KİŞİLERARASI İLETİŞİM Kişilerarası iletişimi sözlü ve sözsüz iletişim olarak iki gruba ayırmak mümkündür.

Sözlü iletişim denince akla konuşma dili gelmektedir. Kişinin kendini anlatması ve başkalarını anlaması konuşarak gerçekleşmektedir. Konuşarak duygular aktarılabilmekte, kişilik ortaya konulmakta, düşüncelerle dünya görüşü yansıtılmakta, sonuçta kişi kendini ifade etmektedir. Bunun yanında kişinin yaşadığı süre boyunca devam eden yolculuğunda sözsüz iletişimin yeri yadsınamamaktadır. Sözsüz iletişim içerisinde beden dili iletişim kurarken büyük önem kazanmaktadır. Bu durumda etkili bir iletişim için beden dilini başarılı bir şekilde kullanmak ya da karşıdaki kişinin beden dilini anlamak zorunlu hale gelmektedir. Sözlü İletişim Aristo’nun ünlü bir sözü, sözlü iletişim açısından son derece önemli bir noktayı vurgulamaktadır: ‘Akıllı insanlar her düşündüklerini söylemezler ancak her söylediklerini düşünürler’. Bu sözü konuşarak anlaşan kişilerin, sağlıklı iletişimde bulunabilmek için dikkate almaları son derece önemlidir. Bu doğrultuda başarıya ulaşan sözlü iletişimlerin üretken olduğu, insanların amaçlarına erişmesine, yararlı bilgileri kullanmasına, kendilerini daha mutlu hissetmesine yardımcı olarak yaşamın kalitesini yükselttiği ifade edilmektedir. Uluslararası ilişkilerde çatışmaların çözümünde önerilen ilk kural olan ‘masada kal ve müzakerelere devam et’ kuralı, masada kaldıkça konuşma şansının artacağı ve konuştukça çözüme daha fazla yaklaşılacağı gerçeğine dayandırılmaktadır. Uluslararası ilişkiler açısından geçerli olan bu kural, insan ilişkilerinin de temelini oluşturmakta ve yıkılmaması gereken en önemli köprünün iletişim köprüsü olduğunu gözler önüne sermektedir. Sözlü iletişim, ortak simgelerin en gelişmişi olan dil olgusu ile gerçekleşmektedir. “Dil, bireyin dünyayı algılayışında önemli rol oynar. Dilin yapısı grameri ve kavram dağarcığı- düşünce davranışlarımızı kesin bir biçimde belirlemese de, belli seçim eğilimlerimizi gösterir. Çünkü dil, dünyaya bakışımızın ve yaşantılarımızı yorumlayışımızın özel bir biçimidir”. Dolayısıyla dil, bireyin kendini ve çevresini anlama ve anlamlandırmasında önemli bir rol oynamaktadır. Kişiler ürettikleri bilgileri dil yardımıyla birbirlerine aktararak anlamlandırmakta ve böylece iletişim kurmaktadır. Burada sesin tonu, hızı, şiddeti ve vurgusu ayrı bir önem kazanmaktadır. Buna bağlı olarak insanı öteki canlılardan ayıran temel özelliklerden birinin konuşma yetisi olduğu görülmektedir. Konuşma insanın yaşam sürecinin temel dinamiklerinden, asal eylemlerinden birini oluşturmaktadır. Konuşmak; insanın gelişme sürecinde de nefes almak, beslenmek ve yürümek gibi birkaç ilk eylemden hemen sonra yaşanan ana eylemlerdendir. “Dil insanların düşündüklerini ve duyduklarını birbirlerine iletmek için geliştirdikleri, sözcük ve işaretlerden oluşan bir iletişim ve etkileşim aracıdır. Sesler, işaretler ve yazmadan meydana gelen dili öğrenme gücü insanın benzer canlılar arasında farklılaşmasını ve gelişmesini sağlamıştır”. Gerçekten de iletişim denince akla ilk gelen kişilerarası iletişim ve bu amaçla en yaygın kullanılan bir araç olarak dildir. Dil, herşeyden önce kavramları belirten bir

1

göstergeler sistemidir. Terminoloji, yapı, deyimler ve kültür öğelerini bir araya getiren toplumsal bir olgudur ki, kişisel olan konuşma onunla var olmaktadır. Zira herkes bir dili, kendi ana dilini konuşmaktadır. İletişim bağlamında dil bir anlam taşıyıcısıdır. Anlam ise iletişimin anahtarı, iletişim sürecinin odak noktasıdır. Sözlü iletişim bireyin ve toplumun yaşam biçimini etkilediği gibi, toplumun kültürel, ekonomik, sosyal ve siyasal yapısına paralel bir gelişim çizgisi göstermektedir. Dil üzerinde araştırma yapanların çalışmalarında, içinde yaşadıkları toplumsal koşulların izlerini bulmak mümkün olmaktadır. Dolayısıyla her toplum, içinde bulunduğu doğal ve toplumsal koşullara uygun bir dili ortaya çıkarmakta ve her dilin içinde kişinin dünyaya bakış açısını ve düşünce yapısını oluşturan doğanın ve sosyal yapının bir kalıbı, modeli yer almaktadır. İletişimde kullanılan sözcükler, kişilerin, nesnelerin ve olayların kendilerini değil, onları temsil eden soyut simgeler olmakta, bu soyutlamalar sırasında simgeler aralarındaki benzerlik ve farklılıklara göre ayırt edilmekte, birleştirilmekte ve sınıflandırılmaktadır. Bunların ışığında dilin, bir tanımlama işlevinin olduğu kadar, bir sınıflandırma ve değerlendirme işlevinin de olduğu ifade edilmektedir. Sözlü iletişimde dolayısıyla konuşma dilinde bulunan simgeler ve kavramların, çevrenin algılanmasında ve anlamlandırılmasında çok önemli etkilere sahip olduğu görülmektedir. Çevreyle ilgili bakış açısı, değerlendirme ve anlamlandırmalar büyük ölçüde dilde var olan simgeler ve kavramlar ışığında oluşturulmaktadır. Sözlü iletişim dil ve dil ötesi olmak üzere iki alt sınıfa ayrılmaktadır. İnsanların karşılıklı konuşmaları ve yazışmaları dille iletişim olarak değerlendirilirken, ses tonu, sesin hızı, şiddeti, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar, dolayısıyla sesin niteliği ile ilgili özellikler, dil ötesi iletişim olarak ifade edilmektedir. Dille iletişimde kişilerin ne söyledikleri, dil ötesi iletişimde ise nasıl söyledikleri ön plana çıkmaktadır. “İnsanların yaşadığı her yerde dil vardır; dilin kullanıldığı her yerde de konuşulduğu ve işitildiği için dilin temelini ses dünyası oluşturur”. Bu açıdan bakıldığında sözlü iletişimde, mesajın içeriğinin yanı sıra iletiliş biçimi de önem taşımaktadır. İletişim esnasında kişinin ses tonu psikolojik durumunu yansıtmaktadır. Bu durumda ise, bireyin ne söylediğinin yanı sıra nasıl söylediği de önem kazanmaktadır. Sözsüz İletişim Kişilerarası iletişimin, yaşamın her alanında büyük önem kazandığı günümüzde, iletişim sadece sözel ifadelerden ibaret olmamakta, sözel ifadelerin yanı sıra sözsüz iletişim unsurlarına daha fazla önem verilmektedir. Sözsüz iletişim, iki kişi arasındaki mesafeyle başlamakta, duruş, oturuş, giyim, kuşam, yüz ve bedenin biçimi, mimik, jest gibi değişik bir çok öğeden oluşan geniş bir yelpaze içinde sürdürülmektedir. Sözsüz iletişimde insanın içinde bulunduğu alan; bu alan içinde yapılan hareketler baş, el, kol hareketlerinin oluşturduğu jestler; yüzün farklı ifadeleri yani mimikler rol oynamaktadır. Buna bağlı olarak, sözsüz iletişimde iletinin hareketlerden oluştuğu görülmektedir. Bu hareketlerin bir bölümü içgüdülerden, dürtülerden kaynaklanmakta, bir bölümü de öğrenilmekte ve taklit edilmektedir. Kişilerarası iletişimde başvurulan simgesel kodlar içinde sözsüz olanlar, çoğu kez bilincinde olmaksızın, bununla birlikte kaçınılmaz olarak sürekli kullanılmaktadır. Beden dili ile kişinin kendi bilinçaltı ile iletişim kurabilmesi mümkün olmaktadır.

2

Karşılaşılan kişiler üzerinde ilk izlenim yaratmada beden dilinin önemli bir etken olduğu görülmektedir. Kişiler söylediklerine göre değil, görünüşlerine göre yargılanmakta, bu yargıda çoğunlukla bilinçaltı ön plana çıkmaktadır. Yargılar analiz edildiğinde, önyargılara ve varsayımlara dayandığı ifade edilmektedir. Sözsüz mesajlar sözlü mesajları pekiştirebilmekte, düzenleyebilmekte ya da sözlü mesajlarla çelişebilmektedir. Bu nedenle iletişimin sözel olmayan unsurlarının sözlü unsurlardan daha önemli olabileceği sonucuna varılmaktadır. İletişim sürecinde karşıdaki kişinin gönderdiği sözsüz mesajlar, verilecek karşılığa ya da belirli bir durumda oynanacak role ilişkin karar verme esnasında sık sık kullanılmaktadır. Davranışların sözcüklerden daha yüksek sesli olduğu söylenebilmektedir. Sözsüz iletişim rastlantısal ya da planlı olarak ortaya çıkabileceği gibi, her iki durumda da sözel olmayan davranışlar, algılamayı ve verilecek karşılığı etkilemektedir. Teknik açıdan bakıldığında, algılama yeteneğinin ya da sezgilerinin kuvvetli olduğu söylenen kişilerin bu yeteneklerinin, aslında başkalarının sözsüz mesajlarını okuma ve bu sözsüz işaretleri sözlü mesajlarla karşılaştırma yeteneği olduğu görülmektedir. Uzun yıllar kişilerarası iletişimin temelini konuşmanın oluşturduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. İletişimin doğası ile ilgili bu yanılgının, kişinin işitme ile birlikte en çok gelişmiş olan görsel kanallar aracılığı ile açımladığı sözsüz iletişim kodlarına gereken önemin verilmemesine neden olduğu ortaya çıkmakta, sözsüz iletişimle ilgili bilimsel araştırmaların son dönemlerde gerçekleştirildiği görülmektedir. Bazı davranışların kültürel olarak öğrenilen ve alışkanlık halini alan davranışlar ya da genetik davranışlar olup olmadığı konusunda tartışmaların sürdüğü görülmektedir. Bununla birlikte, sözsüz temel davranışların çoğunun sonradan öğrenildiği ve çeşitli hareket ve davranışların anlamının kültürel olarak belirlendiği ifade edilmektedir. Araştırmalara göre, yaş ve cinsiyet gibi değişkenlerin beden dili üzerinde etkisi olduğu belirtilmektedir. Yaş ilerledikçe jest ve mimiklere ait sözsüz işaretlerin daha iyi anlaşıldığı, bununla birlikte yüz ifadelerinin değerlendirilmesinde yaşın önemli bir etkisinin olmadığı görülmektedir. Cinsiyet de sözsüz mesajların değerlendirilmesinde, rolü olduğu anlaşılan bir değişkendir. Sözsüz iletişimin önemli bir bölümünü oluşturan görsel kodların kullanımı, insanın iletişim tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. İlkel ve geleneksel toplumların insanının, gerek günlük uygulamalarda gerekse de din kökenli törenler için son derece yetkin görsel kodlar geliştirdiği görülmektedir. Toplumların yaşam biçimlerindeki değişiklikler, kişilerarasındaki ilişkileri etkilemekte, değişen yaşam biçimlerine paralel olarak, sözlü ve sözsüz iletişim biçimlerinde de farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Toplumdaki üretim, düşünce ve yaşam biçimi, birbirlerini karşılıklı olarak etkileyerek birlikte değişime uğramakta, bu değişim de konuşulan dilin, selamlaşma şekillerinin, sözsüz iletişimde kullanılan araçların değişmesine yol açmaktadır. Sözsüz İletişimin Özellikleri Sözsüz iletişimin kişilerarası iletişim sürecinde iki önemli işleve sahip olduğu görülmektedir. Bunlardan birincisi sözsüz mesajlarla birtakım anlamların iletilebilmesidir. Örneğin, karşıdaki kişiyle araya konan mesafe, o kişiyle olan dostluk düzeyinin bir belirtisi olarak görülmekte, başın sallanmasıyla bir görüşün onaylandığı ifade edilmekte, yakaya takılan rozet kişinin mesleğini göstermektedir.

3

Sözsüz iletişimin ikinci işlevini ise, sözlü iletişimi desteklemesi ve onun akıcılığına katkıda bulunması oluşturmaktadır. Kişi konuşarak ifade ettiği görüşünü, yüzünü ve bedenini kullanarak desteklemekte, daha anlamlı hale getirmektedir. Onu dinleyen kişi ise, yine ortaya koyduğu sözsüz mesajlarıyla konuşana geribildirim vermektedir. Buna bağlı olarak dinleyicinin konuyla ne kadar ilgili olduğu, söylenenleri anlayıp anlamadığı konusunda birtakım ipuçları elde edilmektedir. “Sözsüz iletişim alemi; sözlü ifadenin anlamını mükemmelleştiren ve tamamlayan iradi (istemli) ve gayri iradi (istemsiz) işaretler bütünüdür”. Bu noktada kişilerarası iletişim sürecinde önemli işlevlere sahip olan sözsüz iletişimin özelliklerini ise şöyle ortaya koymak mümkündür: İletişimsizliği Olanaksız Kılma Kişilerarası iletişimin temel unsurlarından birini mesajların sözlü ve sözsüz nitelikte olması oluşturmaktadır. Dolayısıyla iki kişinin bulunduğu bir ortamda, aralarında sözlü iletişim kurulmasa da, kişilerin davranışları, duruşları, aralarındaki mesafe, yüz ifadeleri gibi sözsüz mesajları, bir açıdan sezgi düzeyinde nasıl bir insan oldukları ya da o ortamda ne tür duygular taşıdıkları konularında ipuçları vermektedir. Suskunluk bile karşıdaki kişiye belli mesajlar iletmektedir. Karşınızdaki insana bir soru sorduğunuz zaman size yanıt vermeme şansı yoktur. Yanıtlarını dile getirmeseler bile yüz ifadeleriyle, beden dilleriyle ya da bakışlarıyla bir yanıt vereceklerdir. Kişilerarasında ortaya çıkan iletişim kopukluklarının temel nedenini, bu türden iletilerin yeterince değerlendirilememesi oluşturmaktadır. Tüm bunların ışığında sözsüz iletişim ve beden dili, iletişim kuramamayı imkansız hale getirmektedir. Duygu ve Coşkuları Dile Getirme Rosenfeld tarafından gerçekleştirilen bir araştırma sonucunda derse hazırlıklı gelen öğretmenlerin yüz ifadeleri, konuşmadaki etkinlikleri, gülümseme biçimleri, jest ve mimikleri gibi davranışlarının derse hazırlıksız gelen öğretmenlerin ayni davranışlarına oranla yaklaşık iki kat daha etkili olduğu bulunmuştur. Kimi zaman, insanların duygularını anlamak gerçekten zordur. Kendilerine soramazsınız, çünkü ne hissettiklerini çoğunlukla söylemek istemezler; söylemek isteseler bile, çoğu kez duygularını kendileri de pek bilemezler. Bu kişilerin kafalarının içine girip ne hissettiklerini öğrenemeyeceğimize göre, yüz ifadelerine, beden belirtilerine bakarak, o anda nasıl bir duygu içinde olduklarını anlamaya çalışırız. Bilişsel iletilerin aktarılmasında temel araç olan konuşma dili, duygu ve coşkuların ifade edilmesinde çoğu durumda yetersiz kalmaktadır. Konuşma dilindeki sözcükler genelde içerik bilgisi taşımakta, sözsüz iletişim ise duygusal bilgiyi dışavurmaktadır. Jestler ve mimikler kişinin içinde bulunduğu duyguların en etkili biçimde açığa çıkmasını sağlamaktadır. Bir bakış, bir dokunuşla sevginin ifade edilmesi, ard arda sıralanan sevgi sözcüklerinden çok daha etkili olmaktadır. Kişinin el, kol ve bacak hareketleri, hatta parmaklarının hareketi bile içindeki gerçek duyguları yansıtmaktadır. "Pek çok insan bedenlerinin bir dili olduğundan; konuşabildiğinden haberdar bile değildir. Kelimeler sizi kandırabilir ama beden asla yalan söylemez”. Kişilerarasındaki İlişkileri Tanımlama Ses tonu, bedenin duruşu, araya konan mesafe gibi sözsüz iletişim ögeleri, ilişkilerin nasıl anlaşılması gerektiğini belirlemektedir. Bu türden iletiler ikincil ilişkilerde birbirini tanımayan kişiler açısından olduğu kadar, birincil ilişkilerde de

4

ortam koşulları ve diğer sözlü ve sözsüz mesajlarının birlikte incelenmesi gerekmektedir. sıcak ve sevecen bir tonla konuşan kişinin. kimin nerede ve nasıl güleceği kültürel olarak belirlenmektedir. saygılı olma. değişik anlamları ortaya koymaktadır. her zaman bu şekilde belirgin olmamaktadır. Sözsüz iletişimin ilişkilerin ve sözlü iletişimin içeriğinin nasıl anlaşılması gerektiğini bildiren bu özelliği. Bununla birlikte. birbiriyle çelişen. Çünkü ilişkilerin biçimi ve yönü hakkındaki tanımlama. Sözlü ve sözsüz mesajlar arasındaki bu çelişki. sözlü mesajları tamamen farklı bir içerik ortaya koyabilmektedir. kastedilenden çok farklı sözler ortaya koydukları gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. Bu nedenle söylenenlerin gerçekliğini yakalamak için. Kişi bazen çeşitli sebeplere bağlı olarak. Kültüre Göre Biçimlenme Konuşma ve yazı dili ile kıyaslandığında sözsüz iletişim biçimlerinin daha evrensel bir nitelik taşıdığı görülmektedir. Güvenilir Mesajlar Sağlama Sözsüz iletişim biçimlerinin genelde sözlü mesajların desteklenmesi ve pekiştirilmesi biçiminde kullanıldığı görülmektedir. Sözel İçerik Hakkında Bilgi Verme Sözsüz iletişim genellikle sözlü iletişimin yorumlanmasında. Bir bakış ya da suskunluk. resmi bir tavırla konuşmasından ve el sıkmasından. Aynı sözel içeriğin değişik tonlarda ya da değişik bedensel hareketlerle ifade edilmesi.oldukça önemlidir. olduğundan ya da hissettiğinden farklı görünmeye çalışmaktadır. Bazı durumlarda kişilerin gerçek duygu ve düşüncelerini dile getiremedikleri. çoğu durumda sözlerden daha güvenilir anlamlar ortaya koymaktadır. kişilerarasında iletişim sürecinde belirlenmiş ya da belirlenmekte olan ilişkilerle yakından ilgili olduğu görülmektedir. kızgınlık duyguları yansıtan mesajlar gönderdiği halde. yorgunluk ya da ilgisizlik gibi nedenlerin hangisinden kaynaklanmış olabileceğini öğrenebilmek için. Bu durumda belli bir konuda kişilerin gerçek duygu ve düşünceleriyle ilgili olarak sözsüz mesajların. o anki iletişim biçimini ve gereğini de etkilemektedir. bu türden mesajlara her zaman bilinçli olmasa da dikkat edilmektedir. Örneğin gülme davranışı kişinin sevincini. Sinirli olan kişinin ses tonu. sözsüz mesajların belirsizlik taşıdıkları da görülmektedir. farklı anlamları vurgulamaktadır. bir başka deyişle sözel iletilerin anlamlandırılmasında ipuçları vermektedir. insan ilişkilerinde daha güçlü bir duruma 5 . yüz ifadesi ve bedeni. ya bulunulan ortamın gereklerine uygun olarak böyle davrandığı sonucu çıkarılmakta ya da içinde bulunduğu ruhsal durumla bağlantılı olarak ilişkilerini nasıl belirlemek istediğini açıklamaktadır. Anlamları açısından benzerlikler bulunmasına karşın. her toplumun kültüründe sözsüz iletişim ögeleri dağarcığı ve bu dağarcığın kullanım biçiminin kendine özgü olduğu ifade edilmektedir. Sözsüz iletişimin duyguları belirtmesi. bu belirsizliğin kaynağını oluşturmaktadır. çekingenlik. Dolayısıyla bu durumun. Çift Anlamlılık Çoğu durumda kişinin sözlü ve sözsüz mesajları. üst iletişim sağlama özelliği olarak açıklanmaktadır. Her zaman canayakın davranan. Belli bir ortamda suskunluğu gözlemlenen kişinin bu davranışının. Bu çelişkileri kendinde ve başkalarında yakalamasını öğrenen kişinin. bir şeyi komik bulmasını yansıtma açısından evrensel bir davranış olmakla birlikte. sözlü mesajlardan daha güvenilir olduğu belirtilmektedir.

sözlü mesaja başvurmak gerekebilmektedir. Bununla birlikte yüz ifadelerini anlamanın kolay olmadığı. Konuşmanın sonunda yapılan göz teması. bu hareketlerin tek başına yeterli olabildiği durumlar yaratabilmektedir. değişik yorumlara açık olması. Ses tonunun. Konuşmanın başında gözle temas kurmak. bedenin gergin ya da gevşek oluşunun. geri bildirim arzusuna. baş ve yüzü de uygun bir şekilde hareket ettirmek gerekmektedir. Başın içinde bulunan beyin. Başka bir kişiyle ne zaman. sözsüz iletişimle sözlü iletişim bir bütün oluşturduğunda ortaya çıkmaktadır. bedensel temas. insanlar başkalarını dış görünüşlerine göre değerlendirmektedir. Yapılan araştırmalar. Baş. Sözsüz İletişimin Bölümleri Beden dilinin değeri. dinleyici üzerinde egemenlik kurma. Göz teması. Gözle flört etmek. duruş. güven ve ilginin belirtisidir. jestler ve mimiklerle karşılarındaki kişilere mesajlar ilettikleri görülmektedir. samimileşme arzusunu göstermektedir. farklı hareketlerin anlamını anladığında. Karşıdaki kişinin gönderdiği sözsüz mesajların pek çok anlamı olabilmekte. tüm davranışların ve hayati fonksiyonların merkezi durumundadır. daha samimi bir ilişkiye. Genel anlamda değerlendirildiğinde yüz ve beden. Sözsüz iletişimi çeşitli bölümlere ayırarak incelemek mümkündür. kişinin ilişkisi hakkında çok önemli bilgiler göndermesinin. ancak bunlardan çıkarılan anlamın belli bir zaman süresi içinde başka gözlemlerle karşılaştırılması son derece önemlidir. Yüz ve Beden Sözsüz iletişimde kişilerin yüz ifadeleri. Sözsüz iletişimin gerçek duyguları daha iyi yansıtabilmesine karşın. jestlerin kişinin iç aleminin belirtileri olarak ele alınması. Birisinin gözünün içine dik dik bakmak. özellikle de ilişkisinde ne kadar egemen ya da samimi olmak istediğini göstermesinin bir yolu olarak değerlendirilmektedir. Bu bölümler aşağıda ayrıntılarıyla incelenmektedir. 6 . yüz ifadelerinin. egemenliğe karşı basit bir meydan okumadır. O kişiye karşı olan davranışlarında. Kişi. Belirsizlik Sözsüz iletişimde belirsizlik derecesinin yüksek olduğu sonucuna varılmaktadır. mekan kullanımı ve araçlar olarak ortaya konulabilmektedir. Başın kullanımının karşıdaki kişiyle iletişimi daha etkin hale getirdiği görülmektedir. yüz ifadesinin kişide bıraktığı izlenim yön verici bir rol oynamaktadır”. yüz ifadelerinin saniyenin 1/5’i gibi kısa bir sürede değiştiğini ortaya koymaktadır.geçmeye başladığı ve diğer kişilerle daha derin ilişkiler kurma olanağına sahip olduğu görülmektedir. vücudun çatısı ve kontrol merkezidir. dinleyiciyi dikkat göstermeye zorlama arzusunu göstermektedir. Kişi tanıştığı. Ancak göz teması kurmak için de. kelimelere gereksinim duymaksızın bir mesajı iletmekte. konuştuğu kişinin öncelikle yüzüne bakmaktadır. kısa bir sürede belirli bir yorumu benimseyip her şeyin anlaşıldığı sonucunun çıkarılmasının doğru olmadığını vurgulamaktadır. Bu noktada “bilinçli olmasa ve belirli bir kurala dayanmasa da. ne kadar sıklıkla ve ne kadar uzun bir süre göz göze gelindiği. tutumlarında. dinleyicinin nasıl bir tepki verdiğini görme arzusuna işaret etmektedir. bu anlam seçeneklerinden hangisinin doğru olduğunu anlamak için. duruş ve oturuş konumunun. çünkü yüz ifadelerinin oldukça hızlı değiştiği ifade edilmektedir.

