SaNARĐST SaNARĐST NAR

v. 2.0

2004 - 2010

g.g.

1

Yazarın Notu

Bu kitapta yer alan yazılar Ağustos 2004 - Eylül 2010 tarihleri arasında, http://sanarist.blogspot.com adresinde yayınlanmıştır. Yazıların bazıları tercüme, bazıları orijinal, bazıları da bu ikisinin bir karışımıdır. Kitap ücretsiz dağıtılmak üzere hazırlanmıştır, internet üzerinden ya da başka yöntemlerle paylaşılmasında hiçbir sakınca yoktur. Bununla birlikte kitabı oluşturan yazılar, akademik alıntı kurallarını aşacak miktarda başka mecralarda (kitap, web sitesi, vb.) yayınlanamaz. Bu kitapta yazılanlar sadece tavsiye niteliğindedir. Yazar, yazılanların uygulanmasından kaynaklanabilecek sorunlardan mesul tutulamaz, ama elde edilecek başarılarda kendini küçük de olsa bir pay sahibi addedecektir :).

g.g.

2

3

Đçindekiler

• Yaratıcılık Ve Fikir Bulmak .....................................

6

• Karakter.................................................................. 53 • Motivasyon - Đstek - Đhtiyaç..................................... 84 • Diyalog.................................................................... 90 • Öykü Yapısı.............................................................102 • Sahne.....................................................................144 • Çatışma...................................................................160 • Truby.......................................................................166 • Mckee......................................................................177 • Türler - Aksiyon Ve Romantik Komedi.....................188 • Alıntılar - Tavsiyeler................................................209 • Senaryo Yazma Pratiği.............................................222 • Đşe Yarayan Teknikler..............................................234 • Yazar Tıkanması.......................................................264 • Genel...................................................................... 269

4

YARATICILIK ve FĐKĐR BULMAK
TEK DERSTE SENARYO YAZIMI “Sempatik bir karakterin, gittikçe büyüyen, ve aşılması imkansız gibi görünen bir dizi engeli aşmasını ve büyük bir arzuyu gerçekleştirmesini sağlayın”. Bu 20 kelimelik cümle, hemen her başarılı filmin yaptığı şeyi özetlemektedir. Az sayıda istisnada ana karakter, o büyük arzuyu gerçekleştiremez (örn. “Guguk Kuşu”, ya da “Out of Africa”) ya da arzusunun bir hata olduğunu anlar (örn. “Wall Street” ya da “Raising Arizona”). Ama bütün büyük filmlerin özü aynıdır. Michael Hauge - "Writing Screenplays That Sell"den

5

EN BASĐT HĐKAYE TANIMI Hikâye Nedir: "Bir hikaye genelde şu unsurlardan oluşur: (a) bir kişinin (b) bir fırsatı. ve (d) bu kişinin kaybedecek bir şeyleri (tehlike) ve (e) kazanacağı bir şeyler (ödül) vardır. problem or goal (c) who faces obstacles and/or an antagonist." "A story is generally: (a) a person with (b) an opportunity. and (d) has something to lose (jeopardy) and (e) something to gain (stakes)." Kaynak: Complications Ensue'dan Alex Epstein 6 . bir sorunu ya da bir amacı vardır (c) bu kişi çeşitli engellerle ve/veya bir düşmanla karşılaşır.

Yani durumları olabilecek en uç noktalara kadar zorlamamış. ama bu fikri uç noktalarına kadar taşımamıştır. sonra da film diye önümüze konuyor sık sık. Bu da seyircinin sıkılmasına ya da yeterince heyecanlanmamasına neden olur. insanların ilgisini iki saat boyunca ayakta tutacak malzeme çıkmaz. yeterince şeker konmamış tatlılara benzer. vampirlerin sarmısaktan korkması kadar korkmanız gereken birşeydir seyircinin sıkılması. 1) Bizzat bir sürü ilginç olaya kaynaklık edebilecek kadar ilginç olmalıdır (yani iki saati dolduracak kadar malzeme potansiyeli içermelidir) 2) Bu olaylar da ancak ve ancak iki ya da daha fazla tarafın çatışmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. 7 . Eğer bunu yapmadan karakterlere geçerseniz. senaryo yazmaya ne zaman ve nereden başlamalı? Bu konuyu daha önce ele almıştık biraz. onlara bir sürü ilginç kişilik özelliği verin vb. karakterler ile çözülemez ya da örtbas edilemez. Elinizdeki fikirlerin senaryo haline getirilmeye değecek nitelikte olup olmadığını anlamanın yolu. belki de korktuğundan. ama sinema kitlesel bir eğlence olduğu için. bir fikrin yeterince ilginç olmaması. yoksa karakter mi? sorusuna çeşitli cevaplar verildiğini görmüştük. belki acele ettiğinden. yani yeterince ilginçse ve büyük çatışma potansiyeli içeriyorsa. gerçekten güçlü olmalıdır. bu iki kıstasa uyup uymadıklarına bakmaktır. çeşitli şişirme yöntemleri ile iki saate kadar uzatılmakta. ya da fikrinizi bu hale getirebildiyseniz. Zira hikayeden kaynaklanan sorunlar. hikayenin ve karakterlerin uç noktalarına kadar gitmemiştir. *** Đşte elinizdeki fikir bu özelliklere sahipse. Sizin ise bir senarist olarak. Senaryoda hikaye mi önemlidir.NEREDEN BAŞLAMALI? Elinizde yazılmaya değer bir senaryo olduğunu nasıl anlarsınız? Daha doğrusu. (Kaç yıl önceki bir yazıya atıfta bulunduğumu ben bile hatırlamıyorum :) ) Ama burada bahsettiğim biraz daha farklı: aklınıza doluşan bir sürü sinematik düşünceden hangisine dayanarak bir senaryo yazmaya başlayabileceğiniz. aslında bir film olacak kadar güçlü olmayan ve potansiyel içermeyen sorun/durumların film haline getirilmiş olması geliyor. işte o zaman oturup karakterleriniz üzerinde daha ayrıntılı bir şekilde çalışmaya başlayabilirsiniz. Bu öyle bir durum olmalıdır ki. Bazen de yazar. *** Benim Türk filmleriyle ilgili en temel eleştirilerimin başında. Belki bu konu kendisi için çok ilginç olabilir. genel izleyici kitlesinin ilgisini cezbetmez. Yani yazar öyle bir konu seçer ki. En fazla bir kısa film olabilecek malzemeler. Ve bir senaryo yazmaya oturmak için bu düşüncenin ne gibi niteliklere sahip olması gerektiği. Ve bu çatışma da öyle az buz değil. çatışmaların uç noktalara kadar taşınmaması. senaryonun aleyhine işler. elinizde. ne kadar zorlarsanız zorlayın. çok çeşitli ilginç olaylara kaynaklık edebilecek ĐLGĐNÇ VE ÇATIŞMA ĐÇEREN MERKEZĐ BĐR SORUN/DURUM olmalıdır. Belki bunu yapması gerektiğini bilmediğinden.. istediğiniz kadar sayfalar dolusu biyografi yazın. Hikaye. Sebep her ne olursa olsun. Bunun nedeni bazen bulunan fikrin öz itibariyle zayıf olmasıdır. *** Bir senaryo yazmaya başlamadan önce. büyük bir potansiyel içeren bir fikre sahiptir. hikayenizin ilginç olmasını sağlayamazsınız.

Fakat iki adam da birbiriyle karıştırılır ve masum gitarist kendini kanlı olayların ortasında bulur. Gelmiş geçmiş en kârlı romantik-komedi. hâlihazırda TV tarafından karşılanıyor. insanların böyle bir ihtiyacı vardır). Maliyeti 27 (yirmi yedi) bin. Meraklısı "Sundance Film Festivali"ni ya da diğer bağımsız film festivallerini.. ya da özel efektler gerektirmez.. Çünkü halkın ortalama drama ihtiyacı (evet. toplam getirisi ise 356 milyon dolar. bir Amerikalıya aşık olursa ne olur? Maliyeti 5 milyon dolar (+ 19 milyon dolar pazarlama). internette bir araştırıversin." (. Đyi fikrin pahalı olmadığını gösteren daha çok sayıda örnek verilebilir. asıl kimliğini gizleyerek özel bir okulda öğretmen olarak ders verse ve öğrencilerinden bir rock grubu kurup onları yarışmaya soksa ne olur?" 35 milyon dolara mal olan filmin getirisi 131 milyon dolar olmuş. Nispeten az parayla da çok kaliteli ve seyirciye cazip gelen filmler çekilebilir. 8 . olsa ne olur?) senaryosu: "Sistem dışı bir rock'çı. kendisinin bizzat çalıştığı mağazada. R. Rodriguez'in cebinden çıkan 7000 -yedi bin. ama öyle uygulanabilir ("feasible") olmalı ki."ĐYĐ FĐKĐR" PAHALI OLMAK ZORUNDA DEĞĐLDĐR Đyi senaryo fikirleri. çünkü fikrin orijinalliği kalmamıştı.. "Blair Witch": Bir grup sinemacı genç. Fikriniz öyle orijinal. bu gençlere ait filmler bulunur. Kevin Smith. Sadece Amerika'daki getirisi 2 milyon dolar olmuştu. mağazanın kapalı olduğu gece saatlerinde çekmiş bu filmi. "My Big Fat Greek Wedding": Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir ailenin kızı. getirisi 248 (iki yüz kırk sekiz) milyon dolar olmuştu! Bu filmin ikincisi 15 milyon dolara yapıldı ama pek tutmadı (toplam getiri: 47 milyon dolar). Tabii Kevin Smith'i sektöre sokmasının bedelini ölçmek mümkün değil.. Hem de bu her film türünde ("genre") olabilir. Filmin maliyeti 35 (otuz beş) bin dolar iken. Türk sinema piyasasında bir şey yapmak isteyen genç senaristlerin çok iyi bir fikirle ortaya çıkması gerekmektedir. yapımcılar insanların bu film için sinemaya gideceğine ikna olsun ve bu senaryoya para yatırsın. "El Mariachi": Meksika'da bir kasabaya aynı gün bir gitarist (mariachi) ve intikam peşindeki bir katil gelir. Antonio Banderas ve Salma Hayek ile yeniden çevrimi yapıldı (Desperado). ("Tür" konusu yakında geliyor) Bunun çeşitli örneklerini Amerikan sinemasında görüyoruz: "School of Rock": Film tipik bir "what if. Filmin toplam maliyeti yaklaşık 200 (iki yüz) bin dolar (prodüksiyon maliyeti.dolar). getirisi ise 3 milyon dolar.) "Clerks" (Tezgahtarlar): Kevin Smith'in efsanevi "ultra low budget" (aşırı düşük bütçeli) filmi. pahalı setler. ama fanatikler El Mariachi'yi el üstünde tutuyor. (Bu filmin bir Türk versiyonunun yazılmış olmaması için hiçbir neden yok. Blair Cadısı ile ilgili bir belgesel film yapmak için Maryland'de bir ormana giderler. Filmin. Bir yıl sonra. ille de yıldız oyuncular. Tezgahtarların komik hayatını anlatıyor.

Kurtlarla Dans. Jurassic Park. devam edin.Internet: Dünya tarihinde insanoğlu ilk kez bu kadar çok enformasyona maruz bırakılmaktadır. gerçekten şizofren olan bir matematikçinin hayatını anlatmaktadır. verilebilir. sözcüklerin sanatsal bir biçimde kullanılmasından mı kaynaklanıyor. ar-ge bölümündeki insanlara düzenli olarak. (Bu dosyalama bölümü önemli. bu fikirleri hemen bir yere kaydetmek. Edebi eserlerden yola çıkıp senaryo yazarken dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da eserin sahibi ile temasa geçme zorunluluğudur. Hem kendi ilgilendiğiniz alanda eserler okuyun ya da filmler seyredin. Yani hayal gücünüz aktiftir. Đki sene önce zayıf gibi gelen bir fikir.) 3) Edebi eserler: Halihazırda yayınlanmış bulunan hikaye ve romanlar da. Başka örneklere de bakalım: "A Beautiful Mind". Yakın zamanda gösterilen "Terminal" de öyle. Sıkılırsanız tabii ki bırakın. teknolojiyle hiç alakası olmayan. zaman içerisinde biriktirdiği verileri harmanlayıp yeni bir şeyler üretir ve bunları belirli periyodlarla bilincinize postalar. "Schindler'in Listesi" gerçek bir insandan ve gerçek olaylardan yola çıkılarak yazılmıştır.SENARYO ĐÇĐN FĐKĐR KAYNAKLARI 1) Kendi Hayal Gücünüz: Eğer bu siteyi takip ediyorsanız. 2) TV . vb. mutlaka!) Kendi hayal gücünüzü düzenli olarak BESLEYĐN. kitapların. Azınlık Raporu. Terminal'de kendisinden esinlendiği adama büyük bir para ödemiştir). bu enformasyon bombardımanını süzüp. Çok yorulduğunuzda. bu kişi hakkında senaryo yazabilirsiniz. adamı dinlerken çözmüş). biyoloji ile ilgili filmlere de bakın. sinemaya son derece uygun bir dramatik potansiyel içerdiği de doğrudur: Dövüş Kulübü. Size düşen.Gazete . Mutlaka bir şey bulabilirsiniz. Obsesif bir titizlikle enformasyon dosyalamaktan bahsetmiyorum. Bir gün balinaların iletişim yöntemleri hakkında bir uzman konuşurken. yoksa içerdiği dramatik çatışmadan mı? Eğer birinci durum (sanatsal sözcük kullanımı) söz konusuysa ve siz bunu fark etmeyip hikayenin/romanın senaryosunu yazmaya kalkarsanız. iki sene sonra çok ilginç gelebilir. Bazen gerçek ile kurgu birbiriyle harmanlanır. mümkünse de geliştirmektir. mutlaka zaman zaman aklınıza çeşitli film fikirleri geliyordur. Eğer siyaset ile ilgileniyorsanız.Dergi . Birincisi: Eserin başarısı.size geldiğinde. Bilinçaltınız. bu dosyayı karıştırarak yaratıcılığınızı harekete geçirebilirsiniz. çünkü aylardır kafasını meşgul eden bir sorunu. eğer kabul edersen. (Spielberg. "JFK" de. (Mutlaka bir fikir defteriniz olmalı. Ağır Roman. (Ünlü teknoloji şirketi 3M. Büyük küçük demeden bu fikirleri defterinize yazın. "Erin Brokovich" de gerçek karakterler ve olaylar üzerine kuruludur. Ama burada dikkat edilecek bir kaç nokta var. Đstanbul Kanatlarımın Altında da böyle bir Türk filmidir. vb. senaryo için kaynaklık edebilir. ve gerekli izinleri alırsanız. Hababam Sınıfı. filmlerin de tadına bakın. yani sinema ile ilgili iseniz. Cumhuriyet. Aşık Shakespeare böyle filmlerdir. içinde dramatik potansiyel barındıranları ayırmak ve dosyalamaktır. Yerli örnekler olarak Abdülhamit Düşerken. Kennedy suikastini araştıran gerçek bir savcının hikayesidir. farklı alanlardan gelen uzmanların konferanslar verdirtirmiş. Hayal gücünüzün besini. bilim kurgu ile ilgileniyorsanız pedagojiye de bir göz atın. Size çok yakın gelmeyen müziklerin. Ama bazı eserlerin. sonuç genelde başarısız olur. izleyicilerden biri ayağa fırlayıp kendi odasına koşmuş. ve ortaya çok güzel sonuçlar çıkar: Titanic. Senin görevin ey yazar. Ama ilginç gelen fikirleri kesip bir dosyaya koyun. Eğer yazar olarak bunu fark ederseniz. 4) Gerçek Kişiler ve Olaylar: Bazı insanların hayatı gerçekten de tam film konusudur. başkalarının hayalgücü ürünleridir. ya da Writer's Block -yazar tıkanması. ama sıkılmıyorsanız. Bravehart. 9 . hem de sizinle tamamen ilgisiz konularda eserlere maruz bırakın bilincinizi ve bilinçaltınızı. ve zaman zaman bunlara dönüp bir şey çıkıp çıkmayacağına bakın. Aksi takdirde istemeseniz de "hırsız" konumuna düşersiniz.

aynen J. Her ne kadar zaman zaman "sanat" olarak da adlandırılsa. (Bu filmin adı "Yıldızlarda Piknik". Senarist şunu asla aklından çıkarmamalıdır: Sinema EĞLENCE sektörünün bir dalıdır. Eşkiya'da Baran. GORA'da Arif (C.. kaç kişi izlerdi merak ediyorum. Ama sıradan insanların hayatındaki sıradışı. bu fikre orijinal bir yaklaşım eklemelidir. Artık insanlar TV yoluyla propagandalarını yapıyorlar. Bu nedenle de bir biçimde EĞLENDĐRMELĐDĐR. Titanic'te Jack ve Rose. değildir. hayatını meydana getiren olayları bizzat. Yılmaz). Rocky'nin rakibi. Yani bu olayların kendisi üzerindeki duygusal etkisi çok büyüktür. 2) Fikir. Ayrıca." Ben de diyeceğim ki. üstün insanların hikayeleri perdeden izleyiciye pek "geçmez". "Fargo") 3) Büyük politik ya da dinsel sloganlar . vb. NAZĐ'lerin gölgesinde yaşanır. dev bir köpekbalığı ile onu öldürmek isteyen 3 kişi arasındaki çatışmayı anlatmaktadır.. dünya ağır sıklet boks şampiyonudur. "Senaryonuzda ille de dünyanın ya da galaksinin geleceğini tehlikeye atmanız gerekmiyor. Aşağıdaki bir yazıda değindiğimiz dünyanın en çok iş yapan 15 filminin 15'inde de. farkedilmeyen acılar .) Luke Skywalker adında genç bir çiftçi. Yani bir biçimde izleyiciyi. Herşey Çok Güzel Olacak'ta Altan (C. Komser Şekspir'de Komser Cemil. büyük bir AKSĐYON potansiyeli içermelidir. Harry Potter'da Harry. Bir çok insanın kendi hayatını roman ya da film konusu olmaya değer bulmasının sebebi. içinde özdeşleşebileceğimiz sıradan bir insanı. Bir 10 . benzerleri sinemada ya da TV'de daha önce pek yapılmamış olmalıdır. "Jurassic Park". çok iyi film senaryosu olur (bkz.hatta hiçbir tepki meydana gelmeyebilir.. 3) Fikir. birinci elden yaşamış olmasıdır. sonra da polislerle çatışır. eğer iyi işlenirse. TV'nin ortaya çıkışıyla sona erdi. insanlık tarihinin gördüğü en acımasız insan gruplarından birninin. yeryüzünde yaşamış en büyük ve güçlü hayvanlarla. Bu nedenle.. kendi hayatınızı bir film yapma fikrini şimdilik bir kenara koyun. galaksiyi ele geçiren Đmparatorluğa kafa tutan asilere katılır ve onlarla birlikte çatışır. seyirciniz de sıradan bir insan neticede. günlük hayatın monoton gerçeklerinin dışına çıkarmayı vaad etmelidir. büyük olaylar.. (Tabii eğer Indiana Jones ya da James Bond değilseniz). Fakat aynı olayı ikinci ya da üçüncü kişilere anlattığınız zaman. küçük güzellikler.. Örneğin Titanic'in fikri. Yıldız Savaşlarında Luke Skywalker. (Orijinal fikirlerle ilgili olarak bkz. Adamların elinde imkan/para var ki böyle şeyler hayal edip çekiyorlar. değildir. Filmin daha adı bile bir ÇATIŞMA olacağı mesajını vermektedir: Eşkiya önce Berfo ile. "Geçmişi Olmayan Adam". sinemanın politik gücü olduğu dönem. sonra Mafya ile. O da evden kalkıp sinemaya gelene kadar 3 film konusu olabilecek kadar olay yaşıyor. "Yıldız Savaşları"nda. "Yeni başlayanlar için Đtalyanca". Ayrıca. Örümcek Adam'da Peter Parker. 2) Sıradan insanların hayatındaki sıradan olaylar. yeryüzünde yaşayan en zeki canlıyı (insanı) karşı karşıya getirmektedir. böyle karakterler vardır."ĐYĐ SENARYO FĐKRĐ" NEDĐR? Önce neyin iyi senaryo fikri olmadığını söyleyelim: 1) Kendi hayat hikayeniz . Şimdi diyeceksiniz ki. ÖYLEYSE "ĐYĐ FĐKĐR" NEDĐR? Đyi senaryo fikirlerinin bazı özelliklerini sıralayayım: 1) Fikir orijinaldir. "Jaws". aşağılardaki bir yazı). "Casablanca"da olaylar. onlarda aynı duygusal tepki oluşmayabilir . Yüzüklerin Efendisi'nde Frodo. Cameron'un deyimiyle "Romeo and Juliet on a boat"tur . "Đyi ama. filmin yapımına katılan herkesin parasını fazlasıyla geri kazanmasıdır. değildir. Ve senarist. Ya da benzeri yapılalı uzun süre geçmiş olmalıdır. konusu da buna uygun bir şey olsaydı. Hiç hata yapmayan. Yerli filmlere de bir bakalım: Vizontele'de Deli Emin. ya da sıradan yönleri olan üstün karakterleri içermelidir. daha filmin adında savaş vardır. içinde büyük bir ÇATIŞMA. bunlar genelde Amerikan sinemasından örnekler. "Eşkiya" burada çok güzel bir örnek oluşturur. Yılmaz).Romeo ve Juliet bir gemide'dir. asıl amacı. Unutmayın.

David Fincher) da yine bir evde geçer. (Filmin maliyeti 12 milyon dolar. Filmi beğenen Columbia. getirisi ise 196 milyon dolardır. bunun üzerine 200 bin daha harcamıştır. bir evde yalnız kalan bir çocuğun iki soyguncuyla mücadelesini anlatmaktadır. ve görünümleri birbirine benzeyen bir gitarist ve bir katili anlatmaktadır) 11 . 3 adam ve 1 köpekbalığı arasında geçer. onun içine genel özellikleriyle sıradan insanlar koyun. ve üç soyguncudur. (Filmin maliyeti 48 milyon dolar. El Mariachi için cebinden 7 (yedi) bin dolar harcamıştır. bir kasabaya aynı gün gelen. sonra o sıradan insanlardan çok daha güçlü düşmanlar yaratın. "Panik Odası" (Panic Room . Yapımcıya. koyduğu paranın 10 katını getirmiştir. Filmin maliyeti 15 (on beş) milyon dolar.) Jaws'un önemli bir bölümü denizdeki bir teknede. Filmin toplam getirisi. Paranın çoğunun yıldız sanatçılara ve görsel efektlere gittiğini söyleyebiliriz. (Film. dünyadaki getirisi ise 470 milyon dolar. dünyadaki getirisi ise 533 (beş yüz otuz üç) milyon dolardır." Örnek mi istiyorsunuz? : "Evde Tek Başına" (Home Alone) filmi. Robert Rodriguez.mikrokozmos yaratın. sadece Amerika'da 2 milyon dolar olmuştur. Ve bütün başarısı. Spielberg'e dahi denmesinin sebebi bu olsa gerek). Bu yeter. onun kızı. Filmin başlıca karakterleri bir kadın. mekanın ve mekandaki olanakların çok zekice kullanılmasına dayanır.

Hepimiz aynı eğitim tezgahından geçtik. "Ne demek yani canım! Bir insan karnının acıktığını bilmez mi?" denir. (Reklamcılar ve siyasetçiler temelde bu gerçekten yola çıkarlar). karnının ne zaman acıktığını. bir süre sonra bu sesleri duyamaz olursunuz. Ama günün modalarına kapılanlar. Herkes zihnimize bir şekilde şekil vermeye çalışıyor. istemedikleri şeyi istediklerini zannettirebilirsiniz. bedenlerinden daha fazla telkine açıktır. Yazının girişinde.TUTKULARINI TAKĐP ET! "Senaristlerin ne yazması gerektiği" ile ilgili bir yazım var aşağılarda bir yerde. Şimdi bu ne demek? diye soracaksınız. Bu ihtiyaçlar o kadar doğal kabul edilir ki bunlarda herhangi bir şaşmanın olabileceği düşünülmez. geçiyoruz. güzel. ailede. kendisini daha güçlü bir biçimde ifade etmeye başlar. Hele bu son söylediğim. Ama istek zannedilen böyle bir telkinden yola çıkarak yazacağınız bir senaryo ya yarım kalır. bu güçlü yaratıcılık pınarından faydalanamaz. Başkalarının size yaptığı telkinleri gerçek istekleriniz zannedersiniz. Aslında benim söylemek istediğim tam da buydu: Đstediğini yazmak. Çünkü senarist. insanların kendi gerçek istekleri ile bağlantıları koparılır. Şu demek: Her insanın. ya da hakiki bir istekle yazılmış senaryoların içerdiği pırıltıyı ve yaratıcılığı içermez. Önemli olan. arkadaş topluluklarında vb. "sana ne. "Ahmet Toprak" gibi yazmaktır . okulda öğretmen. Neyin iyi. istenebilir bir şey olduğunu bebekliğimizden beri birileri bize söylüyor: anne. arkadaşlar. reklamcılar tarafından bire bir kullanır. Önce şu saptamayı yapmam gerek: Bu ülke insanlarının maruz kaldığı formel (okulda verilen) eğitim ile formel olmayan (okul dışında. televizyondaki spiker ya da reklam güzeli. davranışçı psikolojinin çok net bir biçimde gösterdiği üzere. ve belirttikleri şeylerin yerine getirilmesidir. kendin gibi yazmaktır.. Oysa.. ne zaman uykusunun geldiğini. Đnsanların "ruh"ları. Ve bu koparma süreci hala devam ediyor. Bu konuyu tekrar gündeme getirmemin bir sebebi var. O da. Đnsanlara istedikleri şeyleri unutturabilir. insanların ruhsal itkilerini ("impuls") yönetebilirsiniz. "normal"de zevk veren şeylerin iğrenç. şaşmaz dediğimiz bedensel fonksiyonların kıblesini şaşırtmak son derece mümkündür. "normal"de iğrenç olan şeylerin zevk verir hale gelmesi gayet olasıdır. Bu yazıda bu durumun olası nedenlerini ele almak istiyorum. Bu sesler. Sado-Mazoşizm).eğer adamın 12 . böyle bir cümleyi sarfetmenin bile çok tehlikeli olduğunu söylemiştim. baba. Anoreksia Nervosa Blumia). Đnsanların biyoritmlerinin bozulmasının yanı sıra. Peki bunların senaristlerin ne yazması gerektiği ile ne ilgisi var? Şu ilgisi var: Kendi içinizden gelen cılız istek seslerini toplumun baskısıyla göz ardı ederseniz. gazetedeki yazar. Đnsanlar yemekten tiksinebilir hale getirilebilir (bkz. akıl almaz yaratıcılıkta ürünler verilmesine neden olur. Tuna Kiremitçi'den deflarca kötü ürünler verir. Đnsan ruhundaki bu isteklerin besini. Bu nedenle hepimiz aynı şekilde "gerçek" isteklerimizden belirli bir ölçüde koparılmış haldeyiz. yakın zamanda izlediğimiz yerli filmlerin senaristlerin tutkulu olduğu şeyleri yansıtmaması. ve benzeri bedensel ihtiyaçlarını bildiği var sayılır. askerde komutan. "Ben de Tuna Kiremitçi gibi yazarım" diyerek bilgisayarın karşısına oturan adam. istediğimi yazarım" şeklinde bir yanıt verebilir. Belirli bir miktar baskı ya da telkinle. onların dinlenmesi. Bedene acı veren uygulamalardan zevk alınması sağlanabilir (bkz. (Bunun "ne kadar" korkunç olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz!). kulak verildikçe güçlenir. Böylece bu istekler güçlenir. verilen) eğitimde.

Ama senaryonun malzemesi bu tutku olmalıdır. Đyi senaryolar ancak ve ancak böyle ortaya çıkar: Đnsan ruhundan fışkıran bir tutkuyla. başarılı senaryolarda görülen teknik özelliklerle harmanlamak gerekir.adı Ahmet Toprak ise. Tabii ki bu tutkuyu. (Not: Nevrozlarınızı tutkularınızla karıştırmayınız. Bu da ayrı bir yazı konusu) Özetle iyi senaryo. sadece tutkulu karakterler değil. tutkulu yazarlar da gerektirir. 13 .

ENERJĐ YÖNTEMĐ "Ben küçük bir kızken. görsel sanat yapma konusunda çok fazla ENERJĐ hissetmiyordum. “Ne yapacağını (olacağını) düşünme – sadece yap!” dedi babam. Bu ENERJĐ kısa ataklar şeklinde. hatta kalbinizi kıran birşey olsa bile – ortaya çıkan görünmez güçtür ENERJĐ. korku dolu düşüncelerimi durduramadım. Durup birkaç dakika boyunca sürekli olarak yanımda taşıdığım bir deftere hırsla. güzel bir ağaç. ENERJĐ. sözcüklerin ardındaki güçtür. Ama bu bana hala ödenen küçük bir bedel gibi gelir. Aşağı Doğu Yakası’nda küçük bir çocukken bazı büyük çocuklar onu Doğu Nehri’ne atmışlardı. genelde de sokakta yürürken geliyordu. kitabım yayınlandıktan sonra yaratıcı yazarlık dersi vermeye başladığımda. Babam da yüzmeyi öğrenmişti – hem de çok çabuk! Babamın deneyiminin çok uç olduğu söylenebilir. yaratık. ENERJĐ. genelde korku kabuğu içine hapsedilmiş olan ve siz bu kabuğu kırdığınızda ortaya çıkan görünmez güçtür. ENERJĐ. Bu da bende öğrencilerimle çalışırken zamanlayıcı 14 . Amerika'da ve Avrupa'da birçok sergi açtıktan sonra. babamın verdiği talimatlar doğrultusunda bir havuzun kenarında durmuş. yazmayı herhangi bir şekilde öğretmek üzere programlanmış değildim. *** 1970'lerin sonlarında. çizimlerime koyduğum muazzam ENERJĐyi görüyorum. hayatı görme ve hissetme biçiminizi değiştiren bağlantıdır. kendi yarattığım ve içinde büyüdüğümden çok daha mutlu olan bir dünyaya kaçmama olanak sağladı. Enerji. en büyük arzularınıza. dalış pozisyonu almıştım. siz bir yer. ya da bir sanat eseri. ama yıllar sonra baskının ENERJĐnin yüzeye (ortaya) çıkmasını sağladığını fark ettim. Ama hayatımın diğer alanlarında benim de birçok korkum vardı. yani varlığınıza şekil (vücut) verme tutkusudur. En derin duygularınıza. ENERJĐ. Bu kitapta ENERJĐ sözcüğünü kullandığım zaman. . Bu şekilde bir kitap dolusu hikaye yazdım. senfoni. Üniversiteye gitmediğim için. ve sizin dünyanızı genişleten. Sorun şuydu ki korkudan donmuş haldeydim. Daha sonra da yazdıklarımı gözden geçiriyordum. yazı yazma dürtüsünü kastediyorum. Resim çizerken kalemi o kadar çok bastırıyordum ki orta parmağımın şekli bozuldu. Daha önce hiç var olmamış birşeyi ortaya çıkarma arzusudur. Resim. hiçbir şeyin sizi durdurmasına izin vermediğinizde ortaya çıkan güçtür. Bazen öğrencilerimi. sadece yap!” cümlesi hep aklımda kaldı. Birçok insanın yazma konusunda hissettiği korku bende yoktu. Ama en geniş anlamıyla ENERJĐ benim için yaşamın kendisidir. Dokuz ya da on yaşındaydım. bir gün batımı. Öfkeme baktığım zaman. hayallerinize. ENERJĐMĐ TAKĐP ETME sürecime paralel bir yöntem geliştirmekte özgürdüm. resim çizmek hayatımı kurtardı. Bununla beraber hikâye yazarken ENERJĐ hissediyordum. tamamen ENERJĐydi. “Ne yapacağını (olacağını) düşünme. kendi içlerindeki önemli bir kaynağa ulaşmış olduklarını biliyorum. düşlerinize. Ama ben. Birşeyi ilk kez bütün çıplaklıyla anladığınızda. Đçinizde bulunan ve sizi harekete geçiren kuvvettir. Kalemi o kadar bastırmam. ENERJĐ tükenene kadar yazıyordum. sizin ile sizin dışınızdaki birşey arasında kurulan.bu şey acı veren. Babam bu bilgiyi zor yoldan öğrenmişti. veya bir başka insan ile ruhen bağlantı kurduğunuzda çakan kıvılcımdır. Bu nedenle. kendilerine verdiğim yazı alıştırmalarını sanki hayat memat meselesiymiş gibi yaparken görüyorum. Bunu gördüğümde.

Bu. Kendinizi onu düşünürken bulursunuz. aynı cümleyi bütün gün boyunca tekrar tekrar yazmanıza neden olabilen iç sesin (iç eleştirmenin) yanından (bypass) geçmenin bir yoludur. Kendinizi tedirgin veya rahatsız hissedersiniz. bizi hayallerimizi yaşamaktan alıkoyan sesti. Dinlediğimiz takdirde. Bir zaman sınırlaması koymak onları düşünmek yerine eyleme geçmeye zorlayacaktı. Gözünüz anında ona kayar. içinizdeki kıvılcımı izlemek. Babamın bende sona erdirmeye çalıştığı düşünce. Duygulanır veya heyecanlanırsınız. Sizi heyecanlandıran. Çok güçlü bir çağrışım yapar. Korku kabuğunu kırmanın ve bastırılmış ENERJĐyi serbest bırakmaktan gelen ferahlama duygusu ile yazmanın bir yoludur. şu ya da bu zamanda hepimizi durduran düşünceydi. onun sizi götürdüğü yere gitmek anlamına gelir. bizim gereken yeteneğe sahip olmadığımızı. Bir kelimenin ya da görüntünün ENERJĐsi olup olmadığını nasıl anlarsınız? • • • • • • Đçinizde ufacık da olsa bir duygu hissedersiniz. Kendinizi.(kronometre) kullanma fikrini doğurdu. YARATICI ENERJĐNĐZĐ TAKĐP ETMEK. yaratmanın büyüsü içinde bir çocuk gibi kaybetmenize izin veren basit. yaratıcı ENERJĐNĐZLE bağlantı kurmak ve sözcüklerinizin kesintisiz bir şekilde akmaya başlamasını sağlamak için çok hızlı bir yoldur. size ilham veren kelimeler ve görüntülerin ardından gitmek anlamına gelir. ENERJĐ YÖNTEMĐ nedir? ENERJĐ YÖNTEMĐ. Bizi yeni şeyler denemekten alıkoyan sesti bu." Kaynak: “The Playful Way to Serious Writing” – Roberta Allen 15 . Sizi durduran. eğlenceli bir yöntemdir. bu işe uygun olmadığımızı söyleyen o küçük eleştirel sesti.

ve önünüze A. dinlediği müzikleri. çünkü politik aktivizm bu kuşağı hemen hiç ilgilendirmiyor... 2. yavan sonuçlar verir. gidip o kişilerle röportaj yapmaktır. Đnanmadığınız bir konuda yazmak. 1) Senaristler "tutku" duydukları konularda yazmalılar. "Biri bunu söylemeli" dediğiniz şeyleri yazın. Her filmin belirli bir seyirci kitlesi vardır ve birilerini seçmek. kime hitap etmek istediğini iyi bilmeli.. diyosuuun!" olabilir. arkasında Soner Yalçın gibi bu konuda uzman bir araştırmacının bulunmasından kaynaklanıyor). "Profesyonel yazar herşeyi yazar" diyebilirsiniz. bayat. itfaiyeciler ile takılmalı. savaşın yaralarının kanadığı bir dünyada aşkı ve vatanseverliği çok başarılı bir biçimde işlemiştir. hatta bazen çekim gününde yazıldığını biliyor muydunuz? Bu kadar acele ve bu kadar güzel yazılması çok ilginç bence). Belki yazılmalı da. bence yukarıdaki öneriler (en azından bazıları) göz önünde bulundurulmalıdır. Bir çok mafya dizisinin arasından Kurtlar Vadisinin sıyrılması. Çok az film her kesimden insana hitap eder (örn. Kendinizi aniden marjinal bir konumda bulabilirsiniz. (Filmin senaryosunun son anda. 4) Senarist. bence biraz. Dünya savaşı sırasında (1942) çekilen bu film. Örneğin o film 1985'te ya da 1975'te yapılamazdı. 16 . Örneğin 1980'den sonra doğanlara 12 Eylül öyküleri anlatmak çok manalı değil. aralarında en sık tekrarlanan geyikleri öğrenmelidir. nasıl giyindiklerini. (Buna en somut örnek "Kurtlar Vadisi" dizisidir. maddeyi) görmezden gelmesinden kaynaklanıyor. (Sol görüşleriniz varsa. sanal gerçeklik kavramı da öyle. duyarsız ve duyarlı oldukları noktaları. Çatlı'nın hikayesi gelse. Çok küçük bir insan grubunun özlemleri ya da sıkıntıları geniş bir izleyici kitlesine başarılı bir biçimde sunmak çok ama çok zordur. Yani yazdıklarına kendileri inanmalı. Ya da "Casablanca"yı ele alalım. Yani insan kardeşlerimizin hissettiği ortak arzu ve acıları ile ilgili yazmalı. ÖNEMLĐ NOT: Tabii ki aslında "her konuda" senaryo yazılabileceğini biliyorum. ne yazabileceğinizi düşünün.) 2) Senaristler bildikleri bir konuda yazmalıdır.SENARĐST NE YAZMALI? Birine "-meli. hayal edin. bu önerilerde anlatılanları (özellikle de 5. en çok hangi şarkıcıyı dinlediklerini. Bunun için kitap okumaktan daha etkili bir yöntem. mutlaka araştırma yapmalıdırlar. Ya da feminist iseniz. "Titanic"). Matrix'in 1999 yılında yapılması bir rastlantı değil. o kadar ticari bir sektördür ki. hem de çok inanmalılar. nelerden hoşlandığını.. boş vakitlerini nasıl geçirdiklerini. Đnançlarınızla taban tabana zıt bir konuda yazmayı deneyin de ne demek istediğimi görün. diğerlerini seçmemek demektir. Ya da pek bilmedikleri bir konuda yazıyorlarsa. Çünkü cevap çok hızlı bir "hadi oradan" "sen kendi işine bak" ya da en kötüsü ". -malı" ekiyle biten cümleler söylemek her zaman çok tehlikelidir. bir maçoyu yücelten bir senaryoyu nasıl yazacaksınız. Ama senaristin hizmet ettiği sinema sektörü o kadar nazlı. Buna rağmen bu konuda bir iki şey söylemek istiyorum. çünkü kişisel bilgisayarlar hiç yaygın değildi. senaristin yazarak para kazanması ve sinema sektörünün mevcudiyetini sürdürmesi için. 3) Senaristler güncel eğilimleri ("trend") göz önünde bulundurarak yazmalıdır . 5) Senaristler "anlamlı" bir konuda yazmalı. nelere gıcık kaptığını. ĐSTĐSNASIZ kötü. Seçtiğiniz hedef kitlenin ilgi alanlarını bilin. Đtfaiyecileri anlatmak istiyorlarsa. Yani hedef kitlesini doğru saptalamalı. Türk sinema sektörünün "nâmevcut" durumda olması da.

Ne yazık ki bir çok genç senarist mevcut bir eserin haklarını satın almak ya da önsatınalmak (? “option”. Aynı şekilde.örn. biz de yakında bir senaryo yazmaya başlayacağız. Canavar filmlerini seviyorsanız. ne olurdu? Matrix Büyük bir şaşırtıcı hikaye "twist"i – örn. yeni bir canavar düşünebilirseniz.örn. örn. Altıncı His Đlginç bir tema . bir film şirketinin pazarlama ve halkla ilişkiler bölümünün bir uyarlamayı halka satması. *** Şu bilgi sizi şaşırtabilir ama filmlerin ve neredeyse TV dramalarının neredeyse % 60’ı mevcut hikayelerin uyarlamalarıdır. tanınmayan bir senaristten gelen orijinal bir fikri satmasından çok daha kolaydır. Bu en başta size garip gelebilir ama sinema ve TV dünyasının izleyici sayısını artırmak ve riski en alt düzeye indirmek isteyen bir sanayi dalı olduğunu düşündüğünüzde bunu o kadar da garip bulmayabilirsiniz. ama yirmi bir yaşına geldiğinde. “Yazarların yüzde doksanı daha önermede / hikaye cümlesinde çuvallıyor” diyor. on dört yaşıdayken babasının tam bir aptal olduğunu düşündüğünü. yani daha sonra satın almak için ön ödeme yapma . eğer bu hikayenin haklarına sahip değilseniz yine aleyhinize dava açılabilir. • • • • • Film adı – filmin adı bütün bir hikayeyi size verebilir. AB yasalarına göre bir eserin yayın hakları. Bill’i Gebert (“Kill Bill”) Son derece orijinal bir karakter – örn. Đyi 17 . gerçek insanların yaşam öykülerinden ya da diğer TV programlarından alınmadır. gazete makalelerinden. • • • • • • • • • TÜYO: Fikirler her yerden gelebilir. Soğuk Dağ Bildik bir hikayeyi alın ve yeni bir yere / ortama (“setting”) koyun – örn. Đmkansız bir durum. olsa ne olurdu?” hikayesi --. yeni bir yayın hakkı ile korunan yeni bir eser yarattığını iddia edebilir. eski TV dizilerinden.gg) için yeterli paraya sahip değildir.ĐLHAM VE HĐKAYE CÜMLESĐ Hollywood’daki senaryo hocalarının en iyilerinden biri olan John Truby. örneğin Disney Şirketi daha önce yaptıkları bir adaptasyonun. bizi elektrik elde etmek için kullanan dev bir bilgisayara bağlı olsak. Örn. Malum. Bu hikayeler romanlardan.örn. Haklarına sahip olmadığınız ya da yayın hakkı sona ermemiş (yani hikaye 200 yıllıksa. Billy Elliot Sıradışı bir yerdeki sıradışı bir karakter – Crocodile Dundee New York’ta Bir vecize – Mark Twain bir keresinde. Đşte size birkaç örnek. Aşağıdaki yazı. eserin yazarının ölümününün üzerinden 70 yıl geçtiği zaman sona ermektedir) bir hikayeyi adapta etmeye başlamak da riskli bir harekettir. kısa hikayelerden.. Onlar yazma sürecini başlatan hayati kıvılcımlardır. Telefon Kulübesi Belirli bir mekan – örn. Cesuryürek Rüyalar ya da gündüz düşleri – örn. yollanacak fikirlerin bulunmasını kolaylaştırmak ve bulunmuş fikirlerin kalitesini yükseltmek için konmuştur. bu yedi sene içerisinde babasının ne kadar çok şey öğrendiğine çok şaşırdığını söylemiş. Eğer dünyadaki en büyük seks sembolü hayatınıza girse ve sizi istese ne olurdu? Notting Hill Gelecekte geçen bir “ . çizgiromanlardan.. Ayrıca. Gerçek ebeveynlerinizin kim olduğu hakkında ne biliyorsunuz? Big Fish Sıradışı bir karakter . Bütün dünya aslında bir yanılsama olsa ve aslında biz. Burada bile yayın hakları (“copyright”) konusu bir sorun teşkil edebilir. bir gazete makalesine ya da birinin gerçek hikayesine dayanarak bir hikaye yazmak istediğinizde. Yazarı ve kaynağı en aşağıda yer alıyor. Ahlaksız genç kadınlar için kurulmuş olan bir Katolik reform evinde geçen bir hapishane draması – Magdalena Kardeşler Belirli bir film türünü seviyor olabilirsiniz .örn. Ama yeni canavar bulamazsanız ne yazarsınız? The league of Extraordinary Gentlemen ya da Van Helsing. Bu yüzden bir çömez olarak kendi fikrinizi bulmanız genelde çok daha pratiktir. Alan Partridge Tarihi olaylar – örn. Peki senaryo fikirleri nereden gelir? Bu sorunun cevabı “her yerden”dir.

Her yapımcının karşısının her yıl onlarca iyi senaryo fikri çıkar. bir benzin istasyonu. bir otobüse binip sinemaya gider ve bu filmi seyretmek için para öder miydim?” Eğer cevabınız "evet"se. Đnman yaralandıktan sonra Soğuk Dağ’daki Ada’ya dönmeye çalışır. 18 . Senaristlerden. harika bir fikri müthiş bir senaryoya dönüştürme yeteneğinizdir. Eğer cevabınız "hayır"sa. Yüzüklerin Efendisi (1-3) (yazanlar Fran Walsh. Bu size aşırı basit gelebilir ama bazen belirli bir nesne. Morpheus Neo’yu kurtarır. Aşağıda bazı bildik hikaye cümlesi örnekleri bulunuyor. ne yapmaya zorlandıklarını ve ne olduğunu anlatabilmeniz gerekir. Altıncı His (yazan M. Ama herkesin gözü önünde bir aşk yaşamak kolay değildir ve Anna’nın kalbini kazanmak içi aşkını yeterince güçlü olduğunu kanıtlaması gerekmektedir. Notting Hill (yazan Richard Curtis) – William Thacker sıradan bir kitapçıdır ama ünlü bir film yıldızı dükkanına girince hayatı değişir.bir film fikrine sahip olup olmadığınızı anlamanın en iyi yollarından biri. Ama şuna dikkat edin: iyi bir hikaye bulmak işin sadece ilk bölümüdür. bir giyim mağazası. ama yapımcılar her yıl sadece birkaç iyi hikaye ile karşılaşırlar. elinizdeki gerçekten de iyi bir hikaye konusu olabilir. Soğuk Dağ (yazan Anthony Minghella) – Amerikan iç savaşı iki sevgiliyi birbirinden ayırır. ya da bir kale) ve bu mekanın içinde ya da etrafında gerçekleşebilecek en ilginç hikayeyi bulun. hayaletler tarafından rahatsız edilen bir çocuğa yardım etmeye çalışırken kendisinin de bir hayalet olduğunu fark eder. Night Shyamalan) – Bunalımdaki bir çocuk psikoloğu. orada onu Home Guard’ın katil lideri Teague’ın elinden kurtarması gerekecektir. ilginizi çeken temaları yerleştirebileceğiniz. Bu cümlelere “hikaye cümlesi” denir ve gazetelerin TV sayfasındaki özetlere benzerler. EGZERSĐZ: Bir egzersiz olarak gazetenin iş ilanları sayfasını ya da başka bir meslek rehberini açın. Bazı yapımcılar bu hikaye cümlelerine “önerme” (“premise”) de der. Başarılı olup olmayacağınızı belirleyecek şey. Matrix (yazan Andy ve Larry Wachowski) – Asi bir bilgisayar korsanı Morpheus adlı birini arayarak bulur. Philippa Boyens. film çekimi için para toplanırken ve daha sonra bu filmi halka satmak için kullanılmak üzere bu cümleleri yazmaları beklenir. baş karakterin kim olduğunu. Cesuryürek (yazan Randal Wallace) – William Wallce bir çiftçi olarak huzurlu bir yaşam sürmek ister ama karısı öldürüldükten sonra Đngiliz egemenliğine son vermek için Đskoçları birleştirir. BAZI ĐYĐ BĐLĐNEN FĐLMLERĐN HĐKAYE CÜMLESĐ (“Log-Line”) Filminizin temel fikrini bir ya da iki cümle ile ifade edebiliyor olmanız. ne istediklerini. o da insanlığı köleleştiren makinalara karşı savaşan asilere katılır. Stephen Sinclair [sadece Đki Kule]. o zaman düşünmeye devam edin. kendinize şu basit soruyu sormaktır: “Eğer bu hikayeyi bir başkası yazmış olsaydı. odaklanmış bir ilham kaynağı olarak iş görebilir. Peter Jackson) – Frodo Baggins Altın Yüzük’ü aldıktan sonra onun Orta Dünya’daki en tehlikeli ve en kötücül silah olduğunu ve Mordor’a giderek onu Crack of Doom’a atması ve dünyayı kurtarması gerektiğini öğrenir. Şimdi aynı şeyi sıradan bir ev eşyasıyla yapın ve bu nesnenin cazip bir hikaye için nasıl bir çıkış noktası oluşturabileceğini hayal edin. hikayedeki karakterlerin hayatlarını değiştiren olayları anlatırlar. Film hikayeleri genelde büyük hikayelerdir. Büyük bir alışveriş merkezi. rastgele bir meslek seçin ve o alanda çalışan bir insanın başına gelebilecek en ilginç ya da en zorlayıcı şeyi düşünmeye çalışın. Morhpheus da ona kendisinin bilgisayarların ürettiği bir hayal dünyasında yaşadığını söyler. Bu filmleri daha önce görmediyseniz bunları bulmaya çalışın çünkü bu kitap boyunca bu filmleri örnek olarak kullanacağız. Bunu yaptıktan sonra belirli bir mekanı düşünün (örn.

Billy Elliot (yazan Lee Hall) – Yetenekli bir çocuk. Daha sonra IMDB’ye gidin ve başka insanların aynı filmi nasıl tanımladığına bakın. Onlarınki mi daha iyi. öfkeli ağabeyi ile bunalımdaki babasını memnun etmek ile. seyrettiğiniz son beş filmin hikaye cümlelerini yazın. TÜYO: Bir hikaye cümlesi yazmanın tek bir doğru yöntemi yoktur ama hikaye cümleleri genelde aşağıdaki öğeleri içerirler. Hikaye cümleleri zaman zaman ikinci en önemli karakterin de adından bahseder.scottishscreen. EGZERSĐZ: Temel formülü kullanarak. Bu kişi genelde düşman olur. 2) Filmin geçtiği yer. Burada da filmler hikaye cümleleri ile tanıtılmaktadır.com/) başka örnekler bulabilirsiniz. Eğer daha fazla örneğe ihtiyacınız varsa “Đnternet Film Veritabanı”da (http://www. sizinki mi? Eğer onlarınki daha iyiyse. 4) Onları kimin ya da neyin durdurduğu 5) Đstediklerini elde etmek için ne gibi bir güçlüğü yenmek / zor işi yerine getirmek zorunda oldukları. 1) Baş karakterin adı.imdb. ve 6) Yaşadıkları deneyimler sonucunda bir değişime uğrayıp uğramadıkları.com 19 . siz de başka beş filmle aynı egzersizi tekrar yapın. 3) Ne istediklerine dair bir fikir. *** Yazan : David Griffith Kaynak: www. onların utanç verici bulduğu “balet olma isteği” arasında kalmıştır.

Đşte benim iyi. D. Bu film kimlik. ve siz de o durumu çözerken II. avlarından birine aşık olduğu için görevini yapamaz hale gelirse? Güzeel. Hikayenizde klasik temaların yansımalarını bulduğunuzda doğru iz üzerinde olduğunuz anlarsınız. Perdedeki sekanslarınızı çözersiniz. AHLAKSIZ TEKLĐF . Örneğin BABE'e bakın . Gençken hissettiğimiz BÜYÜK olma arzusu.SAHĐLĐ TARAMAK Đyi film fikirlerinin sevdiğim yönü. önermelerinin ("premise") bariz bir cazibesi olduğunu görürüz. Şimdi bunları bulmak genelde zordur çünkü a) o kadar ortalıktadırlar ki. C. "Hayvan Çiftliği" "Grimm'in Peri Masalları". BĐR DURUMUN ĐMA EDĐLMESĐ Genelde parlak film fikri bir durumu (hâli) anlatır. çok bariz olmalarıdır . Hey. Hollywood-tarzı satılabilir film düşüncesi ile ilgili son listem: A. "Đlginç Cazibe Unsuru" yazısında. bir sonraki harika film fikrini bulmak için sahili taramakta. Ve bu ortak nitelikleri bilmek de onları bulmayı biraz daha kolaylaştırabilir. Bu filmde "Watership Down". sınıf yapısı ve kader gibi konuları ele alıyor. otuz kişinin teröristler tarafından rehin tutulduğu bir gökdelende sıkışıp kalmış halde bulur.evlilik yemininizi bir milyon dolar için bozar mısınız? Đlginç. Klasik Drama'nın temalarını kullanabilir. film fikirleri hakkında düşünmenin farklı bir yönünü önermiştim. ya da bunlardan geliştirilebilirler. ya bir AŞK PERĐSĐ (CUPID) perisi. insan ruhunun genelde düşünüldüğünden daha büyük.hem izleyiciler. Hangi oyuncu o uzay giysilerinden birini giymek istemez ki? Kesin satar.ilgilidir. kişinin kendine verdiği değer. daha büyülü ve daha karmaşık olduğunu ortaya koyar (benim en sevdiğim tema . daha büyülü. Örneğin New Yorklu bir polis kendisini Los Angeles'ta. KLASĐK YANSIMALAR Bir çok popüler film. Başrolünde konuşan bir domuzun bulunduğu bir aile filmi için hiç de az şey değil. görülemezler. ellerinde büyüteçler. Örneğin yatağın altındaki canavar korkusu. Örneğin APOLLO 13'ü ele alalım. hem de eleştirmenler beğendi. EVRENSELLĐK Birçok sağlam fikir bir biçimde hepimizin paylaştığı deneyimlerle . Peki ama bunu nasıl yapacaksınız? Bu yazıda size elimden geldiğince yardımcı olacağım. bunu film yapalım" diye bağırır. karşılarına çıkan her kum taneciğini alıp evire çevire incelemekte. ya da b) o kadar barizdirler ki cılkı çıkana kadar yapılmışlardır. ve III. Đnsanları "cezbeden" bir fikir seçmenin önemini vurgulamıştım. DAHA BÜYÜK BĐR DÜNYANIN GÖZLER ÖNÜNE SERĐLMESĐ Tematik olarak en iyi film fikirleri dünyayı. daha karmaşık bir yer olarak gösterir.geriye dönülüp bakıldıklarında tabii ki. Sonra birisi güneşin altında burunlarının dibinde duran parlak deniz kabuğuna işaret eder ve "Hey. Bence bu tür fikirlerin bazı ortak nitelikleri bulunuyor.hatta yakından bildiğimiz deyimlerle . Ya da hikaye. sağlam. genelde düşünüldüğünden daha büyük. Siz de o muhteşem pembe ve beyaz burgulu deniz kabuğuna bakarsınız ve onu ıskalamış olduğunuza inanamazsınız. Bu filmlerin kendi değerlerinden bağımsız olarak baktığımızda. Tıpkı o deniz kabuklarının yerini bulmak gibi. Bu durumun çözülmesi de filmin 20 . hatta "Rocky"den esintiler vardır. Sanki Hollywood'daki binlerce insan.gg) B.

ve bu nedenle de bir daha başkasının ele alınamaması olduğunu söylemişti. KUTSAL HAZĐNE AVCILARI. PARLAK FĐKĐR TEKRARLANAMAZ Bilimkurgu yazarı Harlan Ellison iyi bir "parlak fikrin" en belirleyici özelliklerinden birinin. çıkışta özel bilgilerle donanmış olmak hoş bir deneyimdir. Benzersiz ortamları ve konuları etkili bir biçimde kullanan diğer filmler de şunlardır: DOWNHILL RACER. "LIKE FATHER. Aynı zamanda güçlü fikirler genelde basittirler. DELIVERANCE. TOP GUN jet plotlarının eğitim merkezinde geçer. "BULL DURHAM" da ikinci beyzbol liginin dünyasını anlatmaktadır. çok iyi durumdasınız demektir..ama anlaşılan bunun için hepsinin aynı anda yapılması gerekiyor!). kısa bir süre önce bir yazar bana bir fikrini anlatıyordu: "Büyülü baca perileri bir çocuğun en sevdiği önlüğünü çalarlara ve kayıp Maypole ülkesine götürürler. MARY POPPINS ve STAR WARS'da da öyle. Eğer film fikriniz sizi son derece güzel. yeni fikirlerle baştan aşağı değişikliğe uğratılır. ve balığa aşık olan adam rolünü oynamak istese. "VICE-VERSA". öyle ki sadece isimleri bile onları anlatmaya yeter: HAYALET AVCILARI. örneğin -. bu da her bir unsur ile bağlantı kurmayı güçleştiriyordu. çok miktarda ihlamlı çalışma ve muazzam bir yetenek gerektirir. Örneğin. H. Hollywood'da yapım aşamasında olan 30 kadar hortum filmi kendini çöp kutusunda buldu. vb. GELECEĞE DÖNÜŞ. SAHNE ARKASI Đzleyiciler az kişi tarafından bilinen şeyleri öğrenmekten hoşlanırlar. (Aslında aynı temel fikre dayanan farklı filmler yapılabilir: "BIG". Ne de olsa Winnie the Pooh'da aynı derecede fantastik unsurlar bulunuyordu. o film fikri muhtemelen çok iyidir. Çocuk da bir bisiklete ters binerek bu büyülü ülkeye gider ve önlüğünü geri alır. Jan De Bont'un "TWISTER"ı bu yaz yapıma girdiğinde. Sonra olayı anladım: bu unsurlardan hiçbiri benim zihnimde daha önce bulunmuyordu. Bazen film fikriniz. Bazen bir türün (janr) tamamı. BĐLĐNEN UNSURLAR Đyi film fikirleri genelde seyircinin bilgisi dahilinde olan unsurları kullanırlar. çocuk kendisini soygunculara karşı savunmak zorundadır. ĐYĐ ROLLER (ĐYĐ ADLAR) Çoğu zaman iyi bir film fikri. Bir başka örnek: kendisini EVDE TEK BAŞINA bulan bir çocuğun durumu. BÜYÜK. gerçeğini gösteriyorsa. F. O filme gitmemiş insanlar o filme sahip değildir. ve "EIGHTEEN AGAIN". SPLASH daha gelişim aşamasındayken bile başka yazarların uzun bir süre için denizkızı romansı yapmasına engel olmuştu. bu fikrin tamamen tanımlanmış ve araştırılmış olması. Dikkat: Bu şekilde ilgi çekici bir fikir bulmak çok zordur." Bu fikirde neyin yolunda gitmediğini anlamaya çalıştım.. bir kere yapıldıktan sonra.. Eğer Tom Hanks hikayenizi okursa. bir oyuncu için güzel bir rol anlamına gelir. Örneğin "CANDIDATE" (ADAY) bize bir seçimi kazanmanın ardındaki hikayeyi gösterir. BODY HEAT ve STAR WARS bu kategoriye girmektedir. ve daha sonra size o yerin perde arkasını.ama bu kez hayaletler insanlardan şeytan çıkarıyorlar!"). ALIENS. I. evdeki komik savunma. Filmin sekansları daha fikir düzeyinde bile bellidir: çocuğun unutulması. anne-babanın çocuğu kurtarmaya gelmesi. 21 . normalde gidemeyeceğimiz yerlere (ve durumlara) götürmektedir. Bir filme gidip. ilginç bir yere götürüyorsa. yerleşik bir türün belirli bir yönünü alıp tersine çevirmek olabilir (". E. LIKE SON". WHO FRAMED ROGER RABBIT? Bir çok iyi film bizi. Filminizin iyi bir adının olması son derece önemlidir .sekanslarını meydana getirir..bu konuyu başka bir yazıda uzunlamasına ele almak istiyorum. yeni film izleyicileri kuşağı için...

Neden hoşlanıyorsunuz? Ne yapmayı. Eğer fikriniz kendisini bir kitap olarak kanıtladıysa. Tamam. incelemeyi. düşünmeyi. (Yöneticiler. Cidden. Bu son derece bariz görünüyor ama genelde göz ardı edilen bir yöntem. ortaya. o "kariyerinizi kurtaracak" fikri bulamazsınız. Sanırım bu kadarı başlangıç için yeter. 5. 110. Önemli olan bu fikirlerden birine takılıp kalmamaktır. hikaye satılacaktır. "OUTLAND". Bir çok senarist yarım bir fikir bulur ve sonra orada durur. şu numaraları da deneyebilirsiniz: 1. bir sonrakine geçin. O lanet şeyi yazın ve sisteminizden atıp kurtulun. Bu nedenle bu fikir çok kolay bir biçimde pazarlanabilir. 110 sayfada anlattığınız hikayeyi 35 sayfada anlatmayı deneyin. tutku duyduğunuz şey büyük bir olasılıkla en benzersiz ve güçlü eserinize giden rehber olacaktır. Görünürdeki bitişin ötesine geçmek bazen inanılmaz bir "sürpriz dönüş"e ("twist") neden olur. Okumak sizin şunu da yapmanıza neden olabilir: 2. Çünkü senaryoda var olan hikaye miktarı aslında orada bitmektedir. uzayda geçen bir "Kahraman Şerif"ti ("HIGH NOON" . 4. Bütün yazarların özellikle hoşlandıkları bazı fikirler vardır. Aşkla ve tutkuyla yazın. 6. Bebeklerinizi Öldürün. Bu unsurlardan herbiri son derece tanıdık. 3. çünkü seyircide halihazırda ulaşılabilecek bir fikir zaten bulunmaktadır. Hem de çok. Sadece bunu yapmak için bile değer. Ama bu muhteşem bir 35 sayfa olacaktır! Daha sonra aynı hızda yazmaya devam edin. Ticari olduğunu düşündüğünüz şeyleri unutun. Đlginç bir biçimde bir projenin benzersiz. Barry Sonnenfeld tarafından yönetinen "Men In Black" tarzında bir şey çıkar. LIAR") filmindeki unsurları tek tek ele alalım: bir çocuk (bunu anlıyorum) doğumgününde bir dilekte bulunur (tamam): yalancı ve güvenilmez bir avukat olan babası (bu da son derece inanılır bir şey) bir gün boyunca sadece doğruları söyleyecektir (hı-hı). sayfada biten bir çok senaryonun aslında 35. Farklı türleri (janr) karıştırın.daha önce yapılmamış çeşitlemelere .gg). doğru yoldasınız demektir. Ve sizin belirli bir türde çeşitlemelere . Steve Martin'in "Roxanne"ı da "Cyrano" hikayesinin harika bir yeniden anlatımıydı. konuşmayı seviyorsunuz? Bu ister mağara dalışı. Ortamları değiştirin/güncelleştirin. eğer değilse. Okuyun. kendinizi dünyadaki hevesli senaristlerin %95'inden ayırdınız demektir. sayfada bitmesi gerekmektedir. Eğer aynı sevgili fikri beş yıldır düzeltip durursanız.gitmenizi sağlayacak olan şey. ticari olmayan yönleri genelde o projeyi ticari açıdan başarılı yapan şey haline gelir. travestilik ya da parçacık fiziği olsun. Çok başarılı bir drama olan "X-Files"ı alın ve bunu bir komedi olarak düşünün. "YALANCI YALANCI" ("LIAR. 7. sadece geri kalan sayfaları doldurmak için uzatılmıştır. seyredin . 22 . stüdyoların kendilerini daha rahat hissettiğini unutmayın. hepsi halihazırda zihnimde bulunuyorlar. Buna karşılık. bu bilgilerdir. Bu nitelikleri bilmek umarım sizin bir sonraki büyük film fikrini bulmanıza yardımcı olur. Eğer yukarıdaki kriterlerin çoğuna ya da hepsine uyan bir fikriniz varsa. ama bacalarda yaşayanları değil.tavsiye ederim. hem yeni ve farklı. Ne zamandan beri çocuklar önlüklerine aşık oluyorlar? Bu da benim deneyim sahamın dışında kalıyordu. film yapımcısı bunları kolaylıkla kullanabilir. hem de denemiş ve kanıtlanmış bir şey istediklerini söylerken bunu kastediyor olabilirler). Fikrinizi son sınırına kadar zorlayın. Benzer bir biçimde "Kayıp Maypole Ülkesi" ve "Ters Binilen Bisiklet" de bilinmeyen unsurlardı. Eğer o yapabiliyorsa. model trenler. Okumak bir tür (janr) hakkında çok miktarda bilgi edinmenizi sağlar. bulun. Hikayelerin yayın hakkını satın alın.Perileri daha önce duymuştum. Eğer harikaysa. Eğer biraz çabalamanıza rağmen hala memnun olduğunuz bir fikir bulamadıysanız. ama çok okuyun. Eğer bir filme dönüştürülebilecek bir kitap ya da makaleye rastlarsanız. siz de yapabilirsiniz.

doğru yoldasınız demektir.) . Ve fikrinizin gerçekten iyi olduğunu bilmenizin en kesin yöntemi: Senaryonuz satın alınır! Kaynak: http://www.Şimdi. ya da başka yazarlar size bu hikayeyi birlikte yazmayı teklif ediyorsa.wordplayer.gg) 23 . Gerçekten o büyük fikre sahip olduğunuzu.3'ünün de .com yazan: Terry Rossio (Terry Rossio'nun "Karayip Korsanları" filmlerinin .yazarlarından biri olduğunu söylemiş miydim? Ayrıca "Define Gezegeni" "Shrek" "El Dorado Yolu" "Zorro'nun Maskesi" "Küçük Askerler" "Godzilla" ve "Aladdin"i de yazmış kendisi. Bir başka ipucu: yapımcılar telefonlarınıza cevap verir. doğru yolu izlediğinizi nasıl bileceksiniz? Đşte size bir ipucu: diğer yazarlar sizin fikrinizi duyduklarınıda suratları asılıyorsa. Boş adam değil yani .

sahneler. fikir toplama dışında başka birşeyin baskısı olmadan. Kaynak: http://www. Bu nedenle zamanla. hiçbir şekilde bir senaryo haline getirilemeyecek HARĐKA fikirlerin de bulunduğunu fark edecek kadar akıllandım. gerçek bir giriş. karakter dönüşümleri için "güzel" fikirler toplamaya başlar ve bunları herhangi bir süreklilik ve form kaygısına düşmeden panoya asardım. "Ne olursa olsun yazmalıyım" isteğine direnir.gg) yapardım. Tamamen gelişmiş bir oyun planım olduğunda.BĐR ÖRNEK Senaryo yazdığım dönemde süreç her zaman ÇOK ĐYĐ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM BĐR FĐKĐR ile başlardı. Fikrin. sanki o gece düğün gecemmiş gibi yazmaya koyulurdum. bu malzemeleri hangi perdelere yerleştireceğimi belirlemeye başlar ve bir öykü haline getirirdim.SENARYO YAZMA SÜRECĐ .html 24 . senaryo haline getirilmeye değer olduğunu anladıktan sonra. Bu fikirler kaçınılmaz olarak başka fikirlere yol açıyor ve zamanla belirli bir gidiş yolu ve sıra hissi doğuruyorlardı.hollywoodscript.com/40tips. Bir süre sonra. bu arada zor ve sıkıcı sayılabilecek hazırlık çalışmalarını (araştırmalar . Bu her zaman başımın etini yiyen ve ifade edilmesi gerektiğini hissettiğim birşey olurdu. yani tamamlanmış hikayeler. gelişme ve sonuç ve "kendi kendini yazan sahneler" bulduğumda. Bu süreç. bu isteğin birikmesini bekler. malzemenin bir araya getirilmesini içeriyordu. yazılması bir seneye yakın bir süreyi alabilecek bir fikre kendimi adamadan önce şöyle durup derin bir nefes almam gerektiğini öğrendim. karakterler. an'lar. Torba dolar gibi olduğunda.

Aşağıdaki bir yazıda. puzzle'ın diğer parçaları da yavaş yavaş gelmeye başlar.YARATICILIK HAKKINDA Her sanat dalı gibi yazarlık da herşeyden öncelikle yaratıcılıktan beslenir. adım adım ilerleyen bir biçimde yaptığını zannediyorsanız yanılıyorsunuz. sıralı. Aksine "Bak evladım. hatta açıkça eleştire eleştire bu yaratıcılık pınarını kuruturlar. (Bkz. Yani "Bak kızım. yaratıcılıkla ilgili bazı temel bilgilerden başlayalım. Benzer bir biçimde de bazı yazarlar. büyürken yaratıcı kalmaktır". 1) Yaratıcılık. ama yaratıcı yanlarının zayıf olduğu için eleştirilirler. insanların büyüdükçe. sonra da üç. Đnsanlar kendi bilinçaltlarından gelen yaratıcı impulsları (itkileri) dinlemeye dinlemeye. Bunun için de işe. bazı ressamlar. Bilinçaltı size yeni ve orijinal fikirleri sırasıyla vermez. Ve resmin bütünü belli oldukça. herkeste var olan bir yetenektir! "Her çocuk yaratıcıdır" diyor Picasso. biraz sonra da iki numaralı fikri vericem. bundan emin olun. ve çizgisel (lineer) olmayan bir süreçtir! Eğer yaratıcı insanların (yaratıcılığının ölmesine ya da azalmasına izin vermeyenleri artık kısaca böyle adlandıracağım) bu yaratıcı eylemleri son derece düzgün.. Madem bilinçaltı size birşey vermiş. hiçbir yenilik. nasıl davet edebileceğimizi öğrenmek zorundayız. düzensiz. Sakın "Şu işimi bitireyim. hiçbir orijinallik kalmaz. Hayatlarında hiçbir heyecan. yoksa ikinci perdesinde mi olduğunu bir süre anlayamazsınız. insanın bilinçaltının işleyiş biçimi hakkında birşeyler anlatmıştım. zihinlerinin bir bölümünde bir içsel eleştirmen oluşturduklarını ve bunun da yaratıcılıklarını gittikçe körelttiğini anlatmıştım. biraz daha isyankâr olmalarıdır.. yaratıcı impulsları konusunda sindirilememelerindedir. bu elli dört numaralı fikir.. Birçok fikir ilk iki dakikadan sonra sobanın üzerine damlamış kolonya hızıyla uçar gider. "önemli olan. bazı müzisyenler. iyi çözümlemek. Bu nedenle elinizin altında bol bol not kağıtlarının olması. Öyleyse yaratıcılık denen bu hadiseyi iyi anlamak. Sıradan insanların boynunu büküp koyunlaşmayı kabullendiği yerde sanatçı acı çekme pahasına isyan eder. siz de arkasından yasını tutarsınız. yatağınızın başucunda bir not defterinin ve kalemin (ve de elfenerinin) olması çok ama çok iyi bir fikirdir. vb. Lakin eninde sonunda anlamlı birşey ortaya çıkmaya başlar. Hadi bana eyvallah!" şeklinde çalışır. Bir süre sonra da toplumun kendilerinden beklediği şeyler dışında hiçbir şey yapmayan robotlara dönüşürler. kendisine bunu yapmaya çalışanlarla çatışmaya girer. yanınızda sürekli bir not defteri taşımanız. Bilincinize bir görüntü ya da bir sahne bırakır. kalkın. Sanatı sanat yapan şey onun yaratıcı bir uğraş olmasıdır. ve bilinçaltınızı tahrik edebilirseniz. Hatta fikirleri bir numarayla da vermez. gerekirse mekan ve ortam değiştirir. Yine aşağıdaki bir yazıda." şeklinde çalışmaz. Bir robota keman çaldırabilirsiniz. yazın... Daha önce yapılmış birşeyin tekrarı. bu bir numaralı fikir. yaratıcılık sayılmaz. nasıl harekete geçirebileceğimizi. Sanatçı dediğimiz insanların diğerlerinden bir farkı varsa. üşenmeyin. düzenli. "Amerikan Güzeli"). o da. Yani sanatçıların en büyük farkı yaratıcılıklarında değil. ama bu onun sanat icra ettiği anlamına gelmez. ve siz bunun filminizin girişinde mi. Tabii bu durum geçicidir. fikirler artık daha hızlı gelirler. yoğunlaşmayı (konsantrasyon) başarır. onu nasıl uyandırabileceğimizi. darmadağınık. için çok iyi bir tekniğe sahip oldukları. bilinçaltınızın size verdiklerini yargılamadan kabul eder. sonra bu fikri yazarım" demeyin. gerisi Allah kerim. sindirme. 25 . bu "ruhu/bilinçaltını kalıba sokma. 2) Yaratıcılık karman-çorman. finalinde mi. Ama bunlar sizin istediğiniz sırayla gelmez yalnız. Eğer sebat eder. bu yüzden de önemsenmez. bastırma operasyonu"na karşı biraz daha direngen..

durup dururken yaratıcı olamaz. Sizi ilgilendiren konuda olabildiğince çok fikir üretmelisiniz. Zira birinde olabildiğince çok şey üretme. Önce yaratıcı süreci yaşamalısınız. Bazıları kendi odasının sessizliğinde yazmayı tercih ederken bazıları parklarda. ya da üzerinde çalıştığınız sahnedeki sorunun çözümü olabilir. ve biz istemesek de bilincimize bir sürü orijinal fikri yağmur gibi yağdırdığı bir durumdur. gazete okuyun. Okuduğunuz ya da duyduğunuz yirmi şeyden belki sadece biri gerçekten ilginizi çekecek. itiraf.3) Yaratıcılık ilhamla ilgili birşeydir . Zira kendinizi "bilinçaltımı yemliyorum" diye saatler hatta günler boyunca tek bir kelime bile yazmazken bulabilirsiniz. aşırı sakin bir yazarlık hayatınız olacak demektir. kimileri gece. diğerinde ise bu üretilenlerden hangisinin eldeki iş için faydalı olduğunu seçme ve diğerlerini de atma vardır. Ürettiğiniz fikirlerde kendi kişiliğinizin yansımalarını görebilirsiniz. kimi de müzik dinlemeyi sever. Kimi kurşun kalemi sever. Yani sıfırdan yaratıcılığa yönelmek yerine. bu nedenle tavsiye olunmaz. ya da youtube gibi konsantrasyon düşmanı sayfalardan) uzak durun. kimi tükenmezi ya da Pilot kalemi. kitaplar. yargılama (değerlendirme) ayrı süreçlerdir. Yaratıcılığı harekete geçirmenin bir yolu da. üzerinde oynayarak ona yeni bir soluk. Ayrıca yazarken kullandığınız favori bir araç da olabilir. Şahsi deneyimim TV ve internetin hemen hiçbir yaratıcı katkısının olmadığını yönünde. zira ilham hiç güvenilmemesi gereken. Daha geleneksel yöntemlerle bilinçaltınıza yem atın: yani dergiler. Hiçbir sonuç elde edemezsiniz. Bakın bakalım bu verilerden hangisine tepki verecek bilinçaltınız. sizin senaryonuzun çıkış noktası. Bunlar başlangıçta aklınıza gelen her fikir olabilir. Bu da çok iyi bir yöntemdir.kendiliğinden dikkatinizi çekecek. Bu esnada başka dış kaynaklardan da yararlanabilirsiniz. bu işlemleri doğal sıralarına koymaktır. Bu iki işlem neredeyse birbirinin zıddıdır. Uyuşturucu ve alkol vasıtasıyla elde edilen ilham ise zaman zaman işe yaramakla birlikte yaratıcı şahsı öldüren birşeydir. Hangi haber. ama bir süre sonra sizi özellikle etkileyen. Bu aynı anda arabanın hem gaz pedalına hem de frenine basmaya benzer. Hikayenizin belirli bir yönüne odaklanmak. artık bilinçaltımızın fikirlerle dolup taştığı. kendi alanında tecrübe sahibi insanlar. daha önceden belirlediğiniz bir konuda yaratıcı olmak daha kolaydır. Mesela her yazarın tercih ettiği bir çalışma mekânı vardır. Đlham dediğimiz şey. TV ve internette (örn. taze bir bakış açısı verebilirsiniz. bundan birşeyler çıkar" dedirtecektir. kimi bilgisayarda. Bu yaratıcılığı harekete geçirecek bir odak noktasına. diğerleri de kafelerde yazmayı tercih eder. yaratıcı enerjilerinizin işini kolaylaştırır. işleri çok daha hızlandıracaktır. Bunda da hiçbir 26 . Yapılması gereken. Kimileri gündüz çalışır. bir uyarana ihtiyaç duyar.ama o kadar da değil. Kimi tam bir sessizlik ister (bkz. bilinçaltınıza çeşitli veriler (ben bunlara "yem" diyorum) göndermektir. Ama yaratıcılığınızı gıdıklamak ve harekete geçirmek mümkündür. duygusal olarak size dokunan fikirler üretmeye başlayacaksınız. Ama o bir şey. Ekşisözlük. Kimi elle yazar. Bu tamamen kişiliğinize bağlı birşeydir. Eğer bu iki işlemi aynı anda ya da çok kısa sürelerle arka arkaya yapmaya kalkarsanız.siz kendinizi hiç zorlamadan . gazeteler. kitap okuyun. Ama dikkatli bir biçimde kullanılmalıdır. Bir başka filmde ya da kitapta gördüğünüz fikri alıp. 4) Yaratıcılık ayrı.com. "gezgin"). Mesela ben masabaşı insanıyım. ikisinden de verim alamazsınız. diğerinde ise bilinç. Daha açık bir biçimde söylersek ilkinde bilinçaltı ön plandadır. Dergi okuyun. Ama bu her zaman böyle olmaz. hangi olay . Eğer sadece ilham geldiğinde yazarsanız. "Bu hikayeyi nasıl daha iyi hale getirebilirim" gibi aşırı geniş bir odak yerine "Bu hikayenin girişini nasıl geliştirebilirim" şeklindeki daha spesifik bir odakla hareket etmek. Bir çok durumda insan. ancak kafasına estiğinde gelen bir misafirdir. bilinçaltınıza "Bak bu ilginç.

birşeyleri yanlış yapıyorsunuz demektir. Ya da istediğiniz zamanda zuhur etmeyebilir. Bunun için zihninizi gerçekten de olmadık seçeneklere açık hâle getirmeniz gerekiyor. Zira o fikir bir yerlerde var. Eğlenin. Kendinize. Zira faydalanacakları kaynaklar sayısal olarak diğerleri kadar fazla değildir. kaliteli. Bu. "Ya orijinal. Değerlendirme bundan sonra gelir. Alıcı bir halde olun. Bu yazıdaki maddeleri tekrar tekrar okuyun. ellerindeki hikayenin belirli bir yönü (örn. O fikri bulacaksınız. "çözümün belirli kıstaslara uyması gerektiğini" düşünüyorsanız. Eğer zevk almıyorsanız. Çünkü yeryüzünde sizin gibi ikinci bir insan yok. Yaratıcılık. son derece orijinal şeylere kaynaklık edebilir. Daha önce de belirttiğim gibi. hatta mümkünse birkaç gün sonra yapmak en iyisidir. bir diyalog. Zira bu arada bilinçaltı boş durmaz. bilinçaltınıza uyguladığınız ("empoze ettiğiniz") bu beklentiler. Çözümü bulacaksınız. Oyunbaz olun. *** Đnsan. bir sahne. vb. Olayları sizin gibi yaşayan ve yorumlayan ikinci bir insan evladı bulunmuyor. Bu da sizin yeni fikirler üretmenizi. sadece o meseleye uygun olmayan çözümler vardır) çekinmeyin. bulunmadı. zira yaratıcılıkta yanılmak diye birşey yoktur. 27 . Genç insanların yaratıcılığı. bunalıyorsanız. beklediğiniz. yeni bir hikaye ile ilgili en temel fikir olabileceği gibi. bilinçaltı ile pazarlık olmaz. duyguların coştuğu. Ama aklınıza hangi fikrin geleceğini siz belirleyemezsiniz. Gevşeyin. çözümün (çözümlerin) gelmesinin önündeki en büyük engel olabilir. "çözümün neye benzemesi gerektiği ile ilgili" belli belirsiz beklentileriniz varsa. Hatta bu korku. eğer bir teslim tarihi ("deadline") söz konusu ise. Sonra da bunları düzeltmeye çalışın. Daha önce de belirttiğim üzere yaratıcı süreçten hemen sonra değil de. bunları değiştirebilirsiniz. bir karakter. Bazı fikirleri atmak. kalite sıralaması. bunu birkaç saat.sakınca yoktur. bir olay örgüsü) ile de ilgili olabilir. Sahip olduklarınız. Oysa endişeye hiç mahal yok. iyi bir fikir bulamazsam?"dır. Yazarların zaman zaman yaşadıkların en büyük korkulardan biri. Ama zaman. Yani yarı bilinçli bir şekilde. umduğunuz şey olmayabilir. biraz daha olgun insanlara göre nispeten daha azdır. bulunmayacak. Rahat olun. insan zihninin sonuna kadar özgür olduğu. hatta acı içinde kıvranıyorsanız. Yani sorun varsa. O ne verirse onu alacaksınız. Ama çözüm vardır. çözümü de vardır. sıkılıyorsanız. bilerek "yanılmak" demiyorum. Bazıları içinize sinecek. Aldıklarınız üzerinde daha sonra oynayabilir. bilincinize vermiş olduğu fikirler arasında bir sıralama yapar: önem sıralaması. Bu yüzden endişelenmeyin. 5) Korkmayın. panik noktasına kadar ulaşabilir. bazılarını değiştirmek isteyebilirsiniz. Denemekten ve tekrar denemekten (bakın. bazılarını ise şimdilik dosyalayıp rafa kaldırmanız gerekecektir. gerçekleştiremeyeceğiniz yükseklikte hedefler de koymayın. bu açığı eninde sonunda size kapattıracaktır. bilinçaltının rahat rahat kendini ifade edebildiği. hayatının her aşamasında aynı derecede yaratıcı değildir. en azından eskilerine yeni bir bakış açısı getirmenizi garantileyen birşey. Ve yeteneğinize olan güveni asla kaybetmeyin. son derece eğlenceli ve zevkli bir süreçtir. doğru bir yaklaşımla ele alınırlarsa. Kendinize güvenin. fikirler gelecektir. sanatın bütün dallarında görülen bir durumdur. Düpedüz çalıntı yapmadığınız sürece. Sadece bu çözüm sizin istediğiniz. nerede hata yapıyor olabileceğinize bir bakın. esinlenme.

Ama fikirlerin tek kaynağı bu tür duygusal travmalar olmak zorunda değildir. Herhangi bir çatışma vaat etmeyen fikirlere dayalı filmlere insanlar gitmek istemezler. yazarları için bir anlam ifade ederler. Ne kadar zaman geçerse geçsin yazarın içinde canlı bir biçimde yaşar. ama yaş bu konuyla ilgili tek koşul değildir. üzeri kabuk bağlamış ama bir türlü iyileşmemiş bu yaraları tekrar deşmelisiniz. Bu biraz da senaristin yazarlık tecrübesi. zamanla geçen bir durum bu: Sonuçta hepiniz bunları anlayacak kadar yaşlanacaksınız. hem de derin bir anlam. Yani yazar. henüz yaşam tarafından yeterince sınanmadıkları için. Ama çatışma bir film fikrinin sahip olması gereken tek özellik değildir. Ama korkmayın. Herkesin ruhunda böyle. bu gibi konularda pek net olmazlar. Đşte iyi fikirler. kaderin acımasız bir biçimde elinizden aldığı bir yakınınız gibi şeylerin yarattığı duygulardır bunlar. hakkında sabahlara kadar bıkmadan usanmadan konuşabileceğiniz. Bu fikrin sahip olması gereken özelliklerden biri çatışmadır. Yani o fikre kaynaklık eden duygu. *** Peki ruhunuzdaki bu yaraları ya da hassas noktaları nasıl bulacak ve onları ifade eden hikayeleri nasıl keşfedeceğiz? Bunu yapabilmek için öncelikle kendinizi tanımanız gerekiyor.DUYGUSAL ĐÇERĐK Her senaryonun temelinde bir fikir vardır. iyi hikayelere neden olan fikirler.FĐKĐR BULMA ZANAATI I . Ruhunuzdaki bu hassas noktaları keşfetmeli. Peki ama bütün bunları içinde barındıran bir fikri nasıl bulacağız? Bu tür fikirler bulmak sadece yetenek meselesi midir. Kendinize şu soruları sorun: hayattaki hangi kavram ya da his için gecenizi gündüzünüze katabilir. sizi derinden etkileyen idealler de vardır mutlaka. Çünkü çatışmasız hikayeler ilginç değildir. uğruna kavgaya girebileceğiniz hassas noktalar vardır. yaratıcılığı. yara gibi. Kimileri için bu adalettir. kendini bilmek" yaşla bağlantılı birşeydir. dokunulduğu zaman anında tepki veren. o yazar için yeterince anlam. Ama bu durumun bir başka nedeni de o fikrin. Zaman zaman (hatta sık sık) iyi bir fikrin kötü bir senaristin elinde nasıl boşa harcandığını görebilirsiniz. ve teknik bilgisiyle ilgilidir. yazarın kafasından ve gönlünden bir türlü söküp atamadığı bir histir.) 28 . Sizi terk eden bir sevgili gibi. Tek başına iyi bir fikir iyi bir senaryo için yeterli değildir. yazarların ruhundaki bu travma kökenli duygulardan ya da hassas noktalardan doğar. duygusal önem taşımamasıdır. Evet. kimileri için gerçektir. kimi için sevgidir. yoksa bizim yapabileceğimiz birşeyler de var mı bu fikirlere ulaşabilmek. ya da bir kavgaya balıklama atlayabilirsiniz? Hangi kavram uğruna işinizi bir saniye dahi düşünmeden bırakabilirsiniz? Hangi duygu için elinizdeki bütün malı mülkü gözünüzü kırpmadan verebilirsiniz? (Bu ne yazık ki biraz da yaşla ve yaşam tecrübesiyle bağlantılı birşeydir. size yapılan bir haksızlık gibi. Özdeşleşebileceğimiz ilginç karakterler. onları yakalamak için? *** Öncelikle şunu söylemem gerekiyor. bu karakterlerin uğrunda çabaladığı ilginç bir amaç (ve bu amacı gerçekleştiremedikleri takdirde kaybedecekleri şeyler: "stakes") da bir filmi ilginç ve gitmeye değer şeylerden biridir. Đnsan türünün bir üyesi olarak size dokunan. Yani "kendini bulmak. Ama bu her yaşlı insanın da bu konularda bilgili olduğu anlamına da gelmez. olamazlar. Hatta o fikri umursamamış bile olabilir. o fikrin içini belili bir duygusal içerikle dolduramamıştır. Genç insanlar.

hatta karanlık labirentlerinde yolculuklara çıkmanız. cesaretiniz ya da gücünüz olmadığı için örtbas ettiniz? Hangi dostun ihaneti. orada bulacaklarınızı gün ışığına çıkarma cesaretini göstermeniz gerekiyor. bu duyguyu o fikre yedirebilirsiniz. duygusal enerjiden. elektrikten yoksun. hangi sevgilinin aldatışı. gönlünüze açılan yaralarla. kaçırılan bir fırsat). bir fikre kaynaklık edebilir. ve bir anlamda terapi niyetine onları önce bir fikre. gereksiz arkadaş sohbetleri") uzak zaman dilimleri yaratmalı ve samimi bir biçimde kendi içinize yönelmelisiniz. onları kucaklamanız. yalanlar. sonra da bir senaryoya döndürmeniz gerekiyor. yüzeysel. Ya da önce ilginç bir fikir bulup daha sonra bu duygulardan birini bu fikrin temeline oturtabilir. geçmişte size yapılan ve unutmak için çok çaba harcadığınız haksızlıklarla tekrar yüzleşmeniz. ya da ruhunuzda derin bir iz bırakan travma (bir kaza. biz seyircileri de boşa yormayın. ve aslında seyirci için de bir zaman kaybı olacaktır. ağırlığı. her olay. Ama ne olur sizin için duygusal bir değeri. yalanlar . Kendi kusurlarınızla. sizin için duygusal bir karşılığı olmayan fikirler ile hiç uğraşmayın. idealler ve geçmiş acı dolu deneyimler.Ya da geçmişte ruhunuzda açılan hangi yaraları. önemi olmayan fikirler ile vakit kaybetmeyin.ve sadece zaman zaman. *** Đçinizdeki bu hassas noktaları bulmak için zaman zaman iç dünyanıza dönmeniz gerekiyor. Yani gönlünüzün loş. donuk. Para için bile. Ya da kapatılmamış hesaplar bulabilirsiniz orada. ya da hem başkalarına hem de kendinize söylediğiniz yalanlar. Zira içeride sizden başkası yok.. Tatsız çocukluk anıları. Zira bu tür senaryolar için bulacağınız her diyalog. internet. sonra tekrar bilinçaltının loş koridorlarına sürgün gönderildi? *** Aslında bu iki şey. o dönemde kendisiyle uğraşacak halde olmadığınız (ya da düpedüz korktuğunuz) için bilinçaltınıza itildi . "karakter" dediğimiz şeyin de özünü oluştururlar. benzer bir durumu anlatan bir filmle ya da kitapla karşılaştığınızda. sizinki gibi hassas bir ruha yapılmaması gereken yüzlerce kırıcı davranışın izleri. Belki çok sevmediğiniz bir versiyonunuz ile karşılaşacaksınız. *** Đnanmadığınız. müzik. gözlerinizi yaşartacak kadar eşelenip.. "Benim bu hikayeyi anlatmam gerekiyordu" demediğiniz her hikaye. bir aile üyesinin kaybedilmesi. sadece kendi karakterinize uygun fikirler bulmalısınız. Dış dünyanın yapay uyaranlarından ("televizyon. Ve orada göreceğiniz şeyden korkmamalısınız. kendinizi de. Bu tür içsel yolculuklar için kendi kendinizle zaman geçirmeye alışmalısınız. doğal afet. 29 . Bir başka şekilde ifade etmek istersek. gazete-dergi. Đçerisi de ne kadar kalabalıkmış değil mi? *** Đşte bunları hepsi. her karakter yapay. kendinize bile itiraf edemediğiniz korkaklıklarınız. ilgili herkes için bir zaman ve enerji israfıdır. hangi karşılık bulamamış aşk.

Bu arada bu fikirler arasında etkileşim de olabilir. Yani senaryo yazarı sürekli olarak ilginç karakterler. Bu yöntemin senaryo yazarları açısından önemi büyüktür. Yazar(lar). ilginç diyaloglar yaratmak zorundadır. Herkesin saatlerce mantıklı mantıklı konuştuğu toplantılarda hiçbir işe yarar çözümün ortaya çıkmaması sonucunda bu yöntemin geliştirilmiş olması pek muhtemeldir. sürekli olarak sorunlara çözüm bulmaktan ibaret bir süreçtir. Toplantının amacı. başkasının zihninde farklı bir açılıma neden olabilir ve bu ikinci kişi. Bir beyin fırtınası toplantısında. Toplantının yöneticisi katılımlara teşekkür eder ve toplantıyı bitirir. Bu aşamada amaç. Ve en sonunda nihai bir fikir listesi oluşturulur. yeni ve orijinal fikir üretememelerine neden olabilir. Zira senarist(ler). bakılmadan fikirler üretilir. maliyetlerine. diğer katılımcıları olumsuz yönde etkileyebilir ve kendilerini açıkça ifade etmekten kaçınmalarına. ilginç olaylar.BEYĐN FIRTINASI NASIL YAPILIR Beyin Fırtınasının temelinde. En acayibinden en olanaksızına kadar her türlü fikri üretmeye teşvik edilirler. uygulanabilirliklerine. bunu yaparken de kendilerini mantık ve olabilirlik parametreleri ile kısıtlamamaları istenir. Sonra geri kalan fikirler üzerinde tartışmaya geçilir. Bu başlangıçta büyük bir sorun teşkil etmez. senaryonun getirdiği kısıtlamaları bir kenara bırakıp 30 . Dünyanın her yerinde. Ta 1930'larda ortaya çıkmıştır. yazar(lar)ın yaratıcılığı sanki bitmiş gibidir. belirli bir sorun için çözüm üretmektir. Bu. hatta olması beklenen ve istenen bir durumdur. (ve aslında da en başta.FĐKĐR BULMA ZANAATI II . Yani burada önemli olan sayısal çokluktur. Bazı fikirlerde değişiklik yapılır. olabildiğince çok sayıda fikir üretmektir. en fazla bir oda dolusu insan bir masa etrafında toplanırlar. Hiçkimse.eğer katılımcılar ilk kez böyle bir toplantıya katılıyorsa. bir sorun ile ilgili en doğru çözümün ille de görünürdeki en mantıklı çözüm olmayabileceği ve bu çözüme de geleneksel yöntemlerle varılmayabileceği varsayımı yatar. yanlış. *** Beyin fırtınası yöntemi yeni değildir. Hatta yönetici önce kendisi saçma bazı fikirler üreterek katılımcıların rahatlamasına vesile olur . vb. bazı farklı fikirler birleştirilir. içlerine kapanmalarına. Bu bir karar alma toplantısı olmadığı için üretilen fikirler daha sonra ilgili ve yetkili kişiler tarafından tekrar ele alınır. Ama senaryo yazarlarının kullanmaması için de hiçbir neden yoktur. özellikle de şirketlerde kullanılan bir yöntemdir. kafalarında belirli karakterler ve olaylar olduğu halde yazmaya otururlar. Bariz bir biçimde saçma olanlar ya da uygulanması imkansız olanlar ayıklanır. Sonra da katılımcılardan. ilginç durumlar. Zira senaryo yazmak. Birinin söylediği ilginç ama saçma bir düşünce. Fikirler organize edilir. Ama bir süre sonra bunlar tükenir. beyin fırtınasında olabilecek. Zira en ufak bir tersleme bile katılımcıların kapanıp yaratıcı fikir üretiminden vazgeçmesine neden olur. yani senaryonun çatısı kurulurken bile) beyin fırtınası uygulanabilir. Belirli bir noktadan sonra serbest fikir üretimine son verilir. söylenen saçma fikirleri aşağılayıcı ya da küçümseyici bir tavır takınmaz. Bu fikirler bir tahtaya yazılır ya da bir deftere kaydedilir. Katılımcıların söyleyeceği hiçbir fikir "kötü. Zira bu kişilerin varlığı. Niteliklerine. bu sorunun çözümünü sağlayabilecek her türlü fikri üretmeleri. Peki bir beyin fırtınası toplantısında neler olur? En az iki. Burada toplantıyı yöneten kişinin ve katılımcıların tavrı çok önemlidir. Katılımcılar için rahat bir ortam yaratılır. ya da saçma" olarak nitelenmez. ilkinin fikrini alıp başka bir boyuta taşıyabilir. Bir beyin fırtınası toplantısında önce sorun net bir biçimde ifade edilir. Buradaki en büyük sorun da "yaratıcılık"tır. üst düzey yöneticilerin olamaması tercih nedenidir. Đşte böyle bir durumda.

Burada da asla ve asla kendinize karşı aşağılayıcı. Ama eğer tek başına yazıyorsanız. ayrı bir kağıda yazın. 3) Yapmak istediğiniz şeyi. Ama hemen bulduklarınızı değerlendirmeye geçmeyin. bir "elektrik". (Yazarken de kendinizi kasmayın. telefon yok. 11) Sonra da bu fikirlerin size en uygun olanını seçip onları geliştirmeye ve yazmaya başlayabilirsiniz. fikirler arasında işe yarar olanları. anlamsız. 4) Konuyla ilgili olarak aklınıza gelen her türlü fikri yazmaya başlayın. Ödev hazırlamıyorsunuz!). internet. geliştirmeye başlamayın. 10) Hemen oturup bu fikirleri hayata geçirmeye. kategorize etmeye çalışın. uygulanamaz" deyip daha zihninizdeyken engellemeyin. Masa başına geçin. Senaryo yazım grupları da bu yöntemi kullanabilirler. (Gelecek Yazı: "Mükemmeliyetçilik ve Đçimizdeki Eleştirmen") 31 . Siz de kendi başınıza bir beyin fırtınası seansı başarılı bir biçimde uygulayabilirsiniz: 1) Kendinize rahat. Eğer engellemezseniz. çözmek istediğiniz sorunu bir kağıda açık bir biçimde yazın: "Yeni bir film/dizi projesi için fikir" ya da "X karakterinin başına filmin 2. Biraz (belki bir gün kadar) ara verin. yani potansiyeli ("gizilgücü") olanları ayırın. *** Burada anlattığım beyin fırtınası. Yani farklı birkaç fikri birleştirip ortaya yeni bir fikir çıkartabilirsiniz. bir "enerji" barındıranları. şirketlerde kullanılan yöntem olduğu için birden fazla kişinin katılımını gerektiriyor. Ama televizyon. radyo. 7) Arada da dinlenin. 2) Önünüze bol miktarda boş kağıt alın. bu beyin fırtınası yapamayacağınız anlamına gelmez. Bunlar rahat rahat harcayabileceğiniz türde ve miktarda kağıtlar olsun. Eğer engellerseniz. 6) Artık makul bir süre sonra (kahve ya da siz bittiğinizde ya da yeni bir fikir bulamadığınızda) beyin fırtınası seansına son verin. Acımayın yani. bir süre sonra çok ilginç ve işe yarar fikirler bulmaya başladığınızı göreceksiniz. ses ve benzeri dikkat dağıtıcılardan uzak bir ortam yaratın. 8) Tekrar masa başına geçin ve fikirleri incelemeye başlayın. Beyin fırtınası rahat bir ortamda ve şekilde yapılmasına karşın yorucu bir süreçtir. küçümseyici bir tavır takınmayın. Daha da önemlisi. 9) Bu fikirler arasında bazı sentezler yapabilirsiniz. 5) Sayfalar sayfalar sayfalar dolusu yazın. perdesinde gelebilecek olaylar" gibi. daha önce çıkışsız gibi görünen durumlar için çözüm üretilebilir. komik. Bulmuş olduğunuz fikirleri. Çay kahve serbest. içinde bir "cevher". bilinçaltınız size başka fikir göndermeyi keser. Bu aşamada hiçbir ama HĐÇBĐR fikri "saçma. Bir iki saatlik bir ara iyi olur.beyin fırtınası uyguladıkları zaman. Böylece o fikirlere karşı yeni bir perspektif edinebilirsiniz.

Etrafımızda başkaları olmadığında bile kendi kendimizi değerlendirmeye devam ederiz. Sadece içimizden bir sıkıntı/bunalma duygusu uyanır ve sonra da geçer. Daha aşağısı kurtarmaz. sözlerimizde. *** Günlük hayattaki davranışlarımızda. Bu niteliği taşıyan işlerin bize çevremizden getireceği olumlu geribildirimler de bu çabamızın ardında yatan bir diğer nedendir. gün boyu peşimizi bırakmaz. "kâfi olmak" en büyük kusurdur. bir de eleştirilen vardır. bu içimizdeki eleştirmen ile sık sık karşılaşmış olmalısınız. Amirlerimiz. "çok iyi" veya "mükemmel" olmalıdır. Sabah uyandığımız andan gece başımızı yastığı koyduğumuz âna kadar sürekli olarak bu içsel eleştirmenin yorumlarına maruz kalırız. Bu içsel eleştiri mekanizması.FĐKĐR BULMA ZANAATI III . Bu yazıyı daha sonra düzeltmeyi umuyorum. *** 32 . Eğer özelde yazarlık. Lakin hemen çıktısını almayın. ve iyi buluşlar yapmak zorundasınızdır.. gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir kıstastır. genelde sanatçılık gibi yaratıcı bir işle uğraşıyorsanız.. bu yazının muhatabı siz olmayabilirsiniz. her kompozisyon. arkadaşlarımız ya da sevgililerimiz bizi yanlışlarımızdan dolayı kınarlar. Sanatçı "iyi" değil. ne kadar sakarım!" düşüncesi beynimizden şimşek hızıyla geçer. Bu ise içimizdeki eleştirmenin fazla mesai yapması için mükemmel bir fırsattır. Bazen bu öyle hızlı olur ki. işlerimizin yeterince iyi olmaması durumunda ise toplumsal geribildirim genelde olumsuz olur. "Nasıl böyle bir aptallık yaptım?!" "Ne kadar da beceriksizin tekiyim!" "Benden adam olmaz!" Đçimizde sanki bir eleştiren. Hatta onlardan önce biz. sözlerimizin. (Bu eleştirilerin ne kadar acı verdiğini anlatmama gerek var mı? Var ise. Zira işiniz gereği sürekli olarak yeni. Zira derdini yeterince anlatabilen bir yazı oldu. farkına bile varamayız eleştirinin. Bunun altındaki nitelikte herşey içsel eleştirmen tarafından acımasızca eleştirilir. bu konuyla ilgili yazacağımı duyurduğum yazının ilk müsveddesi yer alıyor. davranışlara. kendilerindeki bu "mükemmelliyetçi" tavrı bir "üstünlük göstergesi" olarak sunarlar: "Ben. davranışları. her melodi bu içimizdeki eleştirmenin olumsuz yorumlarına maruz kalır: "Yeterince iyi değil" "Sen kendine sanatçı mı diyorsun?" "Yeteneksiz bir yazar olduğunu herkes anlayacak" "Kendini küçük düşüreceksin. Sanki sürekli bir performans testi halindeyizdir. çok iyi. yani davranışlarımızın. Bu nitelikleri taşıyan işlerin bizi başarılı ve mutlu edeceğine inanırız. Bu yüzden de onların içindeki içsel eleştirmenin değerlendirme kıstası da "mükemmel"dir. Tek başımıza yemek yerken çatalı yere düşürsek bile. sanatta mükemmelden aşağısı olur mu?" *** Oysa mükemmellik bir yanılsamadır. Ama daha fazla bekletmek istemedim. orijinal. Ve insanları. Bu ilk hali. Bulduğunuz her fikir. "Off. çünkü ileride biraz değişecek. her sahne. Aksi durumlarda. sanatçılarda birkaç kat daha gelişmiştir. hatta en doğru birşey olduğunu zannederler: "Tabi canım. ama bir sanatçı için sıradanlık. Zira bir ev kadının yaptığı yemeğin yenilebilir düzeyde güzel olması kâfidir. yine!" "Bence sen bu işi bırak ve bir markette tezgahtarlığa başla. ebeveynlerimiz." Sıradan insanlarda ortalama bir düzeyde işleyen bu içsel eleştirmen. eserlerimde mükemmelden aşağısını kabul etmem.) Bazı insanlar."MÜKEMMELLĐYETÇĐLĐK VE ĐÇĐMĐZDEKĐ ELEŞTĐRMEN" Aşağıda. ya da üretimleri bu kıstasa göre değerlendirmek." "Mükemmel" kavramı ile birlikte gelen olumlu anlamlara kanan diğer insanlar da bu tavrın çok doğru. hatta mümkünse mükemmel olmaya çalışırız. istisnasız olarak o insanlara. bu tür hatalar yaptığımız için kendimizi düpedüz azarlarız. ya da üretimlere haksızlık etmek demektir. Gerçek hayatta ulaşılması imkansız olan bir çıta. ortalama olmak. yaptığımız işlerde iyi.

Peki neden bilinçaltı diye birşey var. bilinçaltına itmesiyle mümkündür. baykuşlar gibi olurduk. kavramlar. Yaratıcılığın kaynağı olan bilinçaltı da artık birşey yollamayı keser. eskisinin birkaç katı büyüklüğe ve şiddete ulaşır. o da zaman zaman açığa çıkmaya başlar. güzel davranmak amacıyla bu otoriteleri "içselleştiririz" ("introjection"). Onu kontrol edemezsiniz ama geçici bir süre için bastırabilir. sonra küçülür. Zira yaratıcılığın kaynağı olan bilinçaltı. baskılayabilir. doğru. öyle düşünmemek gerekiyor. sonra arkadaşları ve toplumun geri kalanıyla sosyalleştikçe kendi isteklerini bilinçaltına itmeyi. yaratıcılıktan alıkoyacak kadar acımasız bir biçimde yargılaması. "Şunu doğru yaptın. bu içsel eleştirmenin eleştirilerine maruz kalınca. toplumun normlarına uymayı öğrenir. bizim bir tür olarak hayatta kalmamızı sağlayan medeniyeti kuramazdık. değerlendirme için bir başkasına verdikleri eserleri hakkında geribildirim almaya gittiklerinde ilk söylediği şey şu olur: "Durun siz söylemeyin: Berbat olmuş değil mi?" Đçsel eleştirmen iş başında!) Mükemmeliyet kıstasını kullanan içsel eleştirmen en büyük darbeyi. Đnsanın bilinçaltının ilginç bir özelliği vardır. bu içsel eleştirmeni susturup bilinçaltlarına tekrar ulaşmak için ne yaparlar dersiniz: ALKOL ile bilinçlerini bulandırırlar. korkunç bir canavar olduğu anlamına gelmez. değerlendirir. bu eleştirmenin fazla mesai yapması. bu esnada içsel eleştirmen faal olamadığı için 33 . ilk doğduğumuz andaki gibi sınırsız ve sorumsuz isteklerimizle yaşamaya devam etseydik. Birey önce anne babasıyla. susturabilirsiniz. Bu içsel eleştirmenin "mükemmelliyet" kıstaslarına uyan fikirler bulamadıkları için haftalarca ya da aylarca ellerine kalem almazlar. öyle bir grup vardır her toplumda). bir insan olarak. sanatçının yaratıcılığına vurur. sanki kendimizden. yaş ilerledikçe ya da o sanatın profesyonel çevrelerine girince yaratıcı coşkusunu kaybetmesinin temel nedeni de budur. bireylerin bu normları öğrenmesinde kullandığı ya da kullanılan kavramlardır. etrafımızda anne babalarımızın ya da bizden sorumlu otoritelerin olmadığı dönemlerde dahi davranışlarımıza şekil vermek. bir eleştirmen oluştururuz. Aslında biz bilinçaltımızız. Ve bu eleştirmenin bulunması son derece normal. Medeniyetin kurulması ve yaşatılması.genelde de birkaç misli büyütülmüş ve büyük ölçüde çarpıtılmış olarak. ne zaman ve ne kadar akacağına bilinçaltı karar verir. bizim içsel eleştirmen dediğim şeydir. Hepsini alır. Bilinçaltı kendisine yapılan ve kendisine atılan hiçbir şeyi unutmaz. Bu bilinçaltına itme sürecine. (Peki bu durumda sanatçılar. her yeni doğan insanın. Đşte bu. iyi. Yani bütün duygularımızın ve düşüncelerimizin kökeni bilinçaltımızdadır. en sonunda da kurur kalır. Ama sadece geçici bir süre için. ayıp. keşif. bunu yanlış yaptın" diyen. ilham dediğimiz şeyler. "Kötü.bir su kanalı düşünün. insanın bilinçaltından bilinçüstüne döşenmiş bir duygu ve düşünce kanalı gibidir . Bu kanaldan neyin. sosyalleşme denir. ama içinden fikirler. yaratım. alma cesaretini gösterip birşeyler yazdıklarında ise mükemmel olması için o kadar çok ve sık değişiklik yaparlar ki ortaya ilk yaratımın coşkusundan eser taşımayan. eleştirmenin acımasız darbelerinden sonra önce tırsar. ve uygun bir zamanda size aynen geri iade eder . bunların hiçbiri olamazdı. bilinçaltımızın bize (bilincimize) bu "yaratıcılık kanalı" ile verdiği şeylerdir. Ama bu. çakallar. özellikle de yazarların bu içsel eleştirmenden çekmedikleri kalmaz. Artık ancak alkol ve benzeri uyarıcılar sayesinde. Bu içsel eleştirmen. duygular akıyor. özellikle de bizi. Gençliğinde ya da amatörlüğünde son derece yaratıcı olan insanların. Gereksiz olan şey. Bizim buluş. yani sanatçı hassasiyetine sahip kişileri (evet. Đnsanların "yaratıcılığımı kaybettiğim" dediği şeylerin başında bu gelir (diğer nedenlere sonra değineceğiz). Bu yüzden bilinçaltını olumsuz birşey gibi görmemek. Ruhumuzda.Sanatçıların. bilinçaltının kötü. yanlış" gibi kavramlar. Bunun nedeni basit. Kurtlar. Sanatçının yaşam kaynağı olan bu melekesi. (Genç yazarların. ucubik şeyler çıkar. ruhumuzun bir parçası haline getiririz. *** Yaratıcılık. Eğer bu kökler olmasaydı. bizden bağımsız bir yargıç. Eğer biz. hatta gerekli birşeydir. Đşte birey olarak bu normları öğrenirken. bazı isteklerini bastırması. artık eskisi kadar çok şey ve sık göndermemeye başlar. eleştirmesidir.

(Bu susturma işinin alkolle yapılmasına SON DERECE KARŞI olduğumu söylememe gerek var mı?) Bilinçaltı size önce saçma sapan şeyler gönderir. "dışarıda bırakmak".. bilinçaltı kendi cevherlerini yollamayı keser. Yaratıcı insanların yapması gereken şey. Bunlar sanki. içsel eleştirmenin ortalıkta olup olmadığını sınamak için bilince atılan yemlerdir. içsel eleştirmenin ise tamamen sustuğu bir ortam ister. 34 . Bir çok yaratıcılık sorunumuzu çok alakasız yerde (diş fırçalarken. ya . diğerlerini de dışarıda bırakmaktır "atmak" değil. ona göre. kendi sentezlerini önce yavaş. bir Türk atasözünde çok güzel bir biçimde anlatılmıştır. (Bir karşılaştırma için Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Huzur"u ile Orhan Pamuk'un herhangi birşeyini arka arkaya okuyun). aklımıza aniden bir fikir gelebilir. *** Yaratıcılık. içsel eleştirmenimizin yaratıcı bilinçaltımız üzerindeki baskısını hafifletmiş olmasıdır. uyumlu bir birliktelik oluşturanları bir araya getirmek. bilinçaltı suyu keser. içsel eleştirmenin kurbanı olacağını bilir. Tabii bu bahsettiğim. bir kenara not eder. ruha dokunmayan. Zira ne yollarsa yollasın. Eğer içsel eleştirmen ortalıkta ise ve aklınıza gelen ilk fikrin üzerine atlayıp "HAH! Bu NEKKADDARDA saçma bir fikir! Aptalsın sen oğlum/kızım!" diyorsa. Bu yüzden aklınıza gelen her türlü fikri hemen -HEMENbir kenara not etmeli. yine yargılamadan bir deftere yazmalısınız. Bir yazar.aşağılamak için kullanmaları ise. Kendi yaratıcılık alanımızın dışındaki bir işle uğraşırken. bilinçaltı kendi buluşlarını. içsel eleştirmenimiz iş başında olmadığı için (en azından. bu rahatlayan. Ama içindeki sanatçıyla barışık olanların bu tür eserleri anlaması ve değerlendirmesi 1-2 saniyeyi aşmayan birşeydir. Bu tür eserler veren insanlar ve bunları bir halt zannedip yüceltenler de var ne yazık ki. gündelik hayatın hayhuyu içinde de geçerlidir. çok özel bir süreçtir. sonra giderek artan bir hızla bilince akıtmaya başlar. Eğer yargılarsanız. bilinçle yazılan. ve istisnasız kupkuru olan. onun size verdiği herşeyi ama HERŞEYĐ yargılamadan kabul etmeniz gerekiyor. kendilerine lütfedilen bu nimeti geri çevirmez. Eğer içsel eleştirmen ortalıkta yoksa. oradaki "Hiçbir fikrin aptalca ya da komik bulunmaması" uygulamasının yaratıcılık üzerindeki olumlu etkisini göstermekti. Size gelen herşeyi hemen kullanmak zorunda değilsiniz. bilinçaltı da yaratıcılık kanalının vanalarını açar ve buluşlarını yollamaya başlar. durakta otobüs beklerken. Bu nedenle birçok akıllı yazar. dosyalar. Đçsel eleştirmenin tamamen devre dışı olduğu durumların başında uyku gelir. Đçsel eleştirmen iş göremez hale geldiğinde. o yaratıcılık alanıyla ilgili olarak bizi eleştirmediğinden). Bilincin nispeten sakin olduğu. hatta bunlardan bir bölümü tamamen saçma gibi görünebilir en başta. (Đçsel eleştirmenin tamamen devre dışı olduğu iki durum. Benzer bir durum. ne yazacağına karar veremez. Eğer bilinçaltınızı ürkütüp kaçırmamak istiyorsanız. Ama birçok yazar. acaba bunun geri kalanını algılayabilecek hale geldim mi diye.sen bile. içimizde birşeyler oluşturmayan eserlerle ilgili değil. bilirsiniz: Türkün aklı ya kaçarken. bu saçma görünen ilk fikirlerin daha sonra nasıl harika eserlere dönüştüğünü bildiğinden. Siz de bu fikri düşününce dahi bir ferahlama hissetmiyor musunuz. yataklarının hemen yanı başında bir kağıt ve kalem bulundururlar. içinizde ılık ve rahatlatıcı bir lodos esmiyor mu? "Her türlü fikri üretebilirim ve beni kimse eleştiremez .. Bu saptamanın doğruluğu karşısında hayrete düşmemek elde değil. Ama insanların bu saptamayı Türkleri -kendilerini. ya da bambaşka bir işin ortasında) çözmemizin nedeni. neyi eserinin içine koyabileceğine karar verebilir ancak. Sonunda da genç yaşta karaciğer yetmezliğinden terk-i diyar ederler!) *** Bir önceki yazıda beyin fırtınasını ele almamın nedeni. ! Gerisini anladınız. ve zaman zaman da onlara geri döner. akılla. bu lodosu estiren şey bilinçaltınızdan başkası değildir. ey gıcık iç eleştirmen!" Đşte bu konuşan. başka bir yazının konusu olan başka bir hayretin vesilesi). bilinçaltının kendilerine verdiği şeyler arasında.akıllarına gelenleri yazarlar ya da çizerler.

bu kadar çok şey yaratmanıza şaşabilir ve bunların kalitesiz olduğunu bile düşünebilirsiniz. sonra değerlendirme yapın. Zira bilinçaltı bu "aptalca" değerlendirmelerini duyar (ne de olsa sizin ruhunuzu bir parçası. Ve dediğim gibi bu değerlendirmeyi de "Allahım ne kadar aptalca şeyler yazmışım" şeklinde değil de. Kural bu. Oysa durum bu değildir. Bir süre sonra.. yaratın. Yani bilinçaltınızı bunun aksine ikna edemezsiniz. Ve bunun pazarlığı da yok. o kadar. basit bir eleme olarak yapın. mümkünse en azından bir uzun uyku geçsin. Hem yaratma. Hatta önceki fikir tıkanıklığınız hatırlayıp. eğer bu söylediğim yöntemi uygularsanız. üzerinden birkaç saat.. Önce yazın. Değerlendirme varsa yaratma yoktur. hem değerlendirme aynı anda olmaz.Şu da önemli: Yazmak için oturduğunuzda. Fikirler artık daha kolay gelmeye başlar. yaratım sürecinin daha sancısız olduğunu görürsünüz. 35 . hatta büyük parçası) ve bir sonraki yaratım süreciniz biraz daha sancılı olur. sadece içsel eleştirmeni susturdunuz ve bilinçaltınız size hediyelerini göndermeye razı olmuştur. değerlendirme işlemini sonraya bırakın.

aylar. makinalarla insanlar arasında muazzam bir çatışmanın olacağına işaret etmektedir. SENARYO OLMAYA DEĞER BĐR FĐKRĐN ÖZELLĐKLERĐ 1) Senaryo haline getirilecek fikrin. Ama herhalde şuna kimse itiraz etmez: evlenilecek kişiyi belirlerken. Đnsanlar.EVLENĐLECEK KIZLAR. o dönemde kadınların sahneye çıkması yasak olduğu halde. Bu o kadar güçlü bir çatışma olmalıdır ki. bir kısa hikaye olabilecek fikirler farklıdır. Bu nedenle hangi fikre yatırım yapacağınızı çok iyi seçmeniz gerekir. Az miktardaki kaynakların doğru tahsisi. 36 . gönül eğlendirme tarzı bir ilişkide aranan özellikler başkadır. Ne yazık ki bulundukları gemi. seyircide ilgi uyandırmalıdır. kadınların sahneye çıkması yasak olduğu halde oyuncu olmakta ısrar etmekte ve kılık değiştirip sahneye çıkmaktadır (dış çatışma). Shakespeare ilhamını kaybetmiştir (iç çatışma) ve parasızdır (dış çatışma). erkek kılığına girerek bu oyunda oynamaya başlar. Lady de Lesseps de. Burada bu ayrımın altında yatan nedenleri ayrıntılı olarak ele alacak değilim. Ama Türk sinemasında yanlış bir fikre yatırım yapmak. kısa bir süre sonra evlenecek Lady De Lesseps'e aşık olur ve Romeo ve Juliet'i yazmaya başlar. Hollywood gibi kendi çarkını döndürebilen dev sektörler. bir gemi yolculuğu sırasında tanışır ve birbirlerine aşık olurlar. Lady De Lesseps de. o yapımcının ihya olması ile imha olması arasındaki seçime denktir. Yani elinizin altında mutlaka bir DVD'sinin olması gerekiyor. Bu ayrımı yapamıyorsanız. senaryo olacak fikirler için de geçerlidir. fikir bir iki cümleyle ifade edildiğinde bile çatışmanın büyüklüğü. Matrix. filmin hemen sahnesinin buram buram bu çatışmayla dolu olduğunu da hatırlayacaklardır. film olamayacak. öncelikle çok sağlam bir çatışma içermesi gerekir. Bu fikrin de içinde bir çok çatışma barındırdığını söylemeye gerek yok. Filmi izleyenler. başarısız on filminin zararını karşılayıp kar bile bırakabilir. bu alanda yapılabilecek hataları belirli bir yere kadar tolere edebilir. evlilik için aranan özellikle başkadır. Yani kısa vadeli. onun uzun süreli bir ilişki kurma ve devam ettirme yeteneklerine bakılır esas olarak. Aynı şeyi erkekler için de söylemek mümkün: Eğlenilecek erkekler ve evlenilecek erkekler vardır.) Aşık Shakespeare: Đlhamını kaybetmiş ve beş parasız olan William Shakespeare. Bunu fark ettiğinizde vakit çok geç olabilir. Kısa film olabilecek fikirler farklıdır. birkaç gün sonra feci bir şekilde batacağını bildiğimiz Titanic'tir. (Bu arada. SENARYO OLACAK FĐKĐRLER Ayrımı duymuşsunuzdur: Eğlenilecek kızlar vardır. kendinizi aniden yanlış bir fikir üzerine kurulmuş uzun vadeli bir ilişki içinde bulabilirsiniz! Haftalar. Evlenecek olan bir kadına aşık olur ve onunla ilişkiye girer (dış çatışma). sinema filmi olabilecek fikirler farklıdır. televizyon dizisi olabilecek fikirler farklıdır. evlenilecek kızlar vardır. Bu ayrımı yapabilmek bizimki gibi senede ortalama 30 film çekilen bir sektörde çok büyük önem taşır. Sadece yukarıdaki iki cümle bile. Titanic: Farklı ekonomik sınıflara ait nişanlı bir genç kadın ile bekâr bir genç adam. Ne demek istediğimi anlatmak için bazı örnekler vereyim: Matrix: Makinalar (Bilgisayarlar) varlıklarını sürdürebilmek için gerekli olan enerjiyi elde etmek amacıyla insanları köleleştirmiş ve onları sanal bir dünyaya hapsetmiştir. olmaması gereken bir fikir üzerinde çalışabilirsiniz. bu sanal dünya hapishanesinden kurtulmak için Neo adlı bir bilgisayar korsanı önderliğinde savaşırlar. Aynı şey. sinemamız için ölüm kalım meselesi niteliğinde bir tercihtir. "Zorunlu Müfredat"ın bir parçası. zira bir stüdyonun başarılı bir filmi. hatta belki yıllar boyunca. Zira bu filme sık sık atıfta bulunacağız.

Bu film bol miktarda içsel ve kişisel çatışma içeriyor. Ama bu gelişim içsel ve kişisel çatışmalarla meydana geliyor: Lester. komşusunun oğlundan edindiği uyuşturucu ile birleşince. Ayrıca kız. karısı ve patronuyla çatışıyor. daha anlamlı hayatlar sürmeye başlıyorlar.Burada da çok çeşitli ve güçlü çatışmalar var: Üst sınıftan bir kız ile alt sınıftan bir erkek birbirlerine aşık oluyorlar. Netice: Tarihin en yüksek hasılatlı filmi! Amerikan Güzeli: Lester Burnham (Kevin Spacey). donuk bir hayat yaşamaktadır. Arada bir uğramanızda fayda var. hikayenin merkezine yeterince güçlü bir çatışma yerleştirmemeleri. hem de yüzeysel arkadaşı ile çatışıyor. filmin başındaki donuk hayatlarını terk edip (nispeten) daha coşkulu. Gemi batarken yolcuların birbirleriyle ve fiziksel ortamla (gemi. hem annesi. Filmde değişim geçirmeyen tek karakter. soğuk deniz) verdikleri mücadele de filmdeki çatışmaları çeşitlendiriyor. Komşu. Komşunun çocuğu. Aşık gençler hem kızın ailesi ve nişanlısıyla. Đşinden ayrılır. kendisiyle çatışıyor (adam. Kızı. ve komşularının çocuğunda da meydana gelir. arabasını satar ve yeni bir spor araba alır. Benzer içsel değişimler karısının. kızının. soğuk hava. heyecandan. Bu yüzden konu iyice netleşene kadar bu yazıya başka örnekler ekleyeceğim. Karısı Lester ile çatışıyor. hem de batmakta olan gemi ve içindekilerle. *** Bu konu sandığınızdan çok daha önemli ve ne yazık ki genç yazarların en büyük hatalarından biri. babasıyla çatışıyor. hem babası. karısının muhalefetine karşın içinden geldiği gibi davranmaya başlar. Ama bu kişileri. kendi ruhuna ihanet ettiği için. zevkten. coşkudan uzak. spora başlar. Bu iki durum da ortalama bir filmi götürmeye yetecek kadar çatışma (kişisel çatışma) barındırıyor. sonra da buz gibi denizle mücadele etmek zorunda kalıyorlar (kişisel ve dış çatışma). Lester'ın komşusunun ruhsal açıdan iyice dengesini kaybetmiş karısı. 37 . Kızının arkadaşına duyduğu ilgi ile tekrar hissetmeye başladığı heyecan. yaşanacak çatışmalar tam anlamıyla tavan yapıyor (dış çatışma). zengin bir adamla da evlenmek üzere. eşcinsel eğilimleri ile yüzleşmek zorunda kalıyor). bir de tarihin en büyük deniz kazalarından birini yaşayacak olan Titanic'e koyduğunuz zaman. Karakterlerin hepsi.

zira bunun çok dürüst bir eser olduğunu.BĐR DE BURADAN BAKIN: RAY BRADBURY'YE GÖRE YARATICILIĞIN KAYNAĞI Ray Bradbury ile yapılan bir röportajdan kısa bir bölüm yer alıyor aşağıda. Bence insanlar bu nedenle yazdıklarımı seviyor. bunları gerçekten de bilmiyorum. bazen ise iki ya da üç yıl alır. Gevşemenin faydasını ve sezgisel tarafımın keyfini çıkartmayı hayatımın daha sonraki dönemlerinde öğrendim. Bilinçaltım birşeyi yapmaya hazır olduğunda yapıyor. ama üzerinde çok çalışmadım. zihninizin gevşemiş olduğu ve aklınıza birşeylerin geldiği bir dönem vardır. son derece sezgisel olduğunu ve rüyalara benzediğini biliyorlar. Bu size hep böyle mi olmuştur? Eserlerimin yaklaşık %60'ında böyle olur. Ben hayal kurmaya inanmam. Bu şeyler bana çoğu zaman sabah 7 civarında uyanırken gelir. yaklaşık 40 sene önce gevşemeyi ve daha çok keyfime bakmayı öğrendim.org/author-interviews/bradburyray 38 . bu hikayede ise 55 sene aldı. Bu esnada. Belki yılda bir kere. akıl yoluyla (entelektüel olarak) düşünmediği o gevşemiş hâle inanıyorum. Bu 50 ya da 40 veya 20 sene önce de aynen bu şekilde mi oluyordu? Hayır. ama bilmeyenler için. hayır. Bu arada bu hikayenin parçalarını yazıyor muydunuz? Oraya buraya notlar alıyordum. "From the Dust Returned"de hikayeye kaldığınız yerden devam etmek zor muydu? Hayır. Kontrol bende değil. Ben birşeyler hayal etmem. *** Kaynak: http://www. bazen işleri daha çabuk bitirirsiniz.indiebound. Đnsanlar "Hiç bir hikaye hayal ettiniz mi?" diye sorarlar. Zaman geçer.bunlar kendiliğinden meydana gelir. Ben bu gibi şeyler hakkında düşünmem . işte tam bu sırada yataktan fırlarsınız ve koşup bunları yazarsınız. tamamen uyanık olmadığınız bir hâlde algılarsanız herşeyi. kendisinin bilim-kurgu ve fantezi yazarlarının en önde gelenlerinden biri olduğunu söylemekle yetinelim. ama uyanma ile tam uyanıklık arasında. Bu bana hep olur. Bradbury'yi bilen bilir. Gelecekte Elliot ailesiyle ilgili daha çok yazmak isteyebilir misiniz? Neyi neden yaptığınızı asla bilemezsiniz. bir hafta ya da bir ay içinde. Bundan elli sene önce hikayelerim hakkında çok fazla düşünürdüm. Ben insanın uyanırken. Ben kendi işimi asla akıl yoluyla açıklamaya çalışmadım: hikayeler nerden geliyor. neden o şekilde gelişiyorlar. Bu benim başıma hiç gelmemiştir. Bütün işi bilinçaltım yapıyor. Bütün bunlar benim için hâlâ bir sır.

Bir başka Geçerlinin (Jerome ile ilk önemli rolünde Jude LAW) kan ve idrar örneklerini kullanırak ve kendini de geliştirerek. (Yanlış hatırlamıyorsam bu film Türkiye'de gösterime girmedi. sadece Geçerlilerin yapabileceği bir işe. içinde yaşadığımız dünyanın. ama VCD olarak Pinema Palermo tarafında yayınlandı. Hikaye bu ortamda geçer. seyirci tarafından beğenilme olasılığı da o kadar fazla olur. 60 milyon yıldır yeryüzünde yaşamayan bir canlı türünün. yani uzaya gidebilecek midir? Bilim kurgu gibi görünen. Bir fikir ne kadar orijinalse. ama yine çok orijinal bir fikre dayanan bir film var: "GATTACA". Bu.. bizi insan yapmaya yetmediğini çok güzel anlatır. yani dinozorların. "The Matrix" filminde. Orijinal fikirlere dayanan filmlere örnek olarak "Jurassic Park" "The Matrix" ya da "Monsters Inc" (Sevimli Canavarlar) verilebilir. Kendinizi zayıf ve yenilmiş hissettiğinizde de çok işe yarayacaktır. Artık bütün hastalıklar.ORĐJĐNAL FĐKĐR . insanları uzaya götüren GATTACA adlı şirkete girer. fikre bakınız!). Ve bu dünyada. senaryoya kaynaklık eden fikrin orijinalliğidir. Bu filmler kadar iş yapmayan. Canavarların. küçük çocukları korkutarak. ten rengi ve cinsiyeti bile önceden belirlenmektedir. Genetik yapısının uygun olmaması. Jurassic Park'ta. Bu şekilde genetik olarak "ısmarlanmış" insanlara "VALID" (Geçerli) denmektedir. ama gerçekleşmesine çok az kalmış bu dünyanın mükemmel bir eleştirisidir GATTACA (yazıp yöneten: Andrew NICCOL). sadece kaliteli genlere sahip olmanın. Hatta bebeğin saç. Acaba Vincent bu soruşturmayı atlatıp arzusunu yerine getirebilecek. bilgisayarlar tarafından üretilen sanal bir dünya olduğu fikri işleniyordu. tekrar üretilmesi ve insanla karşılaşması fikri işleniyordu.. Vincent'in foyasının ortaya çıkma riskini doğurur. Bunu da genetik bilimindeki gelişmeler sayesinde yapmaktadırlar. onların "çığlık enerjisi"nden faydalanması fikri ele alınıyordu ("Çığlık enerjisi" ha. yani uzaya gitmeye karşı büyük bir arzu duymaktadır. Ismarlanmamış. ve uzaya gitmeye hak kazanır. "Đnsan ruhunun geni yoktur" anafikri. doğal yöntemlerle doğan insanlara ise "INVALID" (Geçersiz) denmektedir. 39 . 20-30 yıl sonrasının bu klasiğini kaçırmayın. onu bu rüyayı gerçekleştirme fikrinden alıkoymaz. Geçerli insanlar lehine bir ayırım yapılmaktadır (örneğin işe alırken). daha doğmadan önce bebeğin genlerinden çıkartılmaktadır. Vay canına. doğacak çocuklarının özelliklerini "sipariş" edebilmektedir. insanlar.) Filmin dayandığı ilginç fikir şu: Pek de uzak olmayan bir gelecekte. "Sevimli Canavarlar"da ise. bütün çalışanların sorgulanmasına neden olur.1 Senaryoların başarılı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri de. Fakat Vincent'in uzaya gitmesine bir hafta kala GATTACA'da işlenen bir cinayet. Doğuştan Geçersiz olan Vincent adlı bir genç. göz.

iki mekanda geçiyor. Telefondaki adam Stu hakkında herşeyi bilmektedir. yakında BÜYÜK ĐSKENDER olarak karşımıza çıkacak) bu film. O oyuncuya da çeşitli yalanlar söyler. Stu'yu uzaktan izleyen ve dürbünlü tüfeğini şu anda ona doğrultmuş bir adama aittir (Keifer Sutherland). Filmin konusu kısaca şöyle: "Stu" (Colin Farrel). bir telefon görüşmesi yaptığı telefon kulübesindeki telefon çalar. Telefondaki ses. (Neden en iyi olduğunu filmin sonunda anlıyoruz). Fakat telefondaki adam. Ayrıca. Đlk mekan. Karısının nerede çalıştığını. uzun bir stedicam çekimi: New York sokakları. Ve telefon kulübesinden çıktığı takdirde Stu'yu vuracağını söyler. ya da büyük setlere gerek olduğunu zannedenler için hızlandırılmış bir kurs niteliğinde. Đşi gereği sürekli olarak yalan söylemekte. Joel Shumacher'in yönettiği (başrolde Colin Farrel. Gerilimin yavaş yavaş arttığı ve finalde patlama noktasına geldiği müthiş bir film "TELEFON KULÜBESĐ". medya yıldızları ile yayın kuruluşları arasında aracılık yaparak geçimini sağlayan biridir. Ve. Bir gün. bütün yalanlarını. ya da gerçekleri saptırmaktadır. Telefon Kulübesi'nin bulunduğu sokak. belki hayatının en iyi hatasını yaparak telefona cevap verir. Stu'nun hayatı yalandır yani. talebinde ciddidir. Bu tavrı kişisel ilişkilerinde de sürdürmektedir: karısına ve asistanına da yalan söylemektedir. dar bir alanda oluşturulan dramatik gerilimin en iyi malzemesinin "insan ruhu" olduğunu da gösteriyor bize. kendisini telefon kulübesinden çıkarmaya çalışan bir pezevenk ile tartışmaya başlar. Stu itiraz eder. ama herkes cinayeti Stu'nun işlediğini zanneder. O kadar. karısını ve müstakbel sevgilisini arayıp onlara bütün gerçekleri itiraf etmesini ister. Telefondaki adam. pezevengi tüfeğiyle öldürür. ama eli tüfekli adam."TELEFON KULÜBESĐ" Yakın zamanda sinemalara uğrayan en orijinal fikirli filmlerden biri de "TELEFON KULÜBESĐ" ("Phone Booth") idi. Ve Stu.ORĐJĐNAL FĐKĐR 2 . Stu buna sinir olur. Bunun üzerine Stu ile telefondaki adam arasında çok ilginç diyaloglar başlar. onu buna zorlar. "Telefon Kulübesi". ama yapabileceği bir şey yoktur. görsel efektlere. Đyi bir film için gereken ilk ve en önemli şeyin iyi bir senaryo olduğunun somut bir kanıtı. Bu sırada Stu. Evli olduğu halde. Bu cinayet üzerine işin içine polis de girer (Forest Whitekar). yatağa atmaya çalıştığı genç kızı. ağırlığı birinde olmak üzere. ünlü olmak isteyen genç bir oyuncu adayını yatağa atmaya çalışmaktadır. Đkinci mekan ise. hem de bu fikrin yol açtığı bütün güçlüklerin altından kalkmasını biliyor. iyi film için pahalı mekanlara. 40 . senaryo açısından gerçekten de hem çok ilginç bir fikre dayanıyor.

Jack Nicholson Kurt Adam'dır (eski filmleri bilmeyenlere hatırlatalım. Ne kadar az sözcük kullanırsanız. Böylece bu insanlarlar fikrinizi dinleyip. büyük film stüdyolarının sanatı boğmak ve kârlarını artırmak için uydurdukları bir şey mi? Anlaşılan öyle. sizin sunuşunuzu dinlemeye. bunu emir komuta zincirindeki başkalarına anlatabilir ve onların merakını uyandırabilirler. Nicholson'ın böyle bir filmi var. Eğer bir fikrin anlatılması ya da anlaşılması zor ise. gerçek bir parlak fikir yaratabilmek için. ticari filmler çekmek istiyor olabilirsiniz. Eğer projeniz büyük bir stüdyo ya da yayıncı tarafından satın alınacaksa ya da finanse edilecekse. filminizi seyrettikten sonra. Bence her iki durumda da parlak fikir önemlidir. "concise") şeklinde formüle edebilme yeteneğini gerektirir .çok etkili bir parlak fikirdi. Film pek iyi olmadı. Bu fikir insanda bir duygusal tepki uyandırır ve sadece dokuz kelimeyle ifade edilen bu fikir ile izleyiciler filmin ne hakkında olduğunu bilirler: Kıyamet. senaryonuzu okumaya. hikayenizin ne olduğunu çok iyi bilmeniz gerekiyor. senaryonuzu okuyup. aynı zamanda kısa da olması gerekir. Parlak bir fikir yaratmak için fikrinizi en güçlü ve öz (kısa. Halkın. 41 . aynı zamanda hikayenizin tam özüne de ulaşmanız gerekiyor. bu parlak fikir düşüncesi. bu emir-komuta zincirinde asla yukarılara doğru ilerleyemeyecektir. merak uyandırıcı bir fikirdir. Texas eyaleti büyüklüğünde bir astroid dünyaya doğru hızla yaklaşmaktadır. Bir yazar ya da senarist olarak başarılı olmak için. Parlak fikir. Sürecin sonunda ise hikayenizi pazarlamanız için kullanacağınız yüz haline gelir. bir kaç sözcükle ifade edilebilen ve herkes tarafından kolayca anlaşılabilen. fikrinizin sadece merak uyandırıcı değil. kitabınızın kapağında ya da filminizin afişinde göreceği şey bu parlak fikirdir. tipi de cuk oturuyor.gg). bir fikri de heyecan verici yapan şey de tanımlanabilir ve öğrenilebilir. Herkes bunun tam olarak ne anlama geldiğini bilir.tiyatro).PARLAK FĐKRĐ FETHETMEK Hollywood'da (sinema) ve New York'ta (edebiyat . başkalarıyla kurduğunuz iletişimi son derece kolaylaştıran bir kestirme çözümdür. sürecin hem başlangıcının hem de sonunun önemli bir bölümünü teşkil eder. fikriniz o kadar parlak olur. Şimdi. ya da "Harry Potter" gibi ünlü hikayeleri filme dönüştürmek istiyor olabilirsiniz. Jerry Bruckheimer. Đşte bu parlak bir fikirdir. bir başlığı ilgi çekici. Hakkında konuşulacak. Bu hedefinizi gerçekleştirmenizde size yardımcı olabilecek dört unsur vardır. stüdyonun emir-komuta zinciri içerisinde kolayca ilerleyebilmeli ve kendisini duyan herkesi. Çok iyi bir fikrin belirli bir anatomisi ve yapısı vardır. Ve burada da görevinizi çok az sayıda sözcükle gerçekleştirmek zorundasınızdır. Önce şunu söyleyeyim: fikrinizi. Peki PARLAK FĐKĐR nedir? Basit bir biçimde ifade edersek parlak fikir.bazı yazarlar "Hook" diyorlar buna . başarılı bir biçimde kurgulanmış bir romandan ya da güzel bir biçimde yönetilmiş bir filmden daha fazlasına ihtiyacınız vardır. Sürecin başlangıcında fikir.gg) .gg) anlamak. heyecan yaratacak. Ve daha en başta. hikayenizi yaratmanıza ve (yapımcıya/yayıncıya) satmanıza yardımcı olan güçlü bir tohumdur. "Ordinary People". ama fikir harikaydı . ya da "Altıncı His". . hikayenizin bütün yapısal unsurlarını çok iyi öğrenmekle kalmayıp. ve doğru insanların kendisiyle ilgilenmesini sağlayacak bir fikre ihtiyaç duyarsınız. bunu başarmanın anahtarıdır. ya da filminizi izlemeye istekli hale getirmelidir (Ama fikrinizi bu mekanizmaya sokmadan önce noterden adınıza tasdik ettirmeyi sakın unutmayın . Parlak Fikri ("High Concept" . Đkinci olarak "parlak fikir". Aradaki kademelerde (tercüme esnasında) kaybolup gidebilir. pazarlanabilir bir fikriniz olduğunu bilmek son derece iyi bir şeydir. Bu fikir. Bu nedenle burada bahsettiğimiz şey. Tepedeki insanlar bunu asla duyamayabilirler. Bir konuyu harika. "fikir" kraldır. James Cameron ve Steven Spielberg gibi son derece tantanalı. J.fikrinizi olabildiğince kısa ve harika ("marvelous") yapabilmelisiniz. bu sürecin her iki ucunda da işe yarayacaktır. bir kaç kelimeyle ifade edilebilecek güçlü bir şeye indirgeyebilmek için. Bir başka deyişle. Peki bir kıymet-i harbiyesi var mı? Bence var.

