You are on page 1of 34

Immanuel Wallerstein 1930'da New York'ta dodu. 1951'de Kolombiya niversitesi'nden mezun oldu. Ayn niversitede doktorasn tamamlad.

Akademik kariyerinin ilk yllarnda, Afrika Ktas ve Afrika'nn bamszlk mcadelesi zerine almalar yapt. 1968'de bir doent olarak Kolombiya niversitesi'ndeki renci hareketine aktif katlm gsterdi. 68 hareketi zerine tecrbelerini ve dncelerini University in Turmoil: The Politics of Change (New York: 1969) adl kitapta kaleme ald. 1974 ylnda Dnya kapitalist sistemi ve uluslararas siyaseti inceledii ciltlik The Modern World System'in ilk cildini bitirdi. Prof, Wallerstein dnya-sistem teorisiyle tannm bir toplumbilimcidir. Immanuel Wallerstein'in Trkiye'de yaynlanan eserleri unlardr: Dnya Sistemleri Analizi / Bir Giri (Aram Yaynclk, Ekim 2004);'21. Yzylda Siyaset (Aram Yaynclk, Mart 2004); Amerikan Gcnn Gerileyii (Metis Yaynlar, Ocak 2004); Modern Dnya Sistemi 1.Cilt (Bak Yaynlar, 2004); Yeni Bir Sosyal Bilim in (Aram Yaynclk, ubat 2003); Gncel Yorumlar (Aram Yaynclk, Eyll 2001); Bildiimiz Dnyann Sonu (Metis Yaynlar, Ekim 2000); Gei a: Dnya Sisteminin Yrngesi (1945-2025) (Hopkins ile birlikte -Avesta Yaynlar, 2000); Sosyal Bilimleri Dnmemek 19. Yzyl Paradigmasnn Snrlan (Avesta Yaynlar, 1999); Liberalizmden Sonra (Metis Yaynlar, Eyll 1998); Tarihsel Kapitalizm (Metis Yaynlar, Ekim 1996); Sosyal Bilimleri An, Gulbenkian Komisyonu (Metis Yaynlan, 1. Bask 1996); Irk, Ulus, Snf: Belirsiz Kimlikler (Balibar ile birlikte -Metis Yaynlar, Ekim 1995); Sistem Kart Hareketler (Arrighi ve Hopkins ile birlikte -Metis Yaynlar, Nisan 1995); Byk Kargaa: Yeni Toplumsal Hareketlerin Krizi (Amin, Arrighi, Frank ile birlikte -Alan Yaynclk, Austos 1993); Jeopolitik ve Jeokltr (z Yaynclk, 1993) Utopistik yada Yzylda Tarihsel Seimler (Aram Yaynclk Mays 2002

Aram Yaynlar

Avrupa Evrenselcilii iktidarn Retorii IMMANUEL WALLERSTEIN


Trkesi: Sinan nal
Aram Yaynclk: 13 Aram Yaynclk Aram Yaynclk: Temmuz 2007 Mizampaj: Remzi Yce Kapak Tasarm: Leyla Kasm Parlak Bask ve Cilt Gn Matbaaclk Reklam Film Basm Yayn San. Tic. Ltd. ti. Beyol Mah. Akasya Sk. No: 23/A Kkekmece stanbul Tel: 0212 580 63 81 ISBN: 978-9944-222-04-4 Aram Yaynclk Firuzaa Mah. Bostanba Cad. Birlik Apt. No:24/25 Beyolu / stanbul Tel: 0212 251 80 23 Fax: 0212 251 99 31 www.aramyayinlari.com mail: aramyayin@yahoo.com

Avrupa Evrenselcilii ktidarn Retorii


IMMANUEL WALLERSTEIN

Aramtoplum
mrn daha evrensel bir evrenselcilik gelitirmeye adayan Enver Abdlmelik'in ansna
NDEKLER Teekkr...........................................................................................9 Giri: Gnmzdeki Evrenselcilik Siyaseti....................................11 1 / Mdahale Etmek Kimin Hakk Barbarla Kar Evrensel Deerler................................................15 2 / Oryantalist Olmamak Mmkn m? zc Tikelcilik................................................................................43 3 / Hakikati Nasl Biliriz? Bilimsel Evrenselcilik......................................................................61 4 / Fikirlerin ktidar, ktidarn Fikirleri: Vermek ve Almak?..........................................................................79 Kaynaka.........................................................................................93 ndeks..............................................................................................95

TEEKKR Britanya Kolombiya niversitesi'nin St. John's Koleji tarafndan, 2004 Kasm'nda Dnya Perspektifi dersini vermek zere, bu dersin ilk Mmtaz Hocas olarak davet edildim. blmden oluan bir ders

serisi vermem istendi. Bu metin, verdiim derslerin gzden geirilmi bir uyarlamas ile ileri srdm dncelere dair genel bir sonu olarak son bir drdnc blmden olumaktadr. St. John's Koleji mdr Profesr Timothy Brook'un davetinden ve verdiim dersler srasnda dinleyicilerin yardmsever ve hassas tepkilerinden son derece memnun oldum.
GR: GNMZN EVRENSELCLK SYASET Dnya gazetelerinin manetleri tandk terimlerle dolu: El-Kaide, Irak, Kosova, Ruanda, gula*, kreselleme ve terrizm. Bu terimler okuyucularn aklna arabuk baz fikirler getirir ve bunlar, siyasi liderlerimiz ve dnya sahnesindeki yorumcular tarafndan bizler iin belli bir kalba sokularak takdim edilir. Biroklar iin gnmzdeki dnya, iyilik gleri ile er gleri arasnda gerekleen bir mcadeleden oluur. Ve hepimiz iyilik glerinin tarafnda olmay isteriz. er gleri ile savamann belli bal politikalarnn nemini mnakaa ederken, onlarla savamamz gerektiinden asla bir phe duymayz ve genellikle de er glerinin kimde ve nede somutlat konusunda pek bir tereddtmz yoktur. Pan-Avrupa dnyas liderlerinin -sadece onlar olmasa da zellikle Birleik Devletler ve Byk Britanya- byk medyann ve kurucu entellektellerin retorii, politikalarnn temel merulatrma arac olarak evrenselcilie yaplan referanslarla doludur. zellikle de "tekilerle" ilgili politikalar zerine konutuklarnda bu durum ok daha aktr. Szkonusu tekiler, Avrupa dndaki lkeler, yoksul halklar ve "az gelimi" uluslardan olumaktadr. Konumann tonu ou zaman ne hak edildiini vurgulayan, sert ve kstaha bir tonda iken; politikalar her zaman evrensel deerleri ve dorular yanstc olarak takdim edilir.
'Gulag: Stalin dnemi Sovyetlerinde muhaliflerin kapatld bask dolu kamplar (.n.)

11 Bu ekilde evrenselcilie bavurmann temel deiik tr vardr. Birincisi, Pan-Avrupa dnyas liderlerinin kabul ettii politikalar, "insan haklarnn" korunmas ve "demokrasi" olarak adlandrlan eyin gelitirilmesi iindir. kincisi, uygarlklar atmas jargonu iinde dile getirilir. Buna gre, "Bat" uygarl evrensel deerlere ve dorulara dayanan tek uygarlk olduu iin "teki" uygarlklardan daima stn olarak varsaylr. Ve ncs, devletlerin neo-liberal ekonominin yasalarn kabul etmek ve uygulamak dnda "hi bir alternatiflerinin olmad" gibi piyasann gya bilimsel dorular iddiasna dayanmaktadr. George W. Bush ya da Tony Blair'in bir demecini (ve aslnda seleflerinin demelerini) veya bir sr danmanlarndan herhangi birinin son yllarda verdikleri bir demeci okuduunuzda, bu temann srekli olarak tekrar edildiini greceksiniz. Ne var ki bunlar yeni temalar deillerdir. Bu kitapta gstermeye alacam gibi, bu temalar bilakis, en az onaltnc yzyldan beri modern dnya-sistemi tarihi ierisinden gelie gelen ve muktedirlerin temel retoriini oluturan ok eski temalardr. Bu retoriin bir tarihi vardr. Ve bu retorie kar kn da bir tarihi vardr. Sonu olarak tartma daima, evrenselcilikle kastettiimiz eyin etrafnda dnp dolar. Burada, muktedirlerin evrenselciliinin tarafl ve tahrif edilmi bir evrenselcilik olduunu gstermeye alacam. Modern-dnya sisteminin baskn kesiminin karlarn korumak iin Pan-Avrupa liderleri ve entelektelleri tarafndan ileri srlen bu evrenselcilii, "Avrupa evrenselcilii" olarak adlandryorum. Ayrca, bunun yerine "evrensel evrenselcilik" olarak tanmladm sahih bir evrenselcilie doru ilerlemenin yollarn tartacam. Avrupa evrenselcilii ve evrensel evrenselcilik arasndaki mcadele, ada dnyann esas ideolojik mcadelesini oluturur ve bu mcadelenin sonucu, nmzdeki yirmibe ile elli yllk srete iine gireceimiz gelecekteki dnya-sisteminin nasl kurulacan belirleye12 cek temel bir faktr olacaktr. Taraf tutmay reddedemeyiz. Ve dnya apnda ileri srlen her tikelci fikre eit geerlilik addedeceimiz sper tikelci bir duru iine ekilemeyiz. Zira sper tikelcilik, eitliki ve demokratik olmayan dnya-sistemlerini srdrmeye alan gnmz muktedirlerine ve Avrupa evrenselcilii glerine, gizliden gizliye teslim olmaktan baka bir ey deildir. Mevcut dnya-sistemine gerek bir alternatif oluturacaksak eer, evrensel evrenselcilii ilan edecek ve kurumsallatracak olan yntemi bulmak zorundayz. Bu evrenselcilik ulalmas olas olan, fakat kendiliinden ve kanlmaz olarak gereklemeyecek bir evrenselciliktir. nsan haklar ve demokrasi kavramlar, evrensel deerlere ve hakikatlere dayand iin stn olan Bat uygarl ve "piyasaya" boyun emenin kanlmazl; btn bunlar, bizlere doruluundan kuku duyulmaz fikirler olarak sunulmaktadr. Fakat hi de ileri srld gibi aikr fikirler deillerdir. ll bir ekilde deerlendirebilmek ve kk bir aznlktan ziyade herkesin kullanmna sunmak iin, dikkatli bir ekilde analiz edilmesi ve zararl ile zsel olmayan parametrelerden arndrlmas gereken karmak fikirlerdir. Bu fikirlerin nasl, kimler tarafndan ve ne amala ortaya atldn anlamak, bu deerlendirme grevinin gerekli bir parasdr. Bu kitap, bylesi bir greve katk salamay amalamaktadr. 13

Mdahale Etmek Kimin Hakk? Barbarla Kar Evrensel Deerler


Modern dnya-sisteminin tarihi byk oranda, Avrupa devletleri ve halklarnn dnyann geri kalanna

yaylmasnn tarihidir. Bu durum, kapitalist dnya-sisteminin kurulmasnn temel bir parasn oluturmaktadr. Dnyann birok blgesine yaylma hareketi askeri igal, ekonomik smr ve ok byk adaletsizlikleri iermektedir. Bu yaylmay gerekletirenler ve ondan en ok istifade edenler, onu, dnya insanl iin daha fazla fayda salamak eklinde merulatrarak kendilerine ve dnyaya aklamaktadrlar. Genel tez yaylmann uygarlk, ekonomik byme, kalknma ve/veya ilerleme gibi kavramlarla adlandrlarak gerekletii eklindedir. Tm bu kavramlar, evrensel deerlerin ifadesi olarak yorumlanmaktadr ve sklkla da doal yasa olarak tanmlanan ey ile erevelenmektedir. Dolaysyla, bu yaylmann yalnzca insanlk iin faydal bir ey olmakla kalmayp, ayn zamanda tarihsel olarak da kanlmaz olduu iddia edilmektedir. Bu etkinlii tanmlamak iin kullanlan dil, bazen teolojik bir hal alrken bazen de sekler felsefi bir dnya grne dayandrlmaktadr. Elbette ortaya kan sosyal gereklik, entelektel merulatrmalarn bize sunduu muhteem resme pek benzememektedir. Gereklik ile merulatrmalar arasndaki uurum, kendi bireysel ve kolektif hayatlarnda en yksek bedeli deyenler tarafndan olanca keskinliiyle hissedilmi ve eitli yollardan ifade edilmitir. Fakat sosyal kken15 leri baskn kesimin iinde olan farkl entelekteller de, bu uuruma iaret etmilerdir. Bundan dolay, modern dnya-sistemi tarihi, sistemin bizzat kendi ahlak zerine sregiden bir tartmay da iermektedir. Bu tr tartmalarn ilklerinden ve en ilginlerinden bir tanesi, on altnc yzylda Amerika'nn ou blgesinin spanyollar tarafndan igal edilmesi srecinde, alabildiine ak-seik bir biimde yaplmtr. Kristof Colomb, 1492 ylnda in'e gidecek ekilde dorultulmu rotas boyunca uzun ve zorlu bir yolculuk geirdi ve sonunda Atlantik Okyanusu'nu geip Karayip Denizi'ndeki birka adada karaya kt. Kolomb, in'i bulamad. Ama bugn Amerika olarak adlandrdmz hesapta olmayan bireyler buldu. ok gemeden dier spanyollar da onun yolunu takip etti. Birka on yl ierisinde spanyol fetih-iler, Amerika'nn en byk iki imparatorluu olan Aztek ve nka'nn siyasi yaplarn ykt. Onlarn takipisi karma bir ekip, topraklara el koydu ve bu imparatorluklar ile Amerika'nn btn blgelerinde yaayan insanlarn emek gcn, cebren ve zalimane bir ekilde el koyduklar bu topraklardan kr elde etmek iin kullanmaya balad. Yarm yzyl gibi bir zaman zarfnda, yerli nfusun byk bir blm silahlarla ve hastalklarla yok edildi. Gerek on altnc yzylda gerekse de 1945 sonras yllarda yok edilen nfusun ne kadar olduu tartma konusu olagelmitir. Fakat gnmzdeki birok akademisyen, bu rakamn devasa byklkte olduuna inanmaktadr. Dnemin kanonik figrlerinden birisi Bartolome de Las Casas* idi. 1484 ylnda doan Las Casas, 1502'de Amerika'ya geldi. 1510 ylnda Amerika'ya atanan ilk papaz oldu. Balangta yapt ie olduka hevesliydi. Amerika yerlilerinin spanyollarn ynettii tarm, hayvanclk ve maden ilerinde zorla altrlmalar devini (repartimiento) organize eden spanyol encomienda sistemine katld. Fakat 1514 ylnda manevi bir "dnm" geirerek, encomienda sisteminde yer alna son verdi. spanya'ya geri dnp artk hayattaki tek iini yapmaya, bu sistemin yaratt adaletsizlikleri herkese duyurmaya alt. Las Casas birok komisyonda grev alp, hatratlar ve kitaplar yazarak hem spanya'nn hem de Kilisenin siyasalarn etkilemeye alt. Yksek siyasi evrelere davet edildi ve hatta o dnemde mparator V. Charles (spanya Kral I. Charles) tarafndan olduka iyi karland. Balangta benimsedii duru asndan baz baarlar elde etti. 1537 ylnda Papa III. Paul Sublimis Deus adyla bir fetva yaymlad. Bu fetvada, Amerika yerlilerinin kleletirilemeyecei ve yalnzca barl yollarla Hristiyanlatrlabilecekleri belirtiliyordu. 1543 ylnda V. Charles Leyes Nuevas adyla yaymlad fermanda, encomiendalarn sahip olduu ileri dzeydeki ayrcalklara son verilmesini de ieren, Las Casas'n nerdii birok eyi hkme balad. Ne var ki, gerek papalk fetvas ve gerekse de krallk ferman, encomienderoslar** ve onlarn spanya ve Kilise evrelerindeki arkada ve destekileri tarafndan byk bir tepkiyle karland. Sonu olarak, hem papalk fetvas hem de Leyes Nuevas ferman askya alnd. 1543 ylnda Las Casas'a Cuzco piskoposluu nerildi, ama o bunu kabul etmedi. Fakat sonrasnda daha kk bir piskoposluk olan Guatemala'daki Chiapas'a (gnmzde gney Meksika'da yer alr) raz oldu. Bir piskopos olarak Leyes Nuevas'n sert bir ekilde uygulanmaya konulmas konusunda srarc oldu. Bu srarn, gnah kartanlara, Amerika yerlilerinin encomienda zorunluluklarndan kurtulmalarn da ierecek ekilde, kendilerine ektirdikleri eziyetlerden pimanBartolome de Las Casas, 1552 ylnda Bevssina relacin de la destnccin de las Indias' (1994) yazd. Yaymland dnemde spanya kamuoyunun dikkatlerini zerine eken ok edici bir tarihi ariv oldu. ngilizce evirisi The Devastation ofthe Indies: A Brief Account ([1552] 1974) [Yerlilerin Kymdan Geirilmesi: Ksa Bir Belge, .n.l adyla yaymland. 1945 sonrasnda grlen had safhadaki nfus orannn azalmas zerine yaplan tartmalar olduka fazladr. Bu konuda son dnem tartmalarda nemli oranda yer veren temel bir eser olan Sherburne F. Cook ve Woodrow Borah'a (1971) baknz. "n: encomienda sahipleri

17 lk duymalarn art kotu. Bu yorum ekli, daha nceden kurulmu olan encomiendalara uygulanlmas planlanmam olan V. Charles'n fermann da kapsayacak ekilde geniledi. ok gemeden Las Casas, 1546 ylnda Chiapas piskoposluunu brakp spanya'ya geri dnd. Las Casas imdi de, ileri srd grleri teolojik ve entelektel olarak rtmek iin sistematik bir giriim balatan kartlaryla yz-yze kalacakt. Bu abay sarfedenler arasnda en belirgin kiilerden birisi, Juan Gines de Seplveda idi. Seplveda'nn ilk kitab

Demc-rates Primero 1531 ylnda yazld, ama yaymlanmasna izin verilmedi. Fakat Seplveda bu iin peini brakmad. V. Charles 1550 ylnda Vallodalid'de Consejo de Indias adnda zel jrili bir mahkeme kurdurup, Seplveda-Las Casas tartmasnn ayrntlar hakknda kendisine bilgi verilmesini istedi. Mahkeme her ikisini de srayla dinledi, fakat anlald kadaryla cunta hi bir zaman bu tartma hakknda kesin bir karar vermedi. Birka yl sonra V. Charles, tahtn olu Philip'e braktnda, Las Casas'n bak as mahkemenin ilgisini tamamyla kaybetmi oldu. Bugn bildiimiz her ey, bu iki kiinin aralarndaki tartma hakknda hazrladklar belgelerden olumaktadr. nk bu belgeler, gnmz dnyasnn hl ilgilendii temel bir soruyu aka ortaya koymaktadr - Kimin, nasl ve ne zaman mdahale etmeye hakk vardr? Bundan dolay ileri srlen bu grleri dikkatlice ele almak gerekmektedir. Seplveda, zellikle bu tartmaya zg olarak ikinci bir kitap yazd: Demcrates Segundo ([1545?] 1984). Bu kitabn alt balklarndan birinin ad, Yerlilere Kar Verilen Savan Adil Gerekeleri zeri-ne'dir. Bu blmde, spanya hkmetinin encomienderoslar tarafndan yorumlanan ve uygulanan siyasalarn savunmak iin drt ayr iddia ortaya atmtr. O dnemde herkese kabul edilen entelektel otoritelere, zellikle de Aristotle, St. Augustine ve St. Thomas Aquinas'a birok referans vererek grlerini kantlamaya almtr. Seplveda'nn ilk iddias, Amerika yerlilerinin "barbar, sradan, cahil ve eitimsiz, mekanik beceriler dnda hibir ey renme kapasitesi olmayan hayvani canllar, ktlk ve zulm dolu yaratklar ve tekiler tarafndan ynetilmesi nerilen bir kitle" olduklar zerine kuruluydu. kinci iddias, "Yerliler, istemeseler bile, zellikle putperestlik ve insan kurban etmek gibi kafir gelenekleri yaayarak kirlettikleri doa yasalar ile ilahi kudrete kar kmaktan dolay iledikleri sularn cezalandrlmas ve slah olmalar [enmienda, emendentur] iin spanyol boyunduruunu kabul etmek zorundadrlar" eklinde idi. nc gereke, spanyollarn ilahi kudret ve doa yasasnn, "[Yerlilerin] her yl putlara kurban ettikleri ok sayda masum insanlara zarar vermeleri ve byk felaketlere yol amalarnn engellenmesi" iin uygulamak zorunda olmalar zerine ina edilmiti. Ve drdnc argman, spanyol ynetiminin, Katolik rahiplere msaade ederek onlarn Hristiyan teolojisini "gvenlik ierisinde ve -drt kez meydana geldii gibi pagan rahipleri ve yneticileri tarafndan ldrlmelerinin nne geilecek tarzda"* telkin etmelerinin kolaylatrlmasdr. Aka grld zere, modern dnya "uygarlarnn", "uygar olmayan" blgelere ardsra yapt mdahaleler, drt temel merulatrc gereke zerine kurulmaktadr: tekilerin barbarl, evrensel de*Bu alntlarn hepsi, Las Casas'n ([1552] 2000, 6-8) Seplveda'nn argmanlarn zetledii eserinden alnmtr. Szkonusu zet olduka gvenilir olup Seplveda'nn ([15451 1984) ilgili eserinden de takip edilebilir. Seplveda'nn bu edisyonu iin Angel Losada tarafndan derlenen bu indeksin iindekiler yledir: "Yerlilere Kar Verilen Sava - Gerekeler: (1) Doal klelik, 19 - 39; (2) putperestliin ve insan kurban etmenin ortadan kaldrlmas, 39 - 61 j (3) zgr masum insanlarn kurban edilmekten kurtarlmalar, 61 - 63; (4) Hristiyan dininin propagandas, 64" (152). ndeks, Las Casas'n yapt zetten daha ksa olmasna ramen znde ayn ierikten oluur. Seplveda'nn orjinal metninden zellikle ilk iki argmann okumak, bak asn anlamak iin biraz daha faydal olabilir.

18 19 20 erleri ineyen uygulamalara son verme, teki zalimler arasnda kalan masumlar koruma ve son olarak evrensel deerlerin yaylmasnn olanaklarn yaratma. Fakat bu mdahalelerin gereklemesi, elbette birilerinin siyasi/askeri gce sahip olmasyla mmkndr. Bu durum, on altnc yzylda spanyollarn Amerika'nn en byk blgelerini igal ediinin resmini oluturmaktadr. Ne var ki, bu argmanlar igali gerekletirenler asndan ne kadar gl moral drtler idiyse de iin znde, igaller sonucunda igalcilere byk maddi karlar kalmasnn verdii drt yatyordu. Bundan dolay, igalci topluluk iin de yer alan herhangi bir kii, bu uygulamalar reddetmesi halinde olduka zahmetli bir ile grevlendirilirdi. Byle bir kii, hem inanlara hem de maddi karlara kar ayn anda kafa tutmak zorundayd te bu grev tam da Las Casas iindi. Bu insanlarn doal barbarlar olduklar ynndeki ilk argman Las Casas, birka deiik yoldan rtt. lki, barbar kelimesinin ok sayda ve olduka esnek anlamlarda kullanldn gstermesi oldu. Las Casas, bir insan zalimane edimlerinden dolay barbar olarak tanmlanyorsa eer, bu tr insanlarn dnyann drt bir tarafnda da bulunabileceini sylyordu. Barbarlk gerekelerinden biri, o halkn dilinin yazl olmamas idiyse eer, o dil de yazl hale getirilebilirdi ve bylece onun da dier tm diller kadar rasyonel olduu ispatlanm olurdu. Barbar kelimesini canavarca davranlar kastetmek iin kullanrsak eer, o halde, bu tr davranlara nadiren rastlandn ve btn halklar arasnda az ya da ok ayn dzeyde sosyal olarak snrlandrldn kabul etmek gerekirdi. Las Casas'in Seplveda'nn ne srd grlere kar kt nokta, btn bir halkn bir genellemeye tabi tutulmas ya da olsa olsa aznlk dzeyinde yaanan bir siyasi davran yapsnn btne mal edilmesiydi. yle ki, szkonusu bu aznlk, tpk barbar olarak tanmlanan toplumlarda olduu gibi, kendini daha uygar olarak tanmlayan toplumlarda da grlebilirdi. Las Casas, Romallarn spanyollarn atalarn barbar olarak adlandrdklarn okuyuculara hatrlatyordu. Bilinen btn toplumsal sistemlerin, kendi aralarnda, smrge dzenini merulatracak bir doal hiyerariye sahip olmadklar noktasn vurgulayarak, kaba ahlaki denklik argmann ileri sryordu. (Las Casas [1552] 2000, 15-44)

Doal barbarlk argman ne kadar soyutsa, Yerlilerin iledikleri su ve gnahlardan tr slah edilmeleri ve cezalandrlmalar gerektii argmanda o kadar somuttu. Bu zgn durumun merkezinde yatan iddia, putperestlik ve insanlarn kurban edilmesi etrafnda ekilleniyordu. Tam da bu noktada Las Casas, herhangi bir insann nasl putperest olarak alglandn ya da nasl insan kurban etmekle itham edildiini anlayamayan on altnc yzyl spanyollarnn ahlaki nefretini had safhaya karan sorular ile ilgileniyordu. Las Casas'n ortaya koyduu ilk sorun, yarglama ve hkm verme meselesiydi. rnein, Hristiyan topraklar zerinde yaayan Yahudi ve Mslman topluluklarnn devletin yasalarna uymalar gerekebilecei, fakat kendi dinlerinin gerekliliklerini yerine getirdikleri iin cezalandrlamayacaklarn belirtiyordu. Bu durumun tersi ancak, Yahudi ve Mslmanlarn, Hristiyan bir dzen tarafndan ynetilmedikleri topraklarda yaamalar halinde gerekleebilirdi. Bu tarzdaki bir hkm verme ve yarglama anlay sadece, Kilisenin doktrinlerine balln srdrmek iin gereken kutsal yemini ihlal eden sapkn bir Hristiyan iin geerli olabilirdi. Kilise, Hristiyan topraklar zerinde yaayan, ama Hristiyan olmayan sakinler zerinde hkm verme yetkisine sahip deilse eer, yleyse, doktrinleri hakknda en ufak bir fikri olmayan insanlar zerinde hkm verme yetkisini iddia etmesi tamamen mantksz bir durum oluturuyordu. Sonu olarak, putperestlik yalnzca Tanr tarafndan yarglanabilirdi. Yoksa, bu dini anlay yaayan bir toplum dnda herhangi bir grubun bu konuya hkmetmesi, onlarn ii deildi. 21 22 Elbette gnmzde Las Casas'n yaklamn, ahlaki greceliliin ya da hi olmazsa yasal greceliliin savunusu olarak ele alabiliriz. Doal yasann tersine bu edimlerin maduru olan ve ac eken masum insanlara kar kaytsz kalmay ifade eden bu yaklam, u anda olduu gibi, sert eletirilere maruz kald. Bu yaklam, Seplveda'nn nc ve en gl argmann oluturuyordu. Ama Las Casas bu eletiriye ihtiyatl yaklayordu. lki, "masum insanlar kurtarmak iin onlara yakn birilerinin kmamas halinde, onlar zgrletirme zorunluluu" konusunda srarlyd. kincisi, Kilise'nin masum insanlar kurtarma grevini bir Hristiyan hkmdara vermesi halinde, "agresif bir ekilde yapmasnlar diye tekiler onun iine karmamaldr." Fakat en son ve en nemlisi, asgari zarar ilkesi gereince mdahale edenin ok dikkatli davranmak zorunda olduu argmann ortaya koymasyd: Kilise'nin masum insanlarn hakszca ldrlmesini engelleme grevi bulunduunu bilsek de, bu grev, kurtulularna mani olacak dzeyde daha byk zararlarn verilmesi, faydaszca icra edilmesi ve sa Mesih'in tavrnn tersine davranlarla yaplmas gibi konulara olduka dikkat edilerek, insaf kaideleri erevesinde yerine getirilmelidir. ([1552] 2000, 183) Bu durum Las Casas'n ok hassas olduu bir konuydu ve ldrlm ocuk bedenlerinin yiyilmesi gibi ritellerin ahlaki olarak kabullenilmesinin zorluuna iaret ediyordu. Bu gelenein tm Yerliler arasnda yaygnca uygulanmadn ve uygulayan gruplar arasnda da birok ocuun kurban edilmediini belirterek, ne srd argmana balyordu. Bu yaklam ilk bakta, Las Casas'n bir tercih yapmak zorunda kal gereklii olmasayd, konudan kanmak istedii eklinde alglanabilirdi. Bu noktada, asgari zarar ilkesini ortaya koyuyordu. Dolaysyla, birka masum insann lmesi; imansz kafirlerin sa Mesih'in sevgili ismine kar kmas, u anda olduu gibi, sava lgnl nedeniyle rklarna mensup kadn, yal ve oluk-ocuun sebepsiz yere ldrlmesinden dolay Hristiyan dininin lekelenmesi ve ondan nefret edilmesinden hi kuku yok ki daha az kt bir eydir.(187) Las Casas gnmzde karlkl zarar olarak adlandrdmz eye iddetle kar kyordu: "Suu cezalandrmak iin masum insanlara zarar vermek ve onlar ldrmek, ebediyyen lanetlenmi bir gnahtr. nk, bu adaletin tam tersi bir durumdur."(209) Son olarak, Yerlilerin masum insanlara kar ilemi olabilecekleri gnahlardan dolay cezalandrlmalarnn, spanyollar iin neden mubah olmadn belirtiyordu. "Bu tr kafirlerin hak yoluna dnmeleri ve hatalarn dzeltmeleri konusunda byk bir umut ve beklenti iindeyim... (nk) onlar bu tr gnahlar inat olsun diye ilemiyorlar... Fakat kesinlikle, ilahi kudret konusundaki cehaletlerinden kaynakl olarak byle bir yanl iindedirler."(251). Sonu olarak, Las Casas yle bir zetle dncelerine son veriyordu:
spanyollar, nceki yzyllarda asla duymadklar-bilmedikleri dnyann yeni bir blgesine, akl almaz bir kstahlkla yaylarak, orada yaayan insanlarn kendi egemenlik iradelerine kar karak canavarca ve olaand sular ilediler. Binlerce insan ldrdler, kylerini yaktlar, hayvanlarn gasp ettiler, kentlerini yktlar, hibir aklanabilir ve makul gerekesi olmakszn bu yoksul insanlara kar canavarca bir zulm eliinde iren sular ilediler. Bu tr hunhar, yrtc, zalim ve fesat insanlarn Tanrya inandklar ve Yerlilere iman aladklar dnlebilir mi? (256)

Bu soruya verilen cevap, Las Casas'n Seplveda'nn son argmanna ynelik yapt gndermeye iaret ediyordu-. Hristiyanlatrmay kolaylatrmak. nsanlar yalnzca kendi zgr iradeleriyle sa Mesih'e inanabilirler. Asla zor ve bask kullanlarak, insanlar dinlerini deitirmeye mecbur edilemez. Las Casas, Seplveda'nn ayn dorultuda syledii grlerin farkndayd. Ama onun sorgulad ey, Seplveda'nn merulatrd siyasalarn, zgr iradeyle uyuup uyumadyd: "Bombardman ve kanl saldrlar yapan silahl bir ordunun yol at zordan daha byk ne tr bir bask vardr

ki; korkun bir grltyle patlayan ve ondan baka da hibir etkisi olmayan, insanlar soluksuz brakarak, ne kadar gl olduklarn gsteren ve zellikle de bu tr

23
silahlarn varlndan bile habersiz olan, nasl altn bile bilmeyen insanlara kar kullanlmak suretiyle ne yaplmak istenmektedir? nsan bedenleri alan ate ile parampara ediliyorsa, yeryz titriyorsa, gkyz kaln bir toz bulutuna brnyorsa, yallar, genler, kadnlar ardsra devriliyorsa ve herey lgn Bellona* tarafndan darmadan edilmi gibi duruyorsa, doru olmayan bir ekilde bu basknn onlar imana getirmek iin yapldn m syleyeceiz? (296)

Las Casas, savan, putperestlii bastrmak iin ruhlar hazr hale getirmenin bir yolu olmadna inanyordu. "Asl hakikat, mzraklarla deil, Tanrnn szyle, Hristiyanca bir yaam anlayyla ve akln hareketiyle yaylr (300). Sava, "dinimize kar nefreti trmandrr, ona ynelik bir sevgiye yol amaz... Yerliler, uysallkla, merhametle, evliyaca bir yaam tarzyla ve Tanrnn szyle iman etmeye tevik edilmelidirler." (360) Bu iki on altnc yzyl teologunun ne srd grleri, ayrntlaryla ele almamn nedeni, o tarihten bu yana bu tartmaya hibir eyin eklenmemi olmasndan dolaydr. On dokuzuncu yzylda Avrupa iktidarlar, smrge lkelerde uygarlk misyonuyla bulunduklarn beyan ettiler (Fischer-Tine ve Mann, 2004). Hindistan Valisi Lord Curzon, 16 Kasm 1905 tarihinde, Bombay'da, Byculla Kulb'ndeki daha ok Britanyal smrge yneticilerinden oluan bir grup insana, bu ideolojik perspektifi ok ak bir ekilde yapt konumada ifade ediyordu: [Bu imparatorluun amac] hakikat iin savamaktr; kty, yanl ya da adaletsizlii kabul etmemektir; ne sola ne de saa sapmaktr; vgy, dalkavukluu ya da alk ve nefreti kaale almamaktr... Fakat Hereye Kadir Tanrnn sizleri en deerli ilerine koturduunu daima aklnzda tutarak... elinizdeki klc yaadnz dnemde biraz daha dik tutup, ve bu milyonlarca insan arasnda daha nce hi olmam olan biraz adalet, mutluluk, refah, yiitlik ve ahlaki gurur duygusu gelitirmek, yurtseverlik dncesine yol amak, entellektel aydnlanmay salamak, sorumluluk duygusu gelitirmektir. Bunu yapmak ye'Bellona, mitoloji ve Hristiyan teolojisindeki ylan sal tanradan birisidir, (.n.)

24
terdir. ngilizlerin Hindistan'daki varlnn gerekesi bunlardr, (alnt, Mann 2004, 25)

Hi phesiz bu gereke, Lord Curzon'a ve seslendii smrge yneticilerine ikna edici geldii kadar, Yerlileri inandrmaya yetmiyordu. nk Curzon'un ardllar, yarm yzyl bile gemeden 1948 ylnda Hindistan' terk etmek zorunda kald. Belki de Curzon'un ngilizleri, yeterince adalet, mutluluk ve refah brakamamt. Ya da belki de ok fazla yiitlik, ahlaki gurur ve yurtseverlik alamlard- ama yurtseverlii yanl lkenin lehine gelitirmilerdi maalesef. Ya da kimbilir, Britanyal smrge yneticilerinin gelitirdii entelektel aydnlama, Jawaharlal Nehru'nun Britanya ynetiminin marifetleri hakknda farkl sonular karmasna yol at. Ya da galiba hepsinden en kahredici olan, Hindularn, Mahatma Gandhi'nin bir raportrn sorusuna verdii nkteli cevapla hemfikir olmalar oldu: "Sayn Gand-hi, Bat uygarl konusunda ne dnyorsunuz?" Gandhi yle cevap verdi: "yi bir fikir olabilirdi". Yirmibirinci yzyln ikinci yars, dnya apnda geni apl dekolonizasyonun olduu bir dnem oldu. Dekolonizasyonun" ksa dnemdeki sonulan ve yol at eilimler, byk apl ulusal kurtulu hareketlerinin ortaya kmasndan dolay devletleraras sistemdeki iktidar dinamiklerinde, nemli bir kaymaya iaret ediyordu. Birer birer ve birbirinin ardsra, eski smrgeler, bamsz birer devlet haline gelerek, Birlemi Milletler'in yesi oldular, birbirinin iilerine dier egemen devletlerin karmamas doktrini ile korundular- bu doktrin, gerek uluslararas hukukun geliimi ve gerek Birlemi Milletler Szlemesi ile garanti altna alnmtr. Teorik olarak, bu doktrin ile birlikte, bir devletin tekine mdahale etmesi ve i ilerine karmas edimi son bulmu olmalyd. Muhakkak ki, ne Hristiyanlatrma gerekesiyle emperyalist denetimi
**ev: Smrge imparatorluklarnn kendi topraklarna geri dnmek zorunda kaln anlatan sre

25 meru klmak, ne de dinsel olana oranla daha ntr bir kavram olan smrgeci iktidarlarn uygarlatrma misyonu gerekesi bu saatten sonra kullanlamazd. imdi de retorik dili farkl bir anlama kavuan ve smrgecilik sonras dnemde glenen yeni bir kavrama kayd: nsan haklar. 1948 ylnda, Birlemi Milletler, bu kavram ideolojik bir temel kavram haline getirip hemen hemen tm yeler tarafndan onaylanan nsan Haklar Evrensel Szlemesi haline dntrd. Bu szleme, uluslararas hukuk ykmllkleri balamnda yer almasa da ye devletlerin ilkesel olarak riayet ettikleri birok ideali somutlatrm oluyordu. Ama herkesin bildii gibi, o zamandan gnmze kadar bu szlemeye ihlal tekil eden ok kt davranlar tekrarlanarak devam etmitir. nk birok devlet, kendi d politikalarn devletleraras ilikilerde realist yaklam adn verdikleri bir politika temelinde yrtmektedir. Bu yaklama uygun olarak, szlemenin ihlal edilmesi bir devletin tekini sulamas asndan propaganda olarak kullanlmasna ramen, insan haklan ile ilgili neredeyse hibir devletleraras alma yaplmamaktadr. nsan haklar sorunlar ile ilgili devletleraras ciddi bir ilgi olmay, birok hkmet d (NGO*) olarak bilinen rgtlenmelerin ortaya karak boluu doldurmalarna yol at. Dnya apnda insan haklarn srdrmek iin dorudan eylemin tm ykn stne alan NGO'lar, balca iki trden oluuyordu. Bir taraftan, bireylerin yasad olarak ve kt muameleye tabi tutularak hapsedilmelerini dnya kamuoyunun dikkatlerine duyuran Uluslararas Af rgt'nn temsil ettii bir tr vard. Sulanan hkmetlerin ilgili politikalarn deitirmeye

zorlamak iin, dorudan ya da dier hkmetler zerinden uluslararas kamuoyu basks kurmaya alyordu. Dier taraftan,
ev: NGO, Trkeye yaygn olarak Sivil Toplum rgt (STO) olarak evrilmektedir. Fakat, okuyucunun bu tr rgtlerin "hkmet d" niteliini, tarihsel oluumu asndan grebilmesi iin, orjinalinin ayns kullanlmtr.

26 Uluslararas Kzl Ha'n uzun bir dnem boyunca balca stratejik kalkann oluturan tarafszlk rtsn kabul etmeden, siyasi atma blgelerine dorudan insani yardm yapmaya alan Snr Tanmayan Doktorlar rgt'nn temsil ettii bir tr vard. Bu hkmet-d etkinliin snrl bir baar dzeyi olutu ve sonunda 1970li yllarla birlikte yaygnl artt. Ayrca, bu insan haklar itkisi, hkmetleraras dzeyde gelien baz yeni etkinlikler ile hz kazand. 1975 ylnda, Birleik Devletler, Sovyetler Birlii, Kanada ve Avrupa'nn bir ok lkesi, Avrupa Gvenlik ve birlii Konferans'nda (AGK) bir araya gelip Helsinki Antlamas'na imza att. Bu antlama, imzac lkeleri nsan Haklar Evrensel Beyannamesi'ne riayet etmeye zorluyordu. Ne var ki, szkonusu antlamann herhangi bir denetim mekanizmas olmad iin, bir hkmet-d Bat rgtlenmesi olan Helsinki Watch kurularak Sovyet Bloku devletlerinin stne bask kurmak yoluyla bu haklara sayg gstermelerinin salanmasna alld. Jimmy Carter 1977 ylnda Birleik Devletler'in bakan olduunda, politikasnn esas parasn insan haklarn gelitirmek zerine kurdu ve bu kavram Sovyet Bloku'na (Birleik Devletler'in jeopolitik olarak ok az alveri yapt blok) ynelik uygulamann da tesine geirerek, otoriter ve baskc Orta Amerika rejimlerine de (Birleik Devletler'in jeopolitik olarak byk oranda alveriinin olduu bir blge) yayd. Ne var ki Carter'n politikas ok uzun srmedi. Orta Amerika'da ne kadar etkili olmu olursa olsun, bir sonraki bakan Ronald Reagan dnemi boyunca tamamen tersine davranld. Ayn dnem ierisinde Afrika ve Asya'ya tane dorudan mdahale oldu. Mdahale gerekesi, saldrya urayan lkenin insani deerleri ihlal ettii zerine kuruldu. Birincisi, bir Filistinli gerilla grubunun, iinde birok srailli yolcunun bulunduu Fransa Hava Yollar'na ait bir ua karp, Uganda'ya inmesi ile balad. Uganda Hkmeti de bu duruma su ortakl etti. Korsanlar, srailli rehineler 27 karlnda srail'de tutuklu bulunan baz Filistinlilerin serbest braklmasn istiyordu. 14 Temmuz 1976'da israil komandolar Entebbe havaalanna inerek, baz Ugandal askerleri ldrp srailli rehineleri kurtard. kincisi, 25 Aralk 1978'de Vietnam birliklerinin Kamboya snrn geip Kzl Kmer rejimini ykmas ve yerine farkl bir hkmeti ibana getirmesiyle oldu. Ve ncs, 1978 Ekim'inde, Ugandal idi Amin'in Tanzanya'ya saldrmasyla balad. Kar saldrda bulunan Tanzanya birlikleri, Uganda bakentine ulaarak, idi Amin'i hkmetten indirip yerine baka bir bakan yerletirdi. Bu rnekte de ayn olan ey, birinci durumda alkonan rehineleri kurtarmak ve son iki durumda da olduka kt ve diktatryel rejimleri ykma durumu, mdahalecilerin bak asndan bakldnda meruiyet gerekesi insan haklar ile rlyordu. Elbette her durumda, sulamann sertliini ve gerekliini daha hukuksal ve barl bir alternatifin gereklemesi orannda tartabilir ve ayn zamanda bu mdahalelerin her birinin sonularn ele alabiliriz. Fakat mdahalecilerin hareket ettii ve inand zemin, adaleti artrc ekilde davrandklar ve dolaysyla, uluslararas hukukta yasal bir meruiyeti olmasa da, doal yasa anlamnda ahlaken kendilerini meru grdkleri bir zemindi. Bundan da te btn mdahaleciler, ortaya kan er glerini ykmann yalnzca iddet aralar kullanlarak mmkn olduu ynnde, yalnzca kendi toplumlarndan deil, ama ayn zamanda dnyasistemindeki her yerden nemli bir destek almak iin uratlar ve aldlar. Kar karya kaldmz ey, dnya-sisteminin yargsal ve ahlaki kodlarnn teoriletirilmesinin tarihsel bir tekraryd. Uzun onaltnc yzyldan yirmibirinci yzyln ilk yarsna kadar, ok uzun bir sre boyunca, Seplveda doktrini- barbarlara kar iddet kullanmnn meruluu ve Hristiyanlatrma konusundaki ahlaki grev- galip gelirken, Las Casas'n itirazlar, yalnzca kk bir aznlk tarafndan dikkate alnd. Daha sonra, yirminci yzyln ortalarnda ve zellikle 28 1945-70 dneminde byk smrge kart devrimler ile, ezilen halklarn ahlaki haklar olan kendi tarzlaryla uygarlam halklarn stten denetimini reddetmeleri, dnya siyasi yaplanmas ierisinde daha nce hi olmad kadar byk meruiyet salad. Belki de bu yeni ilkenin kolektif dzeyde kurumsallamasnn en st noktas, Birlemi Milletler tarafndan Smrge lkelerin ve Halklarn Bamszlklarnn Tannmas Szlemesi'nin yaplmas ile oldu. Bu konu, bu gelimelerden sadece on be yl ncesinden yazlm olan Birlemi Milletler Szlemesi'nde zenle kanlm bir konuydu. Las Casas, en sonunda fikirlerini dnya toplumuna kabul ettirmi gibi grnyordu. Fakat ok gemeden, Las Casas'n dncelerinin onaylanmas, bireylerin insan haklar zerine yaplan vurgunun artmasndan ziyade resmi bir doktrin haline geldii anlald ve gruplar, dnya siyasetinin nemli bir konusu haline geldi. Bu yeni durum, stten denetimi reddetme hakkn ortadan kaldrmaya balad, insan haklar kampanyas, esas olarak, uygar toplumlarn barbarl bastrmasna referans vermesiyle bilinen Seplveda dncesini glendirdi. Tam da bu srada dnya, Sovyetler Birlii'nin yklna ve dou/orta Avrupa'daki komnist hkmetlerin iktidardan dne tanklk etti. Bu olaylarn, yine de, Birlemi Milletler'in bamszlk hakk veren szlemesinin ruhuna uygun olduu dnlebilir. Fakat sonrasnda Yugoslavya'nn kendisini oluturan

cumhuriyetlere blnmesi, birok savaa ve atmaya yol at. Bu savalarda, bamszlk mcadelesi "etnik arndrma" politikalar ile i ie geti. Eski Sosyalist Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ni oluturan cumhuriyetlerin hepsinin uzun bir etnik kimlik tarihi vard. Ama ayn zamanda hepsinin ulusal aznlklar da bulunuyordu. Bylece, ayr devletlere blndkleri zaman, yllarca devam eden bir sre olarak, yeni egemen olmu devletler ierisinde etnonasyonal aznlklar tamamen karmak ya da en aza indirmek iin ok byk bir siyasi bask olutu. Bu siyasi basklar, eski Yugoslavya cumhuriyetlerinin drd iinde sava ve at29 malara yol at: Hrvatistan, Bosna, Srbistan ve Makedonya. Herbiri-nin hikyesi, at sonular bakmndan olduka farklyd. Ama hepsinde de etnik arndrma temel sorun idi. Sivil insanlarn tecavze uramas ve katledilmesi dahil olmak zere ileri dzeyde srdrlen iddet, blgeyi pasifletirmek ve siyasal effaflk yapsn garanti altna almak iddiasyla, Batnn mdahalesine davetiye kard. Bu tr mdahaleler, en belirgin ekilde ve zellikle Bosna'ya (hemen hemen ayn byklkteki etnisiteden oluan) ve Kosova'ya (Srbistan'n arlkl olarak Arnavutlardan oluan blgesi) yapld. Batl lkeler mdahale edip etmeme konusunda ekimser davrandklarnda, bu lkelerin entelektelleri ve sivil toplum rgtleri, devletlerine mdahale etmesi konusunda inatla srarda bulundular ve sonunda bu devletler mdahaleyi gerekletirdi. eitli nedenlerden dolay, bu tarzda sivil toplum basks en ok Fransa'da kendini hissettirdi. Bir grup entellektel, Le Droit d'Ingeren-ce [Mdahale Hakk] adnda bir dergi bile kurdular. Bu entellektel-ler, Seplveda'dan alntlar yapmasalar da, ayn dorultuya iten sekler argmanlar kullanyorlard. Onlar da ayn ekilde, belli evrensel davran trlerini gerektiren "doa yasas" (bu kalb aynen kullanmasalar da) konusunda srar ediyorlard. Onlar da bu tr bir davrann olmamas halinde, ya da daha kts kart davran trlerinin belli bir blgede galebe almas halinde, doal yasann koruyucalarnn mdahale etmek iin yalnzca ahlaki (ve elbette siyasi) haklarnn deil ayn zamanda siyasi grevlerinin olduunun altn iziyorlard. Ayn dnem ierisinde, Afrika'da birok sivil sava yaand. Liberya, Sierra Leone, Sudan ve hepsinden de ok Ruanda'da byk kymlar oldu. Ruanda'da Tutsilerin Hutular tarafndan kitlesel katliamna, d glerin herhangi bir etkili mdahalesi olmad. Ruanda, Kosova ve trl trl insanlk dramlarnn yaand teki blgeler, buralardaki insanlarn hayatlarn ve insan haklarn korumak iin nelerin yaplp ya30 plamayaca ya da nelerin yaplmas gerektii konusunda gemii sorgulayan birok tartmann ana temas oldular. Sonu olarak, Birleik Devletler'in 2003 ylndaki Irak igalinin, dnyay tehlikeli ve gaddar bir diktatr olan Saddam Hseyin'den kurtarmak iin yapld eklindeki bir merulatrmay, kimseye hatrlatma gerei grmyorum. Bernard Kouchner, 2 Mart 2004'de, Camegie Etik ve Uluslararas likiler Meclisi'nde yirmi nc yllk Morgenthau Hatra Semineri'ni verdi. Muhtemelen Kouchner, insani mdahale konusunda dnyann en nl hatibidir. Kouchner, Snr Tanmayan Doktorlar'n kurucusu, "/e droit d'ingerence" deyiminin mucidi; bir ara Fransz hkmeti kabinesinde insan haklar meselelerinden sorumlu bakan; daha sonra BM genel sekreterliinin Kosova'daki zel Temsilcisi; ve kendi szleri ile "Sayn Bush'un Fransa'daki tek destekisi olarak nne n katan" birisidir. Bu adan bakldnda, Kouchner'in uluslararas hukuk erevesinde insani mdahalenin yerini deerlendirme tarz manidardr: nsani mdahalenin, uygulamas olduka zor olan bir yn bulunmaktadr: Devletin egemenlii ile iilerine karma hakk arasndaki gerilimi kastediyorum. Uluslararas toplum, BM Gvenlik Konseyi araclyla, insani koruma konusunda yeni bir sistem zerine alyor. Fakat kreselleme ak bir biimde, istikrarl bir dnya dzeninin siperi olarak var olan devlet egemenliinin sonunu mjdelemiyor. Baka bir deyile ifade etmek gerekirse, devletlerin egemenlii olmakszn bir BM sistemine ya da kresel ynetiime sahip olamayz. Uluslararas toplum, Avrupa Birlii eklinde olduu gibi, gemiten devralnan elikiyi zmek iin mcadele etmek zorundadr: Ortak sorunlar ve konular zerine ortak kararlar almann bir yolunu bulup ayn zamanda devlet egemenliini nasl srdrebiliriz? Bu ikilemi zmenin bir yolu, devletlerin egemenliine, szkonusu devletlerin kendi halklarndan hasl olmalar halinde sayg duyulacan sylemektir. Eer bir devlet diktatrlkse, o devlet kesinlikle uluslararas toplumun saygsna layk olamaz. (2004, 4) Koucher'in bize nerdii ey, yirmibirinci yzyln Hristiyanlatrma hareketine denk der. Nasl ki Seplveda iin nihai deerlendirme lt, bir lkenin ya da halkn Hristiyan olup olmad idiyse; Koucher iin de nihai deerlendirme lt, onlarn demokratik ("diktatrlk" olan bir lkede yaamak anlamnda) olup olmaddr. Seplveda bu konuyla ilgilenemedi ve dolaysyla tamamen Hristiyan olan halklar ve lkeleri grmezden geldi. Fakat buna ramen spanya ve Engizisyon gibi doal yasay ihlal eden barbarca hareketler ile ilikili oldu. Kouchner'in deinmedii ve dolaysyla tamamen grmezden geldii, gl bir taban destei olan bir lkenin ya da halkn bu durumuna ramen, tpk Ruanda'da olduu gibi, bir aznla kar barbarca davranlar iine girmesi oldu. Aslna baklrsa, tabi ki Kouchner, Ruanda'ya dardan mdahale edilmesinden yanayd. Byle dnmesinin sebebi, sadece Ruanda'nn diktatrlk olmas deil, ama ayn zamanda yaplanlar barbarca hareketler olarak grmesiydi. Diktatrlk syleminin genel bir prensip olarak ele alnmas, baz durumlara uygulanmas bakmndan (Irak mesela) nemsiz bir ey olarak durmaktadr. Fakat

Kouchner ve dierlerinin bu durumun ahlaki olarak mdahale edilmesini art gren yaklamlar her duruma kesinlikle uygulanmaz. Farz edin ki, Kouchner'in syledii "gemiten devralnan eliki" ile -devletlerin egemenlii ile insan haklar konusunda ortak kararlar arasndaki- karlatk ve Las Casas'n ilkelerini - Seplveda'ya verdii drt cevabKosova ya da Irak'taki durumlara uyguladk. Las Casas'n ilgilendii ilk soru, mdahale edene kar dierinden beklenen barbarlktr. Ona gre buradaki ilk sorun, bu tartmalarda kimin barbar olduunun asla tamamen ak olmamasyd. Kosova'da, barbarlk yapanlar Srplar myd, Yugoslavya hkmeti miydi, yoksa Slobodan Milosevi'in liderlik ettii belli bir grup insan myd? Irak'taki barbarl yapanlar Snni Araplar myd, Baas partisi miydi, yoksa Saddam Hseyin liderliinde belli bir grup insan myd? Mdahaleciler, tm bu hedefler arasnda bocalayarak hareket edip, nadir olarak hedefi 32 netletirdiler ya da birbirinden ayrt edebildiler. Ama srekli mdahalenin aciliyetini vurgulayp durdular. Geri, suu bir ekilde daha sonra kendi iinde blp dzenleyeceklerini ne sryorlard. Fakat elbette ki sonras asla gelmedi. Belirsiz bir dman, kimin barbar olduuna dair farkl farkl tanmlar olan ve bu yzden mdahale srecinde farkl farkl siyasi amalar olan belirsiz bir mdahaleciler koalisyonunun olumasn salar. Las Casas, her eyden nce tm bunlar sralayp birbirinden ayrt etmek konusunda srar ediyordu. Bunun iin, gerek barbarln, normal olarak her toplumsal grubun sosyal sreleri tarafndan snrlanan az rastlanlr bir fenomen olduunu iddia ediyordu. Eer yleyse, dierleri arasnda barbar olarak tanmladmz bir durumla kar karya kaldmzda, her zaman kendimize sormamz gereken sorulardan birisi, yalnzca i srecin neden krld deil, ama ayn zamanda srecin ne dzeyde krlddr. Elbette bylesi bir analitik deneme ile uramak, mdahale etmeye kar kan temel argman destekleyerek mdahale gerekelerini zayflatr. Bu durum karsnda mdahaleciler, zaman olmadn sylerler. Geen her dakika boyunca durum daha da karmaklar. Ve bu da aslnda doru olabilir. Fakat yava davranmak, byk yanllar yapmay da engelleyebilir. Las Casas'n ilkesinden gelen analiz, bizi ayn zamanda bir karlatrma yapmak durumunda da brakr. Mdahale eden lkeler ve halklar da, barbarca hareketlere girimekten sulu olurlar m? Ve eer yleyse bu hareketler, herhangi bir mdahalenin dayand zeminin bir tr ahlaki stnln merulatran hedef lkeler ve halklar arasnda ortaya kan hareketlere oranla daha m az nemlidir? Kesinlikle, er olgusu her yerde ortaya kt iin, bu tr bir karlatrma etkisiz kalabilirdi. Kald ki, bu karlatrma kendi mantna kart olan en byk iddiay oluturup ayn zamanda doru da olabilir. Ama bylesi bir karlatrma giriimi, egemen kibire kar yerinde bir fren etkisi de yapabilir. Seplveda'nn ikinci ilkesi udur: Doal yasaya kar ya da gnmzde adlandrdmz ekliyle insanla kar su ileyenleri cezalandrma zorunluluu. Baz hareketler, "uluslararas toplum" olarak bilinen neredeyse hayali bir olgu olan o nebula iinde, onurlu insanlarn gururunu rencide edebilir.* Ve byle bir durum gerekletiinde, bu tr sular cezalandrmak zorunda deil miyiz? Bu argmana kar Las Casas, soru ile kar kar: Onlar su olarak kimler tanmlad ve ilendikleri zaman ne dzeyde su olarak tanmlanmlard? Cezalandrma yetkisine kimler sahiptir? Cezay hak eden bir durum varsa eer, bu cezalandrma ile bizden daha fazla ilgilenecek baka birileri var mdr? Sularn tanmlanmas ve kimler tarafndan tanmland sorunu, dn olduu gibi gnmzde de elbette en temel tartma konularndan birisidir. 1990'l yllarda Balkanlarda ortaya kan atmalar hakknda, birok insan tarafndan hibir kukuya yer brakmayan ilenmi sular tanmlanmas blgenin siyasi liderlerini de iine alacak ekilde yapld. Bunu, birbirleriyle ekien tm taraflarn siyasi liderlerinin, birinin tekinin iledii sular zerinden karlkl olarak itham etmesinden biliyoruz. Ve aslnda itham edilen sulamalar birbiriyle ayn trden sulardr: etnik temizlik, tecavz ve zulm. Dardan mdahale edenler aslnda iki tr eylemi esas aldlar. Bir yandan, iddeti durdurmak iin ilkin diplomatik ve ardndan askeri eylem gerekletirdiler. ou durumda askeri eylem, belirli durumlarda ya birinin ya da dierinin tarafnda olmak anlamna geliyordu. En iyi ihtimalle bu yaklam bir anlamda, ilenen sularn greli arl hakknda verilen bir yargdan kaynaklanyordu. Dier yandan ise, d mdahaleciler, belirli kiileri cezalandrma ve bu tr kiileri atmaBkz: Trouillot'un uluslararas toplum hakkndaki mkemmel ve bir o kadar da sen yorumuna (2004, 230): "Uluslararas toplumu, ada siyasetin bir tr Yunan korosu olarak dnyorum. Kendisini imdiye kadar hi kimse grmemitir ama arka planda arklar sylyor ve herkes ona elik ediyor."

34 tm taraflar iinden seme iini gren zel uluslararas ceza mahkemeleri kurdular. Bu mdahalenin akabinde, olaylardan sonra gelien en nemli dava Milosevi'in yarglanmas oldu. Milosevi'in savunmasnn merkezinde, sadece kendisinin masum olduu iddias deil, ama ayn zamanda uluslararas ceza mahkemesinin, tm sulardan sorumlu olduklarn iddia ettii eitli insanlar yarglamad yer alyordu. Milosevi, bu mahkemelerin, askeri olarak gsz olan taraflarn liderlerini yarglayan gllerin mahkemeleri olduunu ve dolaysyla adalet mahkemeleri olmadn ne sryordu. yleyse, iki sorumuz kald: ddia edilen sular gerek sular myd, yoksa, yalnzca genel davran olarak m kabul ediliyorlard? Ve eer iddia edildii gibi gerek sular iseler, btn sulular adaletin nne getirildi mi, yoksa mdahale eden lkedeki sulular

getirilmeyip sadece mdahaleye maruz kalan lkedeki sulular m adaletin nne getirildi? Yetki sorunu da elbette tartmann zn oluturan konulardan birisidir. Bir taraftan, mdahale etme hakk ve grevi zerine srar edenler, uluslararas mahkemeleri kurmann uluslararas hukuk asndan bir ile'rleme olduunu ileri sryorlard. Fakat yargsal olarak, bu tr bir mahkemenin sadece kuruluunun dayand prosedr ile ilgili bir sorunu deil ama ayn zamanda sahip olduu yetki potansiyelinin dar corafik tanm ile ilgili de bir sorunu bulunuyordu. Ve son olarak, sular denetlemenin alternatif yollar ya da alternatif denetimciler olup olmad konusu gndeme geliyordu. Aslnda, 1990'larn ilk yllarnda, Birleik Devletler, Balkanlarn Avrupa iinde yer almas ve dahas Avrupa Birlii'nin potansiyel yeleri olmas esasna dayananak, asl denetimcilerin Avrupallar olduunu -bu da Bat Avrupallar anlamnda- ne sryordu. Ama Avrupallar, siyasi ve askeri nedenlerden dolay, Birleik Devletler'in aktif destei olmakszn bu yk omuzlamak konusunda ekingen davrandlar. Sonunda

35
bu grevi zerine alan Kuzey Atlantik birlii Tekilat (NATO) oldu. Fakat Birlemi Milletler deil de NATO olmasnn balca nedeni, Batl lkelerin, Srbistan'a kar operasyon yaplmasn ve atmann teki taraflarnn bundan muaf tutulmasn neren herhangi bir Gvenlik Konseyi nergesinin Rusya tarafndan veto edileceinden duyduklar muhtemelen hakl korkudan kaynaklanyordu. Ayn sorular daha byk bir aklkla, Birleik Devletler'in szde gnlller koalisyonu ile birlikte Irak'a mdahale etmeyi tartt zaman ortaya kt. Birleik Devletler, yapaca askeri operasyon iin Gvenlik Konseyi'nin onayn almaya alt. Fakat, Birleik Devletler'in nergeyi geirmek iin gerekli olan on be oydan sadece drdn alaca belli olduunda, nergesini geri ekip BM onay olmadan kendi bana davranma karar ald. Las Casas'n sorusu bu balamda daha da nemli bir hal alyordu: Birleik Devletler hangi hakla bu blgede yetki iddia ediyordu? zellikle de dnya devletlerinin byk bir ounluu, yapaca eylemlere kar karken. Birleik Devletler hkmetinin cevab iki taraflyd. Bir taraftan, Irak devletinin varsaylan kitle imha silahlar stoku ve bu silahlar devleti olmayan "terristler" ile paylamaya hazr olduu savna dayanlarak Birleik Devletler'e ve dnyaya kar arzettii devasa tehdit asndan meru savunma konumunu ileri sryordu. Daha sonra bu argman, igal sonras aa kan, Irak hkmetinin bu tr silahlara sahip olmad bilgisi ve Saddam Hseyin'in bu tr silahlara sahip olmas halinde onlar devleti olmayan "terristlere" datmakta tereddt etmeyecei konusundaki geni apl ihtilaf bilgisi ile darmadan oldu. Bu iddiann zayflamas zerine Birleik Devletler hkmeti, Saddam Hseyin'in bizzat insanla kar sular ileyen ktcl bir adam olduu savna geri dnp, onu iktidardan almann ahlaki bir iyilik olduunu ileri srmeye balad. Ve tam da bu noktada, sadece bu savlarn gereklii sorunu deil, ama daha da tesi olan yetki konusu gndeme geldi. Bununla birlikte bir o kadar da Saddam Hseyin'in 36 sulamaya neden olan hareketleri aka iledii zamanlarda kendisine destek veren Birleik Devletler ve dier devletlerin, onun ahlaki sularn irdeleyip dardan mdahale etmeye kalkmalarna hakl bir gereke oluturup oluturmad n plana kt. Bir ounda olduu gibi bu durumda da bir kez daha mdahalelerin en gl tezi, masum insanlarn korunmasdr -tecavz edilen ve katliamdan geirilen masum Bosnal Mslmanlar, kendi topraklarndan zorla gertilen ve snrlar arasnda kovalanp durulan masum Kosovallar ve Saddam Hseyin tarafndan bastrlan ve ldrlen masum Krtler ve iiler. Las Casas'n Seplveda'ya verdii nc cevaptan neyi reniyoruz? Las Casas, "asgari zarar ilkesi" zerinde srarla duruyordu. Btn savlarn kesinlikle doru olmas halinde bile, cezalandrma, engel olabilecei zarardan daha byn verebilir miydi? Asgari zarar ilkesi, Las Casas'n, doktorlara ettirilen "zarar vermeyin" eklindeki antik Hipokrat yemininin kolektif toplumsal fenomenlere uyarlamasdr. Balkanlardaki atmalar konusunda insan, belki de, asgari zarar olmutur eklinde dnmeye devam edebilir. Aktif iddet byk oranda durduruldu. Fakat te yandan, etnik temizlik olay geni apl olarak ortadan kaldrlmad ya da tersine evrilmedi. Tersine gerekleen etnik temizliin sonular zerinden u ya da bu ekilde bir kurumlamaya gidildi. Mlkiyet zararlarnn tazmin edilmesi ya da yerleim hakknn geri verilmesi ya hi yaplmad ya da asgari oranda yapld. Ve Kosova'daki Srplar, kesinlikle nceki konumlarndan daha kt bir duruma dtklerini dndler. Yaanan durumun, d mdahale olmakszn da ayn yerde durup durmayaca eklinde bir soru ne srlebilir. Fakat, durumun eskisinden kat be kat kt hale getirildii eklinde gl bir tezin ortaya atlmas mmkn deildir. Oysa byle bir tez, Irak mdahalesi balamnda ortaya atlabilir. Saddam Hseyin ve Baas partisinin artk iktidarda olmad ve eski37 den bulatklar baskc hareket eitlerini yapmaya devam edemedikleri aktr. Ne var ki, lke, d mdahale ncesinde olmayan birok byk olumsuzluklar yaad. Vatandalarn ekonomik adan durumu muhtemelen daha aa seviyelere indi. Gnlk iddet, kat be kat artt. lke apak olarak, eylemlerinin kendilerine kar yapld ve mdahale ncesinde lke iinde doru dzgn hareket edemeyen slamc militanlarn bir tr

cennetine dnd. Ve Irakl kadnlarn toplumsal konumu daha fazla ktleti. Mdahaleden itibaren en az yzbin Irakl insan ldrld ve daha fazlas da ar bir ekilde yaraland. u durumda, asgari zarar ilkesine kesinlikle bavurulabilir. Seplveda'nn son argman, Hristiyanlatrmak hakk ve grevi ile Amerika yerlilerinin ortaya kard varsaylan engellerdi. Bu argmann yirmibirinci yzyldaki karl, demokrasiyi yaymann hak ve grevidir. Birleik Devletler ile Birleik Krallk hkmetleri arasnda, zellikle Birleik Devletler'in neo-muhafazakar entelektelleri ile Babakan Tony Blair tarafndan kkrtlan balca rekabet konularnn banda gelmektedir. Las Casas, zorla Hristiyanlatrmann anlamsz olduu zerinde durup, Hristiyanl kabul etmenin, kabul eden kiinin iinden gelen gnll ballk ile olduunu ve zor kullanmann ters etki yarattn belirtiyordu. Ayn argman, Balkanlar ve Irak mdahalelerinin demokrasiyi gelitirmek temelinde merulatrlmas balamnda yaplan eletirilere kant olarak gsterildi. Buradaki sorun, demokratik deerlere dnmenin nasl lld ile alakalyd. Mdahaleciler asndan bu l, birden ok siyasi partinin ya da grubun asgari nezaket kurallaryla katlp kamuya ak kampanyalar yapabildii seimlerin yaplmas iradesi anlamna geliyordu. Bu yaklam, demokrasinin ok kstl bir tanmdr. Kald ki bu asgari demokrasi lsnn bile, herhangi bir blgede gl bir iktidarn bulunmasyla ulalabilecek bir durum olmad olduka aktr. 38 Fakat eer demokrasiyle denemek istenen daha byk apl bir ey ise -hkmet yaps ierisinde nfusun byk bir ounluunun asli karar alma srecini denetlemesi, btn aznlklarn kendilerini siyasi ve kltrel olarak ifade edebilme olanana gerekten sahip olmas, ak siyasi tartmann meruiyetinin ve ihtiyacnn kabul edilmesi-, bu koullarn farkl lkelerin ve blgelerin kendi iinde geliip olgunlamas gerektii ve d denetim kavram ile mdahalenin getirdii olumsuzluklarla ilikilendirildii iin dardan yaplan mdahalenin genellikle ters etkide bulunduu olduka aikr grnen bir durumdur. "Mdahale etmek kimin hakk?" sorusu, modern dnya-sisteminin siyasi ve ahlaki yapsnn tam merkezine iaret eden bir sorudur. Uygulama anlamnda mdahale, gllere mnasip grlen bir haktr. Ne var ki, merulatrlmas zor bir haktr ve bu yzden daima siyasi ve ahlaki diren ile kar karya kalr. Mdahaleciler direni ile karlatklarnda daima ahlaki bir dorulama yolu ararlar; onaltnc yzylda doal yasa ve Hristiyanlk, ondokuzuncu yzylda uygarlatrma misyonu, yirminci yzyln sonu ve yirmibirinci yzylda insan haklar ve demokrasi. Mdahaleye kar olan tez, daima iki kaynaktan beslenmitir: Gl halklar arasndan kan ahlaki pheliler (Las Casas'n argmanlarn tevik edenler) ve mdahale edilmesi planlanan halklar arasnda kan siyasi direnler. Mdahalecilerin ahlaki tezi her zaman, mdahalenin mdahalecilere getirdii maddi karlarla lekelenir. Dier yandan bakldnda, ahlaki phelilerin her zaman alaka olan hareketleri kendi deer yarglar terimleriyle merulatrdklar grlr. Kendilerine kar mdahale edilmesi planlanan halklarn siyasi liderleri konusu, her zaman liderlik ettikleri halklarn karlarnn tersine, kendilerinin dar karlarn yanstan bir ekilde ilenir. Ama tm bu mulaklk, mdahalecilerin deer yarglarn evrensel yarglar olarak kabul eden anlay erevesinden kaynaklanr. Oy-

39 sa, bu evrensel deerlerin belli bir dnya-sisteminin iindeki baskn kesimin sosyal yaratmlar olduu grlrse, konunun esas erevesi ok daha derinden anlalm olur. Kriter olarak esas aldmz nokta, kresel evrenselcilik olmayp Avrupa evrenselciliidir. Avrupa evrenselcilii, Avrupa balamndan gelen, yksek erekleri olduu ileri srlen ve birok savunucusunun doal yasa olarak adlandrd kresel evrensel deerler olarak takdim edilen bir dizi doktrin ve etik yaklam btndr. Szde masumlarn insan haklarn korumak ve gllerin ili dl olduklar maddi smr meselesini e zamanl olarak merulatrr. Ahlaki olarak mulak bir doktrindir. Bazlarnn sularna saldrrken, dierlerinin sularn es geer. stelik bunu yaparken, doal yasa olduunu iddia ettii kriteri kullanr. Bu durum, kresel evrensel deerlerin olamayaca anlamna gelmez. Ama daha ok, bu deerlerin ne olduunu bilmekten henz uzak olduumuz anlamna gelir. Kresel evrensel deerler bize verilmez, bizler tarafndan yaratlr. nsanolunun bu tr deerleri yaratma giriimi, insanln byk bir ahlaki giriimidir. Bu giriimin gereklemesinden umutlu olmak, yalnzca gllerin ideolojik perspektifinin tesine geebilip, iyinin gerekten ortak bir deerlendirmesini (ve kresel olmaya en yakn olan) yapmakla mmkn olacaktr. Bylesi bir kresel deerlendirme, imdiye kadar kurduumuz tm yaplardan ok daha eitliki bir yap anlamnda farkl bir somut zemin gerektirir. Byle bir ortak zemini bir gn ve hatta ok ksa bir zaman sonra yakalayabiliriz. Bu durum, bugnk dnya-sistemimizin, daha iyi mi yoksa daha kt m olaca bilinmeyen farkl bir dnya-sistemine halihazrdaki gei srecinden nasl bir dnya kacana baldr. Fakat bu gei dnemini atlatp daha eitliki bir dnya iine gireceimiz zamana kadar; byk olaslkla Las Casas'n telkin ettii tahrik edici ahlaki kibirliliimizin pheli snrlar, bizlere bu dnyann Seplvedalarnn bencil ahlaki

teminatlarndan daha iyi hizmet edecektir nsanla kar olan sular konusunda dnya yasal snrlamalarnn oluumu, igal edilenler kadar g sahiplerine de uygulanmyorsa ok az bir nem ihtiva eder. Vallodalid'te bir araya toplanan Consejo de las Indias, bu konudaki hkmn veremedi. Bundan dolay Seplveda kazand. Hl hkmn vermiyor ve eskiden olduu gibi Seplveda ksa vadede kazanmaya devam ediyor. Bu dnyann Las Casaslar, saf olmakla, er glerinin ilerini kolaylatrmakla, yetersiz kalmakla itham edilmektedirler. Fakat yine de bize rettikleri bireyler var: kendi mutlak doruluumuz hakknda biraz tevazu gstermek, bastrlan ve zulme urayanlara biraz somut destek vermek, gerek anlamda kolektif olan ve bu yzden gerek anlamda kresel olan bir kresel evrenselcilik aray iinde olmak.
40 41

Oryantalist Olmamak Mmkn M? zc Tikelcilik On sekizinci yzyla gelindii zaman, Seplveda ile Las Casas'n tartt konular, can alc bir tartma konusu olmaktan kmt artk. Avrupal dnya, Amerika'da ve dnyann teki blgelerinde srdrd smrge dzeninin meruluu konusunda genel bir kabul grme dzeyine erimiti. Smrge blgeleri hakknda yaplan ak bir tartma varsa da, bu tartma, Avrupallarn yerli nfusla ne ekilde bir iliki kurduklarndan ok, Avrupal yerleimcilerin bu blgelerdeki zerklik hakk zerine yaplyordu. Fakat buna ramen, bu dnemdeki Avrupallar, yaylmalar, seyahatleri ve ticaretleri srasnda yerli halklarla daha ok iliki iine giriyorlard. zellikle de Asya gibi on dokuzuncu yzylda "yksek uygarlk" blgeleri olarak anlmaya balayan ve daha ok da in, Hindistan, ran ve Osmanl mparatorluu'nu iine alan alanlarda ok daha youn bir ilikilenme sreci yaanyordu. Bu alanlar, genellikle tarihin bir dneminde kurulmu olan bir tr imparatorluklar olarak tanmladmz byk brokratik tekilatlara sahip alanlard. Bu dnya-imparatorluklarnn her biri, yazl bir tarz ve edebiyat anlamnda bir lingua franca* sahibiydi. Hepsi, alanda yaygn olarak grlen temel bir dinin etkisi altndaydlar ve hatr saylr bir zenginlie sahiptiler. On sekizinci yzyldaki Avrupa gleri,
ev: Lingua Franca, Franszca dili ve retorii anlamnda kullanlmtr.

43 bu blgelerdeki birok alana henz askeri olarak kendilerini dayatacak bir konumda olmadklar iin, onlar nasl ele alp deerlendirecekleri konusunda emin deildiler. Balangtaki tutumlar, onlardan bireyler renebilecekleri ihtimaline dayal olarak ilgili bir gzlem ve snrl bir sayg zerine kuruluydu. Bylece bu alanlar, Avrupallk bilincine grece bir emsal, olas ortaklar ve potansiyel dmanlar (metafizik adan ve askeri adan dman) olarak girdiler. te bylesi bir balam ierisinde, 1721 ylnda Baron de Montesquieu, Acem Mektuplar adl kitabn yazd. Acem Mektuplar, muhtemelen ran'a giden Avrupal seyyahlar tarafndan deil de Avrupa'ya, zellikle de Paris'e giden ranl seyyahlar tarafndan yazlm bir dizi hayali mektuptan oluur. Otuzuncu mektupta Rica, evdekilere, Parislilerin kendisinin giydii egzotik elbiselere hayran kaldn yazar. Bunun ok klfetli bir giyim tarz olduunun farkna vararak, kalabalk iine karmak iin Avrupai elbiseleri benimsediini syler. "Tm yabanc sslemelerden arndmda kendimi tam anlamyla takdir ettim". Fakat bazen, baz insanlarn kendisini tandn ve birbirlerine kendisinin bir ranl olduunu fsldadn sylyordu. Ortaya kan tepki aynen u oluyor: "Vay vay, o bir ranl m? Ne olaanst bir ey! Bir insan nasl ranl olabilir?" (Montesquieu [1721] 1993, 83). Bu nl bir soru olup, teden beri Avrupai zihniyet dnyasn lgna evimitir. Montesquieu'nn kitabn olaanst klan en nemli ey, bu kuku zerine herhangi bir ey belirtmemesidir. ranllarn gelenek ve grenekleri zerine yazma kisvesi altnda Montesquieu, esas itibariyle Avrupa'nn gelenek ve greneklerini tartyordu. Dncelerini hayali ranl yorumcularn azndan syleyerek bir koruyucu kalkan edindi ve bu sayede kendi dnyasna toplumsal bir eletiri yneltme olanana sahip oldu. Aslnda olduka ihtiyatl davranarak, Hollanda gibi grece kltrel zgrlk merkezi olan bir yerde kitabn isimsiz olarak yaymlad. 44 Avrupallarn, Dounun yksek uygarlklar olarak adlandrdklar dnya hakkndaki toplumsal cehaletleri yle dursun, kapitalist dnya-ekonomisi amansz bir ekilde buralara yaylarak bu cehaleti ispatlad. Avrupa merkezli dnya-sistemi, Avro-Amerikan zemininden ayrlarak, dnyann daha fazla alann kendi i blm sistemine eklemlemek iin kuatt. Bask kurmak, yalnzca iliki iinde olmann tersine, herhangi bir kltrel denklie tahamml etmez. Baskn olanlar, kendilerini ahlaki ve tarihi olarak hakl grmeye ve sistem iinde retilen iktisadi artn esas sahibi olarak hissetmeye ihtiya duyarlar. Dolaysyla, merak ve yksek olarak adlandrlan uygarlklardan bir eyler renebilme olaslnn mulak duygusu, "yksek" uygarlklar olarak addedilmeleri olgusuna ramen, bu alanlarn siyasi ve ekonomik olarak smrlmesinin nedenlerini aklama ihtiyac dourdu.

Gelitirilen aklamann z, olaanst bir biimde sradand. Yalnzca kkenleri Antik an Greko-Romen dnyasnda yatan Avrupa "uygarl" (ve bazlar iin de Eski Ahit dnyasnda yatan), "Moderniteyi" yaratabilirdi. Modernite, geni ierikli bir terim olup kapitalist dnya-ekonomisi iinde ortaya kan davran, norm ve pratikler anlamna gelmektedir. Ve modernite gerek evrensel deerlerin ve evrenselciliin somutlam ekli olarak tanmlandndan beri, sadece ahlaki bir iyi olmakla kalmayp ayn zamanda bir tarihsel gereklilik haline de brnmtr. Avrupal olmayan yksek uygarlklar iinde, moderniteye ve gerek evrenselcilie doru giden insanlk yry ile uyumsuz bir eyler her zaman olmak zorundayd ve olmaldr da. Douundan itibaren ilerici olduu iddia edilen Avrupa uygarlnn tersine, teki yksek uygarlklar kendi geliim havzalarnda donmu olarak kalm olmalydlar ve bu yzden d zorlama olmadan (Avrupal gler anlamnda) kendilerini moderniteye dntrme gcnden yoksun olmalydlar. Bu tez, zellikle on dokuzuncu yzylda yksek uygarlklar inceleyen Avrupal aratrmaclar tarafndan ne srlyordu. Bu aratr45 maclar, modernitenin ana merkezi olan Bat'dan (Occident) olduklar iin Oryantalist olarak adlandrlyorlard. Oryantalistler kk ve sk bir gruptu. Oryantalist olmak kolay deildi. Bu aratrmaclar, yksek uygarlklar gerek yazl edebiyat ve gerekse de farkl bir din olarak (szde dnya dini fakat Hristiyanlktan farkl bir din) altklar iin, Oryantalistin, bir Avrupal iin zor bir ey olan bir dil renmesi gerekiyordu. Aratrmac, bu yabanc uygarln insanlarnn kendilerini ve dnyay nasl deerlendirdiklerini bir lde anlamak zorunda ise, kendisine olduka derin ve kltrel olarak yabanc gelen metinleri dikkatlice incelemek zorundayd. Gnmzdeki anlamyla, Oryantalistlerin hermentik olarak empati sahibi aratrmaclar olmak durumunda olduunu sylebiliriz. On dokuzuncu yzyl ve yirminci yzyln ilk yars boyunca, bu gibi aratrmaclarn says pek fazla deildi ve hemen hemen hepsi ya Avrupal ya da Kuzey Amerikalyd. Bu aratrmac grubun kltrel nermeleri ve argmanlarnn, dikkatli bir eletiriye tabi tutulmas 1945 sonrasna kadar yaplmamtr. Elbette, bu durumun ortaya kmasnn nedenleri aktr. 1945 sonras dnya-sisteminin jeopolitii, ok byk oranda deiti. Nazilere kar verilen sava, bu tr korkun sonular kardklar zc rkln ne menem bir ey olduunu gzler nne serdi. Ve ok daha nemlisi, Oryantalistlerin hakknda yazdklar Avrupal olmayan dnya, lkelerinin Bat denetiminde olmasna kar her bakmdan siyasal bir isyan iine girdiler. Smrge kart devrimler, Asya ve Afrika'nn her yerinde gerekleti ve Latin Amerika'da i siyasi-kltrel dnmler meydana geldi. Enver Abdlmelik, 1963 ylnda, bu siyasal deiimlerin aratrmaclar dnyasnda yapt etkiyi tarihe geiren bir makale yaymlad. Makalenin ad "Krizdeki Oryantalizm" (Orientalism in Crisis) idi. Bu makalede Abdlmelik, Oryantalistlerin iki temel tarihi nermesini analiz ediyordu. Oryantalistler, problematiklerinin aratrma nesnesi
46

olarak ele aldklar soyut olguyu Dou (Orient) olarak semilerdi. Ve tematik dzeyde bu nesnenin zc alglann benimsemilerdi. Gnmz asndan bakldnda, bizlere sradan gelmesine ramen, Abdlmelik'in bu nermelere saldrmas, o dnem asndan entelektel (ve siyasal) bir radikalizm olarak deerlendirildi: Dolaysyla tarihten soyutlanm olan ve gerek bir zgllk zerine kurulmu olan bir tipolojiye varyoruz. Bu tipoloji, dokunulmaz ve zc bir mantkla tasarlanmtr. Sz konusu tipoloji, zerinde aratrma yaplan "nesneyi", aratrmay yapan znenin akn oluu balamnda, baka bir nesneye dntrr. yle ki bizler bir Homo Sinicus, Ho-mo Africanus, Homo Arabicus'a (ve neden Homo Aegypticus yok?) sahip olurken, insan -"normal" insan- kkleri tarihsel Yunan Antik a dnemine dayanan Avrupal insandr. Bu adan, on sekizinci ve yirminci yzyllar arasndaki, Marx ve Engels tarafndan gzler nne serilen aznlklara sahip olma hegemonyaclnn ve Freud tarafndan paralanan antropomerkezciliinin (antropocentrism), zellikle Avrupal olmayan halklarla dorudan iliki iinde olan beeri ve sosyal bilimlerdeki Avrupamerkezciliine (Eurocentrism) ile nasl elik ettiini aka gryoruz. ([1972] 1981, 77-78) Ne var ki, Abdlmelik, pan-Avrupa dnyasnda kk bir uzman grup dnda pek okunmuyordu. On be yl sonra yaymlanan Edward W. Said'in kitab Oryantalizm ([1978] 2003), modern dnyann Batl olmayan blgeleri hakkndaki gereklik zerine yaplan yorumun ve bilginin bir ekli olan oryantalizm hakknda geni bir kltrel tartmay tevik etti. Said'in kitabnn zellikle Arap-slam dnyas ile ilgili blm Oryantalizmin akademik boyutunu ele alan bir almayd. Fakat ayn zamanda ve daha da nemlisi, Said tarafndan Oryantalizmin "daha genel anlam" olarak tanmlanan "Dou ile (ou zaman) Bat arasnda yaplan ontolojik ve epistemolojik ayrma dayanan bir dnme tarzn" inceleyen bir almayd ([1978] 2003, 2). Yine de Said, Oryantalizmi bir dnme tarzndan da te bir ey olarak gryordu. yle ki, Oryantalizmin, "Dou stne alan kapsaml bir kurum,...
47

Avrupa kltrnn Aydnlanma sonras dnem boyunca, Dou'yu siyasal, sosyolojik, askeri, ideolojik, bilimsel ve hayali olarak ynetebildii -ve hatta retebildii- mthi derecede sistematik bir disiplin" olduunu ne sryordu (3).

Ve sonra Said yle devam ediyordu: "Oryantalizmi, basite smrge dzeninin rasyonalletirme arac olduunu sylemek, smrgeciliin, yaand dnemden sonra Oryantalizm sayesinde ok daha ileri dzeyde merulatnldn grmezden gelmek olur" (39). nk "Oryantalizm esas itibariyle, Dou'nun Bat'dan daha zayf olmasndan dolay Dou'ya dayatlmak zere oluturulmu bir siyasi doktrindir" (204). Ayrca Said'e gre Oryantalizm, kendi iinde snrlar olan ve entelektel sorgulamaya kapal olan bir dnme tarzyd: Oryantalist Dou'ya, dank duran panoramann tmn nne sermek amacyla stten bakp deerlendirme yapar. Bu suretle, bir dizi indirgemeci kategori (Semitikler, Mslman kafas, Dou ve dierleri) aygt iinden btn detaylar grmek zorundadr. Bu kategoriler temelde ematik ve etkili olduklar iin ve hi bir Doulunun u ya da bu ekilde kendisini bir Oryantalistin bilebildii kadar bilemedii farzedildii iin, Dou'nun herhangi bir imgelemi, sonunda gelip kii, kurum ya da sylemin sahibiyle uyuma dayanr. Her trl kapsayc imgelem esas itibariyle muhafazakrdr ve Bat'nn Yakn Dou zerine olan dn tarihinin, doruluundan phe edilme gerekliine aldrmadan kendisini nasl srdrdn ortaya koyuyoruz. (Aslnda, bu fikirlerin kendi geerliliini ispatlayan olgular yarattn ileri srebiliriz.) (239) Orjinal basksndan on be yl sonra kitabn yeni basksna yazd nszde Said, kitabn selamlayan fke ve direni ile tekilerin gelitirdii ayn dorultudaki argmanlara kar mcadele ediyordu. Bunlarn aka "belirli bir pozitivizme ve kltr, kendilik ve ulusal kimliin deimeyen tarihselliine olan basit inancn altn oyduklarn" belirtiyordu. (332) yleyse Said'in sorunu neydi? Kitabn "Oryantalizme verilecek 48 cevap Oksidentalizm deildir" zerine vurgu yaparak sonlandryordu (328). Kitab zerine syledikleri ve onun yansmalar zerine Said, kendisinin ilikili olduu postkolonyalizm ile byk anlatlarn yokoluunu vurgulad iin eletirdii postmodernizmi birbirinden ayrt ediyordu. Tamamen tersi bir ekilde Said, postkolonyal sanat ve akademisyenler iin yle diyordu: Uygulanmalar ve gerekletirilmeleri mevcut durumda muallakta kalm, ertelenmi ve nne geilmi olmasna ramen byk anlatlar var olmaya devam ediyor. Postkolonyalizmin kanlmaz tarihsel ve siyasal emirleri ile postmodernizmin grece tarafszl arasndaki bu ok nemli ayrlk, kendi aralarnda akan boyutlar arzetseler de, bir btn olarak farkl yaklamlar ve sonular yaratr ("byl gerekilik" tekniinde olduu gibi mesela). (349) Montesquieu u soruyu sormutu: Bir insan nasl ranl olabilir? Ama gerekten bu soruyu cevaplamakla ilgilenmemiti. Ya da daha ziyadesiyle, gerekten deerlendirmeyi istedii ey, Avrupal olmann alternatif yollar olmutu. Bu yaklam mkemmel bir meru duruu ifade eder. Fakat bu yaklam, evrensel ile yerel arasnda nasl uygun bir denge kurabileceimizin asli meselesine, belli bir uzaklk arzeder. Elbette Montesquieu bir Avrupalyd, Avrupa bir dnme tarz balamnda yazyordu. Avrupa'daki tekilerin bir dizi evrensel deeri nasl temsil ettikleri hakknda pheleri olsa da, evrensel deerlerin gereklii konusunda ok fazla phesi bulunmuyordu. Oysa Said tam aksine, birka kimliin snrnda varln gerekletiren zl bir melezdi. leri dzeyde eitimli hmanist bir akademisyen, ngiltere edebiyat konusunda uzman ve Bat niversite sisteminin (ve iinde bulunan bir profesr) bir rnyd. Fakat Said ayn zamanda, doum yeri ve vatan olarak (hem duygusal hem de siyasal olarak) bir Filistinliydi. Bu yzden, "bir dnme tarz" olarak adlandrd Oryantalizmin entellektel ve siyasi belirlemeleri tarafndan ar bir ekilde sulanan biriydi. Bir insann ranl olabilmesinin hi bir yolunun olmadn, nk doaya aykr kavramlatrmann, z49

c tikelciliin, Batl kstah gzlemcinin icad olduunu dile getiriyordu. Fakat yine de, Oryantalizm yerine Oksidentalizmi yerletirmeyi reddetti ve onu kendilerine referans olarak kullanan kiilerin onun analizlerine dayanarak yapt baz kullanmlarn boa kard. Said, bizzat Foucault'un sylem kavramn ve onun iktidar yaplaryla olan dorudan ilikisi ile bu yaplar zerindeki yansmalarn aikr bir ekilde kulland. Oryantalizmin zc syleminin, hakknda yazlan blgelerin gerekliinden ve zellikle de dnyann glleri tarafndan kataloglanan ve zerinde allan madunlarn yaad ve grd gereklikten olduka uzak olduunu bize anlatyordu. Aslnda Said bizlere, bilgi atmzn eitsiz toplumsal ve siyasal kurumlar oluturan nedensel bir faktr olduu iin kelimelerin, kavram ve kavramlatrmalarn nemli olduunu anlatyordu. Kelimeler, kavramlar ve kavramlatrmalarn tek bana bir nedensel faktr deil, ama nedensel faktrlerden bir tanesi olduunu belirtiyordu. Bize byk anlatlar reddetmememiz, tam tersine, onlara geri dnmemiz arsnda bulunuyordu. nk onlar sadece "muallakta asl, ertelenmi bulunan ya da engellenen" anlatlard. Bana yle geliyor ki; byk anlatlara geri dndmz zaman, iki farkl sorunla yz yze kalrz. Bir tanesi, iinde yaadmz ve iktidarda olanlarn orta ve uygulayclar olduu evrensel deerleri olan, dnya-sistemi olarak tanmlam olduum dnyaya balanmaktr. kincisi, evrensel deerler ad

verilen eylerin olup olmadn ve eer varsa, onlar hangi koullar altnda ve ne zaman bilebildiimizi deerlendirmektir. Bu iki sorunu srayla ele almam gerekiyor. Bilinen btn tarihsel sistemlerin evrensel deerlere dayand eklinde bir dnce vardr. En ie dnk ve en benmerkezci (solip-sistic) sistem normal artlar altnda, mmkn olan tek yol dahilinde ya da tanrlarn kabul ettii tek yoldan bir eyleri yapabildiini gsterir. "Vay, vay, o adam ranl m? Ne olaanst bir ey! Bir insan na50

l ranl olabilir?". Bu yaklam, verili bir tarihsel sistem iindeki insanlarn bu pratiklerle nasl megul olduklarn ve bu pratikleri ne tr aklamalarla merulatrdklarn gstermektedir. nk bu insanlar, bu pratik ve aklamalarn insan davrannn bir normu olduuna inanrlar (kendilerine bu ekilde inanmalar retilmitir). Bu pratikler ve inanlar, kendinden menkul olarak ve genellikle bir phenin veya yansmann konusu olmayacak ekilde deerlendirilmeye msaittir. Ya da en azndan, onlardan kukulananlara ya da yanlln gsterenlere sapkn ya da kafir olarak baklr. inde yaadklar tarihsel toplumsal sistemin pratiklerini ve merulatrmalarn sorgulayan ok az insann yapt, yalnzca kahramanlk deil ama ayn zamanda bir lgnlktr. nk, iktidardaki grup derhal bu insanlara ynelecek ve yaptklarn asla kabul edilemez eylemler olarak niteleyip onlar cezalandracaktr. Dolaysyla, evrenselcilik iddias kadar etnisite-merkezli (etnocentric) ve bir o kadar da tikelci bir ey olmad eklinde bir paradoksal argmanla balayabiliriz. Bununla birlikte, modern dnya-sisteminin en korkun zellii -onun tek gerek yn-, bu tr tereddtlerin teorik olarak meru olmasdr. Teorik dememin nedeni, modern dnya-sistemi muktedirlerinin, bu tr tereddtlerin sistemin baz kritik noktalarnn altn etkili bir ekilde oyduunu farkettiklerinde, Ortodoks bastrma penelerini derhal gstermeye eilimli olmalardr. Bunu, Seplveda ile Las Casas tartmasnda grmtk. Las Casas, Seplveda'nn telkin ettii ve igalciler ile encomienderoslarn Amerika ktasnda uygulad szm ona evrensel deerler hakknda tereddtlerini sylemiti. Unutmamak gerekir ki, Las Casas ok dikkatli bir ekilde davranarak spanya Krallnn gerekletirdii hareketlerin meruiyetine kar asla bir kar koyu iinde olmad. Las Casas aslnda, Kralla bavurup, kendi anlad evrensel deerlerin srdrlmesini istemiti. Onun anlad evrensel deerler, Amerika ktasndaki yerli nfusun tikelci uygulamalarna byk bir yer verecekti.
s

51 Ne var ki Las Casas'n benimsedii argmann aaca yol, er ge, imparatorun tm iktidar yapsn kanlmaz olarak sorgulamaya davetiye karacakt. Bu yzden imparatorun ekinceleri vard. Bu yzden, Vallodalid'deki Junta yarglar kararsz kald. Bu yzden, Las Casas'n eletirileri fiili olarak hasr alt edildi. Ve modern dnya-sisteminin Avrupal baskn liderleri "ranllarla" kar karya geldiklerinde, ilk olarak -Bir insan nasl ranl olabilir?-aknl ile davrandlar ve daha sonra kendilerini evrensel deerlerin yegane hamili olarak grp kendilerini merulatrdlar. Bu, nce Abdlmelik'in ve sonra Said'in analiz edip duyurma klfetine katlandklar, "bir dnme tarz" olan Oryantalizmin hikyesidir. Fakat, Said'in bunu yapabilmesini ve analizleri ile duyurularn dinleyen geni bir dinleyici kitlesi bulabilmesini salayan ge yirminci yzyldaki dnya-sisteminde ne tr eyler deimiti? Abdlmelik bu sorunun cevabn veriyordu. Oryantalizmin "eletirel bir revizyonu" iin ar yapan Abdlmelik yle diyordu: Anlamay kendine yksek bir gaye edinen her zenli bilim, kendisini bu tr bir revizyona tabi tutmak zorundadr. Ne var ki, bu gecikmi ve yine de istenmeyen bu bilin krizini reten, Asya, Afrika ve Latin Amerika halklar ve uluslarnn son iki kuann yeniden diriliidir. lkeli bir talep, dnya apndaki eitli ulusal kurtulu hareketlerinin elde ettikleri zaferler anlamnda bir siyasal faktr (kararl) etkisinin sonucu olarak kanlmaz bir pratik ihtiya haline gelmitir. Bugn asndan bakldnda Oryantalizm, 1945'ten itibaren sadece elindeki blgeleri kaybetmekle kalmayp, ama ayn zamanda, daha dn alma "nesnesi" olan ve fakat gnmzde egemen "znesi" olan "adamlarn" da elinden kararak en byk etkilenmesini yaad. ([1972] 1981, 1082, 73) Abdlmelik ve dierlerinin 1963 ylnda arda bulunduklar eletirel revizyon, dnyadan soyutlanm akademik evrelerde kalan profesyonel Oryantalistlerin bizzat kendileri zerinde byk bir etki yaratt. Bundan sadece on yl sonra, 1973 ylnda, Uluslararas Oryantalistler Kongresi, adn Asya ve Kuzey Afrika Uluslararas Beeri Bilim52 ler Kongresi olarak deitirmek zorunda kald. Kukusuz, giderek snan bir tartma ortamndan ve aradan geen bir on yllk zaman diliminden sonra, bu aratrmac grubu, Uluslararas Asya ve Kuzey Afrika almalar Kongresi eklinde baka bir isim deiikliine giderek aradaki dengeyi az da olsa yeniden kurmann peine

dt. Ama Oryantalist terimi bir daha diriltilemedi. Said'in yapt ey, bu dnyadan soyutlanm evreyi dar kartmakt. Genel entelektel tartmann geni alan iinde hareket ediyordu. Said, 1968 dnya devriminin ortaya kard ve gelitirdii geni apl entelektel isyan dalgalarnda kula atyordu. Dolaysyla, sadece Oryantalistler hakknda konumuyordu. Daha ok iki geni dinleyici kesime sesleniyordu. Bir taraftan, 1968'de ortaya kan ok boyutlu toplumsal hareketlerin merkezinde ve hatta eperlerinde yer alm olan herkesi ve 1970'li yllarda bilginin yaps ile ilgili sorulara olanca gleriyle dikkat kesilenleri iaret ediyordu. Said onlarn dikkatine, modern dnya-sistemi jeokltrnn derinliklerinde gml olan somutlatrlm ikili kategorilerin devasa entelektel, ahlaki ve siyasi tehlikelerini sunuyordu. Onlara, hep beraber z diye bir ey yoktur, evrensel olduu sylenen pratikleri ve deerleri anlama yetisinden yoksun olan deimeyen ranllar (tikeller) yoktur diye barmalarn sylyordu. Fakat Said, ayn zamanda ikinci bir dinleyici kitlesine de sesleniyordu: bilgi kurumlar ile hepimizin iinde bulunduu kapsayc toplumsal kurumlardaki btn drst ve iyi insanlar. Onlara, yanl tanrlarn farknda olmalarn, sadece iktidar yaplarn ve eitsizlikleri maskelemekle kalmayp ayn zamanda gayri ahlaki kutuplamalar gelitiren, koruyan ve varln devam ettiren szde evrenselciliklerin de farknda olmalarn sylyordu. Aslnda Said, bu drst ve iyi insanlarn varsaylan evrensel deerlerinin baka bir yorumuna bavuruyordu. Said, bu anlamda, Las Casas'n uzun aratrmasn tekrarlyordu. Ve o da tpk Las Casas'la ayn ama iin urarken, benzer

53
bir hsran ve tamamlanamayn ortasndayken ld. Bu aratrmann doasna hakkn vermek iin -evrensel ve tikel arasnda doru bir denge iin (entellektel, ahlaki ve siyasal)- Said'in kimlere kar kavga verdiini anlamak zorundayz. Hereyden nce o, olanca hiddeti ve tutkusuyla dnyann muktedirlerine ve onlarn entelektel memurlarna kar mcadele ediyordu. Bu entelektel memurlar, yalnzca Said'e tamamen adaletsiz gelen dnyasisteminin temel eitsizliklerini merulatrmakla kalmyor ama ayn zamanda, bu eitsizliklerin meyvelerinden de faydalanyorlard. Bu yzden Said, onlarla basit bir entelektel savaa girmek kadar, dorudan siyasi atmaya girmeye de bir o kadar hazrd. Filistin Ulusal Meclisi'nin bir yesi olarak, meclisin karar verme srelerinde aktif olarak rol alyordu. Filistin Kurtulu rgt'ne (FK), eski yekpare Britanya mandasna kar ortaya koyduu kadim iddialarn gzden geirmeye ve bamsz bir Filistin devletinin yan banda, 1967 snrlar iinde olmak kaydyla, srail'in varolma hakkn kabul etmeye aryordu. Bildiimiz gibi bu duru, FK'nn 1993 Oslo Grmeleri ile sonunda kabullendii bir durutu. Fakat iki yl sonra Yaser Arafat, sraillilerle Oslo 2'yi imzalad zaman, Said, Oslo'nun eit bir grme olmaktan ktn anlamt. Bu anlamay Said, "Filistin'in Ver-saylesi" olarak duyurdu. Kendisini Arap dnyasyla kar karya getirecek baka durular almaktan ekinen birisi deildi. rnein, Was-hington'un o sralarda hl destekledii Irak Baas rejimini ve eitli Arap rejimlerindeki vurgunculuu, Holokost revizyonizmi olarak adlandryordu. Fakat onun iin sylenen tek ey, Filistin devletinin uzlamaz bir savunucusu olmasyd. Said'in daha sessiz ama olduka iten bir nc kavgas daha vard. Bu kavga, entelektel analiz ve dolaysyla siyasal dnm sorunsalndan vazgetiklerini dnd postmodernistlerle olan kavgasyd. Said iin bu mesele de, ayn sorunsaln paralaryd: Oryantalist aratrmaclara saldrmas, Filistin iin ahlaki bir tutarllk ve 54 adil bir siyasi duruta diretmesi, ve somut olmad kadar elle tutulabilir bir zellii de bulunmayan entelektel oyunlar iin byk anlatlar feda etme konusundaki isteksizlii. Bu yzden Said'in kitabn, dneminin koullar balamna yerletirmek zorundayz: birincisi, 1945 sonrasnda dnya apndaki ulusal kurtulu hareketlerinin byk baars, ve ikincisi, dnyann unutulmu halklarnn gerek dnya-sisteminin iktidar yaplar iinde gerekse de bilgi yaplarnn entelektel analizleri iinde bulunan meru yerleri konusundaki taleplerinin bir ifadesi olan 1968 dnya devrimi. Elli yllk tartmann sonular bu ekilde zetlenebilir: dnya-sistemi iindeki iktidar dengesinin geirdii dnmler; modern dnya-sistemi tarihinin ou dneminde etkili olan ve hepimizin sahip olduu bilisel atda olduka derinlikli biimde bulunan ikili ztlklar besleyip baskn dnme yollarnn entelektel merulatrmasna hizmet eden evrenselciliin basit kesinliklerine son verdi. imdiye kadar yapamadmz ey ise, bizleri Oryantalist olmayan bir hale getirecek bir alternatif at zerine her hangi bir konsensse varamaymz ve gerekten her hangi bir taslan izemeyiimiz olmutur. Bu mcadele, nmzdeki elli yln mcadelesidir. Dolaysyla, byk anlatmz oluturmann yollarn aradmzda, ikinci mesele olarak ortaya kan soruya gelmemiz gerekiyor: Evrensel deerler ad verilen bir ey var mdr, ve eer varsa, ne zaman ve hangi koullar altnda onlar bilebiliriz? Sylemek istediim, Oryantalist olmamak mmkn mdr? Batan balayalm. Bir insan bir cieerin evrensel olduunu nasl dnr? Elbette ki, bu sorunun cevab, onun evrensel/kresel pratii deildir. On dokuzuncu yzyldaki baz antropologlar, herkesin her yerde gzlemledii baz pratiklerin olduunu ileri srmeye alyorlard. Bunun en iyi bilinen rnei, ensest tabusuydu. Ne var ki, her trl varsaylan kresel toplumsal pratikler iin baz zamanlarda 55 ve yerlerde daima istisnalar bulmak zor deildir. Ve elbette bu pratiklerin aslnda her yerde hemen hemen ayn

olduunu varsayarsak, o zaman, asla hi bir mhtedilik (bakalarn kendi dinine sokmaya alan inan) trne -dinsel, sekler ya da siyasal- ihtiya olmayacakt. nk mhtedilik (proselytism), dntrlmesi gereken insanlar olduunu varsayar. Bu insanlar, mhtedinin evrensel olduunu dnd deerleri uygulamayanlardr. Evrensel deerler genellikle, iki temelden birine dayanlarak, doruluu ne srlr: Ya bize birileri bildirir veya bir eyler araclyla bildirilir -bir peygamber, peygamberlik kabilinden yazlar ya da bir tr peygamber veya peygamber kabilinden yazlarn yetkisi ile merulama iddias olan kurumlar- ya da mstesna insanlar veya insan gruplarnn engin kavraylaryla "doal" olarak "kefedilir". Aa kan gereklerin dinlerle ve doal hukuk doktrinlerinin ahlaki veya siyasi felsefelerle ilikilerini kurarz. Her iki eitteki zorluk da belirgindir. Evrensel deerlerin her tikel tanmna kar koyan iyi bilinen iddialar ortaya kar. Birok din ve bir dizi dini otorite vardr. Onlarn evrenselcilikleri her zaman birbiriyle uyumaz. Ve birbiriyle durmadan kavga hali iinde olan birok doal yasa versiyonu vardr. Bundan baka, inandklar evrensel deerleri savunanlarn, ou zaman iddia ettikleri gerekliin kendilerine mnhasr olduu hakknda olduka hrsl olduklarn ve evrensel deerlerin alternatif versiyonlarna kar olduka hogrsz olduklarn biliyoruz. Grlerin okluuna ynelik siyasi ve entelektel hogr erdemi doktrini bile, kendi bana tartmaya ak olan bir baka evrensel deerdir ve aslnda iinde yaadmz tarihsel sistem iindeki baz gruplar tarafndan bu doktrine kar neredeyse her zaman muhalefet edilir. Elbette, bu belirsizlii, entelektel olarak radikal bir grecelilik doktrini ileri srerek zebiliriz. Tm deer sistemlerinin, istisnasz olarak znel yaratmlar olduunu syleyip, bu yzden, hibirinin gerekte geerli bir evrensel olmadndan dolay hepsinin eit geerlilie sahip olduunu belirtebiliriz. Ne var ki, asl olay, kesinlikle hibirinin birbiriyle uyum arzeden bir radikal grecelilik ileri srmeye hazr olmamasdr. nk bir yandan, radikal grecelilik, kendine zg kriterinden dolay kendi kendisiyle elien bir iddia olduu iin, tek bir olas duru ortaya kacaktr, o da ileri srlen evrenselciliklerin hi birinin birbirinden daha fazla geerli olmaddr. te yandan da, hepimiz pratikte meru davran olarak kabullenmeye gnll olduumuz baz snrlara geri dneriz. nk teki trl, bir insann yaammz normal bir yoldan tehlikeye ataca gerek bir anari dnyasnda yaam oluruz. Ya da bu duruu, gerekten mtemadiyen iddia etmeye istekli birileri karsa eer, muhtemelen geriye kalanlarmz bu tr insanlar piskotik olarak damgalayp, gvenliimiz iin onlar hapsedecektir. Bu yzden ben, radikal grecelilii makul bir duru olarak saymyorum. Zira, hi kimsenin gerekten bunu kastettiine inanmyorum. Fakat biri kar da, drst insanlarn igrleriyle ulat ya da ifa ettii o evrensellerin aslnda muhakkak bir ekilde evrensel olduunu kabul etmezse ve ayn zamanda radikal greceliliin makul bir duru olduuna inanmazsa, o zaman evrensellerle tikeller arasndaki iliki ve Oryantalist olmamann yollar zerine ne syleyebilir? Zira, Oryantalizmin drt bir yanmz sarp sarmalayan ok sayda grnm bulunmaktadr. Avrupamerkezci evrenselcilikler (Eurocentric uni-versalisms) tarafndan ileden karlan insanlar, hiyerariyi tepetaklak etmeyi genellikle cezbedici bulurlar ve bunu iki yoldan yaparlar. Birincisi, "modernite" olarak somutlatrdmz Avrupa'nn varsaylan baarlarn, Avrupa'nn evrenselci deerlere ballna zg bir ey olduunun aksine, birok uygarln ortak gayesi olduu argmann gelitirmektir. nk, on sekizinci yzyldan beri, on altnc yzyldan beri, on nc veya onuncu yzyldan beri, bu husus ok az bir ey ifade eder. Netice itibariyle, anlk bir eiin Avrupallara dn56 57 yann baka bir yerinde bu sreci duraklatmalarn salad eklenir ve gnmzn siyasi, ekonomik ve kltrel farkllklarn aklayann bu olduu sylenir. Bu, "ayn sizin yaptnz gibi biz de yapabilirdik" tutumudur. "ranllar", Avrupa'y igal edebilirdi ve sonu olarak "Vay, vay, o bir Avrupal m? Ne kadar olaanst bir ey! Bir insan nasl Avrupal olabilir?" sorusunu soracak olan onlar olurdu. kincisi, bu argman dorultusunda bir adm daha ileri gidip hiyerariyi baka bir taraftan tepetaklak etmektir. "ranllar", modern olarak nitelendirdiimiz eyleri zaten yapyorlard ya da Avrupallardan ok daha nce modernitenin ban ekiyorlard. Bir rastlant eseri olarak Avrupallar, temelde on dokuzuncu yzyl ve yirminci yzyln bir blmnde bir an iin topu kapm olabilirlerdi. Fakat tarihin uzun vadesinde, evrensel deerlerin timsalleri Avrupallar deil "ranllar" idi. Sonu olarak, Avrupa'nn ou kere marjinal bir blge olduunu ve muhtemelen de yle kalmaya mahkm olduunu ayan beyan aa karmak iin dnya tarihini imdi yeniden yazmalyz. Bu yaklam, Said'in "Oksidentalizm" olarak adlandrd ve benim "anti-Avrupa merkezci Avrupamerkezcilik" (anti-Eurocentric Eurocent-rism) dediim argmanlardr (Wallerstein 1997). Bunun ad Oksidentalizmdir, nk Said'in kyasya eletirmi olduu ayn ikili ayrlklara dayanmaktadr. Ve ayn ekilde, anti-Avrupamerkezci Avrupamerkezciliidir. Zira, epistemolojik sorular alabildiine yeniden uluorta hale getirmek yerine, Avrupallarn modern dnyaya dayattklar entelektel ereve tanmn kabul etmek anlamna gelmektedir. Bu analize, realist bir deerlendirme yaklam asndan giri yapmak daha faydaldr. Gerekten bir modern dnya-sistemi vardr ve gemiteki tm rneklerden hakikaten farkldr. Bu sistem, Avrupa'nn ve Amerika Ktas'nn uzun on altnc yzylnda ortaya km olan bir kapitalist dnya-ekonomisidir. Ve bir kere kendini salamlatrmay baardnda, kendi i mantna ve yapsal ihtiyalarna

58 gre hareket etmitir. Bunu yapmak iin, askeri ve teknolojik yeterliliini gelitirmi ve bylece on dokuzuncu yzyldan evvelce btn yerkreyi kapsamay baarncaya kadar, birbirinin ardsra dnyann her bir parasn kendine eklemleyebilmitir. Ayrca bu dnya-sistemi, burada belirtmek istediim bir konu olmasa da, nceki dnya-sistemlerinden olduka farkl ilkeler dorultusunda ilemitir. Kapitalist dnya-ekonomisinin belirliliklerinden birisi, bu sayede ileme kapasitesini srdrmede anahtar bir e olarak kulland temel bir epistemoloji gelitirmek oldu. Montesquieu'nun Acem Mektuplar'nda belirttii, Said'in Oryantalizm'de olduka hiddetli bir ekilde saldrd ve benim burada tartmakta olduum, bu epistemolojidir. kili ayrlklar ve zellikle de evrenselcilik (ki baskn elerin kendinde vcut bulduunu iddia ediyordu) ile tikelcilik (ki bastrlan herkese ayn sfat atfediyordu) arasnda yaplan ikili ayrl somutlatran, bu modern dnya sistemidir. Fakat bu dnya-sistemi 1945'ten sonra kendi iinden ok byk bir saldrya maruz kald. nce ulusal kurtulu hareketleri tarafndan ve daha sonra 1968 dnya devrimi ile ksmi olarak paraland. Ayn zamanda, kendisinin varlk nedeni (raison d'etre) olan sonsuz sermaye birikimini devam ettirme yeteneinin yapsal olarak zayflamas ile yz yze kalmaktadr (baknz Wallerstein 1998). Bunun anlam udur: Yalnzca lmekte olan bu dnya-sisteminin yerine ondan ok daha iyi bir dnya-sistemi kurma arsnda bulunmuyoruz. Bununla birlikte, Oryantalist olmamamz salayacak yollardan bilgi yaplarmz nasl yeniden kuracamz dnmeye davet ediyoruz. Oryantalist olmamak; alglarmz, analizlerimizi ve deer yarglarmz evrenselletirmek ihtiyac ile kendi tikelci kkenlerini, evrenseller sunduklarn iddia eden bakalarnn tikelci alglar, analizleri ve deer yarglarna kar korumak ihtiyac arasnda sren gerilimi kabul etmek anlamna gelir. Ayn anda kendi tikellerimizi evrenselletirmek 59 ve evrensellerimizi tikelletirmek durumundayz ve bunu elbette nl ur olumaz sorgulanmaya tabi tutulacak olan yeni sentezler gelitirmemiz iin durmak bilmez bir diyalektik al-veri eklinde yapmak zorundayz. Bu kolay bir oyun deildir. 60

Hakikati Nasl Biliriz? Bilimsel Evrenselcilik


Modern dnyada, birbiriyle ekime halinde olan iki tarz evrenselcilik bulunmaktadr. Birinci tarz, Oryantalizmdir -zc tikelleri alglama tarz. Kkenleri, belli bir hmanizm versiyonundan gelir. Evrensel dzeyi, bir dizi yegane deerleri iermenin tersine, zc tikel-ciliklerin srekliliinden oluur. Alternatif tarz ise bunun tam ztt olmaktadr- bilimsel evrenselcilik ve zamann tm anlarndaki btn fenomenleri yneten nesnel yasalar iddias. Hmanist tarz, en az on sekizinci yzyln ikinci yarsndan balayarak, ar bir eletiri bombardmanna uramtr. Modern dnyann baskn hmanizmi -Bat Hristiyan deerleri (Aydnlanma deerleri halini almtr)- bilisel olarak kendi kendini dorulayan bir doktrindi. Bu yzden, sadece bir dizi znel iddiadan mteekkil olmakla isnat edilebildi. nk, znel olann bir sreklilii olamazd. Ayn ekilde kartlar da, bu ekliyle evrensel olmadn sylyorlard. Bu nedenle, evrenselciliin teki temel modern tarz -bilimsel evrenselcilik-, on dokuzuncu yzyldan itibaren toplumsal kabul anlamnda nispeten glendi. 1945'ten sonra bilimsel evrenselcilik, neredeyse tartmasz olarak, Avrupa tarznn sorgulanamazcasna en gl evrenselcilii oldu. Peki bu bilimsel evrenselcilik nereden geldi? Avrupa evrenselcilii sylemi, daima kesinlik hakknda oldu. Modern dnya-sisteminde kesinliin esas teolojik zemini, mthi bir kar kla karlat. Ve
61

her zaman iin evrensel yaklamlar, ifa olan tanrlarn gereklerinde gren birok insan varolmaya devam etse de, zellikle toplumsal ve entelektel elitler gibi biroklar asndan tanrlar yerini kesinliin dier kaynaklarna terketti. Oryantalizm sylemi, zeti tikellerin kesinlii ile alakaldr -bir insan nasl Acem olabilir, bir insan nasl "modern" olabilir. Fakat bu sylem, srf znel olduu iin reddedilip ard sra sorgulanmaya baladnda (ki artk kesin deil) Newtoncu dorusallk, determinizm ve ters evrilebilir-zaman kavramlarnda somutlam bilimin kesinlikleriyle yer deitirebildi. Bu yaklam Aydnlanma dnrleri tarafndan kltrel ve siyasal olarak, zellikle bilimsel bilgi ve onun teknolojik uygulamas konusundaki ilerleme kesinliklerine dntrld. Bu epistemolojik devrimin nemini kavramak iin -ilk olarak, iki kltr adyla anlan kavramn oluumu ile pekimesi ve ardndan onun iindeki bilimsel evrenselciliin zaferi-, onu modern dnyasistemi yapsnn iinde ele almak gerekir. Bu bir kapitalist dnya-ekonomisidir. Be yzyldan beri varln devam ettirmektedir ve gezegen zerindeki tek tarihsel sistem olmak amacyla on dokuzuncu yzyldan itibaren btn yerkreyi kendi yrngesine eklemlemek iin balang blgesinden

(Avrupa'nn baz blgeleri, art Amerika'nn baz blgeleri) dar doru yaylmaktadr. Tm sistemler gibi onun da bir hayat vardr: dou dnemi, ilerliine devam ettii uzunca bir dnem ve halihazrdaki nihayetini getiren yapsal krizi. Normal olarak iledii dnem sresince, zamanla genileyen belli bal fiziksel snrlar dahilindeki kesin yasalar veya snrlamalar ile ilerliine devam etti. Ve bu zellikleri, onu bir sistem olarak tanmlamamza izin vermektedir. Ne var ki btn sistemler gibi o da, onu bir tarihsel sistem olarak tanmlamamza olanak tanyan gzlemlenebilir yollar iinde geliti. Onun sistemik zelliklerini, dairesel ritimler (denge noktasna dnen deiimler, belki de hareket halindeki bir denge) olarak ve tarihsel geliimini de sekler eilimler (dengeden
62

ayrlan deiimler ve sonunda dengeden ok uzaklaan deiimler) eklinde tanmlayabiliriz. Sekler eilimlerinden dolay sistem, kanlmaz olarak, artk yeterince ilevsel olamad denge noktasndan olduka uzak bir yere ulamaktadr. Daha nce ok fazla zorlanmadan hareket halindeki dengeye geri dnen sistemin salnmlar, imdi daha ynetilemez ve daha kaotik bir hale gelmektedir. Mevcut dnya-sistemimizin bugn ulat nokta tam da budur. Sistem sersemlemeye balam durumdadr. Bu, u anlama gelir: Yeni bir istikrar bulmak iin ancak iki yoldan birine girebilir. Birisi, kaosun dnda kurulacak olan ve yalnzca eski sistemin dnm olmayp ve fakat tamamen farkl bir tr olan yeni bir dzendir. Srecin ayrlma noktasnda hangi atala girecei, sistemin doasna ikin olarak tahmin edilemez bir zelliktedir. Fakat, sistemin ynelimini, makro bak asndan rastgele olarak tanmlanabilen, ama mikro bak asndan bir dizi bireysel tercihi ierecek ekilde tanmlanan, sonsuz sayda girdi ile belirlenecektir. Bu soyut dili ksa bir analize dkmeme msaade ediniz. Modern dnya-sisteminin gnmzde neden sistemik bir kriz iinde olduunu ve dolaysyla iinde yaadmz dnemin kaotik ve atallama halinde olduunu ve bu yzden de kmekte olan yaadmz dnya-sistemi yerine baka bir tr dnya-sistemi kurmak zere kolektif olarak kresel bir mcadele iinde olduumuzu aaym. Bir kapitalist dnya-sisteminin en temel ilkesi, sonsuz sermaye birikimidir. Bu onun varlk sebebidir (raison d'etre). Sistemin btn kurumlar, bu amac gerekletirmek ihtiyac ile hareket eder. Bunu yapanlar dllendirir ve yapmayanlar cezalandrr. Kukusuz sistem, bu amac aan kurumlardan oluur. Bu kurumlardan en dikkate deer olan, devletleraras bir sistem ierisinde faaliyet gsteren egemen devletlerin oluturduu bir an dzenledii evre (periphery) ile merkez (corelike) retim sreleri arasndaki emein dikey olarak 63
blnmesidir. Fakat ayn zamanda sistem, kendisini kolaylkla iler klabilen bir kltrel-entelektel yap iskelesine gereksinim duymaktadr. Bu yap iskelesinin temel esi vardr: Evrenselci deerlerin ve rkcinsiyeti pratiklerin paradoksal birleimi; merkezci liberalizmin egemen olduu bir jeokltr; ve pek az belirtilen, ama olduka yakc nemde olan szde iki kltr arasndaki bir epistemolojik blnme zerine kurulmu olan bilgi yaplar. Bu birbirleriyle iliki halinde olan kurumlar ann nasl altn detayl bir ekilde burada anlatamam." Ksaca bu sistemin, drt yz ya da be yz yldan beri ngrd amac iin alabildiine etkili ve baarl bir ekilde altn belirtmekle yetineceim. Sistem, kesinlikle olaanst bir teknolojik ve servet bymesine ulamtr. Fakat bunu dnya-sisteminin, en stte yer alan yzde 20'si ile en dipte olan yzde 8'i arasnda daha nce hibir zaman olmam olan ve giderek artmaya devam eden kutuplama pahasna gerekletirmitir. Bu kutuplama, ilk defa ve ayn anda ekonomik, siyasal, sosyal ve kltrel olarak ortaya km durumdadr. Not etmemiz gereken en kanlmaz nokta, bu sistemin sekler eilimlerinin, son yllarda kendi srelerini, sonsuz sermaye birikimini daha ileri gtrmeye devam etmesini imknsz hale getiren asimptotlara yaklatdr. Bunun ayrdna varmak iin, kapitalist bir sistem dahilindeki retici bir srecin, sermaye olarak birikebilen art deer/kr aa kard esas srece dikkat edilmelidir. Temel olarak, herhangi bir giriimin ortaya kard kr, retim maliyetleri ile rnn piyasada ald fiyat arasndaki farktr. Rekabeti rnler sat fiyatlarn aa ekmeye zorlad iin, yalnzca grece tekellemi rnler byk krlar elde etmektedir. Fakat tekellemi rnlerin kr dzeyleri bile, retim maliyetlerini aa ekmeye baldr. Bu durum, reticilerin deimez sorunudur.
Bu kurumlarn bir zeti iin baknz Wallerstein (2004b). Tarihsel geliimlerinin bir okumas iin baknz Wallerstein (1974-89).

64 Bu sistem ierisinde temel retim maliyeti eidi vardr: personel, girdi ve vergilendirme. Her birisi karmak birer nite olsa da, ortalama olarak her nn de potansiyel sat fiyatlarnn yzdesi anlamnda zamanla ykseldii gsterilebilir. Ve sonu olarak, gnmzde sistemin sermaye birikimini srdrme yetisini nemli oranda tehdit eden kresel bir kr skmas sz konusudur. Dolaysyla, bu durum, kapitalizmin varlk sebebinin (raison d'etre) altn oymakta ve kendimizi iinde bulduumuz yapsal krize yol amaktadr. Bu retim maliyeti trnde, bu tr yukarya dnk sekler eilimlerin ortaya kma nedenini hzl bir ekilde tartmama

msaade ediniz. Personel maliyetlerinin esas etkileyeni daima, gerek iyerinde ve gerekse de devlet siyaseti arenasnda, snf mcadelesi olagelmitir. Bu mcadelede, emekilerin temel arac sendikal rgtlenme olmutur. Patronlarn temel aracysa, dk cretle almay kabul eden baka emekileri ie alma becerileri olmutur. Emekilerin ikinci bir arac da, patronlarn lehine olup rettikleri mallar iin gl bir piyasa oluuncaya kadar istikrarl retimi srdrp ite kalmaktr. Patronlarn ikinci bir aracysa her zaman, emekilerin taleplerini bastrmak iin devlet aygtlarnn gnll yardmn arkalarna alma becerileridir. Oyun u ekilde oynanmaktadr. rn iin geni bir piyasa varolduu srece patron, gerekirse emekilerin daha yksek cret taleplerine raz olup yerinde kalmay ve karkl nlemeyi tercih eder. Ayn zamanda bu durum, emeki rgtlenmelerinin geliimini ilerletir. Fakat rn piyasas klnce, patronun personel maliyetlerini nemli oranda azaltma drts devreye girer. Bu bask taktii baarsz olunca patron, retim srecini daha dk personel cretlerinin olduu bir blgeye kurmay dnr. Patron, dk cret denen istihdam kabul etmeye hazr krsal alanlardaki byk emeki havuzlarnn olduu blgeler bulabilir. Bu emekiler, kendi krsal yerleimlerinde daha nce ie girmi olanla65 rn ald cretten daha yksek bir gerek gelir elde ettikleri iin bunu kabul ederler. Dnya, demografik adan esas olarak krsal arlkl kald mddete, bu tr blgelerin bulunmas her zaman iin kolayd. Bu zm yolunun tek sorunu, sz konusu yeni blgelerdeki emekilerin, yirmibe-elli yl gibi bir sreden sonra, rgtlenmeye balayp daha yksek cret talep etmeleriyle, patronu eski durumuna geri ekmeleri oldu. Pratikte gerekleen ey, patronun er veya ge, retim srecini bu sefer baka bir alana kaydrarak ilemi tekrar etmesidir. retim srelerinin bu ekilde dzenli yer deitirmesi, reticilerin bak asndan olduka iyi iledii gsterilebilir. Ne var ki gnmzde, patronlarn kar karya kald yeni bir basit ikilem var. Dzenli yer deitirmeler, bu tarzda retim transferinin yapld birka blgenin kalmas anlamnda, dnyann karszlamasna (derurali-zation) yol amaktadr. Ve bu, cret maliyetlerinin dnya ortalamasnda kanlmaz olarak artmakta olduu anlamna geliyor. kinci temel retim maliyeti olan girdilerin maliyetine gelirsek, paralel bir srecin burada da ortaya ktn grrz. reticiler asndan girdi maliyetlerini aa ekmenin en nemli yolu, girdilerin tam maliyetini dememek olmutur. Bu durum, absrt bir fikir gibi grnebilir, ama pratikte, ekonomistlerin zekice kavramsallatrdklar maliyetleri dsallatrmak aralaryla kolaylkla stesinden gelinmektedir. reticilerin, bakalarnn omuzlarna att tr maliyet vardr. Birincisi, retim srecinde ortaya kan her trl tehlikeli atn de-toksifikasyon maliyetidir. reticiler, detoksifikasyon ile uramak yerine bu atklar kolayca balarndan atarak, byk bir masraftan kurtulurlar. kinci maliyet, geleneksel olarak reticilerin ortaya kard bir masraf olarak grlmemekte olan ham maddelerin yer deitirmesi ya da yeniden oluturulmasdr. Ve reticinin olumasnda belirleyici olmad ya da sadece ksmen neden olduu nc maliyet ise, hem girdilerin retim alanna gtrlmesi hem de son-rnlerin datm yerlerine getirilmesi iin gerekli olan altyapnn maliyetidir. 66 Bu maliyetler daima ertelenmitir. Ve son tahlilde devlet tarafndan denip, girdilerden kr eden reticilerden ziyade gerekte kiilerin dourduu maliyetler olarak kabul edilmitir. Fakat zamanla bunu yapmak ok daha zorlamtr. Kresel toksifikasyon, bu tr zehirli maddelerin kolektif tehlikesi ve ekolojik iyiletirme iin toplumsal talepler konusunda ciddi bir ilgi olumas noktasna kadar gelmitir. Bu maliyetlerden kald oranda, detoksifikasyon maliyetlerini artrmann uluslararaslamas iin bir talep de srekli olarak bymtr. Ham maddelerin kresel olarak tkenmesi, ok daha pahal maddelerle ikame edilmesine yol amtr. Altyapnn grlmemi oranda artmakta olan maliyetleri, kullanclarn hi olmazsa byk bir kesiminin maliyetlerini stlenmeleri talebini dourmutur. Bu toplumsal tepki, girdi maliyetlerinde muazzam bir arta etkide bulunmaktadr. Son olarak vergilendirme, basit bir nedenden dolay dzenli bir biimde artmaktadr. Dnya, gerek toplumsal bask ve gerekse de bu basky, dnyann alan kesiminin baz somut taleplerini karlamak suretiyle yattrma ihtiyacnn bir sonucu olarak, giderek artan bir ekilde demokratiklemektedir. Bu toplumsal talepler esasnda ey iin yaplmaktadr: eitim kurumlar, salk hizmetleri ve yaam boyu gelir garantisi (yallk maalar, isizlik denekleri, eitim sresince gelir ve dierleri). Bu tr harcamalarn eik miktarlar kadar uygulandklar corafi alann genilii de dzenli bir biimde bymektedir. Sonu olarak, bu durum, reticiler zerinde dnya apnda giderek artan bir vergilendirme dayatmas yaratmaktadr. Kukusuz reticiler, bu tr artan maliyetlere kar siyasal arenada durmadan faaliyet gstermektedirler -personel maliyetlerini azaltma-ya, retim maliyetlerinin uluslararaslamasn engellemeye ve vergi tabanlarn aa ekmeye almaktadrlar. "Neoliberalizm" hareketinin son yirmi be yldan beri urat konu tam da budur- bu artan maliyetleri tersine evirme aray. Kapitalist kesimin, bu tr kar saldr konusunda periyodik ve tekrarlanan baarlar bulunmaktadr. Fa67

kat bu maliyetlerin drlmesi her zaman, bir nceki dnemde olan artndan daha az olmaktadr.

Dolaysyla, bir utan bir uca ykselen eri, giderek dikleen bir dili ark halini almaktadr. Peki, dnya-sisteminin yapsal krizi ile bilgi yaplarnn, dnya niversite sistemlerinin ve bilimsel evrenselciliinin alakas nedir? Herey! Bilgi yaplar, modern-dnya sisteminin temel hareketlerinden ayr deildir. Sistemin siyasal, ekonomik ve sosyal yaplarnn meruiyeti ve ilerliinin temel bir esidir. Bilgi yaplar tarihsel olarak, mevcut dnya-sistemimizin devamllna en fazla katk salayacak yollardan gelimitir. Modern dnya-sistemi iinde bulunan bilgi yaplarn zelliini deerlendirmeme izin veriniz: Modern niversite sistemi, szde iki kltr arasndaki epistemolojik ayrlma, ve sosyal bilimlerin zel misyonu. Bu de asl olarak, on dokuzuncu yzyl yaplardr. Ve yine bu de, modern dnya-sisteminin yapsal krizinin bir sonucu olarak kargaa iindedir. niversitenin, Orta ada Bat Avrupa'da gelien bir kurum olduundan srekli olarak dem vururuz. Bu gzel bir hikye olup, niversite seremonilerinde k elbiseler giymemizi salar. Fakat gerekte tam bir mittir. Katolik kilisesinin bir ruhban kurumu olan Ortaa Avrupa niversitesi, esasen, modern dnya-sisteminin saldrsyla varln yitirdi. On altnc yzyldan on sekizinci yzyla kadar yalnzca isim olarak varln srdrd ve bu dnem boyunca da esas olarak can ekiti. Bu niversite, o dnemde, bilginin retimi ya da yeniden retiminin merkezi konumunda asla yer almad. niversitenin yeniden oluumu ve dnm iin bir tarih aranacaksa eer, bu tarih, ge on sekizinci yzyldan bu yana balayan bir sreler zinciri eklinde olsa da, esas olarak on dokuzuncu yzyln ortasndan itibaren alnabilir. Modern niversiteyi, Orta adaki Avrupa niversitesinden farkl klan asl zellikler, modern niversitenin, tam zamanl ve cretli retim yeleriyle, eitsel konularda mer68

kezilemi bir tr karar verme organyla ve biroundaki tam zamanl renci profiliyle brokratik bir kurum olmasdr. Daha nce profesrlerce dzenlenen mfredat yerini, diploma almaya ve bu ekilde toplumsal bir gven belgesi hak kazanmaya dnk ak yollar neren departman yaplar arasnda dzenlenen mfredata brakt. On dokuzuncu yzyl ile birlikte bu yaplar, yalnzca btn sekler bilgi klliyatnn ilkesel olarak yeniden retim merkezi olmakla kalmayp, ama ayn zamanda daha ileri dzeyde aratrma yapmann ve dolaysyla da bilginin balca retim merkezi haline geldi. Daha sonra yeni yap trleri, ilk olarak gelitikleri yerler olan Bat Avrupa ve Kuzey Amerika'dan dnyann teki blgelerine ya neretti ya da dnya-sistemindeki Bat egemenliinin bir sonucu olarak bu teki blgelere dayatld. 1945 yl ile birlikte, bu tr kurumlar dnyann hemen hemen her yerinde olumutu artk. Fakat, bu alemmul niversite sistemi ancak 1945'ten sonra, tam olarak yaylma durumuna ulat. Dnya-ekonomisi, 1945-70 aras dnemde olaanst bir genileme dnemi yaad. Bu olgu, niversite kurumlarna kabul edilme oranlarnn ykseltilmesi iin aadan gelen devaml bask ile dnya-sistemine nclk eden alanlar "yakalamak" iin evre blgelerde gelien ulusal duygularn etkisi ile birleerek, dnya niversite sisteminin saysz kurum, retim yesi ve rencisiyle birlikte inanlmaz bir biimde yaylmasna yol at. Tarihte ilk kez niversiteler, kk bir elitin muayyen bir zemini olmaktan kp gerek anlamda kamu kurumlar haline geldi. Dnya niversite sistemine verilen toplumsal destek, farkl kaynaktan geliyordu: Daha fazla eitilmi personele ve daha fazla temel aratrmalara ihtiya duyan devlet elitleri, kullanabilecekleri teknolojik gelimelere ihtiyac olan retici giriimler ve niversite sistemini ileri dzeyde toplumsal devingenlik tarz olarak grenler. Eitim halka dnkt ve zellikle 1945'ten sonra niversite eitiminin geli69 70

imi, temel bir toplumsal hizmet olarak deerlendirilmeye baland. Hem on sekizinci yzyln ortalarndan sonra gelien modern niversiteler kurma drts, hem de 1945 sonrasnda ortaya kan saylarn artrma itkisi, bu kurumlar iinde ne tr eitim verilecei sorusunu gndeme getirdi. lk drt -niversiteyi yeniden kurmak-, on sekizinci yzyln ikinci yarsnda gelien yeni entelektel tartmann canland dneme denk geldi. Daha nce belirttiim gibi, filozoflarn sekler hmanizmleri en az iki yzyldan beri, az ok baarlar kaydederek, teolojik bilginin eski hegemonyasna kar mcadele ediyordu. Fakat daha sonra bu filozoflar, kendilerine bilim adam (scientist) diyen aratrmac gruplarn ar saldrsna maruz kaldlar. Bilim adamlar (ki bu kelimenin bizzat kendisi, bir on dokuzuncu yzyl icaddr), dnyann doas itibariyle bilinebilecei konusunda hmanist filozoflarla ayn fikirde olan insanlard. Fakat bilim adamlar hakikatin, gerek bir fenomeni aklayan genel yasalar oluturmak iin deneysel aratrma yapmak yoluyla bilinebilecei konusunda

srar ediyorlard. Bilim adamlarnn bak alarndan, sekler hmanist filozoflar yalnzca, teologlarn uzun bir dnem boyunca nermi olduklar ve epistemolojik olarak birbirinden farkl olmayan speklatif bilgiler neriyorlard. Filozoflarn nerdii bilgi, hibir ekilde yanllanamadndan hakikati temsil edemezdi. On dokuzuncu ve yirminci yzyllar boyunca bilim adamlarnn ne attklar tek temel iddia, toplumsal destek ve prestij yaratmak oldu. Gelimi teknolojilere dntrlebilen ve bu ynyle muktedirler tarafndan olduka iyi karlanan bilgi trleri ile gndemde kalmay baarabiliyorlard. Bu bakmdan bilim adamlar, daha sonra iki kltr olarak adlandrlacak kurumsallama krlmasna yol aan, szde bilim ile felsefenin boanmasn salamann ve savunmann her trl maddi ve toplumsal kazancna sahiptiler. Bu boanmann en somut ifadesi, tarihi ortaa felsefe fakltesinin ikiye ayrlmas oldu. Bu ayrln getirdii faklte isimleri niversiteden niversiteye deise de, genel olarak on dokuzuncu yzyln ortalarndan itibaren ou niversitede, doa bilimleri fakltesi ile genellikle beeri bilimler (humanities), gzel sanatlar ya da Geisteswissenschaften olarak adlandrlan faklte adn ald. ki fakltenin birbirinden ayrlmas altnda yatan epistemolojik tartmann zn, biraz daha amama msaade ediniz. Bilim adamlar, yalnzca nerdikleri yntemleri -doruluu ispat edilebilir bir hipoteze dayanan ve / veya ona yol aan deneysel aratrma- kullanmak artyla "hakikate" -ki bu evrensel olan bir hakikat idi- ulalabileceini sylyorlard. Beeri bilimlerin doktorlar, bu iddiaya iddetle kar ktlar. Hakikate giden yolda analitik igrnn, hermentik duyarlln ya da empatik Versthen'in rol konusunda srarc oldular. Hmanistler, kendi hakikat anlaylarnn ok daha teferruatl olduunu ve genelde aceleyle elde edilmi bilim adamlarnn genellemelerinin destekledii hakikatler kadar evrensel olduunu iddia ediyorlard. Fakat ok daha nemlisi, beeri bilimlerin doktorlar, bilgiye ulamak yolunda deerlerin, iyinin ve gzelin kesinlii konusunda srarc olurlarken; bilim adamlar, bilimin deerlerden yaltk (value-free) olduunu ve deerlerin doru ya da yanl olarak belirlenemeyeceini ne sryorlard. Bu yzden de, deerlerin, bilimin alan dnda olduunu sylyorlard. Bir tarafta bulunan ou kiinin, dier tarafn her trl olas katksna amur atmaya meyilli olduu bir atmosferde bu tartma, on yllarca daha ac ve tiz sesler eliinde devam etti. Bu, hem bir prestij (bilgi konusundaki iddialarn hiyerarisi) hem de toplumsal kaynaklarn blm sorunuydu. Bu sorun ayn zamanda, zellikle ortaokul sistemi bata olmak zere eitim sisteminin denetimi yoluyla genliin sosyalizasyonunu ynetme hakkna kimin karar verecei ile de ilgili bir sorundu. Bu mcadelenin tarihi hakknda sylenebilecek ey, bilim adamlarnn ar admlarla, zellikle iktidarda bulunan kiileri saflarna katp onlar ok daha yksek rtbelere ykseltmek yo71 72 luyla ve daha sonra da hmanistik bilgi doktorlarn saflarna katp bu toplumsal sava kazanddr. 1945'ten sonra yeni, karmak ve pahal teknolojinin tekil ettii merkezi konum eliinde hareket eden modern dnyasistemi ile birlikte bilim adamlar, hmanistlerin ok daha fazla nne getiler. Bu sre ierisinde fiili bir anlama yapld. Bilim adamlarna, hakikatlerin meru iddialarn ne srme konusunda -ki toplumun nazarnda onlara has bir denetim hakk idi- ncelik tannd. Hmanistik bilginin doktorlar ekseriyetle, bu alan terk edip sadece ve sadece iyiyi ve gzeli tanmlamak iin alanlarn olduu bir getto statsn kabul ettiler. Bu, epistemolojik ayrln da tesinde gerek bir boanmayd. Dnya tarihinde daha nce asla, iyi ve gzelin aray ile hakikatin aray arasnda byle bir keskin ayrlk yaanmamt. imdi ise bilgi yaplar ve dnya niversite sistemi iinde bu tarih yazlyordu. Bu iki kltrn her biri iin ayr fakltelerin olumasnn akabinde, "disiplinlerin" snrlar olarak tanmlanmaya balayan bir uzmanlama sreci ortaya kt. Disiplinler, kapsama iddialardr. Bunlar, bilgi sektrleri iinde aratrma nesnesinin ve bu nesnelerin allmasnda kullanlan yntemlerin snrlarn belirlemek iin kullanlan iddialardr. Byk oranda kabul edilen balca disiplinleri hepimiz biliriz: doa bilimleri arasnda astronomi, fizik, kimya ve biyoloji; eitli ulusal edebiyatlar (lkeye gre deiiklik gsterir) arasnda Yunanca ve Latin (ya da Klasik), ve beeri bilimler arasndaki filoloji, sanat tarihi ve felsefe. Disiplinlerin rgtlenmesi, iki kltr arasndaki bilgi ayrlnn stnde ve tesinde bir almaya sebep oldu. Her disiplin bir niversite departman oldu. Diplomalar ekseriyetle zel bir disipline veriliyor ve faklte atamalar belli bir departmana yaplyordu. Buna ek olarak, niversitelerde her konuya deinen apraz rgtsel yaplar olutu. Disiplinlere ait dergiler yaymlanmaya baland ve bu dergiler, ncelikle bu disiplinlerdeki kiilerin ya da yalnzca bu kiilerin makalelerini yaymlad. Szkonusu makaleler, bu disiplinlerin kapsad alanla ilgili (ve sadece bu alanla ilgili) konularda yazlanlardan oluuyordu. Ve zaman iinde belli disiplinlerin nce ulusal ve

sonra uluslararas aratrmac dernekleri kuruldu. Son olarak ve en az dierleri kadar nemli olan szm ona byk ktphaneler, on dokuzuncu yzyln sonlarndan itibaren, disiplin rgtlenmesinin aynaya yansyan grnts eklinde kategoriler oluturmaya baladlar. Tm dier ktphaneler de (ve gerekten kitaplar ve yaymclar da) bu gelimenin akabinde, kendi i rgtlenmeleri iin bu kategorileri kabul etmek zorunda kaldlar. Doa bilimleri ile beeri bilimler arasndaki bilgi dnyasnn bu tarzda ayrlmasnda, sosyal bilimlerin zel ve mulak bir konumu vard. Fransz Devrimi, ondan nce ok geni evrelerce kabul edilmemi olan iki kavramn genel anlamda merulamasna yol at: sosyopolitik deiimlerin olaanl ve "halkn" egemenlii. Bu durum, ynetici elitlerin, bu tr olaan deiimlerin usullerini anlamak iin acil bir ihtiya duymalarna yol at ve bu tr deiimleri snrlayabilmek ya da hi olmazsa ynlendirebilmek iin siyasalar gelitirme isteklerini tevik etti. Bu tr usullerin aray ve bu neticede toplumsal siyasalarn tretilmesi, deneysel aratrmaya dayanan bir tr gncellenmi tarih yaklamn da ierecek ekilde sosyal bilimlerin sahas iine girdi. Sosyal bilimlerin epistemolojik sorusu daima, doktorlarnn iki kltr arasndaki savata gsterdikleri duruta olagelmitir. Bunun en basit cevab, sosyal bilimlerin epistemolojik konularda ok derinden blndn sylemektir. Bazlar, bilimci (scientistic) kampta yer almak konusunda diretirken, dierleri hmanistik kampta kalmakta srar ediyordu. Hemen hemen hibiri, herhangi bir nc epistemolojik duru gelitirmeye almyordu. Yalnzca sosyal bilimciler, bazlarnn tanmlad ekliyle Methodenstreit tarafnda yer almyordu. 73 74

Fakat bununla beraber, btn disiplinler, taraf tutmaya eilimliydi. Ekseriyetle, ekonomi, siyaset bilimi ve sosyoloji, bilimsel kampta yer alrken (bireysel kar klarla beraber elbette); tarih, antropoloji ve Oryantal etdler genellikle hmanistik kampta yer alyordu. Veya hi deilse bu, 1945'e kadar devam eden hikyeydi. Bundan sonra, aradaki izgiler daha ok bulanklamaya balad (Wallerstein 1996). Modern-dnya sistemi, 1968 dnya devrimi iinde ve sonrasnda roln oynamaya baladna inandm yapsal krize girmeye balad zaman; modern dnya-sistemini oluturan her bilgi yaps stunu da gevemeye balad ve dnya-sistemindeki yapsal krizin bir paras ve ona paralel olarak kurumsal bir krize yol at. niversiteler, nclk ettikleri ya da etmek zorunda olduklar toplumsal rollerini byk bir karmaa ierisinde yeniden tanzim etmeye baladlar. Bu iki kltr arasndaki byk ayrlk, gerek doa bilimleri ierisinden ve gerekse de beeri bilimler arasndan ykselen mthi bir sorgulamaya tabi tutuldu. Ve sosyal bilimler 1945 sonrasnn hemen akabinde, daha nce hi bir zaman olmad kadar mthi bir zgvenle, yaylp paracklanarak kendinden phelenmenin yksek sesli feryat figanna balad. Dnya niversite sisteminin temel sorunu, sosyoekonomik ayaklar dnya-ekonomisindeki uzun sreli durgunluktan dolay yavalarken, byklk ve maliyetler konusunda katlanarak bymesiydi. Bu durum, farkl ynlerden birok baskya yol at. Akademideki birinci snf entelektellerin says, btn iindeki yzde oran bakmndan payn paydadan ok daha durgun seyretmesinden dolay, giderek azalan bir fenomen haline geldi. Bunun neticesinde, kendi konumlarn retim yklerini byk lde azaltmak ile cret ve aratrma fonlarnda devasa artlar elde etmek iin kullanan bu elit kesimin pazarlk gc artt ve dolaysyla maliyetleri ykseldi. Ayn zamanda retim yesi / renci orannda bir d ile yzyze kalan niversite idarecileri, u ya da bu ekilde retim yklerini artrmann yollarna bakyor ve yine ayrcalkl kesim ile birlikte dk cretli yar zamanl retim yelerinden oluan iki sral bir retim yesi sistemi oluturuyordu. Bu durumun, retim sorumluluklarnda (zellikle de kalabalk snflar) yaanan byk art ile birlikte uzun dnem boyunca aratrma yapmann hafifsenmesine yol ap niversitenin "orta okullamas (secondary-school-ization)" olarak adlandrdm eilimi ortaya kard. Ayrca, niversiteler, finansal skklktan dolay, piyasa alanndaki bir aktr olma dorultusunda hareket etmeye balad -hizmetlerini giriimcilere ve devlete satmak ile profesrlerinin aratrma sonularn, iletebilecekleri patentlere dntrmek suretiyle (dorudan olmasa da lisanslama yoluyla)-. Fakat niversiteler bu lleri drd oranda, profesrler, ya aratrma bulgularn kendilerinin iletmesi ya da niversitelerin ticari kayglarndan haz etmemelerinden dolay, ondan uzaklayor ve hatta niversite yaplarnn dna kyorlard. Bu memnuniyetsizlik ile az nce tarttm pazarlk gc birletiinde sonu, baz birinci snf aratrmac / bilim adamlarnn g etmesi olgusuna yol at. Bu durumun yaygn bir ekilde artmas orannda, niversitelerin bilgi retiminin balca merkezi olmad 1800 ncesi konumuna dnebilmekteyiz.

Bununla birlikte, iki kltr ayrmas, kararszlamaya balad. Yirminci yzyln son eyreinde iki temel bilgi hareketi geliti: Doa bilimlerinde karmaklk almalar ile beeri bilimlerde kltrel almalar. lk bakta birbirinden olduka farkl grnp birbiriyle gerekten elikili olarak gelse de -bu hareketlerin katlmclarna ve onlar analiz edenlere gre-, iki bilgi hareketi arasnda baz nemli benzerlikler vardr. Hereyden nce her iki hareket de, kendi alanlar iinde, tarihsel olarak baskn olan duruma kar birer protesto niteliindeydi. Karmaklk almalar, esas itibariyle, drt yzyldan beri modern bilimin
75 76

normatif tabann oluturmu olan, Sir Isaac Newton'dan Albert Eins-tein'a kadar devam eden dorusal ters evrilebilir-zaman determinizmine (linear time-reversible determinism) kar bir red hareketiydi. Karmaklk almalarnn savunucular, bilimin klasik modelinin aslnda zgn bir durum olduunu ve aslnda grece nadir doa sisteminin bu ekilde alt konusunda srar ediyorlard. Sistemlerin dorusal olmadn, aksine, daha ok zaman ierisinde dengeden uzaklama eiliminde olduunu iddia ediyorlard. Herhangi bir projeksiyonun gelecekteki yrngesini tanmlamann, dsal olmann tersine, z itibariyle imknsz olduunu belirtiyorlard. Onlara gre bilim, karmakl basite indirgeme ile urama yerine, karmakln ok daha byk katmanlarn aklama iini grmeliydi. Ve ters evrilebilir-zaman sreleri fikrinin tam bir absrtlk olduu, zira, yalnzca evreni deil, ama iindeki her mikroskobik eyi ierecek ekilde btn fenomenler iinde hareket eden "zaman okunun" varolduunu dnyorlard. Kltrel almalar da ayn ekilde, beeri bilimleri bilgilendiren temel kavramn reddi eklinde ortaya kt: evrensel gzellik kanonlar ile iyinin doal hukuk normlarnn var olduu ve bunlarn renilebilecei, retilebilecei ile merulatrlabilecei iddias. Beeri bilimler her zaman iin zc tikellerden (bilimsel evrensellerin aksine) haz ettiini iddia etmesine ramen, kltrel almalarn savunucular, beeri bilimlerin geleneksel retilerinin kendi tikel deerler takmn kstaha evrensel ilan eden bir tek tikel grubun -baskn etnik gruplarn Beyaz adamlar, Batllar- deerlerinde somutlatn belirtiyorlard. Oysa bunun tersine kltrel almalar, btn deer yarglarnn yer ald toplumsal balamda srar edip tm dier gruplarn yapt katklara nem vermeyi ve almann ehemmiyetini vurguluyordu. Bunlar, tarihsel olarak grmezden gelinmi ve aalanm gruplard. Kltrel almalar, her okuyucunun, her gzlemcinin sanat retimlerine getirdii ve yalnzca farkl olarak kalmayp ayn zamanda tekilerine gre eit ekilde geerli olduu halka ait kavramsallamay alenen kabul etti. kincisi, gerek karmaklk almalar ve gerek kltrel almalar, spektrumun farkl noktalarndan balayarak, iki kltr arasndaki epistemolojik ayrln, yararl bilgiye ulama yolunda entelektel olarak anlamsz ve/veya zararl olduu sonucuna vard. ncs, her iki bilgi hareketi de sonunda, aka sylemeseler de, kendilerini sosyal bilimler alanna yerletirdiler. Karmaklk almalar bunu, toplumsal sistemlerin dier btn sistemlerden en karma olduu ve bilimin, kltrn ayrlmaz bir paras olduu anlamndaki zaman oku kavram zerinde durmak suretiyle yapt. Kltrel almalar da; kltrel retimin, reticilerin ve retime katlanlarn kimlikleri ile herkesin iinde bulunduu toplumsal psikoloji (zihniyetler) anlamnda kendi z toplumsal balamndaki evrimine yerletirilmeden bilinemeyeceini izah ederek yapt. Ayrca, kltrel almalar, kltrel retimin, bulunduu yerdeki iktidar yaplarndan byk apta etkilendii ve onun bir paras olduunu ne sryordu. Sosyal bilimler, geleneksel disiplinlerin daha nce hi olmad kadar bulanklat bir ortamda kendisini buluverdi. Neredeyse her disiplin, kendi adnn nne baka bir disiplinin sfatn ekleyerek alt-uzmanlk alanlar yaratmt (rnein, ekonomik antropoloji, toplumsal tarih ya da tarihsel sosyoloji). Hemen hemen her disiplin, bir zamanlar baka disiplinlerin kullanmlarna ayrlm olanlar da iine alacak ekilde bir metodolojiler karmn kullanmaya balamt. Ariv almas, katlmc gzlem ya da kamuoyu, artk, zgn disiplinlerden kiilere danlmadan yaplamyordu. Ayn zamanda bu yeni yan disiplinler (quasi-disciplines) daha fazla geliip son otuz ile elli yl iinde olduka byd: Birok blgenin alan almalar, kadnlar ve toplumsal cinsiyet almalar, etnik almalar (bunu yapmak iin siyasi olarak yeterince gl olan herbiri
77

iin), kentsel almalar, kalknma almalar, gay ve lezbiyen almalar (cinsiyetler etrafnda dnen

teki tr almalarla birlikte). Birok niversitede bu yeni olgular, geleneksel olanlarn yannda birer departman oldular. Departman olamayanlar da en azndan program adyla kurumlat. Dergiler ve apraz dernekler, daha eski disipliner derneklere paralel olarak geliti. Snrlar asndan birbirleriyle ok daha fazla akan bu yeni oluumlar, sosyal bilimlere yeni girdaplar eklemenin de tesinde, bu oluumlar, esasnda ayn para iin rekabet etmekten dolay finansal skn daha vahim boyutlara gelmesine de yol at. Bana aka yle geliyor ki, gelecekteki yirmi ile elli yl iinde ey olabilir. Yerine neyin geecei veya geebilecei ok az tartlmasna ramen, modern niversitenin, bilgi retiminin ve hatta yeniden retiminin balca merkezi olma durumunun sona ermesi olaslk dahilindedir. Bilgi yaplarnn epistemolojik olarak yeni olan merkezcil eilimleri, belki de dar kafal bir ekilde dndm "btn bilgilerin sosyal bilimlemesi" anlamnda yeniden birlemi bir epistemolojiye (her iki temel epistemolojiden farkl olarak) dnebilmesi olasdr. Ve sosyal bilimlerin rgtsel olarak yklp belki de idarecilerin zorlamasyla, taslann ok belirsiz olduu ok byk bir yeniden rgtlenme srecine tabi tutulmas da olaslklar iindedir. Ksacas, Avrupa evrenselciliklerinin en gls ve en sonuncusu olan bilimsel evrenselciliin, yetkesi bakmndan artk sorgulanamaz olduuna inanmyorum. Bilgi yaplar da, bir btn modern dnyasistemi ile ayn ekilde, sonucunun ne olaca bilinmeyen bir anari ve atallanma dnemine girmektedir. Bilgi yaplarnn geirdii evrimin, basite, modern dnya-sisteminin bir paras ve en nemli paras olduuna inanyorum. Birinin yapsal krizi, tekinin yapsal krizidir. Gelecekteki sava, her iki cepheden yaplacaktr. Fikirlerin ktidar, ktidarn Fikirleri: Vermek mi Almak m?
78

Modern dnya-sistemi iindeki iktidar gerekliklerinin, geen be yz yl boyunca, kendi iktidarnn devam etmesini salayan bir takm merulatrc fikirlere nasl biim verdiini aratryorum. Avrupa'nn btn evrenselcilik eitlerinin tane ok nemli ve byk apl belirlenimi vard. Onlar srayla tarttm: Barbarlara kar evrensel deerlerin uygulanmasna inananlarn hakk; Oryantalizmin zc tikel-cilii; ve bilimsel evrenselcilik. Bu fikir takm znde birbiriyle yakndan balantldr. de birbirinin ard sra olumutur. Dolaysyla bu ekilde tartlmalar tesadfi deildir. Modern dnya-sistemi, snrlarnn tesine yaylmak ve byk nfus kitlelerini kontrol altna almak iin g kullanm olmakszn yaratlamaz ve kurumsallatrlamazd. Ama her eye ramen, bu sper ve hatta kar konulamaz g, son egemenliini kurmak iin asla yeterli olmamaktadr. Muktedirler daima, hakimiyetin getirdii avantajlar ve ayrcalklar iin bir meruluk derecesi elde etmeye ihtiya duymaktadrlar. Bu meruiyeti her eyden nce, iktidarlarna insan tama kemerleri olan ve onlar olmakszn hakimiyetleri altndaki byk gruplara kendilerini dayatamayacaklar z kadrolarndan almak gereksinimi duydular. Fakat ayn zamanda, hakim olduklar gruplardan da bir meruiyet payesi almaya ihtiyalar vard. Ve bu, en nihayetinde kendilerinden oynamalar istenen roln karlnda hemen bir e79

kilde dllendirilen kadrolarnn rzasn almaktan ok daha zor bir sorundu. Yaymlanm eitli doktrinlerde ileri srlen st bezenmi argmanlara bakldnda, bu argmanlarn her zaman muktedirlerin z gerei sahip olduklar stnlklerini gsterme aray ile sonland grlr. Ve bu doktrinler, z gerei stnlk iddiasndan yalnzca egemenlik kapasitelerini deil, ama ayn zamanda egemenliklerinin ahlaki merulatrmasn da trettiler. Hkmetmeyi ahlaki bir hak olarak kabul ettirmeleri, iktidarn meruiyetini salamada en temel e olmaktadr. Ve bunu yapmak iin, hkmetmenin ksa vadeli etkisi olumsuz olsa da, uzun vadeli etkisinin, hkmedilenlerin yararna olduunu gstermek zorundaydlar. Elbette ki, hkmetme tarz, on altnc yzylda spanyollarn Amerika ktasn igal etmelerinde olduu gibi vahice bir g kullanmna dayand zaman, kar kmak ok daha zordu. Mdahale hakk, vahice g kullanmn meru gsterme anlamna gelen bir doktrindir. Bu doktrin, daha nce grdmz gibi, ilk kez ciddi ve anlaml bir ekilde, o dnemin spanyol entelektelleri olan Las Casas ile Seplveda arasnda gelien argmanlar zerinden tartld. Onlar, temel bir konuyu gndeme getiriyorlard: spanyol fatihlerinin, Ameri-ka'daki yerli halklarla ilikisi anlamnda, ne tr haklar vardr? Ya da tersi ynden bakldnda, Yerli halklarn, spanyol fatihleri ile ilikisi anlamnda, ne tr haklar vardr? Seplveda, Amerika yerlilerinin temel barbarlklarndan mdahale hakk tretti. Daha nce

bahsettiimiz gibi Amerika yerlilerinin kendilerine ve dierlerine kar iledikleri ok zararl pratiklerin olduunu ve onlar bu pratikleri yapmaktan alkoymak iin fiziksel temas gerektiini iddia ediyordu (bir bireyin zihinsel olarak olduka dengesiz olduu iin, bir kuruma kapatlmamas halinde, kendisine ve bakalarna zarar vermesi anlamna gelen argman gibi). Ayrca Seplveda,
80

Hristiyanlatrmak iin yaplan basky, Amerika yerlilerinin olas en byk kazanm olaca argmanna devam ediyordu. Zira bu ekilde ruhlar gnahtan kurtulacakt. Las Casas'n bu mnakaada verdii tepki, ister istemez, yalnzca antropoloji dzeyinde olmayp, ama ayn zamanda teoloji dzeyinde olmak durumundayd. Las Casas, er mefhumunun, Amerika yerlilerine has olmayp her yerde ortaya kabilecek bir ey olduunu ne srerek spanyollarn kendilerine atfettikleri bu tr haklar reddetti. Ve devamla, yaplan herhangi bir mdahalenin meruluunun elde edilen kazanmlara karn, sebep olduu aclarla birlikte lld bir hesaplamaya bal olduunu belirtiyordu. Amerika yerlilerinin kendilerine ve dierlerine kar arzettikleri tehlikeler hakknda kukularn dile getiriyordu. Las Casas, olumsuz pratikler de olsa, bu tr pratiklere mdahale etmenin aslnda yarardan ok daha byk zararlar getirebilecei konusunda sorular soruyordu. Ve bir rahip olarak Las Casas, bask sonucunda gerekletirilen dndrmelerin yanl bir zeminde yapld ve bu yzden de dini olarak kabul edilemeyeceinde srar ediyordu. Fakat Seplveda'nn ilgilenmeye alt spanyollara moral verici dzeydeki tartmalarn dk seviyesi altnda Las Casas, spanyol dzeninin dayand sosyoekonomik gereklikleri, katksz bir insan smrsn, igali, plantasyonlarn kurulmasn ve spanyol igalcilerinin dier giriimlerinin sebep olduu ahlaki yanllar deifre etmeye alyordu. Bu tartma, yalnzca on altnc yzylda yrtlp braklmad. O tarihten beri srekli olarak yaplmaktadr. 11 Eyll sonras "terrizme kar sava" dnemi ierisinde, askeri hakimiyet ve saldrganlk hakknda buna denk gerekeler duymaya devam ediyoruz: askeri abalarn etkisiyle insanlara u anda sahip olmadklar "demokrasi" gtrlm olacak, dolaysyla savan ve hakimiyetin ksa vadedeki sonularna katlanmak zorunda kalsalar da, uzun vadede onlarn yararna olacaktr.
81 Gnmzde bu argman, on altnc yzylda olduu gibi, muktedirlerin tama kemerleri olan kadrolar ile hakimiyete dorudan maruz kalacak kadrolarn hi olmazsa bazlarn byk oranda ikna etmek iin yaplyor. Meruiyetin ada dzeyinin gerek llerine, on altnc ve yirmi birinci yzyllarda sahip deiliz. Ama yine de, Sepulveda'nn merulatrma tarznn, ok fazla yprandn sylemek makul bir dnce olarak geliyor. Nedeni basittir. Be yz yldan beri, vahice g kullanmnn uzun vadeli etkilerini grmekteyiz ve etkilerin byk oranda olumlu olduu iddias, insanlara gitgide artk deneysel olarak kukulu geliyor. Sonu olarak bu argman artk, muktedirlerin ve ayrcalkllarn dzenini merulatrmaya pek yaramyor. Elbette, Seplveda'nn tarz, on sekizinci yzylda henz ypranmaya balyordu. Oryantalist tarzn daha byk bir rol oynamaya balamasnn nedenlerinden birisi de budur. ncelikle, brokratik dn-ya-imparatorluklarnn varisleri (in ve Hindistan gibi) olan byk blgelere "yabani'lerle (yabani [savage] kavramn bakalar nasl tanmlyorsa tanmlasn) doluymu gibi yaklamak hi de kolay deildi. Muktedirlerin, hakimiyetlerini entelektel olarak merulatrmak iin Oryantalizm tarzna bavurmalar olgusu, kendi iktidarlarna kar byk bir direni gsterebilen ve yetenekleriyle muktedirlerin en iyi kadrolarn etkileyebilen gruplarla uratklarn itiraf etmelerinin bir iaretidir. Oryantalizm, Seplveda'nn ne srd savlarn daha kurnaz bir versiyonudur. nk onun "vaka analizleri", szde ilkel halklar olmaktan ziyade szde yksek uygarlklardr. Kald ki bu yksek uygarlklar, Bat Hristiyanl'nn uygarl da deildir. Oryantalizm, zellikle incelikli olan ve potansiyel olarak gl olanlar bata olmak zere tm tekilerini zselletirme (essentializing) ve maddeletirme tarzdr. Bu ekilde, Bat dnyasnn ikin (z gerei) stnln kantlamaya gayret etmitir. Oryantalizm, iki yzl bir tarzd ve bu kt ahlaknn hesabn vermeliydi. Oryantalist argmann znde, Dou "uygarlklarnn" Batl-Hristiyan uygarl kadar kltrel olarak zengin ve incelikli ve dolaysyla bir anlamda onun emsali olduu doru olsa bile, bu uygarlklarn her birinde ok nemli bir sorun olduu esas mesele olarak ele alnyordu. Bu uygarlklarda, onlarn "moderniteye" gemesini imknsz klan sorunlar olduu ne srlyordu. Bu, uygarlklar, bir eit kltrel tetanozdan muzdarip olup yaamlar donmu olmalyd. Bu bir tr kltrel illet olarak anlalabilirdi. Siyasal / ekonomik / askeri / kltrel hakimiyet iin yeni bir argman oluuyordu: muktedirlerin, bir tr kmaz yolda kilitlenip kalanlara yardm etmelerini olanakl kldndan dolay ayrcalkl konuma sahip olmalar hakl gsteriliyordu. Dou uygarlklar, Bat dnyasnn yardm ile, kendi uygarlklarnn kltrel (ve elbette teknolojik) olaslklarna koyduu engelleri krabilirdi. Bu Bat hakimiyeti, nihai anlamda kukusuz geici ve arac bir fenomendi. Ama dnyann ilerlemesinin asl fenomeni ve hakimiyeti altnda olanlarn dorudan ya-

rarna olan bir fenomendi. Bu trden bir argmann oluturulmas iin, kendi "uygarlksal" kflerinin iinde olanlarn tikel zellikleri "zselletirilmeliydi". Oryantalizm ile sylenmek istenen tam da budur. Bu argmann mdahale hakk lehine gerilemesinden sonra, onun bir dier grnm olan Oryantalizm bir sre iin ie yarad. En azndan ksmen de olsa, hem Bat kadrolarn hem de, zellikle hakimiyet altnda olan blgelerin kadrolar bata olmak zere, hakimi olduklar kadrolar ikna edebildi. Bu ikinci tip kadrolar hereyden nce, "modernleme" modelinin cazibesi altnda kalmlard. Oysa bu model pratikte "Batllama" olarak iliyordu ve doktrinin eitliki iddialaryla (kltrel olarak herkes Batl olabilirdi, bu sadece eitim ve istek sorunuydu) bu kadrolarn gururu okanyordu. Ne var ki, yllar getike, "asimile" olup bu ekilde Batllaan ve hatta Hristiyanlaanlar, as82

83 lnda, asimile olmalarnn sz verildii gibi siyasal, ekonomik ve her-eyden ok da toplumsal eitlik anlamnda eitlie yol amadn fark ettiler. Bu yzden, yirminci yzyl ile birlikte, merulatrma tarz olarak Oryantalizmin verdii fayda da ayn ekilde eskimeye balad. Kukusuz Oryantalizm, bir argman olmas anlamnda ortadan kalkmad. Ayn argman gnmzde "uygarlklar atmas" hakkndaki sylemde de gryoruz. Fakat bu sylemin Batl kadrolar iin belli bir ekicilii var olsa da, dnyann Batl olmayan blgelerinde bu tr uzmanlarn bulunmas iin ok sk bir arama yaplmak zorundadr. Ya da daha doru bir ifadeyle sylemek gerekirse, dnyann Batl olmayan blgelerindeki bu uzmanlarn birou, gnmzde, szkonusu mnakaay tersyz ediyorlar. Aydnlanma dncesi iinde gelien Batl-Hristiyan uygarln, insani dnceden hayli uzak ve eksiklerle dolu buluyorlar. Bu uygarln hakimiyetine kar, tersyz edilmi Oryantalizm altnda mutlaka savalmas gerektiini vaaz ediyorlar. Kktencilik ile sylenmek istenen ey tam da budur. Hristiyan kktencilii de buna eklenebilir. Oryantalist argmanlarn verdii faydann gerilemesinin dmen suyunda grdmz ey, dnyay alglamann tek anlaml tarz anlamnda ve hakikat anlamnda, bilim ve bilimsel evrenselciliin zafer arklardr. ki kltr kavram -hakikati arama ile iyi deerleri arama arasndaki en temel epistemolojik fark- merulatrma srecinin en son anahtaryd. lkel kavram reddedilebilir ve Oryantalizmin maddeletirmelerinin tesine geilebilir. Yine de, bilim ile beeri bilimler arasnda bir epistemolojik fark oluturmak suretiyle, evrensel olan hakikatin, beeri bilimciler tarafndan nerilenin aksine bilim adamlar tarafndan nerilen olduu iddias orta yerde kalmaya devam etti. Devamnda daha ileri derecede bir iddia vard: herkes "hmanistik" olabilir ve birok hmanizm olabilirken, yalnzca tek bir olas hakikat olabilirdi. Ve imdiye kadar o hakikati kefetme kapasitesine sahip olanlar, byk lde, dnya-sisteminin gl blgelerine yerletirildiler.
84

"Kltrn" dnda kalan ve bu ekilde bir anlamda kltrden daha nemli olan bilim kavram, iktidarn modern dnyadaki dalmnn meruluunu hakllatran son alan oldu. Bilimcilik, muktedirlerin en kurnaz ideolojik merulatrma tarz olmaktadr. Bu tarz evrenselcilii, ideolojik anlamda tarafsz olarak, kltrle ve gerekten siyasal arena ile ilgisiz olarak ve haklln esas itibariyle iyiden treten bir ekilde sunduu iin; insanla bilim adamlarnn elde ettikleri teorik bilginin uygulamalar zerinden kendini gsterebilmektedir. Bilimsel evrenselcilie yaplan temel vurgu, bir takm nesnel kriterlerle llen yeterlilik lleriyle statlerin belli bir gruba armaan edildii meritokrasinin teorik faziletini kurumlatrmakt. Ve bu yetkinlerin arenasna sonradan giren kiiler, kendi deerlerinin ve ie aldklar insanlarn zerk hakimleri oldular. Bunun akabinde yaplan vurgu, bilim adamlarnn bilim dnyasndaki iktidar ve prestij konumlarnda bulunuyorlarsa, etik olarak oralarda bulunmay hakketmeleri gerektii ile devam etti. Ve kullanl teknoloji rettii iin, bilimin ilerlemesi herkesin yararna olmalyd. ok ak olmayan bu gzbaclk oyunu daha sonra bize, yalnzca dar bilim alanndaki statlerle snrl kalmayp daha ziyade btn toplumsal konumlara giden yola, yle ya da byle bir marifet ile ulaldn ve bu yzden hakl olduunu, tasdik ettirdi. Ve dnyann belli alanlarnn ya da sistem iindeki belli tabakalarn, dier alanlardan ya da tabakalardan daha az mkafat varsa, bu onlarn herkese ak olan nesnel yetenekleri edinmediklerinden dolayyd. Dolaysyla, birinin daha az gc ve ayrcal varsa, bu onun herhangi bir nedenden -znde olan yeteneksizlik, kltrel darkafallk veya kt niyet- dolay bir ekilde snavlar geememesinden kaynaklanyordu. Bilim adamlar, bu tr argmanlar gelitirmek suretiyle, 1945'ten sonra yeni, karmak ve pahal teknolojinin modern dnya-sistemi iindeki ilerliiyle beraber, hmanistlerin ok fazla nne geti. Or-

85

yantalistlerin zc tikelcilikleri hakknda imdi ortaya kan en ciddi kukulara verilen btn kolayc cevaplar bunlardan oluuyordu. Dnya-sisteminin kutuplamasnn sebep ve olduu giderek yakc hale gelen sorunlar, yalnzca bilim zebilirdi. yi iin olan aray bundan byle, stn bilgi alanndan dlanmt. nk, bu karmlar eletirmek iin hibir zemin yoktu. Bunu eletiren ancak anti-entelektel olabilirdi. nsanlarn, meritokrasinin yksek alanlarna girmesini engelleyen yapsal sosyal engeller, esas olarak analizlerden karld ya da aratrma srasnda iki kltrn varsaymlarn kabul etmek artyla girileri kabul edildi. Evrenselciliimiz ne kadar evrensel olmaktadr? Dnyay iki kltre bldmz zaman, belli bir metodolojide, belli bir siyasal duruta (deerlerden yaltk bilim), ve yaptklar ilerin dorudan toplumsal deerlendirilmesinden btnsel olarak yaltmada direten bilim adamlarnn alan haline geldi. Ve ayn zamanda kanlmaz olarak, bu kriterlere uyan iilerin ve ilerin younlat bir corafya ile sonuland. Dolaysyla i yaamnda, gerekte toplumsal bir nyarg olan bir kabul edilmeme dzeyi oluturdu. Fakat hepsinden de ziyade, muktedirleri, ahlaki eletirilerin nesnelliini ve makulluunu deersizletirmek suretiyle ahlaki bir eletiriden muhafaza etti. zellikle eletirel olanlar bata olmak zere, btn hmanistler, analizlerinin bilimsel olmamasndan dolay grmezden gelinebilirdi. Bu, modern dnya-sisteminin kendi kendini merulatran srecinin kalan son ivisiydi. Bugn nmzde duran sorun, nasl Avrupa evrenselciliinin -mevcut dnya dzenimizin bu son kt merulatrmas- tesine geip ok daha zor olan bir eye ulaacamzdr.- Toplumsal gerekliin zc nitelendirilmesini reddeden, hem evrensel olan hem de tikel olan tarihsel kayda geiren, szde bilimsel olan ile hmanistik olan tek bir epistemolojide birletiren ve muktedirlerin zayflara kar yapt "mdahalenin" tm merulatrmalarna olduka eletirel bir gzle bakmamz ve onlar ileri dzeyde hastalkl olarak deerlendirmemizi salayacak olan bir evrensel evrenselcilik. Leopold-Sedar Senghor, yarm yzyl nce, dnyay, vermek ve almak meydannda bulumaya, rendez-vous du donner et cin recevo-h; davet ediyordu. Senghor, modern an belki de en mthi meleziydi. O hem bir air hem de siyasetiydi. Bir yandan, siyah edebiyatnn (negritude) usta bir rnei ve Afrika Kltr Topluluu'nun genel sekreteriydi. Fakat ayn zamanda da, resmi grevi Fransz kltrn korumak ve gelitirmek olan Academie Franaise1 nin bir yesiydi. Senghor, Senegal'in ilk bakan oldu. Ama daha nce de Fransa hkmetinde bakan olmutu. Bu ary yapmak iin uygun biriydi. Fakat gnmz dnyasnda, vermek ve almak iin bir toplanma meydan olabilir mi? Avrupal olmayan ama evrensel (ya da kresel) olan bir evrenselcilik olabilir mi? Ya da daha ak sormak gerekirse, yirmi birinci yzylda, artk Bat'nIN verdii ve geri kalanlaRIn ald, Bat'nIN kendini bilim paltosuyla sarp sarmalayp ve geri kalanlarn daha "sanatsal/duygusal" mizac olanlara havale edildii bir dnyadan, baka bir dnyaya ulamak ne ile baarlacak? Herkesin ald ve herkesin verdii bir dnyaya nasl ulaabiliriz? Entelektel, doal olarak dzeyde alr: Hakikatin araynda bir analizci; iyinin ve gzelin araynda bir ahlak insan; ve hakikati iyi ve gzel ile birletirmek arzusunda olan bir siyaset insan. ki yzyldan beri hkm sren bilgi yaplar, entelektelin bu dzey arasnda kolayca gidip gelebilmesini kesinlikle yasaklad iin gnmzde doalln yitirmektedir. Entelekteller, yalnzca entelektel analiz yapmakla snrlandlar. Ve ahlaki ile siyasal zorunluluklar aklama konusunda kendilerini tutmay baaramazlarsa, bu trl etkinlikten de ayr braklacaklar tehditiyle yz yze brakldlar. Bu tarzda ayr brakma ya da ayrma, ar derecede zor bir iti.
87 86

Hatta muhtemelen imknsz bir eydi. Birok nemli entelektelin bu yzden, bu ayr braklma srecini srekli olarak boa karmas tesadfi bir olay deildir. Bu ayr braklma srecinin gerekliini syleseler bile, bu durumun kendilerinde baarl olmasna izin vermediler. Max Weber, bu konuda iyi bir rnektir. Weber'in iki nl makalesi olan "Meslek Olarak Siyaset" ve "Bilim Olarak Siyaset", kendisinin bu engellerle nasl baa ktn ve siyasi duruunun, deer-soyut sosyolojiye olan ball ile elimediini, neredeyse izofrenik bir biimde muhakeme etmektedir. Son otuz ylda, iki ey deiti. Gstermeye altm gibi, iki kltr kavramnn bilgi yaplar zerindeki nfuzu byk lde zayflad ve bununla birlikte, dorunun, iyinin ve gzelin yolunda yaplan ayr tutma basksnn entelektel ayaklar da zayflam oldu. Fakat yine ne srdm gibi, iki kltr kavramnn kapsaml bir ekilde sorgulanmasnn nedeni, tamamen modern dnya-sisteminin

gelimekte olan yapsal krizi ile ilikilidir. Bu gei dnemine girdiimiz zaman, bu kolektif tercihe yaplan bireysel katklarn anlamszl mthi derecede artsa da, temel tercihin nemi ok daha yakc olmaktadr. Ksacas, entelektellerin yanl olan deer tarafszl snrlarn kaldrmalar lsnde, kendimizi iinde bulduumuz gei srecinde, ok nemli olan rollerini gerekten oynayabilirler. Kendimi olduka net anlalr hale getirmek istiyorum. Deer tarafszlnn hem bir serap hem de bir aldatma olduunu sylerken analitik, ahlaki ve siyasi grevler arasnda hibir fark olmadn sylemiyorum. Gerekten bir fark vardr ve bu asli nemde bir farktr. Bu dzey basit bir ekilde birletirelemez. Ve fakat basit bir ekilde ayrlamaz da. Ve bizim grevimiz, bu ne birleebilen ne de ayrlabilen paradoksumsu grevin iinde nasl gidip geleceimizi bulmaktr. Geerken unu belirteyim ki, bu aba btn bilginin birletirilmesi umudunu srdren tek tip epistemolojinin baka bir rneidir -dlanmayan ortann teorisi (Wallerstein, 2004, 71-82).
88

Elbette bu ikilem yalnzca entelektel iin olmayp aslnda herkes iin geerlidir. Peki yleyse, entelektelin rol hakknda zgn bir ey var m? Evet, var. Entelektel ile kastedilen ey, gerekliin analitik alglanmasna enerjilerini ve zamanlarn adayan ve bu ii en iyi ekilde yapmak iin bir takm zel eitimlerden getikleri varsaylan insanlar olmalardr. Bu kk bir gereklilik deildir. Ve hepimizin herhangi bir grevi yetkin bir ekilde baarmak iin ihtiya duyduumuz somut bilgilerin aksine, bu ok daha genel bilgi deryas iinde uzman olmay herkes istemez. Bu yzden entelekteller, aslnda uzmanlk alanlar usuz bucaksz bilgi dnyasnn zel bir alanyla snrl olsa bile, genellemecidirler. Gnmzn temel bir sorusu, bireysel olarak sahip olduumuz genel bilgimizi, iinde yaadmz gei an anlamak iin nasl uygulayabileceimizdir. Bir astronom veya bir iir eletirmeni bile, bu ii yapmak iin davet edilmektedir. Fakat daha ziyade bu talep, toplumsal dnyann geliimi ve alma tarz konusunda uzman olduklarn iddia eden sosyal bilimcilere ynelik yaplmaktadr. Ve genellikle sosyal bilimciler, bu ii kt bir ekilde yapyorlar. Bu da onlara, yalnzca iktidardakiler tarafndan deil, ama ayn zamanda, iktidardakilere kar olanlar tarafndan da ve sosyal bilimcilerin rettii herhangi bir ahlaki ile siyasi gelenei ok az rendiklerini sandklar usuz bucaksz ii snf ynlar tarafndan da bu kadar az sayg gsterilmesinin nedenidir. Bunun aresi iin, ilk olarak, entelektel analizimizin tarihselletirilmesi gerekmektedir. Bu ne kadar kullanl olsa da, kronolojik detaylar biriktirme anlamna gelmez. Ve bu her tikel durumun, dier her tikelden farkl olduu, tm yaplarn dzenli bir ekilde gn be gn, nano-saniyeden nano-saniyeye deitiini aka iddia eden bir tr kaba greceliletirme anlamna da gelmez. Tarihselletirmek, bunun olduka tersi bir eydir. Tarihselletirmek, dorudan doruya altmz gereklii byk balam iine yerletirmektir. Bu da, ona
89

uyan ve onun iinde ileyen tarihsel yap anlamna gelir. Uyumlu btn anlamazsak, detay asla anlayamayz. nk baka trl neyin deitiine, nasl deitiine ve niin deitiine asla tamamen hakkn vererek vakf olamayz. Tarihselletirmek, sistematize etmenin tersi anlamna gelmez. Bir insan, btnn analiz biriminin tarihsel parametrelerini kavramadan sistematize edemez. Ve bu yzden, bir insan, sanki herey byk bir sistemik btnn paras deilmi gibi anlamszca tarihselletiremez. Btn sistemler tarihseldir ve tarihin hepsi sistematiktir. Bu argman stnde bu kadar ok durmaya beni iten neden, bu ekilde bir tarihselletirme ihtiyac olduunu anlatmak istememdir. nk, kendimizi yalnzca modern dnya-sistemi olan belli bir analiz birimi iinde bulmuyoruz, ama ayn zamanda, bu tarihsel sistemin belli bir zamannda, onun yapsal krizi ya da gei ann iinde buluyoruz. Umuyorum ki, (fakat kim tamamen emin olabilir ki?) bu gnmz aydnlatr ve gelecek iin yapacamz tercihlerin nndeki engelleri aa karr. Ve bu elbette ki, yalnzca iktidarda olanlar deil ama ayn zamanda iktidardakilere kar olanlar ve ellerinden gelen en iyi ekilde yaamlarn srdren usuz bucaksz ii snf kitlelerini de en ok ilgilendiren eydir. Eer entelekteller, gei anda gerekletirmeleri iin arldklar grevleri yaparlarsa, mehur olmayacaklardr. ktidarda olanlar, zellikle bu gei anda yaplan analizin kendi iktidarlarn kerteceini dnerek, entelektellerin yapmakta olduklar eylerden dolay dehete deceklerdir. ktidardakilere kar olanlar, siyasal muhalefet iinde bulunanlar doyuran ve cesaretlendiren entelektel analizin ok iyi ve gzel olduunu dneceklerdir. Fakat belirtilen tereddtlere, alt izilen nanslara ve ikazlara nem vermeyeceklerdir. Ve iktidardakilere kar olanlar ile ayn siyasal

amalara sahip olduklarn ileri srenler bile, entelektelleri snrlamaya alacaklardr. Son olarak, usuz bucaksz ii snf kitleleri, entelektellerin yapt analizlerin, kendilerinin anlayabilecei ve bu ekilde iliki kurabilecekleri bir dile evrilmesinde srarc olacaklardr. Bu mantkl bir talep olsa da, her zaman kolayca gerekleebilecek bir ey deildir. Her zaman entelektelin rol can alc nemdedir. Bir gei aamas, her zaman zor bir sretir. Srecin karsnda onu karaya oturtabilecek ok sayda tmsek vardr. Analizin berrakl, sk sk kaotik gereklikler ve onlarn dorudan doruya duygusal geri ekilileri tarafndan bulanklar. Fakat eer entelekteller analizin bayran yksekte tutmazlarsa, tekiler bu ii ok baaramazlar. Ve eer, gerek tarihsel tercihlerin analitik izah, mantmzn n sralarnda yer almazsa, ahlaki tercihlerimiz noksan kalacak ve hepsinden de ok siyasal gcmz zayflayacaktr. Birok isimle tanmlanabilecek bir uzun dnemin sonunda bulunuyoruz. Buna uygun bir isim, Avrupa evrenselcilii dnemi olabilir. Ondan sonraki dnemin iine giriyoruz. Olas bir alternatif, bir evrensel evrenselcilikler an andracak olan evrenselcilikler okluudur. Bu, Senghor'un rendez-vous du donner et du recevoir [almak ve vermek meydan] dnyas olacaktr. Oraya ulaacamzn hi bir garantisi yoktur. Bu, gelmekte olan yirmi ile elli yln mcadelesidir. Tek ciddi alternatif, evrensel deerler zerine kurulduunu iddia edecek olan, ama kuvvetle muhtemel, pratiklerimizi mevcut dnya-sistemimizde olduundan ok daha hrn bir ekilde rkln ve cinsiyet-iliin ynetmeye devam edecei, yeni bir hiyerarik ve eitsizliki dnyadr. Bu yzden hepimiz, gei anda olan bir dnya-sistemi-ni analiz etmeye, mevcut alternatifleri ve bylece yapmamz gereken ahlaki tercihleri gzler nne sermeye ve son olarak semeyi isteyeceimiz olas siyasal yollar aydnlatmaya almak zorundayz.
90 91

KAYNAKA Abdlmelik, Enver. [1972] 1981. Civilizations and Social Theory. Vol. I of Social Dialectics. Albany. State University of New York Press. Cook, Sherburne F., Woodrow Borah. 1971. Essays in Population History: Mexico and the Canibean. Vol. I, Berkeley: University of Ca-lifornia Press. Fischer-Tine, Harald, and Michael Mann, eds. 2004. Colonialism as ivilizing Mission: Cultural Ideology in British India. London: Wimb-ledon. Hanke, Lewis. 1974. Ali Mankind is One: A Study of the Disputa-tion Between Bartolome de Las Casas and Juan Gines de Sepulveda in 1550 on the Intellectal and Religious Capacity ofthe American In-dians. De Kalb: Northern Illinois University Press. Kouchner, Bernard. 2004. Twenty-third Annual Morgenthau Me-morial Lecture, Harmonie Club, New York, March 2. http://www.car-negiecouncil.org/view/Media.php/prm TemplateID/8/prmID/4425#2, 10/28/2004 tarihli olan okuyunuz. Las Casas, Bartolome de. [1552] 1974. The Devastation of the In-dies: A Brief Account. Trans. Herman Briffault. Baltimore, MD: Johns Hopkins University Press. [1552] 1992. in Defense of the Indians. Ed. Stafford Poole. De Kalb: Northern Illinois University Press. [1552] 1994. Brevissima relacion de la destruccion de las Indias. Ed. Jose Maria Reyes Cano. Barcelona: Ed. Planeta. [1552] 2000. Apologia, o Declaracion y defensa universal de los derechos del hombre y de los pueblos. Ed. Vidal Abril Castello et al. Vallodalid: Junta de Castilla y Leon Consejeria de Educacion y Cultu-ra. 93
Mann, Michael. 2004. "Torchbearers upon the Path of Progress": Britain's Ideology of a "Moral and Material Progress" in India: An Int-roductory Essay. in Colonialism as Civilizing Mission: Cultural Ideology in British India, ed. Harald Fischer-Tine and Michael Mann, 1-26. London: Wimbledon. Montesquieu, Baron de. [1721] 1993- Persian Letters. London: Pen-guin Boks. Prigogine, Uya. 1997. The End of Cetainty: Time, Chaos, and the New Laws of Nature. New York: Free Press. Said, Edward W. [1978] 2003. Onentalism. Yazarn yeni nszyle 25. yldnm basks. New York: Vintage. Sepulveda, Juan Gines de. [1545?] 1984. Democrates segundo, o, De las justas causas de la guerra contra las indios. Ed. Angel Losada. 2. basm. Madrid: Consejo Superior de Investigaciones Cientificas, Instituto Francisco de Victoria.

Trouillot, Michel-Rolph. 2004. The North Atlantic Universals. in The Modern World-System in the Longue Duree, ed. Immanuel Wal-lerstein, 229-37. Boulder, CO: Paradigm Press. Wallerstein, Immanuel. 1974-89- The Modem World-System. 3 vols. New York & San Diego: Academic Press. 1995- Historical Capitalism, with Capitalist Civilization. London: Verso. 1997. Eurocentrism and Its Avatars. New Left Review 226 (Kasm-Arahk): 93-107. 1998. Utopistic, or, Historical Choices for the Twenty-first Century. New York: The New Press. 2004a. The Uncertainties of Knowledge. Philadelphia: Temple University Press. 2004b. World-System Analysis: An Introduction. Durham, NC: Duke University Press. Wallerstein, Immanuel, et al. 1996. Report of the Gulbenkian Commission on the Restructuring ofthe Social Sciences. Stanford, CA: Stanford University Press.

NDEKS
Abdulmelik, Enver 46, 47, 52 Academie franaise 87 Acem Mektuplar (Montesquieu) 44, 59 ahlaki grecelilik 22 Afrika 22, 53 Afrika kltr toplumu 87 altyap 66, 67 Amerika yerlileri 16, 17, 18, 19, 38, 80, 81 Amin, di 28 Arafat, Yaser 54 Arap-slam Dnyas 47 Aristotle 19 asgari zarar ilkesi 22, 37, 38 askeri g 20 Asya 27, 43, 46, 52, 53 Aquinas, Saint Thomas 19 Augustine, Saint 19 Avrupa Gvenlik ve birlii Konferans 27 Aztek imparatorluu 16 aydnlanma 25, 48, 61, 84 avrupamerkezcilik, anti-avrupa-merkezcilik 58 Avrupa Birlii 31, 36 B Baas partisi 33, 38 "barbarlar" 20,29, Bat uygarl 12, 13, 25 beeri bilimler 47, 52, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 84 bilim 52, 62, 70, 71, 76, 84, 85, 86, 87 bilginin retilmesi 68, 75, 78 bilgi yaplar 55, 59, 64, 68, 72, 78, 87, 88 bilim ve felsefe 70 bilimsel evrenselcilik 61, 62, 68, 76, 78, 79, 84, 85 Birleik Devletler 11, 27, 35, 36, 37,38 Birleik Devletler'in igal etmesi 31 Birlemi Milletler 25, 26, 29, 36 Blair, Tony 12, 38 Bosna 30 Brevissima Relacion de la Dest-ruccion de las Indias (Yerlilerin Kymdan Geirilmesi: Ksa Bir Belge) (Las Casas) 17

94 95
Bush, George W. 12, 31 brokratik tekilatlar 43 Byk Britanya 11 Carter, Jimmy 27 spanya Kral I. Charles 17, 18, 19 cezalandrma yetkisi 34 cinsiyeti 64, 77, 91 Consejo de las Indias 18, 41 Cook, Sherburne F. 17 Curzon, Lord 24, 25 in 16, 43, 82 D dnya-ekonomisi 45, 58, 59, 62, 69, 74 demokrasi 12, 13, 38, 39, 81 democrates primero (Seplveda) 18 democrates segundo (Yerlilere kar verilen savan hakl gerekeleri stne)(Sepulveda) 19 determinizm 62, 76 dekolonizasyon 25 diktatryal 28, 31 doal hukuk 56, 76 doal yasa 15, 28, 30, 32, 39, 40, 56 disiplinlerin rgtlenmesi 73 egemenlik 23, 80 egemenlik ve mdahale arasndaki gerilim 31 eitim 67, 69, 70, 71 Einstein.Albert 76 ekonomi 38, 45, 58, 64, 68, 74, 83, 84 El Kaide 11 emek 16 Encomienda sistemi 17 Engels, Friedrich 47 Engizisyon 32 ensest tabusu 55 entelekteller 11, 12, 16, 25, 30, 38, 54, 62, 74, 80, 88, 89, 90, 91 Entebbe baskn 28 etnik temizlik 29, 30, 34, 37 Evrensel insan Haklar Bildirgesi 27 evrensel hakikat 12, 71, 84 evrenselcilik 12, 13, 51, 53, 57, 59, 61, 69, 87, 91 Foucault, Michel 50 Fransa 28, 30, 35, 87 Fransz Devrimi 73 Freud, Sigmund 47 fikirlerin iktidar 79

96
Filistin Kurtulu rgt (FK) 54 Filistin Ulusal Meclisi 54 rklk 46,91 gnlller koalisyonu 36 Gandhi, Mahatma 25 Greko-Romen 45 Greko-Romen Antik a, onun iindeki Bat uygarlnn kkenleri 45 Guatemala 17 girdiler 63, 65, 66, 67 H ham maddeler 66, 67 Hrvatistan 30

Helsinki Antlamas 27 Helsinki Watch 27 Hollanda 44 Holokost 54 hmanizm 61, 70, 84 Hristiyanhk 19, 21, 22, 26, 32, 39, 46, 82, 83 Hseyin, Saddam 31, 33, 36, 37, 38 Hutular 31 Hindistan 24, 25, 43, 82 hkmetd rgtlenmeler (NGO) 26 insanla kar ilenen sular 34, 37 ran 43, 44, 49 ilerleme 12, 15, 35, 62, 83 kinci Dnya Sava 16, 29, 46, 52, 55, 59, 61, 69, 70, 72, 74, 85 nka mparatorluu 16 insan haklan 12, 26, 27, 28, 29, 31, 32, 39, 40 srail 28, 54 spanya Kral Il.Philip 18 insani mdahale 31 jeopolitik 27, 46 K Kamboya 28 Kanada 27 Katolik Kilisesi 68 kesinlik 55, 6l, 62 Khmer Rouge (Kzl Kmer) 28 krszlama 66 karmaklk almalar 75, 77 kktencilik 84 kltrel almalar 75, 76, 77 kreselleme 11, 31 Kolomb, Kristof 16 "Krizdeki Oryantalizm" (Abdl-melik) 46 kar 16, 64, 65, 67 kitle imha silahlan 36 Kosova 11, 30, 31, 32, 37 Kouchner, Bernard 31, 32 kltler 37 Kuzey Atlantik birlii Tekilat (NATO) 36 Las Casas, Bartolome de 16, 17, 18, 20, 21, 22, 23, 24, 29, 32, 33, 34, 36, 38, 52, 80, 81 Las Casas-Sepulveda tartmas 18, 20, 23, 37, 43, 51, 80 Le Droit d'In gerence (Mdahale Etme Hakk) 18, 30, 35, 39, 80, 83 Leopold-Sedar.Senghor 87, 91 Leyes Nuevas 17 liberalizm 64 Liberya 30 Losada.Angel 19 M Marx, Kari 47 mdahale 18, 20, 22, 26, 27, 30, 32, 33, 35, 38, 39 59 medya 11 meritokrasi 85, 86 "Meslek Olarak Siyaset" (Weber) 88 Makedonya 30 meruiyet 28, 29, 39, 51, 68, 79, 80 modernite 45, 46, 57, 58, 83 mslmanlar 21, 37 Montesquieu, Baron de 44, 49, N nazizm (Naziler) 46 Nehru, Jawaharlal 25 neoliberal ekonomi 12 Newton, Isaac 76 newtoncu dorusallk 62 O oksidentalizm 49, 50, 58 Orta Amerika 27 oryantalist 46, 48, 52, 53, 54, 55, 57, 59, 82, 83, 84 ortaa 68, 70 Oryantalizm (Said) 47, 48, 50, 62, 82, 83, 84 Oslo Grmeleri 54 Osmanl mparatorluu 43 zgr irade 23 Papa III. Paul 17 postkolonyalizm 49 postmodemizm 49 Sierra Leone 30 Sovyetler Birlii 27, 29 Sublimis Deus (Paul III) 17 Sudan 30 Snni Araplar 33 radikal grecelilik 49, 57 Ronald Reagan 27 Rusya 36

Ruanda 11, 30, 31, 32, realist yaklam 26, 58 Sepulveda, Juan Gines del8, 19, 20,80 Smrge lkelerin ve Halklarn Bamszlnn Verilmesi Szlemesi 29 smrgecilik sonras 26, 48 sylem 50, 61, 62, 84 Snr Tanmayan Doktorlar 27, 31 salk sistemi 67 Said, Edward 47, 48, 49, 50, 52, 53, 54, 55, 58, 59 sekler hmanizm 15, 63, 70 Senegal 87 sermaye 59, 63, 64, 65 snf mcadelesi 65 smrge 21, 24, 25, 29, 43, 46, 48 Srplar, Srbistan 30, 33, 36, 37 tahakkm (bask) 23, 24, 27, 45, 65, 81 terrizm 11, 81 Tanzanya 28 tarihselletirme 89, 90 toksifikasyon 66, 67 Tutsiler 31 terrizme kar sava 81 tikelcilik 13, 59, 61, 86 U uluslararas toplum 31, 32, 34 Uluslararas Asya ve Kuzey Afrika almalar Kongresi 53 Uluslararas Asya ve Kuzey Afrika Beeri Bilimleri Kongresi 52 Uluslararas Oryantalistler Kongresi 52 Uluslararas Hukuk 25, 26, 28, 31,35 Uluslararas Kzlha 27 uzmanlama 72, 89 Uganda 28 Uluslararas Af 26 uygarlk 12, 15, 24, 43, 45, 83 ulusal kurtulu hareketleri 25, 52, 55, 59 uygarlklar atmas 12, 84 retim maliyeti 64, 65, 66, 67 niversite sistemi 49, 68, 69, 72, 74 retim 65, 77 retim srecinin yer deitirmesi 65,66 niversitelerin ortaokullatrlmas 71 V vergilendirme 65, 67 Vietnam 28 W Weber, Max 88 yaylmaclk 15, 20, 79 Yeni Dnya 12, 15, 16, 20, 23, 39, 447, 51, 55, 59, 68, 71, 74, 79 Yahudi 21 yetki 35, 36, 37 Yugoslavya 29, 30, 33 zor kullanm 38 100