En çok kullanılan sözsüz simgeler olan yüz ifadeleri. yaptıkları araştırmalar sonucu. kasılıp gevşemesi rol oynamaktadır. mimik ve bedensel davranışların sözcüklerden daha büyük bir önem taşıdığı görüşünü savunmaktadır. bir tablo haline koyar. yüzündeki değişimlerle birlikte yorumlanmaktadır. bir konuşmayı olumsuz olarak etkilemektedir. Tavır ve hareket bir konuşmayı canlandırır. Yapılan araştırmalar. Kafa sallamalar aynı zamanda konuşmayı kesme ya da sürdürme gibi anlamlara da sahiptir. Jestin kelimelerin yerini tutmaması ve aynı zamanda kelimelerden ayrı ve bağımsız olmaması gerektiği ifade edilmektedir. Jestler birincil. kültürler arasında daha az farklılaşma gösterdiği ortaya çıkmaktadır. Çocuk geliştikçe duygulanım ve coşkuların mimiklerle anlatılması. Yüz ifadelerinin. mutluluk. bu bedensel harekette de kültürlerarası farklılığın varlığını göstermektedir. üzüntü. İnsanların kendilerini ya da duygu ve düşüncelerini sözcüklerle ifade 7 . içinde yaşanılan topluma ve toplum kesimine göre değiştiği görülmekte. anlamsız ve makineleşmiş olmayıp konuşmada anlatılmak istenen düşüncelere yol gösterici olması son derece önemlidir. hayret.Baş ile verilen işaretler. “Nasıl sözcükler tam anlamlarını ancak bir cümlenin içinde veriyorlarsa. öfke. “kulağa ses aracılığıyla gelen kelimeleri göz önünde resme çevirmektedir. Konuşmanın bağlamını yine yüz ifadeleri belirlemektedir. tiksinti gibi temel yüz jestlerinin bütün kültürlerde hemen hemen aynı olduğunu göstermektedir. Türklerin ise aşağı yukarı sallamaları. jestler de ancak kişiliğin tüm belirtileri içinde doğru olarak anlamlandırılabilmektedir”. bir kişiyi onaylama. benimsendiği ve saklandığı ortaya çıkmaktadır. Bu noktada tavır ve hareket kelimenin yol arkadaşı. korku. Mimikler dışında kişi jestleriyle de önemli mesajlar iletebilmektedir. Kişinin konuşmalarının niteliği. Jestler. doğuştan geldiği. biçimlenmekte ve kalıplaşmaktadır. Jestlerin fikirlere uygun olması ve onları açığa çıkarması gerektiği vurgulanmaktadır. konuşma ikincildir. Dolayısıyla duygulanım ve coşkuların mimiklerle ifade edilmesinin. Günümüzde bazı insanbilimciler. Duygu ve coşkuları yüze yansıtan mimiklerin oluşmasında yüz kaslarının hareketi. başkalarının davranışlarının taklit edilmesiyle gelişip. Avrupalı ve Amerikalıların ‘hayır’ yerine başlarını iki yana. Anlamsız yumruk sıkmak. elleriyle ceket yakasını kavramak. toplumsallaşma süreci içinde kültürle bağlantılı olarak kazanıldığı. Yüz kaslarının hareketlerinin bir bölümünün içgüdü ve dürtülere bağlı olduğu. diğer görsel göstergelerle karşılaştırıldığında. sürekli sağ elin işaret parmağını tehdit eder gibi sallamak ya da kürsüye yumrukla vurmak. etkileşimin ve konuşmanın izlendiğini gösterme gibi hareketleri kapsamaktadır. Psikolojik dengelerini yitirmiş kişilerin yüz ifadeleriyle konuşmaları arasında çoğu kez bir uyum görülmemektedir. konuşmayı tamamlayıcı ve pekiştirici hareketlerdir. Bu doğrultuda amaçsız sallanan bir kol konuşmacının etkisini azaltmaktadır. İnsan yüzünde pek çok anlamın gizli olduğu ifade edilmektedir. rehberi olarak değerlendirilmektedir. ‘evet’ ya da ‘hayır’ deme. Onun için bunlar söylenen sözlere uygun olmalıdır”. ellerini ovuşturmak. Konuşma işe yaramadığında jestler yine ön plana gelmektedir. boş yere kolun alt kısmını aşağı yukarı sallamak. beyin kabuğunun altındaki yapıların taşıdığı genetik plan ve programların yüzün görünümünü verirken. aynı zamanda bu görünüme mimiklerle anlam ve renk kattığı ifade edilmektedir. Tavır ve hareketin amaçsız. insanlararası etkileşimde jest.

bir başka deyişle duyulan. kişinin hemen geriye doğru bir adım atarak. kaslarının gerginliği ve kollarının önde oluşuyla kızgınlığını açığa vurmaktadır. Diğer sözsüz iletişim şekilleri gibi. Bununla birlikte konuşan kişinin karşısında dinleyici olsun olmasın aynı jestleri yapmadığı ifade edilmektedir. daha çok psikolojik heyecan durumlarını gösterdiği ifade edilmektedir. tutmak. karşısındakine yakınlık duyduğunu ve ilgisini göstermektedir. Örneğin kültürümüzdeki gelenekselleşmiş el öpme şeklinin büyüğün elinin dudağa götürülmesi biçiminde olmasına karşın. Jestler. Karşısındaki kişiye olumsuz şeyler söylese de dokunma ihtiyacını duyan kişi. Bedensel temas. duyguları ortaya koymaktadır. örneğin karşıt cinsler ya da kamusal ve özel mekanlar arasında değişimler göstermektedir. yakasındaki görünmeyen tozları silkeleme olduğu söylenebilmektedir. bu davranışıyla karşıdaki kişiye. Bu hareketlerin kullanımları durumdan duruma farklılaşmakta ve kişilerarası ilişkilerin çeşitli biçimlerinde anlamları değişmektedir. duygu ve düşüncelerin. görülen ve hissedilenlerin el işaretleri ile anlatıldığına tanık olunmaktadır. Kızgın kişi. farklı şekilde el öpen kişilerin bu davranışları çevredekiler tarafından samimiyetsizlik olarak yorumlanabilmektedir. Farklı bedensel temaslar kurarak kişinin karşısındakine çeşitli mesajlar ilettiği görülmektedir. itmek. karşıdakinin elinin avuçlar arasına alınarak sıkılması dostluğu son derece anlaşılır biçimde ifade etmektedir. Örneğin el sıkışma. buna bağlı olarak telefon görüşmesinde ve dinleyiciler karşısında yüz yüze iken yapılan jestler arasında farklılıklar ortaya çıkmaktadır. kendisine fazla yaklaşmaması gerektiği mesajını vermeye çalıştığı görülmektedir. dokunmak gibi bedensel hareketleri kapsamaktadır. Bazı kültürlerin mümkün olduğu oranda jestlerden kaçındığı görülmektedir. el ve kol hareketleri kişi kendisini kontrol etmeye çalışsa da. kucaklamak. el sıkmak. karşıdaki kişiye yapacağı etki düşünülerek yapılmakta. vurmak. omzuna dokunma. ellerini iletişim aracı olarak kullandıkları görülmektedir. farklı anlamlandırmalara yol açabildiğinden iletişim sürecinin olumsuz bir boyut kazanmasında belirleyici olabilmektedir. Bir başka dostluk gösterme şeklinin ise kişinin koluna. ne kadar kontrollü bir kişi olursa olsun yumruklarının sıkılı oluşu. Kişi. mimikler kadar konuşmayı tamamlayıcı öğeler olmadığı. Buna karşın kişinin yakından tanıdığı kişilerin ellerini.edemedikleri dönemlerde. Mekan Kullanımı Kişiye sokakta tanımadığı birisinin çok fazla yaklaşması durumunda. Özellikle mevcut toplumsal kurallara aykırı olan bedensel temaslar. varlıkların. Bununla birlikte normal bir konuşmada jestlerin. Doğu-Arap ve Akdeniz kültürlerine göre Batı kültürlerinde daha az rastlandığı görülmektedir. Bedensel temasa. kollarını tutarak ya da boyunlarına sarılarak onlarla 8 . konuşurken yaptığı jestlerle aktifleşmektedir. izlenimlerin. Yapılan deneyler sonucunda konuşarak açıklamalarda bulunan deneklere jest yapmaları yasaklandığında bunun kötü sonuçlar ortaya çıkardığı gözlemlenmektedir. Bir çok jest bilinçli olarak. kişinin karşısındakini kendisine en azından bir ölçüde eşit kabul ettiğinin bir göstergesi olmakta. bedensel temasın anlamının kültürden kültüre değişebildiği ve farklı kültürler arasında yanlış yorumlamalardan kaynaklanan iletişim problemleriyle karşılaşıldığı ortaya çıkmaktadır. Bedensel Temas Sözsüz iletişim yollarından birisi de bedensel temastır. öpmek. Cisimlerin.

Örneğin. başkalarıyla fazla fiziksel yakınlıktan hoşlanmadığı bilinen bir kişinin tanıştığı biriyle tokalaştığı görüldüğünde. Samimi mesafe. ortalama olarak yarım ile bir metre arasında bulunan. sözsüz iletişimin bu yakın mesafedeki mekansal biçimlerinin sözel davranışlarla tamamlanması gerekmektedir. Genelde günümüzdeki Batı kültüründe kişisel mekanların daha büyük. Uzaklık içinde belirli anlamları olan hareketler yapılmaktadır. Kişisel mesafe. toplumsal mesafe ve kamusal mesafe olarak belirtilmektedir. özgül kullanım biçimlerine bağlı olarak nasıl bir mesaja dönüştüğü sorunudur. Samimi mesafe. kişinin yaşadığı mekanda ilişki içinde olduğu tüm diğer nesne ve öznelere en yakın olduğu uzaklık olarak değerlendirilmektedir. kişilerin davranışlarını ve tutumlarını etkileyen mekanın. bu görünüm o kişi ile tokalaştığı kişi arasında bir yakınlığın başladığı mesajını iletmektedir. Mekanın kullanımı ve gereksinmelere bağlı olarak oluşan özelliklerinin korunması isteği. Uzaklığın. on santimetreden otuz santimetreye kadar olan yakınlığı kapsamaktadır. kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerinin belirlenmesini de sağlamaktadır. samimi mesafenin kişilerin birbirlerine saygısının da bir ölçütünü oluşturduğu ifade edilmektedir. Uzak samimi mesafe ise. samimi mesafe. Aynı zamanda. ikili bir samimi uzaklık kavramı geliştirmektedir. bunun tipik bir örneğiyle karşılaşılmaktadır. Örneğin. Burada sözsüz iletişim için önemli olan. kişisel yakınlık. Çeşitli kültürlerde. gerçek teması içermektedir. fakat iletişim bu kadarıyla belirli istekleri ifade etmekten öteye gidememektedir. Bu mesafenin içerdiği mesajlar arasında. Bu hareketlerin anlamlarının iletilebilmesi için. kadın-erkek ilişkilerinde kol kola dolaşma. kişisel mesafe. kendilerine saygı duyulmasını isteyen kişiler tarafından nasıl kullanıldığı gözlemlendiğinde. Hall’un deyişiyle bir kokteyl partideki kişilerin birbirleriyle en rahat biçimde etkileşimde bulunabildikleri mesafedir.arasındaki mesafeyi sıfıra indirebildiği ortaya çıkmaktadır. Bu tür 9 . belirli bir isteğin ifadesidir. saygı gibi samimi mesafede de belirtilen özellikler sayılabilmektedir. İnsan davranışlarıyla ilgili olarak yapılan çalışmalarda. Bunlardan birincisi olan yakın samimi uzaklık. Mekanın. kendi çevrelerinde oluşturdukları boş mekanlar yoluyla karşılarındaki kişilere birtakım mesajlar ilettikleri görülmektedir. Birbirlerini öpen sevgililerin ya da anne ile bebeğin ilişkisi bu uzaklık tanımına girmektedir. Bu noktada mekan duygusu dışında hiçbir şeyin kalıtsal olarak varolmadığının da ifade edildiği görülmektedir. o kültürün normlarına göre sınıflandırmak mümkündür. ayrıca kişilerin kendilerini nasıl algıladığının bir ölçütü olmaktadır. Hall. Kişilerin. samimiyet. hayvanlarda görüldüğü kadar yaygın ve açık olmasa bile insanlarda da bulunmaktadır. Bunlar. Bu uzaklık. bu kişisel mesafe içine giren herkesi. insan için oluşturduğu değere göre dört temel ayırım yapılabileceği ifade edilmektedir. Doğu ve Akdeniz kültürlerinde ise kişisel mekanların daha küçük olduğu ifade edilmektedir. insan davranışlarının belirli biçimlerinin öğrenildiği. Aynı zamanda kişinin egemenliği altında tutmak istediği ve hareket için gereksinim duyduğu en az uzaklığı (mekanı) göstermekte. belirli biçimlerinin de insanoğlunda kalıtımsal olarak varlığını sürdürdüğü genel olarak kabul edilmektedir. bununla birlikte bunun ne tür bir istek olduğunu belirtmek sözel davranış gerektirmektedir. mekanları olduğu kadar kişilerin davranışlarını da etkilemektedir.

yani algılama sürecinde bir anlamda statünün belirlenmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bedensel tehdide karşı bütün jest ve mimikler. onun üstünlüğünün benimsenmesi anlamına gelmektedir. belirli kıyafetlere bürünerek. Hatta bir kişinin önünde hafifçe de olsa eğilmek. diğerlerini belli mesafelerde tutarak. Toplumsal mesafe. Çeşitli toplumlarda askerlerin rütbelerini gösteren özel elbiseler ve işaretler. el etek öpme gibi davranışlarda da vurgulanmaktadır. Birçok refleks hareketin varlık nedeni. bedenin dış etkilere karşı duyarlı davranması ve dışarıdan gelebilecek tehlikeleri yok etmeye hazırlıklı olması olarak değerlendirilmektedir. 10 . örneğin selamlaşmanın nasıl gerçekleşeceğini belirlemektedir. bu mekanın ihlali karşısında saldırganca bir tutum takınabilmektedirler. Kişilerin birtakım araçlar kullanarak kişisel mekanlarının sınırlarını diğer kişilere bildirebilmeleri söz konusu olmaktadır. Bir siyasal liderin. ancak sözel davranışla vurgulanan jest ve mimiklerle iletişimi mümkün kılan ortamları oluşturduğu ifade edilmektedir. Bir grup içinde daha yüksek yerde duran biriyle karşılaşıldığında. aralarındaki iletişimin. Yüksekte olmanın aynı zamanda bir mekansal denetim olanağı sağladığından.kişilerin. kişilerin statülerinden kaynaklanmakta. Araçlar Kişilerarası iletişimde mesaj iletmek için başvurulan yollardan birisi de. Toplumsal ve kamusal uzaklığın. ya da bir yönetim kurulu başkanının toplantı sırasında oturduğu koltuğun diğer üyelerden uzaklığı. Sözsüz iletişimin öncelikle bedensel mekanın korunmasıyla başladığı söylenebilmektedir. yaşamları boyunca hiçbir şeyi denetleyememekten duydukları bunalımı kişisel mekanlarını koruyarak telafi etme yoluna gitmekte. kralların önünde eğilme. birtakım araçlar kullanmaktır. çevreye. Bu gibi kimseler. kişinin toplumsal statüsünün dolaylı bir göstergesidir. Mekan kullanımı yoluyla belirli mesajlar iletmenin en açık örneklerinden biri de liderlik statüsünde görülenidir. Liderlik. kokular sürerek. diğerlerinin kişisel mekanlarına sokulmalarına o kadar fazla izin verdikleri ortaya konmaktadır. Toplumsal ve kamusal mesafe tanımları. bu tür yerlerde olanların genellikle lider olarak algılandığı görülmektedir. bedensel ve sözsüz iletişime pek izin vermeyen. çoğunlukla içgüdüsel biçimlerde oluşmaktadır. Yükseklik olarak mekansal mesaj. onun grubun önde gelen kişilerinden biri olduğu algılanmaktadır. o koltuğun sahibi bulunduğu mesajını verdiği görülmektedir. kuşkusuz mekanı korumak gibi içgüdüsel bir duygunun bilincinde olmadıkları için. Araç ve mekan kullanımı yoluyla statü belirtmek de mümkündür. Sözgelimi bir genel müdürün masası ile en yakın oturma koltukları arasındaki mesafe. çevrelerinde bir güvenlik ve egemenlik alanı oluşturdukları ve bu alana tecavüz etmenin. saldırganlıklarını daha başka nedenlere dayandırmaktadır. genellikle bir buçuk metreden üç buçuk metreye kadar olan mesafelerin toplumsal. Kişinin herhangi bir yerde yanındaki koltuğa ceketini koyarak. çevredeki kişilere çeşitli mesajlar iletebilmektedir. Kişilerin. mekansal açıdan genellikle yükseklik aracılığıyla anlatılmaktadır. Rozetler ya da takılar takarak. kendilerine duydukları güvenin ölçüsünde. daha fazla olan mesafelerin de kamusal olarak nitelendirilmesiyle farklılaşmaktadır. insanlar arasında belirli anlamları olan jestler ve mimikler yoluyla engellendiği görülmektedir. bir miting sırasında en yakın dinleyicisiyle olan uzaklık da kamusal uzaklığa örnek olarak gösterilebilir. Kendilerinden emin olmayanlar ise.