"hook/kanca" yerine de "olta"yı koymalısınız. HARĐKA BAŞLIK nedir? Harika bir başlık size hikayenin ne hakkında olduğunu . Hiçkimse size hayatın çok kolay olduğunu söylemedi. UFOlar.söylemekle kalmaz. belirli bir konudaki önemli olaylarla ilişkilendirilmiş sözcüklerdir. Bu nedenle sizi ve ulaşmak istediğini seyircileri gerçektenden büyüleyecek konular bulmanız son derece önemlidir. "Jurassic Park". gizem. Her hal ve kârda. "Acil Servis" ("ER"). Bu nedenle siz bu makaleyi okurken "parlak fikir" ifadesinin yerine "kanca"yı koymalı. "Kızları Öp". Kıyamet de bir başka popüler konudur. cinsellik. dinozorlar.keşfetmeye zorlar. Bu farklı türlerin her biri. hemen tüm dikkatimi veririm.konusunda yaşadığı terminolojik bir karmaşaya tanık oluyoruz. Çok iyi bir başlığınız ve büyüleyici bir 42 .gg) BÜYÜLEYĐCĐ KONU nedir? Büyüleyici konu." Dünyanın en ünlü aşıklarından birinin sırlarını öğrenme düşüncesi bana çok cazip gelmişti. para. bir kazadan sonra hayatta kalanlar. aşk hikayesi. ister Brendon Fraser ("Mumya"daki çocuk gg). Eğer bir başlık (isim). ister Đndiana Jones olsun.gg).* * * * BÜYÜLEYĐCĐ BĐR KONU HARĐKA BĐR BAŞLIK/AD TETĐKLEYĐCĐ OLAY. o zaman çok iyidir. Đlk masanın önünden geçtim ve gözüme bir kitap takıldı. adı üstünde. farklı bir duygusal macera başlatır. kendi başına bile merak uyandırıcı olan bir konuda olması işinizi çok kolaylaştırır. "Gladyatör". "Titanik". hikayenizin. değil mi :) . Benim en hoşuma gidenlerden bazıları şunlar: adalet. "Armageddon" da bu konu için iyi bir başlıktır (Armageddon. yani o türle bağlantılı olarak iştahınızı kabartır. ki bu hikayenizin sorununu teşkil eder.bazı yazarlar kancayı. sonsuz gençlik böyle başka bir sürü konu bulabileceğinizden eminim. Bu son derece önemlidir. "Mumya". Cinayet. sizi. seyircinin dikkatini hikayeye vermesini sağlayan ilginç/çarpıcı olay olarak kullanmaktadır -bu makalenin yazarı da kancayı bu anlamda kullanıyor. Başka bazı güzel film adları: "Aşık Şekspir". seri katiller. durdum.büyüleyici konuyu . "Altıncı His" gibi sözcükler. sizi bir keşif (REVELATION) gibi çarpar. bu filmde hissetmeyi bekleyecekleri duyguları teşhis etmelerinde yardımcı olur. gizem.seyircier tarafından deneyimlenen duyguların kaynağını .ile aynı anlamda kullanırken -ben de bunlardanım. macera vb. ve mumyalar. (Bizden bir örnek "Çanakkale" olabilir . Derhal ilgilenmeye başladım. ölümsüzlük. Harika bir başlık bulduğunuzda. kendi başına bile merak uyandırıcı olan bir konudur. Gördüm. Büyü iyi bir konudur. "Roswell". Hikaye sadece konusuyle bile ilgilimizi çeker. "Titanik"ten daha iyi bir isim mi olur? Kayıp medeniyetler. hikayenizin aslında ne hakkında olduğunu keşfetmeye iten şeylerden biridir. "Yıldız Savaşları"."high concept" . Kısa bir süre önce bir kitapçıya gitmiştim. Đncil'de kıyameti anlatmak için kullanılan bir sözcüktür gg). Harika bir başlık (isim) bulmak sizi konuyu ve türü (janr) . "Atlantis" herşeyi anlatıyor. Karşı koyamam bile. önceden bilinmek istenen herşeyi söylüyorsa. Büyüleyici konuyu bulmak. ya da Donald Duck (çizgifilm). "Altıncı His". Geçmişte işe yaramış diğer konulardan bazıları nelerdir? Đnsanın içine şeytan girmesi. aynı zamanda eserinizin türünü (janr) de belirtir. "Roswell". ile bağlantılı duyguları uyandırır. Ve seyirciye. skandal nitelikli aşk hikayeleri. "Harry Potter ve Ateş Kadehi". Çok heyecanlanırsınız. uzaylılar. Bu sözcüğü duyar duymaz eserin dünyanın sonu ve bu olayla bağlantılı olaylar ve duygular ile ilgili olduğunu anlarız. Felaketler. Bana bir piramidin içinde geçen gizemli bir hikaye verin. Bir çok yazar "kanca"yı "parlak fikir" . Sanın aldım. ve geri döndüm. Đşte bu benim favorilerimden biri: "Kara Dul". hikayenin sadece en başında. Gözüme takılan kitabın başlığı şuydu: "Kleopatra'nın Gizli Günlükleri. Bir gerilim. Harika bir film değil ama harika bir isim. klonlama. (DĐKKAT: Burada. ki bu da hikayenizin benzersiz özelliğini ya da özel koşullarını ortaya koyar. Hollywood'un "HOOK" -kanca. Konusu büyü olan bir eser için "Merlin" iyi bir başlıktır (isimdir) çünkü Merlin bu olayla bağlantılıdır. iktidar (güç). Sonra yirmi adım yürüdüm. "Mükemmel Cinayet" ("The Perfect Murder"). ve OLTA.

Bu yazının ana fikri. aynı zamanda sürecin en başında (yapımcıya) ve en sonunda (seyirciye) hikayenizi satmanızı da sağlayacaktır. Harekete geçmek gerekmektedir. Büyük bir yangının söndürülmesi gerekmektedir. Hikayede. "STAKES") ve ilgimizi artıran bir şeydir. Bunların hepsi bir kaç kelime ile ifade edilebilir. Korkunç bir hastalık tedavi edilmelidir. harika bir isim. Elinizde bir sorun vardır ve bu sorun çözülür. Hikaye ne kadar büyük ya da küçük olursa olsun. Bu sorunun ortaya nasıl çıktığını ve nasıl çözülebileceğini göstermek. TETĐKLEYĐCĐ OLAY'dır. vs. Mahallede bir seri katil vardır. Đstilacı bir orduyla savaşılmalı ve ordu yenilmelidir. OLTA. Şeytan. hikayenizin sunduğu sorun ile yüzleşmeye zorlar. bu olay nedeniyle aksiyona geçilmesi gerekir. Eğer bir konuda ŞĐMDĐ harekete geçilmesi gerekiyorsa. Bir kadın kaçırıır ve kocası fidyeyi ödemeyi reddeder. hikayenizin benzersiz olan tarafıyla yüzleşmeye iter. Olta'yı bulmak sizi. • • • • • • Susan bir süpermarkette değil de Bermuda Şeytan Üçgeni'nde kaybolur.konunuz varsa. Evin kapısının önüne bir bebek bırakılmıştır. Bu. sorunun benzersiz bir yönüdür ve ilginç olasıklara işaret eder. bir soruna odaklanır. hikayenin ruhunu oluşturur. tehtidi daha tehlikeli ve merak uyandırıcı yapan bir güçlüğe işaret eder. yazan: James Bonnet 43 .o olmadan bir hikaye de olmaz. Bu tohum sadece harika bir hikaye yaratmanıza yardımcı olmakla kalmayacak. bu dört unsurun işinize çok yaradığını göreceksiniz. Yanardağın teki çölün ortasında değil şehrin göbeğinde patlar. Ve hikayedeki herkesin yaptığı herşey bir biçimde bu olayın sonucunu etkiler. • • • • • • • • Teksas eyaleti büyüklüğündeki bir astroid dünyaya çarpmak üzeredir. Harekete geçilmelidir. Đşte o meşhur dört unsur bunlar: Büyüleyici bir konu.yani bir sorun varsa ve bununla ilgili olarak yapılacak bir şey söz konusuysa. yolun yarısını katettiniz demektir. Eğer bir parlak bir fikir yaratacaksanız. Bahtsız aşıklar bir kilisede değil de Titanik'te karşılaşırlar. Sorunu saptar ve güçlüğü iyice vurgularsınız. Hikayeler sorunlar hakkındadır. Tetikleyici olay. Patlayan bir volkandan kaçılması gerekmektedir. Adam yakalanmalıdır. Bebeğe bakılması gerekmektedir. Bir bebek sevecen bir bakıcının değil de üç bekar erkeğin kapısının önüne bırakılır. Üçüncü unsur. Sorunu çevreleyen özel bir koşuldur ve kaybedilecek şeyleri (ÖDÜL. Tetikleyici olayın ne olduğunu bulmak sizi. Bu bütün hikayelerin ön koşuludur. sıradan bir "öteki kadın"la değil de güzel bir psikopatla evlilik dışı bir ilişki yaşar. O hikayedeki herkes de bir biçimde bu olayla ilgili (bağlantılı) olur. bunun tetikleyici bir olay olduğunu bilirsiniz . bu unsurlardan faydalanarak son derece güçlü bir tohum üretebileceğinizdir. Astroidin yok edilmesi ya da yönünün değiştirilmesi gerekmektedir. ergenlik çağındaki bir kızın bedenine girer. Kanca. tetikleyici olay ve olta. sorunun başlangıcı ya da nedenidir. Öldüren Cazibe'de (Fatal Attraction) başarılı bir avukat. hikayenizi taze yapan benzersiz bir özelliktir. Đnsan yiyen bir köpek balığının öldürülmesi gerekmektedir. Bu durum (sorun) hikayenin olmazsa olmazlarındandır . Eylemin (aksiyonun) nedenidir.

bu fikri ilk önce siz bulduğunuz için size çuvalla para vermeyi istemelidirler. hem diyaloğu. Đlginç cazibe unsuru nedir. ama bence ilginç cazibe unsuru daha iyi bir tanım. o kadar cazip olmalıdır ki Hollywood'daki insanları "neden bunu önce ben düşünmedim" diye başlarını taşlara vurdurmalıdır. hem karakterleri. Bundan biraz daha iyi (tamamen ticari açıdan. Şehirdeki herkes gibi ben de bir sonraki harika senaryoyu bulmak. filmin nasıl çekildiğine bağlıdır. ve merak uyandırıcı bir yön olmalıdır. hem yapısı.gg) insanlar bana senaryolar gönderir. en iyi haliyle bile Hollywood'da satın alınmayan bir fikri seçmiş olur. basit bir film fikri. Film en sonunda çekilse bile bu fikri seyirciye satmak zor olacaktır. daha en başta. Ama artık var. eğer insanları cezbetmiyorsa. Hayal kırıklığım genelde ikiye katlanır.ama burada çok sayıda şey. bu senaryonun.daha önce yapılmamış . Buna bir "kanca" diyebilirsiniz. hem de tasvirleri kabul edilebilir. zira bunun neden satın alınmayacağını açıklamak son derece zordur. Tamam. filmin çıkış noktasını oluşturan fikirde bir şeylerin eksik olduğu olur. yani Hollywood'a satış açısından iyi) olan bir başka fikir de şu olabilirdi: 44 .ĐLGĐNÇ CAZĐBE UNSURU ("STRANGE ATTACTOR") Evet. Đlginç cazibenin yerine parlak fikir de diyebilirsiniz. Aslında fraktal geometriden bir sözcük grubu arakladım. işe koyulalım artık. Fikrinizde çekici. ya da bir numara. ve buna neden ihtiyaç duyarsınız? Bu anlattıklarım kulağa aptalca geliyor.bir şey olmalıdır. Kısa. bir sonraki büyük yeteneği keşfetmek isterim.. hatta çok iyi olan bir senaryo okuyor olurum. Bu da şu anlama gelmektedir: filminizin temelini oluşturan fikir benzersiz .. "Đlginç" ("benzersiz" anlamında) ile "cazibe" ("çekici" anlamında) sözcüklerini yan yana koyarsanız. "ilginç cazibe unsuru"nu ya da "hem benzersiz hem de çekici olan şey"i elde edersiniz. Başlarını o kadar sert vurmalıdırlar ki. Tüm diyebildiğim. Oturmuş. Bir senaryo yazarı ve acemi bir film yapımcısı olarak (bu yazının 1997'de yazıldığını hatırlatayım . Yine de içten içe. aynı zamanda insanları kendisine "cezbetmelidir" (çekmelidir). bırakın çekilmeyi. Bu. ĐLGĐNÇ CAZĐBE UNSURU'ydu ("STRANGE ATTRACTOR").. Hollywood buna bazen parlak fikir ("high concept") de demektedir. ama lütfen sabredin. Bir sözcük uydurdum. heyecanlandırıcı. Çoğu zaman senarist. karşılaştığım en büyük sorunu söyleyeyim: Đyi bir fikrin ("concept") olmaması. Bu şey öyle yenilikçi. hayatta satın alınmayacağını bilirim. Bu da bir ya da iki cümlede ifade edilebilen film fikri anlamına gelir. bu biraz ilgi çekici. neye yarar ki? Örneğin: Haksız yere hapse atılmış bir adam davasıyla ilgili soruşturmayı hapishane hücresinden yürütür.. Bu "parlak fikri" bir senaryo yazmak için kullanabilirsiniz. ya da beklenmedik hikaye dönüşü ("twist"). Yüzlerce senaryo okumuş ve bunlar hakkında yorum yazmış biri olarak. sipariş üzerine yazılmayan senaryoların çoğunun mahrum olduğu şey. ya da yeni bir senaristi hemen film dünyasına sokmaz. Bu yüzden stüdyo (yapımcı) bakış açısıyla bu "parlak fikir"in çok büyük bir heyecan oluşturması pek muhtemel değildir. Bu senaryo da iyi bir film için bir çıkış noktası oluşturabilir . Ne gibi şeyler? Eskiden bunu açıklayacak bir sözcük yoktu. Hayal kırıklığım gittikçe artar.

adını temize çıkarmak için gerçek katilin yerini bulması gerekmektedir. 45 . yatağının altında bir canavar yakalar. bilinçli olarak bedenden ayrılması) yaparak hapishane hücresinden çıkmayı öğrenir. değil mi?) Ne kadar uyduruk gibi görünse de bu fikirde belirgin bir ilginç cazibe unsuru bulunmaktadır bu da astral projeksiyon yoluyla hapishaneyi terketme numarasıdır. En iyi ilginç cazibeler. kariyeri boyunca yöneteceği az sayıdaki filmden biri olmaya değer olduğunu düşünmesini sağlamaya. hem de yukarıdaki nispeten kötü örneğe rağmen. burada annesiyle babasının birbirine aşık olmasını sağlamak zorundadır. ve (mümkünse) daha önce hiç yapılmamış yönlerine eğilir. bu filmin. sonra da bu filmi tanıtmak için milyonlarca dolar harcamasını sağlamaya.Haksız yere hapse düşen bir adam. ve bu yolculuk sırasında birine aşık olur. astral projeksiyon (ruhun ölmeden. New York şehrinde hayalet avlama şirketi kurarlar. ve her yıl aldıkları binlerce senaryo arasından sizin senaryonuzu seçmesini sağlamaya. birlikte olduğu adamın masum mu yoksa katil mi olduğundan emin olamaz. müvekkiline aşık olur. Belki de bu film bir komedi olarak işlenebilir. Bu fikirlerde bize "aha!" dedirten bir şeyler var. * Eski medyumlardan oluşan bir grup araştırmacı. * Bir savunma avukatı. . ömrünün belki de üç yılını sizin projenizi gerçekleştirmek için harcamasını sağlamaya. Đşte size bazı daha iyi örnekler: * Genç bir adam kazara geçmişe gönderilir. * Genç bir adam sevgilisine bir ayrılık mektubu yazar ve bunu expres kargo ile gönderir. . evrensel. en iyi senaryo fikirlerimi burada yayınlayacağımı düşünmediniz. Sonra karanlık bir dünyaya girer. Yapmak istediklerinizi bir düşünün. burada kendisi de neredeyse bir canavara dönüşür. * Kötü bir çocuk. Şunları yapmak istiyorsunuz: .Bir stüdyo yöneticisinin bu filmi yaparak milyonlarca doları riske atmasını. onları kendisine çekmelidir. daha sonra da geleceğe dönmelidir. özgürlük ve sınırların üstesinden gelmekle ilgili hoş tematik ifadelere yer verilebilir.Bir yönetmenin. Peki. senaryonuzu. Dava ilerledikçe. Şunun altını hemen çizmeliyim: EVET BU ÇOK GEREKLĐ.Yapım sürecindeki diğer insanların fikrinizi beğenmesini. Sanırım ne demek istediğimi anladınız. Bu fikirleri geliştirmenin ilginç durumlara yol açacağını ve çekici dramalara neden olacağını hissediyoruz. o sene yapılan diğer filmlerden daha iyi olduğunu düşünmesini sağlamaya. Ama daha sonra fikrini değiştirir ve mektubu bütün ülke boyunca takip eder. . Özellikle de ilk kez senaryo yazanlar için. insanlık hallerinin spesifik (kendine özgü). Đyi bir cazibe unsuru tam da bunu yapmalıdır: insanları meraklandırmalı. (Hey. .Bir yapımcının. Sanırım şimdi "bu gerçekten de gerekli mi?" diye düşünüyorsunuz? Bu adam ne zaman senaryo yazmaktan bahsetmeye başlayacak.Eleştirmenlerin.

. ilginç cazibe unsurunun nasıl bulunacağını göreceğiz. belki de bu filmi arkadaşlarına tavsiye etmelerini. hatta DVD'sini kiralamalarını sağlamaya çalışıyorsunuz. belki de bir kaç defa. Size sipariş edilmeyen senaryonuzu ("spec script") bu unsur olmadan yazmaya başlamayın. Gördüğünüz zaman bunu hemen tanıyabilmeli ve ondan bahsedebilmelisiniz.Dünyanın dört bir tarafındaki insanların filminizi. Bir sonraki yazıda. tıpkı karakterlerden. Copyright 1997 Terry Rossio http://www.com/ 46 . Bütün bunları yapabilmek için filminizin içinde bir cazibe unsuru bulunmasını sağlamanız iyi olur. Đlginç cazibe unsuru. Bunun ne olduğunu tam olarak biliyorsunuz. temadan ve olay örgüsünden hemen bahsedebildiğiniz gibi.wordplayer. görmek için para harcamasını.

ölmekte olan kızını mutlu etmek için. (GORA) Ölen bir öğrencinin hayaleti. bir sürü (onlarca. ("What Women Want" . John Malkovich'in beynine giden gizli bir tünel bulur. onların kaybolmasının ardından bulunmuştur. aileleri. Kolay gibi görünse de. arkadaşlıkları. aniden yalan söyleme yeteneğini kaybeder. yeni. intikam almak ve aşkını bulmak için hiç bilmediği Đstanbul'a gelir (Eşkıya) Kancaya sahip hikayelerin bir senaryoya dönüşmesi nispeten daha kolay. Göreceksiniz. Uzun uzadıya tanımlamaktansa bazı örnekler verelim: • • • • • • Đntihar etmek üzere olan bir adamın karşısına bir melek çıkar ve ona. her köşe başında karşınıza çıkmaz. "Kanca"sı olan senaryoların çekilme olasılığı daha yüksektir. dikkat çekici fikirdir. (Okul) Dış dünyadan kopuk bir köye ilk kez bir televizyon gelir.Blair Cadısı) Bir kuklacı.Kadınlar Ne Đster) Bir avukat. (Bu yazının hazırlanmasında kısmen Alex Epstein'ın yazısından faydalandım. Otobüs 75 km/s hızın altına inince bomba patlayacaktır. "olta" ya da "çengel" de olabilir ) olmasıdır. senaryonun bir "hook"unun (şimdilik "kanca" diyelim. "Beyin fırtınası" yapın bol bol. ("The Shop Around the Corner". birbirlerini tanımadan mektuplaşırlar ve aşık olurlar. ("Speed" . ("Being John Malkovich" . (Komser Şekspir) Bir kasabanın ortasından geçen dikenli tellerin. Çünkü seyirci seyredeceği filmin neye benzeyeceğini bir iki cümle ile anlamak ister.Anadan Doğma) Alaycı bir reklamcı. yerini bir klonun aldığını öğrenir. hatta yüzlerce) bir iki cümlelik abuk subuk fikir üretin. ("The Sixth Day" .(Vizontele) Komser Cemil. "You've Got Mail") Bir grup işsiz Đngiliz. ("It's a Wonderful Life") Birbirinden nefret eden iki kişi. aralarından bir kaç tanesi hikayeye. orijinal. kanca bulmak o kadar basit bir iş değildir. Neticede 120 sayfalık bir senaryoya dönüşecek bir fikir. okuyucunun ve izleyicinin hemen ilgisini çeken. eğer kendisi hiç yaşamasaydı hayatın nasıl olacağını gösterir.Altıncı Gün) • • • Türk filmlerinde de kanca'ya çok rastlıyoruz: • • • • • • Halı satıcısı bir Türk uzaylılar tarafından kaçırılır.ÖNEMLĐ BĐR SENARYO KAVRAMI: "KANCA" Holywood senaryolarında en çok önem verilen özelliklerden biri. bir tanesi de senaryoya dönüşecek güçte olacak. aşkları nasıl böldüğünün hüzünlü ve komik öyküsü (Propaganda) 35 yıl sonra hapisten çıkan Baran. efsanevi bir cadıyla ilgili bir belgesel yapmak için bir ormana giderler. ÖSS'ye hazırlanan öğrencilere dadanır. ("Liar Liar" . başında bulunduğu karakoldakiler ile "Pamuk Prenses"i sahneler.Yalancı Yalancı) Üç sinemacı.John Malkovich Olmak) Kalabalık bir otobüse bir bomba konmuştur. ("The Blair Witch Project" . biraz para kazanmak için bir striptiz şovu yapmaya karar verirler ("The Full Monty" . aniden kadınların zihninden geçenleri okuma yeteneğini kazanır. Tavsiyem. bu tür senaryoların da çekilme ihtimali daha yüksektir. Bu kasetler.Hız Tuzağı) Bir adam. De nedir bu "kanca"? "Kanca" senaryonuzun temelini oluşturan.) 47 . elinizi kanca bulmaya alıştırın.

Bir çok hikaye. zıtlık. ya da farklılık karakterinizin içinde olabilir. Bir kancanın tam olarak ne olduğu nadiren dile getirilir. ve ilginçliği yaratan bir paradoks (ikilem). Neden? Çünkü bu durum gerçek hayatta da geçerlidir. karakterin ayağına takılan ve hedefine ulaşmasına engel olan bir ahlaksızlığa (vice"). hikaye sunumlarında ya da senaryolarda daha fazla "kanca" olmasını istediklerini duyarsınız. sevdiğimizi sandığımız kişiyi aslında sevmemekteyizdir. Bu yüzden bu karakterlerin mücadelelerine ve başarılarına gönülden katılırız çünkü onlar bizi. ama adamcağız bunun ne olduğunu hiçbir şekilde anlayamaz. Bu. düzeltilmesi gereken bir kusura dönüşür. karakterin içine düştüğü durumla da ilgili olmalıdır. Temel "Uyumsuz arkadaş" hikayesi diyebileceğimiz "Cehennem Silahı"nda Danny Glover'ın karakteri yaşamayı seven bir aile adamıdır. ya da hayallerimizi yansıtırlar. bunun nedeni karakterin. Her ikisi de kendi şeytanlarının (sorunları) yanı sıra bir de ev arkadaşının şeytanları ile uğraşmak zorunda kalır. bir kadın gibi giyinerek yapar. Bu filmde. Bu zıtların çatışmasının sonucu genelde uzlaşma ve kendini bulma olur: biz. bu çatışma onun muhakemesini (karar verme yeteneğini) de etkiler ve onun kişiliğinde. Bu uyumsuzluk ("discrepancy"). Đçsel çatışması olmayan karakterler (yan karakterler ve "gezgin melekler" westernlerdeki ve savaş filmlerindeki iyi adam kahramanlar gibi . Bu Şekspir ancak olgunlaştıkça ve aşkın ne olduğunu öğrendikçe yazabilecektir. Eğer içsel bir zıtlık varsa. Bir çok film. sadece ondan bir tane istemektedirler. kendi başarılarının önünde duran kusurlu insanlar hakkındadır. umutlarımızı. eğlenceyi. Đşin ilginç yanı 48 . "Kanca" ile ne ilgisi var? Kısa süre önce çok başarılı olan "Kadınlar Ne Đster" (Mel Gibson) filmini ele alalım. kadınların ne düşündüğünü gerçekten duyabildiğini fark eder. duygusal açıdan sağlam insanlardır. Birbiriyle taban tabana zıt iki karakteri zorunlu bir ilişki içine sokarak da bir KANCA yaratabilirsiniz: "Tuhaf Çift"te ("The Odd Couple"). vesaire. Biz de bu nedenle bu kavramı açıklayıp açıklayamayacağımıza bir bakalım dedik. Bu insanların kusurları en azından kısmen elde etmek istedikleri ya da ihtiyaç duydukları şeyi elde etmelerine mani olur. o kadar. menejerlerde ve yazarların uğraşmak zorunda olduğu diğer insanlardan. nefret ettiğimizi sandığımız kişiyi aslında sevmekteyizdir. "TOOTSIE"nin kancasına yapılan yeni bir yorumdur. "Tootsie"de de yetenekli ama bencil bir adam aynı şeyi. kendisini yeterince tanımayan karakterler hakkındadır. Peki bu bilginin. ihtiyaç duyduğumuzu sandığımız şeye ihtiyaç duymamaktayızdır aslında. asıl ihtiyacımız özgüven iken dışarıdan birilerinin bize yardımcı olmasını istemekteyizdir. Ama açıklansın ya da açıklanmasın. olduğumuzu sandığımız kişi değilizdir. ortağı Mel Gibson'ın karakteri ise intihar eğilimi olan dul kalmış bir polistir. dünyanın en titiz insanı dünyanın en pasaklı insanı ile birlikte yaşamak zorunda bırakılır.hariç) ya ızdırap verecek ölçüde sıkıcıdır. hikayenizi harekete geçiren ve temel çatışmayı. dışında olabilir. ve bu düşünceleri dinleme süreci içinde daha iyi bir insana dönüşür. Bir çok iyi karakterin kusurları bulunur çünkü onların varsayımlarını çarpıtan geçmiş yaşamları vardır ve sınırlı bir yaşam ve kendini değerlendirme görüşü içinde saplanıp kalmışlardır. bize genç ve deneyimsiz bir Şekspir gösterilir.. Kanca'ya bakmanın bir yolu da onu. yetenekli ama bencil ve duygusal olarak sağır olan kadın düşkünü bir adam. zamanında son derece başarılı olan bir başka hit filmin. ya da atılan temeldeki ("setup") beklentilerin tersyüz edilmesi olarak görmektir. "Aşık Shakespeare"deki kanca/sürpriz.KANCA AVI Genelde yapımcılardan.. ya da inanılmayacak raddede tam. ya da bunların her ikisi de olabilir. karakter bozukluğuna ya da yanlış algılamalara neden olur. kendisiyle çatışmalı bir ilişki içinde olmasıdır. bir sürpriz. tıpkı "Karakter Dönüşümü" ya da "Dönüş Noktası" ("Plot Point") ya da "Parlak Fikir" gibi. Dışsal olarak da çatışma. dünyanın en büyük yazarını "yazar tıkanması" yaşarken görmemizdir: görmeyi umduğumuz hafif kel bilge adam yerine. Bu da. Albert Brooks'un "The Muse" filmindeki yazarın karşılaştığı türden bir sorundur bu: herkes ona "ışıltısını kaybettiğini" söyler. korkularımızı. "kanca" kavramı kaçınılmaz bir şeye dönüşmektedir.

Ayrıca Kanca'nın. Öyleyse "Kanca"nın önemli bir bölümünün. Yakın zamanlarda gösterilen "See Spot Run" filminin de güçlü bir kancası var: öksüz ve yetim olarak büyümüş ve köpeklerden nefret eden bir postacı. bildik olan bir şey. "Billy Elliot"ta bir çocuk dans etmenin zevkine varır ama ne yazık ki herkesin. Russin 49 . eğer kabul ederseniz. "Kanca"nızı buldunuz demektir. Saldırı noktası. ki burada geç ile 10. Ama bu yolu denemek zorunda değilsiniz. Şu konuda çok net olmamız gerek: Bazı çok iyi filmlerin hiç Kanca'sı yoktur. eğer Rocky bu kadar baltaya sap olamamış bir tip ("loser") iken ve hocası onu spor salonundan kovarken. Bu fikirler "kendilerini sattırırlar". Başka bazı örneklere bakalım. sürprizli durumu ya da ters yüz oluşu bulmaktır. Sizin göreviniz de. elinde B yokken. çeşitli olaylar sonucu."Kanca". Buradaki karakter fiziksel olarak farklı bir yerde olduğu için "sudan çıkmış balık" gibi değildir. Đşin içinde bir de artık kendisinin de peşine düşen mafya vardır. hakkında hiç bilgi sahibi olmadığı iki şeyle uğraşmak zorundadır: çocuk ve köpek. ve onu senaryonuzun devamını okumaya sevk eden sorular sorar. ve daha sonra da klişelerden olabildiğince bağımsız bir biçimde. böyle bir kanca bulmak. hikaye değişikliği talepleri gibi. zıtların çatışmasından kaynaklandığını söyleyebiliriz. bu tür filmler sanki icranın (çekimin) kötülüğüne ya da oyuncu seçimi. "Big Daddy"nin önermesi de buna benzer bir şeydir: beceriksiz ve kaba bir bekar adam. Yazanlar: William Missouri Downs ve Robin U. dikkatini toparlar.erkenden hikayenize sokmalısınız ve hikayeniz ilerlemeye başlamalıdır. kendisinin ahlaklı biri olduğunu kanıtlamak ve rüyalarının kadınının kalbini kazanmak için bir çocuk evlat edinir. aynı mekan içinde farklı bir biçimde davranmak zorunda olmasından kaynaklanır bu şekilde de bildik olan şey bilinmeyene dönüşmüş olur.Kanca'yı . bilinmeyenle.buna %10 kuralı denir. Eğer bu zıtlık ve çatışma potansiyeli yeterince komik. çok sevdiği kadının çocuğuna ve mafya tarafından ölüm listesine alınmış bir FBI köpeğine bakmak zorunda kalır. yönetmenlik. Böylece hikâye yeni ve ilginç bir hâl alır. en çok bilinen hikaye yapılarından biri olan "sudan çıkmış balık"ta kendini çok bariz bir biçimde gösterir. Bazı formüller bu saldırı noktasının senaryonun yaklaşık olarak %10'unda gerçekleşmesi gerektiğini söyler . Đşte bundan sonra senaryonuzu satabilir ve filminizin çekilmesini beklemeye başlayabilirsiniz. Đşin sırrı tam doğru karakteri ve ve o karakter için en doğru çeşilkiyi. korkutucu ya da merak uyandırıcı ise. Bir süre sonra vizyona girecek olan "Courier" filmi de. Ana karakterle duygudaşlığı sağlamak için bu çelişkiyi . erkenden bir saldırı noktası oluşturuyor. senaryonun yazım kalitesi ya da filmin kalitesiyle de bir ilgisi yoktur. A'dan C'ye nasıl gidecek acaba?" Örneğin. bütün insaniyet ve özgürlüğünüzü kullanarak bu kanca etrafında bir hikaye oluşturmaktır. dansın aptalca ve sadece kızlar için olduğunu düşündüğü bir fabrika kasabasında yaşamaktadır. hikayenin merkezi çatışmasının ortaya çıktığı ve hikayenin temel eyleminin kendisini açıkça belli ettiği yerdir. Bu hikaye yapısında bir karakter. Kahramanımız. "Amerikan Güzeli" "Kaplan ve Ejderha" "Children of Paradise" "Cesuryürek" ve "Fanny ve Alexander" kancasız klasiklerdir. kendi aslına ters düşen bir şeyle karşılaşır. Apollo'yu nasıl dövecektir? Yazar. Eğer kancaları yeterince güçlü ise. senaryoyu okuyan kişi şöyle yerinde bir doğrulur. Burada. onun "balık"lığı. Ama %10 bile hikayeye çok geç bir giriştir. "Yalancı. onun aşina olduğu ortamlarla taban tabana zıt bir ortamın/durumun içine konur. bulunmak istemeyen insanları bulup onlara paketlerini ulaştıran bir kurye hakkındadır. bu durumu daha hikayenin ilk bir kaç sayfasında ortaya koyarak. felaketlere karşı bir bağışıklığa sahiptir. Burada dikkat etmeniz gereken bir şey var: eğer bu çelişkiyi hikayeniz içinde çok geç ortaya koyarsanız. bütün gün doğruyu söylemek zorunda olan yalancı bir avukattır. çünkü bu çelişki izleyiciye ya da okuyucuya şu soruyu sorduracaktır: "Bu kahraman. Đçinde zengin olasılıklar barındıran benzersiz bir çelişki ya da "yanlış-mekan" ("dislocation") durumu eğer ilk bir kaç sayfada yer alırsa. Karakterinizi farklı bir yere götürebilirsiniz: "Coming to America"da Afrikalı bir prens New York şehrine uyum göstermek zorundadır. sayfayı kastediyorum. okuyucunun ilgisini kaybetme riskiniz vardır. çok berbat filmler bile gişede başarılı olabilir. Yalancı"nın kusurlu karakteri.

daha önce hiç tanışmamış olmamıza rağmen. Beattie bu acayip hikayeyi bir senaryoya dönüştürdü.com'dan (2004-08-18) 50 . oysa ben rahatlıkla manyak bir katil olabilirdim. Collateral'in prömiyeri vesilesiyle Tom Cruise ile birlikte duruyordu. Beni eve getirdiğinde şöyle düşündüm: sanki yıllardır çok yakın iki arkadaşmışız gibi bunca süre konuştuk. şoför arka koltukta oturan manyaktan hayatta haberdar olamazdı." Screenwritersutopia.BĐR SENARĐST'ĐN CĐNAĐ ĐLHAMI Stuart Beattie'nin Hollywood'un en gözde senaristi olma macerası. ve geçtiğimiz Pazartesi günü bu Avustralyalı genç adam. Sydney'in banliyölerinden birinde bulunan evime giderken şoförle hoş beş etseydim. Los Angeles'in tarihi Orpheum Salonu'nun önündeki kırmızı halının üzerinde." Bu düşünce Beattie'nin aklına bundan 14 yıl önce. "Olay çok acayipti" diyor Beattie. "Taksi şoförüyle güzel güzel sohbet ediyorduk. Beattie o gün şöyle düşünmüş: "Eğer ben bir katil olsaydım ne olurdu? Eğer taksi Kingsford Smith Havaalanı'ndan. kendisi daha 18 yaşındayken gelmiş. Sydney'de bir taksinin arka koltuğunda otururken aklına gelen acayip ve şiddet dolu bir düşünceyle başladı. ve adam bunu kesinlikle bilemezdi.

ve bunu yaparken bir psikoloğa gitmenin işe yarayıp yaramayacağını merak ediyor olabilirsiniz. insanları güldürerek kurtulabildiğimi. Filmlerimdeki ortak tema. Zaman içinde bazı çıkarsamalar yapmıştım: çoğunluğu oluşturan insanlardan farklıydım ve onlar tarafından kabul edilmeyen biriydim. Belki bu iz benim ailemden geliyordu. ve bu yöntemi başvuranlar genelde sadece mutsuzluklarından kurtulmayı amaçlamaktadır. Benimle alay ediyor. isyan etmeyi ve kaçmayı başarabilir" idi.ki okuldaki durumum rahatlıkla burada da tekrar edebilirdi . Mahalli halktan daha "üstün" olduğumuzu düşünüyordum. onunla birlikte kökleri derinlere uzanan bir sınıf üstünlüğü duygusu da yok olmuştu. Dünya Savaşından sonra Đngiltere'nin kırsal kesimine yerleştirilmiş bir ailede yetişmiştim. Nasıl olmuştu da 20'den fazla film yapmış ve bu tek sabit temayı fark etmemiştim? Bu temanın nedenlerini yavaş yavaş fark etmeye başladım.son derece farklı ve tatmin ediciydi. ama yaratıcı olanlar uyum sağlamayı. zira her kuşak başka bir ülkeye taşınmıştı. s: 26-27. taşıdıkları izlere göre hareket ettiğini zaman içinde görebilirsiniz. çünkü burada. Annem ise komşuları ile hiçbir ortak nokta bulamıyordu. Michael Rabiger) 51 . ama psikoterapi uzun ve zorlu bir iştir. Sanatla uğraşmak ise farklı birşeydir. Siz bu izlerin farkında olsanız da olmasanız da bu izler hayatınızı nasıl yaşayacağınızı."ÖNEM VERDĐĞĐNĐZ ŞEYĐ YAPIN" Her insanın yaşamındaki deneyimler. bazen de saldırıya uğruyordum. Bu unsurların izini taşıyan herhangi bir hikaye beni heyecanlandırıyor. ama bu tavrınız. (Kaynak: "Directing: Film Techniques and Aesthetics" . nabzımı hızlandırıyordu. Bu meydana geldiğinde (yani hayatınızda tekrarlanan temayı fark ettiğinizde) . Sizi buna en iyi hazırlayan şeyi yapmalısınız. Bir yabancı olan babam. Kendi geçmiş deneyimlerinizi çok iyi anlamanın size yardım mı edeceğini. Küçük bir toplulukta yaşıyorsanız. Biz orta sınıf aileydik ve kırsal kesimde yaşayan yoksul ailelerden kopuk yaşıyorduk. bir arkadaş ya da psikoterapist vasıtasıyla da olabilir bizi bunca yıldır belirli şeyleri yapmaya sevk etmiş olan şeyi keşfetmekten kaynaklanan bir coşku ve rahatlama duygusu hissederiz. Bu tema "Birçok insan kendisini hapsedilmiş hisseder. "Đnsanın karakteri. ve bir sanat dalı vasıtasıyla neleri kesin bir dille söyleyeceğinizi belirler. Daha sonra Đngiltere'nin kırsal kesiminin çektiği acıları ve nasıl sömürüldüklerini tarih kitaplarında okuduğum zaman. bu hayattaki arayışınızı. uzun yıllar ticari gemilerde çalıştığı için hiç evde olmazdı. Ama insanın bu durumu (yani taşıdığımız izlere göre hareket ettiğimizi) görmesi zordur. Ben 2. Korkum ortadan kaybolmuştu. model) olduğunu kabul edebilirsiniz. ve evin dışında tamamen farklı bir insana dönüşmenin en iyisi olduğunu fark etmiştim. eşyalarıma imreniyorlardı. ve bu durumla tek başına başaçıkmam gerekiyordu çünkü yetişkinler çok meşguldü. diğerlerinin. musevi olmayanlar arasında yaşayan bir musevi. Ben de mahalli okula gidiyordum ve konuşma biçimimle dalga geçen çocuklar ile uğraşmak zorunda kalıyordum. Ama uzun yıllar (ve yirmi küsür film) boyunca. düzen yaratma ve anlamlar oluşturma ve ileri sürme merakı ve güdüsü vardır. yoksa yıkıcı bir etkisinin mi olacağını. Heraklit. Bu konuda her insan için verilecek cevap farklı olacaktır. Ben de 30'larıma gelene kadar bu durumu kendimde göremedim. sosyal bariyerin her iki tarafında da yaşamış olmaktan ve benimkine benzer güçlükler yaşayan insanlar ile duygudaşlık (empati) kurmamdan kaynaklanıyordu: beyazların mahallesinde yaşayan bir zenci. ve ancak azimli bir azınlığın bunlardan kaçma olasılığının bulunduğu" düşüncesini taşıdığımı fark etmemiştim. yapmış olduğum bütün belgeselleri seyretmem ve kendim hakkında bir değerlendirme yazmam gerekiyordu. Bu gerçeği görmezden gelebilir ya da herhangi bir özel iz taşıdığınızı inkâr edebilirsiniz. benim temsil ettiklerime olan düşmanlıklarını anlayabilmiştim. Bir çalışma programının bir parçası olarak. Yaptığım belgesellerin hepsi farklı konularda olmasına karşın. Kraliyet Hava Kuvvetlerindeki askerlik arkadaşlarım ile olan ilişkilerim ise . onun kaderidir" demiştir. Zor durumlardan. hepsinde var olan ve benim o güne kadar gözümden kaçmış ortak bir temalarının olduğunu fark edince dehşete düştüm. o insanın ruhunda başkalarınınkine benzemeyen izler bırakır. bu izlerin sizin üzerinizdeki etkisini ortadan kaldırmaz. yetişkinler arasında yaşayan bir çocuk.bu tek başınıza da olabilir. "hayatın birbirini takip eden hapsolunma hallerinden oluştuğu. Ya da hayatınızda tekrar tekrar ortaya çıkan bir örüntünün ("pattern".

Onu iliklerine kadar zorlamalı. Ama bir kahraman. hikayenizin ihtiyaçları doğrultusunda derinlik katan başka özelliklerdir. A tipi.dışa dönük karakterler" "A tipi . bu seçim DÜRÜSTLÜK'ün bu insanın karakterinin çok önemli bir parçasını oluşturduğunu gösterir. Tabii bir karakterle ilgili nitelikler bunlarla sınırlı değildir. (McKee. sıkıştırmalı. Karakter konusunda bu iki sözcük.genelde hiçkimse böyle harekete geçmez zaten. bu seçim onun hakkında çok fazla ve önemli bilgi vermez. doğruyu söylemenin kendisine bir şey kaybettirmeyeceği bir durumda doğruyu söylerse. Karakteriniz yardımsever mi. kimi de "yanlış" seçeneklerdir. A tipi ama korkak biriyim" demesi mi lazım? Ya da bir arkadaşı onun için bu sözleri mi sarf etmeli? Kesinlikle hayır! Bunlar. "Đçe dönük . Kahramanınıza uyguladığınız baskı ne kadar büyük olursa. Ondan önce ve ondan sonra kendi kişiliği hakkında ne dediğinin hiçbir önemi yoktur. Zaman yetmez. Yaşlı bir kadını yoldan karşıdan karşıya geçiren insanın iyilikseverliği ile kendisinin dahil olmadığı bir trafik kazasındaki yaralıları hastaneye götüren kişinin iyilikseverliği arasında derece olarak fark vardır. o özelliği o kadar belirginleşir. (Yine de çok sıkıştığınız zaman kullanılabilirler . Bir karakter. vb. Seyirci genelde doğru ile yanlışın ne olduğunu iyi bilir . Kahramanınız. Bu zorluk karşısında kahramanınızın bir kaç seçeneği olmalı. onları BASKI altında SEÇĐM yapmaya zorlamaktır. Yani filmin baş kişisine. Çünkü hikayenizi anlatabilmeniz için böyle birine ihtiyacınız var. onun hayatından bir yerden bir BASKI uygulamalısınız. değil mi? Dedikoducu mu. Dış ya da iç koşullar onu belirli bir konuda harekete geçmeye ZORLAMALI. yalan söylediğinde hayatını kurtaracağı bir ortamda doğru söylemeyi tercih ediyorsa. onun hakkında elde edeceğimiz bilgi de o kadar gerçek ve derin olur. evinde koltuğunda rahat rahat otururken aklına aniden bir fikir gelip "Yahu.) Filmin baş kişilerinin karakter özelliklerini göstermenin en iyi yolu. değil mi? Korkak mı. siz onlara durumla ilgili yeterince bilgi vermediniz demektir. terletmeli. sayfa 101) *** 52 . bir kişinin karakter özelliklerini seyirciye anlatmanın en kötü yollarındandır.özellikle de ikincil ve üçüncül karakterler için. BÜYÜK BĐR ZARURET olmalı. Diyelim ki bir senaryonuz için bir karakter yarattınız: bu kişinin dışa dönük.KARAKTER KARAKTER ĐKĐ KELĐMEDEN OLUŞUR: BASKI ve SEÇĐM Aşağıdaki yazılarda sık sık karakter yaratmaktan ve karakter türlerinden bahsettik. Mutlaka bir zaruret söz konusudur. ben şunu şöyle yapayım" diyerek harekete geçmemeli . işte bu baskı altında yaptığı seçimle ve belirlediği hareket yönü ile kendi karakterini ortaya koyar.eğer bilmiyorsa. Önemli olan zor zamanlarda ne yaptığıdır. Đşte kahramanınızı harekete geçiren şey. Kahramanınız. ama korkak biri olmasını istiyorsunuz. Kahramanınız ne kadar çok şeyi tehlikeye atarsa. Peki bu kişinin bu karakter özelliklerini hikayede nasıl verirsiniz? Bu karakterin kendisi için "Ben dışa dönük. değil mi? Özverili mi. büyülü gibidir: BASKI ve SEÇĐM.B tipi karakterler" "Kendine güvenmeyen karakterler". Çünkü ortalama bir hikayede her karakterin özelliğini dramatize etmek mümkün değildir. Bunlardan kimi "doğru" seçeneklerdir. bencil mi? Dürüst mü? Bunlar da karakterinize.

Bu konuyla ilgili olarak aklıma gelen ilk örnek, "Örümcek Adam 2" filminden. Filmin başında kahramanımızı zor günler geçirirken görüyoruz: Peter bir pizzacıda dağıtıcı eleman olarak çalışmaktadır. Ama anlaşılan şimdiye kadar hep işlerini aksatmıştır. Bunun nedeni ise aynı zamanda Örümcek Adam olması ve insanlara yardım etmesidir. Filmin ilk sekansında, pizza dükkanının sahibi Peter'a son bir şans verir: Çok kısa bir sürede, tıkanık bir trafikte, çok uzak bir mesafeye gitmesi gerekmektedir, aksi takdirde Peter, çok ihtiyaç duyduğu bu işten olacaktır (= BASKI). Peter pizzaları alır ve yola koyulur. Trafik çok sıkışık olduğu gibi diğer araçlar da onu sıkıştırarak işini zorlaştırırlar (= BASKI). Siparişi zamanında götüremeyeceğini (ve işten atılacağını) anlayan Peter giysilerini değiştirir ve Örümcek Adam olarak pizzaları götürmeye karar verir. Peter binadan binaya sallanarak gideceği adrese doğru yol alırken iki küçük çocuğun bir topun peşinden koşarak yola fırladığını ve bir kamyonun da hızla çocuklara doğru ilerlediğini görür (= BASKI). Peter pizzaları bir balkona koyar ve çocukları kurtarır (= SEÇĐM)! Bu hareketi Peter'a çok zaman kaybettirir. Peter pizzaları vaktinde yetiştiremediği için çok ihtiyaç duyduğu işinden atılır. Bu sekans bize Peter'ın başkalarını kurtarmak için kendi hayatını tehlikeye atmaktan çekinmeyen biri ( = bir KAHRAMAN) olduğunu, BASKI altında yaptığı bir SEÇĐM ile gösteriyor. Biz de hiç düşünmeden ikna oluyoruz. Bu mesajın başka (ve yanlış) bir biçimde verilme çabası şu olabilirdi: Peter bir barda tanıştığı bir kızla içki içerken ona uzun uzadıya kendisinden bahseder, "Ben aslında şöyle biriyim, böyle biriyim" diye. Kız da içkisinin üzerinden gülümseyerek Peter'ı seyreder ve aklından "Ben senin asıl niyetini çok iyi biliyorum" cümlesi geçer. ***
Bir başka örnek de "Matrix"ten. Filmin başlarında Neo, kuryenin kendisine getirdiği telefondan Morpheus ile konuşur. Morpheus onu kendisini tutuklamak üzere gelen Ajanlara karşı uyarır. Neo da onun sözünü dinleyerek ajanlardan bir süre kaçar, binanın dışına çıkar. Çok kritik bir anda, bir pencerenin kenarından sallanırken (arkasında Ajanlar, önünde binadan düşme tehlikesi = BASKI) Neo kaçmaktan vazgeçer ve teslim olur. Neo'nun bu anda yaptığı SEÇĐM, onu film boyunca takip edecektir. Ta ki filmin finalinde, kendisine gerçekten ĐNANARAK Ajanları alt edene kadar. Đşte tam o anda Neo "Seçilmiş Kişi" hüviyetini kazanır, daha önce ise sadece bir adaydır. Çünkü bunu baskı altındaki seçimleri ile kanıtlamış değildir. *** Bu durum gerçek hayatta da böyledir aslında. Đnsanların size ne kadar "canım, cicim, dostum, sevgilim" dediği önemli değildir. Önemli olan, ZOR zamanlarda (= BASKI) o "canımın, cicimin" ne yapmayı tercih ettiğidir (= SEÇĐM): Kaçıp gidiyor mu, kalıp dayanıyor mu? Uzaktan seyrediyor mu, yoksa yardım mı ediyor? Yalana başvurup paçayı kurtarıyor mu, yoksa doğruyu söyleyip sıkıntıya mı katlanıyor, vb. *** Kahramanınızın hangi özelliğini ön plana çıkarmak istiyorsanız, ona uygun bir baskı oluşturmanız gerektiğini unutmayın. Cesaretini göstermek istediğiniz bir insanın yardımseverliğini gösterirseniz, izleyici "Ne oluyoruz?" der. Ya da bir insanın korkaklığını göstermek istiyorsanız onu korkutucu bir ortama koyun, eğlenceli bir ortama değil. Bu tür baskılar genelde film boyunca devam eder ve en büyük baskı filmin doruk noktasında gelir. Ama o zamana kadar kahraman hakkında az çok bir fikir edinmiş olmamız gerekir. Bu da filmin yaklaşık ilk 10 dakikasında edinilir. Đşte bu ilk 10 dakikaya, kahramanınızın film boyunca tekrar tekrar sorgulanacak karakter özelliği ile ilgili baskı dolu bir sahne koymanız yerinde olur.

53

ORĐJĐNAL KARAKTERLER YARATMAK Sinema seyircisi, zaten kendi sıradan hayatından bunalmış, ilginç bir şeyler görmek için onca parayı bastırıp ve üşenmeden kalkıp sinemaya gitmiş kişidir. Bu nedenle de sıradışı olaylar, sıradışı ortamlar, orijinal (ilginç anlamında) insanlar görmek ister. Orijinal karakterlere örnek olarak Hannibal Lecter'ı (Anthony Hopkins - Kuzuların Sessizliği), Yüzbaşı John Miller'ı (Tom Hanks - Er Ryan'ı Kurtarmak) ya da Peter Parker'ı (Tobery Maguire) verebiliriz. Đzleyiciler olarak bu karakterlerin ne yapacağını, sıradışı olaylara nasıl tepkiler vereceğini görmek isteriz. Orijinal karakterler yaratırken şu konulara dikkat edin: 1) Kahramanınızı tanıyın. Bir çok senaryo öğretmeni, senaryoyu yazmaya başlamadan önce, kahramanınızın biyografisini yazmanızı öneriyor. Bu biyografi 3 sayfa ila 30 sayfa arasında olabilir. Kahramanın fiziksel özelliklerinden hangi liseyi bitirdiğine, kaç kardeş olduğundan ekonomik durumuna kadar herşeyi bu biyografide anlatmalısınız. Senaryonuzda kullanacak olsanız da olmasanız da bu özellikleri bilmelisiniz. 2) Karakterinizin, senaryoda görülen yönlerini daha detaylı araştırın. Örneğin kahramanınız bir polis ise, polislikle ilgili geniş bir araştırma yapın. Mümkünse polisler ile konuşun. Đnternetten polis sitelerini araştırın. Polislerin sorunlarını öğrenin (Örn. Neden bu kadar çok intihar vakası görülüyor polisler arasında, vb.) 3) Klişeleri kırın. Bir mahallenin muhtarı genelde erkek oluyorsa, sizin muhtarınız kadın olsun. Kahve falı yerine kazandibi falı bakın (bu örnek Avrupa Yakası'ndan). Alien filminin en büyük özelliği, baş karakterin (Teğmen Ripley) kadın olmasıdır. Eğer Ripley erkek olsaydı, o film o kadar tutmayabilirdi. 4) Temel insan güdülerini bilin (bkz. Maslow'un "Đhtiyaçlar Piramidi") ve karakterinizi bu güdülerden biri ile hareket ettirin. O zaman gerçekten güçlü bir karakter yaratmış olursunuz. Örneğin babalık güdüsünü ele alalım. Kayıp Balık Nemo, oğluna kavuşmak isteyen bir babanın hikayesidir. Marlin (Nemo'nun babası) oğluna kavuşmak için neredeyse bir denizi baştan sona geçer. Jedi'nin Dönüşü'nde (Star Wars - Episode VI) de Darth Vader, oğlunu kurtarmak için, Gücün Karanlık Yönünün başındaki kişiye, yani Đmparatora karşı çıkar. Mrs. Doubtfire'da da Robin Williams, çocuklarını daha çok görmek için kadın kılığına giriyordu. Görüldüğü gibi güdü aynı, ama dışa vurum şekilleri farklı. Çevrenizde, okuduklarınızda, izlediklerinizde bu güdüleri teşhis etmeye çalışın. Eğer karakterinize böyle güçlü bir güdü verirseniz (Çocuğunu koruyan bir anne - "Terminator 2"; özgürlüğüne kavuşmak isteyen bir adam - "Shawshank Redemption" Esaretin Bedeli, vb.), emin olun seyirci koltuğuna çakılı kalacaktır.

54

SENARYODAKĐ KARAKTERLER Bir senaryoda olması gereken 4 ana karakter şunlardır: 1) 2) 3) 4) Kahraman Düşman Destek Romantik Đlgi

Şimdi bu karakterleri teker teker inceleyelim: 1) Kahraman (Hero): Ana karakterdir. Onun dış motivasyonu (daha sonra göreceğiz) filmin hikayesinin ilerlemesini sağlar. Đzleyiciler kahraman ile özdeşleşirler ve onun vasıtasıyla çeşitli duygular yaşarlar: onun için ve onunla birlikte sevinirler, üzülürler, korkarlar, heyecanlanırlar, vb. Perdede en çok görülen kişidir. Kahramanın bir dış motivasyonu ve bir çatışması olmalıdır. Đç motivasyonu ve iç çatışması da olabilir ama bunları ille de görmek zorunda değiliz. 2) Düşman (Nemesis): Bu karakter, kahramanın hedefine ulaşması önünde engel teşkil eden kişidir. Düşman, "kötü adam" da olabilir, bir rakip de, hatta iyi bir insan da. Yani düşman demek, ille de Darth Vader ya da Agent Smith demek değildir. Eğer kahramanımız bir sporcu ise, düşmanı başka sporculardır, ama bu diğer sporcular ille de kötü kişiler olmak zorunda değildir (Örneğin Rocky 1 ve 2'deki Apollo Kötü Adam değildir, Rocky 4'teki Đvan da öyle). Şöyle bir kural vardır: "Kaliteli kötü adamlar, kaliteli filmler yaratır" (Bkz. Aşağılardaki bir yazı). Düşman ne kadar güçlü ise, hikayeniz o kadar etkileyici olur. Rocky 1'deki Apollo Creed, Rocky'nin mahallesinde yaşayan başka bir boksör değildir, dünya ağır sıklet boks şampiyonudur! Aynı şekilde Darth Vader'in bu kadar etkileyici olması GÜÇ'ü en az Obi-Wan kadar iyi kullanmasında yatmaktadır. Terminator 1'de Arnold Schwarzenegger'in canlandırdığı robot, neredeyse yokedilmesi ve durdurulması imkansız olduğu için bu kadar etkileyicidir. Terminator 2'deki T1000 modeli (Robert Patrick) de aynı nedenden dolayı bizi heyecanlandırır. Düşman, gözle görülebilen, belirli bir karakter olmalıdır. "Mafya" "doğanın güçleri" ya da "dünyadaki kötülükler" gibi belirsiz bir şey olmamalıdır. Eğer kahramanınız teröristlere karşı mücadele ediyorsa, terör saldırısının bütününü temsil eden bir terörist yaratın ve bu kişiyi kahramanınızın düşmanı olarak senaryoya koyun (Örneğin Gerçek Yalanlar - True Lies filmindeki Arap Terörist gibi). En önemli kurallardan biri, düşman ile kahraman arasındaki nihai çarpışmayı göstermenizin gerekliliğidir. Yani filmin sonunda kahraman ile düşmanı feci şekilde kapışmalıdır. (Matrix Revolutions'ın sonundaki kapışma; Đmparator'un -Empire Strikes Back- sonundaki Luke ile Darth Vader arasındaki kapışma, Eşkiya'nın sonunda Baran (Ş. Şen) ile Berfo'nun (K. Usluer) yüzleşmesi + Baran'ın mafya ile hesaplaşması, vb.) Bir çok filmde, bu son çatışma, aynı zamanda bütün filmin zirvesini (climax) de oluşturur. Bu olayda kahraman, dış motivasyonunu gerçekleştirmekte ya başarılı olur ya da başarısız. 3) Destek (Reflection): Bu karakter, kahramanın dış motivasyonunu gerçekleştirmesine yardımcı olur. Destek, bir arkadaş da olabilir, iş arkadaşı da, eş de, sevgili de. Yeter ki kahramanın amacını gerçekleştirmesine destek olsun. Örneğin Rocky 1 filminde Rocky Balboa'nın Destek'i antrenörüdür. Terminator 2 filminde Sarah Connor ve John Connor, Arnold'a yardım etmektedirler. Şrek filminde de Eşek, Şrek'in desteğidir. Destek karakterinin iki önemli işlevi vardır filmlerde. Birincisi, kahramana yardım ederek hikayenin inanılırlığını artırır. Örneğin Karete Kid 1 filminde öğretmen Miyagi olmasaydı Daniel (R. Macchio) başarılı olamazdı. Đkincisi, Destek, kahramanın kendisi, dış motivasyonu, sevgilisi, vb. hakkında konuşacağı biridir. Kahramanın bu konularda kendi kendine konuşması hiç 55

inandırıcı olmaz. 4) Romantik Đlgi : Bu karakter, kahramanın cinsel ya da romantik ilgisidir. Kahramanınızın dış motivasyonu, bir başka karakterinin sevgisini kazanmak ya da onunla birlikte olmak ise, o karaktere "romantik ilgi" denilebilir. Bir karakter, eğer kahramanın dış motivasyonunun en azından bir bölümü onun aşkını kazanmaksa, "romantik ilgi" olabilir. Bu dört kategorinin en önemlisi "KAHRAMAN"dır. Diğer karakterler olmayabilir de. Örneğin "Đlk Kan" filminde John Rambo'nun bir Romantik Đlgisi bulunmamaktadır. Ama düşmanı (Şerif Teasle) ve Destek'i (Ordukaki Albay'ı) vardır. UYGULAMA Yukarıda anlatılanları Eşkiyafilmi üzerinden inceleyelim: Kahraman: Tartışmasız Baran. Çünkü ana hikaye onun hikayesi. Baran hapisten çıktıktan sonra köyüne döner, ne olduğunu öğrenmek ister. Kendilerini jandarmaya ihbar edenin arkadaşı Berfo olduğunu öğrenir. Berfo ayrıca Baran'ın sevgilisi Keje'yi de satın alıp Đstanbul'a gitmiştir. Hikaye artık bellidir: Baran Đstanbul'a gidecek, Berfo'dan intikamını alacak, sevgilisi ile tekrar bir araya gelecektir. Düşman: Berfo (K. Usluer). Baran'ın onu ortadan kaldırması için iki sebep vardır. Kendisini ihbar etmiş olması ve sevgilisini çalmış olması. Destek : Cumali (U. Yücel). Cumali, Baran'ın hedefine ulaşmasına yardımcı olur, hiç bilmediği Đstanbul'da kaybolmasını engeller, ona kalacak bir yer gösterir. Romantik Đlgi : Keje (Ş. Hürmeriç). Baran'ın Đstanbul'a gelişinin ikinci ana nedenidir. Baran bunca yıl, onunla birlikte olmak için beklemiştir (Kritik alıntı: "..keje.. keje.. beni hapiste vurdular keje.. ölmedim.. hastalandım.. bir ciğerimi orda bıraktım, gene ölmedim.. çok dövdüler beni.. kan kustum, ama ölmedim.. yaşadım.. seni bir kez daha görebilmek için yaşadım.. şimdi bana dediler ki; kimse sesini duyamıyormuş.. susmuşsun.. benimle de konuşmayacak mısın keje.. sesini duyamayacak mıyım..?") Eşkiya tabii ki sadece bunlardan ibaret değil. Ama temel başarısı, karakterleri yerli yerine oturtmasından kaynaklanıyor (Senaryo Yavuz Turgul). NOT: Bu yazı, Michael Hauge'un "Satan Senaryolar Yazmak" (Writing Screenplays That Sell) kitabındaki bilgilerin tarafımdan yorumlanması ile oluşturulmuştur.

56

SANA ÖYLE GICIĞIM KĐ HAKKINDA BĐR SENARYO YAZACAĞIM! Filmlerde ve dizilerde izleyip de hoşumuza giden baş ya da yan karakterlerin, gerçek hayatta karşımıza çıksalar ne kadar gıcık olacaklarını hiç düşündünüz mü? Mesela "24" dizisini ele alalım. Oradaki en gıcık tip kimdir derseniz Chloe O'Brian olduğu konusunda herhalde genel bir fikir birliği vardır. Ama dizide Jack'ten sonra (ve bazen ondan da çok) en faydalı kişi de Chloe'dir. Kadının (üstün bilgisayar yeteneklerinin yanı sıra) bir sürü olumsuz özelliği vardır: suratsızdır, yüzü bir gün gülmez, sürekli ters cevap verir, kendi bildiğinden şaşmaz, asi bir karakteri vardır, kural çiğnemekten çekinmez, vb. Chloe O'Brian Türkiye'de ortalama bir devlet dairesinde çalışsa, çok kısa bir sürede ıssız bir kasabanın postanesine memure olarak sürülürdü. Ama gelin görün ki "24" dizisi onsuz düşünülemeyecek bir hal almış durumda. Gregory House'u ele alalım. Altıncı sezon hariç, tamamen baş belası bir doktordur. Ukaladır, kendini beğenmiştir, hiçbir kural ve prosedürü dinlemez. Etrafındakileri sürekli olarak aşağılar, onlarla dalga geçer, özel hayatlarına burnunu sokar, ilişkilerini baltalar, vb. House'un Türkiye'deki bir devlet hastanesinde çalıştığını hayal edebiliyor musunuz? Ne kadar bilgili ve yetenekli olursa olsun, eminim röntgen cihazı olmayan bir hastaneye röntgen mütehassısı olarak yollanırdı. E, o da orada rahat ederdi muhtemelen. TV'de "Doktorlar" dizisini seyredip milletle kafa bulurdu. Sinemadan örnek verelim: "Iron Man"deki Tony Stark'ı ele alalım. Bu kendini beğenmiş, bencil, düşüncesiz, aşırı risk seven adamın bir ailesinin olmamasına şaşmamak lazım. Zira karısı ve çocukları her akşama babamız eve dönecek mi diye endişe etmekten kafayı yerlerdi. Duygusal ilişki kurduğu iki kişinin (Pepper ve Rhody) de ona aslında parasal ve mesleki bağının olmasına da şaşmamak gerekir. Zira normal hayatta hiç kimse bu kadar bencil birini çekmez, çekemez. Anında basar tekmeyi. Kadın ya da erkek, fark etmez. Aslında filmler de (1 ve 2) biraz bu temaları işliyor. Ne kadar zengin olursanız olun, ne kadar lüks içinde yaşıyorsanız yaşayın, insani bağlar kuramadığınız müddetçe mutsuzluk içinde debelenirsiniz. Bütün o debdebe de bu mutsuzluğu (geçici ve başarısız bir şekilde) maskelemeye yarar, o kadar. *** Sanırım demek istediğimi anlatabildim. Filmlere ya da dizilere kahraman olan tipler, günlük hayatta deli gibi gıcık olduğumuz, nefret ettiğimiz, bize büyük acılar tattıran ya da tattırma potansiyeli olan tiplerdir. Bu kişilerin hayatımızda değil de perdede ya da TV'de olmasından dolayı bir miktar rahatlama da hissederiz. "Allah'tan House gibi bir kocam, Chloe gibi bir karım yok" demişsinizdir, eminim. Yine de hastalandığınızda ya da bilgisayarsal bir sorununuz olduğunda onların cep telefonuna sahip olmak hiç de fena olmazdı. Duyacağınız bir sürü fırçaya katlanacak siniriniz varsa tabii ... Benim burada size vermek istediğim iki adet tavsiye var: 1) Karakterlerinizi yaratırken, gerçek hayatınızdaki kriterlerin biraz daha dışına çıkın. Gerçek hayatta kabul edilebilir olan sınırlar ile dramatik eserlerde kabul edilebilir olan sınırlar farklıdır. Dramatik eserlerde biraz daha abartabilirsiniz. Gerçek hayatta "hayatta olmaz" diyeceğiniz şeyleri (bilimkurgu türü fantastik şeylerden bahsetmiyorum) dramatik eserlerde kabul ettirebilirsiniz. Đnsan davranışlarında biraz (hatta bazen çok fazla) abartıyı dramatik eserler kaldırabilir. Kahramanlarınız ve yan karakterlerin biraz gıcık, egzantirik, abartılı, şaşalı olmasından çok korkmayın. Eminim seyircinin hoşuna gidecektir.
2) Günlük hayatınızda sizi gıcık eden karakterlere (becerebilirseniz) farklı bir gözle bakın. Size attıkları kazıkları, verdikleri sıkıntıyı ya da çektirdikleri acıları bir yana bırakabilirseniz, bu karakterlerden hikayeniz için çok ilginç malzemeler çıkabileceğini göreceksiniz. Bu insanların sizi üzme sebeplerini zaten biliyorsunuz, bu özelliklerini alıp biraz daha parlatın, abartın, başka özelliklerle birleştirin. Eminim ilginç karakterler bulabilirsiniz. Kötü adamlarda olduğu kadar iyi karakterlerde de bu yönteme başvurabilirsiniz. (Benim kötü adamlara koyduğum adlar, gerçek hayatta gıcık olduğum tiplere aittir. Böylece onlarla negatif de olsa- bir duygusal bağ kurmam kolaylaşır.)

57

BASĐT HĐKAYE, KARMAŞIK KARAKTER Basit hikaye, karmaşık karakter...

58

Hikayenizin sonucu. "Casablanca" "Sleepless In Seattle") 2) Đstenmeyen başarısızlık . "An American Werewolf in London") 3) Đstenen başarısızlık . Burada ana karakter ödüllendirilir. ama bu süreçte önemli bir ders öğrenmiş ya da istemeden daha iyi bir ödüle kavuşmuş olurlar ("Risky Business". 1) Đstenen başarı .Trajedi.Temel mutlu son. "Bulworth") Eğer karaktere ve yapıya eşzamanlı olarak yaklaşırsanız. kendi yaşamlarını kaybetmişlerdir. ("Titanic". Burada kahraman ya iyi bir durumdayken bunu kaybeder.Burada kahramanlar istediklerini elde etmezler. ama bu süreç içinde varlıklarının önemli bir bölümünü . karakterler de yapının bir parçasıdır. doğal olarak. Bir keder. Karakter değişimi ("character arc"). mutsuzluk ya da ölüm hikayesi. yazdığınız hikayede rol alarak deneyimlediği değişim yolculuğudur. ya da daha en baştan ölümcül bir kusura sahiptir. iki kriter grubuna göre değerlendirilebilir: 1) başarı / başarısızlık 2) istenen / istenmeyen. YAPI ("structure") demektir. "Amadeus".Burada kahraman istediğini elde etmiştir. Ayrıca bu ikisini daha en baştan birleştirmiş olursunuz. dört olası sonuç elde edersiniz. sevdiği birilerini. Her iki kategoriden birini seçerseniz. Bu nedenle. senaryo demek. 59 . karakterinizin. "Thelma & Louise") 4) Đstenmeyen başarı . "Clockwork Orange". ("Baba". kötü adamlar cezalandırılır ve gün kurtarılır ("Oz Büyücüsü". Karakterinizin geçireceği değişime karar vermek için önce hikayenizin sonucuna karar vermeniz gerekir.KARAKTER DEĞĐŞĐMĐ ve YAPI Sinema-TV dünyasında sık sık duyacağınız üzere.ruhlarını. bu iki sorunu aynı anda çözebilirsiniz. (Kaynak: Hatırlamıyorum). "Affedilmeyen".

sonra da tek bir olayla dönüşüme uğraması inandırıcı değildir. ailesi ve karısı/sevgilisi pahasına sürekli olarak çalışan adamdır. "Yalancı Yalancı". bir noktada tamamen kırılmalı (muhtemelen üçüncü perdede) ve yaşadığı olaylar sonucunda hayata."Casino Royal" hariç). sonra yavaş yavaş bu direnç gevşemeli. Yani kahraman başına gelen olayların ona dayattığı değişime önce direnmeli. "Kırk Yıllık Bekar". Don Draper. Dönüşüm: Bu filmin sonunda bu karakter ailenin. bu değişimin mümkün mertebe organik olmasıdır. Bu. "Mad Men" vb. Adam sorumsuzdur. lütfeeen. Tonlarca film bu dönüşümün çeşitli varyasyonlarını takip eder: aslında çocuk olan ve çok eğlenen adamların bir şekilde hayatlarında sorumluluk almayı kabul etmeleri gerekir. ama her zaman değil. Örnekler: "Süper Baba"daki ("Big Daddy") Adam Sandler. Örneğin "Evan Almighty" ("Aman Tanrım 2"). kendine ve insanlara karşı daha derin bir içgörü geliştirmelidir. Başka tür filmlerde başka dönüşümler de gerçekleşebilir. ya da evlenmiş ve/veya muhtemelen bir çocuğun bakımını üstlenmiştir. "Click". James Bond . Sık görülen türler: Komediler. ilişkilerin ve insanların ne kadar önemli olduğunu fark eder. kaçıktır ve çok eğlencelidir. Her filmde kahraman dönüşüm geçirmez (örn. kalbinde hala bir çocuk olan ve büyümeyen adamla ilgilidir. (Kadınların dönüşümü ile ilgili yazı. Bu tür filmler genelde aksiyon filmleridir. dramatik bir dönüşümün “neşeli” karşılığıdır: o kadar çok yapılmıştır ki artık suyu çıkmıştır. olgunlaşmamıştır. *** 1. gerçek hayatta karşınıza çıkan erkeklerle ilgili ne kadar çok şey söylediğine de dikkatinizi çekerim. Ama lütfen senaryonuza “Senin tek düşündüğün işin!” ya da “Ofiste çok fazla zaman geçiriyorsun!” diyen kadın karakterler koymayın. yani o tür olaylar seçilmelidir. erkek baş karakterlerde görülen dönüşümlerden bazıları yer almaktadır. Oğlan dönüşümü (bazen. Sık görülen türler: Komediler. Bu. Đşkolik Bu. Lütfen. (aşağıda anlatıldığı gibi ilginç ve çatışmalı olmalarının yanı sıra) onu değişime sevk edecek nitelikte de olmalıdır. romantik komediler. Burada dikkat edilmesi gereken. dramalar 3. seyircinin hayat deneyimleri ile de örtüşen bir durumdur. Adam Sandler. ama ilginç bir yaklaşım/sürpriz gerekiyor. Romantik Komediler 2. Kahramanın film boyunca değişime direnmesi. Bu formül artık işe yarayabilir mi? Belki. aile filmleri. Dönüşüm: Filmin sonuna gelindiğinde. Ama genel olarak ana karakter(ler). Yani gerçek bir iş bulmuş. nişanlanmış. Kahramanın başına gelen olaylar. başlarına gelen olaylar sonunda bir değişim geçirirler. "The Hangover" (bir grup adam bekarlığa veda partisinde damadı Las Vegas’ta kaybederler ve düğünden önce adamı bulmak zorundadırlar). artık büyümüş bir adama dönüşmüştür. “Dalgacı”) Bu. Aşağıda. zira onlar da hayatları boyunca yaşadıkları olaylar sonunda değişim geçirmişlerdir. Yalnız Adam 60 . Buna karakter dönüşümü ("character arc") denir. Yazının. Örnekler: Jim Carrey. "Kaza Kurşunu"ndaki ("Knocked Up") Seth Rogen. daha sonra gelecek).ERKEK DÖNÜŞÜMLERĐ (MALE ARCS) Hikayelerin büyük bir bölümünde kahraman(lar) bir dönüşüm geçirir. Bunlar daha çok ilişkiler ile ilgili dönüşümlerdir.

sessiz.. sert bir tiptir. Western filmlerinde bu adamlar dönüşüm geçirmez.com/2007/12/there-are-only-four-malecharacter-arcs. örn. kahramanın ruhundaki (geçmişe ait) şeytanlar çıkarılır ve geçmişin yaraları iyileşir. o da Sıkı Dost filmleri (Buddy Films) olurdu (erkek Romantik Komedileri) Not: Erkek dönüşümlerinin çoğu. "Scrubs") 4. kendisini kurtarmak zorunda olduğu bir şey vardır. Sık görülen türler: Aksiyon. muhtemelen içki içen. Geçmişinde. "Örnekler: "Casablanca"da Humphrey Bogart. Kendisi dışında birisine önem vermiştir.html 61 .Bu. bir dönüşüm olacak olsaydı. "House". Sık görülen türler: Dramalar. Ya sevdiği birini kaybetmiştir. Örnekler: "Cehennem Silahı"ndaki Gibson/Riggs. Drama *** Eğer 5. "Ally McBeal". Dramediler (yani Drama-Komedi karışımları. *** Kaynak: http://bluestockingla. ya da bir şey yapmıştır ve bu olayla barışamamaktadır ve kendisini suçlamaktadır.blogspot. Güçlü. kimseye ihtiyacı olmayan. Genelde acılı ve duygusal olarak kopuk/uzak bir tiptir. Dönüşüm: Filmin sonunda. bağlılıktan korkan erkeklerle ilgilidir. "Die Hard"ta Bruce Willis. Yaralı Adam Bu adamın. ama bu onun için kilometrelere eşdeğerdir. ve size bakmak kadar kolaylıkla suratınıza bir tane indirebilecek biridir. "24" dizisindeki Jack Bauer. geçmişinde yaşadığı ve atlatması gereken bir travması vardır. Dönüşüm: Filmin sonunda bu karakter bir santim kadar ilerleme kaydetmiştir. "Benden Bu Kadar"da ("As Good As It Gets") Jack Nicholson.

toplumsal bir hapis içindedir (Aşık Şekspir'deki Lady Viola). kendi içinde bir cehenneme doğru gider (Rosemary'nin Bebeği). 4) Kadın. Şekspir çağındaki kadar kötü olmasa da ekonomik koşullar vb. durumsal hapis içerisinde (Erin Brokovich). 2) Kadın.KADIN DÖNÜŞÜMLERĐ (FEMALE ARCS) 1) Kadın. 3) Kadın. 5) Kadın. 62 . kendisi için yarattığı bir psikolojik hapis içindedir (Benden Bu Kadar'daki kadın garson).Kadın da buradan çıkar / çıkmaya çalışır. kendini gerçekleştirmeye doğru ilerler (Milyon Dolarlık Bebek). Buradan çıkar / çıkmaya çalışır. Buradan çıkar / çıkmaya çalışır. insanı hapsedebiliyor. Yani koşullar.

onunla alay etmesini değil. Aklıma hemen Casablanca geliyor. Rick de bu terk edilişin sonunda yıkılır. Baran'ın travması. Travma. (Eğer bu sitenin okurları arasında hala Casablanca'yı yedi sekiz defa seyretmemiş biri varsa. Baba. Ayakları suya ermiştir. (Aman Allah'ım: "Recep Đvedik"te bile var bu travma hadisesi!) Eminim sizin de hayatınızda. henüz çekmemişlerin fark etmediği bir lisan vardır. bu "acı"yı. özellikle de baş karakterlere. Travmaların sadece dramlarda değil. Pencereye geldiğinizde durmanıza gerek yok. Bir yazar olarak göreviniz. yüzeysel hazlar anlam taşımaz. ya da çok az taşır. yüzeysel sevinçler. aniden o kişiyi hayatı daha derinlemesine algılayan ve yaşayan biri haline getirir. Hayatın hepimize yetecek kadar trajedisi var o hain kesesinde. çok sevdiği bir kadın tarafından çok sebepsiz bir şekilde. Bu insanlar birbirlerini daha iyi ve kolay anlarlar. onlara geçmişlerinde yaşadıkları bir travma vermektir.BĐR TRAVMA YETER Yazdığınız karakterlere. bir derinlik katmak istiyorsanız. Bir çok eski Türk filminde (ve hemen bütün Küçük Emrah filmlerinde) travmaların bu abartılı kullanımı. insanları ve olayları görmek için kullandığınız gözlüğünüze belirli bir renk katan bir travma vardır. Burada biraz daha az ışık vardır. hem hapiste yatması. filmlerin gerçeklik duygusuna büyük zarar vermiştir. oğul ise karısını kaybettiğinde (ve darbe sonrasında yaşadıklarında). Ama bu olay onu hayatının geri kalan bölümünde bir hayalet gibi takip etmiştir. Sinik ("cynical") bir adama dönüşür. biraz daha az neşesizdir etraf. Acı çekenler (çekmiş olanlar) arasında. yani yemeğin ana malzemesini oluşturmuyorsa. bunun en kestirme yolu. Artık bu kişi için yüzeysel acılar. onun geçmişine hakiki bir travma koyun. Ama bu konuyu siz araştırın artık. hayata ve insanlara küser. beni uğraştırmayın! 63 . Bu travma. yemeğin bütün tadını bastırmayacak miktarda kullanmaktır. darbe öncesinde oğlu giderken bu travmayı yaşamıştır. Sizin yapmanız gereken şey. Hem babada. eğer hikayenin tam merkezinde değilse. yola devam edin!). Seyircinin kahramanınız için sempati duymasını istiyoruz. Bu ikisi aynı anda meydana gelmiştir. komedilerde de kullanılabildiğini ve bu filmlere beklenmedik bir derinlik kattığını da söylemeliyim. Hem de iki kişide. hızla açık bir pencereye doğru koşabilir. Ama gerçekliğin daha geniş bir kısmını görürler. hem de oğulda. ilgisiz de olabilir (bu daha ilginçtir). yeterince açıklama da yapılmadan terk edilir. Ve bu iki meseleyi de çözmek için ta Đstanbul'a gelir ve geçmişinin eksik parçalarını tamamlar. Bir çok film bu tür karakterlerle doludur. Bizdeki filmlerden yine Eşkiya'yı örnek vereceğim. Ya da olacaktır! Üzülmeyin. Etraflarında boş boş konuşan insanların kendilerine düşen bu "acı payı"nı henüz teslim almadıklarını bilirler. derin de olmasını sağlamak istiyorsanız. Bu acı olaylar bu iki karakteri de değiştirmiş. Casablanca'nın kahramanı Rick. Çok sevmediğim bir film olmasına karşın gişedeki başarısı inkar edilemeyen "Babam ve Oğlum"da da bu travma olayı vardır. bu travmanın ilgi çekici olmasını sağlamak ve günümüzdeki (yani izlediğimiz hikayedeki) etkilerini de ilginç bir biçimde yansıtmaktır. Bu travma ve onun karakteriniz üzerinde yarattığı etki. Yaşadığı travma bu kişiyi hayat okyanusunun daha derinliklerine çekmiştir. *** Senaryo yazımına geri dönersek: Karakterinizin sadece ilginç değil. abartılmamalıdır. derinleştirmiştir. başınıza geldikten sonra bütün hayat görüşünüzün değiştiren. Birden fazla travmalı bir insanın hikayesi insanın içini karartacak kadar karanlık ya da gerçek dışı olabilir. hikayenizin gidişatıyla doğrudan ilgili de olabilir (travmanın bu kullanımına dikkat etmek gerekir). hem de sevdiğinden kopmasıdır.

onun babaannesini de hayal etmeniz gerekecektir. Genç bir yazarken. Karakterlerini sakin. 64 .gg). onun hayat hikayesini ve kişisel özelliklerini yazmaktır. Neden her ne ise. kadınlar karşısında daha güvenli. aşk acısı çekiyor ve geri dönüşü olmayan kayıplar için için için ağlıyor olmalılar. Jay Gatsby. Daisy onu reddedip zengin Tom Buchanan’ı seçtiğinde. Đşte bu nedenle Scott Fitzgerald (“Muhteşem Gatsby”nin yazarı) “Karakter. (“Muhteşem Gatsby”nin baş karakteri). Yazdığım kahramanların hepsi bendim – sadece daha oturaklı. bu da bizim bu şekilde (yani en derin duygularını dinleyerek) hareket eden insanlardan – yani yazdığınız gibi karakterlerden – hoşlanmamıza neden olur. Ama bu. sevgilisini Büyük Birader’e ihbar etmeye itmişti onu. eski zengin kız arkadaşını etkilemek için fiyakalı gömlekler satın almıştı. Bu güvensizlik. işler yolunda gitmektedir. sevgilisi gitmiştir. çatışma karşısında sükunetini kaybetmeyen ve sıkı yumruk atabilen bir halimdi. Sonra korkunç bir şey olmuştur: bir kardeşi ölmüştür. Belki biz eski zengin kız arkadaşımızı etkilemek için özel olarak dikilmiş gömlekler satın almayabiliriz ama Jay Gatsby’nin duygularını anlayabiliriz. Cennet’ten kovulmuş. Winston Smith’in (“1984”) fare korkusu. kendini geliştirme ve sınıf atlama şeklinde ifade edilebilecek Amerikan rüyasına inanan yoksul bir çocuktur. yetenekli ve herşeye hazır gibi görünebilirler ama bu görünümlerinin altında kaygı içinde kıvranıyor. hepimizin geçmişte kaybettiği bir aşkı vardır. Doğru söylediğini kabul etmek zorunda kalmışım. Ve Amerikan rüyasının bir parodisi haline gelir. hikayedir / olay örgüsüdür” (“Character is plot”) demiştir. Kardeşim “Senin yazdığın karakterlerin hepsi çok havalı (“cool”)” demişti. bu cennete yeniden ulaşmak için gösterilen sistemli ya da doğaçlama çabalardır: ölen kardeşin intikamını almak. Çünkü yazar. dram ile melodram arasındaki hayati farktır. Bunu yaptığınız zaman sadece karakterinizi değil. Böylece karakterinizle ilgili önemli ayrıntılar ortaya çıkacaktır. Bu. (Bilmeyenler için not: Superman adlı kahraman. babanın borçlarını ödemek. insanlığın hikayesini yeniden canlandırmaktır. Ve olay örgüsü. aptalca ya da eften püften şeyler yüzünden olağanüstü şeyler yaparlar. Ama SUPERMAN’in bile Kriptonit’e ihtiyacı vardır. karakterinizi büyük ölçüde güvensiz ve güven halini tekrar ele geçirmeye çalışan azimli biri yapar. bir savaş ülkeyi altüst etmiştir. okuyucularını heyecanlandırmak için başka bir yol düşünememiştir. Onların görevi. Karakterinizin içsel güvensizliğini bulmanın bir yolu. Gatsby. sadece Kriptonit adlı madde karşısında bütün üstün güçlerini kaybetmektedir . Bu. giden sevgiliyi bulmak.KENDĐNE GÜVENMEYEN KARAKTERLER YARATIN Scarlett O’Hara ("Rüzgar Gibi Geçti"nin kahramanlarından biri) “bir daha asla aç kalmayacağına” yemin etmişti. Karakterinizin geçmişinde bir aşamada her şey iyidir. hikayenizin temasını yansıtmalıdır. içsel bir güvensizlik duygusu (“insecurity”). gerçeği anlamaktan ibarettir: kahramanın ailesi yoksuldur ya da utanç verici bir sırrı saklamaktadır. Sizin yarattığınız kahramanların da aynı derecede zayıflatıcı / zararlı bir şeye ihtiyacı vardır: onları olağanüstü şeyler yapmaya itecek. Kahramanın dengeli dünyası paramparça olmuştur ve karakteriniz o günden beri tekrar o denge halini sağlamaya çalışmaktadır. babası iflas etmiştir ya da çıldırmıştır. herhangi bir güvensizlik olmamalıdır. düşman bir dünyada savaş veren. Gatsby içki kaçakçılığı ve diğer yasadığı faaliyetler ile zengin olarak kızın sevgisini kazanmaya çalışır. bu hatırda kalan karakterlerin verdiği dersi görmezden gelmiştim. savaşı kazanmak ister. Melodramda insanlar. Bazen olay. en derin duygularımızla hareket etmeyiz. günahlarının affedilmesini ve yeniden Cennet'e dönmeyi arzulayan insanın hikayesidir. Ya da kahraman bir şekilde diğer insanlardan farklıdır. Böyle davranırlar çünkü böyle davranmak zorundadırlar. Biz.

Her halûkârda okuyucularınız. kötü adamınız için de geçerlidir. Onun. melodramatik olurlar. ani bir ölüme neden olabilecek riskli hareketlerde bulunma özelliğini vermiştir..Belki karakterinizin babaannesinin kanserden dolayı yavaş yavaş ölmesi. onun adına gerçekten üzülebiliriz. kadını. . Ama üzülmekle de kalmayız – daha sonra olacakları öğrenmek için hemen sayfayı çeviririz. çok büyük bir arzudan ya da intikam arayan bir nefretten kaynaklanan bir acının araştırılmasıdır. Son bir tavsiye: bize. genç bir kız iken kendinden büyük bir oğlana aşık olmasından kaynaklanabilir. bu tür erkeklerin evlerinin ve bürolarının önünden geçerken.. bıyık buran herhangi bir kötü adamdan çok daha korkutucu yapar. Bir başka deyişle. bu tür erkeklerin resimlerini yapıştırdığı defterini gösterin. 65 . onların kız arkadaşlarıyla konuşmalarını gizlice dinlerken gösterin. Kadın kahramanınızın elde edilmesi güç erkeklere duyduğu ilgi. belki de böyle olmayacaktır. daha güvenli insanlara dönüşeceklerdir. Bu da ona. Not: Aslında roman ve hikaye yazımı ile ilgili olan bu yazının senaryo yazımı için de geçerli olan bazı ilkeleri anlattığını düşündüğüm için kendisini buraya aldım. o zaman bütün bunları 20 sene önce başlatan adamla karşılaştığında. Eğer kötü adamınız sadece bir psikopatsa ya da acımasız bir biçimde kötülük yapıyorsa. bu insanın bir sorunu olduğuna karar verelim. Onları da harekete geçiren nedenler varsa – bunlar öyle nedenler olmalıdır ki onların. kahramanınızın güvensizliği onu sonu gelmez dertlere sokmalıdır. kadın kahramanınızın ulaşılması zor erkekleri arzuladığını söylemekle yetinmeyin. Bırakın biz. karakterlerinizin başarılı ya da başarısız olmasına neyin neden olduğunu anlayabilmelidir. Kahramanınız için geçerli olan şey. yanlış hedeflenmiş bir aşktan. *** Kaynak: Crawford Kilian’ın yazısının bir bölümü. Belki karakterleriniz bu deneyimde bir şeyler öğrenecek ve daha iyi. Bu da onları. gücü nasıl suistimal ettiklerine aldırmamalarını yol açmalıdır – kahramanınıza karşı gelmek için gerçek nedenleri olabilir. Hikayeniz. yani okuyucular. onda büyük bir ölüm korkusu meydana getirmiştir.

Tercüman. Adamın belirli bir hayat görüşü vardır. Bu insanların hepsinin karakterleri. bu insanın hikaye sonunda da çekingen biri olarak görülmesi gerekir. doğuştan gelen bazı güdüler (motivler) tarafından hareket ettirilir. Filmdeki katili canlandıran Tom Cruise. Kimi öncüdür. Ama yerimiz ve zamanımız dar. kahramanlarla kolaylıkla özdeşlik kurarlar. davullardan oluşan bir orkestraya benzer". Ve ölene kadar bu görüşe sadık kalır. Filmin felaket sonrası bölümünde ise en temel güdü olan "hayatta kalma" arzusunun kendini ifade edişine tanık oluruz. KĐŞĐLĐK TĐPLERĐ: Đnsan karakterleri farklı farklıdır. SENARĐST ĐÇĐN ANLAMI: Lajos Egri'nin çok güzel bir sözü var: "Birbirine benzer karakterlerden oluşan bir oyun. Bu dönüşüm filmin tümüne yayılır. Yakın zamanda sinemada gösterilen "COLLATERAL" filminde buna bir örnek görüyoruz. kimi bağlayıcıdır.. "Er Ryan'ı Kurtarmak" filmindeki takımı oluşturan karakterleri hatırlayın. Senaristin bunu göz önünde bulundurarak birbiriyle çatışmalı bir ilişkiye girecek karakterleri hikayesine koyması doğru olur. para için ruhunu satıp satmamasıyla ilgilidir. Seyirciler birbirinden farklı karakterlerin aynı olaya nasıl farklı tepkiler verdiğini görmekten hoşlanırlar. Bunlar hayatta kalma. Đzleyiciler tutarlı karakterler görmek ister. izleyicinin kopmasına neden olur. TEMEL GÜDÜLER: Her insan. digerkam tavırları ile bencil tavırları arasında çok hoş tezatlar izleriz.. kimi ise duygularını hiç karıştırmadan. Yahudinin esir düşmüş Alman askerlerine kendisinin Yahudi olduğunu söylemesi. yumuşak başlı. Jack'in de yardımıyla ruhunu satmamayı tercih eder. Caparzo'nun Yüzbaşı'yı dinlemeyerek Fransız aileye yardım etmek isterken vurulması. insancıl ve çekingen biriyken. SONUÇ: Senaryonuz için karakter yaratırken gözlemlerinizden yararlandığınız kadar aşağıda sunulan psikoloji bilgilerinden de faydalanabilirsiniz. nesnel bir biçimde hareket eder. Keskin Nişancı. kimi kötümserdir. kimi estettir (sanatçı). Yahudi.. kimi ise dışa dönük bir davranış biçimini benimser. Rose karakterinin. Biz de inanırız. Bu nedenle şimdiye kadar gördüklerimizi şöyle bir toparlayalım ve yolumuza devam edelim. (Myers-Briggs) Kimi karar verirken duygularıyla. farklı kişilerin hikayeye nasıl hizmet ettiğinin güzel bir örneğidir. (Maslow) SENARĐST ĐÇĐN ANLAMI: Bu temel ihtiyaçlardan birinin ya da bir kaçının tehlikeye girmesi çok güzel senaryolar üretir. Caparzo (Vin Diesel). sevdiği insanı korumak için eline silah alıp adam öldürebilen biri haline dönüşür. SENARĐST ĐÇĐN ANLAMI: Karakterinizin ne tür davranışı benimsediğini bilmek. 66 . ENEGRAM: Her insanın topluluk içinde gördüğü fonksiyon farklıdır. Karakterlerin tutarlı olması için biraz psikoloji bilmenin çok yararlı olacağı kanaatindeyim. çevresindeki insanlarla sevgi ve saygıya dayalı ilişkiler kurmaktır. Bu konuda söylenecek çok daha fazla şey bulunduğu kesin. Filmin başında sakin. Bir insanı filmin başında çekingen biri olarak gösterdiyseniz ve hikayede bu insanın değişmesi için hiç bir sebep yoksa. Katilin esir aldığı taksi şoförü Max (Jamie Fox) ise filmin başından sonuna kadar yayılan bir değişim geçirir. Yüzbaşı Miller. Özellikle de geminin batmaya yakın olduğu zamanlarda insanların özverili. filmin sonunda girişken. Kimi içedönük bir yaşam sürmekten hoşlanır. Bu durum özellikle bir topluluğun hikayesi anlatıldığında geçerlidir. hikayenin ilginç bir biçimde ilerlemesine yardımcı oluyordu. kimi de aşıktır. başına gelen olaylarda nasıl tepki vereceğini önceden kestirmenize ve hikayenizi ona göre kurmanıza yardımcı olur.. daha sonra onu vuran keklikçinin ("sniper") Keskin Nişancı tarafından öldürülmesi. Sırf hikaye daha ilginç olsun diye karakterlerde temelsiz değişiklikler yapmak. insancıl bir biçimde hareket eder. filmin başından sonuna kadar tutarlı bir kişilik sergiler. güvenli bir ortamda yaşama. Seyirciler de bu güdülere / ihtiyaçlara sahip oldukları için. "Titanic" filminin felaket öncesi bölümü.KARAKTER BĐLGĐSĐNĐN SENARĐST'E KATKISI Son yazılarda insan karakterini oluşturan çeşitli öğeleri ve kaç tür karakter olduğunu gördük.

Bütün karakterlerin son derece sağlıklı ortamlarda yetişmiş olduğu. senaryo yazarlığının önemli bir cephesini oluşturur. Çeşitli filmlerde görülen ruhsal sorunlara örnekler bulabilirsiniz. Đzleyiciler kendilerinin psikolojik olarak mükemmel yaratıklar olmadıklarını bildikleri için.) Yalnız "karakterimi psikolojik açıdan gerçekçi yapacağım" diye kendinizi kasıp çok derin analizlere ve gerekçelendirmelere girmeyin. Türk filmlerinde de sık sık bu "tek motivli" hikayeleri görürüz. Karakterlerinize bazı psikolojik sorunlar verin ve bunları da detaya girmeden kısaca açıklayın. sağlıklı kararlar alabildiği. *** Filmlerde işlenen ruhsal sorunlar hakkında daha fazla bilgi için buraya (http://www.com/lavendar/westside/177/abnorm. Örneğin Charles Bronson filmlerinde kullanılan yöntem budur. yazdığınız hikayelerin çok daha derin ve etkili olduğunu görürsünüz.fortunecity. yeter. hiç bir dengesizlik göstermediği hikayeler pek ilgimizi çekmez. kahramanın ya da kahramanların psikolojik durumu ile ilgili bir değişim hakkındadır. Đzleyicide derin bir duygu ve kavrayış oluşturmaktan uzaktır. kendilerine benzer insanların dış dünya ile mücadele ederken iç dünyalarında yaşadıkları çatışmaları izlemekten zevk alırlar. Sokak serserileri Charles Bronson'un karısını ve kızını öldürürler. Yalnız burada kaçınılması gereken önemli bir tuzak vardır: O da bir karakterin davranışlarını sadece geçmişindeki bir travmaya atfetmektir.KARAKTERLERĐN RUHSAL SAĞLIĞI Filmlerdeki karakterlerin ruhsal sağlığı. Bu tür bir "motivasyon" son derece yüzeyseldir. Bu nedenle hikayenizin baş karakterini yaratırken ona bazı ruhsal eksiklikler vermeniz son derece faydalı olur. Sinema tarihi bu yüzeysel yöntemi kullanan binlerce kötü filmle doludur. Piyasada başka bir sürü kitap daha bulunuyor. (Đngilizce) 67 . Bu tür bir hikayecilik hatasına düşmemek için psikolojik sorunları yakından tanımak lazım. (Bu konuyla ilgili olarak aşağıda bir yerlerde bazı kitaplar önermiştim. Charles amca da film boyunca bunun intikamını alır.html) bakabilirsiniz. Nevrozdan başlayarak daha ağır ruhsal rahatsılıklara kadar uzana bir yelpazede bilgi edinirseniz. Çünkü izlenmeye değer filmler her zaman.

Tabii ki taraflardan birinin diğerinden önce bu yola çıkabilir. başlık. Bazı örnekler vermek iyi olacak: Yaşı yeterince ileri olanlar.. "Matrix"'te Neo ile Trinity arasındaki gerilim ilk aklıma geleni. Yani duygular açıkça ifade edilir. Her iyi dizide merkezi karakterler arasında ÇCG vardır. Cem ilgisini başkalarına yönelttiği zaman dizi o kadar tat vermiyordu. gelmeyebilir de. ile Eliot arasında yeniden bir CG oluşturmayı başardılar. dizilerden farklı olarak filmlerde. Açık açık söylendiği zaman büyüsünü büyük ölçüde kaybediyor. Önemli olan imalarla. Cennet Mahallesi'nde de benzer bir ÇCG durumu var diyebiliriz."Unresolved Sexual Tension"). bu ÇCG'nin baskın olduğu zamanlardı. Bırakın ifade etmeyi. ama bu cinsel çekim dizi boyunca tatmin edilmez. ana karakterler arasındaki ilişkiyi tatlandırır. genelde de örtük bir biçimde. ÇCG sadece dizilerde işe yaramıyor. Bizden örnek verirsek. Ama sonraki sezonda bu adamı devre dışı bırakarak J. genelde bu ÇCG filmin sonlarına doğru çözülür. başrollerinde Bruce Willis ve Cybill Shepard'ın olduğu MAVĐ AY dizisini hatırlayacaklardır. Yalnız. Đki baş karakterin bir araya gelmemesi. Bundan kısa bir süre sonra da dizi bitmişti zaten. Milattan sonraki dizilerden de örnek vereyim: Örneğin bu aralar CNBC-E'de tekrarları tekrarlanan "Gilmore Kızları". "Kuzuların Sessizliği"nde de Clarice ile Jack Crawford (Clarice'in FBI'daki amiri) arasında hiç ifade edilmese de çok garip bir cinsel gerilim vardı. ama diğerinin de çok geç kalmaması gerekiyor. bana göre. "Gladyatör"de de Maximus ile Đmparator'un kızkardeşi arasındaki ÇCG hafif olmasına karşın filme renk katıyordu. Ama taraflar bir araya gelebilir de. Ama çeşitli vesileler bularak birbirlerinin hayatlarına karışmayı başarıyorlar. diziyi ilginç yapan unsurların başında geliyor. Đkinci sezonda yazarlar Eliot'u bir başka adama aşık ederek senaryonun genel gidişini tehlikeye attılar.) ile yattı. bir ses tonuyla ifadesini bulması ve karşılıklı olması. kendilerine bile açıkça söylemiyorlar. dizinin gizemi büyük ölçüde kayboldu. ya da orijinal adıyla UST . beden diliyle.ÇÖZÜMLENMEMĐŞ CĐNSEL GERĐLĐM (UST): DĐZĐ ve FĐLMLERĐN TADI TUZU. Ne zaman ki Edison (B. Bu nedenle akıllı yazarlar ana karakterler arasında bu gerilimi yaratır ve dizinin sonuna kadar devam ettirirler. Tek taraflı olduğu zaman "sapıklık" gibi duruyor.) Hayes (C. Bu dizide karakterler arasındaki cinsel gerilim dizinin en hoş yönlerinden birini oluşturuyordu. SCRUBS'ta da böyle bir durum vardı. Arasında ÇCG olmayan karakterleri seyretmek pek hoş değildir. yani biri diğerinden hoşlanmaya daha önce başlayabilir.. Filmin en hoş alanlarından birini.S. "Avrupa Yakası"nda Aslı ile Cem arasında bir ÇCG olduğunu söyleyebiliriz. ile Eliot arasındaki ÇCG. J. 68 . Dizinin en başarılı olduğu zamanlar. bir bakışla.W. Filmlerde de çok sık karşımıza çıkıyor. Yani kahramanlar (karşı cinsten olanları kastediyorum) arasında bir cinsel çekim vardır. bir gerginlik olarak hep vardır. Birbirlerini sevdikleri ve birbirlerini arzuladıkları kesin ama her ikisi de bunu açıkça ifade etmiyorlar. bu ikili arasındaki ÇCG oluşturuyor. *** Senaryo yazarken ÇCG'nin çok dikkatli bir biçimde uygulanması gerekiyor. Başarılı dizilerin en önemli unsurlarından biri de ÇCG'dir (bkz.D. Zaman zaman açık. Anne Lorelai ile kafe sahibi Luke arasında çok hoş bir cinsel gerilim var. birinci sezonun en hoş yönünü oluşturuyordu.D. Yazarlar çok büyük bir akıllıklık yaparak bu gerilimi dizinin sonuna kadar devam ettirmişlerdi.

amaç) düzeyi koyarlar ve bunun gerçekleşmemesi durumunda kuvvetli bir rahatsızlık duyarlar. Asla öfke nöbetleri geçirip kendilerini kaybetmezler. Doktora çok seyrek olarak giderler. Son derece rahat insanlardır. büyük bir aceleyle yerler. böylece davranış türü ile kalp rahatsızlıkları arasında bağlantı kurmayı başarmışlardır. Sabırlıdırlar. Çoğunlukla sigara içerler. A tipi davranış biçimi gösterebilir. Bu kimseler konuşmalarını belirli bir noktaya yönelik sürdürürler ve bazı kelimeleri patlayıcı olarak vurgularlar. Stresle etkili bir biçimde başa çıkabilirler. saldırgan. harekete yönelik insanlardır. bekletilmekten hoşlanmazlar. Bu kimseler bir arkadaşlarını ziyarete veya dişçiye gittikleri zaman bile telefonla iş görüşmesi yaparlar. B tipi davranış özelliklerini taşıyan bir çok insan. Bunu da aynı çevreyi paylaşan insanlara karşı ve onlara rağmen elde etmeyi tercih ederler. "A" TĐPĐ DAVRANIŞ A tipi davranış biçimi içinde olan kimseler. 69 . Pipo ile zaman kaybetmezler. kendi hastalarının genelde A tipi davranış sergilediğini fark etmişler. Bu kimselerin bir ruh sağlığı uzmanına gittikleri neredeyse görülmüş şey değildir. Kendilerini işlerine vermişlerdir. sağlıklarına ve tatile çok az zaman ayırırlar. "B" TĐPĐ DAVRANIŞ Bu davranış türleri arasındaki ayırım Friedman ve Rosenman adlı iki Amerikalı kalp cerrahı tarafından yapılmıştır. Restoranda vb. rekabetçi. Yani her insan A tipi veya B tipi davranış biçiminin farklı özelliklerini kişiliğinde barındırabilir. Sık ve kuvvetli jestlerle konuşurlar. Bu insanlar çoğunlukla kendisiyle meşgul ve "benmerkezci" kişilerdir. A'lar kadar güdülenmemişlerdir. Bu kimseler "başarılarının" az ve kısa bir mutluluk verdiği. Yaptıkları zaman da başkalarıyla ya da kendileriyle yarışırlar. Bu insanlar kendileri ve başkaları için yüksek bir beklenti (ideal . yapılması gereken birçok işin baskısını üzerinde hisseden ve zamana karşı yarışan insanlardır. Çoğunlukla hayatın diğer cephelerini ve ailelerini ihmal ederler. ihtiraslı. *** Şunu belirtmek gerekiyor: Dünyada hiç kimse A tipi davranış biçiminin bütün özelliklerine sahip değildir. Yemeklerin tadına bakmadan tuzlarlar. A tipi davranış biçiminde olan insanları belirleyen üç ana özellik şunlardır: 1) Rekabet içinde başarıya ulaşma çabası 2) Abartılmış bir zaman darlığı 3) Saldırganlık ve düşmanlık A tipi davranış biçimini benimsemiş bir kişinin kesin bir konuşma biçimi vardır. Kızgınlık duygusu taşımamaları. Bu insanlar kendilerini hiç bitmeyen bir mücadele içinde hissederler. Bu tür bireyler kendileri ve başkaları ile sürekli bir yarış içindedir. Bir kalp krizi sırasında bile yardım istemeyi reddettikleri ve geciktirdikleri için ölenlerin sayısı inanılmayacak kadar yüksektir. Onlarla anlaşmak kolaydır. yaşadıkları iç huzurundan kaynaklanır."A" TĐP DAVRANIŞ vs. Mümkün olan en kısa sürede çevrelerinden en fazla şeyi elde etmek isterler. Fizik egzersiz için zamanları çok azdır. Bu doktorlar. "B" TĐPĐ DAVRANIŞ B tipi davranışı benimseyenler rekabetçi değildir. Zaptetmek için gösterdikleri gayrete rağmen düşmanlık ve öfke duyguları kolayca ortaya çıkabilir. Kendilerine. yoğun dürtüleri olan. Cümleler arasında kuvvetli nefes aralıkları bulunur. Kendileriyle ve çevreleriyle barışıktırlar. Duygularını güzelce ifade edebilirler. Çok güdülenmiş ve başarı düşkünü olmamalarına karşın iş hayatında A'lar kadar başarılıdırlar. Bu insanları doktora götüren en önemli hastalık peptik ülserdir.

güzelliğe önem veren): Orijinal.ENEGRAM . Đyimserler mahrum kalmaktan ve acı çekmekten korkarlar. (‘Out of Africa’daki Meryl Streep) * Analizci: Gözlemci. davranışları hem kaçınılmaz hem de şaşırtıcı olan karakterlerin oluşmasını garanti etmez. Öncüler alt/düşük/aşağı bir pozisyonda bulunmaktan korkarlar. cimri. "cool" (serin). (‘My Dinner with Andre’deki Andre Gregory) * Öncü : Đkna edici. Sağlam yapılı bir hikayeye sahip olmak her senaryonun olmazsa olmaz bir özelliğidir. kendi arzularına düşkün. karakterler arasındaki çatışmaları daha da şiddetlendirmemize ve dramatik durumların daha ilgi çekici olmasına yardımcı olabilir. (‘To Kill a Mockingbird’teki Gregory Peck) * Aşık : Besleyici. duygusal. eşitlikçi. bunalımlı. (‘Jerry Maguire’daki Tom Cruise) * Estet (Estetiğe. seyircilerin neden gerilim. tutkulu. Aşıklar sevilmemekten ve takdir edilmemekten korkarlar.9 Kişilik Tipi Deneyimli senaristler hikaye (plot) ve karakterin Siyam ikizlerine benzediğini iyi bilirler. Kötümserler başkaları tarafından desteklenmemekten korkarlar. Hikaye türleri (janr) ile Enegram tipleri arasındaki bağlantıları bilmek. tembel/uyuşuk. DOKUZ TĐP * Eleştirici : Đlkeli. düzenli. ama sadece iyi bir yapıya sahip olmak. çabuk kızan/alıngan. otorite bilinci taşıyan. mücadeleci. (‘Norma Rae’deki Sally Field) * Đyimser : Coşkulu/heyecanlı. intikamcı. Başarılılar başarısız/kaybeden kişiler olarak görülmekten korkarlar. Analizciler başkaları tarafından ezilmekten/yenilmekten korkarlar. Enegram denilen kişilik tipi sistemi orijinal ve çok boyutlu karakterler yaratmada çok faydalı olabilmektedir. Bağlayıcılar çatışmadan ve uyumsuzluktan korkarlar. (‘Fargo’ Frances McDormand) Judith Searle kaynak: www. kendinden şüphe eden. pragmatik. aşırılı. (‘The English Patient’taki Ralph Fiennes) * Kötümser : Sadık. endişeli/kaygılı. cömert. bağımsız. Estetler sıradan insanlar olarak görülmekten korkarlar. .com 70 .writersstore. gururlu. (‘Dead Man Walking’deki Susan Sarandon) * Başarılı : Enerjik. Scott) * Bağlayıcı: Kabullenici. dikkati kolayca dağılan. baştan çıkarıcı. romantik komedi. amatör. (‘Patton’daki George C. şüpheci. Bu sistemdeki dokuz temel tipi bilmek. kibirli. bilim-kurgu ve diğer türlere karşı bir cazibe duyduğunu daha iyi anlamamızı sağlar. Eğer kardeşlerden birinde ölümcül bir hastalık varsa diğeri de aynı kaderi paylaşacak demektir. Eleştirici tipler kötü ya da yozlaşmış olarak görülmekten korkarlar. güçlü güdüleri olan/azimli. kıskanç. etkileyici.

Ancak gerektiğinde karar verirler. Bekleyip neler olacağını görmekten mutluluk duyar. Bir seferde bir iş yapmayı tercih ederler.) 71 . "Bakalım neler olacak" şeklinde hareket ettikleri için de. daha esnek bir yaşam tarzı arasındaki tercihimizi gösterir. Genellikle bir aciliyet duygusu içindedirler. Beklenmedik olaylar ya da durumlara A'lar daha iyi uyum sağlarlar. Önlerinde çok zaman olduğu duygusunu taşırlar. yaşamları planlı ve düzenli olduğunda mutlu olurlar. Yargılayıcı tutumu tercih eden insanlar (Y). ALGILAMA Yargılama ve Algılama. Algılayıcı tutumu tercih edenler (A) daha rahat ve geniş insanlardır. A'lar sabah uyandıklarında önlerindeki günün kendileri için sürprizlerle dolu olabileceğini hissetmekten mutluluk duyarlar. daha düzenli bir yaşam tarzıyla. Y'ler yaşamlarının bir amacı olmasını isterler ve beklenmedik ya da değişen durumlara ayak uydurmakta zorlanırlar. Genellikle daha fazla bilgi toplayana kadar kararları ertelerler. Kendilerini hayatın akışına bırakırlar. Genellikle kararları kolayca verebilirler ve bunları pek değiştirmeden uygularlar. Bir proje yarım kaldığında huzursuz olurlar. Sabah uyandıklarında o gün ne yapacaklarını biliyor olmayı yeğlerler ve planların değişmesi onları rahatsız eder.YARGILAMA vs. Amerikan halkının %55'i Yargılayıcı. Bir projeyi tamamladıkları zaman huzursuz olurlar! Çünkü bir kapıyı kapattıklarını ve bunun dönüşsüz bir şey olduğunu hissederler. kararları son ana bırakırlar. Yaşamlarının belli bir çevrede olmasından hoşlanmazlar. Genellikle aynı anda yürüyen bir sürü projeye girişirler. (Türk halkı hakkında ne yazık ki ilgili veriler elimde yok. A'lar yaşamı severler ve başarılara daha az ilgi duyarlar. %45'i Algılayıcıdır. (Böyle bir tutum Yargılayıcıları dehşete düşürür).

Đyi irdeleme yapabildikleri için genellikle kararlarına bağlı kalırlar. Kadınlarda ise bu durum tersinedir.DÜŞÜNME vs. 72 . Hisseden tipler diğer insanların duygularıyla özdeşleşir. Hissedenlerin duyguları genellikle ortadadır. H'ler insanların kendilerini sevmesini isterler. Đnsanca duygularının pek etkisine kapılmazlar. kişisel duygular ve sadakatten etkilenirler. koşullar. Düşünme işlevini yeğleyen kişiler (Dş) akılcı ve mantıklıdır. genellikle hafifletici nedenlere pek prim vermezler. Standartlara ve ilkelere inanan Dş'ler. Bir durumu dışarıdan değerlendirebilirler. Dş'ler diğer insanlara hoş olmayan şeyleri daha rahat söyleyebilirler ve işlerine gelmese bile doğruyu söyleme eğilimindedirler. Kararlarının insanları nasıl etkileyeceğine önem verir. Bu insanlar duygularını daha az gösterme eğilimindedirler. Hisseden tiplerin mantıksız ve beceriksiz olduklarını düşünebilirler. H'ler hoş olmayan şeyler söylemekten kaçınırlar ve karşılarındakini incitmemek için gerçeği söylemekte zorlanırlar. Düşünen tiplerin soğuk ve insanlıktan uzak olduklarını düşünebilirler. daha kesin fikirli. Erkeklerin %65'i Dş iken %35'i H'dir. tarafsız ve nesneldir. HĐSSETME Düşünme ve Hissetme. insan ilişkilerindeki uyuma daha çok önem verirler. Hissetme işlevini yeğleyen kişiler (H). kararlarımızı nasıl verdiğimizi ve olaylar hakkında nasıl sonuç ve yargılara ulaştığımızı gösterir. Diğer insanlardan sıcaklık ve onay görmeyi isterler. Đnsanların gereksinimleri. Kararlarının çoğuna kendi kişisel özelliklerini katarlar ve birini memnun etmek için kendi yollarının dışına çıkabilirler. Beğenilen insan olmaya uğraşmazlar. Đster erkek ister kadın olsun. Duyguları güçlü olsa bile pek göstermezler. Hissedenler duygularını gösterme ve başkalarına sempatiyle yaklaşma eğilimindedirler. Kadınların %65'i H iken %35'i Dş'dir. Yüzlerinden ve bedenlerinden açıkça anlaşılır.

olabilecek olana tercih eder. Sezgisel tipler bazı gerçekleri ve direktifleri atlayarak tasarıları kendi bildiği gibi ele alabilir. Elindekini değiştirip iyileştirme yollarını arar. Ayrıntılardan çok bütüne dikkat etme eğilimindedir. Hayal güçleri geniştir. Direktifleri okur ve buna göre hareket eder. Gerçeklere önem verir. çevremizdekileri nasıl algıladığımıza ya da nelere dikkat ettiğimize bağlıdır. Duyumsayan (Du) kişiler bilgiyi beş duyu kanalıyla alır. ABD'de yapılan araştırmalar genel nüfusun %75'inin Du. SEZGĐSELLĐK Duyumsama ve Sezgisellik. Yararlı olmayı severler. Ayağı yere basar. Bugünde yaşar. Gelecekte olabilecekleri düşünür. Vereceğimiz kararlar ve bunları nasıl uygulayacağımız. Bu insanlar her şeyi adım adım ele alır. Şu anki durumun daha iyi olabileceğini hisseder ve bunu gerçekleştirmenin yollarını araştırır. Đyi gözlem yapamayabilir. Yaratıcı olmayı sever. Bu nedenle olasılıkları araştırmayabilir. Değişiklik ve çeşitliliği sever. 73 . Herşey harfi harfine olmalıdır.DUYUMSAMA vs. Sezgisel (S) insanlar bilgiyi daha geniş bir biçimde alırlar. Gerçekçi biridir. Yaratıcıdırlar. Olmakta olanı. Günlük yaşamın gerçeklerinden çok fikirler ve olasılıklar ilgisini çeker. çevremizdeki dünyayı nasıl fark ettiğimizi ve bilgileri nasıl aldığımızı gösterir. Gelecekte yaşama eğilimindedir. Kesin ve ayrıntılı şeylere dikkat eder. resmin bütününü göremeyebilir. Belirli ve ölçülebilir şeyleri sever. Geçmişin önemli olduğuna ve kararlarımızı geçmiş deneyimlere dayandırmamız gerektiğine inanır. Sorunlara sistemli bir şekilde yaklaşır. %25'inin de S olduğunu ortaya koymuştur. Verileri farklı parçalar olarak değil de bir bütün olarak özümserler. Sabırla kesin veriler elde etmeye çalışır.

Her ikisi de diğerinin kendisine veremeyeceği şeyin ihtiyacındadır. sorunlarla anında uğraşırlar. Dışadönükler kendilerini harekete geçirmek ve enerjilerini şarj etmek için diğer insanlarla etkileşime girme ihtiyacı duyarlar. Herkes hakkında haber almayı severler. Daha hızlı ve yüksek sesle konuşurlar. Diğer insanlardan haber alana dek beklemek eğilimindedirler. bu insanların en iyi yönlerinin içlerinde gizli olduğunu unutmamak gerekir. Beden ve yüz ifadelerini daha az kullanırlar. Çekingen değil dost canlısıdırlar. Đçedönükler daha çok yalnız kalmaya gerek duyarlar. D'ler daha çok sayıda olduğu için Đ'ler kendilerini. Bazen söyleyeceklerini ellerini kullanarak ifade ederler. Bu zaman içinde sorunları dikkatlice düşünürler. D'nin herşey hakkında konuşma gereksinimi Đ'nin enerjisini tüketir. daha dışadönük ve dostcanlısı olmak için baskı altına alınmış hissederler. D Đ'den yanıt alamazsa daha çok konuşmaya çalışır! Đ'ler ile karşılaşıldığında. Bir çok çiftin D ve Đ tercihleri farklıdır ve en başta birbirlerine cazibe duymalarının nedeni de bu zıt özelliklerdir. Eyleme geçmeden önce düşünmeyi yeğlerler. düşünmeye ayırabilecekleri zamandır. Günlük iletişimde bu yönlere ulaşmak zordur. Đ'ler ise D'lerin açıklığına ve dost canlısı tutumlarına çekilirler. D'ler kolay karar verip eyleme geçerler. ĐÇEDÖNÜKLÜK Dışadönüklük (D) ve Đçedönüklük (Đ). yani insanlar ve nesnelerden oluşan dış dünyaya mı. D ve Đ'lerin cinsiyete göre dağılımı eşittir. Đşleri D'lere kıyasla daha yavaş yaparlar. Đlgi alanları geniş ve dışa dönüktür. ABD'de yapılan araştırmalara göre genel toplumun %75'inde dışadönüklük. D'ler kolayca konuşur ve kendilerini ifade ederler. Bir eşin tutumunu anlamak. Ne var ki birlikte yaşamak tamamen farklı bir deneyimdir. 74 . Daha sabırlıdırlar. Đ'ler karşısındakini iyi tanıdıktan ve ona güvendikten sonra en iyi yönlerini ortaya koymaya başlarlar. yoksa düşünceler ve tasarılardan oluşan iç dünyayı mı yeğlediğimizi gösterir. Daha yavaş ve olasılıkla daha alçak sesle konuşma eğilimindedirler. Evde D ve Đ'ler birlikte yaşamakta zorlanabilirler. %25'inde de içedönüklük görülmektedir. Onlar için en değerli şey. geçinmeyi kolaylaştırabilir. D'ler Đ'lerin sessiz gücüne doğru çekilirler ve bunun kendi canlılıklarına bir denge getirdiğini hissederler.DIŞADÖNÜKLÜK vs. dünyaya karşı tutumumuzu.

Yani kimileri DDuDşY (Dışadönük . ya da zaman zaman kendinizle boğuşurken. Yargılayıcı tutumu tercih eden insanlar. (John Dunbar / Kevin Costner . Kararları daha kişisel ve öznel bir tarzda verir. Sayı saymasını bilenler ve sayı saymasını bilmeyenler . kendilerini harekete geçirmek ve enerjilerini şarj etmek için diğer insanlarla etkileşime girme ihtiyacındadır. Sezgisel insanlar ise verileri parçalar şeklinde değil de bir bütün olarak algılar. neyi niye yaptığınızı anlamanıza çok yardımcı olacaktır. Ancak gerektiğinde karar verirler.Briggs) Đnsanlar üçe ayrılır. yerleşik yöntemleri kullanır. (Scott Guber Boston Public) Hissetme yönü baskın insanlar ise insan ilişkilerinde uyuma önem verir.) Kişilik özellikleri bu kadarla bitmiyor. Đçedönükler ise daha çok yalnız kalmaya ihtiyaç duyarlar. Her insanın kişiliği bu dört özelliğin kombinasyonundan. Kitabı özelde senaristlere.ĐÇEDÖNÜKLÜK Bunlar. Direktifleri atlayıp işleri kendi sezgilerine göre yürütmek isteyebilir. Bu yönteme göre insanlarda toplam dört çift kişilik özelliği görülmektedir: • • • • Dışadönüklük (D) . insanca duygulara pek kapılmazlar.Sezgisellik (S) Düşünme (Dş) . daha esnek bir yaşam tarzı arasındaki tercihimizi gösterir. Pratik sorunları kolayca halleder.HĐSSETME Bunlar.Hissetme (H) Yargılama (Y) . Kendilerini yaşamın akışına bırakırlar. Hayal gücü geniştir.Düşünen . "24" dizisindeki kural tanımaz Jack Bauer) DÜŞÜNME . (Steve Harper . Duyumsayan kişi genelde gerçekçi. Đleriki yazılarda bu kişilik tiplerini daha ayrıntılı olarak ele alacağım.Sezgisel . Belirli ve ölçülebilir şeyleri sever. Algılayıcı tutumu yeğleyenler ise daha rahat ve geniş insanlardır. Ya da başka kombinasyonlar görülebiliyor.Algılayıcı) olabiliyor.Algılama (A) Şimdi bunların hangi kişilik özelliklerine karşılık geldiğini kısaca görelim: DIŞADÖNÜKLÜK . genelde herkese tavsiye ederim. Dışadönükler. Psikologlar çok uzun bir süre insanları kişiliklerine göre ayırmaya çalışmışlardır. Karakter yaratırken. (Örn.Đçedönüklük (Đ) Duyumsama (Du) . Düşünerek karar verenler bir durumu dışarıdan değerlendirebilir. Onlar için en değerli şey düşünmeye ayırabilecekleri zamandır. Đyi irdeleme yaparlar.KĐŞĐLĐK TĐPLERĐ (Meyers . karar verme sürecimizin göstergesidir. Bu bilgileri büyük ölçüde "Kişiliğinizi Tanımanın Yolları" (Rota Yayınları) kitabından derledim. 75 .. yaşamları planlı ve düzenli olduğunda mutlu olurlar. Herşeyin açık uçlu ve değişken olmasını isterler.Boston Public) YARGILAMA . iç dünya ile dış dünya arasındaki tercihimizi belirler."Kurtlarla Dans") DUYUMSAMA . Bu yazıda bu amaçla oluşturulan yöntemlerin çok işe yarayanlarından birini ele alacağım: MEYERS-BRIGSS Kişilik Envanteri.SEZGĐSELLĐK Bunlar.ALGILAMA Bunlar. Olasılıklara açıktır.Hisseden . Direktifleri izler..Yargılayıcı) iken kimileri de ĐSHA (Đçedönük .Duyusal . Đş bu kadar basit değil tabii. Genellikle kararları kolaylıkla verirler. pratik ve akılcıdır. (Örnek: CNBC-E'deki "Two and a Half Men" dizisinin zıt kardeşler. çevremizdeki dünya hakkında bilgileri nasıl edindiğimizi belirler. daha düzenli bir yaşam tarzıyla.

Bir alt düzey ihtiyaç ile bir üst düzey ihtiyacın karşılanma çabaları aynı hikayede ele alınabilirse bu çok etkileyici olur. "Başkan'ın Bütün Adamları" böyle bir filmdir.Fizyolojik" ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır. Ama bazen insanlar hayatlarını ve bütün temel ihtiyaçlarının giderilmesini tehlikeye atarak bu ihtiyacı gidermeye çalışırlar. Bu da temel bir ihtiyaç değildir. Ama dikkat edin. Bu filmde Dustin Hoffman ve Robert Redford'un canlandırdığı iki gazeteci. hangi yöntemi kullanırsanız kullanın izleyici o karakterle özdeşleşmeyecektir. bir dine inanmak (kısmen). bu eş ile bir aile kurma. işlerine geri dönmek) derdindedir. 76 . Örneğin "TITANIC" filmindeki Rose (Kate Winslet) karakteri. Filmin reklamında kullanılan "What is the Matrix?" sorusu bile. hem "Sevgi ve Ait Olma" hem de "Hayatta Kalma . Bir takım tutmak. Bir babanın kayıp yavrusuna kavuşma öyküsü herkesi çok derinden yakalayan bir temadır. her ne pahasına olursa olsun gerçeği ortaya çıkarmak için çabalar. "Kayıp Balık NEMO" filminin bu kadar tutulmasının altında yatan en temel nedenlerden biri bence bu ihtiyacı işlemesiydi. SEVGĐ VE AĐT OLMA: Kendine uygun bir eş bulma. BĐLĐŞSEL ĐHTĐYAÇ: Bu temel bir ihtiyaç değildir. Hikayeyi toparlayamayabilirsiniz. ESTETĐK ĐHTĐYAÇ: "Gerçek" bu başlık altında ele alınmıştır. o kadar geniş bir izleyici kitlesine hitap edersiniz. bu ihtiyacın tezahürleridir. Ana karakterin film boyunca tatmin etmeye çalıştığı ihtiyacının da makul ve anlaşılır olması gerekir. Eğer ortada böyle bir ihtiyaç yoksa. milliyetçilik de bu ihtiyacın farklı yansımalarıdır. Ama son zamanlarda en çok konuşulan filmlerden biri olan "The Matrix" bu ihtiyaç üzerine kuruludur. Yani insanın hayatta kalması için gerekli değildir. bu aileye ait olma istekleri. Đnsanların hayatta kalma çabalarının işlendiği felaket ve korku filmlerinin dünyanın her yerinde bu kadar tutulmasının temel nedeni de budur. "Billy Elliot" filminde Billy "Kendini Gerçekleştirme" ihtiyacını karşılamaya çalışırken Billy'nin babası ve ağabeyi "Fizyolojik Đhtiyaçlar"ını karşılamak (işten kovulmamak. Çünkü bir ihtiyaç ne kadar temel ise o kadar kültürler üstüdür. filmdeki temel ihtiyacın.KARAKTERLER VE ĐHTIYAÇLARI . Hikayesi iyi yazılmış bir çok film.BAZI ÖRNEKLER Đzleyicinin bir karakter ile özdeşleşmesi ve o karakteri beğenip bütün filmi onunla yaşaması. böyle bir ihtiyaçtan yoksun olduğu için gişede başarısız olabilmektedir. Bu nedenle başlangıçta sadece iki ihtiyacı ele almanız doğru olur. Aşağıdaki yazıda ele alınan ihtiyaçların sinemadaki örneklerine bir bakalım. hatta hayatlarını tehlikeye atarlar. bilgi edinme ihtiyacı olduğunu ortaya koymaktadır. Neo (Thomas Anderson). Bir filmde ne kadar temel bir ihtiyacı ele alırsanız. Ama sadece bir ihtiyaç üzerine kurulu filmler genelde yavan olur. hayatıyla ilgili bazı derin sorular sormakta ve bunların cevabını aramaktadır. Bir filmde ikiden fazla ihtiyacın karşılanmasını ele almak genelde risklidir. sadece özdeşleşme yöntemlerinin kullanılmasına bağlı değildir. hem "Kendini Gerçekleştirme".

Bunlar da aşağıdaki gibidir. (Türkçe'deki en önemli kitabı "Đnsan Olmanın Psikolojisi") Temel Đhtiyaçlar Bu ihtiyaçlar hiyerarşik bir özellik gösterirler. bu ihtiyaçlardan biri eksik olduğunda harekete geçer. Bu ihtiyaçlar karşılandıktan sonra. Bir insan temel fizyolojik ihtiyaçlarını giderdikten sonra güvenlik. insanın temel ihtiyaçlarını inceleyen psikologlar tarafından çok net bir biçimde verilmiştir. 6) Estetik Đhtiyaçlar: Đyilik. Maslow adlı "hümanistik" psikolog. Başkalarının nazarında da saygıdeğer biri olma ihtiyacı. kendini yaratıcı ve üretken biçimde ortaya koyabilme ihtiyacı Bu ihtiyaçların kendini senaryo yazımında nasıl gösterdiğini başka yazılarda ele alacağım. simetri ihtiyacı. Özellikle Abraham H. öngörülebilir ortamlarda bulunma ihtiyacı. 3) Sevgi ve ait olma ihtiyacı: Karşılıklı sevgi alışverişinin yaşandığı ilişkiler kurma ve bir gruba ait olma ihtiyacı. adalet 7) Kendini gerçekleştirme: Kişinin tüm potansiyelini kullanabilmesi. 5) Bilişsel Đhtiyaçlar: Bilgi edinme ihtiyacı. 4) Saygınlık ihtiyacı: Đnsanın kendisi hakkında olumlu bir görüşe sahip olma ve bunu devam ettirme ihtiyacı. Đnsanı harekete geçiren motivler bunlarla sınırlı değildir. sevgi ve saygı ihtiyaçlarını gidermeye çabalamaya başlar. 1) Fizyolojik Đhtiyaçlar: Yemek. cinsellik. gerçek/hakikat. Yani ancak daha temeldeki bir ihtiyaç karşılandıktan sonra daha üst düzeydeki bir ihtiyaç kendini gösterebilir (istisnai durumlar vardır. güzellik. 2) Güvenlik Đhtiyaçları: Tehditkar olmayan. Çünkü organizma. Maslow'un piramidinde bu ihtiyaçlara "eksiklik" ("deficiency") ihtiyaçları da denir. su. ama genel kural budur). ısı. Aşağıdaki sıralamada en temel ihtiyaç "fizyolojik ihtiyaçlar"dır.TEMEL ĐNSAN GÜDÜLERĐ Đnsanlar neyi neden yapar? Bu sorunun cevabı. 77 . bu konuyla ilgili çok ayrıntılı ve güzel şeyler söylemiştir. düzenli. adına "meta ihtiyaçlar" ya da "büyüme ihtiyaçları" denen bir başka grup ihtiyaç ortaya çıkar.

Eğer hikayeyi belirli bir yöne akan bir nehre benzetirsek. Karaktere önem vermeyen filmler genelde aksiyon filmleridir . Ama karakter yazma konusunun işlenme zamanına asıl şimdi gelmiş bulunuyoruz. En azından ben öyle düşünüyorum. Ama bu tür filmlerde bilen karakter hakkında bir şeyler söylemek. Neden olduğunu açıklayayım: Her hikaye."Con Air" böyle bir filmdir. "Karakter mi hikaye mi daha önemlidir?" sorusu en az 2000 yıllıktır. girdaplar arasında çok heyecanlı. sanırım filmi izleyen herkes. "Hadi oradan" şeklinde cevap vermişlerdir Aristo'ya. Korku filmleri bile böyledir. Ve filmin izleyici üzerindeki etkisi bir kaç kat artar. Son yılların favori türü "komedi" olduğu için genel olarak karakterler yüzeysel bir biçimde geçitirilmektedir. karakter o nehirde yol almamızı sağlayan sandal gibidir. Sadece doğum sırasında karısını kaybeden adam hakkında biraz üzülüyorduk o kadar. C. ama uygun bir biçimde özdeşleşme sağladığımız kişinin eline iğne batsa bizim de canımız yanar. izleyicinin karakter üzerinden yaşadığı bir deneyimdir. Bu tür filmlere örnek olarak "Yasak Đlişki"yi verebilirim. Bu sayede bir yandan gülmekten kırılırken diğer yandan "parasızlık insana neler yaptırıyor" diyerek onların duygularını paylaşıyorduk. Oysa "Full Monty" ("Anadan Doğma") filmini hatırlayın. Aristo sormuştur ve "hikaye" diye de kendi kendine cevaplamıştır. bol aksiyonlu bir yolculuk yaparız belki ama. Türk filmlerinde genel olarak gördüğümüz bir sorundur. Ama daha sonra. karakterin yeterince işlenmemesini affetmez. Eastwood ile gitmesini istemiştir. Karakterin yeterince işlenmemesi. Kadının monoton hayatı içindeki yalnızlığı o kadar güzel bir biçimde veriliyordu ki. her karakterin neden para kazanmak zorunda olduğunu tek tek öğreniyorduk. Genel olarak seyirci bu tür filmlere zaten karakter izlemek için gitmez. Đki hoş saat geçirmek için gider. Olamayınca da çok önemsemeyiz. niçin yapıyor soruları ya hiç yanıtlanmaz. Kim. ya da çok yüzeysel olarak geçiştirilir. "asıl önemli olan karakterdir". neyi. Ben de bu ekolün taraftarıyım. Karakterin neyi neden yaptığına dair inandırıcı ve insancıl nedenler ("background") öğrenirsek. özellikle de günümüzün kuramcıları ve yazarları. bunun doyurucu olduğu söylenemez. filmdeki aksiyonun gücünü büyük ölçüde artırabilir. 78 . Neticede akıntılar. O sandala bineriz (özdeşleşme) ve sandalın gittiği yere (dış motivasyon) gideriz. Bir grup işsiz Đngiliz'in para kazanmak için bir striptiz şovu sahnelediği film. Filmde. Eğer ortada bir sandal yok da bir sürü odun parçası varsa (karakter haline gelememiş tipler). filmin sonunda kadının C.KARAKTERĐN ÖNEMĐ Daha önce (26 Ekim 2004) "Orijinal Karakter Yaratmak" diye bir yazı yazmıştım. Eastwood'un bu küçük başyapıtında Meryl Streep. Umursamadığımız birinin kafasına meteor düşse kılımız kıpırdamaz. Aksiyon dışındaki film türleri. çiftlikte yaşayan bir ev kadınını canlandırıyordu. Oysa Firuze'de karakterler çok yüzeysel kalıyordu. bunlardan birine tutunmak zorunda kalırız. "Neredesin Firuze"de Ferhat'ın (Özcan Deniz) neden şarkıcı olmak istediğini bilmeyiz mesela. onunla daha derin bir duygusal bağlantı kurarız.

sıradışılıkları ile diziye renk katan. (Alınacak ders: Yan karakterler bazen dizinin kaderini etkileyecek kadar önem kazanabiliyor. belirli bir işi bulunmayan. durmadan Jerry'nin dairesine dalıp buzdolabından yiyecek bir şeyler alan. dizilerde herkesin aklı başında davrandığını görmek istemiyor. ama tutmadı ve diziye son vermek zorunda kaldılar. Bazı yabancı örneklere bakalım: "COUPLING" dizisinin ilk iki sezonunda en ilginç karakter kimdi sizce? Bu soruya "JEFF"ten başka bir cevap olacağını sanmıyorum. acayip saç kesimli. eksen karakter olmalarını pek istemiyor. (Alınacak Ders: Seyirci bu çılgın tipleri genelde yan karakterler olarak görmek istiyor.) (Karşılaştırınız: ÇOCUKLAR DUYMASIN'daki Light Selami'nin ÇOCUKLAR NE OLACAK'ta eksen karakter haline gelmesi.) "EN SON BABALAR DUYAR"ın ilk bölümlerindeki en ilginç tip kimdi sizce? Damat Kadir değil mi? Her işinde mutlaka bir sahtekarlık olan bu adam. Ama o ilk sezondaki aile sıcaklığından da bir şeyler kaybettiğini düşünüyorum. Bence hem konuşma şekilleri. "LETHAL WEAPON 4"teki Joe Pesci.ĐLGĐNÇ YAN KARAKTERLER "Tutan Dizi Yazmak" yazısında. "Dizide en çok hangi karakteri seviyorsunuz?" sorusuna ne cevap vermişler biliyor musunuz? COSMO KRAMER! Sadece kapıdan girişi bile bir ekol olan. Yan karakterlerle ilgili bu durum. Dizi devam ettiğine göre. (Alınacak ders: izleyiciler. yapısı itibariyle sıradışı olanı daha çok hatırlar. Dizinin ana karakterleri nispeten akılcı davranırken. Dizinin son sezonunda Jeff karakteri ayrılmış. 9 sezon (169 bölüm) neticesinde dizinin en sevilen karakteri haline gelmiş. Bu yan karakterler. Kadınlarla ilgili bu kadar az deneyim yaşamış bir insanın. Arada bir saçmalayan karakterler de görmek istiyor. Her bölümde ortaya kurnaz bir fikirle çıkmasını ve sonunda da cezasını bulmasını bekliyorduk. baş karakterlerin yapamayacağı saçma ama işe yarar şeyleri yaparlar.) "EKMEK TEKNESĐ"ndeki KĐRLĐ (Kadir Çöpdemir) ve CENGĐZ (Peker Açıkalın) de. yazarlar/yapımcı öyküyü Kadir'in üzerine kurmaya karar verdiler. (Alınacak ders: Đlginç yan karakterler her ekonomik sınıftan. aklınıza ilk hangi isimler geliyor? Aslı ile Volkan mı? Şehsu ile Selin mi? Benim aklıma ikinciler geliyor çünkü insan beyni. aslında göründüğünden daha büyük işlevler yüklenirler. Đlerleyen bölümlerde ailenin anne babası diziden ayrılınca. sinema filmlerinde de vardır. böylece seyircinin dizi izlemekteki birincil motivasyonunu. her kültürel arkaplandan olabilir. yerine Oliver diye bir tip koymaya çalışmışlardı. Hatta onlara bayılıyor. çünkü onlarla özdeşleşme kurmak daha zor.) Yerli örneklere de bakalım: "AVRUPA YAKASI" dediğiniz zaman. ilişkiler hakkında bu kadar çok (ve saçma) kuram üretmiş olması bile tek başına çok komik. "STAR WARS" filmlerindeki CP3 ve R2D2 karakterleri bunlara örnektir. Đzleyicilerin yarısı. hem de görüntüleri ile eksen karakterlerden daha dikkat çekiciler. 79 . arada sırada "parlak" fikirler üreten bu adam.) "SEINFELD"e bakalım. "NOTTING HILL" deki Mike (Hugh Grant'in ev arkadaşı). Bu gibi karakterler filmlerde de son derece işlevseldir. bu yan karakterler istedikleri kadar saçmalayabilir. yani sıkıntıdan kurtulma isteğini tatmin ederler. maliyetini yeterince karşılıyor olmalı. kaliteli dizilerde bulunması gereken öğeleri sıralarken "ilginç yan karakterler"i de saymıştım. dizinin tuzu biberiydi. pek makul olmayan davranışlarıyla da dramatik fırsatlar yaratan tiplerdir.

kötü adamın motivasyonunu haklı bulması gerekmez. ortalama bir insan gibi düşünür ve kasabasını. Kötü adamın kaliteli olması. Eğer bir katili kahraman kabul ediyorsak. "The Matrix" filmindeki "Ajan Smith"tir. kahramanla aralarındaki çatışma da tatsız olur. 80 . kötü adam katilden de kötü olmak zorundadır. Eğer kötü adamımız sığ ve mizahtan yoksun olursa. uyuşturucu işine bulaşmıştır. Đzleyicilerin. çocuk demeden herkesi öldürmektedir.Türkçe'ye henüz çevrilmedi) adlı kitabında üç boyutlu kötü adam yaratmanın en önemli şartlarından birinin. kötü adamların davranış motivasyonlarına dair bir iki ipucu vermek olduğunu söylerler. Stan. Leon bir kiralık katildir. "Successful Scriptwriting" (Başarılı Senaryo Yazımı . sadece kendince de olsa bir motivasyonu olduğunu bilmeleri yeterlidir. iyi bir filmin en önemli koşullarından birinin. Son kötü adam örneğimiz de LEON'dan. Bu kötü adamın kaliteli olmasının sebebi. suçluları koklayarak bulması. Bunun için de John Rambo'ya kasabayı terk etmesini söyler. kasabanın şerifidir. Üstelik zaman zaman filozof gibi konuşmayı da unutmaz (Đlk filmde Morhpeus'a işkence yaptığı sahne). Ama senarist bize bu katili "kahraman" olarak sunmayı başarır. kötü adamın gerçekten de bizi derinden etkileyebilecek bir biçimde kötü olduğunu anlatmakta kullanılmaktadır.KALĐTELĐ "KÖTÜ ADAMLAR" Bir çok senaryo hocası. kötü adamların sadece kötülük yapmak için kötü olmalarıdır. Kaliteli kötü adamlara en yakın örnek. sıkı bir BEETHOVEN hayranıdır. kahraman ile kötü adam (ya da düşman) arasında gerçekleşecek çatışmanın da kalitesini belirler. Bir çok filmin başarısız olmasının sebebi. aslında tamamen kötü olmamasıdır. John Rambo'nun karşısındaki kötü adam. Ama zaten ülkesi için savaşmaktan dengesi bozulmuş olan Rambo. Jurgen Woff ve Kerry Cox. ve klasik müzik sevgisi. hem yaratıcı bir biçimde kötüdür. Şerif. ve bu uğurda kadın. bela çıkaracak yabancılardan korumak ister. Buradaki kaliteli sözcüğü. Bu da Stan'dir (En iyi performanslarından birinde Gary Oldman). hem de mizah duygusuna sahiptir. Ajan Smith. Bir başka kaliteli kötü adam örneğini "Đlk Kan" filminde görüyoruz. Ama Stan'i ilginç kılan bazı özellikleri vardır: mizah anlayışı. bir de kasabaya alınmak istemeyince iş inatlaşmaya biner. Stan kirli bir polistir. kaliteli bir "kötü adam" ya da "düşman" yaratmak olduğunu söylerler.

Benzer bir durum Christian Troy için de geçerlidir. Eğer bir de karakterin bu ruhsal sakatlığında. O da bu durumdan sonuna kadar faydalanıyor. despot ve ilgisiz annesinden alamadığı ilgiyi sık sık değiştirdiği sevgililerde aramaktadır. insanların psikolojik sakatlıklarının dramatik durum yaratmakta kullanılmasına pek rastlamıyoruz. *** Türk film ve dizilerinde. bir ilişkiyi uzun süre devam ettirme yeteneğinden de mahrumdur. Charlie Harper'ın annesi ile çok sağlıksız bir ilişkisi olduğunu öğreniyoruz. görünüşte çok cazip hayatlar süren insanların aslında ne kadar çarpık bir ruh yapısına sahip olduklarının bize DRAMATĐZE EDĐLEREK gösterilmesi. Hele Charlie Harper ve Christian Troy gibi. "Çocukken başıma şu geldi. Yakışıklı bir genç adam ve bu yakışıklılığından sonuna kadar faydalanıyor. Karakterlerin dış motivasyonları ile bu sakatlıklar arasında güçlü bir bağlantı kurulması. "Beyaz Gelincik") şeklinde aşırı indirgemeci yaklaşımlar. Ama bunlar genelde bizi yeterince ikna edecek derinlikte olmuyor.şimdilik. Sadece bu iki özelliğin yan yana gelmesi bile onu kadınların ilgi odağı haline getiriyor. Türk sinema-TV'sinde en sık rastlanan ruhsal analiz çözünürlüğünü oluşturuyor . Ama bu durumdan rahatsız değil gibi. Kadınlar ile kurduğu ilk ilişki (i. Charlie. Spor arabalar. Ne kadar hoş ve imrenilesi yaşamlar değil mi? Ama senaristler bize sadece bunları sunmakla yetinmiyorlar. Yaşadığı hayatın cilası ne kadar parlak olursa olsun. Dizide Christian'ın geçmişi hakkında çok fazla bilgi verilmez. ben ondan böyle oldum" (bkz. Kurduğu çeşitli ilişkilerde bu güvensizlik ve sakatlık zaman zaman açıkça ortaya çıkar. Christian Troy ise yakışıklı bir estetik cerrah. filmin 2 saatlik (dizinin 50 saatlik) süresine yayılan ve son derece sağlam nedenlere dayanan (i. annesiyle kurduğu ilişki) sağlıksız olduğu için. Çünkü hayatını aynı şekilde devam ettiriyor. neden sonuç ilkesine uygn) bir değişim ("Character Arc") meydana gelirse (bkz. Dizinin senaristleri. 81 . karakterlerimize hayatı dar eden bu psikolojik sakatlıkların biraz daha işlenmesini istiyor. karakterlerin bu sakatlıkların az da olsa bilincinde olması (tamamen bilincinde olması 1) imkansız 2) dramatik açıdan zararlı). vb. Tabii ki senaristler bize karakterlerin geçmişleri hakkında bir iki ipucu veriyorlar. filmlere-dizilere büyük derinlikler katacaktır. Charlie Harper. Gömlek değiştirdiğinden sık sevgili değiştiriyor.e. şık giysiler.e. Bu anlamda Charlie'nin bir zavallı olduğunu görüyoruz. Ama Christian'ın kadınlara karşı tavrı onun psikolojisinin de pek sağlıklı olmadığına işaret eder. Christian'ın şık giysiler ve spor arabalar ile oluşturduğu yaşam tarzının aslında büyük bir güvensizliği gizlemek için oluşturulmuş bir tür perde olduğunu bize gösterirler ("anlatmazlar"). yardımıyla çok yoğun bir sevgili trafiği yaşıyor. "Son Samuray") "yeme de sinemada yat" tadında bir dramatik deneyim yaşamış oluruz.CHARLIE HARPER VE CHRISTIAN TROY: DON JUAN'IN ÇÖKÜŞÜ CNBC-E'de yayınlanan "Đki Buçuk Adam" ("Two and A Half Men") ve "Kes Yapıştır" ("Nip/Tuck") dizilerinde birbirine benzeyen iki karakter var: Charlie Harper ve Christian Troy. film izleme zevkimizi büyük ölçüde artıracaktır. aslında altında mutsuzluk ve güvensizlik içinde kıvranan hastalıklı bir ruh yatmaktadır. Los Angeles'te yaşıyan ve TV ve sinema için müzik yapan bir besteci. Oysa insan (izleyiciler). Genel olarak da bunu onların kalbini kırarak yapıyor.

