife glmseyerek, "Hayhay" dedi. "El Kayravani, Mesih Gerekten armha Gerildi mi? adl kitabnda bu konuda yle yazar: 'Hristiyanl kabul etmi olan Thebes rahiplerinin soyundan bir mezhep 185 ylnda Tanr Mesih'in armha gerilmesini yasaklar, o rahata gklere ykseltilmitir diye iddia etmilerdir. 370 ylnda da bir Gnostik mezhep Mesih'in armha gerilmediini, ancak onu armha geren seyircilere byle grndn dnerek armha gerilmeyi reddetmilerdir. Yeniden 520 ylnda, Suriye Piskoposu Severus, kat skenderiye'de, sa Mesih'in armha gerilmediini; ancak onu armha geren insanlara byle grndn reten bir filozof grubuna rastlamtr... Yaklak 610 yllarnda da Kbrs valisinin olu Piskopos John, Mesih'in armha gerilmediini, fakat yalnzca onu armha gerenlere yle grndn ilan etmeye balamtr.' O halde Ayhan Bey evladm, gerek Barnabas ncili, sa'nn 76 armha gerilip gerilmedii ve bylelikle de lp lmedii konusunda dmleniyor olmal." "Bu mezheple ilgili baka bilgi var m?" diye sordu Sava Aslan. "Elbette" dedi profesr belirgin bir rahatlkla. "Bunlar Dosetikler'di." "Dosetikler mi?" dedi Sava Aslan artan bir ilgiyle. "Daha nce hi duymamtm." "Evet" dedi profesr. "Ancak Katolik Kilisesi'nin mutlak egemenliinin kurulduu IV. yzyldan itibaren, 'sapkn' saylan dier akmlar gibi Dosetikler de aamal biimde yok oldular." "Peki, Kuran bu konuda ne diyor?" diye sordu Sava Aslan. Profesr hemen cebinden kard kk mealden defalarca okunduu belli sayfalar pe pee amaya balad. Davudi bir ses tonuyla ve kendinden gemiesine Nisa suresinin 157. ayetini okudu:

"Oysa onu ldrmediler ve asmadlar; fakat (bu i) kendilerine, benzer gsterildi..." Ve hemen l-i mran suresinin 49. ayetine geti: "Ben size Rabbimizden bir mucize getirdim: ben amurdan ku eklinde bir ey yaratr, ona flerim, Allah'n izniyle hemen ku oluverir; kr ve alacaly iyiletiririm; Allah'n izniyle lleri diriltirim; evlerinizde ne yeyip, ne biriktirdiinizi size haber veririm. Eer inanc iseniz elbette bunda sizm iin bir ibret vardr." Profesrn dini metinlere hkimiyeti ikisini de artmt. Profesr, Maide suresinin 110. ayetini okumaya balad: "Allah demi ki: 'Ey Meryem olu sa, sana ve annene olan nimetimi hatrla, hani seni Ruhu'l Kuds ile desteklemitim; beikte ve yetikin iken insanlarla konuuyordun; sana Kitab, hikmeti, Tevrat' ve ncil'i rettim. Benim iznimle amurdan ku eklinde bir ey yaratyor, iine flyordun, benim iznimle ku oluyordu; anadan doma kr ve alacaly benim iznimle iyiletiri-yordun; benim iznimle lleri (diriltip kabirlerden) karyordun ve srailoullarn da senden savmtm; hani sen onlara ak deliller getirdiin zaman, ilerinden inkr edenler: 'Bu ak bir byden baka bir ey deil!' demiti. Grld gibi Sava Bey, Hazreti isa'nn ifacl da Allah'n kendisine ltfettii bir hediyedir" dedi profesr imal bir ekilde. "Ne demek istediinizi anlamadm" dedi Sava Aslan tedirgin bir yz ifadesiyle. "ifaclar" dedi profesr, ellerini kavuturarak, "Allah'n elilerinin kulland yntemleri miras aldlar ve bugne kadar bir ku77 aktan dierine bu gizemli yntemleri kullanageldiler. Hem ilalarla, hem de manevi yntemlerle. Kuran'daki ifa ayetlerini biliyor musunuz?" diye sordu profesr glmseyerek. "Hayr" dedi Sava Aslan nazike. Profesr gzlerini kapatarak ayetleri okumaya balad. '"Ve [Allah] inananlarn gslerini iyiletirir.' 'Ey insanlar, size Rabbinizden bir t, gslerde olan (skntlara ifa ve inananlara bir yol gsterici ve rahmet gelmitir'. 'Onun karnlarndan, renkleri eit eit bir iecek kar ki onda insanlara ifa vardr.' 'Ve Biz Kuran'n iinde inananlar iin bir ifa ve merhamet ieren eyler indirdik.' 'Hastalandm zaman bana ifa veren O'dur'." Profesr gzlerini at. Sava Aslan'a bakt. "Herkesin fiziksel bedenini kuatan ve iine giren bir enerji alan ya da auras vardr. Bu alan insann salyla yakndan ilikilidir." "Haklsnz" dedi Sava Aslan etkilenmi bir biimde, "Enerji farkl kltrlerde farkl adlarla bilinir. Japoncada Ki, incede i, Hintede Prana, Arapada Kudra..." "Evet" dedi profesr. "Enerji bizlere bir hediye, yaratc katndan aktarlan candr. Dnce dalgalarmz ve duygularmz dzenleyen enerji, hayat gcnn kaynadr ve btn varlklar canl klan etkendir. Evrendeki btn hareketlerin kaynadr, insan bedeni cann kaybettiinde asli enerji ondan ayrlarak bedenin zlmesini mmkn klar." Profesr, biraz dndkten sonra konumasn etkileyici szleriyle srdrd. Ayhan da gzlerini profesre dikmi, tarifi imknsz bir huu iinde anlatlanlar dinliyordu. "Bu bilinmeyen ruhsal enerji, canl varlklarn kannn her damlasnn ardndaki candadr, her canl hcrenin ardndaki harekettedir ve takmyldzlarn ve galaksilerin itici gcdr." Profesr baklarn yukar doru evirdi; sonra yldzlarn ona hem ok uzak, hem de ok yakn olduunu fark ederek konumaya devam etti. "Bu gereklik, zellikle de bu bilinmeyen ve grlmeyen enerjinin mdahalesi olmakszn hibir aa, ot, bitki ve hatta hibir yaam biimi var olamaz. Bu enerji sayesinde zayf bir bitki muazzam bir ln ortasnda yaam bulur.

Organlar, damarlan ve btn bedeni canl klan bu enerji, ruhsal yaam gcdr. Bedenin yaam gc tkendiinde, organlarn anatomik ilikileri ac78 ya, organlarn ilevsizliine ve saln tmden fenalamasna yol aacak biimde deiip bozulur." Profesr bir sre sustu, Sava Aslan'n gzlerine odaklanarak, donuk ama gl bir ses tonuyla, son derece nemli eyler sylemeye hazrlanrcasna szlerine devam etti: "By, bir enerji transferidir ve hedef alnan insann ruhsal enerji akn tahrif etmeye ya da yetersiz klmaya ve hatta kimi zaman da tmyle yok etmeye odaklanabilir. nsann sal etkilenir ve acya, hastala, straba neden olur. Cin denilen varlklar aslnda enerji kkenli varlklardr ve by, bu varlklarn bu tr amalara koulmas iin kullanlan sembolik bir dildir. 'Leta'if' diye bir ey duymu muydunuz Sava Bey?" diye sordu beklenmedik bir ekilde aniden. Sava ellerini enesine gtrerek, birka saniye dnd. "Evet" dedi duymutum. "slami terminolojide geen ve 'katmanlar' anlamna gelen bir kelime yanlmyorsam." "Harika" dedi profesr. "Leta'if kelimesinin tekili latifedir ve enerji sistemi iindeki ok nemli odak noktalardrlar. Herhangi bir latife dengesizletiinde hastalk oluur. Allah'n farkl kutsal adlarn eitli saylarda tekrarlamak nemlidir. Bu kutsal adlar, evrensel enerji kaynann akn glendiren kvlcmlar gibidir. Bu ateleme ayn zamanda, hastann bedeninde s retilmesine neden olan leta'ifin odak noktalarm da etkinletirir. Hazreti sa, ite bu ilmi en iyi bilen peygamberlerin bamda gelirdi. Ve bu bilgelik kuaktan kuaa aktarlan bilgilerle bugn dahi kullanlmaktadr." Sava Aslan, "lgin" dedi nazik bir glmseyile; profesrn anlattklarndan etkilenmiti. Sava Aslan, "Dorusu etkilendim" dedi. "Ama sizi bu kadar derin aratrmalara sevk eden motivasyonu merak ettim dorusu." "Hi" dedi profesr sessizce, "Sadece hakikate olan akm, hepsi bu." Profesrn gzleri doldu. "Sevgili Hocam" dedi Ayhan, profesrn anlattklarndan etkilenmi bir ekilde. "Msaade ederseniz, Sava Bey'e konuyu amak niyetindeyim." Profesr ban hafife eerek, "Elbette" dedi. "Profesrn yardma ihtiyac var, sana biraz da bu yzden geldik." "Onur duyarm" dedi Sava Aslan, "bu dinlediklerimden sonra, yeter ki yapabileceim bir ey olsun." "Ayhan sakin bir ekilde ayaa kalkt." 79 "Altm milyara ihtiyacmz var" dedi utanga bir ekilde. "Bulabilir miyiz?" "Altm milyara m?" "Evet" dedi Ayhan sklarak. "Altm milyar mesele deil, peki ne yapacaksnz bu paray?" dedi Sava merakla. "Kyllere vereceiz" dedi profesr net bir ekilde. "Kyllere mi?" "Evet." Profesr Ayhan'a bakt. Ayhan'n gz ucuyla verdii olur mesajn aldktan sonra devam etti. "Hakkari'de uzun yllar papaz olarak bulunan bir dostum var, ad Marcellius. 'Kayp Barnabas ncili'ni bulduumuzu sanyorum' dedi. Heyecanlandm. Hem de ok, tarifi imknsz bir heyecan bu. Kyller bir maarada bulmu. Papaz papirsleri grnce orackta dp baylm. Para ettiini anlamalar gecikmemi bizim ark kurnaz kyllerin. arkl erknharp bunlar, bilirsiniz. Dn sabah, kyller bana geldiler, Marcellius'la birlikte. Eski, ok eski olduunu hemen anladm tomarlarn." "Sonra" diye sordu Sava heyecanl bir ekilde.

"Heyecandan baylacaktm neredeyse. Karbon testi yapabilir miyim diye sordum. Bylelikle metnin tam olarak yan renebilecektik." "Ne dediler peki?" "Sonra kyllerin altm milyar istediini syledi Marcellius, utana skla. Ben de bu paray bulmak iin baz dini btn i adamlarna gittim. Ne var ki hibirinin ilgisini ekemedim." "Keke daha nce tansaydk" dedi Sava Aslan. "Sleymaniye'de stanbul'un belki de en sekin ktphanesine sahip bir dostum var. Kesinlikle ilgilenirdi bu ile. Elinde bu tr yazma eserlerden belki de yzlerce var. Ktphanede bulunan eserlerin mikrofilm yntemiyle arivlenmesiyle bizzat ben ilgilenmitim. Son bir yldr, eserlerin dijital fotoraflarm ekerek, bilgisayar ortamna aktarmaya baladk. Tam on be bin eser bylece bilgisayar ortamna aktarld." "Harika" dedi profesr. "Bu dostunuzla tanmay ve ktphanesinden yararlanmay ok isterim" diye ekledi samimi bir glmsemeyle. "Varsayalm bu paray bulduk ve karbon testini yaptrabildik, elimize ne geecek?" dedi Sava marur bir ekilde. "Gerek. Size bundan fazlasn vaat etmiyorum. ki bin yllk 80 sr zlecek. Hristiyanlar piyasadaki Barnabas ncili'nin ortaa rn sahte bir eser olduunu sylediler yllarca." "Bu iddiay rteceksiniz o zaman" dedi Sava bilgi bilgi. "Hayr" dedi Ayhan, "tam olarak deil." "Nasl yani?" "Piyasadaki Barnabas ncili, bence de bir ortaa eseri, buna hi kuku yok" dedi profesr. nam kuatan, rahatsz eden mavi gzlerini Sava Aslan'a dikti. "Bir kopya. Ama bu kopyann esinlendii bir oryinal metin olmas lazm, ki bu kitap iki bin yldr kayp. Akbetiyle ilgili hibir ey yok. Tam bir efsane." "Anladm" dedi Sava sessizce. Ban pencereye doru evirip gzlerini ksarak aya bakt, aym byleyici parlaklna dikti gzlerini. Sonra yzn tekrar profesre evirerek, "Mesele imdi daha ak" dedi. "Elbette" dedi profesr kendinden emin bir ekilde. "Tomas, Filipus, Petrus, Yakub, Matta, ncilleri mevcut iken, neden Barnabas ncili de olmasn ki?" "Sayn Profesr" dedi Ayhan, "Barnabas sa ile hibir zaman karlamad bildiim kadaryla." "Ama unu atlyorsun evlat" dedi profesr, "Yeni Ahit kaytlarnda, sa'nn hayatn ve retilerini dorudan onunla karlaan kimselerden duyan biri konumundayd; bu da onu ncil yazmaya yeterli klmaz m?" "Dorusu haklsnz" dedi Sava. "Barnabas nemli bir mektubun yazar olarak biliniyor. Barnabas gibi byk sayg ve hayranlk uyandran bir figrn ncil yazmamas iin neden yok." "Aslnda Sava Bey evladm" dedi profesr, "onun adna da bir ncil yazlmam olmas artc olurdu, deil mi?" "Bir de Barnabas mektubu vard, deil mi Profesr?" diye sordu Ayhan. "Evet" dedi profesr ve antasndan Profesr Rodney Black-hirst'in makalesini karp baz blmleri okuyarak devam etti: "Mslmanlar arasnda, Barnabas Mektubu, Barnabas ncili ile kartrlr yllardr; ancak bunun nedeni ilk Hristiyan kaynaklar deil. Altm Kitap Listesi hem Barnabas Mektubu'nu hem de Barnabas ncili'ni birbirinden ayr ve farkl iki eser olarak listelemi durumdadr, karkla neden olmamak iin." "Listelerdeki tm kitaplar mevcutken, sadece Barnabas nci-li'nden hibir iz kalmam olmas mantkl m?" "Haklsnz. O alardan bu yana bir kitabn ardnda, adndan 81 baka hibir ey brakmam olmas normal deil" dedi Ayhan. "O kitap eer buysa, tarih belki de yeniden yazlacak." "Elbette o, bunu hissediyorum." Profesr her iki kitabn listesini Ayhan ve Sava'm nne koydu.

"Bakn unlara, artc deil mi?" Decretum Gelasianum Peter'in leri - mevcut. Philip'in leri - mevcut. Matthias ncili - paralar mevcut. Barnabas ncili - hibir ey mevcut deil. James'in Less ncili - muhtemelen Protevangelium. Havari Peter ncili - paralar mevcut. Altm Kitaplar Listesi Clement'in retileri - Havarilerin Yasalar - mevcut. Ignatius'un retileri mevcut (mektuplar). Polycarp'n retileri - mevcut (mektuplar). Barnabas'a gre ncil - hibir ey mevcut deil. Matthias'a gre ncil - mevcut. Ayhan byk bir aknlkla profesrn gsterdii blmlere bakt, dikkatli bir ekilde inceledi ve kitaplar masann zerine koydu. "Sayn Profesr, dikkatimi eken bir ey var, sizin de dikkatinizi ekmitir elbette. Neden Barnabas ve Matthias ncili birlikte gruplanm? Neden bu iki ad ve her iki listede? Neden Barnabas ve Matthias?" "Peki bu kitap nerede bulundu?" diye sordu profesr ve devam etti: "Hakkari'de bir maarann iinde, kyller zeminden epey aada, geni bir oda byklndeki lo maarada bir lahit buldular. Lahdin kapan atklarnda mumyalanm bir ceset ve bir tomar papirs tabakas grdler. Bu ceset byk bir olaslkla Aziz Matthias'a aitti. Barnabas'n cesedi mparator Zene zamannda, Kbrsl kei Anthemios'un grd bir rya sonucu bulunmutu. Bir maarada, gsnn zerinde, ellerinin arasnda Matthias nci-li'ni tutarak. Bu ilgin eleme bana bunu dndrtyor." "Barnabas'n cesedinin zerinde Matthias ncili, Matthias'n cesedinin zerinde Barnabas ncili... Yapmayn Profesr, bu anlattnz ancak filmlerde olur" dedi Ayhan. Ayhan ve Sava ylece profesre bakakaldlar. 12. blm "ok fazla sigara iiyorsunuz, Komiserim, sizin iin zlyorum" dedi polis memuru Murat. Komiser Yiit, "Bo ver" dedi aresiz bir yz ifadesiyle. "Atn lm arpadan olsun." Kap alnd. "Gir" dedi Komiser Yiit tok bir sesle. "Efendim" dedi ieri giren polis memuru, profesrn evinde bulunan sa teliyle ilgili aratrma tamamland." stihbarat biriminden Turgay elindeki dosyay Komiser Yiit'e uzatt. "Otursana" dedi Komiser Yiit babacan bir ekilde. Komiser dikkatli bir ekilde dosyay eline alp incelemeye balad. "gor mu? Bu adam Rus." "Evet efendim. Bir dnem Ruslarn Trkiye'deki adamlanndan olduu biliniyor." "Simdi anlalyor MT'in Rus Masas'nn bu ile neden ilgilendii. Bir yanllk yok deil mi?" diye sordu Komiser Yiit. "Hayr efendim. Delilimiz ok net. gor, Rus mafyasnn Trkiye'deki en nemli adamlanndan biriydi. En son mer Ltf To-pal' koruyan ekibin bandayd." "Hatrladm" dedi Komiser Yiit. "Topal cinayetinden sonra bir daha haber alnamamt." "Garip. ok garip." "Susurluk kazasnda, arkadan gelen beyaz Mercedes'in iinde onun olduu iddia edildi, ama kantlanamad. Bir daha da izine rastlanmad." "iyi ama Igor'un byle bir ile ilgilenmesi... bence ok garip." "Efendim, elimizdeki bilgilere gre gor'un o dnemde, uluslararas mafya gruplaryla ok yakn ilikileri olduu biliniyor." "yi ama byle bir adamn profesrle ne ii olabilir ki?" Turgay elindeki istihbarat dosyasn Komiser Yiit'e uzatt. "Efendim bu dosya biraz nce MT'ten geldi." "Kemal Bey gndermitir" dedi Yiit kendinden emin bir ekilde. "Evet" dedi Turgay sakince.

"Ad ihsan Tuna. 1993 ylnda emekli olmu." "Bir deniz albay m?" diye sordu Komiser Yiit, aknln belli eden bir ses tonuyla. "Evet efendim." "iler karyor o zaman" dedi Komiser Yiit. "Bana bir sigara verin." Murat, isteksiz bir ekilde Komiser Yiit'e sigara uzatt. "Hakknda bilgi var m bu albayn?" "Elimizdeki bilgilere gre, albayn gemiinde bizi ilgilendiren bir durum yok efendim." "O halde MlT bizi bir yere ynlendirmek istiyor, ama nereye?" dedi Komiser Yiit ban iki elinin arasna alarak. "MT'in Rus gizli servisiyle bir rekabet iinde olduu sr deil efendim" dedi Turgay mtevaz bir ekilde. "Bence baka bir i var bu iin iinde, ama ne?" "Yaptmz aratrmaya gre, albay emekliliinden nce Moskova' daki bykelilikte askeri ataelik yapm." "lgin" dedi Komiser Yiit, "mesele imdi az da olsa anlalyor. Albayn Ruslarla temas var demek ki." "Bir ey daha var efendim" dedi Turgay heyecanl bir ekilde. "Nedir?" diye sordu Komiser Yiit yksek sesle. "Sylesene." "Efendim, albayn son bir ayn tm telefon kaytlarna ulatk." "Bunun iin mahkeme karar gerekir, biliyorsunuz" dedi Komiser Yiit. "Elbette efendim, ama buna ne vaktimiz vard, ne de soruturmay riske atacak cesaretimiz." "Peki. iyi yapmsnz, ama enenizi sk tutun." "Elbette. Bizden yana bir pheniz olmasn." "Ne buldunuz peki?" "Albayn son grt isimler arasnda Sava Aslan adnda, ordudan ayrlm bir stemen var." "Ne var bunda?" "Sava Aslan'n alt irket olan Cem Net'in Ulusal Gvenlik Dairesi'yle yakn ilikileri olduunu saptadk." "Ne tr ilikiler?" 85 "Daha ok ticari ilikiler." "Aratrmay derinletirin ocuklar, her ikisiyle ilgili detayl bilgi istiyorum. Deliller oluunca sorguya alabiliriz." "Bir ey daha var efendim. Geen bahsettiiniz gazeteci, Ayhan Sualp..." "Evet?" "Sava Aslan'n yakn arkada." 13. blm Rus D stihbarat Servisi Bakan Valentin vanov bacaklarm ahap masann zerine atm, bir elinde votka, dierinde Kba'dan yeni getirttii Havana purosu, KGB'nin Moskova'daM komnizm dneminden kalma en byk binasnn en st katnda, aykovs-ki'nin 6. Senfonisi'ni sesim sonuna kadar am dinlerken, Moskova'nn gm rengi gklerinden lapa lapa kar yayordu. FSB Bakan Nikolay Petruev ve GRU Generali Albert erni-ev kapy alp ieri girdiklerinde vanov'u bu halde grdler; kendilerini boktan bir olavn iinde bulacaklarna zerre kadar pheleri yoktu. anlar baka kimin iin alyor olabilirdi ki? eri girdiler, vanov ayaa bile kalkmad. Mziin sesini ksmak sayg gsterisi olarak bile alglanabilirdi. Yapmad bunu. Kln bile kprdatmad. Ayaa kalkp oturmalar iin yer gstermekse mucize olurdu. Valentin vanov, elindeki fotoraflar sinirli bir ekilde masada bulunanlarn nne att. "Beyler, bir aklama istiyorum. Nasl oluyor da byle bir olayda eski bir KGB subaynn fotorafna rastlayabiliyorum... Syler misiniz bana? Ha syler misiniz?"

Petruev tam azn ap, "efendim" diyecekken, Valentin gzleri yerlerinden frlayacakm gibi fkeyle ve yksek sesle konutu: "Senin de, efendinin de, seni oraya getiren zihniyetin de... Bana maval okumay kesin, sizi gidi bok uvallar! Bu pislii siz temizleyeceksiniz, ben deil!" GRU generali apkasn karp dizlerinin zerine koydu. "O apkay gryor musun, General." "Gryorum efendim." "Onu al... Gerisini sen tamamla." 88 "Efendim." Generalin sz vanov'un bak gibi szleriyle kesildi. "Bir aklama istiyorum Beyler... Trkler ldrm durumda, bir aklama bekliyorlar... Diplomatik bir kriz kmamas iin imdilik gizli tutacaklar... Ama demek zorunda kalacamz bedel byk..." General, ivanov'un gzlerine rkeke bakarak, "Putin'in haberi var m?" diye sordu. "Nasl olmaz? Bir de soruyor. Sabah ayrntl bir rapor istedi benden... Ve ben SVR'nin bakan olarak, Trkiye'de cinayete kansan bir elemanmz olduunu Rusya devlet bakanndan reniyorum..." "Sonumuz yakndr" dedi FSB Bakan Nikolay. GRU generali elindeki fotorafa bakt ve SVR bakanyla gz gze geldi. "Onu tanyordun, deil, mi General?.." Generalin gzleri kld. "Evet. Ah, gor... Genliinde lkemiz iin ok ey yapt... En iyi elemanlarmzdan biriydi..." "Dokuzuncu timden, deil mi?" GRU generali evet anlamnda bam sallad... "Beyler, sanrm bana anlatmanz gereken ok ey var" dedi Valentin. GRU generali ile FSB bakan birbirlerine bakt... "Her ey stanbul'daki emekli bir deniz albaynn yapt bir teklifle balad." 14. blm hsan Albay, pasaport kontrolnde, bitmek bilmeyen bir kuyrukta bekliyordu. Souun Moskova ile adeta btnletiini dnd. Rusya'daki brokrasiyi grnce o eski gnleri hatrlad. "Yllar bu gzel ehri hi deitirmemi" diye geirdi iinden. Trkiye'nin ne kadar rahat bir lke olduunu dnd sonra. Henz Moskova semalarnda szlrken datlan "gmen kartlar" endielenmesine, kalbinin yine hzla arpmasna yetmiti. Her iki tarafmm da dikkatlice doldurulmas gerektii sylenen kartlarn sadece bir tarafnn kontrol edildiini grnce hsan Albay rahatlad. Ama yine de sorun kmamas iin dua ediyordu. hsan Albay pasaport ve vize ilemlerinden sonra dar ktnda, scaklk eksi on dereceydi ve soua kar yannda getirdii eldiven, kakol ve apkasyla hazrlklyd. hsan Albay hemen bir taksiye bindi. "Arbat Caddesi ltfen." Taksi ofr, "Tamam Baym" dedi. ofr dikiz aynasndan hsan Albay'a bakyor ve sanki konuacak bir konu anyordu. Taksi ofr "Trafik Moskova'da bir ikencedir, Baym. Yaknda Rus votkas kadar mehur olursa amayn" dedi. hsan Albay glmseyerek, "yle gzkyor. nceden de byleydi" dedi dzgn Rusasyla. Taksi ofr ,"Evet. Sadece otuz kilometre mesafedeki Moskova'ya ulamamz iki saati buluyor. Son yllarda arabalara ok talep var. Bir de benzin fiyatlar ok dk burada. Benzinin litre fiyat elli cent civarnda. Bu rakam, bir metro bileti fiyatna denk." hsan Albay bir taraftan ofrn anlattklarn dinliyor, bir taraftan da ehri bir sanat dikkatiyle inceliyordu. Halkn kald

90 souk grnml binalar, kamu binalarnn ihtiam yannda kayboluyordu. Moskova'daki en grkemli binalardan biri Rus Dileri Bakanl'na aitti ve Stalin dneminde yaplan bu binadan lkede yedi tane bulunuyordu. ihsan Albay'n merakl gzlerle binalara baktn fark eden ofr, "Bu binalara 'Stalin'in yedi kardei' derler. u ilerideki, meydandaki, Saint Basile Katedrali. Moskova'nm simgesi olan bu kubbeli yap, ou insan tarafndan Kremlin Saray ile kartrlr." Moskova'daki katedrallerin bu ortak kubbeli yaps, dini bir sembole dayanyordu. Kubbeler, Ortodokslarca kutsal saylan, yanan mumun ald ekilden esinlenerek ina edilmiti. "ite Baym, Arbat Caddesi buras." hsan Albay teekkr ederek, cebinden on dolar karp uzatt. ofr memnun bir yz ifadesiyle, "ok cmertsiniz Baym, ama borcunuz yirmi dolar" dedi. hsan Albay itiraz etmedi. Cebinden bir on dolar daha karp uzatt. Arbat Caddesi, stanbul'un istiklal Caddesi'ne benziyordu, ihsan Albay uzun cadde boyunca yrmeye balad. Caddede sralanan Rus restoranlarnda geleneksel yemekler ve Rus votkas sunuluyordu. Sokaklara atlan sigara izmaritleri gibi, Moskova sokaklarnda bira ve votka kutular grd. Bu saatte, takm elbisesi iinde, bir elinde i antas dierinde bira iesiyle yryen insanlar aknlkla izledi. Baz sokaklarda ie ve kutulardan adeta kk tepecikler olumutu. Sonra Nadya'y dnd. Gkyznn hibir zaman onun glen ocuk gzleri kadar masmavi olmadn hatrlad. O son gn, Arbat Park'nn hemen ilerisinde, ona yazd son iiri okumak iin gittii o restoran hatrlad. "Nadya salarn rerdi, ben seyrederdim. Nadya aynada kendine glmserdi. Hayatmda bir lgnlkt Nadya. Ben severdim Nadya'y. Nadya hep beddua ederdi." Sonra ellerini, bir kadn kadn yapan o narin, deniz kabuu inceliindeki ellerini hatrlad. O akam hatrlad. O akam. O akam. Nasl unutabilirdi ki? Aklndan nasl karabilirdi ki? O akam Arbat'taki o restoranda, Nadya'yla grmeye gittiinde, grmeye gelen Albay erniev'di. "iyi aksamlar Albay" dedi erniev nazike. 91 Albay bu cretkr davran karsnda her eyin bittiini anlad. Byk bir sknet iinde sonunu bekleyen bir av gibiydi. erniev usulca masaya oturdu. "Ak gzel ey Albay, dorusu yazdnz iirler, kararghta elden ele dolayor." Albay artk bir av olduunun farkndayd. Sessizce celladnn yapaca son hamleyi beklerken, hl ve sadece Nadya'y dnyordu. "Adm erniev. Rus Askeri Istihbarat'nda albaym." Albay sigarasn kl tablasna serte bastrarak sndrd. "Tantmz sanmyorum." "Oysa biz sizi ok iyi tanyoruz Albay. Konumak istiyorum. Bizim konumumuzdaki iki asker ne konuabilir bilmiyorum dorusu... Siz zeki bir askersiniz. Durumunuzu pekl avantaja evirebilirsiniz." "Diplomatik dokunulmazlm olduunu hatrlatrm size. Bu yaptnz kabul edilemez." "Yapmayn Albay. stihbarat bir oyun, zevkli bir oyun. Sizin ko-numunuzdaki bir adamn ilikilerinde daha dikkatli olmas gerekmez mi? Ne yani, Trkiye'nin Moskova'daki askeri ataesini babo mu brakacaktk? Sizinkiler bizimkileri izlemiyor mu? Dorusu size sayg duyuyorum. nceleri Nadya ile ilikinizin, nasl syleyeyim, her zamanki gibi, gndelik, bir gecelik ilikiler gibi

olacan sanmtk. Oysa sonralar, bunun sizde ne byk bir tutku olduunu grdk. Kararghta sizinle ilgili bahisler bile ald." "Sadede gelin Albay." "Bu arada fala olan dknlnz de dikkatimizden kamad. 'Hayatnza yeni bir kadn girecek.' Hatrladnz m? Ben yazmtm onu. Bir an pheleneceinizi dndk; ama siz Trkler byle eylere ok meraklsnz. Ne ok gldmz anlatamam. En ok da 'ba harfi N' blmne." "Ltfen sadede gelir misiniz?" "Bizimle almanz istiyoruz. birlii." "Bu ibirliini yapabilecek organlar mevcut. Bana teklif ettiiniz bu ibirliini amirlerime bildirmem gerekecek." "Siz bilirsiniz. Size bu konuda bask yapacak deiliz. Elimizdeki ateli sevime sahnelerini kullanarak antaj yapacak da deiliz! Meslektalar birbirlerine bu konuda anlayl olmaldr. Aile hayatnzn tehlikeye girmesini ister miyiz hi... Biz sizinle salkl bir iliki gelitirmek niyetindeyiz." "O halde?" 92 "Bizimle alrsanz, tekilatmzn en nemli beyinlerinden biri olursunuz. Sizi lkenizde koruruz, ykselmeniz iin elimizden geleni yaparz. Sizinle nasl balantya geeceimizi sizden ve benden baka kimse bilmeyecek. Bu konuda usta olduumuzu siz de bilirsiniz." "Hayr, yapamam bunu, lkeme ihanet edemem" dedi hsan Albay. "lkenize ihanet etmenizi isteyen kim? Biz sadece ibirlii istiyoruz" dedi erniev eytani bir ses tonuyla. "Bunun karlnda bana para ve gelecek vaat ediyorsunuz, yle mi?" "Hayr, tm bunlardan daha nemli bir eyi, Nadya'y vaat ediyoruz size. Hayatnzn anlam o, deil mi? O olmadan paranm ve gcn ne anlam olabilir ki?" Albayn o an tm dnyas karard. Seeneklerin ikisi de ok acyd. hsan Albay ayaa kalkt, meslektann gzlerinin iine bakarak, "Hayr" dedi. "Hibir ey, ama hibir ey lkeme ihanet etmeme neden olabilecek kadar nemli olamaz. Ak bile..." "Nadya, kim bilir nerelerdesin imdi? Salann z geceye kar. Rzgr hemen yan banda, kokunu getirsin bana, salarn z... Nadya." Arbat Caddesi'nde yrrken bunlar hatrlad, aradan geen on yln ardndan. Onu tekrar buralara getiren, Moskova'nn buzlu iklimine srkleyen neydi? Ak m, yoksa intikam m? Kim bilir? Hemen yan banda siyah bir Mercedes durdu. Zaten bekliyordu bunu. Kap ald. Albay ieri doru bakt. erniev'di. Yal kurt hi deimemiti. Arabaya bindi. Mercedes, souk ve karl Moskova sokaklarnda kaybolup gitti. 15. blm Sava Aslan uyandnda saat sabahm onuydu. Yzn ykamak iin banyoya yneldi. "Gnaydn" dedi profesr. "Gnaydn" dedi Sava Aslan. "Erkencisiniz." "Erken kalkmay severim. Hem belli bir yatan sonra insan uykudan da zevk alamyor eskisi gibi." "Ltfen rahatnza bakn" dedi Sava nazike. "Ben birazdan kahvalty hazrlarm." "Ben hazrladm bile" dedi profesr. "Size zaten epey zahmet verdik gece yans. Dertsiz banza dert aldnz." Sava Aslan glmseyerek profesrn yanndan geti. "Ayhan evladm, kalk artk sen de, sabah oldu." Ayhan yatt kanepeden doruldu. "Saat ka?" "On bir oldu artk. Acele etmemiz lazm. Hadi toparlan" Ayhan gzlerini ovuturarak, "Kahvalt da hazr, yle mi?" dedi.

"Evet" dedi profesr glmseyerek. Hep birlikte masaya oturdular. "Paray dert etmeyin" dedi Sava bir taraftan aym kartrrken. "Siz uyurken, ben bankaya kadar gidip, paray ayarladm." Profesr ile Ayhan birbirlerine bakt. Profesr, "Bu paray en yakn zamanda deyeceim, hi pheniz olmasn. Yardmseverliiniz takdire ayan," dedi. "Para nemli deil" dedi Sava nazike. "nemli olan tm bu anlattklarnzn gereklemesi. Bence bu paradan ok daha nemli." "Sa ol" dedi Ayhan. "ok iyisin." "Benim birazdan kmam lazm. Para antann iinde. Daha 94 sonra tekrar grrz. Bir sorun karsa ara beni." "Sa ol aabey." "ok teekkr ederiz, Sava Bey." "Rica ederim." Ayhan Sava'in verdii antay at. "Artk ncil'i alabiliriz, deil mi Hocam?" "nallah" dedi profesr dnceli bir ekilde. "Her eyin bu kadar abuk olmas beni dndryor biraz." "Neden?" "Bilmiyorum. Sadece bir his, o kadar. Sanki izleniyormuuz gibi geliyor, birileri her eyden haberdarm gibi sanki." "Kimin haberi olabilir ki Hocam" dedi Ayhan pheci bir ekilde. "Ayhan sen MT ajan falan deilsin, dimi!" "Samalamayn Hocam, ltfen." "Hani silahn falan da var ya, o yzden dedim." "Bence vakit kaybetmeden iimize bakalm Hocam, brakn byle eyleri." "Tamam, tamam imdi karz. Saat birde kaldklar otelde buluacaktk, Laleli'de bir yerlerde kalyorlar. Adreslerini vermilerdi." Profesr gzlklerini takt ve cebinden kard ktlara tek tek bakmaya balad. "te burada. Ferit Hotel. Numara 28. Cami kars diye de not dmm." "Tamam Hocam, kalm artk. ok vakit kaybettik." "Araba burada kalsn hocam, en iyisi bir taksi evirmek, bylesi daha gvenli." "Tamam sen bilirsin" dedi profesr yzn buruturarak. Birlikte dar ktlar. Ayhan sokaktan bir taksi evirdi. Taksiye bindiler. Saat 11:30. Ayhan'n zihninde trl dnceler. Ya bir ey olursa... Yok canm ne olabilir ki... Kt eyler dnmemeli insan. Bu ncil bir tarihi eser deil mi? Ya tarihi eser kaaklndan tutuklanrsak? Yok canm, olur mu yle ey? Peki ya gittiimizde kylleri otel odasnda l bulursak? Olur mu olur valla? Dnsene... "Gazeteci Ayhan Sualp ile Profesr Kemal Ylmaz, Hakkarili kylleri otel odasnda ldrd." Ohaaa!.. Kim inanr ki canm buna. Peki ama "Sizin ne iiniz vard?" diye sorduklarnda ne cevap vereceiz? Byle bir olayla kar karya kalrsak senaryomuz hazr olmal deil mi? 95 Taksi ofr sigara yakt. Yannda oturan Ayhan' gz ucuyla szdkten sonra, "Nerelisin hemehrim?" diye sordu. "stanbul." "Essah m? Niresinden? "Beikta." "Haa... Sen hakkaten stanbullusen garda." ofr dikiz aynasndan profesr keserek. "Amca nassn?" Profesr, glmseyerek, "Sa ol evladm" dedi. Ayhan ile profesr birbirlerine bakt ve yolculuk bitene kadar da konumadlar. Laleli'ye geldiklerinde saat neredeyse on iki buuktu. Ayhan paray uzatt. "Sa ol garda." Ayn anda arabadan indiler.

"Ferit Otel buras galiba Hocam" "Evet" dedi profesr. "Buras olsa gerek." Birlikte ieri girip, resepsiyona doru ilerlediler. "Buradayz Hocam" diye bard Murtaza. ki kiiydiler. Birinin ad Murtaza. Krkn zerinde olmal. Elindeki siyah poetin iinde iki bin yllk bir kitap olduunu dnmek insan garip bir hale sokuyor. Maddi deerini lmek imknsz. Arada bir gz ucuyla poeti yokluyor Murtaza. Bylelikle kendini daha nemli hissediyor olmal. zerindeki gri kuma pantolonu yirmi yl kadar nce bayramlk niyetine ald ok belli. Mutlaka zel gnlerde giyiyor olmal. Yazn kavurucu scana ramen, kahverengi gmleinin zerinde karsnn zenle rd hrkadan hi de rahatsz deil. Kyn muhtar havasnda. Mahmut ise fazlaca delikanl, fi tarihinden kalma yumurta topuklu ayakkabs, elinde akik tespihi, ban sonuna kadar ak siyah ipek gmleiyle ehrin sahibi havasnda. "Merabayn Hoca Efendi" dedi o da bkn delikanl edasyla. Gz ucuyla Ayhan' gstererek ekledi, "Bu kim?" "Bu benim arkadam" dedi profesr. "Bana yardmc oldu, para konusunda, gazeteci." "Hocam" dedi Murtaza, "Olmad imdi. Yalnz gelecektiniz hani? Gazeteci ii bizi bozar." "Sakin olun" dedi Ayhan gergin bir ekilde. "Sadece yardmc olmak istiyorum. Gelin oturalm yle." Lobiye doru ilerlediler. Laleli esnafndan bir Rus kadn Ay96 han' olanca dikkatiyle szerken, Ayhan can havliyle derdini anlatmaya alyordu. "Amacm yardm etmek, gazetecilik yapmak iin gelmedim buraya." "Aman ha, evli barkl adamz, yle gazetelere kmak istemeyiz" dedi Murtaza. "Para hazr m?" diye sordu Mahmut, kkrdayarak. "Evet" dedi profesr heyecanla. "Hepsi burada. Tam altm milyar." Profesr antay uzatt. Murtaza antay ald, etraf yle bir szerek antay at. "Burada tam altm milyar m var imdi?" "Evet" dedi profesr. "Kitab alabilir miyim artk?" "Al tabii. Hayrn gr Hocam." Ayhan ve profesr dar ktlar. 16. blm "Yllar sizi hi deitirmemi dedi erniev byk bir dikkatle, gz gze gelmekten ekindii eski rakibine. Albayn yznde ise hep o kaybolmuluk ifadesi vard. Yorgun bir olgunluk, sesinde altm yln grm geirmilii. "Sizi de" dedi albay. Mercedes marka siyah otomobilin arka koltuunda, sanki biraz nce adam ldrmler gibi gergin duran iki adam, birbirlerine bakmaktansa dar bakmay tercih ediyordu. Grgszle kaacak lkslkteki aralar, korumalar, tetik-ileriyle Rus mafyas sokaklar doldurmutu. Halk yeraltna inmi, mafya yer stne kmt sanki. "Uzun zaman oldu" dedi erniev. "Evet. Neredeyse on yl. Sanki birka saniye gibi geldi bana" dedi hsan Albay. Zaman geiyor, her ey deiiyor, biz de yle." "Nadya nasl?" diye sordu albay, sesi titreyerek. "yi" dedi erniev. "Sen gittikten sonra ne kadar iyi olabilirse, ite o kadar. Ak kaybeden ne bulabilir ki hayatta? Sen naslsn?" diye sordu erniev, sinsice. "Anlamaya geldim" dedi albay olanca cesaretiyle. "Anlamak m?" "Evet" dedi albay rahat bir ekilde.

"ok cretkr bir sz. Biraz ge kalmadnz m? Yeni bir anlama yapmak iin artk ok ge, maalesef bizim iin eski deeriniz kalmad. Bizimle o zaman anlasaydmz her ey ok farkl olurdu elbette" dedi erniev. "Kayp ncil'i duydunuz mu?" dedi hsan Albay erniev'in gzlerinin iine bakarak. "Kayp ncil mi?" dedi erniev. "Kayp bir ncil olduunu bil98 miyordum" dedi kahkaha atarak. "Kayp Barnabas ncili'nden bahsediyorum" dedi albay zgveni yksek bir ses tonuyla. Araba Kremlin Saray'nn kzl duvarlar ve hemen dibinde yaamn devrime adam nde gelen sosyalistlerin mezarlarnn nnden geerken, albay, Lenin'in mozolesi ile Bazik Katedra-li'ne bakt. Mozolenin nndeki komnizmin ak gibi askerleri gitmi, yerine sanki "kr bekileri" gelmiti. "Barnabas'm bir ncil'i olduunu bilmiyordum" dedi erniev sessizce. "Yapmayn" dedi albay. "Siz ki yllarca Trkiye'deki eski manastrlarn izini srdnz. Heybeliada'daki Deniz Lisesi'nin iindeki manastrla ilgili aratrmalarnz unutmadk. Din, sizler komnistken bile hibir zaman gndeminizden kmad. Vatikan bu ncil'i elde edebilmek iin milyonlarca dolan oktan gzden kard. Eski ABD bakan zel uayla Trkiye'ye gelerek bu ncil'i istedi bizden." "Biz Carter'n geliini baka trl yorumlamtk oysa" dedi erniev. "Bilgi olmaynca, yorum da yanl oluyor" dedi hsan Albay. "ilgilenmiyoruz" dedi erniev. "Barnabas ncil'i dediiniz ey, ortaada Mslman olmu bir talyan tarafndan yazlmtr. Bunlar Mslmanlarn uydurmalar." "ncil'e karbon testi yapld" dedi hsan Albay. "Sonu artc. Milattan sonra yaklak yetmi yln gsteriyor. Ortaa eseri kopya olabilir, ama bu hi de kopyaya benzemiyor" dedi ihsan Albay, rakibini etkilemeyi baararak. "Bu kitap bizi ok ilgilendirmiyor" dedi hsan Albay. "Ama sizi ilgilendirecektir. Sanrm sizden nce bakalarnn eline gemesini istemezsiniz." "Peki" dedi erniev. "Varsayalm ilgileniyoruz. Bizden ne istiyorsunuz?" "Nadya'y" dedi albay sesi titreyerek. "Hepsi bu mu?" "Hepsi bu" dedi albay gzlerinden yalar boanarak. erniev hibir ey sylemedi. "Gzyalar... Bir askere ok yakyor!" "Sadece birka dakika, o kadar." erniev kafasn hayr anlamnda sallad. "Bu ok zor" dedi erniev. "nk artk senden nefret ediyor." "Neden?" dedi albay. 99 "nk ona bir elveda bile demeden gittin." Araba albayn otelinin nnde durdu. "Sizi arayacaz" dedi erniev. Albay tek kelime bile etmedi. Arabadan indi. Bir sigara yakt. Arkasna bakmadan ylece yrd gitti. Moskova'da lapa lapa kar yayordu. 17. blm Profesr ve Ayhan yoldan geen bir taksiyi durdurdu. "Atla" dedi profesr Ayhan'a. Taksiye bindiler. "Nereye usta?" dedi taksi ofr gayet ukalaca. "Boazii niversitesi'ne evladm" dedi profesr babacan bir ses tonuyla. "niversiteye mi gidiyoruz Hocam" dedi Ayhan. "Evet" dedi profesr. Kaybedecek vaktimiz yok. Laboratuar saat drde kadar ak. Numuneyi hemen verip sonucu beklememiz gerek." "Sonu ne kadar zamanda belli olur?" diye sordu Ayhan. "Fazla srmez" dedi profesr. "Bir iki saat kadar." "Sonra ne yapacaz peki?" diye sordu heyecanla.

"Sonra oturup tercme etmeye balayacaz elbette, elimizdeki kitap tarihi Barnabas ncili'yse eer." "Anladm" dedi Ayhan. "Peki ya sonra?" "Sonras belli. Sonucu tm dnyaya aklayacaz." "Peki ya eser gerekten tarihi Barnabas ncili ise, o zaman tarihi eser kaakl suuyla kar karya kalmaz myz?" "O riski gze alyorum" dedi profesr. "Hocam" dedi Ayhan, "yetkili birilerini bulsak. Mesela Emni-yet'e falan gitsek. Ya da ne bileyim Genelkurmay'a falan." "Olmaz" dedi profesr. "ncil'e hemen el koyarlar. Konunun stratejik nemini anlamalar fazla srmez." Ayhan sustu. Belli ki korkuyordu. "Baka ansmz yok" dedi profesr. "nce karbon testini yapmalyz." "Hocam, peki ya ncil'in bana bir ey gelirse?" dedi Ayhan gergin bir ekilde. "En azndan mikrofilmlerini alsak." 102 "Akllca olur dedi" profesr. "Mikrofilmleri aldktan sonra kitab yetkililere teslim eder, kurtuluruz." "Geldik" dedi taksi ofr. Ayhan taksimetreye bakt. Cebinden para karp ofre uzatt. "Eyvallah" dedi taksi ofr ban memnuniyetle sallayarak. Birlikte taksiden indiler. Profesr siyah poete smsk sarlarak laboratuarn bulunduu blme doru yrmeye balad. "Saat ka?" diye sordu Ayhan'a. "ki buuk Hocam" dedi Ayhan. "Hl vaktimiz var" dedi profesr. "Yine de acele edelim." "Merhaba Serpil kzm" dedi profesr, laboratuar asistanna. "Tantraym, Ayhan Sualp, gazeteci." "Memnun oldum" dedi Ayhan kibarca. "Neden geldiimizi biliyorsun Serpil, telefonda bahsettiim konu." "Evet Hocam hatrlyorum. Ama nce u formu doldurmanz gerek" dedi Serpil glmseyerek. "Tamam" dedi profesr suratn asarak. Ayhan'la gz gze geldiler. "Sen unu al ve hemen teste bala." Serpil siyah poetin iindeki papirs tomarlarm zenle kard. "Bu nedir Hocam?" diye sordu Serpil. "Bunlar Aramice yazlm papirsler Serpilciim. Bahsettiim o eski metinler bunlar. Yan rendikten sonra anlayacaz tam olarak ne olduunu. Sen kk bir numune al, imdilik yeter." "Tamam Hocam" dedi Serpil. Serpil papirslerden kk bir numune almak iin laboratuara girdi. "Formu doldurmanz sorun olmaz m?" dedi Ayhan sessizce. "Hayr" dedi profesr. "Sadece formalite, o kadar." Profesr dikkatle formu doldurdu. Serpil kk admlarla geri dnd. "Tamam" dedi Hocam. Numuneyi aldm. Hem papirslerden, hem de zerindeki yazdan." "Harika" dedi profesr. "Papirsleri bu antann iine koydum. Bu poetten daha iyi olur diye dndm" dedi Serpil. "ok naziksin" dedi profesr. Profesr antay Ayhan'a verdi. "Sonu ne kadar zamanda belli olur?" diye sordu Ayhan. "Bir saate belli olur" dedi Serpil kendinden emin bir ekilde. "ok gzel" dedi profesr memnuniyetle. "Bir saat sonra buradaym o zaman." 103 "Gerek yok Hocam" dedi Serpil. "sterseniz telefonla da renebilirsiniz." Ayhan ve profesr birlikte dar ktlar. "Hemen mikrofilmlerini almalyz" dedi Ayhan.

"Tamam" dedi profesr heyecanla. "Nerede yapacaksn bu ii?" "Bildiim bir yer var Hocam" dedi Ayhan ve dosdoru Sava Aslan'a gittiler. 18. blm Emniyet Genel Mdrl Ankara "Bu inanlmaz" dedi Emniyet stihbarat Daire Bakan Mfit Uzun. "Nasl olur da Ruslar byle bir ie karr anlamyorum." "Konu ok kark efendim" dedi Komiser Yiit. "gor bir dnem Ruslarn Trkiye'deki en nemli adamyd. Elimizdeki bilgilere gre Trkiye'de ok derin ilikiler ana sahip. gor'un Trkiye'de en son grt isimlerden biri hsan Tuna. Emekli bir deniz albay. Moskova'da askeri ataelik yaptktan sonra emekli olmu. Ankara'da bir gvenlik irketinin yneticisi. Ayn zamanda..." "Evet" dedi Mfit Uzun, "devam et." "Ulusal Gvenlik Dairesi'yle irtibat var." "lgin" dedi Mfit Uzun. "Dahas, hsan Albay'n dzenli olarak grt bir baka isim var. Aralarnda hiyerarik bir iliki olduu ok ak." "Nasl yani?" dedi Mfit Uzun. "Tam olarak zemedik. Ama aralarnda rgtsel bir iliki olduundan kukulanyoruz." "Ne tr bir rgt?" "Tam olarak bilemiyoruz. Ama bir tr dua-by karm bir rgt. Balarnda Melih Gler adnda tuhaf kitaplar yazan bir adam var." "Melih Gler mi dedin?" diye sordu Mfit Uzun. "Evet" dedi Komiser Yiit. Mfit Uzun dnceli gzlerle Komiser Yiit'e bakt. "Biz bu ii zemeyiz evlat. Vakit varken bu iten vazgeelim." 106 "Neden?" diye sordu Komiser Yiit safa, ayndan bir yudum aldktan sonra. "Ergenekon'a toslamsn da ondan" dedi Mfit Bey. Mfit Bey'in beti benzi atm, yz korkuyla gerilmiti. nce kravatn zd, sonra ekitirerek tmyle kard, katlayp masann zerine koydu, sonra masada duran sudan bir yudum ald. Birden dorulup pr dikkat Komiser Yiit'e bakt. "MT'in bu ii neden bize havale ettii de imdi anlalyor. Senin tosladn masa, Ergenekon'un 'Mavi Masas' olmal evlat." "Mavi Masa m?" diye sordu Komiser Yiit rkek bir ekilde. "Evet" dedi Mfit Bey. Yiit, Mfit Bey'in ifadelerindeki kesinlii, yzndeki ciddiyeti ve korkuyu grnce sarsld. Bir an dizlerinin bamm zldn hissetti. Korkuyordu. Kar karya olduu eyin gerilimine dayanamyordu. evresindeki insanlar, onu tandklar en korkusuz adam olarak biliyorlard ve o u an korkudan titriyordu. Binlerce ey geiyordu kafasndan. Uzun sren bir suskunluk ve aknlktan sonra, "Hibir ey yapamaz myz?" dedi Komiser Yiit sesi titreyerek. "Bu durumda maalesef bir ey yapamayz" dedi Mfit Bey. "Neden" diye sordu Komiser Yiit sessizce. Mfit Bey derin bir i ektikten sonra konutu: "Bundan yllar nce Baron Rudolf von Sobbettondort diye bir adam yaard. Hitler'i iktidara tayan Thule rgtn o kurmutu." "lgin" dedi Komiser Yiit, "ama konumuzla ilgisini anlayamadm" dedi nazike. "u andan itibaren anlatacaklarm sadece ikimizin arasnda kalacak, tamam m?" dedi Mfit Bey. "Tamam" dedi Komiser Yiit, nemli bir eye odaklanmann gerginliinden syrlmaya alarak. Mfit Bey anlatmaya balad: "Thule, kurulduu ilk gnden beri karanlk bir rgtt. Alman aristokrasisinden oluan, karanlk amalar gden bir by paktyd. Arkalarnda Germonerden adnda bir baka rgt vard. Ta-pnaklardan fazlaca

etkilenmilerdi. Okltist, simyac ve Kilise kartydlar. Sembol olarak gamal ha benimsemilerdi. artc bir ekilde bu sembol daha sonra Nazilerin de resmi amblemi olmutu. Ari rkn stnln ve pan-Cermenik bir Alman imparatorluunun kurulmasn savunuyorlard. Pagan antik Alman kltrnn yeniden uyandrlmas en byk hedefleriydi." "Pagan kltr m?" diye sordu Komiser Yiit dikkatle. 107 "Evet" dedi Mfit Bey ve devam etti. "Alman ordusu iinde nasyonal sosyalizmi rgtleyen Thule rgtnn kurucusu Baron von Sebottendorff'tu. Uzun yllar dou lkelerinde bulunmu, aratrmalar yapmt. Msr ve stanbul'da da uzun sre kalmt. Bu gezileri srasnda simya, astroloji ve Kabala ve slam sufizmi zerinde almalar yapmt." "Kabala m?" "Evet, Kabala. Yahudi mistisizmi de diyebiliriz buna. Baron, Kabala almalaryla gerekliin bir baka boyutuna kap aralayacana, aynann arkasna geebileceine inanyordu." "ok ilgin." "Gl-ha felsefesi zerinde de uzun aratrmalar yapmt. 1901 ylnda, Fransz Byk Dou obediyansna bal bir mason locasna da katld biliniyor. Bu loca o dnemde Halife Abdlhamid'i tahttan indiren ttihat ve Terakki Cemiyeti ile de ok yakn ilikilere sahipti. Bu locann Selanik'teki byk stad, ttihat Terakki'nin en nemli beyinlerinden olan Emmanuel Karasu'ydu. Abdlha-mid'e darbe tebligatm, 'Millet artk sizi istemiyor' diyerek yapan be kiilik tm mason olan ekibin bamda da o vard. Karasu'nun entelektel ve finanssal gc nedeniyle ttihat Terakki zerindeki etkisi bykt. Bylelikle Abdlhamit'in Selanik'e srlmesini ve yakn arkada, kendisi gibi Selanikli bir Yahudi iadam olan Mos-he Allatini'nin villas olan Villa Allatini'de ikamete mecbur etti. ttihat Terakki liderlerinin, en bata da Enver Paa'nm fikri yapsmn olumasnda etkisi olan isimlerden Mois Kohen, Trke adyla Tekin Alp ise, Moshe Allatini'nin kk kz Ethel'in kocasyd." Mfit Bey masann zerinde duran srahiden su doldurdu ve bir yudum daha ald. "Yani Yiit, Baron'un ttihatlarla ayn atmosferde yetitii dnlrse, onlarla temasta olmas kanlmazdr. O yllarda Trk Masonluu ve Bektailik adl bir kitap yazd. Baron'un Trk masonluu derken kastettii Bektailikti. 1910 ylyd. stanbul'da bulunduu srada, masonluk ve simya prensiplerini antikomnizm ve ar sa felsefe ile birletirdi. 1916 ylnda Germenorden ile balantya geti ve ksa srede rgtn en etkin yesi haline geldi. Garip bir insand. Kabala zerinde younlamt. Garip halleri vard. 1918 ylnda Germenorden'in ad Thule Gesselschaft'a dntrld ve Sebottendorff da rgtn byk stad oldu." Mfit Bey, kendini bir labirentin iinde hapsolmu hisseden yalnz bir adam gibi Komiser Yiit'in gzlerinin iine bakarak devam etti. 108 "yi de, tm bu anlattklarnzn Ergenekon ya da Mavi Ma-sa'yla alakas ne?" diye sordu Komiser Yiit merakla. Mfit Uzun, kasvete gmlm gibi duran Komiser Yiit'in suratna kaygl gzlerle yle bir bakt. "Fazla bilgi keder getirir derler, buna katlanabilir misin?" "Evet" dedi Komiser Yiit cesaretini toplayarak. "Yakla" dedi Mfit Bey sessizce. Komiser Yiit Mfit Bey'in masasna doru hafife eildi. "Thule'yi kuran Baron, ayn zamanda Ergenekon'u kuran kiidir evlat." Komiser Yiit, yerinden kalkt. Yalnzca bakt. Ellerini cebine sokarak bir adm att. Sonra bir adm daha, bir adm daha... Hibir ey sylemeden. Geri dnd ve Mfit Bey'e bakt. Yalnzca bakt. Bir ey sylemedi. Bir an duraklad. Derin bir i ektikten sonra, "Bu kadar da fazla" dedi. "Dur dedi" Mfit Bey, "saMnle biraz. Otur yle." Komiser Yiit koltua gmld.

"yi misin?" "Evet" dedi Komiser Yiit, kan ter iinde. "Bir bardak su alabilir miyim?" "Mfit Bey" Komiser Yiit'e bir bardak su verdi. "Baron" dedi Mfit Bey, "Hitler'den katktan sonra Trkiye'ye geldi. Son nefesini verdii ana kadar da Trkiye'de yaad. Baron Hitler'den mi kat, yoksa Trkiye'ye benzeri bir rgt kurmak iin mi geldi, bunu tam olarak bilmiyoruz. Ama bdiim bir ey varsa, o da bu rgt kuran kiinin o olduudur. Bugn de Erge-nekon'un banda baron lakabn kullanan bir kii var." "nanlmaz" dedi Komiser Yiit gzlerini falta gibi aarak. "Yani evlat. Hitler'i iktidara tayan Baron Rudolf von Sebot-tendorff ile Ergenekon rgtn kuran ayn kiidir." "nanlmas ok g" dedi Komiser Yiit. "Bizim iin de buna inanmak ok zor oldu. Ama yllar sren aratrmalar sonucu bu inanlmaz gerekle karlatk." Mfit Uzun ekmeceden iki fotoraf kard. "Bu" dedi kendinden emin bir ekilde, "Baron... Berlin'de ekilmi. nl Reicshtag Yangn'ndan hemen nce. Tarih 1933. Berlin. Bu da stanbul 1944. Beyolu. iek Pasaj." Komiser Yiit dikkatli bir ekilde fotoraflara bakt. "nanlmaz" dedi heyecanla. "Senin karna kan ise bu rgtn Mavi Masa's olmal. Buna 109 zel istihbarat diyorlar. Kendilerine sorarsan, yaptklar tmyle bilimsel. Parapsikoloji, eski byler ilgi alanlan. nsanlarn en gizli bilgilerini arivliyorlar ve yeri geldiinde byyle onlara hkmetmek istiyorlar. Bunu bir keresinde emekli bir genelkurmay bakanna anlattm. Byk bir korkuyla gzlerime bakt. 'Biliyordum, ama hibir ey yapamadm' dedi." "Derin devlet, Ergenekon... Bunlarn uydurma hikyeler olduunu dnrdm bir zamanlar" dedi Komiser Yiit. "Bir zamanlar ben de yle sanyordum. Byynce anladm! Ergenekon gizli devlettir Yiit. Onlar birbirlerine grnmez balarla baldr. Hkmetlerin zerinde grnmez bir gtr. Derin devlet dedikleri ite bu rgttr. Kimisi bir gazetede yayn ynetmenidir, kimisi bakan. Hepsi ayn kutsal amaca kilitlenmitir. Onlar her yerdedir. Kimisi Trklk iin basar tetie, kimisi Allah rzas iin, kimisi de proletaryaya hizmet ettiini dnr." Komiser Yiit hibir ey sylemeden bakt, bakt, bakt. "Eer Ergenekon bu iin iindeyse, i Barnabas ncili'ni ok aar ve eer yleyse, korkmamz iin ok sebebimiz var evlat." 19. blm Ayhan profesrn numarasn evirdi. "Alo." "Evet Ayhan. Dinliyorum" dedi profesr heyecanla. "Hocam mikrofilm iini hallettim." "Tamam" dedi profesr. "Harika. Ben niversitede seni bekliyorum." "Sonular belli oldu mu Hocam?" diye sordu Ayhan merakla. "Henz deil" dedi profesr. "Bekliyorum. Laboratuardaym. abuk gel." "Tamam Hocam" dedi Ayhan, "hemen geliyorum." Ayhan taksiye atlayp dosdoru Boazii niversitesi'ne doru yola koyuldu. Ayhan'n telefonu ald. Arayan Anjelika'yd. "Naslsn?" dedi Anjelika "Uzun zaman oldu. Artk beni sevmiyor musun?" Yutkundu. Hibir ey syleyemedi. Bo ve anlamsz baknd etrafna, ak pencereden szlp rzgra kanmak istedi. Yan bandan geen arabalan grmedi, koma seslerini duymad. Taksi ofr dikiz aynasndan mterisini tanmak iin dikkatlice bakt. Ayhan sadece bakt, bo ve anlamsz gzlerle. "0 nasl sz" dedi Ayhan, "elbette seviyorum." Sonra syledii sz dnd. Hayatnda baka hibir kadna "seni seviyorum" demediini hatrlad. Kalbi yerinden frlayacakm gibi atyordu. Yz kpkrmz kesildi. Tarifi imknsz bir scaklkt o, btn vcudunu sarmt. "Ben de seni" dedi Anjelika.

"Grrz" dedi Anjelika sessizce. Kirli gkyz yamur tayordu. Yamur nce iselemeye, son112 ra hzla yamaya balad. Ayhan bu bir iaret olmal diye dnd. Telefon elinde, yle kalakald... "Yamur yayor Anjelika. Ben yamuru ok severim." "Ben de" dedi Anjelika. "Grrz." Ayhan telefonu kapattnda vcudu alev alev yanyordu. "Geldik" dedi taksi ofr. Ayhan paray deyip taksiden indi. Aklnda hl Anjelika'nn szleri vard. Koar admlarla laboratuara yrd. Profesr orada ilk kez baba olmay bekleyen bir adam gibi heyecanla bekliyordu. Sessizce profesrn yanma yaklat. Elini profesrn omzuna att efkatle. Profesr hibir ey sylemeden ylece kalakald. Tarifi imknsz bir heyecanla sonucu bekliyordu. Ayhan profesrn yanna oturdu. "Ho geldin" dedi profesr. "Sanrm kalbim bu heyecana dayanamayacak." Sesi titriyordu. O srada Serpil laboratuardan kt. kisi de ayn anda ayaa kalkt. Heyecanla Serpil'in azndan kacak kelimeleri beklediler. "lk defa bu kadar eski bir materyalle karlayorum" dedi Serpil akn bir ses tonuyla. Hzl admlarla Serpil'e doru yrmeye baladlar. Serpil profesre elindeki sonulan uzatt. "Btn deerler burada Hocam" dedi nazike. "Materyalin zerindeki yaznn yan, be yl yanlma payyla 1910 olarak tespit ettik. Ancak materyal daha eski; on yllk yanlma payyla 2200 yanda." Profesr heyecanla kda bakt. "Tanrm. Tahminlerim doru kt. Grdm sen de gryor musun Ayhan?" diye lk att profesr. Byk bir sevinle birbirlerine sarldlar. O an zaman durmu gibiydi. Serpil ne olduunu anlayamamann verdii aknlkla kahkahaya bouldu. Profesr lgn gibi Serpil'e sanld. Yanana kk bir pck kondurdu. 20. blm Melih Gler, alan telefonu atnda saat bee geliyordu. "Evet" dedi marur bir ses tonuyla. "Benim efendim, Sava." "Evet Sava, seni dinliyorum" dedi Melih Gler. "Operasyon baaryla tamamland efendim. Mikrofilmler elimizde." "Harika" dedi Melih Gler byk bir mutlulukla. "te bu yzden siz seildiniz." "Sayenizde efendim." "Mikrofilmleri derhal hsan Albay'a ulatnn" dedi Melih Gler buyurgan bir ses tonuyla. "Anlald efendim" dedi Sava Aslan bir asker ciddiyetiyle. Sava Aslan, aynen sylendii gibi mikrofilmleri akamzeri hsan Albay'a ulatrd. 21. blm Komiser Yiit "Saat ka?" diye sordu ei Aylin'e. "Sabahn " dedi Aylin. "Uyuyamyorum bir trl." "Neden?" Komiser Yiit yatakta doruldu. "Neyin var Yiit?" dedi Aylin elini Komiser Yiit'in omuzlarna gtrerek, efkatle. "Profesr cinayeti iinden klmaz bir hal ald Aylin. Bu i beni ok yordu."

Komiser Yiit ayaa kalkt. Salona doru yrmeye balad. Kafasn iki elinin arasna alarak dnmeye balad. Aylin, Komiser Yiit'in yanma oturdu. "Anlatmak ister misin?" "Bo ver" dedi Komiser Yiit yzn asarak. "Bu i yeterince bitirip tketiyor zaten beni. Bir de seni yormak istemem." "Asma yle yzn" dedi Aylin. "Bazen tpk bir ocuk gibisin ve ben bu halini de ok seviyorum senin." "Bitkinim Aylin, hem de ok. Gn getike neyle kar karya olduumu anlyorum nk. Ve ikimiz iin de ok endieleniyorum. stelik hamilesin. Bir yanda mesleim ve yapmakla ykml olduklanm, bir yanda sen ve geleceimiz. Nasl bir sorunla kar karya olduumuzu bilemezsin." "Neden anlatmyorsun Yiit? Neden paylamyorsun benimle?" dedi Aylin kocasnm gzlerine hznle bakarak. "Anlatsam, anlatacaklarma inanr msn? Beni bile ypratan bunca rktc eyi, ne diye bilesin ki?" Bir sigara yakt. Bir nefes ekti sigarasndan. Sonra kaygl gzlerle karsnn gzlerine bakt. 116 "Profesr kimin ldrdn bulduk Aylin. Abdullah at-l'nn yaamn yitirdii trafik kazasm hatrlarsn. atl'nn srd Mercedes'in arkasnda bir beyaz Mercedes'in olduu istihbaratn almtk o zamanlar. Rus mafyasnn, aslnda Rus gizli servislerinin Trkiye'deki en nemli adam gor'un bulunduu sylenmiti bize beyaz Mercedes'in iinde. Ama Igor'u bir daha ne gren oldu ne duyan. Tam bir efsane oldu gor. Ve imdi profesr cinayetinin bazanls durumunda. Bu da oyunun ne kadar byk olduunu gsteriyor." Aylin kaygl gzlerle Komiser Yiit'i dinliyordu. "Ama Ruslarn profesr neden ldrmek istedikleri tam bir muamma. Profesrn en son Hakkari'de bulunan bir ncil metnini tercme etmeye altn rendik. Barnabas ncili elbette Ruslarn da ilgi alanmda olmal, ama cinayet... Dorusu buras ok garip. En yakn dostu bir gazeteci, Ayhan Sualp." "Adn duymutum" dedi Aylin, "u ilgin kitaplar yazan adam." "Evet, o" dedi Komiser Yiit. "Belli ki bir eyler saklyor. Sonra MT'in bu iin neresinde olduu da muamma, bizimle inanlmaz bilgiler paylatlar, grlm ey deil oysa." "Sizi bir yerlere ynlendirmek istiyorlar belki de" dedi Aylin. "Olabilir" dedi Yiit. Ayaklarn sehpann zerine koydu, sigarasndan bir nefes daha ald. "Bir taraftan da Ergenekon adnda bir rgt kt karmza, gor'un en son grt adamlar arasnda bu rgtle balantl bir isim tespit ettik. hsan Tuna adnda emekli bir deniz albay. Bir de Sava Aslan, bilgisayar dhisi eski bir asker o da. Bu adamlarn ilikileri de tam bir muamma. Geenlerde Genelkurmay s-tihbarat'ndan aradlar. Tanmak istediklerini sylediler. Gidip grtm ben de hemen." 22. blm Komiser Yiit. Genelkurmay Bakanl, Ankara. O gn Genelkurmay stihbarat'ndan bir telefon aldm. Aslnda bu tr durumlar pek olmaz bizim dnyamzda. stihbarat faaliyeti yrten tm kurumlann arasnda belirgin bir rekabet olduu herkese malumdur. Ama profesr cinayetinde herkes diken stnde, kim ne biliyorsa paylamak iin can atyor adeta. Hurit Paa'nm zel kalemi aradnda nasl heyecanlandm anlatamam. Askerliini ksa dnem piyade er olarak yapan benim iin tmgeneral rtbesinin ne denli etkili olabileceini tahmin edebilirsiniz. O gn Emniyet istihbarat Bakan Mfit Uzun ile yaptm grmenin hemen ertesinde aradlar beni. Aslanl kapdan geip ieri girdiimde garip bir duygu belirmiti iimde. Hemen ileride bir stemen beni bekliyordu. "Ho geldiniz Yiit Bey" dedi glmseyerek.

"Teekkr ederim" dedim utanga bir ekilde. "Ankara'ya sk geliyor musunuz?" diye sordu sonra. "Zaman zaman" dedim. Uzun, ok uzun bir koridor boyunca yrmeye baladk. Koridorun sonunda bir albay beni bekliyordu. stemen albaya selam verdikten sonra yanmzdan aynld. Albay samimi bir ekilde elimi sktktan sonra merdivenleri kmaya baladk. nc kata geldik. Albay "Bu taraftan" dedi. Birlikte yrmeye devam ettik. Kalp atlanm hzlanmt. "Buras" dedi albay. "Teekkr ederim" dedim nazike. Genelkurmay stihbarat'nn iki numaral ismi Hurit Paa ile 118 grebilmek elbette bir ayrcalkt benim iin. eri girdim. Beni bir sekreter bayan karlad. Ad Sreyya. "Ltfen yle oturun Komiserim" dedi Sreyya Hanm. Sreyya ne gzel bir isim. Ses tonu ve dzgn Trkesiyle, tpk TRT spikerlerine benziyor diye dnmtm. "Komutanmz sizi birazdan kabul edecekler. Bu arada, ne iersiniz?" "St" dedim inanlmaz muzip bir yz ifadesiyle. "St m?" "St desem tepkinizin ne olacan merak etmitim de. Bylece renmi oldum." "ok akacsnz." "yleyimdir, ayptr sylemesi." Sreyya Hanm'n telefonu ald. "Gnderiyorum efendim." Sekreter bayan, tarifi imknsz bir kmsemeyle yzme bakt. "Buyurun, stnz ierde sylersiniz" dedi sonra da. Hibir ey sylemeden ieri girdim. Hurit Paa beni ayakta bekliyordu. Heybetli, iriyan, babacan bir adamd. Hafif kr dm, taranm salar, yllarn olgunluunu yanstan belirgin yz izgileri, akmak gibi mavi Mustafa Kemal gzleriyle ite dimdik bir Trk generali. "Ho geldin delikanl. Otur bakalm yle." Hurit Paa'nn elini byk bir heyecanla sktktan sonra iaret ettii koltua oturdum. Sonra hibir ey sylemeden gergin bir ekilde yzme bakmaya balad. Sessizlik Hurit Paa'nn, "Naslsn Yiit Bey?" demesiyle bozuldu. "Teekkr ederim Paam. Umarm sizler de iyisinizdir." Hurit Paa nce bir i ekti, birka saniyeliine gzlerini bir noktaya sabitledikten sonra, "Ka yandasn?" diye sordu. "Otuz drt efendim." "O yata bir olum var benim." Sonra masasnn zerinde duran torununun fotorafn gsterdi. "Bu da torunum Suaytan." "Ne kadar gzel bir isim." "Ben koydum" dedi paa memnuniyetle. "Bak evladm, seninle ak konuacam," dedi Hurit Paa ka119 larm hafife atarak. "Sen de benim evladm saylrsn. Yrttnz soruturma lkemizin ulusal gvenliiyle yakndan ilgili, bunu sen de biliyorsun. Emniyet, MT, Genelkurmay, bazen Jandarma zaman zaman rekabet dolaysyla anlamsz elikiler yaarlar. Buna kuvvet komutanlklarn da ekleyebiliriz baz durumlarda Bu da baz problemleri beraberinde getiriyor elbette. Ama ulusal meseleler sz konusu olunca hepimiz tek bir yumruk gibi oluyoruz." "Anlyorum efendim." Paann szlerini olanca dikkatimle dinliyordum. "Emniyet tekilat ve MT ile bu birliktelii yakalamakta maalesef glk ekiyoruz ou zaman." "Evet efendim."

"Ve bu yzden de baz konular yanl anlalyor." "Anlamadm efendim" dedim kekeleyerek. General sinirlendiini belli edecek bir ekilde dilerini gcrdatt. "Yiit Bey, bamzdaki adam hi tutmuyorum, ak syleyeyim. Normalde benim konumumda bir asker, bu rtbede bir emniyet grevlisiyle asla grmez, bunu sen de biliyorsun. Ama bu soruturma beni buna mecbur etti." "Sizinle grebilmek benim iin byk eref efendim" dedim heyecanla. "Yrttn soruturmada ulatn baz bilgiler kesinlikle doru deil." "Ne demek istediinizi anlayamadm efendim" dedim kekeleyerek. "Bak evladm. Trkiye'nin resmi kurumlar vardr ve bu kurumlar gcn yasalardan alr. Devletin resmi kurumlarnn dnda, devletin grevlerini stlenebilecek baka hibir kurum ya da tekilat kabul edebileceimiz bir ey deildir. Sizin Ergenekon dediiniz eyin, Trkiye Cumhuriyeti devleti, hele Trk Silahl Kuvvetleri ile uzaktan yalandan alakas yoktur, bunu byle bilin. Atatrk kendini devletin yerine koyan her trl oluuma karyd, bunu da." Yzm duyduum bu szler karsnda kpkrmz kesildi. "Efendim" dedim gergin bir ekilde, "benim yrttm soruturmada asla bu konuyla ilgili bir mevzu bulunmamaktadr." General sesini belirgin bir ekilde ykselterek, "Peki, ne bu sada solda kan haberler, kim szdryor bu haberleri, bilmiyor muyuz sanyorsun!" diye bard fena halde terslenerek. 120 "Sayn Komutanm, neden bahsettiinizi dorusu pek bilmiyorum" dedim. "Sizi temin ederim, elimizde bu konuyla ilgili bir bilgi yok. Profesr cinayetinde tm pheler, Rus mafyasyla balantl gor adnda bir kii zerinde younlayor. Rus gizli servisleri ile balantl olmasndan kukulanlyor, o kadar." "Evladm" dedi general byk bir fkeyle, "sen bizim yllardr elik omak oynadmz m sandn bu topraklarda. Kukuymu. Ne kukusu yahu?" Hurit Paa yzndeki gergin ifadeyi birka saniye koruduktan sonra konumaya devam etti: "Adam gpegndz cinayet iledi bu lkede. Bilmediimizi mi sanyorsun." Generalin fkesinin gemesini birka saniye bekledim. ncindiimi anlayan Hurit Paa, zgn olduunu belli etmek istercesine babacan bir ekilde yzme bakt. "ay ier misin?" "erim Paam." Hurit Paa telefonu kaldrd ve Sreyya Hamm'a iki ay gndermesini syledi. "GRU diye bir ey duydun mu?" "Hayr efendim, duymadm." General gergin bir ekilde i ekerek, "Nereden duyacaksn ki?" dedi. Hurit Paa, birka saniye dndkten sonra ekledi: "GRU, Rus askeri istihbaratnn ksaltmasdr. Bugn Rusya'y yneten Putin de, ileri Bakan vanov da istihbarat kariyerlerini bu rgtte yaptlar. Senin gor dediin adam, gor Aleksandr vanovi'tir. GRU'nun en nemli adamdr. Lakab ise cellattr." "Cellat m?" "Cellat ya. ldrmeyi meslek edinmi, duygular alnm bir adam. Rtbesi imdilerde albay olmal. Souk Sava dneminde, stelik daha o yalarda, lkemizde birok suikast olayna kart biliniyor. "lgin dorusu." General birka saniye bekledikten sonra devam etti: "Senin gor ile ilikisini tespit ettiin emekli subaylarn varlndan da haberimiz var evladm. hsan Albay da yllardr yakn takibimiz altnda. hsan Albay iyi bir askerdi, Moskova'da bir kadnla ilikisi oldu. Sonra da emekli oldu. Onurlu bir adamdr. Severdim bir zamanlar. Ama hsan Albay'n emekli olduu gnden bu yana bizim kurumumuzla hibir ilgisi olmamtr." 121

"Efendim" dedim saygyla, "elimizde hsan Albay'n gor ile yapt telefon grmelerinin dnda baka bir ey yok. Bir de Sava Aslan ve Melih Glerle." "Sava Aslan bizden kendi isteiyle ayrlm bir arkadamzd. Ama her gidenin peine bir adam takamayz ki, ne yapyor, ne ediyor diye. hsan albay ile grtn biz de biliyoruz elbette." Generalin yzndeki fke yerini babacan bir ifadeye brakmt. Masasnn zerinde duran dosyay bana uzatt. "Al bakalm. gor'un son yirmi ylda grt isimler, fotoraflar ve konuma dkmleriyle birlikte." Generalin grmeme izin verdii dosyada kimler yoktu ki... Gazeteciler, siyasetiler, iadamlar, yeralt dnyasnn nl isimleri... Byk bir aknlkla generalin glmseyen gzlerine baktm. "ardn m, Yiit Komiser?" "Dorusu aknlm anlatacak kelime bulamyorum" dedim heyecanla. "Bizim topraklarmz evladm, asrlardr byk devletlerin ve onlarn istihbarat rgtlerinin sava alandr. Ruslar sanldnn aksine sol gruplar ierisinde deil, milliyeti gruplar ierisinde yuvalanmaya alt yllarca. Ruslar asndan ncelikli tehdit Trkiye'nin Orta Asya'daki Trk devletleri ile gnn birinde siyasal bir entegrasyona gitme olasldr." General masasndaki su bardandan bir yudum su aldktan sonra, "Melih Gler ve ekibi hakkndaki kanaatiniz nedir peki?" diye sordu merakla. "Gizemli ayinler dzenleyen, eksantrik kitaplar yazan atadan zengin bir adam Melih Gler. Sosyeteden tannm isimlerin katld gizemli partiler, iinde politikaclarn, gazetecilerin, yazarlarn olduu enteresan bir by rgtne benziyor. Masonik zellikler tayan, ama bir taraftan da antisemitik sylemleri olan, ar sa eilimli gizli bir rgt." "Melih Gler'i anlaman iin nce baronu ve brakt miras anlamalsn. Baron hem Trk, hem de Alman vatandayd. Osmanl devleti son zamanlarnda Alman nfuzu altndayd. Bu nfuzun olumasnda ise gizli bir rgtn ok byk etkisi oldu." "Bir rgt m?" "Evet" dedi general ban sallayarak. "O dnemlerde zgrlk fikirleri desteklemesiyle bilinen Bektai tarikatnn iine de szdlar. Bektailer, Osmanl mpara-torluu'nda, sadece entelektel yaam deil, siyasi yaam da derinden etkilemekteydi o zaman." 122 General gzlerini hafife ksarak devam etti: "1826'dan beri gizlilie itildikleri iin, masonlarla da olduka yakndlar. "Bunun Almanlarla ilikisini anlayamadm efendim" dedim merakla. aymdan bir yudum aldm. "Anlayacaksn evladm, anlayacaksn" dedi general ban sallayarak. "Baron Rudolf von Sebottendorff..." "Evet, efendim." "Hem Bektai, hem de masondu. Osmanl'nn son dnemlerinde, Osmanl ve Alman aristokrasini esir alan bir rgtn varl kesindir." General, gzlerini birka saniye gzlerime sabitledikten sonra devam etti: "Almanya'da Thule olarak bilinen bu rgtn Trkiye'deki ad Ergenekon'du evladm. Almanya'da Alman milliyetiliini ynlendirmeye alan rgt, Baronun giriimleriyle, Trkiye'de de Trkl ynlendirmeye alt. Almanya'nn pagan kklerine dnmesine abalayan rgt, Trkiye'de amanizmi canlandrmaya alt. Ve her iki rgt de komnizme karyd. Atatrk'n milliyetilik anlay kesinlikle rk deildi. Atatrk bu tr gizli rgtlerden hi holanmazd, 1935 ylnda mason derneklerini kapatmas da bu yzdendir. Ve Atatrk'n lmn incelersen, bu grubun etkisini de grebilirsin rahatlkla. Naziler sadece Yahudilere deil, komnizme de karyd. Thu-le'nin de, Ergenekon'un da en nemli misyonu komnizmin iktidara gelmesine engel olmakt. Baronun en nemli misyonu ise, Almanya'da da, Trkiye'de de halkn desteini alamayacak sahte komnist partiler kurmakt. Thule ile Ergenekon ksa srede komnizm kartl ve milliyetilik mcadelesinin odak noktas haline geldi. "Bir ey daha" dedi Hurit Paa ve heyecanla devam etti:

"Enver Paa I. Dnya Sava srasnda, harbiye nazn ve bakumandan vekiliydi. O srada Osmanl mparatorluu'nun genelkurmay bakan General Bronsart von Schellendorf'tu. I. Ordu komutan ise Liman von Sanders Paa'yd. Yani Ermenilerin tehcir kararnda da, birinci dereceden sorumlu olan aslnda Alnanlard. Tehcir karar da Trkiye'de deil, Alman genelkurmay kararghnda alnmt. Almanlar Osmanl'y, Osmanl'nn msaadesiyle smrgeletirme politikas izliyordu, dier emperyalist lkelerden farkl olarak. Peki, sana bir soru daha Komiser Yiit. Madem konuyu arat123 nyorsun, baronun Trkiye'deki en nemli dostlar kimlerdi, biliyor musun?" "Hayr efendim." General byk bir keyifle, "Ben syleyeyim o zaman" dedi. "Dnemin ileri bakan kr Kaya." akn bir ekilde Hurit Paa'nn yzne baktm. "Evet" dedi Hurit Paa. "Baronun Trkiye'de ok nemli ve gl dostlar vard. Bunlarn banda da dnemin ileri bakan kr Kaya geliyordu. kr Kaya'nn, dnemin Dileri bakan Numan Menemenciolu'nun dnr olduunu biliyor muydun?" "Hayr efendim, bilmiyordum." "Numan Menemenciolu, Alman sava gemilerinin boazlardan gemesine izin verdii iin Alman yanls olmakla sulanm ve basklara dayanamayarak istifa etmiti. Bu senin iin bir anlam ifade ediyor mu?" "Hayr efendim." "Geri" dedi general, "Numan Menemenciolu farkl bir kiiydi, kinci Dnya Sava srasnda istanbul'da Vatikan temsilcilii yapan Angelo Giuseppe Roncalli ile yakn dost olduu gibi, soykrmdan kaan yz bin Yahudi'nin stanbul zerinden serbest geiine izin verecek bir hmanistti de." "Enteresan dorusu" dedim anladm belli etmek istercesine. "Ama bu, onun Almanlarla olan yaknln yine de glgeleye-mez. Belki de bunu yapmaya mecburdu." Hurit Paa gzlklerini karp masann zerine koydu. "Numan Menemenciolu kinci Dnya Sava'nda Dileri bakanyd. Menemenciolu, tam bu hengmede ticari gemi kisvesine brnm baz Alman ve talyan sava gemilerine gei izni verdi. Ancak bu durumun ngiliz istihbaratmca tespit edilmesi gecikmedi. Ksa sre sonra da istifa etmek zorunda kald." "Peki, ngiliz istihbarat bu bilgiyi nasl elde etti?" diye sordum. General merakl baklarla beni szdkten sonra cevaplad: "Bununla ilgili elimizde net bir bilgi yok. Ancak ilgintir, Dileri Bakan Numan Menemenciolu'nun aabeyi Ahmet Muvaffak Menemenciolu'nun Rum asll ei Katerina ile yapt evlilikten, stanbul'da 1910 ylnda Fakihe Nermin Menemenciolu dnyaya gelmiti. Nermin 1942 ylnda ngiliz uyruklu Jasper Sydney Stre-ater ile evlendi. Jasper'n kinci Dnya Sava'nda ngiliz askeri istihbarat grevlisi olduunu biliyoruz." "ngiliz askeri istihbarat m?" "Streater Ailesi, 1864 ylnda Sussex'teki kyden kp stan124 bul'a gelmi bir aileydi. Aile, sylentiye gre II. Charles dneminin nl portrecisi, zamannn mehur ressam Robert Streater'in soyundan geliyordu. Nermin Menemenciolu'nun ei Jasper Streater'in kz kardei de 1923-1929 yllan arasnda ngiliz Bykelilii'nde katibelik yapyordu. Katibelik yapan kz kardelerinden biri Isabel, 1929'da ngilizce renmek isteyen Rus ajan Agabekov'un bir ilanyla karlat. Agabekov aslnda NKVD'nin, yani KGB'nin nceki halinin stanbul'daki efiydi. Isabel, Agabekov ile evlenerek ok nemli bir Rus casusunu, ngiliz istihbaratnn eleman haline getirmeyi baarabilmiti. Evli ift Brksel'de yaamaya balad. Ancak glge Rus kar casusluk rgt Smersh -ya da o zamanki adyla "casuslara lm" rgtAgabekov'un izini bulmakta gecikmedi ve 1930'larm sonunda sakland yerde katletti."

"lgin. Ama yine de meseleyi tam olarak aklamaya yetmiyor Paam" dedim kibarca. "Dur" dedi Hurit Paa, "aceleci olma. Nermin, Jasper ile II. Dnya Sava'ndan hemen nce tanmt. Bu son derece nemli bir aynnt. Jasper, savan patlak vermesiyle birlikte gnll olarak doruca Ortadou'ya gitmi ve Hayfa'daki bir kurmay kolejinde eitim grmt. ok baarl olduu iin hzla terfi etmi ve birka yl iinde kanat komutan olarak talya'daki RAF Birlii'nin bana getirilmiti. Alt aylna RAF istihbaratndan USAF istihbaratna transfer edilmiti. 1 austos 1943'te, bir istihbarat subay olarak Alman sava makinesinin ana petrol kayna Romanya'daki Ploesti Petrol stas-yonu'na dzenlenen saldnda kilit rol stlenmiti. Amerikan bombaclarnn dn merkezi Msr'dayd ve Trk yetkililer RAF'a yakt ikmali izni vermezken, Amerikallara gei izni verdii iin seilmilerdi. Bu aamada Almanlarn Amerikan ifresini krmas baz kayplara neden olmu, Trkiye zerinde uaktan atlamak zorunda kalan mrettebat da yetkililerce alkonulmutu. Yardmndan dolay Jasper'a Amerikan vatanda olmayanlara verilen en yksek tebrik verilmiti. Yani dnemin Dileri bakan Numan Menemenciolu'nun yeeni Nermin, II. Dnya Sava'nda ngiliz askeri istihbarat grevlisi olan Jasper ile Kahire'de 1941'de evlenmiti. Savan tam ortasnda. Jasper'in bir istihbarat olarak o srada Trkiye'ye girmesi yasakt ve Nermin'in, sava srasnda haftada bir kez RAF DC3 Dakota'lar-la Trkiye'den Msr'a umas gerekmiti. Jasper o zaman ve sonrasnda Trk Silahl Kuvvetleri'nin st dzeyiyle muhatap ol125 mutu. Ama Genelkurmay istihbarat, onu hep nitelikli bir casus olarak deerlendirdi." "Bu ok ilgin Paam" dedim. "Tek kelimeyle inanlmaz. Yani Alman gemilerine gei izni veren Numan Menemenciolu'nun yeeni bir ngiliz ajanyla m evliydi?" Hurit Paa, kendine hayran bir tavrla baklarn yukar evirdi. "Kaytlara baklrsa yle. Ama bu, ngilizlerin bu istihbarat nasl aldn tam olarak aklamaya yetmez elbette. Bu sadece bir deerlendirme o kadar. Bu arada bu bilgiler yle gizli falan da saylmaz, zira Osman Streater bunlar gizlemiyor zaten. Bu bilgileri ailesini anlatt bir web sitesinden aldk biz de." Hurit Paa ellerini masann zerinde kavuturarak devam etti: "O dnemde hkmetin varlk vergisi uygulamas, elbette bu srecin bir sonucudur." "Ama Almanlar sava kaybetti" dedim okbilmi bir edayla. "Evet" dedi general. "1944 ylnn ilk aylarndan balayarak ABD ve ngiltere Trkiye ile ilikilerini dondurmaya balamt. Bir taraftan Bat'dan gelen yardmlar kesilmi, bir taraftan da Sovyet tehdidi kendini gstermeye balamt. Trkiye'nin Amerika'ya yanamaktan baka ans yoktu. Ve bylece gerek i, gerekse d siyasetinde kkl deiiklikler yapld. Varlk vergisi sayfas kapand, Ergenekon yeraltna indi. " "Ya sonra?" diye sordum byk bir merakla. "Bundan sonras tam bir muamma. Ergenekon o gnden bu yana tam bir efsanedir. Ad derin devlet tartmalanna konu olsa da, Trkiye Cumhuriyeti devletinin ve onun Silahl Kuvvetle-ri'nin, ad geen bu rgtle hibir ilikisi yoktur evladm. Zaman zaman bu tr rgtlere karanlar tespit edilir, ama Silahl Kuvvetler mutlaka gereini yapar." Duyduklarm karsnda tam anlamyla ok olmutum. aymdan bir yudum daha aldm. Merakl baklarla Hurit Paa'y dinlemeye devam ettim. "Ergenekon" dedi Hurit Paa, "bir glge rgttr evladm, varln asla kantlayamazsn. rgt, izinin grld yerleri kendisi temizler." "Peki ya Barnabas ncili... Ruslarn byle bir ie karmas garip deil mi Paam?" dedim. "Ruslarn bir ie neden giritiini anlamak her zaman kolay deildir. Biliyorsun, piyasadaki kabul edilen ncil'lerin tm Yunan-cadan tercmedir. Halbuki sa Aramice konuurdu. Barnabas n-cili'nin yazld dil Aramicedir. Bu da bu metni son derece nem-

1 \ 126 li klmaya yetmez mi? Ruslar, komnist olduklar zaman bile dinin siyasal etkilerini grmezden gelmediler. Onlar iin siyasal birliktelik, ideolojik birliktelikten her zaman nde gelirdi. Bu yzden pekl slamc bir grubu bile destekleyebilirlerdi. Bamabas ncili'nin peine dmeleri, bunun Vatikan' ne denli skntya sokacan bilmelerinden kaynaklanyor olabilir. Ya da..." dedi Hur-it Paa birka saniye beni dikkatlice szdkten sonra, "Kim bilir, bazen byk balklan avlayabilmek iin ok byk yemler kullanlabilir. Bunun ne demek olduunu bir gn anlayacaksn." 23. blm Moskova'da lapa lapa kar yayordu. Albay lobide oturmu, bir taraftan sigara iiyor, bir taraftan da Nadya'y dnyordu. Otele iki kii girdi. Resepsiyona doru yneldiler. Resepsiyon grevlisi gz ucuyla ihsan Albay' iaret etti. hsan Albay ayaa kalkt. "Sayn erniev sizi bekliyor efendim." Albay kendini almaya gelen grevliyi dikkatle szdkten sonra, "Senin bir adm var m asker?" dedi. "Sergey efendim" dedi asker. Birlikte dar ktlar. Mercedes otelin hemen nnde bekliyordu. Sergey otomobilin kapsn at. Albay ieri girdi. "Ho geldiniz Albay" dedi erniev, "sizi tekrar grmek ne gzel." "Sizi de" dedi albay sakin bir ses tonuyla. Otomobil hareket etti. "Teklifinizi dndk" dedi erniev. "Ancak baz artlarmz olacak." Albay olur anlamna gelecek ekilde kafasn sallad. "ncil'le ilgileniyoruz. Ama sadece mikrofilmlerle deil, orijinalini de istiyoruz. Mikrofilmleri stanbul'daki irtibat grevlisine bizzat siz vereceksiniz. Bununla birlikte, konuyla ilgili tm detaylar da. Nerede bulundu, kim tarafndan bulundu, konuyu baka kimler biliyor, hepsini bilmek istiyoruz." "Elbette" dedi albay. "Bundan daha doal ne olabilir." "Nereye gidiyoruz?" diye sordu albay nazike. "Nadya seni bekliyor" dedi erniev samimi bir ekilde. Albayn yz izgileri yumuad. Uzun sren bir bekleyiten sonra kaybettii cenneti bulma umuduyla yanan dem'in heyecan sard tm bedenini. Yreinin derinliklerinde tarifi imknsz bir sevin 12S kprtsyla gzlerinin iinde tertemiz bir aydnlk belirdi. Otomobil karl Moskova sokaklarndan syrlarak Vetluga'ya doru hzla yol ald. Akam olmu, hava kararmt. Moskova'da hl lapa lapa kar yayordu. Albay gkyznden szlerek yeryzne den kar tanelerine bakarken ocukluunu hatrlad: "O gzelim gnler nerede imdi?" erniev "Geldik" dedi sessizce. Albayn kalbi yerinden frlayacakm gibi heyecanla atyordu. Araba durdu. Korumalar arabadan indikten sonra kaplan ayn anda bir asker ciddiyetiyle atlar. Albay ve erniev arabadan indi. "te buras" dedi yksek sesle. "u beyaz ev" dedi erniev eliyle iaret ederek. "Hadi git. Nadya seni bekliyor." Albay erniev'e dosta bakt. "Sa ol" dedi nazike, "bana yeniden hayat verdiniz." Albay kk admlarla beyaz eve doru yrd. Kr salanna den kar tanelerini umursamadan yrd. Merdivenleri kt. Kapy ald. Birka saniye sonra kap ald. Nadya tm sadeliiyle karsnda duruyordu.

"Bana ho geldin demeyecek misin?" dedi albay, gzlerinden yalar boanrken. Nadya albaya smsk sarld. "Bir gn dneceini biliyordum" dedi. Gzlerinde prl prl ya bulutlar vard. Albay Nadya'ya smsk sarld. Nadya hibir ey sylemiyordu. Birbirlerine smsk sarldlar. Zaman durmu gibiydi. Usuz bucaksz gkyz onlara smsk sarld. Yldzlar onlara smsk sarld. Albay Nadya'nn gzlerine bakt. Hibir ey sylemedi. Nadya albayn gzlerine bakt. Hibir ey sylemedi. Birbirlerine ylece bakakaldlar hibir ey sylemeden. "zr dilemeye geldim" dedi albay. Nadya hibir ey sylemeden ylece bakt. "Elveda demeden gittiim iin." "Her gece sana smsk sarlarak uyudum" dedi Nadya. "Yllarca..." Albay ylece bakakald. "Yllardr bebeime sanldm sen sanarak. Kadn olmadm hi. Gsnde terlemedim. Her gn pazar. Ve hep yoksun." Albay elleriyle salarn okad Nadya'nn. Alnna bir pck kondurdu sonra. 129 "Seninle geirdiim bir dakikay bile tm hayatma deimem" dedi hznle. Birbirlerine smsk sarldlar yeniden. "Elveda" dedi albay. "Nadya hibir ey sylemedi." "Elveda." 24. blm "Sizi ok kt oyuna getirmiler General" dedi Valentin vanov. Mziin sesini kst. Havana purosundan bir nefes daha ekti, votkasn yudumlad. "Bu hikyeye nasl inanabildiniz? Ancak aptallar inanr byle bir hikyeye" dedi Rus D stihbarat Servisi Bakan Valentin vanov, byk bir gerginlikle. "Ak, insan doasnn en gl duygusudur, intikam da yle." GRU Generali Albert erniev "Evet" dedi ak yreklilikle. "Haklsnz." "Albayn aknn esiri olduunu sandk" dedi erniev, "ama mikrofilmler elimizde." "Mikrofilmlerden kime ne General?" dedi vanov sert bir ekilde. "Rusya devlet bakann zor durumda brakacak baarsz bir operasyona giritiniz. ncil de, albay da sadece bir yemdi, bunu anlamalydnz. Mikrofilmlerle yetinmeyeceinizi bandan beri biliyorlard. Sizi bandan beri yemlediler. ncil'in asln elde etmek iin her eyi yapacanz biliyorlard. Gerektiinde en gvendiiniz adamnz profesr ldrmek iin kullanacanz da. Igor'un izini srp nerelere ulaabileceklerini de. Onlarn at kapdan girip, onlarn istedii sonuca ulatnz sadece. Amalan Rusya'nn en gizli rgtn ve onu kuran kiiyi zor durumda brakmaktan baka bir ey deildi. Bylece bize antaj yapabilmek iin ellerinde gl bir koz oluacakt. Dorusu son derece zekice hazrlanm bir plan. Bu arada albayn intikam da ar olmu." GRU generali yzn buruturdu. anlar onun iin alyordu. Vakit daralyordu. "General, nnzde iki seenek var" dedi vanov. "Ya intihar edin. Ya da bunu sizin iin biz yapalm." 25. blm Tim elemanlar sessizce binay kuattlar. Vurucu tim merdivenleri kmaya balad. FSB Bakan Petruev kapy knp ieri girmeleri iin tim elemanlarna talimat vermeye hazrlanrken, uzun boylu bir Rus kadm kapy at. Petruev eliyle "durun" anlamnda bir iaret yapt. erde orta yal, imanca bir adam bacak bacak stne atm bekliyordu. "Ge kaldnz" dedi Vasili. "Ben daha erken bekliyordum." FSB Bakam Petruev ieri girdi. "Bizi bekliyordunuz demek..." "Elbette... Derler ki, i ryay anlatmadan yorumlamaktadr. Kt haber tez yaylr da derlermi geri... Neden oturmuyorsunuz?"

FSB Bakam Petruev askerlere dnerek, "Beni darda bekleyin" dedi. "Seni iyi grdm Petruev... Haberlerini alyorum... Hl formdasn" dedi Vasili. "Buraya gor iin geldim." "Oooo... gor... Igor Aleksandr vanovi... Igor'u tanrdm... Lakab cellatt. En iyi adammzd... Sadece en iyilerin bulunduu bir yeralt rgtyd bizimkisi... Devletin 'li menfaatleri iin kullanlan', kullanldktan sonra bir kenara atlan 9. Tim... Tannm ne gnlerdi... Sorgusuz sualsiz btn emirleri bir bir uyguladk... Kimi zaman ldrdk, kimi zaman kardk... Bizim iimizdi bu, bunun iin yetitirildik." "Kim kurdu?" dedi Petruev gergin bir ekilde. Vasili elindeki votka kadehinden bir yudum daha ald ve konumasna devam etti: "Bunu bilmediinize inanamyorum" dedi Vasili. Petruev hibir ey sylemeden Vasili'nin gzlerine bakt. 134 "Yapma Petruev. Elbette Putin kurdu... Putin GRU'nun en nemli adamyd, bunu unutma. Dou Almanya operasyonlarn o yrtt. rgt kiinin dnda hi kimse bilmiyordu... Emirleri sadece Putin'den alrdk... Yapma... ok adam ldrdk..." "Hibir yazma bulamadk ama..." "Ne bekliyordun! Yazl emir mi... Kim insanlarn lm emrini imzalar ki... Byle timler her lkede vard...Onlar da Gladyo rgtlerini kurdular, btn NATO lkelerinde." "Bakan ok acele rapor istiyor... Ortalk ok kark... gor stanbul'da bir suikasta kart. Trkler her eyi biliyor." "gor... Ona ikiden uzak durmasn defalarca syledim... Zavall... Bu arada bir votka alr msnz?" dedi Vasili umursamaz bir ekilde. "Hayr" dedi Petruev serte. "gor ok para kazandrd bize. ldrlen bir iadam vard Trkiye'de... Kumarhane iindeydi... ok para kazandrd bize... gor ekibiyle birlikte bir sre bu adamn yanndayd. ok byk iler yapt. Bu ie gnderilmesine ben karar vermedim. Hatta buna karydm da. erniev onun gitmesini istedi. Eski dikkati kalmamt. Ama olan oldu artk." Petruev Vasili'yi dikkatlice szdkten sonra, "ncil'i satacaktnz, deil mi?" dedi. "Elbette satacaktk" dedi Vasili. "erniev bilmiyor mu sanyorsun? Kendimizi de dnmek zorundaydk, deil mi Petruev? Vatikan kayp ncil iin tam bir milyar dolar nerdi bize." "imdi anlalyor" dedi Petruev. "Ne bekliyordun" dedi Vasili byk bir umursamazlkla... "Sizler evlerinizde scak yataklarnzda ml ml uyurken, bizler ensemize sklacak kurunun kukusuyla yaadk yllarca... Bana bak Petruev Efendi... Ne yapacaksanz yapm... Ama biz her eyi bu vatan iin yaptk... Bu paray da elbette vatan iin kullanacaktk." "lken seni unutmayacak" dedi Petruev usulca. Ve bir el silah sesi duyuldu. Elbette lm vaktidir. 755 Profesr Kemal Ylmaz Cinayeti uzun sre aydnlatlamad. Sonunda cinayetin bir ak cinayeti olduuna hkmedildi. Cinayet zanls kap komusu Aye Dolgun hl cezaevinde. Sava Aslan Btn aramalara ramen izine rastlanamad. Akbeti bilinmiyor. Komiser Yiit Bir trafik kazas sonucu hafzasn kaybetti. Ayhan Sualp Halen bir gazetenin kadn aile sayfalarnda editr olarak alyor.

Mfit Uzun Emniyet stihbarat Daire Bakanlndan sonra APK Daire-si'ne uzman olarak tayin edildi. General Cerniev intihar etti. NADYA Moskova yaknlarndaki bir kasabada olanlardan habersiz yaamaya devam ediyor. MELH GLER Akbeti bilinmiyor. BARNABAS NCL Hl Genelkurmay Bakanl Harp Dairesi'nin gzetiminde, ortaya kartlaca gn bekliyor. Bitti.. Aydoan Vatanda _ Kayp Kitap Barnabas'n Srr Kitaplar, uygarla yol gsteren klardr. UYARI: www.kitapsevenler.com Kitap sevenlerin yeni buluma noktasndan herkese merhabalar... Cehaletin yenildii, sevginin, iyiliin ve bilginin paylald yer olarak grdmz sitemizdeki tm e-kitaplar, 5846 Sayl Kanun'un ilgili maddesine istinaden, engellilerin faydalanabilmeleri amacyla ekran okuyucu, ses sentezleyici program, konuan "Braille Not Speak", kabartma ekran vebenzeri yardmc aralara, uyumluolacak ekilde, "TXT","DOC" ve "HTML" gibi formatlarda, tarayc ve OCR (optik karakter tanma) yazlm kullanlarak, sadece grmeengelliler iin, hazrlanmaktadr. Tmyle cretsiz olan sitemizdeki e-kitaplar, "Engelli-engelsiz elele"dncesiyle, hibir ticari ama gzetilmeksizin, tamamen gnlllk esasna dayal olarak, engelli-engelsiz Yardmsever arkadalarmzn youn emei sayesinde, grme engelli kitap sevenlerin istifadesine sunulmaktadr. Bu e-kitaplar hibirekilde ticari amala veya kanuna aykr olarak kullanlamaz, kullandrlamaz. Aksi kullanmdan doabilecek tmyasalsorumluluklar kullanana aittir. Sitemizin amac asla eser sahiplerine zarar vermek deildir. www.kitapsevenler.com web sitesinin amac grme engellilerin kitap okuma hak ve zgrln yceltmek ve kitap okuma alkanln pekitirmektir. Sevginin olduu gibi, bilginin de paylaldka pekieceine inanyoruz. Tm kitap dostlarna, grme engellilerin kitap okuyabilmeleri iin gsterdikleri abalardan ve yaptklar katklardan tr teekkr ediyoruz. Bilgi paylamakla oalr. LGL KANUN: 5846 Sayl Kanun'un "altnc Blm-eitli Hkmler" blmnde yeralan "EK MADDE 11" : "ders kitaplar dahil, alenilemi veya yaymlanm yazl ilim ve edebiyat eserlerinin engelliler iin retilmi bir nshas yoksa hibir ticar amagdlmeksizin bir engellinin kullanm iin kendisi veya nc bir kii tek nsha olarak ya da engellilere ynelik hizmet veren eitim kurumu, vakf veya dernek gibi kurulular tarafndan ihtiya kadar kaset, CD, braill alfabesi ve benzeri formatlarda oaltlmas veya dn verilmesi bu Kanunda ngrlen izinler alnmadan gerekletirilebilir."Bu nshalar hibir

ekilde satlamaz, ticarete konu edilemez ve amac dnda kullanlamaz ve kullandrlamaz. Ayrca bu nshalar zerinde hak sahipleri ile ilgili bilgilerin bulundurulmas ve oaltm amacnn belirtilmesi zorunludur." bu e-kitap Grme engelliler iin dzenlenmitir. Kitap taramak gerekten incelik ve beceri isteyen, zahmet verici bir itir. Ne mutlu ki, bir grme engellinin, dzgn taranm ve hazrlanm bir e-kitab okuyabilmesinden duyduu sevinci paylaabilmek tm zahmete deer. Sizler de bu mutluluu paylaabilmek iin bir kitabnz tarayp, kitapsevenler@gmail.com Adresine gndermeyi ve bu isimsiz kahramanlara katlmay dnebilirsiniz. Bu Kitaplar size gelene kadar verilen emee ve kanunlara sayg gstererek ltfen bu aklamalar silmeyiniz. Siz de bir grme engelliye, okuyabilecei formatlarda, bir kitap armaan ediniz... Teekkrler. Ne Mutlu Bilgi iin, Bilgece yaayanlara. TRKYE Beyazay Dernei www.kitapsevenler.org www.kitapsevenler.com e-posta: kitapsevenler@gmail.com Aydoan Vatanda _ Kayp Kitap Barnabas'n Srr