Kişiler. kişilerin yaşadıkları duyguların sorumluluğunu birbirlerine yüklemeleri. insanların iletişim süreçlerinde kullandıkları iletişim dillerinden de birisini oluşturmaktadır. algı ve tutumlarının oluşturduğu duygu. Bu noktada Amerika'da bir psikoloğun muayenehanesinde psikoloğun. dolayısıyla sözlü ve sözsüz iletişimin bir bütünlük içersinde değerlendirilmesi gerekmektedir. mesafeler gibi öğelerin oluşturduğu sözsüz mesajlar. Tüm bunların sonucunda insanın anlam yükleyebildiği her şeyin. Farklı giyim biçimleri. insanın bedenini örten. kişilerin başkalarına mesaj iletmelerinde son derece önem taşımakta. Günlük yaşamda başvurulan simgesel kodlar içinde sözsüz olanların. konuşan bireyin (gönderici) sahip olduğu güdü. kumaşlar. başkalarını yeterince dinlememeleri. kültürünü yansıtan eşyalar olmanın yanı sıra. konuşacakları kişinin ya da girecekleri iletişim sürecinin niteliğine göre giysi seçmeye özen göstermektedir. karşılarındakilerin söylediklerinin içeriğinden çok nasıl kişiler oldukları üzerine odaklanmaları gibi çeşitli sebeplerle iletişimsizliği yaşamalarının kaçınılmaz olduğu görülmektedir. Giysiler. KİŞİLERARASI İLETİŞİM SÜRECİNDE İLETİŞİMSİZLİK İnsanların en temel özelliği iletişim kurmaktır. Özellikle yüksek bir kültür düzeyine ulaşmış toplumların bireyleri.Genelde. kendi görüşlerini tek gerçek olarak değerlendirmeleri. diğerlerine vermek istedikleri mesajları konuşulan dil. bununla birlikte sürekli kullanıldığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. bir kimseden diğer 11 . kaynağın kendisine duyduğu güvenin ve hedef kitleyi oluşturan bireylere karşı duyduğu saygının göstergesi olarak değerlendirilmektedir. Bir başka sözsüz iletişim aracı olan giysiler. renkler değişik kültürlerde değişik biçimlerde anlamlandırılmaktadır. kişilerarası iletişimde özellikle mesajların algılanması ve hedeflerin ikna edilmesi ve hedef kitle üzerinde olumlu bir imaj yaratılmasında önem taşımaktadır. iletişim amaçlı kullanılabildiği görülmektedir. Yukarıda belirtilen tüm unsurlar. İletişimdeki kaynağın fiziki görünümünün iyi olmasının alıcı üzerinde olumlu etkiler uyandırdığı bilinmektedir. desenler. Örneğin. arada masa engeli olmaksızın görüştüğü deneklerin. İletişimsizliğin temelinde çoğu zaman çevresel olduğu kadar kişisel etkenlerin yattığı görülmekte ve bu etkenlerin fazla sayıda olduğu ortaya çıkmaktadır. ayrıca günümüzde çeşitli çalışmaların gerçekleştirildiği ve üzerinde önemle durulan yüz ifadeleri. yazılı simgeler ve beden dilinin yanı sıra giysileriyle kodlayarak da verebilmektedir. Konuşma dili bir başka deyişle sözlü iletişimin yanında yazılı dil. jestler. iletişimde kullanılan kodları ifade etmektedir. onu koruyan. kişilerin statülerinin yükselmesi kullandıkları masaların büyüklüğüyle paralellik göstermektedir. mimikler. Kişilerarası iletişimde araç kullanımının bazı durumlarda iletişimi engelleyici rol oynaması da söz konusu olmaktadır. gereksinim. araya masa konularak görüştüğü deneklerden kendilerini rahat hissedenlerin sayısının çok daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ortama göre seçilmiş güzel bir kıyafet. İLETİŞİMSİZLİK KAVRAMI İletişim. Eğer iletişim etkili ise. düşünce veya bilgilerin her türlü yolla dinleyici (alıcı) bireye veya bireylere aktarılması sürecidir. anlam yaratma ve paylaşmada çoğu kez bilincinde olmaksızın. Bununla birlikte çoğu zaman kişilerin iletişim kurduklarını düşündükleri halde iletişimsizliğin içinde olduklarını algılayamayabildikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır.

yalnızca iletişime giden basit bir adımı oluşturduğu görülmektedir. Gerçek iletişim ise. bugün dünyada kişileri kendi toplumlarına ya da kültürlerine bile ‘yabancı’ yapabilecek ölçütte bir değişim hızı ve karmaşıklığı yaşanmaktadır. Burada unutulmaması gereken nokta. kısıtlılıklarından. Başkalarının duygu ve düşüncelerini onlarla özdeşleşerek görme duyarlılığını kazanmak. Çoğu zaman söylenmek istenilenlerle karşı tarafın duyduğu arasında son derece büyük fark ortaya çıkmakta ve bu durumun karşılıklı olduğu gözlemlenmektedir. Bu aşamada karşı tarafın bakış açısını görmek ve bu bakış açısının ona ait olduğunu kabul etmek son derece önemlidir. Kendini ifade etmenin. bir anlamda da iletişim sürecinin yeterince bilinmemesinden kaynaklanmaktadır. Bunun yanında. söylediklerinin duyulduğuna dair karşı taraftan teyit alması. İletişim. iletişim biçimlerinin bir toplamı olarak değerlendirilmektedir. yani karşı tarafın söylediğini düşündüğü şeye ya da onun sözlerinin kendinde yarattığı ve tamamen kişisel olan etkiye. yaşam boyu sürdürülen iletişimde başarı oranının yüksek olmadığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. İletişimde karşılaşılan engeller bir anlamda kişilerin duygusal özelliklerinden. isteneni elde etmek ve beklenen tepkiyi uyandırmak’ olarak değerlendirildiğinde. Gerçekten de kişinin karşısındakine ya da karşısındakilere kendisini tam anlamıyla ifade edebilmesi ve tam anlamıyla anlaşılabilmesinde birtakım engellerin ortaya çıktığı. Etkili iletişimin amacı ‘iletmek istediğimizi karşımızdakine amaçladığımız biçimde iletebilmek. kişinin karşısındakini onaylamak ya da düşüncelerinin doğru olduğunu kabul etmek zorunluluğunda olmadığıdır. iletişim sürecini de açıklayan şu sözler çok güzel anlatmaktadır: "Söylediğimi sandığını anladığına inanıyorum. bir anlamda farklılıkların ve benzerliklerin paylaşımı olarak değerlendirilebilmektedir. 12 . kültürel özdeşliği kazandıran kültür. Kişilerin çoğu kez. kişinin kendisini ifade etmesi. Paylaşılmayan deneyimler ya da alışkanlıklar ise yeterli düzeyde empati kurmayı sağlayamayacağı için değişik kültür ya da topluluktan kişilerle etkili bir iletişim kurma olasılığının yoksunluğu ortaya çıkmaktadır. Burada anlamların yaratılması. Oldukça basit görünen bu ardışık aşamaların. Kişi aslında karşısındakinin söylediklerine değil.’diye yakındıklarına sıklıkla şahit olunmaktadır. belirli bir konuma oturdukları gözlenmektedir. Bireylere belirli bir topluluğun algılama ve davranış biçimlerini. düşündüğümü iletemedim ya da yanlış anlaşıldım. diğer kişi tarafından olduğu gibi anlaşılmaktadır. onu gayet iyi duyduğunu teyit etmesi ve anlam dünyalarının uyuşması olarak ifade edilen ve birbirini izleyen aşamaları kapsayan bir süreçtir. ‘Ne istediğimi anlatamadım. Toplumlar ile kültürlerin gerçekte iletişim aracılığında varolup gelişebildikleri. ancak duyduğunun benim demek istediğimin olmadığını kavradığından kuşkuluyum". kuşkusuz iletişimin etkinliğini sağlama açısından çok önemlidir.kimseye iletilen düşünce ve duygular bozulmadan. paylaşılan deneyimlerle. karşıdaki kişinin söylediklerini dinlemesi. aslında içinde pek çok tuzak barındırdığı ortaya çıkmaktadır. kendi duyduğuna. İletişim kurmanın güçlüğünü. ortaklaştırılması ve paylaşılması süreci vurgulanmaktadır. dolayısıyla etkili bir iletişim içinde olunamadığı görülmektedir. bir başka deyişle söylenenlerin yansımasına tepki vermektedir. iletişim kurmak anlamına gelmediği.

duygusal hayatlarında veya iş yaşamlarında başarısızlığa uğramış kişilerin yüzde 80’i. insan ilişkileri konusunda en başarılı oldukları düşünülen öğrenciler (C) olarak üç kategoriye ayırmışlardır. yaşanan mutsuzluğun ve sevgisizliğin ilk nedeni olarak sağlıksız iletişim ileri sürülmektedir. eğitimleri boyunca en yüksek notları alan öğrenciler (A). iş yaşamındaki başarıda entelektüel birikim ve iş konusundaki beceri ile tecrübenin payının yüzde 25 iken. farklı kararlar alırlar. farklı yaşarlar. başkalarıyla iyi ilişkiler kuramamaktadır. A ve C kategorileri karşılaştırıldığında. eğitim ve deneyimden daha önce yer 13 . farklı anlatırlar. A ve B kategorileri karşılaştırıldığında yıllık gelirlerinde kayda değer bir farkın olmadığı. dinleme ve anlatma için kişilerarasında verimli ve sağlıklı bir iletişim sürecinin gerçekleşmesi gerekmektedir. her ne kadar birçok noktada birbirlerine benzemelerine karşın. kişinin ne anlattığı değil. strese sokan. C kategorisinin yıllık gelirinin A kategorisine göre ortalama yüzde 15 fazla olduğu. beş yıl boyunca izledikleri. aslında birbirlerinden farklı oldukları ve bu farklılıkların da iletişimsizliğin ana kaynağını oluşturduğu gözlenmektedir. farklı algılarlar. farklı duyguları vardır ve farklı tepkiler verirler”. “İşverenlerin elemanlarında en fazla tercih ettikleri üç özellik konusunda yapılan bir araştırmada. Çevredeki kişilere bakıldığında onların hepsi. Dolayısıyla sağlıklı anlama. Amerikan Purdue Üniversitesi’ndeki araştırmacılar. kişilerin. kendilerini başkalarına anlatmalarının da kaçınılmaz olduğu görülmektedir. ancak bu ilgi ve sevgi için de insanların birbirlerini anlamaları. Dolayısıyla iyi ilişkiler kurmanın. Kişilerin yaşamda en zor çözülen. Yine bu araştırmaların sonuçlarına göre. “farklı davranırlar. farklı iletişim kurarlar. Bu ifadeden hareketle. İnsanların mutluluk duygusunu yaşayabilmeleri için ilgi ve sevginin gerekli olduğu. anlama. insanların birbirlerini anlayıp sevebilmeleri için sağlıklı iletişimin gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu noktada yaşamda başarıyı ve mutluluğu bu kadar açık ve net biçimde etkileyen iletişim. Bununla birlikte. Bu kişilerin en belirgin özellikleri iletişim konusundaki yetersizlikleridir. çözmede en zorlandıkları sorunlar diğerleriyle olan iletişim. çeşitli nedenlere bağlı olarak. ankete katılan kişilerden %84'ünün en üst sıraya iyi ilişkiler kurmayı koyduğu görülmektedir”. eğitimleri boyunca en düşük notları alan öğrenciler (B). Bu üç kategoriden hangisinin iş yaşamında daha fazla para kazandığı değerlendirildiğinde. İletişim sorunlarının yıpratıcı. farklı anlarlar. Başarısızlığın nedenleri konusunda yapılan araştırmaların sonuçlarına göre. uykusuz bırakan bir etkide bulunduğu ortaya çıkmaktadır. C kategorisinin yıllık gelirinin B kategorisine göre ortalama yüzde 35 fazla olduğu ortaya çıkmaktadır. nitelikli insan ilişkileri kurmanın payının ise yüzde 75 olduğu ortaya çıkmaktadır. sağlıklı ve verimli bir iletişim sürecinin gözüktüğü kadar basit olmadığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. etkili bir biçimde dinlemeleri. Bu noktada birlikte yaşanılan. Buna karşın. Bu bağlamda. mutsuz edici. Bu araştırmanın ortaya koyduğu sonuçlar. farklı düşünürler. mühendislik diploması almış öğrencileri. B ve C kategorileri karşılaştırıldığında ise. anlatma sorunlarıdır.Yapılan araştırmalar. nitelikli ilişkiler kurmanın önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. karşılaşılan insanlarla sağlıklı iletişim kurmak giderek önem kazanan bir beceri olarak değerlendirilmektedir. iletişim sürecinde sorunlarla karşılaşıldığı ve iletişimsizliğin tüm boyutlarıyla yaşandığı görülmektedir. nasıl anlattığı ve karşıdakinin ne anladığı olarak değerlendirilmektedir.

İletişimsizliği sadece karşıdaki insanlarla konuşamamak. görüşememek olarak değerlendirmemek gerekmektedir. Çoğu zaman kişilerin iş arkadaşları. yeryüzündeki tüm uzaklıklardan çok daha fazla olduğu gözlenmektedir. insanlarla anlaşabilmeyi öğrenmenin temel bir konu olduğu görülmektedir. Bir diğer taraftan hızlı bir yaşam tarzına yani fast food bir tarza giren insanların azalan iletişimlerini düzenlemek gereği ortaya çıkmıştır”.alması. “Kentleşmenin iletişim şeklini değiştirmesi iletişimin bir bilim haline gelmesinde rol oynamıştır. Bu noktada. karakter. İletişimin tarihi insanlık tarihi kadar eski olsa da artık iletişimin her zamankinden daha önemli hale geldiği görülmektedir. İletişim çağında kişilerarasındaki iletişim sürecinde. Güvercinle haber salma. iletişimsizlik problemi modern insanın sorunu olarak dikkat çekmektedir. Bu kavramlarla gelen tanımlama. İnsanoğlunun nükleer savaşlar. bunun da yalnız kalma korkusu olduğu ifade edilmektedir. 2000’li yıllarda dünya siyasetinin. Buna bağlı olarak başarının ana kaynağını oluşturan iletişime gereken önemin verilmediği ortaya çıkmakta. kişilik. Kentleşmeyle doğru orantılı olarak artan iletişimsizlik sorunu karşısında. Bir başka deyişle. insanların her zamankinden daha çok psikolojik sorunlar yaşadığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. insan ilişkilerinin en büyük travmasının iletişimsizlik olduğu söylenebilmektedir. “İletişimsizlik kavramı gürültü ve iletişim çökmesi kavramlarının bir tamamlayıcısıdır. cinsel. Yalnızlığı doğuran sebep ise iletişimsizliktir. iletişimi tek taraflı amaçlı 14 . buna bağlı olarak da birbirleriyle sağlıklı iletişim kuramamanın huzursuzluğunu yaşadıkları gözlenmektedir. farklılıklar yatmaktadır. dumanla mesajlaşmaların. Bazen kişinin karşılıklı görüştüğü. kişilerin diğerlerini anlamaktan öte konuşmaktan çok tartıştıkları. iş dünyası platformunda ise çok özel bir iletişime gerek duyulmuştur. Bu kadar değişik özelliklere sahip insanlarla istenildiği düzeyde sağlıklı ilişki kurabilmek ise pek kolay görünmemektedir. Bu bağlamda. müşterileri veya çalışanlarıyla arasındaki ilişkilerdeki başarısızlıktan kaynaklanmaktadır”. yargıladıkları. bazen karşılıklı negatif eylemler de iletişimsizliktir”. üzerinde düşünülmeye değer bir gerçektir. insan ilişkilerinde sıklıkla gözlemlenen iletişimsizlik kavramının genel çerçevesini ortaya koymak son derece önemlidir. Çünkü kentli nüfusla beraber iş dünyasında çalışan insan sayısı artmış. konuştuğunu düşündüğü insanlarla da iletişimsizlik yaşaması kaçınılmaz olmaktadır. “iletişim sadece karşılıklı eylemsizlik olarak değerlendirilmemelidir. dolayısıyla iletişim sürecinin temel amacını oluşturan anlaşmanın sağlanamadığı kişilerin arasındaki uzaklıkların. salgın hastalıklar kadar büyük bir korkusunun daha olduğu. Birbirini anlamayan. Bu doğrultuda. çağımızın en büyük hastalığı iletişimsizliğin. Birçok sorunun kaynağında. Projeler genellikle teknik yetenek ve bilgi eksikliğinden ötürü başarısız olmamaktadır. “Birçok fırsatın hüsranla biten bir sona gitmesinin nedenlerinin en başında ilişkilerdeki başarısızlık yer almaktadır. insanın olduğu her ortamda çeşitli nedenlerle yaşanabildiği görülmektedir. patronları. kültür vb. “fiziksel. psikolojik ve ruhsal sorunların çoğunun kökeninde kişinin kendisiyle ve başkalarıyla olan iletişimsizliği yatmaktadır”. sürekli iletişim içindedir. konuşmayı bir çatışma ve yarışma haline dönüştürdükleri görülmekte. Toplumsal bir varlık olan insan. yerini uydu bağlantılarına ve internet haberleşmelerine bıraktığı günümüzde.

fonksiyonellik içinde ele alır ve amaç gerçekleşmeyince bunu çökme veya iletişimsizlikle anlamlandırır”. Bu anlamda. Bu yaklaşım doğrultusunda. Kişinin kendi ihtiyaçlarını. yüzeysel bir yaşamın kapılarını açmaktadır. insanlar arasındaki ilişkide iletişimin çökmesinin değil. çünkü iletişimde ön planda olanın fikirler olduğu düşünülmekte. sadece teknik olmadığı. değişimi ortaya koymaktadır. Kişinin karşısındakinin bir sözünden ya da davranışından tahrik olup tepkisel davranabildiği ve iletişim sürecinin yara almasına neden olabildiği görülmekte. diğer kişilerle yaşadığı her türlü ilişkide iletişim problemlerinin ortaya çıkması son derece muhtemeldir. Buna karşın. sadece iletişimin tarzının değişmesi şeklinde değerlendirilmektedir. İletişim kurmamak dünyadan ve yaşamdan kopmanın bir göstergesidir. Buna bağlı olarak. çünkü iletişim olmaksızın toplumun oluşamayacağı ifade edilmektedir. beklenti ve örtüşmeyen istekler ve duygular. Dolayısıyla uyuşmayan amaç. sıcak ve 15 . doyumsuz. kişilerin yaşadıkları duyguların sorumluluğunu birbirlerine yükledikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. kendi iç dünyasıyla gerçekten ilişkide olduğu ölçüde sağlıklı iletişim kurabildiği. mutsuz. Kendinden kopmak ve habersiz yaşamak ise insanın psikolojik olarak ölümü anlamına gelmektedir. İlişkileri yok sayan şey iletişimsizlik olarak ifade edilmektedir. İletişimin. duygularını. İletişimsizlik. bu anlamda duygularını bastırdığı ya da duygusal patlamalar yaşadığı ortaya çıkmaktadır. kendi fiziksel ve sosyal varlığını sürdürmek zorunda olan insan için iletişimsizliğin söz konusu olmadığı. çaresizlik. iletişimi doğal ve etkili hale getiren. bununla birlikte arka planda kalan. iletişimin nicel ve nitel olarak değişmesi çöküşü değil. dikkati çekmeyen duyguların iletişim problemlerinin asıl kaynağını oluşturduğu gözlemlenmektedir. daha da önemlisi duygularını nasıl yöneteceğini bilmemesi durumunda. kişilerarasında yaşanan küsme. Psikolojik olarak yaşamdan kopan insanın ise. kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu iletişimi sağlıklı hale getirme konusunda çok fazla çaba harcamayarak genellikle kolay yolu seçtiği. buna bağlı olarak yaşanan iletişimsizlik. küskünlük. Dolayısıyla iletişim sürecinde ortaya çıkan problemlerle. bu tür bir iletişim tarzını beraberinde getirmektedir. bunu gerçekleştirebildiği ölçüde kendisini net bir biçimde anlatabilmektedir. beklentilerini dürüstçe tanımlayabildiği ölçüde. umutsuzluk ya da kızgınlık gibi bir duygunun içine girmesi oluşturmaktadır. kavga veya tartışma tarzında bir iletişimi ifade etmektedir. iletişimsizlikle insanın olduğu her yerde karşılaşmak mümkündür. Sıradan bir konuyu tartışırken bile kişinin bir anda tepkisel biri haline gelebilmesinin sebebini öfke. bununla birlikte sadece ne istediğini bilmesinin de yeterli olmadığı. iletişimsizliğin insan denen biyolojik yapının hastalanması veya ölümü anlamına geldiği. yanlış anlamaları ortaya çıkarmakta. Bunun yanında iletişim kopukluklarının fikir ayrılıklarına bağlı olduğu. Bu durumda iletişim çatışmasına doğru sürüklenmesi neredeyse kaçınılmaz olmaktadır. kavga veya tartışma iletişim çökmesini veya iletişimsizliği anlatmamakta. isteksiz ve dengesiz bir yaşam süreceği söylenebilmektedir. Kişinin diğerlerini anlamasının temelinde öncelikle kendisini anlayabilmesi yatmakta. Bu bakış açısından. Kişinin duygularını sağlıklı bir şekilde nasıl ifade edeceğini. ne istediğini başkalarına net bir şekilde anlatabilmesinin de gerekliliği üzerinde durulmaktadır.

KİŞİLERARASINDA İLETİŞİMSİZLİĞE YOL AÇAN NEDENLER Doğru mesajın alıcıya ulaşmasındaki başarısızlık şu iki nedenden birine ya da ikisine birden bağlıdır: . kiminin çeşitli durumlarda korkularını bastırdığı. kiminin ise sevgisini. Kişinin ruhsal zenginliği ya da fakirliğinin. gelir seviyesi. teknoloji ve medya yer almakta. anlamadığı bir şeyin boşluğunu ise kendisinin verdiği anlamlarla doldurmaya çalıştığı. Bu algılamaların çoğunun da. kendisine başkalarının anlattığı şeyleri. 16 . üzüntüsünü ya da neşesini gösteremediği ortaya çıkmaktadır. Duyularıyla karşısındakini algılayan kişinin beyni. iş kayıpları. Duygular kişinin iç dünyasının pusulaları olarak nitelendirilmektedir. kendisini tanıma kapasitesi içinde anlamaktadır. . Bu nedenle sağlıklı iletişim kurabilmek için. İçinde gizli de olsa hata payı taşımayan doğal ya da insan yapısı iletişim sisteminin olmadığı düşünüldüğünde. iletişimi bozma özelliği taşıdığından son derece önemli olduğu görülmektedir. Kişi. sosyal ortamlar da bir çevre koşulu olarak değerlendirilmektedir. ailenin dağılması. her türlü elektronik sinyal. savaşlar. Pek çok kişinin duygularından korktuğu görülmekte. kendisine yabancılaştığı gözlemlenmektedir.samimi kılanın. inişli çıkışlı değişim ve dönüşümler. Bu noktada çevreden gelen farklı uyaranların kişilerarası iletişim sürecinde etkili olduğu gözlenmektedir. Çevresel Nedenler Çevrenin. iletişim sürecini etkileyen bütün koşulları içerdiği ve bu koşulların. İletişimi bozan en önemli çevre koşulunun ise gürültü olduğu ifade edilmektedir. Kişinin sadece anladığı bir şeye anlam verebildiği. kültürel iklim. işitme problemleri gibi) iletişim sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini son derece olumsuz etkilediği söylenebilmektedir. Kişinin duygularından kopuk olduğu ölçüde. politik. Dolayısıyla çeşitli fiziksel gürültüler. tüm bu çevresel uyaranlar iletişim sürecinde birtakım aksaklıkların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Beyinden gelen mesaj sonucunda kişinin bedeni etkilenmekte. kendisini tanımasıyla ve duygularıyla ne kadar barışık olduğuyla ölçülebilmesi mümkün görünmektedir. diğer kişiyle ilişkisinde kendisini rahat ya da gergin hissetme durumunda olmaktadır.Alanın mesajı doğru yorumlamayı başaramaması. zihnin karışık olması gibi) ve nöro-fizyolojik gürültülerin (baş ağrısı. Bu uyaranlar arasında sosyal. kendisinin bilinçaltına ittiği çocukluk deneyimleriyle bağlantılı olduğu ifade edilmektedir. iletişimde anlayışı ve doğru anlaşılmayı sağlayanın ruh olduğu görülmektedir. psikolojik (önyargılar.İletenin mesajı uygun bir şekilde göndermeyi başaramaması. Tüm bu faktörler alınan mesajın yorumlanmasında ve ona yanıt vermede etkili olmaktadır. bu bilgileri işlemden geçirmekte ve karşısındakiyle ilgili belli algılamalar oluşturmaktadır. kültürel alt yapısı ve geçmişi hem gönderdiği mesajı hem de aldığı mesajı büyük ölçüde etkilemektedir. yazılan ya da konuşulan sözcüklerin tümünün mutlaka içlerinde amaçlanan anlama şu ya da bu ölçüde de olsa belli bir engel oluşturabilecek bir yapı taşıdıkları ortaya çıkmaktadır. İletişim çevreden ve kültürden büyük ölçüde etkilenmektedir. buna bağlı olarak da yanlış anlaşılmaların ve birtakım sorunların ortaya çıktığı görülmektedir. ekonomik. iletişimin ruhunu anlamak son derece önemlidir. kızgınlığını ifade etmekten suçluluk duyduğu. Bu bağlamda çevre koşulları sadece fiziksel şartlarla sınırlı değildir. tutumu. Kişinin ruhsal durumu.

) mesajları da iletişim biçimlerini büyük boyutlarda etkilemektedir. öte yandan günlük yaşamında başkalarıyla ilişki kurma ve sürdürmenin kaygısını duyduğu gözlenmektedir. karşılıklı konuşma sırasında dışardan bir kişinin yersiz ve zamansız araya girmesi de görme ve işitme kanalında toplumsal bir gürültü yaratmaktadır. dolayısıyla iletişimsizliği yoğun olarak yaşayan kişilerin sayısı arttıkça. faks. mesaj akışı doğrudan kişilerarasında yüz yüze iletişim şeklinde olmayıp sanal bir ortamda gerçekleşebilmektedir. değişim ve dönüşümlerden. çelişkiler. Burada iletişimin bir diğer boyutu olan teknolojik yönünü de göz ardı etmemek gerekmektedir. hatta çatışma olmaktadır. radyo. hem de kişilerarası ilişkide çözülme.İletişimin gerçekleştiği ve içinde iletişimi etkileyen öğelerin bulunduğu iletişim ortamının doğal ve fiziksel koşullarının (koşulların elverişsiz olduğu gürültülü. kızgınlıktan. bir yandan da kişinin anında evrensel mesajlara ulaşmasını kolaylaştırmakta ve farklı kültürleri. amaç ve kavramlarda kargaşa. evrensel duyarlılıkları bir arada algılamaya fırsat sağlamaktadır. kokulu. stresli. Özellikle çağımız insanının. üretilen bilgilerden anında haberdar olunabilmektedir. sürtüşmeler yaratabilmektedir. dar. Kişisel Nedenler 17 . bunun yanında ev ortamında konuşurken herhangi bir resmi dairede davrandığı gibi davranmadığı gözlenmektedir. kapalı yapıları sorgulamasında aracı olmaktadır. Bu etki hem iletişim birimleri. toplumları birbirine yakınlaştırmakta. uydu yayınları vs. bir yandan kentleşme. hem de kanal üzerinde görülebilmektedir. üstelik bilmeden yaptığı davranış ve eylemlerle daha karmaşık sorunlar. duygu ve düşünce alışverişinde bozulma. Dolayısıyla iletişim ortamının kişilerarası iletişim üzerinde önemli bir rol oynadığı ortaya çıkmaktadır. bu durumun toplumun dengesini. geçim sıkıntısı. sıcak. Kişinin yaşam evrenini genişletmekte. Günümüzde kitle iletişim araçlarının (televizyon. İlgisizlik. Sözgelimi iyi aydınlatılmayan bir odada konuşan iki kişi birbirlerinin jest ve mimiklerini kolayca göremediklerinden. gelecek endişesi ve işsiz kalma korkusunun yarattığı güvensizliğe bağlı olarak çoğu kişinin yaşamını karamsarlık ve umutsuzluk içinde sürdürdüğü ve bu nedenle kişilerarası ilişkilerde kaygıdan. aydınlık-karanlık ortamlar. İletişimin bu yönü. farklı yaşam biçimlerini tanımaya olanak vermekte. yeterince dinleyemeyen. düzenini olumsuz biçimde etkilediği ortaya çıkmaktadır. sanayileşme ve teknolojik gelişmelerin getirdiği hızlı değişim içinde yalnızlığa ve yabancılaşmaya düştüğü. fiziksel gürültü içeren bir görme kanalı yoluyla iletişim kurmak zorunda kalmakta. inanç. geniş. ortak değer. öfkeden kaynaklanan iletilerle bağlantı kurulduğu görülmektedir. Böylece çözümü güç bir ikilem içinde bulunan günümüz insanı. çeşitli sözsüz mesajlar veren eşyaların yerleştirilme düzeni vb. kişilerarası ilişkilerde birebir etkileşimi bir anlamda ortadan kaldırıp kişiyi sanal bir alemde tutsaklaştırırken. soğuk. iletişim sürecini etkilediği ifade edilmektedir. bilgisayar. İnternet erişimi yoluyla dünyanın farklı bölgelerindeki insanlar etkileşime geçmekte. Örneğin kişinin çok samimi olduğu bir kişi ile konuşmasında seçtiği sözcüklerle.). hiç tanımadığı biriyle yaptığı konuşmada seçtiği sözcüklerin aynı olmadığı. Böylece birbirlerini anlamayan. İletişime katılanların birbirlerine olan yakınlıklarının ve iletişim konusunun iletişim ortamında belirgin bir rol oynadığı ifade edilmektedir. Bu durumda hem insanın kendi iç dünyasında denge ve düzen bozulmakta. Bu araçlar sayesinde dünyadaki gelişim.

arkadaşlarını.Kişinin düşündüğü veya hissettiği şey ve söyleyebileceği şey arasında. kendisinin onun duyduğunu düşündüğünü sandığı şey arasında anlaşmazlıkların. Kişinin hissettikleri ve söyledikleri. Bunun yanı sıra. çarpıklıkların ya da yanlış anlamaların ortaya çıkma riskinin oldukça fazla olduğu ifade edilmektedir. Karşıdakinin duydukları kendi algılama biçimi ve referansları doğrultusundadır. duygulandıran ya da korkutanlara ayrıcalık tanıyarak. düşünülenler ve kelimeler arasındaki bu kaçınılmaz farklılığın kişilerarasındaki mesafenin azaltılması konusunda göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Tüm bunların ışığında gerçek iletişim. Bunun yanı sıra. Günlük yaşamda kişilerin hiç çekinmeden kendilerini ifade etmeleri. Bir başka şekilde değerlendirilecek olursa. kelimelerinin barındırdığı çeşitli anlamlar arasında kendilerini en çok etkileyen. birikimlerini (bütün bir geçmişlerini) gösteren bir perde görevinde olması durumunda. söylemek istedikleri ve ağzından çıkanlar arasında birtakım farklılıklar söz konusu olmaktadır. hastalıklarını v. Bu bağlamda kişinin iletişim tarzı ile varolma tarzı/ varolma düzeyi arasında karşılıklı etkileşim söz konusu olmaktadır. Bunları şöyle ifade etmek mümkündür: . kişinin söylediği şey değildir. 18 . hissettiklerini ve düşündüklerini dile getirmekten korkmaları yakın ilişkilerin çoğunda rastlanan bir durumdur. bugün birbirini anlamayan. söyledikleri duyulduğunda ve onun da karşısındakini duyduğunda ortaya çıkan paylaşım olarak değerlendirilebilmektedir.Karşısındakinin duyduğunu düşündüğü şey ve karşısındakinin. bir fikri savunurken ya da bir fikre hücum ederken görülen bir kişinin hemen arkasında onun hayatını anlatan bir filmin gösterilmesi. İletişimi daha verimli kılmak için çaba harcamadan önce. Konuşurken. iletişim kurmak için yapılan her girişimin tabiatında birtakım yanlış anlamaların olması kaçınılmaz olmaktadır. tartışırken. Kurduğu iletişimin niteliği kişinin nasıl bir insan olacağını belirlerken.Kişi karşıdakinin söylediklerine değil. Buna bağlı olarak kişi. . bütün sözel ifadelerin bu tip bir eksiklik barındırdığının bilincine varmak son derece önemlidir. kendi duyduğuna yanıt vermektedir.Söylediği şey ve karşısındaki kişilerin. pek çok kişisel nedene bağlı olarak gerçekleştiği görülmektedir. anlamlandıramayan dolayısı ile anlaşamayan insanların sayısının azalabilmesi olasılığının olduğu ifade edilmektedir. hissedilenler. .Karşıdakinin duyduğu. Bu noktada kişilerin birbirlerini dinlerken aynı anda birkaç dakika içinde birbirlerinin hayatlarını seyrederek karşısındaki kişilerin hangi etkiler altında oluştuğunu görmelerinin. her sözel ifadede. Bunun sonucunda. çeşitli düzeylerde kişinin kendisini ifade edebildiğinde. buna karşın onların herkes için farklı gerçekleri ifade ettiği görülmektedir. söylediklerinin ve karşısındakinin duyduklarının da birbirlerinden büyük ölçüde farklı olduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır.b. . çoğu durumda onun ne anladığını veya ne duyduğunu bile bilememektedir.İletişimsizliğin çevresel nedenler yanında. nasıl bir insan olduğu ise kuracağı iletişimi belirlemektedir. bir ilişkinin farklı noktalarında. anlam dünyalarının uyuşamaması konusundaki nedenlerle ilgili önemli ipuçlarını verebileceği tartışılmaktadır. Ayrıca kullanılan kelimelere çok fazla sorumluluk yüklenmekte. çocuklarını. . insanların konuşurlarken vücutlarında bir uzvun onların çevrelerini. duydukları ve anladıkları şey arasında. korkularını.

heyecan. konuşma tarzı ve vurguları niyetini ifade etmekte ya da mesajının içeriğini gizlemektedir. inanç. İnsanların yaşları. . o sorunun ortadan kalkacağı düşüncesine sahip olması.Karşıdakini değiştirmek istemektedir. eğitim ve kültür seviyeleri. cinsiyetleri. . Kişilerin bazen farkında olmadan. Mesajın yapısı. İletişim sürecinde mesaj gönderen kişinin. duygu. sağlıklı bir iletişim sürecinin yaşanmasında en büyük engellerden biri olarak değerlendirilmektedir. Böylece içeriği olan bir mesaj ilettiklerini sandıkları. kişinin ses tonu. ses ve jestleri kendisi için anlamlı olan ve onun fikir inanç. oysa 19 . kişilik özellikleri. Enformasyonu (içeriği) iletmek için. arzuları. kendisiyle (korkuları. . .Kişinin. . yani bunları deşifre ettiği ya da yorumladığı görülmektedir. . yansıtmalar. Her mesajın bir içeriği (ilettiği şey) ve bir ifadesi (iletiş tarzı) bulunmaktadır. genellikle kişiler arasındaki farklılıklardan kaynaklanmaktır”. enformasyonu anlamlı seslerle dile getirdikleri görülmektedir. Bunların yanında yargılar. Genel anlamda değerlendirildiğinde ise. geçmişteki tecrübeleri insanlar arasındaki başlıca kişisel farklılıkları oluşturmaktadır.Kişinin bir sorunu uzun bir süre görmezlikten gelmesi durumunda. çoğu zaman sözcüklerden yararlanılmaktadır. Ama bazen de. iletişim sürecindeki ilk karmaşık noktayı oluşturmaktadır. .Kişinin kendisine ya da diğer kişiye karşı dürüst olmaması. kıyaslamalar. kişinin karşısındakinin ne düşündüğünü bildiğini düşünmesi.Kişi başkalarıyla uzlaşmaya kalkışmadan önce. “İnsanlar arasındaki sürtüşmeler. karşıdakinin de bu mesajı aldığında. bu becerinin de insan karakterlerini tanımaktan geçtiği ifade edilmektedir. değer ve tutumlarını temsil eden sözcüklere ya da başka ifade biçimlerine dönüştürdüğü. duygu. olguları ve söylenenleri kendi filtrelerinden geçirmekte. diğer kişi için anlamlı olan sözcükler ya da başka ifade biçimleri halinde kodlayarak karşısındakine ilettiği.. Hemen her ortamda başkaları ile iyi ilişki kurma becerisinin başarının çok önemli bir faktörü haline geldiği günümüzde. iletişimsizliği ortaya çıkaran yaygın hataları şöyle sıralamak mümkündür: . Bu tür kişisel farklılıklar. fikir. şifrelerinin ya da değer yargılarının her zaman göz önünde bulundurulması önem taşımaktadır.Olayları. karşısındakinden kendisinin ne düşündüğünü bilmesini beklemesi. .Zihin okuma.Karşıdaki kişiyi. yanlış bir şey yokmuş gibi hareket etmesi. kendi hassasiyetiyle yorumlamakta ve bağdaştırmaktadır. heyecan. Bununla birlikte karşıdaki kişinin hassasiyetinin.İletişim sürecinde aksayan birtakım noktalar ortaya çıktığında. bakış açısının ne kadar sağlam olduğuna ikna etmeye çalışmaktadır. sınırlarıyla) uzlaşmayı ihmal etmektedir. beklentilerden oluşan birtakım etkenlerin iletişimsizlik sürecini doğurduğu görülmektedir. değer ve tutumlarını.Karşıdaki kişiye kendi inançlarını kabul ettirmeye çalışmaktadır. Kişilerarasında iletişimsizliğin yaşanmasına yol açan bu kişisel nedenleri ise şu başlıklar altında değerlendirmek mümkündür: Kişisel Farklılıklar Kişisel farklılıkların iletişimsizliği ortaya çıkaran en temel nedenlerden birini oluşturduğu görülmektedir.

aynı ülkenin değişik bölgelerinde yetişmiş insanlar için dilin de farklılaşmasına neden olmakta. Dolayısıyla bu durum mesajı gönderenin kastettiği şeylerle mesajı alanın yorumunun birbirinden farklı olmasına neden olmaktadır. Bütün kodlayıcılar (sözcükler. bazen çok fazla çaba gerektirmektedir. aslında belki de ‘aynı aile’den. kişilerin iletişim sorunlarıyla karşılaşmasına yol açmaktadır. değişik aile kültürlerinde ya da başka çevrelerden gelen insanlar söz konusu olduğundan.ses tonları ya da konuşma tarzlarının bu içeriği gizleyen bir başka mesaj ilettiği gözlenmektedir. Cinsiyetin de iletişim süreçlerini belirleyici bir rol oynadığı görülmektedir. Aynı aile içinde yetişmiş iki kişinin bile durumları birbirinden farklı gördüğü. olduğu. insanlar birbirlerinin ne kastettiğini anlamadıkları sürece. küçük kardeş mi vb. bazı sözcüklerin anlamı. önyargı. çocukluğun erken dönemlerinden itibaren edindikleri deneyimlerin doğurup beslediği ortaya çıkmaktadır. etkili bir iletişimden söz edilemeyeceği ifade edilmektedir. aynı yaştakilerin daha çabuk anlaştıkları gözlenmekte. iki kişinin filtrelerini oluşturan deneyimler hiçbir zaman birbirinin aynı olmamaktadır. dünyaya bakış tarzını ve durumları algılayışını belirlemektedir. yaşadığı yer ve dönem. aile içindeki konumu -tek çocuk mu. bölgeden bölgeye küçük farklılıklar gösterebilmektedir. Aynı şekilde. Çünkü. Sonuçta. Filtreler. içeriğin aktarılmasının önünde engel oluşturmaktadır. Ne var ki bu. Filtreler konsensüsün önünde engel oluşturmakta ve böyle olduğu ölçüde de. İletişim sürecinde kişilerin inanç. Aynı yaştaki iki kişinin anlaşması ve farklı yaşlardaki iki insanın anlaşması kıyaslandığında. diğer kişinin bunu nasıl yorumladığıdır. Kişinin söyledikleri bir yana. Jestlerin de aile kültürüne ve bölgeye göre farklılıklar gösterdiği gözlenmektedir. iletişim sürecinde sözle ya da başka türlü gönderilen mesajın. Buna bağlı olarak mesajın yorumu konusunda gönderici ile alıcı arasında görüş birliğine varılıp anlam konsensüsü sağlanmadığı takdirde. kişisel geçmişinin etkisi altında olduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. yani kişisel geçmişi bazen kişinin ifadelerine farkında olmadığı anlamlar katmaktadır. duygu. Kişisel farklılıklar içinde değerlendirilen yaşın da kişilerarası iletişim sürecini yönlendirici bir etkide bulunduğu söylenebilmektedir. değer ve tutumlarının oluşturduğu çeşitli aşılması güç engelleri. Dolayısıyla bu anlamlı sesleri kendi kullanış tarzları ya da mesajı alanın bunları yorumlayışı. karşıdakinin aldığı mesaj olduğu görülmektedir. 20 .da filtrelerin oluşumunda büyük bir rol oynamaktadır. önemli olan. kişinin göndermek istediği değil. Bu da kastedilenden farklı bir mesajın iletilmesine neden olmakta ve iletişim sürecinde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Mesajın doğru ya da geçerli olup almadığı üzerine anlaşmaya varmak zorunlu değilse de. heyecan. hatta aynı olan hiçbir şeyden söz edilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmektedir. Aynı ailede yetişen insanlar bile farklı filtrelere sahip olduğuna göre. Dolayısıyla kişinin kendisinin bir enformasyon iletirken ve söylenenleri yorumlarken. benzer şekilde yüksek öğrenimli bir kişi ile hiç okumamış bir kişinin aynı evi paylaştıkları düşünüldüğünde. Kişinin zaman ve yer açısından konumu da filtrelerini etkilemekte. sesler ve jestler) bu filtrelerden geçmekte. iletişimde bulunmuyorlar demektir. farklı değerlendirdiği gerçeğinden hareketle. değerlerini. iletişim sürecinin sağlıklı işlemesinde pek çok engelle karşılaşılması kaçınılmaz olmaktadır. arada iletişim açısından büyük uçurumlar yaşandığı görülmektedir.

kadınların ise sözel ve görsel alanları koordine etme. Yapılan araştırmalara göre. hal ve tavırlarını. Bütünüyle cinsel kimlikle bağlantılı olan bu karakteristik özelliklerin yol açtığı farklılıklar. kişilerin anlam dünyalarını da farklılaştırdığı görülmekte. insanların aynı durum ve koşullarla karşı karşıya kalsalar da. kadınlarda ise duygusal merkezlerin belirleyici rol oynadığı belirtilmektedir. Bu da. aynı bilgiyi kullanan insanların. çok nadir olarak aynı bilgileri topladıkları. insanların moral yaşayışlarına etki eden tavır ve hareketlerin biçimlendirilmesinde etki edebildiği. kadınların işbirliğine daha yatkın olmalarına yol açmaktadır Cinsiyet aynı zamanda söylenenlerin farklı biçimlerde kavranması üzerinde de etkili olmaktadır. kişilerin eğitim seviyesi ve sosyal statüdür. karşısındakinin dini algılayış biçimi arasında paralellik olması. motivasyonlarını ve ilgilerini içerdiği ifade edilmektedir. akraba ve komşularıyla iş ve meslek grupları içerisindeki yeri önem kazanmaktadır. Toplumdaki grupların ortak malı olan dinin. Algılanan şeylerin. erkeklerin ve kadınların birbirinin mesajlarını nasıl alıp. Buna bağlı olarak bu özellikler. böylece daha kolay ve sağlıklı akıl ve mantık yürütebilen kişinin olayları daha iyi değerlendirebileceği gözlenmektedir. Mesajların algılanmasında rol oynayan. kadınlarınkine göre daha az bağlantılı olduğu. daha fazla şeyi bilme ve daha geniş kapsamlı düşünme imkanı da artmakta. dolayısıyla iletişim sürecinde sorunlarla karşılaşılmaktadır. durum ve koşulların yorumlanması ve tavır ve tutum aşamalarında etkilediği belirtilmektedir. kendi kişisel 21 . Buna bağlı olarak. mesajın etkinliğini artıran bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Kişinin dine bakış açısı ile. dolayısıyla iletişim sürecini yönlendiren bir diğer unsur da dindir. erkekleri iletişim sırasında daha kavgacı ve rekabetçi kılarken. kadınların bütün bir tabloyu göz önünde tutabildikleri anlamına gelmektedir. tutum ve davranışlarını. buna bağlı olarak dinsel değerlerin kişilerin sosyal yaşamına yönelik emir ve yasaklar koymak suretiyle onların tutum ve davranışlarını etkileyebildiği ifade edilmektedir. nasıl değerlendirdiklerini önemli ölçüde belirlemektedir. Dolayısıyla kişinin kendisini ifade edebilmesi ve karşısındakinden gelen mesajların algılanması ve yorumlanmasında eğitim seviyesinin belirleyici olduğu söylenebilmektedir. Algıların. Erkeklerde saldırganlık davranışını yöneten merkezlerin daha aktif olduğu. erkekler bir bütün içinde ancak belli bir alan üzerinde yoğunlaşırlarken. Kişinin mensubu olduğu dinin mesaj oluşumunda ve algılanmasında büyük rol oynadığı söylenebilmektedir. düşüncelerini oluşturup biçimlendirmelerini de belirleyen etmen olduğu görülmektedir. kişinin doğduğu andan itibaren başlayan temel öğrenme süreçleri üzerinde biçimlenerek. Tüm bunların sonucunda kişisel farklılıkların. Kişinin eğitim seviyesi yükseldikçe. Bu noktada içinde bulunduğu aile üyeleri. Kişilerarası iletişimde rol oynayan bir diğer etmen de. düşüncelerin üretiliş biçimlerini de bilgilerin toplanması.Erkek ve kadınların beyin yapılarının farklı olduğu ve bu farklılığın iletişim tarzına doğrudan yansıdığı bilinmektedir. Algılama Farklılıkları Kişilerin dünyayı algılayış tarzlarının. erkeklerde sözel ve görsel verilerin alanının birbirleriyle. Aynı şekilde bireyin sosyal statüsü de mesajın algılanması ve benimsenmesi ya da benimsenmemesi konularında etkili olabilmektedir. dolayısıyla görsel ve sözlü ifadeye dayalı bilgileri bütünleştirme açısından daha yetenekli olduğu açıklanmaktadır.

Davranışların ve duyguların nedenlerini. yaşamıyla ilgili olumlu ya da olumsuz durumları duygular aracılığıyla fark eder ve çevresine karşı takınacağı tutumu belirler”. Bunun yanında aynı olayın ardından birbirinden çok farklı duyguların yaşanması söz konusu olmaktadır. mesajı anlama ve yorumlamasına doğrudan etki etmektedir. Mesajı gönderen kişi açısından algılama farklılığı da. daima ne yaptığını ve ne derecede iyi yaptığını belirlemekte veya etkilemektedir. kişinin kendi dışında oluşan olaylarda. kendi duygu ve davranışlarının kendi kontrolünde olmadığı anlamını ortaya çıkarmaktadır. Genelde insan ilişkilerinde ve özelde iletişim sürecinde bu yanılgının iletişimsizliğin kıvılcımlarını oluşturan önemli bir etken olduğu görülmektedir. onunla ilgiliymiş gibi görebildikleri dile getirilmektedir. duymak istediklerini algılamaktadır. algılamadaki farklılıklar yüzünden ya hiç algılanamamakta ya da yanlış algılanmaktadır. duyguları düzenleyebilmek. Bu husus. aynı mesajı kızgın ve sakin olduğu zamanlarda farklı yorumlayabilmektedir. aslında söz konusu durumla ilgisi bulunmayan olayları. kişilerin kişisel özelliklerinden. başkalarının davranışlarında araması. sonuçta iletişim sürecini kaçınılmaz olarak etkilemektedir. çoğu zaman ortak anlama düzeyine ulaşamamaktadırlar. Kişinin her eylemi önce duygularının süzgecinden geçmekte. o bilgiyi hemen hemen tamamen birbirlerinden farklı biçimlerde yorumladıkları ve bir durumu yorumlarken. karşısındaki alıcının olayları kendisi gibi algıladığını varsaymasıyla ortaya çıkmaktadır. duyguları anlamamak. kişinin o anki duyguları. Mesajı alma anında. Kişi. Farklı bakış açılarına sahip kişiler. kişilerin benzer olgulara farklı tepkiler vermesi sonucunu doğurduğu görülmekte. sonuçta da duyguları yönetememek büyük hatalarla ödenen bir yanlış 22 . farklı değer yargılarından. Bir İletişimsizlik Nedeni Olarak Duygular Kişilerarası iletişim sürecinde duyguların son derece önemli olduğu görülmektedir. daha önceki deneyimlerine ve beklentilerine göre farklı ve kendine özgü düşünceler üretmeleri doğrultusunda. “Duygular insanoğlunun yaşamını sürdürmek için vardır. Buna göre kişi. İnsan. Duyguları tanımamak. ihtiyaçlarından ve geçmiş deneyimlerinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. İletişimsizliğin en büyük nedenlerinden birini. bu farklılıkların. bir eylem hakkında hissettikleri. bunun farkına varmadıklarında. Bununla birlikte bu bilgisizliğin insanlara çok pahalıya mal olduğu ifade edilmektedir. bilgilerin önyargılı bir biçimde toplanıp değerlendirilmesi olasılığının yüksek olması. kendi ihtiyaçlarını karşılayan ve inançları ile uyum içerisinde olan mesajları duymaya daha çok meyilli olmakta ve mevcut inançlarıyla çelişen ya da kendisine korkutucu gelen mesajları da reddetme ya da tahrif etmeye eğilimli bulunmaktadır. duygusal yanılgıların ve yaşanan duyguların sorumluluğunu. Algılama farklılıklarının. hissettikleri.değerlendirmelerine göre. kişilerin birbirine yüklemesinin oluşturduğu gözlenmektedir. Başka bir deyişle bu tür durumlarda kişiler duyduklarını değil. Kişilerin izlenimlerine. Duygular hep insanın zayıf yanının simgesi sayıldığı için duyguların gücü hiçbir zaman bilinememiştir. olguları ve etmenleri. Sonuç olarak belirli kişilerden gelen mesajlar. pek çok iletişim sorununun temelinde yer alan nedenlerden birini oluşturmaktadır.

Sonuç olarak. kişi karşısındakinin kişiliğini bu etkenlere bakarak tanımaya çalışmaktadır. İnsanların birbirlerine ve belli gruplara karşı oluşturacakları tutumlarda ve sergileyebilecekleri iletişim çatışmalarında kişi algısı önemli bir rol oynamaktadır. yüz ve beden hareketleri. onların iletişim sürecinde mesaj alma ve vermeleri üzerinde yönlendirici bir etkide bulunmaktadır. aldığı mesajı yorumlayış tarzı. Duyguların yönetiminin öneminin sonradan anlaşıldığı görülmekte ve artık bilinmektedir ki. onların birbirlerini nasıl algıladıklarını belirlemek olmalıdır. Algılamanın. Kişilerarası Algı Bireyin dış dünyadaki nesnelere ilişkin olarak gerçekleşen algılamaları ele alındığında. Kişilerin sosyal çevre içinde birbirlerini algılamaları konusundaki çalışmalar ‘sosyal algı’. o kişinin duygusal ve coşkusal durumu. Başkasını algılamak. Duyguların anlam transferinin gerçekleşmesinde olumlu veya olumsuz rol oynadığı görülmektedir. ‘sosyal biliş’ en çok da ‘kişi algısı’ adı altında sürdürülmektedir. kişilerarası iletişimin ayrılmaz bir parçasıdır. duygularını yönetemeyen insan aklını da yönetememektedir. onu. birbirleriyle nasıl geçineceklerini yordamada (tahmin etmede) ilk adım. Zeka düzeyinin yüksekliğine ve çok çalışmaya rağmen. Aynı şekilde kişinin verdiği herhangi bir mesajın. sosyal uyumlarını gerçekleştirememiş kişiler bizi. kişinin duygularına hakimiyet kazanana kadar iletişim kurmayı ertelemesi olduğu ifade edilmektedir. iletişim engellenmektedir. İletişim sırasında kişilerin çok karmaşık algısal yaşantılar geçirdiği. kendi davranışlarını. Bireyin içinde bulunduğu sosyal ortama ve kendi psikolojik alanına bağlı olarak. o andaki mizacı gibi. Bunun yanında. ilişki anında geçerli olan durumlara ait bilişsel etkenlerle (algılama. sözlü ve sözsüz iletişim açısından önemli bir işleve sahip olduğu görülmektedir. Algı. bunun aksine öteki bilgileri ya görmezden gelmekte ya da fark etmemektedir. iletişimsizliğin yaşanmaması için yapılması gerekenin. Kişilerin. Kişinin karşısındaki kişi hakkında kesin yargılara sahip olması durumunda. kişilerin içinde bulundukları duygusal durum. kişiliğin bu çok önemli heyecansal boyutu üzerinde düşündürmektedir. algılamanın somut duyumsal bir bilgilenme olmanın ötesinde sosyal bir olgu haline geldiği görülmektedir. Bundan dolayı da insanların duygularının elverişli olmadığı durumlarda. Bu tür durumlarda. İnsanların birbirleriyle ne tür iletişimler kuracaklarını. diğerlerinden daha fazla ilgisini yönlendirdiği şeyle doğrudan ilintili olan ve kendisine önemli gelen bilgileri toplamaya eğilimli olurken. Etkileşim içinde olunan başka bireylerin algılanması. kültürel açıdan bir anlam taşıyan belirli kategorilere yerleştirmek ve böylece statü ve rolünü kavramak anlamına da 23 . Bu süreçte yanlış algılamaların ortaya çıktığı ve bunların da iletişimde sorunlara yol açtığı ifade edilmektedir. bu yargının etkisi altında kalmaktadır. ses tonu gibi uyarıcıları anlamlandırarak. yorumlama) bağıntılıdır. yorumlayarak sosyal çevreye uyum sağlamaya çalıştıkları ifade edilmektedir. karşılarındaki kişiden kendilerine yönelen. duygusal olgunluktan yoksun oldukları için yaşamda başarı sağlayamamış. karşıdakilerin kendisi hakkındaki görüşlerinin etkisi altında kaldığı görülmektedir. algılama sorununu bir sosyal algılama olarak değerlendirmek gerekmektedir.olagelmiştir. karşısındaki kişinin davranışlarını algıladığı ve kendilerinin nasıl algılandığını algılamaya çalıştığı gözlenmektedir.

Diğerlerini algılamada. gerekse bireyin deneyimlerine ve sosyalleşmesine bağlı olduğu ortaya konmaktadır. Bu süreç kategorileştirme olarak ifade edilmektedir. öte yandan da. giyim-kuşam. Sosyal algılamada.gelebilmektedir. Büyük miktarda dışarıdan gelen uyarım olduğunda. Bu psikososyolojik çerçevelerin. o genç de artık o yönde bir belirlenmeye sahip olmakta ve onun bütün davranışları bu önyargıyla 24 . Örneğin. birinin aksanının derhal fark ediliyor olmasına karşın. buna bağlı olarak da onların ilk önce toplumsal bir kimlikle algılandığı ortaya çıkmaktadır. Atfedilen bu özellikler birbiriyle bağlantılandırıldığında. Aşırı derecede uyarıcı aynı zamanda ortaya çıktığında. Kategorileştirme. bir genç ‘üniversite öğrencileri’ kategorisine yerleştikten sonra. Örneğin. söz konusu kişi ile o zamana kadar tanımış olduğu bazı kimseler arasında varsaydığı benzetme ve çağrışımlara dayandığının da göz önüne alınması gerekmektedir. küçük detayları atlamak muhtemeldir. sadece Sherlock Holmes’un yakalayabileceği. kişinin bir davranışı bir grubun niteliği olarak değerlendirmesini etkileyebilmektedir. Genel anlamda zihinlerdeki ‘üniversite öğrencisi’ görüntüsü neyse. sol elle ya da sağ elle yazı yazması haftalarca gözden kaçırılabilmektedir. aşırı duyumsal yüklenme yaşanmaktadır. bir yandan yaşadığı deneyimlerde yer almış kişiler arasında bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığı çok sayıda karşılaştırma ve kıyaslamalara. onunla bağlantılı başka kişilik özelliklerinin de o bireyde bulunduğu. herhangi bir şeyle meşgul olmak zordur. otomatik olarak varsayılmaktadır. olaylar ya da deneyimlerle birlikte depolanmaktadır. büründükleri rollerde ve statülerinde görüldüğü. Duyumlar kodlanıp kısa dönemli hafızadan uzun dönemli hafızaya geçtiğinde. Kişiler. Bu durumun tersinde ise. benzer faktörler. duyumun benzersizliği kaybolmakta ve uzun dönemli hafızada önceden var olan diğer imajlara daha benzer duruma gelmektedir. Gerçekte şüphesiz davranışı yapmanın nedeni değişmektedir. toplumsal statü. psikolojik ve sosyolojik birtakım kavramsal çerçevelerin önceden var olduğu kabul edilebilmektedir. diğer kişinin yalnızca merkezi. radyo açıkken öğretmenin söylediklerini duymak ya da öğretmen konuşurken radyoyu duymak zordur. duyumsal kısıtlamayı ortaya çıkarmaktadır. önemli özelliklerinin farkında olunması söz konusu olabilmektedir. az miktarda duyum. fiziksel görüntü). Örneğin. o bireyin adeta zihinsel bir resmi çizilmektedir. kişinin çeşitli biçimlerde sosyal deneyimlerini etkileyebilmektedir. Kişinin belirli bir kişi üzerindeki değerlendirmesinin. Kişilerarasında iletişimin niteliğini etkileyen izlenim oluşturmayı şu alt başlıklar altında incelemek mümkündür: Stereotipleştirme Gündelik yaşamda kişilerin işlerinde. bazen kimin yaptığına bakmaksızın bir davranışa belirli bir anlam verilmektedir. bir kez toplumsal ilişkiler içindeki kategorilere konulduktan sonra (meslek. Bütün bunlar kişinin ilk anda. Örneğin. her durumda gerek söz konusu toplumun kültürüne. Kategorileştirme süreci. Bu transfer boyunca. Yani bireye herhangi bir kişilik özelliği atfedildiğinde. diğerleri için artık belirli özellikleri olan bir kişidir. Dolayısıyla başkalarının algılanmasında. eylemlerinde. artık o kişiler hakkında bazı düşüncelere sahip olunmaya başlanmaktadır. herhangi bir eylemine ilişkin toplumsal tanımıyla oluşturulan belirli bir kategori içerisinde algılanmasına yol açmaktadır.

zenci-beyaz. tek yanlılığını. Türk-yabancı. İnsanları sınıflara ayırmanın. onun değerlendirilmesi için bir süzgeç oluşturmakta. Stereotipleştirme. Bu tür hükümler ilişkilere zarar verebilmektedir. bu ortak özelliklerin kişilerin kafasında uyandırdığı çağrışımlarla birleştirerek oluşturduğu imgeler aracılığıyla algılanması olarak ifade edilmektedir”. Sosyal psikoloji kavramı olarak da. Onların birkaçıyla ilişki kurduktan sonra. konuşkan/sessiz. Kişinin belirli bir gruba yerleştirdiği kişilerin tipik örneğiyle doğrudan deneyimi. bu özellikler hakkında daha önce yaşanan deneyimlerle oluşan değer yargıları. “Tektipleştirme ya da stereotipleştirme. bütün öğrenciler. doğal olarak bu bilginin genellenmesine ve basitleştirilmesine neden olmaktadır. kişinin ve karşısındakinin o andaki durumu ve çıkarı. Kişinin belirli özellikleri belirli kategorilerle ilişkilendiren inançları. başkalarıyla ilgili inançları için diğer önemli bir kaynak oluşturmaktadır. onları algılama ve onlara karşı davranış biçimlerinde son derece önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. bir ölçüde kişinin karmaşık dünyaya bakış açısını kolaylaştırmada ve dünyayı anlamada ilk adımı oluşturmaktadır. toplumsal olarak belirli özelliklere sahip kişilerin yerleştirildiği kategoriler. asker-sivil gibi kalıplar bunun örnekleridir. önyargılara yol açarak kişilerarası iletişimi etkilemekte ve büyük ölçüde iletişimsizliğin yaşanmasına neden olmaktadır. yaşlı/genç). Algılama sürecinde çoğu kez toplumsal olarak oluşturulan normların süzgeci içinde belirlenen bir işlemdir. çevresindeki ilişkilerin tümünü (nesnelere ya da öznelere yönelik) bu stereotipleştirme süreci içinde oluşturduğu görülmektedir. algıladığı bilgiyi sınıflama ve adlandırma ihtiyacı. karşılaşılan her üye için gerçekten doğru olup olmadığı konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığı görülmektedir. bireysel değerlendirmenin ve toplumsal ilişkilerin zenginliği ve çeşitliliği yerine. Stereotipleştirmeden dolayı. Kişinin önyargısız davrandığını düşünmesine karşın. bireylerin tüm kategoriler için kişilik özellikleriyle ilgili sonuçlar çıkarılmaktadır. Genellemeler bireysel farklılıkları algılamaya engel olabileceği için. Bununla birlikte. eylemin niteliği ve bütün bir toplumsal yapı bulunmaktadır. belirli algı kategorileri içinde görülmeye başlanmaktadır. tüm değerlendirmelere temel oluşturmaktadır. Kişilerin algılanmasında ortaya çıkan bu ‘normlar’. bütün kadınlar gibi göndermelerle kişiler stereotipleştirilmekte. bütün memurlar. muhtemelen bir ilişkiyi oluşturmanın bile mümkün olmadığı ifade edilmektedir. kişilerarası ilişkileri belirleyen bir işlev üstlenmektedir. medya ve arkadaşlar gibi dolaylı kaynaklardan gelmektedir. önyargılı değerlendirme yoluyla kişileri belirli bazı kümeler içine yerleştirerek görmektedir. daha sonra tek tek bireyler halinde de görülse. bu süzgeç içinde. Bu tür sonuçlar çoğunlukla yalnızca sınırlı düzeydeki ilişkiden sonra gelişmektedir. ortak bir kültürel özellik. aileler. Genellikle toplumsal açıdan olumsuz değerlendirmeleri içermektedir. grubun pek çok üyesiyle önemli ölçüde iletişimde bulunduktan sonra da oluşturulabilmektedir.algılanmaktadır. 25 . Kadın-erkek. erkek/kadın. yaşam tarzı ve eylem içinde bulunan kişilerin. Böylece bütün öğretmenler. Genellikle bir grubu tanımlamak için kullanılan özelliklerin. İnsan zihninin. yaşlı-genç. tektipleştirme sürecindeki yargılar. İnsanların bu biçimde sınıflanarak genel kategorilere oturtulması sonucunda ortaya çıkan kalıplar stereotip olarak adlandırılmaktadır. İnsanları bölümlere ayırmak (zenci/beyaz. Bütün bir kategori. o anda gözlenen bireyin gerçek durumu ne olursa olsun. Bu tür ortaklaşa özelliklere sahip olan kişiler. ben merkezciliğini ve zayıflığını belirten bir nitelemedir.

Bu durumda kazanmanın. karşısındakinin ne hissettiğinden çok daha önemli hale gelmektedir. kişilerin. bu noktadan sonra onun için. artık konuşmanın niteliği ve kişinin karşısındakinden bir şeyler öğrenebilme şansının bile önemini yitirdiği. haklı olmanın. Diğerlerinin duygularını ve düşüncelerini kontrol etme ve yargılamaya çalışmaktan vazgeçmenin. Kişinin düşünceleri. Kişinin kendisini anlamadan. birbirlerine zevk ve değer verebilme. tek gerçeklik olarak algıladığı görülmektedir. artık ilişkinin niteliğinden çok daha fazla önem kazandığı gözlenmektedir. bir meseleyi çözmenin en güç yollarından biri olarak değerlendirilmektedir. kendi bakış açısını dayatıp. İletişim sürecinde anlamayı engelleyen çeşitli nedenler söz konusu olmaktadır. yanıldıklarını itiraf etmektense. içsel iletişiminin sağlıklı olmasının başkalarının dünyalarını anlamlandırmada son derece önemli olduğu görülmektedir. birdenbire bir yarış ve çatışmaya dönüştüğü ortaya çıkmaktadır. Bunları şöyle ifade etmek mümkündür: Açı Sadakati Ve Ben Bilirimcilik Karşıdaki kişiyi anlamayı olumsuz etkileyen.Anlama Sürecini Olumsuz Etkileyen Nedenler İnsanları anlamanın söze döktükleri kelimelerin ötesine geçebilmek ve satır aralarını yorumlamak olarak değerlendirildiği görülmektedir. kişinin kendi gerçeğini. onların doğrularını görüp 26 . gerçekleri kendi önyargılarını doğrulayacak şekilde yorumlamayı tercih ettikleri görülmektedir. korkuları. Kendi bakış açılarına son derece sadık olan bu kişiler. İnsanların. Günlük yaşamda da bu doğrultuda kişilerin birbirlerine bazen. ne olursa olsun. genelde yaptıklarının tersidir. dolayısıyla iletişimsizliğe neden olan açı sadakatinde. “kişinin tümüyle kendi iç iletilerinin mantıksal döngüsü içinde kalması ve bu döngüyü bir kale gibi savunması” olarak değerlendirilmektedir. meselenin kendi istediği şekilde çözülmesi için uğraşmaktadır. karşılaşılan durumun. karşısındaki kişinin kendisini nasıl değerlendirebileceğini bilmeden başkalarını anlayabilmesi olası değildir. egoları. İletişim sürecinin dinlemeden sonraki aşamasını oluşturan anlama. kendisinin haklı olduğuna inanmakta. arzuları ve başka duygularıyla birlikte. Öyle ki. birbirlerinden bir şeyler öğrenip. kişilere. anlamaktan çok görüşlerinin diğerlerince anlaşılması ve kabul edilmesi için çaba harcamaktadır. Açı sadakati ve ben bilirimcilik. Kişinin meseleyi çözmenin. Kişi konuşma sırasında kendisini haklı olmanın ve kazanmanın cazibesine kaptırmakta. Herkes. o kişinin düşüncesini kabul etmek için kendi düşüncelerini bir tarafa bırakmak zorundadırlar. önyargıları. ardından. Çoğunlukla. kendi mantıklarının doğru olduğunu düşündükleri söylenebilmektedir. ilişkilerini derinleştirme şansı tanırken. konuşulan konuyla ilgili farklı düşüncelerin her birinin oturdukları mantıkların kendi içlerinde tutarlı oldukları varsayımını ve düşüncelerin birbirlerinden farklılıklarını temel almaktadır. insanların. Diğerleri. haklı olmak. olayları başkalarının kişinin kendi açısından görmeleri gerektiği inancını taşıması. hatta. Bu noktada öncelikle kişinin kendini tanıması. çoğu zaman nesnelere davrandığı gibi davrandığı ve böylece çeşitli sosyal ortamlarda iletişimsizliğin yoğun olarak yaşandığı görülmektedir. insanların görüş ayrılıkları karşısında nasıl davrandıklarını açıklamaktadır. karşısındakini pes ettirmeyi düşünerek. gerçekliği nasıl algıladığının bir aynasıdır. Bu. İnsanların düşüncelerini değiştirmeye çalışmak.

kabullenmeyi öğrenmenin sevgi ve huzur dolu bir dünyaya kavuşabilmek için çok önemli bir adım olduğu vurgulanmaktadır Tüm bunların ışığında kendi bakış açılarına son derece sadık olan kişilerin karşılarındakilere şu tür geribildirimlerde bulundukları söylenebilmektedir: Mantığa Bürünme Kişinin karşısındakini dinledikten sonra mantığa bürünerek geribildirimde bulunması. doğru. yetersizlik ve karşı koyma duygularını yoğun bir biçimde yaşamaktadır. kişide yine kendi bakış açısını savunucu tutumlar yaratmakta. iletişimsizliğin ağırlığını hissettirmesine neden olmaktadır. en kötüsü de saldırıya sebep olmasıdır”. Buna bağlı olarak bu tür mesajları alan kişiler. karşıdaki kişide savunucu tutumların harekete geçmesine. Bu şekilde karşıdakinin fikirlerini ve hareketlerini kendi referanslarına göre sınıflandırmaktadır. davranışlarına belli sınırlamalar getirerek olması ya da olmaması gerekenleri vurgulamaktadır. İnsanları ‘iyi’ ya da ‘kötü’ diye ayıran ve kötülerin cezalandırılmayı hak ettiğine inanan kültürlere oranla. Bu durumun da kişide. duygu ve düşüncelerini aktarma amaçlarının farklı nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir. Öğüt Verme. En iyi sonucu insanları savunmaya itmesi. güzel. Anlaşılma isteği duyan kişinin. birtakım öğütlerle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. “Hiç kimse eleştiriyi sevmez. Eleştirme Colorado Üniversitesi’nden O. Aktarılan böyle bir mesaj. Çözüm Önerme Günlük yaşamda kişilerin yaşadıklarını. adil. kullanılan dil ile şiddet arasındaki ilişkiyi araştırırken. kişinin yetersizlik duyguları yaşamasına neden olmaktadır.J. karşısındakinin hatalarını ortaya koymakta. insanları sınıflandıran ve yargılayan kelimelerin sıklığını bir çizelgeye dökmüştür. Birini dinlerken kişinin verdiği ilk tepki. Kişi. garip. vs. Yargılama. 27 . sorunlar karşısında sıklıkla çözüm isteyen bir bağımlılık yarattığı ya da kendi bakış açısına bağlanarak direnme oluşturduğu ifade edilmektedir. karşı tarafın kendisini anlamasını beklerken. Bu durum. Ahlak Dersi Verme Söylenenler karşısında ahlak dersi içeren yanıtlar oluşturulması sonucunda iletişim süreci. karşı tarafın anlatılanlara ilişkin getirdiği çözüm önerileri ve verdiği öğütler. Ama başkalarını bu şekilde kuralcı yöntemlerle değerlendirmek ve onlara önyargılarla yaklaşmak. Bulguları. Başkalarını anlamanın kişinin kendi değer yargılarını ve kişisel inançlarını bir kenara koyduğunda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Suçlama. kişiyi sorun çözme becerisinden yoksun. derhal yapılan içsel bir değerlendirme olma eğilimindedir: Söyledikleri normal. insanların ihtiyaçlarını ön planda tutan kültürlerde çok daha az şiddet kullanılması şaşırtıcı değildir. Dolayısıyla karşıdaki kişiyi yargılayıcı. doğruların ve yanlışların karşı karşıya geldiği. aciz bir duruma getirmektedir.Harvey. son derece derin tartışmaların yaşandığı bir iletişimsizlik ortamına dönüşebilmektedir. dünyadaki bir çok ülkenin edebiyatından rasgele örnekler almış. zorunluluk ya da suçluluk duyguları yaşamasına yol açmaktadır. bu tür kelimelerin kullanım sıklığı ile şiddete başvurma arasında yüksek bir korelasyon olduğunu göstermektedir. Buna bağlı olarak etkili dinlemenin gerçekleşmediği ve iletişimde kopuklukların yaşandığı görülmektedir. suçlayıcı ve eleştiren bir nitelik taşıyan mesajların kısa ve uzun vadede iletişimsizliğin yaşanmasına neden olduğu belirtilmektedir. yanlış.

