You are on page 1of 10

Ferdan ERGUT :Tan nma siyasetleri ve sol

YAzar : Konuk YAZAR Article ID : 6434 Audience : Herkes Version 1.05 Yay nlanma Tarihi: 20/12/2011 23:52:53

Okunma : 305

Tan nma siyasetleri ve sol Solda yenilenme, ancak teorik yenilenmeyle mmkn olacak. (*) Teorik yenilenme ise, teorimizin ana damar olan Marksizmle ele tirel bir diyaloga girmeden mmkn olmayacak. Bu teorik mesainin, prati e katk s n n ok nemli oldu unu d nyorum. Trkiyedeki e itli kimliklerin, tan nma iin verdikleri mcadeleler bu toplumun nemli fay hatlar n olu tururken sol maalesef bu mcadelelerde n al c bir pozisyon tutam yor, pasif veya reaktif bir siyasetle yetinmek zorunda kal yor.(1) Bunun elbette birden fazla nedeni olmakla birlikte, Marksist teorinin bu alandaki bo lu unun bu nedenlerin ba nda geldi ini art k kabul etmek gerekiyor.Yenilenme ihtiyac n n en yak c biimde hissedildi i alan buras ... D nceler tarihi, ilgin bir aland r. Her d nrn kimden/kimlerden etkilendi i, o d nrn iinde bulundu u ba lam n kendi d nceleri zerindeki etkisinin ne oldu u, o ba lamlar iinde en ba at olan n n hangisi oldu u (iktisadi, politik, kltrel, entelektel vs.) ve buna benzer birok ve olduka da keyifli sorun alanlar bar nd r r d nceler tarihi... Bunlar n iinde zellikle ilgin olan bir unsur daha vard r ki evrimci bir perspektifle bak ld nda anla lmas na imkan yoktur. Bir d nr, kendi sistemati ini kurarken kendisinden nce gelen ve kendisini de etkileyen di er d nr iin ok merkez konumda olan baz fikirleri d ar da b rak r. Zaten, sistematik bir d nce yap s olu turman n da ba ka bir yolu yoktur. Fakat bu i lem sonucunda, eskinin baz ok de erli fikirleri, yeni d nce yap s n n hakimiyeti alt nda kaybolabilirler. D nceler tarihinde, evrimci perspektiflerinin yanl l tam da buradan kaynaklan r: Bu tarih iinde sonra gelen d nrn kendinden nce ortaya km olan btn nemli fikirleri iinde bar nd rmas ve dolay s yla daha geli kin olmas gibi bir varsay m tmyle yanl t r. Sanattakine benzer bir durumdur: Beethoven n, salt 200 y l sonra do du diye Bachdan daha iyi bir besteci oldu u sylenemez. Marx ve Hegel ili kisini bir de bu a dan de erlendirmek gerekiyor. Marx, kendi sistemati ini kurarken Hegelde nemli bir yer i gal eden tan nma fikrini bu kertede nemsemedi. Sre iinde de bu fikir, Marksist gelenekte iyice gzden kayboldu. Oysa solun yenilenmesi ve ok daha nemli olarak hayata mdahale olanaklar n artt rabilmesi iin sol gelenek iinde gzden kaybolan bu fikrin tekrar canland r lmas ve teorinin bir paras k l nmas na ihtiyac m z var. Yeni sol, bu ve bunun gibi daha pek ok alanda teoriyi zenginle tirmek ve teoriye -t pk 19. yzy l n son eyre inde ya da 20. yzy l ba nda oldu u gibi- yeniyi alg lamam z ve ona cevap vermemizi sa layan ara kutusu i levini kazand rmas gerekiyor. A a daki yaz , Trkiyede ve dnyada bu alanda gsterilen abalara kk bir katk olmas niyetiyle yaz ld . Niyetimi syledim. Zira bir metni do ru anlamak iin ncelikle yazar n hangi saikle o metni yazd n , o metni yazarak hangi alan(lar)a mdahale etmeye al t n , hangi fikri/fikirleri dn trmeye al t n anlamak gerekti ini d nyorum. Quentin Skinner n (1969) o ok ama ok nemli makalesinden beri biliyoruz ki metin yazmak bir eylemdir. Bireyin herhangi bir eylemini anlamak iin ne tr aralara ihtiya varsa metni anlamak iin de benzeri aralara ihtiyac m z var. Sadece ka t zerindekilere bakarak yol alamay z. Yazarlar, metinlerini yazarlarken saiklerini net olarak ortaya koymazlar, de i ik okur kitleleri (Ahmet Oktay n kulland gzel kavramla sylersek izlerevreler) iin de i ik zamanlarda de i ik metinler kaleme almalar na ra men hangi metni, hangi izlerevreyi d nerek kaleme ald klar n belirtmezler. Marx, Komnist Manifestoyu nas l bir izlerevre iin yazm t rne in? Kapitali yazarken akl ndaki izlerevrenin ayn s m yd bu? De ilse, kavram kullan m ndan analiz birimlerine,

yaz m stratejilerinden metnin merkezine ald sorunlara kadar bir dizi alanda ok farkl iki metinle kar kar yay z demektir. Kar m zda sadece iki farkl metin de il; iki farkl eylem durmaktad r. Marx bu iki farkl eylemiyle neleri ba armak istemi ti sorusunu yan tlamad ka ne Manifesto ne de Kapital anla labilir. Her metin gibi, okumakta oldu unuz metnin de kendine koydu u hedefler ve s n rlar var. Ba l k, makalenin s n r n tan ml yor asl nda: Okuyaca n z yaz , solun belirli bir siyaset tarz yla olan/olmas gereken ili kisi zerinedir. Solun di er siyaset tarzlar yla (s n f, evre, feminizm vs.) olan/olmas gereken ili kileri sadece bu makalenin merkezine ald tan nma siyasetleri ba lam nda gndeme gelecektir. SOL VE MARX Marx ve Marksizm ile ili kilenmeyen, sylediklerini o byk yap tla yer yer sert i tart malar da bar nd ran bir mzakere halinde sylemeyen bir siyasetin sol olarak kabul edilmesinin mmkn olmad n d nrm. Gelene i takip etmekten bahsetmiyorum. Takip ederek solda yenilenme gerekle mez. Fakat yeni solu, gelene i dikkate almadan da kuramay z. Marxla ili kilenecek her siyaset ncelikle Marx ve Engelsi tarihselle tirerek i e ba lamal d r. Gelene in ruhuna uygun ili kilenme biimi de budur. Kurucular, teorilerini sadece materyalizm olarak adland rmam lard . Bu teori, ayn zamanda tarihsel bir materyalizmdi. inde bulundu umuz dnya tarihsel bir dnyayd . Kendimizi iinde buldu umuz toplumsal ili kiler bize verili olarak grnebilirlerdi; ama o ili kileri bizler gemi ten tevars etmi tik. Tarihselli e bu kertede gl bir vurgu yapan gelene in sonraki safhalar nda toplumsal yasalar pe inde ko maya ba lam olmas byk bir kay pt r. Tarihselle tirme abas n n ilk ad m elbette Marx ve Engelsin metinlerini hangi ba lamda rettiklerini ortaya karmak olmal d r. (Sadece politik ba lam de il ama... Kltrel, dilsel ve entelektel ba lamlar da ayn zamanda). Ba l ba na bir Marx ve Engels uzmanl n gerektiren bu konu, elbette bu yaz n n ve yazar n n s n rlar n a ar. Fakat bu s n rlar iinde kalarak ok genel olarak u sylenebilir: Marx ve Engelsin metinlerini (eylemlerini!) rettikleri entelektel ba lam esas olarak Hegel veHegelcilerin hakim oldu u bir ortamd . Marx n hayat boyunca, Marksistlerin entelektel dnyada Hegelcilerle k yaslanabilir bir stnl olmad n unutmamak gerekiyor. Marx ve Engels Hegelin idea ve Zeitgeist vurgular n n kar s na maddi hayat vurgusuyla kt lar. Tarihi belirleyen esas olarak s radan insanlar n maddi hayatlar nda girdikleri ili kilerdi. retim ili kileri, retici gler, retim tarz kavramlar hep bu aban n sonucuydu. Hegel ve Hegelcilerle mcadele ederken bile kurucular, indirgemeci tav rlardan uzak durarak teorilerini iktisadi ve sosyolojik bir teori olarak geli tirdiler. Yukar daki kavramlar n hepsi iktisadi oldu u kadar sosyolojik kavramlard .(2) Marx n yaz lar ndaki sosyolojik vurgunun en nemli gstergesi s n f kapasitesine ili kin syledikleridir. Kaba Marksistler, s n f sorununu bir s n f kar olarak sunmaya devam ededursunlar, kurucular n metinlerinde s n f kar kadar s n f kapasitesine de vurgu vard r. zellikle de s n f n neden eyleme geemedi ini sorgulad klar tarih metinlerinde... Bir s n f n, eyleme gemekte kar olabilir; ama kapasitesi olmayabilir. O kapasite hangi durumlarda artar, hangi durumlarda azal r sorusu, btnyle sosyolojik bir sorudur. Marx, Frans z kyllerini bir patates uval iindeki patateslere benzetirken esas olarak o kyller aras ndaki ili kilerin dzeyine, ba ka bir deyi le rgtlenme ve mobilize olabilme kapasitelerine vurgu yap yordu. S n f kapasitesi meselesine tekrar dnece iz. Entelektel maceran n do as nda vard r: Yeni bir kulvar amak iin ubuk bkmek zorunda kal rs n z. ubu u bkerken maalesef nceki d ncede var olan baz k ymetli unsurlar d arda b rak rs n z. Marx ve Engelsin maceras nda da byle oldu. Hegelde ok nemli bir kavram d arda b rakt lar. Daha do rusu, kendi kurduklar d nce sisteminin bir paras k labilmek iin zgn ieri ini dn trerek kulland lar. O kavram tan nma idi.(3) B R DEHAYI TAR HSELLE T RMEK Tan nma meselesine gemeden, s kl kla grmezden geldi imiz bir olguyu hat rlatmakta fayda var: Marx bir 19. yzy l d nryd. stelik d nrn de tesinde bir dehadan beklenecek btn zelliklere sahipti. Deha, sadece kreselle menin henz kk bekler halinde gzlenebildi i bu kadar erken bir safhada, bu e ilimin gelecek yzy lda btn insanl n kaderini belirleyece ini ngrebilmesinden kaynaklanm yor; d nce sistemati inden de kaynaklan yor. Marx, kendi

geli tirdi i modellere uymayan/onu yanl layan bir rnek buldu unda bundan keyif alan bir entelektel macerac yd . Avrupa iin geli tirdi i feodalizm modeline uymayan Hindistan rne ini grd nde hemen kendi teorisini revize edip yeni bir model kurard - ve bence yan l rd ! Asya Tipi retim Tarz bu macerac l n eseridir. Ya da, Rusyaya bakt nda de i ik bir ky yap s grr (obshchina) ve daha nce sosyalizme gei e ili kin yazd klar n hemen bir kenara koyarak buraya zg yeni model geli tirmeye al r ve komnal kyl mlkiyeti zerinden herhangi bir kapitalist a ama olmadan sosyalizme geilebilece i fikrini geli tirir; ve elbette yine bence yan l rd ! Bir deha tavr derken bunlar kastediyorum i te. Yeniye a kl k ve kendi modeline uymayan rneklerle kar la t nda onlar yok saymak ya da k l f na uydurmaya al mak yerine onlar zerine alabildi ine kafa yormak... Marx n yaz lar ndaki eli kiler veya apa k yanl lar zerine konu urken hep Marksist tarihi/sosyologPerry Anderson n o nl kitab ndaki bir dipnot akl ma gelir. Anderson, mutlakiyeti devletin s n f do as na ili kin yazd kitaba ncelikle Marx ve Engelsin bu konuda yazd klar n ele tirerek ba lar. Kurucular, e itli dnemlerde bu konuya ili kin yazd klar nda birbiriyle a ka eli en analizler yapm lard r. Mutlakiyeti devletin s n f do as na ili kin geli tirilebilecek birbirinden tmyle farkl analizin de Kurucular n de i ik zamanlarda yazd klar metinlerinde yerlerini al rlar: O yaz lara bak l rsa bu devlet, i) burjuvayd ; ii) feodaldi ve iii) burjuvazi ile feodalizm aras ndaki mcadelede tarafs z hakem rolndeki bir devletti. Konunun ayr nt s u an iin bizi ilgilendirmiyor.(4) Bizi ilgilendiren, Anderson n tam da bu tart may yaparken ekledi i bir dipnot. yle diyor o dipnotta: Marx ve Engelse borlu oldu umuz o muazzam entelektel ve politik sayg , onlara gsterece imiz dindarca bir hrmet hissiyle ba da maz. Onlar n yanl lar ki biroklar n n do rular ndan daha ayd nlat c d r bertaraf edilmemeli, tam tersine ba lamlar na oturtulmal ve a lmal d r (1974: 23). Marx ve Engels zerine konu urken sadece yanl lar veya eli kileri zerine konu mak da yeterli olmaz. Bunlardan ok daha nemlisi Kurucular n metinlerini, tarihsellikleri iinde de erlendirebilmektir. Bunu yapt m zda her eyi Marx ve Engelsden bekleme kolayc l ndan kurtulaca z. Son tahlilde bugn sorun alanlar olarak grd mz birok alan n henz sorun olarak alg lanmad bir yzy lda ya ayan iki insan n yazd klar ndan sz ediyoruz. ki rnek zerinden ilerleyelim. Do an n neredeyse sonsuza kadar temellk edilebilece inin d nld bir yzy lda Marx iin gelecek topyas n n s n rs z bir bolluk toplumu zerinden kurgulanmas anla labilirdi. Fakat bizler farkl dnyaday z! Art k do an n bizim hizmetimize girmeyi reddetti ini ve reddetmeye devam edece ini biliyoruz. Ekoloji hareketi sayesinde bugn biliyoruz ki, gelece imizi bollukvarsay m (tmyle bir varsay m!) zerinden de il, k tl k hakikati zerinden kurmal y z (Cohen 1995: 11). Bu bilin, bizlere ekoloji hareketi sayesinde d ar dan ta nd .(5) Toplumsal cinsiyet sorunu da byle bir sorun alan d r. Marksist ve feminist d nce aras ndaki karma k ili ki konusuna hi girmeden hayattan rnekler vererek geiyorum. 1968e kadar yeni veya eski rgtl sol, iktisadi retimde kad n n rol, do um kontrol ve krtaj meselelerinin de iinde bulundu u yeniden retim meseleleri veya cinsellik gibi alanlarla hi ilgilenmedi. Kad n hareketinin yoklu unda kad n sorunu da yoktu. Sosyalistler iin kad n sorunu, emek sorununun bir alt kmesiydi. Kad n n kurtulu u, eme in kurtulu unun sonucunda gelecekti. Marksist gelene in iinde kad n sorunuyla en fazla ilgilenen isimlerin ba nda gelen Clara Zetkin ya am n n byk blmn, s n f mcadelesinin ba atl n glgelediklerini d nd feministlerle mcadeleyle geirmi ti. Rosa Luxemburg iin kad n sorunu, ya l han mlar n samal ndan ibaretti (Sassoon: 407-415). 1946 gibi ge bir tarihte Frans z Komnist Partisi, hayali bir halk kad n imgesinin pe ine tak lm ve akl s ra o kad na seslenmek iin magazin dergilerini taklit eden sama sapan yay nlar yap yordu. Komnist kad n yolda lar iin kendi gazetesinde magazin dergilerinden esinlenen anketler yap yordu. Bir tanesinin ba l uydu: yi Bir E misiniz?. Ba l n rktcl n bir de sorulan sorulardan sonra de erlendirin: Kocan z gazete okurken, onunla konu ur musunuz?, Kocan za, sigaras n n kln hal ya d rmemesini tembih eder misiniz, Di macununu ortas ndan m s kars n z? (Sassoon: 424). Bugn bu samal klar tylerimizi diken diken ediyorsa, Marksist gelenek iinden dev irdi imiz bir duyarl l k sayesinde olmuyor bu. Burada da bilin bizlere d ar dan ta nd . Feminizm olmasayd , sadece gelene in iinde kalarak kendimizi kurtaramayabilirdik. Btn bunlar, Marksizmin geersizli ini gstermez. Sadece Marx ve Engelsin sistematik d nce yap lar n n iine giren konular ve kavramlar oldu u kadar girmeyenlerin de oldu unu gsterir. Girmeyenlerin bir blm, ya ad klar dnem itibariyle zaten girmesi imkans z olanlard . Bir blm ise kendi i tutarl l olan, sistematik bir d nce olu turabilmenin ka n lmaz bir gere i olarak zgn ieriklerinden dn trlm halleriyle kullan ld lar. te tan nma sorunu bu ikinci trdeki konulardand .

TANINMA (6) Postmodernizmin zgrlk alg s bilinir: Birey, kltrnden, toplulu undan asl nda her trl ba ndan kendisini ne kadar kopartabilirse o kertede zgrdr. Gelenekle aram za ne kadar mesafe koyabilirsek, kendimizi o oranda gerekle tirebiliriz. Oysa Hegelde ba ka bir zgrlk anlay vard . Ona gre, insani varolu biimi, do as gere i tekinin normatif onay na ba l olan bir biimdir. ddialar m z n, ya am biimimizin, nmze koydu umuz hedeflerin evremizdeki bireyler taraf ndan olumlu bir tepkiyle kar lanmas n bekleriz. Hegelci bir perspektiften bak ld nda postmodern tahayyln, her bireyin kendi gnlnce ve birbirlerinden ba ms z olarak estetize etti i ya am biimleri, asl nda toplumsal n kayb na i aret eder. Bu ise sadece mzakere zeminlerinin kayb de il; farkl l klar n kendilerini ba kalar n n nnde ifade edebilecekleri zgr kamusal alanlar n yarat lmas f rsat n n da kayb demektir. Hegelin yorumunda, diyor Honneth, kendini gerekle tirme zgrl , bireyin kendisiyle kltrel ya am-dnyas aras na koyabildi i mesafeyle de il; esas olarak zgrce seti i hedeflerin kendi toplumunda mazhar oldu u tan nman n derecesiyle llr: Her trl normatif ba dan uzakla mak yerine, burada bireyselli in art , bireysel farkl l klar n ileti imsel olarak tan nma, dahas , te vik edilme derecesi taraf ndan belirlenir. Buradan bak ld nda, postmodern tahayyln estetik o ulculuk olarak kutsad geli meler, asl nda toplumlar n tan nma yap lar ndaki ciddi krizlere i aret etmektedir (Honneth 1995: 227) Demek, Hegelin modelinde gerek zgrlk mesafe ile de il; mzakere ile mmkndr: Farkl l klar n zgrce ortaya konulabildi i ve bu farkl l klar n toplam kltr iinde yarataca zenginliklerin teslim edildi i ortamlarda mmkndr gerek zgrlk. Burada, do al hukuk varsay m na ya da insan do as na ba vurman n bir gere i yoktur. Hegelin modeli, tmyle zneleraras ili kilere dayanan bir modeldir: Tan nma srecinin her a amas nda isel bir gerilime ev sahipli i yapan ve tam da bu gerilim dolay m yla gerek zgrl n kuruldu u bir ili kisellik (Honneth 1996: 17). Siyasal mcadelelerimizde s kl kla kulland m z kavram olan onurlu ya am, bireyler (ve elbette gruplar) iin varolu sal nemdedir. Peki ama onur ve sayg nl k bireyin veya grubun kendi ba na retebilece i de erler midir? Elbette kamusal alana kan her politik zne, onurunun ve sayg nl n n tmyle kendi benli ine ili kin bir de er oldu unu ne srebilir. Dahas , politik bir iddia byle bir sunumu zorunlu da k labilir. Pekala postmodernizm ierisinden de benzer bir konum savunulabilir. Her trl de erin, bizzat ve sadece birey taraf ndan olu turuldu u iddia edilebilir. Oysa biraz d nld nde grlecektir ki onur ve sayg nl k bireyin kendi ba na kurabildi i de erler de ildir. Bu iki ya amsal de er, esas olarak zneler-aras alanda olu ur. Bize onur ve sayg nl k veren tekinin bizi de erlendirme biimidir. Ya am tarz m z n, hedeflerimizin evre taraf ndan tan nmas ve onlara sayg duyulmas oran nda onurlu ve sayg n bir ya am srebiliriz. Ba ka bir deyi le onur ve sayg nl k, bireyin kendini gerekle tirme yntemlerine toplumun verdi i kabuldr: K sacas , tan mad r. Tan nma meselesi, birey ve topluluk a s ndan nemli bir farkl l k arz etmez. Sorunlar m z n, hedeflerimizin, yak n m zdakiler taraf ndan tan nmad , me ru grlmedi i anlardaki hissiyat m z d nmek, toplulu un da benzer ko ullarda neler hissedece ini anlamam z kolayla t r r. Haks zl a u rad m z ve ciddi bir ma duriyet ya ad m z d nd mz bir olay arkada m za aktar rken, kar m zdakinin olayda hibir ma duriyet grmedi ini ve olay gereksiz yere bytt mz syledi ini d nelim. Ne hissederiz? Muhtemelen bizim a m zdan tatminkar bir diyalog olmayacakt r bu. Sorunumuzun tan nmad , me ru kabul edilmedi i bylesi bir ortam n bireyde uyand raca ba at duygu muhtemelen hayal k r kl ve hsrand r. Birey iin geerli olan, topluluk iin de geerlidir. Kendi kimli inizin, kltrnzn genel toplam iinde tan nmad n , inkar edildi ini gndelik hayat n z n her alan nda hissederseniz ve bu hissin toplulu unuzun di er yeleri taraf ndan da payla ld n anlam san z ok muhtemeldir sizi bekleyen u iki seenekten biri olacakt r: i) bcek gibi bir ya am kabullenmek veya ii) sizi tan mayanlara, inkar edenlere kar derin bir fke, nefret ve bunlar n sonucu olarak sald rganl k. Elbette her ikisi de sosyal davran biimleri de ildir. Elbette zellikle ikinci yolu tutturdu unuzda eylemlerinizin ahlaki sorumlulu unu stlenmeniz gerekir. Fakat her iki davran n da ard ndaki temel sorumluluk tan mayanda, inkar edendedir. Ama neyse ki bir nc yol daha var: Onurunun ve sayg nl n n elinden al nd n d nen birey, mcadeleye karar verebilir. Bu mcadele, esas olarak tan nma iin verilen mcadeledir. Toplumda

bulamad sayg nl , mcadele iinde bulur birey. Red ve inkar n getirdi i a a lanmaya katlanmak yerine, kendisini paralize eden ortam terk ederek siyasal mcadelenin iine girer ve o mcadele sayesinde kendi benli i ile pozitif bir ili ki kurabilir (Honneth 1996: 164). Szn z, d lananlar, tan nmayanlar iin siyasal mcadele her eyden nce bir sayg nl k mcadelesidir. TANINMA N MCADELE Yukar da sylenenler do ruysa siyasal mcadelenin amac , sadece inkar ortadan kald rma hedefiyle s n rlanamaz. Ondan ok daha geni olarak mcadele, bizatihi sayg nl elinden al nan n sayg nl n iade eder. Mcadelenin bizatihi kendisi, mcadelenin devam bu hedefin gerekle mesi iin yeterlidir. Toplumsal hareketler ve kolektif eylemler alan nda iki farkl yakla m vard r: Bu hareketleri ve eylemleri i) grup/s n f karlar n n bir yans mas olarak alanlar ve ii) onurlu ve sayg n bir ya am srebilmenin aray olarak alanlar... Birinci durumda, k t kaynaklar iin yap lan mcadelelerin analizinden bahsederken, ikinci durumda bireysel sayg nl elde edebilmek ad na zneler-aras ko ullar n dn trlmesi iin yap lan mcadelelerin analizinden bahsediyoruz (Honneth 1996: 165). Honnethin vurgulad gibi bu iki yakla m birbirini d lamaz. Ki isel veya topluluk sayg nl n n kazan m iin, ba ka bir deyi le tan nma iin yap lan ahlak temelli bir mcadeleyi analiz etme abas , btn mcadelelerin ahlak temelli oldu unu iddia etmek demek de ildir. Bylesi bir analiz, topluluk/s n f kar iin yap lan bilinli mcadelelerin varl n grmezden gelmeyi gerektirmez. Her iki mcadele biimi de sahicidir. Ve inceledi imiz zgn mcadelenin hangi biime girdi ini veya hangi biimin belirleyici oldu unu tespit etmek son tahlilde ampirik bir meseledir. Kald ki, o u durumda bu biimler i ie geerler. Bir toplulu un evredekiler taraf ndan sayg nl n n tan nmas ancak belirli kaynaklara sahip olmalar yla mmkn oldu u durumlarda kaynaklar iin yap lan mcadele ile tan nma iin yap lan mcadele el ele gider. Btn bunlara ra men unun sylenebilece ini d nyorum. Ortodoks Marksizm btn toplumsal mcadeleleri son tahlilde kar mcadelesinin tezahrleri olarak alg lama e ilimindedir. Nesnelci ya da bilimsel Marksizmin s n f siyaseti ad alt nda yapt btn indirgemeci analizler esas olarak bu e ilimden kaynaklan yor. Buradan bak ld nda, emeki s n flar n tarih boyunca verdikleri btn mcadeleler sanki sadece maddi hayatlar ndaki sorunlar merkeze alm t r, sanki btn bu mcadeleler sadece a ve i meselesidir. Byle midir gerekten? 20. yzy l n hi ku kusuz en nemli tarihilerinden E.P. Thompsona ya da en nemli tarihsel sosyologlar ndan Barrington Moore ya da Eric Wolfa bakarsak hi de yle de il.(7) Konuyu ayr nt land rmadan sadece Thompson zerinden gidece im. Marksist tarihili in nelere kadir oldu unu grmek isteyenlerin mutlaka okumas gereken ngiliz i S n f n n Olu umu (2004) adl kitab nda Thompson burjuva tarihileriyle Sanayi Devrimi s ras nda hayat standard tart mas na girer. Daha ncesinde Hobsbawm n ba latt bu tart ma Marksist ve burjuva tarihileri aras ndaki nemli bir ayr ma i aret ediyordu. O tart man n z, tam da bu makalede tart t m z onur ve sayg nl k meselesiydi. Burjuva tarihileri gayet maddi (ve s n fsal!) bir analiz yaparak, Sanayi Devrimi s ras nda i i s n f n n hayat standard n n ykseldi ini sylyorlard . Ve istatistiklere bak ld nda hakl yd lar. Oysa Thompsonun temel kavram deneyim idi. Sorun, bu sreci i i s n f n n nas l deneyimledi i sorunuydu. Kitab n kt y l yazd m bir de erlendirme yaz s ndan ilgili blm al yorum: Yazar m z n istatisti in so uk yzyle kaybedecek zaman yoktur. Bu istatistikler i i gelirlerinde yukar do ru bir e rinin varl n gsterebilirler. Gsteremeyecekleri ise, i ilerin ne ya ad klar d r. E er tarihi emekilerin ya am na ili kin bir eyler renmek istiyorsa, bunun yolu istatistiklerden de il; rne in, Bir Yn E irme Kalfas n n Manchester halk na ynelik 1818 tarihli beyannamesine bakmaktan geer. Bat Hint adalar nda a k alanlarda al an zenci kleyle i ileri k yaslayan Beyannamenin bir yerinde unlar yazar: ngiliz e iricinin, klenin a k alan ve cennetin esintilerinden nasibi yoktur. Sekiz kat yksekli indeki fabrikalara t k l olarak heyula gibi makine susana kadar hibir dinlenmesi yoktur ve daha sonra ertesi gn haz r olmak iin evine gider; ailesiyle tatl bir ili ki iin zaman yoktur. stisnas z hepsi yorgun ve bitkindirler. Son tahlilde sz konusu olan insan mutlulu uysa, basit bir hayat standard endeksi bu mutlulu un derecesini gstermeyecektir. Evet i iler bu endekslerde daha fazla ay, eker, et ve sabun tketiyor grnebilirler. Oysa insanlar daha ok ey tketip daha az mutlu olabilirler ya da kendilerini daha az zgr hissedebilirler. E er tarihi, bu insanlar n gndelik ya amlar na nfuz

