Ord. Prof. Dr. A.

Zeki Velidi Togan

TARİHTE USUL

( 3 üncü Baskı )

İ S T A N B U L 1981

t

ENDERUN YAYINLARI

9

ENDERUN KİTABEVİ
Beyazsaray Kitapçılar Çarşısı No. 46 Beyazıt - İstanbul : 22 40 51

Tel.

V

Basıldığı Yer . AKSİSEDA MATBAASI <§> : 27 21 99 İstanbul

I

Ged. P«4. %,. Fuad Köprülü'ye
tüek iLmlnl UıfuLe fzavuytuemak ualun.da.ki tne<salteclnin takdie ni^ane^i- atacak-ithaf. aLunıttUtfiı tu-e

İçindekiler Ö N S Ö Z XI - XXXI
I TARİHİN MEVZUU VE SAHASI : 1-27 1 «Tarih» ve «Tarihte usul» mefhumları, 1-5 2 «Nedennasılcı tarih» ve vazifeleri, 6-19 3 Tarihin başka ilimlerle münasebeti, 19-23:
Kronoloji, 20. Meskukât, 20. Arkeoloji, 21. Coğrafya, 22. Etnografya, 22. Antropoloji, 22. Lisaniyat, 23. iktisadiyat ve İçtimaiyat, 23.

4 Te'lif tarzına ve mevaddın taksimatına göre tarihin nevileri, 23-27 II METOD BİLGİSİ 28-135: 1 Tarih metodunun tarifi, tekâmülü ve taksimatı, 28-35 2 Kaynaklar bilgisi, 36-75:
1 — Müşahedeler ve hatıralar, 36-38. 2 — Haberler, 38-61 : a) Şifahi haberler, 38. aa) Tarihî şiirler, 39, ab) Destanlar, 39. Seyyar hikâyelar, 40. mit'ler, 42. Tarihî destanlar, 43-48 ac) Menkibeler, 48. ad) Hikâyeler ve anekdotlar, 50. ae) Fık-alar, 51. af) Tarihî darbımeseller, 51. b) Yazılı haberler, 52-60 : ba) Kitabeler, 52. bb) Şecereler, 53. be) Vakanuvisler, 54. bf) Haltercümeleri, 57. bg) Otobiogıafi ve hatıralar, 59. bh) Seyahatnameler, 59. bi) Gazeteler ve diğer vakitli matbuat, 60. e) Resimli haberler

VI
60-61. 3 — Kaynaklar ve kalıntılar, 61-69: a) İnsan vücudunun kalıntıları, 62. b) Bu gün kullanılan diller ve coğrafî isimler, 62-64. c) Adat ve örfler, 64. d) Eski binalar, 64. e) İlmî mesai mahsulleri, yazma eserler, 64-67. Hukukî vesikalar, f ı k ı h kitapları, 67. g) Edebî eserler, 68-69. 4 — Heykeller ve resimler

69-70. 5 — Kaynakların muhafaza olunduğu yerler ve onlardan istifade yolu. 70-72. 6— Kaynakları bildiren eserler, 72-75.

3 tntikad (Kritik), 75-101: A DIŞ İNTİKAD, 76-96 :
1 — Kaynağın doğruluğunu tayin, 76-82 : a) Adî sahtekârlıklar, 76. b) Hatır için yapılan sahtekârlıklar, 72. c) {yi niyetle yapılan sahtekârlıklar, 79. 2 — Eserin yazıldığı zamanın tayini, 83. 3

— Malûm olmayan müellifin tayini, 83-86.4 —Kaynakların tahlili, 86-89. 5 — Tenkidi! metin neşri, 89-96.

B İÇ İNTİKAD, 95101
1 — Kaynakların ve haberlerin iç intikadl, 97-100. 2 .— Tarihçinin hâkim mevkiinde oiınası icahı, 100. 3 — Menbalarln ifadelerindeki tezadlar, ÎJ0İ.

4

Yorumlama (Interpretation), 101-106 : 5 Terkip (Synthese), 106-135: A
UMUMÎ HÜKÜMLER, 106-121

1 — Sebeb ve sebeplenme bağlılıkları; ruhî âmiller, 167. 3 — Fizikî âmiller, 109. 3 — Medenî âmiller, 110. 4 — Kaynağın eksikleri, 111 a) Uydurus-combination, 111. b) Tamir reparation, 112. 5 —Tarafsızlık, 113-119 6— GenelIeştlirme--generalisation, 119. 7 — Materyali zaman ve mekân mevzularına göre tanzim, 120-121.

B
HADİSELERİN ESER ŞEKLİNE İFRAĞI (TASVİR), 121-135

1 — Esire isim vermek. 122 2 — Tasnif olunacak eserlerin şekil ve mahiyeti t a) Monografiler, 122. b) El kitapları, 122. c) Giriş-egsai, 122 d) Konferanslar, 123 e) Büyük tetkikat 123. f) Popüler eserler, 123. g) Tetkik toplamları, 123 h) Tenkidî makaleler, 123. i) İlmî eserler, 123. 3 — Eserin yapılış şekli, metin, haşiyeler, ekler bölümler, bab, fasıl, plân ve haritalar, 133-155 Yabancı Dildeki metinlerin edisyonu, 125. 4 — Esere harita ve resimler koymak usulü, 126. 5 — İsimler fihristi, 126-127 6 — Bibliografi, 127.

VII
7 — Tahlil ve terkipte sıra, 128 ıntikad 129. 8 — Hazırlık ve vesait, 129-131. Kitap mübadelesi, 133 Bilginlerin karşılıklı yardımı, 133 Şarklılarda ilim bir sır, 134.

III TARİH FELSEFESİ, 135-174 1 Teokratik tarih telâkkisi, 137-139. 2 Materyalist tarih telakkisi,137-139. 3 Pozitivist tarih telâkkisi, 139-140. 4 idealist tarih telâkkisi, 140-141. 5 Empressionist tarih telâkkisi, 141-142. 6 Hümaniteci tarih telâkkisi, 145-174 7 islâm Şarkında tarih telâkkileri, 142-145.
Arap ve Yunan tarihçileri, 145. El-Bîrûnî'nin tar'h anlayışı, 147-154 İbn Miske-veyhin tarih telakisi, 154 İbn Sacîd al-Magribî ve Reşideddin'io tarih anlayışları 155. Tae al-din al-Subkî'nin tarihe ait fikirleri, 156. İbn Haldunun tarih felsefesi, 157-165. Şeyh Ahmed al-Maqqârî'nin tarihe ait fikirleri, 166 Şemsettin Muhammed Saxavinin fikirleri 166. Muhyeddin Kafiyecî'nin fikirleri 167 Ahmed Vefik'in Paşanın fikirleri 169 Geleobevizade Ahmed Tevfik'in f ik ir le r i, 169. Müşir Süleyman Paşanın fikirleri, 170-172 Köprülüzade Fuad'ın usule aid eseri, 173. Akçuroflu Yusuf'un eseri, 172. Taha Hüseyin, 173. Reşid Yasimî'nin tarih usulüne dair eseri, 173-174.

EKLER Ek No. 1 TÜRK TARİHİNE AİT KAYNAKLAR 176-261: 1 Kaynaklan gösteren eserler, 176-179

VIII 2 16. asırdan önceki umumî Türk tarihine ait eserler. ı79-202
Çin kaynakları 179-182* Eski Türk kaynakları, 182. Yunan Lâtin ve Bizans kaynaklan, 183. Eski Türk destanları, 183 Islâmi kaynaklar t Türk- tarihi için istifâde edilecek umumî islâm tarihi kaynakları 184. Ayrı sülâlelerin ve devirlerin t a r i h l e r i , 209 Selçuklulara ait kaynaklar 124. Horezmşahlar tarihinin kaynakları 191. Şehir ve vilâyetler, vezirler, içtimaî hayat tarihleri ve hikâye tarzı eserler, 191- Moğollar devrinin kaynakları 194 Temür ve oğulları devri tarihinin kaynaklan, 197 Moğollar devrinde şehirler tarihine ve iktisadî hayata ait eserler, 201.

3 Batı Türkleri tarihinin kaynaklan 202-217
Mısır ve Suriye Türkleri tarihine dair eserler, 202. Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihine dair kaynaklar 206. Azerbaycan ve Şirvan ve Doğu Anadolu tarine dair kaynaklar-212. İranda yaşıyan Türklerin tarihi Safevîler, 214. Nadirşah Afşarın tarihine dair eserler, 215. Kaçarlar tarihine ait eserler, 216.

4 Doğu Türkleri tarihine ait kaynaklar 218-226
Buhara da Özbek hanları için, 21S. Hokand hanları tarihine ait kaynaklar, 221 Ho-rezm, Altın Orda, Kazak, Başkurt, Kazan ve Kırım tarihlerine ait kaynaklar, 224.

5 Hindistanda Hükümranlık eden Türk Sülâleleri tarihine ait Kaynaklar. 226-229:
Tugluklar devri, 226. Baburlular devri için, 227-229.

6 Moğolca Kaynaklar, 229. 7 Süryanî, Ermeni ve Gürcü Kaynakları, 230-231 8 Rus ve Avrupa Kaynaklan, 231-236 9 Hal tercümesine ait eserlerden Türk tarihiyle ilgili olanları, 236243
Şair tezkireleri, 239. Hattat ve ressamlar, 241. Türklerde musiki tarihi, 242. Muhtelif ilim sahalarının tarihine dair eserler, 242. Osmanlı devlet adamları tarihi, 243.

271. 275 Şarkiyatın ayrı branşlarına ait neşriyat. 263. Tarihin ayrı bahislerine ve devirlerine tahsiı edilen monografiler. 312-320 İsimler Fihristi. 3 Tarihle ilgili ayrı ilimlerin metodolojisine dair eserler. 302. 300-312. Şarkiyatın ayrı ayrı sahalarına a it mecmualarından Türkleri ilg ile n d ir e n le r i. 308. İngiliz ve Rus Coğrafya cemiyetlerinin neşriyatı. 11 xQ Türk tarihiyle ilgili olan seyahat kitapları. 287 Şarka ve İslâm Alemine ait bibliografi kitapları. 279. 311. 246-261. Şarka tahsis edilen vakıfların ve hususi teşebbüslerin serileri. Kültür tarihleri plânları. 288. Muhtelif â l i m l e r i n ilmî mesailerini takdiren neşrolunan manueller. EK No. Hıristiyanlar ve İslamlar tarafından münakaşa ınaksadiyle yapılan neşriyat. 263-290 Muhtelif milletlerin Şarkı tetkik maksadiyle kurdukları cemiyetlerin mecmuaları. ilâve ve tashihler. 283. Haltercümeleri plânları. 2 Şark. Beynelmilel müsteşrik kongreleri. EK No. 321-337 Mevad Fihristi. EK No. Siyasî ve medenî hayat k a r ı ş ı k olarak yazılan vatan tarihleri. 291-299. 334-350 . 286. Ayrı Şark mıntıkalarının tetkikini gaye edinen ilim cemiyetleri. 12 Türk tarihi üzerindeki çalışmalarda gereken el kitapları. 4 Tasnif ve telif plânları. 285. 5 Transkripsiyon. 272. işaretler ve ilmî eserlerin tabı tekniği. 240 Ulum Akademileri neşriyatında Şarka ait yazılar. 305. EK No. Şarkı öğreten yüksek mekteplerin neşriyatı. İslâm ve Türk âlemine âit mecmualar ve seriler. 338-343 Kısaltmalar. İslâm tarihi plânları. 281. 307.IX 10 Tarihî coğrafyaya ait eserlerden Türk tarihiyle ilgili olanları. 261-262. 243-246. imlâ.

Mesele böyle olunca. b« t s. 19-20 ) anlattık. Reinhardt Dozy gibilerin eserleriyle uğraşırlardı 2) . onu böyle anlamıştır. Nizac-i ilm ü dîn. Tarihte usul bizde Tanzimattan önce İbn Haldunvarî düşüncelerden ibaretti (bk. 181 de zikri geçen eserinde. İranda S e y y i d A h m e d K i s r e v î T a b r i z î. Tarih tetkiki usulünün son asırlar zarfında geçirdiği tekâmülün tarihine hiç temas etmedim. XII. İstanbul. 816-850.yahut münakaşalarda bulunurken en çok Ernst Renan. b. Bu mesele ile uğraşacaklar için Cambridge Üniversitesi umumî tarih serilerinde Prof. G. bilhassa c. s. 1929. vol.7m. p. son zamanlarda ') G. Biz bu kitapta tarih metodolojisinin. t s. 483-561 . Cromer. Draper. Tahran. II. Garb f i k i r sistemini kavrama yollarını gösteren kılavuzların başında geldiğini sırası gelince (bk. 1313/1887 . ) Türklerden A h m e t M i d h a t E f e n d i . Gooch tarafından neşredilen eseri ') tavsiye etmekle i k t i f a ederim. P. Al-Islam (i W-j 7c . d. (Akçaroğlu Yusuf ve Köprülü Fuad'ın eserleriyle) Avrupanın tenkidi fikrini. Lord E. Cambridge Modern History. Muasır İslâm düşünceleri ve yazarları Garb-Şark Garp medeniyetinin özel medeniyetlerinin mahiyetine dair mütâlealar dervMtflan meselesi meyan eder . Araplardan M u h a m m a d Farı d V a c d î. hümaniter ilimlere tatbik etmenin usulü olarak ele alınmıştır. 2 . 1311-12/1933. tarih ve edebiyat tarihi başta olmak üzere. P. tarih felsefesi ancak derslerin sonuna eklenmiştir. Bu dersler tarihte usulün tatbikatına hasredilmiş. iranlı Prof. G o o c h . 181-182) aha sonra ise o. Ayin. W. Reşid Yâsimî de.ÖNSÖZ İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde 1929-1932 senelerinde okuttuğum ve 1939 da bir daha tedrisine başladığım "Tarihte Usul" derslerimi 1941 de taba başlamıştık. Üç forma basıldıktan sonra bu iş hayatımda zuhur eden bazı hediseler yüzünden geri kaldı ve ancak şimdi kitabı tam bir şekilde talebelerime ve diğer okuyucu zümresine sunmak fırsatına nail oldum. be önsözde Garb zihniyetinin mahiyeti ve onun Şarkla münasebeti hakkında bir kaç söz söylemek faydadan hali değildir. Abdullah Cevdet ve muarızları . s. J. 2 cüz . The Growth of historical science. Kahire 1905.

Kültür haftası mecmuasında 1936. Şarkı bu manâ ile anlayan ve seven garbli şair Goethe'nin "Garp-Şark divanı" ve şarklı şair Sir Muhammed ikbal'in "Şark-Garp divanı" (Li-'llah-i 'l-maşriq va İ-magrib) Garb-Şark fikir ve zihniyetlerini şiirlerinde canlandırmışlardır. 1912. V a l e r y ve H. d. 1948. yine o : Essays. s. London. Gustave le Bon. sayı. İslâm and Eurape. Garb-Şark medeniyet- H'nd Ulamlarından i q b a 1 A 1 i s h a h. 1313/1915. Tarih-i tedenniyat-i Osmaniye. Contributions to the history of Islamic Civilisation. Arnold Toynbee ve VCill Ourant gibilerin eserlerini hedef edinirler '). 1946. !) Hind Ulamlarından I C h u d a b a k h s h . şuursuz. İstanbul. London. 1933 ve ayni zat : The truth about Islamic decline. 1938. passif bir âlemdir. . Calcutta. London. Hilmi Ziya Ülken. eski Yunandan gelen devamlı araştırma. Dini. akide ve menfaatler çarpmasını kendisi için fikir hayatının kaynağı yapan. s. K a u t s k y 'nin) eserlerini okumayı tavsiye ederim. Paul Valery. 2 ) Avrupa medeniyetine son şeklini veren başlıca âmil sıfatiyle hıristiyanlığa çok mühim yer ayıran koyu katolik P. Visages de l'lslam. bir tâli âmil sıfatiyle bahis dışı bırakırsak 2). istanbul. Oswald Speng-Jer. H a ş i m N â b i d . İndian and Islamic. Bizde meselâ Celal Nuri. kaderden çok kendine ve akla güvenerek tabiatı insana tabi kılma isteğini hâkim kılan bir akti-vite âlemidir. İstanbul. Türkiye için necat ve itila yolları. mazi ile ilgili olduğu ölçüde kıymet verebilen. İ0O5. bu tariflere göre Garb. Son zamanlarda bu mevzu daha geniş bir ufuktan tetkik edilmeğe bağlanmıştır. Mukadderat-i tarihiye. Caııses de decadance de la civilisation musulmane. 111-148. M a s s i s gibileri okuyanlara bu dini o zevat tarafından tebarüz ettirilen hususiyetlerinin Avrupa içtimaî ve iktisadî şartları altında sonradan kasbettijiai isbat eden â l i m l e r i n (meselâ K. Millet ve Tarih Şuuru İstanbul. bilhassa Avrupa medeniyetinin ahlâki cihetinin tekâmülünde müessir âmil sıfatiyle hristiyanlığa çok yer verilmişlerdir. 3-5 te ve Türk İnkılabına bakışlar nam eseri. p. tabiatı kendi haline bırakmış. son derece dindar. 1318/1915 . Şark ise huzur ve feragetten haz duyan murakabeci. P e y a m i S a f a . Redemption (Erlösung) fikri de Avrupa kültür inkişafında son şeklini almıştır ve hristiyanlığa has delildir.XII ise Henri Massis. esrarlı. lsviçrede Bâl Üniversitesinde profesör (aslen Alman) Kari Jasperr "Tarihin menşei ve hedefi" unvaniyle geçen sene neşrettiği eserinde "Garb" olarak Avrupa ile birlikte Akdeniz havzasını almış ve Müslüman şarkın dini olan islamiyeti de menşe bakımından bu "Garb Çerçevesi" mahsûllerinden biri olarak göstermiştir. 481-499. 1934. Kayserling. yaşanılan hayata geçici nazarile bakan ve halihazıra ancak. Garb mütefekkirlerinden bu mevzu üzerine yazanların çoğu. kadere inanmış. 11-16 î Rusya Türklerinden Haydar B a m a t .

tabiatten ve insan topluluğundan ayrılmak. Ortaçağın sonundan itibaren modern a k ı l c ı l ı k Şarka nazaran büsbütün ayrı veçhe kazanıyor. cüzde nihaî neticeleri istihdaf ve böylece sonsuz bir yolu takib ediyor. 4) Şahsî benlik ve varlığın şuurlu derunîliği (die bevvusste Inner-lichkeit persönlichen Selbsteins) Yahudi peygamberlerinde. Çin ve Hindistanın kapalı kara ülkelerine nazaran Garb. fakat (medenî) bi rl i k göze çarpmaktadır. bir tarafta vahşi insan. dünyanın başka hiç bir yerinde meydana gelmemiştir. XIII Ieri arasındaki farka ait fikirlerini. Yunan akılcılığı Şarka nazaran neticeye daha uygun hareketle riyaziyeyi kuruyor ve surî mantığı tekemmül ettiriyor. onda sahillerin nisbeten uzun bulunmasına uygun olarak halklar ve diller çeşitliği.*. Hukukî devlette her türlü cemiyet münasebetlerinin hukukî neticelerini önceden tayin imkânı tebellür ediyor. sonsuz boşluğa girmek mümkün olmuştur. Akdeniz iklimi ve Şimalî Alplar mınta-kası tarzında zengin bir tenevvü göstermekte. Yunanistanda doğmuş olan bu hürriyet. Çin ve Hindistan bu siyasî mânadaki hürriyeti bilmezler. Romalı devlet adamlarında her zaman için muteber bir mutlakiyet kazanıyor. yarım adalar. En kat'î mânasiyle benliğine sahib ve onda var olurken. öbür yanda dünyadan vazgeçmiş mistisizm . Yunan fi-losoflarında. Böylece -Sofistlerdenberi. Ancak Garb böyle bölünme yerine dünyaya şekil ve düzen vermek . Garbli insan en yüksek hürriyet içinde hürriyetin Hiçlikteki hududunu anlamıştır. Diğer büyük kültürler gibi Garp te insanlıktaki bölünmeyi (Spaltung) müdriktir : bir yanda vahşet içinde yaşama. külde daimi bir noksanlık arzederken. Tenkidî usulden mülhem ilmî araştırma. 3) Hiç bir engel önünde duraklamıyan akılcıhk (Rationalitaet). diğer tarafta evliya. yanlış bir tesbit neticesinde. 2) Garb siyasî hürriyet idesini tanır. hülâsa ettiğimiz şu dokuz maddede toplamıştır : 1) Coğrafî bakımdan bile Garb büyük bir fark ve hususiyet ar-zeder . çöller ve vahalar. İktisadî teşebbüste de her hatva için sahih hesaplama yer alıyor. 5) Garbli için dünya kendi realitesi içinde daima kaçınılmaz şeydir. herkesin her zaman idrak etmesi lâzım gelen mantıkî tefekkür ve tec-rübî gerçeklik zaruretine kendini açık bulunduruyor. muvakaat bir zaman için olsa dahi. sanki insanın kendisi mebde' ve halik imiş gibi mahz benlik olarak tamamen kendi üzerine kurulabileceğini sandığı şey'ın kendisine bağışlanmış olduğunu duydu ve gördü.

iktidarlara karşı kendilerini korumaktan tamamen âciz bir vaziyette meydana geldi. fakat insanlar için erişme hedefini teşkil eden zirveler yaratır. Fakat daha sonra ehemmiyet kazanan husus. bunda izah ve tefsirle künhüne varılamıyan bir akamet (Scheitern) mündemiçtir. devletin müdahalesine (engel olmak istemesine) rağmen ve dünyanın bir hücra köşesinde yükseldi. ne de kosmik bir nizam (kader mefhumu) içinde te-kallüs eder. memnuniyetsizliği. Garb eşine raslanılmıyacak bir vuzuh ve katiyetle. böyle bir iddianın kudreti sayesinde insanların gücü artmakla beraber. Bir tek hâkimiyetin tees- . Garb dünya hakikiliğinin mânasını hisseder . Garbde hayat ne bir kast sistemi. hakikati bir ideal âleminde temaşa ile iktifa etmeyip. bu iddianın aynı zamanda kütübü mukaddese ve din mezheplerinde husule gelen itizallerle. Hâkimiyet iddiaları biri diğeriyle çatışınca. ayni zamanda hakikilik ve şuur oluyor. Garb istisnaya yer verir. kütübü mukaddese dinlerinde akidenin kaklığı hususunda inhisar iddiası ' nı (Ausschliesslichkeitsanspruch der Glaubensvvahrheit) inkişaf ettirmiştir. garbli insan dünya dışında değil onun içinde yaqîn\ bulur. Garb erişilmiyecek. Bu iddianın küllîliği tarih boyunca devam eden bir prensip olarak yalnız Garbde çıkmıştır. Bu yoldan dünya hakikiliğini tecrübe il e tanımak öyle bir tarzda mümkün olmuştur ki. Garb hiç bir mânada müstakir (stabil) olmaz. islamiyet de dahil olmak üzere. izlandalıların şimal kültürü ve zihniyeti de. Şöyle ki yalnız Garb trajediyi bilir. işte Garbin daimî huzursuzluğu. dünyayı tanzim vazifesini müdriktir. Böylece zahiren tesadüfi görünen vaziyetler içinde. Garbdeki uçsuz bucaksız dinamizmin muharrik kuvvetleri. gerçekleştirmeğe. ide'Ier sayesinde hakikiliği kuvvetlendirmeye teşebbüs eder. imkânsız görünen imkânlar doğdular. daimî tecessüs ve arama hareketini vücuda getirdi. bir tekâmülde itminan hâsıl edememesi buradan ileri gelir.XIV (Weltgestaltung) için yükseliş yolunu bizzat bulmaya. 6) Bütün kültürler gibi Garb de bir "umumi" nin "şekil" lerini (Gestalten) gerçekleştirir. yalnız taassubu doğurmakla kalmadı. keza devlet ve kilise tezadiyle tehdid edilmiş olmasıdır. ezcümle Yahudilerin peygamberleri tarafından getirilen din. Fakat bu umumi nihaî müesseseler ve tasavvurlar halinde dogmatik bir selâbette donup kalmaz. aciz şartları içinde. 7) imdi hürriyetine ve sonsuz seyyaliyetine karşı Garb. umumiyi yaran "istisnalar" dan doğarlar. (Hakikate ulaşmak gayreti ile akamet onun içinde trajediler yaratıyor ve bu) t r a j i k l i k .

tevettürsüzlük (Spannungslo-sigkeit) karşısında Garb bu bakımdan fark aızeder. Bu gerginlikler neticesinde Garbde mücadelede ftut'iyel zihniyeti (Ent-schiedenheit) doğmuştur ki. romen milletler ile germen m i l l e t l e r . Vom Ursprung and Ziel der Geschicthe. Şarkta varlığa hâkim olan istibdat şekli. s. ka-tol ikl ik ile protestanlık. devlet ile kilise. asır simalarına kadar zengin bir karakter tenevvü'ü müstakil karakteıli şahsiyetler (eigenstaendige Persönlichkeiten) vücuda getirmiş ve hiç bir zaman son künhe vasıl olamıyan bir kendini tanıma (ma'rifet-ü'n-nefs) kudreti doğurmuştur. 1949. bu da her işte vuzuh.XV süs edemeyişi. Meselâ hristiyanlık ile kültür. Kısaca şöyle ifade edilebilir : Garbde hürriyet. Avrupa milletlerinin içtimaî bünyesinde husule gelen bu «mücadele katiyeti» nin. Hiç b i r tarafta mutlak ve sabit mekân yoktur. Bnrada 8. maddede anlatılan «fikir ve hayat mücadelelerinde cephe sarahati ve kat'iyet? hususuna içtimaî tarihçilerin. Burada kendini gösteren açıkkalplilik. tecrübe genişliğini meydana getirdi.ıım her muhitin kendine münhasır olması iddialarını i ç i n e alan Garbde f i k i r ve hayat sahasındaki gerginliğin son badeline çıkması t ab i i d i r . 8) Bir taraftan sonsuz "umumiliği". evet ya hayır cevabı ister. imparatorluk ile mi l l et l er.89. ki insanlar arasındaki münasebet ve i rt i bat ı n tam mânası ve asıl makuliyetin ufku parıldıyarak belirir. büyijk Hristiyanları da içine alarak 16. berrak şuur . ilahiyat ile felsefe arasındaki gerginliklerde bu hal görülmektedir. devletle kil i s eni n mutlak hâkimiyet için amansız mücadelesi daimî ve siyaset gerginliği (Spannung) yarattı . Zürich. iç mihncclelerde cephelerin sartılmii'm temin eder. derûnîlik sayesindedir. — 17. keşiflerini. sınıf menfaatleri çarpışmasında. cephe vuzuhsuzluğu. tarihsizlik ve kararsızlık. içtimaî ve siyasî büyük ihtilallerde (meselâ Fransa ihtilallerinde) görülen <cep- ') Kari J a r g p e r s . bilhassa feodalalk teşkilâtında. Bizanstan Çine kadar bütün Şark imparatorluklarında görülen yeknesaklık. yorulmak bilmiyen a ra ş t ı r ı c ı l ı ğ ı n ı . . sonsuz teemmül. bu da Garbin yüksek f i k i r kudretini. şahsiyet ide'si. 88 . Bu mücadelede katiyet. aynı zamanda prensip açı kl ı ğı nı . Garbde kimse bunu istemez ve isteyemez. kategorilerin enginliği. müşahhas tarihî gerginliklerde tezahür e t m i ş t i r. diğer taraftan akide h a k l i ğ ı . 9) Gerginlikler âlemi olan Garb Yahudi peygamberlerinden ve Yunan filozoflarından. ruh ve fikrin kader zihniyeti içinde donması ').

1936. Bir de bu zatın Alman müsteşrıklannın 8.-ıiz 1935 te müsteşriklerden Sir Denison Ross (ingiliz) ile H. ehemmiyetini muhafaza etmektedir. hiç sükûn bulamıyan bir ruhtur. yenisini koymuştur. O bütün tahâvüllerinde ilmin muhtelif sahalarına ait nazariyeleri daima tashis etmiş. Bu mütâlealar. ı J 1» Avrupa z ih n i y e t in e G arp-Ş ark m edenî mblz mevzuu üzerinde verdikleri konferanslarda1) ünasebetine dair dört â li. Kongresinde söylediği aç'lış nutku. S c h a e d e r i n konferansı ise Der Orient und Wir. Yaratma kudretine inanç onun baş vasfıdır. karşılarına son senelerde (Barthold'den başlayıp) Rus â l i m l e r i n i n Şark içtimaî ve iktisadî hayatı tarihine ait tetkiklerinde meydana çıkardıkları farklar. . Leon B r un s c h-V i c h. H. Garb her şeyi vasıtasız anlamaktan hoşlanır. H. Schaeder Garbin gittikçe «-makineleşme ve zâhîrileşme» si (Mechanisi*) Sir D e n i s o n R o s s bu konferansını İkinci Türk Tarih Kongresinden dönüsünde Bonn Üniversitesinde vermişti. 1947 . 2 ) K. "Avrupa zihniyeti" namı altında neşrettikleri eserlerinde 2) söylenen fikirleri ilâveten zikretmeliyim. Jaspers (alman) in. H. Roma cemiyet hayatı ve hukuku olan bu zihniyet ve ruh Garb âleminde akideleri. uzun asırlar durakladıktan sonra. Prof.nin Şark tarihinde görülmediğine dair mütâlealannı eklemek icabederdi. fikirleri türlü türlü kanaatleri biri birine çarpıştırıyor. J a s p e r a. O. H. yaratıyor ve her yeni yarattığı ile evvelkini tamamlıyor. Bu zevat tarafından serdedilen mütâleaların özü şudur : Avrupa zihniyeti Yunan riyazi ve tabiî ilimlerinin vaz ettikleri usullerle ve Xenophon'un akidelere dair tenkidi yazıları ile başlayan. Sechs Vortrâge des Deutschen Orientvereins. Fakat bu geniş mevzu bir eserin önsözünde bahis konusu olamaz. bugün cihanşümul mahiyet alan medeniyeti. çürüklerini atmış. bunda hayat buluyor. 377-396) da ayni mevzua tahsis edilmiştir. . onlar sayesinde canlanıyor. s. bunda akla dayanır ve bu yolla keşifler peşinde koşar. Garb ruhu. . hedeflerini bilerek. şerayit husule gelince mücadelelerin Şarkta da cephe serahati kesbettiğini gösteren hâdiseler dikilmekte ise de. L'Esprit europeenne.ve 1947 de muasır felsefecilerden L.. Röne-sansla yenilenen bir zihniyettir. H. II. Kaynağı Yunan zekâsı. Schaeder (alman) in "Şark ve ° ' . Zürich. ve Yal. Die Orientforschung und das abendlandische Geschichtsbild (Die V/elt als Geschiehte. . Vom europaeischen Geist. O cihana hakim ve medeniyetin yaratıcısı olduğuna kani olduğu için araştırmaları ve matbuatiyle dünyayı bir dakika inkitaa uğramıyan bir murakabe altında bulunduruyor. Brunschvicg '»in fikri (fransız) ile zikri geçen K. . Berlin 1935 de çıkmıştır. Paris İ9İ7. en acı tenkidlere göğüs geriyor.XVI he sarahati.

G r e n a r d. onun şümulü ve kudreti hakkında garblilerin fazla gurur ifade eden sözleri bunlardır. fakat onun bütün teşebbüslerine istikâmet vermek. bilhassa hava ulaştırmasını inkişaf ettirmektedirler. Bu ise Asyanın çehresini bir iki nesilde kat'î surette değiştirecektir3). Boston. SüdJenthsche Monatschefte. şarkılardan münferid bazı şahsiyetlerin bunları kısmen yahut tam olarak benimsemesi bu vaziyeti değiştiremez». s. bu günkü hayatına ve mesaisine kıymet biçmek daimi Garbin elinde kalacaktır. bunun birgün bütün Garbi Şarka karşı birleşmeye sevk edeceğini zannediyor '). Avrupa zihniyeti ve metodu Avrupalıların patentidir . 2) F. Bir vakitler güya Türk kavimlerinin baş ırkî vasfı imiş gibi gösterilen mutlakıyet ve istibdat bugün eski Türk ve Iskitlerde mevcut olan çifte kırallık ve aşiretler arası muvazene nazariyelerinin tevazzuhu netiBu tariflerin sakat tarafları !) Bemerkangen zam modernen İslam. bilhassa. Grenard'in Asyada Maleziya ile Japonyanın coğrafî vaziyetlerinin de. 552. a. Paris 1939. Deniz yolları bakımından çok müsaid olan Avrupa ve Amerika bugüne kadar kara muvasele sahası olan Asyada kendi elleriyle asrî kara nakil yollarını.158. Avrupanınkına benzediğine dair haklı sözlerini 2) hemen eklemek gerekir. elverişli olmak bakımından. 1936. d. . 3 ) Owon L a t t i m o r e . Sir Denison Ross 1935 ikinci Türk tarih kongresinden ve 1929 da Önasyada yaptığı seyahatinden aldığı intibalarıni anlattıktan sonra Garbin fikir sahasında faikiyetinin artık ebedileşmiş olduğunu ileri sürmüş ve demiştir : «Şark bizden teknik ve metod öğreniyor. bu sayede keşif yollarına girmeyi icabettiren vaziyetini de ilâve etmek yerinde olur. onun tarihine. Garb ve Şarkın yükseliş ve alçalış sebeplerini inceliyen Ortaasya tetkikcisi F.XVII erung und Veraeusserlichung) karşısında Şarkın maneviyat sahasında ön safa (Vorrang der seelischen und geistigen Kulturen) geçmesi ihtimalini varid görüyorsa da. Grandeur et decadance de l'Asie. Fakat buna. 181—238. maneviyat sahasında dahi Batınm rehberliği altında kalmalarını sağlıyacaktır. 230-238. onun yaşadığı ülkelerin haritalarını çizmek. işte Garb medeniyetinin mahiyeti. 1949. p. The Situation in Asia. Lâtin alfabesini kabul eylemeleri şarkıların yalnız teknik değil. XXX-III. Kat'î tesiri münakaşa götürmez bir şekilde sabit olan coğrafî faktör meselesine bir de Avrupanm doğudan gelen tazyikler neticesinde garbî kısmında daha sık nüfus kesafeti hasıl olmakla denizlere açılmayı.

. G r e n a r d. bu sahada Avrupa ile aynı seviyeye gelme vasıtasıdır 2). 4) F. İranlı âlim lerden Atârid Tebriz Edebiyat Fakültesi neşriyatında (Neşriye-i Dâniskedei EdebiySt-i Tebriz 1949. Denison Ross'un dediği gibi fîkrî esaret amacı değil. yoksa çok i siyasî olan bu ingiliz m üsteşriki daha 1926 da bize Lâtin alfabesini kabul zım ında Türkiye m hüküm etini ikna etm eyi teklif ettiği zam dahi 1935 te Bonn Ü an niversitesinde söylediği fikirlerde olduğu halde bir oyun m yapm ? B u ıştı unu anlayam adık. I. Bunu pek yakın istikbal gösterecektir. Son beş asrın torlusu demek olan bu hususiyeti pek çok Avrupalılar kendilerinin ve Şarklıların ırkî hu- i ) Bak.. . . Rönesansa kadar Yunan ilim ananesinin Bizansta ve islâm Âleminde. Neuchâtel.. Arab al fabesinin m ükem eliyetine dair söylediği nutkunu nakletm m iştir. 190-91. projelerini K Fuad'a ve Riza Şaha kabul ettirem ral ediğini The Atitaic Reviezv'nia ayni sene Tem uz nüshasında neşrettiği m m akalesinde (Impressiorts from the Near and M iddle East) anlatm ıştı.■. 1946. s. „ . bundan hiç haberi olmıyan Avrupaya nisbetle çok daha üstün olduğuna dair haklı mütâlealarını*) zikretmeliyim. Thales ve Pythagor'Iardan muasır Avrupaya kadar uzanıp gelen bir faik zihniyet silsilesi gibi göstermelerine karşı zikri geçen F. 200-204. s. s. „• keşfinin sağladığı Avrupa iktisadî ve siyasî faiki-yetinin mahsulüdür. Z. Şam Bağdad ve Tahrana seyahat yapm fakat . orada m acar âlim G A 1 f ö I d y-nin B a r i . Les (Jrands Courants de VH istoire Ü niverselle. V. s ) J. Grenard'in bu f i k r i n yalanlığını. . . 1944. 277-98. t.-. 4-6) yayınladığı hatıra tında m ezkur 1929 da Londrada «Şarkî Hind c Cem iyeti» (The East India Association)nde Hind N üslüm anlarlndan E 1 m e T a t i f i ism inde bir zatın H indistan M üslüm anları ve Hinduler için U dilinde tatbik edilm üzere bir Lâtin rdu ek alfabesi teklif ederek ver diği konferansta söz alan Sir D enison Ross'un Lâtin alfabesinin noksanlarına. nelık bir mesele degu. bu da Garbde hasıl olan «yaratma zihniyeti» (esprit de creation) ile Şarkta hasıl olan «aşağılık ruhu> (sen-tement d'inferiorite) den ibarettir. ış. Lâtin alfabesi.o • sadece deniz yolları o # ■■ . .a D. . p. Zikri geçenlerden başka bir çok umumî tarihçilerin. T o g.Garbin faikiyet âmilleri olarak zikrolunan hususiyetlerin çoğu ancak son beş asrın ve büyük keşiflerin doğurduğu ruhî bir halete irca edilmelidir. es. bilakis. t h o I d 'in ve diğerlerinin yazıları da gösterilm iştir. F i r e n n e. «aşağılık ruhu» Garbin Şarka faikiyeti her halde böyle üç bin se. II.XVIII cesinde çürümüştür '). İbn t adlan. bana ve ihtim Fuad al K öprülü'ye yazdığı m ektuplarla «illa Lâtini alınız» diye ısrar etm ve 1929 da bu al iş fabe lehine propaganda yapm m ak aksadiyle Kahire. 343-44 te anlattığımız gibi. o cümleden Jacques Pirenne'in *) Avrupa fikrî faikiyetini lonie'liler mektebinden. . 2 ) Sir Denison Ross 1<J26 da Barthold Istanbulda iken ona. 271-65 . a. b. N. D enison Ross'un bu söz leri seyahatları neticesinde hasıl ettiği fikir değiştirrnedenm ibaretti . « Yaratma z i h n i y e t i » ve .

Arap ve Rus camialarına katıldıktan sonra-yani başkaları tarafından açılmış olan yol üzerindekültür yaratma hususunda birinci s ı n ı f şahsiyetler vermişizdir. Petetsb. s. Kııtuzov. Zikri geçen F. E. de certaineı differences essentieiles dana le cnrnctcre et l ' e s p r i t des deux groupea des peuplea. ayni eser. Rimski Korsakov. Bu aryanı ırk üstünlüğü psikozu Türk ve Moğol milletlerinin tarihi ile en geniş mikyasta meşgul olan. 2 ) Bu zatın Zapadnaya Mangalıya. . tarihî devirlerde Orta . Muhtelif memleketlerdeki Türk aydınlarında bu f i k i r bir ruhî hastalık şeklini almıştır. Çaadayev gibi harikalar yetişmiştir demişti. Grunı Grjimaylo'da 2) had derecesini bulmuştur. G r e n a r d . ki Garbdeki milletler gurubu ile Şarktakilerinin karakter ve ruhunda mühim farklar şeklinde tezahür etmiştir-' ') demiştir. V e s e l o v s k i y . Avrupanın siyâsî yahut manevî nüfuzu altında bulunan şark milletlerinin aydınlarına da aşılanmıştır. Grenard dahi «Iâyıkiyle düşünülecek olursa bu faikıyetin bir ırkî psikoloji meselesi olduğu görülecektir. Godu-nov. o Aryanîlerin bizde bu-lunmıyan bazı ırkî meziyetleriyle karışınca mucizeler yaratmış. Rusyada gördüğüm çok okumuş münevverlerden eskiden tenassur etmiş Tatar mirzaları neslinden gelen esbak Duma azası Kniaz Kuguşev (Koğuş oğlu) kendisini Türk sayardı ve derdi : «Biz Türk ve Moğollar kendi başımıza medeniyet yaratmadık ve yaratamayız .XIX susiyetleri olarak almışlardır. ' fakat Çin. Müslüman Türk aydınları arasında ayni veya buna benzer fikirlerin Türk milletinde iç güvenin husule gelmesine mâni olduğu. Hind. 198-199 : Tout bien posei. il s' ag-it ci'une quas-tioa de psychologie. *) F. Geçen asrın rus <Garpçiler>i ve rus filozofu Çaada-yev de böyle düşünürlerdi 3). 3 ) Al. Ciddi âlimlerce reddedilmesine rağmen Avrupalılarda çok yayılmış olan bu üstün ırkın faikıyeti ile diğerlerinin değersizliği f i k r i edebiyat vasıtasiyle. Zapadnoye vliyaniye v novoy literatüre. Urianxaskig kray i sm i le Rug-Soviet CoJ-rafya Cemiyeti tarafından 1926 . Bizde büyük bir teşkilâtçılık var.ve Doğuasyada görülen tekmil kültür hareketlerini beyaz Aryanîlere nisbet etmekte sonsuz uydurmalar yoluna giren aslen İsveçli rus âlimi G. 1916. bu fikrin mukadderatımız bakımından geriletici tesirlerinin küçük mikyasta olsa dahi ilmî içtihadların sanksiyonunu yapacak ve millî bünye içinde inkişaf edecek otoriter i l im merkezinin doğmasına ve ilim ananesi husule gelmemesine sebep olduğu aşikârdır.İ929 da üç c i l d olarak neşrolunan büyük eserini kasdediyorum.

. . ... Prof.. asırlarca süren hakimiyette cemiyetlerde kendilerine «keramet» atfetmelerine sebep oluyor.. O vakit yukarıda 9 madde ile sayılan büyük medenî meziyetlerin mümtaz ırk'ın malı olmayıp medenî beşeriyetin Avrııpada inkişaf ettirdiği müşterek malı olduğu ve yaşı-yan medeniyete intisab eden her camianın bu meziyetleri benimsemi-yeceği ve ona yenilikler ilâve edeceği dünyaca kabul olunacaktır.XX «Üstün ırk» nazerivesiJ . bunun yerine müstemleke ve Asya kavimleri ile eşit demokratik münasebetler kurmak fikrini getirmiştir. a.Altaylılardan olduklarını hatırlatmak kâfi gelir.1 1 1. kendi üfürükleri tesirine fazla inanmasının ağırlıklarını çekince. Zaten güya Alman ırkçılığına karşı savaşan Anglo-Sakson âleminde görülen «hakikî Garb» ırk meziyetlerine derin inanç. kendi faikiyetlerini korumak ve küstah Asyalıları te'dib eylemek için ırk esasında birleşmelerini değil. Scheder'in dediği gibi.1 1 • gibi tekerledikleri ° Bir çok garblı tarihçilerin bîr riyazî hakikatmış 1 . 230 v.. . H. Uzun zaman iktidarda bulunmak ferdlerde. zamanın zarureti olarak bugün Amerikada ileri sürülmektedir '). ki bu hal Asyalılara Avrupanın siyasî ve medenî tasallutundan ebediyen kurtulma yolunu sağladı. d. «aşağı ırklar» üzerinde hâkimiyetin « Garbin ırkî meziyetlerinin mantıkî bir neticesi > olduğuna dair büyük Ayrupa mütefekkirleri tarafından söylenen fikirleri hükümsüz bırakacaktır. istiklâl kazanan müstemlekelerdeki yeni hızlı inkişaflar. Dünyanın «şeyhi ve mürşidi» kesilen Garb. onları kurtarmak da. . *) O. kendileri ile «temas neticesinde muhakkak medenîleşeceği ve yola gireceğine» dair akıbeti cihan mikyasında elim yanlış kanaatler doğurmuş ve bu yüzden öbür zamanki »Yunan mucizesi» gibi «Garb mucizesi» fikrini de iflâs ettirmiş. ırkî birliklerini tamamiyle unutarak biribirine düşmeleri levhasını arzzetti. The Siluation in Asia. nın butlanı _ . LaÜimore. asyâ'î bir unsur telâkki ettikleri Sovyet Rus-luğunun. bir gün bu «kerametler» ine karşı bir nefret hissi duyurabilir. .«> . geriliğin ve pasifliğin timsali olarak bahsuttikleri Hindlilerle İranlıların aryanı ırktan oldukları halde bugün Avrupa medenî hayatında şerefli mevki alan Finler'le Istonlarm ve Macarların Ural . ki bunun için « Rönesans» tan önce bilgiyi Araplardan aldıkları zaman Avrupalıların kendilerinde asla böyle bir meziyet görmediklerini. bu ustun Garb ırkı fikrinin 110 . ^ . butlanı o kadar vazihtir. Son cihan harbi de Avrupalıların. H. . Fakat şimdi müstemleke ve yarı müstemleke ülkeler kendi mücadeleleri neticesinde kurtuldukları gibi.

.) Bk.. fakat medeniyet. Kıymet ve ölçü mefhumları eski Sümer ölçülerinin Yunanlılarda aldığı şekillerden (dinar.>*j \fS)#t <jy~\ Jl V*^1 V/j -^r11 «i ^L-U J-** j>'r-)* j_^i)l«j* (&} x ~i^j^. □ ı r u n ı nın f i k i r l e r i ma metodu ve tekniği bütün dünya milletleri için ayni olmak yoluna girmiştir.Bîrûnî. JC*. bir peygamber derecesine yükselterek takdis eden İslâm Âlemi başka türlü telakki olunamazdı. Arkadaşımız olan alman filozofu K. bu sahalarda çaiış- hakkında hl - . gerekse . . ._-»! Jc i.. estar. ve ahlâk hususlarında farkların kalması tabiidir. coğrafî...—. «T ... ElBirûnî. . . adat. Kitâb al-şaydana. Jaspers gibi. ^..J* i_-#L c>Ji^t yjUı j>_y »jt^yv *-*Ul J c^U*^ f^-JL« oijUb &'j ***' j . mede- garbli milletlerle onların arasında örf. Garb medeniyetinin itilâ ve en parlak devri olarak Yunanlıların hristiyanlığı kabulden evvelki devrini almış. Roma ve Mısır ile birlikte tek bir «Ahl-ıı'l-ınağrib».ly ^. niyetlen n .. Hind ve Çini tek bir «Ahl-u'l-maşriq> olarak anmakta ve bu iki âlem arasındcki karakter farklarını belirtmektedir r)... Yunan medeniyetine ayrı ve mümtaz bir mevki verirken hristiyanhğa pek büyük rol ayıran Henri Massis ve Paul Valery gibilerin aksine olarak. miskal. riyazi ve felsefî anlayış.. i l i m ve sanat. halta Hicret esası yayılmadan önce takvimi bile yunanlı (Selivk takvimi olan.£• . Kur'an vasıtasiyle <Çifteboynuzlu» yu. ... 3 s . Fikrimce bir ') Horezm d i l i n d e «gram» kelimesi geçen sene Ortaanadoluda seyahatimiz esnasında Konyada Yusufaga Dütüphanesinde keşfettiğim Horezm d i l î n a ait lügat kitabında bulunmaktadır.« «l"-c*IU <Jlü J _. Horezmlilerde iîna liram ') v..XXI . Bursa Kurşunlu Cami yazması. İslâm Âleminin eski Yunandau ayrı düşmesi onun tereddi zamanında. s.. ^3 b» JL'LlC c>*>ll c>.... yani Makedonyalı Alexdander'i. Medeniyet yarattığı devirlerde İslâm Alemi. «ilimde itinâ ve dikkatin her şeyi en yüksek derecesine çıkarmak» hususunda ancak o devrin Yunanlılarında hâkim olduğunu 3 belirtmiştir ). vr. . dirhem.J .). ... 6b : . El-Birûnî de eserlerinde İslâm Âlemini medeniyeti bakımından Yunan.İ-' fr £y* <f^" â" 'f* ıW Jur^l V*l> Mj . din farkları .. Yunan ..-İ^. Yunan medeniyetini devam ettiren «Garb Alemi» nin bir kısmı telakki olunuyordu..y>¥tf> lç». « K u l t u r » ve «medeniyet» * Avrupa milletlerinin millî kültürleri olduğu gibi şarklı milletlerin gerek kendi aralarında. dini medeniyatle birleştirme çağında husule gelmiştir. El .

üstadlara ve ilim arkadaşlarına lüzumunda yapılması gereken müracaatlerden kaçınmak demek değildir. o Türk Garb medeniyetini tam olarak benimsemiş demektir.. Diğer bir mikyas ta dikkat 'tir. 161 : üLi-l «-» I . Müterakki camia medeniyet yaratmanın kaidelerini kendisi vazeder. j* Fatih Kütüphanesi yazması. bunu yapamıyan camia ölüdür. yahut bir Moğolun kültür itibariyle bir Almandan yahut bir Amerikalıdan farkı Avrupa ve Amerika milletlerinin kendi aralarındaki kültür farkları derecesine inecektir.J...V ti . ■ . metod ve teknik bakımından pürüzsüz kılmakta hiç bir garblinin yardımını görmediği halde. . J*\ U1* Togan.b . Millî camialara ayrılan Garbin medeniyet itibariyle bir kül. . ki bu «müstakil iş>. Fakat hemen kaydetmeliyim. s.il .gün «garbli» ve <şarkin medeniyet farkı kalmıyacak.jJr. Meselâ bir Türk. 145 te anlattığımız gibi. Muasır Avrupada «akribie» diye C»-ul> ıS^ x-ai j ._.. münderecatını işlemekte. nımsernenın mikyasları Bugün Garble Şark arasındaki farkın başlıca alâ. ~ ıı ı u u metı yaradış zihniyeti ve aşağılık ruhu olduğuna J göre. eserine bu bakımından tam bir garbli eser şeklini verebilmişse. Şarkta asrî yaratma zihniyetinin mi yarı ne olacağı bes bellidir . Jj~tll J*l Ltj * . Ji. 'u' W b •**■** . Japonya Ameri-kaya nisbetle garbi i. vücuda getirilen eserler orijinal buluşları. Mesai birliği i l e. müstakilleri vücuda getirilen eser. J-Ul o^ U •)»(*• ÛÇ--U\ U i1 J_—)l» . b. .« Jt \ju JJ* .. '. Tahdid nihâyai-i '1-amâkin.Wl j*1 ---. Ü* «4p J> ^-yi) -*H!İJ (J^JlUi . tasnif ve telif usulü ve ilmî teknik teçhizatı bakımından yine müstakil olabilir. (J. Bu fikir pek yakın bir zamanda Şark Âleminin yegâne rehber şiar haline yükselecektir. . Garb medeniyetini be1 . t.»t'-*... . 135 ( = Z.. Birıuıi'n Picture of the \Vorld. dünya ilmine yeni bir şey ilâve ederek b i r ilmî eser vücude getirmiş. yine m i l l î camialara ayrılan Şarkın da medeniyeti ayrı diğer bir kül teşkil edeceklerini zannetmem. s.. Bir Male-ziyahnın. . e-llj j. Fransa İspanyaya göre şarklı ocaktır. Son beş asır zarfında Avrupa ile Asya arasında yer alan «yaradıcılık» ve «aşağılık» zihniyeti farkları bundan sonra da epey zaman devam edebilir. jl^Ji "*t}fi . ilmi şahıslara ait bir «sın bilen şarklı işi. Fakat bu yine ârizî kalacaktır. 62-54): ^y~l\ s.

Fakat bu hususiyet Cinde olduğu gibi. hatta böyle kitapların içinde mündereç malûmatı bilip bilmemenin ehemmiyeti bile kaimiydi'. p. . OrUnfalUtedtag (ZI)CM.dikkat» hususudur. M —205. fakat dikkatsizliğe alışmış olan kavimlerde taammümü zaman ve ihtimam ister . eski Horeznılilerde ve onlarla komşu olarak yaşıyan Sırderya ve Hore/. fakat biz o tercümelere inanamıyoruz ve onların yazma nüshalarında değişmeler yapılıp yapılmadığından emin olamıyoruz. Galenos. r. t. 193»).XXIII yunancadan gelen bir kelime ile ifade olunan bu husus belki Avrupalılara eski Yunan ve Romadan miras kalmış bir hususiyettir. . her halde Rum harfleri ile «yazıp tesbit» ettiğini anlatmaktadır 2). di Kr a ç l c o v s k y . O . 1945. *30\ ) El-Bîrûnî'nin Saydana'smd& ki bu kayıt hu kitabrn 340 sayfası haşiyesinde. Bizim kütüphanelerimizdeki eski yazma eserleri «dikkat» bakımından ayrıca tetkik etmek. El-Bîrûnî Yunanlılarda bulunan bu dikkat hususun Islâmlarda bulunmadığından şikâyet etmekte. Acaba biz yaratma zihniyetini böyle müstakillen Dem okrasi ve yaratm a J t . Bu yüzden bu yunanca isimlerin aslı ne olduğunu Yunanlılardan soruşturup tesbit etmek icabediyor> diyerek kendisinin o zaman Horezme yahut Gazne-ye gelen bir Rum 'dan soruşturup «asıl şeklini onun kendi dilinde». Her halde Garb sistemini benimsemenin başlıca mikyasları şimdi zikrettiğimiz eser «yaratmada istiklâli ve «. bilhassa teknik ilimler sahasında.naklonulm uştur. dikkatin hangi memleketlerde görüldüğünü tesbit etmek islâm milletlerinin kültür tarihini öğrenirken ayrıca ehemmiyet verilecek bir noktadır. ki yazıları tashih etmek ve aslı ile karşılaştırmak hususunda bize hâkim olan dikkatsizlik yüzünden böyle yazma eserlerin varlığı ile yokluğu müsavi oluyor. G er-i Al-birani om (Ho. s. d. IV. zihniyeti ve dikkatle ikmal edilen orinal eserler vücuda getirecek derecede ve geniş mikyasta benimseme i) 2 Der VII. Eğer bizde bu âfet olmasa idi. El-Birunî'nin Türkistanda oturduğu halde yunanca öğrenm olduğu Ho-m iş erus'un arapçaya ve süryaniceye tercüm edilm iş olan eserlerinden bizzat yaptığı e em tercüm eleri ile de sabittir . Bıılletin de l'Academie des Sciences de Russie. . Dioskurides. şim I. daima Garbın gerisinde kalacaklardır. bk. i'tiyad ve terbiye neticesidir. islâm milletleri aldırış etmezler. L. XC. Dikkat ırkî hususiyet değil. hatta dikkatsizliği «bu bizim kavmin umumî eksikliğidir» diye vasıflandırdıktan sonra. Paulus ve Oreibasios'un eserlerinin arapçaya tercümelerinde zikredilen yunanca isimleri nakletmek kâfi gelirdi. «şöyle.m Türklerinde de görülmektedir '). dikkat ve itinanın ehemmiyeti hususunu takdirde geç kalır ve bunu yani nesillere hususi terbiye ile aşılamak çaresine girişmezlerse.meros ve EI-Bîrûnî).

Fakat serbest iradeyi siyasî. yalnız Tanrı onu dış düşmandan korusun. seçimli şehir ve vilâyet idarelerine geçmek. içtimaî hayatta olduğu gibi. Bu yolla aryânî olmıyan ırkların yaradış istidadı meselesi de aydınlatılmış olur. Şu satırlar yazıldığı sırada Türkiyenin tarihinde en büyük bir inkilâp. idarede demokrasi sistemine. Üstün ırk nazariyesinin butlanına daha evvelki yazılarımda işaret etmiştim '). Türk Jileti şuur ve iradesine kavuştu ve artık bundan ayrılmıyacaktır. 27-8. kan dökülmeden. onun terakkiyatına artık hiç bir engel kalmamıştır. bir ciddî hastalık olduğunu ve bunun ') «Türk destanlarının tasnifi» d. N. 275. ilmî hayatta da tatbik imkânı hasıl olmakla iş bitmiyor. 1939. 55. 405. bunda her şeyden evvel kendimizin şarklı olduğumuzu. Mademki yaratma ve aşağılık bir ırkî hususiyet Yaratma zihniyetini elde değildir. 2. 3 — İlmî faaliyetin kendisini bu ruhî arızaları gidermekte faydalı olacak bir şekilde plânlı yapmak. Giriş. a. Yücel. 1863 ten sonraki çar Rusyasında olduğu gibi. Bu üç mevzuu ayrıca izah edelim. aşağılık ruhu ve dikkatsizlik aleyhine mücadelede metodlu terbiye ve öğrenme hususuna gelince. «Goethe'nin Şarkı duyuşa» d. 1. içtimaî bünyemizi değiştirecek ilimde teşebbüs ve ictihad yoluna girmeyi temin edecektir. yaratma zihniyetini bnimsemenin yolları ve çareleri tespit edilmelidir. s. municipium'a. 2. Herkesten önce inandırılması icabeden sahte garb-çilerin gözlerini açmak için bilhassa son cihan harbi esnasında Alman üstün ırkı nazariyesine karşı İngiltere ve Amerikada yapılan neşriyattan geniş mikyasta istifade edilebilir. 2 — Yaratmanın metodunu öğrenmeyi bir millî vazife yapmak .XXIV işinde nasıl ve ne zaman muvaffak oiabiliriz ? Herhalde içtihad yollarının kapalı kalmasında başlıca âmil olan askerî idare sisteminden demokrasiye geçmek bu işi kolaylaştıracaktır. 8 . aşağılık ruhunun. öyle ise bu zihniyeti kendimizde ihya etm«nin üç şartı etmenin yolu fikrimce üçtür : 1 — Üstün ırk nazariyesinin butlanını ilme dayanarak telkin etmek . Atsız mecmua 1931. . şimdi de devlet idaresini demokrat ve sivil yapacaktır. ârizî olmakla beraber. Daima asker kalacağına inandığım Türk milleti bir defa devleti dinden ayırmıştı. fakat emsali bu memlekette belki hiç görül-miyen temkinli heyecan içinde gerçekleşmiştir. milletin tam bir şuurlu hareketi. Yaratma zihniyeti ve dikkat lehine. N. Türkiyede de hayırlı neticeler verecek.

Çünkü «mimarlarımız var. geldiler. fakat niçin bu uyanışın neticelerini alamıyor u z ? » 1 ) . Z. V. 256-260. Gregor'yev ve P. 12. Türkili tarihi. Hayat mecmuası. p. GarbŞark farkını ezelî bir keyfiyet diye bilmek ve Garb zihniyetini benimseme yollarını bulamamak gibi hallerle beslenmektedir.1950. 141-142. «Yaratma zihniyeti» nin benimsenmusine «göçebeGöçebe ve medenî Türk. İstanbul III. 1958. Ve ancak o vakit biz bu hastalığın müzminleşmesinin önünü alabiliriz. Dr. III. Bu iki zat için bk. Biz kendimizi Garb zihniyetini benimsemek azminde olan bir şarklı millet olarak kabul edersek. 543-551 ve Revün des etüde» islamiçues. Aşağılık zihniyeti. a.1. O halde aşağılık ruhundan kurtulup yaratma zihniyetine geçme umumî bir meseledir ve bunu benimsemenin usulü bütün ilimler ve hayat sahaları için şâmil ve bize has bir ilim olarak işlenmeli ve bütün yüksek mektep talebelerine okutulmalı ve bu iş bir millî seferberlik şeklini almalıdır. s. Bk. göçebe Türk ve Moğollarda bu zihniyetin Ortaasyanın medenî Türklerine nisbeten daha kolay benimsendiği daha geçen asır ortasında Kırgızlar arasından çıkan âlim Çokan Velihan ile Buriatlar arasında zuhur eden âlim Gürcü Banzarov gibi harikaların 4) mevcudiyeti ve bunları takip eden diğer bazı parlak si- Cumhuriyet. V. başka ilimler ve hayatın başka sahaları için de aynı olduğunu kabul etmek icabeder. lâyıkiyle ihtisas kes-betmiş adamlarımız var. 1942. Paris 1935. Bilâbenimsenmesi şartlan kis rus âlimlerinin.1948. müteaddid defa kendi tecrübeleri sıfatiyle tesbit ettikleri gibi. Saveliyev'den başlayıp. sistematik tedaviye muhtaç olduğunu kabul etmeliyiz. yahut «Gemilerimiz yürüyor. o vakit şeklin kabulü ile zihniyeti benimseme meselesinin kendi kendiliğinden halledilivereceğine dair hülyalardan da kurtulmuş oluruz. fakat gemilerimizi neden kendimiz yapmaktan çekiniyoruz ? » 2) gibi sualler bütün diğer sahalar için de soruluyor. 22. Yeni istanbul. üstadlığa doğru iler-liyen yeni yeni şahsiyetlerimiz çıkar. 1) 2) 3) 4) . imâr plânları yoluyla şehircilik te memleketimize girdi. O halde bu aşağılık ruhunu ve metodu benimseyişin yalnız hümaniter ilimlerde ve tarih sahasında değil. gemi inşası ilmini tahsil için bu kadar Türkü Avrupaya gönderdik. N.Ük» an'aneleri mani olduğuna dair edebiyatımızlerde yaratma yollarının da 3) ve Garbde yazılanların kıymeti yoktur. T o g a n.XXV plânlı.10. Halil F i k r e t .

249-27"ı) de Considerations sur la collaboration scienlifique entre VOrient Islamiaue et l'Europe nam yazımda izah etmiştim . N. ) Dil Kultar der Gegenwat. Cengiz oğullarından Seydalioğlu Tilev ve Cantüreoğlu Seyidhan isminde iki sultanın Rus mekteplerinde tahsilden sonra ziraati halkın ruhiyatına uygun bir şekilde ve onların itimadını kazanarak telkin eylemeleri neticesinde Kustanay vilâyeti KazakKırgızlarında ve Küçükoğlu Küçükov nam Başkurt subayının ') Meselâ Altay Türklerinden Prof. O halde biz sırf terbiye bakımından dinî sahalarda Garb tenkidi usullerini öğreten «metodik» leri işlemek mecburiyetindeyiz 3). 107-8 de bir daha neşredilmiştir. 1. yayla çıkışları müstesna. şimdi bu mevzu yeniden işlenerek İş mecmuası 1950. Bunlara bu yabancı zihniyeti benimsetebilmek için kafalarını o eski medeniyetlerin tortularından temizlemek. Göçebeleri asrî ziraat hayatına geçirmekte metodik çalışma sayesinde hiç beklenmedik müsbet neticeler verdiği halde. Goldzihe-kendisi dahi «200.000 Müslüman kendi dinlerini Garbin tarihî ten'. Bu gibi sahalarda Garb yaratma zihniyeti (dinî kültürün kuvvetli tesiri altında kaldıklarından) en çok dinî ilimler ve fikriyat sahalarında çalışma metodunu benimseme yoluyla yerleşebildiği görülmektedir. muasır medenî milletler arasında mühim mevki almış ve kendi fikrî hayatlarında yüksek seviyeye çıkmış olacaraklardır» demiştir :). s.1-31. 2 .000.id usulünü benimsemeyip bu şekilde tetkik etmek yoluna girerlerse. şimdi o göçebelikte.XXVI malar ') ile sabit olmuştur. N. Goldziher'in almanca eserlerini. aralarından yetişen Garb zihniyetli âlimler kendi muhitlerinde bir kültür çevresi yaralamıyorlardı. Orta ve Onasya medenî şehirli Türklerinde Garb zihniyetini benimsemek ise çok vakit güçlük arzeder. Yalnız göçebelerin hayat şartları icabı. p. ingilizce okuyan Hindli Müslümanlara okutmak maksadiyle. Katanov ve Moğollardan Jamsaranov San-j i v e y vesaire. ilgiliz-ceye tercüme ederek neşretmiştir. 3 ) Bu meseleyi ben Revııe des Etudes Islamiçues mecmuasında (III.. hemen hemen kalmadı. bu terbiyeyi alamıyan çevrelerde göçebelikten asrî ziraate geçmek işinin tamamiyle akim kaldığı geçen asırda "Kazak-Kırğız ve Başkurtlar arasında yapılan tecrübelerle sabit olmuştur. kafaları asırlarca taşımış oldukları medeniyetlerin teressübatı ile çok vakit dolmuş bulunuyor. Arap ve iranlılarda da hal böyledir. Bunu çok i yi takdir eden Hindli Müslüman aydını Khudabakhsh meşhur İslâm tetkikçisi I. yahut o eski tortulan yenisini kabule müsaid bir hale getirmek lâzım geliyor. Çünkü bunlar göçebeler gibi körpe deği l . 131.

bu gibi müesseselerin dirayetli . mühim eserlerin tam olarak Garb dillerine tercümesini mecburî kılmak icabeder. Bu işi liberaz zihniyetle kendi haline bırakmak asla caiz olmaz. metod ve i l i m tekniği bakımından yeknesaklığın teminine çalışılmalıdır. TaKal uüyı'c milletin güvenini kazanan bilgin rehberlerin metodlu telkinlerinden mahrum kalan yerlerde ayni uruğlara mensup çevreler asrî ziraat hayatına alışamamış ve sefalet içinde yuvarlanıp gitmişlerdir.. 3. Çünkü biz çok geri kalmışız. sıf süratli ve plânlı olmayı temin etmek'maksadiyle ve ilim tekniği bakımından yapılmalı ve devlet bütçesinden idare olunan i l im müesseselerinde tatbik edilmelidir. Bunun için bu neşeiyuH her şevden evvel beynelmilel ilim çevrelerinin tenkidine maruz tutma'yi ğözönünde bulundurmalıyız. u o i i n ı ruı LMjaıvaıı "un jthTfıÖc. bu kâbustan kurtulduğumuzu âl em i n e arz etmenin kendimizin yaratma istidadımıza inandığımızı farmübremli£i zedelim . az yahut çok. Yani devlet hesabına yapılan neşriyat muhakkak tek bir merkezden idare olunmalı.. öğrenmişlerin ilmî faaliyeti için de muhakkak plânlılık ve biri diğerini tamamlayıcılık temin edilmelidir. 'ıjcuunscıııııış. ferdi teşebbüslere engel olmak demek olmamalı. Terbiye ve öğrenme için olduğu gibi. Bu halin Anadöludaki emsalini de memleketin her tarafında ziraat mühendisliği işinde bulunanlardan öğrenmek fırsatına nail oldum. fakat tatbikat sahasına ğeçmeyinde böyle bir inanç neye yarar ? jlmî faaliyetimizi. beynelmilel sahaya çıkarmayı mümkün kılmak. İlim sahasında yaradış ile «Con Ahmetlik» 1er arasındaki farkı da ancak bu metodik telkinlerle anlatmak mümkün olacaktır. itt Lilr-îr ve hfi&Ul 'lüvenine dayanarak çalışma- .. Garbli aryanı ırkının üstünlüğü fikrini kafamızTürk i l m i n i medeniyet dan çıkardığımızı.XXVII . fakat böyle olsa dahi ilmî sahadaki faaliyeti sıkı merkeziyette tabi kılmak zarureti görülecektir. Bütün bunlar Garbin yaradış zihniyetini aşılamak yolundaki mesaiyi biz Türklerde geniş bir mikyasta ve motodlıı b i r şekilde umumî millî bir iş olarak ele alıp yapmak icabettiğini göstermektedir.vuıyu ı . zayıf yahut kuvvetli olsun. Memleketimizde siyasî idare bir gün belki merkeziyetsizlik esasına kurula-labilir. ı. hatta bunu yüksek i l i m müesseselerimiz için mecburî tutmak bugün için bir zarurettir. Bunun için tekmil neşriyatın sonuna eserlerin Garbin üç ilim dilinden birinde hülâsasını (resume) vermek. Türk üniversitelerinin neşriyatla uğraşan tekmil şubelerinde ve enstitülerinde kuvvetli tercümanlar kadrosu bulundurmak.. Bu ise içtihada karışmak.

genç ilim unsurumuzu da işe tergip ve teşvik edecek. büyük âlim Seyyid şerif Cürcânî'nin dediği veçhile «keşret-i örfoü ').İSe. 362. Çünkü ilmi hayatla içtihad kaynağı tenkiddir ve ancak beynelmilel sahada insanların müşahedesine arzedilen mesaînin milletler hayatında kıymeti vardır. s. Üniversitelerde herkes eserini. ona hedefini gösterecektir.XXVIII ? adammm ne5dyatl e I'rin h £ Î î ^ k3dar mÜhİ. Umumî Türk Tarihine giriş. Bu işi ne kadar masraflı olsa dahi yapmak mecburiyetindeyiz. fakat o üstad bizi ancak açık mesai ile açık mücadele ve yarışta kendisini geçmek azmiyle çalıştığımızı görünce takdir edecektir. dünyaya göstermek için yapmalıdır. Yani o yine bizim üstadımızdır. Medeniyet yaratan Garbin fârik vasıfları sıfatiyle söylenenler. . Biz Türkler 9 dan hoşlandığımız için Jaspers'in dokuzuncu maddesi üzerinde düşünmek bize eyi gelecektir. hatta şerait müsait olunca geçilecek bir örnek diye tanırız. Biz mesaiyi plânla yapmak ve onu günü gününe dünyaya bildirerek onu «râic» bir halde bulundurmak hususunda daima seferber olmalıyız. Bu hususiyetler bizim için de medeniyet yaratan bir millet olabilmek için ülkü mahiyetini haizdir ve bu yüzden biz usule dair olan bu kitabın basında öteki dokuz maddeyi saydık. Tojjan. yine bugün Garbin özel vasıflarıdır. O halde her müellif eserini.ve ârizî olmakla beraber. V. O £S£UP . ki bu sayede herkes kendi sahasında medeniyet âleminde yapılanlarla aşinalık peyda etmeyi zarurî görsün. emir almaktan sarhoş. onun takdir ve tenkidine maruz kılarak ilerletmek bizim için biç bir gün geciktirmeden başlanması gereken en aktüel bir meseledir.Dmvnp *> N«W Avyır»«W*W rittn ■Mmırttın macunca ıtvuıuHraaı Lu o derece mühimdir. bir ırk hususiyeti olmamak. Biz kendi kabuğumuz içinde kapalı halde ne kadar faaliyet göstersek dahi faydası azdır. yaradışın Garbe has olduğuna ve bizim istidatsızlığımıza dair kanaat-lar da kendiliğinden kalkar. bu asla inkâr edilemez. Biz yaradıcılık ziyniyetini benimsemek davasında bulunurken Garbi erişilecek. beslemiş. Biz bunu yaparsak 20-25 senede ilim yapanlar kafilesine katılmış oluruz. Dağınık ve köşelerde yatıp kalacak mesai bizim gibi geri kalan bir millet için ziyandır. Çünkü İslâm Aleminin «şuğör» mıntakalanndaki askerî muhitler. Bu mesaiyi dış ve iç için toplu ve gösterişli yapmak her cihetten faydalı olacak. Garb başta olmak üzere. emir vermekten mağrur tipl ) BIc. tekmil cihanın gözönünde. âleme ne söylemesi reva olduğunu bilerek ve düşünerek yazacaktır. Z. İlmî ve medenî faaliyetimizi. silsile-i merâtip ananesini.

çalıştık. ana dili ilmî mevzuları yazmağa müsaid olmadığı için eserlerinin o dilde yazacak olursa bunnn yalak üzerine çıkan bir deve kabilinden garib görüleceğini söylemiştir.XXIX leri yaratmış. ki en çok zavahirin metod'undan bahseden bu eserin «Önsöz» ünü «Garb zihniyeti» ve «ma'zs i mevzuuna tahsis ettim. Ali ve Cevdet Paşa gibi parmakla sayılabilir zevat bildiklerini kendi ana dillerinde doya doya yazıp millî kültür yaratabilmişlerdir. kendi kavminin vaziyeti ve Rus hükümeti ona bu emellerini kuvveden file çıkarmaya yol vermedi.s. öğren- . Aşağılık ruhunun ilim ile uğra-raşanların her vakit karşılarına çıkacak en feci tezahürü de budur.11. fakat ancak Alişir Nevayı*. öğrendikleri ilmî usul ve metodla Rusların ilmi için çalışmış oldular.ilim dili olmadığından kendisine yabancı olan ve kullanışta müşkülât çektiği arab ve fars dillerinde yazmak mecburiyetinde kaldığını. Ben de eski vatanımda kalmış olsaydım. Ka-zakKırgızlardan Almaatalı Barlıbek Sırtlanoğlu da Petersburg Üniver-sitesitesinin Şark Fakültesini mükemmel bir ilmî eserle ikmal etmiş ve ilmî metod hususunda öğrendik . Katanov Tür tarih ve lisaniyatına. t. Büyük âlim ElBîrûnî kendi ana dili -her halde türkçe. İşte bu yüzdendir. görünüşte garbli.ve bildiklerini kendi ana dilinde tatbik ederek millî kültür yaratmak istemişti. 342'de. Bu eserde bir çok nazarî meseleleri izah etmeye Türk dilinde ilim ya. İki gün evveline kadar devam edip gelen vesayet zaman/arında ilmî rütbelerde bulunanların ancak ktndı seviyelerinden aşağı olanlara karşı feragat göstermek ve kıskançlık içtimaî belâlarımızın başında geliyordu. Biz zikri geçen 9 madde ve emsalini etraflıca öğrenmek mecburiyetindeyiz. fikir sahasında müstakil karakterlerin ve kategori enginliğinin meydana gelmesine mâni olmuştur. ben de b.1914 te bu dünyadan ayrıldı. Şair Muhammed İkbal hakikî garbçiliği bulamıyanlara hitaben demişse. hastalanarak daha gençken 26. miralay Ebubekir Divayoğlu Türklerin etnografyasına dair neşrettikleri kıymetli eserlerini munhasiren rus dilinde yazdılar. Fakat bu nazariyeler ancak tatbikat sa-ratmaniD zevkli devri hasına geçerse kıymet kesbederler. Ve o bu yüzden. üzüntüden. Açık kalple iş birliği yapamıyacak insanlar ilim muhiti yaratamazlar ve onların çevresinde ilimde «âriflen zuhur edemez. hakikatte <Netâyic-ü '1-vuku'âb karşısında yüz karası olan eserlerden tiksindiğimi belirttim. N. Kâtip Çelebi. Zikri geçen Çokan Velihan ile Altay Türklerinden yetişen turkolog Prof. Tarihte Türklerden bir çok ilim adamları yetişmiş.

XXX diklerimle milletime faydalı olamamak bakımından Çokan ile Barıl-bek'e benziyecektim. t. 13-14. 114. aynı f i k r i taşıyan diğer bir çok Türk aydınlarının. Bu k i t a p t a b. Gerçi ora türkçesince bazı popüler eser ve derslikler neşretmiştim. A.6 ve 5.1925 te Maarif Vekili Hamdullah Suphi Beye takdim et t i ğim lâyihanın. Zeki Velidi Togan 16. 321 de anlattığım gibi.5. 144. tarih ve lisaniyat ilimleri ancak milshet ilimlerle birlikle ve muhtelif ilim mensuplarının yardımiyle işlendikleri zaman lâyık oldukları kiymeti kazanırlar ve metod ancak o şeraitte t a m olarak tatbik edilebilir. Bereket versin. 316-319. bir de riyazi ve t a b i î il iml erle b i r l i k t e hümaniler i l i m l e r üzerinde çalışacak ve bünyemize uygun Türk Ulûm Akademisi kurnak hususunda 8.9. nihayet bizim yolun heveslilerine ve talebelerime yol göstermek rnaksadiyle topladığım bu nazarî fikirlerimi ve "kaynakları da bir türkçe usul kitabı şeklinde Türk aydınlarına sunabildim. Türk milletinin siyasî ve medenî sahalarda vesayet devresini tarihe k a r ı ş t ı r ı p iradesini istediği gibi işletme yoluna girmesi her kes gibi bana da lam bir ferah ve daha çok çok çalışma hevesi vermaktedir. muhtelif vesilelerle. fakat ilmî eserlerimi rusça neşrediyordum. matbuatta izhar edegeldîkleri büyük dilekler i n i n kuvveden file çıktığını görürsem daha çok mesud olurum. Çünkü bu kitapta s.1950 Bayezit . 282 ve 310 da tesisi yollarını gösterd i ğ i m ilmî e n s t i t ü kütüphanelerini t eş ki l de faydalı olabilsem. Öğrendiklerimi tarihî eserler şeklinde. ki Türk dili devlet dili olan ve asırlardanberi bu şekilde inkişaf edegelen Türkiyeye gelerek çalışmağa muvaffak oldum. Bu memleketin i r f a n işlerinde kendimize h a l e f l e r y e t i ş t i r m e k üzere çalışmak benim için en büyük saadet olacaktır. bunun başka çaresi yoktu. senelerden-beri. s.

Avrupada tarih ilmi usulüne dair olmak üzere neşredilen eserler çoktur. Ayni müellif: Einfülırung in die Gechichtswissenschaft (GöschenSammlung. 5. Bauer. A l f r e d Feder Lehrbuch der geschichtlichen Methode. W. 1924. Regens-burg.\ I TARİHÎN MEVZUU VE SAHASI ı "Tarih" ve «Tarihte usul» Mefhumları 1. Auflage. Lehrbuch der historischen Methode. 4. Almanlardan bu mevzu ile Önce L e i b n i t z . (üçüncü basımı). Wien. Berlin. III. Introduclion aux eludes historigues. M o r d t m a n n harbiumumide istanbul Darülfünununda tarihte usul mevzuuna dair okutdugu derslere esas ittihaz etmiştir). Bu eser müellifin Viyana Üniversitesinde okuttuğu derslerinden ibrrettir. C. 1936 da Istanbulda intişar etmiştir). Bu kıt'aya mensup milletlerden Fransızlar ve ingilizler kendilerini Avrupa medeniyetinin hakiki banisi telâkki ettiklerinden bu medeniyeti ve bunun tarihini öğrenmenin usulü hakkında fazla düşünmemişlerdir. 1921. 3 . Leipzig l889. H e g e l ve F i c h t e gibi mütefekkirler alâkadar olmuşlardır Son zamanlarda buna dair elkitapları yazan müelliflerden şunların eserlerini zikredelim: 1 . Einführung in das Studium der Geschichte. L a n g l o i s et Ch. 1905. Buna mukabil Almanlar ve Ruslar gibi medenî inkişafları yeni olan ve bunu diğerlerinden öğrenmek ihtiyacında kalan milletler bu mesele ile daha çok meşgul olmuşlardır. 270). Bernheimin zikredilen iki eserinden birincisi . J. S e i g n o b o s . Paris. E r n e s t B e r n h e i m . 1926 (Bu eser Ş ü k r ü A k k a y a tarafından bazı yerleri ihtisar edilmek üzere türkçeye çevrilmiş ve «Tarih ilmine giriş» unvaniyle. (Bu eseri prof. V. 2.

M. 3. Hatta Yunanca "Istoria" kelimesi dahi aslında "araştırma" demektir. buğdayın. demirin. meselâ elma ağacının. . 2. ki yunancadan lâtinceye geçen "historia'' kelimesi de Araplara asfürâ (ve cemi ile asâfır. tütünün. Tarih. Tarih bu vakaların maddî ve manevî sebeblerini ve sebeb-ler ile vakalar arasındaki münasebetleri araştırıp tayin eder. Bu eser de Galip Ataç tarafından «Tarih tetkiklerine giriş» unvaniyle 1937 de türkçe olarak neşredilmiştir. ben ise başlıca Bernheimi göz önünde bulundurarak. çalışma usullerine ve bunların teknik cihetlerine ait malûmat vermeğe çalışacağım. 6. yahut ş e ' n î tarih (=histoire paragmatique) yazışı. meselâ altının. Bu itibarla "tarih" içtimaî bünyenin âzası olmak itibariyle insanlığın fiil ve fikirlerinin inkişafını takip eden bilgidir. The zariting of history. muhtelif ağaç envaının. Böylece biz tabiî hâdiselerin tarihini. "Tarih" kelimesi ibranicede "ay" manasına gelen "yarex" ke limesinden gelmedir. ve eşyanın mazi ve halinden bahseden her yazı ve her hikâye tarihtir. F. New-Haven. 1923. Kur'ande asatır al-avvalîri) şeklinde geçmiştir.—2- esas ittihaz edilerek ve fransız tarihine tatbikan yazılmıştır. hatta madde. Tarihin insanın hayatının tasviri olmak bakımından daha sağlam ve mufassal tarifi biraz sonra verilecektir. F1 i n g. 2) ö ğ r e t i c i . taşlardan meselâ mermerin tarihini bahis mevzuu edebiliyoruz. Hâdiselerin seyrinden. tarih felsefesi meselelerini ve diğer nazariyatı kitabın sonunda kısaca anlatmakla iktifa edeceğim. Fakat burada bizim için tarih daha ziyade insaniyetin veyahut milletlerin tarihidir. yazış tarzlarına nazaran başlıca dört nev'e ayrılır : 1) R i v a y e t c i yahut n a k 1 î (== histoire referente) yazışı. bir ilmin. Nasıl. Bilhassa metodun kendisine. Zikredilen müelliflerin eserlerinde daha ziyade mevzuun nazarî cihetine ehemmiyet verilmiştir. "Tarihte usul" ise bu tarif ettiğimiz tarih mevzunnun nasıl tetkik edilerek işlenmesi icabettiğini gösteren ilimdir. beşeriyetin içtimaî ve siyasî bünyeler teşkil ederek terakki ve tekâmül eylemesinde fertler ve cemaatler tarafından işlenen fiil ve ortaya atılan fikirleri ve bunların neticesi olarak zuhur etmiş olan vakaları tefkik eder. Tarih. mevaddan. ipek kumaşın. bom-bo'nun. introduction to fıistorical method.

Öğretici maslahatçı. ö. 1469-1527) dir. Toktamış. yahut tekevvün? tarih. beşer hayatındaki tekâmül safhalarını ve bilhassa onları doğuran sebepleri . yani hadiselere karşı her vakit «neden ve nasıl böyle oldu?» sualini vaz ederek araştırıcı. Bu şekil her millete tarih inşasının en eski şeklidir. doğrudan doğruya rivayet yahut hikâye eden eserlerden ibarettir. esbab ve sebeblen-mişler arasındaki münasebetler mevzuu bahs değildir. arapça karşılığı ile de «tekevvünî>. Daha sonra İngiliz tarihçisi Kar l e y i ( C a r i y l e . Nogaylarda Ediğe. evliya menkıbeleri ve siyer kitapları da bu gayeye hizmet ederler. 460—400) bu usulün vaz'ı addolunuyor. 4) İ ç t i m a i tarih yazışı. Yunanlılarda P l u t a r k o s ise meşhur adamların tercümei hallerini yazarken bu usulü esas ittihaz etmiştir. Meselâ H e r o d o t tarihi. Sonra müverrihlerden P o l y b i o s (M. meselâ Iliada ve Odissea da kısmen bu zümreye girer. vakayii felsefî veya diğer bir bakımdan tetkikle ve sistemleştirmekle uğraşmıyan. keza Türklerin pek mâruf olan ensab şecereleri bu cümleye dahildir. ö. 17^5-188) de bu yolu takip ederek cihan taihinde bilhassa şahısların rolüne fazla ehemmiyet varmiştir. Bu usulde tarih yazanlar bilhassa tarihte ayrı şahsiyetlerin hayatını tavsife fazla ehemmiyet verirler ve onların bariz karakterlerinden ekseriya boyalı tablolar çıkararek bahseder ve sini takip eden eserlerdir. (= histoire genetique) yazışı ve nihayet. Bu usulde tarih yazanlar bilhassa tarihte ayrı şahsiyetlerin hayatını tavsife fazla ehemmiyet verirler ve onların bariz karakterlerinden ekseJİya boyalı tablolar çıkararak bahseder ve bununla seciye ve ahlâk terbiyesine hizmet etmek isterler. ekseri islâm kronikleri. Makedonyada Tepedelenli Ali Paşa hakkındaki destan.—3 3) N e d e n n a s ı l c ı . keza tarihî distanlar. Eski Yunanlılardan Thukydides (M.A ş î r gibi müelliflerin eserleri. Urak ve Ma-may destanları. usule göre yazılan tarih ise tarihî vakıaları. Cenubî Arnavutlukta. 210 — 127) Milâddan önce 264 —144 yıllarının tarihine ait eserinde ve Roma tarihçilerinden T a c i t u s bu yolu takip etmiş. Bu usulde eser yazanlardan biri de M a k y a v e l (M a c h i a v e 1 1 i. Nedennasılcı. genetıque. Ve burada vakaların bir sistem esasında tetkiki. Rlvayetçi tarih. İslâm âleminde yazılan hal tercümeleri. meselâ T a b a r î ve İ b n a l . diğer tabirle felsefî esasta yazılan tarih eserleri ise tarihî vakayii öğrenerek faideli bir netice çıkarmak gayesini takip eden eserlerdir.

aralarında müşterek hususiyetler bakımından Machiavelli ile tarihçi lbn Haldun'u. Bunlara karşı hakikî ilmî tarih eserlerini genetik tarzda yazmak makbul olmuş ve o nisbette tarihçinin vazifesi cidden ağırlaşmıştır. Bu usûl <öğretici usübün. tarihte medeniyetlerin kalkınma ve inhilâlerin muayyen devrelerde cereyan ettiğine inandığından bütün beşeriyet tarihinde büyük muhaceretlerin takriben her 300 yılda bir devre teşkil ederek husule geldiklerini ileri sürmüş ve Miiâddan önce 2025 yılından Miiâddan sonraa 2175 yılına kadar olan zamanı 300 yıllık devrelere ayırmıştır. Keza beşer tarihinde ayrı hadiseleri büyüterek ve mefahir şeklinde tasvir ederek hatırlarda kalmasını kolaylaştırmayı isteyenler de az değildir. Bilâkis zamanımızda dahi bu tarzlarda yazılan eserlere tesadüf olunur._ 4— araştırarak tavsif etmeyi gaye edinir ki. Onlar için tarihi naklî tarzda yazmak lâzım geliyor. tarihî hâdiselerin arkasında gizlenmiş tarihî kanunları tebarüz ettirmek cihetine önem verir. enfüsî ve hissî cihetlerini kenarda bırakan başka bir şeklinden ibarettir. Muhammed Peygamber ile Büyük Petro'yu. tarihte vekayin esbabını tahlille uğraşmamıştır. kendine has bir usulü takip etmiştir. iktisad tarihçilerinden Kari L a m p r e c h t ve muasır feylosof O s w a 1 d S p e n g l e r bu yolu tutmuşlardır. Tarihte bu gibi hususî tetkik tetebbu yolunun icadını düşünenler az değildir. Temür ile Annibl'ı. Marksist ve materyalist tarihçiler. Kant ile Xenop-hon'u. Tabarî bütün tarihî hâdiselere ait okuduğu. Biz ise burada başlıca tarih yazış sistemi olarak zikri geçen dört sistemi ele aldık. Çünkü insanların mukadderatını o "eski usul" münte-siplerinin tatbik ettikleri tarzda anlatmak ihtiyacı hâlâ baki olduğu gibi bu mukadderatın dikkate şayan noktalarını olduğu gibi hikâye ettirerek bundan estetik terbiye almak isteyen insanlar da vardır. Bu dört nevi tarih yazış tarzından ilk ikisi de modadan kalkmış değildir. 4. İçtimaî tarih yazış usulü. Muasır İngiliz tarihçisi A r n o l d T o y n b e e de/î Study of History isimli büyük cihan tarihinde tarihte daha ziyade müşterek tipler arayan. bizim tarihte usul derslerimizde başlıca bahis mevzuu edeceğiz tarih yazış tarzı budur. Bu gibi müelliflerin yazılan bittabi indî olur. meselâ İslâm âleminin büyük tarihçisi Tabarî. işittiği ve gördüğünü fazla indiyat ilâve . Bu yüzden o. Eski zamanın vak'anüvisleri. Babür ve Ekber'le Davud ve Süleymanı bir arada zikretmiş ayni zamanda kendisi.

Gerek Thukydides ve gerek Polybios tarihte başlıca müessir sebeb ve âmil olarak insanların devlet idare sistemlerinin değişmesini kabul etmişlerdir. ve ancak bu şartlar altında Abdülaziz devri tarihini.—. Polybios'a göre lerdler gibi devletler de . Bütün bunlara ait tetkikler. Meselâ Sultan Abdülaziz devrini öğrenmek istersek. O da vak'aların sebep ve sebeblenme bağlantlTarına ehemmet verir. arabalar. ecnebilerin çıkardıkları resimler ve yazdıkları tavsifler kalmıştır. Meselâ Sumer-leri ve Hititleri ele alalım. bu Sultanın zamanından elbiseler. Polybios ise sebepleri incelenmekte daha ileri gider. o zamanı gören adamlar bile henüz yaşamaktadırlar. Polybios Kartacalıların muvaf-fakiyetsizliğinin sebebini bu domoraside görüyor. muhtelif cephelerden yazılan kayıtları tetkik etmek mecburiyetindedir. Bütün bunları karşılaştırır ve tahlil ederiz. bunlardan da sorabiliriz. Yalnız bu zevat fazla dindar ve ancak kendi muhitlerini bilen kısa görüşlü adamlar olduklarından vekayii tevsik etmeden. anlayabildikleri gibi. Sonra devrin icraat ve İslâhatı hakkında ve kendinin Avrupa seyahati dolayısile Avrupada neler yazılmışsa onları öğrenmeliyiz. Yeni zaman tarihimiz için de boylerdir. Yani me-vad çoğaldıkça tarihi Nedennasılcı (genetik) usulde tetkik zarurî oluyor. tarihte âmil olmak itibariyle bütün insan camiaları için umumî esastır. Kartacada ise idare demokrasiye geçiyordu. yataklar. Hükümdarların şahsî hayatlarına ve o zamanki şehir hayatına gelince. ve evler. Asur ve B abil i l er hakkında da ancak pek az şey biliniyordu. Bugün tarihçi olan zat tarihî bir şahsiyete ait t e t k i k a t t a bulunurken onun dost ve düşmanları. Zamanımızda ise vaziyet bambaşkadadır. modern medeniyetin hâmili olan milletlerin dillerinde yazıldığından bunların bütün araştırmalarını okumak lâzım geliyor. Maamafih Nedennasılcı usul ile Öğretici (Pragmatik usulü birleştirerek yazanlar da vardır '). Şimdi ise komşu m i l l et l e ri n o kavimlere ait kayıtlarından ma'ada onların kendi kitabeleri okunmuş ve halen okunmakta olduğu gibi şehirleri maddî medeniyet eserleri de bulunn-mvştur.' evvelâ o zamanki vaka-nüvislerin kayıtlarını. Kartacalılar savaşında da en müessir âmil devlet idare sistemi farklıdır. Thukydides Peioponnes harplarının sebebini Atina ve Sparta devlet hayatı şartlarının değişik durumunda görüyor ve bu hayat şar-larlndaki değişiklik onca. varsa kendisi tarafından yazılan yazıları. !) Pragmatik tarih yalınız «öğretici» değildir. Eski Mısırlılar. saraylar. yahut o devre ait bir hâdiseyi aydınlatmak imkânına ereriz. Ona göre. tablolar. yemek takımları. 11-13 üncü asırda Cermenlerin ve Rusların manastırlarda çalışan rahiplerinin kayıtlan da öyledir. resimler. gazeteleleri ve matbuatı tetkik etmeliyiz. silâhlar. Thukydides arkeolojik materyaldan igtiîade etmesini de bilmiştir. Romada Senato vardır. Bir asır evvel kimse bu kavimlerin tarihinden haberdar değildi.5 — etmeden eserine almıştır. tesbit etmişlerdir.

binalar ve harabelerin ihtiyarlaşır ve münkariz olur. Bu derslerde «Tarih» derken.2 "Nedennasılcı tarih» ve vazifeleri 5.-eski tarihçilerden ve bugünkülerden bazıları tarihî vakalara ait haberleri olduğu gibi nakletmekle iktifa ederler. Eflatun (Rlaton) için olduğu gibi Polybios için de beşer hayatında monarşizm. Fakat tarih yazmanın asıl müşkül ciheti vak'aların izah ve tahlilidir. . Nedenasılcı (genetik) usuliyle yazılan tarihtir demiştik. ki pragmatik düşünüş de aslında hâdiselerin sebeplerini aramakla başlamıştır. Beşeriyetin mebdeini ve tarihin de tarihten önceki devirlerini öğretmenin ayrı usûlleri vardır. ancak şahısların rolüne fazla ehemmiyet vermişler ve tarihe öğretici kıymet atfetmişlerdir.ş zamanların tarihini yazarken Herodot tarihinden malûmat nakletmekle iktifa ederlerdi. Eski önasya milletlerinin maddî medeniyet eserleri üzerinde geniş tetkikat yapılmıştır. Din meseleleri de büyük bir zümreyi çok yakından alâkadar etmiştir. genetik usulün hususiyeti olarak tanınmıştır. Romanın başına da böyle bir hal gelecektir. tarihi. «arkeoloji» yani eski maddî eserler. Bunu nasıl anhyacağız ? . bu haberlerin tenkidi ile uğraşamazlar. efsanelerden. Önasya çivi yazıları okunmuştur. Eski müverrihler meselâ geçm. Bu yüzden «Ne-dennasılcılık». Bugün ise tarih yalnız bu noktalardan değil. billhassa yazılı kaynaklara ve kalıntılara dayanarak öğretilmekte olan «tarihî devirlerdin tarihini kastediyoruz. Bu usulü ilk icad eden! r. ancak «kalıntılar» bıraktığı zamandan önceki devirlerin tarihi ayrı meselelerdir. üIûM motivlerle izahlardan kurtararak «iş» ve «realite» «sebep sebeplenme» yolu ile izah etmeyi esas edinmişleadir. diğer bakımdan da öğrenilir. Zamanımızba ise Mısır hiyeroglifleri. Tarihi bu tarzda yazabilmek eski zamanlarda çolc müşkildi. zamanımızda ise bu nevi mesaiyi kolaylaştıran birçok vesait vardır. Tarihin herhangi bir devrini veya dünyanın herhangi noktasında yaşayan bir milletin tarihini tetkik ederken şimdi «paleografi» yani eski yazıların okunuşu. Bundan anlaşılıyor. yalnız râvî olarak kalırlar. daha ziyade imsanın siyasî hayatîyle alâkadar olmuşlardır. Yine demiştik ki. aristokratizm ve demok-ratizm tedricî tekemmülü safhalarıdır. zamanımızdaki ilmî tarih. fakat bu usûller tarihî devirlerin tetkik usûllerinden epeyi farklı olduğundan ve ayrı bir mevzu teşkil ettiğinden bunlara burada temas etmiyoruz. Zaten «pragma» sözü «iş» demektir. Beşeriyetin bundan önce bir hayvan gibi yaşayıp geçirdiği mebdei malûm olmıyan devir ve yazı sanatını bildiği halde. Eski tarihçiler.

fransızca ve almancayı bilmesi zaruridir. bu zamana kadar medenî insanın hatırına gelen ve bu güne kadar keşfolunan bahislerine ve mevzularına son üç asır zarfında. ses yani plâk arşivleri vücude getirilmiştir. Çünkü beşer tarihinin tetkik edilecek bütün sahaları bu üç dilde yapılan ilmî neşriyatta tamamile incelenmiş değilse de. «lingvistik» yani lisaniyat gibi ilimlerin yardımıyle elde mevcut bütün mevaddı incelemek. muhtelif milletler arasındaki geçmişte vaki olmuş karşılıklı dil ve edebiyat tesirlerini tetkik eylemek mecburiyetindeyiz. Fakat bütün bu vesikalardan ve ham mevaddan istifade edebilmek için tarih usulünü ve lisanları bilmek başlıca şartlardandır.tetkiki. Tarihin her hangi sahasında çalışılırsa çalışılsın bu mevzuu. M o n o d: "Beşer faaliyet ve tasavvurlarının taakkub. zaptetmek bazı hâdiseleri tamamile filme almak gibi tekâmüllerden geniş mikyasta istifade edilmektedir. bu üç dilde yapılan neşriyytta şu veya bu şekilde muhakkak temas edilmiştir. . Bernheime göre : "Tarih ilmi. onun ilim sahasına akseden cihetlerini öğrenerek tetkik etmek için tarihçinin ana dilinden ve mevzuu bahis olan maddenin yazıldığı lisandan başka başlıca üç Avrupa dilini. tarihin. Bundan dolayı kültür merkezlerinde yalnız evrak değil. Bunun için bu ilmin yukarıda verdiğimiz kısa tarifini biraz daha tevsi edelim : Tarih ilmini esaslı ve şümullü bir surette tarif etmek kolay bir iş değildir. Fakat E. onu anlarsak Monud'u da anlarız. inkişaf ve bağlılık nisbeti bakımından tecellilerin heyeti mecmuası" dır diye tarif ediyor. vesikaların faksimilelerini çıkarmak nutuk ve muhavereleri stenografla. insanların zaman ve mekân çerçevesinde husule getirdikleri tekâmül hâdiselerini. bu ma'şerî hayatta mevzuu bahis ayrı hallerdeki rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psiko-fizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde. bunların ma'şerî (içtiaî) bir vücudun ferdleri ve toplu lukları sıfatiyle yaptıkları f i i l l e r i n d e . Tarihin tarifi : 6. Zamanımızda tarihî hâdiselerin tesbiti işinde ise fotoğraflar. Tarih mefhumunu ve tarihçinin vazifelerini önceden iyi bilmemiz lâzımdır.e i m i n tarifi daha şümullüdür. G. B e r n h. yani ingilizce.

W i 1 h e m B a u e r ise Bernheim'in ve diğer bir çok tarihçilerin tariflerini de naklederken kendisi şöyle tarif etmiştir : Geschichte ist die Wissenschaft. Fakat insanların uzvî bir mahlûk olmaları itibarile yaptıkları işler. t i r aile gibi gruplar halinde ibraz ettiği faaliyetini anlıyoruz. The Methodes of historical Stadı/ (1881) : History is past politics and ploitics are present history. tarifi vardır. der die Erscheinünjren des Lebens zu beschreiben und nachfühlend zu erklaren sucbt. sovveit es sich um Verânderungen handelt. Bazıları tarihi sadece maziden bahseden ilimdir demekle iktifa ederler: meselâ H e n r i Berr La synhese en histoire Paris. aynı zamanda içinde vaki oldukları mekânın da zaman ile beraber ve ikisini bir «kül» olarak almak lâzım ') Die Geschictsvvissenschaf t is die Wissenschaft. F r e e m a d n. Vom Sinn der W elt gesphichte (1 13) : Das Geschichtliche Leben ist das Staatlicbe Leben. 1911. meselâ bir devlet. B e r n h e i m bir de şu şekilde yazlyur : Geschicte ist die Wis-genschaft. yanlış olarak. in dem sie diese vom Standpunkt ihrer Wirkung auf die Folgezeit öder in Rûcksicht auf ihre typischen Eingenscbaften ausvvShlt und ihr Hauptaugenmerk auf solche Verânderungen richtet. «Zaman ve mekân çerçevelerinde husule getirdikleri tekâmül hâdiseleri* derken. vvelche die Tatsachen der râumlich-zeitlicn Entvvicklung der Menschen in ihren Betatigungen als Gemein«chaftswe-gen im pgycho-physischen auf jevveilige Gemeinschaftsvverte bezogenen Kausalzusammen-hang erforscht und derstellt. hâdiselerin tetkikinde. p. onu görüş tarzının sayısı kadar. biyoloji yahut fizyoloji mevzuu olacak hayvanı hareket ve fiilieri buraya dahil değildi. Bunu izah edelim. die das Verhaltniı des Menschen zu den verschiedenen gesellschaftlichen Gesamtheiten mit sich bringt. Bk. 7. Evvelâ tetkik mevzuu olan şey hep hâdiseler (faits) dir._8— tecelli eylemeleri itibariyle tetkik ve tasvir eder. welche die zeitlich und râumlich bestimmten Tatasachen der £ntwicklung der Menschen in ihren (singularen. wie typischen und kollektiven) Betatigungen als soziale Wesen im Zusammenhange psychologiech-physicher Kausalitât erforscht und darstellt. R.. I : I'histoire est l'etude des faits humains du passe. die in der Zeit und im Raurn unweiderholbar sind. bunların yalnız zamana göre sıralanmasının kâfi gelmediğini. . Hülâsa tarihin. ')• ilk nazarda anlaşılmaz görülen uzun cümleli bu tarif muasır medenî milletlerin yüksek mekteplerinde talebeye anlatılan umumî bir tariftir. yahut devletlerin tarihi telâkki edenler Avrupa'da da eksik değildir. Bu «faailiyet» e bir camianın şuurlu uzuvları olan fertlerinin bütün filleri dahil olur. meselâ E. A. Tarihi. insanın «ma'şerî bir vücut. yahut içtimaî bir bünye olması itibariyle faaliyeti> derken insanların teşkil ettikleri her nevi zümre. Prof. ancak siyasî hâdiselerin. bir oymak. Ayni tarifi E. S e e b e r g . Çünkü bu kitap başından sonuna kadar hep bu tarifi ve ona yaptığımız ekleri izah eder. bir kabile.

rol ve ehemmiyetlerini. kelimenin maruf manâsiyle.-9geldiğini anlatmak istiyoruz. almanca : Kausalzusammenhang) diye. Meselâ Osmanlı devletinin kurucusu olan Osman Bey zamanında Uçta cereyan eden hâdiseler üzerinde o zamanki dervişlerin tesirin bir âmil olarak zikrederiz. ancak «içtimaî hayattaki ayrı halleri bahis mevzuu*. -r £ 11 i bağlılıklar». yalnız fizikî cihetten mütalea edilmez. bahis mevzuu olan hâdiselerin üzerinde müessir olan âmillerin ehemmiyetini. İnsanların fiilleri. Fakat bu dervişlerin hareketi yahut dervişlik hareketi bizatihi kıymetli bir hareket midir değil midir. insanların asıl kendi iradelerinin. hâdiselerden birinin diğerine tesiri. biz o mesele ile meşgul olmuyoruz. birinin diğerini doğurarak husule getirmesi keyfiyetini ifade ediyoruz ki. türkçe : Ragıb Hulusi merhuma göre «evilme») demekle. Bunu «terkip* (synthese) bahsinde de bahis mevzuu edeceğiz. yani bahis mevzuu hâdiselerin cereyanında yahut neticelerinde müessir olmaları. bu âmillerin her vakit haiz oldukları hakikî kıymetleri itibariyle tayin ve takdir etmiyoruz. . Burada (tekâmül. Çünkü biz tarihte. biri diğerine müessir olarak vücut bulmaları itibariyle. terakki ve inkişaf etmesi hususunu değil. Tarihe ait bir eser vücude getirdiğimiz vakit hâdiseler arasında bizce lüzumlu olanlarını intihap ederken ancak zikrettiğimiz bu cihete bakıyoruz. yahut tesir altında kalmaları itibariyle tayin ve takdir ediyoruz. 8. yani sebeplenmiş (yahut mü-sebbeb) arasındaki münasebti kasdediyoruz. yani t e t k i k mevzuu ederken bu âmillerin o haller üzerindeki. Meselâ tarihte milletlerin fütuhatı ve muhaceretleri. <tekâmül> yahut «tehâvül» diyoruz. Bunlar birçok «tekâmüller» olduklarından «tekâmüller sı rası » (Entvvick-lungreihe) teşkil ederler. buna göre terakki ve inkişaf manâsındaki tekâmülün zıddı olan tedenni safhalarını arzeden hâdiselerin husulüne de. mer'alar ariyan bir hayvan sürüsü!) Bu kelimeyi "müaebbebiyet" yerinde kullanıyorum. fiilin husulünün sebepleri ile o fiil. almanca : Entvvicklung. burada yalnız Söğüt beylerinin 1290-1300 yılları arasında sevk ve idare ettikleri hâdiselerde onların tesiri itibariyle ihraz ettikleri kıymet bahis mevzuudur. diğer tabirle «sebep ve sebeplenmiş ') bağlılığı» (faransızca : consensus causal. diğer tabiat hâdiseleri gibi. «Ma'şerî (içtimaî) hayatta mevzubahis ayrı hallerdeki rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psiko-fizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde tecelli eden hâdiseler» dedik. fikirlerinin ve ruhî haletlerinin andığımız tekâmül faaliyetlerindeki rolü de ayni derecede mühimdir. bir şeyin. (fransızca : evolution.

şimalî Türkistanda budizm ve hıristiyanlık ile islâmiyet arasındaki cenubî Türkistnda da şeyh ve han olan Kazan Han Halil'in temsil ettiği Türk tasavvufu ile Termiz seyitlerinin temsil ettiği Iran tasavvufu arasındaki mücadeleleri. İşte bu "ruhî ve tabiî" diğer tabirle "psiko-fizik" amillerin birbiri üzerindeki tesirleri "illî bağlılıklar"ı teşkil etmektedir. yiyecek aramak neticesi.m e k â n çerçevesinde husule gelen t e k â m ü l h â d i s e l e r i " arasından bazılarını esas hâdise. meselâ kendi iradeleri. Şarkitürkistan ve Altınordada cereyan eden hâdiselerde müessir olan siyasî ve iktisadî şartları. Bunun gibi meselâ 14 üncü asır başlarında küçük bir kabile reisi olan Osman ve Orhan beyler tarafından Bursada yeni bir muslüman . cihangirlik emelleri. Yalnız cemiyetlerin değil. zelzele. Meselâ Temür'ün kendisini 1372 senesinde Belh'te bir kabile reisliğinden Ortaasyanın büvük hükümdarı olarak ilân edebilmesi hâdisesinin nasıl husule geldiğini tetkik ederken bu hâdiseden evvel 14 üncü asrın ortalarında-Maverünnehirde. Burada Barlas kabilesi başında enerjik bir şahsiyetin reis olması ve bunun da o zaman memleketi idare eden Emir Kazgan ailesile karabeti cihetleri 1373 senesi hâdisesinin mühim esasını teşkil etmiştir. Ayni zamanda Temürün ve refiklerinin bu gibi cereyan ve hareketlerden nasıl istifade ve o ceryanlara nasıl tesir edebildiklerini. Horasan. Bütün hâdiseler umumî heyetleri itibarile bir "kül" teşkil ederler. meselâ iklim değişmesinin. Afganistan. dinî hissiyat ve saire de müessir olur.10 gibi. diğerlerini ancak talî hâdiseler telâkki ediyoruz. ihtiras. " Z a m a n . buralardaki dinî ve fikrî cereyanları. nehirlerin mecralarını değiştirmesi gibi tabiî amillerin tesiri altında vaki olursa da bu gibi hadiselerde ayni zamanda ruhî ve manevî amiller. Fakat biz o zamanlar "hanlar"ın nüfuzunun azalıp "kabile reisleri" yani "beyler" nüfuzunun artması hâdisesini keza şimalî ve cenubî Türkistan arasındaki medenî. yahut sadece tabii hâdiselerin. Hakikatte ise böyle sebep ve müsebbep sıfatiyle biribirine bağlanan hâdiseler biri diğerine müessir olmak ve hepsi bir "kül"ün "cüz"leri ^utanmak itibariyle ayni kıymeti haiz bulunurlar. bununla beraber o cereyanların Temürün kendisine karşılıklı te'sirlerini etraflıca öğrenmeliyiz. bunları teşkil edeu bütün ferdlerin hareketleri de böyledir. açlık. ecdaddan kalan göç ve istilâ ananeleri. dolayısile bunu da Temür tarihinin esas mevzularından biri olarak alabiliriz. 9. Çağatay oğulları ile Ögeday oğullan arasındaki mücadelede meydana çıkan diktatör nevinden kabile reisleri ile bunlar arasındaki münasebetleri öğrenmemiz lâzımdır. dinî ve fikrî mücadeleleri de bahis mevzuu olarak alıyoruz. kuraklık..

buna reğmen tenkilini. garpta llhâniler devletinin sukutunu ve Ortaasyada yeni bir devletin tessüsünü mucip olmuştur. Mısır memlükleri ve Uç ümerası. Fakat ticaretin sukutu ve ticaret yerine ancak mahallî ehemmiyeti haiz bir ziraatın inkişafı diğer bir büyük ve umumî sebebin neticesidir. Balkanlarda oynadıkları rolü. Rumelideki reisleri Nogay'ın hayatında ve vefatından sonra. Uç beylerinin bir taraftan Bizansla diğer taraftan Moğollarla ve Memlûklerle olan münasebetlerini ve bütün bu gibi şeraiti etraflıca öğrenmek icap eder.11 Türk devleti kurulması keyfiyetini öğrenirken evvelâ bunların mensup bulundukları Kayı kabilesinin nasıl bir kabile olduğunu ve bunun orta Sakarya "Uç" kabileleri arasındaki mevkiini. Bizans imparatorluğunun dahilî vaziyetini. Altınorda'ya mensup Ak-Tatarların.. Mısır memlükleri ve llhâniler münasebatını. Ayni şekilde 14 üncü asrın son nısfından garpte . onun şümullülüğünü. nihayet Anadolu Türkleri. Biz bu gibi âmilleri aramalıyız. "ahilik ve gazilik" gibi müesseselerin ve Uçdaki Türk şeyhlerinin. Temür devletinin zuhurunda yekdiğerine tesir eden yukarıda mezkûr hâdiseler arasındaki illî münasebetlerden başka belki onların hepsi üzerinde âmil olan ve onlara toptan tesir eden diğer bir umumî âmil var dır. ki o ayni zaman da şarkta Kaanlığın Cinden çekilmesini. Keyhatu Han zamanında "Uç"da vaki olan isyanları ve onların tenkilini. işte Osmanlı devletinin teşekkülünde bütün bu noktalar biri diğeriyle sebep ve müsebbep olarak girift bir şekilde bağlanmıştır. îlhanilerle Bizans ve Cenevizlilerin deniz ve kara yollarile te'sis ettikleri iktisadî ve ticarî münasebetleri. bilhassa Bizans'ın Bithinia ve Paf-Iagonya hudutlarındaki kuvvetinin o mıntıkalardaki Türk kuvvetleri karşısındaki halini. Gazan Han zamanında Moğol emirlerinden Sülemişin isyanını. bunların Rumeli tarafına geçerek yerleşmelerini. O da Hind ve Amerika deniz yollarının avrupalılar tarafından keşfolunarak Ortaasyadan geçen eski kara yolunun ehemmiyetten düşmesidir. o zaman Anadoluda hâkim Moğol ümerası arasında olup geçen hâdiseleri. Altınordanın Bizans ve Mısır memlükleri. bunların îlhanilerle ve Bizanslılarla münasebetlerini. İlhanı devletinin dahilî vaziyetini ve onun uçlardaki siyasetini. Bunun üzerine Osman ve Orhan'ın ve maiyyetleri erkânından nüfuz sahibi olan zevatın şahsî karekterlerini öğrenmek lâzım gelir. Mısır memlükleri ve Altınorda. Meselâ 16 inci asırdan başlayarak Ortaasyanın ufak hanlıklara bölünmesinde başlıca âmil ticaretin sukutu ve mahaallî ziraat hayatının inkişaf eylemesi olmnştur. Bizans ile llhâniler arasındaki siyasî ve medenî münasebetleri. bilhassa "Uç" Türkleri arasındaki içtimaî teş^ kilâtı. buralardaki dervişlerin rolünü.

neden-nasılcı usule göre t a r i h yazmak demek. Tarihin t e t k i k mevzuu olan bu "tekâmül" meselâ yukarıkiler gibi bir devletin yahut m i l l e t i n hayatı.(Allgemein) ı ayıarrak anlatıyor. veyahut küçük bir zaman parçasıuın yahut bir şahsiyetin inkişafı da olabilir. ve bu hâdiseler cereyanının neticelenmesine iş tirak etmiş olması i t i b a r i y l e takdir edebiliriz. Bu ayrı hâdiselerin bir "bir tekâmül'deki rolünü ve ehemmiyetini tayinde muhtelif tarzda olur. biz buna ileride "terkip" bahsinde de temas edeceğiz. Frank memletindeki ve İtalyadaki hâdiseler. Anadolu ve Rumeli etrafında toplamaya başlaması nı n da şüphe yok. bütün bunlar yine bir «birbirine bağlı olan hâdiselerin teşkil ettiği ayrı bir kül» (besoederer Ganz von zusammeobaogen Tatsachen) dür». ki umumî sebepleri vardır. Başlıca B e r n h e i m ' a dayanan ve zamanımızdaki tarihçilerin çoğunca kabul edilen bu tarifin zayıf bir noktasına işaret etmek ') B e r n h e i m : «Die Tatsachen im Zusammenhange der Entwiclungen zu erfaggen haben wir die Einzeldaten mit dem Ganzen und mit dem Allgemeinen der Entvvicklung. onların nasıl bir "umumî kül" teşkil edebilmiş olduklarını öğrenmek ve ayrı hâdiselerin veyahut onların heyeti mecmuasının kıymetini illî bağlantı çerçevesinde tayin etmek demektir'). birisinin hal tercümeli. Yani hâdiselerin kıymeti bunların ayrı ayrı vakitlerde "rabıtalarla bağlanan ahenktar bir yığın" teşkil eylemelerine göre takdir edilir.12 Türk kuvvetlerinin Çanakkale ve Karadeniz boğazları ve Gelibolu merkez olmak üzere. batıda Osmanlı devletinin teşekkülleri birer "tekâmül"dürler. Tekrar ediyorum. bir kül teşkil eden dağınık âmillerin o münferit birleşme anlarında tesirleri itibariyle kıvmeti şeklinde tayin edilir.„ı birçok hâdiseler sırasının cereyanında.. 10. ayrı m i l l i l e r i n tarihi. Şimdi Türk tarihindeki iki büyük vakıa ile i l iş i ği olmak üzere saydığımız hâdiselerin her biri veyahut onların umumî heyeti karşısında bu iki vakıa yani doğuda Temür. Meselâ Şarlmanın k ı r a l l ı ğ ı nasıl ele geçirdiği meselesinde bu meselenin toptan münasebette bulunduğu hâdiseler bir «kül» (Ganz) dür. «Genel sebep» (allgemenie Ursache) ise Şarlamanın ihtirası. B i z a n s l a olan mücadele ve müzakereler. in der aie ıtehen'in kausale Beziehung zu getzen» diye «kül» (Ganz) ile « g e n e l . Langobardların millî ruhunun iklim ve medeniyet tesiriyle zayıflaması. umumî t a r i h bakımından beşeriyetin tekmil hayatı bir «kül» d ü r . Frankların taze ve iptidaî bir kavim glfatiyl kudreti ve diğer ruhî ve f i z i k î uusurlar. dini taassub ve aşkı. Biz her ayrı hâdisenin kıymetini diğer hâdisenin veyai. . Hâdiselerin kıymeti meselâ felsefe sistemleriyle isbat olunan yahut isbatı yolunda çalışılan "ebedî kıymetler" s ı fat i yl e değil. işte bu tarihî hadisedeki tekâmülün «genel» cihetidir. işte bu "hâdise"lerle "tekâmüll"lerin bağlanışını. ayrı d e v i r l e r i n tarihi de kendi başlarına birer «kül» teşkil ederler . din ta ri h i . B i r hadis* (Tatgache) diğer hadise il iki katlı «illî bağlılık» ta bulunuyor. İslâm âleminin o zamanki cihan siyâsi hayatındaki kahir t es ir i. cihangirliği.

" 11. Bu mülâhazalarla ben B e r h e i m 'in tarih ilmi tarifini şu şekilde tadil ediyorum : "Tarih ilmi insanların zaman ve mekân çerçevesinde husule getirdikleri tekâmül hâdiselerini. Bu tarifte tarih yalnız maşeri bir vücudun tekâmülü olarak gösterilmiştir. L a p p o . Bulletin de l'Academie des Sciences de Russie 1918. Bunlar "tabiî tarilı"e a i t t i r diye tarihçi bu meseleleri bir tarafa atamaz. içtimaî ruh. s. *) Beşerî ve tabiî tarih mefhumleri. S. s. keza t a r i h i n «ilim» olup olmaması meseleleri-ne temas sden eser ve makalelerin bibliografisi iç in bk. A. Arada fark şudur ki. s. beşerî tarihin aneak ayrı insan camialarının hayatı ile meşgul olduğu hakkındaki f i k i r l e r ise doğru değildir. W. Eğer beşer hayatı bu hususta diğer hayvanların hayatından farklı olmasa idi tarihçiye ayrı camiaların hayatında durmağa lüzum kalmazdı.13 ~ isterim. bunların şuursuz iptidaî hallerinde. d. Bilâkis "umumî cihan tarihî" insan neslinin mazisini öğretir. Tabiî t a r i h i n insanların nesli. B a u e r. B a r t h o 1 d. Almanlardan S a v i g n y ve N i e b u h 1 e r gibiler illî bağlılıklarda ruhî. Halbuki tarih yalız insanların maşeri bir vücudun şuurlu uzuvları sıfatiyle yaptıklarını tasvirle kalmaz bilâkis onun hayatının anotomik ve fizyolojik bakımından inkişafları hususuna da temas eder. tabiat esirleri yahut maşeri bir vücudun fertleri ve toplulukları sıfatiyle yaptıkları fiillerinde tecelli eylemeleri itibariyle. A. "tabiî tarih" daha ziyade beşer tekâmülünün fizikî hususlariyle. 2—4 . halk ruhu (Volkesgeist).D a n i 1 e v s k y. F e d e r. cemiyet ruhu gibi hususlarda çok ehemmiyet vermişler. Bu tarih tarifinde anlatılan "ruhî âmiller" de ayrıca izah edilmesi icab eden bir hususiyyettir. yine ayni insan tarafından öğrenilebilecek olan tedricî inkişaf sahalarını ve bu camiaların kendi aralarında gittikçe yaklaşma safhalarını arzeder. Her halde beşer tarihini tabii tekâmülleri itibariyle öğrenmenin inkişaf etmesi tabiat tarihi ile beşer tarihi arasını gittikçe yaklaştırmaktadır '). 12—14 ve W. . şekli ve cinsi ile. "beşerî tarih" ise daha ziyade maşerî hayatın tezahürleriyle meşgul olur. insan ı r k l a r ı n ı n menşe'i ve bu ı r k l a r ı n karışmaları ve onların inkirazı meseleleriyle de meşgul olur. ve maşeri hayatında mevzuu bahis ayrı hallerde rol ve ehemmiyetleri tayin ve tesbit edilen psiko fizik âmillerin teşkil ettiği illî bağlılıklar çerçevesinde tetkik tasvir eder. Metodologiya istoriyi. 18 21. şekli ve cinsi ile beşerî tarihin ancak ayrı insan camia l a r ı n nesli. htoriya Izuçenya Vostoka. 1925.. yalnız beşer tarihî şuurlu bir ma'şeri hayatın tarihi olmak itibariyle maksadına tabiî ilimlerden ayrı bir yoldan yürür Ayrı insan camialarının hayatı.

hattâ "Fransız millî ruhu" nu inkâr ettikleri gibi Alman ve sair milletlere mensup âlimlerin tarihte müessir âmiller sıfatiyle kabul ettikleri "millî ruhu" da katiyyen red ve inkâr etmiş ve bunları " eski teolojinin layık kıyafete bürünmüş yeni şekli" diye alayla tavsif etmek istemişlerdir. Tarihçi ya'nız fizikî hâdiselerin tesirini tesbit ile iktifa etmeyip ruhî âmilleri ve onlar arasındaki mu'dil illî (causal) bağlılıkları araştırmak mecburiyetinde olduğundan vazifesi ağırdır. bunların ve milletlerin ruhî karakterlerinin iktisadî ve tabiî âmiller kadar müessir olduklarını inkâr etmek veya onları talî şeyler saymak tâ bir tarafgirlik ve mahdudiyet eseridir.— 14 umumiyetle Almanların idealist H e g e 1 mektebine mensup tarihçileri ( R a n k e . 12. Bu mu'dil şartlar içinde ilmî surette çalışma yollarını idrak edemiyen birçok zevat tarihi. Beşer tarihi ile . Fikrimce hakikat şudur ki. Alman tarih metodçularından hümanist H e r m a n L o t z e ve B e r n he i m tarih anlayışını hümanizm gibi daha geniş ve şümullü esaslara dayıyorlar. Sosyal Demokrat fırkasına mensup bir çok büyük âlimler de milliyet fikrini mçteryalistliğe aykırı telâkki etmekte ve bu ruhî cihetleri "superstructure" sırasına idhal eylemektedirler. Menşeleri Yahudi olan ve insan camiaları arasında "millî fikir" lerin yayılmasını Yahudilerin umumi menfaati bakımından zararlı gören tarihçiler bu "ruhî âmiller"i bililtizam inkâr ettikleri gibi. ki burada kanunlar çıkarmak tecrübeleri ekseriya muvaffakiyetsiz kalıyor. G u s t a v 1 e B o n da Almanların "kolektiv ruh (kollektiv Geist) ına "l'unite mentale des foules" ismi vererek buna ilmî bağlılıklarda ayrı bir yer ayırmıştır. Fransız tarihçileri L a n g l o i s ve S e i g n o b o s "tarih cemiyetlerinin. tabiî ilimlerin yanında onlarla hem'ayar bir ilim saymaktan çekinirler. tarihte ise âmiller o kadar çeşit ve illî münasebetler o kadar karışıktır. aralarında antropoloji bakımından hiç bir bağlılık olmı-yan ve müşterek ırsî karakterleri de bulunmıyan insan gurubları" olduğu fikrinde bulunduklarından. M o m m s e n ve D r o y s e n ) ve Fransızlardan da bu tip tarihçiler (Ta in e ve Mi c h e l e t) bu yolu tutmuşlardır. Marx) in iktisadiyat esasında tarih tetkiki için kaideler vazetmek tecrübeleri bu cümledendir. Bir ma'deniyatçı dağ billurlarını bir araya getirerek bunların şekillerini tesbit ve buna istinaden tabiat kanunlarının birini keşfeder . Hakikatte ise beşer tarihini tabiat tarihini tabiat tarihinden uzaklaştırmak hiç doğru değildir. tarihî hâdiseleri sırf ruhî âmillerle izah etmek yanlışdır. Marks (Cari. Bunlara göre "cemiyet ruhu" ve "halk ruhu" birer "mith" den ibarettir. Meselâ Bökl (Buckle) ün istatistik esnasında.

Tarih tetkikatı. çalışma şartlarının mudiliği ve metodlu çalışmanın kıymet ve ehemmiyyeti anlaşılarak yapılırsa ilmî kıymeti öteki ilimlerden meselâ tabiat sahasındaki mesaiden hiç eksik olmaz. yukarıda da anlattığım gibi. Fakat bilhassa ayrı hâdiseleri tetkikfe uğraşan insanın kendi muhitine ve şahsına taalluku ol-mıyan hâdiseleri tesbitte indiyattan kenarda kalabilmesi pek mümkündür. Napol-yon'un son hayatını ve şartlarını. yahut bir Türk. bir hindli. tarih. bir ilim eseri olmaktan ziyade eski alchimitslerin tabiiyata ve fiziğe dair yazdıkları eserlere benzeyebilir. ilim olmakla beraber. bu ilmin daha inkişaf etmediği devirlerdeki mahsulleri tesiri altında kalmak ve bu ilimde metodun ehemmiyetini takdir edememek neticesinde büyütülmüştür. nihayet hayâl ve vehim mahsulü olur kalır. Yani bu gibi yollarla hâdiselerin kıymetini takdirde alınacak tarafgirliklerle tarihe her nevi yanlışlıklar sokulabilir ve hâdiselerin izahında uydurma ve yalan şeyler dahi yer tutabilir. kattiyen indiyat karıştırmadan. ayrı hâdiseler arasındaki münasebetlerin tayininde ve senteze indiyat karışması ile ilimlikten çıkıp edebiyata dönebilir.— 15 tabiat tarihi arasındaki fark. hatta diyelim bir afrikalı tarihçi 12 inci asırda Ortaasya'da Cengiz devletinin nasıl kurulduğunu. yahut cinli. ondan. tarihçinin şahsî lemayyüllerine maruz kalarak yapılmış olursa. bu nevi tarih. Tarih bir ilim sıfatiyle ciddî ve usullü tetkik yoluna girdikten sonra. kendisiyle meşgul olan zevatın temayüllerine pek fazla maruz kalabilen bir ilimdir. tam bir tarafsızlık ve gerçekseverlikle tam ilmî olarak tesbit edebilir. Fakat meselâ bir avrupalı. Herhalde tarih. Dürüst bir tarihçi meselâ hiçbir senteze girişmeden sadece metinleri ve vesikaları tenkidi surette tetkik ederek veyahut meselâ arşiv-lerdeki işlenmemiş materyalleri işleyip tarihin ayrı bahislerini izah ederek bir tarihî eser yazarsa. Meselâ istanbul'un Türkler tarafından fethi hâdisesini biz «milli gayeler> namına fazla «güzelleştire» bileceğimiz gibi. bu zatın doğum yılını. ileride daha mufassal surette anlatacağım gibi. fakat vakaların illî bağlanışlarını tesbit eylemek suretile vücude getirilen bir tarihî sentez. Cüz'î bir dikkatsizlik neticesi bu yoldaki mesaî ilmî olmaktan çıkar. bir hristiyan Rum da bunu kendi «dinî ve millî fikirler» bakımından mütalâa ederek son derece kötü ve menfur bir iş olarak gösterebilir. ilmî kıymeti herkesçe kabul edilecek bir eser vücuda getirmiş olabilir. İleride «terkip> (synthese historique) bahsinde de göreceğimiz gibi tarihçinin işi çok müşkül ve tehlikelidir. her yapılan tetkikat neticesinde bahis mevzuu olan me- .

s. Fakat eseri dikkatle okunursa bu zatın tarihî hadiseleri ilmî intikad esasında öğrenmenin künhüne ermediği. ki buna göre insanın hiç bir bilgisi kat'î olamaz. İnsaniyetin geçmişini tesbit eylemek ne kadar müşkül olursa olsun. İsterse insanların fikri hayatında mühim rol oynıyan Buda ve İsa gibi şahsiyetlerin hayatı. fütuhat ve ölüm tarihleri bir riyazî hakikat kadar müsbet tarihî hakikatlerdir. ve ortaçağlarda olduğu gibi. Meselâ Iskenderin Milâddan önce IV. Bununla beraber eski çağlardan beri yaşayıp gelen maruf bir "şüpheci" (sceptique) bakış vardır. Nopoleon'un doğumu. Meselâ daha birkaç yıl önce Viyana Ulûm Akedemisinin riyaziyatçı olan kâtibinin. Meselâ Th. üncü asırda yaşayıp Ön-ve Ortaasyada fütuhat yaptığı. kalanını bugün yazdım ve bunu bugün beraber okuyoruz. Şu dersin baş tarafını dün. Bazı ilimler için doğru görülebilen bu şüphecilik tarih için varid değildir. 133) "tarih ilminde katiyetle bilinen hiç bir şey" demiştir. Bu gibi sözler diğer ilimlerin. yani intikad tarihinin neden ibaret olduğu meselelerile uğraşmıyan zevattan işitilir. Rusya'dan gelen eserlerin ancak fenne ait olanlarını tanzim edip tarihe ait olanlarını sâdece tavan arasında i s t i f ettirdiğini görünce sebebini sormuştum. yani Türkler tarih usulünü inceliyor ve onu Üniversitelerinde tedris ediyorlar. tarihin ilim olduğunu inkâr edip duranlar bulunur. 113. meselâ riyazî ve tabiî ilimlerin mütehassıslarından. 129. Keza biz 1914-1918 yılları arasında vaki olan cihan harbinin umumî hatlarını da herhangi bir riyazî mesele kadar kat'iyetle tesbit edebiliyoruz. 106. Bu. 7. bir çok ayrı hâdiseler ve hâdise silsileleri kat'iyetle aydınlatılmıştır. Çünkü tarihin mevzuu olan "İnsanın faaliyeti" bizim her gün geçirdiğimiz ve görüp duyduğumuz hayatın kendisidir. o da cevabında "tarih ve filoloji ilim değil ki" dedi. Asrımızda yazılan bazı tarih kitaplarında dahi tetkik usulüne vakıf olunmadan yazılıp. inci asır başında hazreti Muhammedin yaşadığı. yerine göre bu meselelerin hallinin ne derecede kabil olduğunu tesbit etmeyi taleb etmek mümkün olmuştur. Bundan nasıl şüphe edilir. . bu gibi eserleri okuyanlar arasında bu eksikliği bütün tarihe teşmil ederek tarih ilminde müsbet hiçbir şey olmadığını ileri surenle. tarihî bir hâdisedir._ j6 - seleleri muhakkak müsbet yahut menfî olarak halletmeyi değil. 96. L e s s i n g daha 1922 yılında intişar eden eserinde (Geshicte als Sinngtbung des Sinnlosen. bu meseleleri lâyıkiyle kavramak istidadında olmadığı cihetle ulu orta atıp tuttuğu görülür. kat'iyetle bilinen şeylere bilinmiyenleri karmakarışık bir şekilde sıralanmış olduğundan ve karışık meselelerin halli ile usulsüzce uğraşıldığından. Sonra anlaşıldı ki bu zat bütün ilim meselelerine ancak kendi ihtisas zaviyesinden bakabiliyormuş.

bunun ne zararı var. 2 Tarihte Usul . Bunları tesbit edebilmesi veyahut tesbiti uğrunda uğraşması itibariyle tarih tam manasizle bir ilimdir. E r s l e v "tenkidî tetkiklerin neticelerinin çok defa zayıf olması yalnız tarih için değil diğer ilimler için de varid olan bir keyfiyettir. O zaman tarihin kat'iyetle tesbit ettiği bilgilerin yanı başında iyi bilinmiyen hâdiselere ait mütalealar bulunmasında tarihî bir meselenin tetkikine tahsis edilen bir eserin ilmî kıymetine hiç zarar gelmez. çünkü. hepimiz bunu anlıyarak burada toplanmışız ve çalışıJ ) Kr.M - veyahut Sultan Abdülaziz'in nasıl ölmüş olduğu meseleleri meçhul kalsın.. Bütün başka ilimlerde de bilinen şeyler bilinmeyenlerine nisbetle cüzî olduğundan o ilimlerin inkişafı yolunda. E r s l e v Hittorische Technik. Atomu muvaffakiyetle bombardıman edip parçalayıncaya kadar fizik âlimleri asırlardanberi netice itibariyle boş olan ne kadar mesai sarfettiler. asırlar geçtikçe. Filhakika tarih ilmi insaniyetin geçmiş hayatından kat'iyetle bildiğimiz hâdiselerin tavsifine münhasır kalmıyor. Fakat hâdiselerin iyi bilinenleriyle iyi bilinmiyen-lerini yekdiğerinden ayırıp göstermek hususunun usullerine riayet etmek icab eder. München 1928. Hakikaten bu böyledir. 96. indiyat. Tarihin faidesi nedir? Bu mesele ile fazla uğraşmağa lüzum yoktur. F. Yalnız bir tetkikin neticesi yanlış olmuşsa onu açıkça kabul ederek doğrusunu bulmak yolunda tekrar çalışılmalıdır''') demiştir. Hattâ vâki olmadığı tetkikat neticesinde tesbit olunan^ hâdisenin vâki olmadığı da bir gerçektir. 13. Tarihin gayesi işte bu gerçeği bulmaktır. fakat asıl tetkik mevzuu olan hadise gerçektir. bilâkis ihatası müşkil. olarak tatbik edildiği halde neticelerin ekseriyetle müsbet olmadığını ve bu tetkikler neticesinde kafiyen sabit gibi telâkki olunan olayların bazen aksi çıktığını söylemesi üzerine alman âlimi Kr. meşkûk ve mudil meselelerle de uğraşarak insaniyetin mazisine ait bilgilerimizin açıklıklarını doldurmak istiyor. fakat nihayet maksatlarına nail oldular. s. sayıları artan insanlar çalışırlar. Zeki ve geniş görüşlü bir âlim olmakla beraber biraz da septik olan fransız müverrihi S e i g n o b o s' un tarihî kaynakların tetkikinde muasır tenkid usulü tam. Vakıaları tesbit yolunda kullanılan usul ve vasıtalarda sakatlıklar olabilir. hattâ uydurmalar ve sahtekârlıklar arasından nihayet hakikati bulup çıkarmak da öyledir. Ayrı tarihî hâdiselerin doğruluğunu tesbit etmek ve hâdiseler hakkındaki tezadlı hüküm ve takdirler.

- 18 yoruz. Her halde bir insan muhitinin tarihini öğrenmek, insanın kendisini ve mensup olduğu camiayı öğrenmesi ve bunu anlaması demektir. Tarih bize muasır hayatı geçmiş hayatın tekâmülü olarak yakından anlatır, hattâ istikbâl hakkında düşünmeleri de mümkün kılar. Bundan başka umumî tarih, ileride bahsedeceğimiz veçhile içtimaiyat ve iktisat tarihi gibi hususî ilimlerin meydana gelmesine sebep olduğu gibi, tabiî ilimlerin bazı mu'dil meselelerini de halletmeğe yardım etmiştir. Meselâ Amuderya nehrinin tarihî devirlerde Hazer Denizine munsap olup olmadığı ve özboy yatağının eski devirlerin denizlerinden mi yahut Amu-deryanın mecra değiştirmesi hâdiselerinden mi kalmış olduğu meselelerini geçen asırda jeologlar ne kadar tetkik etmişlerse de haledeme-mişlerdi. Nihayet bu asır zarfında tarihçiler bu mecranın mazisine ait tarihî kayıtlar bularak Arauderyanın milâd öncesi devirlerde olduğu gibi, milâdî 13-15 inci asırlarda da Hazer Denizine munsab olmuş olduğunu isbat ettiler. (Bak: islâm Ansiklopedisi, türkçe neşri, "Amuderya maddesi). İlim olmak ve bilhassa insaniyete kendisinin mazisini öğreten bir ilim olmak itibariyle tarihin faidesi aşikârdır. Bir insan kendi hayatının sonlarına doğru nasıl bir kıymet teşkil ediyorsa tekmil beşeriyetin tarihinden elde edilmiş tecrübelerden istifade eden insaniyet de böyledir Tarih ancak ilmî haysiyetli şerefli bir ilmdir. Bu itibarla fevkalâde hassas. Bunun için de o vakaları zorlamayı sevmez. Ayrı şahıslar tarihi zorlar, onu tahrif eder yahut vak'aları tarafgirâne bir surette izah edebilir; fakat bir devletin, bir hükümet ve bir milletin ilmî müesseseleri bu yola girerse tarih tetkiki felce uğratılmış olur. Tarih ilminin kıymet ve mahiyetini anlayan, onu rasyonel ve me-todik bir surette vesaik üzerinde işleyip bu yolda kendi mesaisini diğer milletlere de tanıtabilen milletler reşid ve olgun milletlerdir. Tarih tetkikinde kemale ermek milletlerin ve cemiyetlerin kemalini ölçmekte mi'yar olmuştur. Cahil cemiyetlerce tarih hiçtir. Bu yüzdendir ki bizim eski din ulemasının çok geri kalanları tarihi hiçe saymışlardır. Onlarca tarih ilim değildir. Ve bu sebeple tarih medreselere girmemiştir. Fakat medeniyet ilerledikçe daha fazla anlaşılır olmuştur. Tarih öğrenmek, insanların gündelik hayatında bile mühim yer almalıdır. Cihan devletleri arasında demokrasi sistemine sadık kalanların 1939-45 yıllarında cereyan eden ikinci büyük Cihan Harbi sonunda beşer tarihinin seyrini kendilerince matlup olmıyan bir şekilde değiştirecek mahiyette büyük çapta hatalar yaptıklarım bahis mevzuu eden muasır

~ 19 mütefekkirler, bu devletlere rakib olan Rusya'nın hadiseleri günü gününe takip ederek bunu Rus milletine günü gününe öğrettiği halde, demokrasi âleminde tarih o cümleden Rus tarihi tedrisini ilk cihan harbi sonlarına kadar getirerek orada bırakmanın ve cihan hâdiselerini muntazam ve sistematik bir surette ve demokratik prensiplere göre günü gününe takibe alıştırılmamış olan efkârı umumiyeye seçimler yolu ile müracaat ederek cihan hâdiselerini halletmeği düşünmenin büyük bir hata olduğunu söylemişlerdir. Hakikaten tarihi yaşadığımız güne kadar getirerek öğrenmemek büyük bir hatadır. Tarihi asla öğrenmeyip onu ihmal etmek ise cehalet ve hamakatin en bariz tecellisi demek olur. 3 Tarihin başka ilimlerle münasebeti 14. Hiç bir ilim mücerret bir halde inkişaf edemez. Tarih ilmi de birçok ilimlerle muvazi olarak ve onların yardımiyle vücude gel miştir. Bunlardan arkeoloji tarihin eşidir, bu ikisi birbirlerinden ayrıla mazlar. Tarih hümaniter ilimlerden biri olduğundan bilhassa bu saha ya ait ilimlerle, meselâ umumî sosyoloji, sosyal psikoloji ile ve bun larla ilgili hukuk, iktisat v<s. gibi bir çok ilimlerle fazla alâkadar olur. Mamafih antropoloji, antropogeografi gibi tabiî ilimlerle ve coğrafya ile pek sıkı surette merbuttur. Tarih ile coğrafyanın birleşmesinden bir "tarihî coğrafya" doğduğu gibi, felsefe ile münasebetinden de "tarih felsefesi" doğmuştur. Daha başka bir çok ilimler de tarih için yardımcı ilimler den sayılırlar. Meselâ: paleografi (eski yazılar ilmi), arşiv işlerinin kollan olan geneoloji (şecere ve ensab), diplomatik (vesaik ilmi), sphragistique yahut sigillographie (mühürler ilmi), numismatik (mes kukât ilmi), heraldik (armalar ilmi), kronoloji (takvim ilmi), etnografya (kavimler ilmi) ve filoloji (diller ve metinler ilmi) böyledir. Bu muhte lif ilimler sahasında çalışan mütehassısların mesaisi sayesinde Mısır hiyeroglifleri, Önasya çivi yazıları, Sanskrit yazısı ve bunun envai, Sogd ve Manihaî yazılan, eski Göktürk yazısı vesaire okunmuş ve bu yazılarla yazılmış vesaikteki malûmat herkesin istifadesine konulmuştur. Bizde de eski kûfî, divan ve siyakat v.s. yazılariyle yazılan vesikalar ancak islâm yazı mütehassısları tarafından okunabilir. Diplomatik, vesikaları okumak ve anlamak, mühürleri, armaları, şecereleri tetkik etmek ayrı bir ihtisas meselesidir. Bütün bu gibi ihtisaslar için Avrupa milletlerinde ayrı cemiyetler vücuda getirilmiş olup ayrı mecmualar çıkarılmaktadır. I

- 20 -

15. Kronoloji, bilhaasa astronomi mütehasısları. tarafından veya hut onların yardımiyle işlenen bir ilimdir. Meselâ bizim tarihî menbalarımızda kullanılmış hicrî tarihten maada Türklerin 12 senelik hayvan takvimi, Iranda hicrî şemsî, Türkiyede hicrîrumî veya malî takvim, Çin takvim usulü, ve Uygur takvimi görülür. Bunları birbirleriyle mukaye se eden cedvelleri elde bulundurmak yahut hesap ile halledebilmek icabeder. Bu itibarla her tarihçinin elinde bulundurması zaruri eser: W ü s t e n f e l d Mahler, Vergleichungstabellen der mohammedanischen and christichen Zeitrechnungen. Leipzig 1926 dır, ki Faik R e ş i d Bey tarafından Tarih Kurumu Yayınlarında türkçe neşredilmiştir. Diğer takvimler için mühim eser: G i n s e 1, Hundbuch der mathematischen und technischen Chronologie, I-I1I Leipzig 1906 dır. Bizim Türk tarihi için 12 senelik takvimin Milâd-ı Isa bidayetinden zamanımıza kadar gelen bir cedvelini neşretmek lâzımdır. Bunun için meselâ 12 senelik takvimin başı olan "sıçan yılı" nın tetabuk ettiği seneleri gös termek kafidir. Bu nevi cetveli umumî Türk tarihine ait eserlerimizin sonuna ilâve etmeliyiz. Bundan başka tarihçilerin Metroloji, yani olcu lar ilmine ait eserlerden de istifade etmeleri icabeder. Meselâ hangi zamanda dirhem, mıskal, okka, ratl, men müd, kantar ve astar, fersah, çakırım, senk ve ağaç ne ederdi tayin edebilmemiz lâzımdır. Çünkü bunların kıymetleri muhtelif devirlerde değişir. Bu hususta da bazı eserler vardır. M. S a u v a i r Materiaux pour servir â /' histoire de la numismatiçue et de la metrologie ınusulmanes Paris 1882 (Journal Asiatique de basılmıştır.), fakat eskidir ve ölçülerin muhtelif zaman larda değiştiğini pek takdir edememiştit. Meselâ İslâm tarihinde "dir hem" ve "miskaP'ın değişmesinden haberdar olmayıp Napolyon Mısıra geldiği vakit Mısır'da câri olan ölçüleri İslâm tarihinin eski devirlerine ve diğer İslâm ülkelerine teşmil ettiğinden büyük hatalara düşmüştür. Bu nevi ölçüleri ait bazı kısa malûmat Encylokedie de V İslam'e da ve R. K l i m p e r t ' i n zikri gelecek eserinde bulunmaktadır. Dilimizde bu mevzua ait ciddî bir eser maalesef yoktur. 16. Meskukât evvelce hükümdar lakablarını, hükümet, sene ve mahallerini öğrenmek için menba sayılırdı. Şimdi ise daha ziyade üzerindeki resimler ve yazılar ile hâkim unsurun san'atını, güzel san'at zevkini, keza darp mahalli olan ülkenin iktisadî hayatını, malî vaziye tini öğrenmek için sağlam menbalar olduğu anlaşılmıştır. Sikkelerde ilâhlar, mukaddes hayvanlar armalar tersim edilir. Gümüş ve altın para ayarlarının nasıl değiştiğini, memleketin malî vaziyetinde geçirilen parlak devirleri, yahut buhran devirlerini gösterir. Sonra bu paralar o zamanki metroloji, ölçü hususlarını öğrenmek için de menba oluyor.

- 21 Onun için şimdi meskukât hakkında, cesameti, ağırlığı ve ayarı hakkında malûmat verilir. Türk tarihine menba olabilecek meskukât için : S c h r ö t t e r. Wörterbuch der Münzkunde. (Berlin 1930) da umumî malûmat vardır. Meskukât hakkında yine metroloji ile bereber, bk. R i c h a r d K l i m p e r t , Lexicon der Münzen, Masse, und Geuıichte der Lânder. Berlin. 1896. Ayrıca islâm ve Türk meskukatına ait bibliyografik malûmat mezkûr Schrötter'in meskukât ve metroloji ait kayıtların Türk tarihi meselelerini izah için nasıl istifade edilebileceğinin misali Moğollar devrinde Anadolunun iktisadî vaziyeti (lürk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, I. İstanbul. 1930) isimli makalemde verilmiştir. Arkeoloji tarihin eşidir, dedik. Tarih tetkiki filhakika en ziyade arkeoloji tetkikatına istinat ettiği zaman sağlam oluyor. Meselâ önasya ve Mısır tarihleri eskiden Tevrattaki efsanevî, müphem nakillerden, Herodot ve sair eski yunan müelliflerinin eserlerinden öğrenilirdi. Zamanımızda ise bunların tarihi başlıca hafriyat neticelerinde meydana çıkarılan şehirler, orada bulunan yazma eserler, ve maddî medeniyet eserleri ve saire ile canlı olarak tesbit ve izah edilmektedir. Naklî tarih malûmatı bu arkeoloji asarı yanında bazen ancak talî derece yer tutabilir. Arkeoloji ile çok sıkı olarak bağlanan ilim de Sanat tarihi'dir. San'at tarihi bazen bütün arkeoloji işlerine karışır. Resimler, minyatürler ile beraber elbise kumaş zinetleri, keramikler, binalar şehir yapma usulleri, dolayısile hattâ korganlar, hüyükler bile yapılış tarzları itibariyle san'at tarihine idhal ediyorlar. Bizim Türk tarihi için bilhassa Ortaasyada ve Anadoluda arkeoloji ve Anadoluda arkeoloji ve san'at tarihi mütehassısları tarafından yapılan tetkikatın neticeleri mühimdir.
Bunlardan Ortaasya için kısa malûmat : Er n e ı t V t l d t c h m i d t Gandhara-Katscha-Turfan Leipzig. 1925 A. lo Coq. Bilderatlas zar fCunst-und Kultur gechicte. Berlin, 1925. Sir Aurel S t e i n . On Anciet Central Asian Tracks. London. 1933, Anadolu için M. G a S r i e l'in neşriyatı : A 1 b e r t G a b r i e l Monamentt Taret d'Anatolie. I. (Kayseri ve Niğde şehir vilâyetleri asarı). Paris, 1931, II (Amasya, Tokat; Sivas şehirleri ve vilâyetleri), Paris 1934. Bu eserde Türk asarının güzel resimleri ile beraber evvelki şekillerini gösteren ■ rekonatruksıyon» lan da vardır. Amerikalı R i f s t a I 'i ıı ve bizim İ s m a i l H a k k ı U z u n ç a r ş ı l ı o g l u , Mübarek Galip, A b d u r r a h i m Ş e r i f , H a l i l E t h e m ve M e h m e t B e h ç e t gibi şehir tarihçilerinin ayrı şehirlerin kitabelerine ve asarı atikasına ait türkçe neşriyatı, keza Millî Bakanlığı neşri olan Güzel San'atlar serisi ki şimdiye kadar üç cildi çıkmıştır. Umumî olarak Türk ve Moğol minyatürcülüğü ve san'at eserleri hakkında toplu malûmat : A r t h u r Pop e, A. Surveg of Persian Art. Oxford, 1939. adlı altı büyük ciltlik eserinde bulunmaktadır. Mmumiyetle islâm san'at eserleri için S i r T h o m a s A r a o l d , Painting in islam. Oxf ord 1930. E r n e s t Diez, Die Kunts der Islamischen Völker Leiptig. 1929.

— 22 -

17. Coğrafya'nın tarihe yardımcı bir ilim olması izaha muhtaç değildir. Coğrafyaya dayanmıyan tarih kitabı tarih değil roman sayılmak icabeder. Tarihçiler için bilhassa t a r i h î c o ğ r a f y a ve t a r i h î
a t l a s l a r mühimdir. İslâm ülkelerinin tarihî coğrafyasına ait olmak üzere islâm Ansiklopedisi; G. 1 e S t r a n g e , The Lands of the Eastern Caliphate- London. 1905 ; W. B a r t h o l d'un ''Moğol istilâsına kadar Türkistan" adlı eserinin (ki İngilizce tercümesi. Turkestan down to the Moğol invasion, İ928 de İntişar etmiştir) baş tarafındaki Maveaünnehir tarihî coğrafyası, yine ayni müellifin son zamanda farsça olarak da neşredilmiş olan "İran tarihî coğrafyası" (rusçası [storiko geografçeski obzer Irana, Petersburg 1903) zikredilmelidir. Anadolu için W. R a m s e y ' i n The Historical geography of Asia Minör adlı eseri mühimdir. Suriye, Mısır, Arabistan ve Hind taraflarının tarihî coğrafyalarına ait eserler de vardır. Kadîm yunan ve lâtin eserlerine göre cihan coğrafyası için A. F o r b i g e r'in iki citlik büyük eseri Handbuch der alien Geographie ve P a v v l y W i s s o w a Real-Encyclopaedie der Klassischen Altertamsmissenschaft müracaat edilecek başlıca eserlerdir Tarihî atlaslardan P. V i d a 1 la B 1 a n c h e, Atlas general Paris. 1909 ve almanca G. D r o y s e n, Allgcmeiner historischer Han-datlas, 1889 ve H. K i e p e r t Atlas Antigus, 12. Auf 1. 1912 K. v o n S p r u n e r , Handatlas fiir die Ceschiehte des Mittelalters and der neueren Zeit, 1893. Keza Şarkî ve şimalî Ortaasya tarihi için A l b e r t H e r r m a n , Hittorical and Commercial Atlas of China. Cambridge, 1935. mühimdir.

Etnografya ve Antropoloji' n i n de tarih için yardımı çok büyüktür. Tarihin karanlık safhaları ekseriya etnografik mevad sayesinde aydınlatılabilir.
Türk kavimleri etnografya ve etnolojisine ait başlıca eserler: W. R a d 1 I o f, G. P o t a n i n ve A n u c h i n gibi rus âlimleri tarafından neşredilmiştir. Bilhassa R a d o 1 f f 'un Aus Sibirien adlı eseri mühimdir. Türk kavimlerinin etnografya ve antropolojisne ait tetkikatı ihtiva eden mecmualardan ise Rus Ulûm Akademisinin Einog-rafî ve Antropoloji Müzesinin Sbronik'i Rus Coğrafya Cemiyetinin etnografya şubesinin, keza bu cemiyetin Kafkas, Orenburg, Türkistan, garbî ve şarkî Sibirya şubelerinin Zapitki'leri, ve etnografyaya tahsis edilen jivavaya Siarina ve Etnografiçeskoye Oboz-renye adındaki mscmualar mühimdir. Bir de Macarların millî etnografya mecmunsı (Etnographya-Nepelet. 50 cild kadar çıkmıştır) ve Macar Etnografya müzesi mecmuası [Nepraizi Ertesitö. 50 cild kadar çıkmıştır) Türk ve Turan kavimleri tarihine ait pek çok malûmatı havi bulunur. Tüıkçe de ise M e h m e t Halit B a y r ı 'nın idaresinde dokuz senedenberi muntazaman neşronulmakta olan »Halk bilgisi Haberleri» ve P e r t e v B o r a t a v, Ali Rıza Yalgın ve A b d ü l k a d i r İnan'm etnografya ve folklara ait neşriyatı mühimd ir. Bu

etnografi tetkikat sayesinde Orta ve Önasyadaki Türk kavimlerinin örf âdâtının ve umiyette dahilî kültürünün vahdeti gittikçe daha güzel izah edilmektedir. Meselâ Korkut, Bamsı Böyrek, Köroğlu destanlarının her yerde müşterek motifleri, keza maddî medeniyet sahasında kadın-kız elbiselerinde ve ev eşyasında görülen zinetler, yayla evlerinde, hayvan beslemede, defin ve düğünlerdeki âdetlerin vahdeti görülmektedir.