Bunu boş laflarla değil eylemlerle gerçekleştirmeleri onları daha eğlenceli. Kötü adamlar düşünce ve eylemleri ile toplumu ve onun değerlerini silkeler. bu film. Çünkü aklıma gelmiyor. Yakın zamanlarda televizyonda izlediğimiz dizilerden örnek verecek olursam. Her ne kadar 11 Eylül'ün bir Amerikan tezgahı olduğuna dair çok önemli deliller bulunsa da. kahramanın istedikleri ile taban tabana zıttır. Ajan Smith bütün film boyunca isyancıları doğduklarına pişman etmekle kalmaz. korkak ve acımasız olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. Ajan Smith. kötü adamın istediği şey ve yaşam felsefesi gerçekten de anlamlı ve mantıklıdır. Bu sayede bir çatışma doğar ve bu çatışma da seyredeğer bir hikayeye kaynaklık eder. "X-Men"den. Swayze). senaristlerin. Kötü adamımız. belirli bir hayat görüşü ve bu hayat görüşüden kaynaklanan kötü eylemler bulunmaz. Bizdeki kötü adamlarda ise pek fazla derinlik. Yani kötü adam da mutlu olmak istemektedir ama bu mutluluğu ona getirecek şeyde ya da o şeyi elde etme yönteminde bir sakatlık vardır.öyle de yaptı. Kötü adamdan geçilmeyen bu dizide (bu nedenle adı "Kurtlar Vadisi"). Bu kadar laf kalabalığı yeter. kendilerinin de deva olduğunu söylediği bu sahne. Bu filmde hatırlarsanız Arap teröristler Amerika'ya birkaç atom bombası sokuyor ve bunlarla ülkeye şantaj yapmaya kalkıyorlardı. tehdit ederler. büyük bir haksızlığa uğradığını hisseden Iraklıların hissiyatını çok iyi yansıtmaktadır. Esas olarak Amerikan iç piyasası için film yapan Cameron. daha seyredeğer kılar. Đnsanların bir virüs. bunun doğru olduğuna da inanır. Getirdiği sistem eleştirisi yine çok sıkıdır ama eylemleri sonunda insanlar ölmeye başlayınca bu eleştirinin bir yerinde bir hata olduğunu düşünmeye başlarız. Çünkü bizdeki "kötü adam"ların genelde çok yüzeysel çizildiğini düşünüyorum.KÖTÜ ADAMLARIN KÖTÜLÜK KAYNAĞI: SAĞLAM BĐR FELSEFE Filmlerde. "Kurtlar Vadisi"ni anabilirim. Kötü adamımız Bodhi (P. bu kötü adamı hem de komik bir biçimde öldürmek zorunda olduğunu biliyordu . Kötü adam da bir şeyler istemektedir ama onun istediği şeyler. (Cameron'un bu filmi. Kötü adam Magneto. gerçekten de çok sıkı bir sistem eleştirisidir. ortalama insanların ne kadar tutucu. kendine özgü ilginç motivasyonları olan bir çok tip vardı. 82 . 11 Eylül ile ilgili bir kehanet niteliği taşımaktadır bence. kahramanın istediği şeye ulaşmasını engelleyen bir kötü adam (ya da adamlar) bulunur. Kötü adam sadece bir noktada yanılmaktadır ve o nokta. Ama Çakır'ın seyirci tarafından kötü adam olarak algılanmamış olması 1) hem vahim 2) hem de doğru özdeşleşme tekniklerinin her yerde geçerli olduğunun bir kanıtı. Her ne kadar bir çok insanın canını yaksa da Magneto'nun filmde dile getirdiği eleştirilerde büyük bir haklılık payı olduğunu görmemek imkansızdır. Yine de senaristin ne demek istediğini anlayan anladı. bir senarist için yazılması en eğlenceli ve yaratıcılık gerektiren şeylerdir.) *** Bizlerden bir örnek veremeyeceğim.) Üçüncü örneğimiz. Ve inançlarını Morpheus'a işkence yaptığı sahnede ayrıntılı bir biçimde açıklar. eylemleri ile insanları uyuşuk yaşamlarından uyandırdıklarına samimi bir biçimde inanmaktadır. kötü adamın yaşam felsefesinin ve eylemlerinin tamamen boş olduğu anlamına gelmez. içinde yaşadıkları toplumu eleştirmek için kullanabilecekleri belki de en güçlü silahtır. Biraz örnek görelim. bir hastalık. Ve bununla savaşmaya kararlıdır. Đkinci örneğimiz "Point Break"ten ("Kırılma Noktası"). Oysa kötü adamlar ve onların planları. Son örnek yine bir James Cameron filminden: "Gerçek Yalanlar" ("True Lies"). Karşısında ise iyi adam Xavier ve diğer X-Men'ler bulunmaktadır. Yine de bu durum. ne de en çok iş yapan 15 Türk filminde. Bu kötü adamın orada bulunmasının amacı. eski Amerikan başkanlarının maskelerini takarak soygun yapmaları da çok manidardır. ne Đstanbul Kanatlarımın Altında'da da. Zihnimi zorlamama karşın ne Eşkiya'da. kahramanımızın değerleri ile taban tabana zıttır. Aslında kötü adamlar. Kötü adamın 1. ( Bu sörfçü soygunluların. Bence bunların en önemlisi de Çakır'dı. Đyi filmlerde. Körfez Savaşı ile ilgili olarak söyledikleri gerçekten de iç burkucuydu ("Ülkemizin bombalanmasını evlerinizde televizyondan maç seyreder gibi seyrettiniz" mealinde bir şeyler). Banka soyan bir sörfçü çetesinin lideri olan Bodhi. yukarıda andığım örneklerdeki kadar ciddi bir karşıt kutup (kötü adam) bulamadım. Birinci örnek "The Matrix"ten. hayatı kahramana gereksiz yere dar etmek değildir.

Hikayeyi ileri götüren. Kahramanın bu gözle görülür motivasyonu. hikayenin omurgasını meydana getirir. çünkü yeterince somut değildirler.George Clooney). bir dış motivasyon değildir. filmin sonunda elde etmeyi umduğu. başarmayı istediği şeydir. bir karakterin. E. en büyük isteğinin emekli olup çiftliğinde ailesiyle yaşamak olduğunu söyler.MOTĐVASYON .ĐHTĐYAÇ SENARYONUN EN ÖNEMLĐ ÖĞESĐ . Yüzbaşı Miller'ın er Ryan'ı bulmasını ister. insanları makinaların egemenliğinden kurtarmaktır. Senaryo. bir tamamlanmamışlık duygusu kalır. Kahramanın her isteği. ne görsel efektler. The Matrix : Neo'nun amacı. (Đç motivasyonu sonra göreceğiz) Dış motivasyonun en büyük özelliği. : E. Onun dış motivasyonu. gözle görülür.T'nin en büyük amacı evine dönmektir.Julia Roberts). Roma'ya bir gladyatör olarak dönüp ailesini öldüren imparatordan intikam almaktır. dış motivasyon değildir. bu amacı gerçekleştirip gerçekleştiremediğini anlatır. bu kadar büyük bir önem taşır. Marlin'in oğlu Nemo'ya kavuşmasını en az onun kadar arzularız. Onun bu isteği. kendisinin ve diğer insanların Park'tan sağ sağlim çıkmasını sağlamaktır. onunla heyecanlanırız. Kimble'ın amacı. "Las Vegas'ın en büyük kumarhanelerinden birini soymak" da somut bir amaçtır (Ocean's Eleven . Kaçak (The Fugitive) : Dr. ne de diyaloglarla ya da hareketle yaratılan komedi. 83 . Böyle bir filmi izleyen seyircide bir tatminsizlik. Kahramanın bu amacı gerçekleştirmesini ister. karısının öldürülmesi olayında masum olduğunu kanıtlamak ve katili bulmaktır.ĐSTEK . Başarılı bazı filmlerde kahramanların dış motivasyonları şöyledir: • • • • • Örümcek Adam : Peter Parker/ÖA Yeşil Cin'i durdurmak istemektedir. onunla sevinir. "Mutlu olmak" "yalnızlıktan kurtulmak" "zengin olmak" gibi ifadeler. kahramanın bu dış motivasyonudur.T. Örneğin Gladyatör filminde Maximus. ya da zayıf bir dış motivasyonlu filmler bu eksiklerini genelde yıldız oyuncularla ya da göz boyayan görsel efektlerle kapatmaya çalışırlar. Ne karakterler."DIŞ MOTĐVASYON" Dış motivasyon. somut bir şey olmasıdır. bütün senaryonun EN ÖNEMLĐ ÖĞESĐdir. Ama bu Maximus'un dış motivasyonu değildir. Jurassic Park : Arkeolog Alan'ın amacı. ama nafile. Bu omurgadan yoksun. başlangıçta özdeşleştiğimiz kahramanın. "En iyi arkadaşının evliliğini engellemek" somut bir amaçtır (En Đyi Arkadaşım Evleniyor .

Bazı filmleri ise 10 dakika bile izlemeye dayanamıyorum. oğlunu bulmaya çalışan Marlin var. Ve bunların çoğu da senaryo tekniği ile ilgili olacaktır. derin bir tatmin duygusu yaşıyoruz. Türk filmleri arasında neden en çok "Eşkıya"yı sevdiğimi de bu durum açıklıyor sanırım. diğeri ise kurtarmak isteyen. Peki. Eğer zamanım varsa. dua etmeyi tercih etmemiz olabilir mi? Herkeste görülen ataletin dışına çıkmaktan korkmamız. Animasyonlar arasındaki favorilerim ise "Kayıp Balık Nemo" ve "Buz Çağı". Örneğin "Terminator 2" filmini kaç defa seyrettiğimi hatırlamıyorum. Ama film bittiğinde. iyi bir eski filmi izlemeyi tercih ediyorum. "You've Got Mail"i de. Orada da. *** Peki neden bu böyle? Neden Türk senaristleri. "The Matrix"i en az 20 kez izlemişimdir. "Titanic"te. her nedense. O nedenle bu sitede daha çok yabancı filmlere yer veriyorum. bir şeyi çok isteyen bir karakter ya da karakterler var. tutkuyla cayır cayır yanan insanlar yaratmayı tercih etmiyorlar? Bunun nedeni. önce annesinin ve toplumsal sınıfının baskılarından. Önüne çıkan ve aşılması imkansız gibi görünen engelleri o aşarken biz de bir tatmin duyuyoruz. bu filmler nasıl oluyor da kendilerini tekrar tekrar izletmeyi başarıyorlar? Bununla ilgili çok şey söylenebilir. Sonuçta onunla birlikte seviniyor. "Titanic" de 20'ye yaklaştı sayılır. sen mi başaracaksın?" cümlesinin bu kadar tanıdık gelmesi. tutkuyla öyle yanıyor ki.ĐYĐ FĐLMLERĐN ORTAK ÖZELLĐĞĐ: BÜYÜK ĐSTEK Bazı filmleri tekrar tekrar seyrediyorum. sonra da batmakta olan gemiden kurtulmak isteyen Rose var. "Kayıp Balık Nemo"da. "You Have Got Mail"de. "Matrix"de. o şeyi elde etmek için aktif bir biçimde çabalamak yerine. • • • • • • • "Terminator 2" de bir John Connor'ı öldürmek. Yabancı hayranı olduğum için değil. gelecekten gelen iki müthiş robot var. ne de diğerlerinde böyle bir istek görüyoruz. ya da onunla birlikte kahroluyoruz. hiçbir gelecek vaadetmediğini o kadar kısa sürede belli ediyor ki. Ne "Hırsız Var"da. ne "Mustafa Hakkında Herşey"de. insanlığı makinaların egemenliğinden kurtarmak isteyen Neo var. özdeşleşme sağlandıktan sonra biz de onunla aynı şeyleri hissetmeye başlıyoruz. "Casablanca"da. Her ikisini de yaklaşık 10'ar kez izlemişimdir. zor doğa koşullarından ve dağ panterlerinden korumaya çalışan Manfred ve Sloth var. küçük kitapçı dükkanını dev gibi bir kitap mağazasına karşı savunmaya çalışan Catherine Kelly var. Ama benim fark ettiğim tek bir ortak nokta var: Đyi filmlerin hepsinin merkezinde. Film. acaba "kültür"ümüzden kaynaklanıyor olabilir mi? Yani bir şeyi istediğimiz zaman. kötü ama yeni bir filmi izlemektense. Hep "Büyük Đstekler" söz konusu. sizin de içinizi öfkeyle doldurmuyor mu?) Đsteklerimizi gerçekleştirmenin 84 . insan ruhunu ateşleyen filmlerin (şimdilik) daha çok dışarıdan (genelde de. 30 yıl sonra intikam almak ve sevgilisine kavuşmak isteyen Baran var. Diğer Türk filmlerinin beni çok cezbetmemesinin başlıca nedenleri de bu: perdede tutkuyla yanan birileri görmüyoruz. Bu karakter. yani sosyal baskı olabilir mi? ("Şimdiye kadar kimse başaramadı. ne "GORA"da. bir insan yavrusunu. "Casablanca"yı 10-15 defa. zamanımı harcamaya değmez diyorum. eski sevgilisini Nazilerin eline düşmekten kurtarmaya çalışan Rick var. bir şeyi ÇOK ĐSTEYEN bir karakter bulunuyor. ne "Eğreti Gelin"de. Yukarıda adını zikrettiğim filmlerin hepsinin hikayelerinin merkezinde. "Buz Çağı"nda ise. Amerika'dan) gelmesinden.

Ama en yaygın olarak görüldüğü alanlardan birinin sinema sektörü olduğunu söyleyebilirim. kontrolü kendi ellerine almaları ve harekete geçmeleri. herşey bitti denilebilecek bir anda harekete geçmesi de böyle bir yaklaşımdan kaynaklanıyor... oğlunu kurtarmak için son ana kadar direnmesi. hep bu yaklaşıma örnek. bunu "neden yapamayacaklarını" söyleyen insanlar çıkar. bizden de tutkulu senaryo karakterleri pek çıkmaz. bir Türk'ün çabalamaktan vazgeçip işleri "Allah"a havale edeceği noktada. Size "yapamazsın. yoksa kendi başarısızlıklarının ortaya çıkmasını engellemek için başkalarının da başarısız mı olmasını istiyorlar (bilinçli ya da bilinçdışı bir biçimde)? Eğer öyleyse.yolunu tam olarak bilmiyor olabilir miyiz? "Neden-sonuç" ilişkisine inanmamamız olabilir mi? "Sen ne yaparsan yap. Neo'nun Ajanlar ile sonuna kadar mücadele etmesi. edemezsin. Acaba bu insanlar yardımcı mı olmaya çalışıyorlar. Jack ve Rose'un geminin son anlarına kadar gemide kalma çabaları. başaramazsın" diyenleri duymamak! 85 . her sektörde görülüyor. Baran'ın da. Film çekmek isteyenlerin karşısına hep. herşey olacağına varır?" şeklindeki bir düşünce tarzı olabilir mi? Eğer biz böyle düşünüyorsak. Sarah Connor'un. *** Yukarıda andığım yabancı filmlerdeki karakterlerin ortak bir özelliği. iyi senarist olma meziyetlerinin arasına bir yenisini daha eklemek gerekiyor: Seçici Sağırlık. *** Yukarıda eleştirdiğim ve bizde yaygın olarak görülen "eylemsizlik" taraftarı yaklaşım.

“Büyük Mozart”ın cenazesine 6-7 kişi katılıyor. Mozart'ın büyük yeteneği kadar (ve aslında daha çok) "Mozart gibi olmayı deli gibi isteyen. Hikayenin merkezine kahramanı koyabilirsiniz. Bu onun çelişkisini meydana getiriyor. Mozart’ın evine yolladığı hizmetçiden bilgi alıp çalışmalarını takip ediyor. filmin baş anti-kahramanının (Salieri) hissettiği isteğin büyüklüğü. Salieri’nin hissettiği kıskançlık. ama Mozart da ölüyor. halinden memnun bir adam. Sonra da o ağıtı bitirmesi için adamı. hem de Mozart’ı deli gibi kıskanıp ondan nefret ediyor. Hikayeyi. Bu anlatım tarzının bir avantajı da. “Tanrı kendini ifade etmek için bu kaba. yüzeysel bir karakter olmaktan çıkartıp üç boyutlu hale getiriyor. Veya kahramanı “düşmanın” gözünden anlatabilirsiniz. kendisinin yeteneğinin ne kadar sınırlı olduğunu gösterdiğinden. Onun operalarının sahnelenmesine engel oluyor. Salieri Mozart’ın önünü kesmek için elinden geleni yapmakla birlikte diğer yandan ona büyük bir hayranlık duymaya da devam ediyor.BÜYÜK ĐSTEK ÖRNEĞĐ: AMADEUS Bir hikayeyi anlatmanın bir çok yolu var. Ama sahnelenenlerin hepsine de gidiyor. Saraydaki konumu tehlikeye girdiğinden değil. Salieri’ye kızdığımız kadar ona acıyoruz da. Salieri. (Mozart’ın müziğini hem çok seviyor. Kahramanın hikayesini bir arkadaşı üzerinden anlatabilirsiniz. Mozart’ın cenazesinde. Ama bu gerçekleşmiyor. Çünkü kahramanın arkadaşının kahramanı övmesi normal bir durumdur. Mozart ortaya çıkana kadar. Amadeus’un düşmanı Salieri’nin gözünden izliyoruz. Adamın bu uğurda Mozart’ın ölümüne yol açtığı bile söylenebilir. Olamayınca da onun önünü kesmek. Requiem bitiyor. görgüsüz. kendisinin (Salieri’nin) yazdığı sanılan bu ağıtın çalınması. En güzel örneklerinden biri “AMADEUS” (yönetmen Milos Forman). büyük bir kriz geçirdiği gece sabaha kadar çalıştırıyor. orta düzeydeki yeteneği ile sarayda kendine yer edinmiş. Mozart’ın yeteneğini daha da yüceltiyor. kahramanın yeteneğine duyduğu kıskançlık. Çünkü ne kadar “kötü adam” olsa da Salieri kaliteli sanat eserini tanıyor ve takdir etmeyi biliyor. Salieri’nin hayali. Ama Mozart Viyana’ya gelince ve kralı kendine hayran bırakınca. kahroluyor. daha önce önünde dua ettiği Đsa heykelciğini ateşe atıyor. Salieri kimliğini gizleyerek Mozart’a bir “requirem” (ağıt) ısmarlıyor. Bu filmin en büyük özelliği. o kadar.) Bu çelişki Salieri’yi iki boyutlu. ama olamayınca da onun önünü tıkayan Salieri" ile aklımızda kalıyor. kahramanı çok daha kaliteli bir biçimde yüceltir. Ama düşmanın kahramanı övmesi. sinema tarihinde pek görülmüyor. Salieri’nin en büyük isteği Mozart gibi olmak. bayağı adamı neden seçti?” diye dinsel bir bunalıma da giriyor. 86 . “çatışma”nın genelde görülmeyen cephesini (yani düşman cephesini) bize göstermesidir. Amadeus filmi aklımızda. Bu son yöntem.

kahramanın dış motivasyonu. Hanks) adlı Krakhozia'lı bir adamın. Ama Đmparator'un oğlu Đmparatoru ve Maximus'un ailesini öldürüp tahta geçince. Ridley Scott'un bu ilginç filmini ilk kez seyrettiğimde bazı yerlerini sevmemiştim. Ridley Scott. ülkesinde darbe olmasından dolayı Amerika'daki JFK havaalanında sıkışıp kalması anlatılıyordu. Buna göre Viktor. filmin başından beri Viktor'un elinde bulunan fıstık kutusunda ne olduğunu ancak filmin son çeyreğinde öğrenebiliyorduk.Z. Viktor'a kafayı takmış bir güvenlik amirini ve sevgilisinin sevgilisini koymuş. bunun (Gladyatör'deki "intikam alma isteği" kadar) çok güçlü bir motiv olmadığını bildiği için Viktor'un temel motivasyonunu hikayenin sonuna kadar saklamış hatırlarsanız. Gladyatör'ün anlatı tarzı değil. zaman zaman son derece yavaşlayan. 9 ay bir yerde tıkılıp kalmayı kabul etmez. Bu nedenle hikaye anlatımıyla pek fazla oynamamış. Jones) yakınlaşmak yer alıyor. Bunun nedenlerinin birinin. 5 dakika içinde hikayeyi bağlamış ve filmi bitirmiş. Spielberg bunu fark etmiş. edemez. Daha sonra tekrar izlediğimde bu izlenimimin doğru olduğunu ama Scott'un bunu bilerek tercih ettiğini fark ettim.GLADYATÖR VE TERMĐNAL: ĐSTEK VE ĐSTEKSĐZLĐK "Gladyatör" filmini mutlaka hatırlıyorsunuzdur. hem de ilgimizi çekecek bir isteğe sahip olsun"un zor bir koşul olduğunu fark ederek (zira güçlü isteği olan biri. *** "Terminal" filminde ise Viktor Navorzski (T. Viktor'a. En gelenekçi yaklaşımı benimser ve seyirciyi tatmin eder. Burada değinmek istediğim. Görselliği ön planda tutmuş. sempatimizi kazanan. Film. Scott. Tom Hanks'in müthiş oyununa ve film için hazırlanan dev sette gerçekleşen müthiş çekimlere rağmen pek fazla iş yapmamıştı. kahramanın filmi götürecek güçte çok net bir motivasyonunun olmaması olduğunu düşünüyorum. bu ilginç bir fikir olmakla beraber (bir insanın ne kendi ülkesine gidebilmesi. para kazanmak. "bir adam hem 9 ay havaalanında kalsın. dramatik gerilim yaratmak için. yasal engelleri. yalın bir dramatik yapıya sahiptir. Şimdi. Başarılı da olmuş. Hikaye çok ağır ilerliyor gibi gelmişti. ama Tom Hanks'in müthiş oyununu seyrederken bile kendimize şu soruyu sormadan edemiyoruz: "Bu adam ne yapmak istiyor?" Spielberg. etmemelidir). Hikayeyi götüren. sonra aniden hızlanan. Crowe). (Gerçekten de 2000 yıl öncesinin Roma görüntüleri tek kelimeyle nefes kesiciydi). Dramatik gerilimsiz hikaye olmayacağını çok iyi bilen Spielberg. Bu nedenle Tom Hanks'in karakterine küçük küçük istekler ve amaçlar vermiş. dramatik bir gerilim yaratacak hiçbir zıt güç bulunmuyordu. babasının çok sevdiği bir caz sanatçısının imzasını almak için New York'a gelmiş ve havaalanında takılıp kalmıştır. ama o kadar da güçlü olmayan bir motiv vermiş. ölmüş babasının bir isteğini yerine getirmek gibi. Viktor'un havaalanından çıkıp bu isteği yerine getirdiği anda da hikayeyi bitirmiş. Spielberg. bir savaş sonrasında Đmparator'a evine gitmek istediğini söyler. Spielberg'in bu filmi. Gladyatör böyle değildi. Bu isteklerin başında havaalanında hayatta kalmak. Çünkü Viktor. Bu filmler. 87 . ve bir hostes olan sevgilisiyle (C. ve en sonunda da büyük bir finalle işi bitiren bir hikaye anlatmayı tercih etmiş. seyircinin ilgisini belirli süreler için ayakta tutuyor. ve bu güçlü tarafın da "Gladyatör gösterileri" olduğunu görmüş. zamana yayılabilen. havaalanından çıktığı andan itibaren karşısında. Hikaye anlatma teknikleriyle oynamaz. Bu isteklerin karşısına da havaalanında yaşamanın getirdiği fiziksel zorlukları. Maximus'un intikamını almasıyla sona erer. Bu açıdan BRAVEHEART'tan ya da SON SAMURAY'dan çok farklı bir yapısı var. Ve filmin sonunda da bu sorunun yanıtını öğreniriz. Spielberg. Bizi filmin sonuna kadar ekrana / perdeye bağlayan "acaba Maximus intikam alabilecek mi?" sorusudur. ne de havaalanının dışına çıkabilmesi) bir hikayeyi götürmeye yetmez. Filmin başında. Bu açıdan bakıldığında Gladyatör. Bu zıt kuvvetler. tıkır tıkır işleyen bir hikaye anlatmak yerine. elindeki malzemenin güçlü tarafına bakmış. eğimi gittikçe artan kaygan bir zeminde gidiyormuşcasına ilerliyordu. Maximus Roma'ya dönüp yeni Đmparator'dan intikam almak ister. çok iddialı davranmamış. Roma'nın en başarılı generali olan MAXIMUS (R.

ben dürüst bir insan olayım bundan sonra" dese. Ve iyi senaryolar. Hem mesleğinde hem de kişisel ilişkilerinde dürüstlüğün değerini öğrenme ihtiyacı içindedir. Demek istediğim. Fakat ne olursa olsun değişim. Burada. vb. Film boyunca başına gelen bütün olaylar ona bu ihtiyacını göstermeye çalışır. bir davayı kazanmayı istemektedir. insan bedeninde ve ruhunda değişim kabiliyeti kadar (ve hatta daha güçlü olmak üzere) muhafazakarlık da vardır. bir film kahramanının en önemli özelliğinin bir şeyi istemesi olduğunu belirtmiştim. Bu. "Yalancı Yalancı" filminde Fletcher (Jim Carrey). "Bu istek olmadan hikaye ileri gitmez" diye de eklemiştim. depresyona girerler. Đnsan vücudu milyonlarca yılda geliştirdiği mekanizmaları hemen bir çırpıda değiştirmek istemez. zaman zaman kahramanımızın bile farkında olmadığı bir şeydir. ortada ne bir hikaye olurdu. "Homeostasis" denilen iç dengeyi korumak için hep belirli rutinleri takip etmek ister. hikayeyi ileri götüren motor olduğunu da söylemiştim. o insanın "kapasitesi" kadar olur. kahramanların bu içsel ihtiyaçlarını yavaş yavaş fark etmeleri ama başlangıçta (hatta filmin önemli bir bölümü boyunca) buna direnmeleridir. Ayrıca oğlunu ve eski karısını yeniden kazanmayı da istemektedir. Bu kavram da "ĐHTĐYAÇ"tır. Jim Carrey'nin film boyunca peşinden koştuğu iki istek bunlardır. temel insan psikolojisi bilgisi devreye giriyor: Đnsanlar. Filmlere derinlik katan şey. Örneğin kahramanımızın "kendine güvenmeyi" öğrenmesi gerekmektedir. ne de o büyük kahkaha tufanı. Yine "Yalancı Yalancı"dan örnek vereyim: Eğer Jim Carrey neye "ihtiyacı" olduğunu filmin en başında fark etse ve "Evet ya. Ve bu çatışmadan da daha gelişmiş bir insan zuhur eder. yapı itibariyle MUHAFAZAKAR'dırlar. kendisinin açık seçik bir biçimde bilincinde olduğu şeydir. Ruhsal olarak biraz daha olgunlaşmasının önündeki engel budur: kendine güvenmemektedir. karakterimize derinliği o katıyor. Ya da "insanın ancak derin ilişkiler ile mutlu olabileceğini" öğrenmesi gerekmektedir. sürekli olarak yüzeysel ilişkiler kuran ya da bir ilişki gerçekten de derinleşmeye başladığında ortadan kaybolan bir kahraman için geçerli olabilir. Bedeni bir şey isterken ruhsal olarak başka bir şeyi isteyebilir. Ama karakterle ilgili koşullar "istek" ile sınırlı değildir.ĐSTEK ve ĐHTĐYAÇ Daha önceki yazılarda. kahramanın hikaye boyunca elde etmeye çalıştığı. Peki "ihtiyaç"ın "istek"ten farkı nedir? Đstek. Ama insanı insan yapan bir diğer özellik de muazzam gelişme kapasitesidir. bedeninin tutuculuğuna zihinsel olarak karşı koyabilir. zorunda kalmadıkça da değişmezler. Bu isteğin. Hayatta gerçek mutluluğu bulmak için dürüstlüğün önemini kavramak zorundadır. Đnsanlar değişim kapasitelerini aşan taleplerle karşılaştıklarında ezilirler. Đhtiyaç. 88 . Ama Jim Carrey'nin ihtiyacı "dürüst olmayı" öğrenmektir. Đnsan. Bir başka kavram daha var ki. O zaman bir çatışma ortaya çıkar. Bunun biyolojik nedenleri vardır. Değişimi sevmezler. insan ruhunun değişime direnen bu tarafı üzerine kurulur.

Đkincisi. diyalog da sözlerden ve onlar arasındaki sessizliklerden oluşur. 4) Karakter “Aslında” Ne Demek Đstiyor? 89 . Güzel bir hikaye. kelime oyunları. karakterlerinizin birbirinin sözünü kesmesini. bu (hikayeye göre) çok ilginç anlamların ortaya çıkmasına neden olur. vb. Bazen iki (ya da daha fazla) kişinin konuşmaları gerekirken hiç konuşmamaları. Son olarak da. B hemen cevap vermez. Yani karakterin söylemek istediği şey ile seyircinin duyduğu şey aynı ise. Birincisi. Bu gerçekçi bir diyalog yazarlığı değil. Eminim diyalog yazma becerileriniz bayağı ilerleme gösterecektir. Freeman’ın (“Beyond Structure” seminerini veren şahıs) diyalog yazma ile ilgili bazı tekniklerini aktarmak istiyorum. bu tür diyaloglar seyircinin zihinsel katılımına da olanak tanımıyor. kinayeler. tekniğe dayalı bir yaratıcılıktan mahrumlar. B’nin kişiliği ya da sorulan konu ile ilgili farklı anlamların doğmasına yol açar. Yani insanlar ne düşünüyorlarsa doğrudan onu söylüyorlar. herhangi bir sözden daha büyük bir derinlik katar. 3) Birbirinin Sözünü Kesmek Günlük hayattaki konuşmalarımız ile filmlerde gördüğümüz diyaloglar birbirinden oldukça farklıdır. A ve B başka konulardan bahsetmeye devam ederler. konudan konuya atlarlar. 2) Anlamlı Sessizlik Nasıl müzik seslerden ve onlar arasındaki boşluklardan oluşuyorsa. kekelerler. değerlendirmesine. A karakteri bir şey söyledikten sonra B cevap vermesi gerekirken cevap vermiyorsa. Hemen bütün diyaloglar. seyircinin bu sözleri zihninde incelmesine. iyi diyalog yazma tekniklerinden mahrumlar. Ben Türk filmlerindeki diyalogları genelde beğenmiyorum. çıkarsamalarda bulunmasına gerek kalmıyor. Bu gecikme. Yani imalar. belki de çok alakasız bir yerinde verir. normalde vasat sayılabilecek bir hikaye de güzel diyaloglar sayesinde seyredeğer bir hal alabilir.DĐYALOG DĐYALOG YAZMA TEKNĐKLERĐ Senaryo yazarlığının en önemli olan ama en az dikkat edilen alanlarından biri “diyalog yazmak”tır. Türk filmlerindeki karakterlerin hemen hiç yaratıcı konuşmaması. Filmlerde daha rafine (arıtılmış) bir dil ve üslup kullanılır. Belki de B yeni bir konu açar. ya hiç yok ya da çok kalitesizler.. sahneye. Bu teknikleri öğrenmeye ve izlediğiniz filmlerde de bunları yakalamaya çalışın. Diyalog Yazma Teknikleri 1) Geciken Cevap A karakteri B karakterine bir cevap verdiğinde. Bunun birkaç nedeni var. normal akan bir diyaloğun sözün kesilmesiyle birlikte aniden başka bir yöne kaymasını sağlayabilirsiniz. Yani diyaloglara bir miktar gerçekçilik ve hız kazandırmak istiyorsanız. Belki de en önemli neden bu. Zira insanlar hemen asla akıllarından geçeni doğrudan söylemezler. Oysa kısıtlı bir süre içinde derdini anlatmak zorunda olan filmde karakterler tane tane ve birbirlerinin sözünü pek kesmeden konuşurlar. Üçüncü neden. B cevabı konuşmanın başka bir yerinde. Ama gerektiği yerde birbirlerinin sözlerini kesebilmelidirler. kötü yazılmış diyaloglar yüzünden çok zayıflayabileceği gibi. konuşan insanların hep akıllarından geçen ilk şeyi doğrudan söylemesi. Günlük hayatta iki kişi konuşurken sözlerini sürekli keserler. *** Burada David S.

toplumsal ortamlarda gerçek duygu ve düşüncelerini gizleme eğilimindedirler. ya da 2) B karakterinin açmak istediği konudan kaçınmak istediği için. biraz kaos katın. 6) Kendi konusundan ayrılmamak Đki kişi konuşurken genelde aynı konudan bahsederler. Zira yarım kalan cümlenin geri kalan bölümünü her seyirci kendi kafasından tamamlar. Değişebilir yeri bazen. Bazı cümleler yarım bırakılabilir. cümlenin devamında ne söyleneceği ile ilgili yeterince bilgi içermesidir. Siz de David S. Ortama biraz anarşi. Bu ilginç bir yöntemdir ve seyirciyi filme biraz daha fazla dahil eder. Yani yüklem cümlenin en sonunda olmayabilir. Ama en belli başlıları bunlar diyebilirim. bu gibi eksik bırakılmış cümleler konusunda çok sayıda örnek içerir). Bunun nedeni bu duygu ve düşüncelerin genelde çevrelerindekileri kızdıracak ya da üzecek nitelikte olmasıdır. cümlenin devamı tahmin edilebilir. kendi istediği konuda konuşmaya devam eder. Kaynak: David S. Sizin karakterleriniz de sanki çok iyi hazırlanmış bir PPT sunumu gibi hep aynı konudan bahsetmek değildir. Filmlerde ise genelde günlük hayatın monotonluğunun çok ötesinde şiddetli olaylar yaşanır ve bunlar da karakterleri derinden etkiler. tonlamaları. *** Diyalog yazmakla ilgili teknikler sadece bunlarla sınırlı değil. Ya da cümleler itinayla tamamlanmayabilir. yazı dilinde kullanılan üsluptan oldukça farklıdır. Gerçek duygular ve düşünceler bu gibi durumlarda da açıkça ifade edilmez. Bunun nedeni. Ama her duygunun anında ve aynen ifade edilmediği de bir gerçektir. (“Ocean’s Eleven” filmleri. Freeman (Yorumların çoğu gezgin’e ait). Yani o sahneden. Tabii ki senaryonuzdaki herkesin bulmaca gibi konuşmasından bahsetmiyorum. o cümlenin geçtiği sahnenin. 5) Cümle parçası Günlük konuşmada kullanılan üslup. Ama durum her zaman böyle olmayabilir. Bunu da göz önünde bulundurun. ya da yaptıkları söz oyunları veya dil sürçmeleri. Freeman'ın yaptığını ("tersine mühendislik" / "reverse engineering") yaparak. Ama aslında karakterlerin öncelikler hakkında izleyiciye çok önemli ipuçları sunar. A karakteri 1) Belli bir konu zihnini çok meşgul ettiği için. Sizin de karakterleriniz akıllarına gelenleri ya da hissettiklerini aynen söylüyorlar ise diyaloglarda sorun var demektir. bakalım ne olacak. Günlük konuşmalarda edilgen yapı sıklıkla kullanılır. Ancak karakterlerin sözcük seçimleri. burada anlatılmayan teknikleri bulabilirsiniz. gerçek duygu ve düşüncelerine işaret eder.Đnsanlar. Bu da görünürde acayip bir durum yaratır. 90 .

Böyle bir durumda asla yazarken kendinizi sansürlemeyin. Eğer kendinizin böyle "yaratıcı bir hal" içinde olduğunuzu hissederseniz. Hikaye yapısı (plot) ve karakterler doğru olarak oluşturulduktan sonra. tıpkı hikaye yazmak (3 perdeli yapı) ve karakter geliştirmek (karakterin geçmişi ile ilgili soruları yanıtlamak) gibi teknik bir meseledir aslında. Bunu sakın yapmayın. Unutmayın. bu inanış sadece acemiler arasında yaygındır. o kadar. birkaç tasvir cümlesi yazar. Oysa durum hiç de böyle değildir. (Türk senaristlerinin genelde sigara ve alkol eşliğinde çalışmasının nedeni. Bir yazar hem akış halinde olup hem de kendini kontrol edemez. Eğlenceli tarafı.DĐYALOG YAZMA SANATI Diyalog yazmak senaryo yazarlığının en eğlenceli bölümü gibi gözükse de. Bırakın aksın. Nasılsa ikinci. uzun bir sahneyi kısaltmak. en doğru zamanda ve en doğru biçimde söylemektedir. yazmaya devam edin. Onlara göre "diyalog yazmaktan kolay bir şey yoktur". Meğer ki espri amaçlı olsun. Diyalog yazmak senaryo yazarlığının en külfetli yanlarından biridir. Konuyu ayrıntısıyla işlemeden önce çok basit bir gerçeğe (ve bunu görememekten kaynaklanan çok büyük bir hataya) işaret edeyim: PERDEDE GÖRÜNENĐ KARAKTERLERE SÖYLETMEYĐN! Türk Filmlerinin en bariz hatalarından biri budur: "Ne o? Ağlıyor musun?" sendromu. *** Đkinci durumda ise senarist şu haldedir: Sahne başlığını yazar. Önce biri bir şey der. Bu nedenle 3 sayfa olması gereken bir sahne. yaratıcı ve eğlenceli bir biçimde ilerler. 91 . diyalogları halletmek nispeten daha kolaydır. tasviri yazar. *** Michael Hauge'a göre diyalog yazarken senarist iki durumdan birini yaşar: Birinci durumda senarist sahne başlığını yazar. sonra da diğeri ona karşılık verir. Bu tekniği bir üstteki yazıda okuyabilirsiniz. Diyalog yazmak da. Kendi kendine "Bunlar şimdi ne diyecek?" diye düşünür. sonra da sahnedeki karakterleri konuşturmaya başlar. Karakterler tam kendilerine uygun sözleri. Sonra da kalkıp buzdolabına gider ve yiyecek bir şeyler aramaya başlar! Bu noktada senaristte önce gizli. Bu nedenle kendinizi eleştirmeden yazmaya devam edin. bu uyarıcı ve uyuşturucuların yarattığı ortak ve garip etki ile bu tıkanma duygusunu aşmaya çalışmalarıdır. sizin bu "akış" halinde olmanızdan dolayı 15 sayfaya çıkarsa üzülmeyin. parmaklarınız artık tuşlara basamayacak kadar yorulana dek yazmaya devam edin. aşağıdaki yazılarda uzun uzadıya ele aldığımız hikaye yapısı ve karakterlerdir. kısa bir sahneyi uzatmaktan her zaman daha kolaydır. senaryonun en önemli bölümü olmadığını hatırlamaktır. Ama o noktaya varana kadar kelimenin tam anlamıyla "ananız ağlar". Senaristin yaratıcılığının had safhada olduğu bu tür durumlara son derece nadir rastlanır. TIKANDIM" düşüncesi paniğin daha da büyümesine yol açar. "Eyvah.) Böyle bir tıkanma duygusuna kapılmamanın ilk şartı diyalogların. 20-30 defa yazdığınız bir sahnenin iyi işlediğini görmektir. Konuşmalar son derece akıcı. Senaryonun en önemli bölümü. sonra da açık bir Panik hali başlayabilir. Sonra 15 dakika boyunca ekrana ya da sayfaya bakar. üçüncü müsveddeleri yazarken tekrar tekrar üzerinden geçeceksiniz.

kullanılan sözcüklerin türü. yaşımız. farklı yerlere sızdırırn. verilen es'ler tamamen farklıdır. hayatın her durumunda aynı şekilde konuşması. Alıştırma: 1 sayfa boyunca farklı karakterlerin aynı konudaki konuşmalarını yazın. ya da yeni bir komşu olabilir.ĐYĐ DĐYALOG Đyi diyalogların nasıl yazıldığını anlamak için. "Đşler yolunda gitmiyordu. kocan Mustafa'nın çok içtiğini ve çalıştığı şirkettei yöneticilik işinin tehlike olduğunu söyleyebilirim. 2) Belli bir insanın. bir diyalogdan çok daha fazla bilgi aktarır. yazmakta olduğunuz karakterin yerine koyun ve diyalogları öyle yazın. adamın işyerindeki bir duvara asılı olan diplomaları görebiliriz. herhangi bir günlük mesele olabilir. eğitimlerine. Bu sorunu aşmak için kendinizi. kendisine sorulan "Ne oldu?" sorusuna. Eğer senaryonuzdaki herkes aynı ekonomik ve sosyal durumda ise. Örneğin filmin sonuna kadar sakin bir ev kadını olan kahramanınız. "tarz"ı belirler. karımla da sık sık kavga ediyordum. Ama o zaman bile. Bazen herşeyi söylemek gerekmez. anne-babanın konuşma tarzı. kadınlar ile erkeklerin konuşmalarında büyük farklılıklar olduğu unutulmamalıdır. gazeteci.KÖTÜ DĐYALOG . diye böbürlenmesi yerine. nerede büyüdüğümüz. vb. sen benim en iyi arkadaşım olduğundan. cümlerlerin devrik olup olmaması ya da belirli bir yörenin ağzını yansıtıp yansıtmaması.) Bazen bir hareket / davranış / görüntü. kötü diyaloğun ne olduğunu öğrenmekte fayda vardır. 3 mastır yaptım" vb. Eğer böyle bir şey yapacaksa kadının babasının eski bir asker olduğunu ve kızına arada sırada silahla atış yaptırdığını mutlaka daha önceden öğrenmeliyiz. Üniversite diplomaları ile övünen bir adamın "Ben iki üniversite bitirdim. Bu. cümle uzunlukları. ekonomik ya da sosyal durumlarına bakmaksızın aynı tarzda konuşurlar. filmin sonunda eline K-47'yi alıp milleti indirmesin. sadece kadehini göstererek "Đşte bu oldu" demesi çok daha 92 . (Ama çok önemli bilgilerde bunu yapmayın. Kullanılan sözcükler. Filmdeki (ya da dizideki) karakterlerin hepsi. benzer bir biçimde konuşmalarında bir sakınca yoktur. Đşinin alkolden dolayı battğını anlatan bir adam. Bu bir polis. Burada "tarz" ile neyi kastettiğimi biraz açmam gerekiyor: Konuşurken kullanılan cümlelerin uzunluğu ya da kısalığı. Oysa günlük hayatta o kadar çok açıklamalı konuşulmaz. "Selin. sonunda kendimi içkiye verdim" şeklinde cevap vermesi değil. Diyalog yazımında yapılan hatalar genelde 3 türdür: 1) Tüm karakterler aynı şekilde konuşurlar. Farklı sahnelerde verin. Ölümle karşı karşıya kalan insanın konuşması ile marketten ekmek alan insanın konuşması farklıdır." Bunun yerine bilgiyi yavaş yavaş. O kişi olayları öğrenirken biz de onunla beraber bilgileniriz. işimiz. Bir insanın bir şeyi nasıl söylediği şunlardan etkilenir: eğitim. Senaryo yazımında çok miktarda bilgiyi göze batmayan bir biçimde vermenin çok etkili bir yöntemi vardır: hikayeye. Bazı bilgileri seyircinin doldurmasına izin vermek daha "interaktif" bir senaryoya olanak tanır. 3) Yazarlar karakterlerine bir sürü açıklama yaptırırlar. olan bitenden haberi olmayan birini sokun.

yorumların önemli bir bölümü gezgin'e ait) 93 .etkileyicidir. (Kaynak: "Successful Scriptwriting" Jurgen Woff ve Kerry Cox. Asansördeki. dükkandaki insanları gözlemleyin: Nasıl konuşuyorlar? Uzun cümleler mi. Bir senaryodaki konuşmalar bu kadar tekrarlı ve hatalı olamaz. ne kadar çok konuşma hatası yaptığımızı fark ederseniz şaşırmayın. otobüsteki. *** Diyalog yazma yeteneğinizi geliştirmek için çevrenizdeki insanların konuşma biçimlerine alıcı bir gözle bakın. Çünkü film / TV izleyicileri konuşmaların (ve hikayenin) akıcı bir biçimde ilerlemesini ister. Ama hikayenize biraz gerçekçilik duygusu katmak istiyorsanız makul miktarda tekrara ve hataya yer verebilirsiniz. kısa cümleler mi kullanıyorlar? Ne tür kelimeleri tercih ediyorlar? Mesleklerine ait sözcükleri neler? Günlük hayatta ne kadar çok tekrar.

filmin kahramanı William Wallace ile özdeşleşmesi çok başarılı bir biçimde sağlanıyordu. Indiana Jones'un tehlikede olduğu bir olayla başlar) 3) Kahramanı. Bu. Bu kesinlikle çok başarılı bir giriştir. hiç kimse onun kendi yanında oturmasını istemez. izleyicide duygu uyandırmaktır". hayatta tek derdi "unutulmamak" olan Aşil'in (Brad Pitt tarafından canlandırılmasına rağmen) yaşadıkları ve ölümü bizi pek de etkilemedi. Đzleyici haksız bir durumdan dolayı kahraman için üzülsün. Film başladığında da bir asansördeki bombayı etkisiz hale getirmeye çalışmaktadırlar. acıma duygusu uyandır. komik biridir). Dakika bir. (INDIANA JONES filmleri hep.Rose'u -Winslet. öykünün kahramanı olan Aşil ile özdeşleşmesi sağlanamamıştı (Nedenleri aşağıda açıklanıyor).Filminde Kenau Reeves'in canlandırdığı karakter hem espritüeldir hem de bomba uzmanıdır. Oysa. Filmin Türkiye'de 100 -yüz. Đnsanlar. çok zor bir şey değildir. Böyle bir durumu kısa bir süre önce "TROY" filminde gördük. iyi bir avukat olmanın yanı sıra. perdede gördüğü insanlarla özdeşleşmesini sağlamaktır. Sonuçta.kendi alanındaki en iyi arkeologdur. sevinmelidir. seyircide bir etki bırakmaz. ve salondan omuz silkerek çıkar. otobüsün şöförü sadistlik edip durmaz.'nin talebi üzerine durmak zorunda kalır. ve Peter yüz üstü düşer.hafta vizyonda kalması biraz da bundan kaynaklanıyordu.J. Bunun için: a) Kahraman iyi. benzer tarzda bir film olan "BRAVEHEART"ta -Mel Gibson'ın "Cesuryürek"i. (TITANIC'te Jack -DiCaprio. senaryoların birinci işlevini çok net bir biçimde özetliyor. Peter Mary Jane'e gülümserken okulun kabadayılarından biri Peter'a çelme takar. endişelenmeli. Hikayenin ne kadar başında yapılırsa o kadar etkili olur. Çok basit kuralları vardır. Seyirci "Bana ne X'ten" der. Kahramanla (ya da herhangi bir karakterle) özdeşleşme yaratmanın kuralları: 1) Kahramana karşı sempati. Seyircinin. senaryonun başarısının temel şartlarından biridir. örneğin NOTTING HILL'deki William Thacker) b) Kahramanı komik biri yap (ENEMY OF THE STATE'de Will Smith'in canlandırdığı karakter. hoş biri olsun (Hugh Grant'in canlandırdığı karakterler.ÖYKÜ YAPISI KAHRAMANLA ÖZDEŞLEŞME "Her senaryonun amacı. bir biçimde kahraman ya da kahramanlar için üzülmeli. en hızlı özdeşleşme yöntemidir. KAHRAMANLA ÖZDEŞLEŞME NASIL SAĞLANIR? Kahramanla özdeşleşme sağlamak. c) Kahramanı işinin ustası yap (JURASSIC PARK'taki arkeolog Alan -Sam Neil. tehlikedeki birini görünce otomatik olarak onun için endişelenirler. ÖRÜMCEK ADAM'da Peter Parker'ı (Tobey Maguire) gördüğümüz ilk sahnede Peter okul otobüsünü kaçırdığı için koşmak zorunda kalır. Peter otobüse bindiği an. Seyircinin bir filmi izlerken çeşitli duygular yaşayabilmesi için uyulması gereken en temel kural. ağzı iyi laf yapan. Bu. insan kardeşlerimize karşı duyduğumuz içgüdüsel bağlantıdan kaynaklanır. senaryo ne kadar ustaca yazılmış olursa olsun.kurtardığı için haksız yere suçlanır.) 94 . senarist tarafından yaratıcı bir biçimde yorumlanması. Bu basit kuralların. SPEED -Hız Tuzağı. Michael Hauge'a ait bu söz. sevilebilir bir insan yap. Eğer böyle bir özdeşleşme sağlanamazsa.seyircinin. gol bir!) 2) Kahramanı tehlikeli bir duruma sok.yani 2 numaralı maddeye de uygun bir özdeşleşme var. ama M. . Seyirci.

kendi gücüyle temas halinde göster. olayları ve bilgileri. önce özdeşleşmenin kurulması. Gibson. -Benden Bu Kadar. Yani karakter. özdeşleşmemiz (imkansız değil ama) biraz daha zor olur. Filmin başında bir sürü başka insan gördükten sonra Kahramanı görürsek.Jack Nicholson'un canlandırdığı karakter. Yani izleyici. kendisinin en büyük gücünü/yeteneğini başarılı bir biçimde kullanıyor olsun. ama çocukları sevmemek gibi bir kusuru vardır. başka insanlar üzerindeki bir güç olabilir (BABA). Film izlemeye başladığımızda ilk gördüğümüz insanla özdeşleşmemiz daha kolaydır.4) Özdeşleşmeden sonra kahramanın karakter hatalarını göster. Bu. Böylece kahramanın bizim gibi biri olduğunu görür ve kendimizi ona daha yakın hissederiz. Böylece ister istemez o kişiyle bir özdeşleşme kurulur.en büyük hatası.) Burada dikkat edilmesi gereken nokta. 6) Karakteri. Bu yazıdaki bilgiler temel olarak Michael Hauge'un. Bu hatalar hepimizin bildiği ve makul gördüğü hatalar olabilir. başkaları ne de diye düşünmeden ifade edebilme yeteneği olabilir. 95 . (Örneğin CESURYÜREK'te William Wallace'ın -M. Ve bu aşktan dolayı hayatını kaybedecektir. (JURASSIC PARK filmindeki arkeolog Alan.) 8) Öyküyü kahramanla birlikte yürüt. sevgilisine duyduğu aşktır. "SATAN SENARYOLAR YAZMAK" ("Writing Screenplays That Sell") kitabından alınmış ve zenginleştirilmiştir. kahramanla birlikte öğrensin. 5) Kahramanı hikayenin olabildiğince başında göster. (AS GOOD AS IT GETS'te.) 7) Karaktere bildik hatalar ver. Yapılması gerekeni tereddüt etmeden yapma yeteneği olabilir (CNBC-'deki "24" dizisinde Jack Bauer -Keifer Sutherland-). Ya da duygularını. sonra kusurların gösterilmesidir. kendi alanında çok iyidir.

30 dakika süren etkili bir aksiyon sahnesi diye bir şey yoktur. çok heyecanlı ya da çok duygusal bir sahneyi. 6) Đzleyicide / okuyucuda bir beklenti yaratın. 3) Çatışmanın şiddetini yavaş yavaş artırın. "Matrix 2"deki o uzun araba kovalama sahnesi ve 3'ün finalindeki o uzun savaş sahnesi bana biraz tatsız gelmişti. bilgileri şöyle bir toparlayalım. hikayenin nereye doğru gideceğini belli edin. komedi ve dramalar için de geçerlidir. Örneğin "Rocky"nin açılışından kısa bir süre sonra. Yazdığınız bir hikâyeyi senaryoya dönüştürmeden önce bu listeye bakarak incelerseniz. daha hafif sahneler izlemelidir. Açılışta. En sonunda karşısına çıkan kişi de Đmparator oluyordu. 1. okuyucunuzun/seyircinizin zihninde bir soru yaratın. Senaryonun duygusal olarak çok güçlü anlarını. Hikaye doruk noktasına (climax) doğru yaklaştıkça momentum da artmalıdır. hikayenin nereye gittiği ile ilgili beklentilerdir 96 .SENARYO YAPISI KONTROL LĐSTESĐ Senaryo yapısıyla ilgili bunca yazıdan sonra. Hiçbir sahne tek başına. Kahramanın önündeki her engel. Bunun için de kahramanınızın çok net belirlenmiş bir dış motivasyona ihtiycı vardır. değiştirmeniz ya da tamamen çıkarmanız gerekebilir. bir sonraki sahned neler olduğunu tahmin etmeye çalışır. ama bu mücadeleden sağ çıkıp çıkmayacağını kestiremeyiz. Böylece seyirciler bir nefes alabilirler. bir noktadan sonra etkileyiciliğini kaybediyordu. Maximus için en zor dövüş oluyordu.ama maçın sonucunu şimdiden kestiremeyiz. Seyirciyi / okuyucuyu hikayeye bağlayan şey. her olay ve her karakter. onca görsel efekte rağmen. Ne kadar komik olursa olsun 90 dakika süren bir espri yoktur. 4) Hikayenizin hızını gittikçe artırın. (Sanırım bu yüzden "Matrix 2" ve "Matrix 3"ü.) Mizahta da aynı durum söz konusudur. 2) Senaryonuzun başlarında. hikayenin merkezinde yer alan olayla ilgisi yoksa. "Yüzüklerin Efendisi"ndeki çok uzun savaş sahneleri de.si kadar sevmedim. sahne yazımı. diyalog yazmak.) devam etmeden önce. kahramanınızın dış motivasyonundan daha önemli değildir. Ama her zaman haklı çıkmak istemezler. (varsa) eksiklerini daha kolay görebilirsiniz. Bu nedenle bu son dövüş. kahramanın dış motivasyonuna bir biçimde katkıda bulunmalıdır. Ayrıca siz de (yazar olarak) bir sonraki daha yüksek zirveyi kurmaya başlayabilirsiniz. Yazdığımız çok komik. Böylece o da hikayenizin sonuna kadar size bağlı kalır. 5) Aksiyon ve mizahta tepe ve vadiler yaratın. vb. Bu sadece aksiyon filmleri için değil. "Matrix"in ilk yarısında da Morpheus Neo'ya "eninde sonunda birileri Ajanların karşısına dikilecek" der. filmin sonunda gerçekleşecek büyük maçın sonucunu öğreneceğimizi biliriz . diğer konulara (örn. Biri senaryonuzu okuduğunda. Maximus normal şartlar altında Đmparator'u kolaylıkla yenebilecekken Đmparator hile yapıyor ve Maximus'u arenaya çıkmadan önce ağır bir biçimde yaralıyordu. Biz bu kişinin Neo olduğunu biliriz. 1) Senaryodaki her sahne. bir öncekinden biraz daha zor olsun. Örneğin "Gladyatör" filminde Maximus'un önüne çıkan diğer gladyatörler filmin sonuna doğru daha usta savaşçılar arasından çıkıyordu. Bunu da bir kontrol listesi şeklinde yapalım.

Bu noktada film inandırıcılığından bir şeyler kaybeder. Kaderinin kontrolünü eline alır ve kehanetin aksine adamı öldürmekten vaz geçer. Biz de "ne oluyor burada?" deriz. bunun ipucunu önceden vermeliyiz. seyircinin üstün konumudur. çünkü özdeşleştiğimiz kahramanın katil olmasını istemeyiz. olay ya da durum başlangıçta tam olarak açıklanmazsa ya da kahramanın hikaye boyunca bir sorunun cevabını bulması gerekiyorsa. "Bourne Identity" filminde Jason Bourne'un (Matt Damon) gerçek kimliğini keşfetme sürecine biz de gönüllü olarak katılırız. ama her zaman seyircinin / okuyucunun olacakları önceden tahmin etmesini istemezsiniz. Kısa bir süre sonra John bunu yapmaktan vazgeçer. kehanet sistemi işlemektedir. 9) Okuyucuda merak uyandırın. çalıntı bir kredi kartıyla bir bankadan para çekmektedir. Örneğin "Mesajınız Var" (You've Got Mail) filminde Kathleen Kelly'nin (Meg R. Önceden ipucu vermek. kehanette öngörüldüğü gibi oğlunun katilini öldüreceğini zannederiz. Çünkü bu davranışın gerçekleşebileceğine dair daha önce bize hiçbir ipucu sunulmamıştır. aynı zamanda onun en büyük rakibi olan Joe Fox (Tom H. Ama hemen sonra. seyirci sonucu öğrenmek için hikayeye bağlanır. 11) Karakterin değiştiğini ve geliştiğini göstermek için bazı durumları. "Terminator 2" filminde ise "önceden ipucu verme" yönteminin doğru kullanımını görürüz: John Connor'ı (çocuk) ilk tanıdığımızda.) Böylece o sahne daha inandırıcı olur. beklenti yaratma tekniği ile birlikte kullanıldığında son derece etkili olur. 8) Seyirciyi şaşırtın ve beklentileri tersine çevirin. Örneğin "Azınlık Raporu" filminin çok kritik bir sahnesinde. Örneğin eğer sıradan bir kadının hikayenin bir noktasında eline silah alıp isabetli atışlar yapmasını istiyorsak. vb. kendisinin zaten bildiği şeyi öğrendiğinden olacakları görmeyi bekler. karakterlerin hareketlerini ya da yeteneklerini daha inanılır kılar. Biz de büyük bir heyecanla olacakları bekleriz. Bazen seyirciyi şaşırtarak onları. "Terminator 3"teki senaryo hatalarından biri budur: Film boyunca sakin bir veteriner olan Catherine Brewster filmin finalinde eline bir otomatik tüfek alır ve çok isabetli bir biçimde ateş eder. (Bu kadının babası polis olabilir ve kızına zaman zaman arka bahçede silahla atış yaptırmış olabilir. Kahramanımız gerçekten de (istemese de) katil olmuştur. "Matrix" filminde "Matrix nedir?" sorusunun cevabını bulmak isteriz. Yani izleyici / okuyucu filmdeki karakterlerin bilmediği bir şeyi bilsin. Bir karakter. Biz de rahatlarız. Bir anda bütün beklentilerimiz suya düşer. Bu yeteneğini daha sonra. Eğer en baştaki para çalma sahnesi olmasaydı. Benzer bir film olan "Dark City"de de bu acayip şehirde neler olduğunu öğrenmek için filmin sonuna kadar heyecanla bekleriz. nesneleri ve diyalogları senaryo içinde tekrarlayın.) olduğunu filmin ilk yarısı boyunca sadece biz seyirciler biliriz. Bu teknik. Leo Crow (John'un oğlunu öldürmüş gibi yaptığı takdirde ailesi para alacak kişi) kendini John'a zorla öldürtür. Syberdyne şirketinde bir kapıyı açarken kullanır.) yazıştığı ve aşık olduğu adamın. filmin kahramanı John Anderton'un. daldıkları güvenlik duygusundan çıkarabilirsiniz. küçük bir çocuğun elektronik bir kapıyı açmasına inanmazdık ve film de inandırıcı olmazdı.7) Okuyucuya üstün pozisyon verin. Seyirci kahramanların. 97 . Beklentiyi yaratan şey. 10) Hikayenin önemli olaylarının ipucunu önceden verin (foreshadowing). Beklenti çok güçlü bir yapısal araçtır.

gözden kaybolabilir ("Hollow Man" . ölümü ve yerçekimini yenebilirler. eğlenceli anlar katın. 15) Hikayenize hem mizah hem de ciddiyet katın. Hikayenizin önemli karakterlerinden birini tehlikeye atmak. filmin ilerleyen bir bölümünde.Kevin Bacon). "Star Wars" 1 ve 2'de (Episode 4 ve 5) de Ben Kenobi ve Yoda. "Rocky"de Stallone profesyonel boksörlüğü öğrenirken "Paranın Rengi"nde Tom Cruise Paul Newman'dan bilardo tekniklerini öğrenir. Bu teknik sadece gerilim filmleri için değil. Filmin kahramanı William Wallace. Bu da robotun zaman içinde insansılaştığının bir kanıtıdır. 14) Seyirciye bir şeyin nasıl yapılacağını ayrıntısıyla öğretin. Hatta en çok bunları görmek isteriz. Filmin sonundaki kritik bir anda Arnold bu cümleyi tekrarlar. Eğer kahramanın bir şeyin nasıl yapıldığını öğrenmesi gerekiyorsa. bu kuralların bazılarının esnetilebildiğini. komediler ve dramalar için de geçerlidir. seyircinin hikayeye duygusal olarak daha fazla bağlanmasını sağlar. Bu anlatımda sonra hem kendilerinin hem de Luke'un sergilediği bazı doğaüstü yeteneklere şaşmayız. 13) Hikayeniz inanılır olsun.Yine "Terminator 2"den bir örnek. kendisini pusuya düşürmek isteyen Japonlara karşı da kullanır. Bir senaryoda istediğiniz her şey olabilir: insanlar uçabilir ("Superman"). Bu yeteneğini daha sonra köyüne döndüğünde. arkadaşı Hamish'e karşı kullanır. zaman ve mekan içinde hareket edebilirler ("Terminator". Yüzbaşı Algren (Tom C. Algren bu becerisini. bazılarının ise kırılabildiğini söyler. Bu olaylar. sopayla nasıl savaşması gerektiğini öğrenirken. askerlerin komutanının kafasına bir taş fırlatılır. kendine özgü kuralları bulunduğunu. hikayenize arada sırada hafif. Son örnek de "Son Samuray"dan. Đngilizleri pusuya düşürmüş olan William Wallace'tan gelen bir taştır. hikaye duygusal olarak daha da çekici olur. "Uzay Yolu"). Çünkü gerçek hayatta da durum böyledir: en ciddi ya da hüzünlü anlarda bile komik bir şeyler olur. "Karate Kid"de Ralp Macchio'nun karatenin inceliklerini öğrenişine tanık oluruz.). Karakterlerden birine yaklaşan bir tehlike olduğu sürece seyirci / okuyucu o karakterin o belayı atlatıp atlatmadığını öğrenmek isteyecek ve filmi izlemeye / senaryoyu okumaya devam edecektir. Bu sayede rakibinin darbelerini önceden görebilmektedir. Ama gerçek hayatın kurallarını değiştirecekseniz. Đskoçyalıları bir köşeye sıkıştırdığında. kurgusal karakterlerinizin ve dünyanızın parametreleri ve sınırları seyirciye net bir biçimde seyirciye açıklanmalıdır. genç Jedi şövalyesi Luke Skywalker'a Güç'ün özelliklerini ve onu nasıl kullanabileceğini anlatırlar. o üzücü ânı yaşayanların duygusal olarak boşalmasına / rahatlamasına olanak tanır. Eğer ağır bir trajedi yazıyorsanız. 98 . 12) Kahramanlardan birini tehlikeli bir duruma sokun. çocukken çok isabetli bir biçimde taş fırlatma yeteneğine sahiptir. Filmin daha ileriki bir sahnesinde bir grup Đngiliz askeri. Çünkü izleyici de o karakterle birlikte bir şeyler öğrenir. "Braveheart" filminde de bu teknik kullanılır. John Connor Arnold'a "Hasta la Vista" demeyi öğretir. Seyircinin / Okuyucunun hikayeye olabildiğince büyük bir bir duygusal bağ ile bağlanmasını sağlamak için hikayeniz "kendi kuralları içinde" mantıklı ve inanılır olmalıdır. Birbirini izleyen bir kaç sahnede Morpheus Neo'ya "Matrix"in özelliklerini anlatır: Matrix'i asıl gerçeklik değil sanal bir gerçeklik olduğunu. Bu. Bunun en güzel örneklerinden birini "Matrix"de görüyoruz. "aşkın" (transandantal) bir zihin haline girmesi gerektiğini öğrenir.

Özellikle de Haluk ile Meltem'in ayrılma kararının yarattığı hüzün ve bundan haberdar olmayan diğer karakterlerin yarattığı komedi çok güzel bir tezat oluşturuyordu. Etkileyici bir finalin iki öğesi vardır: doruk ("climax") ve doruk sonrası. Eğer filminizin etkileyici bir finali olmazsa bunların ikisini de başaramazsınız. bu yüzden ne yaptığımızın hiçbir önemi yok" diye düşünmeyin. "Son Samuray"ın finalinde de benzer bir komiklik vardır: Samuraylar intihar niteliğindeki son saldırılarını yapmadan önce Katsumoto Yüzbaşı Algren'e. ne kadar gülünç olursa olsun. "Şöhretler Kebapçısı"nda da buna benzer sahneler vardı. bir çanta dolusu para için birbirini yiyen ekip bu parayı Oral'ın annesine yollamaya karar veriyordu. Dorukta Kahraman ve Düşman (Nemesis) son kez çarpışır. perdenin ikinci yarısında."Titanic"in batışından sonra Jack buz gibi soğuk suyun içinde yüzerken Rose'a "Three Star şirketine çok sert bir şikayet mektubu yazacağını" söyler. hatta ilginç ve sıradışı bir mekan. dehşete mi düşelim bilemeyiz. Seyirciyi derhal duygusal olarak yakalamalısınız. o kadar gülmece arasına zaman zaman son derece duygusal anlar koymasıydı. "Kutsal Hazine Avcıları"nın girişindeki o muhteşem aksiyon sahnesinden sonra Indiana Jones 20 dakika boyunca bir sigorta poliçesi okusa bile seyirci "ne olacak acaba?" diye filmi izlemeye devam ederdi. 3. diziye çok güzel bir tat katmıştı. Onları zor durumlardaki gerçek insanlar gibi sunun. "Pulp Fiction" (Ucuz Roman) ise neredeyse tamamen bu teknik üzerine kuruludur. Oral'ın aniden dirilip "Đsterseniz parayı ben elden götüreyim" demesiyle gülmekten yerlere yuvarlandığımı hatırlıyorum. Gerçekten çok duygusal bir andı. Doruk. Ve kahramanınızın dış motivasyonunu başarıp başaramadığını net bir biçimde ortaya koymalıdır. O zaman da okuyucuyu başka bir biçimde yakalamalısınız: mizah ("Benden Bu Kadar"). karakterlere ve durumlara bir derinlik katıyordu. Ticari açıdan başarılı bütün filmlerin iki ortak özelliği vardır: 1) Film hakkında yayılan olumlu söylentiler. Film boyunca "adam öldürmek" gibi ciddi bir iş yapan kiralık katillerin aralarında geçen geyik muhabbetini dinleriz. daha sonra ortağı olacak Babaç ile yaptığı "babasız büyümek" üzerine konuşma. Buna bizden bir iki örnek vereyim: "Çocuklar Duymasın" dizisinin bu kadar başarılı olmasının temelinde yatan özelliklerden biri. o ânın ciddiyetiyle bir tezat yaratan komik bir sözdür. bütün senaryonun en önemli 10 sayfasıdır. Bu. Yapılan işin ciddiyeti ile konuşulanlar arasında öyle bir tezat vardır ki gülelim mi. Yüzbaşı Algren de herkesin öldüğünü söyler. Onları muallakta bırakamazsınız. 17) Hikayenizi etkileyici bir biçimde bitirin. kışkırtıcı bir karakter. (Bir bölümde Oral'ın öldüğü zannediliyor. filminizin duygusal olarak en yüksek noktasını oluşturur. Bunu yapmanın en kestirme yolu heyecanlı bir aksiyon sahnesi koymaktır. Ali Kıran'ın evine yeni taşındığı sırada. Ama her filmin başına bu kadar aksiyon koyamazsınız. 99 . hikayenizi ve karakterlerinizi ciddiye alın. Garson Oral'ın anasıyla yaptığı duygusal konuşmalar da dizinin havasını bir anda değiştiriyor. kendisine daha önce anlattığı "Thermapoli" savaşının neticesinin ne olduğunu sorar. "Bu nasılsa ucuz bir komedi. Hikayenizin doruğu ile ilgili hiçbir belirsizlik olamaz. birşeyler olacağına dair bir önsezi. Bir çok film gündelik hayatını yaşayan sıradan insanları anlatır. Kahramanınız dış motivasyonunu ya elde eder ya da edemez. Bunun tersi de geçerlidir: Komedi yazıyorsanız. Seyirci bir buçuk saattir bunu öğrenmek için beklemiştir.) 16) Filminize etkili bir giriş yapın! Senaryonun ilk 10 sayfası. Doruk. 2) Filmi tekrar tekrar izleyen seyirciler. kahramanımızın en büyük engelle karşılaştığı andır.

hatta hayatın traji olduğunu" duymak ister. hikayeyi filmin sonuna taşıyan ve seyircinin doruktaki duyguları hazmetmesine olanak tanıyan sahnelerdir. Bu bize insan ruhunun hapsedilemeyeceğine dair çok güçlü bir mesaj verir. insanlık durumuyla ilgili bir aydınlanma içermelidir. bir gelişme. Tercüman Upham'a gıcık oluruz. hayatın kırıcı olduğunu. Bazen bu sahneler çok uzun olabilir (Titanic). Zaten bu yönde son derece güçlü şüpheleri vardır. Özellikle de yazarlık kariyerinizin başlarındaysanız. seyirciye mutlu son vermek. "Er Ryan'ı Kurtarmak"). filminizi mutlu bitirin. kendisinden hiç beklenmeyen bir şey yapar ve akıl hastanesinden kaçar. Ama film boyunca kendisine arkadaşlık eden Şef. Filminizin sonu. (100 binden az seyirci çeken Türk filmlerine baktığınız zaman. başka işler almanızı kolaylaştıracaktır. Bu. Filmin sonundaki büyük savaş sahnesinde. Ama bu duygusunun pekiştirilmesi içn 10 YTL vermeyecektir. seyircinizin duygusal olarak en tatmin edici bulacağı son olmalıdır.Doruk sonrası. ama hayatın b. Ama finaliniz bir biçimde insan ruhunun yüceliğini korumalı. Benzer bir durum "Er Ryan'ı Kurtarmak"ta da vardır. ondan daha önce özdeşleştiğimiz bir askerin ölümüne izin verir.1988. görünüşte çözülmesi imkansız sorunlarla boğuşan ve onların üstesinden gelen kahramanlarla özdeşleşmeye giderler. (kaynak: Michael Hauge. Fakat daha sonra Upham "titreyip kendine gelir" ve daha önce kendisini kandıran bir Alman askerini öldürerek gözümüze girer. Çünkü korkaklığından dolayı. doruğu izleyen duygusal sönme / azalma sürecidir.ktan olduğunu duymayı istemez. Ama bazı filmlerde son derece kısadır ("Rocky". Özetle şunu söylemek istiyorum: Seyirci "hayatın zor olduğunu. Dorukta yaşanan yüksek duygulardan sonra. Kendi hayatları filmde anlatılanlardan daha kötü bile olsa. Seyirciler sinemaya sorunların çözüldüğünü görmeye. Bu da seyirciye bir umut ve tatmin duygusu verir. "Guguk Kuşu"nun sonunda kahramanımız Jack Nicholson ölür. şaşırtıcı bir biçimde bu filmlerin önemli bir bölümünün bu mesajı verdiğini görürsünüz) Son olarak: eğer mümkünse. yorumların çoğu gezgin'e ait) 100 . Çünkü "mutlu son satar". ille de filminize mutlu son vermeniz gerektiği anlamına gelmez. geleceğe doğru bir umut. "Writing Screenplays That Sell" .

ya da bir saatlik bir TV draması ise bu 22 adımın hepsini kapsar. Ama bunları uygularken esnek olun. ve 22'den daha fazla adım içerebilir. HAYALET ve BAĞLAM Hayalet. sosyal aşamadan. Đyi olay örgüleri 22 adım üzerine kuruludur. kısa bir roman. Çok nadiren de olsa bir hikayede hayaletin bulunması imkansız olabilir çünkü kahraman hikayenin en başında cennet gibi bir dünyada yaşamaktadır. 22 adım. Bağlam. 22 YAPITAŞI 1. yerlerden. daha iyi bir hayat sürmek için yerine getirmesi gereken şeydir. kahramanı eyleme geçmekten alıkoyan bir korku olarak da görülebilir. aletlerden. 2. odalardan. Kahraman sorunun ne olduğunun farkındadır. ilk önce bunları belirlemek gerekir ki hikayenizdeki diğer bütün adımlar sizi gitmek istediğiniz bir yere götürsün. Genel olarak kahramanın. havadan (iklimden). bu ihtiyacı karşılayabilmesi için büyük bir zayıflığın üstesinden gelmesi gerekir. hem kahramanınızı etkiler hem de onun kişiliğinin bir dışavurumudur. Uzun metrajlı bir film. kahraman ile düşman arasında yaşanan mücadelenin ayrıntılı bir koreografisini sunduğunu görürsünüz. 3. ĐHTĐYAÇ. kahramanın içinde bulunan bir düşman. Örneğin kısa bir hikaye ya da bir durum komedisi. karakterinizin hikaye boyunca geçireceği değişimin tamamını ifade etmektedir. Sizin olay örgünüz ve karakterleriniz için en uygun sıralamayı siz bulacaksınız. KENDĐYLE ĐLGĐLĐ BĐR GERÇEĞĐ KEŞFETME. farklı eylem hatlarının hikaye içinde bir kilim gibi dokunmasından meydana gelir. Size olayları. Bir hikayede 22'den daha fazla ya da daha az adım bulunabilir. Bu da hikayenin türüne ve uzunluğuna bağlıdır. Her iki hikaye bu 22 adımı biraz farklı bir biçimde işler. fazladan sürprizler içerir. her türlü kurgu ("fiction") yazımında büyük bir yardımcıdır. Eğer bu 22 adımı incelerseniz bunların. Hayalet. kahramanın. Arenadan. Đhtiyaç. kahramanınızın içinde yaşadığı dünyadır. Bu 22 adım. doğal ortamdan. 101 . Bu adımlar her hikayenin temel taşlarını oluşturur. ama bunu nasıl çözeceğini bilememektedir. dramatik akışın 22 adımıdır. sokaklardan. binalardan. ihtiyaç ve arzu. kahramanınızın yapacağı yapısal "yolculuk"tur. ve değerlerden meydana gelen bağlam. ARZU Kendiyle ilgili bir gerçeği keşfetme ("self-revelation"). Bunlar. kahramanımız amacına ulaşmak ve hayati bir meseleyi çözmeye uğraşırken. Bunlar hikayenizde ne olması gerektiğini söylemezler. hikayenin kısa süresi içerisinde sadece 7 büyük adımı gösterebilir. kahramanınızın psikolojik ve ahlaki ("moral") ihtiyacının kaynağını meydana getiren açık bir yaradır. Bu olay. seyirci için olası en dramatik biçimde nasıl sıralayacağınızı gösterirler. PROBLEM / ĐHTĐYAÇ Problem. bir karşı-arzu. kahramanın hikayenin başından beri karşı karşıya olduğu güçlüktür.OLAY ÖRGÜSÜ: 22 ADIM Olay örgüsü ("plot"). Bu nedenle. kahramanınızın geçmişte yaşadığı ve onu hala rahatsız eden / etkileyen olaydır. Daha uzun bir roman.

kahraman bir şekilde paralize (felç) olmuştur. Örneğin "Sunset Boulevard" filminde Joe. Ama bunun kahraman dışında kimse üzerinde olumsuz bir etkisi bulunmaz. yazarın hiçbir açılış yapısını koymadığı bir açılış değildir. kahramana. Amaç hikayenin başında düşük düzeyde olmalıdır ki hikaye ilerledikçe gittikçe artsın. kişinin başkalarına karşı doğru bir biçimde davranmayı öğrenmesini gerektirir. Bu da ortalarda hikayenin yavan olmasına ve kendini tekrarlıyor hissi vermesine engel olur. ya da onda birşey eksiktir. ihtiyaçtan arzuya geçiştir. Oysa kahraman. arabasını ele geçirmek isteyen iki kişi tarafından kovalanırken. Bir çok iyi hikaye bu açılışı kullanır. Kahramanın "kendiyle ilgilili olarak keşfedeceği gerçek". Bir başka deyişle kahramanımız hikayenin başında diğerlerini incitmektedir. "Meet Me in St. Tetikleyici olay. Saldırı kısa bir süre sonra. insanların ve teknolojinin mükemmel bir uyum içinde olduğu bir cennet içinde yaşamaktadır. 4. bağlamı. bu olay nedeniyle hayatının en büyük güçlüğünün içine düşmüştür. varsa bile bu sorun son derece önemsizdir . cemaat açılışının bir örneğidir. Ahlaki bir ihtiyacı olan bir karakterin her zaman başkası üzerinde doğrudan olumsuz bir etkisi vardır. ve hem kişisel hem de ahlaki bir ihtiyacı vardır. arabanın lastiği patlar. gerçek arzusunu öğrenmek olduğu için. asıl istediğini arzunun şiddetini ve onu elde etmek için ortaya konanların değerini artırmak. 102 . Bir başka deyişle en iyi tetikleyici olay. kahramanın hikayedeki özel amacıdır. Hikayenin en başında . Oysa içinde asla çıkamayacağı bir tuzağa düşmüştür. Bunun sonucu olarak kahraman mutludur .ama aynı zamanda saldırıya da açıktır. hikaye anlatım sanatında üç tür açılış olduğunu görürsünüz: TOPLULUK (CEMAAT) AÇILIŞI: Burada karakter. sorunu ve ihtiyacı hep birlikte düşündüğünüz zaman. onlarla ilgili hikayeler son derece yavaştır. Kahramanın güçlü bir hayaleti vardır. Hayaleti. HIZLI AÇILIŞ: Okuyucuyu ilk 10 sayfada yakalamayı amaçlayan bu klasik açılış aslında bir çok unsurdan meydana gelir. Sadece "Rıhtımlar üzerinde" (On the Waterfront) ve "Asi Gençlik" (Rebel Without A Cause) gibi az sayıda film bu tür hikayeleri başarıyla anlatabilmiştir. Joe arabasını Norma Desmond'un bulunduğu yola sapar ve adamlardan kurtulduğunu düşünür.hiçbir sorunu yoktur. ARZU Arzu. bu tür hikayelerin ilk üç çeyreği ilginçlikten ve momentumdan yoksundur. arazinin.ihtiyaç/sorun aşamasında . Şunu aklınızdan çıkarmayın: yeni bir arzu hattı yaratmak istemiyorsunuz. Bu tür açılışlar daha çok bir amacı olmayan kahramanlara odaklanan hikaye türlerinde görülür. YAVAŞ AÇILIŞ: Yavaş açılış. bir ya da daha fazla sorunu vardır.Psikolojik bir ihtiyaç son derece kişiseldir. Anahtar Kural: Hikayeniz için gerekli olan ideal ya da gerekli tetikleyici olayı bulmak için. Bu gibi insanlar var olmakla birlikte. TETĐKLEYĐCĐ OLAY Tetikleyici olay. bir kölelik dünyasında yaşamaktadır. Louis" bu sıcak. Kahramanı bu felç halinden çıkartıp harekete zorlayacak bir olay gereklidir. 5. dışarıdan gelen ve kahramanın bir amaç edinmesini ve harekete geçmesini sağlayan bir olaydır. Ahlaki bir ihtiyaç. Kahramanın bir zayıflığı vardır. "yağmurdan kaçarken doluya tutulmak" deyimini aklınızda bulundurun. hikayenin başından beri yaşamakta olduğu sorunları aştığı hissini vermelidir. ya içeriden ya da dışarıdan gelecektir.

DÜŞMAN-MÜTTEFĐK Düşman-müttefik. Ortalama hikayelerde kahramanın görevi düşmanı yenmektir. ya da yok olacaktır. Bu da kahramanın işini çok daha zorlaştırır ve başarısını bçok daha büyük bir hale getirir. kahramanın. düşmanın gerçek gücünü keşfederken attığı adımlar tarafından belirlenir. Örneğin "Oz Büyücüsü"nde Korkuluk bir beyin istemektedir. Bir çok hikayedeki olayların sırası. DÜŞMAN / GĐZLĐ Büyük hikayeler iki bacak üzerinde yürür: kahraman ve düşman. 8. Kahramanınız ya o zayıflığı yenip gelişecektir (büyüyecektir). hikayeyi ne kadar çok tekrar yazarsanız yazın. Doğru düşman. Dedektif hikayeleri. onu geliştirmek için nispeten az bir zaman olmasına karşın. Örneğin Hamlet. Ama iyi hikayelerde kahramanın. Düşman-müttefik. Bu her hikayedeki en önemli ilişkidir. normal hikayelerde düşmanın hikayeye girdiği ana denk gelen bir zamanda hikayeye sokulur. Kral Lear. Gizemin (gizliliğin) düşmanla iki şekilde bağlantısı vardır: Gizli bir düşmanı yenmek çok daha zordur. hiçbir şey değişmeyecektir. Bu tür hikayelerde gizem. onu sonra yenmelidir. Müttefiki asla kahramandan daha ilginç bir insan yapmayın. MÜTTEFĐK(LER) Kahraman belirli bir arzu elde edince. düşmanı (rakibi) yenip amacına ulaşmasında kendisine yardımcı olacak müttefikler bulur. iki bölümden oluşan bir görevi vardır: önce düşmanın kim olduğunu bulmalı. 7. kralın gerçekten de babasını öldürüp öldürmediğini bilmemektedir. Bir müttefik. eksik bir unsurun yerini doldurmak için gizeme ihtiyac duyarlar. düşmanın gücüne derinlik katmanın mükemmel bir yöntemidir. Kahramanın müttefikiymiş gibi davranarak. hangi kızının kendisini gerçekten sevdiğini bilmemektedir. Gizem ve dedektif hikayeleri. Othello da Iago'nun kendisinin peşinde olduğunu bilmez. Böylece düşman-müttefik bir ikilem ile 103 . Eğer düşmanı doğru bir biçimde yaratırsanız. kahramanınızı tanımlamanın (özelliklerini belirgin bir hale getirmenin) en önemli yollarından biridir. Bu da. "Her zaman en ilginç karakterle ilgili hikayeyi yazın" kuralı. eski ama güzel bir kuraldır. ve hem kahramanı hem de seyirciği buzdağının su altında kalan bölümünü de görmeye ve hikayenin sonunda kahramanı gerçekte neyin beklediğini keşfetmeye zorlar. kahramanın fikirlerini paylaştığı sığ bir insan değildir. hikayenin sonuna kadar düşmanı kasten gizledikleri için izleyicinin. hikaye güzel bir biçimde ilerleyecektir. kahramanın dostu gibi görünen ama aslında düşmanı olan ya da düşmanı için çalışan bir karakterdir. Müttefik. Düşman-müttefik her hikayede bulunmaz. müttefikin tam bir insan gibi görünmesini sağlar. kendisini öyle (müttefikmiş gibi) hissetmeye başlar. kahraman ile düşman arasında süregitmesi gereken çatışmanın yerine bir şey koyması gerekmektedir.6. Bu karakter her zaman hikaye sırasında büyüleyici bir değişim gösterir. Püf Noktaları: Müttefike de bir arzu hattı vermeye çalışın. ama hikaye anlatıcı için son derece faydalı bir araçtır. Eğer kahramanı doğru bir biçimde yaratmazsanız. kahramanınızın en büyük zayıflığına en iyi şekilde saldırabilecek düşmandır. Düşman-müttefik aslında doğası itibariyle karmaşık bir karakterdir.

Örneğin bir aşk hikayesinde. (En güzel örneklerinden birini "Buz Devri 1"deki Diego'da görüyoruz . sonra da parka giden aşık karakterler hep aynı vuruşu yapmaktadır. 12. Eylemler sırasında kahraman genelde düşman karşısında yenilgilere uğrar. Bu kahraman için hikayedeki en kötü andır. Püf Noktası: Eylemler sırasında hikaye kendini tekrarlamamalı.karşı karşıya kalır: düşman için çalışmaktadır ama kahramanın kazanmasını ister. Düşmanın hareketleri kahramanı. kahramanın düşmanını yenmek ve amacına ulaşmak için kullanacağı yönergeler bütünüdür. Başarılı olmak için gayriahlaki hareketlerde bulunmaya başlar. GERÇEĞĐ KEŞFEDĐŞ VE KARAR: ARZUNUN VE MOTĐVĐN DEĞĐŞMESĐ Hikayenin bu aşamasında kahraman. 9. MÜTTEFĐKĐN SALDIRISI Eylemler sırasında kahraman umutsuzluğa kapılır. değerlerini ve yaşam biçimini sorgulamaya iter.gg). KENDĐYLE ĐLGĐLĐ 1. 14. 13. hedefine ulaşmanda sana yardımcı olmaya çalışıyorum. DÜŞMANIN PLANI VE ESAS KARŞI-SALDIRI Kahramanın nasıl bir planı varsa ve kazanmak için çeşitli girişimlerde bulunuyorsa. planını değiştirmeye ve seyirciyi şaşırtmaya itmelidir. Hikayenin üçte ikisi ila dörtte üçü civarında kahraman görünüşte bir yenilgi yaşar. Bu da müttefikin kahramana karşı çıkmasına neden olur. Güçlü bir düşman bir plan yapmalı ve kahramana saldırmaya başlamalıdır. 11. PLAN Plan. Genelde kahraman kendi eylemlerini savunmaya çalışır ve müttefikin eleştirilerini kabul etmez. arzusunu ve motivini ya da eyleme geçme nedenini değiştirmeye iter. onu bir karar almaya ve yeni bir yönde hareket etmeye zorlayan büyük bir bilgi edinir. sonra sinemaya giden. ona "Ben. Bu bilgi aynı zamanda kahramanı. GÖRÜNÜŞTEKĐ (ZAHĐRĐ) YENĐLGĐ Eylemler sırasında kahraman düşman karşısında yenilmektedir. EYLEMLER Eylemler. Bunun sonucunda kahraman umutsuzluğa kapılır ve sık sık gayri ahlaki eylemlerde bulunmaya başlar. 10. ama şu anda yaptığın şey yanlış" der gibidir. Bu da kahramanın sorununu daha da artırır ve onu. Bir başka deyişle hikayede hep aynı vuruşu ("beat") yapacağınıza eylemi değiştirin. gelişmelidir. Her hikayenin en büyük bölümü olan eylemler. düşmanın da bir planı vardır. Kahraman amaca ulaşamayacağını ve düşmanın kazandığını düşünür. Müttefik kahramanın vicdanı haline gelir. Müttefikin saldırısı hikayeye ikinci bir çatışma düzlemi katar (birinci çatışma düzlemi kahraman ile düşman arasındakidir). kahramanın düşmanı yenmek ve kazanmak için giriştiği faaliyetlerdir. 104 . Dikkat: Kahramanınızın bu planı baştan sona aynen uygulamasına imkan vermeyin. önce plaja giden. kahramanın planı le başlar ve görünüşteki (zahiri) yenilgiye kadar devam eder.

Bu da seyircinin kahramandan uzaklaştırılmasına (koparılmasına) yarar. Seyirci kahramanın gerçekten de işinin bittiğini düşünmelidir. en sonunda da bir tuvara toslanıp fıçı parçalanacaktır. (Matrix 1 filminde bu an. seyirciye yapılan açıklama. ĐKĐNCĐ GERÇEĞĐ KEŞFEDĐŞ ve KARAR: TAKINTILI GÜDÜ. Aksi takdirde hikaye şekilden ve dramatik güçten mahrum olur. yaşadığı şeyin sadece görünüşte bir yenilgi olduğunu ve zafere hala ulaşabileceğini anlaması için böyle önemli bir bilgi alması gerektiği açıktır. Bu yuvarlanma sırasında bir kaç defa bazı tümseklere çarpılacak.seyirci. Kısacası kahraman. Seyirciye. gizli olarak yapılan bazı eylemleri dramatik ya da görsel bir biçimde gösterir. 105 . Kahramanın. Đkinci ifşaat kahramanı. böylece seyirci kahramanın geçirmekte olduğu değişim sürecinin tamamını görmeye başlar. Genelde -ama her zaman değil. Hikayenizde düşman-müttefik yoksa bile. Bir çok hikayede seyirciler bilgileri kahramanla aynı anda öğrenir (Fars türü komediler bir istisna teşkil eder). 16. ama herşeyin açıkça bitmiş gibi göründüğü tek bir an olmalıdır. kahramanın mücadele etmekte olduğu kişilerin gerçek gücünü gösterir.) 17. Bu olay üzerine kahraman tekrar oyuna girmeye ve tekrar amacın peşinden gitmeye karar verir. arzu ve motivini değiştirmeye de sevk eder. 3. kazanma arayışı içinde zalimleşir. gerçeği keşfedişlerin en büyüğüdür. bu anda kahraman. kahramanın değil ama seyircinin çok önemli bir bilgiyi öğrendiği andır. birkaç nedenden dolayı son derece değerli bir andır. Burada da hikaye yeni bir yön kazanır. bir fıçının içinde tepeden aşağı yuvarlanması gibi düşünün. Daha önce hedefe ulaşmak için bir cazibe hissetmekteyse de şimdi hedefe ulaşmak onun için bir takıntı haline gelmiştir. seyircinin Cypher'ın hain olduğunu öğrendiği andır. Hikayede sadece tek bir görünüşte yenilgi olmalıdır. Seyirciye. DEĞĐŞEN ARZU ve MOTĐV Görünüşteki yenilgiden sonra kahraman hemen her zaman ikinci bir gizli bilgi öğrenir. eylemler sırasında yaşamaya başladığı ahlaki inişinde devam etmektedir. Bu olayı. GERÇEĞĐ KEŞFEDĐŞ ve KARAR Üçüncü gerçeği keşfediş. En önemlisi de seyirciye yapılan açıklama seyirciyi kahramandan ayırır. Genelde hikayenin yavaş bir bölümünde heyecan verici bir duygu patlaması sağlar. Görünüşteki yenilgi kahraman açısından büyük ve mahvedici bir an olmalıdır.Görünüşteki yenilgi. Aynı zamanda kahramanı yenildikten sonra ayağa kalkara hikayenin sonunda kazanmaya zorlar. düşmanı yenmek için ihtiyaç duyduğu herşeyi öğrenir. Kahraman hikaye boyunca çeşitli gerilemeler yaşayabilir ve yaşamalıdır da. Böylece bu bilgi sayesinde güç kazanmışsa da. kahramanın müttefiki gibi görünen bir karakterin aslında düşman olduğunu ya da esas düşman için çalıştığını öğrenir. Bu ikinci ifşaatın kahraman üzerinde ateşleyici bir etkisi vardır. Kahraman kazanmak için gerçekten de herşeyi yapmaya hazırdır. her türlü hikayenin genel yapısında önemli bir vurgu anını teşkil eder. SEYĐRCĐYE YAPILAN AÇIKLAMA Seyirciye yapılan açıklama. bir ifşaat yaşar. 15. Seyirciye yapılan açıklama sırasında seyirci ilk kez kahramandan önce bir şey öğrenir.

GEÇĐT. mümkün olan en dar alanda gerçekleşir. Efsanelerde kahraman gerçekten de yeraltı dünyasına gider ve ölüler ülkesinde kendi geleceğini görür. kahraman düşmanla ilgili nihai gerçeği öğrenir. Bu değerler çatışmasında seyirci. Bizi asıl. Bu an sırasında: Bütün karakterler ve bütün eylem hatları bir arada toplanır (bir araya gelir. Örneğin kahraman. ve ölümü ziyaret sık sık hikayenin diğer bölümlerinde de bulunabilir. Kahraman son savaş sırasında geçit boyunca ilerleyebilir. 106 . tarafların uğruna savaştığı değerlerin en açık ifadesi olmalıdır. görünüşteki yenilgi sırasında ölümü ziyaret edebilir. Ama bu benzerlik içerisinde kahraman ile düşman arasındaki farklılık da en belirgin haldedir. Kahraman. "On the Waterfront"un sonunda Terry Molloy'un yaptığı gibi. kahraman üzerindeki baskı neredeyse dayanılmaz bir hal alır. hangi gücün daha üstün olduğu değil. büyük. hangi düşüncelerin. Eğer düşman-müttefik yoksa. birleşir). KAPI. Kahraman düşmana çok benzemektedir. 18. hangi eylem ya da yaşama tarzının daha üstün olduğunu açıkça görmeye başlar. onu savaşa girmeye sevk eder. Bu savaş. kahramanın geçmek zorunda olduğu yer daralır. çünkü artık düşmanla açık bir biçimde savaşabilecektir. 20. hangi değerlerin daha üstün olduğu ilgilendirmelidir. geçit. gerçek düşmanının ne kadar güçlü olduğunu öğrendiğinde. Kahraman genelde ihtiyacını giderir ve arzusunu yerine getirir. Hikayenin teması. tıpkı Yıldız Savaşları'nın finalindeki siper savaşı gibi. KENDĐYLE ĐLGĐLĐ GERÇEĞĐ ÖĞRENME Savaş sınamasını yaşayan kahraman değişime uğrar. Modern hikayelerde ise kahraman kendi ölümlülüğünü farkeder (hisseder). inandığım şeyleri savunmak için mücadele vermeliyim. kahraman bu anda seyircinin düşman-müttefik hakkında zaten bildiği şeyi öğrenir. SAVAŞ Savaş. Đlk kez kendisinin kim olduğunu çok derin bir biçimde öğrenir. ÖLÜMÜ ZĐYARET Hikayenin sonlarına doğru kahraman ile düşman arasındaki çatışmanın şiddeti artarken. Bu fark ediş kahramanı çatışmadan alıkoymak yerine. Tam aksine. Dahası.Eğer hikayenizde bir düşman-müttefik varsa. Aldatıcı dış görünüş şok edici bir şekilde ortadan kalkmıştır ve gerçek benlik açığa çıkmıştır. Son olarak kahraman dar bir kapıdan geçmek ya da uzun bir geçit (koridor) boyunca ilerlemek zorunda kalır." Kapı. şiddetli bir çatışmadır. izleyicinin zihninde en açık haliyle tezahür eder. En az ilginç olan savaş şekli. Kahraman şöyle düşünür: "Eğer hayatımın bir amacı olacaksa. Ya da kahraman savaştan sonra geçitten geçebilir. Savaş. bu bilgi kahramanı daha güçlü kılar. Kahramanın seçenekleri azalır. kahraman "ölüm"ü ziyaret eder. 19. hayatın sonlu olduğunu görür. çatışmadan kaçınmak isteyebilir diye düşünebilirsiniz. kimin amacına ulaşacağını belirleyen nihai çatışmadır.

Kendisi hakkındaki gerçek ile karşılaşmak kahramanı ya yok eder . YENĐ DENGE Arzu yerine getirildikten ve ihtiyaç karşılandıktan sonra (ya da trajik bir biçimde karşılanmadan bırakıldığında) herşey normale dönüşür. 22. Kahramanın o ana kadar sahip olmadığı yeni bir bilgi içermelidir. kendisi hakkında öğrendiği gerçeğin bir kanıtıdır. Kahramanın bu eyleminde. Ahlaki karar kahramanın. başkalarıyla olan ilişkilerinde hangi hataları yaptığını fark etmelidir. o zaman kahraman bu anda başkalarına karşı doğru davranma biçimini de öğrenmelidir. 21.) 107 . sadece kulağa hoş gelen sözcükler ya da yaşamla ilgili basmakalıp sözler olmamasına dikkat edin. iyi eylem biçiminden biri arasında seçim yaptığı andır. Ama arada büyük bir fark vardır. kahraman için sarsıcı (tahrip edici. Harika bir "kendiyle ilgili gerçeği öğrenme" şöyle olmalıdır: Daha fazla dramatik etki yaratabilmesi için ani olmalıdır.ya da onu daha güçlü kılar. kendisi hakkında öğrendiği yeni şey ile artık daha üst ya da daha aşağı bir pozisyondadır. Eğer kendiyle ilgili gerçeği öğrenmek psikolojik olduğu kadar ahlaki de olacaksa. kahramanın dönüştüğü yeni kişiyi görürüz. yok edici) olmalıdır. Kahraman. AHLAKĐ KARAR Kahraman. kendisi hakkında bir gerçeği öğrenip doğru davranma yöntemini öğrendikten sonra bir karar almalı ve ahlaki bir biçimde hareket etmelidir. Ahlaki karar. Bu eylem biçimlerinden her biri belirli bir değer ve yaşam tarzını temsil etmektedir. Olumlu ya da olumsuz bir şekilde. Kahraman."Oedipus Rex" ve "The Conversation"da olduğu gibi . (Kaynak: John Truby'nin "Blockbuster" adlı senaryo yazma programının "HELP" bölümü. Dikkat: Kahramanın kendisi hakkında öğrendiği şeylerin gerçekten anlamlı olmasına.

açıklamalar veya sonuç çıkarmalar ile bilgi verebilirsiniz. Bu sorunun cevabı “okuyucuyu. Her önemli karakter. bütün eylemler ve olayların bir amacı olmalıdır. Ama olacakları da aynen göstermezsiniz – okuyucularınız olacak olayları tamamen görmek istemezler. stres altında bu bastırılmış yön ortaya çıkabilir. Hikaye. ister hedeflenen doruk anı (“climax”) için olsun.. Đşin püf noktası şudur: hikayeniz için gerekli olan şeyi. 4) Bir Hikayedeki Olay Örgüsü. okuyucunuzu onun önemine çok 108 . 6-) Önemli Unsurları Daha Önceden “Sezdirin” Hikayenin ilk bölümü bir tür kehanet gibidir. Gökten inen “Deus ex machina” çözümler kabul edilemez. hikaye onları aşağı yukarı kuzeye doğru götürür – en azından ikisinden biri bir avantaj elde edene kadar. Đkinci bölümü ise bu kehaneti gerçekleştirir. her ikisi de birbirlerine engel olurlar. bu gündem. Eğer böyle nedenler yoksa hikaye çok şey kaybeder. tanım itibariyle melodramatiktir. olayların son derece kritik ve geri döndürülemez bir hal aldığı bir anda başlamalıdır. diğer karakterlerin gündemi ile çatışarak ya da uyuşarak değişikliğe uğrar. kendi kişisel gündemini bırakıp başka bir şeyle ilgilenmesi için çok iyi nedenler olmalıdır. yer ya da nesne. 5-) Olay Örgüsü “Hikaye”den Çok Daha Önce Başlar. Ama bu adamın karakterinin bastırılmış yönü ile ilgili az da olsa bir şeyleri önceden göstererek okuyucuyu hazırlamışsanız. sonra da baskı altında doğaçlama olarak yeni yollar bulmak zorunda kalırlar. Hikayedeki her şeyin bir önemi olmalıdır: bu ister simgesel olsun. karakterine hiç uymayan saldırgan bir hareketle ulaşamaz. hikayenin başlangıcından önceki olaylar hakkında “flashback”ler. Karakterin yaşadığı aciliyet hissini paylaşmayabiliriz ama yapmakta olduğu şeye neden bu kadar önem atfettiğini anlayabilmeliyiz. Yalnız bu stresin de hikayenin koşulları göz önünde bulundurulduğunda akla uygun olması gerekmektedir. Bir karakterin. Tek Tek Karakterlerin Olay Örgülerinin Bir Sentezidir. Eğer kahraman kuzey batıya gidiyorsa ve kötü adam da kuzey doğuya gidiyorsa. Gerçek bir motivasyon olmadan hareket eden bir karakter. Bütün adlar. Đyi huylu bir adam. hikayenin teması ile ilgili bir mesajı okuyucuya aktarabilmek içn. bütün yerler. bu konuşma. hele de karakterleriniz bunları kendileri göremeyecek kadar aptalsa. Her karakterin kendi kişisel gündemi vardır. hikayenin akla uygun olduğuna ikna edebilmek için. Güçlük Đçindeki Karakterden Doğar. 3) Her Karakterin Kendi Kişisel ve Acil Gündemi Vardır. (yapması anlamlı olduğu için değil) sadece okuyucuyu heyecanlandırmak için sıra dışı şeyler yapar. Her şey kötü adamın istediği gibi olmaz. okuyucuyu hikayenin sonundaki zirveye hazırlamak ve böylece bu zirvenin hem akla hem de hikayenin temasına uygun olmasını sağlamak için” olmalı. Eğer gerekirse daha sonra. vb.OLAY ÖRGÜSÜ YARATMANIN 10 KURALI 1) Hiçbir Şey Rasgele Gerçekleşmemelidir.. hedeflerine. aynı şey kahraman için de geçerlidir. Senaryonuzdaki bir unsurun gerekliliğini test etmek için kendinize şu soruyu sorun: Neden o yer değil de bu yer? Neden o isim değil de bu isim? Neden başka bir şey değil de bu eylem. kahramanınızı kurtarmak için şapkadan tavşan çıkaramazsınız. 2) Hikaye. hikayede önceden sezdirilmelidir.

karakterlerin kimliklerinin bir yönünü açığa çıkarmalıdır. Ölüm. anlatmakta olduğunu hikayeye uygun şiddetli baskılar şeklinde gelirler. bu soyutlanmanın bir sembolüdür sadece. Hikayenin genel yapısı açısından baktığımızda. ama yanlış kızı seçer ve hikayeyi bir trajediye çevirir. normalde arzulanan bir hedef bize çok itici gelir: kahraman biriyle evlenir. olay örgüsü bu arayışın yol haritasıdır. Burada. olan olaylardan bazı dersler almıştır ve şimdi bunları hikayenin zirvesine yaklaşırken kullanacaktır. toplumdan soyutlanmış birinin mevcut bir topluluğa kabul edilmesi ya da kendi topluluğunu oluşturması yoluyla elde ettiği “toplumla bütünleşme”yi anlatır. karşı-itiştir. bu düşüş. bir olay örgüsü aracıyla dramatize etmediğiniz (canlandırarak göstermediğiniz) bir karakter özelliğine inanmayacaktır. olayların denetimini ele geçirmeye çalışmalıdır. uğursuz bir haber – olaya dahil olan karakterlerin kişiliklerini aydınlatmıyorsa. birden fazla itiş ve karşı-itiş olabilir. onun tepkisi. Ama bir noktada. Bu bir “karşı-itiş”tir. 10-) Olay Örgüsü Karakteri Dramatize Eder Eğer bütün edebiyat. hikayenin başlarında. Yüzeysel Anlamları Tersyüz Ederler. Komik bir hikaye. Olay örgüsü ne tür bir hikaye okuduğumuz hakkında bizi belirli bir ölçüde muallakta tutmalıdır. Olay örgüsünü oluşturan unsurlar. hikayenin bir üst vitese geçtiği andır. 9-) Kahraman En Sonunda Olayların Kontrolünü Ele Geçirmelidir. 7-) Ne Tür Bir Hikaye Anlattığınızı Unutmayın Her hikaye. “Cesuryürek” –gg). bu karşı-itiş genelde. komik zirve (oğlanın bunun nasıl başardığı) bizim için bir sürpriz olmalıdır (“Nottin Hill” . Trajik bir hikaye ise. Her hikayede kahraman bir süre pasiftir. Ya da kahraman ölür. Bazı durumlarda. çok dikkatli bir biçimde hazırlanmalıdır. hikayenin ileri bölümlerinde olacak daha ciddi çatışmalara (ve karşı-itişlere) müsait bir pozisyona getirir. Oğlanın kızı elde ettiği bir komedi bile olsa. Her sahnenin kahramanın önüne bir sorun çıkardığını söyleyebiliriz. Sadece iş olsun diye konan olay örgüsü unsurları – bir dövüş.uyandırmadan koyun. Özellikle de şans ve rastlantı. Bu bütünleşme genelde bir evlilik ya da şölen ile sembolize edilir. Bu fırsatlar. 8-) Đronik Olay Örgüleri. ama bunu yaparak toplumsal olarak kabul edilebilir bir hale gelir – ya bir şehir olur ya da bir kurtarıcı. Kaynak: Crawford Kilian 109 . hikayeye gereksiz yere yük olurlar. öykünün gidişatını etkileyecekse. bireyin toplumla olan ilişkisinin hikayesidir.gg). eli açık ya da cimri olma fırsatları vererek karakterlerin kimliklerini dramatize ederler (canlandırarak gösterirler). Buna karşılık okuyucu. Eğer kahramanın sonunun felaket olacağını biliyorsak bile. sadece olaylara tepki verir. kahramanın ilk planı başarısız olduktan sonra ortaya çıkar. cinsel yakınlaşma. toplumla bütünleşik bir insanın toplumdan soyutlanmasını anlatır. kahramanın karakterinin belirlenmesine yardımcı olur ve onu. her tepki. insanın kim olduğunu arayışın bir hikayesi ise. cesur ya da korkak. aptal ya da zeki. bildiğimiz ama yeterince önem vermediğimiz bir şeyden kaynaklanmalıdır (“Carlito’nun Yolu”. Her olay. karşı-itiş.

Kaynak: "Story" . bu kurallar doğrultusunda. Geleneksel anlatım tarzları ile çelişkili yaklaşımlar benimsenir. yazacağınız senaryonun kaderini olumlu yönde etkileyebilir. Bunların neler olduğunu bilmek. "Yıldız Savaşları" ya da "Matrix". "Temel Hikaye" ("Archplot") olarak da bilinir. Paris Texas (W. 1) KLASĐK YAPI ("Classical Design") Bu yapı. gerçeklik) tutarlıdır. ÖRNEKLER: Kayıp Otoban ("Lost Highway"). bu kurallar sayesinde. Burada aktif bir kahraman ("protagonist") vardır. Hikayedeki olaylar. Ama bir kere bunlar oluşturulduktan sonra değiştirilmezler). Yani olaylar başlar. Hatta formel ilkelerle dalga geçilir. Endülüs Köpeği ("Un Chien Andalou"). vb. belirli sonuçlara neden olur. Olayların geçtiği ortam (dünya. Perdede). Bu tür hikayelerin net. açık bir sonu vardır. vb. Shine. After Hours. Olayların geçtiği. Neden sonuç ilkesindense rastlantılar önemlidir (Not: "Klasik Yapı"da da rastlantılara yer verilebilir ama neredeyse sadece 1. Hikaye. yalnızca bunu yalın ve ekonomik bir biçimde yaparlar. 3) ANTĐ-YAPI ("Antiplot") Bu tür hikayelerde "Klasik Yapı"nın unsurları tersyüz edilir. ÖRNEKLER: Fatih Pelle. Bu tür hikayeler genel olarak çizgisel bir anlatıma sahiptir.Robert McKee. kahramanların yaşadığı dünya da tutarlı bir gerçekliğe sahip değildir. Titanic. Wanda Adında Bir Balık. Wayne'in Dünyası. hikayeleri üç ana yapı grubuna ayırıyor. (Bu kurallar ille de gerçek dünyanın kuralları olmak zorunda değildir. 2) MĐNĐMALĐST YAPI ("Miniplot") Minimalist hikayeler "hikayesizlik" anlamına gelmez. Bu kişinin somut bir amacı bulunmaktadır ve bu amaca ulaşmak için de çoğunlukla dışsal düşman güçlerle mücadele eder. Wenders). Bu tür hikayeler de en az "Temel Hikaye" kadar iyi bir biçimde icra edilmelidir. Yani belirli nedenler. Minimalist hikayelerde birden fazla kahraman olabilir. Bu kahramanlar dış dünyanın gerçekleri ile değil de birbirleriyle ya da kendi iç meseleleriyle uğraşırlar ("Yeni Başlayanlar Đçin Đtalyanca"). Ayrıca bu kahramanlar pasif tipler olabilirler ("Geçmişi Olmayan Adam"). Yani hayatı yöneten sabit kurallar olmayabilir. Minimalist hikayeler izleyicinin ilgisini ayakta tutacak ölçüde "temel hikaye" unsurlarından faydalanırlar.Örn. Yani hikaye geçmiş ve gelecek arasında gidip gelir ("Ucuz Roman"ın hangi tekniği kullandığını öğrenmiş oldunuz). yani belirli kuralları vardır ve bu kurallar hikaye boyunca değişmez. ÖRNEKLER: Thelma ve Louise. devam eder ve biter. Hemen hiçbir şey muallakta kalmaz. Bu tür filmlerin sonunda izleyici hikayenin nasıl devam edebileceğini sinemadan çıktıktan sonra da uzun uzadıya düşünür. Bazı şeyler muallakta kalabilir. açık bir nedensellik içinde yaşanır.3 HĐKAYE YAPISI McKee. Bu tür hikayelerin kesin. 110 . vb. kendi gerçekliği içinde belirli kurallar da oluşturabilir . net bir biçimde bitmesi de gerekmez. Yine de bu türün iyi örneklerini seyredenler evlerine "ne kadar da güzel bir hikaye" diyerek giderler. Zaman çizgisel değildir.

uymayabilir. 111 . Ama şundan emin olun: izleyicilerin büyük bir kesimi. senaryonun temelini oluşturan hikayeye nasıl ulaşacağız? Burada "3 perdeli yapı" (3 Act Structure) yardımımıza koşuyor. 3 perdelik yapı ile ilgili çok önemli. Bu öneriye uyabilir. Bundan sonra da. bu yapıya uygun olarak yazılmış senaryolardan hoşlanmaktadır. bir öyküyü en kolay nasıl anladığı ile ilgili gözlemlere dayanan bir "öneri"dir. birileri ya da kanunlar tarafından zorla dayatılan bir şey değildir. Bu son derece anlaşılır bir duygudur. bazı taraflarını alıp bazı taraflarını değiştirebilirsiniz. Ama yüz yaşını yeni devirmiş olan sinemada (özellikle de ticari sinemada) daha bir "özelleşmiş"tir. Bu yapının sinemada kullanımını yakın zamanda en iyi analiz edenler Syd Field ve Michael Hauge olmuştur. Senaristin "sanatçı" yönü. Ama bu 3 perdelik yapı. ruhunda serbest uçuş halindeki duygu ve düşünceleri böyle bir kalıba sokmakta isteksiz olabilir. Bir sonraki yazıda. Bu bir cümleden. temel nitelikli bilgiler bulacaksınız. bir çok filmin bu yapıya ne kadar uyduğunu inceleyeceğiz. Aristo zamanından (hatta daha öncesinden) günümüze kadar kullanılan bu yapıyı aslında hepimiz genel hatlarıyla biliriz: • • • Giriş (Serim) Gelişme (Çatışma) Sonuç (Çözüm) Bu yapı tiyatroda yüzyıllar boyunca kullanılmıştır.CÜMLEDEN ÖYKÜYE (3 PERDELI YAPIYA GIRIŞ) Diyelim ki elimizde bir cümlelik bir senaryo fikri var. Yüzyıllar boyunca süren deneyimler sonucunda. "izleyici" denen insan kitlesinin. yani kendine has bazı özellikler edinmiştir.

arşivinizin baş köşesindeki yeri almayı ve belirli aralıklarla seyredilmeyi hak eden bir film haline geliyor. Ama film sadece hızlı değil. Blade Runner. Hele filmin finali.MÜKEMMEL BĐR ÜÇ PERDELĐ YAPI ÖRNEĞĐ: DEVLET DÜŞMANI Tony Scott'un zaman zaman ağabeyinden (Ridley Scott: Gladyatör. Filmin mesajı da çok önemli: Devlet. çok güzel. Bu açıdan "The Matrix" filmine çok benziyor.ABD . En büyük özelliği de tekrar tekrar seyredilmeye dayanıklı olmasıdır. Hemen hiçbir zaman koltuğunuza yaslanıp.bir film konusu olabiliyor ama yıllık ortalama geliri 3 bin dolar civarında gezinen bir ülkede . yani "kahramanın tamamen kaybettiğini düşündüğümüz an"da ortaya çıkan çözüm (burada da "Star Wars". gözlerim açık gitmeyecek. Bir gün böyle bir Türk filmi izlersem. Senaryodaki şaşırtmalar da çok güzel. (Will Smith'in en sevdiğim ikinci filmi bu. Filmin en büyük artısı. bu kadar hız. kendi güvenliğini sağlamak için istihbarat toplarken özel hayata müdahale edebilir mi? (Bu soru. Will Smith ve Gene Hackman çok güzel bir ikili oluşturmuşlar. Tamamen 3 Perdeli Yapı'ya oturtulmuş bir senaryosu var. sadece gerektiği kadar nefes aldıran) bir ritmi var. Thelma ve Louis) kat kat daha iyi iş çıkartabildiğinin bir kanıtıdır Devlet Düşmanı. yıllık kişi başına ortalama geliri 30 bin dolar olan ülkede . Yan oyuncular da çok güzel olunca.Türkiye . Birincisi "Ben Robot").) Filmin artıları saymakla bitmiyor: bir an dahi nefes aldırmayan (yani. Her an karşınıza yeni bir şey çıkıyor. film seyri mükemmel bir zevk halini alıyor. gidişatını kavradığınız bir hikaye izlemiyorsunuz. Bölüm 4'ün finalini hatırlayın). 112 . çok ama çok sağlam senaryosu. müzikleri çok güzel.ne yazık ki pek fazla ele alınamıyor. Filmin oyunculuğu. Kurgusu mükemmel. çok sıkı örülmüş bir neden-sonuç ağı ile birlikte gelince.

. hikayenizin nasıl ilerlediğine bağlıdır. Senaristliğinizin ilk yıllarında tercihiniz 2 koldan ilerleyen hikayeler olmalıdır. Bu nedenle (artı. Bu sahnede eski Terminatör yeni Terminatör ile kapışırken çocuk kaçar. C.B . HĐKAYE KOLLARINA BĐR ÖRNEK: TERMINATOR 2 Hikayenin 4 koldan ilerlemesine ve zaman zaman bu kolların birleşmesine en güzel örnek "Terminator 2" filmidir. Sıkılır. D gibi alt kollara ayrıldığını fark ediyoruz. bu iki kolun birleşmesi ile son bulur.. Seyirci bir sonraki sahnede kimi göreceğini tahmin edemez hale gelir. seyirciyi şaşırtmakta da çok işe yarar..ĐKĐ VE DAHA FAZLA KOLLU HĐKAYELER Yazdığınız bir senaryonun yüksek bir ritme sahip olmasını. çocuk annesini kurtarmaya karar verir. "kol bazında" (çok acayip bir deyim oldu) inceleyelim: "Terminator 2" genel olarak. hikayenin A. hikaye kollarının çok başarılı bir biçimde ayrılıp birleşmesiyle devam eder.. Çünkü seyirci.) Ama hikayeyi 2'den fazla kola ayırmak. en azından sıkıcılık tuzağına düşmemesini istiyorsanız. yaklaşık 3 dakikadan (3 senaryo sayfasından) uzun bir süre hep aynı karakterleri görmek istemez. Bu nedenle "Terminator 2" de bir kere seyretmeye başladığınızda. gibi karışık bir düzen de tutturabilirsiniz.B . Film boyunca farklı insanların hayatlarını görürüz. yeni Terminatör (T-1000). Bu. Hatta çok başarılı senaryolarda. Film. Bir senaristin yapabileceği en büyük hatalardan biri.. sahneler mükemmel yazıldığı ve ne uzun ne kısa olduğu için) 3 saatin nasıl geçtiğini anlamayız. (Bu karışık düzen. bitirmeden başından kalkamadığınız filmlerdendir. Zaman zaman bu iki kol kesişir..A . sahneleri hep aynı sırayla vermek zorunda değilsiniz. olmak zorunda değildir.. Hikaye kollarını ayırıp birleştirirken göz önünde bulundurulması gereken en önemli kıstas "neden-sonuç" ilkesidir. A-BC-D-B-A-D-C . hikayenizi oluşturan sahneler kuşbakışı olarak şöyle görünecektir : A . ancak senaryo yazımı konusunda ustalaştığınız zaman kullanmanız gereken bir yöntemdir. Sonra eski Terminatör çocuğu yanına alır (su kanalındaki dehşet motosikletli kovalama sahnesi) ve hikaye tekrar 3 kola döner. Başka bir mekanı. Genelde filmler. Çocuk (John Connor) ve hastanedeki annesi. 113 . biri John Connor'u korumaya. Genelde A kolu kahramanı. Yani filmi izlerken bir A kolundan bir sahne izleyelim. diğeri de öldürmeye çalışan iki Terminatör'ün hikayesini anlatmaktadır. Şimdi bu filmi. B kolu da düşmanın yaptıklarını anlatır. B. Tekrar 4 kollu hikayeye dönülür. Bir kez daha bütün hikaye koları birleşir: hastanede.B yönteminin kullanıldığını görüyoruz. bir B kolundan. Bu yöntem seyircinin ilgisini hep ayakta tutar. Bir süre sonra.. Hikayeyi ikiden fazla kola ayırdığınız zaman. başka karakterleri görmek ister. Bu sahneden sonra kol sayısı tekrar ikiye çıkar: eski Terminatör + çocuk + annesi ile yeni Terminatör. hikayeyi kendi istediği gibi anlatmak için sıkıcı olma riskini göze almasıdır.B . Bu dört koldan üçü (terminatörler ve çocuk kolları). sonra da ayrılır. Bu yöntemi kullandığınız zaman. Yani sahne sıralaması her zaman A-B-C-D-A-B-C-D. hikayenizi A ve B kollarına bölün. Bu riski sakın almayın! Başarılı senaryolarda genelde bu A . Filmin en başında hikaye 4 kola ayrılır: Eski Terminatör (Arnold). "Titanic" bu konuda mükemmel bir örnektir.A . birinci perdenin dönüm noktası olan Alışveriş Merkezi ("Mall") sahnesinde birleşir.

hikayenin hafifçe sarkması. bu başka türlü olamazdı" duygusuna kapılMAZlar. senaristlerin hikayeyi. Bunun sonucu olarak biz de seyirci olarak ikna olmaz ve filmden koparız. olayların nedenine ve onların kaçınılmaz sonucuna ikna olduğu sürece kendisini filme kaptırır. izleyicinin de biraz sıkılmasıdır. (Alın size güzel bir senaryo kitabı ismi: "Temelinin ("set up") götürdüğü yere git!" .) Ve bir kötü örnek: SITH'ĐN ĐNTĐKAMI George Lucas'ın yazıp yönettiği Star Wars dizisinin ön-bölümlerinin ("prequel") son parçası olan bu filmde. izledikleri olaylarla ilgili olarak "evet ya. kahraman şöyle değil de böyle yapamaz mıydı?" diye düşünürüz sık sık. Đzleyiciler.Bu ilke gerçekten de çok önemlidir. Filmin ilk yarısında arka arkaya üç adete aynı hikaye koluna ait sahne görürüz: A . EV ÖDEVĐ: Bundan sonra izlediğiniz filmlerde hikayelerin kollarını bulun ve nasıl sıralandıklarına bakın. (Hangi sahneler olduğunu söylemeyeceğim. Sonuç. Hatta "ne saçma. siz bulun). Ne yazık ki Türk filmleri. "neden-sonuç ilkesi"ne bağlılık konusunda genelde sınıfta kalırlar.A. Seyirci. tahmin edebileceğiniz gibi. kendi keyiflerinin istediği yere götürmek istemeleri ve bir durumun bütün olası sonuçlarını bulmak içn yeterince kafa patlatmamalarıdır. 114 .A . Bir başkasının hikayesini nasıl kurguladığını izlemek çok ilginç bir deneyim olacak. kurdukları temelin götürdüğü yere değil. Aksi takdirde kandırıldığını (manipule edildiğini) düşünür ve filmle ve karakterlerle kurduğu özdeşleşme bağını koparır. Lucas bazı sahnelerde yukarıda anlattığım yöntemi kullanmaz. Bunun nedeni.

hatta 3. Bir dosya dolusu film fikrim aniden 2. Her film 3 perdeli yapıyı kullanmaz. terzilerin kullandığı patron kalıpları gibi düşünülebilir. izleyicinin algılama örüntülerinin ("pattern") uzun yıllar incelenmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Kalıplar her insan için hemen hemen aynıdır. 3 Perdeli Yapı bir öneridir. filmin başarılı olma ihtimali çok daha yükselir. Bir deli gömleği değildir. Ve derdini anlatmakta yazara yardımcı olmayı amaçlar. Ama işe artık şöyle bakıyorum: eğer bu bilgileri kullanarak senaryo yazarsam. daha çok. Çünkü hemen tüm başarılı senaryolar bu yapıyı ve bu bilgileri kullanıyorlar. Hatta bizzat bu yapının öngördüğünün zıddını yapan filmler de vardır: "Pulp Fiction" bunlardan biridir. 115 . ama elbisesi dikilen kişinin özgün beden yapısına göre bazı değişiklikler yapılır. lige düşmüştü. Ve gayet de başarılılar.3 PERDELĐ YAPI HAKKINDA BĐR KAÇ SÖZ DAHA Yazdığım bir mail'den alıntılar: 3 Perdeli (dikkat edin. Avrupa filmleri arasında da 3 perdeli yapıyı çok gevşek kullanan ya da hiç kullanmayanlar var. "Perdelik" değil) Yapı ve senaryo yazımı ile ilgili diğer bilgiler hakkında ilk kez ayrıntılı bilgi edinince keyfim kaçmıştı.

danslar edilirken. Michael. suikasti öğrenir ve ailesinin yanına gelir. filmin iskeletinin çatılması açısından son derece fonksiyoneldir.Đlerleme : Sonny. Orada bir kız ile tanışır ve onunla evlenir. Don Corleone'ye gelerek. Hastanedeki yatağının başında babasına. Michael. ama Tom ona engel olur. bundan sonra hep yanında olacağına söz verir. artık geri dönülmez bir biçimde ailesinin karanlık işlerine bulaşmıştır.Planlarda Değişiklik: Sollozzo'nun adamları Baba'ya suikast düzenler ama Baba beş kurşun yemesine rağmen hayatta kalmayı başarır. Filmin bu sahnesinde gördüğümüz herkes. bu düğün sahnesi. Michael da kendisine düzenlenen bir suikastten kıl payı kurtulur. Adam yine Connie'yi dövünce."BABA 1" VE 3 PERDELĐ YAPI Sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri olan Baba 1'in de 3 perdeli yapı kullandığını fark etmek. Kocasından sürekli dayak yemektedir. filmin ilerleyen bölümlerinde farklı dramatik görevler üstlenir. Çeşitli insanlar Baba'dan çeşitli isteklerde bulunur. ve Baba'nın yardımcı adamları Clemenza ve Tessio. Don Corleone'nin ("Baba" . bu suikaste hemen tepki vermek ister. Filmin başında evlenen Connie'nin evliliği ise pek iyi gitmemektedir. Connie'nin kocası. Bir yandan müzikler çalınır.Fırsat: Sollozzo ("Turk"). oğulları Sonny (James Caan).Marlon Brando) kızı Connie evlenmektedir. Önce. Bu polisin Sollozzo ile bağlantısı olduğu anlaşılır. nispeten uzun olsa da. Connie. hastaneye gelen polis yüzbaşısı McCluskey tarafından yumruklanır. Burada bir film yapımcısını ikna etmesi gerekmektedir. Michael. uyuşturucu işine girmesinde kendisine yardımcı olmasını ister. Solozzo ve bu polis yüzbaşısı ile bir akşam yemeği yiyecek ve durumun ne olacağını konuşacaktır.Engeller/ Zorluklar : Michael Sicilya'da saklanmaktadır. Ondan para ve nüfuz yardımı ister. Ama Solozzo Luca'yı öldürür. Tom'u rehin da alır. Aşama 2 . bir düğün sahnesiyle açılıyor.Dönüşü Olmayan Nokta : Michael. Lafı uzatmadan. Aşama 4 . diğer yandan Don Corleone karanlık işlerini sürdürmektedir. Daha önce bir savaş kahramanı olan Michael. Johnny'nin işini halletmesi için California'ya yollanır. Bu nedenle. Fakat bu bir tuzaktır ve Sonny bir suikaste kurban gider. Michael (Al Pacino).Yeni Durum : Don Corleone. çünkü "işlerinden" dolayı onu bir süre göremeyecektir. Sonny bu nedenle bir kere Connie'nin kocasını sokak ortasında döver. Aile meclisi. Dönüm Noktası 2 . Baba da onların bu isteklerini yerine getireceğini söyler. Michael. analize geçelim: Aşama 1 . ama daha sonra "ikna" edilir. Sonny iyice sinirlenir ve adamın peşine düşer. Bir sonraki sahnede. beni pek şaşırtmadı. ailesinin yanına dönmesini söyler. Sollozzo'yu takip etmesi için Luca Brazzi'yi görevlendirir. Michael sevgilisine. Dönüm Noktası 3 . suikast sırasında Baba'nın yanında olması gerekirken olmayan (ve karşı tarafa satıldığı anlaşılan) Paulie ortadan kaldırılır. şarkılar söylenir. bu yemek sırasında her ikisini de öldürür. bu olaya nasıl tepki vereceğini tartışır. ailenin danışmanı olan Tom Hagen. babasına hastanede düzenlenecek olan suikaste engel olur. (Talia Shire) ailenin danışmanı Tom Hagen (Robert Duvall).Serim: Film. Ama bu suikast sırasında 116 . Yapımcı önce Tom'un isteğini geri çevirir. Bu düğün sahnesinde aileyi tanırız: Don Corleone. Aşama 3 . Fredo (John Cazale). Dönüm Noktası 1 . Don Corleone onu reddeder.

karısını kaybeder. Dönüm Noktası 4 - En Büyük Aksilik: Nispeten iyileşen Don Corleone, büyük mafya babaları arasında bir toplantı düzenler, ve kendisinin Sonny'nin intikamını almayacağını söyler. Bu toplantıda uyuşturucu işi ile ilgili kararlar da alınır. Mafya aileleri arasında bir barış ortamı oluşur. Ama en önemlisi, Don Corleone bu toplantıda, bunca yıldır kendisiyle gizli bir savaş yürütenin Tataglia değil de Barzini olduğunu öğrenmiştir. Aşama 5 - Son Hücum : Michael Amerika'ya döner ve babasının yerine geçer. Đşleri artık o yönetmektedir. Aile Nevada'ya taşınmaya karar vermiştir. Las Vegas'ta bir kumarhaneyi satın almak ister, ama kumarhanenin sahibi Moe Green Corleone'lerin artık zayıf olduğunu söyleyerek Michael'ı reddeder. Michael Ayrıca eski sevgilisi Kay'e (Diane Keaton) de geri döner. Don Corleone Michael'a ailenin içinde bir hain olduğunu söyler. Ona göre Barzini'nin toplantı isteğini ileten kişi, aynı zamanda haindir. Bir süre sonra Don Corleone, torunuyla sebze bahçesinde oynarken ölür. Artık ailenin başında sadece Michael vardır. Baba'nın cenazesinde Barzini, Michael'dan bir toplantı talep eder. Michael da kabul eder. Toplantı isteğini Michael'a bildiren kişi, Tessio'dur. Dönüm Noktası 5 - Zirve : Michael, kız kardeşi Connie'nin çocuğunun vaftiz törenine "vaftiz babası" sıfatıyla katılır. Bu sırada Michael'ın adamları, Corleone'lerin bütün düşmanlarını (hain Tessio ve kumarhaneci Moe Green dahil) teker teker temizler. Son olarak Michael, aileye ihanet eden ve Sonny'nin ölümüne neden olan kayın biraderini öldürtür. Artık Corleone'ler en büyük mafya ailesidir. Aşama 6 - Sonuç: Corleone ailesi, filmin başından beri kaldığı malikaneden taşınmaktadır. Bu sırada Connie gelir ve Michael'ı, kocasını öldürtmekle suçlar. Connie gittikten sonra, karısı da Michael'a bu iddianın doğru olup olmadığını sorar. Michael karısına yalan söyler. Karısı gittikten sonra, çeşitli insanlar, yeni "baba"nın elini öperler. Michael artık suç, şiddet, ve yalanlar üzerine kurulu bir imparatorluğun tek yöneticisidir.

117

"BENDEN BU KADAR" - BĐR "KOMEDĐ NASIL YAPILIR" DERSĐ Baş rollerini Jack Nicholson ve Helen Hunt'un paylaştığı "Benden Bu Kadar" ("As Good As It Gets"), bütün dünyada 313 milyon dolar iş yapmış, Nicholson'a bir Oscar kazandırmıştı. Film, çok iyi bir komedi olmasının yanı sıra çok kaliteli bir senaryoya da sahip. Senaryo 3 perdeli yapıya bire bir uyuyor. Nasıl olduğunu görelim: AŞAMA 1 - SERĐM : Filmin ilk bölümünde 3 ana karakteri tanıyoruz: Melvin evinde roman yazan bir yazardır. Simon, Melvin'in kapı komşusudur ve bir ressamdır. Carol (Helen Hunt) ise Melvin'in gittiği bir restorandaki garsondur. Melvin sadece onun kendisine hizmet etmesini kabul etmektedir. Bu karakterler hakkında çeşitli bilgiler de ediniriz: Melvin obsesif-kompulsif bir tiptir, Simon eşcinseldir, Carol'ın ise solunum yolu rahatsızlığı olan oğlundan dolayı neredeyse hiçbir özel hayatı yoktur. DÖNÜM NOKTASI 1 - FIRSAT: Simon, kendisine modellik yapması için sokaktan bir genç seçer ve bu gence ertesi gün evine gelmesini söyler. AŞAMA 2 - YENĐ DURUM: Model genç, Simon'ın evine gelir ve Simon onun resmini yapmaya başlar. Bu arada Melvin de restoranda Carol'a, oğlunun nesi olduğunu sorar. Carol da anlatır: oğlu nefes almakta güçlük çekmektedir. DÖNÜM NOKTASI 2 - PLANLARDA DEĞĐŞĐKLĐK: Model genç, kendi arkadaşlarını hırsızlık yapmaları için Simon'ın evine alır. Simon hırsızlardan çok kötü bir dayak yer. AŞAMA 3 - ĐLERLEME: Simon hastanelik olur. Yüzü haşat olmuştur. Simon'ın köpeğine Melvin bakmaya başlar. Melvin ve köpek çok iyi anlaşırlar. Bu olay Melvin ile Simon arasında bir arkadaşlığın başlamasına vesile olur. Simon hastanede kaldığı sürede maddi olarak da iflas etmiştir. Bütün tanıdıkları ona, hastanedeyken bile kendisini aramayan anne-babasından yardım istemesini söyler, ama Simon buna yanaşmaz. Carol'ın çocuğu ağır bir rahatsızlık geçirdiği için genç kadın restorana gitmeye arar verir. Bunun üzerine Melvin, Carol'ın evine özel bir doktor yollar. Bu olay Carol için gerçek bir mucizedir, ama genç kadın bunun karşılığı olarak Melvin'in kendisiyle birlikte olmayı istediğini zanneder. DÖNÜM NOKTASI 3 - DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA : Melvin, Frank'in (Simon'ın sevgilisi ve menajeri) ricası üzerine Simon'ı arabayla anne babasına götürmeyi kabul eder. Carol'ı da bu yolculuğa davet eder. Genç kadın teklifi kabul eder. AŞAMA 4 - ENGELLER / ZORLUKLAR: Melvin, Carol ve Simon yola çıkarlar. Carol ile Simon çok iyi anlaşmaya başlarlar. Bu durum Melvin'i rahatsız, hatta mutsuz etmektedir. Melvin Carol'ı eşcinsel Simon'dan kıskanmaktadır. DÖNÜM NOKTASI 4 - EN BÜYÜK AKSĐLĐK: Melvin Carol'ı yemeğe çıkarır. Çok iyi giden yemek, Melvin'in söylediği bir şey yüzünden mahvolur. Carol Melvin'i restoranda bırakıp gider.
AŞAMA 5 - SON ZORLAMA : Simon ailesiyle görüşmekten vazgeçer. Bu yolculuk sırasında kendini bulmuş, güveni yerine gelmiş, tekrar çalışmaya başlamıştır. Ama Melvin ile Carol'ın arası buz gibidir. Üçlü, New York'a geri dönerler. Carol Melvin'in yanında bulunmaktan mutsuz olduğunu söyler. Evsiz kalan Simon Melvin'in yanına taşınır. Melvin Carol'ı çok özlemektedir. Ama ne yapacağını bilmez haldedir. Carol'a telefon eder. Genç kadının da kafası karışıktır. Simon Melvin'e Carol'a gitmesini söyler. Melvin bu fikri kabul eder. DÖNÜM NOKTASI 5 - DORUK : Melvin gecenin bir yarısı Carol'ın evine gider ve hissettiklerini genç kadına söyler. Ve tekrar birlikte olmaya başlarlar. AŞAMA 6 - SONUÇ: Melvin ve Carol bir şeyler yemek için sabahın dördünde bir fırına girerler. Mutlu son.

118

"ER RYAN'I KURTARMAK" - 3 PERDELĐ YAPI 3 Perdeli Yapı yazısı okumaktan bıkmaya başladığınızı tahmin ediyorum. Ama bu yazılarla göstermeye çalıştığım bir şey var: o da, büyük ve başarılı filmlerin rastlantı eseri ya da büyük ilhamlar sonucu oluşmadığı. Sadece doğru tekniklerin kullanılarak yaratıldığı. Ve Türkiye'de de iskeleti sağlam, dünya çapında senaryolar yazılabileceği. SANARĐST'in ilk yazılarından biri olan "Son Samuray: Aslında Hiç De Zor Değil"de buna işaret etmeye çalışmıştım. Şimdi bunu biraz daha bilgiye dayalı bir biçimde yapmaya çalışıyorum. Er Ryan'a (bütün dünya hasılatı: 480 milyon dolar) gelirsek: Aşama 1 - Serim: Đki bölümden oluşuyor. Birincisinde yaşlı bir adamın askeri bir mezarlığa yaptığı ziyareti görüyoruz. Zaman, günümüzdür. Bu şahsın kim olduğunu daha sonra öğreneceğiz. Đkinci sahnede Omaha Kumsalı'na yapılan çıkartmayı görüyoruz. Yıl 1944. Kumsala çıkan yüzlerce askerin arasında Yüzbaşı Miller (Tom Hanks) ve takımı da bulunmaktadır. Bu sahne yaklaşık 25 dakika sürüyor. (Filmin tamamı 2 saat 42 dk. olduğuna göre, kabul edilebilir bir süre). Daha sonra, ölen askerlerin ailesine taziye mektuplarının yazıldığı merkezi görüyoruz. Mektup yazan kadınlardan biri, Ryan ailesinden üç gencin de öldüğünü fark ediyor. Bu ailenin 4. çocuğu da Fransa'nın iç bölgelerinden birine indirilmiştir. Amerikan Genel Kurmay Başkanı, bu dördüncü çocuğun orada bulunup ailesinin yanına getirilmesini emreder. Dönüm Noktası 1 - Fırsat: Yüzbaşı Miller'a yeni görevi verilir: James Francis Ryan'ı bulmak ve geri getirmek. Aşama 2 - Yeni Durum. Yüzbaşı Miller ekibini toplar ve yola koyulur. Askerlerin arazide yaptığı uzun bir yürüyüşü gösteren bu bölüm, girişteki şiddet dolu sahnelerden sonra bilerek ritmi düşürür, havayı yumuşatır. Diyaloglar vasıtasıyla ekipteki askerler ve Yüzbaşı Miller hakkında çeşitli bilgiler öğreniriz. Ekibe yeni katılan Onbaşı Upham, çeşitli sorular sorarak bizim de bilgilenmemizi sağlar. Dönüm Noktası 2 - Planlarda Değişiklik: Miller ve ekibi, yıkılmış binalardan oluşan bir Fransız kasabasına gelirler. Aşama 3 - Đlerleme : Burada Amerikalı askerler ile Almanlar çatışma halindedir. Yine şiddet dolu sahneler. Miller ve Ekibi de bu çatışmalara katılır ve bir noktada Caparzo (Vin Diesel) öldürülür. Miller, buradaki askerler arasında bir Ryan bulur, ama bu, aradığı Ryan değildir. Ekibimiz, işlerinin hiç de kolay olmadığını, kendilerinin bu iş sırasında ölebileceğini fark eder. Miller ve ekibi geceyi bir kilisede geçirir. Askerle sohbet ederler. Bu da bize nefes alma fırsatı ve karakterleri daha yakından tanıma fırsatı veren bir sahnedir. (Spielberg'in ritmi nasıl ayarladığına dikkat.) Ertesi gün ekip, bir hava indirme bölüğüne ulaşır. Burada Miller'ın askerleri, ölmüş askerlerin künyelerine bakarak Ryan'ı bulmaya çalışır. Ama Miller bunun diğer askerlerin moralini bozduğunu fark ederek farklı bir yöntem izler. Diğer askerlerin arasına dalar ve Ryan'ı tanıyan birinin olup olmadığını sorar. Dönüm Noktası 3 - Dönüşü Olmayan Nokta: Bir asker Miller'a Ryan'ı tanıdığını ve onun nerede olduğunu söyler. Aşama 4 - Engeller/ Zorluklar : Yüzbaşı Miller ve adamları, Ryan'ı bulmak üzere yola çıkarlar. Bir telsiz istasyonunda Alman askerleri ile çatışırlar ve bir adamlarını daha kaybederler. Bu durum, ekipteki askerlerin moralini çok bozar, hatta biri ekipten ayrılmaya bile kalkışır. Ama Miller'ın görevini tamamlamaya azimli olduğunu görünce gitmekten vazgeçer. Miller ve adamları bir arazide ilerlerken bir Alman tankı görürler. Tank, başka bir grup Amerikan askeri tarafından havaya uçurulur. Ve bu grubun üyelerinden biri de James Francis 119

Ryan'dır. Miller Adamını bulmuştur. Dönüm Noktası 4 - En Büyük Aksilik: Miller Ryan'a kendisini götürmek için geldiğini, kardeşlerinin öldüğünü söyler. Ryan çok üzülür, ama geri dönmeyi reddeder. Arkadaşları ile kalıp, köprünün savunmasına katılacaktır. Bunun üzerine Miller ve ekibi de kalmaya karar verir. Aşama 5 - Son Hücum: Bu köprünün savunulması son derece önemlidir. Ve çok kısa bir süre sonra Almanlar'ın buradan geçmek için büyük bir saldırı yapacakları bilinmektedir. Köprüyü savunan Amerikan askerleri ise sayı ve cephane açısından kötü durumdadır, ama ellerinden geleni yapacaklardır. Burada da yine çok dingin ve etkileyici bir sahne var: Alman saldırısından önce, yıkılmış kasabanın boş sokaklarında Edith Piaf şarkıları yankılanır. Askerler arasındaki konuşmalar, bize onlar hakkında daha fazla bilgi verir. Artık Ryan'ı da tanımaya ve sevmeye başlarız. (Zaten arkadaşlarını terk etmeyerek, son derece onurlu bir harekette bulunmuş, ve kalbimizi kazanmıştı). Fakat bu sakin sahne Almanların gelmesi ile son bulur. Amerikalı askerler ellerinden geldiğince Almanlar'a karşı savaşırlar. Miller'ın ekibinden bir çok asker ölür. Almanlar, yavaş yavaş da olsa köprüye doğru ilerlemektedir. Dönüm Noktası 5 - Zirve : Filmin zirvesi, köprü üzerindeki savaştır. Amerikalı askerler köprüyü korumak için canla başla savaşırlar. Hatta Yüzbaşı Miller vurulur. Köprüyü havaya uçuracak mekanizma ne yazık ki çalışmaz. Ama son anda Amerikan uçakları imdada yetişir ve Alman araçlarını bombalar. Muharebe kazanılmıştır. Ama bu arada Yüzbaşı Miller ölür. Ryan'a söylediği son sözleri "Senin için yapılanları hak et"tir ("Earn this"). Aşama 6 - Sonuç: Tekrar filmin başındaki mezarlığa ve yaşlı adama döneriz. Bu yaşlı adamın Er Ryan olduğunu anlarız. Ryan'ın ziyaret ettiği mezar ise Yüzbaşı Miller'a aittir. Ryan, "hak etmek" için elinden geleni yaptığını söyler. Film biter. ************* Savaş filmlerinin kendine özgü bir çok özelliği vardır: "insan öldürme" olayının askerler üzerinde yarattığı ruhsal tahribat, uzun süredir savaşmanın ve evden uzak olmanın verdiği moral bozukluğu ve alaycılık ("cynicism"), uzun bir süre birlikte olan askerler arasında oluşan dostluk ve alt kültür (bunun Er Ryan'daki en güzel örneği "Fulbar" sözcüğüydü. Askerler, Almanca olduğunu sandıkları bir sözcüğe olumsuz bir anlam yüklemişlerdi ve hep onu kullanıyorlardı, oysa Almanca'da böyle bir sözcük yoktu, ama alt kültür öyle güçlüydü ki Almanca bilen Onbaşı Upham bile daha sonra bu sözcüğü kullanmaya başlamıştı), ve savaşırken bu dostlardan bazılarını kaybetmek ve buna rağmen yoluna devam etmek zorunda olmak. Er Ryan, bunları ve daha fazlasını son derece başarılı bir biçimde kullanıyor. Ve filmden çıktığımız zaman ruhumuzda kalan en derin iz "savaşın korkunçluğu" oluyor. Yüzbaşı Miller'ın ve diğer askerlerin ölümü, tam anlamıyla boğazımızı düğümlüyor. Ama bu etki, sadece korkunç savaş görüntüleri gösterilerek yaratılmıyor. Karakterlerin uygun bir biçimde tanıtılması, özdeşleşmenin yaratılması, ve üç perdeli yapının kullanılması ile meydana getiriliyor. "Bizde de ne hikayeler var! Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, Kore'de..." diyerek savaş filmi çekmeye hazırlananların, hikaye tekniğine çok ama çok dikkat etmeleri gerekir. Aksi takdirde, anlattıkları olaylar ne kadar gerçek olsa da, film, istedikleri etkiyi yaratamayabilir. Bunun suçlusu da hikaye olmaz. Senarist ve yönetmen olur.

120

3 PERDELĐ YAPI Güzel Ama ... Aklınıza bir senaryo fikri geldiği zaman, üzerine hemen 3 perdeli yapı kalıbını geçirmeyin. Bu fikir ile oynayın, "brainstorming" yapın, aklınızdan bir türlü çıkmayan ve "bu sahne filmde mutlaka olmalı" dediğiniz sahneleri bir kenara yazın. O sahneler, her ne kadar şimdi birbirinden bağımsız olsa da, zaman içinde bilinçaltınız (ya da bilinciniz) bu sahneleri birbirine bağlayacak güzel bir öykü yaratacaktır. Yaratıcılığınıza güvenin. Yani paniğe kapılmayın. Bir filmi güzel ve çekici kılan özelliklerin başında "şaşırtıcı" olması gelir. Sürpriz dönüşler, umulmadık virajlar, izleyiciye keyif verir. Bunların yavaş yavaş ortaya çıkmasına izin verin, ama biraz araştırma yapmanın da bir zararı olmaz. Elinizde yeterince hikaye malzemesi oluştuktan sonra 3 perdeli yapıyı kullanmaya başlayın.

121

3 PERDELĐ YAPI ÖRNEĞĐ 2 - "SON SAMURAY" - SERĐM VE FIRSAT "Son Samuray"ın (2004) senaryosu da, tıpkı Örümcek Adam gibi, aşağıda anlattığımız 3 perdeli yapıya uyuyor. Son Samuray, 140 milyon dolara malolmuş, 435 milyon dolar getirmişti. AŞAMA 1 : SERĐM / GENEL DURUM Senaryonuzun açılışındaki %10'luk bölüm, okuyucuyu ve izleyiciyi, hikayenin başlangıçtaki ortamına çekmelidir. (Đlk 10 sayfa kuralını hatırlayın) Burada kahramanımızın günlük hayatını göstermeli, ve (kahramana haksızlık yapıldığını göstererek, kahramanı tehlike altında göstererek, kahramanın sevilebilir, komik, ve/veya güçlü biri olduğunu göstererek) onunla özdeşleşme sağlanmalıdır. SON SAMURAY'da Serim : Senaryo, Japon Adalarının görüntüleri ile başlıyor. Anlatıcı, Japonya'nın nasıl yaratıldığı ile ilgili bir efsane anlatıyor. Sonra kendi düşüncesini söylüyor: "Bana göre Japonya, onur için hayatını vermeye hazır bir avuç cesur insan tarafından yaratılmıştır" (Bu sahnenin amacı, en kısa yoldan, filmin bir ülke -Japonya- ile ilgili olduğunu anlatmak. Güzel görüntüler ve otantik müzik, atmosferi hemen oluşturuyor. Anlatıcının bahsettiği "onur" için ölmeye hazır insanlar ise, filmde izleyeceğimiz çatışmanın ipucunu veriyor.) Daha sonra bir tepenin üzerinde meditasyon yapan bir Japon görürüz. Japon, meditasyon sırasında bir vizyon görmektedir: Bir ormanda, japon savaşçılar tarafından kuşatılmış olan beyaz bir kaplan, çevresini saranlarla cesur bir biçimde mücadele etmektedir. (Henüz adını bilmediğimiz ve Anlatıcı'nın onur için hayatını hayatını vermeye hazır insanlardan bahsederken perdede gördüğümüz bu adam Katsumoto'dur. Gördüğü vizyon ise, gelecekte meydana gelecek bir olayı haber vermektedir. Bunu henüz bilmesek bile, vizyon görmek olayı bile tek başına ilginç.) Bir sonraki sahnede, kalabalık bir insan topluluğunun önünde yeni Winchester tüfeğini tanıtan bir adam (McCabe) görüyoruz. Bu adam, silahın niteliklerini anlatması için bir savaş gazisini, Yüzbaşı Algren'i sahneye çağırıyor. Yüzbaşı Algren sahnenin arkasındaki bir odada içki içmekle meşguldür ve çağrıldığı halde sahneye çıkmaz. McCabe sahne arkasına gider, biraz önce sahnede övdüğü Algren'e hakaretler yağdırarak onu sahneye çıkarır, ve bunun son gösterisi olduğunu söyler. (Burada, Algren ile özdeşleşmenin temelleri atılıyor. Algren fena halde sarhoştur. Acaba neden içmektedir? Bir savaş gazisi olduğu halde hakaretlere uğraması, onunla özdeşleşmeyi başlatır.) Algren sahneye çıkar, silahı tanıtmaya başlar. Ama bir süre sonra, önceden hazırlanmış metnin dışına çıkar ve savaşın vahşetini kendi sözcükleriyle anlatmaya başlar. Hemen sonra da tüfeği doldurup, seyircilerin arkasındaki bazı eşyalara büyük bir isabetle ateş etmeye başlar. Silahı McCabe'e verir, ve tekrar sahne arkasına gider. Bu arada, seyircilerin arasında, beyaz saçlı beyaz bıyıklı bir adam dikkatimizi çeker. (Burada Algren'in geçmişi hakkında bilgi ediniyoruz. Belli ki Algren kızılderililere karşı savaşmış bir askerdir, ve vicdanı, yaptıklarından dolayı rahat değildir. Tüfeği ile seyircilerin arkasındaki bazı şeyleri tam isabet vurması da özdeşleşmeyi artırıyor - kahramanın yaptığı işte -silah kullanma/askerlik- iyi olması ve kendi gücüyle temas halinde bulunması kuralı) DÖNÜM NOKTASI 1 : FIRSAT Senaryonun %10'luk bölümünün bitiminde, kahramanımıza yeni bir fırsat sunulmalıdır. Bu da onda yeni ve görülebilir bir istek uyandırmalıdır. Böylece kahraman, yolculuğuna başlar. SON SAMURAY'da Fırsat : 122

Japonların ordularını modernleştirmek. onu bedavaya bile öldürebileceğini söyler. aslında filmin ilerleyen bölümlerinde Algren'in en büyük düşmanı olacaktır. o da bunu kabul ediyor. bunun için de Amerika'dan eğitmen tutmak istediklerini söyler.) (Burada dikkatimizi çeken bir başka nokta daha var: Filmin başında iş arkadaşı olarak sunulan Omura ve Albay Bagley. Algren'e bir iş teklifi olduğunu söyler. Sonraki sahnede ise Algren ve Çavuş Gant. Yüzbaşı Algren'e ayda 400 dolar teklif ederler. seyircilerin arasında gördüğümüz beyaz saçlı beyaz bıyıklı adam (Çavuş Gant) beklemektedir.) 123 . Bagley'e olan nefreti öyle büyüktür ki. Algren fiyatı 500 yaparak kabul eder. Katsumoto adlı bir samuraydır. Masada bir kaç Japon ve Algren'in eski komutanı Albay Bagley oturmaktadır. Binanın dışında onu. Benzer bir yöntemin -değişen roller.Katsumoto. (Bu sahnede kahramanımız Yüzbaşı Algren'e bir fırsat sunuluyor. Fakat Algren ile Bagley arasındaki sürtüşme de ileride bu alanda bir şeyler olacağına işaret ediyor. Algren. Algren'i bir masaya götürür. bu düşmana karşı eğitecektir. Filmin ilerleyen bölümlerindeki çatışmanın da ipuçları veriliyor: bastırılması gereken bir asi vardır . ama Algren kabul etmez. yeni Japon ordusunu. Gant.Bir sonraki sahnede Algren'i bir binadan çıkarken görürüz. Bagley. imparatorun yeni bir düşmanı olduğunu söyler: bu. büyük ve lüks bir restorana girerler. Bagley. Japon grubun başındaki Omura. Yine en başta "düşman" olarak nitelenen Katsumoto da. geçmişi unutmayı teklif eder. Algren'in en yakın dostu haline gelecektir.Örümcek Adam'da da kullanıldığını görmüştük. Sahnenin devamında Algren ile komutanı Bagley'in arasının iyi olmadığını öğreniriz.

ÖRÜMCEK ADAM'da Fırsat : 124 . insanların ona yer vermeyip onunla alay etmesi. Bu da onda yeni ve görülebilir bir istek uyandırmalıdır.'e yaklaşması anlatılıyor. Peter'ın arkasındaki kız arkadaşlarına el sallamaktadır. Peter'ın genç bir dahi olduğunun belirtilmesi de onunla özdeşleşmeyi artırıyor. Norman da. okul otobüsünün taşıdığı öğrenciler. ÖRÜMCEK ADAM'da Serim : Senaryo bir okul otobüsünde başlar. ve son olarak da ona çelme takması. en sonunda da Peter'ın cesaretini toplayarak M. ve/veya güçlü biri olduğunu göstererek) onunla özdeşleşme sağlanmalıdır. bu genç dahiden çok hoşlanmıştır. hikayenin başlangıçtaki ortamına çekmelidir.) Bir sonraki sahnede. öğrencilerle dolu bir okul otobüsünün yanında koşmakta.J. Filmin 800 (sekiz yüz) milyon dolar iş yaptığını düşünürseniz. (Peter yine aptal durumuna düşürülerek özdeşleşme güçlendirilir. En sonunda Mary Jane'in (M. ama arkadaşları tarafından pek sevilmediğini öğreniriz.) müdahalesi ile otobüs durur. hem de senaryonun ilerleyen bölümlerinde karşımıza çıkacak durumların ve çatışmaların temelini atıyor). Zengin bir bilim adamı olan Norman Osborn (W. Đki gencin arkadaş olduklarını anlarız. Peter'ın M. Fakat örümceklerden biri kayıptır. (Bu sahne. Peter'ın arkadaşı Harry ile Peter'ın gelecekteki düşmanı Osborn'u bize tanıtıyor. okuyucuyu ve izleyiciyi. ve (kahramana haksızlık yapıldığını göstererek.M.) Đzleyen sahnede Norman Osborn ve Harry Osborn ile tanışıyoruz. onun yerine Harry'nin (Peter'dan öğrendiği bilgileri kullanarak) M.J. kahramanın sevilebilir. M. Sahnenin devamında Peter ile okulun kabadayıları arasındaki çekişme. Ama M.'e olan ilgisi fakat kendinde yeterli cesareti bulamaması. Fakat senaryo. bu laboratuarda örümceklerle ilgili genetik deney yapıldığını.'i sevdiğini. Harry de Peter ile babasını tanıştırır. Norman'ın makalelerini okumuş ve çok etkilenmiştir. DÖNÜM NOKTASI 1 : FIRSAT Senaryonun %10luk bölümünün bitiminde.J. Peter Parker.J. fakat kimse onu yanına oturtmaz.'nin kendisine el salladığını zannederek ona el sallar. Rolls Royce'u ile okula bırakmaktadır. Son olarak da biri ayağına çelme takarak Peter'ı yere düşürür. hem Peter'la özdeşleşmeyi artırıyor. bağırarak otobüsü durdurmaya çalışmaktadır. örümcekler hakkında bilgiler verir. Böylece kahraman. (Đlk 10 sayfa kuralını hatırlayın) Burada kahramanımızın günlük hayatını göstermeli. Babası ile tartışan Harry arabadan inip Peter'ın yanına gider. Peter. AŞAMA 1 : SERĐM / GENEL DURUM Senaryonuzun açılışındaki %10'luk bölüm. (Bütün bunlar. aşağıda anlattığımız 3 perdeli yapıya neredeyse bire bir uyuyor. Hemen sonra Norman Osborn yanlarına gelir ve Harry'ye unuttuğu okul çantasını verir.sonucunda genç adamla özdeşleşme de sağlanır. Dafoe) oğlu Harry'yi. kahramanımıza yeni bir fırsat sunulmalıdır.J..J.3 PERDELĐ YAPI ÖRNEĞĐ 1 . yolculuğuna başlar. hatta onunla alay ederler. -dış ses yardımıyla. Liseli öğrencileri gezdiren rehber. ve şu anda 15 adet süper örümcekleri olduğunu söyler. kahramanı tehlike altında göstererek.'le sohbet etmesi.) Bir sonraki sahnede üniversite önünde duran Peter. Peter otobüse biner. (Bu sahnede Peter'ın bir Lise öğrencisi olduğunu. komik. ilginç bir durum yaratıyor. Columbia Üniversitesi'nin bir laboratuarını gezmektedir. senaryosunu incelemeye değer bulabilirsiniz. Peter'a yapılan üçlü haksızlık -otobüs şoförünün kasten durmayıp Peter'ı koşturması.J. müstakbel düşmanları önce birbirine arkadaş yaparak.ÖRÜMCEK ADAM" Örümcek Adam 1'in (2002) David Koepp tarafından yazılan senaryosu.

Son olarak. Peter buna anlam veremez. Bunu fark edince. koşarak okuldan uzaklaşır. Fakat bu. biraz ilerdeki yemek dolu tabldota yapışır. okulun kabadayısı) üzerine dökülür. Paniğe kapılan Peter.J. Hemen sonra da kolundan fırlayan bir ağ. M. "örümcek hissi" sayesinde Flash'ın arkasında olduğunu ve kendisine yumruk atmak üzere olduğunu fark eder ve bu yumruktan kaçmayı başarır.J. neler olup bittiğini anlamaya çalışır.'in Flash'ın arabasından çok hoşlandığını görünce. Sonraki sahnede Peter'ı çatıların üzerinde sıçrarken görürüz. Okuldaki dolabına giden Peter.'nin fotoğrafını çekmekle meşgul olan Peter'ın. Belli ki bir taraftan Örümcek Adam yavaş yavaş ortaya çıkarken. ve vücudunun bir önceki geceye göre çok daha kaslı olduğunu fark eder. bu süper örümceğin sahip olduğu özellikleri kazanır. Kendi yaptıklarına şaşıran Peter. (romantik ilgi) Peter'ın bu hareketinden etkilenir. (Bu arada çeşitli sahnelerde.'e açılacak hâlde değildir. Böylece Peter Parker. ya da genel amacını gerçekleştirmek için bir plan yapar. sokağın karşısındaki bir binanın üzerine. kendisinden hiç beklenmeyen bir çeviklik ve güç ile Flash'ı bir yumrukta devirir. (Doğrudan "The Matrix"e yapılan bir gönderme!) Peter yeni güçlerini denemektedir. arkasındaki düz duvara tırmanmaya başlar. dün kendisini ısıran örümcektir. Ve kendisindeki değişimlerin sebebini anlar: bu. Hemen sonrasında Peter. geçer. bir çatalın eline yapıştığını fark eder.) DÖNÜM NOKTASI 2 : PLANDA DEĞĐŞĐKLĐK Hikayenizin dörtte birine geldiğinizde. Fakat hâlâ gizli gizli sevdiği M. Fakat genç kız ıslak zeminden dolayı kayar ve düşmeye başlar. kolundan çıkan ağ yardımıyla. kahramanın başlangıçtaki arzusu net bir sonucu olan. Bu. kısmen başarılı bir atlayış yapar. AŞAMA 2 : YENĐ DURUM Hikayenin %10'u ile %25'i arasındaki bölümde kahramanımız. yani senaryonun ana eksenini Peter'ın hikayesi oluşturur. Sonraki bir sahnede Peter filmin başındaki gibi yine otobüsü kovalamaktadır. Olayın ertesi sabahı gözlüklere artık ihtiyacının olmadığını. BU yeni ortama alışır. M. kayıp örümcek tarafından ısırıldığı sahnedir. ağı hızla çekince. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki. yanından M. spesifik. biraz içgüdüsel bir biçimde. karşısına çıkan fırsattan kaynaklanan yeni duruma tepki verir. ÖRÜMCEK ADAM'da Yeni Durum : Peter Parker örümcek tarafından ısırıldıktan sonra kendinde bazı değişiklikler gözlemeye başlar. Ama parası yoktur. Norman Osborn'un projesinin tehlikeye girdiğini.Bu. gözle görülür bir hedefe dönüşmeli.J. Peter sadece onu tutmakla kalmaz. diğer taraftan da Norman Osborn onun en büyük düşmanı olarak belirmektedir. yemeğini de yere düşmeden yakalar. Para kazanmanın yolunu da.J. Okul yemekhanesinde yemek yerken. Ama Flash peşindedir. yine 125 . B hikayesidir. (Syd Field'a göre "Plot Point 1") ÖRÜMCEK ADAM'da Planda Değişiklik : Peter Parker artık yeni kimliğinin ve güçlerinin tam olarak farkındadır. Bir ara sokağa girer. kahramanımızın dış motivasyonunun açıklandığı/belirlendiği andır. Peter da araba almak düşüncesine kapılır. Peter hiçbirşey olmamış gibi yemekhaneden kaçar. A hikayesini. bunun sonucunda fiziksel olarak çok güçlendiğini ama akıl sağlığını da yitirdiğini görürüz. Peter'ın arkasında oturan Flash'ın (Peter'a filmin başından beri eziyet eden.J. Osborn'un "performans artırıcı" denen bir maddeyi kendi üzerinde denediğini. Peter bir örümcek gibi düz duvara tırmanabilmektedir. Okula gider. M. ağla birlikte gelen tabldot. Sonra da. Ama bu kez otobüsün yanına asılmış olan afiş Peter'ın eline yapışır. Evet.

büyük sorumluluk gerektirir. Bundan sonra büyük güçlerini. amcasını öldüren adamla. Bu. Sonra da koşarak bürodan çıkar. Peter odadan çıkar ve asansöre gider. Bir ara dayak yese de. sonunda adamı fena halde pataklar. O sırada bir hırsız organizatörün odasına dalar ve silah zoruyla adamın bütün parasını alır. AŞAMA 3 : ĐLERLEME Hikayenin %25'i ile %50'si arasındaki süre boyunca. Ama şu anda amcasının katilini yakalamak gibi güçlü bir motivasyonu vardır. Peter'ın paraya -> arabaya -> M. Norman Osborn'u işinden eden adamları öldürdüğüne tanık oluruz. Halasıyla bir süre konuşur. Peter ringe çıkar ve Kemik Kıran ("Chainsaw") deden bir ızbandutla kapışır. 3 bin dolar verilmektedir. Peter'ın gözleri önünde ölür. kötülüklerine başlamıştır. Peter da yeri tespit edilen katilin peşine düşer. planından vazgeçme. artık bir kutuya kaldırdığı eski örümcek adam giysisini ve örümcek adam kostümü eskizini çıkarır.J.örümcek adamlığa dönmeye karar verdiği andır. ZORLUKLAR. BÜYÜK KAYIP TEHLĐKESĐ 126 . AŞAMA 4 : ENGELLER. Yerde amcasının yattığını görünce çok şaşırır. kendi bencilliği. Peter buna itiraz eder. Fakat 3 bin dolarını almaya gittiğinde. ama Peter. (Syd Field'a göre "Midpoint") ÖRÜMCEK ADAM'da Dönüşü Olmayan Nokta : Peter mezuniyetinden sonra kendi odasına gider. Peter'ın -belli ki bir süredir rafa kaldırdığı. büyük güç. Örümcek Adam'ın muhtemel ve müstakbel düşmanı. kahraman kendini amacına tamamen adamalıdır. Ve zihninde amcasının sözleri yankılanır: "Unutma.) DÖNÜM NOKTASI 3 : DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA Senaryonuzun tam ortasında (yaklaşık 60. Amcasının ölümü onu hâlâ çok etkilemektedir. (Bu arada Yeşil Cin'in. Peter buraya katılmaya karar verir. ÖRÜMCEK ADAM'da Đlerleme : Peter Parker. insanların iyiliği için kullanacaktır. . Ayağı takılan adam bir kaç katlık binadan düşerek ölür. Peter binaların arasında ağ fırlatarak uçmaya başlar. kendisinin kaçmasına izin verdiği hırsızın aynı kişi olduğunu görür ve çok şaşırır. Bu âna kadar kahraman geri dönme." Bu. kendi sorumsuz davranışı yüzünden amcasının ölümüne neden olmuştur. Peter. neden hırsızı durdurmadığı sorar. sayfada). Yani Peter. kahramanımızın hedefe ulaşmada kullandığı planı işe yarar gibi görünmektedir. Kendine bir kostüm tasarlamaya ve ağ fırlatma becerisini geliştirmeye başlar. çünkü Peter adamın işini 3 dakikadan önce bitirmiştir. Fakat araba hırsızının yüzüne ışık vurunca. "Amatör Güreşçiler Aranıyor" ilanına başvurur. bunun kendisinin sorunu olmadığını söyler. Yaralı yaşlı adam oracıkta. (Bu kendi kendine belki asla cesaret edemeyeceği bir şeydir. Peter bütün bu olanları seyretmekle yetinir. ama organizatör "bu benim sorunum değil" diyerek Peter'ı odasından çıkarır. Peter'ın çağırmış olduğu asansöre biner ve kaçar.araba dergisinde görür: Amatör Güreşçilere üç dakika ringde kaldıkları takdirde. ve filmin başındaki gibi yaşama şansına sahipti.'e ulaşma planıdır. Ama bu noktada kahraman bütün gemileri yakmalıdır. Bir araba hırsızı amcasını vurmuş ve arabasıyla kaçmıştır.) Ve kısa bir süre sonra da araba hırsızını eski bir binanın içinde kıstırır. Hem polis hem de organizatör. Dövüş salonundan çıkan Peter sokakta yürürken bir şeyin etrafında toplanmış bir kalabalık görür ve içgüdüsel olarak aralarına girer. Tek başına kaldığı bir anda. organizatör ona sadece 100 dolar verir.

ve kısmen de olsa ona engel olur. Peter Parker'ın Örümcek Adam olabileceğinden şüphelenir. DÖNÜM NOKTASI 4 : EN BÜYÜK AKSĐLĐK 120 sayfalık senaryonun yaklaşık olarak 90. Aynı zamanda.'in arası gittikçe bozulmaktadır. Tüm gücünü ve cesaretini. üstün güçlerini kullanarak şehirde hakimiyet kurmak istemektedir.-Örümcek arasında duygusal bir yakınlaşmanın kurulması için kullanır). Kadın hastanelik olur.J. ÖRÜMCEK ADAM'da Son Hücum : Örümcek Adam. onun Peter Parker olduğunu bilmeyen M. Hikayenin bu aşamasında.J. Bu aşamada kahramanımız başarısız olduğu takdirde kaybı. Diğeri. Sonuncusu ise şehre musallat olan Yeşil Cin'dir. Örümcek Adam'ı kötü tanıtmaya çalışan gazete sahibi Jonah Jameson'dur. Bunlardan biri. Fakat Yeşil Cin'in Örümcek'e yapacağı kötülükler bununla bitmeyecektir. Örümcek Adam'ı ahlaki bir seçim yapmak zorunda bırakır: Çocukları mı kurtarmalıdır.J. belli ki ikisini de köprüden aşağı atacaktır. ÖRÜMCEK ADAM'da Engeller : David Koepp'in senaryosunda Örümcek Adam'ın önünde bir kaç engel/tehlike bulunmaktadır. izleyici onun herşeyini kaybettiğini düşünmelidir.J. Harry Osborn ile M. Buna paralel olarak.J. Yeşil Cin. Hikayedeki önemli herkesin toplandığı bir Şükran Günü yemeğinden Norman Osborn. arasında duygusal bir yakınlaşma olur. Ama Örümcek onu reddeder. gözle görülür amacı gerçekleştirmek gittikçe zorlaşır. Peter'ın sevgisini bir türlü M. şirketinin elinden alındığını öğrenince. sayfasında. Đlk olarak Peter Parker'ın halasına saldırır. (Syd Field'a göre "Plot Point 2") ÖRÜMCEK ADAM'da En Büyük Aksilik : Yeşil Cin. Örümcek'i de yanına almaya karar verir. Üçüncüsü. Yeşil Cin bütün çabalarına karşın.J. M. köprünün yanındaki çocuk dolu bir telefiriği de ele geçirmiştir. hedefine ulaşmak için kullanmalıdır.J. ("Düşmanın hassas noktası beyni ya da vücudu değildir: kalbidir!") Onun sevdiği insanlara saldıracaktır.Senaryonun %50'si ile %75'i arasındaki bölümde. DÖNÜM NOKTASI : 5 DORUK 127 . Ama karşısına ilk kez Örümcek Adam çıkar. sıkıcı olabilecek hastane sahnesini. Peter-M. Yeşil Cin her ikisini de elinde tutar.'i kurtarır. şirketin yönetim kurulunu bir festival günü toptan ortadan kaldırır.'i mi? AŞAMA 5 : SON HÜCUM / ZORLAMA Yenilmiş ve hırpalanmış olan kahramanınız. Örümcek'i alt edememektedir. Ona birlikte çalışmayı teklif eder. Peter'ın en yakın arkadaşı Harry Osborn ile çıkmaya başlamasıdır. Bunun üzerine Örümcek Adam'a farklı bir noktadan saldırmaya karar verir. (Burada Koepp çok güzel bir hareketle. sahip olduğu herşeyi riske atmalıdır. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki.'i kaçırmış ve bir köprünün üzerine yerleştirmiştir.'e açamaması sonucunda genç kızın. başlangıca göre çok daha fazla olacaktır. önce M. M. Yeşil Cin'in dış motivasyonu önem kazanıyor. Bu arada Örümcek Adam adam ile. yaşadığı şehirdeki suçlulardır. Sonra da çocuklarla dolu teleferiği güvenli bir biçimde bir teknenin üzerine indirir. Norman Osborn.

Örümcek'in kolunu kaldıracak hali kalmaz. Koepp ilginç bir şey yapıyor: Harry. Daha sonra M. AŞAMA 6 : SONUÇ Bazı filmlerde. Örümcek'in. M. diğeri kısa iki sahne var. Örümcek Adam ile Yeşil Cin'in yıkık bir bina içinde bire bir kapıştığı sahnedir. Tıpkı You've Got Mail. içi yansa da. (Buna benzer bir sahneyi aşağıda incelemiştik: You've Got Mail). Bu tür filmlerde yazarın amacı. aslında Peter'ı sevdiğini fark etmiştir ve bunu ona söyler.'i de öldüreceğini söylemesi. filmin sonlarına yakın bir yerde meydana gelir. Norman'ın cesedini evine bıraktığı sahne. Örümcek'e son bir kuvvet verir ve bununla da düşmanını alt eder. Örümcek'i öldüresiye döver. Hiçbir film.J. sonuç senaryonun en son 5 ila 10 sayfasını oluşturur. ÖRÜMCEK ADAM'da Doruk : Filmin doruğu.yakında) 128 .. Örümcek Adam'dan intikam almaya yemin ediyor. Ama Yeşil Cin'in M. Đkincisi de Norman Osborn'un cenazesinin olduğu sahne. Ama Örümcek Adam'lık sorumluluğunu omuzlarında taşıyan Peter. kendi kaderini belirlemelidir. Superman ya da Batman gibi. Ama bir çok romantik komedide. Bu temanın ayrıntılı bir değerlendirmesini. Bu sahnede. ama aynı zamanda ailesinin tek bireyinin Peter olduğunu söylüyor. kahramanın büyük meselesinin hallolması ile sona ermez. Đlki. doruk noktasından sonra gösterecek pek bir şey kalmaz. ÖRÜMCEK ADAM'da Sonuç: Örümcek Adam'ın sonucunda biri uzun.J.Filmin doruğunda bir kaç şey birden olmalıdır: kahraman. (NOT: Bu film de önemli ölçüde "kimliğini gizleme" teması etrafında dönmektedir. seyirciyi şaşırmış/afallamış ya da mutlu/memnun halde bırakmaktır. genç kızın aşkına karşılık vermemeyi tercih eder. ile Peter arasındaki sahneye geçiyoruz.J. gizem filminde ve dramada. Yeşil Cin. John Truby'nin yaklaşımını incelerken göreceğiz . Artık yolculuğunu bitirmiş olan kahramanın yeni hayatını da göstermelisiniz. ve dış motivasyon meselesi tamamen hallolmalıdır. Bu yüzden doruk. bütün hikayedeki en büyük engelle karşılaşmalıdır.

Hauge.) Bu aşamada da çatışma vardır. Böylece kahraman.) Bir çok filmde kahraman bu yeni duruma isteyerek. Ama çatışma geliştikçe/ilerledikçe. karşısına çıkan fırsattan kaynaklanan yeni duruma tepki verir. DÖNÜM NOKTASI 1 : FIRSAT Senaryonun %10luk bölümünün bitiminde. BÜYÜK KAYIP TEHLĐKESĐ 129 . (Görevimiz Tehlike 2'de Ethan Hunt. (Syd Field'a göre "Plot Point 1") AŞAMA 3 : ĐLERLEME Hikayenin %25'i ile %50'si arasındaki süre boyunca. karşısındaki engellerin sandığından da büyük olduğunu fark eder. Neo'nun Morpheus ile tanışmaya götürüldüğü andır). kahramanı tehlike altında göstererek. hikayenin başlangıçtaki ortamına çekmelidir. çeşitli alt bölümlere ayırmıştır. "Mrs. ve/veya güçlü biri olduğunu göstererek) onunla özdeşleşme sağlanmalıdır. ve filmin başındaki gibi yaşama şansına sahipti.DĐKKAT! ÇOK ÖNEMLĐ BĐR YAZI! M. kahramanın başlangıçtaki arzusu net bir sonucu olan. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki. planından vazgeçme. spesifik. Bu. neler olup bittiğini anlamaya çalışır. ya da genel amacını gerçekleştirmek için bir plan yapar ("Yalancı Yalancı"daki -Liar LiarFletcher. sayfada). kendisinin gerçeği söylemek üzere lanetlendiğini kavrar. Ama bu noktada kahraman bütün gemileri yakmalıdır. ya da en azından yeni sorunun kolayca çözülebileceğini düşünür. kahramanımızın dış motivasyonunun açıklandığı/belirlendiği andır. kahraman kendini amacına tamamen adamalıdır. (Syd Field'a göre "Midpoint") AŞAMA 4 : ENGELLER. Bunlar şöyledir: Serim (Aşama 1 + Dönüm Noktası 1 + Aşama 2) Gelişme (Dönüm Noktası 2 + Aşama 3 + Dönüm Noktası 3 + Aşama 4) Çözüm (Dönüm Noktası 4 + Aşama 5 + Dönüm Noktası 5 + Aşama 6) Şimdi bu aşama ve dönüm noktalarını teker teker inceleyelim. AŞAMA 2 : YENĐ DURUM Hikayenin %10'u ile %25'i arasındaki bölümde kahramanımız. okuyucuyu ve izleyiciyi. AŞAMA 1 : SERĐM / GENEL DURUM Senaryonuzun açılışındaki %10'luk bölüm. komik. üç perdelik yapıyı. büyük bir heyecan ve beklenti duyarak girer. kahramanın sevilebilir. ZORLUKLAR. ve (kahramana haksızlık yapıldığını göstererek. (Đlk 10 sayfa kuralını hatırlayın) Burada kahramanımızın günlük hayatını göstermeli. kötü adama iyice yaklaşır. Bu ayrım. çok katı gibi görünse de senaristin işini büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. kahramanımızın hedefe ulaşmada kullandığı planı işe yarar gibi görünmektedir. Doubtfire" da çocuklarını görmek için bir plan yapar. yolculuğuna başlar. gözle görülür bir hedefe dönüşmeli. (Bu. BU yeni ortama alışır. Bu da onda yeni ve görülebilir bir istek uyandırmalıdır. ama kahramanımız karşısına çıkan engelleri aşabilmektedir. kahramanımıza yeni bir fırsat sunulmalıdır. DÖNÜM NOKTASI 3 : DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA Senaryonuzun tam ortasında (yaklaşık 60.3 PERDELĐ YAPI . Bu âna kadar kahraman geri dönme. DÖNÜM NOKTASI 2 : PLANDA DEĞĐŞĐKLĐK Hikayenizin dörtte birine geldiğinizde.

sahip olduğu herşeyi riske atmalıdır. Rocky 1'in finalindeki büyük maç. başlangıca göre çok daha fazla olacaktır. Bu aşamada kahramanımız başarısız olduğu takdirde kaybı. Ama bir çok romantik komedide. kahramanımıza öyle bir şey olmalı ki. hedefine ulaşmak için kullanmalıdır.Senaryonun %50'si ile %75'i arasındaki bölümde. (Bu.) (Makalenin orijinalini http://www.As Good As It GetsCarol.) (Syd Field'a göre "Plot Point 2") AŞAMA 5 : SON HÜCUM / ZORLAMA Yenilmiş ve hırpalanmış olan kahramanınız.htm adresinden bulabilirsiniz) 130 . "Er Ryan'ı Kurtarmak"ta Almanların köprüyü ele geçirmek için yaptıkları son saldırı. seyirciyi şaşırmış/afallamış ya da mutlu/memnun halde bırakmaktır. (Örneğin "Thelma & Louise"de doruk noktası. Ryan.sonra. izleyici onun herşeyini kaybettiğini düşünmelidir. Yüzbaşı Miller'ın mezarını ziyaret etmektedir.com/structure. Morpheus'u kurtarmak için tekrar Matrix'e girer. Film bu görüntüyle sona erer. sayfasında. kahramanın büyük meselesinin hallolması ile sona ermez. gözle görülür amacı gerçekleştirmek gittikçe zorlaşır. iki kadının arabayla uçurumdan atlamasıdır. gizem filminde ve dramada. "The Matrix"te Neo ile Trinity öpüşür.) Bu tür filmlerde yazarın amacı. "The Matrix"te Morpheus yakalanır. Artık yolculuğunu bitirmiş olan kahramanın yeni hayatını da göstermelisiniz. Melvin'i terk eder.) Hiçbir film. Ryan'ı ailesiyle birlikte mezarlıkta görürüz. AŞAMA 6 : SONUÇ Bazı filmlerde. Tüm gücünü ve cesaretini. DÖNÜM NOKTASI 4 : EN BÜYÜK AKSĐLĐK 120 sayfalık senaryonun yaklaşık olarak 90. sonuç senaryonun en son 5 ila 10 sayfasını oluşturur. Bu yüzden doruk. sonraki sahnede Neo'nun "Sistem"e telefon edişini ve uçuşunu görürüz.screenplaymastery. doruk noktasından sonra gösterecek pek bir şey kalmaz. kendi kaderini belirlemelidir.) DÖNÜM NOKTASI : 5 DORUK Filmin doruğunda bir kaç şey birden olmalıdır: kahraman. ve dış motivasyon meselesi tamamen hallolmalıdır. bütün hikayedeki en büyük engelle karşılaşmalıdır. (The Matrix'te Neo. filmin sonlarına yakın bir yerde meydana gelir. "The Matrix"te de Neo ile Ajanlar arasındaki son kapışma ve kovalamacadır. ("Er Ryan'ı Kurtarmak"ta doruk noktasından -köprünün savunulması ve Yüzbaşı Miller'ın ölmesi. ("Benden Bu Kadar"da .

Jack ise resim çizmekle meşguldür. ama kasanın içinden "Okyanusun Kalbi" adlı elmasın çıkmaması. ama başaramaz. ama en sonunda iki genç aşık. AŞAMA 6 . Rose'un Jack ile yakınlaşmasını tasvip etmez. büyük engelleri aşarak güverteye çıkmayı başarırlar. sonra su yüzüne çıkarlar. tam cankurtaran sandalına binecekken vazgeçer ve Jack'i bulmaya karar verir. AŞAMA 3 . Ama yaşadığı (ve yaşayacağı) hayattan mutsuz olan Rose.DORUK : Bu. AŞAMA 2 . DÖNÜM NOKTASI 3 .EN BÜYÜK AKSĐLĐK : Jack ve Cal Rose'u bir cankurtaran sandalına bindirirler. Önce Jack ve Rose da gemiyle birlikte suya gömülür. ("Flashback" biter) Yaşlı Rose. DÖNÜM NOKTASI 5 . geminin ortadan bölündüğü. ama başka çarem yok. Herkes uyurken elması okyanusun derinliklerine bırakır. DÖNÜM NOKTASI 1 . diğer yolcuların da bu can pazarında nasıl davrandıklarını izleriz ibretle. DÖNÜM NOKTASI 2 . DÖNÜM NOKTASI 4 .PLANLARDA DEĞĐŞĐKLĐK : Bilinmeyen bir nedenle Rose intihara kalkışır ama Jack onu ikna eder ve suya düşmekten kurtarır. Titanic'teki araştırmacıları araması. Jack'in vaad ettiği özgür yaşamı tercih eder. sınıf yolcuların eğlencesine götürür. Rose bu kez de yarı yoldaki sandaldan gemiye geri atlar ve Jack'e koşar.SON HÜCUM : Geminin batışı yaklaşmaktadır. nişanlısı ile pek anlaşamadığını gösteren sahneler. Rose'un. yolcuların ancak yarısını alabilecek kapasitededir.ĐLERLEME : Jack. Rose'un nişanlısı Cal tarafından yemeğe davet edilir. Ama Cal.ENGELLER / ZORLUKLAR : Rose ve Jack. ilişkilerini Cal'e ve Rose'un annesine söylemeye karar verirler. Cal.SERĐM : Küçük denizaltıların Titanic'e girmesi ve bir kasayı yüzeye çıkarmaları. kurtulduktan sonra neler olduğunu anlatır. Cal iki aşığı öldürmeye çalışır. Jack'in tutuklu bulunduğu bölüm kısmen su altında olduğu için bu çok zor olur. torunuyla birlikte araştırma gemisi Keldysh'e gelmesi. Rose ise geri dönen bir cankurtaran sandalı tarafından kurtarılır.DÖNÜŞÜ OLMAYAN NOKTA : Jack ile Rose. Bu arada geminin batacağı kesin olarak anlaşılmıştır. Jack Dawson'un da Titanic biletini kazanması.FIRSAT : Rose'un.SONUÇ : Jack soğuktan ölür.YENĐ DURUM : Yaşlı Rose hikayesini anlatmaya başlar: ("Flashback") Genç Rose'un annesi ve nişanlısıyla Titanic'e binmesi. Aksi takdirde o kadar uzun bir analiz yapmak zorunda kalırım ki. 131 . AŞAMA 1 . Yapılacak tek şey. Ama gemideki cankurtaran sandalları. geminin ambarında sevişirler. AŞAMA . yolcuları tahliye etmektir. ardından da tamamen suya battığı sahnedir. (Cameron'dan çok akıllıca bir dönüm noktası seçimi) AŞAMA 4 . Bu yemekten sonra da Jack Rose'u 3. ve öldükten sonra Jack ile buluşur. Yaşlı Rose'un izlediği TV programı sonucu. Rose orada gerçekten çok eğlenir. kimse okumaz. Sonra da yatağında ölür.5 . Hemen akabinde Titanic buz dağına çarpar. Elmasın hâlâ kendisinde olduğunu söylemez."TITANIC" VE 3 PERDELĐ YAPI Bu filme kısa bir analiz yapmak biraz ironik. Jack ve Rose'un hayatta kalma çabalarının yanı sıra. Rose. Jack'i hırsızlıktan tutuklattırır.

Oysa orta nokta. Ama sinema. Filmin ticari bir amaçla çekildiği kesin. bu tür kısıtlamalardan rahatsız olabilir. Filmin yönetmeni. Sadece bakıyoruz. Yani bu senaryoya göre. Aynı zamanda bir "sanatçı" da olan senarist. Ama "Devlet Düşmanı"nda bizi uçuran Tony Scott. Biz de hikayeyle birlikte "sürüklenmiyoruz".'nin dış motivasyonunu çok zayıflatıyor. Ama yapımcıları bir iki ünlü oyuncunun ismiyle kandırıp filmin başarılı olacağına inandırmak mümkündür. tam bir vakit kaybı). Güya bu arada kız ile adam arasındaki ilişkiyi geliştiriyor. Milyonlarca doların yatırıldığı bir uğraşta. Filmin "birinci dönüm noktası"na ("fırsat") D. vb. başrolünü Kevin Costner'ın oynadığı "BODYGUARD"da görebilirsiniz. bu kısıtlamaları iyice artırır. Ve yapımcı. "Yeni durum" bölümünde koruma ile kız arasındaki ilişkiyi geliştirirsiniz. Çok da benzer olmayan bir "Koruma" hikayesini. Gerçek bir yaratıcılık için 3 Perdeli Yapı'nın terk edilmesi gerekir. burada yerlerde süründürüyor. yapımcının para kazanma kaygısı baskındır. "dönüşü olmayan nokta"dır. senaristin hareketlerini kısmen kısıtladığı doğrudur. Bu nedenle de geçmişte denenmiş ve başarılı olmuş formüllerin kullanılması haklı görülebilecek bir yaklaşımdır..W. Ve genelde de ticari başarısızlıkla sonuçlanır. Ama bu kadar gelişmiş bir ilişkiye gerek olmadığını fark edememiş. ticari sinema yapmaya çalışan bazı insanların bile bilerek ya da bilmeyerek bu formüllerden (burada. senaristin sanatsal özgürlüğü değil. (Kızın yüzme yarışmasına hazırlanması.W. "Devlet Düşmanı"nda mükemmel bir iş çıkarmış olan Tony Scott. Sinemalarda oynadığında çok başarılı olmuştu (1992'de 410 milyon dolar) ve 3 Perdeli Yapı'yı son derece başarılı bir biçimde kullanıyordu. Bunun sonucunda. Bu itirazcılar genelde şöyle der: "3 Perdeli Yapı hep birbirine benzeyen filmlerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Bunun örneklerinden biri. Böyle bir filmi 3 Perdeli Yapı'ya oturtmak en iyisidir. D. Başrolünde ise Denzel Washington. D.hatta biraz fazlaca . Ama yönetmenin. Ama "Gazap Ateşi"nin senaristi bu yolu tercih etmiyor. Bunların başında da benim çok sevdiğim kuramcılardan biri olan John Truby gelir. Peki bu hataları kim yapıyor? Senarist.Meksika'daki adam kaçırma olaylarından haberdar ediliyoruz) filmin "orta noktası"na ("Midpoint") bırakıyor.'ın koruma olarak işe alınmasını koyarsınız." 3 Perdeli Yapı'nın. tahmin edilebileceği üzere. Üç Perdeli Yapı'dan) yeterince faydalanmadığı görülebilir. Senaryo da buram buram "ticari" kokuyor zaten: Zengin bir Meksikalı ailenin kızı kaçırılır ve D. oynamazdı.ÜÇ PERDELĐ YAPININ NĐMETLERĐ: "GAZAP ATEŞĐ"NĐN KÖTÜ ÖRNEĞĐ Senaryo dünyasında zaman zaman "3 Perdeli Yapı" aleyhine sesler yükselir. kaçırılışı bu kadar geç koyarak bizi sıkıyor. yakınlarda sinemalara uğrayan "Gazap Ateşi"dir ("Man on Fire").'nin kızı bulmak için tam bir azimle harekete geçmesi gereken noktadır.W. Hele kızın hayatta olduğunu filmin neredyese sonuna kadar öğrenmemesi. Hele Michael Hauge'un versiyonu. (Küçük kız rolünde kim var bilin bakalım: Dakota Fanning. kötü senaryoyu ya da senaryodaki hataları derhal fark etmesi gerekir. Yapımcısını ve 132 . Yani gişede "başarısız" olmuş. "Đkinci dönüm noktası"nda ("planlarda değişilik") kızın kaçırılmasını gösterirsiniz. Film böylece son derece yüksek bir hızla ilerler.'nin kızı bulmak için harekete geçmesi filmin çok ileri bir zamanına kalıyor. Kızın beklediğimiz kaçırılışını (bekliyoruz. Đstediği gibi yazmak isteyebilir. Bununla birlikte.W. "Dünyalar Savaşı"ndaki çığlıkları hala kulaklarımızda!) Film 70 milyon dolara mal olmuş ( + 30 milyon dolar pazarlama) ve bütün dünyada 118 milyon dolar getirmiş. başrolü de D. onu bulmak için ortalığı birbirine katar. Senarist.. yoldan geçen biri gibi. Bu. Öyle olmasa yönetmenliğini Tony Scott yapmaz. W. Ama bu hataları fark etmek zorunda olan kim? Yönetmen. D.W. çünkü filmin başından itibaren sürekli olarak . gerçek bir sanatçının sahip olduğu özgürlükleri bir senariste tanımayacak kadar ticari bir uğraştır. riskli bir harekettir.

Bu kötü filmleri izlerken kendinizi "Ben bu filmi 'eğitim amaçlı' izliyorum zaten" diye teselli edebilirsiniz. Whitney Houston'a ise hayatının tek başarılı rolünü oynatmıştı.oyuncularını ihya etmişti. 3 Perdeli Yapı'nın bir başarılı. Her ne kadar senaryo hocaları "Đyi senaryo yazmak için kötü filmler de seyretmek gerek" dese de. Çünkü insan hayatının en önemli unsuru "zaman"dır. Ama bence "Gazap Ateşini" seyretmeseniz de olur. bir de başarısız uygulamasını (daha doğrusu uygulamamasını) görmek için bu filmleri arka arkaya seyredebilirsiniz. "Kurtlarla Dans" filmiyle zaten ünü tavan yapmış Costner'a tavanı deldirmiş. ya da en iyisi 10'a 1 şeklinde oranlayın.sinema eleştirmenlerinin de "katkısıyla" . Yani 10 iyi filme karşılık 1 kötü film izleyin. ben böyle bir şey deme sorumluluğunu alamam. 133 . Ve benim söylediğim bir şeyden dolayı zaman kaybetmenizi kesinlikle istemem.eninde sonunda bir sürü kötü film izleyeceksiniz zaten. Eğer yine de kötü film izlemek istiyorsanız. Aslında bu kadar çok iyi film bulmanız bir süre sonra çok zorlaşacak ve . bunu 5'e 1.

aşağıdaki yollardan birini ya da bir kaçını kullanır. Dustin Hoffman'ın canlandırdığı aktörün kendine oyuncu olarak iş aradığını ama bir türlü kabul edilmediğini kısa sahneler şeklinde görürüz. Önce polisler ile Travolta arasındaki pazarlığa ve büyük patlamaya tanık oluruz. Kahramanımız daha sonra bir biçimde bu aksiyona tepki verecektir) 4-) Yeni gelen biri (Kurulu bir düzene yeni katılan biri -örneğin bir şirkete yeni alınan eleman. Mısır'da geçen bir olayla. Sonra da bu noktaya nasıl gelindiğini öğrenmek için aylar öncesine döneriz) NOT: Yukarıdaki bilgiler Michael HAUGE'un "Satan Senaryo Yazmak" ("Writing Screenplays That Sell") kitabından derlenmiş. uzaylıların gelip 5. Element'i almasıyla. Sonra da bu olayın nedenlerini öğrenmek için geçmişe döneriz. Yani yazar. bir polisin yaptığı soruşturma.) 2-) Büyük olaydan önceki sıradan hayat (Geleceğe Dönüş 1 filminin başında Marty McFly'ı günlük hayatını yaşarken görürüz. çok kısa sahneler hızlı bir biçimde arka arkaya konur. başlar.girdiği ortamla ilgili sürekli sorular sorar. ve hikayedeki en önemli aksiyonun ne olduğunu anlatır. BEŞĐNCĐ ELEMENT filmi böyle başlar. hayatının nasıl kazandığını.önce yaşanan ve hikayeyi tetikleyen olayı görürüz. vb.) 6-) PROLOG (Ana olaydan bir süre -uzun ya da kısa bir süre olabilir bu.HĐKAYE GĐRĐŞLERĐ Ana akım ("mainstream") filmlerin senaryolarında kullanılan çeşitli giriş teknikleri vardır. ve örneklerle zenginleştirilmiştir.) 3-) Kahramansız aksiyon (Burada ilk olarak Kahramanı değil. Kodadı: KILIÇBALIĞI böyle başlar. kahramanın düşmanının bir iş çevirdiğini görürüz. Film. TOOTSIE filminde. 134 . asıl hikayeden yaklaşık 300 yıl önce. 1-) Kahraman aksiyon içinde (Rocky 1'in daha ilk sahnesinde Rocky'yi ringde dövüşürken görürüz. "Şu hikayeye nerden ve nasıl girsem" diye düşünürken. Bu giriş bize. kahramanımızın ne yaptığını.) 7-) Geridönüş / FLASHBACK (Önce önemli bir olay görürüz. böylece onunla birlikte seyirci de bilgilenir) 5-) Montaj (Kahramanın hayatını özetlemek için.

Hayır.4 "GÖREVĐMĐZ TEHLĐKE 2" Görevimiz Tehlike 2'nin ilk 10 dakikası üç ana sahneden oluşuyor. aslında Tom Cruise olmadığını. virüsün ve tedavisinin şu anda bilimadamının yanında olduğunu öğreniyoruz. (Özdeşleşme ile ilgili aşağıdaki yazıyı hatırlayın: "Kahramanla özdeşleşme sağlamanın en emin yollarından biri. laboratuvardaki bir bilimadamının kendi vücuduna bir virüsü aşıladığını görüyoruz. kahramanı tehlikeli bir pozisyona koymaktır. Birinci sahnede. birileri tarafından kurnaz bir biçimde ele geçiriliyor (oksijen maskesi numarası güzel). bu bilim adamını bir uçakta görüyoruz. Buna DVD ve TV gelirleri dahil değil.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . Küçük bir not: 2000 yılında gösterime giren "Görevimiz Tehlike . Dimitri bilimadamını öldürüyor ve virüsün bulunduğu çantayı alıyor. Bu gözlüğü takan Ethan kendisine yeni bir görev verildiğini öğrenir. 20 saat içinde Dimitri adında bir adamla buluşması gerekmektedir. kuralı ile ilgili bir ders" diyor bize. kaya tırmanışı yapmaktadır. Dimitrinin. Ne bir saniye eksik. Daha sonra bütün korsanlar paraşütle uçaktan atlıyorlar ve uçak bir dağa çakılıyor. gerçeğe çok benzeyen bir maske kullandığını görüyoruz. Yönetmen John Woo sanki "Alın size 10 dk. 135 . Đnanmazsanız DVD'nin saatine bakın. bir helikopter belirir ve Ethan'a özel bir gözlük ulaştırır.") Hatta bir yerde Ethan kayalardan sürüklenerek düşer. Ve kayaların en üstüne çıkmayı başarır. Bilimadamı ve korsanlar hariç herkes bayılıyor. Yanında da birinci Görevimiz Tehlike'den tanıdığımız "Ethan Hunt" (Tom Cruise) oturuyor. Bu nedenle tehlikelidir. Bütün bu olaylar tamı tamına 10 dakika sürer. (Burada çok güzel bir geçiş var: Dağa çakılan uçağın alevlerinin içine dalıp kendimizi kaya tırmanışı yapan Tom Cruise'un yanında buluyoruz) Gerçek Ethan Hunt.2"nin toplam hasılatı 545 milyon dolar. Bu bilimadamının. düşmez. ne bir saniye fazla. En üste çıktığında. Bir bilim adamının kendine gizlice bir şey aşılaması yeterince ilginç bir durum. Acaba tamamen düşecek mi diye nefesimizi tutarız. Herhangi bir bilgisayar efekti ile üretilmemiştir. Đkilinin konuşmasından. Ama devamı var. Bu "gerçek" bir kaya tırmanışıdır. Bundan hemen sonra bulundukları uçak. Đkinci sahnede. Ama bilimadamı ona sürekli olarak "Dimitri" diyor.

16 dakika içinde. Jake ikna olmuştur. bir hapishane perdeye geliyor. 20 saniye) Kapının önünde. Evet. Jake'in suça (= maceraya) eğilimli olduğunu gösterir. 3-) Jake'in bir de kardeşi (Elwood . (6 dk. Ama şoför koltuğundaki kardeşi arabanın iyi olduğunu söyler. Burası bir sanayi şehridir.CAZCI KARDEŞLER "Blues Brothers" (Cazcı Kardeşler) filminin senaryosunun ilk 10 dakikasına bakalım: Filmin başında Chicago görüntüleri görüyoruz. Jake. ve bunu sıradan bir olaymış gibi karşılayacak kadar da serin kanlıdırlar. 16. çok komik iki tipi tanıyor. Bunu kanıtlamak için de. Ve serin ("cool") tavırları vardır. 5-) Yarıya kadar açılmış bir köprünün üzerinden atlayacak kadar maceracı. Gardiyanlar bir mahkumu (Jake . bir nehrin üzerindeki yarıya kadar ayrılmış köprünün üzerinden uçarak geçer. 136 . Jake'in yasadışı yollar ile elde edeceği parayı kabul etmeyeceğini çok açık bir biçimde ifade eder. Yetimhanenin borcu olan 5000 doların 11 gün içinde yatırılması gerekmektedir. 2-) Öykünün hapis çıkışında başlamış olması. sinema tarihine mal olmuş durumda zaten.John Belushi) uyandırıp hapse girmeden önce sahip olduğu eşyaları geri veriyorlar ve adamı hapishanenin ön kapısına koyup serbest bırakıyorlar. Jake'i eski bir polis arabası beklemektedir. 23. 4-) Her ikisi de baştan aşağı siyah giymektedir. ve 11 gün içinde başarmak zorunda oldukları zor bir görev olduğunu öğreniyoruz. Jake ve Elwood'un büyüdüğü yetimhanenin satılmak üzere olduğunu." Hikayenin geri kalan bölümü ise. ve onları yetiştiren rahibenin bu satıştan sonra büyük sıkıntılar çekeceğini öğreniyoruz. dakikada ise bu görevi nasıl başaracakları ortaya çıkıyor: "Grubu tekrar bir araya getirmek ve verecekleri konserden kazanacakları para ile yetimhaneyi kurtarmak. Bir süre arabayla giderler. Bu 10 dk içinde şunları öğreniriz: 1-) Jake eski bir mahkumdur. Biraz daha sabredersek (ki bu girişten sonra hiç sorun olmuyor). dk'ya kadar. Ve rahibe.Dan Aykroyd) vardır. bu arada araba hakkında konuşurlar.3 . Jake'in kardeşi Elwood çıkar. Bu 10 dakika bize seyretmeye değer bir film ile karşı karşıya olduğumuzu göstermeye yetiyor. Sonra sabahın ilk ışıkları ile. Bütün bunlar tamı tamına 10 dk (=10 sayfa) içinde olur.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . Ama içinden polis değil de. arabayı beğenmemiştir.

Artık seyirci. Jones ile konuşmak istediğini söyler. Đlk sahnede çok yalın bir anlatımla LEON'un "iş"i alışına tanık oluruz. olası bir çatışmaya dalalet ediyor) 2) Bir kadın (Çok fonksiyonel olmasa da sahneye bir renk katıyor) 3) Đnsanları ustaca öldüren kiralık katil 4) Çok akıllı bir biçimde düzenlenmiş silahlı çatışmalar "Leon" filmi şiddeti özendirmesi ve "pedofili" (sübyancılık) içermesi nedeniyle eleştirilmişti. Senarist bu isteği 10 sayfada / 10 dakikada yaratmayı başarmıştır. kadınla işini bitirmiş Mr. adamları da etrafı gözleyecektir. En son Mr. Jones ile Morizio arasında bir telefon görüşmesi yapılmasını sağlar. fotoğraftaki adamın Morizio'yu dinlemesini sağlamaktır. Morizio adlı birinin işlerine karıştığını söyler."LEON" Daha önce (aşağıda) bahsettiğimiz "Đlk 10 Sayfa" kuralına uyan bir başka film de LEON'dur (Sevginin Gücü). ve eli silahlı adamlar (Ellerindeki silahlar. 137 . Leon'un kim olduğunu ve bundan sonra neler yapacağını öğrenmek istemektedir. Jones'a otel lobisinden bir telefon gelir. Mr Jones. Bir süre sonra. Jones adında biri olduğunu öğreniriz. Đkinci sahnede fotoğraftaki adamın Mr. Sahnede iyi bir film izleyeceğimizi gösteren bir çok unsur vardır: 1) Uyuşturucu. (Bu yalınlığın sebeb-i hikmetini daha sonra öğreniriz: Leon pek de zeki biri değildir).2 . (Süt buluşuna dikkat). Sonra da hayalet gibi ortadan kaybolur. Filmin ilk 10 dakikasında sadece 2 sahne bulunuyor: Leon'un "iş"i aldığı ve lokantada geçen ilk sahne. Ayrıca yanlarında yüklü miktarda kokain vardır. Ne bir dakika eksik. Bu etkili giriş tamı tamına 10 dakika sürer. Mr Jones ve 6-7 adamı bir otele gelirler. diğer adamları alarma geçirir. Filmin bütününe (özellikle de "Yönetmenin Kurgusu"na) bakarak bu suçlamaların yer yer haklı olduğunu söyleyebiliriz. Ama filmin girişi kesinlikle etkilidir. Ama Leon hepsini teker teker öldürür. Bu sahne sadece filmin başlangıcından 2 dk 50 sn sonra biter. Leon'a. Bu ilk 10 sayfayı okuduğunuz anda zaten kendinizi çok güzel bir filmin içinde bulacağınızdan emin oluyorsunuz. Hepsi eli silahlı olan adamlar derhal önlemlerini alırlar. bu nedenle de başarılıdır. Leon.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . fotoğrafını gösteridiği bir adamın. boğazına bıçak dayadığı Mr. telefon eden adamın öldüğünü görürüz. Leon fotoğrafı alır ve sütünü içer. Jones kalır. Jones'un otel odasında geçen ikinci sahne. uyuşturucu satıcısı. Leon'un görevi. Hemen sonra. bir kadınla birlikte olacak. ne bir dakika fazla. Lokantanın sahibi. ve uyuşturucu satıcısı Mr. Jones paniğe kapılır. Arayan kendi adamıdır ve lobideki birinin (kim olduğunu görmeyiz) Mr.

Đş arkadaşı John'a. Kahinlerden sorumlu kişi. John elindeki verilerden anlamlı bilgiler edinmeye çalışırken. Onunla birlikte biz de "Suç Öncesi"nin ne olduğunu ve Kahinlerin ne iş yaptığını öğreniriz. Bunlar. John da. (Başlangıçta önemsiz gibi görünen bu detay.1 . ne iş yaptığını görüyoruz. 8 -) Kahinlerin. yapımcının dikkatini çekebilmek için. hem de film boyunca ihtiyaç duyacağımız en önemli bilgileri bize çok etkili bir biçimde veriyor: 1 -) Hikayenin gelecekte geçtiğini öğreniyoruz: Yıl 2054 2 -) Suç-Öncesi diye bir polis departmanı olduğunu öğreniyoruz. ve müfettiş Danny de bunu görür. 3 -) Kahramanımızla (John Anderton) hemen tanışıyoruz. filmin sonundaki "çözüm"de anahtar bir rol oynuyor. 10 sayfalık bir şansa sahiptir. Adalet bakanlığından gelen Danny adlı bir müfettiş de "Suç Öncesi" mekanizmasının nasıl işlediğini öğrenmek için John'un yardımcılarına sorular sorar. 7 -) Cinayetin nasıl son anda engellendiğini görüyoruz. John. Bu şu demektir: bir senarist. cinayetten sonra bile bazı görüntüler aldığını ve bunların silindiğini görüyoruz. Senaryo sadece girişiyle bile takdiri hak ediyor. 6 -) Suç-Öncesinin nasıl işlediğini. en sonunda cinayet mahallini saptar ve sadece bir iki saniye farkla cinayeti önlemeyi başarır. ve bir cinayet işlendiğini anlarız. flu. içinde olur. bölük pörçük görüntülerdir. 138 . bir adamla bir kadının öldürüleceğini söyler. o senaryo okunmaz bile. bu "kehanette bulunan" "pre-cog"lardan alınan görüntü ve sesleri analiz etmeye başlar. Bütün bu olaylar 15 dk. hikayenin geçeceği yakın geleceği yaklaşık 15 dakika içinde bize anlatmayı başarıyor. bu 15 dakika içinde bizi hem koltuklarımıza yapıştırıyor. yarım saat içinde işlenecektir) cinayet mahallini ve katili bulmak. cinayet gerçekleşmeden (ki kahinlerin söylediğine göre bu cinayet. "hikayeye yeni giren adamın soruları" yöntemiyle biz de öğreniyoruz. John acaba başarabilecek mi? diye merak ediyoruz. Cinayet sona erdikten sonra Kahinler hala cinayetin görüntülerini algılamaktadır. ve mümkünse katili engellemektir. Dick'in bir hikayesinden uyarlanan bu filmin girişi. içiçe geçmiş ve bozulmuş ("distorted") bazı görüntülerle başlar. çok etkili bir giriş yapmak zorundadır. Philip K.ETKĐLĐ FĐLM GĐRĐŞLERĐ . "yansıma" ("echo") denen bu görüntüleri siler. Bunu nasıl yaptıklarına bir bakalım: Film. Ama bu görüntülerden bir adamla bir kadının seviştiğini."AZINLIK RAPORU" Holywood'da senaryolar değerlendirilirken şöyle bir kural vardır: Bir senaryo okuyucuyu 10 sayfa (yani 10 dk) içinde içine çekmiyorsa. 5 -) John ve adamlarının görevi bu cinayeti işlenmeden önlemek. John'un yapması gereken şey. Sonra filmin kahramanı John Anderton'ın SUÇ ÖNCESĐ (Pre-Crime) kurumuna girişini görürüz. Çünkü yazarlar ve yönetmen.) Yazarlara ve yönetmene (S. Bu nedenle bu ilk 10 sayfalık şansını çok iyi kullanmak. Etkili girişlerin en önemli ve yakın örneklerinden birini AZINLIK RAPORU'nda görüyoruz. Zaman gittikçe daralmaktadır. Senaristler (Scott Frank ve Jon Cohen). insanı yaka paça hikayenin ortasına atmaktadır. 4 -) Kısa bir süre sonra bir cinayet işleneceğini öğreniyoruz. Spielberg) helal olsun demekten başka bir şey kalmıyor bize.

Tatmin edici olmayan bir başka final de. Henüz kahramanların kavuşmasını duygusal olarak sindirmeden. ne Savcının Karısı. babasını gömerler. ama Çanakkale Boğazı'ndan geçerken Ayvalık'ta olduğunu öğrendiği Esma'nın yanına gitmeye karar verir. çok sağlam bir çatışmaya dayalı bir öyküyü. Ama olmadı. James Cameron'un T1 ile T2'sini iyice analiz etmelerini de tavsiye ederim. olayların üzerinden 3 sene geçmiş gibi anlatmaya başlardım. bu arada Esma da düğün hazırlıkları yapmaktadır. düğünü deniz kenarındaki bir mekanda yapmaya karar vermiştir. filmdeki ilginç anlar ve filmin bitişi. yapımcı. Selim tekrar denize açılır. Bunun nedeni de. Çok ilginç bir zamanda konulan çok ilginç bir "yabancılaştırma efekti"! Bu kadar uzun süre izleyiciyi kendine bağlamayı başarmış bir dizinin daha güzel bir biçimde bitirilebileceğinden emindim. (Asmalı Konak'la ilgili olarak söylemem gereken bir şey daha var: Bu diziden sonra onun düzeyinde bir dizi daha çıkmadı. Hem hikaye açısından tatmin edici değildi. ışıkçı ve bilumum (o an için görülmesi gereksiz) insanla burun buruna geliyoruz. Ve gerçekten de kötü bir filmle karşılaştılar. onu kollarına alır. Ertesi gün olur. biraz daha zenginleştirir. Selim ağır yaralı bir biçimde kurtulur. Tam o sırada yaralı Selim sahile vurur! Esma gelinlikleri içinde Selim'e koşar. Ama şaşırtıcı derecede düşük bir rating de aldılar. yönetmen ve yapımcılar tercihlerini aksi yönde kullandılar. dizinin bütünlüğüne ihanet etmesinin yanı sıra. Bilişsel psikolojide buna küvet etkisi diyorlar bildiğim kadarıyla. hatta gelmemesi gerektiğine işaret eden bir temel atmıştı ("set up"). üç şey kalır: filmin başlangıcı. kadroyu yeniden toplar. derhal düğün sahnesine geçilmesi. Zira dizi o noktaya kadar. dizinin üretilmesine katkıda bulunan insanların boy gösterdiği (ve böylece manevi olarak kendini tatmin ettiği) bir sahneye götürüyor. hatırlarsanız. "Asmalı Konak"taydı. dizinin sondan bir önceki sahnesinde (dolmuşun yanında yaşanan sahne) kucaklaşan Selim ile Esma'dan. Düğün günü gecesi Selim'in teknesi çok kötü bir fırtınaya yakalanır. (Benim "Bir Đstanbul Masalı" için düşündüğüm final ise şöyle: Selim. Bir kadraj numarası ile gerçekleşen bu geçiş bizi gerçek bir düğüne değil. ne Bir Đstanbul Masalı. Đyi bitmeyen dramatik eserler sadece TV dizileri değil. Selim'in son sözleri "Ben bir eşşeğim" . Türk televizyon tarihine "gelmiş geçmiş en iyi sitcom" olarak geçebilecek bir dizinin "yapımcı hatasından dolayı en kötü biten dizi" olarak anılmaya mahkum olması ilginçtir. Başı ve ayakları küvetin dışında kalan bir adamın görüntüsüne gönderme yapılarak. Ne Haziran Gecesi. Dizinin finalinin sinemada oynayacağını öğrenince ne hissettiniz? Aldatıldığınızı değil mi? Ama yine de izleyiciler Asmalı Konak'ın filmine koşa koşa gittiler. Esma'nın Selim'i tercih etmesi. eski Türk filmlerindeki kör kızın bir araba kazası sonucu gözlerinin açılmasından biraz daha hallice bir davranıştır. Bunca bölüm boyunca aşkına sahip çıkmayan insanların son bölümde de mutsuz bir biçimde ayrılması gerekiyordu. "Bir Đstanbul Masalı"nın sonunun mutsuz bitmesi gerektiğini yazmıştım aşağıda.) "Çocuklar Duymasın"ın da ne kadar kötü bittiğini yazmama gerek yok herhalde. Tekne batar. bence.ya da ona benzer bir şey . yönetmen. Sondan bir önceki bölümde Demir bile ağabeyine bunu çok güzel bir biçimde özetlemişti: aşkınıza sahip çıkmadınız. Düğün seremonisi başlar. senarist. Esma ile Selim'in bir araya gelemeyeceğine.ĐYĐ BĐTĐR BENĐ! Filmlerin ve TV dizilerinin başlangıçları kadar bitişleri de önemlidir. ne de Melekler Adası. Bence bunda "mutlu son" seçiminin bir payı olmuştur. anlamsız bir tarzda bittiğini de söylemeliyim. hem de sinemasal açıdan.) Đzlediğimiz finalin. Ben olsam. Bazen çok iyi başlayıp çok iyi giden 139 .olur! Rating rekorları kırılır. Seyirciyi ihya ettiler güya. Çünkü seyircinin aklında. Esma ve damat adayı. babasının cenazesi dolayısıyla Đstanbul'a gelir. Doğal olarak da "ne alaka?" diyoruz. Yazarlar. Devam dizisi çekmekle ilgili olarak.

büfeciyi ihya etmişiz ve sen bize eli yüzü düzgün bir final bile vermiyorsun. tahmin etmek değil. 140 . Bu kasedin polisin eline geçeceği ve kahramanlarımızın serbest bırakılacağı kesin.filmler de kötü (yani tatmin etmeyen bir biçimde) bitebiliyor. Seyirci de iki saat boyunca birlikte üzülüp sevindiği kahramanın sonunu öğrenerek sinema salonundan mutlu bir biçimde ayrılıyordu. kahramanlarımız tutuklanıyor ama onları kurtaracak olan video kaset esas kızın eline geçiyordu. O kadar kalkmışız. seyirci niye gelmedi?" diye soruyorsun. Filmi eksin verdiğin için. Hatırlarsanız filmin finalinde. filmlere etkili girişler yapmak kadar. Son sahnesinde ise Brad Pitt ve Julia Roberts Ocean'ı hapishanenin çıkışında bekliyorlardı. etkili çıkışlar da yapmak gerekiyor. Ama insan yine de bunu görmek istiyor. sinemaya gelmişiz. Sonra da "ben bu filme bir milyon dolar yatırdım. Filmin sondan bir önceki sahnesinde Ocean'ın polisler tarafından alınıp götürüldüğünü görüyorduk. Özetle söylersek. Buna en iyi örneklerden biri "ĐNŞAAT"tır. Filmin finaline gelindiğinde yönetmen bizden finali tahmin etmemizi istiyordu! 2 küsür saat boyunca özdeşleştiğimiz karakterlerin akıbetini "tahmin edin" diyordu bize. yani finalini vermediğin için gelmedi! Oysa "Ocean's Eleven" öyle bitmiyordu.

Ama şurası kesin: Eğer yazarları. hep böyle filmler. diziyi mutsuz sonla bitirmeliler. Yani bir istek (bu bir nesneye yönelik bir istek de olabilir. emin olun bugün kimse bu filmi hatırlamazdı. (Bunun Amerikanca'daki karşılığı "Blues" olsa gerek. yüreğinde bir yara izi olarak kalıyorlar. tatmin olmamış isteklerin akılda kalıcılık özelliği mevcut. bir kişiye yönelik istek de) tam olarak tatmin olmadığında. Hollywood'da da bu tür filmler. O kişi ya da şey. hemen herkesin ruhunda. zihinde daha kalıcı bir yer ediniyor.Clint Eastwood. "Bir Đstanbul Masalı"nın akıllarda kalmasını istiyorlarsa. sevgilisine kavuşsaydı. Meryl Streep)."BĐR ĐSTANBUL MASALI" NEDEN MUTSUZ BĐTMELĐ "Bir Đstanbul Masalı"nın akıllarda kalması. Daha aklıma gelmeyen bir çok şey olabilir. En sonu mutsuz bittiği için seyircinin boğazında bir düğüm. "Hüznü" seven bir milletiz. Neredeyse tamamen bu duygu üzerine kurulu bir müzik türümüz var: Türk Sanat Müziği. Çünkü mutlu biten diziler ya da filmler (ve diğer dramatik eserler) bizde o kadar kalıcı etki bırakmıyor. En başta "CASABLANCA"yı örnek verebilirim. 141 . Đnsan zihninin "tamamlama" özelliğininin (Bkz. Hatta bilinçaltı bu tatminsiz istek üzerinde çalışarak onu yüceltiyor. Eğer bu filmin sonunda Rick. mutsuz bir aşkın izlerinin bulunması olabilir. "Forrest Gump". Bunun nedeni. "Bridges of Madison County" ("Yasak Đlişki" . sinema tarihinin köşe taşlarıdır. Kelimenin tam anlamıyla "hüzün" demek) Bir de mutsuz sonlarda. "TITANIC". "Gestalt Psikolojisi") tatmin edilmemesi olabilir. Mutlu aşklara karşı duyduğumuz gizli "gıcık" olabilir. izleyicide en üst düzeyde etki bırakması için mutsuz bitmesi gerekiyor. olduğundan daha büyük bir şeye dönüşüyor. Bu konuda yalnız değiliz.

bizi o sahneye hazırlayan önceki sahnelerdir. Yani belirli bir hızın altına düşmemesi. ve bu soruşturmanın karar aşaması için toplanıldığını anlayacağını var sayar. okuldaki bir arkadaşından yardım ister. seyirci sıkılır Bu. her "büyük" sahne. Hemen bir sonraki sahnede kendimizi. bütün bu süreci göstermekte bir sakınca yoktur. Arkadaşı. Hunter "Patch" Adams (Robin Williams). Bu da senaristin hiç istemediği bir şeydir. Patch de buna karşı ne yapabileceğini. seyirci zihinsel ve duygusal olarak öyküden kopabilir. Senaristin yapması gereken şey. 1-) Adam işten çıkar 2-) Adam garaja ya da otobüs durağına gider 3-) Adam arabasına ya da otobüse biner 4-) Adam yolda ilerler 5-) Adam evinin önünde araçtan iner. hatta gereklidir de). (Tabii adamın hayatının ne kadar sıkıcı olduğunu göstermek istiyorsak. Bu tür sahnelere burada örnek veremeyeceğim. Senarist. seyircinin kavrayış gücüne dayanmak zorundadır. Çünkü bunu hemen anlarız. berlili bir hızın da üstüne çıkmaması gerekir. bir senaristin işleyebileceği en büyük günahtır. (Bu yöntem filmlerin "kurgu" aşamasında da çok kullanılır. AŞIRI HIZLI ANLATIM Senaristler bazen. 142 . kalitesiz olduğunu 30 saniyede anladığınız bir filmi ya da diziyi 5 dakika seyredin. Ama genelde acemi senaristler şu adımları gösterir. çoktan kurulmuş olan Komitenin Patch Adams hakkında karar verilecek oturumunda buluruz. Dekan. her taraf bunun örnekleriyle kaynadığından. Đki saattir finali beklemiş olan seyircinin. onlar da dava açılmasını önlemek için kendi soruşturmalarını yapar ve bir karara varırlar" der. bu tür büyük sahnelerin oluşmasına olanak tanımaz. Neymiş? Demek ki senarist izleyiciyi ne çok aptal. bir sahneden diğerine atlarlar. Ama şunu unutur: Bir sahneyi vurucu kılan. Hikayenin nasıl "uçarcasına" ilerlediğine şaşacaksınız. Bunun bir örneğini "Patch Adams" filminin finalinde görüyoruz. Yani hiçbir sahne tek başına vurucu değildir. Patch Adams'ın okuldan atılmasıdır. ne de çok akıllı yerine koymalıymış. Bu tekniğe (yanlış hatırlamıyorsam) "Eksiltileme" deniyor. Konu. okuldan bir arkadaşıyla konuşmaktadır. TV'yi açın. Patch'i okuldan atmaya karar vermiştir. seyircinin. Aşırı hızlı ilerleyen bir öykü. ve bu başvuru sonucunda bir soruşturma açıldığını. Yani. n'ooluyoruz? Bu kadın ölmemiş miydi?" gibi sorulara yanıt ararken kendini hikayenin bambaşka bir aşamasında bulur. AŞIRI YAVAŞ ANLATIM Bazı noktalarda senarist. Çok hızlı ilerlerse. öykünün iki noktası arasında öyle bir geçiş yapmalıdır ki. Ortalama bir senaryoda. senaristin de yazdığı şeyden pek emin olmadığı durumlarda meydana gelir. Örnek olmadığından değil. Patch'in Komiteye başvurduğunu. asıl "vurucu" sahneye ulaşmaya çalışır. kendisinden önce gelen sahnelerin yarattığı beklenti ve gerilim miktarınca büyüktür. Bu durum genelde. seyirci. 6-) Adam evinin merdivenlerinden çıkar 7-) Adam evine girer. daha fazla ayrıntıya tahammülü yoktur. Örneğin kahramanımız iş yerinden çıkıp evine gidecektir. bu iki nokta arasındaki boşluğu kendi zihninden doldurabilsin.SENARYO HIZI Senaryoda anlatılan öykünün belirli bir hızda ilerlemesi gerekir. yeterince eksiltileme kullanmamasıdır.) Bir çok yerli filmin (ve dizinin) en büyük sorunu. Artık filmin finalindeyiz. olayların neden-sonuç ilişkisinin seyirci tarafından tam olarak sindirilmesine olanak tanımadan. Ve iyi yapar. Tabii aradaki süreçte önemli bir şey yoksa. Bu kadar. "Eyalet tıp komitesine başvur. ilk ve son adımları göstermek yeterli. Bilgi olarak emin olmadığı konuları hemencecik geçerek. 1-) Adamın işten çıktığını 2-) Adamın eve girdiğini göstermektir. Seyirci "Dur bi dakka. Çok yavaş ilerlerse.

Filmi kafasında çekmiş olan senaristler. yüzündeki kırışıklıklarla ve saçındaki ak tellerin artmasıyla ödemişti. ifadeler kullanmayın. Senaryoda daha çok görsel anlatıma önem verilir. Yani yazdıklarınız bir biçimde perdeye yansıtılabilecek şeyler olmalıdır. GÜNDÜZ. Ayrıca bu tür ifadeler. Neyin nasıl görüneceğini belirlemek. ZAMAN. Bu yöntemi insanları tasvir ederken de kullanabiliriz. ARABA. Bunlardan bazılarını aşağıda sıraladım: 1) Oyuncuların senaryonuzu nasıl oynayacağına dair parantez içi açıklamalar yapmayın. Senaryo yazarken uyulması gereken bazı kurallar vardır. ENRIQUE IGLESIAS" Zengin bir dil kullanın. Bu nedenle perdede neyin göründüğünü neyin görünmediğini ayrıntılı bir biçimde yazarlar. Örneğin "Eski bir kamyon" yerine "Şehirler arası yollarda on binlere kilometre yol almaktan yorulmuş. Yani sahne başlığından (YER. 3) Bir sahneye her zaman bir tasvirle başlayın. ĐÇ. bunu parantez içinde belirtmeniz gerekir. yorgun görünüşlü bir kadın" yerine "Ayşe Hanım.SAHNE SAHNE YAZARKEN . Sadece "gitti" demek yerine "yürüdü. artık emekliye ayrılma vakti gelmiş bir kamyon" demek.BĐÇĐM Senaryo yazımının edebi yazım türlerinden farklı olduğu açıktır. okuyucunun zihninde daha canlı bir imge (görüntü) yaratır. Bu YANLIŞTIR! Senaryonuzu yazarken OMUZ ÇEKĐMĐ. ileri fırladı. koştu. vb. hayatını çocuklarına ve kocasına adamış olmanın bedelini. 143 .) hemen sonra diyaloglara geçmeyin. deri eldiven giymiş bir elin. süründü. Abartmamak kaydıyla. ĐSTĐSNA: Bu gibi parantez içi açıklamaların gerekli olduğu durumlar da vardır. Aşağıda. ĐSTĐSNA: Perdede neyin göründüğü. YAKIN ÇEKĐM. bir katilin kimliğini seyirciden gizlemek istiyorsanız. Ama oyunculara nasıl oynayacaklarını söylemek sizin göreviniz değildir. "Dağınık bir genç odası" yerine "Yerlerde dergiler. senaryonun okunmasını da zorlaştırır. BEYONCE. masanın üzerinde dağınık halde duran CD'ler. eğer hikaye anlatımı açısından çok önemliyse. kafalarındaki bu filmi kağıda da dökmek isterler. Örneğin. detay vermek iyidir. 4) Tasvirlerinizin biraz edebi olmasında sakınca yoktur. uzun süredir tozu alınmamış bir bilgisayar ve duvarlarda şarkıcıların dev posterleri: BRITNEY SPEARS. uçtu" gibi canlı ifadeler kullanabilirsiniz. GENĐŞ AÇI. Parantez içine yazacağınız bu tür talimatlar okuyucunun dikkatini dağıtır. Murat Ben de seni özledim. 2) Kamera hareketleri yazmayın. masanın üzerinde duran bıçağa uzandığını görürüz. hatalı bir örnek görüyorsunuz. sinerek ilerledi. Ama buna hiç de pişman değil gibiydi" derseniz. Bir senarist olarak sizin göreviniz karakterlere ne yapacaklarını ve neler söyleyeceklerini yazmaktır. Eğer sahnede ikiden fazla karakter varsa ve kahramanınız herkese değil de bu karakterlerden sadece birine dönüp konuşuyorsa. film yönetmeninin ve görüntü yönetmeninin işidir. Örneğin "Kırklarının sonunda. çok daha spesifik bir resim çizmiş olursunuz. kamera hareketleri verilebilir. şöyle yazabilirsiniz: YAKIN ÇEKĐM'de.

hikayeye dinamizm katan çok etkili bir tekniktir. Hareket halindeki insanlara bir şeyler söyletmek ya da konuşan insanları hareket ettirmek. bu iki türün karışımından meydana gelir. sahnedeki kişilerin konuşmalarıyla seyirciye aktarılır. tek türe bağlı kalan sahnelerden daha iyidir denilebilir. Bu sahnelerde hemen hiç aksiyon yoktur. Bu sahnelerde olay sadece görüntüler vasıtasıyla anlatılır.SAHNE TÜRLERĐ Đki sahne türü vardır: 1) Olayların görsel olarak anlatıldığı sahneler. kafede oturan soyguncular arasındaki konuşma sahnesi. Çünkü bir çok sahne. Bilgiler görüntü vasıtasıyla değil. Hiçbir diyaloğun olmadığı uzun aksiyon sahneleri ya da hiçbir aksiyonun olmadığı uzun diyalog sahneleri genelde seyirciyi sıkar. sadece teknik amaçlıdır. Bu ayırım. Örnek: Rezervuar Köpekleri'nin girişinde. Örnek: Braveheart'taki savaş sahneleri. Hatta. 2) Diyalog sahneleri. bu ikisinin karışımından meydana gelen sahneler. 144 .

145 . Sinemada hikayeler sahneler vasıtasıyla anlatılır. "AŞIK SHAKESPEARE" filminden bir örnek görelim: ĐÇ. GÜN..". hayır. HENSLOWE Hayır. HENSLOWE belirli bir yöne doğru hızla gitmekte olan WILL'e yetişir. WILL'ĐN EVĐNĐN DIŞINDA. GÜN Bir binanın çatı katında küçük bir oda. W Shakspur. insanlar işlerine gitmektedir. Kahramanımız evden sokağa çıktığında yeni bir sahneden bahsediyoruzdur artık. zaman ve mekan birliği olan bir olay ya da durumdur. yatağının bulunduğu yere çıkar ve çizmelerini giymeye başlar. HENSLOWE Şükürler olsun! (sonra. tekrar tekrar imzasını atmaktadır. Ne yazdığını görürüz: Will.. arka arkaya gelecek sahneler yazmaktan başka bir şey değildir. Sahne.. (umutsuz) Başladın mı? WILL (çizmeleriyle uğraşırken) Yıldızların ateşten oluştuğundan şüphe et. Çeşitli aralıklarla bu rafa doğru buruşturulmuş kağıt parçaları atılır. Edebiyat yapma. Will sabırsızlanır.. SOKAK. Yani aynı zaman ve mekanda geçen bir olay. Nefes nefesedir ve ayakları acımaktadır. Aniden ayağa kalkar. Güneşin hareket ettiğinden şüphe et. DIŞ. Sokak satıcıları bağırarak mallarını satmaya çalışmakta. kağıdı buruşturur ve atar. "Will Shagsbeard. Tam bu sırada kapı açılır ve HENSLOWE içeri girer. masasının üzerine eğilmiş ve büyük bir dikkatle bir şeyler yazan WILLIAM SHAKESPEARE'dir. bu bir sahnedir. senaryo yazmak eylemi aslında. Nesnelerin arasında bir kuru kafa ve üzerinde STRADFORF-UPONAVON yazan bir fincan görürüz. HENSLOWE Will! Oyunum nerede? Lütfen bana bitmek üzere olduğunu söyle. Örneğin kahramanımız evinin salonunda telefonla konuşuyorsa. Üzerinde çeşitli eşyaların ve buruşturulmuş kağıtların bulunduğu dağınık bir raf. şüpheli) Kilit altında mı? WILL Đlham perimi bulana kadar..SAHNE NEDĐR Filmler "sahne" dediğimiz birimlerden oluşur. SHAKESPEARE'ĐN ODASI. Oyunum nerede? WILL (parmağıyla alnına vurur ve kapıya yönelir) Hepsi burada kilit altında.. Bu nedenle. William Shasper. buna vaktimiz yok. Yazdıklarından memnun olmaz. Lütfen bana yazmaya başladığını söyle. bir sahne meydana getirir. Will şehrin kalabalık bir bölgesinde yaşamaktadır. Mekan ya da zaman değiştiği zaman sahne de değişir. Kağıtları atan kişi.

Mark Norman ve Tom Stoppard. Bazen mekandaki herşey aynı kalmasına karşın. Terminatör hiç hareket etmemiştir. BENZĐN ĐSTASYONU.HENSLOWE (yetişir) Bu seferki ilham perin kim? WILL Her zamanki gibi Afrodit. BENZĐN ĐSTASYONU. Shakespeare ve Henslowe evden sokağa çıkınca yeni bir sahne başlar. Sessiz ve hareketsiz bir biçimde geceyi izlemektedir. ĐÇ. (Kaynak: "Terminator 2: Judgement Day" Çekim Senaryosu. ruh eşini arayan bir boşluğu nasıl anlayabilirsin ki? (Kaynak: "Shakespeare in Love". 90. sen ruhsuz bir adamsın. HENSLOWE "Dog and Trumpet"in arkasında "iş yapan" Afrodit Baggot mu? WILL Henslowe. Aynı görüntü. GÜNDÜZ. GECE. James Cameron ve William Wisher) 146 . arada sırada yoldan geçen arabalara bakmaktadır. Terminator 2 filminden. Terminatör. ZĐNCĐRLEME GEÇĐŞ: 91. sayfa 5-6) Yukarıdaki örnekte. istayonun ofis bölümünde. zamanda meydana gelen bir değişiklik de sahne değişimi gerektir. Aşağıdaki örnek. pencerenin önünde ayakta durmaktadır. Ofisin pencerelerinden şimdi de güneş ışığı girmektedir. ĐÇ. Sadece gözleri oynamakta. mekanda meydana gelen bir değişiklikten dolayı sahne değişmektedir.

. 147 . Bu sahnede büyük bir ihtimalle izleyicileri karakterlere ve aralarındaki çatışmalara bağlayan çok şey olup bitmektedir. Vuruş Sekiz: Şüpheli çözülmek yerine Dedektif'in cebinden bir kalem kapar ve adamın gözüne saplar. Büyük (güzel) sahnelerde çok sayıda vuruş vardır ve bunlar da. Yani bir karakterin kendisine söylenen ya da yapılan bir şeyi sindirmesi için geçen kısa süre. ya da karakterin bir eyleme geçmeden önceki kısa duraksaması da "vuruş" (ya da "es") sözcüğü ile ifade edilir. Vuruş beş: Dedektif saldırıya geçer ve gömlekle ilgili daha ayrıntılı sorular sormaya başlar. kendisini bu kadar beklettiği için Dedektife çıkışır. karakteri ya da duyguları ortaya koyan sürprizler ve şaşırtıcı diyalog.net/script-market-news22. Vuruş Dört: Bu fiziksel delil Şüpheli'yi geçici olarak susturur. Doğru.. Sahneler "vuruş"lardan (BEAT) oluşur. Vuruş Altı: Şüpheli düşünmeyi bırakır ve terlemeye başlar. bir Şüpheli ile görüşmek için sorgu odasına girer. Vuruş Üç: Dedektif bu çıkışmaya. Şüpheli'yi suç ile ilişkilendiren bir delili adama göstererek karşılık verir . her sekansın da sahnelerden oluştuğunu biliyoruz. izleyicilerinizi şaşırtacak ve heyecanlandıracak vuruşlara ihtiyacınız vardır. için onları "vuruş"lara bölerler. işlemeyen) sahneleriniz varsa. Karakterlerin ruh halini ya da niyetini değiştirecek bir şey olduğununda "vuruş" da değişir. Peki sahneler neden oluşur? "Tasvir ve diyaloglardan" diyeceksiniz. Yönetmenler ve oyuncular sahnelerin duygusunu ve altmetnini daha iyi anlayabilmek . kişisel alanına girmeye başlar. jest (bedensel hareket) ve eylem dönüşleri ("twist") içerirler. "contained") bir andır. SAHNE. PERDE. Örnek: Bir Dedektif. kanlı gömleği nasıl açıklayacağını düşünmeye başlar. Şüpheli ile aralarında sessiz bir etkileşim (bakışma) olur. Şüpheli. • • • • • • • • Vuruş Bir: Dedektif sorgu odasına girdiğinde. Benzer bir biçimde eğer iyi olmayan (yürümeyen.SENARYO.. Vuruş Yedi: Dedektif konuşurken Şüpheli'nin etrafında dönmeye."Vuruş" (BEAT) sözcüğü zaman zaman "Es" anlamında da kullanılır. neden iyi olduğunu daha iyi göreceksiniz. ama eksik bir cevap. Vuruş Đki: Şüpheli. SEKANS. *** "Vuruş" nedir..htm) *** . Karakterlerinizin nüanslarını ve onların çatışmalarını ortaya koyarken. Kaynak: (http://breakingin. hikayeyi.. Şüpheli "çözülecek" gibidir. Yazmış olduğunuz ve iyi olduğunu düşündüğünüz bir sahneye bakın.bu kanlı bir gömlek olabilir. her perdenin sekanslardan. bu sahneleri vuruşlarına bölünce neden iyi olmadığını keşfedebilirsiniz. "Vuruş" sınırlı (sınırlandırılmış. VURUŞ (BEAT) Her filmin perdelerden.. Bu sahneyi vuruşlara bölün.

Cameron) bu sahneyi yazmaktaki amacı. Diyaloglarınız ne kadar komik. Hemen hemen bütün sahnelerin sonunda mevcut mesele halledilir ama tamamen çözülmeyen bir şeyler de bırakılır. Sahnenizin. yazmakta olduğunuz sahneyi hikayenizin omurgasına bağlar. bunu mükemmel bir biçimde sağlar. 5) Sahne Nasıl BAŞLAYACAK? Karakterleriniz. karakterin eylemlerini ve söyleyeceklerini belirler. Yazarın (J. Maddedeki yorumlar gezgin’e ait) 148 . sahnenin sonucunu belirleyin. seyircinin de dikkat kesilmesini sağlar. eğer yazdığınız sahne kahramanınızın dış motivasyonuna katkıda bulunmuyorsa. Bu soruların. kahramanınızın dış motivasyonuna katkıda bulunmasını mümkün kılar. karakterlerin gerçekte neler hissettiğini hep bilmeniz gerekir. (Đleride çok sayıda örnek …) 4) Bu Sahnedeki Her Karakterin TAVRI Nedir? Sahnedeki her karakter. hikayenin genel bağlamı içinde neye hizmet ettiğini bilmeniz gerekir. olan biten hakkında neler hissediyor? Genelde karakterlerin tavrı okuyucu tarafından bilinmez. yaratmakta olduğunuz duruma nasıl sokacaksınız? Titanic filminin intihar sahnesinin (bkz. ama yazar olarak. çok derin bir ilişki kurmalarını sağlayacak şekilde tanıştırmaktır. bir sahne yazarken göz önünde bulundurmanız gereken en önemli meseledir. Jack ile Rose başka şekillerde de tanışabilir miydi? Tabii ki. Çünkü bu amaç. Ayrıca sahnenin. ya da bütünüyle atmalısınız. (Kaynak: Michael Hauge’un “Writing Screenplays That Sell”. Rose’un intihara yeltenmesi ve Jack’in onu vazgeçirmesi. Bu da senaryoyu okuyan kişinin okumaya devam etmesini. (Đleride çok sayıda örnek göreceğiz) 3) Bu Sahnedeki Her Karakterin AMACI Nedir? Yazdığınız her sahnedeki her karakter bir şey ĐSTEMELĐDĐR. dramatik ya da orijinal olursa olsun. Peki bu kadar etkili olur muydu? Hiç sanmam. özellikle "Yazar Tıkanması" yaşadığını düşünenler için son derece faydalı olduğu kanaatindeyim. Bu istek. işinizin son derece kolaylaştığını göreceksiniz. aralarında muazzam bir ekonomik ve sosyal fark olan iki genci. 5. ya o sahneyi değiştirmelisiniz. Aşağılarda bir yer) amacı Jack ile Rose’u tanıştırmaktır.SAHNE YAZIMINDA EŞSĐZ BĐR YARDIMCI ! Bir sahneyi yazmaya başlamadan önce aşağıdaki soruları cevaplarsanız. 2) Sahne Nasıl SONA ERECEK? Yukarıdaki soruda bahsedilen amacı belirledikten sonra. 1) Bu Sahnedeki AMACIM Nedir? Bu.

Yani bir olayı anlatırken. kendisini dinleyenlere "o an" neler hissettiklerini anlatır. Kaptan geminin komutasını yardımcısına. Bu tekniğin. Gemideki iki görevli. Sadece o sahnedeki en önemli olay. (daha senaryo yazılmadan önce) bir iki satırlık cümleler şeklinde alt alta sıralanmasıdır. bir iki satırlık bir cümleyle anlatılır. Gözcüler önlerindeki buz dağını fark ederler ve kaptan köşküne haber verirler. Tretmanı yazdıktan sonra genelde hemen senaryo aşamasına geçilir. Geçerse.) 149 . SAHNE LĐSTESĐ nedir? Sahne listesi. basit kalan Türk senaryolarının daha karmaşık. Jack'in çizdiği resmi Cal'in kasasına koyar. Jack ve Rose ambardaki bir arabanın içinde sevişirler. Rose. karakterleri doğru bir biçimde yarattınız. Böylece senaryo üzerindeki hakimiyeti artar. Ayrıca sahne listesi yazarken her sahne yazılmaz.SAHNE YAZIMINA GEÇMEDEN ÖNCE YAPILACAK SON ŞEY: SAHNE LĐSTESĐ Filminizin sinopsisini yazdınız diyelim. Örnekler ve açıklamalar gezgin'e aittir. Peki ne işe yarar? Çok işe yarar. kahramanın dış motivasyonunu net olarak belirlediniz ve bu motivasyonun önüne çatışmayı yaratacak engelleri çıkardınız. Eklenen ya da çıkartılan sahnenin diğer sahnelere olan etkisini kestirmek güçtür. daha zeki. ama bizde pek kullanılmayan bir teknik önereceğim. Jack ve Rose geminin ambar bölümüne gelirler. Bu tekniğin adı: SAHNE LĐSTESĐ yapmak. Görüldüğü gibi. daha yaratıcı olmasına yardımcı olacağı kanaatindeyim. (Sahne yazma konusuna daha sonra ayrıntılı bir biçimde gireceğiz). geminin koridorlarında kovalamaca yaşanır. sahne listesi üzerinde çok kolay ve etkili bir biçimde yapılabilir. Cal'in yardımcısı Lovejoy'un gelmesi üzerine gençler süitten kaçarlar. "Geçiş" niteliğindeki küçük ve nispeten önemsiz sahneleri yazmasanız da olur. Bütün bunları 3-4 sayfalık bir sinopsiste başardınız. Lovejoy ile gençler arasında. sonra o da kendi yardımcısına bırakır. (Sahne listesi bilgisi JOHN TRUBY'den alınmadır. sadece iki-üç sayfa içinde hikayenin bütün olaylarını görebilir. Jack ile Rose güverteye çıkarlar. batılı örneklerine nispetle "karmaşıklıktan" uzak. Öncelikle senaristin. Senarist. Haberi alan kaptan yardımcısı geminin yönünü değiştirmek için elinden geleni yapar ama gemi buzdağına çarpar. bir senaryoyu oluşturacak bütün sahnelerin. Ve bir sahne listesinin 3 sayfayı geçmemesi gerekir. yüz sayfayı aşkın bir yığında kaybolmak yerine. Yaşlı Rose. 30-40 sayfalık bir tretman yazmaktır. çok faydalı olduğunu düşündüğüm. Oysa bu işlem (sahne ekleme ve çıkarma). zaman ve mekan birliği olan bir birimdir. sinopsiste anlatılan olayları çok daha ayrıntılı bir biçimde işlersiniz. Sahne yazımına geçmeden önce. Cal odasına gelir ve Rose'un Jack ile birlikte gittiğini anlar. Peki bu 3-4 sayfalık sinopsisten 120 sayfalık senaryo aşamasına nasıl geçilir? Genel uygulama önce. sahne listesinde ne bir tasvir ne de bir diyalog vardır. Hatta yazmamanız gerekir. Tretmanda. zamanda ya da mekanda bir değişiklik olursa sahne değişir. gençleri bulmak için ambara gelir. Senaryo bir kere yazıldıktan sonra sahne eklemek ya da çıkarmak çok zordur. Sahne listesine TITANIC filminin tam ortasından ("midpoint") bir örnek vereyim: • • • • • • • • • • • • • Jack Rose'un nü resmini çizer. Senaryo yazarken artık olayları "sahne" dediğimiz bölümlere ayırmanız gerekmektedir. Ama hemen hiç diyalog kullanmazsınız. senaryosunun nereden gelip nereye gittiğini iki-üç sayfa üzerinde görmesini sağlar. Yani: hikayenizi 3 perdeli yapıya oturttunuz. Bir sahne. amacından sapmış olur.

seyircileri o kapıdan içeri sokamazsınız. Karakterlerin olaylar karşısındaki tepkileri. Ben bile "vay be. GEÇĐŞLER 1) Bir Karakter Özelliği Benzer: Şımarık bir çocuktan. Zıt: Gevezelikten soğuk bir sessizliğe geçiş. gün batımındaki gölgelere geçiş. yeni sahnede ekranda görünen ilk şey arasında anlamsal bir bağlantı varsa. Zıt: Kongo'dan Antartikaya geçiş. Ama her yaratıcılığın temelinde. sevişme sonrasına geçiş. hikayeniz inandırıcılık açısından bir zaafiyet içerisinde demektir. Zıt: Acayip görünümlü bir kahramandan şık görünümlü bir düşmana geçiş. kısmen doğru. Eğer olmazsa. öyle ki hiç yadırgamamışsınızdır. başlamaları ile bitmelerinin bir olmasıdır. helal olsun" diyorum böyle geçişler görünce ve daha da keyifleniyorum. "yağ gibi kayan" hikayeler oluşturmaya yetmez. Zıt: Đltifattan lanetlemeye geçiş. ekranda görünen en son şey ile. uyuyan birinin nefes alıp verişine geçiş. eğer seyirci "Ama bu çok mantıksız. 2) Bir Eylem Benzer: Ön sevişmeden. 5) Bir Işık Özelliği Benzer: Gün doğumundaki gölgelerden. Yani hikayenizde ortaya çıkan kişi ve olayların çok mantıklı nedenlerle orada olması. seyirci filmden çok daha büyük bir zevk alır. yumuşak. Bu liste Robert McKee'nin "STORY" adlı kitabında anlatılan (s: 301) bir bölümden ("Principle of Transition") alınmıştır. Filmin temel birimi olan sahneler arasında da nedensel. ve yaşanan sonuçların da kaçınılmaz (ama ilginç) olması gerekmektedir. Zıt: Maviden kırmızıya geçiş. yaratıcılıkla hiç ilgisi olmayan (daha doğrusu. 3) Bir Nesne Benzer: Bir seranın içinden ormana geçiş. 4) Bir Sözcük Benzer: Bir sözcüğün ya da cümlenin bir sahneden diğerine tekrarlanması. sahneler arası geçişte de böyle bir teknik bilgi birikimi var. bir o kadar da farklı mekana gitmişsinizdir ki film boyunca! Ama film size bunları son derece doğal. Ya da filminizde olan her olay son derece mantıklı ama ilginçlikten uzaksa (bazı yarım akıllılar bu konudaki beceriksizliklerine "sinemada gerçeklik" savunmasını getiriyorlar) o zaman da sıkıcı bir senaryo yazdınız demektir. o kadar çok insan tanımış. Peki bunu nasıl yapıyorlar? Yani bu anlamsal bağlantıları nasıl buluyorlar? "Yaratıcılıkla" diyeceksiniz. Yani filmin başına bir oturursunuz. sinema salonunun kapısının dışındaki hayattan bayağı farklı olmalıdır. Oysa o kadar çok olay görmüş. Aşağıda bu bilgilerin anlatıldığı bir liste veriyorum. normal insan öyle değil de böyle yapar" diyorsa. Bu tür filmler yağ gibi kayar gider. Evet. Bir sahne bitince.GEÇĐŞLER Đyi filmlerin bir özelliği de. ve en önemlisi anlamlı geçişler olmalıdır. Dışarıda bedavası var çünkü! Ama sağlam bir neden-sonuç ilişkisi de tek başına. 150 . Eh. hikayenizin sağlam bir "neden-sonuç" ilişkisi içermesidir. 6) Bir Ses Benzer: Bir sahile vuran dalgalardan. Bunu sağlamanın en birinci yolu. çocuksu bir yetişkine geçiş. adamlar geçişler için bile kafa yormuş. bir bakmışsınız yazılar akmaya başlamış. Yaşanan sonuçlar açısından. eski kuşakların yaratıcılıklarının yerleşmiş ve kanıksanmış hali olan) TEKNĐK BĐLGĐNĐN bulunduğunu unutmayın. organik bir biçimde sunmuştur.

151 . ölmekte olan bir adama geçiş.). ben tamamlayayım): Bazen bir önceki sahnede sözlü olarak bahsedilen bir şeyin görüntüsü ya da sesi (ya da benzeri) bir sonraki sahnede görülür.insan çığlığını andıran bir ses çıkaran . ikinci sahnenin ilk görüntüsü ise o olayı andıran bir şeydir. Örneğin ilk sahnede bir karakter bir kişiden bahseder. Bir ara bu geçişlerle ilgili bir örnek liste de hazırlamak iyi olacak. 7) Bir Fikir Benzer: Bir çocuğun doğumundan. Buna Titanik filminden bir örnek verelim: Rose Titanik'e binerken şöyle bir söz söyler "Dışarıdan bakıldığında iyi bir kızın isteyebileceği herşeye sahiptim. ikinci sahnenin ilk görüntüsü o kişi olur. Cameron bu geçişlerle bir taşla iki kuş vurur: Önce Rose'un çığlığını gemi düdüğü ile somutlaştırır. *** Bir de bu geçişlerin melezleri vardır. Ya da aynı karakter bir olaydan ya da halde bahseder. (Geçen sene Oscar alan "Crash" filminde bu tür geçişlerin bolca kullanıldığını hatırlıyorum. Ve siz de senaryolarınızda (abartıya kaçmamak şartıyla) bu tür geçişler bulmaya ve kullanmaya çalışın.düdüğüdür. Kolay gelsin. *** Bundan sonra film izlerken.Zıt: Đnsanın derisini okşayan bir ipekten. sonra da bu düdükten hikayenin diğer kahramanına organik bir geçiş yapar.Jack'in (Leo Di Caprio) poker oynadığı kahvehaneye ulaşırız. Ama Cameron bununla yetinmez. Đçimden ise çığlık atmak geçiyordu" Bir sonraki görüntü. geminin . uvertüre (klasik müzik parçalarının giriş bölümü) geçiş. dişlilerin gıcırtısına geçiş. Zıt: Bir ressamın boş bir tuvalinden. (McKee amcamız unutmuş. bu düdükten geriye doğru çekilerek zoom out . senaristin ve yönetmenin sahneler arası geçişi nasıl sağladığına dikkat edin.

sahneye erken girmek olduğunu söyleyebilirim. Bu ilginç olayın beklentisi veya çarpıcı sonuçları seyirciyi sahneye bağlar. Ve bu tartışmayı izleyicinin hayal gücüne bırakmıştır. *** 152 . Bu öyle büyük bir tartışmadır ki Rose'u intiharın eşiğine getirmiştir. boğaz manzaralı bir intihar tavsiye ediyorum :) "Đntihar Sahnesi" olarak adlandırdığım (ve aşağılarda bir yerde uzun uzadıya incelediğim) sahnede Rose. yaşanan olaylar nerede son buluyor? Son bulmuyorsa nerede kesiliyor? Bunları bilmeniz lazım. geminin güvertesinde ağlayarak koşmaktadır. ya önemli olaydan hemen önce. Rose'un annesiyle ve nişanlısıyla ilgili sorunları vardır. Bu ikisinden biriyle ya da her ikisiyle fena halde tartışmış olabilir.REVISITED Sahne yazımı ile ilgili olarak söylenebilecek en önemli şeylerlerden biri sahneye ne zaman girilmesi gerektiği ile ilgilidir. sahnedeki kişilerin arasında geçen diyaloglar. Ama tahmin edebiliriz. Diyor ki: "Sahnenin nasıl biteceğini bilmeden. Ama o zamana kadar seyircinin ilgisi büyük ölçüde azalmış olur. bu tür eksiltilerin izleyiciyi de hikayeyi yazma / yaratma sürecine katarak etkileşimli bir ortam yarattığını söylemiştim). Bunları şöyle sıralayabiliriz: Bu sahne. Yazar sahneye. Eğer hala görmediyseniz. ondan sonra o sahnenin anahtar olayı gerçekleşir." Dinlemesi ve söylemesi hoş olan bu cümle acaba neyi anlatmak istiyor? Bir sahneye başlamadan önce göz önünde bulundurmanız gereken bazı şeyler var. Đkincisi de. *** Sahneye nasıl gireceğiz? Bu konunda en sık yapılan hatanın. (Daha önce. sahneyi yazmaya başlamayın. ya da olmuş bir önemli olaydan hemen sonra girmelidir. (Hep bu filmden örnek vermemin iki nedeni var: Birincisi. Neden ağladığını bilmeyiz. neredeyse ezbere bilmem. Ama senarist (James Cameron) bize bu tartışmayı göstermemeyi tercih etmiştir. bu siteyi takip eden herkesin bu filmi görmüş olduğu yönündeki varsayımım. Eğer klasik bir Türk senarist olsaydı. Güya seyirciyi o önemli ana "hazırlar". ana hikayeyi nasıl ileri götürüyor? Bu sahnede kimler var? Sahne nasıl başlıyor ve nasıl bitiyor? Michael Hauge'un çok isabetli bir tespiti var. büyük bir ihtimalle bize ağdalı bir tartışma sahnesi sunmaktan kendini alamazdı." Yani. O sahnedeki önemli olay da etkisini kaybeder. Biz de ayıla bayıla seyrederdik. Yani izlemeye başladığımız insanlar ya ilginç bir olay yaşayacak ya da yaşamış olmalıdır. Çünkü böyle bir tartışma yaşanabileceğinin ipuçlarını bize daha önce vermiştir. Yani yazar sahneye.SAHNEYE GĐRĐŞ VE ÇIKIŞ . önemli ve ilginç bir olay olmadan çok önce girer. ana hikayenin hangi aşamasında yer alıyor? Bu sahne. Titanik filminden bir örnek vereyim. Seyirci sıkılmaya başlar. Bu konuyla ilgili olarak ana prensip şudur: "Sahneye olabildiğince geç girip sahneden olabildiğince erken çıkın. Ancak ondan sonra yazmaya başlayabilirsiniz sahneyi.

yazarın hoşuna giden bazı diyalogları atmaya kıyamamasından (yani "kill your babies" prensibini uygulamamasından) veya seyircinin zekasına güvenmeyip. Ve izleyiciyi bayar da bayar. izleyiciye tatmin edici bir seyir deneyimi yaşatır. Eğer sahnede söylemek ya da göstermek istediğiniz şeyi söyleyip gösterdiyseniz. şişkinlik yaratan fazlalıkları atabilirsiniz. Buna yine "Đntihar Sahnesi"yle örnek vereyim: Sahne biterken senarist bir kaç şeyi başarır. Sahne biterken. Đzleyiciler "acaba bu 3. Yani her sahnede bazı meseleler halledilmeli. Yani bir sahnede zekice ve yaratıcı bir biçimde halledilebilecek meseleler anlamsız uzun diyaloglar ile ele alınır.Peki sahneden ne zaman ve nasıl çıkacağız? Bizde bu konuda yapılan en önemli hatanın ise. sınıfta akşam yemeğine davet edilir. sahneden çok geç çıkmak olduğunu söyleyebilirim. Bu. Rose'u kurtarmasının ödülü olarak 1. Jack ile Rose arasında çok kısa sürede çok etkili bir yakınlık sağlar. (O sahnenin temel sorunlarından biri de oyunculukla ilgili. *** Bir de "Şişkin Sahne" olarak adlandırılabilecek sahneler var. Bu genelde. Rose'un intihar etmeye kalkacak kadar umutsuz olduğunu gösterir. 153 . Buna en iyi örneği GORA filminde görüyoruz: Arif ile Bob Marley Faruk'un. o sahnede ne yapacağınızı çok iyi bilmektir. tanımadığı bir insanın peşinde buz gibi denize atlamayı göze alacak kadar maceraperest olduğunu gösterir. sınıf yolcusu genç. Aynı zamanda ne kadar esprili olduğunu da görürüz. Yani asıl (anahtar) olay yaşandıktan. En fazla 45 saniyelik bir malzemeyi 3 dakikaya yayınca böyle oluyor. o kadar işlevsiz duraksamalar (es).ki izleyici "ne olacak" diye merak etsin. aynı şeyleri tekrar tekrar söylemesinden kaynaklanır. Anlaşılan az prova edilmiş ya da doğaçlamaya bırakılmış. Jack'in. önemli bilgiler konuşulduktan sonra bile karakterler sahnede dolaşmaya ve konuşmaya devam ederler. insan "bitse de gitse" diye düşünüyor. Bunu biliseniz. Jack ile Cal (Rose'un nişanlısı) arasındaki ilk sürtüşme yaşanır. Ayrıca Jack. Faruk'un odasındaki sahnesi. O kadar gereksiz diyalog. senaryonuzun tekrar yazımlarında (ki bu kaçınılmaz bir şeydir). en kısa sürede (bazen hemen) çıkmak ve başka bir sahneye geçmek yerinde olur. sonraki sahnelere sarkan bazı şeyler bırakmayı unutmayın. bazı yeni meseleler yaratılmalıymış ki hikaye ilerlersin. sınıf yemekte neler yapacak" diye büyük bir merak duymaya başlarlar. Bunların yanı sıra.) "Şişkin Sahne" sendromuna düşmemenin yolu. ama sonraki sahnelerde ele alınacak başka yeni meseleler oluşturulmalıdır . 1. Neymiş? Her sahnede bazı meseleler halledilmeli. filmin ritmini hızlandırır. Ve olmamış. o kadar az malzeme var ki bu sahnede.

Denizaltı su almaktadır. hem de zaman zaman birbirlerinin kalbini kırmışlardır. Sadece iki kişinin ayakta durup konuştuğu bir sahneyi bu kadar güçlü yapan şey her iki karakterin de çıplak bir ruh ile konuşmalarından kaynaklanmaktadır. Fakat sahne bununla bitmiyor.2 Đzleyenin aklından çıkmayacak sahnelerden biri de James Cameron'un "ABYSS" filminde vardır. "resmen" eski karısını öldürmüş ve geri getirememiştir.GÜÇLÜ SAHNELER . Eskiden evli olan Bud ve Lindsey çok hızlı bir biçimde tartışırlar ve Lindsey Bud'î giysiyi giymeye ikna eder. Mastrantonio) küçük bir denizaltında mahsur kalırlar. ve gitmeleri gereken petrol arama istasyonu çok uzaktır. bir insanın. bir çocuğun karşısında durmuş. mükemmel yazılmış bir sahnedir. bu sahnenin gücünü artıran başka bir etkendir 154 . bu kadar minimalist oyunculukla ancak anlatılabilir). Biraz sonra denizaltı tamamen su dolacak ve Lindsey "resmen" boğulacaktır. yine Cameron'un yazıp yönettiği Titanic'in sonunda da görülebilir). (Aynı tema. Buna rağmen bir araya gelmeleri mümkün olmaz. "NOTTING HILL" filminin sonlarında. Buna rağmen William kızın teklifini kabul etmez. Su dolar.1 Güçlü bir sahne yazmak için ille birilerinin hayatının tehlikede olması gerekmiyor (ama en güçlü sahnelerin genelde "hayat-memat" meseleleri etrafında döndüğü de bir gerçek). J. Bu sahnenin gücü. Doğa koşullarının yarattığı dış baskı da. Ve Anna duygusal olarak dağılır. (Bu kadar büyük bir duygusal sarsıntı. ölmüş olan Lindsey'i ana istasyona kadar götürür. film setinde). ve Lindsey. asking him to love her" (Ben aynı zamanda. GÜÇLÜ SAHNELER . Sözü geçen güçlü sahne ise. Anna ile William bir süre kitapçıda ayakta konuştuktan sonra Anna can alıcı cümleyi söyler "I am also just a girl. Zaman kısıtlıdır: kimin dalgıç giysisini giyeceğine karar vermeleri gerekmektedir. güçlü Cameron kadını). hem çok iyi zaman geçirmişler. ve dükkandan çıkar. Bud. Filmin bu sahnesine gelene kadar hem adam hem de kadın. William'ı yanağından öper. Filmin ikinci yarısında Bud (Ed Harris) ve Lindsey (M. sevdiği bir başka insan için göz göre göre ölmeyi kabul etmesindedir. Orada havuzun kenarında kadına suni teneffüs ve elektroşok uygular. Ama her ikisi de aslında birbirini çok sevmektedir. Roberts'in en güzel performanslarından birini göstermiş olmasıdır). Herkes (Bud dahil) Lindsey'den ümidi keser. Lindsey geri dönmez! Bud. Anna Scott'un (Julia Roberts) William Thacker'a (Hugh Grant) sevgili olmayı teklif ettiği sahne de. eski kocasının kollarında göz göre göre boğulur. Fakat Bud daha sonra tekrar Lindsey'e masaj uygulamaya başlar ve kadın canlanır! Cameron'un yazdığı belki de en etkilici sahne böylece biter. kullanılabilir tek bir dalgıç giysisi vardır. ondan kendisini sevmesini isteyen sıradan bir kızım da) der. (Tipik. (Bu sahnenin bu kadar güçlü olmasını sağlayan şeylerden biri de. standing in front of a boy. Her ikisi de kırılmış ve üzülmüştür. En son kalbi kırılan William'dır (Anna'nın kendisi hakkında "öyle biri işte" dediğini duymuştur. William'ın kitapçı dükkanında geçer.

Joe Fox'a demediğini bırakmaz: "You are nothing but a suit!" (Sen takım elbisesinden başka bir şey değilsin!). Sahnenin bu kadar güçlü olmasını sağlayan bir başka etken de. intihar eğilimini. K. Bu sahne bize (ve sahnedeki diğer insanlara) bir çok şeyi öğretir: Algren'in korkusuzluğunu. Ve tabii ki ıskalar. GÜÇLÜ SAHNELER . Cruise). Acemi asker. Bu.o kişinin bizzat Joe Fox olduğunu bilmeden. Ortada çok komik bir durum vardır. ve Albay Bagley'in muhakeme zayıflığını. beklediği kişi (ki o da internette tanıştığı kişiden hoşlanmaktadır) olduğunu bilmeyen Kelly. otantik Japon müziği. büyük bir stres ile tüfeğini doldurmaya çalışır. Çünkü Japon askerler henüz tüfek doldurmayı dahi öğrenememiştir. Algren ise bunun bir intihar saldırısı olacağının farkındadır. Kelly'nin kendi içinde bir aşama (breakthrough) kaydetmesi ve duygularını "spontane" bir biçimde dışa vurabilmesidir. Bir filmin kalitesi aslında. kızın beklediği kafeye girer ve rakibinin masasına oturur. Algren bu mustarip hayatı yaşamaya devam edecektir. acemi Japon askerlerin gerçekten hazır olmadığını. Bunun yerine Fox. aslında senarist açısında çok önemlidir. Yüzbaşı Algren'in (T. Fox'un. Kelly'nin bahsettiği "yeryüzünün en duyarlı insanı" ile "kalbinin yerinde bir yazarkasa" olan kişi aslında aynıdır. Sahnenin bir başka fonksiyonu ise. hatta hoşlandığı kızın. beklediği kişinin çok komik ve çok duyarlı olduğunu söyler . Ama bundan hemen önce de. bu gibi sahnelerin varlığı ve doğallığı (yani hikayenin gidişatına uygunluğu) ile ölçülebilir. 155 . Bu fark ediş anı. Joe Fox. Ama çok güzel bir dramatik sahne fırsatı da kaçmış olurdu. bizde güçlü bir etki bırakan sahneler kalır. zaten Kızılderililere yaptıklarından dolayı kendisinden nefret eden Algren'in söylediği söz çok etkilidir: "Shoot me God damn it!" (Vur beni kahrolası!). bir yandan da artık yaşamaya değer bulmadığı bu hayatına son verdirmeye çalışmaktadır. komutanı Albay Bagley'e karşı olan nefretini. hiçbir şekilde hazır olmayan Japon askerlerinin. ama uzun süredir yazıştığı. eğitmek için çabaladığı bir askerden kendisine ateş etmesini ister. Bu diyaloglar bize. Flüt ile gerilimin nasıl tırmandırıldığına dikkat. birini "gerçekten tanımanın" aslında ne kadar zor bir iş olduğunu çok çarpıcı bir biçimde anlatır. Acemi asker en sonunda tüfeğini doldurmayı başarır ve Algren'e "doğru" ateş eder. Bu sahnede Algren'in komutanı. bu acı gerçeği kabul edip evine de dönebilirdi.3 Bir çok filmden geriye. isyancı Katsumoto'ya karşı savaşması gerektiğini söylemiştir. Böyle güçlü bir sahneyi SON SAMURAY'da da görüyoruz.4 Romantik komedi filmlerinde görülen en güçlü sahnelerden birini de "You've Got Mail" filminde görüyoruz: Joe Fox (Tom Hanks). hatta adamı buna zorlar. K. ticaret hayatındaki azılı rakibi Kathleen Kelly (Meg Ryan) olduğunu fark eder. Düşüncesinin doğruluğunu kanıtlamak isteyen Algren. Yani Algren bir yandan askerlerin hazır olmadığını göstermeye çalışmakta.GÜÇLÜ SAHNELER . internetten tanıştığı kız ile buluşmaya gider. alayın hazır olmadığını göstermek için bir Japon askerden kendisine ateş etmesini istediği sahnedir. kendi yargısına olan güvenini. Bu sırada.

bilgisayar korsanı "Büyük Stan"in 60 saniye içinde Amerikan Savunma Bakanlığının bilgisayarını "hack" etmek zorunda kaldığı sahne. Bu gibi güçlü sahnelerine ve iyi oyuncularına karşın Kılıç Balığı çok başarılı bir film değildir. Keanu'nun şansı olsa gerek. uçaktan paraşütsüz atlıyor .7 "KOD ADI: KILIÇBALIĞI" filminde de bir kaç güçlü sahne var.fakat ip üç kişiyi taşıyamayacak haldedir. Filmin devamı bu kadar etkileyici değil. bir baba. adam. 90 yılların. Keanu çok hızlı bir biçimde karar veriyor ve silahını (elindeki tek avantajı) bırakıp paraşütün ipini çekiyor. ya da Bodhi ile beraber yere çakılacaktır. paraşütün geç açılmasından dolayı. Aile bağlarını hayat memat meselesi ile bağlayan güzel bir giriş. hem de 360 derecelik bir bakış açısıyla izliyoruz çünkü. Keanu'nun canlandırdığı genç polisin. Ve film tekrar tekrar seyretmeye karşı dayanıklıdır. kadın boğulmadan bu işi yapar. havada asılı kalır . Yine de etkileyici olduğu kesin.5 Đzlerken donup kaldığım sahnelerden biri de James Cameron (Titanic.. Filmdeki etkili sahnelerden biri de John Travolta'nın Halle Berry'yi vurduğu sahnedir. filmin başındaki "patlama" sahnesi. oğul ve kızdan oluşan bir ailenin bir dağa tırmanmakta olduğunu görürüz.elinde bir revolver silah olduğu halde. Stan. Bunun temel nedeni ise sonunu iyi bağlayamamasında yatar. boğazından asılı Halle Berry'yi kurtarmak için çok kısa bir sürede bir bilgisayar işlemi yapması gerekmektedir.6 Yakın zamanda izlediğimiz en güçlü sahnelerden birini "Dikey Limit" (Vertical Limit) filminin başında görüyoruz. ve bir kadının bu sırada Stan'e oral seks yapması. Bu. başına birinin silah dayamış olması. Cameron çok da güzel bir ikilem yaratıyor . Sadede gelelim: Filmin kesinlikle en güçlü sahnesi. Gerçekten de çok güzel yazılmış bir senaryodur. Bu son eklenti. Ama filmin sonunda derin bir tatmin duygusu yaşamamamız. sevgilisini rehin tutan Bodhi'nin (Patrick Swayze) peşinden. Stan'in bütün çabası bir anda anlamsızlaşır.Neo'nun çatıda Ajan'ın kurşunlarından kaçışını gösteren sahnede kullanılmıştı) biraz daha abartılmış hali. Evet. Terminator 1-2) tarafından yazılmış olan Kırılma Noktası'nda (Point Break) bulunuyor. Bunu başarıyor da.GÜÇLÜ SAHNELER . Filmin açılışında. belki de 20. GÜÇLÜ SAHNELER . büyük bir hızla yere iniyorlar. Bunlardan biri. Amacı da Bodhi'yi havada yakalamak ve beraber yere düşmek. Burada da Stan'in. ne yazık ki burada tartışılamayacak kadar uzun bir konu. Sahnede bir kaç unsurun bir araya gelmesi sahneyi dikkat çekici kılıyor: Stan'in bu işi 60 saniyede yapmak zorunda kalması. Đpteki sıralamada en altta duran baba. 156 . yüzyılın en sıkı sistem eleştirilerinden biri olan "The Matrix"te oynamak da yine ona nasip olmuştu. Keanu Reeves'in ilk büyük rollerinden biridir. uçaktan paraşütsüz atlamasıdır. aslında "The Matrix"te kullanılan yöntemin ("bullet time" . CGI ile geleneksel çekimlerin çok güzel bir biçimde yapıldığı bu sahne. sahneyi aynı zamanda komik yapan iyi bir buluş bence.. bu gerçeğin en basit kanıtı sayılabilir. GÜÇLÜ SAHNELER . ama bu girişten sonra ne olursa olsun filmi sonuna kadar izliyorsunuz. ama Travolta yine de Halle'i vurur. James Cameron'un yazdığı ve çok sıkı bir sistem eleştirisi de içeren bir film. Ve iki genç adam.Keanu ya elindeki silahı bırakıp paraşütü açacaktır. Bigelow da hakkını vererek çekmiştir. Filmi izleyenlerin aklında kalacak bir başka sahne ise. çocuklarını kurtarmak için kendi hayatını feda eder ve bıçakla kendi ipini keserek aşağı düşer/atlar. Normalde bir saniyeden kısa bir sürede olup biten bir olayı hem yavaşlatılmış olarak. Fakat bir aksilik olur ve bu üç kişi aynı ipte.

Bir sahnede anlatılan bilgi ya da olay. Bu nedenle ben senaryolarımı yazarken. o zaman bu ikinci yöntemi tercih ederim ve o küçük olay ya da bilgi için ayrı bir sahne yazmam. o sahnenin hikayenin gidişatında önemli bir rolünün olmasıdır. Bu işi. Uymamakta diretenleri de senaryonuza almayın. hangi ölçüte göre" senaryoya koyup koymamaya karar vermeliyiz? Birinci kıstas. Yani o sahnede olan olaylar ve / veya diyaloglar. Bu hem yapımcının çok hoşuna gider (maliyetler azaldığı için). daha ritmik yapabilirim?" diye kendime soruyorum. Hikaye. bir önceki sahneye göre biraz daha ileri gitmiş olmalıdır o sahnenin sonunda. Bir senaryo yazarken aklınıza gelen ve gerekli olduğunu düşündüğünüz her sahne kendine senaryoda bir yer bulamamalıdır. Yani bir sahneyi "neye. eğer başka bir sahneye eklenecek bir cümlelik söz ile de şık bir biçimde aktarılabiliyorsa. hangilerini koymamayı seçmeyi de içerir. Size de tavsiye ederim. Siz de senaryonuzu bitirdikten sonra sahneleri tek tek ele alın ve yukarıda anlatılan kıstaslara uyup uymadıklarına bakın. sizin senaryo ile anlatmak istediğiniz hikayeyi bir ya da bir kaç adım ileri götürmelidir. bir sahneyi yazıp bitirdikten ve (biraz beklettikten) sonra "bu sahneyi nasıl daha eğlenceli.HANGĐ SAHNELERĐ ATMALI? Senaryo yazmak. eğlenceli ya da dikkat çekici bir biçimde yapmalıdır. Bu sitede "iyi" olarak nitelenen filmlerin hepsi ("Matrix". Đkinci kıstas. sahnenin içerdiği malzemenin miktarıyla ilgilidir. vb. Bir sahneyi senaryoya koyarken bayağı ince eleyip sık dokumalısınız. Ama neye göre? Asıl soru bu sanırım. hem iyi yazılmış. Sahneler hem hikayenin ilerlemesi için gerekli. o sahnenin iyi bir biçimde yazılmış olmasıdır. Bir sahne sadece hikayeyi ileri götürüyor diye senaryoda kendine yer edinemez. izleyicinin zekasına atıfta bulunulduğu için). hem de izleyicinin (herşey gözüne sokulmadığı. hangi sahneleri senaryoya koymak gerektiğini seçmek kadar. "Titanic". hem de yeterince malzeme içermektedir. Uymuyorlarsa. Üçüncü kıstas. uydurmaya çalışın.) bu tür sahnelerden oluşmaktadır. 157 . "Eşkıya".

Karakter A'nın önüne çıkabilecek en ilginç engel olduğunu düşündüğümüz şeye göre seçimler yapar (yani çatışma ilginç olsun diye abuk subuk seçimler yapabilir . romanda.gg) ve ikincil karakter. 2005'ten alıntı) 158 . bir sahneyi yazarken. biraz daha ilginç olması gerekiyor sizi alt edebilek için. January 06. Thursday. benim senaryo yazarken en çok kullandığım yöntemlerden birini kullanmanızı çok daha kolaylaştırır: bakış açılarını değiştirmek (yani. Oturun ve. yeni bir ses bulmuş oldunuz." Karakter B: "Ben başka bir şey istiyorum." Karakter B: "O şeyi elde edemezsin. Ya da kendinizi B Karakterinin yerine koyun." Çözüm Bir sahneye. o sahnenin ana karakteriymiş gibi sahneyi yazmak. Ama bunun sonucunda. Ama boğazınıza kadar bir metne daldığınız sırada.'de iki insan arasında geçen her sahne. örneğin. Karakter B'nin belirli bir niyeti. Vites değiştirin. senaryoda.com. Bir SAHNE'niz var artık. yazarların genel eğilimi. B Karakteri ya pasif bir engel olarak kendini gösterir. sizin canınıza okuyan şey de budur aslında.DEĞĐŞEN GÖRÜŞ AÇILARI Bir hikayede." Çözüm Evet. Olsun. Ve bu nedenle Karakter A'nın hayatını çok ama çok zorlaştıracaktır. vb. şuna indirgenebilir: Karakter A: "Ben bir şey istiyorum.blogspot. Şimdi. Şimdi Karakter A'nın biraz daha fazla uğraşması. Sizin bu hikayeyi yazmanızı sağlayan şey genelde. Đşte şimdi bir çatışmanız var. Şimdi. fazla bir basite indirgenme oldu. ya da. bu zihniyetle (bu zihniyete bürünerek) girmek. farklı bakış açılarına bürünmek . Bu da çok doğaldır.gg). Sizin göreviniz de o rolün oynanmasını daha ilginç hale getirmek olsun. o bir şey isteyen karakterin hikayesini anlatmak için duyduğunuz istektir. aslında yanlış karakterin hikayesini anlattığınızı fark edebilirsiniz! (Kaynak: Kung Fu Monkey . sizi elde etmek istediğiniz şeyden alıkoyan hıyarın teki yapın. Çatışmaya şu yönden bakmak daha yararlı olacaktır: Karakter A: "Ben bir şey istiyorum.gg) yaratmış. Belki bu sayede hikayenizde yeni bir "karakter" (tip'in karşıtı olarak . bizim (yani yazarın). Karakter A'yı. belirli bir güdüsü var. "ben bir şey istiyorum" diyen kişinin zihniyetini benimseyerek (o kişinin zihnine bürünerek) yazmaktır. Çok nadiren de olsa. o sahnedeki DĐĞER kahramanı oynaması için çok büyük bir aktörün tutulduğunu varsayın (hayal edin).http://kfmonkey.

Bedenin bazı istekleri ile bazı düşünceler ya da inançlar arasında bir çatışma yaşanabilir. 159 . "Bir hikâyenin var olabilmesi için. insana karşı topluluk. Merak edenler aşağıdaki yazıları ya da yandaki (sağ yan) arşivleri okusun. o hikâyede bir çatışma olmalıdır. bir hikâyedeki çatışan güçler bazında ele almıştık.) "Azınlık Raporu"ndan bir örnek verelim. Sahnenin devamını biliyorsunuz. Yani kahraman ile arkadaşı. Onu öldürüp öldürmemek arasında bir seçim yapmak zorundadır. vicdanı ona başka bir şey yapmasını söyler. sevgilisi. onun düşmanı da kahramanın bu şeye ulaşmasına engel olmaya çalışmalıdır. "Gülün Adı" ve "Kara Cübbe" ("Black Robe") filmlerinde bu duruma uygun örnekler vardı yanlış hatırlamıyorsam. (Burada hiçbir dış etken söz konusu değildir." Bu konuyla ilgili ayrıntılı yazılar var geçmiş "postalarda". Ve bu seçimde iki duygu birbiriyle çatışmaktadır: Oğlunun ölümünün intikamını alarak acısını hafifletmek ve adamı adalete teslim etmek. kendisiyle büyük bir mücadele vererek ikincisini tercih eder. çocuğunu kaçırdığını sandığı adamı öldürmeye teşebbüs ettiği andır. Üç çeşit çatışma vardır: 1) Đç çatışma 2) Kişisel çatışma 3) Dış çatışma Bunları da şöyle açıklar: ĐÇ ÇATIŞMA: Đnsanın kendi içinde yaşadığı çatışmadır. Senaryolarda bu güçler genelde şu şekildedir: insana karşı insan. topluluğa karşı topluluk. Daha önce çatışmayı. kişiler arasındaki çatışmayı anlatır. *** "Çatışma" dediğimizde aklımıza hemen birbirine zıt iki güç gelir. Duygular ve düşünceler arasında da olabilir. insana karşı doğa. McKee bu zıtlıklar daha net bir biçimde ortaya koyar. ve hatta kaçınılmaz. Bu filmlerin her ikisinde de inancı ile cinsel istekleri arasında kalan Hristiyan din adamları yer alıyordu.ÇATIŞMA BABAMIN BANA YAPMADIĞI ĐYĐLĐK: Bazı konular var ki. Đnsanın kendi duyguları bazen birbiriyle çatışır. Filmin orta noktası sayılabilecek sahne. Canı bir şey yapmak isterken. Yani hikâyenin kahramanı bir şey istemeli. KĐŞĐSEL ÇATIŞMA: Bu tür çatışma. Ya da iki istek birbiriyle çatışır. John. tekrar tekrar ele alınması elzem. Der ki. oğlunu kaçıran adama (en azından o öyle sanmaktadır) doğrultmuştur. insana karşı toplum. Beden ile zihin arasında da olabilir. "Çatışma" bunlardan biri. John Anderton'un bir otel odasında. Bu çatışma sadece duygular arasında olmayabilir. Burada John Anderton silahını. Bu yazıda bu çatışma konusunu biraz daha detaylandıracak ve sonra da onu sahne bazında ele alacağım. Demiştik ki.

Gerçekten de "seçilmiş kişi" midir acaba? Bu. sevdiği insanlar ile de çatışma halindedir. Görüldüğü gibi bu çatışma kaynakları. filmde doruğa çıkar). McKee. kendisi ile çatışma halindedir. ama kahraman ile yoldan geçen biri ya da gıcık olduğu patronu arasındaki çatışma "dış çatışma"dır (bkz. kendisini bu ortamın dışına çıkaracak gücü ve cesareti de bulamamaktadır. Aynı Rose. Filme derinlik katan ve seyri güzelleştiren de budur. Örümcek Adam'ın başarısı. Bu da kişisel çatışmadır. patron / işçi. Đçinde bulunduğu sosyal ortamdan nefret etmektedir ama kendisinde. "Dünyalar Savaşı"ndaki uzaylılar da bu tür bir dış çatışma kaynağıdır. Yani kahraman ile kardeşi arasındaki çatışma "kişisel çatışma"dır. vb. Genellikle televizyon dizileri bu çatışma türünü çok kullanırlar. kahramanımızın içinden ya da yakın çevresinden değil. kahraman ile "yakın çevresindeki insanlar" arasında yaşanmasıdır. Bu dış dünya a) Kahramanımızın tanımadığı biri b) Çeşitli kurumlar (sosyal kurumlar ya da şirketler) c) Doğa koşulları olabilir. dışarıdan gelmektedir. kahramanlarımızın da bu üç düzeydeki çatışma kaynakları ile boğuşmasını isteriz. Bunun nedeni bizim insan olarak da bu üç düzeyde çatışma yaşamamızdır: herhangi bir gün kendisi ile (duygu ya da düşünceleriyle veya bedeniyle) çatışmaya girmeyen var mı aranızda? Ya da sevdiği insanlarla çeşitli uzlaşmazlıklar yaşamayan? Ya da dış dünyadan bir düşmanlık ya da en azından bir güçlük görmeyen? Đşte bu nedenle. şirket / müşteri Đnsanlar arasında olan çatışmalar: polis / suçlu. New York'taki çeşitli suçlularla ve yangın vb. bir iç çatışmadır. gemi buzdağına çarptıktan sonra doğa koşullarına karşı büyük bir mücadele verir. şu örnekleri vermektedir: Toplumsal kurumlarla ve bireylerle olan çatışmalar: devlet / vatandaş. Bu. Bu çatışmanın özelliği. Doğru olan nedir?: Üstün güçlerini kullanarak para kazanmak mı yoksa karşılıksız olarak başka insanlara yardımcı olmak mı? Bu. MATRIX'ten örnek verelim: Neo. Amcasıyla. iç çatışmadır. Bu. Bu da dış çatışmadır. Parker dış dünya ile de çatışma halindedir: Yeşil Cin ile ve onun yarattığı çeşitli tehlikeli durumlarla. *** Đyi hikâyelerde bu çatışmaların üçü de bulunur. Nebukadnezzar'ın mürettebatından Cypher Neo'yu ve diğerlerini fena halde satar. ÖRÜMCEK ADAM 1'den bir örnekle bitirelim: Peter Parker kendisi ile mücadele etmektedir. mekan ve bunun içindeki herşey Dış çatışmaya "Yarından Sonra" ("The Day After Tomorrow") filmindeki iklim koşulları örnek olarak verilebilir. Parker. kilise / mümin. filmin herhangi bir saniyesinin çatışmasız olmaması ile 160 . Bu da kişisel çatışmadır. arkadaşı Harry Osborn ile. müşteri / garson. Durmadan da bıcır bıcır konuşurlar. aşağısı). Son olarak da Neo Ajanlar ile kıyasıya mücadele eder. iç çatışmadır.annesi-babası. arasında yaşanır bu çatışma. Ortalıkta birbiriyle zıt şeyler isteyen birbiriyle alakalı bir sürü insan vardır. nişanlısı Cal ve annesi ile de sürekli çatışma halindedir. Bu da dış çatışmadır. gibi felaketlerle. Sadece bu tür çatışmayı kullanan dramatik yapılarda pek fazla aksiyon yoktur. Son olarak da. DIŞ ÇATIŞMA: Bu tür çatışmada kahramanımız ile dış dünya karşı karşıyadır. (Ayrıca gemidekiler de "sentinel"ler ile boğuşur). Mary Jane ile (bu çatışma 2. kişisel çatışmadır. doktor / hasta Đnsan yapımı ya da doğal çevreler ile olan çatışmalar: zaman. TITANIC'ten örnek verelim: Filmin kahramanı olan Rose. kendisinden emin değildir.

bir de iyi örnek vereyim. Zira bir çatışma yoktur bu sahnede. Bu konuyla ilgili binlerce örnek vermek mümkün. Bir makina (Arnold) bozuk bir kamyonet ile cebelleşmektedir. Đki "konuşan kafa" (Amerikalılar böyle derler. Güya bu duygusal bir sahnedir. sahnenize yukarıda anlatılan üç çatışma tarzından birini ya da bir kaçını (en fazla üç tane var zaten) koyun. "ben bunu neden seviyorum?" sorusunun yanıtın en azından bir bölümünün bu olduğunu biliyorsunuz. kişisel çatışma. Đç çatışma. Đnsanlar (seyirciler) belki bilinçli olarak bunu bir çatışma olarak algılamayabilirler. ama en azından karakterlerin iç çatışması ya da dış çatışması olabilirdir." Bu kadar. bir sahnede Yılmaz Erdoğan ile Tolga Çevik deniz kenarında konuşmaktadır. Ve bu sahnenin. sevdiğiniz bir filmi seyrederken. izlenmeye değer. "talking heads") bir sürü laf söylerler. Nasıl mı? "Terminator 2" filminin orta noktasından (yani Sarah Connor ve avanesi Meksika civarına gittikten) sonra.sahne yazdım. Arnold'a annesini anlatmaktadır. Ama bu arada Arnold da kamyoneti tamir etmektedir.çok yakından alakası vardır. bu çatışmalar gerçekçi olduğu (yani hem hikâyenin gerçeğine. Cameron bu sahnede dahi ufak da olsa bir çatışma unsuru koyar. Đyi senaryo yazmak da. Bu sahnede John. Bu bilgi: Her sahnenize bir tür çatışma koyun. Tamam. Artık siz. dış çatışma. yazdıklarınızın seyrine doyum olmayacaktır. Yani konuşmaların zemininde aslında (çok önemsiz gibi görünse de) dış dünya ile yaşanan bir çatışma vardır. fonda deniz olduğu halde. O da şu: "Yazdığınız her sahnede çatışma olsun. komik. Bu bilgiye ulaşana kadar ne kadar boş çatışmasız . hikaye icabı. eğlenceli kılmak istiyorsanız.) Sanırım biraz açmam gerekiyor. Sahneniz aniden renklenecek ve okunması / izlenmesi zevk veren bir şeye dönüşecektir. (EŞKĐYA'daki çatışma türlerini de siz bulun) *** Gelelim babamın bana yapmadığı ve benim size yapacağım iyiliğe. Sahnenizde ne oluyor olursa olsun. Size önce bir kötü örnek. bu tür çatışmaları (tabii ki suni değil. (Đşte babam bana bunu söylemedi. anlatamam. Şöyle diyeyim. 161 . bir şeyler anlatacağım. Ama şimdi uğraşamayacağım. bu sahneyi eğer ilginç. Bu iki tip bir banka oturup da o konuştuklarını konuşabilirlerdir. Filmi izleyenler hatırlayacaktır. deniz fonu önünde dikilip konuşan iki tipten çok daha ilginç olduğu kesindir. Kötü örnek "Organize Đşler"den. Ama hayır. Tabii ki para vermeyeceğim. bu iki karakter arasında bir çatışma yok. ama neticede ilginç bir şey olmaktadır. Bize seyirci olarak "bitse de gitsek" dedirten sahnelerden biridir. *** Đşte size babanızın bile yapmayacağı iyilik bu. gerçekçi olanları) yaratmaktan geçiyor. John Connor (çocuk) ile Arnold (Terminator) arasında bir diyalog geçer. Emin olun. hem de gündelik hayat gerçeğine uyduğu) sürece.

hatta Rose ve Cal ile yemek yemeye davet edilerek ödüllendirilir. Bunun en güzel örneklerinden birini "Titanic" filminin "intihar" sahnesinde görüyoruz. Matrix 1'de . genç kadının ayağı kayar ve Rose geminin arkasından düşmeye başlar. Rose atladığı takdirde öyle soğuk bir suyla karşılaşacaktır. Jack'in üzerine yürür. Rose'un kocası Cal. Bu sahnenin bu ilk bölümünde. filmin başlarında. Derhal yetkili birini çağırırlar. diğer tarafa geçer. bir keresinde buz tutmuş bir gölde balık tutarken buzun kırılması sonucu soğuk suya düşüşünden bahseder. ve düştüğü takdirde Rose'u parçalayabilecek olan pervaneler) çatışma halindedir. Genç kadın artık geminin arkasında sallanmaktadır ve onu hayata bağlı tutan tek şey.her iyi senarist ve yönetmen gibi. Çatışma. ve hafifçe arkaya doğru sarkar. Titanic'in kıç bölümünde geçer. Jack. O sırada Jack (Leonardo Di Caprio) gelir ve Rose ile konuşmaya başlar. Jack de söyleneni yapar. Bu kısa bölümdeki çatışma Jack ile tayfalar arasındadır. Jack'in de kendisini kurtardığını söyler. Bunun üzerine Jack serbest bırakılır. O sırada Rose hatanın kendisinde olduğunu. Rose. Rose.) Sahnenin son bölümünde Jack. birbirine zıt iki niyetten doğan bir çatışma vardır. buz gibi deniz. Ama bu kez iki gencin ortak niyeti ile doğa güçleri (daha spesifik olmak gerekirse yerçekimi. Jack Rose'u parmaklıklardan yukarı çekerken. Hatta Cal. neredeyse tekrar denize düşer. Cameron (filmin senaristi ve yönetmeni). Ama bitmedi. sorunun alakasızlığı karşısında biraz daha durumundan kopar. Bu son örnek Rose'u iyice ikna eder. Bu bölümde de çatışma vardır. Cameron'un bu sahnedeki başarısı. üst sınıftan bir kadına tecavüz etmektedir. pervanelere bakmak için eğildiğinde ayağının kaydığını ve düştüğünü. ilk tırmanma denemesinde başarısız olur. Jack ile Rose'un niyetleri farklıdır. Herkes hâlâ Jack'in Rose'a tecavüze yeltendiğini sanmaktadır. Bu çatışma Rose'un intihardan vazgeçmesi ve güverteye dönmeye karar vermesiyle sona erer. bu sahneden sonuna kadar faydalanmaya kararlıdır . Jack son olarak Rose'un bir çılgınlık yaptığını söyleyerek ikna operasyonunu tamamlar. Ama sahne bitmez. ama Jack yine onu tutar. Öyle ki genç adamın bileklerine kelepçeleri takarlar. Jack son anda onu yakalar. Đntihar sahnesi. Görünüşe (ve duydukları seslere) göre alt sınıftan bir adam. Jack ise onu vazgeçirmek niyetindedir. "Nasıl olur da nişanlıma dokunursun!" diye bağırır. ve gemi mürettebatı ile karşı karşıyadır. ve bir santim bile hareket etme" diye bağırır. Daha sonra Jack "Hiç Wisconsin'e gittin mi?" diye sorar. ayrıca ona istemediği bir sorumluluğu (Jack'in de suya daldığında ölmesi ihtimali) yükler. (Gelen tayfalardan biri Jack'e "Geri dur. Bu çatışma da genç kadının güverteye çekilmesi ile son bulur. ille de kahraman ile düşmanının birbirine tekme tokat girmesi (örn. ve onu intihar fikrinden biraz uzaklaştırmayı başarır. Cal'in arkadaşları. Denize düşmesi ve ölmesi için ellerini bırakması yeterlidir artık. Jack Wisconsin'deki kışların soğukluğundan. Jack'in elidir. Rose intihar etmek istemektedir.SENARYODA ÇATIŞMA Senaryoda çatışma olmasından bahsedilir hep. Duygusal ya da düşünsel düzeyde de çatışma olabilir. alt sınıf görünümlü Jack'i de onun yanında diz çökmüş halde görürler. Bir nedenle morali çok bozulmuş olan Rose (Kate Winslet) ağlayarak ve koşarak geminin kıç bölümüne gelir. Rose atlarsa kendisinin de atlayacağını söyleyerek genç kadının dikkatini dağıtır. Buradaki parmaklıkları tırmanır. Rose'un geminin arkasında sallanırken attığı çığlıkları duyan tayfalar geminin kıç bölümüne gelirler ve yüksek sınıf görünümlü Rose'u yerde yatarken. Đkinci seferde Jack genç kadını güverteye çekmeyi başarır. çatışma odağını başarılı (yani akla son derece yakın) bir biçimde sürekli kaydırmasındadır: 162 .Neo ile Agent Smith'in kapıştığı Metro sahnesi) değildir.

çatışan güçlerin. "ne oluyor" diye sorarlar. O sırada Jack gelir ve Rose'a intihar etmemesini söyler. Yukarıdaki sahneyi bir de çatışmasız haliyle düşünelim: Rose koşarak geminin kıç bölümüne gelir. Oradan geçmekte olan tayfalar "ne oluyor burada" diye sorarlar. sadece duygularımıza değil. sonra Jack X tayfalar. Jack de durumu anlatır. Yine raslantı eseri Cal ve arkadaşları güvertede gezerken Jack'i Rose'un tepesinde görürler. bu kez Rose olanları anlatır. son olarak da Jack X Cal+Arkadaşları+Mürettebat Đzleyicinin ilgisini ayakta tutan şey. 163 . Jack de 3. Rose hemen ikna olur. yani bize "Evet. bir sahnede yukarıda anlatılanlar gibi zıt güçlerin çatışmasının bulunmasıdır. onlar da gelir. Yani sırf hareket olsun diye kahramanın önüne nereden ve neden çıktığı belli olmayan engeller koymamak gerekir. Ne heyecanlı (!). zekamıza da hitap ederse. "Peki tamam" derler. parmaklıkları tırmanıp arka tarafa geçer. sınıf kamarasına döner. anlamlı bir nedenden dolayı çatışmasını sağlamaktır. Senaristin çatışmalı sahne yazarken dikkat etmesi gereken önemli bir nokta da. kahramanın bu durumda böyle davranmaktan başka çaresi yoktu" dedirtirse. Rose sıcak süitine. ne ilgi çekici (!) değil mi? Tuttuğunuz nefesinizi bırakabilirsiniz artık. parmaklıkların bu tarafına geçer. sonra Jack+Rose X Doğa Güçleri. (Diyelim ki burada ayağı takıldı ve iki genç de yere düştü). Bir senaryo. ve herkes ikna olur. ve tayfalar ikna olurlar.• • • • önce Jack X Rose. unutulmaz filmler arasına girer.

Filmdeki karakterleri de şöyle sıralayabiliriz. çok daha evrenseldir. Oscar da. bir köpekbalığı katili olmadığı halde. 164 . resifte yaşayan diğer balıklara korku vermektedir. Senarist. Oscar. çünkü bazen onları yemektedirler. babasına. balıklar ile köpekbalıkları arasındaki düşmanlıktır. Bu kadar çok insanı derinden etkileyebilmesinin de bundan kaynaklandığını düşünüyorum. Lenny de. Ama kişisel düşüncem. kendisini olduğu gibi kabul etmesini söylediği zaman onunla tekrar bir araya gelebilir. Köpekbalıklarına kafa tutar gibi yapan Oscar'ı. Köpekbalıkları. çok daha içgüdüsel. "ancak kendimizi olduğumuz gibi kabul ettiğimiz takdirde mutlu olabileceğimiz"dir. • • • • Kahraman: Oscar Destek: Sykes ve Lenny Romantik Đlgi: Angie Düşman: Don Lino ve diğer köpek balıkları Ayrıca zıt dünyaları (yani resifte yaşayan balıkların dünyası ile köpekbalıklarının dünyası) oluşturan bir sürü sevimli yan karakter bulunuyor. Çünkü Nemo'da senaryonun dayandığı duygu olan "babalık duygusu". "önemli biri" olma saplantısından kurtulduğu zaman gerçek aşkı bulur. "Finding Nemo"nun (toplam hasılat: 865 milyon dolar) çok daha iyi ve derinlikli bir film olduğu yönünde. Lenny de kimlik/kişilik sorunu olan karakterler: Oscar. bu ezeli çatışmadan yola çıkıyor."SHARK TALE"DE ÇATIŞMA VE KARAKTERLER "Shark Tale"deki temel çatışma.şimdilik) "kendin olma" duygusundan çok daha güçlü. Shark'taki (toplam hasılat: 230 milyon dolar . öyle görünmeyi seçiyor. Lenny de bir vejeteryan olmasına karşın. Filmin anafikri (Lajos Egri'nin tabiriyle "önermesi"). ve hiç de köpekbalığı gibi olmayan (aslında bir vejeteryan olan) Lenny'yi yan yana getiriyor. dışlanma korkusuyla bunu diğer köpekbalıklarından gizliyor.

Aşağıda. FOX. hazretin kendi sitesinden alınan tanıtım bilgilerini bulabilirsiniz: John Truby. * * * * * * * * * * * * * * Shrek Pirates of the Caribbean The Mask of Zorro Nightmare on Elm Street Outbreak Scream Sleepless in Seattle Back to School The Addams Family Kiss of the Spider Woman Beetlejuice Valley Girl The Negotiator Star Wars 165 . HBO. LUX. TV4 ve Đsveç MTV'si için danışmanlık yapmıştır. Avrupa'da ise BBC. dünyanın çeşitli yerlerinde 22 000 öğrenciye "22 Adımda Harika Senaryo Yazmak" ve "Tür" ("Genre") derslerini vermiştir Aynı zamanda Disney Stüdyoları. Alliance Atlantis ve Cannell Stüdyoları için hikaye danışmanlığı ve senaryo doktoru olarak hizmet vermiştir. Öğrencileri arasında. aşağıdaki filmlerin yazarları/yönetmenleri/yapımcıları yer almaktadır. Eminim "Bu adam da kim?" diye bir kez sormuşsunuzdur. Sony Pictures. Truby. Houston Uluslararası Film Festivali'nde En Đyi Drama ödülünü almış ve Hollywood Film Festivali'nde En Đyi Film dalında aday olmuş "All-American Boy" adlı filmin yazarı ve yönetmenidir. RAI.TRUBY JOHN TRUBY KĐMDĐR? Arada sırada bu sitede John Truby adlı bir zatın yazılarını görüyorsunuz.

başkalarının gözünde başarılı olmaktır. bu kültürde kahraman kendisini ölmek suretiyle gerçekleştirir. adil davranmak.TRUBY ve KÜLTÜR Daha önce anlatılan toplumsal sistemler ve aşamaların her biriyle bağlantılı bir kültürel aşama vardır. Şehir ve baskıcı şehir aşamasında "amoral kültür" (ahlakdışı kültür) Şehir. Suçluluk kültürü. tören. ailenin aleyhine (aileye zarar verecek şekilde) bir şekilde büyür. güç. Kasaba ve küçük şehir aşamasında "suçluluk kültürü" Suçluluk kültürünün değerleri barınma ("accommodation"). kendini feda etme. Burada motiv (güdüleyici) ve ahlaki kurallar bireyler tarafından içselleştirilmiştir. Bu da insanlarda bir yabancılaşma ve gayrişahsilik duygusu yaratır. Bu. Ailenin sorumluluklarından bir çoğunu üstlenir. fiziksel yetenek.Bu kültürde aşırı gurur neden zararlıdır? Çünkü gurur kahramanı utancın ya da kamuoyunun baskılarına karşı korur / bağışık kılar. gurur. (başarılı olmanın aksine) doğru olanı yapmaktır. iyi geçinme. . Bunun sonucu olarak bu dünya "hiçbirşeyin değeri yok" / "herşey değersizdir" der. Bu kültürdeki temel değer suçluluktur. kasaba-küçük şehir aşamasındaki her toplumun doğal kültürüdür.Şan-şeref. Bu kültürde başarısızlık durumunda yaşanan temel duygu utançtır. sadakat. 1. Bunun sahte bir değer olduğunu unutmayın. Şebeke (Network) 166 ."kadın değerleri"nin baskın olduğu bir kültürdür. ifade edilmeyen duygular ve hatıralar"dır. Bu. şan-şöhret. Örnek: Brazil. (Yani vahşidoğa-köy kültüründe olduğu kadar büyük bir dış baskı yoktur) 3. onur. Bu düşünce kişiyi. . güvenilirlik. cesaret. "erkek değerleri"nin baskın olduğu bir kültürdür. Vahşi doğa ve köy aşamasında "utanç kültürü" Utanç kültürünün değerleri "görünüş. • • • Vahşi doğa ve köy aşamasında "utanç kültürü" Kasaba ve küçük şehir aşamasında "suçluluk kültürü" Şehir ve baskıcı şehir aşamasında "amoral kültür" (ahlakdışı kültür) vardır. yıkım yoluyla güç duygusunu hissetmeye sevk eder.Đnsanları motive eden (güdüleyen) şey ve ahlak. . Şimdi bunları teker teker ele alalım.Đronik bir şekilde. . başarı. Bu durumda birey kendi başına kalır. 2. bir kahramanın tanrılara benzer bir hal almasıdır.

sıradan kahramanın dünyasıdır. Bu dört toplumsal aşama ve onlarla bağlantılı kahramanlar şöyledir: 1) 2) 3) 4) Vahşi doğa ve süperkahraman ya da tanrı Köy veya kasaba ve "Klasik" kahraman Şehir ve sıradan kahraman Baskıcı şehir ve anti-kahraman Şimdi bu toplumsal aşamaları teker teker ele alalım. doğa kadir-i mutlaktır (gücü herşeye yeter. Eastwood). kahramana etki eden güçleriden bazılarını ön plana çıkarır. insanlar bir yerden başka bir yere göç eden göçebeler şeklinde yaşarlar. Bu toplumsal aşamada hikaye anlatıcıları. Toplumsal Aşama. * Đyi . toprak.TRUBY . Burada da her toplumsal aşama. vahşi doğadan sonra gelen toplumsal aşamadır.TOPLUMSAL AŞAMA Bir kahramanı bir topluma yerleştirmenin en etkili yolu. her toplumun büyürken mutlaka geçeceği evrimsel bir aşamadır. çok güçlüdür). köyü çevreleyen vahşi doğada yaşayan ve köyü yok etmek isteyen barbarları yenmektir. Örnek: Cesuryürek. Şehir.kötü: Klasik kahraman. Fethedilecek çok miktarda arazi vardır. "Klasik" kahramanın dünyasıdır. köylülerden daha büyük ve daha güçlüdür. 1) Vahşi doğa ve süperkahraman ya da tanrı Vahşi doğada. Bir savaşçıdır. Đnsanlar ekinlerini ekmek ve çevreleri üzerinde hakimiyet kurmak istemektedirler. Kurtlarla Dans. Göçebeler artık yerleşik hayata geçmiştir. Her toplumsal aşama. onu belirli bir toplumsal aşamaya yerleştirmektir. neyin iyi neyin kötü olduğu hakkında çok net bir görüşe sahiptir. 2) Köy veya kasaba ve "Klasik" kahraman Köy. Onun işi. zayıf toplumun kendi başlarına baş edemedikleri vahşi güçlerle savaşmasına yardımcı olmak için kuvvet kullanır. Ve her aşama belirli bir kahraman türüyle bağlantılıdır. Terminator. Klasik kahramanın temel özellikleri şunlardır: * Savaşçı yetenekleri: Klasik kahraman. Bu özelliklere sahip olan şehir. güç ve servet açısından büyük farklılıkların olduğu bir yerdir. Sıradan kahraman ve şehirdeki insanların çoğu aynı güçlere ve statüye sahiptir. doğa güçlerini kontrol altında tutan tanrılar ve süperkahramanlar yaratırlar. Affedilmeyen (C. Bu. Çok sayıdaki insanı idare etmek için çok sayıda kanun ve kural vardır. Ona göre köydeki herkes iyidir. Toplum gençtir ve yatay olarak genişlemektedir. Mad Max 3) Şehir ve sıradan kahraman Köyün yatay olarak genişlemeyi durdurması ve dikey olarak genişlemeye başlamasıyla şehir meydana gelir. insan ve teknolojinin benzersiz bir bileşimidir. köyün dışındaki herkes kötüdür. Bu karakter fiziksel olarak yeteneklidir. Hayat zordur ve insanlar genç yaşta ölürler. 167 .

Geceyarısı Kovboyu. Bazen toplumun bireyler üzerinde uyguladığı baskı o kadar büyük olur ki anti-kahraman kendi hayal dünyasına (kendi zihnine) kaçar. Sıkı Dostlar (Good Fellas) *** Đyi yazarlar kahramanlarını bir aşamadan diğerine geçmekte olan toplumlara yerleştirirler. Burada sorun şudur: Kahraman acaba bu güçler kendisini öldürmeden önce onlara ayak uydurabilecek midir? Bu yöntemi kullanan yazarlar genelde kahramanlarını 2. Züğürt Ağa. Forrest Gump 4) Baskıcı şehir ve anti-kahraman Toplumsal gelişimin bu aşamasında şehir öylesine büyümüş. Affedilmeyen. Bu anti-kahraman güçsüzdür. Şebeke (Network). kahraman da küçülmektedir) Örnek: Đlk Woody Allen filmleri. Bu kapalı dünya da kahramanı bir "anti-kahraman"a dönüşmek zorunda bırakılmıştır. Muhsin Bey 168 . toplum tamamen baskıcı bir hale bürünmüştür. Doğum Günü 4 Temmuz. terbiyeye (topluma uygunluğa). bu nedenle de toplum dışına itilen kahraman.Sıradan kahraman şunlarla ilgilenir: * Kendisine toplumda bir yer edinmek * Adaleti sağlamak * Bürokrasinin yarattığı kölelikten kurtulmak Güce önem veren "Klasik" kahramandan farklı olarak sıradan kahraman hoşgörüye. Esaretin Bedeli (Shawshank Redemption) * Şehirde kalan ve ezilen kahraman. Schindler'in Listesi. Sense and Sensibility. Örnek: Cool Hand Luk. Örnek: High Noon (Kahraman Şerif). toplum dışı (unsocial) ya da toplum karşıtı (antisocial) biridir. Brazi. Kurtlarla Dans. Ama bu teknik her aşama arasındaki geçişlerde geçerli ve etkilidir. (Dikkat: Doğa küçüldükçe ve toplum büyüdükçe. Đki tür anti-kahraman hikayesi vardır: * Baskıcı toplum tarafından ezilmeyi reddeden. JFK. Hatta kendisini bir süper-kahraman olarak görmeye başlar. Good Will Hunting. Being There. Kuzuların Sessizliği. Örnek: Los Angeles Sırları (LA Confidential). Böylece değişim güçlerinin kahramanı nasıl etkilediğini gösterebilirler. Cennet Sineması (Cinema Paradiso). Ucuz Roman (Pulp Fiction). adalete ve işbirliğine inanır. Postacı (Il Postino). aşama ile 3. o kadar karmaşık ve çok katmanlı bir hal almıştır ki. Taksi Şoförü. Fargo. Sözcük oyunları oynar. aşama arasındaki toplumlara yerleştirirler.

Sandra Bullock) CEHENNEM: Eğer toprak. BAĞLAM ("Context") sözcüğü. Bu Distopya iki şekilde gerçekleşebilir: herkesin tam bir kargaşa/kaos içinde olması (Mad Max).1). Wesley Snipes. Ayrıca karakteri destekleyen bir toplum da vardır. karakterinizin kimliğinin bir dışavurumu olmalıdır. Kahramanınızın hikayeye bir köle ya da özgür bir insan olarak başlaması gibi. insanlar ve teknoloji mükemmel bir denge içindedir. teknoloji. Sözde Cennet'ten bahsedebiliriz.Sylvester Stallone. Bu unsurları benzersiz bir biçimde birleştirirseniz.TRUBY . kahramanın yaşadığı dünya da hikayeye kölelik ya da özgürlüğü ifade edecek şekilde başlar. benzersiz bir bağlam elde edersiniz. (Örnek: "Demolition Man" . Burada mükemmel bir özgürlük vardır. tam bir Distopya (Ütopya'nın zıddı) söz konusudur. SÖZDE CENNET: Eğer toprak. 169 . Burası bir ütopya. Bu dünyada her insana kendi yeteneklerini geliştirme ve hayallerini gerçekleştirmek için çabalama olanağı tanınır. insanlar. insanlar ve teknoloji radikal bir biçimde dengesini kaybetmişse. ya da büyük çoğunluğun azınlık tarafından tamamen kontrol altına alınması (Matrix . Hikayenizin bağlamı üç büyük unsurun bir kombinasyonu tarafından belirlenir: toprak (arazi). Burada herkes psikolojik ya da ahlaki bir felaketi gizlemek için yüzünde bir maske taşımaya çalışmaktadır.BAĞLAM Hikayenizin geçtiği dünya. Bazı kombinasyonlar şunlardır: CENNET: Toprak (arazi). yeryüzündeki cennettir. Kaliteli hikayelerde bu cehennemi dünya. hikayenin başlangıcında kahramanınızın köle mi yoksa özgür mü olduğununun dünya tarafından nasıl ifade edildiğini anlatır. karakterin içinde bulunduğu büyük kişisel zayıflığın bir dışavurumudur. insanlar ve teknoloji dengede görünüyorsa ama aslında yüzeyin altında bir çürüme var ise.

ARENA Hikayenizin geçtiği dünyayı yaratmak için. Kahramanın benzersiz olması için bu dünyanın da benzersiz olması gerekir. Hikayenizin dünyası. Areana.KARAKTER DÜNYASI Karakterler bir boşlukta yaşamaz. hikaye ilerledikçe gelişen bir arena kurmaktır. Dikkat: Eğer hikayenizin bütünlüklü arenasını bozarsanız/kırarsanız. Kaliteli bir hikaye. zengin bir doku yaratmaya başladığınız yerdir. kahramanınızın kimliğinin bir yansıması/dışavurumu olmalıdır. Bir dünyada yaşarlar. Burası tek ve bütünlüklü bir mekandır. ilk önce hikayenizi bir arenaya yerleştirmelisiniz. Aynı zamanda kahramanınız da bu dünyanın bir yansıması olmalıdır.TRUBY . Hikayenin görsel yönünün çeşitli düzeylerinde zengin bir doku yaratmadan da iyi bir hikaye anlatılabilir. Dışındaki şeyler de hikayeye ait değildir. yüksek kaliteli hikayeciliğin alameti farikasıdır. dramatik yapı paramparça olacaktır. bir çok ipliğin örülerek çok güçlü bir etki yarattığı bir kilim/halı gibidir. Bu arenanın içindeki her şey hikayenin bir parçasıdır. 170 . Bir tür duvar ile çevrilidir. kısıtlı bir süre içinde birbirinin tanımlanmasına yardımcı olurlar. Önemli: Hikayenizin yarattığı dünya. dramanın temel mekanıdır. ama bu tek bir enstrümanla bir senfoni çalmaya benzer. Hikaye anlatırken güçlü bir görsel dünya kurmanın püf noktası. Bu sayede kahraman ve dünya. Zengin bir doku da.

Karakter (güçsüz) ----------- 4. Böylece hikaye son derece sıkı bir çatışma örgüsüne sahip olur. hikayenin daha derinde yatan meseleleri ele alınabilir. Onlar çatışırken. DÖRT UÇLU ZITLIK Đyi hikayelerde genelde en az dört ucu olan bir zıtlık görürüz. Çatışma vasıtasıyla. buradaki her karakterin sadece kahramanla değil. BU da senariste göre doğru yaşama yöntemini teşkil eder. yazarın daha derin ve daha güçlü çatışmalar geliştirmesine olanak vermez. Karakter (güçsüz) 171 . Bu dört karakter küçük bir topluluk oluşturur ve yazarın. Dört uçlu bir zıtlık oluşturuken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta. (Matrix REVOLUTIONS'ın sonunda olan budur). Bu birleşme her iki tarafın da en iyi değerlerini alır. Bir hikayedeki çatışma iki şekilde gerçekleşebilir: Yatay ve Dikey. Bu iki uçlu zıtlık. YATAY ÇATIŞMA Bu tür çatışmada. DĐKEY ÇATIŞMA Bu tür çatışma. sahip oldukları değerler ve yaşam biçimleri . Bu da çatışmanın hikaye boyunca devam etmesine olanak tanır. hikayenize büyük bir doku zenginliği katar.TRUBY ve ÇATIŞMA Bir hikaye. güçlü bir hikaye için gerekli olan çatışma kombinasyonlarını yaratmasına olanak sağlar. güç ve yetenek olarak birbirine neredeyse denk iki karakter söz konusudur. Basit bir hikayede kahraman sadece bir düşman ile karşılaşır. gücü elinde bulunduranlar ile bulundurmayanlar arasında yaşanır. Dikey çatışmanın katıldığı bir hikayede çok çeşitli çatışma kombinasyonları mümkündür: Kahraman (güçlü) -----------Düşman (güçlü) 3. Dört uçlu zıtlıktaki karakterler birbirlerinden olabildiğince farklı olmalıdır. Bu iki karakter de aynı amaca ulaşmaya çalışırlar.de çatışır. aynı zamanda birbirleriyle de çatışmalarıdır. Kahraman bir ana düşman ve iki yan (ikincil) düşman ile çatışmaya girer. Bazen bu iki karakterin değerleri hikayenin sonunda birbirine karışır. kahraman ile düşman(lar)ı ve onların değerleri arasındaki bir dizi çatışmadan meydana gelir. Böyle bir çatışma eklemek.

(Hamlet'teki LEARTES de HAMLET gibi babasının katilinden intikam almak derdindedir).polis) MÜTTEFĐK-DÜŞMAN: Hikaye anlatımında pek rastlanmayan bu karakter Kahraman'ın düşmanı gibi görünmesine karşın aslında en iyi dostudur.YAN KARAKTERLER Bir hikayede bulunması gereken diğer karakterler de şunlardır: MÜTTEFĐK: Bu kişi Kahraman'a yardım eder. bu yan karakter vasıtasıyla bir karşılaştırma yapmamıza olanak tanır.MÜTTEFĐK: Bu karakter. 172 . Kahraman bu kişiyle konuşmak suretiyle duygu ve düşüncelerini ifade etme olanağı bulur. Hikayede böyle bir karakterin bulunması hikayenin ilginç ve derin olmasını sağlar. kahramanınkine benzer bir sorunla karşılaşmalıdır. Rezervuar Köpekleri'ndeki Bay Turuncu . ALT-HĐKAYE KARAKTERĐ: Alt-hikaye karakteri. ama bazen başka bir amacı da olabilir. Yazar. (Matrix'teki MORPHEUS) DÜŞMAN . Genelde Müttefik'in amacı Kahraman'ınkiyle aynıdır. (Matrix'teki CYPHER.TRUBY . Kahraman'ın dostu gibi görünüp aslında düşmanı olan kişidir.

GEREKLĐLĐK Düşman. Kahraman bu şekilde . Đyi hikayelerde düşmanın değerleri ile kahramanın değerleri taban tabana zıttır. Düşman sadece Kahramanın önünde duran bir engel olmamalıdır. Gerekli olan Düşman. ÖRNEK: "Cesuryürek" filminde William Wallace için en büyük değer "ÖZGÜRLÜK"tür. Kahramanın daha iyi bir hayata sahip olmasına engel olmaktadır. Kahraman için gerekli olmalıdır. Kahraman ile düşman arasındaki ilişki. Böylece Kahraman ve Düşman iki zıt uç olmak yerine bir dizi olasılıktan sadece ikisi olurlar. ÖRNEK: "Jurassic Park" filminde kahraman Alan (ve diğer insanlar) düşman ise Park'tır (parktaki dinazorlar). T-1000 modeli Terminatör ise onu yok etmek istemektedir. kahramanı doğduğuna pişman edecek. Kahraman ve Düşman'ın bazı açılardan birbirine benzemeleri. Bu çatışma sayesinde seyirci. kahramanın tamamen iyi. tıpkı kahramanda olduğu gibi. Bu yaşanırken insanların (avukat. ÖRNEK: "TERMINATOR -2" filminde Arnold'un canlandırdığı eski model Terminatör ile yeni model Terminatör aynı şeyi istemektedirler: geleceğin lideri John Connor. aynı zamanda başarılı olmaya itecek kadar güçlü ve yetenekli olmalıdır. Hikayenin gücü büyük ölçüde değerler arasındaki bu tezatın kalitesine bağlıdır. Bu nedenle iki robot film boyunca çeşitli kereler karşılaşır ve çatışırlar. park sahibi. filmdeki en önemli ilişkidir. Bu çok mekanik bir anlatım olur. 173 . Arnold bu çocuğu korumak. ZIT DEĞERLER Düşmanın hareketleri de tıpkı kahramanın hareketleri gibi bir dizi inanca ve değere dayanır. Kahramanı zayıflığını yenmeye ya da yok olmaya zorlar. Düşmanı Edward Longshanks (Kral) için ise en büyük değer. Bu iki ana karakter arasında çatışma yaşanırken.TRUBY ve "DÜŞMAN" Senaryodaki "DÜŞMAN". Düşman. hangi yaşam felsefesinin daha üstün olduğunu görür. 4) Düşman. 2) Düşman'ın da. Bu arzu büyük bir ihtimalle Kahraman'ın arzusuyla aynıdır. DÜŞMANIN KAHRAMANLA BENZERLĐĞĐ 1) Düşman'ın da tıpkı Kahraman gibi bir zayıflığı vardır ve bu zayıflıktan dolayı bu şekilde davranmakta. Ada'daki bütün halkların her ne şekilde olursa olsun Đngiliz Đmparatorluğuna BOYUN EĞMESĐdir. Ana çatışma Dinozorlar ile insanlar arasındaki yaşanır. kahraman ve düşmana göre "iyi bir yaşamın temelini oluşturan değerler"dir. hikayenin diğer meseleleri ve temaları da ele alınır. 3) Düşman'ın da kahraman gibi bir arzusu vardır. bu zayıflığa dayanan bir ihtiyacı vardır. Bir başka yan hikaye de Alan'ın (erkek arkeolog) çocuklara karşı duyduğu olumsuz duyguların yerini sevgiye bırakmasıdır. Bu değerler. Düşman Kahramanla aynı şeyi istemelidir. baş karakterin amacına ulaşmasını engellemeyi en çok isteyen kişidir. yeryüzünde Kahraman'ın zayıflığına en iyi saldırabilecek kişidir.büyür. düşmanın da tamamen kötü olmasına engel olur. dinozor embriyosu çalmaya çalışan adam) aç gözlülüğünün nelere yol açtığını görürüz. Bu sayede Kahraman ile Düşman hikaye boyuncu defalarca doğrudan çatışmaya girerler.düşman sayesinde .

o zaman seyretmeye değer bir maç olur. amatör bir tenisçi ile oynarsa.) 174 . aynı şeyin peşinde olmaları. vb. Aynı şekilde dramada da kahraman ve düşman birbirlerini "büyük" olmaya itmelidirler. (Aynı yerde çalışmaları. kahraman ve düşmanın aynı mekanda bulunmasını makul gösterecek doğal bir neden bulmaktır. Dünyadaki en iyi tenisçi. AYNI MEKAN Kahraman ve Düşmanı hikaye boyunca aynı mekanda tutmaya çalışın. Ama hikayenizde böyle bir uzaklaşma olursa. aynı binada yaşamaları.Dramayı bir tenis maçı gibi düşünün. zira iki insan birbirini sevmiyorsa birbirinden uzaklaşma eğiliminde olurlar. Bu öneri biraz mantıksız gelebilir. Ama dünyadaki en iyi tenisçi. taraflar arasında bir çatışmanın yaşanması da mümkün olmaz. bu maçı izlemenin hemen hiçbir zevki olmaz. Burada yapmanız gereken şey. dünyadaki en iyi ikinci tenisçiyle oynarsa.

Bu herkesle beraber en çok Neo'nun sorunudur çünkü o seçilmiş kişidir. ÖRNEK: "Rocky 1" filmindeki baş karakter Rocky'dir. Rocky'nin zayıflığı ise kendine yeterince güven duymamasıdır. Ama aynı zamanda onu bu amaca ulaşmaktan alıkoyan belirli zayıflıklıkları ve ihtiyaçları bulunmaktadır. hikayeyi ileri götürecek bir fonksiyonu olmalıdır. Baş karakter. ÖRNEK: "Matrix" filminde sorun. Karakterlere derinlik ve insancıllık veren boyut. Rocky'nin amacı. Cypher'ın direnişçileri satmasıdır. En önemli karakter de "baş karakter"dir. Kahramanın bir amacı vardır. Onun ihanetiyle Morpheus ajanların eline düşer. Bu zayıflık ve ruhsal ihtiyaç konusu son derece önemlidir.TRUBY ve KAHRAMAN John Truby'ye göre hikayedeki her karakterin. Türk filmlerinin genelde iki boyutlu ve sıkıcı karakterler içermesinin nedeni bu zayıflık konusunu yeterince işlememeleridir. insanlığın makinalar tarafından köle edilmiş olmasıdır. Neo'nun hareketleri ve seçimleri hikayeyi ileri götürür. ya da bu ikisinin ortasında bir yerde dururlar. dünya ağır sıklet boks şampiyonunun karşısında 15 raund ayakta kalmaktır. Bu işi çözecek kişi odur. Rocky başarılı bir boksör olabilecekken kolay yolu seçmiş ve mafya için para tahsildarlığı yapmaya başlamıştır. 175 . Bunu neden yapmayı istemektedir? Çünkü Rocky'nin kendine karşı duyduğu saygı yerlerde sürünmektedir. Neo da kendisini seçilmiş kişi olmadığını bile bile ajanlarla kapışmaya gider. ÖRNEK: Matrix'in senaryosundaki en ilginç gelişim. Filmdeki diğer karakterlerin tümü ya kahramanın müttefikidir. Đyi hikayelerdeki sürprizler büyük ölçüde bu diğer karakterlerin kahramana karşı aldığı tavırlarda görülen gel-gitlerden kaynaklanır. Bu hainin varlığı hikayeyi bambaşka bir yöne iter. ya düşmanıdır. hikayenin merkezinde bulunan soruna sahiptir ve bu sorunu çözmek için hikayeyi ileri doğru hareket ettirir. bu zayıflık boyutudur.

çok uzun süremez. Tepki vermeyi reddetmesi ise. Ve bir çok hikaye ya da tür için bu yeterlidir: Bir olay kahramanın hayatının dengesini altüst eder. hayatının dengesindeki olumlu ya da olumsuz değişikliğe. 176 . bilinçsiz bir arzu da uyandırır. Bu nedenle Tetikleyici Olay önce kahramanın hayatının dengesini bozar. herhangi bir insan ne ister? Bu dengeyi yeniden kurmak ister. bazen bir düşünce süreci sonunda . Bu iki arzu birbiriyle çok şiddetli bir biçimde çatıştığı için bu karmaşık karakterler son derece büyük acılar da çekerler. "fiziksel". Ama en çok hayranlık duyduğumuz kahramanlarda. Tetikleyici Olay sadece bilinçli bir arzu uyandırmaz.08 . Son olarak Tetikleyici olay kahramanı bu nesne ya da hedefi ele geçirmek için aktif bir arayışa sevkeder. ne isteriz? Kahramanımız da dahil.genelde hemen. karakterine ve dünyasına uygun bir biçimde tepki verir. minimalist NONPLOT'ların en pasif kahramanlarında bile."TEPKĐ" Kahraman. Bu Arzu Nesnesi. Çünkü hepimiz hayatımız üzerinde makul düzeyde bir denetim sahibi olmak isteriz ve eğer bir olay bu denge ve kontrol duygumuzu kökten bozarsa.kahraman bir Arzu Nesnesi düşünüp bulur. kahramanda. sonra da onda bu dengeyi yeniden kurma isteğini uyandırır.MCKEE MCKEE NOTLARI . hayatını düzeltmesi için gereken bir şeye karşı bir arzu uyandırır ve kahraman da bu şeyin peşine düşer. Kahraman bilinçli olarak ne istediğini zannederse zannetsin. "durumsal" ya da "davranışsal" bir şeydir ve kahraman hayatını tekrar dengeye sokabilmek için bu şeyden mahrum olduğunu ya da bu şeye ihtiyaç duyduğunu hissetmektedir. Bu ihtiyaçtan mütevellit . seyirciler kahramanın aslında bunun tam zıddını istediğini hissederler ya da fark ederler.

*** Bir çok durumda Tetikleyici Olay ("Inciting Incident") doğrudan kahramanın başına gelen ya da kahramanın yarattığı tek bir olaydır. Hayatında başarıları da başarısızlıkları. Sonra aniden ya da kat'i bir biçimde.TETĐKLEYĐCĐ OLAY Bir hikaye başladığında kahramanımız az çok dengeli bir hayat yaşamaktadır. *** Çoğunlukla.7 . Kahramanının gerçekliğinin değer-yükünü olumluya ya da olumsuza doğru fırlatan bir olay meydana gelir. KAHRAMAN TETĐKLEYĐCĐ OLAYA BĐR TEPKĐ VERMELĐDĐR 177 . Tetikleyici Olay'ın bir temel atması ("setup") ve sonuç alması ("payoff") vardır. olumlu ve olumsuz şeyler vardır. Bunun sonucunda kahramanımız hayatının artık iyi ya da kötü yönde dengesiz bir duruma geçtiğini görür.MCKEE NOTLARI . hayatının bu dengesini kökünden sarsan bir olay meydana gelir. Ama kimin yoktur ki? Yine de hayatı nispeten onun kontrolü altındadır.

Bu ikisinin arasındakilerin ise biraz gücü vardır. Bunun için de bu çerçeveye derinlik ve çok sayıda ayrıntı katmanız şarttır. Bu da bir tören değil mi? Ben bir kitap 178 . Bunun nedeni çok basittir: işlerin büyük bir bölümü sıkıcıdır. mekan ve çatışma düzeyi açısından tanımladık. "insight") arayışının doğurduğu kendi benzersiz soru listesini oluşturur. raporlar ve toplantılar ile geçer. Eğer şansınız varsa bu iki sözcük mum ışığında.MCKEE NOTLARI . hikayenin dünyasının çerçevesini oluşturur. *** KARAKTERLERĐM HAYATLARINI NASIL KAZANIYOR? Hayatımızın üçte birini ya da daha fazlasını çalışarak geçiririz. Muhafazakar/Demokrat değildir. Ama orijinal. suç. her zaman güç dağılımında bir dengesizlik oluşur. Sadece işlerini değil nasıl eğlendiklerini. Politika.mahkeme. zamanlarının önemli bir bölümü. kendisinin sevildiğini bilir. yazarın içgörü (kavrayış. güç en büyük çocuğa mı transfer olur? Yoksa aileniz. bütün hikayeler ile ilgili olarak sorduğumuz genel sorular yer almaktadır. nasıl dua ettiklerini. polis ya da doktorun bildiği gibi. Bir işçi nasıl güç kazanır ya da kaybeder? Eşitsizlikleri ortadan kaldırmak için ne kadar uğraşırsak uğraşalım. artık ilişkiyi o idare edecektir.. Eğer daha da şanslıysanız bunlar hiç söylenmez . ama çok az senaryoda insanları işlerini yaparken görürüz. her iki kişi tarafından aynı anda söylenir. ama işi seyretmek sıkıcıdır. Bu da beklentinin sonuç ile bire bir eşleşmesinin zirvesini oluşturur (yani beklenen her zaman meydana gelir ve bu da çok sıkıcıdır . devlet kurumlarında ve benzeri yerlerde.HĐKAYENĐN GEÇTĐĞĐ DÜNYA Hikayenin geçtiği "ortam"ı dönem. Şirketlerde. Bununla beraber bir karakterin dünyasına girebilmek için onun bir gününün 24 saatinin bütün yönlerini sorgulamalıyız. Bu dört boyut.. en alttakilerin ise çok az gücü bulunur ya da hiç bulunmaz. tıp . yapılırlar! DÜNYAMIN TÖRENLERĐ (RĐTÜELLERĐ) NELERDĐR? Dünyanın her yerinde yaşam törenlerle (ritüel) doludur.gg).sadece işin (çalışmanın) çözdüğünden daha fazla soruna neden olduğu anlara odaklanırız. Aşağıda. Đnsanlar ne zaman bir şey yapmak için bir araya gelseler. nasıl seviştiklerini de. zirvede bulunan kişinin çok büyük bir gücü vardır. annenin herşeyi yönettiği anaerkil bir aile mi? Ya da aileniz çocuğun anne-babasına istediği herşeyi yaptırdığı modern bir aile mi? Gönül ilişkileri de politiktir (yani güç dağılımı eşit değildir -gg).gg). hemen hiçbir şeyi değiştirmeyen rutin işler. Bu soruların ötesinde her hikaye. DÜNYAMIN POLĐTĐKASI (GÜÇ DAĞILIMI) NEDĐR? Burada "politika" ile kastedilen ille de sağcı/solcu." Yani "Seni seviyorum" diyen ilk kişi kaybetmiştir çünkü bunu duyan diğeri bilmiş bir biçimde gülümser. Her avukat. eşitlikçi kuramları ne kadar uygularsak uygulayalı. Kelimenin tam karşılığıdır: güç. Bu aile acaba Baba'nın çok daha etkili olduğu ataerkil bir aile midir? Baba evden ayrılınca güç anneye mi geçer? Peki o da dışarı çıkınca. herhangi bir toplumdaki güç dağılımına verilen isimdir. insan toplulukları güç dağılımı açısından inatçı bir biçimde ve doğalarından gelen bir dürtü ile hiyerarşik olarak yapılanırlar. Đşte bu nedenle çeşitli mesleklerle bağlantılı film türlerinde ("janr") . dinlerde. Eski bir çingene deyişi vardır: "Aşkını ilk itiraf eden gücünü kaybeder. Bir başka deyişle "politik" bir yapılanmaya girerler. klişelerden uzak bir hikaye anlatmak için çok sayıda yaratıcı seçenek bulabilmeniz (ilham alabilmeniz) gerekmektedir. süre. Sıradan bir aile hakkında yazarken bile o ailedeki güç dağılımını sorgulayın çünkü diğer bütün toplumsal yapılar gibi aileler de politiktir (yani güç eşit olmayan bir biçimde dağılmıştır . hastanelerde. Belki o işi yapan kişi sıkılmamaktadır.6 .

yazdım (ben de bir site yazdım - gg:) ve siz de onu okuyorsunuz. Başka bir zaman ve yerde, bir ağacın altında oturabilir ya da Sokrat ve öğrencileri gibi yürüyüşe çıkabiliriz. Hemen her faaliyet için bir ritüel oluştururuz, bunlar sadece toplumsal törenler (seremoniler) değil, kendi özel özel törenlerimiz de olabilir. Banyomdaki aynanın önünde yer alan sabun, tarak vb. banyo eşyalarımın yerini değiştirenin vay haline! Karakterleriniz nasıl yemek yer? Yemek yemek dünyanın her yerinde çok farklı bir ritüeldir. Örneğin yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre Amerikalıların yüzde 75 yemeklerini restoranda yemektedir. Eğer aileniz evde yemek yiyorsa, bu belirli bir saatte yenen yemek için özel olarak giysilerini değiştiren bir aile mi yoksa açık buzdolabından herkesin kendi yemeğini hazırladığı modern bir aile mi? DÜNYAMDAKĐ DEĞERLER NEDĐR? Karakterlerim neyi "iyi" (hayırlı), neyi "kötü" (şer) olarak kabul ediyorlar? Neyi "doğru" neyi "yanlış" görüyorlar? Benim toplumumun (yani hikayenin geçtiği toplumun - gg) kanunları nelerdir? Đyi/kötü, doğru/yanlış ve yasal/yasadışı kavramlarının ille de birbirleri ile bağlantılı olması gerekmediğine dikkat edin. Karakterlerim ne uğruna yaşamayı doğru buluyor? Neyin peşinden gidilmesini aptalca bir şey olarak kabul ediyor? Hayatlarını ne için verirler? HĐKAYEMĐN TÜRÜ (JANR) YA DA TÜRLER KARIŞIMI NEDĐR? Hikayemin tür (janr) gelenekleri nelerdir? Tıpkı ortamların yaptığı gibi türler de yazarı yaratıcı bir biçimde sınırlarlar. Ama yazar bu sınırlamalara uyabilir de, onları zeki bir biçimde değiştirebilir de. KARAKTERLERĐMĐN BĐYOGRAFĐSĐ NEDĐR? Yaşam, doğdukları günden filmin açılış sahnesine kadar karakterleri nasıl şekillendirmiş? HĐKAYENĐN ARDÖYKÜSÜ ("BACKSTORY") NEDĐR? Bu genelde yanlış anlaşılan bir deyimdir. Bu genelde yaşam öyküsü ya da biyografi demektir. Ardöykü (terimi ben uydurdum - gg), karakterlerin hayatlarında meydana gelmiş ve yazarın hikayenin ileriki bölümlerini üzerine kurabileceği önemli olaylar toplamıdır. (Yani ardöykü de aslında yaşam öyküsünün bir parçasıdır, ama sadece filmde anlatılacak hikaye ile ilgili ÖNEMLĐ olaylardır - gg). KARAKTER DAĞILIMIM ("CAST DESIGN") NEDĐR? Bir sanat eserinde hiçbir şey kazara orada durmaz. Fikirler aklınıza bir anda gelebilir ama onları hikayenin bütünü içine bilinçli ve yaratıcı bir biçimde örmeliyiz. Aklımıza gelen her karakterin hikayeye dalıp bir rol oynamasına izin veremeyiz. Her karakter belirli bir amaç için hikayede bulunmalıdır, ve karakter dağılımının birinci kuralı kutuplaşmadır ("polarization"). Hikayedeki çeşitli roller arasında, birbiriyle çatışan ya da çelişen tavırlar ağı (şebekesi) öreriz. Eğer ideal karakter dağılımımız oturup beraber akşam yemeği yeseydi ve bir şey olsaydı - bu şarabın masaya dökülmesi ya da içlerinden birinin boşanacağını açıklaması olabilir - her karakter ayrı ve farklı bir tepki verirdi. Karakterlerden hiçbiri aynı şekilde tepki vermezdi çünkü hiçbiri olaylara karşı aynı tavra sahip olmazdı. Her karakterin kendine özgü bir yaşam görüşü olurdu ve onun tamamen farklı tepkisi onu diğerlerinden ayırırdı. Eğer hikayenizdeki iki karakter aynı tavra sahipse ve bir olaya aynı şekilde tepki veriyorsa, ya bu iki karakteri birleştirip tek bir karakter haline getirmelisiniz ya da ikisinden birini hikayeden atmalısınız. Karakterler aynı şekilde tepki verdiklerinde çatışma olasılığınızı en aza indirmiş olursunuz. Oysa yazarın stratejisi, bu fırsatları en üst düzeye çıkarmak olmalıdır. (McKee, STORY, sayfa 181-4)

179

MCKEE NOTLARI 5 - ĐYĐ SENARYOLAR TEPKĐLERE ODAKLANIR Herhangi bir hikayedeki olayların çoğu aşağı yukarı beklenen şeylerdir. Tür gelenekleri itibariyle, "Aşk Hikayesi"ndeki sevgililer tanışacaktır; "Gerilim" ("thriller") filmindeki dedektif bir suç ile karşılaşacaktır; bir "Egitim hikayesi"nde ("Education Plot") kahramanın hayatı dibe vuracaktır. Bu ve benzer eylemler dünyanın her yerindeki izleyiciler tarafından bilinir ve hatta beklenir. Bunun sonucunda iyi hikayeler "ne" olduğundan çok bunun "kime" olduğuna, "neden" olduğuna ve "nasıl" olduğuna odaklanır. Gerçekten de en zengin ve en tatmin edici hikayeler, bu olayların insanlarda neden olduğu "tepkiler"e ve bu olaylar sonunda "öğrenilenlere" ("kazanılan içgörülere"/"insights) odaklananlardır.

180

MCKEE NOTLARI - 4 - RĐSK HAKKINDA Hepimiz bir taraftan pastamızı yemek, diğer taraftan da pastamız eksilmesin isteriz. Diğer yandan, bir tehlike anında, elde etmeyi ya da korumayı istediğimiz bir şey için, istediğimiz ya da sahip olduğumuz bir şeyi tehlikeye atmak zorunda kalırız. Bu, hepimizin uzak durmak istediği bir ikilemdir. Đşte size bütün hikayelere uygulayabileceğiniz basit bir test. Hikaye ile ilgili olarak şunu sorun: Tehlikede olan nedir? Eğer kahraman istediğini elde etmezse neyi kaybetme riski ile karşı karşıyadır? Daha açık bir biçimde söylersek, eğer kahraman elde etmek istediği şeyi elde edemezse, başına gelecek en kötü şey nedir? Eğer bu soru cazip ("compelling") bir biçimde cevaplandırılamazsa, hikaye daha en temelinde yanlış kurulmuş demektir. Örneğin, eğer bu sorunun cevabı "Eğer kahraman başarısız olursa, yaşam eski haline döner" ise, bu hikayeyi anlatmaya değmez. Burada kahramanın istediği şeyin aslında hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur, ve hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan ya da çok az olan bir şeyi isteyen bir kahramanın hikayesi, "sıkıntı" kelimesinin bire bir karşılığıdır. (Örneğin "Yıldız Savaşları" - Episod 4- filminde kahramanımız başarısız olursa bütün galaksi Đmparatorluğun egemenliğine girecektir. "Matrix"te Neo başarısız olursa makinalar kazanacak ve bütün insanları köleleştirecektir. "Örümcek Adam 2"de Peter başarısız olursa Doktor Ahtapot bütün şehri yok edecek bir deney daha yapacaktır, vb. Naçizane tavsiyem IMDB'nin tüm zamanların en çok iş yapan filmler listesini (http://www.imdb.com/boxoffice/alltimegross?region=world-wide) bu açıdan incelemeniz - gg) Hayat bize, herhangi bir insani isteğin değerinin, onu elde etme çabası sırasında girilen risk ile doğru orantılı olduğunu öğretir. Bir şeyin değeri ne kadar yüksek ise, riski de o kadar yüksek olur. En yüksek riski - hayatımızı, yaşamlarımızı, ruhlarımızı - gerektiren şeylere en yüksek değerleri atfederiz. (McKee, STORY, sayfa 149)

181

McKee Notları - 3 - BOŞLUK Hikaye, öznel ve nesnel dünyaların birbirine dokunduğu yerde doğar. Kahraman, kendisinin ulaşamayacağı bir arzu nesnesini ister. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak belirli bir eylemde bulunmayı tercih eder. Onu motive eden şey, bu eyleminin sonucunda dünyanın ona, arzu ettiği şeyi elde etmesini sağlayacak biçimde tepki vereceğini düşünmesi ya da hissetmesidir. (Yani dünya ona istediğini verecek diye düşündüğü için o eylemi tercih eder - gg). Kahramanın öznel bakış açısına göre o, asgari, tutucu (durumu koruyucu) ama istediğini elde etmesini de sağlayacak bir eylemde bulunmuştur. Ama kahraman bu eylemde bulunur bulunmaz, kahramanın öznel iç dünyası, kişisel ilişkileri ve dış dünya veya bunların bir kombinasyonu, kahramanın tahmin ettiğinden daha güçlü ya da farklı bir biçimde tepki verir. Dünyadan gelen bu güçlü ya da farklı tepki kahramanı istediği şeyi elde etmekten alıkoyar, onu arzuladığı şeyden daha da uzaklaştırır. *** Gereklilik ("necessity") mutlak gerçektir. Gereklilik, biz eyleme geçtiğimizde aslında olan şeydir. Bu gerçek de ancak ve ancak biz bir eyleme geçtiğimizde bilinebilir. Dünyanın bize vereceği tepki, o anda bizim var oluşumuzun yegane gerçeğidir. Biz bu andan önce ne olacağını düşünmüş (sanmış, inanmış) olursak olalım bizim gerçeğimiz dünyanın verdiği o tepkidir. Gereklilik, olması gereken ve aslında olan şeydir. Bizim olmasını umduğumuz şeyden farklıdır. *** Gerçek hayatta karşımıza çıkan bu durum, kurguda da geçerlidir. Nesnel bir gerçeklik (yani, dünyanın gerçekliği) kahramanın olasılık duygusu (yani "bu olabilir" dediği şey) ile çeliştiğinde, kurgusal gerçeklikte aniden bir "boşluk" oluşur. Bu boşluk, öznel dünyalar ile nesnel dünyaların, beklentiler ile sonuçların, kahramanın eylemden önce tasarladığı dünya ile eylemden sonra karşılaştığı gerçek dünyanın çarpıştığı yerdir. Gerçeklikteki boşluk meydana geldiğinde, hala istekli ve bir şeyler yapma yeteneği olan kahraman, asgari ve tutucu (mevcut durumu koruyucu) bir çaba ile istediğini elde edemeyeceğini fark eder. Kendisini toparlamalı ve bu boşluğu geçmek için ikinci bir eylemde bulunmalıdır. Bu ikinci eylem, kahramanın en başta yapmak istemeyeceği türden bir eylemdir çünkü bu eylem daha fazla irade gücü gerektirmektedir ve onu kendi yeteneklerinin (kapasitesinin) daha derinlerine inmeye (yani, daha fazla güç kullanmaya) zorlamaktadır. Ama en önemlisi, bu ikinci eylem onu RĐSK'e atmaktadır. Şimdi, bir şeyler kazanmak için, bir şeyler kaybetmeyi göze almalıdır. (McKee, STORY, sayfa 147-9, bazı bölümleri tarafımdan kırpılmış veya yorumlanmıştır - gg)

182

MCKEE NOTLARI - 2 - ĐLK ADIM Senaryo yazmak için oturduğunuzda hindi gibi düşünmeye başlarsınız: Nereden başlamalı? Karakterim şimdi ne yapacak? Karakteriniz (aslında bütün karakterler) hikayenizin herhangi bir anında, herhangi bir isteğin peşinden giderken, her zaman kendi açılarından en az çabayı gerektiren, en muhafazakar ("conservative" - mevcut durumu koruyucu) eylemi yerine getirirler. Bütün insanlar her zaman böyle davranırlar. Đnsanlar öz itibariyle tutucudurlar ("conservative" - mevcut durumu koruyucu), aslında bütün doğa öyledir. Hiçbir organizma gerekenden fazla enerji harcamaz, gerekmeyen hiçbir şeyi riske atmaz, ya da zorunda kalmadıkça hiçbir eylemde bulunmaz. Neden bulunsun ki? Eğer bir iş, herhangi bir kayıp ya da acı riskine girilmeden ya da enerji harcanmadan, kolay yoldan yapılabiliyorsa, neden herhangi bir yaratık daha zor, daha tehlikeli ya da daha fazla zayıflatıcı bir şey yapsın ki? Yapmaz tabii ki. Doğa buna izin vermez... ve insan doğası da evrensel doğanın bir parçasından ibarettir. Gerçek yaşamda da bize gereksiz, hatta aptalca gelen aşırı davranışlar sergileyen insanlar, hatta hayvanlar görürüz. Ama bu bizim, o durumla ilgili dışarıdan yaptığımız bir değerlendirmedir. Öznel olarak, o yaratığın bakış açısından, bu taşkın davranış aslında asgari, tutucu (mevcut durumu koruyucu) ve gerekli bir harekettir. Neyin "tutucu" (mevcut durumu koruyucu) olduğu her zaman bakış açısına göre değişir. Örneğin gerçek hayatta kendimize şöyle deriz: "Dolores'in telefon numarasını bulamıyorum. Ama arkadaşım Jack'te bu numaranın olduğunu biliyorum. Eğer onu şimdi ararsam, meşgul olmasına rağmen yaptığı işi bırakıp bana bu numarayı verecektir." Siz de Jack'i ararsınız ve işini böldüğünüz için özür dilersiniz. O da "Sorun değil" der ve istediğiniz numarayı size verir. Hayat % 99 böyledir. Hayatta hep asgari çabayı gösteririz ve onun karşılığını alırız. Hikaye anlatımında ise biz yazar olarak, karakterimizin dünyadan olumlu bir tepki almayı umduğu ama bu eyleminin kendisine karşı çok olumsuz bir tepki uyandırdığı anlara odaklanırız. Karakterin içinde yaşadığı dünya ona, umduğundan farklı bir biçimde ya da umduğundan çok daha güçlü bir biçimde ya da her iki biçimde tepki verir. Telefonu elime alıp Jack'i ararım ve "Rahatsız ettiğim için kusura bakma, ama Dolores'in telefonunu bulamıyorum. Bana onun ..." O anda Jack bağırmaya başlar: "Dolores mi? Dolores mi! Ne cüretle bana onu telefon numarasını sorarsın?" der ve telefonu suratıma kapatır. Aniden hayat daha ilginç bir hâle gelmiştir. (McKee, STORY, sayfa 143-4, bazı bölümleri tarafımdan kırpılmıştır - gg)

183

MCKEE NOTLARI - 1 - HĐKAYE OLAYI Hikaye yapısı, karakterlerin yaşam öykülerinden çeşitli olayların seçilerek bunların, belirli duyguları uyandırmak ve belirli bir yaşam görüşünü ifade etmek amacıyla stratejik bir biçimde sıralanmasıdır. Bir hikaye olayı ("story event") bir karakterin yaşam durumunda anlamlı bir değişikli yaratır ve bu değişim bir DEĞER şeklinde ifade edilir ve yaşanılır. Hikaye Değerleri insan yaşamının (deneyiminin), olumludan olumsuza ya da olumsuzdan olumluya doğru kayabilen evrensel nitelikleridir. Örneğin: • • • • • • • • • vb. Bunlar aynı zamanda moral (iyilik - kötülük), etik (doğru - yanlış) ... da olabilirler. Bir hikaye olayı ("story event") bir karakterin yaşam durumunda anlamlı bir değişiklik yaratır ve bu değişim bir DEĞER şeklinde ifade edilir ve yaşanılır ve bir ÇATIŞMA vasıtasıyla gerçekleştirilir. Ortalama bir film için yazar yaklaşık olarak kırk ila altmış hikaye olayı yaratır. Bu hikaye olaylarının bir diğer (yaygın) adı da SAHNE'dir. Her sahne, karakterlerin yaşamının "değer yüklü" (yani iyi, özgür, cesur, güçlü vb.) durumunda bir değişiklik yapar. Yazdığınız her sahneye bakın ve kendinize şunu sorun: Şu anda karakterimin hayatında hangi "değer" tehlikede bulunuyor? Sevgi? Gerçek? Ne? Bu değer, sahnenin başında ne tür bir "yük"e sahip (bu "yük"ü, hammalların taşıdığı yük gibi değil de, elektrikteki pozitif ve negatif yükler gibi düşünün - gg)? Pozitif mi? Negatif mi? Her ikisinden de biraz mı? Şimdi de sahnenin bitişine bakın ve kendinize sorun: Bu değerin şimdiki durumu nedir? Pozitif mi? Negatif mi? Her ikisinden de biraz mı? Eğer bir karakterin yaşamının değer-yüklü durumu, sahnenin bir ucundan (başından) diğer ucuna (sonuna) kadar hiç değişmeden kalıyorsa, o sahnede anlamlı hiçbir şey olmuyor demektir... Bu bir "nâ-olaydır" (ya da "gayri-olay" : "nonevent" - gg). Peki bu sahne neden hikayenizde yer almaktadır?... SERĐM (karatkerlerin, ortamın, vb.nin tanıtımı) için. Eğer bir sahnenin hikayede bulunmasının tek gerekçesi "serim" ise, disiplinli bir yazar bu sahneyi atar ve bu sahnenin içinde barındırdığı bilgileri hikayenin başka yerlerine örer sindirir. 184 canlı - ölü sevgi - nefret özgürlük - kölelik gerçek - yalan cesaret - korkaklık sadakat - ihanet bilgelik - aptallık güç - zayıflık heyecan - sıkıntı

Bu filmdeki herkes ya bir canidir ya da bir cani ile akrabalığı vardır. Đyilik Merkezine mutlaka kahraman ("protagonist") yerleştirilmelidir.MCKEE NOTLARI . doğruyu yanlıştan." Artık Lecter ile bir duygudaşlığa ("empathy") girmiş durumdayız. diğer mafya aileleri de öyledir. Lecter'a hayranlık uyandırıcı ve arzu edilen özellikler atfederler: çok büyük bir zeka. Bu olumlu özelliği fark ettiğimiz zaman. çirkinlik. doğruluk vb."ĐYĐLĐK MERKEZĐ" Aşağıda." (Robert McKee. Lecter'ın hapishane psikiatristi bir sadist ve şöhret düşkünüdür. *** Hikaye başladığı zaman izleyici. ama Hannibal Lecter (Anthony Hopkins) etrafında da ikinci bir Đyilik Merkezi oluştururlar ve seyircinin duygularını ikisine doğru çekerler. Bununla birlikte Đyilik Merkezi ille de "hoşluk" ("niceness") anlamına gelmez. çünkü biz birden fazla karakter ile özdeşleşebiliriz. bir biçimde. ve kendimizi gangsterlerle bir duygudaşlık içerisinde buluruz. Daha sonra yazarlar. gibi değerler . Bunu bir kere bulduktan sonra duygular ona doğru akar. yanlışlık. McKee'nin "Story" adlı kitabından bir bölümün çevirisi yer alıyor. herbirimizin kendimizin iyi ve doğru (haklı) olduğunu düşünmesi ve pozitif olanla özdeşleşmek istememizdir. STORY. En kötü insanlar bile kendilerinin iyi olduğuna inanırlar. 347-9) *** 185 . bu nitelikleri başka zıt niteliklerle vurgulamak ("counterpoint") için Lecter'ın etrafında zalim.. hikaye dünyasının ve karakterlerinin değer-yüklü (iyilik. bilinçli ya da içgüdüsel olarak. Baba'nın ailesinin sadakati ise onları "iyi" kötü insanlar yapmaktadır. Diğerleri de bunu paylaşabilir. acı bir mizah duygusu. olumsuzlukla ilişkili olarak ya da olumsuz bir artzemine ("bacground") bakılarak belirlenen bir şeydir. duygularımız ona doğru yönelir. Đyiyi kötüden. Şöyle düşünürüz: "Eğer ben de yamyam bir psikopat olsaydım. sinik ("cynical") bir dünya kurarlar. ama buna rağmen. Uzun süredir siteye koymak istiyordum. "Đyi olmadığı" düşünülen ya da hissedilen bir evrene nazaran belirlenir. Ama Corleonelerin olumlu bir özelliği vardır: sadakat. Şimdi aklıma gelmiyor ama. güzellik.. Đyilik Merkezi'ni aramamızın nedeni. ve en önemlisi sakin bir kişilik. Bir süre sonra şöyle düşünmeye başlarız: "Ne yapalım insan yiyorsa? Bundan daha kötü şeyler de var. Hatta polis ve hakimler bile rüşvete ve yolsuzluğa boğazlarına kadar batmıştır. Kısmet bugüneymiş. kötülük. Gardiyanları gerizekalıdır. Seyircinin bakış açısına göre "iyi". Ruhumuzun ta derinliklerinde kendimizin kusurlu. Hikayenizin merkezine kimi ve nasıl yerleştireceğinizi anlatan bir bölüm bu. BABA ("THE GODFATHER"): Bu filmde sadece Corleone ailesi kokuşmuş değildir. Bu kadar cehennemî bir dünyada yaşayan bir insan nasıl bu kadar sakin ve nazik kalabilir diye merak ederiz. tıpkı Lecter gibi olmak isterdim. KUZULARIN SESSĐZLĐĞĐ ("SILENCE OF THE LAMBS"): Romanın ve senaryonun yazarları Clarice'i (Jodie Foster) olumlu odak noktasına yerleştirirler. değerli olan şeyleri değersiz şeylerden ayırmaya çalışır. Seyirci "Đyilik Merkezi"ni arar. Hitler kendisinin Avrupa'nın kurtarıcısı olduğunu düşünüyordu. belki de çok kusurlu olduğunu biliriz. Đlk olarak Dr. ama kahraman ile mutlaka özdeşleşmeliyizdir/duygudaşlık kurmalıyızdır. "Đyi". ne olduğu kadar ne olmadığı ile de tanımlanır. onu Carolina adasındaki açık cezaevine göndereceklerini söyleyerek kandırırlar. centilmence bir cazibe. BU da onları çok ama çok kötü insanlar yapmaktadır. Hatta kafa karıştırıcı bir davada Lecter'ın yardımını isteyen FBI bile ona yalan söyler. Diğer mafya klanlarında herkes birbirini sırtından bıçaklamaktadır.gg) manzarasını inceler. en azından kalbimizin iyi (doğru yerde) olduğunu düşünürüz.

yaralama. o zaman seyirciler Polat'tan bu kadar etkilenmezdi. "Đyi" olmanın. Cilalana cilalana kahraman statüsüne yükseltilen Polat ve adamları bilinçli olarak katliamlar yaptılar ve dizinin en sonunda da bütün bu yaptıkları yanlarına kaldı. Tıpkı bir yazımda (Bkz. Bu. attığınız taşın düşmesi kadar kaçınılmaz. isteyen seyreder. onu hafif dengesiz biri olarak betimlemekti. "hiçbir koşul altında kötü davranış sergilememek" olduğunu düşünmeyen geniş kitleler de bu göz alıcı önermeye balıklama atladılar. Bu da sizi. Yani Polat'ın kullandığı şiddet. gençleri önce bedava uyuşturucu ile bağımlı yapıp sonra onları suça itmek kadar sizi sorumluluk altına sokar. kendisine rol model (davranışları örnek alınacak kişi) arayan gençler de kaçınılmaz olarak onun şiddet dolu davranışlarını taklit ederler. ve bunlar için de cezalandırılsa. doğal. eserin etkilerinden sorumlu kılar. Herkesin "iyi"si kendine göre olduğu için. inkar edilemez bir sosyo-psikolojik gerçektir. isteyen seyretmez" deyip bu bu sorumluluktan paçayı kurtaramazsınız. "Ben diziyi yayınlarım. BSA VE NOTTINGHAM ŞERĐFĐ") belirttiğim gibi. Polat'ı "doğru" bir biçimde sunmanın belki de tek yolu. ortalık aniden "iyilerin savaşı"na döndü."Kurtlar Vadisi"nde neyin yanlış olduğunu anladınız mı? Eğer Polat'ı ve onun etrafındakileri "kahraman" olarak sunarsanız. bunun sonuçlarındaki (hırsızlık. "KORSAN: MÜYAP. şiddet. seyirci Polat'a bu kadar tapmazdı." ("Sonuca giden her yol mübahtır"ın bir versiyonu). Sonuçta çıkan anlam da şu oldu: "Đyi bir dava için kötü davranışlarda bulunabilirsiniz. ruhsal dengesizliğinin bir parçası olarak sunulsaydı ve devlet tarafından da bu özelliği için seçilmiş olsaydı. Hasta ruhlu ve kötü davranışlarda bulunan birilerini cilalayıp beğenilir haline getirmek. ve bunu para için yapıyorsanız. bazı iştahları ahlaksızca kabartıyorsanız. kaynattığınız zaman suyun buharlaşması. 186 . Ama öyle olmadı. Bu ruhsal dengesizliği sonucunda bazı masum insanları öldürse. ürünlerinizi sunduğunuz toplumun ruhundaki bazı zaafları kaşıyorsanız. ölüm) sorumluluk payınızı göz ardı edemezsiniz.

Son yıllarda ortaya çıkan eğilim. Seyirci de bu karışıma çok iyi cevap vermektedir. bunlarla bağlantılı olarak ne tür ilginç engellerle karşılaşacağına karar vermektir. farklı ortamlarda geçen versiyonlarını seyretmek için gideriz sinemaya. vb. Filmin mutlu ya da mutsuz bitmesi (yani aşıkların kavuşması ya da ayrı düşmesi) senaristin ve yapımcının keyfine kalmış bir şeydir. ortak temalardan. Biz bildiğimiz hikayelerin. hangi ekonomik ve sosyal sınıftan olduğuna. Seyirciler de sinemadaki bu türleri iyi bilirler ve şaşırtıldıkları zaman bundan çok hoşlanırlar. Tıpkı "3 Perdeli Yapı" bilgisi gibi. bazı "türler" ("genre" ya da afili Türkçe ile "janr") şeklinde gruplaşmıştır. yaratıcı olmadan önce kendinden önce geliştirilen klişeleri çok iyi bilmek gerekir. Yani bir türden bahsettiğimiz zaman. Artık vakti geldi.createyourscreenplay. Bu nedenle genç senaristlerin. Hemen cevap vereyim: Amerika'yı tekrar tekrar keşfetmemeniz için! Yüz yılı aşkın bir süredir gezegenimizi şereflendiren sinema sanatı. bu süre içinde verilen milyonlarca eser sonucunda. Westernler ile Bilim Kurgu'nun bir karışımıdır (artı. ilginç sürprizlerle seyirciyi şaşırtıp kendine bağlayacağı klişelerdir. Senaristlerin türleri bilmesi. "Sinemada türleri neden bilmemiz gerekiyor?" diye bir soru aklınıza gelebilir. ("Altıncı His" filmi bir tür filminin çok güzel bir şaşırtmaca ile zenginleştirilmesinden ibarettir: "Meğer adamın kendisi de hayaletmiş!") Her sanatta olduğu gibi senaristlikte de. Bu grupların ("kategori" demek daha doğru aslında) ortak özellikleri vardır. işlerini büyük ölçüde kolaylaştırır. benzer senaryo dönüşlerinden ("twist" . "senaryosal" özelliklerdir. Ama aşıkların bir sürü engelle karşılaşması kaçınılmazdır. Bu.TÜRLER AKSĐYON & ROMANTĐK KOMEDĐ.birisi şu kelimeye adam gibi bir karşılık bulursa alnından öpeceğim) bahsediyoruz demektir. bu aşıkların hangi ulustan. "tür bilgisi" de bir şablondur. Örneğin.htm) adresinde bulunabilir. (Zaman zaman ben de buraya türlerin özellikleri hakkında yazılar yazacağım) Aşağıda. Yazının orijinali "Create Your Screenplay (http://www. başka bir sürü şey). hangi kültürden.com/genrechart. Senaristin yaratıcı bir biçimde eğip bükeceği. "Titanic". Bunlar en başta. mutlaka iki (ya da daha fazla sayıda) insanın çeşitli engellerle karşılaşacak bir aşkını göreceğiz demektir. Senariste düşen görev. bir kaç türü harmanlayıp seyirciye sunmaktır. FĐLM TÜRLERĐ ("GENRE" ya da JANR) "Sinemada Türler"den bahsedeceğimi daha önce yazmıştım. bir "aşk filmi"nden bahsediyorsak. aksiyon türü ile aşk filmlerinin bir karışımıdır. FĐLM TÜRLERĐ Aksiyon (Felaket Filmleri): Burada hikayeler genel olarak fiziksel güçlerin çatışması üzerine kuruludur. Filmleri hem tanıdık hem de orijinal yapan budur. film türlerinin kısa tanımları ile bu türlerden örnekler yer almaktadır. bu türde verilen bütün filmlerin ortak özelliğidir. benzer karakterlerden. • • 48 Hours (48 Saat) Face/Off (Yüz Yüze) 187 . aşağıda örnekleri verilen türlerden çok sayıda film seyretmesi ve türü tür yapan ortak nitelikleri bulmaya çalışması yerinde bir tavır olacaktır. "Star Wars" böyle bir filmdir.

Aşk Ve Suç filmlerinin bir karışımı) Indiana Jones and the Temple of Doom (aynı zamanda bir Aksiyon) Little Big Man (aynı zamanda Epik/Efsane) Lawrence of Arabia Quest For Fire RainMan Robinson Crusoe Water World (Su Dünyası) Komedi: Bu filmlerin hikayesindeki temel çatışma. • • • • • • • • • • • • Ace Ventura. çok komik sonuçlara yol açar. Hayvan Dedektifi (aynı zamanda Macera) Analyze This (Anlat Bakalım) Annie Hall Bowfinger French Kiss Honey. yeni “dünyalar” ile karşılaşma üzerine kuruludur. • • • • • • • • • • • • • • • • American Beauty (Amerikan Güzeli) American Graffiti The Breakfast Club The Graduate The Last Picture Show The Lion King (Aslan Kral) My Brilliant Career The Paper Chase Pretty In Pink Rebel Without a Cause Risky Business Saturday Night Fever Shakespeare in Love (aynı zamanda Romantik Komedi) Splendor in the Grass Top Gun (aynı zamanda Aksiyon) The Water Boy (aynı zamanda Komedi) 188 .• • • • • • • • • • Die Hard (Zor Ölüm) Air Force One Jurassic Park Lethal Weapon Return of the Jedi (aynı zamanda Bilim Kurgu) Speed (Hız Tuzağı) (aynı zamanda Gerilim) Titanic (aynı zamanda Aşk Hikayesi) The Terminator True Lies (Gerçek Yalanlar) Twister Macera: Burada hikayeler. kahramanın hayatta kendi yerini bulması hakkındadır. I Shrunk the Kids (aynı zamanda Fantazi) My Best Friend's Wedding (En Đyi Arkadaşım Evleniyor) Nine to Five Shakespeare in Love (Aşık Shakespeare) The Spy Who Shagged Me When Harry Met Sally Working Girl (aynı zamanda Aşk Hikayesi) Kendini Bulma: Bu filmlerin temel çatışması. • • • • • • • • • • Apollo 13 The Deep Get Shorty (Gangster.

büyük bir tarihi değişim döneminde.Suç: Bu hikayelerin temel çatışması. • • • • • • • • • • 48 Hours Basic Instinct Fargo French Connection Ghost (aynı zamanda Aşk ve Gerilim) L.Confidential Patriot Games Pulp Fiction (aynı zamanda bir Kara Komedi) The Sting The Untouchables Dedektif / Mahkeme Filmleri: Bu hikayelerin temel çatışması. • • • • • • • • • • • • A Connecticut Yankee in King Arthur's Court Alice in Wonderland Antz Big Ghostbusters Heaven Can Wait Mary Poppins The Mask Peter Pan Snow White Toy Story The Wizard of Oz 189 . • • • • • • • • • • • Apocalypse Now The Birth of a Nation Bridge on the River Kwai Butch Cassidy and the Sundance Kid Ghandi The Godfather Gone With the Wind The Grapes of Wrath Lawrence of Arabia (aynı zamanda Macera) Star Wars The Ten Commandments Fantazi: Bu filmler “canlandırma” hikayelerdir. aslında neler olduğunu bulmak ve hakikati ortaya çıkarmak ile ilgilidir. • • • • • • • • • • • • Caine Mutiny Chinatown Death and the Maiden A Few Good Men The General's Daughter Inherit the Wind The Maltese Falcon Philadelphia Rear Window A Time to Kill The Verdict Vertigo Epik/Efsane: Bu hikayeler temeli. büyük güçlerin çarpışması üzerine kuruludur. biri “gerçek” diğeri “hayali” iki dünya üzerine kuruludur.A. bir suçluyu yakalamak üzerine kuruludur. ya da temelleri.

• Who Killed Roger Rabbit? Gangster: Bu hikayeler. bir suçlu ile toplum arasındaki çatışma üzerine kuruludur. • • • • • • • • • • • Alien The Blair Witch Project Friday the Thirteenth Halloween I Know What You Did Last Summer It's Alive King Kong Nightmare on Elm Street Psycho Scream Tremors Aşk (Romantik): Bu filmlerin merkezinde. bilimsel olarak hayal edilebilir bir dünyanın teknolojisi ve araçları üzerine kuruludur. karşısındakinin aşkının kazanmaya ya da korumaya çalışan insanlar vardır. Out of Sight (aynı zamanda Aşk Hikayesi) Sling Blade The Usual Suspects Korku: Bu filmlerin hikayesi. Kara Film ile harmanlanır). bir Canavardan (bu canavar insan olabilir de olmayabilir de) kaçmak ve en sonunda onu yenmek üzerine kuruludur. • • • • • • • • • • • • Annie Hall As Good As It Gets Casablanca (aynı zamanda Epik/Efsane) Ghost The Graduate It Happened One Night Mickey Blue Eyes Notting Hill Pretty Woman Roman Holiday The Way We Were Wuthering Heights Bilim Kurgu: Bu filmlerin hikayesi. (Bu tür genelde. • • • • • • • • • • • • Badlands Bonnie and Clyde Butch Cassidy and the Sundance Kid Dead End Dead Man Walking The Godfather (aynı zamanda Epik / Efsane) Goodfellas La Femme Nikita M. • • • • • • • 2001 A Space Odyssey Back to the Future Blade Runner (aynı zamanda Suç filmi) ET: The Extra Terrestrial Beşinci Element Gattaca The Sixth Sense 190 .

• • • •

Stargate Star Wars The Terminator On Đki Maymun

Toplumsal Drama: Bu filmlerin hikayesi, bir Şampiyon ile toplumdaki bir sorun veya bir adaletsizlik arasındaki mücadeleye dayanır. Genelde bu mücadelenin sonunda Şampiyon’un kişisel bir şeyler kaybetmesi söz konusudur. • • • • • • • • • A Civil Action Dead Man Walking Dr Strangelove Grapes of Wrath Kramer Vs Kramer Network Philadelphia (aynı zamanda Mahkeme Filmi) Schindler'in Listesi To Kill a Mockingbird

Gerilim: Bu gibi hikayelerin temelinde, kendisini öldürmeye çalışan ölümcül bir düşmanla mücadele etmek durumunda kalan masum bir kahraman vardır. • • • • • • • • The Net No Way Out North by Northwest (aynı zamanda Aşk Filmi) Sleeping With the Enemy Night of the Hunter Akbabanın Üç Günü Wait Until Dark Tanık (aynı zamanda Aşk Hikayesi)

Diğer Film Türleri: Sanat Filmi: Malum tür Kara Komedi: Bu tür filmlerin mizahının temelinde ölüm ve ölümle ilgili şeyler bulunur. Bu türden filmler düzenli aralıklarla ortaya çıkar. En yakın örnekleri: Very Bad Things ve Pulp Fiction. Dostluk Filmi: Çok belirgin bir tür değildir. Hemen hemen aynı önemdeki iki yıldız oyuncuyu ele alır, ama bunlardan biri genelde ana karakterdir. Redford ve Newman, böyle bir ikiliydiler (Butch Cassidy ve Sundance Kid). Fred Astaire ve Ginger Rogers müzikalleri, Dean Martin ve Jerry Lewis’in komiklikleri, Thelma ve Louise.
Kara Film: Karanlık gölgeler, siyahın ve ışık örüntülerinin tipik kullanımı, sinizm (alaycılık) ve ironi, insan davranışının karanlık yönlerinin kullanılması ile karakterizedir. Hayalet Hikayesi : Ne olduğu adından anlaşılabiliyor. Soygun Filmleri: Bir grup insan tarafından ayrıntılı olarak planlanmış bir soygunu anlatır. Örnek: Ocean's Eleven, The Thomas Crown Affair, The Great Train Robbery, Olağan Şüpheliler. Picaresque: Burada, sürekli olarak gezen bir kahramanın episodik (bölümlerden oluşan) maceraları anlatılır. Örnek: Forrest Gump. Diğer bariz türler: Tarihi drama Müzikal Western Bir uyarı: ikiden fazla türün kaynaştırılması genelde kötü sonuç verir.

191

AKSĐYON TÜRÜNE GĐRĐŞ Đşe "aksiyon" filmleri ile başlayalım. Zira aksiyon filmleri, sinemanın en güçlü yönlerinden biri olan "hareket"i son raddesine kadar kullanan bir türdür ve bu nedenle çok geniş bir seyirci kitlesine hitap eder. Yakın zamanda çekilen başarılı aksiyon filmlerinin kısa bir listesini aşağıda veriyorum. Bu liste tabii ki "eksiksiz" bir liste değil. Ama benim amacım da zaten eksiksiz bir liste hazırlamak değil. (Bu filmlerden bir çoğunu başka tür başlıkları altında da görebilirsiniz. Örneğin Aliens ve Matrix'i bilimkurgu, The Incredibles'ı animasyon, Blues Brothers'ı komedi ya da müzikal adı altında görebilirsiniz. Bu "bir filmin birden fazla türe girme" durumuna daha sonra ayrıntılı olarak değineceğiz.) Önerim, bu filmlerin olabildiğince çoğunu bir yerlerden (DVD/VCD kiralayan yerlerden, eşten, dosttan) bulmanız ve dikkatli bir biçimde seyretmeniz. Seyrederken de filmler arasındaki ortak noktalara ya da dikkatinizi çeken yerlere özel bir önem göstermeniz. Ve bunları not almanız. Çünkü ileride sık sık bu filmlere atıfta bulunacağız. AKSĐYON FĐLMLERĐ LĐSTESĐ • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • *** Aksiyon filmleri genelde bir ya da birden fazla kahramanın, büyük cesaret isteyen fiziksel hareketlerde bulunmak, uzun dövüşlere girişmek ya da çılgın kovalamalar yapmak durumunda kaldıkları güçlükler ("challenge") ile karşılaşmasını konu alır. Hikaye ve karakter, genelde patlamaların, yumruk yumruğa dövüşlerin, silah kullanımının ya da araba kovalamacalarının ardında ikinci planda kalır. Hem geçmişte hem de günümüzde aksiyon filmlerinin ticari cazibesi büyüktür ve gişede başarı oranı da yüksektir. Aksiyon filmleri de bir hikaye etrafında dönerler, ama bundan daha da önemlisi, bir kahraman üzerine kuruludurlar; sinema izleyicisi bir aksiyon filmini düşünürken daha çok belirli bir oyuncuyu ve karakter(ler)in aşması gereken engelleri aklından geçirir. Blues Brothers (Cazcı Kardeşler) First Blood (Đlk Kan) True Lies (Gerçek Yalanlar) Die Hard (Zor Ölüm) Point Break (Kırılma Noktası) Enemy of the State (Devlet Düşmanı) Speed (Hız Tuzağı) The Terminator The Terminator 2 Mad Max (Çılgın Max) Road Warrior (Mad Max 2; Yol Savaşçısı) Lethal Weapon (Cehennem Silahı) Rush Hour (Bitirim Đkili) The Fast and the Furious (Hızlı ve Öfkeli) Aliens (Yaratık 2) The Matrix (Matris) Mission Impossible (Görevimiz Tehlike) The Incredibles (Đnanlmaz Aile) Indiana Jones and the Raiders of the Lost Ark (Kutsal Hazine Avcıları) Robin Hood: Prince of Thieves (1991) The Fifth Element (Beşinci Element) Taxi (Taksi - Luc Besson'un yapımcısı olduğu seri)

192

AKSĐYON SENARYOSU YAZMAK Eğer iyi bir aksiyon senaryosu yazarsanız, sinema sektöründeki başarınızı kendiniz garantilemiş olursunuz. Ama aksiyon türü Hollywood'daki en zor türdür ve pek çok kişi bunun farkında değildir. Sinema perdesinde basit ve doğrudan gibi görünen şey aslında senaristten son derece dikkatli bir planlama ve son derece yaratıcı çözümler bekler. Aksiyon filmleri birkaç yönden aldatıcıdır. Bir çok insan aksiyon filmlerinin karakter, olay örgüsü ve tema içermediğini düşünür. En iyi aksiyon filmlerinin ise derin bir hikayesi, karmaşık karakterleri vardır ve izleyici üzerinde büyük bir etki yaratırlar. Yazarın görevi, aksiyon türünün sınırlayıcı yapısı içinde dahi ilginç (çekici) karakterler, şaşırtıcı olay örgüleri ve önemli temalar yaratmaktır. Hollywood filmlerinde hızın gittikçe artma eğilimine karşın aksiyon yazarının en büyük düşmanı hızdır. Đşin ilginç yanı, seyirciyi heyecanlandıran şey saf hız değildir. Đşte bu nedenle iyi aksiyon yazarları, filmin daha hızlı görünmesini sağlamak için filmi yavaşlatmaya çalışırlar. Ne düşündüğünüzü biliyorum: "Bu ne anlama geliyor şimdi?" Bir hikayenin hızı ne kadar yüksek olursa, sürpriz yapma şansınız o kadar azalır. Ve sürpriz, olay örgüsünün çok temel bir koşuludur (gereğidir). Yazar olarak bir sihirbaz rolü üstlenirsiniz. Đzleyiciler, kendilerinin tahmin edemeyecekleri olaylar için ağzınızın içine bakarlar. Ama geri dönüp baktıklarında bu olayların yaklaşmakta olduğunu görmek isterler. Karakterleri tek bir olay hattı üzerinde son hızda hareket ettirdiğiniz zaman, dönüşler (virajlar) de zorlaşır. Đzleyici, bulunduğu yerden bariz sonuca kadar giden yoldaki herşeyi açıkça görebilir. Eğer hızı düşürürseniz, kendinize bir kaç tane beklenmeyen hikaye dönüşü (twist) koyma şansı tanımış olursunuz. Böylece izleyiciyi hâlâ şaşırtabilirsiniz, izleyici de dikkatini kaybetmeden hikayeyi izlemeyi sürdürebilir. ĐPUCU 1 - Kahramanınıza Kişisel Bir Sorun Verin Đsterseniz hikayenize büyük bir aksiyon sahnesi ile başlayabilir (bazı başarılı aksiyon filmleri böyler başlar, bazıları ise böyle başlamaz), sonra da geri çekilebilirsiniz. Kahramanınıza, büyük aksiyon problemi ile birlikte aynı anda çözmesi gereken bir de kişisel sorun verin. Bu soruna çok zaman ayırmanız gerekmez. Ama bunu yapın. Bunu yaptığınız zaman, hikaye anlatımında son derece önemli olan o iki kollu anlatımı yaratmış olursunuz. Aksiyon probleminin yanı sıra bir de kişisel problem bulunur. Bu noktadan sonra size düşen görev, bu iki kolun seyirciye tek bir kol (hikaye kolu) gibi görünmesini sağlamaktır. ĐPUCU 2 - Önce Onları Đnandırın Aksiyon filmleri, doğaları icabı, inanılırlık sınırını zorlarlar. Böylece daha filmin en başlarında seyircinizi, kahramanınızın son derece yetenekli olduğuna inandırmalısınız. Ne de olsa onlara, hareket kabiliyeti neredeyse insan-üstü olan birisini göstermektesiniz. Başarılı aksiyon senaryolarında kahramanın fiziksel aksiyon konusunda başarılı olmayı hikaye esnasında öğrendiğine hemen hiç rastlamazsınız. Daha birinci sayfada kahramanınızın olağanüstü fiziksel kabiliyetleri olduğunu göstermelisiniz. Ve senaryonuzun daha en başlarında izleyiciye, kahramanınızın gerçekten de ne kadar iyi olduğunu gösteren bir sahne koymanız gerekecektir. Bunun ilk sahneniz olması ya da kahramanınızın bütün yeteneklerini göstermeniz gerekmez. Seyircinizi biraz meraklandırın yeter. Böylece seyircinizi daha en baştan uyarmış ve kendinize daha sonra sınırları zorlama şansı tanımış olursunuz. ĐPUCU 3: Olay Örgüsü Bir Sürprizden Diğerine Geçmekten Doğar Burada sürpriz sözcüğü ile, hem kahramanınıza hem de seyircinize yapılan sürprizi kastediyorum. Bu da kahramanın DÜŞMANI/DÜŞMANLARI hakkındaki bilgiyi olabildiğince saklamanız anlamına geliyor. En iyi aksiyon hikayeleri aldatma ve gizli bilgiler üzerine kuruludur. Özellikle de düşmanın doğası ve kimliği hakkındaki bilgiler saklanır. Büyük aksiyon filmleri aslında zekalar arasında gerçekleşen bir savaştır. Bu senaryolar en iyi kimin aldatmaca 193

yapabildiği ve en iyi kimin düşünebileceği hakkındadır aslında. ĐPUCU 4: Kahramanınızı Güçlü, Ama Düşmanını DAHA GÜÇLÜ Yapın Sadece bir boksörün çok güçlü olduğu bir ağırsiklet maçı çok sıkıcı olurdu. Düşmanınız için, kahramanınızı doğduğuna pişman edecek çeşitli özel yetenekler ve numaralar bulmak için bayağı zaman harcayın. Ama bunların hepsini hemen göstermeyin. Bunları gizleyin. Ortaya çıkardığınız zaman bunu hızlı ve şiddetli bir biçimde yapın. Bunu yaparken de kahramanınızın önce darma duman olmasını, sahip olduğu bütün yetenekleri ortaya çıkarmak zorunda kalmasını ve düşmana karşılık vermesini istiyoruz. *** Bunlar, iyi aksiyon senaryoları yazarken size yardımcı olacağını düşündüğüm en sevdiğim ipuçları. Gördüğünüz üzere aksiyon senaryosu yazmak sanıldığından çok daha karmaşık bir iştir. Đyi şanslar. Yazmaya devam! Kaynak: John Truby http://www.writersstore.com/article.php?articles_id=477

194

AKSĐYON TÜRÜNDE ORTAK TEMALAR (Bu yazıdaki "tema" sözcüğünü, senaryo jargonundaki anlamıyla değil, gündelik anlamıyla kullanıyorum). Aksiyon filmlerinde, adı üzerinde, bir aksiyon vardır. Kavgalar, araba kovalamacaları, koşuşturmalar, silahlı çatışmalar... Günlük hayatta pek tanık olmadığımız bu olayları perdede izlemeye bayılırız. Bunun evrimsel bir kökeni olduğunu düşünüyorum. Bütün doktorlar ve biyologlar size insan bedeninin "koşuşturmak, avlanmak, dövüşmek" için tasarlanmış olduğunu söyleyecektir. Eh, modern hayatın bize bu şansı pek vermediği malum. Aksiyon filmleri, değil bilinçaltımıza, her hücremize kazınmış olan bu özellikleri hayali bir yolla bile olsa kullanmamızı sağlar. Özdeşletiğimiz kahramanın, bizim hayatımızdaki bütün olumsuz şeyleri temsil eden "kötü adam"ı evire çevire pataklaması da yüreğimizin yağını eritir, içimize su serper; bir katarsis yaşar ve sinemadan rahatlamış bir biçimde çıkarız. *** Peki, bu kavgayı, bu kovalamacayı, bu silahlı çatışmaları hayatta nerede bulacağız? Soruyu farklı bir biçimde sorayım: Eğer bir aksiyon senaryosu yazmak istiyorsak, bu aksiyonu en "doğal" biçimde hikayemize nasıl yerleştirebiliriz? Hayatın hangi alanlarındaki insanlar, doğal olarak daha fazla ve daha ilginç aksiyon ile iç içedirler? Hemşireler! Değil tabii ki. Polisler, suçlular, düzenle haklı ya da haksız, bir biçimde ters düşen insanlar... Bu insanların hayatı aksiyon ile doludur. Ve iyi bir aksiyon filmi genel olarak bu alanlardaki insanlardan birilerini konu edinir. Yine aşağıdaki örnekleri bu açıdan inceleyelim: • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • • Blues Brothers (Düzenle çatışan haklı kişi - Polis) First Blood (Düzenle çatışan haklı kişi - Polis ve Asker) True Lies (Gizli Servis - terörist) Die Hard (Polis) Point Break (Polis) Enemy of the State (Düzenle çatışan haklı kişi - Gizli Servis) Speed (Polis) The Terminator (Askeri eğitim almış kişi) Mad Max (Polis) Road Warrior (Eski Polis) Lethal Weapon (Polis) Rush Hour (Polis) Hızlı ve Öfkeli (Polis) Aliens (Asker) The Matrix (Düzenle çatışan haklı kişi - Askeri eğitim almış kişi) Mission Impossible (Gizli Servis) The Incredibles (Düzen için çalışan olağanüstü kişi) Kutsal Hazine Avcıları (Maceracı Arkeolog) Robin Hood (Düzenle çatışan haklı kişi) Beşinci Element (Eski asker) Taxi (1,2,3) (Polise yardım eden kişi)

Demek ki, bir aksiyonun olabilmesi için, birilerinin günlük hayatın monoton huzurunu bozması gerekiyor.

195

Bu kişi, huzuru bozarak kendine haketmediği bir kazanç sağlamak isteyen bir kötü adam da olabilir; düzen tarafından haksız yere suçlanan birinin hakkını geri alabilmek için kokuşmuş bir düzenle mücadelesi de olabilir. (Askerlerin hayatı da çok miktarda aksiyon içerir. Ama burada çok sayıda insanın topyekün mücadelesi söz konusudur. Ve bu gibi durumlar "savaş filmi" adlı ayrı bir janr başlığında ele alınır.) *** Kötü adamlardan bazıları hızla zenginleşmek isteyen, bunun için de düzendeki bazı gediklerden faydalanmayı tercih eden kişilerdir. Ama bunlar, çok küçük paraların peşinde olan insanlar değildir. Dudak uçuklatacak miktarda paraların peşindedirler. Ve bu kadar büyük bir meblağı da çok iyi bir PLAN olmadan elde etmek genelde mümkün değildir. Biz bir taraftan kötü adamın bu planını adım adım takip etmekten zevk alırız, bir taraftan da kahramanın bu planı nasıl bozacağını merak ederiz (Örneğin "Die Hard" 1 ve 3) Bazen aksiyon filminin kahramanı, düzen tarafından haksız yere suçlanan bir kişidir. Kahraman son derece iyi niyetlidir. Ama bir yanlış anlaşılmadan ya da düzene nüfuz etmiş bazı kötü niyetli insanlardan dolayı kahramanımız aniden suçlu konumuna düşer. Bunun sonucunda kahraman, kendi masumiyetini kanıtlamak zorunda kalır. "First Blood" "Enemy of the State" "The Matrix" "Robin Hood" "The Fugitive" bu tür insanları anlatır. Bu tür hikayelerde kahraman o kadar köşeye sıkıştırılır ki, artık hayatından başka kaybedeceği bir şey kalmaz. Bu noktaya gelmiş insanların gösterdiği olağanüstü cesaret ve bu cesaretten doğan yüksek kalitede aksiyon ortaya çok güzel aksiyon hikayeleri çıkarır. Bir de emekli askerlerin, askeri eğitim almış kişilerin ya da küçük askeri grupların yarattığı aksiyon vardır. Askerler, polisten farklı olarak, topyekün savaş konusunda eğitilmiş kişilerdir ve kullandıkları silahlar da ona göre daha büyük olur. Örneğin "Đlk Kan", "Beşinci Element", "Aliens" ve "Terminator 1 - 2" bu alt türe örnek verilebilir. "Fifth Element"te Bruce Willis'in emekli bir asker değil de emekli bir muhasebeci olduğunu düşünün, filmin sonunun ne kadar sönük olacağını tahmin edebilirsiniz.

196

Devlet Düşmanı'nda Will Smith. o filmde bu aksiyonu ateşleyecek. Keanu'nun karşısındaki adam. Speed'de. kötü adamınıza güçlü bir ĐSTEK. The Matrix'te Neo. Son ana kadar kahramanla kedi fare oyunu oynuyor. kavgalar. Aliens'da ise Teğmen Ripley (S. Bir aksiyon senaryosunda kahraman tepki verme pozisyonundadır. Đyi bir aksiyon filminde kahraman ile düşmanı karşı karşıya getiren bir istek olmalıdır. birinci filmdekini mumla aratacak nitelikte başka bir katil robot var. zeki ve yetenekli olduğuna bağlıdır. Weaver). kahramanımız Arnold'un karşısında. Filmin kalitesi büyük ölçüde kötü adamın ne kadar kötü. 197 .. belki de insan türünün karşılaştığı acımasız uzaylı (Yaratık) sürüsü ile başetmek zorunda. Hepsinde kaliteli bir kötü adam ve bu kötü adamın başarmak istediği bir plan var değil mi? Siz de bir aksiyon senaryosu yazarken. Sanırım ne demek istediğimi anlatabildim: Bir filmde aksiyon olabilmesi için. bir binanın çatısından diğerine motorsikletle atlayacak kadar çılgın. Die Hard'da da Bruce Willis'in düşmanı. Bu da genelde kötü adamın isteğidir. Terminator 1'de kahramanımızın karşısında." Aşağıdaki aksiyon filmleri listesine bakın ve hepsinin hikâyesini teker teker düşünün. ülkeye bir atom bombası sokacak ve bununla bütün ülkeye şantaj yapacak kadar gözü dönmüş olan bir terörist bulunuyor. biraz daha fazla çaba gerektiren seçeneği yoklarlar. William C. Martell'in sözlerini aynen aktarırsam "Bir aksiyon senaryosundaki en önemli öğe kahraman değil. devam ettirecek ve şiddetini gittikçe artıracak kaliteli kötü adam(lar) (düşman. en az çabayı gerektirecek seçeneğe yönelirler en başta. güçlü. Terminator 2'de ise. kötü adamın planıdır. koskoca bir gökdeleni ele geçirip içindekileri rehin alacak ve bunu dışarıdaki bütün polis gücünü devre dışı bırakarak yapacak kadar akıllı bir adam (Hans Gruber). ve bu isteği yerine getirmek için yaptığı ve HATASIZ gibi GÖRÜNEN bir PLAN vermelisiniz. Bu seçeneğin işe yaramadığını görünce. gözü dönmüş bir katil robot var. ajanlar ile temsil edilen makinaların insanları bulup yok etmesine engel olmaya çalışmaktadır. . Ne demek istediğimi daha iyi anlatabilmek için aksiyon filmleri listesinden bazı örneklere bakalım: True Lies'da. büyük cesaret gerektiren hareketler neden (niçin) yapılır? McKee'nin aşağıdaki bir yazısında da belirttiği gibi insanlar bir sorunla karşılaştıklarında.. Peki bunu ne sağlar? Uzatmadan söyleyeyim: Kahramanı o derecede sıkıştıracak kalibrede bir düşman. O da olmazsa çok daha fazla çabalama isteyen seçeneği denerler. aktif role sahip olan kötü adamdır. istediklerini yasanın meclisten geçmesini engelleyen bir kongre üyesini öldüren gizli servis üyeleri ile savaşır. azılı. aksiyon filmindeki "aksiyonu" sağlamak için kaliteli bir kötü adamın varlığı yeterli değildir. *** Fakat. ama son anda kahramanın bulduğu bir çare ile bu planın bozulduğunu görmek. Seyircinin hoşuna giden budur: Kötü adamın bu zekice hazırlanmış planının iyilerin ensesinde filmin sonuna kadar boza pişirmesi. nemesis) olmalıdır. Beşinci Element'te Bruce Willis Dünya'yı yok etmek isteyen Mutlak Kötülük'ü durdurmaya çalışır. acımasız ve yaratıcı bir bomba uzmanı.AKSĐYON FĐLMLERĐNDEKĐ AKSĐYONUN KAYNAĞI Aksiyon filmleri için gereken aksiyon nasıl sağlanır? Yani bu tür filmlerde gördüğümüz kovalamacalar.

yani başına gelen olaylara tepki verir." William C. kahramanın değil kötü adamın planıdır.AKSĐYON SENARYOLARININ ÖZÜ "Bir aksiyon hikayesindeki en önemli öğe. Martell ("Die Hard Analysis"ten) 198 . aktif role sahip olan. Bir aksiyon senaryosunda kahraman "reaktif"tir. kötü adamdır.

Yaşı 30 ve üzeri olan herkes "Doktor Kimble"ı hatırlar. Örnek olarak yüksek binalar. Filmin konusu esas olarak bu.nemesis). Ve kendi masumiyetini kanıtlayıp karısının katilini bulmaya karar veriyor. Görüldüğü üzere üç sekansta da hız'la ilgili bir araç var ve bu araçlara bomba 199 . kaçak olarak girdiği bir hastanede bir çocuğun hayatını da kurtarıyor. Burada insanın gerçekten de nefesi kesiliyor. Film de. bütün dünyada 1993'te 368 milyon dolar kazanmış. Adamın iyi özellikleri olduğunu da görüyoruz: Kendi canını tehlikeye atarak. Filmin DVD'sini bulmanız mümkün. bir adamın masumiyetini kanıtlamak istemesinde sıradışı bir şey yok gibi görünüyor. dizi de aynı önerme üzerine kurulmuş: Haksız yere cinayetle suçlanan Dr. yani toplumun ortalamasından zeki olan ama kovalamacalara pek yatkın olmayan bir adamın. Ama bir gün. Kaçaktaki bu mekanlardan biri. sadece hikayenin merkezindeki aksiyon ile değil.) Film 44 milyon dolara yapılmış. Burada bizi filmi izlemeye teşvik eden şey. Kimble. Bu film de. Yani. Ama hikayeyi sıradışı yapan. başka bir cezaevine nakledilirken. Bu adam bir gün aniden karısını öldürüyor (!) ve hapse mahkum oluyor. o da paşa paşa cezasını çekmeyi kabul ediyor. bir doktorun. bu tür ilginç ve tehlikeli mekanlar bulmaya çalışın. Kimball'ın bir değil de iki düşmanla mücadele etmek zorunda kalması (Truby'nin dört uçlu çatışmasını hatırlayın) filmi monotonluktan kurtarıyor. Filmin konusu aslında o kadar parlak gibi durmuyor. burada geçirin. asansör boşlukları. toplum tarafından da sevilip sayılan biri. Kimble'ın peşindeki polisler ve onu öldürmek isteyen ama karısını öldüren adamlar sağlıyor (düşman . Bu aksiyonu da Dr. 1) Filmin girişindeki bombalı asansör sahnesi 2) Filmin ortasındaki bombalı otobüs sahnesi 3) Filmin sonundaki bombalı metro sahnesi. Hatta filmin daha ileri bir sahnesinde (Julianne Moore'un kısaca göründüğü bölüm). Adam masum olduğunu iddia etmesine karşın bütün deliller onun aleyhine. normalde polislerin yapması gereken bir işi yapmaya kalkışmasından kaynaklanan ilginç durum.örn. çok ilginç mekanlar da bularak seyirciyi tavlamaya çalışırlar. Hikayenizin bir bölümünü. Bu nedenle filmin en başında onunla hemen özdeşleşiyoruz. araçların çok hızlı hareket ettiği yerler . filmin kahramanı. aşağıda anlatılan bilgiler ışığında bazı aksiyon filmlerini şöyle bir değerlendirelim ve neyin nerede nasıl kullanıldığına bir bakalım. Piyasada olmasa bile DVD kiralayan yerlerde mutlaka vardır. (Yazarlara not: Aksiyon senaryosu yazarken. Bu girişim nedeniyle araç tren yolunun ortasında kalınca ve (doğal olarak) bir tren son hızla araca doğru gelmeye başlayınca Dr. nakil aracındaki diğer tutuklular kaçma girişiminde bulunuyorlar. otobanlar -. Keanu Reeves'in de "Pointbreak"ten sonraki ilk büyük aksiyon filmi. KAÇAK (The Fugitive) Eski bir TV dizisinin sinema için yeniden yapımı (1993).AKSĐYON FĐLMLERĐNDEN ÖRNEKLER Şimdi. mantıklı bir nedenden dolayı. Dr. *** HIZ TUZAĞI (Speed) Eski görüntü yönetmeni Jean de Bont'un ilk yönetmenlik denemesi (1994). Kimble'ın atladığı baraj. bir polisi tren yolunda duran otobüsten çıkarıyor. Film aslında 3 büyük aksiyon sekansından meydana geliyor. Kimble kaçmayı tercih ediyor. Richard Kimble'ın masum olduğunu ve haksızlığa uğradığını biliyoruz. Richard Kimble. konusunu çok açık eden ve aslında çok cazip olan bir ada sahip: HIZ (Speed). Bu tür filmlerde yönetmenler. Dr. Filmin adı ("Kaçak") zaten bize çok miktarda aksiyon vaadediyor. vb. masum olduğunu kanıtlamak ve karısının katilini bulmak için uğraşır. Kendisi son derece iyi bir doktor.

Anladığında ise karısı kendisini terk etmiş. kendi evine bile giremez hale gelmiştir. kötü adamın planı olduğu sözünü hatırlayın). Kötü adamımız. Ve bu otobüsün şehrin içinden geçmesi gerekmektedir. gelince bu özgürlüklerin ne kadar değerli olduğunu anlıyor. durdurulamayan taşıma araçları oluşturuyor. Bombacımızı bu çılgınca eyleme iten çok makul bir motiv de vardır. Adamımız çok uzun süre devlete hizmet etmiş. insanların iletişim özgürlüğünü ve özel hayatını ne kadar ihlal edebilir? Bu. Kahramanımızın hareket halindeki otobüse binme çabası. Heyecan verici değil mi? "Devlet Düşmanı" da öyle bir film. Film ayrıca çok önemli bir konuyu işliyor: Bir ülke. aksiyon severleri ihya edecek nitelikte görüntüler sunuyor. içinde yolcular bulunan otobüs 50 mil'in (yaklaşık saatte 75 km) altına düştüğü takdirde patlayacak bir bomba mekanizması kurmuştur. bütün bu hikaye aslında kof bir aksiyondan ibaret değildir. 200 . Ama film sadece bundan ibaret değil. Hala seyretmediyseniz mutlaka seyredin. Keanu ve Sandra Bullock'un otobüsten inme girişimi. Kahramanımız bir kaç düzeyde çatışmaya giriyor. Hem güvenlik güçleri ile. ama karşılığını alamamıştır. bu görüntüleri avukattan almak için her türlü olanağını kullanır (Bu filmi izlemekten aldığımız zevkin büyük bir bölümü. Film 1994'te yaklaşık olarak 30 milyon dolara mal olmuş ve 350 milyon dolar getirmişti. 1998 yılı yapımı bu film 90 milyon dolara (+20 milyon tanıtım) mal olmuş. kendileri için gerekli olan bir yasanın çıkmasına engel olan bir senatörü öldürür. sonra da Brill ile (Gene Hackman). Ve. Ama avukat uzun bir süre bu görüntülerin kendisinde olduğundan haberdar bile değildir. ama ya bu yetkiyi elinde bulunduran insanlar. mesleği elinden alınmış. haksız olan da devlet olsun. Güvenlik Teşkilatı. *** DEVLET DÜŞMANI (Enemy of the State) Koskoca bir devletin elindeki bütün olanaklarla tek bir adamın peşine düştüğünü düşünün. Başlangıçta özgürlüklerin kısıtlanmasını pek umursamayan Robert Clayton Dean (Will Smith). kötü adamın (Güvenlik Teşkilatı'ndaki üst düzey bir yönetici) planından kaynaklanıyor. devletin elinde vatandaşlarını dinlemek/izlemek için ne kadar çok araç olduğunu görmekten kaynaklanıyor). ülkenin güvenliğini tehdit eden iç düşmanlar için (bu yüzden "Devlet Düşmanı"). yapımcısına 250 milyon dolar kazandırmış. olay başına. Akıllıca bir plan üzerine kurulu (Aksiyon filmlerindeki en önemli unsurun. gerçekten de çok hoş aksiyon sahnelerine olanak tanıyor. Üstelik bu kovalamacada haklı olan adam. Bu cinayetin kanıtı olan görüntüler de. Alın size aksiyon garantisi. Böylece kahramanımız Jack Travern (Keanu Reeves) hem bombacı ile hem de yol koşulları ile mücadele etmek zorunda kalır. kendi dokunulmazlıklarına güvenerek yasadışı işler yapmaya kalkarlarsa? Filmde çok güzel bir karakter değişimi ("character arc") de var. Film bu soruyu soruyor ve çok güzel bir biçimde de cevaplıyor: Güvenlik için özgürlüklerin kısıtlanması söz konusu olabilir. Önce otobüs (ki şehir içinde 75 kilometre/saat hiç de az bir hız değil) sonra da metro. Filmin merkezinde yer alan hikaye. otobüs yolcularının otobüsten indirilmeleri. Bu nedenle de neden peşinde birilerinin olduğunu anlamaz. Bu filmde de (izlediğinizi ya da izleyeceğinizi varsayıyorum). hem de çevresindekilerle (özellikle de eşiyle). Bu filmin cazip tarafını. yaklaşık 20 yıldır terörle iç içe yaşayan bizler için de çok can alıcı bir soru. olayla hiçbir bağlantısı olmayan bir işçi avukatının eline geçer. Hatta zaman zaman yolcular bile güçlük çıkarır (yine Truby'yi hatırlatayım). ve son olarak bu ikilinin hareket halindeki bir metroda mahsur kalmaları. O da bu karşılığı hızlı bir biçimde tahsil etmek için bu yöntemi bulmuştur. başarılı aksiyon filmlerinin bazı ortak özelliklerini görüyoruz. Ulusal Güvenlik Teşkilatı (NSA).yüklenmiş.

Smith" bu temayı işliyor. "Bay ve Bayan Smith"den farklı olarak burada sadece Arnold gizli ajan. Yani kim ne yapacak bilemiyoruz. bu iki filmi arka arkaya izlemenizi tavsiye ederim. filmin yönetmeninin Doug Liman olması. Bu da seyirci olarak bizim pek işimize yaramıyor. çok heyecan vermeyen. Film daha en baştan bu kuralı ihlal ediyor ve bir anlamda da kaderini belirliyor. and Ms. Zira onca aksiyon içinde kimin tarafını tutacağımızı bilemiyoruz. Đşte. Ayrıca çok iyi çekilmiş. bir de yaratıcı ve maharetli bir biçimde nasıl ele alındığını görmek için."nin de uygulayıcı yapımcılarından.C. Filmin ancak son çeyreğinde gerçek düşmanın kim olduğu ortaya çıkıyor. Filmin yaptığı başka hatalar da var: filmin son çeyreğine kadar hangi tarafı tutacağımızı bilmiyoruz. Ne yazık ki bahsettiğim yaratıcılığı göstermiyor ve yıldız dolu kadrosuna rağmen sıkıcılaşıyor. (Seth Cohen'i filmde görmek. Đşin ilginç yanı. Bu filmde Arnold Schwarzenegger ve Jamie Lee Curtis rol alıyor ( artı. Bütün bu hatalardan sonra final de hiç etkileyici olmuyor. bundan dolayı da evliliklerin monotonlaştığı teması sinemada sık sık işlenir. en komik rollerinden birinde Tom Arnold). Oysa benzer bir konuyu işleyen ve türünün en başarılılarından olan bir film daha var: GERÇEK YALANLAR ("True Lies"). Ama yönetmen bu senaryonun zayıflıklarını görememiş.EVLĐLĐKTE AKSĐYON! Evliliklerde genel olarak eşlerin birbirlerini yeterince iyi tanımadığı. Aynı zamanda "The O. Oysa bu sitedeki çeşitli yazılarımda ilk 10 dakikanın ne kadar önemli olduğunu anlatmıştım.sı boyunca olayın ne olduğunu tam olarak çözemiyoruz. 201 . Yönetmen kim mi? Tabii ki James Cameron! Benzer bir konunun bir sıradan. Filmin daha ilk 30 dk. Müthiş bir aksiyon ve komedi karışımı. ancak vakit öldürmek için izleyebileceğiniz bir film çıkmış. Ama filmin hikayesi çok ama çok sağlam.düşman zıtlığı yok. Ve ortaya. anlattığınız evlilik kadar sıkıcı bir filmin ortaya çıkma ihtimali vardır. Yani çok net bir kahraman . Çok yaratıcı bir tavrınız yoksa. kısa bir süre önce vizyona giren "Mr. bu yüzden bizi şaşırtmıyor pek). Bence bayağı başarılı olan "Bourne Identity"nin yönetmeni (başrolünde Matt Damon vardı).

Hani Morpheus Neo'yu kahine götürür. Amerika'daki en sıkı güvenlik önlemlerinden birine sahip olan bu binaya girmek doğal olarak çok detaylı bir planlama ve son derece sıradışı bir düşünme tarzı gerektiriyordu. TC doğrudan tuzağın içine girer. Mükemmel bir giriştir.GARANTĐLĐ BĐR AKSĐYON SEKANSI: BĐNALARA GĐRĐŞ VE ÇIKIŞ Giriş çıkışı çok sıkı kontrol edilen ya da polisler/askerler/güvenlik güçleri tarafından kuşatılmış binalara girmek ve çıkmak. gerçekten de görülmeye değer bir sahne oluşturur. Bir de binadan çıkma harekatları var. sonra ekip Matrix'ten çıkmak için. Hani Neo'nun. (Sonra ne olduğunu filmi izleyenler bilir. (Her nedense bütün dünyada 440 milyon dolar iş yapmış bu filmin özünü oluşturan bu soygun yöntemi bana yeterince yaratıcı gelmemiştir). Leon ve Mathilda'yı bir binada kıstırıyorlardı. "Matrix 1"de Neo ve Trinity'nin. CIA'in Langley'deki binasına girmesi gerekiyordu. "Ocean's Eleven" filminde kahramanlarımız. neredeyse yüzlerce polis tarafından kuşatılmış binadan Mathilda'yı çıkarmayı başardıktan sonra. ilk Die Hard'ın yönetmeni John McTiernan) filminin girişinde. "Matrix 1" filminde de çok önemli bir binadan çıkış sahnesi vardır. Hatırladınız mı? Morpheus ve adamları. Aklıma ilk gelen örnekleri sıralayayım: "Görevimiz Tehlike 1" filminde Ethan Hunt'ın (Tom Cruise). polisler tarafından kuşatılmış olan müzeye bir yağlıboya tablo yerleştirmek ve yakalanmadan çıkmak durumundadır. sıkı korunan bir müzeden bir resim çalıyordu. "Leon". ve orada pusuya düşürülürler. giriş yaptıkları binaya geri döner. bir virüsü almak için çok sıkı korunan bir şirket binasına girmesi gerekiyordu. Morpheus'u kurtarma planları sırasında gerçekleştirdikleri bir binaya giriş sahnesi vardı. Hatırlarsanız filmin sonunda polisler. Ethan. Sonra bir anda yangın alarmı çalar. Bunun için sis bombaları ve çelik kapıyı durduran bir çanta kullanıyordu. ama çıkışta polisleri atlatmak için müthiş bir planı vardır: Bir anda. Bu kez Thomas Crown (TC).) "Thomas Crown Affair" (yönetmen. bir kaç kumarhanenin kazancının saklandığı bir binaya girmeye çalışıyordu. bir grup askerle doğrudan çatışmaya girmesi. Seyirci olarak bizi bu kadar etkilemelerinin nedeni sanırım bilinçaltı düzeyde bu binaların elde etmeyi arzuladığımız şeyleri. aksiyon filmlerinde çok sık kullanılan sekanslardır. zengin bir hırsız olan Thomas Crown (son James Bond. yine bin bir türlü akrobatik hareketle bu görevi başarıyordu. Benzer bir binaya girme zorunluluğu "Görevimiz Tehlike 2" filminde de vardı. her tarafı silahla kaplı olduğu halde metal detektöründen geçtiği sahne ve sonrası. binadaki tesisat borularının bulunduğu çok dar aralıklardan inerek polisleri 202 . Bu kez Ethan ve adamlarının. kendi masumiyetini kanıtlamak için. Bunun için o binayı gözetleyen kameralar devredışı bırakılıyor ve soygun gerçekleştiriliyordu. ya da içinde çıkmaya çalıştığımız zor durumları temsil etmelerinde yatıyor. TC ile aynı şekilde giyinmiş onlarca adam ortaya çıkar ve polisler ne yapacağını şaşırır. Leon. kendisi de bir kargaşa yaratıp polis kılığına giriyor ve binanın dış kapısına kadar ulaşıyordu. bilmeyenlerin de keyfini burada kaçırmayayım. Çalacağı resmi çaldıktan sonra da panik halindeki kalabalığa karışıyor ve elini kolunu sallayarak binadan çıkıyordu. Ethan ve adamları bu işi ucu ucuna başarırken bizi de bayağı heyecanlandırıyorlardı. Müzeye koyması gereken resmin ise. Giysisini değiştiren TC elini kolunu sallayarak müzeden çıkar. Wachowski kardeşler (filmin yönetmenleri) etkiyi artırmak için çok hoş özel efektler (mermilerden dolayı patlayan duvarlardan çıkan beton parçaları) ve ağır çekimler kullanmışlardı. aslında zaten müzede olduğu anlaşılır. Aklıma ilk gelen. Aynı filmin sonunda da bir binadan çıkış sahnesi vardır. Kendine güvenen ve baştan aşağı silahlarla donanmış iki kişinin. Pierce Brosnan). Neo kendisinin "seçilmiş kişi" olmadığını anlar.

Bina giriş ve çıkışlarında dikkat edilmesi gereken nokta. Bunun için önce Arnold girişi tutan Özel Tim ekibini etkisiz hale getiriyor. o binanın çok iyi korunuyor olması gerekir. "Terminator 2" filminin ikinci yarısında. sonra binanın içine bir minibüs sokuyor ve Sarah ve John Connor'ı minibüse bindirip binadan çıkarıyordu. polislere ait bir bina olabilir.atlatırlar . girişin ve çıkışın silahlı kişilerce ve/veya güvenlik sistemleriyle kontrol ediliyor olmasıdır. ya da polisler tarafından kuşatılmış bir bina olabilir.ama bu kez pencereden uçarak! Türkiye'de çekilecek bir filmde böyle bir binaya giriş ve binadan çıkışın inandırıcı bir biçimde zor olması için. Ama T1000'in (yani kötü Terminatör'ün) binadan çıkışı daha etkileyiciydi: Binaya bir polis motosikletiyle giren T1000. polisler tarafında kuşatılan binadan çıkmaları gerekiyordu. çipi ve robot kolunu aldıktan sonra. Kahramanlar bu zorluğu çok büyük bir kaba kuvvet kullanarak ya da çok zekice bir yöntemle aşmalıdır. Bir binadan çıkarken havalandırmanın kullanılması ya da güvenlik kameralarının by-pass edilmesi. Arnold ve ekibinin Syberdyne şirket binasından çıkışı da kayda değer bir sahnedir. binadan yine motosikletiyle çıkıyordu . Tabii bunun için. Bu.en azından bir süre. 203 . kahramanın çok güçlü ve makul bir dış motivasyona da ihtiyacı var. askeri bir bina olabilir. Hatırlarsanız ekibin. Gerisi malum. büyük bir şirketin merkez binası olabilir. Daha sonra Cypher hapşırır ve polisler kaçakların duvarların arkasına gizlendiğini anlar. günümüz seyircisine pek yaratıcı gelmiyor artık.

bir sokak fahişesi olan Julia Roberts'a adres sorar. Eğer romantik karakterler birbilerinden en başta nefret etmeseler bile. Bu eğlenceli zamanlar son derece önemlidir çünkü daha sonra meydana gelecek olan "Mahzun Ayrılık"ın yaratacağı hüzün. bu eğlenceli zamanların şiddetine bağlıdır. Ertesi sabah da o haftayı kendisiyle geçirmesini teklif eder. "Pretty Woman"da da kahramanlarımız. Julia. Hollis Gillespie'nin "Modern Romantic Comedy" başlıklı yazısından esinlenerek/alıntılayarak yazdım. Tom da açtığı büyük ve cazip kitap mağazası ile Meg'in işini fena halde baltalar. Bazı dış (ya da iç) sebeplerden dolayı bu ikisi.ROMANTĐK KOMEDĐNĐN SIRLARI Aşağıdaki yazıyı. Hatta bazen birbirlerinden nefret bile edebilirler. elindeki portakal suyu dolu bardağı. Đşte bu ikinci gelişte Julia kendine hakim olamaz ve bu yakışıklı genci öper. Hikayenin en başında Meg Ryan ile Billy Crystal beraber seyahat etmek zorunda kalırlar. Ama yazar bu birleşmeyi ne kadar benzersiz ve ilginç bir biçimde yaparsa. Julia başta çok kızar ama Hugh'un. 2) ĐLGĐNÇ BĐR ARAYA GELĐŞ: Daha sonra hikayenin baş karakterleri ilginç bir biçimde bir araya gelirler. vs. "MAHZUN AYRILIK" maddesi). genelde iki ana karakter vardır: bir kadın ve bir erkek ("Love Actually" gibi çok karakterli filmler istisna teşkil eder). Hugh'un evinde üzerini değiştiren Julia evden çıkar. Film başladığı anda mutsuz oldukları (ya da nedenin bilmedikleri bir şeyden dolayı tam olarak mutlu olmadıkları) birer ilişkileri olabilir (örn. kadın ve erkek hakkındaki görüşlerinden ve bazı itici davranışlarından dolayı Billy'den nefret eder. Meg. Bu dönemde çiftler çok farklı mekanlarda ve çok farklı aktiviteler halinde görülürler. hikayenin bir noktasında eninde sonunda nefret edeceklerdir (bkz. "Sleepless in Seattle". Aralarında bir hoşlaşma olur ama bu bir ilişki başlatmaya yetmez. Tom'un işini baltalamak için yürüyüşler düzenler. 1) MÜSTAKBEL AŞIKLAR EN BAŞTA BĐRBĐRLERĐNE KARŞI DUYARSIZDIR / BĐRBĐRĐNDEN NEFRET EDER: Romantik komedi filmlerinde. dalgıç gözlüğü vardır! Bir keresinde de evin çatısında Julia'nın rolüne birlikte 204 . Örneğin "Notting Hill"de Julia ile Hugh arkadaşlarının doğumgününe giderler. bir parka geceleyin gizlice girerler. Birbirinden nefret eden aşıklara en iyi örnek "When Harry Met Sally"dir (1989). kazara Julia'nın üzerine döker. Tam bu sırada Richard Julia'dan geceyi kendisiyle birlikte geçirmesini ister. üstünü değiştirmek için kendi evini kullanma teklifini kabul eder. ama bir çantasını unuttuğu için tekrar döner. kendileri dışında herkesin fark ettiği bir cazibe bulunur. Bu ikisi arasında. en başta romantik açıdan birbirleriyle ilgilenmezler. adresi göstermek için adamın arabasına biner. Daha sonra aynı gün Hugh. sonra da sinemada beraber film izlerler . "You've Got Mail" buna iyi bir örnektir: Meg Ryan ve Tom Hanks birbirlerinin ticari rakipleridir. Son derece zengin bir işadamı olan Richard Gere. 3) EĞLENCELĐ BĐRLĐKTELĐK: Kahramanlarımız ilginç bir biçimde bir araya geldikten sonra bir süre son derece eğlenceli zamanlar geçirirler. Hugh ise Julia'nın bambaşka bir alemde yaşadığını düşünmektedir. bir adres sorma bahanesiyle bir araya gelirler. Ve film örneklerini de geliştirdim. Birbilerine diş bilemektedirler. Duyarsızlık ya da farkında olmama durumuna örnek olarak "Notting Hill" verilebilir: Julia Roberts Hugh Grant'ten tamamen habersizdir. "You've Got Mail"). Gösterdikten sonra parasını alır ve mekanına dönmek üzere yola çıkar. Ve bu seyahat sırasında Meg. TV'de konuşmalar yapar. Onda olmayan iki maddeyi ben ekledim.ama Hugh'un gözlerinde normal gözlüğü değil. hikaye izleyiciyi o kadar derinden etkiler Örneğin "Notting Hill"de önce Julia. Zaten aslında filmin en başından beri romantik bir arayış ya da açlık (bunun farkında olabilirler de olmayabilirler de) içinde oldukları için bu son derece kolay olur. Bir ilişkinin başladığı artık kesindir. Hugh'ın dükkanına girer ve bir kitap alır.

film setinde Julia Roberts'ın kendisi .evden çıkma cesaretini göstemesidir. Diane Lane'in John Cusack'a ulaşmak için nehre atlamasıdır. kendisini öpen erkekten hoşlandığı sonucuna varır: BÜYÜK YANLIŞ ANLAŞILMA! Benzer bir durum "Pretty Woman"da da yaşanır. ama birbirlerini özlemektedirler. "Notting Hill"de Julia ile Hugh. yemek yerler. "As Good As It Gets"te bu. Bu yanlış anlaşılma sonucunda yaşanan da: 5) MAHZUN AYRILIK ("FORLORN SEPARATION"): "When Harry Met Sally"de. 7) BÜYÜK JEST ("GRAND GESTURE"): Đnanılmaz rastlantı sonucunda.götürecek şoförün Julia'nın nerede yaşadığını bildiğini öğrenmesidir. onun inşa ettiği kayık ve daha sonra da hayat hakkında konuşması.genelde gururlarından ya da fiziksel engellerden dolayı .Richard'ı . Bu yanlış anlaşılmasın sonunda Julia Roberts parasını alır ve Richard'ın hayatından çıkar. Romeo ve Juliet'in prömiyerinde Juliet'i oynayacak çocuğun sesinin kısılması ve tam da Gwyneth'in o oyunu izlemek üzere orada olmasıdır. sonra da bu konuşmadan bazı sözleri kızına aktarmasıdır. ilerler. hem de herkesin gözü önünde yapılan oyun provaları sırasında flört ederler. bu iki kahramanı bir araya getirir. Hugh Grant'in bin bir güçlükle Julia Roberts'ın olduğu otele gitmesi ve kendisini bütün bir medya ekibi önünde rezil edip ondan özür dilemesidir.hemen hiçkimse! 4) BÜYÜK YANLIŞ ANLAŞILMA ("THE BIG MISUNDERSTANDING"): "Must Love Dogs" (2005) filminde John Cusack ve Diane Lane parkta tanışırlar. Romeo ve Juliet'in prömiyerinde Shakespeare ile Gwyneth'in sahnede Romeo ve Juliet'i canlandırmasıdır. Mel Gibson'un Helen Hunt'ın evine gidip. Đşte bu noktada inanılmaz bir rastlantı. 6) ĐNANILMAZ RASTLANTI ("INCREDIBLE COINCIDENCE"): Romantik kahramanlarımız birbirlerinden ayrılmış. "Kadınlar Ne Đster"de bu. Prodüksiyon ekibine helal olsun!). "Noolur bir araya gelsinler!" diye dua ederiz. Tom Hanks'le gökdelenin tepesindeki buluşmaya geç gider). Ama öyle bir biçimde ayrılmışlardır ki artık birbirlerini tekrar görmek için girişimde bulunmaları . ama kız erkek kılığında olduğu için bundan kimse şüphelenmez . "Shakespeare In Love"da bu. "Shakespeare In Love"da Şekspir ve sevgilisi hem gizli gizli buluşup sevişirler. önce gazetecilerin Julia'nın William'ın evinde kaldığını öğrendikten sonra. Ya da girişimleri başarısız olur ("Sleepless In Seattle"da Meg Ryan. "Shakespeare In Love"da bu.William . "Must Love Dogs"ta bu. sonra da dükkanda Julia'nın resim verdiği sahneden sonra (yani iki kez) ayrılırlar.hakkında söylediği şeyleri kulaklıklardan duyar. normal hayatın akışını son derece bozan bir harekette bulunarak aşığına kavuşmaya çalışır. Bizim de içimiz yanıp tutuşur. Her iki taraf da. Tom Hanks'in çocuğunun çantasını çatıda unutması ve Tom'un da çantayı almak için tekrar çatıya çıkması ve orada (kendisini bir daha asla görmeyeceğini zanneden) Meg'i görmesidir.aslında hiç sevmediği halde . Bu büyük bir jesttir zira o dönemde kadınların sahneye çıkması yasaktır! "Pretty Woman"da 205 . "Pretty Woman"da Julia ile Richard beraber alışveriş yaparlar. Richard'ın. yanlarında ruh-eşleri yokken. iade etmesi için otel müdürüne teslim ederken. Jack Nicholson'ın . ondan. Meg ile Billy ilk kez birlikte olduktan sonra aralarına bir soğukluk girer ve ayrılırlar. hikaye ilerler. Diğer romantik komedilerde bu ayrılık dönemi genelde bir montaj olarak gösterilir ("Notting Hill" bunu çok başarılı bir biçimde yapar: William'ın semt pazarının bir ucundan diğerine kadarki yürüyüşü kesintisiz tek bir çekimde yapılır ama 4 mevsim de bu tek çekimde verilir. mahzun mahzun hayatlarına devam ederler. Diane'in ikinci bir erkek tarafından öpülüşüne tanık olur ve kadının. "Sleepless In Seattle"da bu rastlantı. kendisini . sevgilisini ne kadar çok sevdiğini fark eden kahramanımız.neredeyse imkansızdır. sonra jet uçağıyla başka bir şehre gidip opera seyrederler. Dualarımız kabul olunmuştur! "Pretty Woman"da bu. ilerler. tam kritik bir anda John. "Notting Hill"de bu. kadınların aklından geçenleri okuma yeteneği ile elde ettiği bütün kazanımları kaybetme pahasına gerçekleri ona anlatmasıdır. "Must Love Dogs"ta bu. kim olduğunu bilmediği John Cusack ile. kiraladığı kolyeyi. Diane Lane'in babasının. "Notting Hill"de William.çalışırlar.

*** Đşte böyle. Türkçe'ye de uygun: romkom) hikayelerinin kaçınılmaz yapısal özellikleri bunlar. (Birincil ve ikincil listedeki filmlerin DVD arşivinizde bulunması şiddetle tavsiye olunur). Demedi demeyin. 3) Sleepless in Seattle 4) Pretty Woman 5) When Harry Met Sally 6) What Women Want 7) As Good As It Gets 8) My Best Friend's Wedding 9) Shakespeare in Love 10) How To Lose A Guy in Ten Days Đkinci(l) Liste 11) 12) 13) 14) 15) 16) 17) 18) 19) 20) My Big Fat Greek Wedding There's Something About Mary Runaway Bride Maid in Manhattan Two Weeks Notice Wedding Crashers Bridget Jones' Diary Jerry Maguire Four Weddings and a Funeral Love Actually Üçüncü(l) Liste 21) 22) 23) 24) 25) 26) 27) 28) 29) 30) Forces of Nature Kate and Leopold Nine Months Liar Liar Moonstruck The Wedding Singer Bruce Almighty Green Card Shallow Hal While You Were Sleeping 206 . burada yayınlayabilirim. Richard'ın Julia'nın apartmanının önüne gidip. *** ÖDEV Aşağıdaki filmleri..eklerseniz. yukarıda anlatılan bilgiler ışığında inceleyiniz.bana da haber verirseniz. fena fikir değil.bu. bir "şovalye" gibi onun bulunduğu kata yangın merdiveninden çıkmasıdır. Siz de yazdığınız romkomlara bu öğelerden bazılarını . seyircinin beğenisini mutlaka kazanırsınız. Bu yazıda belirtilmeyen noktaları da siz bulun . 2) Notting Hill. Birinci(l) Liste 1) You've Got Mail. Romantik Komedi (Đngilizce'de artık bunlara ROMCOM deniyor.. Bu hareketi "büyük jest" yapan şey Richard'ın aslında yükseklerden çok korkmasıdır.ama mutlaka yaratıcı bir biçimde .

bayanlar tarafından. bu filmlerde Tom Hanks. Gülşen Bubikoğlu-Tarık Akan. bilinçli ya da biliçsiz (i. Ama bu filmlerde gördüklerinizi gerçek hayattaki erkeklerden pek fazla beklemeyin. derim. ya da Mel Gibson'ın canlandırdığı karakterleri biz sıradan ölümlülerle karşılaştırıp erkekler hakkında hüküm vermeyin.. Sonra çok üzülürsünüz! :) *** Bir arşivlik yazı daha. Metin Akpınar-Zeki Alasya. *** BAYANLAR DĐKKAT: LÜTFEN BUNLARI EVDE DENEMEYĐN! Romantik Komedi filmleri ne yazık ki. vs.*** Yerli bir liste sanırım Emel Sayın. gerçek ilişkilerinin seyrini tespit etmekte bir ölçüt olarak kullanılabilmektedir. izleyin. Buna bir ara ara vermem lazım . bu filmlere bakarak belirledikleri defalarca gözlemlenmiştir. John Cusack.) 207 .li filmleri içerirdi. Bu kadar yüksek beklentileri. bilinçaltı düzeyde) olarak. sevinin. Gerçek erkeklerle karşılaştırıldıklarında. bu filmlerdeki karakterler romantik açıdan neredeyse insan-üstüdürler.. bu filmlerde eğlenin.e. Gerçek bir ilişkide neyin nasıl olması gerektiğini. ağlayın. Ama bunların DVD'lerini bulmanız pek zor. gerçek erkeklerin karşılaması im-kan-sız-dır! Bu filmleri izleyin. Bayanlar! Bu filmlerde anlatılanlar çok hoş olmakla birlikte büyük oranda "gerçek dışıdır"! Bu filmlerdeki erkekler de hayal mahsulüdür. TV'de rast gelirse kaçırmayın. Yani.

Tom Stoppard "Geceleyin. Buck "Kurgu.P.Stephen King "Başarı da başarısızlık da aynı derecede felakete yol açar." .Tom Clancy "Yazmak için uygun ruh halini beklemem. medeniyetin kendi kendisini yok etmesine engel olmaktır. Gece yazmayı denemeyen hiçkimse.Rod Serling "Önce kahramanınızın ne istediğini bulun." .Mark Twain "Hayal gücü. Lovecraft "Hayatın tadına iki kez bakmak için yazıyoruz." ." . yalanın içindeki gerçektir (hakikattir). Wodehouse "Başarı." .Mark Twain 208 .Anais Nin "Başarı bir yazara her zaman o kadar yavaş gelir ki." . Bunun nedeni kitabın orada olmaması ve yazmaya değer olmaması değildir -. Yıllar yılı direnirler ve ikna edilemezler. Saygıyı hak ederler. bitmiş bir kitap. hikaye kendisini anlat(tır)maz. Eğer böyle yaparsanız hiçbir şey başaramazsınız. tek başınıza dünyanın etrafını yelkenliyle dolaşmaktan hiç de küçük olmayan bir zafer kazanmışsınız demektir. kitabın doğru biçiminin (formunun) kendisini izhar etmemesidir. Zihniniz çalışmaya başlaması gerektiğini bilmelidir. Eğer doğru sözcükleri bulup doğru sıraya koyabilirseniz. dış dünya kendi mağarasına çekilip hayalperestleri rahat bıraktığında. Bir hikayenin sadece tek bir doğru şekli vardır ve eğer bu şekli (formu) bulamazsanız.P. sanılanın aksine yetişkinlerde." . dünyayı az da olsa yerinden oynatabilirsiniz." . yazarlar geriye bakıp çıkmış oldukları yükseklikleri fark ettiklerinde her zaman çok şaşırırlar.3 "Tutkularınızı küçük gören (aşağılayan) insanlardan uzak durun.Pearl S. sonra da yalnızca onu takip edin!" – Ray Bradbury "Yazarın amacı." – H. Eğer o noktaya ulaşmışsanız. kendinize karşı.asıl neden. daha az büyülü ve daha az sessiz bir saatte mümkün olmayan ilhamlar ve yetenekler ortaya çıkar.TAVSĐYELER YAZARLIKLA ĐLGĐLĐ ALINTILAR . Küçük insanlar bunu hep yaparlar. kendisinin bir yazar olup olmadığını bilemez." ." ." . egzersiz (uygulama) ile gelişir. her biri sözcüklerle dolu bir yığın kağıttır.ALINTILAR ." . Ama gerçekten büyük insanlar sizin de büyük olabileceğinizi hissettirirler. birçok fikir bulmaktır.Summerset Maugham "Đyi bir fikir sahibi olmanın (bulmanın) en iyi yolu.Albert Camus "Bazı kitaplar yazılmayı reddederler. gençlerde olduğundan daha güçlüdür.Linus Pauling "Kelimeler kutsaldır. asla ve asla okuyucularınızın/izleyicilerinizin sizden daha az zeki olduğunu düşünme hatasına düşmeyin" . G.Tenessee Williams "Nerede ve ne zaman yazıyor olursanız olun.

o şeyi yeterince istemeyen insanları durdurmak için oradalar. Bu duvarlar. Bu duvarlar. birşeyi ne kadar çok istediğimizi göstermemiz için bir şans vermek üzere varlar. the brick walls are there to give us a chance to show how badly we want something. The brick walls are there to stop the people who don't want it badly enough. The brick walls are not there to keep us out. Bu duvarlar bize.TUĞLA DUVARLAR "Önümüze çıkan tuğla duvarların (engellerin) orada bulunmasının bir nedeni var.Carnegie Mellon Üniversitesi *** "The brick walls are there for a reason. bizi dışarı tutmak için yoklar." Profesör Randy Pausch ." 209 .

.BRENDA UELAND Yetenek. tek bir yerde. and the Writing Life" . Yazmak. cinayet gibidir . aksi takdirde kitap diye birşey olmaz. tek başına oturabilme yeteneği anlamına gelir.Jim Fisher 210 . Eğer işler istediğiniz gibi gitmiyorsa. tıpkı sezgide olduğu gibi. .. LAWRENCE BLOCK Yetenek. . yaratıcı eser verme yeteneğinden şaşırtıcı ölçüde daha önemlidir. zira insan olan herkesin ifade edecek birşeyleri vardır. kendinizde bir terslik olduğu sonucuna varmayın.2 Herkesin yeteneği vardır. . Kitabı siz yazmalısınız. Bu da her gün.YAZARLIKLA ĐLGĐLĐ ALINTILAR . AYN RAND Roman yazmayı hiç zor bir iş olarak görmedim. FLAHERTY Yetenek öğretilemez... .WARD JUST Kaynak: "The Writer's Quotebook: 500 Authors on Creativity. Dr. ama desteklenip geliştirilebilir. yazarın doğuştan gelen yeteneğine zarar vermez. asla ve asla kendinize duyduğunuz saygıyı sınama vesilesi olmamalıdır.eninde sonunda ortaya çıkar..LORETTA BURROUGH Yazma yeteneği varlığını ille de çocuklukta ya da ergenlikte belli etmez. yetişkinlik yıllarında kendini gösterir. herkes keşiş olamaz. yeteneğin sezgiye çok benzediğini düşünüyorum: yetenek. Craft. Roman daha çok arzuyla . ya da belki de bir kitap olduğunu düşünüyorum. bunu bilinçaltınızdaki bilinmeyen bir kusurun kanıtı olarak görmeyin. ALICE W. gerçekten de bir çağrı'dır: belirli bir yaşam tarzına doğal olarak eğilimli olmak gibi birşey vardır.DEENA METZGER Her insanın içinde en azından bir şiir ya da kısa hikaye. Zanaatle ilgili konular ise öğretilebilir.DEE BROWN Zaman geçtikçe.CHRISTOPHER ISHERWOOD Bir yazarda mutlaka olması gereken yeteneklerden biri de sebattır.ROBERT DeMARIA Eğer yazma konusunda güçlük çekiyorsanız. Bazı insanlarda bu yetenek.arzuyu yazıya dönüştürmekle . . yazma arzusu/güdüsü.TOM CLANCY Ortak fikir şu ki.ve uzun süre konsantre olabilmeyi kabul eden bir mizaca sahip olmakla alakalıdır. . Kitap kendi kendini bitirmez. kendisini dinleme zahmetine katlanan herkesin ulaşabileceği birşeydir. ve bunları öğrenmek. .

kendisinin en iyi. FREUD VB.. bu yeteneği.Nelson Algren Herkeste yetenek vardır. ister zihinsel. Nadir olan şey.son derece yardımcıdır. zalimlik) ve toplumdan bir miktar yabancılaşma gereklidir. . bence yazmak. Hafif bir keyifsizlik (rahatsızlık) hali .Peg Bracken Tıpkı silahlı soygunda olduğu gibi. şifa verici bir süreç olduğu için.. yaratıcı düşünce için de bir miktar gaddarlık (acımasızlık. sizi götüreceği karanlık yere kadar takip etme cesaretidir. orta karar bir ıstırap içindeyken çalıştığını yazmıştı. . Freud bir yerlerde.ister bedensel. Ben de bunun doğru olduğunu düşünüyorum. ortada şifa verilecek birşey olmalıdır.YAZARLIK HK.Erica JONG 211 . ya da duygusal olsun . ALINTILAR. .

Bunun dışındaki her yöntem (formüller. yapay ya da güçsüz olurlar. bilinçaltında kalan bölümlerinden alırlar. Ne zaman akıl yolu ile bu imgeye eklemeler yapmaya çalışsam. Đçimi sıkıntı basar. bu peşimizi bırakmayan imgelerin (ki onları aysberglerin görünen ucuna benzetebiliriz) görünmeyen. başarısız olurum. *** Orijinali: "It's the singular image that haunts us that becomes art. Sanat eserleri. sanata dönüşür.).SANATIN KAYNAĞI Peşimizi bırakmayan o tuhaf düşüncedir. en sonunda sanata dönüşen." Julia Cameron *** Bir çok kereler başıma gelmiş bir hadisedir. bunun geri kalan bölümünü bulmaktır. O imge. güçlerini. oradan yazabilmek. Đşte yaratıcılık budur. vb. tek başlarına kullanıldıklarında. Bir görüntü. Artık bana düşen. en sonunda sanata dönüşen. kendisini doğal/organik olarak tamamlayan diğer bölümlerin de bilinçaltından çekilip çıkartılmasını ister. Đşte bu kaynağa ulaşabilmek. orayı besleyebilmek. Aklımızdan çıkaramadığımız o tekil/acayip/hususi/istisnai düşünce. gerçek sanatçılığın uğraş alanlarıdır. Orijinal eserler böyle yaratılır. ve bu imgenin bir hikayenin kilit nitelikli bir anı olduğunu bilirim hemen. Aklımızdan atamadığımız o tek imgedir. bir imge çakar beynimde. 212 .

sıkıcı olan gerçek (doğru) değildir" (In art. bu soruların cevapları hk. kendiniz olmalısınız. Eğer bir kitap yazmak için gereken süre boyunca kendinizi eğlendirebilirseniz.) (Isaac Bashevis Singer) *** "Bildiğiniz şeylerle başlayın. sıkıcı bölümleri çıkartılmış gerçek hayattır. Bu kişi. hikayeyi bize tanıtır. hangi elbiseleri." (Patricia Highsmith: Plotting and Writing Suspense Fiction) 213 . ama neyi yazının dışında bırakacağınıza karar verebilirsiniz. hikayeye yeni girmiş birini görürüz." (Rembrandt) *** "Çocukken nelerden hoşlandığınızı düşünün. faaliyetleri." (The Thinking Writer) *** "ĐLK GÜN YÖNTEMĐ: Bu yöntem bir çok dizinin pilot bölümünde kullanılır. truth that is boring is not true.YAZARLIKLA ĐLGĐLĐ ALINTILAR "Hikayenizin temasını geliştirmek için. vb. ve bu konuda ne söylemek istediğinize bakın. hani oyuncakları. yayıncılar ve okuyucular da eğleneceklerdir. seyirci adına çeşitli sorular sorarak. ana meseleyi tanıtmak (yani serim) için. hayalleri seviyordunuz? Bunlardan hangileri şimdi hayatınızda var? Hangilerini yıllardır tatmadınız?" (Kaynak: 10 Ways to cultivate creativity) *** "Ne yazacağınıza karar veremezsiniz (yani. Dizinin ortamını." (Kaynak: Hatırlamıyorum) *** "Sanatta." (Kaynak: Hatırlamıyorum) *** Drama. bilmediğiniz şeyler zamanla kendilerini gösterecektir (bilinir hale gelecektir). yorumlar yaparak. karakterleri. Hangi renkleri. içinize dönerek sizin için neyin önemli olduğuna." (Alfred Hitchcock) *** "Kitap yazarken memnun etmeyi düşüneceğiniz ilk kişi. çok yazmalısınız).

anlamlı olan şeyi) bulmalısınız. bu senaryoyu öyle yazın ki. yazdığınız senaryoya yüreğinizi koymazsanız. Sizi sürünün geri kalanından ayıracak olan da budur. En nihayetinde hikayenizin başarısını belirleyecek olan şey. şevkinizi kaybetmemektir (kaybetmemekten doğar). neyi hayal edebiliyorsanız.. onun duygusal gücüdür. kazanılacak/kaybedilecek şeyler yeterince büyük olmadığı için başarısız olur.W. Đlk (Spec) senaryonuz orijinal. ve sizi diğerlerinden ayırır. güçlü duygular hissettiği bir konuda yazarsa. Churchill) *** "Bütün büyük işler. güç. (para.. okuyucu ya da seyirci tarafından da hissedilir. bu sayfada belli olur.. bu da sayfada belli olur.. Kendinizin hangi yönünün benzersiz olduğunu düşünmeli ve bunu yazılarınızda kullanmalısınız. Yazmanın birincil amacı.g. Kötü hikayelerin. vb." J." (Kaynak: Scriptdoctor) *** "Yüreğinizden yazın." (F. Şimdi başlayın.*** "Başarı. Goethe *** "Eğer yazar. Tutku duyduğunuz konuda yazarsanız." (Kaynak: "How to sell your screenplay") *** Đyi hikayeler kendi kendilerini yazarlar. onu bu dünya üzerinde yazabilecek tek kişi siz olun. bir başarısızlıktan diğerine koşarak yaşarken. Cesaretin içinde deha. onu (içinizden) dışarı çıkartmaktır. ama bunu yapabilmenin tek yolu da.. Eğer." (Success is going from one failure to failure without loss on enthusiasm. kendiniz için bir anlam (yani.). Sonra başkaları için anlamlı olabilecek gerekli formu bulursunuz. yazılması gerekir. ve sihir vardır. için değil) kendileri için yapılan işlerdir. bu. Đlk olarak hikayede. başlayın." (Robert Frost) *** "Birçok sahne (film . içinizdeki birşeyi netleştirmek ve ifşa etmektir.) (W. Scott Fitzgerald) *** "Ne yapabilecek iseniz." 214 .. benzersiz olsun.

içinde." (E. yazar olmanın ne anlamı var ki?" (Norman Mailer) *** "Ortalama bir çocukluk atlatmış herkesin. Freud) *** "Her yazar kaçınılmaz olarak kendi endişeleri ve tutkuları ile çalışır." (Flannery O'Connor) *** "Bildiğiniz konuda yazın. insanın içindeki en iyi ve en kötü özellikleri ortaya çıkartır" (S.Çok üretkenliği ile bilinen bir yazar) *** "Çok sayıda insanı rahatsız etmeyecekseniz.Writers on Writing) *** "Eğer bir doktor bana altı dakikalık ömrüm kaldığını söyleseydi." (Isaac Assimov .(Kaynak: Hatırlamıyorum) *** "Kahramanınızın kaybedeceği şey ne kadar büyük olursa.L. okuyucuda duygu ("sensation") uyandırmalıdır .. öğrenin.yağmur yağdığı gerçeğini değil. Nicholson). Eğer kitap iyi ise. hikayeniz o kadar gerilimli (suspenseful) ve dramatik hale gelir" (Kaynak: A Guide to Screenwriting Success: Writing for Film & TV) *** "Gruplar. kişisel bilinçaltının ateşini barındırmalıdır." (Iris Murdoch _ Writers on Writing) *** "Đyi yazılar. ("Benden Bu Kadar"da) Hemen herkesten nefret eden sevimsiz Melvin (J. kendi özlerine zıt şeyler yapan.. ya da kendileriyle çelişen karakterlerdir. biraz daha hızlı yazardım. onlarca yıl yazacak kadar malzemesi vardır." (Martina Cole) *** "Bizi büyüleyen karakterler. AŞK romanları yazmaktadır." 215 . Doctorow . üzerine yağmur yağıyor olma hissini. eğer o konuyu bilmiyorsanız.

insanoğlunun tek bir seçimi vardı: (topluma) uyum sağlamak. hayatıyla ilgili kararlar. şiir yazmaya benzer. eğer içinizde olanı (gönlünüzdekini) ortaya koyarsanız (dışarı çıkarırsanız). o artık ölü biridir.Eğer topluma uyarsa. Hayatı sona ermiştir.Measure for Measure) *** "Đsa dedi ki. ortaya koyduğunuz şey sizi kurtaracaktır. ne bildiğini sorun." (Sigmund Freud: Sexuality and the Psychology of Love) 216 . katıldığı topluluk tarafından daha önceden belirlenmiştir. Çok miktarda şeyi. ortaya koymadığınız şey sizi yok edecektir. ya da uyum sağlamamak. kendisine bir seçim hakkı daha kazanır: bir kahraman. olabildiğince az sözcükle söylemeniz gerekmektedir. ya da bir kanun kaçağı olmak." (Şekspir . Eğer içinizde olanı ortaya koymazsanız." (Thomas Đncili) *** "Medeniyetin başlangıcından beri." (Karl Iglesias) *** "Göğsünüze dönün: Kalbinizin kapısını çalın ve ona. Eğer uymamayı tercih ederse.(Karl Iglesias) *** Senaryo yazmak.

orijinal olursunuz"." – Cyril Connolly ("Better to write for yourself and have no public.S. farkına dahi varmaksızın. – C. Lewis "Kendiniz için yazıp okuyucunuzun olmaması. orijinal olmayı kafaya takan hiçkimse orijinal olamaz: ama eğer sadece hakikati anlatmaya çalışırsanız (bunun daha önce kaç defa anlatılmış olduğuna bakmaksızın).ORĐJĐNAL KENDĐM BEN "Edebiyatta ve sanatta. okuyucu için yazıp kendiniz olmamanızdan daha iyidir. on seferin dokuzunda. than to write for the public and have no self.") 217 .

" demeyin. 8) Yönetmenle birlikteyken. 3) Onların. 5) Kalbinizden geldiği gibi yazın.. ruhsal ya da cinsel bir şeylere dokunursa yapın. o sizin arkadaşınız ya da ortağınız değildir. Yönetmen. kendisiyle yapılan röportajlarda senaryonuzu aslında kendisinin yazdığını söylüyorsa. 6) Đlk müsveddeniz hakkında her zaman yalan söyleyin. Onun yerine gidip iyi bir kitap okuyun. Benim eski ve sevgili menajerim. *** Joe Eszterhas. Film 1992 yılının en başarılı filmi olunca. sonra bir başkasını daha. Siz hayatınızı yazarak kazanıyorsunuz.. Oralarda bir yerde iyi bir senaryo gizleniyor olabilir. gün geldi kendisini kovdum. "Eh. ya da oyuncular. Onlar amatörler. Birlikte çalıştığınız insanlar aptal değiller.. sizin senaryo yazabileceğinize ikna etmeye çalışmanın ne anlamı var? Oturup yazın! Đyi bir senaryo yazmak. Eğer stüdyo size birşeyler yazma görevi verirse. 7) Aile sırlarını hatırlayın. Ne kadar canayakın olursa olsun. 4) Yazacağınız senaryo fikrini insanlara anlatıp onları ikna etmeye çalışmayın. "Bu gerçekten b**tan bir fikir" deyin. Eğer bir stüdyo yöneticisinin size verdiği fikir berbatsa. Eğer yazacak birşey bulamıyorsanız. yazar değildir. Yapımcı ya da stüdyo yöneticisi de öyle. Hayat kısa. sadece kibirliler. sonra da bütün övgüleri toplamak istemektedir. sonra bir başkasını. ama yapımcılar onu katletmesi için başka bir yazar getiriyorsa.. sandığınızdan daha da kısa hem de.. ya da satıyorsanız. ailenizin konuşmadığı şeyleri düşünün. Ismarlama iş yapmayın. Sizin yazdığınız şeyi alıp kendisine mal etmek. onlar da fikirlerinin b**tan olduğunu biliyorlar.. bu görevi ancak. şöyle derdi: "Bir senaryo menajerininki kadar kararmış bir kalp yoktur. o zaman bir başka senaryo daha yazın. iyi senaryo yazacağınızı söylemekten çok daha dürüst bir davranıştır.. O sizin düşmanınızdır. 9) Biraz kötü kalpli olun. yapacağınız en doğru şey oturup bir başka senaryo yazmak olacaktır. bu senaryo üzerinde yıllardır çalıştığımı söylemiştim. ilginç bir fikir. onlara gerçeği söyledim: Senaryoyu yazmak sadece 13 günümü almıştı.com/directing/article/joe_eszterhas_2904/ 218 .. içinizde. ya da yönetmen. Kendi yaratıcı bakış açısını. Ne olduklarını onlara hissettirin. Kendi kendinize şöyle sormaya başlarsınız: Nasıl olur da bu iğrenç filmi çekerler de.. onun her söylediğini yapmayın. Jagged Edge.JOE ESZTERHAS'TAN Senaristlere Tavsiyeler 1) Çok fazla film seyretmeyin. Profesyonel olan sizsiniz. sizin en iyi repliklerinizi kendilerinin doğaçlama olarak bulduklarını söylüyorlarsa. yazdığınız birşeyi değiştirmek için sizi ikna etmelerine izin vermeyin. 10) Đnsanların sizin moralinizi bozmasına izin vermeyin. ama.moviemaker. Aslında derinlerde bir yerde. Flashdance. Sizi bunalıma sokarlar. Onlara öyle davranın. Temel Đçgüdü'nün senaryosunu sattığımda insanlara. sizinkine dahil etmek istemektedir. sizin bakış açınızı perdeye yansıttığı bir senaryo yazana dek. Ta ki. Aynı şey bir sonraki senaryoda da olursa. Bugünlerde sinemalarda oynayan filmlerin çoğu berbat. ve Showgirls'ün de bulunduğu 15 filmin senaryosunu yazmıştır. Oturup senaryonuzu yazın. Bir oda dolusu cahil egomanyağı. ve onu gerçekten sevmeme rağmen." Benim için çok uzun süre çalışmış olsa da.. Guy McElwaine.. ya da filmin basın toplantısına dahil edilmediyseniz. Eğer senaryonuzu satamıyorsanız. Kaynak: http://www. 2) Lafı ağzınızda gevelemeyin. benimkini satın alıp yapmazlar? Kendinize gereksiz yere bu ıstırabı çektirmeyin.. aralarında Temel Đçgüdü. yönetmenin.

Çünkü panik. ömrünüzün sonuna kadar bir daha iyi bir fikir bulamayacağınıza emin oluyorsunuz. Yeni fikirler bulma süreci son derece bilimdışı bir şey. 219 . yazar tıkanıklığının en büyük nedenlerinden biridir. Ama bu. Bazı gün oluyor. KELLEY ILE YAPILAN "CHAT"TEN ALINTILAR TV sektöründe uzun bir süre çalışınca yeni ve orijinal fikir bulmak zorlaşıyor mu? Bu zor bir soru. en azından bir şeyleri yanlış yapıyor olabileceğinize de ihtimal tanıyabilmelisiniz. Ama bazı günler de. kendi vizyonunuza/hayalinize bağlı kalabilmek için yeterince duyarsız olmalısınız. dişlerinizi fırçalarken iki üç iyi fikir bulabiliyorsunuz. Çünkü eğer herkes yaptığınız bir şeyin yanlış olduğundan şikayet ediyorsa. Eğer TV sektöründeyseniz. Deneyimin bana öğrettiği şey şu: tıkandığınız günlerde paniğe kapılmayın.DAVID E. Eleştiriler şevkinizi çok kırıyor mu? Hayır. başkalarını hiç dinlememeniz gerektiği anlamına da gelmiyor.

buyrun benim" diyor. ve aşılması imkansız zorlukları aşmaya çalışan kişiye bağlanıyoruz. 21 yaşındayken cipime atlayıp ülkeyi bir baştan bir başa geçmek (ve Los Angeles'a gelmek . Bunu bu kadar kolay nasıl yaptınız? Đki şey söyleyeceğim: Birincisi. film ve oyun seyrediyor. arzuladığın şeyi başarma güdünün büyüklüğüne. serimin/tanıtımın en iyi arkadaşıdır. espriler. "En kötü durumda bile. hayatın farklı alanlarındaki insanlar bulmak. En nihayetinde bunun evrensel bir öykü olduğunu ve şaşırtıcı bir azlıkta anlatıldığını düşünüyorum. Ayrıca ben şu yöntemi hararetle savunuyorum: bir dizinin başında. "O sensin Koç" diyor. her gün yazmanızı sağlayacak bir dizi de bulmalısınız. ve Koç telefonu açıyor. dış ses ("voice over"). Bu nedenle. kendisiyle özdeşleşebileceğimiz birini bulmaya çalışıyor. 220 . Yazarlık kariyerinizin başlaması için hangi adımları attınız? Kariyerimin gerçekleşmesi için attığım en büyük adım. Kendinizi o çıtanın üstüne çıkarmaya çalışmalı ve adınızın başkaları tarafından da bilinmesini sağlamalısınız. insanların tutunabileceği/bağlanabileceği bir karakter seç. karakterleri tanıtırken. Bardaki telefon çalıyor. Bununla ilgili en hoşuma giden örnek "Cheers"ta bulunuyor. haftalarca New York'taki memurlar ile görüşmeler yaptık. Coach (Koç) karakterinin nasıl hikayeye sokulduğunu hatırlıyorum. bir süre dinliyor. Yazarlığa yeni başlayacaklara önerileriniz? Bu bir mücadele. Projeleriniz için nasıl araştırma yapıyorsunuz? Deli gibi okuyor. kendini satma yeteneğine. Hangi tema size ilham vermeye devam ediyor? Ben. Çünkü bir çok insan komik olabilir. Şunu hiç aklımdan çıkarmıyorum: az şey ile çok iş başarmak her zaman mümkündür. Piyasadaki yüzlerce "yazarlık kitabı"ndan hiçbirini okuyor musunuz? Sizce bunları okumanın bir değeri var mı? Ben "yazarlık kitapları"nı pek tutmam. Hoşuma giden bir şey yazmaya karar verene kadar araştırma yapmıyorum. Başarılı bir komedi yazarı olarak tanınıyorsunuz. "Spin City"yi hazırlarken.çn. Bu nedenle insanlar bunu sık sık kullanırlar. yeterince sabırlı olmadığı için ya da başarma güdüsü yeterince güçlü olmadığı için asla başarılı olamayan çok sayıda insan var. "Ernie Pantusa'yı arıyorlar" diye. En zor yönü ise öykü yazmak. ama komedinin başarılı olması için. ve eğer sen o çıtanın üzerinde bir yerdeysen. Bundan sonra ne kadar başarılı olacağın ise. diğer dramalar kadar iyi olması gerekiyor. sonra da ondan yola çıkarak dışa doğru bir piramit oluştur. elinden gelenin en iyisini yapan sıradan insan" temasının büyük bir taraftarıyım.SCRUBS'IN YAZARI BILL LAWRENCE ĐLE RÖPORTAJ'DAN ALINTILAR Dizide çok kısa bir sürede. Bence TV sektöründe bir yetenek çıtası var. Birisi. Komedi yazmanın en kolay ve en zor yönleri sizce nelerdir? Komedi yazmanın en kolay yönü. TV izliyor. Televizyon ve Radyo Müzesi'ne gidip. Bence sabretmek. yazma yeteneğine. benim başarımın kaynağını oluşturdu. sonra telefonun mikrofonunu eliyle örtüp bara doğru bağırıyor. Ayrıca oyun okumaktan da hoşlanıyorum. sektöre giriyorsun. Bence en iyi yöntemlerden biri.) oldu. Koç da telefona "Oh. Bence yeteneği o çıtanın üzerinde olduğu halde. Sadece Los Angeles'e gelip bir şeyler olmasını bekleyemezsiniz. ama ayrıca kendinize. çok farklı karakterleri tanıtmayı ve sevdirmeyi başardınız. Ama bu yöntemin bir koltuk değneğine dönüşmemesine de dikkat etmemiz gerekiyor. ve başkalarıyla geçinme yeteneğine bağlı. sevdiğiniz dizilerin senaryolarını okumak ve bunların nasıl yazıldığına bakmak bence çok daha iyi bir yöntem. ve insanlarla konuşuyorum.

Nefesiniz kesilir. Peki bu planlama olayı nedir? Nasıl yapılır? Planlama olayı başlangıçta biraz dağınıktır. Henüz diğer notlarla birleşecek kadar olgunlaşmamış notlar. Neyi planlayarak? Öyküyü planlayarak. Syd Field amca da şu dört şeyi bilmeden bilgisayarın karşısına oturmayın diyor: Filmin nasıl biteceği. birleştiriyorum. yaratıcılığın asıl kaynağı olduğunu biliyorsunuz. Yüzde 100 doğru bir söz. Karakterleri planlayarak. En fazla 50-60 sayfa gidebilirsiniz (film senaryosundan bahsediyorum). Senaryo yazarının vaktinin çoğu PLANLAYARAK geçer. Kahramanınızın bir özelliğinin hikayenin ilerleyen bölümleri için son derece önemli olduğuna karar verebilirsiniz. Hikayenizin ilerlemediğini görürsünüz.ta ki bilinçaltım o konuyla ilgili bilgiyi iyice pişirip bilincime atana dek) Yaratıcılığın bu aşaması çok belirsizdir. Daha önceden önemsiz görünen kişiler aşırı önem kazanırken baş karakter gibi duranlar ikinci plana itilebilir ya da tamamen ortadan kaybolabilir. bir dosya ya da klasöre yerleştirin. Yapmayın! Çok büyük bir hata olur. ikinci dönüm noktası. Ortaya yeni ve acayip karakterler çıkmaya başlar. Sonra zaman zaman bunları temize çekiyorum. Bir çoğunuzun. Sahneleri planlayarak. (Bilinçaltı'nın. Bu muğlaklıkla birlikte yaşamayı öğrenin! 221 . dinnng! Yanlış cevap.SENARYO YAZMA PRATĐĞĐ SENARYO YAZARININ VAKTĐ NASIL GEÇER? "Senaryo Yazarak" diye cevap verdiyseniz. Notları kağıtlara yazıyorum. Bunlar sadece çeşitli görüntüler ya da ilginç sahnelerle ilgili olmayabilir. O zaman bu karakter özelliğini hemen not edin ve o karakterle ilgili dosyanıza atın. Senaryonuzun kahramanları ile de ilgili olabilir. muğlaktır. "Bir yazarın emeğinin yüzde 75'i ya da daha fazlası öykünün tasarlanmasıyle geçer" diyor. değil mi?) Bu notları alın. panoda bana bakmaya devam ediyorlar . Genelde küçük kağıtlara notlar almak şeklinde gelişir. (Pratik bir not: Ben bu aşamada bilgisayarda / dijital ortamda çalışmayı değil de daha geleneksel kağıt ortamında çalışmayı tercih ediyorum. Peki bu notlarda ne vardır? Aklınıza gelen görüntüler ve hikaye anları! Yani bu senaryoyu yazma fikri aklınıza düştüğü andan itibaren açık ya da örtük bir biçimde bu konuda çalışan bilinçaltınızın size "bunu da filmine koy" diye yolladığı mesajlar. birinci dönüm noktası ve filmin nasıl başladığı. tahmin edeceğiniz üzere. Bunları bilmek de çok miktarda planlama gerektirir. Robert McKee. aklına gelen muğlak bir hikaye ve bir iki baş karakterle bilgisayar karşısına oturup "DIŞ / GÜN" yazarak senaryoya başlamak için yanıp tutuştuğunuzu biliyorum.

bir çok durumda "saçma" denilen şey. Dikkat etmeniz gereken konu. siz kendinizi kastığınız zaman gelmez. Karakterini ilk çocuk gibi öz güvenli mi. Ne gibi özellikleri var? Đçe mi dönük. Ama sizi kısıtladığını ve fazla yönlendirdiğini düşünüyorsanız bunu yapmayın. Egzantrik olma özgürlüğünüzü kullanın. ortanca çocuk gibi çekingen mi. "Alakasız Fikirler" diye bir dosya oluşturun ve onun içine koyun. *** Bir yandan da hikayenizdeki karakterleri yaratmaya başlayın. Aksine. Çocukluğu aşırı yoksulluk çekmiş ve ailesinde hiç önemsenmemiş birini. Uygun gördüğünüz (hayalinizdeki filmde kendisine rol verdiğiniz) bir artistin fotoğrafını da dosyanızın üstüne yapıştırabilirsiniz. çevrenizdekilerin çeşitli özelliklerinden bir kolaj yapabilirsiniz. aslından karşınızdakinin anlama kapasitesini aşan şeydir. Saçmalamaktan korkmayın. Karakterinizin "neye kesinlikle hayır diyemediğini" de saptayın. Bütün bunları yavaş yavaş belirleyin. köyde mi. bunu bir alışkanlık haline getirin. zengin biri gibi özgüvenli yapamazsınız. kasabada mı? Küçükken ailesinden birini kaybetmiş mi? Ya da okulda travmatik bir olay yaşamış mı? Vb. Ama kendinizi çok da kasmayın. Ve sıfırdan bir insan yaratmanın zevkini tadın. anne sevgisiyle yetiştirilmiş biri gibi "sıcak" yapamazsınız. Eğer karakterlerinizin. Bu işi tamamen kendine bırakmayın. Ve bir süre sonra o karakterin kendi başına nasıl yaşamaya başladığını. Saçmalama özgürlüğünü kullanın. cesur mu? Cömert mi. 222 . bu özelliklerin birbiriyle uyumlu olmasıdır. bencil mi? Bir restoranda beraber yemek yeseniz hesabı öder mi paylaşır mı? Bütün bunları ufak notlar halinde yazın ve dosyanıza koyun. Unutmayın. Siz bir sanatçısınız. son çocuk gibi şımarık mı? Ailenin maddi durumu onun çocukluğu sırasında nasılmış? Şehirde mi büyümüş. Bir iki sayfalık bir biyografiden bahsetmiyorum. zihninize "uçma" "saçmalama" "abuklama" izni verdiğiniz zaman gelirler. Karakterinizin dışarıya göstermediği ama sadece kendisinin (ve sizin) bildiği zaaflarını saptayın. Kendinize hakim olun. Ve yanınızdan kağıt kalemi eksik etmeyin. bu karakter biyografisi ödevini çok iyi yapmanız gerekiyor. Nesnelere ve olaylara sıradışı bir biçimde bakma özgürlüğünüzü kullanın. Bu karakterleri yaratırken bazı kendi özelliklerinizden faydalanabilirsiniz. Hauge)? Onu bulun. bu durumda iki seneden önce senaryonuzu bitiremezsiniz.Acele edip aklınıza gelen ilk fikirleri hemen 3 Perdeli Yapı'ya oturtup klişe filmler üretmeyin. Yaratıcılığın en ilginç yanı bu belirsizliktir. cimri mi? Yardımsever mi. o karakter o kadar "canlı" görünür. sizden bağımsızlığını ilan edişini görün ve şaşın! *** Özetle: yaratıcılığın belirsizliği içinde not almaya devam edin. Fikirlerle özgürce oynamayı deneyin. Ama bir yandan da aklınızın bir kenarında yazmak istediğiniz hikaye olsun. 20 sayfaya yaklaşan bir biyografiden bahsediyorum! Bir karakter hakkında ne kadar çok şey bilirseniz. Sevilmek mi istiyor? Zengin olup hava atmak mı istiyor? Kendisini birine kanıtlamak mı istiyor? Ne istiyor? Yani "dış motivasyonu"nun ardındaki "iç motivasyon" ne (M. Yaratıcı fikirler. Çünkü "düşman" (nemesis) buradan saldıracak (TRUBY). Bol bol fikir üretin. onları içine sokacağınız durumlarda nasıl davrandığını bilmek istiyorsanız. ya da sıfırdan başlayabilirsiniz. Burası çok önemli. dışa mı? Korkak mı. Ya da mürebbiyeler tarafından büyütülmüş bir kızı. Karakterinizin şimdiki özelliklerinin geçmişteki kaynaklarını yaratın. Bu hikaye ile alakasız fikirler aklınıza gelirse onları atmayın.

Senaryonuzu doğru insanlara ulaştırmanızın yolu. Sosyal becerileriniz önemli değil. Bana bir bakın: iğrenç bir adamım. Bu da son derece kolaydır. Önemli olan yazdıklarınızın kalitesi. En başlarda ben de hiçkimseyi tanımıyordum. Bu önemli değil. Yakın zamanda da "Dr Jykell and Mr Hyde"ın yeni bir versiyonuna başlayacak. yazdıkları şeyin aptalca olduğunu fark eden ama yazmaya devam edenlerdir. Bütün bunların hepsi kolaydır ve eninde sonunda gerçekleşir. Öğrenilecek başka bir şey yok. ilginizi çekebilecek bir alıntı var. Đşin zor yanı.bir Hugo bile aldı. insanların yeni bir yazar için riske girmek istemesini sağlayacak kadar iyi bir senaryo yazmaktır. Sanırım Robert McKee söylemişti: Üstün nitelikte bir senaryo yazdığınız zaman başarılı olur ve saygı görürsünüz. yakın zamanda verdiği bir röportajdan." 223 . Olay budur . Aşağıda. En başta herkes ama herkes aptalca şeyler yazar.SENARYO YAZARININ BAŞARISI NEYE BAĞLIDIR Steve Moffat'i hatırlarsınız. Bu aralar "Dr Who" ile Đngiliz TVlerinin tozunu attırıyor . Öz-eleştiri herşeydir. yazdıkları saçmalıkları harika zannedenler ve bunun ötesine geçemeyenlerdir. Đleride başarılı olacak olanlar. onu bir zarfa koyup göndermektir. Dikkatle okuyun derim. "Genç yazarlar vakitlerinin önemli bir bölümünü endişelenerek geçiriyorlar. Başarısız olacaklar ise.gerçekten harika bir senaryo yazmak zorundasınız. "Coupling"in yazarı. Bir gün herkesi tanıyacaksınız. "Doğru insanlarla nasıl karşılaşırım?" "Doğru partilere nasıl giderim?" "Keşke birisi senaryomu okusa!" Unutun bunları. Kimi tanıdığınızın önemi yoktur.

daha zararlı bir şey ortaya çıktı. Eğer daha iyi bir yazar olsaydı – daha akıllı. Sizde! Siz – bütün şüpheleriniz ve korkularınız. yazarlar.. kendisi gibi üzgün insanlarla oturmaktadır. Eğlence tam burada ve şu anda yaşanıyor. Ve bunların çoğuyla ilgili hiçbir sorun yok. kendisine kötü bir el dağıtıldığı – ben yanlış kompartımandayım – düşüncesiydi.. kendinizi yetersiz görmektir. ışıltılı insanlarla birlikte değildir ki! Yazar bir hastam.YAZMANIN 3 KOZMĐK KURALI Eski bir yazar ve yazarların sorunları üzerinde uzmanlaşmış lisanslı bir psikoterapist olarak. çok fazla kuralın bulunmadığını biliyorum. daha hızlı. Ve bu çok yaygın. Oysa kendisi haketmiyordu. daha özgüvenli. ya da başka bir şey – doğru kompartımanda olurdu. onun kendini sabote eden davranışlarını. Canınız yanmaz. korkmayın. aydınlık bir kompartımandır. başarılı olmak için. Siz – şu anda bu satırları okuyan kişi – olmak istediğiniz yazar olmak için gereken her şeye sahipsiniz. Çünkü gerçekten de bir yazarın. Ama durum hiç de öyle değil. Aşağıdaki kurallar hariç. Bu üç basit kuralı öğrenin. Daha iyi. Ama yazmaya yeni başlayan yazarı bir tehlike beklemektedir: bu tehlike de. daha ilginç hayatları olan. kirli bir tren kompartımanında. Hastam. daha ticari yazmanızı sağlayacak düzinelerce seminer. veya doğru guruyu seçerse başarılı olacağı inancıdır. daha sinsi. Yani şu anki halinin yeterli olmadığı inancıdır. daha benzersiz deneyimleri bulunan.. şu andakinden “daha fazla” bir şeyler olmaları gerektiğini hissederler: daha akıllı. kendinden daha az şüphe eden insanlar olduğuna inanan yazarlar. çünkü ben de ders veriyorum. Bundan sonra. O ışıltılı insanlar parıltılı kompartımandaydı çünkü orada olmayı HAK EDĐYORLARDI. Đçinde son derece yakışıklı erkekler ve güzel kadınlar gülüp şampanya içmektedir. yazma zanaati hakkında. Pencereden dışarı bakar ve başka bir tren kompartımanı görür: bu. Woody Allen’ın “Stardust Memories” filminin ünlü açılış sekansını aklıma getiriyor. yazmak söz konusu olunca. onunla yaptığımız çalışmalar. Bu durum hemen. karanlık. sonra da onları zihinlerinize ve gönüllerinize kazıyın. insanı çok sınırlandıran bir inançtır. kitap ve kaset vardır. yetersizlik hissinin yanı sıra. kendisi ile ilgili bu acı verici görüşü fark edip ona meydan okuyunca. doğru kitapları okursa. “daha fazla” bir şey. neşe ve üzüntüleriniz ile – yeterlisiniz. eğer doğru seminerlere giderse. Biliyorum. Ciddiyim. Bu. Yazarlarla çalışan bir terapist olarak bunu her gün görüyorum: kendilerinin yeterli olmadığını hisseden yazarlar. Bu klasik bir inanç sistemidir. daha yetenekli. kendisini eksik / kusurlu olduğu inancının doğal bir sonucu olarak ele aldık. parlayan. daha komik.. Bu anekdotun gösterdiği şey şu: yazmanızla ilgili en büyük tehlike. BĐRĐNCĐ KOZMĐK KURAL: YETERLĐSĐNĐZ Yazarlık (Amerika’da – gg) bir büyüme sanayiidir. Herkes eğlencenin başka bir yerde olduğuna inanır. Mahzun bir Woody. daha eğitimli. Ben onlara “Yazmanın Üç Kozmik Kuralı” diye mütevazı bir ad koydum. duygularını anlatmak için bu sahneden bahsedince. 224 . kendisinde bulunan içsel bozukluklardan / eksikliklerden dolayı. kendi hakkındaki görüşleri de değişmeye başladı. Woody umutsuzluğa kapılır: kendisi neden o parlak kompartımanda. hikaye anlatma gelenekleri hakkında ve piyasa gerçekleri hakkında öğrenmesi gereken şeyler vardır. DĐĞER bütün yazarların daha yetenekli.

Peki şimdi başarılı olduklarına göre? Hala cebelleşiyorlar. Eğer böyle hissediyorsanız. bizim bunlara verdiğimiz tüm tepkileri kabul etmek. bunu yazın. Sadece. özlemlere sahipler. Nazım (şiir) şeklinde yazın. engellendiğini ya da cesaretini kaybettiğini hisseden siz. iyi ya da kötü. ya da kendinizi eleştiren bir ruh hali içindeyseniz. “Bu halimle mi?” Evet. aramıza hoş geldiniz. bu duygulara. Kısaca her şeyi sevin – yani görün. size verilen şeylerle / sahip olduklarınızla çalışın. acı ya da tatlı. O günkü malzemeniz odur. köpekler – burnunun dibinde durduğunu görmez. kimi pencerenin pervazından sarkan bir sürü köpek. Bir yazar olarak göreviniz. Bu açıdan baktığımızda bir yazar asla sıkılmaz. bunu bilinçli ve sanatsal bir biçimde yapmak. Eğer kızgınsanız. Yeter ki yazın. yazın gitsin! Kötü yazın. Adamın etrafında düzinelerce köpek bulunmaktadır: kimi uyuyan. Yazarlar GÖRME konusunda. korkulara. Yerler. Şu anda belki korkan. Sanatçının görevi her ânı – ve bizim ona verdiğimiz tepkiyi – potansiyel olarak ilginç. olduğundan daha başka bir şey olmasını istemez. daha ilginç. Bu da beni Đkinci Kozmik Kurala getiriyor. buruşturulmuş kağıtlarla doludur. O gün size verilenle çalışmalısınız. Bununla neyi anlatmak istiyorum? Yaşadığınız şeylerin tamamını sevmek. “sen de köpekler hakkında yaz” der. YAZMANIN ÜÇÜNCÜ KOZMĐK KURALI: YAZMAK. daktilosunun karşısında oturmaktadır. yeteneklerimizi zorlayarak geliştiren ve yaratıcı katılıma değer olarak görmektir. Bu da beni Yazmanın Üçüncü Kozmik Kuralı’na getiriyor. Tolstoy “Tanrı’nın karşınıza çıkardığı insanları sevin” demiştir. Bir “günlük” gibi yazın. bu duyguları hikayenizdeki 225 . çevrelerindeki dünyayı gerçekten görme konusunda pratik yapmalıdırlar. bu arada zanaat becerilerini ve hayal gücünüzle birlikte hafızanızı ve düşünce gücünüzü de kullanmaktır. Kadın. Umurumda değil. Çünkü dünya üzerindeki bütün yazarlar. kendi iç yaşamları ile ilgili çok önemli bilgiler ve yazı zanaatının ham maddeleri olarak görürler. Bu karikatürün altını çizmek istediği şey şu: hayal kırıklığı yaşayan / engellenmiş bir yazar genelde. kimi havlayan. Hala aynı şüphelere. Çevrenizdeki dünyaya dikkat etmelisiniz. Yazarın karısı kapının orada dikilmiş. Tao “On Bin şeyi sevin” der. Bir başka deyişle. sizin yüklediğiniz olumsuz anlamları yüklemiyorlar. Onlara kullanılabilecek malzeme olarak bakarlar. hatta en başarılı olanları bile (ki kendileri de bir zamanlar başarılı olmak uğruna cebelleşiyorlardı) böyle hissediyor. belki hayal kırıklığı yaşayan. YAZMAYA NEDEN OLUR Eğer zor bir sahnede takılıp kaldıysanız. ĐKĐNCĐ KOZMĐK KURAL: ELĐNĐZDE NE VARSA ONUNLA ÇALIŞIN En hoşuma giden karikatürlerden biri şudur: tıkanma yaşadığı belli olan bir yazar. bıkkın bir küçümseme ile ona bakmaktadır. hayatını bizzat dolduran yazı konusunun – burada. bütün olayları yaşama biçimimizin çeşitliliği ile neşelenmektir. hayatın daha heyecanlı. Eğer tıkanıp kaldığınız için sıkkınsanız. Ama eğer gerçekten de sıkılıyorsa ya da bir özlem duyuyorsa o zaman bu sıkıntıyı ya da özlemi yazmalısınız.“Ben mi?” diye sorabilirsiniz. Akıllı yazarlar kendi duygularını.

Ama fark etmez. Elinizde Ne Varsa Onunla Çalışın 3. yazma konusunda endişelenerek GEÇĐRMEDĐĞĐNĐZ bir saattir. Bu durumdan faydalanabilirsiniz. William Goldman’ın bize hatırlattığı üzere. sayfaların yavaş yavaş birikeceği gerçeğini de pekiştirir. Yazdığınız ilk iğrenç cümlenin. Hesabı siz yapın. Sanırım ne demek istediğimi anladınız. Beklemeyin. şüpheleriniz. Yazmak. Eğer buna uygun bir karakter yoksa. Belki zayıf halkalardır. Olaya şu yönden bakın: yazarak geçirdiğiniz her saat. üzerini çizebileceğiniz bir yaşamı vardır. onları yazmış olduğunuzun bilgisiyle. Yazmaya devam edin. “yazabildiğiniz”. Nasılsa böyle bir karakter var: siz.. Yeterlisiniz 2. Tüm bunlar. Takıntı yapmanın da daha çok takıntı getirmesi gibi. Şimdi yazın. korkularınız ve hayal kırıklıklarınız. ama her zaman dönüp onları güçlendirebilirsiniz. ruhunuza bir sürü süreci başlatırsınız. Ne ile mi? Her şeyden önce. yaratın. Belki de içermez. Yazmak. yazmaya neden olur. Olayların ilerlemesine yardımcı olurlar. Öfkeniz.karakterlerden birine verin. bu umarım daha az iğrenç bir cümle olur – belki de hoş bir tasvir ya da çarpıcı bir diyalog içerir. *** Yazar: Dennis Palumbo 226 . Sayfalar dolusu yazı ürettiğiniz her gün.. bir zincirdeki halkalar gibidirler. Aynı zamanda. hikayenizdeki herhangi bir karakter ya da dönüm noktası kadar. Bulunduğunuz halden / yerden yazma riskini göze aldığınız zaman. yazdığınız bazı sahneler gerçekten de berbat olacaktır. Yazın. ama bunlar önemli bir “bağ dokusu”dur. çünkü yazmak. Yazmak daha çok yazmaya neden olur. Bu ilk girişimin yerini ikincisi alabilir. hikayeniz için gerekli unsurlardır. içinde var olabileceğini. bir kafede oturup hiçbir şey yazamamaktan şikayet ETMEDĐĞĐNĐZ bir gündür. Daha Çok Yazmaya Neden Olur. Đşte size Yazmanın Üç Kozmik Kuralı: 1. Tıpkı endişelenmenin daha çok endişeye neden olması gibi. tek bir kurala işaret eder. değerlendirebileceğiniz. sadece daha çok yazmaya neden olmaz. Ve yazmaya devam edin. Yazmamak da daha çok yazmamaya.

Japonca öğrenebilirsiniz. yine ekrana bakarak. Boş bir WORD belgesi açıyorsunuz ve başlıyorsunuz sol seçre parmak ve yüzük parmakla alıştırma yapmaya: ASASASASAS.. Robert Rodriguez'in "yönetmenlik" ile ilgili tanımının senaristliğe uygulanmış hali aslında)..) Diyelim ki kendinizi bir "senarist" olarak tanımlıyorsunuz... Neler yapmalısınız? Nasıl çalışmalısınız? Çalışmalarınızdan en yüksek verimi nasıl alabilirsiniz? Đşte bu yazıda bu soruları ele alacağım. Bunlar sadece 3.Q Klavye kullandığınızı varsayıyorum. kendi kendime. Onlara göre "senarist" sayılmanız için adınızın bir dizinin ya da filmin yazılarında "senarist" olarak geçmesi gerekiyor. Bu mantıkla devam edersek. 10 Parmak yazarak kazanacağınız zamanda daha çok dinlenebilir. (Bu. DASDASDAS. düşündüğünüz hızda yazmak başka bir şeydir. kıskanırız. vb. sayfa haberleri değildir. adınız ülkenin kıyısında köşesinde yayın yapan bir TV'de yayınlanan bir dizinin jeneriğinde geçiyorsa siz bir senaristsiniz. Bilgisayarın karşısına her oturduğunuzda 5 dakika bu alıştırmayı yaparsanız. 1) Đyi senaristler 10 PARMAK yazar. Đyi senaristler evdeki eski gazeteleri atmadan önce eline makası alır ve ilginç haberleri keser. yaklaşık 2-3 ay içinde klavyedeki bütün tuşların yerlerini öğrenebilir ve düşünce hızıyla yazmaya başlayabilirsiniz.. Eğlenceli değil mi? Kurumsallaşmanın ve kurallaşmanın getirdiği kaçınılmaz komikliler bunlar. Yapmanız gereken ilk şey. Ama en ucuz pembe dizi yazarları. Hatta Türkiye'de 3. "eser"lerini yayınattıkları için "yazar" kabul edilmeli. Çünkü millet olarak duygusal bir kültüre sahip olduğumuz için suç işlerken çok düşünmeyiz. 2 ayda öğrenmiştim). "3. sol elinizin serçe ve orta parmağını kullanarak alıştırma yapıyorsunuz: ADADADAD. Bu sırada tuşlara değil ekrana bakıyorsunuz. eğer filme çekilmemişse senarist değilsiniz. çeker silahı vururuz. (SEN-DER böyle bir tanımı kabul etmiyor. ekranda gördüğünüz mesaja bakarsınız. iki elinizin işaret parmaklarını. Sayfa" adlı Zeki Demirkubuz filmi). sağ elinizin parmakları da "işaret" parmağından "serçe" parmağına doğru "JKLŞ" harfleri üzerinde durmalı . Öfkeleniriz. üzerlerinde küçük çentikler bulunan "f" ve "j" tuşlarının üzerine koymak. Bundan sonrası çok basit: Artık her bilgisayar karşısına oturuşunuzda.. bu tuşların hemen yanındaki tuşların üzerine yerleştirmek. kendinizi geliştirebilir. hem de yazdıklarınızı bir yandan da düşünmenize olanak tanır. ne yazık ki. 10 parmak yazmayı öğrenirseniz tuşlara değil. (Ben. Benzer uygulamaları sağ eliniz için de yapıyorsunuz. Bu. 2) Đyi senaristlerin iyi bir HABER ARŞĐVĐ vardır. Senaristlerin işine yarayacak "ince hesaplanmış" "uzun 227 . 10 parmak yazmak aslında hiç de zor değildir.. asıl işinize başlamadan 5 dakikalık "10 parmak" alıştırması yapmayı alışkanlık haline getiriyorsunuz.ĐYĐ SENARĐSTLERĐN ÇALIŞMA ALIŞKANLIKLARI Şunu en başta söyleyeyim: "senarist" olmanız için birinin size "senarist" demesi gerekmiyor. Tersi de doğru: ne kadar pespaye şeyler yazarsanız yazın. Sonra.. Yazmaya hazırsınız ya da hali hazırda yazıyorsunuz. Arada sırada da başparmağınızla "boşluk" tuşuna basıyorsunuz (Klavyenin alt tarafındaki uzun tuş). Kendinizi senarist olarak tanımlamanız ve senaryo yazmanız yeterli. "Ben 3 parmakla da idare ediyorum" diye komik bir bahenenin arkasına saklanmayın. Đdare etmek bir şey. Bu alıştırmayı yüzlerce kez yapıyorsunuz. Yani ne kadar iyi senaryo yazarsanız yazın. örneğin Gustav Flaubert MADAME BOVARY'yi yazsa ama yayınlatmasa "yazar" sayılmamalı. hem yazdığınız yazının imlasını anında kontrol etmenize. Yani sol elinizin parmakları "serçe" parmağından "işaret" parmağına doğru "ASDF" harfleri üzerinde durmalı. sayfa haberlerinden iyi hikaye çıktığı pek görülmez (bkz. Öyle ki serçe parmağınızın altında "A" harfinin olduğunu adınız gibi öğreniyorsunuz. Sonra bu üç parmağın kombinasyonlarını deniyorsunuz: ASDASDASD. Sonra diğer 3 parmağı.

Son arşiv kaynağı da internet. Günübirlik tüketilmedikleri için daha dikkatli ve kapsamlı hazırlanırlar. Arşiv oluşturmak ve zaman zaman arşivdeki yazıları okumak. biçecek birşeyleriniz olmaz.) Zaman zaman bu notları gözden geçirip "işe yarar bir şey çıkar mı?" diye bakmak yerinde olur. Aynı şekilde.kitabını önerebilirim). Beraber yaşadığınız insanları da düşünün. her sitede mümkün olmamaktadır. (Đşin ilginç yanı. çalışmaktan yorulduğunuzda. asla senaryo yazmanın önüne geçmemelidir. Onları da arşivleyin. Bu nedenle bu işi. tamamı" olarak değil "Web arşivi. Beğendiğiniz bir web sayfasını "Farklı Kaydet" / "Save As" ile bilgisayarınıza kaydederken "Kayıt türü"nü "Web sayfası. Siz bir şeyler ekmezseniz. Çünkü aklınıza her yeni fikir geldiğinde WORD'ü ya da benzer bir programı açmak zordur. bilinçaltınızda.çok sigara ve alkol tüketir. tek dosya" olarak belirleyin. Arada sırada "sahaf"lara yapılan arşiv gezileri de çok faydalı olabilir. Bir hafta boyunca okunabilmeleri için de çarpıcı olmaları gerekmektedir. Aslında arşiv oluştururken dergiler biraz daha faydalıdır. Arşiv çalışması son derece düşük bir zihin enerjisi düzeyinde de yapılabilir. piyasa gerçekleri ile taban tabana zıt olduğunu biliyorum.düşünülmüş" gerçek olayların pek sık karşımıza çıkmamasının ana nedeni budur. Bir de uyarı: Internette bulacağınız TELEPORT büyük bir ihtimalle tanıtım kopyası olacaktır. yaşadığınız evi cehenneme çevirmeyin. Đnsan beyninin en çok güvenebileceğiniz yeteneği "UNUTMAK"tır. not alınmadığı için unutulmasıdır. bir dinlenme aracı olarak yapabilirsiniz. Bazı köşe yazarları da zaman zaman arşivlik işler çıkarırlar. beyninizi çok sayıda ve çok çeşitli bilgiler ile beslemelisiniz. (Ben bu tür notlar almak için NOTEPAD2 diye küçük bir program kullanıyorum. Yaratıcı işlerle uğraşanların başına gelebilecek en kötü durumlardan biri de. 4) Đyi senaristler SĐGARA ve ALKOL TÜKETMEZ! Bunun. Yaşadığımız büyük kültürel değişime tanıklık eden olaylar da iyidir.tren makinistleri değil .ch indirilebilir. makinistler de . Đnsanları analiz eden. bir şeyler "yaratmak" istiyorsanız. Ayrıca arşiv oluşturacağım diye. Senaristlerin çoğu deli gibi sigara ve alkol tüketir. mesela). Tanıtım kopyalarının site indirme sırasında koyduğu bazı sınırlamalar vardır.flos-freeware. Böylece dosya kalabalığından kurtulursunuz. akıllarına gelen güzel bir fikrin. Çünkü aslolan yazmaktır. Hele senaristlerin bunu SĐSTEMLĐ bir biçimde yapması şarttır. Hoşunuza giden konulardaki yazıları bilgisayarınıza kaydedebilirsiniz. ellerinin altında her zaman küçük bir kalem ve bir not defteri bulundurmaları yerinde olur (özellikle de yatağınızın başucunda). Peki bu arşiv ne işimize yarayacak? Đnsan zihni toprak gibidir. Yaratıcılık. sosyo-ekonomik durumumuzu irdeleyen bilimsel nitelikli yazılar çok faydalıdır. (Bu.) Sitenin tamamının indirildiğinden emin olmak için link ayarlarını yüksek tutun (7'den yüksek. bilgisayarlarının masaüstünde de NOTEPAD'in bir kısayolunun bulunması faydalıdır. Bu nedenle senaristlerin. (Bir derleme olarak Ayşe Arman'ın "Kimse Sormazsa Ben Sorarım" . Yalnız şuna dikkat edin: bu arşiv oluşturma işini abartmayın. Sıradan insanların TV izleme ve gazete okuma rutinlerini devam ettirerek çok yaratıcı şeyler üretemezsiniz. http://www. bilgisayardan iyi anlayan arkadaşlarınıza danışabilirsiniz. Bir sitenin tamamının sizin için faydalı olduğuna inanıyorsanız. Film üretim macerasının en başındaki ve en sonundaki bu insanların 228 . sizin bilinçli zihniniz ile farkında olmadığınız bağlantılar ile bağlanmasından ibarettir. Gazetelerin pazar eklerinde ilginç insanlarla röportajlar yapılıyor. Bildiğiniz notepad'in biraz daha gelişmişi. 3) Đyi senaristler NOT alır.adı buydu yanlış hatırlamıyorsam . Yani. Bu sınırlamaları nasıl kaldırabileceğiniz konusunda. beyninize sunduğunuz malzemelerin. siteyi internete de bağlı değilken gezebilmek için sitenin tamamını TELEPORT adlı programla indirebilirsiniz.

senarist ölür. Oysa ülkemizde senarist olmak için "insan olmak" yeterli gibi görünmektedir. Đnsan olmak "insan ilişkilerinden anlamak" anlamına gelmektedir. 5) Đyi senaristler BEDENLERĐNE ĐYĐ BAKAR! Senaryo yazmak bir beyin işidir. benzer insan ilişkilerini tekrar tekrar önümüze sürüyorlar. Uzun süre bilgisayar karşısında oturduğunuzda kan dolaşımınız yavaşlar. bir şeyler öğrendiği zamandır. Eskinden normal olarak üretilen bir maddenin daha az üretilmesini sağlar ve onun yerine geçer. Margarin ve tereyağı yerine zeytinyağı tercih edilmelidir. Beyninizi harekete geçirmek istiyorsanız adaçayı için. acıklı ve gereksiz değil mi? Ayrıca sigara içmek çocuklarınızın mürüvvetini görme olasılığını azaltır. beyne kan dolar: felç olursunuz. Bunun etkisini orta ve ileri yaşlarda fark edersiniz. Zararları sigara ve alkolden az olmakla beraber. Bir beynin gelişkinliği içerdiği bağlantı miktarı ile ölçülebilir. Özellikle de kan dolaşımı ve kandaki oksiyen ve besin maddeleri. Bu nedenle "Asmalı Konak"ı eğer iyi seyrettiyseniz. "Bir bardak şarap"ın sağlığa faydalı olduğu söylenir. Beyin çalışırken çok miktarda kaliteli proteine ve yağa da ihtiyaç duyar. Bu aralar hepimize TV dizilerinden gına gelmesinin ana nedeni de budur: sosyal ve ekonomik koşullarda küçük değişiklikler yaparak. Sakinleşip gevşemek istiyorsanız meditasyon yapmayı öğrenin. Bu proteini daha çok beyaz etten ve süt ürünlerinden almanız yerinde olur. tekler. onun kopyası olan 10 diziyi seyretmenize gerek kalmıyor. ya da sarı kantaron çayı için. Bu. zayıflayan damarlar patlar. Demek istediğim şu: sigara zihninizi açmaz. Okumuş insanların böyle konuştuğunu duymak üzücü ama doktorlarının yarısının sigara müptelası olduğu bir ülke burası. Böylece sigara içicisi. Beyninizdeki bir "nörotransmitter"in yerini alır. yeşil çay arasında gidip gelin. öğrenmek için tasarlanmış bir makina gibidir. Öğrenmek beyindeki hücreler arasında yeni bağlantıların kurulmasını sağlar. Bunun "zihinlerini açtığını" "kendilerini daha yaratıcı yaptığını" iddia ederler. kalp beslenemez. Đçerdikleri tein ve kafein tansiyon yapar. Beyne daha az kan gider. Đçerdiği özel yağlar (DHA) tam anlamıyla beyin dostudur. Akciğer kanserinin yüzde doksanı sigaradan kaynaklanır. En mutlu olduğu zaman. Öyleyse senaryo yazabilirsiniz! Çünkü Türk sinemasında (ve TV'sinde) birinci malzeme "insan ilişkileri"dir. Beyin. Ihlamur. beyin az çalışır. Kolesterol damarları tıkar. 6) Đyi senaristler ÖĞRENMEYE DEVAM EDER.davranış benzerliği ilginç). Yani sigara içerek. Beyin de vücudun geri kalanıyla yakından bağlantılı bir organdır. Bir gün "Yahu bu yazdığım senaryo bilim kurgu muydu yoksa tarihi film mi?" diye sorarsanız. normal bir düşünme haline sahip olmak için sigara içmek zorunda kalır. Haftada bir iki kez ızgara balık çok faydalıdır. beyne ve kalbe daha az kan gider.) Beslenme de beynin performansı ile yakından bağlantılıdır. Kırmızı et bol miktarda kolesterol içerir. bilin ki sebebi alkoldür. (Sigaranın beynin en temel iki besin maddesinden biri olan oksijen alımını azalttığını söylememe gerek var mı? Yok. beynin çalışma verimini doğrudan etkiler. Bitkisel çaylara sarın. kuşburnu. Zaman zaman yaşadığınız düşünce tıkanıklığının nedeni beyninize az kan gitmesi olabilir. ama ben bir bardakla yetinen kimseyle henüz tanışmadım. torun sevme olasılığınızı ise neredeyse yok eder. yaratıcılık için en önemli aracınız olan beyin hücrelerinizi öldürür. O da beden ve beyin dostudur. adaçayı. Alkol de benzer zararlara sahiptir. aslında sigara içmeden önceki halinize dönmeye çalışırsınız. çay ve kahveden de bahsetmek gerekiyor. Çünkü bize sunulan toplumsal katmanlar ve meslekler 229 . tansiyon damarları zayıflatır. Bunun için bir iki saatte bir bilgisayarın karşısından kalkıp 10-15 dakika egzersiz yapmak çok iyi bir fikirdir. Alkol. Komik. iyi bir senaristte aranan bir özelliktir.

Yukarıda anılan filmlerin senaryolarının hepsi. (Piyasada pek fazla Türkçe senaryo olmadığını biliyorum. James Cameron'un "The Abyss"i bize. Nokta. oralardan senaryo indirip inceleyebilirsiniz. Sınıflar halinde ders görerek Đngilizce öğrenmek çok zor ve çok zaman alan bir şeydir. vb. Senaryo okumadan da iyi senarist olunmaz. Yani bir iki gazete makalesi okuyarak "Rainman"i yazamasınız. sahne uzunluğu.. astronomi bilgisi kadar sosyoloji (felaket anlarında insan davranışı). Farklı ortamları bilmek için siz de farklı alan bilgilerine sahip olmalısınız. "Asmalı Konak" Ürgüp'ün atmosferinde bunu yaptı. "The O.. 12 kişi bir senaryoyu bir-iki ayda bitirir) ve Türkçe'ye çevirir. diyalog yazma. Bunun için kendinizi zorlayın demiyorum. "Jurassic Park" gen araştırmalarını anlatır: Artık yok olmuş türlerin yeniden doğaya salınmasının yaratacağı tehlikeler.. "Terminator" robotların (makinaların) akıllanarak insana düşman olma ihtimalini işler.. o alanların bilgisine sahip olmanız gerkiyor. Tıpkı bir sihirbazın başka bir sihirbazı hayranlıkla değil de inceleyerek seyretmesi gibi.. vb. dayanışma. Đyi senaristlerin DVD ya da VCD (ya da diğer formatlarda) geniş bir arşivi olmalı.. farklı bir biçimde film seyreder. kopyalar. "Armageddon" ve "Deep Impact". denizin dibindeki bir sondaj istasyonundaki ilişkileri anlatır. korku. Programlar. "Jurassic Park" gibi bir şey yazmak için iyi derecede hem arkeoloji hem genetik bilmeniz gereklidir. keyif için değil de sırf teknik inceleme (karakter geliştirme. senaristler de filmleri inceleyerek seyreder. senaryo hızı ayarlama. Ve senaryolarınızda bu alana ait ve herkes tarafından bilinmeyen bilgilerini kullanın. Đki. Bu yöntemin bazı 230 .) incelemeniz gerekir.. vb. Analiz ederek film seyretmeden ve senaryo okumadan senarist olunmaz. bencillik. Herkes film seyrediyor. temelde aynı olmakla beraber. Ama bir senarist.) hemen hep aynı olsa da toplumun faklı katmanlarına ve farklı kesimlerine (farklı meslek alanlarına) tanık olmak için bu dizileri seyrediyoruz. En azından bir kaç senaryoyu okumanız ve yazarın kullandığı yöntemleri (sahneye yeni bir karekter sokma. sahneye girme ve sahneden çıkma. paralel kurgu.) amacıyla bu filmleri inceleyerek. ancak uzmanlık derecesinde bir bilgi ile yazılabilir. Farklı meslekleri iyi bilmeniz. sonra Đngilizce bilenler bunları aralarında paylaşır (mesela adam başına 10 sayfa düşse. Bu arşivde yeni filmler kadar eski filmler de bulunmalı ("Casablanca" şart mesela). izleyici için asıl ilginç olan bunların farklı ortamlarda nasıl tezahür ettiğini görmektir. Sonra bu çeviriyi yeni bir blog sitesinde yayınlarız. Ama şu anda yaptığınız meslekten farklı alanlara da mutlaka ilginiz vardır. virüsler. bir göktaşının yeryüzüne çarpma olasılığını ve bunun sonuçlarını ele alır. Piyasadaki film ve dizi senaristlerinin unuttuğu şey şu: insan ilişkileri.hemen hemen hep aynı.C. En iyi ders özel derstir arkadaşlar. Bu alanlarda derinleşin. Sinemada bunun çok örneğini görüyoruz: "Matrix" bilgisayar dünyasını ele alır.. Đnsani durumlar (kıskançlık. 7) Đyi senaristlerin iyi bir FĐLM ve SENARYO ARŞĐVĐ vardır. elde kağıt kalem not alarak izlemek çok faydalı bir pratiktir. "Rainman" ise otistlerin iç dünyasını anlatır. "Deep Impact" gibi bir senaryo. gidip adam gibi Đngilizce öğrenin. Bu durumda yapılabilecek iki şey var: Bir. SANARĐST olarak bazı senaryolar belirleriz. Eğer Đngilizce biliyorsanız. üzüntü. bu sitenin en aşağılarında bir yerde Đngilizce senaryolar bulabileceğiniz linkler vermiştim.. Oysa Đngilizce senaryo istemediğiniz kadar var. Web siteleri gezin. Zaman zaman.. (En azından ikinci ya da üçüncü defalarda). "Apollo 13" ise uzay gemisindekileri. Kitaplar okuyun." bize Los Angeles'in kaymak tabakasını anlatırken "Scrubs" ve "ER" bize hastanelerdeki ilişkileri ve durumları anlatıyor. politika (devletlerin felaketle başaçıkma yöntemleri) ve savunma sanayi (bir göktaşı nasıl yok edilir) bilgisi de gerektirir.

gerçek bir durumun tasviridir. Syd Field günde 3 sayfanın (3 adet A-4) yeterli olduğunu söylüyor. Elinizde olmayan sarkmalardan dolayı kendinize yüklenmeyin. Eğer her sahneyi mükemmelleşene kadar kafanızda dolaştırmaya ve döndürmeye kalkacak olursanız 2 yılda bir senaryoyu ancak yazabilirsiniz. koordinasyon gerektirir. "Ben günde 15-20 sayfa yazarım" gibi gerçek dışı hedefler koymayın. Acele senaryo yetiştirmek durumunda kalanlar. 231 . En iyi senaryo. Hafta için her gün 3 sayfa yazarsanız. (fikir geliştirme. Çalışma masanızın üzerinde bir yere bir çalışma planı çıkartın. (TV dizilerinin bir süre sonra eskisi kadar zevk vermemesinin bir nedeni de budur). Sonra da 3 gecede bir senaryo bitirmek! Đyi senaristler ilham gibi aşırı öznel ve ne zaman geleceği belli olmayan bir şeye göre hareket etmezler. karakter ve hikaye örgüsü yaratma ile birlikte) 120 sayfalık bir senaryonun ilk müsveddesini 4 .artıları. Bazen haftalarca tek kelime yazmamak. sonra da dinledirmelisiniz ki enerji depolasın ve siz de ertesi gün aynı derecede yaratıcı şeyler yazabilesiniz. Beyni belli bir miktar kullanmalı. Bu tabii ki esnek bir plan olmalıdır. bitmiş senaryodur. Örneğin • • • • Fikir bulma ve geliştirme: 1 ay Hikaye yapısı (plot) ve karakterleri oluşturma: 2 ay Sahne listesi yazma: 1 ay Sahneleri yazma: 2 . SANARĐST okurlarından biri "ben bu koordinasyon işini yaparım" derse. Senaristlerin yaptıkları bir başka hata da. yaz!" ("Don't get it right.yani çalışma masasındaki sandalyeye koy!" "Plan Yaparak . siz isteseniz de istemeseniz de beyninizi programlayacak ve sizi yazmaya teşvik edecektir. gazete karıştırmak.3 ay Bu planın her an gözünüzün önünde bulunması. Yazdığınız sahnelerdeki ve diyaloglardaki "yaratıcılık katsayısı" düşer. Ama çok da tembellik etmeyin. Eksisi: Çok sayıda senaryoyu bu şekilde çevirmek mümkün değildir. Bu da çok yanlıştır. Bir senaristten duymayı en çok sevdiğim cümle "benim harika bir senaryo fikrim var" değil "benim harika bir senaryom var"dır. internette sörf yapmak.) 8) Đyi senaristler DÜZENLĐ OLARAK YAZAR! Senaristlerin ya da senarist adaylarının en sık yaptığı hata budur: yazmak için pasif bir biçimde "ilham" gelmesini beklemek! Ve ancak ilham geldiği zaman yazmak. bazı eksileri var. Günlük bir yazı rejimleri vardır. get it written"). bu düşünceme tanıklık edeceklerdir). Ayrıca bu tür grup çalışmaları zordur. Onun dışında boş boş televizyona bakmak. Herkesin Đngilizce öğrenmesinden daha makul (ucuz) bir yöntem. Ama insan her gün bu kadar çok yazarsa beynindeki yaratıcılık pınarları yavaş yavaş kurur (Bu bir benzetme değil. bir sahneyi kafalarında düzeltene kadar yazmaya oturmamalarıdır. Bu yüzden Michael Hauge'un şu sözünü asla unutmayın: "Mükemmel olmasını bekleme. Tabii bir iki gün 15-20 sayfa yazabilirsiniz. Bir başka güzel söz de şudur: "Pantolonunun poposunu ait olduğu yere .Hedef Koyarak" çalışmak en güzelidir. Artısı: bu ülkede herkes Türkçe bildiği için herkes bu senaryoları okuyabilir.6 ayda bitirebilirsiniz. ona seve seve burada destek olurum.

g. (Kaynak: Michale Hauge'un web sitesinin "ipuçları" bölümü) 232 . Senaryonuzu götürebileceğiniz yüzlerce yer olduğu gibi. senaryonun yazım kalitesi dışında.g. get it written!") Eğer mükemmel olmasını beklerseniz. Bir şeyi önce yazın.BAŞARILI BĐR SENARĐST OLMANIN 3 SIRRI Art Arthur. yazın! ("Don't get it right. Reddedilmeyi asla kişisel olarak algılamayın. başarılı bir senaryo yazarı olmanın üç sırrı olduğunu söylemektedir: 1) Bir şeyi yazmadan önce mükemmel olmasını beklemeyin. 2) Reddedilmeyi reddedin. Eğer yazar olmak istiyorsanız yazmanız gerekir.) 3) Pantolonunuzun arkasının ait olduğu yer. o iş "iyi" bile olamaz. yüzlerce neden vardır. sonra da o yazdığınızı her yeniden yazımda biraz daha geliştirmeye bakın. Bu nedenle bilgisayarın önüne oturun ve yazmaya başlayın. Bir senaryonun reddedilmesi için. (Türkiye'de bu sayıyı "onlar"la ifade etmek daha doğru olur herhalde . sandalyenizin oturma yeridir.

çünkü herkes kimin kazanacağını merak ederdi.Zamanı sınırlayın. genç bir suçlunun ahlaken kendini kurtarması da. “Seçilmiş Kişi herkesi kurtaracak” hikayesinden. 3 . Kendilerine karşı duygusal özdeşleşme hissedebileceğimiz karakterler yaratın. her zaman gerilimi artırır. Kavga edenleri kimse ayırmazdı. Kahramanınızın. UZAY YOLU II filmindeki Han.Duygu Uyandırın. Bir başka deyişle onlarla aynı duyguları paylaşmalı ve onların hissettiğini hissetmeliyiz. O andan itibaren filmdeki bütün olayların anlamı değişir. Bir önceki maddeyle yakından bağlantılı olan bir şey de.” Son tarihler (“deadline”) her zaman gerilim yaratırlar. “acaba bu seçilmemiş. iyi şanslar. daha sonra ana karakterinizi bu düşmanla kapışmaya sevk edin. ama seyircinin bu tehlikeden haberdar olmasını sağlayın. gerilim de o kadar yüksek olur. KIZIL EKĐM (“The Hunt For Red October” – Sean Connery) filminin torpido ateşleme sahneleri özellikle heyecanlıydı. ya da bir değerin zafer kazanması da. ama bir kadın bebek arabasını güçlükle merdivenlerden yukarı çıkarmaya çalışmaktadır. bu tür düşmanlara çok güzel bir örnek teşkil eder. çünkü bedensel ve zihinsel olarak Kaptan Kirkt’ten daha üstündür. 8 . Aynı şekilde OZ BÜYÜCÜSÜ (“The Wizard of OZ”) filminde kötü cadı 233 . Biz. Karakter için son derece önemli olan bir şey tehlikeye düştüğünde.Acil bir durum yaratın.Beklenti yaratın. çünkü ikinci bir düşmanı devreye sokarlar. kahraman amacını gerçekleştiremediği takdirde meydana gelecek olaylardır. Challenger uzay mekiği patladığı zaman çok sayıda insan üzüldü. Ana karakterinizin karşısına. Kahramanın. yani seyirci için de önemli hale gelir. Đlkokuldayken kavga eden iki kişinin etrafına nasıl toplandığımızı hatırlayın. Bir tehlike beklentisi yaratın. içinde bulunduğu tehlikeyi bilmemesini. patlamak üzere olan bir bombayı.Sonuçlar Yaratın. (Matrix filminde Neo’nun filmin ortasında seçilmiş kişi olmadığını öğrenmesi böyle bir sürpriz dönüştür. yani seyirciler. Bu karakterler inandırıcı olmalıdır.Düşman Yaratın. daha önceki mekiğin patlamasının yarattığı korkunç sonuç beklentisinden dolayıydı. 6 .Gezgin) 7 . Tehlike ne kadar büyükse. Kadının.Sürpriz Kullanın. 9 . çiftten daha üstün bir konuma sahibiz. Çoğumuz sinemaya başkası yerine duygu hissetmek için gideriz. nasıl hayatta kalacağını merak ederiz. Bu ikinci mekiğin geri sayımında yaşanan gerilimi hatırlıyor musunuz? Đçinizi kemiren bu duygu.Gerilimi Artırın. Bu çift dışarıda akşam yemeği yerken biri onların evine girer ve yataklarının altına bir bomba yerleştirir.Çatışma Yaratın. Bunlar. 5 . çünkü karakterler. Daha sonra mutlu çiftimiz eve döner ve yataklarına girerler. Goliath gibi güçlü bir düşman koyun.) Capone’un adamlarıyla tren istasyonunda kapışması gerekiyordu. Arada sırada hikayeye bir sürpriz dönüş (“twist”). Đki aşığın birbirini bulmasının getireceği duygusal tatmin de olabilir. 2 . Ness kapışmaya hazırdır ve yerini almıştır. Örneğin özdeşleştiğimiz ve önemsediğimiz bir çifti göz önünde bulundurun.ĐŞE YARAYAN TEKNĐKLER ĐZLEYĐCĐYĐ HEYECANLANDIRMANIN 10 YOLU 1 . Gerilim artar. korkunç sonuçların oluşturulmasıdır. “Dünyayı kurtarmak için 24 saatin var James. ama onlar bilmez. gerisayım sona ermeden etkisiz hale getirmek zorunda olduğu onlarca filmi bir çırpıda hatırlarsınız. kendileri vasıtasıyla duyguların bize geçtiği aracılar olarak hizmet görürler. yani olayların aniden yön değiştirmesini ekleyin. iki tarafın arasına gireceğini “biliriz”. o şey bizim. Biz bombanın orada olduğunu biliriz. gizli bir belgenin korunması da. Saat verin. DOKUNULMAZLAR’daki bebek arabasını hatırlıyor musunuz? Bu sahnede Eliot Ness (Kevin Costner – çn. Bu şey dünyanın güvenliği de olabilir. Bu olaydan birkaç yıl sonra bir başka uzay mekiği uzaya gidecekti. Hepimiz Kaptan Kirk’in bırakın onu yenmeyi. Hikayenin başında böyle bir çatışmanın ipuçlarını vermek de bizde bir beklenti yaratır. Kendilerini bir davaya adamış iki güç. 4 . sıradan insan ne yapacak?”a geçeriz . Bu düşman “zaman”dır.

hollywood. Genç bir kız raylara bağlanmıştır. Sonra bu çantayı küçük bir kız alır ve çanta patlar. Eğer bir sahnenin ya da filmin nasıl sona ereceği ile ilgili akla yakın bir şüphe varsa. Bu noktada.Dorothy’yi yakaladığında bir kum saatini ters çevirir. Acaba Batman kız tren tarafından ezilmeden önce kızı kurtarabilecek mi? Alın size örtülü. gerilim artar. Dorothy’nin ne zaman öleceğini bilmememize rağmen endişeleniriz. bu filmdeki herkesin ölebileceğini fark ederiz. Yukarıda anlatıla araçlar birbirleriyle yakından bağlantılıdır. Siz de örtülü bir zaman sınırlaması yaratabilirsiniz. 10 . Hitchcock “şiddet tehdidi şiddetten daha güçlüdür” dediğinde haklıydı. “Đşte bu kadar yaşayacaksın tatlım” der. Neden? Çünkü bu sonucun gerçekleşebileceğine dair ciddi bir şüphe vardır. DOKUNULMAZLAR’ın açılış sahnesinden Capone’nun adamlarından biri bir dükkana içi patlayıcı dolu bir çanta bırakır. David Trottier (http://www. Seyircileriniz gerçekten heyecan duyacaklar. ya da suni bir zaman sınırlaması.net/) (Not: Yazının çok az bir bölümünde tarafımdan güncelleme yapılmıştır – Gezgin) 234 . Bunları kendi senaryonuzu yazarken akıllı bir biçimde kullanın.Şüpheyi Sürdürün. Elliot Ness’in küçük kızı ve karısı için bütün film boyunca endişeleniriz.

Ama kaldığı eve girebilmek için de Zühtü bey'e. çok komik diyalog ve sahnelere yol açıyordu (Yanlış hatırlamıyorsam "My Dinner In Hell" bölümünde). "Aa. açık verme ve yakalanma ihtimali de artar. Meğersem 200cm x 80 cm'ymiş). onu gerçekmiş gibi gösterecek yeni açıklamalar yapmalısınız. Daha ileride bu listeyi geliştirebiliriz: 1) YANLIŞ ANLAMALAR: Hikayede A kişisi X'ten bahsederken. Ya da Kadir'in ailesi. çok daha ciddidir. hatalarını ve zayıflıklarını örtmek için söyledikleri yalanlar vardır. Yanlış anlamaların bir türü de. Etrafındakiler ise durumu anlamaz. yeni işine girebilmek için bekar olduğunu söylemiştir. Bu filmin bir sahnesinde. Ama bu yalanları. Bu. neye gülmeyiz? Bunlar çok kritik sorular. Sosyal ilişkilerimizin sürtüşmesiz bir biçimde devam etmesi için bu tür beyaz yalanlar kaçınılmaz. Eskiden 280 cm zannediyordum. Büyük bir ihtimalle gururumuzu kurtarmak için söylenir bu yalanlar. Senaristler. Çünkü yalan ile kurtarılmak istenen durum. Bunlar zamana yayılırlar. Bir de insanların. ıslık çalmayı "mastürbasyon" yerine kullanılan bir metafor zannediyordu.KOMĐK NEDĐR? Komik nedir? Neye güleriz. Yani A kişisi diyelim ki araba tamirinden bahsetmektedir. Bunun en yaygın kullanılan versiyonu. ünlü sinema yıldızı Anna Scott (J. Oradaki insanlardan biri de (borsacı genç) Anna Scott'u tanımıyor ve ona sıradan bir oyuncu muamelesi yapıyordu. Đşte komik olan. konu "ıslık" çalmaya geliyordu bir şekilde. Örneğin Amerika'dan bir müşteri arar ve Zühtü Bey onunla Kadir'in konuşmasını ister. Đngilizce ya da bilgisayar kullanmasının zorunlu olduğu durumlar yaratır. Bunun en komik örneklerinden birini "Coupling"de görmüştüm. Đkincisine örnek de "Notting Hill" filminde var. Genelde zaman geçtikçe ve yalanlar üst üste biriktikçe. Gelecekte de bu yalana sadık kalmalı. En büyük komedi kaynaklarından biri budur. Nelerin komik olduğuyla. Zühtü bey de bunu kanıtlamaları için Kadir'in babasından ud çalmasını ister. Yemeğin ilerleyen saatlerine kadar da dünyaca ünlü bu oyuncuyu tanımıyordu. Grant) evinde bir yemeğe katılıyordu. yalan söyleyen kişiyi paniğe sokar ve daha fazla ve daha az gerçekçi yalan söylemeye iter. onun bu yalanlarını sınamak için hep. bildiğini sananlar ise iki seksen uzanıyor (Bu iki seksen lafının bir mezarın boyutları olduğunu yeni keşfetmiş durumdayım. Çözüm olarak babaya playback yapılır! Bir başka örnek: Kadir. sıradan birini çok önemli biri zannetmek. yalıya taşınabilmek için kendilerinin köklü bir Đstanbul ailesi oldukları yalanını söyler. söylenen bir yalanın ortaya çıkmasını engellemek için üretilen yeni yalanlardır. hatta zorunludur. Y = Cinsellik olduğu durumdur. Hülya'nın kocasının ikiz 235 . Tahmin edeceğiniz üzere bu yanlış anlama. "En Son Babalar Duyar" neredeyse tamamen bu öncüle dayanır: Kadir'in yalanları ve bunları korumak için ürettiği yeni yalanlar. Bu durumda daha yaratıcı olmak zorunda kalırız. daha doğrusu ne gibi durumlarının komik hikayelere yol açtığı ile ilgili aşağıda deneme nitelikli bir liste var. Ama ortamda başka Đngilizce bilen olmadığı için Kadir adama "The number you have dialed cannot be reached at the moment" der sürekli. 2) YALANI SÜRDÜRME: Hepimiz günlük hayatta yalan söyleriz. Susan'ın anne ve babası akşam yemeği için ziyarete geldiğinde. çok ünlü birini de sıradan biriyle karıştırmaktır. B kişisi onun Y'den bahsettiğini zanneder. saçın ne güzel olmuş!" "O kravat sana çok yakışmış. ama B kişisi onun bir cinsel ilişkiyi ya da cinsellikle ilgili birşeyi anlattığını düşünür." vb. Yani bu tür yalanları bir kere söyleyip sonra unutamazsınız. Birincisine örnek olarak Charlie Chaplin'in "Büyük Diktatör"ü örnek verilebilir. Roberts) William'ın (H. Örneğin kadir Zühtü beyin yanında işe girerken Đngilizce ve bilgisayar bildiğini söyler ama aslında bilmemektedir. beyaz yalanlardan ayıran bir başka özellik daha vardır. Bunun cevabını bilenler ve uygulayanlar çok para kazanıyor. Đşin kötü tarafı Steve.

Bunların en komiklerinden biri. böylece çevresinde ona gülen insanlar ona bir şey yapamaz. Bu davranışı özellikle bir cenaze töreninde çok komik durumlara yol açıyordu. Ama bir yerde açık vererek yalanın ortaya çıkmasına de onlar yol açar. gülmeceyi yaratmak için bu insanların aşırılıklarını test edecek. Hülya'nın bu noktadaki isyanı çok manidardır: "Artık hangi yalanın neresindeyiz hatırlamıyorum Kadir!" "Coupling"'de bu durum genelde Jeff'in başına gelir. Bir tek fırıncı Nusrettin ve karısı Ayhan hariç. "Avrupa Yakası"ndaki Burhan. 4) DAVRANIŞ AŞIRILIKLARI: Her türlü davranış aşırılığı komiktir. Oysa böyle bir şirket bile yoktur.) vardır. Hatta onları bu özellikleri ile severiz. aşırı gururlular. Bir insan nasıl korkusunun üzerine gitmeye karar verir? Ya daha büyük bir korku kaynağı ile karşılaşmıştır. Sıradan bir hayat kadınını. komedi açısından daha makbuldur ve toplumda bile bu insanları anlatmak için özel bir terim üretilmiştir: sonradan görme). sevdiği kadınla ilişkisini sürdürebilmek için obsesyonları ile mücadele ediyor ve bu mücadele filmin temel komedi kaynağı haline geliyordu. (Bu da ilginç bir yöntemdir. modern bir çağda modern olmayan bir davranış 236 . O mahalledeki hemen herkes az ya da çok çıldırmış gibi davranıyordu. Đşin ilginç yanı. Bir başka bölümde de kendisinin Vandaley Şirketi'nde çalıştığını söyler. aşırı untukanlar. Örneğin "Benden Bu Kadar" ("As Good As It Gets") filminde Jack Nicholson obsesif bir yazar iken. Ve bu özelliği hemen her bölümde komik durumlara yol açar. "Ekmek Teknesi" böyle davranış aşırılıklarına sahip insanlarla doluydu.. Tabii ki senarist. aşırı gururluları da gururlarını ayaklar altına alıp eylemde bulunmaya itmelidir. alt ekonomik sınıftan gelmiş biridir ve bu sınıfın davranış özelliklerini aynen koruyarak üst ekonomik sınıfta varlığını sürdürmeye çalışmakta ve herkesi hem güldürmekte hem de sinir etmektedir. ya da ancak korkusunun üzerine gittiğinde elde edebileceği bir ödül (para. ("The Man With Two Legs") Benzer durumların Seinfeld'de en çok kimin başına geldiğini tahmin edin bakalım: GEORGE COSTANZA! Zaten Costanza'nın en belirgin özelliği kronik bir yalancı olmasıdır. Hızla zengin olan ya da hızla fakirleşen insanlar da buna örnek verilebilir (Birincisi. ilginç dramatik olaylara neden olurlar. çok zengin bir işadamının yanına koyarsanız. "Çocuklar Duymasın"da Haluk.. Aşırı korkakları cesur olmak zorunda kalacakları durumlara sokmalı. "Coupling"de Sally'nin yaşlanma korkusu da bir davranış aşırılığı özelliğidir. kendisini bir mimar olarak tanıttığı bölümdür. yani onları aşırı davranışlarının tam aksi biçimde davranmaya itecek durumlar yaratmalıdır. aşırı oburlar. Ama durumu kurtarmak için arkadaşlarını da bu yalana katılmaya zorlar. aşırı maneviyatçılar. aşırı cimriler. ün. aşırı özgüvenliler. "GORA"da sıradan bir halı satıcısı olan Arif'in uzaylılar tarafından kaçırılıyor ve Komutan Logar ile mücadele ediyordu) da garantili bir gülmece kaynağıdır. Ama Jeff pantolonunu çıkaramamaktadır zira çıkarırsa bacağının takma olmadığı ortaya çıkacaktır. Örneğin işe gelirken bindiği trende tanıştığı güzel bir kadına bir bacağının takma olduğunu söyler her nedense! Sonra bu kadınla ilişkisi gelişir ve birlikte olma aşamasına gelinir. aynı anda iki kişiyi (genelde iki sevgiliyi) idare etmeye çalışmaktır. vb. Arkadaş hatrına bir yalana katılan insanlar. 3) ZIT KONUMA GEÇME: Üst sınıftan ya da üstün nitelikleri olan birini sıradan koşullara koymak ("Đnanılmaz Aile"de süper kahramanlar sıradan insanlar gibi yaşamaya zorlanıyordu) ya da sıradan nitelikleri olan birini üstün koşullar içine koymak ("Gerçek Yalanlar"da sıradan bir memur olan Jamie Lee Curtis'in teröristlerle mücadeleye karışıyor. aşırı maddiyatçılar.kardeşi olduğu yalanını söyler. bir çok komik sahne elde edeceğiniz kesindir ("Özel Bir Kadın" / "Pretty Woman"). Aşırı korkaklar. gerçekçi bir biçimde yapmalıdır. sevgi. aşırı cimrilere paralarını savurtmalı. Bu durum istisnasız çok komik sonuçlar doğurur. görev icabı çevresindeki insanlardan daha üst konumda olmasıdır. Ama bunu. karakterlerin ille de bu özelliklerinin üstesinden gelmeleri gerekmez. TV dizilerinde ise.) Bu yöntemin çok sık kullanılan bir alt dalı. Çünkü idare edilen iki kişi genelde aynı anda aynı yere gelme eğilimindedir ve idare eden kişi buna engel olmak için akla karayı seçer.

ya da iki üç askeri kovalayan Han Solo'nun iki saniye sonra on beş asker tarafından geri kovalanması. Bunlar genelde başrolde değil de. içine biraz deli. Superman. Örneğin Wayans kardeşlerin "White Chicks" ("Đki Fıstık") filmindeki sosyetik sarışınlar. Filmlerde de bazı aşırı davranışlı insanlar değişmez. bencil insanlardır. "Hababam Sınıfı"nda Đnek Şaban). 7) ACĐL ĐSTEKLERĐN ENGELLENMESĐ ve BU ENGELLERĐN YARATICI BĐR BĐÇĐMDE KALDIRILMASI: Hepimiz günlük hayatta zaman zaman bazı işleri acilen halletmek zorunda kalırız. Dizinin en komik bölümleri. "Shakespeare In Love" filminin başlarında Gwyneth Paltrow'un erkek kılığına girip tiyatroda oyunculuk yapması). Burada dikkat edilmesi gereken şey. Eğer o rolü mükemmel bir biçimde yerine getirirlerse. "White Chicks".özellikle "Jane and the Truth Snake" bölümü .D.her bölüm .. gerçek dışı çatışmalara kadar bir sürü şey olur. perdesindeki doruk noktasında kullanılır. Đşin komikliği. Biz o işin ne kadar acil olduğunu tekrar tekrar vurgulasak da karşımıza sanki daha saçma engeller çıkar. Ve filmin sonuna kadar böyle kalırlar. Bu gibi durumların yaşanması zor. çevrelerindeki sosyal düzeni bozacak davranışta bulunur ya da sözler söylerler (Örn. bekar insanların zorunluluktan evli gibi davranması ("Greencard" Depardieu ve McDowell).. seyredilmesi keyiflidir.. delilerin ve aşırı aptalların da çok komik olduğu söylenebilir.Hugh Grant . "Notting Hill" de Spike) yerleştirin.de çok görürüz). kendini beğenmiş. Tom Cruise. arada geçen zamanın çok kısa 237 . bir erkeğin kadın gibi davranması ("Tootsie". 6) KILIK ve ROL DEĞĐŞTĐRME: Bir kadının erkek gibi davranması (TRT'deki "Ters Köşe" Dizisi.. "Seinfeld"de Kramer. bir yoksulun zengin gibi davranması. otistik kardeşi Dustin Hoffman'ın 8 köfte istediğini fark eder. sıradan bir insana Tanrı'nın güçlerinin verilmesi ("Bruce Almighty"/"Aman Tanrım") vb. bu saçma engelleri aşmak için yaratıcı yöntemler kullanırsa. Roberts . "Notting Hill"in finalinde William'ın . bir zenginin yoksul gibi davranması ("Yalancı Yarim"de aslında bir bankacı olan Tarık'ın şoförlük yapması) bir cahilin bilgili gibi davranması (Ekmek Teknesi'nde Ayhan'ın kardeşi).ve Jeff .e. "Vizontele"de Deli Emin.. 5) DELĐLER VE APTALLAR: Dördüncü maddenin bir alt dalı olarak. her zaman çok komik sonuçlar verir. ortada gülünecek hiçbir şey olmaz.biçimini (i. Bulundukları yer ve saatte bunu gerçekleştirmek zordur. Haluk'un anakronistik (bu tür afili kelimeleri öğrenmenizde fayda mülahaza ediyorum. "Coupling"de Jane . yeter. aptal ama sevimli birini (örn. Süper kahramanların çoğunun gizli bir kimliği vardır: Örümcek Adam. bir sahtekarın dindar biri gibi davranması ("Yırtık Rahibe" W. bir rokçunun ("School of Rock") ya da bir polisin ("Kindergarten Cop"/"Anaokulu Polisi") öğretmen gibi davranması. film boyunca aptal. bir alimin cahil gibi davranması. "zamana uymayan" demek) davranış kalıbının modernlik tarafından tehdit edildiği bölümlerdir. Bunun üzerine Tom eline çatalı alır ve 4 köfteyi bir hamlede ikiye böler.J.Londra'dan ayrılmadan önce onu son bir kez görmek için yaptıkları. Yanlış anlamalardan. Bu tipler. bu insanların yeni rolleri ya da kılıkları içerisinde yakalanmalarının bir tehlike yaratması ve buna rağmen bir çok hata yapmalarıdır. yan rollerde bulunan insanlardır. "Bazıları Sıcak Sever" / "Some Like It Hot"..) 8) ÇELĐŞĐK DAVRANIŞLAR: Kendisinin çok cesur olduğunu söyleyen bir insanın bir saniye sonra bir fareden korkup masanın üzerine fırlaması. Doubtfire"). çok içten gelen bir tavırla. Senaristin istediği de budur zaten. komedi daha güçlü olur (aklıma hemen "Rainman"den bir sahne geliyor. Bu maddenin 4. sevgilisi Anna . Ama biz bu işlere yüklendikçe sanki hayat da bize engel olmak için aynı derecede yüklenir (Newton'un etki-tepki yasası). Bu yöntem genelde komedi filmlerinin 3. maddeden farkı. evli birinin bekar gibi davranması ("Kadın Đsterse" Dizisinde Cihan Ünal'ın çapkın arkadaşı Cavit). onların yerini alan iki zenci polisin onlar gibi davranmak zorunda kalmasından kaynaklanıyordu. Goldberg). Eğer kahraman. (Örn. Bu kimliğin ortaya çıkma olasılığı.) . bir ara yayınlanan ve Şevval Sam'ın başrolünü oynadığı "Müjgan Bey". dürüst olduğunu söyleyen birinin hemen bir sonraki sahnede yalan söylerken görülmesi (özellikle bu davranışı "Scrubs"ta J. "Taş Fırın Erkekliğini") devam ettirmeye çalıştığı için abartılı kalıyordu. "Mrs. hem komik hem de gerilimli sahnelere sebep olur. Batman. Eğer senaryonuzun biraz fazla kuru olduğunu düşünüyorsanız. Sorun hallolmuştur.

yüksek sesle hapşıran kişi (HAAAPPPŞUUUEEAAA!). "Đmkansız Aşk" dizisinin sanırım ikini bölümünde Ebru Gündeş ve sevgilisinin elleri birbirine tutkal ile yapışıyordu. Sanarist'in ilk yazısını teşkil eder. Vah Mary"de ("There's Something About Mary") filminde görüyoruz. yöntemde anlatılan yanlış anlaşılma durumu da ortaya çıkar. kaynananızın başına geldiğinde güldüğünüz şeydir. gerçek hayattaki koşulların zorlanması ile oluyordu. Alakasız bir seyirci. Ve uzun bir süreyi birlikte geçirmek zorunda kalıyorlardı. klasikleşmiş bir hareket komiği sahnesidir). Bunu takip eden olayları (Jeff'in yorumlarını örneğin) tahmin edebilirsiniz. utanmanın yanına 1. sahneye aniden çok farklı bir boyut katar.. Kahramanın o utanç verici durumdan kurtulmak için çaresizce kalkıştığı işler.). her zaman gülümsemeyle karşılanırlar. Üstelik bu yabancı konuya tamamen yabancı da olacağı için. Liar" filminin tuvalet sahnesinde kendini dövüşü. (TRT'nin tek kanal olduğu dönemi yaşamayan gençler Buster Keaton'ın gelmiş geçmiş en iyi komiklerden biri olduğunu nereden bilecek? Bilemeyecek!). Bir de insanları 238 .." Bir başka söz de şuydu: "Mizah acıtır. Bunun bir örneği. son derece güçlü komedi kaynaklarıdır. Güldürme gücünü de bu kısa süreden alır. Ben Stiller'in canlandırdığı kahraman tuvalette bir "fermuar kazası" yaşıyordu. Kapıdan çıkıyorum diye cama girenler. Hareket komiğinin babası Charlie Chaplin'dir. bu iki tanımı da kapsayan. Adamın tek başına beden dili (ve konuşması) bile komiktir.olmasıdır. 3.. otobüsten inerken başını donk diye çarpanlar. "Seinfeld"deki Kramer'dan gelir. Ama bir yandan da o kişi olmadığımız için rahatlarız ve duruma gülmeye başlarız. ("Fermuar kazası"ndan neyi kastettiğimi anlamıyorsanız bir zahmet filmi bulunuz) Tek başına yapıldığında son derece normal olan davranışlar." Başkasının (hikaye kahramanlarının) başına gelen utandırıcı olaylar. Bu kuralın en ilginç uygulamalarından biri "Stuck On You" ("Takıldım Sana") filminde görülür. Sahnenin çok komik olduğunu tahmin edebilirsiniz. zıt karakterli yapışık kardeşler vardır. Komiklik yönteminin yanı sıra. Adamın Jerry'nin dairesine girişi her defasında izleyiciyi güldürür. Eğer bu kaza sadece aile içinde ve tıbbi personel arasında kalsaydı hiç sorun (ve komik) olmazdı. "Ben Robot"ta ("I Robot") Del Spooner (Will Smith) ile robot psikoloğu da başlangıçta birbirine gıcık oluyorlardı."). "Avrupa Yakası"ndan Burhan.. 90'larda "Cehennem Silahı" ("Lethal Weapon") da böyle başlamıştı . 12) SAÇMALIKLAR: Şimdiye kadar anlattığımız maddelerin hepsi. Perdede ya da ekranda birini utanç verici bir durumda gördüğümüz zaman bilinçaltı düzeyde hemen o kişiyle özdeşleşiriz ve çok sanki o durumdaki kişi bizmişiz gibi yoğun duygular yaşamaya başlarız. 9) HAREKET KOMĐĞĐ: Düşen insanlara hemen herkes güler (ben istisnalardan biriyim). Hey gidi günler. 11) UTANDIRICI DURUMLAR: Birisi komedi hakkında şöyle demişti: "Komedi. Çok ciddi ve sessiz bir ortamda. Benzer bir hareket komiği. (O filmin en hoş repliklerinden ikisi şudur: Adam (kadına): "Hayatta tanıdığım en akıllı aptal kişi sensin" Kadın (adama): "Sen de benim hayatta tanıdığım en aptal aptal kişisin. Aklıma bizden gelen ilk örnek "Đki Aile". Burada Steve. 10) ZORUNLU ORTAKLIKLAR: Bir işi başarmak için birbirini kollamak zorunda olan düşmanlar ya da zıt karakterli insanlar da komiktir. Burada. Günümüzde Jim Carrey oldukça fazla hareket komiği yapmaktadır ("Yalancı Yalancı" / "Liar.serseri polis ve aile babası polis yan yana. ama olayı neredeyse bütün mahalle ve hatta itfaiyeciler bile öğreniyordu. (Bu filmle ilgili eleştirim. Örneğin "48 Saat"teki Eddie Murphy ile Nick Nolte böyle bir ikilidir. Durumlar ya da davranışlar komik olsa da olasıydılar. istisnasız kahkahalara yol açar. Bu hikayenin 2000'lerdeki versiyonu olan "Rush Hour"da Chris Tucker ile Jackie Chan. Sosyal düzeni hareketleriyle bozan insanlar. Utanmanın çok komik bir duruma yol açtığı bir sekansı "Ah Mary. bu sayede milleti gülmekten kırmaktadır. tamamen yabancı birinin yanında aniden çok komik bir hale bürünebilir. bu yöntemi de kullanmaktadır. daha fazla gülmemize neden olur. Mr Bean (Rowan Atkinson) de öyle. eğer davranışlarının sonuçları trajik değilse. arkadaşı Sally'yi istemeden çıplak olarak görüyor. Aynı mekana tıkılan zıt karakterler de bu kategoriye girer. "Coupling" dizisinin bir bölümünde ("My Best Friend's Bottom") görüyoruz. TV'den örnek verirsek. Onu Buster Keaton izler.

(Medeni olmayan "ilkel" kavimler ise bu konuda gününü gün etmekle meşguldür . 239 . Ve bu tür ortamlarda edilen küfür. Türk "anadamar" televizyonculuğu cinsellik konusunda tamamen sterildir denebilir. ama gülmenin diğer boyutlarından biri olan zeka'dan yoksundur ve uzun süre etkili olmaz. Zira. Sözlü mizahta da bu duruma çok rastlıyoruz. Bu nedenle. "Scary Movie". Yakın zamanda bu absürdlük hatasına düşen dizi hangisiydi bilin bakalım: Kadir Çöpdemirli "Deli Duran"). insanların nasıl olup da ürediği konusu. yakalanma olasılığı ortaya çıkınca heyecanlanır. Türklerin hayatında cinsellik diye bir şey neredeyse yok gibidir. De. "Yalanı Sürdürme" maddesinin bir versiyonudur denilebilir. Haberli olan kişinin bir kaç defa kıl payı saklanan kişiyi kaçırması makbuldür. o mekanda birinin saklandığını biliyor da olabilir. esprilerin belirli bir hikaye eksenine oturtulmasını bekler. "Kahpe Bizans". Bir kişi kendisini. Tadında olduğu sürece tabii. Bütün bir dramatik eseri saçmaya dayandırmak ise yanlıştır.güldürmek için tamamen saçma davranış ya da sözlerin kullanıldığını görüyoruz. o mekandaki diğer insanlardan gizlemeye çalışırken genelde çok komik durumlar ortaya çıkar. 14) GĐZLĐ (YAKALANMA KORKUSUYLA) YAPILAN ĐŞLER: Aslında bu madde. genelde kahkahaya yol açar. Böyle bir durumda o mekandaki kişi. Bunda da bir zarar yoktur. bunları yayınlatabilir mi? Pek değil. Zira burada da bir durum (orada olma durumu) gizlenmeye çalışılmakta. hiçbirşeyden habersiz de olabilir.) Bu gülmenin nedeni. ve saklanan kişinin yakalanmamak için çarnaçar başvurduğu yöntemlere güler. ima yoluyla. gülmeye en hasret izleyici bile. Aslında bütün mizahçılar yer yer saçmaya başvurur. ve geriye sadece Türk TV dizileri kalsa. akıllı bir senarist. "bayağılaşma tehlikesi"dir. "Bizde cinsellikten başka tabu olan şeyler nedir?" diye sorarsanız. ben de size "ayıp" kelimesinin size çağrıştırdığı durumlardır derim.henüz. bir süre sonra seyircide bıkkınlık yaratır. cinsellik kadar olmasa da. normal toplumsal ortamlarda küfrün tabu sayılmasıdır. (Eğer bir gün dünya üzerinde insan soyu yok olsa. Sürekli olarak tabuları işleyerek yapılan komedi. Đleride ne olur bilmem. ekranda ya da perdede küfredilmesinin seyirciyi neden güldürdüğünü anlamadığımı söylemiştim. insanları güldüren sahneler yazabilir. yeryüzündeki "medeni" toplumların hemen hepsinde "tabu" bir konudur. Diğer tabu konular da. Ama yerli bir "Coupling" için en az 10-15 sene var diyorum ben . bulun! Eski yazılardan birinde. Bu tür komiklikler genelde parodi niteliğindeki filmlerde görülür: "Arabesk". kafalarını yüzyıllar boyunca meşgul eden bir konu olarak kalacaktır!). ya da bir başkasını. Hayatın bu kadar önemli bir alanının tabu olmasının komikliğini bir yana bırakırsak. seyirciden kahkaha almayı başarır. cinsellikle ilgili konular.o da şifreli kanallarda. TV'lere bakılırsa. (Ülkemizde özel televizyonlar ilk çıktığında çekilen dizilerden bazıları bu hataya düşmüştür. "Hot Shots". Araştırın. "Top Secret". orada olan kişiye davranış yoluyla yalan söylenmektedir. 13) CĐNSELLĐKLE ĐLGĐLĐ / TABU KONULAR: Cinsellik. günlük hayatının eylemlerini yaparken "her nedense" saklanan kişinin bulunduğu yerlere gitme eğilimindedir. Söylenen şey komik olmasa bile! Bu nedenle. Bunları tekrar izlemek mümkün değildir zira sağlam bir dramatik yapıları yoktur. seyircide otomatikman tabunun ihlaline dayalı gülme refleksini ortaya çıkartır. Bu nedenle cinsel konuların işlenmesi sadece sinema filmlerine bırakılmalıdır kanaatimce. Habersiz kişi de ise durum biraz daha ilginçtir: bu kişi. topluluk içerisinde cinsellikle ilgili konuların konuşulması ya da ima edilmesi. "GORA". Saklanan ya da saklayan kişiyle hemen özdeşleşen seyirci. Saklanan kişi de buna uygun olarak harekete geçer ve kendine yeni saklanacak yerler bulur. ve bu diziler uzaylıların eline geçse. cinselliğin bu tabu olma özelliğini kullanarak. TV'de en fazla bir iki uzak imaya yer vardır . topluluklar içerisinde açık bir biçimde konuşulmaz.).. Gülme eylemini gerçekleştirmek açısından işe yarar.. Yine de ayrı bir madde olarak ele alınacak kadar kendine özgü özellikleri vardır. (Retorik bir anlamamaydı o tabii ki. vb. Cem Yılmaz'ın esprilerinin bir bölümü bu yönteme dayanır mesela. Her iki durum da kendine özgü komiklikler yaratır. Burada dikkat edilmesi gereken şey. "Uçak".

Yani kahramanımız. Güldürmeyi bunun üzerine ekleyebilirsiniz. ancak ve ancak sağlam bir hikayenin üzerinde kullanıldığında etkilidir. Bu nedenle "sevgilisini kocasından saklayan kadın". "erkek arkadaşını abisinden saklayan genç kız" "polisten / dükkan sahibinden saklanan hırsız" gibi durumlar daha fazla komedi potansiyeli içerir. sahne içinde ve diyaloglardaki komikliği ele alacağım. O kadar acele etmeyin. Aksi takdirde hızla yayından kaldırılan bir diziniz. bu saklanma hadisesi o kadar komik olur! Mekandaki kişi ile saklanan kişi arasında hiçbir husumet yoksa. genel olarak hikaye bazlı komikliği ele alıyor. Eğer bu işin ne olduğu ve önemi.. Özellikle de saklanan kişinin o an verdiği tepki. yakalanabilir de. *** Güzel bir yazı oldu galiba. Zira yukarıdaki yöntemler. gerekirse yeni kategoriler oluşturalım. yazarlık işine hiç girmeyin.. hikayenizin gidişine bağlı tabii. hem yakalanmamak. saklanan kişinin. Saklanan kişi paçayı kurtarabilir de. Başka bir yazıda. Ama bu listenin daha da gelişeceğini tahmin ediyorum." Yani önce hikaye anlatmayı öğrenin. Benim aklıma gelmeyen şeyler olursa yazın. sahnenin komedi potansiyeli çok daha fazla olur.. o mekanda önemli bir iş yapmak zorunda olmasıdır.. sahnenin dramatik değeri yükselir. ya da kimsenin gülmediği bir komedi filminiz olur. Kural: Mekandaki kişinin saklanan kişiyi bulması durumunda ortaya çıkacak olan hadise ne kadar büyükse. hemen bir sitcom yazalım ve köşeyi dönelim" diye düşünüyor olabilir.. komiklik son derece azalır. komedi ise odanın kenarlarında olan şeydir.. odanın ortasında. hikaye anlatma becerileriyle birlikte kullanılmadıkları takdirde çok az işe yararlar. Bu yazıda ele aldıklarım. Ama bir iki dakika süren gerilimli bir arama sürecinin sonunda saklanan kişi yakalanırsa. hem de önemli bir görev yerine getirmek durumundadır.Daha ilginç bir olasılık. Eğer bu sözü anlamıyorsanız. Şimdi bazılarınız "Đşte en sonunda komikliğin sırrını öğrendik. Bir başka deyişle bu yöntemler. Ben bile beğendim. Hangisini kullanacağınız. o sahnedeki en komik an olma potansiyelini taşır. Tam arşivlik. 240 . daha önce yeterince iyi anlatılmışsa. Kimin lafıydı hatırlamıyorum: "Hikaye. *** Şimdilik aklıma gelenler bu kadar.

ile ilgili) uyarılma. Dışsal ve içsel kaynaklardan çok az uyarım aldığımızda. Bütün bu duyu modaliteleri. Bu algılayıcılar bizim heyecanlanınca içimizin pırpır etmesi. optimal bir duyusal uyarım düzeyi vardır. koklama. bize.V. davranışlarımızı günün her saatinde etkiler. kendilerine gelen uyarıları OPTIMAL düzeyde tutmak için ayarlama yaparlar: gün ışığında gözümüzü kısar. vb. daha az ya da daha fazla değil – gg). bu beş duyumuza o kadar çok duyumsal uyaran girer. Đnsanlar. okuduğu kitaba ya da izlediği filme kendini kaptırdığı için etrafında olup bitenleri fark edemeyen insan – gg. Biz beş duyumuz (görme. işitme. duyusal girdilerin çok az ya da çok fazla olması. ve dokunma) sayesinde sürekli olarak uyaranlara maruz kalırız. Beynimizin çok aktif olduğunu ya da tamamen durgun bir hale girdiğini de hissedebiliriz. dokunma. temel cezalandırıcılar (ceza – gg) olarak iş görürler. gerginlik. Bu iki uç arasında. 241 . Aşırı miktarda duyusal uyarım da. duyu sistemlerine giren uyaranların miktarına bağlı olarak. ister tek başımıza ister başkalarıyla olalım.ÇOK ÖNEMLĐ BĐR YAZI DUYUSAL UYARANLAR (Sensory Stimuli) Duyusal (yani görme. karanlık bir odaya girdiğimizde ışığı açarız. kollarımızı ya da bacaklarımızı hareket ettirdiğimizde kaslarımızda meydana gelen kasılmalar gibi çok sayıda içsel tepkiyi de hissetmemizi sağlarlar. Duyusal uyarım. bir pekiştireç ya da cezalandırıcı olabilir. insanlar zihinsel uyarımdan aldıkları zevk yüzünden dışsal uyarımları göz ardı edebilirler (Örn. optimal miktarda ve nitelikte duyusal girdi tarafından uyarıldıklarında insana haz verirler.I. (Yani. işitme. *** MĐKTAR (NĐCELĐK) Duyusal uyarım. tatma. Bedenimizin içindeki çeşitli kaynaklardan (örneğin. günlük hayattaki en önemli pekiştireçlerden biridir. Normal uyanıklık halinde.M. SIKINTI şeklinde olumsuz duygular yaşarız. sizi uyaran bu dış kaynakların hem miktarı. kaygı ve yüksek tansiyon gibi olumsuz duygulara yol açar. ister uykuda ister uyanık. beyin) gelen uyaranları algılayan içsel duyu organları da vardır. . temel pekiştireç (ödül – gg) olarak işgören. Düşünceler.).gelen uyaranların toplam miktarı anlamına gelmektedir. kalbimizin çarpması. hem de niteliği optimum/ideal düzeyde olmalıdır. Çevremizde ne kadar çok şey meydana gelirse. fanteziler. uyaran kolajının her tarafından – bedenimizin hem dışından hem de içinden . Bu tür uyarılma (stimulation). gündüz düşleri bize o kadar çok ilginç duyusal uyarım sağlayabilir ki.

bir başka uyaranın ise Çeşitliliği (V’si) ve Anlamlılığı (M’si) yüksek olabilir. bize düşük bir çeşitlilik düzeyi sunarlar ve SIKINTI’ya yol açma olasılıkları çok yüksektir. Yeni. Uyaran şiddetinin çok fazla olması (çok miktarda ışık. amfetamin ya da kokain alır. ÇOK (Yüksek) Anlamlı 242 . karmaşık ve şaşırtıcı uyaranlar ise daha fazla çeşitlilik sunarlar. ŞĐDDET Düşük Şiddet …………… Yüksek Şiddet Sessiz ……………. ve anlamlılığın miktarı da çok farklı olabilmektedir. Başka insanlar ise heyecanlı bir hayat sürmenin ve zorlayıcı fiziksel aktivitelerin insanı doğal olarak “uçurduğunu” (high) fark ettiklerinden. ve basit uyaranlar.. ÇEŞĐTLĐLĐK Çeşitlilik. monoton. hayatın tuzu biberidir! Bildik. Kimileri daha fazla uyarıcı ister ve kafein. Parlak Yumuşak……………… Sert (Kaba) Bir uyaran ne kadar şiddetli olursa. ama farklı uyaranlarda bulunan çeşitliliğin. Aktif bir biçimde hayatın duyusal harikalarını aramak. ANLAMLILIK Her uyaran. kişinin uyaran kolajından deneyimlediği toplam duyusal uyarıma o kadar çok katkıda bulunur. Uyaran şiddetinin çok düşük olması ise insanların canının sıkılmasına neden olur. kişinin deneyimlediği toplam duyusal uyarıma o kadar katkıda bulunur. beyni heyecan verici uyaranlarla doldurmanın doğal bir yoludur. böylece duyularımızı uyarırız. değişken. Örneğin bir uyaranın Çeşitliliği (V’si) ve Şiddeti (Đ’si) son derece yüksek olabilir. duyusal uyarılma sağlama yetenekleri etkileyen en az 3 niteliği bulunmaktadır: 1) Çeşitlilik (Variety) 2) Şiddet (Intensity) 3) Anlamlılık (Meaninfulness) (yani VĐM – gg) Bütün uyaranlarda bu 3 Vim özelliği bulunmaktadır. AZ (Düşük) Anlamlı …………………………. çok miktarda ses) genelde rahatsız edicidir. bunları yaparlar. şiddetin. Yüksek Sesli Karanlık ……………. yatmadan önce bir uyku hapı alırız.Eğer kafamız çok meşgulse. ya da düşünecek birşeyimiz yoksa bir dergi alır ya da TV’yi açarız. az anlamlıdan çok anlamlıya doğru uzanan bir skala üzerinde yer alır. nikotin. Bir uyaran ne kadar yeni ve çeşitli ise. *** NĐTELĐK Uyaranların.

Bir uyaran ne kadar çok anlamlı ise.Eğer bir insan bir uyarana cevap (tepki) veriyorsa. o kadar çok içsel ve dışsal tepkiye (cevaba) yol açar. Ondan sonra geceleri daha rahat uyuyabilirim sanırım. Đyi senaryoların neden iyi olduğunu. anlamı “tehlikeli” olan bu kelimeye tepki verirsiniz. 243 . Eğer bilmiyorsanız vermezsiniz. Gefarlich: Eğer Almanca biliyorsanız. demeyiniz. o uyaran o kişi için anlamlı demektir. kötü senaryoların ise neden kötü olduğunu açıklamamızı sağlayacak çok önemli kavramlar anlatılıyor bu yazıda. Bu kavramlardan bazılarını kullanarak birkaç yazı daha yazacağım. *** Kaynak: Behavior Principles In Everday Life *** Psikolojiyle ilgili bu metin burada ne arıyor diyebilirsiniz.

Çok Önemli Bir Yazı". Sanat eserlerinin en temel işlevi. örneğin.'e Devam Aşağıda yer alan ve çok önemli olduğunu iddia ettiğim.M.V. Trajik sonu olan bir film de. bir cerrahtan (Jack) eski ününü kaybetmiş bir şarkıcıya (Charlie) kadar herkes vardır. Ya da heyecan verici bir aksiyon filmi ("Hızlı ve Öfkeli"). Buradaki "eğlendirmek" sözcüğünü ille de güldürmek. ardından Madagaskar'a ve Bahamalar'a. insanları en fazla "eğlendiren" filmler. "eğlendirmek"tir. zira o kadar geniş bir cast'ı toplamak para ve/veya nüfuz ister). sinema seyircisi sinemaya "eğlenmek" için gider. Konu Çeşitliliği 244 . en "başarılı" olan (en "kaliteli" demedim. Bu yazıda. "Bourne" filmleri de böyledir. kahkaha attırmak anlamında kullanmıyorum. Sadece farklı mekanları göstermesi bile James Bond filmleri için bir cazibe nedenidir. sonra da "Karadağ"a götürür. Eko) kaza öncesi bacakları tutmayan bir karton kutu fabrikası çalışanına (John Locke). ve "Meaningfulness" (Anlamlılık)'ını artırmak demektir. orada anlatılan kuramsal bilgilerin uygulamadaki etkilerini anlatacağım. özelde sinemanın. "mekansal çeşitlilik"in çok fazla olmasıdır. Bunun en doğal sonucu olarak. "Karayip Korsanları". çok çeşitli karakter kullanmak biraz zordur.I. filmin cazibesine büyük ölçüde katkıda bulunuyordu. yoğunluk). o hikayeyi oluşturan unsurların "Variety" (Çeşitlilik). hayatın devam etmesine yardımcı olan üretimsel eylemlerden farklı olarak. Bizi Avrupa'nın bir yakasından diğer yakasına sürükler dururlar. meşgul etmek. ÇEŞĐTLĐLĐK ÖRNEKLERĐ Mekansal Çeşitlilik "James Bond" filmlerinin başarısının en temel nedenlerinden biri. *** Şimdi size. seyircisini ağlatarak onu eğlendirebilir. insanların zihinlerini ve ruhlarını eylemek. "Intensity" (Şiddet. genelde de sanat eserlerinin temel bir fonksiyonundan bahsetmek gerekiyor. Örneğin "Casino Royal" bizi Prag'da karşılar. Ama önce. "Lost" dizisi de karakter çeşitliliği açısından iyi bir örnek teşkil eder. filminizi olabildiğince eğlenceli yapmalısınız. Bu filmdeki karakter çeşitliliği. Dizide uyuşturucu kaçakçısı rahipten (Mr. dikkat edin) filmlerdir. Aklıma ilk gelen örnek. filminizin eğlendiricilik özelliğini arttırır. onun VIM'ini artırmaktır. Kısaca özetlersek.M. Bu yönüyle sanat eserleri daha çok "keyfi" bir yapıya sahiptirler. ama kendi başına okunduğunda çok da önemli gibi durmayan bir yazı var: "V.I. bütün senaristlik kariyerinizi etkileyebilecek bir bilgi vereceğim: Filminizin / hikayenizin daha fazla "eğlenceli" olmasını sağlamanın en garantili yolu. (Ama dikkat: Bağımsız Sinemacılar için. Hemen örneklere geçelim. ya da üzücü bir insanlık durumuyla ilgili bir film ("Schindler'in Listesi") de insanı "eğlendirir". Đyi de bu ne demek? Şu demek: Bir hikayenin VIM'ini artırmak. Bütün James Bond filmleri hep ilginç mekanlarda geçer. Eğer siz de filminizin başarılı olmasını istiyorsanız. Karakter Çeşitliliği Filminizde çok çeşitli ve ilginç karakterlerinizin olması.

Ama burada da dikkat edilmesi gereken bir husus var (bu sözüm Holivut yapımcılarına!): Sadece görsel çeşitliliğin. Yani filminiz. sıklıkta ve yoğunlukta) olması gerekmektedir. Oysa bir filmdeki unsurların. şiddette olması gerekmektedir. Yani volümünün yüksek olması. senaryo açısından zayıf kalmakta ve filmin çok kısa bir sürede unutulmasına neden olmaktadır. Burada yapılabilecek en iyi şeylerden biri. filminizin başarılı olmasını sağlayacağını sanmayın. Bu da o konuyu derinlemesine bilmeyi gerektirir. ve sonuçta da "Neden kimse filme gelmedi / filmi beğenmedi?" diye sızlanılıp durulur. izleyicinin o filmden zevk alma miktarını artırır. Hikayenizdeki bazı unsurların kısık ateşte değil de harlı ateşte olması. içindeki malzemelerin aslında 2 saatlik bir filmi dolduracak miktarda ve şiddette olmamasıdır. on. Đlginç bir biçimde hem Stanley Kubrick hem de James Cameron. William C. bir film çekmeden önce. Başarısı da büyük ölçüde bundan kaynaklanır. Gelelim örneklere: "Matrix" filmi. "Transformers" gibi filmler. seyircinin evinden kalkıp sinemaya gelmesini sağlayacak yoğunlukta.Bu biraz dikkat edilmesi gereken bir özelliktir. Bir çok Türk filminin en zayıf noktası. Martell'in de söylediği gibi. filmi çekmeye kalkışmazlar. merkezdeki bir konunun alt dallarını araştırmaktır. "The Fall") *** ŞĐDDET (YOĞUNLUK) ÖRNEKLERĐ Şiddet ("intensity") ile kastettiğim şey. Filminizin altmış beş yetmiş dakikasını diyaloglarla doldurup son on beş dakikasına aksiyon koyarsanız seyirci sıkılır. çok etkileyici dört ya da beş sekans bulmaya çalıştıklarını söylerler. eğer bir aksiyon filmi hikayesi yazıyorsanız. görsel efektler. Yani hikayede. (Doğru dürüst bir senaryosu olmamasına karşın sadece görsel çeşitlilik sayesinde dikkate şayan hale gelen filmlere bir örnek olarak bkz. seyirciyi etkileyeceğinden emin oldukları bu dört beş sekansı bulmadan. en geç on beş dakikada bir büyük aksiyon sahnelerine ihtiyacınız vardır. 3. Bir romantik komedi yazıyorsanız. Bu da bu iki iyi yönetmenin. Zira ortalama iki saatlik bir filme birden fazla konu sığdırmaya çalışmak riskli bir harekettir. Bu filmde sıkılacak tek bir saniye bile bulamazsınız. seyirciye görsel bir zenginlik sunmakla beraber. Görsel Çeşitlilik Bununla kastettiğim. Batacağını bildiğimiz bir gemide kaptan köşkünde olanlardan. insanda en fazla "hafif" bir duygulanım uyandıracak konular ve durumlar. Yani filminizdeki aksiyonun belirli bir şiddette olması gerekmektedir. 245 . "Titanic" bu konuda çok iyi bir performans sergiler. filmin içerdiği aksiyon sahnelerinin hikayenin geneline yayılmış yoğunluğu açısından mükemmel bir örnek teşkil eder. "Matrix" filmindeki efektler buna en iyi bir örnektir. Film hem bilgilendirme (Matrix nedir?) hem de eğlendirme (dövüş ve kovalamaca sahneleri) açısından tam dengededir. Bir filmdeki görsel efektlerin çeşitliliği. seyirciyi hangi "janr" üzerinden duygulandırmak istiyorsa. Bizde sık sık. o tür duyguları uyandıracak malzemelerin belirli bir şiddette (miktarda. Ama bu sadece aksiyonla ilgili durumlar açısından geçerli değildir. hikayedeki duygusal şiddetin belirli bir yoğunluğun üzerinde olması gerektiğini çok iyi bildiğini göstermektedir. sınıf yolcular arasında yaşananlara kadar herşeyi izleriz. insanların birbirlerine fiziksel ya da ruhsal açından zarar vermesi ("violence") değil. belirli aralıklarla hem romantik hem de komik sahnelere ihtiyacınız vardır. hiç üşenilmeden iki saatlik filmlere dönüştürülür.

"Đşaretler" filmi. ne "GORA" ya da "AROG". anlamlı birşeyler" söylemesi. hayatla ilgili paradigmalarını oluşturmalarına yardımcı olma gibi bir fonksiyonu da vardır. hikayenizin "anlamlı" olması lazım. içerik önemlidir. kaçınılmaz olarak. ait oldu janr'ın gerektirdiği gerilimi hep doğru zamanlarda ve doğru miktarlarda verir. bu "anlamlılık" boyutuyla ilgilidir. . insanlığın durumu ile ilgili anlamlı (ve mümkünse de "olumlu") bir mesajı olmalıdır. o kelime "fedakarlık" olurdu. "Eşkiya" da. sonra da ekibi için kendi hayatını riske atan bir başka asker (Ryan ve köprüyü savunanlar) anlatılmaktadır. ne de "Issız Adam". "Aşık Şekspir"de sıkılacağınız tek bir sahne bile bulamazsınız. insanlık durumlarıyla ilgili bir mesajı olmalı. Bu filmin bu kadar başarılı olmasına şaşmamalı. hayatı doğru bir biçimde algılama. Orada da önce tek bir askeri kurtarmak için kendi canını tehlikeye atan bir grup asker (Yüzbaşı Miller ve ekibi). Ne "Kurtlar Vadisi Irak". senaryodaki gerilim öğelerinin doğru yoğunlukta (şiddette) ve doğru sıklıkta kullanılması yatmaktadır. Son zamanlarda gişede başarılı olan hiçbir Türk filminin "anlamlılık" boyutu. Her ne kadar modern kuramcılar. Burada "anlam" derken kastım. bu hikayede insanların zor durumlarda ne gibi tepkiler verdiği ve birçoğunun. *** Gördüğünüz üzere. filmin ilk sahnesinden itibaren. başkalarının hayatını kurtarmak için kendi hayatını nasıl feda ettiği anlatılmaktadır. siz isteseniz de istemeseniz de. arkadaşı için kendi aşkını ve canını feda eden bir adam anlatılmaktadır. insanların. Bu yüzden hikayenizin. VIM çok derin bir konu. insanlığı ilgilendiren konularda. hayır. Örneklere geçelim: "Titanic" bu konuda yine başı çekmektedir. bu kadar az görsel efekt ile bu kadar büyük bir gişe başarısı yakalanmasının altında. ne "Babam ve Oğlum". içerik önemli değildir. filmdeki romantik ve komik unsurların. önemli olan biçimdir deseler de. "Đnsanları. Đçerdiği aşk hikayesi ve geminin batışını göstermek için sunulan görsel efektlerin yanı sıra. insanlara. *** ANLAMLILIK Filminizin seyircide olumlu ve yoğun bir tepki oluşturması için. Hele hikayelerin. "Eşkiya"nınki kadar derin değildir. ilgimizi ayakta tutacak yoğunlukta verilmesinden kaynaklanmaktadır. Hiçbiri anlamlılık açısından "Eşkiya"nın yanına dahi yaklaşamamıştır (Yavuz Turgul'un son iki filmi bile). Bu filmin başarısı da. Gerilim filmin sonuna doğru gittikçe artar ve final sahnesinde doruğa ulaşır. ne "Recep Đvedik"ler. "Titanic"i tek kelime ile anlatmak istesek. böyle bir mesaj da beklerler. Bu kadar küçük bir cast. 246 .. En az. Benzer bir durum "Er Ryan'ı Kurtarmak"ta da var. "Aşık Şekspir" filmine bakalım. "Eşkiya"nın benim en sevdiğim film olmasının nedenlerinden biri. senaryo teknikleri kadar önemli.. Yani filminizin. Ve çok da önemli. Đnsanlar iki saat bir öykü izledikten sonra. ne "Vizontele"ler. hepsi ya komiktir ya romantiktir ya da ikisi birdendir.

Bu iki karakter. acemi erlerin Eğitim Çavuşu ile "tanıştığı" sahne. bu genç insanların hayatında yepyeni ve zor bir dönemin başladığını çok güzel simgeliyor. orduya yeni alınan askerlerin eğitimini izliyoruz. acemi erlere Đngilizce'de edilebilecek en ağır küfürleri ardı arkasına sıralıyor. Daha sonra da bir keskin nişancı vasıtasıyla. Ele alacağımız ikinci film olan "Full Metal Jacket" da. Çavuş. Filmin ilk yarısına bakalım. Miller. Kubrick burada birinci özdeşleşme yöntemini kullanıyor: "Kahramana karşı sempati/acıma duygusu uyandır". Filmin daha yazıları akarken. Yüzbaşının adamlarının büyük bölümü. Stanley Kubrick'in başyapıtlarından biri. Steven Spielberg'in en iyi filmlerinden biri. Yazılardan hemen sonra izlediğimiz ilk sahne de. adamlarını korunaklı bir noktaya getirmeyi başarıyor. Đki usta yönetmenin. Đlk filmimiz "Er Ryan'ı Kurtarmak".USTALAR VE TEKNĐKLERĐ Bu sitede anlattığım tekniklerin sadece ticari sinema yapanlar (yazarlar ve yönetmenler) tarafından kullanıldığını zannedebilirsiniz. Dünya Savaşı'nın kaderini belirleyen Normandiya Çıkarmasını ve sonrasında gerçekleşen bir olayı anlatan film. Spielberg'in bu filminin unutulmaz açılışında Yüzbaşı Miller (Tom Hanks) ve askerleri. Alman askerleri tarafından savunulan bir sahile çıkarma yapıyorlar. sahilde konuşlanmış olan Alman askerleri tarafından. Bu film şu anda da sinemaseverlerin koleksiyonunun ayrılmaz bir parçası. daha gemiden inmeden öldürülüyor. bu iki ana karakteri kullanarak bize gösteriyor. askerlerden birini ("Joker") yumrukluyor. Durum hiç de öyle değil. benzer temalı iki filmde kullandığı tekniklere bir bakalım. Hayatta kalanlar büyük bir güçlükle sahile çıkıyor. ve zayıf/hassas kişilikli biri için ne kadar acı verici ve yıkıcı olduğunu. eğitimde tanıdığımız askerlerden birinin ("Joker") başından geçen bir olayı görüyoruz. Bu görüntü. Kubrick'in ortadan çok net bir biçimde bölerek anlattığı bu hikayenin ilk bölümünde. 247 . Amerikalı askerler büyük kayıplar veriyor. Spielberg burada "Kahramanla Özdeşleşme" yazısında anlattığımız tekniklerden birini kullanıyor temel olarak: "Kahramanı tehlikeli bir duruma sok" (Yöntem 2). askere alınan gençlerin saçlarının kesilişine tanık oluyoruz. Oscar kazanmıştı. diğerini ise ("Pile") neredeyse boğuyor. ve yoğun ateşten kurtulmalarını istiyoruz. belki de en iyisi. Kubrick. Đkinci bölümünde ise. bir koridor açıyor. filmin bu ilk bölümünde en önce ve en güçlü bir biçimde özdeşleştiğimiz karakter haline geliyor. Bir çok yönden "Er Ryan"ın selefi de sayılabilir. bildiğiniz sıradan tanışmalara benzemiyor. Bu. Filmin girişi o kadar etkili ki. askeri eğitimin ne kadar zor. gösterildiği zaman büyük olay olmuş. 2. biz de kendimizi o askerlerle birlikte o sahile çıkmış gibi hissediyoruz.

benzetme yoluyla anlatılıyor. • • • Karakterlerin hissettikleri Karakterlerin düşündükleri Perdede duyulmayan ya da görülmeyen olaylar senaryoya yazılmaz.SENARYO YAZARKEN DĐKKAT EDĐLECEK HUSUSLAR Senaryo metinleri. Diyaloglar. yaşlı adama karşı bir yakınlık hissetmişti. babasını çok küçük yaşta kaybettiği için. Bu nedenle de senaryoda yer almamalıdır. Diğer metinlerde olan bazı şeyler onlarda yoktur. 248 . profesyonel bir senaryoda göremezsiniz: "X. Bu nedenle bir senaryoda bulunabilir. * Senaryolar diyaloglardan ve tasvirlerden (betimleme) oluşur. yıllardır yaşadığı sıkıntıyı belli eden bir ifade belirdi." Burada bir bilgi verilmiyor. bir davranışın tarzı (stili)." Eğer senaryonun bir başka yerinde. buzdan bir heykele dönmüş T-1000’i açık seçik görebilmektedir. Z'yi canlandıracak oyuncuya karakterin gözle görülür bir yönü hakkında bilgi sağlıyor. şunlardan hangisini perdeye aktarabilir ki? • • • • hayatın ağırlığı? bu ağırlığın dayanılmazlığı? sıkıntı? sıkıntı hisseden hücreler? Görüldüğü gibi bunlardan hiçbiri kameranın önüne konup filme alınamaz. diğer metinlerden çok belirgin bir biçimde ayrılırlar. onlarda olan bazı şeyler de diğer metinlerde bulunmaz. Z'nin babasını kaybettiğini izleyiciye anlatmıyorsak. Şu cümle de iyi yazılmış bir senaryoda kendine yer bulamaz: "Z. Bu nedenle senarist. Bunun dışında hiç bir şeyi senaryoya yazmamalıdır. bütün hücrelerinde hissetti. Ama şöyle bir cümle olabilir: "Z. Yönetmen. görüntüyle ya da diyalogla. kapıda duran adamlara baktı. yukarıdaki cümlenin hiçbir biçimde senaryoda yer almaması gerekir. hayatın dayanılmaz ağırlığından kaynaklanan sıkıntıyı." Bir yönetmen bir senaryoyu eline alınca kendine şu soruyu sorar: "Bu okuduğum şeyi en etkili bir biçimde perdeye nasıl yansıtabilirim?" Yukarıdaki cümleyi ele alalım." Đşte bu cümle yönetmene kaydedebileceği. bir senaryoda bulunabilir: "X'in yüzünde. perdede görülecek şeyleri betimlemekle ve işitilecek şeyleri yazmakla yükümlüdür. Sinema görsel ve işitsel bir medyadır. babasını küçük yaşta kaybetmiş çocuklara özgü bir sertlikle. Bu cümle. Nitrojenin neden olduğu soğuğun hemen kıyısında duran Terminatör. Bir örnek: Sıvı nitrojenin akışı durur ve buharlaşma başlar. Tasvirler ise ya mekanları betimler ya da karakterlerin hareketlerini anlatırlar. oyuncuya da canlandırabileceği bir malzeme sağlamaktadır. Senaryoların genel özelliklerini madde madde inceleyelim: * Perdede görülmeyecek ya da duyulmayacak hiçbir şey senaryoya konmaz. Örneğin şöyle bir cümleyi. Ama şöyle bir cümle. karakterlerin söyledikleri sözlerdir.

Bu uygulamayı. gider.script-o-rama. Genelde 1 senaryo sayfası 1 film dakikasına denk gelir. * Tasvir cümleleriniz genel olarak “geniş zaman”da olsun. Çok uzun bloklar halindeki (örneğin 10-15 satırlık) tasvirler okuyucuda büyük bir sıkıntı yaratır.45’lik tabancasını çıkarır. Yani “yapar. TERMINATOR Hasta la vista. diğeri Amerikan. * Senaryo hakkında bilgilenmenin en iyi yolu senaryo okumaktır. 249 . Terminatör. çok ama çok gerekmedikçe tasvirleriniz 4 satırı geçmesin. Fransız formatından sayfa ikiye ayrılır ve sol tarafa görüntüler. Bu durumda 130 sayfalık bir senaryo aşağı yukarı 2 saatlik film eder. Senaryonuzun film haline dönüşmeden önce bir çok kişi tarafından okunacağını unutmayın. BAM! Tek kurşun. bir “yeniden yazımı” kesinlikle düşünmelisiniz.com/snazzy/dircut. insanın kafasını tenis maçı seyreder gibi bir sağa bir sola doğru oynatması gerekir). (Bence çok daha “okuyucu-dostu” bir formattır). Senaryonuz 200 sayfa ise. Amerikan tarzı yazılmış bir senaryoda. Biri Fransız. (Şahsen pek tutmadığım bir biçimdir. ateş eder” gibi. Parçacıklar 7-8 metrelik bir alana dağılırlar. Đki ana format vardır.htmladresinden senaryoları indirip her gün 10-15 sayfa okumanızı tavsiye ederim. Böyle uzun tasvirleriniz varsa bunları 3-4 satırlık paragraflara bölmenizi tavsiye ederim. sonuçtan memnun olmuş bir halde silahını indirir. Böylece okunmaları (ve beğenilmeleri!) çok daha kolay olur. Burada görüntüler ve diyaloglar alt alta yazılır. Eğer Đngilizce biliyorsanız http://www. eder. Bir tatile ihtiyacı var gibi görünmektedir. sahne 194 F-G) * Senaryo formatlarını bilseniz iyi olur. T-1000’i milyonlarca ufak parçaya ayırır. (“Terminator 2: Kıyamet Günü” senaryosundan. koşar. bir çok senaryo kuramı kitabından çok daha faydalı bulacağınızdan eminim. Bir de Amerikan formatı vardır. sağ tarafa ise sesler ve konuşmalar yazılır. * Senaryonuz (Amerikan formatında) 130 sayfadan uzun olmamalıdır. bebek. Daha fazla bilgi için Feridun Akyürek’in kitabına bakmanızı tavsiye ederim. kaldırır. * Tasvirleriniz çok uzun olmasın.

ama sadece bir kişi o şeyi alabilecektir. Miami'deki bir karakolda çalışıyordu! Yani adam hem suçlu. dizinin eksenini oluşturuyordu. çok acayip işlere kalkışmalı. Yani Ayşe hanımın pilavının bu kadar güzel olmasını sağlayan sır. Ama Ayşe hanımın kocasının geçmişte bir kadınla ilişkisinin olmuş olması ve bu kadının aniden ortadan kaybolmuş olması (Ayşe hanım kadını bir şekilde ortadan kaldırmıştır) ilgimizi çeker. En nihayetinde seyirci her on beş yirmi saniyede bir "Şimdi ne olacak?" diye kendine sormalıdır. Yakın zamanda Türk dizilerinden aklıma gelen ilk örnek "Beyaz Gelincik". Sırların açığa çıktığı.SIRLAR ve YALANLAR Dramatik eserlerin çok önemli iki özelliği vardır. Sütlaçtaki süt ile pirinç gibidirler. Bunun için de A kişisi ile B kişisi aynı şeyi isteyebilir. Yani bunlar olmazsa olmaz. Ya da A kişisi birşeyi isterken B onu engellemek istemektedir. Ancak bu şekilde ilgimizi çeker. bir yalan yumağı gibi gelir sık sık. düşünce. hikayenizdeki iki ya da daha fazla kişinin ya da grubun birbiriyle çatışmasını sağlamaktır. Yabancı dizilerden güncel bir örnek olarak "Dexter"ı verebilirim. hayatının dengesi bozulmasın diye. yalanların anlaşıldığı. Dramatik yazarlıkta bu yöntemin işe yaraması için şu iki koşulun yerine getirilmesi gerekiyor: 1) Sır. Kendisi "Katillerin katili" (yani polisin yakalayamadığı katilleri öldüren bir katil) olan Dexter Morgan. ya da proaktif davranarak ahlakın ve yasaların sınırını zorlayan girişimlerde bulunmalıdır. vb. Sormuyorsa sıkılır. Yani sırrı taşıyan karakterimiz. hikayeniz hiç ilginç olmaz. 2) Yukarıdaki birinci maddenin anlattığı koşulu sağlamanın en garantili yolu. ve niyetlerini bilemeyeceğimiz için. Hem de bütün iş arkadaşları iki sezon boyunca kendisini ararken! Sırlar ve yalanlar ile dolu bir hikaye. sırlar ve yalanlar üzerine kurulmuştu. hem de güçlü idi! Elinin altında bütün polis gücünün yetki ve bilgileri vardı. Hemen hiçbir zaman karşımızdaki insanların gerçek duygu. hayat bize bir sır dünyası. Çatışma da ilginçtir ve birinci maddedeki ilginçlik koşulunun yerine getirilmesini sağlar. *** Notlar: 250 . Bunun için de. bizi pek ilgilendirmez . girilen zahmetler. bu karakterin (mümkünse sevilen bir karakter olsun bu) sırrının ortaya çıkmasına sebep olabilecek durumların yavaş yavaş ortaya çıkmasını sağlamaktır. acayip girişimlerde bulunsun. Sıkılırsa da ilgisi kaybolur. çevresindekilere anlamsız gelen ödünler vermeli. günümüz seyircisinin uyaran ("stimulus") manyağı olmuş zihninde. Bunun belki de binlerce örneği vardır. 2) Bu sırrın korunması için yapılan şeyler. Böylece adaletin elinden kaçmayı başaran suçluların cezasını kendi başına kesiyordu.en azından çoğumuzu. Bu sırların yavaş yavaş ortaya çıkması. şeyler anlatmalı ya da göstermelidir. Đlginç olan. 1) Dramatik eser ilginç olmalıdır. diğer uyaranlarla yarışabilecek kadar yeni/şaşırtıcı/ilginç/komik/korkunç/vb. Yani seyircinin ilgisini çekecek nitelikte olmalıdır. gerçeklerin öğrenildiği anlar genelde hepimiz için şok anlardır. Ceren'in kendisiyle ilgili sırrı korumaya çalışırken ailesi ile ilgili sırları çözmeye çalışması. ilginç birşey olmalı. bize gerçek hayatın bir simulasyonunu sağlar. ve o karakterin o sırrı korumak için etrafındakilere yalan söylemesini sağlamaktır. Bu iki yöntemi kullandığınız zaman kesinlikle bir çatışma elde edersiniz. önemli karakterlerden birine bir sır vermek. Bunu fark eden karakter de sırrını korumak için bir sürü yalan söylesin. Yani bu karakterin etrafındaki kişiler bilerek ya da bilmeyerek bu kişinin sırrını ufak ufak öğrensinler. Ama eğer bu karakter başarılı bir yalancıysa. kullanılan yöntemler ilginç olmalıdır. Diziyi seyredenler biliyor: Bütün dizi. Yazdığınız senaryolara ilginçlik ve çatışma katmanın en garanti yollarından biri. Bu nedenle başka insanların sırlarını ve yalanlarını izlemek hoşumuza gider. Yazdığınızı beğenmez.

ve kahramanımızın aniden düşmanına karşı dezavantajlı konuma gelmesi. hikaye anlatımı açısından çok riskli bir yöntemdir. hikaye içinde bilgi hiyerarşisi denen şeyin yaratılmasını sağlarlar.a) Sırlar. Taşıyanı yorar. Unutmayın. en sık kullanılan güzel yöntemlerden biridir. hiçbir şeyden haberi olmayan masum bir karakteri korumak için söylenen yalanlardır. b) Sırlar ve yalanlar. f) Bu sır-yalan yönteminin en ilginç versiyonlarından biri. seyircinin çok hoşuna gider. ille de bütün diziye yayılacak şeyler olmak zorunda değildir. bir seyirciyi hikayeye dahil eden çok az şey vardır. buradaki temel kuraldır. seyircinin. d) Sırlar. Birkaç bölüme. onun en büyük düşmanı tarafından öğrenilmesi. biraz da bu sırlar ve yalanlar sayesinde kurulur. Bir sırrı korumak için söylenen yalanlar ve alınan önlemler ne kadar büyük olursa. kendisine değil de sevdiği birine ait bir sırrı korumak için fedakarlık yapan ve elini taşın altına koyan karakterdir. içlerinde büyük komedi potansiyeli barındırırlar. Sır taşıyan insanların hep biraz donuk. Hatta bunun en ilginç yöntemlerinde biri. sırların çok küçük bir bölümünü oluşturur. bu sır ortaya çıktığında insanların vereceği tepkiyi dört gözle bekleriz. Hatta bir komedi dizisinde koskoca bir bölüm bir yalanın sürdürülmeye çalışılması ama en sonunda ortaya çıkması ile doldurulabilir. k) Sırlar öğrenilmek içindir. B de C'nin bildiğini. bu ekstra gayret kişiyi zaman içinde ruhen ve bedenen çökertir. Hikayenin karakterleri bu sırrın farklı yönlerini biliyor olabilirler. g) Yukarıdaki maddenin bir versiyonu da. h) Sır taşımak zor iştir. Bu ihtiyaç içinde büyük bir potansiyel taşır. kahramanı bir sürü ilginç güçlüğe sokar. Ama bu. l) Bazı sırlar ise ifşa edilmez. B'nin bildiğini bilmez. eğer bir hikayenin içinde bir sır varsa. ama hikayenin karakterlerini bu konuda cahil bırakmasıdır: "Aman Allahım! O kapının ardında baltalı bir sapık var!" düşüncesi kadar. "Söyleme sırrını dostuna. Seyirci bunu bekler. o sır açığa çıktığında verilecek tepkiyi görmek için duyduğu merak da o kadar büyür. vb. hatta sadece birkaç sahneye yayılacak kadar küçük sırlar ve yalanlar da olabilir. bu eninde sonunda ortaya çıkacaktır. çıkmalıdır. sevgilisini korumak için yalan söyleyen kadın/erkek de hem ilgimizi hem de sempatimizi celbeder. Hele ana kahramanın sırrının. c) Sırların yavaş yavaş öğrenilmesi. Çocuğunu korumak için yalan söyleyen anne. bir sırrı seyirciye anlatması. yönetmenin. i) Bu yüzden sır taşıyıcıları (normal insanlar) bir süre sonra bu sırrı biriyle paylaşmak ihtiyacı hissederler. Ruhun bir bölümünün enerjisi sürekli olarak bu sırrı korumak için harcandığından. D ise hepsinden daha fazla şey bilmektedir. Ancak ve ancak "sırrın ortaya çıkmamasının seyirci üzerinde yaratacağı etki. tepkilerinin de biraz yavaş olmasının nedeni budur. j) Sırrın bir başkası tarafından kazara öğrenilmesi de benzer bir fonksiyona sahiptir. Bu özveri onu yapan kişiyle güçlü bir özdeşleşme sağlar hemen. Sırrın yanlış kişiyle paylaşılması. o da söyler dostuna" vecizesi. e) Dramatik ironi. A. Ya da farklı derecelerde sırra vakıftırlar. Bunlar. biraz neşesiz. ortaya çıkmasının yaratacağı etkiden daha büyükse" bu yola başvurulmalıdır. 251 . Çehov'un tüfeğinin patlamasını beklediğimiz gibi.

Bazı örneklere bakalım: 1-) TĐTANĐK: Dünyanın en çok iş yapan filmi (1. Her sezon 24 bölümden oluşuyor.KOŞUŞTURAN ÖYKÜLER "Bütün senaryoların amacı. Yukarıdakiler kadar başarılı olmasa da. böyle bir filmdir. filmin sonunda nihayet bulan ve sona doğru hızlanan. Salazar belirli bir saate kadar serbest bırakılmalıdır. büyüdükleri yetimhanenin satılacağını öğrenirler. yetimhane elden çıkacaktır. müthiş bir senaryom var" der ve özdeşleşmeyi göz ardı eder. affedilmez (düzeltiyorum: seyircinin affetmediği) bir hatadır. Bu nedenle de kahramanımız. çarpıcı. Bir çok film bu yöntemi kullanır. başarılı bir konser vermeli. bir işin belli bir zamanda yapılmasına bağlı olsun. parayı vergi dairesine yetiştirmeye çalışan iki "cazcı" kardeşin peşine düşer. filmin finalinde zirveye ulaşır. en başında kahramanla özdeşleşme (bkz. 252 . şehre ölümcül bir virüs yayma tehdidinde bulunan Meksikalı uyuşturucu kaçakçıları ile mücadele ediyor. inecek var" demeyi bile akıl edemez. bu işi. Her bölümü bir senaryo yazarlığı dersi niteliğinde bir dizi). Gemi buz dağına çarptıktan sonra yapılan toplantıda geminin mühendisi Thomas Andrews "Gemi 1. Başkan adayı David Palmer'a yapılacak bir suikasti önlemekle görevliydi. Bu. Ve bu zaman da çok "dar". sezonu yayınlanan ve Amerika ve Avrupa'da çok tutan bir TV dizisi bu. ve CTU (Counter-Terrorism Unit.yarım saat içinde sevgilisi için yüklü miktarda para bulmak zorunda olan genç bir kızın öyküsü anlatılmaktadır. Fakat filmin nispeten başarısız olmasının nedeni. sabahın köründe. kendilerini yetiştiren ve "Penguen" adını taktıkları rahibeden. Kahramanla özdeşleşme kurulmadığı için Lola'nın davası (sevgilisini kurtarmak için acilen para bulmak) bizi pek ilgilendirmiyor. Bu filmde. zamana bağlı bir koşuşturmanın içinde buluyoruz kendimizi. Đkinci sezonda. Eğer 11 gün içinde 5000 dolar namuslu bir yöntemle bulunmazsa. Yani kahramanımız bir işi belli bir zamana ("deadline") yetiştirmek zorunda olsun. günün 24 saatinden alıyor. izleyicide bir duygu uyandırmaktır. önüne çıkan her türlü engeli parçalayarak geçmek suretiyle başarsın. Đzleyici filmi izlemeye başladığında rollercoaster'a binmiş olur. filmin kahramanları olan Jake ve Elwood. Anti-Terör Birimi) ajanı Jack Bauer'ın başından geçen bir olayı anlatıyor. Dizi adını. bu vakte kadar bu sorunu çözmek zorundadır. Đlk sezonda. aşağıdaki ilgili yazı) kurdurmamasıdır. Bu 11 gün içinde Jake ve Elwood. Ve o andan itibaren olaylar büyük bir hızla ilerlemeye başlar. Ne kadar ilginç. (Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim.Michael Hauge. Zamana bağlamak'tan kastettiğim şu: Öykü temel olarak. Filmdeki karakterlerden biri "Bu iş X kadar sürede olacak/olmalı" dediği an. Los Angeles'ta bir atom bombası patlatmaya çalışan bir terörist grupla mücadele etti. heyecanlı bir öykünüz olursa olsun. Jack Bauer. Senaristler "Çok hareketli. Salazar adlı bir terörist serbest bırakılmazsa. 3-) 24: Bu aralar Cnbc-e'de 3. saat işlemeye başlar. Bunu başarmanın en emin yollarından biri. ve parayı vergi dairesine yatırmalıdırlar. o film başarılı olamaz. Bu filmde koşuşturma. öyküyü "zamana bağlamak"tır. Duygusal olarak bağlanmadığımız genç bir kızın koşuşturmasını izliyoruz." . Jack Bauer ve ekibi. Koşuşturma öykülerinin en büyük dezavantajlarından biri budur. aynı mantık üzerine kurulu bir başka film de geçen sezonlarda sinemalara uğrayan "Koş Lola Koş"tur. eski "blues" grubunu bir araya getirmeli. Biz de sinema tarihinin en eğlenceli araba takibi sahnelerinden birine tanık oluruz. en geç 2 saat içinde batacak" dediği andan itibaren. Polisler. seyirci kahramana bağlanmıyorsa. Üçüncü sezonda ise. az olsun. çok kısa bir süre içinde. Öyle ki izleyici heyecandan "Durun. Zaten inmesi de mümkün değildir.8 milyar dolar hasılat!). Bu tür filmler "roller-coaster" yolculuğuna benzer. 2-) CAZCI KARDEŞLER: Filmin ilk 15 dakikasında.

Ben 10 yaşındayken bana bir Super-8 kamera almıştı.tamam. merak etme." Ve tabii ki anneannem de harikaydı.bu kameraya gerçekten ihtiyacım var. polipeptidin yapısı hakkında konuşarak başlamak istiyorum (polipeptit şemalarının bir slaytını görürüz seyirci güler). Yani kutuya baktığınız zaman onun nasıl işlediğini görüyorsunuz. TED'de ne konuşacağımı düşünüyordum.J. o da oyuncaklı kitaplar üretiyor. benim matbaacılık. sadece derin birşeylerden bahset. ciltçilik. neden çalıştığını ve içinde ne olduğunu göstermek. Đnsanı çok cesaretlendiren biriydi . nasıl çalıştığını. Ben de konuşmada neden bahsedeyim diye düşünüyordum. annemin babasıydı.fazla parçaları . Đkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bir elektronik şirketi açmıştı . Dedeme şöyle derdi (New York aksanıyla) "Harry. Ki bu da benim için rüya gibi birşeydi. gizemin nesi beni çekiyor? TED'in temsilcisiyle konuşurken ben de bunu.ve dediğim gibi . Ona telefon ederdim.işte şu . Ve bu da benim birşeyler yapmama olanak sağlıyordu.okullara filan satıyordu. kitabın yapıştırılma yerini. Bana ayrıca çeşitli araç gereç temin eden kişi de o olmuştur."O ada da ne yahu?". Đpekli kumaş baskısı. Abrams'ın (Alias ve LOST'un yaratıcılarından biri.acaba neden içinde gizem barındıran bu kadar çok şey yapıyordum. O ada da neyin nesi?" Neden bu kadar çok gizem var.. Ama bunu biraz manipulasyon olmadan da yapmazdı. Ve 1976 yılında bu çok sıra dışı birşeydi. Bir çok insan bana Lost'u soruyor . Bu da beni çok rahatlattı. Mesela bu sayede 14 yaşındayken bir sintisayzırım filan vardı. Bence bunu yapmalı" Harika bir kadındır. tipo baskısı gibi bir sürü acayip zanaata ilgi duymamı da sağladı. Rives burada. Cidden. O kadar cömertti ki inanamazdım. Adı Harry Kelvin'di. J. Dedem birçok yönden en büyük yapı sökücüydü.(kahkahalar).ben (elinde sökülmüş bir Kleenex kutusuyla seyircilere şaşırmış bir şekilde bakar). Ben dedemi çok severdim. Bir çocukken her zaman kutuları ve benzeri şeyleri sökmekten hoşlanmışımdır.GĐZEM KUTUSU J. Çizimini..takımları . vesaireyle yanıma gelirdi ve onları açardı. Daha sonra. onunla yıllar önce bir kitap fuarında tanışmıştım. bu şöyle birşey. Beni bütün bu şeylere bulaştıran kişi dedem olmuştur. tornavidayla vidalarını sökerdi ve içindekileri dışarı çıkarırdı. o TED temsilcisi buralarda bir yerdeyse. ABRAMS'ın TED Konuşmasının Türkçe Metni Bu da benim size bayram hediyem. Dedem sadece aletleri parçalayan bir adam değildi. mürekkep için konan işaretleri seviyorum. sonra yine soruyorlar "Valla. Harika bir insandı. 1986'da vefat etti. neden genel olarak yaptığım şeyleri yaptığımı düşünmeye başladım ve sonunda da dedemi düşünmeye başladım. dedi (kahkahalar). kutuları seviyorum yani. 253 . sonra zamanla bunun neden olduğunu çözmeye başladım. baskısını. 10 yaşında bir çocuk olarak bir kameranın elinizde olması.evet. ve kutu yapımı takıntılarım arasındadır. ciddiyim. Onun yardımıyla kendimi bu gibi şeylerle uğraşırken buldum. Birgün TED'e davet edileceğim . birşeyler yapma hamisiydi. ne hakkında konuşmalıyım? O da bana.elime almış bakıyordum sadece . Ben de kağıtla yapılan şeylere hastayımdır. buradan kendisine teşekkür etmek isterim. Ayrıca çok da meraklıydı. Onu bu kadar harika yapan şeylerden biri de.J. (Kahkahalar). ama bu aslında bir çocuğa verilebilecek harika bir hediyedir: Böyle birşeyi açmak. Anlamıyorsun. Bu çok güzel birşey. Bugün sözlerime. Birçoğumuz bu gibi şeyleri olduğu gibi kabul ederiz. "Dinle dede . Ona dedim. kamera kullanması uyuşturucu kullanmasından iyidir.bekleyin biraz .bir tür. ben film çekmek istiyorum. *** Bugün sözlerime . Ben matbaacılık ile takıntılı derecede ilgiliyimdir. Đşte. Daha dün akşam otelde Kleenex kutusunu söktüm . Ben daha küçük bir çocukken elinde radyolar. Bu yüzden. Görevimiz Tehlike 3'ün ve gelecek "Uzay Yolu" filminin yönetmeni) TED'de yaptığı konuşmanın Türkçe metni aşağıda yer alıyor. oldu . telefonlar. bu da iyi bir soruydu . şöyle derdim.

o "potansiyel hissi"ne doğru cezbedilirken buluyorum. yaptıklarımızın bir bölümünü göstermek için. Cidden. gizem kutuları. (Klipte. biliyorum. Diziyi yazmak. bu konuyla ilgilenmeye başladım.Bilmiyorum. Ve kutuya dikkatle bakarsanız. Kesme ile bağıran bir kadına geçeriz . kurgulamak. ağlamayacağım. seyirciler güler). size göstereyim. yaptığım herşeyde vardı! Lost'u yaratırken. o sihir dükkanından aldığım şeylerden biri de buydu (üzerinde büyük bir soru işareti olan bir kutu çıkarır). (Bir elini uzatmış halde durur). kutunun. ama şimdi hareket edemiyorum. Ve bu olasılık hissi . bu durumu açıklayan bir anahtar olduğunu hissettim."Onu buradan uzaklaştır. Beraber New York şehrindeki bir sihir dükkanına giderdik. Bu sırada arkada uçağın motoru dönmektedir. Bu kutu dedemi temsil ediyordu (!). Bu gizemli sihir kutusunun arkasındaki fikir şuydu . Bu kutunun sevdiğim yanı. Bu kutu ezelden beri vardı yani."Đmdat! Lütfen yardım edin! Lütfen yardım edin bana! Yarım edin!" Adam .Benim başka şeylerle ilgili saplantılarıma da. Ve biz de bu diziyi yaptık. ve iki saatlik bir pilot bölüme dönüştürmek için on bir buçuk haftamız vardı. galiba . Potansiyeli temsil ediyor. bu kutuyla ilgili birşeyler vardı. Mesele şu: bu kutu."Sadece 8 aylık" Adam . yaptığım herşeyde şunu yaptığımı görüyorum. sonra da asansörün kapısı açılırdı ve karşınıza bu küçük sihir dükkanı çıkardı. çok kısa bir zaman zarfı içinde diziyi yaratmakla görevlendirilmiştik. diğer elini bu elinin üzerinde gezdirir.15 dolara (üzerindeki fiyatı gösterir) 50 dolarlık sihir satın alın! Tasarruf ediyordunuz yani. ki bu da harika birşeydi. Bu yüzden çok fazla zamanımız yoktu. sonsuz olanakları temsil ediyor. ve ben. örneğin sihirle olan ilgime de destek oldu."Bu şey (dizi) ne olabilir?" Diziyi geliştirmek için vaktimiz yoktu. Kadın . yani şöyle. ve bunu neden hiç açmadım diye düşünüyordum? Neden bu kadar uzun süre bunu açmadım? Ve TED'de birşeyler anlatmak hakkında konuşurken. bu kutuyu yıllar önce aldım. Ve üzerinde de dev gibi bir soru işareti var . Şimdi. oyuncuları seçmek. kendinizi dükkanın içinde bulurdunuz. böyle şeyler. bu kutuyu neden daha önce açmamıştım? Sonra şunu fark ettim: kutuyu açmamıştım çünkü benim için önemli olan birşeyi temsil ediyordu. bunun için hiç vakit yoktu.hayır. çok yeni. bir Lost karakterinin yaralı bir insanı bir uçak enkazından çekip çıkardığını ve bacağına bir turnike yaptığını görürüz. çok devrimci bir düşünce değil. Bunu düşünmeye başladım. Şunun gibi olurdu ."Sancılar başladı!" Adam . adı "Lou Tannen'in Sihri" idi . sonra da indirir.harika bir sihir dükkanıydı. Şimdi de numaranın geri kalan bölümünü yapmalıyım. Oradan bir sürü sihir numarası alırdım .Kaç aylık hamilesin?" Kadın .Đşte burada. çekmek. hey şuradaki bilgisayarıma bakın! (elini bir an için bilgisayarın arkasında saklar. Ve harika bir yerdi. Midtown'da bir dükkandı bu . Ama (kahkahalar). kendimi sonsuz olasılıklara.aniden oldu."Sancılar ne sıklıkla geliyor?" Kadın . Umudu temsil ediyor.bir asansöre binerdiniz. Ve düşünmeye başladım.Aman Tanrım. Ve gizemin de hayal gücü için bir hızlandırıcı (katalizör) olduğunu fark ettim." Kesme ile motorun yanından geçen bir adam görürüz. Her neyse. TED'de ağlamama izin var mı? Çünkü . Bu. "Tannen'ın Gizemli Sihir Kutusu". Onu motordan uzaklaştır! Onu buradan uzaklaştır!" Kadının yanına gider. 254 . Damon Lindelof.bu şeyin tasarımını çok seviyorum. gizemin bilgiden daha da önemli olduğu durumlar olabileceğini görünce. ofisimde hep rafta duran bu kutuya bakıyordum. ki kendisi benimle birlikte o diziyi yaratmıştır. teknik ekibi ayarlamak. ve kağıt kaybolur). hiç açılmamış olduğunu görürsünüz. neyi değiştirmeniz gerektiğini söyleyen insanları bilirsiniz. ama bunu düşünmeye başladığımda. Böylece Lost'u ve yaptığımız şeyleri düşünmeye başladım ve şunu fark ettim . ve bu diziyi seyretmeyenleriniz ya da bilmeyenler için. post-prodüksiyonunu yapmak. Tamam mı? Bu güzel değil mi.(eline bir parça kağıt alır. pilot bölümünden küçük bir klip seyrettirmek istiyorum. Şimdi. Eminim hepiniz size neyi yapamayacağınızı.

Yani. Đçerik açısından baktığınızda. gizemli bir kadın var (Prenses Leia). motordan uzaklaş" Motorun yanından geçen adam hava akımına kapılarak motorun içine çekilir ve motor patlar büyük bir karmaşa meydana gelir .macera filmi. yaralanmış bir aile. E. görüp görebileceğiniz en romantik flört gecesidir. bu paradigmanın sınırlarını biraz zorlamak. etrafta çok ses var. kendimi iyi şeyler yazmak zorunda hissediyorum. bundan 10 yıl önce.T.hayalgücü açısından gizemden bahsediyorum bilginin esirgenmesi.bu çok daha korkutucudur. Daha sonra bir başka soru ortaya çıkar. harika bir filmdir. Ve genelde de şöyle oluyorum. istediğimiz herşeyi yapabileceğimizi bilmek harikaydı. Ben de sayfaları benzer bir ruh. Demem o ki. bugün benden iş çıkmaz. değil mi? Hayır. o kadın da kim.daha zor olurdu. tarihin en dramatik sahneleri olmayabilirler. Kahramanımız kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırmış bir biçimde Los Angeles'a gelir. hey. Mesela. "Birader. O filmde kahramanlar bir gece birlikte dışarı çıkıyorlar. ama bizim tasvir ettiğimiz gibi tasvir etmemiz mümkün olmayabilirdi. ama bu gizem kutusu fikri aldığınızı sandığınız şey ile aslında aldığınız şeyin farklı olması. En azından benim için bu böyle. ha***tir! Yani.biz ise söylediklerini hiç duyamıyoruz. ben Apple bilgisayarlara bayılırım. bu hep böyle devam ediyor (kahkahalar). Daha sonra Luke Skywalker ile karşılaşıyoruz. bunu asla yapamazdık . Değil mi? Boş sayfanın harika birşeyle doldurulması gerekiyor. bana meydan okuyor gibi geliyor bana. aksiyon . Bana sanki şöyle diyor "Bugün bana layık olabilecek ne yazacaksın?" Sanırım böyle hissediyorum. Çok çılgın. Star Wars'a bakın. holografik görüntüyü görüyoruz. Hastasıyım Apple bilgisayarların. arabanın içindeler. Bu hep böyle devam eder. Sonra Luke gidiyor. kendileri içeride kalıyor . "Mezun" (The Graduate) gibi bir romantik komedide bile durum budur. Eskiden bende "Sıradan Đnsanlar" filminin senaryosu vardı. Ve bu bir çok filmde ve hikayede vardır. bu yüzden arabanın üstünü kapatıyorlar. bana ilham verirdi. hatırladınız mı. ve bunun bir bölümü de. Gerçekten de öyledir. Gerçekten de (kahkahalar) .T. Tek kelimesini bile! Ama bu. alın size gizem kutusu! Anladınız mı. Ben Kenobi ile tanışıyor. insanın kalbini tarumar eden bir boşanma. bu senaryodaki romantizm benim büyülerdi. hikayeleri incelediğinizde. Bu sahneyi seviyoruz çünkü neler söylendiğini duymuyoruz. öyle değil.bunu belki yazabilirdik. bunu yapabilecek teknolojiye sahip olmamızdı. bu yüzden bunun benim için güzelliğinin bir bölümü. teknoloji benim için zihnimi uçuracak kadar ilham veriyor. onun bir mesaj olduğunu öğreniyoruz. Robotlar var. Orada çok güzel sahneler var. E.Televizyon dizilerinde ilk perdeye "teaser" (merak uyandırıcı) denir. dublörü öldürmemiz gerekirdi.hey. Ben Kenobi aslında ObiWan Kenobiymiş. Siz bu filmi görmediniz mi? Harikadır! Her neyse Beni bu gizem kutularına çeken birşey var . E.T. Alien filminde. ama ne hakkında? Bir çocukla tanışan bir uzaylı hakkında. "Zor Ölüm" mesela.Başka bir adam . tıpkı Jaws filmindeki köpekbalığında olduğu gibi. hikaye dediğiniz şey bir gizem kutusundan başka nedir ki? Hep o temel soru (mesele) vardır . şu bilgisayar. Biliyorsunuz eğer Spielberg'in mekanik köpekbalığı (adı Bruce'muş) çalışsaydı. Obi-Wan kim lan? Alın size gizem kutusu."Hey. örneğin . bilmiyoruz. 255 . yaratığı asla göstermezler . arada bir karıştırırdım. ve bütün bunlar arasında yolunu bulamayan bir çocukla ilgili bir filmdir.'ye baktığınızda. Örneğin şu Powerbook. düşünce ve duygu ile doldurmak isterdim.E. Bunu kasten yapmak çok daha ilgi çekici." (Kahkahalar) Yani durum bu. bir bina ile ilgili. değil mi? Hayır. kadın sizden Obi-Wan Kenobi'yi bulmanızı istiyor. yaratıcı süreçten kaynaklanıyor.klip biter. eğer bunu yapmak isteseydik. Đşin en güzel tarafı bu şeyi yapabiliyor olmamızdı. ikinci çekim ise çok daha zor olurdu.) Şimdi. çok eğlenceli. "Zor Ölüm" boşanmanın eşiğinde olan bir adamla ilgili bir filmdir. Kafamda hiçbir şey yok. o robotu alıyor. bu seyrettiğimizin onda biri kadar korkunç olmazdı. son derece iyi sahnelerdir.T. Obi-Wan onun tek umuduymuş. Boş sayfanın bir sihir kutusu olduğunu fark ettim. Sonra bir de şu fikir var. boşanma ile ilgili bir filmdir. O büyük soruyu sordurur ki siz de dizinin içine çekilirsiniz.

çocuğa . artık her ne görecekseniz onu göreceğiniz için heyecanlısınızdır. Uçak 4x4'ün tepesine vurur ve aracın tavanı çöker. sonra birşey olur ve siz de "Vaay" dersiniz. Taklit etmeniz gereken şey köpekbalığı ya da canavar değil. ister iPod olsun.kendi erkek kimliği. Bu yüzden benim açımdan. Benim kendisinden ilham aldığım teknoloji şimdi.sahne hazır mı? (perdede Jaws'tan bir sahne görünür. ister bir bilgisayar ya da cep telefonu olsun . Kadın "Tanrım!" diye bağırmaya başlar. aslında bu filmin. Bazılarını atlayacağım. Değil mi? Bu yüzden bir filmin ikincisini çekenler. (Sahnede Jaws'un ana karakterinin oğluyla birlikte akşam yemeği yediğini görürüz. bu yeni kasabada nasıl başarılı olacağı ile ilgili konularla cebelleşen bir adamdır bu. sonra birbirlerine komik yüz ifadeleri yaparlar. dedemin ben çocukken bana verdiği şeylere artık herkes sahip. bir köpekbalığı var.çılgınca bir şey! Size birkaç şey daha gösterecektim. çünkü buna ihtiyacım var!" Harika bir sahne değil mi? Hadi ama! Jaws'u düşündüğünüzde . Kadın perdede yenmeye devam ederken J. ama. ya da başarılı bir filmi taklit edenler. heyecan dolu beklenti duygusuyla dolusunuzdur. video gösteren iPod'u sunuyordu. keşke sizin de öyle bir dedeniz olsaydı tabi."Gel buraya. şöyle sahneler beklersiniz . siz de kendinizi bu yolculuğa kaptırmaya hazırsınızdır. bunu hep yaparım. inmekte olan bir uçağı geçmeye çalışmaktadır. Başını ellerinin arasına almıştır. ille de taklit etmeniz gerekiyorsa. karakter kurma (karakteri geliştirme) sahneleri. Genelde de film başlar ve devam eder. Sizin benim dedeme ihtiyacınız yok. Bir öpücük ver." "Neden?" "Çünkü buna ihtiyacım var. ellerini onun gibi oynatır. zira neticede.gizem kutularını (bilgisayarları) kullanarak bunları yapıyordu. Karısı da onları seyretmektedir. kendisinin dünyadaki yerini bulmaya çalışan bir adamla ilgili olmasıdır . Sadece birşey daha göstereceğim. Sonra şunu fark ettim. Bir de dağıtım var. Kadının biri denizde yüzmektedir ve aşağıdan gelen bir köpekbalığı onu ısırır. çünkü kendinizi ona kaptırmayı zaten istiyorsunuzdur. Jaws gibi bir filme baktığınızda.Umduğunuz sahnelere (yani patlamalara. Şunu fark etmiş durumdayım. bir havaalanı pistinde bir 4x4 ile. benim en favori sahnelerimden biridir ve Jaws denince aklınıza ilk gelen sahnelerden bir değildir bu. ama harika bir sahnedir. (Perdedeki görüntüde adamın birisi. Demek istediğim şey şu. kendisinden ilham alınan şeyi teknoloji satmak için kullanılıyordu .şu çok komik. kendi içinize bakın ve içinizde neler olduğunu keşfedin. hepimiz bir gizem kutusuyuz. ailesi. kendilerinin sahip olduğu . şunu söylemeliyim 256 . Đşte.bunu dört sene önce yapmışlar. aksiyona) ulaşana kadar yarım saat süren karakter kurma sahneleri vardır. değil mi? O harika duyguyla.artık herkeste bulunan . bu adamlar. biraz görsel efekt deneyimi olan birileri tarafından yapılıp internete konmuş birşey. Oğlu babasının bütün hareketlerini taklit eder. taklit etmeniz gereken şey. da konuşmasını sürdürür) Jaws dendi mi bu tür sahneleri hatırlıyor. daha önce gördünüz mü bilmiyorum . Dediğim gibi. döngü tamamlanmıştı. bu da böyle. Jaws'un en ilginç tarafı. ışıkların karardığı an en güzel andır. Bu. kutunun asıl içinde olan şeyler bunlardır. Bir sinema salonundan daha büyük bir gizem kutusu olabilir mi? Değil mi? Salona girersiniz. Yani. Steve çıktı. ister TV olsun. bunları bekliyorsunuz değil mi? Kadının biri yeniliyor. Eğer film çok güzelse. ben bir Apple hastasıyım. Peki onun arkasında görünen dev iPod'un üzerinde ne vardı biliyor musunuz? Lost! Hayatta aklıma gelmezdi. yaklaşık bir sene önce sabahleyin internete bağlandım Steve Jobs'un konuşmasını dinlemek için. Şimdi izleyeceğimiz. Özünde önemli olan şeyleri taklit etmelisiniz.) Buna internette rastladım. Adam.J. sonra başka birşey olur ve siz de "Hmm" dersiniz. ki bu da diğer herşeyle ilgili. yanlış şeyi taklit ediyorlar.işte bu gibi sahneler. karakterdir.A." Hadi ama! "Neden.

g. silahı elinde bulunduran oyuncu. Benim çocukken elde etme şansına sahip olduğum. ya da onlara yakın şeyleri kiralamaktan. kapalı kalmaya devam ediyor. bir Đngiliz oyuncu kendisi. Neyse. harikaydılar. bu da. (Kahkahalar). Verdiğim derslerde ve konferanslarda filan. Böylece biz de Tom'un elini aldık. Tom'un eli. ki kötü adamlar bunu hep yaparlar zaten. harika bir insan. delirmiş durumda. dedemin anısına. Çözen: Robert Thomas Carter // Türkçesi: g. Ama artık şunu diyebiliyorum . şöyle yapmalısın. Ben de dışarıda başka neler olduğunu görmek için bunun büyük bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Sağolun. Yani gördüğünüz el. Eddie Marsan. şimdi tekrar göstereceğim. uykulu bir halde. Sadece elit tabakanın kontrolü elinde bulundurduğu bir topluluğa iyi bir şekilde hizmet edilmiyor demektir. Yani. Çünkü artık teknoloji herkesin ulaşabildiği birşey haline gelmiş durumda.) Tamam. bunun iyi görünmesini sağlamamız lazım. Bu sahnede Tom'un karakteri uyanıyor. canını yakmayı hiç istemiyorum. Eddie'nin ceketinin koluna soktuk. yaz! Yeteneğini göster. Sanki rüyada gibiydim. büyük çılgın patlamalara karşı bir zaafım olduğu belli. Kötü adam "Günaydın" der. kaynak: http://blog. Eddie'nin eli değil.Ben bu efektlere havadan konmuş oldum. Medya artık heryerde üretiliyor. Hollywood'dan çıkan filmlerdeki kadar harika şeyler yapıyor. dedemin bana verdiği Super 8 kamera ile çalışıyor olsaydım ne yapardım diye düşündüm. Yani şu anda büyük bir fırsat hissi var. Ama bu filmde en fazla hoşuma giden görsel efekti birazdan göstereceğim. Şu gerçeği. (Tom Cruise yüksek bir binanın tepesinden atlar) Đşte bu var.'in anlattığı gibi gerçekleşir. kendinde değil. bundan sonra ne olacağı. Tom iki rol oynadı (kahkahalar) ve bunun için ekstra para da istemedi. kariyerimin daha en başında öğrenmiş bulunuyorum . yazmak isteyen insanlara şöyle derdim . Ve bu gizem kutusu. Hollywood'daki insanlar tarafından kullanılan insanların kullandığı kadar.15 yıl önce üretimi durdurulan Infinity diye bir program kullanıyor.) Şimdi. Yazmak için birinden izin almana gerek yok. çok tatlı. Şu anda bütün dünyada bulunan ve geçmişte (teknoloji eksikliğinden dolayı) susturulmuş olabilecek filmciler . Bu sahneyi çektiğimizde. Görevimiz Tehlike III'ü yaptığımızda. çünkü mevcut yöntem işe yaramıyordu. ve gerçekten de çok harika bir insandır. Eddie'nin elinde bu silah var. (Sahne aynen J. çözünürlük biraz düşük . filmlerde gördüğünüz ve işe yarayan şeyleri yapmak için en yeni ve büyük teknolojiye ihtiyacınız yoktur. elimizin altında harika görsel efekt olanakları vardı. (Đngiliz aksanıyla) "Afedersin.(Perdede bir bilgisayar animasyonu görürüz) Bu bir Quadra 950 bilgisayarda çalışan bir adam. Đşte bu Tom'un eli. (Tom Cruise patlayan bir arabadan fırlar ve hemen üzerinden bir jet geçer. bu da. uyanıyor.php 257 .bence bu çok heyecan verici. Seni. Ve Tom da silahı ne kadar sert itmesi gerektiğini bilebilir ve kendisini de incitmezdi. uykulu.J." O anda birşey yapmamız gerektiğini fark ettim. daha sonra onu öldürecek olan küçük bir kapsülü beyninin içine yerleştiriyor. Ve bu sahnedeki elin Eddie Marsan'ın eli olmasının gerekmediğini fark ettim. ya da satın almaktan alıkoyan hiçbir şey yok. Tekrar izleyelim: (Sahne tekrar oynatılır) Đşte Tom. Eddie'nin eline benzemesi için biraz boyadık.com/2008/01/jj_abrams. Đşte böyle. Bence en büyük gizem artık. Bu Tom'un eli olabilirdi. size şimdi göstereceğim bazı sahneler vardı. (Silah burnuna sokulur). Filmde. sahneyi çekerken. Evet.ted.Tom'un burnunu incitmeyeceksin (Kahkahalar).Git. başına çok şey gelmiş."Git filmini çek!" Gidip o teknolojiyi elde etmekten seni alıkoyan şey yok. Ve tam anlamıyla. (Kahkahalar). Bunu yapmakta özgürsün. sürekli olarak silahı Tom'un burnuna sokuyordu ve bu da Tom'un canını acıtıyordu. Bir adam onu uyandırıyor ve burnuna bir silah sokup. elde etmek için yalvardığım şeyler artık heryerde.

. ama John öldürmemeyi seçer. Çünkü kendisi öldüğü takdirde. ayrıca kendisinin suçsuzluğunu kanıtlamıştır. çok etkileyici bir başka sürprizi "Dövüş Kulübü"nde (Fight Club) görüyoruz. özgür bir zihinle. Bu öyle bir sürpriz gelişmedir ki. ve John cinayet suçlusudur. Neo'ya "Seçilmiş Kişi" olmadığını söylüyordu (Bu kadar önemli bir sahnenin bu kadar sıradan bir ortamda geçmesini düşünmek de. filmdeki kahinlerin öngördüğü gibi adamı öldürmesi için her sebep vardır. Jack'in (Edward Norton) kendi zihninde yarattığı hayal ürünü bir kişi olduğunu öğrendiğimizde de. Ve adam kendisini zorla John'a öldürtür. Bunu yapmamaya kesin kararlıdır. zınk diye uyanır. filmin ana fikrini söyler aslında.. şaşırıyoruz. Benzer bir sürpriz. Bu noktada tam anlamıyla apışır kalırız: Pre-cog sistemi çalışmaktadır. hikayeden kopuk bir olay koymak son derece yanlıştır. ve aklından. Tyler Durden'ın (Brad Pit). Seyirci sürprizlere bayılır. son derece mantıklı gelmeleridir. etkileyici olmaz. Azınlık Raporu'nda vardır. bence çok yaratıcı). Peki şimdi ne olacaktır? Aynı derecede şaşırtıcı olmasa da."EEE? ŞĐMDĐ NE OLACAK?" DEDĐRTEN SAHNELER Đyi filmlerin bir özelliği de. Đnanmayan "Altıncı His"si sevenlere sorsun! 258 . Neo kurtarıcı değil" diyorduk. Fakaaat. başlıktaki cümle geçer: "eee? ne olacak şimdi?" Böyle bir sürprizi Matrix filminde görmüştük. artık filmin olay akışına ve ritmine alışmış olan seyirci. oğlunu kaçırdığını sandığı kişiyi öldürecek hale getirir. Bu tür sürprizlerin temel özelliği. çok acayip bir sürpriz gelişmeye ("twist") yer vermesidir. Böylece iki şeyi yapmış olur: Bir. Böyle noktalarda senarist yaratıcılığını konuşturmalı. bir otel odasında. kendisinin körü körüne savunduğu sistemi (Pre-coglar -yani kahinler. ve finali daha bir heyecanla beklemeye başlıyoruz. John'un. senaryonun bir noktasında (genelde filmin yarısında ya da dörtte üçünde). birini öldüreceğini öğrenir. Morpheus ve adamları da. Bu sahnede Kahin. sonuna kadar araştırmalıdır. filmin bir noktasında (yaklaşık %15'inde). o ana kadarki emekleriniz boşa gider. hikayenin kendisine sunduğu dramatik olanakları.yoluyla suçu önceden görerek engellemek) çökertmiştir. adamın ailesi yüklü bir para alacaktır. Yanındaki kahin "Seçebilirsin" (You can choose) diyerek. ama koşullar onu. Yani sürpriz olsun diye senaryonun içine anlamsız. Biz de içimizden "Boşuna uğraşıyorsunuz. Kahramanımız John Anderton (Tom Cruise). aslında seçilmiş kişi olmayan Neo'yu korumak için hayatlarını tehlikeye atıyorlardı. John'un öldürmek üzere olduğu adamın niyeti kesinlikle ölmektir. daha sonradan düşünüldüklerinde.

Bu kavramları içeren her hikaye. Bir Türk çocuğunun zihninde oluşan ilk kavramlar aile ile ilgili kavramlardır. kolayca anlayabileceği ve tepki verebileceği dramatik durumlar yaratır. izleyicilerin gözünde çocuklu aileler kadar makbul degildir. izleyicide çok büyük duygular uyandırır. herkesin yüreği ağzına geliyordu. (Televole'ler neden bu kadar tutuyor zannediyordunuz?) 259 . izleyicinin bilinçaltındaki "hayal"leri temsil ediyor. diğer eşin aldatması. Aile içindeki standart ritüeller (birlikte yemek yemek. gezdikleri mekanları. tutan dizilerin neden tuttuğu (ve bazılarının neden tutmadığı) ile ilgili olarak yazdığım bir e-postanın geliştirilmiş versiyonu var. Ayrıca zaman zaman öğrenciler ile ailelerini görüyoruz. Çünkü ALĐYE'de anne-çocuk meselesinin yanı sıra aldatma olayı da kullanılıyordu. ya da eşler arasındaki ilişkinin bozulması (yani aldatma) şeklinde olabilmektedir.) Aile kurumu dendiği zaman anlaşılması gereken ANNE + BABA + ÇOCUK'tur. izleyicilerin hiç zorlanmadan. Özdeşleşme. Ekmek Teknesi. Bir Đstanbul Masalı. Anne ile çocuk arasindaki ilişki. Đzleyiciler. birlikte eğlenmek. ya da ekonomik sınıftan olursa olsun) en büyük ortak paydası "AĐLE"dir. Asmalı Konak. Aile kurumu genel olarak bir "mutluluk ve huzur kaynağı" olarak görülür. çocuklarından birini. Ama sadece alt sınıftakileri seyretmek de izleyicilerde "çıkışsızlık" "umutsuzluk" "karamsarlık" duyguları uyandırıyor. (Asmalı Konak'ta Seymen ile Bahar'ın çocuk sahibi olması biraz da bundandır. 2. daha eskilerden Süper Baba. Kurşun Yarası. cinsiyet. etnik ya da dinsel köken. kardeşler arası rekabet vb. daha faydalı olabilir: AĐLE : Türk izleyicisinin (hangi yaş. bir birey zora düştüğünde diğerlerinin onun yardımına koşması. etkileyicilik gücünün önemli bir bölümünü aile olmasından alıyordu. sorunların paylaşılması.) ile bağlantılı olarak okursanız. sezon). Bir Đstanbul Masalı'nda da ailenin babası. Hâlâ çok büyük oranda Türk insanı kendi anne babasından oluşan aile içinde yetişmektedir. Bu nedenle ekranda "basarmış" "sınıf atlamış" "üst sınıftan" insanlarıi da görmek istiyor. yedikleri yemekleri. onun çocuğu ile olan ilişkisini bozan her dış etken. (örn. Bu tehditler. Filmin başkahramanı ALĐYE. "Boston Public"te de müdür Steve ile kızı bir aileyi temsil ediyorlar. Türk insanının bilincine ve bilinçaltına kazınmış en güçlü iki kavramdır. kocasından kurtarmak derdinde olduğu için hemen etkileniyoruz. Aile kurumuna gelen ikinci en büyük tehdit (yani dramatik firsat) aldatmadır demiştim. çok ama çok geniş bir izleyici paydası ile buluşur.) Bir ailenin kurulması ve korunması. Aşağı sosyo-ekonomik sınıftan insanlar ile özdeşleşmek daha kolaydır. Bir Đstanbul Masalı'nda Demir'in çocuğunun kaçırılması) Benzer bir durumu ALĐYE'de de görüyoruz. bir anne ya da baba ile özdeşleştiği zaman. Bir Đstanbul Masalı'nda Selim ile Demir arasındaki rekabeti hatırlayın. Senaryodaki Kahramanlar. Sadece Anne ve Baba'dan kurulu aileler. Bu nedenle bu sınıftan insanlar ile kolayca özdeşleşebiliyor.) Aile yapısına yönelecek her türlü TEHDĐT. anne-baba (özellikle de anne) ile çocuk arasına girilmesi. ANNE ve BABA kavramı. Şehnaz Tango. (savaşmayan) Türk toplumunda hâlâ en yüksek değerdir savaş olduğu zaman öncelik vatanın korunmasına geçiyor doğal olarak (bkz. vb. Bu üst sınıf karakterleri. kötü kadın ile bir yakınlaşmaya girdiği zaman.. Bir izleyici. Daha aşağıdaki yazılar (ör. Böyle bir dizi örneği olarak yine ALĐYE'yi verebiliriz. bu üst sınıftakilerin hayatını (yaşadıkları evlerin dekorasyonunu. (Ör. Yabancı dizilerde de bu durumu görebiliriz: "24" dizisinde Bauer ailesini tehdit altında görüyoruz. Eski bir örnek olarak "Dallas" da. eğlencelerini) izleyip bir anlamda tatmin oluyor. Dizinin başında hangi eş ile özdeşleşme sağlandı ise. genetik düzeyde bir etkileyicilik gücüne sahiptir. çünkü Türk izleyicilerin hâlâ çok büyük bir bölümü şu ya da bu şekilde ekonomik sıkıntı içinde.. bırakın bilinci."TUTACAK DĐZĐ YAZMA" ĐPUÇLARI Aşağıda. (Asmalı Konak'ta birlikte yenen yemekleri. FARKLI SINIFLARIN BĐRLĐĞĐ : "Tutacak" bir dizide. izleyicide yine çok güçlü bir etki yaratır. ya da ya da geçmişinde bu sıkıntıları yaşamış bulunuyor. Çatışma.) de izleyicide hemen karşılığını bulur. farklı ekonomik sınıflardan insanların etkileşiminin bulunması gerekir.

METROPALAS ve OMUZ OMUZA'nın hatalı bir öncülden yola çıktığını düşünüyorum). konağın sahipleri ile sosyo-ekonomik bir tezat oluşutuyordu.) Keza. (örn. Ergenlik çağında. her izleyicide çok derin izler ve özlemler bırakır. hormonların en yüksek seviyede çalıştığı dönemde yaşanan heyecanlar. Seyirci de artık ona karşı beslediği sempatiyi geri çekti. Anlaşılan seyircilerin önemli bir bölümünde böyle bir kavuşamama durumu var ki. ya da bitmesini istiyor. Đkinci buluşmada yatağa girmek. Şehnaz ile Kocasının biraraya gelmesiydi. KARAKTER ÇEŞĐTLĐLĐĞĐ : Bir dizinin başarısının en temel unsuru. Aynı şekilde Şehnaz da bir başkasıyla ilgilenmeye başlayınca. Asmalı Konak'ta Seymen ve Bahar'ın yanı sıra. (Bir zamanların "Zenginler de Ağlar" dizisinin adı. O gençlere bir şey olmasın isteriz. Yeni aşık olan bir çift gördüğümüz zaman. Đnsanı bedensel ve ruhsal olarak en çok etkileyen şeylerden biri. sevdiklerine kavuşsunlar isteriz. Ekmek Teknesindeki çeşitli karakterleri gönül maceraları. Bir Đstanbul Masalı'ndaki kardeşlerin ilişkileri. duygusal ilişkilerin sınıf tanımadığının bir göstergesiydi. Bu dizide iki farkli SES'ten (Sosyo Ekonomik Statüden) gelen insanin evlenmesi. Ve o günlerin heyecanını tekrar yaşarız. 260 . Çatışmanın bir kaç bölümlük değil. genç bir kızla ilgilenmeye başlayınca. "Sevdiğine kavuşamamış" insanlar izleyicide güçlü bir etki yaratır. Seymen Ağa'nın Dicle ile olan birlikteliği.ya ilişkinin tamama ermesini. Maslow'un "Đhtiyaçlar Piramidi"ni aşağıdan yukarıya doğru takip ettiğimizi fark etmişlerdir. Dizinin ilerleyen bölümlerinde olması gereken. (Bu nedenle. zaman zaman da düşman üstün pozisyon elde etmelidir. Đzleyiciler. Artık bir noktadan sonra. duygusal ilişkilerdir. Yalnız burada Türkiye'nin özellikleri unutulmamalı. sınıflararası farklılığa rağmen gerçeklesen duygusal yakınlaşma olayını çok güzel kullanıyor. en az 20-30 bölüm sürecek nitelikte olması gerekir. Ama bunların ana karakterler olması çok riskli. yukarıda anlatılan aile. karşı cinsle kurduğu ilişkilerdir. derhal limbik sistemimizdeki (duygu merkezindeki) hatıralar uyanır. izleyicinin en büyük beklentisi olan "bunlar bir araya gelip yeniden bir aile olacaklar" düşüncesine ihanet etmiş oldu. bu durumu çok güzel özetlemektedir. ĐLĐŞKĐLER: Đzleyicilerin ekranda en çok görmek istediği şey. bu çatışmayı sürdürecek ve ileride derinlemesine işlenecek yan karakterleri de kahramanların etrafına serpiştirmeyi unutmamalıdır. bu insanların kendilerinden tek farklarının "ekonomik" üstünlük olduğunu görerek rahatlıyorlar. ekranda bu tipleri gördüğümüz zaman içimiz cız ediyor. dizinin iki baş karakteri. Bir de Koca. Asmalı Konak'ta da konağın çalışanları. aldatıldığını öğrenir öğrenmez boşanmak istemesi de Türkiye'ye uymaz. çünkü izleyici ana karakterin ilişkisinin havada asılı kalmasına ancak bir süre tahammül ediyor . Bir Đstanbul Masalı'nda şoför ve ailesi. Dizinin ratinglerinin düşmesinin en temel nedeni de bence buydu.Ama üst sınıfları izlemenin bir başka fonksiyonu daha var: Bu üst sınıftan insanların da sıkıntı içinde olduğunu görmek. ya da mevcut. düşmanlarını alt etsinler isteriz. onlar da çaresiz kalıyorlar. Zaman zaman kahraman kazanmalı. böyle bir çatışma durumu yakalamalı. kavuşamamaları sıktı. Bunu TV dizilerine uygularsak. (Bilenler. Türkiye'de aldatılan bir çok kadın bunu sineye çeker. izleyicide bir tür "adalet" duygusu yaşatıyor. (Đkincil karakterlerin ise kavuşamadan ölmesinde bir sorun yok!) ŞEHNAZ TANGO'da durum buydu. Onlar da ağlıyor. Ve bir çok bölümde dramatik malzeme sağladı bu durum. Türkiye'ye uyan bir davranış degildir. Ve TV yazarı için aslında bu daha çok dramatik fırsat anlamına gelmektedir. Olmadı. sağlam görünen ilişkiler çesitli badireler atlatmalı ve/veya sona ermelidir. dizinin heyecanını kaçırır. Aynı şekilde bir kadının. aile kavramına tamamen sırtını dönmüş oldu. Yazar(lar). ÇATIŞMA : Tutacak her dizinin temelinde. Asmalı Konak'ta Dicle'nin durumu buydu. (Dünyanin en çok is yapan filmi Titanik'te de aynı yöntemi kullanıldığına dikkatinizi çekerim. Tam bir galibiyet. dizilerde ya yeni. taze ilişkiler başlamalı. iyiye ya da kötüye doğru gitmeleridir". Lütfen bu piramidi bir araştırın). onlar da çıkmaz sokaklara giriyor. diğer karakterlerin ilişkileri) Michael Hauge'un çok güzel bir sözü var: "Đlişkilerde ilginç olan. zengin aile ile bir tezat oluşturuyor.) Bu sınıf meselesinin örneklerini ise yine en yakın ASMALI KONAK ve BIR ISTANBUL MASALI'nda görüyoruz. kahraman(lar) ile düşmanlar arasında yaşanacak bir çatışma olmalıdır.

Ölüm. Bir Türk dizisi olmamasına karşın "Nip/Tuck"ı örnek vereceğim. sadece gökdelenler. bunun kesinlikle yapılmamasını söylüyor. düşmandan dosta dönüşmüştü . biraz bu özdeşleşme kavramıyla açıklamak gerekiyor. (Kurtlar Vadisi'nde Çakır öldükten sonra verilen ölüm ilanlarının açıklamasını da. Bir Đstanbul Masalı "masal gibi" Đstanbul görüntüleri ile bezeli. Bizim hayatımızdan o kadar kopuk. Ama bu prodüksiyon ile de alakalı bir mesele. bu cerrahların ve müşterilerinin hayatlarını görüyoruz. kaliteli kötü adamı olmadan ne olurdu? ASMALI KONAK'in en büyük sorunu da bence. biraz daha fazla aksiyon. bir kere kahramanlarla özdeşleşti mi. en dramatik olaydır. Fakat burada ilginç bir nokta var: Bu dizide. onların vücut bulmuş halleridirler. Bu da Türk izleyicisinin. dizi son bölümlerinde bile çok yüksek rating alıyordu. Kullanıldı mı tam kullanılmalı. biraz daha fazla romantizm.farklı ekonomik sınıfların birlikteliği. Ama Aslı'nın iş yerindeki arkadaşları ile Volkan'ın arkadaşları dizinin cazibesine büyük katkıda bulunurlar. biraz daha büyük sıkıntılar.) BÜYÜK OLAYLAR : Đnsanlar. Bu durum hem farklı yaş gruplarından insanları ekran başına çeker. görsel açıdan bir zenginlik arzetmiyor. işadamı" görmekten bıkmaya başladık. EGZOTĐK MEKANLAR : Dizinin geçtiği mekanın egzotikliği de izleyici için bir cazibe unsuru teşkil ediyor. Herkesin orta yaşlı ya da genç oldugu diziler.. Dizinin son bölümlerinde bir "düşman" yoktu. dizinin bir noktasından sonra "NEMESĐS"in (düşmanın) ortadan kalkması oldu. kahramanı ya da onun çok sevdiği birini etkilemelidir. Aşağılarda bir yerde "Kaliteli Kötü Adamlar" yazısı). görsel olarak dikkat çekici olmalı. dizideki herşey o kadar fazla ki!) Dizide yer verilebilecek büyük olaylardan biri ÖLÜMdür. Yazarların bu mekan konusuna daha en baştan dikkat etmeleri gerekiyor. eksen karakterlerin etrafına renkli ikincil ve üçüncül karakterler yerleştirmek gerekir. Đzledikleri dizilerin ya da fimlerin. Asmalı Konak Kapadokya'da geçiyordu. Artık her dizide "doktor. Ama çok fazla değil.. Çünkü bu gibi branşlar. kahraman (ya da kahramanlar) ile düşman (NEMESĐS) arasında kurulan ÇATIŞMA'dır. Biraz klasik olacak ama. (Şahsen çok sevmeme karşın. kendi hayatlarından bir iki tık daha yukarıda olmasını isterler. biraz daha fazla cesaret. Đzleyici de anlamadığı kavramlardan bahseden dizilerden soğuyor doğal olarak. kendi sıradan hayatlarının bir benzerini seyretmek için TV karşısına geçmezler. (Herkesin yaşlı olduğu bir huzurevi dizisi vardı değil mi? Neydi adı?) FARKLI MESLEK GRUPLARI da ilginçtir. Çok fazla olunca. CNBC-E'de yayınlanan 24'ün büyük bir Türk seyirci kitlesi ile buluşabileceğini sanmıyorum. Hauge. Biraz daha ilginç. Bu çatışma kurulduktan sonra. dramatik anlamda güçlü bir çatışma kalmamasına karşın. o dizinin başarısını olumlu yönde etkiler. KINALI KAR. toplum içindeki tanınırlığı ve prestiji gittikçe yükselen meslek dallarına yer vermek. ölümcül hastalığı) çok dikkatli kullanmak gerekir. "Sanatçılık" gibi halk arasında "entel" sayılan branşların izleyiciye geçebileceğini sanmıyorum. çok dar bir seyirci kitlesine kendisini hapseder.ölümcül kazayı. sıradan insanların hayatındaki en sıradışı.M. dizinin ilgi çekiciliğini artırır. Artık ülkemizde de orta sınıfın bile hayatına giren estetik cerrahi dünyasını ele alan dizide. (Bir aile dizisi olan AVRUPA YAKASI'nda Aslı ve Volkan eksen karakterlerdir. hem de daha gerçekçi olur. "Oha Oldum" Selin ile Şehsu. KALĐTELĐ KÖTÜ ADAMLAR : Dizilerin kalifiye kötü adamlara da ihtiyacı var (Bkz. lüks mağaza ve restoranlar. EGE AYDAN'in canlandırdığı karakter kategori değiştirmiş. Yani konunun geçtigi yer. öğretmen. Bilinçaltı düzeyde onlara tepki vermemizin nedeni budur. hayatın önümüze çıkardığı güçlükleri ve sorunları temsil ederler. en etkileyici. ona sonuna kadar bağlı kaldığını gösteriyor. Yani biraz daha fazla heyacan. günlük hayatta rastlanandan çok farklı kavramlar ve sorunlar içeriyor. Ölümden sonra bir süre 261 . Sadece apartman daireleri. ve ilişki konuları göz önünde bulundurularak. Ekmek Teknesi de görsel açıdan son derece zengin. dizi inandırıcılığına kaybeder. Tutacak bir dizi yazarken ölümü (ya da ölüme yaklaşmayı . neredeyse eksen karakterlerden bile ilginçler) Bir dizide FARKLI YAŞ GRUPLARInın bulunması. Ama farklı meslek seçeceğim diye. Dallas'tan kimi hatırlıyorsunuz hemen? JR değil mi? Dizilerdeki ve filmlerdeki kötü adamlar. toplum ile tamamen kopuk alanları da ekrana taşımak abesle iştigal olur. biraz daha farklı mekanlar .

çelişkili duygular. Ölüme paralel olarak doğum da görmek ister izleyici. Bize milyarlarca yıl ötesinden. Afet Öğretmen (Hayat Bilgisi). Seymen Ağa (Asmalı Konak). ve özdeşleştikleri kahramanların bu badireyi atlattıklarını görmek isterler. tek hücreli atalarımızdan kalan bir mirastır yaşamı devam ettirmek arzusu. en temel içgüdüdür. Hamlet gibi "karakter"lerin yaratılmamasının temel nedeni. ve üstesinden gelmesi gereken bazı zayıflıkları olmalıdır. DEĞĐŞĐM ve ÇELĐŞKĐ : Đzleyici. "Biz Boşanıyoruz"daki ALĐ KIRAN. bilinçaltı bir düzeyde etkiler. Hayatın kendini yenileme ve devam ettirme yeteneği. Bunun için de dizinin en başında karakterin değiştirmesi gereken bazı özellikleri. özdeşleştiği karakterin zaman içinde iyiye doğru değişmesini ister. Bu ne yazık ki Türk dizilerinde pek rastlanmayan (bence fena halde ıskalanan) bir durum. hayatlarını sürdürmeyi başarmalıdır. toplum içinde yaşanan budur. Hele makul bir biçimde bu doğum ve ölüm olayları yakın zamanlar içinde gerçekleşirse (önce ölüm sonra doğum) çok daha etkili olur. Oysa ben burada çok önemli bir dramatik fırsatın kaçırıldığı kanaatindeyim. Selim (Bir Đstanbul Masalı). ama makul bir süre sonra geri kalan kahramanlar. yaptıklarından. Hangimiz öfkemize sahip olmak. en kutsal değer. Ciddi bir değişiklik geçiren hatıryalayabildiğim tek karakter. karakterlerde pek bir değişme olmuyor. Çünkü normal olan. daha gerçek karakterler yaratmanıza olanak tanır. sigarayı bırakmak için iç dünyamızda mücadeleler vermiyoruz ki? Bu tür iç çatışmalar. Ve izleyiciler dizi ile "ölüp" dizi ile "doğarlar".yas tutulması şarttır. kalp kırmamak.. hayatın sürmesi. Đzleyiciler.. düşüncelerinden şüphe etmemeleridir. geliştirmesi gereken bazı yönleri. kahramanı tehlikeye atma yöntemi. sonunda da o. Çünkü hayat. Đzleyici açısından pek sorun olmuyor demek ki. "ölenle ölünmeyeceğini" bilirler. kapatması gereken bazı eksiklikleri. (Özdeşleşme kurdururken. Onun dışında hemen herkes. dizinin başında neyse. izleyiciyi her zaman derinden. ya da %100 yanlış olmasıdır. Kahramanların dış dünya ile mücadeleleri kadar. 262 . Türk dizilerinde ve sinemasında (ve tiyatrosunda ve edebiyatında). Polat (Kurtlar Vadisi). Kendinden. bu gerçeğe dayanır). iç dünyalarında kendileri ile yaşadıkları mücadeleler de etkileyicidir. karakterlerin hep %100 doğru.

") (Screenplay. orada olmaması gereken bir şeyi zorla sokmaya çalışmanızdan kaynaklanıyor olabilir...YAZAR TIKANMASI YAZAR TIKANMASINA ÇARE! "Yaşadığınız yazar tıkanması. senaryoya.com'un forumundan ReidWrite ." ("Your block may be that you are trying to force something in that should not be there.2004) 263 .

bununla ilgileneceksiniz. Er ya da geç cevapları bulmaya başlayacaksınız. en önemlisi de çatışmanızı düşüneceksiniz. yarattığınız dünyayı düşüneceksiniz. kendisini (yarattığı) dünyanın içine sokar ve bir noktada birşeyler bulur. Neil Simon da "Benimle diğer yazarlar arasındaki tek fark sanırım benim her gün sekiz saat masamın başında oturabilmemdir" diyor. Yazar tıkanması hakkında söyleyebileceğim son şey "iyi" yazmaya çalışmamalarıdır. O kadar basit. *** Bob Moresco'nun nasıl yazar olduğu ile ilgili ilginç bir röportaj (Đngilizce): 264 . Gidip masanızın başına oturacaksınız. size söz veriyorum. Ben tabii ki daha iyi ifade edemem. yazmaya başlarsınız.. sonra tekrar yazarken onu biraz daha düzeltin/güzelleştirin. Yazar tıkanması ile ilgili duyduğum en iyi tavsiye Neil Simon'a aittir.. karakterleri düşüneceksiniz.hl=en&amp. Yazmama haline geçişin en hızlı yolu "iyi birşey yazmanız gerektiğini" düşünmenizdir. masanızın başına geçin. basketbol oynarsanız. zira siz bir Oscar kazandınız. Kendisi Amerika'nın belki de en üretken oyun yazarıdır. Moderatör: Harika. Kendisine "Sizi diğer yazarlardan farklı kılan nedir?" diye soruyorlar. Bu kadar basit.youtube. karınızla yemeğe giderseniz.com/v/qpVagt_oGRo&amp. Bunlardan biri yazar tıkanması olabilir. Eğer sahnedeki ya da hikayenin bütün yapısındaki çatışmada bir sorun varsa. Eğer yazar tıkanmanız varsa "Bende yazar tıkanması yok" diyeceksiniz. Kötü yazın.CRASH'ĐN OSCARLI YAZARINDAN YAZAR TIKANMASINA ÇARE! http://www. Eğer masanıza oturursanız ve hikayenizin unsurlarını düşünürseniz. Eğer dışarı çıkıp alışveriş yaparsanız. "Bende masamın başına geçememe hali var" diyeceksiniz. Bir yazar oturur. Moderatör: Iambored_biscuit'in bir sorusu var: "Yazar tıkanmasını aşmak için bir tavsiyeniz var mı?" Bob Moresco: Evet.fs=1&amp. Bence öyle. yaratmaya çalıştığınız karmaşıklığı düşüneceksiniz. Hepsi palavra. Bakın her gün "yazmamanız" için binlerce "geçerli" neden olacaktır.

vb. Ve bu soruyla.görünmez bir duvara çarpmış gibi olursunuz. yeni diyaloglar oluşturursunuz. yönelir. Ama her önemli konu gibi. Ve siz de kaynağı bilinçaltı olan malzemelerle devam etmek (yani kaynağı bilinçaltı olan yeni malzemeleri beklemek) yerine. çok orijinal ilerler. coşkuyla başladığınız bir senaryoda bir noktadan sonra tıkanırsanız ne yapmalısınız? Durumu biraz daha detaylandırayım. birkaç defa ve farklı açılardan anlatılması gerekiyor. bilgilerin. bizim için "gerçekten" önemli olan konuların. Oysa bilinçaltıyla yazılmayan/çizilmeyen/bestelenmeyen eserler her ne kadar teknik açıdan bütün şartları yerine getirse de. Diyelim ki içinize doğan. Sanat eserlerinin kaynağı. karakterlerin hiçbirisi sizi heyecanlandırmıyor. Yazdığınız sahnelerin. "gönül telinizi titretmez". Yeni sahneler yazar. "ruha hitap eder". Belki bu projeyi sizden acilen bekleyen birileri var ya da cephanenizin bittiğini fark etmediniz ya da umursamadınız ve yazmaya devam ettiniz. ruhunuzda derin bir iz bırakmaz. "al şunu yaz/bestele/çiz" diye bilince gönderildiği bir tür mutfaktır. olayların. Bazen de -eğer kendi ruhunuzla biraz daha barışık bir insansanız. diyalogları. malzemelerin üretildiği yer. aklınızla bulduğunuz malzemeleri senaryonuza eklemeye başladınız. Siz belki bunun farkına vardınız ya da varmadınız.GERĐ BAS! Bu konuya daha önce değinmiştim. duyguların harmanlanıp. sizi derinden heyecanlandırmaz. yeni karakterler yaratır. bildik trüklere. Buradan gelen malzemeler "gönül telimizi titretir" insanları gerçekten derinlemesine etkiler. ama nafile. 265 . yeni malzemenin gelmesi için sabırla beklemek yerine aceleyle akıl yoluyla bulunmuş malzemeler eklerseniz. Başlangıçta. Ama bir süre sonra. Ne oldu? Neden bu noktaya geldiniz? Ve bu durumdan kurtulmak için ne yapmalısınız? *** Olan şu: Bilinçaltınızın size şimdilik verdiği malzeme tükendi. sizi heyecanlandırmayan bir eserin ya da eser parçalarının başkalarını heyecanlandırması da mümkün değildir. Burası. duygular ve ruh değil. ama sonra klişelere. Zihninize kendiliğinden doluşan sahneleri. Buradaki anahtar sözcük "heyecanlanmak"tır. hem de çok güzel karakterler barındırıyor. bilinçaltıdır. kolaylıkla yazmaya başladınız. sanat eserlerinin nasıl yaratıldığı konusunda ne kadar bilgisiz olduğunuzu belli etmiş olursunuz. hevesle. Mesele şu: Büyük bir heyecanla. Kendiniz yemyeşil Yağmur Ormanları'ndan Sahra çölüne düşmüş gibi hissediyorsunuz. ama hiçbiri sizi heyecanlandırmaz. "Ee? N'olmuş akıl kaynaklı malzeme kullanmaya başladıysak?" diyebilirsiniz. oturup senaryoyu yazmaya başladınız. diyalogların. Lakin hissediyorsunuz ki en baştaki enerjinin onda biri bile yok. fikrin kendisinden kaynaklanan enerjiyle bir yere kadar geldiniz. sizin için duygusal düzeyde çok anlam taşıyan bir senaryo fikri yakaladınız. Belki açılırım diye yazmaya devam ettiniz. Bazı çok önemli ve güzel sahneler de geldi aklınıza. Eğer bilinçaltınızdan/ruhunuzdan gelen bir malzemeyle başladığınız bir işe. Hikayeniz bir yere kadar çok iyi. Akıl ile yapılmış ürünleri yine akıl tüketir. Çok iyi bilirsiniz ki. Bu senaryo fikri hem büyük bir çatışma potansiyeli içeriyor. Siz de bunlara güvenerek. bu ilk cephane bitti. eserinizin bütünlüğünü bozmuş olursunuz.

yazarların bilinçaltlarından gelen malzemelerle değil. diyalogları teker teker çıkarmalısınız. Başka kitaplar okuyun. gibi gelebilir. Ama emin olun öyle değil. hikayenize sonradan. Bilinçaltınız size cevabı verecektir. Bazen kendinizi tamamen yanlış bir projeye başlamış halde de bulabilirsiniz." Bizdeki dizilerin genelde bu kadar kalitesiz olmasının nedeni. Bu size önce zor. bu sitede anlatılan ve anlatılmayan binlerce bilgiyi sindirirler). bilgisizlikten ya da aceleden. Türk dizileri de o zaman gerçekten kayda değer bir nitelik kazanır. beş sezon boyunca bu yöntemin istisnasız her bölümde kullanıldığını. zamana karşı da çok iyi direnmektedirler. O karaktere kadar. mantıksız.Özetlersek. çok kısa sürede reyting yapan klişelerle çalışmasıdır. Teker teker. diyebilirsiniz ki "Ben TV sektöründe çalışıyorum. Ama bu sayede dünyanın her tarafında seyredilmekte. 266 . kendinizi bir anda tekrar Yağmur Ormanları'nın kıyısında bulacaksınız. (House M. Bilinçaltınıza güvenin. onları atmalısınız. kökeni bilinçaltında olan malzemelere. çok kısa teslim tarihleri var. atmış olduğunuz yanlış adımları geri almakla bitmiyor iş. Peki bu durumdan kurtulmak için ne yapmalısınız? Cevap iki kelime: Geri basmalısınız! Yani. Ne zaman ki bizim yazarlar da bu koşullarda yazmaya başlarlar (artı. akıl yoluyla eklediğiniz karakterleri. insanlarla başka konularda konuşun. sahneleri. O sahneye kadar. Hiç acımadan. O size tekrar malzeme vermeye başlayacaktır. dizisini seyredenler. bu yüzden bu yöntem bana uymaz". akıl ile bulunmuş malzemeler eklemektir. sakin yürüyüşler yapın.D. zaman kaybı vb. Hem de hiç ummadığınız bir anda. dergiler karıştırın. O noktaya kadar geri gittiğinizde. Ben de derim ki "Allah yardımcınız olsun. House'un son teşhisi hep bu şekilde koyduğunu iyi bilirler). bu durumunuzun nedeni. diğerlerini de acımasız bir biçimde atmalısınız. Nereye kadar? Bilinçaltından gelen son malzemeyi kullandığınız yere kadar. *** Güncelleme: Sadece yazdığınız bir senaryoda. "Lost"un ya da "Coupling"in bir bölümü iki ayda (rakamla 2) yazılmaktadır. Sizi heyecanlandıran son noktaya kadar geri basmalı. kaybetmiş olduğunuz heyecanı tekrar hissetmeye başlayacak. *** Ha. Her ne kadar uğraşmış olursanız olun.

araba sürmenizi) gerektirmeyen bir yolla başka bir yerlere gidin.. 2) Çok uyuyun. sizin bu konuda benden çok daha fazla fikriniz vardır. gidip onları yapın.. ama artık onu yazmanıza izin vermiyorsunuz. artık onu yazmaya hazırsınız.com/2006/11/youre-up-at-bat... ve "Yazdıkları Yeterince Đyi Olmadığı" için kırbaçla dövülmesi gereken ve cehennemin dibindeki bir köşede yaşayan bir zebani dölü gibi değil.. hatta yüzüne bile bakmayacağınız kitaplar alın. geber! Acı içinde kıvranıp ölmelisiiiiinnn!!! Aaaarrrggggh! Hayır. işlerin iyi ve kötü giden tarafları hakkında söyleyeceklerini dinleyin. Örneğin. . nazik olun. Şoför koltuğunda "içinizdeki eleştirmen" otururken hikaye yazamazsınız. Sevgili arkadaşınıza bir fincan çay (ya da bir içki) verin. Eğer aynı sahneyi tekrar yaşama şansları olsaydı ne yaparlardı acaba? 8) Harika birşeyi inceleyin.KEN LEVINE 267 . kısa bir süre sonra bu düğümü çözmüş olursunuz.blogspot. 9) Sevdiğiniz şeylerin bir listesini yapın.. Bu çok basittir ama gerçekten de çok işe yarar. Sizin hareket etmenizi (yani. Bu gerçekten de çok ama çok sevdiğiniz bir şey olsun. son müsveddenize bakmadan yazın!. ama uykunun güzel olduğu kesindir. Karakterlerinizin konuşmasına izin verin. gevşediğinizde daha kolay bulunur. 6) Trene binin. Böylece kendinizi o şeyle rekabet içinde de hissetmezsiniz.TIKANIK BEYĐNLERE AÇILIŞ ÇARELERĐ Tıkanmış lavobonuza ne yapacağınızı biliyorsunuz. Peki tıkanmış beyninize ne yapacaksınız? Aşağıda. Bu da beyninizdeki eleştirmeni kapatır ve sizi bilgisayarın başına oturMAmaya zorlar. duş almak da zihninizi özgür bırakmanın harika bir yoludur. ve bir kahraman gibi yazı işinin başına dönecektir.. Çılgın sanat eserleriyle ilgilenin. o da kendine gelecek. "yazabiliyor olsaydınız ne yazardınız"ı ve "bunun ne kadar harika olacağını. 4) Deponuz boşalmış.. çünkü şunu.. Kaynak: http://bootstrap-productions. Umarım işe yarar. Tıpkı çok önemli ve zor bir şey yapmaya çalışan endişeli ve üzgün bir arkadaşınıza davranacağınız gibi. içinizdeki eleştirmeni kapatmak ve sevgiyi harekete geçirmektir.. Bir yazar olduğunuz için. kendine şöyle bir çeki düzen verecek. 10) Başka bir şey yazın. şunu. Aman Tanrım. Aynı sohbeti yapmaktan bıkmış usanmışlar zaten. yemekten hoşlandığı şeyler sunun ona. O şeyin muhteşemliğini yaşayın sadece.html 12) Duş alın. yapısını anlamak için onu tekrar tekrar izleyin/okuyun. Arabanızın kullanma kılavuzunu okuyun. Böylece içinizdeki hikayeci serbest kalır ve hemen yazmak zorunda olmadığı bir sürü yaratıcı şey bulur. Bir müzik dükkanında acayip enstrümanlar deneyin. Kütüphaneye ya da kitapçıya gidin ve hayatta almayacağınız. 11) Kendinize. Đşte tıkanma olayıyla böyle başa çıkılır. yabancı bir blogger'ın çok itibar gören bir yazısını kısaltarak ve biraz dönüştürerek veriyorum. 5) Arkadaşlarınızı arayın! Onlarla dışarı çıkıp sohbet edin. Bu herkes için geçerli olmayabilir. O hikaye üzerinde o kadar çok uğraşıyorsunuz ki. sık sık ona kendisinin ne kadar HARĐKA biri olduğunu hatırlatın. Fikirler. "Bugünkü Yazı Ödevini Yerine Getirmediği" için. ya da tamamen fiziksel olan bir şey yapın. O şeyi yazma konusunda bir profesyonel olmuşsunuz. Onu yeni ve heyecan verici şeylerle doldurun.. Parçalayın. şunu ve şunu yapacağınızı" yazın. sadece sürekli olarak o ilk müsveddeyi düzeltiyorsunuz. Sonra o hikayeyi hafızadan tekrar yazın. karşı nazik davranın. 1) Sizin yazmakta olduğunuz şeyle aynı türde (janr) olmayan ve sevdiğiniz bir şeyi seyredin/okuyun. Ne olursa olsun yazın. Burada amaç. hayır. şemasını çıkartın. 7) Şu yöntem çok "kötü" ("evil") ama aynı zamanda harikadır: Yeni bir dosya açın ve yazmakta olduğunuz şeyi tekrar. 3) Bir dağa tırmanın. hayıııır. Geber cehennem dölü. Hikayeyi tekrar yazın.. "Đşini Salladığı" için. Bu da çok işe yarar.

En yüzeysel aksiyon filmlerinden dahi bu beklenir. Truby “Her hikayenin merkezi tematik meselesi. Tema. Gerçek bir tema bir sözcük değil bir cümledir. Ama McKee temayı sadece senaryodaki olayların en indirgenmiş hali olarak ele alıyor. daha ahlaklı biri olmak için nasıl yaşaması gerektiği ile ilgili temelde yatan düşüncesidir. Kahraman iki olumlu değer arasında bir seçim yapmak ya da iki olumsuz şeyden birini seçmek durumunda kalır” diyor. Örneğin “Bu filmin teması savaş” dendiğinde savaşla ilgili bir film seyredeceğimizi anlarız. “log-line”) çok benziyor. temanın bir senaryonun olmazsa olmazları arasında bulunMAdığını söylüyor. 2 saat boyunca izledikleri şeyin en sonunda kendilerine anlamlı bir ders vermelerini beklerler. (Bu hataya eski Türk filmlerinde ne kadar sık düşüldüğünü bilmem fark ettiniz mi?). Ama senaryo yazımında tema sözcüğü tamamen farklı bir anlam kazanır. bir hikayenin daha fazla indirgenemez anlamını ifade eden açık ve tutarlı bir cümledir. olay örgüsünden (plot) çıkmalıdır. Truby ve Hauge'un dediği gibi. kahramanın yaptığı seçimler ve gösterdiği davranışlar bizim “doğru yaşama felsefesini” çıkarsamamıza olanak tanımalıdır.” (John Truby) “Tema. Türkçe’deki kullanımıyla tema. Yani temasız bir senaryo yazmak da son derece mümkün. Bunlar bir ortam (“setting”) ya da tür (janr) ile ilgili şeylerdir. insanın. “savaşın insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisi” mi. senaryo yazarının. yoksa “ulusal bir kurtuluş savaşı” mı belli olmaz temadan. bir filmin. Peki “tema”ya neden ihtiyaç var? Ya da ihtiyaç var mı? Bir senaryo temasız olabilir mi? Tema senaryoda nasıl oluşturulur? Michael Hauge. sonuca ulaşmak için bir 268 . Gerçekten de iyi filmlerde kahraman. Hauge ve Truby’ye göre tema ahlaki bir içeriğe sahiptir. ve “aşk” tema değildir. Yani “savaşın kaçınılmazlığı” mı. Bundan sonraki yazılarımda da tema dediğim zaman." (Michael Hauge) “Tema. Tema. insanlık durumu hakkında söylediği evrensel düşüncedir. eserin konusunu bir ya da en fazla iki sözcükle özetler. daha doyumlu. senaristin insanlık durumu ile ilgili önerisini kastediyor olacağım. dünya üzerinde doğru davranışın ne olduğuna dair senaryo yazarının görüşüdür. daha gelişkin. Bu anlamı netleştirmek için senaryo öğretmenlerinin tema hakkındaki tanımlarını alt alta sıralayacağım: “Tema. Filmi yapan kişi. Ama seyirciler genel olarak temasız eserlerden pek hoşlanmazlar. Yani bir karakter açık açık “iyi insan olmak için şöyle davranmak gerekirmiş” diye konuşmamalıdır. kahramanın (genelde filmin sonuna doğru) yapmak zorunda olduğu ahlaki bir seçimde kendini en açık bir biçimde ortaya koyar.” (Robert McKee) Temanın tanımında ilk iki yazar ile McKee arasında farklar olduğu açık. Ben tema yerine ‘Kontrol Cümlesi’ (“Controlling Idea”) demeyi tercih ediyorum. filmin önermesine (“premise”. “Yoksulluk”. Bu. Hangisini seçmeli? Ben Hauge ve Truby’ninkini tercih ediyorum.GENEL SENARYODA TEMA Türkçe’de “tema” dendiği zaman aklımıza genelde tek bir sözcük gelir. tema vasıtasıyla “Đşte böyle daha iyi insan olunur” der. yazarların sözlüğündeki muğlak kelimelerden biri haline gelmiştir. Türkçe'de anlaşıldığı gibi bir iki kelimelik bir konu ya da McKee'nin dediği gibi bir hikayenin en yalın şekilde ifade edilmiş halini değil. Yani hikayedeki olayları öyle bir biçimde arka arkaya dizmelisiniz ki. Ama bu filmin savaşın hangi yönünü anlattığı ile ilgili bilgiyi temadan elde etmeyiz. Ama temanın insanın gözüne sokulmaması da gerekir. “savaş”. Zira McKee’ninki.

. Diyor ki. bu dünya üzerinde nasıl davranmamız gerektiğini “gösterir”. Önce ‘bir ilişkide dürüstlük ve dostluk şarttır’ şeklindeki bir temadan yola çıkıp sonra ‘Sanırım ben Tootsie’yi yazacağım’ demek çok saçmadır. Neden? Çünkü . Bunların hepsi “parlak fikir”dir. Michael Hauge’un tema konusunda çok güzel bir tespiti var.. 269 . Bu hareketi aşkına kavuşmayı engeller sadece. Örneğin Hollywood tarihinde bir insanın bir başkasıyla yer değiştirdiği onlarca “yer değiştirme” hikayesi vardır. bir erkeğin kadın gibi giyinmesi fikrinde yatan temel bir ahlaki tema bulmuşlardır: erkeklerin kadınlara davranma şekli. Ama bu temayı açıkça söylemek yerine olaylar ile göstermek daha doğru oluyor. ama bu parlak fikri aynı zamanda tema ve zıtlık / düşmanlık yoluyla genişletirler.. Keje’yi alıp gitmek yerine.seçim yapmak zorunda kaldığını görürüz.” Truby’nin de bu konuda söyleyeceği birkaç söz var: “Gişe canavarı filmler genelde parlak bir fikre (“high concept”) dayanırlar. Gişe canavarlarının yazarları parlak fikirlerinin kalbinde yatan ahlaki meseleyi bulurlar ve daha sonra bu meselenin çeşitli olasılıklarını hikaye boyunca ele alırlar. dostuna vefayı 30 küsür yıllık aşkına kavuşmaya tercih eder.” “Đlk olarak bir hikaye fikri ile yola çıkın ve kahramanlarınızın dış motivasyonlarına ve aralarındaki çatışmalara odaklanarak ilk müsveddenizi yazın. ama hemen hepsi başarısız olmuştur. Bir gişe canavarı yazarı. Bu seçim ve onun sonuçları bize. parlak fikrin içinde gömülü bulunan en derin çatışmayı görür ve kahramanın bu çatışma ile başa çıkmasını gerektirecek bir grup düşman (“opponent”) yaratır. “Tema olay örgüsünden ortaya çıkar / kaynar / neşet eder. Baran. yeni tanıştığı ve kendisine iyilik yapan Cumali’yi mafyanın elinden kurtarmayı tercih eder. Bu parlak fikrin içinde gizli halde bulunan temayı da ortaya çıkarmak / bulmak gerekiyor. Đlk kural. yazarlar. Ancak o zaman hikayenizden hangi evrensel temanın ortaya çıkabileceğini görmeye hazır olursunuz. Tema konusunda da “Eşkiya” çok güzel bir örnek teşkil eder...” Demek ki iyi bir senaryo yazmak için parlak bir fikir (“high concept”) bulmak yeterli olmuyor. Bunu yapmanın yolu da zıtlıktır / düşmanlıktır. Bu evrensel mesajı nedeniyle de her izleyişte izleyicileri derinden etkilemeyi başarır. TOOTSIE de bir yer (kılık) değiştirme komedisidir ama son derece başarılı olmuştur. olay örgüsüne empoze edilmemelidir. “Eşkiya”nın hikayesi bize dostluğun aşktan da önemli olabildiğini söyler.. Ondan sonra karakterlerinizin içsel motivasyonlarına ve çatışmalarına odaklanın. Daha sonra yazarlar bir erkeğin bir kadına nasıl davrandığını gösteren bir dizi düşman yaratmışlardır. ilk bir ya da iki müsveddeyi yazana kadar temayı tamamen görmezden gelmektir. aşkının yeterince güçlü olmadığını değil.

iki saattir. Syd Field bunun son derece normal olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bir senaryodan sahne atmak. geçmek bilmez. Neden – sonuç ilişkisine sıkı sıkıya bağlıdırlar. o zaman düzeltme ve kısaltma (çok nadiren de ekleme) yapma zamanı gelir. uzun sahneler kısaltılır. Đster 2. Ne zaman ki senaryonun ilk müsveddesi biter. ve ritmik bir biçimde yapmalısınız. ilginç ve çeşitli malzemelerle. bitmiş bir senaryoya sahne eklemekten çok daha kolaydır. Her sahne gerekli ve eğlencelidir. Sizin yazar olarak göreviniz. içinde bulunduğu sinema salonunu (ya da evin salonunu) unutmasını sağlayacak bir malzeme sunmaktır. Ama seyircinin zihnini ve duygularını tahrik edecek (i. (Bunun en son örneğini “Be Cool”da gördüm. Seyirci bir anda kendini filmin sonunda bulur. O iki saat onun için bitmek bilmez. Dünya savaşını anlatın. 7200 saniye. 120 dakika. Şu John Travolta’lı Uma Thurman’lı film).GEVŞEK SENARYO – SIKI SENARYO Sahne yazma olayı bittiği zaman. ortaya çok güzel. ister çocukluğunuzun geçtiği köyü. Bu nedenle de hoşuna giden veya önemli olduğunu sandığı her şeyi senaryoya koyar. Bu nedenle bir sahneden diğerine geçiş “yağ gibi kayarak” olur. Yazar henüz “büyük resmi” göremediği için neyin önemli neyin önemsiz olduğunu ayırt edemez.e. Seyirci böyle bir film izlerken doğal olarak sıkılır. 2 saatlik sürenin nasıl geçtiğini anlamaz bile. Bu nedenle ilk müsveddeyi yazarken elinizi korkak alıştırmayın. Gereksiz diyaloglar atılır. o 7200 saniye 72 saat gibi gelir. başarılı bir senaryoya dayanarak çekilmiş başarılı bir filmdir. 270 . Peki elinizdeki malzeme yeterince iyi değilse ya da iyi bir malzemeyi yeterince iyi işlemeyi başaramazsanız ne olur? Gereksiz derecede uzun sahneleriniz. ritmi yüksek bir senaryo çıkar. Oysa iki saat. Đşte bu. Başarılı senaristlik budur.” Eğer elinizde iyi bir malzeme varsa ya da siz elinizdeki malzemeyi iyi işlemeyi başarırsanız. hatta bazen koskoca bir sahneyi atmanız gerekir. Sahneler birbirlerini sıkı bir neden-sonuç ilişkisiyle izlemezler. harekete geçirecek) ve meşgul tutacak bir materyal sunmazsanız. fazlalıklardan arınmış. seyirciye 7200 saniye boyunca oturduğu koltuğu. upuzun diyaloglarınız olur. bunu seyirciyi sıkmayan bir biçimde. Neden böyle bir şey yapılır? Çünkü hemen bütün senaryoların ilk müsveddeleri (“first draft”) şişkin olma eğilimindedir. Bu aşamada senaryodaki fazlalıkları ve gevşeklikleri atar ve “sıkı” bir senaryo yaratmaya başlarsınız. Film “şişkin”dir. senaryonuzu tekrar tekrar gözden geçirme aşamasına gelinir.

onunla birlikte çeşitli güçlükler yaşar. insan psikolojisinin çok derin bir ihtiyacına cevap veren filmlerinden farklı olarak gişede iki seksen yatıyorlar.sağlıklı bir insan olarak . Hatta bu yüzden kendimizi zaman zaman dünyanın en zayıf. Bu cümleyi usta senaryo yazarlarından sık sık duyarsınız. Maslow. Ama senaryo yazımına yeni başlayanlar bunun anlamını tam olarak bilemeyebilirler. "Learned Optimism" adlı kitabı ve "Positive Psychology" akımı). Herkes kendi zayıflığını en iyi bilir. Hikayeler. ve Rogers gibileri ortaya çıkmıştır 50-6070'lerde. hayatı daha güzel yaşamak için nasıl davranmak gerektiği konusunda onları bilgilendirmeye çalışır. Oysa o insan da zaman zaman kendisini en az bizim kadar zayıf ve yeteneksiz hissediyordur. Đşte bu nedenle insanları zayıf / kötü / beceriksiz / aşağılık vb. Kısa bir süre için bile olsa biz de kendine güvenen bir insana dönüşür ve mutlu oluruz. (Bu konuda sizi en çok aydınlatacak kitaplar biyografi kitapları olacaktır). Başkaları ise bize daha eksiksiz. Bütün bunlardan sonra Freud'un artık "saçmalık" olarak nitelenmesinde bir sakınca olmayan 271 . Fromm) çok fena yerden yere vurmuşlardır haklı olarak. daha sağlam gibi görünürler. ilk ortaya çıktıkları günden beri dinleyicileri cesaretlendirmeye. Ben kendi adıma zaman zaman Fransızların. Bu. Seksen ve doksanlarda ise Martin Seligman ve Mihaly Csziksentmihalyi gibi bilim insanları. Biraz psikoloji bilgisiyle de harmanlayarak bunun ne demek olduğunu açıklamaya çalışayım. Freud'u önce kendi yandaşları ve öğrencileri (Jung. *** "Sanat filmi" adı altında inanılmaz saçmalıkları üretenlerin sadece biz olduğumuzu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü kendi zayıflıklarımızın sonuna kadar farkındayızdır. Bunda yanlış ya da kötü bir şey yoktur. Tıpkı bedenimizi hayatta tutmak için yemek yemek zorunda olmamız gerçeği gibi bu da ömür boyu benliğimizin bir parçası olarak taşımak zorunda olduğumuz bir gerçektir.derhal mekandan ya da o film gösteriminden uzaklaşıyorum! Bu tür "sözde sanat filmleri"ni genelde "insan doğasının bilmem ne yönü" gibi ne idüğü belirsiz ifadelerle açıklarlar. Đspanyolların ve Đtalyanların "sanat filmi" adı altında ürettiği akıl almaz rezilliklere denk geliyorum. Bize benzeyen ama biz olmayan bir insanın güçlükleri nasıl aştığını görmektir. Đşte bu zayıflıklarımızdan dolayı.. kendine güvenen ya da daha önce güvenmezken sonra güvenmeye başlayan insanları ekranda / perdede görmeyi severiz. Maslow'un ve arkadaşlarının başlattığı "sağlık psikolojisi"ni bilimsel bir temele oturtmuşlardır (bkz. gösteren filmler genel izleyici tarafından tutulmaz. Đstisnasız bütün insanlar çeşitli karakter zayıflıklarına sahiptir. Ve bu açıklamalarda da korkunç bir Freud'culuk vardır. Đşte bu nedenle Avrupa sineması ve ona özenen diğer ülkelerin filmleri. Ve .. Bir süreliğine o insanla "özdeşleşir". hayatın güçlüklerine karşı onları yüreklendirmeye. Çünkü o insanların 24 saat boyunca ne yaptığını bilmeyiz / bilemeyiz. Adler. bütün bu hikaye dinleme olayının özü. sonra da o kriz anında kendi sınırlarımızı aşarak o büyük krizi biz de aşarız.KÖTÜ HĐKAYE "Aslında bütün öyküler aşağı yukarı aynı şeyi anlatır". en yeteneksiz insanı zannedebiliriz. en beceriksiz. Sonra Karen Horney. Niye mi? Çünkü Freud kadar paspas olmuş adam azdır psikiyatri ve psikoloji tarihinde. insan olmanın bir parçasıdır.ĐYĐ HĐKAYE . Hele yarıokumuş bir film eleştirmeni Freud ya da Lacan'dan bahsederek bir filmi yorumlamaya kalktığı zaman tüylerim diken diken olur.

bütün insanı değerlerin kurmaca olduğunu. bu doğru damar sayesinde bütün dünyada seyrediliyor oldukları. eğer kalıcı başarılar elde etmek istiyorlarsa. Yukarıda adını verdiğim ve Freud'a takkesini ters giydiren bilim insanlarının çoğu Amerikalı ya da Amerika'ya göç etmiş insanlardır. söyler . hayatın anlamının olmadığını. 272 . insanın "seçmek" suretiyle herşey olabileceğini vs. Felsefi olarak da bu "sanat" filmlerini temeline yine bir Avrupalı olan Jean Paul Sartre'ı ve onun "varoluşçu" düşünce sistemini yerleştirirler genelde. benzer bir damarı kendi kültürümüzde bulmaları gerektiği.düşünceleri üzerine film hikayesi kurmak ya da filmleri bu "geri" düşünce sistemi ile açıklamak ya düpedüz cahilliktir ya da kasıtlı bir yanıltmadır. Amerikalıların insan psikolojisi ile ilgili doğru bir damar buldukları. 1950'lerden sonra Avrupa'dan doğru düzgün bir psikolog ya da psikiyatr çıkmış değildir. Bu felsefi akım. Söylemek istediğim. *** Bu yazdıklarımdan Amerikan hayranı olduğum izlenimi uyanmamalı. Ve bizim sinemacılarımızın da.ortaokul düzeyinde genetik ve lise düzeyinde felsefe bilenlerin bile burun kıvıracağı saçmalıklar işte. Ve sadece muazzam reklam kampanyaları sayesinde değil. *** Ama burada sanırım Avrupalı'ların "Avrupa Merkezli" düşünme zaafı önemli rol oynuyor.

BĐTMEYEN ÇATIŞMA: YAPIMCI VS. Siz resimde. Yapımcı bunun için format da satın alır. "mutsuz ve umutsuz" senarist sayısında da büyük bir düşüş yaşanacağından eminim. Yarayacağını düşünenlere Alman sinemasını derinlemesine incelemelerini tavsiye ederim. Arada sırada yapılan devlet yardımları ne yazık ki pek işe yaramayacaktır. Oluştuğu zaman. En büyük amacı en düşük maliyetle en yüksek geliri elde etmektir. Đlginizi çekebilir: Yapımcı. Çünkü bir film para kazandırmıyorsa bu çark dönmez. Bizim filmini çekmek için hastane kobaylığı yapan Robert Rodriguez'lerimiz. (Filmin seyretmeye başladıktan 10 dk sonra "Eyvah. Senaristler ise "içlerinden geleni yapmak" zorunluluğu hisseder. motivasyonunu kaybetmesini menejerler engeller. yapımcı ile senarist arasındaki çatışmayı hafifleten. elini taşın altına sokacak. Her sene 300-400 film üreten Hollywood'da. araba kredisi ile film çeken Steven Soderberglerimiz (Sex. Sanattan pek fazla anlamayan yapımcılara da hangi senaryoların işe yarayabileceğine dair onlar destek olur. çok az parayla çok başarılı işlere imza atacak "GERĐLLA Senarist-Yönetmenler"dir. çok "naif" bir yaklaşımdan başka bir şey değildir. Her sene en fazla 15-20 filmin çekildiği ülkemizde ne yazık ki senaristler için bir menejerlik kurumu henüz oluşmamıştır.) "Deprem Sigortası"nın gerekliliğini öğrenmek için nasıl bir deprem gerektiyse (ki hala yaptırmayanlar çok). Benim 10 dk'da gördüğümü150 milyon dolar sahibi yapımcılar görememişti. 273 . Senaristlerin motivasyonu ise yeteneklerini sergilemek. ya da komedi yazmayan oyun yazarlarını bir dinleyin hele. hatta bunu işbirliğine dönüştüren bir kurum vardır: bu da "menejerlik"tir. Ortada "benim çok iyi bir senaryom var" diyen çok sayıda senarist var.. ya da müzikte durum farklı mı zannediyorsunuz? Sergi salonu bulamayan figüratif ressamları.peki ama bu hayırlı işin bu kadar geç yapılmasının müsebbibi kimdir? Yapımcılar mı? Yapımcıların kötü hikayelere para yatırması ve batırması da bütün dünyada görülen bir durumdur. yapmalıdır da.tk'da yayınlanan bir yazıya bir yorum olarak yazdım. senaryoların çekilmden önce "senaryo doktorlarına" gösterilmesi gerekliliğini öğrenmek için milyonlarca doların kötü hikayelerle batırılması gerekmetedir. ultra-girişimci genç yönetmenlerimiz yok. KĐŞĐSEL NOT: Bence Türk sinemasını kurtaracak (ya da "Yeni Türk sinemasını kuracak" demek daha doğru galiba) olan. Ama gerilla taktikleriyle film çekecek. Lies & Video Tapes böyle çekilmiştir). Çünkü yapımcılar "ne satıyorsa onu yapmak" zorundadır. Đnce ruhlu senaristlerin. Türkiye'de SEN-DER'in kurulması da bu yönde atılmış çok önemli bir adımdır . herkesin bildiği gibi bu işe para kazanma motivasyonu ile girer. tiyatroda. benzer filmleri tekrar tekrar da çeker. senarist. Bu ikisi örtüşmeyince (ki genelde örtüşmez) her sanat dalında görülene benzer çatışmalar sinemada da görülmeye başlanır.. 150 milyon dolardan fazla bir paraya mal olan Oliver Stone'un bu filmi Amerika'da sadece 20 milyon dolar getirmiştir. Bu yüzden sinema hakkında bir birikiminin olmaması ile suçlanması abesle iştigaldir.. Dünyanın en büyük sinema endüstrisi olan Holywood'da da durum budur. Format satın aldıkları için yapımcıları suçlamak. James Cameron'un "Terminator"e yapımcı ararken iki sene boyunca okul otobüsü şoförlüğü ve afiş çizerliği yaptığını biliyor muydunuz? Fikir ve senaryo çalma durumu Holywood'da ve başka ülke sinemalarında da sık sık görülen bir hadisedir. bir yandan da bundan para kazanmaktır. ya da filmini istediği gibi çekmek isteyenler her yerde büyük zorluklara katlanırlar. Robert Rodriguez'in "El Mariachi"yi nasıl yaptığını anlatan "Ekipsiz Asi" kitabını okumanızı tavsiye ederim. Yapımcı para kazanmak için herşeyi yapar. Yapımcı ile çatıştığı nokta buradadır.) Onlar ortaya çıkana kadar Türk sineması bu halini sürdürecektir. En son ve en büyük örneklerden biri "Büyük Đskender"dir. ya da çalıştığı markette gece film çekme "yaratıcılığını" gösteren Kevin Smith'lerimiz nerede? Galiba reklam sektöründeler. moralinin bozulmasını. Yapımcının ticari kaygıları ile senaristin sanatsal güdülerini bu insanlar uzlaştırır. Bu iş onun için sadece ve sadece bir ticarettir. Đlk filmlerini çekenler. para motivasyonlu yapımcılar ile mücadele edip yıpranmasını.. bu bir 'kaybeden' film" dedim kendi kendime. başka ülkelerde de. Bunun önünü almak için WGA (Writer's Guild of America) gibi yaptırım kurumları vardır. (Bir vaka incelemesi olarak. SENARĐST Aşağıdaki yazıyı.

) Đkinci sebep. sıradan insanların öğrenme ve bilgiye karşı soğukluğunu onlara atfetmek pek mümkün değil. şüphecilik. her maili. biri bir gün araştırır ve canavar gibi senaryolarla ortaya çıkar. aklını yaratıcı bir biçimde kullanıyor olması gerekiyor. Bu düşüncenin çok da doğru olmadığını gösteren bir kanıt "Matrix 1"in izleyici sayısıdır. bu tarz olayların Türkiye'de gerçekleşemeyeceğini bize dikte ediyor. Aselsan bir diğeri.ki ana sebep odur. bilgiye dayalı düşünme. Yani kim ne derse desin.) Türkiye'de de çok büyük büyük finans kuruluşları var. Buna söylenecek sözüm yok. Tübitak bunlardan biri (Gebze'deki kriptoloji laboratuarları özellikle çok hoş). böyle bir filmi kendi mekanlarında geçirterek kendi imajlarına zarar vermek istemeyebilir" diye düşünebilirsiniz. Ama. Ankara Gölbaşı'nda da TÜRK-SAT uydularının idare merkezi var yanlış hatırlamıyorsam. Böylece hem tesislerinden faydalandığınız şirketin güvenilirliğini tasdik etmiş olursunuz. Düşünebiliyor musunuz? Bu kadar derin meselelere eğilen. olasılık gibi bilimsel kavramlardan haberdar. Senarist arkadaşların. Bu düşüncenin yanlış olduğunu gösteren bir başka bilgi de. bu insanlar ucundan kıyısından bilimsel düşünce. farklı alanlarda uzmanlaşmış 10 arkadaşı ile birlikte. boyut. (Daha sonra DVD ve VCD'den kaç kişinin seyrettiğini buraya yazmıyorum bile). bu kadar karmaşık bir filmi bir buçuk milyon insan izlemiştir. senaristlerin "millet bunu anlamaz" diye düşünmesi: "Ben şimdi bilgiye dayalı bir şeyler yazarsam millet bunu anlamaz. Vestel gibi özel şirketlerin de çok gelişmiş AR-GE laboratuarları var. Bu insanları bir kenara atıp sadece ortaokul mezunu ev kadınlarına uygun filmler yazmak bence büyük bir hata. ona göre .mafyalı senaryonuzla ortada kalırsınız. film de gişede yatar". Bu filme bu ülkede yaklaşık 1 milyon 500 bin insan gelmiştir. Las Vegas'taki 3 kumarhanenin parasının toplandığı bir kasayı soyuyor. Deney. Birincisi. Bu nedenle. 274 . Yani bir "Jurassic Park"ın ya da bir "Contact"in Türkiye'de geçtiğini hayal edemiyoruz haklı olarak. Buralar ile ilgili bir senaryo neden yazılmasın? "Türk firmaları. pek de zeka içermeyen filmler seyrediyoruz? Bunun bir kaç sebebi var sanırım. Siz de ağalı .TÜRK SENARYOLARINDA ZEKA ve BĐLGĐ Türk filmlerinde zekaya ve bilgiye pek rastlamadığımızın farkında mısınız? Yani bir Türk filmini seyrederken "Vay canına. Ayrıca CEP TELEFONU OPERATÖRLERĐ'nin merkezleri de sinema açısından çok cazip yerler. hem de bozgun anında karakter tahlilleri yapabilirsiniz. bu hiç aklıma gelmemişti" "Demek böyle bir şey de varmış" ya da "Bak. bilgiye dayalı filmlerin Türkiye'ye pek uygun düşmeyeceğinin düşünülmesidir. Ayrıca Türkiye'de bilimle uğraşan çeşitli kurumlar var. Sadece bu sayı bile "Bizim millet bunu anlamaz" tarzındaki düşüncenin yanlış olduğunu gösteriyor. filme de gelmez. (Hatırlarsanız bu filmde Ocean adlı bir soyguncu. her haberleşmeyi takip ettiğini biliyor muydunuz? Bkz. 1 Haziran 2005 tarihli VATAN gazetesi. Neden? Burada Türk eğitim sisteminin düşünmeyen ve bilgiyi sevmeyen insanlar üretmesinden bahsedecek değilim . ortalama insandan daha fazla okuyor. Türk sinema seyircisinin profilinden geliyor. Türkiye'de sinema seyircisinin çok büyük bir bölümü üniversite öğrencisi ya da üniversite mezunudur. (Bu cümleyi "ortaokul mezunu ev kadınlarına hakaret" olarak anlayan biri olursa döverim. bir "Ocean's Eleven" filminin Türkiye'de geçmesinin önünde hiçbir engel yok. tümevarım ve tümdengelim gibi zihinsel egzersizler ile aşina.) Bunlar ile yakından ya da uzaktan ilgili hikayeler neden yazılmasın? "Kim araştıracak şimdi oraları?" diyorsanız. öğreniyor. (MĐT'in son iki aydır her cep telefonunu. kuramsal olarak. Öyleyse siz de başarısız bir soygunu anlatan bir hikaye yazabilirsiniz. Kumarhane arıyorsanız KKTC'ye uzanabilirsiniz. Peki neden sürekli olarak sıradan insan halleri üzerine. Çünkü Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik koşulları. ben bunu düşünemezdim" gibi cümleler kurmayız. aynı zamanda sevgilisini elinden alan adamdan da intikam alıyordu.

iğrenç kitaplardır. Avrupa "sanat" filmlerinde hep. Đnsanları. Ama. Ama. Neden. Avrupalılar ile Amerikalılar arasında çok net farklar var. "Yahudi Soykırımı olmadı" diyemezsiniz. Avrupa'yı yeryüzündeki en yüksek medeniyet olarak görMEmem. Yani tarihsel açıdan baktığınız zaman. aşağıdaki bir yazıda da belirttiğim gibi Avrupa bu haline yüz yıllar boyunca (neredeyse Rönesanstan itibaren) dünyanın kanını emerek gelmiştir. üzerinde yaşadığımız bu koca gezegene ve onun insanlarına onulmaz zararlar vermiştir. Avrupa'da hep yüksek ideallerden bahsedilir ama bu idealler yaşanmaz. böyle bir kaderle karşılaşmayacakları konusunda hemen herkes hemfikirdir. Avrupa. yani insan ruhunun ve onun değerlerinin tamamen göz ardı edilmesi. Hep bu mesajları alırsınız.NEDEN HEP AMERĐKAN FĐLMLERĐNĐ ÖRNEK VERĐYORUM Bana gelen bir mail'den sonra. bütün Avrupa kültürlerinin en belirgin özelliği. açgözlülükten ve insan dışılıktan başka bir açıklaması yoktur. Hele Vietnam'da ve şimdilerde Irak'ta yaptıklarının.Avrupai . kişi başına düşen doktor sayısı. Sadece yirminci yüzyılda çıkardığı iki Dünya Savaşı ve övüne övüne bitiremediği sanayi devriminin yol açtığı çevresel kirlilik. Avrupa şu anda sanayi devrimi sonrası dönemi yaşıyor. Kapitalizm her ülkesinin kültürünün iliklerine kadar işlemiş.) Dediğiniz an kendinizi hapiste bulursunuz. 1991-1995 yılları arasında süren ve Avrupalıların "vah vah" diyerek seyrettikleri bu soykırımda 300 bin Müslüman insan öldürülmüştür. kazanacağı üç kuruş için çevreyi nasıl hiçe saydığının tarihi bir belgesidir. bu sitede neden sürekli Amerikan filmlerinden bahsettiğimi açıklama zamanımın geldiğini fark ettim. yasalar vardır. Hristiyan olsalardı. Đşte Avrupa budur. (Bu katliamın Amerikan müdahalesi ile sona ermesi son derece manidardır). Hani nerede ifade özgürlüğü? Avrupa "sanat" filmlerinin hemen hepsine varoluşçuluk sinmiştir: Đnsanın hayatı anlamsızdır. yaşam boştur. Öncelikle şunu belirteyim: Bir Avrupa kültürü hayranı değilim. ("Sanatsal" . ("Bias Laws" konsunu bu aralar en çok Alev Alatlı dile getiriyor. artı. Amerikan kültürel emperyalizminin (yayılmacılığının) de saf bir kurbanı olmam değil.) 275 . Bu aralar bizi. (Aslında etmem. Avrupa kültürünü tanımama ve bazı yönlerini takdir etmeme rağmen. daha yenilerden de Peter Handke okumanızı tavsiye ederim. Hala imzalamadığı 1997 Kyoto Protokolü. sanki matah bir şeymiş gibi bütün dünyaya pazarladığı kapitalizm. Bunun nedeni. Avrupa ile Amerika'nın birbirinden pek fazla farkı bulunmuyor. başka nedenlerim var. Đki dünya savaşının sona ermesinde en büyük rolü oynamakla elde ettiği olumlu imajı. bu kavramların yokluğunda bunalan tipleri görürsünüz. Ama bu yasalar da her an değişebilir. Dünya savaşından sonraki Soğuk Savaş yıllarında Sovyetlere karşı onlarca ülkeyi kışkırtıp. "Özgürlük" taraftarı bu Avrupa'da şu anda "Yahudi soykırımı ALEYHĐNE" bir delil bulamaz. bir çoğunda askeri darbeleri destekleyerek ya da bizzat darbe yaptırarak kaybetmiştir. Bu insanların. Ahlak da öyle. Ama önce neden Avrupa sinemasına ya da diğer sinemalara yer vermediğimi anlatmalıyım. Maddecilik. her nedense. Yani. bazı yönlerden dünya üzerindeki en "gelişmiş" medeniyet kabul edilir: Okunan kitap sayısı. güzel ahlaklı diğer insanlar değil yasalarla oluşturulmuş kuru kurumlar korur. Orada. Genel olarak Amerika'nın da Avrupa'dan aşağı kalır bir yanı yok aslında. kişi başına düşen ortalama gelir miktarı gibi yine Avrupalılar tarafından uydurulmuş kıstaslara göre. ahlak. 2.) "Tanrı" ve maneviyat Avrupa'da ölmüştür. ürettikleri eserler (özellikle de filmler) açısından.olmaya çalışan Amerikan filmlerinde de aynı mesajı alırsınız. Avrupa'nın "insan"ı nasıl gördüğünü anlamak istiyorsanız Beckett ve Satre. "Ermeni Soykırımı" yasa tasarılarıyla köşeye sıkıştırmaya çalışan Avrupalılar bundan sadece 13 sene önce Avrupa'nın göbeği sayılabilecek Bosna'daki "gerçek" etnik kıyıma seyirci kalmışlardır. Tanrı gibi kavramlar boş uydurmalardır. Dünya sinemasından bihaber. (ABD'nin bu hareketine en çok çanak tutanın Avrupa olması da ayrıca manidardır). erdem.

) izlemekten neden bıkmadığımız ile ilgili bazı analizlere başlayacağım. *** Bunları dedikten sonra. başarılı reklam kampanyaları ile yarattıkları talep değildir. Kemal Sunal filmleri. O filmleri de yer yer başarılı bulmakla beraber. çeşitli erdemler. Sonra da yazarlar ve yönetmenler "Neden Türk halkı bu filmleri izlemeye gelmedi?" diye ağlarlar. vb. Çünkü insan. B deki gibi ritmi ayarlayın. yani "yapabilirsin. benim için önemli bir kıstas.com/ sitesine girin ve boxoffice bölümündeki filmleri inceleyin. Bu nedenle. Amerikan Ordusu iyidir" gibi bir sürü abukluğun yanı sıra) yaşamın güzel olduğunu. ama öyle. (Çok ağır bir eleştiri oldu. yaşamı yücelten ve yaşamın daha da güzel olabileceğini söyleyen eserlerden hoşlanır. Eski Türk filmerinden bahsetmememin nedeni de biraz bu. Bu filmlerin nasıl olup da defalarca seyredilebildiğini. TV'de döne döne izlediğimiz filmleri (Hababam Sınıfları. Kimsenin seyretmediği filmlerden bahsederek "hava atmak" gibi bir derdim yok. 276 . Ve bizim de bunları duymaya ihtiyacımız var. Y filmindeki gibi de yapmayın. Türk halkı. "Gemide" "Gece. bir "canlı" olarak. dramatik yazarlıkla uğraşanlar. Melek ve Bizim Çocuklar" "Mustafa Hakkında Herşey". vb. Kesinlikçe çok hoşunuza gidecek. Yeni Türk filmleri hakkında da pek yazmıyorum. Amerikan filmleri bize.sinematurk. Ama asıl hedef kitlesi. *** Diğer ülkelerin sinemalarına neden yer vermediğime gelince. Eminim. Oh! Rahatladım . Çünkü bir şeyin "olumsuz örnekler" vererek öğretilebileceğine kani değilim. Bir süre sonra.Amerikan filmlerinde ise genel bir yüzeysellik ve çiğ bir narsizmle ("God Bless America") birlikte belirli bir maneviyat (ahlak. Bu site." Bu tür filmleri izlemek insanların doğal olarak daha hoşuna gider. McDonalds güzeldir. Şener Şen filmleri. Bu nedenle piyasada iyi iş yapmış (yani hemen herkes tarafından seyredilmiş) filmler hakkında yazıyorum. Bu filmler bize "istersen ve çabalarsan yapabilirsin" ve "hayattaki en önemli şey para değildir" der (Amerika'da süren pratik yaşamın tamamen farklı olmasına karşın). (Burada Türk filmleri ile ilgili bir saptama yapmadan duramayacağım: http://www. Z filmindeki hataya kesinlikle düşmeyin" yerine "A daki gibi karakter oluşturun. Sinema severlerin de takip ettiğini biliyorum. diğer bütün dünya halkları gibi . Yani sürekli olarak "Bakın. Tarık Akan filmleri.) Amerikan filmlerinin bütün dünyada tercih edilmesinin tek sebebi. ne yapayım?). hayatın zorluklarına rağmen yaşanmaya değer ve daha da iyileştirilebilir olduğunu söylemektedir. Buna da "can do" [ken du:] felsefesi derler. Benim derdim. debelenip gidiyoruz işte" diyen filmlerden değil. ("Amerikan tarzı yaşam güzeldir. göndermede ("reference") bulunduğum filmlerin çok insan tarafından seyredilmiş olması. X filmindeki gibi yapmayın.moralini bozan değil. orta ve uzun vadeli bir planımdan da bahsedeyim. 100 binin altında seyirci çeken filmlerin çoğu size bu mesajı vermektedir: "Masumiyet". C'deki gibi üç perdeli yapıyı kullanın" demeyi tercih ediyorum. En sonunda açıkladım işte. vb.) ve bir "iyimserlik" vardır.çok sağlıklı bir içgüdüyle . senaryo yazımıyla ilgili bilgilerin olabildiğince çok sayıda insan tarafından olabildiğince iyi anlaşılması. Örnekler de bu yönden faydalı bir araç. "Hayat berbat. zaten zor olan bir hayata dair insana cesaret veren filmleri tercih etmektedir. moralini yükselten. Hem de her zaman. nereden bulacak da dediğimi anlayacak? diye düşünüyorum. bunun senaryo bazında nasıl başarıldığını göreceğiz. bahsettiğim takdirde kim nasıl. senaryo yazımı ile ilgilenenlere yönelik bir site. doğası gereği. Amerikalılara göre "hayat daha iyi bir hale getirilebilir".

. Film yapmak için CESARET’in yanı sıra TEKNĐK BĐLGĐ’ye de ihtiyaç var. Türkiye’yi Avrupa ile kıyaslayıp kendinizi kötü hissetmek ve hareketsiz kalmak için mazeret yaratmayın. böyle bir kıyaslama sadece. düşünsel. En başta da nasıl senaryo yazılacağına dair teknik bilgi. Böyle bir kıyaslama yapmak mümkün değildir. Orada devlet. Sakın bana “Avrupa’da öyle değil. sentez. uzun sahneleri kısaltamıyoruz. (Đçimden bir ses “iyi de etmişiz” diyor. 277 . Onun için. sinemacılara ne kadar destek veriyor biliyor musun?” demeyin.). Türkiye’yi Avrupa’yla kıyaslayabileceğimizin zannedilmesi. iki yüzyıldır hiçbir sınır tanımadan. dünyanın her yerinde öyle. Ekonomik ve kültürel olarak o kadar farklıyız ki. Sinemada gördüğümüz Türk filmlerinin senaristlerinin bunu yapmaları gerektiğinden haber olduklarından bile şüphem var. (bkz. vb. gerçekçilik. Bunun birkaç nedeni var sanırım. senaryo yazmanın duygusal olduğu kadar düşünsel ve objektif (nesnel) bir süreç olduğunu henüz fark etmemiş olmamız olduğunu düşünüyorum. Bu ve burada daha fazla anlatamayacağım onlarca gayri-etik nedenden dolayı Avrupa zengindir. Çin’i yüzyıllarca afyonla uyutan Đngilizleri mi. Peki “ne” okuyor bu adam? Descartes mı? Yooo. Kabul. Birincisi. Avrupa şu anki ekonomik rahatlığını “helal (etik) olmayan” yöntemlerle sağlamıştır ve sağlamaktadır. gazetelerin Pazar eklerindeki Avrupa’nın best-seller listelerine baksın. sinema sektöründen birine “ben bir film çekmek istiyorum” dediğiniz zaman karşınızdaki hemen “bu iş bir milyon dolardan başlar” der ve hevesinizi kursağınıza tıkar. Ama bu. Dan Brown ya da Harry Potter okuyor geri zekâlılar. Hikayeler sarkıyor. Birincisi. duygularımızı akıttığımız senaryolara. Đnanmayan. Bizde böyle bir para yoktur. kamerasından dağıtımcısına kadar herkesle boğuşmak zorundasınızdır. “duygusal kültüre sahip millet” diyorum. özdeşleşme sağlanmadığı için umurumuzda olmayan karakterlerin hikayelerini izliyoruz. Teknik bilginin gerekli olduğu ikinci alan ise. sinemanın gerektirdiği şekilde kuru. Ben CESARETTEN bahsediyorum. Sahneleri atamıyor. Avrupa’da halk şu kadar kitap okuyormuş da. sanayi devrimi vasıtasıyla. bunu ört bas etmek için de için “ünlü” ama yeteneksiz oyuncularla doldurulmuş. objektif bir biçimde yaklaşamıyoruz. Biz genel olarak duygusal bir kültüre sahip bir millet olduğumuz için (dikkat edin. senaryosu kötü yazılmış. “duygusal millet”iz demiyorum. Türkiye’de bu kadar okuyormuş. dünyayı yaşanması imkansız bir hale getirmelerini mi söylesem. Bunun “para yok” “yapımcılar kötü” gibi çocuksu nedenleri yok. Türk seyircisi TÜRK FĐLMLERĐNE AÇ olmasına rağmen. yoksa Afrika’nın kanını vampir gibi emen Fransa’yı mı? Hele şimdilerde. Aztek altınları için yüz binlerce Güney Amerika yerlisini öldüren Đspanyolları mı hatırlatsam.) Bu nedenle de son iki yüzyıldır paramız yoktur.) Kendimizi Avrupa ile karşılaştırmanın hatalı bir yanı daha var. Bunun bir nedeninin. (Bunun ne kadar hastalıklı ama – özellikle de medyada – ne kadar yaygın bir tavır olduğunu anlatamam. Biz bu konuda şimdilik pek başarılı değiliz.UYANAMAYAN DEV: TÜRK SĐNEMASI Film çekmek. Kültür bakanlığının en son yaptığı komik yardımlar. Ve bu paranın bir bölümünü de sinemaya aktarır. Bir film çekmek tabii ki sıradan bir insanın karşılaşmadığı ve karşılaşmayacağı binlerce sıkıntıyla uğraşmayı göze almak demektir. dünyanın hiçbir yerinde “ucuz” ve “kolay” bir iş değildir. Ama bu site sayesinde bu durumun orta ve uzun vadede düzeleceği inancındayım. bu ülkede film çekme CESARETĐNĐ gösteren insan sayısının çok az olmasıdır. Çünkü biz (Titanic filminin başında gemi biletlerini kumarda kaybeden iki Slav gibi) bu sömürü ve talan sürecini kaçırmışızdır. arada çok fark var). bunu yapan kişinin zihinsel yetilerinin (analiz. ritim düşüyor. eşin-dostun bu filmde para kazanması için anlamsız işler ile görevlendirildiği ortalama bir piyasa filminin bütçesidir. Oyuncusundan setine. Bizde. YAPIM aşaması. Bu.) yetersiz olduğunun bir kanıtıdır. Ama Türkiye’de sanki biraz daha “pahalı” ve “zor” gibi görünüyor. Bu savın birkaç hatalı yanı var.

reklamda. Para da TV’de. Kapitalizmin ve neo-liberalizmin kaçınılmaz olarak yarattığı insan tipi. söyleyecek sözü olmayan yönetmenlerle. Aksine. Çok ucuza. 278 . belki hayır. ucuza kaliteli sinema filmleri çekerek kendi ruhlarında yanan arzu ve düşünceleri sanat yoluyla dışa vurmak değil. Türk izleyicisinin şu anki TÜRK FĐLMĐNE AÇ hali. bilgili. Nereye gidiyor bu çocuklar?) Bu genç beyinlerin. Küçük gruplar halinde çalışacak. uykusu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Ve bu. Bu insanların bir yıllık sigara masrafı – sigaraya zam gelmezse – 3 milyar 285 milyondur. (Film bir bilim kurgu!) Sonuç? Google’a girin ve “Red Cockroaches” yazın da görün! (Hesap bu kadar basit: günde her biri 3 milyonluk sigara içen 3 genç sinemacı düşünün. ve SÖYLEYECEK SÖZÜ OLAN GENÇLER lazım. Belki evet. ya da daha da kötüsü söyleyecek sözü varmış numarası yapan yönetmenlerle Türk Sinemasının uyanması mümkün değil. görsel ve dilsel zekası (araştırınız: Çoklu Zekalar. milyon dolarlık bütçelerle. kaliteli filmler çekilebilir. Eğer cesur. dizi ya da klip yönetmeni olarak “malı götürmektir”. hele Türkiye’deki sinemada çok para olmadığı açıktır. Đşte bu konuda benim yapabileceğim bir şey yok. Peki ne olacak? Bu durum hep böyle mi devam edecek. “Red Cocroaches” ise günümüz parasıyla 2 milyar 750 milyona mal olmuştur!) Türkiye’de film çekmenin “ucuz” ve “kolay” olmamasının bir nedeni de. yaratıcı. Müziklerini dahil hemen her şeyini kendisi yapmış. atılgan gençler. Bütün dünyada bu böyle. Yani böyle bir uyanış için zemin ve zaman son derece uygun. uzun metrajlı bir film!) Filmi Kübalı bir genç video ile çekmiş ve ev bilgisayarında kurgulamış. bedensel arzularını en yüksek düzeyde tatmin etmeye çalışan ve bu uğurda ruhundan ve her türlü idealinden ödün veren kişidir. bu genç yeteneklerin çoğunun en büyük ideali. bir reklam. “Yeni Türk Sinemasının” hakiki başlangıcı olacaktır. Bize sadece CESUR. BĐLGĐLĐ. bu kısır döngüden çıkılabilir. klipte vardır. Yoksa. ve ruhunu satmayan gençler ortaya çıkacak olursa.Oysa bir film çok daha ucuza çekilebilir. bireysel başarıların kuyruklu yıldızlar gibi arada bir göründüğü bir geçiş dönemidir). “Gerilla” usulü sinema çekecek gençler. (Bu ülkenin üniversitelerinden her sene yüzlerce Sinema-TV öğrencisi mezun oluyor. Bu tatmin de ancak parayla olur. Sinemada. Aşağıdaki yazılarımdan birinde “El Mariachi”nin “Tezgahtarlar”ın çok ucuza nasıl çekildiğini anlatmıştım. (“Eşkiya” ile başlayan dönem ne yazık ki toplu bir uyanış değil. bu uyanışı destekleyecek niteliktedir. Yakın zamanda Đstanbul Film Festivali’nde gösterilen “Red Cockroaches” filminin 2000 (iki bin) dolara çekildiğini biliyor muydunuz? (Bu bir kısa film değil. eski filmlerin devamlarıyla. mobil. “Multiple Intelligences”) biraz gelişkin olan herkesin kapağı TV sektörüne atmaya hevesli olmasıdır. sağlam hikayelere dayanan. yüksek ücret isteyen “yıldız”larla.

genel seyircide de acıma duygusu uyandıracak nitelikteydi. Büyük ölçüde içe dönük ve hafif kişilik bozuklukları sergileyen senaristin çabaları. Bu tür filmlerin sonuncusu "Adaptation"dı. Đşte bu nedenle "senarist öyküleri"ne genelde cinai bir yön ("twist") katılır ki seyirci ilgilensin. Charlie Kaufmann tarafından yazılan film (yazarın bir önceki filmi "John Malkovich Olmak" idi). aldığı avanslara rağmen uzun süre hiçbir şey yazamaması. Kahramanımızın daktilo karşısında geçirdiği acı dolu dakikalar. Ay'da geçen bilim-kurgu filmleri seyreden astronotlar da benzer hisler yaşıyorlardır herhalde. 1940'larda geçen filmin yazar ve yönetmenleri.YALNIZ DEĞĐLSĐNĐZ: SENARĐST FĐLMLERĐ Zaman zaman senaristleri konu alan filmler izliyoruz. Zira çok az insan senaristlerin yaratıcılık sancıları ile ilgilenir. genel izleyici için pek eğlenceli bir yön yoktur. Boş bir sayfaya (ya da ekrana) baka baka kafayı sıyırma noktasına gelen insanları izlemek bende garip bir sempati duygusu uyandırıyor: "Aaa. Bunları izlemek bu sitenin takipçileri için ayrı bir anlam taşıyordur herhalde. Robert Altman'ın "Oyuncu"su da reddedilen bir senarist tarafından tehdit edilen bir yapımcının hikayesini anlatıyordu. eğlenceli bir Altman filmi idi. çok hoş işlenmişti. Uzun süre ekrana bakan bir insanı seyretmekte. orkidelerle ilgili (adaptasyonu neredeyse imkansız) bir kitabı sinemaya uyarlamaya çalışan bir senaristle ilgiliydi. "Reddedilme" sözcüğünün senaristler için taşıdığı derin anlam üzerine kurulmuş. Tam bir "senarist filmi" sayılmasa da (zira o zamanlar sinema yoktu). Shakespeare'in. Benim için öyle en azından. ben bu hâli bire bir biliyorum" diyorum. Hollywood'un çok tutulan Ethan ve Joel Coen kardeşleri. Senaristlerin çektiği karın ağrılarını en iyi anlatan filmlerin başında "Barton Fink"i saymak gerekiyor aslında. sadece senaristlerde değil. "Aşık Shakespeare" de dramatik yazarlık sanatının zorluklarını çok hoş bir dille anlatıyordu. "yanlış bir ilhamla" yazdığı şeyleri de yakması. hepimize tanıdık gelmiştir sanırım. Senarist senaryoları yazmak bizim çok hoşumuza gidiyor olabilir ama çok tehlikeli bir alandır. 279 .

SENARYO ÖĞRETMENLERĐNE TAVSĐYELER Yakın zamanda bir çok yerde senaryo kursu açıldığını duyuyorum. orada verilen öğretimin etkili sonuçlar yaratması gerekiyor. Bu gelişmenin daha da güzel ve kalıcı bir hale gelmesi için. “Senarist Ne Yazmalı” adlı aşağılardaki bir yazı). Bir “akıl defterleri” olsun. yeni bir mekan. Bunlar zaman içinde hiç umulmadık kombinasyonlar yapabilirler. Ya aşırı yorulmuş yazarlar vardır. Önce olay örgüsündeki hatalar üstünde durun. Siz sadece hangi alanda potansiyelin daha fazla olduğuna işaret edin. negatif geribildirimden daha fazla olmalı. Kısacası iyi senarist demek. karakter. akıllarına gelen en uçuk fikirleri bile yazsınlar. 280 . onlara hemen çareyi göstermek yerine bu soruna nasıl yaklaşmaları gerektiğini gösterin. 10) En iyi senaryo bitmiş senaryodur. ya sonu gelmiş ve daha ilerleme şansı olmayan konular vardır. “bende yetenek yok” diye düşünmeye başlayabilir. 4) Đyi senaryolar her zaman. Bunun. 6) Senaryo yazmak esas olarak sorun çözme becerisidir. onun yaratıcılığını ateşleyen konuyu terk etmesini istemeyin. öğrenme sürecinin en önemli fırsatlarından biridir. bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Bu kurslarda ders verenlerin çoğu profesyonel senarist. Bunun için de bu kurslardaki çalışmaların “öğretme – öğrenme” tekniklerine uygun bir biçimde yapılması şart. Üst üste negatif geribildirim alan bir öğrenicinin şevki kırılabilir. 1) Verdiğiniz pozitif geribildirim ("feedback"). hata olan alanı işaret edin ve “sence burada bir sorun var mı?” diyerek hatayı ona buldurun. diyalog) çıkartıp başka bir şey denesinler. Öğrencinizin senaryosunda bir hata gördüğünüz zaman doğrudan bu hatayı ona göstermek yerine. Ama “öğretmenlik” bambaşka bir şeydir. Eğer öğrenci sizinle aynı fikirde değilse zorlamayın. Senaryo yazmak. verimli olamaz. 3) Öğrencinin hikayesi ile ilgili kendi düşüncelerinizi ona empoze etmeyin. Örneğin ilk dikkat edilmesi gereken konu “plot” yani olay örgüsüdür. 8) Aslında "yazar tıkanması" (Writer's block") diye bir şey olmadığını mutlaka öğretin. Bu çok güzel bir gelişme. Bir sonraki senaryoları mutlaka daha iyi olacaktır. Bu kurallara uyulmazsa. bunları eni konu hallettikten sonra karaktere. konu tükendiyse onu bıraksınlar veya konuya farklı bir boyut (değişik bir karakter. Söz uçar yazı kalır ilkesi gereği. Öğrencinizi düzenli olarak yazmaya (örneğin her gün 3 sayfa) teşvik edin. bütün eksiklerini ve hatalarını bir kerede söylemeyin. 1. En temel hatalardan başlayın. 9) Mutlaka ama mutlaka BEYĐN FIRTINASI yapmayı öğrensinler. Size yanlış geliyor diye öğrenciden. vb. ya da “orada olmaması gereken bir şeyi oraya sokuşturmaya çalışan” yazarlar vardır. Öğrencilerinizin heyecan duyduğu damarı takip etmesini sağlayın. oradan da sahne yazımına ve diyaloglara geçin. yazarın inanarak yazdığı konulardan çıkar (bkz. Bir yerde tıkandıkları zaman. Kendine özgü kuralları vardır. dersi veren ya da atölye çalışmasını düzenleyen senarist. Kimsenin başkasının şevkini kırmaya hakkı olmadığını unutmayın. istediği sonucu alamaz. Hepsini aynı anda söylerseniz. Ciltlenmiş bir senaryo kadar özgüven artırıcı bir şey yoktur. Olayların nereye gitmesi gerektiğine bırakın o karar versin. Senaryodaki bir sorunun farklı yönlerden ele alınabileceğini öğretin: olay örgüsü (plot) yönünden. kafalarındaki projeleri bitirmeye teşvik edin. Yani öğrencinin yapamadıklarından çok yapabildiklerini vurgulayın. Bunların. 5) Hata yapmak. senaryoya en son ekledikleri şeyi (sahne. onun hikayesi olduğunu unutmayın. zaman içinde daha üst düzey hatalara geçin. Öğretmenlik deneyimlerime dayanarak. karakter yönünden. Bu mazeretin arkasına saklanarak haftalar. 2) Öğrencinizin senaryosunu eleştirirken. Kötü de olsa öğrencilerini senaryolarını bitirmeye cesaretlendirin. piyasada ne kadar başarılı olursa olsun. maddede anlattığım gibi bir motivasyon kaybına yol açabilirsiniz. iyi öğretmen demek değildir. Öğrencileriniz yorulmuşlarsa dinlensinler. bir süredir hiçbir şey yazamıyorlarsa. yapı yönünden. hatta aylar kaybetmesinler. Öğrencilerinizin bu becerisini geliştirin. pratik yaptıkça gelişen bir beceridir. Öğrencileri. 7) Öğrencilerin ilk senaryolarında mucizeler yaratmasını beklemeyin.) katsınlar. hem bu dersleri verenlere hem de alanlara faydalı olacağı kanaatindeyim.

" *** Türk sineması ne zaman kurtulur diye soranlara. 281 . Planck şöyle cevap vermiştir: "Yeni bilimsel gerçekler... Kendisine bilimin. değişmesi için o kadar çok inkar edilemez delilin bulunmasına rağmen neden bu kadar yavaş değiştiği sorulmuştur.TÜRK SĐNEMASI NE ZAMAN KURTULUR Max Planck 1918 Nobel Fizik Ödülünü kazanmıştır. muhalifleri ikna ederek ve onların ışığı görmesini sağlayarak zafer kazanmaz. Muhalifler en sonunda ölünce ve daha en başından itibaren bu fikirlere aşina olan yeni bir kuşak yetiştiğinde zafer kazanır.

"bomba konulmuş bir otobüsün. "Crank: High Voltage"da ise kahramanımızın kalbi alınıp yerine elektrikle çalışan ikinci bir kalp takılmıştır. (Bu yöntem. hikayenin ilerlemek bilmemesidir. kahramanınıza böyle bir sınırlama verin ve önüne akıl almaz bir sürü engel koyun. Kahramanımız yine kendisine arada sırada yüksek akımlı elektrik vererek ve sürekli hareket ederek hayatta kalmak şansına sahiptir. Ama bu kalbin de aküsü bitmek üzeredir. Kahraman. Bu filmde de kahramanımız Lola. Son örnek de. "Crank" (bizde "Tetikçi" diye oynamıştı) filminde filmin kahramanına. Yine de filmin hızının son derece yüksek olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bunun neticesinde yolcu dolu otobüs. saatte 75 km'nin altına inerse. kendiliğinden gelecektir. otobüse binmeyi başaran bir polis (Keanu). "Koş Lola Koş" ("Run Lola Run"). "Bourne Identity" filminden tanıdığımız Franka Potente. Manni rolünde ise. Hareket için biraz mantık sınırını zorlasa seyretmesi gayet zevkli olan bir diğer film de "Hız Tuzağı"dır. vücuttaki epinefrin'in salgılanmasını engelleyen bir ilaç verilir. hikayenin normal hızda. Bu yazıda. Lola rolünde. şehrin kalabalık caddelerinde büyük bir hızla ilerlerken. bombanın patlayacak olması"dır. Bu filmin diğerlerinden bir farkı. Karşılıklı döktürüyorlar. hatta normalden daha hızlı ilerlediği filmler. Skalanın diğer ucunda. kendisine verilen bir zaman sınırına uymak zorundadır yoksa çok kötü şeyler olacaktır. eğer koşuşturmaca için makul bir neden bulunabilmişse. Baş rolünde Matrix öncesi bir Keanu Reeves'in oynadığı bu filmin hız için kendine koyduğu kural.). Kahramanımız sadece sürekli hareket ederek ve kendisini tehlikeye atarak ve böylece adrenalinini yükselterek bu ilacın etkisini nötralize edebilecektir. ama her defasında çeşitli farklarla anlatmasıdır. Ayrıca bu arada kalbini kendisinden çalan adamı da bulmalı ve kalbini geri almalıdır. yolcuları sağ sağlim otobüsten indirmeye çalışır. *** Bütün bu filmlerin ortak özelliği. Gerisi. Ben de genelde bu tür filmleri severim. Artık bir noktadan sonra insanı yoran bu tür filmleri ise genel olarak adrenalinden (ya da fazla beyaz şeker tüketmekten) yerinde duramayan gençler seyrediyor. Bunun sonucunda kahramanın kalbi yavaşlayacak ve duracaktır.ANTĐ-NBC FĐLMĐ NASIL YAPILIR Anti-NBC'den kastım. 282 . dolaylı olarak başını belaya soktuğu erkek arkadaşının hayatını kurtarmak için 20 dakika içinde 100 bin mark (Euro öncesi Alman para birimi) bulmalıdır. kahramanın bir hedefe ulaşması için kısa bir süresinin olmasıdır. Bildiğiniz üzere Nuri Bilge Ceylan filmlerinin en büyük özelliklerinden (sıkıntılarından) birisi. Eğer seyircinizin ilgisini biraz daha çekmek. Nuri Bile Ceylan (NBC) filmlerinin aksine. Bunun sonucunda. Temmuzda'dan ("Im Juli") hatırlayacağınız Moritz Beilbtreu var. son 7 sezondur TV'nin en hareketli dizilerinden biri olan "24"ün de bel kemiğini oluşturur. onları biraz daha heyecanlandırarak hikayeye bağlamak istiyorsanız. bu 20 dakikayı üç defa. hızı hiç düşmeyen filmler var. ("Speed"). Kimi seyircinin bundan hoşlandığı belli. ama büyük seyirci kitleleri bu kadar düşük hızları sevmiyor. Ama bunların aşılması imkansız (gibi görünen) engeller olmasına ve kahramanımızın da büyük oranda zeka ve çaba ile son anda bu engelleri ilginç bir şekilde aşmasına dikkat edin. bu tür koşuşturma filmlerinin bir iki ortak özelliğinden bahsedeceğim. baştan sona koşuşturmalı bir film seyrederiz.

Brad Bird'in de söylediği gibi "Eğer kendiniz bir hayat yaşamadıysanız. tüm zamanların en çok iş yapan filmleri arasında yer aldığını söylemek biraz dikkatinizi çekebilir. Đlk müsvedde sadece bir başlangıçtır ve genelde de kötüdür. Roberts şöyle demişti: Kişisel hikayesini duyduğunuzda sevemeyeceğiniz insan yoktur.sonra da bunları düzeltmeniz .gerekir. Yani yazar toplantısında insanlar kendi egolarını bir kenara bırakıp ortadaki fikri geliştirmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Karakter yaratırken. Andrew Stanton: "Olabildiğince kısa sürede hata yapın" diyor. dış değil iç çatışmalar üzerinde olmalıdır. *** PIXAR'ın en büyük özelliklerinin başında. Drama. Yazma süreci esnasında bir formül ortaya çıkarsa onu terk ediyorlar. Đyi hikaye yazmanın yolu. karakter yaratmaktan ibarettir. Yaratıcı süreç esnasında komik ya da aptalca denebilecek hatalar yapmaktan çekinmiyorlar. / Hikayenizin özünü özet olarak içeren anahtar nitelikli bir imgeniz olsun. Hikayenizin gömülü olduğunu düşündüğünüz bir yer seçin ve onu bulana kadar kazmaya devam edin. Önce sinema seyircisi. ve Arabalar filmlerini yaratan animasyon stüdyosu. hikayedeki karakterleri önemsemesini ve onlar için endişelenmesini sağlar. genelde en aptalca ya da komik fikrin bir santim daha düzgün duranıdır genelde. sonra sinemacılar. Sevimli Canavarlar. Bunu bildiklerinden o alanlarda gezinmekten çekinmiyorlar. Bu nedenle bir sanatçı olarak dışarı çıkıp bir sürü farklı insanla tanışmanız elzemdir.2. amacını bilmeniz gerekir." * PIXAR liderlerinin bazı prensipleri var. Öncelikle kendilerinin de seyretmek istedikleri filmler yapıyorlar. Kayıp Balık Nemo. En sonuncusunda da bütün PIXAR ağır topları birlikte çıktı sahneye. / Hikayenizi ve onun kurallarını bilin (Sevimli Canavarlarda olduğu gibi) / Hikayenizin özü. / Flashback'lere hayır deyin! * Bir hikayeyi geliştirmek. Zira yaratıcı fikir. Fikirlerinizi sayfalara taşıyın. tecrübi bir gerçek sunun. Neyse.PIXAR TARZI HĐKAYE ANLATMAK PIXAR'ın kim olduğunu söylemeye gerek var mı? Olabilir: Oyuncak Hikayesi 1 . yeniden yazmaktan geçer. Örneğin Kayıp Balık Nemo'da bu. Senaristler Fuarı gibi birşey!) bir gün boyunca ard arda konferanslar verdiler. / Söyleyecek birşeyiniz olsun. PIXARcılara göre animasyon bir ortamdır (medium). ben animasyon sevmem zaten" diyebilirsiniz (ki büyük bir kayıp olur). / Her kahramanın çok net amaçları olmalıdır ve bunlar birbirleriyle çelişmelidir. Yazarların hikayelerini keşfederken. Đşte aşağıda bu konuşmalardan derlenmiş bazı notlar: * Tıpkı bir fıkra anlatırken olduğu gibi. bu adamlar (PIXAR'ın başındakiler) geçtiğimiz sonbaharda (Ekim 2006) Los Angeles'taki Screenwriting EXPO 5'te (yaa. Ama bir perspektif. * Hikaye yazma süreci. bir yaşam yanılsaması (yani hikaye) yaratamazsınız. duy da inanma. Hikaye formüllerinden uzak duruyorlar. Đyi hikayeler her zaman seyircinin. Burada oyunlar oynamanız ve keşfe çıkmanız gerekir. Ama PIXAR sadece bir animasyon stüdyosu değil. gerçek bir ekip olarak çalışmaları geliyor. hikaye anlatıcılığı da hikayenizin nereye gittiğini bilmenizi gerektirir. ama bu filmlerin hepsinin. köpekbalığı saldırısından sonra yuvada kalmış tek yumurtaya baktığı görüntüdür. Đnanmayan IMDB'nin "All-Time Worldwide Boxoffice" sayfasını incelesin. karman çorman birşeydir. baba Marlin'in. "Bana ne. Fıkranın en vurucu cümlesini bilmeniz gerektiği gibi. Orijinal olmaya çalışıyorlar. Birbirlerini besleyerek hikayelerini geliştiriyorlar. * Andrew Stanton'dan bir kaç öneri: Kahramanınızla duygudaşlık (empati) kurun. Ama bu noktaya giderken önemli olan. Bir Böceğin Yaşamı. Bir keresinde Mr. beklentinin belirsizlikle birleşmesinden doğar. 283 . * Hikaye yazmak. Aynı zamanda son derece kendilerine has bir hikaye anlatma tarzları da var. Đnanılmaz Aile. kendilerinin yaratıcı açıdan güvenli bir ortamda olmak zoruda olduklarını biliyorlar. arkeolojik bir kazı yapmak gibidir. hikayenizin de sonucunu. Kendinizi emniyette hissetmeniz ve hatalar yapma konusunda istekli olmanız . çeşitli karmaşık yönleri olan tam bir insan yanılsaması yaratıyorsunuz. Bu ille de bir mesaj olmak zorunda değil. Gerçek altın daha sonra ortaya çıkacaktır. onun bütün motivasyonlarını sevmeseniz bile (Örneğin "Oyuncak Hikayesi"nde Woody bencilce niyetlerini yardımseverlik maskesi altında saklıyordu). ne söylediğinizden çok bunu nasıl söylediğinizdir. bir tür değil.

asla oyuncularla tanışmam. 00:06:50) Niye? Onlarla yakınlık kurarsa ya da sette ne gibi zahmetlere girildiğini görürse. ağır ama dopdolu havasından oldukça uzaklaşmış. o eski mağrur. ve bunun yarattığı hoş bir şok duygusu vardı. DVD'ye koyabiliyorlar. Adam bunu bildiği 284 . Coppola. :) Neticede Apocalypse. "Apocalypse" kadar zarar görmemiş. Uzadıkça uzamış. (Coppola sahnede Fransızlar var diye Fransız filmleri gibi çekmiş gibi.The Magic of Movie Editing". O duygu kayboluyor. Ritim çok yüksektir. filmi evde izlerken DVD'nin durdur tuşuna basıp istediğiniz kadar ara verebiliyorsunuz. John Dunbar'ın görev yerine gitmeden önce. Genelde yönetmenler sürekli bundan şikayet ederler ama aslında yapımcıların haklı olduğu taraflar da vardır. Ama filmi bir oturuşta izlemenin sizde yarattığı o topyekun duyguya da zarar vermiş oluyorsunuz. yani tek bir fazla kare bile yoktur bu filmde. filme hayli uzun sahneler eklemiş. Film üç buçuk saati aşmış. Sarah hastanedeyken Kyle'ın (rüyada) onu ziyaret etmesi. Yönetmenler normal versiyona koyamadıkları sahneleri. Yönetmen filmi. Eh. vb. böylece daha az para kazanırsınız." ("The Cutting Edge . Burada da yönetmenin eklemelerinden sonra üç buçuk saati aşan bir filmle karşı karşıyayız. Üç beş saatlik filmler bu yüzden çekilmez ya da yapımcılar buna karşı çıkarlar. Yine de Costner'ın "Kurtlarla Dans"ı. Benim bu filmi sevmemin temel nedenlerinden biri de filmin "frame perfect" olmasıdır. Eski versiyonunu sinemada izlemesi çok zevkli olan bu filmin aniden bir sürü çok da gerekli olmayan malzemeyle dolmuş. Oysa orijinal (ilk) versiyonda bu terk edilmiş görev yerinde neler olduğunu hiç bilmiyorduk ve bir sürü şey acayip tahminde bulunuyorduk. Fransız ailenin evine yapılan ziyaret ve gereksiz derecede uzun yemek sahnesi. Bir başka örnek de "Kurtlarla Dans". Gizemi yok eden bir başka şey de. Arnold'un çipinde değişiklik yapılması. Ama Cameron. Ama yeni versiyonda kadının kocasının öldürüldüğünü vb. Filmin birçok yerinde. Örneğin önceki versiyonda "Stands with a fist"in kocasına ne olduğunu görmüyorduk. Đşte burada yönetmenin subjektif algısının filme zarar verdiğini görüyoruz. Ben bunların DVD'de "bonus" materyal olarak bulunmasına karşı değilim. John Connor'un Arnold'a gülmeyi öğretmesi. orada neler olduğunu öğrenmemiz. gereksiz hiçbir sahne yoktur.UZATMA YÖNETMEN! Filmlerin makul bir süreye sahip olmasının nedenlerinden biri. Uzun filmler (istisnalar hariç) hemen her zaman sıkıcıdır ve sıkıcı film de iyi gişe yapmaz. Ayrıca uzun filmleri bir gün içinde daha az gösterirsiniz. Ama Costner o "kale"de neler olduğunu göstererek bu gizemi tamamen yok etmiş. düpedüz filmin ritmini düşürmüş. kadın ile ilk olarak ağacın altında (intihar ederken) karşılaşıyorduk. Örneklerle anlatayım: Aklıma ilk gelen örnek "Apocalypse Now: Redux". filmin sizde en başta uyandırdığı etkiye zarar veriyor. her zaman iyi sonuçlar vermiyor. Hatta bu ekstra materyal. Ama DVD çıktı mertlik bozuldu. denebilir bu konuda. yönetmenin versiyonunda bir sürü sahne eklemeyi gerekli görmüş. ama bazı filmlerin normal hallerinin uzatılması. Yönetmenin kıyamadığı görüntüleri izlemek hoş. Dyson hakkında fazladan verilen bilgiler. bu bilgiler kurgudaki nesnelliğini etkileyebilir. o yıllarda seyrettiğimizde aklımızda ve yüreğimizde oluşan neredeyse mistik denebilecek duyguya zarar veren bir sürü ekleme yapılmış. hatta biraz yavanlaşmış. Son örnek de "Terminator 2". DVD'nin reklamına malzeme de olabiliyor: "Daha önce hiç görmediğiniz sahneler!" vb. "Soğuk Dağ") şöyle bir ilkesi var: "Asla sete gitmem. hatta filmi birkaç güne yayarak da izleyebiliyorsunuz. seyircilerin film izlerken sıkılmamasıdır. bunları görüyoruz ve kadınla ilgili gizem aniden ortadan kayboluyor. özellikle de sevdiğiniz bir yönetmense. o kadar uğraş verdiği birşey olarak görüp çektiklerini atmaya kıyamıyor. Coppola filme o kadar da güçlü ve dolu malzemesi olmayan birçok sahne koymuş. Benim hiç beğenmediğim bir sekans. Ama her şeyiyle oturmuş bir filmin ritmiyle ve hikayesiyle oynamak. Mesela Coppola'nın ünlü kurgucusu Walter Murch'ün ("Đngiliz Hasta".

Ve bir kere buna uygun bir ürün ortaya çıkarttıktan sonra. artık filmin ayarları ile oynamamak lazım. Özetle demek istediğim şey şu: Filmler çok gerekmedikçe iki saati aşmamalıdır. Bunun üzerine. bir film için son derece uygun. "Yüzüklerin Efendisi"). Neden? Đlk gösterimde. Ve işin ilginç tarafı. Yani ortada henüz Avatar'ı seyredecek insanlar var. Sonuç olarak Cameron gibi bir yönetmen bile bu hataya düşebiliyor. 285 . Buyurun. henüz seyirci ilgisi tükenmemiş iken film salonlardan çekilmek zorunda kalmış. Not: Cameron Avatar'ı Ağustos'ta yeniden vizyona sokacakmış. Elinizde epik boyutlarda malzeme yoksa (ki bazen epikler bile sıkabiliyor. bkz. diyor. haftada %8 azalan gişe aniden %50 düşmüş. Ağustos'taki gösterime 6 dakikalık ek materyal koyacakmış. "Alice"in gösterime girmek zorunda olmasından dolayı.için filme hizmet adına setten ve oyunculardan uzak duruyor. buradan yakın. 120-150 dakika aralığı.

.. Şahsen sıkılmaya başladım artık. ve bu yüzden de ilginç şeyler yaşıyorlar. Bu filmlerin temel özelliği. Başı sonu olan. Yani politikacılar bir. kendi yaşam deneyimlerimizi başka ülkelerle paylaşmanın bizi ilgilendirmemesi.. bir halta benzemeyen filmlerini yere göğe koyamayan tarzlarda konuşmaları.. vb. kamera hareketlerinin durgun. Yani kahramanları net şeyler istiyor. Casablanca. Benim anlamadığım şeylerin başında. Hababam Sınıfı. kimselerin seyretmediği filmlerine olmayan sanatsal değerler atfetmeleri. Önce bunu yazabilin. Ama yazarlarımızın bilgisizliğinden kaynaklanıyor olabilir. Sebep her ne ise. Zira hikayeniz yoksa. Đyi senaryo zamanı ve teknolojiyi aşan bir etkiye sahip. daha ilginç engellerle karşılaşan bir hikaye.HĐKAYEN VARSA SEN VARSIN Döne döne seyrettiğim bazı filmler var: Geleceğe Dönüş. Yakın zamanda izlediğim Türk filmlerinin hiçbirinde bırakın iyiyi. Ya da yanlış kıstaslar benimsemiş olmalarından olabilir. Matrix. filmleri gişede yattıktan sonra da halkı kendilerini anlamamakla suçlamaları. kahramanı ilginç birşey isteyen. Selvi Boylum. ya da bunu yapamayacağımıza dair köklü bir inanç. bu salaklar iki. Bu yüzden on yıllar geçse bile etkilerinden birşey kaybetmiyorlar. önlerinde ilginç engeller var. Benim tahminlerim bunlar. Kendini birer Kubrick zanneden zibidilerin her sene otuz kırk defa TV'lerin "sanat" programlarına çıkıp. Kendi çöplüğümüzde bize karışan olmadığı için herhalde. ortalamaya yaklaşan bir senaryo bile göremedim. bir hiçsiniz. Oyunculuklarının nispeten ilkel. bunu değiştirmeden adam gibi Türk filmleri izleyemeyeceğiz. Bıktım gerçekten. yeniden inşa etmeye bile başlamış ülkelerin eserlerini ağzımız açık halde izlemeye devam edeceğiz. Rocky. müzik kullanımının günümüze göre az. Ve hikaye sanatını bırakın çözmeyi. sağlam birer senaryolarının olması. You've Got Mail. Yani iyiyi kötüden ayıracak ölçütlere sahibiz. ondan sonra kendinize çeşitli sanatsal değerler atfedin. bu kadar yabancı iyi örnek seyretmemize karşın. olmasına karşın bu filmleri hala seyrettiren tek şey var: senaryoları. Dış pazarların bizim için bir hayal olması. ama neden kötü ile çok kötü arası şeyler üretmeyi sürdürüyoruz. 286 . Adam gibi hikaye yazın kardeşim. neden bizim ürünlerin bu kadar kötü olduğu. Eşkiya. Bu yazarların yeteneksizliğinden kaynaklanıyor olamaz.

Fransa'da yılda ortalama 150 uzun metraj film yapılıyor. insanın düşünüş biçimidir. Gelecekle ilgili pozitif bir imaj. Onların ortak masalları." (Kaynak: Tempo Dergisi 22-28 Aralık 2004) *** Istavan Szabo hakkında daha ayrıntılı bilgiyi BURADAN alabilirsiniz. çocuklar için masal geleneği var. her zaman kazananlar oldu. Dünyayı politikacılar değiştirir. bu belki bir fark yaratır. Esas sorun nedir? Genç nesil. 6 Euro verirseniz. tekrar film endüstrisine dönüyor. Genç sinema izleyicileri ise kazananlarla özdeşleşmek istiyor. Ama yazının daha büyük bir bölümünün de faideli olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de de. Filmleri buradan gelen paralarla yapabiliyorlar. yıkılmış kalıntıları görebilirsiniz. 200 yıl önce oluşturduğu çok yeni bir ülke. kahramanlar. Avrupa güzel olduğu için oraya gelmeye çağıran bir imaj sunmak. geçmiş. Gençlere. "Amerikan filmlerini oynatamazsınız" diyemiyorlar. yolsuzluk yapanları göstermez de. Amerikan kahramanları her zaman kazanıyor. Amerika. Amerika'da. Bu vergi Amerikan filmlerinin biletlerinden de kesiliyor. Atina'daki gibi geçmiş kültürü gösteren tarihi kalıntılar yok. Roma'da. Bizim kahramanlarımız ise hep kaybedenler oluyor. hikâyeleri yok. kazananlar olarak sadece mafyayı. Sorun nedir? Amerika'da yılda yaklaşık 600 film yapılıyor. Mesele Amerikalılar değil. 12 oranında kesilen vergi. bir Amerikan görüşü değildir. Avrupa filmleri gelecekte. Fransa'da çok iyi bir yasa var. Amerika'nın masalları sinema oldu. Ama yeni bir şey yaratacak enerji nerede? Sorun burada. bizde Macaristan'da olduğu gibi. Bizim ihtiyacımız olan Avrupa'nın geleceğiyle ilgili bir imaj. o zaman yeni kahramanlar bulabiliriz. bu. mesele kazananlar. ki şu anda sinemaya çok büyük çoğunlukla gençler gidiyor. *** Szabo. dünyanın farklı yerlerinden gelenlerin 150. çünkü o zaman bu para gelmeyecek. Bu. Sinemacılar dünyayı değiştiremezler.AVRUPA SĐNEMASI AMERĐKAN SĐNEMASINA KARŞI Daha önce bu yazıdan kısa bir alıntı yapmıştım. Eğer gençlere sunacak yeni şeylerimiz olursa. Amerikan kahramanlarını daha çok seviyor. Avrupa eğer yalnızca geçmişin güzel kalıntılarını gösteren bir müze olursa. Çocuklar kendilerini kazananlarla özdeşleştirirler. Sinema biletlerinden yüzde 11. Avrupa sinemasının Amerikan sinemasının rekabetine nasıl karşı koyabileceği sorusuna da ilginç bir yanıt verdi: "Her hastalığın bir hikâyesi. 287 . gerçekleşmez. Avrupa Birliği sadece büyük bir pazar olacaksa. bir geçmişi vardır. Amerika'nın kahramanlarına karşı belki savaşabiliriz. Bizim masallarımızdaki gibi. gelecekle ilgili bir imaj oluşturamaz. Bunun nedeni de esas olarak Amerikan kahramanlarının hep kazananlardan oluşması. Çünkü çocuk kazanmak ister. Yani aslında biz daha çok film üretiyoruz. Avrupa'da ise 800. 80'i gösteriliyor. ama bu filmler sinemalarda gösterilemiyor. Đstanbul'da. Bunların ancak yüzde 70. kazanan olumlu karakterleri gösterebilirse. Avrupa'da 5. Masallar da hep kazananları anlatır.

üretirken çektikleri sıkıntıdır. tekrar deneme. bilgisiyle. beğenmeme. Sonuç olarak. insanın kendisiyle. Yaratıcılığın sesini bazen önce bir fısıltı gibi duyurduğunu. Ama her nedense bir türlü kendilerini masa başına getiremezler. bu düşük volümlü fısıltıları dinleyerek yollarına devam ederler. 288 .yazma eyleminin masabaşında gerçekleştiğini bilirler: Deneme. Yukarıda anlattığım tablo. bu öznefret'te yaşanan limit aşımıdır. kendisini. tekrar beğenmeme. Ama içlerindeki yaratıcı dürtü onları yazmaya sevk eder sürekli. ama masa başında olmak yerine televizyon karşısında. Bilinçaltınız. ama siz yazma sancısı çekmektense kendinizden nefret etmeyi tercih edersiniz. bir oturuşta mükemmel birşeyler yazmanın saçma bir efsane olduğunun farkındadırlar). Bunun nedeni. yetenekleriyle. yazmanın belki de tek evrensel kuralı olduğunu bilirler. Başkaları daha ilk müsveddeye doğru dürüst başlamamışken onlar bilmem kaçıncı müsveddededirler. Yazmaları gerekmektedir. vakit geçirirler. yaratıcı güçlerini. Đyi yazarlar. yazamadan ortalıkta dolanır dururlar.. daha da önemlisi yaratıcı süreci bilmeyen. ya da alışveriştedirler. internette. (Yani tek ve ilahi bir ilhamla. yazarlar "yazar"! Diğerleri dünyanın milyon tane meşgalesi ile eğlenirler.YAZMA SANCISI Birçok yazar. birşeyler üretirken kendine ve çevresine azami derecede zarar vermeyen yazarlar. sadece ilhamla yazan yazarlar için geçerli olan bir metodtur. olmanız gereken yerde (masabaşında) olmadığınız için sizden nefret eder. daha doğrusu sizin kendinizden nefret etmenize neden olur. Yazmadan. Ama gerçekten kaliteli birşeyler yazmak. ta ki beğendiğiniz birşey yazana kadar denemeye devam etme sürecinin. -iyiden kastım. yazma eyleminin kendisinden nefret eder. Đşte birçok yazarın masabaşına geçmesini sağlayan gong. Đşte bu mücadelenin verdiği acı. Ta ki bu öz-nefret. yazma sancısından daha büyük bir hale gelene kadar. Bu yüzden bir an evvel bu çöpe gidecek bölümü yazıp. oyalanırlar. Eşi-dostu memnun edecek şeyler yazmak nispeten kolaydır. yazarları masadan ya da bilgisayar başından uzak tutan şeydir. Başkaları gibi kendilerine gümbür gümbür bağıran bir ilham beklemek yerine. *** Oysa bu böyle olmak zorunda değildir. zekasıyla. siz bunu dinledikçe volümünü arttığını da öğrenmişlerdir. ve tecrübesiyle uzun uzadıya mücadele etmesini gerektirir. Herşeyin ilk müsveddesinin yüzde doksanının çöpü boylayacağını bilirler. yollarına devam etmek isterler.

hikayenin geri kalan bölümünün de bundan etkileneceğini unutmayın. (Bu konuya daha sonra detaylı olarak gireceğiz). En azından ben. Yazdıklarınızdan hiçbiri orijinal olmaz. bir yöne doğru götürmek anlamında) bir olaya. Bir filmi iyi yapan şey. Hikayelere "sekans" bazında yaklaşanlar da var. yazamazsınız zaten. Ama bu durumda. seyirciyi iki saat sıkmadan götürecek kadar güçlü itici (tiksindirici anlamında değil. sadece bu notlarla idare etmek zorundasınız. Bunun örneklerini Türk sinemasında çok görüyoruz ne yazık ki. Aslına bakarsanız. Eğer zorlarsanız. * Güçlü bir "hikaye motoru" bulun. düşman da) potansiyelini artırmak. o da seyircide duygu uyandırmak.KARIŞIK NOTLAR . Bu iki yöntemden birini ya da ikisini uygularsanız. Đnsanların ruhlarına hitap etmez. kendileri için yeterince güçlü olan motorların seyirci içinde güçlü olup olmadığını doğru tartmak zorundadır). Ama tek kalıp değil. Yeterince güçlü bir motorunuz yoksa. Dikkat ederseniz birçok filmin aslında birbirlerine genel bir amaç ile bağlanmış ayrı sekanslardan oluştuğunu görürsünüz. ikinci yolu da. hemen bütün dünyada kabul edilen ve kullanılan bir kalıp. duygu uyandırıcı). Onun söylediği bir şey var: Senaryodaki her öğenin iki özelliği vardır: ilginç. 2. Deseniz bile kimse inanmaz. SANARĐST'in daha ilk yazılarından itibaren tekrarlıyorum: "Senaryoların (filmlerin) tek bir amacı vardır. melodram olur. seyircinin üzülmesine. Hangisinden başlayacağımı bilememenin yanı sıra. ama kahraman o olayda istediğiniz gibi davranmaz. Bunun dışında yapacağınız her iş. Yani bir filmi üç ana bölüme değil de. :) * Hikayenizi yazarken hissettiğiniz rahatsızlıkların ve tıkanmaların önemli bir bölümünü." Burada dikkat edilmesi gereken şey şu: Sizin. Freeman son zamanların en gözde senaryo hocası.. elinizdeki hikayeyi. sahneleriniz. Para kazanabilirsiniz. Böylece hikayenizi nispeten küçük alt parçalara bölüp. hepsi bu kritere uymaktadır. benim çok kullandığım bir yöntemdir. Bu durumda yapılması gereken en önemli şey. Aklınızda bir olay vardır. Bilinçaltınız izin vermez. onları dişinize uygun hale getirebilir. sekiz (ya da daha fazla) sekansa bölenler de var. bazen kahramanınız gözyaşları içinde 289 . Buna yabancılar "Story engine" diyorlar. ya da karaktere ihtiyacınız var. çöpçülükten. hikayeniz istisnasız sarkacaktır. Đşin güzel yanı. hayat kadınlığından. * David S. kaybeceği şeylerin değerinin çok büyük olmasını temin etmektir. Bunu sağlamanın bir yolu. ama mutlaka ve mutlaka ilginç olmalısınız. ama kendinize sanatçı diyemezsiniz. Ve inanın bu yaklaşım. gülen birini göstermeniz de seyircinin gülmesine yol açmaz. Ya ruhunuzu (ve bunun sonucu olarak da ruhumuzu) coşturan şeyler yazın. ona. Bu. Piyasa için yazmış olursunuz. (Yazarlar. perdenin yazılmasını. hikayenizin aniden hızlanıp havalandığını görürsünüz. "Go back to character".1 Yazılması gereken o kadar çok konu birikti ki. hikayenizde üzülen birini göstermeniz. "3 Perdeli Yapı"dan çok daha kolaylaştırıyor. her sekansı kendi içinde giriş gelişme sonuç olarak ele alması. artık yazamaz hale gelmiş bulunuyorum. Yani. ve tetikleyici olaydan sonraki dönem. * Senaryo yazarken kullanılabilecek bir model olarak "Üç perdeli yapı"dan bahsetmiştim. Öyleyse siz de ilginç olmanın yöntemlerini araştırın. hatta müziğiniz ve kurgunuz bile ilginç olmalı. ve altlarından öyle kalkabilirsiniz. içinizde bir heyecan oluşturmayan hiçbir şey yazmayın. Son perdeyi de iki sekansa. karakterin (bu kahraman da olabilir. duruma. Đkinci perdeyi dört sekansa bölüyor. Karakterleriniz. Nokta. diyaloglarınız. Hikaye motoru buradan geliyor. ve derin (duygusal. hikayeniz.. kahraman eğer başarısız olursa. bir yazmaya başlayınca birkaç günün tamamını bu işe ayırmak zorunda kalacağımı bildiğimden. * Michael Hauge'in çok önemli bir ilkesini. Ve ekliyor: Duygusal olmayabilirsiniz. ya da hiç yazmayın. Bu ikisi farklı şeylerdir. kahramanınızın karakterine geri dönerek çözebilirsiniz. bu olayda istediğinizi yaptıracak özellikler vermektir. Hatta o kadar farklıdır ki. Başarılı olan filmlere bir bakın. * Đçinizden gelmeyen. o filmi oluşturan unsurların ilginç ve duygusal olmasıdır diyor. ya da beyin cerrahlığından farksızdır. Örneğin birinci perdeyi ikiye bölüyor bu yaklaşım: Tetikleyici olaydan önceki serim. karaktere dönüp.

Ama bu. Hatta olmazlarsa. Kendi yazdıklarınızı çok beğeniyor olabilirsiniz. kahramanın elde etmek ya da kaçınmak istediği ve bunun için de elinden gelen herşeyi yapabileceği birşey bulmak konusunda zorlanıyorlar.boğulurken seyirci kahkahalar atar. kadın da "Evet" diye cevabı yapıştırır. anlatacak ilginç ve güçlü/büyük bir olayınız da olmalı. hikayenizde olacak olayları beklemesini sağlamanın dört ana yöntemi vardır. Örneğin adam kadına "Benimle evlenir misin?" diye sorar. seyircinin. seyirciniz derin bir hüzne gark olabilir. 2) Sonuçsuz Sebep ("Dangling Cause"): Eski Holivut filmlerinde ve bizim hemen bütün filmlerimizde. sadece hikayenin kahramanları ile seyirci arasında bir bilgisel fark yaratmazlar. ama sonucun tamamını hemen göstermezler. Özellikle Amerikan dizilerinde bu yöntem çok kullanılır. Hemen her sahne. Ekranda görmeyeceğimiz özelliği. ya da kahramanınız gülmekten kırılırken." David S. Ama Freeman diyor ki. Kendi kendinizi eleştirmeyi. Heyecanımız daha da artar. bir sahnenin gerçekten ilginç olup olmadığını ayırt etmeyi öğrenmelisiniz. hikayenizin "gerçekten" iyi. Genelde kötü adamlar iyi adamlardan daha bilgilidirler. Bu yöntemleri. Yani sebebi yaratırlar. Kahramanlarımız acaba bomba patlamadan önce oradan uzaklaşabilecek mi? Đyi yazarlar. karakterler daha ilginç olurlar. yaratılmış bir sebebin tam sonucunu görmeden biter. seyirci otomatikman "acaba dörtte orada olabilecek mi?" diye merak etmeye başlar. eğlenceli. hikayelerini renkli karakterlerle doldurma konusunda çok başarılılar. Đşte bu dört beş özellik. "Đki saat/gün/hafta sonra bir bomba patlayacak" dediğiniz zaman. Ama masanın altında bir bomba vardır. "zaman sınırı koymak"tır. kadının cevabını vermesini engelleyen birşeyin olması. Seyirci de "Sonuç ne olacak" diye hikayeye daha bir bağlanır. maddedeki yöntem de kullanılıyor demektir. ("Character Diamond") David S. karakter elmas'ına koymanın bir anlamı yoktur. kadın tam cevabını verecekken kesme ile başka bir sahneye geçmesi de olabilir. Sadece güzellik (yani renkli karakterler ve hoş/eğlenceli/komik diyaloglar) yetmez. Klasik Hitchcock örneği şudur: Bir kadınla adam masada konuşmaktadırlar. yönetmenin. Onlar bu bombadan habersiz oldukları için biz endişeleniriz. Hikayedeki kahramanlar arasında da bir bilgi hiyerarşisi oluştururlar. :) 290 . mutlaka ama mutlaka ekranda göreceğimiz özellikler olmalıdır. ya da senaryo konusunda yeterince donanımlı olmayan insanlar da yaptıklarınızı çook beğendiklerini söylüyor olabilirler. sebepler ile sonuçları birbirlerini hemen takip eder. hikayedeki kahramanlardan birinden ya da birkaçından daha fazla şey bilmesi ile sağlanır. ama onu da sonra anlatırız.Ben bile dedim. "Bir karakteri oluşturan dört ya da beş temel özellik vardır. Kahramanınız ve diğer karakterler hakkında uzun uzadıya biyografiler yazmanız gerektiğini herkes söylüyor . bu tekniği en çok kullanan dramatik eserdir. az ilginci ise ilginç hale getirmeyi. *Seyirciyi hikayenize bağlamanın. "Saat dörtte şurada buluşalım" dediği zaman. söyleyecek bir sözünüz. Duygu uyandırmayı öğrenin. Eğer bu bombanın üzerinde bir de saat varsa. seyirciyi sıkmaktır. "Without A Trace" gibi dizilerde bu yöntem çok kullanılır. bütün seyirciler. Đlginç sahneye dokunmamayı. Bundan kaçmak için elinizden geleni yapın. Bu. Ama günümüz seyircisini daha fazla etkileyen bir yöntem var: Adam "Benimle evlenir misin?" diye sorduktan sonra. "Acaba kahraman zamanında durdurabilecek mi?" diye hikayeye bağlanırlar. Bu yöntemin bir versiyonu. Freeman'ın kullandığı terimlerden biri. birbiriyle uyumlu olmak zorunda değildir. 3) Dramatik Đroni ("Dramatic Irony"): Benim en sevdiğim yöntem. Freeman. o zaman 1. hikayenin içinden bir başka unsurun devreye girmesi de olabilir. ya da topyekün atıp yerine yenisini yazmayı becerebilmelisiniz. Ama hikayenin merkezine oturan bir olay. Bu. karakter özelliği ile cins hareket ("quirk") arasında da bir ayırım yapıyor. Bu özellikler. * Karakter Elmas'ı. * Bir senaristin işleyebileceği ennn büyük günah. Bu tür dizileri ve filmleri dikkatle inceleyin. Bazı kahramanlar diğerlerinden daha fazla şey bilir ve biz de bu bilgisizlerin bilgilendiklerinde ne olacağını da merak ederiz. 24 adlı dizi. kalifiye olduğu anlamına gelmez. Fatiha suresinden daha iyi bilmeli ve uygulayabilmelisiniz eğer bu işi gerçekten yapmak istiyorsanız: 1) Gelecek bir olayı haber vermek ("Telegraphing"): Hikayenizin başında bir yerde kahramanınız. Filmlerin bunu nasıl yaptığını iyi araştırın. * Bana gelen senaryolarda (hah! güya senaryo okumuyorum demiştim!) fark ettiğim birşey var: Birçok yazar.

büyük filmlerin kazara büyük olmadığını anlıyorsunuz.) Bu yöntemler birçok kitapta ayrı adlar altında bulunabilir. Bu kitap. kendiniz -özellikle de karanlık yanınız. Hikayedeki kahraman (ki irili ufaklı her karakter birşey isterse.4) Dramatik Gerilim ("Dramatic Tension"): Bu. Bu arketipleri en iyi anlatan şahıs John TRUBY amca. elinizdeki hikayeleri.. seyircinin hikayeye en yüksek derecede bağlanmasını sağlar. elde etmek istediği şey hem makul hem de elde ediliş süreci bize yeterli derecede eğlence vaat ediyorsa. Bu dediğim de. * Jung'un arketiplerini iyi öğrenin. Yine Akaşa'dan çıkan "Işığı Arayanların Karanlık Yanı" adlı kitap ise. dikkate değer. yine bütün Hollywood'un ezbere bildiği bir kitap. bir google'layın). Hele sonundaki film analizleri. artık olmaması lazım.hakkında da çok şey öğretecektir). Eh. yazarı Disney'in en üst düzeylerinde çalışmış. Bunun dışında.. Burada da çeşitli arketipler anlatılıyor. Eğer kahraman ilginçse. kaçı çöp kutusunu boyluyor. Karakterlerinizi oluştururken arketiplerden faydalanarak. seyircilerin kolektif bilinçaltına hitap edebilir. Orada da çeşitli arketipler anlatılıyor. ama önünde. Ben Paul Joseph Gulino'nun "The Sequence Approach" adlı kitabındakileri kullandım burada. Seyirci otomatik olarak "Acaba kahramanımız bu engelleri aşabilecek mi?" diye sorar. * Uzuuun uzun anlatılacak konulardan biri de Christopher Vogler'ın kahramanın yolculuğu yorumunun anlatıldığı "Yazarın Yolculuğu". (Đngilizceniz varsa. o zaman seyirci iki saatini ve cebindeki 10 YTL'yi sizin hikayenize vermeyi kabul edecektir. karakterleri. Bakın bakalım. 291 . Đşte bu yöntem.. Ama şunu da söyleyeyim. hikaye kesinlikle çok daha boyutlu olur) birşey arzular ya da birşeyden kaçmak ister. ve aniden seyirciyi çok ama çok derinden etkileme şansına ulaşabilirsiniz. bildiğiniz bir şeye verilen afili bir isim. Bire bir uygulanması sakıncalı olan. Seyirciyi hikayeye bağlama yöntemlerinin en güçlüsü de budur. *** Şimdi oturun. aşılması imkansız gibi duran engeller vardır. yine bizim bihaber olduğumuz bir kitap. kahramanın bir şeyi elde etmek istemesi ve önünde bazı engellerin olmasıdır. sadece "Gölge" arketipini ele alması açısından ilginç.. Akaşa Yayınlarından çıkan "Đçimizdeki Kahraman"ı okuyun. Yine Türkçe'de olmayan bir kitap. diyalogları ve sahneleri bu kıstaslara göre tekrar gözden geçirin. daha ne olsun. arketipler konusunda net'te çok bilgi var. (Tabii ki önce kahramanla ÖZDEŞLEŞME kurdurmanız gerektiğini söylememe gerek var mı? Dördüncü senemizde. kaçta kaçı hayatta kalıyor. size. ama hikayenize bir bütünlük hissi vermekte çok faydalı olan bir eser. Bu kitap sayesinde. "Kahraman" "Haberci" "Eşik Muhafızı" "Yaşlı Bilge Adam/Kadın" "Şekil Değiştirici" vb. Onun Blockbuster programının help dosyasında arketiplerle ilgili bir kitap dolusu bilgi var (Đngilizce).

Napoleon Hill şöyle der: "Sebat sözcüğünün kahramanlıkla ilgili bir çağrışımı olmayabilir. Onun dışarı çıkmasına izin verin. Sebat özelliği olmayan kişiler genelde. Hedefinizin ulaşılamayacak olduğunu iddia eden hiçbir şeye kulak asmayın. o şey ruhunuzda yanan bir tutkuya dönüşmelidir! O zaman sebat da otomatik bir hal alır ve sizi artık kimse durduramaz. ve şunu gözlemledim: Çok az insan hayattan ne istediğine GERÇEKTEN karar verir. siz hayallerinizin peşinden giderken karşınıza çıkan her türlü engeli parçalayıp geçmenizi sağlar. Sebat niteliğini kişiliğinizde geliştirmek için. Beyin/Zihin araştırmacısı) "Profesyonel. Hayatınızda ne yapmayı hayâl ediyorsanız. Sebat özelliğinizi geliştirmenizin nispeten basit dört adımı vardır: 1) Net bir biçimde tanımlanmış bir hedef belirleyin. sizi gerçekten başarıya götürecek olan bölümüne. ve sebat gösterin. Bu hedef sizin gerçekten de arzuladığınız birşey olmalıdır. 3) Arkadaşlardan. Bu kesinlikle doğru değildir. sizi hedefinize daha da yaklaştıracak olan diğer adımları keşfedeceksiniz. tutkularını aydınlatacak. onlara yol gösterecek bir amacı olmayan kişilerdir. size destek ve yardımcı olacak bir ya da birkaç kişiden oluşan bir beyin takımı oluşturun. sebattır. Sebattan yoksunluğun genelde irade zayıflığından kaynaklandığı zannedilir. size "sebat"ı listenizin en başına yerleştirmenizi tavsiye ederdim. Bir insanın son derece gelişkin bir irade gücü olabilir. 2) Bir eylem planı oluşturun ve bunu derhal yürürlüğe koyun.) Richard Bach 292 . şu an. son derece başarılı olan erkek ve kadınları diğerlerinden ayıran TEK nitelik.SEBAT Kişiliğinizin. sizi hedefinize götürecek yolculuğun sadece ilk aşamasını kapsamasında hiçbir mahzur yoktur. Duygusal bir ateş ve tutku olmadan. birşeyi o kadar çok istemelisiniz ki. bugün başlayın. Bu konu neden bu kadar önemli? Çünkü netlik ve kendini adama olmadan. Bu planın. (Yazar: Dr. 4) Sizi cesaretlendirecek. sebat da kişiliğinizi güçlendirerek. ama yine de hedeflerini başarmak için gereken sebattan yoksun olabilir. ve bundan da az sayıda insan kendilerini bu şeyi gerçekleştirmeye ADAR." Nasıl karbon çeliği sertleştirirse. geliştirdiğiniz takdirde hayatınızda başarıyı garantileyecek tek bir özelliğini seçecek olsaydınız. sebat da olamaz. akrabalardan. Bütün profesyonel hayatım boyunca insanlarla çalıştım. Jill Ammon-Wexler. Şimdi. Đçinizde büyüklük var. Ama bu özelliğinizin karakteriniz için taşıdığı anlam. Napoleon Hill'in de belirttiği üzere: Birçok vakada. ve vazgeçmeyi reddedin. karbonun çelik için taşıdığı anlamla aynıdır. zihninizin. yani bilinçaltınıza ulaşamazsınız. sizin güçlü noktanızdır. Siz planınızı uyguladıkça. ya da komşulardan gelecek olan olumsuz geri bildirimleri reddetme konusunda kesin olarak kararlı olun. vazgeçmemiş olan bir amatördür" (A professional is an amateur who did not quit.

heykel olur. kitap olur.SANATÇILIK: ZOR ZENAAT Her türlü gerçek sanatsal yaratış. sanatçının kendine özgü yorumlayıcı programları (i. ya da ona kaynaklık edecek bir ruh kalmayabilir. Bu yüzden sanatçılık. diğeri için geçerli olmayabilir. Ruhtan gelen bu itkiler. kendi ruhuyla temasa geçmeyi ve temasta kalmayı öğrenmesini de gerektirir. sanatçıların kendi başlarına öğrenmek zorunda olduğu birşeydir. Aksi takdirde bir süre sonra sanatı icra edecek bir beden. yöntemini.e. Bir sanatçı için geçerli olan bir yöntem. Bunun bedene ve ruha zarar verilmeden yapılması en iyisidir. Ruhtan gelen bu itkileri duyabilmek. 293 . müzik olur. resim olur. insanın ruhundan kopup gelen itkilerle (impuls) gerçekleşir. onları canlandırıp coşturabilmek. yetenekleri) tarafından yorumlanarak eser halini alır. insanın. Yıpranmış bir bedenden ve tükenmiş ve/veya sağlığı bozulmuş bir ruhtan ancak kalitesiz ürünler çıkar.

finali hariç.. filan. sonraki sezonlarda açılınca benim için izlenebilir oldu. * "Six Feet Under". Uzaylılar komik. bu kalitede çekilmeli ya da hiç çekilmemeli. Bilmem kim (K. sonradan açılanlardan. Ühüüüü!" * "Entourage" hoş ama boş bir dizi.. ama.özenti. Dizinin başarısının buna bağlı olması kötü. Final kötü ve filmin geri kalanıyla tamamen (TA-MA-MEN) alakasız. Bir türlü.. Dizi boş olmayı kendine hedef koymuş ve bunu başarıyor. Burak Kut'un "Komple"sinin aynısı değil mi? Vay canına. Ama Nate'in ölümü kötüydü . hangi aşçı yaptığı kazandibi tatlısının en dibine bir parça kızarmış. bir sene sonra Matrix'i seyrettiği zaman şöyle demiştir herhalde: "Ama. saniyede başlayan şarkıyı dikkatli dinleyin. Anında klasik olan bir film. Yani! * Casino Royal. Ama bittiğine sevindim. Eh "American Beauty" yazarından da böyle birşey beklenir zaten. başka dizileri seyrederken hissettiğiniz tamamlanmışlık hissini yaşamıyorsunuz.. peki şimdi ne olacak?" sorusu üzerine ilerliyor.. Đlk sezonlardaki karanlık. kanlı bir et koyar ki? "Beynelmilel" böyle birşey yapmış. ama "The Crow"dan dolayı değil). Kahramanı aşırı pasif. ama.. Daha fazla Mualla'ya tahammülüm yok. Alex Proyas (ki "Ben Robot"tan dolayı kendisine ayrı bir muhabbetim vardır. (Sürpriz: 3. Sutherland) vasat ve komik. sahicilikten uzak. seyircinin seyir zevki ve eserin içsel bütünlüğü gibi kaygılar kolaylıkla bir kenara atılıyor demek ki. (Osmanlı ile ilgili bir dizi ya da film çekilirse. adamlar bizden çalmışlar!) * "Lost" Birinci sezon gayet iyi.. * "Dark City". müthiş. bölüm 6. Birinci sezonda güncel olaylara paralel olarak insanların geçmişleri hakkında verilmesi güzeldi. Önce birilerini sevdirip sonra onu öldürürler. oyunculuktan kurguya kadar. sezonda işin tadı kaçtı. Neticede Roma Đmparatorluğu ile aynı ligde bir imparatorluktu bizimkisi. Klişelerin nasıl taze bir biçimde yeniden kullanılabileceğini gösteriyor. (Matrix'teki dev gibi jaklar bile komikti. Hikaye tamamen "E.2007 YAZ NOTLARI . Dr.. hele o suni konuşma biçimiyle.. Hafızayı değiştirmek için koca koca iğneler. Tek kelime ile "pretentious" . Ders gibi film.duygusal olarak. Lakin tatmin edici değil.) 294 . Yani. ama bu daha komik). Tek kelimeyle.1 * "Beynelmilel" fena bir film değil. Ama 2. Ama amaç bir biçimde sisteme/12 Eylüle/askerlere giydirmek olunca. 2. Güzel film. dakika 28. * "ROME". sezon.. Hep muallaktasınız. Truby'nin "Karakter Ağı" dediği şeyin çok güzel bir uygulaması. Đkinci sezonunu heyecanla bekliyoruz. Senaryodan müziğe. Ben ikinci sezon ilk 5 bölümde seyretmeyi bıraktım. tatmin edici değil. Demek ki BKM filmleri artık hep böyle bitecek.

ilk yazıldıkları gibi yayınlanıyorlar. Bu nedenle bazen uzun süreler yazı yazamıyorum. büyük revizyonlardan sonra karşınıza çıkıyor. melodrama yol açar. referans sistemlerimiz farklı.. "Adaptation"daki ürkek ama derin kardeş gibi değil. Bu nedenle okunmaları o kadar kolay ve eğlenceli.) Senaryo dışındaki yazılarımın ise yeterince anlaşılmadığı kanaatindeyim. Đnsanı. Yazmak çok ilginç bir uğraştır. Cesareti elden kaybetmeyiniz. Zira şimdiye kadar senaryo dendiğinde herkes ya Aristo'dan söze başlıyordu. En azından büyük bir kesim tarafından. O zaman bir öngörüde bulunmuştum. (Bu ülkede bu kadar sinemacı var. En az yenileri kadar bilgilendirici ve eğlendiriciler. ya da birşeyi çok eğlenceli bulduğumda (belirli bir konudaki bilginin öğrenilmesinin çok eğlenceli olacağına inandığımda) yazı yazıyorum. zihnini disipline etmeye sevk ediyor. Bir çok konuda denmesi gerekenleri söylemişim gibi geliyor. Bol bol senaryo yazınız. doğruluğu kanıtlanamayan şeyler beni pek ilgilendirmiyor. Biraz daha "hafif" birşeyler yazmaya utanıyor mu insanlar? Nedir?) Özetle söylemek gerekirse. Film baştan sona hata. Bu nedenle ya bir şeylere çok sinirlendiğimde (belirli bir konudaki aşırı bilgisizliğe). Eğer böyle bir blogunuz olursa. söylediklerinizi somut şeylerle destekleme zarureti hissediyorsunuz. iki sene önce yazılmış. sığ ama cesur kardeş gibi olunuz. Hatta daha da iyisi. Ama herşeyde olduğu gibi bu da bir motivasyon meselesi. Daha çok ve daha kaliteli yazabilmeyi isterdim. Bu arada kendinize iyi bakınız.PSĐKOLOJĐ . bir süre için yazı sıklığında azalma olabilir. ve Robert McKee'yi tanıttılar en azından. Size Michael Hauge'u. *** Arada sırada dönüp eski yazılarımı okuyorum. John Truby'yi. sever teenager'ların blogları çıkıyor karşımıza.. Eğer "ben yazdım oldu" gibi bir kolaycılığa kaçmazsanız. utana sıkıla yaşanmayacak kadar kısa ömürlü zira. Bilenler bilir. Bu dünya. McKee'nin deyimiyle. Üzerinden yaklaşık 3 sene geçmiş yazılarım var! Yani tamamen unutmuşum yazıyı. SANARĐST yazıları bir ilk teşkil ediyorlar. Motivasyon olmadan yapılan işler. yazmıyorum değil. kendiniz bir blog oluşturun ve izlediğiniz filmler hakkında yazmaya başlayın. 295 . bir iki hafta dinlendirilip. seve seve burada tanıtırım. Ve şimdiye kadar bu ülkede kullanılmamış bir yaklaşımla yazılmış yazılar. Hoşuma gitmiyor dersem yalan olur. Aynı konuları tekrar tekrar yazmaya gerek yok. bilimsel kesinlikten tamamen uzak. sinema-TV hocası var. Bu işin de tekniği var yani :) *** Demem o ki. eski yazılara takılınız. O açıdan. Geçerliliği. Tıpkı senaryolarda olduğu gibi "Kahramanın bir şeyi yapmak için yeterince motive olması" gerekiyor. (Örneğin geçen gece "Đki Süper Film Birden"i tekrar seyrettim. Ben ise daha çok trajik ve komedik bir tipim. onun için tekrar yazmaya gerek yok. Ama yaklaşık yarısında. Hepsinin arşivlik olduğunu düşünmüyorum. Bununla kaybedecek zamanım yok benim.SOSYOLOJĐ açısından bakıyorum. senarist var. "Örümcek Adam 3 daha mı kötü olacak?" diye bir yazım vardır. ya da M. nerede bu insanların blogları yahu? Sinema blogu denince sadece Tarkovski vb. Bir çok yazı.AHESTE VĐTES! SANARĐST yazıları 300'ü aşmış. Bu ise bana mizaç olarak hiç uymuyor. Türk milletinin çok sevdiği ve kahvehane muhabbetinden biraz daha hallice bir şey olan SĐYASET açısından bakıyor olaylara. sonsuza dek sürebilecek tartışmalara gebedir. Ama ben bu hatalarla ilgili bir sürü yazı yazmıştım. Zira bu yazıların çok az bölümü.T. Dikkat edin. Bu bakış açısı ise. Artık o kadar genç değilim. Zira içimde bir öfke ya da arzu yok. yazamıyorum. Yani temelde bilimsel bir yaklaşımım var. melodramla çok işim olmaz. senaryo yazımıyla ilgili bazı faydalı bilgiler var. Ama bir çok insan. Ya da "Örümcek Adam 3". Öngören'den. Bu da yazılarınızın değerini artırıyor. Ben hayata temelde BĐYOLOJĐ . Zira çıkış noktalarımız. bir süre burada yeni yazı bulamazsanız. ama filmin bu kadar kötü olacağını ben bile tahmin etmiyordum.

senariste önce bir ya da birkaç yabancı dil öğretilmeli. 3) Kıraç'a artık müzik yaptırılmamalı. Ve bu kurulun kararları bağlayıcı olmalıdır. Senaryoları bu açıdan değerlendirecek bir etik kurul oluşturulmalıdır. Cehalet suça mazeret teşkil edemez zira. ama çok zayıf kalıyor. Ki gelecek kuşaklar aynı hataları tekrarlamasın. hatta senaryoları yer almalı. Yani "Binbir Gece". hangi kanalda.. Ciddiyim. senaristlerin "Biz sadece dizimizi yazıyoruz. Son meclis hazır yangından mal kaçırır gibi yeni seçim yasasını çıkartırken. "Sıla". Binbir Gece ve Sıla'yı ıskalaması. olmamalıdır. Benim bazı önerilerim olacak bu konuda. vesaire. Bundan sonrası artık keyifli bir seyir değil.HAZIR MECLĐSĐN ELĐ DEĞMĐŞKEN. yetersizliğinin bir kanıtı. Zira kendisinin "Tatlı Kaçıklar" dışında ekranda ve perdede bir adet "dramatik" başarısı dahi hatırlanmamaktadır. Sitede yayından kaldırılan dizilerin künyesi. "yayından kaldırılan diziler müzesi" kurulmalıdır. sinema filmlerini de kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Hatta ve hatta. yayından kaldırılan diziler çöplüğü bu kadar hızlı büyümezdi. (RTÜK böyle bir işlev görmeye çalışıyor.) 6) Yapımcı ve kanal yöneticilerinin dizilerin oluşturulması safhasındaki müdahaleleri en fazla yüzde 10 ile kısıtlanmalıdır. "Kurtlar Vadisi" gibi dizilerin üretilmesi engellenmelidir. Avrupa Yakası. 296 . Sadece KV üzerinde etkili olması.) Bu kararla ilgili olarak. Çocuklar Duymasın. Herkes kendi işini yapsa. kaç bölüm oynadığı. Bkz. sevimliliklerini kaybediyorlar. bir biçimde dizi bağımlısı olmuş insanların istmeye yerine getirdikleri tatsız bir vazife halini alıyor. Gümüş.. Beyaz Gelincik. Detaya girmeye gerek yok herhalde. tahminim. insanlık onuruna ters düşen mesajlar vermesi yasaklanmalıdır. dizinin yapımına katkıda bulunan insanların ANONĐM olarak diziyle ilgili yorumlarını ifade etmesine izin verilmelidir.. nacizane: 1) Yerli bir dizi 50 bölümden fazla olamaz. enerjilerini. YOUTUBE tarzı küçük bir ekranla da bu diziler izleyicilere seyrettirilmelidir. Kendisinin sadece gösteri dünyasında kalması için gerekirse lazer parmaklıklı hapishaneler düzenlenmelidir. Hatta bu MAE yasağı. sonra da bu eserler zorla okutulmaya devam edilmelidir. Hatta bu blogda olduğu gibi. ceza olarak da "TV'deki şiddetin izleyici üzerindeki etkileri" ile ilgili mevcut yüzlerce sosyopsikoloji doktora tezi ve kitap okutulmalıdır. Zira yerli diziler 50 bölümden sonra kısır döngüye giriyor. 5) Dizilerin. yaratıcılıklarını.. Bu bir web sitesi de olabilir. Gülmeyin. insanların bu diziden etkilenerek suç işlemesi bizi bağlamaz" demesi yasaklanmalı. bu konularda ona teklif götürülmesi bile engellenmelidir. 2) Dizilerde Mehmet Ali Erbil kesinlikle oynatılmamalıdır. saat kaçta. elleri bir değse de Türk TV'lerindeki yerli dizilerle ilgili bir iki yasa çıkarsa. (Bu tez ve kitapların bazılarının yabancı dilde olması engel teşkil etmemeli. 4) En kısa sürede.

Ya öldüğünde. daha zengin oluruz. nereye gitmeniz gerektiğinin talimatları zembille inse ve bu talimatların arasında sadece parasız kalmayacağınızın değil.FARKLI BĐR ŞEY YAPIN! Bir çoğumuz "içimizden bir yerlerden" farklı bir şeyler yapmamız gerektiğini. (Kaynak: "Cesur Sorular". ya da vazgeçtiğinde. daha sevilen oluruz? Yeteneklerimiz. fena halde kısaltan: gezgin) 297 . Acı artık ortadan kaybolmalı. eğer teslim olacaksam yaşama. Hayat Yayınları. farklı bir şey yapın." Peki. s: 260-2. Biz. Bizim yaşam amacımız ne acaba? Hayatımızı ne yaparak kazanırsak. Çabalamamalıyım! Her şey sadece benim isteğime göre gelişmeli. bunun bir karşılığı olmalı. neyi seçiyorsanız. eğer gökten tam olarak ne yapmanız. şu ana kadar elde ettiklerinize ulaşacaksınız. daha güvenli oluruz. Eğer farklı bir şey istiyorsanız. yani eğer iç sesimi dinleyeceksem. Başarı garanti olmalı! Yolda zorluklar olmamalı. ne olursa! Đnsan ancak iki şekilde amaçlarına ulaşamaz. kabul eder miydiniz? Đşte bizim istediğimiz de böyle bir şey tutkumuzun peşinden gitmek denildiğinde. hemen hepimiz. daha yararlı oluruz. şimdiye kadar hayal ettiğinizden bile fazla kazanacağınızın garantisi olsa. Dost Can Deniz. kendimiz için doğru olan şeyin ne olduğunu bulmak ve onun peşinden gitmek istiyoruz. özel bir şeylerin kendimizi farklı bir yerlerde beklediğini. "eğer ben radikal bir eylem yapacaksam. Duyun beni: KĐMSE SĐZE GARANTĐLER VERMEYECEK! SEÇTĐĞĐNĐZ YOLUN ĐSTEDĐĞĐNĐZ YERE GĐDĐP GĐTMEDĐĞĐNĐ BĐLEMEYECEKSĐNĐZ VE BU KÖTÜ BĐR ŞEY DEĞĐL! Garanti olan tek şey şu: Şu ana kadar yaptıklarınızı yaparsanız. potansiyelimiz ne yana düşüyor? Diyorsunuz ki. ancak tam olarak adını henüz koyamadığımızı söylüyoruz. ne ile uğraşırsak daha mutlu oluruz.

ve sahip olduğumuzu görmek/hissetmek/duymak isteriz. görmesi. dinsel ihtiyaçlar karşılanması arayışına gireriz (bkz. hayatta başarılı olma. 2) Gerçeği öğrenmektir. Đnsan sadece çevresi hakkında değil. eksiklikleri. kendimize olan güvenimiz artar. En büyük mutluluklar. mutlu olma arayışı için harcarız.sana emrettiği şeyleri yapmaktır. Vaktimizin ve enerjimizin büyük bir bölümünü. bunu yapamayan organizmalar karşısında evrimsel avantajlar yakalamıştır. bu iki eğilim. Bu. Bir de zihinsel ihtiyaçlar var. Anlaşılacağı üzere çevreleri hakkında bilgi toplayan ve bu bilgileri saklayan organizmalar. Zira insan benliği (egosu) çok kırılgandır. çeşitli zihinsel (ruhsal) olumlu özelliklere sahip olmak. Yine de insanın kendisindeki kusurları. olduğunu görmek. üstünlüklerimizi iyi bilirsek. Uzun süre aç kaldıktan sonra yenen yemek. yetenekli.. mutlu olmaya programlanmış robotlar gibiyizdir. çalışkan. avantajlarımızı. Maslow'un Đhtiyaçlar Piramidi). hayattaki en temel güdümüzdür. Bu iki temel eğilim. mutlu olmak ister. öğrenemeyenleri elemiş. daha üst düzeydeki ihtiyaçlarımızın . çevremiz ve kendimiz hakkındaki gerçekleri öğrenmektir.. a be şaşkın!") *** Đnsan zihninin bir diğer eğilimi de. entellektüel. Kısacası. istediklerimizi elde etme olasılığımız artar. Herkes kendini iyi hissetmek. estetik. sıcak bir yaz günün yenen buz gibi bir dondurma. hayatın zor koşulları tarafından eninde sonunda alt edilecek bir insandır. Zayıflığının farkında olmayan bir insan. susuzluktan dilimiz damağımıza yapıştığında içilen su. kendisi hakkında da gerçekleri öğrenmek ister. kabul etmesi dünyanın belki de en zor işlerinden biridir. Bu eğilimler. vb. zihne giren ya da zihinde var olan verilerin yorumlanış şeklini büyük oranda etkiler. temel ihtiyaçlarımız karşılandığında yaşanır. düşünmektir. Bu bilgi de hayatta kalmamız/başarılı olmamız için son derece elzemdir. ait olma. (Bu nedenle "Hayatın anlamı ne?" diyen insanlara şaşıyorum: "Hayatın anlamı yaşamak ve genlerinin -ve eğer inanıyorsan. birbiri ile çelişirse / çatışırsa ne yaparız? Yani. evrimsel bir durumdur. irade sahibi. Yani evrim. çeşitli karakter kusurlarının bulunduğunu duymak istemez.KENDĐNĐ KANDIRMANIN PSĐKOLOJĐSĐ Đnsan zihninin iki temel eğilimi vardır. kendi iç dünyasındaki bu kırılganlığı ve kusurları örtmek için dışarıya karşı son derece güçlü/zeki/yetenekli bir görünüm (maske) yansıtır. saygı. Hiçkimse kendisinin yeterince zeki olmadığını. ya da bu üst grubun avı haline gelmiştir. yani mutlu olma ve gerçekleri öğrenme isteği. zeki. Bize hep mutluluk verir. ruhunun. Bu nedenle bir çok insan. 1) Kendini iyi hissetmek. yeteneklerimizi. ya da köşe bucağa itmiştir. öğrenen organizmaların hayatta kalmasına izin vermiş. Bunlar bedensel ihtiyaçların karşılanması ile gelen mutluluklar. zayıflıkları bulması. dürüst. Ayrıca zayıflıklarımızı öğrenmek de bizim için bir artıdır. Bu da büyük bir ihtimalle. Bu nedenle bir sorunu çözdüğümüz zaman kendimizle gurur duyarız. Nedir bunlar? Kendimizin iyi birer insan olduğunu. soğuk ve karlı bir kış günü uzun süre dışarıda kaldıktan sonra girilen sobalı bir ev. Adeta. Eğer kendimizi iyi tanırsak. Birinci grup yaşamayı (ve genlerini aktarmayı) sürdürürken ikinci grup yeryüzünden silinip gitmiş. Temel ihtiyaçlarımız karşılandıktan sonra. Bir irade gösterdiğimiz zaman.sevgi. *** Peki. yeterince yetenekli olmadığını. kendini iyi hissetme eğilimi ile gerçekleri öğrenme eğilimi çelişirse ne olur? 298 . öğrenen organizmaların hayatta kalma olasılığının daha fazla olmasından kaynaklanan.

olduğundan daha değerli görme eğilimi gösterir? Bunu da "bilişsel uyumsuzluk" ("cognitive dissonance") kuramı ile açıklıyor psikologlar. ve diğerini de görmezden gelir. Bu deneyde. Đkinci grup. Sadece parayı yatırma. Araştırmacılar daha sonra bu öğrencileri. Üçüncü grup öğrenciden ise hiçbir şey yapmaları istenmemiş. Bir başka örnek daha: Bir grup üniversite öğrencisine. Bilişsel uyumsuzluk kısaca şöyle diyor: Zihinde. paralarını henüz belirli bir ata yatırmadan önce ve sonra incelenmiş. Burada bir çelişki var. bir şeye bağlandığı zaman. o ata olan inançlarını artırmış.Burada. yani kendilerinden bir şeyi (para) o ata bağlama eylemi. Sonuçlar çok ilginç. bu konferansa katılabilmek için çok zor bazı ön koşulları yerine getirmeleri istenmiş. Yani konferansın sıkıcı olması için ellerinden gelen herşeyi yapmışlar. Bulgular son derece ilginç: insanların. Demeyin. bize yine de çok değerliymiş gibi gelir. birinci gruptaki (yani konferansa katılmak için bin bir türlü zahmete katlanan) öğrenciler şöyle bir durumla karşı karşıyadırlar: Bu konferansa katılmak için o kadar zahmete girmişlerdir ama konferans son derece sıkıcıdır/önemsizdir/değersizdir. yatırmadan önceki inançlarından çok daha fazlaymış. almış değiller. testlere. birbiriyle çelişen iki düşünce. Bu (ve benzeri yüzlerce) deneyin ortaya koyduğu ilginç bir durum söz konusu insan zihnine dair: Bir insan. Yani bahisçiler bu arada o atın kazanacağına dair fazladan bir bilgi vb. Yani bu gruptaki öğrenciler. zihinsel bir uyumsuzluk yaşıyorlar: "Ben bu konferansa katılmak için o kadar ter döktüm. vb. Bu öğrenciler uzun mülakatlara. konferansı çok sıkıcı bulmuşlar. son derece sıkıcı bir cinsellik konferansına sokmuşlar. o şey için belirli bir zaman/para/emek harcadığı zaman. O şeyin asli/gerçek değeri fazla olmasa bile. Şu örneğe bir bakalım: Bir hipodromda. bahisçiler arasında bir araştırma yapılmış. Bu nedenle. konferansa girebilmek için çok büyük emek ve zaman harcamışlardır. Yani elde etmesi zor olan şeylerin bizim için değeri büyüktür. kendisini iyi hisstemesini sağlayacak şekilde bu bilgiyi çarpıtır. Bahisçiler. o şeyin değeri o kişinin gözünde daha da büyür. tabi tutulmuşlar. Ne var bunda? diyebilirsiniz. elini kolunu sallaya sallaya girenler (üçüncü grup). neden zaman/para/emek harcadığı şeyleri. Cinsellikle ilgili konferansa katılan öğrenciler örneğine dönelim. Birinci gruptaki öğrencilerden. iki bilgi varsa. bağlanma ("commitment") kavramından biraz bahsetmek gerekiyor. ya da görmezden gelinemeyecek kadar büyük ve bariz bir şey ise. parayı yatırmış olmaları. girdikleri konferansın çok değerli olduğunu düşünmüşleridir. zihin bunlardan. konferansı nasıl buldukları sorulmuş. *** Peki ama neden? Yani bir insan. cinsellikle ilgili bir konferans verileceği ve bu konferansa katılmaları söylenmiş. parayı yatırdıktan sonra o atın kazanacağına karşı duydukları inanç. ama 299 . Konferans çıkışında da bu öğrencilere. ve iyi ediyorlar. konferansı biraz ilginç bulurken. Burada birinci gruptaki öğrenciler. yani bahisçilerin o ata artık bağlanmaları ("commitment"). Bu iki durum arasındaki tek fark. kendisini iyi hissetmesini sağlayacak olana ağırlık verir. Konferansa hiçbir koşulu yerini getirmeden. Đkinci grup öğrenciden de bazı ön koşulları yerine getirmeleri istenmiş ama bu ön koşullar ilk grubunkiler kadar ağır değilmiş. onu kayırır. birici gruptakiler konferansın son derece güzel ve aydınlatıcı olduğunu söylemişler! Bu ilginç durumu da bağlanma kuramıyla açıklayabiliriz. bir anlamda.

yazının en başında bahsettiğimiz iki eğilimden (gerçeği öğrenmek ve kendini iyi hissetmek) "kendini iyi hissetmek"i tercih ediyor ve "Hayır.. ama çok az insan. sıfatı siz koyun) olduklarını kabul edemeyecek olmalarıdır. o atın kazanacağına daha fazla inanmaktadır. yaptığı tercihin doğru olduğu sonucuna varıyor. Çok az. kendini iyi hissetmeyi tercih eder ve hiç farkında olmadan gerçekleri çarpıtma eğilimindedir. değersiz. Öyleyse bu konferans son derece önemlidir" şeklinde. Bahisçi de. gerçeği çarpıtmak pahasına bir yorum yapıyor. "doğru"yu yapmamak için mazeret ürettiği hemen her durumda. Ben aptal mıyım?" Đşte bu durumda insan zihni. *** Daha iyi anlaşılması için bir kez tekrarlayalım: Zihin. 300 . Çok az insan. Yine de özetleyeyim: Đnsanlar.. Sanırım ne demek istediğimi anladınız. belirli bir ata parasını yatırdıktan sonra. para verip seyrettiğiniz filmleri daha çok beğenme şeklinde kendini gösterdiğini söylememe gerek var mı? Ya da aylarca uğraşıp yazdığınız senaryoların ne kadar kötü olduğunu görememenize neden olduğunu? Ya da bazı yönetmenlerin onca zaman/emek/para harcadığı filmini şaheser zannetmesine neden olduğunu? Gerek olmasa yazar mıydım? Bilmem?) *** Bu ilginç psikolojik durumların günlük hayattaki yansımalarını sık sık gözlemleyebilirsiniz. kazanacak ata paramı yatıracak kadar akıllıyım" düşüncesi. belirli bir emek/para/zaman harcadıkları şeyleri değerli bulma eğilimindedirler. insanları o atla ilgili değerlendirmelerini değiştirmektedir. "Ben.. Đnsan zihni. kendi mutluluğu pahasına gerçeğin peşine gider.) Bahisçilere de bir göz atalım. ikileme düşmüş zihnin mutluluğu / kolayı tercih edişine ve gerçeği "harcayışına" tanık olabilirsiniz.. olsa bile. (Bu değerlendirmelerin bilinçaltı düzeyde gerçekleştiğini.. Yürek sızlatacak kadar az hem de. mutlu olmak için gerçekleri bozma / saptırma / yok sayma eğilimine girer. Bu şey ASLINDA ne kadar boş. Đnsanların. anlamsız. Hiç kimse kendisinin aptal olduğunu kabul edemeyeceğine göre. kendilerinin bu şeyi yapacak kadar aptal (ya da . gerçek arayışı ile kendini iyi hissetme eğilimleri arasındaki bir çatışmada. Bunun nedeni de.konferans berbat çıktı. Neden? Hiçkimsenin (özellikle de bahisçilerin) "Ben kaybedecek ata oynayacak kadar aptalım" diyeceğini düşünmüyorsunuz herhalde.. yani bu sürecin farkında olmadığımızı söylememe bilmem gerek var mı? Yok. mutlu olmak ile gerçekleri öğrenmek arasında ikileme düştüğünde . *** (Bu psikolojik eğilimin. benim gibi akıllı birisi aptalca bir şey yapmaz.

senaryolarındaki olayları. absürd tiyatro. seyircinin bu duyguyu iyice yaşaması için ona bir "soluklanma -duygulanma. çok hızlıdır. Arada sırada gerçekleştirdiğim seyretme girişimlerinin başarısız olmasının nedenlerinden biri de "Allahım. Onlarda sitcom en fazla 25 dk. izleyicide duygu uyandıracak şekilde kurgularlar. Buna bir de bizim millet olarak nispeten fazla duygusal ve az zihinsel karakterimizi eklerseniz. Çeşitli faydaları var. Đnanmıyorsanız. Sadece bu bilgi bile. çok daha uzun sürer. hangi renkleri yan yana koyunca nasıl bir duygu uyandıracağını biliyorsa -ki bu da büyük ölçüde renk kuramı bilgisi sayesinde olur-. senaryonuzdaki olayları yaratırken. Çok çabuk değişebilir. Eğer bu ilkeye uymazsanız. *** Bu bilginin bize ne faydası var? diyebilirsiniz. Bu nedenle. sürelerini. Bu esnada senaryonuzun uyandırdığı duyguları yaratmaktan sorumlu hormonlar üretilerek ve vücuda yayılarak. senaryonuzdaki olaylar ne kadar çarpıcı olursa olsun. TV dizilerinin neden bu kadar ağdalı bir yapısının olduğunu da anlarsınız. istenilen etkiyi meydana getirebilirler.süresi" vermeniz gerekir.) Duyguların dünyasını iyi inceleyin. edebilmelidir. haddi hesabı yoktur. Bir kere. insan düşüncelerinden farklı bir biçimde işler. seyircide istenilen tepki istediğiniz şiddette meydana gelmez. bilerek yanlış yorumladığını söylememe gerek yok. çok daha üst seviyededir. izleyicide duygu uyandırmaktır. seyircinin duygulanmasına zaman kalmıyor.-. Mesela. Bu gerçeği atlayan yakın bir örnek olarak "Sihirbaz"ı ("The Illusionist") verebiliriz. Jack Bauer 45 dakikada üç operasyon düzenlerken bir Kurtlar Vadisi'nde Polat Alemdar bir bardak suyu zor içiyordu. Duygular. düşüncelerinden çok ama çok daha yavaş ortaya çıkar. aralarındaki geçişleri. Ve bu hormonların etki süresi. Bunun için senaristin insan duygularının doğasını da bilmesi gerekiyor. hangi olayların izleyicide nasıl bir tepki yaratacığını bilmelidirler." Aslında bütün sanat eserlerinin amacı budur. bir sürü senaryo kuramı bilgisinden çok daha değerli. seyirciyi etkileyeceğini bildiğiniz önemli olaylardan sonra. çeşitli hormonların bütün vücudu etkisi altına almasıyla meydana gelir.DUYGU ĐMPARATORLUĞU Yazıya Michael Hauge'un bir sözünü hatırlatarak başlayayım: "Bütün senaryoların (ve filmlerin) asıl amacı. yirminci yüzyılda çıkan asılsız zibidilikleri -kavramsal sanat. Kendinizinkini olduğu kadar. hatta yararlanmalısınız da. herhangi bir anınızda zihninize girip çıkan düşünceleri takip etmeye çalışın. Bir ressam. Çeşitlerini. (Hatırlarsanız. ve en önemlisi de kaynaklarını öğrenmeye çalışın. Beynin korteks (kabuk) tabakasında meydana gelen bir hadise olan düşünce. beyindeki nöronlar arasında meydana gelen hızlı akışlardan çok. bir senarist de hangi olayları hangi sırayla dizdiğinde nasıl bir duygu uyandıracağını bilmelidir. Yani senarist. sanatın bu değişmez özünü de piç ettiğini. Ama bu kadar güçlü olaylar o kadar arka arkaya veriliyor ki. neden bu dizide herkes çok yavaş konuşuyor ve hareket ediyor?" sorusunu tatminkar bir biçimde yanıtlayamamamdı. ilk yayınlandığında Kurtlar Vadisi'ni seyretmediğimi söylemiştim. başkalarınınkini de. Müzisyenin notları bu amaçla bir araya getirir. yaratıcı bir biçimde manipule etmelidir. Đnsan duyguları. Yani bir insanın duyguları. kompozisyonunu ve renkleri bu uğurda kullanır. bu tanımların dışında tutuyorum. ve çok daha yavaş değişir. Bu nedenle. bu bilgiden çokça yararlanabilirsiniz. Bir ressam.) Senaristler de. insanların duygularını. düşüncelerinkinden çok daha uzundur. şiddetlerini. Bizde ise 60 dakikadan fazla. Bir çok Amerikan dizisinin bizde tutmamasının nedenini de. 301 . yüzyılın. vb. Ama duygular öyle değildir. insan hayatının bir çok yönüne yaptığı gibi. Heykeltraş taşa bu niyetle çekicini vurur. Hele serbest çağrışım esnasında zihinde dolaşan düşüncelerin. (Tabii 20. kurgulamalıdırlar. Filmdeki olaylar kendi başlarına son derece güçlü.

Bu da izleyicilerin merakla beklediği patlamalar. Yani "Biz manyağız. yeni seçenekler bularak mest ediyor. Hikayede kimin kime güveneceğini şaşırtmanın ve işleri zorlaştırmanın en iyi araçlarından biri bu hainler. Bir davaları var. acıma. Ama jack Bauer'ın ve CTU'nun buna izin vermesi mümkün değil. o da bu çipteki bilgileri çözer" diye düşünüyor artık otomatik olarak. Genelde doğruyu hep Jack yapıyor oluyor. bunun için insanları öldüreceğiz" (Bkz. güçlü. Genelde tehdit yüzbinlerce insanın hayatını ilgilendiriyor. Ama genelde gece yarılarından sonra. Bir kere dizi. Dizide kullanılan teknoloji de çok etkileyici. Burada "trajedi" sözcüğünün tam karşılığını görüyoruz: Đyi bir sonucu elde etmek için mücadele eden iki iyi insan ("Đki olumlu değerin çatışması"). bazen Başkan'ın en yakın danışmanı olabiliyor bu hain. bilgili insanlar. Büyük kararlar ise. Bir ara birinci sezonu ATV'de de yayınlandı. Dizideki kötü adamlar da asla sıradan insanlar değil. Peki bu dizi neden bu kadar tutuluyor? Bu sorunun tek bir cevabı yok. Zaman zaman fikir ayrılıklarına düşseler de aynı amaç için varlarını yoklarını ortaya koyuyorlar ("Attractive Fantasy"). yetenekli.. aksiyonu garanti olan bir konuyu seçmiş: Anti-Terörizm."24"Ü NEDEN SEVĐYORUZ CNBC-E'de yayınlanan "24" dizisini biliyorsunuzdur.. bilgili. sinema ve TV izleyicilerinin bayılacağı biri: Vatanını seven. merhamet duyguları yok. insanların iyiliğinden başka bir şey düşünmeyen. Bu insanların. Zaman zaman dizideki iyi insanlar da büyük baskılar altında arkadaşlarına ihanet etmek zorunda bırakılıyorlar. Jack Bauer'a engel olan tipler var. Dizinin sıkı takipçileri olayı o kadar özümsemiş durumda ki. Hani şu ünlü "Anti-Terörism Birimi"nin (CTU) sıradışı elemanı Jack Bauer'in maceralarının anlatıldığı dizi. silahlı çatışmalar. Đnsanların yerlerinin cep telefonları sayesinde noktasal olarak tespiti. doğru bildiği şeyi uygulamak için gerekirse bütün kuralları çiğneyebilen biri: Jack Bauer. hem de kendi meslektaşları ile mücadele etmek zorunda kalıyor. bu dizinin en hoşuma giden yönlerinden birini oluşturuyor. yoksa onlarca yabancı mı? Jack bazen ne yardan ne serden geçerek bizi şaşırtıyor. Yazarların köşeye sıkıştırdığı izleyiciyi. yetenekli. Jack'in bir çipte saklı bilgiye ihtiyacı olması durumunda. GORA) gibi bir tavır içinde değiller. ilk sezonundan beri bütün dünyada en çok beğenilen dizilerden biri haline geldi. vakayı âdiye artık. Dizide mütemadiyen hainler var. sırf işini kuralına uygun yapmak istediği için. Bazen CTU'nun içinden birileri. örneğin. Ve bu kararlar bir çok insanın hayatını etkileyecek nitelikte oluyor: Bin kişi mi ölsün. Bu karakterin etrafındakiler de Jack kadar olmasalar da yine vatansever. Bir çok unsurdan oluşan bir cevabı var. alçak gönüllü. yüz binlerce kişi mi? Sadece karın mı ölsün. yakışıklı. teröristleri zamanında engellemek için ellerinden gelen herşeyi yapışlarını seyretmek ayrı bir zevk. kafasına koyduğunu yapan. Dizinin merkezindeki karakter de. ailesine sadık. Bize siyah-beyaz diye sunulan seçeneklerin dışında başka seçenekler de olabileceğini hatırlatıyor. "Şimdi Chloe'yi arar. Dizi. Nükleer bombalardan biyolojik silahlara kadar herşeyi kullanacak kadar gözü dönmüş insanlar oluyor. Ama genelde hepsinin kendine özgü ve güçlü nedenleri de var. Amaçlarına ulaşmak için arada insanları çerez gibi harcıyorlar. ama ona engel olmaya çalışanı da çok iyi anlıyoruz. 302 . kovalamacalar. ve kritik zamanlarda verilen kritik kararlar için bulunmaz bir kaynak anlamına geliyor. Dizinin önemli karakterleri sürekli olarak çok önemli konularda kararlar almak zorunda kalıyorlar. Bir de hain olmadığı halde. Sadece bu davaları yüzbinlerce insanın ölümünü gerektiriyor. Türkiye'de Đngilizce bilen "mutlu azınlık"ın (!) seyrettiği CNBC-E'de yayınlanıyor birkaç yıldır. Ve kimliği ortaya çıkana kadar büyük zararlara yol açabiliyor. Yani dizi en başta kendisine seçtiği genel alanla (Anti-terörizm) turnayı gözünden vuruyor. o kadar (!). Bu insanlar yüzünden Jack hem gerçek düşmanları ile.

biliyor muydunuz? HD çekiliyor yani. 303 .Dizinin sürekli omuz kamerası ile (SONY HDR . en önemli karakterlerin derinlemesine bir şekilde işlenmesine olanak tanımıyor. "Color correction" da çok hoş. Dizinin en hoş taraflarından biri. Herkes. Tripodu taşımak zor mu geliyor? Yoksa senaryodaki düşük ritmi aktüel kamera ile telafi etmeye mi çalışıyorlar?). *** Dizinin en temelde Amerikan iç pazarına hitap ettiğini. kendi istediği için değil. Bu da dizinin sürekli olarak kan tazelemesi ve diziye yeni ve ilginç karakterlerin katılması anlamına geliyor doğal olarak. bizzat Jack tarafından öldürülmesi olur! Ve Jack de..Jack Bauer hariç. Đzleyicinin bu kadar yaratıcı bir şekilde rahatlatıldığını ve aynı zamanda rahatsız edildiğini hiç hatırlamıyorum. yaratıcı fikirleri.FX1 kullanılıyormuş çekimlerde. biraz sonra havaya ölümcül bir virüs salacak ufak bir alet bağlıdır. Her hafta şaşırtmayı başarıyor. Ve amacına da ulaşıyor. kafasına sıktığı bir kurşunla vurur. elinde büyük bir koz olan zeki bir kötü adamın alt edilişini anlatmak üzere yola çıkıyor. Dizinin 24 saatlik bir zaman kısıtlamasının olması. ve büyük ölçüde bu sayede prim yaptığını söylemeye gerek yok. bu nedenle Amerikalıların (özellikle de 11 Eylül'den sonra kabaran) korkularını kaşıdığını. teröristleri engellemek için amirini. Bu da az iş olmasa gerek. Dizinin başarılı olma nedenlerinden biri de. Artık tıpkı "Matrix"de olduğu gibi bir "24" tarzından kesinlikle bahsedebiliriz. Herkes gidebilir. dizinin içeriği ile örtüşüyor. "24" son derece keyifle izlenen bir dizi. Ekranın bir kaç parçaya bölünüp aynı anda gerçekleşen olayları vermesi de dizinin temel konsepti ile son derece uyumlu bir uygulama. "Bu adam/kadın dizinin temel karakteridir. Jack hariç kimsenin özel hayatı hakkında detaylı bilgi edinemiyoruz. Bu doğrultuda Amerika'nın dünyadaki yeni düşmanları dizide sık sık arz-ı endam ediyorlar. derin siyasi tahliller yapmak için değil.. Bu nedenle kötü adamlar da genelde birer karikatürden öteye gidemiyor. Ya da teröristlerin son isteklerinden biri.. Dizinin amacı da kötü adam analizi değil zaten. Bir Amerikan dizisi izliyoruz zaten! Ama eğer ortalama Amerikan zevzekliklerini devre dışı bırakan zihinsel filtrelerinizi (zihinsel "pop-up blocker"larınızı) çalıştırabilirseniz. hiç ummadığınız insanları dan diye öldürülmesi. Dizi. Bir örnek vereyim: Jack'in yardımcısının koluna. buna bir şey olmaz" diyebileceğiniz bir kimse yok bu dizide .. "Amerikalılar yabancıları/doğuluları/vb'yi hep böyle görüyorlar işte!" diye sinirlenmenin alemi yok.) çekilmesi. Bu aletin o koldan çıkarılması imkansızdır. (Ama çoğu aile dramaları olan Türk dizilerinin de sürekli omuz kamerası ile çekilmesini bir türlü anlayamıyorum. Jack ne yapar? Yardımcısının kolunu keser! Ve aleti etkisiz hale getirir. dizi boyunca Jack'e engel olarak bizi gıcık eden Ryan Chapell'in. Müzikleri de gerçekten çok iyi.

Ama bu "şaşkınsızlık" üzülmeme ve daha da çok kızmama mâni değil. Bunların hiçbirinin aklına 3 bin dolar bastırıp bu kitabın Türkiye yayın haklarını almak gelmez mi? Yahu bunu yapsalar sadece 2 senede döner sermaye ile bu para bu işi yapan bölüme geri dönerdi. Aradaki 25 yıl yok. oyuncu dernekleri bile bu işi yapabilirdi. *** Aynı derecede önemli olan iki kitap daha var: "Writing Screenplays That Sell" (1987. dinci. Bir sürü sinema derneği . Michael Hauge) ve "Story" (1997. bildiğiniz gibi. Lakin biz bilmiyoruz. bu ayıptan başka bir şey değildir. Yazık. Ama birinin aklına Syd Field'ın bu kitabını basmak gelmedi.VAY CANINA: "SCREENPLAY"IN YENĐ BASKISI ÇIKMIŞ! "O da ne?" demeyin. Hapse ya da komaya girdiğinizi düşünün. "Ee. eğer işin ucunun aslında kendilerine dokunduğunu görebilecek ferasette olsalardı. edebi. Sadece yayınevi sahipleri suçlu değil. Ne işe yararlar? Kendi elemanlarına rahat rakı içebilecekleri ve boş boş tartışacakları lokaller kurmaktan başka? Yahu. Ve bizimkiler bunlarda anlatılanları bilmeden "Kurtlar Vadisi" "Babam ve Oğlum" ya da "GORA" gibi filmleri yazıp önümüze film diye atıyorlar ha! Vay canına! VAY-CA-NI-NA! *** Kendinizi 15 yaşından 40 yaşınıza atlamış gibi hissedin. Bu hastalığın en iyi tedavi yöntemi ise. sağcı. BĐLGĐ. çoğu depolarda çürüdü ya da geridönüşüm işlemine tâbi tutularak yeniden kullanıldı. Neden? Cevap çok basit: Para getireceğini düşünmedikleri için! (Alın size kapitalizmin bir nimeti daha! Para yoksa hiçbir şey yok). Ve bunları da yayınevi denen kurumlar basıyor. Son 25 senede "iyi Türk filmi" olarak bulabildiklerimin bir elin parmaklarının sayısını aşmamasına şaşmamalı. Kendinizi nasıl hissedersiniz? Büyük bir üzüntüye büyük bir öfke de eşlik etmez mi? Benim hissim öyle bir şey işte. kazanılacak prestij da işin cabası. 2006 yılında dahi Mahmut Tali Öngören'in senaryo kitapları kitapçıların raflarında duruyorsa. ama Syd Field Türkçe'de yok. Bilmiyor olabilirler mi? Mümkün değil. Son 25 yıldır film diye önümüze konunan kalitesizlik başyapıtlarının ardında senaryo konusundaki DERĐN BĐLGĐSĐZLĐK yatıyor. Hatta Syd Field'da çokça alıntı yapan Michel Chion'un kitabını bile bastı AFA. Peki üniversiteler ne işe yarar? Bu ülkede başta Mimar Sinan ve Ankara Üniversiteleri olmak üzere sinemayla ve dramatik yazarlıkla ilgili bir sürü okul var. Yazarı da Syd Field adlı bir amca. sana ne?" diyeceksiniz. Ama hayır. Son 25 (yirmibeş) yılda Amerika ve Avrupa'da (ve aslında dünyanın her yerinde) senaryo yazarlığını en çok etkileyen kitap: SCREENPLAY (ilk baskısı 1979).. Bunlar da Türkçe'de yok.. Çok yazık! 304 . Neden? Çünkü Türk Yayıncıları 25 yıldır dışarıda "ben senaryo yazıyorum" diyen her Allah'ın kulunun kütüphanesinde birkaç kopyası bulunan bu kitabı Türkçe'ye kazandırmayı akıl etmediler. Robert McKee).vakfı . O da "kitap" dediğimiz şeylerden elde ediliyor. En işe yaramaz (solcu.vesairesi var bu ülkede. vb. fark etmez) kitapları sanki büyük bir maharetmiş gibi cayır cayır bastılar. Demeyiniz. Çünkü sinema ile ilgili başka yüzlerce kitap basıldı.

305 . Rocky'nin.ĐYĐ FĐLM NEDĐR? Đyi film "Rocky"dir. "Rocky") kullanılır. hayatının hiçbir alanında bir baltaya sap olamadığını (i. kendimizi hikayeye kaptırmamıza engel oluyordu. bıkmazsınız. bunun teknik olarak imkansız olması gerekiyor. Ve ilk seyredişimdeki gibi etkilendim. ve bazen abartıya kaçtığını düşünebileceğiniz bir miktarda (bkz. yapımcılar ve yönetmenler ekranlara çıkıp ağlıyorlar: "Neden benim filmine yeterince insan gelmedi?" "Neden bu filmi bu kadar eleştiriyorlar?" Đşte bundan! ROCKY'ye gelince. Filmin hikayesi doğru teknikler kullanılarak oluşturulmuşsa defalarca seyredilmeye karşı dayanıklıdır. Bu filmi kaç kez izlediğimi hatırlamıyorum. Çok akıllı olmaması ve bunu itiraf etmesi de bizi ona bağlayan özelliklerden biri. Aşırı utangaç "pet-shop" tezgahtarı Adrian'ı tavlamak için canla başla çalışıyor. Çalıştığı spor salonunun antrenörü (Mickey) ona haksızlık ediyor. "Back to the Future" öyledir. Umarız seyirci de izlerken eğlenir" gibi "ilginç" neden-sonuç bağlantıları kuran sinemacılara duyurulur. Değil mi? Değil. Ama onu seviyoruz da. Sonra da senaryo yazarları. başarısız Türk filmlerinin bu yöntemi kullanmadığını söylemiştim. "You've Got Mail" öyledir. Bayram vesilesiyle tekrar izledim. "loser" olduğunu) görüyoruz. Şimdi. özdeşleşme yöntemi çok açık ve doğru bir biçimde. "Casablanca" öyledir. Ama bir tanesini özellikle vurgulamak istiyorum: ÖZDEŞLEŞME Đyi filmlerin hepsinde. Böylece izleyici kahraman ile özdeşleşir ve filmin hikayesine kendini kaptırır. "Vizontele" öyledir. Ve filmin başarısını garantiliyorlar. Kaç defa seyrederseniz seyredin. "Başarısız Türk Filmlerinin Ortak Özellikleri" yazımda. Daha önce de burada bir kaç kez hakkında yazmıştım. Çünkü mafya için para toplarken bile merhametli davranıyor. Türk filmlerinden "Eşkiya" öyledir. Filmde "özdeşleşme yöntemleri" gerçekten de tekrar tekrar kullanılmış. Đyi filmi sıradan filmden ayıran özellik budur. Yani bir filmi bir kere izlediğinizde konusunu ve finalini öğrenirsiniz ve o filmin heyecanı kalmaz. Al Yazmalım" öyledir. Nokta. "Terminator 2" öyledir.e. "Hababam Sınıfı" öyledir. Bu filmlerde kullanılan teknikleri burada tekrar tekrar yazıyorum. Bütün bunlar doğru şekilde kullanışmış özdeşleşme yöntemleri. "Biz bu filmi yaparken çok eğlendik. Son olarak ORGANĐZE ĐŞLER'de bu yöntemin yokluğu. "Selvi Boylum.

ben de bir anlığına bu alternatif evrene bakıyordum. Saniye saniye seyrettiğim."DELETED DREAMS" Bazen insanı çok etkileyen. salise salise sevdiğim bu filmin atılmış sahnelerini seyredince bir hoş oldum. Ama her ortaya çıkışında biraz daha farklıdır. Daha önce hiç duymadığınız şeyler söyleyip. sizin hiç bilmediğiniz bir sahneyi canlandırıyorlar. Aynı yukarıda bahsettiğim duyguları yarattı "Deleted Scenes" bölümü. Kısa bir "alacakaranlık kuşağı ânı"ndan sonra herşey yerine oturuyor. Filmi biliyorsunuz. ama DVD'nin "Deleted Scenes" ("Silinmiş Sahneler") bölümünü izleyince allak bullak oluyorsunuz. Bazen hepsi farklıdır ama duygu aynıdır. ama farklılıklar aklınızı ve gönlünüzü karman çorman eder. Bazen kişiler aynıdır. Sanki alternatif bir evrende insanların seyrettiği film buymuş gibi geldi. Eğer filmi ilk defasında bu silinmiş sahneleriyle seyretseydim ne olurdu? Bilmem? Ama şimdi bir acayip olduğum kesin. Bazen mekan aynıdır... Hafızanız aniden kendini sorgulamaya başlıyor. mekan farklıdır. 306 . Sabah uyandığınızda "o olayı" rüyanızda gördüğünüzü hatırlarsınız. kişiler farklıdır. O sevdiğiniz filmin karakterleri. *** DVD'lerin ekstraları da insanda öyle bir etki yaratıyor. "bu böyle miydi?" diye. görmediğiniz mekanlarda dolaşıyorlar. *** TITANIC'in 4 DVD'lik versiyonu çıktı (Hem de ben 2 DVD'lik versiyonunu aldıktan iki hafta sonra!). Bazen hepsi aynıdır ama duygu değişiktir. yaşadığı bir olay rüyalarında tekrar tekrar karşısına çıkar.SĐLĐNMĐŞ RÜYALAR .

çevrelerinde sağlam bir cemaat oluşturmak istediklerinde bu "zulüm görülen dönem"e sık sık atıfta bulunurlar. Seyirciler de bir filmi izlerken. ilişkinin iyiye ya da kötüye doğru gitmesidir" sözüyle ifade ediliyor. beğenilir (güzel. Bir çok insan. Ama insanların çoğunun zihin radarlarının yarım metreden öteyi algılamaması.DRAMATĐK KURALLAR GERÇEK HAYATTA DA GEÇERLĐ MĐDĐR? GEÇERLĐYSE LÜTFEN ÖRNEKLERLE CEVAP VERĐNĐZ? Evet. günlük hayatın her yanına yayılmış "davranışçı psikoloji" ilkeleri doğrultusunda gerçekleşir. Filmler de. şu anki Başbakanımız da kullanmıştır. bir "teması" olmayan filmler bizi tam olarak tatmin etmez. her ne kadar görünüşteki motivleri "eğlenmek" olsa da. çoğu geçerlidir. aşksız yapamam" diye bir rasyonalizasyona girerler. bildiğim kadarıyla). bilmiyorum. "bir ilişkinin başladığı dönem".yetenekleri olanlarla. böylece iktidara giden yolu kendisine açmıştır. Filmlerin genel olarak sevilmesinin nedeni de biraz bundan kaynaklanmaktadır. Müslümanlar da Yahudilerin. Aslında bu "haksızlığa uğrama" ilkesini hemen bütün dinlerin çıkış dönemlerinde görüyoruz. mutlu olmaya çalışan biridir. Yahudiler Firavun'un gadrine uğramıştır. HasanHüseyin'in öldürülmesinin Alevilik'teki yeri). ki seyri pek hoş. onca adam öldükten sonra (bkz. muhatap olması çok nahoştur (Kendini "aşk insanı" olarak adlandıran şarkıcılar dahi mevcuttur. Ama mutlaka bir düşman ("nemesis") vardır. özdeşleşme yöntemi kullanılıyor" derim ve şaşarım. aslında durumun hiç de öyle olmadığını fark edersiniz. 307 . Bu kurallardan ilkini. bu ilk tanıdığınız kişinin "düşmanı" olan kişiyi de tanıyorsanız. filmin anlamlı bir şeyler de söylemesini beklerler. Sonra da "ben aşk insanıyım. bize bir iyi (biz) bir de kötü (düşmanımız) sunar. Ve bu ayırım çok bellidir. onlara bağlanır)? Haksızlığa uğrayanlarla. bir dersi. onca araba patladıktan. onların istediklerinden alıkoymaya çalışan birileri vardır . "ilişki sektöründe"ki en ilginç birinci aşama. Hristiyanlar Yahudilerin. "Haksız yere yattığı hapis". olumsuz bir örnek olarak "Kill Bill"). "Aa. Đnsanlar gerçek hayatta kiminle özdeşleşir (yani onları sever. işyerinden / okuldan biri. belirli bir grup insanın ona sempati duymasını sağlamış. bizim hayatımızdaki düşmanın öldüğünü hayal ederiz yarı bilinçli olarak. Kötüler kötü olduklarını daha perdede ilk göründükleri an belli ederler. Bu öğrenmenin büyük bir bölümü bilinçsiz bir biçimde. Günlük hayatta kullanıldığına tanık olduğum bir başka ilke de Michael Hauge'un "Đlişkilerde ilginç olan. Etrafınızdaki insanlara bakın: hepsinin hayatında onlara gıcık olan. ne demek istedi şimdi bu?" deriz. Gerçekten de. eğlence ile dersi birbiriyle organik bir biçimde kaynaştıran filmlerdir (bkz. Bütün bu dinlerin din adamları. komik) olanlarla. Bunu bilinçli olarak mı yapıyorlar. Örneğin "özdeşleşme kurallarını" ele alalım. üstün nitelikleri . yakışıklı. Gerçek hayatta kullanılan bir başka dramatik yöntem ise "kaliteli kötü adamların hikayeyi çok eğlenceli kıldığı"dır. "o bana düşman" gibi aşırı basitleştirmelere neden olmaktadır. En unutulmaz filmler. Đnsan bir öğrenme makinasıdır. Onlar öldüğü zaman aslında. sırf birinci dönemi tekrar tekrar yaşamak için sık sık mevcut ilişkilerini bozup yenilerini kurmaya çalışır. Hatta dinlerin alt kolları (tarikatler) dahi bu yöntemden faydalanır (bkz. Bu aileden biri. Anasının karnından çıktığı andan itibaren sürekli olarak öğrenir. "Ee. sırf onların kötülüğünü düşünen. ya da eski bir sevgili olabilir. Hristiyanların ve Putperestlerin.öyle söylerler. Eğer hayatın bir cilvesi sonucunda siz. ikinci aşama ise "ilişkinin bozulduğu dönem"dir. bir çok insanın kendisiyle ilgili olarak düşündüğü gibi. O "düşman" da hepimiz gibi hayatını yaşamaya. Hayat ile filmler (dramatik eserler) arasındaki son ortak nokta da. "Titanic"). Ne kadar eğlendirici olursa olsun. her ikisinin de bir "ders" vermesidir. Ama ne zaman gerçek hayatta bu yöntemin kullanıldığını görsem.

ISTAVAN SZABO: MESELE NEYMĐŞ? Istava Szabo'yu gençler pek tanımayabilirler ama daha eskiler mutlaka bilir. mesele kazananlar. Amerikan kahramanları her zaman kazanıyor. Mesele Amerikalılar değil. Türkiye'de de. ki şu anda sinemaya çok büyük bir çoğunlukla gençler gidiyor." Istavan Szabo Tempo Dergisi (no: 889) 22-28 Aralık 2004 308 . Bizim (Avrupalı) kahramanlarımız ise hep kaybedenler oluyor. bizde Macaristan'da olduğu gibi. Amerikan kahramanlarını daha çok seviyor. Çocuklar kendilerini kazananlarla özdeşleştirirler. Çünkü çocuk kazanmak ister. Đşte bu amcanın 2004'te söylediği sözlerden bir alıntı: "Genç nesil. çocuklar için masal geleneği var. insanın düşünüş biçimdir. Genç sinema izleyicileri ise kazananlarla özdeşleşmek istiyor. Mühim bir şahsiyettir diyelim ve geriplan araştırmasını sizlere bırakalım. Bu. Masallarda hep kazananlar anlatılır. bir Amerikan görüşü değildir. Bunun nedeni de esas olarak Amerikan kahramanlarının hep kazananlardan oluşması.

"Arabesk" ile bu filmlere. entrika. gereksiz bir sürü ayrıntı verirler. Ki bu da her tür senaryonun birincil amacı olan "duygu uyandırmak" ile ters düşen. Türk senaristlerinin çok derinlemesine bilmedikleri ya da araştırmadıkları şeylerdir. "Mustafa Hakkında Herşey") ya da çok aşağı kesiminden kişiler (Masumiyet. ve bir sonraki sahnede ne olacağını 309 . Yani Türk toplumunu "Türk Toplumu" yapan ortak değerlerden bir biçimde kopmuş kişiler. Gemide)." vb. "Thomas Crown Affair"). Bu insanlar ya toplumun çok üst kesimindenler ("Asansör". "Teknoloji. (Bu açıdan son 25 yılın en başarılı filmi "Đstanbul Kanatlarımın Altında"dır. onu uzaktan seyretmekle yetiniyoruz. izleyicinin bu ilişkideki hataları görmezden geleceğine olan inancıdır.) 6) Başarısız Türk filmlerinin senaryolarında bir tempo sorunu vardır. Đki diyalogla halledilebilecek şeyleri seyirciye göstermek için gereksiz sahneler konur hikayeye. sahneden geç çıkarlar. Bu nedenle de başarısız bir Türk filmini seyrettikten sonra kendinizi hem duygusal hem de düşünsel olarak zenginleşmiş hissetmezsiniz. "Dönüm noktalarından" ("plot point") haberleri yok gibi. gelişme. Kahramanla üzülüp sevinmiyoruz. senaristlerin neden-sonuç ilişkisine çok inanmaması. eserlerin sanatsal değeriyle değil ticari getirisiyle ilgili olduğunu unutmayın. 5) Başarısız Türk filmlerinde çok yaratıcı fikirler bulmazsınız (Yaratıcı fikre örnek olarak bkz. 7) Başarısız Türk filmlerinde sahneler de gereğinden fazla uzundur. bir sorunla karşılaştıklarında. 1) bu özellikleri bir araya toplayarak ileride yapacağımız yorumlarda işimizi kolaylaştırmak (çok mümkün) ve 2) benzer hataların tekrarlanmasına engel olmaktır (pek mümkün değil.5 milyon insan sinemada seyretti). bir biçimde toplumun geneline yabancılaşmış insanlar. Şimdiki seyirci. hikayesi anlatılan kişi açısından gerekli olabilir ama izleyiciler kendilerinden bu kadar kopmuş insanları seyretmekten hoşlanmaz. sonuç) ya da hiç kullanmıyorlar. Tabutta Rövaşata. senaryo yazımında kullanılabilecek tek yapı olmadığı doğru ama ticari açıdan başarılı filmlerin de çoğunlukla bu yapıyı kullandıkları da bir gerçek. Bu durum. çelişen bir şey. buldukları çözüm ile bizi şaşırtmazlar. Bunun temel nedeni. Bu da ticari başarısızlığa yol açıyor. 4) Başarısız Türk filmlerinde hikaye. Türk senaristlerinin en başarılı (!) olduğu konu "insan ilişkileridir". bu başka türlü olamazdı" dedirtmez size. 2) Başarısız Türk filmlerinin genel bir hikaye yapısı sorunu var. Sahneye erken girerler. Yani filmdeki olayları birbirine bağlayan ilişki çok güçlü değildir. Genel olarak hikayeler "Evet. 1) Başarısız Türk filmlerinin senaryosunda özdeşleşme yöntemleri ya hiç ya da yeterince kullanılmaz. anormal psikoloji. 3) Başarısız Türk filmlerinin kahramanları. erken çık. Senaristlerimiz senaryoyu yazmandan önce sıkı bir "beyin fırtınası" yapmaz. "Kahpe Bizans" ile de tarihi filmlere tepki duyduğunu göstermiş bir seyirci. Bu da filmin kahramanı hakkında derin duygular hissetmememize yol açıyor. Mutlaka bazı yerlerde sarkmalar olur. Hikayesi tıkır tıkır işleyen film çok azdır. kapıyı açık bırak" ilkesini pek uygulamazlar. "Başka türlü da olabilirdi" düşüncesi sık sık aklınıza gelir. Bunun temel nedeni Türk seyircisinin aptal olması değil (bu ülkede Matrix'i 1. yapmadıkları hissini verir bize. En azından yazdıkları. izlettirdikleri. 3 Perdeli Yapı'nın. Kahramanlar. senaristlerin zekice şeyler bulmaya üşenmesidir. en azından kısa vadede).Ediz Hun filmlerinin izleyicilerinin doldurmadığını unutmayın. Yazıda kullanılan "başarısız" sözcüğünün. çok sıkı bir neden-sonuç ilişkisi izlemez.BAŞARISIZ TÜRK FĐLMLERĐNĐN ORTAK ÖZELLĐKLERĐ Bu sitede senaryosunu eleştirdiğim Türk filmlerinin bazı ortak özellikleri olduğunu sanırım fark etmeye başlamışsınızdır. Türk filmlerinden sık görülen bir başka durum da iyi bir fikrin hemen hiç geliştirilmemesidir. Bu filmler 3 perdeli yapıyı çok gevşek olarak kullanıyor (giriş. Ama artık sinema salonlarını Filiz Akın . Bu yazının amacı. Senaristler "sahneye geç gir.

anlatabileceğin şeyi de gösterme" prensibinin uygulanması da filme hem görsel zenginlik. Türk filmi senaryolarının yeterince işlenmemiş olduğu kanaatindeyim. hem de hız kazandıracaktır. büyük projelerini piyasaya sürmeden bir kaç ay önce "sneak preview" denilen gizli bir gösterim yaparlar. "Terminator 2"nin senaryosunun böyle ortaya çıktığını söylüyor. Sonra bu anketin sonuçlarına göre filmde bazı değişiklikler yaparlar. iyi bir senaryo. daha sonra sinema tarihinin en başarılı filmlerinden birinin belkemiği haline geliyor. hatta zaman varsa aylarca "beyin fırtınası" yaparak oluşturulur. Sahneleri nasıl daha diri.dediklerini söylüyor. bir senaryoyu yazdıktan sonra bir süre dinlendirmeleri. bazen tek başınıza. ritmlerinin de düşük olması. Amerika'daki bütün ciddi yapımcılar. 310 . Umarım ileride olur.tamamen saçmasapan . Ama başlangıçta çok saçma gelen bu fikir. Uzunsa. Türkiyede ise böyle bir uygulama şimdilik yok. bazen iyi anlaştığınız birileriyle haftalarca. Đnsanın (özellikle de yaratıcı bir meslekte çalışan birinin) hiç utanmadan. *** Genel olarak. "çok saçma" "çok ayıp" "aptalca" "komik" demeden fikirlerle oynaması demek "beyin fırtınası". Ritmi hızlandırmanın çok basit bir yolu var: Hiçbir sahne (ölümcül derecede önemli olmadıkça) 3 sayfadan (= 3 dakikadan) uzun olmamalıdır. kısaltılmalıdır (="kill your babies" ilkesi). "Göstermen gereken şeyi anlatma. kendileri de senaryoya yabancı bir gözle tekrar bakmaları gerekiyor. Çünkü başlangıçta saçma gibi görünen bu fikirlerden daha sonra çok yaratıcı şeyler ortaya çıkabiliyor. Senaristlerin. (James Cameron. Ve daha sonra da seyircilere bir anket doldurturlar. Bu "beyin fırtınası" kavramı çok önemli. fazlalıklardan arınmış hale getirebileceklerini bulmaları şart. akıllarına "Terminator yine gelsin ama bu kez iyi olsun" diye bir fikir gelmiş. Cameron bu fikre önce "no-brainer" . sonra eleştiri yeteneğine (ve sinema bilgisine) güvendikleri birine senaryolarını okutmaları. Yani. Đkinci senarist William Wisher ile devam filminin konusu hakkında konuşurken.merak etmezsiniz.) Türk filmlerinin en ciddi ikinci sorunu ise bence sahnelerin uzun. bu son iki sorunu fark etmek ve bunlardan kurtulmak için.

3-) Küçük bir çocuk düşünelim. 3-) Cem Yılmaz'ın yüzünü hayatınızda ilk kez (örneğin bir fotoğrafta ya da komik olmayan bir röportaj sırasında) gördüğünüzü düşünelim. Bu uyaran sonunda 2-) Koşullanmamış bir tepki ("unconditioned response" . Sonra da (bu aralar gündemde olduğu için) Cem Yılmaz üzerinden bu örneği genişletelim. güzel bir yemek kokusu duyunca midenizin guruldaması hep koşullanma sonucu verdiğiniz tepkilerdir.bu örnekte "yüz") arasında kurulan bir koşullanma ("conditioning") bağı vardır. Adamın yüzü sizin için nötrdür. Artık o çocuk her arı gördüğünde korku duyacaktır . Bu durumu bir örnekle açıklayalım. 5-) Bu koşullanmadan sonra arının sadece görüntüsü (koşullanmış uyaran . Bu çocuğun eline ilk kez bir arı konsun. "Neden gülüyorsun?" diye sorarlarsa cevap hazırdır: "Adamın tipi komik. 1-) Arının iğnesiyle insanı sokması koşullanmamış bir uyarandır ("unconditioned stimulus" US). bu arının görüntüsü onun için nötrdür."conditioned stimulus" . Limon görünce ağzınızın sulanması. koşullanmamış bir uyarandır. 5-) Bundan sonra Cem Yılmaz'ı her gördüğünüzde ister istemez yüzünüzde bir gülümseme 311 . 20 yıl öncesinin Kemal Sunal'ına) uyarlayarak "adamın yüzüne bakıp gülme" olayını inceleyelim.burada "gülme") ile belirli bir uyaran ("stimulus" . Ama bu arada bir başka olay daha yaşanır."conditioned response" . Artık koşullanmışsınızdır. bir ya da bir kaç olaydan sonra koşullanmış bir tepki (korku) uyandırıyor. günlük hayatta sandığınızdan da çok yaşadığınız bir olaydır. 4-) Sonra bir Cem Yılmaz gösterisi izlediğinizi düşünelim.CS) bile korkuya (koşullanmış tepki . Mekanizmayı sanırım anladınız: Önceleri insanda hiçbir tepki yaratmayan nötr bir uyaran (arının görüntüsü). Gülmek doğuştan mıdır. Çocuk bu arıdan korkmaz. Sadece belirli bir tepki ("response" .UR) olan acı çekme olayı yaşanır. Bu koşullanma bağını kurduğunuz her yüz komik hale gelir. ya da hiç tatmadığınız bir yemeğin kokusunu duyunca bir tepki vermezsiniz. bu vucüdun doğal bir mekanizmasıdır. Bu olayda Cem Yılmaz'a gülmezsiniz. yoksa bir üst düzey koşullanma mıdır ("higher order conditioning") meselesini burada tartışmayacağım] 1-) Komik bir espri. Siz bir taraftan gülerken diğer taraftan (hiç farkında olmadan) Cem Yılmaz'ın yüzü ile gülme olayı arasında bir bağlantı kurarsınız. Bu görüntü ile acı çekme olayı arasıda kurulan bağlantıya "koşullanma" denir.) Aslında "komik" diye bir tip yoktur." ("Tipi komik" dediğiniz adam her sabah aynaya bakınca kendine gülüyor mu acaba? Cevabı aşağıda. 4-) Bu arı iğnesini çocuğa batırınca (US) koşullanmamış tepki olan acı çekme olayı (UR) yaşanır. Yüzünüze yayılan gülümsemeye mani olamazsınız. Bu örneği Cem Yılmaz'a (ya da 10 yıl öncesinin Şener Şen'ine.CEM YILMAZ VE PAVLOV'UN KÖPEĞĐ Özellikle komedi oyuncularının başına gelen bir durumdur: adamın yüzünü görünce otomatikman gülmeye başlarsınız. Buradaki "koşullanmamış" ifadesinin anlamı "öğrenilmemiş"tir. yani gülme olayı meydana gelir. Bu uyaran sonucunda. Bu.ısırılmasa bile. O da arının görüntüsü ile acı çekme arasında bir bağlantı kurulmasıdır. Arının iğnesi doğada bulunan bir uyarandır. "gülme"yi de koşullanmamış tepkiler olarak kabul edeceğim. Cem Yılmaz arka arkaya sizi koltuğunuzdan düşürecek espriler yapıyor olsun. Aynı şekilde iğne batınca acı çekmek de öğrenilmez. 2-) Koşullanmamış tepki.CR) neden olur. Hiç limon yememiş birinin ağzı limon görünce sulanmaz. [Bu örneğin kolay anlaşılmasını sağlamak için "espri" ve "komiklik"i koşullanmamış uyaranlar.

Yani iş sihir ya da keramet değil. Örneğin Bruce Willis ile aksiyon filmleri. senaryodaki duyguya uygun oyuncuları tercih ederler ve izleyiciyi senaryoyla uzun uzadıya etkilemeye çalışmak yerine oyuncu ile seyirci arasında önceden kurulmuş bu bağdan faydalanırlar. Bu bağın farkında olan yönetmenler. Doğrudan bir bağlantısı yok. basit bir koşullanma hadisesidir. o rolün uyandırdığı duygu ile o oyuncu arasında bir koşullanma bağı kurulur. Bu nedenle Cem Yılmaz bazen hiçbir şey yapmayarak bile insanları dakikalarca güldürebilmektedir. Cem Yılmaz'ın şovlarının ve filmlerinin neden bu kadar çok kahkaha aldığını da kısmen açıklar (işin içinde başka -özellikle de bilişsel. 312 . Hele bu koşullanma. Bu olay. adamın "tipinin bile komik" olduğunu söylersiniz. ama biraz düşününce aslında bayağı ilgili olduğunu göreceksiniz. gülmeye kurulmuş bir biçimde gitmektedir. Cem Yılmaz'ın şovlarını tekrar tekrar izlemek suretiyle güçlendirildiyse. "Bütün bunların senaryo yazımı ile ne ilgisi var?" diyebilirsiniz. Đnsanlar Cem Yılmaz'ın gösterilerine zaten gülmeye hazır. Bir oyuncu bir süre benzer rollerde oynarsa. Filmlerde "yıldız etkisi" dediğim şey de aslında büyük ölçüde "koşullanma" olayıyla ilgilidir. Julia Roberts ile romantik komediler. Robert De Niro ile mafya ve suç filmleri arasında böyle bir bağ vardır.etkenler de var).belirir.

Ama aradaki benzerlik sadece bu soyunma olayından ibaretti. başka dizilerden doğrudan çalıntı yapılmamasıdır. (Seinfeld'in şu esprisini anlatmadan geçemeyeceğim: "Kadınlar ayakkabılara. Bu nedenle ortalıkta ele almadık konu neredeyse kalmamıştır. yeterki bu benzerlik makul bir yerde kalsın. "A show about nothing" temalı bu bölümlerde Jerry ve George bir dizi çekmeye karar veriyorlar ve bu tekliflerini bir kanala kabul ettiriyorlardı.daha büyük bir kahkaha aldığını tahmin edebilirsiniz. Özetlersem: Sitcomlarda benzer durumların görülmesi son derece normaldir. Özellikle Aslı'nın (Gülse Birsel) "kötü oyuncu"yu canlandırdığı sahneler gerçekten çok eğlenceliydi. Dün gece (1 Aralık 04) izlediğim "Avrupa Yakası"ndaki bir sahnenin benzerini "Coupling"de de görmüştüm. 2-3 saat sürebilen uzun metrajlı filmlerde olduğu gibi istediğin her konuyu işleme şansın yoktur.. Burada dikkat edilmesi gereken mesele. ama dizi daha ilk gecesinde yayından kaldırılıyordu. 4-5 bölüm süren bu macera da başarısızlıkla sonuçlanıyordu. burada ele almıyorum) .. hatta bütün yolu bir kaç defa kat etmişlerdir. 3) Şehirde yaşayan orta sınıfa mensup insanların başına gelebilecek olayların sayısı sınırlıdır. erkekler de kadınların göğüs dekoltelerine bakarken Uzaylılar dünyaya gelip gitmiş ve hiç kimse onları görmemiş olabilir. eninde sonunda benzer durumaları ("situation comedy") anlatması kaçınılmazdır. Bu kaçınılmaz bir durumdur ve bir kaç sebebi vardır: 1) Sictom formatı. oldukça felsefi kaçacağından. yazarın belirli konular etrafında dönmesine neden olur. Hani Aslı'nın sevgilisi Cem'in.SĐTCOM'LARDA DURUM REENKARNASYONU Sitcom'larda belirli konular zaman içinde tekrar tekrar ortaya çıkar (durumsal "reenkarnasyon"). Olayın aynısı Coupling'de Jeff'in başına geliyordu. Toplasan 300'ü geçmez. (Kim affetmiyor? sorusunun cevabı. Güzel olmaz mıydı?) Bu nedenle. Yani adamlar bu yola bizden çok daha önce yola çıkmış. 30-60 dakikada ele alıp çözebileceğin konular bellidir. 313 . Yabancı bir dizinin bir bölümünün hemen hemen aynısının yerli bir dizide kullanılması. "Seinfeld"in ilk bölümlerinde karşımıza çıkmıştı. Amerika'da çekilen bir dizide ele alınan bir konunun. Jeff ise iç çamaşırlarının tamamını çıkarıyordu . (Aslında biri çıkıp "sitcom durumları envanteri" diye bir şey hazırlasa. affedilecek bir hareket değildir. çünkü olaylar her iki dizide de daha farklı ilerliyordu.") Avrupa Yakası'nda da Aslı ve Volkan bir dizide oyunculuk yapmaya başlıyor. Yine yakın zamanda "Avrupa Yakası"nda gördüğümüz "dizi çekme" olayının benzeri de. bütün dünyada (özellikle de Amerika ve Đngiltere'de) uzun süredir kullanılan bir formattır. soyunması olayı. Cem sadece gömleğinin önünü açıyordu. 2) Sitcom. kendisi için düzenlenen doğumgünü partisinde. bir Türk dizisinde de görülmesi bu açıdan anlayışla karşılanmalıdır. benzer ekonomik ve kültürel sınıfları ele alan sitcomların.

hatırlarsınız.. çizgiromanlar kadar Đncil'den ve Homeros'tan esinlenen hikayelerle doludur. Kendini süper kahraman zanneden bu genç ama saf adamın başına gelmedik kalmazdı. sonra da müstakil kitaplar şeklinde varlığını sürdürebilmişti. 5) MUHLĐS BEY : Yine 80'lerin GIRGIR'ından bir karakter. Aşırı uçları biraz (çok değil) törpülenirse. şimdilerde Hürriyet'te "Press Bey"i çizen LATĐF DEMĐRCĐ'nin belki de en unutulmaz karikatür kahramanı. Sinema seyircisi çok karamsar hikayeler ve karakterler izlemekten hoşlanmaz. Hatırlayabildiğim bu kadar. eli yüzü düzgün bir senaryo olmayınca. Turhan Selçuk'un "Abdülcanbaz"ı ise tiyatroda can bulabilmişti.. "Akbabanın 3 Günü" ya da "Başkanın Bütün Adamları" gibi bir filmde müthiş bir baş rol kapabilir. Hollywood tarihi. HIZLI'nın karamsarlığını ve şiddetli nevrozunu da biraz hafifletmek gerekebilir. 4) HĐLAL : Aklıma gelen bir başka karakter de Kenan Yarar'ın "HĐLAL"i.HEM DE YERLĐ! Yabancı çizgiromanlardan (özellikle de Marvel kahramanlarından) sinemaya son zamanlarda çok sayıda transfer oldu. stilize bir senaryo ile bence sinemada şansı olabilir. ona ayrı bir hava katıyordu. 2) Onu hakkıyla canlandıracak. (Ama bu senaryolaştırma sürecine çok dikkat etmek gerekir. Kedikadın. müzmin muhalif ve nevrotik bir karakter olan HIZLI. Zeki. Konuşma biçimi ve ileri düzey aptallığı ile hafızalara kazınan. Neticede dış motivasyonu çok güçlü.ÇĐZGĐROMANDAN SĐNEMAYA . 70'lerde takılmış kalmış giysi stili. Bu ağzı bozuk modern zaman çıtırı da. Tabii ki çok sıkı senaryolarla desteklenmeleri önkoşuluyla. Đlginç senaryo konusu bulmak için her yola başvurmak mübahtır. Đlk akla gelenler Örümcek Adam. tipi çok uygun bir oyuncuya ihtiyaç var. "Flap" diye arkaya attığı saçları da. çizgi hikayelerinde. uygun bir senaryo ile sinema perdesinde çok hoş durabilecek bir karakter. 2) HIZLI GAZETECĐ : Necdet Şen'in bu unutulmaz karakteri 1980'lerde CUMHURĐYET'te "BACI" hikayesi ile dikkatleri üzerine çekmiş. zıpır ve isyankâr bir tip. 314 . çatıların üzerinde koşması (ki bu özelliğini Matrix'ten çok daha önce ortaya koymuştu). bu "hanım kızımız" perdeye çok yakışacaktır. başına ilginç belaların açılması ile dikkatimi çekmişti. net hatırlamıyorum. Çizgi dünyadan TV'ye de bazı transferler olmuştu: mesela Özden Ögrük'ün "Çılgın Bediş"i. gişede nasıl 2. hem de eğlenceli. Oysa Türk çizgiromanında 80'lerden itibaren ortaya çıkan bazı karakterlerin sinemada şansının olabileceğini düşünüyorum.) Gelelim bana göre hangi çizgiroman karakterlerinin sinema şansı olduğuna: 1) EN KAHRAMAN RIDVAN (EKR): Bülent Arabacıoğlu'nun 1980'lerde GIRGIR'da ortaya çıkardığı bu karakterin bence gerçekten sinemada bir şansı var. Eskilerden Superman (galiba yeni bir çevrimi yapılıyor). esprili. EKR'den bence çok güzel bir (ya da bir kaç) aksiyon-komedi filmi çıkabilir. Daredevil. Yalnız. aniden büyük bir popülerlik yakalayabilir. Muhlis Bey'in perdede bir şansının olabilmesi için 1) Çok ama çok sağlam ve orijinal bir senaryoya. Suat Yalaz'ın "Karaoğlan"ı ve Ersin Burak'ın "Tarkan"ı ilk aklıma gelenler. Hem aksiyon içeren. sonuca ulaşmak için acayip yollar denemekten çekinmeyen. Oğuz Aral'ın "Utanmaz Adam"ı (Okan Bayülgen canlandırıyordu) ise galiba hiç gösterime girmedi ya da çok çabuk gösterimden kalkmıştı. ("Koskoca" Hulk bile. daha sonra bir süre HÜRRĐYET'te görünmüş ("Değişim Rüzgarları").80 uzanmıştı. Hikayesi "Ağır Roman" gibi karamsar bir havaya bürünmezse. ("Hacivat Strikes Back" de böyle bir şey olacak kısmen). duyguları şiddetli. Batman.) 3) VAKUR BARUT : Suat Gönülay'ın LEMAN dergisinde yarattığı bu ilginç karakter. Yerli çizgiromanlardan sinemaya geçişler ise bildiğim kadarıyla pek fazla olmadı. Sadece "BACI"nın dikkatli bir biçimde senaryolaştırılması bile HIZLI'nın sinemaya sağlam bir giriş yapması için yeterli olabilir. Aksi takdirde "Bütün Kapılar Kapalıydı" gibi izleyiciye uzak düşen bir filme dönüşebilir. Hulk. Ama eninde sonunda hep başarılı olurdu. Bizim de kendi kültür ürünlerimizi arada sırada yeniden yorumlamamızın bir sakıncası olmadığını düşünüyorum.

kuralları bilin. Bu doğallık. gözlemlerinden ve hayalgücünden faydalanabileceği gibi.) Şimdilik bu kadar. Ve nevrotik bireylerin neden 'sağlıklı tepkiler' veremediğini açıklıyor. Yani her sanat alanında olduğu gibi. belirli bir durumda bir karakterin nasıl davranmasının "doğal" olduğunu kolayca kestirmenize yardımcı olacaktır. Đşte onlardan örnekler: "Đnsan ve Davranışı" . kendisinden beklenmeyen biçimde davrandığı için unutulmazdır. Kısaca: "Psikoloji iyidir. Kitaptan bazı başlıklar: Đnsanlardan Korkmak. Bu kitap da. Kötü adam yazma sorunlarına bire bir çare!) "Đnsan Olmak" . bir kriz anında en "doğru" biçimde davranmaz. Unutulmaz bir karakter yaratmak için yazar. Sorumluluktan Kaçış. Bir yazar olarak.) "Çağımızın Nevrotik Kişiliği" .Engin Geçtan (Yine insanın ruhsal yapısı ile ilgili çok güzel bir eser. kendilerimize özgü bedensel ya da psikolojik ihtiyaçlarımız. insan ruhunun işleyiş mekanizmasını anlatmakla beraber." Türkçe'de yayınlanmış çeşitli psikoloji kitapları var. çok daha derinlikli karakterler yaratabilirsiniz. şu uyarıyı yapmadan da geçemeyeceğim: Psikoloji kitapları. Đnsanları temel olarak hangi güdülerin motive ettiğini bilmek. Hepimiz korkularımız. ister kötü adam. işkence ile ölmeyi tercih etmesi. Đçimizdeki çocuk ile anne-baba arasındaki denge bozulduğunda da ruhsal rahatsızlıkla baş gösteriyor. "unutulmaz karakterler" yaratmaktır. ve bu çocuğun içimizdeki "anne-baba" tarafından denetlendiğini. "kahraman"ları yazarken yardımcı olabilir. insan ruhunun yapısı hakkında biraz kuramsal bilgi edinmenin çok faydasını görebilirsiniz. Yalnız. Davranışların temel kaynağının içimizdeki çocuk olduğunu. Kendini Yaşamak. nevrozların ne olduğunu her insan kişisel deneyimleri sayesinde az çok bilir. (Filmler hep bu kriz anlarına dayanır).Abraham Maslow (Maslow. Konuya giriş için bire bir. insan doğasının üstün ve güçlü yanlarına odaklanan hümanist bir psikolog. Öfke ve Düşmanlık. buna örnektir. 315 . komplekslerin. Bir çok unutulmaz karakter. ama psikoloji biliminin bunlar hakkında bildiklerini en azından genel olarak bilirseniz. ister kahraman. "yasa kitabı" değildir. Lafı daha fazla uzatmayalım. Sadece. Değersizlik Duygusu. komplekslerimiz. Cesuryürek'in ("Braveheart") sonunda William Wallace'ın acı çekmekten kurtulma şansının bulunmasına karşın. nevrozlarımız ne emrederse ona göre hareket ederiz. vb. Bunlardan bazılarının senaryo yazarı için özellikle faydalı olduğunu düşünüyorum. neden 'nevrotik insan yetiştiren' birer makine olduğunu anlatıyor. Yani bir karakterin nasıl davranacağını emretmez.Karen Horney (Baş ucu kitaplarımdan biri.PSĐKOLOJĐ Başarılı senaryo yazarlığının en önemli unsurlarından biri.) "Đnsan Olmanın Psikolojisi" . El altında bulunsa iyi olur) "Đçimizdeki Çocuk" . Bu ihtiyaçların.SENARYO YAZARKEN YARDIMCI OLABĐLECEK KĐTAPLAR 1 . ister 2.Doğan Cüceloğlu (Psikoloji bölümlerinde birinci sınıfta okutulan bir kitap. hikayenizin inandırıcılığına katkıda bulunur ve izleyicinin karakterlerle özdeşleşmesine yardım eder. Casablanca'nın sonunda Rick'in sevdiği kadından vazgeçmesi.Doğan Cüceloğlu (Đnsan ruhunun temel işleyiş mekanizmalarını anlatıyor. ama yaratıcı olmak için bu kuralları gereken yerlerde esnetin. psikoloji biliminden de faydalanabilir. genel olarak insanların o durumda neler yaptığını anlatır. derece bir karakter olsun rolünde olsun. nihai davranışın bu ikisinin bileşimi ile oluştuğunu söylüyor. Bir çok insan. Modern toplumların. hatta çiğneyin. Özellikle "ihtiyaçlar piramidi" kuramının çok iyi bilinmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bu programların hepsi Đngilizce'dir. bir zanaat olduğunu düşünüyorsanız. Senaryo yazmanın bir sanattan çok.SENARYO PROGRAMLARI Senaryo yazmak için batıda.truby. özellikle Amerika'da kullanılan bir çok bilgisayar programı vardır. Şahsen bu adamı çok tutarım.writersstore. "www. Bazı filmlerin neden başarısız olduğunu çok net bir biçimde açıklar.com" adresinden daha fazla bilgi edinebilirsiniz. belki de en çok kullanılan program. Yazım aşamasından önce sorduğu sorular. Bu programların başlıcaları "Final Draft" "Dramatica Pro" ve "BlockBuster"dır. "Dramatica Pro" da. 316 . Ünlü senaryo gurusu Syd Field tarafından geliştirilmiş. En az iki kitap dolusu bilgi bulacaksınız.com" adresinden daha çok bilgi edinebilirsiniz. Đndirdikten sonra "help" dosyasını inceleyin. "Blockbuster" John Truby tarafından geliştirilmiş bir program. bu programların faydasını görebilirsiniz. özellikle "www. gerçekten de derinliği olan karakterler yaratmaya başladığınızı hissediyorsunuz. senaristin işini biçim ve içerik açısından büyük ölçüde kolaylaştırır. senaryo yazmayı kolaylaştıran bir program. mekanik yapılarından dolayı bu programlar size uygun gelmeyebilir.sydfield. "www. Đlham bekleyenlerdenseniz.com"daki makaleleri çok güzeldir. "Final Draft".dramaticapro. Ama bu sorulara yanıt verdikçe. Bu programlar. "ilham" bekleyen senaristleri gıcık edebilir. Programı "www.com"dan indirebilirsiniz. Ve demoları internetten indirilebilir.

Doğru tahmin ettiniz:"Kurtlarla Dans"! Bunlar arasındaki benzerlikleri de siz bulun. Her iki filmde de. Harrer ise geleneksel Tibet kültürüne girer) içinde. bencil ve kibirli tavırları hem kendisi hem de etrafındakiler için sıkıntı kaynağıdır. Her iki filmde de baş karakterler. Eski kültürleri (yani batı kültürü) kendi başına bir mutsuzluk kaynağıdır. ama mutsuz bir evliliği vardır. Bu iki film ile parallelik gösteren bir başka film daha var. "Tibette Yedi Yıl" (Yön: Jean Jacques Annaud) ve "Son Samuray" (Yön: Edward Zwick) böyle iki film. Tibet'te ise Heinrich Harrer (Brad Pitt). filmin sonuna doğru. 317 .DĐKKAT ÇEKEN BENZERLĐKLER . Heinrich Avusturya'da kalmayı tercih eder. benimsedikleri bu yeni kültürden ayrılıp eski kültür ortamlarına geri dönerler. Ama son Samuray'ın sonunda Nathan Algren yeniden Katsumoto'nun köyüne dönerken. yeni kültürü benimserler. kendileri ile daha barışık bir hal alırlar. batıda yaşadığı hayatta mutsuz olan iki insan var. Kızılderililere yaptığından dolayı pişman olan bir askerdir.1 Bazı filmlerin senaryoları arasında ilginç benzerlikler görmek mümkün. ve Batı kültürünün insanı yabancılaştırıcı etkilerinden arınıp. Hayatın özü ile doğru bir ilişki kurarlar. Her iki karakter de. beni uğraştırmayın. başka kültürler içinde yaşamak durumunda kalınca. eski benliklerinin ne kadar mutsuz ve hatalı olduğunu fark ederler. başarılı bir dağcıdır. Samuray'da Nathan Algren (Tom Cruise). Her iki karakter de. yeni girdikleri kültür (Algren geleneksel Japon kültürüne. Bu sadece kişisel bir mutsuzluk değildir.

“The Matrix”in mükemmel bir film olmasına engel olmuyor. Kahin’in kendisine söylediklerini (“Seçilmiş kişiyi bulacaksın”) yanlış anladığını itiraf eder: “Yapmam gereken tek şeyin birine işaret edip onu seçilmiş kişi olarak atamak olduğunu sandım. Morpheus’a daha insani (derinlikli) bir karakter veriyor. Kendimden şüphe ettim. Morpheus. Filmdeki karakterler ise daha iki boyutlu. Filmde sanki Neo. Cypher’ın Neo’ya içki sunduğu sahne). Böylece filmin anlamında büyük değişiklikler olur. daha derin. Daha sonra “hain” olduğunu öğreneceğimiz Cypher’dan bu bilgiyi alan Neo. ve dünyam değişti. öyleyse bütün bunların ne anlamı?” der. Sonra seni gördüm Neo.YÖNETMENĐN TERCĐHĐ – 1 ("The Matrix") Yönetmenler. Cypher’a göre Morpheus daha önce beş kere daha “seçilmiş kişi”yi bulduğunu sanmıştır.) sahnede Neo: “Kahin ne derse desin ona inanmayacağım zaten. Morpheus’la Kahin’e giderken bu konuyu tartışır (Kahin’in dairesinin bulunduğu koridorda geçen 78. Oysa senaryoya göre Morpheus. 318 . Senaryonun aynı sahnesi Neo’yu daha “inançsız” biri olarak da gösteriyor. daha insancıl. daha çizgiromansı. Yanılmıştım Neo. çekim ya da kurgu sırasında senaryoda “hayati” denilebilecek değişiklikler yapabilirler. Aynı (78. Neo ile karşılaşana kadar sanki “denemeyanılma” yöntemiyle arayışını sürdürmüştür. Onları (daha önce ölen “seçilmiş kişi”leri) düşünmeden bir günüm dahi geçmiyor..” Senaryonun bu değişmemiş hali. hem de çok kötü yanılmıştım. 1998 – internette pdf dosyası olarak bulunabilir) 71 numaralı sahnesinde (Cypher ile Neo’nun sohbet ettikleri. sahne). Senaryodaki haliyle karakterler daha hatalı. kendilerinin seçilmiş olduklarını düşündükleri için Ajanların karşısına dikilmiş ve ölmüşlerdir! Bu. Ama bu durum. Morpheus’un hayatı boyunca aradığı tek kişidir. Kahinin söylediği herşeyden şüphe ettim. hiçbir biçimde filmde bahsedilmeyen bir bilgidir. Cypher. Ve bu kişilerin hepsi. Bunun en güzel örneklerinden biri “The Matrix” filminde görülebilir.. filmde duymadığımız bir şeyler söyler. Neo’ya. Bazen senaryonun çok önemli bir bölümünü filme dahil etmeyebilirler. Filmin senaryosunun (Numbered Shooting Scritp March 29. Beşinciden sonra yolumu kaybettim.

hayatta herşeyi kontrol edemeyeceğini öğreniyor. ailesini kaybetmiş bir mamuttur. kendisinin de Marlin gibi küçük çocuğuna karşı aşırı korumacı bir tavır içinde olduğunu. diğerinin ise palyaço balığı olması bizi etkilemiyor. Bunlardan biri Buz Çağı'ndaki Manfred (mamut). Đki örnekten iki karakteri inceleyelim. (Bu senaryoya.ANĐMASYON FĐLMLERĐN SENARYOLARI NEDEN ÇOK KALĐTELĐ? Piyasaya çıkan "animasyon" türü filmleri incelediğiniz zaman. Tek bir sahne bile aksamaz. Yaklaşan buz çağı bile. Biricik oğlu. hayatı deneyerek ve yanılarak tanımak istemektedir. Marlin de çocuğunu daha serbest bırakması gerektiğini. Marlin. En son örnekleri şöyle bir hatırlayalım: Shrek 1 ve 2. Taşıdıkları insani özellikler sayesinde onlarla kolayca özdeşleşme kurabiliyoruz. Aslan Kral. kuzeye doğru ilerler. Her iki karakter de film boyunca yaşadıkları olaylar sonucunda anlamlı bir değişim geçiriyorlar. Kayıp Balık Nemo'nun babası Marlin'dir. iç güdülerinin aksi yönde hareket etmeye itecek kadar büyüktür. Nemo ise diğer yavru deniz yaratıkları gibi özgür olmak. hemen hepsinin senaryosunun mükemmel olduğunu görürsünüz. ve benim favorim Finding Nemo (Kayıp Balık Nemo). Ve bu kayıbın neden olduğu üzüntü onu. hayatta kalan tek yavrusu Nemo için aşırı endişelenmektedir. Gösterime giren animasyon filmlerinin hemen hepsi. Artık hiçbir şey umrunda değildir. bir balıkadam tarafından kaçırılır. karakter yaratımı konusunda ders olarak incelenebilecek nitelikte oluyor. Herkesin tersine. bütün karakterler yeterince geliştirilmiştir. ve mizah dozu son derece yerindedir. Đnceleyeceğimiz ikinci karakter. Ice Age (Buz Çağı). öykünün ritmi tam ayarındadır. Manfred karamsarlığından kurtuluyor. 319 .) Her iki karakteri de anlıyor ve duygularnı paylaşıyoruz. Ve bir gün Marlin'in korktuğu başına gelir. yüzlerce yumurtasını ve eşini kaybettikten sonra. filmin yazar-yönetmeni Andrew Stanton'un kendisi kaynaklık etmiş. Bu gövdesi devasa ama yüreği yumuşacık hayvanın acısını biz de paylaşırız. bunu fark etmesi üzerine Nemo'yu kaleme aldığını söylüyor. Bir röportajında Stanton. Birinin mamut. Manfred. (Sevimli Canavarlar). Monsters Inc.

(Bu konuda da Türk filmleri yabancı filmlere paralellik göstermektedir) 4) Bu filmlerin "hepsi" hafif ya da ağır bilgisayar desteklidir (CGI). (Bu filmlerin. Örümcek Adamı da aslında bu gruba dahil etmek gerekir 2) Bu filmlerden 5'i. Cameron'un TITANIC'idir (Baş kahraman: Rose Dawson). filmden önce çok ünlü olmuş kitaplardan uyarlanmıştır. Yani ilk filmin gişede yarattığı etkinin kaymağını yemektedirler. (Yabancı filmlerdeki "kitap" etkeninin Türk filmlerinde "TV" haline gelmesine dikkat!). senarist David Koepp tarafından yazılmıştır. şaşırtıcı bir sıklıkta işlenmektedir. aşağıdaki yazıda olduğu gibi inceleyelim: 1) Bu 15 filmden 6'sı (Yüzüklerin Efendisi ve Harry Potter). 3) Bu filmlerin biri hariç hepsinin baş kahramanı erkektir. Yüzük filmleri. Yüzüklerin Efendisi 2 ve 3. (Adamın bu kadar çok para istemesine şaşmamak gerek) 320 . Bu tek istisna da. 1 milyondan fazla seyirci çeken 13 Türk filmini incelemiştik kısmen. ona bakalım. ya da animasyondur! 5) Bu filmlerin biri hariç hepsi. (Harry Potter 2 ve 3. (Bu tek istisna yine Cameron'un TITANIC'idir. "aşk"ı ikincil ya da üçüncül bir tema olarak kullanmaktadır. IMDB'nin bütün dünyada en çok iş yapan filmler listesinde ilk 15 şöyle: • • • • • • • • • • • • • • • Titanic Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü Harry Potter 1 Star Wars .) "Kötülük ile Đyilik" arasındaki mücadele. (Harry Potter'lar. Şimdi yabancılarda durum ne.Azkaban Tutsağı Bu filmleri de. Star Wars'lar). (Türk Filmlerinde sadece Vizontele Tuuba için böyle bir durum söz konusudur). 6) Filmlerden ikisi ("Örümcek Adam" ve "Jurassic Park"). Star Wars Episode 1) daha önce çekilmiş filmlerin devamı niteliğindedir. Türk Filmleri ile bu noktada da ayrıldıklarını söyleyebiliriz).2 (Sırlar Odası) Kayıp Balık Nemo Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği Şrek Bağımsızlık Günü Örümcek Adam Star Wars .Episode 4 Aslan Kral Harry Potter .BAŞARILI YABANCI FĐLMLERĐN SENARYO ÖZELLĐKLERĐ -1 Alttaki yazıda.Episode 1 Yüzüklerin Efendisi: Đki Kule Jurassic Park Harry Potter .

" 7) Bu filmlerden onu (sayıyla 10!) (Vizontele 1-2. bu filmlerde oynayanlar ya da filmlere kaynaklık eden diziler. aralık aylarında vizyona girmiştir. Yazdıkları büyük ölçüde. Ben zaten hayatımdan bezmişim. Yani. 3) Bu filmlerin hemen hemen hepsinde bir aşk öyküsü bulunmaktadır. 321 .BAŞARILI TÜRK FĐLMLERĐNĐN SENARYO ÖZELLĐKLERĐ . Neredesin Firuze) komediyi ana eksen olarak almakta ya da çok miktarda komik öğeye yer vermektedir. 5) Bu filmlerin 9'u.1 Türk sinemasının artık bir "sanayi" olarak varolmamasının temel nedenlerinden biri. ancak güzel şeyler 'hissetmek' için giderim sinemaya. Asmalı Konak. Yani izleyici diyor ki: "Ey senarist. ilk bakışta göze çarpan ortak özellikler. Bundan şu sonuç çıkartılabilir: orta gelirli sinema seyricisi ezici bir ağırlıkla komedi filmlerini tercih etmektedir. Propaganda. "bilinçli seyirci" denen ve sayıları 50 ila 100 bin arasında bulunan bir insan kitlesine hitap ediyor. cevabın bir kısmı yukarıda anlatılanlarda bulunabilir. Kullanılan kodlar. En çok iş yapan üçüncü film olan "Eşkiya"nın iki baş rol oyuncusunun (Şener Şen ve Uğur Yücel) komedi ağırlıklı rollerle ünlendiği de unutulmamalıdır. Geniş halk kitlelerinin kullandığı kodları. Yani başarılı Türk filmlerinde kahramanla özdeşleşme. Deli Yürek de öyle. • • • • • • • • • • • • • Vizontele 1 Vizontele 2 Eşkiya Kahpe Bizans Asmalı Konak Şimdi Asker Hababam Sınıfı Komser Şekspir Güle Güle Herşey Çok Güzel Olacak Propaganda Deli Yürek Neredesin Firuze Bu filmlerdeki ortak noktalara bakarak. senaryonun omurgasını oluşturmaktadır (Asmalı Konak. malum. Böyle bir rakamın bir sektörü döndürmesi de beklenemez zaten. Hababam Sınıfı: Merhaba. Komser Şekspir. Bunlar. genel olarak "erkek" cinsi üzerinden sağlanmaktadır. (Bu listede 14 numarada olan Ağır Roman. Contact) ya da felsefi (ör. daha fazla "blockbuster" çıkarmaktadır. film yazan ve çeken insanların artık geniş halk kitlelerine hitap etme kaygısını terk etmelerinde yatıyor bence. TV sayesinde ün kazanmıştır. ya da kullanamıyorlar. beni boşuna düşündürtmeye uğraşma. orta-alt sınıfta kullanılan kodlardır. Diğer 4 film ise ekim. Yılmaz Erdoğan "Bir Demet Tiyatro"nun kendisini kazandırdığı ünden çok faydalanmıştır Vizontele'lerde. Solaris) içerikli değildir. şubat ya da mart ayında gösterime girmiştir. bir alt sınıf öyküsü anlatmaktadır). sembolleri kullanmıyorlar . ocak. 4) Filmlerin hepsinin başrolünde bir ya da bir kaç erkek vardır. Herşey Çok Güzel Olacak. (Bu durum. Rakamlar yalan söylemez: Ağustos 2004 tarihi itibariyle 1 milyondan fazla seyirci çekmiş filmlere bakalım. O Şimdi Asker. aşktan başka konuda ürün verilmeyen pop müzik endüstrisini hatıra getirmektedir) Kimi filmlerde aşk hikayesi. Yazar ve yönetmenler "Benim filmin niye 1 milyon barajını aşmadı?" diye sorduklarında. Eşkiya). 6)Filmlerden hiçbiri bilimsel (ör. Kahpe Bizans. Güle Güle. 1) Bu 13 filmden 4'ü ağır TV destekli (Vizonteleler. Deli Yürek).ya kullanmayı reddediyorlar. kasım. Yılbaşı ve sonrası. onları gişede neyi başarılı yaptığını bulmaya çalışalım. Asmalı Konak. 2) Bu filmlerin hemen hepsinde ekonomik olarak orta-alt sınıftan gelen ya da o sınıfta yaşayan insanların öyküleri anlatılmıştır.

bir dönem onlarla kalınca Samuraylara karşı büyük bir muhabbet ve hürmet beslemeye başlaması. Ve filmin sonunda samuraylar yeniliyorlar. Sadece Yüzbaşı Algren hayatta kalıyor. Ama kahramanımız düşmana yenik düşüyor. Buna benzer bir senaryonun Türkiye (ve Osmanlı) ile ilgili olarak yazılmamasını. Đmparator. Bir kültürü. (Đyinin iyi ile mücadelesi. bize otantik Japon kültürünü tanıtıyor. neticede alkolik bir eski asker. o da. Yani ticari açıdan başarılı bir filmdi. Biz önce kahramanla birlikte düşmana karşı savaşıyoruz. Ama filmin başarısı bence. Burada filmin ikinci perdesi (2nd Act) başlıyor. sonra orada Samuraylar ile savaşıp esir düşmesi. (Filmin bence en zayıf yönü bu finali. bu filme trajedi havası da katıyor) 3. Algren'in öldürdüğü samurayın karısı ve onun oğlu ile gittikçe yakınlaşması. Başlangıçta Algren'e gıcık olan samurayın daha sonra ona saygı duymaya başlaması da. yüzbaşı Algren'in (T. perdenin sonunda. filmin bütününe göre). Filmin 2. Samurayların modern Japon ordusu ile karşılaşmak zorunda kalacağını öğreniyoruz. O da Đmparator'a gidip Katsumoto'nun yapmak istediği şeyleri anlatıyor. Cruise) Japonya'ya askeri eğitmen olarak gitmesi. yazılamamasını anlamak mümkün değil. bir noktadan sonra anlaşılır bir hale geliyor. Bu senaryo yapısında bizi şaşırtan hemen hiçbir şey yok. en sonunda da kendisini tutan insanlara karşı savaşması ve yenilmesi anlatılıyordu. 322 . Sonra bu kahraman bir başka ülkede çalışmaya gidiyor (Burada otantik japon kültürü ile ilk karşılaşma var. Senaryonun yapısı klasik: yani önce bir kahraman tanıtılıyor. bir taraftan da kahramanımızı daha fazla sevmeye başlıyoruz. Edward Zwick'in yönettiği film. Böylece sadece şiddet içeren bir filmle karşı karşıya olmadığımızı anlıyoruz. "son savaş" hazırlıkları ile geçiyor. ama en başta onu çok sevip sevmeyeceğimiz belli değil. Filmde. derinlemesine denebilecek bir düzeyde tanımaya başlıyoruz.Perde. ortalama sayılabilecek bir senaryo ile izleyiciyi tavlamasında yatıyordu. senaryonun bize ilişki düzeyinde tattırdığı hoşluklardan biri. Başvekili Omura'ya ve yabancı devletlere çok fena halde bağımlıdır."SON SAMURAY" . Ve aslında Japonya'nın iyiliğinden başka bir şey düşünmeyen Samuray'ları yok etmesi gerekmektedir. Filmin ikinci perdesi. Bu açıdan ilgi çekici). Senaryo bize düşmanı (nemesis) tanıtıyor: Samuraylar. 2. filme tat katıyor. Japonların bence ürkütücü olan "ölüm" anlaşıyışı bile. Bir taraftan "düşman"ın aslında düşman olmadığını öğreniyoruz. 400 milyon dolardan fazla iş yaptı tüm dünyada. çünkü daha önce Amerikan yerlilerine yaptıklarından dolayı büyük bir pişmanlık yaşıyor.ASLINDA HĐÇ DE ZOR DEĞĐL Geçen sezonun bence en iyi filmlerinden biriydi SON SAMURAY. esas adamı Katsumoto ile Yüzbaşı Algren arasındaki dostluk da. Üçüncü hoşluk ise.

bir çok yabancı TV dizisi ve sinema filminin senaryosunu ya da dökümünü (transcript) şu adresten bulabilirsiniz: www.writersstore.com 323 .com ("Satan Senaryo Yazmak" kitabının yazarı .Türkçe'ye çevrilmedi) www.com (Bir endüstri klasiği olan "screenplay"in yazarı . nereden bulacağız bu senaryoları? Türkçe senaryo bulmak çok zor.script-o-rama. çok kolay.Mülakatlar bölümü mühim) www. Da. bolca senaryo okumaktır.com.sydfield. senaristlerin senaryo okuyabilecekleri bir kaynaktan yoksun olmaları olduğunu düşünüyorum. Türk filmlerinin senaryolarının yabancı film senaryolarının yanında bu kadar yüzeysel ve işlenmemiş kalmasının temel nedenlerinin birinin.michaelhauge.truby.SENARYO KAYNAKLARI Đyi bir senarist olmanın belki de birinci kuralı. (Hatta. hatta neredeyse imkansız bir iş.) Ama yabancı senaryoları bulmak. Ayrıca senaryo yazımı ile ilgili en iyi Đngilizce makaleleri şu adreste bulabilirsiniz: www.com Senaryo yazımının üç büyük gurusunun adresleri de şunlar: www. Eğer Đngilizce biliyorsanız.

" "Yazarın emeğinin yüzde yetmiş beşi ya da daha fazlası hikayeyi tasarlamak için harcanır." "Usta yazarlığın belirtisi. aksi takdirde yazmayı istiyor olmazdınız. toplum." "Bir hikaye tasarlamak. bir karakterin hayatının sadece bir kaç ânını seçerek bize bütün bir yaşamı vermesindedir.HĐKAYE YAZMA YETENEĞĐ VE BAŞKA ŞEYLER "Hikaye yazma yeteneği az rastlanan bir şeydir. "STORY") 324 . doğa. ama sizde de bir miktar olması lazım. yazarın olgunluğu ve içgörüsü ("insight") ile." (Robert M cKee. ve insanın yüreği hakkındaki bilgisini sınar.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful