You are on page 1of 19

TRK YE DE KAP TAL ZM N GEL ME D NAM KLER Konu mac : MEHMET TRKAY MEHMET TRKAY- ncelikle bu olana sa lad

iin Cemiyete te ekkr ederek ba lamak istiyorum. Gerekten iyi d nlm bir program. Burada konular n olabildi ince niversitenin normal lisans derslerinde anlat lamad haliyle ele al n yor olmas nemli bir bo lu u dolduruyor. Bizim konumuz Trkiye de Kapitalizmin Geli me Dinamikleri , tabii ok genel bir konu. Benim yle bir konuyu tercih etmem asl nda bu konuya dair kafamda baz sorular n varl , bunlar sizlerle payla mak iste i. Biraz ders format na girecek ama konuya ba lamadan nce birka kavram hangi anlamda kullan yorum, a k hale getireyim; dolay s yla, ileride anlatacaklar ma referans olsun. Hepimizin kulland , her yerde kar m za kan bir kavram olan sistem kavram yla ba layal m. Nedir sistem? Sistemi nas l tan mlar z, neye gre anlar z? Burada ok basit bir tan m var; paralarla btn aras nda bir kar l kl nedensellik ili kisi varsa ve bu nedensellik ili kisiyle herhangi bir btn kendisini yeniden retme potansiyeline sahipse buna sistem deniliyor. Dolay s yla, sistemin kritik noktas kendini yeniden retebilme mekanizmalar na sahip olmas . Bu anlamda kapitalizmi bu erevede ele al yorum. Nedensellik ba deyince, gene ok basit bir tan m vereyim: Herhangi iki durum, olgu ya da olay aras nda bir nedensellikten bahsediyorsak, burada birinin varolu u, di erinin varolu unu hem gerekli, hem de mmkn k l yorsa, bir nedensellik, bir kar l kl etkile im var demektir. Peki, kapitalizm nedir, bir sistem midir? diye sordu umuzda, cevab m z evet bir sistemdir ise, o zaman kendisini nas l yeniden retiyor? sorusunu sormam z gerekecek; e er bir sistemse hangi mekanizmalarla kendisini yeniden retiyor? Burada da muhakkak ba ka bir sr noktaya i aret etmek gerekiyor; ama bence en temel olan, kapitalizmin genel e ilimini belirleyen, yasa boyutunda olan temel e ilimi, e itsiz ve bile ik geli me denilen mekanizma. Yani kapitalizm bir tr e itsizli e dayal d r; bu e itsizli i, kendi iinde paralar ve btn aras ndaki ili ki anlam nda d nrsek, btnsel, bile ik bir sreci de hayata geirmektedir. Buradan ba ka kavramlar tretmeniz mmkn, yani e itsiz ve bile ik geli me gibi bir yasan n sz konusu oldu u bir yerde nedir esas olan? E er e itsizlikten bahsediyorsak bunu mmkn k lan ba ka bir kavram kacakt r kar m za o da; g ili kileri kavram . Hemen ba ka bir kavrama geiyorum; liberalizm. Liberalizm kavram da bildi iniz gibi zerinde ok tart lan, ok konu ulan bir kavramd r. Ben burada liberalizmi, ok nemli ve nc bir liberal iktisat olan Ludwig von Mises'in tan m na referansla kullanaca m. Mises, liberalizmi tan mlarken liberallerin temel talebi retim aralar n n zel mlkiyetinin tesis edilmesi ve de erlenmesinin sa lanmas d r" der. Mises e gre liberallerin btn di er talepleri, zgrlk, e itlik vb. buradan tremektedir Bu bence ok net ve a k bir tan md r. Dolay s yla, liberalizme dair yapaca m herhangi bir referans da bu tan m erevesinde olacakt r. Bu sylediklerimi kendi konumuz dhilinde daha sonra bir araya getirmeye al aca m. Bu kavramlara ekleyece im bir ba ka temel kavram da, kapitalizme dair sreten bahsetti imiz iin, ulus ya da ulusla ma kavram olacakt r. Bu kavramlar yeri geldi inde amaya al aca m. Bizim burada temel meselemiz nedir? Trkiye bir kapitalist lkedir, kapitalizmin kendi mant na dayal olarak i leyen bir srece gre bu zelli i kazanm t r, bunu nas l anlayabiliriz? Burada da tabii ok fazla argman var, yani bu literatr ok geni bir literatr, bu literatrde ok ciddi tart malar var. Bence bugne kadar yap lan tart malar n nemli bir k sm ya da analizlerin nemli bir k sm nda ba ka bir sorun var ki, bu sorun beni bu konuda kitap kar t rmaya ve okumaya itmi tir. O da Trkiye deki kapitalist geli meye dair yap lan dnemlendirmeler meselesi. Yani nas l bir mant kla yap l yor bu dnemlendirmeler. Mesela, ok s k rastlars n z kitaplarda, i te Demokrat Parti Dnemi Trkiye Ekonomisi, Demokrat Parti Dnemi Trkiye Ekonomisi diye bir dnemlendirme hakikaten ne kadar mmkn ya da neye gre yap lmaktad r? Tabii buradaki esas referans bildi iniz gibi siyasete endeksli bir dnemlendirme meselesidir ve u anlamda nemli; nk bu tr bir dnemlendirme asl nda sreci anlamaktan ziyade, zamanla sreci anlamay zorla t ran bir perspektif haline geliyor. Bu erevede temel sorumuz u: Trkiye bir kapitalistle me sreci ya yor, sre elbette devam ediyor, bunu nas l anlayaca z? Bu srecin temel dinamikleri nelerdir, Trkiye nin ya ad zgnlkler varsa nelerdir? Dolay s yla da bu sreci nas l dnemlemek ya da neye gre dnemlemek gerekmektedir? Ba ta verdi im tan mlar ak lda tutarak bakt m zda; Trkiye deki kapitalistle me srecini anlamak denildi inde elbette 1920 li y llar, temel bir dn m ya da k r lma noktas olarak kar m za kar. Bu anlamda 1920 li y llar Trkiye a s ndan kritik y llard r, bunu anlaml hale getirebilmek iin ya da bunu olmas gerekti i yere -belki biraz iddial bir laf ama- koyabilmek iin Osmanl ya dnp bakmak laz m. Tabii imdi byle geriye do ru gitmenin sonu yoktur, onun iin ben ok h zla o dneme dair nemli birka noktaya de inmek istiyorum. Osmanl , bir kapitalistle me srecine girmi tir, bunu hangi tarihten isterseniz ba latal m; ama 1838 Ticaret Anla mas yla beraber kristalize olan bir sre ba lam t r. Bu srecin esas na bakt m z zaman bu

srete kritik olan, taraflar aras nda asimetrik bir g ili kisinin geerli olmas d r. Kapitalistle en K ta Avrupa s , kapitalizmin sahip oldu u yay lma dinami inin sonucu olarak kar m za kan farkl co rafyalar ierme sreci ve nihayet Osmanl n n da bundan nasibini almas . Bu sre iyice netle ti inde kar m za 1838 deki Ticaret Anla mas gibi anla malar k yor. Dolay s yla, Osmanl n n son dnemi asimetrik bir denetime dayal bir kapitalistle me sreci olarak anlamland r labilir ya da anla labilir. Byle bir noktada u nemlidir: Bu srete tabii siyasetiler ok ba ka noktalara i aret edeceklerdir, sosyologlar ba ka noktalara i aret edeceklerdir, benim bakt m erevede bu eksen zerinde biz neye gre bakmal y z ya da neye gre de erlendirmeliyiz derken bir ba ka kavrama, birikim kavram na yeniden i aret etmek gerekecek Kapitalizm ncesi dnemlerde geerli olan, toplumsal art n birikim ve denetleme mekanizmalar n n, kapitalistle meyle beraber geirdi i dn m ve nihai olarak sermaye kategorisinin birikim srecine damgas n vurmas yla ya anmaya ba lanan kapitalist sermaye birikim sreci. Bu noktada nemli olan, indirgemeci bir perspektifin zaaflar ndan ka nabilmektir. Bunu sa layacak olan ise sermaye birikimi kategorisinden ne anla ld n a k ve net bir ekilde ortaya koymak olacakt r. Bu anlamda, kapitalist sermaye birikimi sadece soyut, iktisadi, dolay s yla teknik bir sre de ildir. Kapitalist sermaye birikimi, sermaye kategorisinin tan m gere i toplumsal bir niteli e sahiptir. Sistem perspektifinden bakt m zda sermaye birikimi kategorisi, toplumsal btnlk ve bunun yeniden retimi srecinde toplumu olu turan tm dzey, aktr ve ba lamlar birbiriyle ili kilendiren, kesi me aks n olu turan bir yer ve i leve sahiptir. Dolay s yla, alt yap m belirleyicidir, st yap m ? tart malar nda srekli olarak kar m za kan birinin di erini tabii k l p d lad bir ili ki de ildir sz konusu olan. Zaman-mekn ba lam nda anlam kazanan, kar l kl etkile ime, yani diyalektik bir ili kiye dayal , birbirini bu anlamda tamamlayan iki dzeyin, e zamanl olmayan de i imini grmek, anlamak kritik bir nem ta r. Sermaye birikimi kategorisini byle bir ierikle d np kulland m zda iktisadi indirgemecili in potansiyel olumsuzluklar n a mak mmkn olacakt r. Dolay s yla, burada unu sylemek mmkndr: Osmanl n n son dnemde ya an lan kapitalist sermaye birikimi, denetimin asimetrik bir niteli e sahip oldu u bir sre olarak ba lam , 1920 lere kadar bu ekilde gelmi tir. Osmanl n n, son dneminde bu srece mdahale etmeye dnk ciddi hareketler vard r; Me rutiyet ilanlar gibi. Me rutiyet ilanlar ayaklar yere basmaya al an, di er bir deyi le bir referansa gre ortaya kan mdahalelerdir. Burada referans nedir? diye sordu umuzda dnp kapitalizmin ortaya kt dnemde K ta Avrupa s ndaki netlik kazanmaya ba layan olu umlara bakmak gerekecek. Ayd nlanma Felsefesi nin kendi iinde ya ad dn mn somut pratikler haline geldi i bu srete ortaya kan ynetmeye dair iddialar, laiklik, parlmentarizm gibi dn mlerde ifadesini bulmu tur. Bu sre, sermaye birikimine dair daha nce sylediklerimin net bir biimde izlenebilece i bir dnemdir. Bunlar n Osmanl ya yans mas nas l olmu tur? Me rutiyet ilanlar , parlamenter denemeler vs gelir ncelikle; bunlar ok h zl geiyorum. Bunun sonucunda kar m za srece bir ba ka mdahale denemesi olan, kar k yap s yla ttihat Terakki ve temel iddias olan milli iktisat anlay kar. ttihat Terakki nin temel meselesi, srmekte olan asimetrik denetime dayal sermaye birikimine bir ey ad na mdahale etmek; ama ttihat Terakki nce bunu ok oturtturamaz, yani mevcut objektif ko ullar nedeniyle o ey ne olacak? sorusu srekli de i ecektir tarihinde. rne in, nce bir Osmanl l k esprisi vard r, Osmanl l k ad na bir mdahale? Daha sonra bu tutmaz; nk objektif ko ullar ortadan kalkm t r, biraz slam-Turan kar m bir eye dner, o da olmaz. En sonunda Trk milliyetili i meselesine do ru gider. Bu tabii eksik kalm , bir anlamda bir ulusla ma deneyimidir, yar m kalm diyelim. Yar m kalmas n n da demin syledi im gibi ok objektif nedenleri vard r. Objektif nedenler derken buradaki benim akl mda olan udur: Ulusla ma srecinin ta y c s burjuvazidir. Osmanl n n son dneminde nas l bir burjuvaziden bahsedebiliriz? diye bakt m zda daha ok tabii K ta Avrupa s yla bir ekilde ili kisi olan, dolay s yla var olan asimetrik ili kiden nemalanan, komprador bir burjuva vard r; bunlar esas olarak Osmanl da az nl k olarak tan mlanan kesimlerden olu urlar. Dolay s yla, Osmanl n n son dnemindeki ya an lan kapitalist sermaye birikimi srecinde bu tr bir burjuva kompozisyonu, yani az nl klar n a rl kl oldu u bir burjuva kompozisyonu vard r ve bunlar birikim srecinin kilit noktalar n , hem kendi adlar na hem K ta Avrupa s n n btn temsiliyeti ad na tutarlar. Byle bir ortamda ttihat Terakki nin srece mdahale etmeye dnk iddias n n hayata gemesinin nesnel ko ullar pek yoktur. Ko ullar n olu mas iin a k i gal ve i gale kar geli en Kurtulu Sava n beklemek gerekmektedir. Burada tabii bir ba ka kavram kacak kar m za; o da ulusla ma d r. Peki, ulusla ma nedir, bunu nas l anlayaca z? ok temel bir mesele, ulusla ma, nce bir ulus tan m yla, dolay s yla ulus bilinci ve/veya ulus d ncesiyle ba lar. Yani kurgulanan bir sretir. Yeni bir aidiyet, emsiye bir kavram olarak kar m za kar. Dolay s yla, her ulusla ma sreci bu anlamda bu kurgunun mant na uygun bir mekanizmaya sahiptir, bu da d lama ve ierme diye tan mlayabilece imiz, yani baz

unsurlar tan m erevesine alma, baz unsurlar d ar da b rakma. Sz konusu mekanizman n nas l i leyece i verili ko ullarla ba l olacakt r do al olarak. D lananlar kimler? . Osmanl n n son dneminde sermaye birikiminin kilit noktalar nda duran, sreci denetleyen az nl klar n nemli bir k sm d lanm t r. Bu sre elbette zamana yay lm , hatta 1950 lere 6-7 Eyll olaylar na kadar uzanm t r. erilenler kimlerdir? dedi imiz zaman ulusla ma srecinin do al bir bile eni olarak, bir st aidiyet olarak kar m za, Trkiye Cumhuriyeti vatanda l kacakt r ve bunun alt da bir sr farkl kkenden gelen insanlarla ya da topluluklarla doldurulacakt r. Kurtulu Sava nda malzeme zaten bildi iniz gibi Anadolu dur. Dolay s yla, Anadolu da var olan topluluklar k smen gnlllk esas , k smen zorla, tm o mekanizmalar n bir ekilde kar l kl i ledi i bir sre sonunda ekillenmi lerdir. Dolay s yla, kar m zda bu dn mle beraber bir ulusla ma iddias ortaya kacakt r. Bu iddiadan da art k Osmanl n n ya ad son noktada Bat ya ra men ya da kapitalizmin bu anlamda asimetrik bir denetimle ye erdi i bu co rafyada bir kapitalistle me iddias n n temel bile eni olarak ulusla ma srecini anlamam z laz m. nk ulusla ma dedi iniz mesele kapitalist bir kategoridir, yani kapitalizmin tarihine paralel olarak ortaya kar ve kapitalizmin kendi mant a s ndan da hem onu besleyen hem de sermayeler a s ndan bir tr farkl mevziler olarak tan mlayabilece imiz olu umlar olarak da ifade edilebilir. Yani Osmanl n n zlme sreci tersten okudu unda Balkanlardaki ulusla ma sreleridir. Bu zlmenin en son rne i Trkiye Cumhuriyeti dir. Burada kritik olan, demin syledi im anlamda mevcut sermaye birikimine iradi bir mdahalede bulunma potansiyeline sahip anlay n, yap n n ortaya kmas ve bu anlay do rultusunda da mevcut ekonominin ulusal dn mnn sa lanmas d r. Trkiye 1923 itibariyle, yani sava biter, ertesinde Lozan Antla mas imzalar, bundan sonraki srete Trkiye bu dn me bylelikle ilk hareketini vermi olur. Temel mesele udur: Bir tr mdahale sreciyle ileriye dnk olarak kapitalist toplum yaratma projesi. Bu proje o zaman bir dizi farkl kavramla ifade edilirdi. Yani kapitalizm fazla kullan lmaz, muas r medeniyet , Bat l la ma gibi kavramlar asl nda kapitalizm anlam na gelmek zere kullan lan kavramlard . Evet, kapitalist temelde rgtlenmi bir toplum yaratma projesi ve bu projenin ta y c s olan tarihsel aktrler nemlidir. Tabii tarihsel aktrler dedi imiz zaman burada yine geriye dnp referansa bakmam z laz m. K ta Avrupa s nda kapitalizm ortaya kt nda hangi tarihsel aktrler vard , burada hangi tarihsel aktrler var? Bu konu da literatrde ok tart mal alanlardan biri 1920 li y llarda Trkiye deki s n f kompozisyonu nas ld , neydi ve dolay s yla, ya an lan dn m bu s n flarla nas l ili kilendirilmeli? Kapitalizmin ortaya kt srelerde temel aktrler s n flard r, yani burjuvazidir, i i s n f d r, bunlar n aras nda kyller vard r, aristokrasiyle mcadele halindedirler vs. Trkiye ya da benzeri deneyimlere bakt m zda Trkiye deki deneyimde kar m zda gerekten bir burjuvazi s n f olarak yok, i i s n f diyoruz; ama hangi anlamda diyoruz? nk o dneme dair yap lan tart malarda s n f kompozisyonu konusunda bence ciddi bir anlam karga as olmu tur. S n f var m d r, yok mudur? konusuna kadar giden bir tart mad r bu. S n f var m d r, yok mudur? diye bir eyi tart mak ok mant kl de il, toplumlar s n fl d r. O zaman bizim kulland m z ya da bizim anlad m z anlamda s n f nas l ay rt edece iz? Burada kritik olan udur; Herhangi bir s n f kendi ad na tarihin ak na mdahale etme iradesine sahipse tarihsel olarak bir aktrdr, bir s n ft r, ama tarihsel olarak da mdahale etme gcnden yoksun oldu unda sadece vard r. O zaman nas l olacak bu mesele? Evet, bu durumda kar m za s n f temsiliyeti zerinden var olan di er aktrler kacakt r. Trkiye de bu anlamda objektif olarak s n f temsiliyetine sahip olan askersivil brokratlard r. S n f temsiliyeti burada nerede kar m za kar ya da nas l bir anlam vard r? Zaten bir kapitalist toplum yaratma projesinden bahsediliyorsa, bunun ta y c l n ve bu sreci denetlemeyi kendilerine bir misyon olarak addetmi lerse burada ciddi olarak bir temsiliyet meselesi vard r. Kendilerinin kkenleri ne olursa olsun, yani herhangi bir s n fa ait olup olmamalar bu anlamda ok nemli de ildir. Dolay s yla, 1920 li y llarda s n f temsiliyeti esas na dayal bir dn m ya anm t r; bu anlamda Trkiye bir burjuva devrimi ya am t r. Ama bu s n flarda temsiliyet meselesini ak lda tutarak bunu sylyorum. Sonuta bir dn mdr, ileriye dnk olarak model ve proje bellidir, mesele bunun nas l hayata geirilece idir. Tabii o dnemin ko ullar nda bunun hayata geirilmesi sadece Trkiye yle ba l bir ey de il, konu man n ba nda sistemden bahsettik hat rlarsan z o tan m erevesinde; bir, dnyadaki genel e ilimler, art Trkiye deki mevcut dinamikler, bunlar n kar l kl etkile imi. ok k saca dnyaya bakt n zda, dnya 1900 lerin ba itibariyle, hatta 1830 lardan sonraki srete bir tr krize dolay s yla gerilime girer ve bu gerilim nihayetinde Birinci Dnya Sava yla noktalan r. Birinci Dnya Sava , somut yani ba lan lmas na neden olan amalara hizmet eden bir sava olmam t r. Hegemonya sorunu zlmemi tir; dolay s yla, co rafyan n payla m na dair sorun netle memi tir ve bu sorunlar daha sonras na ertelenmi tir. Bu sorunlar da

biliyorsunuz Avrupa n n kinci Dnya Sava nda asgariye indirilecektir ya da byk oranda zlecektir. Tam byle bir konjonktrde ulusla ma iradesi olarak; dolay s yla, her ulusla ma bir egemenlik iddias d r, bir co rafyadaki birikimin olanaklar n bir temsiliyet ad na denetleme ve o ereve iinde de ileriye dnk bir toplum yaratma projesi. Bu dedi im gibi farkl isimlerle adland rabilir, i te muas r medeniyet seviyesine kmak, bat l la mak ya da modernle mek vs gibi. Dikkat ederseniz ulusla ma dedik, o zaman ulusla man n temel kategorileri nelerdir, yani biz bunu nas l, neyle ay rt edece iz? Bu noktada hukuksal dzenlemeler, hukuksal farkl la malar kritik bir neme sahiptir. Dolay s yla, rne in ayd nlanmay izleyen srete seklarizm, laiklik meselesi bugn Trkiye deki tart man n ok daha tesinde siyaset yapmaya, ynetmeye dair bir iddiad r. Dolay s yla, laiklikte ne olmu tur? Art k ynetme hakk tanr n n birilerine ba olmaktan kart lm , herkes iin olabilecek ya da herkesin bir ekilde mdahale edebilece i hukukun garantisi alt nda bir alana ta nm t r. Trkiye de de benzer bir sre ya anacakt r; ama art k burada tabii bir mekanizman n srekli i ledi ini grmemiz laz m. Kapitalizme dair yapt m z o tan m erevesinde temel eksen e itsiz ve bile ik geli medir demi tik. E itsiz ve bile ik geli me dedi imiz zaman asl nda burada sadece iktisadi bir ili kiden bahsetmiyoruz. Yani nas l ki, sermaye birikimi sadece iktisadi bir sre de ilse, e itsiz ve bile ik geli me de sadece iktisada dair bir ili ki de ildir, bir etkile im de ildir, olas tm alanlarda i leyen bir mekanizmad r. Mesela, e itsiz ve bile ik geli me dedi imiz zaman ulusla ma srecinde bunu izleyebilirsiniz. Ulusla ma srecinin K ta Avrupa s ndaki rneklerine bakt n zda kapitalizmin geli me dinamikleriyle beraber bunu d nd mz zaman nas l bir yap lanma ortaya km t r? K ta Avrupa s nda kurumlar oturmu , dolay s yla, gl ulus-devletler ortaya kar. Hukuksal dn m en ince ayr nt s na kadar d nlp, hayata geirilmi tir; dolay s yla, hukuksal yap sistemin kendisini yeniden retme mekanizmas n n en nemli unsuru ya da aya haline gelmi tir. Ge ulusla an lkelerde, Trkiye de, Balkanlardaki di er lkelerde ve daha sonra ya an lan ulusla ma deneyimlerinde, e itsiz ve bile ik geli me yasas na paralel olarak ortaya kan kurumsalla ma, referans kadar gl ve sa lam olmam t r. O zaman kar m za ba ka bir yap lanma kacakt r, ge ulusla an lkelerde merkezdeki gl ulus devlet yap lar na kar l k daha zay f ulus-devletler; ancak kurumsalla man n zafiyetini telafi edecek kadar da otoriter yap lar. Dolay s yla, 1920 li y llarda yeni bir toplumsal sistemin ncelikle me ruiyetine dair bir sorun vard r, bu me ruiyet nas l sa lanacak? Yani insanlar n gznde byle bir sistemin hakl k l nmas laz m; bunun bir sr mekanizmas vard r, bu gnlllk esas na gre olur, bu bir tr zorla olur; ama bu me ruiyet sorunu her ulusla ma srecinin kritik noktalar ndan bir tanesidir. Elbette nemli olan sadece byle bir dn mn ya anm olmas de il, esas itibariyle bu dn m srekli k lacak mekanizmalar devreye sokabilmek. Yani kendisini, sistemi, yeniden retir hale getirebilmek burada yine kar m za hukuk kacakt r, hukuksal dzenlemeler kacakt r, ders kitaplar nda anlat lan tm hukuksal alanlar n yeniden dzenlenmesi, yeniden tasarlanmas meseleleri. Elbette temel mesele kapitalizmin tan m na uygun bir hukuk sisteminin olu turulmas . Di er bir deyi le, retim aralar n n zel mlkiyeti ve buradan treyen haklar n garanti alt na al naca dolay s yla sreklili in sa lanaca bir yap lanmay ortaya karmak. Trkiye de ya an lan kapitalistle me srecine bir tr mdahale etmek arzusunda olan; ama ok da fazla bu potansiyele sahip olmayan taraflar var. Bu taraflar 1923 zmir ktisat Kongresinde bir ekilde bir araya geldiler. zmir ktisat Kongresindeki temsiliyet ne esas nad r? Bir ynden bakarsan z, s n f esas gibi grrsnz, di er ynden bakars n z meslek esas na gredir. Ama kritik olan udur: rne in, s n f esas dedi inizde amele birli i vard r ameleleri temsilen. Peki, bunlar kimdir, nas l ortaya km lard r, nas l bir temsiliyettir; asl nda orada temsil edilen ameleler, yani o dnemin i ileri, Milli Tccar Derne ini kuran Karaky de liman i letmesinin imtiyaz n alan Ahmet Hamdi Ba ar, Limanc Hamdi diye de bilinir, limanda al an i ilere bir dernek kurdurtur ve bunlar da kongrede ameleleri temsil ederler. Dolay s yla, mesela s n f temsiliyeti dedi imiz zaman da hangi s n f, kim taraf ndan, nas l temsil ediliyor, buralarda da ciddi sorunlar var. Kongrede byk toprak sahipleri temsil edilir, ticaret burjuvazisi temsil edilir, zaten sanayi diye bir olu um objektif olarak yoktur. zmir ktisat Kongresinde, en ba ta vurgulad m anlamda liberalizmin tan mlad kararlar al n r. Sanayi Te vik Kanunu vard r, a ar n kald r lmas vard r; bunlar n hepsi bir taraftan da me ruiyet sorununa dnk hamlelerdir ve nemlidir de, yani a ar n kald r lmas bir taraftan ciddi olarak me ruiyet meselesidir. nk a ar Osmanl dan gelen bir vergi, bir ba ka ynetim iddias yla ortaya kan kadro a s ndan me ruiyeti zedeleyen bir eydir. Ayni olarak al nan; dolay s yla, parasalla mam ekonomiye ait bir vergiyi siz parasalla t rmaya al t n z ekonomide kullanamazsan z, bunun kalkmas laz m. Ama ayn zamanda verginin muhataplar kimlerdir? diye bakt n z zaman Trkiye nin yzde 90

o dnem kyldr, hatta yzde 95 i diyelim. Dolay s yla, onlar n gznde me ruiyet kazan labilmesi a s ndan da bu nemli bir atak olmu tur. Burada bir ba ka soruna, daha sonra da yeniden dnmek zere k saca de inmek istiyorum o da Trkiye de 1923 itibariyle ba layan kapitalist geli me srecinin dnemlendirilmesine dair bir mesele. Genel olarak kitaplarda dneme ait u ekilde bir tan m yap l r; 1920 li y llar, 1929 a kadar Trkiye ekonomisi liberal bir ekonomidir, Dnya krizi ba lar, bundan sonra devleti ekonomi olur, ondan sonra sava vard r, sonra Demokrat Parti dneminde yeniden liberal olunur vs. Bu bence tamamen srecin anla lmamas zerine kurulmu bir dnemlendirmedir. Burada soruna biraz daha mesafe koyup en sonunda syleyece im eyi imdi syleyerek devam edece im. Bence ba ta yapt m, yani liberalizme dair tan m erevesinde zel mlkiyetin tesis edilmesi, sreklili in sa lanmas ve de erlenmesinin, ko ullar n n yarat lmas olarak ifade edilen tan m erevesinde Trkiye de ncelikle 1923 ten bugne kadar geen sreci, sermaye birikimi srecini - liberal olarak tan mlamak mmkndr ve ben de yle tan ml yorum. nk liberalizm kapitalizmin kurucu ideolojisidir. Dolay s yla rne in, devletilik denilen uygulamalar da benim referans verdi im tan m n tam iinde olan tasarruflard r. Yani devletilik olarak tan mlanan uygulamalar ya/da mdahaleler hibir zaman tarihsel olarak liberalizmin d lad ya da kar s na ald bir uygulama olmam t r. Bu izgideki tart ma esas itibariyle liberalizmin nitelik ve s n rlar na yneliktir. 1923 itibariyle sreci btn ini - k lar yla ve farkl l klar yla neye gre tan mlayaca z? Dolay s yla, bir dnemlendirme yapmam z gerekiyorsa burada neleri esas alaca z? Byle yakla ld nda, 1923 itibariyle Trkiye deki kapitalistle me srecinden, tabii art k ulusal bir kapitalistle me srecinden bahsediyoruz. Yani mevcut birikimin yerel olarak denetlenmesine dayal bir egemenlik iddias n n ortaya at ld ve kendi mant ki sonucuna ula t bir ulus-devlet yap s ve ynlendirdi i bir sermaye birikimi sreci. Byle bir erevede 1923 ten bugne kadar geen srecin ana aks n bence anlamak iin kullanmam z gereken temel kavram kapitalist sermaye birikimi kavram . Kapitalist sermaye birikimi srecinin dolay s yla kendi ini - k lar na paralel bir anlama abas , belki sreci daha da net hale getirecektir. Trkiye deki kapitalistle me srecinin bu tr perspektifle ele al n rken k r lma noktalar nerededir ya da bir dneme endeksli olarak bu sreci anlayabilir miyiz? Burada bir ba ka noktaya daha i aret etmemiz gerekecek; nk Trkiye ye dair ya da herhangi bir lke de olabilirsadece o lkeye bakarak bir ey sylememiz son derece eksik kalacakt r. E er biz sistemin btnselli inden bahsediyorsak, kapitalizmin btnselli inden bahsediyorsak btnn iinde yer alan paran n yani, bu durumda herhangi bir lkenin sahip oldu u dinamikleri ve zelliklerini gz nne almam z laz m. Ama bir de iinde yer ald btnn genel e ilimlerini ve dolay s yla parayla btn aras ndaki ili kiyi, bunlar aras ndaki kar l kl etkile imi gz nne almak gerekmektedir. Kurulan ili kinin sonucunda nas l bir yap kmaktad r? Bunlara bakarak ancak tm bu sreleri anlama ans m z olacakt r diye d nyorum. 1920 li y llar, bir taraftan ulusla ma projesinin hayata geirildi i y llard r, bunun kendi iinde sorunlar vard r, yani bugn tart lan sorunlar n nemli bir k sm o dnem bir ekilde var k l nm t r. Yani bunu siyasal slam dan Krt meselesine kadar gtrebilirsiniz, tm bu alanlardaki gerilimlerin elbette ki, kurulu srecinde yap lan tasarruflarla ok do rudan ili kisi vard r. Byle bir ulusla ma projesinin, dolay s yla ulusal bir kapitalizm yaratma iddias n n o dnem objektif ko ullar var m yd ? Daha nce vurgulad m erevede, ulusla ma bir egemenlik iddias d r, bir irade beyan d r. Bunu nce yle ya da byle sisteme kabul ettirmeniz laz m, sonra ieride bunun me ruiyetini sa laman z laz m; bu iki ayak bir ekilde birbiriyle ili kilendirilmek zorundad r ki, ortaya somut bir tablo ks n. 1923 itibariyle zellikle Lozan Antla mas yla Trkiye deki ulusla ma sreci tescil edilmi tir. Yani tamam, siz art k bir ulusdevletsiniz ve buna gre de sistem iinde bir yeriniz var. Bu nemlidir, ok nemli bir meseledir. O dnemin bir ba ka ok nemli iddias nedir? Bir ulusal burjuva yaratma meselesi; hemen sabahtan ak ama olacak bir mesele de ildir, srece ba l bir eydir; ama bu iddia da ok nemli, ifade etmeye al t m liberalizm tan m na da uygun bir iddiad r. Yani i i sahibine teslim etmenin ba ka bir ifade edili biimidir; ama bu uzun bir zaman alacakt r. Trkiye 1920 li y llarda bir hukuksal yap s n , kapitalizmin kendini geli tirebilece i bir forma dn trm tr. Mevcut toplumsal ili kilerini bu hukuksal yap ya ba l olarak yeniden tan mlama srecine girmi tir. Tabii br nemli ayak ekonomik yap s na da konjonktrn izin verdi i ya da mmkn k ld s n rlar erevesinde dn trmeye dair bir iddiayla ortaya km t r. Dn trme dedi imiz zaman mevcut ekonomik yap n n, tar ma dayal yap n n zp sanayiye dayal bir yeni yap ya dn mek. 1920 li y llar n temel meselesi budur. Bu dn m sadece o dneme ait bir mesele olmam t r. Trkiye de bugn hl biliyorsunuz tar mla u ra lmak durumunda, farkl bir mant kla da olsa u ra l yor.

Dolay s yla, 1920 li y llar n sonlar na gelene kadar baz k s tlar vard r. rne in, Lozan Antla mas n n k s tlar vard r, i te 1917 deki gmrk tarifelerini 1929 a kadar de i tiremeyeceksiniz derler, gmrkler s f rd r; byle bir taahht yapar Trkiye. Bu dneme liberal denilmesinin tek nedeni de liberalizmi bir tr d ticaret serbestli i olarak tan mlanmas d r.1929 a kadar Trkiye d a a k bir ekonomik yap ya sahiptir. Tabii bu sermaye birikiminin ulusal denetimini nemli oranda etkileyen ya da s n rlayan bir meseledir. Yani kendi birikim olanaklar n z denetleyebilmeniz sizin kendi egemenlik s n rlar n z da denetleyebilmenizden geer. Yani o dnem bir Misak Milli s n r iddias vard r, bunun iin ciddi at malar ya anm t r. Dnemin nemli vurgular ndan biri siyasal ba ms zl kazand k ama bunu iktisadi ba ms zl kla tamamlamam z laz m d r. Bu vurgudan hareketle Misak Milli denilen ulusal s n r iktisat a s ndan de erlendirdi inizde, ya da bunu iktisada tercme etti iniz zaman kar m za ulusal pazar kar. Byle bir btnsellik iinde, bu pazar n olanaklar nas l denetlenecek, bu pazardaki mevcut tm dinamikler sermaye birikiminin mant na uygun bir ekilde yeniden nas l bir araya getirilecek? Mesele zaten budur. 1929 a kadar geen srete ncelikle bu denetimin bir aya nemli oranda eksiktir, yani mevcut ko ullarda ieriye giri ve k lar , dolay s yla pazar denetleyemiyorsan z hareket kabiliyetinizin de s n rlar vard r. Lozan Anla mas n n ba ka sonular da vard r; ama bizim a m zdan ilk etapta bu durum nemli. 1929 y l nda gmrklerden kaynaklanan sz konusu i k s tlama kalkar ancak ayn zamanda 1929 dnya kapitalist sistemi a s ndan yeni bir dneme de i aret eder, bu da dnya ekonomisinde bir krizin kmas . Dnya ekonomisinin hiyerar ik yap s nda, I. Dnya Sava ncesinde ba layan bir zlme sreci vard r, 1929 itibariyle kriz nedeniyle tamamen da lm t r. Dolay s yla, o hiyerar ik yap n n ortaya kartt s n rl l klar da paralar a s ndan bu srete en az ndan ciddi oranda gev emi tir. Ayr ca bunun zerine bir de Trkiye a s ndan yeni ulusla ma projesinin iddialar binmektedir. Bunlar n hepsi bir araya geldi inde kar m za 1929 itibariyle Trkiye de , devletilik olarak adland r lan bir sre ba lar. Devletilik konusunda birok tart ma vard r, ayr ca bu konu dnemin ayd nlar aras nda da yap lan tart mad r. 1930 lu y llarda Trkiye de uygulan lan iktisat politikalar devleti olarak nitelendi i zaman, birileri devlet kapitalizmi der. Ben bu perspektiften bakarak devletilik zel sektre kar d r tr iddialar n ok sa l kl olmad n zellikle de devlet kapitalizmi tan m n n son derece kafa kar t r c oldu unu d nyorum. Hay r, devletilik zel sektre kar de ildir, e er kapitalizmden bahsediyorsak, kapitalist bir ekonomik yap lanmadan bahsediyorsak devlet, kapitalist bir ekonomide ya da kapitalist bir sistemde, kurulu a amas nda, kurulu un ko ular n yaratmakta kritik bir aktrdr; nk devlet yukar da duran bir ey de ildir, toplumdaki s n flar n bir ekilde temsil edildi i yap d r. Dolay s yla, toplumla organik ba vard r. Bu anlamda devletilik denilen sre zel sektrn nnde bir engel de ildir, sistemin uzun dnemli karlar ad na o dnem devletin mdahaleleri nemlidir. Bu mdahaleler zel sektre ra men ya da ona kar yap lan mdahaleler olmam t r. Ara t rmalara bakars n z, Trkiye deki zel sektre ili kin yap lan, rne in Erdo an Soral n 1970 lerde yapt bir ara t rmada, zel sektrn h zla ivme kazand y llar n ilk dnemi, devletilik y llar d r. u an oran akl mda de il; ama orada i te devletilik y llar , Demokrat Parti dnemi falan diye gider. Nihayetinde ne olmu tur? devletilik uygulamalar yla, plan dhilinde bir sanayile me e i i atlan r, zaten 1937 den sonra da ba ka bir planda uygulanmaz. Yani devletili in bu anlamda ok da uzun bir mr olmam t r. Burada kritik olan kapitalizmin geli mesi iin, asgari ko ullar n bilinli olarak yarat ld ilk dnem olmu tur. Yani iradi mdahalenin en bilinli olarak yap ld devletilik dnemdir ve bu anlamda da sistemin mant na uygun bir mdahaledir. Yani kapitalizmin geli mesine dair mdahaledir; bu anlamda da devlet, ne zel sektre kar d r ne de kendi ad na mdahale etmek gibi meselesi vard r, zaten objektif olarak da olamaz. Burada tabii ba ka tart malar var, kapitalist bir toplumda ya da sistemde devlet nerede durur ne yapar, s n f temsiliyeti nas ld r? vs. gibi tart malar. Devletin greli bir zerkli inden bahsedilir, bu kavram tart mal d r; ama ben bunu kullanmay tercih ediyorum. nk devleti s n flarla ili kilendirirken, kritik neme sahip olan, sistem kavram , daha nce tan mlad m z haliyle devletle aras ndaki ili kiyi de gz nne ald m z zaman, sistemin uzun dnemli karlar sz konusu oldu unda devletin tasarruflar mevcut s n flara ra men olabilir. Bu ba lamda s n f dedi imizde, ki iler ya da u firma ya da bu firma de il, tarihsel bir aktr olarak s n ftan ve s n f temsiliyetinden bahsediyoruz. Bu anlamda nemli olan o dnem var olan ki iler vs de il, s n f kategorisinin sreklili ini sa layacak asgari ko ullar n yarat lmas d r ve devlet de bu i levi yerine getirmi tir; bu anlamda da 1930 lu y llarda ilk sanayile me e i i sa lan r. Bu dnem bir taraftan da art k s n flar n yava yava ve do al olarak ekillenmeye ba lad y llard r. Bu sre, 1939 y l itibariyle, kinci Dnya Sava n n kmas yla kesintiye u rar. kinci Dnya Sava asl nda Birinci Dnya Sava ndan ertelenen zlmemi , zme ula amam sorunlar n neticesinde ortaya kan bir sava t r ve Trkiye nin tek

ans o dnem bu sava a fiilen girmemi olmas d r. O dnem smet nn ve siyasal kadrosunun basireti byle bir y k m nlemi tir, o gn iin ve daha sonras iin ok nemlidir. Burada kritik olan udur: 1945 itibariyle Trkiye deki kapitalist dn mn ne kadar n n iradi olarak belirlenebilece i, yani yerel olarak belirlenebilece i, ne kadar n n d ar yla ili kilendirilebilece i sorunudur. Art k 1945 itibariyle, a a yukar yz y ll k karga a ve belirsizlik dnemi nihayete erer ve dnyada kapitalizmin yeniden kurgulanaca yeni bir dneme girmi tir. Dolay s yla, kapitalizmin dayand temel, hiyerar ik yap yeniden olu turulacakt r, en ba ta syledi imiz haliyle bunun sreklili ini sa layacak yeni olu umlar, yeni kurumlar devreye girecektir. Bylece k smen 1920 li y llarda; ama esas olarak 1930 lu y llardaki dnya kapitalizmindeki hiyerar inin paralanm l n n sa lad olanaklar n art k s n r na gelinmi tir. Art k dnya ekonomisinde yeni bir i blm olu acakt r, kapitalizmin mant na uygun i blm hiyerar i, g dengeleri ya da g ili kilerine ba l olarak biimlenecektir ve Trkiye de burada bir ekilde yer alacakt r. O zaman art k bu 1920 li ve 1930 lu y llardaki tart malar bir ba ka biime dn ecektir. Ama bu bo luk anlam na gelmez; D ar dan gelen bir etki, yani sistemden gelen etkiler var, bir de ieriden gelen etkiler var. Bu ikisi bir ekilde uyumlu hale gelir. Yani tarihsel ve toplumsal anlamda, toplumlarda Mbeccel K ray hocan n dedi i gibi bo luk olmaz, bir ekilde bu bo luk dolmak durumundad r ve dolar da. Trkiye de sava y llar asl nda sermaye birikimi a s ndan ticari sermayenin ok h zla birikti i, yani birikimin esas olarak ticari sermaye lehine i ledi i bir sre olarak kar kar m za ve dolay s yla daha sonraki srete siyasal iktidara kar iddialar n bu sava y llar nda edinilen gle ciddi ili kisi vard r. Yani bu ko ullarda art k s n flar n kristalle meye ba lad , hafif hafif u vermeye ba lad , kendi adlar na bir g olma iddialar n n hemen hemen ekillenmeye ba lad yeni bir sre ba lar Trkiye de. rne in, bunu en iyi anlatan ey 1948 y l nda yap lan ktisat Kongresidir. Bin ki ilik bir davetli vard r, Tccar Derne i dzenler, ciddi olarak i iler ve kyller d nda tm s n f ve kesimlerin temsil edildi i bir kongredir ve ayr ca mevcut siyasal iktidara ra men gerekle tirilmi tir. Bir s n fsal kompozisyon bu anlamda ekillenme srecine girer ve dolay s yla bu ekillenmenin objektif sonular da yava yava ortaya kmaya ba layacakt r. ok kabaca unu syleyeyim: Bu noktaya kadar konu tu umuz ereveye bir ad koymak gerekiyorsa asl nda bu bir kurulu dnemi olarak tan mlanabilir. Yani di er sylediklerimle ili kilendireceksek, benim liberalizme dair yapt m ya da kendi a mdan kabul etti im tan m erevesinde; liberalizm kapitalizmin bir kurulu ideolojisidir, bu sre de bu tan ma uygun ya anm t r, hayata gemi tir. Elbette, tarihte yle b akla keser gibi bugn bitti, yar n ba ka bir ey ba lad demek mmkn de il, toplumda da mmkn de il. En kaba haliyle 1945 itibariyle ba layan sre art k eskisi gibi olunamayacak yeni bir srece de i aret etmektedir. Bu noktada ba ka kavramlar da devreye sokmak gerekir. Daha nce vurgulad m gibi; Kapitalist sermaye birikimi uluslararas dzeydeki geli me e ilimleri a s ndan hem uluslararas hem de tek tek lke baz ndaki geli me e ilimleri a s ndan e itsiz ve bile ik bir geli me srecidir. Srece ok uzun vadeli bakt m z zaman, yani kapitalist bir sermaye birikimi srecine ok uzun vadeli bakt m zda bunun objektif ok temel iki sonucu vard r. Bunlardan bir tanesi bu srecin srekli bir meknsal geni lemeye dayanmas , meknsal geni leme sistemin uluslararas dzeyde yeniden retimi iin kritik bir mesele. Bir de buna paralel olarak i leyen, sermayenin merkezile mesi ve yo unla mas dedi imiz, teknolojik geli me ve rekabet mekanizmas n n i lemesiyle ya anan sre. 1945 itibariyle ne de i ti? sorusuna bu erevede geri dnd mzde yeniden yap lanma, elbette sermaye birikiminin uluslararas dzeyde geldi i noktan n ihtiyalar na cevap verecek bir ekillenmeye gidecek, ayr ca ulusal ekonomiler de ortaya kacak kendi zgnlkleriyle bir anlamda yeniden yap lanmaya entegre olacaklar. Azgeli mi lik ve/veya geli meye ili kin literatrde yap lan tart malarda i dinamik-d dinamik kar tl vard r, yani her eyi i dinamikle a klayanlar vard r, her eyi d ar dan gelen etkiler ile a klayanlar vard r. Bu tr bir kar tl k bence ok anlaml de il, bir k s m al malarda da ayn ey syleniyor zaten. ve d dinamik denilen etkilerin bir ekilde kar l kl uyum ya da dengesinin nerede kuruldu u entegrasyon a s ndan kritik bir neme sahip. Dolay s yla, bir lkenin uluslararas yeniden yap lanan i blmne entegrasyonu dedi imiz zaman uluslararas yap dan gelen etkiler nemlidir; bylelikle, sermayenin uluslararas dzeydeki beklentileri ve geldi i noktadaki ihtiyalar nemlidir. Art bir de hangi lke, Trkiye rne inden bahsediyorsak, Trkiye nin bu sreteki kendi i dinamikleri nemlidir. ki dzeyin kar l kl etkile imi ile bir tr uyum sreci sonunda geerli g ili kilerine ba l olarak bir denge olu acakt r ve entegrasyon da buna uygun olarak gerekle ecektir. Bu uyum sreci do al olarak kar l kl bir tr al veri tir, geerli olan mant a gre i leyen al veri tir. Siz entegre olmak istiyorsan z, sizin deyece iniz bedeller vard r, sistemin sizi iermek gibi sorunu varsa onun da deyece i bedeller vard r, bu ikisi aras nda zaman iinde bir denge olu ur. Sz konusu uyum srecinin sonucunda, uzun dnemli bakt m z zaman kar m za stratejiler kacakt r. Yani daha sonra kaynaklara kalk nma stratejileri ya da geli me stratejileri olarak giren stratejiler kacakt r.

Trkiye, i dinamikleri ya da toplumsal yap s na dnk ciddi sonular olacak kararlar alarak bu srece entegre oldu ve neler yapt ? nce bildi iniz gibi o klasik ayr m, zgr dnya, do u-bat bloklar meselesi erevesinde ncelikle bir siyasal ynetim biimine dair bir tasarruf ortaya kmas gerekiyordu. Yani tek parti ynetimi art k, ya an lan sre sonucunda me ruiyetini kaybetmi ti. Dolay s yla, ncelikle ok partili hayata geme karar vard ve bunu almak zorundayd lar, d ar dan byle bir istek vard , elbette bu sadece d ar dan gelen bir istek de de ildi. eride tek partinin iindeki klikler zerinden gtrlen s n f temsiliyeti olan bir muhalefet ve bunlar n talepleri vard r. 1945 li y llara kadar geen srete s n f temsiliyetleri daha netle mi ti. Ticari sermaye a s ndan bakt m zda daha olgunla m t da diyebiliriz. zellikle ticaret sermayesinin a rl kl oldu u muhalefet ve bunun sonucunda kar m za Demokrat Parti olu umu kar ve bundan sonra Trkiye deki srecin nemli bir k sm bu ikilem zerinden tart lmaya ya da anla lmaya al l r. nk Demokrat Parti devleti olarak adland r lan uygulamalar ya da Halk Partisinin devleti olmas ya da kendisini yle tan ml yor olmas nedeniyle kendisine liberal der. Byle bir yapay ayr m ondan sonra Trkiye deki btn tart ma srelerinde nemli olacakt r, Halk Partisi devletidir, Demokrat Parti liberaldir; bundan sonra iki aks zerinde srekli bir tart ma yrr. Ba taki tan m d nrsek yapay bir ayr md r. Dolay s yla, devletiler veya liberaller ya da devletilik veya liberalizm tr bir ayr m kendi sistemsel btnl a s ndan son derece yapayd r. Srecin anlamas n n zorla mas nda bunun da bir etkisi vard r. Ayr ca yeni kurulan dnya i blm erevesinde soruna yakla t m z zaman, d ar dan gelen etkileri de hesaba katt m zda art k sreci anlamaya dair de i kenler ok farkl la acakt r. Trkiye bu tr bir siyasal dn m ya ar ve ticaretini liberalize eder. Burada liberalizm sadece teknik bir ieri e sahiptir, ticaretin liberalizasyonu denildi i zaman serbest yap lmas anlam na gelir. Gmrk vergileri, kotalar vs.lerle siz art k ierideki birikimi kontrol etmeyeceksinizdir, ilk etapta bu nemlidir yani entegre olmak iin gerekli, yap lmas art olan ko ullard r bunlar. Bir ba ka mesele, bir devalasyon yapma zorunlulu u vard r; nk Trk paras ok de erlidir; bu devalasyonun da teknik olarak bakt n z da objektif herhangi bir iktisadi mant yoktur. Yani Trkiye ihracat n artt rmak iin devalasyon yapt derler baz lar , ihracat rn yoktu ki zaten der. Birka tar msal rn vard , tar msal rnn ihracat n da ha deyince bir devalasyonla art ramazs n, hem d talebe ba l d r, hem art retim ko ullar tamamen iklime ba l d r, art en nemlisi teknolojiye ba l d r. Tar mda kullan lan teknoloji neolitikten bu yana, yani neredeyse on iki bin y ld r, karasaband . D ar dan gelen bir ba ka etkinin sonucu olarak, ieride ticaret burjuvazisinin de byk deste iyle, bu iki etki aras nda kurulan dengeyle byle bir devalasyon ya and . nk bunlar IMF ye ye olman n artlar d r, e er bunlar gerekle mezse IMF ye ye olamazs n z, IMF ye ye olamay nca da san yorum dnemin Ba bakan Sarao lu nun deyimiyle dnya ticaret nizam ndan tecrit edilirsiniz, kimsenin byle bir tercihi olamaz, hele ki yle ko ullarda. Bylece bu ikisi aras nda bir denge sonucunda kar m za art k s n fsal temsiliyetin yava yava olgunla maya ba lad yeni bir kapitalist geli me sreci ba lar. Yani sermaye birikimi, zellikle ticaret sermayesi ciddi bir olgunluk a amas na gelir. Trkiye nin bu entegrasyon srecinde toplumsal yap ya dair nemli sonular olan geli me Marshall yard m kapsam na al nm olmas d r. Bu durum uluslararas yeniden yap lanman n mant na uygun bir tasarruftur. Stratejik bir mesele vard r, do u ve bat gibi so uk sava ko ullar nda bir bloktas n z, di er blo un da tek s n r kom usunuz; burada tabii ok kritik bir jeopolitik avantaj vard r. Trkiye deki siyasal iktidarlar bu jeopolitik pozisyon meselesini ne kadar kullanm lard r ayr ca tart l r, ama uluslararas sistem bunu srekli gz nnde tutmu tur. Marshall yard m meselesinin toplumsal sonular na bakt n z zaman demin syledi im anlamda Trkiye deki tar m Neolitikten bu yana karasabanla yap lmaktad r, Anadolu nfusu yakla k Neolitikten 1920 li y llara kadar yap lan hesaplara gre 12 milyon civar ndad r, de i memi tir. 1940 y llara geldi inde 20 milyon civar na kar yanl hat rlam yorsam, nfusun artmas meselesi do rudan teknolojiyle ilgili bir meseledir. Burada bir ba ka noktaya da i aret ederek geeyim; daha nce syledi im gibi e itsiz ve bile ik geli me mekanizmas na uygun olarak Marshall yard m yla ba layan sre bir tr merkezile meyle sonulanacakt r; tar mda sektrnde bir toprak toplula mas na neden olmu tur. Birdenbire Trkiye tar m na traktr girer, sre iinde 30 bin traktre varan bir art t r bu. nce byk toprak sahipleri makineli tar ma geerler, art le e uygun olmayan iftiler de makineli tar ma geerler, sonra ald klar traktrn bedelini deyemedikleri iin hem ellerindeki topra kaybederler, hem traktr kaybederler, bu sefer kendileri a a karlar. Bu kyll n zlmesi meselesidir. zleyen srete resmen olmasa bile fiilen zellikle 1950 li y llar n ikinci yar s nda izlenilen stratejiyle a a kan kyll n g ve i ile me meselesi Trkiye nin gndemini olu turmu tur.

Demokrat Parti iktidar , Kore Sava konjonktrnde tar m rnlerinin artan fiyatlar ve talep dolay s yla ciddi bir ihracat geliri elde eder, ama 1953 itibariyle Kore konjonktr terse evrilmeye ba lad ktan sonra liberal , yani serbestlik anlam nda kulland m serbest ticaret meselesi de art k sona erer ve resmen olmasa bile fiilen Trkiye de bir ithal ikameci sre uygulamas ba lar. ncelikle burada sistemin uluslararas ihtiyalar yla ya da sermaye birikiminin geldi i nokta itibariyle onun ihtiyalar yla nas l uyumlu hale gelip gelmeyece i, ne kadar cevap verip vermeyece i meselesi nemlidir. 1950 li y llar itibariyle srecin i leyi srecinde liberalizm ya da devletilik tart malar nda hep devletin bir tr mdahalesinden bahsedilir. Devlet nas l mdahale eder? Fiilen ekonomide kendi i letmelerinde, kamu iktisadi te ekkllerinde mdahalecidir. DP, buna kar d r; rne in, parti program nda o zaman zelle tirme vard r; ama Trkiye deki K T lerin en h zla geli ti i dnemlerden biri de Demokrat Parti dnemi olmu tur. Dolay s yla, siyasi iktidarlar n tasarruflar ndan ba ms z, iradelerinden de bu anlamda ba ms z, devletin bir ekilde bu srecin iinde olmas sistemin mant gere idir ve bu sadece Trkiye ye zg bir ey de de ildir. Btn kapitalistle en, erken kapitalistle en bugnn merkez lkelerinde de ayn sre ya anm t r, Yani devlet bir ekilde bu i in iinde vard r, kamu iktisadi te ekklleriyle vard r, srecin asgari zemininin haz rlanmas biiminde vard r, her halkrda vard r. Tabii Demokrat Parti dnemi bir ba ka a dan, daha ok siyaset bilimcilerini ilgilendiren a dan daha nemlidir. Toplumdaki mevcut kutupla malar n son derece artt , toplumsal gerilimin son derece ykseldi i, Demokrat Partinin yneticilerinin bir anlamda basiretsizliklerinin de desteklendi i bir srece girilir. Burada kritik olan udur: Demokrasi sorunu; Demokrat Partinin ne kadar demokrat oldu u tamamen tart mal bir meseledir; nk sonuta tek parti iinden gelen bir kadrosu vard r, dolay s yla, temsil etti i kitleler a s ndan bakt n zda onlar n demokrasiye ne kadar ba lant l olduklar , tart mal d r. nsanlar n kafalar nda bu tr bir kltrn zaten olmad bir yerde bunlar da tart mak ok da mant kl de ildir. Ama sermaye birikiminin mant a s ndan bakt m zda 1950 li y llar itibariyle temsiliyet meselesi art k a a be yukar netlik kazan r. Demokrat Parti esnaf ve kyll temsil eder; nk toprak a alar , byk toprak sahipleri daha ok, a rl kl olarak bunun iinde vard r. Dolay s yla, mevcut toplumsal yap daki a al k kurumunun sonucu olarak da kyllk de byk lde Demokrat Partiyi destekleyecektir, dolay s yla ticaret sermayesinin a rl kla temsil edildi i bir partiden bahsediyoruz. Halk Partisinde de ok a rl kl olmasa bile muhakkak ticaret sermayesi vard r; ama ticaret sermayesinin bir ba ka aya daha fazla vard r, o da art k bu birikimde, yani ticari sermaye birikiminde bir tr olgunlu a gelen, birikimin olanaklar n , retime dnk alanlarda da kullanmak isteyen, bu anlamda olgunla m sermayeye sahip olan ve sanayi sermayesi olmaya aday, Ko vs gibi aileler, bir de do al olarak toprak sahipleri... Kabaca yle bir ayr m yaparsak, Bat ya do ru geldike byk toprak sahipleri Demokrat Partiyi destekler, do uya do ru gittike Halk Partisini desteklerler denebilir. 1959 y l itibariyle Demokrat Partinin ithal ikameci stratejiyi bir ekilde kurumsalla t rmaya dnk abalar n n da oldu u, yani ilk planlama te kilat n n kurulmas na dair al malar n ba lad bir y ld r. Tabii mevcut toplumsal gerilim, Demokrat Partiyle Halk Partisi aras nda eki me ve onun topluma yans mas vs gibi etkiler sonucunda 27 May sta Trkiye bir askeri darbe ya ar. Toplumda hibir olu um tek ba na rastlant ile a klanamaz, bu anlamda askeri darbeler de rastlant sal de ildir. Genel olarak birikimin geldi i bir tr olgunluk ya da bir tr dn me talebinin sz konusu oldu u noktalarda bu tr bir zora ba vurma daha sonraki tarihlerde de kar m za kacakt r. Bunu ok daha farkl bir dzeyde yle izleyebilirsiniz: uluslararas sistemdeki yay lma dinamiklerine bakt n z zaman hegemonya dnemi, krizler ve her kriz de bir sava la noktalan r. Yani Napolyon sava , ngiltere yle Fransa aras ndaki bir hegemonya mcadelesinin ifadesi olur, Britanya mparatorlu u hegemonyas kurulur, takip eden srete, Birinci Dnya Sava , hegemonyan n muhtemel taraflar Almanya, Japonya, Amerika aras nda geen bir at mad r. Burada yine kar m za bir kriz ve i te ikinci bir sava kar. Bunlar uluslararas dzeyde birikimin dn me isteklerinin somutla t dnemlerdir, uluslararas dzeyde birikimin belirli t kanma ya da a lma noktalar nda bu tr zor kullan mlar sz konusudur, bunu uluslararas dzeyde sava lar olarak grrsnz. lke rneklerine bakt n z zaman da -zellikle tabii ge kapitalistle en lkelerden bahsediyoruz- burada da kar m za askeri darbeler kar, Trkiye burada nemli bir rnektir, Yunanistan a bak n, ayn d r, Latin Amerika da darbeden geilmez. Ama bunlar hep bir tr mant k iinde ortaya karlar. 27 May s darbesinin sonucunda objektif olarak ne olmu tur? Trkiye de ithal ikamecili in resmen bir strateji olarak tan mland ya da benimsendi i bir sre ba lam t r. Bunun somutla t alan hukuksal belge bir anlamda anayasad r, bunun kendi mant ki sonular bu srete ortaya kar ve Devlet Planlama Te kilat anayasal bir kurulu haline getirilir,

ondan sonraki sreci planlayacak, tasarlayacak nemli gtr bu haliyle. Bu srete anayasada refah devleti ya da sosyal devlet bir kurum olarak kabul edilir. Bunlar hep byle kendi iinde birbiriyle bir tr mant k ba yla ba l geli meler olarak kar m za kar. erideki ticari sermayenin olgunla an sanayi sermayesi olmaya aday olan kesiminin bu ynde bir talebi vard r. Dolay s yla, onun ko ullar n n yarat lmas n istemektedir, art uluslararas sistemden de yine belirli trde bir sanayile me e i ini gemi lkelerde de uygulanmak zere kar m za ithal ikameci strateji kar. thal ikameci strateji az geli mi likle ilgili bir ey de ildir. Genelde srekli az geli mi likle do rudan ili kilendirilerek ya da zellikle 1960 l , 1970 li y llardaki tart malarda tek ba na azgeli mi lkelerle ili kilendirilir. thal ikameci strateji, kapitalizmin ortaya kt tm srelerde izlenilmesi mmkn bir stratejidir. Yani bugnn geli mi kapitalist lkeleri, merkez kapitalist lkelerinin ilk dnemlerine bakt n zda hepsi ithal ikamecili i uygulam lard r. Dolay s yla, buradaki espri, yani korunma esprisi tm sermayeler a s ndan bir ihtiyat r; bunun tabii hukuksal formu, ynetsel formu vs. de her yerde ba ka biimler alm t r. Dolay s yla, korunma dedi imiz zaman ya da ithal ikamecilik dedi imiz zaman do rudan bunun az geli mi likle bir ili kisi yoktur, btn kapitalistle me ya da kapitalist sermaye birikim srelerinde bu stratejiyi ya da buna paralel tasarruflar izlememiz mmkndr. Bunun uluslararas sistemle ili kisi nedir? Kapitalizmin uluslararas dzeye geldi i noktada 1945 sonras n tan mlayan en temel zelliklerden bir tanesi retici sermayenin uluslararas la ma potansiyelinin art k net ve a k bir hale geldi i bir sretir. 1945 itibariyle ba lamam t r; ama bu ihtiya zellikle sava n ertesinde ok belirgindir. Yani merkez lkelerde retici sermaye bir tr de erlenme sorunuyla kar la mamak zere uluslararas la mak zorundad r. Uluslararas la man n, dolay s yla ncelikle retici sermayenin byle bir ihtiyaca sahip olmas elbette yap n n tmn de nemli oranda etkileyecektir. Trkiye ya da benzeri lkeler, uluslararas la an retici sermayenin ihtiyalar na cevap verecek bir entegrasyona girmeleri gerekmektedir. Trkiye de zellikle soldaki tart malarda ithal ikamecilik, sistemin hiyerar isine ra men ya da ona kar bir stratejiymi gibi anla lm t r; ama sistemin btnselli i a s ndan ithal ikameci strateji, Trkiye ya da benzeri ba ka lkede, nerede uygulan yorsa, sistemin mant na uygun, retici sermayenin uluslararas la mas yla mant ki olarak uyumlu bir strateji olarak kar m za kar. Bu u anlama gelmez; d ar ya ra men de il, d ar yla beraber; ama art k burada ba ka bir olanak daha kar m za kar, bu da sermaye birikiminin, ulusal dzeyde yeniden denetlenmesi ko ullar na greli olarak yeniden sahip olmaya ba lam t r Trkiye de, 1930 lu y llarda uluslararas sistem krizdeyken ithal ikamecilik uygulanm t r, 1960 l y llarda ise sistemin h zla byd bir dnemde ithal ikameci strateji uygulanm t r. Demek ki, bu ikisi aras nda nce bir ayr m yapmam z laz m. Sermaye birikiminin krize girdi i ko ullarda uygulanm olmas bir anlamda zorlarsak, ra men anlam na gelebilir; ama birikimin h zla ykseldi i bir dnemde ithal ikameci uygulamalar sistemle bir tr ba da zorunlu hale getirmi tir. Burada espri nedir? Tabii her lke ithal ikameci strateji uygulayamaz. Belirli bir pazar bykl gerekir, asgari bir sanayile me e i i gerekir vs. Trkiye bunu uygulamaya ba lad zaman da uygulanmas na dair baz sorunlar vard , bir de d ar yla bu ili kiyi nas l kuraca z ya da buradaki mant nas l tan mlayaca z? retici sermayenin uluslararas la mas gibi bir dinamikten bahsediyorsak, asl nda btn sermayeler a s ndan korunan bir pazar, yani ithal ikameci bir stratejinin uyguland korunan bir pazar her zaman en uygun pazard r. Bir, d rekabete kar d r, kar nlemler vard r, gmrk duvarlar vard r, iki ieride rekabet sz konusu de ildir, , ierideki pazar n olanaklar n kullanmak gibi ba ka bir rahatl k vard r. Dolay s yla, ithal ikamecili in bu anlamda retici sermayenin uluslararas la mas dinami iyle mant ki bir ba vard r. Ama hayata geme ko ullar dedi imiz zaman burada sadece iktisatla bunu anlayamay z. Yani tamam, Trkiye ithal ikameci bir strateji uygulamaya ba lad , gmrk duvarlar n koydu, yabanc sermayeye dair birtak m dzenlemeler yapt , ama yabanc sermaye do rudan yat r m olarak gelmedi. Gelmemesinin bir sr ba ka nedeni var, Trkiye nin bir so uk sava ko ullar ndaki jeopolitik konumu, ok ciddi bir risktir. nk iki kutbun ilk s cak temas ndaki ilk muhtemel co rafya Anadolu ve dolay s yla Trkiye dir. Di er taraftan Trkiye, 1950 li y llardaki toplumsal gerilimini 1960 l y llara ta m t r, 1961 Anayasas yla stratejinin mant na uygun olarak yeniden dzenlenen hukuksal yap , yeni potansiyel gerilimleri de beraberinde getirecektir. Bunlar, zellikle yabanc sermaye a s ndan nemli risklerdir; ama bu hi gelmedi i anlam na gelmez, Latin Amerika da gitti i kadar gitmemi tir. Bunun da ba ka tarihsel nedenleri vard r, yani Latin Amerika n n a k smrge bir dnem ya am olmas vs bunlar ayr konular. Byle bir stratejinin uygulanmas n mmkn k lan bir dengenin ieride olu turulmas gerekir. Yani ieride ithal etti inin tketim mallar n ilk a amada ieride reteceksiniz; ama ayn zamanda ne yapacaks n z ieride de tketeceksiniz.

Dolay s yla, ieride retimin asgari ko ullar n sa lamak yetmeyecektir, ieride tketimin de asgari ko ullar n sa layacaks n z. O zaman ieride tketimin garantisi ne olacakt r? ki ayakl d r biliyorsunuz, bir sosyal devlet denilen uygulamalar ki, bunlar toplumsal creti artt ran uygulamalard r. Yani o toplumda ya ayan insanlar n gelirlerinden temel hizmetler iin pay ay rmamalar anlam na gelir; nk bunlar devlet taraf ndan cretsiz olarak kar lan r, e itim, sa l k, sosyal gvenlik vs.; bu da toplumsal creti art ran bir uygulamad r. Di er taraftan, zellikle 1961 Anayasas yla, s n flar n kendi haklar n , karlar n korumak iin rgtlenmeleri anayasal bir hak olarak tan mlanm t r. Dolay s yla, bu sre yeni bir ivme kazanm t r, i i s n f n n Trkiye de ilk ve en nemli atak yapt dnemdir; ama ayn zamanda bu burjuvazi a s ndan da geerlidir. Toplu pazarl k yoluyla cretleri yukar ekmek, bunlar n hepsi ithal ikameci denilen stratejinin mant na uygun meselelerdir. Ancak burada bir ayk r l k vard r, sosyal devlet vs. gibi uygulamalar esas referansa bakt n z zaman, yani Bat ya bakt n z zaman a rl kl olarak sosyal demokratlar n hayata geirdikleri politikalard r. Trkiye de ise a rl kl olarak sa ya da merkez sa taraf ndan hayata geirilmi tir, yani Adalet Partisi vs. o gnden sonra 1980 e kadar geen sre. Burada kritik olan udur; demek ki, byle bir tr z mni bir uzla ma var. Yani ieride retilip ieride tketilecek; dolay s yla, ncelikle pazar n i entegrasyonu sa lanacak, bu pazar n i olanaklar kullan lacak, denetlenilecek, bir ekilde onun birikimi bu yolla sa lan lacak. Ya anan sre bir ba ka ba lamda ulusal kalk nma sreci olarak da tan mlanmaktad r. Bu kavramlar bence sanayile me de dhil olmak zere zellikle ulusall k ve kalk nma kavramlar son derece anlamay zorla t ran kavramlar haline geldiler. Yani kalk nma ve ulusal kalk nma denildi i zaman bundan kimin ne anlamas gerekti i ya da kimin ne anlad ok mu lk hale geldi. zellikle bugnlerde yeniden ayn tart malar bir ekilde ba lat ld ve yap l yor. Kalk nma nedir, ulusal kalk nma nedir? ; kalk nma bir entegrasyon biimidir, yani ulusal kalk nma tan m gere i, s n flar a an bir birliktelik olarak ortaya kar. Ulusal kalk nma srecinin ileriye dnk sonular na bakt m z zaman, toplumsal s n flar n sreci ynlendirme gcne sahip bir kesimi, bir kesimin iinde de bir grubu belki en fazla o srecin olanaklar ndan yararlan r hale gelmi lerdir. Yani yirmili y llardaki ulusal burjuvaziyi yaratma esprisi 1960 l y llarda mant ki sonular na ula r. Ancak ulusall k burjuvazinin bir kesimi a s ndan doyum noktas na geldiyse temel ya da ilk motifi uluslararas la mak olacakt r ve Trkiye de bunu ya am t r. 1960 l ve 1970 li y llar bu anlamda Trkiye de ulusal kalk nma denilen srecin ya an ld ya da ithal ikamecilikle tan mlanan srecin ya and , belli bir grup a s ndan ciddi birikim olanaklar n n sa land bir dnem olmu tur. Bu grup daha sonra 1980 li y llar n ba itibariyle art k ba ka bir taleple ortaya kacakt r, tabii uluslararas olanaklar da kullanmaya dnk bir talep olacakt r, yani di er pazarlar n olanaklar n da kullanmaya dnk bir talep olacakt r. Ama syledi im u anlama gelmez: Trkiye de 1960 tan itibaren hibir ey de i medi, yani her ey sermaye grubunun lehine i ledi gibi bir sonu kartmayal m bu srete tabii ki ciddi mcadeleler vard r, taraflar a s ndan ciddi kazan mlar, kay plar olmu tur ama nihai olarak gelinen noktada kar m za byle objektif bir sonu da kar. Genel olarak sermayenin merkezile me e iliminden bahsetmi tik, merkezile me e ilimini asl nda art k Trkiye de 1960 l y llar itibariyle izlememiz mmkn. zellikle 1960 l y llar n sonu itibariyle Trkiye de gene bir arbede ya an l r, yani bu bir altst olu tur, hl 1968 meseleleri vard r, onlar da yans m t r ve 12 Mart Darbesi. 12 Mart Darbesini izleyen srece bakt m z zaman kar m za Trkiye deki sermayenin art k kendi ad na hareket etmeye, daha do rusu bireysel olarak de il; ama daha kurumsal bir hareket kabiliyetine sahip olmaya ba lad n ya da en az ndan byle bir sorunu oldu unu gsterir ve TS AD zaten 1971 de kurulur. Byle bir stratejinin uluslararas i blm a s ndan ne anlam vard r? Bu anlamda neler sylenebilir? thal ikamecilik daha nce ithal edilen, nihai tketim mallar n n ieride retimine dnk bir stratejidir; tketim mallar yla ba lar, daha sonra ara ve yat r m mallar na do ru, tan m gere i kaymas gerekir. Yani merkez lkeler 19. yzy lda bunu ya am lard r ama Trkiye ya da benzeri bu sreci bu ko ullarda ya ayan lkeler ilk etapta bu a amalarda t kanm lard r. Peki, ithal ikamecilik byle bir srete sistemle hangi noktada ba lant l d r? Sistemle olan ba ithalat zerinden kurmaktad r. Yani tm o ithalat ikame etmek esprisiyle beraber art k ieride retmek durumunda oldu u ya da retmeye talip oldu u nihai tketim mallar n n retimi iin gerekli olan ara ve yat r m mallar bu sefer ithalat yoluyla gelecektir. Dolay s yla, ithalat n kompozisyonu de i ir, hacmi de hatta daha da fazla artar. Yabanc sermaye a s ndan da sorun bu noktada anla labilir, Trkiye ye do rudan gelmeyen yabanc sermaye, ithalat yoluyla pazara girmi tir. Trkiye de bu acenteler, patent haklar n sat n al nmas ve montaj sanayisi, birikimin bu iki dzeyini birbirine ba layan ta y c lar olmu lard r. Dolay s yla dnya ekonomisiyle ili ki ya da ba ml l k bu anlamda ithalat zerinden kurulan bir ba ml l k haline dn r, sermaye birikiminin olu umu iin de bu geerli ve gereklidir. Peki, o dnemin kendi mant iinde bu ithalat meselesi

nas l gerekle ecektir? Nas l ihracat potansiyeliniz yoksa dviz kazanma ans n z da ok s n rl olacaksa bunu mmkn k lan, uluslararas sistemde yeniden yap lanmad r. Uluslararas Keynesilik olarak da tan mlanan, uluslararas sistemde geliri yeniden da tarak talebi ynlendiren ve bu sayede ithalat mmkn k lan ko ullar yarat lm t r. Burada ki mdahale arac yard m ve d k faizli kredilerdir. Uluslar aras birikim perspektifinden bak ld nda, byle bir kar l kl l k e itsiz ve bile ik geli menin mant na uygun bir ili kidir. Nihai olarak byle bir yap iinde ithal ikamecilik 1960'lar n ba ndan 1970'lerin sonuna kadar geen srete Trkiye deki sermaye birikimi a s ndan kritik neme sahip, sanayile me a s ndan belirli e iklerin atland bir dnem olmu tur. Birikimin dayand mant k gere i tekelci bir yap lanma 1970 li y llarda netlik kazanmaya ba lam t r. Byle bir sre Trkiye de bir dizi dengeyi de yerinden oynat r, s n f kompozisyonlar farkl la acakt r, s n flar aras ili kiler ve s n flar n kendi iindeki ili kiler farkl la acakt r, dolay s yla at ma ve gerilimler nem kazanacakt r. Tekelle me olana bulan sermayenin bir kesimi iin daha nce vurgulad m gibi i pazar n olanaklar n n sonu gelmi , farkl pazarlar n olanaklar n kullanmaya dnk bir talep ekillenmeye ba lam t r. Di er taraftan, bu dnemde 1970 li y llarda dnya ekonomisinin iine girdi i kriz ve bunu izleyen kriz ko ullar nda yeniden yap lanma sreci kar m za kar. Kriz ko ullar nda yeniden yap lanma, kapitalizm ya ad alt n a olarak adland r lan srekli ve h zl byme dneminin sonuna gelindi ini ifade eder. Bundan sonraki srete sistem, ncelikle krizi ynetecek ve art yeni bir yap lanma mant na uygun yeni kurumlar ya da var olan kurumlar krizin ihtiyalar na cevap verecek ekle dn trmek gibi sorunlarla kar kar yad r. Bu srecin sonucunda hkim olan Keynesyen anlay her dzeyde tasfiye edilmeye ba lanacakt r. Bugn neoliberalizm dedi imiz ya da o dnem neoklasik iktisad n bir ifadesi olarak arz yanl iktisat lar, monetaristler vs. bunlar n entelektel hegemonya dneminin ba lad bir sre sz konusudur. Yani 1945 ten Keynesyen kategoriler ve onu kullananlar n a rl kl bir hegemonyas vard r. 1970 sonras nda ise art k Mises ten, Hayek ten, Friedman dan beslenen neoliberalizmin a r bir entelektel hegemonyas ba layacakt r ki, bugne kadar da zaten bu hegemonya hkmn srdrmektedir. Trkiye de bu kriz srecinin yans mas , ithalattaki t kan kl klar, retim d mesi, kuyruklar gibi geli melerle yans r. Ama bir ba ka ey daha ya an l r. 1970 li y llar n sonu itibariyle Trkiye de s n f n tarihe iradi olarak kendi ad na mdahale etmesinin en kritik i aretlerinden bir tanesi TS AD n mdahalesidir. 1978 y l nda TS AD gazeteye ilanlar verir, Ecevit, hkmetinin d rlmesine dnk a k ilanlard r bunlar, bu dnyan n hibir yerinde olmam t r o gne kadar ve nihayetinde bunu izleyen srete Ecevit Hkmeti gider, Milliyeti Cephe Hkmeti kurulur ve buradan sonra zaten toplumdaki ya an lan bir tr i sava hali de srecin tuzu, biberidir, kar m za bir ba ka ey kar. eriden gelen bu talep, sermayenin bir kesimi iin daha nce syledi im anlamda uluslararas la maya dair bir taleptir, yani art k bu pazar n olanaklar yla s n rl de il, ba ka pazar n olanaklar n da kullanmak isterler. Bu talebin dnya ekonomisinin yeniden yap lanmas n n gerekleriyle uyumlu hale gelmesi nemlidir. Uluslararas sistem a s ndan bakt n z zaman da uluslararas sistemde bu sefer tm retime dnk ya da retici sermaye d ndaki sermayeler a s ndan da art k yeni ve mutlak bir kurgu gerekmektedir. Para, meta ve retici sermaye biimlerinin hepsi birden serbest dola acaklar ve bunun hayata geirilmesi gerekmektedir. Asl nda 1945 itibariyle kurulan Dnya Bankas , IMF, GATT Szle mesi kapitalizmin temel 3 kategorik sermaye biimine tekabl eden kurumlard r, bunlar n nihai amalar bu sermayelerin uluslararas dzeydeki serbest dola m na dnktr, bunun sa lanmas na dnktr ve 1970 li y llarda ba layan kriz bunun sa lanmas a s ndan kritik bir dn me i aret eder. Az geli mi lkeler a s ndan ba ka sorunlar ortaya kmaya ba lar, bugn iinde bulunduklar rne in bor sorunu 1970 li y llarda temellenen bir meseledir. nk yat r ma dnk sermayenin kriz ko ullar nda getirisinin riskli olmas bunun en h zl de erlendirebilece i finans alan na do ru kaymalar n nemli lde artt r r. Bildi iniz gibi kapitalizmin krizleri, tketim eksikli i ya da retim fazlas gibi tan mlarla yap l r, bunlar belki bir sonu olarak anla labilir ama neden de ildir, kapitalizmin as l krize girme meselesi kar oranlar ndaki d me meselesidir, di er bir deyi le kar oranlar ndaki s k ma meselesidir. Bunun en erken rne ini 1960'l y llar n ikinci yar s nda Amerikan ekonomisi verir ve bu sre 1970'li y llar n ba itibar yla h z kazan r. 1973 teki petrol krizi, krizin ba lang c de ildir, nedeni de de ildir, bir gr e gre o sadece bir senaryo olarak kar m za kar. Buna gre arkas nda Amerika vard r; nk Amerika kaybetmeye ba lad hegemonyas n bu yolla yeniden kurabilecektir, ya da en az ndan ko ular kendi lehine evirmeye al acakt r. Japonya ve Avrupa ekonomileri kar s ndaki petrole ihtiyac olmayan ekonomisiyle, yani kendi petrole yeterli yap s yla Avrupa ve Japonya n n petrole ihtiyac olan yap lar yla yeniden kurmaya al r. Yani petrol fiyatlar n 7 kat art rd nda Japon ekonomisi ve Avrupa daki ekonomilerin maliyetlerindeki potansiyel art lar Amerika ya

bir hareket alan sa layacakt r. Bu muhtemeldir ve bana bu senaryo hayali gelmez; nihayetinde bununla beraber birtak m yeni fonlar kar, art retime gitmeyen fonlar vard r, bunlar da daha sonra bu srete en h zla de erlendirilebilecek olan alana kanalize olacakt r, i te bu sefer kar m za bor ili kisi halinde yeni bir ili ki biimi kacakt r. 1980 lerin ba itibariyle Trkiye, gerekten hem ieriden sermayenin art k kendi ad na mdahale etme potansiyeline sahip kesiminin talepleri ve bask lar yla hem d ar dan serbestlik esprisi erevesinde gelen etkilerle dnya ekonomisiyle entegrasyon biimini de i tirecektir. Ancak tabii bu yle sabahtan ak ama hemen olacak bir ey de il, daha nce vurgulad m anlamda bu tr t kan klarda tarihsel olarak zora ba vurma devreye girer ve kar m za 12 Eyll Darbesi kar. nk 1979 da al nan 24 Ocak kararlar yla ba layan srece bakt n z zaman bunun hayata geebilmesinin tek ko ulu toplumun denetimine dayal bir ortam n yarat lmas d r. Dolay s yla 1980 darbesi, 24 Ocak kararlar olarak vurgulanan neoliberal projenin hayata gemesinin toplumsal ko ullar n ve zeminini sa layan nemli bir mdahale olarak kar m za kar. Yani art k i iler grev yapamayacaklard r ve hepinizin bir ekilde haberdar oldu u eyler... Bylelikle toplumda bu tr bir denge, bu tr bir kar tl k her zaman vard r. 24 Ocak Kararlar yla Trkiye, dnya ekonomisiyle art k yeni bir tarz iinde entegre olacakt r ve bu entegrasyonun da sonular elbette uluslararas sreler itibariyle ya an lan yeni geli melere paralel olacakt r, art bir de kendi iinde bunu yeniden kurgulayacakt r. Burada nemli olan u: Uluslararas dzeyde nas l bir yap lanma ngrlyor ya da hayata geiriliyor, buna kar l k Trkiye nas l cevap veriyor, nas l uyum sa l yor? Sonu olarak, Dnya ekonomisi ve dolay s yla dnya sistemi neoliberal bir proje olarak kreselle me kavram yla ifade edilen yeni bir yap lanma srecine girer. Bu yap lanman n mant ok basit, en basit haliyle sermaye biiminin birbirini destekleyecek ekilde ve tabii ki konjonktrn izin verdi i lde uluslararas dzeyde hareketinin sa lanmas ile, kritik olan mesele budur. Dolay s yla, Marks n ok erken bir zamanda syledi i Sermaye kendi suretinde bir dnya yarat yor vurgusu asl nda kreselle me denilen meseleyle somut hale gelmeye ba lar. Burada nemli olan udur: Bu entegrasyon Trkiye ye nas l yans d ya da yans mad ? Mesela, ben bunu sylerken yanl bir ey sylyorum. Trkiye ye ne yans d , ne yans mad ? diye ayr m yapmak bence sorunu atalla t rmakt r. nk bu etkiler bir topluma klliyen ve tamamen, standart ya da homojen ekilde olmaz. O toplumdaki g ili kilerine ba l olarak ortaya kar; dolay s yla o toplumdaki g ili kilerine ba l olarak da zlr. Dolay s yla, Trkiye as ndan soruna bakt m zda bu toplumdaki s n fsal gerilimler ya da s n fsal g dengeleri, ya an lan srecin nimet ve klfetlerinin nas l da laca n da belirleyen bir faktr olmu tur. Burada hemen bir ba ka noktaya hemen de inip geeyim: Bu sre tm sermaye biimlerinin mmkn en yksek dzeyde entegrasyonunu sa lamaya dnk bir sretir. Bu hem uluslararas dzeyde byledir, hem de ulusal dzeylerde byledir. Buralarda bir dizi ba ka tart ma vard r, i te ulus-devletler bitti, bitmedi, egemenlikler vs. gibi, bunlar tabii ki mevcut ideolojik hegemonyan n mant na uygun tart malard r, ancak ulus-devlet, kapitalizm oldu u srece olacakt r, formu de i ir, yap s de i ir vs. vs. Ama onun ortadan kalkmas mant k ya da tan m gere i mmkn de ildir, nk kategorik olarak sermayenin vatan yoktur, do ru, yani sermaye vatans zd r; ama sermayedar n vatan vard r. Dolay s yla, sermayedar n vatan olmas demek, sermayedar n dayanaca bir gce ihtiyac olmas anlam na gelir, bu g her zaman ulus-devlet olmu tur ve olacakt r. Elbette burada uluslararas dzeyde sermayeler aras hiyerar i ve bunun ulus devlet yap lanmalar na etkisi nemlidir. Ayr ca kapitalizmin genel i leyi mant dnya genelinde farkl cret dzeylerine ihtiya duymu tur ve her zaman bunu duyar. Dolay s yla, eme in belirli alanlarda denetlenmesi a s ndan, dolay s yla s n rlar n hlihaz rda bir egemenlik iddias ta yor olmas a s ndan eme in denetlenmesi iin yine ulus-devlete ihtiya olacakt r ve byledir, bu Avrupa a s ndan da asl nda farkl de ildir, oradaki i pazar btnle mesi ya an yor; ama orada da ulus-devlet ba ka bir form alt nda, ba ka bir biimde hl ortadan kalkmam t r, kalkma ihtimali de ok azd r. Trkiye nin geldi i noktada kritik eylerden bir tanesi bu entegrasyonda hangi dinamikler nem kazanacakt r? Burada Avrupa Birli ine girelim, girmeyelim tart malar vs. nem kazanacakt r. Trkiye deki son ya an lan srece bakt m zda kapitalizmin geldi i a ama a s ndan unu sylemek mmkn: Trkiye 1960 l y llar n sanayile me denilen perspektifinden vazgemi tir, yani son 20 y la bakt n z zaman bu ok net, a k bir hal alm t r. Tabii bunun toplumsal sonular ok nemlidir. Art bu srete sermayenin de erlenmesi dedi imiz ili ki a s ndan kritik olan ey finans sektr ya da rant olmu tur. 500 byk firman n bilanolar na bakt n zda son 10 y lda faaliyet d kr, yani fiilen retimin d nda elde ettikleri krlar baz irketlerde yzde 50 lilerin zerine km t r. Dolay s yla, bugnlerde reel sektr vs. tart l yor.

Burada sermayeyi kendi btnl iinde ele almam z laz m; nk sermaye, tamamen retici sermayedir, finans sermayedir, mal sermayedir; ancak bir de kar m zda tekeller var ya da byk holdingler var, bunlara bakt m z zaman asl nda bu sermaye biimini de denetleyen yap lardan bahsediyoruz. Dolay s yla, hani birinin lehine, di erine aleyhine denilen tasarruflar sermayenin merkezile me mant a s ndan bir alandaki zarar n bir anlamda di er alanda telafi edilme ans n da getirmektedir. Bugn gelinen noktada art k Avrupa Birli i meseleleri, unlar, bunlar, bunlara isterseniz gireriz, girmeyiz, siz bilirsiniz; ama tm bunlar, yeniden yap lanan kapitalist sisteme entegrasyon mant d nda bir mant a dayanan sreler de ildir. Yani Trkiye, Avrupa Birli ine girsin, girmesin tart mas yapay bir tart mad r, stelik bu konuda karar verecek olan Trkiye de de ildir, Avrupa d r. Avrupa Birli ine girip girmemekteki toplumsal maliyetler ya da nimet ve klfetler, yine bu toplumdaki g ili kilerine ba l olarak ortaya kacakt r. Avrupa Birli ine girmenin bu topluma yine homojen bir etkisi olmayacakt r, s n fa, kesime, sektre, sektr ii ve s n f ii farkl la malara gre ortaya kacakt r. Toptan bir sonu zerinden Avrupa Birli i meselesini konu mak ya da tart mak bu anlamda ok mant kl de il. Bugn gelinen nokta itibariyle bakt m zdaki Trkiye de -ok k saca bir ey daha syleyeyim, bitireyim art k- bir kriz meselesi var, tamam krizi yle anlamak gerek diye sylyorum, yani belki bir tart ma olur diye a yorum. Trkiye ya da Arjantin in ya da Meksika n n ya da Kore nin ya ad krizler, bunlar yeni eyler de il. Daha do rusu kriz dedi imiz meselenin ne oldu unu, hangi krizden bahsetti imizi ok iyi, net hale getirmemiz laz m. Bir, dnya 1970 li y llarda girdi i krizin iindedir, yani 1970 li y llarda ba layan dnya ekonomisindeki kriz hl devam etmektedir. Bunun ortaya kartt marjlar iinde birtak m lokal krizler, yani nce Meksika da ba lad biliyorsunuz, daha ncesi de vard , Kore, Arjantin, Trkiye vs.,vs. bu byle gidiyor. Dolay s yla, krizlerin zellikle bu tr lokalle ti i noktalarda kritik olan udur: Asl nda her kriz olarak adland r lan bu lokal meseleler sermayenin merkezile me ya da yo unla ma dedi imiz dinami inin hayata geti i rnekler ya da deneyimler olarak kar m za kar. Yani Kore krizi denildi i zaman Kore krizinin ertesinde Kore de ciddi bir el de i tirme, kklerin daha bykler taraf ndan sat n al nmas , byk firmalar n birle mesi ya da el de i tirmesiyle sonulanan olaylar akla gelir. Trkiye de bankac l k sektrnde bugn ya an lanlar paralel geli melerdir, ayn eyi ya yoruz, bunun ba ka sonular da olacak, retici sektrde bu tr sat n almalar, birle meler vs.. Meksika ayn eyi ya ad ; dolay s yla, bu ya ananlar 1970 li y llarda ba layan kriz iinde de erlendirilmelidir. Dolay s yla bu tr lokal krizleri asl nda sistemin btn a s ndan e itsiz ve bile ik geli menin mant na uygun olarak sermayenin uluslararas dzeyde toptan de ersizle mesini nleyen sigortalar olarak da niteleyebiliriz. nk bu tr de ersizle me gl olan iin f rsat anlam na geliyor. Ben bir eviri yapm t m, Davos toplant lar s ras nda Kore krizi zaman nda uluslararas irketlerin genel mdrlerine soruyorlar, Kore krizi hakk nda ne d nyorsunuz? , cevap; Onlar iin kriz, bizim iin f rsat, bekliyoruz, biraz daha de ersizle sinler diyorlar, ok net ve a k. De ersizle me lokalle ti i oranda elbette Merkezile meyi de beraberinde getirecektir. Trkiye de de bu sre ya an l yor ve Trkiye de bu sre belki daha da ac mas z ya an lacak, bundan sonras iin sylyorum. Her sektrel alanda bu yo unla ma oranlar h zla art yor ve artmaktad r, tar mda yap lan son dzenlemelerle a a kacak ok ciddi bir insan potansiyeli vard r ve bunu ne yapacaklar n bilmiyorlar, kimse bilmiyor, ne olacak bu insanlar? Bir noktaya daha de inip bitiriyorum art k. Son dnem Trkiye de 24 Nisan itibariyle ba layan 15 tane yasa de i ikli i, sonra bunlara birka yasa eklendi, san yorum 19-20 civar nda yasa de i ikli i oldu ve bunlar Byk Millet Meclisinin tarihinde al mad kadar h zla yasala t lar, tasar halindeydiler; buna YK Yasas eklendi, Endstri Blgeleri Yasas eklendi. imdi, bu yasalara bakarsan z orada unu ok net ve a k olarak grmeniz mmkn: Bu yasalar birbirinden ba ms z, birbirinden kopuk de ildir, bunlar, bir puzzle d nn, bu puzzle nin paralar olarak tasarlanm lard r. Dolay s yla, Endstri Blgesi Yasas yla YK Yasas aras nda ok ciddi bir ili ki vard r ya da Teknoloji Blgeleri Yasas yla Endstri Blgeleri Yasas ya da Madencilik Yasas yla ya da Bankac l k Yasas yla. Bunun sonular ortaya kmaya ba lad zaman hepsini ok net grece iz. Trkiye nin ya ayaca on y llara dair ciddi ngrlerde bulunma ans m z var. Bunlar n bir tr entegre yasalar oldu unu ve art k bu sreteki son rtu lar oldu unu da en az ndan Trkiye a s ndan grmemiz mmkn. Ben konu mam burada kesiyorum, dinledi iniz iin te ekkr ederim, s ra sizde, sorunuz varsa konu uruz. SALONDAN- Hocam, yasalar aras ndaki ili kiyi biraz daha aabilir misiniz?

MEHMET TRKAY- Yasalar n asl nda bir mant var, daha do rusu bu yasalar ortadan kesen bir ana eksen var, bu da MAI, yani ok Tarafl Yat r m Anla mas denilen uluslararas dzeydeki dzenleme. Biliyorsunuz bu dzenlemeye kar k ld , daha do rusu gizli srdrlen bir anla mayd , sonra bir Frans z sendikas buldu, Internet e verince a a kt , bunun zerine Dnya Ticaret rgt iine ta d lar vs., art k ad MAI olmasa da oradan gelen bir mant k sz konusu, ana eksenini bu olu turmaktad r. Yani ok Tarafl Yat r m Anla mas , okuluslu irket genel mdrnn syledi i haliyle biz anayasam z yap yoruz dedi adam. Do ru, hakikaten kendi anayasalar n olu turuyorlar. Byle bir ereve iinde bakt m zda bu ok tarafl yat r m anla malar n n temel esprisi de bildi iniz gibi her dzeyde bir yerel egemenlik haklar n n kullan lmas na dair tasarruf getirirler, yani egemenlik dikey ve yatay olarak, ulus-devletlerdeki egemenlik belirli alanlarda yukar ya ya da yatay olarak yerel olanlara yay lmaktad r, daha do rusu bu ngrlmektedir ve bunun bir i leyi mant gere i de rne in Tahkim Yasas na imza koydu unuz zaman 15 y l sreyle de i tirme ya da vazgeme ans yok, byle bir ba lay c l vard r. Hukuk a s ndan bakt n z zaman, yerel ya da ulusal hukuk sistemlerini d ar da b rakan bir kurgu var. rne in bir yabanc yat r m gitti i lkede bir zararla kar la t n iddia etti ve bunu i te tahkim denilen birtak m okuluslu irket yneticileri ve teknik kadrolardan olu an komisyon ya da bir mahkemeye gtryor ve orada herhangi bir devlet aleyhine tazminat davas aabiliyor. Ama herhangi bir devlet kendi topraklar nda yap lan bir yat r mdan do an zarar nedeniyle ayn hakka sahip de il, mesela bu ok net ve a k bir ey. Yani Eurogold Trkiye deki tasarruflar nedeniyle Trkiye Cumhuriyetini tahkime ikyet etme hakk na sahip; ama Trkiye, siyanr kullan m nedeniyle ortaya kacak tahribat nedeniyle tahkime gitme ans na uluslararas hukuk a s ndan sahip olmayacak. Endstri Blgeleri Yasas dedi imiz zaman; Endstri Blgeleri Yasas esas itibariyle udur: Orada ok h zla geen, olu turulan bir ey ya an lm t r, Bakanlar Kurulunun sadece bir karar yla herhangi bir yer endstri blgesi olarak ilan edilebilir ve ondan sonra da orada endstri blgesinin kendi i mant na uygun olarak yap lanacak. rne in sendikalar endstri blgelerinde yasakt r. Mesela, bu yasa getikten sonra Eurogold un fabrikas n e er Bakanlar Kurulu endstri blgesi ilan ederse ki, gidi at o ynde, muhtemel sonular a s ndan art k orada Trk hukuk sistemi geerli olmayacak. YK Yasas a s ndan bakt n z zaman yeni Teknoloji Blgeleri Yasas yla YK Yasas nda yap lan de i iklikler birbirini ok tamamlayan eyler. Teknoloji Blgeleri Yasas nda eyler var, i te orada bir sr endstri blgesiyle beraber giden meseleler var; ama nihayetinde orada a rl kl olarak yaz l m zerine uzmanla m irketlerin yer alaca bir blge. Burada kimler al acak ya da buray kim besleyecek? Ara t rmac profesrlk diye bir kadro aacaklar, mevcut olanaklar yani niversitenin sahip oldu u laboratuar vs. olanaklar ba l oldu u, maa n ald irketle ortak kullanabilecekler, o birikimi oraya transfer edebilecekler. Bunlar n hepsi bir yasal prosedre ba land . Ayr ca niversiteler i letme hesab na dnecek. Yani bundan sonra rne in rencilerin harlar n okul izlemeyecek, o okulun ba l oldu u ya da bir ekilde anla ma yapt A bankas n n X ubesi herhangi bir borlu-alacakl ili kisi iinde izleyecek vs., vs. byle eyler geliyor. Ama bunlar hep birbirini tamaml yor, Maden Yasas na bakt n z zaman ayn eyi gryorsunuz, en ok kan bu sosyal gvenlik meselesine bakt n z zaman orada bunu tamamlayan eyler gryorsunuz. Dolay s yla, bu puzzle n paralar n bir araya getirdi iniz zaman manzaray ok net halde grmek ok mmkn; nk art k hakikaten bunlar son rtu lar, yani bundan sonra yapacaklar ok fazla bir ey yok. SALONDAN- Vurgulad n z devletilik-liberalizm tart malar nda Trkiye de sol nerede duruyor ya da nas l bak yor. Bu durumda liberalizme kar devletili i savunmak anlaml m ? MEHMET TRKAY- Tabii imdi sol a s ndan -belki u an konuyu tart mak iin uygun bir yeri de il ama- unun sylenilmesi laz m: Trkiye de zellikle 1960 l ve 1970 li y llardaki ulusal kalk nma esprisi solun sahip kt , ok destekledi i bir mesele. Bunun kendi tarihsel birikimleriyle ba lant s var muhakkak, yani tarihten gelen etkisinde kald dinamiklerle; ama senin de belirtti in gibi bu ikilem, yani devletilik-liberalizm, bunlar kar tl k de ildir, bunlar uzun dnemde birbirini tamamlarlar. SALONDAN- Sanki sol da sistem bizim gibi lkelerin sanayile mesini istemez gibi yayg n bir bak var. MEHMET TRKAY- Kesinlikle, bir dnem byle bir komplo teorisi ok yayg nd , hl da var bir kesimde. imdi, e itsiz ve bile ik geli me yasas dedi imiz zaman asl nda sistemin kendi mant na uygun bir sreten bahsediyoruz. Yani 1970 li y llara bakt n z zaman, daha do rusu 1960 l y llar itibariyle retici sermayenin uluslararas la mas n n bir aya ya da bir sonucu olarak, belirli sanayilerin merkezden evreye, geli mi kapitalist lkelerden az geli mi kapitalist lkelere kayd n gryoruz, sektrel bir kayma ya an ld .

Neden ya an ld ? diye bakt m z zaman bunun maliyet meselesi vard ; nk kritik olan eylerden bir tanesi burada o retim srecinde kullan lan teknoloji ve bunun niteli i. Merkezde kendi dnemine gre ileri teknolojinin kullan ld bir retim sreci ve dolay s yla bu ileri teknolojinin getirdi i bir rant var, teknolojik rant denilen mesele. Ama teknoloji taklit edilebilir hale geldikten sonra yani standartla t ktan sonra bu rant ortadan kalkar. Dolay s yla rekabet, art k o teknolojiyi denetliyor olmaktan de il, do rudan do ruya crete dayanacakt r, daha d k cretle ancak rekabet edebilir hale gelirsiniz di erleriyle; nk art k senin tekelinde olan bir retim tekni i ya da sreci de ildir, teknoloji standartla m t r, taklit edilmi tir ve ba ka yerlerde de ba kalar da ayn teknolojiyle retim yapmaktad rlar. Dolay s yla, rekabet burada art k kulland n i gc maliyetine kayar ve bu endstrilerin nemli bir k sm bu nedenle, d k cret dzeyli yerlere kayd r lm lard r. Bunun bir ba ka aya bu endstrilerin nemli oranda evreye verdi i zarard r. Merkez kapitalist lkeler a s ndan bakt n z zaman bir evre hukuku geli ir. evre hukuku asl nda bir maliyet unsurudur retici a s ndan. Yani evreye zarar , tahribat en aza indirecek uygulamalar ya da birtak m ek tesisler yapacaks n. Bu da bir maliyetse hukukun olmad yere gidersin. Dolay s yla, byle bakt m z zaman sanayile me feti bir kavram haline geldi, hl yledir. Dolay s yla, ne tr bir sanayile meyi tarif etti iniz ok nemli, yani kapitalist bir sanayile meden bahsediyorsak bunu uluslararas sistemin genel e ilimlerinden ba ms z olarak tasarlamam z ya da anlamam z mmkn de ildir, kapitalizmin kendi mant n n d nda bunu anlamam z mmkn de ildir. Evet, bir sanayile me sreci ya an r, Trkiye 1960 l , 1970 li y llarda ciddi bir sanayile me sreci ya am t r kendi a s ndan bak ld nda. Buna yle ya da byle montaj sanayisi vs. denir; ama o ereve iinde bunun nemli toplumsal sonular da olmu tur ancak, nihayetinde Trkiye nin bugn geldi i noktada bu potansiyel bir iradi mdahale ya da bir ba ms z geli meye dair bir mdahale olarak anla lmamas gerekir. nk kapitalist sermaye birikiminin bu tr kesintileri yoktur, kendi mant yla beraber ilerler, belirli bir olgunlu a geldikten sonra ulusal olan art k uluslararas olacakt r. Yani Avrupa Birli i meselesinde de TS AD n bu sreci destekler tavr yla kk, orta boy i letmelerin ihracat yapmayanlar n n bu srece kar kmalar ok do ald r. nk bunlar n ok a k bir talepleri var ; Siz bunlar 20 sene korudunuz, bunlar uluslararas bir g haline geldiler, yle ya da byle, bizi de koruyun, biz de ayn ey olal m. Dolay s yla, ulusall k dedi imiz ey o ulvi anlam n n d nda yani ona addedilen o ulvi anlam n d nda bu tr konjonktrel bir ieri e sahip. Dolay s yla, ulusal kalk nma kavram da ayn mant a dayal , o mant k orada da ikindir. Yani biliyorsunuz nc Dnya tart malar , ulusal kalk nma tart malar vard r, nc Dnya ne yapacak; sanayile ecek, sanayile ince de kalk nacak. Trkiye, kategorik olarak nc Dnya lkesi de ildi; ama bu srete bir sanayile me ya ad , geldi i nokta buras . Dolay s yla, bu kavramlar n bence son derece dikkatli kullan lmas laz m, hangi anlama geldi ini ok net olarak a k hale getirip yle kullan lmas nda fayda var. Yoksa anlam a s ndan ok fazla ileriye gidemeyiz. SALONDAN- Belli noktalarda eli kileri ortaya kard n z ama azgeli mi lkeler a s ndan sorun ayn de il mi? MEHMET TRKAY-Genel olarak srece bakt m z zaman entegrasyon her lke iin ayn d r dememiz, byle bir homojenle tirme yapmam z mmkn de il. Hatta az geli mi lkeler gibi homojenle tirme yapmam z kesinlikle ok yanl . nk az geli mi lkeler hi homojen yap lar de ildir, homojen bir btnlk de ildir, son derece heterojendir, tarihsel nedenlerle heterojendir, mevcut toplumsal yap ve ili kileri nedeniyle heterojendir. Dolay s yla, bunlar n eklemlenme, yani uluslararas i blmne eklemlenme srelerinde, ieriden gelen etkiler ve d ar dan gelen etkilerin uyumla ma biimleri ve bunlar n sonucunda ortaya kan olu umlar tamamen farkl olacakt r. Dolay s yla, ithal ikamecilik dedi imiz zaman dikkat ederseniz bir Latin Amerika daki lkelerde uygulanm t r bu haliyle. nk Latin Amerika lkeleri 1930 lu y llarda da Trkiye benzeri ithal ikamecilik uygulam lard r, bu potansiyele sahiplerdir, o da tabii smrge gemi lerinden gelen baz olanaklarla beraber d nlmeli. Bunlar n uygulanma biimleri yine farkl la m t r, yani Latin Amerika da burjuvaziyle kyllk tar msal ihracat denetleyen aristokrasiye kar , byk toprak sahiplerine kar bir mcadele verdikten sonra, onlar n iktidar n devirdikten sonra ithal ikamecili i uygulam lard r. Trkiye de byle bir sorun yoktur. Yani yle bir s n f egemenli i meselesi temsiliyet zerinden yrd iin Trkiye de bu tr bir siyasi dn me ihtiya olmadan ithal ikamecilik uygulanm t r. Bunlara tabii tarihsel birikim olarak bakt n z zaman a a yukar 1900 l y llar n ba itibariyle bir tr sanayile me ya ayan lkeler ya da toplumlar n , 1945 sonras nda bir Afrika lkesi gibi srece entegre olmas beklenilemez. Dolay s yla, e itsiz ve bile ik geli me dedi iniz mesele bu dzeyde bir tr farkl la may da zaten kendi iinde ta yan bir mekanizmad r. D a a k stratejinin devreye girmesi ya da o entegrasyonun bu biimi almas ithal ikamecili i uygulayanlar a s ndan ba ka sonular do urmu tur, daha nce Afrika a s ndan bakt n z zaman Afrika bu srete tamamen d ar da

tutulmu tur, yani sisteme maliyeti artmas nedeniyle sistemin d na itilmeye ba lan lm t r, al klar, lmler ve saire 1980 li y llarda btn haberlerde en fazla konu edinilen bunlard r. Ama Asya ya bakt n z zaman Asya da ok ba ka bir sre ya ad ; bu deneyimler itibariyle bakt n z zaman Asya daki entegrasyon biimi de ba kad r. Yani Kore nin ya ad rnek sanayile me dneminde ciddi bir devlet mdahalesi, devlet dzenlemesi ve maniplasyonu vard r, yani hi yle neoliberal piyasa deneyimi arac l yla gerekle memi tir; ama bu yetmez. Yani sadece orada devletin o potansiyele nas l sahip oldu unu anlamak iin tarihe bakmam z gerekir. Japon i galinden itibaren ba layan tar m reformu, sonra kuzeyin gneyi i gal etti i srete yeniden oradaki toprak dzenlemesi, kuzey ekildikten sonra o yap n n muhafaza edilerek zerine byle bir -daha sonraki tan mlamaylakalk nmac bir devletin tasarruflar . Art sistemin ilk s cak temasa girdi i bir lkeden bahsediyoruz, kuzey ve gney, zaten ne kadar lke? Dolay s yla, buraya akan, d ar dan gelen stratejik nedenlerle, jeopolitik nedenlerle gelen sermaye; bunlar n hepsini ancak bir araya getirdi iniz zaman Kore meselesini anlamaya ba layabiliriz ya da en az ndan onun yoluna gidebiliriz. Dolay s yla, dn mler, yani ithal ikamecilik dedi imiz zaman Kore deki ithal ikamecilik rne in Trkiye deki gibi ya da Latin Amerika n n bir k s m lkelerindeki gibi tmden bir ithal ikamecilik de ildir, seicidir. Yani belirli sektrler seilmi tir, ileride rekabet etmeye dnk olarak korunmu lard r, tar m ve saire ya da belirli sektrler tamamen olmasa bile k smen d a a kt r. Hep bunlar tarihsel birikimle ili kili eylerdir. Bu anlamda stratejiler birbirlerini d layan sreler de ildir. Yani Trkiye a s ndan da e er Trkiye 1960 l , 1970 li y llarda bir tr sanayile me deneyimi ya amam olsayd hangi sanayile me ya da hangi kapasiteyle ihracata dnk sanayile me ya da ihracata dnk bir stratejiye geecekti. Byle bir stratejinin ya an lmam olmas ihracat n zaten varolu ko ulunu ortadan kald racakt r. Dolay s yla, bunlar birbirlerini d layan stratejilerdir, sermaye birikiminin sreklilik mant iinde anlam kazanan stratejilerdir ve tabii bunun uygulanma ya da hayata geme biimleri tek tek rneklerde ok farkl la acakt r. SALONDAN- 1970 li y llarda krizin iindeyiz hl dediniz. Daha nceki krizlere bakt m zda ya anan krizlerde zlyor, tekrar geni lemiyor. Bu sefer kriz zlmyor; krizin srdrlmesi, yani o krizle beraber ya an lmas gibi bir ey mi var? MEHMET TRKAY- Syleyece imi teorik olarak desteklemem u an iin pek mmkn de il, baz sorunlar olabilir; ama bana ok mant ks z gelmiyor.: 1970 li y llarda ba layan kriz devam ediyor dedim, ba ka bir kelime bulamad m iin kriz diyorum belki. nk hakikaten bir sreklilik izlemek mmkn; ama unu sylemek de mmkn san r m; Kriz denildi i zaman asl nda istisnai bir durumdan bahsediyorsunuz. Yani dengeler yerinden oynam , yap kendini yeniden retemez hale gelmi ; dolay s yla ar zi bir durum ve gei tirilecektir, yani kriz tan m budur. Ama 1970 itibariyle ba layan sre ve bu srecin sonunda gelinen nokta, yani burada i te o neoliberal projelerin hayata geme ko ullar ve bunlar n sonular , ya anan lokal krizler , art , so uk sava n bitmesi meselesi ve yeniden denetime dnk at malar. Bunlar n yay ld zaman dilimini d nnce yetmi lerde ba layan krizden k iin ba layan yeniden yap lanman n bir tr dzensizlik zerine kuruldu u sylenebilir. Bu yeniden yap lanma dedi imiz ey art k dzensizlikler zerine kurulu bir yeniden yap lanma ise kriz zaten bitmeyecektir, yani iinde ya ad m z durum, dolay s yla ar zi bir durum de ildir. Bundan sonra yeni i blm gibi bir ey kmayacak, bundan sonra byle ya ayaca z belki de. Yani dnya ekonomisindeki mevcut i blm bu haliyle kendisini asl nda byle krizlere dayal bir sre olarak yeniden yap land rm diyebilir miyiz? Bu benim sadece parantez iinde syledi im bir ey. Tabi gelinen noktadaki lkeler ve s n flar aras gelir da l m nda ortaya kan a r l klar n telafi edilmesi gerekti ini, hatta edilece ini ileri srenler de var. SALONDAN- Hocam, burada Keynes e dn denilebilir mi. Gelinen noktada, ne kadar bir geri dn mmkn? Bu ya ananlar bir zorunluluk mu? MEHMET TRKAY- Geri dn ya da ileri gidi diye bir ey sylemek ok uygun de il. nk Keynesyen analiz de nihai olarak birikimin mant na uygun bir analizdir. Byle bir noktada neoliberalizmin geldi i a amada ortaya kard tahribat telafi edecek bir yeni Keynesyen anlay n ipular 1997 den beri var. te peygamberin geri dn diye man etler at ld zaman nda, 1997 y llar nda falan, Keynes geri geliyor denildi; ama hangi Keynes, nas l bir Keynes gelecek, o belli de il. nc yol tart malar vard bir ara biliyorsunuz, onunla tasarlanmaya al ld , o da tutmad . Dolay s yla, dnya genelinde bir sosyal demokrasinin krizi meselesi hl a lamad , bu anlamda a lamayacak. kader midir? demeye getirdin sen. Kader ya da de il, sonuta s n flar n kendi tasarruflar , kendi duru lar yla ilgili bir ey. Bu ok yle kolay

tan mlanabilecek bir mesele de il; ama gelinen u noktada ya an lan srece potansiyel muhalefet etme ans na sahip olanlar kimler? Sistemin ideolojik maniplasyonu d na insanlar ta mak, gelinen noktada ne kadar mmkn? Bunlar ok kritik tart malar. Kreselle me ve ona kar olanlar gibi bir ayr m yap l yor, yine demin syledi im gibi kavram n her ekilde alt n doldurmam z laz m. Yani bir trafik canavar gibi bir kreselle me canavar kt sanki, her eyi kas p kavuruyor. Hay r, kapitalizmden bahsediyoruz, gayet a k olan ey kapitalizmdir, kapitalizmin geldi i bir a amad r. Dolay s yla kapitalizm, kendi i eli kileriyle byle bir a amaya gelmi tir. zme dair ya da mevcut olana potansiyel muhalefet nerede ya da nas l tasarlanabilir? Bunun biliyorsunuz kreselle me kar t hareketler erevesinde son ald biimler var, bunlar sreci ne kadar ynlendirebilirler? nk dikkat ederseniz orada kapitalizmin asli kategorileri zerinden bir temsiliyet yok, yani bir s n f perspektifi diye ifade edebilece imiz perspektif bu hareketlerde yayg n de il, varlar, yani orada da varlar. Ama rne in i i s n f orada milliyeti olarak var, Amerika daki gsterilere bakarsan z ciddi milliyeti, fa izan taleplerle oradalar. Yani gmenlere kar lar vs.ler, sonra onlar biraz elendiler. Dolay s yla, burada rne in byle bir srecin sonunda gelinen noktada ne oldu? diye bak yorum, ben daha nceki gsterilere kat lan insanlarla da konu tum, yle bir ey var dedim: Adamlar, Davos ta toplant yap yorlar, haydi herkes Davos a, Prag Prag a. Kendi gndemini belirleyemeyen bir muhalefet, onlar toplant yapacaklar, kar tlar gidip orada protesto edecekler. Devrimci turizm diye yeni bir kavram kartt lar, yani insanlar, i te paras olan muhalifler en az ndan hareket ediyorlar, turizm de byle bir ey diyorlar. Byle bir muhalefet kurumsalla ma a s ndan ciddi bir zafiyeti bar nd r yor, sen kendini kendi nceliklerine gre tan mlam yorsun, kar taraf n tasarruflar na gre sen de bir ekilde kendini biimlendiriyorsun. Burada tabii bir uluslararas dayan ma esprisi iinde, yani kreselle menin ma durlar diyeyim kabaca, s n flar var, kesimler var ve saire. Burada s n f zerinden ne kadar temsiliyet mmkn? Yani genel olarak dnyadaki i i s n f n n potansiyel bir gerilemesiyle kar kar ya dnya. Son 20 y lda ortaya kan sre, Avrupa Birli ine bakt n z zaman bunu izlersiniz, gayet a kt r, Trkiye zaten malum, di er lkelere bakt n z zaman da a k. Ortada i i s n f a s ndan zay f bir durum var. Yani bir s n f mcadelesi var, ykselen bir s n f mcadelesi var; ama bu i i s n f n n mcadelesi falan de il, burjuvazinin mcadelesi ykseliyor uzun bir sredir. Yani hi yle i i s n f n n falan mcadelesi yok ortada, kusura bakmas nlar. Bir sre duygusal destek anlam nda bir i levi olabilir bu kavramlar n. Hakikaten bir s n f mcadelesi yok dememiz mmkn de il, var ve burada da burjuvazi ykseliyor. Eski sorunlar var muhtemelen, i te uluslararas i i s n f n n dayan mas yani enternasyonalizm meselesi. Hakikaten burada benim kendi bakt m yerden bu nemlidir, her dzeyde bu tr bir kapitalizme kar kendini tan mlayanlar n bir ekilde en az ndan bir dirsek temas na girmeleri gereklidir; bir ekilde konsolide olmas zorunlu ama u a amada ok mmkn grnmyor. Yani sendikalar a s ndan bakt n z zaman sendikalar srecin nemli ta y c s haline geldiler, Avrupa Birli i iin bu byledir, Trkiye deki sendikalara bak yorsunuz, hi farkl de il. K smi kar kmalar var ama hi yeterli de il. Bir kere bu toplumda bir dengenin olu mas laz m. Ta lar n yerli yerine oturmas gerekiyor. Ancak bu denge sola ba l bir denge de il. Burada solun kendi iindeki paralanm l n a p, ba sonu belirli bir muhalif projeyi ortaya koymas ok nemli ama grnd kadar yla solun bu beraber davranamama zafiyetini a mas pek mmkn de il. Trkiye den bahsediyorsak sol kendini dev aynas nda grme psikolojisinden kmak zorunda. Bir sr grup ya da insanda ben bunu hissediyorum, gcmz var deniyor, mesela retimden gelen gcmz var . Tamam, retimden gelen gcn objektif olarak bir i e yaram yorsa bu g de ildir zaten, yani Trkiye de sendikalar n yar s a r sa ya da fa izan partilere kay yorsa burada ba ka bir sorun vard r, bu topluma dair bir sorundur. Dolay s yla, i i s n f n n mcadelesi denildi i zaman bunlar hep yeniden tart lmas gereken eyler. Potansiyel olarak, uluslararas kapitalizm kar tl n gz ard etmeden onlarla dayan ma iinde ya da bir tr dirsek temas iinde yap labilecek eyler muhakkak vard r. nemli olan bunu yapabilecek gc bir araya getirebilmektir. Sonu olarak Trkiye ile ba layal m isterseniz. Daha nce vurgulad m gibi, Trkiye nin en az ndan yak n gelece i son birka y l iindeki geli melerle belirli bir netlik kazanm durumda. Son dnemde kan ve kart lmas d nlen yeni yasalarla bu topraklarda ya ayan insanlar maalesef iyi eyler beklemiyor. Ya anacak srete muhtemel geli meler yle zetlenebilir diye d nyorum. D nlen tar ma dnk dzenlemelerle a a kacak kyller daha nce vurgulad m gibi ara mekanizmalar ortaya kmazsa kentlere gelecekler, istihdam olanaklar en d k dzeyde neredeyse; i sizlik artacak, yoksulluk artacak, di er tm sektrlerde elenme ve merkezile me ya anacak. Di er taraftan jeopolitik dengeler

Trkiye yi a ka taraf olmaya zorlayacak gibi grnyor, ya da muhtemel tercihler bu ynde olu acak diyelim. Bunlar bir arada d nd mz zaman maalesef iyi bir tablo km yor. Tekrar dinledi iniz ve katk lar n z iin te ekkr ederim. Ayr ca bu f rsat sa lad te ekkr ederim. iin FMC ynetimine ve al anlar na da