- 23 -

Lisaniyata gelince, lingvistık tetkikatın kavimler arasındaki lisan sahasındaki karşılıklı tesirleri, keza bir kavmin lisanında medeniyetin muhtelif sahalarına ait olmak üzere muhtelif milletlerin dilinden alınan kelimeler üzerindeki tetebbuatın milletler tarihinin karanlık noktalarını ve bilhassa tarih öncesi devirleri izah için mühim olduğunu kaydedelim. Bizim Türk ve Turan kavimleri için bu bakımdan ehemmiyetli tetkikat Macar, Fin ve Rus âlimleri tarafından yapılmaktadır. Bunlardan :W i c h m a n n , Pasonen, R a m s t e d t , Râ sa ne n, V1adimi r t s e v, M u n k a c s i , G o m b o c z , Pop p.e, A ş in a r i n, Y e g o r p o v , K o r s c h , M i l y o r a n s k y , M i k l o s e h i t s c h gibi lisaniyatçıların Türk kavimleriyle Fin, Rus ve Slav kavimleri arasında lisan sahasındaki karşılıklı tesirlere ait tetkikatı mühimdir. Bir tarihçinin, okuma dili olmak itibarile, her ne ihtisas için olursa olsun öğrenmek mecburiyetinde olduğu ingillizce, almanca ve fransız-cadan maada ayrı ihtisasların, devir ve sahaların ve tetebbua menba olacak metinleri tetkiki içini lâzım gelen lisanları da bilmesi zarurîdir. Bütün bunlara ilâve olarak tarihin kendisinden doğmuş olan iktisadiyat ve İçtimaiyat'ın tarih ilmiyle [çalışanların kaçınılmaz yardımcıları olduğunu zikretmek icabeder. İktisat sistemlerinden haberi olmıyan tarihçi tarihî hâdiselerde çevresinde döndüren mihveri, hâdiselerde müessir olan asıl ve hakikî âmilleri takdiren aciz kalır, içtimaiyattan haberi olmıyan tarihçi de hayatını öğrenmekle meşgul olduğu cemiyetlerin, bünye tiplerini ve arızalarını anlıyamaz ve anlatamaz . Bu sahalarda tarih talebeleri içine tavsiye edile -cek türkçe eserler : Prof. G a t a n P i r o u Umumî iktisada giriş (fransızcadan Turhan Feyzioğlu tarafından çevrilmiştir), istanbul 1945, Prof. G. K e s s l e r , İçtimaiyata Başlangıç (almancadan çeviren Ziyaeddin Fahri Fmdıkoğlu), istanbul, 1938 dir. 4

Telif tarzına ve mevadın taksimine göre tarihin nevileri
18. Tarihî eserler, esas kayneklardan vasıtalı veya vasıtasız istifade edilerek yazılışlarına göre b i r i n c i el, i k i n c i el, ve ü ç ü n c ü e 1 den yazılmış eserler diye nevilere ayrılır. "Birinci el,, den diye, vukuatı henüz tarih kitaplarına geçmiyen ilk kaynaklardan alarak izah eden, yahut kitaplara geçse de nâtemam yahut iyi istifade edilmeyen kaynakları doğru okuyarak ve anlayarak

- 24 ' —

yazılan tetkiklere, mongrafilere denir, "tkinci el„ den yazılmış eser de ilk kaynaklarla bizzat meşgul olmayıp veyahut ancak az miktarda meşgul olup, malûmatın ekserisini yahut hepsini birinci elden yazılan monografilerden almakla iktifa eden ve yalnız onları esas edinerek telifatta bulunan zevatın eserlerine denir. "Üçüncü el„ den yazılan eserler,, ise bu ikinci elden yazılan eserlerden ve kısmen de monografilerden alınarak yazılan ve hiç bir kısmı tetebbu eseri olroıyan kom-pilasyon (telfik) Iara denir. Bu itibarla meselâ: De G e u i g n e s 'nin Hun, Türk ve Moğollar tarihi, D ' O h s s o n 'un Moğollar tarihi, De G r o o t 'un Hunlar tarihi, B a r t o 1 d 'un Moğollar istilâsı zamanına kadar Türkistan, Uluğ Bek ve zamanı, J. v. H a in m e r P u r g s t a h 1 'in Osmanlı tarihi, Köprülü Fuadın "İlk mutasavvıfları,, Kadı R ı z a e d d i n ' i n "Asar,, U z u n ç a r - ş ı l ı o ğ l u İ s m a i l H a k k ı 'nın muhtelif kitabelere ait neşriyatı, birinci elden yazılmış eserlerdir. H. H o v v o r t h 'un Moğol tarihi, R. G r o u s s e t 'nin L'empir des steppes kitabı, K ö p r ü l ü F u a d ' ı n "Türkiye tarihi,, Şe m-ş e d d i n G ü n a l t a y ' ı n "Mufassal Türk tarihi,, ikinci elden yazılmış eserlerdir. Diğer türkçe tarihi eserler, meselâ: A h m e t R a s i m tarihi, Tarih-i Ebülfâruk ve saire üçüncü elden yazılmış eserlerdir. Hiç bir yabancı dil bilmeyen zevat diğer milletlerin âlimleri tarafından dokunulmıyan bakir mevzular üzerinde birinci el eser yazabilir: fakat Avrupalı âlimlerin de bildikleri, onların da temas edip üzerinde tetkikatta bulundukları mevzular üzerinde birinci el eser yazmak için üç Avrupa ilim lisanını bilmek, bazan bunlardan başka bir de mesele hangi kaynaklara istinaden tetkik ediliyorsa o kaynağın yazıldığı lisanı bilmek zarurî olur. Mesela kaynak yunanca ise onu, arapça veyahut farsça ise bu iki lisanı, Orhun kitabelerinden istifade etmek için bu yazılan bizzat okuyup anlayabilmek lâzımdır. Yâni R a d o l f f v e T h o m s e n ' i n tetkikatı ile iktifa ederek orhun yazıtları hakkında birinci elden eser vücude getirmek kabil değildir; keza eski Mısır ve Asur tarihlerine ait birinci elden eser yazmak için hiyeroglifleri ve çivi yazılarını bizzat okuyabilmek lâzımdır, ikinci elden yazan ise, asıl menbaların doğru okuyup, anlaşılıp anlaşılmadığı keyfiyetinden mes'ul olmadıkları için, o menbaların lisanını bilmek mecburiyetinde değildirler. Onlar için monografilerin yazıldığı Avrupa dillerini bilmek kâfidir. Üçüncü el ile yazanlar ise yalnız türkçe bildikleri halde iyi bir eser yazabilirler, çünkü bunlar mevcut monografileri ve tetkikleri gözden geçirmekle de mükellef değildirler. 19. Burada bir de tarihin taksimatı meselesine temas edelim. Tarihin elde mevcut menbalardan öğrenilmiyen devirleti " t a r i h t e n

- 25 -

ö n c e k i d e v i r , , sayılır. Tarihten önceki devirlerin tarihi (prehistoire) anthropoloji ile pek sıkı bağlıdır. İnsanların o zamanlarda kullandıkları aletler yer altı tabakalarının derinliğinde ancak taştan yontularak yapılan, biraz daha yukarı tabakalarda cilalı taşlardan yapılan daha sonraki tabakalarda bakır, tunç ve demirden yapılan âletler olduğuna göre tarihten önceki devir de Milâddan önce 30—25 bin sene kadar bir zamanı istiab etmek üzere devirlere ayrılabilir. Yazılı vesikalar ise Önasyada'da Millâddan önce 4 üncü binde bulunduğundan beşeriyetin bu tarihî devri dünyanın bu kısmında zamanımızdan hemen hemen 6000 yıl önce başlamış demektir. Bu tarihî devrin devirlere taksimi ise tarihten önceki devirler için olduğu gibi sırf âletlerin yapıldığı maddelere göre değil, insanların başlıca fikir hayatında ve siyasî hayatlarında geçirdikleri hâdiselere göre yapılmak icap etmiştir. Evvelâ tarihi "Umumî Tarih,, ve "Hususî Tarih,, diye ikiye taksim etmek âdettir. Umumî tarih'i devirlere taksim ya tekmil tarihin asırlar sırasını muayyen devirlere taksim etmek, yahut da tarihi ayrı coğrafî mıntakalara taksim edere"k o mıntakaların mazisini devirlere ayırmak esasında olur. Meselâ Helmolt'un cihan tarihi coğrafî mıntakalara taksim olunmuştur. 20. Eski zaman tarihçileri tekmil tarihî hayatı kronolojik bir sıra ile yazarlardı, bu ise bütün insanlığın hayatı bir tek hayat olduğu telâkkisine dayanıyordu. Bu hususta Yahudilerin taksimatı bir çok milletlere numune olmuştur. Meselâ islâm tarihinden alınarak bizde de yerleşen şu taslak : Enbiya tarihi, sonra Sâsâniler ve Romalılar, Mu-hammed Peygamber, Dört Halife, Emevîler, Abbasîler, ve Osmanlılar, bu eski Yahudi sisteminin bakiyesidir. Yahudi sistemi Milâddan 5508 sene evvel vaki olduğu zannolunaa hilkati âlemden başlardı. Bunu hristiyan uleması almış ve umumî tarihi o esasa göre devirlere taksim etmişlerdir. Bunu bilhassa Kayseriydi Eusebius (milâdî 4 üncü asırda) idhal etmiştir. Burada eski Yahudi peygamberleri tarihi ve Yahudi tarihi, Asur, Yunan ve Iran tarihlerini tayin için esas oluyor. Bu bizim bazı kısas-ı enbiya kitaplarımızda (meselâ Cevdet Paşada) ve bazan umumî tarihe ait kitaplarımızda görülür. Yani bunda Yahudi tarihi öteki kavimlerin tarihile muvazi öğrenilir. Hıristiyan ulemasından St. A u g u s t i n u s (öl. 430) buna daha muntazam bir şekil vermişti. Buna göre beşeriyet tarihi altı devre inkisam eder: 1) Ademden Nuha kadar. 2) Nuhdan İbrahime, 3) tbrahimden Davuda kadar. 4) Davuddan Beni Israilin esaretine kadar. 5) Bu esaretten Milâdı Isaya kadar. 6) Isadan kıyamete kadar. Umumî tarihi zamanımızda olduğu gibi, Garbî Roma imparatorlu-

çünkü o nihayet bir çerçevedir.26 ğunun 476 da sukutuna (veyahut Büyük Konstantin zamanına 306-337) kadar Eski çağ lslanbulun Türkler tarafından 1453 de fethine (yahut Amerikanın 1492 de keşfine) kadar Orta çağ. ö. müslüman halife') Wi11 D u r a n t. bundan sonrası Yeni çağ olarak üçe taksim. Bu taksim taksim için ancak Avrupa tarihi esas ittihaz olunmuştur. «Tarihî devinlere «tarihten önceki devirleri > biri birinden ayırmak ta dünyanın muhtelif mıntıkaları için tek bir esas üzerine yapılamıyor. Bizim Türk tarihine ait moğollar zamanında Resi-d e d d i n i n idaresi altında vücuda getirilen Cami üt-tavârih ile sonra Hafız Abru kalemile tasnif olunan cihan tarihi Zübdet üt-tavârih de Oncken'in usulüne benziyor. Histoire de la Civilhatlon. 1927-1992. buna rağmen insanlar yine öteki taksimatta kalıyorlar. Meselâ Amerika milletleri için Uarihî devir» pek yenidir . 1644-1707 senelerinde yaşamıştır. Beni Israilin. ö" 3200 yıllarında yaşayan Mens zamanından başlayıp oldukça muntazam tarihî malûmat veriyorlar. onun isti'mal olunmasından tarihilmine büyük bir zarar gelmemektedir. bilâkis muhtelif ülkeler için ayrı ayrı esaslar bulmak icabediyor. Bu seneden s~nra hükümdarlar listesi. Yalnız bu iki eserde Türk ve Moğol tarihi cihan tarihinin esası olarak alınmış ve küllivatın esas ciltlerini teşkil etmiştir. yine sırf Avrupa hâdiseleri esas ittihaz edilmek üzere. Asya. Almanyada Halle Üniversitesi profesörü C h r i s t o p h C e l l a r i u s tarafından yapılmıştır ki. Mamafih umumî tarihi müstakil bahislere ayırmak usuiü de vardır. Paris. 1789 yılında Fransa i ht i l âl i ni n başlamasından zamanımıza kadar geçen devri Yakın tarih* diye dördüncü bir devir olarak ayırmak âdet olmuştur. Papaların. halbuki Mısır hiyeroglifleri M. Sonraki ciltte her-ayrı milletin meselâ Firenklerin. . Meselâ O n c k e n 'in idaresi altında çıkan almanca Allgemeine Geshichte in Einzeldarstellungen nam büyük külliyat tarihte malûm ve büyük hâdiselere ait müstakil monografilerden ibaret olmak üzere tertip edilmiştir. Çinlilerin. Bu gibi çağlardan başka bir de. Umumiyetle Mısırlılarda tarihî yazılar M. başka taksimat yapılması lüzumu daima söylenmiş ve bir çok başka projeler de ortaya atılmıştır.. Hindilerin. ') Demek Mısır'da tarihî devir Milâddan önceki üçüncü binin ortasında başlıyor. kadim İrânilerin. onların hükümranlık seneleri ve diğer hâdiseler tam bir vakanüvis kayitleri şeklinde yazılmıştır. 2500 yılları ile başlanıyor. Amerika ve Afrikadaki büyük medeniyetlerin tarihi cihan tarihi çerçevesine girdikten sonra bu taksimatın gayri ilmî olduğu anlaşılmış.

muhtelif ilim sahalarına mensup ulemanın tarihi ve hal tercümeleri gibi mevzulara büyük büyük eser tahsis edilmiştir. Halbuki tarihimizin devirlere taksimini başka esaslara dayandırmak ta mümkündür. Meselâ N a r ş a x î 'nin Buhara tarihi. yani bütün Türk tarihini dörde ayırmamız mantıkî olur. Reşideddinin eserinde ayrı milletlerin tarihi bu milletlere mensup zevat tarafından kaleme alınmıştır.27 lerinin. ve sairenin tarihleri müstakil bahisler şeklinde yazılmışlardır. 21. bir de 20. Bu hususî tarihler de bariz hususiyetler arzeden kısımlarına göre devirlere ayrılmaktadır. Ehlisalip muharebeleri. dinler t a r i h i . Hususî Tarih'e gelince bu ayrı ayrı milletlerin tarihi. vezirlerin valiler ve kadıların tarihi. ilimler tarihi. Harhalde devirlere taksimden esas maksad elde mevcud mevadın öğrenilmesini kolaylaştıran itibarî taslaklara ayırmaktır ve bizi bu maksada götürecek yollar muhteliftir. İran ve Türk edebiyatında edipler ve şairlere tahsis edilen Tezkiret üş-şuarâlar. Ş S f a d i 'nin al-Vâfi bi'lvafiyât \ *A s q a 1 â n i ' nin sekizinci asr-ı hicrî ricali. ayrı müslüman sülâlelerinin.M u h i b b i ' nin onbirinci asır ricali tercümli hallerine tahsis edilen eserleri bu cümledendir.tarihi.. medeniyet tarihi kilise tarihi. H i 1 5 1 a l .tarihi. M a q r i z î 'nin Mısır topografi ve tarihi. Yaqût'un Irşad al-arlb ilâ maarifat-il-adıb . Sâmânîler. Meselâ bizim Umumî Türk tarihini tarihi inkişaf safhalarımızın bariz bir surette ayrıldığı İslâm'dan önce ve islâmiyetten sonraki Türk Tarihi diye. a I .K i n d i 'nin Târfx-u vulât va Quzat-ı Mısır.Q ı f \ i 'nin Târîx at-hukamS ıbn Q u t a y b*a 'nin al-Şicr val-şa'arâ sı. Ibn Qutlubüğ3*nin Tabaçât hanefiya '. Rövendi'nin Selçûkîler tarihi. keza islâm devri Türk tarihini de 16 inci asırdan önceki mütemadi yükseliş ve bundan sonraki mütemadi alçalış devirleri. bu cümleden M u h a m m e d c A v f i ' nin Lııbâb al-bâb.Ş a b î 'nin vezirler tarihi. sülâlelerin. güzel sanatlar tarihi. Fransız inkılâbı tarihi. tbn tAdim"\a Halep tarihi. a 1 . inci asrın başından itibaren yeniden yükseliş devri olmak üzere üçe. Bizim islâm âleminde de ayrı şehirlerin. tarihi. yahut.. Sû v üt i 'nin Tabaqât al-luğaviyln . a 1 . Muhtelif milletlerin yahut gurubunun hayatı biri diğerinden farklı olduğundan hususî tarihlerin deAİrlere ayrılması keza ayrı müesseselerin ve maddeler tarihinin devirlere taksimi başka başkadır. Napoleon seferleri. da insan tarihinin ayrı ayrı bahislerine tahsis edilen tarihler. Osmanlı . ilimlerin ayrı şubelerinin ve sairenin tarihidir. Selçûkîler. Gaznevî. . Ibn Ebî U ş a y b i c a nin Tabagât alatibbâ. Ibn X a 1 1 i k â n 'in Vafiyöt-al acyân '. Hafız Abu Nulaym'\a Axbâr-ı Isfahan. meselâ Alman. Bu gibi hususî tarihler dünyanın her tarafında ve her milletde vardır. Hulâsa tarihî hâdiseler büyük bir nehir gibi mütemadiyen aktığı ve bunda muayyen hâdiseler siklinin başlangıcı telâkki edileck «en mühim hâdişeler> pek çeşitli ve onlara tarihçilerin nazarı da muhtelif olduğu için insan tarihinin ve milletler tarihinin devirlere taksimi itibarî olarak kalıyor. Bu gibi bu cümledendir. felsefe.

eskiden olduğu gibi tarihçilerin yazdıkları kroniklerden öğrenmekle iktifa etmeyip. ilim ve fikir hayatındaki terakkilerin. İnsan kendi tarihini artık. Fakat tarih ilmindeki bilgilerin istihsal vasıta ve yollarının kıymeti. fiziyoloji ve biyoloji ilimleri için mikroskobun ve röntgenin astronomi için yeni teleskoplar keşfinin ve bunların kullanma usullerindeki tekâmülün bu ilimlerin inkişafındaki ehemmiyeti pek aşikârdır.II METOD BİLGİSt ı Tarih metodunun t ari fi . Metod (Methode) demek. Bununla beraber tarih metodu. her hangi bir ilmin iştigal mevzuu olan maddelerden çıkarılması istenilen neticeleri ve bilgileri elde etmenin vasıtaları ve yolları demektir. Tarih metodunun tatbiki insaniyetin ve ayrı milletlerin fikrî inkişaflarında kazandığı ehemmiyet itibarile mikroskob. "Nedennasılcı tarih usulü" takarrür ettikten sonra tetkik merakı insaniyetin tarihî hayatının tekmil safhalarına yayılmıştır. teleskop ve röntgenin tatbikiyle kıyas kabul etmiyecek derecede büyük olmuştur. bilâkis menbalık işini görecek olan her şeyi bir araya toplamak ve . Her ilmin inkişaf ederek yeni yeni sahaları aydınlatması bu yeni sahalara ait bilgilerin istihsal vasıtalarının da yenileşmesi ile muvazi olarak husuΣ gelmiştir. insanlarda görüş ufkunun genişlemesinin bir mikyası olarak inkişaf etmiştir. İlimlerin inkişafı ile muvazi olarak metodları da inkişaf etmiştir. İlimlerin inkişa-file muvazi olarak yeni metodlar husule gelirse bu yeni metodlar da yeni yeni ilim sahaları açarlar. meselâ fiziyolojideki mikroskobun kıymeti gibi göze çarpacak mahiyette değildir. Tıp. Tarih ilminin inkişafı ile muvazi olarak onun metod cihetleri de işlenmiştir. Tekâmülü ve Taksimatı 22. Ancak kendisinin içtimaî hayatını teşkil eden bütün faaliyetleri arasındaki münasebetleri ve bunların pek çeşitli olan sebeplerini göz önünde tutabildikten sonradır ki insaniyet mazisinin nasıl olup bitmiş olduğu meselesine karşı toptan alâka göstermiş ve onu anlıyabilmiştir.

ele geçen herhangi bir yazma nüshayı esas ittihaz etmekle iktifa etmezler. Metod bahsi umumiyetle tahlil (analyse) ve terkip (synthese) diye iki kısma ayrılır. nakillerini doğru olup olmadığını şayed müellif asıl kaynaktaki bir malûmatı naklederken onu değiştirmiş veya tahrif etmişse. Çünkü bu in-tikad usullerinin keşfinden sonra eski tarihçilerin şahadetleri karşısında herkesin şu sualleri sorması âdet olmuştur : Acaba bu tarihçi bu malûmatı nereden almıştır ? Eğer bu malûmat orijinal bir malûmat ise bahis mevzuu olan hâdiseyi aydınlatmak için kıymeti haiz midir ? Sonra acaba müverrih yazılarında bitaraf mıdır ? İtimada şayan mıdır ? Eğer müverrih bu malûmatı eski kaynaklardan almışsa bunlar ne gibi . Zamanımızın âlimleri yazılı menba'lardan istifade ederken. bu çeşit kaynakların bir tarihî hâdiseyi aydınlatmak işindeki kıymet ve ehemmiyetlerinin başka başka olduğunu idrak ederken. hadiselere ait haberleri kaynakların kaynaklarından öğrenmek birinci şart sayılıyor. yani müellif eserinin nüshasında nasıl yazmış olduğunu kat'iyyetle tesbit etmek için elde ne kadar mevad varsa. bu tahrifin şeklini tesbit ederler. onların kıymet itibarile yekdiğerine nisbetini ta'yin etmek. 23. onlardan tam olarak istifade ederler. vakaları tesbit etmek için lâzım gelen materyalin kıymetini mümkün olduğu kadar mükemmel ve etraflı bir surette tayin etmek ve materyali. Bu Tarih İntikadının gayesi. her yazma menba'ın muhtelif nüshalarını karşılaştirarak doğrusunu. Eski tarihçilerin eser yazarken istinat ettikleri rivayetlere ait vesikalar arşivlerde. Tarih intikadının tatbiki tarih ilmini temelinden değiştirmiştir. o tarihçilerin nakillerini bu asıl nüshalarla karşılaştırarak. Zamanımızda ise tarihî bir meseleye ait bir ilmî eser veya makale yazmak için mevzu-la ilgisi olan tekmil menba'ları görmek. yahut kullandıkları diğer menba'ların yazmaları kütüphanelerde mevcut ise. muhtelif rivayet ve nakil safhalarından geçerken bizzarure kabul ettiği tağyir ve tebdil. bundan sonra görülen tasnif ise terkip'tir. Nedennasılcı usulle çalışanlar. yanlış okuyuş ilâve ve sahtekârlık eserlerden temizlemektedir. bu kıymetleri tayin eylemenin yollarını da keşfetmişlerdir..29 - " tarihi o esastan öğrenerek ihata eylemek yoluna girmiş ve dolayısile Kaynaklar Bilgisi husule gelmiştir. sehiv. Şimdi kaynak bilgisini'nin sahası da gittikçe genişlemektedir. Böyle çalışmakla yavaş yavaş tarih intikadının yolları keşfedilmiştir. Tarihî eserin tasnifine kadar görülen bütün ihzari işler tahlil. Eskiden tarih müdekkikleri ellerinde ne gibi menba' ve malûmat varsa onunla iktifa ederek çalışırlardı. eskiden olduğu gibi.

G. bu meseleleri izah ederek tarihî hadiselere ait hakikî tarihî rivayetlerle o hâdiselere ait efsaneleri. ka'sden yahut kasıdsız tahriflere maruz kalmaları ihtimali noktasından inceden inceye tetkik olunur. N i e b u h r 1811 . Bunlar Garbî Frank ve Şarkî Frank memleketlerini idare etmiş imiş. bu Frank hükümdarından hiç olmazsa birisinin bile tarihte mevcut olmadığı. yüzlerce cilt teşkil eden bu alman tarihi vesikaları külliyatını neşir yolunda bir asırdan fazla bir zaman zarfında hayatlarını tamamile ona vakfederek çalışırken. yani Monumenta Germaniae Historica yi neşreden arkadaşları ve talebeleri. Zamanımızda vesikalara ve bakiyelere artık gelişi güzel inanılmaz. Aynı hâdiseye ait muhtelif müşahitlerin verdiği şahadetler karşı karşıya konulur ve kıymetleri itibariyle takdir edilir. Bu intikad usulleri ve vesaiti. von R a n k e ' Roma ve Cermen kavimleri tarihine ait eserinin 1824 senesinde basılan ilk cildinde izah etmişlerdir.. G u s t a v . Halbuki tarihî tenkid usulü tatbik edilerek Hüber'in istifade ettiği kaynaklar menba' sıfatile değerleri bakımından tetkik edildikten sonra. doğru veya uydurma olmaları. D r o y s e n . Bu nev'i tarih intikadını son asırlarda ilk defa olarak a|man âlimlerinden B. Bu tenkid usulü sayesinee Avrupada tarih telâkkisinde ne gibi büyük tahavvül-ler ve inkılâplar husule gelmiş olduğunu anlamak için 18 inci asırda tenkitsiz çıkan eserlerle zamanımızda tarihe ait herhangi ilmî neşriyatı karşılaştırmak kâfi gelir. keza tarihte hiç vaki olmayan mevhum uydurma hadiselere ait haber ve rivayetleri yekdiğerinden katiyetle ayırır. S y b e l . tarih ilmi inkişaf ettikçe tebellür etmiştir. Burada cem'an 60 kadar hükümdar sayılıp her birinin ne kadar sene ve hangi seneden hangi seneye kadar hükümet sürdükleri de kat'î rakamlarla gösterilmiştir.3U - kıymeti haiz imişler ? Bütün tarihi kayıtlar karşısında bu sualleri soran muasır tarihçi. İ. onların halefleri ve talebeleri. R a n k e ' n i n Alman tarih vesikaları külliyatını. hepsi tarihçilerin hayal eserleri olduğu veyahut bazı alimlerin «ilmî istintaçlarının mahsulü olduğu tahakkuk etmiş ve bu sahte sülâle tarihi 19 uncu asrın en . J o h a n n e s H ü b e r isimli alman müverrihinin 1708 senesinde bastırılıp bu as:r zarfında çok ilmî bir eser olarak telâkki edilen ve daimî müracaat kitabı sıfatile kullanılan <en-sab cetvelû (Genealogische TabeUen) nam eserinde Frank hükümdarı Chlocvvig'in ecdadı sıfatile Sikambre sülâlesi diye bir sülâle azaları sayılmıştır. üniversitelerde dersler verirken vesikalar ve metinler tenkidinde yeni yeni usuller bulmuşlar ve tarih intikadı meselesini etraflıca işlemişlerdir.1813 senelerinde intişar eden Roma tarihine ait eserinin mukaddemesinde ve meşhur müverrih L. bilhassa G e o r g w a i t 2. ve diğerleri. H. G ie s e b e r i c h t . W. bunlar.

Avrupanın daha 19 uncu asrın bidayetinde keşfederek benimsemiş olduğu bu tarihî inti-kad usullerinden bizim ne kadar uzak kaldığımızı öğrenmek için de. Tarihe efsane nazarile bakmak bazan âlimlik iddiasında bulunan şahsiyetler tarafından söylense bile bu sözler bu gibi zevatın. kadim Türk hükümdarları neslinden gelmiş bir hanedana mensup göstermek maksadile t erti p edilen şecereler. Ancak tarihin ilim olarak kıymeti daha taayyün etmediği devirlerde söylenebilecek bu sözlerin emsali bizim İslâm Âleminde de ta orta çağlardanberi mükerre-ren söylenmiş ve bu ilme istihfafla bakılmıştır. 17 inci asrın son yarısında yaşayan bir fransız âlimi (de Fontenelle) zamanındaki münevverlerin tarihe bakışlarını «Tarih herkesin bildiği efsaneden başka bir şey değildir». f i k i r sahasındaki mahdudiyetini gösterir. daha 17 inci asrın sonlarında ve 18 inci asrın başlarında idrak edilmiştir. Bugün eski tarihçiler veya antikacılar tarafından yapılan sahtekârlıklar veya umumiyetle itimada şayan olmıyan tarihî kayıtlara. bu mpvhum hükümdarların hükümdarlığı senelerine ait Mahmut Bayatî'nin eserinde verilen uydurma malûmat ve bu beğleri. hükümeti güya Selçûkîlerden miras almış gibi gösteren sahte kayıtların bizde halâ tamamile tetkik ve tahlil edilmiş ve aydınlatılmış olmadığına işaret etmek kâfi gelir. bir çok kaynakların ve bakiyelerin sahte çıkması Fransada.31 ehemmiyetsiz t a r i h kitaplarından bile atılmıştır. 13 üncü asır sonlarında «Uç> beylerinden Moğollara lâbi bir kabile reisi sıfatile çalışan Osman Gaziyi. Tarihî intikadın hümaniter ilimler sahasında en mühim bir kazanç sıfatile ortaya atılıp hayat hakkı kazandığı ve parlak istikbali anlaşıldığı bir zamanda yaşıyoruz Intikad usulile yapılan tarih tetkiklerinin insaniyetin mâzisindeki karanlık safhaları açıp göstereceğine iman artmıştır. sahte kaldıklara tesadüf etmek artık tarih tetkikcilerini bu .. Bunun gibi Mahmud Gaznevî'yi Sâsânîlere çıkaran şecere (meselâ : «Tarih-i Firişteh» de) ve Selçûkîleri Afrasyaba çıkaran şecere ve saire de bu cümledendir Eskiden tarih diye telâkki olunan eserlerin çoğunun uydurma malûmatla dolu olduğu. (l'histoire n'est qu'une fâble convenue) diye hülâsa etmiş ve bu söz vecize gibi o zamanki Fransız edebiyatı vasıtasile diğer Avrupa milletleri arasında da yayılmıştır. bu zatın güya 50 göbek ecdadını gösteren listeler. insatiyetin fikrî inkişaf sahalarını anlamamak itibarile tam cehaletini. umumiyetle tarihe karşı bir itimatsızlık ve şüpheci (sceptique) bakış doğurmuştu.fakat itimada şayan kaynakları sahtelerinden. hakikî tarihî kayıtları efsanelerden ve uydurma rivayetlerden ayırmanın yolları daha idrak olunmuş olmadığından.

Meselâ ziyanın bünyesi önce pek sâde bir mesele zan olunuyordu. Marquart'ın eserini tenkit eden P.— 32 - ilme karşı şüpheciliğe düşürmez . Tarihî vak'aiara ait pek çok kayıtların doğrusunu yalanından ayırmak tecrübeleri bugün bile muvaffakiyetsiz kalıyor. Meselâ bizim Türk tarihinde cenubî Rusyada 11-12 inci asırlarda hüküm süren Kumanlar. Polovitz ve Kıpçaklar meselesi vardır. Bu mesele geçen asrın ortasında Golüb o v s k y namında bir Rus âlimi tarafından tetkik edilirken pek sade bir mesele gibi görülmüştü. Muhakak vaki olmuş olduğu hafriyatlar sayesinde kat'iyetle anlaşılan bir çok tarihî hâdiseler hakkında tarihlerin hiç bir kelime kaydetmemiş olduğunu görüyoruz. yeniden tetkik etti. hakikî ilim için mühim bir kazançtır. zamanın tetkikcileri bilâkis bu gibi sahtekârlıkları. Bunların eski tarihî menşeleri aydınlatılamadı. Meselâ isa Peygamberin doğumu bugün bütün cihanın tarih mebdei olduğu ve kendisi yüz milyonlarca insan tarafından en iyi bilinen bir tarihî şahıs gibi telâkki olunduğu halde. Alman âlimi M a r q u a r t bu meseleyi Avrup ve islâm menba'lan üzerinde. B a r t h o 1 d da meseleyi halledemediler. Henüz aydınlatılmış bulunan sahalar sahalar daha pek cüz'idir. Ve 1914 senesinde bu meseleye tahsis edilen büyük bir eser neşretti. Bu itibarla onlar hastalığı teşhis ederek ne olduğunu tayin edebilmekten haz duyan tabibe benzerler. bazan bu gibi mu'dil meseleleri halletmek yolunda çalışırken tamamile başka meseleler aydınlatılmış oluyor. Tarihte de böyledir. bununla ilme en büyük bir hizmet görmüş olmaları iti-rile sevinirler. Fakat böyle vazıhan malûm telakki olunan hâdiselerin bilâkis pek mu'dil ve karanlık olduğunu tarihi intikad yolu ile isbat edebilmekte. ki bunların pek çoğu daha aydınlatılamıyor. Keza elektriğin bünyesi de böyledir. Fakat Marquarfın bu . Mamafih bu meselelerin mu'dil olduğunu tesbit edebilmek yine kimya fizik ilimleri için bir gerileme değil bir ilerleme telâkki olunur ve aydınlatılmaları yolundaki tetkikata daha fazla gayretle devam edilir . P e l l i o t ve W. Tenkitsiz tarih yazan müellifler tarafından pek sade ve ana hatları malûm gibi gösterilen bazı hâdiselerin hakikatte pek mu'dil ve halli muşkil meseleleri teşkil ettiği anlaşılıyor. Bu gibi hususlar diğer ilimlerde de vardır. Bununla ancak bu Kumanlar meselesinin çok karışık olduğu anlaşıldı. son tetkikat bunun tarihî hayatını hatta onun tarihî bir şahsiyet olup olmaması keyfiyetini bile şüphe altına almıştır. yanlışlıkları meydana çıkarırlarsa. Çin kaynaklarını da tamamen göz önünde bulundurarak. şimdi tetkikat ilerledikçe bu meselenin mu'dil olduğu anlaşılmış ve atomun keşfinden sonra da bu mu'dillik dal budaklan-mıştır. doğruyu yalandan ayırabilirlerse. Fakat insaniyetin tarihî hayatındaki faaliyetleri o kadar mu'dil ve giriftdir.

t ar i h usulü mütehassısları da muhtelif zamanların ve muhtelif eserlerini anlıyabilmek için kendi sahalarına tatbik etmişlerdir. onların muhitini anlayabilmektir. muhtelif dillerde çeşit çeşit ifade tarzları ile. 8aiIey ve F. H e n i b g 'in incelemeleri. bizimkinden tamamen ayrı muhitlere hitap ederken. 1946. muhtelif camialara mensup insanların ruhî cihetlerinin tezahürlerini. ihatası müşkül ve mu'dil olursa olsun. mamafih buna ait tetkiklar bilhassa Doğu Türkistanda bulunan vesikalar meyanında <Saka-Xoten. ruhî hususiyetleri ne kadar muhtelif. ayrı harfler ve ifade tarzları ile yazılmış iseler de biz bunları bugün anlıyabiliyoruz. mi l l et l eri n ve şahısların ruhiyatını onların hissiyatını ve fi ki rl er i n i . onların neden neş'et ettikleri keyfiyetini tetkik etmişler ve bu müşkilâtı bertaraf etmenin bir yolunu bulmuşlardır. T o g a n. Tarihte U. Mısırlıların kitabeleri. Yalnız t a r i h t e olup geçmiş zamanlar için değil muasır insanların. 3 W. Bu kavmin tarihi halâ aydınlatılamadı. onlar arasındaki müşterek ve umumî esasları da nazarı itibara alarak öğrenmemiz. anlıyabiliyoruz. V.ul . 406-407 de H. Meselâ Sumerlerin.33 tetkikatı Türk tarihine ait bugüne kadar yazılmış yegâne ciddî bir eserdir. Orta-asyada yaşayan Toxar kavminin menşe'i meselesi de böyledir. bütün insanların. W. Biz bugün muhtelif zamanlarda. bir emîrin namına kaside yazarsa baş tarafında bir mahbubeye yazılabilecek tarzda bir uzun muhabbet 1) Bale Z. Orta çağda yaşıyan bir arap. Asûrîlerin. Zamanımızın psikoloji âlimleri bu müşabeheti göz önünde tutarak aradaki farkları ciddiyetle öğrenmişler. milletlerin ve şahısların düşünüş ve anlayış tarzları arasında bir müşabehet vardır. arabî Kur'an. Bunu. Mamafih insanların düşünüş ve anlayış tarzları. ayrı ayrı dillerde.. Yalnız bizim de muhtelif zamanlardaki muhtelif muhitlerin düşünüş ve anlayış tarzlarının farklarını. Bu tetkikat sayesinde Türk tarihinin diğer bir çok meseleleri aydınlanmıştır. Çinli Konfiçus'un fikirleri. Umumi Türk Tarihine Giriş. İnsanlığın hayatında ihatası müşkil meselelerin biri de tarihte gelip geçen insanların. hissiyatını bile kendi ruhiyatımız ve sezişlerimize göre anlamak. idrak ve ihata etmek müşküldür. onları bugünkü lisanımızla anlatabilmemiz icab-eder. dilek ve isteklerini.l. ideomlarla yazılmış olsalar bile. vesikaları* denilen vesikaların tetkiki sayesinde Türk tarihine ait bir çok mu'dil meseleler aydınlatılacak bir şekil aldı '. Aristotelin felsefeleri. milletlerin ve hattâ şahısların ruhiyatını. 24. s. Hindli Buda'nın nazariyeleri.

Zamanımızda ise eserinden menba' sıfatiyle istifade adilecek olan müellifin mensup olduğu muhitini. zamanımızda dahi' meselâ şu tarihte usul ve tarih felsefesi derslerini bile B e r n h e i m . eskiden olduğu gibi. bir kıyas imkânını veriyorlar. eskiden olup geçmiş muhitlere mensup adamların fikir ve ifade tarzlarını dahi anlıyabiliyoruz. insaniyetin pek muhtelif olan düşünüş ve ifade farkları ile beraber onları birleştiren umumî ruhî prosse-ler vardır. bir çoğunuz anlıyamazdınız: bunları kendi hayatımıza tatbik edip. K a u t a k y . karakterini. bütün tâ-vîlerin şahsiyetleri. müellifin şahsiyetini. keza diğer eserlerinin karakterlerini ve kıymetlerini etraflıca öğrenmeğe ehemmiyet verirler. hangi muhite mensup oldukları. ondan ha* duyuyorsunuz. ondan misaller alarak anlaşılır bir surette kendi dilimizde yazdıktan sonra ise siz bunu anlamakla kalmıyor. Bu vasıta ile biz muasır insanları olduğu gibi. Bu gibi bize yabancı olan cemiyetlerin ruhiyat. fikrî inkılâp zamanlarından misaller getirerek yazdıklarını harfiyen tercüme etmiş olsaydım. B a u e r . F l i n g gibi âlimlerin Avrupa tarihi hayatına tatbik ve onların itiyatlarına ve üslûplarına göre. İşte bu muhtelif zamanlarda muhtelif muhitlere mensup insanların düşünüş ve ifade tarzlarını anlıyabilmek usulü tarih metodunun ikinci mühim bahsini teşkil ediyor ki. Biz buna bakarak. karalcterleri. ne gibi tesirler altında kaldıkları hususuna pek ziyade ehemmiyet vermişler ve bunu hadîs ulemâsının hal tercümeleri (ricâl-u hadîs) kitaplarında o zaman bakımından hayret edilecek bir şekilde dikkatle kay- . bugünkü zihziyetlere uygun bir surette ve dürüst bir şekilde bugünkü lisanla anlatabilmeliyiz. hamr ve şaraba ve bardağa hitablarile ifade ederler. Düşünüş ve ifadelerde olduğu gibi umumen zamanlar ve medeniyetler arasındaki büyük farklar da ancak nedennasılcı usulle tarih yazış tarzının inkişafı neticesinde yakından anlaşılmıştır. Eskiden her tarihçi kendisinden evvelki bir müellifin eserini yalnız harfi harfine nakil ve tefsir etmekle kendi vazifesini ifa etmiş zannederdi. ilk İslâm asırlarında müslü-man âlimleri peygamberden naklolunan hadîsleri toplarken. biz buna Tefsir. Hayatında ağzına bir defa olsun rakı almıyan bir çok mutasavvufların fikirlerini. Iııterpretation (yanut Hermeneutique) diyoruz. 25. Bu onların âdetleridir. hissiyat ve ifade tarzlarını anlıyarak onların sözlerini tarif etmeden. Allaha takarrub maksadiyle yazdıkları şiirlerini güya bir sarhoş gibi. bunlar bize bir analoji. Yalnız eski zaman değil. onların hayatlarından. L a n g l o i s . şâir ile o emir arasında bir muaşaka olduğunu zannetmemeliyiz. o muhitin kültür seviyesini. B u x a r i n .__ 34 - mukaddimesi yazardı.

hangi te'sirler altında kaldıkları hususları daha hiç tetkik olunmamıştır. L a n g 1 o i s da fransız'ca olarak «conception» tabirleriyle ifade eylemektedirler. . Bizdi i l k Osmanlı tarihlerini yazan zevatın muhit ve alâkaları. İşte tarih metodunun umumî hatları bunlardır. Burada hadiselerin sebep ve müsebbeb sıfatile biri diğerine bağlılığı (üne de causalite) nı tayin etmek başta gelmektedir. Ch. Bu ise tarihe sosyol-psiko-loji'yi karıştırmak demektir. Fakat tarih tetkikinin bu incelikleri daha taammün etmiş değildir. tetkik ederler.35 detmişlerdir. ma'şerî ruhiyat. Eski tarihçiler eski zaman âdâtını ve müessesslerini kendi zamanlarındaki âdât ve müesseselerin tıpkısı gibi telâkki ederlerdi. Interpretation'dan sonra asıl terkip (synthese historique) geliyor. Burada tarihçiye tabiî ilimler. o eski tarz telâkkiler de kalktı. tarih felsefesi ile içtimaiyat yol gösteriyor. Bunların her birini ayrı ayrı izah edeceğiz. Bununla beraber vesikaları. Avrupada ise nedennasılcı tarih tetkiki usulü yerleşince.. Bu zamanlar bilhassa Fransız ve Alman mütefekkirleri muhtelif zamanlarda hüküm süren tefekkür ve düşünüş tarzlarını ma'nen o zamanlara intikal ederek öğrenmeğe başladılar. Bilhassa Hegel ve August Comtes'un eserleri bu hu-husta müessir olmuş ve fikirleri açmıştır. Hele Osmanlı devri müelliflerinde bu hususa hiç dikkat edilmemiştir. fakat İslâm âlimleri tarih ulemâsının şahsiyeti. ki biz de «münasebetler tayini» diyebiliriz. Avrupanm genç ve bu asır müverrihleri bu hususlara çok ehemmiyet vermişler ve vermemektedirler. Daha 18 inci asırdaki Voltaire ve Jean-Jacques Rousseau gibi -ideiste» lerin orta çağı görüşleri böyle idi. onlar tarihçilerin ancak bir kısmı tarafından tatbik edilmektedir. Bu yoldaki mesaî bilhassa 18 inci asrın sonunda insaniyetin medeniyet tarihini yazmak tecrübelerile başladı. Herhangi bir zamanı anlamak için müverrihin o zamanın medenî seviyesini. hüviyeti ve muhiti meselesine öyle bir sistem halinde ehemmiyet vermemişlerdir. onun i çi n zamanımızın pek çok münevverleri bile onların telkinatı tesirinde kalmakta devam ediyorlar. Bunu Bern-h e i m «Auffassung des Zuzummenhanges». içtimaî ahlâklarını etraflıca öğrenmiş olması lüzumu anlaşıldı. bu da tefsirinterpretation için bir yardımcı vasıta olmuştur. [psychologie col-lective] ile alâkadar) âmiller» ile «haricî (fizik) âmiller» ve sebepler arasındaki münasebetler izah edilir. O zaman daha Ortaçağın ne olduğu anlaşılmamıştır. onlara ayrı millî medeniyetlerin ve zamanların mahsulü nazarile bakarak. burada «dahili ruhî (individual psikoloji ve sosyal-psikoloji.

(apriori hüküm. bazan müşahidlerin ifadelerine bakarak hâdisenin hakikatini tesbit etmek müşkül. kendi zamanımızın vakalarının çoğunu bile başkalarının rivayet'lerinden yazılarından. Bu hususta bilhassa işlerin aslı hakkında tahkik filan yapmadan peşin hüküm vermek. Bazan bütün bir camianın yahut bir kaç asır böyle «önden kestirme» ve telkinler tesirinde kaldığı vaki oluyor. tarih için mühim vesikalar bırakmış olurlar. inşa ettikleri binalar vesairedir. Müşahedeler ve Hâtıralar Başkalarının yaptıklarını bizzat görerek onları doğru tesbit edenler. fakat her müşahede edenin hadiseleri anlayışı. hatta imkânsız oluyor. istidadına ve medenî seviyesine göre türlü türlü olduğundan. 1 . bizzat mazide yaşıyan insanların yaptıkları eserler. Üçüncü bir menba da maziden bize miras kalan kalıntılardır. müşahidlerin bu hâdiselere ait hükümleri de ekseriya türlü olup biri diğerine uymaz. yahut kendi yaptıklarına ait hâtıralarını doğru olarak yazanlar. kendi gözümüzle gördüğümüz ve başımızdan geçirdiğimiz vakaların teferruatını bile çoğunca unutuyor ve onlara ait malûmatı başkalarından almak mecburiyetinde kalıyoruz. Bunun için menba-ların bu gibi nevilerini ayrı ayrı izah' etmeh. Tarihe ait bilgileri veren maddelere m e n b a' yahut kaynak diyoruz. Bu gibi muhake- . Tarihe. Jan Dark (Jean d'Arc) da bu cümleye idhal edildi. hatta dah 18 inci asırda bile Av-rupada büyücü kadınların muhakemeleri (Hexenprozesse) olmuştur.— 36 2 Kaynaklar Bilgisi 26. O halde biz yalnız geçmiş zamanlan değil. almanca tabirle : Voreingenommenheit). ancak ondan sonra me-tod ve intikad meselelerinin teferruatına geçmek lâzım gelmektedir. Meselâ orta çağlarda. fotoğrafa alanlar. bu parça da kendi zamanımıza ve muhitimize ait vakalardan ibaret oluyor . onların çıkardıkları resimlerden öğrenmek mecburiyetinde kalıyoruz. Tarihin kaynaklan mütenevvi olduğu gibi bahis mevzuumuz olan metod'un onlara tatbiki keyfiyeti de türlüdür. prejuge. ki bunlar haber değil. telkin tesirinde kalmak (suggestion) gibi hususların rolü büyük oluyor. insanların faaliyetinin seyrine ait malûmatımızın ancak cüz'î bir parçası kendi müşahedeler'imize dayanabiliyor.

bu muhakkak bir tekâmül eseri. Çokan Sultan Kaşgar hayatının bütün teferruatını eserlerinde büyük bir ihtimamla aksettirmişlerdir. Menşei Türk olduğunu iş itti ğim Khanikov Buhara. Eğer müşahedelerinde her vakit eksiklik gösteren bir muhitte bu hususta dikkatli olan bir şahsiyet zuhur ederse. zira öte-kilerce mühim görülen bir çok teferruat bunların nazarında ehemmiyetsizdir. bu seyyahın kendisi gibi bulgar hükümdarının ve bütün Bulgarların bunu beraber müşahede ettiklerine dair bir kayıt bulunuyor. Medenî seviyeler. M o r d t m a n n 'in yazıları (Stanbul und das moderne . halkiâlem çok korktular mealinde şeha-detlere eski vakanüvislerin eserlerinde sık sık rast geliniyor. Bir kaç sene sonra Buharayı ziyaret eden genç Rus müsteşriki K h a n i k o v 'un ve Kaşgarı ziyaret eden Kırgız-Kazak sultanı Ç o k a n V e l i k h a n ' ı n müşahedeleri ile Mir lzctullah'ınkinden daha etraflı ve daha dikkatlidir. İbn-Fadlan'ın seyahatnamesinde. ki dikkat itibariyle. aşağı olan insanların müşahedeleri her vakit bir taraflı ve eksiktir. Böyle umumun akide ve telâkkilerine göre tamamiyle uydurma *müşahede>lerde bulunmak zamanımızda da oluyor : Meselâ ben küçüklüğümde kendi memleketimde Tura Tav dağı üzerinde bulunan gölde bir ejderha bulunduğuna dair olan habere eski akidelerin tesiriyle kanmıştım ki. milletlerin medenî seviyelerine ve modaya bağlı kalıyor. bu eser bizim şark milletlerinde bir çok asırdanberi hiç görülmiyen bir manzara teşkil ediyor.37 melerde şahidler de hakimler de yanlış peşin hükümde bulunuyorlar. bir yıl Temmuz ayında gölün yanında ot biçmek ve toplamakla meşgul olan köylülere bu ejderhanın taarruz ettiğini o senenin en büyük hadisesi olarak öğrenmiş ve ona inanmıştım.. ötekilerin mühim hadiseler sıfatiyle kaydettiği vakaların bir çoğunu hiç zikir bile etmemişlerdir. Yani müşahedeler umumiyetle zamanın f i k i r cereyanlarına. Müşahede de dikkat her zaman şahısların ve camiaların medenî seviyeleri yüksekliğinin delili olmuştur. buna bütün millet inanıyordu. 19 uncu asrın ilk rub'unda Ortaasyada seyahat eden Hindli Mir İ z z e t u l l a h ' ı n hatıraları vardır. fecrişimalîde cinlerin takım takım olarak harb et t i kl eri ni . Her müellifin zamanında o devrin hadiselerini müşahit sıfatiyle tavsif eden eski tarz yerli tarihçiler ise. Keza orta çağda mucize ve kerametler ve cinlere inanmak da böyle umumî idi. yahut bir medenî milletin tesiri olarak kabul edilmelidir. çünkü bu zat ingiliz medeniyetini az çok öğrenmiş birisi idi. o zamanki Türk münevverlerine ve onların arasındaki f i k i r cereyanlarına dair bizim kendi müşahitlerimizin yazıları ile o zamanki Alman konsolosu A. Keza meselâ Büyük Reşid ve Fuad Paşalar devrine. Bunun gibi filan senede filan gölde ejderha zuhur etti.

yine Avrupalı ve Türkiyeli müşahitlerin arasındaki büyük fark vazih olarak görülür. Bu modern usullerle hadiseler ve ifadeler doğru tesbit edilir. Müşahedelerin sahiplerinden bize nakil şekilleri. 2 . zamanın maruf bir devlet adamına benziyen bir sesle bir nutuk söyleyip fonografa alabilir. onun umumî hatıraları şeklini almış haberler yahut sözler ise. fonograf. stenografi. olup geçen hadiseler hakkında başta kimin tarafından söylendiği çoğunca belli olmayıp bir halk ve camia malı. hadiselere ait müşahitlerin verdiği malûmat arasındaki farklar bu müşahedelerin kendileri kadar mühimdir. araya fazla şîriyet karıştırılmış olanlarına «destan» (almanca olarak «Sage») diyoruz. bu hadiseleri gören yahut görmiyen birisinin sözlerinin bir çok meçhul adamlar ağzından tekrar edilerek aldığı şayialar mahiyetinde olurlarsa. bunların tarihî hadiselere çok sadık kalıp manzum olanlarına «tarihî şiirler». olup geçen hadiseler hakkında. Mamafih bunda da sahtekârlıklar olabilir. Bu yoldaki sahtekârlıkları kontrol eylemek için de usuller vardır. Tarihçinin işte bu müşahede farklarını. Eğer bu şifahî haberler. 1877) mukayese edilirse. Bütün bunlara biz «haber» diyoruz. dil ile (şifahi) veya yazı ile (tahriri) veya resim ile olur. Meselâ birisi.— 38 Türkertum. Bu şifahî rivayetlerin nevileri kabilinden olmak üzere bir de . biz buna «simâ'i haberler» (bruits) yahut doğu türkçesinde «uzun kulak haberleri» diyoruz. Leipzig. yahut ona benziyen birisini karşısına koyarak flim çevirebilir. \ Haberler (Traditions) 27. Intikad usullerini bilirsek bize. Bu nevi menbalar ancak gelecek nesiller için • mühim olacaktır. a) ŞİFAHÎ HABERLER Kendisinin yahut başkalarının başından geçenleri manzum veya mensur hikâyeler tarzında nakledenlerin rivayetleri tarihlere menba olan «haber» lerin en eski şeklidir.. film ve sesli film mühim yer tutmaktadır. . Zamanımızda müşahedelerin tesbit vasıtaları sifatiyle fotoğraf. i n t i k a d bu farkların neden husule gelmekte olduğunu gösterir ve tarihçiyi de bu şahitlerin fevkinde bulunan bir hakem derecesine yükseltir.. Eğer şifahî haberler. onların neden ileri gelmekte olduğu keyfiyetini iyi bilmesi lâzımdır.

29.39 mankibe» (leğende) ve <hikâye ve letâif» (anecdote). tavsiflerinde tarihî hususiyetleri silinmiş oluyor. ötekilerden ayrılırlar. Bu myth'lerin bazıları tarihî şahsiyetlere ait oldukları halde. Eski Cermenlerde de bu nevi tarihî şiirler pek şayi idi. hükümdarın sözlerinin manzum olarak ezberletildiği söyleniyor Muhtelif hadiselere ait bu gibi manzum vesikalardan zamanımıza kadar bazı parçalar vasıl olmuştur. Meselâ Yunan myth'lerini de kadîm yunan âlimi Euhemnros bu şekilde ilâhlaştırılmış kırallar zannetmiştir. 3) Diğer bir kısmı da bu iki destan nevinin halitası mahiyesinde oluyor. Langobardların tarihçisi Paulus Diabonus. 28. bunların 1) bir kısmı tarihî esaslara dayanır gibi görünmekle beraber. Kırgız. Gregor von Toars (450 — 495 m. yalnız bu rivayetler. ab) Destaular'a gelince. bazıları da tamamiyle muhayyel ilâhlara ait oldukları halde. . yahut <myth» tesmiye olunarak. ilâhlaşmış padişahların hikâyeleri şeklini arzediyorlar. Manzum olmakla beraber vakıaları güzel ve dürüst tesbit eden şifahî rivayetler ve fıkralar ise her halde mühim menbalardır. Kazak ve Nogaylar içinde bu usul son zamanlara kadar şayi'di. biz de bunlara «myth». meşhur Cermen hükümdarlarına ait halk arasında yaşayan ve şiir şeklinde naklolunan rivayetlerden istifade etmişlerdir. 800 m. « t a r i h î esasa müstenid atalar sözü» ve «fıkralar» da şifahî rivayetler halk içinde yaşar. yahut yunancadan arapçaya geçen tabirle «astüra» (esatir) diyebiliriz. Türk ve Moğollarea da destanı mahiyette olmayıp hadiseleri halkın hatırında yaşatacak şekilde şairler tarafından söylenen şiirler mevcut idi.). aa) Hadiselere ait tarihî şiirler için islâmiyetten evvelki ve islâınî ilk asırlardaki Araplarda muayyen hadiseler ve muharebeler ve şahıslar hakkında isimleri malûm yahut meçhul şâirler tarafından söylenen şiirler ve kasideleri misal olarak gösterebiliriz. meselâ eski Yunan ilâhlarına ait hikâyeler.). bu şahısların ulûhî hususiyet almaları neticesinde. ağızdan ağıza naklolunduğundan bunları ilk defa tedvin eden zâtın ismi unutulmuş olduğundan.. meselâ onların ilk müverrihlerinden. Birinci nevi destanlar. destan sayılır. Reşideddin'in Moğol tarihi'nde Cengiz'den önce ve hatta onun zamanında komşu ülkelere gönderilen elçilere. (ölm. Bu nevi tarihî şiir ve kasidelerden bazıları vakıalara ait tarihî bir malûmat nakletmekten ziyade edebî maksatla vücude getirilmiş bulunuyorlar î bu nevi şiirler bittabi tarihî vesika addolunamazlar. 2) Diğer bir kısmı tarihî vâkıları tasvir eder. <mythos>. mevhum hâdiseler ve şahsiyetlere ai t oluyorlar. hattâ 11 asırda Friedrich Barbarossa'nın tarihini yazan zat. hakikatte tarihî olmıyan.

Bunlara karşı pek dikkatli davranmak icap eder. Meselâ Bağdad halifesi al-Vâsıq bi-'Llah.ve Ortaasya'nın muhtelif yerlerinde gösterilen Aşhâb-i Kehf mağaralarına. 30. adam. mağaralar. Missverstandenes und Misseverstandliches aus der Geschicte 1891) ve W. Samı kavimlerle Yunan ve Romalılara a i t bir bir çok hikâyeler de git gide seyyar hikâyeler şeklini almıştır. Bunlardan bizim Türk tarihine geçenleri de vardır. W. ki bir milletin diğerlerine geçerek umumlaşmış-lardır. Bununla beraber Seyyar hikâyeler ve «seyyar destanlar* (Wandersagen vardır. (W. yahut bir bina şeklinde olan kayalar hakkında uydurulmuş hikâyeler oluyor. Bir de muhtelif acayip şeyler. Radloff neş-retmiştir. Bunlar Haçlı seferleri zamanında Avrupa'ya geçmiş. Proben der Volksliteratur der türkischen Stâmme. daha Sasanîler devrinde iran'a geçerek onr larda <Hezâr Efsâne» ismiyle maruf olan ve sonra arapçaya tercüme ve 960 senesi hududunda Arapların tarihî şahıslarının isimleriyle karıştırılarak yeniden tasnif edilmiş olan «Bin bir gece» masallarından çoğu artık seyyar hikâyeler olmuşlardır '. Bu nevi destanlardan bir çoğunu W. Musa el-Xorezmî'yi. Orta çağlarda gerek Şark'ta ve gerekse Garp'ta bu gibi hikâyeleri tarihî addederlerdi. II. Meselâ Hindlilerin. Avrupada da güya tarihî bakiyelermiş gibi telâkki olunan şeylere ait. «Ya'cûc ve Ma'cûc Şeddi» ile «Demirkapn Iara ait hikâyeler gibi. 58-61. cilt. I. Bunlar bize b i r tarihî menba olamıyor. C B r o c k e l m a n n . 59-63. Hindlileri «Pançatantra> hikâyeleri de o cümledendir. W i d m a n n (Geschichtel. Meselâ Q a y-r a h a n . Filhakika bu destanlar arasında ilâhlaştı-rılmış oldukları muhakkak olan tarihî şahsiyetler vardır. Fakat bu hikayelerdeki şahsiyetlerin çoğu hiç de tarihî değillerdir.— 40 Bizim Türk destanlarından Altay Türklerinde iyi muhafaza olunan şaman destanları böyledir. H e r S-1 e t (Der Tr3ppenwitz der Weltaeschishte 1925) tafsilen bahis mevzuu etmişlerdir. II). eski duvarlar. Q a r a lı a n isimlerinde ilâhlaşmış hükümdarlara ait hikâyeler söylenir. bu nevî hikâyeleri bilhassa S. Aşhâb-i Kehf ve Aşhâb alRaqim mağaralarını bulup öğrenmek için Anadolu' ya ve Sallâm al-Tarcümân'ı da Ya'cûc ve Me'cûc şeddini bulup tavsif etmek için Hazarların memleketine ve Türkistan'a îzam etmişti. bk. R a d l o f f . Meselâ Ön . bazıları güya tarihî vakıa imiş gibi tarihlere de girmiştir. Getchichte . zamanının müneccimi olan Muhammed b. Meselâ 1246 da Moğolistana seyahat etmiş olan Plan Karpini (Plano 1) Bu «Bin bir gece» nin tarihi ve menje'i hakkında der arabisehen Literatür II . Suppl.

Retersbursr. asır Çin kaynaklarında da zikredilir 2). CC-CCX1X. Destanların. Yani Çengizin böyle bir ülkeye sefeıine a i t rivayet. tarihî eserlere sokulmuş olan seyyar hikâyeleri de hakiki tarih için yabancı unsur diye tanımak lâzımdır. Die Binensammlung des Reichsmussum fiir Volk»-kunde in Leiden. Nasr böyle hile ile elde ettiği toprağa Türk ülkesinde ilk İslâm camiini . J ) BIc. b i r sığır derisini incecik bir ip şeklinde kesmiş ve bu incecik kayışın ihata edebildiği kadar toprağı göstererek. s. yani Kaşgarda mülteci sıfatiyle bulunduğunu ve Handan Artuç kasabasında bir sığır derisi kadar toprak istediğinde Hanın bu isteği hemen kabul e t t i ğ i n i anlatır. Bu ise. 149-151. Belleten. Ktisiya bunları şimdiki Belûcistan taraflarında yaşamış gibi a n l a t ı r '). tarih için menba olmıyacağı gibi. Bu sığır derisi hikâyesi «Dydonap hikâyesi» ismiyle eski Yunanlılarda da malûm olan ve muhtelif kavimlerde görülen maruf bir seyyar motifdir 9). Ortaasyada Hunla-nn şimalinde yaşayan bir millet sı fat i yl e daha milâdî 6 inci asır ortasında süryanice İskender romanında da zikredilen köpekhaşlı insanlara ait kıssaların Çengizin efsanevî tarihine geçmiş bir şeklinden ibarettir. Amazonlara ( arapça kaynaklarda : Mamlakat al-nisa ) ve gilem kulaklı insanlara (farisî menbalarda : Kilimgoşan) ait rivayetler de bu kabildendir. 2) BIc. s. Cengiz Han Baykal Gölü şimalinde bulunan ülkelere sefer filan icra etmiş değildir. Han da bunu böyle kabul etmişmiş. V. ancak Türklerde yaşayan köpekbaşlılar efsanesi Çengizin tarihine sokulmuştur. Cengiz Hanın köpekbaşlı şimal kavimlerine karşı seferinden bahsediyor. 189-150. eski Türk Oğuz destanlarından alınmıştır. Böyie bir kavme dair rivayetler diğer Yunanlı yazarlar tarafından da zikredilmiştir. Hikâyeye nazaran Sâmânî Nasr. işte bir sığır derisi kadar toprak dediğim budur demiş. XIII. Hanın rizasını elde ettikten sonra. Köpekbaşlı adalılara ait efsane 6. masal şeklinde olanları. . yani tarihî olmıyanları.41 — de Carpini). Sbornik Muzeya Antropolağiiji-i Etnoprafiyi. Manşür isminde bir prensin Karahan-lardan Satuk Buğra Hanın amcası olan Oğulcak Kadir Hanın başkentinde. On üçüncü asırda yaşıyan türk âlimi Cemâl Qarşî Orta-asya Türklerinin islâmiyeli kabul eylemeleri tarihine ait naklettiği bir hikâyede Sâmânîlerden Naşr b. Bu mutifin Başkurtlara geçen bir şekli Rus muharriri Leon T o l s t o y'ın <(lyas> ismindeki hikâyesinde güzel bir surette anlatılmıştır. Leiden İÖİ3. H e r o d o t bu nevi köpekbaşlı insanları (Cynocephal) şimalî Afri-kada yaşıyan insanlar olarak tasvir eder. J) BIc. 1017. bina etmiş ve ilk İslâm camiini kurmuş imiş. J. M a r q u a r t ..

Ibn Fadlans Reisebericht. Dişi hayvanı emerek büyüyen çocuk-cedd efsanesine gelince. Reşideddin. Bizim Türk tarihi için bunlardan meselâ Ye'cü Me' cüc şeddi. 1919. Herhalde Türklerin fütuhat sahalarında bu nevi «Temirkapı» 1ar gösterildiği gibi 3) tarihin derinliklerinde. V. 278. Völkerschaften des Chazarenreiches im neunten Jahr-hundert. s. I. Z. nşr. Reşideddin. d. 8.. Türk kavimlerinin ön-tarihteki yayılmaları ile bağlı bazı davaları isbat yolunda bunlardan istifade edilebilir. T o g a n. I tercüme. yani Türk kavmi olarak tasnif olunduğundan bff motifin Yahudi mankibelerinde görülen şeklinin Odaasyadan Önasyaya pek eski zamanlarda geçen bir Türk kavminden öğrenilerek sokulmuş olduğu ileri sürülebilir. O b u r h u m m e r . 196-198 . GeselUchaft. Eisernes Tor. 1. Myth'ler den tarihe ai t meseleleri. Terek tarafındaki «sed» için bk. Halbuki efsanenin Araplar tarafından mahsus adam gönderilerek lokalize edildiği yer ile nehrinin şimalindeki Talkı geçidi (tarihlerdeki Temirkapu) ve onun şimalişark dır 2). KÖrösi Csomı Archivum. t. Z. III (140). Ye'cüc ve Me'cüc kavmi ve şeddi Göktürklerin ve Çengizin ecdadına ait rivayetlerde zikredilir. Romanın müessisleri olan Romuluş ve Remus'un bir dişi kurdu emerek büyümüş olduklarına dair efsanenin Etrüsk'lerden geldiğine ve bunla-ia da Avrupanın şarkın!) Bk. ha-şiyeleı. B e r e n z i n . s. Ergenekon denilen bu sed Araplara Kafkasya derbendinde ve Terek nehrinin şimalinda gösterildiği gibi. Y. Orhon Göktürk yayazıtlarında da bu geçit «Temir Kapug> ismile zikredilmiştir. 51-52 Volga-Manç Ergenesi için bk: B e r e z i n. 3 ) E. d. g. Biblioteka Vostoçnıx Istorikov. B a z a r o v. Bozkurt efsanesi ve annesiz doğan ced motifleri ehemmiyeti haizdir. 3 ve 135. Ural dağlarını Kafkasya dağlarına bağlamak üzere Sarısın (şimdi Stalingrad) şehri yanından geçip Manıç'a doğru uzanan sırtlar da "Ergene'' ismini taşımaktadır. giden âlim Çin seyyahı Hiyüyün Çang'a Göktürklerin ecdadının hudud sınırı olarak Amuderya şimalindeki Termiz Demirkapı'sını göstermişlerdi . Bundan başka Baykal gölü tarafında da Ergenekon olarak gösterilen yer vardır '). 272-273. Daha önce milâdî 630 senesinde Türkistan yoluyla Hindistan. prilojenye (ilâve) N.— 42 31. IV ve B e r e z i n. Mitteilungun der Wiener Geograph. ha6iyeler. Fakat bunlardan istifade ederken usule sadık kalmak ve son derecede ihtiyatlı olmak ilk şarttır. bilhassa Önasya tarihine ait meseleleri izah için geniş mikyasta istifade edilmiştir. s. . meselâ en eski süryanice İskender romanlarından dahi Ye'cüc ve Me'cüc bir Hun. Yani bu efsane Türklerle önasya kavimleri arasındaki münasebetin kıdemi meselesi tetkik olunurken bir delil olarak istifade edilebilir. ») Bk. C. T o jf a n.

yani eski Yunanlarda olduğu gibi. bu efsanenin menşe yeri Sibiry?. bizde bu Elrüsk efsanesinin Türk ve Moğol Bozkurt (Börte açına) efsanesinden alınmış olduğu fikri kolaylıkla ileri sürülüyor. 1938—Belleten V 5941 s. Daqiqi ve Firdevsî gi') A. Mythologie Univrrselle . Tarihî destanlar ise tarihî hâdiselere ve şahsiyetlere ait halk şairleri tarafından söylenip halk arasında yaşıyan ve bu hâdiseleri canlandıran rivayetlerdir. Tokta-mış Han. XXI. yahut bilâkis Batıdan Doğuya mı gitmiş olduğuna hükmetmek mümkün olmuyor. Almanların Hunlarla temasları devrine ait Niebelungen destanları bu cümledendir. F r e d a K r e t s c h m a r . Hamza al-Şâri'ye ait destanlar. P o t a n i n şimal kıtalarında iyi görülen yıldızlar ile bağlıyarak. K r a p p e. 2 ) G. 1915. Zopiski Vostoçnago otdelenya Rasskago Arxeologiçeskago Obşçestva (Icualtrra ile : ZVORAO). Handesstammvnter und Kerberos. s. Bunlar bazan bir uzan veya muhtelif uzanlar tarafından söylendikten ve halk arasınna şayi olduktan sonra bir yahut bir kaç şair tarafından toplanarak tasnif olunuyor ve muntazam bir tarih şeklini alıyorlar. Iranîler de tarihî mahiyette destanlar söylerler. Bazı kavimler kendi mazilerini münhasıran hikâyeler. Asadi Tusi gibi rivayetcileri tarafından toplanmış olan destanları. 3) B a r t h o 1 d. Bu halde motifin Doğudan Batıya mı. Şa'âlibî. 32. 1930. Ebumuslim Horasânî. Ediğe Mirza. masallar ve destanlar şeklinde hatırlamaktan hoşlanırlar. Erke. . 89. Kült sına neba v Severney Aziyi. H. kalan tarafı faraziyelerden ibarettir. olacağını iddia etmiş ve bunu Türk ve Moğollarda ve Uygur-lardaki ışıkdan doğan çocuk-cedd efsanesinin Batıdaki »n'ikâsı diye izah etmiştir 2). bilhassa Isa Peygamberin velâdeti efsanesinde görülen kocasız gebe kalan annenin kudsiyet kesbeden çocuğu hakkındaki efsane motifi'ni Rus âlimlerinden G. Fakat bu zatın buna benzer nazariyeleri ciddi itirazlara çarpmıştır 3). Daqiqi. Cengiz. Paris . Bunun gibi Önasyada. Abû-Manşür Balhi. Fakat bir kısrağı yahut bir köpeği emerek büyüyen Palias ile Nelee nam i k i z Homerus'ta. 0150-2. İranlıların.. Meselâ Hindliler kendi tarihlerinden ancak masallar naklederler.43 dan gelmiş olacağına ait yazılar bakarak. 172-174. Omsk. Firdevsî. Bu nevi mankibelerin ön tarih için emin bir delil olabilecek ciheti eski kavimler arasındaki kültür ve akide rabıtalarını göstermeleridir. d. bir kurdu yahut bir ayıyı emerek büyüyen Wal-gora ve Wyrwidab ismindeki i ki z çocuk hikâyesi de Slav kavimlerinde bulunmaktadır '). Stuttjart. I-II. Iranîlerin islâmiyetten önceki zamanlarda yazılmış muntazam tarihleri olmayıp. Temür. P o t a n i n. bizim de Oğuz destanlarımız.

Bunda 24 kadar padişah zikrolunuyor. «Hannamo. Bunlar Moğollarda da mevcut olmuş. Hasarlar. Bu gibi destanlardan tarihî meselelerin izahı yolunda çok ihtiyatlı olmak şartiyle. Muahharan yazılan bu nevi « h a l k tarihlerimden meselâ Tonyukuk ve Bükü Hana ait parçalar ve bazı Turfan vesikaları uygur yazısiyle. bunlar vakıaları "mücel" dediğimiz oniki senelik takvim esasında koyun yılında. kısa ve çok realistçe ve doğru malûmat vermektedirler. mahivet alıyor. İslâm devrinde da arap harfleriyle yazılmışlardır. Türk kavimlerine gelince. destanlar söyliyerek geçindikleri anlaşılıyor. yani garbı Göktürk) rivayetleri bize ancak bazı parçalarından malûmdur. Türk tarihinin en eski devirlerine ait rivayetler doğrudan doğruya destan olarak yazılmıştır. Nisbeten iyi muhafaza edileni Oğuz destanıdır. Kimme-rilerin Ortaasyada bazı Türk kavimleri.44 - bi şairlerin naklettiği rivayetler kabilinden. Maamafih bu rivayetlerin tarihî hayatı aksettirdikleri aşikârdır. yahut tavşan yılında filân hadise oldu demek kabilinden kısa ve muciz kronikler şeklinde kaydetmişlerdir. Altınorda hanlarına ait Horezml-i ö t e m i ş Hacı 'nın tarihi (Tarih-i Dost Sultan) ve ilk Osmanlı rivayetleri bu cümledendir. ki bunlardan «Şu destanı>. Meselâ Çen-gize ve ecdadına ait «gizli tarih>. *Tün-ga Alp» (Efrasyab). Çiğil ve Haklarla birlikte yaşadıkları zamanı anlatan Hanname bize ancak 17 inci asırda Buharalı bir Özbek tarafından efsanelerle karışık yazılması bir şekilde vasıl olmuştur. tam bir sülâlenin hükümdarlık devri tek bir padişahın ömrü gibi tasvir olunan noktalar da olabi-bilir. mübalağadan u z a k l ı k tâ Orhun yazıtlarından beri müşahede edilen bir keyfiyettir.. Tarihî rivayetlerde ve tarihî destanlarda realiteye yakınlık nisbeti muhtelif kavimlerde çok farklı olarak görülür. Hatta usulü ile istifade olunursa vesikalar bulunmıyan devirler için menba işini de görürler Destan rivayetlerinin elbette ancak vesikalara uygun ve onlarla herhangi bir il işi kli ği olanları itimada şayandır. Orhun yazıtlarında da yazıt müellifinin hatır-lıyabildiği devirlere ait kayıtlar bu tarzda mücel'le tesbit edilmiştir. «Türk. dört oğlu ve on kam» (On ok. istifade ederek tarihin vesikalarla izah edilmi-yen boşluklarını doldurmak mümkün ve caizdir. Burada bir kaç sülâleye mensup hükümdarlar karıştırılmış . Rak (Uğrak). Mongal un niuca Topça an (cince olarak : Yüan-çaobi-şi). hep yarı destan mahiyetini îıaiz olmuştur. Bu nevi yarı destan mahiyetindeki tarihler 3-4 batında cereyan eden hâdiselere ait muciz. Türk deetanlarında realiteye yakınlık. Fakat daha eski batınların zamanında vaki olan hadiseler hakkındaki hatıralar karışı'. 33. Bir çok kavimler için .

Safevî Iranla Kırım münasebetlerinin bir çok teferruatı . Keza Osmanlı. yahut Fatih'in zamanında As-tarhan hanlarının başveziri olan Mangıt Temürbeğ'in haç seferi yaptığı ve Istanbulu ziyareti. Osmanlı ve Safevî vakanüvislerinde verilen malûmat muhakkak ki. çivi. Eski (antik) t a ri h mütehassısı slan Prof. Destanlardan istifade de bu destanlarda naklolunan ve tamamiyle tarihî olduğunda şüphe olmıyan bir çok mühim teferruat bi zim vakanüvislerin eserlerinde bulunmamaktadır. Dikkat edilecek nokta bütün bu nevi destanların itimada şayan olan ve olmıyan cihetleri hakkında muhtelif milletlerin destanlarından istifade eden zevatın kaydettikleri «müşterek» hususiyetlerdir. Meselâ Temü-re karşı Doğutürkistanı müdafaa eden Kamaereddin Duğlat'ın Altay dağlarına sığındığı yerde ölmüş olması. Marquart ve Chrestensen İran tarihine ait eserlerini daha ziyade tran destanlarından alarak yazmışlar ve bu destanlarda tarihsiz olarak anlatılan bir çok uzun yahut kısa kıssaları başka bazı maddî medeniyet eserlerine. Meselâ iraniyatçılardan Schlegel. Bunları teyid edici kayıt Yunan ve Lâtin müelliflerinin yazıları. M o m m s e n de kendisinin eski Roma tarihine ait meşhur eserinin bir çok boşluklarını destanlardan bol bol aldığı malûmatla doldurulmuştur. Anadoluda Karamanoğulları hayatına. meselâ Buğra Gerey ve Adil Gerey sultanların macerelanda ait tarihî menbalarımızda. yazma vesikalara dayanarak reel bir t a r i h i n tavsifi olarak kabul etmişlerdir. Kazak ve Kırgızlar arasında. Kırım Tatarları. yahut pehlevî yazılı vesikaların şahadeti olduğu gibi tıpkı tran rivayetleri gibi destanı mahiyette olan. Nöldeke. Osmanlı ve Kırım münasebetlerine ait bir çok tafsilât ancak destanlardan alınabilir. Meselâ . Bizde de Temür ile Toktamış ve Ediğe ve Doğutürkistan diktatörü Kamereddin Duğlat gibi şahsiyetlerin hayatlarına. Nogaylar. Safevî ve Kırım münasebetlerine dair. Geiger.~ 45 destanların bu gibi noktaları tesbit edilmiştir. «Adil Sultan"a dair söylenen ve kısmen basılmış olan destanlardan ikmal edilebilir. Çünkü bu destanlarda bahis mevzuu edilen ve tamamiyle tarihî olduğunda şüphe olmıyan bir çok mühîm teferruat bizim yazılı tarih kaynaklarımızda bulunmamaktadır. fakat İranlıların t es iri altında uydurulmuş olmadığı usulü dairesinde yapılan tahkikattan anlaşılan Arap rivayetlerinin şahadetinden ibarettir. keza 1709 da Deli Petra ile Demirbaş Şarl arasında Pol-tava'da vâki olan savaşlardan az önce Osmanlı devletinden yardım almak ümidiyle Dağıstan'da Terek kalesini alıp Deli Petro'ya karşı yapılan büyük savası Batı Sibirya'dan kalkıp gelen iki Çengizli şehzadesinin İdare ettiği tarihlerimizde kayıtlı değildir : Bunları biz ancak Mangıt Nogay destanlarından öğreniyoruz.

460 senelerinde ayrılmışlardır.. Mişer ve Bulgar kelimelerinin menşeleri meselesiyle ilgisi görülen bahislerde (s.. XIX. eski Oğuzlara ve Masagitlere (s. şarkî ve şimalişarkî Avrupanın İskit olmıyan ve "Saklab" ismi umumisi ile tesmiye olunan kavimleri hakkında Türk rivayetlerini (s.. yani "Aga-çeriler ile birlikte Halaç. keza eski İşkillerin menşei meselesine ait mütalealarımda (s. yahut onlara dair hatıraların daha taze olduğu eski bir zamanda (ihtimal Garbi Hunlar devrinee) söylenmiş bir rivayetten alınmış olduğunu göstermek itibariyle de bir kıymet kesbeder. Bu gibi destanlar bahis mevzuu olan esasî hâdiselerden ziyade kaynaklarda istitardî mahiyette temas olunan teferruatın aydınlatılma. Ezcümle Uzunköprü'de keşfolunan bir Çağatayca Oğuz destanında «. 34.46 destanlarda asırlar geçtiği halde hiç değişmediği bazı arkayik isim ve tabirlerin muhafazasından kolay anlaşılan noktalar bulunur. istifade etmişimdir. 243-244). Ve bu kayıt arkoloji tetkikatı ile teyid edilmiştir1). s. 115-133. Ittoriyi Merva Ar. Burada teferruat kabilinden getirilen bir kayıt bu şehrin eski topografisine ait bazı meselelerin halline medar olabilecek kadar mühim görülmüştür. destanları söyliyen milletler bir kaç defa din değiştirdikleri halde bu hadiselerden müteessir olmamıştır. Meselâ ben İbn Fadlana ait eserimde Oğuz ve saire Türk destanlarını. için menba olabiliyorlar.Destanda Edil havzasında beş ve Horasanda Uygur kabilesinin bulunduğuna Agaçerilerin de bu beş Uygur (Beş ogur) heyetine dahil olduklarına dair bu küçük teferruatı uydurmakta destanı söyliyen eski "akın" ve "uzan"lardatı kimsenin alâkadar olmadığına emin olabildiğimiz gibi. Oğuz destanının bu küçük kaydı bu destanın Edil sahasında Beş ogurların yaşadıkları.. Başkurt. Malûm olduğu üzere Agaçeriler Edil (Volga) sahasından M. Meselâ Ebumislim Horasanî destanında eski Merv şehrinde vaki olan hâdiseler anlatılıyor. Agaçerilerin bu beş Uygur heyetine dahil olup olmadığı hususunun bu destanı bu şekilde söyliyen Türk kabilelerinden hiç birinin kabul ettiği din ve akidelere aykırı olmadığını de farkedebiliriz. Karıklı. Marquart iran ve Türk kavimlerinin eski tarihine. İranın ve Ortaasyanın eski coğrafyasına ait !) Bk. . Karluk ve Kıpçak'lar hakkında onlar Beş Uygur idiler" denilen cümle (s. Bazı teferruatlı destanların hamili olan kavimlerin kabul ettiği dinjerin an'aneleri ile açık tezad teşkil etmediğinden. 148) mühim bir tarihi meselesinin halline yardım etmiştir. Obfçeıtvd. K. 309-330). Zapiski Vostoçnago OidtUnya /?.beşi Uygur erdi Ağaç er bile». XXXI). 147-148).tealoh. Macar. B a r t a o l d . el.

Prof. Bu cihetten biz bu teferruatı 8. fakat bu destanın farsça nüshalarının bazılarınde Ebumuslimin Mâverâünnehir'in şimalinde Türk hanları ile savaşına ait hikâye vardır. Anadoludaki İslam yahut Türk fütuhatı devirlerine ait olmak üzere söylenen destanlardan Battal Gazi Destanı'tim kahramanı malûm') ise de. Bonn. Itlâm Ansiklopedisi I 344-361. Meselâ Ebumuslim destanının Osmanlı rivayetlerinde bu zat bir Osmanlı padişahı ve Kırım Hanı ile birlikte Rus seferine işti rak etti ri lmi şti r. Zar Sırat Malik az-Zahir Batbars. Fakat destanlara muhtelif zamanlarda yapılan ilâvelerin asıl destanın bahis mevzuu ettiği zamana ait malûmattan farkı. Cüneyid Name'nln tarihî bir şahsa ait olduğu malûm değildir.47 - bir çok mudil meseleleri İran destanındaki kayıtlarla izah etmiştir. bunun uydurma olduğu bazen ancak zorla tesbit edilebiliyor. Mukaddeme s. Destan Malatya tarafından iş gören ve orada şehid düşen bir gazininin hayatını anlatır. H e l m u t W * D . Türk fütuhatı. keza tarihî şahsiyetlere ait olarak söylendikleri haide. III-V1I. ki tarihi meseleleri aydınlatmak yolunda destanlardan usule muvafık olarak istifade edebilmek çok müşkül bir iştir ve bunu usuliyle yapabilen tarihçi hem tarihin ilim olarak ne demek olduğunu anlamış. Maruf tarihî şahsiyetlere atfedilen uydurma destanların emsali Avrupa'da da çoktur. devrine ve Danişmend Gazi'ye ait gibi telâkki olunan Danişmend Name destanının Danişmend Gazi ile ilgisi yoktur. hem de metod ve intikadın ne olduğunu tamamiyle kavramış bir âlim olduğunu gösterir ve ancak bu gibi zevatın elinde sert bir intikade tabi tutularak istifade edilen destanlar çok kıymettar ') Bk. inci asır ortasında Arap-Türk münasebeti tarihine alamayız. . «Battal» majalesi. Tarihte kaynak olmak bakımından tarihihî yahut uydurma tarihî destanlara dair bu anlattıklarıma ek olarak burada tam ciddiyetle kaydetmek icabader. meselâ Sâmâ-niler yahut Karahanlar ve Horezemşahlar zamanında cereyan eden bir hadiseye ait olması mümkündür. 2) Blc.. Mısır Memlûklerinden Sultan Baybars ismiyle bağlanan destan (Sırat Malik al-Zâhir Baybars) da hakikî tarihten çok bu zatla ilgisi olmıyan eski Arap motifleri ile doldurulmuş bir eserdir2). e 1 i n . Danişmend Gazi ise Malatya emiri olmamış ve küffarla tavaşta ölmemiştir. bu teferruatın daha muahhar zamanlarda.Mükrimin Halil'e göre destanda Danişmend adlandırılan zat Arapların Malatya emiri olan ve savaşta şehid düşen Emir Ömer bn Ubayd Allah al-Sa-lamî olsa gerektir. Bu yüzden bu destan tarihî meseleleri izahta kullanılamaz. 1936. bunun uydurma olduğu tarih bilen herkese malûmdur.

İskender tarihî şahsiyet ol makla beraber ona ait roman ve destanlara pek çok masal unsuru karışmıştır. Semerkandde Quşşhem bn Abbas (Şahizinde).. Iskenderin kendi tarihi için de ehemmiyeti haizdir.48 menba şeklini alabiliyorlar. tarihî davaları isbat zımnında destanların yardımına müracaat etmemeyi tavsiye etmek pek yerinde ve hayırha-hane bir tavsiye olur. onların mezarları ile de ilgili olarak. Hıristiyan âleminde bu gibi mankibeler Açta sanctorum (azizlere ait vesikalar) unvanı al tında toplanarak neşredilmişlerdir. çünkü o zaman daha ellerde bulunan Psudokallestin'lerden alınmıştır. Bu destanların islamî şekli tek bir kavmiin millî mahsulü olmayıp Iran. ac) Mankibe efsane (leğende) lerden. Balh'te cAkâşe. ncı asırların mahsulü olmak itibariyle değil. Arap ve Türk kavimlerinin eleğinden geçmiş oldukların dan bunlara bu kavimlerden her birinin destanların hususiyetleri geç miştir. Bunlardan meselâ 5-8. ki metni ve ingilizce tercümesi matbudur. Konyada Celâleddin-i Rumî. Bu şeraite malik olmayan bir tarihçi destanlara baş vurursa başa çıkamaz ve bütün işini berbad ede. Hattâ ilk Arap tarihçisi V a h a b b n M u n a b b i h tarafından Arapların Himyer devleti tarihe uydurularak iskender'i "ZuM-Oarnayn" (Çifte Boynuzlu) ismi altında bir Arap kahramanı gösterilerek yazılan rivayet te kısmen böyledir. islâm evliyaları ve şeyihleri hakkında söylenenlerini bahis mevzuu ediyoruz. nci asırlarda hüküm süren Merovving kıratları devrine ait hıristiyan azizlerin menkibeleri <German tarihi abideleri (Monumenta Germaniae Historica) kül- . manastırları. 36. 35. Ensarî hakkında. söylenen mankibeler meşhurdur. Buharada Hoca Nakişbend Behaeddin. bilhassa hıristiyan aziz leri. yalnız 5-6. Herat'ta Hoca Abdullah. Bunu için meselâ N i z a m î 'nin yahut N e v a y ı 'nin Iskendernameleri ancak bu ş ai rl erin kendi zamanlarının mahsulü olmak itibariyle mühimdir. Fakat son raki Iskendernameler ancak yazıldıkları devrin fikirlerini eski kalıba sokan edebi mahsullerden ibarettir. Binaenaleyh kâfi derecede usule ve intikad yollarına vakıf olmadıkları halde t a r i h ile meşgul olanlara. Hazreti Ali hakkında tstanbulda Eyyub-ü Ensarî hakkında. Bu rivayetlerin esas kaynağı Pseudokallistin deni len ve Iskenderin tarihçisi Kallistine isnadla uydurulan Yunan destanı ve rivayetidir. Bu rivayetlerinin 6 inci asra ait Süryânîler tarafından işlenen redaksiyonu. Efsanevî mahiyetteki hikâyelerle tarihî hâdiseleri karıştıran yahut aslen tarihî olduğu halde zamanla bir ebedî janr mahiyetini alan rivayetleri halit a sıfatiyle üçüncü nevi olarak gösterdik Makedonyalı Iskendere ait romanları bu cümledendir.

Bundan biz bugün "Mirza Çölü" ismi ile maruf olan bu çölün şeyhin yaşadığı 16 inci asırda. 1906) tarafından etraflıca anlatılmıştır. Demek bu gibi menkibeler memleketlerin imar ve iskân tarihlerini öğrenmek için de faydalı oluyorlar. Fakat bunların çoğa şifahî rivayetlere dayandığından biz de bunları «Şifahî rivayetler» sırasına koyduk. intikad esaslarına tabi tutularak. onların kerametlerine ait hikâyelerde tarihî hâdiselere temas ediliyor. Teil 42. D e l a h a y e (Les legendes hagiographiçues. Bunların nevileri ve onlardan tarih için istifade imkânları V. Aizze mankibeleri bize çoğunca yazılı olarak gelmiştir. i . Menkibeler de. 1888 de "Leğende" maddesinde) ve H. istifade edilirler. yukarıda zikrettiğimiz destanlar gibi. bu tesbit edildikten sonra uydurmalar sahasının dışında kalan haberler. Bizde ise bu gibi mankibelerin tarih menbaı sıfatiyle kıymeti daha lâyıkiyle anlaşılmadığı için toplanmamışlar. Azizlerin ve şeyihlerin hayatlarına ait teferruatta. Meselâ Ortaasya Türk evliyasından 16 ncı asırda yaşıyan Mahtumi Aczam mankibesinde şeyhin Maveraün-nehirde Cizak ile Sırderya arasında hiç su bulumıyan çölde gösterdiği keramet söylenir. Bu mühendisler bu Mirza Çölünün baştan başa iskânı kabil ve vaktile iskân edilmiş bir saha olduğunu iddia ediyorlardı. evliya ve maşaihe ait uydurmaları bilhassa hangi merkezlerde döndüğü tesbit edilebiliyor._ 49 liyatının ayrı bir şubesi sıfatiyle Scriptorum rerum Merovingicarum un-vaniyle müteaedit cildler halinde neşredilmiştir. Hoca Behaeddin Nakişbendi'nin nüshaları kütüphanelerimizde Tarihte Usul c F. yani taptıkları azizler. S c h u l t z e (Allgemeine Enziklopâdie der Wissenschoften und Kunst von Ersch und Gruber'a 2. Bundan kat'inazar bu menkibeler bu nevi azizlerin ve şeyihlerin muayyen memleketlerin ahalisinin efkârı üzerindeki tesirlerini gösteren vesikalardır. Yalnız bu değil 1931-32 kışında Temür tarihine ait derslerimde «Temürün zuhurunu hazırlıyan fikir cereyanları» meselesini izah ederken A b d u r r a h m a n Câmî nin tasavvuf şeyihleri hal tercümelerine ait Nefehât al-uns nam kitabını ona H ü-seyn a l K â s ı f î ve Alisir N e v a y î gibiler tarafından yapılan zeyilleri ve kütüphanelerimizde Hoca Nakişbend ve halifelerine ait mankibe kitaplarının yazmalarını mahaz sıfatiyle göstermiş ve onlardan malûmat nakletmiş olmam dolayısiyle mebuslardan birisi beni «muzır kitapları mehaz sıfatiyle kullanıyor» diye merhum Atatürke jurnal etmişti. tarihî tetkikat için mühim menba olabilirler. Sektion. Paris. Bu nevi menkibeleri yazanların zayıf cihetleri. güya Sırderyadan kanallar çıkarılarak İska ve iskân edilmiş olduğu hakkında bazı mühendislerce matbuatta yazılan fikirlerin yanlış olduğunu öğreniyoruz.

kısa tarihî hikâyelere de itlak olunur. London. . Bu müellif naklettiği hikâyelerin hangi menbadan alındığını da bazan göstermiştir.. açlık seneleri geldiğinden. fslâm ülkelerinde «muhâzarâb kitaplarının *) M u h a m m a d . muhtelif devirlere £İt Türk latifeleri onun ismi etrafında toplanmak âdet olmuştur .50 bulunan menkibelerinin birinde o zamanki Çağatay emirleri arasındaki mücadele. o günlerin ekmek fiyatından. Bir hıristiyan rahibinin. muharebe ve entrikalardan bahsedildiği gibi. 1929. ad) Hikâyeler ve anekdotlar muhtelif şahısların ve devirlerin karateristik cihetlerini tebarüz ettirmek maksadiyle söylenirler. meselâ şimdi zikri geçen Muhammad Avfî'nin eseri hakikî tarihî rivayetleri cami bulunmaktadır. vaktiyle manastırın müessisi olan bir azizden. A b ş î h î 'nin türkçeye ve fransızcaya da tercüme olunan al-Musfafraf fi külli faninin mastazraf kitabı gibi tarihî hikâye mecmualarına da anekdot denilmektedir. Bu nevi anekdot (muhâzara) kitaplarından bazıları. onun kerametlerinden bahsederken bilhassa hangi noktalarda samimî olarak yanılmakta olduğu ve kerametleri nerelerde aradığı avrupalı tarih münekkitleri tarafından tesbit edilmişse. Bu yüzdenbîz yazma telifleri de burada şifahi rivayetler meyanında bahis mevzuu ediyoruz. Introduction to the Jami'ul-hikâyat of Auft. (Emir Hüseyin ile Emir Bayan Sul-duz'un tarihlerde tafsilât verilmiyen muharebelerine ve bunların nerelerde cereyan ettiğine) ve memleketin o zamanki iktisadî hayatına ait malûmat elde ediniyoruz. Menbaları gösterilmiyen hikâyelerimden bir çoğunun da nereden alındığı eser üzerinde tetkikatta bulunan Hindistanlı Muhammed N i z a m e d d i n tarafından tesbit edilmiştir'). binaenaleyh bu latifeler tarih için mehaz olmaz. Biz bunu yaparsak bu men-kibelerden istifadenin usulünü tesbit edersek. Bu zat tarihî şahsiyet olduğu takdirde bile bir umumî mankibevî şahsiyet şeklini almış. Çünkü bunlar şifahi lâtifeierle bağlıdırlar. ve "cadlî'* denilen Horezm dirhemlerinin kıymetinden istitradî olarak haber verilmektedir. üstazları hakkında verdikleri malûmatın ne gibi noktalarında fazla zaiflik göstermekte olduklarını tetkik ederek aydınlatmalıyız. onlar da bizim tarihimiz için kıymettar menba olurlar*. 37. bizde kendi şeyihlerimizin müridleri ve halifeleri. Biz Hoca Nasreddin latifelerini biliriz. Bunlardan biz o devrin siyâsî hayatına. islâm eserlerinden meselâ Muhammed A v f î 'nin Cavâmf ülhikâyât va lavâmf ür-rivâyât kitabı. N i z a m e d d i n . Ancak edebî mahsuller meyanında yer tutarlar «Anekdot> tabiri Avrupalıların ıstılahında yalnız latifelere değil. İslâm Şarkında bu nevi anekdot kitaplarına «muhâzarât» kitapları denir.

nebatat ve hayvanat hakkında muhtelif asırlarda yazılmış. 1906) ve G. 2) insanlar ve sınıflar arasında münasebetler. Bunlara bazı Avrupa dillerinde <kanatlı sözler» de denir.— 51 tertip ve tanzimi için'kabul edilmiş ve az çok farklı sistemi de olmuştur. Q a z v i n i A s t e r a b â d i tarafından 1614 (1023 hicrî) da telif olunan ve büyük bir cild olarak 1910 da Tahranda basılan farsî Târix-i Buhagra nam anekdot mecmuası ise başta 1) eyi ve kötü ahlâk. şairler. farslardan cUbayd Zâkâni. evliyalar. Bunların coğrafî kısımlarının diğer İslâm coğrafî eserlerinden farkı. birinci kısım peygamberler. 3) acayibi âlem diye üç büyük kısma. musikişinaslar. sonra da öteki eserde olduğu gibi fasıllara taksim olunmuştur. Avrupada maruf tarihî fıkraları ezcümle D. kadılar kâtipler. Meselâ cAvfî zikri geçen Çavâmi11 ül-hikâyât kitabını 1) insanların sınıfları ve onların arasındaki münasebetler. nehirler. halifeler. Türklerden Nevayı ve Bennayi gibilere nisbet edilenlerini zikredebilirim. ae) Fıkralar diye muhtelif meşhur şahıslardan naklolunan ve ağızdan ağıza söylenip gelen hikmetli sözlere denir. tedbir. L a d e n d o r f (Historisches Schalgzuörterbuch. 1918) taraflarından toplanmıştır. verilen malûmatı hikâye tarzında sıralanmış olmasıdır. dağlar ve şehirlere ait malûmat ile beraber ma'adin. af) Tarihî darbımeseller diye şahıslar ve vakıalara nisbetle söylenen atasözlerimizde de bazan tarihî şahısların veya kavimlerin . Bizde bu gibi tarihî fıkralar maalesef toplanmamıştır. müneccimler. Yani anekdot mecmuaları olmakla beraber bu nevi arabî ve farsî muhâzarât kitapları bazen pek kıymetli tarih menbaı işini görmektedirler. misafirperverlik ve saire ahlâk ve muaşeret mevzulanna ayrılmış ve hikâyeler de bu fasıllara göre tanzim edilmiştir. vezirler. sadakat. Arapça eserlerden M u f a z z a l b i n Salma h'nin Ğâgat al-'arab fi mc^ânii mâ yacricala alsinati 'l-Q5mma fi amşâlihim va muhâvarâtihim min kalümi 'l-carab (Istanbulda Elcevaip matbaasında basılmıştır) nam eseri maruftur. denizler. Her iki kitabın acayibi âlem ve tabiat kısımlarında coğrafya. Umumiyetle bu nevi fıkralardan da tarihî eserlerde ancak ihtiyat kaydi ile istifade edilebilir. muhabbet. 38. hükümdarlar. itimada şayaniık bakımından çok farklı eserlerden malûmat toplanmıştır. İslâm edebiyatında bu nevi fıkralar bilhassa AbONuvâs ve Mütnebbi. Bunlarda latifeler gibi ekseriya uydurulmuş veya tarihî olanları da çoktur. 2) eyi ahlâk 3) kötü ahlâk 4) acayibi âlem ve hayvanlar diye dörde taksim etmiş. gibi fasılalara. B u c h m a n n (Geflügelıvorle. ikinci kısmı çalışkanlık.

D i e h 1 tarafından Res gestate divi Augusti ismiyle 1918 de 3 üncü defa neşrolunan eserde bittafsil anlatılmıştır.ulu'ya nisbet edilen darbimesel kabilinden sözler vardır. daha bidayette yazılı olarak nakledilen haberlere. Türk ülkelerindeki islâmi . Romalıların kitabelerinden imparator Augustos'un kendi hatıralarını muhtevi Ankara kitabesi mühimdir. budun yuvazı bansgan meseli o cümledendir ki. Maamafih şifahî haberlerin ağızdan ağıza naklolunurken maruz kaldığı değişiklikleri kontrol etmek her vakit kabil olmadığı halde. Biz burada yazılı haberlerin muhtelif nevilerini sırasiyle bahis mevzu edeceğiz: ba) Kitabeler'den burada bilhassa eski Mısır hieroglifleri. Nogaylardan Ediğe'ye. Yazılı haberler tabiri önce şifahî olup sonradan yazılmış değil. Ahmed Yeseviye ve Türkmenlerden Mahtum K. b) YAZILI HABERLER 39. 366—67) kuş yuvazi sagıskan.. ilâvelere maruz kaldığı gib. bizim Türk asarından Orhun yazıtları ve islâm devrindeki kitabeler. son kazak hanlarından Barak ve Bobı Hanlara. M a h m u d K a ş g a r î de (1. inci asra kadar yaşamış. Altınorda devrinden Çirençe Çeçene nisbet edilen sözler. ki ilmî eserlerde lâtince olarak Monumentum Ancyranum ismiyle zikredilir. Babil ve Iran çivi çivi yazılı abideleri. yazılı haberlerin değişme safhalarının kontrolü. Roma ve Bizans devri kitabeleri.52 isimleriyle ilgili olarak söylenenleri vardır. Yazılı rivayetler bize ya aslî şekli ile yahut aslından bilvasıta nakledilmek suretiyle vasıl olurlar. pek mümkündür. Şifahî haberler ağızdan ağıza naklolunurken değiştirmelere. yazılı haberler de istinsah edenler yahut nakiller tarafından ekseriya tahrife uğrıyorlar. asıl menbalar elde olduğu takdirde. takviriıler ve hal tercümelerine itlak olunur. şecerelere. Sümer Asur.M a n ş ü r c A b d a l M a l i k al.Şacâlibi tarafından Ahâsin 't-kalim ve Ahsanu mü samFtu unvanları altında toplanan sözler bu darbımesel ve fıkralar zümresine girer ki. sonra başka Türk kabilelerine karışıp ortadan kaybolmuş olan Bansgan kabilesinin karakterini göstermektedir. Issıkgöl civarında 11. vakanuvislerin eserlerine. meselâ Kütahyadaki Germiyanoğlu Yakub Beyin büyük türk-çe vakfiyesi. İslâm kitabelerinden Mısırda ve önasyada bulunanları Mısırdaki Fransız arkeoloji enstitüsü tarafından yavaş yavaş neşrolunmaktadır. Mısır ve Istanbulda basılmıştır. kitabelere. Istanbuldaki Okmeydanı ve çeşme kitabeleri zikredilmelidir. Bunun münderecesi E. islâm milletlerine mensup tarihî şahsiyetlere nisbet edilen hikmetli sözler ve tarihî darbimeseller c A b u .

53 — kitabelerden ancak pek az kısmı toplanmıştır. Çengizin ecdadının ve ahfadının 1300 senesine kadar ki şeceresinin R e ş i d e d d i n ' i n idaresinde tertip edilen nüshası Şacbi Penc-gâne ismi ile maruf olmuştur. 35 — 39. çivi yazılı kitabeler. 2 . ayni İsmail H a k k ı Beyin Kütahya. Cermen kavimlerinin zadeganı arasında da ensabın zaptına ve şecerelerin tertibine ehemmiyet verilmiştir. Karasi ve diğer şehirlerdeki kitabeleri. p. Sivas. ) Türk Tarih. vezirlerin. Bruxelles. Bunlardan bilhassa Moğol devrine ait ensap çok mazbuttur. Van B e r c h e m ile Halil E d h e m'in Amid (Diyaribekir) kitabelerini tasvir ederek neşrettikleri eserleri. yani Selçuklular devrinde yalnız bir değil 18 cami bulunduğunu katiyetle isbat etmiştir 2). O cümleden İsmail Hakkı Bey ile. Halil E d h e m B e y i n Kayserideki.. Mısır hieroglifleri. ki bazı yerleri uygur harfleriyle yazılan ') Byzantion mecmuası. moğolca ve süryanice kitabelerin Ortaasyanın mudil tarihini aydınlatmakta aynı ehemmiyeti haiz olmuştur. bakır ve tonuça yazılır. Bizde Osmanlı devrinde mülkiye memurlarının. X. Orhun yazıtlarının. fakat Eskişehirde-ki Alaeddin camiindeki Câce Beye ait arapça kitabe burada daha 1262 senesinnen önce. İslâm devri kitabelerimiz de aynı dereeede kıymettardır. Nil sahası ve Önasya tarihi hakkında önce Yunan menbalarının verdiği malûmatlara dayanarak kurulmuş olan bir çok faraziyelerin yanlışlıklarını meydana çıkarmış ve bu tarihin karanlık safhalarını aydınlatmıştır. II. merhum T e v h i d Beyin makalelerini zikredebiliriz. Romada da konsülların hükümet senelerini sonra da papaların papalık senelerini gösteren listeleri bulundurmuşlardır. şeyhülislâmların listesi tutulmuştur. yahut çinilere. Kitabeler tarihî menbaların en esasî kısımlarını teşkil ederler. Horezmşahların Ürgenç'teki bir kitabesi kurşuna yazılmıştır. A b d u r r a h m a n Ş e r i f Beyin Ahlat ve Erzurum kitabelerini. bb) Şecereler (geneoJogie) eski Yunanlılar Olympia'da galip gelenlerin listelerini. burasının ancak Osmanlılar devrinde bir şehir şeklini aldığı ileri sürülmüştü1).rin şecerelerini tertip ederlerdi. Daha 1936 senesinde yazılan bir ilmî eserde Bizans menbaalarının kayıtlarına dayanarak Eskişehirin Selçuklular devrinde mevcut olmadığı. Arkeoloji ve Etnografia Dergisi. bazan da demir. 263. keza Atina zadeganı Archonotle. M e h m e t B e h ç e t Beyin Kastamonu. 43. Maamafih şecere tutmak usulü daha ziyade Şark kavimlerinin âdetidir. Kitabeler ekseriya taşlara. uygurca. ki K â t i p Ç e l e b i 'nin Takvim üt-teva-rih'ine eklenmiştir.

"Gotha Saray takvim neşriyatı" ismini taşıyan bu dergi 1764 denberi her sene çıkıyor. ki nüshaları Paris Millî Kütüphanesinde (anc. meselâ Leh ve Macar rahiplerine göre. çocukken ölenler bile kaydedilmiş ve çocukların anneleri ve bunların hangi kabileden geldikleri de zikredilmiştir. 830) senesine kadar getirilmiş.— . sanra Hüseyin Baykara zamanınde bir daha ilâveler yapılmıştır. 41. onlarda yaşıyan rahiplerin vakayinameleri mebzul bulunmaktadır. fakat 10 uncu asrın hâdiselerine ait bazı mühim kayıtları da ihtiva etmektedirler. Fa- . Bunlardan bizim Türk tarihi için bilhassa Rus ve Leh vakayinameleri (letopisi) bilhassa 11 nci asırda yazılmaya başlamış. Mısırlıların kayıtlarından yukarıda bahsettik. 67) ve Londrada British Museum'da (R i e u. hatta ay be ay tesbit etmişler. annal ve kronik'ler milletlerin medeniyetçe biraz daha yükseldiği devirlerde yazılmağa başlamıştır. s. çok cahil insanlar olduklarından verdikleri malûmat arasında kültür hayatını tenvir edecek kayıtlar pek azdır.54 yegâne nüshası Topkapı Sarayında (N. manastırların tesis tarihleri. 2937) bulunmaktadır. Vakanuvisler her şeyi sene besene. selef ve haleflerinin uygur harfleri ile yazılmış şeceresi vardır. Asur kırallarını da vaka-nuvisleri olmuş. Meselâ biz Hazarlar Edil Bulgarları. Bununla beraber takvimler ve hıristiyan milletlerde paskalya* günlerini gösteren fihristler. Catalogue of the Persian manuscripts. ki Alangua ve Temür ve Şahruh dahil olmak üzere bir çoklarının resimleri de verilmiştir. be) Vakanuvisler 'in eserleri. Bunları Kazaklardan Şahkerim ve kazan-lı Ahund Kurbanali neşretmişlerdir. Koman ve Peçenek gibi kavimlerin tarihlerini ve Rus-yada Moğol hakimiveti devrini en çok Rus vakayinamelerinden öğreniyoruz. onları muhafaza eden ve neşriyatta bulunan genealogie cemiyetleri vardır. Yine Herald Cemiyeti tarafından neşredilmekte olan Deutsches Geschlechtsbuch şimdiye kadar 56 cild çıkmıştır. 2152) Temürün. Almanyada şecereleri toplıyan. Fakat Rus rahipleri. bir kaç sene süren" vakalar ekseriya muhtelif sene ve ayların kayıtlarında zikredilmektedir. Bu esere Temürlüler devrinde Muciz al-ansâb ismi verilerek 1426 (h. 183) bulunmaktadır. fond Persan. Türkiyede pek bol olan bu nevi ensap defterlerinin cem ve zaptına daha itina edilmemiştir. N. Bu şecerelerde bazen ufak çocuklar. Bunlardan kıral AssurbanipaFın toglalar üzerine yazılmış olan vakayinamesi 1856 da Ninive'de yapılan harfiyatta bulunmuştur. Kazak urugları arasında yaşıyan Cengiz oğulları bütün son asırlarda kendi ensap ve şecerelerini itina ile zapt etmişlerdir. Bunlardan "Gotha Cemiyeti" nin neşriyatı başta gelmektedir. Bir de Topkapı Sarayında Baysungur Mirza'nin hat ve resim albümünde (hazne kısmı N.

ya başka memuriyetlere tayin edilmek. Bu uygurca vakayinamelerden bir nüshasının isimleri kısmen uygurca yazılan farisî tercümesi «Tarihi Yasa» ismiyle 1920 ye kadar Buharada hühûmet sarayında (Erk'te) bulunmuştur. Vakanuvislerin bazısı. bunların eksiği has isimlerin kaydinde uğradıkları müşkülâttır. Maveraünnehirde Hive ve Hokand Hanlıkları zamanında da bir çok vakayinameler de türkçe.55 kat İslâm kaynaklarındaki haberleri bilhassa kronoloji bakımından ve arap harfleriyle yazılan ve okunamıyan isimlerin Rus vakanuvisleri mühimdir. Îbn Ayaş. Osmanlı vakayinamelerinin listesi bu derslerin sonuna ilâve edilecektir. Bunların listesi de bu kitabın sonunda ekli olacaktır. Osmanlı vakayinameleri bize Türk tarihini türkçe yapılan eserlerden öğrenmek imkânını veren ilk mufassal türkçe tarih kaynaklarıdır. Aslında Mirza Isa-meddin Karavulbegiye ait bulunup emir tarafından müsadere edilen bu eser Ruslar 1920 de Buharanı işgal edip Erk'i bombardıman ettiklerinde telef olmuştur. bilhassa cenubigarp Türklerinin tarihi bakımından çok mühimdir.C a v z i . Vakayinameler vakanuvislerin bizzat kendi zamanlarına ait kayıtlarını ihtiva etmeleri nisbetinde kıymettar oluyorlar. azledilmek. Sibt Îbn a l . Bu kitaplar Avrupalı müsteşrikler tarafından tenkidi mütün usulüyle (Îbn Miskeveyh ise bir de faksimile olarak) tab edilmişlerdir. Mısırlılardan M a q r i z i. Buharada ise farsça yazılmıştır. î b n T a n g r i b e r d i gibilerin mufassal kronikleri ve Ayntaplı B e d r e d d i n 'Ayni 'nin büyük kroniği vardır. dikkatlilik itibariyle Çin vakanuvislerinin kayıtları çok yüksek mevki tutar.. Bir de I b n a 1 . Onun devamı olan Şi-lat al-ğarlb ve îbn M i s k a v a y h kronikleri önemlidir. Îbn a l .A ş i r tarihi vardır. Şumûlü ve bilhassa kültür tarihi bakımından kıymeti. Osmanlı devrinde saraya mensup vakanuvisler üç asrın vakayiini muntazam olarak tesbit etmişlerdir.K a ş ı r .C a v z ı Z e h e b i . Bunlardan bilhassa T a b a r i maruftur. yani kâtipleri olup vakaları uygurca kaydetmişler. Moğol devrinde bilhassa ilhanlar ve Te-mürlüler devrinde hükümdarların has vakanuvisleri bulundurulmuş. Bu eserler bize farsça redaksiyonlarında vasıl olan İlhanlar ve Temürlüler ve Safeviler devri vakayinamelerinden farklı olarak türkçe olarak gelmiştir. Bunlardan başka îbn a l . bunlar uygur bahşıları. ki bunlar hakkında bu kitabın sonunda menbalar listesinde malûmat verilecektir. veya âni olarak vefat etmek yüzünden eserlerini bir kitap şekline sokamamış- . sonra bunlar tanzim edilerek «Târihi Hânî» şeklinde yazılmışlardır. islâm vakanuvislerinin kayıtları. Fakat bu Rus ve Leh vakanuvislerinin kayıtları ancak Do-ğuavrupa'da yaşıyan Türk kavimlerinin tarihine aittir.

ve paytaht hayatını aksettiren resmî vekanüvislerin . Tabii ki vakayinamelerin bu gibileri bazen pek noksanlı oluyor. Maamafih mektep talebelerine tarihi sene ve vakayi sırasiyle ezberlemeyi kolaylaştırmak için "tarihi cedvellcri'' tertip etmek âdeti olduğu gfibi. Tür-kiyenin cihan harbinden sonraki hayatı için böyle bir kalendar'ı Prof. 390). Maamafih halk kütleleri içinde yaşıyan rahipler halk tabakaları arasında cereyan eden hâdiseleri de kaydetmişlerdir. Bütün bunlar bizde saray. sırasında bastırılmıştır. hükümdar. Maamafih bizde de ayrı tavaifi mulûke tahsis edilen eserler mahallî müellifler tarafından mahallî hâdiselere ait eser. Biz de memleketin muhtelif taraflarında hıristiyan manastırlarına benzer tekkeler olmuşsa da onlarda vakayinameler tutmak âdeti olmamış ve tekkeler hıristiyan rahip kadrosunun yerini tutan ve onlara benzer hayat şartlarında kadroya mâlik olmadıklarından onlarda muntazam vekanüvislikle meşgul olunmamıştır. harpleri. 42. yakın zamanlarıe hâdiselerini. ki N i y a z î Aksu tarafından türkçe-ye çevrilerek fakültemiz neşriyat. O cümleden Londra-da çıkan News Chronicl gazetesinin böyle takvimleri malûmdur. ki kütüp-hanelerimizde#mevcuttur. Meselâ Osmanlı vakanuvislerinden Vasıf Efendi tarihinin bir kısmı Enverî'nin müsveddelerinden alınmıştır. Doğu Avrupa hıristiyan milletlerine mensup rahiplerin manastırlarda tuttukları vakayinamelerde umumî siyasî hâdiseler kaydedilmiş bulunmakla beraber bunlar en çok manastır hayatına dinî hayata ait teferruatı ihtiva ederler. risale manzum yazılan yazılmış ve zikri geçen Erzincanlı Müstencidi Mevlevi'nin takvimi gibi takvim tutan zevat olmuştur.. Hıristiyan kilise ve manastırlarında tutulan takvimler gibi islâm milletleri. islâm Ansiklopedisi. bilhassa gazeteciler. Vilâyetlerde halk kütleleri arasında cereyan eden hâdiseler eksik aksettirilmiştir. Bunlardan Konya Müzesi kütüphanesinde 2120 numarada bulunan Mecmtfat ürresail' de M ü s t e n c i d ül-Mev-1 e v î 'nin 15 nci asrın başında Emir Tahraten'in zamanında Erzincan taraflarında cereyan eden hâdiseleri gayet kısa olmak risalesi sayesinde Temürün Doğu Anadoludaki icraatına ait bazı mühim teferruatı tesbit etmek mümkün olmuştur. bir saray mensubunun öğrenebileceği siyasî hâdiseleri kaydetmişlerdir. Zamanımızda ise tarihleri kronoloji sırasiyle yazmayıp mevzulara göre tertip ediyorlar. bilhassa Osmanlılar da takvim tutmuşlardır.'bunların kayıtlarını halefleri tanz imetmişlerdir. II. J â s c h k e telif etmiştir. (Bk. Osmanlı vekanüvisleri saray mensupları olduklarından bilhassa saray ve paytaht hayatını. kolay hatırlıyabilmek için bir kaç senelik cihan vakayiini gün begün tesbit edip yazan eserler neşrederler.56 lar.

siyasîleri. musikişinaslar. Bu nevi hal tercümeleri medeniyet tarihi üzerindeki tetkiklerde müracaat edilecek ilk mercilerdir. fakihler yani dinî hukukçular için: hanefîlerden 1 b n Q u t 1 u b ğ â 'nin Tac al-tarâcim fi tabaqât al-hanafiya. A b ü . bilhassa hadis ilminin tesiri ile ilerletilmiştir. türkçeden de Şaq5qu nu'mâniye tercümesini ve zeynili zikredelim. Bundan başka İslâm milletlerinde ressamlar. Hal tercümeleri yazmak bilhassa Çin tarihçilerinde mutaddır.H a r a v i 'nin Taböqât alsüfiya. türkçe Hadikat ül-viizera.57 vilâyetler ve halk kütleleri hayatını aksettirmek hususundaki eksiklerini telâfi etmek için faydalı kaynaklardır.Ş â b i'nin Tânx al-vuzarâ.Ş a f a d î 'nin Al.Q i ft î 'nin eseri olan Târix alhukumâ. Bunlar bilhassa fikrî hayatın inkişaf tarihini öğrenmek için çok mühimdir. A y b e k a l . arab şairleri için İbn Q u t a y b B 'nin Kitöb al-şicr va'l-şucâra. 43. Ezcümle vezirlere ait eserlerden C a h ş i y â r î 'nin ve Hilâl a 1 . İran şairleri için M u h a m m a d cAvfî 'nin Lubâb ülalbâb ve D e v l e t ş a h Sa-m a r q a n d î'nin Tezkira-i şucarâ kitapları.. O cümleden Sam câni'nin Ansâb kitabını. yahut külliyatları olduğu gibi İslâm Aleminde de müteaddit şahsın hal tercümelerini bir araya toplayıp «vefiyat» yahut «rical» kitapları vücude getirmek âdeti.A l l a h b i n M u h a m m e d a l .S u b u k î 'nin Tabaqat alşâffiya nam eserleri. Türk şairleri için de sayıları -çok olan Tezkirei şuarâ kitapları zikredilmelidir. tabipler için İbn U ş a y b i ' a telifi olan Tabaqat al-atibbâ.v a h h â b a l . Hal tercümeleri önce mezar taşlan yazılarına veya vakanüvislerin her ayrı sene hâdiseleri sırasında o sene vefat edenlere ait verdikleri malûmata münhasır kaliyordu. mutasavvıflar için A b ü Nu'ayra a l .L u k n a v î 'nin Al-Favaid al' bahiya fi tarâcim al-hânafiya. c A b d . A b d u 1 h a y a l . kadılar ve valiler için a l K i n d î ' n i n Tarix-i vulât va quzât-i Mişr kitabı.H a r a v i 'nin. X a 1 i 1 bn. I b n X a 1 1 i k â n 'in Vafiyât al-acyân'mı. filozoflar için A 1 . meşhur şahsiyetleri için toplu bir tercüme-i hal lügati da Fransız. İslâm uleması. hattatlar gibi sanatkârların hal tercümeleri için de ayrı eserler vücude getirilmiştir. Yaqöt Hamavi'nin İrşâd al-arib nam eserini. şafii-lerden de Abü 'Âmir a l .A z d î a I -N i s â b 0 r i 'nin Tabaqât al-şüfîyın F a r i d e d d i n ' A t t â r ' m Tazkira-i Avliyâ. Avrupada hal tercümesi ansiklopedileri. al-luğavıyın va 'l-nuhâl nam eserleri. ( Abd a l . İngiliz ve . M i r x o n d'un farsça vüzera tarihi. bf) Hal tercümeleri.Vâfi bi-'l-vafiyât nam eserini.B a k i r Taqi-a 1 . İslâmlar ayrı ihtisaslara ait olarak da hal tercümesi kitapları vücude getirmişlerdir.d i n 'in. ki sülâle anrca/'larına ilâve edilirler.

Meselâ. Bizde umumiyetle tarihe ait ilmî olarak yahut imlî olmak iddiası ile yazılan eserlerde Kamus ül-aclâm ve la Grande Encyclopedie gibi umumî kamuslar mehazlar sırasında zikrediliyor. Paris 1843 — 1865. T e r c ü m e . Asıl menba'lardan öğrenilecek mevzulara ve şahısların tercüme-i haline ait malûmatı mehaz göstermeden yazılan umumî ansiklopedilerden nakletmek bir ilmî eser için caiz olmaz. müridleri ve talebeleri tarafından yazılan eserler kısmen matbu olup elde mevcut olduğu halde bir ilmî eserde bu zattan bahsederken. L e e . ki doğru değildir.58 — Alman dillerinde yayınlanan İslâm Ansiklopedisi (Encyclopedie de l'Is-lam) dır. Dic-tionnaire general de biographîe et d'Hisloire Almanya için Allgemenie deutsch Biographîe. 1875 . Fakat bir şahsın tercüme-i haline ait malûmat asıl menba'larda görülmediği halde bunlar umumî tercüme-i hal kamuslarında zikredilirse. ansiklopedileri gösterilmek icabeder. E b e r t'in Kabîettarih Bilgiler Ansiklopedisi gibi tetkik mahiyetinde mehazlar gösterilerek yazılan ilmî ansiklopedilerden elbette ilmî eser olarak istifade edilir. ki dört büyük cilt ve bir ilâve cilt olarak Leyden de intişar etmiş ve türkçesi de fakültemiz tarafından ilâvelerle neşredilmektedir. Celâleddin Rumî hakkında kendi oğlu. birde büyük milletlerin büyük umumî kamus. Diğer milletlerden meselâ İngiliz meşhurlarının tercüme-i halleri için L. 65 cilt. M i c h a u d. Dictinnary of national biografy. Ansiklopedilerden de meselâ eski Yunan ve Roma ilimleri ve medeniyeti tarihine tahsis edilen ve beynelmilel meşhur büyük âlimler tarafından neşredilen P a u l y . 1885 Fransız meşhurları için C h . bu ilk menba'lardan istifade etmeyip.W i s s o w a Ansiklopedisi ve zikri geçen İslâm Ansiklopedisi. B a c h o l e t . Nouvelle biograp-hte universal ancienne et moderne. Şemşed-din Sâmî'den bu nevi malûmat nakledilecek olursa «Kamus ül-acalâm sahibi bu zat hakkında filân malûmatı veriyorsa da nereden aldığını zikretmiyor» diye zikredilmelidir (Kamus ül-aclâm'da meselâ bize ma- .i ahval ve t e k i r e kitaplarından da ancak orjinal-te'lif mahiyetinde olanlarının rnenba' sıfatı ile kıymeti vardır. Böyle kamuslarda çoğunca mehaz zikredilmediğinden meselâ. D e z o b r y etTh. Ş e m s e d-d i n S a m î Be y'in Kamus ül-aclâm kitabından malûmat nakletmek ve onu mehaz olarak göstermek caiz olmaz.. eski Yunan. G. Roma ve saireden başlayıp zamanımıza kadar geçen devirlerde yaşayan eşhasın umumî biografisi için kullanışlı ve toplu eser olarak C h a r l e s Dez orby 'nin lügati daha mufassal bir eser sıfatiyle L. S t e p h e n and S. bundan elbette istifade edilir.

Geçen asırda Fransada büyük Fransız ihtilâli zamanında ve ondan evvelki istibdad devrinde başlarından geçenleri yazan hatıracı-lar zuhur etmiştir. bilhassa harb~î umumîden sonra ekseri devlet adamlarının çıkardıkları hatıralar şayan-ı dikkattir. asırda yapılan ilâve ve uydurmalarla karışık olarak bize vasıl olmuş. persans et turks relatifs a VExtreme-orient du XIIle au XVIIIe siecles. Sonra büyük devlet adamları hatıralarını yazmışlar. Bizanslılardan İmparator K a n t a k u z e n o s'ın eseri böyle hatıra şeklinde kaleme alınmıştır.— 59 lûm tezkerelerde gÖrülmiyen bazı şairler hakkında malûmat vardır). İlmî eserlerde böyle umumî kamusların hatalarını gösterip gitmek te iyi bir işdir. 45. Seza r'ın hatıraları malûmdur. Relâtios de voyages et textes geographiçues arabes. ki karakter itibarile Roma İmparatoru Sezar'ın hatıratına benzer. Seyyâhatnameler bizim tarihimiz için kaynak olmak itibariyle ayrı bir ehemmiyeti haizdirler. Bu gibi seyyâhatnâmelerin şarkî Asyaya aid olanları H e n r i Y u 1 e Marco Polo'nun seyyâhatnâmesinin ilmî neşrine ilâve ettiği notlarında. M a r c o Polo 'nun ve I b n B a t u t a 'nın Temür devrindeki seyyahlardan İspanyalı C 1 a v i j o 'nuu seyyâhatnâmeleri mühimdir. Osmanlı rical-i devletinden Said Paşanın Hatıratı ve Atatürk'ün büyük Nutk'u mühim eserlerdir. Cathay and the zuay thither yani «Hatay ve ona giden yol» namile topladığı cihetlerde. Bizim Türklerde bu neviden olmak üzere Temûr'ün gençliğine ait hatırasından bir parça (Malfuzât-i Temurı) 17. R u b r u k . bh) Seyjyâhatnâmeler. Sonra onun torunlarından B a b u r Mirz a'nın gayet enteresan hatıraları (Baburname) vardır. Bizim Türk tarihi için bilhassa 10. Bunların bir çoğuna İngilizler meşhur seyyahları Hyklut (Hayıkliyut) namına tesis edilen cemiyetin Hyklut society series unvanı ile yüzlerce cilt teşkil eden seriler halinde neşretmişlerdir. asırda seyyahat I bn F a d 1 â n 'in. gene G a b r i e l F e r r a n d . o cümleden birisini Bismark'ın prens Bülovv'un. J e n k i n s o n 'nun Rusya tariki ile Ortaasya'ya seyyahatı. Paris 1918-1914 de bir araya getirilmiştir. bir zatın kendisi taralından yazılan tercüme-i hali ve hatıralar (memoire) bilhassa zamanımızda moda olan eserlerdir. Eski çağlarda böyle eserler nadir yazılırdı. Murad II devrinde Türkiyeyi ziyaret eden B e r t r a n d o n . 44. Asırda İngiliz A. Ayrı devirleri tarihini öğrenmek için seyyâhatnameler pek mühim menba'dırlar. Moğollar devrinde seyyahat eden P l a n o C a r p i n i . 16. Çünkü yabancı seyyahlar daima bizim dikkat etmediğimiz hususları görmüşlerdir. Otobiyografi. bg) Otobiyografi ve hatıralar.

Charden. Bu kitabın son kısmında tarih kaynaklarımızla birlikte Türk ve Türkiye tarihî için ehemmiyetli seyyahatnâmelerin listesi de verilecektir. <Resimli haberlen derken ressamların ve heykeltıraşların kendi zamanlarındaki hâdiselerde rol oynıyan şahısları tasvir ederek yapıp bıraktıkları eserleri. Hiç bir vakit vakıalar ancak bir gazete yüzünden öğrenilemez. Maamafih zamanımızda tarih yazmak için ilk müracaat edilecek başlıca menba bunlardır. filimleri murad ediyoruz. Bu itibarla gazeteler zamanındaki muhtelif fikirleri. Bunlar da tarihin mühim menbalarından sayılırlar. Bunun gibi bizim kendi seyyahlarımızın yazıları da mühimdir. Süleyman Kanunî zamanında Türkiyede bulunan Avusturyalı B o ı b e k 'in eserleri. ısır Türkiye ve onun nüfuzu altında bulunan ülkeler hakkında çok kıy» etdar malûmat elde edilebilir. fırka mücadeleleri ni gösteren kaldıklardır. ki bunları bilhassa gençliğin istifadesine korlar. asır Avrupalıların seyyâhatnâme ve diğer tetkikatını göz önünde bulundurmadan yalnız yerli müverrihlere dayanarak bu asırlardaki Türkiye. Fakat bunlarda haberler umumiyetle ^ün ve saatinde ve hiç tetkik edilmeden yazılır. Bununla beraber bizim muhtelif müs'üman ülkelerinden Hicaz'a gelen hacıların menâsik kitapları da bazân çok mühim ma'lûmatları ihtiva ediyorlar. Zamanımızda meselâ bazı büyük devlet adamlarının ancak resimlerden veyahut filimlerden ibaret tarih leri vardır. Nadir Şah zamanında iran'da bulunan Avrupalıların hâtıraları.60 de la B r o c q u i e r e. sonra alman Olearius (1635-1639) un ve Fransız mücevheratçı Tavernier. İran ve Hind'in ve Ortaasya'nın tarihini aydınlatmak kabil değildir. Bunlar bilhassa zamanımızda büyük ehemmiyet kesbetmişlerdir. Evliya Çelebi seyyahatnâmesinden de 17. fotoğrafları. Şah Abbas zamanında iran'a giden ingilizlerin iki birader Shierly'nin. Gazeteler ve mecmua lar ve umumen vakitli matbuat zamanımızın vak'anüvisleridir.) Gazeteler ve mevkut matbuat.. c) RESİMLİ HABERLER ve HARİTALAR 47. seyyahatnâmeleri bu ülkeler hakkında yerli müverrihlerin verdiği malûmatı pek çok noktalarda itmam etmektedir. 46. Ezcümle kayd-ı ihtiyatla istifade edilmesi icab eden arab E b u Du-1 a f ve türk E v l i y a Ç e l e b i seyyahatnâmeleri vardır. Raphael du Mans'ın iran'a seyyahatnâmeleri. 17-19. . asır başlangıcında Ortaasya Türkleri tarihi için istifade edileceği gibi. Maamafih usulü dairesinde tetkik edilirse Ebu Dulaf seyyahatnâmesinden 10. b.

B r e t s c h n e i d e r ve Albert Hermann tarafından neşredilmişken. Mahmud Kaşgan'nin eserine ekli olan harita da onun kitabının metninde bulunmıyan bir çok malûmatı ihtiva etmek itibarile bir tarih kaynağıdır. A l b e r s H e r r m a n n meşhur seyyah Sven Hedin'in seyahat raporlarında (Southe-in Tibet. ki bunları Prof. Demek oluyor ki Çinlilerin şimal komşuları olan Hiung-nu'lara batı kaynakları Hun ismini vermektedirler. aşıra ait Katalonia tüccarlarının haritası (Carta Catalana) mütelea edilirse muhtelif zamanlarda yapılan haritaların tarih için ne kadar mühim menba olduğu görülür. İ d r i s î ve sairenin haritalarını. 1901 mühimdir. 1922) neşretmiştir. "Kaldıklar" yahut arabca olarak "baqiyye"ler (almanca Über-reste) eskiden olup geçen hayatın. Mappae Mondi ism-i umumîsi altında neşretmektedir. The Mongol Atlas of Cbina and Kuang. Z o n d e r v a n Allgemeine Kartenkunde. Bir de Moğol (Yüan) hanları hakimiyeti devrinde 1332 senesinde. Bunlar 1) W a 11 e r F u c h s.61 Bununla beraber eski kitaplardaki haritalar da böyle mühim resimli haberlerden sayılmak icab eder.7"u. Bizim için meselâ islamlardan İbn Havqal'in haritaları çok mühimdir. Bizim Türk tarihi için eski Çin haritaları da mühimdir. bize vasıl olan vasikalandır. hatta M a h m u d K a ş g â r î'nin haritasını neşretmiştir. Bunlardan meselâ Pt ol om ey us'un haritası ve 14. Ben bunu 1939 da «Kopuz» mecmuasında (sayı: 5) izah etmiştim. .J e r o m o s haritasında da Çin'in (Seresoppidum = ) üstünde Huniscite adını görmekteyiz. Daha sonra S e n t . Stokholm. O sırada İslâm haritalarını. yani Çin civarında Chuni adına tesadüf etmekteyiz. 3 "Kaldıklar" yahut "Kalıntıları" 48. islâm alimlerinin de iştirakiyle Asya ve Avrupada Cengiz Oğulları hakimiyeti altında bulunan ülkelerin haritası tertip edilmiştir. ki başta E. Bu gibi haritaları Almanlardan K o n r a d Miller. VIII. bu devre ait diğer haritalarla birlikte Pekindeki Katolik Üniversitesi tarafından da yayınlanmıştır1) Tarihî meseleleri aydınlatmakta haritaların oynadığı mühim role bir misâl olarak doğu Hunları yani Hiung-nularla Batı Hunlarının menşe birliğini ve ayniyetini isbat için baş vurulan şu ma'lûmatı arz edelim : O r o s i u s haritasında Seres yakınında. Pekin.Yü. Bu gibi haritalar hakkında umumî malûmat veren eser sıfatı ile H. 1916. Bu harita İslam haritaları ile beraber Çinlilerin en eski kosmogonilerini ve eski Türklerin cihanda hâkimiyet telâkkilerini aksettirmiştir..

muharebenin zamanını takriben ta'yin edebiliriz. 49. Meselâ garbî Almanyada Teutoburgerwald ormanlarında hiç bir şehir izi olmıyan yerlerde altından bir çok eski Roma silahları ve sikkeleri bulunmuştur. yer tabakaları arasında kalan iptidaî insanın iskeleleri ve onların yanında bulunan eserler. Keza Lubnor gölünün yanında eski Lulan şehri harabelerinde bulunan âsâr. Biz bu kaldıkların böyle maksat takip etmeden yapılıp bize miras kalanlarına "geçmiş hayatın kırıntıları" (survivant. Dillerin mukayeseli tetkiki milletler . bilhassa mezarlardan elbiseleri ile beraber bulunan mumyalı vücutlar da burasının Milâddan evvelki hayatını gözümüzün önüne getirerek canlandırmaktadır. Bununla beraber bir de bize tarihî eser bırakmak maksadiyle miras bırakılan eserler vardır. Kaldıklar ekseriya dilsizdirler.— 62 — şahsî tesirlere maruz kalmıyarak tarihin kendisinden miras bırakılan eserlerdir. yahut bir köprü nehirden geçmek için vücuda getirilmişlerdir. o zamanın kültür âbideleri olmak itibariyle <kaldık> dırlar. Bu gibi kaldıklar antropoloji için olduğu gibi. Bunlardan şu nevileri zikredelim: a) İnsan vücudunun kaldıkları. Uberbleibsel) diye biliriz. bu malûmatı biz onlardan istihraç ediyoruz. biz onlara «heykeller> diyoruz. Bizim yukarıda zikrettiğimiz bütün tarihî yazma ve şifahî haberlerde geçen zamanlardaki fikrî hayatın âbidelerî. «Geçmiş hayatın kırıntılar» olan bu kaldıklar da türlüdür. bize naklettikleri haberler itibariyle tarihî menba'lar iseler de o zamanın tarih tasnifinin. b) Bugün konuşulan diller de insanın tekâmülü tarihinin eseri olmak itibariyle bir kaldıktır. havadise ait haberleri onlar söylemiyorlar. fakat onlar bize tarihten bir kalıntı olarak miras kalmışlardır. Bundan biz burada bir vakit Komalılârla Cermenler arasında muharebe vaki olduğunu ve Romalıların mağlub edilerek silahlarını bırakıp gitmiş olduklarını istihraç ve. Tarihî meselelere. Meselâ kablelmiâd 1360 senelerinde yaşı-yan Mısır k'^alı Tutankamon'un çok mükemmel muhafaza olunan mumyası önce ancak tarihlerden öğrenilen bu kiralın kendisini bütün saray ihtişam ve debdebesiyle bizim önümüze getirmiş oluyoruz. kafa tasları. onları izah eylemek ciheti çoğunca pek tarafgirâne (subjectiv) oluyor. Meselâ Osmanlı vakanü-visleri de. Kaldıklar kendi başlarına çok bitaraf (objectiv) ma'lumat veren menba'lar iseler de. o zamanki düşünüş tarzının kaldıklarıdır. sikkelere bakarak da. yahut o zamanki edebî dilin. tarih için de mühimdir. Kaldıklar umumiyetle tarihte bir eser bırakmak gibi bir kasıt takip etmeden vücuda getirilen eserlerdir. Meselâ bir ev ikemetgâh olarak. eski Mısır mumyaları.

hangi kavimler meselâ hayvan besleme. Kulturpflanzen and Tiere in ihrem Übergange von Asien nack Griechenland und Italien.63 ve kavimler arasındaki karşılıklı medenî tesirlerin tarihinin öğrenmek için mühimdir. çeşmesine. ') Diğer taraftan eski dil leri n kaldıkları sıfatiyle. bu isimlerin Erkân-ı harp haritalarına dere olun-mamlş olduğunu görünce 1940 yazında bu yaylalarda yürürken bir daha soruşturdum. ziraat. dere ve taşların. bu defa bu isimleri yeni neslin bilmediğini öğrendim. hatta step yerlerinde hudud gösterilmesi zor. B. Fakat bu madde Türk tarihi bakımından çok ehemmiyetlidir Çünkü Türk milleti dünyanın her tarafında nerede olursa olsun oturduğu yerin her köşesine.. Meselâ Avrupa dillerinde ziraat mahsullerine ait kelimelerin tetkiki bunların Avrupaya Asyadan gelmiş olduğunu tam kat'iyet-le göstermiştir (bak. . 180-182. Anadolu için böyle tetkik tarih için en mühim kaynak olur. her küçücük tepesine. bilhassa Almanlar bu isimlere (Ortsna'me) çok ehemmiyet verirler. Elbette bunun da usulü vardır. Z. V. Halbuki küçücük tepe. H e h n. Meselâ ben 1926 da Uludağ'ın muhtelif yerlerine ait isimleri ihtiyarlardan yazıp almıştım . Fakat Erkân-ı harb haritasına bu isimlerin ancak bir kısmı girmiştir ve yayla hayatı ortadan kalktıkça bu isimler unutuluyor. bunları toplıyan ilmî cemiyetler vardır. tbn Fadlan's Reisebericht. T o g a o . küçük arazi parçalarına bile isim vermiştir. sanayi ve demircilik ıstılahlarını kimden aldıkları hususunu aydınlatmıştır. Bunun Anadoluda böyle olduğunu ben 1931 senesinde Bolu vilâyetindeki seyyahatimde gördüm. a. Avrupa milletleri. Keza meselâ muasır lisaniyat âlimlerinin Fin ve Uğur zümresi kavimlerinin dillerinde mevcut türkçe ve iranca kelimelere ait tetkikatı Şarkî Avrupanın tarihten önceki zamanlarda hangi kavimlerle meskûn olduğunu ve bunlar arasında medenî tesirlerin nasıl husule geldiğini. devlet idaresi. Sırf müşabehete aldanarak meselâ «Sart> ve «Bayburt» kelimelerinin Türkis-tandaki "Şart" ve «Bavurt> kelimelerile birleştirmek olmaz. Bu sayede Anadoluya gelen Türk kabilerini onların dil ve lehçelerini tesbit etmek mümkün olur. Bunlardan gayet mühimmi Bonn üniversitesinde Rhein nehri sahasındaki coğrafî isimler üzerinde uğraşan enstitüdür. kayaların isimleri eski Türk kabile ve şahsiyetleri isimlerine bağlıdır ve muhtelif şivelerin izlerini 1) Bak. yani bir ismin Türkler gelmeden evvelki bir ismin türkleştirilmiş şekli olup olmamasına ehemmiyet vermek ister. sotuie in dus übrige Europa. biri diğerine benzer. 1911). coğrafî isimler de tarihin uzun devirlerinde teressüb eden bakiyyelerdir.

caddeler. Meselâ Ortaasya'da yaşıyan Türk ve Moğol kavimlerinin bugün yaşıyan adat. II. 50. Bu sayede eski tarihî devirler canlı olarak göz önümüze geliyor. elbiseler. tekke (hanekah) bakiyeleri hepsi tarih için mühim menbalardır. hayat tarzları Şarkî Avrupadaki eski Skit'lerin tarihini aydınlatıyor. Berlin müzesinde Bergama müzesi. d) Eski binalar. şehir duvarları. N i h a l ve A h m e d Naci. Türk ülkelerinin coğrafî isimleri dokunulmamış bir halde duruyor. kanal yolları. Adat. asırda Gazne'de tasnif . tuğlalar. ev esbabı ve zinetleri. san'at mahsulleri ve el yaz* ma eserleri de. Die Entzvicklung der modernen Ethnographie. Londra British Muzeyumunda Mısır ve önasya asarı oeski tarihî devirlerde bu ülkelerdeki hayatı canlandırıyorlar. hurafat ve akideleri. c) Muhtelif kavimlerde bugün mevcut âdâ t ve örfler de eski zaman tarihlerini aydınlatmak için çok mühim menba oluyor. 51e) Bununla beraber tarihin muhtelif devirlerinde vücude getirilen ilmî mesainin muhsullcri. ziraat alâtı.64 taşır. 243260). eski Roma. Anadoluda Türklere ait yer isimleri. silâhlar ve başka her şey bulunuyor.hudud duvarları (lemes) ve kal'aları hepsi tesbit olunmuştur. Eski medeniyetler kitaplardan ziyade şimdi bu nevi kaldıklardan öğrenilir. Ortaasyadaki coğrafî isimler eski Türk ve Moğol lehçeleri bakımından daha hiç öğrenilmemiştir. vücude getirildikleri zamanların kaldıkları sayılırlar. demir ve çelik parçaları. hamam. Keza lehçe tetkikatı da mühimdir. cami. d. kilise. Coğrafî isimler sayesinde Almanyada ve Belçikada eski Hunların ve Alanların oturdukları yerleri tesbit etmek tecrübeleri yapılıyor. 1889. manastır. H. ibadethaneler ve onlara taalûk eden eşya ve resimler. Şimdi tekmil Avrupada eski Romalılar devrine ait asar aranılmış. Berlin Etnografya müzesinde Turfan asarı. Türkiyat Mecmuası. tuvalet takımları. Bunlar ve coğrafî isimler sayesinde Alman-yanın hangi tarafında eskiden hangi Cermen kabileleri oturduğu takriben olsa bile tesbit edilmektedir. münderecatlarından kat'ı nazar.. bulunmuş. Bütün bunlar kaldık sıfatiyle tarihin menbalandırlar. hurafât ve akideler hakkında bakınız: T h e A c h e l i s . Arkeoloji tetkikatı son zamanlarda bilhassa çok mühim eserler meydana çıkarmıştır. merasim ve örfî kanunları. Anadotudaki Türk kabilelerini keza burada eskiden yaşıyan kavimlerin bakiyyelerini öğrenmek için bizim Erkân-ı harb haritası yahut Dahiliye Vekâletinin neşr ettiği "Köylerimiz" gibi fihristler çok mühim menba'lardır. sapanlar. Bunlardan istifade ederek Küçükasya'ya gelen Türk kabilelerini öğrenmek tecrü-leri yapılmaktadır (bak. Şehirler. Meselâ 11. s. eVler.

15. kitapdaki boyalar ve yıldızlar o zamanki Herat^ boyalarının bakiyyesidir. ratıl ve men ve sairelerine öğrenmek için bir menbadır.t a'li k ile yazılan resimli eser olmak itibariyle bu asırdaki Herat'da yaşatılan hüsn-i hat ve ressamlık nümunesidir. küsur ve faizlere ait misaller o zamanın para ve ölçü. asırda Buhara'da yapılmış olsun. haritalar ve resimlerle tezyin edilmiş güzel bir nüshası elimize geçmiş olsun. 5 . bazılarının da Azerbeycandan getirilmiş olduğu anlaşılabilir. asırdaki cihanın coğrafyası ise. asırda Konyada yazılan bir nüshası da bu şehrin kültür tarihi bakımından bir kaldıkdır. 13. asır sonlarında llhanîler devrinde Meraga'da yazılan bir hesap ve hendese kitabının 15. asrın. meseleler hal edilmiş ise 13. asırda yapılan farsça tercümenin 15. asırda nes i h. asırda nesih-ta'lik hattı ile Herat'da yazılan. farsca tercüme olmak itibariyle 13. aralarına çok izahlar yazılmış..65 olunan Firdevsi Şehname's'mın 14 asırda Tebrizde llhânilerin ressamları tarafından tersim edilerek yazılan mükemmel minyatürlü nüshalarını. asırda Tarihte Usul F. Bu eser münderecatı itibariyle o zaman Meraga'da inkişaf eden riyazî ilimlerin bir abidesidir. asrın eserleridir. Cami üt-tevarih'te 16. Keza meselâ. Haritaları ise kısmen eski arapça aslının kopyası ve kısmen orijinal olursa yine eski haritalar bu zamanda. Bu eserde hesabın dört ameline. Yahut meselâ milâdî 10. asrın başında tertip ettirilen Cami üt-te-vârifı'in 16 asırda Hind Moğolları memleketinde vücuda getirilen minyatürlü nüshasını alalım. Bununla beraber bazı boyaların Çin malı olduğu. Eğer kitap o zaman talebeler elinde çok okunmuş. yani 15. dirhem. Burada riyaziyat sahasına ait bazı yenilikler de bulunuyorsa ehemmiyeti daha fazla olur. minyatürleri itibariyle Firdevsî'nin eseri 14. sistemleri gösterilmiş ise. 16. asırda te'lif olunan Iştaxrl coğrafyası (Küâb al-masâlik ve'l-mamâlik) nın 13. Bu itibarla bu kitap bize bu mevzulara dair malumat naklediyor. o zamanki kıymetleri ve o zamanın ölçü miskal. asırdaki farscanın b i r bakiyyesidir. yahut Ilhâniler tarafından 14. bunun kabı da 16. Bu eser münderecat itibari ile 10. asırda kopya edilirken ne derecede dikkat ve it i na gösterebildiğini ve orijinal haritalar bu zaman nasıl tasnif edildiğini betirten vesikalardı. Eser Konya'da yazılmış olmakla yazılışı ve kâğıdı itibariyle o asırdaki Konya'nın san'at eseri nümunesidir. asırda Buhara'da yapılan kap ise yine islâm ve şark san'atının mühim bir şubesini teşkil eden kitap teclidi işinin bu asırdaki bir numunesi ve işlenen keymııth (şagren) deriler de o zamanki dericiliğin birer nü-munesidirler. Keza kitabın kâğıdı da o zamanki Herat'daki kâğıtçılık san'atının.

asırdan sonra ölmüş olan eski Horezm dilinden bir çok numuneler vardır. 14. T o g. te'lif olunan eserlerin okunduğu ilmin isko-lastiğe boğulmadan filhakika ilim olarak tahsil edildiği ve burada diğer Şark memleketlerinde pek görülmeyen dikkat (Akribie) hüküm sürdüğünü gösteren çok kıymetdar abidelerdir '). Altın-orda'da ve ona tabi olan Sırderya havzası şehirlerinde yazılan bu nüshanın gayet dikkatle. 13. . yazılmışlardır. asırda Horezmde arab dili ve edebiyatı ne derece kuvvetle intişar etmiş ve Kur'an o memlekette nasıl okunmuş olduğunu gösteren eserlerdir. Bununla beraber bunlar Horzemden neş'et eden bu büyük mu'tezıle âliminin eserleri hangi memleketlerde ve vilâyetlerde çok beğenilerek okunduğunu gösteren şahidlerdir. arapça ve farsça ibareleri çok doğru olarak. kaldıklarıdır. Bunlar istanbul kütüphanelerinde epey vardır. Muqaddimat al-adab ve al-Föi'iq nam eserlerinin ve tefsire ait Keşşaf kitabının nüshaları pek çok bulunur. Z. Elimizdeki nüshalar ise yazılışları. aynı zamanda onun yaşadığı 11. Bu kitaplar bu itibarla birer bakiyye. İstanbul kütüphanelerinde meşhur Horezm türk âlimi Zemaxşeri'nin nahv ve sarfa ait Unmûzac. ne gibi kâğıda ne gibi hallerde yazılmış olmaları itiba-barile yazıldıkları şehir ve vilâyetin mahsulüdürler. XO 1936. hangi şehirlerde yazılmış olmaları. Bu eserler münderecat itibariyle ma'lûmdurlar. Münderecatından kat'ı nazar edilirse. halkın örf ve âdâtına ait bir çok notlar vardır.. Mufassal. meselâ Qun-ya kitabının.66 — Meraga'da yaşayan bir riyaziyeci tarafından yazılan bir kitabın iki asır sonra Konya'da ders kitabı olarak kullanılmış olduğu yani Mera-ga'daki riyaziyat âlimlerinin Anadoludaki tesirini gösteren bir bakiy-yedir. kimler tarafından ve nasıl istifade edilmiş. s. 13. medreselerde bilhassa Horezm'de. *) Bk. Bu itibarla bu nüshalar 14. Eser bu itibarla 13. 28*-29*. Diğer taraftan bunlar Zemaxşeri'nin ilmini ve fikirlerini gösteren. V. arab dilini ve Kur'anı öğretiyorlar. asırda Altunorda ve Sırderya şehirlerinde arabî ve farisî dillerin çok iyi öğrenildiğini. Bu itibarla bu eser münkariz olmuş bir eski kültürün ve bir lisanın hazinesidir. Zeitschrift der Deutschen Morgenlândischen Gesellschaft. asırda Altunordanın Sırderya havzası şehirlerinden birinde yazılan nüshasını alalım.a n Über die Sprache and Kaltur der alten Chmarezmier. asırda Horzemde telif olunan bir fıkıh kitabının. asırda Horezmde yaşıyan kültürü öğrenmek için meııba'dır. Kitabın içerisinde yerli ziraat hayatına ve iktisadî hayata. d. Bu eser içindekiler itibariyle bir hanefî fıkıh kitabı olmakla beraber burada mezkûr.

«Keşşaf» nüshalarını mükerrerdir. Bu nüsha. 52. f) Kaldıklar sıfatiyle bir de hukukî vesikalar. için mühimdirler. üncü asrı milâdî'de Canibek Han zamanında Horzemden Kırım'a. Abü'I-Barakât'ın eserinin mükemmel bir nüshası olmasından ve münderecatından kat'ı nazar.kadar uzanan Altunorda memleketinde buradaki Türklerin yüksek felsefe ile iştigallerini gösteren bir âbidedir. mahkeme sicilleri. mantık. ticaret muamelesi kâğıdları. Bizim Es'ad Efendi kütüphanesinde No : 1941 da Selçu-kiler zamanıneaki hükemâdan A b ü ' l B a r a k â t a l .B a ğ d â . onların parçaları sıfatı ile bize kalmışlar- . defterler.. tabiiyyat ve ilahiyata ait alMıftabar nam kitabın h. Temurkutluk Han ve Ediğe Mirza zamanında yaşadığını gösteren mühim bir vesika idi. yani 1414 milâdî'de Edil havzasındaki Ökek şehrinde istinsah olunduğunu görmüş ve kaydetmiştim. pasaportlar. oradan Kırım'a giderken Uç Kargu nam yerde istinsah ve mukabele edilen bir nüshası vardır (bak: İlahiyat Fakültesi Mecmuası. Meselâ Bursa'da Orhan camiinde bu gibi arabiyyata. noter kâğıtları. 32). bu eserlerin tarih kaynağı olmak itibarile kıymetleri takdir edilemediğinde. 742-44 senelerinde Horzemde Cürcaniye yanında Hatuniye hangahında ve kısmen Altunorda'nun Saray şehrinde. 14. hatta bunlardan bir al-Mafassai nüshasının 817 hicrî. Onlar eski zaman hayatının numuneleri. Biz bütün bu nevi eserlerin hangi memleketlerde yazılan nüshaları hangi zamanlarda ve hangi yollarla Türkiyeye gelmiş olmalarını tst-kik ederek. kanunlar. IV. 1930. Türk ve İslâm ülkelerinin bilhassa hangilerinden eserler celb ettiğini ve bu ilimleri' öğrendiğini öğrenebiliyoruz. Bu ise Temürün aşağı Volga şehirlerini tahrip eylemeninin geçici bir hal olduğunu. talebelere ait ta'Iimat gibi şeyler sayılmalıdır.d i 'nin hikmet. çünkü bunlar Türk ülkelerinde en çok okunan kitablar imiş. Bu sene (1941) Bursaya gittiğimde o nüshaları bulamadım.67 — Bunu anlıyamıyan bazı maarif memurları kütüphanelerindeki "Mufassal". medeniyetin Te-mürden sonra. makbuzlar. yazma nüshalarına ne lüzum var diye bir tarafa atmışlardır. dolaplardan alınmış ve uzaklaştırılmışlardır. bu kitaplar zaten mükerrer tab edilmişlerdir. fıkıhdan Hidâye ve Muxtasar al-viqaga ve cAqöid Nasafı nüshaları da bakiyye olmak itibariyle Türk ülkeleri tarihi. fıkıh kitapları. s. mektep kayıdları. Türkiyenin ilim ve medeniyet sahasında hangi asırda bilhassa hangi memleketlerde daha sıkı temaslarda bulunduğunu. tefsir ve hadise ait kitapların mükerrer nüshaları. Ben 1926 senesinde bunlardan bir kaç mühim nüsha görmüşdüm. Bunun gibi meselâ İ s m a i l C e v h e r i 'nin lugata ait Şıhslı kitabının. Bunlardan hiç biri tarihe menba' olmak maksadı ile vücuda getirilmiş değillerdir.

S u l t a n V e l e d . M a s c u d S a c d S a l m a n . Buhara ve Balh taraflarında yazılan fıkıh eserlerinden haram şeyler (Kitâb al-Muharramât) ve mekruh şeyler (Kitâb al-karâhigya) bahislerinde İslâm şeriatına uymıyan bir çok yerli âdetler sayılıyor. gazeliyat ve saireyi de asla ihmal edemeyiz. elbise ve kıyafetlerini tavsif edi- . K a d ı Burhaneddin. Meselâ Horzem. Bunların bilhassa mahallî hâdiseleri tebarüz ettirerek fetva şeklinde yazılanları çok mühimdir. F a r r u x i S i İstan i. hükümdar ve valileri.ı X u s r e v . Meselâ Kadı Burhaneddin gazeliyatında mah-buplarının güzel kaşım ve simasını. Semerkand. 53.. ticaret an'anelerini tesbit etmek mümkün olduğu gibi. Alman fikir tarihi için Göethe'nin şiirleri büyük bir devir için kıymetdar menba' ise. Fatih zamanında K a b u 1 î ve sairelerin şiir divanları o nisbette mühim menba'lardır. 51) temas etmiştim. Kaldık sıfatı ile olar da tarihin çok mühim menbalandır. ziraat ve ıska ve saireye ait baplardan bu kitapların yazıldığı üzkelin iktisadî hayatını. örf ve âdetleri. zamanlarına at muhtelif ıstılahları. kanunları. diğer bir çok baplardan içtimaî hayatını öğrenmek mümkün olur. İhtimal bu mükâtebe münderecat itibarile çok tarafgirâne ve tarihî mes'eleleri aydınlatmak hususunda ise pek az yarayacak bir şekildedir . 1909) iyi göstermiştir. Meselâ zekât. S e l m a n S â v e c i . N â s ı r . bunlar Horezm ve Soğd kavimlerinin ve Ortaasya Türklerinin islâmiyetten evvelki örf ve âdetlerinin bakiyyelerini tebarüz ettirmektedir. c U n s u r î .ee aux sciences sociales. onların arasındaki münasebetleri tebarüz ettirmeleri itibariye yine o kadar ehemmiyeti haiz kıymetdar kaynaklardır. metrolojisini. mahallî beğleri. Bir siyasî diplomat mükâtebesi münderecat itibarile yazılı bir menba'dır. ve bu itibarla çok mühim bir vesikadır. Bu gibi vesikaların tarihe menba' olmak itibarile istifadesini ve etraflıca tetkik edilmek usullerini C h a r l e s S e i g n o b o s (la Methode histori-que appliqu.68 — dır. Hoca Hafız. Mü t e n e b b i . Fergana. M e v l â n a Celâ-l e d d i n Rumî. M u c i z z i . islâm Aleminde de F a r a z d a q . Şe y h Sacdî. Fıkıh kitaplarının mehazlık cihetine yukarıda (§. fakat aynı mükâtebs o zamanki diplomasının vaziyetini ve mu-hakemelerdeki tarafgirlerin ve taassubun numunesi olmak itibarile bir kaldık. Bunlar zamanının edebî zevkinin bakkiyesi sıfatı ile menba' iseler. A l i ş i r N e v a y î . g) Diğer taraftan pek büyük ehemmiyetle mehaz ittihaz edilecek bakiyyeler de edebî eserler dir. sarraflık (Kitâb el-şarf) ve ticaret (Kitâb elbay*) fasıllarında verilen malûmatın yardımiyle muhtelif ülkelerin ölçülerini. Şairlerin muhtelif şahıslara hiciv ve medh makamında ve hükümdarların fütuhatları ve seferleri dolayısiyle yazdıkları şiirler şöyle dursun. bakiyyedir.

Kitâbelerdeki yazılar mündereceleri itibarile «haberler» kısmına aittirler. mezar bina ları. Meselâ bir çok seb ze. Bunlar dan başlıcaları monument ve kitabeler ve mezar taşları. buraya nüfuz etmiş olduğunu ve hatıraların bu şair zamanında yaşadığını göstermiş olur. kıyafet ve karakterlerini öğrenmek için mühim vesikalardır. Tarih menbaı olmak itibariyle kaldıklar çok geniş sahaları alır. Mucizzi. şivelerinden kelime ve sözler naklediyorsa bu şiirler o zamanki Sivas. asırda buralarda bulunan Arab elçi hey'eti kâtibi İbn Fadlan'ın buradaki ziraat kültürüne ait verdiği malûmatı te'yit zımnında istifade etmişimdir (ibn Fadlans Reisebericht. meskukat ve madalyonlardır. ot ve ağaçların Avrupaya ne zaman gelip nasıl yetiştirildiği mes'elesi bir bakımdan nebatat ilmine ait bir mes'eledir. fakat keykel ve zamanının âbide leri olmak itibarile "kaldık" dırlar. Alişir Nevayı gibi şairlerin edebî eserleri tarihimiz için kıymetleri ancak uzun zaman tetkik ve incelemeler neticesinde aydın-lanılanıbilecek geniş kaynaklardır. 61). Bunun gibi ben de meselâ 1933 de Edil havzasında Suvar şehri harabelerindeki kazılarda bulunan buğdağı 10.69 yor. Şayet bu şiirde mahbubu-nun «Semerkand (yani Semerkand üslubunda yapılmış) kapusu» zikrediyorsa bununla 14-15. fakat iktisat ta rihi âlimlerinden A l f o n s D o p s c h «Karolingler devrinde iktisadî inkişaf» (Die Kulturentwicklung der Karolingerzeit. 4 Heykeller ve Resimler 55. Hatta tabiat mahsulleri de bu cümleye girer. asırda Almanya'da ve cenubî Fransa'da sebze kültürünü gösteren kaldıklardan istifade etmiştir. asırlarda Horasan ve Azerbaycanda ve doğu Anadoluda görülen ve bir nüshası Bursa Yeşil Türbesinde bulunan oyma kapılar tipinin menşei anlatılmış olur. Celâled-din Rumî.. Eğer bunlarda Bağdad Hatun ile Dimaşk Hatun büyük aşk kahramanları sıfatı ile zikr ediliyor ve ibiyalize ediliyorsa bunun son llhânî hükümdarı Ebu-Sacid'in devri ve saray hayatının ve saray maceralarının Anadolunun göbeğine kadar derin intiba'lar bırakmış. Antik âlemde ve Avrupada hey kel geniş bir kaynak sahası ise de. 1921) nam eserinde bu nevi mevadı kültür tarihinin kaynağı olarak ele almış ve orta Av rupa tarihinin esas kaynaklarından olan Capitulare de villls'i izahda meselâ 8. Heykeller alâkadarlar için hatıra olarak yapılıyorlar. bizim Türk ve Şark tarihinde an- . 54. Kayseri mıntakalarındaki Türk ahalisinin tip.

. H o m b e r g e r . onların insiyallerini dikkatla kaydetmek lâzımdır. Meyer. Temürlü ve Osmanlı devirlerini canlı olarak aydınlatan bu kaynaklardan istifadenin ayrı bir usulü vardır. Usule göre aranmak lüzumu bilhassa mecmualarda intişar eden makaleler hakkında variddır. Burada bunlardan. Schmid. Merhum Rıza Nur bey'in çalışırlarında. Paris Millî Kütüphanesinde mevcut pek çok eserleri sırf bu kütüphanelerden istifade usulünü benimsemediğinden yok zan ettiğini gördüm. Museumskunde 1924 tavsiye olunabilir. Müler. Meselâ sadece Hammer yahut Müller demekle müellif ve eserle- . Meselâ Shmidt. Bibliyografiden. Smid. Moller. Müzeler için böyle bir türkçe eser daha mevcut değildir. kütüphanelerden istifade eyleme usullerinden habersiz olan birisi meselâ Paris ve Berlin ve Viyana millî kütüphanelerine gelirse istediği kitapları bulamadan çok vakit kaybeder. Bu kütüphanelerden lâyıkıyle istifade edebilmek Avrupalılar için kolay olduğu halde. Schmith. Schmidt.70 cak Budizm'in Hind kültürünün ve hıristiyanlığın intişar ettiği ülkelerde ehemmiyeti haiz bulunmaktadır. Tarihimizin eski Uygur. Almanca olarak O. Avrupa tertibatının bizim Şarklılar için hemen kavramağa elverişli olmadığı ve bir kitap lâzım olursa mutlaka bir ecnebiye müracaat ettikleri görülür. sırf kaldık sıfatiyle kıymeti haiz olanlarını kasd ediyoruz. Moeller. sonra Müller. bakiyeler ise bilhassa müzelerde muhafaza olunur. Fakat resim ve minyatürler Türk tarihinin en kıymetli kaynaklarından birini teşkil ederler. Sırası gelirse ona ve umumiyetle sanat eserlerinden istifadenin usulüne. Möl-ler. Demek her halde htr hangi bir risale veya kitabın müstakil olarak mı veyahut mecmualarda makale sıfatiyle mi neşr olunduğunu öğrenmek ve büyük kütüphanelerde istifade edilecek eserlerin listesini tertip ederken müelliflerin isimlerini. Miller. Hammer gibi isimler pek çok olduğundan onların insiyalleri kaydedilmezse ve doğru kayd edilmezse bulmak pek zor olur. 5 Kaynakların muhafaza olunduğu yerler ve onlardan istifadenin yolu 56. Fakat bu eserlerden onların muhafaza olundukları yerlerinde istifade edebilmenin de usulleri vardır. yukarıda zikrettiğimiz «Resimli haberler» den ayrı. Avrupa kütüphanelerinden istifade eylemenin yollarına ait malûmatı A d n a n Ö t ü k e n'in Bibliyotek bilgisi ve bibliyograji nam eserinde bulursunuz. ayrı bir ders tahsis ederiz. Yazılı kaynaklar daha ziyade kütüphanelerde ve arşivlerde.

cesametine göre kütüphanenin kendilerine münasip dolaplarında yerleştirilmek üzere dağıtılırlar. Hammer. Bizim Türk ve islâm tarihi için meselâ Gibb Memorial Series külliyatı mühimdir. Müelliflerin isimleri alfabe sırası ile fiş kataloglarından bulunmazsa kitap münderecat ve ilılisas üzerine yasılan Fachkataoğiielardan aranır ve acaba bu eser mecmualardan. ve bunlar bazan böyle dağıtılır. mutlaka A. bazılarında ise bu seriye eserleri idhal edilen müelliflere göre. diğer senelerdeki ciltler in 4° ve in 8Ö . Sonra bazı eserler muhtelif defa basılır ve bir tab'ı diğerine uymaz. Hammer. hatta in 16° intişar etmiş ise. Mecmualar.K. toplayana ve naşire göre yazılmayıp umumî unvanına göre kayd edilirler. bir umumî signatur konulmuş. yahut bu yayına dahil bazı eserlerde bu seri isminin Avrupa dillerince tercümesi yazılmış olduğundan kitapların bu unvan tercümelerine ve makalelere göre başka harfler sırasında yazılmış olduğunu görürsünüz. Bazı kütüphanelerde bu külliyat Gibb ismi altında yani serie'ye.S. ciltler ayni Signatur altında hacımlarına göre muhtelif dolaplara dağıtılmıştır.71 ri bulunmaz. onlar da kütüphanenin tamamiyle başka yerlerinde yerleştirilmiş bulunuyorlar. Sonra mecmualar bazı senelerde büyük hacimde in folio olarak intişar etmişse bu hacimdeki ciltler. fakat İstanbul Üniversitesi Yayınları unvanını taşıyan bu seri ya istanbul diye / harfında yahut Yayınlar a göre Y harfında. bazan kütüphanelerde. Meselâ bizim istanbul üniversitesinin neşriyatının Avrupanın büyük bir şehrinin kütüphanesine mnhakkak gönderildiğin biliyorsunuz ve bunlardan bir seriyi muhakkak görmek istiyorsunuz. bazılarında in 8° . Bazı kütüphanelerde kitaplar ekseriya ancak külliyat ve seriler ve mecmualara göre kayd edilirler. bilhassa Alınanlarda. bunların her ikisine göre kayd edilmişlerdir.W. bunların muh- . Meselâ siz P t o l e m e u s veya S t r a b o n coğrafyalarını veya Celâle d din Rum î'nin Masnevi sini veya M a r c o P o l o seyyahatnâmesini Cari M a r x'ın Kapital'ini hatta 1 e B e a u'nun Bizans tarihini arasanız. Alüller. Yani ayni eser formalarına. T.. Müller diye üç insiyalle yazılırlar. Bunlardan bazıları in 4° .K.B. akademilerin ve ilmî cemiyetlerin serilerinden birinde çıkmış değil mi diye bakmalı. Bunların kaydı da muhtelif kaidelere tabi'dir. kütüphanenin bir yerinde. Bu halde hacimleri muhtelif olan mecmuaları ararken muhtelif senelerde çıkan ciltlerinin hacimlerini de kayd etmek ve ona göre aramak icab ediyor. bundan İbn Miskavayh faksimilesi ise in 16° hacmında olarak basılmıştır. vesaik külliyatı müellife. Çünkü bir çok kütüphanelerin kataloglarında ayrı sene ve ciltlerin hacmî gösterilmemiş. W. Külliyat ve mecmualarda yazan müelliflere göre kataloglar tertip etmek bilhassa Almanya'da ilerletilmiştir. ba-zan F.

cilt. işte kütüphanelerden kolay istifade edebilmenin bu gibi karışık şartlan vardır. W. ortaçağlarin ayrı sahalarının kaynaklan için The Cambridge Mediaeval History (9 cild). Yeni çağlar için : C h r . 1901 de verilmiştir. o gördüğünüz eserin sahibi bu kitapları hangi neşirlerinden istifade etmiş olduklarını muhakkak kaydetmelisiniz. Sol t an. 1888 . 1939 da gösterilmiştir. 10 cilt). Geschische der neueren Historigraphie (d. L a n g l o i s Manuel de bibliohraphie historique. 1919. The sources and literatüre of English history (1485 senesine kadar).. 77je Cambridge Ancient History (1924-1934.. F u e t e r. Repertoire des sources his-toriques du moyen âge. E. M o n o d. Manuel. R i t t e r . 1911. bu çağın ayrı sahaları ve meseleleri hakkında müracaatı için : The Cambridge Modern History (1017-1927. Quellenkunde zur Welt geschichte. 1915. Eğer siz bir yerde bu eserlerden nakledilen parça gördünüz de onu asılları ile mukabele etmek istiyorsanız. 2 cilt. 13. 5 cilt. 2. Almanya için : D a h 1 m a n n . Bibliographie de Vhistoire de France. H e r r e . 6 Kaynakları Bildiren Eserler 57. Ayrı memleketlerden Fransa için : G. cild). ikinci kısmı. ingiltere için : C h. Orta asırlar için : U l y s s e C h e v a l i e r . 1925—1937. en son tabı Gotha. yoksa bulamazsınız veyahut buluncaya kadar pek çok vakit sarf etmiş olursunuz. H. Grundriss der alten Geschichte und Quellenkunde. Umumî cihan tarihine ait eserler ve menbalar için bk. L a n g l o i s . islâm memleketleri ve milletleri tarihi için Avrupa dillerinde çıkan başlıca eserler -C.72 — telif tabılarının hacimlerinin ayrı olduğunu gföz önünde bulundurmanız ve öyle aramanız icap eder. Handbuch der mittelalterlichen und neueren Geschichte). Geschicte des Altertums.W a İ t Z. Bu çağın bütün ayrı sahasının tarihi ve kaynaklan için bk. E d u a r d M e y e r . 1913—14. Türkiye için Os- . 1905—1907. Umumiyetle tarihe ve tarih meselelerine ait eserlerin dolgun fihristi Chr. B r o c k e l m a n n . S t r e h l und W. G r O s s. Geschichte der is-lamischen Völker und Statd. Die Enttvicklung der Geschichtsıvissenschaft an den führenden Werken betrachtet. Quellenkunde der deutschen Geschichte. Ayrı devirlerden eski zamanlar için: W.

yani kâğıdın listesi bükülerek 4 sahife teşkil eden cesamette) şimdiye kadar 13 cild çıkmıştır. I. Histoire de l'Empire Ottoman 1914 Paris. 3) Diplomata (fermanlar ve siyasî vesikalar) in 4" 5 cild çıkmış. Nova series ismiyle (in 8° yahut in octav. Burası şimdi bir asırdan fazla bir zamandır. İtaliyan ve saire tarihçilerinin eserlerini ihtiva eden cildler. Scriptores rerum Cermaniccrum. F. 58. in 4° (yahut in quarla. yani Ortaçağda lâtince yazan alman şairlerinin eserleri ismiyle (5 cild).. en eski alman müelliflerinin tarihi eserleri unvaniyle (in 4° 13 cild) . ki Alman tarih tetkikinin ilmî merkezi işini görüyor. 4) Epistolae (yani mektuplar. bu hususta ön safta Almanya gelmektedir. Osmanlı müellifleri. Külliyat beş büyük şubeye ayrılmış : 1) Scriptores (<orta-aIman> müverrihlerinin yazıları). 3. l'Empire des Steppes de gösterilmiştir. yani listen büküldüğünde 8 sahife çıkan orta. 1934'ün sonun da verilmiştir. fakat eser bugüne kadar ortaçağlardan ancak 13. resmi mura-sele yazıları) aynı cesamette 9 cild. 2) Leges (yani eski Cermen kanunları) in 4° 13 cild çıkmış. yine ayrı seriler halinde in 4° neşrediliyorlar. bizce «ve-zirî» formalarda 9 cild). Poetarum Latinarum medii aevii. Bu eserin neşrine 1819 senesinde bir tarihçiler heyeti tarafından başlanmış. cü asrın sonuna kadar gelen vesikaları neşredebilmiştir. Kaynak toplamlarına gelince. Alman tarihine ait menbaları ve vesikaları toplıyan külliyatın başlıcası yukarıda da zikri geçen Monumenta Germanie Histo-rica'dır. ki in folio (yani listenin büyük şeklinde) 30 cilt çıkmıştır. 1946 ve R. cild. 714-727 de ve C o l o n e l L a m o u c h e .Umumî Türk tarihi için okunacak eserlerin bir biblioğrafisi yapılmamıştır. Bunlardan başka Auctores Antiqu-issimi.73 — manii menbaları : B u r s a l ı T a h i r Bey. 5) Antiquiatates (yani her nevi eski eserler) ayni cesamette 9 cild. Bu Cemiyet Archiv (1876 senesinden sonra Neues Archiv) der Gesellsc-hafi für ditere deutsche Geschichtskunde ismile bir mecmua da neşrediyor. Türkiye tarihine ait Avrupalılar tarafında yazılan eserlerin listesi D e 1 a Jon-q u i e r e. Geschiche der osmanischen Geschichtssch-reiber und Statd und ihre verice. talebeler için Seriptores rerum Germanicurum in usum scholarum ve «Monu- . Bu <Scriptores» kısmı Almanlara ait Roma tarihçilerinin. II. Bidayetteki pilâna göre «Monu-menta> Almanların milâdî 500 — 1500 seneleri arasında eski ve orta asırlardaki tarihlerine ait vesaiki ihtiva edecekti. G r o u s s e t . Histoire de la Turquie. B a b i n g e r. (Kısaltma ile GOG). git gide bunun neşrinin idaresi «Alman Eski Tarih Bilgisi Derneği» isminde bir daimî ilmî cemiyet şeklini almıştır. fakat başlıca eserler benim Umumi Türk tarihine giriş kitabımda.

Bu seride süryanî müelliflerin eserleri süryânice neşredildiği gibi. yani Macar tarihi asarı ismiyle geçen asırdan beri tarihî eserlerini neşrettiler. Akty arxogra-fiçeskix ekspeditziyi. O cümleden M i g n e tarafından neşrine başlanan Patrt>logie curcus completus. Turan kavimlerinden Avrupa medeniyetine daha önce iltihak etmiş. ki bunlarda İslâm ve Türk tarihine a i t de mühim malûmat bulunuyor.— 74 — menta> nın yine bilhassa talebelere tahsis edilen almanca tercümesi Geschichtsschreiber der deutschen Vorzeit isimlerile ve saire ayrı serileri vardır. hukukî vesikalar . Görüyorsunuz. Aktı istoriçeskiye. Arap dilinde yazılmış tarihî eserler C. Avrupada bir de kilise arşivleri büyük milletlerde yüzlerce cild otarak neşredilmiştir. Yunan ve Lâtin müellifleri eserlerini ihtiva etmek üzere. in 4° 382 cild çıkmıştır. Bugün bu külliyat in 4° cesamette yüzden fazla cild teşkil etmektedir. evvelâ bunların bir fihristi dahi neşredilmiş değildir. Fransada bu nevi vesaik neşrine daha evvel 1735 de başlanmıştır ki Collection de iocument inedit sur ihistoire de France ismini taşıyan bu külliyattan şimdiye kadar 100 den fazla cild intişar etmiştir. fakat Rus kaynaklarında bizim tarihimize taallûk eden malûmat müstesna bir surette zengindir. Bizim Türk tarihinin eski ve orta çağlara ait çağlara ait vesikalarını neşretmek için de «Monumenta> neşri sistemi çok güzel olurdu. çarların ferman ve muharebeleri külliyatı (in Folio yüzden fazla cild). tarihî vesikalar. hıris-tiyan Arap eserleri de arapça intişar etmiştir. yani eski âsâr dairelerinin vesikaları unvaniyle in 4° müteaddid vesika külliyatı neşretmişlerdir. Bununla beraber Fransada Şark kilise erkânı külliyatı Pat-rologie Orientalis unvaniyle pek çok cildler olarak neşredilmektedirler. Akty yuridiçeskiye. ki vaktiyle eserlerini ve şiirlerini lâtince yazan Almanlar da bu gün yaşıyan Alman medeniyetinin selefleri sayılıyorlar. onu bihakkın benimsemiş olan Macarlar da Alman menabi neşr sistemini alarak Monumenta Hungariae Historica. 59. hattabunların tenkidi mütûn usuliyle neşrine esaslı ve ciddî bir surette girişilmiş olmak şöyle dursun. Sobraniye gosudarstvennix gramot. İslâm milletlerinin bilhassa Türklerin tarihî vesikaları külliyat halinde toplamış. bunun gibi biz de kendi milletimizden ortaçağda eserlerini ve şiirlerini arapça yahut farsça yazan türk müellif ve şairlerinin eserlerini millî külliyatımız içine alabiliriz. Ruslar da kendi vaka uivislerinin eserlerin Sobranye russkix letepisey yani Rus vakanüvisleri toplamı ismiyle (in folio ve in fjuarta 14 cild). B r o c k e l m a n n ' ı n Geschichte der arabischen Literatür (kısaltma . Alman eski asarında bizim tarihimize (mesela Hunlara ve Avarlara) taallûk eden malûmat bulunur .

Farsçada tarih edebiyatı için de E. keza Şarka ait yazmaların fihristlerinin ve şarkiyata ait mecmuaların listesini vereceğim. A. Intikadın2) vazifesi. B r o w n e 'in 1925—30 senelerinde neşrettiği dört cildlik İran edebiyatı tarihi. Literarg History of Persia (kısaltma ile LHP) nam eseri ve bilhassa fars edebiyatı için zikri geçen Brokelmann'ın eseri tipinde C. ki buna dış intikad (critique externe) yahut. İntikad iki türlü olur: a) bir kaynağın hâdiselere ait ifadelerinin bir şahadet sıfatile kabule şayan olup olmadığını tetkik etmek. önümüzde bulunan bir kaynağın bir hâdise hakkındaki şahadetinin ve bundan çıkarılan neticenin hakikate mutabık olup olmadığı meselesini incelemektir. Bütün bu eserler tarihe ait eserlerin matbu olanlarının nerede ve hangi senelerde basılmış olduklarını. yahut az farklı tabirle «vakıaların intikadı» (critique des faits) ') Bu ilk cildler de şimdi ihtimamla tekrar basılmıştır. şümulünde bir az farklı olmak üzere.— 75 — ile GAL) ismiyle 1898 ve 1902 senelerinde iki cild olarak l) ve şimdi de 1937 senesindenberi üç büyük cild olmak üzere neşretmekte olduğu «ilâve» leri (Supplementbânde) de her devrînki ayrı yerde olmak üzere sayılmıştır. 3 İntikad (Kritik) 60. a bio-bibliographical surveg çok mühimdirler (bu son son eserin neşri daha tamam olmamıştır). ) Paranın ayarını ve değerini denemek manasına jjelen tanqit ve irıtiçât kelimeleri arasında fark pek bulunmuyorsa da tenkid'i daha ziyade recension k a a ş ı l ı ğ ı olarak kullandığımızdan kritik karşılığı olarak da iniikad'ı aldık. Osmanlı tarihleri için Babinger'm eserini yukarıda zikretmiştik. b) kaynak ifadelerinin hâdiseye ait şahadet sıfatile karşılaştırarak ve kontrol ederek kıymetlerini biçmek ve ispat kudretlerini tesbit etmek ki buna iç İntikad (critique interne). S t o r e y tarafından 1927 senesinden beri cüz cüz neşredilmekte olan İran edebiyatı bibli-ografisi. Şimdi de tarihte usulün asıl mayası olan ve onun bel kemiğini teşkil eden meseleye geldik. Ben de bu kitabın sonuna eklenen Şarkiyata ai t bibliografya bahsinde gerek İslâm ve gerekse Türk tarihine dair basma ve yazma ilk kaynakların başlıcalarının listesini. «kaynklar intikadı> (critiqe des sources) deriz. 2 . Persian Literatüre. yazma eserlerin de hangi kütüphanelerinde hangi numara altında muhafaza edilmekte olduklarını bir bir göstermişlerdir.

Zira bu Tevrat dünyada malûm Tevrat nüshalarının en eskisi oluyordu. Bu şekil sahtekârlığa bilhassa kaldıklarda raslanır. Yine geçen asırda Kırım'da Karayim yahudi âlimlerinden Fir-k o v i ç. Archeology and false antiquities. M u n r o . Yine geçen asırda Anadolu'da Harput'ta Romalıların imparator Neron zamanında Ermenistan'a yaptıkları seferlerden bahseden bir kitabe bulunmuştu. Ayrıca sık sık vesika ve hatta kitap sahtekârlıklarına da rastlanmaktadır. müşterisi çok olduğundan bilhassa iranlı antikacıların yazma eserlerin arasına sahte minyatürler yaptırarak sattı!* arı vaki olmuştur. Yemen'e giderek orada eski Yahudi hattatlık eserlerine benzeterek eskitilmiş deriler üzerine bir Tevrat yazdı. Bu satıştan elde ettiği kârla kanaat etmiyen bu maceracı sahtekâr bu sefer yeni ve daha büyük bir sahtekârlık yaptı.— 76 — deriz. İslâm Aleminde san'atın bu şekilleri inkişaf etmemiş olduğundan bu nevi sahtekârlık da pek yoktur. Avrupa-da heykellerde ve resimlerde pek çok ol^ . Maksadı bunu Avrupa müzelerine yüksek fiyatla satmaktı. istanbul'da yaşıyan bir antikacı o zamanki Roma generallerinden Corbulo'ya ait olduğnu iddia ettiği bir kılıç yaptırıp üzerine bahsettiğimiz kitabeyi hakkettirdi. yani bir eserin benzeri yapılarak aslı yerine sürülmesi. A Dış tntikad Dış İntikad (critique externe) bir kaç cepheden yapılır: 1) önümüzde bulunan kaynak sahte midir? sahte de değilse de hatalarla dolu değil midir? Kaynakların sahteliği türlü türlü olur: a) Adî sahtekârlık. Buna dair bir kaç misal verelim : Geçen asırda Kudüs'te S h a p i r o adında bir musevî bir çok beyaz çanak ve çömlek yapmış ve bunları Filistin'in en eski âsân sıfatiyle Londrada British Museum'a satmıştı. zaman ve mevzulara göre tanzim edilebilirler. London 1905. Sahtekâr yahudinin bütün ümit ve plânlan da bu suretle suya düştü. Bununla bütün Hristiyan Alemi heyecana geldi. Avrupada bu kaldık sahtekârlıklarına ait hususî eserler vardır. Shapiro bunu satmak için iki milyon ingiliz lirası istiyordu. Yalnız minyatürlü yazma eserler Avrupada fazla takdir edilip. Bunun da sahte olduğu tahakkuk etti. Kaynaklar ve ifadelet i ancak böyle bir iç ve dış intikada tabi tutulduktan sonra mekân. R. Fakat eserin sahteliği meydana çıktı. İngilizler bunu belki de istenen fiyat üzerinde alacaklardı. Times gazetesi okuyucularına bu Tevrat hakkında her gün heyacanlı haberler veriyordu. Talmud'a inanmıyan bu Kırım Yahudilerinin mensup olduk- .

. müsaadesiz bir yere gitmek için sahte pasaport uydurmak vs. asır sonunda Hüseyin Baykara zamanında Herat'ta vezir olan Nizamülmülk kendisini Evlâdı Nebi'den göstermek için sahte bir şecere tertip ettirdi ve bunu ulema ve şeyhülislâma tasdik ederek mühürlerini bastılar. ki vesikalar bir çok maksadlarla uyduruluyor : evvelâ para kazanmak için. Demek oluyor. Bu gibi sahte şecerelerin bir çoğunda seyyid ve hâceler kendilerini hem Peygamber evlâdından. Nizamülmülk Mevlâna c Abd ur-rahman Câmî'den de bu şecereyi tasdik etmesini rica etti. yüzünden böyle nur damlamıyanlara ise şecere lanetten başka semere vermez. Sırderya havzasında tertip olunan böyle bir şecere istanbul'da Halis Efendi kütüphanesinde bulunuyor. Şarkı kadimde eskiden kullanılmış yazılar ile yazılar uydurdu. bu cümledendir. salisen kendilerini şahıslara neseb itibarile yüksek göstermek için. sonradan eserlerinin sahteliği meydana çıktı. Önceleri ilim âlemini oldukça inandırabildi . Avrupa âleminde bir çok kimseler kendilerini zadegan sınıfına nisbet ettirmek maksadile pek çok vesikalar uydurmuşlardır. Ayrıca bir çok âlimler kendilerini çok âlim ve pek mühim menbalara malik göstermek için sahte vesikalar uydururlar veyahut hiç görmedikleri vesika ve kaynakları görmüş gibi nakl ederler.77 — lan mezhebin diğer yahudi mezheplerine nisbetle daha eski ve daha hakikî olduğunu ve bu Karayimlerin oralarda Milâddan evvelki zamanlardan beri yaşadıklarını ispat maksadile bir çok Karayim kabir taşlan uydurdu. Meselâ hicrî üçüncü asırda yaşıyan M u h a m m e d b. saniyen mezhep taassubu yüzünden yani kendi mezhebini nazarlarda yükseltmek için. hem de eski Tü-ik hanedanından göstermek için araya Oğuz Han'ı da karıştırırlar.Câmî bu teklifi gayet mahirane bir surette reddederek ona şu şiiri yazıp gönderdi : Anrâ ke buvad nür-i Nabî dar basara Hâcat na buvad ba tül-i carz-ı şacara Anrâ ke Zi rux na tâbad in nür basara Şacara na dihad bi gayr-i la^nat şamara Yani : Alnında Peygamberin nuru olanlar şecerelerin uzun ve geniş olmasına muhtaç değillerdir . Bunlardan ma'dâ bir mülkü ele geçirmek için yalan tapu kaydı. XV. CA 1 i b. V a h ş i y a h adlı bir alşimist arab âlimi bir çok sahte eserler yazarak eski Babil medeniyetinin yüksekliğini isbat etmek istedi. Bunu keşfedip okuyan Avrupalılar bu- .

Mevzuu bahis sahte hadisler arasında zamanın gidişini iyi sezen siyasîler tarafından uydurulanları da olmuştur. ki bunların sahteliğinden J. 430-431. C. B art hol d d. bazıları arasında Türklere dayanarak düşmanlarından intikam almak ümidini uyandırmıştır. Ilm-i usûl-i târih. M ü k r i m i n H a l i l Y ı n a n ç bu vesikaların nerelerden alındığını isbat ederek göstermiştir 3). Supplementdband. M o r d t m a n Usuli tarih kitabında bahsetmişti 2). [Meselâ 10. ı.bir numune telâkki edilmektedir. türkçemize maalesef hâlâ çevrilmemiştir. Bununla İslâm âlimleri (meselâ CA I i a 1 . s. /stanbul.— 78 - na aldandılar. Mir Islama. B r o c k e l m a o n . Ali'ye ve diğer İslam büyüklerine nisbet edilen pek çok rivayetler vardır. Bunun gibi İstanbul'u Türklerin fethedeceğine dair hadisler de uydurulmuştur. 3 ) Bk Tarihi Osmani Encümeni Mecmuası. sayı. 81.Q 3 r i) meşgul olduğu gibi. H. Leiden tabı. 1918. 4836) Bk. II. s. c. Az sonra bütün bu eserlerin sahte olduğu görüldü. 219-220. 242-243 . der arabischen Liiteratur. W. 63-69. 61. b) Bazı sahtekârlıklar da hükümdarlara ve yüksek mevki sahiplerine yaranmak ve dalkavukluk etmek için yapılır. Sonra Prof. asırda Bağdadda Halife hizmetindeki Türk askeri adedinin çoğalması bazı Arabları endişeye düşürdüğü gibi. Bu zatın hadisleri tenkid usulüne ait Mohammedanische Ştudien adlı eseri umumiyetle islâmiyeti intikadî bir surette öğrenmek işinde şaheser. Geschicte. Bu cümleden coğrafyacı M u q a d-d a s i 'de Peygamberden "Benim ümmetimi Deylemlilerin tagallübünden Horasan'dan gelen bir acem (yani Arab olmıyan biri) kurtaracaktır. Bu cümleden olarak meselâ Feridun Bey Münşeatı'nda. 2) J. Osmanlı devletinin teşekkülü devrine ait sahte vesikalar zikredilebilir. v. H a m m e r İngilizce olarak ilim âlemine tebliğ etmiş ve Nabatîlerde ziraat (al-Falâhat al-Naba(iyya) adlı eserini de Rusya'da C h w o 1 s o n neşretmişti '). I. XI-XIV. İslâm dünyasında sahtekârlıkların en çoğu mezhep ve fikir cereyanlarını Peygambere dayanarak yaşatmak maksadiyle «mevzu hadisler» uydurmak şeklinde tecelli etmiştir. I. Eski yazılara ait eserini (Savq al-mustahdm fi marifat alaqlâm) 1810 senesinde J. Bunu muaharen Deylemlileri inkıraza uğratan Muhammed Tuğrul Beyi önden haber veren bir hadis olarak tefsir etmişlerdir5). Onun ismi de benimki gibi Muhammed olacaktır" diye bir hadis nakledilir4). 1912. Bunun gibi Hz. Avrupa âlimleri ve bunlardan bilhassa I g n a z G o l d z i h e r uğraşmıştır. Almanca olan bu eseri bu yüzden Hindistan müslümanlanndan X u d â b a x ş ingilizceye terceme etmişse de. . 4 ) Ahsan al-taqüsim. 148-149. *) Bk. M o r d t m a n n .

Anadoluda yaşadıklarım söylediği ve faaliyetlerine dair bazı teferruat bile naklettiği bir çok «noyan» 1ar (Samuk Noyan. Mucîreddin Emir-şah (Horezmî) ve saireyi Baba tlyas neslinden gösteren şecereler sırf hayal mahsulüdür. Şimdi bunların 10. Hele Husameddin Efendinin Anadolu Türk beyleri Baltu ve Bal-tuk Beyler sadece Moğol emiri Baltu bn Teneci'den uydurulmuştur. Çok defa doğru olan hakikî kaynaklar sahte zannediliyor.. Yahudi ve Arab rivayetlerinde geçen isimlerle birleştirmeleri. Kazancık Noyan. ki sahtekâr değildirler. Amasya ve Semire merkez olmak üzere. hatta sahtelikleri katiyetle ispat edilmiş olarak maruf oluyor.79 62. Amasya vilâyeti ve Orta Anadolu tarihi için kıymetli malûmatı da ihtiva eden bu eser uydurmalar yüzünden toptan bîr uydurma şaibesi altında kalacaktır. sonra Tebrizli olan bu Ahmed Lâkuşî'yi Selçuk emirlerindeu Alakuş Bey'in oğlu yapması biri diğeri üzerine yapılan uydurmalardan ibarettir. Oğuz urug isimlerini önasya tarihinde. asırdaki Alman hükümdarlarından Büyük Otto ve Friedrich Barbarossa hakkında yazılan destanî mahiyetteki kaynakları geçen asır bidayetinde tamamiyle sahte zannetmişlerdi.. Güya Amasya Darüşşifasındaki kitabede okuduğunu söylediği muhayyel «Emir-i Anadol Ahmed» iharesindeki Ahmed'i Ahmed Lâkuşî ile birleştirmesi ve aslen Kazvinli. Ezcümle Selçuklu vezirlerinden Şemseddin Muhammed Tuğra'?. Fakat sonradan bunların doğru olduğu tahakkuk ediyor. İlhanlar devrinde. Bu eserde Selçukluların ve Osmanlıların menşeine ai t yazdıkları. Bunun misallerinden biri de Amasyalı H u s a m e d d i n E f e n d i'nin Amasya Tarihi''ne ait eserinin Anadolunun eski tarihine ait kısımlarıdır. İşbuga Noyan. sadece kaynakları kendi hayal ve temayüllerine göre okuyup tefsir ettikten sonra bunların üzerine yeni uydurma silsileleri kurmaktan ibarettir. fakat mukayesede hayallerini farla işletmeğe alışmışlardır ve bu yolla netice itibariyle sahtekârların yaptıklarını yaparlar. —12. asrın ortalarına kadar . c) Bazı şahıslar vardır. Sonradan bunların hakikî oldukları tahakkuk etti. Meselâ Almanlar 10. Aydıncık Noyanlar) sırf tarihî isimlerin arap harfleri ile yazılıştaki benzeyişlerinden çıkarılan uydurma şahsiyetlerdir. Bunun gibi Cengiz'in hayatına ve bu cihangirin ecdadına ait Yuan-Çao-Bi-şi (Mangol un Niuca Topça?an) tarihinde mevcut olan rivayetler hep sonradan uydurulmuş şeyler olarak biliniyordu. Maamafih tarihî kaynaklarda sahteliğin tesbiti hususunda pek ihtiyatlı olmak icap ediyor. keza Selçuklular ve İlhanlılar devri eşhasının şecere ve ensabına ait yazdıkları sırf hayalî mukayese mahsulüdür. Husameddin Efendi'nin kitabındaki bu gibi uydurmalar sahte bir tarih uydurmak maksadiyle değil.

yahut o kaynağın müellifince malûm olmamış. yine o. hatta Xaşday bn Şapröt'ın kendisinin Kafkasya (yani Hazarlar memleketi hududunda) bulunduğu tahakkuk etmiştir ')• 63. s. 1870 senelerinden itibaren bu mektup müteaddit defalar tetkik edilmiş. . Bunu bilhassa Rus arkeologlarından S p i z y n ve Almanlardan M a r q u a r t kat'iyetle iddia etmişlerdi. B a u e r'in (s. 256. Şimdi ise mektubun her iki nüshasının tamamiyle orijinal olduğu. Bu mes'ele için bilhassa Jul F i c k e r'in (Beitrâge zur Urkundenleh-re. yahut onca ehemmiyetsiz görülerek zikre') Z. üslûp. 10. V. t e r k i p ve t a s n i f cihetinden .eğer heykelse yapılışı bakımından aynı zamanlarda ve aynı yerlerde yazılan yahut yapılan veyahut aynı sahaya aid fakat hakikî olduğu şüphesiz olan diğer eserlere tevafuk ediyor mu? 2) Kaynağın münderecatı hakikî olduğu şüphesiz olan diğer kaynağın münderecatına tevafuk ediyor mu? Bununla beraber eser bu noktadan tetkik olunurken yanlışlığa düşmemek ve hatalı hükümler vermemek için doğruluğu daha tesbit edilmiyen bu kaynaktaki malûmatın hakikiliği malûm olan kaynakta belki de bırakılmış. T o g a n. 240) eserlerinin dikkatle okunması tavsiye olunur. asırda Türkler arasına seyahat eden 1 b n F a d 1 a n'ın seyahatnamesi daha 1924 senesine kadar tamamiyle sahte. Kaynak ve kaldıkların asıl yahut sahte olması keyfiyeti. 198.60 çıkan kısmının doğru oldağu tahakkuk ediyor. 50. Bilhassa Kırım yarımadasına aid tafsilâtı havi olan mufassal bir şeklinin sahteliği kat'iyetle iddia ediliyordu. belki Savsan isminde bir arap elçisinin yazmasından alınarak sonradan uydurulmuş addolunuyordu. bir eserin asıl veya sahte olduğunu tahkik ve tedkik etmenin usulüne tamamiyle uygun hareket etmekten başka çare yoktur. en son olarak da 1934 de Ruslardan Kokovtsev tarafından tenkidi neşri yapılmıştır. s.. d i 1. tedkikatın neticesi bu eserin sahte olduğu kanaatini vermişti. Yine bunun gibi Hazar hakanlarından Yusuf'un 960 senelerine aid İspanya Yahudisi Xaşday bn Şaprüt'a yazdığı bir mektup vardır. y a z ı. 1877) ve W. tbn Fadlan. Doğru eserlerin sahte olduğunu iddia etmek hatasına düşmemek için. Halbuki eserin Meşhed'de bulunan asıl nüshasının neşredilmesiyle bu iddiaların tamamiyle yanlış olduğu tahakkuk etti. Völkerschaften des Chazarenreiç-hes. hakikî ve "asıl"' olduğu muhakkak olan diğer kaynak ve kaldıklarla şu dört esasa göre karşılaştırılarak tesbit olunabilir: 1) Tetkik olunacak veya hakikiliğinden şüphe edilen kaynak.

yazıda anachro-nism. Yani bu neviden eserler için yapılacak tetkikat bu çerçeve içinde yürütülmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz F i r k o v i ç de sahte eserlerini orijinal göstermek için bütün çarelere tevessül ettiği halde dil hususunda bunu yapamamış. o zamanın tarihçe malûm olan hâdiselerine aykırı şeyler yokmu? Yahut meselâ eserin sahteliğini örtmek için alınmış olan mübalâğalı ihtiyat tedbirleri yok mu? Bu zikredilen dört maddedeki suallerle ifade olunan hususları tetkik mevzuu olan her eserde aramak lâzım gelmez. kılıcın şekil ve yapılış itibariyle o zamanın kılıçlarına hiç uymaması.Ta-vassııl ilâ cattarassul ve 1 b n CA r a b ş â h'ın A(c<. üzerindeki kitabe muhteviyatının böyle bir silâhla alâkası olmaması. *) Ibn Fadlan. Zikri geçen Corbulo'ya aidiyeti iddia olunan kılıcın sahteliği de. bahis konusu olan zamandaki hayata. s. XXX.. 4) Kaynağın içinde yahut üzerinde sunîlik ve uydurmahk eserleri. doğru olarak tavsif edilmemiş olması mümkün olduğu da unutulmamalıdır. istinsah hataları. harf şekillerinin yeniliği. Tarihte Usul 5 F. değiştirerek mevzuu bahis olan zamana uydurulmuş yerler yok mu? Yahut meselâ mevcut olmadığı tarihçe muhakkak olan şehir ve yer isimleri yok mu. hakikî olduğu muhakkak olan kaynaklarda. 3) Bu kaynağın yazı.81 - dilmemiş veya "hakikî" dediğimiz bu kaynaktaki malûmatın içine her hangi bir yanlışlığın karışmış olacağı gibi hususlar da hatırda tutulmalıdır. Halbuki o zamanlar oralarda Türkler mevcut olsalar dahi bunların şivelerinin Bulgar ve Hazarların ecdadının dili olan Lir türkçesi olması iktiza ederdi '). milâdı Isa zamanlarına a i d olarak ortaya attığı eserlerine bugünkü Kırım Türk şivesinde kelimeler sokmuştur. önce malûm olan eserlerden alınmış çalınmış yahut ona ilâveler yaparak.B a ğ d â d i'nin At . kolayca tesbit edilmiştir. F e r i d u n Bey M ü n ş e a t'ındaki eski Osmanlılara aid vesikaları doğrudan doğruya M u h a m m e d bn M u a y y a d a 1 . örf ve âdetlere. Mukaddime. silâhlar üzerine yazı yazmak âdetinin Şarkta mevcut olması ve Romalılarda böyle bir âdetin ademi mevcudiyeti gibi hususlarda sabit olmuştur. bu eserlerle karşılaştırmak usuliyle. Bunlar umumiyetle hakikiliği şüpheli olan eserlerin tetkikine medar olacak şeylerdir.Şib al-maqdür adlı eserlerinden yalnız şahıs adlarının değiştirilmesi suretile alınmış oldukları. dil. üslûp gibi şeklî cihetleri ve münde-recah bu kaynağın neş'et ettiği iddia yahut zannolunan muhitin karakterine ve medenî tekâmül seviyesine tevafuk ediyor mu? Bununla beraber burada da o muhitin karakter ve seviyesinin. .

gerek arabca gerekse farscasının gayet bozuk olmasından. Maamafih bu Tazkirat al-cibar de eski Osmanlılar zamanına aid. 1901). Fakat mühim olan cihet Türkiye'de ancak 20. Bd. . diğerleri farscadır. bunları meydana çıkaran şahsın daha evvel yapılmış sahte eserlerle ilgisi görünmesinden. Zamanımızda ise sahtekârlık usullerinde çok ileri gidilmiştir. Neue Jahrbücher für das Klassisch Altertum.. yani sahtekâr zat'ın her iki dili de az bildiği halde kendisini bu dillerde yazmak yolunda zorladığı görülmesinden ve yazılarının birbirine benzeyişinden anlaşılıyor. Bu gibi sahte eserlerin tetkiki hususunda istifade edilecek eserlerin birisi de şudur: A.82 — Geçen asırda sahte eserlerin tesbiti nisbeten kolaydı. Konya civarında yaşıyan birisi tarafından uydurulması mümkün olmıyan bazı teferruat vardır. Onun için eserlerin sahteliğini isbat etmek müşkülleşmiştir. uydurulmuştur. ki sahtekâr müellifin eline böyle bi eser geçmiş. Die Analyse als Grundlage der höheren Kritik (d. Meselâ 1941 de Konya'da eski Osmanlı tarihine aid bazı eserler meydana çıkarılmıştır. ki Baburluların elinde Temür tarafından imlâ ettirilen bir küçük eser yahut sahifeler bulunmuştur. Bunların birisi arabca. Bunlar imparator Cihanşah zamanında Abü Tâlib al Husayni adında Horasan'lı bir tacik tarafından. Fakat bununla beraber her iki eserde de Temür'e aid tarihî haberler olduğunda hiç şüphe olmıyan ve teferruata aid kayıtlar vardır. Bunun gibi Temür'e nisbet edilen bir Maljüzat ve Tiizükkât vardır. Burada müellif Anadolu'daki Hititlerden bahsettiği gibi. Bazı sahtekârlar sahte eserlerine temel olarak hakikî bir eseri ele alıyor. Bunlardan anlaşılıyor. Abt. Bunu da Abü Tâlib tevsi ederek Temür'ün autobiyografyası yahut Temür'ün kanun ve nizamları adile maruf olan sahte eserleri vücuda getirmiştir. VII. 1. G e r c k e. Şüphe altına alınan bir eserin sahte yahut doğru olduğu hakkında doğru hüküm verebilmek için bittabi o eserin aid olduğu iddia edilen zamana ve hâdiselere aid tekmil menbaları ihata etmek ilk şarttır. o da bunu tevsi ederek Hitit ve sair kavimlere aid muasır malûmatı da ilâve ederek esere fazla kıymet vermek istemiştir. ancak Orhon kitabelerinin keşfinden sonra meşhur olan Orhun nehri bile vardır. Bu eserlerin sahteliği. Arabcası Tazkirat alc ibar adında olup Aksaray'Iı birisi tarafından güya 756 (1355) de yani Orhan Gazi zamanında yazılmış imiş. Bunlar gösteriyor. ona ilâveler yapıyorlar. asırda Avrupalı âlimlerin tetkikatile aşinalık peyda edildikten sonra malûm olan şeylerin Aksaray'Iı âlime daha Orhan Gazi zamanında malûm olmuş gibi gösterilmiş olmasıdır.

Meselâ müellifi. Yani meselâ filânca gün güneş tutulmuştu der. ya bir mısrada veya bir beyitte bildirilir.. Bir çok yazmalar bize baş ve son tarafları eksik olarak intikal etmiştir. Fakat müellif ne zaman ve nerede cereyan etmiş olduğu diğer kaynaklardan malûm olan bir hâdiseyi kendi zamanında vukua gelen bir olay olarak zikretmiş olur. Yahut müellif güneş tutulması. Bununla da müellifin yaşadığı zaman tayin edilebilir.-83 M. eserin ait ol duğu devirde yazan müelliflerin birisine aid olup olmıyacağı. 3) Müellifi malûm olmıyan bir eserin müellifi. 510 senesi gibi aşağıdan yukarıya giden son seneyi terminus ante quem tesmiye etmek âdettir. yahut da yan lış kayıt bulunuyor." şeklinde te'lif senesini tasrih ederek "feragat tarihi" (colophon) yaz mak âdeti nadir görülüyor. Çünkü bu gibi tabiî hadiselerin tarihte vukuu zamanlarını tesbit etmiş ayrı ve hususî eserler vardır. 1887. Sonra hicrî 510 senesinde cereyan eden bir hâdise dolayısiyle bu hâdisenin benzerini aynı vilâyette 470 senesinde görmüş olduğunu söylemiş olsun. büyük zelzele gibi tabiî hâdiselere aid bir kayıt verir. Bu gibi hallerde eserin hangi zaman ve mekâna ve ne gibi hâdiselere aid olduğu ancak bu mevzua ait diğer eserler vs. 2) Dış intikad mes'elesinde dikkat edilmesi icabeden ikinci bir cihet de bir kaynağın müellifi malûm olduğu halde ne zaman ve nerede yazılmış olduğunu kat'iyetle tesbit etmek hususudur.. Bu halde eserin t el i f zamanını ve mekânını tesbit etmek ehemmiyet kesbeder. Müelllif kendisinin cenubî iran'da Şi-raz şehrinde bulunduğuna dair istitradî bir kayıt yapmış olsun. 64. Meselâ: T h. varsa kayıtlarla mukayese etmek suretile tesbit edilebilir. Bu gibi bir kayıt da eserin te'lif zamanının tayin ve tesbitinde medar olabilir. Burada 470 senesi gibi yukarıdan aşağıya gelen son seneyi lâtince olarak terminus post quem. Bir çok eserlerde bu tarihîeme ebced he sabı ile söz arasında. Bunda eserin lisanının üslûp itibariyle hangi vilâyetlere ve hangi zamana ait olduğu hususu tesbit edilmiye çalışılır. üs- . Bazı eserlerde hiçbir tarihî kayıt bulunmaz. te'lif zamanı ve yeri malûm olmıyan bir eser alalım. Bazı eserlerin üzerinde buna dair hiç bir kayıt bulunmuyor.V7UU hah^pHiİpn hir hadise veya zaman hakkında bilgimizin bugünkü seviyesini esas tutarak bu bilgiye uymıyan her eserin sahte olduğunu hemen iddia edivermek bir cehalet eseridir. Ortaçağda islâm Aleminde istinsah tarihini yazmak âdeti mevcut olmuşsa da "Qad farağa min ta'Iifihi fulân. Bundan bu te'lifin 470-510 seneleri arasında Şiraz'da yaşıyan bir müellifin eseri olduğu tesbit edilmiş olur. dil. Kanon der Finsternisse. 65. O p -p o 1 z e r. Bu mes'elenin halli resim ve heykeller için daha müşkül oluyor.

Üzerinde müellifi yazılmamıştır. V. 6S5-81). 1924 senesinde ben Berlin'de Alman Devlet Kütüphanesinde çagatayca. Bir «Han» zikrediliyorsa da onun da ismi tasrih edilmemiştir. d.-M lÛp Ve hâdiseleri tetkik ve muhakeme taryı iHb. o gurupa mensup müelliflerden b i r i ni n eseri olduğu tayin edilmiş olur. «Ben o sırada Diyarbekir'de kadı idim» yahut « f i l â n padişah tarafından filân padişaha elçi olarak gönderilmiştim» veya "bu sefer ordu kumandanı idim" gibi kayıtlar verir. 2) Ne5riy3t-ı Danişkada-i Adabiyat-ı Tabriz. 6*2?. manzum Cihannumö adlı bir romanı tedkik etmiştim. V I I I .-ırile <-> müelliflerden birinin üslûp ve muhakeme tarzına ve karakterine benzemesi gibi şeylerle takriben tayin edilebilir.-. 8-9. hattı diğer eserlerinden malûm olan bir müellifin eli ile yazılmış olur. filân padişahın filân padişaha kimi elçi olarak gönderdiği veya bahis konusu seferde kimin kumandan bulunduğu kaydedilmiş bulunur. N. Tabiî aynı zamanda yaşı-yan müelliflerin üslûp ve yazıda müşterek hususiyetleri olabilir. Bu da müe l l i f i n o zat olması ihtimalini ortaya atar. 1948. O halde eserin o zamanda. maiyyetinde veziri Haydar Mirza Duglat'ın bulunduğu ve bu Mirza'nın da han memleketine çekildiğinde kış aylarını Qal ca-i Zafer'de geçirdiği mezkûr olduğundan *Cihannuma» kitabı müellififinin de aynı Haydar Mirza Duglat olduğu tahakkuk etti '). T ogan. . Ein uııbekanntes Werk von Haydar Mirza Dughlat. Bulletin of tht School of Oriental Studi**. ı Z .Bazaıı bir eserin el yazısı. Halbuki diğer kaynaklarda o senede Diyarbekir'de kimin kadı olarak bulunduğu. S. Diğer bir parlak misal Bedi-u'z-zaman Faruzanfcr'in ai-Zaeir li '"l'Şİgâr can mıfaraiat-i V-kibar nam eserin Mahmud Zamaxşari'ye ait olduğunun muhtelif delillerle ispatıdır 2). Meselâ müellif. Bunlar da hesaba katılmalıdır. Bununla da eserin müellifi tesbit edilmiş bulunur. halbuki bahis konusu hâdisenin cereyanı sırasında zikredilen mansıb ve vazifede kimin bulunduğu diğer kaynaklar vasıtasile bize intikal etmiş bulunabilir. Yalnız müellif kendisinin 939 senesinde (ebced hesabile «o-c.»» tarihinde) «Han ile birlikte Kaşgar'dan Bedahşan seferine çıkmış ve kendisinin han'dan ayrılarak kışın Bedahşan'da Qalca-i Zafer'de kalmış olduğunu ve eseri vakit geçirmek için orada riazmen te'lif ettiğini» söylemiştir. Halbuki Haydar Mirza Duglat'ın Tari/t-i Rest di'sinde ve diğer eserlerde 939 senesinde böyle bir sefer icra eden han'ın Kaşğar han'ı Saîd Han olduğu. 1 ) Bak. Bazan ismi meçhul müellif bize diğer kaynaklar yolu ile malûm olan hâdiselere iştirakinden veya bu gibi malûm hâdiseler esnasında bir mausıb ve vazife işgal etmiş olduğundan b i l i s t i t r a d bahsetmiş olur. 1937 p. Bu suretle de müellifin kim olduğu meydana çıkmış olur.

kitabın ismi de değiştirilerek yazılmıştır. Zira CA 1 i ş i r 'in eserlerinin listesi malûmdur. Bu elbette yanlıştır. İhtimal eser A l i ş i r N e v â y i 'nin kütüphanesi için yazılan bir nüshadan istinsah edilmiş ve onun eserin müellifi olduğu müstensih tarafından zannedilerek öyle kaydedilmiştir. Meselâ hicrî 4. Bizim kütüphalerimizde bazan telfiq (compilation) sıfatile vücuda getirilen eserlerin üzerine müellif ismi yazılmayan ciidlerine tesadüf ederek orijinal eser keşfettiğimizi zannettiğimiz de az vaki olmuyor. Bunun gibi Topkapı sarayında farsca Tevârix-i Alem kitabı vardır. Mal^m tarihî eserlerle mukayese edilince anlaşılıyor. sadece bir müstensih isminin müellif adı olarak kitaba geçirilmiş olması da mümkündür. Tetkikten sonra anlaşıldı. S c h e f e r için diğer bir nüsha istinsah edilmiştir. A h m e d a 1 . A h m e d a l . Hatta bunlar da bazan yalnız müellifin değil. Bu cümleden olarak Hafi s A b r ü'nun Zubdat at-tavârih B av sun gurV sinin Fatih kütüphanesindeki nüshası M f r x ö n d 'in Ravzat us-şafâ adlı eseri olarak kaydedilmiştir. Ch. ki bu eser İbn Misk vayh'-in matbu Tacarib al-Umam'inin bir cildi imiş. hele Tarih-i Yemini gibi bir kitaba şerh yazmak asla onun meşgul olacağı bir iş değildir. asra aid bir eser bulunuyor. Bunlar sayesinde müellif meydana çıkmasa bile hangi devrin adamı olduğu tesbit edilmiş olur.\ — 85 - Bazan da eserlerin üzerine müellif olarak hataen başka birisi yazılabilir. Bu nüshadan Prof.d i n ' in bu büyük eserini onunla müştereken yazmış olması ihtimali de varid ise de. ki bu nüsha da Paris'te Millî Kütüphanede mahfuzdur. Üzerine kitabın müellifi olarak M u h a m m e d b. ki bu şerh Mısır 'da basılmış olan M a n i n i şerhinden ibarettir. Halbuki bu eser Raşid ed-din et-Tabib'inin eseridir. Bunun gibi İbn al-Aşir . ve Topkapı Sarayında daha iki nüshası vardır. yani eser M u h a m m e d b. O arapça bir eser yazmamıştır. Buna da aynı Topkapı Saray nüshası üzerindeki kayıt geçirilmiştir. Bu Muhammed b. Ahmed Buxâri ' nin R a ş i d e d .B u x â r i ismi yazılmıştır. Meselâ istanbul Kütüphanelerinin bazılarında c U t b i ' nin Gazneli Muhmud'un tarihine âit Târix-i Yemini sinin arapça bir şerhi CA 1 i ş i r N e v â y i 'nin eseri olarak gösterilmiştir. Müellifi malûm olmamakla beraber her halde o devrin tarihi ve yazısı da öyle. Müellifi tasrih edilmiyen eserler içinde bilhassa müellifin mütekel-lim siygasında yazdığı sözlerini ve zihredilen vakıalara muasır olup olmadığını gösteren kayıtlan bulmak mühimdir. Bizim İstanbul kütüphanelerinin fihristlerinde ise müstensih veya müstemlik adlarının müellif ismi olarak kaydolunduğu belki de yüzlerce eser vardır.B u x â r i 'nin eseri olarak kaydedilmiştir.

III. bunlar herhalde birbirine bağlıdırlar. Bunların pek çoğu B a lc a m i 'nin Taban tercemesinden alınmıştır. Bu usulü her muallim. hükümdar ağzından naklolunan hikâye ve <bilik»Ierin Oğuz destanından alınmış olduğu söyleniyor ve buna bir hikâye misal olarak gösteriliyordu '). 37. Der islamische Orient. Edebî istiklâlin bu devirde ehemmiyeti yoktu. Fakat bu bağlılık onlardan birinin diğerinden alınmış olduğunu kestirmek için kâfi değildir. Eserlerin birbirinden kopya olup olmadığım tayin için "karşılaştırma usulü" (methode comparative) tatbik olunur.— 86 — ve İbn al-Kaşir gibi müelliflerin compilatif eserleri de orijinal birer eser gibi görünürlerse de. . bu sonuncusu elbette kopyadır. Bunun için kaynaklar tahlili (analyse des sources) usulleri işlenmiştir. yoksa başkalarından mı istinsah etmiş olduklarını tesbit ederken tatbik eder. talebelerin yazılı vazifelerini kendileri mi yapmış. 66. Çünkü Raşid ed-din'de &*> (=taş) diye yazılan l ) M. kelime ve isimleri yanlış okuyarak yazmış ise. Tarihî vesikaların bu yönden tedkikatında riayet edilmesi icab eden esas şudur : Eğer iki veya daha çok kaynak aynı hâdiseleri aynı veyahut birbirine benzer bir şekil ve üslûbda yazmışlarsa. Bahis mevzuu eserlerden biri bir meseleyi anlıyarak yazmış. Şekil ve üslûb itibariyle birbirine bağlı olan eserler arasındaki münasebet türlü türlü olabilir : 1) Bir eser diğerinden sadece kopya edilmiş. diğeri de bu sonuncudan istinsah edilmiş. H a r t m a n n . diğeri de anlamıyarak. 2) veya bu eserler müşterek bir kaynaktan istifade etmiş olurlar. Böyle bir hüküm bilhassa ortaçağ eserleri için doğru olmaz. Çünkü o zamanın müellifleri bir-birlerin tasnif şekillerini ve hatta ûslûblannı kolayca benimsemişlerdir. Meselâ bizde bir çok Kısası Enbiya kitapları vardır. bunların eski zamanlara dair bahisleri sadece daha eski eserlerden derlenmiş malûmat topluluklarından başka bir şey değildir. 4) Dış intikadın diğer bir mevzuu bir eserin orijinal mi yoksa başka bir kaynaktan mı alınmış olduğunu tayin etmektir' Bu da bahis mevzuu eserin verdiği malûmatın diğer kaynakların malûmatiyle mukabele edilmesi usuliyle yapılabilir. Yani bir kaç müellifin birbirlerinin eserlerinden istifade etmedikleri halde hepsinin de aynı kaynaktan alarak müstakil eserler vücude getirdiklerinin misali çoktur. Meselâ Reşid ed-din'de Cengiz Han'a aid. Halbuki bu hikâyeyi Oğuz destanından nakletmiş olduğu zannedilen Y a z ı c ı Z a d e c A l i 'nin buna dair sözlerini Râşid ed-din'in Câmf ut-tavârîA'indeki ibareleriyle mukabele ederken bilakis Yazıcı Zade'nin Cengiz'e aid rivayeti Raşid ed'din'den kopya etmiş olduğu anlaşılmıştır.

Akdeniz ile Kızıl Denizi birleştirme tecrübelerine aid bahiste A 1 . Mir Islama I. Bazan bir eserin aslı daha muhtasar oluyor. Halbuki aslında bu hatalar al-Birüni'ye değil. Fakat A 1 . ki bu hikâye için asla va-rid değildir ')• Yine meselâ Selçuk'un babası Dukak 'in lâkabı olan Demiryahg kelimesini saxt keman (sert yay) diyerek tercüme eden farsea eserin esas menba olduğunu zannetmek hatadır.B i r 0 n i 'nin Tahdid nihâyât al-amâkin adlı eserinde bu hususa aid münderic bulunan malûmat çok kısadır ve gayet doğrudur.ii. T o g a n. Ortaasya Türk tarihi hakkında dersler. diğer tarafdan B nin de diğer hususlar!) B a r t h o 1 d. Birbirine bağlı olan ve benziyen eserlerden hangisinin hangisinden alınmış olduğunu tesbit etmek için bunları birbiriyle mukabele-ederken. bu eserlerin birbirinden farklı olan noktalarını tetkik etmeliyiz. V. ondan yanlış ve ilaveli nakiller yapan ibn Ayaş'a aittir. Zira bu farsea eser bu malûmatı diğer bir arapça eserden almıştır. 67. Bazen de bilâkis müstensih asıl menbaı tashihe. ki bir mevzuu diğerlerine nazaran daha tafsilâtlı olarak anlatan eserlerin muhakkak surette asıl olduklarını zannetmemelidir.. Umum Türk Tarihine giriş. coğrafyaya aid Nasq al-azhar adlı eserinde. 191.B i r ü n i 'den tarihî malûmat nakletmiştir.87 — okunmuş ve "suya düşen taş" demek olan cümle <suya düşen köpek> diye gülüne bir şekilde tercüme edilmiştir. Bunlar da ancak karşılaştırma usuliyle tesbit edilebilmektedir. yanılıyor ve bu suretle yakalanıyor. Ibn Ayâs ise Al-Biruni'den aldığını tasrih ettiği bu malûmata bazı şeyler ilâve etmiş ve bozmuştur. Bunun emsali pek çoktur. 2) Z. Eğer bunlardan A ve B ile işaret edilen ikisinin C ile işaret edilen üçüncüsü ile mukabelesi esnasında meselâ A nın bazı hususlarda C ye pek benzediği. kelime Yazıcı Zade tarafından yanlış olarak . Bunu okuyan bir kimse al-Birüni gibi büyük bir müdekkikin eserinde bu kadar fahiş hatalar bulunduğuna hayret eder. . 440. Bundan da anlaşılır. 99. izaha ve ona ilâveler yapmağa kalkışıyor. Meselâ Mısır'lı l b n A y â" s. Bu arapça kaynağın yazma nüshasında bulunan hadi d (demir) sözünün (şâhib al-qavs al-hadid) şadid (sert) diye yanlış yazılmış ve farseaya bu yüzden saxt diye tercüme edilmiş olduğu kat'î olarak anlaşılmaktadır 2). s. s.( = köpek ) olarak Bazen de başka bir müellifden nakleden bir müellif asıl kaynaktaki sözleri kendi bildiğine göre kısaltıyor ve bu yüzden hikâyenin tadını kaçırıyor ve mânâsını bozuyor.

lbn Fadlân seyahatnamesinin Meşhed nushasındaki eksikleri de Y â q ü t . l>u kayıp menba meselâ arapça ise bundan istifade edenlerin t/azıları ondan arapça cümleler naklederler. Arapcadan da meselâ A l .Q u a z v i n i . Fakat bunlardan nakiller pek çoktur. Arapca bir eseri nakillerden toplayıp ikmal etmenin usul ve tekniğini öğrenmek i ç i n bu kitabın arapca metin kısmı bir örnek teeşkil eder.ann istifade etmiş oldukları asıl menba ortadan kaybolmuş bulunuyor. bûiı'. yani A ve B nin C den rnüstakülen kopya edildikleri anlaşılmış olur. yani bunların usul ve tekniğini öğrenmek için çok mühimdir. Z a k a r i y â a l .M a d â y i n i'nin tarihi ve C a y h â n i'nin coğrafyası kaybolmuşlardır. Meselâ Paul S c h e f e r . Bazan müşterek bir kaynaktan ntifade suretile vücude getirilen elde mevcut olduğu halde. Bunlar bir araya getirilerek her iki eserin şekli aslîsini. Bütün bunları bir araya toplayıp o kayıp olan eserin fragment-lerinden o eseri kısmen olsun dahi ihya etmek mümkün oluyor. asra ait olup da kaybolan Annales Pater brannenses adlı bir tarihî kaynağı diğer menbalardaki nakillerdeki bulunan fragmentleri bir araya getirerek ihya etmiş ve 1870 de neşretmiştir.B o i c h o r s t 12. Ah-m e d T ü s i gibi müelliflerin nakillerinden tamamlanarak tarafımdan neşredilmiştir. yahut onu değiştirmiş.i a l H a m a v i . bunlardan her biri bu menbaın malûmatına bir şey ilâve etmiş. ihya etmek mümkündür.— 88 da C ye pek fazla benzediği tezahür edecek olursa. kendi asırlarına uydurmuş olurlarsa hu eserin aslî şeklini tesbit etmek kabil olmaz. Diğer bazıları meselâ bir farsea eserden naklederken arapçayı farseaya çevirerek naklederler. fakat bu B ve C birbirlerine benzemiyorlarsa o halde A ile işaret olunan eser muhakkak surette B ve C nin her ikisinden alınarak telif olunan bir compilation-dur. o vakit bu ilk iki eserin. o zaman onlardan ancak birisinin (yani ya A yahut B nin) o üçüncü eserden. Bu eser mukayese usuliyle menbalar öğrenmek ve metinler ihya etmek tekniğini öğrenmek bakımından. yani C den alınmış ve A ile B den birisinin de diğerinden nakledilmiş olduğu sabit olur. Eğer A eseri B ve C ye çok benziyor. Şayet A ve B il e işaret olunan eserlerin C ile işaret olunan eserlerden farklı olan noktaları hemen aynı ise. Meselâ milâdî 840 senelerinde Bizans ve Karadeniz taraflarına seyahat eden Muslirn alC a r m i adında bir . kısmen de olsa. Şayet bir kaç kaynak şekil ve mündericat i t i bari l e birbirine yakın iseler bunları üçer üçer veya ikişer ikişer birbi ril e karşılaştırmak s uret il e hangisinin hangisine mehaz olduğu meselesinin yukarıda göstermiş olduğumuz usulle tesbit edilmesi mümkündür. Kaybolan bir menbadan muhtelif asırlarda yaşıyan müellifler istifade etmiş ise de. yahut çok müşkil olur.

Bunlardan meselâ El-Bîrûnî'nin. ki buna rezeusion veya edition critique denilir. ve 1 b n R u s t a h gibi müellifler istifade etmişler. Arab coğrafya külliyatını. aslî şeklini (archetypus) ihya ederek tabederler. ondan alınan derivee şekiller ise küçük harflerle kenarda. usuliyle tetkik etmek neticesinde bu nakillerin şeceresini tes-bit kabil oluyor.89 zatın kaybolan eserinden 1 b n X u r d â d b i h. Meselâ Hudüd al-*Âlâm kitabının müellifi böyle yapmıştır. bunun gibi cAbd ur-razzâq Samarqandi'nin Matla C ü s . sonra onlardan da daha muahhar olan başka müelliflere geçmiş malûmat ve kayıdlar bulunursa. Fakat bunu daha kimse yapmadı. 74-75) yalnız bir mesele hususunda bunun tecrübesi yapılmıştır.S a c d a y n adlı eserinin Edirne Selimiye kütüphanesindeki nüshası zikredilebilir. 212. metinleri ele geçen herhangi bir nüshaya göre değil. ki eldeki nüsha müellifin kendisi tarafından yazılmış nüsha ise. Eğer bir kaynağı asıl nüshası bulunmadığından dolayı. cildidir. s. Bazıları bu eserden istifade e t t i k l e r i halde ismini zikretmemişler. M i n o r s k y'nin Hudüd al-cAlam kitabının ingilizce tercemesine aid haşiyelerinde bulunuyor (Bk. Fakat bu şekilde nakillerden istifade edip metin ihya etmek ancak farazi mahiyette olur. meselâ Iştaxri. İbn Havqal ve saireyi bir araya getirerek neşretmek bu esasa göre yapılabilirdi. Bir müelliften alınarak diğer m ü e l l i f l e r i n eserlerine. Burada menbaın asıl nüshası bir az iri harflerle kitabın ortasında. Benim 1940 da Budapeşte'de basılan «11. C a y h â n i . kitapdan harfiyyen alınmayıp mealen alınanlar ise espase edilerek yine ayrı basılmışlardır. 436) Birbirinden alındıklan halde b i r i ni n diğerinden i s t i f a d e nisbetleri karışık olan menbaların karışık olan birer asıl kaynağa münasebetlerini tayin etmek üzere mukayese usuliyle metin neşr etmenin en mükemmel numunesi Monumenta Germaniae Historica serisinin 1841 de çıkan VI. alNuvayri'nin Zahabi'nin ve Kâtib Çelebi'nin İstanbul kütüphanelerinde bulunan ve kendi ellerile yazılmış eserleri. mutlaka dünyada mevcud nüshalarının en mühimlerini karşılaştırarak. Bunun misali V.. Maamafih bunlardan toplayıp faraziyelere dayanan b i r ıeconstruction yapmak mümkündür. o vakit bunu kendisinden istinsah edilmiş bulunan diğer nüshalarla karşılaştırılmağa lüzum kalmaz. Tabiîdir. 420. biz de tenkldli metin neşri diyelim. nüshaları muhtelif olanların mukabelesini yapmaktır. 68. 5) Dış intikadın diğer bir ciheti de bir menbaın asıl metnini ihya etmek. 428. 268. Zamanımızda. asırda Hazarlar memleketine tabi Kavimler » ismindeki almanca eserimde (s. aslından istinsah edilen nüshalara göre neş- . Mas' ü-d f.

nüshalar ayrı guruplar teşkil ediyorlarsa. Bâğ-i Zâğân'a indi. Bunun usul ve tekniğini ayrıca öğrenmek icab eder. buna mukabil bu eserin daha mükemmel ve eski bir nüshasından dikkatli bir adam tarafından 17. nüshalardan hangisinin hangisinden istinsah edilmiş olduğunu. Tenkidli metin neşrinin başlıca esasları şunlardır: Evvelâ metnin mevcut nüshalarından biri esas olarak alınır. Bunun için de yazmaların şeceresini tesbit etmek ve kendilerini bu esasta bir tasnife tabi tutmak icab eder. asırda istinsah edilen nüshasının daha sahih olduğu vakidir. Eserin tercümesi varsa. Bu zahmetli bir iştir. orijinal nüsha ikame edilir. Yalnız mevcut nüshaların en iyilerini almak kâfi gelir. müellifin yazdığı asıl nüshayı en iyi aksettirmiş olmak itibarile en iyisini ve en ziyada dikkatle yazılmış olanını tesbit etmek icap eder.. yapılan bu tamir ve doldurma (yahut yamama) işinde bundan da istifade edilir. (rezension) b) Yazmalar noksanlı olduğu takdirde boşlukları farazî olarak doldurulur (emendation). Onun için elde mevcut nüshalar arasından en eskisini değil. Bir kaynağın mevcut yazmalarından en eski nüshasını arayıp bulmak kâfi gelmez. Fakat bu zahmete katlanmadan nüshaları gelişi güzel sıralıyarak edition yapmak manasızdır. Mirza Baysungur da Mazendran'dan dönüb geldi» mânâsında olan : . Bu usul. gayrı ilmîdir. Eğer bir eserin yazma nüshaları pek çok ise bunların hepsini bir araya getirmeğe lüzum yoktur. epeyce müşküldür. Meselâ Mirxond'un Rav-zat us-şafâ adlı eserinin nüshalarında Şahruh ve Baysungur Mirza hakkındaki bahisde «Şahruh Herat'a döndü. Diğer nüshalara göre yapılan tashihler ve nüsha farkları öteki nüsha üzerine yapılır. Sadece bunu esas edinmek de asla caiz değildir.90 retmek icab ediyorsa. Bunun için mütehassısların yanında tecrübe görmek lâzımdır. asırda telif olunan bir eserin 11. Meselâ 10. Nüshaların şecerelerini vücude getirmenin iki safhası vardır: a) Eserin rivayetleri yahut muhtelif rivayetlerinden (redaction) alınan nakilleri (citate) bulunup tenkit gözünden geçirilir. Bunun için şu hususlar araştırılır: acaba nüshalardan birisi diğerinden alınmış değil-mi dir? ve o aslında müellifin orijinal nüshasına münasebeti nedir? Bu hususlar yazma nüshalarda mevcut eksiklerin ve muayyen hataların tekerrürü keyfiyetinden kolayca anlaşılır. Elde mevcut nüshalar bidayette menşeilerine göre tasnif edilirler. hangi nüshanın hangi grupa mensup olduğunu tesbit etmektir. asra aid eski bir nüshasının hatalarla dolu olduğu. "Şecere" den maksad. sade görünmesine rağmen. bu ancak bahsettiğimiz karşılaştırma (colla-tion) usulüyle yapılır.

. sekizinin de Pa dan istinsah edilmiş olduğu ve Pa dan alınan nüshaları da nüsha hataları ile mukayese ede ede 12 nüshadan tarafımdan Ta ve Fa diye işaretlenen ikisinin Topkapı sarayı. Sonra bu ilâvelerimi Pa nüshasına göre tashih ettim. yahut üçüncü asıllardan çıkarılmış ehemmiyetsiz nüshalar olduğu anlaşldığından onları bu mukayese işine celbetmeğe lüzum görülmedi. 22 nüshadan kalan on nüshası da bu ikinci. diğeri de Pa ile işaret ettiğim Paris suppl. diğer 7 nüshasile de kısmen karşılaştırarak 12 nüsha ile mukayese ettim.— 91 sözü elde mevcut 9 nüshanın 4 ünde Jjjr' j^j £V j» «-VJ *^* ji j'j-^'j^ cis Jt jU'j JLJ jl j4 >^-JI< Ij-Mj *J*J* şeklinde yazılmışsa bu nüshalardan her dördünün de çok yanlışlı olan bir nüshadan istinsah edilmiş oldukları. Bunun birisi Ka ile işaret ettiğim Kabil şehir kütüphanesi nüshası. Şöylece elimde mukayese ettiğim 12 nüshadan dördünün Ka dan. Ben kendim Alişîr Nevâyî'nin Macâlis ün-Nafâ^is adlı eserinin 22 kadar nüshasını gördüm. Bunlardan 2 nüshanın Alişîr'in kendi nüshasına dayanan iki rivayet (redaction) olduğu görüldü. Bunlardan Ka nüshası müellifin il k defa yazdığı şekil olup bunda bir çok şairlerin tercümei halleri eksiktir. kalan nüshalardan bir kısmının Ba. şüphe götürmiyen üç delil ile kafi olarak sabit olmuş olur. No. Bazan birbirinden farklı olan ikinci orijinaller birinci orijinalden mu-arref olmaz da müellif kendi eserini iki yahu} üç rivayette (redaction) yazmış olur ve yazmalar bu rivayetlerin şu veya bu nüshasından alınmış yahut alınmışlardan alınmış olur. Pa. 4056 nüshaları Ka nın aslından Jc ve Wa nüshalarının da Pa dan alınan nüshalar olduğu. 808 ve Fatih kütüphanesi N. La. 316 nüshasıdır. CA 1 i A ş g a r Hikmet tarafından neşredilmiştir. Turc. Bunun gibi ben Muhammad cAvfi'-nin Cavamf ül-hiköyat eserinin ve Mascüdi'nin Murüc alzahab adlı !) Macâlis ün-na/a'ı's'in Fasrî Sultan Muhammed ve Hakîm Şah-i Qazvînı tarafından yapılan farsca tercemeleri 1945 de Talıran'da Prof. Müellifin bu eseri iki redaction'da yazdığı bu eserin tam nüshadan Falın Sultân Muhammed b. diğer bir kısmının da Wa dan istinsah edilmiş oldukları sabit oldu. Fakat eseri bunlardan ancak 5 ile tam olarak. Revan Köşkü N. Meselâ Cami'1 üt-Tavârix-i Ğa-zöni'n'm K. Wa nüshaları alındı ve bunlara da Pa esas tutuldu. Emiri al-Haravi tarafından yapılan ve Lefa'ifnâme ismi verilen farisî tercemesinden (La) anlaşıldı ') çağatayca aslının Ka daki eksiklerini ben bu La nüshasından çağatay-caya çevirerek ikmal etmiştim. Ta. J a h n neşrinde ve G i e s e'nin Anonim Osmanlı Tarihi neşrinde bunlar gösterilmiştir. Bu cihetten kitabın mukayesesi için Ka. Pa nüshası da müellifin son tam nüshasıdır.

Bu cihetten zahiren ilmî bir neşir gibi görünen bu tabı pek hatalıdır. Bu bakımdan bu neşir asla bu eserin edition critique'i sayılamaz. Wa=* Viyana nüshalarından a nüshası demektir. Bunun Kalkutta'da iki cilt olarak tab olunan nüshası basılırken 6 yazma nüsha esas tutulmuştur. Meselâ deminki misalde benim Macâlis ünnafâ'is nüshaları için intihab ettiğim işaretlerde Ka-= Kabil'de bulunan nüshalardan a nüshası. lu nüshasını alırız. Eğer biz bu eser İstanbul'da yeniden neşretmek istersek bunların en iyisi ve en eskisi olan Kara Çelebi Hüsameddin Efendi nüshasını (No. fa= Paris nüshalarından a nüshası. Muhakkak ki bazı nüshaları aynı asıldan gelmektedir. Bir de burada Ş a r a f e d . gelişi güzel altı nüsha ele alınmıştır. Halbuki matbu nüshaları da vardır.92 — eserinin Türklere aid kısımlarını bu iki eserin müteaddid nüshaları ile karşılaştırdım. Buna E alâmetini verelim. La= Latâ'ifnâme nüshalarından a nüshası. Nasıl ki B a r t h o 1 d 'de Uluğ bey ve zamanı adlı eserinin rusca neşrinin sonuna Ravzat us-şafâ'dan farsca olarak naklettiği bir faslın mukayesesi için bu eserin matbu nüshasından maada Petersburg Asya Müzesindeki 3 ve Petersburg Üniversitesi Kütüphanesindeki 3 nüshayı karşılaştırmakla yetinmiştir. Bu nüsha müellifin hali hayatında 17 Safer 840 da Eberqüh'da yazılmıştır.. (i9. ' 'alnız fihristlerde kayıtlı nüshalar yüzü aşkındır. Cavâmi' üi-hikâyât nüshaları için bu zikrettiğime benzer bir şecere tertib ettim. Gösterilen nüsha farkları da ehemmiyetsizdir. Yazma nüshaları pek çoktur. lu nüs- . 275) esas edineceğiz. C gibi hurufat sırasile vermek de mümkündür. Bu nüshaya Q alâmeti verelim.d i n Y a z d i 'nin Zafarname's'ı-ni ele alalım. Sonra Esad Efendi kütüphanesinin 2370 No. bunda yüzü aşkın bütün nüshaların mukabelesinden vaz geçip şecere ile ehemmiyeti tesbit olunan 5-10 nüshasının karşılaştırılması kâfî gelecektir. Fakat alâmetlerin bir mânâya delâlet elecek şekilde olmaları daha münasiptir. Fakat bu yazmaların şeceresi tesbit olunmamış. Ta= Topkapı saray kütüphanesindeki nüshalardan a nüshası. Bu gibi işlerde nüshalara harfli birer alâmet verilir. Aa= İstanbul'da Ayasofya nüshası demektir.Hindbtan tabıları bir tarafa bırakılıp ilmî usulle yeniden neşri cihetine gidilecek olursa. Bu nüsha 855 Zilhiccesinde yazılmıştır. Bu alâmetleri sadece A. Eğer bu eserin itimada kafiyen şayan olmıyan. Yukarıda zikri geçen eserlerden Mirxond'un Ravzat us-şafâ'-sının nüshaları Avrupa ve Asya'da mevcut kütüphanelerin çoğunda bulunur. B. Sonra üçüncü nüsha olarak Fatih kütüphanesinde 4425 No.

Çünkü onların da müteaddit nüshaları vardır. Buna da Th alâmetini veririz. Mukayese edilen nüshanın aşağısına nüsha farklarını göstermek ve mülâhazaları yazmak için yer bırakılır. ki buna da Mt.d i n Sami 'nin Zaferrıame si H a f i ? A b r ü 'nun Zubdat üt-tavârix Bagsungurî'si ve M u s e v î 'nin Asalı üt-tevâri x'id\r. Buna da Fa alâmetini verelim (çünkü Fatihde daha iki nüshası vardır). Nüshadaki farkları gösterirken meselâ bir «ji'i»s özü Q nüshasında «. 1328 nüshayı alırız. Bu eserlerin de hangi kütüphanelerde mevcut hangi nüshalarından i s t i f a d e edildiği de alâmetlerle beli rt ili r. Hafi? Abrü'ya HA. ki 857 senesinde yazılmış hareketli bir nüshadır.y^» yazılmış. Bunlar da N i z â m e d . Demek oluyor ki Şaraf ed-din Yazdi'nin eserinin istanbul'da yapılacak ilmî neşri 6 nüshasına ve diğer üç esere bakılarak ve o n l a r l a karşılaştırılarak vücuda getirilebiledektir. Nihayet Kalkutta'da basılan matbu nüsha kalır.d i n CA 1 i 'nin 'lârix-i ğazavât-i Hindistan adlı eserinden bilhassa ismi hasların tes-bitinde muhakkak istifade edilmelidir. Buna da Tr alâmetini veririz. Q3 _ hayı alırız ki 17 Ramazan 871 de ikmal edilmiştir. lu nüshayı alırız. yani matbu nüsha. İhtimal şecere tesbit edilirsa zikri geçen beş nüshadan başka b i r i s i n i n esas tutulmaya daha lâyık olduğu meydana çıkar. Musevî'ye de Ms işaretlerini koyarız. Dördüncü olarak Topkapı Sarayı Hazine No. Çünkü aynı mevzu üzerinde yazılmış diğer muvazi eserler de vardır. yahut: Q : . ki 884 de yazılmıştır. Ben Zafernâme'nin İstanbul kütüphanelerinde mevcut bütün yazma nüshalarını gördüm. alâmetini veririz. Şimdi bunlardan Niâm ed-din Sami'ye NŞ.. diğer nüshalarda ise farklı yazılmış ise ismin bu yazılışım Q nüshası esas alındığından ayrıca göstermek icab etmez. Beşinci olarak Topkapı Sarayı Revan Köşkü 1522 No. fakat bu nüshaların şeceresini yapmış değilim.-. tamamlık ve kıdem cihetine bakarak Q nüshası esas tutulmuştur. Çünkü bu eserler Temür t a r i h i nin uygurca aslından istifade edilerek yazılmış ve her biri has isitnle-rile arab hurufatı ile transkribe ederken başka şekilde okuyarak yazmıştır. Bu cihetten bu eserlerden biri diğerini ikmal etmektedir. Bu üç eserden ve Hindistan kısmı için de G i y a ş e d . ki buna da upparat denir. Şaraf ed-din Yazdi'nin Zafernamesi bu beş nüshası ile ve ihtimal başka nüshalarla mukabele edilerek yeniden neşredilecek olursa bu neşirde yalnız Şaraf ed-din Yazdi eserinin nüshalarını karşılaştırmak kâfi gelmiyeceğini de ilâve edeyim. Şayed Temür t a r i h i n i n uygurca aslı bulunursa Şaraf ed-din Yazdi'nin 2afer-name'sinin neşrinde bu uygurca nüsha muhakkak ki en mühim esaslardan biri olarak mukabele edilmelidir. Burada yalnız yazıdaki dikkat.

o zaman metinde bugünkü ismine göre yani naşirin bildiği gibi yazılır ve ap-parat'da nüsha farkları gösterilir. Meselâ M. bugün dahi mevcuttur" diye izahat verilir. Yahut kelime Q işaretli nüshadaki jt1 ise ve metne o şekli alınırsa. Bir kısım müsteşrikler de haşiyeleri arabca yazarlar. Eğer bugün bile mevcut olan bu nehrin ismi Q da yanlış olarak jVI yazılmışsa ve yalnız Th da doğru ise. Haşiyeleri lâtince olanlarda yazma asıl nüsha cod= yani codex diye işaret edilir. Eğer bir kelime metinde noktalı olarak yazılmış da haşiyesinde cod. meselâ s. Th : j\>\. Biz ise bu gibi metinlerin neşirlerinde sadece türkçe yazarız. U ve K da bu kelimenin ilk nısfı. metne bu doğru şekil alınıp aşağıda : Th : öyle. Fa : >" i diye yazılır. bu kelimenin asıl nüshada noktasız olduğu anlaşılmalıdır. hatta mülahazaları lâtince olarak yazmak makbuldü. sine punctes bulunuyorsa. haşiyede "Q : öyle. Tabarî ve saire metinlerinin apparatları lâtincedir. Benim lbn Fadlan ve EI-Bîrûnî'ye ait neşirlerim de arabcadır. Q : jV\t E: $> ) diye işaret edilir. Eğer bir kelimenin eserin başka bir yerinde meselâ s. Eğer tekmil nüshalarda yanlış yazılmış ise. Bunun manası kitabın yazma nüshalarından L. 12 de geçmiş şekline bakılmasını işaret etmek istiyorsa cf. varsa. denilir. Yani lâtince olan appara'. jjj bulunmuyor. bunun manası asrf nüshada buranın boş ve açık kaldığıdır. yalnız **!»' yazılmış demektir. Meselâ metindeki ^"}tj kelimesinin mukabilindeki haşiyede : Partem primum non habet LUK sözü yazılmış bulunsun. «asıl nüshada öyledin diyecek yerde sic cod. de G o e j e tarafından neşredilen Arab coğrafya külliyatı. yani. E : jV\ . Eğer naşir kendisinin muhtemel gördüğü bu şekli apparat'da veriyorsa fortasse. Haşiyede Locana in cod. Arabca olarak da J-Vl j Uf yazılır. Son zamanlarda Şarka ait metin neşriyatında naşirler haşiyelerini kendi ana dillerinde yazar oldular. Yani meselâ j)"J mukabilindeki haşiyede U om yazılmışsa bu U nüshasında yalnız f} kelimesi bulunuyor demektir.— 94 öyle. bilhassa Mısır'dan uzak memleketlerde yazılan nüshalarda farklar varsa böyle farkları göstermekten vaz geçilir. fakat bu isim j^dır. infra 261 diye yazar. Fakat pek meşhur ve maruf olan isimlerin (meselâ Nil nehrinin) yazılışında nüshalarda. E: jt»'l. eğer «anlaşılan böyle» demek ■ istiyorsa videtur yazar. Yani arapça bir metin bile neşretsek yine ya . Evvelce metin neşrederken apparat'ta işaretleri ve kısaltmaları. 261 daki bir şekli ile karşılaştırılmasını tavsiye ediyorsa cf.lardan istifade edebilmek için bu gibi birkaç kelime ve işareti öğrenmek gerektir. supra p. 12 ve eğer daha sonraki sahifelerden birinde.

Zaten herhangi bir şehirde mevcut nüshaları mukayese ederken bile fotoğraflarını elde bulundurmak ve bütün matbaa tashihlerini her defasında o fotoğraflara bakarak yapmak en emin ve sağlam yoldur. Bu nüshaların fotokopilerini getirmekle maksad hasıl olur. Bazı yerlerde noksanlar kari ne ile tarafımdan ikmal edilmiştir. Nüshaları muhtelif memleketlerin muhtelif kütüphanelerinde dağınık olan bir kaynağın nüshalarının mukabelesini yapmak için zamanımızda bütün o memleketlere gitmeğe lüzum yoktur. yalnız Yâqüt'da bulnnup da asıl nüshada bulunmıyan ve Yâqüt'a göre ikmal edilen yerler *[ ] işaretleri arasında yazılmıştır. Qazvini'den alınanlar [ : q].95 arapça. noksanlıdır . Yalnız fotoğraflarda da bazan eksikler olur. Bazan metin an cak tek bir nüsha üzerinde neşredilir. fotokopide ise farkedilmez. Bunun için asıl nüshaların fotokopilerini daima yanında bulundurmak metin neşrinde en emin ve ilmî yoldur. . Fakat bu alâmetlerin arapça metinde lâtin harflerile yazılması daha ziyade göze çarpar ve iltibastan korur ma hiyette olduğundan ben bu son şekli tercih ederim. asıl nüshada ve Yâqüt'da müşterek olan yerler < > işaretleri ara sında. Çünkü insan her istinsahda bir hata yapabilir. Bu gibi iştibah yerlerinde yazma eserin aslına müracaat etmekten başka çare yoktur. meselâ Mısır'da ve Tahran'da çıkan eserlerde. Metinler neşrinde kullanılan bu işaretlerin diğer nevileri A. hattâ bazı mülâhazalar yazmış olabilirler. yahut da lâtin alfabesile türkçe yazarız. Kitabın aslında bunlar farkedilir.. F e d e r s. Fotoğraf bazı boyalı. Meselâ İbni Fadlân kitabının nüshası tek dir. Bir de meselâ 11. Tarihimize aid mühim metinler neşreden İranlı âlim Mirza Muhammed Qazvinî de böyle yapıyor. ince ve zaif çizgili yerleri kaçırır. 70. Bu tek nüsha da noksan olur da diğer kitaplardaKİ bazı nakillerle (citate) ikmal edilmek icabederse bunun için ayrı alâmetler uydurulabilir. Bunun gibi bazan sahifenin arka tarafından mürekkeple çıkan noktalar da fotoğrafı alınan sahife-lerdeki kelimelere aid gibi görünür. bir çok yerleri Yâqüt al-Hamavi ve bazı yerleri Zekeriyâ Qazvînî'ye göre ikmal edilmiştir. renkli yazıları. Bütün büyük kütüphanelerde eserlerin fotokopilerini almakla mükellef fotoğrafçılar vardır. Yani elde mukabele edilecek diğer nüshalar bulunmaz. Bunlar şu şekilde işaretlerle yapıl mıştır : Tarafımdan yapılan ilâveler ( ) işaretleri arasında. asra aid bir yazma eseri muahhar asırlarda okuyan kari'ler başka mürekkeple bazı işaretler. 192-193 de gösterilmiştir. Yâqüt al-Hamavi'den alınan sözler [ : y]. Arapça metinler neş rinde haşiyeleri gösteren işaretler bazı âlimlerin neşriyatında. tabı esnasında da hatalar sadir olabilir. arap harfleri ile yapılmıştır.

Buna bariz örnekler vermek maksadile bir k i t a b ı n ikinci cildine 'Mas'üdi'ye göre Türk kabileleri?. fakat bu üç sınıftan birinin ismi l*jl şeklinde değil >J»j\ şeklinde yazılmıştır.ktur. Editionstechnik. F r a e h a den başlayıp herkes b i r f i k i r ileri sürmüştür. as ır coğrafyacılarından 1 s t a x r'nin ve Ibn H a v q a !'. Fakat ismi İ»V . 220-225 de bu mevzua aid biblioğrafi verilmiştir. yani bu cümlede 1»\>I isminde bir şehrin asla bahis mevzu olmadığını. Bu editon tekniğinin nazariyatı için O t t o S t a e h 1 i n. Halbuki metinlerin tarafımdan mukabelesi (İhn Fadlân. Textkrltik und Editionstechnik. Buna bakarak bu şehirlerden ismi *}~f şeklinde yazılan birisinin Kiyev olduğunu tes-bit ediyorlar. Fakat metinleri mukabele e t t i k t e n sonra bu zahmetlerin hepsinin beyhude olduğu anlaşılmıştır. Bu şehir cenubî Rusyanm muhtelif yerlerinde aranmıştır. Burada bu şehirlerin arasındaki mesafeler ve onların Bulgar'ların memleketinden kaç günlük mesafede bulundukları da kaydedilmiştir. s.B a u e r.?-1 o-'ul> yani «Hazer ve Bulgar ve Peçenklerin elbise ile kıyafetlerine gelince? demekten ibaret olduğunu. 1909. İhtimal bu doğrudur. s j. Bu son eserde s. . Burada l*j' şehri hakkındaki cümle jj*-1 Oy\> V)\ fjaM. W. y a l n ı z crMî kelimesi nüshaların birinde o-^J1 şeklinde yazılınız olduğundan bunun ı>L« fjt e çevrilmiş olduğunu göstermiştir. «Şükrullah. *o' ş eki ll eri n. Avfi ve Şaraf al-za-man Marvazi'de Türk kavimler» diye i k i bahis ilâve edilecektir. 214.n eserlerinde şarkî Avrupa'da hakimiyeti ellerine alan İsveçli Rus'larsn idare ettiği şehirlerden bahsediyor. 71. Bazı slâv âlimleri bu şehrin yerini kafi olarak tesbit etmek zahmetine katlanmışlardır. 10. 210-226. Bizim Türk tarihine ait arabî ve farisî kaynaklarda da bu nevi uydurmalar pek ço. Bu Artab'mda şimdiki Rusyada olmaktan çok iskandinavya'da.H\jVL) yani <Arşa şehri Hazarlarla Büyük Bulgar'ın arasında bulunuyor» demektir. s. G./ fr 96 Umumiyetle metinler neşri için en mükemmel teknik Almanların Monomenta Gerrraniae Historıca serisine tatbik edilmiştir. Burada yalnız metinler k a r ş ı l a ş t ı r ı l ı p bir menbaın asıl şekli tes-bit edilmeden i s t i f a d e etmek asla caiz olmadığını göstermek üzere bir küçük misal vermek isterim. Vakıa kaynaklarımızda Rusların üç şehrindtn değilde üç gru/m'ndan bahseden kayıtlar vardır. Daha bk. ^V'. İsveç'te bulunduğu anlaşılıyor. 1927 tavsiye edilecek başl ıca eserlerdir. Einfuhrung. W i t k o w s k i. Ben bu derslerin tekniğe tahsis edilen ikinci kısmında ki (ayrı bir cüd teşkil edecektir) metin collation'unun bir örneğini vereceğim. 320) bu cümlenin sadece İ^j jU.yazılan bir diğer şehir hakkında geçen asrın başlarında alman alimi C h.

Dünyada birçok eserler yazıp şöhret kazanan ve sonra eserlerindeki haberlerin yalan olduğu tahakkuk eden birçok âlimlerde görülmüştür. hangi din. yâni bu kaynağın meselâ bir haber mi. Evvelâ müellifin şahsiyetini. Hâkim mahkemede dâva edilen işin hakikatini tesbit etmek için muhtelif şahitlerin ifadelerini karşılaştırarak kontroldan geçirdikten sonra kararını verir. İç intikad. kontrol edilmek icabeder. medenî seviyesini. Sinan'ın mimarisinin karakteristik vasıfları hakkında verdiğimiz hükümler de kıymet ten düşer. onun hayatını. Haberlere gelince. Buna istinaden üstat Sinan'ın mimarisindeki karakteristik hususiyetler hakkında hükümlerimi veririz. Yalnız onlar hakkında bizim hükmümüz tarafgirâne yahut yanlış olabilir.rihte Usul F . sonra anlaşılır ki bu köprü daha muahhar bir mimarın eseri imiş. İslâm âleminde râvilerden M u q â t i \ T. onun mesaî tarzını ve şahit olmak itibarile haberlerinin itimada şayan olup olmadığını tesbit etmemiz icab eder. onlar hakkında biz çok etraflı düşünmek mecburiyetindeyiz. Eğer müellifin mufassal tercüme-i hali malûm değilse bu malûmatı onun eserlerini tetkik ederek onlardan çıkarmağa çalışılır. bu onun diğer eserlerini de şüphe altına almak için kâfi bir sebep olur. Herhalde müellif olan şahsiyetin hâdiseler hakkında bitaraf ve sadık haber verilecek kabiliyette bir adam olup olmadığını tesbit etmek zarurîdir. mezhep ve partiye mensub olduğunu. Tarihçi de muhtelif menba'ların ifadelerini aynı şekilde tetkik eder ve hükmünü verir.97 B tç İntikad 72. yâni onlar hakkında bizim vereceğimiz hüküm cihetinden. Çünkü onlar eski hayatın birer parçalarıdırlar. bir menba'ın zahirî mahiyetini ta'yin ettikten sonra onun içine girerek."' . Böyle bir müellifin foyası bir defa meydana çıktımı. itimada şayan olup olmadığım ve şehadeti-nin kıymetini ta'yin etmek demektir. Fakat köprü bir devrin mimarisinin abidesi olmakta devam eder. alâka sahalarını. Biz bir köprü görüyoruz ve bunu Mimar Sinan köprüsü diye tanırız. Bununla yalnız bizim bu köprü hakkındaki hükümsüz değil.. resim mi yahut bir kaldık olmasına nazaran türlü türlü olur. Yani bu kaldıklar ancak bu cihetten. Bu işi yapmakta olan tarihçi adetâ bir hâkim vaziyetine geçer. Kaldıklar sahte değillerse her vakit itimada şayandırlar. iç intikad da birkaç cepheden ele alınarak yapılır: 1) İç intikad kaynakların karakterlerine göre.

yani onların da itimada şayan olup olmadığını tesbit etmek icabeder. bu cihetten Yâqüt'un Türkler hakkında böyle mütâlâada bulunması garib görülmüştür. E v1 i y a Ç e l e b i Seyyahatname'sinde hiç görmediği bazı kavimler ve onların dili hakkında 14. Kâtib Çelebi'nin kendi devrinde ise tekrar Aral gölüne munsap olmuştur. nereden aldığını zikretmeden. s. 150P gatır 4. Cihannüma sında.— 98 bin S ü l e y m a n vardır. Sonra müellifin haber verdiği malûmatın muasırı olup olmadığını yani o hadiseleri kendisinin görüb görmediğini. O bazan top ladığı malûmatı tasnife bile hacet görmeden muhtelif âlimler tarafın dan verilen malûmatı muhtelif coğrafî mevkilere ait verilen malûmat olarak kaydetmiştir. keza bazı seyyahlar görmedikleri yerler hakkında da bizzat görmüş ve bilmiş gibi malûmat nakletmekden hoşlanırlar. Ahsan ald. tagâsım. XIX. IV. satır 9. Barthold. Muhtelif devirlerde yazılan eserlerden malûmat naklederler. Halbuki bu nehir bir müellifin yazdığı zamanda bir isim altında Aral Gölüne munsap olmuş. 40. yâni 13. bu yola sapmıştır. asrın ilk yarısında Türkler artık müslümandı. aynı müellif. )Y5qütal-Hamavî. onların kim olduğunu. Türk tarihine ait konfranslar. K ât i b Ç e l e b i de. Hal buki Yâqüt'un yaşadığı devirde. Şöyle meselâ o Amuderya nehri hakkında muh telif müellif malûmatını Aral Gölüne yahut Hazer Denizine munsab olan birkaç nehir hakkında verilen malûmat gibi nakletmiştir. Maccam al .H a m a v î ' d e Türklerden. *) M u q a d d a s i. öyle Bizanslılarla birleşerek İslâm memleketlerine tecavüzde bulunan kuvvetli Türk zümreleri yoktu. şayet bahis mevzuu olan bu hadiseler hakkında başka birlerinden malûmat naklediyorsa. Sonra coğrafyaya ait eserler ya zan bazı âlimler.baldan. 8. Böyle bir müellifin kitabını okuyanlar da 0 müellifin bizzat kendi zamanına aid olmak üzere topladığı malûmat gibi kaydederler. Bi zanslılarla birlikte İslâm memleketlerine karşı tecavüzlerde bulunarak zarar iras eden gayri müslim bir kavim olarak bahsedilmiştir 1). Sonra anlaşıldı ki. kendisi görmüş ve işitmiş şeyler gibi nakleder. Bununla beraber Yedinci İklimde de bu. Meselâ Y â q ü t a l . asır müellifi olan Hamdullah Kazvînî'nin ese rindeki malûmatı. Meşhur kezzaplardan (yalancılardan) biridir. . Der islâm. sonra diğer bir âlimin zamanında başka bir isim altın da Hazer Denizine munsap olmuş. islâm müelliflerinde fena bir i'tiyad vardır. Ekseriya malûmatlarını nereden aldıklarını kaydetmezler. fakat kimden aldıklarını söylemezler. 489. İslâm memleketlerinde coğrafyaya ait yazılan eserle rin çoğu böyle muhtelif asırlarda yazılan eserlerin compilation'undan ibarettir. Yâqüt bu kaydı 10. asır müellifi olan Muqaddasî'den almışdır 2).

fakat Çin seyahati muhakkak.l d r i s î ' d e görmediği yerleri görmüş gibi göstermek ve eski müelliflerin malûmatını kendi zamanına aitmiş gibi göstermek hastalığına müptelâdır. kendisini Türk illerinde. PtolemeyüVde zikredilen isimlerdeki şehirler güya kendi zamanında dahi payidar olduğunu kendinden evvelki arab coğrafyacılarından ve kendisine muasır bir Ortaasyalı Kimak hakanı oğlu Canah. İhtimal müellifin mensub olduğu muhit. Sonra bu zat Altıncı ve Yedinci İklimde Türklerin ve efsanevî Ye'cüc ve Me'cuclerin memleketine ait gayet mufassal malûmat vermiştir. \>v»\Km vt Katan laıal\aınida ü. Koyu müteassıb bir hıristiyan. Keza hükümdarlara yakın olan müelliflerin çoğu hükümdarların tesiri altında bulunurlar. müslümanlar hakkında. Çin ve Hind taraflarında seyahat etmiş gösteriyor. 16. Fakat malûmatı da milâd-ı İsa'dan 2. Bir cahil tarihçi bu hekimin katlinin hakikî sebeblerini anlıya-cak iktidarda olmadığından bunun bir cinayet neticesinde öldürülmüş olduğunu söyler. asırdaki bir tarihçi Safevî Şah Tahmasp ile . Bunun başka müelliflerin eserlerinde gördüğü malûmatı kendi eserine gelişi güzel nakletmiş olması muhtemeldir. Islâmın büyük coğrafyacılarından Ş a r î f a l . yahut müteassıb bir müslüman hıristiyanlar hakkında bitaraf hüküm veremez. ki yalandır. Kendisi herhalde Hind'de bulunmuştur. (Cânâx bin Xâqân al-Kimâkî) dan öğrenmiş gibi bir intiba' husule getirmek istemiştir. Bunun gibi Araplardan bir seyyah Abu D u 1 a f vardır.. Bu zat kendisini Anadoluyu gezmiş gibi gösterir. Yazıların sansurdan geçmesi eski zamanlarda da olağan bir işti. o da meseleyi o muhite göre izah etmiştir.onun bahsettiği hadiselerin hakikî mahiyetini anlıyabilecek seviyede değildir. halbuki Anadolu hakkında verdiği malûmat ancak Avrupa kaynaklarından alınmışdır.a seya\ld\ yapmış gibi gösteriyor. işte bu gibi ağır mudil meselelere ancak iç intikad usulü ile yaklaşılabilir. Meselâ bir hükümdar bir hekimi ve filesofu öldürür'. asırda yaşıyan Ceyhânî ve İbn Xurdâdbih'in ve kendisine muasır bazı diğer zavatın verdiği malûmat ile bir araya karıştırıb sun'î bir tasnife tâbi tutmuş.99 lunmuş gibi görünmek için kendisini eski Altınorda başkenti Oİan Saray. müellif de verdiği malûmatını o muhite uydurmak mecburiyetini görmüştür. Bütün bu eski kaynakların müellifi üzerinde kendi zamanlarının ve muhitlerinin tesiri olacağı ve bunların da ne gibi tesirler olacağı iyice öğrenilmelidir. Yahut hakikî sebebini kendisi bilse dahi muhiti o katlin hakikî sebebini yazmağa müsait değildi. asırda yaşıyan Ptolemeyus'un eserinden alınan malûmatı 9. kendisinin bu ülkeyi gördüğüne delâlet eden inanılır kaydı yoktur.

Safevî ordusuna beyaz gömlekler giyerek gelen erenlerin katılmış olduğunu söylemeği zamanının ruhuna daha uygun bulur ve vakıaları öyle anlatır. 2) Bir eserin kıymetine ait hükmü verirken tarihçi kendisini filhakika bir hâkim gibi telâkki etmelidir.— 100 — Özbek hanı Ubeydullah Han arasında Horasanda vaki olan muharebelerde oklarla mücehhez olan Özbekler üzerinde Tahmasp'ın ordusunun toplarla mücehhez olduğunun tesirini ve ehemmiyetini lâyıkile takdir edemez. asırda yapılan mahkeme kararını bugünkü hukuk noktasından tetkik edemediğimiz gibi. . keza zamanımızda bir kaynağın nasıl yazıldığı hususuna göre değil. Biz 13. ayrı ayrı tetkik edildikten sonra kaynakların ifadelerindeki tezadlar. 73. o zaman isyanları tenkil ederken ehaliye ve zihinlere tesir maksadı ile Iranda ve Avrupada tatbik edilen kelle minareler yapmak adeti. k a l d ı k dediğimiz kaynaklara da mahkemede hâkimin elinde bulunan maddeler (meselâ bir katilin muhakemesinde tabanca. Bu mesele ileride yorumlama (Interpretation) bahsında da annatılacaktır. kanlı elbise ve maktulün cesedi) nazari-le bakmak yakışır. Kaynakların ifadeleri birbirinden tam müstakil oldukları halde. çünkü onu her tüccar billir. Bazan bütün maddeler ve şahidlerin ifadeleri olduğu halde dâva da hakikati isbat etmek mümkün olmadığı gi. orta çağ Avrupasındaki müşahede ettiğimiz garip zihniyetleri bugünkü görüşlere göre sadece takbih edemeyiz. kat'î olur. o müellifin zamanına kadar giderek o zamanın medenî seviyesi i'tiyad ve ihtiyaçları gözönünde tutmak ve ona göre hüküm vermek icabeder. o halde o hüküm de.bi. ancak şahid sıfatı ile dinlenen bu kaynakların ifadeleri karıştırılarak ölçüldükten sonra hüküm verilecekdir. Bu cihetten o sırf iktisadî amillerin te'siri altında husule gelen hadiseleri de başkaca izahıdır. Maamafih bizim tarihteki hükümlerimiz ekseriya tek bir kaynağın ifadesine istinad ediyor. tetabuk etmeleri ve kaldıkların da tevafuku vaki ise elbette hüküm de kat'î olur. Yâni kaynakların ifadeleri. onların karakteri. İslâm büyük tarihçilerinden M a s' cü d i' ye göre iktisadî meselelerin tarihte yeri yoktur. Bu incelemelerde h a b e r dediğimiz kaynaklara şa-hidlerin ifadesi nazariyle baktığımız gibi. tarih meselelerinde de öyle vaziyetlerle karşılaşılır. başka bir vesika bulunub aksi isbat olununcaya kadar. varsa onların nereden geldiği hususunu tâyine ehemmiyet verilecek. Mademki bunu nakzeden diğer bir ifade ortada yoktur ve kaynağın sıhhati de şüpheyi mucib değildir. hangi muhitte ve hangi şeraitte yazılmış olmaları bakımından. Eski bir kaynağın kıymetini biçerken onu ancak zamanımızdeki görüşler esasında da değil. şayan-ı i'timad olub olmamaları.

haşiye ve izahları bu itibarla iyi bir numune teşkil eder. Tezadlar hal edilmezse. sırasını. Bu nevi ifade ler başka başka nokta-i nazarları aksettirmiş olabilir. mahiyetini açmak mefhumunu ifade için bu doğu türkçe terkibi pek muvafık gelirdi. Fakat diğer kaynakların müelliflerinin habersiz olmamaları icabeden büyük hadiseler hakkında sükût ediyorlarsa o «tek kaynağ* in verdiği haber şüphe altına alınır. bu husus ilmî tarihî eserde muhakkak tasrih edilmelidir. !) Ben bu ınterpretation kelimesini doğu türkcesine. . Tezadlar karşısında bir mesele hakkında hüküm verimemiş ise. Şekib Beyin dediğine uyarak. Demek o iki kaynağın her ikiside bu mes'ele hakkında tarafgirâne hü küm vermişlerdir. jön sıra. Tezadları zorla bertaraf etmeğe çalışmak cinayetdir. Olabilir. 74. Fakat batı türkçesinin selikasine uymazsa garib olur. sadece «yorumlama» dedim. ki menba'ın ifadelerinde tezat olmakla bun dan her ikisinin de kıymetsiz olduğu istidlal olunamaz. mahiyet mânasına gelir. Dr. hükmümüz de ona göre gayr-i kat'î olur. Onun için. Birşey'in etrafını. Umumiyetle müverrih menbaları nasıl kullanıldığını.— 101 Eğer aynı zamanda aynı muhitte yazılan diğer kaynaklar bizim «yegâne menbaımız> tarafından rivayet edilen hadise hakkında hiçbir şey yazmıyorlarsa onların sükûtunu hüccet (argumentum ex silentio) yapmakta pek ileri gidilmemelidir. 3) Menba'larm ifadelerindeki tezatlar üzerinde çalış manın da bir usulü vardır. yahut tarafgirlik yüzünden kasden zikretmediler. menba'ların şahadetlerini aralarında mevcut yakın yahut uzak bağlantıları bakımından izah etmek demektir '). W a 11 e r W r i g h t' in Sarı Mehmet Paşanın Na$â'ih ül-vüzerâsımn ingilizce tercüme. Tire etraf. Bazı bir hadiseler hakkında iki kaynak başka. Bilhassa bir devirde vâki olan hadiseler hakkında daha muahhar zamanda yazılan bir kaynakta biraz mankibevî tarzda haber verilmesine. ki bunlar o hadiseden habersizdirler. meselâ Kazak şivesine göre. bu hadise hakkında muasır kaynaklar da haber verilmemiş olması o muahhar kaynaktaki haberin i'timada şayan olmadığına delil ve hüccet telâkki edilebilir. Eğer mütezad ifadeler arasında hangisini tercih etmek için bir mesned bulamıyorsak. Yorumlama (yahut tefsir). yahut onlar onu ehemmiyetsiz saydılar da zikretmediler. tercüme etse idim tire yön yorumu derdim. başka ifadelerde bulunur fakat diğer kat'î delillerile hakkatin öteki ifadelerin anlattığının tam aksi olduğunu gösterir. onların ifadelerinin mahiyetini lüzumu olan heryerde muhakkak anlatmalı ve okuyucularını haberdar etmelidir. 4 Yorumlama (İnterpretation) 75. mesele tam o tetkik edildiği yerinde kalmalı dırlar.

Kavimlerin dilleri ve kabilelerin şiveleri. yar- . umumiyetle vesikaların her devirde ayrı hususiyetlere malik olduğu. müellifin ne gibi muhite mensub olduğu. Kitabın baş kısmında da üzerinde durarak anlattığımız bu «yorumlama» zamanımızda ilmî mukayese usullerile epey ilerletildi ve tarih ilminde derinleşme ve genişlemenin yollarını gösterdi. Tetkikte yorumlama usulü yalnız yazılmış haberler değil. nümizmatike.hakkında malûmat veren kaynakların. yahut bir hükümdarın fermanlarından onun divanındaki iş yürütme usullerini. Bu hususta bize filoloji. ifade i'tiyatları ve kültürü bakımından tedkik edilerek yorumlanır. o zamanki şehir plânını. Bize herhangi bir mesele ve hâdise . Umumiyetle haberlerin yorumlanması kaldıkların yorumlanmasına nisbeten daha mudildir. o zamana hulul ederek. o zamanın mimarisini. Bazı usta tarihçiler bu işde mahir bir artist gibi hareket ederler. Bir menba'ın verdiği malûmat müellifinin dili.— 102 — Evvelce menba'lardaki ifadelerin yalnız kelime. bir sikkeden o zamanın sikke usulü ile beraber o zamanın din. söz bakımından tahliline en çok itina gösterilirdi. bazan de mudil oluyor. Menba'ların zamanımız için yabancı görülen ifadeleri bahis mevzuu olan âdetler. yazmaların. akide ve sanat hususlarını öğrenmek. kaldıklara da tatbik olunur. idiomlar. dünya görüşleri. Meselâ bir heykel ve resimden onun ait olduğu zamanın sanatı hakkında fikir edinmek. Yukarıda bir misal almışdık. hülâsa her vesikanın kendi söylediğinden başka daha neler söyleyebileceği cihetleri de itibar nazarına alınmaktadır. Yorumlama bazan kolay. bugün bir şey ifade ediyorsa bu vesikanın yazıldığı devirde başka mâna ifade etmiş olabilir. izah edilir. şimdi ise eserin hangi şeraitta vücuda geldiği. diğer eserlerinin karakteri. Almanyada Teuto-burgervvald ormanlarında eski Romalılar devrine ait birçok silâhlar ve sikkeler ve sair mevad toplu olarak bulunmuştur. Çünkü biz burada başka yardımcı ilimlere arkeolojiye. Bundan orada bir zamanlar Romalılar ile Cermenler arasında bir harb vâki olduğunu ve Romalıların mağlub olduklarını ve sikkelerinde bu hadisenin zamanını istihraç ediyorsak bu istihraç artık bir yorumlamadır. kitapların ve vesikaların yorumlanması müteaddit cebheden yapılmak icabediyor. fakat bir şehrin harabelerini tetkik ederken. yahut meselâ 10. 76. asrın mahkeme defterlerinden o zamanın sicil tutmak tekniğini ve muhakeme usulünü öğrenmek kolaydır. diplomatik gibi ilimlerin yardımlarına müracaat etmiş bulunacağız. bunun formalitelerini öğrenmek ötekisine nisbeten daha mudildir. Menba'ların dili yalnız kelime itibarile değil ifade keyfiyetinin tarihi itibarile de tetkik edilmek icabediyor.

Türk. Babası o zamanın şâmânî tabu'lara göre. dünyaya bakışlarını bilmek lâzımdır. asırda «but-i yağma» ile «mâh-ı çigil» Tiyanşan dağlarında yaşıyan Yağma ve Çigil kabilelerine mensub güzelleri. «Kımız zarfının düğüne doğru göç etmesi» zamanımızda bir şey ifade etmez. Bu gibi ifadeler Dede-Korkut kıssalarında ve Aşıkpaşazade ve Dostsultan tarihlerinde de çoktur. «misk-i Tâtârî» Doğu-türkistandan gelen bir yıparı (miski) ifade ederdi. Bu muahedenameyi anlamak için buna hazırlık olarak yapılan müzakereleri. münakaşaları. Rus. fırkaların çekişmelerini öğrenmek lâzımdır. Güldü Babam tesmiye olunmuştur. Aynı hâdise hakkında diğer bir muasır adam yazmışsa elde mevcut menba'ın verdiği malûmat bununla da karşılaşdırılmalı ve bunun yardımı ile öteki menba izah olunmalıdır. ondan hakikî tarihî mânayı çıkarabilmek için bu muahedeleyi hazırlıyan bütün vekâyi. "toy" düğün. Eflak ve Buğdan münasebetleri öğrenilmiş olmalıdır. Burada bir yanlışlık yoktur. Sonra müellifin zamanını. muhitini.103 dım eder. Yani babasının ismini söyle-miyerek yalnız gülerek ölmüş olduğuna dair bir müsteâr tâbir kullanarak ona karşı bir hürmet hissi ifade edilmiştir. 77. ifade etmesi icap eden mânayı tam olarak ifade edemez. fikir ve dinlerini. kendisini uzak yerlerde yapılan düğünlere. 11. Kütahya'daki Germiyan oğlu Yakub Bey'in kitabesinde babası «Güldü Babam» tesmiye olunmuşdur.. Toktamış han'ın Edil havzasını tavsif ederek söylediği sözünde sabam toyga koçken yurt tâbiri vardır. millî içtima ve şenliklere sabalar dolu kımızı göc olarak gönderecek derecede zengin yapan vatana karşı sonsuz minnetdarlığını ona mer-butiyetini ifade ediyordu. Keza zamanın irfan seviyesini. Halbuki babasının adı Süleyman'dır. yahut lüzumunda filologların yardımına müracaat etmesini bilmelidir. Demek tarihçi olan zat aynı zamanda biraz filolog olmalı. "Saba" içine kımız konulan ve deriden mamul bir zarf. <mâh-ı çigil» (Çigil ayı). Keza vesikalardaki ayrı isti- . Demek tarihçi bir vesikayı dil itibarile tetkik ederken ifadelerin muhtelif ve zamanımızdakinden farklı olması keyfiyetini bilmelidir. Hıristiyan Almanların 1122 senesinde Worms'da akdettikleri bir muahedeleri (konkordat) vardır. Bu günkü İran edebiyatında bile bazan «but-i yağma» (Yağma putu). fakat bu cümle Toktamış'ın zamanında söylenirken servet ve sehavati. Kırım. Bunun gibi Küçük Kaynarca muahedenamesi de yalnız kendisi ele alınırsa. «misk-ı tâtârî» (yani Tatar miski) gibi tâbirlere rastgelinir. Bunlar ancak güzellik ve hoş kokuyu ifade ederler. onun karakterini ve diğer eserlerinin karakterini bilmek lâzımdır.

Bunların istikâkî mânaları vazıh isede o zamanki iktisadî ve içtimaî hayatta kesbettikleri teamül mânaları başka idi. Hun-ların. Hazarlarda "bek" hükümdar. tasarruf. hâkim. «baliş». çift. muhtelif asırlarda ve Safevîler-den önce Iranda ifade ettiği mâna bambaşka idi. Bu tercümelerde metin açıklaması usûlleri kafiyen gözönünde bulundurul-mamıştır. Bugün 50 kuruş gümüş para mukabili olan iran «kran» ı üzerine «10. «yastuq> kelimeleri de. vucüh-i xaş rasanıdan. Umumiyetle tercüme edilebilecek derecede anlanmiyan bir metinin neşrine asla girişilmemelidir. tavfir-i xöşşa. hükm-ü inçü. Halbuki «dinar» bir^zamanlarda altın lira demek idi. hakanın nâibı demek idi. niyabat. llhanîler devrinde ise takriben 75 kuruşa muadil büyükçe gümüş para demekdi. mütavaccihât. marsüm. muqarrar-i tavâ-mil. «Yatgu». ki asla bizim bugün bildiğimiz farsça ve yahut arapça ile izah edilebilir kelimeler değildir. qaf. Zamanımızda "bey". biz de olduğu gibi. vazcı qanûn vesair tâcbirler. Bunun gibi «akça». halbuki Karahanlılar da bu kelime hükümdardan sonra ikinci derecede gelen vezirin lâkabı idi. Yahut muhtelif kıymetleri ifade ederler.— 104 lâhlar da muhtelif. Halbuki «dinar» diye yazılmıştır. Metni tam anlamadan yapılan tercümelerin misali de Mehmet Tevfik'in G ü v e y n î tarihi ve Nuri Gençosmanoğlu'nun Aksarayî tarihi tercümeleridir.zamanda muhtelif mâna alırlar. parayı ifade etmekle beraber bu paralar muhtelif asırlarda ve asırların ayrı bölgelerinde kıymet i ti— barile farklı olmuşlardır. "Han" ise Tunga Alp (Afrasyab) neslinden gelen sülalenin. devleti bizzat idare eden azasının unvanı idi. Oğuzların hükümdarının lâkabı idi. asır önasya Türkmenlerinde ise yabgu (cafga) yalnız köy kâhyası mânasını ifade ederdi. c aded. metni karşı--laştırıb neşredecek (editon critique yapacak) kadar biliyorum» iddia-sile metinler neşrine girişirler. çifte. «dinar». Bazan bu ale- . Altın yahut gümüş külçe para demek olan (yastığa benzediği için kendisine türkçe) yastuq (ve farsça tercümesile) baliş ta'birleri de muhtelif zamanlarda muhtelif kıymetleri ifade etmişlerdir. 78. tavfir-i câ~mme. Eski Usun'larda hükümdar lakabı olan "bay" unvanı da "bek" unvanının başka bir teleffuzundan ibaret olmuş görünüyor. ixracât. Biz de bunun misali Mevlânâ ve Sultan Veled ve Aksaray! eserleri metinlerinin neşirleridir. Halbuki bu kelimelerin muhtelif Türk ülkelerinde. Muahharan meselâ 14. havale. çift ^avâmil. zevç. Iranda "han" tâbirleri az çok münevver insana karşı sadece hürmeti ifade ederler.000 dinar» diye yazılmıştır. Avrupalı müsteşrikler arasında da biraz farsça yahut arapça bilenler kendileri hakkında «tercüme edecek kadar bilmiyorsam da. Halbuki. Meselâ Aksarayî' de câvâmil. «dirhem».

Her iki eser tarihî kaynaklarda mevzuc bahis. şayet o zamanın diğer eserle rinde kullanılmışlarsa. > 79. 329-362. ki bu öyle ta'mim ve teşmil edilecek bir keyfiyet değilmiş. Ziya G ö k a l p da D u r k h e i m ile Moo s'un l'Annee Sosio-logique mecmuasında iptidaî kavimlerin teşkilâtına ait yazdıkları nazariyelerini Türk kavimlerinin içtimaî hayatını ve tarihini izah için tat!) P. 1881) kısmen izah edilmiştir. D o z y'nin arabca lügat kitabında (Supplement aux Dictionnaires Arabes. K a h 1 e. Die Schaetze der Fatimiden d. Farsça için ise ancak Horn ve Q u a t r e m e r e gibi müsteşriklerin eserle rinde notlarda verilen izahat gibi dağınık tefsirler varsa da. Bunu mark-sistler de almışlardı. 1943. LXXXLVI1I.105 lâde farsça tâbirle o zamanın büyük iktisadî müessesesi ve sistemi ifade edilmiştir. 2 c. aynı mecmua. P. le M o r g a n 1877 de çıkan Ancient Socîety kitabında müşterek nikâhı umumiyetle insanların inkişaf safhalarında geçirmeleri mecburî olan muayyen kültür seviyesinin hususiyetlerinden biri olarak göstermişti. s. Bu cihetten tarihçiye bu gibi me tinleri okuyup anlamak için aynı eserde bu ıstılahların müteaddid yer lerde hangi münasebetle kullanıldığına. 1—45. Mukayese usulü (m6thode comparative) kaynakların açıklanmasında da geniş mikyasta tatbik edilir. Arapça kaynaklarda tesadüf olunan bu nevi istilâhların ifade etdiği mâna R..H. Sonraki tetkiklerle anlaşıldı. bunları mukayese ederek cümle ve kelimelerin açıklanmasını kendi iç tihadı ile yapmakdan başka çare yoktur. K a h 1 e. Zeitschrift der Deatschen Mârgen-laendischen Geselhchaft. s. ve bir de islâm kaynaklarında Çin porselenlerine dair kayıtların 2) tetkikine ait iki eseri gösterilebilir. herkesin kullanabileceği bir el kitabı yoktur. ne gibi mâna ifade etdiğine dikkat etmekten. . Meselâ. Meselâ eski zamanın ve bugünün iptidaî kavimleri mukayese edilir. fakat bu mukayeselerden netice çıkarmakta fazla ileri gidilmemelidir. LXXXIX 1935. Islamische Qaellen zam chineeischen Parsellen. fakat her parçası ayrı ihtisas istiyen mese leler hakkında mevcut ilmî edebiyattan maada bu mes'eleleri bileri mütehassısların yardımına müracaat ederek metin açıklama işi için de bir numune teşkil eder. K a h 1 e'nin Mısır Fatimilerinin hazinesine ait haberlerin '). ) P. Bu gibi neticeleri bütün va sıtalara müracaat ederek tam açıklamanın küçük fakat güzel numune leri sıfatı ile Prof. Umumiyetle herhangi mukayesede görülen tetabuk ve tevafuklardan umumî kaide çıkarmakta asla acele edilmemelidir.

1. Nasıl ki tabiat ilmi mütehassısları maden yahut nebatL. 5 Terkip (Synthese) A Umumî Hükümler 80. 112 v. Birçok tarihçiler metinleri tenkidi usulde neşrederler. Beşer hayatında da. Herhalde mukayese usulü yorumlama (ınterpre-tation) işinde ancak büyük ihtiyatla tatbik edilmesi icabeden bir usuldür. s. s. 385 v. onun inkişafında müessir olan kanunları tesbit eder. bundan tabiatın esrarını aydınlatan keşifler yapılır. 1341.d. Tenkidi usulde neşrolunan vesikaların tarih müzelerinde tanzim edilen kaldıkların tabiat mürverinde usule göre sıralanmış maden ve nebatat kolleksiyonlanndan farkı yoktur.— 106 bik edivermişdir ')• Halbuki burada görülen tevafukların bir çoğu sırf tesadüfi mahiyettedir. İstanbul. aralarında sebeb ve sebeblenme bağlılıklarını (Kausalzusammenhang) bulup bu sayede beşerin cemiyet hayatını idare eden. onun inkişafını temin eden kanunlar ve şartlar ise. hiç olmazsa beşeriyetin inkişafının büyük hatlarını öğrenebilir. Fakat bu ancak tarihin «kara işi> dir. . tabi oldukları kanunlar da çoğunca muayyen olduğundan tetkikleri kavrayışı kolay muayyen yollardan yürür. hâdiselerin mahiyetini belirtmekteki kudretini ve katiyetini (certitude) tayin ettikten sonra. 1918. Tabiî ilimler arasında sentez yapanlar birçok faraziyeler kurmak mecburiyetinde kalıyorlarsa. Tabiî ilimlerin mevzuu olan hâdiseler ekseriyet itibariyle devamlı. Intikad yolile çalışarak tarihî hâdiselere ait elde edilen neticeler her vakit mühimdir. beşeriyet tarihinin mütehassısı da yazma menbaların ve kaldıkların sıhhat ve mevsükiyet derecesini (autenticite).r ve diğer madenlerin biri diğerine olan münasebetlerini ve temaslarını öğrenmek neticesinde tabiat kanunlarını keşfederler ve bununla bu ilmin sentezini yaparlar. ve yahut kaldıkları usule göre pv alayıp tarih müzelerine korlar ve bununla ilme büyük hizmet etmiş olurlar.d. maddî olduğu gibi ruhî de olduğundan dayanılacak vesikaların mevsükiyetini ve isbat kudretinin tesbit hususu da müşkül olduğundan tetkikleri ve tayin edilmeleri çok müşküldür. makineler icadedi-lir. Türk medeniyeti tarihi. beşer tarihi sahasında sentez yapanlar daha fazla faraziyeler kurmak mecburiyetinde kalıyorlar. bu yolda öğrenilen hâdiseleri bir araya getirerek. meselâ Avrupa milletlerinin ya*) Mellî Tetebbüler Mecmuası. İnsan hayatını tanzim eden.

6) Nihayet böyle bir eser vücuda getirmekte olan tarihçi vesikaların tetkikiyle elde edilen neticeleri. iktisadî hayat için istatistik malûmatı toplanmış olan devri tetkik ederek. Cen- .. emellerini öğrenmeliyiz. zamanımızda ilmî sayılır. hayat bakışlarını. bilhassa iktisadî hayata ait yapılan terkipler çok meşkûk ve müphem kalmaktadır. Türk ve Mogul camialarını. Meselâ biz Sezan. Dahî tanınan tarihî şahsiyetlerin hayatını aydınlatmak maksadiyle kaleme alınan eserler. bazı ilmî kaideler şekline ifrağ etmeyi ve genelleştirmeyi de bilmelidir. Biz bu hususları burada bir bir izah edeceğiz. milletlerin ruhiyatını. Gerçi tarihî tetkiklerin hepsinde sentez yoluna girilmez. 81. herşey muhtelif muvakkat ve gayri muvakkat matbuatta yazılıp tesbit edilmiş. bu camialar efradının ruhiyatını. Arap. isterse. tarihî incelemelerin çoğunda vakayiin doğru tes-biti gaye edinir. sonra 4) vesikaların tamiri kabil olan eksikliklerini. 5) Olayların tanzim. Geçmiş zamanlar da cereyan eden hâdiseleri bu hâdiselerde rol oynıyan şahısları ve camiaları anlayabilmek için umumiyetle insan ruhiyatını ve daha ziyade cemiyetlerin. kat'î terkipler yapmak. Fakat orta çağlar ve eski zamanlar için. bazı devirler için mefkud olduğundan o zamanlardaki hayata.107 kın zamanlardaki tarihi gibi. 1) Vakaların birbirine münasebetlerini biri sebeb diğeri sebeblenmiş olmak itibariyle tayin etmek ve onları bu cihetten kavrıyabilmek tarihçinin esas işidir. Tarihçi beşeriyetin mazisine ait terkibi mahiyette eser vücuda setirebilmek için 1) hâdiselerin sebeb ve müsebbib olmak itibariyle münasebetlerini tayin ederken beşer hayatı üzerinde müessir olan ruhî. yani içtimaî ruhiyatı iyi bilmek lâzımdır. 2) tabiî ve 3) medenî âmilleri kavrayabilmeli . istediği takdirde ve usule göre hareket ederek. vesikalar az. Tarihçi hâdiselerin zuhur ve inkişafında müessir olan âmillerden hangileri daha fazla müessir olmuştur. Muham-med Peygamberi yahut Cengizi anlayabilmek için onları doğuran Roma. fakat her tarihçi herhangi bir hâdiseyi öğrenir ve tesbit ederken en müşkül meselelerin sentezini yapıyor gibi hareket etmek mecburiyetindedir. ancak bu gibi dâhileri doğuran ve ortaya atan muhitin tarihi olarak yazılırsa. Muhammed. karşılıklı kontrolü mümkün kılan vesikalar çoğalmış. ikmal etmesini de bilmelidir. bazı kaideler tesbit etmek mümkün olmaktadır. noksanlı. fakat usulü dairesinde. tasnif ve tenvirinde tarafsız olabilmeli. bunu tesbit etmeli. Nasıl ki incelemeler neticesinde içtimaî ve iktisadî hayat kanunları demek olan içtimaiyat ve iktisadî siyasî ilimleri vücuda getirmiştir. Sezar.

7-12 inci asırlarda bir müslüman hükümdar zina ile itham edilirse halk nazarında itibarını kaybederdi. gazete ve mecmualarda ya-yınlıyamaz. Zamanımızda ise Vabhâbi mezhebi gibi ortodoks bir mezhebin Mekke ve Medine de oturan şefleri için dahi alenen metres tutmanın ayıp sayılmadığını söylüyorlar. Bu o zama : bir hükümdarı hal'etmek için en mühim sebeb teşkil ediyordu. Ayni kavimlerin ve camiaların psikolojisi muhtelif devirlerde türlü olduğu ve kıymetlerin daima değiştiği itibar nazarına alınmazsa. Keza meselâ zamanımızda erkekler için erkek sevgisi en menfur bir âdet telâkki olunur. camiaların ruhiyatı da biribirine uymaz ve bu ferdlerden herbirinin muhtelif zamanlardaki ruhiyatı da biribirine uymaz. Fatih. hattâ kibar kadınların ziyafetlerinde pek tabiî iş gibi konuşma mevzuu olurdu. Bu ise* bir hükümdar için en büyük bir kabahatti. Halbuki bir zamanlar bazı camialarda o en büyük suçlardan sayılıyordu. inci asırda papa Yedinci Gregor kral Dördüncü Henri'yi sadece tekebbür yüzünden haPetmişti. buna tahsis edilen cemiyetlerin ve ayrı mecmuaların bulunduğunu hatırlatmak kâfi gelir. beşeriyetin tarihi anlaşılmaz. hattâ aklı başında iki emirin bir erkeği sevdikleri yüzünden harp yaptıkları vaki olmuştur. biz bunları ruhî âmiller sıfatiyle öğrenmek mecburiyetindeyiz. Yalnız W. August Comte'un tabiriyle. hükümdarların huzurunda. W u n d tarafından 1905 ten beri 10 büyük cild olarak çıkarılan Völkerpsycho-logie külliyatını. fakat büyük bir kabahat y: bir suç da sayılmaz. Fakat ferdlerin ruhiyatı gibi milletlerin. Misâl olarak bazı ahlâkî noktaları alalım : Bunlardan meselâ tekebbür zamanımızda makbul bir karakter değildir. Orta çağ Avrupa ruhiyatının si- . Kimse şimdi erkeğin erkeğe karşı gayri tabiî sevgisini tebarüz ettiren hat u gubâr'dan bahseden gazeller yazıp bunları münevver insan kütleleri arasında okuyamaz. 14-19 uncu asır iran'da bütün edebiyat bu ruhta yazılmış. Halbuki eski Yunanlılarda. Napolyon kendi <zamanlarının çocuğu>. Çürkü tekebbür (superbia) mücessem bir mahluk gibi telâkki olunan Şeytan ile ittifak akdetmek sayılıyordu. içtimaî ruhiyat zamanımızda tarih öğrenmesinde esas olan bilgilerden sayılmaktadır.— 108 giz. Bu kabilden hâdiseler ciddî âlimlerin. Bu mealde söylenen şiirleri necib insanlar kendi meclislerinde okutarak bazan külliyetli «sıla » vererek mükâfatlandınrlardı. Yukarıda «yorumlama> bahsinde de kaydettiğimiz gibi. kendi <milieu» lerinin yetiştirdiği şahsiyetler olarak öğrenilmelidirler. 11. 12-16 inci asır İran'da bu âdet yalnız meşru değil makbuldü. Halk ve cemiyetler ruhiyatı.

umumî siyasî hayatı öğrenmek için vaka-nüvisler ne kadar mühim ise. edebî eserler aynı ehemmiyeti haizdirler. Padişahların. yahut . Bunun değişmesi bütün oradaki hayat sahasının başka yere naklini. 2) Bir insanın hayatı üzerinde müessir olan tabii. kuvvetiyle nisbeten daha mukavemetli olarak yaradılmış. dağdakiler de bağdakilere hâkim olmuştur. Bizde de tarih tetkikatında bu yola girmek artık bir zaruret haline gelmiştir. Âlimler mi var. yüksek sosyetenin hayatını.. diğer biri. yahut bir uruğun tarihi bir muhitin tarihi olarak öğrenilmelidir.109 yasî hayattaki tesiri ve onların zamanımızın" ruhiyatiyle mukayesesi için de ayrıca E. Bunda elbette insanın kendi yaradılışının ve yaradılış farklarının tesiri vardır. Tarihin ancak vakanüvislerden ve diğer yazılı vesikalardan tam olarak öğrenileceğini zannederek bütün himmeti o tarafa hasretmek büyük bir dalâlettir. Bunun için de Amuderya nehrinin mecrasının değişmesini misal almıştık. Biz de ise talebeye tavsiye edilecek bir eser mevcut olmadığından bu hususta birkaç kelime söylemek mecburiyetindeyiz. Yalnız iyi fikirleri değil. fizik âmillerden yukarıda (§7) bahsetmiştik. bu muhitlerin ne gibi hâdiseler ve kahramanlar doğurduğu incelenmelidir. külhan beyler mi. Bunun gibi tabiî hâdiseler insanların hayatına tesir ediyor. Irkların karakteri. kuvvetli olmazsa dahi. mahkeme sicilleri. bunlarla mücadele eden polis teşkilâtını hepsini öğrenmeli ve bunların heyeti mecmuasının bir camia hayatını. diğerleri ise nâzik olup kabalıktan kaçar. Bunun gibi büyük açlıklar. 82. onların idaresi altına girmiş olmasında görüyoruz. siyasî değişiklikleri mucib olmuştur. İnsanların biri kuvvetli. fikirlerin ve içtimaî zuhuratın" fena taraflarını da öğrenmeliyiz. şiirler. esnaf cemiyetleri mi var. geçinen ahalinin her vakit ya bozkır yahut dağ kavimlerinin tecavüzüne maruz kalarak. diğeri zayıf. Biz bu muhitin ruhiyatını ve o ruhiyatın neler yarattığını öğrenmeliyiz. hırsızlar mı. Türk tarihinde de bir şehrin. bunların ırsî hususiyetlerindeki farklar da tarihte akseder. meyhaneler mi. Bozkır (step) kavimlerinin yaradılışındaki bazı hususiyetleri onları bazan ovalardakiler üzerinde hâkim kılmış. onun münderecatını nasıl teşkil ettiği. B e r n h e i m. Mittelalterliche Zeitanschaungen in ihrem Finfluss auf Politik und Geschichtsschreibung 1918 e işaret edelim. polis zabıt cerideleri umumiyetle milletin içtimaî hayatını ve ahalinin aşağı tabakalarının hayatını tasvir eden yazılar. Bu meselelere ırk biolojisi ve siyasî entojoji meşgul olur. Bunun bariz misalini biz Mâverâünnehir'de Sırderya ve Amuderya havzalarında zi-raatle. Bazı camialar kabalıktan hoşlanır. medrese talebeleri mi.

onu yaratıyor. ma'şerî bir varlık olmak sıfatiyle. 15 . nam eseri güzel malûmat vermektedir. 3) İlim. sefalet ve cehalete yuvarlandılar. küçük ve büyük guruplar. din devlet ve onun idare şekilleri. 83. Tiyanşan dağları üstünden Uzakdoğu'ya giden büyük kara ticaret yolu vardı : bu ticaret yolu üzerinde yüzlerde şehir ve kasabalar payidar olmuştu. Şöylece insan. bu insanlar asırlarca süregelen fakr. teknik. san'at. onların tesirleri altında bocalıyor. halbuki insan diğer bakımdan tamamiyle kendi hayat mahsullerinin esiridir. Radyo da daha 25 sene önce ancak tak- . milletler ve sınıflar olmak sıfatiyle bu ma'şerî hayata tesir ediyor. Tarihçinin vazifesi hâdisatı sebeb ve müsebbeb olmak itibariyle tetkik ederken bu tabiî âmilleri de ayni ruhî âmiller kadar dikkatle öğrenmektir. siyaset yapıyor. devlet ve cemiyet içinde. yüz milyonlarca insan onun önünde titriyor. karşılıklıdır. ferd-ler. bütün bu ticaret yolu üzerinde yaş'ıyan insanların hayatı berbad şekil aldı. sanayi. inci asırda. Fakat bu inkişaflar eski dünyanın bazı diğer kısımlarında felâketlerin mebdei oldu : önasya'dan ve Doğu Avrupa'dan Hazer Denizinin güney ve kuzeyinden. Fakat onlar. kendileri da âmil oluyorlar. Şimdi o bütün dünya milletlerinin mukadderatını başka tarafa çeviren müdhiş bir harp silâhına dönmüştür. terbiye. Japonya'daki zelzeleler bazı ülkelerde iklimin yavaşça değişmesi bütün hayatı altüst etmiştir. teessüs ve teşekkül ettikten sonra. R a t z e 1 'in Anthropogeogrcıphie öder Grundzüge der Anzvendung der Erdkunde auf die Geschichte 1920. büyük denizyollarının keşfi insanın işidir. Bu da Avrupa'da büyük inkişaflara yol açtı.16. bunlar o ticaret sayesinde yaşıyorlardı. Yukarıda (§ 7) de işaret ettiğimiz bu hususlara biz medenî âmiller diyoruz.— 110 — Çin'de daima tekerrür eden büyük feyezanlar. Bu bir merak işi gibi başladı. havacılık. bu münasebetler neticesinde o mes'uddur. İnsanın tarihî hayatiyle onun bu hayatta tevlid edip vücuda getirdiği kültür arasında münasebet. Batı ile Doğunun ticareti karayollarından denizyollarına geçince. bütün bunlar insanın tarihî hayatının mahsulleridir. Bu meseleler ile jeoloji ve beşerî coğrafya meşgul olur. kültür yaratıyor. onun muhtelif tezahüratı. Yarın o bütün dünya iktisadiyatında esas âmili olacaktır. denizcilik. yalnız haricî âmillerin mahsulü değildir. İnsanın en eski zamanlarda buz devirlerindeki hayatını biz ancak büyük tabii değişmeler bakımından tetkik edebiliyoruz. sebep ve müsebbib olmak itibariyle. Zamanımızdaki havacılıkta insan mesaisinin mahsulüdür. yahut istiraplar çeken bir bedhahtır. Bu meseleler hakkında F r . kapitalizm. spor.

Medenî âmiller bugün bu kadar bariz misalleriyle insanın hayatındaki tesirini gösterir. Biz buna «uydurma» dan farklı olmak üzere «uyduruş» dedik. Fakat insanın vücuda getirdiği diğer medenî mahsuller de eski zamanlarda insanın hayatı üzerinde o kadar müessir idi. Meseleyi bu şekilde mütaleâ eden âlim de H e r m a n n L o t z e 'dir. Daryal geçidi yoluyle gelmiş olduğunu ciddî olarak ileri sürmek ve bu geçid mınta-kasının o zaman Osmanlılara tâbi olduğunu bile farzetmek yerinde olur. Bu eksiklikleri doldurmak için tevessül edilecek bazı çareler de vardır. yahut İngiliz Buckle 'in yaptığı gibi. sebeplerin neticesi olan olaylar elde olduğu halde. şimdi o kıtalardan kıtalara müdhiş infilâk âletleri yürüten bir kuvvet oldu. yahut ele geçen vesikaları birbirleriyle bağlanamıyan parçalar (fragments) halinde bulmak gibi hallerde görülür. bu beğin Şamahı-Derbend yoluyle değil. herşeyde ilmin hâkim olduğunu ileri sürmek tek taraflı hükümlerdir. Bu husus. 4). Fakat o bu işi yaparken çok vakit eksikliklerle kaşılaşır. ordu mensuplarından bir beğin. Tarihçi böyle bir «uyduruş» yaparken şair ve edipler kadar serbest hareket edemez. Tarihçi. iktisadî materiyalizm taraftarlarından birçoklarının yaptığı gibi.. Tarihte âmil olmak sıfatiyle kültür ve beşer hayatı heyeti umumiyesiyle mütaleâ edilmelidir. mevzu ve sahalara ve diğer esaslara göre tasnif ve tertip eder. onları az sonra anlatacağım zaman ve mekâna. bunları daha kitap şekline sokmadan evvel. Yahut orta çağlarda Almanya'da bir hükümdarın 6 Şubatta . ki combination'un karşılığı olsun. tarihe ait malzemeyi dış ve iç intikad kaideleri bakımından tetkik ettikten sonra. sırf istihsal münasebetleri ile izah etmek. sebebini bulamamak. Herhalde tarihî. Tarihçi ancak menbalardaki malûmata isti-nad eder ve onların arasındaki sebep ve sebeblenme münasebetlerini tayin eyler.111 ma kulaklıklar vasıtasiyle şarkı dinleme âleti. şimdi bahis mevzuu olan «münasebetler kavrayışı» bakımından inceler. a) Tarihî malûmatın eksik tarafını diğer delillere dayanarak burası şöyle olsa gerektir diye farazî birer parça uydurup doldurmak yolu vardır. âdeta oynncak gibi bir-şeydi. Özdemiroğlu Osman Paşa'nın Çeçenler ülkesinden geçtiği vakit. Yani gelişi güzel fantazisini işletemez. Bunlardan birine «uyduruş» (combination) diğerine «tamîr» (reproduction) ismi verdiğimiz iki ameliyeyi zikredelim. ki bunları ileride bahsedeceğimiz Mikrokosmus adlı büyük eserinde tahlil etmiştir84. süratle iki günde Tiflisden geldiği ve haber getirdiği kaydedilmişse. Uyduruş yalnız şu kadar olabilir: Meselâ.

6 eksik malûmat. Bağdad'a döndüğü bu seyahatnamenin tam nüshasını görüp okumuş olan Yâqüt al-Hamavî ve Ahmed Tusi tarafından haber veriliyorsa da. M.. Bu gibiler W. Yalnız eksik parçalardan öğrenilen bir hâdiseyi. Ta'mîr'in bir hâdise parçasını yamamak şeklinde olanı için de yine İbn Fadlan'dan bir misal verebiliriz. bir başka nüshanın yardımına müracaat edilemiyor. elde delil varsa ona göre. yahut meselâ menbada güveler tarafından yenmiş kelimelerin ne olabileceğini tasavvur ederek. Yalnız aslın nereye kadar geldiğini ve tamirin nereden başladığını pek vazıh olarak göstermek icabeder. işini bitirdikten sonra. o kadar mümkündür. kenarları yırtılmış yahut yanmış bir vesikanın asıl şeklini sağlam kalan kısmına istinaden karine ile ikame etmek de. Türk tarihi ile uğraşanlardan bilhassa J. Horezm. Oğuz ve Başkurtlar memleketi üzerinden orta Edil'deki Bulgarlara geldiği eserinde mufassalen anlatılmıştır. tamir etmek mümkündür. bu eserin bize kadar gelmiş olan yegâne Meşhed nüshasında bu sefaretin Bulgar'dan Bag- . yani onlarda faraziye (hypothese) lere yer vardır. B a n g ve A. büyük bir hâdisenin eksik parçalarını ta'mîr etmek şeklinde de olabilir. Karışık mu'dil meseleler daima hads (intuition) ile hükmetmeğe müsaiddir.nın yeri kitabın asıl yazma nüshasında bozulmuştur. Bu müellifin Bağdad'dan. Bu nevi ta'mîr. 33) l/-^ <-\j) (<*Uix. Jbd-. Bu da tek nüsha olduğundan. M a r q u a r t 'ta bunlar görülür. Yıkılmış bir binanın enkazından onun tam şeklini reconstruc-tion ile meydana koymak ne kadar kabilse. 9 Şubetta Nürnberg'de bulunduğuna ait kayıt bulunursa hükümdarın bu iki şehir arasındaki mesafeyi en kısa bir yoldan ve acele olarak katettiğine hüküm etmek ve hükümdarın bu mesafeyi üç gün zarfında hangi yolu takibederek katetmiş olduğunu tahmin etmek mümkün oluyor.diye yazabiliyoruz. Von G a b a i n tarafından neşredilen uygurca vesikalarda da yapılmıştır. Fakat sefaret heyetinin. yahut hal tercümesini tenvir ederken. Horasan. Bu cümleyi biz. Meselâ İbn F a d 1 a n seyahatnamesinde (s. Onun bazı faraziyeleri sonradan tahakkuk etmiştir. bu seyahatnameyi okuyup farsça bir eserinde ondan nakillerde bulunanA h m e d T ü s î 'nin ı&\ f^ \jj j»-jJ jj cümlesi bulunduğundan ta'mîr ederek <*U^ cJ*i. bir cümle içindeki bir kelimelenin ta'mî-ri şeklinde olacağı gibi.) lj~ı Jl JŞJJS cümlesinde parantez içindeki <*lk* cii. b) Bu nevi boşlukları bazan sadece ta'mîr (reproduction) lerle doldurmak mümkün oluyor.112 — Wurzburg'da. Buhara. Ve bu ta'mîr keyfiyetini ben metine ve tercümeye yapılan haşiyelerimde kaydettim.

ve Horezm valisinin kendilerine bu bozkırlarda seyahati temin eden bir muhafız kıt'a vermiş olduğudur. sefaret heyeti Hazarların başkenti olan Etil ve^Kafkasya yolundan dönemezdi. Üstelik o vekayiin kâffesini ihata etmek iktidarında değildir.— 113 — dada dönüşüne ait kısmı bulunmamakta ve seyahatname Hazarlar'a ait bu malûmatını Edil Bulvarlarına ait verdiği malûmat sırasında yazmış olduğundan. itiyatlarının ve muhitinin esiridir. Fakat bu nevi uyduruş ve ta'mîrler ancak usulü dairesinde ve uyduruş-ta'mîr keyfiyetinin de tasrihi şar-tiyle yapılabilir. Diğer bir delil Hazarlar hakkında yazılan parçanın bu ülkeyi bizzat görüp ziyaret eden birisinin yazısı olmayıp. bilhassa hâdisatın kıymetini takdir ederken.922 senesinde Edil Bul-garlarını ziyaret eden Abbasî elçiliğinin Horezm ve Oğuzlar yoluyle geldiği gibij aynı yoldan dönmüş olduğunu söyliyebiliriz. İşte bu da bir hâdiseye ait vesikanın eksik kısmini elde mevcut delillerin yardı-mıyle yamamanın bir misalidir. Avrupada'da eski Yunan ve Lâtin kaynakları üzerinde çalışanlar bu gibi ta'mîrleri yapmışlardır. hislerinin. Bu muhafız kıt'anın yolda sefaret heyetini ve tüccarları Başkurtları taarruzundan koruduğu da kaydedildiğinden heyetin bu muhafız kıt'anın himayesinde Horezm yoluyle dönmüş olacağı kat'î olarak iddia edilebilir. orada Artahuşmiten adlı yerde para muamelelerini tamamlaması icabettiği. dönmüş olduklarını farz ve tahmin edebiliyoruz. Bu cihetten biz 921 . Daha başka bir delil de bu sefaret heyetinin Edil Bulgalarına gelirken kendi erkânından bazılarını Horezmde bırakmış olduğu. Bu cihetten o. yani Oğuzlar ülkesi ve Horezm yoluyle. Tarihçi de insan cemiyetlerinden herhangi birine itiyaden merbuttur. Çünkü Oğuzların ordu kumandanı (subaşı) Bağdad halifesinin kendisine yazdığı mektuba cevabını sefaretin Bulgardan dönüşünde yazıp takdim edeceğini söylemişti. Hattâ Oğuzların «tarhan rütbesinde) bir beyi bu Araplara karşı plânlar kurduğu vakit kendilerini Hazar hakanına teslim etmeyi düşündüğünü de Ibn Fadlan yazmıştır. Diğer taraftan Bağdad halifesinin Hazar hakanına tabi olan Edil Bulgar kralına elçi göndermesi Hazar hakanına karşı düşmanca bir hareket olduğundan. Fakat bu da ancak müşkülâtla elde edilecek bir meziyettir. kendisinin ve sefaret heyetinin Hazarlar ülkesine gitmemiş olduğunu ve geldikleri yolla. O malzeme kalaTarihite Usul F 8 - . Bazan kendisini bu bağlılıktan kurtarmak onun ihtiyarında değildir. 85. 5) Bir tarihî eserin tasnif ve terkibinin ilmî olması ancak tarafsızlık ile temin edilebilir. Bulgara gelen Ruslara (Variaglara) ait haberler sırasında yazılmış olmasıdır.

Türlü his ve temayüllere malik bir insan camiasına mensup olan tarihçi. insanların tarafsızlığının nisbî (relativ) olduğu meydana çıkar. Mahmud Kaşgarî'de <Tat ve Tavgaç» lara dair naklolunan ata sözleri ve şiir parçaları da bu ruhu taşır. her zamanın. Tarihin mevzuu tabiî ilimlerin mevzuları gibi otlar. bu gibi muhtelif cereyanlara mensup olan diğer müelliflerin eserlerini. ayrı tarihî hâdiselere ait monografilerini gözönünde bulundurmak mecburiyetindedir. Milletlerin kültür seviyeleri. Böylece. başkaları onu aidata ve yanlışlığa sevkedebilirler. ya bunlardan birine mensuptur. islâm mezhepleri arasında şî'a mezhebine mensup tarihçilerin islâm tarihine dair yazdıkları eserlerin hemen hepsi tarihi kendi mezheplerine uydurarak değiştiren bir koyu taassup ruhunu taşır (misal olarak Mu-h a m m e d Taqi Xan S i p ı h r ' i n 14 cildlik Nâsix ut-taoârîx ki- . «Ebebî hakikatler» denilen şeyler de her cemiyetin. zamanımızda umumiyetle dünyadaki hayat mücadelelerine dair biribirine zıd görüşlerin mübareze sahası yapılmıştır. yahut mensup değilse bile. kendi camiasının dostu yahut düşmanı olan diğer camiaların kayatına ve fikirlerine ait hükümler verecektir . 25) da zikretmiştik. taşlar değildir: onun mevzuu canlı ve muhtelif temayüllere ve hislere malik insan kütleleridir.ve «en mühim» lerini ele alacak. Meselâ hristiyanlıktan önceki Cerman tarihine dair kaynaklar bütün sair milletleri değersiz telâkki eden dar bir millî mahdudiyet ruhunu taşımaktadır. hattâ bir cemiyet içindeki muhtelif gurupların ve şahısların telâkkilerine göre başka başka şekiller alıyor. kendi hesabına tarafsız olsa dahi. Bunu biz yukarıda (§ 12. hâdiseleri sebeb ve müsebbeb olmak bakımından tetkik edecek ve müessir olan âmillerin ehemmiyetini tayin edecektir. Zaten insanın hâdiselere kıymet biçmek hususunda daima işine yarayacak sabit ve müstakar bir mi'yan yoktur. İşte bu «tipik» ve «en mühim» leri ayırırken ekseriya hislerinin. ayni derecede türlü his ve temayüllere tâbi kalan diğer insan kütlelerinin. Halbuki tarih. Tarihçi. itiyatlarının. Bütün bunlar nazarı itibara alınırsa. bilgi ve ihata seviyesinin esiri olmaktadır. Müslümanlıktan önceki Türk ve Moğol tarihine dair millî eserler de böyledir.— 114 balığı içinden bir kısmını alıp bir eser yazarken hâdiselerin ancak «tipiks. kültür ve mezhep hususiyetleri bazan onların bütün tarihî eserlerine koyu bir tarafgirlik şekli verir. ağaçlar. Meselâ Mangolun niuça Topça'an Cengiz'in mensup olduğu ve ona tabi Moğol ve Türk zümrelerinden başka bütün kavimleri hiçe sayarak zikreder. diğerlerini ikinci ve üçüncü derecede mühin ve az <tipik> diye kenara atacaktır.

1893) her yerde August Comte'un tarih görüşünün tahakkukunu görmek istediğinden ve J. 1884). tarihî eserleri ihtiva eden zengin kütüphanelere dair yazılanların bir efsaneden ibaret olduğu.— 115 tabını. bir hatip ve devlet adamı olmak itibariyle Cicero'yu çok acı ve sert tenkitlere maruz bırakmıştır. yahut böyle bir askerî kuvvete mâlik devletlere dayanmak şartiyle yaşadıklarına inandığından pek çok hükümlerinde tarafgirdirler. zikredebiliriz). T h e d o r M o m m s e n ise Sezar'ı. Fransız müverrihi H. bütün Safevî sülalesi «damarlarında Aryanî kanı akan bir sülale» telâkki olduğu gibi. Sefevîlerden Şah İsmail'in annesi Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın nikâhındaı bulunan Trabzon imparatoru kızından. kusurlarını değer gibi gösterecek derecede sevdiği için. Meselâ 1819. D r o y s e n (öl. İslâmiyetten önceki Iran ilim ve irfanına. İran medenî ve edebî hayatının ancak islâm devrinde. fakat makedonyalı Büyük İskender'e karşı her yerde açıkça anlattığı derin antipati yüzünden tarafgirânedir. G. gerçek tarihte olduğundan çok mübalâğalı bir şekilde yazılırdı. parladığı ve memleketin iktisaden ve nüfusça inkişafının da islâmî devirlerde husule geldiği ancak son zamanlarda anlaşılmaya başlıyan hakikatlerdendir. Prusyalıların inandığı gibi. Meselâ Almanyada hâkim olan ırk nazariyesi bazı Alman âlimlerini Şark ve Türk tarihine ait neşrettikleri eserlerde de kendisini göstermektedir. yani bir Rum kızından doğmuş olduğundan. Kavmî ve dinî taassuptan sıyrılarak usule uygun surette vücuda getirilen ilmî eserler de ba-zan uzun zamanlar hüküm süren ümî dalâletlerin tesiri altında kalmaktadır. Meselâ B. ki 1900 de basılmıştır. Bu fikirde olan âlimler <tebaa Skitler» den ayrı olan eski «hükümdar Skitler» i bunların sanatini ve antropolojisini sırf <aryanîcilik> bakımından muhakeme etmekte diğer Avrupa milletlerine mensup âlimlere nisbeten daha büyük ısrar göstermektedirler. Zamanımızda hâkim fikir cereyanlarının beslediği tarafgirlik te İslâm âleminde şî'î tarihçilerinkinden eksik değildir. G. onların Osmanlılara karşı Batı devletleri ile birleşmek tec- . Keza islâmiyetten önceki İran tarihi de İran milleti tarihinin en parlak bir altın devri olarak tasvir olunurdu. devletlerin ancak büyük askerî kuvvete mâlik olmak. Ta i ne (öl. eski İran medeniyeti orijinal bir medeniyet ise de. Tarihte intikad ve usul hususunu ilerleten muasır büyük tarihçilerin eserleri dahi bazan garip şahsî his ve temayüller yüzünden aksamaktadır. asırlarda eski Yunan tarihinin parlaklığı hep hümanisttik zaviyesinden tasvir edildiğinden. Bazan bu mevzu zamanımızda dahi bu şekilde yazılır. N i e b u h r 'un tarih telakkisi kartacalı Hanibal ile romalı Cicero'ya karşı derin sempati.

bunlar tarihte «sınıf mücadelesi> ve «iktisadî tezad» eserlerini Şark ve Türk tarihine de tatbiken tesbit ederken. XLV. ne de rumluk ile ilgisi olmıyan bir dervişti. Halbuki Hoca Ishak ne komünistlik. B e r n ş t a m m ismindeki diğer rus müsteşriki «Orhon Yeni-sey Türklerinin içtimaî ve iktisadî teşkilâtı» ismiyle 1946 da neşrettiği eserinde. asırda yaşıyan bir alman protestan âlimi A r c h i b a 1 d B o w a r papalığın tarihi hakkında bitaraf bir eser yazmak gayretiyle «Papalığın bitaraf tarihi» adlı eserini yazmıştır.ekonumiçeskiy Strog orxono . fakat bunun tatbiki kolay olmamıştır. asır Türk tarihini alt üst etmekte. 18. en garip uydurmalara tevessül etmekten çekinmezler. . Cezvit tarikatine. iki cildlidir) bu cümledendir. ve 19. bütün kitabeleri marksizm esaslarına uydurmak gayretiyle. ve 130. B e r n ş t a m m . bu Hoca İshak'ı damarında eski Eflatun'un kanı akan bir Rum mühtedisi göstermiştir. Sotsialno . 106 -136. keza Ermeni milletine mensup müellifler arasında bunun misali çok görülmektedir. t. ırkçılık yoluna saparak. uncu asır Avrupasında. fakat koyu katolik taassubüyle yazılmış olan yazılar.— 116rübeleri bu noktadan izah olunur. 159 . keza J o s e p h S a n d a l g i a n isminde bir ermeni papasının 1917 de Roma'da neşrettiği <vesaika müstenid eski Ermenistan tarihi» (Histoire documentaire de VArmenie. Viyanada Cezvitler tarafından neşrolunmakta olan büyük Antropos mecmuasında ilim kisvesine bürünerek çıkan. asrın ilk yarısında vaki olan Hoca Ishak Kefertüşî'nin isyanını bu zamanki hayatın merkezî hâdisesi olarak ele almış ve. bilhassa s. yahut bir milletin şoveni olduğu halde bunu ustalıkla gizliyen âlimler de her millette çoktur. Milliyet. Leningrad 1946.yeniseyskix Ti-urkov (Trudy Instituta vostokovedenya. Elbette müellif bitaraf olmak niyetinde idi. din ve mezhep taassubu bağlılıkları ile beraber bir tarihçi için ne derece bitaraf olmak mümkün olduğu tesbit edilmiş. Marksist tarihçilere gelince.162 de sınıf mücadelelerinin şekilleri ve teşkilâtı bahisleri. Rum Selçukluları tarihine dair 1941 de mühim bir eser neşreden marksist rus müsteşriki G o r d l e v s k i . bundan 8—9 asır önce Anadoluda olup biten hâdiseleri sınıf mücadeleleri bakımından öğrenirken. Meselâ 18. 7.). fakat bu bitaraflık ancak kendi zamanına göre*) A. Bir mezhebin son derecede mütaasıp inanıcısı. yine Almanlar gibi. elinde kâfi miktarda vesika olmadığından. tarih yazısında tarafgirlikten kurtulmak büyük bir mesele olmuştur. Bunun gibi A. 86. ma-lûum hadiselere ait herkesin bildiği kayıtlara başka mana vermiş ve 13. sırf hayal mahsulü olan uydurmalara karışıp gitmiştir i ).-9.

bitaraflık elde edilmiş demektir. elbette tarafgirâne olur. Eseri yazan bu zat protestandır ve bir Almandır. Fakat sırf şahsî subjektiv kanaatlere göre yazılan eserlerle bunun arasında fark yerle gök arası kadardır. İran ve Ortaasya olmak üzere. keza Şah Tahmasb'ın Osmanlılara karşı Avrupa'daki Osmanlı düşmanları ile ve Ruslarla birleşerek hareket etmesini dahi. yahut bir türkistanlı Türk oradaki Özbek hükümdarlarının nokta-i nazarından yazacak olurlarsa-. önasya. fakat Papalığın tarihini yazarken hem Petrus'un missionuna hem de Papalığın İsa'ya halife olduğuna inanmanın Avrupa'da ve Hıristiyanlık Aleminde ne gibi müs-bet tesirleri olduğunu ve bu inancın birçok hareketleri yaratan âmil olduğunu. bir hıristiyan. Türkiye tarafından olduğu kadar. Eğer bir Türkiyeli tarihçi Safavilerin tarihini Osmanlı nokta-i nazarından.Avrnpa için olduğu gibi Şark için de bu kaide kabili taibiktir. inci asırda. Safevi devletinin menafii bakımından da tetkik edebilirse. Filhakika tarihçi kendisini namuslu bir hâkim telâkki etmekte sebat gösterirse ve karşısına çıkan davacıların ve maznunların bir müs-lüman. şî'î mezhebi bu ülkenin devlet dini şeklini aldı. bir idealist felsefeci. arada uzun süren ve mezhep ihtilâfına dayanan savaşlar oldu. Bu bitaraflık elbette nisbîdir. onu bilâkis milliyetçiliğin ve protestanlığın düşmanı biliyor.117 dir. iran'da Safevî şeyhlerinin gaytetile. onda sempati ve ruhî temayülleri epeyce dizginlemiş olur . Fakat türkiyeli yahut bir türkistanlı Türk Safevîler tarihini yazarken kendisini o muhite mensup gibi telakki ederek. Büyük müverrih L e o p o l d von R a n k e 'nin «Roma Papalığının 16 ncı ve 17 nci asırdaki tarihi» adiyle yazmış olduğu eseri ise hakikî bir tarafsız tarih numunesi sayılabilir. Bir Alman milliyetçisi olan protestan âlim papayı filvaki Aziz Petrus vasıtasiyle Hazreti İsa'ya yerdö halife olan bir şahsiyet diye tanımıyor. Şah İsmail Safevi'nin mezhep telkinatını bir şî'î gibi öğrenecek-olursa. onun beynelmilel nüfuz ve kudretini itiraf ediyor ve bunları yazarken kendisinin Alman milliyetçiliğinden ve protestanlık gayretinden fedakârlık ediyor. üçe ayrıldı. fakat eser her okuyana müellifin protestan olmak ihtimalini tamamiyle unutturuyor. bir materyalist ve saire gibi ve din fikir cereyanlarına mensup şahıslar olacağını göz önünde bulundurmak icabetti-ğini müdrik ise. bir sünnî yahut şî'î. Bu yüzden Müslüman Türk Alemi. Keza bir iranlı şî'î . yoksa bu eser o kadar taassupla yazılmıştır. ki «Papalığın bitaraf tarihi? ismi kendi kendisini alay etmek maksadiyle verilmiş gibi görünüyor. bir katolik yahut protestan. 16. Aynı şekilde .bir şî'î iranlının yazdığı Safevî tarihi de tarafgiranedir..

Bence vekayii tarafsızca öğrenmek tarihçinin mukaddes vazifesidir. Burada ben bu meseleye dair kendi nokta-i nazarımı da anlatıp geçmeği lüzumlu buluyorum. ancak mensup olduğum muhiti ve. Ben Türk tarihi ile. ilim namına. fakat bir hâkim adalet namına hareket ettiği gibi. hakikî hâkim mevkiinde görecek. tekmil insaniyeti öğrenmek için meşgul oluyorum. bence tarih gaye değil. asır önce cereyan eden hâdiselerin takdirinde din ve mezhep çerçevesinden çıkamayan bir sünnî müslüman. 1932 senesinde Ankarada toplanan İlk Türk Tarih Kongresinde müdafaa ettiğim tez bu idi. kendi millî fikirlerine karşı fedakârlık etmesi dcmekfir. O cihetten bu tarihi her hangi makaddes emellere hizmet fikriyle tahrif etmem kendimi aldatmak demek olacağı gibi. yahut tarih ilmini sadece sevdiğimden değil. Millî meselelerde olduğu gibi. kendi dar mezhebi düşüncelerinden uzakta tutacaktır. yine tarafsızlığı ifade etmiş olur. Elbette onun kalbinde yinede kendi ecdadının vatan ve onun müdafaası hakkındaki fikir ve işlerine sempatisi kalacaktır. hislerini ve sempatilerini vazifelerine tâbi kılabilen insanlara karşı en samimî bağlılık duyarım. bir müverrih de hakikat namına kendisini zaptedecek ve Osmanlı tarafından haksızlık varsa ve vesikalar onu vazihan gösteriyorsa. eserlerimi bana karşı bir güven duyarak okuyan insanları da aldatmak demek. Fakat bundan 13. Bir milliyetçi Türkün. Bence hakikat ve hakikî tarih Türk milletinin de işine gelir. dinî meselelerde de iş böyledir. diğer milletlerin de işine gelir. müslümanın Alevîler ve Emevîler hakkında ilmî usullere göre eser yazarken akide ve sempatilerinde fedakârlıklarda bulunursa. milletler arası müsabakada geri kalan milletime millî bir ruh vererek onu sahili selâmete çıkarmak işinde yardım etmek gibi maksadlarla. Emevîler ve Alevîler tarihini bîrtarafane yazmak isterse kendisini ilim ehli olmak sı-fatiyle. «bitaraf> kelimesi herhalde nisbî olmakla beraber. Abbasîler zamanından başlayıp şayi olan mânasiyle bir sünnî. Kendi milletini seven bir türk müverrihinin Saf evi tarihini.. yahut Türk-Rus münasebatı tarihini tarafsızca öğrenmesi. olur. 87. Tarihte namına kosıuopolitik yolu- . ilk islâm devrinde Peygamber evlâdı ve akrabası ile Emevîler ve sonra Emevîlerle Abbasîler arasındaki mücadeleler hakkında biz bugün Türkiyede tam bir bitaraflık yapabiliriz.118 — Osmanlı tarihini o şekilde bitarafane öğrenebilir. Safevîler tarihi hakkında. vaktim müsait olduğu kadar. Bu cihetten tarih tetkikinde kendilerini ancak. ancak mensup olduğum muhiti onunla temaslarda bulunarak birlikte yaşıyan muhitleri öğremek-için bir vasıtadır. onları açıkça ortaya koymaktan çekinmiyecektir. Yani.

çünkü bu gibi extremitelerden dünyada çok vakit ilimde sun'îlik. Meselâ umumî cihan tarihinde bilhassa ortaçağlarda feodal teşkilâtı mühim yer tutar. Bu şartların birbirine benzeyenleri tesbit edilirse. G r o t e n f e l t . 1905 . Geistsmissenschaften und Naturıvissenschaften. içtimaiyata ait bir tetkik yapılmış olur. fakat şartların müşterek hususiyetlerini tesbit etmek tarihçinin vazifesi ve tarihin gayesi değildir. Çünkü birçok müşabehetler tesadüfidir. Ve bu kanaat ona genelleştirme (generalisation) yapmak fırsatını veriyor. Maamafih usulünü bilerek yapılan.. 88. olması şarttır. Avrupa ve cihan tarihi bakımından çok muvaffakiyetli genelleştirmeler yapan âlimlerden L. Feodalite.119 na sapmağı ve millî bağlan inkâr etmeyi tavsiye edenlerin çoğu gayri samimî insanlardır. 1921. Hindistan'da. Geschichtliche Wertmasstabe in der Geschichtsphilosophie und im Volksbeıvusstsein. Çin'de ve Japonya'da ne gibi değişik şekillerde tecelli ettiği gibi hususları öğrenmek mecburiyetindedir. Kendisini idare edebilen ilim ehilleri böyle yollara sapmanın lüzumu yoktur. fakat en çok bu feodalizmi yaşatan şartların. Tarihçinin umumî kaideler çıkarmakta muvaffak olmak için evvelâ teferruat üzerinde dikkatle çalışmış. muhtelif memleketlerde ekseriya ayni olan içtimaî şartlar altında vücuda gelmiştir. E. Bu kanaat bazan aldatıcı olduğu gibi. Evet tarihçi de bu mesele ile meşgul olur. tarihçi bu genelleştirme işinde başka sebeplerden de yanlış yollara sapabilir. B e c h e r. Tarih tetkikinde tarafsızlık meselelerini en iyi izah eden eserler bence şunlardır : A. hakikat ile faraziyenin nerede başlanıp nerede bittiğini kendisi bildiği gibi okuyucularına da bildiren büyük tarihçilerin genelleştirmeleri ilimde geniş görüş ufukları açılmasına sebeb oluyor. Buna müracaat etmeden dünya feodalizm tarihi hususunda genelleştirmeler yapanlar daima yanılmışlardır. 6) Tarihî eserlerin tasnif ve terkibinde hâdiseleri sebeb ve sebeblenme silsileleri sıfatiyle tetkik ederken tarihçi usule göre incelediği teferruattan beşerin yahut ayrı beşer camialarının hayatı hakkında umumî kaideler elde ettiği kanaatine varıyor. V o n R a n k e ile Edvard M e y e r zikre değer. Ciddî tahlile dayanmıyan genelleştirmeler daima esassızdır. Tarihteki bu gibi içtimaî ve iktisadî hâdiseleri tetkik ederken yine mukayese usulüne müracaat etmek zarurîdir. ihtiyat kaydiyle. meselâ Bizans imparatorluğunda ve diğer Avrupa memleketlerinde. yapmacılık ve samimiyetsizlik doğmaktadır. Avrupa âlimlerinin Şark .

89. Bu da öteki hadi- . Türk tarihine ait tahlil ve terkip hususunda.. onun en erken ve en geç hangi devirlerde cereyan ettiği tahmin olunur. asır ve senelerini) ve mekânını (memleket. B a r t-h o 1 d idi. Bazan tarihi kayıdh olmıyan bir hâdisenin tarihi malûm olan diğer bir hâdiseye herhangi bir münasebeti istitradan zikredilmiş olur. fizik ve tabiî ilimlerde olduğu gibi. K a r i B e c k e r. B a r t h o d 'un <Moğol istilâsı ânında Türkistam adlı klasik eseridir. S c h a e d e r ve Arn.) baş tarafında bu^ esere esas olan bütün menba-lar gözden geçirilmiştir. beşer hayatında da böyle hükümler vermek mümkündür. ülke ve kıtaları) tesbit ederek ona göre tanzim etmek tarihinin esas işidir. Bu eserin tetkik ve terkipten ibaret olan ikinci cildinin (ki 1901 de rusça neşrolunan bu cild 1928 yılında ingilizce de çıkmıştır. H. yapılan bir tetkikte W. Barthod'un bu eserini. Ancak bir ucu. Yani tarihî menbalardan istihraç edebildiğimiz vukuatı zuhurlarının zaman (devir. tarihte de geniş tetkikata yol açmaktadır. bunu açık olarak söylemeli ve müellifin yaşadığı zamanı tayin bahsinde (§ 64) kısmen zikredilen vasıtalarla tayine çalışılmalıdır. 1900 yılında çıkan ilk cildinde ise o zaman daha neşredilmemiş yazmalardan alınmış kayıtlar tenkid-i mütün usulüyle bir araya getirilmiştir. W. Elbette bunda yanlışlıklar olur. Hâdisenin ne zaman cereyan ettiğine dair sarih bir kayıt yoksa. Eğer menbalarda hâdiseler sayılırken seneler gösterilmemişse. T o y n b e e eserlerinde ve nutuklarında böyle genelleştirmeler yapmaktadırlar. Bugün H. gösterdiği kaynakları ile ve bu birinci cildde neşrettiği metinlerle karşılaştırarak okuyanlar sentez bahsinde görülen nazariyatın tatbikata nasıl geçirildiğini de göreceklerdir. bir kenarı ile bize malûm olan hâdiselerden meçhulleri istihraç (method deductive) tarihte büyük keşiflere sebebiyet vermiştir. 7) Terkibin bahislerinden biri de intikad eleğinden geçirilmek suretiyle elde edilen malûmatı ve materiyeli zaman ve mekân ve mevzulara göre tanzim etmekdir. Bir insanın bütün ef alini tahlil etmeden o insanın karakteri hakkında hüküm vermek mümkün olduğu gibi.120 tarihiyle meşgul olanlarından bu gibi ğenelleştirmeleriyle tanınmış olanlar B a r o n V i k t o r R o s e n. fakat intikad melekesine (esprit critique) malik olan ve teferruatını ciddiyetle öğrenen büyük dahîlerin genelleştirmeleri. muasır usullere dayanarak. Barthold bu eserde birçok genelleştirmeler de yapmıştır ve bu genelleştirmeler Barthold'da daima ihtiyatla ve usule uygun olarak yapılmıştır.

bunları da devirlere senelere. Trabzon'un fethi. yani sebeb ve münasebetler tesbit edilmek üzere tarafsızca kıymet biçip onun zaman. fakat daha tanzim olunmıyan malzeme bütün islâm ülkeleri ve kavimleri tarihinin muhtelif devirlerine ait ise. Fakat geniş sahalara taalluk eden materyalin tasnifinde zaman ve mekân çerçevesi kâfi gelmez. Meselâ Fatih Sultan Mehmed devrine ait muhtelif vesaik elinize geçti. edebiyat ve san'-ata göre taksim edilir. yahut meşhur bir tarihî şahsiyetle ilgisi bulunduğunu gösteren bir ipucu bulunur. Meselâ Fatih zamanına ait materyali. memleketlere ve sülâlelere göre taksim edip sıralamak icap edecektir. Seneleri tesbit olunan vekayie ait materyelin tertip ve tasnifinde de vakaların muhtelif zamanda aynı yerde ve aynı zamanda muhtelif yerlerde zuhur etmesi imkânı da nazarı itibara alınmalı ve bunlar s i n k r o n i k m u r a k a b e usulüne tâbi tutulmalıdır. Şarkî Anadolu'nun ve Kırım'ın ilhakı. Fatih zamanında İstanbul diye mekâna göre taksim edeceksiniz. zaman ve mekân çerçevesine göre taksimden başka. kültür hayatına. Kırım ve Şarkî Anadolu. ayrı devirlerde ayrı vilâyetlerde ki İstanbul. Bunları tetkik ettiniz.. Intikad usullerine göre incelenen tarihî malzemeye şimdi burada zikri geçen esaslarda. B Hâdiselerin Eser Şekline İfrağı (Tasvir) 90. Ayn zaman ve mekânlarda zuhur eden hâdiseleri ihtisas mevzularına göre taksim etmek icabeder. İleride «tasnif plânları» na tahsis edilen «Ek No. muhtelif «mantıkî çerçeveler» şeklini arzeder. İzmir ve Konya gibi şehirlerdeki ve Kırım'daki iktisadî ve içtimaî hayata. Bu materyelin terkibini yapmak için evvelâ onları istifadesi kabil bir sıraya koyacaksınız. Meselâ vesikalarda bu hâdisenin bir hükümdarın hükümet sürdüğü zamanda cereyan ettiğini.121 senin tarihini tayin etmekte işe yarar. Karaman Beğlinin. Böylece bu hükümdarın gençliği. yahut Fatih zamanında Batı Anadolu. o zamanda Orta Anadolu. Balkanlar. veliahdlığı ve saltanatı zamanları demek olan 1432-1479 yılları arasında geçen zamana ve bir de İstanbul'un fethi. mekân ve mevzulara göre tasnifi ve tarihçinin kafasında yahut kâğıt üzerinde sentez'i yapıldıktan sonra bu materyal ilmî eser şekline sokulur ve bununla tasvir . Sırbistanın fethi. 4» te ben materyali mevzulara göre taksimin numunelerini de vereceğim. Bu mevzular muhtelif tarihçilerin kendilerine göre tesbit ettikleri. Şayet elinize geçen ve incelenen.

bildiği mevzulardan biri üzerinde bir eser vücuda getirmek isterken. ki üniversite mezunlarının doktora tezleri.. 166-178. Gurundriss der hermanischen Philologie.— 122 ameliyesile tamamlanır. W" B a u e r. 76-110.rin şekli ve mahiyeti gelir. Paul. ilmî eserler a) müstakil ve dar mevzular üzerinde geniş ve etraflı tetkik mahiyetinde monografi (yahut~ almanca olarak Abhandlung) olur. bazan büyük. 1916' g. Terkibi yapılan materyale eser şeklini vnrmek onu müellifin hitap ettiği muhitte anlaşılır bir şekle koymak hususu garplı metodcular tarafından uzun uzadıya izah edilmiştir. essai) mahiyetinde yazılan eserler. (1927 basımı) F o n c k . teferruatını anlatmaz. o. s. Eser bir tercümesi (meselâ hindistanh âlim M u h a m m e d N i z a m e d d i n i n yazdığı «Gazneli Sultan Mahmud> yahut Amerikalı Prof. aşmamak âdettir. Beiiraege zar Methodik und Praxis des akademischen Studiums. yine ona göre isim verir. 1913. 777 . bir devletin tarihini bahis mevzu edecek ise. ki her mevzuun ancak başını ve mebdeini gösterir. evvelâ bu mevzua ait yazılmış olan esere muayyen bir isim verir. Müteaddid cildli ve ansiklopedi mahiyetinde «el kitab> larına da tesadüf edilir. B a u e r. Bunlar da ekseriya birer cildlik. Geschlchte des Alter-tums. 145-157. Sentez ve tasvirin nazarî ve amelî meseleleri için bir de H. I. T i e t z e Die Methode der Kunstgeschicte. Wissenschafliches Arbeiten. Meaelâ: B e r n h e i m Lehrbach' . a. ') 1) Tarihin birçok sahalarını öğrenen tarihçi. ve eser mevzuun hangi bahislerini ihtiva edeceğini tasarlar. Bu gibi eserlerde bütün bahisleri de menbalar gösterilerek müellifin her tesbiti ve her iddiası mehazlara müracaatla kontrol edilebilir şekle konulur. . 2) Bundan sonra tasnif olunacak es '. çok vakit küçük eserler olur. 329-336. 1 (1906) a. Roger B. 315-57): fakat bizim için bu incelikler fuzulidir. Einfürung. Mer-r i m a n ' m yazdığı «Kanunî Süleyma»ın tercümei hali) ise. 91. c) Geniş mevzulara giriş (methal.798: H. ki mehaz gösterilmemiş fakat bibliografi verilmiş olur. doçent olacakların liyakat (habilitation) tezleri bu cümleye girer. Monografiler ekseriya bir veya iki cild kadar olur2). Benim Umumi l BIc. Böyle «el kitabı» da bir yahut iki cildi. 2 ) Almanlar kendi ıstılahları olan «Abhandlung» ile «Monografia» yi ayırd ederek iki muhtelif ilmî eseri belirtmek için kullanılırlar (bk. onun hacmini ve şekli ni tayin eder Eğer eser tekmil cihan tarihine yahut bir milletin. bunlara göre bir isim verir. Bu unvan kitabın mündereeatının umumî ismi şeklinde olmalıdır. 460-480 E d u a r d M e y o r . W. b) Genişçe mevzuların bütün bahisleri hakında müracaat edilecek el kltabı(Handbuch. handbook) yahut maktep ve üniversitelerde tedris kitabı: olur. tavaiye edilecek kıymettedir.

M e y e r'in Eski çağlar tarihi (Geschichte des Altertums) gibi. hatta lezzetle okunacak bir şekilde olmalıdır. R a m b a u d e t E. f) Tahsil görmüş geniş münevver tabakası tarafından okunmak üzere yazılan ilmî popüler eserler. sa-hife adedi tesbit edilir 92. onda münderiç malûmat muhakkak tenasüp (disposition) esasına göre tanzim edilmelidir. Geniş ve muhtelif mevzuları ihtivaeden ve muhtelif devirlere ait olan bir eserin şekli.— 123 - Türk tarihine Giriş kitabım gibi d) konferanslar tarzında yazılan ilmî eserler. ki bütün menbalar gösterilerek yazılan ilmî tarihlerdir. yani üslubunu o şeklide işliyen dâhi müverrihler de vardır. hattâ bir şiir gibi yazan. Bir tarihsanatkârane tasvirin peşinden koşamaz ve eserin kıymeti ilmiyesine ehemmiyet vermeyip sadece ifade san'at cihetine daha fazla ehemmiyet vererek yazılan tarihî eserler roman şeklini alır. Dil ve üslubu da hitab ettiği muhit tarafından kolay anlaşılacak. küçük büyük (bazan onlarca cild tutan) umumî tarih. Go 1 d-z i h e rin İslama ait konferansları bu cümledendir. Hadiselerin tasvirinde gaye bütün vak'aları almak değil. Monografi mahiyetinde yazılan ilmî eserler. Bunlarda fikir ve mütaleaların dayandığı menbalar gösterilmez. işte yapılacak eserin bu şekillerden hangisine uyacağı ve cesametini. e) Geniş mevzular üzerinde büyük tetkikat. ki konferans salonlarında dinleyicilere. Bununla eserin ilmîliğine asla zarar gelmez. yalnız bahislerin. ve eserler. materyalin taksimine ve görünüşlü olmasına. yahut cildlerin. K a r a m a z i n ' i n Rusya tarihi. B a r t h o 1 d'un Ortrasya Türk tarihine ait konferanslar'ı. L a v i s s e ve onlardan kısaltılmış tercüme olan A h m e d R e f i k Tarih umumî'leri gibi. yahut tekmil kitabın sonlarında (bazan başlarında) az yahut mufassal bibliografiler verilir. E. mahiyeti ve cesameti ne olursa olsun. i) Mecmualarda neşrolunacak ilmî makaleler. yahut memleket vatan ve millet tarihi ve biografıleridir. J o s e p h v o n H a m m e r . Fakat ilmî esas-lara'dayanan bir tarîh eseri kolay okunur bir tarzda. Bilhassa Fransızlarda böyle alimler çıkmıştır. 2) Eserin ismi ve şekli tesbit olunduktan sonra. Bunlarda malûmat hitab ederken anlayışlı ve toplu olarak serdedilmiş ve bibliograflar derslerin sonuna ilâve edilmiş olabilir. ancak tipik ve mühim olanlarını alıp hâdiselerin mahiyetini ve gidişini anlamaktır. ehemmin mühimden ayrılmasına kitabın okunmasını ağırlaştıracak teferruattan kaçınılmasına ehemmi- . g) Muhtelif mevzulara ait tetkiklerin toplamaları meselâ G u t s c h m i e d K l e i n e Sch r i f t e n ve h) İlmî eserlere ait tenkıdî makaleler. I. cild.P u r g t a h ı l'ın Osmanlı Devleti Tarihi. onun yapılış şekli tasarlanır. A. talebelere hitap ederek yazılan eserlerdir.

bab ve fasıllara taksimi gösteren plân ve fihrist kitabın asıl Metninde nelerin bahis mevzu olduğunu açık bir sekile1. kalın kalın ve ince. Anhang) gibi kısımlara ayrılır. Eserin asıl metni (text) bölüm (capitel). dış yapılışının mükemmeliyetine ehemmiyet verilmiş olmasiyle de ölçülür' Bu cihetten ilmî eserlerinin «tasnif plânları».124 yet verilir. yahut mehaz göstererek dâvayı teşvik eden şehadetlerdan ibaret olur. Bir ilmî eserin içindekiler itibariyle kıymet. Xenophon ve Tacitus gibi klasik âlimlerin asırlardanberi fasıl ve paragrafları takarrür etmiş olan ve muhtelif tabılarında aynı fasıl ve paragraf (Kur'anda sure ve âyet) taksimatını muhafaza eden eserlerinden yapılan nakiller sâdece parantez içinde (X. mevad ve hâdiseleri izahederler ve bunlar teferruat. Mehazlardan meselâ Kur'an. 7 Ş 4) gibi şekillerle metinde gösterilir. yahut ayrı bahislere taksim edilip kolay anlaşılacak bir hale getirilir.. Metin kısmında ancak mevzuun kendisi yazılır. Metinde işte bu plânda sayılan hususların dışına çıkan ve mevzu ile ilgisi uzak olan yahut bu ilgi teferruattan olan. ve biz bunun için kitabın sonuna ayrı bir bahis ilâve ettik. yahut metinde mezkûr isim. büyük ve küçük punto fark larmdan. bab ve fasıllara taksimden başka bahislerin biri diğerine bağlılık nisbetini göstermek üzere. Tevrat ve İncil. Etud mahiyetinde olan eserler metin. siyah yahut açık şekillefinden. asıl metninde neler ve haşiyeleriude neler yazılması Umumiyetle ilmî eserlerin tasnifiyle meşgul olanlar yazdıkları kl~ bın icabettiğini ayırıp bilmelidirler. Bölüm. ayrı puntoların büyük (majüskül) ve küçük (miniskül) şekillerinden. üzerinde ayrıca durulacak bir mevzudur. onların büyük ve küçük harflerden istifade edilerek biri diğerinden şeklen ayrılan rakamlaryahut harflerle işaret edilen ayrı bahislere ayrılır. göstermelidir. Herodot tarihi' Stra-bon ve Ptolemeus coğrafyaları. yahut ona itnâb şeklini verecek şeyler okuyucuyu yoracak ve yanlışlıklara sevkedecek teferuat bulunmamalıdır. aynı puntonun. bab ve fasıl'-ların. Haşiyeler metni. 15). teferruatı üzerindeki çalışmaların inceliğine olduğu kadar. Münderecati zengin ve müteaddid ayrı bahisleri içine alan eserlerin metinleri bölüm. (V. ona taalluk eden notlar demek olan haşiyeler metin ve haşiyelerden çıkarılan uzun ilmî meseleler ve uzun ilmî izahları ihtiva eden ekler (excurse appendix. yahut sadece büyük puntolu rakamlarla paragraflar'a ayrılır. meselâ 10 numara ile belirten puntonun. Münderacatı çok mütenevvi ve bahisleri müstakil olan bunların birinin diğerinden âyır-dedilmesi faydalı görülen eserlerde ise (meselâ bu «Tarihto Usul kitabımız gibi eserlerde) metinde sıra ile anlatılan bahisler § işareti ile. fakat diğer .

haşiye ve ek farkları yapmıya hiç lüum olnuyor. Benim tbni Fadlan kitabım ve M a r q u r a r t ı n ermeni müellifi Musa Xorenakfnin coğrafyasından İrana ait kısmını nakil ve tercüme ederek İranşahr ismiyle neşrettiği eserinde bu yol tutulmuştur. 93. Meselâ bu eserde s. Metnin altında verilmesi icabeden haşiyeler uzun olduğu ve bunların ayrı ek (appendix) şeklinde ayrılması da istenilmedtği takdirde bu nevi haşiyelerle kitabın umumi manzarasını bozmamak. yabancı dildeki metne ait haşiyeler bu metnin! tercüme ve izaha ait haşiyeler de tercümenin altındaki appartlarda veriliri metnin tahlilinden çıkan bahisler de ek olmak itibariyle tercümenin sonuna alınır. 1. 3 ve ilah. Mamafih bazı. 4) Tarihi ilmî eserler harita ve resimlerle istifadeye daha elverişli bir şekle konulur. Şayet kitabın metni yabancı dildeki bir metnin edisyonu'ndan ve onun tenkitli ve izahlı tercümesinden ibaret ise. Şimdi bu «Tarihte Usul» kitabımızda da metne sokulması mevzuu dağıtacak ve karıştıracak olan uzun bahisler kitabın sonsna «Türk tarihine dair menbalar».. ilmî eserlerin «dış yapılış sekilileri. Harita. Bu nevi haşiyelerin istifadesi müşkül oluyorsa da. tasnif şekillerinin türlülüğüne göre türlü oluyor. okunuşunu ağırlaştirmamak için bütün sayfa aşağısı notlar kitabın sonuna nakledilir. muayyen coğrafi saha yahut sahalar bahis mevzuu olan tarihi eserler için muhakkak zarurîdir. Tarihi coğrafya ve seyahat kitapları>. «Kısatma ve işaretler» 1. rakamlarla işaret edilen «Ek» 1er şeklinde sıralanmış olacaktır.âlimler eserlerindeki bütün re-ference'ları metinde yaparlar. Bunun için kitabın bölümlerine ayrı numaralar verilip bir bölüm içinde gelen haşiyeler bölüm sonuna kadar sıra numarası ile gösterilir ve kitabın sonundaki haşiyeler de bu bölümler ve sıra numaraları ile tertip edilir. Böyle .125 mahazlar satır altı «aparatlarda gösterilir.Şöyle ki bazı tasnif şekillerinde metin. İlmî eserlerin yapılış şekline ait bir mesele de kısaltmalar ve işaretler kullanmakta zabt-u rabtın temindir Bu mesele kitabın sonuna ayrı bir «ek» te anltılmıştır. «Şarkiyata ait mecmua ve saireler» «Tasnif plânları». Keza metnin okunmasına yahut izahına ait küçük haşiyeler de bu apparatlarda verilir. 45 ve 85 de gösterilen mahazlar s. Benim «Umumî Türk Tari-rihine Giriş> kitabımda böyle yapılmıştır. 5-6. 8 ve 12 deki izahlar metne alınırsa fikirleri teferruata karıştıracak mahiyette olduğundan haşiyelere alınmıştır. «Tarih ilminin ayrı şubelerinin metodları». İlmî kamuslar (meselâ Pauly Wissowa Kamusu ve İslâm Ansiklopedisi gibi) de haşiyeleri sadece metinde vermek âdeti cari olmuştur. böyle eserlerin metinleri kolay okunur.

Hind ve Ankara seferleri. daha ziyade ilmî~seyahat raporlarına. şahıs isimleri. Uygurlarda Doğu Tiyanşan. numune olmağa lâyıktır. Burada her isim. Ya-vuzda'da Çaldıran ve Mısır. haritalar şeklinde sokulabilir. (Fihristler sırf isimlerden ibaret olduğu gibi. Fakat birçok tetkik mevzuları resimle ifade edilemiyecek şeylerden ibarettir. İngilizler çok zaman böyle yaparlar. Göktürkler kısmında Orhun sahası. Türk tarihi ile ilgili eserlerden meselâ Amerikalı Owen L a t t i m o r e'ün 1940 da çıkan tnner Asian Frontiers of China kitabının muhtelif yerlerine konulan krokiler. Batı Türkistan ve güney Rusya. tahlilî analitik de olur. Benim kitaplarımdan «Bugünkü Türkistan ve Yakın Tarihbnin 1947'de çıkan ikinci tab- .— 126 — haritalar kitabın sonuna mufassal bir şekilde ilâve edildiği halde. hattâ eserde isimleri geçen müelliflerin isimleri için ayrı ayrı fihristler yapmak âdeti vardır. 94. Fakat en iyisi bütün bunları bir arada toplamaktır. Fatih'te Mora ve Sırbistan ve Otlıkbeli. Muayyen mevzular üzerinde tetkik mahiyetinde olup bahis mevzu olan maddeleri bu resimlerle göstermek zarureti olmıyan monografilere de resimler konulmaz. her şahıstan veya hâdiseden de başlıca hangi sahifelerde bizzat hangilerinin de bilistidat anlatılmış olduğu kalın ve ince puntolu rakamlarla gösterilmiştir. Yani her şahsın yahtda maddenin ne münasebetle zikredildiği fihriste kısaca anlatılır. Temür'ün tarihinde Kıpçak. Çengiz'm tarihinde Şimalî Çin. Meselâ Rostovtsev'in «Bosforos'ta İranlılar ve Greklen kitabının almanca tabı böyled/r. Keza resimli popüler umumî tarihlere ve vatan tarihlerine de konulur. Bunlardan bizim için numune olabilacek olan birisi d e H e n r y Jul e'ün The Book of Sır Marco Polo'sının (üçüncü neşri 1929 da çıkmıştır) ikinci cildi sonundaki fihristir. Türk tarihine ait eserlerden meselâ Hunlar faslında Şimalî Çin ve Doğu Avrupa. mevad isimleri. garib kelime ve is-tilâhla. Kanunî'de Trablusgarb hep sahife içinde 6X4 ve emsali büyüklüklerde küçük krokiler ilâve edilirse bu eser çok anlayışlı bir şekil alır. 5) Tarihi eserler. Bunda coğrafî isimler. buna muhakkak isimler fihristi koymak lâzımdır. san'at tarihi eserlerine muhakkak ilâve edilir. Böyle tahlilî fihristler bilhassa ingiltere'de dikkatle işlenir. Resimler. meselâ 100 sahifeyi geçerse. kavim ve kabile isimleri. Arkeoloji ve san'at meselelerini bahis mevzuu eden eserlerde bu resimler kitabın sonuna levhalar ve ekler şeklinde de ilâve edilir O vakit kitabın metninde bu resimlerin bulunduğu levhaların numaraları ve bu levhalardaki resim (figür) sıra numaraları ile gösterilir. veya her maddenin ne münasebetle zikredilği kaydedilmiş olduğu gibi. kitabın metnine de küçük küçük.

Yani 1) tarih tetkiki müm- . kolaylaştırmanın yolları vardır.. Fakat eserler dillere ve ihtisaslara ayrılarak gösterilecek olursa dahi. Meselâ A. 1938 de böyledir). Fihristler her cild için değil. Bunlar da kitapların ihtisaslara ayrılmış ve numaralanmış fihristi 40 ve 55 sahife. bunun da usulleri vardır. S. Bu da zikri geçen bütün eserlere birer numara koymak ve bütün menbalar için işaretleri koymak ve kısaltmalar için ayrı bir index yapmaktır. Fakat bunu tedvin etmek meseleyi iyi kavrayabilmekle ilgilidir. bunlardan islifadeyi kolaylaştıran kısaltmaların alfabe sırasiyle sayımı 9 ve 16 sahife tutar. Menbalar çok ve muhtelif dillerde ise. Keza eserleri mensup oldukları hususî zümrelere göre ayırmak ta biblografiyi dağılır. Meselâ Journal de la Societe Finoougrienne yerine JSFOU. 95. bundan istifadeyi. bu üç iş safhasının. kısaltma işaretleriyle nakletmek âdet olmuştur. Metod bilgisini «kaynaklar bil-gisi>. Müteaddid yerlerde zikredilecek me'hazları her zikredildiği yerde tam ünvaniyie zikretmek kitapta fazla yer ve müellifin de fazla vaktini işgal edeceğinden. fransızca vesaire eserler diye lisanlara göre ayırarak gösterenler vardır. tarihe ait eserler vücuda getirilirken biri diğerini takibetmek üzere tedricen geçirilmesi icab-eden bir basamak intibaını verebilir. Böyle madde fihristinin ayrı yapılması daha makbuldür. Bu usulü kabul eden eserlerde kitabın asil metninde ve haşiyelerinde mehazlar asla tam ünvaniyie naklolunmayıp ancak kısaltmalariyle gösterilir. Böyle kısaltmalar unvanlardaki esas kelimelerin baş harflerinden ibaret olmak üzere araları noktalarla ayrılmayan büyük (majüskül) harflerle gösterilir.' Tasnifde çok mehaz kullanılan eserler için bu usul çok iyidir.127 — inin fihristi de kısmen böyledir. Bizim Türk tarihine ait eserlerden profesör B e r t h o l d S p u l e r ' i n Moğollar devrinde Iran ile Altın Orda da Bibliografi böyle gösterilmiştir. 96 7) Sentez bahislerinin sonunda tahlil ve terkipde sıra meselesine de temas etmek yerinde olur. Böyle bir sıralama.) Eserde istifade olunan me'hazlar ve diğer kitapları gösteren bibliografi veriliyorsa. Bu lüzumsuzdur. Tarihî eserler için mevad fihristi çok zarurîdir. Muasır Mısırlılar fihristleri ayrı cildlere dağıtmakla bu fihristerden istifadeyi güçleştiriyorlar. ayrı bir cilde yahut son cildin sonuna koymak daha iyidir. İşte bu indexde gösterilen numaralara bakarak mufassal biblio-grafyadaki eserler bulunur. Atiya The crusade in the later Middle Ages. bunları arapça eserler. «intikad» ve «terkib» diye üçe ayırarak bahis mevzuu ettik. Wiener Zeitschrift fiir Kunde des Morgenlandes yerine WZKM.

3) Bu tetkikin tam mâ-nasiyle esaslı olması ve neticelerin gerçekten esaslandırılmış olması için tarihçi elindeki kaynakların mümkün olduğu kadar çok ve etraflı olması için kaynakların içine dalıyor Bununla yukarıdaki taslağa göre herşeyden önce işlenmesi icabeden «kaynaklan toplama> işi sonraya gelmiş oluyor. 2) Tarihçi bu işe giriştikten sonradır. bazı farkların şayanı itimad olmadığı gözüne ilişiyor. Bütün bu tahlil ve terkib şartlarını cibillî bir iş olarak benimsemesi. Sonra arkoloji. meskukât. keza bir kaynağın diğeri üzerindeki tesirini tetkik eder ve bunları bir sisteme koymağa çalışır: 2) sonra haberlerden hâdiselere geçer. kendisinden evvelki âlimlerin eserlerine dayanarak. ve bunları da aynı şekil de tetkik ederek sisteme koyar: 3) nihayet hâdiseleri zaman ve mekân çerçevesine ve mevzu ve ihtisasa göre sıralayıp aralarındaki sebeb ve sebeblendirme bağlılıklarını tesbit eder. filoloji gibi ilimlere müracaatla kaynak sahasını genişletmek yoluna gidilmiştir Yani tarihçiden tarih metodolojisinde alınmış olan sıraya harfiyen ve sıra ile önce kaynakları toplaması. ve dolayısiyle ancak şimdi bütün malzemeyi tenkidi surette tahlil ediyor. Fakat bu nevi «tedricilik> (con-sequence) ancak bir eserin telifi işinin son neticelere geldiği zaman tatbik olunur. Yoksa bir tarihçi. antropoloji. ondan ancak bu üç safhada riayet edilmesi zarurî olan şeraite bihakkın riayet ederek eser vücuda getirmesi taleb olunur. ve sonra terkib yapması talep olunmaz. ki aynı meseleleri ilk kaynaklardan öğrenirken. onların itimada şayan olup olmadığı cihetini. yani intikad melekesi (esprit cri-tique) denilen hususiyete mâlik olmasıdır. Diğer taraftan onun bu eserini ne gibi takdim ve tehirle vücuda getirdiğinin ehemmiyeti yoktur. terkib ile meşgul olurken tarihî intikad usulünü tesbit etmek ihtiyacı hâsıl olmuştur. yahut her ikisi aynı zamanda husule gelmiş olur. müverrih onları toplar. bir eser . Zaten tarih metodolojisi kendisi de bu esas dahilinde vücuda gelmiş olup. Bazan bir hâdisenin kendisinden evvel ve sonra zuhur eden hâdiselerle sebeb ve müsebbeb olmak sıfatiyle bağlılığı. bu ise tahlil ile terkibin aynı zamanda yapılması demektir.— 128 — ün olduğu kadar zengin malzemeye dayandırılır. etnografi. sonra tahlil. Çok zaman tarihçi öteki üç «tedricî sıramın aksini yapıyor: 1) O tarihe ait müstakil bir ilmî eseri yazmaya başlamadan önce. bu hâdisenin hakikaten vâki olmuş olduğunu işhat eyleyen bir vesika şeklini alır. Yani böylece «terkib» de yapılacak iş «tahlilce tekaddüm etmiş. hâdiselerin zuhur ve teakubu ile tedrici inkişafı hakkında bir f i ki r ediniyor ve tetkik mevzuu da çoğunca bu yolla taayyün etmiş bulunuyor.

ingilizce ve arapça bilen ve tarihle meşgul olan bilgi sahibi bir subay mütekaidi bundan 9—10 yıl önce meşhur Arap coğrafyacısı Idrîsî (Şarif al -ldrisi)nin eserlerinin Köprülü Kütüphanesi nüshası üzerinde çalışarak. 1925. 20-21 Tarihte Usul F. tstoriya izaçenga vosoka. Bunları göz önünde bulundurmadan başlanan işler akîm kalacak yahut yalan keşif davalariyle nihayete erecektîr: Hazırlık derken. ihtisas sahasının üstadları önünde mektep görmüş. 97. Leningrad. bu işim acaba dış veyahut iç intikadının falan veya filân kaidelerine uydumu. W. mevzuu ilk defa ve yahut yeni malzemelere göre tetkik etmekle vücuda gelirİyi fransızca. nümüne olmaktadır. onları dikkatle okuyup gözden geçirmek.8) Terkib bahsinin sonunda ilmî bir mevzuu ele alırken. vesaitin mevcudiyeti derken de. 9 . bunu işlemek için gereken hazırlık ve vesaitin mevcudiyetini nazarı itibara almanın lüzumuna işaret etmek isterim.— 129 vücuda getirirken. yine asla ilmî bir eser vücuda getiremezler. Çünkü bir ilmî eser ancak o mevzua ait yazılmış ve basılmış eserler varsa. mevzuların tetkiki için gereken ilmî neşriyatın. aruzu nekadar dikkatle öğrenirse öğrensin şâir olamaz. Bilâkis büyük bir şairin eseri aruz için numune ve misal olduğu gibi. şayet böyle eserler ortada yoksa bunu tesbit ederek. Maamafih bütün bu dediklerimiz daha çalışma merhalesinde olan tarihçilerin tarih metodolojisinin gösterdiği yoldan bir dakika olsun ayrılmalarına iddiacılık yoluna girmelerine müsamaha nazariyle bakmak gibi telakki olunmalıdır. B s r t h o 1 d. esprit critique'e mâlik olup tarih tetkiki işlerinde bilfiil çalışma ile meleke hâsıl eden ve bunda kendiliğinden kaideler çıkarıp metod sahasında yeni buluşlar yapan büyük âlimlerin eserleri. eksikleri varsa ikmal etmek. bu eserin Orta .ve Şimalî Asya'ya ait kısımları-ni tetkik etmiş ve Türklerin tarihine dair büyük keşifler yapmış olduğu iddiasında bulunmuştu. tabiî ve medenî âmillerin tesbiti hususuna bihakkın riayet ettim mi diye düşünüp başını yoracak olursa o tarihçi metod işini daha benimseyememiş demektir ')• Şür söylemek istidadı olmıyan birisi. Tarihî kavrayış istidadına mâlik olmıyanlar da ne kadar tarih metodiyîe uğraşırlarsa uğraşsınlar ve ona harfiyen riayet etmeğe çalışsınlar. aceba ruhî. kaldıkların ve diğer malzeme ve vasıtaların mevcudiyetini kasdediyoruz. metod görmüş olmak kastedilir. üstadlarîa beraber çalışmış. Hazırlıksız ve eksiz vesaitle girişirse mesâisinin beyhude olacağını söyleyerek kendisine bu gibi mesâide takibi j) Blc. s.

coğrafî ve tarihî malûmata mâlik olmak ve bu sahada çalışma usullerini bilmek şarttır. eski coğrafya kitaplarındaki marşrutların. 8 . Bu da italyan riyaziyecisi Nallino. meselâ İdrisî'den evvelki ve sonraki islâm coğrafya ve tarihî eserleri elde bulunmalıdır. Al-Kuvıarizmi e il suo rifacimento della geographia di Tolomeo. A.. idrîsî. M z ı k gibi âlimler tarafından tesbit edilmiştir ')• Vatandaşımız ise. Bu nevi tetkikatta bulurken. Anadolu için de K i e p e r t haritasını ele alarak işe başlamış ve güya Idrisî'de zikrolunan bütün coğrafî isimleri bu haritalar üzerinde tesbit etmiş.1 7 de kısmen gösterilmiştir.130 zarurî olan usule dair fikirlerimi anlattığım zaman. bunlardan haberdar olmadığından. nehir isimlerini. Arapça bir kitabı okuyup doğrudan doğruya Rus erkânı harp ve Alman Kiepert haritasına bakarak bir iş yapılmaz. eğer varsa. benim yaptığım neden ilmî olmaz?> dedi Bu zat ldrısi'nin Köprülü Kütüphanesindeki aslını. eski coğrafî eserlerde görülen coğrafî isimlerin arada geçen asırlar zarfında ayniyetini muhafaza ederek gelmiş olmaları. -nin aynen Ptolemeus'dan aldığı sabit olan i'frlJU = OTTopoxoppa ve U-U-l = L U_l = Ixv9ıa'yı Kazakistan'da ancak son Rus idaresi devrinde zuhur eden Tokraunsk veSpassk isimleriyle birleştirmişti. Karluk ve Kimâklara nis-bet edilen şehir. Stuttgart 1939 ■. yine C. Anadolu'da da tesbit etmeğe muvaffak olmuş olduğunu zannetmiştir. M a r q u a r t ve H. 1896. 43-44 .ve Şimali Asya'nın mufassal Rus erkânı harp haritasını. muahhar zamanlardaki marşrutlara tevakkufu tesbit edilir. Bizim vatandaş hazırlıksızdı. alman müsteşriki J. bu coğrafî isimlerin tarihî eserlerde izi olup olmaması. hemen "vesait" meselesi ortaya çıkar. müteessir oldu ve «alelade bir müsteşrik Topkapı Sarayı'na gidiyor da Piri Reis'in haritasında Amerika keşfine dair kıymetli şeyler buluyor.Diğer taraftan İdrîsî. Idrisî'de Oğuzlara. yukarıda (§ 73 de) kısa olarak izah ettiğim veçhile Ptolemeus'a ve onun arapça tercümelerine bağlıdır. Hoenerbach. Çünkü bu hususta müracaat edilecek eserler. Başkurtlara. p. Türkistan'da olduğu gibi. Bu husus Ortaasya için de böyledir. N a l l i n o . bir de Orta . Deutschland und teine Nach-barlaender idrîsî. Oğuz ve Başkurtların ülkelerinde sa1). M. ldrisî'nin eserindeki tül ve arz derecelerinin şimdikilerine nisbeti. Kimâk. Roma.Honigmana Buna ait edebiyat W. Bk. Herşeyden evvel. Çünkü bir tarih ve tarihî coğrafya mektebi görmüş ve bunların usullerini benimsemiş değildi. Zira İdrîsî bu malûmatın çoğunu kendisinden evvelki eserlerden almıştır. inci asırda yaşıyan idrîsî Karluk. 11.

. Bizzat onun Oğuz ülkelerine ait malûmatı Barthold tarafından ') kısa olarak hülâsa edilmiştir. Jl^^l . Almanya ve Finlandiya ülkelerine ait kısımlarını neşir ve tahlil eden D e G o e j e Dozy. Kazan. Arapların Amerika'yı Ispanyalılardan tam dört buçuk asır evvel keşfettiklerine dair mütalaalar son asrın diğer İslâm müellifleri. Diğer taraftan sanayi ve ticaretin inkişafını ifade eden tabirler ( ijÇ. 337 - 338.^W ) Idrîsî'nin Almanya ve Skandinavya taraflarına dair verdiği malûmatta da tekrarlandığında klişe intibaını vererek şüpheyi mucib olmuştur. o cümleden (1883 de) kazanlı Şehabeddin Mercânî tarafından ileri sürülmüştür2). Baltık. Mzık'ın ve Conrad Miller'-in neşriyatını elde bulundurmak lâzımdır. T o m a s c h e k . ChzuoUon. hatta müsteşrik kongrelerinden birinde bu mealde rapor okunmuş. Berlin 1899. Tuu-1 i o ve Hoenerbach gibilerin neşriyatını gözden geçirmiş olmak lazımdır.. s. v. Filvaki aynı Idrîsî'nin 1041 (hicrî 433) yılında. Ural Başkurtları ile Tuna Macarları Arap kaynaklarında birbiriyle karıştırıldığından bu kavimlere nisbet edilen şehirlerin hangi ülkelere ait olduğunu kabul etmekte de ihtiyat lâzım geliyor. Ahmet Zeki Paşa Arapların Amerika'yı Kolumbus'dan daha evvel keşfettiklerine dair yazılar neşretmiş. ) Şehabeddin M e r c â nî M uqaddimat-u Vafiyat-ı al-aslâf. fakat muvaffak olamamıştır. 1883. bunların bazıları tamamiyle şimdiki çöl mıntıkasına tesadüf etmektedir.f ç»1jl*j Jj^j Cj-». Bunun gibi Mısır'da A h m e t Z e k i Paşa ve Tahran'da S a-' î d N a f î s î gibi alimlerin bir çok eserleri de hazırlıksız ve vesaitsiz yapılmıştır.131 nayi ve ticareti inkişaf etmiş zengin şehirlerden bahsediyorlarsa da. Magrib. S c h i a p p a r e l l i . 226-241. s. Edil (Volga) ve Tuna Bulgarları gibi.o'i <•* yahut jıkJ\3 jUdlj JUlj jUVb İjû yahut ^Uı jLJ!_. N ö l d e k e . J 2 ) Festschaift für D. Bütün bunları tesbite medar olacak eserler istanbul kütüphanelerinde yoktur. 80 kişilik bir Arap heyetinin gemilere binerek Endülüsten Atlantik denizine açıldıklarına ve meçhul insanların yaşadığı adaları keşfettiklerine dair haberine ve aynı mealde diğer kaynaklardaki bazı kayıtlara dayanarak. Balkan. Idrîsî'nin menbalardan istifade de pervasızca hareket etmesi onun sözlerine bakarak hemen hüküm çıkarmanın doğru olmadığını meydana koymuştur. Bu cihetten Idrîsî'nin Endülüs.j>. İtalya. Idrîsî'nin haritaları Ptolemeus'un ve arap müelliflerinin haritalariyle karşılaştıran H. coğrafya tül ve arzına bakılırsa.

müzeleri her ihtiyaca kâfi gelecek de-cede zengin olan mesûd şehirler Garpta da parmakla sayılacak kadar azdır.132 Fakat Endülüs'ten Lisbon (Uşbüne)'dan. 29 Bk. III. yine orada. 42-44. Ustad bu gibi takvimleri tetkikte medar olacak mühim menbaları istanbul'da elinde bulundursa idi. istanbul 1937 p. böyle bir deniz seferi yahut seferleri yapılmışsa. fakat bu meselede "tarih unsurunu asla itibar nazarına almadığını" fransızca olarak neşrolunan bu raporunda açıkça söylemiştir 2). fakat hazırlıksız ve vesaitsiz yapılan iş Samanîler zamanındaki kültür hayatı tarihine hiç bir yenilik ilâve etmemiş. Yani vesaitsiz çalışmanın akameti yalnız Şarka ait bir iş değildir. Vesaiti. nesillerce intişar ederek muhtelif ilim sahalarında devirler açmış olan hususî ilmî mecmuaların ve külliyatın bulunmamasıdır. . yapılan bütün bu nevi <keşifler> hazırlıksızlığın ve vasıtasızlığın neticesidir.. Çünkü çok muahhar zamanda yapılmış riyazi hesaplar doğruluğunu çok eski zamanlara aksettirecek inceliklerle yapılabilir. işlenmiş olduğunu riyazi delillerle ısbata çalışmış. vesaitsiz hir memleket yahut şehirde çalışanların eserleri Avrupa'da da muvaffakiyetsiz-liğe uğramağa mahkûmdur. 2 P r o f.khalidât maddesine ek. Türkler gibi Çinlilerde de kullanılan bir takvimin şimal garbı Cinde yaşıyan Türkler tarafından. 932 Gazair al. Hazırlıksız ve aimanyanın küçük bir şehrinde vesait kifayetsizliği içinde çalışan bu 1) Encylopedie de Vislam. 98. Meselâ bundan beş sene önce Almanya'da R. H e n n i g isminde bir müdekkik Doğu Avrupa ve Şimalî Asya'ya ait seyahatnameleri ve diğer tarihî vesikaları bir arada toplayıp Terra Inco-gnita unvanı altında iki cildlik büyük bir eser neşretti. bundan 20. V' Asronomie et le CalendrUr chez Us anciens Turcs. Kıymetli riyaziyecimiz Prof. Bizde ise en büyük eksiğimiz Avrupa'da ilmin terakkiyatı yolunda önderlik eden ulûm akademilerinin ve diğer ilmî cemiyetlerin mevkut ve gayrı mevkut mecmua ve serilerinin. faraziyeleri akim kalmıştır. Bizde. kütüphaneleri. II. Sacid Nasîfîde Narşaxi ve Rüdaki hakkında çok geniş tetkikatta bulunmuş.000 yıl önce. islâm kaynaklarına müracaat ederek. Fa t i n Gökmende İkinci Tarih Kongresinde "Eski Türklerde heyet ve takvim" mevzuu üzerinde çok enteresan bir konferans vermiş. o Kanarya adalarının ötesine gitmemişrir. Bu gibi şerait içinde. böyle büyük tarihi dâvayı sırf riyazi hesaplara dayanarak ileri süremezdi. F a t i n G ö k m e n . Bu mevzuu İslâm Ansiklopedisinde bahis mevzuu eden H e n r i B a s s e t b u mevzuu sadece "expedition legendaire des aventuriers" diye vasıflandırmakla iktifa etmiştir ').

El-Bîrûnî Ab-ucl-Barakâı al-Bağdâdi gibi eserleri muhtelif ilim sahalarında dal budak salan âlimlerin eserleri üzerindeki çalışmalar böyle mütehassısların yardımını kaçınmaz kılmaktadır. M a j o r ' u n Kolumbusun mektuplarına dair eserlerini hemen buldu. Şimdi burada zikri geçen P i r i R e i s'in hatırasının keşfi ve bunun ilim alemine tanıtılması da buna bir misal teşkil eder. P. önünde ne gibi bir eserin bulunduğunu farkedecek kadar hazırlığı vardı.133 zatın emekleri çoğunca fantazi mahsulü olduğu için tam bir akamete uğradı '). Fakat zikri geçen ldrîsî meselesi gibi mu'dil mevzular üzerindeki çalışmalar çok vakit bu usullerle de halledilemiyor. Bizim kütüphanelerimiz henüz beynelmilel itimadı kazanmamış olduğundan. sonra yazın Avrupa'da ikmal edilmiştir. Vesaiti tedarik etmek için Avrupa kütüphaneleri arasında gayet ucuz. ı. . 239 . Fakat mesele bu !) Bu zatın ayni tipteki diğer yazısı da Der islam mecmuasında çıkmıştır. (c. Maamafih harpten önce lstanbuldaki Alman ve Fransız Arkeoloji En-sititüleri Avrupanın müteaddit kitap haznelerinden kitap getirmekte bize vasıta oluyorlardı. ingiliz alimi H. memleketler arasında da bu iare usulü tatbik edilmektedir. Meselâ ben Türkiye'de yazdığım bir çok eserlerimi böyle yazmışımdır. Bundan başka istanbul ve Ankara'da mu'di lilmî mevzular üzerinde çalışan profesörler için.. Ispanyalı L a s C a-s a s'in İspanya tarihine dair vesikalar külliyatının 62 . eksik kalmış. XXII. Bundan başka Garp kütüphane ve müzelerinden ucuz fiatla fotokopiler getirtmek te mümkündür. Yalnız bir şehirden ikincisine değil. Bu haritayı keşfederek ilim alemine tanıtan Prof. Sonra o haritanın fotoğraf nüshalarını Bonn Üniversitesine getirtip çalışırken.265). O bunda Kolumbusun 1498 senesinde tertip ettiği haritanın bir kısmının bulunduğunu hemen anladı. 1929 Ekim ayında Topkapı Sarayında. bizde bu iş daha yapılamıyor. "kışın eksikleri not ederek yazın Avrupa kütüphanelerine gidip o eksikleri telâfi etmek usulü de vardır. fakat tam emniyet altında yapılan kitap mübadelesi usûlü yerleşmiştir. böyle mesâi muhtelif ilim ehillerinin yardımım temin etmeyi icap ettiriyor. fransız V i g n a n d ' ı n Tos-canelli ve Kolumbus haritasına ait eserlerini. kendisine bu harita gösterildiği vakit. ora üniversite kütüphanelerinde Yeni Dünya keşfi tarihine ve o zamanki haritalara ait İtalyan alimi C e s a r d e Lolli s'in Romada basılan büyük eserini. Yani eser kışın İstanbul'da yazılmış. K a h 1 e. BilhassaŞarkta meselâ Al-Kindl.66 ncı cildini teşkil eden ve Madrid'de intişar eden eserini.

aynı müellif. yani Çini bulduğunu zannetmişti. kendisine bu işte yardım eden âlimlerin haklarını da. ki Piri Reis haritasında Orta Amerikada Küba ve Küçük Antil adalariyle Venezüella sahilinde küçük Tirinidad adası yanında karaya indiğini gösteren parça muhafaza olunmuştur. l . İşte Kolumbus'un üçüncü seferinden sonra 1498 de tertip edilen haritasının Avrupada mevcut nüshalarında Koîumbusun fikrini aksettiren bu mühim parça bulunmuyordu. yani Japonya zannetmişti. I I I . Meseleyi muhtelif alim ve mütehassısların yardımı ile tesbit ve hallettikten sonra. Berlin 1933. bu mevzu üzerinde Leyden'de Müsteşrikler Kongresinde. 1935. Bizde Idrîsî'nin coğrafyası ve haritaları.134 kadar bol vesaitle de halledilemedi. Kahle dünyanın dört bucağında muhtelif ilim merkezlerinde Amerika keşfi ve Kolumbus mevzuları üzerinde çalışan büyük otoriklerin yardımına müracaat etti. Prof. Bu teteb-bular neticesinde anlaşıldı.. Amerikada aynı mevzuun mütehassısı Berkley profesörü G. E. Nunn. başkalarına müracat edip yardım istemek te kendi cehaletini ifşa etmek gibi telâkki edildiğinden bizde herkes kendi başına çalışıp hemen bir keşif yapmak iddiasına düşer. Elbette P. eserinde şükranla yad ederek. The lost Columbus Map of 1498 ditcovired in a Turkish Map of the World of 1512 d. vol. Şimdiki Haiti adasını o. De La R o n c i e r e gibi güzide âlimlerle muhabereye girişerek meseleyi tam olarak aydınlatabildi. N2. basit gerçekte mu'dil mevzular üzerinde meşgul olup. Piri Reis'in haritası gibi ilk görünüşte. P. Die verschollene Colarfbas-Karle von1498. Kahle. K. Acaba vesaitimiz eksiktir diye mu'dil tarihî mevzular üzerinde çalışmıyacakmıyız? Elbette şimdi burada anlattığım usul dahilinde çalışmalıyız. Kahle bu tetkikat neticesini 1933 te almanca ve 1935 te ingilice yayınlayıp ') Topkapı Sarayında yapılan keşfi ilim âlemine tanıttı. KoluTibus buralara geldiği vakit Marco Polo'da okuduğu Japonya ile Katay'ı. Prof. dünyanın dört köşesindeki âlimlerin samimî ve kalpten yardımlarını da temin ederek eserler yazabilecek 5-10 âlim yetişirse o vakit ilim sahasında artık ayağa kalktık. E. Berlin Üniversitesinde Amerika keşfi tarihi ile meşgul Prof. Aligarh Maslem Universitg Journal. Marco Polo'daki Zipango. K r e t s c h m e r . Oberhummer de Viyana Ulûm Akademisinde bu harita hakkında maruzatta bulundular ve P. 99. Fakat bunlardan evvel hazırlığımız ve vesaitimizin müsait ) P. Kahle. O b e r h u m m e r . vesaiti de bulup. Bunlar da Viyana'da Prof.ödedi. Şarklılarda ilim işi bir sır. ilim yapan diğer milletlerin seviyesine yükseldik demek olacaktır. Kahle. Pariste Amerika ve Afrika keşfiyat tarihi mütehassısı Prof.

Bunlar tarih . feyezanlar. yine ayni istikamette başkaları tarafından idame ettirilmiş bulunacaktı. Meselâ tarihimizde Osmanlı devrinin bütün safahatı ve Ortasya Türk tarihinin tekmil islâmî devirleri İstanbul'da pek mükemmel olarak işlenebilir. iklim değişmesi gibi tabiî hâdiseler ile beraber ferdî yahut maşeri seciye. Osmanlı tarihi ve İslâm tarihi için ise. ki mukadderatımız üzerinde esâs itibariyle. iki şey müessir olmaktadır. Arap ve Iran edebiyatına. İnsan bizzarure kendisinin sebeb-i vücudunu düşünür. meselâ zelzeleler. bu mevzular saymakla tükenmez. İşte bu sebeple çeşit çeşit tarih felsefesi doğmuştur. Maruf erlerin (kahramanların) ve dehâların da tesiri vardır.Tarihi tabiînin gayesi nasıl arzın ve onu teşkil eden her şeyin maddî hayatını öğrenmek ise. bizzat müellifleri tarafından yazılan yazma nüshaları. III TARİH FELSEFESİ 100.. Bir taraftan ihtiyacımıza tetabuk eden ve yahut bilâkis onlara aykırı gelen haricî ahval ve şerait. Muahhar devirlerinin tarihine dair Hazine-i Evrak (Arşiv) vesikaları üzerinde çalışmalar da böyledir. beşerî tarihin gayesi de. a'râz farklarıyle. fıkh ve hadis tarihine âit en mühim mevzular da memleketimizdeki kütüphanelerde muaffakiyetle işlenebilir. hatta bazı alimlerin tekmil eserlerinin külliyatı toplu olarak ancak bizde bulunmaktadır. harpler ve vebalar. Tarih beşeriyetin bir tercümeihali ve ruhiyatı gibidir. İslâm tarihine. beşeriyetin maddî ve manevî hayatını öğrenmektir. Böyle mevzular ancak bizde yapılır. Fakat hayat onlara bağlı değildir. O halde tarih için de öyle olmak icap eder. Ben 1939 yılı umumî Türk tarihi derslerine başlama derslerimde bunların Türkiye dışı Türk tarihine ait mevzulardan 260 kadarını doktora ve mezuniyet tezleri olarak ele alınacak ve Iştanbulda işlenebilecek mevzular olmak üzere saymış listesini vermiştim. Kendi hayatımızı ve bugünkü vaziyeti muhakemede bile fikirler muhteliftir. Bu gibi erler olmasa dahi tarihin gidişi bazı. Umumî şerait. Birçok islâm âlimlerinin eserlerinin. Camialarda da bu hal vakidir. insaniyetin iç müessir kuvvetleri insanların mukadderatında kat'î olarak müessir olmuştur. Kendi hayatımızı tetkik ederken görüyoruz. Hattâ bir çok mevzular ancak ve yahut en iyi bir surette burada yapılabilir. diğer taraftan da şahsî ve maşerî seciyemiz.135 olduğu mevzuları tercihan ele alabiliriz.

Devlet ya Al-lahın. telkin etmek mak-sadiyle yazmıştır. eser bir sosyalist tarafından yazılmış telâkki edilebilir. Pater W. Diğer dinlere mensup olanların hayatı ise şeytan tarafından i-dare olunur. ve bu da bir şeytanî hükümranlığa tâbi olur. Meselâ Viyana-lı Prof.— 136 — öğrenmesinde de in'ikâs eder. yahut da şeytanın idaresini icra ve tatbik eden bir teşkilât ve vasıta telâkki olunduğundan bu nevi tarih telâkkisi teokratik ve dualist tesmiye edilir. tarihini kaim bir cild olarak yazmıştır. Bunlara göre insaniyetin tarihî hayatının münderecatı ve kıymeti hayatın bir ilâhî hükümranlığın esas kanunlarına tevafuk edip etmemesine göre taayyün eder. S c h m i d t "Allah fikrinin menşsi. 5) ekspressionist ve 6) nihayet hümaniteci tarih telâkkisi. Onun için de tarih muhtelif feylosoflann nazariyatı tatbikte esas ittihaz edilmiş ve edilmektedir. islamcı mütefekkire göre ancak islâm dininin mukarreratına tevafuk eden. 1 TEOKRATİK TARİH TELÂKKİSİ 101. bunu üstüörtülü surette anlatırlar. 4) idealist tarih telâkkisi. Z i y a e d d i n F a h r i F ı n d ı k o ğ 1 u 1946 yılında çıkan Metodoloji ve 1947 de çıkan İçtimaiyat ve Hilmi Ziya Olken içtimaî doktrinler nam kitaplarında toplanmış bulunmaktadırlar. Onlar 1) teokratik ve dualist tarih telâkkisi. îste bütün insaniyetin tarihi ancak bu bakımdan tetkik edilir.. fakat Ortaçağ hristiyan âleminde olduğu gibi. 3) positivist tarih telâkkisi. Büyük bir âlim olan bu zatın bütün tarihî tetkikleri bu ruhtadır. Biz burada da Tarih felsefesi nazariyelerinden ancak maruf olan bir kaçını alıyoruz. fakat bunu cezvit papaslarının postnişini sırf katolik hrisitiyanlığını muasır bir kıyafete bürünerek. bir hıristiyan mütefekkire göre de hıristiyan dininin mukarreratına uygun bir ilâhî hayat bahis mevzuu olabilir. Bir memleket ehalisi. hayatta şeytana o kadar . Bizim İslâm tarih edebiyatında da din hâkim mevkii işgal eder. esasen bu fikri taşıdıkları halde. Kitabın ismine bakılırsa. mesut olur. ancak din ehillerinin emrine tâbi olarak hareket eden mütedeyyin devlet adamları tarafından idare olunursa. 2) materyalist telâkki. Maamafih fikirlerini açık söyliyen ve bütün beşeriyet tarihini ilahî ve şeytanî idelerin mücadelesi tarzında tasvir eden hıristiyan müverrihler de çoktur. Birçok katolik ve cezvit âlimleri. Tarih metoduna ait faydalı eseri dolayısiyle bu derslerde ismi çok geçen Profesör A l f r e d F e d e r bunların mutedilidir. Muhtelif tarih felsefesi nazariyelerini Prof.

Bu telâkkinin mümessilleri. muhtelif camialar da sınıf mücadeleleri vardır. tarih ilmi. Materiyalizm derken zamanımızda bilhassa bu son nazariye. onların hayat ihtiyaçları nasıl vücuda geliyor? Tabiat mahsulleri nasıl oluyorda bir gün hususî mülk maddesi oluyor? İnsanlar mesaî mahsullerini nasıl taksim ederler? İşte bu esaslar üzerinde insanlar arasında doğan münaseebtlere istihsal münasebetleri (relations de la produetion) denir. İşte insanın tarihî hayatı da bu istihsal müna- .. yani tarihî materiyalizm anlaşılır. Teokratik felsefe en çok . maneviyattan ibarettir. MATERİYALİST TARÎH TELÂKKİSİ 102. fikrî. daha ziyade. insanlar kendi tasarruflarında bulunan tabiat mahsullerini teknik vesaitin yardımı ile nasıl ve ne derecede kıymetlendirebiliyorlar.137 mühim mevki ayrılmıyor. Bilâkis cihan mihanikî bir surette cereyan eden maddî tabiat kanunlarına tâbidir. ancak bu maddi tabiat kanunların insan cemiyetinin tekâmülünde müessir olmaları keyfiyetini doğru öğrenebilirse ilmî olabilir. Yalnız bütün hâdiseleri sırf dinî esaslarla izah etmek umumîdir. ve yahut K a r i M a r x'ın ileri sürdüğü iktisadî âmillerin tesirini tesbit ederler. ya D a r v i n'in hayvanların ve insanların menşei ve hayat için mücadeleleri nazariyesini esas edinerek. muayyen tarih felsefesinin temeli şeklini almamıştır. din bir mi'yar. L e n i n'e göre. Tarihteki her türlü fütuhat ve beynelmilel münasebetler bununla izah edilir. Bütün İslâm tarihi edebiyatını teokratik esasda yazılmış gibi telâkki etmek yanlış. medeniyetleri ve onlar arasında. siyaset ve içtimaî sınıfları. dünyayı idare eden kuvvet ilâhî ve tabiat üstü değildir. Bunlara göre istihsal münasebetleri yalnız insaniyetin ve milletlerin iktisadî hayatı nıtayin etmekle kalmayıp. Maamafih Al-Birunî Ibn M i s k a v a y h Şems İçi ve Ibn Haldun gibi âlimler için din asla esas faktör âmil değildir. Buna göre-insaniyetin tekmil hayatında iktisadî istihsal münasebetleri esas âmildir. hukuk. Fikrî ve içtimaî hayattaki tekâmüllerde ancak bu müessirdir. Bu nazariyenin taraftarlarına göre. ve dinî-ujücadeleleri doğuruyor.Avrupalıların bilhassa katoliklerin tuttuğu bir felsefedir. Bu yüzden dualizm islâm müverrihleri için varid değildir. Onlar için din. dualist tabirini onlara teşmil etmek büsbütün yanlıştır. ?. islam müverrihleri için. kendilerine has tefekkü rve i'tikad şekillerini. keza sınıflar arasındaki medenî. cemiyetler ve devletler tarihinde tabiî biolojik âmillerin tesirlerini tesbit etmek isterler. yalnız ayrı camialar ve azaları arasında değil.

Yoksa siyasî. İktisâdi materiyalistler. kendi tarih telâkkilerini yaymak hususuna diğer doktorinlerin mümmesillerine nisbeten daha çok ehemmiyet verirler. M. başka âr„ 'İleri de büsbütün inkâr etmezler. İnsanlar arasındaki muhtelif mücadele ve münakaşaları ancak sınıf mücadele ve münakaşaları şeklinde anlarlar. bir üst yapı sıfatiyle tesirini inkâr etmiyor. Engel s «genç» (yani kendilerine nisbetle genç) marksistlerin bu hususta mübalâğa ettiklerini kaydetmiş ve «bunda ben ve kısmen de Marx mss'ulüz. B o I ş ak o v. tarihî meteryalizmi marksist sosyalizmin esası diye tanıdıklarından. Bu sahada en mühim eser. K. Vvedenye e iznçenye istoriyi. Materyalistlere göre tarihteki büyük şahsiyetler ve ideler istihsal münasebetlerinin mucidi değil.138 — sebetleri neticesinde husule gelen içtimaî bünyeler ve sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihi demektir. Marksist materiyalistler. çünkü iktisadî esasları inkâr edenlere karşı cevaplarımız güya istihsal münasebetleri dışında başka hiçbir âmil olmadığını iddia ve bu nevi âmillerin tesirini inkâr ediyormuşuz gibi intiba bırakmıştır. tarih tetkiklerinde.. fakat idenin de. l . A. Moskova. K a u t s k y ' n i n Ma-terialistische Auffassung der Geschichte si dir. felsefi ve edebî inkişaflar iktisadî âmillere dayanıyorsa da birer üst yapı olmak sıfatiyle kendileri de o iktisadî bazis (temel) üzerine tesir icra ediyorlar ve bu tesirler karşılıklıdır» demiştir. ve B u x a r i n. Bunu Marx istihsal münasebetlerini bir üs (bazis) olarak tanıyor. 250-258. diğer taraftan tarihi kendi nazariyelerini ilmen esaslandırmak ve onun ilmî propagandasını yapmak için en müsait ve en mühim saha olarak bildiklerinden. onların muhalifleri olan Müseyleme ile Camuka Çeçen fukara sınıfının menfaatlerini temsil etmişler. Matariyalist telâkkinin büyük üstadları bi'tün hadisatı istihsal münasebetleri ile izah etmekle beraber. 75 v. hukukî. islâm dini ile İslâm Devleti de Moğol İmparatorluğu da sırf sınıflar arasındaki mücadele neticesinde. zuhur etmişlerdir. Hz. ki iki büyük cildden iba) Bale. d. onun mahsûlüdür. l) Fakat iktisadî âmiller ve istihsal münasebetleri bazis (temfel) tanındığı için marksistler tarafıdan yazılan tarihî eserler de diğer âmiller tamamen gölgede kalmaktadır. Materyalistiçeskoye panimanye istoriyi Moskova 1929. Onlara göre. 1923. Daha Fr. tabiî ve içtimaî şerait altında husule gelen hâdiseleri dahi ancak iktisadî esaslara göre izah etmeğe çalışırlaı. 8. Peygamber ile Cengiz Han ancak burjuva aristokrat tabakasının. bazan yalnız iktisadi değil. bir istihsal münasebetleri neticesi olarak.

. yahut bir ülke sekenesinin medeniyet tarihinde geçirdiği devirlerin mahiyeti (almanca Kulturzeitalter).139rettir. 2) Bundan sonraki tekâmül safhalarında hayat tezahürlerini metafizik şerait. onları kesim olarak anlamak (Kausalerkenntnis) sayesinde «iliım olabilir. bir ülke sekenesinin medeniyet tarihinde geçirdiği devirler. Bu telâkki A u g u s t Corate'm 1839 çıkan Cours de philosophie positive adlı eserinden mülhem olarak ettirilmiştir. Ve ehemmiyeti itibariyle M a r x ' ı n Das Capital kitabı ile bir seviyede gelir. 162-231). tarih tetkikinde içtimaî ve tabiî ilimler takip etmekten doğmuştur. üst yapı bahsinde (1929 senesi neşri s.edilerek yayınlanmıştır. romanlar cümlesinden sayılmak icabeder. Şahsiyetlere fazla rol atfederek yazılan tarihler ilmî olmayıp san'at eserleri. idelerin ve substansların te- . mukayese edilmek (Mas-senbeobachtung) yoluyla tayin edilebilir. Buxarin. ancak vekayiinin zuhurunun sebeplerini ve âmillerini tetkik ederek. 2) Herhangi bir insan kütlesinin. Auguste Comte insanların fikri tekâmülünde gördüğü üç tedricî tabaka esasını tarih telâkkisinde de tatbik ediyor: 1) İnsanlar tarihi hayatların tezahürlerini tabiat üstü hâkim ruhî kuvvetler ile izah ediyorlar. umumiyetle insan medeniyetindeki tekâmül safhaları sosyal psikolojik şeraite göre taayyün eder. umumî vaziyetlere ve umumî şeraite bağlıdır ve onlardan doğar. Tarihte pozitivizm. ki mükerreren neşredilmiş ve Kazan türkçesine ve bazı diğer şivelere de tam yahut hulasaten tercüme. 3) Ferdlerin faaliyeti. diğer nazariyelerin taraftarları ile kendi aralarında Şark milletleri tarihine de temas etmiştir. diğer insan kütlelerinin ve milletlerin geçirdiği medenî hayatın ancak inkişaf şeraiti ile umumî ve geniş mikyasta. Buna göre : 1) Herhangi bir insan kütlesinin. Rus komünistlerinin ideologlarından B u x a r i n bu eseri hulâsa ve Rus tecrübelerine ai t mütaleaları ilâve ederek Muteriyalist-içeskoge ponimaniye Istoriyi (Tarihin meteryalist telâkkisi) adlı eserini yazmıştır. 4) Tarih. Bu nazariye de tarihte tabiat üstü (metafizik) amillerin tanımıyor. fakat onun meteryalizm ile alakası yoktur. 3 POZtTİVÎST TARİH TELÂKKİSİ yolunu yılında inkişaf tesirini 103.

Za- . Buna göre. Schilling. Herhalde bu yol Avrupanın bilhassa liberal burjuva muhitinde makbul en ilmî yollardan biridir. 1915. Bu telakkiye göre. 1839 yılında August Comte'un kitabı çıktığı zaman. Bu telâkki materyalizmin tam zıddıdır. sonra F i c h t e ve şair S c h i 1 1 e r tarafından ileri sürülmüş bir nazariye ve telâkkidir. inde mufassalan izah edilmiştir. Bu ide hürriyetten mahrum olan iptidai hayatın kendiliğinden tekâmül etmesi (Selbstentvvicklung) yoluyle husule gelir. tarihî hayat hareketleri haricinde kalan kütlelerden ibarettir. Bu nazariye bilhassa P.140 siriyle izah ediyorlar. yahut objektiv olur. daimî olarak yaşıyan hareket ise. insaniyetin tarihi. Bu ide ya sübjektif olur. kendi şahsi hürriyetlerininin mühim kısmını devlete verir. B a r t h ' m Die Philosophie der Geschicte als Sozialogif. bilhassa Cermenler. 4 İDEALİST TARİH TEÎ \KKİSİ 104. K a n t ve F i c h t e izah etmişler. ideden ibarettir. Hegel'in fikrince. onların sosyal psikolojik şartlarım tesbit ederek ve aralarındaki münasebetleri. Objektivlere göre madde (materyal). yani kendi şahsi hürriyetini kendi istekleriyle tahdid ederler. işte beşer hayatını idare eden esas âmiller de bu gibi idelerdir. İde ilâhî ruhun mahsulüdür. Bu bir idedir. ancak ide esasında tekâmül eden milletlerin tarihinden ibarettir. Bunu eski yunanlılar ve Romalılar kısmen anlamışlar. Afrika ve eski Amerika'daki insanlar ise. ki A r i s t o . Bu cihetten marksist tarih felsefesinin en çok mücadele ettiği felsefe de bu idealist tarih telâkkisi olmuştur.. Umumîyetle madde ruhun elinde kullanılan bir aletten ibarettir. ancak ide vasıtasiyle hakikat olabilir. geniş mukayese usulü ile. tayin etmek yoluna girdiler. hürriyetlerini temin edebilmek için. böyle düşünülüyordu. Şark kavimleri hürriyetin kıymetini anlamıyorlar. ilk defa olmak üzere. 3) Nihayet insanlar hâdiselerin tabiî sebeblerini. İdealizm nazariyesi K a n t'ın 17 "4 yılında çıkan Ideen zu einer allgemeinen Geschichte in zueltbürgerlicher Hinsicht nam makale-siyle başlanmış. ki bunu E f l a t u n . Sonra bu fikri İngiliz mütefekkirleri B u c k l e ingiliz medeniyeti tarihi kitabında August Camte'den alarak ve Almanlardan Kari Larap-r e c h t 1891 yılında çıkardığı eserinde müstakilen (yani August Com-te'dan almış olmıyarak) inkişaf ettirdiler. fakat onu ancak hıristiyan Avrupalılar. Hegel ve Scho-p e n h a u e r'ın felsefeleri bu nevidendir. insanlar. hakikaten idrâk etmişlerdir.

Meselâ tarihte oynadıkları rollar itibariyle Şarklı ile Garplinin duyuş farkları hakkında garip mütalealar dermeyan ediyorlar. yaşıyan fakat kat'î şeklini alamı-yan insan hayatı demek olan «tarih> hakkında ise. intutionla hads'le sezilir ve ciddî tarih kitaplarından ziyade destanlardan anlaşılır. Bir asır sonra garb medeniyeti de batacaktır. onun takâmül sür'ati. ancak muhayyeleye göre tamir (reconstruction) usulleri tatbik edilebilir. insaniyet tarihinde rol oynıyan ayrı insan kütleleri ve camialar hakkında da vesikalardan ziyade kendi-intibalarına dayanarak hüküm veriyorlar. mânası ve neticeleri hakkında ancak takriben bazı fikirler ve mütalealar söylemek mümkündür. O s v v a l d S p e n g l e r'in . onun münderecati. Şarklıdaki '"minare duygusu" ile Garplıdaki "cihan duygusu" biri diğerine mukabil olarak tarihte görünüyorlar. insanın hayatı sıçrayışlardan ve tesadüflerden ibarettir. muhitle temasdan korkmuş bir halde yukarıya doğru siv-rilmiştir. Tarihin mevzuu. Şarklı. Frobenius'a göre. Garpli ise. Artık vücut bulan ve kat'î şeklini almış olan <tabiat>. inkişaf ettirilen bu fikir sistemine göre. Bu f i k i r Leo F r o b e n i u s ve Osvvald S p e n g l e r tarafından ileri sürülmüştür. vakanüvislerden öğrenilmekten ziyade. cihanın vüs'atını ve hudutsuzluğunu duyarak bu hudutsuz sahayı dolduramamak hasreti içinde yanıyor. L e o Frobenius'un fikirleri Paideuma. Medeniyetler yekdiğeri arasında ancak tesadüfen rabıta bularak. Tarihin karanlığında kaybolup giden meçhul medeniyet devirlerini anlamak için ise. artık katî bir şekil almış olan tâbiiyattan ayrıdır. ihtiyarlıyor ve ölüyorlar.141 manımızda da meteryalizm Rusya'nın ve idealizm de Almanya'ma devl.. mahdut sahada. bir minare şeklin detasavvur edilir ki darlaşmakta olan gök kubbesi altında. Umrisse einer Kultur-und Seelenlehre 1911. Daha inkişaf devrini yaşayıp bitmiyen ve hakikî siması henüz açıkça bilinmiyen medeniyetler (meselâ şimdiki Avrupa medeniyeti) hakkında. ilmî esaslara göre tetkik edilmeli. ancak henüz vücut bulmak üzere olup hâlâ cereyan ve inkişaf halinde bulunan. 5 EKSPRESSÎOiNtST TARÎH TELÂKKtSt 105. insan hayatının cereyan halini idrâk eylemek için bir vasıtadır. ona dayanılarak. onların yerine yenileri doğuyor. şiir söylemek ica-beder. tarih. Onun için de o.etçebenımsemiş oldukları felsefe olmuştur. Bu nazariyenin taraftarları. ansızın meydana çıkıyor. Esasen modern sanattaki ekspressionizmden mülhem olarak.

doğuş ve çöküş devridaîmisinin iztirapları şeraitinde dahî. 4) de geçen A Stııdy of History s inde (1932—1946) uzun uzadıya anlatılmıştır. ferdler. efkârı. hülaseten şudur: İnsan tabîat üzerinde hâkim olmak için yaratılmıştır. 6 HÜMANÎTECİ TARİH TELÂKKİSİ. Lotze bu nazariyeyi sade bir hümanite nazariyesi olmaktan çıkararak. Binaenaleyh beşeriyetin hayatı. milletlerin. fiilleri telakki olunmalı ve onlarda tek bir insan medeniyeti. ayrı ülkelerin tarihi. o müşterek büyük ide bütün diğer idelere üstün olur. idesi aranmalıdır. edebiyatta ve sanatta bir metod şeklini verebilmişlerdir. deruni ve ruhî amillerin tesiriyle ilerlemekte olduğuna inanmaktadır. tek bir kül olarak aldığı beşer tarihî mukayeselerine Sark kavimleri tarihini geniş mikyasta celbetmekte ve beşer medeniyetinin. Fertlerin._ 142 fikirleri de 1918-1922 de çıkan i k i cildlik Der Untergang des Abend-landes. medeniyetlerin yükseliş ve çöküşünde bir devridaim hâdisesi görmekte. Bu telâkki Kant ile aynı zamanda yaşamış olan L e o Her-d e r'in Ideen zur Philosophie der Geschichte der Menschen. arap İbn Haldun'un düşündüğü gibi. ayrı kavim ve devletlerin tarihi olarak öğrenildiği halde. milletler ve ırkların üzerinde hâkim olan bir insaniyet vardır. Spengler gibi A. fakat büyük medeniyetlerin kuruluşunda nomadlara teşkilâtçı ve itici rol atfettiği gibi. Aynı nazariyelerin bir benzerini derin inançlı bir hıristiyan sı-fatiyle ileri süren ingiliz âlimi A r n o l d T o y n b e e'nin fikirleri ise ismi yukarda (s. bunlar üzerinde şuurlu tek bir fail hakim bulunmaktadır: insan. Umrisse tiner Morphologie der Welt geschichte adlı eserinde izah edilmiştir. 106. unvaniyle 1788 yılında çıkardığı eserinde ileri sürülmüş sonra ayni fikri Her-mann L o t z e 1856 yılında çıkan Mikro. fertle cemiyetin biolojik bünye birliğine inanmakta. Herder ve Lotze. tabiat ile karşı karşıya bulunan da kül halinde olan bu insaniyettir. ayrı camiaların isteklerinin çok mütenevvi olması ancak bu idenin büyüklüğünü.kosmuş. azametini gösterir ve. ne kadar muhtelif olursa olsun. O. o nisbette. arada az çok fark olmak üzere. Ideen zur Naturges-chichte und Geschichte der Menschheit ismindeki eserinde daha etraflıca izah etmiştir. tarih felsefesi nazariyelerinin fevkinde bir nazariye haline getir- . bunlar ancak tek insanın harekâtı. Toynbee daha olgun olmadığını zannettiği tarihin alıştığı t ert i p şekillerini tanı mamakta. Kültürler. Bu iki hümanitecinin görüşleri. buna tarih ilminde.

inci asırda ticareti devletleştirmek ve hazineleri çoğaltmak. Bu f i k i r tarih . biri diğerine mütemadiyen değişen karşılıklı tesirlerde bulunurken. varlıkların iç müessir kuvvetleri (innerliche Wirkungsimpulse der Wesen)nin fizikî. fakat kesin nazariyelerin ve sivrilmiş felsefe sistemlerinin hiçbirisinin tesirinde kalmayıp hâdisat karşısında bitaraf kalmak isteyen tarihçiler için kabule şayan olan geniş ve ihatalı tarih telâkkisi budur. Beşer tarihinde. tarihî vak'alar üzerinde içten ve müsta-killen müessirdirler. Meselâ 17. iktisadî âmillerle izah olunamıyan pek çok hâdiseler. Muayyen ticaret usullerinin de büyük rolleri görülüyor. bu meselenin teferruatına girerek. O diyor ki. . memlekete altın ve gümüş getirmek. kavimler hayatının mütenevvi olan tezahürlerinde bilumum insanların bir umumî ideale doğru yürümekte olduğu görülüyor Hümanitecilik" Rönesansm umdesi olan "hümanizm". Bu fikri taşıyan hümaniteci tarihçi tek taraflı olan idealist yahut materyalist tarihçilerden daha geniş f i k i r ve esaslara dayanmaktadır.143 mistir. Tarihin heyeti umumiyesini bir takım umumî düsturlar içine almak tecrübeleri ekseriya tarihî hakikatleri izaha mani olmuştur. hangi unsurların daha ziyade devamlı tesir icra eylemekte olduğu.metodolojisi mutahassıslarının en büyüklerinin benimsediği bir fikirdir ') 107. B c r nh e i m 1880 de neşrettiği Geschichtsforschung Geschichtspilosophie nam eserinde Lotza'nin fikirlerini tahlil etmekte ve onları heyeti umumiyesi itibariyle kabul etmektedir. tarihteki rolünü tesbiti nisbeten kolay en büyük âmil olduğu muhakkaktır. Maa-mafih tarih felsefesi tetkikatı sayesinde. ihracatı artırıp ithalatı azaltmak. Bana göre. insanın içinden gelen saikler de. Burada. kısmen bile olsa tesbit edilebilir: 1) Evvelâ iktisadın. tabiat kanunlarının makanizması. fakat harice çıkarmamak şeklinde görülen merkan') Prof. yine her vakit mevcud bulunan medenî münasebetlerle birlikte inkişaf ettiğini ileri süren nazariyedir. kimyevî ve biyolojik nevilerden çeşitli ve devamlı aksülamel-lerle yaşattıkları karşılıklı muazzam tesirler sisteminin husule gelme şeklinden ibarettir. yalnız kendisini ihata eden tabiatla değil. beşeriyetin hayatında. umumî insaniyetin tabiî ve medenî âmillere muvazi tesir eden iç müessir kuvvetleri'nin tesiriyle izah ediliyor. onu misallerle anlatmak yersiz olacaktır. yahut beşeriyete aşılanmak istenen cihanşümul ahlâk ve f i k i r sistemi olan "hümanizm" demek değildir. "Tarihte hümanitecilik" insanın temayülleri.. Tabiatın ve medeniyeti yaşatan cemiyetin hariçten yaptığı tesirler gibi.

yalnız müessir âmillerin mahsulü değil. Aynı merkantilizmin 10-11. Tarihte müessir olan büyük âmiller nedir? Bu sualin cevabını. aynı zamanda kendisi de müessir olan bir âmildir. asrî vesaiti nakliye. konfederasyon gibi usulleri tanırız. feodalite. Zamanımızda mücadele halinde bulunan ideolojiler. V. kara ticaretine bağlı bulunan İslâm memlekelerinin medeniyetçe sukutunun. esas olmuş olduğu ve oranın hayatı üzerinde büyük bir tesir icra etmiş bulunduğu görülüyor ')• Bunun gibi. daha doğrusu eski Soğdlann ve Horezmlilerin ticaretinde. ihtirasları gizliyen bir maske rolünü oynuyorlar. federasyon. makine ve teknik. bunlar da birer kaide şeklini almışlardır. ) Z. Umumiyetle vekayii öğrenirken zikri geçen mekteplerden hiç biri2 *) Blc. Meselâ monarşizm. Mamafih hayat üzerine müessir olmak manasiyle bu gibi âmiller beşer hayatının tenevvüü karşısında pek mahdut kalıyor. . inci asrın başında deniz ticaretinin inkişafı ve bunun efkâr ve zihinler üzerindeki tesiri bir çok kavimlerin tarihinde mühim değişiklikler yaratmıştır. Biz de buna burada temas edelim. Toplu olarak bakılırsa iktisadiyata ide karışıyor. 16. 121. Zamanımızda endüstri. («Harizm» maddesi) 256. Keza esaret. aristokratik cumhuriyet ve demokratik cumhuriyet. yukarıda (§ 8183) münasebetler kavrayışı ve kültür âmilleri bahsinde de izah edilebilirdi. yahut şehir hayatı ne gibi tesirler yapmıştı. beşeriyetin hayatını alt üst etmektedir. türkçe Isl&m Ansiklopedisi. kölelik ve hürriyet nevilerinin beşer hayatına tesir şekilleri sabit olduğundan. T o y a n Bugünkü Türkistan ve Yakın tarihi ikinci tabı a. bu malûmdur. ideler de iktisadî menfaatleri. yalnız ingiltere'de değil. Meselâ insan hayatında avcı hayatı.Sünnîliğin yerine şi'îliğin hâkim vaziyete geçmesinin bunun tesiri ile husule geldiği malûmdur 2). İçtimaî hayat ve kültür muhakkak ki. havacılığın ve propagandanın beşer hayatı üzerindeki tesirleri muhakkaktır. matbuat sinema ve radyoların. tekmil Avrupa'da tesiri malûmdur.144 tilizmin.. cumhuriyet. Bu mesele. inci asırda Buhara ve Hive'nin. hattâ Iranda . Bunlardan her birinin arkasında (yukarıda § 104 de işaret ettiğimiz) siyasî ve iktisadî menfaatler gizlenmektedir. V. bilhassa son iki cihan harbinden öğrenmek mümkündür. Keza meselâ devlet teşkilâtında bir kaç usulün bulunduğu de bunların medenî tekâmül üzerinde tesirleri de malûmdur. yahut göçebe hayatı. 2) Diğer taraftan kültür sahasında elde edilen bazı kaideler de şimdi beşeriyet tarihine ait tetkiklerde umde olabiliyor.

Bizansta da tarih ilminde teoloji hâkim olmuştur. Bu. şarkta tarih telakkisinin de tarihi vardır. Mamafih islâm teolojisi hırıstiyan teolojisinden biraz farklı idi. yalnız T a c i t u s öteki Thukydides'ın yolunu. 7 İSLÂM ŞARKINDA TARİH TELÂKKİLER!. yukarıda anlattığımız gibi Pragmatik tarih usûlü idi. Tarihte Usul . bulunarak hâdiselerin hangilerinde ne gibi âmillerin müessir bulunduğunu hiç bir kablî fikire tâbi kalmayıp tesbit etmeğe çalışmakdır. Bunların yolu. Çünkü islâmiyetin hâkim mezheplerine göre. Allah o âdeti kolay kolay terk etmiyor. ona sanat nazariyle bakılmış ilmî tarih sistemini işlemek hususuna ehemmiyet verilmemiş.145 ne kapılmamalı. onun kendi iradesinin neti cesi ise de.Garpta tarih telakkisinin ve metod bilgisinin mükemmel tarihleri olduğu ') gibi. her devir ve her ayrı vaka hakkında bunlardan bir veya bir kaçının müessir âmiller sıfatiyle gösterdiği hususiyetleri düşünerek çalışılmalıdır.. bazı hususlarda. 108. Bu usûl kendilerinden sonra da yaşatılmıştır. Kur'an'ın kendi1) Garpta metod bilgisinin eski çağlarda zamanımıza lcadarlci tarihinin güzel bir hulasası Geschichte der historisehea Methodenlehre unvaniyle A. edebî zevklere tabî tutulmuş. dinî teokratik nazarlar galib gelmiştir. Hıristiyanlık ve İslâm devirlerinde ise. Yunanlılardan T h u k y d i d e s ile P o l y b i o s tarihte felsefî bir yol tesbit eden ilk âlimlerdir. Romalılar devrinde tarih. takip etmiştir. F. bu hususlarda tam bir şekilde bitaraf. Tarih tetkikinde en iyi yol. Şahsen ben tarihî hâdiselerde en çok tabiî ve iktisadî âmillerin ve bizzat beşer hayatının kendisinin müessir olduğuna kanî bulunuyorum ve bununla beraber ruhî âmilleri de müstakil müessir âmil olarak tanıyorum. her şey Allanın iradesiyle vücuda geliyorsa da. Allanın iradesi hususunu tarihe "sebep ve sebeplenme" bağlılıkları kanunu ile barıştıran bir formül bulmuştur. tarih sahasında tam bir irtica hüküm sürmüş. Allah her şeyi muayyen bir kanuna göre yapmak âdetini icad etmiştir. O da Allahı "istediğini yapan'' (faccâl-un li-mâ yaşa') bir padişah (melik) olarak tanıyor ve kadere inanıyorsa da. 65-85 de dercedilmijtip. 10 . r e d e r tarafından yazılıp Lehrbuch der Geschictlichen Methode'aindt: s. Bunlara nazaran tarihî vekayiin sebebi malûmdur: Allah ve kader.

Gerçi Islâmlarda bizzat tarih yazmakta muayyen sistem takip eden âlimler de zuhur etmiştir. Bunlar ise. bilhassa tıp felsefe. Fakat bu da isbat edilmiş değildir. Zar Ûberlieferangsgechichie von Buchari't Traditionssammlung. ') Hadis rivayeti tenkidinde kabul olunan usul T a b a r î gibi âlimlerin tarih rivayet sistemi üzerinde müessir olmuştur. coğrafya ve hey'etde yunanca eserleri tercüme ederek onlara Hindlilerden ve saireden öğrendiklerini eklemişler ve kendi tecrübelerine dayanarak bu ilimlerde terakkiler elde etmişlerdir. Araplar fütuhatlar vasıtasiyle. tabiatçılara olduğu gibi. kanuna tabi kılmasını idealist Alman filosofu H e g e l'in insan cemiyetinin kendi hürriyetini tahdit ederek refah temin ettiğine dair felsefesine benzer bir şekilde izah etmişlerdir. tarih değil. Cet. tarihçilere de "Allahın sünneti" ni. Fakat tarih sahasında tarih felsefesini aksettiren eski Yunan ve Roma eserlerinden hiç birisi arapçaya tercüme edilmemiş. Morg. F ü c k. yani vakanüvişliğe başladılar. d. sizden önce de böyle olmuştur ve Allahın yolu hiç değişmez" deniliyor. meselâ Thukydides. Bazı islâm mütefekkirleri de. 23) "Bu Allahın yoludur. ilmi vücuda getirilmiş ve bu sayede Araplarda rivayetleri tenkid ananesi yerleşmiştir. Allahın böyle kendi iradesini meşrutiyetçi bir hükümdar gibi. yani sebeb ve müsebbep bağlılığı kanunlarını ara mak hususunda geniş imkânlar açmıştır. Makedonyalı Filip'den sonraki Yunan ve Roma tarihi için Ptolemeus'un kronolojisinden Bizans-lardan ve Süryanilerden bazı malûmatlar elde etmişler. XCII 1938) «. rivayet ve epos idi. .— 146 — sinde (XLVIII. herhalde Jslâmiyetten önceki Arap ve Fars rivayetleri tesiri altında tekemmül etmiştir. fakat Müslümanların tarih telâkkisi. eserlerini Arap dilinde yazmışlar ve müslüman Araplar da bunları okumuşlardır. Buna rağmen. riyaziyat.. fakat onlar da bu nazariyelerini işlememişler ve Osmanlılar devrinde Ibn Haldun'un ') Bk. Az sonra. İslamlar. ilmin bir şubesi olan tarih felsefesiyle alâkadar olmadılar. Polybios ve Tacitus'un eserleri tslâm-larca tamamiyle meçhnl kalmıştır. I. 60—87. ihtimal tarihî eserlerin dış şekli hususuna da antik tarihçilerin yarattıkları ananenin (Süryanîler ve Bizanslılar vasıtasiyle) zaifde olsa tesiri olmuştur. hatta onun esiri nazariyle bakmışlardır. Yani rivayetçi tarih tasnifi yoluna girdiler. Zeitschrift der Deutsch. diğer bir çok ilimde. Islâmiyetin bu talimi. Bu gibi âyetlerden dolayı bâzı islâm mezhepleri Allaha kendi vazettiği kanuna bağlı. muhtelif "futûh" kitapları telifine. İslâmlar. Yunan edebiyatiyle daha yakından tanışmış olan Süryanî âlimlerinden bazıları. Yalnız Peygamberden rivayet edilen hadislerin mevsukiye-tini tesbit maksadiyle "uşül-i hadîs.

« jlJıi)! j ı>»»l)lM l^U» ^»lr oL-li. Keza tarihe hurâfî fikirlerin karışmasına karşı şiddetli sözler yazmıştır. bir anane ve bir mektep vücuda getirmemişlerdir. Fakat İslâm âlimleri yabancı milletlerin.~*"^' 4X Jl «4* «i&* ^ iLoUıU lt±L\ Ji'j itli" j b_l *. El-Bîrûnî'ye göre. etnografya (Macri-fat al-umam). fakat tarihî meseleleri ancak dinî ve kavmî hislerin tesirinden azade ve bitaraf olarak yazmanın lüzumundan bahsetmiş ve Hind medeniyeti tarihini bu esas dahilinde yazmıştır.J.i."Vl Uj <~«1V1 i^îll l»A^I ^VcJ^jU '•"A. Jj-»>. ^^-u:il ^->jj J^'/ i#" & "^i-^S ^ » f 2) Tahlıd. mineralojiye ai t A l-Cama hır fi 'l-cevâhir. El-Bîrûnî tarih felsefesine dair fikirlerini müstakil bir eser şeklinde toplamamış. Ona göre. bunlara itiraz ederler. şiir ve edebiyatı vücuda getirmiştir.j l(—£■ Dijer ilimlerin zuhu- . meselâ Yunanlıların. musiki.jkkjil^ J. vr. ElBîrûnî'ye göre tarihî hadiseler muhtelif dinlere mensup eşhasın bakışlarının fevkine çıkabilen muhakeme usulüyle yapılabilir. Bu gibi münferit tezahürlerden biri de Ebü-Reyhân El-Bi-rûnî'dir (Ölüm. beşeriyetin de mebdei takdir edilmeyen tarih öncesi hayatı vardır. 2). 6a 4^S* W*' -1» f^\ »>*4» J**' ^*J • i-l—«j ^-~ Jl •"****' J* ^İ—**. arzın hayatı gibi. mantık. âdât ve dillerine taassupla bakarlar. 3a: . eczacılığa ait Al-Şaydana ve coğrafî tetkikler metoduna ait yazdığı Tahdid nihaydt alamâkin nam üç eserinin mukaddimelerinde istitraden söylenmiş şeylerdir. tarih ve heyet ilimleri olduğu halde. 1050 lerde). Gerçi kendisi "din ile devleti i k i z telâkki etmiştir '). "Muhtelif ilimler insanın hayatî ihtiyaçlarından doğmuştur. İnsanın iktisadî hayatı ftabiî muamele* usulünden sonra *vaz'î muamele» usulünü doğurmuştur. her halde böyle bir eseri bize kadar gelmemiştir. Arzın hayatı Kütübü MukadJ ) Şaydana 7a _.— 147 — tesiri müstesna. Lr jlj». İktisadî meşeler riyazî ve tabiî ilimlere dayanır.'.. 109. hattâ jeoloji ve iktisadiyata ehemmiyet vermiştir. lisaniyat ilimlerini. Umumiyetle ilimler yekdiğerine sıkı bir şekilde merbuttur ve bu ilimler karşısında muhtelif milletlerin vaziyeti de aynıdır.JaUtl.Vr.\j (J-»Vîj o^-UjJ-lj . Bu zat tarihî meseleleri aydınlatmak yolunda arkeoloji. bu cihetten insanın hayatında en zarurî ve en tabiî olan ilimler coğrafya. Onun tarih talâkkisini ve felsefesini belirten yazıları Hind medeniyeti tarifine dair yazdığı Kitâb mâ li 'lhind kitabında. İnsanların diğer ihtiyaçları tıp. Al-Aşar al-bâqiya sinde.

sonra soğumuş bulunduklarını tesbit ederek toprak üzerindeki hayatın değişiklikleri yarlarda ve uçurumlarda müşahede ettiğimiz fosilleri öğrenerek. j-ş-^:' <UJJX ^--illjl jj^>_ J^^y 0:4li xx. daima maruz kaldırunu sebeplerini de böyle izah etmiştir. sanat ve hirfetlerin. yahut bilâkis soğuk yerler sıcak olmuş. Amuderya nehri mecrasında vaki olan tabiî değişikliklerin arz tabakalarında hasıl olduğunu. O yine dağılmak için çırpı-nır..148 dese ile değil. El-Bîrûnî'ye göre. *!• Lul^t <-*_) ^j)l ^Jı (J^. Kren/tovv. 124. nşr. 14a — 14b. Yani El-Bîrûnî jeoloji ile arkeolojiden tarih hadiselerini izah etmek için istifade etmiştir. tabiata hâkim olmak ve kendi hayatını korumak zarureti yüzünden içtimaî ve iktisadî kanunlar vazederek kendisini bunların çerçevesine sokmak ve bu kanunlara tâbi kalarak seadetinin temini için uğraşmak mecburiyetinde kalmıştır. Bu mukaddime 1928 de tabına başlanan El Bîru-nj'nin Asarı nam eserimde s. vr. insanın kültür hayatındaki inkılâpları da. harf inkılâbı zamanında bu formalar Devlet Matbaasında imha edildi. Ona göre. insanlar da buna göre yerlerini değiştirmişler ve muhaceretler meydana gelmiştir3). El-Bîrûnî Horezm'in eski kültür tarihine de. Müslüman avamın inandığı Kaf Dağı hurafesi Hindlilerin ve Soğdlula-ların semada asılı olduğuna inandıkları efsanevî dağ kıssasından mülhem olarak yerleşmiştir *). ') Al-Cevâhir. medeniyet. arz üzerindeki tabiî tahavvüller neticesinde sıcak yerler soğuk olmuş. vr. bu nehrin eski mecrasında müşahede ettiği eserler ve nehrin doğusundaki eski Horezm (Sağ Horezm) harabelerinden istidlal ederek anlatmıştır 2). eski mamurelerin harabelerini tetkik ederek tesbit ediyoruz'). O.) Llt *j")*? >-**J 4i* ı_»'j ••• iJf* • oi-JI . arz tabakalarında husule gelen değişiklikleri tetkikle öğrenilir. Hb— 16b. 2 ) Aynı eser. arabî metni. İnsan tab'en anarşıya mütemail ise de. 167 ve KÜSb m&li'l-Hind. s. Her iki kitaptaki uzun mütaleâlannın özü şudur: "İnsan birbirlerine aykırı unsurların halitası olduğu için ancak bir kaahir kuvvet karşısında topluluğunu muhafaza edebilir. fakat kendisini çeviren düşmanlarının çokluğu. Al-Cavâhir ile Tahdıd'in mukaddimelerinde. 2 ) Aynı eser. insanlar arasındaki içtimî bağlılıkların nasıl husule geldiğini anlatıyor. 1) TakJîd. 29—43 de intişar etmişti. vr. hararet tesiriyle muhtelif şekiller almış olduklarını. ilk önce bunların eritilmiş bir maden halinde. 13a—13b. Biz bu tabakaları taşların ve toprakların şeklindeki farkları tetkik ederken.

diğer taraftan saltanat ve dehqanat (yani derebeylik) doğurmuştur. Para sistemine geçmekte de böyle oldu: İnsanlar arasında derecesi yüksek ve aşağı ve zayıf zümreler zuhur etti. O diğerleri tarafından ezilmemek için başkaları ile birlikte hir-fet ve sanayi'i inkişaf ettirmeye başlamıştır. başkasının zararından korumak işinde de faydasızdır. işte bunları yerin göbeğine ezelden beri gömülü kaldıkları yerlerden çıkararak muameleye koydular. Hayat bununla tanzim edildi. Madenî paralar esasına göre kurulan hayat ise vaz'î muamele hayatıdır. Çünkü iş karşılığı olarak aldığı mübadele maddesi onun ihtiyaçlarını tatmin etmemiştir. bunları insanlar arasında tedavülden. Zaten böyle define (kenz) yapmak doğmuş çocuğu geri ana rahmine koy- . Amel müsavi olmadığı gibi. Bu da bir taraftan fakirlik ve rehinle geçinmek. işte hayatımla kasem ederim: Medenî insanları birbirine yardıma sevkeden hakiki hayat nizamının esası bu tabiî muame-Ie'dir. Fakat Allah altın ve gümüşün define sıfatiyle gizlenmesini takbih etmiş. bunlar da yerlilere eşya karşılığı olarak dinar vermişler. evlâda. Paranın kıymeti ancak sun'î bir şeydir. Fakat istihsal maddelerini kendi aralarında müsavi surette taksim etmekle mesele halledilmemiştir. Hirfetkarların mahsulleri her istenilen zaman mübadele edilemeyip boş kaldığı için kendi aralarında her vakit kıymeti haiz olan bir mübadele vasıtası icad etmek mecburiyetinde kalmışlardır. fakat bunda işlerine yarayacak bir hususiyet görmediklerinden altın dinarları tüccarlara iade etmişlerdir. Onlar da bunu ellerine alarak tadını ve kokusunu tecrübe etmişler. para ihtikarına düşkünlük ve kazanç hırsı doğurmuştur. muameleden alıkoyanları azabı elîm ile tehdit etmiştir. Allah san ve beyaz madenler vasıtasiyle hayat işlerini tanzim edince insanlar arasında para toplamak hırsı arttı. Fakat her haklının hakkı karşısına haksızlık tarafının batıl işleri dikilir.. Bu vaz'î muamele hayatı insanlar arasında kadına.. Deniz ticareti ile meşgul olanların gemisini rüzgâr deniz ticaret yollarından uzak bir adaya götürmüş.149 ğı belâlar karşısında tek hasına müdafaa edememesi onu diğer hemcinsleri ile birlikte medenî olarak yaşamağa mecbur etmiştir. nâdir bulunan. Çünkü altın ve gümüş insanın karnını doyurmadığı gibi. lükse. Bu da görünüşte parlak. Allah onu şehir ve köylerde de muhtelif parti ve hiziplerin karşısına çıkarmıştır. paslanmadan şeklini muhafaza eden gümüş ve altın olmuştur. insanların başında olanlar siyaset şartlarını buna uydurmak bu zümreler arasında bir tesviye çaresi bularak Allahın kendilerine tevdi ettiği vazifeyi ifa etmek mecburiyetinde kaldılar. onun başına gelecek belâyı defetmek. ihtiyaç saatleri de uymamış.

!• lf..tj U*j .U«-:-.tA. I_^*J l^» |j-t» j)l L<r'jL.JLT jiVi j^c-i Vj JÜ»j . M' *^* #J j **J (*" /*' j» ^VİJJ <--_>yı i*uı uij j^kı cni^'. ki onları yemekten başka çare yoktur Altın ve gümüş te muhakkak ticaret. hak ve hukukları tesviye işlerinde kullanılarak tedavülde bulunmalıdır..Jc LrU jL-^i M ji^f Lr'M LL.i— L».ı_..ü-_Vj . ^»j J^—î.i"M lc 4. ^ U^^i: —. *iz't.-^'J *"*•»— ^ulf J^»-** »>>Sf»j Jt*lv-j jlllj İ.l j Ui..ıij j^Laicit. L.JV ^ >i £?*£$ £f)^% J'.>' JljU l4llj. L.i)IJ ) *'l»«^— jU^ .l:^l.»Jllj <-ü)İJ j-û »" .V L_^_._ij «J/j »ii-li l_jL j <^« c»L tSİj ^* Jl iULlI^» ı^j»J l-Uj <j J.J^-J ^j S'jjj . o)li «•IJtYl jrf *• j>. nşr.^İI^J » t IJS»İ\ cjti\ »L--HJ î>-?fc ^UI^ujL-Jj 5Ll\ ^tp ur^U' ^Jrr> u J.y* U .c ı# luı a».ll Iji^Hıl L-t-JÜ. L_.* ^^-^-ı Jü^tj ^Uı >"S'ia.-> .*Jlj 0*JI..îj »l__ill< İ^AJ. maden ocaklarından çıktıktan sonra biçilmiş ekin ve kesilmiş hayvan gibidir. etil j\yH\ÜJ* «*t jl-""' Jt J> >lojtj >^l. 9-10 : rli.1 J* j-JU"^.ıyui:i:-. «. l<—'»' V V »^ .ijy r^ <ftt. ^U)liy .I» «îlj^ <«.U^ Jl L-i.r l^jl vyıll JL. ( >^. cU J ^Lı'VI 'Â*j _ «_jj»«l)l_j „«_il)l J»l ^-» <♦—! y. .. K r e n 1c o w. \jtt\ J{J3 ^ı/S'ı . ajj jarl r-b>-l l-lflj .j ır'_..I üLJIj BÛUJi VI >ıi" V lrlj JI^VljLjli j^Vl. *-iU Jl oleLJij «J^il iŞ*l oljljVlj f). . i^ ır J\ i-ryı t*X_^' yi UM «iU *»L»^ rr ^î tr_ v^v_jij ^l:)lc«l j ^ibjl jJi JjUJt N 4>:-)l> cn«lli_. jJVij -J^-V * J^J KM ^I^İ-UA» J <:-• j'V l L.— 15ü - mak gibi gayri tabiî bir iştir.--^-i. „•"«—Jl» u'j^'J «*ta JJJIİ ^)j«-.Vlj 1 A_^Uİ\ c-til US .. ! ) 1 ) Al-Cevahir._>lklljlr 1 ^ ^ *ic ^UliL» L «jf ^.U J^ ^C ( jl_..Z)\ tj'i.«jJij >_^Ji j^^-Ç j-Jij jl*» jypı o' «î*j .^ ..»^} . y^l JC_İİ j tf>l Jl İU-'j ^ L u j. Altın ve gümüş.«3* iJ5U Jl rrJ l________________i tfj&j J>>-1.. 4*j*«.

vr.i-I Ijl *_». kendi zamanında ilm-ü-irfanın Ceyhan! zama-nındakine nisbeten bir daha ilerlemiş olduğuna kani olmuştur.A. s. 2) + iU'l _.^Ul LU oN l ^ *^J ^ cd:î y»j *LL ».3b aynı fikirleri başka ibarelerle anlatmıştır : 1U1 j i£f 1^)1 t Jx±\ oîi V£fŞ le^Ja.—ı)l> î!jLt« ^c l|—»b ljf_ ^ Jl j. Grafenhaninchen.lj Jl^Vl Ijl. f>>i* »_^i-»J»zll» Al-Cat/a/ıı'r'in mukaddimesini aloıancaya tercüme ederek neşreden T a q i a d ."V ^j-ISLJI U-â» ^c *j «i^^T »JU Js JI^UJLIJ j»ıju) IJUÛ <_i» J*l A^ J-ÜM^ IJ. 2) TahtiJ.151 Tabiî ve iktisadî âmillere bu kadar yer ayıran El-Bîrûnî muasır pozitivist ve materyalistlerin mübeşşiri sayılabilir. büyük bir idealist olması itibarile de muasır idealistlere takaddüm eden bir mütefekkirdir.Bîrûnî medeniyetin mütemadi bir surette durmadan inkişafına inanmış ve kendisinden evvel yaşıyan coğrafyacı C ey h âni'-nin zamanında ilmin Yunanlı P t o l e m e ü s zamanına nisbeten ilerlemiş olduğunu bildiğini gibi.d i n alil i U I i (Die Einleitang zu al-Birûnî's Steinbach. El .. O kendi mesaisiyle önce Ptolemeüs devrinde «dağınık olan fikirlerin toplu bir sistem haline getirildiğini. . t+^l jte. Fakat o medeniyetlerin inkişafında bizzat insanın kendisinin ve onun tarafından yaradılan hayatın da âmil olduğuna inandığından muasır hümanitecilere. muğlak mevzuların anlaşılır bir şekil aldığını kendi keşifleri sayesinde ilmin tekâmül ettiğinb söylemiştir. \)) ) Lc A^İJİ^İ OLÎ-VIXJ LS-^İJ -J^-J JtU U* dll-Lf j El-B î r û n î Tahîîd kitabında da vr. -ı^l «ol-**! jy} *• frljjl «u^j i. 21b : jd M\Tl ) JİSUİ %-j JJİiJt Lr . 6-7) kitabın metninin bu parçasını Tchlid'den nakleltiğimiz parça ile karşılaştırmadığı için cüm-nin para sistemi yerleşmeden önceki hirfet ehli hayatına ait olduğunu iyice tebarüz etti-rememiştir. İÇ)44. U »xı/j .jLJNı $f jl -u> .^-» js^llr-tj-lj »>i J-^îj ^sH J*—-! pr* "**1j o'ij' "^j ^JİS'jl l^—i Jt /J_jl.5U <. £j_j V <»-yjU pUı'V'j "JJ-^I ^jjjl'S'IjU L^L* ^ L_. 3a .

Ona göre muhtelif menbalardan alınan malûmatın doğrusunu yalanından ayırdetmekte en iyi yol herhangi malûmata hemen inanmayıp onları ihtiyat kaydile karşılamak ve ifadeler arasındaki tezadlardan istifade ederek. Kabile ve zümrelerin başında bulunarak hükümdarlığa yükselen şahsiyetler kendilerini asîl bir menşe'den gelmiş göstermek için tarihleri kendi isteklerine göre uydurur ve uydurturlar 4 ). El-Bîrûnî bu gibi iddiaları tenkid süzgecinden geçirmektedir._j>ı 3) Tahdid.j] jiül jj> f jb»V»j S^-it**. Tenkid usulünde. 17 : lj^\ jl-Uj :>yll l4J»î X. *) Al Cavahtr. Akil ve mütekâmil bir insan ancak ebedî kıymetlerden ve maneviyattan haz duyar.\ Uf* V?) 2) Bk. o kendi kendini sıkıya almak.1^M-V1*I ç. J «öL___•) J^.. <b.Lİ\ jl ^kM ^ilUj* t. bu kabilenin de mümtaz şahsiyetleri idare eder. g. fedakârlık. gabiler ise şehvetlerinin ve hislerinin esiridir 2). Onca muhtelif kabilelerden ibaret olan insanları arada imtiyaz eden bir kabile. Vj «J» JA." îjlr J.0^ t»U- <) Al-Cavahîr. herşeyden önce mukayeseyi ele alıyor. 11 b : JbJuSjjM» UJUL ^ J 0« ÎUüdlj I4CL. yine orada a. El-Bîrûni'in siyasî düşünceleri Aristo'nunki ile bir gibi görünüyor.\. K r e n k o w.U\ <—İACJ j^X. 24-25 . İnsan kendisi için beğenmediği birşeyi başkaları için de be-ğenmemelidir '). iradesini tahdid etmesi ile kaimdir. »._ V J»Ul . Vl JÜ. mürüvvet. O beşer hayatında ahlâkî vazı'ların tesirine inanıyor. Onca insan tab'an anarşıya fesada ve pisliğe mütemayildir. <S»İli. nşr.'<«* :J JiUl jj» L-'l . Eyi ahlâkın başında mürüvvet ve fütüvvet (yiğitlik) gelmektedir. El-Bîrûnî.:* r-jÜ-L* J^cr j^A^* J^r*^ ^ j-^^i ^ifedlj SjlfLHje. Hakikatlar üzerine din ve mezhep taassubu neticesinde çöken karanlıkları aydınlatma yollarını Kitâb mâ İil-Hind'inde göstermiştir.. Bunlar da sülâle teşkil ederler. iç ve dış temizliği. müşküllere şuurla katlanmak suretile saadete ermektedir. Medeniyet işte insanın bu gibi zayıflara karşı kendini koruması. vr. birini diğeri aleyhinde şahid yapmaktadır 3).— 152 El-Bîrûnî gerçekten büyük bir idealisttir. 12 : 0 c Ji\} İjUl i-l-iJIj^Vl.

Kafkasya Derbendinin bununla ilgisi olmadığı bunun şimalinde yaşayan Bulgar ve Suvar Türklerinin o taraflarda böyle bir kavim ve sed'den eser bulunmadığına dair şehadetleriyle sabit olduğunu bir hakiki rasyonalist sıfatiyle anlatmıştır. Tevrat ve incil'in ibranî. yunanî ve Süryânî metin farklarını.V*4» jLj ^ Ljil» J^-JL LjJl Jl. Gerçi bu yol ağır bir yoldur.\j Lg. tdMi . ta'assup. 4 İi-Ul <_jjl> ^J İÂ+A ^Jl jı_jU\j . Bu yüzden ve bir insanın ömrü tekmil milletlerin değil.. EI-Bîrûnî'nin aynı hâdise hakkında söylenen rivayet1) Al-Aşâr al-bâ~qiya can al-qurün al xâ~liya E.ar-j >^i *b«VİJb. Mamafih hakikate ermek için yegâne yol benim gösterdiğim yol (yani akıl. Ye'cûc u Me'cûc rivayetlerinin bir efsane olduğunu. massora'ları : Zülkarneyn meselesinde bunun Makedonyalı Filip'in oğlu İskender. El-Bîrûnî diyor. JK) ^. mukayese ve tarafsız tenkid yolu) dur. bunların bir çoğu tabiî ahvale uygun ve imkân dahilinde görüldüğünden bunlar arasından gerçeği yalandan ayırabilmek müşkül oluyor. tek bir milletin tarihini dahi (bu şekilde tenkidi usulle) tahkika ve ihataya kâfi gelmediği için biz ancak hadiselerin kendimize en yakın ve belli olanlarını ele almamız ve bunları da (selâhiyet sahibi ve itimada lâyık) erbabından sorup kontrol etmemiz.*Vi <y> . egoizm gibi körletici şeylerden kendini temizlemek (korumak) i lk şarttır. S a c h a u tabı. olduğu gizlenemeyecek kadar vazıh (azhar min an tuxâ) olduğunu. bundan geri kalanını yüzüstü yatmış halde bırakmamız icabetmektedir> '). Kur'anın bir coğrafi mevki'e bağlamadığını. ve bu işde gözleri hakikati görmekten meneden ihtiyatlardan.\j <-\Jl> »JUdVj <£jj\ J l^ jls'L.153 — El-Bîrûnî.. 13-41) tarihî hayatın mebdei hakkında muhtelif milletlerin dinî rivayetlerini ve kronolojilerin başlangıcı meselelerini incelerken.tr" c____i) ^ijUNlj jL^Vl JAJ-İJ J J j«li»4İ Jı _.. 4—5 : J .JCİİ l::d *. Al-Aşar al-bâqiga sinde (s.i-T judys *.jtflNt-ı. şovenlik.JUİ f li^A 0t .. Fakat tarihin ilk devirlerine ait malûmat çok vakit milletlerin dinî rivayetlerinden başka bir şeye dayanmayınca iş çatallaşıyor. ki «Tarihte de hakikati meydana çıkarmanın yolu akılla istidlal (al-istidlâl bi 'lmacqülât) ve görüp hissedilen şeylerle mukayesedir. s.'Mk~ a*l^ı_ iljl Jflij*il <Sj£ ^ £j. Bu gibi karışık hallerde rivayetleri ve fikirleri mukayese etmek.Li. J İbi. çünkü haberler ve rivayetler uydurma (abâtil) ile karışık olduğu gibi. hisse kapılmak.

Kraçkovski'nin 2) Araplarda Zaki Mubarak'in 3) ve ü . tecrübe ve mukayeseye müstenid tenkidî usulü tutmuştur. Fikirleri hakkında. jl LU ^. aynı zamanda edip. asrın ruhiyatı.& l44rJ ji UjL. tarihinin naşiri olan ingiliz müsteşki Prof. S. 1920 mukaddimesi. D. 1) The Eclips of the Abbatid Caliphate. Eğer lbn Miskeveyh tarihte usul meselesine dair bir eser yazmış olsaydı El-Bîrûnî'nin ve kendinin devrinde hâkim olan fikirleri büyük bir selâhiyetle aksettirmiş olacaktı. 8) Zaki Mu bar ak. I. s. İs lâm Ansiklopedisinde «İba Miskavvaih» maddesini yazan zat da bu Prof. ^J"İ\ -ü-î. {fit s-c üjk V ifii <»y_-. 110. yahut yazsa da bize kadar gelmemiştir. .154 — yetlere karışan uydurma ve tahriflerin zuhur sebeplerini anlatırken bunun ruhî taraflarını göstermesi de o zaman için çok dikkate şayan bir keyfiyettir. milletlerin inkişaf ve inkırazlarının sebepleri gibi meselelere içten gelen bir ilgi ile temas etmiş. II. filosof riyaziyeci ve maliyeci olan lbn Miskeveyh eserlerinde devlet idaresi. . islâm aleminin büyük âlim ve mütefekkirlerinden İbn al-cAmîd'in talebesi. al-Naşr al-fanni. Oxford. sırası gelince bunları aydınlatmağa çalışmıştır. Margoliouth'un '). Aslen Reyli bir İ r a n l ı olan lbn Miskeveyh 906 — 979 (hicrî 295—369) seneleri tarihine ait yazdığı büyük eserini kendisinin tarihe bakışını aksettiren «Milletlerin tecrübeleri ve himmetlerin biri diğerini takip etmesi» (Tacarib al-umam va tcföqub al-himam) ismini vermiş ve kitabında rasyonalist tenkid c 'krini hâkim kılmıştır. 2 ) Balletin de l'Academie dts ScUncs de Petersburg.ı bj£ uıfu o^jj Ly 0* L*i--/j ^Vi* Jf. 1916. vol. lbn Sına.. Maalesef böyle bir eser yazmamış.iVij _. Abü-Naşr bn lraq ve saire ile ilim arkadaşlığı eden Abu cAIı Abınad İbn Miskavaylı (öl. Margoliouth olsa gerektir.. Koyu Iran milliyetçisi olduğu için Âli Buveyhin tarihteki rolünü büyütmüş ise de. Meselenin nazariyatı hakkında ayrı bir eser bırakmadığı halde yazdığı eserlerini tertipte sıkı ve şuurlu bir metoda tâbi kalmış olduğunu gördüğümüz alimlerden biri de El-Bîrûnî'nin muasırı olup epey bir zaman Horezmde kalarak bu zatla.VL» ««i jl\ JIU L« dus j* 4^L j. VII. 1029) dir. 539—546. S. D. esatir ve hurafelerin düşmanı olduğundan (ona göre Peygamberlerin sözlerinin çoğu remzdir yahut sadece hayal mahsulüdür) hadiselerin izahında dinî hislerin tesirinde kalmamış. 145—158.riyU j-iJI lâ* Je LjL ^Vl JK" Ijlj .

»■ 59 — 80 İbn ) İbn Maskavayh'e ait edebiyat için bk. bize bunun yalnız fihristi vasıl olmuştur. Reşîdeddin. Coğrafyaya ait eserini okumuşumdur.vo l. iktisadî hayat ile imar siyaseti meselelerini aydınlatan vesikaları kalmıştır. İlhanlılar memleketinin iktisadî. Fakat bize vasıl olan Münşeat'-ında.M a ğ r i b î . Tâc aidin al-Subki ve Heratlı Mirxond'dur. 257-8 .78. Supplem. Reşîdeddin zamanının ziraat. I. tarihi ilk kaynaklardan alarak. 1318) tarih yazarken muayyen bir sistem kullanmıştır. malî teşkilât meselelerini. yazmayı kendisi için bir şeref saymış ve ilhanlı devletinin evrak hazinesinden istifade etmesine müsaade edildiğinden dolayı iftihar etmiştir. sayı 10. Supplementband. cihan tarihine istikamet veren âmiller Cengiz ve Gazan Han gibi yüksek şahsiyetler ile iktisaddır. imar ve iskân hayatına ait olmak üzere Âşâr u ihya isminde ayrı bir büyük eser yazmış ise de. idare ve kültür meselelerine ait bol malûmat vermiş. 582'—84. Moğol ve Uygur tarih yazma an'aneleri esas olmuştur. R. O. Bu sistem Uzak Doğu'dan gelen Çin. bunları tarih usulü bakımından da tahlil eden etraflı bir tetkik daha çıkmamıştır 2).A. p. Gazan Hanın tarihinde görüldüğü gibi. burada. Kendisine tarih felsefe ve lisaniyat bahislerinde İlhanlı sarayında ki Çinli âlimlerinin müessir olduğunu.-155 bizde İzmirli İsmail Hakkı merhumun ') yazılarından başka. 111. feodal teşkilâtı. 17—33: Mislcavayh'in dine nazarları. ziraat hayatı. Reşîdeddin Tabib. 2 sayı 11. ordu. ölçüler. posta teşkilâtı. eserlerinde kendisinin tarih telâkkisine ait bazı fikirlerini tebarüz ettirmiş olduğunu ingiliz müsteşriki H. Tarih telâkkilerini nazariyata istinat ettiren islâm âlimleri-rinin başında İbn Haldun gelmektedir. 3 ) Encyclopedie de Piulâm. Reşideddin'e göre. s. vergiler. C. Cihan tarihi yazmakta ve hükümdarların sülâle !) ilahiyat Fakültesi Mecmuası. 1274 yılında vefat eden tbni SacId al-Mağribî al-Andalusî yorulmaz bir seyyah ve araştırıcı bir âlim idi. resmî vesikalardan nakiller yaparak gözönünde canlandırmıştır.. Geschichte der arabischen Literatür. tıbba ait çinceden tercüme edilen ve yegâne nüshası Ayasofya kütüphanesinde bulunan Tân-suq nâme adlı eserinin Gaip ve Şark kültür münasebetlerine ait yazdığı uzun mukaddimesinde anlaşılmaktadır. Ondan evvel veyahut az sonra geldiği halde ondan müstakil kalan ve müstakil fikirler söyleyen tarihçiler Endülüslü İbn Sacîd A l . 1929. O Hülâgü Hanı da ziyaret etmişti. 3) ilhanlı Gazan ve Olcaytu Hanların veziri olan Reşided-dln Tabib (öl. Gibb zikretmektedir. B r o c l c e l m a n n . s.

aynı zamanda. hayatı ve eserleri adli eserimde tafsilat ile anlatılmıştır. ") Son temürlüler devrinin büyük müverrihi olan Mirxond (öl.. diye bir fasıl yazmıştır. şafiî fakihlerinin hal tercümelerine ait yazdığı eserlerine "tarihçiler için kaide. İlân al-tavbîx. Şafiî fakihlerinden Tac al-dîn Abü Nâşr cAbd al-Vahhâb ibn Taqi aldin al-Subkİ (öl. doğru ve yalanını farketmeden hertürlü rivaye inanarak.. N e d i m tercüme3İ Sahâyif ül ahbar. kendilerinde hâdiseleri esbabına bilerek kavramak istidadı ve ilim mevcut olduğu halde. taassup ile. (yani bunların zuhurunda âmil olan sebepleri vazıh kavramak) ve ilimden başka bir de «istihzan (ihata ve terkib) kudretine mâlik olmalıdır. diğerlerini zem ederek. .. 1498) !) Resideddin'in tarih yazma sistemi benim daha basılmamış olan Reşideddin. (interpretation) dediğimiz hususu iyi bilmeli) dir. Sübkî'nin sözlerini kendisi için umde olarak almış ve bu «Medlûlât-i elfazın ma'rifeti» mefhumu üzerinde durmuştur. M ü n e c c i m b a ş ı Câmf-üd -:'düvel kitabının mukaddimesine. Büyük âlim olan babası Taqi al-din al-Subkî'nin de fikri olduğunu tasrih ettiği bu mütalealarına göre. Müverrihin "medlûlât-ı elfaz marifet. tarihçilerden bir çoğunun bazı insanları medh.— 156 — şecerelerini tertip etmekte kendisine has usuller icad etmiştir '). (yani müverrih bizim "yorumlama. i olmalı. 4) Haber ve rivayeti kimden naklederse o râvînin ismini muhakkak zikretmelidir. yazdıkları eserler kıymetten mahrumdur. 2) Başkalarından sözler naklederken harfiyen nakletmeli. 3) Başkasından rivayetler naklederken bunun doğru ve yalanlığını müzakere ederek (yani intikada tâbi tutarak} almalıdır. Sübkî'nin dijer eserlerinden da ha geniş nakiller S.Sax5vî. Tarihî hâdiseleri vazih anlamak "hüsnü tasavvur. Nakillerin sahibi şayanı itimad adamı olup muayene ve müşahede ettiği hâdiseleri. 1. bildiği şeyleri tasnif ettiği vakit istihzar kudreti gösteremezler. Tarihçi. 3 ) Bk. 1370). rivayetyetlerin ancak mânasını alıp bunları kend' beğendiği ibarelerle yazmamahdır. 73-75 de bulunyor. Çünkü bazı müellifler. 2) Sübkî'nin *medlûlât-ı elfaz'ı mcarifet» hususuna itina gösterdiği eserinin başka yerlerinde de tebarüz ettirilmiştir. 1) Bitaraf ve sözünde sadık olmalıdır. tahkik ve tetkik ettiği vak'aları mazbut bir şekilde rivayet etmiş olmalıdır. Mısır . 33. cild 1.. 2 ) TabaqSt al-Şâfi'ya tu' al-Kubrâ.

herşeyin fazilet.ı Jiat. hareket etmeli. Ravzat uş-şafa's\nm mukaddimesinde. ki 1332 de Tunus'ta doğmuş Endülüs'te Gır-nata'da büyük devlet memuriyetlerinde bulunmuş. bir müddet Kastelya kralı Pcdro'nun nezdinde Beni Merrin tarafından sefirlik etmiştir.demiş ve onları bu suretle kötülemiştir.a:i| ^1. ellerde kalır ve herkes ondan istifade eder. JU. 112. Müverrih medh ve zeme girişmemeli ve hüküm vermekte çok ihtiyatlı olmalı. bu hususu üç madde ile anlattıktan sonra. Müverrih sözünde doğru (şâdiq al-qavl) olmalıdır.. Tekellüfattan kaçınmalı. Dağdağalı hayatı ona milletlerin mukadderatını geniş mikyasta öğrenmek imkânını vermiştir. adil ve ihsan tarafı olduğu gibi çirkin (kabîh). Bir müddet Mısırda kadılık etmiş ve 1406 da Kahire'de vefat etmiştir. Tarihe bilhassa devlet adamları muhtaçtır». Mirxond.». Bunlar asla gizlenmemelidir. nasıl ki Kur'ân da böyle tahrifkâr insanlar hakkında «sözleri yerinden değiştirerek tahrif ederler» <. hayat için yol bulmaktır. Nasıl ki Kur'an «onları Allah doğru yola sevk etmişti.157 da.. sen de onların doğru yoluna uymalısın> ( . ki bunun hülâsası da şudur: Bir insan sırf kendi müşahedelerine dayanarak tarih yazamaz. Tarih felsefesini ve usulünü müstakil bir mevzu olarak ele alıp inceleyen yegâne islâm âlimT Abd al-rahmân Muhammad İbn Xaldün (Ibn Haldun) dır..^\y> jc J£3'j>_/. dini dünyaya değiştirmeyen. Tarihin tedvin ve tasnifinde beş şart vardır: Herşeyi olduğu gibi yazmak. O ilk kaynaklardan alarak ve şahsî müşahede- .$-» *$J>\-t* ıj Jl iWy ) ve hadiste de «Dünyada mesut insan başkalarının başından geçen işlerden ibret alan kimsedir > „^. ki eserini havas gibi avam da anlayıp istifade etsin. nev'i beşerin başından geçen halleri toptan müşahede ederek. Tarihin faydası. tarih görüşlerini 10 maddede hülâseten anlatmıştır. rezîl tarafları da vardır. bir mesele hakkında muhakkak hüküm vermek lâzım geliyorsa itidali muhafaza etmelidir. bunu bilerek. tağyir ve tebdilden kat'î olarak sakınmalıdır. hayrat. Böyle yaparsa müverrihin eseri.II denilmiştir. salâbet sahibi olmalı. Bir eser yazarken rivayetlerin doğrusu ile yalanını ayırdetmek şarttır.y. Müverrih. tarihi yanlış bir şekilde yazmak vatana ve devlete ihanet etmek olacaktır. kıyamet gününe kadar. Tarihî eser bizzarure başkalarının rivayetlerine dayanacaktır. tâ ki onun kitabını okuyacak nesiller vebale uğramasın. Bu itibarla tarih yazmak son derecede mes'u-liyetli bir iştir. Tarihçinin ibaare ve üslûbu sâde ve anlaşılması kolay olmalı.

asıl eserinde bir rivayetçi olmaktan ayrılmamışsa da. uncu asır ortasında C e v d e t Paşa (öl. sonra K â t i p Ç e l e b i .. z a h i r i görünüşünde. Tarih yazısında intikada dayanan pragmatik bir yol tutmuş olan İbn Halnûn. bu fikirleri eski Yunanlılardan almış değildir. Bu eseri ilkönce T a ş k ö p r ü z a d e . uncu asırda bura yoluyla Edil ve Türkistan Türkleri üzerinde de tesir icra etmiştir. inci asırda Şeyhülislâm P i r i z a d e M u h a m m e d S a h i b E f e n d i (öl. ondan kalan bir kısmını da 19. 18. 1858-1862 seneleri arasında. Ona göre < t a r i h ilmi milletlerin ve kavimlerin. ^jUl^i j\ J* x_yy . 1749). o insan için tefekkür ve tahkik meydanı olmuştur.^fc j s* il . bilhassa Berber'ler tarihî yazmış.. üzerinde çalışarak. b a t i n î cephesiyle. felsefenin temdidin ').\£ j}l j^\ö. üç cild olarak neşredilmiştir. inkişafında rekabet ettikleri bir sahadır. JLiVlj Jyil a . Sonra. Fikirleri kendi içtihad ve müşahedelerinin mahsûlüdür.Jj^l j)j5\j* J'. bu yüzden tarih.^J—Nj 1 JjkZi JLcVlj li_. 1895) türkçeye tercüme etmiş ve bu eserin fransızcaya tercümesinden az evvel. sonra onu tevsi ederek ona bir büyük ve umumî islâm tarihi şeklini vermiştir. lbn Haldun'un tarih felselesinin temelini anlatan bu cümleler. Bu son müverrih. Çünkü tarih. J\> jıJrj âut • . s. 16. inci asırdan başlayıp Türkiye'de büyük bir rağbet görmüş ve 19. 8-4 : —fj JLJI. eski zamanlara ve devletlere ait haberlerin naklinde ibaret gibi isede. (Eserin fransızca tsrcümesi 1862-68 yılları arasında intişar etmiştir. AI-cİbar yahut cUnvan alHbar ismindeki yedi cilt tutan bu eserine yazdığı bir cildlik mukaddimesinde lbn Haldun tarih felsefesiyle ve içtimaiyat meseleleriyle meşgul olmuş ve bu eser diğer islâm ülkelerinde fazla bir akis uyandırmadığı halde. ^ı di o_^j JU«tftj fî\ 4. lbn Haldun'u kendisi için tarih teiâkkisinde bir pir ve şeyh bilmiştir. daha sonra N a i m a kullanmışlar. hakikî. h â d i s e l e r i n vuku k e f i y e t i n i n s e b e b l e r i n i derinliklerde arar. mukaddimesinde serdettiği felsefi ve içtimai bahislerde vekayiin sebeb ve müsebbib sıfatiyie bağlılıklarını arayan ve tarihte intikad yolunu takibeden bir âlimdir. Jl JİJj JjWj >i d#i Jj «Wj (k^O* A*- ı^^J H*J* Ü* •**.) ibn Haldun.__!! c»_^. bir mufassal Şimalî Afrika.— 158 — lerini esas edinerek. 1. O kâinattaki h â d i s e l e r i n zuhurunun i l l e t ve m e bd]e'leıini inceler. muahharren onun fikirlerini benimseyip eserlerinde tarih felsefesine ait mütelealar yazan Osmanlı müellifi N a i') } c Unvân al-cibar f{ divân al-mubtadâ va 'lxabar cild.

Bilhassa Devlet nazariyeleri bakımından bir otorite sayılan Ibn Haldun tarihinde usul meselesinde bilhassa şu iki esası kaydetmiştir : 1) T a m h ı ş a l . Kazan.. 4) 18-19. Naima. Cevdet Paşa (öl. Z i y a e d d i n F a h r i . almıştır. yani kaynakların tenkidi ki bu yolla hak bâtıldan ve doğru da yalandan ayırdedilmiş ve haberlerin hakikate uygunluğu tesbit ve te'kid edilmiş olsun. J. s. 30.__. bunları biraz daha aydınlatan ibareler ilâve ederek._>_V iyklfe J ( £. <) Journal Asistique. s. . 1716) ile Kazanlı âl im Ş i h a b . mütalea ettiğini kaydetmiştir..II 8 J. Müstefâd ül-ahbVr fi ahvali Kazan ve Bulgar.Jlj (AVt^» jLi-VlJc <JU. H a m-mer "arap Montesquieu'su„ tesmiye ettiği Ibn Haldun'un mukaddimesi hakkında Pirizadenin türkçe tercümesine dayanarak 1822 yılında Journal Asiatiçue mecmuasında yazdığı 12 sayfalık küçük makalesinde Ibn Haldun mukaddimesinin o zamanki Osmanlı ilim ve devlet adamları arasında ideoloji yaratan bir eser sıfatiyle çok okunduğunu zikretmiştir. s. Kazan 1883. tf-L-l^ gfcjK^Ü/* £» <J^f yt il jLi/* <XL\j J-^lj &&s . ) y> il J-U. 1895) da kendisinin fikri inkişafında Fransız müverrihleri Michelet ve Taine ile Araplardan Ibn Teymiye ile Ibn Haldun'un müessir oluğu yazmıştır 5). ') Şehabeddin Mercanı ise Vafiyât al-aslâf ve tahiyât al-axlâf adlı arapça eserinin büyük bir cild halinde basılan mukaddimesinde 2) ve Mustafâd al-axbâr adlı eserinde ilk cüdinde 3) ^kendisinin tarih telakkisini tebarüz ittiren sözlerinde Ibn Haldun'un sözlerini.e d d i n M e r c a n î (öl.— 159 — m a (öl. aal\ j oji-i'j PjUfı j. 6) Z i y a e d d i n F a h r i. 265: J* <M Jj . s.1892) tarafından iktibas edilmiştir. 1881. I. Muqaddimat Vafiyât al-aslâf. ! ) Naima'nın sözlerinin Ibn Haldun'un ibareleriyle mukayegi için blc.a x b â r . Ibn Haldun'un nazariyelerini teyid eden bir hâdise olarak. 279. 3 ) Blc. *JÛ\ .jB1 J. 50 : «Bu fenn-i tarix cemi ümem ve qabâil ahyalini şâmil * ve efnân-i ulûm ve ebhas-i funûn ve matârif emsali mütenâvil * gerçi b:haseb-i zahir şebîh-i efsâne ve qlg-saxân-î der nazari qâsir * lâkin der haqîqat her lâfzında mündemiç bir nükte-i bahir * zahiri axbâr-i ayyâm ve düvel * va batını tahqîq ve tedqiq-i acmâl ve ahvâl-i üvel " O'ilel-i ka'inât ve mebadi daqîqlndan muxbir * ve keyfiyât-i vaqâyi* ve esbâb-i amîqını muzhir 2 Bal huva asil-un f i'1-hikmat-i ğarîq va cadır-un bi an yu'adda min umm-i Tutum--i va xaliq. Ibn Haldun 1940.} OLVH ) -Şihabeddin Mercânî. asır Türkiye'sinde.J_. tbn Haldun. v. 10. Sâtic Bey müverrih Abdurrahman Şerefin «Ankara vakası» nı (Temür-Bayazit savaşını) bile. s.-di~ı <i* jiLi ıy>s •OJJ) ı^ı. 1822. kendi tarihinde bunları kısaltarak almış. Ş i h a b e d d i n M e r c a n ı .

clbar'ln muhtelif yerlerinden bu ta'iiPe ait misaller nakletmiştri. aynı zamanda ideoloji ve din tesânüdü şeklinde gösterir. *) Bk. Al-Dirötat lan Muqad-dimat-i ibn Xa al-dün. I. çok geniş alınmıştır. bu hususta akıl ile şeriatin çarpıştığı noktalara da temas etmiştir. 158."4i^''iiy>i /"A^J^"1' ) İbn Haldun'un bu hususlara ait fikirlerini bu âlime ait en mufassal ve en güzel bir eser vermiş olan S B { ic Bey a l . v. üncü asır âlemi için hayrete şayan bir dikkat ve itina ile izah etmiştir.a tâbi olduğunu ve bu işlerde başlıca coğrafî ve iktisadî âmillerin ve hayat tarzının müessir olduğunu uzun uzadıya anlatmıştır. rivayetlerin doğruluğunu tesbit etmenin yollarını ve bizzat kendisinin vaz'ettiği «beşeri içtimac> yahut «ilm alcumrân> in yardımiyle intikad mevzuu olan hâdiseleriu geçmiş zamanlar için mümkün olup olmadığını akılla tayin etme usulünü anlamış. 1) bir merkezden Sâtic Bey 1. .îU'j l*»"'/ «-^-'j ^ri->. Bk. Tarihte yalan ve tahliflerin. d. müverrih sayılmaz. yaşama ve zava-linin değişmez bir "tarihî kanun. 222-236.: l^. yani hâdiseler arasında illi (sebeb ve müsebbeb bakımından) münasebetlerin tesbiti.— 160 2) Tac 1 î 1 a l . hattâ İran ve Türk ülkelerinin mazisini öğrenmesi *) ona eski Yunanlılara nisbeten daha geniş içtimaî nazariyeler kurmak imkânını vermiştir. olayların biri diğerini tackîb ederek kovalamaları tebarüz ettirilmiş olsun !). İbn Haldun'a göre. muhafaza eden göçebeler tarafından kuruluyor.H a ş r i toplamıştır. Devletler kuran milletlerin enerji kaynağı. Bu iki hususta ihmal gösterenler. Mamafih S a t i c B e y al. Beyrut 1943.v a q â y i c . cevvaliyet ve aktivitelerini. zamanına göre. kelimesi ile ifade eder. Sat ic Bey İL 65-72.. daha evvel ve sonra da müteaddid gayri müslim kavimlere de i'tilâ ve hâkimiyet elde etmeyi temin etmiştir5). medeniyetle teması az olduğu için safiyetlerini. O dünyada medeniyetlerin ve devletlerin zuhur. Ihn Haldun bu iki mevzudan birincisini 14.. sahtekârlıkların. S) Ayni estr 1. s. tir ki ibn Haldun bunu "asabiyet. kavimlerin bünyesinde mündemiç "dinamik kuvvet. Ona göre bu "caşabiyet„ kendisini en çok kavmî tesanûd. cAsabiyet. 95. islâm devrinde Araplar da olduğu gibi. 2 B 1 ) Fransız ve Alman müşteriklerinin esprit de corps ve Gsmeînsinn diya eksik tercüme ettikleri bu kelimeyi Sati{ Bey ^/U^-Vl *_A"63l ve solidarite tociale diye anlatmak . büyük devletler. neden zuhur etiğini misallerle gösterdiği gibi. ki bu yolla bu hâdiselerin zuhur keyfiyeti. fakat akıl mizanının meriyetini mahdud bulan İbn Haldun 2) taclîl al-vaq-âyi£ hususunu mufassalolarak işlememiştir ve malesef izahetmemiştir 3) İbn Haldun'un tarih felsefesi. Ona göre. Akdenizin bütün sahillerinin tarihî mukadderatını müşahede altına alabilmesi. Fakat devlet.

203) söylediğinden ve saire yerlerinden onun «casabiyet»ini yine en çok kavmî ve millî birlik hissi (almanca: Gemeingeist eines Volkes). II. 2) onu takip eden istipdat. Beyrut tabî. 176). B r o c k e l m a n n . asayiş. r_*)H~J» ^JJJOIJ yine orada. İbn Haldun.. inci asrın sonunda D' H e r b e l o t ve 19 un başında S. s. 5) nihayet israf merhalesidir. En mühimleri Tarihte Usul F. 3) onu takip eden huzur.'. Ve 3) feodal teşkilâtın memleketi tedricen parçalaması. İbn Haldun'a göre. 242-245. Ceschicte der arabisehen Literatür. tarihî tekâmül nazariyesi esasında tarih felsefesi kurmuş. ilerliyen tetkiki 2) ise. cemiyetlerin iatemiş ve nihayet T a i n e'in «moment» nazariycsiyle birleştirmiştir (1. von Hammer zikri geçen makalesini 1822 de neşrinden ve nihayet mukaddimenin Fransız müsteşriklerinden Quatremere tarafından metninin.. devletlerin türeyip batması bir bioloji hadisesidir. 285-306). 342-4 da sayılmıştır. De Slane tarafından (1862-68 de) fransızca tercümesinin yayınlanmasından sonra tanınmış . (atvâr) tabiri ile ifâde ettiği bir merhalede husule gelir. i) y*Uui3tflS <. 4) hâkim sülâlenin kendi kavminden yüz çevirerek devşirme asker teşkiline ve ona dayanmağa başlaması. 176. Suplementband II. inci asırda başlıyarak Aurupa'da İbn Haldûn'ünküne benzer nazariyeler doğmuştur. Fertler gibi cemiyetler de muhakkak ölecektir. yaşaması ve zevali "tavr. 193. Fakat ibn Haldun harplarda «'asabiyetleri müteaddit olanlar»a «tek casabiyet'e mâlik olan!ar»ın galip geldiğini (Muçaddima. bilhassa zamanımızda.aynı zamanda hamillerine heyecan vermek manasryle müsbet ideolojilerle beslenen kütlelerin dinamik kuvveti diye anlamak gerekir. ki 1) ilk zafer devri. 11 .161 idaresi müşkül bir şekilde genişlemesi ve 2) cengâverlik ruhu ile fatih kavimlerin temas ettiği medeniyet arasındaki tezad neticesinde zayıflıyor. İbn Haldun'un Avrupa'da zuhur eden birçok felsefî ve içtimaî fikir ve nazariyelerin mübeşşiri olduğunu meydana çıkarmıştır. 18. Devletin zuhuru. eserlerinin.J»_jlVM IVM IjJ sljJljt {Muqadqima : s. İbn Haldun'un eserlerinden habersiz oldukları halde. nihayet 6) hâkim zümrenin israfa alışıp daha fazla vergi tarh ederek tebaayı ayaklandırması gibi haller neticesinde zevale uğrayor. *) İbn Haldun'a ait başlıca Avrupa tetkikleri G. 5) hâkim zümrenin medeniyete kapılması neticesinde askerî ruhun sönmesi. 18. 4) medenî teba'anın ahlâk ve seciyesine uyarak sulh ve müsalemet yoluna girmek ve gevşemek devri. Bu proses hiçbir kuvvetle değiştirilmez1). De Sacy İbn Haldun'un mukaddimesini öğrenmişlerse de ancak bu mütefekkirin fikirlerini Piriazde tercümesi vasıtasiyle yakından öğrenen J. sükûnet ve imâr devirleri.

22 : 1938 .Und Ğesellschaftsphilesokphie Ibn Chaldans.1940) . La philosophie Sociale d'lbn Khaldoun. 581-640. Von K r e m e r. 171—192. Paris 1918. •i) Aynı eser I. Kahire İ926: Dr. Sitzangsber. bu hususta 18.. Ibn Haldun İstanbul. sosyoloji ilmini kurmuş. fakat bu makalelerin mehaz gösteren kısmı daha çıkmamıştır) . T a h a H ü s e y i n . Kâmil Ajad. Ibn Haldun devletlerin teşekkülündeki dinamik kuvveti ve çelik iradeyi başlıca âmil sayması itibariyle italyan M a c h i a v e 11 i'den evvel bu hususları düşünmüş bir içtimaiyatçıdır. Ibn Haldun'un devlet ve siyasete ve milletlerin mukadderatına ait fikirleri. d.162 — muayyeniyeti. ayni F l n d ı k o ğ 1 u Z. Tarihçi N a i m â da Ibn Haldun'un <atvar> nazariyesi ile muayyen bir biyoloji kanununun cemiyet ve devletler bünyesinde hâkim olduğunu ileri sürmesinin mânasını lâyıkiyle anlayamayıp bu nazariyeyi bir hakikat gibi ele almış. Bu hususta o İtalyan feylosofu V i c o (1667-1744) ve muasır Alman feylosofu expressionist O s w a l d S p e n g l e r v e ingiliz A r n o 1 d T o y n b e e'lerin mübeşşiri olmuştur ') İbn Haldun cemiyetlerin inkişafında iktisadî âmillerin başlıca müessir olduğunu ileri sürmekle muasır materyalist nazariyelerin de bazı hususlarda mübeşşiri olmuştur. Prof. F i n-d ı k o ğ 1 u İş mecmuası 1910. XCII (1877). İbn Haldûn-'a ait en mufassal tetkikat Satic Bey al-Haşrî'nin 1943-44 senelerinde iki cild olarak Beyrutta neşrettiği ve zikri geçen A'-Darâsa ean Makçaddi-mat-i Ibn Xaldün nam eseridir. ona inanmış ve ihtiyar Osmanlı devletinin bazı sun'î ameliyat sayesinde bir müddet yaşatılaşuülardır : A. Ibn Khaldun and Seine Kalturgeschicta der islami schtn Reiche d. Bizde en iyi eserler : Fınd ı k o ğ l u Z i y a e d d i n F a h r i . çözülme devrindeki Osmanlı ricalinin efkârı üzerinde büyük tesir icra etmiş ve fert ile devleti aynı derecede fâni tanıyan ve bunu «kaçınılmaz ve mukadden gösteren nazariyeleri bizde bedbinliğin yerleşmesine sebep olmuştur. Paris 1932 ve ' A b d u l l a h £A n n 5 n Faltafat Ibn Xald5n va taröşuhu al-fikrt 1933 nam eserler çıkmıştır. inci asrın Fransız müfekkiriMontesquieu' nun selefi2).Wiener Akademie der Wi*senchaften. Ibn Haldun eserlerinde milletlerin ruh ve seciye meselesine de çok yer ayırmıştır. 148-170. Die öeschichts . Ibn Haldun milletlerin hayatında coğrafî âmillerin tesirini de uzun uzadıya anlatmıştır. La philosophi» sociale d'lbn Khaldan. Philoe-hist. arapça nesri FaUdfat Ibn Xaldûn al içtima(iya. bu hususta A u g u s t Comte'-un (1798-1857) selefi olmuştur 3). sayı No. 21. 193—205. Classe. 1940. Ibn Haldun felsefesi. neş'et ve zevallerinde değişmez cycle'-lerin biri diğerini takip eylemesi hakkındaki nazariyesini ortaya koymuştur. ferdlerin uzviyeti ile cemiyet ve devletlerin uzviyet birliğini ve medeniyetlerin zuhur. Stuttgart 1930 -1932 senesinde velâdettinin 600 üncü seneyi devriyesi dolayısiyle B o u d h o a l d . . 21 de Ibn Haldun'an hakak felsefesine dair bir makale neşretmiştir. İstanbul (İş Mecmuası. F. 8 ) Aynı eser I. 14-19. *) S a \ ic B e y 1. M. ve H i l m i Z i y a O l k e n .

41 Naima'nın yanılmasını Z i y e A d i n F a h r i .! y^ül JAIJ .U-IJiir jl» . The islamic background of Ibn Khaldans philotpphical theory. 23-31. -u. insanı «bittabıc medenî> ve «içtimaî hayatı zarurî» gördüğü halde..jUl Jil. *) Tarihi Naimû. dünyayı dinden ayırmayı bilmiş ve böyle düşünen bir müverrih « yüksek iman> inin en iyi tarifini yapmış 3). Garb ve Şarkta medenî yükselişlerin temâdî edeceği kanaati sarsılmamıştır.. G i b b. 192 JjfJİJUi dJUlj^l ^is^j Lc^Vl . s. ") Maqaddimm..ljJS" *ij*> II.. 190 . R. devletin dinle kaim olmadığı fikrini ileri sürerek.I JA ^jjljlr^l jU'^V £j\ 4 1-İA.-«* 8) Maqaddima.11 JJi|l f f : blc. 113. ').J . s ) H. Ibn Haldun dindar bir müslüman olduğu halde. R. ^jUjl* »JiJI^ j^T İT J..163 bileceğini ileri sürmüştür. s. Keza Ibn Haldun'un nazariyelerinin islâm çerçevesi içinde kaldığına dair İngiliz müsteşriki H._J|£İ)İJ*.£ rLML^..inci asır Avrupa tarihinde devletlerin ve medeniyetin mütemadi inkişafı Ibn Haldun'un devlet uzviyeti nazariyesinin yanlışlığını açıkça göstermiş ve. İstanbul 1947... 461 : JA\ jj.. 101—102 de anlatmıştır. G i b b tarafından yapılan son neşriyatı 2) da büyük mütefekkirin fikir ve nazariyelerinin orijinalliği hakkında varılan fikirleri değiştirmemiştir.Judl^A W*.L-5JI i^9 j. Ibn Haldun'un nazariyatının burada ehemmiyetle üzerinde durmak istediğim orijinal tarafı: 1) tarihte intikad ve cilliyet yolunu tutmuş ve bunda iktisadî ve coğrafî âmillere yer ayırmış olması. A.. 170. Maçaddima. j. s. 2) enerji kaynakları tabiî halinde bulunan unsur sıfatıyla göçebe unsura devletlerin ve medeniyetlerin teşekkülünde mühim rol atfetmesidir. S 5\ i c Bey. £jkJI Vj J jC ) Blc..»?») ... . devlet idaresinde teokratizmi reddetmiş olması. içtimaiyat.. 1.5J lr'1 £_jb)l £Ü?j1 jl ^-Ul jtsut _.. 121 : <ic > rU*i/l^ı\t jJL» ^Jlj^j. son Cihan harplerini müteakib Almanya'da Os-vvald S p e n g l e r ve Ingilterede A r n o l d T o y n b e e gibi medeniyet cycle'leri nazariyesini kuvvetle ileri sürenlerin türemesine rağmen. «saltanat» ile «hilâfet» in vazifelerini anlatmıştır 5).. VB. s. hayatı içtimaiye dinle kaimdir ve şeriat-sız siyaset olmaz> fikrinde olanların fikirlerini reddetmiş 4) ve ayrı iki müessese sıfatiyle. Son 4-5..... A.. A.. Bulletin of the School of Oritntal Studies.

Şimal müverrihi Zeki Velidi ve Ibn Haldun. düşünmenin daha hayırlı olacağını kaydedip islâmiyeti teokratizm esasında islâh ve tamir etmek isteyen Musa Carullah ve Müftü Muhammed Abdu gibilerin mütalea-larını tenkid etmiştim1). Fındıkoğlu Ziyaeddin Fahri'nin de "Na-ima Cevdet Paşa ve saire Ibn Haldun'un nazariyelerini münevver şarklılar sıfatiyle ele almışlarsa da. *) Ibn Haldun cihan tarihinde. bu makale Türkiyenin bazı islamcı münevverleri arasında kötü akisler uyandırmış ve aleyhimde bazı neşriyat yapılmış 2) ise de. Ibn Haldun'un din ve dünya. Siirt Meb'usu Mahmuddan ve Dr. 7. sayı 53-55. 1940.. s.164 Ibn Haldun'un bu fikirlerini ben 1914 de Bilgi Mecmuasında «ibn Haldun'un nazarında İslâm hükümetlerinin istikbali» ünvaniyle neşrettiğim makalede izahetmiş ve Türkler için hilâfet ve teokratizm fikrinden ayrılarak. 221). Zeki Velidi bunu Garbin felsefesi ve içtimaî cereyanlariyle yakından tanışmak neticesinde şayanı dikkat bir surette izah etmiştir. a.«U'^. 242. s.. 48-51. *) Zi y aedd in F a h r i 'nin yukarda s" 161. s. N. I. Tevfik Rüştü Arastan öğrendim. d. Ibn Haldun. II. Amsterdam. *) Bk. M u a l l i m M. C e v d e t . 254- . O zaman daha <hilâfet» ve saltanat» aynı şahsiyet elinde toplamış olduğundan.743. 256.J U J>. Procedings of the Xth International Congres of Philosophg. Ibn Haldun J. Prof. diye karşılamış olduğunu onun Ibn Haldun'a ait 1922 de yazıp 1940 da intişar eden eserinden öğrendim s). 3) Z i y a e d d i n F a h r i . s. Muqaddima. devlet işlerinde Ibn Haldun gibi.Jt>UjH ile jt-JI jj IU—II £j\J\ yi sarih olarak ayırmaktadır (s. 1) Bilgi Mecmuan. Dr. 1914.. imamet ve saltanat nazariyeleri için bk. 164. bunların medenî tebaalar araJ JJÜl Jd\ ^lau Jc ÜÜI J* )*> ı^-L-H «üUljl» . S â t ı c B e v c. göçebe unsura yer verip. Şimdi bizde Ibn Haldun'un fikirlerini Garb kavrayışfyle inceleyenlerin başında yine mumaileyh Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu gelmektedir. 733 . Ted-ritat-ı Ibtidaiye Mecmuası. 1920. büyük devletlerin ve medeniyetlerin teşekküllerinde. hajiye 2 de zikredilen eserlerinden başka onun 1948 do Amsterdam'da inikad eden Beynelmilel Felsefe kongresine okududu ğu küçük bir raporu da vardır (Les theories de la connaissance et de l'histooire chez Ibn Khaldoun d. Avrupa fikrini gerçekten benimsemiş olan diğer bir kısım münevverlerin bunu iyi karşılamış olduğunu da 1931 senesi kışında Atatürkten.

') Z. ve İskender bu büyük Türk cihangirine nisbetle gölgede kalır. 395-154 3) 6 . yeni Maarif Vekâleti tabı 1. ve bu dinin etrafında toplanabildikleri müddetçe dünyada hâkim kaldılar. T o y n b e e . Türklerde caşabiyet ruhu ise daha Afrasyab ile Kisrâ'nın muhaberelerine dair rivayetlerde bile görülmektedir. casabiyet hususunda ise. 1631) nin şerhetmiş olduğunu Kâ-tib Çelebi zikretmişse de 6) bu eserin bize kadar gelip gelmediği ben1. İbn Haldun'a göre «Temür devri beşer tarihinin inkişafının en yüksek noktasıdır. A. nüshaları Ayasofya ve Esad Efendi kütüphanelerinde bulunan seyahatnamesinde. üncü asrın sonuna kadar Araplar hâkim idi. Şam'da Te-mür'le görüştüğünü anlatırken. M e n g e n . milletleri birbirine katan ve sonunda medenî tebaalar arasında eriyip kaybolan faal unsur diye tanıyan W. Dünya yaradılalıdanberi böyle bir devlet kurulmamıştır. jj£ ır"jLT J»J <-J~JI djC. Fakat herşer zevale mahkûmdur. Babil ve İran hükümdarları. u'ı djiiıji.— 165 — sında yaşayıp milliyetlerini kaybettikleri hakkındaki fikirleri de zamanımızda aynı göçebeleri medeniyetler kuran. diğeri Türkler. 336-343) bu mütefekkire dair mütalaalarım yazmıştır. . ) Kaşf-u'l-ü-Zanûn. Umumî Türk tarihine giriş. onun birçok esas fikirlerini benimsemiş bir âlimdir2). dünyada hiçbir millet Türklere müsavi gelmemektedir •)• Araplar caşabiyetten ziyade dinî fikir etrafında toplanmışlardı. Bir gün gelecek. 'asabiye ruhu üzerine kurulur ve onun ehemmiyeti de bu millî c aşabiyetin kuvveti nisbetinde olur 3). İbn Haldun'un Muqaddima'sini Magrib ülkesinden Şeyh Ah-med al-Mağribi al-Maqqari (öl. Hicri 4. K o p p e r s 1 ) ve Arnold Toytjbee'ltr'm ileri sürmekte oldukları fikirlerin aynıdır.7-22. s. İbn Haldun'un.iWijj. O. diğeri kuzeyinde bulunarak komşu kavimler üzerine bilmünavebe tegal-lüp etmişlerdir. Toynbee zaten İbn Haldun'u yakından öğrenmiş. Şimdi bu hâkimiyetin böyle Türklere geçiş prosesi Temür'ün devrinde en yüksek kemâl noktasını bulmuştur. Bu iki milletin biri Macmûrenin güneyinde. 11 1124. p. T o g a n. 384 9) A. 282. Zira devlet. W. dünyada hakimiyetin göçebe Araplardan sonra göçebe Türklere geçmiş olduğunu kaydetmiş ve demiştir: Dünyada iki millet hâkim olmak üzere yaradılmıştır: biri Araplar. Study of History. Sonra hâkimiyet yavaş yavaş Türklere geçti. V. diğer eserlerinde de (islâm düşünceleri. 114. S c h m i d t . 769-771) Hilmi Ziya Ülken de Fındıkoglu ile birlikte İbn Haldun'un hayatına ve fikirlerine ait bir eser neşretmiş. III. bu faikiyet Türklerin elinden de kaçacaktır.

Ali bn. Tarih ilmi ve onun ehemmiyeti hakkında yukarıda Mirxond'-dan naklettiklerimize benzer mütalealar bir çok büyük islâm müelliflerinin tarihe ait eserlerinin mukaddimelerinde görülmektedir.— 166 — ce malûm değildir. Bunlardan meselâ Mascüdî. Yoksa lbd Haldun'un muhlis talebesi olan Maqrizî'nin kültür tarihine ehemmiyet verdiği malûm ise de. 1499) tarih ilmini inkâr edenlere cevap olarak yazdığı Al-Iclâ~n bi 'l-lavbîx liman zamma 'l-lâ~rix nam eserinde (1344 Mısır tabı. Hattâ evvelce bir Osmanlı sıfatiyle Istanbulda Darülmuallimin müdürü olan muasır arap mütefekkiri Satıc Bey. 115. 11-43) toplamıştır. Osmanlı mütercimlerimden ve sarihlerinden (Ahmet Cevdet Paşa'dan) ve zikri geçen Kazanlı Şahabeddin Mercanî'den başka Buhara'da 19. Mısır'da lbn Haldun'un nazariyesini Maqrizî'nin şerh etmiş ve ilerletmiş olduğuna dair söylenen bazı fikirler ') bu âlimin al-Maqqarî yazılan ismini Maqrizî'nin ismiyle karıştırmaktan ileri gelmiş olsa gerektir. Her halde lbn Haldun son 4 asır zarfında en çok Türkler arasında takdir görmüş o-lan bir mütefekkirdir. Sibf lbn al-Cazvî ve Maqrizi gibilerinin bu mealdeki sözlerini Şams al-dîn Mu^ammad al-Saxâvî (öl. Ayni Saxâvi kendisinin Al. clmâd Işfahanî. Araplar lbn Haldun'u peit geç takdir etmişlerdir. lbn Haldun'un Arap âleminde ihmal edildiği keyfiyetini kıymettar eserinin mukaddimesinde yana yakıla anlatmış. tarihin harp ve fütuhat kıssalarına münhasır kalmayıp insan camialarının fikir hayatı tarihini (şarh magâhib al-nâs) şamil olması gerektiğini anlatmış ve tarihte intikad meselesini izah etmek üzere bazı mi») Z i y a e d d i o F a h r i . lbn Haldun. uncu asrın başında yaşıyan H ü s e y i n AlSâcâtî isminde bir zat da lbn Haldun'u tanımış ve fikirlerini Marşad-u l-tasânjf ilâ macrifat-i'l al-t'âllf adlı eserinde aksettirmiştir. içtimaiyat ve ahlâk ilimleri doğduğunu (ihtimal lbn Haldunun tesiriyle). Muqaddimeye şerh yazdığından haberim yoktur. s. lbn al-Asir. tedbir al-manzil. 26 . Zâfir al-Azdl. Zahabî. lbn al-Cavzi. bu eserin türkçe tercümesi ise tam olduğu gibi. «Mu-qaddime» nin 1858 de basılan Bulak tabında ayni senede Paris'te Qu-atremere tarafından neşrolunan nüshasında münderiç 11 faslın (cem'an 60 sahifesinin) eksik olduğunu ve bu eksiklik bu eserin müteakip tabılarında tekrarlandığını ve bütün bu tabıların lbn Haldun'un fikirlerinin katiyen anlaşılmadığını gösteren hatalarla dolu olduğunu.Tibrul u'l-masbük kitabının mukaddimesinde ve bu Al-lIlâ~n risalesinde tarihten siyaset. Ahmet Cevdet Raşa'nın kıymettar not ve ilaveleriyle birlikte basıldığını kaydetmiştir.

bu devirde bir çok büyük tarihî eserler meydana gelmiş. Brockelmann Ka-fiyeci'nin eserinin Ayasofya nüshalarından başka bir de Kahire nüshasını zikretmiştir. Nüshaları Ayasofyada ve Mısırda bulunan ve Saxâvi'nin Al-I'lân'mda (s. Bunun usulünü tedvin etmek ica-beder. bu imamın daha Memun Horasanda yaşadığı senelerde vefat etmiş ve aralarında görüşme vaki olmamış olduğunu ispat eden vesikalara aykırı olduğu için. Her iki esere dikkatimi çektiji için Prof. Bunlardan Suyutî'nin üstazi olan Bergamalı Muljyeddin Muljanı-mad al-Kâfiyecî 1463 te Memluklardan Barsbay için telif ettiği Al-Muxtaşar al-mufîd fi cilm-i'rtârîx nam risalesinde tam manasiyle «tarihte usul ilmini tedvin etmek meselesini ortaya koymuştur. Hakkı batıldan ayırmayı güçleştiren uydurmacılık ve sahtekârlık ta o zamanlarda bu kadar ilerlemiş değildi. "Tarih bir ilimdir. II. 36) da kendisinden nakiller yapılan bu eserinde (Ayasofya nüshası No. imzalar arasında daha Hayber vakasında müslüman olmı-yan Muaviye'nin ve bu vak'adan önce vefat etmiş bulunan Sa'd bn Ma'âz'in bulunduğu gösterilerek. kültür. 10—11) Halife Al-Qâ'im bi-am-r-i 'İlah zamanında. Umumiyetle 15. Supplemaodband. B r o c k e 1 m a n n'da Geschichte der aröbischen Literatür. . vr. Ezcümle {Al-Hün. meselede mütehassıs sıfatiyle müracaat edilen büyük tarihçi Xatîb al-Bağdâdî tarafından. 115. yalan olduğu sabit olduğunu anlatmıştır. II. Mükrimin Halil Yınanca mütefekkirim.4 — 167 — saller getirmiştir. 'Ayni. 140 . Tarih !) SSıavî ile Kafiyeci'nin bu iki risalesi C. Suyütî ve Şaxâvî gibi büyük tarihçiler vermiş. fikir ve iktisad tarihi gibi mevzulara ait eserler ve İbn Haldun mukaddimesi gibi bir eser meydana gelerek tarihin tenevvuu anlaşılmış olduğundan bunun bir ilim olduğuna ve usulünün işlenmesi icap ettiğine dair fikirler doğmuştur.1) zikredilmiştir. İbn Hacar. 13a—14b)1) Kafiyeci tarihte usulün tedvini lüzumundan 'şu şekilde bahsetmektedir. 1055 tarihinde Bağdadda Yahudilerin başvezir Abü alQasim cAli'ye maruzatta bulunarak Hazreti Muhammedin Hay-bcr harbi günlerinde cizyeyi kendilerinden iskat eyleyip bir berat verdiğini anlattıklarını ve bunu teyid etmek üzere bir çok sahabe tarafından imzalanıp tasdik edilen bir şahadetname arzettiklerini. Diğer bir misal olarak ta Mücammar bn Şabib isminde birisinin imam Şafi'înin Halife Memun'un yanında şarap içtiğine dair rivayetinin de. zamanımızda da olduğu kadar bol ve zengin havadis ve vekayile karşılaşmamış ve bu kadar mudil bir şekil almamıştı. 3402. s. 32. şehadetnamenin sahte olduğunun ispat edilmiş olduğunu zikretmiştir. inci asrın Mısır ve Suriyesi Maqrizî. Onların zamanında bu ilim. Bizden evvelkilerin bu ilmi tedvin etmemiş olmaları bir misal teşkil etmez.

dışında bir "siyaset. İşte ben mizan ve micyar işini görecek usulleri bu eserde tesbit edeceğim. *m\ g?3 LJ». Böyle şerif bir ilim üzerinde çalışırken gelişi güzel iş kılmak. Zulkarneyn meseleleri gibi islâm apokrifleri içine dalarak kaybolmuştur. bilhassa hadis rivayetlerinin esaslarına bağlamış ve "müverrih için muvaffakiyet yolu.15j r*-~ef C% j*-' 5t ■ J*1"! t« <—i») I4-» (&-—* H-* 10* &iy\ j_)C" jW| \j!» I4I VLCj ÎJUJ %\'j»s UH-'/li JJl li* j^5Çi »j-lil J.. asıl tedvin işinde muvaffak olmamış. Hulasa gerek Kafiyeci. umdesi çıkarmalarına karşı isyan etmiş (s. tarih intikadınm yine hadîs intikadından. 48) ve üstazı İbn Hacar gibi o da Ibu Haldun'u şeriatçilik ve sünnîlik bakımından cerh etmeğe ve küçültmeğe kalkışmıştır. Doğruyu yalandan ayıran bir mizan.I4-» \a~£ j Ji—. i) l^ Jl irLLl a~i jL-j) U* J Ur ijjSJA -fcjflj ^jl^Ll Uj . En çok bir muhaddis olan Şams ad-dîn Muhammad Saxâvî de zikri geçen risalesinde şimdi naklettiğim güzel fikirleri söylemiş ise de.. nahiv ve beyân için böyle usuller ve kaideler tesbit edilmiş ise tarih için de böyle kaide ve usul tesbit edilmelidir. kaidesini koymuştur.. Ve şe'nî tarih ile meşgul olacak yerde Kaf dağı. usulü fıkh. te-mayile teokratik bir zihniyetle öğrendiği islâmiyetin. "carh ve tacdil„ den ilerletmemiş. bir kıstas lâzımdır.>.tfi' . olarak "hadîs rivayetlerinde olduğu gibi 1) akıl. gerekse Saxâvi tarih ilmi için bir usul tedvin etmenin lüzumunu duymuş. Fakat bu lügat âlimi olan Muhyeddin Kafiyeci bu işin ehemmiyet ve lüzumunu anlamışsa da. j/uıij 3jJİ\ uu j» j*... fakat bu hususta hadîs tenkidi usulünü tarihe tatbik edebilen en iyi müslümanın en iyi bir tarihçi olacağını söylemekten ileri gidememişlerdir.. işi tamamiyle şeriate bağlamış. Fıkıh. b^j £uH Oy~? •>«•* -iı-».-168ilminin ehemmiyeti tarife muhtaç değildir. . Ve ihata kudreti itibariyle de İbn Haldun'un çok gerisinde kalmışlardır. 3) müslü-manlık. geceleyin yaş ve kurusunu ayırmadan odun toplıyan adam gibi yalan yanlış haberleri toplamak bu ilme yakışmaz.iiı öisJVy.UT iae. '). Hayat Çeşmesi 'Uc bn cUnk. 2) zabıt.. 4) adalet umdelerine riayet şarttır.. bazı sivil aşhasm "şeriat. tarihi.

geçmiş hadiselerin neden ve nasıl zuhuru meseleleri üzerinde durarak kıyas ve tatbikla muhakeme ederler. Gustave le Bon'dan tercümeler) den başka bazı orijinal eserler de yayınlanmıştır. İsta nbul. yahut aynı fikirler ve cereyanlar onun tesirinden başka muvazi olarak zuhur eder. Türk yılı. II. İlk meşrutiyet hareketleri ile bağlı olarak tarih tenkidi fikirlerinin yayılması Ahmet Vefik Paşa'nın 17 Şubat 1863 ') Darülfünun açıldığı vakit tarih felsefesine dair verdiği 44 sayfa olarak aynı sene Hik-met-i tarih ismiyle neşrolunan dersinde ve Sultan Hamidin kâtibi Ge-Ienbevizade Ahmet Tevfik Beyin bu sultan namına tarihte usul mevzuu üzerine Hamidet-ü'l-usul namiyle 1878 de yayınladığı 43 sayfalık küçük bir risalesinde kendisini gösterdi. Dinî kitaplardan öğrenilen Süleyman Peygamberin Istanbulu üçüncü banisi Yangu lbn Madyan'ın 2) muasırı olduğunu. Her iki müellif yazma menbalardan başka bir de "cantika. 1940. . Ona göre (s. kırık küp içinde Konyada felsefe tedris ettiğine dair efsanelerin mevzuu olan Eflatunun hakiki mahiyetini eserlerin1 ) 27 Şaban. bk. geçmiş hadiselerin sebep ve hikmeti zuhurunu. Bunu bilenler„Tevrat'-taki 'Amâlika ile Amerikayı. s. Zamanımızda elde edilen bu muvaffakiyetler ihmal edilmeğe gelmez.. 1928. Cihanın bir köşesinde zuhur eden ve fikir hayatında çığır açan büyük şahsiyetler dünyanın diğer kısımlarında akisler uyandırır. 1-2) zikrettiğimiz tercümekr (Bernheim. Zülkarneyn. inişinin ve inkırazının sebeplerini aydınlatarak istikbali düşünmeye yol açtığından bütün ilimlerin en büyüğü ve en faydalısıdır. sihir ve simya hezeyanlarile Eflatun ve Ib-ni Sina felsefesini karıştırmazlar. Arapça gibi fransızcayı da iyi bilen bu iki zat eserlerinde lbn Haldun'dan başka Fransızların tarih felsefesine ve usulüne dair neşrettikleri eserlerden de istifade etmişlerdir. 458. 2) istanbulini eski tarihine ait rivayetlerde gelen bu isinin tarihi aslı bence meç huldür. Türkiye Maarif Tarihi. Hikmeti tarihten haberdar olanlar akıl mizanına müracaat ettiklerinden efsane ve safsataya aldanmaktan kurtulurlar ve her devrin fikir cereyanlarında tenkidi nazarla nüfuz edebilirler. 2629) "Tarih ilmi. Ahmet Vefik Paşa tarih öncesi için arz üzerinde vaki inkılâplardan istidlal edileceğini anlatmıştır. 1279. Avrupa manâsiyle tarihte usulü ve tarih felsefesini aksettiren eserler sıfatiyle bazılarını yukarıda (s. s. 103 yine bk: O s m a u E r g i n . onun Peygamber olmayıp üluhiyet dâvasına kalkışan birisi olduğunu tesbit etmek. yani eşyâ-i 'atika. büyük İskender ise. milletlerin yükselişinin. dedikleri arkeoloji'yi ve gazeteleri tarih menbaı o-larak kaydetmişlerdir. Monod. Seignobos.— 169 — 116.

M o r d m a n n). Ona göre tarih 1) siyasî ve medenî tarih.— 170 — den öğrenmek ne mutlu. Eski insanların boylarının uzunluğu. «Zülkarneyn» (iki boynuzlu) tabiri Makedonyalı Iskenderin resimlerinde ve sikkelerinde görülen iki boynuzlu şapkanın hâmili olan zattan başka bir şey olmamalıdır. s. Tarih siyasî vukaat ve esâmi zaptına münhasır değildir. ve medâri fen dahi budun.. D. 319 — 322. o bunların Mısır hiyerogliflerini okuyabildiklerine inanmıyor. Herhalde Osmanlı ilim adamları 19. Sianbul and das moderne Turkentam. Belleten XII (Ankara 1948). O yunanlı Tukydides. s. O ı m a n 11 (-~A. Her hâdisenin sebebi tesbit edilmeli. ı. cÛc bn cUnk kıssaları yalandan.. Montesquieu. Türk gılı. vukuati azimenin hakikî ince manâlarını meydana vuran ve akıl ayarına dayanan bir fendir. . bu yüzden «Usulü tarihin bir ilim olarak talim ve tedrisi muktazı» dır. <firenk ülemasn onunca başka bir âlemdir. 2) ulum ve edebiyat tarihi. 167. *) Tercümeihal için bk. Ona göre «Usulü tarihte hezâkat müsab-bebat ile esbabı olduğu gibi irfan ve idrak demektir. Fakat Gelenbevînin müslümanlığı bu hakikati kabul etmeye müsaid değildir. çünkü Himyerîlerin bu kralı Arabistan dışarısına çıkmamıştır. asrın üçüncü çeyreğin de tarihte usul hakkında düşünmüşlerdir. 1877. fakat «Tarihî AIem> inde mehazlar listesinin başında zikrettiği C l a u d e F r a n ç o î s Dannon'un Cours d'etudes historiçues''inin ilk cildinden (1842) istifade istifade ettiği gibi. 1. Müşir Süleyman Paşa'da (1836 -1892)J) 1871 de Harbiye Mektebi talebeleri için ders kitabı olarak neşrettiği Mebânii-inşâ kitabında (cild. bu sayede dünya artık tek bir mahalle şeklini almıştır. ve Gibbons gibilerden haberdardır. kendi içtihadlariyle de bulduğu bazı fikirleri 6 sa-hifede hülâsa etmiştir. Maamafih o Amerika keşfinin. 207 —221. Polybios ve Tacitus ve fransız Voltaire. lttanbul 1828. Ahmet Vefik Paşa kendi zamanında makbul olan rasyonalist tarih telâkkisini benimsememiş görünüyor ') Gelenbevizade üzerinde islâmî an'anelerin tesiri kuvvetlidir. 133-188) fransızca eserlerden ve bunların başında ismini burada tasrih etmediği. tkuvve'i buhariye ve sey-yâle-i barkiye» keşiflerinin ehemmiyetlerini tebarüz ettiriyor. 3) tarihi tabicî olmak üzere üçe taksim olu!) Ahmet Vefik Paganın fikir »utemi için bk. cefr ve melhamede hurafattan ibarettir. o milletlerin kaynaşmalarını. Zülkameyn'in Himyerli Şacb olması muhtemel değildir. O lbn Haldun'un «afvâr> ve «göçebelerin casabiyeti> nazariyesini kabul ettiği gibi tarihî kaynakların tenkidinde esas olarak ta bu mütefekkirin «istidlal nazariyesini» genişletmekte iktifa etmiştir.

izah etmelidir. muhtelif ilimlerin ve sanatın. ilmî eserler bitarafâne tetkik edilerek onların yazıldığı devirler. Ona göre. Süleyman Paşa tercümei hallerin nasıl yazılacağını. Bir C i h a n t a r i h i yazan tarihçi. Afganistan'ın tarihi. ve ona taalluku olan diğer meselelerle birlikte. güvenilir bir hale koyacak. inkiraz etmişlerse yahut büyümüşlerse. devletlerin vekayiini ve bu hadiselerin doğurduğu neticeleri ve eserleri tesbit ve cemc edip onları hakikat-i maddiyelerine ittılac kesbederek.— 171 tarih de 1) cihan tarihi 2) ayrı devletlerin ve milletlerin tarihi ve 3) hususi tarih olmak üzere tekrar üçe ayrılır. bahseder. İlim ve e d e b i y a t t a r i h i . i birbirinden ayırmak icab ettiğini anlatmıştır. Onların fuzuli taraflarını müverrih kendisi tesbit edecektir. keza güzel yazıların zuhur ve inkişaflarından. Diğerlerinin ilmî eserlerini ve edebiyatı ten-kid edebilmek için zekâ ve vüsat-i fikir sahibi ve rastgû olmak şarttır. İkinci Mahmud'un tanzimatından sonraki devri asrı hazır tarihi olarak dördüncü bir kısım sayılır. Bunları yazanlardan fazla tetkik ve taharriyat beklenmeme-melidir. onların muhtelif çağlarda yaptıkları tesirlerden. Siyasî Hususî t a r i h ise. bunları hakikî vaziyetiyle karşılaştıracak kadar iyi bilmek ve öğrenmek mecburiyetindedir.. eline kalemini almadan önce. Son çağın da. ilmî bir "ter-cümei hal. din ve fikir cereyanları tebarüz ettirilecek ve fikir hayatındaki inkişaflar neticesinde kıymetini kaybeden . Ayrı d e v l e t l e r i n ve m i l l e t l e r i n t a r i h i Araplar'da İbn al-Aşîr tarihi. Böyle eserleri yazarken müverrih bu milletlerin mebdei zuhurundan başlayıp terakki etmelerini ve büyümelerini. tereddüd ve tevessülünden. nur.. keza tedenni ve inhitatından. bu gibi hususî tarihlerin menbaları kütükler ve tezkerelerdir. Müverrih ihtilâl ve inkilâpları bahis mevzuu ederken bunun esbabı zuhurunu. onların ahlâk ve kaidelerini (yani devletlerin iktisadî vaziyetini) devletlerde ve milletlerde husule gelen büyük inkılâpları. ile "sergüzeşt. Kata-rina'nın ve Napolyon'un tarihi gibi mevzulara ait eserlerdir. o devirlerde o memleketlerdeki ahlâk. Fransa büyük ihtilâli Sultan Selim'in yahut Kanunî Süleyman'ın hayalı. Ulûm ve edebiyat tarihçisi her bir müellifin mümare-se-i ilmiyesini temyiz ve onları diğer âlimlerin eserleriyle mukayese ve muhakeme edecek ve onların iktidar derecelerini ve ilim tarihindeki mevkiini tayin edecektir. ingiltere'de Lingar'ın tarihi gibi eserlerdir. bütün bunların hakikî sebeplerini tahkik ederek hâdiseleri adım adım takip etmesi lâzımdır. Haçlı seferleri. Romalılar'da Titus Li-vius ve Tacitus. Türkiye'de Hayrullah Efendi tarihi.

Dr.. bilhasse Langlois ve Seignobos başta ölmek üzere. Nasıl İslâm âleminde Kadı Mîr (yani Aşır al-din A b h a r ı ' n i n Kitab al-hikmasine şarh yazan Qadı Mîr al-Maybadî) gibilerin felsefeye ait eserleri bir asır evveline kadar muteber iken şimdi felsefe sahasındaki terakki ve inkişaflar neticesinde Kadı Mîr'in eseri nazar ve itibardan düşmüştür.Bourdeau.. merhum Ahmet Refik Bey'in "Tarih ve Müverrihler.71. H..73) ve Ali Canib Bey'in "Türk Tarihi için çalışmalar. maâdin ve saireden bahis eder. Tarih ilminin bu kısmında müverrih daha fazla dehâ ve iktidar sahibi olmak. Süleyman Paşanın 6 sayfalık olmakla beraber meseleyi tam olarak kavradığını gösteren nıûciz yazısının neşrinden tam 42 yıl geçtikten sonra. 2 cüz. tabii hâdi-' selerin derinliklerine inecek kudrette bulunmak lâzımdır. Vico'dan "İlk felsefe tarihi âlimi. Berr ye Monod'un ve sairenin eser ve makalelerini okuyarak kaleme almıştır.68. bu fikrin Şarktaki mübeşşiri sıfatiy-le İbn Haldun'dan bahis etmemiş ve umumiyetle eserinde İbn Haldun'un ismini hiç zikretmemiştir.69. hayvanat. mecmuasında (1928.1938) Türk basınında tarihte usûle ait ayrı çalışmalar serisini teşkil ederRusya Türkleri arasındaki yayınlardan Akçuraoğlu Yusuf'un Langlois ve Seignobos'un "Tarih tetkikine methal. unvaniyle "Hayat. Kadı Burhaneddin'i İslâm Ansiklopedisinde müsteşriklerin makalelerinden öğrenmiş olmakla beraber. 117. (1918 N. No.. Ziya G ö k a 1 p'ın Tarih ve İçtimaiyat unvaniyle Yeni Mecmuamda.. benim usul gösteren bazı tenkidi makalelerimiz. Emin Ali Beyin de onu mütemmimen Tarihte usul unvaniyle aynı mecmuada neşrettikleri makaleleri. Ankara . Köprülü Fuat Alişir Nevayi'nin tam külliyatının istanbul kütüphanelerinde mevcut olduğunu o zaman daha öğrenmemiş. Türk Edebiyatı tarihine ait başlıca kaynakları saymış ve bunların intikad yoluyle tetkik edilmesi icap ettiğini de söylemiştir. Şükrü Akkaya'nın tarihte usulün ayrı meselelerine dair çıkan yazıları (Tarih ilminin tarihi. nın ilk sayısında Türk edebiyatı tarihinde usul isminde 52 sa-hifelik bir eser neşretti. H. Köprülü bu eserini yalnız edebiyat tarihi değil. kürrei arzin neşvü nüması.. umumiyetle tarih tetkikine dair fransızca in !şar eden ve isimlerini makalesinde (s. Fakat. jeoloji. 80) çıkan makaleleri. 1913 de Koprülüzade Fuad İstanbul'da münteşir "Bilgi mecmuası. Köprülü Fuad ile. unvanıyla aynı mecmuada (1928. T a r i h i t a b i î ecram-i semaviye.172 — eserlerden de bahsedilecektir.. 51-52) saydığı eserleri. inden mülhem olarak . sayı 60-63. sıfatiyle bahis ederken. 52).

bilhassa bugün Kahire Camiasında çalışanlar arasında Garp metodunu lâyıkiyle kavrıyanlar bulunduğunu eserlerinden öğreniyoruz.) bir eser neşredilmiştir. 187-8. Kazak ve Başkurt şivelerinde müteaddit makaleler ve broşürler intişar etmiştir. Aynı zat. Ayni senede Ulûm ve tarih ismiyle 16 sahifelik bir risale şeklinde neşrolunan bu eser Seig-nobos'un fikirlerini kendi tarihimize tatbik tecrübesi olmak bakımından mühimdir. 0. Bk.. Bunlardan Serbedarlar devrinin filosof edibi İbn Yemîn Faryûmadî'nin hayat ve eserlerine ait tetkikatı mühimdir. s. ş. cAnnan. Kahire Üniversitesi Profesörü Hamza Tahir Bey'in verdiği malûmat budur. B e r t a 1 s. E. Kâmil Ayyad ve Satic Bey gibilerin İbn Haldun'un tarih felsefesine dair eserlerinde bu felsefedeki muasır cereyanlar bahis mevzuu olmuşsa da modern tarihte usul mevzuu üzerinde kitap yahut risale şeklinde müstakil bir yayın yapılmamıştır. ismiyle neşrolunan Çengiz'e kadarki kısmını ilmî usule uygun olarak yazılan bir eser sıfatiyle . Taha Huseyn bir müslüman Arap olduğu halde is-lâmiyetten önceki Arap fikir ve içtimaî hayatını öğrenmek yolunda Kur'anı zamanının mahsulü olan bir tarihî vesika sıfatiyle ele almış ve mehaz olarak kullanırken bir garpli âlim gibi davranmıştır. iran'da. Fakat Avrupa terbiyesi gören muasır Arap ulemasından. tarihte usul tamamiyle ihmal edilmiş iken.. ş.. bu defa Tahran Üniversite Profesörü Doktor Reşîd Yâsimî tarafından ÂgJn-i nigâriş-i tarix isimli (1316 h. . bu divanda hicrî 480510 seneleri arasında Afganistan'da cereyan eden hâdiselerin tarihine dair malûmat istihraç etmekle. Akçoraoğlu'ndan sonra Sovyetler devrinde tarihî materyalizme dair rusçadan yapılan tercümeler (o cümleden Buxarin'in "Tarihî Materyalizm. de neşrettiği Divan-i Mas'üd Sa'd Selmâria yazdığı mukaddimesinde. Arap âleminde Taha Hüseyn. Abdullah. inin B a y ı m b e t o v tarafından yapılan ve 1924 de Kazan'da basılan tatarca tercümesi) den maada edebiyat ve etnografya sahasında tetkikat için usul göstermek maksadiyle Özbek. edebî eserlerden tarih için nasıl istifade edileceğini de göstermiştir ').1906 da Kazan'da verdiği bir konferans mühimdir. Leningard. Arap ilmî mecmualarında da muasir tarih kavrayışını gösteren ilmî tenkidlere tesadüf edilmektedir.ele almak yanlışlığında bulunmuştur. "Asya tarihine methal. inin Necip Asım Bey tarafından tercüme ve ikmal edilerek "Türk Tarihi.erk istoriyi persidskoy literatür. 144 sayfa tutan Âyîn-i !) Muasır İranın ileri gelen ediplerinden olan Reşîd Yasımı edebiyatta da eski İran edebî ananelerini garp sistemi ile ve bir metod esasında telif etmek yolunda eserler neş-retmiştir. 1938. Akçoraoğlu bu makalesinde Leon Cahun'un. 1318 h. Bunlardan Prof.

mantıkla karışık olarak. Bundan başka ilmî usulleri tam olarak kavrıyan ve Avrupa dillerinde ilmî neşriyatta bulunan İranlılardan S e y y i d Hasan T a q i z a d e ile Prof.. (meselâ Taqiza-denin 1918-20 de Berlinde neşrettiği Kava mecmuasında «Iran destanı tarihime dair makaleleri ve Abbas lqbal'in Tahranda neşretmekte olduğu Yadigâr mecmuasındaki tenkidi makaleleri bilhassa sene IV.174 — n i gar iş-i t â r î x ' inde ise tarihte usulün nazariyat ve felsefesini. izah etmekle iktifa etmişti ve meselenin amelî cihetine yanaşmamıştır. sayı 1-2 de mavzu-li ilm-i lâ~rTx unvaniyle neşrettiği makaleleri bu cümledendir. Iran tarihinden bazı misallerle. sayı 3 te Nuviştan-i tâ~rix-i mu'dşir. sene V.) . A b b a s l q b a l A ' ş t i y a n î de yazılarında irşâd mealinde usule dair mutalealar serdetmişlerdir. fakat en çok Berg-son'a dayanarak.

EKLER .

11/. H e r m a n Ethe. Otto Loth. 1869. Rieu. 936. in the library of İndian Office. 6) Haltercümesi kitapları.EK No. London. ancak ilk kaynakların başlıcaları sayılacaktır. onlar eser hakkında tetkikat yapılmışsa onlar gösterilerek mufassal malûmat verilmiştir. 1881. 1811. London. 7) Tarihî coğrafyaya ait kitaplar ve Seyahatnameler ve 8) Müracaat kitapları sayılacaktır. 1895. Catalogue of Arabic Mss. 1883. I. C h. 3) Batı Türk tarihine. 1879. in the British Museum. 4) Doğu Türk tarihine. Catalogue of Persian Mss. vol. 1846. Supp-lement to the Catalogue of Arabic mansuscriptes in the British Museum. C h a r l e s Rieu. 1888. 1 Türk Tarihine Ait Kaynaklar 1 KAYNAKLARI GÖSTEREN ESERLER Burada Türk tarihine dair tetkikler değil. vol. p. 5) Hindistan Türkleri tarihine ait kaynaklar. Catalogue of the Tur-kish Manuscripts in the British Museum. 452 folio sahife. London. arabî yazmaların fihristidir. London. ayrı eserler hakkında (bilhassa İngiliz kütüphanelerinin fihristlerinde) içindekiler sayılarak dünyanın başka yerlerinde nüshaları varsa. Catalogue of Persian Mss. ilmî esasta yazılan bu fihristlerde kitaplar yalnız sayılmış ve kütüphanelerdeki sıra numaraları gösterilmiş değil. Bunlardan sonra sıra ile 2) Umumî Türk tarihine dair kaynaklar. Iran edebiyatı eserlerine ait en güzel ve çok büyük dikkatle tertip edilen bir eserdir. London. in the Library of indian . Ch. R i e u . Supplement to the Catalogue of the Persian Manuscripts in the British Museum. Ch. Şimdi de fihristlere gaçelim: İNGİLTEREDEKI YAZMALAR için: Catalogus codicum manuscrip-torum orientalium qui in Museo Brifanico asservantur. 11. R i e u . Buna giriş sıfatiyle de 1) diğer İslâm milletleri tarihine ve Türk tarihine ait islâmî yazma menbaların dünya kütüphanelerinde bulunanların fihristlerini sayalım. vol.

1374 sahife.. Catalogue of Persian. Brozvne.. 18511877 seneleri arasında altı cild olarak basılmıştır. (1893). München. Die arabischen. A Catalogue of the Persian Mss. 462 s. Ayni müellif.D e G o e j e . VIII. E. der Hof-und Staatsbibliothek in München (arabi.). P e r t s c h . 808 s. preussischen Staatsbibliothek zu Berlin. Cambridge. Tur-kish.. der Hofbibliothek in Wien. VI. 1903.). (1895). Brovvne. Oxford. E. H e r m a n Ethe and E d v v a r d S a c h a u . der Hof-und Staatsbibliothek in München. c. der Her-zoglichen Bibliothek zu Gotha. 1896. Die arabischen Hss. (1887). t. c. 1150 sahife. 628 s. III. Berlin 188. Oxford. Wien. farisi ve türki yazmalar beraber). Yine. Fransa için: De SI a n e. der Her zoglichen Bibliothek zu Gotha. 5 cild. 596 s. A discriptive catalogue of the oriental Mss. Manchester. Cambridge. c X. V. der königlichen Orientalischen Akademie zu Wien (şimdiki Konsularakademie mektebinin yazmaları).. 414 s. 1878-92.) Alb. Verzeichniss der orientalischen Hss. der kön. (1891). N i c h o 1 s o n. et.H o u t s . persischen und türkischen Hss. (1897).— 177 Office. III. 1912. M in g an e. 628 s. Paris. c. c. 1917 ). (1896). München. Oxford. octob. Avusturya için G. K r a f t . IX. 562 s. c. The Persian Mss. of the late of Sir Albert Houtum-Schindler (Journal of the Royal Asiatic Society. II. vol. (1895).. 1182 sahife. 1632 sahife. R. I. belonging to the late E. Die persischen Hss. in München.. (820 sahife). W. Die persischen und türkischen Hss. der königlichen preussischen Staatsbibliothek zu Berlin. P e r t s c h . Almanya için : A h 1 w a r d. 1865 (614 s. 1875. bu da çok mükemmel bir eserdir. 1867 (654 s. t. c. Industani and Pushtu Mss. 618 s. P e r t s c h . 1932. VII. IV (1892). Paris. Catalogue des Manuscrits persans de la Bibliotheçue Nationale. c. 1866. Catalogue des Manuscrits arabes de la Bibliotheque Nationale. Gatologue codicum orıentalium Bibliotlicae Academiae Lugdino Ba-tavae. Catalogue of the Arabic Mss. J' Au-mer.m a. 1865 (734 s. c.. 1883 — 1898... İ2 . II. B l o c h e t . 1866. I. Die arabischen. 646 s. P e r t s c h . (1899). (334 sahife). vol. Verzeichnis der persischen Hss. in the John Rylands library at Manch-ester.. persischen und türkischen Hss. 686 s. Verzeichnisse der arabischen Hss. c. (412 sahife). Verzeichniss der türkischen Hss. in the library of the University of Camb-ridge. (_________s ). II. (1889). I. Hollandadaki yazmalar için: D o z y . Tarihte Usul F. in the Bodlean Library. I. 1859. W. 1937.Y o n g . Paris 1905. 1934. 3 cild: I. 1842. Die arabischen Hss. F l ü g e l . 10 büyük cild. A. B r o w n e. c. E. der königlichen preussischen Staatsbibliothek zu Berlin 1899 (584 sayfa). 1889. II.

Catalogue of Arabik and Persian manuscripts in the Oriental Public Librar'y at Bankıpore. 1964 — 1968 Ankara. Petersburg. Diğer Rus kütüphanelerinin şark yazmaları için: B. . 1962 yılına kadar. Spies. 968 sahife teşkil eden büyükçe eserdir) tavsiye edilebilir. London. Şark memleketlerinden ancak Hindistanda Bankipor kütüphanesinin yazmaları için çok mükemmel ve mufassal tavsif katalogları basılmıştır : E.' — 178 — Bunlardan maada Almanyada Leipzig ve Hamburg. Les manuscrits arabes de l'Institue des Langes Oriantales du Ministere des Affaires Etrangeres. Ritter. B a r o n V.s t e e n tarafından tertip edilen Uppsala kütüphanesindeki arabî. yalnız Dorn ve Salemann'lar tarafından Rus Ulum Akademisinin «Bulletin» lerinde (1888 e kadar Melanges Asiatiques ayrı basımlarında) ayrı makaleler halinde fihristleri verilmiştir. Tahranda Meclis. Max Krause. Petersburg. B a r o n V. ve saire alman müsteşriklerinin ayrı makaleleri olduğu gibi. Den i son Ross and M a v l a v i A b d u l m u q t a d i r . 1939 senesine kadar 23 cild çıkmıştır. mamafih Kahire Hidiv Kütüphanesinin fihristinde bazan faydalı malûmat ta ilave edilmiş bulunuyor. «İstanbul Kütüphaneleri tarih coğrafya yazmaları katalogları» unvanı altında 11 fasikül çıkmış bulunmaktadır. İstanbul kütüphanelerinin. O. Meşhedde Ravda kütüphanelerinin ancak kitap müelliflerinin isimlerini muhtevi sade fihristleri tab edilmiştir. farisî ve türkî yazmaların güzel tavsifları vardır. İstanbul kütüphanesindeki yazmalar içinde T. Z e t t e r . Les manuscrits persans de l'înstitut des Langes Orientales. 1735 sahife. H. Dorn Catalogue des manuscrits et xylographes\orientaux de la Bibliotheque Im-periale Publique de St. Avrupada ve şarkta basılan şark eserlerinin fihristini Z e n k e r 1846-61 senelerinde Bibliotheca Orientalis ismiyla iki cild olarak neşretmiş. Maarif Vekaleti tarafından tesis edilen tasnifi kûtûp komisyonuna mesaisi de yavaş yavaş çıkmağa başlamıştır. ilk cildi 1908. Matbu fârrsı eserler için bunların British Museum'da mevcud bulunanlarının E d w a r d Edwards tarafından bastırılmış olan fihristleri Catalogue of the Persian printed Books in the British Museum. 1922. Petersburg. Italyada Roma ve Vatikan İspanyada Eskoryal kütüphanelerinin. sonra Halil S erk is al-Kutub al-Matbuca al-^Arabiya ismiyle Mısırda iki büyük cildde matbu arabî eserlerin fihristini neşretmiştir. 1852. Horn. keza K. Rösen. 1877. 1886 (370 sahife). R o s e n . Rusya'ya gelince burasının şark yazmaları itibariyle en zengin hazinesi olan Petersburg Musea Asiatique kütüphanesi için muntazam bir şark yazmaları tavsifi neşredilmiştir. Türkçe matbu eserler için: Millî Kütüphanede mevcud arap harfli Türkçe kitapların muvakkot katoloğu 2 cild.

Persian Literatüre. ASIRDAN ÖNCEKİ UMUMÎ TÜRK TARİHİNE AİT KAYNAKLAR (İslâmî kitapların hangi dilde olduğu parantez içinde <4=arapça. . The Story of Chang-Kien. Die Chinesischen Nachrichten zur geschichte der OstTiirken (T'u-küe). Petersburg. 1927 — 1958 London. 4 cild.— 179 — Arapça kaynaklar için başlıca rehber: C. 1898. 7a) E. Sobranye svedenyi o narodax obitavşix v Sredney Aziyi v devneyşiye vremena. Histoire Generale des Huns. 5 cild. Leyden. B r e t s c h n e i d e r . transkripsiyon ve isim kıraeti hatalarına rağmen. Farsça kaynaklar için baş rehber: C. 1917). D e g u i g n e s . A. 8) Ortaçağlar için Dr. iki cild London. Notes on the Western Region. 1850—1851. ilk tabı (Grundausgabe. des Mongols et des autres Tartares Occidentaux. 1903. 2) Çin kaynaklarının en eski zamanlardan 12 asra kadarkilerin toplu hulâsası H y a c i n t h ( Y a k i n f ) . Bu eser. F=far»ça. 4) F. Documents sur les Tou-kiue (Turcs) Occi-dentaux. H i r t h . 1756—58. XI. Berlin 1921. London. 1881—2. Appendix to The Juor-nal of Anthropological Institut vol. Die Hunnen der vorchristlichen Zeit. II cild. kısaltma ile: GALS) 3 cild. E b e r h a r d . Paris.B i ç u r i n . 5) De G r o o t . Hüseyin Cahid Bey tarafından türkçeye çevrilmiş. E. 2 16. S t o r e y. London. des Turcs. iki cild. 6). Weimar. a biobibliographical survey. en zengin bir toplamadır. Türklere ait Çin kaynakları bu eserde de toplanmış ise de artık eskimiştir. 3) J. 1942. XXXVII. 7b) Liu Mau-Tsai. C h a v a n n e s . (kısaltma ile: PL). kısaltma ile GALG). B r o c k e l m a n n . China's piooner in Wes-rem Asia (Journal of the American Oriental Society. 1888. Wylie. fakat Hya-cinth'de Rus harflerile yazılan isimlerin okunmasında Deguignes'den istifade edilir. X. 1902: ilâveleri (Supplementbânde. Mediaeval Resear-ches from Easiern Asiatic Sources. Ankara. 1958 Wiesbaden. 1 cild. Çinin Şimal komşuları. Gesc-hichte der arabischen Literatür.) 1) Eski Türk tarihine dair Çin kaynakları'nın umumî bibliog-rafisi için W. r=türkçe diye gösterilmiştir. 19371939. Petersburg.

"Üç sülâlenin tarihi. Dubs. Yao Ki en tarafından telif ve 633 te ikmal edilmiş. L e g g e (18651871) C o u v r e u r (1896—1897) tarafından tercüme ve neşredilmiştir. 15) San-kuo çe. ö.m a T s ' i e n tarafından M. miladi 92. ingilizcesi H.. yalnız E. Baltimore. Les pays d'Occident d'apres le Heou-Han chou (T'oung pao 1907) de bazı parçalarını neşretmiştir. tercüme edilmemiştir. C h a v a n n e s . " Leang sülalesi (512-556) tarihi.. Ç'en şu.I . Ç'en Şeou (öl. 1938.Y a o tarafından 488 de telif edilmiştir. m. garb dillerine tercüme edilmemiş. 722 — 450 seneleri arasındaki tarihine dair eser ayni Legge (1872) ve Couvreur (1914) tarafından tercüme ve neşredilmiştir. 297) telifi. 645 te telif edilmiş. Siao T s e u h i e n ' u n telifidir. P a n . Hong L e a n g şe tarafından muhtelif kaynaklar20) .. 21) Çe-Iieou kuo kiang yu çe. ö. 11) Tso-çuan. ö. "orta Ts'i sülâlesi (475-502) tarihi. 19) Leang şu. 18) Nan. Ş e n . Cinde Türkler tarafından kurulan altı sülalenin tarihi. 16) Tsin çu. tercüme edilmiştir. 12) Şe-ki "Tarihî hatıralar.. The history ofihe Formere Han Dyn-asty. de) tarafından telif ve P a n Çao (ol. 1. hâla tercüme edilmemiştir. C h a v a n n e s tarafından tercüme edilerek Les Memoires historiques de Se-ma Ts'ien ismi altında 5 cild olarak 1895 -1905 te neşredilmiştir. Çinin mebdeinden M. 17) Song şu "İlk Song sülalesi (420. m. ö. 14) Heou-Han şu "ikinci Han sülalesi tarihi.478) tarihi.. 9-6 asırlarda tertip edilmiştir. asır) Fa ng H i-u a n -1 i n g idaresinde m. 445)..180 — Ayrı devir ve sülâlelerin tarihine dair Çin kaynaklarından umumî Türk ve Moğol tarihi için mehaz olmak üzere şu eserler başta gelmektedir: 9-10) En eski devirlere <\A kısmen tarihî ve kısmen destanî mahiyette olan Şu king ve Şe king M.. Bu büyük eserin bir kısmı E. S s e . hâla tercüme edilmemiştir.k u (öl.. asra ka-darki tarihine dair. Çin'in M.588) tarihi „ tereme edilmemiştir. " Ç'en sülâlesi (557 . H.Ts'i şu. 80 senelerinde telif ve tertib edilmiştir. 13) Ts'ien-Han şu "İlk Han sülâlesi tarihi. "Tsin sülâlesi tarihi. (milâdî 3-4. 102) tarafından ikmâl edilmiş. Fan Ye (öl. hâla tercüme edilmemiştir.

tam tercümesi yoktur. tercüme edilmemiştir. " kıtay (Leao) sülâlesi (916 — 1115) nin tarihi.. "Suey sülâlesi (589-618) tarihi. " Beş sülâlenin yeni tarihi „ 1072 de Negu Yang Sieu tarafından telif edilmiştir.. Parker ve H y a c i n t h . " Beş sülâle (907-960) nin eski tarihi „ 973 te Siue Kiu Çeng tarafından telif edilmiştir. 28) Kieu Wu-tay şe. Hâla tercüme edilmemiş olan bu iki eserden C h a v a n n e s T'oung Pao. "Song sülalesi tarihi.ın garbı Göktürklere ait eserinde neşredilmiştir. 25) Kieu rang şu. " Tang sülâlesi (618-907) nin eski tarihi.Ts'i şu. eski sülâlelerin umumî tarihi. 620-36 arasında L i P a y .m a K u a n g tarafından tertip ve 1119 da filosof Çu-Hi tarafından tevsi edilmiş geniş bir umumî ta rihtir ki. Tang sülâlesi devrinin idare işlerine dair vesika külliyatı. "Şimali Wey (yahut T'opa = Tafgaç) sülalesi (386-550) t arihi. Çin annallerinin en mükemmeli olan bu iki eser C h a v a n n e s . tercümesi yoktur. Wey-Çeng idaresinde 629 da tertip edilmiş ve parçaları E. 29) Sin Wurtay şe. 1250 de Ye Long-Li tarafından tertip edilmiştir. 27) T'ang huey yao. Des M i c h e l s tarafından fransızcaya tercüme edilmiştir.181 — dan alınarak yazılmış. 30) Ts'eu-çe t'ong-kien. 22) Wey şu. 950 de Wang P ' u tarafından telif olunmuştur. C h a v a n n e s . 24) Suey şu. tam tercümesi halâ yapılmamıştır.B i ç u r i n gibilerin eserlerinde istifade edilmiş. 23) Pey . tercüme edilmemiştir. 1890. N g e u . 945 te Lieu Hiu tarafından ikmal edilmiştir. 31) Song şe.. Wey Şeou tarafından 551-4 te telif olunmuş.. ki Moğol prensi T'o-t'o idaresinde 1343-45 seneleri arasında tertip edilmiştir. 32) K'i-an kuo çe. \ .. Bu eser Song sülalesi -zamanında 1084 te S s e u . Paris. 26) Sin T'ang şu " Tang sülâlesinin yeni tarihi. "Şimalî Ts'i sülâlesi (550-577) tarihi. fransız alimi M a i l l a ' n ı n 1777-85 neşrettiği 7 cildlik umumi Çin tarihi (Histoire generale de la Chine) ne esas olmuştur. 1916 da istihraçlar yapmıştır..Y a n g Sieu ve Song K'i tarafından yazılmış ve 1060 da ikmal edilmiştir. ( Historie geographiaue de seize royaumes fondes en China par les Tartares.Y a o tarafından kaleme alınmıştır...

Yalnız Mançu dilinde yazılan Kin sülâlesi tarihlerinden biri H. 1908. dört kaana ait kısımları H y a c i n t h . W. Kitabelerin başında Orhon ve Uygur yazıtları gelmektedir. . bir diğer Yuan tarihi. H a e n i s c h . Ming sülâlesi Ç'en P a n g .1920. 36) Yuan şe ki şe pen mo.1931. De H a r l e z tarafından 1887 de fransızca olarak (Histoire de Vempire Kin) neşredilmiştir. istanbul. 34) Kin şe. t. Moğol hanedanının Cinde hâkimiyeti devri (1234-1369) tarihi. H a u e r. 40) W.Ş a n tarafından tertip edilmiştir.— 182 — 33) Leao şe..Sprachen. A. 37 . Her iki eser daha tercüme edilmemiştir. diğeri G. Uygurica. 1924) ve E. ayni sülâlenin zikri geçen Moğol prensi T' o -1' o ida- resinde toplanan bir komisyon tarafından 1343-45 arasında tertip edilen mufassal tarihidir. 4. K. C h a v a n n e s . Berlin. K r a u s e tarafından almancaya tercüme edilerek neşredilmiştir. cild. Bu Çin kaynakları cince olarak matbudurlar ve Avrupa kütüphanelerinde bulunurlar. Chinesische Ceschichtsliteratur (Ostasiatische Zeitschrift. 35) Yunan şe. Eski Türk Yazıtları. 4 cild. 27-27. Song Lien idaresinde bir komisyon tarabmdan 1369 da yazılmıştır. F r i z t h gibi sinoloğlar Çin tarihine ait eserlerini bunlardan istifade ederek yazmışlardır. von G a b e l e n z tarafından 1877 de Petersburgda almanca (Geschichte der grossen Liao). Leningrad 41) F.. 1922) zikredilmelidir. F. fakat İstanbul kütüphanelerinde bu ana kaynaklar kısmen bulunuyorsa da türk tarihine dair ihtiva ettikleri zengin malumat da dilimize hiç çevrilmemiştir. Dit 24 Reichsannalen der Chinesen ( Mitteilungen des Seminars jür orient. "Kin (yahut Cürçit) sülâlesi (115-1234) tarihi „ ayni Moğol prensinin idaresinde ayni senelerde vücuda getirilmiştir. 10. Otto F r a n k e. Müller. Cengiz Hana ait kısmı F. Tercümeleri daha yoktur. Eski Türk kaynakları ndan en mühimi kitabeler ve sanat eserleri dir. R a d 1 o f f ve M a 1 o v Uigurische Sprachdenkmâler.B i ç u r i n tarafından hulasaten rusçaya. Bunlar: 39) H ü s e y i n N a m ı k O r k u n . Daha tercüme edilmemiştir. 1928. E. A. E. Bu eserin Cengiz ve onun dört halefi.38) Çin kaynakları hakkında umumî malumat veren eserler sı-fatiyle de E.1910. "Yunan (yani Cengiz oğulları. 193641.

54) Eski Türk Cami i Azam rivayetleri â. S tein. 1912. v. 1940 (Oğuz Name uygur). Ancient Khotan. 5 ciid. I . türkçe Besim At alay tercümesi ve faksimile 1940-44. 53) Göktürk . Diyân-ü lugât-i ' t-türk. c. İstanbul. Byzantino-turcica.Hazar rivayetlerinin bibliografisi için bk. 2 cild. S tein.2 cild. Z. III. İskit ve sair kavimlere ait eski Yunan ve Lâtin kaynakları nın kayıtları 47) E.R a c h m a t i . Ibn Fadlans Reisebericht. Leipzig. 4 cild Oxford 1928. V. Câmi'üt-tevârih'mm ikinci cildinde (OĞUZ-NAME REŞİDEDDİN) 52) Oğuz Nâme'nin uygurcası. 1929-1934. Sanat eserleri için: 43) A. 46) A. mukaddime.Zafernâme. 17 asırda Buharada I ma mî isminde bir Özbek tarafından farsça olarak yazılan bu eski Türk destanının yazması Prof. Bang-R. Byzantinische Quellen zur Laender-und Völker-kunde (515 Jh. llhanîler zamanında tesbit edilen eski Oğuz destanları.e dd i n Y a z d ı . Mükrimin Halil Yınaç'in kütüphanesinde. Eski Türk destanlarından: 50) Han nâme (F). Berlin 1958.. Mor a v e s i l e . Skythians and Greeks. N. 1913 de gös terilmiştir. Berlin 1913.III. 1925. 3 cild. To-gan. . 5 cüz. 1921. d. Innermost Asia. 44) A. Berlin.G a b a i n . Oğuz Han Destanı İstanbul. Bombay tabı. 49) G. 13 asırdan W. S tein. c. s. 1907. 1924. 381. Bizans kaynaklarındaki kayıtlar için: 48) K. Buddhistische Spâtan-tik in Mittelasien. Serendia. 45) A. Oxford. arapçası. 55) Diğer eski Türk rivayetleri ve lisanî kayıtlar için M a h m u d K a ş g a r î . IV. cild. 1928. s. 15 v. Chotscho. 5 cild Oxford. ve Xo n d e m i r Habîb-ü ' s-siyer. . Cambridge. Le Coq. VI. Umumî Kütüphane nüshası. 1926. (HAN NÂME) 51) Oğuz Nâme (F).). Eski Türk. 4975. D i e t r i c h . 2. Reşideddin. 1918. vr. V. Türkische Turfan Texte. Ş a r a f . M i n n s .183 42) B a n g . Rachmati. c. Berlin. 313.

2956. 920). Leiden 1883.Y a c q ü b bn a l . De Goeje. De G o e j e Leiden. de bulunmaktadır. 1866 (BALA-ZURİ. LEİDEN) Bu eser hicrî 302 ye kadarki vakayii ihtiva eder. ed. 932) Târîx-u'lumam va cl-mulük (A) Tabari's Annales. Leiden. fakat De Goeje'nin haşiye ve ilâveleri tayyedilmiştir. (öl. (TABARİ. "serie I„ 3131 sayfa. \blA (TABARİZOTENBERG) en iyi nüshalara dayanmaktadır. Tabarî Leiden tabı aynen Mısırda 12 cild olarak basılmış. fransızca tercümesi. 59) M u h a m m a d bn C a r ' i r a l . hıristiyan ve yahudi âlimleriyle bizzat temasta bulunup beşer tarihine . TSrîx Ibn-i' 1-VüHı (A) Ibn Wadhih Historiae. Chronique de Ta-bari traduit sur la version persane de Balamı par M. "Serie II„ 2017 sayfa. fakat De Goe-je'nin haşiyeleri tayyedilmiştir. Zamanında büyük seyahatler yapmış Arabistan. 58) Ibn A c s a m a 1 -Kû f î (öl.. 2 ve 3. iran ve Horasandan başka Mısırda ve Hindistanda bulunmuş. Z o t e n b e r g f . 897). Eksik olan baştarafı M u h a m m a d bn Ahmad a l . 95?). 1570) vardır.— 184 — İslâınî kaynaklar: Türk tarihi için istifade edilecek umumi islâm tarihi vakanuvisleri : 56) Ahmad bn Yahya al-Balâzirî.N i c m a tarafından ^Uyün-u'l-tavârix ismiye bir kitap şeklinde zeyledilmiştir. 2 cild. arapça aslının ilk cildi Yezid bn Muaviye'ye kadar Gotha kütüphanesinde N. LEİDEN) Bu basımdan yapılan Mısır basımı da var. 57) A h m a d bn A b i . ed. 302-360 seneleri Sabit bn S i nân. tarafından. ed.c A l i Muhammad a l . 1592. M. H o-u t s m a . 60) A b ü . 360-448 Hilâl a 1-Şâbi2 tarafından. 61) CA1 i bn H u s a y n a I . (TABARÎ-BALCAMİ).B a l c a m î (öl.M a s c û d î (öl. 996) Tarcuma-i TabarT (F).T a b a r î (öl. "Serie' III. TÂRÎX).V â z i h a l . 2 cild (YAcQÜBl. H. M. Taberlnin farsça tercümesi. ciltlerinin yegane nüshası Topkapı sarayında N. 897) Futüh al-buldan (A) Liber expugnationes regionum. 1879-1901. Paris.H a r a v î tarafından yapılan ve Hüseynin şehadetine kadar gelen farsçaya tercümesinde 1303 te Bombay'de basılmıştır. Kitab al• Futüh (A). hicrî 291-320 seneleri cArib bn S acd a 1-Q u r t u b l tarafından Şila ismiyle zeyl edilmiş ki Leiden basımına eklidir. Murüc-u '-zahab va ma'adin-u 'l-cavahir (A).Y a q ü b i (Öl. isimler fihristi de yoktur. 3 seride neşredilmiş. Kütüphanelerimizde çok eski yazma nüshaları (ezcümle Edirnede Selimiye Camii kütüphanesinde N. 448 — 478 seneleri bunun oğlu M u h a m m e d bn Hilâl G a r ş a l . 2561 sayfa.

V ve VI cildlerin faksimilesi de 1909-1917 de Gibb Memorial Series. sene 37 ye kadar). 326369) Ayasofya nüshasında faksimle olarak Caetani tarafından Gibb Memorial old series de. c.. 302 ye kadarki kısmı Tabarî^den hulâsa olmak üzere yazılmış bulunan bu vakayiname C. Suppl. c. c. tarihî kısmı 350 h.u M i s k i v a y h (öl. Bunun başından. (h. son cildi fihrist ve ilaveler olmak üzere 7 cild olarak neşredilmiştir.185 ve coğrafyaya dair çoğu bize kadar gelmiyen sistemi eksik bir çok eserler yazmış olan Mascüdi'nin bu eseri P a v e t . Al-Târıx-u 'l-kâ-mil (A). VI (329-369) 19141915 te Mısırda basılmıştır. 369-388 seneleri havadisini ihtiva eden zeyli ile Hilâl alŞâbFnin 393 e kadar oian zeyli 1916 da Amedroz ve Margoliuoth'un ingilizce tercümeleri ile birlikte The Eclipsc of the Abbasid Caliphate unvanîyle. (961 m. Hicretin başından 369 a kadarki havadisi ihtiva eder. Kitâb-u l-bad'i va'l-tarix (A). 31163121. VII olarak neşredilmiştir. 64) cIzz-u al-dîn İ b n . Medeniyet tarihine.Ş u c â c M u h a m m a d a l R u z r â v î ' nin h. 63) M u t a h h a r bn T â h i r a ! . IV (h.M u q a d d a s î . TabarPnin devamı olan kısmı 10 cild olarak 1354=1935 te Haydarabadda neşredilmiştir. V. 1899-1916). Türklerin akidelerine. N. (h.u l . . Gal. Arabî metni ve fransızca tercümesi C l e m e n t H u a r t tarafından 5 cild olarak neşredilmiştir (Le Livre de la creation et de Vhis-toire. son cildi isim fihristleri olmak üzere. 62) Abu. Paris. (A) H. T o r n b e r g tarafından 1851-76 senelerinde Upsala ve Leyden^de. 6 cilddir. H. 65)Camâl-u'I-dîn Abü-'l-Farac al-Cavzî(öl.Munt a z am va mu l t a q at . 915).d e .Alî A h m a d İ b n . CBrock e l m a n n . 1156 e kadarki havadisi ihtiva eder (kıymeti için bk.C o u r t e i l l e v e B a r b i e r de M e y n a r d tarafından 1861-77 de 9 cild olarak arabî metin ve fransızca tercümesi birlikte neşredilmiş Les prairies d'or. 295 senesinden sonraki kısım. 284-326). K i t â b . bu tabı üzerinden 1301 (1883) ten itibaren Mısırda da bir kaç defa basılmıştır. 585 m.u 'I-Aş.) hâdiseleri ile bitiyor. Ibn al-Athirî Chronicon quod Perfec-tissimum inscribitur unvaniyle 13 cild olarak neşredilmiş. I. 966 senesinde Samanîler devrinde Büst'de yazmış. 1231). Baştaraflarını da ihtiva eden tam yazma nüshası Ayasofya. Paris 1861-1877) ayrı cild halinde ve tbn-u '1Aşir'in hamişinda Mısırda da basılmıştır. 1200).muit azam. V (295-329 seneler). c. 628 senesi sonuna kadar gelen ve h. Buna A b ü . (A). İr (öl. I. örf ve âdetlerine dair verdiği malûmat bakımından mühimdir. 1029) Taccf-rib-ulumam va ta öqub-u l-himam.u ' /.

(Bk. B r o c k e l m a n n . 5015). Eser için bk. 2135. 1948 de Mısırda basılmaya başlandı. yine bazı ilâvelerle Al-tbar fi axbar-i man'abar.d î n Y û s u f b n Q ı z o ğ l i . 1307 de. 760/m. Kendi el yazmalarından c. 1363). III de neşredilmişti. 2136) vardır. 21 büyük cild. h. 1267) Mir'St-u 'l-zamân fi tarix-i 'l-ayân (A).K u t b î (öl. Topkapı sarayında tam nüshası vardır) eserleri vardır. Topkapı Sarayında ve Evkaf Müzesinde (N. bazı nüshaları 21 cilde ayrılmış. a d b n U ş m â n b n Q a y-m â z a l Z a h a b î a l .C a z a r î 'nin (Cavâ-hir-u 'l-sulnk. GAL. R. Evkaf Müz. 1372). 2922. Paris N. Brockelman. N.u '1-din Müsâ a l .T u r k m â n i (öl. Buna yazılan zeyillerden Ş a m s-u ' I . 2. 1045. S. 5—8. Sib{-u lbn-i '1-Cav-zî'nin eserinden h. II. 1348). S. tam nüshası Topkapı sarayındadır). C. 147. 69) M u h a m m a d bn Ş â k i r Ş a l âh-u'1-din a l .l-tavdrix (A). 589) Türk tarihine dair çok kıymetli malûmatı ihtiva eden bu eserin yazma nüshaları Esad Efendi. 18-21 Ayasofya. 67) Ş a m s . 68) 1 s m â î 1 I b n . Uyün-u. Buna zeyl olarak Q u t b . J e w e t t tarafından Şikago'da 1907 de neşredilmiştir.u İbn-i'lC a v z î (öl. I. 45-6. N. ayrıca Kitab-u 1 bar fi axbar-ı man abar nam eseri vardır (Bayezid Umumi.u '1-din M u h a m m. d e S o m o g y i.D i m a ş q î (öl. 2449. 48. 11. Köprülü. Keza bu müellifin. h. 1359 senesine kadarki İslâm tarihi vakayiini ihtiva eder. N. N. 7 26. Tarix-i duval-i 'l-Islam (A). Ayasofya N.u ' 1 . Hulâsası. 689 — 699 seneleri vakayini ihtiva eder. Topkapı. Veliyeddin Ef. 825—55. S ı b t . s. 6739 da 726—38 seneleri vakayii Köprülü kütüphanesinde N. h. 6 cild. N. GAL. 2072. 745— 900 seneleri havadisini ihtiva eder. 2141. G. S. B r o c k e l m a n n . ve J. N. 1048. 3410-3412. 740 senesine kadar gelir. Bu eserin bir muhtasar redaksiyonunun h. Paris. C.u M . 14 cild. 499-654 senelerine ait kısımları faksimile olarak J. 1932. 'm. N. 700 senesine kadar gelir. 12. 1338/1939 da Mısırda basıldı. C. 1326) nin nüshaları: Feyzullah Efendi. II. Yazmaları: Topkapı Sarayı. (A) h.. GAL. nüshası Köprülü. 49. . 400—521 senelerine ait kısmı daha önce Recueil des historiens des Croisades. N. Köprülü. 2910. 3005-3016. N. Zehebinin eserleri için bk. N.d i n M u h a m m a d a l S a h â v î (öl.K a § î r a 1 . 737/m 1337 ye kadarki vakayii ve vefi-atı ihtiva eder. t. en çok İbn Kasir'den almış. Ve Ş a m s-u '1-din M u h a m m a d bn i b r a h i m a l .186 — 66) Ş a m s . h. 1079. h. JRAS. 282. 1500) nin Vaclz-ul-kalam (i 'l-zayl-i 'ala duval-i 'l-islam. Al-Bidaya va 'l-nihaya. d. G.Y ü n i n î (öl.

C. cildi 1934 de Bağdadda Süryanî Katolik matbaasında basılmıştır. 363. Türklere ait kısmının Ş e r e f e d d i n Y a l t k a y a tarafından yapılan türkçe tercümesi 1941 de Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir. 48. ikinci kıs ım J. 'l-muxtaşar fi axbâ~r-i 'l-başar (A). Yalnız arapçası 1286 (1869—70) de Istanbulda. Al-Câmic-uLmuxtaşar fi unvan-ı 'l-lâ~rix va 'uyün-i 'l-tâ~rlx va ^uyün-i'lbaşar (A) . 10 cild. 1275). S.M u a y y a d c l m â d . 1663 te Oxfordda lâtince tercümesiyle birlikte E. P a u l B e d j a n neşri. N. 44 —45). 591 )• 1292 senesine kadar gelen bir süryani kroniki yazmış. 73) Malik-u ' 1 . Makte banut zabne=Chronicon Syriacun. 48.d î n l b n . Müellif ve eserleri için bk.F i d â (öl. 656.F a r a c G r i g o r i s 1 b n . fakat müteaakib seneler için orijinal ve mühimdir. 1286 Maragada).u ' 1 .' l . İbn al-Asiriıı hulâsası gibidir.d i n I s m a c i l A b ü ' 1 . h.S â c î a l . Adler tarafından arabî metni ve lâtince tercümesi 5 cild olarak 1789 — 1794 Copenhag'da (Abulfedae Annales Muslimici arabi) neşredilmiştir. 70) CAİI bn A n c a b T â c . G. 1040 e kadar .u ' l . Şimdi Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir. II. S. 1040 de yazılmış. Amuca Hüseyin.H a y b n Z a h h â k a 1 . 1485-95. Fatih N. Ayrı sülâlelerin ve devirlerin tarihlerinden 74) A b ü S a c I d c A b d . Kitâb-u.u 'I .l-duval (A). GAL. 1331. N. 1890 da Beyrutte de neşredilmiş. Paris. Köprülü. öteki süryani eserlerinin bazı ilâvelerle arapça hulâsasıdır. 22 sene Hülagünün yanında Meragada bulunmuş ( B r o c k e l m a n n . P o c o c k e tarafından neşredilmiştir. R e i s k e v e j . 72) Aynı müellifin diğer eseri Târix-u muxtaşar-i. C. Hama hükümdarı. G. I. 4441.X â z i n (öl. 349. h. (Historia orientalis autore AbulPharagion). bk. 595—606 senelerine ait 9. B r o c k e l mann.G a rd î z î. Arapça aslının müellife yakın zamanda yapılan çok güzel ve tam nüshası Fahri Bilge Beyin hususî kütüphanesinde bulunmakta idi.u ' 1 -c İ b r î=G r e gor i u s Bar H e b r a e u s (öl. B r o c k e l m a n n GAL. N. 71) A b ü . II. sonra hıristiyan ve Ya'kubilerin metropoliti olmuş. 1258e kadarki vakayiin tarihi. 1890. Kitabın ilk kısmı F 1 e i s c h e r tarafından arapça metni ve lâtince tercümesi ile 1831 de Leipzig'de (Abulfedae Historia anti-islamici). Malatyalı yahudi tabibi.u ' l . GAL. Bunun m. S. 440/m. Zayn-u 'l-axbar (F). m. sonra defaetle Mısırda basılmıştır. 1121.— 187 Feyzullah Ef.

s. 813 te yazılan Paris nüshası üzerinden Melik-ü 'ş-şuarâ Bahar tarafından 1940 ta Tahranda neşredilmiştir. 409 a ka-darki vakayii ihtiva eder.B u n d â r i tarafından yazılan Zubdat-u .q i ş a ş (F). bilhassa Horasanın tarihi. 418 sayfa tutan bu eserin Türklere ait kısmı V.t a v S r I x v a ' l .1 s f a h â n I (öl. Supplement Arab.d î n K â t i b a 1 . 1862 de Calcutta'da W. Ouseley. Horasan vakayiine ait kısmı M i r z a Mu-h a m m a d X a n Q a z v l n i tarafından 1315/1937 de Tahranda neşredilmiştir. 1077).C a b b â r a l cUtbî (öl. 1201).l-salcuqiya (A) 1180 senesine kadarki vakayii ihtiva eden bu Selçuklular tarihi Sultan Börkyarıq zamanında yazılmış. 520/m. h. nüshası: Paris.188 — Halifelerin. H.i ' 1 ..u '1 . N. Târıx-i bayhaql (F). 213). 772. 1858) daha önce neşredilmiş ve 1286 (m. 1. h. 1865) te Ahnad al-Manîni'nin şarhi ile birlikte arabî aslı Ka-hirede iki cild olarak basılmıştır. hist. 751 de yazılmış diğer bir nüshası merhum Fuad Köprülü'nün hususi kütüphanesinde bulunmaktadır. Gazneli Mahmudun oğlu Sultan Mescüd'un tarihi. 1126 da Selçuklu Sencer namına aslı Hemedan Esedabad'ından olup İsfahanda Selçuklular hizmetinde bulund:v anlaşılan ismi meçhul bir zat tarafından yazılmıştır. VHIe serie. Z. Selçuklular için: 78) cl m â d . Cod. 1036). d. Selçuklu ve sair ürk hanedanları tarihinden başka eski İran ve eski Türk tarihi bakımımdan fevkalâde bir emniyeti haiz eserdir. Ibn Fat'lans Reisebericht. 240) bulunmaktadır. 1782 de yazılan diğer nüshası Oxford'da (Bodlean. — phil. Memoires de iAcademie des Sciences de Petersburg. cim. Târ~ix-u 'l-yamınî (A). Bar th ol d tarafından 1897 de (Otçel o poyezdke v Srednuyu Azıya. 1500 de yazılan nüshası Cambridgede (King College library. 1296/m. Eserin h. 903/m. 1226 da Fath bn a l . vol. N. 4. 75) M uc m al -u ' t . N. Gazneli Mahmud'un tarihi. 76) Abü Naşr M ü h a m m a d b n A b d . T o g a n. the life of Mesud) Saîd Nafîsî tarafından iki cild olarak 1945 te haşiye ve fihristlerle birlikte Tahranda yeniden neşredilmiştir. (bk. 78—126). Nâşih al-Carbâdiqâni tarafından yapılan kısaltılmış farsça tercümesi ve onun üzerinden R e y n o 1 d e s tarafından yapılan ingilizce tercümesi (Londra. Mşrat-u 'l-fitra va cuşrat-u 'l-fitra fi axb r-i 'Idavlai-i . 77) AbQ '1-Fail M ü h a m m a d bn H u s a y n al-Bay-h a q î (öl. M o r 1 e y tarafından neşredilmiştir Tarikh-i Bayhaki. h. M. 312—6). V.

1194 te yazılmış. İqd-u "l-'ulâ li H-mavqif~i 3l-a'lâ (F). 79) M u h a m m a d bn İ b r a h i m .H â m i d bn İ b r a h i m . Bu eser hususunda ancak Mecelle-i Mihr. sayı 3 te malumat bulunuyor. II olarak neşredilmiştir. Ayni Kâtib Isfahani'nin Salaheddin Eyyübi zamanına ait Al-Fath-u 'l-gussl fi fath-i 'lqudsl nam eseri de Selçuklular tarihine dair çok malûmatı ihtiva etmektedir. t. Zeyl-i selçüqname. yazma nüshası British Museum Or. nam hulâsası H o u t s m a tarafından Recueil de iextes relatifs â Vhistoiredes Seldjukides. N. Prof. M u h a m m a d İqbâl tarafından 1921 de Gibb Memorial new Series vol. 590/m. 84) Anonim TârTx-i 5l-i salcuq (F) Paris. Kerman Selçuklularının ve 705 tarihine kadar hükümranlk eden Kerman Karahıtaylarının tarihinden bahseder. Prof.u 'd-din A h m a d bn H â m i d a l . 80) A b ü B a k r M u h a m m a d bn c A 1 ı A l . 749 da bulunmaktadır. H o u t s m a tarafından mezkûr Recueil des Seldjukides'in ilk cildi olarak 1886 da neşredilmiştir. Tarix-i salaciqa-i kirman (F). 83) A f z a l . Collection Schefer. II olarak 1899 da neşredilmiştir. Kerman Selçuklularının tarih. II. 1188 de telif olunmuş küçük bir eser.— 189 — 7-nuşra va nuxbat-u 7-cuşra (A).'l-hairat-i 'l-'utyâ (F). Axbâr-u 'l-davlat-i 'l-sal-cüqiya (A). British Müseum'deki yegâne nüshası üzerinden Muhammad Ipbal tarafından 1933 te Lahur'da neşredilmiş ve Necati Lugal tarafından yapılan türkçe tercümesi 1943 de Türk Tarih Kurumu tarafından yayınlanmıştır.K i r m â n î . şimdi Mirza Muhammad Han Qazvînî tarafından Tahranda (1328 — 1949) neşredilmiştir. h. Ateş'in türkçe tercümesi TTK' u tarafından neşredildi.R â v a n d ı . Simt-u l-cula li. Tahran. 765 te Ertene Oğulları yanında bulunan bir Selçuklu prensi namına yazılmıştır. Pers. (F) ?ahîr-u 'd-dîn al-Nişâbürî'nin nüshası daha bulunmıyan Selçuknamesine zeyldir.H u s a y n f . A. 81) N â ş i r . 85) A b ü . 1202 de Giyaseddin Keyxusrev bn Kılıç Arslan namına yazılan Büyük Selçuklular tarihi. Röhât-u 's-şudür va âyat-u 's-surür. F e r i d u n N a f i z Uzluk tarafından fotoğrafı ve tercümesi neşredildi. Ch. L a n b e r g tarafından 1888 de Leyden'de neşredilmiştir. . 82) CA 1 i bn N a ş i r a l . '5S3 te bulunmaktadır.u 'd-din M ü n ş i . 584/m. c Ali Muhammad Âmiri Na'ini tarafından 1311/1932 da Tahranda neşredilmiştir. h.

(T) türkçe. 1941). F e r i d u n N a f i z U z l u k tarafından Anadolu Sel-çukî devleti tarihi ismi altında 1942 de neşredilmiştir. 130 v. 79) diğer kısımları kaybolmuş sayılıyordu.u 'd . Fikret Işıltan bu eserin almanca hülasasını ve tahlilini neşretmişti. 31. Leipzig. Bundan Tahranda Muhammad Han Qazvinî ve Abbas lqbal istifade etmektedirler. 90) Abu '1-Qâsim cAbd-u 'İlah bn cAlî bn Muhammad al-Qâşânî (Reşideddin'in mesâi arkadaşı). Ayasofya N. 88) Y a z ı c ı o ğ l u cAli. (Aksaray!) Musamarat-ul Jl. h. 119. Bu iki zatın beyanına göre bu eser Selçuklular tarihine dair mühim malûmatı ihtiva etmektedir. Selçuknâme. O s m a n T u r a n 'in sâyile Tarih Kurumu tarafından 1944 te neşrolundu. farsça anonim bir eser. Zubdad-u 't-tav5rix (yahut Tarix-i Kaşl). Mirxond ve Kâtib Çelebi tarafından zikredilen ve İslâm sülâleleri tarihine ait bu eserin ancak hicrî 63/m 682 senesine kadarki kısmı Berlin. N.C a f a r i alM u n ş ı . Al-AvSmir-u 'l-calâ~iya fi umür-i 'l-'alâ'iya. bunun muhtasır şekli H o u t s m a Recueil //olarak neşredilmiştir. başlıca Râvandi ile ibn Bibi'yi esas edinmiştir. II. Bu eserin müellifinin biraderi Y a h y a bn M u h a m m a d tarafından yapılan bir muhtasar şekli H o u t s m a tarafından 1902 de Re-cueil des Seldjukides.N i z â m a l Y a z d î (öl. 723/1323 te telif olunan Rum Selçukları tarihi.— 190 86) H u s a y n bn M u h a m m a d a l . ekseri Ibn Bibi'den alınmıştır. 1 b n Bibi. (F) h. s. 91) M u h a m m a d bn M u h a m m a d ibn a l .) anlaşılmaktadır. (Die Seltschukanschichte der Aksa-rayi. Şimdi ise Tahranda bulunmuştur. C. 1391 ve 1392. .d i n M a h m u d A q s a r a y î . 569-619 hâdiselerini ihtiva eder. N. 87) K a r i m . IV olarak meşredilmiş ve türkçeye çevrilen bir şekli de Prof. 588-679 senelerine Rum Relçuklarının tarihi. mufassal yazması Topkapı Saray. A. S t o r e y. 2985 yazmasının (744 sayfa) faksimilesi Türk Tarih Kurumu tarafından 1949 bastırılmıştır.ahbâr va musayarat-u'l-axya~r (F). Bu eserde Kerman Selçuklularına ve Kara Hitaylara ait malûmatın da mühim olduğu Mirza Muhammed Han Qazvini'nin nakillerinden (Simt-u 'l-culâ Tahran tabı. Per-siau Literatüre. 89) Tarix-i âl-i salçüq (F) Gotha farsî yaymalarından N. 368 yazmasından malûm idise de (bk. 1342). h. Al-cUraza fıcl-hikâyat-i 'l-salcüaiya (F) Kari S ü s s h e i m tarafında neşredilmiştir {Das Geschenk aus der Szldschukengeschichte.

H o u d a s tarafından arabî metin ve fran-sızca tercümesi iki cild olarak 1891 de neşredilmiştir. 94) Ş e h a b . O. Fatih. (F) yazması. S.191 Leiden. Al-Valad-u 'ş-şafiq. N. N e c i b Asım B e y bu eseri fransızcadan türkçeye çevirmiştir. 919. 1305/1928 de Tahranda taşbasma olarak neşredilmiştir.u '1-din M u h a m m a d bıı Ahmad a l . 329. (F) Celâleddin Horezmşahın muhtasar bir tarihidir. ve cAtâ Malik Cuvayni' Cihanguşa'sının Horezmşahlara ait kısımları başlıca kaynaktır. 95) Nûr-u '1-din M u h a m m a d M ü n ş i Z i n d a r î .. 562- . eksik kaldı. Moğollardan önceki müslüman Türklerin tarihi için kaynak olacak şehirler ve vilâyetler tarihi. 391.ut-tavâ~rix (F) inin ve H â f i z A b r ü Mecmua (F) sının (meselâ Damad İbrahim Paşa. 368) Şihab-u 'd-din al-KusavI (yani NasavI) ile Şihab-u 'd-dın al-Rindarî (Zindarî) nin iki ayrı şahıs olduğu mahsus tasrih edilmiş olduğundan bu iki zatın iki ayrı müellif ve eserlerin de iki ayrı zata ait olduğu şüpheden âri kalmaktadır. 247-250 b) Horezmşahlara ait faslı. VII (1943). I. Naf-şatu 'lmaşdur. Tarix-u bağdad. GAL. 1071). 1241 de ikmal edilmiş ve 1231 de son horezmşah Calalüddin'in ölümüne ka-darki vakayii anlatır. Bu eser için bk. (öl. Sirat-ü 's-sultân caldl-i 'l-din mangubarti (yâni Mengubarsi) (A). İstanbul. Horezmşah Ce-lâleddin'in Nureddin Muhammad Münşi isminde bir kâtibi olduğu malum ise de. (Celâlüttin Harezmşah.N a s a v î .b a k r A h m a d bn A l i a 1-X a 11 b âl-B ağ da dı. Mirza Muhammad Qazvini bu Nafşatu a'I-maşdür'un da Şehab-u 'd-din Muhammad Nasavi'nin ö-eki Sireat'den bir kaç sene önce farsça olarak kaleme aldığı muhtasar bir eseri olduğunu iddia etmekte (Dar bâb-i nafşat-i 'l-maşdur. vezirler tarihi. türkçe olarak 1918 de Millî Tetebbuler mecmuasında basılmaya başlamıştı. 1934). 98) Horezmşahlar tarihi için R e ş i d e d d i n Tabi b'in Cami. Bu eserin bir farsça tercümesi Mükrimin Halil Yinanç'ın hususi kütüphanesinde bulunuyor. Tahran 1308/1929) ise de İbn Bibi faksimile tabı. Yanlışlarla dolu ve eksiktir. 1909). 45H. vr. B r o c k e l m a n n . Belleten. C. 92) N i ğ d e 1 i Kadı A lı m e d.. s. K ö p r ü l ü F u a d. G. içtimaî hayata ait ve hikâye tarzı eserlerden şunlar zikre şayandır: 96) A b u . (A) Bağdad şehrinde yaşıyan âlimlerin ve meşahirin tarihî (bk. s.

S c h e f e r .u ' l . 1892 Bağdadlı Vehbi. Târlx-i nlsâbur (F). S. Turkestan.N a s a f i ' nin telifi olan Kitab-u 'l-qand fi tarix-i samarqand nam eserinin hulâ-sasıdır. 18 de TerS-cüm-i ahvâl-i maşâyih ismi altında bulunmaktadır. Muntaxab al-qand fi târix-i sumarqand (A).u î '1 1 a h al N i s â b ö r i . Köprülü.C a 1 i 1 a 1-S a m a r q a n d î. Aa 574 ag-. 97) Abu '1-Q âsim A l î bn al H a s a n Ibn A s â k i r (öl. G.u ' 1 .) Târix-i buxara (F). 1 0 1 ) ' A b d . N.G â f i r bn İ s m a i l bn M u h a m m a d a l F â r i s i a l . 7 cild olarak 1329-51/1911-1932 de Şam'da basıldı. W. Muntaxab al-siyaq fi tarix-i nlsabür (A). Abdullah bn Sayyar ismiyle bitiyor. 1022 de bulunan yazması yüzünden 14 cild olarak 1349/1931 de Mısırda basıldı. 9 8 ) A b ü .N i-s â b ü r i (öl. Bu kitaba meçhul birisi tarafından yapılan Zayl-u târix-i nısabur nam bir . Yazması. 859 (C) de bulunmaktadır. 17). 99) M u h a m m a d b n A b d .B a k r M u h a m m a d bn C a f a r a l . 331. 455/m. 6284 te bulunmaktadır. 1130 da daha bir yazma nüshası vardır. 1 b n -u '1 . Turkestan v epoxu mongol. 537/1142—3 te telif olunan bu eser bu müellifin ayni senede vefat eden üstadı Abu Hafş N a c m . Asıl Abü Hafş'ın eserinin farsça nüshasından parçalar Petersburg Asya Müzesinde N.H â k i m A b 0 . Bu eserin eksik (75 varak). h.d i n U m a r bn M u h a m m a d a l . 48—51 de neşredilmiştir. ki bazı parçalarını B a r t h o 1 d. Paris. 566-67). ki Pariste neşredilmiştir : Description topographique et historique de Bukha-ra. Eser Buharada taşbaşma olarak basılmıştır. I.N a r ş a x î (öl. Köprülü Kütüphanesinde N. B a r t h o 1 d . B r o c k e l m a n n . muhtasar (74 varak) fakat bazı ilâveleri muhtevi farsça tercümeli Bursada İnebey (Hüseyin Çelebi) tarih kısmı. m. 1176). 998 de telif olunan bu eserin h.— 192 — 64). naşestviya. par Ch. 1152 de maafuz bulunan bu eser c A d u 1 1 a h bn M u h a m m a d bn H a m d ü n .B a y y i' a 1 .H a f i z . I. 1213 te yapılan bir muhtasarıdır (bk. N. N. bize ancak 13. Abb 574 ag ve Petersburg üniversite kütüphanesinde N. 808 sırasında yapılan. asrın ilk yarısında kısaltılan farsça şekli gelmiştir.rA b d .i '1. (A) Dimaşk şehir ulemasının tarihi (bk. fakat çok eski bir nüshası Paris Arab. Samanî Nuh bn Nasr namına yazılmış. 1 0 0 ) A 1 . 659 m. C. N. ed. Tarix-u madinât-i dimaşq. h. 1014) nin Al-Siyaq nam eserinin m.

Ayasof-ya. 104) A h m a d bn Y u s u f bn A l i bn a 1 . 25). KitSb-u 'l-vuzarâ ve'l-kuttâb (A) Viyana kütüphanesindeki yegâne nüshası 1926 da H. Tarihte Usul F. 1 0 8 ) N i z â m -u ' 1 .193 eserin H harfiyle başlanan isimler alfabe sırasiyle tertip edilen mühim bir zeyil ismail Saib Beyin Ankarada Türk Tarih Kurumu elindeki kitapları meyanında bulunmaktadır.Adı m (ol.A z'r a q a 1 -F â r i q î (h. Tarix-i mayyafâriqin (A). 1050). Târıx-i bayhaq (F). 572. 1310/1931 de A b d u r r a h i m X a l x a l i tarafından Tahranda musahhah bir şekilde yeniden neşredilmiştir. 572/m.u ' 1 . XIII. G. S. Cavâmi-Cu' 1-hikSyat va lavamF-u 'r-ri-vâyât (F) m. E. Turkestan.. Buna yapılan zeyillerden Qâzı ibn Ş i h n a'nin Al-Durr-u 'lmuntaxab fi târix-i ma-mâlik-i halab (A) 1909 da Beyrutta J. 556) 107) Abu . Or. Siyasat-name (F) Gh. Buğyat-u 'l'talab fi tarix-i halab (A). 1262). C. 1330 da Bombayda basılan taşbasması da vardır. m. S c h e f e r tarafından 1893 te neşredilmiştir. 103) İlk defa h. dair geniş malûmatı muhtevi 10 cildden ibarettir. (bk. 942). H. arab.m u l k (öl. yukarıda s. B a r t h o 1 d. Târlx-u 'l-vuzarâ (A) H. 568-9). 36). 3036 (üellif yazması). Yazmaları: Topkapı Saray 2925 . 102) Abü'l. 27-35). 2138.d î n I b n . 13 . 5803 ve Or. Türk tarihine. Paris. 106) Hilâl a l . 1169). m. 6310 da bulunmaktadır (bk.Brockelman. London British Meseum Or. Turkes-tcn. 1228 de yazılmış anekdot mecmuası (bk.H a s a n c A 1 î bn Z a y d a l .u ' l . 1176 da yazılmış. 50 ve B a r t h o 1 d. A m e d r o z tarafından 1904 te Leyden'de neşredilmiştir (B r o c-k e 1 m a n n. M i n o r s k y'in Bulletin of the Scholl of Orientel Studies. 1290 (bk. 105) K a m â l . 1938 de Tahranda Ahmad Behmanyar tarafından neşredilmiştir. 1935 de Tahranda Malik-u 'ş-Şucara Bahar tarafından neşredilmiştir. m.A b d u l l a h Muhammad bn 'Abdüs al-C ah siya" rî (öl. 725 te ikmal olunan Tarıx-i siyistSn (F). nüshası British Museum. 445 te telif. sonra h. GAL. GAL. Mzik tarafından faksimile olarak neşredilmişken 1938 de Mısırda hurufatla yeniden yayınlanmıştır. 332. 1949. S a r k i s tarafından neşredilmiştir. Ş. p. 1176). v. I.m. m. 109) Muhammad ' " A v f i . 1092). 1.Ş â b i ' (ol. h.B a y h a q î Ibn F ı n d ı q (öl.

) 1 1 3 ) F a x r . Bulletin of the School of Oriental Studies. 869). Belleten IV. Eserin mufassal nüshaları için bk. Târ'ix-i Cihanguşâ (F). 1283). Gurîler memle ketinde bulunarak Cengizin ve oğullarının fütuhatını müşahede eden bu müellif eserini 1260 da Hindistanda yazmış. Risâla fi manaqib-ıl-turk (A). N a s s â u L e e s ta rafından 1864 de Calcutta'da neşredilmiş. Z. II. tarafından 1903 te Leyden'de neşredilmiştir. Türk ve Hinde ait kısımlarının arabî metni ve ingilizce tercümesi V. 1915.. tekmil eserin Majör R a v e r t y tarafından yapılan ingilizce tercümesi 1881 de Londrada yayınlanmıştır. 1944 N. T. 115) M i n h a c C u z e c a n î . M i n o r s k y tarafından neşredilmiştir. 1937 de üç cild olarak neşredil miştir. te arabî metni ve türkçe kısa tercümesi ile neşredilmiştir (ibn Hassul'ün Türkler hakkında bir eseri.C â h i z (öl. On Mubarakshah Churi. G. 115. XVI de. 1206 da yazılan bu eser 1927 de S i r D e n i s o n Ross tarafından neşredilmiştir (bk. 1932.u 'd-din m u b â r e k ş â h Güri. Türkçe tercümesi R. m. TabaqSt Naşiri (F). de Journal Royal Asiatic Society. {Sharof al-zaman Tâhir Marvazi on China. Rescher da almanca neşretmiştir: Orienta-lische Miszellen istanbul. 1935. Moğollar devri'ne ait eserler : 114) cAlâ-u 'dîn Ata M a l i k C u v a y n i (öl. S t o r e y . Har ley W a 1 k e r. 1940.194 — 110) Şar ai-u'l . (Tria apascula auctore s. Babası Baha3-üd-din ilhanlıların veziri olup 1235/6 da Moğolistanda bulunduğu gibi yine vezir ve Hülagunun 24 senelik Bağdad vali si olan Atâ Malik de 6 defa Moğolistanda bulunmuş ve en büyük tari hî hâdiseleri görmüş yahut görenlerden öğrenerek yazmıştır. Doğu mecmuası. T â r i x (F). PL. Tabâyic-u 'l-hayavân(A). ingilizce olarak: C. Togan. V. 847—858).z a m a n a 1-M a r v a z i. London 1941) bk.acnad (A) Şerefeddin Yaltkaya tarafından. Seşen. 1912. Eserin farsca aslı islâm tarihine ait kısımları tayyedilerek W. the Turks and india. 86-516 O. Horezmşahlar ve Hindis tan Türk sülâleleri tarihini de mufassalen tavsif etmiştir. p. 112) Abu 'l-cAla İbn H a s s ü l (Tuğrul Bey'in veziri) Risala fi tafzi-l-i c/'atrâk calâ~ sa'ir-i V. Sultan Sencer zamanında 1120 ierde yazılan bu eserin Çin. VI. Hilâfet ordusunun menkibeleri ve Türklerin faziletleri 1967 Ankara. van V l o t e n . Johiz on the exploits of the Turks. s. Mirza Muhammad Xan Qazvini tarafından Cibb Memorial Old series. Zonguldak. 1915. 156). 11 111) cAmr bn Bahr a l . d. .

Çin. N. XII ve XV) Petersburgda. Salgurlar. CâmF-u 't-tavârıx (F). t. Şu^b-i pencgdne (F). Blochet tarafından Histoire des Mongols. 1318).. X a n b a b a B e y a n î tarafından 1317/1933 de Tahranda neşre- . ye ek olarak 1945 te Tahranda). Paris. J a h n tarafından yalnız farsçası olmak üzere (Ceschichte der tlhane. K. Eserin Topkapı nüshası için bk. îlhanlara ait kısmının Hulagu hana ait Q u a t r e m e r e tarafından farsça metni ve fransızca tercümesi ile birlikte Histoire des Mongols de la Perse unvaniyle 1936 da Parisde (bundan alınarak ' S e y y i d C e l â l . Cengizin ölümüne kadar 1. B e r e z i n tarafından 1855-1888 de farsça metin ve rusça tercümeleri ile dört cild olarak Sbornik Letopisey Reşi-deddina ismi allında ( Trudy vostoçnago otdelenya Russgako Arxeologi-çeskago Obşçestva. V. Zeyl-i Câmi'-u 't-tavarlx (F). Selçuklular. Togan. ilk cildinde (en eski nüshası Topkapı N. Umumî Türk tarihine Giriş.Q â s i m cAbd-u ' İ l a h M u h a m m a d bn {Alî al-Q â ş â n i . Jahn tarafından History of Chazan Khan unvaniyle Gibb Momiral netu series XIV olmak üzere 1940 Londrada neşredilmiş. Gazan Han kısmının farsça metni yine K. yegâne nüshası Topkapı Sarayı.195 — 116) Reşîd-u'd-ddm Fazl-u. Oğuzlar. Sbornik Letopisey t. 381. 270-71. yazması: Ayasofya N. Persane. 3019 h-718 e kadarki vakayii ihtiva eder. Ismailîler. 67. iki büyük cildden ibaret olup. îsraililer.ü ' . N. Firenk ve Çin hükümdarlarının Moğolhanlarının şeceresi. Gazneliler. islâm. Yahudi. Târix-i Ulcaytu.'İlah bn Ab-î 'l-xayr at-Tabib (öl. Bu eserin Temür oğulları. ancien fonds. m. Abaga bis Gayhatu 1265-95) 1941 de Prag'da. Şahruh ve Hüseyin Baykara zamanında ilâveler yapılan diğer bir şekli Mu 'iz-u 'lansab ismiyle ma-rufdur. nüshası. 2937. a n î tarafından 4 Gahname 1313 s. Ul-caytu'nun cülüsüne (1307 ye) kadar. K. cod. V. V1J.d i n T a h r . 1518) Türk ve Moğolların tarihi. 2475) eski ıran. Z. 1430). Horezmşahlar. ilhanların Abaka'-dan Gazana kadarki tarihi Dr. 118) Abü ' 1 . Birinci cildin baştarafı. III unvaniyle 1946 de Leningradda yayınlanmıştır. arada uygur harfleri ile moğolca izahları havidir. llhanîler tarihi kısmı kamilen rusça olarak A. ikinci cildinde (en eski resimli nüshası Topkapı. Frenk ve Hind kavimleri tarihi. N. Hazreti Muhammed ve Halifeler. 119) Lutf-u'llah Hâfî? Abrü (öl. 117) Ayni Reşideddîn. Çengizden sonra dört Kaan ve ahfadı ile Cindeki Büyük Kaanların tarihine ait kısımları yalnız farsça melin olarak E. A r en d tarafından Reşideddîn. successurs de Tchinkkiz Khaghan unvaniyle Cibb Memorial old Series XVIII olarak 1912 de Leydende. farsça.

//. 3026 . ayni zat bu eseri fransızcaya tercüme ederek neşretmişti. bk. 122 Şair olan Benâkiti Gazan Hanın "Melik uş-şuara" sı olmuştur.tavârıVin biraz başka bir şekilde. 122) M u h a m m ad b i n CA 1 i. 3271 de bulunmaktadır. 3088. Zeyl-i Canıic-u 't.u ' İ l a h al. Storey. (F) Ali Muzafferin 1393 te ihkirazına kadarki tarihi. 1387). Ahlvvard ve Deren-burg tarafından h. 125) M u 1 n . halifeler ve Moğollar hakkıdda orijinal fikirler söylemiş bir müverrihtir. 1330). öl.S u l a y m a n Davfld bn Muham-mad a l B a n â k i t i ( F a x r B a n â k i t l ..l-atşar== Târîxi Vaşşâf (F).u ' l l a h bn F a z l . 1257-1337 senelerinde İlhanlı tarihi. Tahran. N. Asya müzesi N. . 135-40 da aydınlatılmıştır. Chronique des rois mongol en Iran Paris.u 'd-dîn A b ü .196 redilmiştir . Mavahib-i ilâhiya (F) Âli yazmaları: Ayasofya. 789 m.u ' 1 h a z r a (öl. Benâkiti Sırderya havzasında Taşkendin cenubunda Temür devriden sonra Şahruhiye ismiyle maruf kasabadan neşet etmiştir. yazması Leningrad. 613-755) de Hamdullah Qazvini*nin Tarbc -i Guzide'sine ek olarak basılmış fakat eksiktir. diğerleri için bk. 1949 s. II.) Törix-i Mazaf{ariya. Ravzat-u ül-i V-albâb fi tavarix-i Vakabir va l'-ansâb (F). Gibb. XIV. (F). 5 cild. d. V. Halil bu eserin İlhanlılardan sonra İran'da zuhur eden mulük-i tavaife ait 760'a getirilen kısmının başka birisi tarafından zeyl-edilmiş olacağını zannediyor. S t o r j e y . 254. N. 1936). M. m. 123) Safî âl-din Muhammad bn CA 1 i bn T a b â t a b â lbn T ı q t a q i . 566 İstanbul Yeni Cami. 909 Reşideddin'in aleyhtarı olmakla beraber ismini zikretmeden eserinden istifade etmiş ve eserini Reşideddin'in oğlu Giyaseddin Muhammede ithaf etmiştir. {Hafiz-i Abru. 1853 te Bombay'de taşbasma olarak neşredilmiştir. 124. galiba yine ayni Hâfiz Abrü tarafından tertip olunan şekli Nuruosmaniye. Nüshaları Ayasofya N.d î n Y a z d î (öl.u 'd . . 124 Mahmud Kütbî (önce "Gitî okunan bu ismin doğru şekli Yadigar.al Ş a b a n g â r a .Ş î r â z î V a ş ş a f . Mecma-'u ^l-ansab. 1328 sırasında) Tacziyal-u 'l-amşar va iazciyat-u. h. Aşir Efendi. Esad Efendi 2082.î . lbn Tıqtâqa devlet idaresi. Cuveyni'nin Cihanguşa'sına zeyl gibidir. Tahranda basılan farsçası. 3087. 1 2 1 ) F a x r . 120) c A b d u . 1317 de Mısırda neşredilmiştir. (Tecâri-ba 'salaf için bk. Prof. fakat bazı ilâveler de yapmıştır. Târîx iI-faxri (A) 1301 de yazılmış. Reşideddin tarihinin her iki cildini bir cildde hulâsa etmiş. S t o r e y . 123. Memorial old series. 1 (1910) de (s.

130) M u h a m m a d bn H i n d u ş â h a l . Or. Turkestan. 2042 (808 dan Safaviler nüshası). 4459. 3763 Aşir Efendi 792.u 'd-din M u h a m m a d K â ş â n î . 187). mühim kısımları B a r t h o 1 d Turkestan epoxu mongol. E" Bro-wne tarafından Gibb Memariul old serios'te faksimile olarak (vol XIV) 1910 da neşredilmiş. N. nuhalan Paris. F. Suppl. Bağdadda 1351 m 1932 de neşredildi. İlhanlılar zamanının tarihi. 3762. Fatih. Selçuklular. Ortaasya da Karahanlar.d î n CA b d a 1 a 1 . 2041 (838 de Şahruh nüshası) ve N. Tauer tarafından Prag'da 1932 de Necati Lugal tarafından yapılan türkçe tercümesi de 1949 de (Türk Tarih Kurumu tarafından) . Yazması Leningrad Asya Müzesi N.M u s t a f î al Q a z v i n î (öl. Al-Havadis-u'l-camfa va rl-tacc. Pers. İslâm Ansiklopodisi V.inin manzum tarihi. naşestviya I. Bu nüsha harekeli olmasına rağmen çok hatalı ve eksiktir. Istanbıılda eyi nüshaları vardır.u '1 . îlhanilerin devlet teşkilâtını gös terir inşa numuneleri mecmuası. 430 a. Zafernâme (F) Temürün seferlerinin tarihi. B a r t h o 1 d. (Fatih.'I-Fazl bn Muhammad al -Qarşi. Şehname tazında. Çağatay hanları ve ulema tarihi.u ' 11 a h a 1 . 1054. ingilizcesi 51-52 Bu eserin diğer bir nüshası tarafımdan 1913 te Fergenede Yeni Margilan şehrinde bulunmuştur.-197126) K a m â 1. 129) Cemâl-u '1-din Abu. s. 127 H a m. 2833. manzum. Bilhassa iktisadî tarih bakımından mühimdir. 3869. ayrı bir cild halinde de indeksleri ve ingilizce hulâcası neşredilmiştir. F. îstanbulda Ayasofya.d i n Ş a m î. 354 Temür ve oğulları devri'ne ait eserler: 132) Nizâm-u 'd .d .rib al-nâf?a (A). Bu eser için bk. istanbul Evkaf Müzesi. N. 4460. 128 Ayni müellif. Esat Efendi. 175). 128-152 de neşretmiştir.r a z z â q b n al-Fuvvatî al. Yazması! Lala ismail kütüphanesi N. 75000 beyit (bk. Mtdhaqâ~t-u 'l-şurah (A). Nüshaları British Meseum. Şehname-i Çen-gizi (F) Moğol hükümdarla. Köprülü N. 1350) Zafernâme (F). Tarix Güzide (F) İslâm ve Türk tarihi.B a ğ d a d î . 2169. Topkapı Sarayı. 185. 3870. Mehmed Reşad kısmı. 131 S a m s . Viyana A. Müellifin 1282 de Kaşg-arda telif ettiği Şurah-uU-luğa kitabına ek olarak 1300 lerde yazdığı bir eser. İslam tarihi ve Moğol tarihi.N a x ç i v â n î Dustur-u l-katib f\ ta'yin-i 'l'meratib. 463.

4431 deki dördüncü rub'un nüshası kenarında tashihler yapan zatın (ihtimal . 1430) Mecmu d-i Hsfiz-i Abrû (F). h. rub Fatih N. Selçuklnlar. Horezmşahlar. N. Dördüncü rub': Temür ve oğulları h. sonrakilerinde Reşideddin tarihi esas olmak üzere vücuda getirilen cihan tarihidir.tavârix-i bâysungurî (F. Zubdat-u . T a u e r tarafından Archiv orientalni IV (Prag 1932).u ' l l a h a l . Zubde'nin tekmil dört rub'unun bir arada. 282 (aynı elle yazılmış nüshaları). 830/m. s. Petis de le Croix tarrfından 1720 de neşredilen çok eksik fransızca tercümesi de (Histoire de Timur Bec) vardır. 1427 senesine kadar.X a v â f i H a f ı z Abru (öl. s. Kitabın Istanbuldaki yazmaları için bk. cidlik "Mukaddime" kısmı vardır.d İ n CA 1 i Y e z d î (öl. bazı yazmalar-lardaki ismiyle: Mecma'-u . Beni israil. 736 da İlhan Ebu Sad'in vefatına kadar). Horezmşahlar. Çin. Firenkler ve Hindistan tarihi. 132) ile bitiyor Mecmüca-i Hâfiz-i Abrü'nun Istanbuldaki nüshaları: Damad ibrahim Paşa N.4431 de bulunuvor.250-59 da neşredilmiştir.u '1 -1 a h bn L u t l . Muzafferiler tarihi geliyor. islâm halifelerinden sonraki sülâleler şu şekilde sıralanmıştır: Moğol hanları Gazneliler. Bunlardan 4. fakat Fatih. Emir Velînin ve Serbedârların târihi ve Reşideddinin CâmP-u't-tavârbc'ine zeyl. 1441 de vardır. 135 Ayni müellif. Isma'ililer. Buna Hafız Abru tarafından yazılan "zeyl"in bazı kısımları mezkûr F. Son kısmı Nizameddin Sami'nin Zafername'si ve ona Ha-fiz Abrün'ün kendi ilâveleri (bk. 100-101. ki nejşredilmemiştir. Baş tarafında Tabarı'nin Bal'ami tercümesi. evrakı karışık bir halde. Bunun yazması Murad Molla. Sonra müellifin kendi eserleri olmak üzere Kert sülâlesi tarihi. N. ilk rub: Enbiya ve eski (Sasani).lran tarihi! ikinci rub: Peygamber ve Mütasim zamanına kadar Halifeler tarihi. 133) Ş ar a f-u 'd . N. Oğuz Han destanı. Kara-hataylar. Istanbulda nüshaları Fatih N. Selçuklular. yukarıda N. 134) CA b d .— 198 — neşredildi. İslâm ve Türk sülâleleri (Şaffari Deylemi. Temür ve Şahruhun tarihi Nizameddin Sami'ye zeyl olmak üzere 820 (1416) senesine kadar getirilmiştir. 1454). Salguriler. Bağdad Köşkü. Togay Temürün. Gazneliler. Moğol hanedanı. Üçüncü rub'. Zafemâme (F) Temürün tarihi Mevlevi Muhammed llâhdât ve Asiatic Society of Ben-gal tarafından iki cild olarak 1887-8de Calcutta'da neşredilmiştir. 4425 ve Bayezid Umumî N. 4977 de dir.tavâ~rix-i) 4 "rnb"den ibaret cihan tarihidir Bu eserde Hafiz Abru Reşideddinden almakla beraber çok yerini müstakil yazmıştır. bütün bunlar Reşiddedin'den alınmıştır. Zafernâmenin Çağatay hanaları ve ve ilk Türk tarihine dair çok kıymettar malûmatı ihtiva eden bi. yukarıda. 919 ve Topkapı Sarayı.

önce "Anonymus Şah-rux" ismile tanınan bu eserin yazma nüshaları Lala İsmail Efendi N. II. nüshası Leningrad Asya Müzesi. asır başında Reşideddin için yazılan minyatürlü fakat Ha-. . B a r t h o 1 d. a mukaddimesin. 310 ve W. Tarix-i temüri (F). s. 4t94 (Tarix-i 'bcayrât ismiyle) Istanbulda Hatice Tur han. 136) G i y a ş . Britsh Museum. V e 1 i d i d. W. Or. Zimin tarafından neşredilmiştir. 2 ve 3. 4305 de qulunuyor. N. Bodlean-Eliot 2 (1440 nüshası. N. Eserin bu üçüncü rub'unun Şahruhun kendi kütüphanesine ait nüshası da yakında Tahranda buiunmuştur (Yadigar. 224 (Aşahh-u 't-tavarîx ismizle).u ' d • d i n CA 1 i b n Cemâl-u 'l-Islâm. 1430 da yazılmış bir umumî İslâm tarihi kendi zamanına kadar getirilmiş. İranı Taşkent. Ruznâ-ğazâvSt-i Hindistan (F) Petersburg. IV. 90—91. r>81 a. 171-76) Hafiz Ebru'uun eserferi için bk. Otdelenya' XXII. Mucmal-i fasihi (F) Şahruh zamanında h.u 'İlah al M ü s a v i . (F) Temürün Önasya seferlerinin tarihi.. Ayasofya. N. s. 3029.199 müellifin) eliyle yazılan kenar ve satır arası tashihleriyle Topkapı Sarayı N. yazmaları: Oxford. 86-89. s. RuznSme-i gazavati Hindistan. XXXIII). 139) Tac S a l m a n i. c 138) M u h a m m a d bn Amir F a i l . 82-83 ve Xanbâbâ Beyâni Zeyl-u Cvmf-ııt-tavârix.in Tahran tabı mukaddimesinde s. Z. 1659 da 1.. 3028. (bk. Bu son nüsha 1653 Reşideddin'in Câmic-u 't-vâ rix'inin 14. 1913] senesinde ise ancak bu eserin Margilanlı tarihçi Molla Aziz tarafından okunduğu tesbit edilmiştir. Tarıx-i'l-xayrSt (F). 137) Şihâb-u 'd-dîn M u h a m m a d M ü n ş i . Aşahahu 't-tavarıx diye kaydedilmiş). II. S t o r e y . "Zafername-i Muhammed Münşi ismini" de taşıyan bu eser tarafımdan 1917 de Margilan şehrinde buluumuştur. N. rub'lann mükemmel minyatürlü nüshası da Topkapı Sarayı Hazine kısmı. 1428 de telif edilmiş. B a r t h o 1 d. m. fiz Abru'nun mukaddime ve ekleri ile Hafız Abru eseri olmak üzere cîdlenmiş nüshasından ibarettir. 1926. 1915. sayı. 1653 te bulunduğu ilkin 1931 de tarafımdan görülmüştür. (Zikri geçen Gıya-seddin Al i'nin oğlu) Feth-i vilayöt-i şâmu arüm. 1-34 ve Storey. Zapiski vos-toçn. 140) Ahmed bn Muhammad Fasih aI-Xavâfi. 833/m. diğer nüshaları için bk. N. 304. 9-10. Kısa olmakla beraber hükümdar emriyle değil müstakilen yazılan bir eser olduğundan mühimdir. Eserin Taşkent kütüphanesindeki yegâne nüshası üzerinden L. Fatih.

1651 uüshası Şahruh namına yazılan ilk şekli. c c Matla -u 's-sa'dayn va macma -u 'l-bahrayn (F). N. S t o r e y II. 4307 145) Uluğbek. 1492 de bulunan ve h. Keza bk. London 1838 tercümesi yapılmıştır. B a r t h o l d . nov. Bu eserin hı 802-833 senelerine ait kısmı . Paris. L o n d o n 1936) ve N a z m i z a d e tarafından yapılan türkçe tercümeleri matbudur. 28-30. 1887 ve saire senelerde Mısırda basılmıştır. dili mükellef arapçadır. transl by I. 566 be. 431.. Bedi cuzzaman Mirza namına yazılmış Temürün vefatına kadarki vakayii ihtiva eder. 144) H a s a n bn Ş i h a b .H ü s e y n î .Tnrkestan. (=Şacarat-u 'l-atrâk). yegâne nüshası: Fatih. 86 1 4 3 ) A h m a d b n Xâ v a n d ş â h al. H. S a n d ı r s . 881/m. 4429. II G. The Shajarat vl-Atrak. N. ingilizce (Tamerlane or Timiîr the Great Amir. Barthold bu eseri 1927'ye kadar "Anonymus iskender" ismi altında zikretmiştir.-200141) M u ' î n . series. bk. Pers.r-zzaq as-Samarqandî.u 'd . 1566 ve Leningrad Asya müzesi. Tar\x-i arbac-i ülüş. 2125. N. 2 cildi. N. Bu eserin Paris nüshası "Muntaxab al-tavârix-i Mu-inî" ismini taşımaktadır. Arap-çası h. N. Or.d i n bn H u s e y n bn Tac-i'd-din al-Y azdî. Ortaasya Türk tarihinde bilhassa yerli halk rivayetlerini aksettirmiş olmak itibariyle büyük bir kıymeti haizdir. 2425). cildi. nüshaları British Museum. Târix-i ceffarî (F) 1433 te yazılmış. 1304 te ilhanlı Ebu Said Han'in doğumundan başlayıp Hüseyin Baykara zamanında 1471 e kadarki vakayii ihtiva eder Yazmaları istanbulda. British Museum Or. diğer nüshası için bk. Add 26190. 1306/m. 1436 da yazılmıştır. 1412-1414 arasında yazılmış. 1. Esad Efendi. Baysungur Mirzanın vefatına kadarki vakayii muhteviyegâne nüshası Leningrad Umumî Kütüphanesinde.840/m. 142) C a f e r bn M u h a m m a d al .d î n N a t a n z i TSr'ix-i muHni (F). Latince. No. B r o c k e l m a n n . c c 147) Kamâl-u 'd-din Abd-u. 1477 de müellifin kendi eliyle yazılan nüshadır.H ü s e y n î Zafemâme (F). S.i ' d . CamP-u'ttav5rix-i hasanı (F) 1452de Muhammed sultan Mirza bn Baysungur Mirza namına yazılmış. nüshaları Temürün torunu İskender Mirza namına yazılan son şekli oiduğu görülmektedir. Suplement Persan. tam değildir. GAL. Fatih. en mükemmeli Edirnede Sultan Selim camiinde. 8106 (bu nüshadan M i 1 e s'i n. 56-7 146) A h m a d bn M u h a m m a d bn CA r a b ş â h al-Di maş-qi Aca'ib-u ^P-maqdür fi axbâr-i temur (A) h. 201 de bulunmaktadır. yegâne nüshası Fatih N.

574 agfh. 1492 de telif olun muştur.201 Dr. Muhammad Safı tarafından 1360'1941 de Lahurda taşbasma olarak yayınlanmıştır. . Paris. bir kısmı B a r b i e r de M e y n a r d tarafından Journal Asiatique'de 1860-61 (t. eserler N. anne tarafından büyük babası olan Mirhond'un eserinkine benzer bir plânla kaleme alınmış İslâm tarihidir.l s f i z â r ı al Z a m c i Rm>zâ~t-u '1-cannSt fi avsâf-i madinat-i Herât (F). 729/m 1329 de İlhanlılar zamanındaki vaziyete dair ilâvelerle yapı lan tercümesidir. 1949 da Tahranda Abbas lqbal tarafından neşredil miştir. 1498) Raviat. Alişir Nevayi na mına yazılmış bir umumî thrih 1475 senesine kadarki havadisi ihtiva eder. h. (öl. 14 44 Leningrad. Tarcuma-i mâhâsin-i İsfahan (F). 152 Sayfi bn M u h a m m a d bn Yacqüb al Haravi. 698. 7 cilddir. C. 1S04 te Bombey'de taşbasma ola rak yayınlanmıştır. bk. 717/m 1317 sırasında yazılmış M u h a m m a d Z u b a y r a 1-S i d d i q i tarafından 1944 te Calcutta da neşredilmiştir.u ' d d i n X o n d e m i r (öl... 1852). Diğer iktibas ve tercüme ler için bk. Beheri 4 cüzden cild teşkil eden bu eser 1857 de Bombay'de iki cild olarak taşbasma ile yayınmıştır. Paris. Bundan sonraki kısmı torunu Hondemir tarafindan ilâve edilerek 1506 ya kadar getirilmiştir. 150) Mu'in-u 'd-din M u h a m m a d a l . 1527 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. II. Moğollar devrinde şehirler tarihine dair yazılan eserler. 151) H u s e y n bn M u h a m m a d Av i. Slorei}. Habib-u s-siyar fi axbar-i afrâd-i 'l-başar (F). 11. S t o r ey. 786 sayfa tutan bu eser de İlhanlılar devrinde Heratm tarihi tasvir edilmiştir. 92—101. Histoire des Khan Monogls du Tür kistan. fransızcaya ve ingilizceye tercüme edilerek neşredilmiştir.u'ş-şafâ (F). (M. D e f r e m e r y. XVI) de fransızca olarak neşredilmiştir. Bazı parçaları lâtinceye. 148) M i r x o n d. 1535. Bunun da Çağatay hanlarına ait kısmı Fransızca olarak neşre dilmiştir. 101 — 109. extraite du Habib essier. Asya Müzesi N. Târix Name-i Herât (F). Selçuklu Melikşah zamanında yazılan Mahâsin-i İsfahan'ın h. Yazmaları: İstanbul Üniversite Kütüphanesi farsça. Supll. XV. 149) G i y a s . Persan N.

1756 (bk.' l . 1 v. 5038 ve 5927 h. I. 157) 3A 1 i M u h a m m a d al Q u m i S a m s .* _&. 1268). c 159) Muljammedbn İbrahim bn AlibnaIŞ a d d â d (öl.d. II. 883 ve Al masriq.X a z i n a d a r i .c I z z i a l . Rampur. AV-A^la~q al-hazira fi zikr-i umara~i 'l-şâm va 'l-cezira (A) Haleb ve Suriye taraflarının tarihi coğrafyası ve eşhasa göre tarihi. G. 738 senelerinin bütçe hasapiarını ihtiva eder. 3 BATİ TÜRKLERİ TARİHİNİN KAYNAKLARİ Mısır ve Suriye Türkleri'ne daîr olanlar : 158) Ş i h â b . ilk Ilhanîler ve Ehlisalip meselelerine dair çok kıymettar hatıraları muhtevi bir eser Yazmaları Gotha. 1935 cüz 2. Hinz. Kitâb-u ^P-raviatayn fi axbar-i l-davlatayn (A). G. 161-273. s. 313340. ünde münderec malûmat (bk. 54. 53). C. C.u cs-siyâq. I.d. S. Der islam XXIX Berlin 1949 s. N. Hinz d. Paris. 2756 bk.d.î d n A b ü . Şah-ruhun emriyle h. 1285). 1655 (h. 842/1438 defternameçe' sini de ihtiva etmektedir Nüshası Ayasofya. Bk. 155) CA 1 â-u ' d . Türk hukuk ve iktisat tarihi mecmuası. 108-109). Brockelmann. -986. 160) Q a r a t â y a l .d i n M u h a m m a d bn Giy a ve Falak-u »I-M a5 âl î.202 — İihanlı ve Temürlüler devrinde eserler: iktisadi hayat'a ait 153 Ham d-u'l lah M u s t a v f i Q a z v i n i . Nureddin Zengi ile Salâheddin Eyyubi zamanının tarihi Mısırda basılmış fransızcası : B a r b i e r de M e y n a r d. W. 3084 (cüz 1). 156) cl m a d-i S a r â v î Cârni-u 7-/. Konya Yusuf Aga. Revan köşkü. 1891-1901 Bu kitaba müellifin kendisi tarafından yapılan "zeyil" de Mısırda basılmıştır. . cüz). N 1564 (cüz 2). Abou Chamah. 616-681 seneleri vekayiini muhtevi 8. Konya Yusuf Agfa N. Bk. Risala-i Fhlakiya (F) Ayasofya N. Hindistanda. S. 1428telif olunmuş ve h. arab.Ş â m a h (öl. Ein orientalisches Handelsunternehmen im 15 Jahrhundert Die JVelt des Ori-ents. GAL. 3) Ayasofya. (A) bk. Nuzhat-u l-qulüb (F). 632.) Türk hukuk ve iktisad tarihi mecmuası. 831/m. Yazmaları: British Museum. I. 1. Arab 281 (cüz. 154 CA 1 â3 T a b r i z î Şahadetname (F). 113 V. 482.\Le livre des deux jardins. 21-27! islâm Ansiklopedisi. Mecmü-u'lna-nadir mîmmö cara Ifl-ava^il va ^l-avaxir. 3 v. W.. m. III (1949) s. Broc kelman. II.

B i r zâ 1 î (öl. Ayasofya N. Târix-u misr va dimaşq (A). I. Altın Ordu.d j n A h m a d a l . GAL. 6. umumî islâm tarihi. Abu '1-Sâma'nın kitabına zeyl.f az l ' A b d . 36. 3073-3077 (1. 44. 163) M u h y ı '1-dîn Aba" ' 1 . N. 6. Her iki eser umumî İslâm ve Memlûkler tarihinden maada bir milliyetçi Türk tarafından kaleme alınmış olmakla Türk ve Moğolların ananelerine ve rivayetlerine de ehemmiyet vererek yazılmıştır. 701. 150 ye göre 25 cild).Tuhfat-ıı 'l-mulükiya fi ^lldavlat-i 'l-turkiya. N. s. 913. bk. sayı 14. 1047 (bk. 10. Kütüphanelerde de en çok müellifin oğlu Fatih-u 'd-din Muhammad ve İbn Safi tarafından yapılan muhtasar şekilleri bulunmaktadır. G.I z m i r l i İ s m a i l H a k k ı . ansiklopedik mahiyette bir eser. 1339). Topkapı Sarayı. Yazmaları: 4 cild Upsala. C. 4. Baybars (1260-77) in tarihi. S. s. (Saxavi Al-icl5m. Kanz-u 'l-durar va camf-ıı 'l-gurar. II. GAL. GAL. 314-319. N. yine C.i 'Hah a l . Brockelman. S. Masalik-u 'l-abşar va mamalik-u 'l-amşâr (A). G.9 cildleri Oxford Bodlean.S a cd î (öl 1293). Yazması Köprülü. N.U m a r i (öl. II. 165) Ayni müellif. 5 cild Paris 1572. s. 8. 1925.u 'lak bn Abd-i '1-2 âh ir a İ . 2932 (3. Yazmaları: (müellifin yazısı). 5050 Mısırda 1930'dan beri basılıyor. S. 168) Şihâb-u 'i-dîn İ b n F a ? î 1 .u ' I . Brockelmann. Paris N. s. Ii. Yazmaları .-203161) Amir Baybars al-Manşur al-Davadâr (öl. 804. 9. Yazmaları: Damad İbrahim Paşa. yazması Viyana. (bk. 10 cild. 158. çoğu müellifin el yazısı: Köprülü-Fazıl Ahmet. m. 1332) Nihayet al-arab fi funün-i 'l-adab (A). 167) Ş i h â b . 149-140. 173-4) Yazmaları Ayasofya. 550-51. 30 cild (bk. GAL. Al. 1349). II.l z m i r l i İ s m a i l H a k k ı . Brockelmann. S. yâni ceman 17 cildi var. 231. 44). Türk Yurdu. 24 cild. 2. s.B a k r b n c A bd-u'llah bu Aybekal-Davadarî (öl. cildi Bri-tish Meseum. cildleri). 1325). 1331 Durar-u cl-ticân ve gurar-u tevâ~rix-i 'l-azman. B r o c k e l m a n . c. N. 1573-1579. I. B r o c k e l m a n n GAL. N. 221-224. Sirat-u malik-i 'l-zâhir baybars (A). cildler). 9 cild Qılavun tarihi (1279-1290). 1338 e kadarki hadiseleri ihtiva eder. 166) A b ü '1-Qâ si m a 1 .) 162) Ayni müellif. I. 33-50. 9 cild. S. 704.N u v a y r î (öl. 12491321 arası Memluklar tarihi. Al-Zubdat-u U-fikra fi târix-i l-hicra (A). 1. 711. T i e e e n h a u s e n . 35113527. G. 135-141. 43 T i e s e n -h a u s e n . III. 5. 16<<) A b u . 1233 (bk.

G. 35). T a e s c h n e r tarafından 1929 da neşredilmiştir. h.çamid (A). N. Hatice Sultan. Bk. Eserin Türk tarihi bakımından en mühim olan kısımları 1-3 cildlerdeki coğrafî tarihî ve iktisadî malûmattır. 172) Nâşir-u '1-dîn bn M u h a m m a d İbn-u '1-Furat (öl. Topkapı Sarayı. Yazmaları: Yeni Cami. 9 cild. 590 ve T i e s e n h a u s e n l z m i r l i i s m a i l H a k k ı . S. 320-349. N. 1260-1348 seneleri vakayiini ihtiva eder. 1407). 406 yazmasından alarak K. 34).204 — Ayasofya. Altın Ordu I. N. H.H a l a b ı (öl.'lduval va 'l-mulak(A). S. S. Mufazzal Mısırlı bir hırıstiyandır. 1405) Târîxu. XIV. II. . Anadolu beyliklerine ait olan kısmı Fr. Damad İbrahim. Leidcn 1913 neşretmiştir (bk.d î n B e k t a ş a 1 .d î n bn H a b ı b a l . 1292-1309 senelerinin vakayiini ihtiva eden 7 cildini Münich. Avruada diğer istinbatlar da yapılmıştır. 348. arab. 141. bk. B r o c k e l . 691-709/m. 361-414. 169) Amir B a d r . N. /azması: Paris. II. 171) B a d r . G.u '1 .İsmail H a k k ı . 8-9. 170) M u f a z z a l bn A b ı J . 175-6 ve T i e s e n h a u s e n . 4680. 1570.Sultam. B r o c k e l m a n n II. B r o c k e 1 m a n n. 12 cild. Kusurlu bir eserdir. 4525 Arabî metnî ile fransızca tercümesi neşredilmiştir: E B 1 o c h e t. 849.F a z a ' i l '31. V e i j e r s ve A. Mısırda neşrine 1924 te başlanmış ise de şimdiye kadar ancak ilk cildi çıkmıştır. S. Gotha. N. 49 173) Şâ r i m . man n II. N. N. 1375). Durrat-u 'laslak fi davlat-i U-atrâk (A). 1107-1395 Seneleri vukuatını ihtiva eder. Yazmaları: Paris. 233 ve Paris. GAL. Yazmaları (müellif yazısı) Viyana N. XII. islâm tarihi. 814. N. M e u r s i n g e tarafından 1840 da neşredilmiştir (C. B r o c k e l m a n n . 1382 de tamam olmuş islâm tarihi. I. Z e t t e r s e e n .F a x i r î (öl. C. His toire des Sultan Mamluks. Nûzhat-u '1-anSm fi târıx-i 'l-islâm (A). XX. 2797. 1250-1375 seneleri vakayiini ihtiva eder. 1350 lerde). Altın Orya I.u 'I.u '1-din İbrahim bn M u h a m m a d ibn-u Do q-mâq (öl. t. R-?röge :ur Geschichte der Mamluken . N. m. G. 911-912 (müellifin el yazısı). cildleri Costi Zurayk tarafından Beyrut'ta 1938-39 senelerinde basıldı. Patrologia Orientalis. d. bk. C. 1349) Tâ~rix salatin-i mişır va 'l-şânı va'l-halah (A) 7 cilddir. 37. Al-Nahc-u 'l-sadid zıa'-durr-u 'l-farid fi mâ ba~ d-a tâ~nx-i ibn-i 'l. S. N. Köprülü. GAL. 3011. B r o c k e l m a n n. 1052. Topkapı Sarayı.. 50. 3415-3439. C. C. 1597. F. G. arab. diğer bir Mısırlı hırıstiyan C i r c ı s ibn-u '1A m i d'in eserine "Zeyl" olarak kaleme almıştır. GAL.

Paris. 1934 den başlıyarak Mısırda tam olarak neşredilmektedir. 176) T a q i . 179) Abü ' 1 . B r o c k e l m a n n . GAL. N. G. Yazmaları: Ayasofya N. 831/1427/28 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. 1414 e kadarki vakayii ihtiva eder. N. 36 . Nuruosmaniye. cild 3-7 W I 11 i a m P o p p e r tarafından California'da Berkley'de 1909-1920 seneleri arasında (Abu 'l-Mahâsin . 1371-1446 seneleri vakayiini ihtiva eder. 2243 lbn Doqmaq ve eserleri için bk. 2912 Topkapı Bağdad Köşkü. Fatih.. h. h. 1005-1009 (5 cild). 3056. 52-53 S. G. N. 'Iqd-ul .M a h â s i n Y û s u f bn T a g r i b e r d î (öl. II. G. 2374-2396 (müellifin el yazısı). i/nvân-u '•Hbor va divünu 'l-mubtadâ va 'l-xabar (A). 72-76.205 174) Ayni müellif. 2346. 50. Inbâ'u "l-gumr bı abnS-i 'Pumr (A). 7 cild. 68 de zikri geçen lbn.. Misırın Islâmanlaşması devrinden başlayıp m. GAL.i ahi-i 'I. Esad Efendi 2317. Bunlar yukarıda.' l .u '1-d in M u h a m m a d b n A h m a d a-1 'Ayni (öl. 791 senesine kadarki vakayii ihtiva eden cildleri intişar etmiştir. Âşir Efendi.M a q r î z î (ö\. 39 . C. S.z a m a n (A) 1446 ya kadarki islâm tarihini 24 cilde toplamıştır. II. 278 Süleymaniye. 830-935. Bu eseri Q u a t r e m e r e. al-Kassire zeyil gibidir. 1451). S. lbn Hacer için bk. Yazmaları. N. 818/m. 12841867 de Mısırda neşredilmiştir. 2321. kültür hayatına ve iktisadiyata ait mühim malûmat vermişlerdir. II. cAyni için bk. Aİ-Sulükfi ma'rifat-i 'l-duval-t va 'l-mulük (Â). 1449). 1842). 1468 synesine kadarki mufassal tarihi 7 cilddir 1-2 cildleri 1851. G. 2974 Paris arab N. Esad Efendi. Maqrîzı ve3 Aynî Kahire bele diye ve zabıta reisi olduklarından eserlerinde «dünyevî» meselelere çok yer ayırmış. Ayasofya N. 51.40. C. 2911. 67-60. B r o c k e l m a n n . Veliyeddin Efendi. U42). GAL II. Bk. 773-850/m. Köprülü N. N. N. H. 177) B a d r . C. N. 178) A h m a d bn CA 1 i bn M u h a m m a d tbn H a c a r (öl.d î n A h m a d a l . Topkapı Sarayı. Brockelmann. 4313. B r o c k e l m a n n .c u ma n f i t a r i x . 814. Yazmaları Yeni Cami. Al-Cavhar al-şamin fi siyar-i 'lxlafâ va 'l-salatin (A). 678. 1602-1804. 49-50 175) cAbd-u 1-rahman l b n X a l d â n (öl.38. N. 1406). GAL. fransızca olarak iki cilde hulâsa etmişti (Histoire des Mamluks. şimdiye kadar h. 1855 te J u y n b o 1 I tarafından Leyden'de cild 2 nin son kısmı ile. 3172. simdi yeniden basılıyor. S. 1469) Al-Nucüm-u 'l-zâhira fi mulük-i mişr va 'l-qâ~hira (A).

Al-i clâ~m bitârıx-i ahi . P o p p e r tarafından 1932 de neşredilmiştir. C. 39. 780 tarihine kadarki vakayii ihtiva eder. G. Istanbulda Yazmaları. İli. C. III. 2416. 277. 825. 3-5 cildleri P. 1311 — 22 de Mısırda basılmış (c. K a h 1 e ve M. arab. B r o c k e l m a n n . C. N. 351. 845 -864 seneleri vekayiine ait ve Maqrizi'nin <SuIûk>'une zeyl olarak yazdığı Havadiş-u 'lduhür fi maza 'l-ayyâ~m-i va J-şuhür nam eseri ayni W. 9692. Yazmaları: British Museum. IV. Ayasofya. 1412). I ' . c. 1403 (müellifin el yazısı). II. Annals ismi altında) neşredilmiştir. Ibn Tagriberdi'nin diğer eserleri için bk. V.C e z a r i (öl. 811 — 906 c. B r o c k e l m a n n . Aynı müellifin h. GAL.921 yıllar. S. ve 12 cildlerinin hamişinde basılmıştır. N. 156-158.'l-islam. 1929-1941 seneleri arasında 9 cildi Mısırda yeniden basıldı ve daha tamam olmadı.-206bn Taghribard'1. Ibn al-Aşir tarihinin 1303 deki Mısır tabının 11. 41. I. Köprülü. Paris. GAL. c. Zat-u 'l-şifa fi sira-i 'l-muluk va 'lxulafa (A). II. 856.u ' d . Berlin. C. 3494-3499 da bulunmaktadır. 1524). Ayasofya. N.d i n M u h a m m a d a l . c. S. Köprülü N. Paris N.905 yıllar. Istan-bulda Al-Nucüm al-?ahira'nın yazmaları. GAL.1448). (c. Brockelmann GAL. GAL II. Hamidiye N. Ağa. N. N. N. 906 . Süleymaniye. Abu '1-Fida'yi hülâsa etmiş ve ona ilâveler yazmıştır. G. 340. 203. S. h. kısa umumî tarih olmakla be raber Osmanlı tarihine dair kayıtları da havidir. 1027. 922 — 928. 3178. G. II. N. 1181. 195-198 181) Abu '1-Valid M u h a m m a d bn M u h a m m a d Ibn-u '1-Ş i h n a (öl. 141-2. Yeni Cami. 1598 — 1600. bk. Bk. 872 .S u y ü t i (öl. İlk 3 cildi h. 180 Calâl-u '1-d i n a l . 1505). 1796-1810 Suyuti'nin diğer tarihi eserleri için bk. II. Kılıç Ali. H. G. 616. 182) Abu Bakr bn Ahmad bn Qâzi Şuhba al-Dimaşqî föl. Zahabiye zeylidir Yazmaları: Feyzul-lah Efendi. M u st a f a tarafından Istanbulda basılmıştır. 183) Abu 3I-Ba r a k a t Muhammad bn Ahmad Ibn Ayâs (öl. Ravz-u 'l-maanzır fi axbâr-i 'l-avai'l va 'l-ava xir (A). B r o c k e l m a n n . 405 Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi'ne dair kaynaklardan başlıcaları şunlardır: 184) Ş a m s . B r o c k e l m a n n . S. Hasn-u 'l-muhazara fi axbâr-i mişri va 'l-qöhira (A) Mısırın 1497 senesine kadarki tarihi. Veliyeddin Efendi. 810 a kadar. Bad5y?-u 'l-zuhür fi vaqâ~yic-i duhür (A). N. 844-846. 1425). II. 922-928 yıllar) bk.

ikinci Murad zamanında yazılmış küçük parça risale. Osmanlılara a i t kısmı Nîhad Sami Banarlı tarafından Türkiyat\Mecmuası VI da neşredilmiştir. Muhtelif risaleler birliği olan bu son eserde 80 risale olarak Al. Fr. Tevarih-i Al-i 'Osman (T). Istanbulda 1332 (1916) ve Leipzig'de 1922 de neşredilmiştir. 188) Âşıkpaşazâde. umumî tarih. 1967 ye kadar. 1502 ye kadar da kayıtları var. 7869 ve Add. Benim gördüğüm Manisa Atıf Efendi ve Pertev Paşa nüshaları ancak 30 risaleyi ihtiva eder. 1470 nam eserleri vardır. Kitatab-ı Cihânnumâ (T). Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası'mn 26 — 38 sayılarına ilâve edilerek neşredilmiştir. Bu zatın muhtelif mevzulara ait diğer eserlerinde de dağınık olarak bazı tarihi malumat bulunmaktadır. p. İlhanlılara ait kısmı daha neş-redilmemiştir. 186) A b d u r r a h m a n bn M u h a m m a d a l . XII. 191)"Tursun Bey.— 207 — 185) Tafsil-u l-aqdlim-i 'l-sab'a (A). Muradi-N. Tarihi. 106 v. 193) Anonim Tarih-i Âl-i 'Osman. 4905! Al Favdih-u '-misklya. yine Durrat-u tâc-i 'l-rasa'îl Nuruosmaniye. Behcet-ü '-tevarih (F). Osmanlı tari-1488 e kadar geliyor. umumî coğrafya ve Anadolu coğrafyasına dair mühim malûmatı ihtiva eder. 1492 de telif olunmuştur.Tibr-u 'l-masbük fi tavârıx-i 'lmulük nam eseri bulunmaktadır. mufassal. Add. 192) N u h a m m a d N e ş r î . Pertevpaşa N. Tevarih-i Al-i Osman (T). Gişe neşri (T) 1922 1555 e kadar gelir. Ebülfeth Sultan Mahmud Han (T) 1484 e kadar. 499 ve Manisa. 1441) Naim al-sulük fi musamarat-i 'Imuluk (A). umumî tarih 6 inci cilt Osmanlı tarihi. 845/m. N. h. 1481 e kadar Nüshası Brit. 190) Uruc bn cÂdil. 187) Şair Ahmedî'nin (vef. 1477 e kadar. 1412) kendi tskendername sine (T) yaptığı ilfıveler ki. 24. ilk cildi 1949 da Türk Tarih Durumu tarafından neşredilmiştir. . 194) Sinan Ç e l e b i B i h i ş t i Tarih. Ayasofya N. i!k Osmanlılar tarihine. 1474. Bk. türkçeleştirilerek N i h a l A t s ı z tarafından 1939 da Dokuz boy Türkler ve Osmanlı sultnaları tarihi ismi altında neşredilmiştir. Der islâm. 3503.B i s t â m i (61. N. 955. Museum. 1925 Hannover'de neşredilmiştir. Al-Tibr-u '1-masbuk bundan sonraki kısımda geldiğinden bu nüshalarda bulunmuyor. 189) Şukrullah. Mükrimin Halil Yinanç'ın milkidir. Atif Efendi.

(öl. N. Paris. Azerbaycan vakaları. Hoca Sâdeddin tarihinin sadeleştirilerek bazı ilâveler yapılmasın- . N. 28-31. 304. türkçe tercümesi yine orada N. Tarih Kısmı. Tarih-i Âl-i 'Osman (T) 1522 ye kadar. 196 ) Hadidî.. 205) M e h m e d Paşa A s e f î . 1506 ya kadar. Fatih N. 1025. 1590). d. bir cild. GOG I. Şehname-i Sultan Murad (T) 1579 kadar gelen manzum Osmanlı Tarihi. 345 201) M u s t a f a Ç e l e b i K o c a N i ş a n c ı Tabakât-ü'l memâlik ve derecât-ü'l. 207) S o l a k z a d e Mehmed Hemdemî E f e n d i . 204) M u s t a f a 1 . Schefer N. 2085. Bk. 3215. Şecaatnâme (T. 2081 bk. Yazmaları İstanbul. Tarih-i Âl-i Osman [T] 1549 e kadar Yazmaları: Berlin 207. Yazmaları: Ayasofya. Yıldız kütüphanesi yazması : N. 105. 1297 (1881) de basılmış. cild Mahaçnâme (T). başlangıçtan 1053 e kadar.208 195) İdris Bitlisi Heşt-i Bihişt (F). N. 220 v. 203 Ş e m s i Ahm>t P a ş a (öl. 1000. Hüsrev Paşa. Tavarih-i ÂVOsman (T) 1553 e kadar. Es'ad Efendi. Babinger GOG. Solakzade Tarihi (T). 1580). 1586 ya kadar. 197 Kemal P a ş a z a d e . 2087. iki cild. 3099 — 3102. B a b i n g e r s. 1 9 8 S a d r ı a z a m L u t f i P a ş a . Isatnbulda nüshası Nuruosmaniye. 1341 (1925) te Istanbulda basılmıştır. istanbul. N. Yazmaları: Viyana. s. fakat ediliyor. Nüshası Nuruosmaniye 3008. Es'ad Efendi N. 206) Ş e y h ü l i s l â m Hoca S â d e d d i n E f e n d i . 1280 (1864) te matbu. 1550). No. Mir at-a l-edvâr va mirkat-ü'l-ahbâr (F). Tarih-i Nişancı (T) 1561 e kadar 1279 da Istanbulda basılmıştır. 3078. 202) K ü ç ü k N i ş a n c ı M e h m e d Paşa. 72-74. manzum) Özde-miroğlu Osman Paşanın şarktaki faaliyeti. 200) M u s l i h e d d i n L â r î . Tac-ü'l-teva-rih (T). 1521 e kadar. N. 1149.C e n n â b î . Farsça olup daha neşredilmemiş. 86 kadar minyatürle. N. Tevarihi Âl-i ^Osman 10 cild. Nüshaları Ali Emiri Efendi. yazması Es'ad efendi N. 199 Muhy i d d i n C e m a l î Zenbilizade (öl.mesâlik (T). 1566 ya kadar Yazma : Ayasofya. 422i. Viyana N. Al-aylam-u 'l-zahir fi axbSr-i 'l-ava'il va 'lavâxir (A) ı588 e kadar. 1555 e kadar. 3296.

Umumî t a r i h . 2161. U . Mirât-Cı 'l-kâinût (T). 1284 de Bulakta basılmıştır. (h.20.) e kadar. Yazmaları: Ayasofya N. 214) K â t i p Ç e l e b i . Peçevî Tarihi (T). diğer İslâm sülâleleri t a r i h i île beraber 5 cild olarak 1 27 7.1 28 5 te basılmıştır. 3166. Tarihi Selânikî (T). istanbul 1281 de basılmıştır. Es'ad EfenTarihte Usul F. Cavid Baysun'un tetkikatma göre bu kısmın Kanııni'dcn sonraki zamana ait f a s ı l l a r ı Hasan Beyzade tarihinden alınmıştır. 1566 ya kadar. 1520—1639 (927— 1094 hc. 210) 1 b n Y u s u f e 1-V a i z . 1648) e kadar kısa hülâsa. 216) Şeyhülislâm Abdülaziz Karaçelebizade.) senelerin t ar i h i . 208) Âli E f e n d i . dan ibarettir. 1521 den sonraki kısımları kendi eseridir. Bu eserde Roma ve Bizans tarihleri İslâm âleminde ilk defa olmak üzere Lâtin ve Bizans kaynaklarından vasıtasız istifade olunarak yazılmıştır.) seneleri tarihi. Süleyman Kanunînin başlangıcından 1599 a kadar. 3047 Nuruosmaniye. N. Atıf Efendi kütüphanesi. N. 1257 de Bulak'ta ve 1290 da İstanbulda iki cild olarak iki defa basılmıştır. 2363. Mısırda İbn'1-Asîr tarihinin Bulak tabının 11-12 nci ci i dl er i n i n kenarında basılmıştır. Takvim-ü 't-tevârih (T). 1733 te İbrahim Müteferrika tarafından neşredilmişti!. iki cild. Selanikî'nin h. 4. Yazması: Ayasofya. Es'ad Efendi. KünhU'l-ahltâr tü lukh-ul-efkâr (T). Al-Futühnt-u '1-murSdiye (A). 3149 — 3151. Prof.. 1597ye kadar. 1286 — 87 de basılmıştır. 213) İ b r a h i m P e ç e v î . 1646 — 1657 (1056 1068 hc. 215) Aynı müellif. umumî tarih ve 1672 ye kadar g-etirilen Osmanlı tarihi. N. Fezlike (T). Esad Efendi. nen eridi Osmanlı tarihi. iki cild 1283 te İstanbulda basılmıştır.) e kadarki kısmı neşredilme-miştir. Basürnıyan k ı s ı m l a r ı m muhtevi yazmaları Nuruosmauiye 3400-3409. bir cild. 1591-1654 (1000—1065 hc. 217) H a z a r f e n H ü s e y i n E f e n d i .K a r a m â n î. 1912. Üçüncü Murad zamanının mufassal tarihi. Axbar-u 'l-duval va öşar-ii 'lu'vâl (A). 2İ2) M e h m e d N i ş a n c ı z a d e . Rav-zat-ül-ebrar (T) Matbu kısmı 1645 (1055 hc. 209) M u s t a f a S e l a n i k i. Eser daha neşredilmemiştir. F a t i h devrine kadar kısmı. 2259 da bulunmaktadır. 1001-1008 senelerine ai t gayrı matbu kısmı Veliyeddin Efendi N. 211) A h m e d bn Y u s u f e 1 .. 1058/m. 1599 a kadar. Tenkih-i tevarih-i mülük (T).

) senelerinin tarihi ve Na'îmânın devamıdır. Tarih-i vakayı . Tarih-i Naimâ (Revzat-ii 7hüsegn fi hulasal-i ahbâr-i 'l-hafikayn) (T). Tarih-i vakayic (T). 468 ve B a b-inger GOG. 6 cild olarak iki defa basılmıştı.) seneleri vakayüni havidir. 1722— 1728 (1135 — 1141 h. 1660-1721 (1071-1134 hc. kitabın daha çok mufasal olan arapça aslı (Şaha'if-u cl-axba~r fi vaçâyl'-i 'la'şar) gayrimatbudur. Osmanlı "vakanuvis" lerinin piri sayılır. 915. 1199 da iki kısımdan mürekkep bir cild olarak basılmıştır.) se nelerinin vakayii. Hamidiye N. 5019 — 5020. 2109. 1198 de iki kısımdan mürekkep bir cild olarak basılmıştır. Macaristanda bulunmuş olan bu müellif eserine haritalar da eklemiştir. 803. Tarih-i Râşid (T). 2236. 221) R â ş i d E f e n d i . N. Deuiseh. Kitabın şair Nedim tarafından yapılan türkçesi 1295 te Istanbulda 3 cild olarak basılmıştır. son cildi Çelebizadenin eseri olmak üzere 3 ve 5 cild olarak 1740 ve 1865 senelerinde iki defa basılmıştır.— 210 di N. 225) Süleyman 'Izzî. Tarih (T) leri 1730—1743 (1143—1156 h. 2110. Mahasin-ü 'l-asâr ve haka'i- . 1591 — 1659 (1000-1070 hc. İki cilddir. 224) M u s t a f a Sami. Yazmaları: Esad Efendi. XXX. 1694 — 1720 senelerine ait olup "Nusrctname" ismini taşıyan üçüncü cildi dahi i nt i ş ar etmiştir. Kâtip Çelebinin Fezlekesine zeyl olarak kaleme alınmıştı.2103 220) M u s t a f a N a ' î m â E f e n d i . 226) Mustafa Vâsıf Efendi. 228-231. H ü s e y i n Ş a k i r ve M e h m e d S u p h i . 2101 . Hekimoğlu Ali Paşa. Sîlâhdar Tarihi (T).) seneleri vakiatının tarihi.) senelerinin vakayii. Zdischr d. 223) İ s m a i l Asım E f e n d i K ü ç ü k ç e l e b i z a d e . 222) Esirî Hasan bn Şeyh Hüseyn (öl. Osmanlı tarihi ise 1672 ye kadar getirilmiştir. 2369. Istanbulda 1741 de basılmıştır. 219) A lı m et bn L ö t fil 11 a lı M ü n e c c i m b a ş ı. 1654 — 1694 senelerine ait i k i cildi basılmış. Umumî islâm t a ri hi . Esad Ef. N. 1727) Mfyâr-ü 'd-düvel ve misbâr-ü 'lmilel (T). (T) 1744-1752 (1157-1165 h. bk. morgeul Ges. 2 İS) S i 1 a lı d a r Fi n di k i l l i M elıraed Agfa. Yazması Veliyeddin Efendi. Yazmaları! Beyazıt umumî kütüphanesinde N. Camf -ü-düvel (yahut Sahaif-ü 'l-ahbar) (T).

233 b) Seyyid Mustafa Nuri Paşa. C. 1328J. 5 cild ve matbudur. Ayni müeliifin Şanizâdeye zeyli. başlangıçtan 1648 (1058 senesine kadar olan vakayiin tarihi 18 cüz 2 cild halinde 1292 de basılmıştır. Cevdet Paşa'nın ilk cildinde saydığı kaynaklara bakılsın.ciraaq (A). Abdülaziz ve Abdülhamid II maddeleri) Tanzimat için E n g e l h a r d t tercümesi (Isianbul. 231) L u t f i E f e n d i . 2 3 2 ) H a y r u l l a h E f e n d i . S.21» kul-ehbâr (T). B r o c k e l m a n n . s. O n g u n s u . I. 228) Ataullah Şânizade. nin 1 ci cildine bakılsın. (1729 1141 h. Asım tarihi (T). 80 A. Şanizade Tarihi (T). II. 235) Sultan Abdülaziz ve Abdülhamit II devirleri tarihi yazılma mış yahut işlenmemiş ise de (bk. 1787-1808 (1202■1223 h. Maarif Vekâletinin 1940 ta neşrettiği l'Tanzimat. Netâyic-ü'lvukû ât (T) Osmanlı tarihinin tenkidi tasviri ve itimada en şayan olanlarından biridir. Mısır-Bulak. 4 cild olarak tstanbulda matbu 229) S a h h a f l a r Ş e y h i z a d e Es'ad Efendi. 1219 da İstanbul da ve iki cild olarak 1246 da Bulak'ta basılmıştır. N. Tarih-i Devlet-i ''aliye-i Osmaniye (T). ÖTEM.) senesinin tarihi. 234) Diğer islâm memleketlerinde Türkiyeye ait yazılmış tarihi eserlerden en şayanı istifade olanı sıf atiyle rA b d a I . Tarıx-u l.. Yazması Es'ad Efendi. Lutfi Tarihi (T). 60. 1825-1849 1241-1266 hc) senelerine ait olan kısmı 8 cild olarak basılmış. Tarih-i cAta enderun t ar i h i d i r .) senelerinin tarihi iki cild olarak basılmıştır. 227) Mehmed Asım Ayıntabî. 1302 C'bk. GAL. 233 a) Tayyarzade Ata Bey.c A b b â s Ahmad bn M u h a m m a d a 1-M a q q â r i'nin Endülüs tarihine dâir eseri Nabh-u '[-(ib min ğusn-i 7 andalus al-ratlb (A). 4 cild.) senelerinin tarihi. 12 cild olarak üç defa basılmıştır. Tarih (T). G. H. 230) A h m e t C e v d e t P a ş a . 296-9 7. 1294. 2083-2084 de bulunuyor. yüzüncü yıl dönümü münasebetiyle'''. (Vakâyi-'i DevUt-i aliye-i 'Osmaniye) (T).) senelerinin tarihi. M a h m u d . Tarih-i Cevdet. Viyana N. kalan 7 cildi yazma halinde olup 1876 (1293 h) ye kadar gelmektedir. 1774—1830 (1188 1241 h) Mustafa Vâsıf Efendi tarihini devam ettirmek üzere kaleme alınmış. 11494 ve Ussi zafer ki t ab ı . 1808-1820 (1223-1236 he. Bağdad 1928-9 (3 cild) zik redilmelidir. 1327 senelerinde 4 cild olarak iki defa basılmıştır. 408) ve Abbas al-cAzzâvî. islâm Ansiklopedisi. 1752—1774 (1166-1188 h. ki iki defa basılmıştır. Osmanlı vakayinamelerinin en mufassalıdır.

Osmanlı devrinde son sadriazamlar. Munşa'at-u arrân (A). Şirvan ve Doğu Anadolu tarihime ait kaynaklar. 1111—1130. arab N.. S a i d v e Kâmil P a s a 1 a'nn hatıratı. S ü l e y m a n p a ş a z a d e Sami.'A. Kaz e m B e g. B. Akkoyunlular'ın mufassal tarihidir. 1949. 1326. bu devrin tarihine dair başlıca eserlerdir.. translated from Turkısh version by. Atirâi-t hakikat. V. Bir de Ayın Turild mecmuası ve Resmî Gazete mühimdir. Lugal ve F. M i n o r s k y et C. PL. 4433 bk. p. 238) A. Tarih-i Sullan Murad-i hârııis. N. Paris kütüphanesi. Hakkı T â r i k Us. . 1328. Türk Inkilâp tarihi. Mısır. h. I. Bu devirler için "TaLvim-i Vakayı. CCXXXVII. K. Süleyman Pafanın muhakemesi. O s m a n N u r i. Paris. 719-842). 801— 804. Derbend-Name. the History'of Derbend. 10 cüz: A hm e d Sâib Vakcîgi-i Sultun Abdülaziz' Mısır. 1934. İstanbul 1328. II.2m~ Celi i e dd i n P a ş a. s. Abdulhamid-i Sami'nin devri saltanatı. Tarix-u 'l-irâq Bağdad. Petersburg. 5020. 93-142. Ankarada Türk Tarih Kurumunda N. asırda Istanbulda bulunduğu Müneccimba-şı'nın ŞâhâHf-u . gazetesi mühimdir. 1939—45. İslâm Ansiklopedisi. 1927. S t o r e y. istanbul. N. Le Recueil Transcaucasien de Mas'üd b. 1326: Abdiilhamidin evail-i saltanatı. 1851. istanbul. Mısır. 1326.l-axbar'md& Tâ~rixu 'l-bâb va '1-abvâb'da. Bazm u razm (F). 217. s. Bu eser tarafımdan taba hazırlanmıştır. Arapça aslının kaybolduğu zannolunan (bk. 'Nutuk. 1940. h. 236) Cumhuriyet devri için.n naklettiği parçalardan anlaşılmıştır (Bayezit Umumî Kütüphanesi nüshası. 240) Q a z i Abu B a k r a l . 1949. Sümer tarafından neşredildi.l ş f a h a n î . 875 de telif olunmuştur.T a h r â n ı a l . asır). 1940 (2 cild). Osman Ercin. Bk. A b b â s c A z z â v i. Azerbaycan. Diğer kaynaklar islâm Ansik lopedisi. 1398 de telif olunmuştur. I. Maarif tarihi (5 cîld. NSmdar d. Meclis-İ Mebusa nın ilk devre müzakere zabıtları. 800/m. 1928. Journal Asiatiçue t.C. 5019. 1934 (3 cild). M u s t a f a K e m a l . bu nakillere nazaran bu kitapta Dağıstan ve Azerbaycan tarihine ait malûmat h. 468 senesine kadar gelmiştir. H i k m e t Bayur. 239) Aziz bn A r d a ş i r A s t a r a b â d i . 237) Mas üd b n N â m d â r (12. KitSb-u 'd-diyaribekriya (F). 1932. C a h e n. 719—807 " Ata türk" maddesi. s. I b n ü 1 e m i n M a l ı n ı ıı d Kemal. 422—25) bu eserin yazması daha 18. [326.

hUtnöirs de V Acadcmic des sciences d. V. t.' * edil iş ve hu devre ait bihliograîi nalüı 71 ') ora : .-. ilk Şafeviler devrinde yazılmış. o ' man Azerba'ycan tarihi M e h m e d Emin Resüizadü' rtin tslâm-Tûtk Mu/titülmaarifi. Muhtelif İran kaynaklarında Şirvan t a r i h i n e ait ■malûmat toplanmıştır. II.u * d . CCVII. publiee par V e 1 i-a m i n o f . 4431. Azerbaycan. farsça rfii tni: t. D o r n.241) F a z 1 .: 7-cannât (F) Tebriz . Rusça tercümesi 1926 da Baku'da neşredilmiştir. 459 sayfa. t. pers.Z e r n o f. I. h. 400 s a y f a l ı k bir eseridir. 6. Zeyn-u '1-âbidin Şirvanî ve eserleri için bk. Petersburjr. Sank-u 'd-davla. yegâne nüshası: Fatih N.d ı n Bitlisi Şarafnâme (F). I. 1247 m. 1841. 1925. II (1862). 243b) B. Geschcihte Schirtbam von 1538-1820. M .. part 2 (1870). 247) M İrza C e m a 1 Q a r a b a ğ. 1315/1897. a'«r ( Tarix-i takriz) (F) Şah Abbas Sânî'nin 1053/1642 de cülûsünde başlayıp Azerbaycan vakayii.H a fi z a 1 .a b i d i n Ş i r v a n î . Hadiqat-u's-siyâhat.şehri ve civarı meşayih ve mezarları.i (son Karabaf ham veziri). Ü . Taliran. Matbudur: Scheref-Nameh. part 1 (1873). 2273. 502 s a y f a . Yazması : Rag-ıp Paşa N. Giilistân-i irem. Qarabağ n&me. Bustân-b s-siyahal. part i (Petersburg'. 706 sayfa. C h a r m o y t a r a f ı n d a n yapılan fransız-ca tercümesi ve haşiyeleri: t. vol. Petersburg. Paris sup. 1596 da telif olunmuştur. .scad lif. L868). Bu m ü e l l i f ve hayati için bk. p. 149-157. Bu haşiyelerde başka bir çok eserlerden de Tenis nakiller bulunmaktadır. Yazması Ba-kude verçsesi elindedir. 1. A. N. 246) A b b a s k u 1 i X a n B a k i x a n o v (öl. 1305 245) Ayni müellif. Yazması: F. part 2 (1875).u ' 11 a h bn R u z b ah âtı 1 ş ! a h a n i Tarix-i amini (F). d.. Ndnıe-i dânişvarân. F. 308 + 79 sayfa. serie. cild 1. Ra-<zâl-. Journal Asiatique. 45 de neştettîîri Azerbaycan ddçsipde : ". t. 242a) Ş a r a f X a n bn Ş a m s. U. 1816). 1860. N. 1832 da yazılmıştır.u '1 . Akkoyunlulann t ari hi . 244) Z e y n . 1211. t. 242b) H u s a y n a 1 . 712 sayfa. Kürdlerin ve bilistitrad Çark" Anadolu ile Azerbayeanın tarihi. 243a) Mir? a V a h i d.K e r b e i a ' ı. 80 — 88. t. Şirvan ve Erran'ın tarihidir. 852 sayfa. Y.

Lala İsmail Efendi. Berlin 1924 de neşredilmiştir. Yazması: Viyana. Yazması: Petersburg. S t o r e y PL. Chronic of the earlg Şafatois. Pers.Q a z v i n i . 249) Haci B a z z â z T a v a k k u l î . 1661 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. A.'c. A. 1783. Nusax-i cihan ârâ (F).u "1-latif a l . N. Prusya devlet kütüphanesi. Şîlsîlat ıı 'nnasab-i 'ş-safaviya (F). N. 't-tavarix (F). Halle. 3317.A b d â l . S t o r e y . bk. PL. ed. pers. II. Raviat-u 'ş-şafaviya. 1935. Esad Efendi. 346. 2394. s. Al-Mavahib-u 's-saniya fi "lmanSqib-i 's-şafaviya (F). S t o r e y . 257) Calâl-u'd-din Muhammed Münşi Yazdi. Yazması : 2202 (bk. 251) Q a z i A h m a d bn M u h a m m a d a T-G a f f a r ı .Q a z v î n î (öl. 2123. Lubb-u 't-tav5r~ix (F). 2370. N. Târlx-i şâh ismail (F). M ı r M ü n ş i İ b r a h i m H u s a y n i a 11593e kadarki havadisin tarihi. Ahsan-u. Yazmaları: Veliyeddin Efendi.S t o r e y PL. 2 5 6 ) B u d a q M ü n ş i a I .Z i h i d i . 12 cildlik cihan tarihidir. text. 318. Yazması. Almanca hulâsası: Busching Magazin. Cavahir-ul-axbâr (F). Bk. elde 10 cildi var (Bk. Gulistsn-i tavâ~rix (F). 1577 ye kadarki havadisin tarihi. XVII.— 214 İranda yaşayan Türklerin Tarilıi'ne dair kaynaklar: Safeviler devri için : 248) Ş a y x H u s a y n bn Ş a y x . 3099. 960/1553). 252) Amir Y a h y a bn ! A b d . 837. pers. Baroda. 250) Hasan Bek Rumlu. N. Deutschtn Mor-henl. I. 2 5 3 ) M i r z a H a s a n C a n â b i d i . 1541 e kadarki vakayii ihtiva eder. Zeitschrifi d. Safevilerin 1495 — 1577 senelerine ait kısmı 10 (12) cildi basılmıştır.Umumî Kütüphanesi. Oxford. N. 306-8). 1931. PL. 288. Şeyh Safyeddin Erdebilı'nin manakibidir. 1577 senesine kadarki havadis. Esad Efendi. vol. 9-10 (11—12) cildlerinin yazması Nuriosmaniyede N. 2444. N. Bahram Mirza namına yazılmış. S e d d o n . 5-186. II. Elliot. Bk. Ges. 367. Bodlean Library. 255) Q g z i Ahmed bn Qumî. 254) Meçhul müellif. . II. Yazmaları: Ayasofya N. by C. Tarix-i cabbâsi (F). 2157. s. 111 —113. II. 315—328). 118.

B a r t h o l d . . Târıx-i nadiri (F). 1271/1854. Kitâb-i nadiri (F). 62-78. Bıdletin da VAcademie des Sciences de Leningrad. VII. 2 cüd. bk. Nadirşah'ın tarihine ait bu büyük eserin 2. 264) Aynı müelüf. Durra-i nâdiri (F). N'adirşah Afşar'la tarihine'ne d a i r eserler: 262) M ü n ş i M u h a m in a d K â z ı m M ş r v a z i. 1619 senesi v e k a y i i l e b i t i y o r . Safeviler devrinin mali idare mesele lerine ait eser. c i l dl e ri Leningrad Akademisi'nin Şarkiyat Enstütüsünde bulunmaktadır. ımatı i ht i v a eder. G. London. N. ve 3. PL. diğer neşirleri. Safeviler tarihine dair diğer eserler için bk. 1913. s. 1939. 3 cild.. Bu eser Ali Akber Genceli tarafından türkşeye çevrilmiş olup Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilecektir. A. ingilizce ve almanca tercümeleri için bk. li. edil. C. A. Ms. AV/a-vat-u 'l-aşar fi 2İkr-i 'l-Sşâr (F). II. 927—930 ve L.! a y d a r b n c A 1 i H u s a y n i a 1 . 124259) I ş k e n d e r M ti n ş i T ü r k m e n (öl. Şah Tahmaspın vefatından h. S t o r e y . Bk. Prusya Devlet Kütüphanesi yazması.ıı 'II a h N a t a nzi. 310-313. Nadir Şhah.u ' d .' 1599 senesine kadarki vakayiin t ar i h i . mecmuası kütüphanesinde bulunmaktadır. 263) M i r z a M a h d i X a n A s t e r â b a d i. bk. London. Yazımları için bk. Fol.d a v 1 a (öl. by V. 322-24. A. Tebriz. Bombay. 1043 1633). S n fe vi l e ri ı ı mebdeinden 1629 a kadarki mufassal t arihi. C. Tahran 1317 193S. 2 cilddir. Tahran. 260) M a h m u d b n H i d a y a t . 1007'm. yazmaları. A manuel uf Şufavid Administration. I I . Târix-i tglam iird-i abbasi. 1919. M i n o r s k y . PL. Tahran. Buna zeyil: Y u s u f M u v a r r i x Zeyl-i tttrir-i alam dra-i 'abbasi. 324-5. 181. 1260/1844. Bu eser ve zeyli için bk. H. İngilizce tercümesi metni ile b i r l i k t e n e ş r e d i l m i ş t i r : Tadhkifat al-mulûk. Star e y . W. 1313'1895. 163--274. p. S t o r e y . Yegâne yazma nüshası Tahranda "Yadigâr. 1050 1610-41 senesine kadarki vakayii i l ı t i v a eder. 301-322. 1725 s. L o c k h a r t .. N. TSri. Horasanın topografisine ait olmakla beraber Nadir Şah zamanına ve icraatına ait mühim ma-'. 265) M u h a m m e d H a s a n X & n Ş a n i ' . S t o r e y .tasında yazılmıştır. Yadigâr V.258) 1. Matla u 'ş-şams (F). S t o r e y . 1886 — 86. or. 261) Ta:kirai-u ''l-mttlük (F). 41S. 1896). PL.t-i haıjdari (F).R a t i.

Kaçarların 1850 ye kadarki tarihi kitabın 9—10 ncı cildlerini teşkil ediyor. Esad efendi. Bayün-i vagayi'i {Iürix-i nâdir: ^-A'âdirnâmc) (F). nüshaları ve tercümeleri bk. O s k a r Mann neşretmiştir. Beer tarafından 1888 de Leyden'de neşredilmiştir. 274) cA1 i Rizâ bn { A b d . 322—29. 1779 — 1794 seneleri vakayiini muhtevidir. Ta~rix-i Çiti guşa (F). Esad Efendi. Leyden.u ' 1 . Reşideddin eserini kendi eserine ekliyerek büyük bir cihan tarihi yazan Hafız Abru gibi. 1714. Nadirin Hind seferine aittir. Tâ~rlx-i zandiya (F). S t o r e y . 270) Xoca c Abd u . Londra. m ü e l l i f i n o zamanki iran ve Iraktaki müşahedelerini ihtiva eder. Nadirin Hind seferini. Nadir Şah devletinin inhilâlini taakub eden hâdiseler için: 271) M u h a m m a d bn H a c i M u h a m m a d R ü ş a n X â n. u hind. Tahran. yukarda. Londra. 14 cidlik islâm tarihi (bk. Nadir Şahın mektupları. PL. 3550.i K â ş a n î (öl. Tahran .k a r i m Ş i r â z î . N.. Nâsix-u t-tavâ~rîx (F). . 2178. 124). Bu nevi mektuplar türkçe münşeat kitaplarında da vardır. 1871). 273) M i r z a M u h a m m a d S â d i q Nâm i.k a r i m K a ş m i r i . 2436. bir Türkün hatıratıdır. C. 268) Maktubât-i nadiri (F). Tahran 1853 — 6.— 716 — 266) MvâH Nâdir Şah (T). Mucmal-u 't-tarix-i bacd-a n-nadiriya (F). British Museum. S t o r e y .H a s a n b n M u h a m m a d A m i n. s.u ' 1 . Or. 1747—1882 seneleri vukuatı. Rıza Kuli Han Hidayet te Mirhond'un Ravıat-u 'safâ'sını harfiyen naklederek ona Safavî ve Kaçar tarihini eklemiştir. E. Ekim ayı nüshası. Târix-i ahmad şah-i durrani (orducadan farsçaya tercüme). 326. 1891. Nadir Şah devri tarihine dijer eserler için bk. Kaçarlar devri'ne ve sonrasına ait kaynaklar: 275) R i z â q u l i X â n H i d â y a t (öl. Vâqfat-i iran Indian Office kütüphanesi. 272) A b ü '1 . 267) Vakâyi name-i nâdiri (T). Armağan mec muası. 269) M u h a m m a d A l î X â z i n . 1880). A. 1929. Zendlîler devri vakayii. son hayatını. Rax<iat-u cş-şafs-i naşiri (F). Tahran 1316. 10 cild. II. N. II. 276) M i r z a Taqi X a n S i p i h r .

1851) senelerinin tarihi Tahran 1945 A b b a s lqbal neşri. 720 sayfa (Muzafferiddin Şah'dan Vuşukuddevle'nin ingilizlerle mvkavele akdine kadar). d. Tahran. 728 sayfa.s a l t a n a . 282) Aynı' müellif. Kaçarların tarihine dair diğer kaynaklar için bk. 3 Fathalişah'ın tarihi. 1827) Ma'âşri şultâniya (F). Tarix-i mtmtazam-i naşiri (F). II. 1881 — 83 Bk. yazma tam nüshası Kirmenşah da Muhammad Hasan Han Calelî'nin milkidir (bk. 922 sayfalık. 1240 — 1267 (m. S t o r e y . 284) C i h a n g i r M i r z a bn Abbas M i r z a N â i b . 280) M u h a m m a d H a s a n X a n S a n ı -u" d -davla (öl. Ruznâme-i sefer-i firengistan. 1882 senesine kadar getirilen cihan tarihi. 277) M i r z a Ş a d i q M a r v a z i V a q a y i n i g â r . 1947. Tahran 1874 Şahın Avrupa seyahatinin hatıratıdır. 279) Abd-u 'İlah Mustavfi. 1896) Al-Ma'âşir va 'öşür (F). o cümleden 1779 — 1882 senelerinin Kacar-tarihi. V. Tebrizde 1241/1826 da hurufatla basılmıştır. 3 cild. 9 cildi Kaçarlar tarihi olup 1857 senesine kadarki vakayii ihtiva eder. Nasireddin Şahın hayatı. 1325/1946 sayfa (Seyyid Ziyaed-din Tabata'î kabinesinin düşmesine kadar).gerekse h. PL. C. 283) Nâdir-u'd-din Şah. Tahran. 286) A b d . Kaçarların 1797 — 1818 seneleri tarihini ihtiva eder 2 cilddir. PL. . II. A. A. 335-6 278) Abd-'r . Tar~ix-i nav (F). Tarıx-i şShinşâh-i alâ hairat-i riza şâh-i pehlevi. C. 1889 281) Aynı müellif. I. Tahran. kısım I.ıı ' 11 a h X a n A m i r T a h m a s b. 1324 1945. c. 11.u ' s . Tahran.u s s a l t a n a .— 217 — 18S6 —7. 154. kadar). 1814 e kadar.u 'İlah M u x t â r . Târix-i cihânarâ (F). c. Storey. cildden başlıyan cildlerin sonuna Kaçar devletin devlet idare makinesini gösteren mükemmel kalenerler eklemiştir. 155 v.). 1949.5. c. Tahran. Tahran. 3 cild. Diğer yazmalar için bk. Târix-ı bidari recin (F). 1824 . Bk. PL. gerek bu kitabın sonlarına. cüü 2 s. 285) H a b i b . Zadigâr. S t o r e y . Tarix-i içtimai u iddri-i davra-i qö'c5ri-ıja (F). 332 = 48. 152 — 4.r a z z a q Beğ bn N e c e f q u 1 i Xan D u n b u l l i (öl. Hf. S t o r e y II. 1296 = 1324 senelerinde 7 cild olarak neşrettiği Ncime-i dânişverân kitabının 3. 1324/1945 (Aka Muhammad Handan Nasi-reddin Şahın sonuna. Tahran. 1305 1926.

v is'orikot'. !. J. Yazması : Nurosmaniye. 276) bulunmaktadır. '295) Z a y n . 110.d i n Mahmud V a s i f ı. Çata!. M e 1 y o r a n s k y ve A. p. Vost. son kısımları Temür ve oğulları ve Özbekler tarihidir. Şaybak Hanın man-mum tarihidir. müellifi meçhul. Vambery tarafından V'ivanada (1885). bk. B a r t-holdd. !!. ŞiybânT-name (F). Şiybânl name (T). A.I s f a h â n î . 287) M as c B d K u h i s î a n i. Yazması Semerkandda Viatkin kütüp hanesinde bulunuyor. yazmaları Taşkent Umumî küt" 'hanesinde ve Hiyve' le bulunuyor. 293) Tavarîx-i gazide yahud Nusret-nâme (T). Şaybak Hanın seferlerinin tarihi. C. 372. N. Zubdet-ü'l-aşar (T). Otd. N. I). bk. 289) Be n n a 'i Hara v i. Catalogul of the Turkish Manuscripts in the British Musaum. 288) Şigbâıil-nâme (T). 852 de bulunmaktadır. 291) Fath-nâme. son Temürlüler ve Özbek hanları zamanında Herat ve maveraünnehirde içtimaî ye kültür hayatını anlatan büyük bir eserdir. S a m o y l o v i ç tarafından Petersburg-da (1908) neşredilmiştir. yazmaları British museum'da (Rieu-. 2 9 2 ) F a z l . çag'atayca dünya tarihi. 3431. Şaybak Hanın manzum t a r i h i . 294) CA b-u'11 a h bn M u h a m m a d bn cAIî Naş — r u l l â h ı . H. XV. S t o rey.u ' l l a h bn R u z b a h a n a l . Yazması Leningrad . Pers. N. 176 -187. R i e u . Badayic-a 'l-z<a qöyi~.u ' d .~ 2i8 — 4 DOĞU TORKLERÎ TARİHİNE AİT KAYNAKLAR Buharada Özbek hanları t a r i h i i ç i n '. B e r e z i n tarafından 1849 da Kazanda neşredilmiştir (Bibliottka vostoçni. 187—205. yazması Semerkantda Viyatkîn kütüahanesinde bulunuyor. m ü e l l i f i meçhul. Şaybak Hanın 9[4/1508 de Kazak hanlarına karşı seferini tavsif eder. S t o r e y . bk. Zap. Özbek hanlarıma ceddi olan Abulhayır Hanın hayatı (14o2 1468). bk. Yazması Leningrad Akademisinin Şarkiyat Enstitüsünde. XV. 103) ve Leningrad Dni-verstesi kütüphanesi farsça eserler meyanmda. Târix-i abu'h'xagir xâni (F). Zapiski VosL Otd. l'L. 590 ve Londra British Museum'da (bk. 908 1502-3 de yatılmış. 290) M u h a m m a d Ş a 1 i h. il. Mihman-mdmei buxara. Özbek hanlarının tarihi.

20. A. 296) c A b d . s. XXII. 575) bulunmakta idi. Türk tarihine ait kısımları Hafız Abru'-nun «4 rubs> u karşılığı olarak -A rukn> e taksim edilen bu muazzam eserin '• ilk rüknü Cengiz Hanın. 374-78. iskender Han bn iınamkuli Han namına yazılmış Maverünnehir Özbekleri tarihi 1520 ye kadarki vakayii tasvir eder. Z. Z. Leningrad Şarkiyat Enstitüsünde N. . Vost. arabskiyai tiurksb'ya rukopisi Tıırkestans-koy Pudliçnoy Biblioteki. Ermitaj'a II. 4 dördüncü rüknü Coçı oğullarından Tukaytemür Han neslinin. Zap. tskendar -nâme. ve Trudi Otdtla Vostoka Gosud. ) Eserin tasnifine 1634 te Nadir Muhammed Hanın emrile başlanmıştır. S t o r e y.— 219 Şarkiyat Enstitüsündedir. Buharada hususi elde. dördüncü rüknü Londrada Office kütüphanesinde (N. Vost. az sonra Türkiyede Müneccimbaşı tarafından yazılan Şahâ'if-u 'l-axâbr biri diğerinden müstakil olarak 17. Yeni bir nüshası lstanbul-da Prof. K a h 1. 299) M a h m u d b n A m i r V a l i . E. Bk. bilhassa Şıbanlıların. 218 v. Vost. bk. Kitabın ikinci rüknünde Çağatay hanlarına ayrılan kısımlarda Kaşgar hanlarının tarihi. Persidskiya. ismail Hikmet Ertaylanın hususi kütüphanesinde bulunuyordu. 298) H a f ı z T a n ı ş B u x a r î .u ' I I a lı. Otd. 1889. s-232—260). XV.u 'ilah M u ş f i q i. bk. Taşkent. 318. Zap. Z. T o g a n d. 1940. ve İlhanların. 1913 te kitabın bütün diğer aksamını. Otd. 1587 de vefatına kadar Nüshaları. '-Abd-u 'ilah -nâme yahut Şarafnâme-i şâhî (F). Cürebek'-in hususi kütüphanesinde (bk. müellifin kendi zamanına kadar getirilmiş. asır Türk âleminde vücude getirilen üç büyük umumî İslâm ve Türk tarihidir. d. C. s. T o % a n. V. acâibi âleme ait kısmını ihtiva eden iki nüshası tarafımdan Hokandde ve Buhara'da hususi ellerde bulunmuş ve eserin tekmil cildleri böylece meydana çıkmıştır (bk. s.d. Otd. V.V. Hafız Abru ve Mirxond'un eserleri tipinde kaleme alınan cihan tarihidir. II. XXII. Tdrlx-i cabd-u Hah xan (F). T o g a n. 574 age ve saire için bk. d. yani Kaanların. o cümleden Buharadaki Astarhanlı'-ların tarihine tahsis edilmiştir. Zap. XXII. Eserin ilk üç rüknü Taşkentte. B a r t h o 1 d. Reşideddin. dördüncü rüknünde de Tukaytemür oğullarından olan kazak hanlarının hayatına ait orjinal malûmat verilmiştir. Uluğ Yurd. 297) A m î r c A b d . 2 ikinci rüknü Çagatayların Ve Temüıiülerin: s üçüncü rüknü Coçı Han evlâdının. Vost. Nüshası Taşkent Umumi Kütüphanesinde-dir. Bahr-u 'l-asrâr fi manâqib-i 'l-axyâr (F). Zap. Bahr-u '1-asrâr'on-dan az önce Hindistanda Ekber Şah'ın emriyle yazılan Târıx-i Elfl. o cümleden coğrafya ve tabiiyata. 28. Abdullah Han Şibanî'nin mufassal t a r i h i .

mancsr. Yazmaları için bk. R o s e n tarafından bit-tafsil sayılmıştır : Collectlon gcientifiaues. II. 379. 304) M ıı h a m m a d Y u s u f M u ı ı ş l b n X o c â B a q a B a 1-x î. 299-376 da verilmiştir. p. S t o r e y . . II. XXXVIII (1888). Persan. »886. 1548. Yazmaları Taşkent ve Leningrad (Şarkiyat Enstitüsü. S t o rey. 376-8. persans. Yazması Cambridge. N. T e u f e 1 tarafından Zdischrift d. bk. S t o r e y . II. Münderecalmın almanca hülâsası F. Tarix-i cUnay-du ilah Xa. 1711 e kadarki Özbek hanları tarihi.i B u x â r i. St'Manauli-nâme senelerinin mufassal tarihidir. Yazması Buharada hususi eldedir. Ges. 295).15-140. Tdrixi sabhanaıtli xanU Subhaııkuli Hanm zamanı (1680 — 1702) mufassal olmak üzere. c 581 b) de bulunur. Petersburg 1824 te hulâsa edilmiştir. Taşkent ve Kâ!>:! !e vardır. E. 378. 305) Hac i Mır M u h a m m a d S a l i m . 380-81. Uannscr. A. Bk. Mangıt Şah Murad'ın zamanında 1776 da kaleme alınmış mufassal islâm ve Özbekler tarihidir. 1.d i n M u h a m m a d Amîn K aş garı. '. Snppfament a /' Histoire generale des Hınıs. j o s e p h Sen-k o v s k i.ütüphanesfrtde bulunmaktadır. Taşkentte rjnüst.u ' d-din AMam b n Nur-u ' d . Yazmaları için bk. C. Leningrad. S t o r e y . PL. Turix-i mutfftn xani (F). U\. İ68Ö-r-1702 A. Tarix-i râaimi (F). 303) M i r M u h a m m a d A m i n B u x a r î. Bodlean kü-tüphanesindedir. Târix-i Ra-himxanî (F) Mangıt sülalesi müessisi Rahim Hanın tahihi.d i n R ii q i m. 379—380. 306) M ir M u h a m m a d V e f a K a r m i n a g i. Pek çok vefiyat ve terâcümi ahvali ihtiva eden hu eserin münderecatı B a r o n V.— 220300) A x u n d M u I 1 â Ş a r af. Yazır. bk. A. N. Temürün velâdetinden 1616 senesine dadar getirilen muhtasar kronolojidir.u ' d . Duı ır-u 'l-akabir (F). Morgetıl. S töre y. B l o c h e t . fe. (F). 307) Z a y n . Astnrhanîlerden Ubeydullah Hamn (1702—1711) t a r i h i d i r . Persans.şik A. 1722 —1759 seneleri vakayiini ihtiva eder. Peters-burg. PL. Qari Rahmatuüah'ın Târıx-i kesire ismile 1913 te Taşkenüe intişar eden eserinin kenarında T5rTx-i râqimı de neşredilmiştir.302) M i r M u h a rn m a d A m i n b n M i r z a Z a m a n . Çengizliler t a r i h i . lî.al an Paris (supp. Subhankuli Hanın Ballı valisi olan oğlu Mukim Han namına yazılan Özbek hanları tarihidir. PL II. yine C. C.ıi. 301) M'i'r Ş â [ l i h $ i y â h f i 3 r d î . SîmeROV'un . A. Şilsilal-u 's-salatln (F).Deulsch. bk.

s. 313) Mir c A b d . Bıdletin de lAcademie des Sciences de Leningrad. Vost. Zap. XV. Taşkent. d. Ahval-i kabil. B a r . 1865 e kadarki vakayii . Târix-i badaxşân (F). Tac-u-tlav5rix (F). s. Mangıt emirlerinin son devirleri ve Buhara inkılâbı tarihini ihtiva eder. V e l i d i . Bundan nakiller Z. Otd. Umumî islâm ve Maveraünnehir. Zap. Vost. Otd. Nekotoriye danniye po istoriyi Ferganı 18. stolet'ya. Otçed o komandirovke v Turkestanskiy krayv. Bu eserin çagataycası da vardı. Z. 1921. VIII. stolet'ya. yazması Buharada hususi eldedir. yazması Semerkandde Vialkin kütüphanesindedir. bk. 309) Muhammad Ş a r î f b n Muhammad T a q i B u x â r î . 198). XV. V. Leningrad. Mirât-u 'l-futuh (F). 304 ve Nekotoriye danniyi po istoriyi Ferganı 18. R o s e n. Muntaxab-u 't-tavâ~rix (F). 218. Z. 1805 te Peter-sburgda.ü ' 1 . 3 1 2 ) S a d r . B a r t h o l d . I). Taşkent ve Fergane nüshaları için bk. bk. 308) TdrJx-i amir ma'sûm (F). Emir Ma'sum zamanında yazılmış çagatayca Mangıt sülâlesi tarihi. Togan. Togan. 1915 te verilmiştir. XXII. Badahşanın 1658 — 1809 seneleri tarihi. d. s. 1923. Qtd. 154. Schefer tarafından 1871 de Pariste neşredilmiştir {Publication de l'Ecole des Langues orientales. 251—52. Ch. Z. S e m e n ov. d. V. bk. Otd. Hokand Hanları tarihi'ne ait kaynaklar : 314) X o c a M u h a m m a d H e g i m x a n T ü r e bn Macşümxan. Umumî islâm ve Maverünnehir. Târıx-i xânân-i buxârâ (T). A. Togan.u 'd-d in Aynî. Vost. Zap. Ukazatel persidskoy literatori po istoriyi Uzbekov v Sredney Aziyi. 1920 d. B a r t h o l d . 17. Zap. Yazması Buharada hususi eldedir. XXIII. Yazması Buharada hususi eldedir. buxarâ u xiva u xoqand (F). V. Zap. Taşkent. Collection Scientifiaues. Vost. 3 1 1 ) M u l l a E d â . 303. 1807 de Istanbulda Buhara emiri tarafından elçi olarak bulunduğu zaman kaleme aldığı eseridir. 1801 de Buhara emiri Emir Haydar namına yazılmış mufassal Mangıt sülâlesi tarihidir. XXIII. bilhassa Hokand hanlığı tarihi.— 221 — bk. Tarix-i amirân-i mangitya (F). bk. 16. V. Otd. 1843 e kadar getirilmiştir. bilhassa Fergane tarihi. Taşkend. 310) M i r z a Sank M u h a m m a d B a d a x ş î . B a r t h o l d . 3 1 5 ) A t a b e k Q â z i A n d i c a n i . müellifi meçhul olan bu eser Man gıt Emir Ma'sûm devrinin (1785—1800) tarihini ihtiva eder. 217. Vost. 1926.k a r i m B u x a r î .

Z. 31-38 de verilmiştir. 273. bk. Otd. Haydar Hanın 1845—58 seneleri arasındaki hayatını ve vakayii tasvir eder. XV. Krujka Liubit. Zap. Vost. XXII. Vost. bk. c 318) M u 11 â cl v a z . XXII. Fergane'nin 1866 senesine kadarki tarihini tasvir eden iki cildlik bir eserdir. S e m e n o v. Vost. Otd. Hokand hanhğnın 1822—1867 seneleri tarihini ihtiva eder. Fergane hanlığının 1709—1872 senelerindeki tekmil tarihini tasvir eder. Yazması Mergilanda hususi eldedir. XV. Zap. Ansâb-u s-salâtin va tavâ~rix-u 'l-xavâ~qin. Hadiçat-u '-haça'iy (F). Otd. 1921. A. 3 2 3 ) Ş a v q î . s. Z i m i n tarafından Protokolı zased. Rus istilasına kadar Hokand hanlığı tarihi. 310. 303—4. XXII. d. p. yazması hususi eldedir. 316) Zafernâme-i xwlayarxanî. Mehmet Ali Han devrinin tarihidir. 2723 1 9 ) M u I l â c A l i . Vost. Tarix-i şahruxi (F). 3 2 2 ) M i r z a cAlim b n M u l l â R a h i m T a ş k e n d I . Ta-rixi azlzi (F). 310. Zap. Nüshaları için bk. d. Zap. Turheşt. 304.Q â r î Q ü n d u z I . XXII. B a r t h o 1 d. Müellifi Hokand hanlarından Mehmet Ali. Tarıx-i şavqi (F). Tuhfat-u 't-tavâ~rix-i xâni (F). Vost. 17. 320) Mullâ Muhammad Ş ı ğ â v u l . Buna ilâveler için bk. V e l i d i. Ukazatel persidskoy literaturı po istoriyi Uzbekov. yazması hususi eldedir. XVII 1913. 194-195). Münderecatına ait tafsilât L. A. Leningrad ve Margilan nüshaları için bk. Z. 303-4. XXII. Otd. Veli d i. V e l i d i . V e 1 i d i. Zap. Vost. Otd. Vost. müellifi meçhul. Ferg-anede hususi eldedir. Haydar Hanın münşilerinden olan Molla Aziz bu hanın hanlık devrindeki Fergane vakayiini başka kaynaklarda görülmiyen vesaik ve müşahedelere göre tasvir etmiştir.M u h a m m ad bn M i r z a R ü z i S ü f i A t t â r . Zap. bk. V e 1 i d i. arxeologiyi.-222 — ihtiva eder. B a r t h o 1 d. Otd. Otçet o koman-dirovke ve Turkcston 1920 (Bulletin de /''Academie des scîences de Leningrad. bk. Z. Zap. Yazması Taşkent Umumî kütüphanesindedir. Şirali ve Hudayar hanların zamanını şahsî müşahedeleri ve vesikalar esasında tasvir etmiştir. 1885 te Kazanda basılmıştır. Tavârix-i munzüma (F). Bar t hol d. d. Hokand hanlığının son senelerini . 317) M i r z a cAziz bn M u h a m m a d Rizâ M a r ğ i l â n î . Z. Otd. bk. 321) Mullâ N i y a z M u h a m m a d bn M u l l â c A ş u r Muhammad X o q a n d î . Z. Bu eserde Mar-gilen şehrinin ve bu şehirden neşet eden meşhur eşhasın tarihi de vardır.

S e m e n o v . XXII. VI-X. İlk cildi 462 sayfa. 464 sayfalık bir eserdir. A history of Mongols in Central Asid. Yazma olarak-lstanbulda Türkiyat Enstitüsü kütüphanesinde mahfuz bulunmaktadır. V e 1 y a m i n o v Z e r n o v.e dair kaynaklar : 324) H a y d a r M i r z a D u ğ l a t . Kaşgar Hanları iarihi'r. 325) M i r z a Ş â h M a h m u d Ç u r â s. 314-319.K. Otd. 3 3 0 ) H o t e n l i M e h m e t E m i n B e k B u ğ r a . 1929-1940 seneleri arasında Türkis- . XXII. Hindistan. Târix-i şah mahmud çurâs (F). Zap.546 senesine kadarki tarihidir. s. Kaşgar tarihi ve bâ'isi hayret ahvali garibesi. translated by D e n i s o n R o s s and edited by N. 1895. Tezkire-i xocagân. Kitabın bazı kısımlarının ihtisari ile yapılan ingilizcesi : 7'he Tharikh-i Rasihidi of Mirza Muhammad Haydar Dughlat. Yakub Bege ait yerli ve Avrvpa kaynaklarında verilen malûmatı 90 sayfada hulâsa etmiştir. Ukazatel persidskoy literatuarı po istoriyi Uzbekov. Özerg-in'de Türkçe bir nüshası vardır. (T) 1930 da yazılmış mezuniyet tezi. bk. 328) Muhammad Atif.--. Hocalar ve Ya'kub Bek devri tarihi. 3 2 9 ) A k d e s N i m e t . Tarix-i raşlJi (F ve T). Nüshalar için Bk. M. Maveriinnehir ve Kazak hanları tarihi için de birinci sınıf kaynaktır. 1940. Baravul. A. Otd. 1934 te başlanan son isyanlara kadar ki vakayii anlatır. A. Şarkî Türkistan Tarihi. 273-276. (1864). (F ve T) Kaşgarda Hocalar hâkimiyeti devrinin tarihi. II. Lon-don. Çağatay hanlarının T. Târix-i Eminiye (T). PL. bk. Der islamische Orient. V e l i di d. İstanbul 1300. Yazmaları için bk. H a r t m a n n. C. 331) Zeki V e l i d i Togan. Vost. 140—5). 15 ve M. Z. d. Eserin Muhammad Sadiq Kaşgarî tarafından yapılan çagatayçası da vardır. Haydar Mirza tarihinin devamı 1182 de yazılmış nüshaları hususi ellerdedir. Berlin. Ein Heiligenstaat im islam: das Ende der Tschaga-taiden und die Herrschaft der Chodschas. Veli d i. Pantusov tarafından 1905 te Kazanda neşredilmiştir. 326) M u h a m m a d Ş a d i q K â ş g a r i . Vost. bk.223 — tasvir eden bir eserdir. A. S t o r e y. Burada eserin bütün babları ve fasılları sayılmıştır. 320. Z. Atalık Gazi Yakub Bek. Yazması hususi eldedir. 1905. Zap. E1 i a s. İzsltdovanya o kasiwovskix tsariax. II. 327) Mulla Musa bn M u l l â I s a S a y r a m î .

- 224 — tanın vaziyeti. (T), İstanbul, 1940. Burada Şarkî Türkistanda 1934-1937 seneleri arasında yaşayan "Şarkî Türkistan Cumhuriyeti., devri vakaii tasvir edilmiştir. 332) Garbî Türkıstanın, Buhara, Fergane, Kazakistan, Hiyve ve Türkmenistanın en son tarihi (1928 e kadar) için : Z e k i V e l i d i Togan, Bugünkü Türkistan ve yakın tarihi, 1929-1940 ta Mısırda ve 194247 Istanbulda iki defa basılmıştır. Horezm (Hiyve), Altın Orda, Kazak, Başkurt, Kazan ve Kırım tarihleri'ne dair kaynaklar : 333) Öte m iş H a C l». Tâ rîx-t dost sultan (T), 1550 senelerinde yazılmış Altın Orda hanları tarihidir, tam nüshası benim hususi kütüp-hanemdedir, bk. Z. V e l i d i , d. Zap. Vost. Otd. XXII, 310; diğer bir kısmı da Taşkent Umumî Kütüphanesinde bulunmaktadır, bk. Bart-hold, Zap. Vost. Otd. XV, 226-232. 3 3 4 ) E b ü l g a z i B a h a d ı r X â n (öl. 1664), Şecere-i türk. Çengizlilerin ve kendi zamanına kadar Horezm Özbek hanlarının tarihidir. Matbudur : B a r o n D e s m a i s o n , Histoire des Alongols et des Tat a-res, I, Petersburg, 1861 (Çağatayca metni), II, 1874 (fransızca tercümesi). Rıza Nur Bey bu fransızcasından bazı ihtisarlarla garp türkçesi-ne çevirerek neşretmiştir; Türk Şeceresi, İstanbul, 1925. Ebülgazi Hanın son senelerine ait kısmı oğlu ve halefi Öreng Han tarafından zeyl edilmiştir. 3 3 5 ) Ş i r M u h a m m e d M i r â b M ü n i s (öl. 1829), Firdevs-i iqbâl, Horezmde Özbek hanları tarihi ile Kongrat sülâlesinin teessünden 1740 senesine kadarki tarihi. Yazma nüshası: İstanbul Üniversite Kütüphanesi türkçe yazmalar, N. 82. 336) M u h a m m e d R i z a  g e h i , Riyâi-u 'd-dcvle (T), Allah Kuli Han devri (1825-1842) tarihi. 337) Ayni müellif, Zübbet-u 't-tevâ~rîx, Rahim Kuli Han devri (1842-1845) nin tarihi, 338) Ayni müellif, Câ~m?-ü cl-vaquca~t-i 's-sultâniya, (T), Mehmet Emin Han Devri (1845-55) nin tarihi; Bu üç kitabın yazması Leningrad, Şarkiyat Enstitüsü, N. F, 6.; Riyâz-u 'd-devle ve Zubdet-ü 't-tavârix de İstanbul Ünversite Kütüphanesinde türkçe yazmalar N. 82 de bulunmaktadır.

- 225 3 3 9 ) M u h a m m e d R i z â A g e h i , Gülşen-i iqbâl, Seyyid Meh-med Han devrî (1856-65) nin tarihi. Yazması; Leningrad Şarkiyat Enstitüsü, B. 1891, N. 562. 340) Ayni müellif, Şâhid-i iqbâl, 1865 te cülus eden Mehmet Rahim Hanın 1872 senesine kadarki hayatı ve icraatı. Ayni Leningrad Şarkiyat Enstitüsü yazmalarından N, C 572. 3 4 1 ) B a b a c a n M a n g ı t , Tavâ~rTx-i xorezmşâhiye (T), Horezm Kongrat emirlerinin 1864 e kadarki tarihi. Yazması : Berlin, Acc. mss. or. 1927, N. 144.

Kazak hanları, Kalkmuklar ve Kırgızlar tarihi için ayrıca:
342) S ey fi Ç e l e b i (öl. h. 990/m. 1582), Hind, Qalmuq, Kaşgar ve Qırgızlar tarihi, (T), yegâne yazması: Paris, Supplm. Turc. 1136. Neşredilmiştir. 343) Şah K e r i m , Qazaq Şeceresi, Orenburg, 1915. 344) Q u r b a n ' a l i X â 1 i d î, Tavâ~rTx-i xamsa-i şarql, Kazan, 1910. Kazak, Kalmuk ve Kaşgar tarihine dair, bir çoğu hâtırat mahiyetinde 791 sayfa tutan büyük bir eserdir. 345) 1924. M u h a m m a d c a n T ı n ı ş b a y , Qazaq tariqı (T). Almata

Altın Orda tarihi, Başkurt hır ve Kazan için:
3 4 6 ) M u r a d R e m z i (öl. 1935), Talfiq-u ,l-axbâr va talq'ih-u 7-â~sâ~r fi ahvâl-i qSzSn va bulgör va mulük-i '1-tStSr, Orenburg, 1908. İki cild (A) 1 cild 716 sayfa, 2, cild 534 sayfa. 347) Zeki V e l i d i Togan, Başkurtların tarihi. Yazması: İstanbul Üniversite kütüphanesinde bulunuyor. 3 4 8 ) S a m s u n T i p i y e v, Başkurt İnkılâbı tarihi, Ufa. 1925. 349) c A l î C a l â y ı r , Câmf-u 't-tuvârix, Reşideddin tarihinden tercüme ve ona Altın Orda hanlarına ait ekler, Berezin tarafından 1850 de Kazanda neşredilmiştir. Bu eserin yeni bir yazması hakkında bk. Ali R a h i m d. Vestnik Nauçnago obşçestva tatroyedenya, VII, Kazan 1927 s. 133—148. 3 5 0 ) Ş i h â b e d d i n M e r c a n ı (ö[. 1892), Müstefâd-ü 'l-axbâr fi tarix-i qazan va bulgar (T), iki cild, Kazan, 1885, 1900. 3 5 1 ) A b d u l l a h B a t t a l , Qazan Türkleri, İstanbul, 1925. yeni tab'ı 1966, Bilhassa 1917 senesinden sonraki hayat tasvir edilmiştir.
Tarihte U«ul F. 15

-226-Kırım için ayrıca :
352) Q a y s u n i z a d e , N i d a ' î R e m m a l Xoca, Târix-i sahib geray xan (T), Yazmaları : Paris, supplem. Turc, N. 164; Leningrad Üniversitesi şark yazmaları, N, 488. Sahib Gerey Hanın devrinin (1532-1551) tarihidir. 353) Haci A b d - u ' 1 - g a f f a r Q ı r ı m î , Umdet-ut-tavârix, 1744 te

yazılmiştır (T). Müellifin kendi eliyle yazılan nüshası Esad Efendi, N. 2331, Bundan bazı kısımları tayyedilerek N e c i b Asim Bey tarafından Istanbulda 1343/1927 neşredilmiştir.
354) S ey i d Riza, (öl. 1169/1756) Es-seb'-u 's-seyyar. (T). Yazmaları : Hamidiye, 950, Ragib Paşa, No. 1016. 1855 te Kazem Bek tarafından Kazanda neşredilmiştir. 355) K e f e l i İ b r a h i m E f e n d i , Tavâri\-i tatarxan ve t ağıştan va musquv va deşti qıpçaq ülkelerinindir (T), 1736 da yazılmıştır. 1933 de Romanyada Bazarçık'ta basılmıştır. 356) Halim G e r a y S u l t a n , Gülben-i xânân, (T) 1226/1811 de yazılmıştır. Yazması : Paris, supplem. Turc, N. 1116. Istanbulda 1287/ 1871 de ve bazı izahatın ilâvesiyle 1327/1911 de neşredilmiştir. 357) H a m d i Geray, Müstakil Altın Ordu devletinin bir ülkesi olan Kırımın tarihi. Kırım hanlığının mufassal tarihidir. Mezuniyet tezi olan bu eserin nüshası Türkiyat Enstitüsünde muhafaza edilmektedir.

Son zamanlar ve Kırıma ait bibliografya için : E t h e m F e y z i Göz ay d in. Kırım, istanbul 1948.

5
HlNDİSTANDA HÜKÜMRANLIK EDEN TÜRK SÜLÂLELER, TARİHİNE AİT KAYNAKLAR Tugluklular Devri İçin: 358) Sadr-u'd-din Muhammad bn H a s a n a l - N i z a m i , Tâc-u 'l-ma^âşir fi ahvâl-i mulük-i 'l-hind (F), Aşir Efendi, N. 601; Ayasofya N. 2847, 2848, 2991. 359 Z i y â - u ' d - d i n B a r r a n î , Târlx-i flrûzşâhl (F), 1266 da Firuz Şah devrinden 1356 senesine kadar. Calcutta, 1862 Bibliotheca İndica, N. 119).

— 227 360) Şams-i Sirâc 'Afif, Târ'ix-i firüzşahi (F), Calcutta, 1891 Bibliotheca Indica N. 119) 361) Yahya b n A h m a d b u A b d - u ' l l a h S e r h e n d i , Târıx-i mübârakşâhı (F) Hızır hanilerden Mubarekşah bn Hızır (1421 — 1434) namına yazılmıştır, Calcutta, 1931 362) H a c i M u h a m m a d b n H a c i Ali N i ' a m i , Târix-i firuzşâhl (F), yazması: Ayasofya N. 3055. Babürlüler devri için : 363) Z a h i r - u d-d in B â b u r, Bâbur-nâme, çagataycası 11 m i n s k i tarafından 1857 de Kazanda; çagataycasının faksimilesi B e v e r i d g e tarafından 1905 te Londrada; Batı türkçesine R e ş i t R a h m e t i Arat tarafından yapılan tercümesi, Türk Tarih Kurumu tarafından 1943 te Istanbulda neşredilmiştir. Erskine (1836). S i r L u k a s K i n g - ( 1 9 2 1 ) , Beveridge (1922) tarafından İngilizceye, A. P a v e t de C o u r t e i l l e (1861) tarafından fransızcaya ve A. K a i s e r (1828) tarafından alman-caya tercüme edilerek neşredilmiştir. B a y r a m Xan tarafından yapılan tercümesi çagataycasından daha evvel malum olmuş, bu da 1308/1890 Bombay'de neşredilmiştir. 3 6 4 ) G ü l b e d e n B e g - i m (Bâbürün kızı), Humâyün-name (F) türk-çe tercümesi Türk Tarih Kurumu tarafından 1945 te Istanbulda neşredilmiştir. 365) B a y e z i d Bek Târîx-i hümâyûn, Calcutta, 1898.

366) Abu ' 1 -Fazl-C A l l â m i, Âkbâr nâme (F) Ekberin hayatı 1602 ye kadar 3 cild, Calcutta, 1877, 1887 (Bibliotheca Indica N. 79) 367) A b u * l - F a z l al- ' A l l a mî, Âyin-i akbar'i (F) Ekber zamanının idare teşkilâtı. Calcutta, 1872, H. B l o c k m a n n tarafından yapılan ingilizce tercümesi, (1873. 1907) de vardır. 368) 5 A b d - u ' l - q â d i r ba M e l i k ş â h a l - B u d u v â n î , Munta-xâb-u 'tâvânx (F) 3 cild 1595 e kadar Bâburlular tarihi. Calcutta, 1862, 1868 (Bibliothe Indica, N. 97). 369) Ni?am-u 'd-dîn Ahmad bn Muhammad M u q î m H a r a v î , Tabâqât-i akbarî (F), 2 cild Calcutta, 1913, 1936. Bâburluların 1593 e kadarki tarihi. (Bibliotheca Indica, N. 223j.

- 228 — 370) Mulla A h m a d T a t t a v i , N a q i b X a n , C a f e r Bek ve A b u ' 1 - F a z l c Al lam i dan mürekkep heyet Târix-i alfi. Hicri 1000 — 1591/2 tarihi dolayısiyle Ekber Şahın emriyle yazılmış bir İslâm ve Temürlülar tarihidir. Basılmamıştır, yazması; Britisch Museum add 16. 681; bk. Storey II. 118-121. 371) H a s a n Bek bn M u h a m m a d Bek Xâki Ş i r â z î (öl. 1613). Muntaxab-u yt5vâ~rix (= Ahsan-u ,tâ~varix). 1613 senesine kadar gelen umumî İslâm tarihi, yazmaları için bk. S t o r e y PL. II. 123. 372) C i h a n g i r P a d i ş a h , Tezkire-i cihangiri (F), Cihangirin hatıratıdır. Aligar, 1864 A. B o g e r s tarafından yapılan ingilizcesi 2 cild olarak 1904, 1914 te neşredilmiştir. (Bibliotheca tndica, N. 126). 373) cutta, 1865. M u c t a m a d X a n B a x ş i , tqbâ~l-nâ~me-i cihangiri (F) Cal-

374) Xoca G a y r a t Xan, (Kâmgâr Hüseynî) Ma'âşir-i cihangiri (F), basılmıştır, bk. C. A. Storey PL. 563. 375) c A b d - u ' l - h a m î d Lahürı (öl. 1065/1655), PadişahnSme (F) imparator Şahcihanın tarihi, 1662 sayfalık büyük iki cildlik eser. Calcutta, 1867, 1868. 376) M u h a m m a d Ş a d ı q , Târix-i şahcihâni (F), neşredilmiştir, bk. Elliot, History of tndia, vol. VII. 133. 377) Muhammad S a l i h Kambü L a h u r i , ^Amal-i şâlih yahut Şahcihannâme (F), 2 cild, Calcutta, 1927 (Bibliotheca tndica, N. 214 378) M u n ş î Muhammad K â z i m bn Muhammad Amin, AlamgIr-nâme (F), imparator Alemgirin mufassal tarihi, 1160 sayfalık Calcutta, 1868,
c

379) X o c a q u l i Bek bn Q ı p c a q Xan, Tâ~rix-i qıpcaqxSnl, (F) 1712 ye kadarki vakayii anlatır. Yazmaları için bk. Storey PL II. 136. 380) Muhammad S a q i M u s t a c i d Xan, MSşir-i calamgiri (F), 2 cild Calcutta, 1870, 1871 381) Ş â h n u v â z X a n Ş a m ş â m - u ' d -davla, McPâsir-i cl-uma-râ (F), Ekber devrinden 1870 e kadar ki devrin tarihi 2 cild, Calcutta 1887, 1895. H. B e v e r i d g e tarafından yapılan ingilizcesi de vardır (1912 Bibliotheca tndica, N. 112). 382) Mullâ Abu ' 1 - q 3 s i m H i n d i ş a h F e r i ş t a h , Tâ~rix-i fe

- 229 — riştah (F) Biçapurda Adîlşahîlerden ibrahim Sani (1579-1626) a ithaf edilmiş İslam ve Hind islam sülâleri tarihi. 2 cild 1831 de Bombey'de ve 1905 te Luknau'da taşbasma ile neşredilmiştir. Afganistanda Cengiz-liler ve Hindistanda Bâburlular tarihi için de çok mühimdir, 383) M u h a m m a d H â ş i m X â f i X â n , Muntaxab-u 'l-ubsb (F), 2214 sayfa tutan muazzam eser. 3 cild olup Alemdir zamanına kadarki Bâburlulardan 3. cildinde de Dekkan hâkimlerinin tarihinden bahse der, Calcutta, 1869, 1874, 1925. 384) c U b a y d - u ' l l a h M u h a m m a d Gucu râti, Târix-i gucurat (F), Calcutta, 1910. 385) H a c i ' d - D a b i r Z a f a r - u ' 1 - v â l a h , Târix-u gucurât (A) 3 cilddir. London 1928. Hindistan Türk sülaleleri tarine dair diğer kaynaklar için bk. C. A. Storey, PL. II. s. 435 vd.

6
MOĞOLCA KAYNAKLAR 386) Mongol'un niuça topça an (Yüan-çao •pi-şi), Moğolların gizli tarihi, Almanca tercümesi: Die geheime Geschichte der Mongolen von Erich Haenisch, Leipzig, 1941. Bunun içindeki kelimelerin tahlili yine Erîch Haenisch, Wörterbuch zut mongol'un niuca tobçaan, Leipzig, 1939 Bu almancadan tercümeden Ahmet Temir tarafından yapılan tercümesi, 1948 de Türk Tarih Kurumunca neşredilmiştir. Bu eser için bk. yuka rıda s. 4444. 397) Altan topçı, Moğol vakayinamesi lama Galsan Gombayev tarafından moğolca metni ve rusça tercümesi ile Trudi Vost Otdelenya Russk: Arxolog. Obşçestva, VI, 1858 de neşredilmiştir.
388) Sanang seçen, Erdenijin topa (Kıymettar incilerin toplanması) almanca tercümesi: Geschichte der Ostmongolen und ihres Fûrstenahuses übers. v. 1. Schmidt. Petersburg, 1829. 389) S. J a m s a r a n o v , Mongolskaya letopis XVII. veka, (17-asır Moğol vekayinamesi). Leningrad 1931 (Trudi tnstituta Vostokove-denya XVI).

- 230-

7 SÜRYANİ, ERMENİ ve
GÜRCÜ KAYNAKLARI 390) Mâr M i c h e l l e S y r i e n , Chronique, ed-par J. B. Chabot Paris 1899-3924. 4 cild. Süryani metnî ve fransızca tercümesi, 1166-1199 da monofizitlerin patriği olan bu zat 1196ya kadarki vakayii toplamıştır. Daha evvelki Süryani kaynakları için bk. N. P i g u I e v s kaya Siriysaiye istoçniki po istoriyi norodov S. S. R., Lenigrad 1941. 3 9 1 ) L a s d i v e r d ' l i Arisdakes (Aresdakes Lasdivertzj), Ermeni tarihi fransızcası : Histoirs d'Armenie, comprenant la fin du royaume d*Ani et commencement des invasion des Seldjoukides traduit par E v. Pru d ' h o m e , Paris 1864 392) Urfah Mateos (Mateos Urhayetzi). 952 — 1136, Haçlı seferleri kronolojik tarihi; talebesi Grigor tarafından 1163'e kadar devam ettirilmiştir. Fransızcası: Chronique de Mathieue d'Edesse trad. par E. D u 1 a u r-ier, Paris, 1858. H r a n t A n d r e a s y a n tarafından yapılan türkçesi Türk Tarih kurumunca neşredilmiştir. 393) Ani'li Samuel (Samuel Anetzi), Vakayi takvimi. Franzcasısı: S a m u e 1 d'Ani, Table chronologique, traduit par M. B r o s s e t Petersburg 1876. 394) M a g a k i y a A b e g a (Malagia Apegha, Rahib Magaki-ya), Okçu milletin tarihi, rusçası : Istoriya monogolov inoka Magakia, perev. Patkanova, Petersburg, 1871. Brosset tarafından yapılan fransızcası Petersburg 1874. 395) G e n c e l i Z y r i a k (Giragos Kandzageçi), Ermeni tarihi fransızca E. D u l a u r i e r tercümesi (Journal Asiatique, 5. serie, t. XI, 1858, p. 197-255, 426-508) nden türkçesi Türkiyat Mecmuası II, 1928 s. 139-218. Ayrıca Brosset de fransızca olarak Petersburgda 1870 te neşretmiştir. 396) V a r d a n P a d m i ç (Vardan Vardapet), Cihan tarihi, rusçası : Vsebosçaya istoriya Vardana Velikogo, Peredov N. £ m i n ' a Moskova, 1864, Fransızcası: E. D u 1 a u r i e r, Les Mongols d'apres les historiens Armeniens. Journal Asiatique, 1860. oct- nov. Türkçeleri! Türkiyat Mecmuası, V, 1935; İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Semineri Dergisi, sayı 2, 1937 397) Aryavanklı Mixitar (Mixitar Arivanetzi). Kronolojik cedvel. Fransızcası: Historie chronologique par Makithar d'Airvanak traduit par B r o s s e t , Petersburg 1869 (d. Memoires del'Academie de Petersburg 7. serie. t. XIII. N. 5).

IV : ISıovgorodskaya letopis' (3 rivayeti vardır) Çetverlaya novgorodskaya letopis' Pskovskaya letopis' Semenovskaya letopis' C. Fransızcası: Historie de la Siounie par Stephaneos Orbelian traduit par M. I: Troytskaya letopis' ve Lavret'yevskaya letopis'. B r o s s e t tarafından 1849 da Peters-burgda neşredilmiştir. asra kadar. Brosset. 1849-58 (4 cild) te toplanmıştır. Bunlardan Türk tarihi ile de ilgili olan başlıcaları şunlardır : C. İlk cildi (1469 a kadarki kısmı) M. Temiir tarihi. 401) Bu eser esas olmak üzere geçen asrın ilk yarısında malûm olan bütün Gürcü kaynakları M. C. Ipat'yev vakayinamesi 15. 12. II: Gustinskaya letopis'. 403) Polnoye sobranye russkix letopisey. Fransızcası: Felix Neve. 8 GREK. sonra. jusqııan XIX siecle. asırda (Nestor ve başkaları tarafından) işlenmiştir. asırda Suzdal'da yazılmış ve 1305 e kadar gelir. 400) K ' a r t ' l i s C h o v r e b a . VII: Voskresenskaya letopis' . Rus vakayinamelerinin külliyatı. Gürcü tarihi I. Lavretyev vakayinamesi 14. Brosset.— 231 398) S t e p a n o s O r b e l y a n (Etienne Orpelian). ve Ipatyevskaya letopis. Expose dcs çuerres da Tamerlan et de Shah-rokh dans VAsie occidentale d'apres Thomas de Medzoph. LÂTİN. C. III: C. Üç kısımdan ibaret olan bu vakayiname 1051 de yazılmış. A. E. Şax-matov 1916 neşri. Vf—V'2: C. RUS ve diğer AVRUPA KAYNAKLARI 402) Naçalnaya letopis: Rusların «mebde vakayinamesi». Hrant Andreasyan tarafından yapılan türkçesi Türk Tarih Kurumu elindedir. 1842 de başlayıp tam bir asırdır neşrediliyor. IV—V : C. Paris. Petersburg. Sünik (Karadağ) vilâyeti iarifıi. Historie de la Georgie depuis lanli(}uitv. Petersburg 1864 3 9 9 ) M e d z o p ' l u Torna (Tovma Medoptzi). 1292 senesine kadar gelir. 1858. asırda yazılmıştır.

XX : L'vovskaya letopis' C. 10 cilddir. 1216 —1679 seneleri arasına ait vesikalar. 195 — 197 «Polnoye sobranye russk. cild (1894) natamam kalmıştır. bunların esbabı mucibesini ihtiva eden vesaik mecmuası. s. IX—XIII: Nikonovskaya letopis1 (Rus vekayinamelerinin en mufassalı. XIX : Kazanskaya letopis' C. Rus idaresine girmiş veya girmek üzere bulunan (Nogaylar. Petersburg-. Obezrenye russkix letipismx svodov 14—16. Buna ilâve olan Prodoljenye drene -rossiyskoy vivliofeki. s. XV: Tverskaya letopis' C. C. 406) Ponoye sobranye zakonov rossiyskoy Imperiyi. Rusyanın en zengin vesaik mecmuasıdır. Buna ilâve olan Dopolnenye k Aktam Istoriçeskim. 408) . ikinci seri (Vtoroye Polnoye Sobranye Zakonov) 1825 —1881 arasında 55 cild çıkmış. Aktı otnosiaşçiyesia do yuridiçeskago bıta drevney Rossiyi 13-18 asrın hukukî vesaiki mecmuası. Kalmıklar. Rusya devletinin ferman ve muahedeleri külliyatı. Rusyanın kanun. muahede. vekov. XXIII: Yermolovskaya letopis' Rus vakayinameleri için en iyi rehber: A. XXI: Stepennaya kniga C. 407) Aktı istoriçeskiye. Bu külliyat 16— 17 asır Nogay. c. Rus kütüphanesi». 1773 — 75 senelerine N o v i k o v tarafından neşredilmiştir. Ş a x m a t o v. 1265 — 1699 senelerine ait vesaiki ihtiva eder 5.— 232 - C. Kazan Kırım tarihi için fevkalâde mühim vesaiki ihtiva eder. Petersburg 1813 —1828 de folyo olarak 5 cild çıkmıştır. münderecat ve Türklere ait kayıtlarının genişliği itibariyle en zengini. U. cild. 1789 dan başlayıp çıkmıştır. Petersburg. 35. 2 cild. 405) Drevnaya rossiyskaya vivliofeka «Eski. A. 1857 —1864 v. 1938 ve Brokhaus ansiklopedisinin rusçası. İlk cildi 1841 de çıkmıştır. 1881 de üçüncü seri başlamıştır. 1649 dan 1825 e kadar 45 cild. T u r g e n e v neşri. 404) Sobranye gosudarstvennıx gramot i dogovorov. Kafkaslılar) kavimler tarihi için ilk kaynaklardandır. Moskova. 12 cild. 1581 — 1700 seneleri vesaiki. Tarihî vesikalar. 1685 e kadar ki vesikaları ihtiva eder. letop» maddesi.

418) Materyali po istoriyo narodov SSSR. 1869. 2 cild. Gudoviç devri vesâîkı C. Materyali po novoy istoriyi Kavkaza. Çarlığının Azerbaycandaki müstemleke siyasetine ait vesaik (Ulum Akademisinin Tarih Enstitüsü neşri) Çast I. N. V. Golovin devri vesaiki C. I.p. Kafkasya ar-şivbilimi komisyonu vesaiki. III — 1806 — 9. Bu eserde Azerbaycan tarihine dair diğer vesaik toplamları da gösterilmiştir. Vorontsev devri vesaiki C. F. S e m e v s k i neşri 17 — 18. B u t k o v . Leningrad. —1809 — 1811 Tormasov devri vesaiki C V. 413) Pamiatniki diplomatiçeskix snosenyi Rossiyi s Persiyey. 6 cilddir Rusyanın Kavkasyada işgal seferleri ve harplerinin mufassal tarihi. I— 1398-1799 senelerin vesaiki. Rus Ulûm Akademisinin vesaik şubesi neşri 1249 — 1645 senelerine ait vesikala-ihtiva eder. Bunda ermenice. 1. Bana malûm olan 11 cildinde şu devirlerin vesaiki mündereç bulunuyor: C. Rus-yanın İranla olan siyasî ve ticarî münasebetlerine ait vesikalar. 1937. VIII — 1831 —37* Baron Rosen devri vesaiki C. 1722—1803 senelerinin Şimalî Kafkasya tarihine ait vesaik. 1837—42. —1811-16 Pavluççi devri vesaiki C.. IX. 1837 — 42. 4 cild Petersburg 1836 ved. Moskova. Snoşnye Rossiyi s Kavkuzom. Buna ilâveler. Petersburg 1871-88.IV. 411) Aktı Arxeografiçeskoy Kommissiyi. Murav'yev devri vesaiki. Dopolnenye k Aktam Arxeografiçeskoy Kommissiyi. Istoriya voyni ivladiçestva russkix na Kav-kaze. 1334 ten 1699 a kadarki vesikalar: 5 cild. XI 1852—54. Yermolov devri vesaiki C. gürcüce. D u b r o v i n . 464 sayfa. . VII 1827-1831 Paskevıç devri vesaiki C. türkçe. Veselovski tarafından 1890 — 93 senelerinde neşredilmiştir. arapça ve rusça vesaik neşrediliyordu. II — 1802 —1806 Tsitsianov zamanına ait vesikalar C. 417) N. 414) Aktı Kavkazskoy Arxeografiçeskoy Kommissiyi. X. senelerine ait vesaik. asır tarihî ve hukukî vesikaları. 1870. İlk cildi 1488 den başlıyor. VI—1816— 1827. 1827—1843. Belokurov. 3 cild. 410) Aktı Arxeagrafiçeskoy Ekspeclitsiyi Akdemiyi Navk. C. Rus Devlet arşiv komisyonunun vesikaları. 12 cild 412) Pamiatniki diphmatiçeskix snosenyi Rossiyi sinontrannımi der-javami Petersburg 1851-1875 arasında 10 cild çıkmıştır. Moskva 1896. Koloniyalnaya politika rossiyskago tsarizma ve Azerbaycane.233 409) Aktı istoriçeskiye i yuridiçeskiye. 1568— 1613 seneleri vesaiki. 416) P. 415) S. M. Petersburg-.

428) A. Rusyanın son üç asırda Buhara ve Hiyve ile münasebeti tarihi. 423) N.I. 421) A. Leningrad 1935 (Trudi i a t i t t ı d a Vostokovedeııya VII).anya Sredney Aziyi. IX. Grodckov. 1832. Kasım hanları tarihine a i t telkikat. 1864. Horem-de yaşayan Karakalpaklann t ari hi . 420) S. Leningrad 1938. Petersburg. Snoşenye Rossiyi s Buxoroy i A'ivoy za poslccl-niye trexsotlet'yf. asırda Ortaasya ile münasebetlerine ait vesaik. L e v ş i n. Tacikistanve Türkmenistan Cum huriyetleri t a r i h i . d. Leningrad. Oçerk istoriyi Karakalpokov. Snoşenye Rossiyi s Sredney Aziyey v 16-17 vekax. U l î a n t S k İ . Tacitskoy i Tarkmcnskoy SSR. Taşkent. Petersburg. 426) Materyali po istoriyi Uzbekksoky. kn. 422) M. haritalarla 4 cild.234 -419) V. 1933. I v a n o v . Terent'yev. Petersburg 1906. 1910 dan başlayıp 8 cild çıkmıştır. hsledovanya o kasimovskix tsariax. . Burada Astarhan. Screbrennikov. Sbornik rnateryalov dlia istoriyi zevoy-evanya Tarkestanskago Krayj. 1881. d. Petersburg. ıstoriya :avoyeı. G. Özbekistan. Obsçest-oa. Petersburjr. 4 cild.-. Vouna v Turkmeniyi. 427) P. Rusyanın 16 — 17. 430) V e 1 ya m in o v Z e r n o v. Leningrad 1939. 1873 te Rusların Horezmi istilalarının tarihine ait materyallar. P o p o v. 1613 senesinden başlar. Cvcgraf. Türkmenistan savaşları t a r i h i 3 cild. Opisanye kirgtz-kaysatskixrdi stepey. Snoşenye Rossiyi s Xivoy i Buxaroy pri Petre-Velikom. 1!. 429) A. Kazan ve Kazak hanları tarihine ait vesaik toplanmıştır.si Şark E n s t i t ü s ü neşri 2 c i l d . v. Peteresburg. Orta-asyanın Ruslar tarafından işgalinin t a r i h i . Zapiski Russk. 425 V. Petro zamanında Rusyanın Hiyve ve Buhara ile münasebeti tarihi. c. Kırgız-Kazak urugları ve bozkırlarının tavsifi 3 ci l d. Rus UJûm Akadimi. 1915. M. c. Türkistan ülkesini işgal tarihine ait me-vaddın toplamı. Frotskiv Materyali dlia opîsayna xifinskopo poxada 1873 go-goda. I. 1888! 424) Materyali po istoriyi Türkmen i Turkmeniyi Türkmenler ve Tüıkmenistana ait i s l â m i k a y n a k l a r ı n verdiği malûmat toplamı. 1853. Jukovski.

1940 a kadar 4 cild çıkmıştır. 1937 (farsça kaynaklardan toplanan malûmat farsça metin ve ruşça tercümeleri). 1884 (arap kaynaklarından toplanan malûmat ki İ s m a i l H a k k ı i z m i r l i tarafından türkçeye çevrilmiştir ve 1941 de Maarif Vekâleti tarafından ilk cildi neşredilmiştir). Kırgız ve Başkurtların tarihi. 438) G. Ve bu ci l di n haşiyelerinde. Orenburg vilâyetindeki Kazak. ıstoriya. 439) Bar.). 433) P. 1887. 4 3 7 ) P i ş e r . Başkurdistan Cumhuriyetinin ve Başkurtların tarihi Leningrad. I. Miller. 432) P. Kazakistan Cumhuriyeti tarihine dair mayeryallar.235 431) Materyali po isteriyi Kazaxskoy SSR. Sibir t a ri hi . Todugrafiya orenhurgskoy guberni ilk tabı. Opisanye sibirskago t s ar s t va i vsex proljsşcdi. Altın Orda tarihine ait materyallar. 436) Materyali po isteriyi taturskoy ASSR. 1774: almancası daha önce 1768 de ç ı k m ı ş t ı r .. (Rus Ulûm Akademisinin Tarih ve arkeoloji Enstütüsüuün «Trudn larından. s. Petersburg. Burada Rus arşivlerindeki türkçe vesaik de a s l ı n da olduğu gibi arap harfleriyle neşredilmektedir. Sibir hanlığının ve orada zuhur eden bütün vakayiin tavsifi. 1. :' 440) Sovyetler devri için biihassa Krasnıy Arxiv. Sbornik materyalov otnosiaşçıxsia kistoriyi Zolotoy Ordı. R ı ç k o v. Rus Ulûm Akademisinin Tarih Enstitüsü tarafından neşredilmiştir. Sibirskaya. Tataristanın eski t a r i h i n e ait mevad toplamı ve Kazan şehrinin topografyası. i k i n c i cildi Leningrad. 1762. F. Başkurt Kalmuk ve saire kavimlerin tarihi ülkenin tarihi coğrafyası. 435) Istoriya Tatarıyi v muteri\alax i dokummdax. ilk tabı. ikinci tabı Orenburg. 1750 Kitabın ikinci cildi Rus Ulûm Akademisinin Etnografya Enstitüsü tarafından 1941 de neşredilmiştir. Kırmızı arşiv mühimdir. Moskova. c. Leningrad i932. Petersburg. Pe-tersbug. 1759. I. 434) Materyali pa istoriyi Başkirskoy ASR. Petersburg. 549—585 Sibirya ve orada yaşayan Türkler tarihine dair Rus vesaiki sayılmıştır'. 1. T i e s en h a u s e n. c. Pistsovaya kniga gorada Kazanı. 1937 iki cild. R ı ç k o v. . Tataristan Cumhuriyeii t a r i h i . 1938 senesine kadar 87 ci l d ç ı k m ı ş t ı . Istoriya Orenhurgskoy gitmemi. Orenburg vilâyeti Kazak.v v nem del. Petersburg. 1936 dan beri 3 cild çıkmıştır.

Historiae Muslumanea Turcorum de monumentis ipsorum excriptae. 1824-44 ne ait eserlerinde. 1908 (3 cild. Bu zatın yine Annales Sultanarum Othmaniarum ilimli eseri de 1590 da neşrolunmuştur. Türk tarihine taallûk yeni çağ Avrupa kaynaklarından ancak bir ikisini göstermekle iktifa ediyorum: 441) Hans L e u n c l a v i u s . Frankfurt 1591. J. 1827-35. Gotha. Kırım (Geschcihte der Chane der Krım. Darmsdat. birde zamanına ait resimleri mühimdir. 10 cild. 1840-63. Kanunî zamanında Türkiyede bulunan bu Alman. 9 HAL TERCÜMESİNE AİT ESERLERİNDEN TÜRK TARİHİYLE İLGİLİ OLANLARI 443) Y â q ü t a l . VI. onun Altın Orda (Geschcihte der Goldenen Horde. Avrupada Alman. Rumen ve İtalyanların Türk tarihine taalluku olan diğer kaynakları J. eserini Osmanlı menbalarından almış ise de kendi zamanına ait malûmatı kendisi toplamıştır. 442) R i c h a r d K n o l l e s . Leh. Budapest. 1939) ve Altın Orda tarihinde (Die Goldene Horde. Wien 1856) ve İlhanlılar tarihi (Geschihte der llchane. London 1638. ingiliz.. Leipzig 1943) mufassalen sayılmıştır. 1—246 da verilen muntazam bibliografiyasında ve V. 1511 sayfa. 1872. Jorga'nın (Geschichte des osmaniechen Reiches. s. . 1908-13 cild) Osmanlı tarihinde. M a r g o l i o u t h neşri. Bu eserde de müellifin bizzat kendisinin topladığı malûmat çoktur. 1840). H a m m e r P u r g s t a h l'in 1774 e kadar gelen büyük Osmanlı tarihi (Geschichte des osmanischen Reiches. İrşSd-u 'l-arıb li-mac rifat-i 'l-adıb (A). Hamburg. 1229). Zinkeisen'in (Geschichte des osmanischen Reisches in Europa. 7 cild) ve N. Tfıe Generale historie of the Turkes. Fransız.236 — Rus dilinde yazılan diğer vesaik Karamizm ve Solovyov'ın Rusya tarihine dair eserlerinin haşiyelerinde ve ayrıca K. l k o n n i k o v ' ı n Opıt russkoy istoriogra-fiyi. B e r t h o 1 d S p u 1 e r'in İlhanlılar (Die Mongolen in İran. W. B e s t u j ev-R i u m i n'in Russkaya istoriya (Rus tarihi) n i n I. V. türkçe Mehmet Ata tercümesindan şimdiye kadar (1913-1947) 1676 ye kadar 11 cild çıkmıştır). London-Kahire.H a m a v i (öl. 900 sayfa. 1891-2. 4 cüz) inde gösterilmiştir. Mısırda hareketli olarak 1936-38 de 20 cild olarak yeniden basıldı. Macar. Leipzig. Budapest. 1923-27 7 cild-Gibb Memorial old series.

u '1-dîn a l . Ayasofya.d i n Muhammad a l . 2345 . Mc. 1282). kaldı.l-. Târlx-i 'l-nubalâ (A).237 444) A h m a d b n l b r â h i m l b n X a l l i k â n . N. (öl. Al-durar-u 'l-kâmina fi acyan-i 7-mfat-i '1şSmina (A). II. 1383). Nuruosmaniye. II.u ' 1 .Z a h a b i . Terâcüm ve havadis beraber. 1280 de 2 cild olarak ls-tanbulda intişar etmiştir.iqyân fi cfyan-i 'l-ayân (A). H. Yazmaları için bk. 2966. 445) Halil bn A y b e k a l . G. G.'e n f e 1 d 1842-71 de kendi el yazısiyle taş-basma olarak Göttingen de 13 cüz olarak bastırmış . Al-Zav-'u 7-lâmf li-ahl-i 'l-qarn-i 'l-tâsiQ (A). Nazm-u. W ü s t. N.H a n b a l î (öl. 3428-9. 455) cAbd-u '1-hay b n a l . yazması Topkapı Sarayı N. VafiySt-u 7 a^yan (A) F. New York. 1350 Kahirede basılmıştır. Ayân-u 'l-aşr va acvan-u 'l-naşr (A). 1440). 2962-70.S u y ü t î (öl. 4 5 1 ) Ş a m s .t m â d a l . 4 4 8 ) Ş a m s . 1299/1882 Bulak tabı iki cilddir. Lâleli. 449) Ibn H a c a r (öl. 20 den fazla cild. Ragib Paşa. N. GAL. 446) Ayni Müellif. Ibn Hallikâna zeyldir. Nuruosmaniye.M u r â d î . 8 cild. Yazmaları: Es'ad Efendi. Ro-doslu Mehmet Efendinin türkçe tercümesi h. 2910.Ş a f a d î .q â d i r a l . 40. Terâcümüahval ve havadisler beraberdir. H. İslâm teracümü ahval kitaplarının ana kitabıdır. 452) c A b d . S.c . S.u ' I . Fil ip H i t t î neşri. Kahire 1303 basımı 12 cild. 1996. h. 4 5 0 ) C a l â l . B r o c k e l m a n . Xulâşat-u 'l-aşar fî a'yân-i 'l-qarn-i 'lhâdi caşar (A). 3191-93 Ayasofya. B r o c k e l m a n . Al-Man-hal-u 7şö/f va 'l-mustavfi bi 'l-vâfi (A). 1469).M a h â s i n l b n T a g r i b e r d i (öl. ancak son cildleri eksik. h. . 1284 Mısırda basılmıştır. De Slane ingilizce tercümesi 18421871 de Paris ve Londrada 4 cild olarak.u ' l . 453) Muhammad a l . 32. Tâ~rlx-u'l-nür-i'l-saflrcan axbâri 'l-qarn-i 'l-'âşir (A). 447) Abu M . asrın Who's who'su> sayılıyor. 4 cild. R i t t e r 1931 de neşrine başlanmıştı. N. Silk-u 'l-durar fi a'-yân-i 'l-qam-i 'l-şâni çaşar (A) . 1374 . (öl. 1927 «15.d i n a l . 42.I d r ü s i . 1288 de Kahirede basılmıştır. N. 454) M u h a m m a d b n X a l i l a l . Al-Vâfi bi 7-vafiyat (A). Başka yazmaları için bk. 1505).S a x â v i . 28. Bağdad 1934 basılmıştır. 1678) Şazarüt-u 'lzahab fi axbâr-i man zahab (A). Haydarâbadda 1348-50 de 4 cild olarak basılmıştır. 4 cild.M u h i b b i ..

Vafiyat-u 'l-aslâf va tahiyat-u 7-axlâf (A). Aşar (T) 1902 den başlayıp cüz cüz basılmıştır. II: S. N. 7 cildlik bir eserdir. 1268 de Istanbulda basılmıştır. B r o c k e l m a n n . 464) Abd-u 'J-hay a l . 106. Tac-u '1-tarScim fi \abaqat-i 'l-hanafiya (A). . (F). S. 1840) AUFavâ'idu 'l-bahiya fi terâcüm-i 'l-hanafiya (A). Brockelmann. Köprülü. 460) T a q î ' 1 .a <öl. Yazmaları: Süley-maniye. 429. N. 2439) ve dikerlerinin zeyilleri (Veliyeddin Efendi. Luknau tabı. 5 cild. 459) Q a s i m b i Q u t l u b u g . 1113. Yazmaları için bk. yazmaları için bk. 1924. t ar i h kısmı. 1553). Mısır.S u b u k l (öl. 1375). 1589). G. 4 6 3 ) R i z a e d d i n bn F a x r e d d i n . 1918. Flügel neşri. 458) Abd-u '1 . Jabaqâl-u'l-ş5fiiya al-kubra (A). Nev îzade Ataullah Efendinin türkçe zeyli (Hadiqal-ii 'l-haqâ~iq fi zeyl-i 'şsaqâ~'iq) h. II. nüshası Kazanda Alimcan Bârudî Kütüphanesinde bulunuyor. S. 1332 de Haydarabad'da basılmıştır. N.q a d i r a 1 .T a m î m ı (öl. s. G.u '1 .— 23S — 456) A h m e d T a ş k ö p r i z a d e (Öl. 1289-1874. 1333/m. Mısırda h. 645. 1601). Al-Cavâhir-u 7muzj'a fi tabaqdt-i 'l-hanafiya (A). 302-3. 2419-2423) vardır 457) M a h m u d bin S ü l e y m a n K e f e v î (öl. 461) Tâc-u 'i-din a l . 53. N. Leipzigf 1862. Şaqa'iq-u nu'maniya fi ulema'i 'l-davlat-i 'l-usmaniya (A). h. Buna Ali bn B â l i ' n i n Al-Iqd-u 'l-manzüm ismindeki zeyli (A) İbn Hallikan hamişinde.L u k n a v î (öl. 1882 İbn Hal-l i k a n * ı n hamişinde: Mehmed Mecdi Efendi tercümesi 1852 de Istanbul-da basılmıştır. 1474). Bundan başka Ahmet Habib Uşşakizade'nin (Es'ad Efendi. 433. C. 3 cilddir. İstanbul. N. 1324. 1915. II. II. NafahSt-u 'l-uns. II. ve Borsada Hüseyin Çelebi. Mukaddimesi hariç basılmamışhr. B r o c k e l mann. Alâm-u 7axyar min fuqahcV-i mazha-i 'l-nu man-i 'l-muxtâr (A) . B r o c k e l m a n n . Yazmaları için bk. Mısırda basılmış. türkçe Lâmicî tercümesi.q â d i r a l . AlTabaqat-u al-saniya fi terâcim-i 'l-hanafiya (A). 1370). Kazan 1903 Bk. B r o c k e l m a n n .Q u r a ş î (öl. s. Ortaasya ve Edil uleması için: 4 6 2 ) Ş i h a b e d d i n Mercanı.d î n b n A b d . 829. Bk. 1299/m. 89. Türk tarihiyle ilgili Suf iler teracümünden: 465) Abd-u'r r a h m a n C a m i . 1304.

468) CA b d . Yine Hindistanda 1887. 69. (1049/1639 da yazılmış). N. bk. Tahran. 1945). B r o w n e neş ri.u '1 h a q b i n S a y f . Leningrad. 469) Bâburlulârdan M u h a m m a d D a r â ş i k ü h . Lâmrî'nin Nefahat tercümesine Osmanlı meşayihi de ilâve edilmiştir. 1901. Leyden.T u r k a 1 . 1259/m. Muzakkir-i ahbâb (F). Fâtih. 1872. s. 1906. 467) Ali bn H u s a y n al. Mecâlis-ü 'n-nefa'is. 640 ( E t h e . 4056 Farsça tercümesi ve zeyilleri Prof. İVes5'im-u 'l-mahabba (T). Safinat-u 'l-av-liua. Leningrad nüshaları için bk. Mss. 1940. 291-300. 52b —162a. istanbul.V a i z a l . istanbul kitaplıkları. Rcşahat an ayn-i 'l-hayat. Minut. 1. E. Leyden.a ş r a f ( H a s a n N i ş â r I ) . Trudı Otdela Vostoka Gasu-darstv. Bu eser Berlin ve Kabil nüshaları tarafımdan karşılaştırılarak taba hazırlanmıştır. 1052/1642). 443-571. Catalogue of Pers Mss. 927. Çagataycası. 1949. \ i ş ' ı r N e v a y ı (öl. s. 150S"). Şairler tezkerelerinden : 470) Muhammad A v f i . Bu eserin mufassal hulâsası Ethe. 1495) Tazkira-i şu ara (F). türkçe yazmalar. 221 (Rieu. 4 7 3 ) H a s a n X o c a N a q i b . Raşid Efendi. 355) ve lndia Office N. N. Luknav tabı. Diğer Osmanlı meşayih tercümeihalleri ve menakibi için bk. A. I. II. (öl. 274-315 de. 1863 te basılmıştır. 471 D e v l e t ş â h S e m e r q a n d î . Türkçe tercümesi İstanbulda h. (F).d i n a 1 . 273) düsha-lan vardır.K â ş i f i (F). 2 cild. Hindistan meşayihi tarihidir. Kayseri. Galaxy of poets Mir Alishir Nava'i. S. Ermitaja. I. tarih ve coğrafya yazmaları katalogları. 472) c A l i ş i r Nevâyi. Ms. Or. Yazması. Berlin yazması. Lubâb-u'l-albâb (F). Kavinpur basımı. N. Tarih Dergisi.D i h-lavî a l B u x a r î (öl.u 'd . Ne- vayi külliyatında Fatih. 40. 1914 senelerinde basılmış. 1279/m. 1946. Catalogue of Pers. 1912. 4056 vr. British Museum'de de N. .u ' 1 . or. E. B r o v v n e neşri. Süleyman Fehmi tarafından yapılan türkçe tercümesi de Sefinet-ü 'ş-şuarâ ismiyle h. İstanbul. cAli A s ğ a r H i k m e t tarafından neşredilmiştir ( The Majalis-un-nafa'is. 1843 te İstanbulda neşredilmiştir. I. Axbâ~r-u 'l-axyâr fi asrâr-i 'l-abrâr (Tezkire-i maşayix-i hind). B o l d i r e v d. 1903. Catalogue of lndia Office Library 1.— 239 — 466) A .

yine Ş a d r . K ö ç e r l i . 1002/1593 te yazılmıştır. 4 cild. 139-140 ta sayılmıştır. 1926 (300 sayfa). bunun 1585 te yazılmış "Hatime" si de vardır. Tahran. Dânişmendân-i âzerbaycân (F). 1928. Târix-i adabiyât-i Iran. 478) M u h a m m a d CA 1 i T a r b i y a t . Tahran. Yazması: Taşkend'de Devlet kütüphanesi yazmalarından N. İranda Türk menşeli şairler için daha : 480) Sam M i r z a Ş a f v î . Tatar edebiyatı tarixi. Ateşkede-i özer (F). 479) B u r s a l ı T a h i r . Hindistanda yetişen Türk şairleri'ni öğrenmek için: 483) Amîn Ahmad R â z i . 1925. Yavâqit-u 'l-âşâr min xavânln-i . 3 cild (600 sayfa) ve A b d u r r a_h m a n S a cd î.740 — Tür kist anda f arşça yazan ediplerin hal tercümeleri: 474) M ü n l r e d d î n Abu-Şe r e f H ü s e y n e l . . 343 — 348). (2 cild). 484) Taqî 'd-dîn a l . Tatar Edebiyatı tarihi (T). S. Tahran.d i n cAyni.F e r g â n î . Xazânâ-i câmira (F).u ' d . Kazan. Catologue of Pers. istanbul. 138. Tahran. Numune edebivât-i tâcik (?).B u x a r î . 270—323. Qmm müellifleri (T). Vâhid Dastgardi neşri. F. 4 8 2 ) R i z â q u l i X â n H i d â y ajt. Yazması Londrada India Office'de bulunuyor. Kavanpur basımı. Baku. I. N. 476) Kazan Türk edebiyatı için. 1314/1935. 1334/1919. İslâm Ansiklopedisi. A z i z U bay dul lir. 1321/1932. Azerbaycan ve Kırım edebiyatı tarihi için : 477) Azerbaycan Edebiyatı tarihi (T). 1295/1878. 4 8 1 ) L u t f ' a l l Bek. Baku 1925-26 (4 cild). 1314/1935. (Bibliotheca Indica. Haft-i iql\m (F). 1299/1881. Mss. 1854-70 te yazılmış bir eserdir. 1918. Bombay. III. Taşkent. Calcutta.l-axyâr. Macma^-u 'l-fuşahâ (F). 485) Gulâm cAlî Xân  z a d. 1900. 1336). Diğer «tezkire» ler R i i a z a d e Ş a f a q . 425) Çağatay edebiyatı tarihi için Köprülü Fuad Çağatay Edebiyatı d. İ s m a i l H i k m e t . 1923.. Tuhfa-i sâml (F). 1578 de yazılmış. el-Bul-gâri e l . H. ( E t h e . ve Ali R a h i m .K â ş î Xulaşat-u 'l-âşâr va zubdat-u 7-afkâr (F). Kazan.den başlayıp basıldı. 1762 de yazılmış.

T a b r i z i (öl 1805). fasikül. İstanbul. Yazmaları: Kayseri. . Encyclopedie de l'Islam. 978/1570) Meşair-u 'şşu arâ (T). 16 . Yine Ali Emiri Efendi. I. İstanbul. Ali Emiri Efendi. 772. 493) M i r z a z a d e M e h m e d S â l i m. TezUret-ii 'ş-şuarâ (T). 491) B u r s a l ı H a s a n Ç e l e b i X a y a l î z a d e (öl. aşağıda s. 1156/1743).H u s a y n i . istanbul. İstanbul. 87 kadar şairin minyatür resimleri ile. Salim Tezkeresine zeyildir. Xâtimetü 'l-eş'âr (T). Câtâloğue of Persion Mss. 1316/1900). 758-761. 497) Dost Muhammad K i t â b d â r . 1082/1671). B u r s a l ı T a h i r . Son asır Osmanlı şairleri (T). Hattat ve ressamlar için: 486) Ah m ad a l . 604. 771. Yazması : Ali Emiri Efendi. 503 sayfa. Risâle-i naqqâşân (F). S. III. 1325/1910. bk. N. Yazması: Topkapı Sarayı. 576614 de gösterilmiştir. 2164 numaralı murakka'da. İstanbul. Osmanlı devri şairleri için: 487) 488) 489) c E d i r n e l i Seh i. Tarihte Usul F. müelliflerij II. 1314/1898. istanbul. K a s t a m o n u l u L a t i f i . 1132/1720 de tamam olmuş nüshadır. B u r s a l ı cAşiq M e h m e d Ç e l e b i (öl. Xulâşât-u 'l-âfkâr (F). "Türk" maddesinde ve istanbul Kitaplıkları Tarih ve Coğrafya yazmaları. 492) E d i r n e l i S e y y i d R i z a (öl. 357 — 8). 1314/1898. 495) Ibn-ü '1-emin Mahmud Kemâl.. 490) Şafâ'I. 777 sayfa. Bu zat Avrupaya seyahat yapıp mufassal hatıralarını yazan ilk Türktür. 274 varak. N. 35. Tezkire (T). Yazması. Tezkire (T). Tezkire (T). Raşit Efendi. 1947. tarih kısmı. N. Osm. 1936. I. 1269/1853. Halât-l hunerverân (F) La-hur. 307).494) Fatîn Efend. Raşid Efendi.241 — 486) H â c i M u h a m m a d B e k T a l i b i a 1 . N. türkçe yazmalar. Osmanlı edebiyatı tarihine dair diğer kaynaklar Kö prülü Fua d. N. Tezkire (T). 934. Londra IndiaOffice'te bulunuyor (Et h e. tarih kısmı. N. VII. eyi yazmaları: Kayseri. 1930-1940 da 10 cüz çıkmıştır. N. (bk. Tezkire (T). 256. 1005 / 1596).(öl.

139-140. Sicilli osmanî (T) 4 cild. 1342 ve bir de Ahmet R e m z i tarafından bu esere yapılan esami indeksi. vr. 1346/1928. İstanbul. Taşkent. 1291-1876. N. Türk musikisine dair tetebbular. 1305/1889. Yine bk. 501) 502) M i r z a S e n g l â x . II. Yazması: istanbul Üniversitesi. Türk musikisi antolojisi. N. 1925.. Mecme'-u n-xavâs (T. 1927. 2547. 507) Mehmet S ü r e y y a Bey. 1940) Tezkiret-Ü 'l^atfatin. millî tetebbuler macmuası I 1916: 465—493. 499) C 500b) İ b r a h i m N e f e s z â d e (öl. Persan. Menâqib-i hünerveran (T). Tezkire'i xuşnuvisân (F). Risâla dar musiçi (F). J a h i r. 500a) M u s t a q i m z a d e S ü l e y m a n S a c d u l l a h . Türklerde musiki tarihi için: 504) Mir Muhammad E m i n B u x a r î. Xorezm musiçisi tarixi (T). 1338. Tuhfat-u 's-surür (F). M o l l a B i k c a n (Muhammed Yusuf Divan). Es'a d E f e n d i Afrab-u '1-5 şar. 1926. tarih K. Diğer eserler Abdurrauf. Es'at Ef. İstanbul. Osmanlı Türklerinde ilim (T). F i t r a t Özbek klassik musikisi ve o-nun tarixi (T). 1928. Yazması : Ali Emiri kütüphanesi. 505) H a f i z D a r v i ş .F. İstanbul 13061311. İstanbul 1943 (2 cild) den öğrenilir. Tezkirei xaf(atln (F). 3 cild. 503) Ğullâm Muhammad D i h l a v î . A1 i. 135-141. Tarih K. Miftâh-ü 'l-kütüb ve esâmi-i müellifin. 1947. İstanbul. İstanbul. İstanbul. 1910. türkçe yazmalar. Muhtelif ilim sahaları için: 506) B u r s a l ı M. Calcutta. İstanbul. 233-239.— 242 — 498) S â d ı q î K i t â b d i r . 73a—96b. N. 4097. 808. 706. d. H a bib E f e n d i . N. Moskova. 1548. İstanbul. Yazmaları: Ali Emiri Ef.C a l î Ç e n g i . Türklerde İlim tarihi için A b d u l h a k Adnan ( A d ı v a r ) . S a d e d d i n Nüzhet. Xaf ve xat(atan (T). Osmanlı müellifleri (T). 1333.) Tebriz. Garb Türkleri musikisi tarihine dair kaynaklarda R a u f Yekta. Tuhfe-i xaffâfın (T). 1943 ve ayrıca Türklerde tıp ta- . vr. Buharada Abdurrauf Fitrat in milkidir. Paris suppl. 240b— 267a). N.

1892 = BGA. sâdat ve saire Osmanlı devlet erleri tercümeihallerine ait eserler için bk. yazması Köprülü kütüphanesi N. N.V a z i h a l . m. 10 TARİHÎ COĞRAFYAYA AİT ESERLERDEN TÜRK TARİHİYLE İLGİLt OLANLARI U b a y d . 1944-1948 de 9 cüz çıktı. Meşhedskaya rukopis' İbn-u l-faqiha. s. . İstanbul 1925 ve Prof. cild VI. 920 sıralarında yazmış. 1076. Leyden. V. 1892 = 5G^4 VII. 514) Ibn a l . Leyden.H a m a d â n î .Yacq übî.. Bulletin de la Academie des Sciences de Russie. De G o e j e neşri. 1723). Hadiqat-ü 'l-vuzerâ İstanbul. 840 yazmıştır). De Go e j e neşri. Türk Tababet tarihi. M. M. I. Osmanlı devlet adamları tarihi için ayrıca : 508) Osmanzade Tâ'ib (öl. Leyden. Osman Ş e v k i . Al-Aclâq-u H-nafîsa (A). Kitâb-û 'l-masalik va 'l-mamâlik (A). S. c Ahmad bn al. M. 891 de yazılmış. 1924.S ü h e y l O n v e r ' i n idaresinde 1939 a kadar 15 sayı çıkan Türk tıb tarihi arşivi'nde kaynaklar gösterilmiş yahut kısmen neşredilmiştir. Zeki V e 1 i d i. Kitsb-u 7-6uWân(A). Leyden. d. Axbâr-u 'l-buldân (A). fa-sikül VIII. Bu kitabın mufassal nüshasının mühim bir kısmı Meşhed'de Ravza kütüphanesinde. I. 1870 = BGA.F â r i s î a l i ş t a x r i . bunun zeyilleri. VII. Bk. 951 senesinde yazılmış. 616-747. 509) İ b n ü l e m i n M a h m u t K e m a l Osmanlı devrinde son astr sadrazamları. 1271 . 1948. Şeyhülislâmlar. Leyden.243 - rihi için Dr. 515) A b ü l s l j a q İ b r a h i m b n M u h a m m a d a l . De Goeje neşri. 1888= BGA. 930 senelerinde yazılmış. türkçe eserler. 237 — 248. Kitab-u ' l-xarâ~c (A) Ibn Hurdadbe-h'in eseri ile birlikte basılmıştır. 510) 511) Qudama bn Ca'far. De G o e j e neşri.u 'ilah bn X u r d â d b e h (eserini c. Kitsb al-masalik va 'l-mamâlik (A). De G o e j e neşri.F a q î h a l . istanbul Kitaplıkları Tarih ve coğrafya yazmaları katalogları. 109 da bulunmaktadır. c. 512) 513) Abu 'Alî Ahmad bn CU m ar Ibn Rusta. M. 1889 Bibliotheca Geographorum Arabicorum (Kısaltma ile BGA).

Bu eserin en eski ve en mükemmel nüshası olan Topkapı Sarayı. N. 1878. müellifi meçhuldür. G.B a k r î (öl. M. Leyden. IX. Kitâb al-tan-bih va 'l-işraf (A). 876. II. ' 518) cAIı ibn a l . XI. Tuhfat-u 7albâb va muhbat-u 'l-a'câb (A).G ı r a n t l . Petersburg. De G o e j e neşri. Istanbulda Lâleli. B r o c k e l . 1162 yazılmıştır. V. Fazıl Ahmet kısmı. S. 1939.M a s c ü d î (öl. Ayasofya. 1939.H u s a y n a l . De G/>eje neşri. 5 1 7 ) M u h a m m a d bn Ahmad a l . 198 (bir cildde iki nüsha). Leyden. 521) A b ü H a m i d a 1-An d a l u s î a l . 3346 dan J. M.Q â s i m İ b n H a v q a l . The Regions of the zuorld. yazmaları jçin bk. (Journal Asiatique. London. 976 da yazılmıştır. 1906 = BGA. F. Fran-sızcası: Le Livre de Vavertissement. Leyden.l-aqalîm (A). 522) c A b d . N. Ahsan-u 7-taqâ~sim fi mcfrifat-i . 1925 t.M u q a d d a s i . ingilizce tercümesi: . Kitâb-u 'l-masâlik va 7-mamalik (A). translated by V. 982 de yazılmış (F). 2144. 1876 — 77: 2 cild istanbul yazması: Ragıp Paşa N. De G o e j e neşri. Z. 1930). Leningrad. yazmaları için bk. Togan. Eserin Ferrand tarafından istifade edilmiyen İstanbul yazmaları : Köprülü Kütüphanesi. yeni tabı. N. R o s e n.) ' 523) Aynı müellif. tarafından neşredilmiştir. c. I. Paris. Nuruosmaniye. H. 1937— Gibb Me-morial nevv-series. ibn Fadlans Reisebericht Leipzig. Bunun Slavlara ve Türklere ait kısımları A. 956). N. mukaddime. (Izvestiya al-Bakri o rusi i sla-vianax. traduit par B. . W ü s t e n f e l d neşri. C a r r a de Vaux. 476. III. 519) Hudüd arslam. 520) A h m a d Tüsi.mann. N. G a b r i e l F e r r a n d tarafından 1925 te Pariste neşredilmiştir. M i n o r s k y. Büyük Selçuklularda Tuğrul bn Arslan (1173-1193) namına yazılmıştır. Göttîngen. 1896. 1873= BGA.u ' l l a h bn cAbd-i 'l^azîz a l .Hudüd al-^âlam. K r a m e r s Opus geographicum auctore ibn Hau-kal unvanı altında yeni neşrini yapmıştır. Muccam-u ma^ sta^cam (A). Leyden. Kitab-u 'ImasSlik va 'l-mamâlik (A). 1894 — BGA VIII. Paris. 3127. B a r t h o l d ve Rus Ulum Akademisi tarafından faksimile olarak neşredilmiştir. 'Acâih-i maxlüqâ~t. h.— 244 — 516) Abu ' 1 . 1877. 985 te yazılmıştır. (Hudüd al-calam. C. 372/m. CCVİI). 5014. 1904). 3034. s. I. 1066. Bayezıt Umumi. rukopis' Tumanskoge. K u n i k ve B a r o n V. Metni V.

l d r i s i (Öl. Masâlik-u'l-ab-şar fi mamalik-i 'l-amşâr (A). 526) 'Abd-u ' 1 . F. 2222) ve saireden başka Istan-bulda tam nüshası Köprülü. ls-tanbulda yazması: Köprülü. N. G. W ü s t e n f e l d neşri. 168 da zikri geçen bu . yazması: Paris. haritalarla.u ' l . 955 (606 sayfa). Ayni A. N. C. V — VI) Bu eser Türklerin yaşadığı iklimlere ve Horasana ait kısımları tarafındam müteaddit nüshaları ile karşılaştırılarak.F i d â .D i m a ş q î (öl. 1840 (== Memoires de la Societe de Geographie. 161. 1848 .c U m a r î (öl. N. Paris yazmalarından (arab. yalnız ilk 3 iklim. S.ib-i 'l-barr-i va 'l-bahr (A) . Mehre'in fransızca tercümesi» Kopenhagen.l-maxlüq5t ve Âsar-u n-bilüd (A). I. 2221. Yazmaları için bk. 528) İbn Sacıd a l . Muccam-u 'l-buldân (A). Taqv'im-u 'l-buldân (A). S. R e i a n u d ve S t a n i s l a s G u y a r d tarafından arapça metin. Ravi-u 'l-furac va nuzhat-u 'l-mihac (A). 6 cild. 1912. F. N. B r o c k e 1 m a n n.k a r î m SamânI (öl. Leipzig.i ' l l a h a l . 481. 1180). 1866. 7.Q a z v i n i (öl. Nuzhat-u . GAL II. Başka yazmaları için Bk. 1327).d i n M u h a m m a d a l . A. 5 3 1 ) A b ü . N. De Slane.— 245 — 524) Abu cAbd-i ' İ l a h Muhammad bn Muhammad al-Ş a r î f a l . 1283). t. fransızca tercüme ve geniş haşiyelerle 3 cild olarak Pariste 1848 — 1883 senelerinde neşredilmiş. B r o c k e l m a n n . 1499 yazması.' l . GAL. Kitâb-u 'l-ansab (A). 5 2 7 ) Y â q ü t al-Ha ma vî (öl. F. 529) Z a k a r i y â a l .49. 1324/1906 . London. *Ac5ib-u .7 de Muhammad Amin al-Xanci'nin iki cildlik ilâveleri ile 10 cild teşkil etmektedir. 688. Paris. ki "küçük İdrisi" ismiyle maruftur. 882. XX. 2234. Istanbulda yazması: Ayasofya. 1167). Göttingen. Kitâb-u cuğrâfiyâ fi 'l-aqâ~lim-i 'l-sab'-a (A). faksimile tabı Gibb Memorial old Series. arab. S c h i e r tarafından da yalnız arabî metni letograf olarak 1846 da Dresdende yayınlanmıştır.M a g r i b î (öl. 1010. 1866—73. Mısır basımları da vardır. 2945. 1274). 1836. cildi fihristler ve ilâveler. 3502. traduit par J a u-b e r t. 532) İbn F a z l . 525) Aynı müellif. Nuxbat-u 'l-dahr fi <aca. Petersburg. 1348). 5 3 0 ) Ş a m s . 1229). W ü s t e n f e 1 d neşri. M e h r e n neşri (Cosmographie de Dimashqi). Nüshası: Hekimoğlu Ali Paşa. Ch. Mısır basması h. 1874.l-muştaq va ixtiraq-u '1-5fâq (A). Yukarıda. N. neşre hazırlanmıştır. Ayasofya. Paris yazmaları üzerinden eksik ve yanlışı çok fransızcası: Geographie d'ldrisi. N.

İstanbul. Leipzig. 536) K a t i b Ç e l e b i .257. daha diğer yazmaları için bk. 255 . yalnız ingilizce olarak 1928 de (Orien-tal Translation Fund. Nuzhat-u 'lçulüb (F). London. 1317. N. N. farsi yazmalar.. XXX). 11 TÜRK TARİHİYLE İLĞISl OLAN SEYAHAT KİTAPLARI 539) Yüan-çang. Reşid Efendi. Zayl-u camvu 't-tavarix. N. 3415 — 3449 (25 cild). 1 — 2. 1919). Tahran. Geograf. 1151. London. Zapiski Kavkazsk. Yazmaları: Esad Efendi. 961. Paris. 538) P r e n s V a x u ş t i. tabiiyâta ait kısmı. N. 1915. j_l» 5 3 5 ) M a h m ü d bn V a l i . 1006/1597 de yazılmıştır. s. G. Manâzir-u 'l^avdlim (T). 1725. Yazmaları: Tahran devlet kütüphanesi. inin (bk.u 'İlah M u s t a v f i Q a z v î n î (öl. Topkapı Saray.Bk. Obşçestua. 1904. (= Gibb Memorial old series. rusçası: Ceog-rafiya Gruziyi. Kayseri. Gürcüstan coğrafyası. Coğrafî kısımlarından istihraçlar Q u a t r e m e r e tarafından fransızca olarak (Notices et Extraits des manuscripts. Leningrad Umumî Kütüphanesi. (7. 1929) neşredilmiştir. yukarıda. Yazmaları: Ayasofya. 537) cAşıq M e h m e d Ç e l e b i . ilk'cildi. N. N. 1350). Zeki Velidi. mukaddime. yalnız farscası Bombay'da 1311/1893 de neşredilmiştir. Bahr-u 'l-asrâr fi nıanâ~qib-i 'l-axyâ~r (F). d. Tiflis. XXIII.— 246 eserin ilk üç cildi coğrafyaya aittir. asırda Batı Göktürk memleketi üzerindnn Hindistana seyahat yapan büyük Çin seyyah rahibi) fransızcası: S t a n i s l a s J u l i e n . 5361 . İki cild. or. 5 3 4 ) H a f i ? Abrü. Le S t r a n g e tarafından farscası ve ingilizce tercümesi neşredilmiştir. tam bir nüshası. "Şark yazmaları Entitüsü" N. 577 (768 sayfa). Anadoluya ait kısımları F. Cihannûma (T). ZVO. 817/1317 de Şahruh için yazılmıştır. T a e s c h n e r tarafından yalnız arapça olarak (AlUmarVs Bericht über Anatolien. 2421. XXIII. XXIV. 290. 1838). British Museum. vıp. kn. XIII. 299). N. X a n b â b â B a y a n i. Şuvar-u 'l-agâllm (F). Memoires sur les countries occidentales par Hiouen- . Otdela Russk. 2797 (17 cild). Taşkend'de Özbekistan Ulûm Akademisi. 5 3 3 ) H a m d . 5.

541) A b u .D u l a f M i s ' ar ibn M u h a l h i l . übersetzt von F. buddhist records of the Westem World. Togan tarafından tercüme edilerek neşredilmiştir.z i n . XXIV. IV. W a 1 e y. v. und India (Bonner Orientalische Studien.. Seyahatname. R o h r S a u e tarafından yapılmıştır. tercümesi. Papanın 1245-46 da Kara-kurumu ziyaret eden elçisinin hatıratı. . V. AbuDulaf's Berichte über seine Reise nach Tur-kestan. Daha önce bunların bir kısmı Men-hon'ın eseri zanniyle V a s e l y e v tarafından Trudı Vost. R i s c h.) 5 4 5 ) C i a o . China. Hiu-en-tsiaiig.T a t i l î .ç u n g . T o g a n ibn Fadlan. transl. 543) B i n y a m i n a l . 546) Plano K a r p i n i . Journal Asiatique. cince aslından C e l a l e d d i n W a n g . 1853.ş a n g tarafından yapılan türkçe tercümesi Türkiyat Enstitüsü kütüphanesinde ve benim elimdedir. 1857). s.d a y a Seyahatname'leri. Obşçestva. Fransızcası! d. 540) Ahmed İbn Fazlan. 1945. VII-IX Türklere ait kısmının en yeni tercümesi: Dr. Çengize elçi sıfatiyle gelen bu iki Çinlinin hatıratı. Rihla (A) 921 — 22 de Türk ülkelerinde yaptığı seyahatinin hatırası. bu eser de tarafımdan tercüme edilerek tab'a hazırlanmıştır. Selçuklular devrinde 1165-1173 de İslâm memleketlerinde seyahat eden Endülüslü Yahudi'nin seyahatnamesi. 1847. Russk.— 247 — thang. Rihlat-u Binyamin. iki cilddir. 52-66.Mongolen und Reiseberichte. t. Paris. Leipzig. İngilizce tercümesi : Travels of an alchimist. 542) V a n g . London 1931 (Broadvvay Travellers serisinde. 1911 ve. RisSla (A) Tam nüshası Meşhed Ravza kütüphanesindeki İbn al-Faqih' nüshasına ekli bulunmaktadır.y e n . Almancası : J o h a n n de Plano C a r p i n i . Alf. The life of Hiuen-siang. Siyu-ki. 26135 te rusça olarak neşredilmişti. ingilizcesi: Samuel Beal. Arxeol. Bak Z. Garp ülkelerinde seyahat. 5 4 4 ) Ç a n g . London. 1930. 3). Rihla. Otd. London. Bağdad. 1906. IX. Çinli Tauest rahibi'-nin Cengiz Hanın garp seferleri esnasında Türkistanı ziyareti hatıraları. 1930. XXVI) Stut-gart. ibn Fadlans Reiseberciht. Paris 1857 ve Histoire de la vle de Hiouen-thsang. Uygurlara seyahat hatırası. mukaddime. Arabi metniyle birlikte almancası Zeki V e l i d i T o g a n. s.g o n v e P u n . Arapça E r z a H a d d a d . Geschihte der. -. Leipzing 1939 Abhandlun gen für die Kunde des Morgenlandes. yeni tab'ı : 1967. (Petersburg. by A.t i. Göktürklere ve Türkistana ait kısımları N.

son tabı. Paris. 553) iv. 41. Bunda Eski Yunan. Bu eserde Abu-Du-laf'in Türklere ait haberleri de alınmıştır. vol. perevod I. 1924. J. M a 1 e y i n tarafından 1911 de rusça olarak da neşredilmiştir. by W.u ' l l a h M u h a m m a d bn Muhammad İbn B a t t a t a Rihla. 1928. Sreznev-sk'ag-o. 4 cild. Yıldırım Bayezit ve Te-mürin nezdinde bulunan bu Almanın 1396-1427 arasında Asyadaki seyahati hatıraları. Kısaltılmış bir ingilizce tercümesinden Ömer Riza D o ğ r u l ' u n yaptığı türkçesi de iki cüz olarak neşredilmiştir. trans. Le livre de Marko Polo. 1271-91 de Moğollar memleketinde seyahat eden tüccardır. 3 cild. London. London 1929. 37. En iyi neşri Rus Ulûm Akademisinin ispanyolca metni ve rusça tercümesinin neşridir : Ruy G o n z a l e d e K1 a v i x o. R o c k h i 11. Schi 1 tberg e r . arabes. Yule. D e f r 6 m e r y ve B. Ingilizcesi : The Bondage and travels of Johann . 38. Fransız kralının 1253 te Karakurum'da bulunan elçisinin hatıratı. Fransız-calarının iyisi : A. ikinci neşri Hakluyt Society series. Yule. 4. of ser Marko Polo. \) 548) M a r k o Polo. Petersburg-. 33. 1913—16. N. 1900. Plano Karpini ile Rubruk'un seyahatnameleri A. Dnevnik putişestviya ko dvoru Timura. 1926. Ingilizcesi : The Journay of Wüliam of Rubruck to the eastern part of the toorld. by H. türkçesi Mehmet Ş e r i f Paşa tarafından 1919-25 de Istanbulda neşredilmiştir. II. Ing-ilizcesi : The book. S a n g u i n i t t i tarafından 1854 Pariste. Ch a r i g n o n . London 1875. 4. ed. 1913-14. ilk tabı. Kas-tilya kiralının bu elçisinin 1403-1406 da Temürü Semerkandde ziyaret etmesi tarihi ve seyahatnamesi. Chalay and the ancient way thither. iki cild. London. Del Grand Tamorlan. iki cilddir. 551) Abu'A b d . Seyahatname. Pekin. 1881. Hakluyt Society second series. Arap ve Moğollar devrindeki Avrupalı seyyahların verdiği malûmat topanmış ve tahlil edilmiştir.— 248 — 547) R u b r u k . Yalnız arapça metni Mısır 1322/1904've sair senelerde neşredilmiştir. 456 sayfa. cildinde cizvit misyoneri G o e s ' i n seyahatnamesi de dercolunmuştur. Arabî metin ve fransızca tercümesi C h. 552) Ruy G o n z a l e s de C l a v i j o . persans et turks relatifs a iExtreme-Orient du VHIe au XVIIIe siecles. 549) H. 550) İslamların Çini deniz yoluyla öğrenmeleri ve islâm seyyah ve müelliflerinin Uzak Doğu'ya dair haberleri ise şu eserde toplanmış ve tahlil edilmiştir : G a br i e 1 Fer r and Relations de voyages et iextes geographiçues.

Notices et Extrits des manuserüs. N. 5 5 9 ) A l i a k b e r H ı t â y i. 192 sayfa. Petersburg.. N. 23 te (1940) te ayrıca neşretmiştir. Matla-u 's-sa dayan. Bu Venediklilerin Azak ve Astarhan yoluyla Tebrize Uzun Hasana elçilik seyahatnamesi-dir. olarak neşredilmiştir.— 249 - . Bk. 1313/ 1897. Viaggio del magnifico. 5 5 6 ) J o s e f B a r b a r o. I. tarafından A b u-'r-a z zâq S a m a r . 1892. İslâm An-siklodedisi. XII. d. II. 308-341. 5 5 8 ) A f a n a s i N i k i t i n . 228 sayfa. "Ali Ekber. B u c h an Te 1 f er. maddesi. Neşri Lahur. 1836 da çıkmıştır. 309. italyanca metni ve rusça tercümesi (Puteşestviye v Tany Yosefa Barbaro) Bibliotek inostrannıx pisateley o Rossiyi. Bu zat bu seyahatnamenin Hafiz Abrudaki şeklini Calcutta'da Oriental College Magazine.q a n d i . 1948. G r e k ov idaresinde Rus Akademisi neşri. Aşir Efendi. rusçası aynı Brun tarafındad Zapiski Novorossiyskago Universiteia. Schiltberger. 1466-1472 senelerinde Tebrizde Uzun Hasanı ziyaretten sonra Hindistanı (Haydarabad'-ın şimaligarbindeki Beder'i) da ziyaret eden bu Rus elçisinin seyahat-namesidir. 1500 -1510 sırasında Çini ziyaret eden Osmanlı seyyahının hatıratı. ayni Biblioteka inostannıx pisateley o Rossiyi. 156 sayfa. s. de c. 5 5 7 ) A m b r o s i C o n t a r i n i . transl. 1473 de Kırım. Mir'ât-u 'l-mamâlik (T). 387-426. Şâfârnöme-i çln. // Viaggio della Tana. P. 249. 5 5 4 ) G i y a ş . metnin aslı M u h a m m a d Ş a f i . Şahruhun 1419 Çine gönderdiği elçi heyeti azasından olan bu zatın hatıratıdık. t. N. 5 6 0 ) Ş e y d i Ali Reis. Paris. n e şre d ilm iştir.u d . by J. İstanbul. p. farsça aslının yazması : Mustafa Aşir. Xojdenye za tri moria. with notes by Prof. Q u a t r e m e r e tarafından fransızcaya tercüme edilerek neşredilmiştir. Leningrad. XIV. B r u n n . LVIÜ). 1868 de. 310. Recueil de voyages et de documents pour servir a Vhistore de la geographie. 1941. .Qanunname-i Çin u Xitü (F). Astarhan yoluyla Tebrize Uzun Hasana giden Venedik elçisinin hatıratı : İtalyanca metni ve rusça tercümesi (Puteşestiviye Ambarosiya Kontarini).d i n Naqqâş. 5 5 5 ) B e r t r a n d o n de la Br oq u i e r e'in ikinci Murad zamanındaki seyahat hatıratı : Le Voyage d' Outremer de Bertrandon de la Bro-quiere. London. 477-531 de Hafiz Abru ile karşılaştırılarak neşredilmiştir. t. M. B . 1879 (=Hakluyt Society old series.

Bu memleketleri XVI. H. 1748 (3 cild). Viyana. 5 6 3 ) C h i s e l i n B u s b e q . N. ( B u s b e c .arkçeye çevrilmiş ve Istan-bulda neşredilmiştir. Türk mektupları. 1886. 1575-1591 de Rusyada bulunan Jero-me H o r y e y ' s Travels in Russia ile birlikte). Of the Russt Commonwealth. — 20. 564) Early Voyages and travels to Russsa and Persia by Anthony Jenkinson and other Englishman. M. Petersburg 1891. Rusça tercümeleri mukerreren basılmıştır. 1551 ve 1556 da lâtincesinin yeni neşirleri.— 250 — 561) S ey fi Ç e l e b i (öl. 1949). Peters-gurg. vol. N. mektuplar. by P e n z e r. Flettscher 1588 de ingiltere elçisi sıfatiyle Moskovaya gelmiş ve Rus siyasî ve içtimaî hayatı hakkında itimada şayan çok kıymetli ve bitaraf malûmat bırakmıştır. Rerum moscoviticarum commentarii. S er ed on i n. 1884) zikredilmelidir. London 1856 (=Hyklut society series. Yazması : Paris. bapları Rusyaya tabi Müslüman ve diğer gayri rus kavimlere aiddir. Türk Mektupları Kanuni Süleyman zamanında Avusturya elçisi olan bu zatın 1555 te Viyanadan. Astarhan hanlıkları ve Nogaylar hakkında malûmat toplamıştır. Z a m ı s l o v s k i ' n i n eseri (Gerberşsteyn i yego istoriko-geografiçeskiya izvestiya o Rossiyi. Rusça tercümelerinden I. Petersburg. . 1558-59 da Moskova. Kitabın 15. Kitab-i tavârlx-i pâdişâhân-i vilâyet-i Hindustan. Türklerin hayatı hakkında yazdığı. 1502-8 arasında Temürlüler memleketlerinde ve Heratta bulunan Venedikli seyyahın hatıratıdır: The Itinerary ofLudovica Varthema of Bologna. Franaızca nesri : Leltres du Baron de Busbec. 1550 de italyanca tercümesi. par l'abbe de Foy. 1866) ve üzerindeki tetkiklerden E. 72). by. (=Hyklut Society series. Xitay u Xulen u Kaşgar u Qalmüq u Çin MacTn (T). ed. E. supplem. ed. London. 990/1582). C o o t e . A n o n i m o v'un tercümesi Zapiski o Moskoviyi. 1549. 1562 de Frankforttan arkadaşı Michault'a Türkiye ahvali. I. Astarhan yoluyla Horezm ve Buharaya kadar giden ingiliz tüccarının seyahat hatırası. 5 6 5 ) S i g m u n d von H e r be r s t e i n . Buna ait tetkikat : S. Turc. 5 6 2 ) L u d o v i c o V a r t h e m a . 1557 de kendisi tarafından yapılan almanca tercümesi neşrolunmuştur. 1136. ed. asrın üçüncü rub'unda gezen Osmanlı seyyahının hatıratıdır. London. Muhtasarı Hüseyin Cahid Yalçın tarafından . Soçenenye Fletçera kak istorıçeskiy istoç-nik. 1556 ve 1560 ta Istanbuldan. 1928. Paris. 566) Giles F l e t t s c h e r . Dr İmar M o r g a n and C. Eserini 1549 da lâtince olarak kendisi neşretmiş. Maksimilyan 1 'nin elçisi sıfatiyle 1516-17 ve 1526 senelerinde Moskovada bulunan bu zat o zaman daha müstakil olan Kazan.

ed. London. N. Bu zat 1664-1670 ve 1671-1677 senelerinde iki defa Türkiye ve Irana seyahat eden bir fransız mücev-ratçısıdır. The Traveh of J. Istanbulda Fransız sefiri bulunan bu d'Aramon Süleyman Kanuninin 1548 ikinci Iran seferinde beraberinde bulunmuştur. iki cild Bu fransız seyyahı daha önce 1636-1663 seneleri arasında Türkiye ve İranda bulunarak bu memleketleri tavsif etmiş ve Türkiyenin dahili siyaseti ve hayatına dair 1676 da basılmış olan diğer bir eser de bırakmıştır. Fo. Anton Suerley's Trâvels to the Persian Empire. 572) J. 570) The Traveils of Pietro della Vallein İndia. G r e y Lon don. P a r r y. B.) Jean C h e s n e a u . Ch. 1586. Seyahatnamenin daha mufassal şekli italyanca olup Viaggi di Pietro della Valle ismi altında iki cild olarak 1843 de basılmıştır. 84). D'Aramon Paris. 1735. Anvers. 1887. Le Voyage de M. 1614. By. 1892 ( = Haklyut Society Series. bilhassa Iran ve Azerbaycana ait mufasaal ve şayanı itimat seyahatname bırakmıştır. 568a) N i c o l a s de N i c o l a y . Türkiyeden yazdıklarile Şah Abbas hakkında yazdıkları daha kendisinin hayatında neşre dilmiştir. Les six voyages en Turguie. 1614 te seyahata çıkan Türkiye. 1882. 568b) John S a n d e r s o n . en perse et aux Indes. Amsterdam. Mısır ve İranı gezen zamanına göre (bilhassa zikri geçen Varthema'ya nisbetle) münevver bir Venediklidir. imparator Maksimiiyan H'nin elçisinin maiyetinde 1573-78 de lstanbulda bulunan bu Almanın hatıralarıdır. Frankfurt.— 251 — 567. nem discours of. "JVorks insaid by the Hyklut Society Second Serîe. Discours et histoire veritable des navigations et voyages faits dans la Turçuie. 1601. Safavî şahının saray mücevharatçısı vazifesinde bulunan C h a r d i n Türkiyeye. Anthony'nin ve biraderi Thomas' in seyahatnamelerile birlikte Travellers of Thomas and Anthony Sher-ley. 569 S t e p h a n G e r l a c h Tagebuch. Voyages du chevalier Chardin en Perse et aut-res lieux. Sir D e n i s ö n Ross tarafından neşredilmiştir. 1551 de lstanbulda bulunan bu zatın eserinde 60 tane güzel gravür vardır. Tür kiye ve Şahabbas I e ait kısımları ikinci cilddedir. by E. Edit. C h a r d i n. T a v e r n i e r. Sandarson in the Levant 15841602. N. Şah Abbasın . Sir Villiam Foster. Paris. 573) W i 1 1. 1940" 322 sayfa. 571) I. A. Schefer neşri. LXVII" London. 4 cilddir.

cild 1-6 cildler.-252hizmetinde bulunmuştır. 1635-39 seneleri arasında Almanyada Holstein düklüğü tarafından gönderilen elçi sıfatıyle Safevî şahının nezdinde bulunmuş. . 1928-1929. Bu zat 1627-1629 da İranda seyahat etmiştir. von W. İlk defa 1598 de İrana giden bu kardeşlerden Thomas 1603 de Agriboz'da Türk ordusuna esir düşmüştür. L o v i a g-'in tercümesi Süvarin tarafından 1906 da haşiyelerle ve resimlerle beraber neşredilmiştir. Fransız sefiri Maintel ile birlikte Istanbula gelen fransız müsteşrikidir. Seyahatname (T) 11. Alman seyyahı 1684-85 te Safaviler paytahtında bulunarak bu hanedanın saray hayatına dair. c. Seyahatini Suriye. Hinz. 7-8. Voyages en Persie. En eyi neşirleri rusçalarıdır. Amesterdam. Berlin. 579) A n t o i n e G a l l a n d . Journal de voyages faits en 1671-73. B a r s o v tercümesi Moskova Tarih ve Asariatika Cemiyet] tarafından 1870te. P. Etat de la Perse en 1660. 10 Isranbul 1935. Am Hofte des persischen Grosskönigs. mühim malûmat bırakmıştır. Azerbeycan ve İran hakkında çok mufassal eser bırakmıştır. 9. ed. Ausführliche Beschreibung der kundba-ren Reise nach Muscov and Persian. ismiyle yeni harflerle ayrı bir cüz olarak (1932 de) neşredilmiştir. Mısır ve İran tarikiyle yaptığından Türkiye ve İran meselelerine de temas etmiştir. Voyages. c. B e r n i e r. c. bunu da Sir Denison Ross neşretmiştir. Paris. Schlesweg. İstanbul. 1890. Paris. 1678). Bu fransız seyyahı 1643 den 1696 da vefatına kadar İranda kalmış ve oranın iktisadî içtimaî ve siyasî hayatına dair gayet mühim eser bırakmıştır. 1940. Seyahahnamesinin N a h i d Sı rrı Orik tarafından yapılan türkçesinin ilk cildi Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir (Ankara 1949). 574) T h o m a s H e r b e r t ' i n seyahatnamesi. 575) Adam O l e a r i u s . Ist-nbul. 577) Rafhael du Mans. 1314-19/1898-1902. 576) Evliya Çelebi (öl. 1711. 1938 (yeni harflerle) İlk 6 cild! :rinde sansürün çıkardığı yerlerin bazı kısımlarını M u s t a f a N i h a d özön tarafından Evliya Çelebi Seyahatnamesi Sansürden çıkardan parçalar. Eser iki çildir. 1831. Suriye ve Bağdad tarafları hakkında da malûmat vermiştir. 578a) F r. 578b) E n g e l b e r t K a e m p f e r . 1671. Evrenzib zamanında Hind Moğolları nezdinde bulunmuş ve bu memlekette 1655-60 senelerinde vaki olan büyük hâdiseler hakkında ayrı bir eser bırakmıştır.

II. Poyezdka iz Orska v Xivu i obratno v 1740-41 godax d. İki çildir. 3-4. 5 cilddir. sonra Rusyada hatıratını yazmıştır. Andxoy ye He-rat üzerinden Evrengzib zamanında (1658-1787) Dehliyi ziyaret etmiş ler. 585) John Bell. Bu seyahatnameyi Kadı Riza-eddin bn Fahreddin neşretmiştir. 584) Kazanlı İsmail Seyahatname. Cinde ve Türkiyede bulunmuş. Bu zat 1700-1702 de beraberinde bir ressam olduğu halde Türkiyeyi gezmiş ve kendisi bir nebatatçı olduğundan bu hususa ait malûmatla birlikte siyaset ve kültür hayatına ait te çok kıymetli malûmat vermiştir. Relation d'ın voyage de Levant jait par l'ordre du roy. 2 ciddiir. Çine Sibirya ve Şarkî Türkistan yoluyla gittiğinden bütün bu ülkeleri eserinde tavsif eîmiştir. Petersburg. C h a n d 1 e r. 586) John O t t e r . to divers parts of Asia. İzvestiya tmperatorsk Geogr. Yakub. 1764. 1850' Kazak-Kırgız hanı Abulhayır Hana ve Nadir-şaha Rus mümessilleri sıfatiyle 1740-41 de Orsk'dan Hiyveye giden ve aynı yoldan dönen Rus subayları Gladişev ve Muravin'in hatıratıdır. Aslen Skoçyalı olan bu zat 1714 te Rus hizmetine istisab etmiş ve Rus mümessili sıfatiyle İranda. 583) G l a d i ş e v ve M u r a v i n . 2 cild. Voyages en Turquie et en Perse avec «n rela-tion des expeditions de Tahmas-Kouli Khan. İsmail ise uzun müddet Istanbulda kal' mış. Molla Nadir ve Abdurrahman Nadirek isminde üç arkadaşı ile Rusya tarafından mümessil sıfatiyle Hindistana gönderilmişler. Obşçestva. Petersburg. Travels from St. 1775. Paris 1848. Bu kitap 1776 da fransızca olarak da intişar etmiştir.253 580) P i t t o n d e T o u r n e f o r t . Otd. cildinde Rusya. Bu zat Nadirşahin 1736 da Istanbula gönderdiği elçisi Abdülbaki Han'a . Mısır. 3 cilddir. Haritaları ve resimleri çok mühimdir. Fransızca tercümesi 1806 çıkmıştır. Travels in Asia Minöre. 581) C o r n e i l l e le B r u y n Voyage en Levant. Paris. Paris. oradan da hacca gitmişler.. 1717. 1903 Bu zat. 1708 de nihayete eren bu seyahat Fransızlar tarafından girişilen en mühim teşebbüslerden biridir. Suriye ve Filistin. Kazan. London. Petro'nun İran ve Der-bend seferinde de beraber bulunmuştur. 582) R. Bu zat 1764-66 senelerinde Türkiye de bulunarak müşahedatını yazmıştır. 1725. Buhara. London. İran ve Şarkî Hindistan seyahati tavsif edilmiştir. İlk iki cildinde Anadolu.

592) Baron de Tott. s.. L. 1785 iki cild. 4 çildir. Nogaylar ve Dağistan yoluyla gitmiştir. London. p. 310-311. John C o o k . ki Rusya. Paris. 1938. Bk. teşkilât meselelerini aksettirmiştir. The history ot Nadir Shah. and back again through Russia. 308-310. Bk. Paris 1750 3. Neu . Memoires sur les derniers annes du regne de Tahmas Kouli Khan. 306-7. 593) N i c o l a s K l e e m a n . Daha neşrolunmıyan hatıratı (Journal des voyages) Paris Millî kütüphanesinde N. 589) Dr. Nadir shah. Bu İngiliz taciri 1730-40 da Hindistanda Surat ve Ahmedabad'da bulunarak Nadirşah hakkında malumat toplamış Nadirşah'ın nezdinde bulunan bazı zevatın yazılarını eserine almıştir. Paris 1780 4 cilddir. 587) Luis Andree de M a m y e Clairac. Aslen papas olduğu halde tıp da tahsil eden bu ingiliz 1741 den başlayıp İranda bulunmuş. London 1753. Rusya yoluyla Nadirşah zamanında Irana giden bu İngiliz tacirinin seyahat hatıraları ve Hazar denizinde ingiliz ticareti tarihine ait kayıtlardır. L. L. Tartary. Memoires sur les Turcs et les Tartares. a. fikîr hayatını. 591) Pere L o u i s B a z i n . L. Voyages and Travels through the Rus-sian Empire. Bu zat kendi ticaret işleri için Nadiri ziyaret etmiştir. 590) J o n a s H a n w a y. 307-8. Bk. 989 ve 10062 da mahfuz bulunmaktadır. 588) J a m e s F r a s e r . Nadirşaha ait en kıymetli malumatı ihtiva etmektedir. Bak. asırda Iranın vaziyetine dair çok geniş malumat toplamıştır. Nadirşah'ı 1744 te Rest ve Lahican'da görmüş sonra 1746 dan ölümüne kadar Nadir'in yanında has tabiblik vazifesini görmüş ve 1751 de İrandan ayrılmıştır. s. An historical Account of the British Tradeover the Caspian Sea zuith a Journal of travels through Russia to Persia.— 254 - katılarak İrana gelmiş ve üç sene Nadirşah'ın yanında kalmış. 1875 neşri 4 cild. and port of Persia.Türkiye hizmetinde bulunarak Kırımda da bulunan bu fransızın hatıratında Garp ve Şark medeniyetleri farklarını. cild. Histoire de Perse depuis le commencement de ce siecle. 1724-27 senelerinde lstanbulda bulunarak 18. Lockhart. Lockhart. Germany and Holland. es. İngiliz kraliçesi Elizabet tarafından] 1746 da Nadirşah'a gönderilen elçi heyetine dahil olan bu zatın hatıratıdır. London 1742. a. Voyage de Vienna â Belgrad. Edinburg 1770. Lockhart. e. s. Lockhart.

Paris. İki cild. 1771-76. (Petersburg. 1768-73 senelerinde Rus Ulûm Akademisi tarafından Edil. Petersburg. Paris. Fransız hükümetinin emriyle 6 sene yapılan seyahatin raporudur. London. Rıçkov. 1780. Petersburg. 1771-74. Reise in verschiedenen Provinzen des Russ. 1811 de intişar eden iki Kırım seyahatnamesi (Tableau de la Tauride ve Socoud Voyage) de vardır. 3 cild. 2 cilddir. Sibirya ve Ortasyada geniş seyahatler yapan bu nebatatçı Türk kavimlerinin etnografyası.. 596) A. Ural. Bucak Tatarları ve Nogaylar aramda 1769. Eserin rusçası (Puteşestviya po raznım provintsam Rossimyskoy İmperiyi) ve 1785 te Paris'te intişar eden fransızcası da (5 cild) vardır. VEgypte et la Perse. İngiliz sefirinin zevcesi tarafından yazılan bu mektupların kısası R e ş a d Ekrem Koçu tarafından türkçe olarak (1946 da) neşredilmiştir : Lâle devrinde Türkiyeyi ziyaret eden Mary Montague. Lettres. Beobachtungen ıvaehrend einer Reise im Russıschen Reıche. 5 9 7 ) S a m u e l G m e l i n . 1775. Bu ingiliz muharriri 1786 da Kırım ve lstanbul-da bulunduğunun hatıratıdır. • 5 9 9 ) Y o h a n n G e o r g ı . Voyages dans VEmpire Ottoman. O l i v i e r . Reise durch Russland. 1770 senelerinde kalarak hayatlarına dair çok mühim malûmat bırakmıştır. 1771-1780). Petersburg. 1805. Sibirya taraflarında yaptığı ilmî seyahatin hatıratıdır. Pallas. 1789. L e p e x i n Tagebuch der Reise m verschıededenen Provinzen Russlands. 1767-74 senelerinde 6 sene Rus Ulûm Akademisi namına Sibirya ve Kafkasyada seyahat yapmıştır. 1775. Aynı eserin rusçası da vardır (Puteşestiviye po Rossiyi). 598) P e t e r-S i m e n P a l l a s . 5 9 4 ) E l i s a b e t h C r a v e n . 1804. Ural. 3 büyük cilddir.255 — Chatel. Pallas'ın fransızcası Pariste 1798. Journey throııgh Crimea to Constan-tinople. Türk kavimlerinin etnografisine ve hayatlarına ait topladığı malûmat çok mühim ve zengindir. Altenburg. Gmelin. tarih ve hayatına dair kıymet biçilmez malumat toplamıştır. . 1767-1771 senelerinde Edil. Eser rusça da çıkmıştır. 5 9 5 ) L a d y ( M a r y ) M o n t a g u e . 600) I. 1. Georgi ve Lepexin Türk tarihi tetkikatında kaçınılmaz ilk kaynaklardır. Reisches.

Petersburg. A second journey through. Talibî'nin diğer bir eseri yukarıda. s. Hiyve ve Hokand'da muhtelif vazifelerde. 1810-12 de İranda ve Azerbaycanda seyahat edip pek çok Şark yazmaları toplamış olan o zaman genç ingiliz diplomatının hatıratıdır. especially m Persia. Mas'i-rat-i talibi fi bilad-ı afranc. fransızca ve almanca neşirleri için bak. Persia. A. 603) B l a n k e n n a g e l . Perisyi i İndiyi. 1811. Reise durch Russland und im Caucasischen Gebirge. Seyahatname. 1812. 87-116. 604) H â c i Mehmet B e k T a l i b i (=Mirza Talib Han). Stranstvovanye v Buxarıyı. Talibî'nin Frengistandan seyahati. 1787-1791. Bağdad ve Basra yoluyla 1804 te Hindistana dönmüş ve yazdığı seyahatnamesi oğlu Mirza Hüseyin Han tarafından 1812 de Kal-kuttada 850 sayfalık bir eser halinde neşredilmiştir. A journey through Persia. 2 cild. 3 cilddir. Catalogue of Per-sian printed books of Brıt. London 1812. N. Azerbaycan Türklerinden olup Hindistanda Lüknev ve Kalkuta'da yerleşerek orada ingilizlerin hizmetine intisab etmiş. . p. Eserin ingilizce (Travels in Europe and Asia by Mirza Abu Talib Khan). 1796. Azerbaycan ve Iranın etnografyasına dair de çok mühim malûmatı ihtiva eder. O u s e 1 e y. İstanbul. Roma. 1793-94 senelerinde Rusya tarafından Hive'ye elçi olarak gönderilmiştir. 1786. 606) J.— 256 601) Filip Y e f r e m o y . Şarkî Anadolu Kürdistan. orada beş sene kadar kaldıktan sonra Paris. Armenia and Asia Mi nore betıueen the years 1810 and 1816. E d w a r d E d w a r d s. 1799 senesinde Rechardson nam ingiliz subayı refakatinde Kap yoluyla Ingiltereye seyahat etmiş. Petersburg. Kırgızlar tarafıdan esir alınarak Buharaya satılan bu Rus casusunun 1774-82 senelerinde Buhara. XXII. Kafkasyada seyahat etmiş. M O r i e r. Armenia and Aşia Minöre to Constantinople in the years 1808 and 1809. Travels in the various countries in the East. Kive. Museum. London 1818. bilhassa Buharada Daniyal Atalık nezdinde bulanarak oradan Iran yoluyla Hindistana gidip.G ü l d e n s t a d t . Kalkutta. Petersburg. tarihî ve bilhassa lisanî malûmat toplamıştır. 602) J. Bu zat 1770-73 senelerinden cenubî Rusya. 65. 605) S i r W. London 1819-23. 386 da zikredilmiştir. Vestnık Imperatorskago Obşçestva. Ayni müellif. etnografi. oradan da Londra yoluyla Petersburga dönmesi ile sona eren seyahat maceraları nın hatıratıdır. 1858.

1829. ki öteki seyahatnamenin itmamıdır. 1819. London. K1 a p r o t h. Weimar. Ermenistan ve İranda yaptığı seyahatinin tavsifidir. X a n i k o v. 1814.. Yeni Türkistan. İngilizceden tercümedir. Paris 1826. Halle-Berlin. 41-44 613) M. Rusça tercümesi de neşredilmiştir. Travds into Buklıara. 610) J u 1 i u s v. 2 çilddir. 608) W i 1 1 i a m H e u d e . Upîsanye buxarskago xanstva. Rus elçisi Baron Meyendorfun 1820 de Buharaya yaptığı seyahatin raporudur. Paris 1926. Paris. 1823. Z. Voyage en Turcomanie et Khiva. Hindistan müslümanlarından İngilizlerin hizmetinde bulunan bu münevver zat 1812-1813 senele rinde Buhara. II. 614) M. N. Eserin ingilizce ve fransızca (Magazine Asiatique. Bu zatın 1821-1828 senelerinde Fransız hükümeti tarafından Türkiyede yaptığı seyahatin hatıratıdır. Voyage d'Orenburg a Boukhara. N. Paris. 611) Aynı müellif. N 4 s. Vogages en Armenie et en Orient. 612) Mir İz ze tu 11 ah. la Turqu-ie de VAsie Paris. üç çilddir. 1346) mahfuz bulunmaktadır: Eser hakkında bk. T o g a n d. Şarkî Kafkasyanın coğrafya ve tarihine ait malûmat. 500 sayfa. 184142 de Buharayı ziyaret eden Rus elçiliği heyetinde bulunan müsteşrik Xanikof'un hatıratı ve bu hanlığın tavsifidir. Reise in den Kaukasus und nach Georgien. M e y e n d o r f f . Hokand ve Kaşgarda bulunmuş ve bu hatıratını yazmış tır. 609) A m e d e e J a u b e r t . Petersburg. 1843. Paris 1815. 1821. Vogages rfanf'A ne Muttur. Bu meşhur müsreşrikin 1807-8 de Kafkasyada yaptığı ilmî seyahatin tavsifidir. 400 sayfa. London. Meşhur müsteşrikin 1805-6 da Kafkasya. 280 sayfa. 1812. Rus elçisi Muravyev'in 1819-20 de Türkmenistan yoluyla Hiy-ve'ye yaptığı seyahatin hatırasıdır. Tarihte Usul F ' : 17 . Afganistan ve Buharada 1832 de seyahat etmiş İngiliz diplomatıdır. Persan. Voyage en Armenie et en Perse. 6 1 6 ) A l e x a n d e r B u r n s . farsça aslı Paris milli kü tüphanesinde (Suppl. 617) John Mac do nal d K i n n e i r . 1817 de Hindistandan Acem Körfezi ve Türkiye yoluyla İngiltereye seyahati hatıratıdır. A voyage up to the Persian Gulf. 162-183) hülasatan neşirleri varsa da. VArmenie et le Kourdiştan. Mesir-i Buxara (F). 2 cild. 1*51.257 607) F o n t a n i e r e . Geographisch-historische Beschreibung dts ösl-lichen Kaukasus. İstanbul 1929. 615) N. Murav'yev. V. 1835.

Fransa hükümeti emriyle 1833-37 de yapılan tetkik seyahati neticesinde yazılan bu eser lürkçe olarak ta neşredilmiştir. Paris. London. 1829 İki çildir. 1829. Bu müsteşrikin 1852-3 te Kilikya ve Toroslarda yaptığı seyahatin hatıratıdır. 622) Ch. 624) J. 1826. 568-625) hanlıkları hakkında elde ettiği malûmatı da ilâve et miştir. C o n o 11 y. İngilizce aslı (Narrative of a journey into Khorasan). . 535-567) ve Buha ra (s. İstanbul. 1821. üç cild.) En çok tarihî coğrafya bakımından yazılan bir eserdir. da çıkmıştır. 1838. Paris 1842. 1864. TVJO years in Constantinople. 1822 de yaptığı seyahatin intihalarıdır. M i c h a u d et M. İkinci cildinde Hiyve (s. 619) C h. 625) Aynı müellif. Turkcy and ils Destiny. overland from England through Russia. Persia and Affghanislan. {Küçük Asya. T e x i e r . P a u j o u 1 at. 559 da başlayıp) canlandırmıştır. 623) V i c t o r L a n g l o i s . London. Bunda da Türkmenler hakkında çok malûmat vardır. Journey to the north of India.— 258 — 61S) M. Paris. Kaçarların Türk uruğları ile münasebetleri hususunu da (s. ge-orgiens et tartares de Caucase et dans la royaume de Perse. London 1832. Inkiraza yüz tutmuş olan Osmanlı devletinin mukadderatı üzerinde en etraflı tetkikatta bulunan bir tngilizdir. Travels and adventureş in the Persian provinces an the southern banks of the Caspian Sea London. Pensees et notes critique exraits du Journal de mes uoyages dans VEmpire du Sultan et dans les provinces russes. Description de VAsie Mineure. diğerleri Suriye ve bilhassa Mısır'a aiddir. F r a s e r . Reise nach und in Khorasan. 1826. 1924-25. T e u I e. Correspondance d'Orient. İran Türk leri ve Horasan Türkmenleri hakkında pek kıymetli ve çok mufassal malûmatı ihtiva etmektedir. 2-3 cildleri İstanbul ve Türkiyeye. 621) Ayni müellif. 7 cilddir Fransız Akademisi azası olan larihci Michaud ile yoldaşı Poujoulat'nın 1830-31 senelerinde yaptıkları seyahatinin hatıratını ihtiva eden çok mufassal bir eserdir. 626) A. 620) Mac F a r l a n e . 1839. Voyage dans la Cilicie et dans les n'ontagnes de Taurus. 2 cild. Michaud ls-tanbulun kütüphanelerinden ve Türkiyede ilmî hayattan da ehemmiyetle bahsetmiştir. Weimar. R. 1833-35. Paris.

London. Petersburg. 1844. 1864. 1865 Orta-asya'nın etnografyasını neşretmiştir. 1875. Petersburg. ilk cildi Dağistan ve Azerbeycan'a. Calcutta. Tebriz-in ilk defa yapılan ilmî tavsifini ve plânını ihtiva eder. 1849-1852. Be r ezin. İran elçisi Mirza Rizakulı Lâlabaşının 1852 de Hiyve hanı Mehmet Emin Hanın zamanında bu ülkede gördükleri anlatılmıştır. 4 cilddir. Ortaasya bilhassa Hiyve ve Türkmenistan Türklerine ait bahisleri ihmal edilemez. Bu İngiliz subayının 1839 da Hiyve Hanı Allahkuli'yi ziyaretini ve gördüğü bu ülkelerdeki hayatı ve Türkmenleri anlatır. Narrative of various journey in Balodjistan. 1840. Travels in Central Asia. London. Narrative of an Jaurney from Herat to Khiva and Mangyshlak. 1875 (Publications de l'Ecole des langes orientales vivantes.— 259 627) Ch. le Beloutchistan et le Turkestan. V a m b e r y . ihtiyatla okunacak eser olmakla beraber. III ve IV). Bu zat 1849-1852 de İran ve Türkiye sınırlarını tayin eden devletler arası komisyonun azası sıfatiyle Türkiyenin şark vilayetleri. . Putesestviye po vostoku. Bunun Irana ait kısmı İrana ait müteaddid eserleri olan Rus alimi (menşe itibariyle Türk) Xanikov'un ilaveleriyle 1874 de basılmıştır fakat bu kitabın son cildi çıkmamıştır. V). Afghanistan and Turkestan. «Bir sahte Dervişin Asya-ı Vustada seyahati* ismiyle türkce 1295/1878 de neşredilmiş olan bu seyahatname. Opisanye xivinskago xanstva. Voyages et aventures en Perse. İranda uzun vakit kalan bu fransız generalinin 1845-46 senelerinde Horasanda. Azerbeycan ve Kür-düstan hakkında mufassal malûmat toplamıştır. 633) J. 6 3 0 ) Ç i r i k o v . 628) J. iki cilddir. the Ethnology. A b b o t. F e r r i e r . dans l'Afghanistan. Paris. IV fransızca tercümesidir. 1842 de Hiyveyi ziyaret eden Rus elçisinin hatıratı. 6 3 2 ) M i r z a R i z a q u l i L â l a b a ş ı . Türkmenlerin hayatını pek güzel anlatmıştır. ikincisi Irana aittir. 1870. Kazan. Safâratnâme-i xorexm (F) ParisBulak. 629) H. bilhassa Afganistanın garbî ve şimalî kısımlarında yaptığı seyahatinin hatıratıdır. Putevoy Jurnal. c. Bu vilâyetlerdeki Türklerin. M a s s O n. iki cilddir. 1851 {Zapiski Geografiçeskago Obşçestva. 6 3 4 ) D a n i l e v s k y . 631) 1. P. Buna ek olarak ta ayrıca Sketches of Central asia.

fakat kısaltılarak neşredilmiştir. 1282/1866. 64!. 1876. (Napolyona gönderilen elçinin yazıları). Sefaretname-i Fransa. 1875.) Ayni müellif. Türkiye arşivlerinde ve kütüphanelerde çok bulunan bu sefaretname-ler Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilmiştir. İstanbul. Eser Musavvar Türkistan ve seyahatnamesi unvaniyle ancak 255 sayfa kadar kısaltılarak Istanbulda 1877 de neşredilmiştir. Türkistan. London.. İstanbul. Mac G a h a n. R a d 1 o f f. London. A. Istanbuldan Asyai vustaya seyahat (T). Compcining on the Oxus and the fail of Khiva. 876 sayfa. A Ride to Khiva. Aus Siberien. S c h u y l e r . 1900 (430 sayfa). Rusların Hiyve seferine New York Herald Gazetesinin muhabiri olarak iştirak eden bu zatın bu hatıratı Hiyve seyahatnamesi »e tarihi ismiyle 1292/1877 de Istanbulda türkçe olarak.sefaretname" leri çok mühim kaynaktır. 637) Fr. W. 1877. G r e g O r. İstanbul. Persia and the Persian Question. iki cild. (Büyhk Fredrike gönderilen elçinin raporudur). Narrative of a Journey through Khorasan and on the N. 1882 2 cild. London. London. 644) Vah i d E f e n d i . 6 3 9 ) M a j ö r C. London. W. 640) W. 1295/1879. C u r z o n . London. 1892. 1885 senesinde Heratta bulunan bu İngiliz seyyahının hatıratı (430 sayfa. Türkiyenin medeni ve siyasî tarihi için garp ve şark memleketlerine gönderilen Osmanlı elçilerinin . Y a t e . İngiliz seyyah ve muharririnin Rus istilâsından sonra yaptığı seyahati hatıratıdır. 1283/1867. Xulaşat-u 'l-ictibâr (T). Türkistan ve Altay Türk kabileleri ve oralardaki eski Türk âsârı tetkikinde kullanılacak esas kaynaklardandır. Bu ingiliz subayının 1875 de Horasan ve şimalî garbî Afganis-tanda seyahati hatıratıdır. London.— 260 — 635) 1. Meşhur Lord Curzon'un Times gazetesi muhabiri sıfatiyle yaptığı seyahatinin hatıratıdır. Bunlardan : 6 4 3 ) G i r i d î Ahmet R e s m î E f e n d i . Rusların Türkistan seferlerine gazete muhabiri olarak iştirak e-den bu zat Türkistanın o zamanki vaziyetini oldukça tarafsız olarak tasvir etmiştir. 1888. Klmrasan and Sistan. Leipzig. E. frontiers of Afghanistan. M. .) G. N. 641) Colonel C. 1879. 6 3 8 ) M e h m e t Emin. Northern Afghanistan. B u r n a b y . İki cilddir. 636) E.

652) E. Wörterbuch fiir Münzkunde. 1939 dır. 1909. s. 1364/1945. 647) Osman Turan. 1875. Oxford. Conçordantiae Corani. Vergleichungstabellen der mohammedanischen und christlichen Zeitrcchunagen. 6 5 0 ) R i c h a r d K l i m p e r d . çok büyük ve pahalı ise de medeniyet tarihimizle meşgul olan herkesin daima müracaat edeceği eser de Ar t hur P o p e. A. Bu büyük eserde İran ile birlikte Türk sanatına ait bütün ilmî neşriyat gösterilmiştir. Lexikon der Münzen. Handbook of Mohammedan Art. 6 4 9 ) S c h r ö t t e r . Leipzig.Muham mad F u ' â d c Abd'u ' l'b âq i. İstanbul 1941. (1776 da Rusyaya gönderilen elçi heyetinin gördük lerine ait yazılar). 1925 neşri ve ayni zatın Türk Sanatı (T). daha kolay olanı : G. yukarıda. bk. 12 TÜRK TARİHİ ÜZERİNDEKİ ÇALIŞMALARDA DAİMA ELDE BULUNDURULMALARI LÂZIM OLAN ESERLER 6 4 6 ) W ü s t e n f e l d . Dîe Kunst der islamischen Völker.— 261 — 645) M e h m e d Emin N a h i f " ) . A Survey of Persian Art. On iki hayvanlı Türk takvimi. Berlin. 654) Tarihî eserlerde arasıra tesadüf eden Bibelden nakillere bak mak için : Alexander Cruden. Al-Muccam almufahras li-alfâz-i 'l-qur'ân-i 'l-karım (A).M a h l e r . Menbalarda rastlanan Kur'an ayetlerini bulmak için en iyi fihristtir. 1874. Leipzig. 1946. Berlin 1896. 3 cilddir. yukarda. 653) . Mısır. 21. s. Sefarelname-i Abdûlkerim Paşa. s. Leipzig. Nevv York. 20. 6 5 1 ) M a u r i c e D i m a n d . Handbuch der mathematischen und technischen Chronologie. yalnız bu fih rist Flügel neşri Kur'ana dayanmaktadır. 1316/1900. istanbul. Bk. A Complete Concordance to the Holy Scriptures of the Old and Nezu Testament. 1947. İstanbul. Diez. (T). 1930. Masse und Geıuichte der Ldnder. 1926 ve türkçesi. 20. New York. Bak yukarıda. Flügel. daha mu- . 648) G i n s e 1.

\ \' . İşte Türk Üniversitelerinde kurulan ve kurulacak Türk Tarihi Enstitülerinin veya bu mevzuu tetkik etmek üzere kurulacak diğer ilmî müesseselerin ve cemiyetlerin kütüphaneleri burada unvanlarını saydığımız bu ilk kaynaklardan. onların yazma olanlarının fotoğraf ve filimlerden. keza bu ilk kaynaklara dayanarak vücuda getirilen tetkik mahsulü eserlerden teşekkül edecektir. 1890. 655) Encyclopedie de Vlslam. Türkçe neşrinde Türk tarihine ait makaleler muntazaman ikmal edilmektedir.— 262 fassai Bibel fihristi : J a m e s S t r o n g . lügati faydalıdır.Tetkik mahsûlü eserler ise benim Umumi Türk Tarihine Giriş kitâbımım mukaddimesinde ve haşiyelerinde sayılmış Ve bu kitabın ikinci cildinde daha sayılacaktır- \\ \ ■\ \. New York. Hindistanda Türkler hakimiyeti devirleri için bir de ingilizlerin neşrettiği Hobson Jobson 1903. The Exhaustive Concordance of the Bibel. Biri ilâve olmak üzere 5 cilddir.

Bu İngiliz Kırallık Asya Cemiyetinin bize ve tarimize epey taalluku olan Hindistanda Bengal ve Uzakdoğııda Çin ve Şimalî Çin şubeleri ve bunların neşriyatı vardır. Böyle cemiyetler İngiltere. Fransa ve Almanyada geçen asrın başında tesis edildi ve bu cemiyetlerin neşriyatı da bu asrın ilk dörtte birinde başladı. sonra 1830-1833 te <new scries-sıfatiyle daha 12 cild ç ı k t ı . İslâm ve Türk âlemine ait mecmualar ve seriler (*) Bu neşriyatın başında büyük medenî milletlerin Şarkı tetkik nıaksadiyle kurdukları cemiyetlerinin mecmuaları gelir. 1944 e kadar her sene bir cilt! olmak üzere muntazam çıktı. Saint Martin. Sonra bu mecmua 1834 ten başlayıp Journal of the Royal Asiatic Society of Grrat Britain and Irland (Şarka ait ilmî neşriyatta kısaltılması: JRAS) unvanı altında çıkmaya başlayıp. Silvester de Sacy ve saire tarafından. Abel Remusat. nci ci ldi çı ktı . Bu İ n g i l i z mecmuaları teessüsleri sırasında kıymeti eksik yazıları da almışlardır. fakat 1940 de İngiliz Bibel Arkeolojisi Cemiyeti (Society of Biblical Archaeo-logy) ile birleşerek mecmua b i r as ı rl ı k çehresini biraz deği ş ti rdi . . Bu mecmua 1822 de müsteşriklerden Julius von Klaproth. Patiste Fransız Asya Cemiyeti tarafından da 125 senedenberi tam ilmî bir neşir olmak üzere Journal Asiaticjuc (kısaltma ile: JA) mecmuası neşredilmektedir. P a r g i t i r bu mecmuanın 1821-1922 senelerinde çıkan 95 senelik nüshalarının indeksini neşretmiştir. İngiliz Kırallık Asya Cemiyeti 1815 te The Journal ismi altında aylık mecmua çıkarmaya başladı. 2 Şark. dergiler yahut h r ı r p ve inkılâplar d o l a y ı s ı y l a goo senelerde mecmuaların başlarına gelen haller burada z i k r c d i l n ı e i î i i ş t i r . 1842 den başlayıp her sene bir cil d olarak çıktı ve 1863 te 20 cild ile ilk seri si tamland. 1865 ten <rtew seriesi başlanıp 1891 de 22 cild çı ktı .EK N. yine İngili z mecmuası gibi aylık olarak çıkarılmaya başlanıp (*) Bu liste 1943 de tertip edilmişti. ki ileri de zikredilecektir. 1S22 ye kadar 14 cild (84 defter) ç ı k ı p 1824 te 18. F. son senelerde neşrine haşlanan..

. sonra 1847 den başlayıp. 13) ve E.264 her sene iki cild neşredildi. Bu mecmua önce 1837 de Göttingen Üniversite'sindeki hindolog ve iranyatçı-lar (Gabelenz. 1787 de çıkmaya başlıyan bu külliyat 1933 e kadar 42 cild çıkmıştır. Yine Fransada Academie des Inscription et des Belles-lettres'e mülhak bir heyeti teşkil eden müsteşrikler Paris Millî Kütüphanesindeki yazmalardan çıkarmalar yaparak Notices et extraits des manuscrits de la Bibliothique Imperiale (Naüonale) külliyatını bu kütüphanedeki şark yazmalarından istihraçlar. B l o c h e t ' n i n yazıları mühimdir. Bu cemiyetin bir de monografiler için tahsis edilen Abhandlungen für die Kunde des Morgenlandes mecmuası neşredilmiş. notlar neşretmişlerdir. Lassan ve şair Rückert) tarafından «Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes» unvanı altında intşar etmiş. «Zeitschrift der Deutschen Morgenlândischen Gesellschaft» ismi altında. Buradaki tetkikat-tan M. 221 nci cildin sonuna ilâve edilen fihrist «XI inci seri» nin fihristi olarak tertip edilmiştir. ki benim İbn Fadlans Reisebericht kitabım da bu Abhandlunğ'ların 24 üncü cildinin 3. 1836 da tekrar sadece «Journal Asiatique> ismiyle neşredilmiş oldu. Bu cemiyetin 100 yılı dolayısiyle 1922 de neşrolunan Soct-ete Asiatique. 1845 te 4 nci cildi çıkmış. her sene bir cild olmak üzere. Quatremere idaresinde «Nouveau Journal Asiatique» ismiyle çıktıysa da. Le livre du centaire ismiyle çıkan eser bu mecmua için de rehber işini görmektedir. 1828-1835 arasında M. 4 üncü cildden başlayıp bunu Lassan Bonn'da neşretmiş. üncü cüzü olarak intişar etmiştir. bu da 1941 senesine kadar 26 cild çıkmıştır. ye gelmiş ise de. Alman Şark Ülkeleri Cemiyeti tarafından neşredilmekte olan Ze-itschrift der Deutschen Morgenlândischen Gesellschaft (kısaltma ile: ZDMG) mecmuası 1943 senesine kadar 97 cild çıkmıştır. 1922 senesinde <serie» sisteminden vaz geçerek sıra cildlerle neşredilmeye başlamış ve o sene çıkan cild 202 inci cild olarak çıkmış 1942 de 233. Mecmuanın her 10 senede çıkan 20 cildi bir ^serie» teşkil ediyor ve bu cildler için bir mufassal fifrist tertip ediliyordu. 14) ve 14 üncü asır islâm ve Türk ülkeleri coğrafyasına ait ibn Fazl-u 'İlah al-cUmarî'nin eserinden istihraçlar (c. Q u a t r e m e r e ' i n Temürlüler tarihine dair Abdurrazzak Semerkandî'nin eserinden (c. 1938 senesine kadar 58 cild çıkmıştır.. Rödiger. intişar etmiştir. asıl idare merkezi ekseriya Halle'de olmak üzere. Şimalî Amerika Şark Cemiyeti de 1851 senesinden başlayıp her sene bir cild olmak üzere Journal of the American Oriental Society (kısaltma ile: JAOS) neşretmektedir.

ki bunların Türk ve islam tarih. Almanya. Rus Ulûm Akademisinin Asya Müzesi (Musee Asia-tique) ve Petersburg Üniversitesinin Şark Fakültesi etrafında toplanan müsteşrikler bu akademinin umumî neşriyatında ve Rus Asariatika Cemiyetinin Şark Şubesi namına tesis etlikleri iki mecmuayı Rus şarkiyatçılığının merkezî organı sıfatiyle yaşattılar. 1930 te «nova seria> ismiyle bir daha çıkmış. ki 1887 W den 1940 a kadar 46 cild çıkmıştır. Bu son mecmua da 1943 e kadar ancak 3 cild ve 1 cild «ilave cild> (Ergânzun-gsband) çıkmıştır. Ruslarda muntazam çalışan bir merkezi Şark cemiyeti son inkılaba kadar kurulmadı. 1902 de 15. Avusturya.265 Viyana Ulûm Akademisi ve Üniversite Şark Semineri etrafında birleşmiş müsteşrikler. bu mecmuaların küçük notları ve celse zabıtları dahi görülmelidir. Karabaçek ve G. Büchler idaresinde (son zamanlarda Prof. ttalyan Şark Cemiyeti de ayni şekilde neşriyata başlamıştı: Bunun mecmuası olan Giornale della Societa Asiatica Italiana 1887 den başlayıp Firenze'de çıkmıştır. Macaristan da Budapeşte Macar Ulûm Akademisinin parasiyle Macar Etnografya Cemiyetinin Şark Şubesi azaları ve Şark Ticaret Akademisinin hocaları ve saire tarafından 1900 de Kekti Szemlc (kısaltma ile KSz. Grigoı'yev tarafından tesis olunan Trudı Vostoçnago Otdelenya . İtalya ve Maca-ristanda çıkan bu başlıca şarkiyat mecmuaları 19 ve 20 inci asırların en güzide orientalistlerinin tetkıkatını ihtiva etmektedir. Amerika. Bidayette bilhassa Ural-Altay dillerine tahsis edilen bu mecmua Macaristanın merkezi şarkiyat mecmuası şeklini alarak muhtelif memleketlerin müsteşriklerinin iştirakini temin etti. Alman ve Avusturya müsteşriklerinden turkoloğ olanları Osmanlı tarihine tahsis ederek 1920 de Mitteilungen zur osmanischen Geschichte ismiyle bir mecmua çıkarmıya başlamışlar.. V. Fransa. edebiyat ve filolojisine ait olanları ayrı fihristlerle ve icabeden fasıllara ayrılarak gösterilmeli. fakat bu mecmua 1920-23 iki cild çıktıktan sonra durmuştur. fransızca olarak Revue Orientale da denilir) mecmuası çıkarılmaya başladı. 1922 ye kadar 19 cild çıkıp mevkiini daha 1921 de Prof. Nemeth Gyula tarafından en çok turkoloji bahislerine tahsis edilerek çıkarılmaya başlıyan Körösi Csoma Archivum (kısaltma ile: KCsA) memuasına terketti. Christian idaresinde) Wiener Zeitschrift für die Kunde des Margenlundes (kısaltm a ile: ZKM )m ecmuasını çıkardılar. sonra batmıştır. Bunlardan birisi 1855 de Prof. İngiltere. cildi çıkmış.

12). 21. ki 22 cild çıkmıştır. 22 1892. ki Türk ülkelerinin târih ve arkeolojisine ve sanat t a r i h i n e dair . yani Rus Arkeoloji Cemiyetinin Şark Şubesi tahriratı) dır. Karahanlar t a r i h i (c. 5. Kraçkovski'nin Arap edebiyatına.. ■Sobroiiik (memoires) lan neşredilmektedir. Mecmuanın 10. Eski Rus İmparatorluk Arkeoloji Cemiyeti yerine Sovyetler "Maddî medeniyet Akademisi. bu zatın ve Bar. monografiler mahiyetinde. V. Burada Rus müsteşriklerinin en ileri gelenle»-! tetkikat makaleleri neşret-mişlerdir. Bunlardan V. 6. sonra W. 7. Bu mecmuada ayrı makalelerden başka. 1898) çıkmıştır. Smirnov'un Rusyada müslüman matbuatı (c. 39 nci cildi Rum Selçukları tarihine ait G o r d l e v s k i 'nin. Vilyaminov Zernov'un Kasım Hanlarına ait tetkikatı (c. 3. Veselovski'nin Rus-lran ticaret tarihine dair vesikalar (c. 16) ve benim de Türkistan asariatikasma ait makalelerim (c. 17). 10. İkinci mecmua Zapiski Vostoçnago Otdelenya Imperatorskago Russkago Ar. 15). bunun da «Izvestiya» (Btılletin). 23) i nt i ş ar etmiştir. Bu da 1940 a kadar 8 cild çıkmıştır. cild-lerinde 1-20 cil dleri n mufassal indeksleri vardır. Meüoranski'nin Kültekin abidelerine (c. 13.viologiçeskago Obsçestar'a (kısaltma ile: ZVORAO. makalelerini ve ilmî eserlerin tenkidini ihtiva etmektedir.266 Imperatorskago Russkago Arxiologiçeskago Obşçestva (kısaltma ile: TVORAO) dır. 11. R o s e n tarafından tesis edilip. ki 1887 de Bar. Jukovski ve fnostransevin İran edebiyatına ait makaleleri. Sovyetler zamanında bu nevi ciddi Rus şarkiyat tetkikatı 1924 ten başlayıp Rus Ulûm Akademisinin «Şarkiyat Enstitüsü (eski Musee Asiatique) etrafında toplanıp eski <Trudi' (yani TVORAO monografileri) serisi Trudi Instituta Vos-tokonedeııya Akademiyi Nauk SSSR (kısaltma ile: TIVAN) ismi altında devam ettirilmekte. B a r t h o l d tarafından idare edilmiş. Burada bir de Bar. Bunlardan 1941 e kadar 41 cild çıkmış. Rosen'in Avrupa şark neşriyatına ait tenkidi yazıları intişar etmiştir. ve 20.. 9. Her yıl 1 cild çıkan bu mecmua 1925 senesine kadar 25 cild çıkmıştır. Bartholdun Türk ve İslâm tarihine ait makaleleri. Tiesenhauen'in İslâm ve Türk meskukâtına ait makaleleri ve İslâm ülkeleri sanat ve arkeolojisine dair mufassal bibliografisi (c. 22. (Akademiyi materyanl'noy Kul'turi) kurdular. Samoyloviç'in Ortaasya Türklerinin edebiyatına. Eski vZapiski» (ZVORAO) nin yerine de Zapiski Instituta Vasto-kovedenya Akademiyi Nauk SSSR (kısaltma ile: ZİVAN) çıkarıyor. 4). 12). Savelyev'in Altıonorda Hanları meskukâtı. 3. ki müsteşriklerin ayrı tetkikatını. 41 inci cildi de Türk tarihine ait süıyanî kaynakları hakkında P i g u l e v s k a y a 'nin eseridir. tbn Mühennanın Moğol di. Reşideddinin Moğollar t a r i h i n i n metin ve rusça tercüme ve haşiyeleri (c. line ait eserine (15).

Bundan maada Türkistan Asariatika muhipleri Cemiyeti de 1918 e kadar 21 cüz çıkan Protokolı Tıırkestanskago Krııjka Liobitelcy Arxio-logiyi mecmuasını neşretti. geçen asrın ortasından beri faaliyette bulunan Kazan Üniversitesi Tarih. 15) Raaıstedt'in Moğol dil ine a i t t e t k i k l e r i (c.27. Tacikistan). Donner'in şimalî Asya Türk alfabesi (c. Mannerheim Sarıuygurlara ait tetkiki (c. 14). 17). 30). ve yüksek mekteplerin neşriyatım burada sayamayız. ki 1930-41 de üç cildi çıkmıştır. 28) ve . 1914 e kadar 52 nüsha çıkmış ve 1927 den başlayıp Izvestiya Tavriçeskago Obşçcsva htoriyi. Kazan <îzvestiya> sı gibi bu Türkistan «Po-tokol» larına ben de makalelerimle iş t i rak etmişimdir.-267 mühim makaleleri i ht i v a eder. Izvestiya Tavriçeskoy Uçeno-arxivnoy Kommisiyi. Burada teessüs eden ciddi ilmî cemiyet olan Fin-Ugur Cemiyeti (Societe Finno-Ougrienne) 1886 da neşrine başladığı «Journah ından 1937 ye kadar 49 cild. Arirologiyi i Etnografiyi ismi altında çıkmaya başlamıştır. G. c. Bundan başka Leningrad'da Musee de 1'Ermitage'ın Şark Şubesi de çok kıymettar tetkikleri ihtiva eden Trudt Otdela Vostoka (Travaux dt Departement Orientale) çıkarmaktadır.Ş i m a l î Mogoli-. Journal de la Societe Finno-Ougrienne (kısaltma ile: JSFO) de neşrolunan eserlerden O. Kafkasya tarih ve etnografyası için Kafkasya Maarif Müfettişliği tarafından 1881-1926 seneleri arasında 45 cild neşredilmiş olan Sbornik materyalov dlia opisanya mestnostey i plemen Kavkaza (Kafkasya ülkeleri ve kavimleri tavsifine ait materyallar mecmuası. C. «Me-moire> larmdan da 75 cild neşretmiştir. Türkmenistan. Rusyada bunlardan başka Moskova Asarıatika Cemiyeti tarafından Drevnosti Vostoçnıya (yani Şark asarıkadimesi) isminde bir mecmua neşredildiği gibi. 23. Arkeoloji ve Etnografya Cemiyeti kendisinin «haberler» ini (Izvestiya Obşçestva htoriyi. Passonen'in Mordva dilinde Türkçeden alınma kelimeler (c. Türklerin yaşadığı Türkistan (şimdi Özbekistan. Şarka. Ermeni ve Gürcü ilmî tarih ve arkeoloji cemiyetleri tarafından çıkarılan mecmualar mühimdir. Kırımda Tavrid İlmî Arşiv Komisyonu da aynı şekilde <ha-berler» i. Kazakistan. bilhassa Ural-AItay kavimleri tarih ve lisaniyatına ait ciddi neşriyat yapan bir memleket te Finlandiya'dır.tandaki Uygur-Orhun yazıtları* (yani Moyunçur kitabeleri. Başkurdüstan ve Tataristan (Kazan) ülkelerinde inkılâptan sonra tesis olunan müteaddid ilmî cemiyetlerin. 18S2 den 1929 a kadar 34 cild çıkmıştır). Arxiologiyi i Etnografiyi pri Imperatorskom Kazanskom Universiteie. Mcnvnres de la Societe Finno-Ougrienne (kısaltma ile: MSFO) dan da . 1-30 cildleri için fihristi de vardır) ve inkılâptan sonra Azerbaycan.

arkeoloji. sonra mecmua her sene intişar etmiştir. N y b e r g ' i n idaresinde neşredilmektedir. F. K o t v i ç . Hollanda'da Leiden'de Danimarka ve Norveç Şark Cemiyetleri de birleşerek Açta Orientalia mecmuasını neşretmektedirler. 1935 te 29 uncu cildi çıkmıştır. 1938 e kadar 8 cild çıkmıştır. Duda'nın Ferhad ve Şirin hikâyelerine dair tetkiki ile F.. Naşiri olan W1. H.268 Vilhelm Thomsen'in «Orhun kitabeleri» (c. 1922-1944 . Tor Andre'nin Muhammad Peygambere ait maruf eseri bu seride çıkmıştır. L u n d e l i ' n i n idaresinde Upsalada her sene bir cild olarak çıkan Archives d'Etudes Orientales neşredilmektedir. coğrafya. Tarih. Lehistan müsteşriklerinin Şarka ait ciddî mecmuası 1914 te W 1. A n d r e i G a w r o n s k i tarafından Krakov'da intişara başlayıp Lwow'da çıkmaya devam eden Rocznik Orhntalisticzny mecmuasıdır. mecmua 1906 dan başlayıp Upsalada Z e t t e r s t e e n . 5) ve «Turcica> ismi altında bu mevzua ait neşrettiği yeni tetkikleri (c. Her sene bir cildi çıkan bu mecmua en ciddi ilmî şarkiyat mecmualarından biridir. Naşiri olan Prof. sonraki ciltleri varsa da görmedim. ilk cildi 1914-1918 de çıkmış. Hronzy eski Önasya dilleri mütehassısı olduğundan tetkikatın ekserisi buna hasr ediliyorsa da. 1911-1926 arasında 25 cilt çıkmıştır. E k b l o m ' u n «Rus ve Va-ring» nam eseri A. W. T a u e r 'in Türk tarihine ait metinleri burada intişar etmiştir. Macar ve Leh ilmî mecmuaları gibi Çek ilmî mecmualarında da bazı makaleler kendi dillerinde intişar ediyorsa da. J. Chr is t e n s en'in eski İran'a ait. Rypka. Ezcümle R. 1936 da 12 cildi çıktı. 12). 37). Macar alimi Gombocz'in ma-carcada eski bulgarcadan alınma kelimelere ait tetkiki (c. Vambery'nin ayni Göktürk kitabelerine ait tetkikatı (c. fakat naşir slavist olduğundan Şarkî Avrupa ve Slav kavimlerine ait eserleri de araya karıştırıyor. almanca ve ingilizcedir. dil ve folklor meselelerine ait tetkikler neşreder. 30) ve saire bulunur. Prag âlimleri bu mecmua ile birlikte bir de Monographiae Archivu Orientalnino çıkarmaktadırlar ki H. Bir de bu memlekette Prof. Her iki mecmua Czechoslovak Oriental Institute tarafından çıkartılıyor. H r o z n y ' nin idaresinde 1929 da Prag'da Archiv Orientalny mecmuasını neşre başladılar. Kotviç mongolist olduğundan mecmua da başlıca Ural-Altay dilleri ve mongolistik meseleleri ile meşgul olmaktadır. Çekoslovak müsteşrikleri Prof. son senelerde de H. İsveç'te müsteşrikler Le Monde Orientale mecmuası etrafında toplanmışlardır. Tauer vesairenin Türk ve İslâm kavimleri dil ve tarihlerine dair makaleleri de intişar etmektedir. ekseri fransızca. A.

(ki bunda M. son zamanlarda Prof. Bunlar tarafından neşredilen Melanges de la Faculle Orientale de t'Uıdvercite Sa- . Fakat bilhassa ispanyada Arab devrini öğren-miye hasredilen bu mecmuadan ancak tek bir nüshasını gördüğümden mahiyeti hakkında hüküm veremem. Şark memleketlerinden Mısırda yapılan neşriyattan bilhassa Fransızların daha Napolyon zamanında tesis etmiş oldukları Arkeoloji Ens-titüsü'nün neşriyatı Mısırlıların Arab dil ve edebiyatı cemiyetinin neşriyatı zikre şayandır. Bunun gibi Beyrut daki Fransız katolik misyonerleri tarafından tesis edilmiş olup son zamanlarda dünyevi mahiyet almakta olan Saint-Joseph Üniversitesi hocaları da Şarka ai t mühim neşriyatta bulunmaktadırlar. neşriyatını da t ahli l e tahsis edilmiş olan Orientalistische Literatuzeitung dır. ki 1898 de F. Arab tarih ve filolojisine ait tetkikatı ve türkolo-jisine ait makaleleri havidir) zikredilmelidir.269 — seneleri arasında 18 cild çıkmıştır.. O cümleden Prof. Kahle. abide ve kitabeleri neşri hususuna. Her ay çıkar. Şark bibliografisine dair en ciddi mecmuadır ve diğer bir na-zîrı de yoktur. büyük ehemmiyet vermekte ve ayrıca neşriyat yapmaktadırlar. 3u listeye İspanya'da Madrid'te arabiyatçı Asin P a l a c i o s tarafından son senelerde çıkarılmaya başlıyan Al-Andalus mecmuasını da sokmak icab eder. P. Minorsky ve Kramers gibilerin makaleleri zikre değer. Burada bir de Finlaniya Şark Cemiyeti (Societas Orientalis Fin-nica) tarafından 1925 te Helsinki'de neşrine başlanan Studio Orientalia serisini. Taügren'in İdrîsî'nin şimal ülkelerinden bahseden fasıllarına ait tetkikleri çıkmıştır) ve Vatikan'ın İnstitut Biblicisi profesörleri tarafından neşrolunmakta olan Orientalia mecmuası (ki 1936 dan beri 5 cild çıkmıştır. R â s â n e n ' i n Türkiyata. Islâmiyyat ve Türkiyata ait de mühim tetkikler çıkmaktadır. meselâ Türkiye. tenkidi makalelerden başka baş tarafında şarkiyatın aktüel meselelerine dair ilmî makaleler de basılır. R i eh a r d H a r t m a n n idare ediyor. O. Fransızlara uyan Mısır alimleri de Mısırdaki İslâm. S t e n K o n o w Sanskrit ve lraniyat mütehassısı olduğu için mecmuada bu mevzua ati tetkikata fazla yer ayırıyorsa da. Anadolu şivelerine. Bunlar en çok hıristiyanlığa ehemmiyet vermekle beraber ara sıra çok ciddî ilmî eserler ve tetkikler de neşrediyorlar. Uygurcaya. bazan Şark. P e i s e r tarafından tesis edilmiş.Naşir olan Prof. Zikredilmesi elzem olan diğer bir şarkiyat mecmuası da Şarka ait Avrupa ilmî neşriyatını.

kongreleri müteakip bunlarda okunan ra- . Lammens'in Muaviye ve oğlu Yezid'in hayatına ait büyük eserleri intişar etmiştir. iktisat ve tıp fakülteleri neşriyatında dahi orientalistik bakımından sevinçle karşılanacak eserler gün geçtikçe çoğalmaktadır. hukuk. Bununla beraber istanbul Edebiyat ve Ankara Dil-Tarih Fakültelerinin yayınları da gittikçe ilmî kıymet kesbetmekte. üç ayda bir fasikül olmak üzere. Halil Edhem Bey tarafından t e rt i p olunan bir fihristi de matbudur. Târihi Osmani Encümeni Mecmuası (1923 ten sonra Türk Tarih Encümeni Mecmuası olduğundan kısaltması TTEM) 1909 da teessüs eden tarih encümeni tarafından neşredildi.270 int-Joseph â Beyruth. Bir de bu mektebin hocaları tarafından arapça olarak 1898 denberi alMasriq mecmuası neşredilmektedir. Belleten mecmuası 1937 de Ankarada Türk Tarih Kurumu tarafından. şimdiye kadar 9 cild intişar etmiştir. her sene bir cild çıkarılmaktadır. Yeni harflerle de 5 cüzü çıkmış ve 1930 da lağvedilmiştir. Suriye'de de 1921 de bir Arab Ulûm Cemiyeti kurulmuş ve bunun tarafından 1921 den başlayıp Macallat-u 'l-macmcf-i 'l-Ulmf neşrolunmaktadır [Şimdi bunun 23 üncü cildi çıkmıştır]. 1906-1925 seneleri arasında çıkan 10 cildindeki tetkikat arasında H. Bu enstitü bir de 1930 de ayni Köp-rülüzadenin idaresinde Türk Hukuk ve tktisad tarihi Mecmuası çıkarmaya başlamıştı.. arada 3-5 sene. bazan daha büyük fasılalarla muhtelif memleketlerin paytaht ve ilim merkezlerinde toplanarak şarkiyat i l m i n i n aktüel meselelerini müzakere etmişler. 16 cild intişar etmiştir. Beynelmilel Müsteşrik Kongreleri Böyle kongreler geçen asrın son yarısında toplanmıya başlanmış. 1928 e kadar 96 cüz. Türkiyede islâm ve Türk tarih ve kültürüne ait ilmî mecmualardan Osmanlı Tarih Encümeni Mecmuası ile Türkiyat Enstitüsü'nün mecmuası ve Türk Tarih Kurumu'nun neşri olan Belleten zikredilmelidir. bundan bugüne kadar ancak iki cild neşredilmiştir. Bağdad'da da Araplar. Türkiyat Mecmuası 1925 te istanbul Üniversitesinin Türkiyat Enstitüsü tarafından Köprülüzade Fuad'ın idaresinde neşredilmeğe başlamış ve 1942 ye kadar 8 cild çıkmıştır. bilhassa hıristiyan Araplar edebî ilmî ve tarihî olarak 1911 denberi Luğat-u'l-arab mecmuası neşretmektedirler [şimdi Bağdad'da bir Arab islam Akademisi de teessüs etmiştir].

V. Göttingen İümler Cemiyeti'nin Abhandlugen der Gesellshaft (şimdi Akadvmiç) ftlr div IVissenschaften tetkikat serisinde ve Göttingener Gelehrter AmAp -ı nam neşriyatlarında Nöldeke. K. Ak. k.) ismindeki celse zabıtları ve küçük tetkikler mecmuası şarkiyata ve türkiyata ait müteaddid tetkikatı ihtiva etmektedir. k.271 porlar cildler halinde neşredilmiştir. Lüders. W. XV. Bunlar da XVII. k. J. Hamburgda (1902 de). Berlinde (1SS1 de). Viyatıa'da (1888'de). IV. başka mevzularla karışık neşriyat arasında. XX. Leiden'dc (1883 te). Katanov'un kitapları meyanında. k. XII. Londrada (1876 da). Pr. Sachu islâmiyata. H. k. olarak Brükselde (1938 de) toplanan kongrelerdir. Bu nevi raporlardan bizim İstanbulda ancak bazı c i l dl e r Türkiyat Enstitüsünde. Almanyada Bavyera. E. XIII. Goldzihcr. Cezayir'de (1905 te). kongre olarak Oxfordda (1928 de). Pr. k. XIV. ki şarkiyata ait çok mühim ilmî raporları i h t i v a ederler. İlk cihan harbi senelerinde müsteşrikler kongresi toplanmamış. II. VII. Florenz'de (1878 de). Kopenhag'ta (1908 te).! Marquart. Bunların başında Alman. Atinada (1912 de) toplanmıştır. Saksonya ve sair ulûm akademileri neşriyatında da Şarka a i t tetkikler neşredilmişse de. Cenevrede (1894 de). k. F. VI. August Müller. XIX. k. Well-hausen. Mütler. intişar etmiş ve etmektedir. Prusya Ulûm Akademisi'ııin Abhandlungen der Kaiserlichen Preussischen Akademie der İVissenchaften (kısaltma ile: Abh. XVI. Bang. k. k. Leidende (1932 de). W. W. hatta bazan 5-6 cild halinde Travaux. k. k. Londrada (1892 de)r X. XVIII k. Attı.. sogdça ve saireye ait tetkikleri burada çıkmıştır. Romada (1935 de). Avusturya ve Rus Akademileri gelmektedir. Fhning gibilerin türk dil ine. Petersburgda (1877 de). Bütün bu kongrelerin mesai mahsulleri 2-3. IX. 1. Ulûm Akademileri neşriyatında Şarka ait yazılar Şarka ait en ciddi ilmî tetkikat ayni zamanda umumî ulûm akademilerinin neşriyatında. H. Scha- . k. Ban?. W. ancak 24 sene sonra toplanabilmişler. Actes. k. Stokholmde (1889 da). bunlar bilhassa Prusya akademisi ve Göttiagen ilimler Cemiyeti neşriyatında çok intişar etmiştir. k. Paul Horn. XI. Pomada (1899 da). Asariatika Müzesi ve Alman Arkeoloji Enstitüsü kütüphanelerinde bulunmaktadır. Le Coq. III. tekrar Pariste (1897 de). W.) ismindeki memoire ve monografileri ile Sitzungs-berichte der Preussischen Akademie der IVissenschaften kısaltma ile: SB. k. Ak.kongre Pariste (1873 te). Trancasiions Verhandlungen ve Trudı gibi isimler altında intişar etmiştir. VIII. W. k.

. Rosen ve W. Frâhn'in Hazarlara ve Başkurtlara ait Arap haberlerinin tahlili (1822. Bu akademinin celse zabıtlarını ve makalelerini ihtiva eden Bulletin de VAcademie des Sciences de St.. Bunları ge^en asırda Melanges Asiatiçues unvanı altında ayrıca toplayıp cildliyorlardı. fakat 10 cild intişar ettikten sonra bu güzel usul bırakıldı. Petersburg (şimdi URSS. Ak.Saleman'ın Hekim Ataya (1896). W. Karabaçek. Tomaschek'in mühim tetkikleri bu akademinin Sitzunngsbericht'le-rinde (meselâ 121.) de Şarka ait intişar eden tetkikat ise daha çoktur. Viyana Ulûm Akademisi'nin memoireları Denkscriften der Wiener Akadcmie der Wissensechaften (kısaltma ile: D. (kısaltma ile: MASR) da Ciı. Strothmann gibilerin şarkiyat ve türkiyata ait en ciddi ilmî tetkikleri intişar etmiştir.s kısımlarında basılmışlardır. Bulgarlara ait Arap haberleri (1830-1832). Charmoy'nın Temü-rün Deştikıpçak seferlerine dair haberlerin (1863). larda çıkmıştır. 1918 de "Ulugbek ve zamanı.. W. Mzik ve saire müsteşriklerin tetkikleri bu Denkschriftlerde. celse zabıtları ve makaleler Sitzııngsberichte der Wiener Akademie dar Wissen-schaften (kısaltma ile: SB. 124. philol. Petersburg şimdi Memoires de l"Academie de Sciences de URSS. 116. lâtince). yani Balkan tarihi coğrafyası. 87 de Ortaasya tetkikatı. B. kısaltma ile: BASR rusça olarak "Izvestiya Akadeyi Nauk SSSR. Bunlar hep bu Abhandlungen ve Sitzungsbericht'le-rin "histor. Buüetin'in ondan sonraki yıllarda çıkan nüshalarında K. Kara-baçek'in bazı tetkikleri (meselâ 172 nci cildde onun "Türk asariatıkasi ve İslâm sanati). Krause ve R.) de İslâm ve Türk âlemine dair mühim makale ve tetkikleri ihtiva etmektedir. Dorn'ın Hazarlara ve Kafkas kavimlerine ve Hazar Denizine ve Cenup sahiline ait Arap ve İran müelliflerinin haberlerini tetkikleri. Orta- . 117 cildlerinde "Şimal ve Skit ülkeleri hakkında eski haberlerin tenkidi. Wien Ak. V. W. Classe. Yüzlerce cild teşkil eden ve bir kısmı ayrıca rusça olarak neşredilen Memoires de l'Academie des Sciences de St. ayni müellifin Mes'u-dînin Slavlara ait haberlerinin tetkiki (1833). Wien. diğer birlerinin İslâm ve Çin tarihine ait yazıları burada i nt i ş ar etmiştir. M..) un tetkikleri de bu "Memoire. Von Kremer'in. 133 üncü cildlerinde Küçükasyanm tarihi coğrafyası. Barthold (1897 de bunun Ortaasyaya seyahatinin hesaplan.272 eder. ismi altında eski Türk tarihine ait klasik tetkikleri ve saire). Ulûm akademileri arasında Şarka ait tetkikatın çokluğu ile Rus (Petersburg) Ulûm Akademisi belki birinci mevkii işgal etmektedir. Sogd ülkesi tarihi ve tarihî coğrafyası. Brosset'nin Ermeni ve Gürcü tarihine ait tetkikleri intişar etmiş ve son zamanlarda da Bar.. 113 te Hâmus yarımadası. I.).

kısaltma ile: Cr. W. Vladimirtsev'in ve Poppe'nin Moğol filolojisine. Saadet İshakî'nin Cura Batır destanına (N. Son zamanlarda bir de Dokladı Akademiyi Na-uk RSSS (Comptes rendus de l'Academie de URSS. C.mann tarafından Hamburgda devam ettirilmiştir. Kraçkovski'nin arabiyata ait müteaddit makaleleri ile Barthold'un sayısı pek çok olan tetkikatı hep bu Bulletin'lerden intişar etmiştir. F. 36). 20) ait tetkikleri intişar etmiştir]. 1912. eski Os-manlıcaya (17. Şarkiyatın ayrı ayrı sahalarına ait mecmualardan Türkleri ilgilendirenleri Bunlardan islâmiyeti ve islâm Alemini bahis mevzuu edenlerinden başlıca şunları zikredelim: Der islam. Krakow'daki Lehistan Ulûm Akademisi'nin Memoires de la Commission Orientaliste ismiyle 1919 da başlayan neşriyatında da 'T. Bunlar arasında Kowalski'nin Türk aruzuna (N. sonrasını göremedim. Samoyloviç'in turkiyata. İrandaki Aynalı Türkleri şivesine (N. B e c k e r tarafından Strassburg . R i t t e r ve R. Chuastuanift ve saire). Kowalsky ve Zaiaszkowski gibilerin turkiyata ait değerli tetkikleri intişar etmektedir. 15).Berliade neşrolunmak üzere 1910 da tahssis edilmiş. 27) ve Hazarlara (N. Bilhassa İslâm ilimlerinin aktüel meseleleri ile meşgul Tarihte Usul F. 29). İS . Zajaczkowski'nin Karayım türk diline (N. 16). 11). şimalişarkî Bulgaristan'daki Türklere ve dillerine (N. 1913) ve İran fi l ol oji sine (meselâ 1914) ait kıymetli makaleleri ve Asya Müzesindeki yazmalara ait makaleler ve fi hri s tl eri . 238) zikredilen türkçe Derbend-Name ve onun ingilizce tercümesi intişar etmiştir. Hirth ve Dr. 212 N.asyada bulunan Manihayi yazılarına (1907. [Şimdiye kadar bu mecmuadan 36 cüz intişar etmiştir. akademinin bir de yabancı âlimlerin eserlerine tahsis edilen Memoires des savants etrangers unvanlı bir serisi vardı (şimdi yoktur). ASR) çıkmaktadır. Radloff'uü eski türkçeye ait tetkikleri (Attürkische Studien. bunun V. sonra H. tnostransev'in iraniyata. S t r o t h . bundan ancak 1936 da çıkan bir cildi manzurum olmuştur. Shiratori'ırin Hıkların nıenşeine ve Türk kavimlerinin eski tarihine. cildi olarak ta 1851 de Kazım Bek'in yukarıda (s. 5) Karayiın Türk şivesine (N. [Şimdiye kadar 28 cild çıkmıştır]. H. ki bunda da şarkiyata ait kısa makale ve mülahazalar intişar ediyor. bununla beraber Akademinin ayrı sessionlarında ori-entalistler grupu faaliyetlerine dair onların makalelerini muhtevi Dok-lad (Comptes rendus) çıkarılıyor.

1942 de 24. Boğazlar meselesine (c. 1934 senesinin cildinde benim de «İslamiyet ve coğrafya ilmi» isminde bir tetkikim basılmıştır. G. Die Welt des Islams. Bu mecmua Der İslam'a nazaran daha aktüel meseleleri bahis mevzuu ediyor. burada ayrı islâm milletlerinin mukadderatına. Pozd-neev'in eline verdi. J. 4). J. Jâschke'nin son inkılâp zamanı Türkiyesinin siyasî takvimi (c. Hammer'e kadar Türklere ait Avrupa tetkika-tına (c. Rus hükümeti bunu fazla «bitaraf ve ilmî» bularak kendi siyasetini daha iyi aksettirecek olan Prof. Mecmua bunların elinde de bir kaç sene çıktı. panturanizme (c. 1930 a kadar 4 cild çıkarak durdu. . Bunda bilhassa Türk tarihine ait çok mühim makaleler çıkmıştı. Müslümanlar tarafından İslam Âlemi mukadderatına. 7) dair makaleler neşrolunduğu gibi. 15) ve Bartholdün Ortaasya türkleri tarihine ait konferansları da intişar etmiştir. 10. hilafet meselesine (c. brr cüzden fazla çıkamadı. Burada (1927) benim de eski Horezm diline ait makalem basılmıştır. 1937 ye kadar 10 kadar cild çıkmıştı. Leipzig Asia Maior neşriyatı tarafından 1924 te tesis ve A. Fischer tarafından idare olunan ve islam ilimlerinin daha spesial meselelerine tahsis edilen mecmuadır. Müsteşriklerden F. 1912 de ancak bir cild intişar etti. İslamica. Kampfmeier'in idaresinde çıkan mecmuadır. Rusyada Barthold bu mecmuanın ve Der İslam'ın işini görmek üzere rusça olarak Mir İslama (islam Âlemi) isminde bir mecmua tesis etmişti. 2). Krenkov. G. Horowitz ve sairenin makaleleri ile birlikte Hind müslüman alimlerinin o cümleden Hind Müslümanlarının büyük âlimi Süleyman Nadvi'nin makaleleri intişar etmiştir. fakat ilmî kıymeti yoktu.— 274 — oldu ve Becker bu mecmuada İslâm âleminin iktisadî tarihini öğrenmek hususunda çığır açan tetkikatını neşretti (bunların çoğu B e c k e r 'in mecmuai âsârı olan Islamstudien nam iki cilde de g-irmiştir). ncü cildi çıkmıştır. Berlinde 1913 te tesis olunan İslamı öğrenme cemiyeti (Gesellschaft für Islamkunde) tarafından Prof. tarih ve kültürüne dair neşrolunan mecmuaların en ilmîsi Hindistanda Haydera-badda burasının hükümdarı ve onun münevver maiyeti tarafından tesis olunan İslamic Culture Board cemiyetince 1927 de müslüman İngiliz Marmaduke Pictuall idaresinde neşrine başlanan ve üç ayda bir çıkan islamic Culture mecmuasıdır. 23). 12. 5). Rusya Türklerinin meselelerine (c. Barthold 1917 de Musulmanski Mir (Müslüman Âlemi) isminde bir mecmua neşrine başlamıştı.

Papalığın neşriyatında da (o cümleden Orientalia Christiana Perio-dica'da) hristiyan Şark mevzuu mühim yer tutmaktadır. Bu cildlerde.275 - Hristiyan Şarka ait mecmualardan Prof. ki bunlardan birisi yukarıda s. Marr ve K r a ç k o v s k y idaresinde Xristianskiy Vostok mecmuası neşredildi. Memun zamanında yapılan İncil tercümesi. Orta-asyayı öğrenme cemiyetleri başında Londrada faaliyette bulunan İngiliz Kıraliık Ortaasya Cemiyeti gelmektedir. Mecmuada ilmî tetkikat ile birlikte siyasete kaçanları da vardır.'1938 e kadar 18 cild çıkmıştır. 1917-22 seneleri arasında 6 cildi çıkmıştır. 1926-41 arasında ayni Baumstarkın idaresinde (üçüncü seri» olarak 14 cild. A. ki 1914 te teessüs etmiş ve neşretmekte olduğu Journal of Royal Central Asiatic Socie/y bugüne kadar 28 cild çıkmış bulunmaktadır. Fransada ayni mevzu üzerinde 1896 da neşrine başlanan Revue de l'Orient Chretiene 1934 e kadar 28 cild çıkmıştır. meselâ El-Bîrûnî'nin Hıristiyan alemi ve dini hakkındaki yazıları da tahlil edilmektedir. 1911-1924 te <yeni seri. Emevi halifesi Ömer bn Abdulazizin hayatı. Ingilterede bu mevzu ait olmak üzere 1920 den başlayıp The Ch-ristian Ecst mecmuası neşredilmektedir. Yine Fransızlar.170 de zikredilmiştir. Baumstark tarafından Romada 1901 de tesis olunan Orients Christianus senelik mecmuası önde gelmektedir. Ayrı Şark ıuıntakalarımn tetkikini gaye edinen ilim cemiyetleri nden bazıları da Türk ve İslâm âleminin bu gününü ve geçmişini öğrenmekte kaçınılmıyacak derecede mühim neşriyat yapmaktadır. Ermeni ve Süryanilerin tarihi eserleri. Birde 1902 de Hamburgda toplanan beynelmilel müsteşrikler kongresi karariyle Petersburg Ulûm Akademi- . ceman 36 cild çıkmıştır. El-Bîrûrî'nin Şark Hristiyanlarına dair kayıtları ve saire mevzularda mühim tetkikler çıkmıştır. olarak daha 10 cild. Ayni mevzua ait olmak üzere Rus Ulûm Akademisi tarafından B a r t h o l d . Gürcü. Hristiyan Şarka ait en ciddî ilmi mecmua budur. 1908 e kadar 12 cild. 203 N.. bu mecmuada İslâm âlimlerinin. tarafından Şarka ait mühim vesikaları İhtiva eden Patrologia Orientalis mecmuası neşrederler.

etnografya ve tarihî coğrafya meselelerine. B. dil ve kültürüne tahsis edilerek Asia Majör mecmuası neşredilmeye başlandı.— 276 — si yanınında bir Ortaasya ve Uzakdoğu tetkik komitesi kurulmuştu. 1912de O. Bartholdun teşvikiyle ve S m i r n o v idaresinde kurulan bir Ortaasyayı öğrenmeyi sevenler derneği (krujok)'de ayni sene Vestnik Sredney Aziyi (Ortaasya muhbiri) ismiyle bir popüler-ilmî mecmua neşrine başlamış. Bunların başında Hollandada Leidende 1890 da bu şehir Üniversitesinin Sinoloji profesörü G. S ehle gel ile Paris Şark dilleri mektebi Sinoloji hocası H. C o r d i e r tarafından neşrine başlanan T'oung pao mecmuası gelmektedir. bilhassa Bar t h ol d 'un yakından iştirakiyle. son zamanlarda Cordier ve P. Almanyada yine T'o-ung pao gibi Uzakdoğu tarih. Şimdiki hali bence meçhuldür. o cümleden Çinli âlim Wan . 1924 e kadar 24 cild çıkmıştır. bir de 1900-1910 arasında 10 cild kadar »yeni seri» diye bir muvazi seri neşredilmiştir. Bunda da Pelliot ve saire fransız Uzakdoğu ve Ortaasya mütehassıslarının mühim makaleleri yayınlanmıştır. S c h i n d l e r ve Fr. Sonra 1924 te Leipzigde Uzakdoğu ve Ortaasya tarih. yalnız Arriyanos'un İskender Anabasis'ini neşrettiğini hatırlıyorum. 1896 da Taş-kentte Prof. yani Ortaasya ismiyle bir kalın mecmua tesis etmişti. Ancak ilk cihan harbine kadar devam etti.Kuwey'in ve Barthold'ün Ortaasya tarihine ait eserlerinin tenkidi neşredilmiştir. Bir de Saygon'da Fransız Uzakdoğu Mektebi tarafından 1901 den başlayıp neşrolunmakta olan Bulletin de VEcole Française d'Ext-reme Orient (kısaltması: BEFEO). Bu mecmua Orta-asyaya ait Yunan ve Arap klasiklerini de neşretmeyi tasarlamıştı. Bu çok ilmî mecmuada Türk ve Moğol tarihine ait pek çok makaleler. Izzıestiya Komiteta dlia izuçcnya Vostoçnoy i Sredney Aziyi isminde bir mecmua da neşrediliyordu. C h a v a n n e s ile mumaileyh Cordier tarafından. Pel-liot ve nihayet yalnız Pelliot tarafından neşredilmiştir. 1935 e kadar 31 cild çıkmış. W e l l e r tarafından idare olunan bu mecmua 1933 e kadar 10 cild iatişar etmiştir. Uzakdoğuya ait neşrolunmakta olan ilmî mecmualar da Türk tarihi için istifade edilecek olan tetkikatı ihtiva eder. ve bilhassa Pelliot tarafından Orta ve Uzakdoğu tarihine ait ilmî neşriyatın tenkidleri. sonra buna benzer bir zümre 1911 den baş-lıyarak Şredniaya Aziya. Bu komite tarafından. Bu mecmua 1910dan sonra fransız müsteşriki E. tahsis edilerek Ostasi-atisehe Zeitschrift mecmuası çıkmaktadır. ilâve olarak ta Uzakdoğu sanat tarihine. Kümmel ve Cohn W i e n e r idaresinde çıkmaya başhyan bu mecmua 1922 de «ye- .

I to vol. 1936. sonra da Tokyo'da neşrolunan Transactions of the Asiatic Society of Japan mecmuaları vardır. 372-75) «Vestnik Asiyi» de münderiç makalelerin D. Wylie ve Parker gibilerin eski Türk tarihine dair tetkikleri bu mecmuada yayınlanmıştır. lndex to the JNCBRAS for vol. orada teşkil edilen yeni bir üniversite ile yine orada tesis olunan <Uzakdoğu Ulûm Akademisi» ne geçti ve bu akademinin 1932 sene neşriyatından bir makale (Tölös ve Tar-duşlara ait bir yazı) türkçe olarak da yayınlanmıştır {Ülkü VII* Ankara. Bu mecmuadan istifade eylemek için rehber işini. Bu mecmua 1931 e kadar çıkan 63 cildinde eski Türk ve Moğol tarihine dair Çin kaynakları tercüme ve istifade olunmuş. Bundan başka Japonların Asya Cemiyeti tarafından 1874 tenberi Yokohama'da. ekseri Rus ilmî müesseseleri gibi. dil. LIV) ve mecmuanın 1931 de çıkan 63 üncü cildine ek olan 1912-1931 seneleri cildlerinin indeksi: (z. Bir de İngilizlerin Uzakdoğu'da Çin tarih ve kültürünü yakından öğrenmek maksadiyle Royal Asiatic Society'nin Çin şube'leri sıfa-tiyle 1858 de tesis attikleri müesseselerin neşriyatları zikredilmelidir.— 277 — ni seri» sine başlamış ve Berlinde Sinoloji profesörü E. s. Sovyetler devrinde Vla-divostok Şark Enstitüsünün işleri. Türkler ve Cinde Türkler ve( islâmlar meselesi için bunlardan «Şimalî Çin Şubesi> nin organı sıfatiyle çıkarılan Journal of the China Branch ile Journal of the North China Branch of Royal Asiatic Society bilhassa mühimdir. 1914 e kadar 42 cild çıkmış. ki bunda da Uzakdoğu Türk ve Moğolları tarihine taalluklu makaleler oluyor. P a n-t e ley ev tarafından 1927 de bir fihristi neşredilmiştir. çiniyatçı Hirth. Fakat bunlardan kuvvetli ilim ehilleri olmadığından neşriyatları fazla bir ilim kıymeti kesbetmiyor. Rusyanın yayılma plânlarına giren yerlerle. burada Japonların ve Çinlilerin elindeki ülkeler ve kavimlerle meşgul oluyorlardı. etnografya ve hukukuna dair makaleler yayınlıyorlar. H â n i s c h ve saire idaresinde devam etmiştir. Woo and Chao. Ferguson. Rusların Vladivostok'ta 1900 de aynı tipte kurduğu Şark Enstitüsünce çıkarılan Izvestiya Vostoçnago İnstituta (1900-1919) ve Xarbinde 1909 de tesis ettikleri Rus oryantalistleri Cemiyeti tarafından neşrolunan Vestnik Aziyi (1909-1927) mecmuaları da Moğol ve Mançuların tarih. List of artikles vvhich have appeared in the JNCBRAS 1912-2931) görecektir. . sonra «yeni seri» si başlamıştır. onun 1924 te çıkan 55 inci cildine ilâve olarak neşrolunan ilk 54 cildinin indeksi (P. B.

VII. Afganistan ve Horasan tarihine de ehemmiyet verir olmuşlardır. islâm devrine de temas eden ilmî cemiyetlerin başında gelen 1878 de kurulan Alman Filistin Cemiyeti (Deutsche Palastina Verein) nin mezkûr senede başlayıp çıkan ve bugün dahi çıkmakta devam eden Zeitschrift des Deutschen Palestina Vereines mecmuası (ki 1878-1930 seneleri ara- . Cenubî Asyadan bizi bilhassa Hindistana ait ilmî mecmualar ilgilendirir. 1892. Onasya tetkikine tahsis edilen ilmî cemiyetler'in Şarkı Kadim. Uzakdoğu neşriyatı arasında Türk tarihi için mühim tetkikleri yayınlayan The China Reviezv mecmuası mühimdir. Bu mecmua 1872 denberi Honkong'da intişar etmekte. Bunlarin başında ingiliz Kırallık Cemiyetinin Bengal ve Bombay şubeleri'nin neşriyatı mühimdir. 1919-1922 de New China Reviezu ismi ile çıkmaktadır. XXI. 1899. Bunların başında Pekindeki Katolik Üniversitesi tarafından neşrolunmakta olan Monumenta Serica [1935-1947 arasında 12 cild çıkmıştır] ile Pekinde Rus Misyoner Cemiyeti'nin neşrettiği Trudı Pekinskoy Duxovnoy Missiyi (1852-66) arasında 4 cild çıkmıştır) mühimdir. XXIV. 1900) mühimdir. Parker'inkiler (XX. Bibel ve Yahudiliğe ait olanları mevzuumuzun dışında kalır. brahman Hindistana. [Monumenta'da bizim Ankara Üniversitesi profesörü W. 1923 e kadar 8 cild çıkmıştır. Journal of the Royal Asiatic Society of Bengal ve Journal of the Bombay Bransh of the Royal Asiatic Society 1841 denberi her sene muntazam çıkmışlardır. cildde Kay kabilesi hakkında Çin kayıtları mevzuu üzerine makalesi vardır]. Bengal cemiyetinin 1905 te neşrine başladığı bir Memoire'ları da vardır ki. sanskrit edebiyatına ehemmiyet vermişken 1902 den sonra Hindistandaki müslü-man sülâleler ve Türkler tarihine.-278Bunlardan başka Avrupalıların Çin'de dinî ve misyonerlik teşkilâtları tarafından neşrolunan mecmuaların bazıları da bizim Türk ve İslâm âlemi için mühimdir. H. Eski Türk tarihine taalluku olan yazılardan E. 1918 e kadar bu mecmua da intişar eden makalelerin indeksi F e r g u s o n tarafından neşredilmiştir. Bu mecmualar ilk serilerinde daha ziyade budizme. sonra çıkıp çıkmadığını öğrenemedim. Rusların Trudı'sında ise Çengizin «Gizli tarihi» (Yüan-çao-pi-şi) ve daha diğer mühim tercümeler neşredilmiştir. XXV. 1896. Eberhard'ın makaleleri de intişar etmektedir. Avrupa ve Amerikada intişar etmekte olan sinoloji müesseseleri neşriyatı meyanında bilhassa Frankfurt Sinoloji Enstitüsü tarafından 1927 de neşrine başlanan Sinica mecmuası çok mühimdir.

Alman Arkeoloji Enstitüsünün Irandaki mümessili Prof. Wittek'in Menteşe oğulları tarihine. cildi ise İznik asarı islâmiyesine ayrılmıştır. İkincisinin 13. 49. Istanbulda mülga Rus Arkeolojisi Enstitüsü tarafından da Bulletin de Vlnstitut Archeologiqe Russe â Cçnstantinople mecmuası çıkarılıyordu. Memoires publit's par les Membres de la Mission Archeo-logiaue Française au Caire 1886 dan 1936 ya kadar 31 cild çıkmıştır. İnkılâptan sonra Istanbuldaki Alman Arkeoloji Enstitüsü 1932 de Istanbulda Istanbuler Mitteilungen ve Istanbuler Forschungen serilerini neşre başladı. hiyerogliflere tahsis edilmiş idiyse de son zamanlarda Mısır ve komşu memleketler ve o cümleden Anadolu İslâm eserlerine de yer ayırmaktadır. Ayni zamanda İngilizlerle Yahudiler de Kudüs'te bir Filistin Şark Cemiyeti (The Palastine Oriental Society) kurmuşlar ve bunun tarafından da 1920 den başlayıp Journal of the Palostine Oriental Society mecmuası çıkarılmaktadır. E. 1924) zikredilmelidir.-feld tarafından Archeologische Mitteilungen aus Iran neşredildi (1929-1938 arasında 1-9 cildleri çıkmıştır). Şarkiyatın ayrı branşlarına ait neşriyat arasında bilhassa İslâm ülkelerinin Arkeoloji ve sanat tarihi meselelerine tahsis edilenleri zikredilmelidir. İstanbuldaki Fransız Arkeoloji Enstitüsü de 1933 ten başlayıp Memoires ve Etu- . Bu mecmuada Türk tarihine ait çıkan yazılardan ezcümle P. ki bunlardan birinci mecmuanın ikinci cildi P. Pelliot'un eski Türk takvimine ait tetkiki (c. B i t t e l ' i n Küçük Asya tetkikatına. Arkeolojiye ait neşriyatın başında Fransızların daha Napolyon zamanında Mısırda tesis ettikleri ve yukarıda zikrettiğim Fransız Arkeoloji Enstitüsü'rıün Memoire'ları gelmektedir. Memoires publies par VInstiute Française d'Archeologie Orientale dıı Caire ismini taşıyan 1902-1938 arasında 71 kadar cilt halinde çıkmış bulunan mecmua önce daha çok bu memleketteki eski Mısır eserlerine. Herz. Buna uyan Mısır âlimleri de Mısırdaki İslâm eserlerine ve kitabelerin neşrine tahsis edilen yayınlar yapmaktadırlar. 5.— 279 — sında 50 cild çıkmıştır) ve 1895 te teşekkül eden Alman Önasya ve Mısır Cemiyeti (Deutsche vorderasiatisch-aegyptische Geselschaft) nin 1896 dan başlayıp neşredilmekte olan Mitteilungen der Deutschen Vor-derasiatisch-Aegyptischen Gesellschajt mecmuası zikredilmelidir. Bu son cemiyetin 1930 da çıkan raporundan o sene Almanyanın en güzide alimlerinden mürekkep 433 azası olduğunu görüyoruz. si K. ki bu güne kadar 20 cild çıkmıştır. 1912 ye kadar 16 cild çıkmıştı.

ki El-Biruni'nin. cild benim «Birunis Picture of the World> nam eserimi teşkil etmektedir. Âthâr-i İran. Bu mecmuada Hin-distanın islâm eserlerine mühim yer ayrıldıktan başka hatta arkeoloji dışında tetkiklere de yer veilmektediir. C o h n W i e n e r ve K ü h n e l gibi mühim islâm sanat tarihçilerinin iştirakiyle E. P. S m i t h tarafından 1936 da çıkarılmaya başlamıştır). ki 1920-1937 arasınna 18 cildi çıkan ciddi Paris mecmuası (Türk tarihine taalluklu gayet mühim yazılar ve resimleri ihtiva eder). Revue de'Art oriental et d'Archeologie. Syria. A.. G o d a r d . Fuat Köprülünün Osmanlı devletinin menşeine ait eserini (III) ihtiva etmektedir. P e l l i o t ve M. Sanat tarihine ait neşriyat'a gelince bunların C. Memoircs'lardan ilk cildi İstanbul Üniversitesi kütüphanesindeki minyatürlü yazmaları tetkike tahsis edilmiştir. ki şimdiye kadar üç cilt çıkmıştır.h e tarafından çıkarılmaya başlayan Orîentalisches Archiv. Etudes'lerin çıkan cüzleri de muasır Tür. Viyana Asya Sanat ve Kültür Muhipleri Derneği tarafından 1928 de neşrine başlanan Wiener Beitrâge :ur Kunst-und Kulturgeshichte Asiens mecmuası (ki 1937 ye kadar 11 cild çıkmıştır. asır cihan coğrafyasına. H e n z e ve A. İslâm. Memlûklar ve Temür devrine ait sanat eserleri hakkında mühim makale ve tetkikleri ihtiva eder). G r o t . Amerikada Michigan üniveasitesinin islâm sanatı semineri ve güzel sanatlar enstitüsü . G l ü c k . Babinger'in Osmanlı sanat tarihi menbaları hakkındaki tetkikleri enteresandır). ilk cildinde H. o zaman etnografyası ve kültür hayatına ait malûmatını ihtiva etmektedir). Hindistan için Denlide ingilizlerin tesis ettikleri Direction of Arc-haeology of India tarafından neşredilmekte olan Memoirs of the Arc-haelogical Survey of Indiâ mühim yer tutmaktadır. S a l o m n y tarafından Dresden'de 1925 ten başlayıp neşredilen ve şimdiye kadar 8 cildi çıkan Artibus Asiae mecmuası. Ortaasya'ya gelince buranın asariatikasına ait Rusların Taşkent'teki Türkistan asariatika cemi-yeti'nin neşriyatı olduğunu yukarıda zikrettik. 11. Glück'ün İstanbul çeşmeleri. Küçük Asyaınn tarihî coğrafyasına ait tetkikleri. (1940 ta çıkan 53. Kafkasya için de Rusların Materyali po arxiologiyi Kavkaza mecmuaları vardı. G r o s s e tarafından neşredilir.k muharrirlerine. Leipzigde 191 Oda H . Annales du Service arc-heologique de l'İran (Y. şimdi repub-Ii ki l er i n ayrı neşriyatı varsa da bunlar hakkında kâfi malûmatım yoktur. F.280des Orientales unvanWı jşltında çok kıymetli tetkikler neşretmiye başlamıştır. Bu enstitü bir de ayrı ve büyük folio eb'adında arkeoloji tetkikleri (Monuments tures d'Anatolie) neşretmektedir. 1924 tenberi Leipzig'de neşrolunmakta olan Jahrbuch der asialisehen Kunst mecmuası ( S a r r e .

Jâschke ve sairenin makaleleri. Bunlardan şunları zikredelim: Bulletin of the School of Oriental Studies. J. Londra Üniversitesinin Şark Mektebi tarafından Sir Denison Ross'ıın idaresinde 1917 de çıkmaya başlamış. Bunda da bu üniversite hocalarından başka diğer memleketlerin Şark bilginlerinin de yazıları çıkmakta. Bartholdun Şarka ait Rus neşriyatını tenkitleri intişar etti. nihayet Iran sanatine tahsis edilerek New-Yorkta İran Sanat ve Arkeolojisi Enstitüsü tarafından 1932 de ç ı k ar ı l maya başlıyan. Mitleilungen des Seminars für Orienta-lische Sprachen zıı Universilet Berlin (kısaltma ile: MSOS) Berlin Üniversitesi şark dilleri semineri tarafından E. (Şark Dilleri Semineri son zamanlarda Auslandhochschule'ye çevrilmiştir). Minovi ve Taqizade gibi İranlı alimler de buna işti rak etmektedirler. benim de Mubarekşahi Guri ve Hayder Mirza Doglat'ın eserleri hakkında iki makalem bu mecmuada ba s ı l m ı ş t ı r. V. bilhassa şarkî İran ve Afganistan asarına ait kıymettar resimlerle dolu Bulletin of the American Institute for Persian Art and Archealogy (bundan 1943 e kadar çıkan 7 cüzünü gördüm) kültür tarihimiz için çok istifade edilecek dergilerdir. Türkolojiye ait Martin Hartmann.— 281 tarafından Mehmet Ağaoğlunun idaresinde 1934 te çıkarılmaya başh-yan Ars İslamica (1938 e kadar 5 cild çıkmıştır ve çok güzel resimlerle doludur). 1942 ye kadar 11 cild çıkmıştır. Macarların Berlinde . G. Mordtmann. Şarka ait ilmî neşriyat meyanında Şarkı öğreten yüksek mekteplerin neşriyatı da mühim yer tutmaktadır. Roma Üniversitesinin «Şark Mektebi» (Scoula Orientale) tarafından 1906 da neşredilmeğe başlamış ve 1938 e kadar 17 cild çıkmıştır. 1943 e kadar 36 cild çıkmıştır. Revista degli Studi Orientali. Mi-norsky ve Baily. Pariste Muse Guimet tarafından 1926 da çıkarılmaya başlıyan Revue des Arts Asiatiçues (1936 ya kadar 10 cild çıkmıştır. Burada bilhassa italyanların önder müsteşriki Michael Angelo Guidi'nin arabiyata ait tetkikleri mühimdir. ingilizce ve almanca da intişar etmektedir. zaten Annales de Musec Guimet daha 1880 de çıkmaya başlayıp 1909 a kadar 33 cild çıkmıştır). Sachau'nun idaresinde 1900 senesinde Batıasya ve Doğuasya şubeleri için bazan ayrı cildler olmak üzere neşredilmiş. makaleler italyancadan başka fransızca. Burada pek çoğu tedris maksadiyle yazılan eserler ile beraber orjinal ilmî tetkikler de çok çıktı. (kısaltma ile BSOS). Bugün Avrupada neşrolunmakta olan şarkiyat mecmualarının en ciddtlerindendir. Henning'in kıymettar yazıları çıkmaktadır.

s. ve «İran'ın tarihî coğrafyası». Nİzam-u '1-mülk'ün Siyasetname'si (s. 16-18.2. 21. Jukovski'nin mühim farsı metinleri burada çıkmıştır. ki 1935 e kadar 14 cild çıkmıştır.'c. Krımıskinin Arabların ve edebiyatlarının tarihi. c. c. c. Fakat bunlar daha ziyade talebenin ihtyaçlarını tatmin maksadiyle kaleme alınmış eserlerdir. çagatayca-uygurca Micracnâme (s. iran'ın ve edebiyatının tarihi. Petersburg Üniversitesinin Şark fakültesi'nin <tzdanya» yani Pub-lication'ları (Izdanya Fakulteta Vostoçnıx Yazıkov S. Bunlar meyanında Abdülkerim Buuarinin seyahatnamesi (s. 2) Rizaquli Han Hidayet Lâlabaşı'nın Horezm sefaretnamesi (s. çagayca lügati (s. Barbier de Mey-nard. c. 22). ki Barthold'ün klasik eseri olan «Moğol istilâsı hengamında Türkistan> in her iki cildi. c. Pet. 2. Bunun gibi Moskovanın Lazarev Şark dilleri Enstitüsü tarafından «Trudı» ( Trudî Lasarevskago Instituta Vostoçnıx Yazıkov) yani «Travaux> sıda bir çok cildler teşkil etmekte. 2) intişar etmiş olduğunu zikretmek kâfidir. 4. 46). 2. 6). c. Bunlardan Fransızların daha 1795 de tesis etmiş oldukları Paris Elsine-i Şarkiye mektebinin 1871 den başlayıp neşrettiği Publications de l'Ecole des langues orientales vivantes başta gelmektedir. Bunlardan başka ayrı Şark mekteplerinin gayrimevkut serileri vardır. Türkiyenin ve Türk edebiyatının tarihi ismi altındaki eserleri. Ebudûle-fin Türk ellerine dair yazısının tahlili ve saire vardır. 4. Universiteta) da bir çok cildler teşkil eder. 1. 3. AImanyada Bonn Üniversitesi Şark Seminer'inin neşriyat serisi olan Bonner Orientalische Studien de şimdiye kadar 25 cild çıkmış. Burada türkiyata ait çok mühim makaleler. Tannühi'nin Mustacâd nam eseri. 9). İdrîsî coğrafyasının Almanyaya ait kısmının tahlili. tarihimize taalluku olan bazı ermeni metinleri hep bu «Trudı» meyanında çıkmıştır. Bunun gibi Tü- . şimal ülkeleri Türkleri tarihine ve şivelerine ait Marquart'ın yazıları intişar etmiştir (c.— 282 — tesis ettikleri Macar Enstitüsü tarafından 1920 denberi neşredilmekte olan Ungarische Jahrbücher mecmuası da zikredilmek icab eden ciddi ilmî bir dergidir. ki sayıları çoktur. 7-8). Tâhir Muqaddasi'nin Kitdb-u '1-bad'i va 'l-târix'inin tam metni ve tercümesi (ki tarihimize ait en mühim menbalarındandır. 2. cild 4). bunlar arasında Şihabeddin Sühreverdinin Münis-u 'l-cuşşâq'ı ve diğer üç risalesi. Kanunî'nin Venediklilerle akdettiği muahedenin metni. Nalivkin'in Hokand (Fergane) tarihinin fransızcası (s. Ural-altay dilleri münasebeti tarihine dair tetkikler. bunun tercüme ve tahlili. 4). Memlûk Baybars'ın destanı. c. 1. 1). 4. Nâşır-i Xusrev'ın seyahatnamesi (s. Her 20 cild bir seri olmak üzere şimdiye kadar 6 seri çıkmıştır. 6. Asadî Tusi'nin Gurşaspnâme'si (s.

Breslau.-283 — bingen. Ma'âşirü '1-umarâ (N. üç cild). Hamburg. Hadîqat-ü Mhaqıqat (N. 129. Muqaddasî (N. Yaqüt al-Hamavî. Hamdullah al-Qazvini'nin Nüzhet-ül-qulûb kitabının tabii-yat kısminin tercümesi. Mekteplerden başka Şarka tahsis edilen vakıf (fond) larm yahut hususi teşebbüslerinin serileri vardır. arada Le Strange'ın 14. Zafernâme-i Yezdı (N. 119). Tabaqât-i Akbarî (N. 211). Heft-i iqlîm (N. bunlardan İslâm ve Türk ve Hind İslâmları tarihine ait olanlar şunlardır: Ayîn-i Akbarî (N. W. keza ibn Ayaş'ın Mısırın Osmanlılar tarafından işgali tarihi. şimdiye kadar 250 kadar eser bu seride intişar etmiştir. tbn Miskiveyh ve Semcânî'nin tıpkı basımları. 78. 22 cild çıkmıştır. 184). Mesnevi Celeleddin Ruminin tenkidi neşrini. Ziyâ-u 'd-din Naxşabi (N. Çaharmakale-i cAruzî tercümesi. Gazaliyât-i Sayx-i Sacdî (N. 181). 3 cild). Birde ingiliz Kırallık Asya Cemiyeti'nin Oriental Translation Fund (1939 a kadar 35 cild çıkmışdır. İbn Cubeyr. o cümleden tvanov'un tsmailî edebiyatına rehber. Câmî. 223). Amin Ahmad Râzt. J. 234). 67. 58. 202) Şah Tahmasp'in hatıratı (N. 1905 ten başlıyan *eski serisi» 20 eser ve 40 cildden ibarettir. Leipzig üniversitelerinde bu neviden muhtelif seriler neşredilmektedir. Târîx-i ferüzşâhî (N. 210). Şarkî Türkistanda bulunan tarihî vesikaların tercümesi vardır). Royal Asiatic Society Monographs (1938 e kadar 23 cild çıkmıştır. Barthold'un Türkistanı ve Minorsky'nin Hudud al-Alemi gibi tetkiklerini ihtiva eder. Akbarnâme ve tercümesi (N. Farhangi Reşidi (N. ki arada Mirxond. 187). Tüzük-i cihangiri (N. Divan-i türkî Bayram Xân (N. Muntaxab-u. Rayaz-u 's-salâtln (N.'t-tavarix (N. Gibb memorial Publications. . iki cild). Wittek'in Osmanlı devletinin kuruluş tarihi ve saire vardır). müsteşrik Gibb'in vakıfları hesabına neşredilen eserler serisi. Bu neviden diğer bir mühim seri İngiliz Asya Cemiyetinin Ben-gal Şubesi tarafından Kalkuttada 1849 danberi neşredilmekte olan Bib-liotheca Indicadır ki. Mabâni-ü '1-luğât Mehdi Xân (N. iki cild). Takizade'nin. Reşidedin. 1921 de başlıyan «yeni seri» den de 1940 a kadar 14 eser. Fârsnâme-i Hâşimî N. 189). 154). ާhcâlim-nâme (N. Bunlardan en meşhurları şunlardır: E. Muh-yi'd-din İbn al-cArabî. Prize Publication Fund (1938 e kadar 17 cild çıkmıştır. 137). iki cild). Hamdullah Qaz-vini. 100. 119). Jabaqâti Naşiri ve tercümesi (N. 112). Tabaqât-i xuşnuvlsân (N. 213). 97). 197). 215). 191). Baburname gibi eserleri. Meâşir-i rahîml (N. Ma'âşir-ü'1-umarâ (N. 79. İslâm ve Türk küllür tarihi için mühim menbalardan ve metinlerden Cuveynî. nci asırda Mesopotamya ve İran.

N. Mecmua Kalkutta Üniversitesi namına neşrolunmakla beraber siyasî mahiyettedir. pai»irf şrrvani'nin hayatı ve şiirleri. Bu mecmua da 1938 e kadar 20 cild çıkmıştır. 1921-1933 arasında «üçüncü seri» olmak üzere daha 49 cild intişar etmiştir.ilmî ve siyasî mecmualar Bunlardan biri The Calcutta Revteıv dir. Fransızların Şark Cemiyeti (Societe Orieritale) de 1843 ten başlayıp bir Revue de VOrient mecmuası neşretmektedir. C h a t e l i e r Cezairdeki Fransız ilmî heyeti namına 1907 de bir Revue du Monde Müslüman tesis etmişti. ki 1926-1938 .. Şarka ait olmak üzere neşrolunan popüler . müstemleke meseleleri ile meşgul olmaktadır. sonra 1855-1864 te «yeni sem ve 1865 ten başlayıp ta «üçüncü seri» olarak intişara devam etmiştir. M a r ç a i s'in riyaseti ve L. Şerefuzzeman Mervezi'nin Tabayil-ü '1-hayavân'ından i s t i l ı ra c at onun tercüme ve t a h l i l i ) zikredilmeden geçilemez. Bunlara nisbeten daha çok siyasî olarak çıkan fakat şarkiyat ile meşgul olanlarca takip edilmeleri muhakkak faydalı olan mecmualar vardır: Bunlardan Londrada İngiliz yüksek siyasî şahsiyetlerinin ve müsteşriklerden Sir Denison Ross'un iştirakiyle neşredilmekte olan Asiatic Reviem ismindeki üçaylık (quarterly) mecmua başta gelmektedir. James G.2ö4 — Eski İran takvimi. arada bazı ilmî makaleler bulunmakla beraber siyasî idi. ki 1544 ten 1912 ye kadar 135 cild çıkmış. M a s s i g n o n ' u n sekreterliği altında tesis edilen «İslâm tetkikleri Enstitüsü* nün mecmuası olarak çıkmaya başlayan Revue des Etudes Islamiques dergisine terketti. Suriye ve Filistinde feudalizm tarihi gibi eserler vardır). Bu mecmua da ingiliz mecmuası gibi siyasi bilhassa. İtalyanlarda da Napoli'de tesis edilen Şark Enstitüsü (Istituto superiore Ortentale) tarafından bir Annali çıkarılmaktadır. Fransızlardan M. Denison Ross'un Şarkî Türkistan şivesi numuneleri. Münih Şark Cemiyeti ve Alman Asya Cemiyeti tarafından 1901 de neşrine başlanan Asien mecmuası (1919 a kadar 16 cild çıkmış) da bu neviden-dir. Forlong Fund (1942 ye kadar 22 cild çıkmıştır. 1913-1920 de «new-series» s ı f a t i y l e daha 8 cild. 1926 ya kadar 64 cild çıktıktan sonra yerini 1927 de arabiyatçı Prof. ki türkçeye de tercüme edilmiştir. ki 1854 e kadar 16 cild çıkmıştı. A. Poliak'ın Mısır. o cümleden Gibb'in Ortaasyada Arap fütuhatı tarihi. CuveynI Cihanguşâ'sinden yeni bulunan bir eski nüshanın faksimilesi. Almanların «Die Welt des Islams» mecmualarına denk gelir. Bu son mecmua islâm alemine dair i s t at i s t i k malûmat neşretmek ve aktüel meselelere temas etmekle beraber ilmî kıymeti haizdir. Tarih-i Fahruddin Mubarekşah Gurî.

bazen çok mühim makaleler neşredilmektedir. Her iki mecmuada müsteşriklerin ve Rusya Islâmlarının neşrettikleri eserlere ait ve faydadan hali olmıyan tenkitler de çıkıyordu. Bir de Romadaki Şark Enstitüsü (İnstituto per l'Orient) tarafından muasır Şark hayatını tetkik. Macarlar da 1918 de Graf Teleki idaresinde bir yan ilmî Turan mecmuası neşrine başlamışlardı. Ruslar tarafından çarlık zamanında Petersburgda siyasî maksatlarla Prof. 1944 e kadar 27 cildi çıkmıştır. Fr. Makalelerin çoğu italyancadır ve siyasîdir. N. . Bütün bu son nevi neşriyatın ilmî mesaide ancak pek ihtiyatla istifade edilebileceğini kaydetmeliyim. Almanların da Der nene Orient. Şarkın aktüel meseleleri hakkında Sovyet noktainazarını tebarüz ettirerek yazılan. Babinger'in Malkoçoğulları tarihine ait yazıları o cümledendir).'ar neşretmektedir. Katanov'un ve Yemilyanov'un idaresinde «gayrirus milletler» in hayat ve edebiyatını t e t k i k ve hulâsa etmek maksadiyle 1912 de Inoreodçeskoye Obezrenyc mecmuası çıkarıldı. 1922-1930 seneleri arasında 29 cildi çıkmıştır. Bunlardan Khoja Kemaleddin ve Sadreddin tarafından Londrada neşredilmekte olan The Isla-mic Review ile Berlinde yine bunların arkadaşları tarafından neşredilen Moslimische Revue ve Hindistanda çıkan The Müslim Revieıu Lucknozu zikredilmelidir. sonra Macar parlamentosundaki siyasî Turan Cemiyeti'nin nâşiriefkârı olarak bidayetteki yolundan ayrılmıştır. bazan Margoliuth gibi büyük müsteşriklerin de iştiraki ile The Moslem World (islam Âlemi) mecmuası neşrolunmaktadır. 1940 ta <yeni sem si çıkmaya başlamıştır. New York'ta çıkar.. Bu cümleden Amerika misyonerlerince. Der Nahe Osten gibi isimler altında siyasi mahiyette neşrettikleri mecmualarında bazen faydalı yazı. Hıristiyan ve islamlar tarafından münakaşa ve müdafaa mevzuu olarak müslümanlık meselesi üzerine yapılan neşriyat da ihmal edilmemelidir. bilhassa Şark matbuatından hulasalar vermek maksadiyle Ori-ento Moderno mecmuası çıkarılmaktadır. Son zamanlarda naşiri Dr. Cholnoky Jenö'dür. Müslümanların noktainazarlarını ise bilhassa Hindistanlı Ahmedîler müdafaa etmektedirler. İnkılâptan sonra çıkan bu nevi Rus neşriyatının başında Moskovada "Şarkı öğrenme derneği-tarafından ve hariciye memurlarından Pavloviç'in idaresinde neşrolunan Novıy Vostok (Yeni Şark) mecmuası gelmektedirler. Arada ilmî olanları da vardır (meselâ Caferoğlu Ahmedin Azerbaycandaki sayecilere.285 arasında 10 cild çıkıp. 1910-1937 arasında 27 cild intişar etmiştir. Bir de aynı maksatla Kazanda Prof. Pozdneev'in idaresinde bir «Mir Islama^ mecmuası çıkarıldığını zikretmiştim. ilk senesinde çok ilmî makaleler de neşrolundu.

Bunlardan bizim İslâm âlemi ve Türkiyat ile meşgul olanlar ezcümle şu alimler namına çıkarılan ithaf mecmualarını görmelidirler: H. N. . P... Rusların Vizantiyslçi Vremen-nik mecmuası. W. Kahle (1935). ki bunlara Symbolae grammatieal in honorem. Rusların 10. etnografya. A. lengüistik ve numizmatik sahalarına ait neşrolunmakta olan yahut neşrolunan mecmualarda Şark ait tetkikatı da mukakkak gözden geçirmiş olmalıdırlar.. Fr. 25. Giese (1940). G. Georg Jacob (1932). 24). Hele bu memleketlerde sinoloji ve bizantolojiye ait neşriyat tarihçilerimiz tarafından asla ihmal edilemez. Joseph Strzygovvski (1923). 3). Anadolunun tarihî coğrafyasına dair yazıları. Beliayev (bunun metrolo-jiye ait makaleleri çıkmıştır). ki 1927 de çıkmıştır) gibi makaleleri burada zikretmeden geçmiyelim. İslam ve Türk Aleminin tarih ve kültür meseleleri ile ilmî esasta çalışan zevat Şarkiyata ait eser ve mecmuaları tetkik etmekle i k t i f a edemezler. Rusların 1894 tenberi neşrettikleri Vizan-üyski Vremennik mecmuasında çıkan «Selçuknamelere göre Bizans» (c. gibi unvanlar verilir.... A. Rosovski (bilhassa Peçenek. Festansgabe. Vernadski. Rosen (1897).. W. Wittek ve Honigmann gibilerin Anadoluda islâm devri tarihine. Bunlardan meselâ İngiliz. N. 2 cild). Ma-nuel. 1927 de çıkmaya başlamıştır). meselâ umumî coğrafya. Browne (1920). E. arkeoloji. G. Toll. Brendi. tarihimiz için çok mühim tetkikleri ihtiva etmektedir. Melanges. Livre d'hommage â la memoire de. yine Pragda rus bizantoluğu Kondakov namına tesis edilen seminerin neşriyatı olan Seminarium Kondadovianum (Recueil d'etudes Byzantines. Commentationes in honorem. Theodor Nöldeke (1906. Uz. Alman. Anniversary volum. Hirth (1920) E. bazan bunlar ilmî müesseselerin. Bizantolojiye ait Almanların neşretmekte oldukları Byzantinische Zeitchrift. Byzantion da Gregoire. cemiyetlerin ve mekteplerin seneidevriyesi dolayısiyle de çıkarılır. asırda Azerbaycana taarruzları (c. Ignaz Goldzieher (1912). Vaselovsky (1914). ve Rus arkeoloji coğrafya ve antropoioji mecmualarında bize ait pek çok kıymeltar tetkikler çıkmıştır. Kondakov semineri mecmuasında D. Selçukların 1221 de Kırımda Sudaki fethetmeleri (c.. Sachau (1915).— 286 — Şarka ait malûmatı muhtevi diğer neşriyat Şarka ait neşriyattan asla ihmal edilmemesi icap eden bir kısmı da muhtelif alimlerin ilmî mesaisini takdir ederek neşrolunan ithaf cild-leri dir. Fransız. ulûm akademileri bahsinde dediğimiz gibi. Koman ve Kıpçak-ların tarihine dair). Miscellanea in memoriam. Tork. Belçikada Brükselde 1925 tenberi neşrolunmakta olan Byzantion mecmuası. antropoloji. Fleischer. Baron V. Sven He-den (1936). Festschrift. Radloff (1918) F. Barthold (1927). P. Vilhelm Thomsen (1912).

D. Kafkasya şubesinin "Zapiski. (Obşçestvo Krayovedenya) leri ve sairenin eline geçmiş bulunmaktadır. etnografya ve statistik gibi şubelere bölünmektedir) mecmualarında Ortaasyanın ve diğer Türk ülkelerinin coğrafya ve etnografyasına a i t çıkan makaleler tarihimizle uğraşan hiç bir âlimin ihmal etmesi caiz olmıyacak kadar mühimdir. Almanların Sâmî kavimlerin kültürüne ve dillerine tahsis ettikleri Zeitschrift für Semitistik und verzuandte Gebiete mecmuasında (ki 1922-1935 arasında 10 cild çıkmıştır) yine Önasya ülkelerinin islâm devri tarihi için mühim tetkikler intişar etmiştir. Kafkasya şubelerinin "Zapiski. R. Bunlardan D.. leri 1917 ye kadar 15 cild. Türkistan. Rus Coğrafya Cemiyeti'ne gelince onun Kafkasya. Rus statistik komiteleri ve coğrafya cemiyetleri tarafından idare edilen bu mesai bugün ayrı ayrı re-publiklerde açılan Sovyet Ulûm Akademisi (yani Leningrad akademisi) şubeleri yahut müstakil ulûm akademileri "Ülke öğrenme cemiyet. sı 1894-1917 arasında 25 cild çıkmıştır. Semipalat.. Doğusibirya. Murno gibilerin raporları hep bu İngi l i z Coğrafya Cemiyeti Jour-nal'ında intişar etmiştir.. ki bunlar ve mesaileri hakkında yeter derecede malûmata mâlik bulunmamaktayız. Hograthe ve J. İngilzler tarafında Ortaasyada taharriyatta bulunan Sir Aurel Stein gibi ve Önasyada tetkikatta bulunan Ramsary.. A. Aurel Slein'nin bu mecmuanın 1925 nüshalarında "Ortaasya tarihinde müessir âmil olmak üzere bu ülkenin coğrafyası.287 Atinada almanca çıkmakta olan Byzanlinisch. Taşkentte intişar eden Türkistan şubesinin "Izvestiya.. ve "Garbî-asyanın tetkik problemleri.. ismindeki yazısı ve seyahatlarına ait raporları zikredilmelidir. Bunlardan Garbî Sibirya şubesinin "Zapiski... leri 1913 e kadar 5 cild. leri 1852-1916 seneleri arasında 30 cild. leri baştan başa Türk il ve uluslarına ait yazılarla doludur. İngiliz ve Rus coğrafya cemiyetlerinin neşriyatında. Orenburg. ingilizlerin The Geographical Journal ve rusların Zapiski Russakago Crogra-fiçeskago Obşçestva (ki umumî coğrafya. Orenburg şubesininki 1917 ye kadar 10 cild.neugriechische Jahr-bücher mecmuasında bile uygurca Aesop hikâyesine dair bir t e t k i k intişar etmiştir. lan 1918e kadar 14 cild. Kiakhta.. bunun "İzvestiya.. Londradaki Kraliyet antropoloji cemiyeti tarafından neşrolunan Journal of the Royal Antropologecal Societyberinde de Türk .. unvanlı yazılar. Batısibirya. Hograth'ın 1908 nüshalarında çıkan "Küçükasyanın şarkî kısmında eski ve yeni yollar. Semipalat şubesinin "Zapiski. lnsilizlerin İncil Arkeolojisi Cemiyeti neşri olan Procee-dings of tlıe Socicty of Biblical Archaelogy mecmuasında.

Spuler'in idaresinde bir geniş «Şarkiyat elkitabı> (Handbuch fiir Qrientalistik) 1938 de teşebbüs ettilerse de şimdiye kadar bu işi yürütemediler. da. Viyana antropoloji cemiyeti mecmuasında (Mitteilungen der Wientr Antropo-logischen Gesellschaftj da muhtelif Türk kavimleri antropolojisine.. J. Han-çar. ve Viyana Coğrafya Cemiyetinin "Mitteilungen. ein Btitrag zur Klâ-rung der Rassenprobleme Osteuropas. P f a n d m ü l l e r . H. Fakat böyle bibliografiler maalesef meydana getirilmiş değildir. islâm tarihi için yapılan yeni bir bibliografi kitabı Jean S a u v a g e t ' i n Intorduction â Vhistoire de VOrient musluman. 1916) neşretmiş ise de her ikisi eksiktir. Mzik vs. Hindistan ihmal edilmiş. beynelmilel ilim tarihi mecmuası olan /sz's'de. P h i 1 i p s 'in idaresinde bir «Şark tarih elkitabı» (Handbook of oriental history. Fransızların Journal des Savants gibi umumî ilmî mecmualarında şarkiyata ait neşrolunan kıymetli tetkikatı saymak ancak bir umumî bib-liografi nin işidir. leri (ki bu müze meşhur müsteşrik Radioff tarafından idare olunurdu) baştan başa Ural-Altay kavimlerine ait t e t k i k a t l a doludur. Heidelberg Coğrafya Cemiyetlerinin "Zeitschrift. Paris 1946 dır.Bütün bu nevi dağınık neşriyattan istifade edebilmek ancak mükemmel tasnif olunan bibliografilerin yardımiyle mümkün olur. Roma.n "Petermans Mitteilungen. lerinde. London. Türk tarihine az yer ayrılmış olmasına rağmen metod hususuna ehem- . Asyanın dört köşesindeki tarihten önceki kavimlerle Ortaasya kavimlerinin münasebetleri bir çok defa t e t k i k edilmiş olduğu ffibi.. Belçikada Louvain de çıkan Museon mecmuasında ve Almanların tabiî ilimler ve tıp i l m i tarihine ait mecmualarda. bunlarla diğer milletler arasındaki kültür münasebetlerine.. daha önce İtalyan G a b r i e l i böyle bir eser (Bibliographia Musulmana. Bu eser Şark ve İslâm tarihiyle uğraşan talebeler için yazılmış ise de. Gotha da çı ki . Handbuch der islamischen Literatür. gibi âlimlerin müteaddid makaleleri.1 ~ 288 t a r i h i n e dair Çin kaynaklarının malumatı tercüme edilerek neşredilmiş. C. Elements de bibliographie. 1925). Alman alimleri de B. Berlin. 1949) neşretmişse de bunu daha göremedim. W a s 11'in Başkurtların antropolojisine ait tetkikatı (Baschkiren. Radloffun Sibirya ve Ortaasya Türk kavimleri etnografyasına ait tetkikleri de Berlin etnografya (Völkerkunde) mecmuasında i nt i ş ar etmiştir.. kendisine üniversiteler dışında çalışanlar için de rehberler işini görebilecek bir şekil verilmiş. dair Fück. Berlin. [İngliz Royal Historical Society Mr. Almanlardan G. Rus Ulûm Akademisi yanında Büyük Petro namına tesis edilmiş olan Antropoloji ve Etnografya Müresi'nin "Sbornik. P f a n d m ü l l e r isminde birisi islâmiyete ve İslâm milletlerine ait Avrupa neşriyatının bibliografyasmı bir ciltte toplamak tecrübesinde bulunmuş (G. 1938) neşrolunmuştur.

Alman. Fransız ve Rusiar tarafından neşrolunan bu bibliografi eserleri sistematik bibliografiden çok bu milletlerin dilinde Şarka ait neşriyatı öğrenmek bakımından önemlidir. W. tLeipzig) ve yeniden ikmal edilen rusça neşri de 1925 de çıkmıştır. Bunun için yegâne çare: devlet kütüphanesi ve üniversiteler için kitap tedariki işini bir devlet meselesi olarak ele almak. Eser 1939 dan başlayıp türkçe olarak ta. 1913 de muhtelif ulûm akademilerinin yardımiyle Leidende müsteşrik M. ingilizce ve almanca olarak üç dilde neşredilmeğe başlamış. Wensinck. Şarka ait çalışmalarda muhakkak faydalı olabilecek sistematik rehber ve bibliografya Barthold'ün vaktiyle Ragıp Hulûsî tarafından tercüme edilerek "Millî Tetebbüler Mecmuası. Türk devlet kütüphanesi ve üniversite kütüphaneleri burada zikri geçen bütün bu periodik neşriyatı ve emsalini elde etmek mecburiyetindedirler.Periodik ilmî neşriyata mâlik olmıyan üniversiteler hakiki ilim müessesesi olamazlar. bundan yapılan almanca tercümesi de 1913te intişar etmiş (W. Gibb gibilerin iltihakiyle genişlemiş ve eser büyük 4 cild ve bir ilâve cildiyle 1938 de tamamlanmıştır. R. eserlere dair kısa fakat çok faydalı malûmat ilâve edilmiş olduğundan bu eser Avrupa bilhassa Fransız neşriyatı bakımından cidden tavsiye edilebilir.^Houtsma. İtalyan. bunun için üniversiteler ve kütüphaneler arası bir ilmî ve amelî heyet kurmak. Bu eser^ beynelmilel müsteşrikler kongrelerinin müsbet mahsulüdür.— 2öy — miyet verilmiş. İşte Türk üniversitelerinde Şarka ve İslâm Âlemine ait tetkikat-la meşgul olacak müesseseler. bunları dünyanın her köşesinde eski kitaplar ve ilmî neşriyat satan büyük kiTarihte Usul F. İngiliz. VIII. Heffening. Hartmann idaresinde fransızca. Die geographischen und historischen Entdeckııngen des Orients mit be-sonderer Beriicksichtigung der russischen Arbeiten. dir. B a r t h o l d . 19 . R. ki ilk neşri 1911 de çıkmış. bir çok ilâvelerle intişar etmektedir: islam Ansiklopedisi (kısaltma ile: t A). İslam ve Türk kültür tarihine ait tetkikatta ve bibliografi aranmasında hareket noktası Encyclopedie de l'islam (kısaltma ile: El) olmalıdır.. Arnold. Th.] Ruslardan da M e j o v adında birisi Asya ve Sibirya kavimlerine ait geçen asırda çıkan Rus neşriyatının üç c i l t l i k bibliografisini neşretmiştir. d. nda neşredilmeye başlanıp ta yarı kalan eseri "Avrupa ve Rusyada Şarkı öğrenme t ari hi . A. B. İlmî mecmuaların ve serilerin tedarikinde geç kalmışız. H. J. Quellen und For-schungen zur Erd-une Kulturkunde. Fakat bu eser de Rus ilmî neşriyatının ilk genişlemekte olduğu 1890 senelerine kadar getirilebilmiştir. \T. W.. sonra da bu neşir heyeti A.

-290tapçılar, antikvarlar ile sıkı temasta bulunarak, muhtelif memleketlere kitap işini bilen adamlar g-öndererek ve vefat eden âlimlerin miraslarına dair ilânları gözden kaçırmayıp tedarik etmek, ilmî neşriyat ile periodik neşriyatı tedarik ederek millî ilim hazineleri vücuda getirmeyi bir millî haysiyet meselesi yapmak olacaktır.

Bir t a v s i y e : Herhangi bir Avrupa (Londra, Paris, Viyana v. s.) ve Asya (İstanbul, Mısır, Calcutta v. s.) şehirlerinde Türk tarihi ve şarkiyat sahasında çalışan Türkler o şehirlerin kütüphanelerinde mevcut olup okunmaları uyg-un görülen eser ve mecmuaların kayıt numaralarını bu eserde sayıldıkları yerin kenarına yazarlarsa, bu kitabımızın sonunda müelliflerin isim fihristi de olduğundan, istifade için kolaylık olacaktır.

Ek. N. 3
Tarihin ayrı şubelerinin ve tarihle ilgili ilimlerden bazılarının metodolojisine dair eserler

Tarihle bir ilim olarak meşgul olanların, bu ilmin usulünden başka, bir de onun bazı şubelerinin ve tarihle ilgisi olan bazı başka il i m l eri n metodolojisi hakkında da bilgi sahibi olmaları icabetmektedir. Bunlardan iktisad tarihi ile içtimaiyat ve lisaniyat ilimlerinin metodları (bk. yukarıda, s. 23) başta gelmektedir. İktisat tarihi, iktisat sistemleri ve içtimaiyat ile de bağlı olduğundan, bunların çalışma metotları da birbirine bağlıdır. Biz bütün cihan tarihini bir iktisad tarihi olarak öğrenebildiğimiz gibi, tarihin herhangi bir devrini ve safhalarını öğrenirken dahi siyasî ve harsı meselelerle beraber, o devrin ve safhalarının iktisadî hayatını da bizzarura öğreniyoruz. Mesela, biz siyaset ve kültür hayatı bakımından Türkiye ve İranın 16. asırdan sonraki tedricî gerilemesini ve Rusyada bu devirden sonra vukua gelen inkılâpları öğrendiğimiz gibi, İsmail Galib Beyin Meskukat-i Osmaniye kitabının sonundaki cetvelden ve diğer tarihî kaynaklarımızdan <Osmanlı akçesi» kıymetinin Orhan Gaziden Dördüncü Mehmet zamanına; 14. asırda takriben 75 kuruş kıymetinde bir gümüş para olan İlhanlı «dinar» inin, son Kaçarlar devrinde aynı kıymeti haiz olan gümüş İran «kıran> inin üzerinde «onbin dınar> şeklinde yazılan yazıdan, <Genc-i şayigân» dan ve İran tarih kaynaklarından ve seyahatnamelerden altı asır zar/ında kıymetçe tedricen 10.000 defa aşağı inmiş olduğunu; keza Rusların «kopeyka» (yani <kepekî dinar>) ismindeki gümüş paralarının dahi 16. asırdanberi tedricen bir bakır mangır seviyesine inmiş olduğunu öğrenebiliyoruz. Bundan Irandaki tedrici dinar enflasyonunun katastrofal mahiyette olduğu, Osmanlı akçesinin kıymetini kaybetmesinin o nisbette olmamakla beraber, yine mütemadi bir surette devam ettiği görülür. Bu paraların kıymetsizlenmelerini tes-bit için, her devir için bu paraları o zamanın beynelmilel para kurları ile karşılaştırmak gerektiği gibi, her devrin dinar, akçe ve kopeykala-rının kimyevî tahlilini elde etmek icabetmektedir. Bu paraların muhtelif

— 29i — devirlerdeki kurları hakkında yerli ve yabancı kaynakların verdiği malûmatı kıymetlendirmek bir metoda tabi olduğu gibi, 16 —19. asırlarda Önasya ve Doğuavrupadaki siyasî ve iktisadî inkişafların bilançosunu yaparken zikri geçen üç devletin umûmî iktisadî vaziyeti, ticaret, sanayi ve ziraati hakkında kaynaklarda verilen malûmatla birlikte bu enflasyon keyfiyetine dair belirtilerden istifade etmek de yine ayrı me-todlata tabi bulunmakladır. 15. asırdan başlayıp, Önasya islâm kaynaklarında, bilhassa Bedreddin El-Cayni'de ayrı seneler için «ascâr», yani para kuru kayıtları, bunların bazı ecnebi paralarla mukayesesi bulunduğu gibi, Hamdullah Qazvini, cAla' Tabrizî, cAlâ'-u 'd-din Fa-lak-u '1-ma'âli, cImad Sarâvi, cAli bn Muhammad aI-Qumi gibilerin İlhanlı ve Temürlüler devr maliyesine (bk. yukarıda, s. 202 N. 153-7), keza Safevîler devri maliyesine (bk. s. 215, N. 261) ait eserleri gibi kıymetli kaynaklar kalmıştır. Bir çokları «erqâm stenografisi» demek olan «siyâq» haltı ile yazılmış olan bu vesaiki okuyup, mutad rakamlara çevirmek, malî ıstılahları, para ve kıymet nevilerini, vergi ve varidat, keza masarif tiplerini tayin eylemek, sonra bu malûmatı o zamanlarda diğer medeni ülkelerde, meselâ Avrupa memleketlerinde kıymetler, devlet bütçeleri, varidat ve masraflarına, beynelmilel ticarete ait kuyudat ile karşılaştırarak, bu eserlerin cihan tarihi mikyasında kıymetlerini tesbit etmek yine metoda tâbi bir iştir. Bunlar ilmî edebiyatta daha ancak pek az bir miktarda istifade edilerek kıymetiendi-rilebilmiştir. (bk. Z. V. Togan, Moğollar devrinde Anadolunun iktisadî vaziyeti, istanbul, 1931; yine benim İslâm Ansiklopedisi, II. c. 108 — 109 de «Azerbaycan» maddesindeki ve Umumî Türk Tarihine Giriş, I. s 294-296 da verdiğim malûmat ve W. H i n z ' i n Der İslâm, XXIX ve Die Welt des Orients, III de neşrettiği yazıları). Bizim 13 — 15. asır tarihimize, yani umumî Türk tarihine dair tetkikatımızda meselâ bu asırlarda Cinde iç ticaretin, pamuk ve demir istihsali inkişafı ile bunların Çin-Hind deniz yolları ticaretinde istifade edilmelerine dair Çin kaynaklarında mevcut malûmatı da ele almamız icabetmektedir (bk. Giriş, s. 429). 9 —10. asır arap kaynaklarında da Abbasî Halifeliğinin iktisadî vaziyetine ait mühim bazı kayıtlar münderiç bulunmaktadır, bunlarda zamanımızda bu halifeliğin iktisadî hayatini aydınlatmak yolunda istifade edilmeğe başlamıştır (Bk. Abd-u 'laziz a l D ü r î , Al-hayüt-u ' l-İqtişadiga fi 'l-qarn-i '1-şSliş-i min al-hicra, Mısır, 1947). Ayni eski Arap tarihî ve coğrafî kaynaklarında muahhar Iran menba-larında, keza Çin annallarında Asyanın muhtelif kısımlarında muhtelif devirlerde nüfus kesafeti, bunun artması ve eksilmesi meselelerini aydınlatacak kayıtlar bulunmaktadır (bk. Z. V. Togan, Uber die Be-

- 293völkerungsdichte Zentralasiens im Mittelalter, d. Festschrift fiir Alf. Dopsch, 1938, 424—33). Türk ve İsl âm alemi tarihinde feodal teşkilat ve vergiler, bunların başka memleketlerdeki feodal t e ş k i l a t ve vergilerle mukayesesi işlerinde yarıyacak kayıtlar gibi, köy hayatı, halk tabakaları, sınıflar arası mücadele meselelerini aydınlatacak malûmat ta bu İslâm tarihî eserlerinde, vakıf ve sicil vesikalarında ve f ı k ı h kitaplarında bulunmaktadır (bk. yukarıda, S. 47, 48). Bütün bu gibi kaynaklardan İslâm ve Türk ülkelerinin iktisadî ve içtimaî tarihlerini taz-makta istifade etmek ayrı usullere tabidir. Avrupalılar tarafından bu yolda yazılan bazı eserleri yukarıda (s. 23, G a t a n P i r o u , G. K e s s l e r , s. 68, S e i g n o b o s ' u n eserleri) zikretmiştim. İktisadiyat ve içtimaiyat meseleleri için Kari M e lige r, Untersuchunüen über die Methode der Sozialzuissenschaften und der politischen Okonomie insbesondere, 1883; 1. N. K en ey s, The Scope and method of political econorn;/, London, 1904; ayrıca iktisad tarihi için Max W e b e r ' i n münakaşa tarzında kaleme aldığı şaheseri: Rosc-her und Knies und die logische Probleme der historischen Nationalöko-nomie (Schmoller's Jahrbücher für Nationalökonomie, 1903-1904) ve G. B e l o v v ' u n Probleme der Wirtschaftsgeschichte, 1920, keza Alf ons D o p s c h 'in Zur Methodologie der Wirtschaftsgeschichte (d. Verfassungs-und Wirtschaftsgeschichte Mittelalters, Wien, 1928, s. 543—564) gösterilebilir. Bir ilim olan iktisad tarihinin metodlarını nazariyattan çok tatbikat sahasında öğrenmek için şu i k i büyük i kt i s a d tarihçisinin Avrupa iktisadî tarihine ait başlıca eserlerini yazarken kullandıkları usulü tetkik etmenin çok faydalı olacağını zannediyorum: W e r n e r Sora-bart, Der moderne Kapitalismus Leipzig, 1902; A. D o p s c h , Gründ-züge der europaischen Kültürentzvicklund aus der Z°.it von Caesar bis auf Kari des Grossen (2 cild), 192324. Avrupa iktisadî tarihini öğrenmenin usulünü öğreten bu eserler Şark ve İslâm kaynakları esasında Şark, İslâm ve Türk ülkelerinin iktisadî tarihini öğrenmek için asla kâfi gelmez, bu mevzuu muhakkak kendine has hususiyetleri tebarüz ettirilerek ayrıca yazılmak icabeder. Metodu ayrıca tarihcilerce de öğrenilmesi icabeden bir ilim olarak Lisaniyatı da zikretmiştik. Bizde tarihî meseleleri bu yolla izah etmek, bazan hastalıklı bir şekilde tatbik edildiği için, bunun üzerinde durmak bilhassa zarurîdir. Tarihçi, lisaniyatın yardımına müracaat etmek mecburiyetindedir. Fakat lisaniyatın usullerini bilmiyen birisi bu işi tarihe karıştırırsa muhakkak yanlış yollara sapar. Yukarıda (S 7) Türk ve Fin kavimleri arasında kültür münasebeti meselesini tayin yo-

- 294lunda Finlandiyalı âlimlerin ve Macarların bazı eserlerini zikretmiştim. Bu âlimler bu eserlerinde muayyen sistemlere ve metodlara tevessül etmişlerdir. Meselâ birçok kavimlerin dillerinde müşterek kelimeler bulunmasına bakarak, bundan bunların ırkan kardeşliğini istihraç etmek yanlış olur. Lehistanlı Celâleddin Paşa Leh ve Türk dillerinde bulunan müşterek kelimelere dayanarak, bu i ki milletin akrabalığını isbat etmek istemiştir, halbuki kendisi Osmanlıcadaki kelimelerin çoğu arapça yahut farsça olduğunun farkına varmamıştır. Bunun gibi, müderris Yusuf Ziya Bey, eski Türk ve Yunan medenî münasebetleri hakkında türkçe ve almanca olarak yayınladığı «Yunandan evvelki Türk medeniyeti) 1927 (almancası: Arier und Turanier 1942) eserinde ve İsmail Hami Danişmend «Türk ve Hind Avrupalıların menşe birliği» nam iki cildlik eserinde (1945 — 6) sırf kelime müşabehetlerine bakarak büyük iddialara girişmişlerdir. Umumiyetle Türkiye'de Türk Tarih Kurumu'un neşri olan «Türk Tarihinin Ana Hatları» adlı eser de, bu lisanî müşabehetlere bakarak, bir çok kavimlerin menşe itibariyle Türklere akrabalığı ve medeniyetlerin Türklerden alındığ1 iddia olundu. Bunlar lisaniyat metoduna aykırı harekelerdi. Yusuf Ziya Beyin iddiaları ilim âleminde istihza ile karşılandı ')• Halbuki aynı Türk Tarih Kurumu'nun neşriyatında (Belleten V, 94—95, IX, 480—8), iki tarih talebesi Suvar ve Çigil kabile isimlerinin çok eski ve çok yayılmış olduğuna dair bir Türk tarihçisinin faraziye yolunda dermeyan ettiği mütaleaları, hocaları olan bir genç Macar müsteşr i k i n i n fikirlerine uymadığını görerek, bilmedikleri almanca ile yazılmış olmasına rağmen, değersiz göstermek istediler. Bu da Avrupalılardan herhangi birinin, hatta müptedi birinin dediklerine uymıyan vatandaş içtihadlarını Con Ahmetcilik saymanın körpe Üniversite talebeleri arasında dahi yer tutmakta olduğunu gösteren menfi ve şayanı esef bir misâldir. Yani tarihî mesaide filolojinin yardımına müracaatta metoda sığınmanın zarureti anlaşılamamakta, bunların ehemmiyeti ya sadece inkâr edilmekte ve yahut bu usuller ancak Avrupalılarca anlaşılabilecek birşey telâkki edilmektedir.
!) Bk. Dr. Fr. B l e i b e r d . Wiener Zeitschrift für Kandtdes Morgenlandet 1934, s. 159: Um so harter die Enttaeuschung. Denn man mugg sçbon nach kurram Blattem er-kennen, dass hier vveder von Quellen noch von irgendeiner Methode gegprochen vverden darf. Zur Erhartung aeiner These, Arier und Turanier rassisch gleich geien, bedient sich der Verfasser vvarhaft abenteuerlicher Mittel. Die im Okıident gelaufige Vorstellung von mangelnden methodischer Unterbau orientalischer Forschung in Geschichte und Sp-rachvvissenschaft hat durch Ziyas monstrÖses Werk bedauerlichervveise eine neuerliche Bestatigung gefunden. Bk. yine R i c h a r d H a r t m a n n , d. Deutsche Literaturzeltung 1935.

- 295 Umumiyetle tarihte filolojinin yardımına müracaat, usulü veçhile yapılırsa dâvanın kuvvetlenmesine, usulsüz yapılırsa hu ilmî davaların sakatlığına saik olmaktadır. Filoloji sahası türlü temayüller icabı iııdi-yat karıştırmaya çok müsaiddir. Meselâ Doğu Avrupa Skit ve Sarmat-ları ile ve Ortaasya Hindo-Skitlerinden kalan isimler, yahut onlara ait olacağı zannolunan kelimeler hakkında ilim mensupleri içinde dahi pek çok bir diğerine zıd şeyler yazılmıştır, ki ekserisi kablî fikirlere dayanır. Meselâ Rus Slavları arasında Sarmatların mevcut olması hususunda Rus Ulûm Akademisi neşriyatında rus akademisyeni A. Sobol e vsk y Rus zadegfân ailesi ismi olan Şiremet kelimesini esas ittihaz etmiştir. (İsvestiya Otdel. Russk. Yazıka Akad. Nauk, XXVI, 1921. s. 11); halbuki bu kelime, Altın-Orda Tatarlarından ruslaşmış bir ailenin tatarca ismi olup farsça şir ile arapça ahmet kelimelerinden mürekkeptir. Skit ve Slav münasebetleriyle meşgul olan Max Vasmer'in Prusya Ulûm Akademisi neşriyatında yayınladığı tetkikatı da, bu gibi uydurmalarla doludur '). Bizini Türk tarihine gelince, bunda filolojinin yardımına bilhassa Macar âlimleri müracaat etmişlerdir. Fakat bu tetkikat ta ekseriya bugün yaşıyan türkçeye, yahut o r t a asır türkçesine ancak kısmen LİR türkçesine dayandırılmaktadır. Halbuki kableltarihî devirlerden kalan pek çok Türk kabile isimlerinin bazıları Ural-Altay dillerinin bir arada yaşadıkları devirlere ai t kelimeler olacağı anlaşılıyor. Kora diline dair G. Ramstedt2), Hindistanda Munda ve Dravid dillerine dair T. Burrow 3), Pamirde Buruşask diline dair L. R. Lorimer *) tarafından toplanan malzeme, Türklerin komşu kavimlerden bazıları ile, dil hususundaki temaslarının diğer Ural-Altay kavimleri ile müşterek bir maziye irca edilmesi icabettiğini göstermektedir, iştikak dâvaları yalnız bizde değil, diğer bir çok milletlerde dahi tarihî hakikatleri feragatle öğrenmeğe engel oluyor. Meselâ Ruslar «rus» ismini Skandinaviya Cer-menlerinin bir kısmına verilen isim olduğunu, tarihî delillerin sarahatine rağmen, kabul etmek istemezler. Macar âlimlerinden çoğu da «maçan kelimesini millî Ugor dilinden çıkarmak (maynsi aslından getirmek) hususunda diğer Macar âlimleri ile çarpışıp dururlar. Böylelikle filoloji her türlü prejüjelerin esiri olmaktan kurulamamaktadır. Umumiyetle kavimlerin menşeini tesbit yolunda Hsanî faydalanmak çok ihtiyat istiyen bir keyfiyettir. Biz meselâ 13-14 asırB. Z. V. T o g-a n Ibn Fadlan, mukaddime, s. XXIX-XXX. G. R a m 11 e d t, Studies in Korean Ethymology Helsinki, 1949 3 ) T. B u r r o w , The Dravidian Studies, d. Bulletin of the school of oriental Studies, XI, London, 1944, -328-356. *) L R. L o r i m e r , The Burushaski Language, Oslo, 1936.

delillerden

1) 2)

- 296 larda, muhtelif Türk ve Moğol kavimleri hakkında mufassal malûmat veıen ft«r;d*ddin tarihinde ve şarkî Moğol kaynaklarında zikredilen isimlere bakarak bu kavimlerin hangilerinin Türk yahut Moğol olduğunu iddia edebiliriz. Fakat Türk dili mogolcaya nisbeten çok yayılmış ve aynı zamanda edebî dil olduğundan, ana dili mogolca olan kavimler de, son zamanlardaki Ortaasya Tacikleri gibi, türkçe isimler almışlardır, Buna mukabil Cengiz nesli büyük kudret kesbettikten sonra, halis Türk olan kabileler de, bazan moğolca yahut moğol edatlı isimler almışlardır. Bir çok kavimler, din ve medeniyet tesiriyle, baştan başa yabancı bir dilden gelen isimler alıyorlar. Meselâ 1918 de yapılmış olan bir nüfus tahririnde, Başkurdistan'da bir Tatar köyünde tesbit olunan yüzlerce şahıs ismi arasında, ancak iki üç tanesinin türkçe, kalanının kamilen farsça yahut arapça olduğu görülmüştür. Bunun gibi 8-10 asır Şarkî Türkistan Türk ve Moğollarında bir çok isimlerin Hindistan menşeli olduğunu, yani budda dini tesiriyle, isimlerin aldıkları vesikalardan açıkça görülmektedir. Bunun gibi Milâd hududunda Orta-asya'da yaşayan Skit ve Hindo-Skit kavimlerinin şahıs isimleri arasında türkçe ile izah edilen lakab ve isimler mevcud olduğu halde, bunlardaki isimlerin çoğu Iran ve Hind dillerinden gelmekte, Karadeniz Skitlerinin isimlerinde de İran unsuru görülmektedir. Gerçi başka dillerden alınan isimleri, her milletin kendi şivesine uydurarak telaffuz etmesi sebebi ile husule gelen değişmeler üzerindeki incelemeler, o nevi isimlerin şekli aslîsini tesbit yolunda çalışanlara çok vakit bir ip ucu veriyor (Meselâ eski Franklardaki şahıs isimleri hususunda bu cihet dikkatle incelenmiştir). Fakat şahıs isimleri, kavimlerin menşeini tayin hususunda, her vakit itimada az şayan bir delil olarak kalmaktadır. Tarih meselelerinde filolojinin yardımına müracaat eden tarihçi için filoloji metodlarına vukuf elzemdir. Fakat filoloji metodunun bilhassa Şark ülkeleri tarihçilerini tatmin edebilecek bir eser tavsiye etmek güçtür. Umumî filoloji için A u g u s t B o e c k h ' in 1877 ve 1888 aralarında intişar eden Encyklopaedie und Methodologie der philologischen Wis-senschaft; Grundriss der indo-arischen Philologie, herg. von Bühler ve Grundriss der indogermanischen Sprachıvissenschaft herg. von B r u g-mann 1916 gibi kamusların ilk cildlerinin mukaddemeleri, bilhassa bu son eserin ilk cildinde H e r m a n n P a u l tarafından filoloji metoduna dair yazılan mufassal eserler tavsiye edilebilir. Bu meselelere ait diğer rehber kitaplara ve isimlerini zikrettiğim bu eserlere dayanarak, kendi dillerimize tatbikat filoloji metod bilgisine dair türkçe bir eser vücude getirmek Iisaniyatçılarımıza düşen bir vazifedir.

etnik hususiyetlerinden ayırabilecek ancak etnografya'nın usulüne vukufla mümkün olmaktadır. biz Masaget'lerde olduğu gibi. hukuk Metolojisi dersleri.15) izah etmiştir. Bauer s. Stuttgrat 1937 ve P.297 Bunun gibi etnografya nın da ayrı usulü vardır. eski Kırgızlarda ve diğer bazı Türk kavimlerinde ihtiyar adamları. Etnografya ve etnolojide muhtelif cereyanlar vardır. kuzey Cinde Milâd-dan önce yaşıyan bazı göçebe kavimlerde de bunu görüyoruz. Bunu Prof. muayyen bir yaş haddine geldikleri vakit merasimle ve muayyen yemekler vererek öldürmek âdeti varmış. Bu gibi âdetler Masagetler ve Türklerle bu kavimler arasında mevcut münasebeti. Buna benzer yakınlıklar kuzey Amerika'nın kadim sekenesi ile Uzakdoğu. 1 . 1949. Muhtelif cereyanları izah eden metod kitabı sıfatiyle De Rosny. Rad in'in The Methode and Theory of Ethnology. E b e r h a r d "Bugünkü Avrupada etnolojinin esas cereyanları" adlı yazısında (Ankara Dil ve Tarih Fakültesi dergisi VI. Bilhassa Ural-Altay ve Türk kavimle-nin kendi aralarında hangi kavim ve kabilenin menşe itibariyle hangi gurup ve zümreye yakın olduklarını tayin ve bunlar arasında kültür vahdeti meseleleri tetkik bakımından etnografya esastır. Bu nevi eserler arasında en iyisi K. bunları asıl kavmî. Şubat yahut Mart ayında başlaması kadar yakın kültür münasebeti görülmektedir. 1931 dir. Etnografya'da «tarihî etnoloji» (historische Völgerkunde) ve «medeniyet çevrelem (Kulturkreise) mektebini temsil edenlerin metodolojisi ise F. Traıte d'ethnographie Paris 1950.145 de gösterilmiştir. (4. eserleri tavsiye edilebilir. Fakat bütün bu nevi etnik malzemede insanların içtimaî ve iktisadı havatlarının muayyen seviyesinin müşterek mahsulü olanları çok görülür. Tarihte yardımcı ilimlerden coğrafya ve tarihî coğrafya'nın . kuzey ve Ortaasya kavimleri arasındaki kültür yahut etnik münasebetleri tes-bit hususunda işe yaramaktadır. Wien. 1911 ve G u s t a v von B u l c k ' ı n Beitrâge zur Methode der Volkerkunde. Bu hususta türkçe çok faydalı eser Orhan Münir Çağıl. Eski Skit kavimleriyle muahhar Türk ve Moğol kavimleri arasındaki münasebeti öğretmek hususunda mukayeseli etnografya çok işe yaramaktadır. W. G r a e b n e r ' ı n Methode der Ethnologie. Konrad Prenss'ın Lehrbuch der Volkerkunde.üncü tabı 1912 de çıkmıştır). Bunun gibi Meksika ve Orta Amerika medeniyetini yaşatan kavimlerde görülen 12 senelik takvim ile bizdeki 12 senelik takvim arasında senenin. Etnoloji ve iktisad tarihi ile ilgili olan hukuk tarihinin de ayrı metodu vardır. belki karabeti gösterebilir. London 1927. 1948 s. Heidelberg. İstanbul. Meselâ tarihimizde. Gravies'in Enzyklopâdie und Methodo-logie der Rechtszvis sen s chaj'ten'dir. 142 .. Buna dair eserler de W. Bundan da usulü bilinmeden istifade edilemez.

coğrafya. bunların muhtelif Şark ve islâm kavimlerindeki farkları tebarüz ettirilmek üzere mukayesesi tetkik mevzuu olmaktadır. Fakat Garpta bu nevi tetkikatın usullerini öğretecek toplu bir eser yoktur. S e d i l l o t . değirmencilik. spor takımları. arkeoloji metodları ise. Bir de K a r i G a r b e r s 'in «İslâm medenî . Toponymie metoduna ait eserler de aynı yerde gösterilmiştir. Tarih için coğrafyadan istifadenin yollarını öğrenmek için E. L u c k e y . Bauer s. Tarihî coğrafya metodları hakkında kaynaklar için bk. Almanlardan H e n r i c h Su t e r . Mısırda yaşıyan alman Yahudi'lerinden M. Methodenlehre der Kuns-tgeschichte 1924 ile K. ancak l ü z u m u o l d u ğ u n d a müracaat edilecek mevzulardır. Fakat tarih ile uğraşanlar için iktisad tarihi ve içtimaiyat ile tarihî coğrafya metodlarını bilmek zarurî. tarihçiler tarih metod bilgisinden başka bu ilimlerin de metodlarına vâkıf olmalıdırlar demek değildir. Bu sahada çalışmak istiyen Şarklılar için metod bilgisine büyük bir ihtiyaç vardır. fizik ve kimya ve tekniğin tarihine dair tetkikat'ta çok mühim yer tutmağa başlamıştır. Fakat.— 298 — metodu da ayrıca öğrenilmek ister. W. Bu hususta bilhassa Erlangen Üniversitesi profesörü E i î h a r d W i e d e m a n n (öl. 164-170 Tarihte yardımcı olan Anthro-ponimie. ihr Wesen. İtalyan N a l l i n o . sanat tarihi. saat. Sanat tarihi'nin metodu için R. tabiî ve riyazî ilimler tarihçisi J u l i u s Rusk a'nın mesaisi artık bir mektep açmış bulunuyor. ziraat aletleri. islâm ve Türk kültür tarihinde İslâmlarda tabiî ve riyazî ilimlerin tıp. Ch. Schoy. bu eserleri saydım. demircilik.s. Kari G a r b e r s . 1928) m 1880-1925 aralarında çıkmış sayısı 70 i geçen irili ufaklı eserleri. M e y e r h o f ve P a u l K r a u s gibilerin tetkikatı sayesinde bu mesai dal budaklanmıştır. Coğrafya metodu için H e t t n e r . çocuk oyuncakları. tıp âlât ve edevatı. ihre Geschichte und ihre Methode gösterilmelidir. Fransızlardan M. Teknik sahasındaki tetkiklerde harp tekniği. lisaniyat metodunu bilmek faydalıdır. yol inşaatı. ingiliz R. P. kimya laboratuvar edevatı v. H e i d i c k e. tarih dolayısiyle. bilinmesi icap eden metodun nereden öğrenilebileceğini göstermek için. L. Ram s ey W r i g h t . Yalnız bu mevzular üzerinde yapılan neşriyatı tetkikle metodu öğrenebilir. Geographie. Oberhumme r'in Die Stellung der Geog-raphie "a den historischen Wissenschaften Wien 1904 faydalıdır. Burada. Max Kra-us e. Die Methode der Kunstgeschichde 1913. ölçüler. zikredelim. T i e t z e . bu ilimler sahasında çalışmak mecburiyetinde kalındığı vakit. tarihe yardımcı olan ilimlerin metod bilgisi hakkındaki eserleri göstermemiz.

1—2. . d. Zeitschrift für gesammte Naturıvissenchaften. Berlin. 1943.— 2yy çevrelerinde tabiî ve riyazi ilimlerin tarihini öğrenmenin aktüel meseleleri» unvaniyle 1943 te neşrettiği eserini (Das aktüelle Interesse am Studium der Geschichte der Mathematik und der Naturıvissenchaften im islamischen Kultarkreis. H. den ayrı basım) bir methal sıf atiyle tavsiye edebilirim.

muayyen prensiplere isnat ederek ayırıp.EK N. hadiseleri bü üç esastan başka bir de mahiyetlerine göre tasnif etmek ve sıralamaktır. III. veba ve doğum ucubeleri gibi şeyleri bu çerçeve içinde kaydedivermişlerdir. Hastalıklar. içmek. bayramlar. II. ev. sıralamalıdır. ilimler ve nevileri. harpler ve ihtilâllerle birlikte yangınları. doğum-vefat-evlenme ve düğün merasimi. mesken. musiki. Sonra da bu altı guruba giren maddeleri şu şekilde «ıralıyor. Tacitus v. hububat ve hayvanlar. 3) hususî ve içtimaî hayat. .s. Tite Live. eğlenceler. mezhepler. dinler arsalndaki münasebetler. Tarihçi herhalde meşgul olduğu. guruplara ve onları da şubelere. din. Maddî ve hususî içtimaî hayat: yemek. iklim. kıyafet. nebatat. 6) halk ve devlet müesseseleri diye başlıca altı büyük gurupa ayırmayı tavsiye ediyor. Fikir hayatı: dil. dans. yazı. 4 Tasnif ve te'lif plânları Yukarıda (§ 89) vesika ve malzemelerin terkip ve telifini yapmak için. 4) iktisadî hayat. erkek yahut kadın cinsinin çokluğu. nefîs sanatlar. merasim. mekân (coğrafî saha). 2) fikir hayatı. zelzele. istifadelerini kabil kılan bir sıraya koyup tasnif eylemek icab ettiğini kaydetmiş ve materyallerin zaman ve mekâna göre tasnifinden başka. I. elbise. müsamereler ve tiyatrolar. millet ve camia esaslarına göre tasnif etmek çok eskiden anlaşılmış en kolay bir yoldur. toprak. fslâm müverrihleri de eserlerini bu esaslara göre yazmışlar. Romalı müverrihler gibi. mo bilya. yahut bir eser hazırladığı sahayı kat'î olarak tahdit etmeli. fezeyanları. sonra materyelleri mahiyetlerine göre. 5) içtimaî müesseseler ve hukuk. edebiyat. evvelâ onları. Seignobos muasır bir Avrupa devletinin siyasî ve medenî tarihi ile uğraşanlara materyalleri tasnif ederken bunları 1) maddî ve fizikî hususlar. seyahatler. Maddî ve Fizikî hususlar: insan tipleri. oyunlar. Yeni ve müşkil olan tasnif usulü ise. teşrifat. çadırlar. ahlak. Materyallerin tasnifinde zaman [(kronoloji). ve ölüm nüfus. hadise ve fiillerin nevileri demek olan <mantıkî farklara» göre' tasnif etmek âdet olduğunu anlatmıştık. doğum.

kasabalar. hükümet meseleleri. dinî müeseseler. § 19 — 21. Yazılacak eser. meclisler. Her okunan eser ve vesikadan çıkarılacak not. telif plânları da türlü türlü olur. Fransa tarihi ile meşgul olan birisi. terbiye ve talim. yahut medenî. V. Ben şahsen Türk tarihi. umumî tarih. yahut bir camianın hususî tarihi ile ayrı tarih bahislerine ait olmak üzere yazılacak monografileri ele alacağız Seignobos'un Fransa kültür tarihine ait materyali tasnif hususunda teklif ettiği taslak. İdare teşkilâtı. fabrikalar. Harbiye-adliye-dahitiye-maliye ve saire teşki lâtı. yahut bir dinî camianın tarihi. bankalar. islâm milletleri tarihi. bu ve buna benzer bir plâna göre tasnif eder. işte bu fişlere yahut ayrı bahislere tahsis edilen defterlere taksim edilir. İçtimaî meseleler ve hukuk. 91 de zikrettiğimiz çeşitli şekillerine göre. maden işletme. arkeoloji. ticaret. hayvan besleme. Aile hayatı. telif plânı. yahut defterler tutmak usulü vardır.-301 ~ IV. para sistemi. son tarafına en yeni hâdiseleri almak gibi kaba zaman taslağı değil. vilâyet idareleri. miras usulü. meselâ. polis. yahut bunların karışığı şeklinde olur. iktisadiyat ve içtimaiyat. bunlara gö- . yahut bir kaçına tahsis edilecektir. şose ler. yahut grupların şubelerinin birine. Tasnif için fiş usulü. teknik hayatı. harp sanatı spor ve ona ait müessesat. hamamlar ve kaplıcalar' İşte. VI. köprüler. Biz burada ancak bir millet ve memleketin. tarihî coğrafya. Fakat bu taslak her millete ve ülkeye olduğu gibi tatbik edilemez. millet ve memleketin. askerî ve harbî mü esseseler. yahut onların birine. ya siyasi. Ordu. içtimaî sınıflar. Hayat şartları müsaid ve hususi evlere malik olan bir çok bildiklerim ise fiş usulünü ihtiyar etmişlerdir. sıhhat müesseleri. esnaf ve amele teşkilâtı. Tarihin. Tarihî bir eser yazarken. bunda iş bölü mü. imar ve inşaat. bunları bir fikir ve ideye göre harman etmek suretiyle yapılacaktır. Halk ve devlet müesseseleri: siyasî nizamlar. eserin baş tarafına en eski. Fakat ayrı millet ve memleketin hususî şeraitine göre ele alınmak şartiyle telif için de esas tutulabilir. kültür tarihine yahut siyasi ve kültürel tarih karışık bir tarihe tahsis edilen eserlerin telifinde de gözönünde bulundurulacaktır. Tasnif olunmuş olan materyalleri bir araya getirerek eser telif eylemek daha güç bir iştir. intihabat. binalar. iç ve dış ticaret. hükümdar. şehirler. kad'nın hukuku. istihsal ve istih lâ k teş kilâtı. edebiyat ve sanat tarihi. İktisadî hayat: ziraat. hükümet ugulü. münakalat. Elbette bir eser orada zikredilen 6 sahanın hepsine. okuduğu eserlerden ve vesikalardan çıkaracağı notlarını. jandarma teşkilâtı. memurlar. yollar. o Avrupa içindir. etnografya ve antropoloji gibi muhtelif ilim sahalariyle ilgilendiğimden bu mevzuların muhtelif meselelerine tahsih edilen yüzlerce defter tutarım.

Bunlardan misal olarak İngiltere tarihi için Cambridge Üniversitesi profesörü Georgf Maçan la y Travelyan'ın bir cidlik History of England (ikinci basımı 1937 de çıkmıştır) ve Budapeşte Üniversitesi Macar tarihi profesörü F. 1) Türk tarihi öğrenmenin şartları. D el a J o n q u i e r e ' i n iki cild-lik Osmanlı tarihi (1914 de ikinci basımı çıkmıştır) telif plânı üzerinde çok düşünülmeden fütuhat. Telif plânları için yazılacak eserin mensup olduğu tipte neşredilen eserlerin plânlarını ele almak faydalı olacağından burada bu mevzu üzerinde duracağız. Milletlerin* seciyesine dinin tesiri. tetkik olunacak olursa Türkiye tarihi için böyle tertibi muayyen bir fikir sistemine dayandırılmakla telif plânı numune ittihaz edilebilecek bir eserin daha meydan da olmadığı görülecektir. 4) Türkler arasında islâmiyetin intişarı. maddî ve manevî hayatın her sahası için malûmat elde etmeğe çalışır. Göktürk Hakanlığı ve Orhun abideleri Türklerin iptidaî din ve medeniyetleri. vatan yahut camia tarihlerinden bir yahut iki cild olarak kaleme alınan «elki-tap>larının siyasî ve medenî hayat bahis mevzuu olanlarını ele alacağız. tipik eserler olmak itibariyle. 3) Türklerin Sasanî Iranla ve Çinlilerle temasları iranlı Sogd ticaret kolonileri Medenî Uygurlar ve manîhaî mezhebi. Horezmin Hazarlar ve Ruslarla münasebeti. bir vatan ve devlet tarihinin bütün devirleri. ve Seignobos'un kültür tarihi tasnif plânında zikredilen öteki mevad ve benzerleri her devir için varid tasavvur edilerek. Hazar medeniyeti. Siyasî ve medenî hayat karışık olarak yazılan vatan tarihleri'nden örnek olacak eserler şimdi bütün medenî milletlerde vardır. İslâhat ve siyaseti hazıra diye beş devre ayrılan bir siyasî tarîhtir. Umumî Türk tarihine dâir B a r t h o 1 d'un Ortaasya Türk tarihine dair dersleri ile benim Umumî Türk Tarihine Giriş kitabımın telif plânlarını ele alalım. 5) İslâmiyetin kabulü neticsinde Türkler arasında medeniyetin intişarı. Doğu Tiyanşan'da ilk medenî Türkler. . Mahmut Kaşgarî'nin eseri. devirlere taksim olunur. yükseliş. Ortaasya'da Karahanlılar sülâlesi Oğuzların islâmiyet! kabul etmesi. Bathold'un 1927 de türkçe neşredildikten sonra almanca (1935) ve fransızca (1945) olarak ta yayınlanan eseri konferans adedine göre 12 bab'a ayrılmıştır. Her iki eser.— 302- re. inhilâl. 2) Türk tarihinde menşeleri aydınlanmış sülaleler. Biz burada bir millet yahut vatan. E c k h a r t tarafından yazılan ve türkçesi 1949 da Türk Tarih Kurumu tarafından neşredilen Macaristan Tarihi gösterilebilir.

bilhassa Ortaasya Tükleri tarihi» yani eser bir vatan ve onun sekenesinin tarihi değil. Bu devirde şehir hayatı. Türkistanda Uzakdoğu kültür tesirinin son zamanlara kadar gelen izleri 8 — Rus devrinde şehir hayatı. Türk kavimlerin bugünkü hali. Karahanlılar ve Karahıtayların temsil ettikleri kültürler. islâm devrinde medrese hanekah. Özbek hanları. isyanlar. Barthold Ortaasya ile iktifa etmeyip Doğuaavru-pa ve Önasya Türklerinin tarihini de bahis mevzuu ettiğinden kitabı Ortaasya Türkleri tarihi değil de. hristiyan manihaî dinlerinin yayılması. Eski gayri müslüm Türklerin içtimaî ve harsı hususiyetleri 7) Uzakdoğu kavimleri ve anların (Ç inliler in ve Karahıtayların) Ortaasya müslü-man Türkleri üzerinde tesiri. Azerbaycan ve Anadolu Türkleri. Horezm'de Türk edebiyatı. Cengiz evlâdı zamanında türk ve fars dillerin in ehemmiyeti. Bu devrin maliyesinde gümüş buhranı. telif plânına esas edinmiştir. 4 — Moğol d e v r i . Buhara. Pamukçuluk. . 2 — İslâm d e v r i n d e T ü r k i s t a n dillerin değişmesi. bu yolla bir Türk medeniyetinin meydana gelmesi hususunu tebarüz ettirmeyi. onların müesseseleri. 3 — T ü r k i s t a n v e T ü r k l e r . Moğol fütuhatının cihan tarihindeki ehemmiyeti. 9) Cengiz Han ve onun Türkistan'daki fütuhatı. 11) Ortaasya'da Tcmür devrini hazırlayan dinî mücadeleler ve Temür'ün kurduğu devlet- 12) Temür ve oğullar! dsvrinde Ortaasyada iktisadî ve medenî hayat. Ve plânı da şudur : 1— l a l a m d a n ö n c e k i T ü r k i s t a n Sasaoîlerin ve Çinlilerin tesirleri Sogdlı-larin Ortaasya medenî hayatındaki rolü. «Umumî Türk. Iran ve Türk unsurları arasındaki münasebet. 7 — Rus m u h a c e r e t h a r e k e t i . Şarkî Türkistan şehirlerinin mukadderatı. Hokand ve Hiyva hanlıkları. 9 — M e m l e k e t i d a r e s i n in a v r u p a l ı l a ş m a s ı Toprak meselesi. bunların komşu medenî kavimlerle temaslarını ü-zerlerinde muhtelif dinleıin ve medeniyetlerin tesirini. Güney Rusya'da Peçenek ve kıpçaklar. 18.— 303 6) Oğuzların islâm memleketlerini istilâ eylemeleri. Türklerin geniş mikyasta şehir ve köy hayatına geçmeleri. İlk islâmî türkçe edebî eserler. — Rus devr i n d e y e r l e ş i k ve g ö ç e b e h a y a t Ahalinin bu iki zümresi arasında mektep ve medreselerin rolü. Bunlara karşı alınan mukabil tedbirler. Altın-Orda10) O.-taasya'da Moğol sülaleleri. inci asır ihtilalleri. 6. 19. Şehir hayatinin değişmişi Buda. Rus şehir hayat şartlarının yerli Türkler üzerisde tesiri. uncu asır hanlıkları. Halbuki aynı Barthold'un bir sene sonra 1928 de neşrettiği Türkistan medenî hayatı tarihi adlı eseri bir vatan ve onun Türk ve İranlı olan sekenesinin medenî tarihidir. Demek Barthold bu eserini yazarken Ortaasya Türklerinin siyasî tarihini sıralamakta. bir milletin tarihi olmuştur. 8) Türk medeniyeti tarihinde Morezmin ehemmiyeti. tasavuf ve Şafiîlikle hanefîlik arasındaki nevbetleşme. Türk beyleri ve türk dili. Türkiıtanda Devlet idare makinası 5 — Ö z b e k h a n l a r i . Moğolların Frenklerle münasebetleri.

3) Türklerin yayılma şekilleri ve bunda müessir olan âmiller 4) Türk ve Turanlıların en eski yayılmaları. 7) Osmanlı devletinin kuruluşu. Kafkasya ve Azerbaycan'da hanlıklar ve Rus istilâsı. 1) Osmanlı devleti 1579'a kadar. 2) Güney Türkistanın kadîm sekenesi ve onların komşuları. tertib edilen bir çok defalar değişmelere maruz tutulan ve nihayet . 4) Tück ve Turan kelimelerinin aslı ve Türk ismi taşıyan ilk kavim. inci asrın başına kadar önasya. 5) Eski devirlerde ana yurdda olup biten siyasî vakalar. Avrupa ve Çin istilâsına kadar Ortaaasya.ve Ö n a s y a Türk tarihinin seyri hususunun uzun seneler zarfında öğrenerek. 8) Osmanlı devletinin teşkilâtı. I. 7) Bu devrin umumi vasfı. 3) Sakaların türklüğü ve Afrasyab. 5) Nogaylar ve Başkurtların Ruslarla mücadeleleri. Tür ki erin f ü t u h a t l a r ı ve İ n t i ş a r l a r ı 1) Türklerin fütuhat an'ane-leri. VI. Türk T a r i h i n i n İ s l â m ç a ğ ı n d a y ü k s e l i ş d e v r i l ) Bu devirdeki başlıca siyasî hâdiseler. 3) Selçukluların ve Oğuzların Azerbaycan'da ve Anadoluda yerleşmeleri. olan bu eserin plânı şudur: O — Türk kabileleri ve sayıları. C u m h u r i y e t i n k ı l â b ı n a k a d a r ö n a s y a Osmanlılar. 9) Coçı Ulusunun batısı ve Osmanlılar. IX. 2) İslâm çağında yükseliş devrinin umumî vasfı. 5) Türklerin ve Turanlıların Güney . Türkleri 11. 1) Selçuklular ve onların aslı. inci asrın son yarısında Azerbaycan'ın siyasî hayatı. hükümet süren sülâleler ve tanınmış şahsiyetler. IV. II. 4) Kâşjrar'da banlar ve hocalar. 2) Safevîler. O n a s y a'd a yeni T ü r k v a t a n ı n ı n k u r u l m a s ı . 7) Türklerin önasya ve kuzey Af ri-kaya yayılmaları. Türk ta ri h i n i n eski d e v i r l e r i : 1) Türkistanın asıl sekenesi meselesi ve Türkler. 3) Kırım kanlığı ve Rusya. 4) Bu devrin mmuraî vasfı VII. V. 10) 14. 5) İlhanlı hükümdarları ve onların yerlerine geçen beylikler. siyasî hayatları ile birlikte medeni ve iktisadî hayatlarını bahis mevzuu etmek üzere bir telif plânı tertip etmiştim. 1) Özbek hanları. fakat ikinci cildi daha çıkmamı. 6) Bu eski devrin umumî vasfı. VIII. 6) İlhanlılar zamanında kültür hayatı. 2) Türk ve Moğol fütuhatının cihan tarihindeki ehemmiyeti. asra kadar Ortaasya'y'ı sonra Orta. Horasan ve Iraka geçmeleri.ve Doğuasya taraflarına yayılmaları" 6) Türklerin ve Turanlıların Doğu . i n k ı l â p l a r d e v r i n d e O r t a . 6) Kazan hanları. III. Rus ve Çin i d a r e s i a l t ı n d a O r t a a s y a . 2) Garbî Sibirya'da Şibanlılar.ve Önasya'yı vatan edinen bir millet olması bakımından ele alarak.— 304 — Ben ise Umumî Türk tarihine Giriş için. 4) Selçuklular devrinde Azerbaycan'ın ve Anadolu'nun türkleşmesi. 18. Türk tarihinin devirlere taksimi ve o devirler hakkında okunacak eserler. İki cild olarak kaleme alınan. 3) Kazaklar ve Kalmuklar. 2) Selçukluların Meverâünnehir'deki hayatı. 11) Osmanlı devletinin kurulduğu devirde batı Türklerinin kültür hayatı.ve Ortaavrupa'ya yayılmaları.

asırdan sonraki inkişafı. Rus tarihinde para ve kıymet mefhumu. anlatılmıştır. Sarayın masrafları ve bunun muhtelif devirlerde devlet bütçesinde yeri. Eski Slavların hayat tarzları ve meskenleri. kültür tarihleri için yazdıkları eserlerin telif plânları Şarklılar için de örnek olmalıdır. Fakat garplı âlimlerin (meselâ B o c k l e ' i n ) Avrupa milletlerinin medenî tarihlerine dair yazdıkları eserlerden çok. örnek olmak itibariyle. Ticaretin 17. Böyle eserler birer cildlik popüler kültür tarihlerinden İngilizlerin Prof. Moskova kniazlığının askerî bütçesinin muhtelif devirlerde devlet maliyesinde tuttuğu yer. Ziraat hayatına geçmenin temposu. 2 — 15-18. Garbın tenkidi tarih metodu ve onun Rus âleminde tatbikatı üzerinde çok duran ve Rus kültür tarihçileri üzerinde geniş tesir yapan bu eserin 21 sayfa tutan fihristinin hulâsası şudur : 1 — Rusyada A h a l i n i n a r t m a s ı ve o n u n d e v i r l e r i . bütün bu devirlerde Türklerin muhtelif medeniyetlerle daimî temas neticesinde kendi millî medeniyetlerini kurmaları. Mübadele ve para iktisadiyatı.305 son şeklini alan bu plânla. Japon. Şark milletleri ve Rusya gibi yarı şarklı milletlerin kültür tarihine dair yazdıkları eserler. Şehirli ve köylü iktisadiyatı arasında tenasüp. Oldukça tafsilatlı bir eser sıfatiyle Prof. S e l i g m a n ' ı n idaresinde 1931 de neşre başladıkları The Cressert Historical Series'te Rus. asırda İ k t i s a d î h a y a t . VerTarihte Usul F. Türk ve Moğol kavimlerinin muhtelif devirlerde yayılıp taşmalarının plânlı «fütuhat» yahut plânsız «intişarlar» şeklinde inkişaf ede ede. bizim için daha elverişlidir. P.. 3 — D e v l e t h a y a t ı . Sanayi ve fabrika hayatının başlangıcı ve inkişafı. kara-nehir ve deniz yolları. Kredi işleri ve bankacılık. Rus malî idare sistemleri. İç ve dış ticaret. Bunun coğrafî şartları. 20 . Çin ve Hind kültür tarihlerine tahsis edilen cildler mühimdir. C. Garp milletlerinin. M i 1 i uk o v'un ilk defa 1896 neşrettiği 4 çildik «Rus medeniyeti tarihi» (Oçerki istorigi russkoy Kulturı) 'nin telif plânı istifadeye şayandır. bunda komşu milletlerin tesirleri. Kitabın metninde hiç bir meselenin derinliklerine dalmayıp onları öğrenmekte faydası olacak kaynakları haşiyelerde göstermekle iktifa edilmiş ve bu yüzden de kitaba «giriş» ismi verilmiş ve her devrin vukuatı sonunda onun umumî vasfı yazılmıştır. panayırlar. Yollar. nüfus artıklığının eski dünyanın muhtelif taraflarında yerleşme tecrübelerinin nihayet Ön-asya'da yeni bir vatan kurmakla muayyen bir şekil almış olması. Ortaasya'da Türk ve Aryanı kavimlerin Milâddan bir kaç asır önce başlayan medd-ü cezirleri. bugünkü cîhan siyasî ve medenî hayatında kendilerine münasip mevkii almak yolunda geçirdikleri ve geçirmekte oldukları mücadeleler kısa olarak.

Bunun 17 —18.ün tesirleri.. Hâkim kilisenin iç gelişmeleri. 9 — R u s y a n ı n yeni f i k i r h a y a t ı n'da tenkid unsurunun ve metodun zaferi. Rus zadegan hayatının 17 — 18. Rus milliyetçiliğinin gelişmesinde yabancıların tesiri. Garp tenkidi f i k r i n i n içtimaî karekter kesbetmesi. Vilâyetlerin idarî taksimatının geçirdiği devirler. Kilise ve sanat. asırda geçirdiği inkişaf safhaları. mecmualar ve cemiyetler. Bu sınıfların iç temaslarının Rus milletinin bir millet olarak gelişmesine tesiri. Milletlerin ve camiaların kültür tarihinin ayrı bir kolu olarak işlenen tefekkür tarihi parti ve mezhep tesirlerine en çok maruz kalan bir sahadır. Bunun Petersburg devri. Masonluk hareketi. Rusyada millî idealin felsefesi. Bu meselede "milliyetçi ve "garpçı. 1912) bunu bir sosyal-psikolog olarak. Mezhepler ve dinî isyanlar. bunun inkişaf safhaları. Çünkü fikrimce bizde de Türk fefekkür tarihi en çok muasır Garp fikir cereyanlarını benimsemenin ve bu yoldaki mücadelelerin tarihi şeklinde. onun zadegan ve şehir ahalimi ile münasebetlerinin tarihi. Garpçilik ve ekolleri. 7— M a a r i f ve m e k t e p Petro'dan önceki Rus mektebi. ortaçağ İslâm ve İran fikir cereyanlarını millî malımız gibi ele olarak «Türk tefekkür tarihi» yaratmağa çalışanlar için de örnek olabilirler. Tiyatroda halkçılık ve milliyetçiliğin inkişâfı. Kilise ve edebiyat. 1925) bir sosyal-demokrad sıiatiyle tahlil etmişlerdir. Muhtelif devirlerde gelir vergileri. Avrupa medeniyetinin dış ve iç hususiyetleri. Rsdikalizm ve irtica. 8 — Asrî D e v l e t in t e ş e k k ü l ü d e v r i n d e millî f i k r i n g e l i ş m e s i Rusyada fikrî takip ananesini yaratan ekoller. eserler. Bizans ve Rus kilisesi.. Rus kilisesinin ve dininin millîleşmesi. Şthirlerde nüfusun artmasının geçirdiği safhalar. Ov-s i a n i k o . Garpta ve Rusyada zadegan hayatı. Bunda âmil olan şahsiyetler. Ordu bahriye ve iktisad teşkilâtında f i k i r ceryanla-rındaki tekamü. edebiyat tarihçisi ve sanskritçi olan Prof. nevileri ve muhtelif devirlerde değişmeleri. asırlarda ıjeçırdigi değişmeler. Rus şehir hayatının bu asırlarda gelişmeli. İçtimaî İslâhat hareketleri. Petro ve Katerina zamanında efkârıumumiyenin iktidar ile çarpışması. Fransız ve Alman idealizm ve materyalizminin Rusyada içtimaî İslâhat fikirlerini doğurması. Rusyada Türk aydınlarının bir çoğu üzerinde de müessir olan bu eserler telif plânları itibariyle. muasır hayattan tecer-rüd ederek. 5 — K i l i s e ve din. onun Rus cemiyetindeki tesirleri. D. 3 cild.K u I u k o v s k i «Rus aydınlığının tarihb (Istoriya russkoy intellegntsiyi. Ve bundan müstakil umumî fikrin doğması. Tüccar sınıfı Köylü gınıfı.306 giler. Rusyada f i k i r hareketlerinin plânlılığınl temin eden cerevanlar ve mektepler. 4— S ı n ı f l a r h a y a t ı . Plexanov da «Rus içtimaî fikrinin tarihi» (Istoriya russkoy obçestivennoy misli. bilhassa Tanzimattan sonraki f i k i r hayatı olarak . Miliukov eserinin son yarısında bu mevzuu bir pozitivist olarak ele almış ise. Devlet ahlî idare müesseselerinin ta r ih i. 3 cild 1914-16. sosyolog G. tarihçilerin görüş farkları. 6 — K i l i s e ve f i k r î y a r a t ı c ı l ı k .

Zamanımızın büyük Arap edebiyatı ve İslâm tarihi bilgini olan Prof. l a l a m ı n ön k u v v e t i o l m a k i t i b a r i y 1 a O s m a n l ı l a r : 1) Osmanlı devletinin teessüsü ve onun Kanunî devrine kadarki genişlemesi. Brockelmann'ın 1939 da bir cild olarak neşretiği ve fransızcaya da tercüme edilmiş olan «tslâm kavimleri ve devletleri t a r i h i » (Ceschicte der islamischen völker und Siaaten) nin plânı ele alınmağa değer. hatta çok zamanlar millî tarihimizin yerini tutmuştur. 4) Dört Halife. I. 1885. JDer islâm im Morgen-und Abendland. . 2 cild. 19 uncu asırda islâmiyet. Cihanşümul İslâm devleti ve onun parçalanması: 1 İlk Abhaüler. 3) I s l â m ı n ön kuvveti olmak i t i b a r i y l e Osmanlı devleti. 6) Türkler ve Moğollar ve Abba»î halifeliğinin sonu. uncu asırda Mısırda Osmanlı hâkimiyeti. 5) Emevîler. C. 4) 10 uncu asırda islâm. 3) İranlılar ve Türkler (Gazttdıler ve Sel çuklular). 5) ilk cilıarr harbinden sonra islâm devletlerinin teceddüdü diye beş esas baba ( k a p i t e l ) ayırmış. bu müellifin İslâm camiası tarihini telâkki tarzı artık eskimiş olduğundan. A r a p l a r ve Arap d e v l e t i : 1) İslâmdan önceki Arabistan. 3) Osmanlıların rakibi sıfatiyle yeni tran devleti (Safevî dev leti) nin teessüsü. 4) İspanya'da ve Şimalî Afrika'da islâmiyet. Bu asırda İran ve Afganistan.'"< ve Mısır'da Memlûklerin zuhuru. 2) Cihan harbinden sonra Mısır. Muasır ilmî anlayışla şuurlu telif plânlariyla vücuda getirilen bir türkçe eser hâlâ meydanda yoktur-Araplardan. IV. Türk camiası üzerinde müessir olan eski ve ortaçağ f i k i r cereyanlarını ihmal etmek olmaz. V. Brockelmann elindeki bütün mataryali 1) Araplar ve Arap d e v l e t i . Filistin . 2) 19. 1) 19. II. Mevârâi Ürdün ve Irak. 2) Devletin en parlak devrinde Osmanlı kültürü. 5) Cihan harbinden sonra İran ve Afganistan. uncu asırda Osmanlı devletinde ve Mısırda fikri hayat 3) 19 uncu ağırda Şimalî Afrika. burada bahis mevzuu etmiyoruz. 5) Haçlılar zamanında Ö»5>. 3) Arabistan. ilk c i h a n h a r b i s o n u n d a İ s l â m m e m l e k etle r i n d e t e c e d d ü t : 1) Cihan harbinde Türkler. Böyle bir tslâm tarihini geçen asırda Göttingen Üniversitesi profesörü A u g u s t Müller <Onc-ken'in Tarihi Umumîsi»' ne dahil olmak üzere neşretmişti. 2) Muhammed Peygamber 3) Onun t a l i m a t ı . Elbette bu. 2) Cihanşümul islâm devleti ve onun parçalanması. Rusça tercümesi de yayınlanmış olan bu eserin plânını. 2) Hilâfetin dağılması ve küçük sülâlelerin ortaya çıkması. 1887). Vatan ve milliyet çevresine girmiyen camiaların tarihi'nden İslâm tarihi bizi ötedenberi yakından ilgilendirmiş.— 307 işlenecektir. 4) 19 uncu asırda Sudan. sonra da bu mevzulara ait teferruatı şu fasıl (rubrik) larda avraiamışilr. Berlin. i) 18 inci asrın sonuna doğru Osmanlı devletinin inhitatı. bilhassa Mısır Üniversitesi profesörlerinden Ahmet Emin Beyin Avrupa görmüş bir â l i m sıfatiyle yazıp yayınladığı eserler netice itibariyle bir arap tarihi şeklini almıştır. 4) Suriye. III.

M e z. idrak edenler de (A. İslâm milletlerinin müşterek malı olan «İslâm medeniyeti» halis Arap malı olan «Arap kültürü» nden ayrılmakta ve ayrı tetkik mevzuuna teşkil etmektedir. Cultergeschichte des Orients unter den Chalifen. bu milletlerin birlikte doğurdukları müşterek medeniyeti bahis mevzuu etmelidir. siyasî bir umde işini de görmüş olduğundan. Avrupa milletlerinin siyasî ve medenî tarihi bir «Hristiyanlar tarihi» ismi altında birleştirilmediği halde. diğer bir çok kavimler. La Civilisdtion des Arabes. birlikte geçirdikleri müşterek hayatı. 1922) bu fikri tam olarak tatbik etmediklerinden mevzu bu hudud içinde yeniden. Brockelmann da eserini yazarken. Bu güne kadar Arap medeniyetini ( G u s t a v e L e B o n . Die Renaissance des Islâms. Ve bunlardan da 1) tarihimizin ayrı devir yahut sülâlelerine tahsis edilen. ve arada Türkler. Târıx-u 'l-tamaddun-i Vislâml. kendisine intisab eden milletler için bir din olmaktan başka.. bütün bu kavimlerin siyasî ve medenî tarihini tek bir «İslâm tarihi» altında birleştirmek âdeti cari olmuştur. bu yanlış telakkiyi devam ettirmiştir. burada bunlardan ancak bizim Türk ve islâm tarihini ilgilendirenlerini bahis mevzu edeceğiz. Fakat asrımızda başlıyan millî uyanış devrinde vücuda getirilen «Arap tarihi» «İran tarihi» ve «Türk tarihi» İslâm umdesine tarihte verilmekte olan rolün îzam edilmiş olduğunu göstermiştir. 1884) yahut «islâm medeniyetini (A. fakat Şimalî Afrika'da Fransa ve İtalya müstemlekeleri olan ülkelerin tarihini kitabına almakla bu prensibe sadık kalmamış olmasıdır. 1902-6) bu hakikati tam olarak idrak etmiş olmadıklarından.işlenmek ihtiyacm-dadır. İran gibi bir millet islamiyet çerçevesi altında kendi mevcudiyetini asırlarca örtülü bırakmış. islâmiyet. Yoksa bir camia tarihi sıfatiyle «İslâm milletleri tarihi» bu kavimlerin ayrı milletler şeklinde geçirdikleri hayattan başka. v. 2) tarihimizin ayrı bahislerini aydınlatacak metinleri esas edinerek vücuda getirilen . Tarihin ayrı bahislerine ve devirlerine tahsis edilen Monografiler'e gelince. Avrupa milletleri için «haçlılık» ancak iki asırlık bir zaman için bir müşterek siyasî umde olduğu halde islâmiyet müs-lüman milletler için son millî uyanışlar zamanına kadar siyasî ve fikrî hayatı tanzim eden ezelî ve edebî bir umde telâkkî olunmuş. kendilerini bir «müslüman milleti» saymışlardır.308 Fakat bu plânda qer şeyden önce göze çarpan cihet bugün Rus idaresinde bulunan Ortaasya'nın ve ingiliz idaresinde bulunan Hindistan'ın «İslâm kavimleri ve devletleri tarihi» çerçevesinin dışında bırakılmış olması yani bugün mevcut İslâm devletlerini esas edinmesi. Krem er. 1875-7 ve Curci Zeydan.

Spuler'in İlhanlar ve Coçı oğulları tarihine tahsis ederek neşrettikleri eserler gelmektedir. Marquart'ın Eranşahr (Berlin 1900). saray memurları ve zâdeğân.?) vilâyetlerin idaresi. 3) devlet idaresi. P. şehir hayatı dil ve milliyet meseleleri olmak üzere kültür hayatının safhalarına göre tanzim ederek yazmıştır. 4) hükümdar. Baktr. Ptolemeus Cografya'sının ermeni müellifi Koronu Musa'nın eserine alınan şeklinin Mediya. Horasan. Benim îbn Fadlans Reisebericht ve Dr. Wittek'in «Menteşeo-ğullarn B. ev hayatı. 11) umumî hayat. Barthold 10—12 asırlarda. — 15. Spuler de İlhanların ve Altın-orda hanlarının tarihini eldeki malzemeyi her iki eserinde 1) siyasî hayat 2) dinî hayat. bu nevi eserler vücada getirmek üzere çalışanlar Seigno-bos'un tasnif taslağında yazdığı kültür hayatı teferruatını kafalarında tutmak mecburiyetindedirler. ermenicesinin edition kritiğini. Bu husus metinler tetkikinde dahi her vakit hatırda tutulacaktır. elbise. Zamanımızda ayrı devirlerin tarihine ve şahsiyetlerin hayatına tahsis edilen tetkikatta. W. . tahlilini ve bu metin ve tahlilden çıkan tarihî meseleleri «ekler» şeklinde sıralayıp ve indekslerle de teçhiz ederek bu mevzu için klasik bir eser vücuda getirmiştir. o devirlerin kültür hayatını aydınlatmak usulden olduğu için. 400 sayfada aydınlatmıştır Wittek Batıanadoludaki bir küçük Türk beyliğinde 13. asırlarda cereyan eden hadiselere ait İslâm ve Bizans kaynaklarında mevcut malûmatı metodik bir surette tahlil etmiş. B. P e l l i o t ve E. 6) vergiler ve maliye işleri.. Wright'ın Ottoman Statecraft (Princeton 1935) adlı eserleri gösterilebilir. Horezm ve Skithiya ait kısımlarını ele alıp. sonra ülkenin tarihî coğrafyası meselelerini izah ettikten sonra. 10) askerî teşkilât. burasının kültür hayatına dair eline geçen kayıtları dahi ihmal etmemiştir. Türk tarihinin ayrı devirlerine tahsis edilen eserlerin başında B a r thold'un «Moğol istilâsı sırasında Türkistan>. tercümesini. yemek. C h a v a n n e s ' i n Une traiti manichaienne reîrouvee en chine (Paris 1913). Sogdiyana. P. elde mevcut bütün vesaiki tenkidi surette gözden geçirerek. 8) elçilikler. Türkistanda cereyan eden siyasî ve medenî değişiklikleri başta kaynaklar. 9) hukuk. Iran. Bunlarda Marquart. 5) hükümet teşkilâtı. ticaret ve sanayi. Metin tahlili esas edinerek yapılan tetkikat için misal olarak J.309 eserlerden ve 3) tarihî şahsiyetlerin hal tercümelerine tahsis edilen tetkikattan bazılarını zikredeceğiz.

müellifini ve bu eserden neşet eden meselelerin ehemmiyetini izah eden 34 sayfalık bir mukaddime. o sıra ile tertip edilmişlerdir. Tercüme haşiyelerinde ve eklerde dağınık materyalden istifade «tahlilî indeks» lerle kolaylaştırılmış olmak için bu indekslerin tertibinde mevzuların bütün teferruatiyle kavranmasına ve okuyucunun arama ihtiyaçlarını anlamakta cidden maharet gösterilmesine bağlıdır. Uzakdoğu (o arada Uygurlar) hayatına ait müteaddit meseleleri izah etmiştir. Fakat bu meseleler cince metnin tahlili dolayısiyle ortaya çıkmış olduklarından yazılışlarındaki sıra da ona göre yapılmıştır. nevilerine göre sıralanmanın lüzumu yoktur.. Yani bu nevi metin tercüme ve tahliline ait eserlerin telif plânları sa. Elbette ayrı meselelere ait yazılar kendi başlarına birer müstakil ilmî eser olduklarından her birinin birer ilmî makale sıfatiyle metod bakımından mükemmeliyetine itina edilecektir. 101 da zikri geçen Sarı Mehmet Paşanın Osmanlı devlet idaresi bilgisine dair türkçe eserinin tercüme ve tahlilinde ise. Mr. ondan istifade etmek kolaydır.linde ortaya çıkan meseleler tercümenin sonunda değil mukaddime ile tercüme ile kısmı arasına sokulan bir makale'de (63 sayfa) ve tercümenin haşiyelerinde (90 sayfa) izah edilmiştir. Pelliot bu eser için yazdığı haşiyelerinde 8. Haltercümeleri de zamanımızda bîr devrin.310 — Pelliot-Chavannes m. W. asırda Şimalî Cinde ve Uygurlar Memleketinde manihaizmin intişarı zamanında yazılıp m. Türk tarihine ait monografilerden Dr. Wright eserine 14 sayfalık tahlilî bir indeks ilâve ettiğinden. Benim İbn Fadlan kitabım da buna benzer. 920-22 de Türk illerin de seyahat eden bir Arabın seyahatnamesinin arapça metni 406 sayfalık eserde ancak 46 sayfa tutmakta. sonra eseri. Böyle eserlerden islâm tarihinin büyük şahsiyetlerinden Emevî halifelerinden . Wright'in yukarıda s. dedir. bilhassa «tahlilî indeks» 1er sayesinde mümkün olmaktadır. nihayet 232 sayfa tutan ve metin tahlilinden ortaya çıkmış olan meselelerin izahına tahsis edilen sekler» gelmektedir. Bu gibi eserlerde meselelerin mevzularını. 8. asır Ortaasya. Bu eserde bu meseleler arapça metnin tahlili dolayısiyle ortaya çıkmış olduklarından. Bunlardan istifade de muntazam fihrist. Tenkidli tercümesi 81. bundan çıkan meselelere ait haşiyeler 210 sayfa' eserin menşeine ve mevzua ait bir mukaddime l2 sayfa olup 26 sayfalık cince metni ve indeksleri birlikte ceman 360 sayfa tutar. yahut bir milletin yahut bir mefkurenin izahı için bir çerçeve olarak ele alınır. 900'Iarda çinceye tercüme edilen ve 1908 de Tungh Uvang'da bulunan manihailiğe ait 26 say falık bir parçayı neşretmişlerdir. metnin tahl. sonra 104 sayfa tutan haşiyeli tenkidi tercüme.

Yukarda s. 1908. siyaset ve f i k i r cereyanlarını aydınlatmak için ele almakta viyanalı profesör H c h v. W. Beyrut. London. 1938) Lucien Levis Bellan'ın Safavî Şah Abbas'ın (Chah Abdas I. Harold Bowen. Le califate de Yazid f*. Ulug Bek bu muhitin çocuğu olarak tasvir edilmiştir. Papas olan Lammens'in eserlerinde hep siyasî ve dinî meselelerden bahsedilmiş iktisadiyat ve içtimaî mevzular ihmal edilmiş. Barthold'un Ulugbek kitabı da tekmil Temür ve Şahruh saltanatı devrindeki ilmî ve içtimaî hayatı aydınlatmak için bir vesile yapılmış. ve son zamanlarda diğer Rus alimlerinin Birinci Petroya tahsis ederek yazdıkları eserler tipinde bir eser vücuda getirilmesini arzu ederdim. mehazları babların sonunda göstermekle i kt i f a edebilmiş. Çistiakov'm. Haltercümesine ait Avrupada Türk ve İslâm tarihi dışında neşrolunan eserlerden bizim için numune olabilecekleri sayısızdır. 1921) H a r o l d Bowen"ın Abbasî veziri Ali bn İsa'nın hayalına ve zamanına dair (The Life and Times of Ali İbni İsa. a critical study based upon contemporay sources. Meselâ onun 500 üncü senei devriyesi dolayısiyle. 132 de Fatih Sultan Meh-medin devrine ait yazılacak eserden bahsetmiştim. R o g e r B. bilhassa el-Muktedir zamanının tavsifi için bir vesile ve bir çerveve olarak ele alınmış 400 sayfa tutan eserde hadiseler. 1932) L. Cambridge. temsil ettikleri yahut mensup oldukları muhiti. bu büyük Türk hükümdarının hayatı. S r b i k ' i n Metternich'in hayatına ait yazdığı eserini Mtternich der Staatsmann und Mensch. Kanuni'nin en çok Avrupa tarihinde oynadığı rolü aydınlatmak hususuna ehemmiyet vererek Asya meselelerini (türk-çe de bilmediği içip) ihmal etmiş iseler de. İstanbul. Mamafih ben şahsiyetleri. 1907). Paris. . 279 — 335[m. Barthold ve Lockhart'ın eserleri bahis mevzuu olan zevatın haltercümelerini zaman ve muhit çerçevesinde ve zamanın içtimaî hayatını aydınlatmak yoluyla yazmışlardır. Merriman. bunun bu Metternich. 892 — 945 seneleri arasında Bağdad halifeleri. devri ve muhiti izah edilerek eser yazılacak olursa. L o c k h a r t ' ı n Nadirşahın (Nadir Shah. haritalar ilâve edilerek aydınlatılmıştır.— 311 — Muaviye'nin ve oğlu Yezid'in hayatına dair Henri Lammens'in iki büyük seri (Etudes sur le regne du Calife Omaiyada Mocawia ler. 1925) tavsiye ederdim. sa vie. Beyrut. son histoire. İsa'nın hayatı h. 1932). M e r r i m an'ın Kanunî Süleymanın (Suleman the magnifecent. Ali bn. USA — Cambridge. B a r t h o l d ' u n Temürlü-lerden Ulugbek'in hayatına ve zamanına ait eseri (Uluğbek ve zamanı Akdes Nimet tercümesi. 1938) hayatlarına ve zamanlarına ait eserleri bu nevi eserler vücuda getirmek istiyenler için numune olacak mahiyettedir. yahut S. Viyana. BellanJın eserinde fazla popülerliğe kaçılmış.

sultanlar. ^=Ş. fransızca. . 5 Transkripsiyon. bir sünnî müslüman. 117) ehemmiyetle raiye edilmiştir. metin ve ibaretlerin harfiyen naklinde kullanıldı (Riza qull xân. Ebert. İranlılar. j>=Z. mirzalar. Şark tetkikleri. ingilizce. J. İstanbul Üniversitesi. İstanbul Edebiyat Fakültesi. Mirhond). Burada transkripsiyon müellif ve kitap isinlerinin tesbitinde. i)=N. £=c. yalnız ^ yerine X ve j karşılığı olarak ta Q harfini almıştım. halifeler küçük harflerle. onun şarkında. Slav dillerindeki III ve LI karşılığı olarak ŞÇ ve i' işaretleri.N. Alman üniversitelerinin enstitüleri. bir viyanah profesör. Mamafih ilk tabı İbrahim Horoz Basımevinde yapılan bu kitap. işaretler ve ilmî eserlerin tabı tekniği 1 — Bu eserin 3 forma ile kalan ilk basımının formaları ayrı matbaalar da basıldığı gribi.=Tı i>=Z. b için apostirof kullanılmıştır. ^=2. fakat sıfat yerinde kullanılan has isimler küçük harflerle yazılmıştır. Türkler. imlâ. bir iranlı şiî mütefekkir. 2— Has isimler büyük harflerle (majüsküile). ç_ Ğ. rus dili. hıristiyan müslüman karışık bir şehir. bu yeni basımının da Devlet matbaasında bulunan transkripsiyon işaretlerinin mevcut bulunmadığı matbaalarda basılacağını gözönünde tutarak kitabı sâde harflerle yazmış. kitabın asıl metninde ise isimler sade olarak yazıldı (Rizakuli Han. . Arapça. bir İranlı. ötekinin garbinde. ingiliz Ramsey. Türkiyat Enstitüsü. türkçe. hanlar. ikinci defa olarak Edebiyat Fakültesi matbaasında basıldı ve birçok trankripsiyon işaretleri de kullanmak imkânını bulduk. islâmiyet. arapça.Ek. Çin İslâmları. Her yerde tam olarak tatbik edemediğimiz bu usule bazı yerlerde (meselâ s. ingiliz dili. bir Türk. Mirxond). fakat Prof. yahut. fakülteler.-—H. Isken- . fakat bir türk müverrihi. farsça ve eski türkçede kullanılan harflerin karşılığı olarak kullandığımız işaretler şunlardır : ^=Ş. j=Q. hıristiyanlık. Hıristiyan Âlemi büyük harflerle.-=X. Türkiyeliler. Cengiz Han. bir Türkiyeli. italyan Rossi bütün bun'ar küçük harflerle yazılmıştır. Has isimlerle birleşerek haslık mahiyeti alan genel isimler de küçük harflerle yazıldı : profesörler.

Halbuki tekin'mi teğin'vai? Harzem'mi?. 27 — Nokta da el^j^y. Halife El-Muktedir olunca büyük harflerle yazılmıştır. Diğerlerini de sayalım : 24—Arabî mutarize cümle sıfatiyle parantez içine alınırken J. haşiyeleri köşeli parantezle göstermek.. yani ismihasları yahut rakamları kere içine alarak yazmak. O halde mutarize içinde mutarize olan bu sözü öteki parantezden ayırd etmek için ya iki çizgi yahut da köşeli parantez [ ] arasına almak icabederdi. doğrusu şöyle olur : Zehebî diyor ki : !) Bu cümledeki 23 parantez yayı 23 yanlış teşkil eder.kelimesinin sağına konulacak yerde soluna konulmuştur. Horzem'mi?. (Belge Tekin) in kölesi (Enüş Tekin)i vali tayin etti ve ona (Harzimşah) lakabını verdi diye yazmak yanlıştır '). noktalı virgülü yersiz suiistimal etmek gibi eski Osmanlı edebiyatından kalma âdetlere bu eserde yer verilmediği gibi. son satırın sol tarafına konulacak yerde Arap usulüne göre sağa konulmuş. 34 — Memleket ismi «harzem» şeklinde yazılınca hükümdar lâkabı olan kelime de «harzimşah» değil «har-zamşah» olmak icabederdi. Enüş'm'ı?. o halde «e» edatı parantezlerin dışında (Harzem) e şeklinde olacaktı. 31 — «Hanem şah» kelimesi has isim olmayıp lakap olduğundan bunun büyük H ile yazılması icabetmez. Horezm mi' *j)\ykelimesini r i r ve * seslerini karıştıran H ile yazıp geçmek bir ilmî esere yakışırını? Belg» mi? Bilgâ'mû. 36 — (Harzeme) sözünün sonundaki noktalı virgül yersizdir. 30 — «Melihşah» sözü has isim sıfatiyle parantez içinde alındıktan sonra bizim müellifimize ait olan «yani Melihşah» sözü de (gani (Melihşah) demek gibi b/r şekle koaulacak olsa dahi ötekilerden ayrılmış olması lâzımdı. diğer ilmî neşriyatta da bu gibi âdetlerin kat'î olarak bırakılmasını tavsiye ederim. Bu yapılmadığından cümle içinde parantezler içine alınan ismihaslarla Zehebî'nin sözleri karışmıştır.313 der Mirza. . o konulmamıştır. Keza lâtin harfleriyle türkçe metinler arasına sıkıştırılan arabî hurufatlı cümleler dahi artık lâtin kaidelerine uydurulmalıdır. Bu cihetten meselâ Zehebî tarihinden naklolunan şu 3 satırlık cümleyi sayılı âlimlerimizden birisinin yaptığı gibi (Zehebî) diyor ki : o (yani (Melihşah) (Horzeme). Hatice Sultan. 35 — Mademki kereler has isim için kullanılmış. Anuş'mi?. yoksa £"nuye'mi? Acaba bu cümle ve isimler Zehebi'nin yazma nüshasında nasıl yazılmıştı? Bunlar artık tabı tekniği ve imlâ dışında kalan meselelerdir. 25 — Bu arabî cümlenin içindeki (aLtxJı« L$\) sözü Zehebî'ye ait olmayup bu cümleyi naklederek türkçe tercümesini yapanın ve bunu lâtin harfleriyle yazan zate aittir. Sultan Ahmet. 3 — Kere (parantez).'J nin sağındaki ) ile başlanan bu cümle kendisinin son kelimesi olan ve ismihas sıfatiyle parantez içine alınan (»LL»jjl^i) in yanına daha diğer bir parantez koymak icabederdi. İşte 3 satırlık bu cümlede 36 kadar lâtinceye intibak yanlışı vardır.JO. 32 — 33 — Belgetekin ve Enüştekin sözleri bitişik yazılacak isimler olduğundan bunların «tekin»i büyük T il* ♦Tekin» şeklinde ve ayrı yazmak ta bizim müellifimizin iki yanlışıdır. 26 — Diğer taraftan bu arabî cümle Lâtin sırasına tabi tutulmamış. köşeli parantez kullanmakta ve noktalamalarda eski Osmanlı usulü. 28 — Zehebî'nin sözü burada harfiyen alındığından bunlar tırnak içine alınmalı ve 29 — cümle başındaki «O» harfi büyük yazılmail idi.

tnterrıationalen Orientalisten- .) şeklini alırlar. G. !*■ . Cümlelerde naklonulan arabi kelimeler arasındaki virgüller de lâtin-ce sol virgüllerle tertip edilecektir. i . yahut icrablan.'^'^-' '"* '■** ' ' f * * ' * * ** ' ^en sonra gelince <el> olarak telâffuz olunurken. J .«) J j J.»l. ± ' . yukarıda s. farsça ve türkçe cümlelerde ise (İranlılar ve türkler bu qamerî ve şemsî harflerin farklarını bilmek mecburiyetinde olmadıkları için) qameri harflerden sonra «ab.kelimeleri gelmiştir şeklinde sağ virgüllerle ve catıf vaviyle yazılınca yanlış olur. j . fars ve türk dilleri için ayrı usulle yazılacaktır. Şöyle ki mesela Bunun arkasından j. erre.. < s ~ . Biz de trankrip-siyon'da arapça cümlelerde «eliflâm t a r i f a r t i k l i » ni qamerî ve şemsî harflerin her biri sonunda «al» ve izafelerde «a» nın apostrofa nakli ile ile «M» şeklinde. i > j . rj) » J-Îc. u " . ^ . dem 19. ilh. esse v. j ) den sonra bunların baş harflerinin çiftleşmesi (ette.— 314 — "O (Melikşah) Horezme Belgetekinin kölesi olan Enüştekin'i vali tayin etti ve ona horezmşoh lakabını verdi" (fjj'i" Je [aCxJ. J ' . Arapça «eliflâm tacrîf» artıklı 'I «qamerî harfler* ( l-»y-* K • CC. Denkschrift der D.B . uzun cümleli kitap isimlerinin de ancak ilk kelimenin baş harfini büyük harfle yazmayı adet edinenler vardır. Arap cümlelerinin transkripsiyonunda icrabı (rafc. Arabî has isimlerin baş harflerini büyük harflerle. naşb. J . 87 sâhib al-qavs al-hadid).. 4 — Terkipli isimler ve terkipli kitap isimleri lâtince yazılırken arap. ^ . matbaa müsaid ise küçük puntolarla tertip ederek (şâhib-u 'l-qavs-' '1-hadid) yazmak mümkündür '). ben de bu usulü kabul ettim. al ta'rif'ini apostrofla işaret ederek (sâhb-u 'I-qavs-i '1-hadid). yahut icrabı göstererek. «eb (yahut apostrofla «'!> ). şemsî harfleden sonra da sonlarındaki kelimelerin baş harfleriyle çifleşmiş şeklinde kullanırız. «şemsî harfler» (o . Ben bu kitabın «ekler» kısmında bu üç usulden ikincisini al1 Alman Şark Cemiyetinin «İslâm eserleri trankripsiyon komisyoou» 1935 te Ro-nıada inikad eden Müsteşrikler Kongresi için hazırladığı raporunda Die Transkription der arabischen Schrift. rjj U ve jdt kelimeleri gelmiştir cümlesi Bunun arkasından J^->.<ıj Yani burada parantez iverdi» kelımesiile »|-3j'^->:> arasında başlayacak ^Jc^il kelimesinin sağ tarafında kapanacak ve lâtin alfabesi ile tertip edilen bu cümle bu son parantez'in sağına konulan bir nokta ile bitecektir. M. car ve tenvin) gösterilmeden al tacrif'ini olduğu gibi yazmak (bk.

mesela s. Bir de bir makalenin unvanını dercolunduğu mecmua unvanından ayırırken.yani Milâddan sonra takriben 950 senelerde". sondaki isim de büyükle Al-Kindı (El-Kindî). mükellefi âzerice olmak üzere) 5 yol gösterilmiştir. eski doğu ve mükellef doğu türlcçeleri. türkçe için (eski Osmanlıca.Takriben" manasında circa dan kısaltılmış c harfini kullandık. fakat vasıf olunca milâdî.. . yahut türkçede El büyük harfle. bir farsça eserdeki cümle olmak üzere : Abü-^ Abdullah ibn-u Failullah et-Tarmizı şeklinde.Tarmiti şeklinde. Nafahâı-i l'-uns u nasamât-i 'l-quds şeklinde. farsça terkibine uygun olarak. Bunu telaffuzumuza uydurup yazdığımızda dahi Tabaqâ~t-ü 'ş-şSfi"iyet-i 'l-kübra diye yazmalıyız. kıstltma ile M. d. . meselâ Onasya. harfi kullandık.» de düz olarak tertip edilmiştir. kısaltma ile h. kısaltma ile m. Çok maruf coğrafî isimleri vasıflariyle birleştirerek yazdık. bu nevi kitab isimlerini Tabakatüşsafi'igetülkübra yazmak yanlıştır. «d. Ortaasya bu ikisini bir kelime ihtisariyle Orta. Bu ikinci usule göre arapça ^J^'1 «$U^Î J. kısaltma ile H. «İbn» kelimesi i ht i s a r olunmazsa 7zz-n 'l-dın ibn-u 'l-Acrac şeklinde. AlBirüni (El-Birûnî). bir türkçe eserdeki cümle sıfatiyle de : Ebu-C Abdullah ibn-u Fadlullah et.— 315 mışımdır. c. «bn» şeklinde ihtisarla olunca cJzz-u 'l-dîn bn 'l-A'rac şeklinde türkçe olarak Iz~eddin Ibn-ii 'l-Erec şeklinde yazarız. J* ^A< *' ismi bir arabî eserdeki cümle ise : Abü-cAbdi 'ilâh Bakr ibn-u Fail-i 'ilâh al. bir türkçe eser olmak itibariyle de Nejehât-ü 'l-üns ve nesemât-ü 'l-quds şeklinde yazarız. M. Sene sayılarında Milâddan.. Hicretten. Fakat şimaîl Afrika'yı ayrı yazdık ve vasfı ile birleştiremedik. hicrî.ve Onasya deriz. fakat a/'sız söyleniyorsa gress in Rom. Ig35) arapça için i'rapları çizgi ile ayırmadan 4 şekil (kitap ve müellif isimleri yine ayrı). İzmirli îsmail Hakkı ve Şerefüd-din Yaltkayanın lâtin harfli eserlerinde olduğu gibi. keza Doğuavrupa yazarız. İran için (eski farsça ve yeni farsça olmak üzere) 2. 950. farsça bir eserin arapça ismi olursa. Arabî ismihaslarda şahıs ismi tarif a/'i ile söyleniyorsa Al. diye büyük harfle. Leipzig-. Journal Asiatique de unvanlar italikle. arab-fars karışık mükellef Osmanlıca. 229 da Recueil Transcaucasien. . bu mecmua unvanının sonunda gelmesi icabeden de yahut oa'yı iki unvan arasına alarak kısaltılmış d.Termizî şeklinde yazılacaktır. diye küçük yazılmıştır. şeklinde. Arapça kitab isimleri de arabî eserler için Arap imlâsına uygun şekilde fabaqât-u '1-şSffiyat-i '1lcubrS şeklinde..

5 — Zamanımızda teknik ve reyazî ilimlerde ve tabı tekniğindeki tekâmülün lâtin alfabesine dayanmış olması arap alfabesini kullanan milletlerin. ki yazma nüshası Mirza Muhammad Qazvininin elindedir. Arap ve Müslüman Hind alemince de anlaşılacaktır. Arap alfabesinin noksanları şu ibarelerle ifade etmiştir : L^JÜ 1 Ipjj.. fakat şöhret ibn'le değilse bu kelime küçük yazılır : Yahya ibn-u Sacid al-Anfâki. yahut onu bırakarak.<_!>-* J»„t* JJ Jl— c—». 23.J l$Js" liılr l*a«ı j\ jl ^Laj.jj wilp \ çijf İAJLU^-. /6n'le başlanan isimlerde şöhret Ibn'le ise. asırda Hamza-i Isfahanî 2) ve 11. s.'I (iüij «o«ı ^ JL -Llu-l Vj \S*~ jjt ^5»ıSj*-^ <^L« ej)*> o^». 1327 (1948).W'İJ çX s jo^ıjljj & ıjr L« jSL* <İb. 2) H a m z a İ s f a h a n ı (öl. 23 Ardibehşt. Ibn-u 'l-Aşir gibi .1 jLo_>»- jVjj Jj' *»}* ıj\j S ıSjai- <_İJ. UJU JJ i Jc&tj ^-jl» ıS\j^ ^j/V ■!*».»C_JL. İbn-u Safid al-Mağribi. 27 : : }S~\ j* . cArıb ibn-u Sacd al-Qurfubi gibi. bitişik ve çoğunca saitsiz yazılan yazılarının.a». tbn-u 'l-1 Arabi. 39) Türkiyenin tatbikatından uzun uzadıya bahsettikten sonra Lâtini farsçaya tatbik fikrinden vaz geçtiğini ve «istiğfar» ettiğini beyan etti : Âk_—I. S. 970) Al-Tanblh calâ ftudâş-' 't-taşnlf nam eserinde.-M ii^-r^l 3 ) El-Bîrûnî (öl. 1U50 senelerinde) nüshası Bursada Kurşunlu camiinde . lâtin alfabesini almalarını zaruri kılmıştır.js3 /-^i j\ <? <SİL\ **. 360/m. m. asırda El-Bîrûnî 3) gibi büyük İslâm mütefekkirleri tarafından söylenen hakikat er geç İran. yine R i z a ı a d e S « f a q . Gerçi Iranda bu fikri bundan 20 sene önce terviç eden fikir adamları. bu kelime büyük yazılır ve fihristlere de lbnle geçer : Ibn-u Stnâ. L.i U3V [fi üilj JaU)ı_.JUJ &Ü £*•*<« Ijl* J. ') Muasır Iranın büyük mütefekkiri S e y y i d H a s a n i Taq zade 1928 de fargçaya Lâtini teklif ederek «Muqaddime-i taclîm-i 'umûmî» ilminde bir eser neşretmiş-ti.) jKj oyj\} »Uij M\) »ü\j ı—>s~ k ^ \f*if >>~° *'^-'"*" *fe-^ Jr ı^r^^^—<jl J'Jj Ji-Lr'' <^* ılr**.Ijy* ±Js~\ «—>" »ij «.j)^ £_x\ ıSİİl j> ^4» y^U-Lf j !_^»^dl Çji) 'r^-^i »Ul ıj>) . fakat Arapların biri diğerinden ancak noktalar yahut küçük dişlerle farkedi-len. bu alfabe ile muvazi olarak. Far fcan^ o xat u zabSn dar tarkiye d. s. Türkiyede bu alfabenin ilim sahasında tatbikında görülen müşkülâtı müşahede ederek. Keyhân..lj +}jC JjJc o-i-İe jljl Bk. yahut kılacaktır. bu fikirden kesin bir şekilde vaz geçmiş görünmektedirler '). j^Jİ J/ . 1918 senesinde Tahranda Yadigâr mecmuasında «Fars dilini koruma mecburiyeti» başlıklı yazısında (N. h. ayrı hurufattan müteşekkil lâtince ve rumca karşısında ilim için bir âfet olduğuna dair 10.316 al küçük : al-lsfaxn (el-lsfaxrî) şeklinde yazdık. 6. ii^«j »5K3I oUui» J»j *.lj.

\fi r>f 4l Bk. işi o zaman matbuatta <keş-fiyatiyle darülfünunları şaşırtan ümmî saatçılan diye vasıflandırılan amatör «dilci> lere vermiş olmamızdan. Prof.Jl ^_<: v_ijl«i! »L^il U u*_>^ ■^j"" <J'A>. 1928.>-^ <J' ı^r' c-'-V> t^jl j» L^JJ ö\ <^t I-İAL_İ j£j. bunların kabul ettikleri şekli devletin himayesine almış ve onu zimamdarlar için bir izzetinefis meselesi yapmakla ona tatbikatta tekamül yollarını kapatmış olmamızdan ileri gelmiştir. 1 . 233 —62). şimdi Mısırda yapılan tabı tekniğine intıbak'ın tekâmül plânları tahakkuk ettiği takdirde dahi. der den Türken eigentümlich ist. bunları kullanan diğer türk lehçelerinden tecerrüt etmek bahasına etimolojiden kaçınmak ve kelime tesbitinde zaten oynak olduğu daha önce bilginler tarafından ciddiyetle tesbit olunan İstanbul Türk telâffuzuna 2) münhasıran dayanmakla dil ve imlâyı sonu gelmebuiunan Kitâb al-şaydana nam eserinde (vr. Türk dünyatmda alfabe meseleleri. Lâtin alfabesinin ilim sahasındaki tatbikatında. Meyerhof. bilhassa dinî ve edebî neşriyat alanında yaşamak hakkını kazanabilir. bir vakit Rusya Türklerinde. Zeitschrift der Deutschen Morganlaendischen Geselschaft. teknik sahada Lâtin'in yerini tutamaz. 8. Die artikulationsstelle sowie der Grand der Offnung und die Spannung der Sjfrachorjjane vveisen oft einen weiten Spielraum auf. 8a : M. 1932.317 Çünkü Arab alfabesi. K o w a 1 s k y. sadece bu alfabeyi kabul ederken. Berlin. * Bk. alül» «^ JUlj OjUl JU1 üUjUil lili ..-u-* S'jir* j cJ^r. Bu olmasaydı alfabemizden {j j ve sağır kâf harflerini sadece atmak. meyvalar ne hububatın yunanca isimlerini Horezm-de bulunan bir Kumdan nasıl yazıp kaydettiğini söylerken Arap alfabesinin eksikler: meselesine gerçek şu cümleleri yazmıştır : . İstanbul. Zeki Velidi Togan. lr^<—'l Û* JL-lj r W JJI 0 * dta} . ancak onunla muvazi olarak._} *-*)J-\}f *^* <y ~<~Şn îâ»T i-^Jl İJLCD J&) • l*jj"lj ^ii. G. LXX1I. 997 : Das Schwanken in der Artikulation einzelner Laute muss auch einem Mangel an Praezision in der Aussprache. Enzyklopadie des Islams. bizde sürüp giden aksaklık. 18.Ji UJMJ oUJlj JLJJIJ JJJJIJ >->. bu alfabenin umumî olarak Şarka intibak istidadının azlığından değil. işi şarkşinas âlimleri de celbeden bir akademik merkezin eliyle muayyen senelerde plânlı olarak ve ilmî esaslara dayandırarak yürütmek hakkındaki teklifleri ') reddetmiş. bunu bir inkilap amacı yapmış. d. s. d. Das Vorıvort zur Drogen-kunde. zugeschieben vverden. 14) nebatat. Jli-lj ^. B e r g â t r a s s e r de İstanbul münevverlerinin şivesine dair daha 1918 de neşrettiği tetkikinde bu şivenin oynaklığını uzun uzadı anlatılmıştır (Zur Phonetik des Türkischen nach gehildeter Konstantinopler Aussprache. 1. Th.

biz Türkler başta olmak üzere. asistanın. islâm milletleri için istikbalde iktisadî men-fatler sağlayan ve beraberce düşünülmesi icabeden müşterek kültür mevzuları olacaktır. Gerçi garp kültürü ve düşünüş tarzı Arap ve Sanskrit alfabeleri. islâm Ansiklopedisi tercümesinde ittırada ehemmiyet veriyorlarsa da bunun imlâ ve tekniği ancak kendisine has bir yolu takip etmektedir. 'ı yanında bazen yüz karası teşkil eder. Muhtelif şehirlerimizdeki kütüphanelerde islâm ve eski Türk eserlerinin lâtince yazılan yeni fihristlerinden yazmaları ararken bunların ve müelliflerin bir kaç kelimeden ibaret isimlerinin sayısız yanlışlarla tesbit edilmiş olduklarından meçhulat içine gömülmüş olduklarını görüyoruz.Garp dilleri için yapılanları ile birliğini temin etmek Q ve X harflerini alfabe de bulundurmak. daktilonun. bizini tecrübelerimizden istifade edecekleri. Sırası geldiğinden şunu da kaydetmeliyim ki. biz Türkler için. fakat içi şarklı müelliflerin eserleri.318 — yen istikrarsızlığa atmak yoluna gidilmiş olmazdı. yeni kültürümüzü geliştirmek için eski kültürümüzü çocuklarımıza daha üniversitelere gelmeden öğretmek yoluna gireceğimiz mukadderdir. Gerçi yeni harflerle.. mürettibin ve müsahhi- . fakat Lâtin alfabesi bu medeniyetin bütün milletçe geniş mikyasta benimsenip be-nimsenmediğini gösteren en doğru kıstas ve mikyastır. ilmî hayatımızda istikrarsızlık devam edip gidecektir. ilim tekniği ve metodu hususunda müslüman Şarklıların önlerinde bulunmakla beraber onlarla birlikte tekamül etmemiz. dışı şarklı olmakla beraber hakikî tenkidi fikre mâlik Mustafa Nuri Paşa'nın "Ne-tâyic-ü 'l-vukucât. güya muasır metoda uygun olarak aparatlarda notlarla neşriyat yapan dışı garplı". Türklerin garplılaşma namına Şarktan infiradı bir efsanedir. yazı makinesi ve linotipin -ispanyolca dahil. 6 — Lisan ve imlâda istikrarsızlık devam ettikçe.. bu iki dili Kur'an arapçası ve edebî farsça yolundan ayırarak telâffuza göre mahallî lehçelere ayrılmak yoluna sevketmiyecekleri aşikârdır. Bizim müslüman komşularımız Arablarla iranlıların müstakbelen lârin harflerini kabul ederken. yoluna giren Lâtin alfabesi ayrı şivelerde konuşan Türklere Batıda ve Doğuda. ilmî teknik bakımından pürüzsüz yapılmak istenmeleri nisbetinde çıkmaza girdikleri görülüyor. Türkiye ve Türkistan edebî d i l l e r i n i n telaffuzunu kolay öğrenmeyi sağlayacaktır. Çünkü hocanın. Üniversite yayınlarından olan ilmî eserlerin dahi. Diğer taraftan müslüman Şark dillerinde lâtin harfleri ile yazılan eserleri Garp memleketleri matbaalarında bastırmayı imkânsız kılan I ve Ş gibi harfleri o memleketlerde mevcut şekillerle (Meselâ /' ve i ile) değiştirmek. Çin ve Japon işaretleri kullanılmakla muvazi olarak ta pek alâ benimsenebilmektedir.

işte bazıları: Prof. 1932 (4. Berlin. die Doktorund Assessorprüfüng. tabı). Dr. tabı). A r t h u r Weinmann. Bu gibi eserleri ve bizim vaziyetimizi lâyikiyle tetkik edenler göreceklerdir. ki Avrupalılar buna asırlârdanberi alışmış olduklarından onların metod rehberleri bize kâfi gelmez. Avrupada bu mevzu üzerînöe. 1926 (3. Die Herstellung von Büchern. Wisssenchatliches Arbeiten. Bunlardan bazıları 5-10 defa basılmıştır. bizde ilimler için müşterek umumî metod bilgisi gibi ilmî çalışma tekniği de. Berlin. Die zuissenschaftlichen Arbeiten. mükemmel eserler vücude getirilmiştir. A r t h u r Ungar. 1935 (beşinci tabı). H e y d e. Bu eserde üniversitelerde mezuniyet ve doktora tezleri nasıl yazılacağı.— 320 lâzım gelir. Halle 1923. Eine prak-tische Anleitung zur Anfertigurtg der haeuslichen Arbeit für der Refe-rendar. Wie ein Buch entsteht. Aynı müellif. 1927(6. etraflıca işlenmiş müstakil bir ilim olarak ele alınmak icâbeder. J. onların tasnif ve telid ve basın hususları öğretilmiştir. hayatımıza uygun olmak şartiyle. . E. tabı). Innsbruck. L e o p o l d Fonck. bilhassa Almanyada. Büyükçe eserdir her iki eser ilmî eserlerin tabı tekniğinden bahseder. Technik des ıvissenchaftlichen Arbeitens. Beitraege zur Methodik und Praxis des akademischen Studiums. Teubner.

Garp ilim metodunu öğrenmiş olan her Şarklı bilmelidir. ki Şark onu tekrar kendi seviyesine indirmek. lâtin alfabesini aldıktan ve onu eserlere hakikî ilmî şekil vermek gayretiyle tatbika başladıktan sonra. Lâtin alfabesini kabul etmiş olmamız. transkripsiyon işaretler. 2) Bunun bir parlak delili Muhammad Raduyânî'nin Tercüman al-ba!Sğa'si (Edebiyat Fakültesi yayını. imlâ ve tabı tekniğinde göreceklerdir. Bilâkis meselâ Türk dil ve tarihiyle meşgul yüksek ilim müesseselerimizin neşriyatında gösterilen itinaya rağmen. onların İslahı maksadiyle umum millete ve yüksek mektepler muhitine hitap ederek bunu bir millî dava yapan bir islâm milleti-Türkün yanında daha bulunmamaktadır. kart ve fiş usulleri. Bizde bu mesele tamamiyle ayrı bir ilim olarak okutulmak. Fakat biz buna bakarak yılmamalıyız. buna ancak sevinmeliyiz. eserin yazılması.— Siy- isin imlâ ve tabı tekniği anlayışları birbirini tutmadığı gibi. bunları ihmal eden ilmî eserleri de bastırmamak 1) İbret için meselâ en çok i t i n a gösterilen M'üyesiret-ül-ulûm (Türk Dil Kurumu yayını 1946) ile Neşrî Cihânnwnas\ (Türk Tarih Kurumu yayını 1949) nın transkripsiyonuna ve punto farkları kullanılmasına bakın. sonra buna riayet edilmeden yapılan talebe tezlerini kabul etmemek. bunun metodik'ini Üniversitelerimiz arasında kurulan müşterek bir heyetten tertip ettirmek. bu husus Garp sistemlerini benimsemekte Şarklıların geçirdiği müşkülâtın. bunların matbaaya verilirken manüskride gösterme usulleri. Bu da çalışmada tutulması gereken sistemleri. ancak şuurla ve fedakârlıkla karşı konabilir. Garp ilmî iş tekniğine intibaktaki aksaklıkları. tabı ve tashih tekniği. . tekmil Şarklıların geçirmeleri mukadder olan bu dertleri kendi bünyemizde tecrübe etmeyi bilerek i i t i z am eylememiz demek olduğundan bu tecrübelerin bize Garp metodunu Şarka tatbik etmekte şerefli bir önderlik temin edeceğini görerek kendimize daha fazla güvenebiliriz. 7 — "İlmî çalışmaların tekniği" Garpta bir ilim şeklini almıştır. hususî kütüphanelerin teşkil ve tanzimi. aynı müellifin imlâsı dahi bilhassa basımı uzun süren eserlerde değişir. kendine uydurmak hususunda çok musirdir. ilmî mecmuaların tekniği gibi mevzulardan ibarettir. Çünkü eski Arap yazısı arkasına gizlenen hastalık artık meydandadır tedavi edilebilir2). 1949) ve Uygur metinleri neşridir. Onun sinsice yaptığı taz-yiklara. daha bariz ve dikkati çeker bir surette açığa vurduğunu gösterdiği için. transkripsiyon ve tabı tekniği tutmazlığının hüküm sürdüğünü görürsek '). Kültür itibariyle garplı olanlar ve tazyiki bilhassa dil. Çünkü Şarkta meselâ diğer bir çok münevver milletdaşlarımın ve şu s a t ı r l a r l a benim de anlatmağa çal ı ş t ı ğı m gibi.

247. cAbd-u 'lmuqtadir Mavlavi. 162. Abü Hamid bn İbrahim. Abdurrahman Şeref. 228. cAbdurrahmSn bn Muhammad al-Bistarai. 89. 224. . 195. Talıbî Aehelis. 165. 174.ir3q. 249. 4:3. 239. Abü Manşür al-BaIxî. 196. 245. Abü '1-Fail al-cAllamı. Abü Nu'aym (Hafz) al-Ufahânî. Agaoglu. 282. 185. Bayhaqî Abü M-Fidâ'Malik-u '1 mu3ayyad cIm3d -u 'l-dîn Ism5cîl. 192. 212. 242. 216. c Abd-u 'r-razz5q Bej bn Neeefquli Xân Dunbullî. 50. Abü Şamah Şihâb-u'd-dîn. [Beygu] 21. 159 Abdurrahman Şerif. Abdulhak Adnan. 207. 57. 82. cAbd^u '1-rahman al-Azdl al-Nîsabürî. 189. 259. 225. Abbaskuli Han Bakixanov. 201. 27. 67. cAbd-u *r-razzâq Samarqandî. c Abdullah Battal bk. 57. Abbot. 217. 185. 64. 227. 240. 154. 211. Abü Hamid al-Andalugi al Gıro3ti. cAbd-u 'l-karim Kaşmiri. 200. 133. 57. 190. 206. Afzal-u 'd-dîn Ahmad bn Hamid al-Kir-mânî. 'Abdurrahman Sacdî. Abü '1-Fazl Muhammad bn Husayn al-Bay-haqî. 51. Abü Dulaf Miscar bn Muhalhil. Abü TBlib Husaynî. 189. Abü N'uvSa. 216. 217. 292. cAbd-u 'l-hamld Lahüri. c Abd a). Mehmet. 264. c Abd al-Vahbab Subuki. Abu cAınir al-Haravi. 281. 244. cAbd-u 'İlah Mustavfî. 218. cAbd-u l'-haq bn Sayf-u 'd-dîn alturk alDahlavi al-Buxarı. Abü M-Hasan bn Muhammad Amîn. 217. bk. Abü '1-Farac CamJl al-din al-Cavzî. 190. 227 cAbd-u 'I-qâdir slQurajî. Abü Naşr bn -. 53. cAbd a!-cazîz al-Duvarî. 57. 173. 192. AhUvard. Abü l'OJsim cAbd-u'ilah bn cAlî bn Muhammad a l . 212. Abdurreuf Fi^rat. Abü Şuc3c Muhammad al-RuzrSvî.Q 5 ş a o i . 202. 187. cAbdullah cAnn5D. 177. Taymas cAbd-u 'ilah bn Muhammad Haravı. 60. 242. Abb5« Iqbftl A?tiy8nî. Agehî. Muhammad Riza. Abü l'Q&sim cAbd-u'llah Muhammad bn cAlî alQâsanî. 203. 217. 238. cAbd-ü '1-hay bn alc 'İmâd al-Hanbalî 237. Adıvar. cAbdulq5dir bn MalikjSh al-BuduvBnî. 226. Abu Talıb Khan. 213. cAbd-u l'ğafir bn Ismâcîl bn Muhammad at-Hafiz al Fârisi. c Abd-u 'İlah X5n Amir Tahmügp. Adler. 248. Abd-u 'İlah bn Muhammad bn cAlî Naşr u l l a h ı . cAbd-u 'l-ğaffâr Hacı Qırımî. Abü Hafş Macm-u '1-din cUmar bn Muhammad.Eserde zikirleri geçen müelliflerin İSİM CETVELİ Abbis cAzzâvî. 178. 187. bk. J.c abbâs Ahmad bn Muhammad alMaqqarî. Abü Bak' (Qazi) al-Tahrâni al-lsfahânî. J. 211. c c Abşihî. 57. Th. 228. Abü '1-Barakat Bağdadî. 99.

212. 27. 202. Rejit Rahmeti (Rachmati). Augustinus. 216. H. 225. S. 198. Ataç. 1. Ahmedî. Ahmed Tusî. Anuchin. Arnold. Atatürk. Ahmed (Kadı) Nigdeli. T. Asadî TSsî. 268. Atabek Qaiî Andicânî. 58. 207. 285. 164. Andreasyon. 208. S. Ahmad bn Xâvandş5h al-Huseynî. Badr-u'd-dîn Muhammad bn Ahmad. Ahmed Naci. 184. Atiya. Babinger. 75. 172. B Babacan Mangıt. 204. 242. Aşîr-u'1-dîn Abharî. 55. Lasdiverdli. 209. Ali Rahim 225. c _Aşıq Mehmed Çelebi. cAlî Calâyir. 207: Aşmarin.— 322 — Ahmad Amîn. Arend. 104. Badr-u'd-dîn (Amir) Bsktaş al-Faxiri. A. 87. 177. 230Aristo. cAlî bn Zsfir al-Azdî. c AUar. 195. 190 Aksu. 189. Andre. 172. 140. Ali Canib. 225. Amîn Ahmad Razî. 282. Bachelet. c Alî Rıiâ bn cAbd-u"lkarîm Şirâzî. cAlâ" Tabrizî. H. 292. Ahmad al-Husaynî. Niyazı 56. 51. Nikolay. 173. 193. Avfî. Arnold. 185. 172. Ahmad Qîîzî bn Muhammad al-Gaffârî. Ahmad Nizam-u 'd-dîn bn Muhammad Muqîm Haravî. Arat. 199. Ahmad Q54i bn Mir Munşî ibrahim Husaynî al-Qumi. J. 219. Ahmad bn Yahya. Ahmed Zeki Paşa. 86. 167. 33. 212. 307. 239. c AsqaIanî. Th. Anonimov. W. Akçuraoglu. A. cAynî. 64. 281. Atalay Besim. 57. 50. c Alî bn Naşir al-Husaynî. 276. cAlî Asgar Hikmet. Ahmed Resmî Efendi Giridî. cAlî Mustafa. 189. Ahmad Behmenyîr. 193. cAlî Muhammad Amiri NaQinî. 221. Ahmed Vefik Paşa. İ9İ. 57. cAyni. F. 91. 169. Asım. 2. Karîm-u 'd-dîn Mahmûd. 27. Ahmad (Abu Baltr) bn cAlî al-Xâtib alBagdadî. 202. Tor. 244. Ahmed Refik. cAlî Akbar Xit5yî. 73. H. al-Bak?î. 132. 64. 212. Yusuf. 227. cAlî bn Muhammad ai-Qumî. 96. 193. 183. 189. . 184. Sir Th. 289. Banarlı N. 239. 240. 214. 280. Muhammad.K. 127. 205. Atsız. 230. 193. Akkaya Şükrü. 'Alâ'-u'd-dîn Muhammad bn Giya Falak-u' l-macâlî. 103. I. Abd allah bn cAbd-u'lcazîz. 241. 191. Bahar. cAzîz bn Ardaşir Âstarâbâdî. Aumer. 88. 227. Ahmed Sâib. 152. 240. cAlî bn Husayn al-Va^z al-Kaşifî. 227. 59. 260. Ateş Ahmed. 21. Bailey. CAİÎ alQârİ. Balcamî. 244. 292. Balazuri. 202. 242. Nihal. 700.. 202. 210. 170. 25. 207. Abü cAlî Muhammad. Asafî Mehmed Paşa. 22. 24. 241. Babur Mirza Zahîr-u'd-din. Şadr-u'd-din. Âşıkpaşazade. 172. Amedroz. 292. 49. Amir Abd-u'llah. Ahmed Rasim. 221. c Arîb bn Sa'd al-Ou^Hbî. 43. 292. 131. Ahmed Remzi. 246. 214 Ahmad bn Muhammad Fasih alXavfifî. Arisdakes. 24g. W. 166. Ferîdeddîn. 184. Melik-ü'ş-şucara 188. 240. Arriyanos. 250. 183. 172. Galib. 59. 167. 112. 23. 239. Aksarayi. Ayıntabî Mehmed'211. 91. 207.

201. 15. 272. 167. 129. G. Bertels. Bülow. Barsov. 293. W. 162. G. 274. 303. 1. 74^. 51. 61. Bart. 14. 207. M. 34. 233. 222. 161. Berchem. Budaq Munşî aI-Qazvînî. 187. Boratav. 216. 307. Pere Louis. 71. Buh3rî. Binyamin al-Tatilî. 295. P. . 137. 147-154. 209. 123. Bourdeau. 155. Beal. 286. 14. 35. 250. Abu'lQasim. 218. 239. 181. 172. 265. E. : Broekhaus. 311. 98. Bayrı. 245. 225. 280. C. 94. 212. 200. Bilge. 218. 256. 237. 303. 195. 248. 96. Blockmann H. E. 252. G. G. Bestujev. P. A. | Brockelmann. 40. 59. K. T. P. E. 195. 286. 193. la Blanche. I Bojrers. Burns. | Boichorst. Gustav. 219. le Bon. 8. 116. Bauer. J. 78. 227. 238. Muhammad bn Ahmad 85. 254. E. 172. 78. 227. 75. 188. 218. 232. Bismarck. 139. 253Bellan. 244. 133. le Bruyn. 42. 1 Bittel._ 174. 186. 13. M. 173. Bernheim. 296. Brlokurov. 211. Buckle. H. Buıcarin. 22. 236. 272. 197. Becker. 112.iıı. L. 233. 173. 214. î Bleiber. Bernştamm. le Beau. 302. 143. 257. P. A. H. E. 286. Busbecq. 177. Bergson. Buchmann. Bar Hebraeui. 283. 239. Bell. 1. 13. 281. 140. 224. Ber. 173. 22. 169. E. Baybars (Amir) al-Manşûr al-Davâdar 203. 14. 297. Barthold. 87. 183. 179. 89. Fr. G. 231. 249. Brunn. 187. 289. 203. 247. 264. 308. Brugmann. 249. A. 200. «on. Basset. Burrow. 296. 274. 88. 259. C 42. 111. 247. 205. 204. 51. H. 294. 276. E. 12. 60. varı. 203. Bulck. i al-BirzalI. A. de la. 271. B. A. 13. K. 177. İ. 188. Boeckh. Bedjan. | el-BirÜnî. 192. 8. Muhammed Hâlid. 43. 253. Bayur Hikmet. 311. 181. 228. 266. Bazin. A. 273. Binişti. Broqniere. Brosset. ı 202. i Bolşakov. Berev. 227. G. 34. C. Burnaby. 138. 122. Fr. Baysun. Brovvne. BeIow. Fr. Büchler. 22. 185. Bowar. 252. F. 120. 32. 275. 122. 109. 227. | Boldırev. 316. W. Gregorius. 59. A. Berg-atrSsger. Bretschneider. 197. J. 53. BaylmbetoV. 59. 116. Bernier. 275. 221. P. A. 169. Becher. 8. C. 80. 298.— 323 — Ban*. 275. 199. 131. 22. i Blochet. 119. 87. 119. 282. 7. L. 72. 244. . 317. Butkov. Blankennagel. 187. 92. 228. S. 230. Bayram Xan. Barbaro. H. 230. Samuel. 34. 192. 179. Bouthould. Sinan Çelebi. Banzarov. Beveridge. 220. Bayezid Bek. 24. Baumstark. 191. 273. P. 46. 140. Benna-'î Haravf. Bayhaqî. 279. Beer. W. C. 215. Belieyev. M. 297. C.

248. Clavıjo.— 324 — C Caetani. 3. L. J. 265. i Dihlavî. . cAmr bn Babr. Dezobry. 308. Çu-Hi. M. S. 104. A. Cacfar bn Muhammad al-Huaaynî. Cbwolgon. H. i CuzecSni. 249. 251. 43. Devletşah Şamarqandî. H. 259. R. 161. N. Cahşiyârî. E. c Cihangir Mirza bn Abbâs Mirza Nâ'ibu'sDerenburg. 181. Çistiakov. 259. Cihangir Padişah. cAbd-u'-lIah. K. A. CelSl-u'd-din al-Suyuti. 194. 225. 200. Celâleddin Rumi Mevlana. Cahen. Chao. 277. E. 18071.248. 213. A. Çagil. Coolc. Charmoy. C. 310. 230. Cahun. Dannon. t Ç'en Pang-Şan. E. 214. 185. Calâl-u 'dîn Muhammad Munşî Yazdî. . | Cholnoky. F. I Cruden. 260. Cellariu». 272. Ch. 248. 285. 45. 253. P. j Dietrich. Danişmend. 294. Caferoglu. Cordier. 211. A. 271. 166. i 49. 94. 57. D. 21. 140. 276. A. de 50. C. 25. Çirikov. 179-182. 224. 309. Dapilevsky. 201. i Curzon. j Chardin. Ch. 198. 58. 108. 170. ' Christian. 193. 228. Dahlmann. 60. Ch. ! Dieı. 52. 162. i Diabonus. i Couvreur. Camî. 311. G. 261. Gulam Muhammad. 206. C 212. 217. Chandler. er Dede Korkut. Cacfer Bek. G. M. Darvin. A. von. 57. Chavanneg. B. A. 139. 242. Desmaison. J. ! Cuvaynî. (Hfifiz). sultana. A. t. 204. 164. 185.. Chabot J. 197. I Contarini. 72. 242. MinhSc. 261. le Coq. P. 183. 254. Delehaye. H. 78. Cariyle. 273. 250. 167. 69Ç'en Şeou. Celâleddin çung. İ03. A. 99. ç . A.. 183. E. cAbd-u'-r-rahman. 57. 284. 247. 180. 26. j 276. Baron. I Craven. 297. 258. U. j 194. 283. Ciao-gon. Chevalier. 14. Christensen. ■ Curci Zeydan. Abü cAbd allah Muhammad bn c Abdus. H. Ala5-u-d-dîn 'A^a Malik. Cheıneau. 24. 294. Camal-u'd-dîn Abû-'l-Fazl bn Muhammad aI-Qarşi. i Chatelier. 247. Conolly. 21. J. R. 88. 39. ! Daqîqî. 57. I [Çağatay] Saadet İghaki. 228. J. 251. \ Courteille. 117. Orhan MÜDİr. 137. ! Paşa. | Darviş cAli Çengi Charignon. Costi Zuralc. 27. Deguignes. A. 238. 182. 49. 196. i ÇangCayhanî. 283. de. Defremery. 159. al-Câhiz. D Cevdet Paşa. M. Defremery. 191. 196. 72. 158. Diehl. 179. 68. 173. Cennâbî Mustafa' 208. Coote. 283. 265. 237. E. 255.151. 35. 23i). F. Cevdet. 284. Muallim. 104. Comte.

145. Fan. 256. Enveri. H. E. al-Dimaşqî. 213.. 31. H. 105. Fişer. W. Ye. von. 112. ı Franke.. 267. Durkheim. 176. Fraehn. Ferjfuson. von. 264. Falakî. ]. 284. Frizth. 115. G. Duda. Elias. M. 156. Dopsch. Fath-u 'd-dîn Muhammad. 69. Gabelenz. H. Feyzioflu. Ergin. 272. 258. 274. 240. . 140. G Gabain. Es'ad Efendi. A. 91. L. H. A. 258. Ficker. Firdevsî. 1. B. 17. Eflatun.. 98. Erach 49. Fath bn al-Bundarî. 138.325 Dimand. 272. 240Euhemeros. Freemann. 233. Gabriel. E. Foster W. Erslev. 177. Flettsher. Dozy. bale: Platon.. 21. R. 183. W. 252. 223. 103. 80 Fischer. A. A.. 210. A.. Fonck. 277. 203. 213. 180. F. Fatîn Efendi. 188. Şama-u'd-dîn Muhammad. O... 1. T. 136. Dost Muhammad Kitabdür. 228. I Fuche. Edvvarda.302. 23. Faxrî Sultan Muhammad bn Emîrî Haravî. W. P. H. Eclchart.. 26. 230. Dost Sultan. F. Z. 182. 281. 105. 96. Dulaurier. 320. Fr. A. 293. E Eberhard. 182. 211. Emin. Enjjelhardt.. H. G. 211. 250. E. 141. 68. 2. Emin Ali. 22. Frobenju». B. 22. Forbiger. 43. R. F. 288. H„ 187. 244. J. 166.. 60. Durant. M.. O.. 23.. 278. N... 248. Elliot. Fang Hiuanjr-ling. F Falak-u'l-macalî. Farazdaq. 56. Droysen. Fındıkoglu. 178.. 14. 172. . 65. Feder. Donner. i Fraser. E. 180. 58. Ferrier. 180. Foy. Faxr-u 'd-dîn Mubarekşâh Gûrî.. Dubrovin. 261. Ertaylan. 136. 8. M. 122. 219. de. 34. Erza Haddad. 39. M. Elcblom. 241. 1. 254. M. Doğrul. '< Fueter. Farruxl Sustanı. Engels. 251. 178. Fling. 257. A. 59. 268. 241. Fliigel. 25. 288. EbüljrSzî Bahâdır Xan. Dorn. Dub«. Fleiacher. 177. de Fontenelle. 235. 278. Ö.. Fontaniere. W. Sahaflar Şeyhi zade. 182. 169. 162. G. Ebert. 250. 212. : Farlane. J. 146. 224. O. A. Eugebius. R. J. 297. 194. Kr. 131. 292. 61. 95. 68. Fazl-u'llah bn RuzbahSn Işfahanî. i Fück. 268. «Alâ'-u 'd-dîn. P„ 259. F. 261. Ferrand.. Evliya Çelebi.. 177. 245. 196. . Şirvani. 247. Fichte. Faıtr-u 'd-din Abii Sulaytn§n DSvüd bn Muhammad al-Banâkitî. 14. 242 Estrî Hasan bn Şeyh Hüseyin. F. 239. N. A. N. Ethe. 218. R. Ch. 72. 179. 30. 248. 230.

98. Grey. 184. 289. 86. Hafız Abrü. 249. 192. 249. . Gibb. A. Muhammad bn HilH. 93. 209. V. Hsfiz (Hoca). N. H Gibbons. 240. Gökmen. 281. 294. von. 298. E. 226. 169. 104. al-Hâkim Abu cAbd-u'İIah Nişaburî. 254. J. 85. Habib-u'llah MuxtSr-uV-aaltana. E. B. Giesebrecht. Gross. Golubbvsky. Guidi. Hançar. K. 251. 24. A. 196. 178. 229. 268. Grotenfeldt. Grothe. ' Hamdi Geray 226. Giese. 39. 177. Gordlevski. 219. H. 230. 123. Gençosman. Grigor'yev. hak. Gülbeden Beg'ira. Genceli.— 326 — Cahrieli. C. J. 266. Graebner. 214. 215. 68. Galsao. 208. 170. A.. de Groot. Hadîdi. 280. 45. 123. Y. Grejjor. 195. Gözaydm. Hasan Bek bn Muhammad Bek Xâkî ŞîrSzî. Grejoire. 123. Gutschmied. Gregor von Tours. 217. 251. Lutf-u'Ilah. G. 82. 163. Haenisch. 187. 316. 248. A. Habib Efendi. Abö Sa'Id cAbd-u'l-hay bn ZanGrou. Ch. K. 283. 131. 242. E. 280. Gmelin. Bek Rumlu. 196. 279. 24. 191. ı Hanvvay. Grodekov. Giyas-u'd-dın cAli bn 190. 243. 78. j 161. Fr. F. 199. 2S6. ' Harley Walker. 214. Y. 93. 245. 194. Cereke. E. J. Haci Bezzaz Tavakkulî. Oavvronskı. H. 197. 255. 289. Gombocz. Ş. 246. Ğullam Muhammad Dihlavî. Gerlach. 132.set. Halim Geray Sultan. 269. Gibb. 23. S. M. Hasan. F. 228. Garbers. Gombayev. 246. 119. 216. Grekov. Hamza İsfahânî. Gruber. 283. Halil Serkis. 260. Hasan Beyzade. A. 229. 91. 261. j de Harlez. 270. Camal-u'1-islSm. 2SS. 24. Goldziher. Gubaydillin Aziz (Aziz UbaydulUhof lu) 240. Qazvini. W. 78. 297. 23. Hamd-u'llah Mustavfî. Georgi. 252. 20. R. E. C. G egor. 280. A. 234. E. 286. 229. Gûnaltay. Grosse. GiySş-u'd-dîn Kaqq55. 53. 116. 202. Gc-es. 265. 173. j Hamza Tahir Bey. S. 268. H. 284. Hartmann. Gravieg. 26. 242. 157. Galland. 297. 184. Hsfiz Tanış Buxîrî. 281. 91. 286. 24. de Goeje. Gars al-nicma. 94. M. J. 236. I. 72. 179. i Hartmann. 255. 288. 249. Güldenstadt. Geijrer. A. 182. M. Godard. Goethe. 226. M. Guyard. T. 256. R. 21. 68. 159. Gelenbevizade Ahmed Tevfik Bey. 30. 223. 49. 244 Hakim Ş5h Qazvînl. 1<)8. Halil Edhem. A. . H. 170. 32. 292Hummer-Purggtall. F. 271. 229. 227. 207. Ğulam cAlî Xîn Azad. A. 280. R. Ginsel. 219. Glück. N. al-Gardîzî. S. 73. 182.

Abü'l-Barakât Muhammad bn Ahmad 55. 140. 43. 298. Abû cAbd-i'llah Muhammad bn Muhammad. 94. Heydc. 70. 280. E. Horovvitz. 142. I 206. Herrmann. 95. J. Heffeninjf. 271. 215. 30Hüseyin Şakir. W. H. R. H. 286. 59. 19'!. 41. 271. Homberjjer. W. 161. 272. L. 49. 191. 180. 200. 37. 72. 283. O. Herodot. ISn Battuta. Şihab-u'd-din. 203. Ibn cAs3kir Abü-1-Qasim cAlı bn alHasan. 281. Honigmann. 59. Hettner. 27. 185. W. | Ibn Acşam al-K5fî. 211. 8. Hilâl al-Şâbi. F. 201. 193. He? el. 213. Sven. 281. 113. Hyacinth-Biçurin (Yakinf). ! Ibn Cubayr. 63. Hedin. i Ibn Fazl5n. 189. Horyey. O. Husayn bn Muhammad a i . 184. 93. Ibn Aybek al-Davâdarî. 185. 190. 274. 179. Ibn Fındıq Abii'l-Hasan fAh bn Zayd alBayhaqî. Husameddin Efendi. Hüseyn Kâşifi. Hüseyin Cahid.Leang şe. Ibn-u cAmîd Circis 154. 252. Hiyüen Çanjj. Horn. E. Hondemir bak Xondemir. Hehn. 69. bk. . Henze. 286. I Ibn-u'lCavzI. 243. J. 185. H. 206. İÇ)3. Hening. 204. Hoenerbach. 250. 184. Huart. Hoca Sadettin Efendi. 209. Th. 166. Hojjarth. Ibn al-Azraq. lbn-u'I-Bayyic al-Nisâbürî. Husayn bn Muhammad al-Avî. 223. Hasan Xoca Naqib-u'l-aşrSf (Hasan NisSrı) ' 239. 257. ] Hovvorth. Abü Bakr bn cAbdi'ilah. 81. W. C. Haydar bn cAlî HusaynI al-R5zî. ty. 190. 80. 14. Ibn Doqmâq. Herslet. Ibn Bibi.C a l a r i al-Munşî. Herbert. Heude. 88. R. 81. 273. Hitti. 287. I v« İ Ibn cAdîm. 125. 279. 61. J. 55. 247. Hong. 245. 200. 264. Houtsma. Haydar Mirza Duğlat. 57. C. Ibn Ayâs. Homerus. Yalçın. Herberstein. 61. von. 192. 248. 69. 130. 320. Ahmad. 59. 44. Herder. 131. 105. 112. 205. S. 283. C. 250. 181. Hennig. 289. 179. 208. 40. 184. 24. B. 237. 79. 166. Hauer. 3. Husayn Sacâti. Hinz. W. 21. i Husayn al-Hâfiz al-Kerbelâcî. 202. Hayrullah Efendi. IbnTu'1-Aşîr. 132. 35. Hyklut. Ibn cArabş5h Ahmad bn Muhammad al-Dimaşqî. 177. Heidicke. c Abd-u'llah bn Muhammad bn Hamdün. Herzfeld. Houdas. 192. 187. 289. P. 252. Hezarfen Hüseyin Efendi. 204. 146. 286. 85. 33. 178. 27. Th. 296. Ibn-u'1-Furât. Hirth. Ş?rTm-u'd-dîn Ibrabîm bn Mu-| hammad. 7. Hüber. 209. 193. Horn. 1. 203. 84. 42. Ibn-u'l-Faqih a!-Hamadânî. 171. 171. A. Ibn FSzl-i'llahaIc Umarî. Hrozny. Herre.— 327 — Hasan bn Şihab-i'd-din bn Husayn bn Taci'd-dîn al Yazdı. 182. 268. Amasyalı. 22. d'Herbelot. 245. 277. T. Ahmad bn Yûsuf bn cAli alFâriqî. 210. 87. 124. 182. Naşir-u'd-din Muhammad 204. F. 191. Kamal-u'd-din. 147. J. 166.

134. Kant I. 292. 27. 157." J. 272. Kahl. E. Ibnülemin Muhammad Kemal. 252.-170. 68. JHschke.j u'd-din. Kallistin. M. 172. Ahmad bn CAII hn Muhammad. 274. Abû CA1I Ahmad bn cOmar 89. 302. H. 236. 203. Ibn Miskavayh Abu cAlî Ahmad. Jamsaranov. 231. 205. 212. 194. 159Ibn Tiqtaqa. ismail Hakkı İzmirli. Jahn. 229. 73. 193. 57. Ibn Qutayba. 266. 48. 154. Ibn-u'1-Kasîr al-Dimasqî. Imâd-u'-d-din Kâtib al-Işfah5nû 166. 188. Ibn Şifi. el-Karamânî. 167. Ibn Şihna. 137. 133. Jule. 281. Süleyman. Ibn Xallikan. 257. A. İsmail Galib.] Ibn Sına. 197.u'l-Fu vv ıt i KemSl-u'd-dîn cAbd-u'l-razzak al-Bağdadi. Ibn Şaddâd. 185. Ibn Uşaybica. 237. Abü'l-mahSsIn Yûsuf. 168. R. Ibn Haldun. Stanislas. 237. Karabaçek. P. bk. 27. 269. 210. Idris Bitlisi. 65. 57. i Ibn Qazî Şuhba 8İ-Dimaşqî. cAli bn Ancab Tâc. 204. iskender. 23. Ayyad. 134. Ibn Tangriberdî. 27. 266. 237. 61. 244. Kâmil. 55. Kadı Mir Maybadi. 186. 133. 236. 58. 186. Jonquiere. . Ibn Havqal. A.— 328 — İbn. 173. Kampfmeier G. 243. 282. 283. 96. Jukovski. 89. Idrısı. 219. 265. 286. 55. G. cÂbd-u'l-rahmSn. 209. İsmail Saib. N. A. 291. Karaçelebizade. 237. 195. c Im5d-i Saravi. 206. Kaisser. Fikret. 155. Ibn Taymiyya. 273Ipat'yev. Kâmil Paşa. 71. 205. Şafî-u'd-din Muhammad bn cAli bn TibatabS. J Jacob. 274. 86. Sent-Jeromos. Ibn Xaldün. Ibn Hassül. 59. 246. 68. Ibn Habîb al-Haiabî. 313. 85. 206. Jaubert. 206. 61. Kaempfer. 57. 142. 234. 269.172. 206. Ibn Rustah. Abdulaziz Efendi 209. 59. 4. Badr-uM-dTn. 238. inan. K. de la. 142. 243.99. 162. Abmed bn Yusuf. 67. 22.99. Abü 'l-'Ala3. Jenkinson. 155. 283. 4. 173. Ivanov. 155. Muhammad bn ibrahim bn cAlî. 155. 126. 91. 146. 227. S. 154. S. 183. 204. Iştaxrı. Ibn Mühenna. 137. 205. 244. 286. Karamzini 123. 245.X a z î n . 241. 172. 250. cUbayd-u'l-Ilah. 245. 55. 205. 96. Ibn Xaldun. 190. 196. Inostantsev. Munşı Türkmen. E. 209. Ibn-u's-Sâcî a l . Julien. 57. Işıltan. V. 61. Ikannikov. 234. Ibn Qutiubuğa. Kantakuzeuos. 104. Kahle. G. Ibn Yûsuf alVa'iz. 57. . -131. Ibn Hacar. 235. lsbill. 203. 215. 208. Juynboll. CUzî. Ibn Yamîn Faryûmadî. 236. j 243. Ibn Xurdâdbih. tzzî. 243. P. Ibn-Sa^id al-Andalusi al-Magribî. Kadı Burhanettin. 27. Idrîsî. 193. 89. 212. ImSmi. 187. 129. Şarîf. 227. Ilminski. K Kabûlî. Jevvett. cAbd-u'l-qadir. 282. A. 202. 140. 266. 89. 202. IsmScıl al-Cavharî. Jorga.

138. M. 27. Las Casas. Kastamonulu. 238. 208. 240Lûtfi Efendi. 236. 268. Leibnitz. 210. P. 280. 223. 133. I. Legge. 35. 248. 177. Sir L. 274. von 257. 255. Kühnel. 53. I. H. de. 111. 154. M Mac Gahan. 208. 14. Klaproth. Kretschmar. Levşin. K. 241. K. 208. 244. Kunik. Köprülü M. W. Kraçkovski. 2ri4L a t i f i . 20. L. Kinneir. 140. 254. Lûtfi Paşa. H. 22. 239. 158. Lorimer. 150. 269Korscb. 89. Ladendorf. 238. 182. 179. R. F. A. 280. cAbd-u'l-Hayy. Keneys I. Kraus. Kessler G. 236. 15. Luckey. Lollis C. 178. 130. Küçük Çelebizade İsmail Asım Efendi. Katanov. . LeSBİnjr Th. 272. J. 295. 252. 188. Lamifî. L«pekhin. Landberg. 180. 226. Kokovtsev. O. 244. 197. N. J. 311. 152. Kefeli İbrahim Efendi. 210. 311. 24. Lingar. 231. Lug«l. 266. E. 285. Loviag. 189. 253. J. D. E. 257. 293. 172. A. S. 227. Knolles. 240. 133. 273. 240. Krause. 211. 255. 21. 276. Lamouche. Lieu Hiu. Lattimore. 165. Kremer. 134. 57. Lavisse. 191. 308. 51. Lotze. 72. Kurat. Lutfcalî Bek. Koca Nişancı Mustafa Çelebi. 212. Kopperg. Lappo. A. F. 260. 41. Kramers. 80. 172. 286. Küçük Nişancı Mehmed Paşa. Kowalsky. Kotviç. Konow. K. 215. 171. F. W. Lanin. A. 181. 73. 263. Krause. Loth. Ktisiya. 34. 234. N. A. 317. S. 123Lebeau. F. 270. V. Kiog. Kümmel. 143. -Danilevsky 13. 311. Liu Mau-Tsai. Koçu R. 282. 137. F. 298. 4. R. 298. Luknavî. Th. H. Lockhart. Kretscbmer. Colonel. Kâtip Çelebi. 258. 181. J. R. A/268. A. 271. 43. 226. Krappe. A. Ksenkow. Lamprecht. Leunclavius. 271. 1. O. 261. Kazem Beg. 58. C. 1. I. D. Lee. A. J. Kleeman. H. 126. E. L. 43. 165. 272. 293. 189. 34. Kemal Paşazade. 16. 212. Köçerli. H. 71. M. 25. A. N.^P. Laoglois. 148. 133Lassan. H. Krimıski. 273. 269. 275. 23. Kondakov. Kiepert H. Li Pay-Yao. 254. Kautsky. von 162. Klimpert. al-Kindi. Kazanh İsmail. 57.— 329 — K?arflis Chovreba. Lundell. 176. Lüders. N. 273. 208. 98. H. A. 190. 142. Lammens. Kraft. S.

201. 188. F. G F. 166. 57. Miles. 191. Mirz5 Hasan Canübidi. 212. Mehmed Mecdi. 210. 275. 219. Mahmud Kâşğarî. A . Mehmed Şerif Paşa. 218. Maqrizî. 194. Mahmud bn (Amîr) Vali. S. 215. MirzâcAlîm bn Mulla Rahîm Taşkendî. 1K:Î. Mamye Clairac. Mahmud Celâleddin Paşa. Mercanı. Mehmed Emin Nahifi. 212. 166. Meursinge. 59. 159. de la. 131. 194. 137-139-Massignon. Melyuransky. 11. Minorsky. 53. 162. Cüzecanî Mins. 58. 125. 90. G. A. R. 257. 21. Mahmud Bayatı. Michaud M. 122. 284' Marco Polo. 151. 190. V. 21. 217. Mîr Muhammed Vef5 KarminSgî. MirzâcAziz bn Muhammad Riz5 Marğîl5nî. Mirza Muhammad Xân Qazvînî. 201. Mehmed Efendi Rodoslu. Mirza Mahdî Xan Agtarabadi. Maley. A. O. Mehren. 37. 91. 309. 31. 189. M. 238. Mehmed Emin. 72. Migne. 23. 112. 196. Minovi. 244. P. Masson Ch. R. 215. 166. L. Mehmet Emin Bek Buğra. 538. 25 J. 80. 269. 317.t J. 122. 185. Mîr clzzetullah. 185. 96. A. 236. 261. 220. Meyer. Minh5c Cüzec5ni-bk. Meynard. 177. 14. 222. O. 4. Taqî-u'l-dın Ahmad. 237. 305. 235. 260. Mez. Mana. 257. 23. 183. Mehmed Süreyya Bey. Mingane. 248. 193. 123. 242.— 330 — Machiavalli. Merriman. 85. Mehmed Behçet. 258. 308. 216. Meyendorrf. Miller. 71. 95. 100. 238. 242. L. 74 Miklosehitsch. 289. 293. Marcais. Mascüd bn Namdâr. Mehmed Suphi. 281. A. 230. CAİÎ bn Hugayn. Mannerheim. 46. al-Manînî. 52. de. 248. 245. 155-157. 167. 218. 71. 230t Mehmed Ata. B. 259. 200Miliukov. Mîr cAbd-u'l-karim Bu^rârî. E. 225. 61. 104. 131. 181. Mahmud bn Süleyman Kefevî. 205. 15. 246. 244. 219 . 282. C. Marqua. Majör. Mehmed Tevfik. Mateos. 3. 114. 184. 32. 254. Mirzzâ Şâdlq Marvazî Vaqûyîcnigâr. 89. Mengen. Michelet. 182. B. Magakiya Abega. Urfalı. Ahmad. 85. 282. Mahmud hn Hidayat-u'llah Natanzî. 204. 266. 281. 222' Mirza Cemâl Qarabağî. Mîncond. MadSyinî. 184. Mann. 206. Mîr Muhammad Salîm (Hacî) 220. 223. Margoliouth. . 252. 267. Micaud. G. E. Michel (Mar) le Syrien. Hotenli. K. Marr. du. Mîr Muhammad Amîn Bunarî. 61. C. 285. Mirza Rizaqulı Lalabaşı. 190. Mîr Şiyahgürdî 220. 60. 215. 272. 188. Mahler. Marx. 211. 88.183. 181. 89. Mascüdî. 45. D. 202. Meyerhof M. 271. 221. 159. 92. 119. Mahmud Kütbi. 220. 236. L. Deg Miehels. 214. Malov. 212. 230. 339. 281. 293. Menger K. 130. H. Mascüd Kuhiataııî. 213. Mejov. 131. 311. A. 27. 298. Miller. Muhammad bn Ahmad Haravî. 165. 248. 216. 55. 261. Mailla.

203. 72. 228. Moog. 122. Muhammad Şerif bn Muhammad Taqî BuxSri. 245. 45. 239. Muhammad '-Alı Xazm. 21. 223. 23. Montague. 237. 213. Mufazzal Ab-i'l Fazâ'il. 221. Muliâ Edâ. Muhammad Yûsuf Münşi bn Xoca Baqâ alBalxî. Muhammad bn Ahmad.d i n Abû '1-Fail cAbd-u'llSh. G. 201. 225. Mordtman J. 77. Morirr. 228. 193. J. 228. 14. Mirza Taqî Xan Sipihr-i Kâşânî. Mübarek Galib. 40. Mıınşî Muhammad Kâzim bn Muhammad A" mîn. 283. Mirza Senjrlâı. Muhammad cÂtif. Muhyi'1-din İbn alc Arabi. 240-Munkacsi. 114. Mixit8r. 241. Mirza ŞSh Mahmûd Çuras. 255. Muhammad İqbâl. Muhammad cAvfi. Muhammad bn HinduşBh »I-Naxçivânî. Lady Mary. 223. 222. 228. M u h y i . Muhammad bn Mu'ayyad al-Bağdâdi 81. Muhammad Fu'âd cAbd-u'l-B5qî. Muffazial bn Salmah. Munıru'd-dın Abû Şaıaf Hu§ayn al-Bulgarî al-Bux5rî al-Faığânî. Muhammed Riza Agahi. Aryavanklı. Muhammad Amin al Xanci. 164. Muhammad Şefic. 50. 172. M. 198. 167. Mullâ Şaraf-u'd-din Aclam bn Nür-i'd-dîn Rnq:m Bux5ri. 50. 69. Muhammad Taqi Xan Sipehr. Muhammad bn cAli bn Vahşiyâh. . Mordtmann. 230. Munşı Muhammad Mazim Maravzî. 237.diq Hindi. Mulla Muhammad ŞigSvul. 229. E. Morgan H. Muhammad Ilâhdâd Mavlavi. 240. W. 223. 201 al-Muhibbî Muhammad. Muhammad Dâraşiküb. Muhammad Hasim Xafi Xân. 7. Mordan D. 225. G. 222. 201. 204. 185. Mommsen. Mullâ Niyaz Muhammad bn Mullâ cAsû> Muhammad Xoqandi. 183. Muhammad cAbdû. 189. 221. 256. Muhammad bn Şâkir Şalah-u'd-din al-Kutbî 183. bk. 163. 216. alMuqaddasi. Monod. Molla Bikcan. c Avfî. 221. Muhammad Sadiq Kaşğarî. 169. Muhammad Nizam-u'd-din. 105. Muhammad bn Xalil alMurâdi. 249. Mul!5 Ahmad Tattavî. Mucin-u'd-Tn Muhammad al-İsfizSrî alZamcî. 228. al-Muqaddasî. Muhammad cA!i Tarbiyat. 1. 196.' l . 228. 78. Mutahhar bn Tâhir. 98. 170. Moravecik. 282. Munro. Muhammad bn İbrahim. 159. 189. 170. 222. Muhammad bn Miisa alXorezmî. 281.— 331 — Mirza Senk Muhammad Badaxşı. 115. Muhammad bn Muhammad bn al-Nizâm aİ-Yazdı. 200. Mullâ MusS bn Mullâ clsa SayramT. 122. 224. Mirza Vahîd. 190. Muhammad bn '"Alî al-Sabangâra'i. A. Mullâ cAli-Qâri Qunduzi 222. 188. M. Muhammad Salih Kambü Lâhürî. 216. 223. MU'MZZİ. 242. Mucîn-u'd-dın Natanzî. Mullâ Abu '!-Qasim Hindişah Feriştah. Muhammad bn Hacı Muhammad Rûşan Xan. İ97. 51. Muhyi '1-din Muhammad Kâfiyecî. 27. Muhammad Zubayr al-Şiddiqî. Muhammad Ş?. 105. Montesqieu. Morley. Mirzade Mehmed Salim. 78. 213. 37. Muhammad-can Tlnlşbay. 261. 162. 220. Muhammad Nizameddin. 76. 250. Muhammad bn c Abd-ı 'I-Calîl al-Samarqandi 192. Th. Mucin-u'd-dîn Yazd. 242. 220. Mullâ cİvaz-Muhemmad bn Mullâ Rüzî Şûfi c Attar. 244. Muhammad Sâqı MustaSd X8n. bn 'Âbd-i'z-Zâhlr al-Sacdi. 215.

91. 287. 210. G. 134. Muctamad Xân Baxşî. Muhammad. 226. N8şir-i Ouseley. Muhammad bn Cacfar. 156. Müller F. örik. 255. 198. 70. 177. Narşaıi. 60. Musa Xoreoaki (Xorenli). Muhammad bn Ahmad. Şihab-u'l-dîn Ahmad. j Nizam-u'1-mulk. 206. M. 231. Nedîm. 272. 180. Pargitir. 68. 182. P. Muravin. Munsî. 49. 134. Müslim al-Carmi. 131. Nikitin A. i. ! Niebuhler. 130. 189. 298. Müller A. Pan-Çao. J. ötemiş Hacı. Xusrav. 318. j Nieholson. Orbelyan. 265. 298. A.. 173. Nallino. Murad Remzi. 263. al-Nasavî. 203. 191. 252. 225. Abu Bakr Osman Şevki. 252. 13. W. I alNuvayri. 192. 307. Miik. 231. 268. F. 188. 288. Mustaqimzade Süleyman Sacdullah. Nemeth. 224. Musa Carullah. I Parker. Naqıb X?n. 131. 278. W. Nazmîzade. 252. F. 277. 192. von. A.181. A. 88. 257. 89. 180. 68. i Nicolay N. C. j Olearius. İbrahim. 159. Nizâmu'iddin Şamî. 211. D'Ohsson. Oncken. 242. Naşır-u'd-dîn Ovsianiko. Mustafa. 227. Orkun H.-g. 210. . 271. Nâşir-u'd-din Şâ+ı. 204. 282. N. 181. S. 251. Nev'izade Ataullah Efendi. 101. 306. M. 51. Mustafa Kemal. 85. Haci Muhammad bn Haci cAlî. 172.Ku. Nejju Yanjj Sieu. H. 193. A. 253. 286. 277. ötüken. 231. 51. Th. Nefegzade. 24. Mütenebbî. 243. 158. 97. 260. 44. 271. 93. H. Mustafa Sami. Neve. 255. 211. H. W. I Ongunsu. K. Nizamî. 61. 42. Oppolzer Th. Osman Nuri. Müneccimbaşı. Murno. A. 132. 309. A. 239. 217. 271. 232. 115. Pan . 182. Muşfiqi cAbd-u'llah 210. 219. 242. 125. Mn-av'yev M. 193. 282. Neşri. Mustafa Nuri Paşa. Nişancızade Mehmed. özön. 256. 224. 162-164. 194. 164. 200 Öreag Xan. 213. E. 30. O I Oberhummer.— 332 — Muq5til bn Sulaymân. 238. 807. 201. 210. 48. N Naima Mustafa. Osmanzade Ta'ib. j Nicamî. I Novikov. al-Müsavi Muhammad bn Amir Fazl-u'llSh. NevSyî cAlişir. 228. H. M. . . 27. Nestor. P Palacios. Nalivkin. Niebnhr B.Kulikovski. 197. 210. Nâşih al-Carbâdiq§nî. Necib Asım. Nassau. G. E. 228. 83Orasius. | Nunn. 130. S. 249. 26. bk. j Olivier. 45. 48. Nahid S. 207. R. Panteleyev. 212. R. Muslih-u'd-dîn Lârî. NyU. D. Pallas. 253. 69. 282. Otter J. \ Nöldeke. 208. A. D. 243. G. Atatürk. de.

A. Qaysunizade Nida'î Remmal Xoca. 230. Radin. Resulzade Mehmet! Emin. E. Reinaud. Pavloviç. 251. I Ra?ıb Hulusi. bk. 195. Qari Rahmatullah. 21. Plano de Carpini. 248. Rockhill. 134. 85. Rii3quli X3o Hidâyat Lalabaşı. 269. 224. 23. 130. 182. Reiske. Rızaeddin bn Fahreddin. M. al-RSvandî. 5. 297. 267.. 169.çkov. P. G. 198. 213. 58. Pope. 234. Potanin. Pictuall. H. 133. 155. 159. 130. 309. 186. K. W. . 71. von. Pun-daya. 146. Plutarkos. 145. P. 2T0. 181. 1 Ramsay. 22. Qutbu'd-dîn Mûsâ al-Yünînî.. W. G. 6. Pauly ve Wissova. Ptolomeyüs. 117.— 333 — Parry. 22. Rescher. Râqim BuTarî. 194. İ05. 269. Penzer 250. A.. 263. i Radloff. A. 123. 161. 194. 236. 261. 286. 22. 251... MullS Şaraf-u'd-din Râsanen. 110. 99. 297. Piexanov. 238. Qâsim bn Qutlubuğa. Paul. Qudsmarbn Cacfar. 23. Raverty. H. F. 247. 183.. 288. 170. 185. Prenss.iak. W. 40.. İbrahim. 240. 246. Quatremere. Pavet de Courteille. W. 260. W. Platon. 253. G. Fr. 283. Arat. 279. Rieu. 21.. 158. Rifstal. O. 129. W.' 187. Ch. 61. 273. 116. Poppe. 274. 23. Bk. 295. I. 3.. Pelliot. 23. J. 226. Pirou. 219. 282. 255. Pfandmüller. R i Rachmati. I Rambaud. 156. Riumin. Piri Reis. 24. N. 289. 243. 296. 280. reçev î. 72. 310. 173Reşideddin. Zindan.. Ritter. 235. 242. 316. 27. Ritter. 249. 43. 23. 298.. 146. Riza Nur. Popper. 288. 70. Reynoldes. 205. Remusat. 161. 202. L. 288. G. 195.. Pozdneev. 240. 51.2l6. 26. 41. 9. 189. 230. 273. 57. Pococke. 305. 40.. 209. 59. ŞihSb-u'd-dio.. Raşid Efendi. 245. Pirizade Muhammed Sahib Eferdi. Majör. 258..32. M-. Pietro Della Valle. 239. 237. 176. 227. W. 190. 53. Rindari. 273. Qazzînî Astrabâdi. Philips. 247. F. 140.. 196. Qitfî. 151. 122. Po'. 285. 30.. Risch.. P. 274. R. 3. Popov. G. Pigulevskaya. 238. 177. 264. H. 218. 24. 276. 247. 86. von. Reşid Yâsimî. 266. 2S4Polybios. J. 178. Ratzel. 225. A. RitSZSde Şafaq. 293. 205. M. Bk. Rauf Yekta. Qaratay al-cIzzi al-Xazinadârî. 266. 206. 124. 220. 14. 6. W. A. | Ranke. 22. 248.... E. Prud'home. Passonen. i Ramstedt.. 187. Pertsch.. 192. 188.. Paujoulat. Abu Bakr Muhammad bu cAli. Rohr Saue. N. 267. 199. 39. 27. 216. 247. 285. Peiser.

301. Salomny. 140. 281.. Seyfi Çelebi. Rypka. Th. 14. 234. 2*23.. S. 60. | Schoy. 249. De la. Şeydi Ali Reis. 302. E. 131. Rödig-er. J. 252. Said Paşa. De. 193. 249. 272. 17. Rückert. 178. 283. Ch.68.. 233. Sadreddin (Ahmedîlerden). Semevski. 288. 35. 229. Schiltberger. 20Sâvecî.. E. D. İ0İ. Sehi. Sacîd Nafîsî. Xalil bn Aybek. Sarre.. B. 272. 216. 88.. 184. 218. 300. Schaeder. 242. 226. 272. 200. Mascud.. S Schmidt. 192. Seyyid Riia Edirneli. 213. 252. 188. 268. Baron von. Sauvaget. A. 244. J. 120. W. Mirza Muhammad. 59. 251.. 260. J . 40. 45. A. 241. 2S0. 273. 193.. 59. J. J... 13. 251. M. Sei^nobos. Senkovski. bk. 248. al-Şafadi. Roıısseau. Rubruk. 220. A. 59. Samuel. Sedillot. Şadr-u'd-din Muhammad bn Hasan al-NiîSml. Semenov. 131. 293. 184. Rosovki. 271. Ruska. 264. Seeberg. Sherley. P. M. Âni'li. 52. 240. 140. 225. Sezar. A„ 286. 178. 281. 261. Sherley. 212. 165. 188. Şa Slibî. 49. . 214. I. 230. 68. N. 214 Ronciere. K.. J. 57. 310. 177. C.. 68. 286. J. Sacy. Sadeddin Nüzhet. 298. C. Schiller. Rüdakî. 285. 194. 305. Şeyh. 27. 251. Rosen V. 298. 221. Seyid Rıza. 178. R. 166. 21. 8. 309.. Sabit bin Sinan.. 280. A.. 245.. cAbd-u'l-Karîm. j Sohmidt. Şanic-u'd-davla Muhammd Hasan Xan 215. Sanguinetti. 2P7. Selânikî. Schindler. Rostovsev.. 250. 136. Saadet İshakî. Ross. 245. Sachau. Sandalgian. 266. 159-164. Serebrennikov. Ğ. 173. 172. Sacdî. 287 Safari. 266. E. 276. 57. 1. Satic Bey al-Haşrî. 271. 276. ' Sauvair. 223. Selmân.. u'd-dîn Tahranı. Scad Salman. 266. 263.. de 161. Schiaparelli. 226.. 132. 264. Sam Mirza. 242.. 43. Sayfi bn Muhammad bn Yacqüb al Haravî.— 334 — Sarı Mehmed Paşa.. Schefer. A. ! Schuyler.. Savijrny. 116. 173. 173. 85. L. 201. 120. Saıkis. Seyyid CelalSndir] Nâmı. 298. 241. Ch. 241. Şani'u'davla. 126. 1 Schultze. 1. Samcanî. 284. 251. Ch. Savelyev. ! Sehrötter. Sallâm aUTarcamân. Schefer. 220. Schilling-. H. 68. E. Shierly. 195. 220. i Schopenhauer. Çağatay. Şâdiqî Kitabdar. Seddon. 132. c V. H. 169. Seligmann. 140.. 251. Saint Martin. 248.G. | Sehlegel. Sanderg. Salemann. Sanderson J. Rosny.. B. 221. M.. P. 286. A. Edirneli. 209. H. Safavi. Şamoyloviç. 248. 263.

127. 199 200.. 22. 58. 229.. 172. 252. 156. 4. Taqîu'd-din al-Hilalî. 251. 96. Süleyman Fehmi. 283. 246.. 242. Şihab-u'-dîn Muhammad Münşi. Şems İci. Şavqi. F. 238. A. 272.. Şams-u'd-dîn Muhammad bn İbrahim alCazarî. Şaxmatov. 186. 73. 93. von. 183. 30. Sibt Ibn al-Cavzi. 180. 214. Şihab-u'd-din. 71. Spuler. Şahkerim. 311. 96.. Sybel. 72. F. 190. 57. 245. Tavernier. Taine. 60. 241. 1.. Taqî-u'd-din Abu Bakr.. Song Lien.. 228. Stein. 273. Sümer. B. 211. W. 238. 54. 151. 55.. de. 58. 298. W. Solakzade Mehmed Hemdemî Efendi. Siue Kiu Çeng. 231. 236. 194. 283. 166. 246. 186. Sse-ma Ts'ien. 240. 225. 96. 201. j Şükruüah. 206. Smirnov. Tâc-u'-d-in Subkî.. 196. M.■— 335 —• Shiratori. L. Sombart. 316. Soltan. Şemsî Ahmed Paşa 208. 288. 183. 212. 115.. 21. Şanizade Ataullah.. 162. 146. 273. J. 177. 180. Şaraf-u'z-Zaman Marvazî. 197. G. 3-4.. 295. H. 207. Abdullah Battal. ' 256. 182.. 94. H. Süleyman Paşa. 225. Staehlin O. 173-Tabir. 241. 197. 104. W. Spengler. 180. T Tabarî. 274. H. 282. 190. Şama-u'd-dîn Muhammad Saxâvi.. İ24. 166. Sühreverdî. 239. 14. C A. Süssheim. 186. 286. Srbik. A. U6. 178. 240. 232. Taqîzade Seyyid Hasan. 208. 300. O. 185. 198. 55. 124. Müşir. Stepnen. Şemseddin Sami. 184. 55. 266. 281. | Şir Muhammad Mirab Munis. Bitlisi. Siao Tseu-hien. Strzygovvski. Strong. 170. 159. J. 168. von. 181. Tac Salmanı. Song K\ 181. Tallgren. Muhammad bn Carir. 213. 170. Solov'yev.. Süleyman Nadvî. 179. 268. Şahnuvaz X5n Şamşam-u'd-davla. I Şaraf-u'dîn C A1I Yazdî. Sse-ma Kuang. 203. F. H. 276. Sreznevskiy. Tacitus. 227.. 161. Sultan Veled. 75. K. J. 222. . Storey. le Strange. 228. Taba Hüseyin. 248. 293. Strabon. 308. Taqî-u'd-dîn cAbd-u'l Qâdir al-Tamîmi. 214-220. Somojryi. 280. Taymas. 198. Şaraf Xan bn Şams-u'd-dîn. B. 282. O. Sobolevsky.86. Şams-'d-dîn Muhammad Kaşânî... 224. Smith. 163. 212. 269Tannûhî. Taşköprüzade Ahmed. 141. Şams-i Sirac cAfıt. 236. 92. 142. 194. 68. Spruner. J. Tauer. 137. 156. Şayx Husayn bn Şayx-Abdâl-Zâhidî. 174. 262. 198. j Şen-Yao. 238. 223.... Sir A. 204. Strehl. 57. Suter. 237. R. li)9. 212. Spies.. Silâhdar Fındıklı Mehmed Ağa 210. K. 145. 22. Spizyn. 171. 161. 162. Teqi'd-dîn al-Kaşî. Mc. 3. 181. Talibi Hacı Mnhammad Bak alTabrizî. 72. 237. O. Süleyman Paşazade Sami. Süvarin. Bursalı. 237. 199-Taeschner. 80. De Slane. Strothman. 186. 158. 284.

Varthema. 47. H. 144. 72. F. 258. Tolstoy. Tiesenhauscn. V. 247. Tott. von. 234. 230. Faik Reşit. V. P. . A. 41. W Waitz. Prens.. 68. 66. Turan. P. Ungar. 199. 84. İ. Vignand. Veliamioof -Zernof. Vlotetı G. 42. 21. W. 253. Celaieddin. I Vasmer. 172. H. 204. G. 243. 24. Baron de. 288. H. 53. 21. A. : Ülken. B. 246. 302. 162. 200. 37. Texier. H. Teleki.. Togan. 300. 231. Ünver.. 56. J. O. 22. Ch. Zayn-u'd-dîn Mahmud. Usşakizade. 170. 181. Thomsen. 63. 162. 213. 246. Turyenev. 292. 286. 142. ' Vambery. 43. 247. Vernadski G. Çok. Tüsî. 223. 131. 234. Tomaschek. 145. T. fuulio. 268-! Vang-yen-ti. 131. 223. 225. 3. j Wan? P'u 181. Travelyan. Vladimirtsev. 2(3. Toll. 272. 164.. 35. V Vahab bn Munabbih. 225.222. Wangf-si-şangr. 196. Tornberjj. Wangelin. 249Temir. Ulufrbek. 247. 1 oma. Weber. Weinmann. 23. Temûr. U. N. Z. i Veselovski. 286. 268. 234. Vahid Dastgardî. 190Uzunçarşıtıo£tu İ.. 5. Tipiyev S. 183. 170. 207. j WanKuwey. 171. 182. 190. 194. Vasifî. K.. Vasıf Efendi. i Vaselyev. Teufel. N. 273. 235. 238. H. Graf. 258.. 203. 298. de. 285. 146. A. 207. V. 232. Trotsky. A. 219. 295. i Vass5f-u'l-Hazra cAbd-u'IISh bn Faz!u'llSh 'ş-Şirâzî. 317. F. 218. F. 295.. 30. Ubayd-u'll5h Muhammad Gucurâtî. G. 218. 32(1 . Toynbee. 247. 133. 120. L. . E. 80. 254. 163. Tursun Bey. ^bn Naşr Muhammad dn cAbd-i-cabbâr. Tevhid. 261. 122. Ch. 163. L. Waley.. H. 286. Unat. Tietze. 185. S. c c Us. H. Terenfyev. 210. 85. 266. Tournefort. 2S6. 59. 188. 165. Velikhan. Titus-Liviuı. Tietze.. A. 61. A. I Vaxuşti. Teule. C. 18. 250. 53. 189. 293. 211. Vidal. V.. 87. 257. Voltaire. Telfer. M. M.t 220. 4. 224. 24.— 336 — Tayyarzade Atabey. 259. N. 260. A. Thukydides. j Wastl. M. 320c Unsurî. Z. 229.. J. 165.. 231. ! Vahid Efendi. 240. 194. Uzluk. I Vardan Padmiç. 136. 21. 39. Uruc bn Adil. 266. 276. ! Veijers. 243. 221. Wald»chmidt. T'o T"o. A. 247. 212. i Vico. Medzoplu. 20. 204. Ulianitski. A. U Ubayd Zfikanî. 229. : al-cUtbı. 188. 51. 48. M. H.

27. 215' | Yusuf Ziya Bey. 277. 256. 271. 179. 260. Yegorov. 189. Yahya bn Muhammad. 285.. Witlcowai. 86. 181. Zotenberg. C. M. 228. Xaaikov (Khanikov). 177.. Yüan-Çanjj. 204.96. 101. 78. 207. Zondervan. 88. 244. 47. 191. Yemilyanov. | Zakariya Qazvînî. N. . Wey. W. Zayn-u'l-cAbidîn Şirvânî. 195. Zenker. 87. Nür-u'd-dîn Muhammad Munşî. Wellhausen. Zenbilializade Mubyiddin Cemali. Xoca Kemaledrlin. Xud5baxs. 201.. Yaltkaya. R. 105. 236. 246. L. Wissowa ve Pauly 22. 232 Widmann. 226.. M. 178. Z. 194.55. 246. H. ZiyS-u 'd-dîn Barranî. 20. Y Yahya bn Abd-u 'l-La^îf (Amir) al-Qazvînî. 261. 23. Yusuf Muverrix. 273. R. 172. J. 190. Xocaquli Bek bn Qlpcaq X5n. Şams-u 'd-dîn Muhammad bn cUsı man bn Qaym3z al-TurkmSnî.. 208. 309. 237. 245. Ye Loag -Li. Yule. 276. 241. X (leh) XSlidî Ahund Qurbanali. Wey-Çet>g. I 1 Yon?. 181. 154. Yîgût. cAbd-u 'r-Rahîm.. 54. E. Zyriak. 248. 89ı 206... Gıy5s-u*d-dîn. 230. K. j Zahlr-u 'd-dîn al-Nisabürî. 229. 95. F. 268. 66. 199. Wichmann. 227. 245. 199. 126. W. 183. Zimin. Zetterateen. 228. H. 294. c ! . Xay5lîzâde Bursalı Hasan Çelebi. 88.. VPüstenfeld. Wrİ£ht. W. A.. 57. Wngrht. 279. C. 22. Wiener. Zindari. Yate. 225. 196. 277. 124. Zamıslovski. 78. Wiedemann. W. 222. F. WeSrsinck. S" 40. E. Şerafeddin. C. 183. R. 190. A. Xoea Gayret Xan (KSmjar Hüseynî). Wittek. 61. Beyânı. ! Yao Kien. 187.. Zaki Mubârak. Xenophon. H. Wund. 280. 180. 298. İ9İZinkeigen. j Yefremov. Şeou. 257. 58. G. P. | 237. j. H. 298. 220. 98. 125. Ziya Gökalp. Xondemîr. Zafar-u 'l-Vallah Hacı Dabîr. Xalxâlî. Yalgrın. | Zahabî. 4. 221. 37. H. Xoca Muhammad Hekimxân Türe bn Macgümx5n. 245. j Zajaszkowski. 236. 309. 250. 108.112. 213. . 310. 276. 184. 95. F. 167.337 WeIIer. 250-! Zemakhşerî. Yazıcızade Ali. 84. E. Zayn-u'd-dîn Muhammad Amîn Kasğarî. 283. 59. 193. 289. Woo. 315. 243. 184. Wylie. ! Yacqûbî Ahmad bn Ab-i Yacqüb bn al-V5-zih. Genceli. 178. Ymanç. Yalçın. Xanbaba. Yahya bn Ahmad bn cAbd-u 'İlah Serhandi. 283. 285. 179.

Asturar. 58> al-Camahir fi'l-cavahir(. 145. Arab dilinde matbu eserler. 47.317. 88. 89. 270. 139. 170. j Cours d'Etudes philosophiçue (Claude Françoiı Dannon). (AujfUgt Comte). Coğrafya ve tarih. Antropoloji ve tarihi. 124. 279. Buhara Özbek hanları tarihine dair kaynak. . 23. Cihannuma (Haydar Duglat). 160. 178. Bölüm (kitaplarda). 152. 147. 78. Almanyada Şark yazmaları. Beynelmilel Müsieşrik Kongreleri. 127. 98. «Beş Uygur». 240. j Coğrafî eserler. ElBîrûnî'nin tarih felsefesine dair fikirleri. AntropoM. Alimler arasında karşılıklı yardım. Aşar a ihya (Reşideddin). B Bab taksimatı. 127. Amozonlar. 264. Ayin-i nigâriş-i tarix (Reşid Yasimi). 297. 47. Alman Arkeoloji Enstitüsü. 41. 116. 2. asatir. 153.B\rûnl). 124. 116. 318. Battal Gazi. 177. 40. 147. 84. Amerika Şark Cemiyeti neşriyatı. 47. 152. 63. j Binbir gece. 74. 268. Araplar ve Yunan tarihçileri. Arab edebiyatı tarihi (Broekelmann). «Artha» şehri. 43. 39. 127. ' Bibliografiya Şarka ait. «Büyük tetkikat» tipi eserler. 96. Allahın sünneti. Ashab-i kehif. 22. Th» Crusades in the later middle ages (Ati-ya). Bibliografiye dair. Anekdotlar. 133. 155. 173. 298. 46. 47. «Asabiyet» manası. ı Bozkurt efsanesi. 124. c Cace Bey camii. 22. 21. Aktl istoriçeskiye. El-Bîrûnî'nin «tabiî muamele» ve «sun'î muamele»ye ait sözleri. 64. I Coğrafya metodolojisi. j Coğrafî isimler. ElBîrûoî'nîn «mürüvvet» ve «futuvvet» e ait sözleri. Anoxronizm (coğrafî eserlerde). alAsar-u 'l-baqiya. 146. 218-221. 74. 146. Baybars destanı. 40.MEVAD FÎHRİSTÎ A Adat ve örfler. ç ■ Çekoslovak Şark neşriyatı. 278. Cenubi Asva ve Hindistana ait eserler. 50. | D Danişmendname. Altın Orda tarihi (Spuler). 123. Cüneydname. El-Bîıûnî'nin hurufata ait sözleri. neşriyatı. Arkeoloji ve tarih. J Cours de phiîosophei historiçue. Azerbeycan Türle Şairleri tezkereleri. 264. 75. 24. 212-213. Annee sosiologique. 271. Azerbeycan ve Şirvan tarihin* ait eğerler. Cezvitler. ! Birinci el eserler. 105. Başlıklar (kitaplarda). 288.

69Hikmet-i tarih. 124. i İ tbn Haldun'un f ik ir le r i. 154. t a r i h kaynağı. 67. devrine Haltercümeleri (plânları). 122. Haşiyeler. 240-241. Encyclopetlie de l'lslam. 64. ne ait edair eserler. jcavî). 140. 63. Hindistanda Tugluklar t a r i h i n e dair kaynaklar. 108. 320. İdrisi'nin eserlerinin tetkiki. Harita ve resimler ilâvesi usulü. «İkinci el» kitapları. 263. 46. 7ti. Hatımlar. Fihrist tertibi. ■ Dydon» hikayeleri. 57. Eski binalar (kaldık). 125. Fatih devri. 35. İlmî ve fennî eserler. F Farsça matbu eserlerin fihristi. 122. 201-202. 34. 291 al-rlam bi'l-tavhix limanzam. 142. 297. Hukukî vesikalar. 66. 221-223. ideen zar Philosophie der Geschichte. İktisadiyat ve tarih. 283. El yazma eserler. İlmî çalışma tekniği. Edebî eserler kaynak s ıf a ti y l e . İngilrz Asya Cemiyetinin Hindistan şubesi neşriyatı. 23. kaynak. 224-225. 41. 68. Ibn Miskeveyh'in f i k i r l e r i . 121. Holandada Şark yazmaları. Hindistanda Şa'k yazmaları. I İdeen zil eîner allgemeinen Geschicte (Kant). Ekler (kitaplarda). Finlandiya Sark neşriyatı. j İdealist tarih telâkkisi. Hamidet-u 'l-usûl. Etnografya ve tarih. Fransız Şark Cemiyeti neşriyatı. İç intikad. Fıkralar. Eserlerin yapılış şekli.339 — Demirkapılaı.. 42. G i 140. 124. 148Horezm-Altın Orda tarihine dair yazma kaynaklar. 178. Etnografya metodolojisi.rix (SaHadîs tenkidi. 67 in iktisadî t a r i h bakımından ehemmiyetii. 45. 22. 65. kaldık olmak itibariyle. 124. Hazırlık. 61. 64. Diller kalıntı olmak i t i b a r i y l e 62. 58. 97. 130. 129. Destanlar. E Ebu-Müslim hikâyeleri. 280. (Her119. 1611. 24. 40. Diş i u t i k a d . 179. 177. 60. 166. «Fasıl» (kitabda). Hazine-î evrak vesikaları. 65. 135. 191Hümaniteci tarihi telâkisi. Horezm kültürü. Genelleştirme (hükümlerde). H iktisad tarihi metodolojisi. 122. 226-227. Hindistanda Baburlular devrine ait kaynkk-lar 227229. Horezmşahlar tarihi kaynakları. İlhanlı ve Temürlüler devri iktisadî Halk ruhiyatı. Holanda Şark n e şr iy a tı . Gazeteler. mektep görme şartı. 124. Hindistan Türk şairlerine dair tezkireler.mal-ta. der) 142. 275. 68. 51. 319serler. 36. [ . 2'>b'. 169. Hristiyan Şarka ait neşriyat. Haritalar. «Fıkıh» kitapları kaynak. Hanname. 236-238. Hindistan Asariatika Cemiyeti neşriyatı. «Giriş» (kitaplarda). 66. «El k ita b ı» . 269. 310-311. 44. ' 316. Heykeller ve resimler. kaldık sıfatiyle. Hokand hanlar tarihine dair kaynaklar. 44. 157-166. Kaldık sıfatiyle. Hamza-i Isfahânî'nin hurufata ait sözleri.

Menkıbeler. «Metod»un tarifi. Melfazâtt temûri. i Medenî âmiller. 28. 269. 36. 279. Meskukat. Kaynakların tahlili. 148. 133. M i Macaristan Şark Cemiyeti neşriyatı. Mecâlis-u n-nefâis neşri. «Konferans» şeklindeki eserler. 128. 70 Kaşgar hanları tarihine dair kaynaklar. 43-44. Mısır ve Suriye Türkleri tarihine dair eserler. .Buckle). 110. Katologlardan istifade. «Metin» kitabda. ı bildiren eserler. 140. Iranda Alman Arkeoloji Enstitüsü. Işıktan doğan çocuk. kaldık sıfatiyle. 48. Intikad melekesi. Kronoloji. ( » l a m l a r d a tabiî ilimler. 2*5. 138. «mektep kitapları» 122. ansiklopediler. edisyonu. Kanunî Süleyman tercümeihali. İskender kıssaları. 307-303. 115. İranda Türk Şairlerine ait tezkireler. İran destanı. Kültür tarihlerinin planları. kaynak. 305-305. 41. 265. Köpekbaşlı insanlar. 71. 48. 285. 287. 170. 60. 23. 59. 268. 52. Innerasian Fronttiers of China (Lattimore). 226. kaynak. 43. 75. İngiliz Kr a l lı k Ortaasya Cemiyeti. 65. 125. İran edebiyatı tarihi (Brovvne ve Storey). L Lstin yazısı. 107. J Japonya Asya Cemiyeti. 142. 137.— 340 — İn g iliz Coğrafya Cemiyetinin Şarka ait neşriyat ı. Menâsik-i hac kaynak. 229. ı Kolombos haritası. muhit. 265. 91. 82. 75. İslâm Şarkında tarih telâkkileri. 139. 58. 111. «İslâm tarihi» ve «İslâm medeniyeti tarihi» anlayışları. kaynak. Kaldıklar. 312-319. 20. kitabda. 78. Mısır ilmî cemiyetleri neşriyatı. Kanarya adaları ötesine seyahat. K Kaf dağı efsanesi. Lehistan şark neşriyatı. Limes. Minyatürler. 202-206. Mevad fihristi. 145. in g i li z Şark Cemiyeti neşriyatı. 278. Kamuslar. İsveç Şark neşriyatı. Misyoner cemiyetleri neşriyatı. 20. 41. 123. Mevzu hadisler. türkçede ve diğer İslâm milletleri dillerinde. . 56. Das Kapital. 263. kalıntılar. İYİateryaliat tarih iıelükkisi. 66. ingiliz Uzakdoğu ve Çin Cemiyeti neşriyatı. tntikad. 176. Kilimguşan. İskitler . teba İskitler. 268. Kaynak bilgisi. 152. 214-217. Kitab mübadelemi. Moğolca kaynaklar. Kırım tarihine dair eserler. Kitabeler. Kağıd. 277. Kitab-u mâ li'l-hind (Bîrûnî). 277. Materialische Aufjassung der Geschichte (Kautski). 132. Milieu. v. 21. İranda yaşıyan Türklerin tarihine dair kaynaklar. 122. ■ Mebâni-i inşa (Müşir Süleyman Paşa). 223224. 64. İngilterede Ş«rk yazmaları. 86. takvimler. İslâm Hristiyan münakaşa mecmuaları. 127. K i t a n cesametleri. 305. 240. 70. Lisaniyat metodolojisi. 293. Mikrokosmus (Lotze). (Manı). 126. 12H. İnsanın iç müessir kuvvetleri. 118.d. 143Kaşşaf (Zamaxşeri) yazmaları. italyan Şark Cemiyeti neşriyatı. 298. 72. isimler f ih r is t i (kitaplarda). Lisaniyat ve tarih. Kosmopolitlik. 124. 61Kalender. İngiliz medeniyeti tarihi I. 133.

Rus Coğrafya Cemiyetlerinin Şarka ait neşriyatı. Müzelerden istifade. A Study of hiıtory (Toynbee). 215-216. 141. Seyahatnameler. 279-281. 74. 59. 108. 44.341 Moğol devrinde şehirler tarihine ait kaynaklar. 123. 111. 32. 98.nta Germaniae historica 73-74. 69. Mufassal (Zamanşari) yazmaları. Moğol devri târihi. 122. 20. kaynak.v. ilmî mesaide. 201. tasnif plânları. hammad Nizameddin). Riyaziyata ait kitaplar. tarihi kaynaklan. 74. 167. Orhon-Yenisey Türklerinin içtima'î ve iktisadi Sobranye russkix letopisey. 188-191. 298. ş Otobigrafi. 300-311. 66. Rus Şark Cemiyetleri neşriyatı. I Selçuk Nasihat-u 'l-vazara (Sarı Mehmed Paşa). -10. 309. I Oğuz destanı. 74. N Sahtekârlıklar. Ruhiyat ve tarih. 124. 75. 11. 36. Para sistemi. Pozitif tarih telâkkisi.d. 300-310. 103. I Şark sanat tarihine ait mecmualar. 157. in plânları. Patrologia. 4. 149. Miinşaal-i raşidi. (MuOsmanlı devletinin ilk teşekkülü mevzuu.261. 133. Monografiler. ölçüler. 44. Sinkronik murakabe. kaynak. Sİ. Münasebetler kavrayışı. 214-215.165 Osmanlı devlet adamları tarihine ait eserler. 287. 243. Rusyada şark yazmaları. 206-212. 78. Riyazi i l i m l e r tarihi. 40. Ruhî âmiller tarihte. Osmanlı tarihi kaynakları. Rus Ulûm Akademisi Şark neşriyatı. Rus medeniyeti tarihi (Miliukov) 305-305. gosudorstvennix gramot. S «Saba» kelimesi. 155. 298. 43. 120. R Ravzat-ıı 'ş-şafa (Mirhond). Şarkı öğrenen yüksek mekteplerin neşriyatı. 42. Mu'-izz-u 'l-atısab (Şu'-b-i penegane). 59. O «Semerkand kapıları» tabiri. al-Muxtaşar al-mufid ffiilm-i 'l-tarix (Ka-fiyeci). Moğol devrinde Iran (Spuler). 281-2S2. 108. Seyyar hikâyeler. önasya cemiyetleri n e ş r i y a t ı . 122. teşkilâtı. Monumeta Hımırariae Historica. Rus Uzakdoğu cemiyetleri. 74. . • Şark İslâm ve Ö Türk âlemine ait mecmualar ve seriler. 76. 277. Pancatantra. 263. Muhtetif ilim sahalarına ait eserler. 127. 134. 142. Sebeblenme b a ğ l ı l ı k l a r ı . «Müçel» yılı.. hayvan isimli yıllar. kaynak. 194-197. 242. Sanat tarihi metodolojisi. 265-266. Popüler tarih eserleri. I Sbornik russkix On ok. 36. Nadirşahın tarihine dair kaynaklar. 139Prusya Ulûm Akademisi Şark neşriyatı. 241. 65. Moname. 10. Peşin hüküm. Şark âdetleri. Resimli haberler. Piri Reis haritası. 60. Myth. 272-273. Plân. 178. . Müşahedeler. Osmanlı devri şairlerinin tezkireleri. Münşpat-i Feridun. | Safevücr tarihi kaynakları. 54. 271. 70. Moğol istilâsı anında Türkistan (Bartholdl 120. 101. 44. P Paideuma (Frobenius). 278-279. 116. Sultan Mahmud Gaznevi tercümeihali.

148. Türk tarihine dair Yunan ve Lâtin kaynakları. 127. 10:i. Türklerde hattat ve ressamlara ait eserler. 101-106. 54. 89. i U Ulûm Akademilerinin Şarka ait neşriyatlar 271-278. 162. 183Tazkirat-a 'l-cibnr (sahte eser). Târix-i yasa. 44. 101. 173. Tabiat mahsulleri. 153. Telif plânlan. 163. Türk tarihi ile çalışanlar için umumî el ki. 324-27. Tabii âmiller tarihte. kaynak. 120. 16. Ta'mir. 300. 2. 113. Tarihten önceki d e v i r l e r . Türk tarihine dair Avrupa kaynakları. 273-275. 230-231. 121. Tahlil ve t e r k i p t e sıra. Şucb-i pencgâne. 155. Türk tarihine dair Gürcü kaynakları. Tarafsızlık. 109. 312. Tasnifte zaman ve mekân esası. 156. Tabirler. j Transkripsiyon işaretleri. 242-\ Türk şairlerine ait tezkireler. 53. 246-| 260. 125. Türk edebiyatı tarihinde usul (Köprülü) 172. Tasnif plânları. 10. Tekâmül nazariyesi. 1841S8. 183. 69. Türk minyatürleri. Tarihî coğrafya metodolojisi. Tercüme usulü. . 179 v. Tung-aalp destanı. kitabeler v. TacIİI-u 'l-vaqayic. Türk destanları. Türk tarih kaynakları. 100. 51. Türk ve dört oğlu. l «Üçüncü el» kitapları. Temür ve oğulları devri tarihi kaynakları.s. Tezadlardan tenkidde istifade.d. 230. 82. Terra incognita. 261-262. 55. 298. Türklerde musiki tarihine ait eserler. 44. 241-242. Tansuçnaıne (Reşideddin). '. T TabaqSt-u 'l-fâf&ıya-ti 'l-kubrâ (Subkî). 172. interpretation. 160.d. tapları. Tarih felsefesi. Türk tarihi ile ilgili seyahat kitapları. j Türk tarihine dair Çin kaynakları. Türk medenî ve siyasî tarihi plânları. 230. 297. combination. muhtelif devirlerdeki değişik mânaları. 35. 34. kaynak. 197201. metinleri ve vakaları. oöTarihî darbımeseller. Tarihî ş i t ı ı e i . v. 236. 44. Tasvir. 154. 7*8. «Tarih» kelimesinin menşeî. Uyduruş.342 — Şarkiyatın ayn sahalarına ait mecmualar.b. 276. Türk tarihine dair Rus kaynaklar. (Yusuf Akçura). 112. Tefsir. Tamxiş-u 'l-axbar. 231 v. i Türkiyede ilmî neşriyat. 2-3. Tasnifte mantık çerçevesi. Der Untergang des Abendlandes (Spengle 142. Türk tarihine dair Ermeni kaynakları. Türk tarihine dair Süryanî kaynakları. sentez. Tavır ve atvar. cUnv5n-u l-cibar va divân-u 'l-mubtadi l-xabar (İbn Haldun) ve mukaddimesi. Tacârib-u 'l-umam (İbn Miıkiveyh). asra kadar. 53. Teokratik tarih telâkkisi. 9. 159. Tarihin yazılış tarzlarına g5ra nevileri. 38. 132. Şecereler. 239. kaynak. '■ Türk tarihine dair İslâm kaynakları. 243-246. 24. 70. Türklerin halk ruhunda tarihleri.d. 111. Tenkidli metin neşri edition critique. «Uzunkulak» tabiri 38. 182-183. 121. Tarihî coğrafyaya ait eserler. Ural-altay kavimlerine ait neşriyat. Uzakdoğuya ait mecmualar. Temür'ün ilk devirleri. 135 v. 24. Tarih ve içtimaiyat (Ziya Gökalp). 301. ' Teokrathk ve İbn Haldun.. 270. Şifahî haberle. Ulûm ve tarih. 183. Tarihin tarifi. kaynak. 106-135. 297. Terkip.. 25. Tahdid-u nihayât-i 'l-amâkin (Birûnî). Tarihçenin hakemliği.

. d. Ye'cuc ve Me'cuc. Zamalışeri'nin eserleri. 174. 114. 40. Y Yadigâr (Mecmua). Viyana Ulum Akademisi neşriyatı. 92 v. 79. Viyana Şark Cemiyeti neşriyatı.12. 265. Yorumlama. İOİ. z Zafer nam* (Ş Yazdî).. Vakanuvisler.343 V Vajiyât-u 'l-asldf (Mercanı). 272. Yaançao bişi. 66. 15§. 54.

TVORAO. 272. Tabarî-Bal'amî. 75. MSFO. GOG. SBWAkW. 264. GAL. Yacqûbl-Târîx' 184. TİVAN. W. CrASR. MSOS. 75. jRAS. 184. El. / .344 Eaerde zikri geçen KİTAP İSMİ KISALTMALARI (Rakamlar bu kısaltmaların izah edildiği yerleri gösterir) Abh. 272. 266. 276. Ak. 243. 73. 281.. P. TTEM. 281. 265. 271. 266. 267. 311. ZVORAO. ZDMG. 272. 263. JA. Tabarî-Leiden. BASR. 266. '132. KCsA. WZKM. JSFO. 179. 271. 265. JAOS. 264. 267. BSOS. BGA. 266. 184. SBPrAkW. MASR. LHP. 270. 263. 273. ZiVAN. DWAkW. BEFEO.

Garbde hiç bir insanın her şey olmadığını. für die erst der volle Sinn von Kommunikion zzuischen Menschen und der Horizont eigentlicher Vernunft aufleuchtete» Yaniî «Ve nihayet ve her şeyden evvel. Jaspers'in 4. bilakis «birbirine zıt insan tiplerimi yaratmış olduğunu. maddenin Önsöz. von Innerli-chkeit erzuachsen. husule gelen âmir ve memur tipi insanlar arasında. s. garbli insan camiasında her ferdin yeri olduğunu garblilerden kimsenin böyle bir «herşey> ve «bütün» olmak arzusunda olmadığını. maddede Jaspers Garbin bir «hakim insan tipbni değil. Jaspers'e göre garbli insan benliğini o kadar sarahatle anlamıştır. XV. her ferdi ayrı kıymeti haiz olan karakter sahibi müstakil insanlar vücuda geldiğini ve garbli insanlar arasındaki bağlılığın. maddelerinin son kısımlarının izaha muhtaç olduğuna dair vaktiyle bir arkadaşımın işaretini de. hâkim tip insan çevresindeki bağlılık şeklinde olmayıp müstakil ve hür insanların açık kalplilik ve şahsi sevgi esasına dayandığını anlatmıştır. bilhassa «şuğür> da.İ L Â V E VE TASHİHLER tönsöz>. XIII. bilhassa son asırların meydana getirdiği «aşağılık ruhu> nun hâkim olduğu muhitlerde ilim ve fikir sahasında «cârifler> vücuda gelmiyeceğine dair mütalealar-da bulunmamıza vesile olan parçasının aslı şudur: Und schliesslich und vor allem ist ein Moment des Abendlandes die persöuliche Liebe und die Kraft grenzloser Selbstdurcleuchtung in einer nie vollendeter Buzu-egung. Şarkta. Burada . te K. XXX da. s. bu yüzden bu kıtada bir âmir ve memur insan tipi değil. ki o eski Yunanlıların anthropocentrique tasavvurlarının bir gün kendisine bağışlanmış olduğunu görmüştür. Garbin bir hususiyeti sıfatiyle şahsî sevgi ve hududsuz ölçüde kendini tanıma kudretinin hiç bir zaman ta-mamlanmıyan bir hareket şeklinde tezahürü (tebarüz ettirilmelidir). ilim ve medeniyette yaradı-cılığını tebarüz ettirmektedir. Maddeden maksad. yine ayrıca burada cevaplandırayım : 4. Hier ist ein Mass von Auf geschlosesndeter Reflexion. bu sayede onun karanlık meçhulat âleminde tereddüdsüz dalgıçlık yaptığını. Bu 9. garbli insanın inkişaf neticesinde kendi benliğini tam olarak idrak ettiğini. ve 9. 9.

hür ve müstakil ferdler kendilerini ilgilendiren hayat. sonsuz bir bir düşünüş (kabiliyeti) ve derûnilik yükselmiştir ve ancak bunların sayesinde (garbli) insanlar arasında tam mânasiyle bağllık ve asıl mackûliyet ufku parıldayarak belirtmiştir■> Burada <açıkkalplilik> diye tercüme ettiğimiz «Aufgeschossenheit» sözü ile herşeyi tetkike hazır ve her makûl fikri kabule âmâde bulunmak gibi samimiyet ifade edilmek istenmiştir.L»-. jjjj ^ tf*«*j u'albr !►*>•!• Jl—ıj" >ft *. fikrî takip yoluyla camialarında kültür durmadan inkişaf eder. yıllar ve nesillerce muhakeme ve tenkid eder. ki burada ferdler ancak yukarıya bağlı olduklarından kendi aralarında ki bağlılıkları gevşek ve sathîdir! her mesele yukarıdan halledileceği kanaati hâkim olduğundan. olmayanlarını reddeder. <Fütûhât-u mekkiyosi ikinci Kur'an sanılan büyük Araba ait bir hikâye: _C £j^ (*•&.j0J iy Zjy* J's'J» t>-Jlj/ £'j))*^.y lyuMi < Jul *i\i-j 4JIJUI» cJtj *j**£ lc~. en derin sevgi ve en derûnî düşünce metafizik âleme münhasır kalmıştır. ««j Jijy -4^'J1 ıMü i' . daha evvelki asırlarda da kimse hayatla bağlı sistem halinde fikirlerle kalpten gelen sevgi ve derin teemmül yoluyla bağlanmamış ve bu nevi fikirler cemiyetlerin yaşamasında medar olamamış. İşte iŞeyhi Ekber> diye tanınan. bunlara dair gazete sayfalarında üstün körü birkaç satır okuyup unuttuğu gibi. şahsî sevgi ve derûnîlik esaslarına dayanır.J>«•i-"• u/i|jl Ojllv ı^ji sfj « y-\ u _. Türkleri vesayet devrinden ayıran son 14 mayıs inkılâbının ilim ve fikir sahası için ehemmiyetini idrak etmek için iki tip camiayı ayırd edebilmek şarttır: Biri : hür ve müstakil insanlar camiası. zamanımızda en ciddî meseleler hakkında bu tip insanlar ayak üzerinde bir kaç kelime mübadelesi ile iktifa ettiği. ^ikij ji. günlerce.». ve din meselelerini saatlerce.£■ ^"«"•jf j^ . ferdler arasında bağlılık. açıkkalpliliğe. ' tf**jM j\j J^t-^İ^ «ki&J ı£İji) »Jk j \. Diğeri: ancak âmirler idaresinde birleşen insanların camiası. Ne bu hikâyeyi <Mecmuac-u 'l-latâ'if»inde nakleden U- . ki kendilerini diğer insan camiaları arasında yükselten fikirleri nesiller boyunca çıkan kalın mecmuaları.**• <s\J* tjlauuj j^jjj <jM.— 346 — geniş ölçüde açıkkalplilik. makûl olanlarını kabul.c » CJLJJ *jf i}i._j. mütefekkirlerin nesillerce okunan külliyatları dağılmadan nesillerce devam eden cemiyetleri vasıtasiyle yaşatırlar. fikir.f^st ısa ^-J .

sahifenin yukarısından "as. . A. hayatı ölü resmî kalıba sokma usulünün Ortaasya için yabancı olduğunu gösterir. as 5 . Geçici olan bu içtimaî illetlerden Türkler fikir ve şahıs hürriyetini temin eden şerayit husule gelince hiç şüphe yok pek çabuk kurtulacaklardır. Vambery. ys 14. istifâde as 1 . 3. fransızca as 6 . durumunda. ne de biz Muhiddin Arabî gibi kalpsiz insanlar Garbde de mebzuldür diye bu hikâyenin yanından geçebiliriz. Radlof v. teessüsünü as 6 . münâsebeti ıo as 18. mahallî 12 ys 8 . hatalı şekiller gösterilmeyip ancak doğrusu verilmiştir. içtimaî 9. 22. Annibal. s. 1) Krşl. 2 46 "ys.. şartlarındaki as 4 . parçasının . 21. tetkik ile tasvir arasına "ve" gelecek. XXX da «biz Türklere bu 9. Pallas. nin) Türk aşiretlerinde bu camiaları teşkil eden hür şahıslar arasında devletçilik bağlarının gevşekliğine dair kayıtları. 14 ys 5 . ferdler ys 11. İlim ve Din I 1944. ys 7 . ys 13-14. as 3 : ibarettir. madde üzerinde düşünmek iyi gelecektir* dediğimin sebebi de budur. illî . Türklere şefkatsizlik ve vefasızlık isnadı Acem şairlerinin Türk güzellerine nisbetle kullandıkları bir gazel ifade tarzından ibarettir. 7. Zikredilen satırlardaki. bulunmuştur. ys 19: çıkararak ys 20.. ys lo. 4. neşriyatta 6. Garbin de Doğuavrupada ki tsüğür unda bu hal hemen hemen umumîdir. 2. sahifenin aşağısından sayılan s at ı rl ardı r. ora mutezilelerinin eserleri. as 9 . 1. J47 •■ beyd Zâkâni Şarka ait efsaneler anlatan bir garbli seyyahtır. as 9 . ') Eski Yunanlıların tskitlerde. Platon ys 19. muahhar şarklı ve garbli seyyahların (İbn Fad-lan. satırlar silinecek. esasında . tekamüllerin 13 ys 2 . Adnan Adıvar. Türkistan'da ıı. Şerif Curcânî ve Ali Kuşçî gibi Önasya uleması arasında gördükleri «merasim kalabalığımdan (kesret-i örf den) t i k s i n t i ile bahsedişleri.. Zamanımızdaki ys 8 . yalnız . tesirini as 8 . as 10. rağmen ys 8 . as 5 : mevzuunun. as 15. İslâm âleminin Onasyadaki. 5. s.. Önsöz de s. ehemmiyet as '6 . keza Horezmde yetişen âlimler.

ys 17. 27. krallarının as 14. devirlerin as 12. 62. etmek as 3 . yahut as 9 . Euhemeros 40. Buharayı ys 7 . Moğollarca as 2 . Şaqâiq u as 9 . edilecek 56. ys 12. China ys 10. hâkimiyeti ys 2 . 33. Mütenebbî ys 18i gibi ys 9 . devirleri 26. 11. insaniyetin 32. zamanların ys 13. Dydona 59. maceralarına ys 29. 43. tunca ys 17. ys 4 . seviyeleri 39. ys 5 . 24. ys 7 . ölçüler as 12.. ys 2 . as 4 . 41. ys 7 . Barthold ys 29. ölçülere as 12. daha 37. ys 1 . ys 19. 55. neşriyatı ys 19. ys 11. ilmî as 19. tarihî as 13. edilecek ys 25. ys 8 . zihniyetlere ys 11. 54. mahiyet ys 19. olan ys 18. ys 22. ys 18. Bu takvim". şimalinde as 58. şey ile demiştir arasına "yoktur" gelecek. "yerlerde" den sonra "yer" gelecek ys 12. hikâyeler 57. bütün ys 8 . 36. bu bakımdan' as 17. prosses ys 25. kaynaklardan 52. Kautsky ys 18. tarih ys 27. ys 23. Petro ys 15. Hening 34. "taksim" silinecek. "tabiat tarihini" silinecek 15. 35.348 45. as 1 . Encyklopedie 47. hükümet as 15. as 1 . derecede as 16. ys 5 . ys 7 . ys 12.alar" silinecek. Iık 61. ys 14. Roma ys 14. "sai. sene besene tesbit eden takvimi zikre değer. keşfederek as 9 . tetkikle 16. ys 7 . destan as 8 . 23. sürenler 46. arasında 44. ikametgâh . 42. ys 14. herhalde 31. muharebe ys 19. as 9 . as 6 . 20. Ye'cüc-Mecüc. ys 15. vermektedirler. İngilizce 51. Clavijo'nun as 1 . monografilere 53. "seyyahat" den sonra "eden". "isimlerin" den sonra şu ifade gelecek: "Rus telâffuzuna göre olsa dahi varyantlarını vermişlerdir. as 1-2. devrinde as 2 . hafriyat as 6 . "olmak" dan sonra şu ifâde gelecek: "üzere.

97. Museum 8 . 10. 117 . 71. telâkkisinde 16. malûm 25. Iqbal 13. 67. 132. 188. 196. 109 . 64. Avrupa 20. meçhul 28.7. 106. 148. as as as ys ys ys ys ys ys ys ys ys ys ys as ys ys as as ys ys ys as as ys as as ys as as ys ys as ys ys ys ys ys as as 4 . 191. yahutta istifâdeyi 28. âlimler 11. 114. ettiren 17. bir 11. 74. Abdullah Annan 3 . mektep 17. 199. hükümlerimizi 7 . muhakkak 3 . hulasası 15. 187. Ebru'nun eserleri. n. m 112 . 197. 24. 124 . Ch. 110.. oyuncak 19. 122 . Millî 5 . Şubatta 11. ebedî 8. cildlenmiş 10. Paşa 15. ıı. tercümesi 6 . 116 . 125. tercüme 12. "Tarihte" den sonra "bitaraflık" kelimesi gelecek. gayretiyle 10. 75.3) 11. mukaddes 1 . 9 . anlatılmıştır. karşılaşır. müsteşriki 11. . "çağlara ait" silinecek.. Müellif. bulunmuştur. yüzlerce 1 . haşiyelerinde 5 . -zılmış 17. ehemmiyeti 1 . 154. Ferg-ane 6 . Abdullah 18. kaynaklar 11. kitabın 10.m . 69. hayatına. Pirizâde 5. mu'dil ilmî 17. rub 7 . 189. 158. 92. vakanüvis 21. hanları 10.349 63. hakikatin 8 . 193.. vermek 24. öğrenmek 9 . Şam u Rûm 19. as as as ys ys ys ys ys as as as ys ys ys ys as as as as ys ys ys ys ys ys ys ys as as as ys ys as as as ys as as 12. hakkında Memorial. o eski 19. öteki Siret 5 . 123. etnoloji 10. idealize 10. Nizâm ed-diıı 9 . hükümdarlarının 9 . Ruznâme-i 17. 68. -mamış 10. müteakib 14. Cüveynî 2 . 1 . 93. tatbiktir 26. 10. series 13. Yabgu 10. kısaltma 6 . içtimaî 24. lr. 104. 173. 118. İran 13. 161. iskelet 5 . bilir 21. 10.. 198. 192. 159. 133. bulunuyor. ismiyle 7 . bir 12. 101. zamanındaki 1 . 1 . olarak da 9 . 146. Muqaddima 16. 100 . 180. 96. 166. lüzum 126. teminidir.

293. 5. 260. 320.350 ys ys as as ys as ys ys as ys. 204 205. 240. ys 6 .r 1 . ys 13. as 3 . ys 21. . 245. 4. 282. as 3 . ys 17. olduğu 'i13. 5 . 'del "EbUfeth" 235. den sonraki cü. Sultanları ys 27.. Hekimxan 208. 203. 202. as 14.nılelelerl as 8 . as 8 . 221. as 5 . ys 19. ys 2 . ') 4 .. 8 ınaqciı:r camiinde tarih '1-ravzatayn fi '1davlat-i Abö. ys 15. 307. y. 2 7 . ys 7 ı Mohaçnâme as 9 . 275. 287. ys 8 . 306. 237. nüs ha s ı 5 . ys 11. y s as as y 2 . ys 3 . ys 19. 304. matery aller Cumhu riyeti İdrisi Stıbki Safavi Schefer müsteşr ikin büyük ElBîrunî Kitab-u antropo loji İngilizl erin İngilizl er Ramsay yaztarihini n Ahalî sıfatıyla tefekkür Abbasil er telif 201. 15. m 200. 207. 257. deki "Tarih-i" den! sonra gelecek. 238. ys 18. 286. ys 21. ys 16. ys 12. as 9 . 7. Abdu'lah 'Hah Altmordu Xaldün Mısırın senesine -miskiya 25.