etme yetene ine sahipse unu grecektir ki, emekilerin ikayetleri ve at ma konular ekmek ve tereya meselelerinden ok, adalet, ba ms zl k, geleneksel adetler, gvenlik ya da aile ekonomisini ilgilendiren sorunlard (Ergut 2004). i s n f mcadelelerinin analizinde i te bir Marksistin durmas gereken yer buras d r. Emekilerin mcadelelerinin ok nemli bir blm onur ve sayg nl kmcadelesiydi. iler esas olarak bir zerklik mcadelesi veriyorlard . Kendi hayatlar n sermayenin (ve makinelerin) tahakkmnden uzak bir biimde kurabilme zerkli i... Elbette bu mcadele, maddi hayata ili kin bir mcadeleydi ayn zamanda. Ama Honnethin ayr m n bir kez daha hat rlayal m: Sz konusu olan, k t kaynaklar iin yap lan bir mcadele de il; bireysel sayg nl elde edebilme ad na zneler-aras ko ullar n dn trlmesi iin yap lan bir mcadeledir. SINIF VE K ML K Emekilerin iki mcadele biimi aras nda bir yal t lm l k hali yoktur; birbirleriyle ili kilidirler. Smrnn de i ik biimleri aras nda bylesi ili kiler olmas son derece do ald r. Fakat art k, bunlar aras nda bir hiyerar i kurmaktan vazgememiz gerekiyor. Yeni bir sol tahayyl, btn bu smr biimlerinin (cinsel, etnik, ulusal, evresel, kltrel v.s.) son tahlilde tek bir smr biimi (s n f) taraf ndan belirlendi i varsay m alt nda kurgulanamaz. Kimli e dayal bir smr biimine vurgu yapt n zda kar n za kacak ilk ezber s n f siyasetinden ka olacakt r. Asl nda Marksizmin nesnelci yorumuna ba l de ilseniz, gerek anlam yla s n f n asl nda bir kategori de il; bir deneyim oldu unu, s n f n elbette etnik, cinsel, kltrel vs. smr biimleriyle hemhal olarak kuruldu unu, dolay s yla farkl kltrel ba lamlar n farkl s n f yap lar n ortaya kartaca n bilirsiniz. Bu anlam yla, her trl siyaset elbette s n f siyasetidir. A a da yaz lacaklar ise her kimlik siyasetini s n ftan ka (8) olarak alg layanlarad r. E er her siyaset sonuta bir s n f siyaseti ise bu siyaset s n f siyaseti midir sorusu bo -gsteren bir sorudur. Anlaml soru u olmal d r: acaba bu siyaset s n f iin do ru siyaset midir? Sadece bir rnek verece im: Tarihte tam, kat ks z bir s n f siyasetinin uyguland bir dnem oldu. Siyaseti uygulayan Komnist Enternasyonaldi ve siyasetin ad da s n fa kar s n ft . 1920lerin sonundan 1930lar n ba na kadar Enternasyonal kendine ba l btn partilere unu syledi: Sosyal Demokratlar da Naziler de burjuva siyasetinin de i ik tezahrleridir. Her ikisi de burjuvad r. Ve bu a dan aralar nda bir fark yoktur. Sosyal demokratlarla ittifak burjuvaziyle ittifakt r ve reddedilmelidir. Bundan daha kat ks z bir s n f siyaseti d nlemezdi. Peki bu s n f siyaseti, s n f iin do ru siyaset miydi? Hay r! Olabilecek en aptalca siyasetti. Ve bu siyasetin de katk s yla Naziler 1933te iktidara geldiler (Hobsbawm 1989: 91). Her s n f siyasetinin, s n f iin do ru siyaset olmad n bir kenara not ederek devam edelim yleyse. S n f iin do ru siyasetin, bir yandan s n f n eyleme geme kapasitesini artt racak, di er yandan da hakim s n flar n kendi aralar ndaki dayan may bozacak dinamikleri bulup ortaya kartmas ve o dinamikleri btnsel bir siyasetin paras k labilme ba ar s n gsterebilmesi gerekir. Yeni bir ey de il: Leninden bu yana biliyoruz asl nda! Fakat bu alan, Marksizmle daha ciddi olarak tart ma yrtlmesini gerektiren bir aland r. Siyaset alan n n Kurucular n metinlerinde merkez bir yer i gal etmedi i bilinir. Oldu u kadar yla da, sadece retim alan nda verilen mcadelelerin s n f formasyonunun temel belirleyicisi oldu u sylenir. yle midir gerekten? Emekiler, retim alan nda verdikleri mcadeleler sonucu mu s n f olurlar? Sorunun yan t iin herhalde tarihsel al malara bakmak d nda bir yolumuz yok. Marksizmin bu konudaki saptamas ndan phe duymam z iin elimizde yeteri kadar al ma var. Michael Mann bu al malara dayanarak unlar sylyor: ktisadi sektr, s n f bler... Tar m, genellikle kendi alt-kltrn olu turur. Tar m emekileri, kendilerini nadiren sanayi i ileriyle birlikte proletarya olarak grrler. Kk mlk sahibi kyller kendi ayr hareketlerini olu tururlar. Sanayiler-aras farkl l klar ile kamu ve hizmet sektrlerinin ykseli i, kendi farkl l klar n getirirler... ktisadi retim ili kileri, tam ve btnsel bir s n ftan daha kk kolektiviteler retebilir tek bir messese, sektr ya da meslek baz nda. Bu da, s n f de il; sektrel rgtlenmeleri glendirebilir. Salt retim ba lam nda kurulan ili kiler, i i s n f n nitelikli olan ve olmayan olarak bler; sektr baz nda bler; emek piyasas nda daha nceden yer edinmi ler ile sonradan gelenler aras nda bler (ki, etnik ve toplumsal cinsiyet farkl l klar bu alanda zellikle ne karlar). i s n f dedi imiz o btn asl nda emek piyasas nda farkl glere sahip farkl gruplardan olu ur. Bu farkl l klar ise,

farkl rgtlenmeler do urarak bu i ileri kendi s n flar n n di er yelerinden ay r r. Fakat btn bunlara ra men, der Mann, s n flar vard r ve tarihin baz dnemlerinde btn bu engelleri de a arak ok radikal de i ikliklere yol aacak eylemlere giri ebilmeyi ba arm lard r (Mann 1993: 29). yleyse soru udur: i s n f hangi zamanlarda i ayr mlar n a may ba ararak eyleme gemeyi ba arm t r? Frans z Devriminden, 1848e, 1917ye ok farkl ba lamlarda ok farkl dinamikler devrededir. Yerimiz dar; sadece retim ili kileri alan nda kal nd mddete s n f n olu mad n vurgulamak imdilik yeterli olsun. Bu yaz kapsam nda bizim iin nemli olan s n f n son tahlilde bir ili ki, bir a , bir rgtlenme meselesi olmas d r. Bunlar olmadan bir s n f n eyleyebilmesi mmkn de ildir. S n f n belirli bir ynde eylemesi iin kar ve niyeti olabilir; fakat kapasitesi olmayabilir. o u zaman bu kapasitenin olu mu olmas da yeterli olmaz, eylemin sonu verebilmesi iin siyasal f rsat yap lar n n uygun olmas gerekir. Dolay s yla sol siyasetin, s n f n eyleme kapasitesini ne tr dinamiklerin artt rabilece ini gzetmesi gerekti i kadar, ne tr dinamiklerin hakim s n flar aras dayan may bozarak s n f eyleminin sonu almas n mmkn k lacak siyasal f rsat yap s n yarataca n da d nmesi gerekir. K ML K DEMEK TAR H DEMEKT R Buraya kadar dile getirilen btn argmanlar n iinde, hepsini birbirine ba layan ok basit bir nerme var: Tarih nemlidir! Her a dan byledir bu. En ba ta da sol siyasetin temel mcadele alanlar ndan biri olan kapitalizm iin byledir... Yine Manni izleyerek sylersem kapitalizm hi de san ld kadar sivil toplumdaki btn rgtlenme ve ili ki biimlerini dn trc devrimci bir sistem de ildir. Kapitalist retim tarz esas olarak zel mlkiyet ve piyasa rekabeti gerektirir. Bunlar n d nda var olan toplumdaki g ili kilerini devrimci bir dn me tabi tutmaz. Esas olarak parazitik bir sistemdir; o g ili kilerine eklemlenir. rne in etnik farkl l klar bir apartheid rejimi olarak kurumsalla m sa ona eklemlenir; veya ataerkillik daha nceden kurumsalla m sa, kapitalistler bu g ili kilerini piyasa hesaplamalar na dahil ederek yollar na devam eder. E er bu g ili kileri y k lmaya ba larsa, uyan k kapitalistler yeni stratejiler geli tirerek bu kurumlar n olmad durumlarda nas l kr edeceklerinin plan n yapar ve tekrar yollar na devam ederler (Mann 1993: 219). Demek ki, bir sol siyaset her eyden nce kendi lkesinde kapitalizmin eklemlendi i yap neydi? sorusunu sorarak i e ba lamal d r. Bu ise son tahlilde bir tarih sorusudur. Kapitalizmin Trkiyede eklemlendi i yap n n zelliklerini ciddiye almayan bir sol mmkn de ildir. Bu yap n n iinde -bir sr unsurun yan nda- Osmanl devleti ve kurumlar var, milliyetilik var, ittihat l k var, Kemalizm var, militarizm var, etnik kap malar, katliamlar var, belirli bir politik co rafya var, Krtler var, Aleviler var, H ristiyanlar var, Yahudiler var, Romanlar var. E er kimliklerin, ezelden ebede de i meyen, zsel karakterleri olduklar n iddia etmiyorsak, tarihsel olarak kurulduklar n , tarihin de i ik evrelerinde de i ik ieriklerle kar m za kt klar n da kabul etmemiz gerekiyor. Trkiye kamuoyunun tarihle kurdu u ili ki asl nda marazi bir ili kidir. Dnyada bu lke kadar tarihle yat p tarihle kalkan, btn sorunlar n n zm iin tarihilere ba vuran, tarihilerin televizyonlar iin en de erli saatlerde ekranlar doldurdu u muhtemelen ba ka bir lke yoktur. Tarih elbette gldr, elbette kendi hkmn bizlerin fark nda olmad biimde icra eder. Ama o gcn de bir s n r var. Her politik sorunun zmn tarih ve tarihilerden bekleyemeyiz. Trkiye toplumunun tarihle kurdu u bu neredeyse patolojik ili kinin nedenleri zerinde d nmemiz gerekiyor. Niye bu saplant ? ok rasyonel bir nedenle: Bu toplumu, uurumun e i ine getiren btn meselelerimiz tarihsel de ondan! Krt Sorunu, Tanzimatla ba lad ; Alevi sorunu 500 y ld r bizimle; Gayr mslimlerin sorunlar n millet sisteminin olu umu ve zl nden itibaren ele almak gerekiyor, Avrupa ile olan a k/nefret ili kimizi Bizansla ba latsak yeridir. (9) E er tarihsel materyalizm, tarihten tevars ettiklerimizle kurulan bir maddi hayata i aret ediyorsa, bu lkenin maddesinden ba ms z, kitabi bir sol siyaset retemeyiz. stelik, gnn ko ullar de i tike bu madde ile ili kiye girme biimlerimiz de de i ece ine gre, bu, esas olarak bugn ya ayan ku aklar n i i olacakt r. NASIL B R SOL S YASET? ncelikle, Trkiyenin tarihini ciddiye alan bir siyaset elbette... Bu tarihin, kapitalizmden ba ms z olarak retti i ma duriyetleri de ciddiye alan bir siyaset. S n fsal smry, bu tarihin retti i

smr biimlerinin temel belirleyicisi k lmayan, di er smr biimlerinin zgl do alar n ciddiye alan bir siyaset... Yukar da s n f kapasitesini olumlu ya da olumsuz etkileyen unsurlardan sz etmi tim. Bu unsurlar n kimisi i i s n f na d sald r: rne in, derin bir mali kriz ya da sava ta al nan nemli bir yenilgi sonras nda hakim s n flar aras ndaki ayr ma s n f kapasitesini artt racak bir f rsat olu turabilir. Bu unsurlardan baz lar ise iseldir: rgtlenme veya a olu turma nndeki engelleri a abilen bir i i s n f n n elbette eyleme kapasitesi artacakt r. Bu alandaki her zorluk da do al olarak eyleme kapasitesini d recektir. te kimlik sorunlar n tam da bu perspektiften de erlendirmek gerekiyor. Toplumda bizim irademizin d nda, tmyle tarihsel nedenlerle var olan kimlik-kaynakl ma duriyetleri, s n f n kapasitesini artt racak ynde nas l de erlendirebiliriz? Bir sol siyaset, bunu kendine dert edinmeyecekse neyi edinecektir? Bir ilin kiraz toplayan Trk i ileri, ayn nedenle illerine gelen Krt i ilerini kovduklar bir ortamda, s n f n eyleme kapasitesi nas l artt r labilir? Bu alana girmekten ekinen, kimlik sorunlar n kendi siyasetinin bir paras k lmayan bir sol bu sorunla ba edebilir mi? E er sosyalizm ve e itlik ideallerinin i i s n f na isel yap sal bir zorunluluk de il, bir tercih oldu unda anla yorsak bu alanda yer alarak mzakere zeminlerini olu turmakta ekinen bir sol, bu sapmalar n nne nas l geecektir? Kimlik siyaseti diyerek grmezden gelinen o siyaset tarz n n iki boyutu oldu unu unutmamak gerekiyor: Bu yaz da savunuldu u biimiyle kullan lmas durumunda s n f iindeki at malar en aza indirecek boyutu oldu u gibi, hakim s n flar n, s n f mcadelesindeki d manlar n alg lamalar nda hatalar yapmalar n kolayla t racak ve tam da bu nedenle i i s n f n n kapasitesini kendili inden artt racak boyutlar da vard r. Trkiye tarihinin retti i bu ma duriyetler o kadar uzun bir gemi e dayan yor ki, art k bu sorunlar birbirleriyle hemhal oldular. Hangisinin nerede ba lay p, nerede bitti ini ay rt etmek zorla t . Bylesi durumlarda, e itli ma duriyetleri birbirlerinden ayr t rarak zmek imkans zla r. Yap lmas gereken, btn bu farkl ma duriyet alanlar n ortak bir zeminde bir araya getirmektir. Bu zemin, do as gere i o ulcu olacakt r. Bu zeminden reyecek siyaset, esas olarakmzakereci/tart mac demokrasiyi temel alacakt r. Mzakere srelerinin bizatihi kendisini bir de er olarak alacakt r. Mzakerenin -do as gere i- determinist bir sre olmad n , ba ka bir deyi le, mzakerenin sonucuna dair n kestirimleri olsa bile bunlar n son tahlilde belirsizlikler bar nd rd n bilen ve dolay s yla dayatmac olmayan bir siyaset olacakt r. Mzakereci/tart mac demokrasi derken gl bir varsay m m var elbette: Trkiye tarihinin retti i ma duriyetlerin, -Marksist jargonla sylersem eli kilerin - uzla maz oldu unu d nmyorum. Her eli ki, uzla maz eli ki de ildir! Kimlik-kaynakl eli kiler bu kabildir. Sistem taraf ndan haks zl a u rad n d nen kimlikler bir araya geldiklerinde, birbirlerini dinleyebilirler, birbirlerinin deneyimlerinden renebilirler ve hep birlikte kar -hegemonik bir dili in a etmeye ba layabilirler. Mzakere sonras nda umulur ki, hibir ma dur dinamik kendi ma duriyetinin di erlerinden ayr k olmad n ve ancak tekiyle birlikte ortak bir gelecek tahayyln ya ama geirebilmesi durumunda sorunlar n n zlebilece ini idrak edecektir. Temel meselemiz idrak! (10) Sol siyaset, e er toplumda bir hegemonya kurmak istiyorsa, sistemle sorunu olan btn ma dur kimlikleri bir araya getirecek ve onlarla birlikte alternatif bir siyaseti topluma sunacak feraseti gstermelidir. Kar m zdaki temel g olan AKP iktidar n yenilgiye u ratman n ba ka yolu yoktur. AKP, s radan bir siyasi proje de ildir. Geldi i yer itibariyle hegemonyan n ta kendisidir. AKPnin gayet ba ar yla in a etti i siyasal, toplumsal ve kltrel bir hegemonyadan bahsediyoruz. Bu hegemonyaya kar mcadele, sadece mcadele veya direni diliyle olmaz. Bunun, toplumun geni kesimleri a s ndan hibir kar l yoktur. Toplumda bu kadar geni bir hegemonik alan yaratm bir iktidar n kar s na, ancak alternatif bir siyaseti rgtleme kapasitesine sahip ve de i imi ynetmeye muktedir oldu una toplumu ikna edecek bir siyaset dikilebilir. Kar -hegemonya projesi tam da bu nedenle elzemdir. Sol siyasetin, toplumun o unlu una konu may ba armas gerekir. Bu topraklarda farkl tarihsel hakikatler oldu unu, tarihin hepimiz taraf ndan farkl ya and n , hepimiz iin ayr ayr ma duriyetler retti ini ve bu farkl tarihsel hakikatlerin birbirlerine temas edecekleri zeminleri olu turmad m z mddete hibirimizin hakikatin btnne vak f olamayaca m z kabul eden bir yerden siyaseti kurgulamal y z. Bu siyaset, her eyden nce ahlak temelli olacakt r. o unlu u ikna etmeye dnk, onu ahlaki tercihler yapmaya zorlayacak bir dil zerinden siyaset yapacakt r.

te yandan kar -hegemonyan n sadece siyasal alanda kurulamayaca n da gzden rak tutmamak gerekiyor. Farkl tarihsel hakikatleri dillendiren, o hakikatlerin yol at ma duriyetler zerinden toplumda bir fark ndal k yaratmaya al an sivil toplum unsurlar n skalayan bir siyasal partinin hegemonik bir projenin asli unsuru olamayaca a kt r. Bylesi bir proje iin yola km bir partinin her eyden nce renen parti olmas gerekir. Hakikatin btnne vak f olmad n bilen ve dolay s yla evresine srekli hakikat vaz etmeyen, sivil toplumdan renen ve o rendiklerini de kendi bnyesine eklemleyebilen bir parti, soldaki sivil toplumculuk ezberini bir kenara b rakm bir parti... Burada sylenenlerin sosyalizmle ilgisini kuramayanlar olabilir. Bir blmn ikna etmenin imkans z oldu unu biliyorum. Di erleri iin sadece basit bir hat rlatma yap p, sz dnyan n ya ayan en byk tarihisine b rakmak isterim. Basit hat rlatma u: En keskin szleri, en radikal program ortaya koyarak radikal siyaset yap lm yor. Hatta hi siyaset yap lm yor! Son sz Eric Hobsbawm n: Maalesef, moral vermek yeterli olmuyor. Bizim ncelikli hedefimiz, insanl n sorunlar n n sadece sosyalizm ile zlebilece i inanc m z do rultusunda anlaml i ler yapabilece imiz o noktaya ula makt r. O noktaya ula mak ise, hangimizin sosyalizmi en fazla istedi i veya en abuk istedi i zerinden tart arak gerekle ecek bir ey de ildir (1989: 96).

Bu yaz Birikim Kas m 2011 say s nda yay nlanm t r


KAYNAKA

Anderson, Perry. 1974. Lineages of the Absolutist State. Verso: New York. Bora, Tan l. 2005. ktisat deolojisine Kar S n ftan Ka , S n fa Ka . Yeni Bir Sol Tahayyl in iinde. stanbul: Birikim Yay nevi. Cohen, G. A. 1978. Karl Marxs Theory of History. Princeton: Princeton University Press. Cohen, G. A. 1995. Self-Ownership, Freedom and Equality. Cambridge: Cambridge University Press. Ergut, Ferdan. 2004. S n f Olu umunu Do ru Anlamak. Virgl. no. 76: 22-27. Hobsbawm, Eric. 1989. Politics For a Rational Left. Londra: Verso. Honneth, Axel. 1995. The Fragmented World of the Social. New York: State University of New York Press. Honneth, Axel. 1996. TheStruggle for Recognition. New York: Cambridge: MIT Press. nsel, Ahmet. 2010. Sosyalizm: Esasa, Ufka ve Bugne Dair. stanbul: Birikim Yay nlar . Mann, Michael. 1993. The Sources of Social Power. New York: Cambridge University Press. Sassoon, Donald. 1996. One Hundred Years of Socialism. New York: The New Press. Skinner, Quentin. 1969. Meaning and Understanding in the History of Ideas, History and Theory iinde. Thompson, E. P. 1963/2004. ngiliz i S n f n n Olu umu. stanbul: Birikim Yay nlar .

D PNOTLAR 1 - 15 Ekim 2011de siyasal ya am na ba layan Kongre Gir iminin d nda kalmay tercih eden ortodoks sol, bu kararlar n verirken, kendilerinin temel nceliklerinin emek mcadelesi ve anti-kapitalizm oldu unu, oysa Giri imin temel eksenin kimlik mcadelesi oldu unu iddia ediyorlard . 2 - Ama bir dipnot: Marksizmi tam da bu perspektiften yorumlayan ok nemli bir al ma iin bkz. G. A. Cohen (1978). Yaz n n giri blmndeki temaya devam etseydim unu da syleyecektim: Byk Yap tlar n anlamlar n teke indirgemek imkans zd r. Marx n yazd klar Cohenin geli tirdi i ve olduka da karma k olan modele de cevaz veriyor. Marx n tek do ru yorumu benim sundu umdur diyecek crete sahip de ilim. 3 - Elbette burada Gen Marx iin bir parantez amak gerekiyor. Marx, erken dnem yaz lar nda Hegelin tan nma meselesiyle ili kilenmi tir. Fakat burada da sadece emek

zerinden ili kilenmi tir. Tan nma, esas olarak eme in kendini gerekle tirmesi sorunudur. retim srecindeki birey, bir yandan kendini gerekle tirirken bir yandan da yan ba ndakilerin o retti ine muhta oldu unu ve o ihtiyac kar laman n verdi i kendini olumlama hissini ya ar. Son tahlilde i eli kileri bar nd ran bir bak t r bu ve Marx kapitalist retim tarz n inceledi i sonraki bilimsel al malar nda bu yakla m terk eder. Art k s n f mcadelesi, tan nma iin verilen bir mcadele olmaktan km ve emekinin retim srecinde kendini gerekle tirmesinin nndeki engelleri kald rmaya dnk, s n f kar n merkeze alan bir mcadele haline gelmi tir. zneler-aras alan kaybolmu tur (Daha ayr nt l bir tart ma iin bkz. Honneth 1996: 145-150). 4 - Merakl s na not: Anderson n okumas na gre bu analizler iinde en yanl olan (bu devlet burjuvayd ) Marxa aittir. Do ru olan da her zaman daha zenli bir tarihilik yapmaya al an Engelse aitti (bu devlet, bir gei dneminde feodal beylerin kendilerini koruyabilmek iin greli-zerk bir yap ya brndrd feodal bir devletti). Fakat burada bile Anti-Duhringdeki Engels do ruydu; Ailenin, zel Mlkiyetin ve Devletin Kkeninde ayn devleti hakem olarak tan mlayan Engels de il! 5 - Bu meselenin, nas l bir sol sorusuyla da do rudan ilgisi var: Bolluk varsay m e itli i ngrr; kal c k tl k ko ullar nda ise e itlik ancak talep edilir: Kitlelerin gnln kazanarak, onlar ikna ederek talep edilir (Cohen: 10). Konuyla ilgili nemli saptamalar iin bkz. ( nsel 2010). 6 - Bu blmdeki tart ma esas olarak Honneth 1995 ve 1996n n analizlerine dayanmaktad r. 7 - 2 nolu dipnotta Ge Marx n al malar nda tan nma mcadelesinin temel belirleyeni olan zneler-aras alan n kayboldu una de inmi tik. Fakat ok nemli istisnalara de inmek gerekiyor: Ayn Marx, tarihle ilgili metinler retmeye koyuldu unda, bu alana byk nem veriyordu. znelerin hangi ko ullarda ve ne tr bir siyasal faaliyete girdiklerini inceledi i 18 Brumaire ve Fransada Sava kitaplar ndaki gruplar ya da s n flar kendi kimliklerini garanti alt na alacak de erleri savunmak ve yerle tirmek iin mcadele ederler (Honneth 1996: 150). S n f mcadeleleri ile tan nma mcadelelerini eklemleyen Marxist tarihiler, gelene in bu yan ndan besleniyorlar. 8 - S n ftan ka demi ken, Tan l Boran n mkemmel deyimiyle s n fa ka olarak beliren di er tehlikeyi de skalamayal m (Bora 2005). 9 - Gncele dair bir parantez: Bu sorunlar n hibiri AKP ile ba lamad , AKP ile de bitmeyecek. Btn reflekslerini AKPye bakarak veren, AKPden ba ms z bir siyaset rgtleme tahayyln yitirmi bir sol, elbette bu sorunlar n tarihselli ini gz ard edecektir. Solun bir an nce kategorik AKP/hkmet kar tl ndan, sistem kar tl na gemesi gerekiyor. Anti-sistemik bir mcadelenin dili, kendini salt hkmet kar tl zerinden kuran bir dilden elbette ok farkl olacakt r. 10 - drak sorununa ili kin demokrat haber sitesinde yazd m yaz l k dizinin birincisi ve di erlerinin linkleri iin bkz. http://www.demokrathaber.net/temel-sorun%E2%80%9Cinkar%E2%80%9D-degil-%E2%80%9Cidrak%E2%80%9D-makale,808.html