Belirli bir konu ya da olayla ilgili farklı bakış açıları ve farklı görüşler ifade edilmekte. iletişim sürecinde kişilerin birbirlerine bilinçli olarak kişilikleriyle ilgili değerler ilettikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. sürekli olarak başkalarının sözlü ya da sözsüz davranışlarına bakarak tartıp biçmek ve tahmin etmeyi içermektedir. Zihin okuyucular iyi senaristtirler. buna karşın farklı bakış açılarının aktarıldığı ve kıyaslandığı bir düzenin sağlanmasıyla mümkün hale gelmektedir. Böylece tartışılan konu bir kenara bırakılmakta. Kişinin ifade ettiklerine. ne yapacağını. kendisine inanılmadığı ya da iletişimsizliği ortaya çıkaran en önemli nedenlerden birini oluşturan yanlış anlaşıldığı duygularını yaşamasıyla sonuçlanmaktadır. karşılıklı ‘ben’lerin savaş ya da yarış halinde olmadığı. kişileri. bir iki geçmiş deneyimden kaynaklanan varsayımlar üzerine koca bir senaryo oluşturabilmektedir. sahip olunduğu varsayılan ben değerini. ne hissettiğini. ancak burada kendisine yöneltilen mesajı kişileştirmek. kişinin karşı saldırıya geçmesine ve karşılıklı kişilik yakıştırmalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. hissettiklerine ve yapıp yapmayacağı şeylere dair sonuçlar çıkartmaktır. kişilikle ilgili değerlendirmelerin göz önüne alınmayıp. Başkalarını yeterince dikkatli gözlemleme. sonuçlara ulaşması da irrasyonel bir düşünce biçimini oluşturmakta ve bu durum da iletişim kopukluklarına neden olmaktadır. Bu konuyla ilgili günlük yaşamda sıklıkla gözlemlenen bir örnek. bir ortamda karşılaştığı diğer tanıdığı kişiyi görmemesine bağlı olarak o kişi tarafından ‘benimle konuşmak istemiyor’ zihin okuması yapılmasıdır. tanı koydukları gözlemlenmektedir. Zihin Okuma Zihin okuma yansıtma olarak tanımlanan bir süreçtir. Sağlıklı bir iletişim ortamının oluşturulması. kişilik değerlendirmelerinden arındırılmış. tamamen bir kişilik savaşı yaşanmaktadır. karşısındaki tarafından tanı konulması. belli belirsiz tahminden. Kişinin karşısındakilerin kendisi gibi hissedecekleri inancıyla düşünerek ya da sezgi ile karşıdaki kişinin bir hareketini anlamlandırıp düşündüklerine. olayların nedenleriyle ilgili birtakım teşhislerde bulundukları. bazı alışkanlıklar ve özellikler konusunda önyargılıysa. Buna bağlı olarak iletişimde bir anlamda kişiliksiz davranabilmenin önemi belirtilmektedir. kafası çeşitli düşüncelerle dolu birinin. kişinin önyargı ve kendi öğretileriyle yola çıkarak kararlar alması. Ancak iletişimsizlik sorununun yaşanmaması için burada önemli olanın. mesajının özünde ne aktarmaya çalıştığı üzerinde odaklanılması gerekmektedir. Bununla birlikte. herkesin kendisi gibi 28 . kimin ne düşündüğünü. Konuşma sırasında karşıdakinin kişiliğiyle ilgili varılan yargıların yansıtılması. kişinin gelen mesajı anlamlandırma sürecinde kişiliğine yönelik bir anlam arama çabasını ortaya koymaktadır. gelen mesajın ana noktalarını özümseyebilmek olduğu görülmektedir. Bir zihin okuyucu sezgiden. anlamak ve hissetmek yerine. Kişileştirme İletişim sürecinde anlamayı engelleyen etkenlerden birini oluşturan kişileştirme. Karşıdaki kişinin. Zihin okuma.Tanı Koyma Bazı kişilerin iletişim kurdukları diğer kişilere bir anlamda psikologca bir tavırla yaklaşarak. dolayısıyla her şeyden önce bu farklı görüşlerin anlaşılması esas amacı oluşturmakta. bir kişilik savaşının ortasında bırakmaktadır. Eğer. yapmayacağını kafalarında karara bağlamaktadır. Ufacık bir hareketten yola çıkarak. dinlemek.

Özellikle meli. bir bütüne bakıp.düşündüğünü sanmaktadır. diğer öğeleri ya saf dışı ederek ya da onlara seçici bir körlük geliştirerek değerlendirmesindedir. Sözgelimi eleştirilere duyarlı bir çalışana. iletişim kopukluklarının gündeme gelmesine zemin hazırlayan belirli düşünce biçimlerini açığa vurmaktadır. her zaman. Dolayısıyla bu durum. hiç kimse. kendi tercihlerini tek doğruymuş gibi sunan ve birtakım kutuplaşmış düşüncelere ve kalıp yargılara sahip olan kişilerin. görünmeyen olasılıklara ya da belirsizliklere odaklanmak. tek bir özellik veya öğeden bir bütüne genelleme yapılması söz konusu olmaktadır. sahip olduğu kuralların asla değişmeyeceğini düşünme. o ilişkiden sorumlu olduğunu göstermekte ve ilişkinin oluşmasındaki etkilerinin önemini vurgulamaktadır. patronunun bir gün. patronunun işine yönelttiği övgüyü. tarafların yapılmış ve yapılmamış davranışları olduğu ifade edilmektedir. bunların başkaları için geçerli olup olmadığını test etmeye gerek duymamaktır. kesinlikle' kelimelerini yaygın bir biçimde kullandıkları görülmektedir. bu olayda toptancı bir benlik anlayışına sahip olarak hareket etmekte ve patronun kendisini yavaş bir personel olarak gördüğünü ve ben değerini yitirdiğini düşünüp kendisini çökertmektedir. asla. İletişimsizliği Ortaya Çıkaran Gerçekçi Olmayan İrrasyonel Düşünce Biçimleri İnsan ilişkilerinin herhangi bir zaman diliminde yaşanan mutluluk düzeyi ya da gerginlik ve ortaya çıkan sonuçlar rastlantısal olmamaktadır. filtrelemenin tam tersi olan bu düşünce biçiminde. Çünkü patron çalışanından şikayet etmemiş. hiç etkisi olmadığı halde olaylardan kendisini sorumlu tutma ya da üzerine alınma bu kalıplaşmış düşünceler arasında yer almaktadır. filtreleme içinde göz ardı etmektedir.bütün hakkında bir hüküm olarak kabul edilmektedir. bütünün tamamını oluşturmaktadır. toptancı benlik anlayışının en dolaysız ifadesi olarak değerlendirilmektedir. onun bir veya birkaç öğesine. olayı. Çalışan. Aşırı Genelleme Filtrelemede. bir tek öğeye dayalı olarak. malı’lı konuşan. Aşırı genellemelerde bulunma. patronun kendisini ‘yavaş’ olarak gördüğü anlamını verdiği gözlenmektedir. o kişinin bu yaklaşıma. genelde yaptığı işten memnun olduğunu. Aşırı genellemede tek bir özellik. bazı yargılara çok çabuk varıp. ancak şu an yaptığı işi biraz daha hızlı tamamlamasını rica ettiği düşünüldüğünde. 29 . İlişkilerin sonucunu belirleyenin. bireysel değerini küçültücü bir eylem olarak yorumlayıp filtrelediğinden. ilişki sürecinde yer alan her kişinin. herkes. keşkeci düşünme. Filtrelemede temel aksaklık. performans ya da davranış hakkında verilecek hüküm -bütünün diğer niteliklerini görmeden. Filtreleme Filtreleme. Zihin okuyuculuk. hızlı bir tempoda çalışma isteğini. Bu şekilde bütünün tek bir parçasını alıp değerlendirme yapmak bütünü görmeyi engellemekte ve körlük meydana getirmektedir. daima. olayın bütünü gözler önünde değilken bile. Aşırı genellemede bir özellik. belirli bir bütünü. 'sık sık. o bütün hakkında bir değer biçilmesine karşın. ayrıntısına veya parçasına takılarak. sadece 'işi hızlı yapmasını' istemiştir. Bu kişilerin konuşmalarında. en dikkat çekici özelliklerinin olasılıklı düşünme alışkanlığından yoksun olmaları olduğu ortaya çıkmaktadır. başkalarının fikirlerini değiştirme gayreti içinde olma. Böylece bu örnekteki kişi patronun. İletişim sürecinde görünenleri bir tarafa bırakarak. bireyi. olaylara ve insanlara karşı ya hep ya hiç tarzı yaklaşma.

‘Engin değerli bir insandır’. başkalarının belirli davranış ve sözlerinden hareketle onlar hakkında aşırı genellemelerde bulunulmaktadır. bu bakış açısının bir diğer adı olarak ifade edilmektedir. kasıtlı ve olumsuz önyargılar olduğu söylenebilmektedir. kişiyi aptal gibi gösterdiği ve hatanın gizlenmesi gerektiğine inanılmaktadır. Günlük yaşamda kişilerarası ilişkilerde. Yine bu anlayış doğrultusunda. aşırı genelleme yoluyla çok sayıda etiketlemeler yapıldığı gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. diğerlerinden daha iyi oldukları etiketlemesini yaptırdığı görülmektedir. huzursuzlukların. Dünyanın pek çok yerinde yaşanan kaosun.Kişinin bir arkadaşının kendisiyle sinemaya gelmemesi durumunda 'Beni sevmiyor' diye düşünmesi. kişilerarası ilişkilerde önyargıların ortadan kaldırılmasının bir anlamda imkansızlığı üzerinde odaklanılmaktadır. bir bütünün bazı parçalarını filtreler. saldırgan veya kaba davranmışsa. ‘Ayşe’nin yüzüne bakılmaz’. herkesin birbiri için kullandığı etiketlerin geldiği görülmektedir. toptancı etiketlerdir. çünkü gözü. İletişimsizliği gündeme getiren etiketleme. çevrenin gözünden düşmeye neden olduğu. ‘Uğur işe yaramaz’. kişinin yaşama objektif gözlerle bakabilmesini engelleyen en önemli etkenlerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu konuda ünlü bilgin Einstein. aşırı genelleme örnekleridir. başarılı bir konuşma yapmıştır. aşırı genelleme yapması demektir. iletişimsizlik ortamı yaratan bu irrasyonel düşünce biçiminin bazı kişilerin. Çünkü. Dar açılıdır. hayatın bir döneminde. bunun kişiyi ondan bir basamak yukarıya çıkarttığına inanılmaktadır. bu değerlendirme ve etiketleme işleminin bir kez. Ali bey başarılı bir konuşmacıdır. çözümsüzlüklerin arkasında yatan başlıca nedenlerden birinin gereksiz. belirli bir zamanda yapılmış olması önemli olmaktadır. hata yapmanın. kişinin bir olayda hata yapan birini ya da kendisini hemen aşırı genellemeden yola çıkarak etiketlemesi olarak değerlendirilmektedir. birisinin bir eksiği veya hatası yüzüne vurulduğunda. beş sınava girmiş 30 . otomatik olarak bu etiketler devreye girmektedir. İşte önyargı. Tüm bunların yanında. matematiğe kafan çalışmıyor'. diğerlerini görmez: Ayşe. Bir kişi ile ilgili bilgi istendiğinde veya kişinin kendi hafızasında o kişi hakkında bir değerlendirme yapmak gerektiğinde. Aynı şekilde bir kişi tek bir hata yaptığında ‘o kişi hep hatalı davranır' anlamlarının verilmesi. bir zayıflık işareti olduğu. Önyargılar. Örneğin. iletişimsizliklerin. Etiketlemede. bir önyargıyı yok etmenin atomu parçalamaktan daha zor olduğunu belirterek. ‘Beceriksiz biriyim’ ifadeleri. yapılanın değeri. Bunları her insan ilişkisinde duymak olasıdır. çatışmaların. kişilik değeri olarak görülmektedir. Oysa arkadaşı sinemaya gitmeyi sadece kendi nedenlerine bağlı olarak istememiştir. matematikte bir problemi çözemeyen bir çocuğa 'Sen aptalsın. asılsızlığı hatta tam tersinin ispat edilmesine karşılık kolaylıkla değiştirilmesi mümkün olmamaktadır. Kişinin toptancı benlik anlayışını geliştirmesi durumunda. Etiketlerin doğruluğu araştırılmamakta. en sık kullanılan değer yargılarının başında. Ali bey. Bu inancın mantığına göre. Değerlendirmenin yanlışlığı. bu etiketleri hem kendine hem de başkalarına rahatlıkla uygulayabildiği görülmektedir. Bu noktada kişi bencil. onun bencil saldırgan veya kaba olduğuna. iki akşam eve geç gelen eşine 'Zaten hep geç gelirsin' genellemesi ile 'Sorumsuzun birisin' etiketlemesi gibi. Etiketleme Kişilerin toplumdaki ilişkileri incelendiğinde. başkalarının yöneltebilecekleri aşırı genellemelerden kaçınılması gerekmektedir.

diğer kişilerin ya iyi ya da kötü olarak algılanması. Kişinin bazı alanlarda iyi. Bu örneklerin dışında etiketlemede olguyla inancı ya da sanıyı karıştıran bir dil ortaya çıkmakta. aptal ya da akıllı gibi tamamen iki ayrı uçta ve kutupta kabul etmesi söz konusudur. İnsanoğlu doğası gereği. Böylece yaşama bakış açıları farklılaşarak. kendilerine karşı hiç hata yapılmaması gibi birtakım katı tutumlara sahip olmak. Kişilerarası ilişkilerin çeşitlilik ve değişkenlik göstermesinden dolayı. iletişim sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesini sağlayan. olayları farklı açılardan ve olasılıklı düşünme tarzları yerine. kimlere güven duyup duyamayacağı. sevilmeyen birisi’ olmamaya yöneldiği gözlenmektedir. Diğer kişiler tarafından nasıl algılandığı. olaylara geniş açıdan bakabilmeyi engellemektedir. Kutuplaşmış Düşünce İnsan ilişkilerinin. Bununla birlikte bazı kişilerin. kimlerce sevilip sevilmediği. takdir edilmeyen. Davranış esnekliğinden yoksun olan böyle bir iletişim. iletişim sürecindeki olaylarla ilgili değerlendirmelerin farklı farklı olması beklenmektedir. insanlar başarılı ve başarısız olarak iki kutup arasında gidip gelmektedir. irrasyonel düşünce biçimi olarak nitelendirilmektedir. kırıcı diyaloglarla sonuçlanabilmektedir. Zihinlerdeki bu 31 . Kişileri iki ayrı uç arasında değerlendirmeye tabi tutmak. sonuncusunda başarısız olmuştur ve bir tek bunu filtreleyip kendini başarısız ilan etmiştir.ve başarılı olmuştur. Buna paralel olarak. Siyah beyazın ortasındaki griler yaşamlarında bulunmamaktadır. olaylara ‘ya hep. Buna bağlı olarak kişilerin. bazılarında da başarısız olması doğaldır. tüm çabası. belirli bir konuda kazanılmış yetenek ya da bilginin belirli bir zaman kesiti içinde alınan ölçümü. Kişinin başarılı davranıp başarılı birisi olarak. iş yaşamındaki geleceği gibi belirsizlik taşıyan pek çok konuyla meşgul olmaktadır. Bir işin kendilerinin gösterdiği şekilde yapılması ya da hiç yapılmaması. sevilen ve takdir edilen birisi’ olmaya yönelecektir. İşte bu kutuplar arası yolculuğun faturası da kaygıdır. başkalarının sevgi ve takdirini elde edeceğine inandığı ‘başarılı. kişiliğin bir ölçümü olarak kabullenilmektedir. yaşamlarında esnek davranmayı becerebilen kişilerle daha tutarlı ve işlevsel bir model oluşturduğu görülmektedir. yaşamına belirli bir anlam kazandırma eğilimi duymaktadır. Sorulan bu sorulara anlamlı yanıtlar bulabilme çabası yaşam boyu sürmektedir. sahip oldukları kutuplaşmış düşüncelerle yaşamı biraz daha belirgin hale getirme çabası içinde oldukları görülmektedir. başarısız biri olduğu yanılgısına kendisini kaptırması durumunda ise. bundan dolayı da başkalarının sevgi ve takdirini kazanmış olması gibi yanılgılı bir inanışa mahkum edildiyse. bütün çabasının öbür kutup olan ‘başarısız. Bu tür kişilerin çevreleriyle kurdukları iletişimde çok daha uyumlu ve rahat davrandıkları ortaya çıkmaktadır. Buna karşın iletişimsizliğin temel nedenlerinden birini oluşturan kutuplaşmış düşüncelere sahip olmada. ya hiç’ gibi bir düşünce tarzıyla yaklaştıkları görülmektedir. Başarısız davranıp. kişinin kendisini ve diğer kişileri iyi ya da kötü. bu süreci önemli ölçüde zarara uğratan kutuplaşmış düşüncelere sahip kişilerle iletişimde sorunlarla karşılaşıldığı gözlemlenmektedir. yaşadıkları ilişkilerde belirsizlik yaratabileceğini düşündükleri seçeneklerden mümkün olduğunca uzak durarak. Bu düşünce biçiminin kullandığı dilde. yaşamı zihinlerde resmedildiği şekliyle sürdürme eğilimi ağırlık kazanmaktadır.

benimsemeli. farklı anlamlandırmaların olabilirliğinin çoğu durumda göz ardı edildiği ve bunun yerine kişilerarası iletişim sürecinde seçeneksizlik mantığına. ya da yere bir nesne atıldığı zaman yerçekiminden dolayı mutlaka düşmektedir. yerine getirmeli gibi -meli ve -malı’lardan oluşan ifadeler ağırlık kazanmaktadır. kişilerin düşünce yapılarında yasalara dönüştürülmektedir. ‘-meli'lere.varsayımsal belirginliği korumak üzere. -malı'lara’. Bunlar gerçekleşmediğinde kişi. yapmalı. kişiler bir anlamda özel anayasalarını oluşturmakta ve onun doğrultusunda hareket etmektedirler. mükemmel olmalıyım (öğrenci. Sözgelimi insanların ne şimdi ne de başka bir zaman oksijensiz yaşamlarını sürdürebilmeleri mümkün değildir. Bu aksak düşünce tarzının üzerine oturduğu mantığa göre belirsizlik. Dürüst olmalıyım. Dolayısıyla tüm bu ve benzeri olayların başka şekillerde ortaya çıkması ya da farklı seçeneklerin olması gibi bir durum söz konusu olmamaktadır. hata yapmamalıyım. öfkelenmek olduğu dile getirilmektedir. adil olmalıyım gibi çeşitli ifadelerden oluşan meli malı’larla davranmanın yaratıcılığı yok ettiği ve diğer kişilerin bireyin meli malı'larına uymadığında sert tartışmaların çıkabildiği gözlenmektedir. Buna bağlı olarak kişilerarası ilişkilerde. belirsizlikler ve olasılıklar karşısında belirli seçenekler karşısında kararlar vererek ilerleme becerisidir”. olaylara verdiğimiz anlamlar. Yorumlarımız. ‘olamazlara’. ‘mümkün değillere’ kapanıp kalındığı. olasılık. Bireysel tercihleri. Bununla birlikte günlük yaşamda karşılaşılan olaylar. bu durum da kişilerarasında iletişimsizlik sürecinin yaşanmasına neden olmaktadır. Kullanılan dilde dikkat etmeli. dünyayı kendi eksenleri etrafında dönmeye zorlama yanlışına düştükleri görülmektedir. hem de savcısı olarak 32 . Kişi kendini. bizim ‘zihinsel bahçemizde’ yer alan önemli olaylardır. kişiler tarafından çoğu durumda bir zorunlulukmuş gibi algılanmakta. her şeyi önceden görebilmeliyim. kişilerarası ilişkilerde bir mahkeme söz konusu olmaktadır. Hem kişi. durumları. Bu düşünce yapısında her şeyin kanunlara bağlandığı. Dolayısıyla belli bir olayla ilgili farklı bakış açılarının. Her şey açık bireysel yasalara bağlıdır. olaylara bakış açılarımız. eş vs. hem avukatı. her şeyin bu sınırlar çerçevesinde değerlendirildiği ortaya çıkmaktadır. kişileri dar kalıplara sokacak düşünce biçimlerinden uzak durmak. ilişkileri tüm boyutlarıyla değerlendirip geniş açılarla düşünmek gerekmektedir. başka herhangi bir seçenek olmaksızın ortaya çıkmaktadır. bu mahkemenin hem yargıcı. bunun dışında diğer seçeneklerin yanlış olduğu gibi inanışlara paralel olarak. kişinin kendisinin ve başkalarının nasıl olacağının tanımlandığı görülmektedir. acele etmeliyim. -Meli -malı 'ların bireye aile ve toplum tarafından öğretildiği ifade edilmektedir. seçeneklilik yaşamsal bir olgu değildir. Bunu tam anlamıyla başarabilmek için. başkalarını da bağlaması gereken yasalar olarak görmenin kişiye kazandırdığı becerinin. Böylece gerçekte tüm renklerin varolduğu bir dünya. olayları. olaylarla ilgili inanışlarımız. evlat. temelde pek çok seçeneği bulunan davranış ya da eğilimler.). Bu düşünce mantığında. hep mutlu olmalıyım. kendimi sevdirmeliyim. Olayların kişilerin kendi bakış açılarına göre olması gerektiği. “Kuşkusuz yaşam. birbirine bağımlı olarak. benlik saygısını kaybedebilmektedir. Temelde Tercih Olan Davranış Seçeneklerinin Düşüncelerde Yasalaştırılması Sosyal yaşamda karşı karşıya kalınan çeşitli olaylar. sadece siyah ve beyazlardan oluşan bir görünüme sahip olmaktadır. hem de başkaları için nerede ne yapılması ve yapılmaması gerektiği kuralların denetimindedir.

