You are on page 1of 115

FELSEFEDE DL, DNCE ve VARLIK LKS

-J. LOCKE ve G. BERKELEY rnei-

birey yaynclk: 251

t dzen Glseren EfUti Kapak Sercan Arslan Bask Ziya Ofset Cilt Sava Mcellithanesi

1 Bask Mays 2008

birey yaynclk Bab- ali Cad. ataleme Sok. Yavuzhan No. 28/17 Caalolu/Istanbul Tel; (O 212) 511 33 69 Fax: (O 212) 511 77 16 E-mail; birey@bireykitap.com web: www.bireykitap.com

FELSEFEDE DL, DNCE

ve
VARLIK LKS
-J. LOCKE ve G. BERKELEY raei-

Emir Ali ERGAT

birey

Emir Ali ERGAT Emir Ali ERGAT: 1974 ylmda Erzurum iline bal Karaya z ilesinde dodu. lk, orta ve lise renimini tamamladktan sonra Atatrk niversitesi, Fen Edebiyat Fakltesi, Sosyoloji Blmnden 1998 ylnda mezun oldu. 2004 ylnda tamamla d yksek lisans reniminden sonra ayn yl 'sistematik fel sefe ve mantk' alannda doktora renimi grmeye balad.

NDEKLER NSZ . 7 GR ' 9 BRNC BLM 1. J . LOCKE'DA DL, DNCE ve VARLIK LKS 15 1.1. Genel Olarak Szckler ve Anlamlan 15 1.2. Genel Terimler 19 1.3. Locke'da Birincil ve kincil Nitelikler Ayrm . .32 1.4. Basit ve Bileik deler ile Kip ve Balant Adlar 34 1.5. Nesne Adlar 48 1.6. Balalar 54 1.7. Soyut ve Somut Terimler 54 1.8. Szcklerin Yetersizlii ve Kt Kullanm . . . .55 1.9. Dildeki Kusur ve Kt Kullanmlar Dzeltme Yollar 63 KNC BLM 2. G. BERKELEY'DE DL, DNCE VE VARLK LKS 67 2.1. Berkeley dealizmi 67 2.2. Szckler ve Anlamlar 70 2.3. Soyut ve Genel Dnceler 72 2.4. Esse Est Percipi 76 2.5. Birincil ve kincil Nitelikler 84 2.6. Berkeley'de Maddi Tz'n Anlamszl (Eletirisi) 88 SONU 97 KAYNAKA 109
5

Bu almay sevgili eim, hayat arkadam Solmaz Ve ocuklarm Muhammed Baran ile Elmas Cevahir'e ithaf ediyorum.

NSZ

Bu almann amac; J . Locke ve G. Berkeley'de dil, dn ce ve varlk kavramlarn ele alp, ad geen filozoflarn bu kav ramlara bak alarn, her iki filozofun bu kavramlar konu sundaki yaklamlarn karlatrmal olarak incelemektir. a lma, giri, iki ana blm ve sonutan olumaktadr. Girite, ad geen kavramlar (dil, dnce ve varlk) birbir leriyle ilintili olarak ele alnp, bu kavramlara ilikin felsefe ta rihi iinde var olan bir takm yaklamlara deinilmitir. Birinci blmde J . Locke'un dil, dnce ve varlk kavram larna ilikin yaklamn ele aldk. Bu anlamda Locke'un dildnce ilikisi balamnda nominalist, varlk nazariyesi ba lamnda realist bir yaklam sergilediini vurguladk. kinci blmde ise G. Berkeley'in dil, dnce ve varlk kavramlarna ilikin yaklamlarna deinip, Berkeley'in kav ram realizmine ve maddeyi inkar eden sbjektif idealizme va ran yaklamlarna deindik. Bu almann ilk iki blmn ad geen filozoflarn ko nuyla ilgili yaklamlarna ayrp, bu anlamdaki kuramlarn sistematik bir balamda vurgulamaya altk. Sonu blmnde ise her iki filozofun dil, dnce ve var lk kavramlarna ilikin yaklamlarn kritize ederek genel bir zmleme yoluna gittik. Bu almann ieriini "Locke ve Berkeley'de dil, dnce ve varlk ilikisi" oluturmaktadr. almamzda her iki filozo fun bu konudaki dncelerinin birbirlerinden btnyle farkl olmadklarn; tam aksine birbirleriyle benzerlikler arzet-

tiini grdk. zellikle Berkeley'in bu kavramlara ilikin g rlerini incelerken ad geen filozofun Locke'dan kesinlikle bamsz olarak ele alnamayaca kanaatine vardk. Bu neden le szkonusu filozoflardan birisinin dncelerinden bahse derken, dier filozofun dncelerine de yer yer atflarda bu lunduk. Bu kavramlar zmlenilmeye allrken youn olarak ad geen filozoflarn birinci elden eserlerine bavurduk ve bu ko nuda yaplm birok eseri de inceledik. Aratrmam boyunca kendilerinden yardm grdm ho calarma, eime ve zellikle ahmam boyunca benden yard mn esirgemeyen A. Felsefe blm retim yesi danman hocam sayn Nevzat CAN'a teekkrlerimi arz ederim.

Emir Ali ERGAT

GR

insan teden beri kimi eylemleriyle ya da kimi zelliiyle hatta bir tek zelUi, bir tek yapp etmesiyle beUrlenmitir. in san iin animal rationale, zoon politikon, homo faber, homo economicus vb. denmitir. Esasen onun en nemli nitelii kav ram / kavramlar reten bir varlk olmasdr. yleyse insan kav ram / kavramlar kuran ve bunu kendisi gibi olanlara ileten, hi olmazsa iletme eiliminde olan; dnyasn bu kavramlara gre oluturan,^ ksacas "dilde ldayan"^ bir varlktr. "Varolan, ne trden olursa olsun, ancak insan dnmesi nin kavram kurma etkinlii araclyla gerekten varolmakta dr. Gerekten varolma ise bir bilginin konusu olabilmek de mektir; varolann, bilme-bilinme boyutunu kazanm olmas demektir. Kendi bana varolan, dnmeye konu olmad s rece bulank bir varolua sahiptir; ancak dnmenin konusu olduktan sonra bu bulanklktan syrlr ve artk bundan byle de genellikle bilgiye ak bir varolan olarak varoluunu srd rr" 3. "Buna gre bilme bir objeyi bilmedir, ama her bilmede, her bilin de bilinen obje'den baka bir ey daha, bilen subje'de vardr'"'". Subje'de kavram kuran yani dilin sahibi olan, bunun la bilgi reten ve rettii bilgiyi ileten varhktr, yani insandr. "nsan doal dil ve dier diller araclyla, kurduu kav1. Betl otuksken; "Kavramlara Felsefe ile Bakmak" nsancl Yaynlar, ist.. 1998, s.12-13. 2. Taylan Altu; "Dile Gelen Felsefe" Yap Kredi Yaynlar, st., 2001, s.8. 3. otuksken; A.g.e., s.13. 4. Ernst Von Aster; "Bilgi Teorisi ve Mantk" ev: Macit Gkberk, Sosyal Yaynlar, st, 1994, s.19. 9

ramlar, dnme dnyasn bakalarna iletir"^. "Dilin bu ile timinde ya da anlatmnda ilkin iki ey vardr: 1) itilebilen ya da grlebilen iaret - ses ya da yaz iareti-; 2) Bu iaretin anlam^. Bu da en az dzeyde de olsa insanlar, dnenleri bir birine balayan belki de en nemli unsurdur. Dilde anlama'nm bize at bu dnya, eylerin basite bir yana gelmesi deildir; fakat ierisinde eylerin karlkl olarak birbirleri ile ilikiye girdii ve kendilerini anlalr anlaml olarak grne kara bildikleri bantlar btndr"''. Btn bu yaklamlardan yola karak insan belki de dier varlklardan ayran en belirleyici zelliin konuan bir varlk olduu yani bir dile sahip olduu ynndeki genel yaklam dr. Biz de bu yaklam felsefe tarihi iinde dil ve dnce ile ilgih bir takm grlere deinerek zmlemeye alacaz. Antika'da dil zerine dnme, olduka nemsiz ve mar jinal idi. Greklerin bizim bugnk "dil" szcmze karlk gelen bir szckleri yoktu. Dil ok anlaml "logos" szcn de "syleme" olarak ikin halde bulunuyordu; fakat szcn baat anlam, dnme, anlama ve akl erevesinde toplanmtr^. "Syleme" kavramna ilikin Antika'da ortaya kon mu bir tanmlamaya gre insan, "zoon logon ekhon"d.m. Yani insan, konuan varlktr. Burada logon logosla ilgilidir. Logos kavram da iki anlam iinde tar: Logos bir yandan sz de mektir, dil demektir, br yandan dnce, akl demektir. De mek ki Logos kavramnda dille dnce i iedir. Antikam dil anlaynda bu ekilde dille dnce aynlatrlm oluyor^. "D dnya, dnme, dil, ilikilerinde nesneUiin salana bilmesi konusundaki incelemeler ya da bu iUkilerin nesnellik

5. otuksken; A.g.e., s. 14. 6. Aster; A.g.e., s.84. 7. Altu; A.g.e., s.8. 8. Altu; A.g.e., s.15. 9. Bedia Akarsu; "Dll-Kr Balants", nklap Kitabevi, st., 1998, s.36-37. 10

asndan irdelenmesi; Platon'a ve Aristoteles'e kadar gtrleblir".o Platon'a gre, dnme, insann iinden kendi kendisiyle yapt bir konumadr. Dnme ile dil arasndaki ba ihmal edilirse dil ile varlk dnyas arasnda kurulmas gereken ba kurulamazd. zellikle AristCLeles "Peri Herm.eneias'\a bu ko nuya deinir ve ortaada da srp gidecek olan bir gelenein balatcs olur.^^ Aristoteles, dnmemizin objeleri yanstt ; konumamzn da dnmeyi tam ve dosdoru olarak yan stmakta olduu kansndadr. Onun iin Aristoteles, dilin ya psnn objelerin yapsn yansttna inanrd. Onun ilkece ontolojik olan mant bundan dolay geni lde dili k noktas olarak ahr.^^ geen yaptn daha ilk paragrafnda u dncelere yer verilir: "Ses araclyla yaylan titreimler ruh durumlarnn simgeleridir ve yazl szckler sesle yaylan szcklerin simgeleridir"l4. Bu anlamda dil, insan zihninin aynas^^, dnmenin da vurumu ve biimlendirici organdr^. Gnmzde Heidegger de, dili; iinde varln su yzne kt, kendini gsterdii bir logos olarak tanmlar; "Dil varl n yarak rtsn at yerdir"!'^. Dil ve insan varl ara sndaki iliki insann hem dile sahip olmas, hem de dil tarafn dan "kuatlm" olmasyla karakterize olurla.
10. otuksken; A.g.e., s.l4. 11. Takiyettin Mengolu; "Felsefeye Giri", Remzi Kitabevi, st. ,1998,
S.238.

12. otuksken; A.g.e., s.14. 13. Aster; A.g.e., s. 15. 14. otuksken; A.g.e., S. 14. 15. Noam Chomsky; "Di! ve Zihin" ,ev: Ahmet Kocaman, Ayra Yaymevi, Ankara, 2001, s.24-25. 16. Taylan Altu; "Dile Gelen Felsefe", Yap Kredi Yaynlar, st., 2001, s.6263. 17. Doan zlem; "Gnmzde Felsefe Disiplinleri", nklp Kitabevi, st. ,
1997, S.515.

18. zlem; A.g.e., S.526. 11

Herder'de ise dil; insann btn glerinin bir erevesidir. Dil, bir yandan tinsel bir eylem, br yandan organik bir ses tir. Herder'in hocas Hamann'da dnce ile dili aynlatrr. Hamann'a gre akl, kendi iinde kapal, soyut bir ey deildir. Akl anlama srelerinin btnnden oluan bir eydir, ama anlama dediimiz ey de ancak dille gerekleebilir. Yani d ncelerimiz srekh olarak dil iinde geer, dille berraklar, dille gerekleirler. Gerekte de dilsiz olan, dilden boalm bir dnce yoktur^^. Bundan dolay, "dnsel etkinlik ve dil bir ve ayn eydir, birbirlerinden ayrlamazlar" diyor Humboldt. Dili dncenin yaln bir arac olarak grmez Humboldt. Ona gre dil, "dnceyi yaratan" bir eydir^. Porzig'de de bu dncelerin etkilerini buluyoruz. Porzig'e gre dil, asl baarsn dncede gsterir. Dnce, balant lar kavramaktr. Dil, dncenin bir arac durumundadr, ama dilin kendisi de dnce iinde meydana gelir, onda serpilir. Dil ve dnce karlkl olarak birbirlerini olutururlar. Dil dnce iinde ve dnceyle birlikte hareket eden bir simge ler sistemidir^l. "Dil olmakszn hibir kavram mmkn olma d gibi, zihnin hibir nesnesi de varolamaz. nk dsal herhangi bir eyin bilin iin tam bir varlk kazanmas, ancak kavram araclyla olur"22. "O halde dilin z, dilin bir ey sylemesinde, bir ey gstermesinde, bir eyi grnr klma snda bulunur. Dil mevcut olan iaret eder, gsterir"-^. "Dilin varlk yaps ile onun yanstt-iaret ettii varln yaps ara sndaki karlkl ballk o kadar ileri gidebilir ki, dilde grd mz karlatmz her eyi, varlk dnyasnda bir ey kar lar. Bu karlama aksad zaman dihn yapsnda anlatmn bulan dnce de anlalmaz bir hale gelir. nk dil ile var
is. 20. 21. 22. 23. Akarsu; A.g.e., s.37. Akarsu; A.g. e., s.40. Akarsu; A.g.e , s.41. Altu; A.g.e., s.75. Altu; A.g.e., s . l U . 12

lk dnyas arasndaki karlkl ba, kelimelerle bir eyi gr mek, bir eyi dnmekle salanabilir"2"^. Yenia filozoflar iin dnme edimleri, temel sorunlar olutururlar^^. Bu balamda Locke, epistemoloji sorunlarn dan ounun dille ilgili sorunlar olduunu grmt^^. Locke, bilgiyi tartmaya gemeden nce dili irdelemenin zorunlulu unu grdn bildirir.'nk dnceler ve szckler ak tr ki yakndan balantldr, ve bilgimiz onun deyimiyle ner melerden oluur27. "delerle szckler arasnda ylesine sk bir balant bulunur ve soyut idelerimizle genel szckler ara snda yle deimez bir bant vardr ki, nce dilin doasn, kullanmn ve anlamn incelemedike hepsi de nermelerden oluan^S dilimizden ak ve seik olarak sz etmek olanaksz dr", der Locke. Bu yaklam Locke'un "Szckler zerine" adn verdii nc kitabnn konusunu oluturur. Berkeley ise; "felsefede kullanlan bir terimle ne denmek is tediini anlayabilir ve buna ramen anlamnn duru bir akla masn vermeyi ya da onu tanmlamay baaramayabiliriz"^^ der. te bu balamda Berkeley "szcklerin anlamn hir kara ra haglama"^^ yargsndan yola kar ve "szcklerin pusunu ya da perdesini kaldrmay"^^ dil ve dnce ilikisi balamnda ele ahr.

24. Mengolu; A.g.e., s. 3. 25. Betl otuksken; "Felsefe: zne-Sylem", nklp Kitabevi, ist., 2002,
S.156.

26. John Locke; "insan Anl zerine Bir Deneme", evrVehbi Hackadirolu. Kabala Yaymevi, st., 1996, s.33. 27. Frederick Copleston; "Felsefe Tarihi: Hobbes-Locke", Cilt: 5/a, ev:Aziz Yardmh, dea Yaymevi, ist., 1998, s.109. 28. Locke; A.g. e., s.34 29. Frederick Copleston; "Felsefe Tanhi.Berkeley-Hume", Cilt;5/b, ev:Aziz Yardmh, dea Yaynevi, st., 1998, s.22 30. Copleston; A.g. e., s.22. 31. Copleston; A.g. e., s.22. 13 .

Birinci blmde Locke'un dil, dnce ve varlk kavramla rn ele alp, bu kavramlarn son tahlilde bir biri eriyle olan ili kisine deinilecektir. Tezimizin ikinci blmn ise Berkeley'in dil, dnce ve varlk kavramlarna ilikin yorumuna ayrp bu kavramlarn Locke ve Berkeley tarafndan ne ekilde alglandklarna ayra caz. Bunu yaparken mmkn olduunca ad geen filozofla rn grlerini kyaslama yoluna gideceiz. Tezimizin giri blmnde var olan dil-dnce ve varlk kavramlarnn kesinlikle birbirlerine bal olarak var olduklar ynndeki genel karm, Locke ve Berkeley'in bu yndeki yaklamlarn ele alrken bizim iin kriter olacaktr. Bu kriter ayn zamanda tezimizin amalarndan biri olacaktr.

14

BRNCI B L M 1. LOCKE'DA DL, DNCE ve VARUK LtKlSl

1.1.Genel Olarak Szckler ve Anlamlar Locke'a gre Tanr insan toplumsal bir varlk olarak yarat m, ona hem kendi trnden varhklarla yaama eiHmi ver mi hem de toplumun en gl arac ve ortak ba olarak dili vermitir32. Dil szcklerden oluur^^ ve szckler (kelime ler) tasarmlarmzn (dncelerimizin) birer iareti^^ ve ifade edili biimleridir^^. nsanlar doalar itibariyle szck adn verdiimiz bu sesleri karacak yapdadr . Szckler dnce lerin anlaml bir ekilde ifade edilmelerine yaramaktadrlar. Fakat unu da hemen belirtelim ki szckler anlamsz olarak da kullanlabilmektedirler. rnein, bir ocuk bir szc ka fasndaki herhangi bir dnceyi tamakszn bir papaan gi bi renip kullanabilir. Ama bu durumda szck manasz bir grltden baka bir ey deildir^^. nsan dncelerini bakalarna iletmek ve bakalarnn d ncelerini renmek iin "duyulur" ortak ifadelere ihtiya
32. Locke; A. g. e. , s. 239. 33. Frederick Copleston; "Felsefe Tarihi; Hobbes-Locke", Yardml, dea Yaynevi, ist., 1998, s.109. 34. 35. 36. 37.

Cilt: 5/a, ev:Aziz

Macit Gkberk; "Felsefe Tarihi ", Remzi Kitabevi, st., 1999, s.299. Copleston; A.g. e., s.109. Gkberk; A.g.e., s.237. Copleston; A.g.e., s.109. 15

duymaktadr. Bu ihtiya da, Locke'a gre szckler tarafndan karlanr. Ama nesnelerin (eylerin) gstergeleri olan dn celer ile szckler arasnda u ayrm vardr. Nesneleri (eyle ri) simgeleyen ya da temsil eden dnceler doal niteliktedir ler. Daha doru bir deyile, nesneleri simgeleyen dncelerin kimileri de zihin tarafndan oluturulmaktadr^^. Gsterildii zere, asl olarak ya duyulur d nesnelerden ya da kendi ii mizde bihncinde olduumuz isel ilemlerden duyumsadklarmz yoluyla edindiklerimizden baka idemiz (dncemiz) yoktur^ der, Locke. Bununla birlikte szcklerin tm ortak bir k a b u l n , i s tenli bir dzenlemenin sonucudur'^^. Bylece "insan idesi" bir Fransz'n ve bir ngiliz'in kafalarnda ayn iken, bu dnce nin ifade edili biimi Franszca'da ^'homme" ve ngilizce'de "man" olarak grlmektedir'^^. Deiik dillerde ayn dnce lerin farkh ifade edilmesi gsteriyor ki, Locke'a gre gerekte dncenin kendisinde, szcklerle simgelerin kullanmnda farkllk vardr'^^ Locke, szcklerin dncelerin ifade biimi olduunu ve diUn de dnceleri iletmenin bir arac olduunu kabul ediyor. Buna gre szckler iletiimde faydal olabilmek iin konua nn kafasnda temsil ettiklerini tam anlamyla iitende de olu turmalar gerekir. Fakat bu her zaman gereklemez'^"'. Sonu olarak diyebiliriz ki, szckler ister dolayl olarak kullanlsnlar ister dolaysz, kendilerini kullananlarn zihinle38. Copleston; A.g.e., s.109. 39. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", ev: Meral Dellkara Topu, teki Yaymevi, Ankara, 1999, s. 13. 40. Copleston; A.g.e., s.109. 41. Locke; A.g.e.. s.15. 42. Copleston; A.g.e., s.109. 43. Copleston; A.g.e., s.109. 44. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.240 45. Locke ;A.g.e., s.242. 16

rindeki ifadelerin yerini tutarlar'''^. Bir insan bakasyla konu tuunda anlalabilmeyi amalar ve zaten konumann amac da szcklerin yerini tuttuklar ideleri (dnceleri) dinleyene iletmektir^ Szckler konuann idelerinin yerini tutar. Bun lar hi kimse dolaysz olarak kendi idelerinden baka eylerin yerine kullanamaz. nk bu, kendi kavramlarnn iareti ola rak kulland szckleri baka idelere uyarlamak olur, byle ce onlar ayn anda idelerinin hem iareti yapmas hem de yap mamas demektir; ve gerekte anlamszlarlar'^'^. Her insann azndan kan szckler sahip olduklar ve onlarla dile getirdikleri idelerin yerini alrlar^^. rnein bir o cuk "altn" ad verildiini iittii bir madende parlak ltl bir san renkten baka bir ey ayrmsamazsa "altn" szcn yal nzca bu renge ilikin idesine uygular'^^ ve dolaysyla bir tavuskuunun kuyruunda grd ayn rengi de altm diye ad landrr, ondan daha iyi gzlemleyen baka bir ocuk da par lak sar renge yksek bir arlk eklerse^^ o zaman "altn" sz c onun kullanmnda parlak sar ve ok ar bir nesneyi gsterir. Baka birisi de bu niteliklere eriyebilirlii de katar ve "altn" szc onun iin parith sar, eriyebihr ve ok ar bir nesneyi gsterir. Bakas ilenebilirlii de ekler. Bu ocuklar dan hibiri o szc uygulad ideyi anlatmak istedii du rumlarda hep ayn altm szcn kullanr,^! fakat her birinin

46. John Locke; "nsann Anlama Yetkisi zerine Bir Deneme", s. 16. 47. Locke;A. g..e., s. 16. 48. Locke; A.g.e., s. 17. 49. John Locke; "insan Anl zerine Bir Deneme", s.243. 50. John Locke; "insann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s. 17. 51. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.243. 17

bu szc uyarlad ide kendi ideleri olabilir ve hibiri bu szc sahip olmad bir bileik idenin iareti olarak kuUanamaz52 Yani bir insann szckleri genel anlam dnda ya da seslendii kimsenin anlad tikel ierikten farkl kullanma s ne kadar nemliyse de, onlar kulland anlam kendi idele ri ile smrhdr ve baka hibir idenin iareti olamazlar^^. Loc ke'a gre bir kimse kendi idelerinin yerine kendisi iin kullan d szckleri her zaman ayn ide iin kullanrsa burada bir kusur olamaz. nk o zaman kendi dnd anlam ken di anlayacaktr. Dilin doru kullanl ve yetkinlii de budur54. Eer insanlar, zellikle bakalarna bir ey retmek ya da bir eyleri kabul ettirmek isteyenler, kullandklar szcklerin anlamlarn aklarlar ve ayn szc hep ayn anlamda kulla nrlarsa Locke'a gre birok kitabn yazlmasna gerek kalmaz, birok sonusuz tartmalar sona erer; bir sr belirsiz szck ler, her seferinde baka anlamda kullanlan szcklerle dolu kocaman kitaplarn birou ok kk boyutlu olur ve birok filozofun ahmalar airlerin kitaplar gibi bir fndk kaDuuna sacak duruma girer^^

52. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.17. 53. Locke; A.g.e., s.20. 54. Locke; A.g.e., s. 115. 55. Locke; A.g.e., s.174. 18

1. 2 . Genel Terimler
Var olan her ey tikel olduundan bu eylerle uyumas ge reken szcklerin de yle olduunu, yani anlamlarnn da tikel olabileceinin akla uygun gelebileceini^^ fakat bunun tam tersim grdmz^^ syler Locke. O'na gre btn dilleri oluturan szcklerin en byk blm genel terimlerdir ve bu,^^ rastlant ya da ihmalin deil akln ve zorunluluun gereidir59. Her tikel eyin bir adnn olmas olanakszdr^O. nk salt zel adlardan yaplm bir dil, bellenemeyecek, ve eer olanak l olsa bile, iletiim aralar iin yararsz olacaktr^l. Ayrca kar latmz tm tikel eyler iin seik ideler kurmak ve sakla mak insan kapasitesini aar. Grdmz her ku ve hayvan, duyumlarmz etkileyen her aa ve bitki en kapasiteli anlama yetisini aar ve burada kesinlikle yer bulamaz62. nsanlarn srlerindeki her koyunu ya da her bitki yapran ve yollarna kan her kum tanesini zel bir adla anmamalarnn nedenini kolayca bulabiliriz^^. rnein; bir insan genel olarak ineklere gndermede bulunamyor ve grm olduu her tikel inek iin bir ad tamas gerekiyor olsayd, adlarn bu tikel hayvanlarla tank olmayan bir baka insan iin hibir anlamlar olmayacakt64.
56. Locke; A.g.e., s.21. 57. John Locke; "tnsan Anl zerine Bir Deneme", s.245. 58. Locke; A.g.e., s.245. 59. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.21. 60. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.245. 61. Copleston; A.g.e., s.111. 62. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.21. 63. Locke; A. g. e. , s. 21. 64. Copleston; A. g. e. , s. 111-112. 19

Bu anlamda her tikel eyin gsterilmesi iin bir seik ad ge rekli olsayd szcklerin saysnn okluu bunlarn kullanl masn zorlatrrd. nsan isterse her birey iin o birey ne olur sa olsun bir zel ad saptayabilir^^ Pakat bunun her bireysel koyun ya da kua ve her bireysel ot ya da yapraa uyguland n dnrsek bu iin ne kadar zor olduunu grrz. An cak burada asl nemli olan her tikel nesneye zel bir ad verip, zel adlar daarcmz ne kadar geniletirsek geniletelim bir dil edinmeye veya gelitirmeye balam olamayz. Byle bir durumda iletiimden sz edemeyiz. nk yalnz zel adlar dan oluan bir daarckla sadece bireylerden sz edilebilir fa kat onlar zerinde bir ey sylenmi olmaz. Bir ey syleme olana genel szcklerden tretilir, bu yzden de bir dilin szcklerinin tm genel szckler olmaldr^. Bir ey syle me olana genel szcklerden tretilmelidir. Hibir dilde zel adlardan anlaml bir cmle yapma imkan yoktur7. O halde insanlar en fazla ilgilendikleri kendi trleri ve skhkla sz et me gerei duyduklar tikel eyler sz konusu olduunda^^ ve ya lkeler, kentler, dalar ve dier benzer yer ayrmlarn da zel adlara bavururlar. nk insanlar gibi onlarn da ayr ay r iaretlenmeleri iin sklkla bir gereksinim olur ve insanlar birbirleriyle konumalarnda bunlardan sz ederken o iaretle ri kullanmak durumunda kahrlar^^. Bundan sonra genel adlarn olmalar aksa zorunlu olsa da bunlar nasl edindiimiz sorusu doar^o. Var olan eylerin hepsi tikeller olduuna gre genel terimleri nasl ediniriz^l ya

65. 66. 67. 68. 69. 70. 71.

Vehbi Hackadirolu; "Bilgi Felsefesi", Metis Yaynlan, st., 1985, s.145. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.37. Gkberk; A. g. e. , s. 299. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.23. Locke; A.g.e., S.23. ' Copleston; A.g.e., s.112. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.246. 20

da bu terimlerin ifade ettiini varsaydmz genel'^^ yaptlar nerede buluruz''^ sorularna cevap arar, Locke. Locke, szcklerin genel dncelerin (idelerin) iaretleri yaplarak genel olduklarn ve genel dncelerin soyutlama yoluyla olutuklar yantn verir'''^. Her bir eyin ayr bir ad olamayacana gre, bir sr benzer eyleri bir araya brakp bir soyutlama yaparak "temel bir kavrama" (tasarma) varrz ve buna bir ad takarz'^5 Dnceler (ideler) onlardan zaman ve yer koullarn ve onlar u ya da'^^ bu tikel varolu iinde belirleyebilen dier dncelerden (idelerden) ayrlmakla ge nel olurlar''''. Bu soyutlama yoluyla birden ok bireyi temsil et me yeteneini kazanrlar;'^^ bylece her bir szck bu soyut ideye (kavrama) bir uygunluk tadndan o bu trdendir deriz79. Varsayahm ki bir ocuk her eyden nce tek bir insanla tanm olsun. Daha sonra baka insanlarla tanklk kazanr. Ve u ya da bu bireye zg zeUikleri bir yana brakarak ortak zelliklerin bir dncesini oluturur. Bylece bir genel d nce tamaya balar ki,^ buna da bakalarnn yapt gibi, rnein "insan" adn verir. Bunun sonunda genel bir ad ile bir likte genel bir ideye de ka\Timu olur^l. Ve deneyimin geli mesiyle her biri genel bir terim tarahndan ifade edilecek olan daha geni ve daha soyut dnceler oluturmaya gidebilir^^ Bu balamda soyutla.may adm adm ileri gtrerek "varlk"

72. John Locke; "hann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.23. 73. John Locke; "insan Anl zerine Bir Deneme", s.246. 74. Copleston; .A.g.e., s.112. 75. Gkberk; A.g.e.', s.299. 76. Copleston; A.g.e., s.112. 77. John Locke;"nsanm Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.23-24. 78. Copleston; A.g. e., s.112. 79. Locke; A.g.e., s.24. 80. Copleston; A.g.e., s.112. 81. Locke; A.g.e., s.25. 82. Copleston; A.g.e., s.112. 21

kavramna kadar ularz^^. Sonu olarak, Locke'a gre; "by lesine grlt koparan hu cinsler ve trler gizemi, adlandrlm ve az ya da ok kapsaml soyut idelerden kaynaklanmaktadr"^'^. Bundan u kar ki evrensellik ve genellik;^ ^ cins ve tr^^ t m de bireysel ya da tikel olan eylerin deil ama dncelerin ve szcklerin yklemleri^^^ zihnimizin yaratlardr^s. Onun kendi kullanm iin onun tarafndan yaplmlardr^^ ve yal nzca iaretlere ilikindirler^'^. Bunlar nominal (adsal) varlklar dr, real (gerek) varlklar deildirler. Cins ve tr kavramlar mzla biz doaya yapma snrlar koyarz, onu yapma blmler iine sktrrz; doann kendisi ise cinsler ile trler arasna byle kaskat snrlar koymu deildir^l. Buna gre, trler ve cinsler anlama yetisinin kendisi iin ortaya koymu olduu bu lular ve rnlerdir^2 Locke'un burada yapmak istedii ey, dnyann doal tr lerden meydana geldii ve bilimin tek tek her doal tr tesbit edip, onun doasn az ya da ok ayr olarak incelemekle ilgili bir konu olduu eklindeki Aristotelesi gr rtmek ve deitirmektir. Aristotelesi modele gre, biUm adam tek tek atlarn, ineklerin, kpeklerin, kedilerin, vb. zn ya da doa sn aratrmak durumundadr. Bu doal trler, aralarndaki keskin blnmelerle birlikte, oradadr^^ ye doal trlerin dn-

83. Gkberk; A. g. e, , s,299, 84. Locke; A,g.e., s.26. 85. Copleston; A.g.e., s.112. 86. Gkberk; A.g.e., s.299. 87. Copleston; A.g.e,, S.112. 88. Gkberk; A.g.e., s.299. 89. Copleston; A.g.e., s.112. 9Q. Locke; A.g.e., s.28-, 91. Gkberk;A, g, e. ,.s. 299. 92. Locke; A. g, e. , s..28. 93. Brayn Magee; ."Byfe Filozoflar I Platon'dan Wittgenstein'e Bat Felsefesi" ev: Ahmet Cevizci, Paradigma Yaymlar, ist., 2001, s. 131-132. 22

yada kendi balarna gerek bir varolular vardr^"''. Ancak Locke iin yap bakmndan farkllklar olsa da, "doa" gerek te ayndr; doann yasalar bir ve zdetir^^. yle ki en temel dzeyde kpeklerin ayr bir doas ve kedilerin mstakil bir z yoktur^ anlamda Locke ok anlalr olarak unsurlar trler olan doal blnmelerin var olmad sonucuna varm tr. Gzlem dzeyinde benzerlikler vardr, ve bu benzerlikler bizim dnyay hakl olarak trlere ve nevilere blmemize ne den olur. Ama blme son zmlemede, doa tarafndan veril mi bir ey olmayp, bizim tarafmzdan yaplr. Aristotelesilere gre bizim tesbit edip adlandrdmz doal trler arasnda doal blnmeler vardr, oysa Locke iin blmeyi yapan "bi ziz", yle ki eylere verdiimiz "altn", "su", "at", "kpek", ben zeri isimler son zmlemede bizim tarafmzdan keyfi olarak tanmlanra^. Bilindii gibi bu tartmann alt yapsnda Platon ve Aristotales ile balayan ve btn ortaa boyunca srp gi den tmeller problemi vardr. Bu probleme tezimizin ilerleyen blmlerinde deineceiz. Locke'un gznde gerekte var olan sadece bireysel eyler ve tikellerdir. Zihinden ve dilden bamsz olarak var olanlar, ona gre yalnzca bir tikeller veya bireyler okluudur.^^ Her hangi bir dnce ya da herhangi bir szck de tikeldir; "bu" tikel dnce ya da "bu" tikel szcktr. Ama genel ya da ev rensel szckler ve dnceler dediimiz eyler anlam baznda evrenseldirler. Baka bir deyile, evrensel ya da genel bir d nce bir tr eyi simgeler; rnein inek, koyun ya da insan gi bi genel terimler bir ey trn simgeliyor olarak dnceyi temsil ederier99. Bu demektir ki genel szckler eylerin bir
94. 95. 96. 97. 98. Magee; A.g.e., s.132. Magee; A.g.e., s.132. Magee; A.g. e., s.132. Magee;A.g.e., s.132. Ahmet Cevlzci; "Onyedinci Yzyd Felsefesi Tarihi", Asa Kitabevi, Bursa,

2001, S.202.

99. Copleston; A.g.e., s.112. 23

trn ifade ederler, her biri de bunu zihindeki bir soyut ide nin iareti olmakla gerekletirir; var olan eylerin bu ideye uy gunluu grldnde bu eylerin hepsi birden o ad altnda ya da o tr altnda toplanr. Buradan anlald zere, trlerin z leri bu soyut idelerden bakas deildirl. Buradan kan so nu u ki, adn dile getirdii soyut ide ile trn z bir ve ay ndr. Bylece eylerin trlerinin zleri ve sonu olarak da ey lerin trlere ayrlmasnn soyutlama yoluyla bu genel ideleri yapan anlama yetisinin ii olduunu kolayca gzlemleyebiliJ-201 Jei"^ Locke.

Genellik, u hlde sadece dnceye ve dile ait bir zellik olup, zihinden ve dilden bamsz genelliklerden ve tmeller den sz edebilmek mmkn deildir. Bununla birlikte Locke, dilden ve zihinden bamsz olarak bireysel eyler arasnda ger ek benzerlik bulunduunu reddetmezl'^^. "Burada doann eylerin ounu birbirine benzer ekilde rettiini unuttuum ve hele yadsdm hi dnlmesin: zellikle hayvan rklar ve tohumla oalan her eyde bu apak ortadadr" dej- Ama tikel eyler arasndaki bu benzerlikleri gzleyen ve onlar genel dnceleri oluturmak iin vesile olarak kullanan ise zihindirdO'^. nsan zihninde soyut ideler olmasayd eer, eyler ara sndaki benzerliklerin ls ve nicelii her ne olursa olsun, ey trleri kesinlikle varolmayacakt^^^. yle ki Locke'a gre; bizce ayrt edilen ve adlandrlan tr zleri zihnimizde tad mz belirgin soyut idelerden bakas deildir ve olamaz da^^^. rnein, bir kadndan doan ceninin insan olup olmad, bes lenip beslenmemesi ok kez tartlmtr: nsan adnn ait ol-

100. 101. 102. 103. 104. 105. 106.

Locke; A.g.e., s.29. Locke; A.g.e., s.30. Cevizci; A.g.e., s.202. Locke; A.g.e., s.30. Copleston; A.g.e., s.112-113. Cevizci; A.g.e., s.202. Locke; A.g.e., S.31. 24

duu soyut ide ya da z doann rn olsayd ve anlama ye tiince bir araya getirilip soyutlanarak adlandrlan belirsiz ve eitli yaln idelerin bei olmasayd, bu cenin bir insan ola mazd. Demek ki, her belirli soyut ide belirli bir zdr ve by le belirli ideleri temsil eden adlar znde farkl eylerin adlar dr. yleyse, bir daire bir ovalden zsel olarak, bir koyun bir keiden farkl olduu kadar farkldr ve yamur da suyun top raktan olduu kadar kardan ayrdr. nk bir varln z olan. soyut idenin baka bir ze aktarm imknszdr. Buna g re birer ynyle birbirinden farkllaan ve iki ayr ad verilen iki soyut ide dnyada birbirinden en uzak ya da birbiriyle en kar t iki ey kadar farkl zde iki tr ierir^o^ Fakat Locke'a gre, eylerin zleri tamamyla bilinemezim^. Bundan dolay Locke z szcnn ierdii eitli anlamlar irdelemeye alr. Locke'a gre z, bir eyin her ne ise o olmasn salayan var lktr. Buna gre eylerin kefedilebir niteliklerinin dayand bihnemez ve isel yaps onlarn z diye adlandrlabilir^'^^ Locke iki tr zden bahseder. Birine gerek (olgusal) z, die rine adsal z dercim. Gerek (olgusal) zden bahsederken teri min iki anlamn ayrdeder^. Bir tanesi z szcn ne ol duunu bilmedikleri bir ey iin kullanarak o zlerden belli bir sayy varsayanlarn kafalarndaki anlamdr, onlar iin tm do al eyler bu zlere gre yaplmlardr ve her biri bunlardan pay almakla u ya da bu trden olurlar^^^ Locke'a gre bu ku ram savunulamaz bir varsaymdr. nk kuram deimez ve kararl trsel zleri n gerektirir ve snr izgisi durumlarn ve tipteki deimeleri aklayamazdk. BU gr doal eylere ili107. 108. 109. 110. 111. 112. 113. Locke; A.g.e., s.32. Locke; A.g.e., s.32. Locke; A.g.e., s.33. Locke; A.g.e., s.34. Copleston; A.g.e., s.113. Locke; A.g.e., s.34. Copleston; A.g.e., s.113. . 25

kin bilgiyi karmaklatrrll'''. Locke, hayvan trleri iinde sk sk rastlanan ucube yaratklar ve insan doumlarnda rastlanan aptallar ve baka tuhaf olgular bu varsaymla badamayan rneklerdir,! 1^ der. Daha aklc olan teki gr (olgusal zler konusunda) tm doal eylere duyusal-olmayan paralarn olgusal ancak bilin meyen bir yap tadklarn dnrler; ki buna gre, bu yap dan, eyleri birbirinden ayrt edip ortak adlar altnda snflan drmamza yarayan duyulur niteliklerin doduu varsaylr^^^. Fakat bu gr "daha aklc" olsa da, aktr ki bilinmeyen z leri soyutlama gibi bir soru sz konusu olamaz. Tm yakn d nce toplamlar bir eyin belli bir "olgusal (gerek) yapsna" bamhdr; ama bu olgusal yap bizim tarahmzdan bilinmez. Bu yzden soyutlanamazdm. Locke, adsal zleri gerek (olgusal) zlerden ayrr. O'na g re, "Varolan bir eyin rnein altm olup olmadna, onun bu eyin altm olarak snflandrlmas iin zorunlu ve yeterli ola rak grlen ortak zellikleri tayp tamadn gzleyerek karar vermeye almzdr." Ve Locke iin bu zelliklerin kar mak dncesi altnn adsal zdr^^i^. nk iinde bulu nacak olan tm renk, arhk, eriyebilirlik, kararllk ve benze ri zelliklerin dayand onun duyulmaz paralarnn, ne oldu unu bilmediimiz dolaysyla tikel bir idesine sahip olmad mz ve adlandramadmz gerek yapsdr. Bu anlamda yine de onu altm yapan ya da ona bu ad yani adsal zn tama hakk tanyan kendi renk, arlk, eriyebilirlik, kararllk (buharlamazlk) gibi niteUkleridir, nk altm ad verilen soyut bileik ideye uygun nitelikler barndrmayan bir eye altm denemez^d^
114. Locke; A.g.e., s.35. 115. Locke; A.g.e., S.35. 116. Locke; A.g.e., s.34. 117. Copleston; A.g.e., s.114. 118. Copleston; A.g.e., s. 114. 119. Locke; A.g.e., s.36. 26

Bu yzdendir ki L o c k e ; " h e r seik soyut dnce (ide) seik bir z d r " v e "adn temsil ettii soyut dnce ve tr zleri zihnimizde tadmz belirgin soyut idelerden bakas deildir" der. yleyse, bireyler olarak bireysel eylere zg ni telikleri darda brakarak ve ortak niteliklerini koruyarak soyutlanan ey adsal z d r d e n i l e b i l i r . Locke, yaln dnceler ve kipler durumunda olgusal (ger ek) ve adsal zlerin ayn olduklarn eklerl24 Buna gre, izgi arasndaki bir uzay ieren ekil bir genin adsal z ka dar gerek zdr de^^s. Fakat tzler (cisimler) durumunda tmyle ayrdrlar. Altnn adsal z altn olarak snflandrlan eylere ortak gzlenebilir niteliklerin soyut dncesidir; ama gerek (olgusal) z, ya da tz, duyulur-olmayan paralar nn olgusal yapsdr ki, onda bulunacak olan renk, arlk, eriyebilirlik, duraanlk vb. gibi tm zellikler bunun zerine da yanrlarla^. Dolaysyla, bu ideler (nitelikler) birlikte var ol mak asndan uyum iindedirl27. Ancak bu olgusal (gerek) z, altnn tikel tz, bizim tarafmzdan bilinmezi^^. Sonu olarak Locke; cins, tr ve zlerin asl ilevini zetler ken, soyut ideler (dnceler / kavramlar) yapan ve onlar zi hinlerinde verdikleri adlarla anlamlandran insanlarn, szck leri ve dnceleri yalnzca tikellerle snrl kaldnda bilgi s relerinin yava ilerleyebileceini, bundan dolay iletiimin da ha kolay ve dorudan olabilmesi-geliebilmesi iin eyleri ge-

120. 121. 122. 123. 124. 125. 126. 127. s.

Copleston; A.g.e., s.114. Locke; A.g.e., s.32. Locke; A.g.e., s.31. Copleston; A.g.e., s.114. Copleston; A.g.e., s.114. Locke; A.g.e., s.36. Locke; A.g.e., s.36. Denkel Arda; "Dnceler ve Gerekeler/1",

Gebe Yaynlan, ist., 1997,

231.
128. Copleston; A.g.e., s . l l 4 .

27

nel kavramlar halinde dnp bu ekilde onlardan sz etme imkan b u l d u u m u z u , s y l e r . Bu anlamda Locke'un soyutlama yoluyla elde edilen genel dncelerin, yani tmellerin^^^ insan zihni dnda bir ger eklikleri olmadn ve bunlarn insan zihninin yaratlar ol duunu ileri sren nominahzme varm olduunu syleye biliriz. Bilindii gibi nominalizm; kavram realizminin tam kar t olan ve tmellerin gerek bir varoluu olmadn, eylerin zlerinin bulunmadn, bunlarn yalnzca azdan kan ses ler, szckler olduunu, ayn adla adlandrlan bireysel eyler snfna, ayn adla adlandrlma dnda, ortak olan hibir ey bulunmadn ileri sren grt^^^. Bu anlaya gre nesne ler, insanlar arasndaki uylamlara bal olarak adlandrlm tr. Bu anlamda adlar zorunlu deil, yapaydrlar^^^. Geni an lamyla, Platon ve Aristotales ile balayan ve Ortaa boyunca sren tmeller tartmasnda, Roscelinus ve Ockhaml William gibi filozoflarca savunulmu ve "tmel" denen eylerin gerek te var olan zleri belirtmeyen sesler, adlandrmalar olduu bi imindeki yaklamdr^^'^. Kavram tartmalarnn phesiz pratik nedenleri de vardr. Mesela, Ortaa'da KatoHk kihsesi hususi Hristiyan cemaatle rinin ve onlar tekil eden mminlerin sadece bir toplam ol mak istemiyor, kendisini hereyi elinde tutan bir g, ats al tnda toplad fertlerden ayr ve mstakil bir varlk olarak gr mek istiyordu. Bunun iin de "klliler"in (kavramlarn) re-

129. Locke; A.g.e., s.38. 130. Cevizci; A.g.e., s.202. 131. Macit Gkberk; "Felsefmin Evrimi", Milli Eitim Basmevi, st., 1979, s.63. 132. Ahmet Cevizci; Felsefe Terimleri Szl, Paradigma Yaynlar, st. 2000, s.241-242. 133. Atakan Altmrs; Dil Felsefesi Szl, Paradigma Yaynlar, st. 2000,
S.6.

134. Altmrs; A.g.e., s.5. 28

el/hakikat olduunu iddia ediyordu. Klliler hakikatse kilisede hakikat olacakt. Eer "klli" (kavram), bir realite/hakikat de ilse kilise sadece topluluu gsteren bir kelime ve fakat yal nzca bunlar tekil eden fertler reel/hakikat olacaklard. Bu taktirde de kilise retisi, varln, eyann ve hayatn hakiki bilgisi olmaktan kacakt. Halbuki, klliler hakikat oldu mu, kilise retisi hakikat oluyordu ve kilise dnda herhangi bir hakikat de aranmyordu. Epistemolojinin de, ekonominin de, siyasetin de, kltrn de hakikati kilise retisinde mndemi kabul ediliyordu. Kilise, rasyonel teolojiyi temellendirmek iin nasl realist olmak zorunda idiyse, rasyonel teoloji ya da kiliseye kar k mak isteyenler de nominalist olmak zorunda idilerd^^. Rasyonel teolojiye kar saf inanc savunan GuiUaum d' Occam, nominalizmi sistemletiren ilk dnrdr. Ona gre me tafizik, bilginin deil, inancn alandr. Tabii olarak bilinebilen reaUte/hakikat, sadece ferdi (somut) ve mmkn olandr. Sa dece ferdi olann, yani nesnelerin gerek varln kabul eden ve bilgiyi deneyle balatan GuiUaume d' Occam, felsefe ile te olojinin, dier bir ifadeyle bilgiyle imann sahalarn ayrm tr*. Ockhamlmm metafizii ve epistemolojisi, hr eyden nce ve ok byk lde, Hristiyan felsefesinin antik Yunan felse fesinden kanlmxaz olarak miras ald, varolan hereyin tekil ve bireysel olduu yerde, dncenin nesnelerinin tmel oldu u paradoksal tezinin yaratt temel problemi bir zme ka vuturmak amac gder. Bilindii zere, Hristiyan felsefesi, Patristik felsefe ile Skolastik felsefenin ilk iki dneminde, H ristiyan imanyla domalarn anlalr klp aklamaya ve temellendirmeye alrken, kendisine gemiten intikal etmi bulunan biricik felsefe olarak, Platoncu / Yeni-Platoncu felsefe135. Neet Toku; "llm-i mran", Aka Yay., Ankara, 2002, s.25. * (Nominalizm iin bkz. Betl otuksken, Saffet Babr; "Orta ada Fel sefe", Ara Yay, st., 1989, s.309) 29

nin kavramsal erevesi ve ifade imkanlarndan yararlanmtr. Bunun sonucu olarak, zorunlulukla hiper realizm veya radikal bir realizm olarak kavram realizmi ve sadece ilahi aydnlanma ya dayanan, bundan dolay insan iin bilgiyi neredeyse imkan szlatran, bir bilgi konsepsiyonu olmutur. Skolastik d nrler XII. yzyldan itibaren, Hristiyan retisinin dogmatik erevesini bu kez, dikkatleri yava yava bu dnyaya ekme ye balayan, slam dnyas yoluyla rendikleri ikinci Grek fel sefesi gelenei olarak, Aristotales felsefesi ile badatrmaya kalkmlardr. Bu telif ya da sentez, Hristiyan imannn u ya da bu unsurunda en kk bir deiiklie dahi gitmek imkan sz olduuna ve bir ekilde vuku bulan uyumazhk ya da tutar szlklar ancak Aristoteles'in felsefi kabul ve argmanlarna ilikin ciddi bir eletiri ya da yeni yorumlarla giderilebilecei ne gre, felsefi bir i ya da etkinlik olmak durumundadr. Di erine gre nemli bir ilerleme salayan bu sentezin de kendi iinde problematik olan bir takm glkleri vard hi kuku suz. Aristoteles felsefesi ve Hristiyan iman ve teolojisi arasn da Aquinal Thomas tarafndan Xiii.yzylda gerekletirilen ve ondan sonra da dnrlerin byk bir ounluu tarafn dan takviye edilip pekitirilmeye allm olan bu sentez de, rnein bu kez lml bir realizm tarznda, insan zihninin duyu-deneyinde idrak edilen tikellerde, bireysel eylerden ve olumsal olaylardan ontolojik bakmdan nce gelen, soyut z lerle zorunlu ilikilerin akledilir soyut dzenini kavradm id dia eden epistemolojik ve metafiziksel retiyi ihtiva etmek teydi. te Ockhaml William'n hem bir filozof ve hem de bir te olog olarak byk nemi, onun Ortaa realizminin temelinde bulunan sz konusu metafiziksel ve epistemolojik kabulleri reddetmesinden, felsefeyle teolojiyi birbirinden mutlak olarak bamsz olmalar gereken iki ayr alan ortaya koymasndan ve btn bir felsefe alann, bilginin tanrsal aydnlanmadan veya zlere ilikin rasyonel kavraytan deil de, bireysel eylerin ve
30

tikel olaylarn dorudan deneyiminden meydana geldiini sa vunan radikal bir emprizm temeli zerinde yeni batan ve te oloji ya da imandan bamsz olarak insa etmesinden oluur. O, bu radikal emprizme dayanarak gerekletirdii, bilginin kendisinde ifade edildii dilin ontolojik arka planna ve se mantik yapsna ilikin nominalist bir analizle de}^^ bir bak ma Rnesans'ta grlmeye balayacak olan modern felsefe ile modern bilimsel bilgi ve seklarizmin temellerini de atm g rnmektedir**. Nominalizm, bilgiyle inan arasndaki birlii tehlikeye d rmekle kalmyor, ayn zamanda kiliseyi dnyaya balayan on asrhk ba da koparmaya alyordu. Nominalizmle birhkte artk akl, yava yava realitenin mahadesine dnyor v e ' tabiatta, kilise retilerinden daha az ehemmiyetli olmayan bir inceleme ve aratrma konusu grmeye balyordu. Yani, bilgi yi kutsaldan ayryordu. Bunun ilk adm da Antik adaki in celemelerin yenilenmesi, yeniden domasyd. Yani Rne sans, Btn bu aklamalar gsteriyor ki Locke'un nominaUst eiliminin alt yapsnda bu anlamda lml bir syleme sahip olan Aristoteles ile daha radikal bir nominalist tez ileri sren Ockhamh AViUiam'm derin tesirleri bulunmaktadr. "Genel Terimler" bal altnda ele aldmz konuyu bu e kilde akladktan sonra Locke'un Basit ve Bileik deler ve Kipler ile Maddi Tz'den bahsederken ska kulland "cismin nitelikleri" konusuna ksaca bakmak gerekir. Locke'un ontolo jik ve epistemolojik balamlarda ele ald "cismin niteUkleri" vurgusunda Locke dnceler ve nitelikler arasnda bir ayrm yaparak zellikle "bileik ideler" konusuna bu kavrama ikin bir balamda ele alr ki, sonraki konularmzn anlalmas a sndan bu yaklama vurgu yapmay gerekli grdk.
136. Ahmet Cevizci; "Ortaa Felsefesi Tarihi", Asa Kitabevi, Bursa, 1999, s.261-262. ** (Bkz. otuksken; A.g.e., s.309.) 137. Toku; A.g.e., s.26. 31

1.3. Locke'da Birincil ve kincil Nitelikler Ayrm


Yukarda deindiimiz gibi Locke dnceler ve nitelikler arasnda bir ayrm yapar. "Zihnin, kendisinde alglad ya da algnn, dncenin ve anhm dolaysz nesnesi olan her eye "ide" (dnce) diyorum^^^, zihnimizde herhangi bir ide ret me gcne de gcn bulunduu nesnenin "nitelii" diyorum" der Locke ve bir kartopunu rnek alarak "kartopunun biz de ak, souk ve yuvarlak ideleri retme gc olduuna gre, biz de bu ideleri reten glere, kartopundaki biimleriyle, nite likler diyorum; bunlar zihnimizdeki duyumlar ya da alglar ol duu zaman da bunlara ideler (dnceler) d i y o r u m " d i y e rek bir yandan Demokritos, Hobbes ve Descartes'in genel iz gilerini, te yandan kendi zamanndaki Galileo ve Byle gibi bilim adamlarn izleyen Locke, nesnelerin sahip olduklar iki tr nitelii birbirinden ayrr. Bunlar "birincil" ve "ikincil" de receden niteliklerdirl't'O Birincil nitelikler "cisim ne durumda bulunursa bulunsun, ondan sonuna dek ayrlmaz olanlar dr" l'^l der. Bunlar uzam,biim, katlk ve hareket gibi nitelik lerdir. kinci dereceden nitelikler ise, kesinlikle bu anlamda ni telikler deildirler. Onlara maddi bir cismin bizde beUi bir tr den tasarmlar, rnein renk, tat, koku veya ses tasarmlarn meydana getirme ynnde sahip olduu glerdir^'^^ ve bu gler d nesnelerde bulunmakta ise de onlar "olduklar gibi" grmeyizl43
138. Jhn Locke; A.g.e., s.94. 139. Locke; A.g.e., s.105. 140. John Herman Rahdall, Jr.-Justus Buchler; "Felsefeye Giri" ev: Ahmet Arslan, Ege nv. Sos. Bil. Fak. Yay., zmir, 1982, s.l54. 141. Locke; A.g.e., s.105. 142. Randall-Buchler; A.g.e., s.154. 143. Mutala Rahmi, "Kuile Felsefe Tarihi", ev: mer Tolgay, nsan Yaymlan, st., 1995, s.115. 32

imdi bir yandan biim katlk veya hareketle ilgili tasarm larmz gz nne alalm: Burada nemli bir farkllkla kar larz, der, Locke ve devam eder. Birinci tr tasarmlar nesnel karlklarna benzerler; bir gen tasarm, fiziksel gen cis me, hareket eden bir cismin tasarm, nmzde hareket eden cisme benzer. Ancak ikinci tr tasarmlar herhangi bir nesnel varla benzemezler; nk onlarn nesnel karlklar sadece birer g veya yeti olarak vardr. O halde biim, hareket ve ka tlk nesnel eylerdir ve kendilerini alglamadmz durumda bile, algladmz nesneye aittirler. Buna karlk renk, tat, ses nesnel eyler deildirler. Onlar sadece kendisini algladmz da algladmz cisme aittirler. Baka deyile, biim, kathk, hareket tasarmlar hem tasarmlar, hem de nesnel nitelikler olarak vardrlar. Renk, tat, ses ise sadece tasarmlar olarak ya ni cisim bizde kendilerini meydana getirdiinde vardrlar ve nesnel nitelikler olarak var deildirler. O halde birinci derece den nitelikler, Locke'un "gerek nitelikler" diye adlandrd eylerdir, ikinci dereceden nitelikler ise sadece bir cismin biz de tasarmlar meydana getirme ynnde sahip olduu gler dir. Ne var ki bu tasarmlarn birinci dereceden niteliklere ili kin tasarmlarla ayn yapda olduklarn varsayarz. Biim, ka tlk, hareket niceliksel olarak llebilir mekanik niteliklerdir. Renk, ses, tat ise sadece nesneleri algladmzda (tasarmlar olarak) var olan "duyumsal nitelikler"dir. Bir cisim, ister onu al glayalm, ister alglamayalm kare eklindedir ve uzayda yer igal eder. Ama o ancak kendisini algladmzda krmz veya tatldr. Karelik nesneldir. Krmzlk ise grme duyusuna ba ldr. Karelik hakkndaki tasarmmz, kareliin kopyasdr, kr mzlk hakkndaki tasarmmz ise bir gc temsil eder, ama hibir eyin kopyas deildird44 Locke'a gre. Locke'un niteliklerle ilgili bu yaklamlarn, Berkeley, tezi mizin "ikinci blm" nde detayh olarak kritie tabi tutar. Ber keley'in bu konu ile ilgili yaklamlar "ikinci blm"de ince lenmektedir.
144. Randall-Buchler; A.g.e., s.154-155. 33

1.4. Basit ve Bileik deler ile Kip ve Balant Adlar


Bilgimizin doasm, trn ve geriliini daha iyi anlaya bilmek iin, bizdeki idelerle ilgili bir eyi, yani bunlardan bir blmnn "basit" bir blmnn de "bileik" olduunul'^^ syler Locke. Bu anlamda tasarmlarmzn bir takm basit bir takm da bileiktirler^^^. Locke basit ve bileik dnceler arasnda bir ayrm yap yor. Buna gre zihin (anlk) birincileri edilgin (pasif) olarak alrken, ikincilerin retiminde etkindir^'^''. Basit dnce rnekleri olarak Locke, ilk olarak bir buz par asnn soukluk ve sertliini, bir zamban koku ve akln, ekerin tadn verir. Bu "dnceler"in her biri bize salt tek bir duyu yoluyla gelir l'^^. Ve bu alglardan her biri kendi iinde birlememi durumda bulunduundan, iinde yalnzca, zihin deki tek biimli grnm ya da kavram bulunur^^^^. Btn bil gilerimizin gereleri olan bu basit fikirler^so duyulardan ve i algdan gelen fikirler (ideler)dirl5i. ^ihin bunlar neredeyse^s^ sonsuz bir deiiklik iinde^^s yineleme, karlatrma ve bir letirme gcndedir, ve bylece diledii gibi yeni karmak d145. John Locke, "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.94. 146. Macit Gkberk, "Felsefe Tarihi", Remzi Kitabevi, ist., 1999, s.297. 147. Copleston; A.g.e., s.87. 148. Copleston; A.g.e., s.87. 149. Locke; A.g.e., s.95. 150. Locke; A.g.e., s.95. 151. Baykan Fehmi; "Aydmlanma zerine Bir Derkenar", Kakns Yaymlan, st., 2000, s. 102. 152. Frank Thlly; "Bir Felsefe Tarihi", ev: Nur Kk-Yasemin evik, Idea Yaynevi, st., 2000, s.299. 153. Locke; A.g.e., s.95. 34

nceler yapabilir. Ama hibir zihnin tek bir yeni yalm dn ceyi yaratma ya da tasarlama ya da kendinde olanlar yok etme gc yoktur^^"''. Locke, "bir kimsenin, daman hi etkileme mi bir tadn ya da hi koklamad bir kokunun idesini tasar lamaya altm grmek isterdim. Eer o bunu yapabilirse, ben de bir kr de renk idelerinin, bir sarda da doru, seik ses kavramlarnn bulunduu sonucuna varrdm" der. Bu yzden, her trl yapdaki cisimlerde; sesler, tadlar, kokular, grlr ve dokunulur nitelikler dnda bizim ayrmna varabi leceimiz yeni nitelikler tasarlamann, bir insan iin, olanaksz olduunu syler Locke. O'na gre, "insanlk yalnzca drt duyuylal56 yaratlm olsayd, o zaman, imdi beinci duyunun nesneleri olan nitelikler, bizim dikkatimiz, hayal gcmz ya da kavraymzdan, imdi bir altnc, yedinci ya da sekizinci duyunun nesneleri olabilecek olanlar kadar uzak olurdu"!^'' Locke bu basit ideleri-fikirleri drtl bir snflamaya tabi tu tar. Baka bir deyile, basit ideler srasyla sadece tek bir duyu yoluyla kazanlan ideler, birden fazla duyu yoluyla kazanlan ideler, bir tek dnm veya i duyum yoluyla elde edilen ide ler ve nihayet hem duyum ve hem de dnm yoluyla kaza nlan ideler olarak drt balk altnda toplanabiUri^s. Bunlardan birincisi; zihnimize yalnzca tek bir duyu yoluy la girerler^^^. Locke onlarn zorunlu fizyolojik n koullar olarak duyu organlarn, beyin ve sinir sistemini saydktan son ra, kendilerine rnek olarak renklerle, aydmhk-karanlkla, ses le, kokuyla, katlk-yumuaklkla, scaklk-souklukla ilgili ideleri verir^.
154. ThUy; A.g.e., s.299. 155. Locke; A.g.e., s.95. 156. Locke; A.g.e., s.95. 157. Locke; A.g.e., s.95. 158. Ahmet Cevizci; "Onyedinci Yzyl Felsefesi Tarihi", Asa Kitabevi, Bursa, 2001, s.200. 159. Thlly; A.g.e., s.299. 160. Cevizci, A.g.e., s.200. . 35 .

kincisi, birka duyu yoluyla edinilen basit tasarmlardr; Dokunma ve grme ikisi birlikte, yer kaplama, ekil, harel^el-161 ve skunet ideleridirl62 Yaln fikirlerin bu her iki smf da duyum idelerinden oluur^^^. Sadece dnm veya i duyumla elde edilen ideler ise, al g veya dnme, yani anlama yetisi ve isteme, yani irade yo luyla kazanlan idelerdirl^"^. Bunlar zihnin kendi faaliyetlerinin gzlenmesi neticesinde edinilen fikirlerdirl65 Son olarak, hem duyum hem de derin-dnme yoluyla ka zanlan idelere^^^ rnek olarak verilen idelerin banda ise haz, ac, g varolu ve birlik gibi idefer gelmektedir^^'^. Bu drt tr basit fikir zihnin her trl bilgiyi retmede kul land temel malzemedir ve basit fikirleri zihin pasif olarak alrl68. Yalnzca, bu basit idelere ulam olan kii, Locke'a gre, bi leik idelere sahip olabihr, zira basit ideleri n gerektiren bile ik ideler insan zihninin bu basit ideleri eitli ekillerde ile me faaliyetinin bir sonucu olarak ortaya k a r l a r . B i r insan iki ya da daha ok yaln dnceyi tek bir karmak dnce-' ye biletirebilir. Yalnzca gzlem ve ie bak ile snrl deildir, ama yeni dnceler oluturmak iin duyum ve derin-dn me verilerini sistemli olarak biletirebilir ve bunlardan her bi ri tek bir ey olarak dnlebilir ve yeni bir adla adlandrla bilir. rnein "gzellik, iyilikhilirlik, hir insan, Ur ordu, evren, vs.
161. Gkberk; A.g.e., s.297. 162. Cevizci, A.g.e., s.200. 163. Copleston; A.g.e., s.87. 164. Cevizci, A.g.e., s.200. 165. Baykan; A.g.e., s.102. 166. Thlly; A.g.e., s.300. 167. Locke; A.g.e., s.200. 168. Baykan; A.g.e., s.102. 169. Cevizci; A.g.e., s.200. 170. Copleston; A.g.e., s.88. 36

Buna gre, basit ideleri kazanrken btnyle pasif olan zi hin, bileik ideleri bizzat kendisi basit idelerden elde ettii iin, daha sonra btnyle aktif hale gelir. Zihin sz konusu aktivitesini bileik ideleri meydana getirirken hayata geirdii ay r faaliyetle somutlatrr;!''! 1) Birok basit ideyi bir bileik idede birletirmek, btn bi leik ideler byle yaplmtr. 2) kincisi basit ya da bileik iki ideyi alp, onlar bir tek idede birletirmeksizin, ikisinin birlik te bir grnn elde edecek biimde yan yana getirmek tir Bylece bant idesi oluur. 3) ncs zihin soyutla mada bulunarak bu fikri gerek durumunda beraber olduu dier fikirlerden ayrr. Bu yolla da genel fikirler oluurd''3 Zihnin btn genel ideleri byle yaplm tr ^ 74. Demek ki, i ya da d deneyden aral ya da arasz olarak gelmeyen b tn tasarmlar ruhun verilmi (deneyden edinilmi) duyumla r birbirine balamasndan, dzenleme ve so)mtlamasndan olu mulardr ^ 75. Zihnin bu temel faaliyetiyle elde edilen bileik idelerin says sonsuz olmakla birlikte, Locke onlar a)Modsler (kip ler), b)Tzler (cisimler, varlklar), ve c) Bantlarla ilgili bile ik ideler olmak zere balk altnda toplar ^ 76 Modsler (kipler), kendi bana var olmayan ama, baka bir varla bal olarak veya onun tesiri olarak varolan bileik fi kirlerdir ^ 77. Bu kategoriye giren bileik idelere rnek olarak Locke minnettarlk, gen, cinayet szckleriyle ifade edilen ideleri verird78.
171. 172. 173. 174. 175. 176. 177. 178. Locke; A.g.e., s.201. Locke; A.g.e., s.123. Baykan; A.g.e., s.102. Locke; A.g.e., s.123-124. Gkberk; A.g.e., s.298. Cevizci; A.g.e., s.201. Baykan; A.g.e., s.102-103. Cevizci; A.g.e., s.201. 37

Locke kipleri de ikiye aynr: a) Basit kipler: Ayn basit fik rin tekrar neticesinde oluur. Mesela, l(bir) basit fikrini kere tekrar ederek 3() bileik fikri meydana gelir, b) Kark kipler: Farkl fikirlerin birletirilmesiyle meydana gelir. Mese la, gzellik fikri, seyredenlerde zevk duygusu uyandran, renk ve eklin belli bir tarzda birlemi halidir. Gzellik fikri bu ba sit fikirlere dayanr ve bundan ayr olarak kendi bana var olmazi79. Uzay, zaman, say fikirleri ilk nazarda tecrbeden gelmiyor gibi grnse de bunlar da basit kiplerdir^^o. yle ki, uzay tasarmn biz grme ve dokunma duyularna dayanarak elde ederizl^l. Uzay fikrinin altnda yatan basit fi kir, mesafedir. Bu fikrin arttrlmasyla sonsuz uzay bileik ide si elde edilirl^2 5ayx ye zaman tasarmlarn da, tasarmlarn "art arda oluumu" bize yaatan i deneyin yardmyla meyda na getiririz. "Basit tasarmlan" -yani kk uzay arahklarn, zaman aralklarn, birimleri yanyana koymakla, birbirine ba lamakla "uzay", "zaman" ve "saylar serisi" tasarmlarna var rz. "Sonsuzluu" tasarmlayabilmemiz de buna dayanr. "Kuv vet", "hareket", "bileik renkler ve formlar" tasarmlar da bu modslerdir. deneyde ise "alglama", "hatrlama", "dn me", "dikkat" vb. tasarmlar modusturlar^^^. kinci bileik fikir (ide) "tzler" (cisimler)dir. Bu kelimeyi Locke, cisim, varlk ve cevher (dayanak, altta duran) manala rnda kullamri^'^. Btn basit fikirlerimiz ya d nesnelerin duyumlanmas ile ya da zihnin kendi faaUyetlerinin i-algs ile oluur, demi179. 180. 181. 182. 183. 184. 185. Baykan; A.g.e., s.103. Baykan; A.g.e., s.l03. Gkberk; A.g.e., s.298. Baykan; A.g.e., s. 103. Gkberk; A.g.e., s.298. Baykan; A.g.e., s.103. Baykan; A.g.e., s.103. 38

ti Locke. Bu basit fikirlerden bir ksmnn devaml beraber ol duklarn grrz. Mesela, "eker" dediimiz ey, tatl, beyaz ve kat basit fikirlerinin beraberliidir. Bylece bunlara bir ad veririz: "eker cismi". lk nazarda bir tek a ^a iaret ettiimiz nesnelerin fikri (eker) basit fikir sanlr ama aslnda bunlar bir ok fikrin karmndan oluur. Tz fikri bu olguyla alakal ola rak teekkl eder. yle ki biz bu basit fikirlerin (tad, renk, ka tlk vs.) kendi balarna durabileceklerini, varolabileceklerini tahayyl edemeyiz. Bu yzden de, bu basit fikirlerin "altnda duran" bir dayanak (substratum) varsayarz^^ nitelikleri bir arada tutan, birletiren, tayan bir eyin olmas gerektiini dnrz. te buna Locke nesnenin "tz" adn verir. Bu, niteliklerin dayana, taycsdr (Substratum). nk sadece karelik, sertlik ve hareket olamaz; kare olan, sert olan, hareket eden bir eyin olmas gerekir. Bu niteliklerin, nitelikleri olduk lar bir eyin olmas gerekir^^^ Nasl ait olduklar bir varlk ol makszn sfatlar olmazsa, "tayc"sz nitelikler de olmaz^^^. Bu niteliklerin (dnceler) kendi balarna nasl varolabildiklerini ifade edemeyiz, ancak kendimizi onda srdkleri ve ondan ortaya ktklar belli bir dayanak varsaymaya altrrz; ve buna da "tz" deriz^^^. Oysa tze ilitirdiimiz her ey de deneyden gelir. rnein; Tanr idesini biz, i duyumdan (reflection) edindiimiz manevi nitelikleri geniletmekle, ycelt mekle meydana getiririz,^5'-' der, Locke. Locke'a gre tzlerin iki tr idesi vardr: Birincisi, bir adam ya da bir koyun idesi gibi, ayr varolularyla tekil tzlerin idesidir; ikincisi de bir ordu ya da koyun srs gibi, bunlardan bir ounu birlikte bulunduran idelerdir^^^. Bylesi bileik
1.86. Baykan; A.g.e., s.103. 187. Randall-Buchler; A.g.e., s.155. 188. Randlar-Buhcler; A.g.e., S-155. 189. Thly; A.g.e., s.301. 190. Gkberk; A.g.e., s.298. 191. Locke; A.g.e., s. 125. 39

ideler onlar tekil eden basit fikirlerin biraradalmdan mey dana gelir. Xz ile ilgili bu yaklam "Nesne Adlar" bal altnda daha geni bir ekilde ele alnacaktr. nc ve son bileik ide "bant" idesidir. Bantlar bir idenin baka bir ideyle birlikte incelenmesinden, 193 bij- gyi di er bir eyle mukayese etmekten doar. 194 Zihnin, birden faz la ideyi yan yana koyup, onlar birbirleriyle karlatrmak su retiyle aralarnda ne tr ilikiler bulunduunu kavramaya aht karlatrma faaliyetiyle elde edilen bileik ide trdr . Bunlar iin bir rnek "neden-etki tasarm "dr. Bu ideye biz bir takm nitelikler ile nesnelerin baka nitelikler ve nesnelerin etkileriyle meydana geldiklerini alglamakla varrzl96. Duyu larmz bize eylerin deitiini, niteliklerin ve tzlerin varol maya baladklarn, varolularn bir baka varln ilemine borlu olduklarn anlatr. Herhangi bir yahn ya da karmak (bileik) dnce reten eye "neden" deriz, retilene ise "et ki": bylelikle s balmumunun akkanlnn nedenidir. "Ne den" bir baka eyi (yahn dnce, tz ya da kip) varolmaya balatan eydir; "etki" balangcn bir baka eyden alm olandrl97. "Uzay ve zaman bantlar" ile "zdelik" ve "bakalk" da byledir. Ahlaki (moral) idelerde "bant tasarmlar" iinde yer alrlar, nk bunlar da, kendi eylemlerimiz ile ilgi tasa rmlarn bir "yasa tasarm"ile birlemesinden, bu ikisi arasn da bir ilgi, bir "ha" kurulmasndan meydana gehrlerl98. Locke'a gre zamanla ilgih yalhk-genhk, mekanla ilgili uzakhk-yakmlk, uzamla ilgih byklk-kklk, nicelikle
192. 193. 194. 195. 196. 197. 198. Baykan; A.g.e., s. 104. Locke; A.g.e., s.125. Baykan; A.g.e., s. 106. Cevizci; A.g.e., s.201-202. Gkberk; A.g.e., s.298. Thlly; A.g.e., s.301. Gkberk; A.g.e., s.298. 40

ilgili azlk-okluk, varlkla ilgili zdelik-ayrlk vb. neden-et ki dndaki bant idelerine rnek gsterilebilir Bant ideleri ile ilgili olarak sylenmesi gereken bir dier nokta da udur; Her varlk dier btn varlklarla aralarnda bant kurulmasna elverilidir ve bu kurulabilecek bantlar sonsuz saydadr. Mesela, bir insan ayn zamanda baba, birader, oul, byk baba, torun, vey baba, vey oul, koca, ev arka da, dman, ii, patron, daha byk, daha kk, daha ya l, daha gen, akran vb. gibi sonsuz sayda balantya sahip ola bilir. Bu nedenle insanlarn dnce ve ifadelerinin byk b lmn bant ideleri oluturur^oo. Yukarda ifade edilenler balamnda, basit (yaln) idelerin adlar, bileik (kark) kip ve bantlarn adlar ve doal tz lerin adlar ayr ayr birbirlerininkinden farkl ve zgndrler20i. Birincisi, basit ide ve tzlerin adlar, zihindeki soyut ideleri ile birlikte gerek varoluu iaret etmektedirler. Fakat bileik (kark) kiplerin adlar zihinde bulunan idede son bulurlar ve dnceleri zerre kadar ileri gtrmezler^o^ kinci olarak, basit idelerin ve bileik kiplerin adlar her za man hem gerek hem de adsal z ifade ederler^o^ ijnc olarak, basit idelerin adlar tanmlanamazlar; fakat bileik idelerin adlar tanma aktr^o^, Locke iin; basit idelerin hepsi tanmlanmaya allrsa bu sre sonsuza dek gider^o^ nk; bir tanmn deiik terim leri deiik ideler gsterdiine gre, bunlarn hepsi birden, bi199. smail etin; "John Locke'da Tanr Anlay", Vadi Yaynlar, Ankara, 1995, S.62. 200. etin; A.g.e., s.61. 201. Locke; A.g.e., s.254. 202. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", ev: Meral Delikara Topu, teki Yaynevi, Ankara, 1999, s.39. 203. Locke; A.g.e., s.39. 204. Locke; A.g.e., s.39. 205. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.254. . 41 .

resimli olmayan bir ideyi temsil edemezler; bu yzden de, bir szcn anlamm, hepsi de farkl anlamlara sahip olan birok szckle gstermekten baka bir ey olmayan tanmn basit idelerin adlarnda yeri olaraaz^O Locke, bu yargsn temellen dirmek iin "hareket" rneini verir: Hareketi "bir yerden bir yere gei" olarak tanmlayan atomcular, iki anlamda szc birbirinin yerine kullanmaktan te bir ey yapmlar mdr? diye sorar, Locke. Locke'a gre, ayn anlamda iki szc dei-toku ettiimizde yaptmz tanmlama deil evirmedir: Gei, hareket; hareket, geitir^os. Grld gibi basit ideler yalnzca nesnelerin zihinleri mizde brakt izlenimlerle edinilirler. Bu yoldan edinilmemilerse, bunlara verilen herhangi bir adn aklanmas ya da tanmlanmasnda yararlanlan szcklerin hibiri bizde ifade ettii ideyi retmeyi baaramaz. Szckler seslerden olutukla rna gre, bizde yine bu seslerinkinden baka ideler retmez ler 209. Dolaysyla, daha nce herhangi bir szckle ifade edi len basit ideyi uygun bir organla zihnine yerletirmemi olan biri, herhangi bir tanm kuralna gre bir araya getirilmi ba ka szckler ya da sesler yoluyla bu szcn anlamn bile mez. Locke iin durum, bileik idelerde tmyle bakadr, bun lar birok basit idelerden olutuklarndan daha nce bulunma yan bileik ideleri zihne yerletirip ve bylece adlarn anlal masn salayabilirler. Tanmn ya da bir szcn anlamn birden fazla szckle renmenin yeri, bir tek adla karmza kan ide topluluklardr,2io Locke'a gre. Ayn ekilde, duyu larmz alanna hi girmemi eylerin adlarn anlatabilen, ba kalarnn zihinlerinde de bu adlar kullandklar zaman bunla206. Locke; A.g.e., s.25.5. 207. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.42. 208. Locke; A.g.e., s.42. 209. Locke; A.g.e., s.44. 210. John Locke; "insan Anl zerine Bir Deneme", s.257.
o

42 .

ra uygun ideler oluturabilen eyler de bu ide topluluklardr, yeter ki tanmn terimlerinden hibiri, kendisine aklama ya plan kimsenin zihninde daha nce hi yer almam olan bir basit idenin yerini tutuyor olmasnn. Buna gre, "heykel" szc kr bir kimseye aklanabilirken, "resira" szc aklanamaz, nk onun duyular kendisine "klk" idesini vermi, fakat "renk" idesini vermemitir, bu yzden de onun zihninde renk ideleri uyandramaz2i2 Locke'un ifade ettii zere, basit ideler bizde bu alglar retmeye uygun nesnelerin deneyimi ile elde edilebilirler. Bu ekilde zihnimize onlar ykleyip adlar da bildikten sonra bunlardan oluan basit idelerin adlarn tanmlayp bu tanmla anlar konuma geliriz^l^ Ancak Locke iin, ne olursa olsun her hangi bir basit idenin ad tanma ak olmad g i b i , b u n l a r ifade ettikleri, tasavvuru olduklar nesnelere de benzemezler215. nk, duyumlar, yalnz nesnelerin zerimizdeki etki leridir; bizim duyumladmz nesnelere yklediimiz her bir nitelik, ancak nesnenin bizde belli bir etki, yani anlmzda belli bir tasarm yaratma yeteneidir216. Bundan dolay zihni mizde olan duyusal fikirlerimizin ou, bizim dmzda bulu nan bir eye benzemez217 Drdnc olarak, basit idelerin adlar kendi anlamlarn be lirleyecek olan bir tanma yardmc olamasalar da, bu, onlarn kark kip ve cisimlerin adlarndan daha az belirsiz ve kuku lu olmalarna engel deildir, nk bunlar yalnzca bir basit al gnn yerini tuttuklar iin, insanlar genellikle bunlarn anlam211. Locke; A.g.e., S.257. 212. Locke; A.g.e., s.257. 213. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.47. 214. Lpcke; A.g.e., s.47. 215. Gkberk; A.g.e., s.299. 216. Gkberk; A.g.e., s.299. 217. Alfred Weber; "Felsefe Tarihi", ev: H. Vehbi Eraip, Sosyal Yaynlar, st.
1993, S.264.

" 43

lan zerinde ok daha kolay ve tam olarak anlalabilirlerdik Locke'a gre bir kez "beyaz"m karda ya da stte gzlemledii rengin ad olduunu renen kimse, bu ideyi zihninde tuttuu srece, bu szc yalnz uygulayamaz, bu ideyi tmyle yi tirmi olsa da anlamnda yanlgya dmez, ancak onu anlama dn grr. Basit idelerde adm anlam hep birden anlalrdm ve paralar iermediinden, az ya da ok parann olup olma mas gibi ideyi deitirecek ve bylece adnn anlamn bulank ya da belirsiz klacak bir durum yoktur2 20. Beinci olarak, basit ideler ve adlarn da snr izgisi zerin de en dk trden en yksek cinse doru birka basamak khr. nk en alt tr tek bir yahn ide olduundan iinden hibir ey karlamaz; bylece farkllk diy bir ey kalmaya candan ortak bir idede baka bir ey ile de uyuabilir. rne in beyaz ve krmz "idesini ortak bir grnte buluturmak iin ilerinden karlabilecek hibir ey yoktur22l. Locke'a g re, insanlar skc sralamalardan kurtulmak iin beyaz ve kr mzy ve baka birok bylesi yaln ideyi tek bir genel ad altn da toplamak istediklerinde bunu onlarn zihinlerine girdii yo lu belirten bir szckle yapmak durumunda kalmlardr. Be yaz, krmz ve sar renk cinsi ya da ad altnda toplandklarn da, bu yalnzca zihinde grme yetisi ile retilen ve yalnzca gzlerle girebilen ideleri belirtir. nsanlar hem renkleri hem de sesleri ve benzeri yaln idelerin daha genel bir terimde topla mak istediklerinde bunu zihne yalnzca tek bir duyu arachyla giren tm ideleri dile getirecek bir szck ile gerekletirirler222. Altnc olarak, basit idelerin, tzlerin ve kark kiplerin ad lar arasnda yle bir ayrm da sz konusudur: Kark kiple218. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.257. 219. Locke; A.g.e., s.257. 220. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.48. 221. Locke; A.g.e., s.48. 222. Locke; A.g.e., s.49. . 44 .

rin adlar tmyle yapay ideleri, tzlerin adlar bir kalb; ve basit ide adlar eylerin varoluunu temsil ederler ve yapay deildirler223 Kark kipler, der Locke, deiik trlerden basit (yaln) d ncelerin bileimlerinden oluu];^224 Kark kiplerin adlar genel olduklar iin, eylerin her birinin kendine zg z bu lunan trlerinin yerine geerler. Bu trlerin zleri de, zihinde, kendilerine birer ad verilmi olan soyut idelerdir225. Kark kiplere rnekler olarak Locke ykmllk, sarho luk, ikiyzllk, kutsal eylere saygszlk ve cinayeti verir. Bunlardan hibiri bir tz deildir ve her biri (her birinin d ncesi) deiik trlerde yaln idelerin bir bileimidir. Bunlarn var olduklar sylenebilir mi ve eer varsalar, nerede oldukla r? rnein cinayetin dsal olarak ancak cinayet eyleminde varolduu sylenebilir. Bu yzden dsal varoluu geicidir. Bununla birlikte, insanlarn anlklarnda, e deyile bir dn ce olarak, daha kahc bir varoluu vardr^^. Bu ynyle Loc ke'a gre, kark kiplerin birok trlerinin soyut ideleri ya da zleri zihin tarafndan yaplmtr. Bu ynyle kark kipler basit idelerden ayrlrlar. nk zihinde basit idelerin hibir trn yapma gc yoktur, zihin onlar yalnzca, kendini etki leyen gerek varlklarn kendine sunduklar gibi ahr227, Locke'a gre, kark kipler durumunda, ad dncenin ye rine almaya olduka yatkmzdr. Ad nemli bir rol oynar. "Parricide" (ebeveyn ldrme) diye bir szck olduu iin, buna karlk den kark kipli karmak bir dnce tama eilimindeyizdir. Ama gen bir insan ldrmeden ayr olarak, ya l bir insan ldrme iin tek bir ad bile olmadndan, ilgili ya ln dnceleri karmak bir dnceye biletiremeyiz, ne de
223. Locke; A.g.e., s.49. 224. Copleston; A.g.e., s.92. 225. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Denane", s.258. 226. Copleston; A.g.e., s.92-93. 227. Locke; A.g.e., s.258. . 45 .

gen bir insandan ayr olarak yal bir insann ldrlmesini zel olarak ayr bir eylem tipi olarak grrz^^s yleyse, Loc ke'a gre zihin kark kipleri uygun bulduu bileik idelerde kendince bir araya getirir . Ve bu zihnin serbest seimi ile ya plr, dolaysyla bu kark kip trleri anlama yetisinin rndrler230. Locke'a gre, kark kipli karmak dnceler elde etme nin yolu vardr;23l burada zihin ey yapar:232 eylerin kendilerinin deneyim ve gzlemleri yoluyla233 belli sayda ide seer234. Bylece, iki insann boutuklarn ya da khia ar ptklarn grme yoluyla, bouma ya da klla arpma d ncelerini elde ederiz. kinci olarak;235 onlar bamtlandrr ve tek bir idede birletirir^^ nc ol'arak;237 onlar tek bir adla balar238 rnein bir ocuk birok szcn anlamn, ifade edilen eylerin duyusal deneyimleri yoluyla deil, onun anlamm bakalarna aklattrma yoluyla (dilsel olarak) re nir, tlibir zaman kutsal eylere saygszl ya da bir cinayeti grmemi olabilir; ama biri szcklerin anlamlarn onun daha imdiden tank olduu dncelerin terimlerinde aklarsa bu kark kiplerin karmak dncelerini elde edebilir. Loc ke'un terminolojisinde, karmak dnce onu yalm (basit) dncelere zndrerek ve sonra bu dnceleri birletire rek ocuun zihnine iletebilir, yeter ki, ocuk bu yalm dn celeri tayor olsun. Bir ocuk insan dncesini tad iin
228. Copleston; A.g.e., s.93. 229. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.53. 230. Locke;'A.g.e., s.53. 231. Copleston; A.g.e., s.93. 232. Locke; A.g.e., s.51. 233. Copleston; A.g.e., s.93. 234. Locke; A.g.e., s.51. 235. Copleston; A.g.e., s.93. 236. Locke; A.g.e., s.51. 237. Copleston; A.g.e., s.93. 238. Locke; A.g.e., s.51. 46

ve byk bir olaslkla ldrme dncesini de tad iin, karmak bir dnce olarak cinayet dncesi ona kolayca iletilebilir, stelik hibir zaman bir cinayete tank olmam ol sa bile239. Locke bu yaklamdan yola karak, kark kiplerden sz eden insanlarn bunlar ancak adlarla belirlenmi olarak an lamlandrp ele aldklarm^^^O ifade eder. Locke'a gre bunlar adlandrlmak zere insanlar tarafndan yaplm olduklarn dan, insann birok dank ideyi tek bir idede birletirmesinin iareti olan bir adlandrma yaplmakszn trler dikkate aln mazlar ve var da saylmazlar^"!-!. Bu ynyle ad soyut idenin paralarna srekli bir birlik salar ve z oturtulmu ve tr ta mamlanm olarak grlr,242 Locke'a gre. Kark kip trlerinin zlerinin doann deil de anlama ye tisinin yaratlar olduu sylemine uygun olarak243 Locke; bunlarn adlarnn da bizi zihnimizdeki dncelerin dna gtrmeyeceini244 ifade eder. "Adalet" ya da "minnettarlk"3.VL sz ettiimiz zaman, varolan ve kavramamz gereken herhangi bir eyin tasarmn yapmayz; dncelerimiz bu erdemlerin soyut idelerinde durur; ve "at" ya da "demir" gibi zgl idele rinin yalnzca zihinde deil de bize bu ideleri salayan eylerin kendilerinde de bulunduunu dndmz eylerden sz ederken yapt eyi yapmaz; yani zihinden teye gemez245 yargsnda bulunur Locke. Locke, son olarak kip adlarnn her zaman kendi trlerinin gerek zlerinin yerini tuttuunu246 ifade eder. O'na gre, bu
239. 240. 241. 242. 243. 244. 245. 246. Copleston; A.g.e., s.93-94. Locke; A.g.e., s.57. Locke; A.g.e., s.58. Locke; A.g.e., s.58. Locke; A.g.e., s.58. Locke; A.g.e., s.58. John Locke; "insan Anl zerine Bir Deneme", s.261. Locke; A.g.e., s.262. 47

soyut ideler zihnin rnleri olduklar ve de eylerin gerek va rolular ile balantlar bulunmadndan, bu adm zihnin ken di oluturduu bileik idenin dnda bir eyi behrttii varsaylamaz; dolaysyla zihnin o adla anlatabileceinin tamam bu bileik idedir247 ve Locke'a gre trn btn zellikleri buna baldr ve bundan kaynaklanr: bylece kark kiplerde ger ek ve adsal z ayndr^^s Locke ksaca bantlardan sz ederken de, kark kipler iin sylenenlerin ok az bir deiiklikle bantlar iinde ge erli olduunu249 syler ve bunlarn herkes tarafndan gzlemlenebilme olaslnn olabileceinden dolay ayrntya girme nin ve konuyu geniletmenin gereksizliini^so belirtir.

1.5. Nesne Adlar


Locke'a gre, nesne adlar da yukarda deindiimiz genel terimler gibi trlerin yerini tutar. Bu da, bir ok tikel nesnenin tek bir ortak kavram iinde dnlp tek bir adla ifde edil diini ve bu ynyle bileik idelerin iareti yaplm olduunu gsteririmi, ynyle nesnelerle ilgih dncelerimiz zihin tarafndan bir araya getirilen yalm dncelerden yaplm kar mak dncelerdir252. rnein, beUi bir renk ve belh bir e kil; belli bir koku ve belli bir yumuaklk ya da sertlik ile bir araya getirilebilir. Bu bir deneyim sorunudur. Eer bir yaz g n baheye ksak, beUi ekillerde belli renk alanlarn (r: Bir gl) grr ve belli bir koku alglarz. Ayrca dokunma duyusu vastasyla, gle dokunma dediimiz eylemi yerine getirerek belli deneyimlerde bulunabiliriz. Bylece birbirlerine elik edi-' yor gibi grnen ve anlkta bir araya balanan niteliklerin bir247. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.59-60. 248. Locke; A.g.e., s.60. 249. Locke; A.g.e., s.6L 250. Locke; A.g.e., s.62. 251. Locke; A.g.e., s.63. 252. Thlly; A.g.e., s.301. 48

lemesi ya da kmeleiTiesi ve toplanmas sz konusu olur253 Buna gre niteliklerin toplanmalar ya da kmelemeleri, ya da Locke'un szleriyle, "dnceler" vardr254 durumda, du yumdan ve derin-dnmeden (reflexion) elde edilen belli bir sayda yalm dncenin her zaman birlikte gittikleri gzm ze arpar; onlarn tek bir eye ait olduklarn varsayar ve byle birletiklerinde onlar tek bir adla adlandrrz. Ancak bu nite liklerin (dncelerin) kendi balarna nasl varolabildiklerini alglayamayz,255 bylece, kendimizi onlara kalclk veren ve onlar ortaya karan ve bu yzden de "tz" adn verdiimiz bir dayanak olduunu kabul etmeye altrrz^^ Zihin bura da bir dayanak, nitelikler iin bir destek dncesi salar ve bu birincil niteliklere zemin olur. Bu destee "tz" denir ve bu szcn gerek anlam, ngilizce'de "altta duran" ya da "des tekleyen" demektir257 Buna gre, biz bu basit fikirlerin (tad, renk, katlk vs.) ken di balarna durabileceklerini, varolabileceklerini tahayyl edemeyiz. Bu yzden bu basit fikirlerin "altnda duran" bir da yanak (substratum) varsayarz. te buna tz deriz258 Locke'a gre cisim zerine var olan dncelerimiz unlardr. a) Genel olarak tz fikri;259 Locke'a gre bu genel tz, d ncesi ak ve seik deildir. Bunlar, yaln (basit) dncele rin eitli bileimlerinden baka bir ey deildirler. ^60 b) Behrli tikel (ferdi) tz hkri: Tecrbe yoluyla edindiimiz basit fikirlerin bazlarnn hep bir arada mevcut olduu gzlenir^l. rnein, bir dizi yalm (basit) dncemiz (krmz ya
233. 254. 255. 256. 257. 258. 259. 260. 261. Copleston; A.g.e., s.98. Copleston; A.g.e., s.99. Thlly; A.g.e., s.301. Copleston; A.g.e., s.99. Copleston; A.g.e., s.99. Baykan; A.g.e., s.103. Baykan; A.g.e., s.103. Copleston; A.g.e., s.lOO. Baykan; A.g.e., s.103. 49

da beyaz, belli bir koku, belli bir ekil vb.) vardr ve deneyim le birlikte giderler ve bileimlerini tek bir adla adlandrrz262 Bu dncelerin o eyin i yapsndan veya bilinmeyen bir znden geldii varsaylr. Bylece, "adam", "at", "altm", "su" vs. gibi fikirlere sahip oluruz^^S Locke, bu noktada "z" kavramndan bahseder. O'na gre "z" tikel trn yapsn oluturur ve dier tikel trlerden ayrdedilmesini salayan lt ve snrlar gsterir^^ Locke buna "adsal z" der ve gereke olarak da adsal z ile o trn tm zelliklerinin kaynakland gerek nesnel yapdan o tr ayrdedebileceini syler^s O'na gre, rnein altnn adsal z sar, belli arlkta, ilenebilir, eriyebilir ve buharlamaz bir cis me karlk gelen, altm szcnn temsil ettii bileik idedir. Fakat gerek z, cismin, altnn tm nitelikleri ile dier zel liklerinin de kayna olan duyulmaz paralarnn yapsdr. Her ikisine de z dense de, birbirinden ne kadar farkl olduklar apak ortadadr^^. Ancak Locke'a gre gerekte, nesnelerin gerek zlerini tam olarak bilemeyiz, yalnzca varolduklarm kabul ederiz267. Buna gre ilk dnlecek olan ey nesnelerin bu zlerden hangisine gre cins ve trlere ayrlacadr; Locke'a gre bu ad sal ze gre yaplr. nk trn iareti olan adn belirttii tek z odur. Or: "Bu bir at" veya "u bir hayvan" deriz. Burada o adm konulduu tr, o adn konulduu soyut ideyle uyuur. Buna gre adsal z trleri ve cinsleri belirir^S Her tikeli u ya da bu snfa, u ya da bu genel ada ait klan ey tam anlamyla bize gre z olandr ve bu durumda bize gre z olan ey bel262. 263. 264. 265. 266. 267. 268. Copleston; A.g.e., s. 100. Baykan; A.g.e., s.103. Locke; A.g.e., s.64. Locke; A.g.e., s.64. Locke; A.g.e., s.64. Locke; A.g.e., s.69. Locke; A.g.e., s.70. 50

li bir adn verildii soyut idedir^^s der. Locke, doal nesneleri trlere ayran zn adsal z olduunu daha iyi ifade edebilmek iin tinsel ide (dnen tz) den bahseder. Zihin tinlere yk ledii yaln ideleri kendi i ilemlerine dalarak elde ettiine g re Locke iin zihin bu ilemleri varlklarn bir trne ya da maddeye dayanmadan bir tin kavram oluturamaz. Buna gre, kendimize ynelik i duyumla her biri olmasn olmamasna tercih edilen ve her birinden ne kadar ok olursa o kadar iyi dir diye dnlen varolu, bilgi, g ve haz idelerini edindik ten sonra hepsini her biri sonsuz olacak biimde birletirir ve bylece ncesiz-sonrasz, her eyi bilen, her eye gc yeten, sonsuz bilgelikte ve sonsuz mutlulukta bir varln bileik ide sine u l a a b i l e c e i n i , s y l e r Locke. Buna gre hem Tanrya hem de ayr tinlere (r. melek) ili kin karmak dncelerin bu derin dnme yoluyla kazan lan yaln dnceler yoluyla elde edilebileceini^^i ifade eder. Bu aklamalardan yola klarak denilebilir ki, eylerin ger ek zlerini bilmek mmkn deildir, ancak genel szcklere gereksinim duyulduu iin yaplan tek ey var olan eylerin birlikte bulunduklar ve duyumsadmz belli sayda yaln ide yi bir araya getirmek ve bunlardan bileik ide oluturmaktr. Bununla en azndan bu adsal zlerin doruluu snanabilir272 Bu durumda nesneleri gerek zleri deil adsal zlerine gre gruplandrp adlandrdmza gre, sorulmas gereken ey bu zlerin nasl ve kim tarafndan yapldklardr273 Locke'a gre kim tarafndan yapld bellidir: Zihin. Locke, "bu doann rn olsayd, deneyimlerle saptand zere deiik insanlarda^^'^ bylesine eitli ve deiik olmazd,"^'^^ der. nk iyice
269. 270. 271. 272. 273. 274. 275. Locke; A.g.e., s.71. Locke; A.g.e., s.73-74. Copleston; A.g.e., s.101. Locke; A.g.e., s.79-80. Locke; A.g.e., s.83. Locke; A.g.e., s.83-84. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.270. 51 .

irdelendii taktirde, herhangi bir nesne trnn adsal znn btn insanlarda, ayn o l m a d n v u r g u l a r Locke. nsan adnn verildii soyut ide doann rn olsayd birok insan iin farkl farkl insan tanmlamalarnn olmamas gerektiini277 rnek olarak verir Locke. Locke'a gre nesnelerin (cisimlerin) bu adsal zleri insan zihninin rn olsalar da pek yapay deildirler. Bu adsal z yapmak iin ncehkle ierdii idelerin tek bir ide oluturacak bir birlik iinde bulunmalar gerekir. nk insanlar istedikle ri bileik ideleri yapabiliyor ve onlara istedikleri adlar verebiliyorlarsa da, gerekten var olan eyler zerine konutuklar zaman doru anlalmak istendiklerinde, idelerini bir lde szn etmek istedikleri eylere uydurmaldrlar278 diyerek ortak bir iletiim ve dil vurgusu yapar filozof. ikinci olarak, insan zihninin kendi bileik nesne idelerini yaparken gerekte bir arada var olmayan ya da yle kabul edil meyen ideleri bir araya getirmeyeceini279 syler. O'na gre in sanlar bu birlii tmyle doadan kopyalam olursa da birle tirdikleri ide says yine de onu yapan insann dikkat, aba ve hayal gcne baldr^so. Bundan da u anlalyor ki; insanlar genel nesne idelerini olutururlarken doann koyduu kalp lan izlemezler. Burada asl belirleyici olan ey; insanlar kendi genel idelerini olutururken, eylerin gerekteki gibi asl doa larndan ok dilde kolaylk ve ksa ve kapsamh iaretlerin yar dmyla abuk iletiimi dert ettiklerinden, soyut idelerini ku rarken de asl olarak bu amac gtmlerdir; bu da genel ve eitU kapsamh adlarla salanr,281 Locke'a gre.

276. Locke; A.g.e., s.270. 277. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.84. 278. Locke; A.g.e., s.86-87. 279. Locke; A.g.e., s.87. 280. Locke; A.g.e., s.87. 281. Locke; A.g.e., s.91. 52

Locke iin bu durum, dilin kavramlarmz en kolay ve en ksa yoldan ilene amacna uygundur. nk bylece, eyler den uzam (yer kaplama) ve katlk bileik idesinde uyumalar ynnden sz etmek isteyen birinin btn bunlar ifade ede cek olan "cisim" szcn kullanmas yeterlidir. Bunlara ya am, duyu ve kendiliinden hareket szcklerinin belirttii ideleri de katacak olan bir kimse bu ideleri paylaan her eyi belirtm^ek zere yalnzca "hayvan" szcn kullanmaldr; yaam, duyu ve hareketle birletirdii beden idesine akl kullan ma yetisi ve belli bir grnm de ekleyen bir kimse bu bile ik ideye uyan her tikeli dile getirmede yalnzca iki heceli "in san" szcne gereksinim duyar282 Locke'a gre cins ve tr lerin asl ilevi budur ve insanlar bunu yaparlarken gerek z ler ya da tzsel formlar hesaba katmadan yaparlar283 Sylenenlerden ortaya kan durum; eylerin insanlar tara fndan trlere ayrlddr284 Doa birbiriyle birok duyulur nitelik ve belki i doku ve yap asndan da uyuan bir sr ti kel ey yapar. Ancak onlar trlere ayran bu gerek z deil; eyleri kapsaml iaretlerden yararlanmak zere adlandrmak amacyla trlere ayran, onlarda birleik grd ve sklkla birok birepn uyutuunu gzlemledii niteliklerden yola kan insanlardr, bu kapsaml iaretler altndaki bireyler u ya da bu soyut ideye uygunluklarna gre ayr ayr bayraklar al tnda gruplandrlrlar: yle ki, bu mavi alay, u krmz alay dandr; bu bir insan, u bir maymundur285 Ksacas Locke; tikel varlklarn trlere ayrlmasnda snrla rn insanlar tarafndan izildigini286 vurgulamak ister.

282. Locke; A.g.e., s.92-93. 283. Locke; A.g.e., s.93. 284. Locke; A.g.e., s.93. 285. Locke; A.g.e., s.94-95. 286. Locke; A.g.e., s.95.

53

1.6. Balalar
John Locke, zihindeki idelerin adlar olan szckler dn da, zihnin ideler ya da nermeler arasnda kurduu banty dile getirmede bavurulan birok szck ya da balar olduunu287 vurgular. O'na gre zihin, dncelerini bakalarna ile tirken, sahip olduu idelerin iarederi yannda, bu idelere ili kin kimi eylemlerini de gstermek ya da belirtmek iin baka eylere de gereksinim duyar. Bunu da dncelerini bakalar na iletirken tutarl bir sylem oluturmak adna yapar. te zih nin burada bu balar olutururken eitli olumlama ya da deillemeler iin yararland szckler ilgeler (balalar) diye adlandrlrlar. Ve Locke'a gre balalar doru kullanlrlarsa ak ve gzel bir anlatm tarz olutururlar^SS Bunun iin de bir zincir halinde dnmeli ve bunlar zerindeki dnme tarzlar arasndaki balantlar gzlemlemelidir. Byle yntemli ve aklc dnceleri iyi ifade etmek iin de sylemin deva mn salayan bant, kstlama, ayrm, kartlk ve vurgu gibi eyleri gsterecek szcklere sahip olunmaldr. Bu durum in sanlarn kendilerini daha iyi ifade etmelerine katk salar^S

1.7. Soyut ve Somut Terimler


Locke bu blmde soyut ve somut idelerimizin doasndan ve birbirleriyle var olan bant dzleminden bahseder. Loc ke'un daha nceki blmlerde belirttii gibi zihin, ideleri soyudama gcne sahiptir ve bylece ideler eylerin trlere ay rlmasna yarayan zler, yani genel zler olurlar. Ancak burada her soyut ide bir dierinin yerini alamayacak denli seiktir^^o Ancak Locke'a gre zihin kendi sezgisel bilgisiyle bunlar ara287. 288. 289. 290. Locke; A.g.e., Locke; A.g.e., Locke; A.g.e., Locke; A.g.e., S.106. s.106. s.106-107. s.109.

54

smdaki ayrm kavrar ve bu yzden de nermelerde bu ideler birbirlerinin yerlerine geemezler. nk, bunlar birbirlerine ne kadar yakn grnrse grnsn ve insann bir hayvan, ya da aklh, ya da beyaz olduu ne kadar kesin olursa olsun, her kes bu nermelerdeki yanll hemen anlar: "insanlk hayvan lktr, ya da aklclktr ya da beyazlktr" ve bu en genel geer ilkeler kadar apaktr 291 der, Locke. Bu durumda btn bildi rimlerimiz bir soyut idenin baka bir soyut ide olmadn de il bir soyut idenin baka bir soyut ideye bal olduunu gs terir dzeyde somuttur; bu soyut ideler, cisimlerde herhangi bir trden olabilir. Cisimlerde en sk rastlanan da g ideleri dir: rnein, "bir insan beyazdr" nermesi, bir insan zne sahip olan ey ayn zamanda beyazlk zn de tar demektir ki beyazlk, gzleri olaan nesneleri seebilen birinde beyazlk idesini yaratma gcnden baka bir ey deildir,292 Locke'a g re. Locke iin adlar arasndaki bu ayrm idelerimizin farkll n da gsterir. nk O'na gre, yahn idelerimiz somut adlar kadar soyut adlar da tarlar: rnein; ad ve sfat bu ayrm bi ze salar. Buna gre beyazlk, beyaz; tatllk, tat. Kip ve ban t idelerimiz iinde adalet, adil; eitlik, eit293 rneklerini verir, Locke. Bu durumda soyut ve somut terimler adlara, sfatlara, bantlara ve tzlere ilikin idelerimize gre deikenlik arz ederler.

1.8. Szcklerin Yetersizlii ve Kt Kullanm


Locke kendi anlam kuramnn tam bir aklamasn verme se de294 daha nceki blmlerde yer alan yaklamlarndan yo la karak dilde nasl bir yetersizlik olduunu ve szcklerin

291. 292. 293. 294.

Locke; A.g.e., s.109. Locke; A.g.e., s.109-110. Locke; A.g.e., s.llO. Copleston; A.g.e., s.110. . 55 .

asl doasnn ounu nasl da kanlmaz bir biimde kuku lu ve belirsiz anlamlara soktuunu aklamaya alr. Locke, bu durumda ilkin szcklerin kullanmlarn ve kul lanm amalarn ele alr. Bylece szcklerin ifte kullanmn dan bahsederek konuya girer. Locke, ilkin kendi dnceleri mizin kaydedilmesi ikinci olarak da kendi dncelerimizin bakalarna iletilmesinden^sm kaynaklanan yetersizliklerden bahseder. Ona gre szckler dncelerin iarederi^^ ol duklarna gre, bir kimse kendi idelerini kendisi iin belirtece i durumda istedii szc kullanabihr ve srekh olarak ay n ide iin ayn iareti kulland srece bu szcklerde yeter sizlik sz konusu olamayacan syler. nk bu durumda kendi dnd anlam kendisi anlayabilecektir ki dilin do ru kullanm ve yetkinlii de burada yatar297 Locke, ikinci olarak dncelerimizin bakalarna iletilme sinden yani, szcklerle iletiimden bahseder. O'na gre ileti imin birincil amac anlalmak olduuna g r e , s z c k l e r i iletiimin amacna yararh klmak iin onlar iitende konua nn kafasnda temsil ettikleri ile tam anlamyla ayn dnceyi yaratmalar zorunludur^^^ Ancak Locke'a gre, kendisini din leyenin zihninde konuann zihnindekiyle ayn ideyi uyandr mayan bir szck, felsefe ya da felsefi kullanmda o amaca iyi hizmet etmiyor demektir^oo. Locke'a gre sz edilen kusuru oluturan ey, herhangi bir sesin, bir ideyi anlatmaya, bir ba ka sese gre daha elverisiz oluundan deil bunlarn ifade et tikleri idelerden gelir. Buna gre, szcklerin kimisinin dier lerine gre daha kukulu ve belirsiz olmasnn sebebi, bunlarn dile getirdikleri ideler arasndaki ayrmdan kaynaklanrm.
295. Locke; A.g.e., s.112. 296. Copleston; A.g.e., s. 110. 297. Locke; A.g.e., s. 112. 298. Locke; A.g.e., s.113. 299. Copleston; A.g.e., s.llO. 300. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.278. 301. Locke; A.g.e., s.278. 56

Locke ideler arasndaki bu ayrmlarn sebeplerini birka balk altnda temellendirmeye alr. Buna gre; 1. Szcklerin yerini aldklar ideler ok karmak ve ok sayda idenin derlenmesi ile kurulmu iseler, 2. Temsil ettikleri idelerin doada belli balantlar ve yerle ik hibir ltleri bulunmuyorsa, 3. Szcn anlamnn bir lte dayandrlp da bu l tn kolayca bilinemez olmas durumunda, 4. Szcn anlam ile eyin gerek z tam anlamyla ay n deilse, ideler arasnda ayrmlar olur ve iletiim gleir. Tm bu durumlarda szcklerde bir yetersizlik sz konusu ohr302. Locke bunlar deiik trden idelerimize uygulanmlar a sndan ele alr. Durum kark kipler asndan ele alndnda, bu kipler zihinsel yaplar olduklar iin, bunlarda herhangi bir deimez anlam ls bulmak zordur^o^. Bu ynyle kark kip adlarnn ou, anlamlarnda byk belirsizlik ve bulank lk barndrmaya yatkmdr^o^ "Cinayet" gibi bir szcn an lam btnyle seme zerine dayanr. Bu szckte tek bir kri ter ya da aklk bulmak olanakszdr^o^. Benzer ekilde insan larn, ahlaksal szcklerin oluturduu ok karmak idelere verdikleri adlarn iki ayr insan zihninde ayn belirli anlama pek seyrek geliinin nedeni de bylece ortaya kar. nk bir insann bileik ide-si nadiren bir bakasmmkiyle badar ve o u kez kendisinin dnk ya da yarnki id esiyle de uyumaz^O, Bu yzden Locke'a gre, adlar dnceleri temsil ederler de mek bir eydir ve genel olarak hangi dnceleri temsil ettik lerini sylemek bir baka eydir^o^
302. 303. 304. 305. 306. 307. John Locke; "insann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s. 114. Copleston; A.g.e., s. 110. Locke; A.g.e., s.114. Copleston; A.g.e., s. 110. Locke; A.g.e., s.115. Copleston; A.g.e., s. 110. 57

Bunun yannda, kark kip adlarnn anlamlar, doada bu idelerin ilikilendirilebilecei ve ayarlanmalarnda temel alna bilecek gerek ltlerin olmayndan dolay belirsizleiyorsa, nesne adlar da bunun tersi bir nedenle, yani temsil ettikleri idelerin eylerin gerekliine uygun kabul ediliyor ve doann rn olan ltlere bal kalmasndan kaynaklanyor,k08 jgjLocke. Buna gre, nesne ya da tz idelerimizde, kark kiplerdeki gibi eyleri gruplandrp adlandrmak zere belirleyici zellikler ierdiini grp uygun bulduumuz bileimleri kur ma zgrlmz yoktur. Bunlarda, iaretleri olarak belirledi imiz ve ifade etmek iin kullanacamz adlar varsa da,^^^ bunlarda doay izlemek, karmak idelerimizi gerek var olu lara uydurmak ve adlarnn anlamlarn eylerin kendilerine gre dzenlemek zorunluluu olduunuzla syler Locke. nk Locke'a gre aksi taktirde adlarmz o eylerin anlamla r olmaz ve onlarn yerini tutmaz^^ 1. Ancak bu duruda da iki problem karmza kar. Kimi za man bu idelerin tm zellikleriyle "eylerin gerek 3'ap"syla uyutuu kabul edilir, fakat bu yap (z), son derece bilinmez bir ey olduundan, onu ifade etmesi istenen herhangi bir ses, uygulamada ok belirsiz kalr; ikincisi, nesnelerde bir arada var olduklar grlen yaln ideler nesnelerin adlarnn iaretle ri olduundan, bu ideler, birok ey trnde birleik halde ad larnn balanm olduu en temel ltlerdir. Fakat, bu ilk r nekler de bu amac, o adlar ok deiik ve belirsiz olmaktan kurtaracak lde gerekletiremez. nk, ayn znede birle ik olan, bir arada bulunan yalm ideler kalabalk olduundan ve her birinin de zgl adn temsil ettii bileik idede eit pay lar bulunduundan, insanlar ayn zneyi dikkate almaya ka rarl olsalar da onun zerine ok deiik ideler olutururlar ve
308. Locke; A.g.e., s . l l 9 . 309. Locke; A.g.e., s.119. 310. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.281. 311. Locke; A.g.e., s.281. 58

bylece onun iin kullandklar ad da farkl insanlarda ok ay r anlamlara brnr^ 12 Ayrca hi kimsenin tam ve kesin sa ysn bilemeyecei kadar ok olan bu zellikler, farkl insan larca deiik beceri, ilgi ve tarza gre farkl biimde kefedihrler;^^ dolaysyla, farkl insanlar ayn tze ilikin deiik ide ler belirlerler ve ortak adm anlam ok deiir ve belirsizleir^i4 yleyse, insanlarn ayn adlarla ifade ettikleri bileik tz (nesne) idelerinin ok eitU olmas ve dolaysyla adlarnn anlamlarnn da ok belirsiz olmas kamlmazdr^is. Yukarda ifade edilenlerden yola karak, yanlgya en az el verili adlarn yaln ide adlar olduklarn grebiliriz. nk, ifade ettikleri idelerin her biri tek bir alg olduundan, daha bi leik idelere gre ok daha kolay edinilebilirler. Dolaysyla bnyelerindeki yaln idelerin tam says kolayca belirleneme yen ve zihinde rahata tutulamayan kark kip ve nesnelere ilikin bileik idelere genelde yaktrlan belirsizlikten uzaktrlar^l, ikinci bir sebep olarak Locke, yaln idelerin dorudan belirttikleri alg dnda baka bir ze gnderilmediklerini, bundan dolay asli anlamlarn koruduklarnz7 belirtir. Bunun hemen ardndan basit kipler gelir. Ayn ekilde basit kiplerin adlar da, kuku ve belirsizlie az yatkn olma bak mndan basit idelerin adlanndan hemen sonra gehr^is. Locke, zellikle insanlarn ok ak ve seik idelerinin bulunduu e kil ve say kipleri, "yedi" ya da "gen" i anlamaya niyet edip de bunlarn olaan anlamlarnda yanlacak kimsenindik olama yacan belirtir. Dolaysyla Locke'a gre ortaya u sonu kar
312. John Locke; "insann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.120-121. 313. Locke; A.g.e., s.121. 314. Locke; A:g.e., s.121. 315. Locke; A.g.e., s.122. 316. Locke; A.g.e., s.125-126. 317. Locke A.g.e., s.126. 318. John Locke; "insann Anh zerine Bir Deneme", s.283. 319. Locke; A.g.e., s.283. . 59 .

ki; her trn en az bileik olan ideleri, adlar en az kukulu olanlardr^iO Buna gre yalnzca birka ve belirgin yaln ide den oluan kark kipler genellikle ok belirsiz anlamlar ta mayan adlara sahiptirler. Tam tersi, ok sayda yaln ide ieren kark kiplerin adlar, genelde ok belirsiz ve kukulu anlam lar tarlarm Locke bu noktada insanlarn nesnelere verdikleri adlarda oluan asl bozulmann sebebi olarak bilgi eksikliini ve nesne lerin gerek yaplarna insanlarn vakf olamayn gsterir ve bu yetersizlii de anlama yetisine deil szcklere ykler322 Locke'a gre, bilginin arac olarak, dildeki kusurlar, daha ya kndan incelenseydi dnyay grltye boan tartmalarn byk blm kendiliinden yok olur ve bilginin yolu insan lar iin byk lde alm olurdu^^s Locke, dildeki kusur larn giderilmesi durumunda daha da ileri giderek barn yo lunun dahi alabileceginden324 bahseder ki; dili bu denli mer keze alarak bylesi bir yaklamda bulunmas kanaatimizce abarth, tek ynl ve optimist (iyimser) bir bak asdr. Ah laki, ideolojik ve dinsel balamda alma ve uzlaamamazlm temeli olarak dilsel uyumazl grp, rnein inan faktr n hesaba katmayan (burada dili aan daha farkl faktrlerden bahsedilebilir) Locke'un bu yaklam yetersiz ve tek ynl bir yaklamdr kanaatindeyiz. Ancak Locke her ne kadar bylesi bir yaklamda (dil mer kezli) bulunmusa da O'na gre dilin bu "eksikliV'nden kan mak pek olanakl deildir ve bir baka problem de szcklerin "ktye-kullanmlan"dr^^^. nsanlar srekli olarak herhangi bir ak ve seik dnceyi temsil etmeyen szckler yaratrlar
320. Locke; A.g.e., s.283. 321. John Locke; "tnsamn Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s. 127. 322. Locke; A.g.e., s.127. 323. John Locke; "insan Anl zerine Bir Deneme" s.283-284. 324. Locke; A.g.e., s.284. 325. Copleston; A.g.e., s. 110.

60

ya da daha kts hibir eyi bildirmeyen iaretler kullanr lardr Locke bu durumun btn dillerde mevcut olduunu ve bu dillerdeki szcklerin iyice irdelendikleri takdirde bunlarn hibir ak ve seik ideye karlk gelemeyeceklerinid^s syler. Bunlar ounlukla felsefe ve din gruplarnn dile soktuu szcklerdir329, Locke burada by-k kafa-ustalanm, skolastikle ri, metafizikileri ve doa ile ahlak filozoflarn kasteder^dO. O'na gre bu tr terimleri nara gibi durmadan basanlar bunlardr33i. Locke ikinci olarak szcklerin sk sk ayn insan tarafn dan deiik anlamlarda kuUanlmalan yoluyla ktye kullanldklarnd32- belirtir. zellikle tartmal bir konu zerine yaz lp da dikkatle okunduunda ayn szcklerin (genellikle de sylemdeki en nemli ve tartmann zerinde dnd) ba zen bir yaln ideler topluluu bazen de baka bir yaln ideler topluluunu ifade de kullanldnn gzlemlendii bir sylem bulmak gtr ki bu dilin tam bir kt kullanmdrd33 nc olarak, dilin bir baka kt kullanm da ya eski szckleri yeni ve allmam anlamlarda kullanmad34 ya da tanmlama getirmeksizin yeni ve ok anlaml terimler getirerek veya bunlar olaan anlamlarn kartracak biimde yan yana getirme yoluyla yaplan bir yapay bulanklktrd35. Drdnc kt kullanm da szckleri eyler olarak almak tr. Bu bir lde genel olarak adlarla ilgiliyse de daha ok nes ne adlarn etkiler. Locke iin bu, dncelerini bir sisteme
326. Copleston; A;g.e., s.110. 327. Locke; A.g.e., s.284. 328. Locke; A.g.e., s.284. 329. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s. 130. 330. Copleston; A.g.e., s. 111. 331. Locke; A.g.e., s.131. 332. Copleston; A.g.e., s. 111. 333. Locke; A.g.e., s.l33. 334. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.285. 335. John Locke; "nsann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s. 134. 61 ^

hapsedip bu sistemin getirdii varsaymlara kendilerini kapt ranlarn durumudur336. rnein bir mezhebin ya da grubun terimlerinin, eylerin gerek varlna tam olacak biimde ey lerin doasna uygun olduuna inanmaya ynelirlerZ37 Locke burada Peripatetik felsefeden rnek verir ve bu felsefede yeti mi olup da on yklem altnda gruplandrlan on adn (katego rilerin) eylerin doasna tam anlamyla uygun olduunu d nmeyen kimsenin^ZS olamayacandan bahseder. rnein madde ve cisim szcklerinin birbirinden ayr idelere karlk geldikleri apak olduundan, doada cisimden ayr olarak bir de madde varmasma madde zerine birok karmak tart malara girilmitirZ39 Locke burada, maddeyi cismin tz ve katl olarak dnrken, cisim uzaml ve ekh olan bir olgu olarak tanmlanr. Maddeye her yerde ayn ve tek tip kat bir tz idesinden baka bir ey gzyle baklmayacan syleyen filozof katln her yerde ayn ve deimez olduunu ancak cismin ifadeleri olan yer kaplama ve eklin deiebilir oldu undan sz eder, bundan dolay da deiik cisimleri hem kav radmz hem de onlardan sz ettiimizi ifade eder.^^O Locke'a gre katlk; yer kaplama ve ekilsiz olarak var ola madndan, maddeyi bu kriterlere gre gerekten var olan bir eyin ad olarak almak sonucunda, "ilk madde" (arkhe) zeri ne filozoflarn kafalarn ve kitaplarn dolduran karanlk ve anlalmaz tartmalar domutur^+i. Beinci olarak, szcklerin kt kullanmnn bir baka t r de Locke'a gre, onlar ifade etmedikleri ya da hi edemeye cekleri eylerin yerine koymaktr. rnein altnn ilenebilir olduunu syleyen birisi, gerekte syledii eyin "benim altm
336. 337. 338. 339. 340. 341. Locke; Locke; Locke; Locke; Locke; Locke; A.j A.i A. A.^ A.j
S.140.

s.140-141.
S.141. S.142.

s.142-143. s. 143. 62

dediim ey ilenebilir hir eydir" demekten te bir anlam ol mamasna karn, yine de bunu aan bir eyi, altnn, yani altn gerek zn tayan eyin ilenebilir olduunu sylemek ve byle anlalmak ister; bu da, ilenebilirliin altnn gerek zne bal ve ondan ayrlamaz olduu anlamna gelir. Fakat bir insan gerek zn ne olduunu bilmediine gre, ilenebi lirliin zihninde bal olduu ey, gerekte, bilmedii o z de il onun yerine koyduu "altm" sesidir^^^. Altnc ve son olarak Locke'a gre szcklerin kt kulla nmlarnn en nemli sebeplerinden biri de; uzun ve allm kullanmlarla szcklere beUi ideler balam olan insanlar, adlarla onlara verilen anlamlar arasnda ylesine yakn ve zo runlu bir balant bulunduuna inanma eilimindedirler ki, sanki herkese kabul edilen seslerin kullanmnda konuanla dinleyenin idelerinin kesinlikle ayn olmas zorunluymu gibi, sylenen szcklerin kabul edilmesi gerektiini dnrlerd43 Locke bu durumun en ok fikir adamlar arasnda oldu unu ve bu durumun sebebinin de szcklerin iyi kullanlma mas yani, deiik dillerden konumalar olarakd^^ gsterir.

1.9. Dildeki Kusur ve Kt Kullanmlar Dzeltme Yollar


Locke, yukarda saylan konuma yanllarn dzeltmek ve bunlardan doan sakncalar nlemek iin birka yaklamda bulunur. Birincisi, herkes anlamsz bir szck ve yerini alaca bir ide iermeyen bir ad kullanmamaya dikkat etmelidir,345 bu, in sanlarn kendi balarna anlamalarn salayan ilk kuraldr. kinci olarak, insanlarn bu szcklere baladklar ideler yaln ise, ak ve seik olmaldrlar; bileik iseler, belirlenmi
342. 343. 344. 345. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.287. Locke; A.g.e., s.287. Locke; A.g.e., s.288. John Locke; "insann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s . l 6 L 63

olmaldrlar; yani zihinde belli bir yalm ideler topluluu yer lemi ve buna baka bir eyin deil de; bu kesin ve belirli top luluun iareti olan sesin balanm olmas gerekir. Bu, kiple rin adlar ve zellikle de ahlaki szcklerde zorunludur, aslla r olarak idelerin aldklar belirli nesnelerin doada olmay yznden karkla ok yatkndrlar. rnein "adalet" szc nn genellikle ok bulank ve belirsiz bir anlam vardr. Bir insan zihninde bu bileik idenin ierdii bileenlerin seik bir topluluunu tamadka bu belirsizlik srecektir^^. Locke'a gre bu konuda insan kendi idesini oluturan yalm ideleri bu lana dek onu ayrtrabilmelidir. En azndan bu adm anlamn iyice irdelemi ve istediini her an yeniden yapabilecek biim de zihninde idenin tm paralarn bir arada yerletirmi olmahdr347. nc olarak, insanlarn szcklerinin yerini tutacak olan idelerinin, belirgin idelerinin, bulunmas da yetmez; bu sz ckleri, ortak kullanmda balanldklar idelere olabildiince uydurmak gerekir^"''^. Drdncs, ortak kullanmn szcklerin anlamn belir siz ve bulank brakt ya da terimin, btn konunun kendi evresinde dnecei lde nemli olmasna karn, bir ku kuya ya da yanlla yol aabilecek gibi olduu durumlarda, kimi kez, szcklerin anlamlarn kesin olarak saptamak iin bunlarn "anlamlarnn aklamasn vermek" zorunluluudur^"^^. Locke'a gre bu yoldan yaplabilir. Birincisi, basit idelerde e anlaml terimlerle ya da eylerin gsterilmesiyle. rnein, bir kylye "yaprak kurusu"nun neyi ifade ettiini anlatmak iin, ona btn gz vakti kuruyup den yapraklarn rengi olduunu sylemek yeterlidir. kincisi kark kiplerde
346. Locke; A.g.e., s.161-162. 347. Locke; A.g.e., s.162. 348. John Locke; "nsan Anl zerine Bir Deneme", s.290-291. 349. Locke; A.g.e., s.291. 350. Locke; A.g.e., s.291-292. 64

(zellikle ahlaksal trden olanlarda) tanm yoluyla^^o nc olarak, nesneleri hem gsterip hem de tanmlama yoluyla^^i. nk, burada genellikle her bir trn kendisine ilikin bile ik idemiz bnyesindeki baka idelerin bal olduunu dn dmz yol gsterici nitelikleri bulunduundan, bu trn en ayrt edici idesi olarak grdmz behrleyici iaretin bulun duu nesneye zgl ad peinen veririz, der Locke. Bu yol gs terici ve ayrt edici ideler hayvanlar ve bitkilerde ounlukla ekil ideleridir; cansz cisimlerde renk, kimi nesnelerde de renk ve ekil birlikte bu ideleri olutururlarma Beinci ve son olarak Locke; insanlarn kullandklar sz ckleri aklama zahmetine girmek istememeleri ve de terim lerinin tanmlarn vermeye zorlanamayacak olmalarndan do lay, hi olmazsa bu insanlarn bir bakasn bilgilendirmek ya da bir eye ikna etmek iddiasnda olunan tm konumalarda ayn szc hep ayn anlamda kullanmalarnn daha olumlu olabileceini^ms vurgular. Buna gre Locke dildeki kusur ve kt kullanmlarn sebep lerini izah ederken zellikle kullandmz szcklerin zihni mizde bir ideye karhk gelmesini ister. Bu yaklamyla Locke, kullandmz szcklerin herkes iin daha nesnel bir anlam olabileceini vurgulamak ister. Aktr ki szcklerin ayn ide ye tekabl etmesi, herkes iin ak ve anlalr olup ortak bir ideye iaret etmesi insanlar aras ilikilerde iletiimi ve szlerin bilinaltnda yatan anlamn daha da kolaylatracaktr. Bundan dolaydr ki Locke epistemoloji sorunlarndan o unun dille ilgili sorunlar olduunu grm ve bilgiyi tart madan nce dili irdelemenin zorunluluunu grdn bildir miti. nk dnceler ve szckler yakndan balanthdr1ar. Locke iin idelerle szckler arasnda ylesine sk bir ba lant vardr ki, nce dilin doasn kullanmn ve anlamn in351. Locke; A.g.e., s.293. 352. John Locke; "insann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme", s.168. 353. Locke; A.g.e., s.174. 65

Gelemedike hepsi de nermelerden oluan dilimizden ak ve seik olarak sz etmek olanakszdr. Sonu olarak Locke'da dil, dnce ve varlk ilikisini y le izah edebiliriz. Locke'da szckler, kendilerini kullananlarn zihinlerindeki ifadelerini yerini tutarlar. Buna gre dil szcklerden oluur ve szckler dncelerimizin birer iaretidirler. Ancak sz ckler de "duyulur" ortak ifadelere tekabl etmelidirler. Locke bu yaklamyla dil, dnce ve varlk kavramlarnn i ie ol duunu, birbirleriyle eklektik bir anlam nazariyesiyle bal ol duklarn vurgulamak ister. Bu yaklamn merkeze alnabile cek belki de en nemli yan "duyulur" ifadelerden bahseder ken Locke, dilin reel bir varlk alann temsil etmesi gerei vur gulanmaktadr. Bu yaklam Locke empirizmiyle bire bir rtmektedir. kini olarak Locke soyutlama yoluyla elde edilen "genel te rimler" bahsini inceler. Locke, szcklerin genel dncelerin (idelerin) iareti yaplarak genel olduklarn ve genel dnce lerin soyutlama yoluyla olutuklarn syler. Buna gre, her bir eyin ayr bir ad olamayacana gre, bir sr benzer eyleri bir araya brakp bir soyutlama yaparak "temel bir kavrama" (tasarma) varrz ve buna bir ad takarz, diyerek genel terim ler konusundaki yaklamn sergiler. Locke'un bu yaklam dil ile ilgili bir yaklam sergileme nin yannda reel anlamda bir varln niteliklerine de gnder mede bulunmaktadr. Fikirleri basit ve bileik fikirler diye iki ye ayran hlozof basit hkirleri varhm ikincil nitelikleriyle, bi leik fikirleri de varln birincil nitelikleriyle badatrarak ontolojik anlamda realizme, dil-dnce kurgusu balamnda nominalizme varr. Locke'un uzun uzun izah etmeye alt basit ve bileik fi kirler ayrm ile birincil ve ikincil nitelikler ayrmnn kritiini tezimizin sonu blmnde genel hatlaryla yeniden ele alaca z.
66

KNC BLM

2. BERKELEY'DE DL, DNCE ve VARLIK LKS

2.1. Berkeley dealizmi


dealizm en genel anlamda d dnyanm zihin tarahndan yaraldm iddia eden grtr3m4 anlam erevesinde in sann gereklie ya da deneyime ilikin yorumunda ideal ya da tinsel olana ncelik veren, dnya ya da gerekliin z itiba riyle tin olarak varolduunu, soyutlama ve yasalarn duyumsal eylerden daha temel ve gerek olduunu, gerekhin zihin den bamsz olmadn savunan retidir^ms Buna gre d lem yani madde, zihnin, fikrin bir mahsuldr, bir tasavvuru dur. Bu dnce tarz dnleni dnene, objeyi subjeye, d alemi insan zihnine indirgeyen bir karakter tamaktadr ve ilke olarak uursuzu uurla, nesneleri de dnce ile izah et mekten ibaret bir felsefi cereyandr^m Felsefeciler genel anlamda tr idealizmden bahsederler. 1. Trancendental dealizm: Buna kritik ideahzm de denir. Kant tarafndan savunulmutur. Bu gre gre bizim yaant mzn objeleri sadece grntlerdir ve bizim dncemizden bamsz deildirler.
354. eref Gnday; "Berkeley tdealizminin Temel Kavramlar" Yaymlanma m Doktora Tezi, Erzurum, 1995, s.8. 355. Ahmet Cevizci; "Felsefe Terimleri S2/",Paradigma Yaynlar, stan bul, 2000, S.170. 356. S. Hayri Bolay; "Felsefi Doktrinler ve Terimler Szl" Aka Yaynlar, Ankara, 1996, s.421. " 67

2. Objektif dealizm veya Mutlak dealizm: Hegel tarafmdan gelitirilmitir. Varolan her ey bir tek zihnin formudurd57 3. Berkeley dealizmi: ada felsefede idealizme baka bir yoldan, bilgi ieriinin analizi yolundan ulaan, ngiliz filozo fu Berkeley'dird58. Berkley, Locke felsefesinden hareket ederek sbjektif idealizme varmtr359 Bir yandan Locke empirizminin metoduna uygun olarak bilgi ieriinin analizini yapan, bir yandan da Descartes'in madde cevherine ait postlatma hcum eden Berkeley, buradan d dnyann yadsnmas ve sbjektif idealizm denen teorisini karmtr^O Buna gre bilen zne yalnzca kendi bilgi ieriklerini bilir; zne kendi snrlarnn tesine geerek gereklii bilemez. zne ancak kendi ikin bi liini gerekletirirdl. Bu gre gre, bildiimiz her ey "ide" adn verdiimiz kendi zihinsel ieriklerimizdir. Bilgi, insann zihninden bam sz olarak bir gerekliin deil de, insann kendi zihin durum lar, ierikleri ve zihinsel sreleridir. Buna gre Berkeley iin, d dnyann varoluu alglayan bir zihinden bamsz olarak sz konusu olamaz. Tm maddi varhklar, zne tarafndan ina edilen zihinsel idelerdir^^. Bizim dorudan doruya bildikle rimiz yalnz zihin deimeleri ve tasavvurlardrd63 Bilginin s nrlar zihnimizdeki bu deimelere ve idelere baldr; nk hibir zaman zihnimizdeki idelerin nesnelerin gerek nitelik lerine benzeyip benzemediini bilemeyiz. Doru, kesin ve tam

357. Gnday; A.g.e., s.8. 358. Hilmi Ziya lken; "Genel Felsefe Dersleri", lken Yaymlan, ist., 2000, s.lll. 359. Osman Pazarl; "Metinlerle Felsefe Tarihi", Remzi Kitabevi, ist., 1964,
S.137.

360. 361. 362. 363.

lken, A.g.e., s . l l l . A. Kadir en, "Bilgi Felsefesi", Asa Kitabevi, Bursa, 2001, s.76. en; A.g.e., s.76. Pazarl; A.g.e., s.137.

olarak bildiimiz her ey bizim aracsz ve dolaysz alglad mz kendi idelerimizdir. Bilginin tek kayna alglarmz olup, bu alglar da yalnzca zihnimizde var olan idelerden ibarettir. Bunlarn dnda herhangi bir maddi varln varoluundan sz edemeyizZ64 Bylece Berkeley empirizmin (Berkeley'in emprizmi reflexiyonu-i duyumu, dnmeyi merkeze ahn bir emprizimdir. Locke'un realist emprizmi ile kartrlmamaldr) bilgi analizi yolundan sbjektif idealizme ulamaktadr. Berkeley'e gre "Var olmak, alglanm olmak,^^^ idrak edilmi olmaktr^^ " (Esse est percipi). Buna gre alglarmz dnda varhk yoktur ve her ey bilinten ibarettir^T Burada unu vurgulamak ge rekir Berkeley algy dnce manasnda kullanmaktadr. Yani, bir eyin varl benim onu dnmemi, onu idrak etmeme baldr anlayna sahip. Ancak Berkeley'e gre zihinde alglarmz, idelerimizi ve bu tasavvurlar meydana getiren bir sebep olmas gerekir^^^ Ber keley iin bu sebep Tanr'dr. Berkeley, evrenin mutlak bilin olan Tanr'nn algsndan ibaret olduunu syleyerek, buradan metafizie gemekte ise de, sbjektif idealizm aslnda bilgiyi bireysel b i l i n l e r l e , z n e n i n zihinsel ierikleriyle snrlar. zne, kendi zihninin tesinde var olduu ne srlen hibir varl bilemez, nk zne kendi zihinsel idelerinin dnda hibir eyi aracsz ve dolaysz olarak bilemez^^o

364. 365. 366. 367. 368. 369. 370.

en; A.g.e., s.76. lken; A.g.e., s.112. Pazarl; A.g.e., s.137. lken; A.g.e., s.112. Pazarl; A.g.e., s.l37. lken; A.g.e., s.112. en; A.g.e., s.76. . 69

2.2. Szckler ve Anlamlar


Berkeley szcklerin anlam ve kullanmlaryla byk l de ilgilenirimi ve "ilkeler"m banda okuyucuyu kendi ontolo jik ve epistemolojik nazariyelerine hazrlamak iin dilin doa sna ve ktye kullanlmasna ilikin bir n aklama yapma gereginid''2 vurgular. Berkeley'e gre birok durumda felsefede kullanlan bir te rimle ne denmek istendiini anlayabilir ve gene de anlamnn saf bir aklamasn vermeyi baaramayabiliriz. "Felsefi Yorumlar"da, Berkeley "Kendi ruhumu, uzamm vb. aka ve tam olarak anlayabilir ve onlar tanmlamay baaramayabilirim" der. Berkeley bu yaklamn eyleri tanmlamadaki ve zerle rine saf olarak konumadaki gl dnce karklna ol duu kadar "dil yanllarna ve darlklar" na yklerd''3. Hatr lanaca gibi Locke'da anlam kuramn verirken dil yanllar na deinmi ve bunun iin birok sebep gstermiti. Berkeley dil yanllarna ve darlklarna dmenin, szck lerin saf ve belirli anlamlarn elde etmenin glklerine dei nir ve bu konuda bir takm yaklamlar sergiler. Berkeley'e gre yanllarmza yol aan olgu "ey" ya da "tz" gibi szcklerin kendileri olmaktan ok "anlamlar ze rine dnmeme tutumudurd''4 " Berkeley bu szcklerin atl masndan yana bir tavr sergilemez, aksine bu szcklerin ko runmasna ynelik bir anlay sergiler. Ancak Berkeley, "yalnzca insanlarn konumadan nce d nmelerini ve szcklerinin anlamn bir karara balamalar371. Frederick Copleston; "Felsefe Tarihi: Berkeley-Hume", Cilt: 5/b, ev:

Aziz Yardml, dea Yaynevi, st., 1998, s.l5. 372. George Berkeley; "nsan Bilgisinin lkeleri zerine", ev: Halil Turan, Bilim ve Sanat Yaynlar, Ankara, 1996, s. 15. 373. Copleston; A.g.e., s.22. 374. Copleston; A.g.e., s.22. 70

m istiyorum" der. "Yaptm ya da yaptm ileri srdm balca ey yalmzca szcklerin pusunu ya da perdesini kaldr maktr. Bu bilgisizlie ve karkla yol amtr375" Berkeley, bu tr belirsiz yaklamlarn skolastikleri, matematikileri ve din adamlarn ykma gtrdn ifade eder. Berkeley bu noktada Locke'a bir gndermede bulunarak, "Zihin alglar de miyor, ama o alglayan eydir diyorsun. Yantm "O" ve "ey" szckleri tarafndan aldatldndr; bunlar bir anlamdan yok sun, bulank ve bo szcklerdir"376 jg,- ye anlamlarn net ola bilmesi iin ve anlamszlklarnn ortadan kalkabilmesi iin zmlemeye gereksinim olduunu vurgular. Berkeley bu dnce izgisini Locke'un "maddi tz" reti sine uygulamaktadr. "nsan Bilgisinin lkeleri IJzerine" adl eserinin giriinde Berkeley, okuyucunun kafasn bilginin ilk il kelerine ilikin kendi retisini anlamak iin hazrlayabilme amacyla ilkin "dilin doas ve yanl kullanm zerine"377 ^ir eyler sylemenin yerinde olacan belirtmektedir. Berkeley dilin ilevi konusunda bir takm gzlemlerde bulunur. "Genel kannn tersine, dilin en nemli ve biricik amac szcklerle ifade edilen idealar iletmek deildir. Dilin belli bir tutkuyu uyandrmak, bir eyleme yneltmek ya da ondan caydrmak , ti ni belli bir dzene sokmak gibi baka amalar da vardr. Sz n ettiimiz ilk ama ou durumda sonrakiler iin yalnzca bir ara olur, kimi zaman da, eer bunlar onsuz elde edilebileceklerse bsbtn unutulur,"Z78 jgj. Burada dilin duygusal kullanmna ya da kullanmlarna dikkat ekmektedir. Ona g re; "szckler tarafndan dayatma altna dmekten" kan mak isteniyorsa dilin ve tikel szck trlerinin eitli ilevleri ni ya da amalarn ayrt etmek ve salt szel olan tartmalarla

375. 376. 377. 378.

Copleston; A.g.e., s.22-23. Copleston; A.g.e., s.23. Berkeley; A.g.e., s.15. Berkeley; A.g.e., s.30.

. 71

yle olmayanlar arama bir izgi ekmek zorunludur^^^ Bura da Berkeley'in yaklam tarz, dilin ilevleri konusunda aslolan dilin ifade ettii sylem deil, o ifadenin altnda yatan her tr l bilintir. Bu ynyle Berkeley Locke'un "dilin biricik amac iletiimdir" yargsn aan bir yaklam sergiler.

2.3. Soyut Genel Dnceler


"nsan Bilgisinin lkeleri" adh yaptnn giriinde Berkeley, Locke'un "soyutlama" (abstraction) teorisini eletirir. Berkeley soyut genel dnceleri dil zerine bu genel yorumlarn orta mnda tartr. leri srd nokta byle eylerin olmaddr. Ancak yine de belli bir anlamda genel dnceleri kabul etme ye hazrdr^so. "Burada, genel idealarm varolduklarn saltk anlamda yadsmadma, yalnzca soyut genel idealar vardr di yen gre kar ktma dikkat edilmehdir,"^^! der. Bu yak lamyla Berkeley soyut genel dncelerin olduunu yadsr. Locke'un ileri srd tmel kuramlarn soyut ideler oldu u grne kar kan Berkeley,d82 birincil olarak Locke'un soyut dnceler kuramn rtmekle ilgilenir^ss, Locke in san ruhunda "tmel kuramlar" kurmak iin, birok nesnelerin ortak ayrmlarn iine alan tasarmlar meydana getirmek iin zel bir edim (soyutlama akt) bulunduunu ileri srmtr. rnein biri yeil, teki krmz, bir bakas sar olan eyin tasarmndan bir genel renk (ne yeil, ne krmz, ne sar olan) tasarmn "soyutlayabiUriz." Ancak Locke, tmel tasarmlarn objektif reahtesini, yani bunlarn zihin dnda ayrca bir gerekUkleri olduunu reddetmektedir. Berkeley bu yaklamyla daha da ileri giderek, tmel tasarmlarn insann zihninde bile bulunduunu kabul etmek istemez^S^, Ona gre genel kav379. 380. 381. 382. 383. 384. Copleston; A.g.e., s.24. Copleston; A.g.e., s.24. Berkeley; A.g.e., s.22. en; A.g.e., s.199. Copleston, A.g.e., s.25. Gkberk; A.g.e., s.303-304. 72

ramlar zihinde bile deildir. Kkleri duyumlar olduu iin, ta sarmlar her zaman somutturlar. Bu yzden "nesnelerin ortak yn" diye soyut bir tasarmmz olamaz; yalnz iaretlerimiz, szcklerimiz bulunmaktadr. Bu "szcklerimiz" de ancak somut tasarmlarn temsilcileridir^^s yaklam, Berkeley'in retisinin ana izgisidir. Ona gre, tmel nitelikteki nesnele rin ve tasarmlarn olduu dncesi bir takm felsefe okullar nn bir kuruntusudur^^ "Kendim iin tasarladm insan ideas ya beyaz, ya siyah, ya esmer, ya dik, ya kambur, ya uzun, ya ksa ya da orta boylu bir insann ideas olmaldr. Yukarda ta nmlanan soyut ideay herhangi bir dnsel abayla gz n ne getiremem,"387 ^er. Baka bir deyile, bireysel insanlarn ti kel zelliklerinin tmn hem dlayan hem de ieren bir in san imgesi yaratamam. Benzer olarak, "herhangi biri iin himz kendi dncelerine bakmaktan ve orada bir genin genel dncesinin u verilen betimlemesine karlk den bir d ncenin olup olmadn yada buna eriip eriemeyeceini yoklamaktan daha kolay ne vardr: ne dar, ne de dik al, ne ekenar, ne ikizkenar, ne de kenarlar deiik uzunluklarda olan ama ayn zamanda bunlarn tm ve hibiri olan? Deiik gen tiplerinin tm zelliklerini ieren ve ayn zamanda ken disi tikel bir tip genin ifadesi olarak snflandrlabilir olma yan bir genin dncesini tayamayacam^SS vurgular, Berkeley. Bir insann alarn tikel niteliklerini ya da kenar ba ntlarn dikkate almakszn bir ekli yalnzca keli ola rak dnebilecei dorudur. Bu dzeye dek soyutlama yapa bilir; ama bu hibir zaman onun soyut, genel, tutarsz bir gen dncesi tasarlayabeceini gstermez389. Geri Berke385. Macit Gkberk, "Felsefenin Evrimi", Milli Eitim Bakanl Yaynlar, ist., 1979, S.64. 386. Macit Gkberk, "Felsefe Tarihi", Remzi Kitabevi, Ist., 1999, s.304. 387. Berkeley; A.g.e., s.18-19. 388. Copleston; A.g.e, s.25. 389. Thlly; A.g.e., s.324.

73

ley'e gre, biz bir tasarm blebiliriz, btn tekilerini bir ya na brakarak nesnenin tek bir parasn tasarmlayabiliriz; ama birok nitelik arasnda "ortak olan" kapsayan yeni bir tasarm kuramayz; bu "ortak olan" gsteren iaretlerimiz, yani sz ckler var, ancak "ortak olan" iin tasarmlarmz yok. Biz bir tmel kavram dnrken, hep bu kavram belli, tek bir bire yin somut biimiyle onu duyumladmz haliyle gznne ge tiririz; rnein "aa" m szn ederken, hep duyumlam ol duumuz tek bir aac gz nnde bulundururuz. Dolaysyla "aa kavram" soyut bir tasarm olmayp, ancak btn aala r temsil eden bir tasarmdr. Demek ki, Berkeley'e gre sz cklerle anlattmz tmel kavramlar -Locke'un anlad gibiduyumlanm elerden arndrlarak elde edilmi olan soyut lamalar deildirler, baka tasarmlar temsil edebilmek zellii olan duyusal tasarmlardr; nk btn tasarmlarmzn (ide lerimizin, kavramlarmzn) kk, temeli duyumdur^^o Ancak daha nceden de vurguladmz gibi Berkeley'deki duyum be duyu anlamnda (sensention) deil, reflexion (i duyum-dnme) anlamndadr. Berkeley, hi kukusuz genel szcklerin olduunu yads maz. Ama Locke'un genel szcklerin genel dnceleri gs terdikleri yolundaki kuramn yadsr^^i. Berkeley'e gre u an lamda genel dnceler vardr: kendinde alndnda tikel olan bir dnce ayn trden tm baka tikel dncelerin ona tem sil ettirilmesi ya da onlarn yerine geirilmesi yoluyla genel olurd92. Berkeley'e gre burada "ilkin her adn tek, kesin ve de imez bir anlamnn olduu ya da olmas gerektii dnlr, bu da insanlar bir cins adnn doru ve biricik dolaysz anla mn oluturan bir takm soyut ve belirli idealarm bulunduu-

390. Gkberk; A.g.e., s.304. 391. Copleston; A.g.e., s.27. 392. Thlly; A.g.e., s.324.

74

nu dnmeye eilimli klar^^^ " Buna gre, ayn trden tm tikel dnceler iin, tek bir ad ya da anlam kullanrz ve tek bir ad kullandmz iin de ona karlk den genel ya da so yut bir dncenin olduuna inanmaya balanz^^^ Bylece evrensellik "herhangi bir eyin mutlak, olumlu doasndan ya da tasarmndan deil ama onunla simgelenen ya da temsil edi len tikellerle tad ilikiden" oluur. Berkeley'e gre eer so yutlama ile denmek istenen buysa, aktr ki, soyutlama olanakhdr395. "Burada insann bir ekli, bu eklin alarnn tikel niteliklerine ya da kenarlar arasndaki ilikilere dikkat etmek sizin yalnzca gen olarak dnlebileceini de kabul etmek gerekir,"396 der, Berkeley. Buna gre son tahlilde soyut genel dnceleri yadsmasna karn, Berkeley'in genel dnceleri saltk olarak yadsma amacnda olmad sylenebilir. Berkeleyci idealizm, algyla veya baka bir yolla herhangi bir ey hakknda bir "tasarm"a sahip olduumuzda, zihnimiz de bulunann zel veya bireysel bir nesne olduu grne da yanr. Bizim algladmz herhangi bir "ev" deildir; krmz, kare, alak bir evdir. Zihnimizde bir ev tasarlarken tasarlad mz soyut kavramlarla gzmzn nne getirebileceimiz bir eyi dnmeden, dnme eyleminde bulunamayz. Berke ley'in kendi szleriyle "soyut tasarmlarmz" olamaz. Tasarm larmz fiilen duyumlar olmasalar da duyumsal bir zellik ta rlar. Bu gr, her trl deneyi, dolaysyla her trl bilgiyi duyusal alg ve duyusal tasarma zde klmaktadr. Buna gre sahip olduumuz, tasarladmz her kavramn grsel, iitsel vb. bir imge olmas, bir duyu aracl ile tasarlanabilir bir ey olmas gerekir397

393. 394. 395. 396. 397.

Berkeley; A.g.e., s.28-29. Thlly; A.g.e., s.324. Copleston; A.g.e., s.26. Berkeley; A.g.e., s.27. Randall-Buchler; A.g.e., s.157-158. 75

2.4. Esse Est Percipi


Berkeley idealizminin en basit ve en geni kapsaml kant, bilincimiz veya dncemizden bamsz olarak var olan her hangi bir eyi tasarlamamzn olanaksz olduunu syleyen ka ntdr. Berkeley metafiziksel kabullerinin temelinde olan "varol mak alglanmak, yani dnlm olmaktr-esse est percipi" yargsn ileri srerken u nermelerden hareket eder: 1) Duyumlanr objeler (masa, sra, sandalye, ta, aa gibi) kiinin duyular araclyla alglad eylerdir^^s "BU S Z edilen nesneler duyuyla algladmz eylerden baka ne olabi lirler? Kendi idealarmzdan ve duyumlarmzdan baka neyi alglarz ki? Bunlardan herhangi birinin, ya da bunlarn her hangi bir katmmn alglanmadan varolmas ak bir tutarsz lk deil midir?"d99 diyerek bu yaklamn ortaya koyar. 2) Kiinin (subje'nin) duyular araclyla alglad bu ey ler idealardr^oo. "Ik ve renkler, scak ve souk, uzam ve e killer -ksaca grdklerimiz ve duyumsadklarmz- duyumlar dan, kavramlardan, idealardan ya da duyuya verilenlerden ba ka ne olabilirler?"401 3. Nesnelerin zihinsel resimleri demek olan idealar alglanmakszm (dnlmeksizin) var olamazlar, yleyse, 4. Duyumlanabilen objeler alglanmakszm (dnlmeksi zin) var olamazlar402 Burada ncelikle unu vurgulamak gere kir. karm aslnda birbiriyle direkt ilikili iki farkl alandan hareketle incelenip deerlendirilebilir. Bu birbiriyle ilikili iki
398. H. Mustafa Akz; "Berkeley ve tmmateryalist Metafizii", Ayyldz Of set ve Matbaa, izmir, 1998, s.135. 399. Berkeley; A.g.e., s.37. 400. Akz; A.g.e., s. 136. 401. Berkeley; A.g.e., s.37-38. 402. Akz, A.g.e., s.136. 76

farkl hareket alan ontolojik ve epistemolojik alandr ki, bun lar da yine birbirlerine bah olarak farkh yaklam, anlay ve yorumlara neden olur. "Esse est percipi"nin bu iki alandaki ifa desini yine yukardaki genel karm ontoloji ve epistemoloji sahalarnda zelletirerek gstermeye alalm. rnein, a) "esse est percipi"nin ontolojik alandaki konu mu sz konusu olduunda, bu metafiziksel yaklam u ekil de ifade edilebilir: 1. Duyumlanabilen objeler (masa, sra, sandalye, ta, aa gibi) kiinin duyular araclyla alglad eylerdir ve 2. Duyumlanabilen objeler alglanmakszm (dnlmeksizin) (subje tarafndan muhatap alnmakszn) var olamazlar. b) Yine "esse est percipi"nin metafiziksel boyutun episte molojik alandaki ifadesi ve alm, zihnin nesnelerden du yumlar vastasyla elde ettii "imge"lerin "iaret"lerin, "iz"lerin, "fikir'Terin veya "idea"lar olarak adlandrd verilere ba l olarak aadaki kalpta sunulabilir. 1. Duyumlanabilen objeler kiinin duyular araclyla alg lad eylerdir, 2. Subje'nin du}nalar araclyla alglad bu eyler (nesne ler) "idea'Tardr; yleyse, bu durumda, 3. Nesnelerin zihinsel resimleri demek olan "idealar" alg lanmakszm (reflexion) var olamazlar^''^^. te Berkeley'in "esse est percipi"sinin kendisi tarafndan geerli klma gayretinde izledii mantksal ereve budur. Bu karmn "idea" terimi merkezli olarak ortaya kan nans far k veya sadece terminoloji farklh ekHnde yorumlanabilecek olan her iki alandaki yansmas Berkeley'in tuhaf veya kimi Berkeley yorumcularnca tutarsz ynn sergiler. Bundan do laydr ki, kimi yorumcular Berkeley'i "immateryalist" kimi "idealist", kimi "empirist" (reflexion anlamnda empirist) ve

403. Akz; A.g.e., s.136-137.

kimi de "fenomenolog" olarak takdim etme ve yorumlama eilimindedirler404. Berkeley'e gre, sadece zihinlerimizdeki tasarmlarn var ol duunu sylemek, var olan her eyin sadece algland yani dnld zaman var olmasn gerektirir. nk Locke'un dedii gibi, tasarmlar sadece bir zihinde var olabilirler. Berke ley, saduyunun, genellikle insanlar tarahndan zannedildii gi bi alglanan nesnelerin bilinten bamsz olarak var olduklar grn desteklemediim ileri srmtr. Tersine saduyu onlarn sadece bilinlerine vardmz zaman (yani tasarmlara sahip olduumuzda) var olduklarna tanklk etmekte ve onla rn baka herhangi bir zamanda var olduklarn gstermemek tedir. Berkeley bu grn "varlk alglanmaktr" zdeyiinde zetlemitir. Buna gre herhangi bir eyin varh onun alglan masndan, yani herhangi bir zihinde bir tasarm olmasndan ibarettir405. Dolaysyla asl gerek bilin olaylandr^O. o hal de deyim yerindeyse kendi algmzn dna kmayz. O halde alglanmayan eyi tasarlamak bir ehkidir. Bu, tasarlamad mz bir eyi tasarlamamz demektir. Bundan dolay gerekte dncenin dnda var olan herhangi bir eyi dnemeyiz407. Buna gre, duyulur eyler fikirlerdir. Berkeley bunu u e kilde belirtir. "Zihin dnda ve alglanm olmalarndan ayr bir varlk", "mutlak bir gerekhk"408 yoktur. "Zihin olmaks zn ne dncelerimizin, ne tutkularmzn, ne de imgelerimi zin biimlendirdii idealarmzm varolamayacan herkes ka bul edecektir. Duyuya verilmi eitli duyumlarn ya da ideala rm, kendilerini alglayan bir zihin olmakszn varolamayacak404. Akz; A.g.e., s.137. 405. Randall-Buchler, A.g.e., s.157. 406. Macit Gkberk; "Felsefenin Evrimi", Milli Eitim Bakanl Yaynlar, st., 1979, S.64. 407. Randall - Buchler; A.g.e., s.158. 408. George Berkeley; "Hylas ile Philonos Arasnda Konuma", ev: K. Sahir Sel, Sosyal Yaynlar, ist., 1996, s.13.

78

lan da bu kadar ak grnyor'"''O^. Bu yaklamyla Berkeley dncelerimizin, tutkularmzn, tasavvurlarmzn tmnn zihinde olduunu ve varolularnn zihin tarafndan alglanma s ya da bilinmesi sonucu olarak gerekletiini ifade etmek is ter. "zerine yaz yazdm masann varolduunu, yani onu grdm, duyumsadm sylyorum; eer alma odamn dnda olsaydm, yine varolduunu sylerdim. Bu szlerimle eer ahma odamda olsaydm masay alglayabilirdim ya da u anda baka bir zihin onu alglamaktadr demek istiyorum,'"''!'^ diyerek Berkeley okura "masa vardr" nermesi iin "masa al glanr ya da alglanabilir" den baka herhangi bir anlam bul maya alr. Herhangi bir sradan insann syleyecek olduu gibi masann odada hi kimse yokken varolduunu sylemek btnyle dorudur. Ama bu, der Berkeley, eer odaya girecek olsayd masay alglayacakt ya da alglayabilecekti demekten baka ne anlama gelir?"''!i Onlar hibir zihin alglamad za manda eylerin varolduklarn sylemek btnyle anlal mazdr "'12. "Bu eylerin varl alglanmaktr, kendilerini alg layan zihinlerin ya da dnen eylerin dnda varolmalar olanakszdr"4l3 der, Berkeley Buna gre varolmak alglanmak, zihinde olmak demektir. yleyse cisimlerin bir zihin dnda hibir varolular yoktur, varlklar alglanyor ya da biliniyor olmaktan oluur'''^'''. Buna gre Berkeley iin, duyulur bir ey ya da cisme ihkin olarak onun varolduunu sylemenin onun alglanmakta ya da alglanabilir olduunu sylemek olduudur:4i5"'];arafmdan alglanmadklar, ya da benim ya da yara409. Berkeley, "nsan Bilgisinin tikeleri zerine" ev: Halil Turan, Bilim ve Sanat Yaynlan, Ankara, 1996, s.36. 410. Berkeley; A.g.e., s.36-37. 411. Copleston; A.g.e., s. 28. 412. Thlly; A.g.e., s.325. 413. Berkeley; A.g.e., s. 37. 414. Thlly A.g.e., s. 325. 415. Copleston; A.g.e., s. 28. 79

tlm herhangi bir baka tinin anhmda varolmadklar srece, hibir biimde hibir varolular yoktur'"^!^. "Dorudan do ruya ve tam anlamyla alglanan ancak hkirlerdir. Bu yzden, btn maddi eyler kendi balarna duyulur olmayp yalnzca fikirleriyle alglanrlar" ve "hibir fikrin zihin dnda var ola mayaca apak bir ey""''!'' der, " Diyaog"unda Berkeley. Maddenin zihin dnda varolduunu sylemek terimlerde bir ehkidir"^18 "Dorusu insanlarn, evlerin, dalarn, rmakla rn, ksacas tm duyulur nesnelerin zihin tarafndan alglan maktan ayr doal ya da gerek bir varolularnn olduu gibi bir sanya kaplmalar ok artc. Ancak bu ilkeyi herkes b yk bir gvenle onaylasa da, benimsese de sanyorum sorgula may gze alabilen biri onun ak bir ehmeye yol atn g recektir. Bu sz edilen nesneler duyuyla algladmz eyler den baka ne olabilirler. Kendi idealarmzdan ve duyumlar mzdan baka neyi alglarz ki?"^i9 BU sylemin, aksinin oldu unu sylemek Berkeley'e gre bir tutarszhktr. yice irdelen diinde, Berkeley'in buradaki yaklam tamamen dilbilimsel bir problem olarak karmza kar. Berkeley burada "dil" ve "anlam" zmlemesi yapar bir bakma. "Denmesin ki varoluu bir yana atyorum. Yalnzca kavraya bildiim lde szcn anlamn bildiriyorum." Burada Ber keley'in ilgilendii ey bildirimin anlamdr. Dahas, Berkeley duyulur eylere ilikin varolusal bildirimleri zmlemesinin kafas metafiziksel soyutlamalar tarafndan saptrlmam yahn insann dnya gryle uyum iinde olduunu dnr^^O Ksaca, Berkeley'in, alglanamayan hibir m.addi e)T.n var
416. Thlly; A.g.e., S.325. 41 7. George Berkeley, "Hylas ile Philonous Arasnda Konuma", ev: K. Sahir Sel, Sosyal Yaynlar, st., 1996, s. 13. 418. Thlly; A.g.e., s.325. 419. George Berkeley; "nsan Bilgisinin lkeleri zerine" ev: Halil Turan, Bi lim ve Sanat Yaynlar, Ankara, 1996, s.37. 420. Copleston; A.g.e,, s.28. 80

olmadn ne srerken dayand eyler unlard: Ona gre nce, bir ey, yalnza duyulabilir (dnlebilir) niteliklerinin toplamndan oluur; ikinci olarak da, bir duyulabilir niteliin alglanmadan var olduunu savlamak da i-elikidir. Bu n cllerden de, bir nesnenin alglanmazken var olduu, i-elikiye dmeden sylenemez sonucu kar"'"^!. Buna gre Berke ley "esse est percipi" derken yalnzca duyulur eyler ya da nes neler zerine konuur. kinci olarak, tam forml "esse est aut percipi aut percipere" dir; "varolu ya alglanmak ya da algla maktr". Varolular alglanmaktan oluan duyusal "dnme yen" eylerin yannda, zihinler ya da alglayan zneler de var dr ki etkindirler ve varolular alglanmaktan ok alglamaktr'''22. "Duyulara verilen idealarm gerek eyler olduklarn, gerekten var olduklarn, yadsmyoruz, ancak bir duyumun ya da ideanm varl yalnzca alglanmak olduu iin ve bir idea ancak bir ideaya benzeyebilecei iin, idealarm kendileri ni alglayan zihinler olmakszn kalc olabileceklerini ya da zi hin olmakszn varolan ilk rneklerin benzerleri olduklarn yadsyoruz..." ve "bylece grdm eyler gzlerimi kapatt mda hala varolabilirler, ancak bu durumda baka bir zihinde varo maldrlar ""''23. Berkeley bu noktada konuyu tekrar "soyut dnceler" ku ramna getirir ve bu eylerin alg ile ilikili olmakszn kendi balarna varolabilecekleri dncesinin "soyut idealar" reti sine dayandn vurgular. "Enine boyuna incelersek, belki de bu inancn temelde so yut idealar retisine dayand ortaya kacak. Alglanmadan varolduklarm kavramak iin duyulur nesnelerin varolularn alglanmalarndan ayrt etmekten daha ustaca bir soyutlama

421. A. Jules Ayer, "Dil, Doruluk ve Mantk" ev: Vehbi Hackadirolu, Me tis Yaynlar, st., 1998, s.115. 422. Copleston; A.g.e., s.29. 423. Berkeley; A.g.e., s. 89-90. 81

olabilir mi?'"^24 sorusunu sorarak bu probleme de dilbilimsel bir gndermede bulunur, "Bu eylerin tek bir parasma bile bir tinden bamsz bir varolu yklemek bsbtn anlalmaz bir eydir ve bu soyutlama samalklarn ie kartrmak demek[j]- "425 yaklamm savunur, Berkeley. ite bu noktada Tin'den ya da alglayan eylerden baka bir tz olmad vurgusunu ya par. Bu yaklam Berkeley'in Locke'un "maddi tz" kuramn dlamak iin kulland balca yollardan biri belki de birincisidir'^^e Locke'un maddi tz retisine Berkeley'in getirdii eletirileri ayr bir balk altnda, ilerleyen konularda ele alaca z. mdi Berkeley iin alglamann dnda bir cisimler dnyas yok ama, algnn olmas iin alglayan bir varln da olmas ge rekir. Nesneler yalnz tasarmlar ise, bu tasarmlarn kendisin de bulunduu bir varln da olmas gerekir. Tasarmlara sahip olan varlk da ancak bir ruh olabilir'^^^y Berkeley'in fenomenolojisine gre, ben alglamasam da, "masay alglayan baka bir ruh vardr". Biz onlar alglamasak da. Tanr her zaman ora dadr ve onun garantisi altnda nesneler var olurlar'''28. Bu yak lamyla Berkeley d dnyann objektifliinin garantisini Tanr'da bulmaktadr'''^^, "Biz alglamyorsak da onlar alglayan baka bir tin olabilir"430 diyerek bu tin'in "Tanr" olduunun vurgusunu yapar. Bu yaklamyla Berkeley spritualist bir yak lam sergiler. Ancak, Berkeley'in spritualizmi, tzln reddettii cisim ler dnyasn yalnz bir grnt ve kuruntuda saymaya kalk maz. Tasarmlarmzn bir d nedeni de olacaktr, nk bu ta424. 425. 426. 427. 428. 429. 430. Berkeley; A.g.e., s.37. Berkeley; A.g.e., s.39. Copleston; A.g.e., s.30. Macit Gkberk, "Felsefe Tarihi", Remzi Kitabevi, st., 1999, s.305. en; A.g.e., s.198. Gkberk; A.g.e., s.305. Berkeley A.g.e., s.63. 82

sarmlar biz kendimiz yaralamayz. Bu neden maddi olamaya cana gre, manevidir, ruhidir; sonul ruhlardaki tasarmlar dzenli bir ekilde meydana getiren "sonsuz ruh" tur, Tanr'dr. Baz tasarmlarmzn canll, dzenlilii ve direnilmezlii bunlarn nedeninin bizim dmzda olduunu gsterir..." ve buna gre "idelerin kimisinde bulduumuz gerekilik, Tan r'nn tasarmlamasndan ileri gelir ve bu eit tasarmlar dorudurlar'^Zl Buna gre, nesnelerin hibir insann onlar algla mad zamanda varlklarn srdrdkleri biimindeki sadu yu grnn hi de i-elikili olmadn kabul ettii, ger ekte bunun doruluuna kendisi de inand iin, Berkeley, hibir insann alglamad bir nesnenin de, Tanr'nn onu alg lamas yznden, var olabileceini kabul ediyordu. yle gr nyor ki Berkeley nesnelerin, hibir insann onlar alglamad zaman da byk olaslkla var olduklar olgusuyla kendi retisini badatrmak zere Tanr'nn alglarna dayanmak zo runda kal olgusunun, kiisel bir Tanr'nn var oluunun bir kantn oluturduu grndeydi^^i. u halde, Descartes ve Locke'tan -(reflexionu i duyum, d nmeyi almtr)- insan zihninin maddeyi veya daha dorusu fiziki nesneleri, ideleri dolaymyla bilebilecei kabuln mi ras alan Berkeley, kabuln madde ksmndan dini duyarllkla rnn, teolojik ynelimlerinin ve hatta mizacnn bir paras olarak rahatsz olmutur. Locke'un insan zihninin dolaymsz olarak sadece kendi idelerini bilebilecei tezinin mantksal so nucunu kartrken, cisimlerin veya fiziki nesnelerin kendile rinin asla bilinemeyeceini gren Berkeley, bu durum karsn da maddeyi atmaktan veya zihne tabi hale getirmekten, cismin varoluunu yok saymaktan veya askya almaktan memnuniyet duymutur^zs Berkeley iin maddeye inan saduyuya ve H433. Ahmet Cevizci; "Onyedinci Yzyd Felsefesi Tarihi", Asa Kitabevi, Bursa, 2001, s.253-254. 431. Gkberk; A.g.e., s.305. 432. Ayer; A.g.e., s. 115-116. 83

ristiyanla aykrdr. Saduyuya uygun olan kendi grdr ve ona gre halk da byle dnr, Hristiyanln esas da za ten byledir434 Halkn gerek eyler dedii tabiat Yaratan'm bizde meydana getirdii fikirlerdir; eyann fikirleri yahut ha yalleri dedii, bizim bizzat meydana getirdiimiz ve tekilerin den daha az dzgn, daha az iddetli ve daha az deimez olan fikirlerdir435. Yukarda izah etmeye altmz anlaya dayanarak Berke ley, Descartes ile Locke'un ileri srm olduklar objelerin ge nel ve soyut niteliklerini de reddeder. imdi bu konuyu ayr bir balk altnda deerlendirmeye alacaz.

2.5. Birincil ve kincil Nitelikler


Locke, birinci blmde deindiimiz gibi, bir nesnenin renk, tat veya ses gibi duyusal niteliklerinin algdan bamsz olarak var olmadklarn kabul etmiti'^d Bunun byle olmas Locke tarafndan kabul edilen cisim dncesinden zorunlu olarak kar. Bir cisim devinim gc tayan, belli bir rengi, arl, tad, kokusu ve sesi olan kat, uzaml, ekli olan bir tzdr. Bununla birlikte, niteliklerinden kimileri ona zgn deildir; renk, tat, koku cismin alglayan bir znede retilen etkileridirler, cismin kendisinin nitelikleri deildirler, yalnzca bendedirler, bunlara ikincil nitehkler deriz. Uzamn, eklin, kathm devinimin, dinginhin, tzn, yani cismin, kendisine zgn nitehkler olduu sylenir, bunlar birincil niteliklerdr437. Ama der Berkeley; "Birincil ve kincil nitelikleri birbirinden ayranlar var. Onlara gre uzam, ekil, devinim, devinimsizlik, katlk ya da geirmezlik ve say birincil; renk, ses, tat ve ben zerleri gibi tm dier duyulur nitelikler de ikincil niteliklerdir.
434. 435. 436. 437. Baykan; A.g.e., s.128. \Veber; A.g.e., s.276. Randall-Buchler; A.g.e., s.158. Thlly; A.g.e., s.325-326. 84

Byle dnenler ikincil niteliklerden edindiimiz idealarm zi hin olmakszn ya da alglanmakszm varolan bir eyin benzer leri olmadn kabul ediyorlar; te yandan birincil niteliklere ilikin idealarmzm ise madde adn verdikleri, yani zihin ol makszn varolan ve dnmeyen bir tzde bulunan eylerin resimleri ya da imgeleri olduunu sylyorlar. O halde, "mad de", iinde uzam, ekil ve devinimin edimsel olarak kalc ol duu, eylemsiz, duyumsuz bir tz anlamna geliyor. Ancak bu raya kadar tantladklarmza gre uzam, ekil ve devinim yal nzca zihinde varolan idealar olduklar, bir ideanm bir baka ideadan baka bir eye benzeyemeyecei ve sonu olarak ne bunlarn ne de bunlarn ilk rneklerinin alglamayan bir tzde varolmayacaklar apaktr..." ve "ekhn, devinimin ve dier birincil ya da zgn niteliklerin dnmeyen tzlerde zihin ol makszn varolduunu ileri srenler a)m zamanda renk, ses, scak ve souk gibi ikincil niteliklerin zihin olmakszn varolamayacaklarn da kabul ediyorlar. ""^^8 Ama Berkeley'e gre bu ayrm ie yaramayacaktr. Birincil nitelikleri ikincil nitelikler den ayr olarak kavramak olanakszdr.''^39 Berkeley ite bu ay rm eletiri konusu yapp, ikincil niteliklerin, ayrm ortaya koyanlarca da sylendii zere, greh ve dolaysyla da, znel olduklarn ne srer.'''^^ Buna gre "obje-subje ilikisi"nden hareketle bu "izafilii" biraz aarak Berkeley'in argmannn takdimini yle yapabiliriz. yle ki, A B'ye bal olarak var olur ve bu var olmada A'nm doas veya var olmas en azndan ksmen B'nin doas veya varolmasyla belirlenmi durumda olduu, A'nn B'ye greli olduu onun greli olarak varolduu sylenir"^"'!. Buna gre Locke'un dnd gibi ikincil nite liklerin greUlii zneUikleri iin geerli bir uslamlama sal yorsa, ayn tr uslamlama birincil nitelikler asndan da kul438. 439. 440. 441. Berkeley; A.g.e., s.40-41. Copleston; A.g.e., s.31. Cevizci; A.g.e., s.244. Akz; A.g.e., s.207. < 85

' lamlabilir442 BU zellikler veya nitelemeler ne trden olursa olsun (ister birincil trden ister ikincil) "sbjektifliine" ili kin sonu deimez. Berkeley bu noktada "ikincil nitelikler"in "zihne bal olarak veya dayandrlarak varolduklarn ileri s rerek" onlarn varln "sbjektif alan"a tar. Sonuta da, "al g konusu olan bu nitelikler"i "alglayana" bal "sbjektif ni telikler" olarak deeriendirir'''43. Szgelimi, bir cismin elleri mizden birine scak dierine souk grnmesi olgusundan, s nn bir nesnenin zihinden bamsz, znel bir nitelii deil de, znel, zihne bamh bir nitelik, nesnenin deil de, alglayan znenin bir nitelii olduu sonucu kar444 zne-nesne ilikisinde algsal durum tespitini ieren baka bir rnek verecek olursak; alglayann psikolojik, fizyolojik durum ve pozisyonuna gre bir nesnenin grn, darh, genilii, uzunluu, ksal ve hareketlilii, hareketsizlii be lirlenip karakterize edilir.^'^^ Yine byk ve kk; abuk ve yava zihin olmakszn hi bir yerde olamazlar; bunlar btnyle grelidirler ve duyu or ganlarnn yaps ya da konumu farkhlatka deiirler, "^^e Bu na gre ikincil niteliklerin znelliini onlarn greli doalarn dan karsamak ne kadar doru ve akla uygunsa, birincil nite liklerin znelliini de bu niteliklerin greliliklerinden karsa mann o kadar doru ve akla uygun olmas gerekir. Ksaca birincil nitelikler alg zerine ikincil nitehklerden daha az ba mh deildir.'^''8 "Rengin ve tadn yalnzca zihinde varolduk larn tantlamak iin dnlm kandan inceleyen birisi, bu kantlarn uzam, ekil ve devinim iin de ayn eyi tantlamak
442. 443. 444. 445. 446. 447. 448. Copleston; A.g.e., s.31. Akz; A.g.e., s.207. Cevizci; A.g.e., s.244. Akz; A.g.e., s.208. Berkeley; A.g.e., s.42. Cevizci; A.g.e., s.245. Copleston; A.g.e., s.31.

iin edeer etkide kuUanabileceklerini grecektir.'"^49 der Berkeley. Berkeley'in bu yaklamn dikkate aldmzda, karmza u sonu kar: "bir nesne veya maddenin birincil nitelikleri, onlar alglayandan bamsz olarak var olamayacaklardr." Fakat dier taraftan, fiziksel objenin birincil nitelikleri bu ob jelerin asl ilintileridir. Bu da u demektir: "eer fiziksel nesne ler varsa veya varlktaysalar", Berkeley'e gre, esasta "bu varol malar alglanm olmalarna veya bir zihin tarafndan alglan malarna bal olacaktr"^50 BU balamda, Priest'in u tesbiti hakh grlebihr: "Berkeley, birincil ve ikincil nitelikler ayrmnda, Locke'tan hareket etmesine ve onun karsamasn esas almasna ramen, ayr bir tarzda ele alp, ama bakmndan kendi nokta- naza rnda daha ileri bir noktaya gtrr." Yine bu noktay bir r nek ile aacak olursak, Berkeley "s ve souu sadece zihnin bir rn olarak" kabul ederken, Locke bunu kabul etmez. Locke'a gre, kiinin ikincil niteliklere ilikin idealar veya de neyleri tamamen zihinseldir. Fakat bu idealar retmede obje ye ilikin zihinsel durum veya operasyon sz konusu olduun da; ikincil nitelikler, birincil niteliklere bal olarak ortaya kan ilintilerdir ki, objelerde isel veya asli olarak bulunur lar " l. Buna gre ikincil nitelikler eylerde bizde belli dn 'm celer reten glerdir; ve bu gler nesnelerdir; e deyile, va rolular iin zihinlerimize baml deildirler. Bununla birlik te, eer ikincil niteliklerle rnein renkler gibi alglanan nite likleri demek istiyorsak, diyebiliriz ki Locke iin bunlar zihin deki dnceler olmakla zneldirler'^mi BU konuya bal ola rak, Berkeley ile Locke arasnda sz konusu edilebilecek ana ayrm; Locke sz konusu olduunda, nitelikler objedeyken.
449. 450. 451. 452. Berkeley; A.g.e., s.44. Akz; A.g.e., s.208. Akz; A.g.e., s.208-209. Copleston; A.g.e., s.31.

idealar zihindedir. Berkeley'de ise, hziksel objenin btn nite likleri deneyler sonucu elde edilen veya deneyleri ieren ide alarm stnde hibir neme ve ileve sahip deildir"''^s Birincil ve ikincil nitelikler ayrmma Locke'un yaklamm kritize ederek, Locke'tan ayr bir yaklam tarz gelitiren Ber keley, bundan sonra Locke'un bu nitelikleri bir arada tuttuu nu ne srd ve "ne olduunu bilmediim bir ey" dedii "maddi tz" kavramn sorgulamaya geer.

2.6. Berkeley'de Maddi Tz'n Anlamszl (Eletirisi)


Berkeley, u soruyu sormaktadr: Acaba Locke, nitehklerinin toplamndan ayr bir ey olarak bir nesnenin "tznden" (Berkeley'in kendi terminolojisini kullanmamz gerekirse "maddesinden") neyi kastetmi olabilir?454 Bihndii gibi Locke'ta "maddi tz" nitehkleri tayan bir dayanakt ve Locke'un kendi deyimiyle "ne olduunu bilmedii bir ey"di. te Berke ley bu yaklama itiraz eder. Berkeley'e gre zihnimizde byle bir tze ilikin hibir so yut dncemiz yoktur'i^s "g^ maddi dayanak niteliklerin zi hin olmakszn varolduklar varsaymna dayanmyor mu? te bu da dpedz bir tutarszhk, bsbtn kavranlamaz bir ey deil mi?'"150 diye sorar. Berkeley, bunun salt bir soyutlama ol duunu syler; ve maddi tz szcnn de hibir anlam ol madn syler"157. O'na gre Locke'un kabul, tipik bir kur gusal speklasyon ve anlalmaz bir kelime oyunudur^^^S Mad-

453. Akz; A.g.e., s.209. 454. Randall-Buchler; A.g.e., s.158. 455. Thlly, A.g.e., s.326. 456. Berkeley; A.g.e., s.45. 457. Thlly; A.g.e., s.326. 458. Gerald Hanratty; "Aydnlanma Filozoflar / Locke-Hume-Berkeley", Tuncay mamolu, Celal Byk, Anka Yaynlar, st., 2002, s.90. 88

ev:

di tz tasarmm belirleyen hibir nitelik yoktur'^mg "yle ki, "maddi tz" szcklerinin anlamn oluturan iki paray gz nne getirdiimde, bunlara yklenen belirgin bir anlam ol mad sonucuna varyorum""''^^ der. O halde "maddi tz" kav ramnn gereksiz olduu, bo bir szck olduu sonucuna va rrz Berkeley'de. Berkeley "maddi tz" kavramn " Diyalog" da da ele alr ve bu kelimenin anlamszlm Hylas'm diliyle ortaya koyar: PHL.- Senin kelimelerine zorla anlam verdiim yok: onlar istediin gibi aklamakta serbestsin. Yalnz, ok rica ederim, bir eyler anlat bana onlarla. Bana diyorsun ki, madde ilinekle re destek olur, ya da onlarn altnda yer alr. Nasl yani / bacak larnn bedenine destek olmas gibi mi? HYL.- Hayr, bu lfzi anlamdadr. PHL.- Gzn seveyim, ister lfzi, ister gayr lfzi anlam da olsun, ne anlyorsun bundan syle bana. HYL.- Dorusu ne diyeceimi ben de bilmiyorum. Evvelce, ilineklere destek olan madde'nin ne anlama geldiini yeterince bildiimi sanyordum. Oysa, imdi onun zerinde ne kadar ok dnrsem, onu o kadar az kavrayabiliyorum; ksacas, onun hakknda hibir ey bilmediimi anlyorum'''l. Buna g re tartmann sonucu maddi eylerin zihinden bamsz olarak varolduklarn anlamsz klmaktadr. "Dnmeyen eylerin saltk varoluu" sznde ya hibir anlam yoktur ya da burada .i?ir elime vardr. te yineleyip belletmeye altm ve okurun zenle dnmesine sahk ver diim ey bu,462 der Berkeley "Duyuyla ya da dnerek kav rayabileceimiz hibir eyin varoluuna kar bir tartma yap459. Randall-Buchler, A.g.e., s.138. 460. Berkeley; A.g.e., s.45. 461. George Berkeley; "Hylas ile Philonous Arasnda Konuma" ev: K. Sahir Sel, Sosyal Yaynlar, st., 1996, s.47. 462. George Berkeley; "nsan Bilgisinin lkeleri zerine", ev. Halil Turan, Bi lim ve Sanat Yaynlar, Ankara, 1998, s.49. 89

myorum. Gzlerimle grdm, ellerimle dokunduum ey lerin varolduklarndan, gerekten varolduklarndan en kk bir kukum bile yok. Varolduunu yadsdmz tek ey filozof larn madde ya da cisimsel tz dedikleri eydir""^d jgj-^ Berke ley. Gneiyle, yldzlaryla, denizleriyle, dalaryla duyulur evreni bir rya veya bir hallsinasyon yapt itirazna kar, Berkeley, bu eylerin varlndan en kk bir phesi olmad cevabn veriyor. Eer bu kelimelerle duyulur niteliklerin (yer kaplama, katlk, arlk vb.) bir kompleksi, kastediliyorsa, maddi tz deyimini kabul etmeye bile hazrdr. Fakat mut lak olarak reddettii ey maddeyi, onlar alglayan ruhun dn da var olan arazlarn yahut niteliklerin bir substratum'u veya destei, ne alglayabilir, ne de alglanabilir olan, dnen cev herin yannda ve ayn suretle var olan, bilinsiz ve aklsz, ne olduu bilinmeyen bir ey sayan skolastik fikirdir'*^"''. Buna g re "madde" szcnn niteliklerin ya da ilineklerin iinde va rolduklar dnmeyen bir dayana gsterdii dnlyorsa byle bir eyin varolmas bsbtn olanakszdr""''^^ diyerek septisizme ve Locke'un niteliklerinin bilinmez bir dayana varsaymna kar polemiinde Berkeley, bilinen immateryalist tezini kullanmtr"' Buna gre, maddi bir tz olamaz, nk byle bir ey yok tur, bu yzden cisimsel olmayan, etkin bir tz ya da Tin olmaldr^'^'^. Berkeley bu Tin'i "lkeler"de. yle tanmlar: "Tin; ya hn, blnmemi, etkin bir varlktr. dealar algladnda "zi hin" onlar ortaya karttnda ya da baka yollarla onlar ze rinde ilem yaptnda "isten" adn alr. Bu nedenle ruhtan ya da tinden olumu bir idea olamaz; btn idealar edilgin ve ey lemsiz olduklar iin, b'ize imge ya da benzeme yoluyla eylem463. 464. 465. 466. 467. Berkeley; A.g.e., s.55. Weber; A.g.e., s.276. Berkeley; A.g.e., s.79. Hanratty; A.g.e., s.90. Thlly; A.g.e., s.326. 90

de bulunan bir eyin tasarmn veremezler. Buna gre, Tinin ya da eyleyen eyin doas kendisi olarak deil, ortaya kard etkilerle alglanmaktadr.'"'S Yine de, ruha ya da tine ve is teme, sevme, nefret etme gibi zihin ilemlerine ilikin belli bir kavrammz vardr, Berkeley'e gre. "Kimi dnceleri yapmak ve bozmak isteime baldu:, bu bakmdan zihnin etkindir, kendi dncelerim zerinde g cm vardr,"^^^ der, Berkeley. "Ancak dncelerim zerinde ki gcm ne olursa olsun, idealarm gerekten de duyuyla alg landklarn, istencime bah olmadklarn gryorum. Parlak gn nda gzlerimi atmda, grp grmemeyi ya da g rme girecek tikel nesneleri semek elimde deildir; bu iit me ve btn duyular iin de byledir, duyulara verilen bu ide alar benim istencimin yaratt eyler deildir. O halde bunlar ortaya karan baka bir isten ya da tin vardr."470 der, Berke ley. Buna gre; "Duyu dnceleri imgeleminkilerden daha gl, diri ve seiktirler; benzer olarak, bir kahchklar, dzen leri ve tutarllklar vardr ve insan istencinin etkileri olanlarn ou kez olduklar gibi geliigzel uyarlmazlar, ama kabul edilebilir bants yaratcsnn bilgelik ve iyilikseverliini ye terince kantlayan dzenh bir sra ya da dizi iinde uyarlrlar. imdi, baml olduumuz zihnin onlara bal kalarak bizde duyu dnceleri uyandrd deimez kurallara ya da yerle ik yntemlere doa yasalar denir; ve bunlar bize eylerin ola an gidii iinde hlanca dncelerin baka filanca dncele re ehk ettiini reten deneyim yoluyla reniriz. Bir baka deyile. Tanr biz de belU bir dzen iinde beUi dnceler uyandrr; yiyecek dncesi ile beslenme dncesini, uyku dncesi ile dinleme dncesini, grsel ate duyumu ile scaklk duyumunu bamtlandrmtr. Buna gre biz de d ncelerimiz arasndaki bu banty ayrmsar ve dncelerin
468. Berkeley; A.g.e., s.51. 469. Thlly; A.g.e., s.326. 470. Berkeley; A.g.e., s.52. . 91 .

birbirlerine neden olduklarna, atein scaklk rettiine, uy kunun dinletirdiine, cisimlerin arpmasnn sese neden olduuna yanl olarak inanmaya balarz. Duyularmz Tanr tarafndan baslm dnceler, olgusal eyler olarak adlandr lrlar ve imgelem yetisinde uyarlm olanlar daha dzensiz, daha az diri ve daha deiken olduklar iin temsil ettikleri ey lerin dnceleri ya da imgeleri olarak daha uygun bir terimle adlandrlrlar. Araa duyumlarmz, gene de dncelerdirler; zihinde varolurlar; yalnzca imgelerimizden daha diri, gl, dzenli ve tutarl dncelerdir; ayn zamanda, onlar algla yan dnen tze de daha az bamldrlar, nk bir baka da ha gl Tinin istenci tarafndan uyarlrlar.'"^''^ diyerek Loc ke'un maddi tz'n yadsr ve tinsel tz olduu gibi korur. Maddi tzn deneysel ynden hibir belirgin ya da olumlu bir yn bulunmadn ve btnyle olumsuz ynlerle betimle nen bir kavram olduunu vurgular ve ona gre byle bir kav ramn gereklii dile getirdiini sylemek deneycilik asndan geersiz ve tutarszdr. Onun iin maddi tz yadsmmaldr. An cak ayn gerekelerle tinsel tz Berkeley'in niin yadsmad, sorusu da burada gndeme gelir. Burada Berkeley Locke'unkine benzer bir ey yapmakta, bu kez kuramsal tutarllk adna deneyciliinin tutarllndan dn vermektedir"'''^^. nk Berkeley'e gre etkin varlk tindir. Tin ise ide olmad iin al glanmaz. Tinlerin varln etkileriyle anlarz. Tin, ideleri alg layan, dnen, eyleme neden olan varlktr. "Ben"den baka tinlerin varl da bu etkiler gzlemlenerek kavranr. Tanr yet kin tindir. Onun kant ise, deneyde kavradmz ve byk bir denge, tutarllk ve gzellik iinde ileyen evrendir. Evren ide lerden baka bir ey olmadna gre, bu idelerin nedeni Tanr'dr. Berkeley'e gre ise algladmz bizim znel idelerimizdir, ancak bunlara neden olan Tanr'dr. Alg ve deney, Tan-

471. Berkeley; A.g.e., s.52-53-54. 472. Denkel, A.g.e., s.234. 92

r'nm neden olduu ideleri duyumlamaktr. Eer nesneler bi zim znel alglarmzdan baka bir ey deilseler, benim u an alglamadm nesneler yok olup, ben onlar yeniden alglad mda yeniden var m oluyorlar? Nesnelerin alglar neden hep dzenli bekler halinde gelir? Btn her ey benim znel ide lerimden oluuyorsa, bu ideleri kendi kendime mi yaratyo rum? Var olan tek ey ben ve idelerim midir? Berkeley bu so rulara felsefesini saduyudan uzaklatracak yantlar vermeyi. Tanr kavramn kullanarak nlemitir^^S O'na gre "biz alg lamyorsak da onlar alglayan baka bir tin olabihr"474 diye rek. Tanry alg kuramnda merkeze alan bir yaklam sergiler. Grld gibi, Berkeley, deneycihi her ne kadar tutarl olarak yrtmse de admn ontolojiye att anda deneyci likten uzaklamakta ve d dnya varsaym yerine, ondan da ha keyfi olan Tanr varsaymm koymaktadr. Yine grld gibi, Tanr'y, ilke olarak tpk d dnya gibi algmzdan ba msz bir varha sahip ve onun nedeni olarak yorumlamakta dr. yle ki, sonuta bu iki ilke arasnda braklantek fark, bi ri algya benziyor iken brnn byle bir benzerlii olmamasdr475. imdi genel olarak Berkeley'in "niteliklerin analizi"nden hareketle immateryalist felsefesinin geerliliini ispat iin ileri srd argman birka madde altnda ele alnabilir. 1) Berkeley'in birinci argmannda da "dil" ve "anlam" nokta- nazarndan ele alp grdmz gibi, niteliklerin temel da yanak noktas olan "maddi tz"n kendisi temel ve dayanak tan yoksundur. "Madde veya maddi tz" bir "speklasyon" rndr. 2) Kendisi byle bir temel ve dayanaktan yoksun "spekla tif soyutlama veya genelleme" rn olan bir "nosyon" man tksal olarak "nitelikler" e dayanak noktas olamayaca gibi.
473. Denkel; A.g.e., s.236-237. 474. Berkeley; A.g.e., s.63. 475. Denkel; A.g.e., s.252-253. - 93

hem "maddi tz" kullanma da ve hatta kendilerini varlk ala nna tamada bile kullanlamazlar. 3) "Nitelikler"e ihkin veya karhk gelen "idealar" "renk ideas" rneinde olursa hibir ey ifade etmez. Fakat bu ideay genelden zele u mavi gkyzne veya yeil aaca indir gersek, ancak bir "anlam" ifade eder. 4) Gerek zelde gerekse genelde varla ynelik bilgilerimiz "duyumlar ve alglarmz vastasyla" elde edildiine gre, "du yum veya alg konusu" olmayan bir ey her ne trden olursa olsun var olamaz. 5) Doal olarak bu genellemeye "maddi tz" ve onun "ilintiler"i olan "nitelikler" de dahildir. 6) Bu nedenle, "madde ve niteliklerinin varl", "alglama" durumlarna endekslidir. 7) yleyse, sonu olarak, "varolmak veya varlkta olmak alglanmaktr"'''76 Berkeley'in "varlk algland srece vardr" veya "alglan mayan varlk varlkta deildir" metafiziksel yaklamnn ana lizinden hareketle "alglanan varhk" ve "alglayan varhk" ola rak en az iki varlk trnden bahsedilebilir. yle ki, d dn yadaki nesneler alglanan varlk kmesine karlk gelip pasif durumdayken, insanlar alglayan varlk trne karlk gelip dnen zihin veya ruhlar olarak aktiftirler. Dolaysyla, insa nn evrene ilikin bilgisi ve onun iindekilere ykledii anlam veya izdii evren tablosu, ite bu "alglanan ve alglayan ikihsi"nin birlikteliinden kaynaklanr. Bunlarn birhkte olmad durumlarda, Berkeley arac unsur olarak Tanrnn alglayc s fatn n plana karr. nk, ona gre. Tanr sonlu alglayc larn ve btn varlklarn sonsuz alglaycsdr. Ksacas evren ve iindeki varlklarn varhkta kalmasnn teminat Tanr'dr477.

476. Akz; A.g.e., s.205-206. 477. Akz; A.g.e., s.330-331. 94

Tezimizin ikinci blmn tekil eden Berkeley'de dil, d nce ve varlk ilikisini de sonu olarak u ekilde toparlaya biliriz. Berkeley'de selefi olan Locke gibi dil ve dnce problemi ni kendi epistemolojik kuramnn merkezine oturtmu ve bu na paralel olarak dil, dnce ve varl bir anlamda zde kl mtr. Berkeley'de Locke gibi szcklerin, kendilerini kullananla rn zihinlerindeki ifadelerin yerini tutmas gerektiini vurgu lar. Bu anlamda dil zihnimde nesnel-tikel bir kavram artrmaldr anlay hakimdir. Ancak problem genel terimlerin nasl olutuu sorusuna ge lince Berkeley, Locke'tan farkl bir yaklam tarz sergileyip Berkeley'i ayr dnmeye sevkeder. Locke'un "soyutlama" te orisini eletirerek yola kan Berkeley, Locke'un iddia ettii an lamda genel kavramlarn zihinde bile olmadklarn vurgular. Onun iin kk duyumlar olduu iin tasarmlar her zaman somutturlar. Locke iin tmel kavramlarn objektif bir realite leri yoktu, bunlar ancak zihnimizin yaratlardrlar. Berkeley ise, tmel kavramlarn, tasarlarn zihinde bile bulunduunu kabul etmez. Berkeley iin tmel diye nitelendirdiimiz kav ramlar zihnimizde tikel nesneler tekabl etmektedirler. Yoksa genel szcklerin yalnzca genel dnceleri gsterdii yolun daki yaklam yadsr. Berkeley felsefi nazariyesini ekillendirirken youn olarak Locke'un konu izgisini takip etmekte ve buna bal olarak kendi kritiini oluturmakta. Bundan dolay Berkeley'in naza riyesini incelerken youn olarak Locke'a sk sk dnmekte ve bu balamda Berkeley'i anlamaya ahmaktayz. Genel anlamda syleyecek olursak her iki filozof bilginin bize erime yolu zerinde anlarlarken, bu bilginin kaynan ok farkl bir biimde yorumlamlardr. Algy bilgiyi edinme nin tek yolu olarak grmelerinin yannda, Locke reahst bir on toloji nerirken, Berkeley bu gerekilii yadsm ve reflexif
95

bir alglayn olutuunu temsil etmitir. Buna gre Berkeley alglamann (dnmenin) dnda bir cisimler dnyasnn ol madn vurgular ve alglamann (dnmenin) olabilmesi iin de alglayan bir varln olmas gerektiini syler ve bunu da Tanr olarak gsterir. Berkeley bu yaklamyla d dnyann objektifliinin garantisini Tanr olarak gsterir. Dolaysyla bu yaklamlyla Locke'un "maddi tz" kavramn yadsyarak onun yerine "tinsel tz" kavramn yerletirir. Bu yaklama ynelik eletirilerimizi tezimizin sonu blmnde yapacaz. Berkeley'in ele ald bir dier konu da nesnenin nitelikleri konusuydu. Hatrlanaca zere Locke nesnenin iki tr niteli i olduunu ve bunlarn birbirlerinden ayr oluunu vurgula mt. Bunlar "birincil" ve "ikincil" dereceden niteliklerdir. Bunlar tezimizin Locke ile ilgili olan birinci blmnde geni bir ekilde izah etmitik. Berkeley bu ayrm eletiri konusu yaparak, nesnenin nite liklerinin birbirinden ayr olarak kavranlmasnn mmkn ol madn vurgular. Berkeley'e gre Locke'un dnd gibi ikincil niteliklerin izafilii, znellikleri iin geerli bir uslam lama salyorsa ayn tr uslamlama birincil nitelikler asndan da kullanlabilir. Buna gre, alg konusu olan bu nitelikleri al glayana bal sbjektif nitelikler olarak deerlendirir. Btn bu yaklamlar Berkeley'in dil, dnce ve varlk kav ramlarnn birbirlerinden kesinlikle ayrlmaz paralar olduu nu, birinin varlnn dierlerine bal olduunu gsteriyor. Buna gre Berkeley'de varlk alglama yani dnme olarak zi hinsel bir formda sunulmakta ve tikel bir yorum ve idrak ile di le dklmektedir. Ksaca izah etmeye altmz Berkeley'in bu yaklamlar nn kritiini tezimizin sonu ksmnda daha geni bir ekilde ele alacaz.

96

SONU Locke ve Berkeley'de dil, dnce ve varlk ilikisinin de erlendirilmeye alld tezimizde, netice itibariyle u tespit leri yapmak kanaatimce mmkndr: Gerek Locke olsun gerekse Berkeley, bu problemi (dil ve dnce) dorudan veya dolayl olarak kendi bilgi nazariyele rinin merkezine oturtmulardr. Her iki filozofta da bu balam da, belirgin olan ortak kayg "dilin genel geer bir anlamlandr maya tabi tutulmas gerei" vurgusudur. Son tahlilde ortak bir dil, ortak dnce ve ortak dorular meydana getirir yaklamn sergiler iki filozot da. Doru bilgi yi elde etmek yaklamlarnda empirist (daha nce de vurgula dmz gibi Locke Sensetion, Berkeley ise reflexion anlamda bir empirizmi temsil etmektedirler) bir yaklam gsteren Loc ke ve Berkeley'in dil, dnce ve varlk kavramlarn yorumlar ken sergiledikleri yaklam tarz ksmen farkllklar arzeder. Her iki filozofta da szckler, kendilerini kullananlarn zi hinlerindeki ifadelerin yerini tutarlar. Buna gre dil szckler den oluur ve szckler dncelerimizin birer iaretidirler. Ancak szckler "duyulur" ortak ifadelere tekabl etmelidirler. Ancak bu noktada iki konuya deinmek gerekir. Birincisi, her iki filozof da dilin szcklerden olutuunu vurgularken dilin amacnda ksmen farkh bir hedef gstermilerdir. Locke; dihn nihai amacnn iletiim yani bir dnceyi bir bakasna ilet mek olduunu ne srerken, Berkeley bu anlamda daha makul bir yaklam sergileyip dilin asli amacn iletiimin altnda ya tan bilin durumu, yani duygu, dnce ve eilimler olduu
97

sonucuna varmtr. Bu anlamda Berkeley daha hakl bir kar samada bulunmutur. nk dilin biricik amac iletiim deil, iletiim altnda yatan bilin durumudur, dncedir. Bu an lamda iletiim yalnzca bir amatr. kinci olarak her iki filozofunda dilin "duyulur" ortak ifade lere tekabl etmesini sylemelerine ve kitaplarnda kullandk lar "o", "ey", "maddi tz", "tinsel tz", "tanr" vs. kavramla rn "duyulur ortak ifadeler" olmamalarna ramen bu kavram lar kullanmalar ve iddialarna dayanak olarak temellendirme ye almalar her iki filozofun savunduklar tezleriyle eliki ye drmtr. Bu konuya ileride yeniden deineceiz. Dilin szcklerden olutuu ve szcklerin de dnceleri mizin iareti olup olmad ynndeki yaklam tarz her iki fi lozofta ortak olmasna ramen zellikle genel terimlerin ya da soyut genel dncelerin nasl edildii problemi her iki filozo fu ayr ayr dnmeye sevkeder. Locke, szcklerin genel dncelerin (idelerin) iaretleri yaplarak genel olduklarn ve genel dncelerin soyutlama yoluyla olutuklar yantn verir. "Her bir eyin ayr bir ad olamayacana gre, bir sr benzer eyleri bir araya brakp bir soyutlama yaparak "temel bir kavrama" (tasarma) varrz ve buna bir ad takarz", diyerek genel terimler konusundaki yaklamn sergiler. Bu noktada Locke'un basit ve bileik fikir ayrmlarna da vurgu yapmak gerekir. Locke en soyut fikirlerin bile tecrbi (empirik) yolla aklanabileceini iddia edip, bu bileik Rkirlerin basit fikirlerden olutuunu, basit fikirlerin de gerek nes nelerinin varolduunu belirtmiti. ncehkle Locke'un bileik fikirlerin olumasnn iradi ol duu iddiasna bakalm. Farkl insanlarn altn veya adalet fikri farkl farkldr. Kimi
98

bu bileik fikirlere belli baz basit fikirleri dahil eder, teki a hs baka fikirleri dahil eder demiti. Bu iddia "adalet" veya benzeri adsal ifadeler iin doru ola bilir ama cisimler iin yanltr. yle ki; elimizde bir kesme e ker olsun. Bunun niteliklerini alglayalm; beyaz, sert, azm za atnca tatllk hissettik. Bu niteliklerin bir araya getirilmesi bizim ihtiyacmzla m oldu? Mesela onun beyaz, sert basit fikirlerini alp bunlar "ac" basit fikri ile birletirmek benim ihtiyacmda mdr? Ya hut siz onu siyah, yumuak, mayho bir tarzda duyumsatabilir misiniz! Bu anlamda, Locke'un bu iddiasnn ya da bu ayrmnn ol gusal anlamda geree ne kadar aykr olduu ortada. Bu y nyle dndmzde sadece basit fikirleri deil bileik fi kirleri de alglarken zihin pasiftir. zellikle nesneler hakknda ki alglamalarmzda zihin pasiftir^^S Ancak yukarda da ifade ettiimiz gibi, Locke'un tabiriyle "adsal zler" konusunda zi hin aktif olabilir. Ancak "olgusal zler" konusunda zihin tama men pasiftir. Yukarda izah ettiklerimiz balamnda eer, "Tanr" fikrinin malzemesi basit fikirler ise (bilgi, g, saadet, vs.) ve bu basit fikirlerin nesnelerini biz i-gzlemle "kendimizde" mevcut olarak alglyor isek bu tahlile gre "bizim dmzda" bir tan rnn varhn ileri sremeyiz. Buna gre Tanr kavramn zih nimiz retiyor neticesi kar^^s. Bu aklamalar balamnda dndmzde, Locke'un "bileik fikir", "basit fikir" ayrm sun'i bir ayrmdr. Zihin hi bir zaman "basit fikirleri" tek tek alglayp, bunlar birletirip "bileik bir cisim fikri" retmez. Nesneleri birlik iinde (tek
478. Baykan; A.g.e., s. 123.

479. Baykan; A.g.e., s . l l 3 . 99

varlk olarak) alglarz. Nesnelerin tek tek niteliklerini, vasfla rn, tek tek paralarn ayr ayr alglayanlayz. Var olan nesne yi organizeli bir btn olarak alglarz. rnein, bir aaca ba karken aac tek tek yaprak, dal veya gvdesiyle alglayanlayz, buna imkan da yoktur. Ancak aac bir btn olarak alglarz. Bu alglamay yaparken zihne fazla i dmez. Berkeley ise, Locke'un "soyudama" teorisini eletirerek byle eylerin olmad iddiasnda bulunur, na gre soyut ge nel dnceler yoktur. Genel kavramlar zihinde bile deildir ler. Kkleri duyumlar olduu iin tasarmlar her zaman somut turlar. Bu yzden "nesnelerin ortak yn" diye soyut bir tasa rmmz olamaz. Buna gre Locke iin tmel kavramlarn ob jektif bir realiteleri yoktur, ancak bunlar zihnimizdedirler. Ber keley ise, tmel tasarmlarn zihinde bile bulunduunu kabul etmek istemez. Ancak unu da vurgulamak gerekir ki, Berkeley hi kuku suz genel szcklerin olduunu yadsmaz. Ama Locke'un ge nel szcklerin genel dnceleri gsterdikleri yolundaki ku ramn yadsr. Bu balamda Berkeley Locke'u aan bir yaklam gsterir ve deneyciliinde (reflexsion anlamnda) tutarl bir ta vr sergiler. Locke'ta soyutlama yoluyla elde edilen birleik fikirler reel dnyada duyulur nesnel bir varla iaret etmemektedir. Bu an lamda "ortak olan" iin bir tasarmmz olamaz, lsa be, by lesi bir tasarm tikel bir nesneyle rtmez. Berkeley'in bu yn deki tmel bir kavram dnrken, bu kavram belli, tek bir bireyin somut biimiyle onu duyumladmz syleyen yakla m bu anlamda daha makul bir yaklamdr. Buna gre sz cklerle ifade ettiimiz tmel kavramlar duyumlanm eler-, den arndrlm olarak elde edilmi soyudamalar deil, baka tasarmlar temsil edebilmek zeflii olan duyusal tasarlardr. 100

Berkeley buraya kadar Locke'u aan bir yaklam sergilese de tmel kavram temsil eden tikel nesnenin hangi tikel nesne ol duu yolunda bir kmaz olduu kanaatindeyiz. rnein "aa" derken hangi tikel aa zihnimde duysal olarak belirir. Onlarca eit tikel aatan hangisi insan zihnine bir tasavvur olarak ortaya kar, ne ekilde ortaya kar, problemi gndeme gehr. Berkeley'in bu yndeki yaklam Locke'u asa da bu yak lamda kendi iinde soru iareti tar. Bunun dnda Berkeley Locke'un dille ilgili yaklamn kritize ederken, Locke tarafndan kullanlan "o", "ey" ve "maddi tz" kavramlarnn duyumdan yoksun ve anlamsz bi rer szck olduklarn ve bunlarn insan dil ve anlam yanl lklarna srklediini vurgular. Locke, "Deneme"nin bir ok -yerinde Berkeley'i hakl karrcasna bu kavramlar kullanr ki, bu kavramlara Locke'un ykledii anlam Locke'un episte molojik ve ontolojik yaklamlaryla kesinhkle rtmemektedir. Locke ve Berkeley'in kuramlar, deneyci yaklamn iki kar t u noktasn olutururlar. Aralarndaki kartlk, k nok talarnn ortak olmas nedeniyle, felsefi gerekilik (realizm) ve ideaHzmin ayn sorun ve konular zerindeki deiik tutum larnn en saydam bir biimde gsterir. Bir baka deyile, bu iki hlozof, bilginin bize erime yolu zerinde anlarlarken, bu bilginin kaynan ok farkl bir biimde yorumlamlardr. Al gy, bilgi edinmenin tek yolu olarak grmelerinin yannda, Locke, deneyci epistemolojisine temel olarak deneycihi aan gereki ve hatta "fiziksel" anlamda materyalist bir ontoloji nerirken, Berkeley (reflexion anlamnda) deneycilikte tutarl olmak adna bu gerekilii yadsmtr^so

480. Denkel; A.g.e., s.242. 101

Ksacas Locke varlk felsefesinde idealist ynelimin tam tersine, batan sona realist bir tavr sergileyerek, zihinden ba msz bir d gereklik olduunu savunurken"^^! Berkeley al glamann (dnmenin) dnda bir cisimler dnyasnn ol madn vurgular ve alglamann olabilmesi iin de alglayan bir -varln olmas gerektiini syler ve bunu da Tanr olarak gsterir. Bu yaklamyla Berkeley Locke'un aksine d dnya nn objektifliinin garantisini Tanr'da bulur. Bylece Berkeley Locke'un "maddi tz" kavramnn yerine "tinsel tz" kavram n getirerek maddeyi inkar eden bir yaklam sergiler. Burada u soru sorulabilir: Berkeley, Tanr kavramn kul lanmadan deneycilikte gerekilii yadsyan tutarl bir gr gelitirebilir miydi? Bunu, kendisini, vard sonuca srkle mi olan ilk adm atmam olmas kouluyla gerekletirebilir di. Berkeley yalnzca gerekilii geersiz ilan edip brakabilir di. Oysa o, d dnyann bilinemez olduunu sylemekle ye tinmemi onun varln yadsma yolunu tutmutur. Ancak Berkeley bilgiye temel olarak bir ontolojik aklama getirmeyi reddederek idelerin nedenlerinin bilinemez olduunu nerebilirdi'l^ Bu yaklam Berkeley'in deneyciliinin tutarllna imkan klard.. Ancak Berkeley zellikle " Diyalog "da birok kavram arptma yolunu seer. Tanr kavramn da bu yolla arptr. lk konuma da zihin kelimesini insan zihnini kastedecek ekilde kullanr. Daha sonra ise Tanr zihni manasnda kullanr. Tanr isbatm da bu arptmaya dayandrr: Varolma zihne tabidir. (Burada kastettii insan zihnidir. nk Birinci Konuma'da btn argmanlar msan zihni esas ahnarak tanzim edilmitir).
481. Cevizci; A.g.e., s.208. 482. Denkel; A.g.e., s.253-254. 102

Ama ben (insan) alglamadan da varlk vardr. nk onlar al glayan bir zihin var. (Bu da Tanr"n zihnidir) Burada kark bir durum ortaya kyor. Zira eer fikirler duyulanm ise, tm fikirler de Tanr'nn zihninde olduuna gre Tanr'nn zihnin de duyulanm oluyor demektir. Duyulanm duyu organlarn gerektirmez mi? Yani Tanrnn gz, kula m var. (Ya da y le bir yaklamda da bulunulabilir; Eer fikir alg ise fikirler Tanrnn zihninin iinde mi, dnda m? Tanr, kendi zihni d ndaki fikirleri "duyumluyor" diyemeyiz; absrd olur. Peki, Tanr kendi zihninin iindike fikirlerimi "duyumluyor"? Bu da absrd483. Berkeley buna benzer birok konuda arptma yolunu seer. Hem konular arptr hem de ok bariz tutarszlklar da bulu nur. arptmalarna misal: Birinci konumada duyulur eylerin (cisimlerin) fikir olduu iddiasn temellendirebilmek iin b tn niteliklerin zihne tabi olduunu ileri srer. Neticede mad denin olmad hkmn serdeder. Misal olarak Kitabn 13-20 sayfalar arasnda scakln cisimde deil zihinde olduu ile il gili iddialar kavramlar arptrmaya dayanr. yle: Scaklk eer zihinde deilse ve cisimde ise cismin ac duymas gerekir. Nasl ki insanlar yksek scakl ac olarak hissediyorlarsa ve ac bir his ise, eer scaklk cisimde ise onun da ac duymas la zm. Halbuki cisim (maddi cevher) duyu ve alg gc ile dona tlm deil. u halde ac duymaz. u halde cisimde scakln olduundan bahsetmek samadr. Bu iki kavram kasten kar trmasnn sebebi, eyler fikirdir, fikir zihnidir, u halde Tanr vardr, isbatm yapabilmektir. Ayn kastl arptmay ses ve tad iinde yapar^S^

483. Baykan; A.g.e., s. 143-144. 484. Baykan; A.g.e., s.140-141. 103

Keza biz nesneleri gryoruz. u anda elimde kalem var. Kalemde "alg gc" yoktur diye kalem zihin dnda yoktur, neticesini mi kartmalyz. "Duygu ve alg zihindedir; cisim lerde bu gler yok; bunlarda his ve alg nitelikleri yok; u hal de cisimler yoktur" deliliendirmesinin ne kadar arpk olduu ortada. Berkeley, kavramlar, olgular arptrd gibi ok da tutar szdr. Mesela; Birinci konuma'da 57.sayfada maddi obje gr n reddederken "fikirlerimiz gibi srekli dalgalanp deien eyler, nasl oluyor da sabit ve deimez bir eyin kopyalar ya da imajlar olabiliyorlar" der. Halbuki 29. sayfada ise "ayn ob jelerin mum nda baka, gn nda baka grndkleri ni bilmeyen var m?" demiti. Bu ikinci ifade, apaktr ki zihin d nesnenin varln kabuldr. Grld gibi henz Birinci Konuma'smda bile "eyler fi kirdir" fenomenalist pozisyonu savunurken, ayn zamanda da saf dil gereki bir nesne anlayn da savunmutur. Nitekim s.l36'da "Geri fikirler de gelip geici ve deikendir, ama ge liigzel deil, doann skca belirlenmi dzenine gre dei irler" diyor. Bu son szler de 57.sayfadaki fenomenalist tavr la taban tabana zttr. Hem algnn nedeni olarak harici nesne lerin zihin d mevcudiyetini reddetmek hem de kabul etmek affedilmez bir elikidir'''^^. Ancak Berkeley bu konu ile ilikih olmak zere sayfa SO'da iki ey varsayar. Biri Tanr'nm zihninde ezeli, ebedi varolan ana tipler, dieri de, biz insanlarn alglayabilmesi iin (ana tiplere benzer ekilde) zaman iinde yaratlan ikincil tipler, yani, tabi at. Demek ki. Tanrnn zihninde ash, ilk rnekler var; bir de za-

485. Baykan; A.g.e., s.142-143. 104

man iinde yaratt cisimler var. Ve her ikisi de Tanrnn zih ninde olan fikirlerdir^S Phil. -Ne olsun istiyorsun ki? eylerden biri ikincil tipli (ectypal) ve doal teki anatipli (archtypal) ve ezeli ebedi ol mak zere ift hal kabul etmiyor muyum? Bunlardan birincisi zaman iinde yaratlmtr, ikincisi ise Tanr'nn zihninde balangsz ve sonsuz olarak vardr. Bu da din adamlarnn yaygn grlerine uygun deil m i ? 4 8 7 B U yaklamyla Berkeley bir anlamda Platoncu kavram realizmini* temsil eder. Bu dnyada varolan her eyin yalmzca Tanrnn zihnindeki ilk rneklerin bir yansmas, bir temsili olduu ynndeki yaklam Berke ley'i kavram realisti klar. Bu anlamda gerek reel dnya, gerek se btn manevi ve soyut adlandrmalarn gerekiliinin te minat Tanr olarak grlmektedir.** Locke ile ilgili genel okumalarmzda ise Locke'un realist bir tavr sergilediini vurgulamtk. Ancak bu yaklam Loc ke'un tenkit celbeden noktalarndan biridir. Bu, Locke'un baz nesneleri dorudan algladmz, bazen de zihnin dorudan nesnesinin fikirler (tasavvurlar) olduunu sylemesidir. Yani Locke bazen "gereki" olarak bazen de "temsilci" olarak konu-

486. Baykan; A.g.e., s. 147. 487. George Berkeley; "Hylas ile Philonous Arasnda Konuma" ev: K. Sahir Sel, Sosyal Yaynlar, st, 1996, s. 130. * Kavram Reahzmi: Tmellerin, genel kavramlarn insan zihninden ve insa nn bilgisinden bamsz bir biimde varolduunu, tmellerin onlarn bilincine varacak, bilgisine sahip olacak zihinlerin hi varolmamas durumunda bile varolacaklarn savunan gr. (bkz. Ahmet Cevizci; "Felsefe Terimleri Szl", Paradigma Yay, st., 2000, s.194.) ** Adcln savunduunun tersine tmellerin gerek olduunu, tmellerin du)^! deneyinin salad bilgilerden daha gerek bilgiler saladn savunan grtr, (bkz. Sarp Erk Ula; "Felsefe Szl" Bihm ve Sanat Yaynlar, Ankara, 2002, S.594) 105

uyor. Yani, Locke'a gre biz dorudan nesneleri deil, ancak nesnelerin zihindeki temsili olan tasavvurlar biliriz. Locke bu yaklamyla znel bir realizmin kaplarn aar. Bir taraftan bi lincimizin dnda reel bir varlk sahasnn olduunu kabul ederken, bir yandan bu varlk sahasn bilincimizin anlamlan drmasna tabi tutmas Locke iin ak bir elikidir. Yani zihin bir anlamda reel olarak varsaylan nesnel dnyay kendince anlamlandryorsa burada reel dnyann asli konumu, asli grn ts nedir sorua ortaya kar ki; bu soru Locke'un realist eihmini, bilincimiz dnda reel bir varlk sahasnn olduu ei limini septik bir sorgulamaya iter. Bu konuyu bu ekilde izah ettikten sonra her iki filozofun varln nitelikleri konusundaki yaklamlarna geebiliriz. Locke nesnenin iki tr nitelii olduunu ve bunlarn birbir lerinden bsbtn ayr olduklarn vurgulamt. Buna gre, nesnelerin sahip olduklar iki tr nitelii birbirinden ayryor du. Bunlar "birincil" ve "ikincil" dereceden niteliklerdir. Birin cil nitelikler cisim ne durumda bulunursa bulunsun ondan so nuna dek ayrlamaz olanlardr ve bunlar uzam, ekil, hareket gibi niteliklerdir. kinci dereceden nitelikler ise bu anlamda ni telikler deildirler. Onlar maddi bir cismin biz de belli bir tr den tasarmlar rnein tat, renk, koku ve ses tasarmlarn meydana getirme ynnde sahip olduu glerdir. Ancak Berkeley bu ayrm eletiri konusu yaparak, birincil niteliklerin ikincil niteliklerden ayr olarak kavranlmasnn mmkn olmadn vurgular. Buna gre Locke'un dnd gibi ikincil niteliklerin grelilii, znellikleri iin geerli bir uslamlama salyorsa ayn tr uslamlama birincil nitelikler a sndan da kuUamlabihr. Buna gre, alg konusu olan bu nite hkleri alglayana bal sbjektif nitelikler olarak deerlendirir. Bylece, Locke'dan farkh bir yaklam tarz sergiler.
106

Bu balamda dnldnde varl birincil ve ikincil ni telikler diye ikiye ayrmak tamamen yapay bir ayrmdr. Bu an lamda renk, ses, koku vs. ne kadar subjektifse ayn sbjektiflik dinginlik, arlk, hacim, yer kaplama ve ekil iin de geerli dir. Her iki nitelikte bireyin duruuna, konumuna, bak as na, fizyolojik ve ruhsal konumuna gre deikenlik arzeder. Buna gre hasta birisinin her zaman tadmlad bir mey\'e ne kadar ayn tadn da deilse, ayn ahsn hastalnn derecesine gre cisimlerin ekil ve durularn farkl ekilde alglamas da bu kadar olasdr. Nitekim Bayie ve Leibniz'de de, ikinci nitelik denilenlerin kukucu uslamlamalara ak olduu lde birincil nitelikle rinde ak olduunu vurgularlar. Deien a gre renkler na sl deiiyorsa, deiik uzaklk ve alardan biim ve uzam da deiiyor olarak gzlemdenir. yle ise, ikincil niteliklerin znel olduklar, lde birinciller de znel olmahdr grn savu narak Berkeley'e bu anlamda nclk etmiierdir^SS Berke ley'de bunlardan yola karak birincil ve ikincil niteliklerin bir birlerinden ayTi olarak dnlemeyeceini vurgulayarak bu ayrm ortadan kaldrr. Genel bir yaklamla syleyecek olursak, bir anlamda Ber keley nazariyesinin altyapsnda Locke'un felsefi nazariyesi ya tar. Bir anlamda Berkeley, felsefesinin varln Locke'a borlu dur, ancak birok yerde Locke'u tamamlayan hatta aan yakla mlar sergiler. Her iki hlozofta grdmz belki de nihai ama, bu yak lamlarn son tahlilde bilgiyi elde etmeye ynelik zel abalar olduu ynnde bir amatr.

488. Denkel; A.g.e., s.228-229. 107

KAYNAKA
AIKZ, H. Mustafa; "Berkeley ve mmateryalist Metafizii", Ayyl dz Ofset ve Matbaa, zmir, 1 9 9 8 . AKARSU, Bedia; "Dil-Kltr Balants", nklp Kitabevi, st., 1 9 9 8 . ALTINRS, Atakan; "Dil Felsefesi Szl", Paradigma Yaynlar, st., 2 0 0 0 . ALTU, Taylan; "Dile Gelen Felsefe", Yap Kredi Yay., st., 2 0 0 1 . ASTER, Ernest Von; "Bilgi Teorisi ve Mantk", ev: Macit Gkberk, Sosyal Yaynlar, st., 1 9 9 4 . AYER, A. Jules; "Dil, Doruluk ve Mantk", ev: Veibi Hackadirolu. Metis Yaynlar, st., 1 9 9 8 . BAYKAN, Fehmi; "Aydnlanma zerine Bir Derkenar", Kakns Yay, st., 2 0 0 0 . BERKELEY, George; "Hylas ile Piilonous Arasnda Konuma", ev: K. Sahir Sel, Sosyal Yay, st., 1 9 9 6 . BERKELEY, George; "nsan Bilgisinin ilkeleri zerine", ev: Halil Turan, Bilim ve Sanat Yay, Ankara, 1 9 9 8 . BOLAY, S. Hayri; "Felsefi Doktrinler ve Terimler Szl", Aka Ya ynlar, Ankara, 1 9 9 6 . CEVlZCl, Ahmet; "Felsefe Terimleri Szl", Paradigma Yaynlan, ist., 2 0 0 0 . C E V I Z C I , Ahmet; "Onyedinci Yzyl Felsefesi Tarihi", Asa Kitabevi, Bursa, 2 0 0 1 . CHOMSKY, Noam; "Dil ve Zihin", ev: Ahmet Kocaman, Ayra Ya ynevi, Ankara, 2 0 0 1 . C O P L E S T O N , Frederick; "Felsefe Tarihi: Hobbes - Locke", Cilt: 5/a, ev: Aziz Yardml, Idea Yaynevi, ist., 1 9 9 8 . C O P L E S T O N , Frederick; "Felsefe Tarihi: Berkeley-Hume", Cilt: 5 ^ , ev: Aziz Yardmh, Idea Yaynevi, ist., 1 9 9 8 . ETN, smail; "John Locke'da Tanr Anlay", Vadi Yay., Ankara, 109

1 9 9 5 . O T U K S K E N , Betl; "Felsefe: zne - Sylem", inklap Kitabe vi, ist., 2 0 0 2 . OTUKSKEN, Betl; "Kavramlara Felsefe Ile Bakmak", insancl Yay, ist., 1 9 9 8 . OTUKSKEN, Betl - BABR, Saffet; "Orta ada Felsefe", Ara Yay, ist., 1 9 8 9 . UEN, A. Kadir; "Bilgi Felsefesi", Asa Kitabevi, Bursa, 2 0 0 1 . DENKEL, Arda; "Dnceler ve Gerekler/l", Gebe Yaynlar, ist., 1997. GKBERK, Macit; "Felsefenin Evrimi", Milli Eitim Basmevi, ist., 1979. GKBERK, Macit; "Felsefe Tarihi", Remzi Kitabevi, ist., 1 9 9 9 . G U N D A Y , eref; "Berkeley idealizminin Temel Kavramlar", Yaym lanmam Doktora Tezi, Erzurum, 1 9 9 5 . HACIKADIROLU, Vehbi; "Bilgi Felsefesi", Metis Yaynlan, ist., 1985. HANRATTY, Gerald; "Aydnlanma Filozoflar: Locke, Hume, Berke ley", ev: Tuncay Imamoglu - Celal Byk, Anka Yay, ist., 2 0 0 2 . L O C K E , J o h n ; "insan Anl zerine Bir Deneme", ev: Vehbi Hackadirolu, Kabalc Yaynevi, ist., 1 9 9 6 . LOCKE, J o h n ; "insann Anlama Yetisi zerine Bir Deneme"; ev: Meral Dehkara Topu, teki Yaynevi, Ankara, 1 9 9 9 . MAGEE, Bryan; "Byk Filozoflar: Platondan Wittgenstein'e Bat Felsefesi", ev: Ahmet Cevizci, Paradigma Yay, ist., 2 0 0 1 . MENGOLU, Takiyettin; "Felsefeye Giri", Remzi Kitabevi, ist., 1998. ZLEM, Doan; "Gnmzde Felsefe Disipnleri", inklap Kitabe vi, ist., 1997. PAZARLI, Osman; "Metinlerle Felsefe Tarihi", Remzi Kitabevi, ist., 1964. RAHM, Mustafa; "Kk Felsefe Tarihi", ev: mer Tolgay, insan Yaynlar, ist., 1 9 9 5 . RANDAL, J o h n Herman - BUCHLER, Jr. -Justus; "Felsefeye Giri", ev: Ahmet Arslan, Ege niv. Sos. Bil. Fak. Yay, izmir, 1 9 8 2 . 110

THILLY, Frank; "Bir Felsefe Tarihi", ev: Nur Kk - Yasemin e vik, dea Yaynevi, st., 2 0 0 0 . T O K U , Neet; "llm-i mran", Aka Yaynlan, Ankara, 2 0 0 2 . ULA, Sarp Erk; "Felsefe Szl", Bilim ve Sanat Yaynlar, Ankara, 2002. LKEN, Hilmi Ziya; "Genel Felsefe Dersleri", lken yaynlar, st., 2000. W E B E R , Alfred; "Felsefe Tarihi", ev: H. Vehbi Eralp, Sosyal Yay, ist., 1 9 9 3 .

11]

birey - Felsefe
Aforizmalar - E Nietzsche Foucault Foucault Foucault Bilginin Arkeolojisi - Michel

Psikoloji ve Ruhsal Hastalk - Michel

Yapsalclk ve Post Yapsaklk - Michel Metafizik Nedir? - G. Marshal, Bergson,

R. Guenon Gcrvyan

slam Felsefesine Giri - Dr. Muhsin Felsefi Tasavvuf - Dr Muhammed Akil

Albert Camus ve Bakaldrma Felsefesi Do. Dr Ali Osman Gndoan Akz

Saduyu Eylem Felsefesi - Dr H. Mustafa G stenci - F. Nietzsche

Felsefede Bir rakhk- Gilles Deleuze Michael Hardt Filozoflarn Tutarszh- Tehaft'l- Felasife Gazali Dnmede Doru Yntem Gazali E Nietzsche Hayat ve Felsefesi Ahmet Nebil - Baha Tevjik- Memduh Sleyman

Deleuze ve Guattari zerine Bir nceleme Ronald Boue 1 9 . Yzyl Avrupal Akln Seklerlemesi Ovven Chadwick LudwigWittgenstein Darda OTT

Defterler ( 1 9 1 4 - 1 9 1 6 ) Otobiyografiler - ]acques

Henri Bergson Modern Dinin Filozofu - Dr. Emil Mektuplar I - - E Nietzsche Derrida

Merhamet ve Balama -Jacous alnan Poe - Lacan ve Derrida Filozoflarla Birer Saat - Mustafa 112

Rahmi