Empati kurmak yetenek. Empati insanların birbirlerine yaklaşmalarını ve dostluk geliştirmelerini olanaklı sağlar. kurulan iletişimin kalitesini arttıracak. başkalarının bakış açılarına önem vermedikleri ortaya çıkmaktadır. Empatide Başarısızlık Bir insanın diğer insan ile kurduğu iletişimde "derinlik" boyutu iletişimin kalitesi açısından önem taşımaktadır. Empatinin insan ilişkilerinde işlevsel bir yönü bulunmaktadır. Bu düşünce yapısına sahip kişilerin. Empati kuran kişi. çatışmaları azaltacak. Böyle bir düşünce yapısına sahip olmak. Bir kültürü anlayabilmek için ise o kültürün referanslarını kullanmak gerekir. Toplumsal yaşam içerisinde insanların birbirlerine karşı geliştirecekleri empati. dünya hakkındaki düşüncelerin ve davranışların doğruluğunun ispatı için çaba harcandığı görülmektedir. dünyayı tek renkli görüp diğer kişilerin de bu renge uygun davranmalarını bekleme gibi bir durum. Bu mantıkla yaşayan kişinin kendini. Kişilerin yaşadıkları ilişkilerde farklılıkların ve seçeneklerin olduğu gerçeğini göz ardı eden. Bireysel yasaların doğruluğunu ve dolayısıyla benlik değerini korumak amacıyla sürekli olarak görüşlerin. istek ve içtenlik gerektiren bir davranıştır. insanlar arasındaki dayanışmayı yükseltecektir. Bu yapıldığında anlamsız ve tuhaf gözüken davranışlar normal görünür ve anlaşılır hale gelir. Empati kuran kişi. bir insanın kendisini diğer insanın yerine koyması ve onun yaşantısını onun gözü ile girebilmeyi gerektiren bir yaklaşımı içerir. empati kurduğunda sanki diğer kişi imiş gibi olayı yaşama eğilimindedir. kendi benliğini ve kendi değerlerini bir yana bırakarak tüm çabası ile diğer insanı anlamaya çalışır. EMPATİ KURMA İLE YARDIM ETME DAVRANIŞININ İLİŞKİSİ 33 . o kültürdeki insanların empati kurmaya en azından bir yakınlık taşıdıkları anlamına gelebilir. İnsanların nasıl davranmaları gerektiği konusunda kesin yargılıdır. Empati. Diğerlerinin bu doğrulara uymaması durumunda onlara karşı öfke yaşanmakta. sonuçta iletişimsizliğe yol açmaktadır. bir adalet olduğu kadar bir doğruluk anıtı olarak da gördüğü ve kişilerarası ilişkilerde neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok iyi bildiği inancını taşıdığı gözlenmektedir. İletişimde ilişkilere derinlik veren ise "empati kurma becerisi"dir. çünkü bu kişiliğe bir saygısızlık olarak yorumlanmakta veya hiçe sayma anlamında değerlendirilmektedir. İngilizce'de empatiyi ifade etmek için. olaylara karşıdaki kişinin ayakkabılarını giyerek bakmanın gerektiğinin savunan bir deyiş bulunmaktadır. Bir insanın davranışlarını anlayabilmek için o insanın perspektifinden olaylara bakmak gerekir.görmektedir. Kültürlerde bulunan bu tür motifler. dünyanın nasıl olması gerektiği ile ilgili belli şablonların olmasını da gerektirmektedir. Empati insanlar arasında yakın ilişkilerin geliştirilebilmesi için anahtar bir role sahiptir.

sıkıntı içinde bulunan kişi ile empati kuran kişi. Empatinin kişiler arası iletişimi kolaylaştırdığı bilindiği için. sıkıntıdaki kişiyi rahatlatmak amacıyla ona yardım eder. İkinci açıklama ise sıkıntıda bulunan kişi ile empati kurarak onun durumundan haberdar olan kişi. kurmayanlara oranla daha fazla yardımda bulunmaktadır. psikologlara ve danışmanlara empati becerilerini arttırmak amacıyla empati eğitimi verilmektedir. Bu durumun nasıl gerçekleştiği konusunda başlıca iki kurumsal açıklama vardır. ikincisine göre ise diğergam bir güdü bulunmaktadır. bu kişilere empati kuranlar. sosyal çalışmacılara (social workers).Yapılan araştırmalara göre. yöneticilere. Bu sonuç. 34 . karşısındakinin durumunu anladığı için sıkıntı duyar ve bu sıkıntıyı gidermek yani kendini rahatlatmak için o kişiye yardımda bulunur. empati kuramayanlara göre arkadaşlık ilişkileri geliştirmede daha başarılı olurlar. Empati kurabilme yeteneğine sahip olan kişiler. yardıma ihtiyacı olan kişilere. diğer insanlarla iyi geçinirler. psikiyatristlere. Örneğin hekimlere. daha az kavga ederler ve daha fazla paylaşırlar. yardım davranışının temelinde egoist bir güdü.) Ayrıca empati geliştirmek agresif davranışların azalmasını sağlar. satış elemanlarına. Bunlardan birincisine göre. İnsanlar kendileri ile empati kurulduğunda anlaşıldıklarını ve kendilerine önem verildiklerini hissederler. ticaret ile uğraşanlara. Araştırmalara göre empati kurma becerisi ile işbirliği arasında ilişki vardır. diğergam bir davranışta bulunarak. Empati kurmayan insanlar diğer insanların duygularına önem vermezler. Eğer empatik yardım davranışının temelinde iki güdü birlikte yer alıyorsa bunlardan birincisi kişinin ruh sağlığını korumaya ikincisi de toplumsal değerleri sürdürmeye yaradığı ifade edilebilir. Yukarıdaki açıklamaların birincisine göre. insanları birbirine yaklaştırma iletişimi kolaylaştırma özelliğine sahiptir. hekim adaylarına. GÜNLÜK YAŞAMDA EMPATİNİN ÖNEMİ VE EMPATİ İLE İLGİİ DEĞİŞKENLER Terapi/ danışma ortamlarının yanı sıra günlük yaşamın hemen her kesiminde empatik anlayış. empatik becerileri arttırmak amacıyla çeşitli meslek mensuplarına empati eğitimi verilmektedir. Empati hemşire-hasta ilişkilerinde önemli bir rol oynamaktadır. Yardım davranışının temelinde egoistik bir güdü mü yoksa diğergam bir güdü mü bulunduğu konusunu açıklığa kavuşturmak amacıyla çeşitli araştırmalar yapılmakta ve kuramsal düzeyde tartışmalar sürdürülmektedir. öğretmenlere. Diğer insanlar tarafından anlaşılmak kişiyi rahatlatır ve kendisini daha rahat hissetmesini sağlar. başkaları ile empati kuranların onlara yardım etme ihtimallerinin arttığını göstermektedir.

çevrelerindeki insanlarla empati kurma ihtimalleri düşüktür. o kişinin duygusal durumunu bilişsel olarak anlayabilmeye bağlı olduğu ifade edilmektedir. Yine. topluma uyumlu ve sosyal duyarlılığı yüksek olan kişiler aynı zamanda empati kurma becerisine de sahiptirler. Empati. Empati kişinin kendi kişisel değerlerini bir kenara bırakarak. bu gerçekliğe ilişkin kendi görüşlerinden vazgeçmeksizin anlama yetisi olarak tanımlanmaktadır. kavram ya da durumla ilgili olarak kişinin kendisini başkalarının yerine koyup onlar gibi değerlendirilmesi. orada bir 35 . Bunlardan birincisi. Bu bağlamda empati tanımlamalarının iki grupta toplandığı görülmektedir. Empati ya da başka bir deyişle duygu sezisi psikolojik bir terim olarak insanın diğer insanların gerçekliğini. sosyal duyarlılık ve topluma uyum ile pozitif ilişkisi vardır. diğerlerinin içsel yaşantılarına ve kişiliklerine kişinin kendisini yansıttığı süreci ifade etmektedir. Herhangi bir olay. başkalarının gözüyle bakabilme yeteneğidir. tamamen diğerinin beklentilerini gerçekleştirmesi anlamına gelmemektedir. bir insanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak. çocuklara kötü davranan ya da genelde saldırgan olan kişilerin. diğer insanların duygularını imgeleme yoluyla anlamak ve benzer duygusal tepkileri vermektir. Araştırmalara göre empatinin kendini açma. Yani diğer insanlara duygu ve düşüncelerini iyi ifade edebilen. sosyal biliş gibi başlıklar altında toplanan çok sayıdaki araştırmalarına dayanmaktadır. Empati. Bu iki anlayışın birbiri içine geçmiş durumda olduğu ve bir başkasının duygusal durumunu imgeleme yoluyla anlama becerisinin. Empatiye ilişkin bu bilişsel bakış açısı rol alma. Empati kuran kişi karşısındaki insanı kendi düşüncelerine göre yargılamayı bir kenara bırakarak diğer insanın duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışır. Kişilerarası iletişimde empati. onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması olarak değerlendirilmektedir. diğerlerinin nasıl davranacakları konusunda tahminde bulunabilmek için. kendisini karşısındakinin yerine koyması. düşüncelerinin ve amaçlarının farkında olmadır. İkinci grup tanımlamalarda ise empati. toplumsallaşma. çocukları ihmal ve istismar etme ve saldırganlık ile empati kurma arasında negatif bir ilişki vardır. Empati kuracak kişinin. Empati kuran kişi karşısındaki kişiyi bir birey olarak görür ve onu bir bütün olarak kabul eder. Empati kuramamanın en temel iletişimsizlik nedenlerinden birini oluşturduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. Yani kaygılı ve depresyon düzeyleri yüksek olanların muhtemelen ilgileri kendilerine yönelik olduğu için başka insanların iç dünyasına ilgi göstermeleri ihtimali düşüktür. Empati kişinin kendi perspektifinden çıkması ile başlar. diğer insanların duygularının. iletişimde bulunan kişinin söylediklerinin değerlendirmesini yapmadan sorununu ve neler hissettiğini anlamaya yönelik bir çabadır. Diğerlerinin içsel yaşantılarını kişi kendi tutum ve eğilimleriyle karşılaştırarak anlamaktadır. diğer insanların duygu durumunu tanıma. nasıl algıladıkları ve yorumladıklarını.Yapılan araştırmalara göre. depresyon. kaygı.

Empatiye dayalı bir iletişimin kurulması durumunda kişilerin güdülenimlerini ve geçmiş deneyimlerini. karşısındaki insanın içinde bulunduğu atmosferde düşünen ve o atmosferi bütün ayrıntılarıyla hissetmeye çalışan kişi. dinlemenin iletişimin yeterliliğini arttırdığı ve iletişimin başkalarının ihtiyaçları doğrultusunda yönlendirilebilmesini sağladığı ortaya çıkmaktadır. sürekli kendi çıkarlarını ön planda tutarak düşünmekte ve davranmaktadır. önce diğer insanın içinde bulunduğu psikolojik ortamı. diğer insanların yaşadıklarına hep kendi bulundukları noktalardan. İnsanların. onları anlayamamaları için yeterli bir neden açığa çıkmaktadır. öznelliği oluşturan anlam ve yaşantılar dönüşüme uğramaktadır. ayrıntıların farkına varmayı barındıran etkin dinleme. dünyaya kendi bakış açısıyla baktığı görülmektedir. Çünkü karşıdaki kişi bir başka noktada durmakta. Kendisini. sıralanan kişisel nedenlerin pek çok problemin ana kaynağını oluşturan iletişimsizliğin yoğun olarak yaşanmasında belirleyici olduğu görülmektedir. Geçmiş çağlardan farklı olarak. teknoloji. Empati yoksulluğu benmerkezli söylemin ön plana çıkmasıyla kendini göstermektedir. çağdaşlarıyla aralarındaki sorunların çoğu. onu kabul etmeyi. onların içinde bulunduğu atmosferi anlayamamaktan kaynaklanmaktadır. insanların duygu dünyaları üzerinde bile egemenlik kurduğu modern çağların insanlarının. Dinleme davranışının karşıdaki kişiye kabul edildiğini gösteren temel bir davranış olarak nitelendirildiği görülmekte. Çağımızın ekonomi.müddet kalıp olaylara onun bakış açısıyla bakması gerekmektedir. popüler kültür ve yaşam biçimi açısından hızlı dönüşüm ve değişimlere tanıklık ettiği söylenebilmektedir. kendi dünyalarından bakmaları sonucunda. Her insanın. kendini onun yerine koymak olduğu ortaya çıkmaktadır. ona değer vermeyi. Kişinin bu anlamda duygu-sezisel yetilerini arttırması başarılı iletişimci olmanın ön koşullarından biri olarak değerlendirilmektedir. 36 . Kişi. algıladıklarını yansıtarak sınamayı. kitle iletişimi. Bu da zamanla anlaşmayı ve barışı olanaksız hale getirmektedir. Teknolojinin. sonra da o insanın duygularını ve sorunlarını anlayabilme imkanını elde etmiş olmaktadır. iletişimde bulunulan kişiye anlayışla ve özenle yaklaşmayı öngörmektedir. Tüm bunların sonucunda çevresel etkenlerin dışında. diğer insanların içinde yaşadığı dünyalara yine onların gözüyle bakmayı öğrenmedikçe evrensel barışın da hep bir ütopya olarak kalacağı ifade edilmektedir. Bir bakıma. empatiyi. DİNLEME BECERİLERİ İçinde diğer kişiye karşı saygıyı. bir başka dünyada yaşamaktadır. baktığı yerde de büyük ölçüde kendi dünyasındaki görüntüleri görmektedir. İnsanın en kolay anlayabileceği kişinin kendisi olduğunun ifade edilmesine bağlı olarak. gelecek için umutlarını ve beklentilerini daha iyi anlayacak ortamın yaratılmış olduğu ifade edilmektedir. sağlıklı bir iletişim sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir. kendilerini diğer insanların yerine koyamamaktan. İnsanların. bir başka insanı anlamanın en kolay yolunun. Empati. başkalarının yaşadıklarına ve diğer insanlarla ilgili durumlara hep kendi bulunduğu noktadan baktığında bütün durumları ve gelişmeleri kendi deneyimlerine ve ölçütlerine göre değerlendirmekte. ulaşım. Dolayısıyla karşıdaki kişiyi ve onun dış çevreyi nasıl algıladığını anlayabilmek için dinlemek büyük önem taşımaktadır. o anki duygu ve tutumlarını. algılamayı.

içinde bulunulan durum ve koşullarda. Buna bağlı olarak kişilerin. İletişimi başlatan süreç olan dinleme olayının gerçekleşebilmesi için öncelikle beynin. birbirlerinin karşılıklı olarak ortaya koydukları mesajlara yönelik olmak durumundadır. bir başka deyişle karşıdaki kişi geri plana atılıp. hangi bilgilerin önemli ya da öncelikli olup olmadığı ölçütüne göre yapılmaktadır. bazılarının da kinestetik (dokunsal) kanalla algılama yapma konusunda çok daha baskın olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumun sonucu olarak da. iletişimsizliğin yaşandığı gözlenmektedir. görme. Her kişi olayı ya da durumu kendi açısından ifade ederek. beyin mesajı sadece bir uğultu ya da flulaşmış bir görüntü olarak algılamaktadır. yalnızca bir uğultu olarak duyulabilmektedir. kişiler arasında hissedilir bir iletişimsizlik sorunu yaşanmaktadır. Bazı kişilerin görsel kanalla algılama yapmaya daha yatkın oldukları gözlemlenirken. kişiler arasında iletişim sürecinin başlamasında ön plana çıkmaktadır. bazılarının işitsel. iletişim sürecinde daha baskın olan duyu kanallarını kullandıkları görülmektedir. İletişim sürecinde tüm uyarıcıların geri plana atılarak karşıdaki kişiye ve onun söylediklerine odaklanılması ve tüm enerjinin gelen mesaja yöneltilmesi son derece önem taşımaktadır. yaşanması gereken diyalog süreci. DİNLEMENİN ÖNEMİ Konfüçyüs’ün bir sözü dinlemenin önemini gözler önüne sermektedir. kendi görüş ve düşüncelerini ön plana alarak bu sürece 37 . Beynin seçici algılama özelliğine bağlı olarak. geri planda. İki kişinin karşılıklı konuştuğu bir iletişim sürecinde. İletişim becerileri arasında oldukça önemli bir konumda bulunan dinleme becerisi. İfade edilen tüm bu etkenlerin yan uyarıcı konumunda kalmaları. insan sesleri. Buna bağlı olarak kişiler arasında sağlıklı bir iletişim sürecinin değil. gelen uyarıcılardan bazılarını elemekte. Çünkü bu iki kişinin tüm algılaması. genel anlamda değerlendirildiğinde kişilerin başkalarını çeşitli kişisel ve çevresel nedenlere bağlı olarak dinlemedikleri ya da yüzeysel dinledikleri gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. Beynin aşırı zorlanmasını engelleyen bu değerlendirme.İletişim sürecinde etkin dinlemenin taşıdığı büyük öneme karşın. işlevlerini sağlıklı bir biçimde sürdürebilmek için. işte bu Bilginin ilk adımıdıri. Ancak insan beyni o kadar çok uyarıcıyla karşı karşıya kalmaktadır ki. iletişimin verimli ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için temel koşuldur. Kişilerin bir araya gelerek birbirlerini etkili bir biçimde dinleme ve anlamaya odaklanmadıkları zaman. Bunun aksi durumunda. Oluşturulan mesajlar da aynı şekilde karşı tarafa bu duyular yardımıyla gönderilmektedir. dokunma. tad alma ve koklama) algılaması gerekmektedir. “Dinlemek ve sonra fikirler arasında seçim yapmayı bilmek. karşılıklı sıraya geçerek monologları ortaya koyma sürecine dönüşmektedir. değiştirmekte ve böylece seçici algılama süreci ortaya çıkmaktadır. kişilerin bulundukları ortamdaki dışarıdan gelen trafik gürültüsü. buna bağlı olarak konuşulan kişinin söyledikleri yan uyarıcı durumuna geçmekte. çevreden gelen uyarıcıları beş temel duyusuyla (duyma. pek çok uyarıcı yan uyarıcı olarak değerlendirilmektedir. televizyon ya da radyonun sesi gibi çok çeşitli uyarıcılar. Böyle olmadığı takdirde. gözler televizyon ekranına çevrildiğinde ya da dışarıdaki kalabalığın gürültüsüne kulak verildiğinde. bir anlamda sahne gerisinde sadece belli belirsiz bir görüntü ya da uğultu olarak algılanmaktadır.

Dolayısıyla. sağlıklı ve verimli bir iletişim kurabilmenin en az yüzde 51 sorumluluğunu yüklenebilmek son derece önemlidir. Bununla birlikte etkili dinlemenin gerçekleşmesi.katılmaktadır. Konuyu.Böylece kişiler arasında sağlıklı bir diyalog gelişmesi gerekirken. empatik dinlemenin en yaygın hatalarından birini oluşturmaktadır. yüksek düzeyde konsantrasyon gerektirmektedir. Dinlemeye zaman ayıramayacak kadar meşgul olunması. böyle 38 . bir başka deyişle kişiiçi iletişim. Bir duruma başka bir kişinin bakış açısından bakma konusunda isteksiz davranmak. dolayısıyla yorumlara. kendi iç dünyasında ürettiği bilişsel uyarıcıları da algılaması söz konusu olmaktadır. çevreyle kurulan ilişkilerin temelini oluşturmaktadır.Sessiz bir yapıya sahip olmanın otomatikman. konuşanın sorumluluğunun daha çok olduğunu ifade ettikleri görülmektedir. Kendilerini doğru ifade edebilmek için. Düşünce yapısı. iki kişi arasındaki bir iletişim sürecinde. iç ve dış iletişim söz konusu olmaktadır. çalışmaya katılanların büyük bir bölümünün. Kişiler çeşitli konulardaki duygu ve düşüncelerini ortaya koyabilmek için uygun fırsatlar aramaktadır. bir konuda kendisinin bu konuyla ilgili olarak ne düşündüğü ve ne hissettiğinin ön plana alınması. bir duruma diğer kişinin yönünden bakma yetersizliği ya da isteksizliğinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. İç iletişim. bir anlamda “sağırlar diyaloğunun” yaşandığı gözlemlenmektedir. yine karşıdakine aktarmaktadır. inanışlar ve beklentilerden oluşan bilişsel bir iç dünyanın varlığından dolayı.Buna bağlı olarak kişinin kendisiyle kurduğu iletişim. İyi dinleyicilerin. yaptığı yorumların biçimlendirdiği mesajını. Oysa ki etkili dinleme sessiz bir şekilde durmaktan farklı bir eylemdir. Karşıdakinin gönderdiği mesajla önce kendi içinde konuşan kişi. Bu bağlamda. etkinliğini azaltması ve silmesi yer almaktadır. Çoğu yıkıcı çatışmaların. Etkili iletişimde konuşan ve dinleyenden hangisinin daha fazla sorumluluğu olduğu konusunu aydınlatmaya çalışan bir araştırmada. geliştirilmiş aşırı bağlılığın. dinleyicinin tüm sorumluluğu konuşmacıya yüklemesi durumunda yaşanacak iletişim kopukluğuna bir zemin hazırlayacaktır. Günümüzde hemen herkesin yaşadığı sorunların özünü oluşturan iletişimsizliğin temelinde. Konuşmacının ifade edeceği çok değerli şeyler olmasına karşın. kişileri iyi bir dinleyici yaptığını bekleme yanılgısına çoğu zaman düşülmektedir. hayaller. çevreyle kurulan iletişime gölge düşürerek . Kişinin kendi geçmişine. ortaya çıkan bu olumsuzluğu engelleyebilmek ve mesajı anlaşılır kılabilmek için dinleyici ya da konuşmacı olarak. bakış açılarına. inanışlara vs. yorumlar. Kişilerin dinlemeye karşı direnme sergilemelerinin bilinçaltından kaynaklandığı görülmektedir. beynin dış uyarıcıları algıladığı gibi. dinleyici pasif kabul edilmektedir. dış iletişimi etkileyip yönlendirmektedir. onları gerçekten dinleyenlere gereksinim duyduğu gerçeğiyle karşılaşılmaktadır. olaylara bakış açısı. daha sonra bu süreçte düşünce dünyasının. bağlamı ve diğer değişkenleri konuşmacı seçerken.Dinleme pek çok kişi tarafından edilgen bir özellik olarak algılanmaktadır. karşısındakiyle zayıf iletişim kurması. edinilecek bilginin potansiyel değerinin önemsenecek ölçüde yüksek olmadığının düşünülmesi gibi çeşitli nedenler ortaya atılmaktadır. duyma ve dinleme işlevinin sadece kişinin kendi iç iletilerine odaklanması. tutumlarına ve dış olayları algılama biçimine kilitlenmiş olmasına bağlı olarak dünyayı kendi bakış açısından görmesi söz konusu olmaktadır.

Konuşanın monoton bir ses tonu kullanarak kendisini dinleyenlerle etkileşime girmediği durumlar.Böylece kişi. Tüm bunların yanında mesajların. mesajın yeterince anlaşılmasını güçleştirmektedir. günlük yaşamda pek çok kişinin dinleme yeteneği konusunda çizginin oldukça altında kaldıkları gerçeği ön plana çıkmaktadır. korku. nemli ya da kuru). mesajın sunuluş biçimiyle de paralellik göstermektedir. büyük bir dinleme engeli oluşturmaktadır.Ancak dinleme sürecinde içsel söyleşiye girilmesi. üşümüş ya da farklı şekillerde rahatsız bir durum içerisinde olması.Buna karşın. televizyon sesi ve diğer sesler ve bir numaralı dikkat dağıtıcı olarak telefon da dış kaynaklı gürültüler arsında yer almaktadır. söylenenlerin sağlıklı bir şekilde duyulmasını engellemektedir. sohbetin son dakikaları eğer yinelenmezse unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bunları şöyle ifade etmek mümkündür: İlgi Düzeyi Dinleyicinin konuyu sıkıcı bulmasından dolayı ilgi duymamasından kaynaklanan. aç. geçmişte çözüme kavuşmamış bir sorun üzerinde düşünülüyor olması. Örneğin.İç gürültü faktörü.Aktarılan şeyler. dikkatini vermemesi sonucunda etkili dinleme gerçekleşmemektedir.Sözün yarıda kesilmesinden sonra her iki tarafın da konuya yeniden yoğunlaşmaları ve iletişim sürecini yeniden düzenlemeleri için belli bir süreye gereksinim duydukları görülmektedir. kaygı ve benliğin karışık olmasının dinleyicinin kavrama gücünü azaltması durumları. planlarına. İçsel Söyleşi Dakikada ortalama 200 kelime konuşabilen bir kişiyi dinlerken. bulunulan ortamın koşulları( sıcak. soğuk. Dikkati Dağıtan Etkenler Bunları iç gürültüler ve dış kaynaklı gürültüler olarak iki başlık altında incelemek mümkündür. kullanılan dildeki sözcükler gibi düz ve yan anlamlarının bulunmasından dolayı. zihnin bundan daha hızlı konuşmaları rahatlıkla algılayabildiği. uygunsuz bir dille bir başka deyişle son derece karmaşık ya da son derece basit bir şekilde sunulmakta ya da uygunsuz bir hızla yani gereğinden hızlı ya da yavaş iletilmektedir. Mesajın Sunuluş Biçimi Dinleme olayının gerçekleşebilmesi. yapması gereken işlere. Diğer iletişim becerilerini geliştirmeye önem verilirken.kısaca kendisi için önem taşıyan konulara yönelmektedir. Kişinin fiziksel olarak yorgun. Beden Dilinin Yanlış Kullanılması 39 . buna bağlı olarak da dinlerken aynı zamanda dinleyen kişinin içsel söyleşiye dalmasının da mümkün olduğu görülmektedir. yanık ölü tavuk ile kızarmış tavuk sözcükleri karşılaştırıldığında oluşan imajların çok farklı olması kaçınılmaz olmaktadır. Herhangi bir gürültü nedeniyle sohbet kesildiği zaman. Ayrıca iletişimin verimliliğini etkileyen yoldan geçen birinin ayak sesleri. havalandırma. dinleme konusunda büyük bir ihmalkarlık yaşandığı ortaya çıkmaktadır. dinlemenin verimliliğinin etkilendiği ortaya çıkmaktadır. dinlemenin yeterli düzeyde oluşmasını engellemektedir.bir gereksinimi tam anlamıyla karşılayabilecek özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Etkili iletişimde bu kadar önemli bir konumda bulunan dinlemenin yeterince gerçekleşmesini engelleyen pek çok durum söz konusu olmaktadır.

tüm dikkatin o kişi üzerinde toplanabilmesidir. Lincoln şöyle der: “Birisiyle ilişkimde bir sonuç almaya hazırlanıyorsam. bu orantıdan hareketle konuştuğunun iki katı düşünmesi son derece önemlidir. düşünce ve bilgisinin nerede bittiğini ortaya çıkarmaktadır. Oysa ki iletişim kurmanın temelini oluşturan etkili dinleme. Savunma Mekanizmaları Kişiler bazı durumlarda. dakikada bin kelimeden fazla olduğuiii ifade edilmektedir. Hatta dinleme kapasitesinin bazı kaynaklara göre. zamanımın üçte birini kendi söyleyeceklerimi. yapmaları gereken ve kendileri için önemli olan şeyleri düşünerek doldurmaya çalışmaktadır. zor bir durumla karşılaşılmaması açısından. Zayıf notlarla dolu bir karne getirdiği için babası tarafından azarlanan bir öğrenci. üçte ikisini onun söyleyeceklerini düşünerek geçiririm”ii. Buna bağlı olarak. 300-500 sözcük dinleyebilmektedir. Bununla birlikte. konuşulan konuyu duymak istememekten kaynaklanan bir savunma mekanizması olarak kullanılabilmektedir. belli bir konuda kişinin bilgi seviyesini. günlük yaşamda kurulan ilişkilerde konuşmaya aşırı değer verildiği ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu eşitsizlik gerginlik yaratmakta ve iletişim boşluğunun oluşmasına neden olmaktadır. sosyal ortamlarda aranan ve başarılı olarak nitelendirilen kişilerin. tamamen karşıdaki kişiye odaklanılması. Bu gibi durumlarda dinlememek. Bir Konuda Odaklanamamak Dakikada ortalama 180 sözcük konuşabilen kişi. Yetersiz Göz Teması Konuşanın dinleyiciye karşı yeterli göz teması kurma konusunda hassas davranmaması. daha ikna edici olabilme ya da toplum içinde konuşma becerisini arttırma olarak. duymak istemeyecekleri şeylere maruz kalabilmektedir. Karşıdaki kişinin görüşlerini dile getirmesine yeterli zamanı vermek yerine. rahatsız hatta daha ileri boyutta yalan söylediği görüntüsünü veren beden dili kullanımı. Bu durumda pek çok kişi bu boşluğu düş kurarak. karşıdaki kişinin konuşulan konu hakkındaki düşünce ve görüşlerini dile getirmesine uygun bir ortam yaratılması gerekmektedir. Gereğinden fazla konuşmak. kişinin aslında kendisine saklamak istediği birtakım sırların açığa çıkmasına da neden olabilmektedir. pek çok kişi tarafından değerlendirilmektedir. Dinleme Yerine Konuşmanın Ön Plana Alınması İletişim becerilerini geliştirme konusu. konuşma ve dinleme arasında sağlıklı bir denge kurdukları görülmektedir. çoğu durumda göz ardı edilmektedir. Konuşmaya çok fazla önem verilmesi. dinleyiciyi konudan uzaklaştırmakta ve iletişimden derece derece kopmasına neden olmaktadır.Bu durumun güzel bir örneği Amerikan tarihinin en etkili liderlerinden ve en iyi ilişki kuran insanlarından biri olarak gösterilen eski Başkan Abraham Lincoln’dür. azar işitmekten hoşlanmamakta ve babasının sözlerini duymamak amacıyla dinlememeye başlamaktadır. Tüm bunlara karşın iyi bir dinleyici olmanın temel koşulu. İki kulağa ve bir ağza sahip olan kişinin.konu ne kadar ilgi çekici olursa olsun etkili dinlemeyi sağlayamamaktadır.Konuşan kişinin söyledikleriyle uyum sağlamayan yüz ifadeleri ya da konuyla oldukça ilgisiz olan hareketleri. Konuşan kişinin 40 .

Kişiler arası iletişim sürecinde bu filtrelerden süzülen mesajlar değerlendirmeye alınmaktadır. duyguya saplanarak. ne var ki hafif bir endişe. savunucu.Ancak böyle bir durumda kişinin kendine verdiği zarar. üzüntü ve düş kırıklığını belirten ses tonlarının verdiği mesajları anmak kolaydır. belli bir gruba dahil edilen kişilerin söylediklerinin gerçekten dinlenmediğini ortaya çıkarmaktadır. Bundan dolayı iyi bir dinleyici olma yeteneğini geliştirme sürecinde. eğer çok iyi dinlemiyorsanız. daha sonra ilgilendikleri bölümü dinlemeye başlamaktadırlar. Bu durum kişileri birey olarak değil. Özellikle geçmişte yaşanan ağır duygusal deneyimler. Bir diğer dinleyici türünü oluşturan seçerek dinleyenler ise. Konuşma dilinde kullanılan tipik genç. Örneğin sınıfta öğretmenini dinlemeyen öğrencilerin. dinlenenlerin yorumlanmasında yol gösterici olmaktadır. Dikkatlerini çekecek bir sözcük ya da ifade ortaya çıkıncaya kadar "görünürde dinleyici" olarak kalmakta. Duyguya saplanmış dinleyicilerin. Etkisiz dinleme kapsamında ele alınan dinleme türlerinden görünüşte dinlemede. Pek çok kişinin günlük yaşamda klişeleştirme yanlışına saplandıkları görülmektedir. zihnin çözüme kavuşmamış sorunlarla meşgul olması. yetersiz. genelde olağandışı bir durum olarak algılanmakta ve karşıdaki kişileri hayrete düşürmektedir.söylediklerini dinlerken. aptal sarışın gibi ifadeler. yüz ifadesindeki değişiklikleri izlemek ve beden dilini gözlemlemek. Kişiler karşılıklı olarak kendi bakış açılarını dile getirerek. tuzak kurucu. mesajın ana noktalarının algılanmasını engellemektedir. kişinin dinliyor gibi görünmesine karşın. karşıdakinin söylediklerinden sadece ilgilendiklerini dinlemekte. kendinden başka kimseyle ilgilenmeme durumu söz konusu olmaktadır. Kişisel Duygu Yükünü Taşımak Söylenenlerin yeterince duyulmasını ve anlaşılmasını engelleyen duygusal filtrelere hemen herkesin sahip olduğu görülmektedir. diğer söylenenleri dinlememektedir. iç dünyasının başka bir yerde olduğu ya da aklında karşıdaki kişinin söylediğinden daha önemli bir konu olduğu görülmektedir. KAÇ ÇEŞİT DİNLEYİCİ BULUNMAKTADIR? Etkisiz olarak kabul edilen dinleme türleri. görünüşte. etkili dinlemenin önündeki en büyük engellerden bir tanesini oluşturmaktadır. seçerek. diyalog kurma sürecinden uzaklaşmaktadır. bir grubun üyeleri olarak katı ve dar kalıplar içinde değerlendirme anlamına geldiğinden. yüzeysel. kalıplaşmış. Örneğin müşterisine sattığı aynı ürünü bir başka dükkanda daha ucuza bulabileceğini söyleyen satıcı ya da yeterince iyi hizmet veremediğini belirterek bahşiş kabul edemeyeceğini söyleyen garsondan bu tür sözlerin duyulması. öğretmenin birden son yazılıdan sadece tek kişinin iyi not aldığını söylemesi üzerine gerçek dinleyici konumuna geçtikleri görülmektedir. dikkatinizden kaçabilir iv. korku ya da şaşkınlık. Duydukları her şeyden bir hüzün çıkarmak isteyenler olabileceği 41 . Kendisiyle Meşgul Olmak Burada tamamen kendine odaklanma. sürekli bir duygusal tonu taşımak istedikleri ortaya çıkmaktadır. Hoşnutsuz. öncelikle zihnin meşgul olduğu sorunların mümkün olduğu ölçüde çözülmesi gerekmektedir. karşısındakine verdiğinden çok daha fazla olmaktadır. kişiyi savunmasız durumda bırakan çeşitli konular. Kişileri Klişeleştirmek Klişeleştirme. dinleyenlerin bekledikleri şeylerin dışında farklı şeyler duymalarını engellemektedir. olarak belirtilmektedir.

Böylece en karmaşık sözlerin bile mantığı anlaşılır olmaya başlamaktadır. Yüzeysel dinleyenlerin ise. hem içeriğe hem duygulara kulak vermek. Savunucu dinleyiciler. Yapılan araştırmalarda söylenenlere yeterince değer vermemek. Zaman geçtikçe hatırlama becerisi düşmektedir.gibi. dolayısıyla söz kesmemek gerekmektedir. empatiyle ve benimseyerek dinlemek. haberdar etmek. her söylenenden bir espri çıkarmaya çalışanlar da olabilmektedir. Tuzak kurucu dinleyiciler. ikna etmek. etkili bir dinleyici konumuna gelmesinin önündeki pek çok engeli ortadan kaldırmaktadır. söylenenleri hatırlamak yerine anlamayı hedeflemenizdir. karşıdaki kişinin kullandığı kelimelerin yüzeyinde kaldıkları ve asıl anlama ulaşamadıkları ifade edilmektedirv. dinledikten hemen sonra aktarabildiğini ortaya koymaktadır. korktukları ve onları inciten bölümleri dinlemek ve en önemlisi de sizi dinlemelerini istediğiniz gibi dinlemek gerekmektedirviii. Mesajı Duymak Yerine Anlamaya Çalışmak Amerika’daki çeşitli üniversitelerde yapılan çalışmalar. etkili dinleyici olmanın bir parçasıdır. insanların duyduklarının sadece yüzde ellisini. kişilerin söyledikleri ve söylemediklerini duymak.Kişinin anlama becerisinin gelişmesi.Başkalarını dinlerken anlama becerisini yükseltmek için beyin-kalp bağlantısıyla dinlemek. Hayat kalitemizi belirleyenin dikkatimizin düzeyi olduğu söylenirvii . Kişilerin rahatlamak. tüm dikkatimizi o kişide yoğunlaştırmak gerekmektedir. Kimsenin Sözünü Kesmemek Dikkatin konuşan kişide toplanması aynı zamanda dinleyiciyi de araya girmekten alıkoymaktadır. Ertesi gün akılda kalan kısım sadece yüzde 25 düzeyinde olmaktadır. mesaja ve mesajın arkasındaki mesaja kulak vermek. 42 . karşıdaki kişiyi zor duruma sokacak fırsatlar yakalamaya çalışmaktadır. Bu söz dinlemenin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. öfkesini çıkarmak. hiç ses çıkarmadan dinlemekte. dinleyiciyi alıcı konumuna getirerek konuşmacının söylediklerini sonuna kadar dinleyecek süreyi bu konumda geçirmek anlamına gelmektedir. Konuşmanın Amacını Belirlemek Konuşan kişinin o andaki ihtiyacını anlamak. Bazı durumlarda dinleyen kişinin konsantrasyonunu bölüp yanlış anlama riskine yol açmaktansa. Konuşan kişinin üzerinde sanki sahne ışıkları varmışçasına. Dikkatin konuşmacı üzerinde toplanabilmesi için uygun bir zaman ve mekan belirlemek çok önemlidir. Bu eğilimle başa çıkmanın yollarından birisi. Kişinin söylediklerini bitirmesine izin vermek. çünkü dinledikleri bilgiden yararlanarak. Konuşmacıya konsantre olmak. önemli bir konuşmayı ertelemek iletişimin verimliliği açısından daha yararlı olmaktadır. ön plana çıkan söz kesme nedenleri arasında yer almaktadır. söylediklerinin dinlemeye değer olduğuna karar verip. Sözün kesilmesi ya da tamamlanması sadece gerginliğe ve dikkatin dağılmasına neden olmaktadır. her ne duyarlarsa söyleneni kendilerine yönelmiş bir saldırı olarak algılamakta ve hemen savunmaya geçmektedir. karşıdaki kişileri düşünceleriyle etkilemeye çalışmak ve sözün bitirilmesini bekleyemeyecek kadar heyecanlanmak. İYİ BİR DİNLEYİCİ OLMAK İÇİN ÖNEMLİ İPUÇLARI Konuşmacıya Bakmak Yunan filozofu Zeno şöyle der: “ Tanrı bize iki kulak ama sadece bir ağız vermiştir ki daha çok işitip daha az konuşabilelim” vi(19).

Kişilerin belirli durumlara tepki göstermelerine neden olan duygusal yükler taşıdıkları görülmektedir.değerlendirmek. karşısındakinin söylediklerini toparlayan kişilere güvenildiği ve onlara daha fazla bilgi verildiği görülmektedir.Üstelik çoğu durumda dinleyicinin düşündüğünden farklı nedenlerle. Dinleyicinin konuşan kişinin söylediklerini bitirdiğinde başka konulara geçmeden önce mesajın ana düşüncelerini ve belli başlı noktaları kendi sözleriyle özetlemesi. Hızlı Düşünme Avantajını Kullanmak İyi bir dinleyicinin. Anlamak. söylenenlerin uygun bir temele oturtulabilmesi açısından önem taşımaktadır. merak etmek ve özetlemek için bu hızlı düşünme avantajını kullanmaktadır. konuşmacı mesajını ortaya koymaktadır. anlamaya odaklanan. merak gidermek gibi dinlemenin de pek çok nedeni söz konusudur. Konuşmacıya bakan. Belli Aralıklarla Özetlemek Dinlenen şeyler hakkında yorum yapmak ve yorumları kişiselleştirmek. Açıklayıcı Sorular Sormak En iyi liderler. Ancak soru sorarken. perdesi ve şiddeti düşünülenlerin ve hissedilenlerin en güçlü ileticileri olarak yorumlanmaktadır. kafasındaki düşünceleri saklamadan ortaya koyabilmektedir. Söylenenlerin anlamlı yorumlanması. problemi sonuca bağlamak istenebilmekte. etkili dinleme için önemli bir adımdır. Kendi sorunlarını ve davranış nedenlerini anlayarak davranış değişimine gidebilmektedirix .Konuşan kişinin konuşma amacını anlamak. Bir yanlış anlamalar zincirini sürdürüp gitmektense soru sormak. konuşmacının dinlendiğini bilmesine ve daha fazla bilgi vermesine olanak tanımaktadır. Mesajın önemli ana hatlarını sezebilme gücüne sahip olmaktadır. konuyu hiç ya da yeterince anlamamalarına karşın. Yetersiz dinlemeye bağlı olarak. yargıya varmayı düşünmeyen. her konuda çok fazla ve yüzeysel sorular yöneltmek yerine anlaşılamayan noktalarda konunun derinliğine inen sorular sormak çok daha yararlıdır. bazen ise karşıdaki kişiden öneri ya da çözüm istenmeyip. incelemek. paylaşmak. doğru mesajı alıp almadığını kontrol edebilmesi açısından son derece önemlidir. dinleyici olarak doğru hatta kalmaya yardımcı olmaktadır. Not Almak 43 . nedenlerle konuştukları görülmektedir. öğrenmek. Konuşmacının söylediklerini işlemek. Kavramsal ve sözel içeriğin olduğu kadar duygusal içerik ve tutumun da öneminin gözardı edilmemesi gerekmektedir. anlıyormuş gibi davranmalarıdır. soru sorarak ve dinleyerek ne zaman ve nasıl değişiklik yapacaklarını öğrenirlerx. Bilinçaltı ve duygusal gereksinimler mesajı etkileyebilmektedir. konuşan kişiden onda yedi oranında daha hızlı düşündüğü gerçeğinin üstünlüğüne sahip olduğu görülmektedir. Duyguları Gözden Geçirmek Sesin tonu. Etkin dinlemede konuşan kişi huzurlu ve güvenli bir ortam bulduğu için. etkileşimde bulunulan insanın o andaki ihtiyacı dikkate alınmamaktadır. Bazen tartışılan probleme bir çözüm bulmak. Konuşma sırasında dinleyicilerin düştükleri en büyük yanlışlardan biri.Bunun yanında iyi soru sorma becerisinin de geliştirilmesi gereklidir.anlaşılmak vb. problem sadece paylaşmak için anlatılmaktadır. Başka birini dinlerken hassaslaşılıyorsa duyguların gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Yargılamalardan Kaçınmak Kişilerin farklı yapıdaki konuşma hızları. Konuşanın ve dinleyenin geçmişi. Not tutma becerisinin kazanılması. kariyeri ne olursa olsun ya da ne kadar meşgul olursa olsun diğerlerini dinleme konusunda titiz davranmasıdır. buna ya baştan savma bir iyiyim yanıtı vermekte ya da sert ve ters bir ses tonuyla ortaya koyduğu kelimelerle tepki göstermektedir . iletişim kopukluklarının en aza indirgenmesine ya da tamamen ortadan kaldırılmasına olanak sunmaktadır. dinleyicinin. not tutmayla büyük ölçüde arttırılabildiği görülmektedir. 44 . aksanları. dış görünüşleri dinleyicinin dikkatini bu özelliklere vererek mesajı tam olarak almasını engellemektedir. Her tür fikri dinlemeye açık olmak. Buna bağlı olarak karşıdaki kişiyi dinlerken alay eden. konuşmanın başında ani bir yargıya varmaktan kaçınılması gerekmektedir. öğrencileri onun lastik ayakkabılı. önyargıları. Not tutmanın en önemli nedeni. Genelde telefonun yanında kağıt ve kalem bulundurulması. karşıdaki kişilerin söylediklerinin nasıl sonuçlanacağını tahmin etme hatasına düşürmekte ve bu sebeple söylenenler dinlenmemektedir. küçük düşüren. Bu durum. dinlenen şeyleri hatırlama becerisinin zaman geçtikçe zayıflaması problemine karşı başvurulan bir çözüm yoludur. başarıyı da beraberinde getirmektedir. karşınızdakinin bakış açısını fark edebilme ve olayları kendinizin olduğu kadar onun gözünden de görebilme yetisinde yatar. kullandıkları kelimeler. Not tutma. “Nasılsınız?”gibi günlük konuşmada sık kullanılan hatır sormada bile alaycı bir gülümseme ya da küçültücü bir ses tonu algılayan alıcı. not tutmama hastalığı olduğunu belirtmektedir. eğitimi. Ezbere Karar Vermekten Kaçınmak Gün içinde aynı kişilerle aynı ya da benzer konular üzerinde pek çok defa konuşulması. Albert Einstein. iş toplantılarında yöneticilerin ve çalışanların not kağıtlarıyla hazır bulunmaları. insanların önemli özelliklerinden birini oluşturan hafızayı arttırmaya duyulan gereksinimdir. Uzmanlarca 20 saniyeden yukarı olduğu belirtilen uzun süreli hafızanın. kişi açısından el yazısı çabukluğunun konuşanın hızıyla boy ölçüştüğü gergin bir yarış durumu ortaya çıkarmaktadır. inanç sistemleri gönderilen ve alınan sözcüklere zihinsel süreçler koymaktadır. Princeton Üniversitesi kampusüne ders vermek için geldiğinde. dinleyicileri. Dolayısıyla bu tür önyargıların ve engellerin üstesinden gelme. kötüleyen mimikler. varsayımları.Ünlü yazar Shakespeare yakalandığı dinlememe hastalığının. Etkili dinleyiciler onun dış görünüşü üzerinde durmadılar ve anlattıklarının içeriğiyle bilgilerini arttırdılar . Durumun kişiler arasında yaşanması muhtemel bir iletişimsizliğe dönüşmemesi için. kısa pantolonlu ve çorapsız olduğunu fark ettiler. küçümseyen. jestler ya da sözcükler kullanmamak gerekmektedir. kişinin. mesajın ana noktalarını zihnine işlemesinde duyularının çoğunu harekete geçirmektedir. olduğu gibi duymasını sağlayacaktır. öğrencilerin derslerde not tutmaları. dinleyicinin her şeyi duymak istediği gibi değil. Kötü dinleyiciler tüm ders boyunca kıkır kıkır güldüler ve mesajı kaçırdılar. Başarının sırrı. Her Zaman Dinlemeyi Ön Plana Almak Etkili bir dinleyici olma yeteneğini geliştirirken dikkat edilmesi gereken belki de en önemli nokta.

i ii iii iv v vi vii viii ix x .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful