Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi Erciyes İletişim (ISSN 1308-3198) Sahibi Prof. Dr. Hamza ÇAKIR Yazı İşleri Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa AKDAĞ Arş. Gör. Hülya ÖZTEKİN Yazı İşleri Ekibi Arş. Gör. Emel TANYERİ Okt. Ahmet ÖZTEKİN Prof. Dr. Hamza ÇAKIR Yayın Kurulu Doç. Dr. Metin IŞIK Danışma Kurulu Prof. Dr. A. Haluk YÜKSEL (Anadolu Ü.) Prof. Dr. Ahmet Bülent GÖKSEL (Ege Ü.) Prof. Dr. Alaeddin ASNA (Marmara Ü.) Prof. Dr. Ali Atıf BİR (Bahçeşehir Ü.) Prof. Dr. Asker KARTARI (Hacettepe Ü.) Prof. Dr. Aysel AZİZ (İstanbul Arel Ü.) Prof. Dr. Ersan İLAL (Beykent Ü.) Prof. Dr. Fahrettin KORKMAZ (Atatürk Ü.) Prof. Dr. Filiz B. PELTEKOĞLU (Marmara Ü.) Prof. Dr. Füsun ALVER (Kocaeli Ü.) Prof. Dr. H. İbrahim GÜRCAN (Anadolu Ü.) Prof. Dr. Haluk GERAY (Ankara Ü.) Prof. Dr. Haluk GÜRGEN (Bahçeşehir Ü.) Prof. Dr. Haluk Hadi SÜMER (Selçuk Ü.) Prof. Dr. Hülya YENGİN (Kocaeli Ü.) Prof. Dr. Jale SARMAŞIK (İstanbul Ticaret Ü.) Prof. Dr. M. Naci BOSTANCI (Gazi Ü.) Prof. Dr. Metin KAZANCI (Ankara Ü.) Prof. Dr. Murat ÖZGEN (İstanbul Ü.) Prof. Dr. Nurettin GÜZ (Gazi Ü.) Prof. Dr. Nurdoğan RİGEL (İstanbul Ü.) Prof. Dr. Özden CANKAYA (Galatasaray Ü.) Prof. Dr. Peyami ÇELİKCAN (Maltepe Ü.) Prof. Dr. Raşit KAYA (Ankara Ü.) Prof. Dr. Suat ANAR (Yeditepe Ü.) Prof. Dr. Suat GEZGİN (İstanbul Ü.) Prof. Dr. Süleyman İRVAN (Akdeniz Ü.) Prof. Dr. Şengül ÖZERKAN (Marmara Ü.) Prof. Dr. Uğur DEMİRAY (Anadolu Ü.) Prof. Dr. Uygur KOCABAŞOĞLU (İzmir Eko. Ü.) Prof. Dr. Ünsal OSKAY (Beykent Ü.) Prof. Dr. Yasemin İNCEOĞLU (Galatasaray Ü.) Doç. Dr. Ahmet KALENDER (Selçuk Ü.) Doç. Dr. Alev PARSA (Ege Ü.) Doç. Dr. Ayhan SELÇUK (Selçuk Ü.) Doç. Dr. Aytekin CAN (Selçuk Ü.) Doç. Dr. Bilal ARIK (Gazi Ü.) Doç. Dr. M. Ayla OKAY (İstanbul Ü.) Doç. Dr. Mete ÇAMDERELİ (Kocaeli Ü.) Doç. Dr. Mustafa ŞEKER (Selçuk Ü.) Yrd. Doç. Dr. Mustafa AKDAĞ Arş. Gör. Çilem Tuğba AKDAĞ

Yazışma Adresi Yrd. Doç. Dr. Mustafa AKDAĞ Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi 38039 Talas/KAYSERİ Tel: 0-352-4374937-(Dahili) 36105 Faks: 0-352-4375261 e-posta: akademia@erciyes.edu.tr 

akademia

Erciyes İletişim Ocak ve Temmuz aylarında yılda iki kez yayınlanan hakemli bir dergidir. Dergimizde yayınlanan yazıların her türlü sorumluluğu yazarına aittir. Yayınlanan yazıların telif hakkı dergiye aittir ve referans gösterilmeden aktarılamaz.

1

 

 

İÇİNDEKİLER

Künye 1 Yazı İşlerinden Merhaba 4 Türkiye’de Ordunun Siyasete Müdahale Geleneği ve Basın: 27 Nisan 2007 Muhtırasından Önce ve Sonra Hakan Temiztürk 6-26 Gazete Tasarımında Bilinmeyenler Çilem Tuğba Akdağ 28-40 Firmalarda Bütünleşik Pazarlama İletişimi Stratejilerinin Belirlenmesinde Tüketici Davranışlarının Önemi Ayhan Erdem 42-64 Bütünleşik Pazarlama İletişiminde Halkla İlişkilerin Rolü Üzerine Teorik ve Uygulamalı Bir Çalışma Ahmet Tarhan 66-81 Klasik Anlatı Sinemasında Öykü Kişisi, Yapısal Tasarım ve Örnek Çözümlemeler Mustafa Sözen 82-99 “Asmalı Konak” Dizisi ve Filmi Üzerine Anlatı Kuramı Açısından Bir Değerlendirme E.Gülbuğ Erol 100-114

 

 

akademia

2

Zakir Avşar 208-233 Akademia Yayım ve Yazım Kuralları 234 Akademia Telif Yazısı 244 akademia 3     .Erciyes İletişim 2009 Ocak   Televizyonun Dili Üzerine Bir Çözümleme: Var Mısın Yok Musun Mert Gürer 116-134 Avrupa Birliği’nde Görsel İşitsel Politikaların Kültürel Temellerine Bir Bakış Sedat Özel 136-162 Tracing Dominant Discourses of Childhood In Children’s Visual Images: A Qualitative Appraisal of News Media and Education Arzu Arıkan 164-179 Uluslararası ve Ulusal Yasal Düzenlemeler Çerçevesinde İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi Sevil Yıldız 180-196 Popüler Kültür ve Moda Hüsamettin Akar 198-206 Terör ve Göç Sarmalında Doğu ve Güneydoğu B.

“Uluslararası ve Ulusal Yasal Düzenlemeler Çerçevesinde İnternet Üzerinde Çocuk Pornografisi” isimli çalışmayla Sevil Yıldız. reklamcılık. diğer sosyal bilimler alanlarındaki her türlü inceleme. düşünce. televizyon ve sinema alanlarının yanı sıra diğer alanlardan çalışmaların da ele alındığı dergimizin ilk sayısında 12 makale yer almaktadır. Erciyes İletişim Dergisi “akademia” ile karşınızdayız.     akademia Değerli araştırmacılara da çalışmalarını bizlerle paylaştıkları için teşekkür eder. “Televizyonun Dili Üzerine Bir Çözümleme: Var Mısın Yok Musun” adlı çalışmasıyla Mert Gürer. “Popüler Kültür ve Moda” adlı çalışmasıyla Hüsamettin Akar ve son olarak “Terör ve Göç Sarmalında Doğu ve Güneydoğu” başlıklı makalesiyle Zakir Avşar dergimizin ilk sayısına katkıda bulunan yazarlar. “Avrupa Birliği’nde Görsel İşitsel Politikaların Kültürel Temellerine Bir Bakış” başlıklı makalesiyle Sedat Özel. önlerinde birçok iş olmasına rağmen bizlere danışma kurulu olarak destek veren ve her türlü sıkıntımıza katlanan değerli hocalarımıza gösterdikleri hoşgörü dolayısıyla çok teşekkür ederiz. “Firmalarda Bütünleşik Pazarlama İletişimi Stratejilerinin Belirlenmesinde Tüketici Davranışlarının Önemi” isimli çalışmayla Ayhan Erdem. Dergimizin son sayfalarında yer alan yayın ilkeleri ve yazım kuralları bu alana katkı sağlayacak nitelikte hazırlanmıştır. “Bütünleşik Pazarlama İletişiminde Halkla İlişkilerin Rolü Üzerine Teorik ve Uygulamalı Bir Çalışma” isimli makalesiyle Ahmet Tarhan. Ayrıca danışma kurulunda yer almayan ama uzmanlık alanlarıyla ilgili hakemlik yapmayı kabul eden tüm öğretim üyelerine de özverilerinden dolayı teşekkür ediyoruz. “Sinemada Öykü Kişisi. Gazetecilik. Bir akademik dergi çıkarmak düşüncesiyle yola çıktığımızda birçok engelle karşılaşacağımızın bilincindeydik. bir sonraki sayıda görüşmek üzere sevgi ve saygılarımızı sunarız… 4 . Yapısal Tasarım ve Örnek Çözümlemeler” adlı makaleyle Mustafa Sözen. uygulamaya dayalı araştırma vb. Büyük bir özveriyle ortaya konan bu dergi çalışması. nitelikli yazıların da yer aldığı akademik bir dergidir. “Klasik Anlatı Sinemasında Öykü Kişisi. Dergimiz daha yayın hayatına başlarken TÜBİTAK ULAKBİM kriterlerini göz önüne alarak çalışmalarını yönlendirmiştir. halkla ilişkiler. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi akademik yayın organı olan Erciyes İletişim Dergisi “akademia” iletişim bilimleri başta olmak üzere. Gerçekten gördük ki hem makale konusunda hem de çalışmaların değerlendirilmesi konusunda hep yanımızdaydınız. “Gazete Tasarımında Bilinmeyenler” başlıklı makaleyle Çilem Tuğba Akdağ. Ülkemizin seçkin üniversitelerinden. Ama istenirse ve destek alınırsa başarılamayan hiçbir iş olamaz şeklinde kendimizi motive ettik. Fakülte bünyesinde birçok uygulama alanı bulunmasına rağmen akademik anlamda eksiklik olarak görülen bilimsel alana katkı sağlamayı ve fakültemizin adını duyurmayı hedeflemektedir. “Türkiye’de Ordunun Siyasete Müdahale Geleneği ve Basının Tavrı: 27 Nisan 2007 Muhtırası Bağlamında Bir Değerlendirme” başlıklı çalışmayla Hakan Temiztürk. Yapısal Tasarım ve Örnek Çözümlemeler” isimli makalesiyle Gülbuğ Erol.Yazı İşlerinden Merhaba. “Tracing Dominant Discourses of Childhood in Children’s Visual Images: a Qualitative Appraisal of News Media and Education (Egemen Çocukluk Söylemlerinin Görsel İmgelerde Yansımaları: Haber Medyası Ve Eğitime Yönelik Nitel Bir Değerlendirme)” adlı makalesiyle Arzu Arıkan. radyo. Bu destek bizi daha da isteklendirdi.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 5     .

Türkiye’nin kısa demokrasi tarihi. Askerlerin ülke yönetiminde söz sahibi olma arzuları. Turkish mainstream press. Bu müdahalelerin öncesinde ve sonrasında basının tavrı çok dikkat çekicidir. bu tavrını terk ederek silahlı kuvvetlerin siyasete müdahalesine ve terör saldırılarındaki sorumluluğuna sert eleştiriler yöneltmeye başlamıştır. In terms of the criticisms by mainstream press organs some of which are led by Taraf newspaper. hatta askerlerin yönetimde bulundukları dönemde darbeleri meşrulaştırıcı yayınlar yapmıştır. army has played an important role in the governance of Turkish Republic since the early years of it. çok partili siyasi hayata geçilmesinden sonra. darbe. after the introduction to the multi party political period. which never avoided to tempt its soldiers in pre-stroke. Taraf gazetesinin başını çektiği birtakım medya organlarının eleştirileri üzerine. 1971. yayınlarıyla darbe öncesinde askerleri kışkırtmaktan çekinmeyen Türk basını darbe gerçekleştikten sonra demokratik yaşama müdahaleyi eleştirmekten özenle kaçınmış. Anahtar kelimeler: Ordu/asker. It is hard to accept that Mustafa Kemal was successful to end the relationship of soldiers with politics although he took some precautions. coup. askerlerin siyasetle ilişkisini koparmak için birtakım tedbirler almış olmasına rağmen yeterince başarılı olunduğunu kabul etmek zordur.TÜRKİYE’DE ORDUNUN SİYASETE MÜDAHALE GELENEĞİ VE BASIN: 27 NİSAN 2007 MUHTIRASINDAN ÖNCE VE SONRA Hakan Temiztürk* Özet Ordu. ana-akım basın. quietly avoided to criticize the interference to the democratic life and even made publications which were clarifiying the strokes in the period managed by soldiers. ülkeyi kuran güç olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetiminde başından beri önemli rol oynamıştır. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi     akademia 6 . Dr. 2007 ve 2008’de artan siyasi gerilim ve tırmanan terör olaylarının ardından Türk basını. mainstream press. 1980 ve 1997’de askeri müdahaleler sebebiyle kesintilere uğramıştır. The interest of soldiers in the governance of the country has started to a new term in 1960 by a direct intervention. Doç. siyasî iktidar Abstract As the power that founded the country. Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal’in. The attitude of Turkish mainstream press before and after intervention was quite much noticable. 1960’ta fiili bir müdahaleyle yeni bir biçim almıştır.. Key words: Army. the armed forces’ relationship with media has changed. Türk Silahlı Kuvvetlerinin medya ile ilişkileri farklı bir boyut kazanmıştır. After the political tension and deteriorating terrorism in 2007 and 2008. The short democracy history of Turkey was interrupted due to the military interventions in 1971. Turkish pres changed these attitudes and started to bring harsh criticisms to armed forces’ interference to the politics and their responsibilities in terrorist attacks. 1980 and 1997. political power                                                              * Yrd.

her zaman son sözü. ne de sivil siyasetten bahis… Bu makalede artık bir gelenek halini almış gibi görünen ordunun siyasete müdahalesi ve basının tavrı konu edilmiştir. hem de etkinliği bakımından “ana-akım”ı oluşturan gazete. 1 istisnası çok azdır ve sivil siyasetin tarafında duranların taraftarlığı çok çekingen bir taraftarlıktan ibarettir). Akşam. “güçlü”den yana olmayı. Söz konusu “güçlü” bazen ekonomik odaklar ya da sermaye sahipleri. güçlü sermaye yapısı. Türk basını. 401). “Marjinal basın”dan Taraf gazetesinin dik duruşu. Türkiye’de Ordu-Siyaset İlişkisi Ordunun ne dediği. aslında. 2008. Vatan…) yayın politikaları. kriz dönemlerinde daha belirgin olmak üzere. yıllardır ordu/asker eksenli tartışmalarda “esas duruş”a geçtiği gözlenen “ana-akım” basının. diğer yayınların incelenmesinde kıstas olarak kullanılmıştır. Türk basını denilince de “ana-akım”ı oluşturan bu yayın organları kastedilmiş olmaktadır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Türkiye’de “ana-akım basın”ın1 habercilik anlayışı. yolsuzlukların ve dolayısıyla krizin sorumlusu iktidar çevrelerinin sözcülüğüne soyunarak siyasî ve ekonomik muhalefete yüklenmiştir. 25) basın organları gibi. Sabah. bazen de ilk ve kesin sözü söylemek üzere tetikte beklemiştir (Ertunç. hem tirajı. O. Türk basını siyasî krizlerin yaşandığı ortamlarda çözümü sivil siyasetin dışında aramış. Ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde alternatif proje sahibi siyasî partilere söz hakkı tanımak yerine kötü yönetimin.bu tavrını terk etmeye başladığının işaretlerini verdiğine dikkat çekmektir. hedef kitleleri ve tirajları ile “Türk basını”nda “anaakım”ı oluşturmaktadır. böylelikle olası risklerden kendini kurtarmıştır. Bunlar (Hürriyet. aksine. Genelkurmay Başkanlığı kaynaklı bildiri ve haberlerin yoğunluk kazandığı 2007 ve 2008’de – “marjinal” diye nitelenen (Özkök. 1. onun. Mustafa Kemal’in 1923 Aralığında çıkarılan yasalarla muhalif kanadı saf dışı bırakma amacının aynı zamanda ordu-siyaset                                                              akademia 7     . radyo ve televizyonlar. Dolayısıyla. siyasetin üstünde anlamını ifade edecek tarzda bir dışında oluştur bu. Türk siyasî hayatında önemli siyasî kararların öncesinde (özellikle 1960 sonrasında) hep merak edilmiştir. Milliyet. hep üstte yer almıştır. dergi. “ana-akım” basının yayınları titiz bir incelemeye tabi tutulmuş ve “ana-akım” basında çıkan haber ve yorumlar söylem analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Ancak bu döneme kadar ordunun siyasetin dışındaki konumu. sessiz yığınların. diğerlerinden yüksek tirajı ve gündem yaratma gücü/etkisi sebebiyle kendilerini “merkez”de konumlandıran basın organlarıdır. işçilerin/işsizlerin sesi olma görevini ihmal etmiştir. çarpık ve antidemokrat bir çizgi izlemiştir uzun süredir: “Merkez”in uzağında kendisini konumlandıranlar dışında hem sermaye yapısı. bazen “silahlı kuvvetler” ve kimi zaman da siyasî iktidar olmuştur. Bu bağlamda konu hakkındaki literatürden yararlanılmış. siyasetin uzağında veya siyasetle ilgisiz olduğu anlamında bir dışındalık değildir. Gerilimin darbeye dönüştüğü dönemlerde ise tam bir teslimiyet söz konusudur. Ordu 1960’tan itibaren dışında olduğu söylenen siyasetin içine girmiştir. Kriz dönemlerinde Türk basını muhalefetin. gücü elinde bulunduranları desteklemeyi seçmiştir. ne bir eleştiri vardır silahlı kuvvetlere. çoğunlukla objektiflerini “karargâh”a çevirmiştir. Çalışmanın amacı. yukarıda belirtildiği üzere. 2004. Türk basınının söz konusu “ihmalkârlığı” en çok siyaset-ordu gerilimlerinde sergilediği tavırda kendisini belli etmektedir. ancak siyasetle/siyasî iktidarla ordu arasında yaşanan (Türkiye’de hiç eksik olmayan bir durumdur bu) gerilimlerde basının sivil siyasetten yana tavır koyduğu görülmüş şey değildir (Bunun “Ana-akım basın”la kastedilen. Ordunun “siyasetin içinde/dışında” olduğuna ilişkin tartışmalar cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yapılmıştır. çoğu zaman gücün/güçlünün yanında yer alıp muhalif/aykırı sesleri bastırmakta bir beis görmemektedir.

16 Ocak 1922 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderdiği bir tezkere ile. 49). Mustafa Kemal. Sıkıyönetimler. yeni devletin kurulmasında ve cumhuriyetin ilanında önemli görevler üstlenmiş bulunan bazı yüksek rütbeli askerlerin kışlalarına döndükleri ve aktif siyaseti düşünmedikleri görülmektedir. Ancak Tepedelenlioğlu. Askerlik mesleğini sürdürenlerin üniformalarıyla birlikte her zaman “politika yapmakta” olduklarını belirten Tepedelenlioğlu’nun yukarıda alıntılanan görüşlerini destekleyen başka veriler de bulunmaktadır. Muhtıralar Mustafa Kemal’in cumhuriyetin ilanından sonra askerlerin siyasetle uğraşmasını önlemek için birtakım yasalar çıkardığını. Ancak. Rauf Orbay. “Atatürk devrinde ordu politika dışı kalmış derler. bu kavram ve kurulun tarihi cumhuriyetin ilanının öncesine kadar gitmektedir (Balcı. sosyal liberalizmden uzaklaşma. Söz konusu doktrinin politik alana müdahalesi şu biçimlerde görülmektedir: “Kültür ve ideolojilerin askerîleştirilmesi. Brezilya’daki Milli Güvenlik Doktrini’nden kaynaklanmaktadır. aktif siyasete giren askerler hem kısa ömürlü iki muhalefet partisinde hem de uzun yıllar Cumhuriyet Halk Fırkası içinde elleriyle kurdukları yeni   cumhuriyetin gelişip güçlenmesi yolunda faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Başkomutana karşı sorumlu olan ve bir “savaş kabinesi” şeklinde çalışması tasarlanan Harp Encümeni’nin. “Başkumandan başkanlığında. 1993. kapanışı: 17 Kasım 1930) Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşlarından Ali Fethi Bey tarafından kurulmuştur. milliyetçiliğin yüceltilmesi. buna rağmen siyasetle uğraşmak isteyenler içinse “üniformalarını çıkarmaları”nı önerdiğini biliyoruz. Kurtuluş Savaşı’nın ve ertesinde temelleri atılan yeni Cumhuriyet’in diğer asker kadrolarının siyasete ilgisiz kaldıklarını söylemek çok doğru olmayacaktır. Nitekim siyasetle uğraşmaları yasalarla engellendiği için Kurtuluş mücadelesinin içerisinde yer almış. Türkiye’de milli savunma hizmetlerinin koordinasyonunu hükümet dışı organlara   akademia 8 . kitlelerin siyaset dışı tutulması. olağanüstü yönetim usullerinin olağanlaştırılması. her ne kadar 1961 Anayasası ile yasal düzenlemeye kavuşturulmuş ise de. kapanışı: 5 Haziran 1925) önde gelen kurucuları Kazım Karabekir. “milli güvenlik” kavramı ise Anayasa hukukçusu Bülent Tanör’ün tespitlerine göre. 104). ancak Meclise değil. böyle düşünenler sadece kendilerini aldatmış olurlar. Görüldüğü gibi. yargı güvenceleri ve kamu özgürlükleri alanının daraltılması. Ordunun Siyasete Müdahalesi: Darbeler. (Tanör. Genelkurmay Başkanı ve Muvazene-i Maliye encümenleri reislerinden teşekkül edeceği”ni arz etmiştir (Özdemir. polis yetkilerinin artırılarak toplumsal ve ideolojik denetim altına alınması.ilişkisini koparmaya da yarayacağı hesaplanmıştır (Ertunç. 1994. 160) Türkiye’de milli güvenlik kavramı ve bunun uygulayıcısı/sorumlusu olarak oluşturulan Milli Güvenlik Kurulu (MGK). Askerlerin/ordunun “politika yapma”sı ya da siyasete karışması “milli güvenlik” kapsamında gerçekleşmektedir. 404-405). Meclis-i Ali (TBMM) adına hareket edebilen. Cumhuriyet döneminde kurulan ve çok partili siyasal yaşama geçiş yolunda ikinci deneme olan Serbest Cumhuriyet Fırkası da (Kuruluşu: 12 Ağustos 1930.1. Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele milli mücadelede Mustafa Kemal’in en yakın silah arkadaşlarıdır. Meclis ikinci başkanı ve Maliye ve Milli Savunma bakanları ile. 2004. 1. Harp Encümeni modeli.” diyerek bu hesabın yanlış olduğunu vurgulamakta ve ordunun “zaten politik bir kurum” olarak her zaman ve her eylemiyle politika yapmakta olduğuna dikkat çekmektedir (1967. Öyle midir? Bence. Mustafa Kemal’in yakın çevresinden birtakım askerlerin ise siyaset için çok sevdikleri askerlik mesleğini bıraktıkları ve Cumhuriyet’in ilk döneminin önemli siyasal figürleri oldukları da bilinmektedir: Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın (Kuruluşu: 17 Kasım 1924. 2000. 7-9).

Genelkurmay’ın vesayetinde bir hükümet modeli olarak da değerlendirilmektedir (Balcı. milli güvenliğin ihtilalcilere teslimine engel olamamıştır (Balcı. 9   akademia . kurdukları ülkeyi/rejimi “koruyup kollama”yı görev bilen asker kökenli politikacılar ile muvazzaf askerler için “zor” bir dönem olmuştur. bunu kabullenmek kolay olmamıştır. hem YMM. Genelkurmay’ın sivil iktidarların görev alanlarına müdahalesini bir adım daha ileri götüren model. 53-55).2 27 Mayıs askerin/ordunun o tarihe kadar siyasete yaptığı en sert müdahale olarak kalmamış. MSYK görevlerini ifa edememiş. YMM Bakanlar Kurulu’nun 24 Nisan 1933 tarih ve 14443 sayılı kararnamesi ile kurulmuş olup Bakanlar Kurulu’na genelkurmay başkanının katılmasıyla başbakanın başkanlığında toplanan bir nevi “genişletilmiş bakanlar kurulu”dur. 1961 Anayasası ile oluşturulan MGK. Ülke/rejim/devlet kendi ellerinden çıkmış ve cumhuriyet seçkinlerinin her dönem küçümsediği “çarıklılar”ın eline geçmiştir. 1993. Grupların “koruyup kollama” hassasiyetleri 1950’lerin ikinci yarısında DP’nin birtakım baskıcı eylemleri. Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın cezaları 16 Eylül 1961. tek bir asker üyesinin bulunması ve bu üyenin de böyle bir kurulda bulunmakta isteksiz davranması gibi sebeplerle. Genelkurmaylı hükümet modelinden değil. oluşturduğu kurumlarla o tarihten sonraki dönemde derin izler bırakacak değişiklikleri de gerçekleştirmiştir. çok partili hayata geçilmesi vs) sivil siyasetin görev alanına daha az müdahaleci görünmektedir: Başbakanın başkanlığında milli savunma bakanı. Cumhurbaşkanının da dilediğinde başkanlık yapacağı “hükümetten ayrı bir kabine”dir. Kurul işlevi bakımından bugünkü MGK’nun ilk örneği olarak kabul edilmektedir: Bu Genelkurmaylı hükümet. DP’li yıllar. Adnan Menderes’inki ise 17 Eylül 1961’de İmralı Adası’nda infaz edilmiştir. Fatin Rüştü Zorlu idam edilmiş. Demokrat Parti de 29 Eylül 1960’ta kapatılmıştır. ekonominin liberalleşmesi. 27 yıllık tek parti (CHP) iktidarının sona ermesi   ve Demokrat Parti’nin (DP) iktidarı devralmasıyla sonuçlanmıştır. 2000. Celal Bayar ve Refik Koraltan ile 11 kişinin idam cezası ömür boyu hapse çevrilmiştir. 14 Mayıs 1950’de yapılan seçim. Ordunun içerisinde birtakım gruplar hazmedilmemesi gerektiğini düşündükleri bu durum karşısında daha 1950’lerin başlarından itibaren harekete geçmişlerdir. Meclis tarafından seçilen kişilerden oluşmakla birlikte Meclis’e talimat gönderebilen bir “savaş kabinesi”dir (Özdemir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   bırakma eğiliminin başlangıcıdır. Hasan Polatkan) idam edilirken çok sayıda DP’li tartışmalı yargılamaların ardından ağır cezalara çarptırılmıştır. ekonominin kötüleşmeye başlaması ve CHP’nin yıpratıcı muhalefetiyle birleşince 27 Mayıs 1960’ta fiili müdahaleye dönüşmüştür. 52-53). Bu sebepledir ki. başlangıçta üyelerinin çoğunluğunun sivil olmasına rağmen daha sonraki yıllarda bu tablonun tersine dönmesi ve kararlarının “hükümete tavsiye”den öte anlamlar taşıması sebebiyle                                                              2 Yüksek Adalet Divanı’nca yargılananlardan 15 kişi idama. Hasan Polatkan. 106). DP daha sonra 1954 ve 1957’de yapılan seçimlerin de galibi olarak 1960’taki askeri müdahaleye kadar on yıl iktidarda kalmıştır. sabık yönetimin üç önemli ismi (Adnan Menderes. MBK’nin onayıyla Adnan Menderes. teşkilat yapısı ve işleyiş tarzı bakımından. İşlevleri dikkate alındığında. hem de 1990’ların güçlü/etkili MGK’ndan farklıdır. 31 kişi ömür boyu hapse. hem yukarıda anılan kurullar hem de CHP ile politikaya müdahale etmeyi. Bu tarihten sonra Milli Birlik Komitesi (MBK) ülkenin yönetimini üstlenmiş. ancak. genelkurmay başkanı ve başbakanın teklifiyle Bakanlar Kurulu’nun seçeceği bakanlardan oluşan MSYK. 2000. “Devlet işlerinin en başında gelen Milli Savunma görevlerini yerine getirmek” için kurulmuştur. Yüksek Müdafaa Meclisi’dir (YMM). kurulduğu dönemin şartları gereği (batı dünyasında gözlenen demokratikleşmenin etkisi. 418 kişi değişik hapis cezalarına çarptırılmıştır. Fatin Rüştü Zorlu. 3 Haziran 1949 tarih ve 5399 sayılı kanunla kurulan Milli Savunma Yüksek Kurulu (MSYK). var olan sivil iktidardan ayrı bir kurul olduğu düşünüldüğünde.

” MGK’nun görevi ilk kez yer bulduğu 1961 Anayasasında olduğu gibi. asker kanadının çoğunluğu elinde bulundurduğu 2000’lere kadar. “bildirme/tavsiye” konusunda sivil iktidarlar ile Genelkurmay arasında –özellikle “kriz” dönemlerinde. süregelen tutum. sosyal ve ekonomik huzursuzluklar içine sokmuş. kararlarındaki/tavsiyelerindeki üslup. Cumhuriyet tarihinde emir-komuta zinciri içerisinde yapılmış ilk askeri darbe olan 12 Mart muhtırasının gerekçesi TRT’nin 13. 75). Cumhuriyeti tekrar dejenere etmelerini önlemek. MGK. 1994. Son yıllara kadar ayda bir toplanarak “gündemdeki iç ve dış gelişmeleri değerlendiren” MGK. 1982 Anayasasında da “Devletin milli güvenlik ile ilgili siyasetenin tayini. Seçimin ardından İsmet İnönü başkanlığında CHP-AP koalisyonu kurulmuştur. 1993.Türk siyasetinin en önemli kurumlarından birisi haline gelmiştir. 1970’lerin sonlarına doğru terörün tırmanışına ek   10   akademia . Askerlerin tek başına iktidar olmasını bekledikleri/istedikleri İsmet İnönü başkanlığındaki Cumhuriyet Halk Partisi ise %36. memleketin milli güvenlik hakkındaki karar yetkisini elinde tutan bütün generaller buna dâhildir.74 oy ve 173 milletvekili kazanmıştır. dil ve içerik sebebiyle hükümetler üzerinde sürekli baskı aracı olarak kendini konumlandırmıştır. 2000. 70-71). 121) döneminde ordu içindeki gruplaşmaların artması ve birden çok “birlik” oluşturulmasıyla3 siyaset üzerindeki asker gölgesi çok koyu ve uzun süreli olmuştur. Şu halde siyasi iktidar tek başına değildir.) “iktidarı milletin hakiki ve ehliyetli mümessillerine tevdi etmeyi” kararlaştırmış ve “21 Ekim protokolü” ile de seçimler sonucunda kurulacak parlamentonun. 1961 Anayasası ile kurulan MGK’nun kuruluş gerekçesi “siyasi partilerin. Kurulun bildirilerinin yeterince sert/etkili olmadığının düşünüldüğü dönemlerde (yan unsurların ve farklı “gerekçe”lerin de zorlamasıyla) silahlı kuvvetler içinde çeşitli gruplar darbe teşebbüsünde bulunmuş. Cumhurbaşkanını ve kurulun asker üyelerini. kardeş kavgası. 3 Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 12 Mart’tan sonra da MGK vasıtasıyla ve 1970’lerde artan terör olayları sebebiyle sık sık ilan edilen sıkıyönetim uygulamalarıyla siyasete müdahale etmiştir. Askerlerin kendi ifadesiyle. 63): “Memleketin milli güvenliği ile ilgili bütün bakanlar. zaman zaman çok sert bildiriler yayınlamış ve bazı bildirilerinde bizzat siyasî iktidarı hedef almıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ağır bir tehlike içine düşürülmüştür. tespiti ve uygulaması ile ilgili kararların alınması ve gerekli koordinasyonun sağlanması konusundaki görüşlerini Bakanlar Kuruluna bildirmek” şeklinde ifade edilmesine ve                                                              “bildirme”nin hükümet için “tavsiye” niteliğinde olacağının belirtilmesine rağmen. SKB 15 Ekim 1961’de yapılan seçimin sonucunu beğenmeyince (11 Şubat 1961’de Demokrat Parti’nin devamı olarak kurulan Ragıp Gümüşpala liderliğindeki Adalet Partisi (AP) bu seçimde %34. 1993. 1960’larda bu türden girişimler bazen kanlı bir şekilde bastırılmıştır. görüş ve icraatıyla yurdumuzu anarşi. 1960 ihtilali ile kurulmuş 2. 12 Mart 1971’den önce (9 Mart 1971) ordudaki bir grup askerin darbe teşebbüsü son anda fark edilerek önlenmiş ve üç gün sonra Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve Kuvvet komutanlarının imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a verilen muhtıra ile hükümet istifaya zorlanmıştır.79 oy ve 450 kişilik mecliste 158 milletvekili kazanmıştır. ülkenin milli güvenliğini ilgilendiren konularda görüşlerini bildirmekle görevli ve sorumlu kılmak” olarak belirtilmişse de MBK’nin önemli bir üyesinin şu sözleri 27 Mayıs hareketinin askerlerin iddia ettiği gibi demokrasiyi koruma amaçlı olmadığının ve Kurulun siyasete müdahale için bir araç olarak kullanılacağının kanıtı olarak yorumlanmaktadır (Kayalı.00 Haberlerinde şu şekilde duyurulmuştur: Parlamento ve hükümet. “1960 ihtilaliyle kurulmuş ikinci cumhuriyet” (Özdemir. Kasım 1960’ta kurulan “Silahlı Kuvvetler Birliği” (SKB) bunlardan biridir. ilk toplantısından önce dağıtılmasını ve siyasal partilerin kapatılmasını öngörmüştür (Öztürk.görüş birliğine varmak mümkün olmamıştır (Balcı. Atatürk’ün bize hedef verdiği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak ümidini kamuoyunda yitirmiş ve anayasasının öngördüğü reformları tahakkuk ettirememiş olup.

grup.” (Balcı. ekonomik ve siyasî karar ve eylemleriyle döneme damgasını vuran Turgut Özal sayesinde askerlerin müdahalesinin sınırlı kalmasıyla 1990’ların ortalarına kadar bir daha kesintiye uğramadan gelmiştir. ancak askeri kadronun vesayeti uzun yıllar ortadan kalkmamıştır. seçim kampanyası sırasındaki söylem ve vaatlerinin de etkisi ve diğer bazı nedenlerle diğer partiler tarafından istenmediği için Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın hükümet kurma çabaları sonuçsuz kalmıştır. TSK’nın MGK’nun aylık toplantılarında sivil üyelere yapılan sert uyarılar. Özal’ın ikinci kez başbakanlığı üstlendiği 1987 seçimi öncesinde ordunun siyasete müdahale yollarından biri sayılan sıkıyönetim de son bulmuştur. Ramazan Bayramı mesajında bile “Silahlı kuvvetlerimiz. Bir hesaplamaya göre. yükselen tehdit (“irtica”) karşısında uyanık olunması gerektiği vurgulanmıştır. üslup ve diline de yansıtılmıştır. Anayol adıyla   kurulan ANAP-DYP koalisyonu ise hem iki parti liderinin (Mesut Yılmaz. Tansu Çiller) kişisel kavgaları hem de RP’nin güven oylamasının geçersiz olduğuna ilişkin başvurusunun Anayasa Mahkemesi tarafından haklı bulunması sebebiyle kısa sürede dağılmıştır. kamuoyu baskısı yaratan bir kurum gibi çalışarak bu oluşuma katkı yapmıştır. hiç olmadığı kadar sertçe eleştirilmiş ve legal ya da illegal metotlarla yıpratılmıştır. kamuoyu “Refahlı bakanlar”ın sözlerine karşılık Genelkurmay’dan “adı açıklanmayan üst düzey bir askeri yetkili”nin verdiği cevaplarla sürekli “bilgilendirilmiştir”. 12 Eylül’den sonra ilk seçimler yaklaşık üç yıl sonra yapılmıştır. her türlü görevi yapacak azim ve kararlılığa sahiptir” vurgusuyla verilen mesaj. Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923’ten son sıkıyönetimin süresini doldurduğu 19 Temmuz 1987 tarihine kadar geçen 63 yıl 8 ay 20 günlük dönemin 25 yıl 9 ay 18 günü sıkıyönetimle geçmiştir. koalisyonun RP kanadının söylem ve eylemleri gerekçe gösterilerek Refahyol hükümeti etkili birçok kişi. 2000. 109) Susurluk olayının ardından başlatılan “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemine subay lojmanlarından yoğun katılımın olması. 23 ). Bu dönemde TSK da günlük siyasetin adeta bir parçası olmuştur. Bunun üzerine TBMM’de birinci parti durumunda olan RP ile ikinci parti olan DYP arasında 54. bildirilerin içerik. Bölgesel olağanüstü hal uygulamalarının dahil edilmediği bu hesaplamaya göre. “Refahyol hükümetinin kurulmasının ardından TSK. hem silahlı kuvvetler tarafından. anılan dönemin yüzde 40’lık bölümü ordunun “kontrolü” altında yaşanmıştır (Üskül. örgüt ve kurum tarafından izlemeye alınmış.Erciyes İletişim 2009 Ocak   olarak cumhurbaşkanı seçiminde yaşan kriz ve ekonominin giderek kötüleşmesi yüzünden çeşitli uyarılarda bulunulmuştur. Bir yıllık (Haziran 1996-Haziran 1997) iktidarı süresince. 1990’lı yıllarda yapılan seçimlerde hiçbir parti tek başına hükümet kuracak yeterli çoğunluğa ulaşamadığı için bu dönem koalisyonlarla geçmiştir. Dönemin koalisyon hükümetleri her üç sorunla da başa çıkamayınca 12 Eylül 1980’de ordu bir kere daha yönetime el koymuştur. O ana kadar üç kez kesintiye uğramış olan demokratik yaşam. TSK’nın kamuoyu baskısı yaratan eylemleri olarak değerlendirilmelidir. Topluma sürekli korkular salınmış. 11   akademia . o kadar ileri boyutlara varmıştır ki. 11 Ocak 1997’de Genelkurmay Başkanlığı. 1989. 24 Aralık 1995 tarihinde yapılan genel seçimden Doğru Yol Partisi (DYP) ve Anavatan Partisi’nin (ANAP) önünde birinci parti olarak çıkan Refah Partisi (RP). hem de iyice militer bir yapıya bürünen sivil toplum örgütleri tarafından… TSK’nın politik alana müdahalesi. hükümet (Refahyol) kurulmuştur. dönemin muhalefet partisi CHP’nin genel başkanı Deniz Baykal’ın sözüyle. Siyasi yasakların yanı sıra Anayasa ve yasalardaki birtakım kısıtlamalar sivil siyasetin sınırlarını iyice daraltmıştır. Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının oluşturduğu Milli Güvenlik Konseyi 12 Eylül döneminin en önemli karar mercii olmuştur.

Sivil otoritenin tıkanıp ülke sorunlarına çözüm üretemiyor gibi görünmesi ve ülkede bazı sorunların yoğun olarak yaşanmaya başlaması. Gece yarısına kadar devam eden 28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısı ise. askerlerin. Siyasete Müdahalenin Değişen Yüzü TSK kimi zaman emir-komuta zinciri içerisinde. TSK’nın medyaya yansıyan olumsuz/uyarı mesajlarına karşılık Başbakan Erbakan’ın tavrı hep “Askerle uyum içerisindeyiz.   Brifinglerden sonra sivil iktidara karşı iyice bilenen sivil toplum örgütleri ve medya temsilcileri Erbakan ve arkadaşlarının dize getirilişinden ve yönetimin artık tamamen askerlerin kontrolüne geçtiğinden bahsetmektedir: Dün dinlediklerimden sonra. 12   akademia . Bu müdahalelerin ortak gerekçeleri şunlar olmuştur: a.2.tarihinde ilk kez. RP’nin iktidara gelmesiyle beliren tehlikelere dikkat çekilmiştir. silahını kullanmaya gerek görmeden bir darbe daha yapmıştır. hâkim ve savcılara. 2000. “28 Şubat süreci”nin başlangıç tarihi olarak belirlenen bu brifingden bir süre sonra MGK. 1997) “Başbakanlığa oturmadan” yapılmış bir askerî müdahale olmasından ötürü 28 Şubat. 130). Darbe silahsız yapılmıştır. başta Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya olmak üzere asker üyelerin Başbakan Necmettin Erbakan ve diğer sivil üyeleri sorgular tarzdaki konuşmalarının/sunumlarının ardından alınan kararlar dolayısıyla literatüre “postmodern darbe” olarak geçecek ve ordunun/askerin siyasete müdahalesinin en ileri boyutunu oluşturacaktır. Türkiye’yi sivillerin idare etmediğini bir kere daha ve üstelik son derece açık ve net biçimde anladık. kimi zaman da “rahatsız” küçük grupların aşağıdan yukarıya doğru zorlamasıyla değişik tiplerde dört kez siyasal sistemi derinden sarsan müdahalede bulunmuştur. gerek açık gerek satır aralarından anladığımız kadarı ile. cumhurbaşkanını (Süleyman Demirel) davet ederek kendisine irtica tehdidini konu alan bir brifing sunmuştur. Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı’dan görevi devralan Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun “bin yıl süreceği”ni söylediği 28 Şubat Süreci. “akredite medya”ya ve sivil toplum örgütlerine “irtica tehdidi” ile ilgili brifingler vermesi. şunu hemen eklemek isterim. ortamın iyice gerilmesine ve tüm kesimlerin Refahyol hükümeti karşısında konumlanmasına yol açmıştır. Genelkurmay’ın siyasî hayatın önemli “karargâh”larından biri olarak faaliyetlerini yoğunlaştırdığı Şubat 1997’de üst düzey bürokrasiye. taraftarları ve mağdur ettikleriyle büyük tartışmalara ve köklü değişimlere sebep olmuştur. “postmodern darbe” sayılmıştır. ancak öncesi ve sonrası. “Atatürk ilkeleri ve laikliğe saygılı olmayanlarla uyum içinde olması düşünülemez”di (Balcı. böylece TSK. Yasallığı konusunda şüpheler bulunan Batı Çalışma Grubu’nun hazırladığı rapordan hareketle. eşit ve birinci derecede öncelikli” kabul ederek. güçlü aktörleri ve hukukî olup olmadığı konusunda çokça tartışmaların yapıldığı uygulamaları ile Refahyol hükümetini istifaya zorlamıştır. “Bölücü terör”ü uzun yıllar tehdit listesinin ilk sırasında tutan MGK. 144-145) büyük bir değişim gerçekleştirmiştir. anılan MGK toplantısında alınan kararların uygulanmasının izlenmesi amacıyla oluşturulan yeni birimleri. Kahraman ve gözbebeğimiz ordumuz…” şeklinde olmuştur. 2000. Daha ne yapsınlar? Bir tek çıkıp Başbakanlığa oturmadıkları kalmış durumda. “Siyasal İslam’ın Türkiye için tehdit unsuru olmaya devam ettiğini” duyurmuştur. sıralamadaki bu değişikliği “gizli anayasa” olarak da nitelenen Milli Askeri Strateji Konsept’ine geçirerek (Balcı. 1. sakın Türkiye’yi sivillerin idare ettiğini sanmayın… Dün duyduklarımızdan sonra. Oysa Genelkurmay Genel Sekreterliği’nin sık sık yaptığı açıklamalardan birinde dile getirdiği gibi. (Sertoğlu. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde “Bölücü ve irticai faaliyetleri.

50) için ulusun/devletin koruyuculuğunu da üstlenmiş olması. demeçleri. Gösterilen bu gerekçelere zaman zaman başka unsurlar da eklenmiş ve müdahalelerin meşruiyeti/kaçınılmazlığı daha sağlam temellere dayandırılmıştır. 3 Ekim 2005’te AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamıştır. farklı dil ve lehçelerde yayına izin verilmesi… 2002 ve 2004’teki AB Zirvelerinde alınan kararlar gereği Türkiye. mevzuatın AB mevzuatına uydurulması için birtakım demokratik atılımlar gerçekleştirilmiştir: İdam cezasının kaldırılması. Milli Güvenlik Kurulu’nun ve Genel Sekreterliğin siviller lehine yeniden yapılandırılması. beklendiği kadar “sert” çıkmadığı için bazı çevrelerde hayal kırıklığı yaşatmış olsa da siyasî iktidarla ilişkileri. Ancak AKP iktidarına karşı “mesafeli” tavrını koruyan TSK. 2000’li yıllarda Türkiye. hem de Türkiye’de demokrasi vurgusunun arttığı 2000’lerde askerin/ordunun siyasete müdahale geleneğinde bir değişiklik olmuş mudur? Bu sorunun cevabı olumlu değildir. cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça gerilim yine tırmanmıştır. ikili ilişkileri bakımından Özkök’ten farklı olduğunu her zaman hissettirmiştir. kısa süre sonra adı cumhurbaşkanı adayı olarak 13   akademia . Ordunun ulusun ya da devletin hizmetinde olduğu. Büyükanıt. AKP’nin güçlü halk desteğine sahip olmasından dolayıdır. Cumhurbaşkanı olacak kişinin cumhuriyete ve laikliğe sözde değil özde bağlı birisinin olması gerektiğine ilişkin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’a ait açıklama işte bugünlerde yapılmıştır. Siyasî iktidar TSK tarafından yürütülen terörle mücadelenin sekteye uğramaması için her fırsatta orduya güvenini ifade etmiş ve en büyük destekçisi olmuştur. Ne var ki. Bu süreç yukarıda sıralanan atılımların devam ettirilmesini gerektirmektedir. bu doğrultuda Anayasa ve yasalarda çeşitli değişiklikler yapılmış. Bu müdahaleler birer darbe niteliğinde olmasa da siyaset ve toplum üzerinde baskıların oluşmasına yetmiştir. kamusal alan. 2005’ten sonra tırmanışa geçen terör olayları ile AKP iktidarıyla birlikte yeniden görünür hale gelen “başörtüsü sorunu”nun 2007’deki cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Genelkurmay kaynaklı “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olma ve bunu davranışlarına yansıtma” bağlamında tekrar tekrar gündeme taşınması ile TSK’nın siyasî iktidarla ilişkileri farklı boyutlar kazanmaya başlamıştır. ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılması/azaltılması. 1998.Erciyes İletişim 2009 Ocak   b.bu defa Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)   iktidarı üzerinde kuşku bulutları dolaşmaya başlamıştır. AKP’liler askerler tarafından düzenlenen törenlere ya çağrılmamışlar ya da “eşsiz davetiye” gönderilerek başörtüsünün “kamusal alan”a girmesine engel olunmuştur. bu koltuğa aday olacak herhangi bir AKP’linin seçilmesi kuvvetle muhtemeldir. Eski yöneticilerin ulusal çıkarları koruma görevlerini kötüye kullanmış olmaları. cumhurbaşkanlığı gibi konularda AKP’nin net olarak karşısında durmuştur. AKP iktidarının resmi tören ve kabulleri. Askerlerin siyasete müdahaleleri “bin yıl sürecek” denilen 28 Şubat Süreci içerisinde değişik biçimlerde ve tonlarda devam etmiştir. zira. karşılama ve uğurlamaları ise askerler tarafından boykot edilmiştir. bu dönemde –özellikle Genelkurmay Başkanlığı’nın “demokrat” Hilmi Özkök’ten “şahin” Yaşar Büyükanıt’a geçmesiyle. Avrupa Birliği (AB) üyesi olmak için yoğun çabalara girişmiş. Bu konumun fiilî bir müdahaleye ya da 28 Şubat Süreci benzeri bir baskı ortamına dönüşmemiş olması. laiklik. Hem AB çevrelerinde. Bu açıklamaya rağmen AKP geri adım atmamış. c. bu alanda çeşitli sorunlar yaşandığı için müzakereler istenen hızda gelişmemektedir. başörtüsü. ancak. mevcut rejimin ya da hükümetin hizmetinde olmadığı (Atay.

ordunun siyasete müdahalede kararlı olduğunu bir kere daha hatırlatacaktır. tavrını. Aksi bir düşünce ve tutum asla kabul edilemez. basın yayın organlarına gece yarısı verilmiş ve Genelkurmay Başkanlığı’nın internet   14   akademia sitesinde yayınlanmıştır.” (Yeni Şafak. Bu açıklama hükümete karşı bir tutum olarak algılanmıştır. Öncelikle devletimizin yüce makamı olan Cumhurbaşkanlığı’na 11’inci Cumhurbaşkanı’nı seçme sürecinde böyle bir metnin hem de gece yarısı ortaya çıkması. Büyükanıt’ın sözlerine şöyle karşılık vermiştir: Bundan hiç kimsenin şüphesi yok. Aksi halde devletimizin güçlenmesine ülkemizin huzur ve refahına telafi edilemez zararlar verilmiş olacaktır. geri döndürülemez bir kazanımdır. Açıklamada 23 Nisan törenlerine denk gelen bazı faaliyetler bağlamında AKP iktidarına sert uyarılarda bulunulmuş ve şöyle denilmiştir: “(…) TSK. Öncelikle söylemek isteriz ki Başbakan’a bağlı bir kurum olan Genelkurmay Başkanlığı’nın herhangi bir konuda hükümete karşı bir ifade kullanması demokratik bir hukuk devletinde düşünülemez. kendilerini öteden beri ülkenin/rejimin “asli kurucusu/sahibi” olarak gören ve “sözde değil özde laik” cumhurbaşkanı isteyen askerlerin tavrı merak edilmiştir. 24 Nisan 2007’de yapılan AKP Grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Gül’ün adını açıklayınca. çok geçmeden ve o güne kadar hiç başvurulmayan bir yolla ortaya koymuştur: Genelkurmay Başkanlığı. görevleri Anayasa ve ilgili yasalarla tayin edilmiş bir kurumdur.04.04. (Sabah. Devletimizin temel değerlerini koruma konusun da birincil görev hükümetindir. son derece dikkat çekicidir.2007). Türkiye’nin güçlenme. 27 Nisan akşamı saat 23.2007) . “emuhtıra” olarak nitelendirilecek ve 1997’deki 28 Şubat MGK kararlarından 10 yıl sonra verilmiş olan bu muhtıra. Zaten Genelkurmay Başkanımız da bundan şüphesi olmadığını açıkça söylemiştir (Yeni Şafak. Bunun dışındaki arayışların ülkemize ve milletimize ne kadar zarar verdiği geçmişte yeteri kadar acı biçimde tecrübe edilmiştir. 13.04. hatta kararlılık vurgusu yapılmak suretiyle tehdit edilmiştir.2007) Bu açıklama bir muhtıra setliğindedir. (…) Bu metnin basın yayın organlarına verilmesi ve Genelkurmay'ın internet sitesinde yayınlanmasındaki zamanlama manidardır. Bunun bu hassas dönemde Anayasa Mahkemesi eksenli tartışmalar yapılırken ortaya çıkması yüce yargıyı etkilemeye yönelik bir girişim olarak algılanacaktır. Genelkurmay Başkanlığı hükümetin emrinde. TBMM Türkiye’nin Cumhurbaşkanını seçerken şüphesiz ki bunlara dikkat ederek seçecektir.20’de internet sitesinden yaptığı açıklama ile tepkisini göstermiştir. Herkese ve her kuruma düşen görev bu sürecin ilerlemesini kolaylaştırmaktır. modernleşme ve demokratik standartlarını yükseltme sürecinin sağlıklı yürümesi bakımından zorunludur. (…) Güven ve istikrarı zedeleyenler ülkemizin ve milletimizin âli menfaatleri bakımından doğuracağı olumsuz sonuçların sorumluluğunu da yükleneceklerini bilmelidirler. Kuşkusuz demokratik bir düzende bunun düşünülmesi bile yadırgatıcıdır. birtakım faaliyetlerden bahsedilerek hükümet uyarılmış. Asker. bunun tersini düşünmek zaten mümkün değildir. Türkiye’nin her sorunu hukuk kuralları ve demokrasi içinde çözülecektir. Ancak. 28. Hükümetimiz. 29.duyurulacak olan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül. (…) Devletimizin tüm temel kurumlarının bu konularda daha özenli ve dikkatli olması gerektiği. Hükümet bu konuda tavizsiz bir şekilde taraf olduğu için hükümete bağlı tüm kurumların da bu doğrultuda taraf olmaları zaten eşyanın tabiatı gereğidir. Cumhuriyetimiz ve demokrasimiz vazgeçilmez. Genelkurmay Başkanımızın da şüphesi yoktur ki. 28 Şubat muhtırasında olduğu gibi. bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir. Cumhuriyet tarihinde belki ilk kez bir Genelkurmay muhtırası anında karşılık verilerek adeta püskürtülmüştür: Dün Genelkurmay Başkanlığı tarafından çeşitli konulardaki görüşlerini ifade eden bir açıklama. demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi daha da güçlendirmek ve demokrasimizi zedeletmemek konusunda tam bir kararlılık içindedir.

“işlerin iyi gitmediği” durumlarda muhtemel kurtarıcıları gündeme getirmekte ve bunların ülkeyi nasıl kurtaracağı. örgütleri. Bu aşamada sivil politikacılar ve kurum olarak sivil siyaset yıpratılmaya başlanmakta. İnternet sitesinde çıkan açıklamalar her zaman bilgilendirme amaçlı olmamakta. “bazı basın organları” gibi ifadelerle bir dışlama yapılmakta ve bazıları   ötekileştirilerek toplum. modern bir ifadeyle sürdürülebilir bir muhtıra süreci içinde demokrasi oyunu oynanmaktadır. Bu durumda açıklamaların sayısı giderek artmakta ancak etkisi eski bildirilerin/açıklamaların/ muhtıraların çok gerisinde kalmaktadır. Devletin asli sahibi olarak görülen orduya özellikle ana-akım basın toz kondurmamakta.2007) suretiyle geri adım atmamıştır. öteden beri sürdürülen bir gelenek gereği siyasîleri. daha şeffaf bir yapılanmaya gitme kararı alarak (Şeffaflık Büyükanıt’tan sonra Genelkurmay Başkanı olan İlker Başbuğ’la birlikte düzenli basın toplantıları da yapılmak suretiyle daha ileri götürülmüştür) internet sitesi yoluyla sürekli olarak kamuoyunu bilgilendirmektedir. 2008. kimlerin hangi görevleri üstlenecekleri konusunda yayınlar yapmaktadır. Ordu. 30. 1996. oldukça dışlayıcı ve taraflıdır. Bunlar yapılırken “gece yarılarına kadar ışıkları yanmakta olan” Genelkurmay karargâhından sızacak bilgilere büyük değer verilmekte ve bu bilgiler “üst düzey bir askeri yetkili”nin ağzından “asker rahatsız” türünden başlıklarla haberleştirilmektedir. Sivil 15   akademia . 2. 719). Bu sürdürülebilir muhtıra sürecinde Genelkurmay tarafından yayımlanan kendi ifadeleriyle “basın açıklamaları”. “bazı gruplar”. buna karşılık sivil hükümetleri kale almamakta ve ordu ile siyasetin karşı karşıya geldiği durumlarda silahlı kuvvetlerin tarafında yerini almaktadır. ordunun Türk siyaseti açısından taşıdığı önem/ağırlık ile paralellik göstermektedir. TSK’nın beklenmedik cevap karşısında siyasetle ilişkisi elbette kopmamıştır. kamuoyu oluşturma gücünü de kullanarak. Muhtıranın hedefindeki isimlerden Abdullah Gül de “adaylıktan çekilmesinin söz konusu olmadığı”nı açıklamak (Sabah. Basın. basında bu durumun sorgulanmasından ziyade. orduda veya diğer üst düzey bürokraside de olabilecek olan yolsuzluk. kirlenme olayları. Bu durumda sivil politikacılar adeta medyanın alay konusu etmesi gereken zavallı kuklalar haline gelmektedir (Gökmen. çevre ve odaklara bölünmektedir (Akyeşilmen. kamplara. bir otorite olarak kabullenme tavrı çok belirgindir. sık sık kullanılan bir “takım çevreler”. yeni dönemde muhtıraların/açıklamaların adresi olarak kullanılacak olan Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesi. “bazı odaklar”. çok partili hayata geçilmesinin ardından siyasetin önemli aktörlerinden birisi olarak kabul edilmiş olduğu için.04.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Hükümetin muhtıraya aynı sertlikte cevap vermesinden sonra Başbakan. Örneğin. “hayalî” yeni oluşumlar üzerinden umut tacirliği yapılmakta veya bürokrasiden medet umulmaktadır. gruplara. Ancak bu dönemdeki açıklamaların/muhtıraların önemli bir farklılığı bulunmaktadır: Genelkurmay Başkanlığı. sivil ve masum bir tanımlama ile muhtıralarda kullanılan dil. Genelkurmay Başkanı ile telefon görüşmesi yapmış ve basında bu görüşmenin ortamı yumuşattığı yazılmıştır. Genelkurmay Başkanlığı’nın 27 Nisan 2007 tarihli muhtırasından sonra Türkiye hep bir “muhtıra hali” içindedir. sadece sivil siyasetçilerin üzerine yıkılarak haberleştirilmektedir. bu tarihten sonra da (çoğunlukla terör olayları ile ilgili olmak üzere) en önemli iletişim kanalı olarak kullanılmıştır. “Silahlı Kuvvetler” Yanında Türk Basını Karşısında/ Türk basınının “silahlı kuvvetler”in siyasal sisteme müdahalesi karşısındaki tutumu. 8). “Kurtarıcı” güçlü bir muhalefet partisi bulunmuyorsa. kayırmacılık. kişi ve kurumları uyarı niteliğinde de olmaktadır.

Darbeler ve Türk Basını . vatan. bayrak gibi değerler üzerinden insanların/kurumların samimiyetleri sorgulanmaktadır. bu yüzden onaylanmışlardır. 4. (Herman ve Chomsky. medya organizasyonlarının sadece medya alanında değil başka pek çok sektörde de faaliyet göstermelerine yaramaktadır. Herman ve Chomsky’nin ülkelere göre değişiklik gösterebildiğini kaydettikleri bu filtreler/süzgeçler beş tanedir: 1. Bu bağlamda ana-akım basının tavrı. haberleri “objektif” olarak seçtiklerine ve yorumladıklarına kendilerini inandırabilirler. televizyon kanalında aynı içerikte çok sayıda “haber” yayınlanmaktadır. Ana-akım medya organlarına hep belirli isimler çağırılmakta. nesnellik sorgulamasına gerek duymamaktadır. grup. “Marjinalleştirilenler”in dışında kalan ana-akım Türk basınının ordu-siyaset ilişkisinde takındığı tavrı bu kuramsal çerçeve dâhilinde değerlendirmek doğru olacaktır.1. neyin haber değeri taşıyıp taşımadığını tanımlamakta ve propaganda kampanyalarına dönüşen süreçlerin temellerini ve işleyişlerini açıklamaktadır. Bir kısım ülkelerde ve dönemsel olarak çok başvurulan bir diğer süzgeç ise “anti-komünizm” süzgecidir: Medyaları “komünistlik yapıyor” diyerek korkutma ve sistem dışında bırakmanın ülkeden ülkeye ve dönemden döneme değişin biçimleri hâlâ çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. 5. Herman ve Chomsky’nin geliştirdiği propaganda modeliyle paralellik göstermektedir. ne dedikleri/diyecekleri merak edilen kişi ve kurumlar olarak yayınları yönlendirmektedirler. sermaye sahipleri. Bu süzgeçlerin işleyişinden kaynaklanan medya üzerindeki seçkinler hâkimiyeti ve muhaliflerin marjinalleştirilmesi öylesine doğal bir şekilde gerçekleşir ki. Bir kısmı gerçekte var olmayan filtreler/süzgeçler nesnel habercilik yapılmasını engellemektedir. “Onaylanmış” haber kaynakları. Bu beş bileşen birbiriyle etkileşime girmekte ve birbirini pekiştirmektedir. Askerlerin de içerisinde bulunduğu iktidar sahiplerinin (ekonomik örgütler. 81-82) Haberciler zamanla propagandanın kullandığı süzgeçleri. Medya için en büyük gelir kaynağını oluşturan reklâmcılar ve onların arkasındaki sermaye sahipleri medya organlarının içeriğini belirlemede çok etkili rol oynamaktadırlar.siyasetten umutlar kesildiği anda rahatsız olan askerlerin “artık” harekete geçmesi gerektiğine ilişkin yayınlar yoğunluk kazanmaktadır. haberin oluşum sürecinin doğal birer parçası olarak kabul etmekte ve doğruluk. 2. özellikle ordu-siyaset ilişkilerinde bir propagandanın uygulayıcısı olarak faaliyetlerini yürütmektedir. aykırı bir şey söylememektedir. İşlenmemiş haldeki ham haberler. Ana-akım basın organları. dergi. bürokratlar vs) genel çerçevesini çizdiği sisteme dahil olmazlarsa var olamayacaklarına dair bir kabulün etkisi altında “saf gerçeği” nesnel bir biçimde iletmekten kendilerini mahrum bırakmaktadırlar. Medya organlarının istenmeyen bir içerik hazırlaması durumunda. örgüt veya kitleleri “tepki üretimi”ne zorlayan kişi ve kurumlar da nesnel haberciliğin önündeki en önemli engellerden/süzgeçlerden biri olarak çalışmaktadır. Din. o “uzmanlar” da istenmeyen. Bu süzgeçler. genellikle tam bir dürüstlükle ve iyi niyetle çalışan haberciler. geriye yalnızca basıma uygun damıtılmış bir artık kalana kadar peş peşe süzgeçlerden geçirilmektedir. 3. 2006. güncellik. medyayı   disiplin altına almak için dava açan veya kişi. Türkiye’de çok partili siyasî yaşama geçildikten kısa bir süre sonra gerçekleştirilen ve siyasî iktidarın görev süresini adeta tayin etmek bakımından bir 16   akademia 2. böylece diğer sektörlerden elde edilen kâr medyada kullanılmakta ve aynı gruba ait pek çok gazete. Medyanın büyüklüğü. belirli konularda görüşlerine başvurulan.

bütün memlekette dün gece sabaha karşı idareyi ele aldı” şeklinde ihtilal haberini duyururken (28. İlk demokrasi deneyimini yalnızca on yıl yaşatabilen Türkiye’de. Ancak bir Milliyet yazarı orduya minnettarlığını yazısının başlığından sunmuştur (Ulunay. 28. 27 Mayıs ihtilali için hem ihtilal günlerinde. zor durumların eri olduğuna. dünyalar birdenbire benim oldu. Demokrat Parti iktidarının onuncu yılında yapılan bu ilk askeri darbeyi yaklaşık onar yıllık aralarla diğerleri (darbe. Sadece sol basın ya da solcu yazarlar değildir 27 Mayıs’ı alkışlayanlar. bir askerî yönetim insan hak ve hürriyetlerinin “neşv-ü nema” bulması olarak alkışlanmıştır. 12 Eylül 1980.1960. muhtıra haberleri verilmiştir. akademia 17     . varlığını.1960). 27. basın 12 Eylül’ü “sevinç çığlıklarıyla” karşılamıştır. hem de üzerinden on yıllar geçtikten sonra bile basında kendisine bir hayli geniş yer bulmuştur. 28. 28 Şubat 1997. o günkü tabloyu İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşuna benzetecek kadar “ihtilal sevinci” yaşamıştır: “Siyasi ufuklarımızın buhranlı. basın da DP iktidarına karşı çok sert bir tutum takınmıştır.05. 4   Dönemin bir başka ünlü yazarı Bedii Faik ise 27 Mayıs’ı “gülen ihtilal” olarak nitelemiş ve “Türk ordusunun bastığı yerden çimenlerin. askerî darbe çağrıları –alenen olmasa bileyapılmış. Milliyet gazetesi çok nötr bir ifadeyle “İdare orduda” başlığını kullanmıştır (27. 12 Mart (1971) muhtırasının ertesinde de. 12 Eylül (1980) darbesinin ardından da benzer duygularla yazılmış yazılar bir hayli fazladır. özellikle ana-akım basında. hatta “ordunun geçtiği yerde insan hak ve hürriyetlerinin. bir darbe. çok önemlidir. selametini. 12 Eylül (1980) öncesi cumhurbaşkanı seçilemeyen uzun dönemde.1960). 27 Mayıs (1960) ihtilalinin ardından yazdığı ilk yazıda (Vatan.05. boyunları bükülmüşken suya kavuşmuş çiçekler gibi doğrulduklarının görüldüğünü” coşkuyla ifade etmiştir (Dünya. serbest gelişme imkânlarının tehdit eden her türlü tehlike ve engelleri yenmeyi bileceğine ait güven ve imanım asla sarsılmıyordu… Bu sabah erken saatlerde radyomu dinlerken.1960. 1): “Bu eli minnetle öpmeliyiz” Bu türden ifadelere ihtilal günlerinde Abdi İpekçi ile Çetin Altan’ın (Ertunç. 1922’de Ege’nin istiladan kurtulduğu günlerde Ege halkının ağzından düşmeyen bir sözü tekrarlayarak “Allah’ın bugünü de varmış” diye söylendim.05. “postmodern darbe”. Muhalefet partisi CHP ile basının 27 Mayıs ihtilalindeki rolleri uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. darbeleri de çeşitli gerekçeler üreterek meşrulaştırmıştır. güllerin bittiğini” yazmış. basını bir anda 12 Eylül’e ortaklığa itmiştir (1996.05. muhtıra.Erciyes İletişim 2009 Ocak periyot oluşturan4 27 Mayıs (1960) ihtilali ve bu ihtilal sürecinde basının sergilediği tavır. DP vaatlerinin aksine. dönemin başındaki iyimser havanın aksine sağlıklı bir zeminden uzaktır. Cumhuriyet gazetesi “Kahraman Türk ordusu. Türkiye’de çok partili yaşamın ilk siyasî iktidar döneminde basınsiyasî iktidar ilişkileri. Türkiye’nin ilk çok partili hayat denemesi birtakım siyasî ve ekonomik sebeplerle birlikte basının sert ve yıpratıcı muhalefetinin de etkisiyle onuncu yılında kesintiye uğramıştır.1960): “Milletçe bayram sevinci içindeyiz” Ve yine bu sevinç tezahürleri sadece 27 Mayıs ile sınırlı da değildir. 436) ve Doğan Avcıoğlu’nun 1961’den itibaren çıkmaya başlayan Yön dergisinde yayımlanan yazılarında da rastlamak mümkündür. Daha sonraki ihtilal dönemlerinde karşılaşılacak demokrasi dışı tavırlar. basının ihtilaldeki rolü kadar bu ilk ihtilalden sonraki tutumu da dikkat çekmiş ve eleştirilmiştir. Allah’tan hiçbir zaman ümidimi kesmiyordum.05. Ahmet Emin Yalman.1960).05. Ordunun/silahlı kuvvetlerin otoritesinin üstünlüğüne her zaman “saygı duyan” anaakım basın. milletimizin olgunluğuna. karanlık manzarasına bakarken. 718). özellikle muhalif basın üzerinde baskı kurmuş. 27 Nisan 2007. Bir ihtilal. 1). 2004. Gökmen’in ifadesiyle. e-muhtıra gibi değişik adlarla) takip etmiştir: 12 Mart 1971. Darbe üzerine atılan sevinç çığlıkları.”                                                              1960’ta. Tercüman gazetesi de ihtilali sevinçle karşılamıştır (28.

5 2. 1990 ve 2000’lerde darbeler üzerine yazılan yazılarda. 22). askerî yönetimin sona erip sivil iktidarların yönetimi devraldığı dönem başlayınca. 12 Eylül’ün komutanı Kenan Evren ise ihtilal günlerinde kendilerini alkışlayan basının ilerleyen yıllarda demokrasi savunuculuğu yapmasını ünlü yazarların iki farklı zamandaki yazılarını bir araya getirerek bir kitap konusu yapacak kadar tepkisini ileri götürmüştür. 12 Mart öncesi ve sonrasında takındığı tavra. Cumhuriyet’in temel değer ve nitelikleriyle oynanmasına alışkın olmayan TSK’nın Cumhuriyet rejimini koruma ve kollama girişimidir. bu tarz yazıları yazan birçokları gibi. İhtilal günlerinde darbeyi alkışlayanların. onların “insan hak ve hürriyetleri” konusundaki tutarlılıklarının sorgulanmasını gerektirmektedir. 1961 Anayasası’na bakmak yeter. Hayati Tek’in. 2001. 1) diye bitirecek kadar bir askerî ihtilale taraf olmaktadır. 22). baskılarını. yakın çevresini veya ideolojik paydaşlarını olumsuz etkilediği diğer bazıları ise eleştirilmiştir. bürokraside. iş hayatında kendisini. Bu bağlamda.Basında darbelerin gerekliliğini/ kaçınılmazlığını konu edinen yazılar. 27 Mayıs Harekâtı. 27 Mayıs için dile getirilen başka meşruiyet gerekçeleri de vardır savunucuların yazılarında: Darbeden sonra hazırlanan anayasa. “sıkı” yönetimin bitişinden sonra demokrat maskelerini yeniden takarak askerleri eleştirmeye başlamaları. ancak bu durum silahlı kuvvetleri övgüdeki ölçüsüzle karşılaştırılınca büyük bir tuhaflığa yol açmaktadır.’ 27 Mayıs’ın doğru bir biçimde değerlendirilmesi için. yapılan “haydutça bir müdahale”den çok. “kurtuluş operasyonu”6 olarak algılanmıştı. adeta “iyi darbekötü darbe” ayrımına gidilerek bazı darbeler                                                              açıkça savunulurken üniversitede. en demokratik olanlarından biridir (İnce. 27 Mayıs’tan sonra yayınlanan karikatür ve yazılarda “basın-ordugençlik” üçlemesiyle sık sık tekrarlandığına.” Ateş. tek kelimeyle ‘utanmazlıktır. ihtilal günlerinde yoğunluk kazanmaktadır. askeri müdahaleler tarihinde herhalde kendine özgü iyi bir yeri olmak gerekir (Ekşi. O nedenle de. K. Üstelik “halk” da bu “harekâta” yürekten destek vermiştir: “Halkımızın “meşruiyet” bilinci o tarihte bu kadar netleşmemiş olmalı ki. Türkiye’de Demokrat Parti üyeleri hariç hemen herkesin yürekten onayını kazanmıştı. 2005. basında darbe dönemi sonrasında rastlanan asker/darbe /militarizm karşıtı hava yerini başka bir “politika”ya bırakmıştır. gazete manşetlerinin darbelerin oluşumunda ne denli önemli bir rol oynadığına. Medya Safını Seçti: İyi Darbe Kötü Darbe Darbeler sayıca arttıkça ve “çeşitlilik” kazandıkça. 2000. Bkz.                                                              Ahmet Emin Yalman’ın biraz yukarıda yer verilen görüşleriyle gösterdiği paralellik dikkatlerden kaçmamalıdır. Toktamış Ateş de 27 Mayıs’ı övmektedir: “26 Mayıs 1960'ta Türkiye’de demokrasi yoktu. 5 6   18   akademia . (İnce. 1). 27 Mayıs’ın çekirdek kadrosunda yer alan Orhan Erkanlı kendilerini darbeye zorladığından şikâyet ettiği basın organlarından bahsederken “Bizi Akis dergisiyle Ulus gazetesi mahvetti” demiştir. 2005. ülkenin ekonomik durumunu ve anti-demokratik uygulamalarını gerekçe göstererek darbeyi savunmaktadırlar: “27 Mayıs. Evren. İşte o zaman (27 Mayıs’ı) 12 Mart’la. o zamana kadar var olan dünya anayasalarının en özgürlükçü. 12 Eylül’ün zirvesindeki Kenan Evren’in “basının orduyu darbe yapmaya davet ettiği” yönündeki ifadelerinin bunun en çarpıcı örneklerini oluşturduğuna değinen kitabı Darbeler ve Türk Basını (2003. 12 Eylül’le karıştıramayız. İstanbul: Milliyet. Ankara: Atılım) önemli tespitler içermektedir. yeni hükümetlerle. DP iktidarının icraatlarını. “27 Mayıs gerekliydi/kaçınılmazdı” türünden yazıları yazanlar. darbelerde aktif rol alan komutanlar. yazısını “Yaşasın 27 Mayıs devrimi” (Ekşi. Burada dikkatlerden özenle kaçırılan bir nokta var: Seçimlerle.2. Gerçekten “27 Mayıs 1960”ın. ispat hakkı gibi temel demokratik özgürlükler ağza bile alın(a)mazken bu yönetim biçimini ‘demokratik’ olarak değerlendirmek. Bu sebeple olacak. bizzat darbeyi yapanlar tarafından defalarca dile getirilen bu hususun. Ankara Cezaevi gazetecilerle doluyken. (1997) 12 Eylül’den Önce ve Sonra Ne Demişlerdi? Ne Dediler? Ne Diyorlar?. darbecileri alkışlayanların tavırlarında değişiklikler gözlenmekte hiç şüphesiz. daha sonraki yıllarda basının bu çifte standardına dikkat çeken açıklamalar yapmıştır.

27 Mayıs bir devrim havasında karşılanmış ve her yıldönümünde “iyi darbe” olarak anılmıştır. “Bugün falanca paşayla konuştuk.” diyen Can Ataklı. Ö. maksatlı/taraflı birçok “haber” hükümetin yıpratılması için birer silah olarak kullanılmıştır. hem de ertesinde büyük bir taraftarlık sergilediği darbe 28 Şubat (1997) tarihli olanıdır. hükümetin görevi devralmasından itibaren çok yıpratıcı yayınlar yapmış ve çeşitli vesilelerle ordunun müdahalesini beklemiştir. 27 Mayıs darbesine giden süreci. Söz konusu “hazımsızlık” sebebiyledir ki. 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini kendilerinden saymadıkları için “faşizan” bulmuşlar ve “kötü darbe” olarak eleştirilmiştir. o dönemde asker ve sermayenin baskısı altında kaldıklarını ifade etmektedir: “Ankara Temsilcimiz Fatih çekirge. basın da “haber” sıkıntısı çekmemektedir. göstermekte ve savunmaktadır. ana-akım basın askerî darbeleri çözüm olarak görmekte. böyle dedi” derdi. Batı Çalışma Grubu (BÇG) gibi yeni birimlerle “irtica malzemesi” toplayan Genelkurmay. çok partili hayata geçişin (ve iktidarda DP’nin bulunmasının) bu çevrelerde bir “hazımsızlık” yarattığını kabul etmek gerekir. 1999a) 9                                                              27 Mayıs’ın çekirdek kadrosunda yer alan Orhan Kabibay’ın ihtilal hazırlıklarına DP iktidarının birinci yılından sonra başladıklarına ilişkin geniş bilgi için bkz. ana-akım basın güçlüden yana olan tavrını korurken darbe yıllarında kendisinin. (1986). Hükümetin istifa etmemesi. “Kartel medyası 28 Şubat’taki irtica yaygarasından rant sağladı. DP iktidarının antidemokratik uygulamalarının hızlandırdığı kabul edilebilir. bir grubun yayın organlarında çıkan haber ve yorumlar diğerinde de ya aynı şekil ve üslupta veya benzer bir tarzda yayınlanmıştır. Bir İhtilal Daha Var 19081980. O dönem büyük medya için yüz karasıdır. İstanbul: Milliyet. usta habercileri köşe bucak “irtica” görüntüsü aramışlardır. Emir alıp haber yaptılar. Yine 27 Mayıs ihtilalini planlayanların/uygulayanların daha 1951 yılından itibaren harekete geçtiği7 bilgisi ve 27 Mayıs’ı savunanlarda sıkça rastlanan “1950’den sonra…” söylemi bir arada değerlendirildiğinde. Refahyol hükümetinin (özellikle “Refah kanadı”nın) yaptığı hataları yazmışlar. Doğruyanlış. Mesela Erol Özkasnak.                                                              akademia 19     . Her seferinde de bir paşa adına bir demeç gelirdi. askerlerin yönetimi devralmaması gibi farklılıkları sebebiyle öncekilerden ayrılan ve “postmodern darbe” diye nitelenen 28 Şubat 7 sürecinde medyanın rolü öncekilerden bir hayli fazladır. Milliyet gazetelerini. 28 Şubat öncesinde ve ertesinde Türk medyasının iki büyük grubu (Doğan/Hürriyet ve Bilgin/Sabah) birlikte hareket etmiştir.” demiştir (Zaman. İşbaşındaki Refahyol hükümetini bir türlü kabullenemeyen egemen medya. yakınının veya aynı siyasî/ideolojik görüşü paylaştığı kişilerin uğradığı mağduriyetten dolayı “sağcı” darbeye tepki duymaktadır. Bu haberlerin çoğunluğu da yalandır: “28 Şubat sürecinde özellikle büyük gazete ve televizyonların yaptığı haberlerin yüzde 90’ı yalandır. Bu dönemde en ciddi/itibarlı/verimli haber kaynağı “adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir askerî yetkili”dir. Zafer Mutlu ile bir araya gelir. hepsinin hemen hemen aynı manşetlerle çıktığını görürsünüz. ancak bu durum henüz emekleme döneminde bulunan çok partili siyasal yaşamın kesintiye uğratılmasına bir gerekçe olmamalıdır. Bunlar da Sabah yazarı Mehmet Barlas o günleri anlatırken.9 İki grubun birbirinden “şahin” kalemleri. 8 27 Mayıs 3 Nisan 1963 tarihinden itibaren 1982 anayasası yürürlüğe girene kadar “Hürriyet ve Anayasa Bayramı” adıyla resmi bayram olarak kutlanmıştır. Ancak bu eleştiri ilkesel bir temele dayanmamaktadır. Hürriyet.Erciyes İletişim 2009 Ocak   koalisyonlarla. basınla karşılıklı bilgi-belge alışverişi sayesinde amacına kolayca ulaşmakta. yani sivil inisiyatiflerle çözümlerin üretilmesinin mümkün olabileceği durumlarda. ama karşılığında da bir şeyler aldılar. Bütün gazetelere ve gazetecilere konuşurdu.8 Kendilerinden saydıkları 27 Mayıs için kutlamalar yapanlar. en önemli merkez ise Genelkurmay karargâhıdır. Öymen. Açın Sabah. Basının “iyi darbe-kötü darbe” ayrımını iyice belirginleştirerek hem öncesinde. Siyasî iktidarı düşürmek için fırsat kollayan.

2008. Sayfalarını silahlı gücün emrine vermeyi alışkanlık haline getiren ana-akım basın. 28 Şubat’a giden günlerde Genelkurmay Karargâhında brifinge çağrılmış ve burada “irtica” konusunda bilgilendirilmiştir. destekleriz” (Hürriyet) başlığıyla haber yapmakta. 28 Şubat sürecinde ana-akım basının sık sık kullandığı üst söylemle koalisyon ortakları adeta dövülmüştür. karargâhlardan gelen açıklamalar doğruluğu teyit edilmeye gerek duyulmadan manşetlere çıkarılmakta sakınca bulunmayan “özel haber”lerdir. askerler tarafından çok kötü bir şekilde kullanıldığını daha sonraki dönemde ortaya çıkan “andıç” olayında görmekteyiz. bir sendikacının ağzından “Darbe olsun. bir teröristin ifadelerine bir asker tarafından yapılan eklemeleri soruşturmadan haberleştirince hem maksatlı bir propagandanın kurbanı olmuş. 19) gibi başlıklarla korku havasının yayılmasına katkı sağlarken askerî kaynakların açıklamalarını “çok sert yanıt” gibi vurgulu ifadelerle vererek siyasî iktidarı haşlayanların safında olduğunu açık etmektedirler. hem de gazetecilerin de aralarında bulunduğu birçok kişi ve kurumun mağdur edilmesinden sorumlu tutulmuştur. iktisadi veya politik söylev biçimine dayanır.” (Zaman. “26 yıl önceki rüyayı yeniden görmek” (Radikal) diye darbe özlemini içeren bir yoruma yer vermekte. “Ankara’daki son durum: Her an her şey olabilir” (Sabah) tarzında yazarının (Fatih Çekirge) klasikleşmiş üslubunu yansıtan bir gerilim yazısını yayınlamaktadır. Böyle bir ortamda ana-akım basında “demokrasi”yi hatırlayan/hatırlatan kalem yok denecek kadar azdır. Bu dönemde basının başvurduğu yöntemlerden biri de aynı sayfa üzerinde birbiriyle ilintili (“irtica”) haberlerin bir arada sunularak korkunun egemen kılınması ve darbenin gerekliliğinin gösterilmesi şeklindeki habercilik politikasıdır. 52-58). (Birand. bu dönemde demokrasi karşıtı baskıların aracısı olmuştur. Öteden beri silahlı kuvvetler karşısında “esas duruş”ta duran ana-akım basın için brifinglerdeki bilgiler. arkasından da işte milletvekilleri istifa eder. Bu dönemde de önceki darbe dönemlerinde olduğu gibi. onlardan biri bu durumu şöyle ifade etmiştir: Çifte standart ve durmadan iniş çıkışları gösteren taraf ise bizleriz… Hep kendi istediğimiz yönde bir müdahale bekledik. Bir de baktık ki. Demokrasinin sağlıklı işleyişinin gözetecisi olması geren basın. Dönemin asker yanlısı gazetecileri haberlerini/yorumlarını yazarken “en kritik MGK” (Çekirge. Brifingden ayrıldıktan sonra gazeteciler. Tema-haber de denilebilecek bu formatta birbirine benzeyen haberlerin bir araya getirilerek.   20   akademia . yani tematik yakınlığı olan haberlerle bir toplam oluşturularak (Korat. Demokrat Parti’yi dahi durdurabilmek için askeri kışkırttık… PKK terörü sırasında da aynı durumla karşı karşıya kalmadık mı? Şimdi Refah’ın radikalleri sahneye geldi.1999) Askerlerin sıkı denetimindeki basının akredite olan kısmı. 93) güçlü bir etki uyandırılmaya çalışılmıştır. hatta gazetedeki bir toplantıda yazarlarla yüzleşerek onlarla sert tartışmalara girişmiştir. “Refah tehlikesi” konusunda ikna olduklarını gösterir tarzındaki yazılarında gerilimin tonunu daha da artırmıştır. Söz konusu üst söylemin temel karakteristik özelliklerinden birkaçı şöyledir: Belirli bir siyasi. Umberto Eco “birbiriyle ilintili haberlerin bir aynı sayfada dizayn edilerek” sunulmasıyla bir tür exemplum (üstsöylem) oluşturulmuş olacağını belirtmektedir (1998. 1997. 15) Askerden gelen haberleri manşete çıkarmakta tereddüt etmeyen ana-akım basının. 25. 1997.(Zaman. Demokrasi karşıtlığının zirve yaptığı günlerde Türk basını. askeri darbeye kışkırtan “haber” ve yorumlara rastlandığını belirtmeye gerek yoktur. 22.12.gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanır.12.1999) Dönemin önemli aktörlerinden Çevik Bir de yazılarından rahatsız olduğu bazı yazarlar konusunda Aydın Doğan’ı uyarmış. Yeni düşmanlarımız onlar oldu. demokrasi adına eskiden askeri eleştirenler bu defa askeri müdahaleye zorluyorlar.

8’inin de kaçırılmasında birtakım kuşkular dile getirilmiştir. bu noktada taraf olmuş insanların kürsüsü olarak herhangi bir parti. basında hiç de azımsanmayacak düzeyde ihmallerinden ötürü askerleri sorgulayan yayınlara rastlanmaktadır. Terör olaylarında ihmali bulunduğu gerekçesiyle silahlı kuvvetlerin komuta kademesi ilk defa “hesap ver”meye çağrılmıştır. Bu “açıklamalar” içerik ve üslubuna göre. brifinglerin. Taraf’ı farklı kılan şey. gündemi sarsan MGK bildirilerinin. sert açıklamaların “etkisi sınırlı” açıklamalara dönüşmesinde siyasî iktidarın kendisini hedef alan söz konusu açıklamaları anında yanıtlaması önemli rol oynamıştır. Militarist yaklaşımların kendilerine yine yer bulmaya devam ettiği bu dönemde. cumhuriyet tarihinde belki ilk kez geri adım atmamış ve generallere aynı tonda cevaplar vermiştir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Somut söylem biçimlerine yön veren bir tür exemplum niteliğindedir. çok yaygın olmasa da tepkisini dile getirmiştir.   21   akademia . ‘TSK yanlısı’ ve ‘TSK karşıtı’ olarak gruplandırmıştır. Türk basınının tamamına yakınının bu defa “esas duruş”unu bozması olmuştur. verili devlet düzeninin yapısıyla uğraşma. kuruluş veya sendika sözcüsü olmamaktır. Bir tür toplumsal şifredir. Genelkurmay kaynaklı ikinci andıç olayında. birincisinde olduğu gibi basın sessiz kalmamış. örgütleri ve bazen de terör haberlerini onaylamadıkları basınyayın organlarını hedef alan uyarıları içerdiği için “muhtıra” gibi algılanan sert demeçler olmuştur. ima edilmesi ve sürekli anımsatılması beklenir (Korat. silahlı kuvvetlerde rahatsızlık yaratmakta ve Genelkurmay bildirilerinde en çok hedef alınan yayın organı olmayı sürdürmektedir. Ancak yine yukarıda ifade edildiği gibi. Kamuoyu yaratmanın temel reflekslerini ve kodlarını içinde barındırır. Kuruluşundan itibaren yayınlarıyla ses getirmeyi başaran Taraf’ın yayınları. Kavramların. 109) Ahmet Altan’ın da içinde yer aldığı bir ekip tarafından 15 Kasım 2007’de yayımlanmaya başlanan gazete. Ancak bu dönemin en önemli farkı. (Korat. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın çok tartışılan açıklamalarını yaptığı 12 Nisan 2007 tarihli basın toplantısından bir gün sonra derginin merkezi basılarak. 27 Nisan’dan Sonra… Yukarıda da değinildiği üzere. Açıklamaların siyasî iktidarı/siyasîleri hedef alanlarındaki üslup ve içerik 28 Şubat sürecinden izler taşımaktadır. Açıkça söylenmesi değil. 2008. cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ve terör saldırılarının arttığı 2007 ve 2008’de Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesini kullanarak yaptığı açıklamaların sayısı giderek artmıştır. kimi zaman bilgilendirme amaçlı olmuştur. 101). Terör haberleri dolayısıyla Genelkurmay açıklamalarında hedef alınan basın-yayın organları. derginin sahibi de Nokta’nın yayınına son verildiğini o günlerde duyurmuştur. Taraf bu yönüyle birçok gazeteden farklıdır. etkisi sınırlı kalmıştır. Dağlıca baskını ile ilgili asıl 3. kimi zaman da siyasî iktidarı. manşetten verilen haberde 21 Ekim 2007’de gerçekleşen Dağlıca baskınında 13 askerin ölümü. siyasîleri. Basında askere muhalefetin/karşı duruşun öncülüğünü Taraf gazetesi yapmaktadır. Kasım 2006 tarihli Genelkurmay belgesi Türkiye’deki gazetecileri. daha ilk sayısında emekli bir üst düzey generalin Dağlıca baskınına ilişkin çarpıcı açıklamaları yer almıştır. Nokta dergisi 5 Nisan 2007’de ise TSK’nın ‘dost’ sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hareket etmesi gerektiğini savunan ve birçok sivil kuruluşun ismini içeren bir başka Genelkurmay kaynaklı belgeyi yayımlamıştır. bu defaki açıklamaların/muhtıraların sayısı çok. 8 Mart 2007 tarihli Nokta Dergisi’ne kapak olan habere göre. düşünme kalıplarının ve ideolojik tortuların oluşturduğu bir yapısı vardır. onu dönüştürme temelinde bir araya gelmiş. arama yapılmış. Bu yayınlar Nokta dergisinin sonunun getirmiştir. 2008.

Aktütün ile ilgili yayınlarını günlerce sürdürmüştür. ertesi günkü Taraf’ta “Tehdidi bırak hesap ver” başlığıyla haberleştirilmiştir: Bu gazete PKK’nın Aktütün baskınının bilinip izlendiğini ancak önlem alınmadığını belgeleriyle açıkladı. Açıklama. nasıl. açıklama beklemiştir (06. 11 Taraf’ın 6 Ekim 2008 tarihli birinci sayfasını kaplayan “Aktütün’ün ölü çocukları”nın soruları şöyledir: 10                                                                                    1. baskının nereden. ancak bu haber daha sonraki sert açıklamalar için gerekçe olarak dosyalanmıştır. Zayiatın büyük bölümü sınır ötesinden açılan ateş yüzünden demişsiniz. Siz. Nokta dergisi ve Taraf gazetesinin açtığı yolda diğer basın-yayın organlarının da Genelkurmay’ı üst perdeden eleştirmeye başladığı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Genelkurmay’ın. “kamuoyunu kendi çizgisine getirmek” amacındaki ordunun eylem planını açıklamıştır. Aktütün’ün mayıs ayındaki baskın sonrasındaki halini bilenler vardı aramızda. O halde o karakol hâlâ neden vardı? Askerî hata olmasa bu kadar zayiat verilir miydi? Biz bu kadar ölür müydük? 6. Bunu 1992’den bu yana tam beş defa yaptı. Genelkurmay çizelgesi.10 “Lahika” adıyla anılan bu plan. Hepimiz öldük.2008). Neden? 5. yeni anayasa paketini ise ‘millî devlete karşı olmakla’ suçlayarak karşı eylem planı hazırladığını göstermektedir. Genelkurmay Başkanı Başbuğ 20 Haziran 2008 günkü Dağlıca baskını ile ilgili yayınlarını daha sonra da sürdüren Taraf. Peki 350 kişilik PKK grubunun geldiğini nasıl göremediniz. Taraf’ın elindeki ‘ivedi’ damgalı jandarma istihbarat raporu. “çok sıkı” habercilik yapan Taraf. bunu tartışmayıp da neyi tartışacağız? 7. “Aktütün’ün ölü çocukları” adına yılların ihmallerinin dökümünü yaparak11 Belgeler. yüksek yargı ve medyanın yanı sıra üniversiteler ve sanatçılarla da temasın korunmasını ve bunların TSK çizgisinde davranmalarının sağlanmasını öngörmektedir. Başbuğ dün buna yakışıksız bir dil ve öfkeyle tepki gösterdi. Siz ise hesap bile vermediniz. yoksa sonucuna katlanırsın” tarzında sert bir uyarıda bulunmuştur. “komuta katı tarafından onaylanmış böyle bir resmî evrak ve plan bulunmamaktadır” ifadesiyle yalanlanmış. biz öldükten sonra dün açıklamışsınız gazetecileri çağırıp: “Aktütün karakolunun yerini 2009’a kadar değiştireceğiz.” başlıklı manşette şöyle denilmiştir: 13 askerin şehit olduğu Dağlıca’ya baskın düzenleneceğinin jandarma istihbaratı tarafından. Bu zaten her defasında böyle oldu. Kaçakçılık için yapılmış zamanında ve defalarca basılmış. Taraf ve diğer gazetelerde çıkan haberlere Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ 15 Ekim 2008’deki sert açıklamasıyla tepki göstermiştir. “İstihbarat eksiğimiz yok” da demişsiniz dün komutanım. Siz ise hesap vermek yerine tartışmaları bastırdınız.2008).10. “Genelkurmay çıkışlı” bir başka “elektronik belge”yi (“Bilgi Destek Planı ve Faaliyet Çizelgesi”) ele geçirerek. Komutanım.” Gazeteler ilk kez kafasını azıcık kaldırıp “Yeter artık” demese. Oysa PKK Aktütün’ü basmak için sınırı geçiyordu orada.10. En büyük acı sizin orada yaşanıyor komutanım. hükümeti ‘irticai faaliyetlere zemin hazırlamakla’. tam 44 kişi. dün gazetecilere bilgi veren komutanım. ele geçirdiği belge ve fotoğraflarla saldırının önceden bilindiği (14.                                                                22   akademia . Dağlıca baskınında olduğu gibi. bunu yapar mıydınız? 2. geçen yıl yine aynı gafletle basılan Dağlıca’daki komutan yarbaya başarı plaketi veren ordu komutanı değil misiniz? O plaket yerine hesap verseydiniz biz bugün yaşıyorduk. haber yapılmasını yasakladınız. Genelkurmay’a sorular yöneltmiş. Genelkurmay’ca. isim vermeden bazı gazete(ci)leri suçlamış ve “haddini bil. Başbuğ. baskından dokuz gün önce Genelkurmay’a ve diğer tüm ilgili birimlere gizli bir raporla bildirildiği ortaya çıktı.“bomba” 24 Haziran 2008’de yine Taraf gazetesince patlatılmıştır: “Dağlıca baskını biliniyordu. Gözden çıkarıldığı her halinden belliymiş. O karakol sınırdan geçişi önlemek içinmiş komutanım. ne zaman yapılacağını ayrıntılarıyla anlatıyor. saatlerce sürmesine rağmen gerekli yardımın yapılmadığı ve bu ihmaller yüzünden 17 askerin şehit edildiği gibi hususlar üzerinde ısrarla durmuştur. Aktütün ve öteki birçok karakol defalarca basıldı. Burada askerî hata yok mu komutanım? 4. Dağlıca baskınına benzer bir terör saldırısı yaklaşık bir yıl sonra 3 Ekim 2008’de Aktütün’de gerçekleşmiştir. tarafını doğru seç. gördünüzse neden önlem almadınız? Önlem aldığınız için mi öğle vakti göstere göstere saldırdılar? 3. Aktütün saldırısı.

Taraf ve Vakit gazetelerinde. “kişisel tarihinde bir ilke imza atarak” Babaoğlu’nu köşesinde sert bir dille eleştirmiştir: Olmadı Paşam. Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan. terörist hareketlenmesinin. “ordunun da eleştirilebilir” olduğu kanaatine ulaşmasının miladı olmuştur. (Özcan. 11-14) Genelkurmay Başkanı Org. Sabah. Sabah iddiaları birinci sayfasından. Ancak geçmişte bu tür açıklamalar karşısında sus-pus olan basın. ama değil. Star ve Zaman başta olmak üzere bazı gazeteler de kullanmış ve benzer ifadelerle haberleştirmişlerdir. Bir kuvvet komutanı. Golf sahasından hava harekâtı yönetilmez. Bombaladığınız o mağaralar da. askerî çevrelere yakınlığı ile tanınan Mehmet Ali Kışlalı. olayı “Aktütün raporu şoku” başlığıyla okuyucularına duyururken. Orada şehit cenazeleri gelirken. Hürriyet’te Ertuğrul Özkök. Vatan Başyazarı Güngör Mengi. Radikal. yukarıda da işaret edilen açıklaması bu haberler üzerine yapılmış ve “o güne kadar görülmemiş sertlikte bir açıklama” olarak değerlendirilmiştir. Böylece Aktütün saldırısı ana-akım basının da. İlker Başbuğ’un “şiddeti bitirme yöntemini” tartışmaya açmıştır. Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi. Ankara Temsilcisi Murat Yetkin. 25) Doğan grubunun gazetelerinden Vatan “paşaya istifa çağrısı” yapmış. Milliyet yazarı Güneri Civaoğlu. 2008. ana-akım basın tarafından   23   akademia .2008. istifa çağrısına destek vermiştir. Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin. Yeni Şafak ve Cumhuriyet gazeteleri ise haberi görmezden gelmiştir. “17 şehit verilen bir terörist baskınından 24 saat habersiz yaşayan bir kuvvet komutanı düşünülemez” derken. bu sadece marjinal gazetelerin tepkisidir. Taraf’ın iddialarını birinci sayfasına taşıyan diğer bir gazete Star olmuştur. 17 çocuğun Aktütün’de neden korunmadığını soranları suçladı: Bölücü terör örgütünün yaptığı eylemleri başarılı gibi gösterenler akan ve akacak olan kanın sorumlusudur. 18’inci delik değil. başyazar Güngör Mengi. Lamı cimi yok. Başbuğ. Kendisinden tepki değil hesap vermesinin beklendiğini unuttu. İlker Başbuğ’un. “Çarpıcı belgeler” flaşıyla. Aktütün saldırısının gerçekleştiği saatlerde Harp Akademileri Komutanı Hasan Aksay ile Antalya’da golf turnuvasında bulundukları ve olaya rağmen turnuvayı tamamlayıp ertesi gün oradan ayrıldıkları haberi de yayımlanınca medyanın her kesimi beklenmedik oranda tepki göstermiştir. Aktütün’den sonra. akan ve akacak her damla kanın sorumluluğuna ortak olurlar… Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum” diyerek başta Taraf gazetesi olmak üzere basını uyarmıştır. (Özcan. Başbuğ hiç duyulmamış bir tehditte bulundu. Aynı günlerde. Hiçbir demokratik ülkede olmayacak tavır ve üslupla Taraf’ın belge ve görüntüleri Milliyet.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Taraf’ın Aktütün baskınıyla ilgili belgeli yayınına iki gün sonra cevap verdi. 11-14) Milliyet. bu defa geri adım atmak bir tarafa eleştirilerinin dozunu iyice artırmıştır. 16. Sanmayın ki. Bize de anlatamazsınız. (Özkök. saldırıyla ilgili fotoğraf görüntülerine yer vermiştir. Sevdiğim ordum. Başbuğ hiçbir demokraside generallerin yapamayacağı bir uyarı yaptı: Herkesi doğru yerde bulunmaya davet ediyorum. Sabah yazarı Hıncal Uluç da bu olaylar üzerine ilk defa asker eleştirisi yazmıştır. Akşam da “Aktütün saldırısı biliniyordu” başlığıyla. Kaygı verici. 2008. Hürriyet. eski CHP Genel Sekreteri Tarhan Erdem. 1) açıkça istifaya davet edilmiştir böylelikle. 6 maddelik iddia şeklinde duyurmuştur. kışlasında gibi görünüyor. Uluç. saldırıdan 1 ay önce detaylı şekilde gelmeye başladığı iddiasının üzerinde durmuştur. “Bu tip saldırılar karşısında her ordunun vereceği cevap ve tepki bellidir. Bu bütün ordular için geçerlidir” dedi. (Taraf. 2008. Hürriyet yazarı Yalçın Doğan en dikkat çekici yazıları kaleme alan isimler olmuştur: Genelkurmay Başkanı Başbuğ hepimize muhtıra veriyor. Antalya’da golf oynamaya devam etmeyi kimseye anlatamazsınız.10. “Terör örgütünün eylemlerini başarılı gibi gösterenler. Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu’nun. Başbuğ sesinin öfkeden titrediği konuşmasında. Necati Doğru “Paşam Zahitleşmeyiniz” diyerek.

hepimizi tehdit ediyor. 14) Orgeneral Başbuğ’dan dün bilgi içerikli bir açıklama bekliyorduk. medyayı ağır şekilde suçlaması ‘askeri darbe ve sıkıyönetim’ dönemlerini çağrıştırıyor… Sansür hiçbir şeyi çözmez! Zaaflar varsa üzerine gidilsin. Şaşırdım. (Sazak. o fırça. Bu müdahalelerin niçin yapıldığına ilişkin açıklamalar. 2008. 27 Nisan 2007.. medyanın doğru olduğuna inandığı bilgiyi. Sayın Başbuğ’u anlamakta güçlük çekiyorum… Dikkatliyim ve doğru yerdeyim. …Komutanın hassasiyetlerine saygı gösteriyor fakat üslubuna itiraz ediyorum. 28 Şubat ise Türkiye’yi “din temeline dayalı” bir yönetim şekline doğru hızla sürükleyen Refahyol kadrolarını iktidardan uzaklaştırmıştır. ülkeyi uçurumu sürükleyen kardeş kavgasına “dur!” demiştir. beş kez askerî müdahale ile karşılaşmıştır: 27 Mayıs 1960. 12 Mart 1971. “Darbeler ve Türk basını” üzerine yaptığı çalışmasında Hayati Tek’in dile getirdiği bu “gerekçeler” ana-akım basın tarafından da kabul edilmiş ve yıllarca darbelerin   24   akademia . Sayın Başbuğ’un da Türk Milleti’ne karşı Silahlı Kuvvetler’in PKK karşısındaki başarıları ile konuşmasını bekliyorum. 2008. Bir Türk vatandaşı ve bir medya mensubu olarak bu aşırı sertlik karşısında irkildim. Bu yavaş yavaş gelişen bir süreç oldu ve e-muhtıradan parti kapatma davasına kadar her süreçte verilen mücadeleyle güçlendi. PKK’ya destek vermişiz. Tehdit ve davetin yan yana gelmesi mümkün değil… O kadar ki. o muhtıra Orgeneral Başbuğ gibi düşünenleri bile. Tehdidi. Baskın sırasında Hava Kuvvetleri Komutanı’nın golf oynadığını ve 24 saat sonra haber aldığını öğrenince tepki vermekle. (Mengi. (Babahan. Genelkurmay Başkanı. Bu. 5) Türkiye son dönemde tabuları birer birer yıkıyor. Anlaşılan. 10) Başbuğ’un beyanlarını dinledim. siyasal deyimle. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın da Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u destekleyen mesajından sonra. ama öyle olmadı. Üzüldüm. Böyle basın toplantıları ile değil! (Kakınç. 12 Eylül 1980.. bizde de değerlendireceğini kabul etmelidir. 2008. Sosyolojik olarak yanlış. ülkeyi kana bulayan Marksist-Leninist terörü sona erdirmiş ve ordu içinde yuvalanmış bulunan Marksist cuntanın ülke yönetimini ele geçirmesini önlemiştir. askeri deyimle. Yıkılan tabulardan biri de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaptıkları veya yapmadıkları nedeniyle medya tarafından eleştirilmesiydi. medya ve kamuoyuna belki astlarına dahi hitap etmeyeceği bir üslupla hitap etti. 2008. 12) Başbuğ. Sonuç Ordunun her dönemde siyasî hayattaki ağırlığını hissettirdiği Türkiye’de. 28 Şubat 1997. 13). tereddüde düşürüyor: “Bu ne biçim demokrasi? Hangi demokratik ülkede bir Genelkurmay Başkanı böyle bağırma çağırma hakkına sahip? (Doğan. 12 Eylül. yasal engel yoksa her yerde değerlendirdiğini. Üslubu hayal kırıklığına neden oldu. 2008. DP’nin “dikta rejimi”ni ortadan kaldırmıştır. sivil siyasetin “yetersiz” kaldığı durumlarda darbelerin bir çözüm olarak kabul edildiğinin/kaçınılmaz olduğunun da gerekçesi sayılmıştır: Bu durumda 27 Mayıs. Çocuklarımız ölmesin. hainlerle aynı safa girmişiz.. Tepki içerikli bir ihtar çekti medyaya! ‘Hizaya gel’ türü bir komut işittik. Erdoğan’ın terörle mücadelede orduya tam destek vermesini normal karşılayan bazı gazetelerin Başbuğ’un açıklamalarının Erdoğan tarafından terörle mücadele bağlamında söylenmiş “yerinde” sözler olarak değerlendirilmesiyle sessizliğe büründükleri gözlenmiştir. Avrupa Birliği süreci her şeyin sorgulanıp tartışılabildiği bir ortam hazırladı. kalpleri ve kafaları kazanmaya yardımcı olacak bir görüntü değildi. o hırçın üslup.. (Yetkin. AKP dönemindeki ordu-siyaset ilişkilerinde sivil iktidardan yana tavır takınan bazı gazetelerin “yeni durum” karşısında ne yapacaklarını bilemez hale düşmeleri de dikkatlerden kaçmamıştır. 12 Mart. Ordu’nun PKK ile mücadelede hedeflerinin doğru olup olmadığı ve askerî usûllere göre yanlış yapılıp yapılmadığına ilişkin soruları dillendirerek sınırlarını aşmışız. 3) Başbuğ’un daha soğukkanlı değerlendirmeler yapmak ve Genelkurmay’ın açtığı soruşturmanın sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmak yerine. Olmadı. yaklaşık 60 yıllık çok partili siyasî yaşam. 2008. ‘herkesi doğru yerde bulunmaya davet’ izliyor.

S. Eco. 68. (Çev. J. basın özgürlüğü ve hesap verilebilirlik açısından önem arz etmektedir. K. Y. Hürriyet. D. İstanbul: Pınar. (17 Ekim 2008). E. bazen destekleyen. devletin medyadaki ideolojik egemenliğinin kırıldığı yeni dönemin sembolik tarihi olarak yerini alacaktır. 3. s. ileride Türkiye’nin medya tarihi yazıldığında. cumhurbaşkanlığı seçiminde yaşanan kriz. Atay. Sabah. Ekşi. s. s. özellikle 2008’de gösterdiği cesaret. Bu bakımdan 2008 yılı. s. bazen meşruluğunu savunan. Sürgünlerin Yüzü. Ertunç.. 12 Eylül’den Önce ve Sonra Ne Demişlerdi? Ne Dediler? Ne Diyorlar?. Hürriyet. “Darbeleri de” krizlerden bir çıkış yolu olarak kabul eden bu yaklaşım tarzının ordunun siyasete müdahalesine ilkesel bazda karşı durması mümkün değildir. (2004). Avcıoğlu. N. O. s. (Görmüş. Kemal Atakay). (28 Mayıs 2000). (Çev. Yön. İstanbul: Metis. Türkiye sineması!. s. Kırk yıl sonra 27 Mayıs. M. dolayısıyla ana-akım basının dönemsel darbe karşıtlığı bu genellemeyi boşa çıkarmaya yetmemektedir. Genelkurmay’ın “andıç”ları ile “lahika”sının Nokta dergisi ve Taraf gazetesinde yayımlanması vs) siyasal ve toplumsal sonuçlarının yanı sıra “medyatik” sonuçlar doğurması bakımından da önemlidir: Türk basını tarihinde ilk kez “askerin de eleştirilebilir” olduğunu kabul etmiş ve kendisine yönelen uyarıları aynı sertlik yanıtlamıştır. İstanbul: Anadolu Üniversitesi. Gülen İhtilal. (1998). (1998). s. Dağlıca baskını biliniyordu. Ekşi.. demokrasi. Çok Partili Dönemde Türkiye’de Ordunun Siyasal Rolü ve Devlet Yapısı İçindeki Yeri. Genelkurmay kaynaklı haberlerin doğruluğunun araştırılmadan manşetlere konulduğu. 13. A. s. (03 Ekim 1962). Biz açıklıyoruz. (1993). (27 Mayıs 2001). Taraf. Akyeşilmen. (16 Ekim 2008). (14 Ekim 2008). Birand. Taraf gazetesi ve Nokta dergisinin başlattığı sorgulama çabasına devlete ve orduya yakınlıkları ile tanınan medyalar ve gazeteciler de destek olmuştur. (1997). (28 akademia Goytisolo. s. Ben ordumu kışlasında severim. s. (24 Haziran 2008). (25 Haziran 2008). U. 2008. Cumhuriyet’in başlangıcından beri süregelen. İstanbul: Can. s. Sabah. (22 Aralık 1999). C. Bedii Faik (28 Mayıs 1960). Dünya. A. (06 Ekim 2008). Genelkurmay’dan irtica açıklaması Nisan 2007). Hürriyet. 1. çok partili siyasal yaşama geçildikten sonra yapılan darbeleri. 14. Aktütün’ün ölü çocukları soruyor. A. en azından sessizce karşılayan ana-akım basının. brifingler ve toplantılarla gazetecilerin “esas duruş”a zorlandığı yılların üzerinden henüz çok geçmeden Türk basınının bu noktaya gelmiş olması da kayda değer bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Yeni Şafak.Erciyes İletişim 2009 Ocak   meşruiyet gerekçesi olarak savunulmuştur.1. Cumhuriyetin Tarihi. Taraf. Taraf. s. 10. Doğan. verilen muhtıraları bazen kışkırtan. Babahan. Evren. 1. 1. 15. Gül Işık). 1. O. Askeri hep biz kışkırttık. Zaman. 1. 8. Beş Ahlak Yazısı.   25   . İstanbul: Milliyet. Eski ve Yeni Türkiye. Bir yıldönümü daha. 3) Bu bağlamda. Taraf. 1. (31 Mart 1997). 2007 ve 2008’deki bazı olaylar (terör saldırıları. Kaynakça Aktütün’ü itiraf edin demiştik. N. 27 Nisan’dan ucuz propagandaya ‘muhtıraların dili’. Can Ataklı ile röportaj. s.

İdare orduda. (20 Ekim 2008) Medya ‘esas duruş’unu bozdu!. s. A. s. Sertoğlu. (16 Ekim 2008). (27 Mayıs 1960). Milliyet. C. 11. (16 Ekim 2008). S. ve Chomsky. E. marjinal devlet. Ö. Özcan. (08 Ekim 2008). Kitle Medyasının Ekonomi Politiği Rızanın İmalatı. Sabah. Ankara: Atılım. D (17 Ekim 2008). s. Yeni Aktüel. İstanbul: Bedir. 1. (28 Mayıs 1960). Öymen. Z. s. (30 Nisan 2007). Tek. A. İstanbul: İletişim. (25 Aralık 1999). (25 Aralık 2008). Aşırı tepki. s. Milliyet. Ordu ve Politika. Allah’ın Bugünü de Varmış. s. 1. 724.   Tehdidi bırak hesap ver. Kakınç. Sazak. s. Bir İhtilal Daha Var 1908-1980. Üskül. (Ekim 1996). (28 Mayıs 1960). Kahraman Türk ordusu. Aksiyon. (30 Aralık 2008). s. 1. (1989). Yalman. 3. 1. (30 Nisan 1997). s. E. Askeri darbe ve müdahalelerin hiza ve istikameti. Bu eli minnetle öpmeliyiz. Hürriyet. N. s. Mehmet Barlas ile röportaj. Edebiyat ve İletişim. Tercüman. Zamanlama manidardır. Hürriyet. Mengi. Vatan. (16 Ekim 2008). (13 Nisan 2007). (29 Nisan 2007). s. Siyaset ve Asker – Cumhuriyet Döneminde Sıkıyönetim Uygulamaları. Özkök. Yeni Türkiye. G. Genelkurmay Başkanı’nın öfkesi. 1. 25. İstanbul: Milliyet. 1. H. (16 Ekim 2005). 12. E. Devletin medyadaki ideolojik ağırlığının kırıldığı yıl. E. Sabah. Özkök. Cumhuriyet. s. (27 Mayıs 1960). Darbeler ve Türk Basını. S. 1. Milletçe bayram sevinci içindeyiz. (1986). s. Y. Generaller diyor ki. s. (16 Ekim 2008). Hürriyet. Tepedelenlioğlu. Zaman. Taraf. Halk rejimin tehlikede olduğuna inanmıyor. bütün memlekette dün gece sabaha karşı idareyi ele aldı. 10. Korat. Sabah. N. İnce. Sansür. s. (2006). 711-719. Yetkin.Gökmen. 1114. 10. Ulunay. 26   akademia . Dil. N. H. Vatan. 3. 181. 1. 1. (2008). (28 Mayıs 1960). M. Başarılar konuşsun! Akşam. Marjinal gazete. s. Radikal. Z. İstanbul: Aram. Milliyet. (2003). 22. İstanbul: Afa. Ö. s. Medya ve İdeoloji. 25. Görmüş. s. Herman. 7. 5. s. Golf sahasından harekât yönetilmez paşam. Yeni Şafak. Gül: Adaylıktan çekilmeyeceğim. (1967). G.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 27     .

foto. Gazetedeki haberlerin.GAZETE TASARIMINDA BİLİNMEYENLER Çilem Tuğba Akdağ* Özet Okuyucularının her gün. In this article. sundukları haber ve enformasyonun içeriği kadar bu içeriğin nasıl sunacaklarıyla da ilgilidirler. bu alanda yapılacak araştırmaların sayısının da artacağı beklenmektedir. It is estimated that there will be an increase in the number of researches. bilgisayar teknolojisinin gazete mizanpajında kullanılmaya başlamasından sonra gazeteler. alanda çalışan ve alanı araştıran kişilerin deneyim ve bilgilerinden yola çıkılarak sunulmuştur. Bu ilke ve prensipler. sadece tasarımlarıyla bile birbirlerinden ayırt edilebilmektedirler. Anahtar Kelimeler: Algılama. Bu makalede. fotoğrafların veya bilgilerin okuyucunun. gazete tasarımında uygulanan temel ilke ve prensipler araştırılmaya çalışılmıştır. With the introduction of computer technology to newspaper page design there has been a competition among newspapers in this field. tasarımlarıyla da birbiriyle yarışır hale gelmeye başlamışlardır. Okunurluk ve Okutulurluk. Unknown Subjects of Newspaper Design Abstract In todays world newspapers are not only concerned with the content of their news.                                                              * Arş. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi   28   akademia Key Words: Perception. Özellikle. haberin okunma olasılığını da kuşkusuz artıracaktır. tasarımda katı bir doktrin olarak değil. gazete tasarımında kullanılan materyallerin (başlık. . Gör. Makalede ayrıca. It also. the basic principles and fundamentals of newspaper design are studied. includes some valuable techniques about how the materials used in newspaper design will be spotted on the page. but also how they will present their content to the readers so as to inform them about their surroundings in an efficient way. gövde metni gibi) nasıl yerleştirileceğiyle de ilgili hususlar da ele alınmıştır. dünyadan ve yaşadıkları coğrafyadan haberdar olmalarını sağlayan gazeteler. It is nowadays possible to recognize each newspaper with their unique design.. Gazeteler neredeyse. söz konusu bilgiyi kolayca okuyabileceği ve anlayabileceği bir şekilde yerleştirilmesi. In this field on the grounds that newspaper design has gained importance recently. Readability and Legibility. These principles are gathered and presented on the basis of experiences and knowledge of the researches and professionals of the field. Gazete tasarımının böylesi önem kazanmaya başladığı bir dönemde.

95). birbirleriyle yarışır hale getirmiştir. gazeteler şimdiye değin hiç olmadığı kadar çok çözüme odaklanan. Tasarımla gazetenin içeriği açısından görülen bu çelişkili durum. sadece dekorasyonun ya da sanatsal bir soyutlamanın parçası değildir. daha kötüsü gazeteye duyulan güveni de ortadan   kaldırabilmektedir. okunabilirlik arka plana itilmektedir. 6). yazılmış makale ise neredeyse hemen hemen yok gibidir. Türkiye’de yayınlanmakta olan gazetelere bakıldığında. gazetenin kimliği konusunda okuru da şaşırtabilmekte. iletişim sürecinin bir parçasıdır. Kalitenin ve içeriğin belirlendiği pazar yerinde tasarımda görsellik arayışları. İyi bir tasarım. Referans gazetesi olmaya aday olan bir gazete nasıl ki bol miktarda çıplak kadın fotoğraflarıyla ve dedikodu haberleriyle dolu olamayacağı gibi. Yayınlanan bu gazeteler incelendiğinde. Her 29   akademia . The Times gibi) incelendiğinde sayfa tasarım işinin. spor gibi özel bir alana yönelik gazeteler şeklinde çeşitlendikleri söylenebilmektedir. Gazete tasarımı üzerine bilinmeyenlerin araştırıldığı bu makale. Örneğin. çoğu zaman ortaya çıkan tasarım heyecan verici olduğundan. sayfa tasarımı gazetecilik alanında daha önemli bir yer tutmaya başlamıştır. değişime daha az açık oldukları için. yine gazetenin saygınlığını koruyacak ve misyonunu en iyi şekilde yansıtacak tipografiyi. Buna paralel olarak. Bu nedenle. Türkiye’ye bakıldığında ise. yerleşimi ve boşluk düzenini seçerek. tasarımlarıyla metnin okunurluğun ve okuturluğunu sağlamasının yanı sıra tasarımlarıyla da okuyucuya kendi kurumsal kimlikleri hakkında bilgi vermektedirler. gridi. Gazeteler bugünlerdeyse. İyi bir tasarım. 2005. tasarımlarındaki değişim de hem çok yavaş hem de zahmetli olmuştur. verilmek istenen mesajı hem güçlendirecek. hem de mesajın daha açık bir dille ifade edilerek. iletişimin diğer alanlarında olduğu gibi gazetecilik alanında da okuyucu profilinin değişen ihtiyaç ve beklentilerine cevap verebilme amacıyla gazetelerin haber boyutuyla birlikte tasarım boyutuna da ağırlık vermeye başladıkları söylenebilmektedir. gazetelerin popüler (kitle) gazeteleri. Tasarım. gazetenin kullandığı tipografinin de başarısına bağlı olacaktır. kimi zaman fikir ve haber gazetesi olduğunu söyleyen bazı gazetelerin tasarımlarına bakıldığında bol fotoğraf ve renk kullanımlarıyla magazin gazetelerini andırdıkları hemen görülür. gazetelerde sayfa tasarımının nasıl olabileceğine ilişkin yapılmış araştırma sayısı az. birçok araştırmacının bu konuda araştırmalar yaptığı ve makaleler yazdığı görülmektedir. 2007. magazin gazeteleri. Yurtdışındaki gazeteler (The Guardian. Bilgisayar teknolojisinin gazete tasarımında kullanılmaya başlamasıyla birlikte. bu nedenle editöryal sürecin de bir parçasıdır. bu düzeni her sayıda sürdürmekle yükümlüdür. 24 saat haber verme sürecinde gazeteleri. ancak ve ancak iletişim işinin bir parçası olabilmektedir. gazetelerin bir kısmının tasarım açısından kendi kurum kimliğini yansıtırken. fikir gazeteleri ve ekonomi. yıllardır belli kurallara göre yapılmakta olduğu. Gazeteler. Gazete tasarımı. Tasarımın amacı. diğer bir kısmın ise yansıtamadığı görülebilmektedir. marketteki küçülen paylarını arttırabilmek için. bundan yıllar önce. aynı zamanda güçlü tipografiye sahip fontlara ihtiyaç duymuşlardır (Palmer. öncelikle yayının okunabilmesini sağlamak olmalıdır. Ancak. Tasarım heyecan verici olabilir fakat anlaşılmazsa hiçbir şey ifade etmeyecektir. birkaç referans gazetesi (Zaman ve Cumhuriyet gibi) haricinde gazete tasarımı işinin önemini kavrayan ve tasarımın temel prensiplerini uygulamaya çalışan gazete sayısı oldukça azdır. Gazeteler. Gazetenin başarısı. Tasarım elemanları dikkatlice yerleştirilmelidir. okur tarafından anlaşılabilmesini sağlayacaktır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Görselliğin her alanda ön planda olduğu izleme (seyir) yüzyılında. şekil olarak hem güzel hem de işlevsel olan bir tasarımdır (Wheildon. böylesi bir gereksinimden doğmuştur. okurlarının beklentilerindeki değişikliklere göre kendilerini yenilemek zorunda kalmışlardır.

fotoğraf gibi) sayfada nasıl yerleştirileceğiyle ilgili kuralları içermektedir. iyi düzeyde bir tasarım bilgi ve becerisi kadar editöryal bilgi ve beceriyi de birlikte istemektedir. 1950 ve 1960’larda gazete tasarımında İsveç Mimari Tasarım hareketi olarak da bilinen işlevsel tasarım anlayışı kabul görmüştür. 1998. Bu nedenle. bütün bir gazete tasarımı ya da tasarım konularını özetleme ya da bu konulara yer verme amacında değildir. Gazete tasarımı bir dekorasyon işi değil. program kullanılabilen herhangi biri de sayfa tasarımcısı olduğu iddiasında olabilir. Yapılan bu çalışmayla. içerikle tasarım birbirinde ayrı düşünülemez. 445). grafik tasarım için bilinmesi gereken birçok ilke ve prensip gazete tasarımı için de geçerli olacağı söylenebilir. bugünse. tarz veya akımın kuralları yıkarak başladığı bilenen bir gerçektir. uluslar arası arenada geçerliliğe sahip birtakım ilke ve prensipler de vardır. 1970’lerle birlikte amerikan gazetelerinde mondrian tarzı modüler tarzda tasarımlar yaygınlaşmaya başlamaktadır. yazının bilgisayar ortamında düzenlenmesi hem yatay hem dikey yerleşimlere de tasarımcının yer verebilmesini sağlamaktadır (Williams. tıpkı fotoğraf. Grafik tasarım alanında ise. gazetelerin dikey yerleşimden uzaklaşmalarına. bu ilkeleri anayasa şeklinde kabul etmek ve tasarıma matematik formülüne yaklaşıyormuş gibi yaklaşarak kesin kurallar geliştirmek. Bu bağlamda. başta yabancı kaynaklar olmak üzere tasarım ve gazete tasarımıyla ilgili literatür taranacak ve buradan elde edilen bilgilerden gazete tasarımıyla ilgili hangi konulara yer verildiği tespit edilerek çalışma taslağı oluşturulacaktır. anlaşılabilme ve okutabilme kaygısı olmaktadır. fotoğraf gibi) sınırları iyi belirlenmiş dikdörtgen alanlarla gruplandırılmaktaydı. gazete tasarımında önemli olan. ortaya çıkan tasarımın göze hoş görünme kaygısı değil. Dolayısıyla. teknolojideki değişiklikler. Tasarım işi. okuyucunun anlayabileceği şekilde iletebilme işi olarak algılanmalıdır. Bu anlayışla bir hikayede yer alan tasarımdaki bütün elemanların (metin. Tasarım alanında uygulanan temel kurallar. sadece sayfa üzerine yapılan yerleştirmeyle gerçekleşen tasarımlar. Gazetecilikte görselliğin iyi yakalanması ve kullanılması ise. 30   akademia . gazete tasarımı konusunda herkesçe kabul edilen uygulamaları araştırarak sistematik bir şekilde sunabilmektir. Makalenin amacı. belli bir zaman sonra. çoğu zaman photohop. Bu amaçla. Çalışma taslağında öne çıkan konular belli başlıklar altında toparlanmaya çalışılacaktır. ancak unutulmamalıdır ki “kuralları yıkmak için. bu konu üzerinde bilgiçlik taslamak değil. gazete tasarımı olarak kabul edilebilmektedir. Bütün tasarım elemanlarının yayının içeriğini okutacak bir şekilde kullanılması gerekir. quark x-press ya da in-design gibi grafik tabanlı programların kullanılması olarak algılanmaktadır. Bu nedenle. Bu çalışma. önce onları bilmek de gerekmektedir”. illüstrasyon.Tasarım İlkeleri Gazete tasarımı. gazete tasarımının elemanları ve bu elemanlarla sayfa üzerinde kurulan ilişkinin nasıl ele alındığı farklı başlıklar altında incelenmek istenmiştir. resim. Tasarım için önerilen bu ilkeler. 1. gazete tasarım elemanlarının (metin. başlık. genellikle “gestalt prensipleri” olarak bilinen ve doğrudan algı psikolojisi ilişkili olan kuralların yanı sıra metnin okunurluğu ve okuturluğuyla ilgili kurallarla. Her türlü yenilik. tasarımcı için yanıltıcı ve düz mantık bir yol olmaktadır. grafik tasarımın bir parçasıdır. Aksi halde. Ancak. tasarım konusunda geçerli olan ilke ve prensipler bilinmeden. okuyucuya mesajı (haber ve bilgiyi). tasarımcı sürekli değişen bu yeni tasarım anlayışlarını yakından takip edebilmeli ve kendi tasarımını yeni tasarım anlayışlarıyla yeniden yaratabilmelidir. yıllarca birçok tasarımcı tarafından uygulanmış ve alanda uzman birçok araştırmacı tarafından üzerinde görüş   birliğine varılmış ilkelerdir. Ancak. müzik alanlarında olduğu gibi farklı beğeni anlayışları olmakla birlikte.tasarım elemanının bir amacı olmalı ve amacı olmayan tasarım elemanlarına yer verilmemelidir. Bu bağlamda.

Yakınlık: Yakınlık ilkesi. Gestalt algılamasının ilişkili olduğu bir diğer neden de durumlara insanların önce düşünmeden sadece duygularıyla yaklaştıklarının düşünülmesidir. tasarımda gestalttan nasıl yararlandığından da bahsedilecktir. Tasarımın. gazete. Latin alfabesi için dikey bir yerleşim. harflerin yerleşimi Çin alfabesindeki gibi yukardan aşağı değil. algılamanın sadece bağımsız olarak beyinde gerçekleşip gerçekleşmediği üzerine de değil. sayfayı dekore etmek değil gazete hazırlamaktır. ona uygun bir hiyerarşi yaratılmalıdır. renk seçimlerinin. günümüzde birçok tasarımcının düştüğü en büyük yanlışlardan biri olmakta. kullanılan imajların. devamlılık. kişilerin bilinçaltında yatan bir eğilim olarak birbirinden farklı ancak bir arada olan parçaları bütün olarak organize ederek birleştirdiklerini savunmaktadır. gazetede anlatılan hikâyeyi destekler nitelikte seçilmesi en uygun olmaktadır. Algılama üzerine yapılan çalışmalar. birbirine uzaklık olarak yakın olan nesnelerin birlikte gruplandırıldığı ilkesine dayanmaktadır. Smith’in “Handbook Of Visual Communication Theory” kitabında şu şekilde bahsedilmektedir (2004. tamamlama (closure). web sayfaları ve etkileşimli grafiklerin temelinde de sayfa tasarımından bahsediliyor denmektedir. okuyucuyu yönlendirebilirlik ve sürükleyicilik özelliklerine de sahip olması beklenmektedir.1. tasarımda kullanılan bütün nüansların ve ruhun. gazete tasarlayan kişinin işi. 1. Dolayısıyla. soldan sağa yerleşime sahiptir. 82): Benzerlik: Benzerlik ilkesi. Sayfa tasarımı. özünde yüzeysel tasarımın temel ilkeleriyle çok yakından örtüşür ve “Gestalt” ilkeleriyle birlikte anılır (Uçar. Tasarımın okunur olmasıyla birlikte okutur da olması gereklidir. aksi halde okurun gözü materyali okumakta zorlanacak ve okumaktan vazgeçecektir. yakınlık. grafiklerin. Kaldı ki Latin harflerinin x-yüksekliği de diğer bahsedilen alfabelerinkiyle aynı değildir. 2002. Okurun öncelikli olarak neyi okuması isteniyorsa. Gestalt teorisi. unutulmamalıdır ki yazı okunamazsa okuyucuya ne kadar şekil olarak güzel görünse de okumayacaktır. Bu nedenle. gözün okuma yönünde bahsedileceği üzere yukardan aşağı değil soldan sağadır. bu ortamlarda da sayfa tasarımında olan ilkeler geçerlidir. içerikle ilişki içindedir. 82). düşüncelerin. Bütün tasarım elemanları. Başlıkların. Gazetedeki tasarım okuyucu içindir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Yapılan gazete tasarımında öncelikle. kişilerin ayrı ayrı bilgiyi birleştirmek daha zor olduğu için bilgileri bütün olarak kavrandıklarını ileri sürmektedir. Latin alfabesi. Çin alfabesi ya da Arap alfabesi gibi değildir. Bu eğilim. Gazete tasarım nesnelerinden bahsedilirken. aynı zamanda algılamanın nasıl oluyor da görsel korteks üzerindeki alanların bir arada çalışarak bütün bir algılama yarattıklarını da araştırmaktadır. günümüzde elektronik ortamdaki belgeler. şekilzemin ve simetri ilkeleri doğmuştur (Smith. bir çok tasarımcı şekilsel güzelliği ön planda tutarak metnin okunurluğuna dikkat etmemektedir. kitap yoluyla bilgilerin. 2004. gazetenin okunabilir yazı karakterlerine sahip olması gerekmektedir. Gestalt Teorisi Dergi. 2004. Bu ilkelerden. Bu nedenle. olayların veya duyguların aktarılmasında sayfa tasarımı öne çıkmaktadır. “okunurluk” çok temel ve bilinen bir prensip olmasına rağmen. dolayısıyla da gazeteciliktir (Johnson. 22-23). Sayfa tasarımından bahsedilirken aslında herhangi bir zemin üzerinde şekillenen bilginin düzenlenmiş   halinden bahsediliyorsa. 31   akademia . Aslında. metnin. Gestalt teorisinden tasarımda da temel ilkeler olarak benimsenecek benzerlik. kişilerin birbirine benzer görünen nesnelerin birbirleriyle bağlı olarak algıladıklarını varsaymaktadır. 145).

2002.2. daha büyük olansa zemin (ground) olarak düşünülmektedir. Bu arada sürekli hatırlanması gereken bir diğer unsur ise. 2004. 1. Simetrik olmayan tasarım. nesneler arasındaki boşluğun az olması nedeniyle ve de nesnelerin birbirine yakın olmaları nedeniyle. deneysel. eğer iki şekil üst üste binmişse daha küçük olan nesne şekil (figüre). insanlar. Şekil-Zemin: Şekil zemin ilişkisinde. Tasarımcı.Birbirine yakın iki ya da üç nesnenin birlikte algılanacakları düşünülmektedir. bu ilkelerden hepsini tasarımda uygulamak zorunda değildir. her tarafın birbirine   eşitliğini ifade etmemektedir. Düz bir metinde bile kontrast. Hatta tasarımıyla ünlü The Guardian 32   akademia . cetvel çizgileri. 2002. hiçbir tasarım ilkesinin tartışılmaz mutlak ve katı bir kural olmadığıdır (Uçar. illüstrasyonlar gibi. 4). mutlak simetrik değildir. Daha büyük kullanılan ya da bold (kalın) yazı fontları. 3). hikayenin küçük bir parçasına dikkat çekmek amacıyla kullanılmaktadır. grafikler. Görsel tasarımda denge. Denge Tasarımda denge. 154). Ana başlıklar. Kontrast Çok iyi tasarlanmış bir gazete sayfası. bir denge sıkıcı. akılda kalıcı. Bir ağacın dalları simetrik bir yapıda şekillenir ve denge duygusu uyandırabilir. neredeyse tamamlanmış ancak. sayfa üzerindeki vurgulamalar sayfayı oluşturan parçalar üzerine yapılır. Değişikliklerin daha kolay yapılabileceği daha esnek tasarımlar için simetrik olmayan tasarımlar önerilmektedir. sayfanın orta merkezinden geçen yatay bir düzlem üzerinde sayfanın her iki tarafında yer alan elemanların aynadaki yansımaları gibi gözükmesidir. Böyle bir tasarımda. İtalik başlıklar ara başlıklar içinde en sık olarak kullanılanlar olmaktadırlar (Wilson. bir nesneyi diğer bir nesnenin ya da bir çizginin devamı olarak algılamaktadırlar. genellikle simetrik olan ve simetrik olmayan denge olmak üzere iki çeşittir. hepsi sayfada kontrastlığı yaratan elemanlar olarak kullanılmaktadır. sayfada denge hissi vardır. Dengeli tasarımlar insanda bir huzur ve dinginlik duygusu oluştursa da. 1. Renkler. bununla birlikte hiçbir zaman adeta bir aynadan yansırmışçasına mutlak bir simetriye sahip değildir. Tamamlama (Closure): Tamamlama ilkesi. ana ve alt başlıklarla sağlanabilmektedir. Aynı şekilde yüzümüz dengeli bir yapıda olmasına karşın. Simetri: Birbirinden bağımsız nesneler aynı şekilde hizalandırdıklarında. Doğadaki denge kavramı da buna yakındır. büyük fotoğraflar. sayfada yer alacak elemanlar simetrik olarak yerleşmez ancak. statik bir his uyandırır ve uzun süre seyredilemez görsel tasarımlar yaratabilir. hatta bu ilkelerden bir veya birkaçını birden de yıkabilecektir. simetrik mutlak. Böylece. Simetrik denge. kutucuklar. Başlık kullanımları için fontların benzer yazı ailelerinden gelmeleri tercih edilmektedir. metni ön plana çıkarmada yaratıcıdır (Wilson. Devamlılık: Devamlılık ilkesine göre. genellikle ana başlığa göre punto olarak daha küçük olan ve daha aydınlık görünen ikinci (ara) başlıklara göre daha büyük ve daha kalın harflerle gösterilmelidir. Buna karşı da asimetrik bir dengeyle oluşturulmuş tasarımlar daha duygusal.3. eğlenceli ve sürükleyici olma gibi özelliklere sahiptir. okuturluk ya da düzenlilik hissi verse de sonrasında çok fazla yinelenmişlik ve en sonunda da sıkıcılık hissi verecektir. okura değişik seçenekler sunarak. sayfayı monotonluktan kurtarmış bir tasarımla mümkündür. birbirlerine bağlıymış gibi tek bir nesne gibi algılanmaktadır. yarım bırakılmış şekillerin ya da çizgilerin kişinin beyninde tamamlanmış olarak görüldüğü ve hatırlandığı fikrine dayanmaktadır. tasarım için bize. Simetrik denge.

4. basitlik ve anlaşılırlıktır. sayfa içinde sayfa varmış gibi bir görünüm yaratabilmektedir (Wilson. 4). gövde metni olarak da ifade edilen metin yazısının yer aldığı gri alan. Beyaz alanların fazlasıyla oransız bir şekilde kullanılması ise. bu unsurlar tasarım için gerekli olan ritim duygusunu çeşitlendirmekte ve güçlendirmektedir. tasarımcı. 8). herkesin kolayca anlayabileceği şekilde. Satır bittiğinde bir alt satırın solundan tekrar sağa doğru okumaya devam edecektir. Tasarımda kullanılacak materyallerin nerede kullanılacağı ve hangi büyüklükte kullanılacağının ayarlanması yoluyla okurun sayfa boyunca önce ve sonra neyi göreceğiyle ilgili bir planlama yapılabilir. Her ne olursa olsun. condensed.5. Sayfada oran konusunda bir sıkıntı yaşamamak için. okurun gözünü yönlendirerek materyali okutan bir tasarım elemanıdır. sosyo-ekonomik durum. bazen okuyucunun bir konuya ilgisinin veya takibinin kolaylaştıran unsurlar haline gelebilir. okurun.Erciyes İletişim 2009 Ocak   gazetesi bile tek bir fontun sans serif. iç ve dış sınırlarlarla siyah ve gri alanın dışındaki her yeri kaplayan ve kullanıldığında sayfaya temiz bir görünüm verecek olan beyaz alan. renklerin yer aldığı siyah alan. afişler ve dergilerde dikey olarak yerleştirildiği görülmekle birlikte. (Wilson. Dolayısıyla. 1. okuyucu okumaya zorlanır ve okumanın ritmi bozmuş olur. 2004: 155). Çünkü. Gazetenin hedefkitlesi yaş. kolayca okuması sağlanır. Daha sonra ise. metinler okurun nefes almasını sağlayacak kalın yazı karakterleriyle yazılan alt başlıklarla. Orantılı bir tasarım yaratabilmek için. memnun edici dengenin yaratılıp yaratılmadığını kontrol etmek zorundadır. bir fotoğrafın ya da illüstrasyonun sayfada bütün elemanlardan daha baskın bir şekilde yer almaması gerekmektedir. okunacak materyal tasarımcı tarafından hazmı kolay hale getirilir. resimlemelerin (illüstrasyon). dış kenar sayfa boşluklarının üst kenara göre biraz daha geniş. gazete tasarımında en önemli şey. Örneğin. Sayfada yer alan bütün elemanlar aslında birer leke olarak düşünüldüğünde yukarıda bahsedilenler daha net bir şekilde anlaşılabilecektir. karmaşaya yer bırakmayacak şekilde tasarım sadeleştirilerek okura sunulur. Kimi   zaman. regular şekilleriyle çalışmaktadır. cetvel çizgilerinin. Aynı zamanda. baskın olan ve okurun dikkatini öncelikle çeken. başlıkların. Göz doğası gereği okumaya sol üst köşeden başlayacaktır. üst kenarın iç sayfa kenar boşluklarına nazaran biraz daha geniş. 2002. 4). Oran Bütün tasarımlar üç bölümden oluşur: Fotoğrafların. gözün bu okuma yönünün tersine bir yerleşim yaparsa. Büyük metin alanlarıyla çalışılıyorsa. buradaki kullanımları alt alta dört-beş cümle değil. aşağı sayfa boşluğu ise en geniş şekilde ayarlanması 33   akademia . Bunun yanı sıra göz. 2005. yoğun siyah alanlar yüzünden gri değerin yoğunlaştığı sayfalar üzerindeki monotonluğu kırmaktadır. sağ üst köşeye doğru okumayı sürdürecektir. başlangıcı büyütülmüş harflerle veya illüstrasyonlarla. basitleştirilir. Bu teknikler. Bu durum ise kuraldışı. devamlılık etkisi uyandırırken. Diğer bir ifadeyle. okumanın ritmini bozacak şekilde yazıların. Bu nedenle. yatay düzlemde hareket etme eğilimindedir (Uçar. sadece iki ya da en fazla üç sözcükten oluşan tümce ya da sloganlar şeklinde olmaktadır. Ritim Ritim. kolay okunmayacak komplike bir materyali. sayfa içindeki sayfa kenarlarının biraz daha dar. tasarım sayesinde basitleştirilerek. istenmeyen bir durum olmaktadır (Wheildon. cinsiyet ve kültürel seviye gözetmeksizin herkestir. Göz okuma yönü doğrultusunda soldan sağa bir akış alışkanlığına sahiptir. İnsan gözü takip özelliğine sahiptir. 2002. tırnakların kalın gösterim harfleri kullanılarak kesilmesi gerekiyor. 1. Tekrar eden görsel elamanlar.

gerekmektedir. İç ve arka sayfalar için en çok tercih edilebilir sayfa kenarlarının eşit ve dar bir şekilde, üst kenarın sayfanın iki yanındaki boşluktan biraz daha geniş ve sayfanın en alt kısmının ise, en geniş bir şekilde ayarlanması gerekir. Modüler bir tasarım, her hikayede anlatılan konuyu tek başına anlatabilir olurken, dikdörtgen şekildeki tasarımlar, oransal tasarımları garanti altına alabilmeye yardımcı olmaktadır. Dikdörtgen dikey veya yatay kare şeklinde tasarımlar, modüler tasarım içinde değerlendirilirken; bu şekillerin dışındaki şekillerle yapılan tasarımlar modüler olarak değerlendirilmemektedir. Fotoğraflar, resimlemeler (illüstrasyonlar) ve başlıklar hikayenin anlatıldığı modülün bir parçası haline gelmektedir. Güçlü dikey modüller, yatay modüllerle zıt bir şekilde yerleştirilmelidir. Aksi halde, sadece dikey ya da yatay şekilde yapılan bir tasarım oransal olarak iyi görünemeyebilecektir (Wilson, 2002, 4-5). Geleneksel gazetecilik sayfa tasarımında genellikle dikey yerleşimler görülmekteydi, ancak son dönemlerde gazete tasarımında da yatay yerleşimlerle dikey yerleşimlerin bir arada kullanıldıkları gözlemlenebilmektedir. 1.6. Birlik (Bütünlük) Tasarımda birlik, tasarımın belki de en önemli prensibidir. Tasarımın kalitesi, sayfayı tek bir bütün halinde tutabilmesine bağlıdır. Kullanılan yazı fontlarını birbirine uygun seçerek, birbirine benzeyen şekillerin bir arada kullanılması suretiyle iç ve dış kenarlar arasında uyum sağlanacaktır. Çoğu kişiye göre, bir tasarımda üçten fazla fontla çalışılmamalıdır. Örneğin, bir projenin ya da bir yayının ismi için bir font, başlık için başka bir font ve metin için de ayrı bir font kullanılabilir. Sadece özel bir amacın gerçekleştirilmesi yönüyle farklı olan tasarımlarda bu kural kıralabilmektedir. Tasarım elamanları arasındaki beyaz boşluğun fazla kullanılması ise, bir başka amatörlük göstergesi olmaktadır. Beyaz boşluğu kısıtlı olarak da fazla kullanmak da istenmeyen bir durumdur. Tasarımda birlik sağlanması, kullanılan başlıklardan, sayfa  

isimlerine kadar seçilen bütün yazı stillerinin aynı olmasına kadar bağlı olmaktadır. Uyum (ahenk), birliğin sağlanması için anahtar kelimedir. Bütün bu önerilenlerin ötesinde, başarılı bir tasarım kendisinden çok okunacak materyale dikkat çeken, yayını ilginç kılan tasarımdır. Tasarımın neredeyse hiç gözükmemesi genellikle tercih edilendir. Her sayfa, içeriği vurgulayıcı olmalıdır (Wilson, 2002, 5).Diğer taraftan, uyum yaratabilme adına tüm resimlerin aynı boyda, tüm yazıların aynı karakterde, tüm beyaz alanların eşit şekilde oluşturulması ise sıkıcılık yaratabilecektir. Uyum, sadece aynılık ve benzerlik ilişkisi demek de değildir. Diğer temel tasarım prensipleri gibi uyum için de sıkı kurallar koymak mümkün değildir. Kullanım yerine ve yöntemine göre değişmekle birlikte çok farklı renklerin bir arada kullanılarak bir armoni yaratılabileceği söylenebilmektedir (Uçar, 2004, 156). Tasarımda bütünlük, ayrı ayrı parçaların birlikte algılanacak şekilde yerleştirilmesiyle sağlanacaktır. 2. Tasarım Nesneleri Gazete tasarımı daha önce de söylenildiği gibi sadece dekorasyon ya da süsleme işi değildir. Gazeteler ister fikir, ister kültür sanat ister magazin gazetesi olsun, insanlara çevrelerinde olan biten olaylarla ilgili bilgi verme amacındadırlar. Haberler, önem sırasına ve olay örgüsüne göre bir taraftan haberi yazan muhabir tarafından yeniden kurgulanırken diğer taraftan da sayfayı tasarlayan kişi tarafından baskıya hazırlanırken de yeniden kurgulanmaktadır. Sayfada hangi haberin önce haberin sonra geleceği, fotoğraf ve metinlerin, başlıkların nerede ve nasıl kullanıldıklarına bağlı olarak sayfa üzerinde yapılan tasarımla belirlenebilecektir. Haberin sunumunda iki önemli öğe olan “okunurluk” ve “okuturluk” haberin kendisi kadar haber tasarımında önem taşımaktadır. Okunurluğu ve okutulurluğu olmayan haberlerin okunma olasılıkları düşük olmaktadır. Haberin okunurluğunda kullanılan tipografiye bağlı olarak “okunurluk” öne çıkmaktayken; fotoğraf, resimleme (illüstrasyon) ve

34

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
metinlerin sayfada nasıl yer alacaklarına bağlı olarak ise “okutulurluk” ön plan çıkmaktadır. Metnin okunabilmesi ile sayfanın okutulabilirliği arasındaki farktan daha önce bahsedildiği için burada tekrar üzerinde durulmayacaktır. Tipografi, kuşkusuz gazete tasarımında bilinen en önemli unsur olmaktadır. Tipografi, yazılı dünya aracılığıyla insanlarla iletişim kurabilen bir tasarım sanatıdır. Uğraş alanı gazete, dergi, kitap, el ilanları, afişler, tebrik kartları, iş kartları, broşürler gibi okunması amacıyla tasarlanmış her şeydir. Tipografi, mutlaka açık olmalıdır. Tipografi, aynı zamanda mantıksal bir sıra izlemeli, alfabetik doğrusallık içinde, okumanın felsefesine uygun bir şekilde kullanılmalıdır (Wheildon, 2005, 4). Tipografi, aslında ilginç bir şeydir. Bu satırlar, okunurken seçilen yazı tipinin ya da kendi yazının özel şeklinin ya da büyüklüğünden ya da harfler arasındaki boşlukların farkına varılamayabilir, ancak fakına varılmadan da okumaya devam edilebilinir. Gazete tasarımında geçmişten bugüne bakıldığında, geçmişte yaşanan problemlerden birinin de sınırlı sayıda yazı karakterinin bulunması olduğu görülmektedir (Palmer, 2007, 93). Bugünse, başta Times, Palatino, Helvatica, Optima ve buna benzer birçok font, işlevsellik bakımından ve okunurluk bakımından tasarımcıya birçok seçenek sunmaktadır. 2.1. Başlıklar Başlığın ebadını büyütmek sadece hiyerarşiyi güçlendirmeye yardımcı olmaz, aynı zamanda da okumanın nerden başlayacağına dair bir başlangıç noktası oluşturmaktadır. Harf puntosu olarak büyük ve kalın harf tipiyle yazılmış başlıklar genellikle haberin önemlilik değerini göstermek için kullanılmaktadır. Başlıklar eşit ağırlıkta ve büyüklükte kullanılmış başlıklarla birlikte yer alan iki haber de birine eşit önemde kabul edilmektedir. Yukarıdan aşağıya doğru sıralanan başlıklar, önemliden önemsize göre yazı puntosunun   büyüklüğü ve kapladığı sütun bakımdan çok olandan az olana doğru sıralanmaktadır. Okuma yönü üzerine yapılan araştırmalar, en baskın olan fotoğraf hangisiyle okuyucunun onunla okumaya başlayacağı ve yine eğer büyük başlık yukarı sağa bir yere yerleştirilmişse okuyucunun yine olaya tam da bu noktadan dahil olacağını göstermektedir (Smith, 2004, 88). Gövde harfleri, metnin tamamı için kullanılacak harf biçimidir. Gösterim harfleri ise, metnin bütününden ayrı olarak vurgulanmak istenen bilgilerin italik, bold ya da büyük harflerle gösterilmesidir. Yazı karakterlerinde dikkat edilecek önemli noktalardan biriyse, hiçbir koşul altında farklı yazı tipleri bir arada kullanılmaması gerektiğidir. Helvaticayla Univers ya da Garamondla Bodoninin bir arada kullanılmaması gerektiği gibi (Brodlock, 2002, 30). Başlıklar için söylenebilecek bu kural, yazının olduğu diğer tasarım nesneleri için de söylenebilmektedir. 2.2. Gövde Metni Metin gövdelerinde iki önemli gestalt ilkesi görülmektedir: “benzerlilik ve devamlılık.” Gazetelerin çoğunda aynı tipte ve büyüklükte font kullanılmaktadır. Metin fontunda, başlıklarda olduğu gibi fontlarda değişiklikler gözlenmez. Devamlılık, gövde metinlerin sütunlar şeklinde sıralanmasında görülmektedir. Sütunları eşit genişlikte hizalanmış metinler, sütun boyunca akarak, sütun aralarında oluşan oluklarla (gutter) ayrılmaktadır. Bu tarz bir yerleşim geleneksel gazete yerleşimidir, bugün bu yerleşim yavaş yavaş terk edilmeye başlamaktadır (Smith, 2004, 91). Gövde metinleri için önerilen yazı karakterleri genellikle tırnaklı olanlardır. Tırnaklı yazı karakterleri yüksek derecede okunabilen fontlardır. Bir teoriye göre, tırnaklar tram çizgileri gibi göründükleri için gözün okunacak materyale odaklanmasını sağlayacaktır. Bir diğer teori göre ise, kalın ve ince çizgilerin birleşiminden oluşan tırnaklı yazı karakterleri tek başlarına harflerin hatta kelimelerin de diğerlerinden

35

 

akademia

daha kolay ayrılabilmelerine ve okunabilmelerini sağlamaktadırlar (Wheildon, 2005, 45). Tasarımcılar, harfleri bir şekilde dizme eğilimindedir. Bu kişisel tercihlerine bağlı bir durum olmaktadır. Fakat bu yazı ailelerinden birini seçerken tasarımcı, ilk işinin metin yazarının mesajını iletmek olduğunu unutmamalıdır. Okuyucu daha mesajı okumadan, doğrudan dikkati üzerine çeken yazı tipinden uzak durmalıdır. Daha basit olarak söylemek gerekirse, sözcükten önce yazı tipi göze çarpıyorsa, kullandığınız yazı stilini değiştirilmelidir. Diğer taraftan, harflerin x-yükseklikleri birbirinden farklıdır. Harflerin x-yüksekliklerinin genişliği, çizgilerin sayfadaki ağırlığı daha siyah bir alan yarattırken, x-yükseklikleri küçük ve çizgi ağırlıkları daha hafif harfler daha aydınlık bir hissi yaratabilecektir. Renkteki bu farklılıklara dikkat edilmesi sayfa tasarımında temel bir prensip olmaktadır (Kane, 2002, 52 ). 2.3. Fotoğraf Kullanımı Okuma yönü üzerine yapılan araştırma sonuçlarına göre, okuyucu sayfaları çevirirken, sayfa başında ya da içinde kullanılan baskın bir fotoğrafa rastlayınca okumaya oradan başmaktadır. Bu durum, aslında şekil-zemin ilkesiyle ilişkilendirilerek anlatılmaktadır. Buna göre, fotoğraf figüre (şekil) ve sayfadaki her şey birlikte zemin (ground) olarak algılanmaktadır. Dikey yerleşim kullanılan gazetelerde daha çok, yukarıda büyük bir fotoğraf kullanma eğilimi vardır (Smith, 2004, 92). Sayfada kullanılacak dinamik bir fotoğraf önemlidir ancak bu fotoğrafın teknik olara mükemmel kalitede olması beklenmektedir. Tek bir sayfada aynı ebatta fotoğraf kullanımından uzak durulmalıdır. Tasarımda zıtlık kullanımı önemli bir argüman olmaktadır. Fotoğraflar arasında zıtlık yaratılacaksa, bir fotoğraf bir diğerinin en az iki katı kadar büyüklükte kullanılmalıdır. Yine zıtlık yaratmak isteniyorsa, bir dikey şekille bir yatay  

şekil aynı sayfada uygulanabilmektedir (Wilson, 2002, 6). Yazı ve fotoğraf birbiriyle ilişkili olarak düşünülmektedir. İkisinin birlikte yaratacağı etki, herhangi birinin tek başına yaratacağı etkiden daha büyük olacaktır. Fotoğraf ve renk kadar önemli bir diğer unsur da tipografi olmaktadır. Rast gele seçilen harf karakterleri, başlık ve fotoğraflar, sayfada karmaşa yaratabilmektedir. İçeriği anlatmakta araç olan görsel unsurların sayfaya yerleştirilmesi algı kuramları çerçevesinde olmalıdır. Haber tasarımı kavramı burada öne çıkmaktadır. Haber tasarımı, haberin içerik ve görsel unsurlarıyla birlikte etkili sunumu olarak ifade edilmektedir (Türk ve diğerleri, 2008, 130). 3.Tasarım Elemanlarının Yerleşiminde Tipografi ve Grid Kullanımı “Tipografinin temel işlevi okunurluktur, harf biçimleri bir bilgi, mesaj, olay veya düşünceyi aktaran bir araçtır” (Uçar, s.139). Harf dizaynının temel özelliği, harf formlarının kendileri başlı başına el yazısının bir gelişimi olarak, sayfada yer alan işaretler şeklinde gelişmiş olmasıdır. Bu işaretlerin tanınabilir yanları, soldan-sağa doğru bir akışın parçası olarak tanınabilmesindedir. Harfler, küçük harfler ve büyük harfler olarak yazılı dile doğal bir şekilde dönüşmüştür. Bütün diller tabi bu şekilde yazıya geçmemiştir. Örneğin, İbranice ve Arapça sağdan-sola doğru yazılmıştır. Okumaya ilk başladığımız andan itibaren, harf karakterleri zihnimize yerleşmektedir. Bu noktaya kadar, yazılı Çince, Latince gibi oluşmamaktadır. Çince, söylenişten çok düşünce ve fikir dünyasını tanımlamaktadır. Son yıllarda, Çince karakterler tipik olarak üstten alta, sağdan sola doğru okunmaktadır. Ortaya çıkan basit bir gerçek de, aynı büyüklükte yazılan harflerin, okumayı daha kolay bir hale getirmiş olmasıdır. Ancak, Latin harf formları aynı harf büyüklüklerine sahip değildir, bu nedenle çoğu zaman ayarlanmaya ihtiyaç duyarlar. Soldan-sağa

36

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
okurken, genişlikteki farklılık, okumayı zorlaştırmaktadır (Kane, 2002, 34). Yazı karakteri seçilirken sadece estetik olarak göze hitap etmesi yeterli değildir, aynı zamanda bu yazı karakterinin okunur da olması gerekir. Kimi zaman okunurluk yalnızca bir harf ölçüsü sorundur ve işin daha büyük harf ölçüsünde dizilmesiyle düzeltilebilir. Bazı yazı karakterlerinin diğerlerinden daha kolay okunur olması yazı karakteri tasarımının en önemli özelliğidir. Tırnaklı yazıların daha okunur bir boşluk düzeni oluşturduğu göz önünde bulundurulabilir. Düz metin dizgelerinde tırnaksız yazılara göre Eski Biçem temelli ancak küçük harf boyu yeniden düzenlenmiş (Times Roman gibi) yazılar daha iyi okunurluk sağlar. Tasarımın okunur olması okutur olmasından daha farklı bir şey ifade etmektedir. Okunurluk yazı karakteri ve harf ölçüsüne bağlı iken, okuturluk bütün tasarımda temellenmektedir (Sarıkavak, 1997, 32). Punto büyüklükleri aynı olmasına rağmen, yazı karakterlerinin daha küçük ya da daha büyük görünmesinin nedeni xyüksekliklerindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır. x-yüksekliği büyük olan yazı karakterleri genellikle yüksekliği küçük olanlardan daha çok satır boşluğuna ihtiyaç duyabilmektedir (Sarıkavak, 1997, 39). Tasarımda okuturluğu sağlamak için seçilen fontun x-yüksekliği dikkate alınmalıdır. 3.1. Uygun Sütun Genişliği Sütunun genişliği ne olacak sorusu yalnızca sayfa üzerindeki tasarımı ilgilendirmez aynı zamanda okunurluk içinde eşit derecede önemli bir sorudur. Okuyucu metin içindeki mesajı kolay ve rahat bir şekilde okuyabilmelidir. Bu durum, harfin büyüklüğünde ve satır arası boşluğun ayarlanması üzerindeki alana bağlıdır. Normal bir formatta hazırlanan basılı materyal genellikle 30-35cm göz uzaklığından okunmalıdır. Harfin büyüklüğü zihinde ayarlanmalıdır. Hem çok küçük hem de çok büyük harfler, okuyucunun çaba sarf etmesine neden olacak, okuyucu çabucak   yorulacaktır. Okuyucu metni hem anlamakta hem de hatırlamakta zorlanacaktır. Göz, uzun bir satırı okurken yorulacak çünkü yatay bir uzaklıkta takip etmek oldukça zordur. Çok kısa satırlarda ise göz bir satırdan diğerine sık sıçrama yaparak yine enerjinin boşa harcanmasına neden olacaktır. Doğru sütun genişliği, okuyucunun içerikten koparmayarak, okumaya yoğunlaşabileceği, hoşnut edici ve rahatlatıcı bir okumanın sağlanacağı şekilde ayarlanmalıdır. Metnin sütun genişliği, harfin ebadıyla (büyüklüğüyle) orantılı şekilde ayarlanmalıdır. Olması gerektiğinden daha uzun olan sütunlar göz yorucu olacağı gibi kişinin psikolojisini de olumsuz yönde etkileyebilecek olduğundan okumayı zorlaştırmaktadır. Kısa sütunlar ise okumanın akışını kesebileceği gibi, okuyucunun gözünün bir sonraki satıra geçmesi için okuru zorlayacaktır. Sütunların genişliği harf biçiminin ebadına ve metnin ne kadar uzunlukta olduğuna bağlı olmaktadır. Örneğin, başlık için 20 punto kullanılacaksa, gövde metni için 8 punto kullanılması daha doğru olacaktır. Kolay okuma için ilk önemli olan, satır arasındaki boşluğu doğru ayarlamaktır. Eğer aralıklar çok yakın bir şekilde ayarlanmışsa göz, bir komşu satıra doğru zorlanacaktır. Okumanın ritmini bozabilecek her şeyden titizlikle uzak durulmalıdır. Hiçbir koşul altında, harf biçimlerinin sayfanın kenarlarına çok yaklaşıyormuş (kenardan kesiliyormuş) izlenimi yaratmamalıdır, bu tasarımın kesildiği izlenimi verecektir (Brodlock, 2002, 14). 3.2. Satırarası Boşluklama Satır arası boşluk ayarlama, satırların genişliğine yakından bir dikkati beraberinde getirecektir. Gereğinden fazla uzun veya gereğinden daha kısa satırlar için satır arası boşluk ayarlama yazı alanını ardından da metnin okunulurluğunu etkileyecektir. Çok yakın dizilen satırlar, hem alt hem de üst çizginin aynı zamanda göz tarafından takip edilmesine neden olacağından hızlı okumayı bozacaktır. Göz, okunulan materyale

37

 

akademia

Sayfada yer alacak metnin satır sayısı azaltıldıkça. metni okurken 38   akademia . satırın okunması için harf aralarında boşluğa ihtiyaç duymaktadırlar (Kane. Daha sıkışık harf boşluğunda. okunan materyalin çabuk okunabildiği ve hatırlanabildiği bir yerleşim sunmaktır. Uzun metin sadece nispeten geniş satır arası boşluklamaya değil aynı zamanda paragraflarla bölümlenebilir olmalıdır (Brodlock. Normal bir tracking   (ayarlama) küçük harfler için. bu nedenle daha çok göstergeye ihtiyaç duyulacaktır. yani gereğinden fazla boşluk oluşturursa. Doğru okunaklı bir yazı için. metin ölü ve tasarımdan arta kalan (artık) gibi gözükecektir.54). küçük harf aralarının açık görünmesini sağlayacaktır. 36). Tasarımcılar genellikle. 2002. Gazetenin amacı duyuruları hızlı ve ucuza alabilmektir. Böylesi bir yerleşimde. oldukça dar göstergelerle birlikte. satır arası boşlukları genişlemektedir. satırların diğer elemanlardan bağımsız bir eleman olarak izole bir şekilde görülmesine neden olacaktır.4. masa üstünde digital fontları da içerecek olan harfler arasındaki boşluğu otomatik olarak ayarlama şeklinde ifade edilmektedir. ister koyu ton olsun metnin okunabilmesini sağlayacak. büyük harflerde harfler arasına boşluk vermek için kullanırlar. 1997. metin içinde küçük harflerde harfler arasına boşluk vermek daha uygun olmaktadır.odaklaşamayacak. sözcükler arasındaki daha geniş boşlukları görülmesi alışıldık bir durum değildir. dizgi satırları daha siyah. Dul sözcük. Yazılı materyal durağan. satır boşluk düzeninden daha fazla olursa. Dolayısıyla. Çok sıkı ya da çok açık hissi vermeyecek şekilde harfler arasındaki boşluğu ayarlanmalıdır. metnin birliği bütünlüğü bozulacak. tersine gevşek olan da ise. 3. Dolayısıyla. Okuyucu bir sonraki satırla bir önceki satır arasında bağ kurmada problem yaşayabilecek. Harf Arası ve Sözcük Arası Boşluklama Bugün “leading” olarak adlandırılan şey. Satır araları çok açılırsa. her satırdan bir sonraki satıra okuma yönünün sürdürülebildiği. yorgunluk erken başlayacaktır. Sözcük boşluk düzeni. Okuma hızı. 49. yazı çok karanlık gözükecek.3. İyi bir satır arası boşluklama. fakat yazı birliğinde. doğru sütun genişliği ve satır arası boşluk olduğu kadar metin uzunluğu da önemli bir faktördür. okumayı soldan sağa doğru değil yukarıdan aşağıya yönelterek okunurluğu zayıflatacaktır. Benzer bir negatif etki de. daha gri bir değer oluşturacaktır. Harf ve dizgi okutur olmalı. 18). Çok fazla geniş bir boşluklama için de benzer bir problem söz konusu olacaktır. Eski epigrafik temelleri düşünüldüğünde büyük harf formlarının kendi başlarına ayakları üzerine basmaya sürdürdükleri görülmekteyken. küçük bir satırdaki harfin yalnız bırakılmasından oluşur. belirsizlik durumu büyüyecek. şaşırarak okuyucunun fazla enerji harcamasına neden olacaktır. Bunlardan birincisi “dul”. 2002. daha ilgi çekici ve yaratıcı tipografiyle çalışılır (Sarıkavak. ikincisi ise “öksüz” sözcük kullanımı olmaktadır. yazı genişledikçe. kompozisyon içindeki satır aralarının çok sıkı bir şekilde ayarlanmasıyla gerçekleşebilir. pasif bir izlenim yaratacaktır. gerek kitap gerekse reklam basımcılığında affedilemeyecek iki önemli gaf kabul edilmektedir. satırlar görünüşteki açıklığı ve rahatlığı kaybedecektir. Göz. Harf boşluk düzeni hakkında karar vermek için yalnız bu işlem düşünülmez. göze ekstra iş yükleyecek ve tekrarlamadan bağımsız satırları okuyamaz hale gelecektir. güven ve istikrarın sağlandığı. basılı işin bütünlüğü bozulacak. Harf boşluk düzenin yapısı sayfanın koyu veya açıklık derecesinde belirleyici olabilecektir. küçük harf formları. yeni bir motivasyon faktörü olana kadar düşecektir. diğer yandan reklamcılar içinse. Dul Arındırma ve Öksüz Sözcüklerden Geleneksel harf dizgiciliğinde. 3. İster açık. harf boşluk düzeni tüm tasarım göz önünde bulundurularak belirlenmelidir.

tarımda bir meyve bahçesinin dikim için bölümlenmesinde. arkada öksüz ve dul sözcük bırakmayacak şekilde ayarlanmalıdır. Öksüz sözcükler ise. Özellikle de. 3.Erciyes İletişim 2009 Ocak   okumayı kesmeyecek biçimde düzeltilmesi gerekmektedir. 81). metnin her iki taraftan bloklandığında oluşan görsel ve tipografik hatadır. Daha doğrusunu söylemek gerekirse grid. Grid. Doğadaki bu sistematik yapı farklı yerlerde karşımıza çıkar. Tasarım sorununu en iyi şekilde çözebilecek gridin seçilmesi tasarımcını işidir. Bu problemi çözmek için. İyi grid üzerinde esnek ve dinamik tasarımlar oluşturmak grafik tasarımcının görevi olmaktadır (Craig. Ortaya çıkan hücresel yapı dengeli bir dağılımı sağlar. “Öksüz sözcükler” ise farklı şekilde gafı belli eder. 129-132). bir grid sistemi sayfadaki metni açıklamak ve anlamını arttırmak için bir metottur. 98). Tipografik tasarımda. “Dul sözcük” ve “öksüz sözcük” diye adlandırılan boşlukta kalan sözcüklerin durumudur. Bu düzen oluşturma süreci. Ancak. 143). Peteklerin altıgen formdaki çeperleri doğal bir dayanıklılık oluşturur ve tüm yönlerde çoğalabilme özelliğine sahiptir. Özellikle dar sütunlarda. son satırdaki sözcük sayısı. yani harflerin satır araları. Bu problemi çözmenin en iyi yolu paragrafınız boyunca son satır sonlarını ayırmaktır. daha fazla dikkatli bir çalışmayı gerektirecektir. 2004. hiçbir metnin. Özgün ve işlevsel bir grid. Gridlerle çalışmak tasarımcıyı sınırlandırıyormuş gibi görünse de gridler. Bir grid sayfayı boyamak değildir. Tuğlalar ile daha güçlü bir sayfa yapısı inşa edilerek uzun soluklu sonuçlar alınabilir (Kane. grid sadece rehber niteliği taşıyan çizgilerdir ve tasarımcının işini kolaylaştırır. 1999. sayfa kesim yerlerinin çerçevelenerek mükemmel bir kompozisyon yaratılmasıdır. Sağa hizalama her nedense bazen “dul sözcükleri” çok az da olsa kurtarabilmektedir. 2002. üretilen tasarımın bir kimlik kazanması ve tasarımcının yapabileceklerini zenginleştirebilme adına çok önemlidir. Böylece hangi paragraf olursa olsun son satırınız önemli ölçüde kısa olacaktır. iki yana hizalanan metinlerde bu hatalar çok ciddi gaflar yaratmaktadır. Metin bloklarında tireleme yapılsın yapılmasın. sözcüklerde tireleme yapılmadan oluşturulmuş sütunlarda bu problem sıkça ortaya çıkmaktadır. bu sayede çerçeve içindeki bal peteği hücreleri homojen bir yoğunluğa sahip olur. “Nehir oluşumu”. mimaride odaların. 1999. eşit aralıktaki yatay ve dikey çizgilerden oluşmuş bir patrondur. mekanların. Leading. sayfa üzerindeki alanların doğru ve etkili bir şekilde kullanılmasına yardımcı olmaktadır. İngilizce ve Almanca gibi dillere kıyasla daha uzun sözcük yapılarına sahip olmaktadır. Gridlerle Çalışabilme Grid. Özellikle. Bir grid. kutucuklar oluşturacaksak. 39   akademia . örneğin arılar bal peteklerini bilimsel bir yapı içinde yaratırlar. bir önceki paragrafın son satırından başlamadığından emin olmaktadırlar. bir alanı organize etmenin pratik bir yolu olarak ifade edilmektedir. geometrik bir tasarım   şaheseridir. tuğlalar gibi birbiri üzerine inşa edilerek sayfayı oluşturur. Bu yapı. (Bringhurst. Türkçe metinler. bunun bizim esnekliğimizi kısıtlayan bir çalışma biçimi olduğu fikri aklımıza gelebilir. Dikkatli tipograficiler. anlamı güçlendirmek için görsel ve tipografik elemanlarla çerçeveli bir iş sağlayarak bir sayfa inşa etmektir. Bevington. gazete ve dergi gibi süreli yayınlarda özgün ve işlevsel bir grid tasarımı son derece önem taşımaktadır. metin içinde tireleme yapılabilir ya da satır genişliği değiştirilerek “nehir” yaratmayacak bir şekle getirilebilmektedir (Uçar. İlk aşamada yazı ve resimleri yerleştirmek için yatay ve dikey çizgiler. diğer harflerin satır aralarına bağlı olarak. alanların konumlandırılmasında kullanılabilir.5. Dul ve öksüz sözcüklerin dışında bir başka istenmeyen durumda nehir oluşumudur.

(2002). Ankara: Doruk Yayınları.F. Kenny (Ed. Kaynakça Bringhurst. 08. Bevington. Palmer. (1997). (2005). Methods and Media. Gazeteler her şeyden önce. Kane. Gazete tasarımında uygulanan bu temel ve küçük ayrıntılar.(2007). 22. New York: Watson-Guptill Yayınları. C.ncsu. J. http://www. kullanılan fontların yanı sıra bu fontların yüksekliklerinin sayfada yarattıkları gri değerin oranı. simetri) olmak üzere denge. Type Creates a Visual Signature for Newspapers. EBSCOhost. Işık ve A. March 2002 Vol. Hitap ettikleri kitlenin heterojen bir yapıda olması gereğiyle. Handbook Of Visual Communication Theory.2008. R. Görsel İletişim ve Grafik Tasarım. Uçar. kontrast. Newspaper Design. konu üzerinde dikkatlice ve titiz çalışmalara bağlı olacaktır. J. (2004).   40   akademia . aynı zamanda internet. US: Lawrence Erlbaum Associates Inc. Perception and Newspaper Page: A Critical Analysis (81-99). okunacak ve kolayca anlaşılacak şekilde hazırlanma amacını taşımaktadır.. Tüm Yönleriyle Medya ve İletişim (s. Fall 2007. G. yakınlık. T. oran. A. kolay bir şekilde okunabilmesini de sağlamaktadır. Bartbatris ve K.442-445. Johnson. (1999). 93-95.Sonuç Son yıllarda. Canada: Hartley&Marks Publishers.M. fotoğraf kullanımı gibi) tasarımda nasıl yerleştirilebileceği irdelendi son olarak da bu nesnelerin yerleşiminde nelere dikkat edilebileceği ortaya konulmaya çalışıldı. J. Türk. devamlılık. S. B. Craig. sözcükler arasında ve satır aralarında bırakılan boşluklar. Erişim: 05. gazete tasarımlarının bilgisayar ortamında yapılabilmesi. İstanbul: İnkılap Yayınevi. London: Laurence Kıng Publishing. (2004). Konya: Eğitim Kitapevi. (2002). daha sonra gazetede yer alacak materyallerin (başlık. Moriarty. 2008. makalede öncelikle başta gestalt prensipleri (benzerlik.. Wilson. Sulgen: Verlag Niggli AG. S.(1998). satır başlarında bırakılan öksüz ve dul sözcükler ön plana çıkmaktadır.edu/sma /staff/handouts/designwithflair. Williams.. reklam gibi materyalleden farklı olarak metin ağırlıklı olarak çalıştıkları için çok iyi bir tipografiye sahip olmak zorundadır.2008. Smith.07. Güven. gazete tasarımı yapan kişiye yol gösterici nitelikte kabul edilebilmektedir. EBSCOhost. gövde metni. M. 90 Issue 2.07. M. ancak konuyla ilgili doğru örneklerin yer aldığı materyallerin okunmasına. AN 21548303. Design With Flair.pdf. Erdem (Ed. yapılan bir tasarımı mükemmelleştirebildiği kadar mahvedebilmektedir.129-141). okunabilirlik gibi tasarımda uygulanan temel prensipler ele alındı. Type & Lay Out Are you communicating or just making pretty shapes. R. (2002). ritim. K. (1999). Erişim:02. Grid Systems In Graphic Design. A Type Primer. N. Neuman Reports. Bıyık A. Designing With Type. The Elements Of Typographic Style. ilan. A. doğru beyaz boşluk ve grid kullanımı haber materyalerinin önem sırasına göre doğru organize edilerek. Bu nedenle. Gazete Sayfa Tasarımı Okuyucu İlişkisi. Quill. web ortamında haber ve iletilerin sunulmaya başlaması.. Brockman. gazete tasarımında uygulanan bu temel prensipler daha önce de bahsedildiği gibi değişmez kabul edilen kanunlar değildir. şekil-zemin. K. s. Sarıkavak. Smith. Tipografinin Temelleri.W. Design Evolution. History of the Mass Media in the United States: An Encyclopedia. Tasarımda yapılan yanlışlıkların giderilmesi ve tasarım ilke ve prensiplerinin tanınması. sayfa tasarımına duyulan ilgiye de artırmıştır. (2008).). (2002). Hastings:The Worsley Press. Wieldon. Diğer taraftan. Makalede. Metinlerin tipografisinde ise. s. tamamlama. AN 6305481.). birlik. Erişim: 15. K. yapılan gazete tasarımları en çok okur için ilgi çekecek (okutacak).

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 41     .

  42   akademia . (7P: Ürün. süreç. koordinasyon. onaylama. As a consumer-focused marketing consideration. dikkate almak. fiziksel belirtiler. Physical distinctions. Coordination. integrated marketing communication. consumer behaviour.FİRMALARDA BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİ STRATEJİLERİNİN BELİRLENMESİNDE TÜKETİCİ DAVRANIŞLARININ ÖNEMİ Ayhan ERDEM∗ Özet Pazarlama iletişimi araçlarının bir bütün olarak kullanılması gerekliliği. (7P: Product. tüketiciyi satın almaya yönlendiren. tutundurma. Process. fiyat. Communication) Key words: Marketing communication. and to get to the database application by building up a CRM – consumer relationship management in order to keep present consumers and gain new ones. ∗                                                              Dr. People. tüketici bağlılığı yaratmak. The Importance of Consumer Behavıours In Determınıng the Integrated Marketing Communication Strategies In Companies Abstract The necessity of using the marketing communication media as a whole introduced the term “integrated marketing communication”. kolaylık. iletişim) Anahtar Kelimeler: Pazarlama iletişimi. bütünleşik pazarlama iletişimi. Price. yeni tüketici kazanma veya mevcut tüketiciler elde tutmak için müşteri ilişkilerini yönetimi (CRM) geliştirerek veri tabanı uygulamasına geçmeyi amaçlamaktadır. marka bilinirliği ve sadakati oluşturmak.7C: Consumer value. Place of sale. fuel sector. In the companies performing integrated marketing communication that describes the modern marketing concept. pazarlamanın 4P’si genişletilerek 7P ve buna ilave olarak 7C şeklinde uygulama alanı ortaya çıkmıştır. satış yeri. akaryakıt sektörü. Certification. Promotion . integrated marketing communication aims to develop brand awareness and loyalty leading the consumers to purchase. Convenience. Cost. 7C ise: Müşteri değeri. bütünleşik pazarlama iletişimi kavramını ortaya çıkarmıştır. Tüketici merkezli pazarlama düşüncesi olan bütünleşik pazarlama iletişimi. Consider. maliyet. Modern pazarlama anlayışını nitelendiren bütünleşik pazarlama iletişimini benimseyen firmalarda. tüketici davranışları. the 4Ps of the marketing is widened to 7Ps and also added 7Cc as an application field. to create a consumer loyalty. hedef kitle.

Yoğun rekabet. hedef kitlelere ulaşmayı zorlaştırmış. Bu nedenle Türkiye’de akaryakıt sektöründe tüketici davranışlarının incelenmesi önemli bir olgu haline gelmiştir. sponsorluk. artan iletişim olanakları ile birlikte hedef kitleye ulaşmak zorlaşmış. kişisel satış. bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan değişmeler ve gelişmeler ile yoğun rekabet. satın alma noktası iletişimi. tüketicilerin petrol 43   akademia .Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Geçmişte. büyük yatırımlar yaparak en iyi kullanan ve veri tabanı pazarlama alt yapısını hazırlayan maalesef sadece birkaç firma vardır. Ayrıca bu araştırmada. Pazardaki bu değişme ayrıca. ticari fuar ve sergi gibi iletişim temelli pazarlama iletişimi araçlarının bir bütün olarak kullanılması gerekliliği. tüketicilerin bilgi düzeyinin artmasını sağlamıştır. Bugün ayrıca. Tüketici davranışları. günümüzde ise ulaşım. tüketici davranışlarına doğrudan etkilemiş ve bütünleşik pazarlama iletişimi uygulama alanı bulmuştur. tüketicileri tanımak veya bilgi sahibi olmak pek önemli olmazlar. marka bilinirliği ve sadakati oluşturmak. Bugün Türkiye’de akaryakıt sektöründe. Bu çalışma. açıklık. hatta işletmelerin promosyon stratejilerini belirlemede de büyük fayda sağlamaktadır. hangi müşterinin firma için önemli veya kârlı. tüketiciyi satın almaya yönlendiren. Türkiye’de akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren petrol dağıtım firmalarının bütünleşik pazarlama stratejilerinin tüketici davranışları kapsamında ele alınması açısından önem taşımaktadır. müşteri ilişkileri yönetimini (CRM). tek ses. doğrudan pazarlama. yeni tüketici kazanma veya mevcut tüketiciler elde tutmak için müşteri ilişkilerini yönetimi (CRM) geliştirerek veri tabanı uygulamasına geçmeyi amaçlamaktadır. Tüketici merkezli pazarlama düşüncesi olan bütünleşik pazarlama iletişimi. medyanın pazarlama iletişimi faaliyetlerinin planlanmasının zaman ve ulaşma açısından etkisi azalmış ve iletişim öğesini pazarlama faaliyetlerinin önüne getirmiştir. tüketici bağlılığı yaratmak. satış odaklı geleneksel pazarlama yaklaşımında. işletmelerin iletişim konusundaki arama çabaları sorunlarını çözmek için hızlanmıştır. Bu uygulamada halkla ilişkiler ve reklam ön plana çıkmış. tüketicilerin akaryakıt sektöründe firma tercihlerinin belirlenmesi ve özellikle bütünleşik pazarlama iletişiminin bu etkinlikteki gücünün ortaya konulması ile birlikte. tutarlılık ve sinerji yaratarak tüketicilerin satın alma davranışlarını harekete geçirmede büyük rol üstlenmektedir. teknolojinin gelişmesi ile birlikte küresel bir pazar ortaya çıkmış. medyanın çeşitlenmesi. tüketicilerin satın almada hangi faktörlerin etkili olduğunu ölçülebilmekte. işletmelerin pazarlama iletişimi teknik ve yöntemleri ile tüketicilere ait verilerin toplanması ve depolanması kolaylaştırılmıştır. Tüketicilerle uzun dönemli ilişkinin kurulması CRM olarak tanımlanmış yöntemle birçok firmalar müşteri sadakati yaratarak mevcut müşterilerini elde tutma ve yeni müşteri kazanma çabası içerisinde faaliyetlerini göstermektedir. satış sonrası hizmetlerin sürekliliği sağlamakta. hangi müşterinin önemsiz veya kârsız olduğunu belirlenebilmekte. CRM. pazarlamanın kurallarını değiştirmiş. satış geliştirme. Toplanan veriler bilgiye dönüştürülerek işletmelerin tüketici ile uzun dönemli ilişkiye girmesi sağlanmıştır. Türkiye’de akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen bütünleşik pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymaktır. Müşteri ilişkileri yönetimi. geleneksel reklam maliyetlerinin artması. reklam ve tanıtım maliyetlerin artması ile tüketicilerin değişen ve artan iletişim beklentileri.   reklam. bütünleşik pazarlama iletişimi kavramını ortaya çıkarmıştır. halkla ilişkiler. Araştırmanın amacı. Bu nedenle bütünleşik pazarlama iletişimi araçları.

Bütünleşik pazarlama iletişiminde. tutarlılık ve azami iletişim etkisi sağlamak amacıyla birleştiren kapsamlı ve ayrıntılı bir planın sağlayacağı yararları kabul eden bir pazarlama iletişimi planlama yaklaşımıdır. 5. Bütünleşik pazarlama iletişimi. doğrudan pazarlama. Bütünleşik pazarlama iletişimi.8). satış tutundurma ve halkla ilişkilerin stratejik rollerini değerlendiren ve bu dalları açıklık. tutarlı ve inandırıcı bir mesaj oluşturacak şekilde kendi çeşitli iletişim kanallarını dikkatle bütünleştirip koordine etmesini sağlayan bir uygulama alanıdır. planlamasında. I. bir pazarlama iletişimi planlaması kavramıdır ve birkaç iletişim disiplinindeki stratejik rolleri değerlendiren anlaşılır bir planın kabul gördüğü bir plandır. 2002. mesajların ve tutundurma araçlarının analizinde. 3. doğrudan satışın. Müşteri tatmini. 1993. 1995. Marka sadakati. tutarlık ve azami iletişim etkisi sağlar (Schultz. 1993.17). 44   akademia .istasyonu seçiminde etki eden faktörleri. II. Bugün bütünleşik pazarlama iletişimi ile ilgili olarak birçok tanımlar geliştirilmiştir. (Kotler ve diğerleri. aktaran. çeşitli iletişim dallarının. Marka bağlılığı. Diğer taraftan bütünleşik pazarlama iletişimi. verimliliği. Kısaca IMC (Integrated marketing communication) olarak adlandırılan bütünleşik pazarlama iletişimi. Örneğin. 4.16. reklam. uygulanmasında ve denetiminde tüm görevlilerin yönetimi ve örgütlenmesini kapsayan bir süreçtir (Pickton ve Broderick. doğrudan yanıt.Bütünleşik Pazarlama Stratejileri İletişimi Tüketici merkezli pazarlama olarak bilinen bütünleşik pazarlama iletişimi ile.67). 6.781). Bunlar genel olarak şu şekilde verilebilir: Bütünleşik pazarlama iletişimi. önceden tespit edilmiş ürün ve kurum pazarlama iletişimi hedeflerine ulaşmada pazarlama iletişimi çabalarında en büyük ekonomikliği. 1999. 1. amaçlı bir diyalogu teşvik ederek onlarla kârlı ilişkiler kurma ve beslemeye yönelik bir çapraz işlevli süreçtir (Duncan. satış promosyonu halkla ilişkiler gibi disiplinleri açıklık. yani genel reklamcılığın.66). müşterilerle veya sadık müşterilerle zaman içerisinde gelişen ikna edici iletişim programları formu geliştirme işlemidir (Schultz. marka değerini oluşturan müşteri ilişkilerini yönetme sürecidir. Bütünleşik pazarlama iletişimi bir şirketin örgütü ve ürünleri hakkında açık. 2. Bütünleşik pazarlama iletişimi bu dalları birleştirerek açıklık. etkinliği. bütünleşik pazarlama iletişimi. örgüt ile onun mevcut ve potansiyel tüketicileri ve müşterileri arasındaki işlemleri etkili ve ekonomik bir biçimde etkileyecek pazarlama   iletişimi unsurlarının stratejik seçimidir (Betts ve arkadaşları. 2001. müşteriler ve diğer taraflara gönderilen tüm mesajları stratejik olarak denetim altında tutma veya etkileme ve onlarla verilere dayanan. Müşteri memnuniyeti. Müşteri değeri. Mesela. Pickton ve Broderick. tutarlılık ve maksimum iletişim etkisi sağlamak için bir araya getirir. çeşitli iletişim araçlarının strateji rollerini değerlendiren bir ayrıntılı planın pazarlama iletişimi planlamasına yapacağı katkının değerini fark eden bir yaklaşımdır. 2001. Bütünleşik pazarlama iletişimi.16). müşteri memnuniyetini ve marka değeri oluşturulmasında bütünleşik pazarlama iletişiminin rolü belirlenmeye çalışılmıştır.Bütünleşik Pazarlama İletişimi Amerikan Reklam Ajansları Derneği’nin tanımına göre. Sürekli ve sadık müşteri kazanma amaçlanmaktadır. satış tutundurma ve halkla ilişkiler vb. gelişmeyi ve birlikteliği sağlayacak biçimde seçilmiş hedef kitlelere yönelik tüm pazarlama iletişimi bağlantılarının medyanın. genel reklamcılık.

Bütünleşik pazarlama. Kişisel satış. malın sahipliğinin devrini sağlamaz. bütünleşik pazarlama iletişim araçlarından daha da etkilidir. herkes diğerinin ihtiyaç ve özelliklerini gözlemleyebilir ve hemen ona göre ayarlama yapabilir. satışı gerçekleştirmez. Bütünleşik pazarlamaya dönük iletişim stratejileri. her bir müşteri ile iletişim kurmanın maliyeti de oldukça yüksektir. Bu yüzden kişisel satış uygulamada çok daha fazla esnekliğe sahiptir. satışçı. satış yerinde ve anında en uygun yaklaşıma yönelir. III. 2003.530-531). Ayrıca bütünleşik pazarlama iletişim stratejisi şu unsurları içerir (Burnet. tüketicinin veya müşterinin bir ürünü satın almasında tercih olan etmenlerdir. a) Kişisel Satış akademia Amerikan Pazarlama Derneği’ne göre kişisel satış. bir alım-satım ilişkisinden tutun da kişisel bir dostluğa kadar her türlü ilişkinin biçimlenmesine izin verir (Kotler ve Armstrong.168).O. Yine kişisel satış. Reklam. İşletmeler bu kavramları sağlayabilmek için birçok pazarlama iletişimi stratejileri geliştirirler. reklamın ise kişisel olmayan. tüketicinin istek ve ihtiyaçlarıyla. stratejisinin müşterilerin sözlü sunu yapmak. kendi davranış biçimini en etkili ve ikna edici yönde ayarlar (Mucuk. Kişisel satışın diğer tutundurma yöntemlerinden en belirgin en önemli farkı. İki veya daha çok insanın etkileşimiyle gerçekleştiğinden. Dünümüzde bütünleşik pazarlama iletişimini desteklemek amacıyla işletmeler kendilerine bilgi ulaşması için yoğun çaba harcamaktadırlar. Kişisel satış reklama göre daha dinamik bir uygulamadır. kişisel iletişimden oluşmasıdır. satın alma sürecinin belli aşamalarında en etkili araçtır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Bunlar. nerede ve nasıl iletişim kuracağının ayarlanması. başta teknolojiden yararlanmak ve dijital iletişimi bir pazarlama avantajı olarak kullanmayı gerektirir (Yamamoto. • İletişimcinin. pazar birimlerinin ilgisini çekmek ve satın almaya özendirmek amacı güder.17): • Pazarlama iletişim gerçekleştirilebileceği hedef belirlenmesi. kişisel iletişim içermesi. Kocabaş ve diğerleri. Satışçılar. 1988. 2002. satın alma noktası iletişimi (P. halkla ilişkiler.114). özellikle alıcının tercihlerini. kanaatlerini ve hareketlerini oluşturur. işletme yönetimine yararlı olacak bilgi toplama işini de yaparlar. kişisel satış.127-128).63-64. 2001. Tüketicinin tepkisini görüp. aktaran. Kişisel satış maliyeti bir yüksek bir yöntem olup. Uzun süreli. İşletme dışı ve işletme içi koşullardaki sürekli değişmeler karşısında. satışçıların da bilgilerinin ve yeteneklerinin • Hedeflenen müşterilere hangi iletişim aracının veya yönteminin en etkili şekilde mesaj ilettiğinin belirlenmesi. “satış yapmak amacı ile bir ya da daha fazla satın alıcı ile konuşmak ve 45     . 2002. doğrudan pazarlama.Bütünleşik Araçları Pazarlama İletişimi Bütünleşik pazarlama iletişimi araçları farklı kaynaklarda şu şekilde sıralamaktadır: Bunlar. Bu arada satış görevlilileri. daha çok tüketici sayısının veya potansiyel tüketicinin az olduğu durumlarda satış personeli ile ortaya çıkar. mesaj sadece bir kişiye ulaşmaktadır. sponsorluk ve müşteri ilişkileri yönetimi (CRM)’dir. 2000. Kişisel satış. tutum ve davranışlarına göre ayarlayabilir. işletme ile pazar arasındaki ilişkileri sağlayan görevlilerdir. Tüketiciler ile yüz yüze iletişim olduğundan diğer. satışı sağlamanın yanı sıra. reklam. işletmedeki iletişimin gözden geçirilmesini ve yeniden yapılandırılmasını da amaçlar. • Hangi pazarlama iletişimi karmasının kullanılacağının ve bütçenin nasıl bölüştürüleceğinin programlanmasıdır.” olarak tanımlanabilir (Odabaşı ve Oyman. mal veya hizmeti sunuşunu. satış geliştirme.P).

gelişmesi gerekir (Cemalcılar. internet. Satış tutundurma. güçlü satın alma teşviklerinde bulunulur.2). Tüketicilere yönelik 2.267275). satış geliştirme taktiklerinin duyurulmasında. Doğrudan posta. otomatik doğrudan satış ve tele pazarlama dışındaki her türlü mağazasız perakendeciliği kapsamaktadır (Tek.   46   akademia . Doğrudan pazarlama herhangi bir türdeki işlemleri ve ölçülebilir tepkileri etkileyebilmek için birden fazla reklam medya aracılığıyla yapılan interaktif bir pazarlama sistemidir. dağıtıcılar (distribütör). Satış geliştirme araçları 3 grup da toplanabilir (Oluç. radyo. doğrudan bir satış teşvik aracı. Bununla birlikte satış tutundurma etkileri sıklıkla kısa ömürlüdür ve uzun soluklu bir marka tercihi oluşturmada reklam veya kişisel satış kadar da etkili değildir (Kotler ve Armstrong. Satış tutundurma araçları üreticiler. Örneğin. Bunlar kuponlar. geçici ve kısa ömürlüdür. 1999. uzun vadede pazar payını arttırmak ve müşteri ilişkileri kurmak için tüketicilere daha fazla indirim avantajı verilmesinden dolayı üretici firmaların karlılıkları düşürebilme özelliğine sahip bir satış aracıdır. perakendeciler. satın alma noktası iletişiminin ve kişisel satışın önemli bir rolü vardır (Tosun. telefon. Bu sorunun en iyi karşılığını bulmak. indirimli satışlar. Reklama göre daha ucuz ve kolay yürütülebilen satış geliştirme. TV. Satış tutundurma hemen cevap ister ve alır. müşteri tatminin yanı sıra şirketin devamlılığı açısından da önemlidir (Nakip ve Gedikli. Son alıcılara tüketici tutundurma. girişimcilere iş ilişkileri-business tutundurma. 1. mesajlar çabucak hazırlanabilir ve belli müşterilere hitap edecek biçimde özel düzenlenebilirler. 1996. yarışmalar. kablo TV. 1989. Doğrudan pazarlamanın birçok biçimi olmasına rağmen (televizyonda pazarlama. 2003. Reklam “ürünümüzü satın al” derken.15). Aracılara Toptancılara) yönelik (Perakende ve 3. ticaret dernekleri ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların da yer aldığı bir çok örgüt tarafından kullanılmaktadır. Doğrudan pazarlama hızlı ve özel yapımdır. doğrudan mektup. 1999. 2001. yeni ürünleri iyi tanıtılır ve düşen satışları yükseltilir. firmaların kısa dönemde satışlarını arttırmak. ticaret fuarları gibi araçları içerir ve potansiyel müşteri veri tabanı gerektirir. Bunlar. b) Satış Geliştirme Satış geliştirme. internette pazarlama vb. şirketlerin” ürünler müşteriye nasıl daha kolay ve etkin sunulabilir” sorusuna cevap aramasına neden olmuştur. müşteri odaklılık. elektronik pazarlama.603). c) Doğrudan Pazarlama Doğrudan pazarlamanın gelişmesinde. esnek yapılı.561). Doğrudan pazarlamanın kapsamı hakkında kesin bir fikir birliği olmamakla beraber.7). müşteri tatmini gibi müşteriyi temel alan çağdaş pazarlama anlayışının etkisi büyüktür. mesaj doğrudan belirli bir kişiye gönderilir. ödüller ve her biri eşsiz özelliklere sahip olan diğerleri.) hepsinin de ortak bir belirgin özelliği vardır: Doğrudan pazarlama kamusal değildir. perakendeciler ve toptancılara ticari tutundurma ve satış elemanlarına (satış tutundurma yapılır (Kotler ve Armstrong. satış tutundurma “hemen al” der. 2001. reklamın. Satış geliştirme de tüketicinin dikkati çekilir. Bütünleşik pazarlama iletişiminin önemli bir bileşeni olan satış geliştirmenin başarılı bir şekilde yürütülmesi ve amaçlara ulaşabilmesi için diğer bileşenlerle etkileşim içerisinde olması gereklidir. Müşteri çıkarlarının ön plana çıkması. farklı özelliklere sahip çok farklı araçlar demetine sahiptir. Satışçılara yönelik satış geliştirme araçlarıdır.529).

47   akademia . • Paket dizaynları. tüketicilere ulaşabilmek için satış noktası sergileri. mağaza içine asılan posterler.393. Kotler ve Amstrong. • İnsörtler.P).310. Başka bir tanıma göre ise Reklam. 2005. • Vitrin düzenlemeleri. Pırnar. 1992. • Satış elamanları. hizmete veya kuruma olumlu bir tutum yaratmak amacıyla göze ve/veya kulağa seslenen mesajların hazırlanması ve bu mesajların ücretli olarak yayınlanması biçiminde tanımlanabilir (Kurtuluş. Bozkurt. • Kapıdan kapıya satış. radyo.   d) Reklam Pazarlama iletişiminin en etkin aracı olan ve reklamın çok değişik tanımları vardır. • Marka isimleri. kitle iletişim araçlarından da yararlanılarak ve çoğu kez üretici ya da satıcı adı belirtilerek. • Satış promosyonları. marka isimleri. 1995.287.98): • Doğrudan postalama.Erciyes İletişim 2009 Ocak   etkileşimlidir. satış elemanları. 1998. Tanımdan da anlaşılacağı gibi reklamın bilgi verme ve ikna etme gibi iki önemli işlevi bulunmaktadır ve belli bir ücret karşılığında. 2001. Bu yüzden doğrudan pazarlama yüksek hedefli pazarlama çabalarına ve bire-bir müşteri ilişkileri kurmaya çok uygundur (Kotler ve Armstrong. Bir etkileyici iletişim biçimi olarak reklam.453.154). üstünlüklerinin. bir organizasyonun kitle iletişim araçlarıyla hedef pazardaki birimlere fikirlerini. Cameron ve diğerleri. Doğrudan pazarlama teknikleri ise şu şekilde sıralanabilir (Bozkurt. ister bir ürün. paket dizaynları. hizmetlerini tanıtmasıdır (Yükselen. • Yüz yüze satış. mallarını. pazarlama ile tüketici arasında bir diyaloga izin verir ve mesajlar tüketicinin tepkisine göre değiştirilebilirler. • Stant sorumlusu. • Kitlesel medya aracılığı ile (Kablolu TV. tüketicileri bir mal ya da markanın varlığı hakkında uyarmak ve o mal ile markaya.531).421.225): • Satış noktası sergileri.O. 1994.191). • Tele pazarlama. • Posterler. 2004. • İnternet ile pazarlama. ürün ile ilgili yapılan anonslar. 2004. Satın alma noktası iletişimi materyallerini veya bu iletişim araçlarını şu şekilde sıralanabilir (Elden ve diğerleri. dergiler.25). hedef kişi ya da kuruluşlara iletilmesi veya daha önce yapılmış bu yöndeki iletişimlerin hatırlatılması ve pekiştirilmesi çabasıdır (Doğan ve diğerleri. • Ürün ile ilgili yapılan anonslar ve reklam spotları. 2001. vitrin düzenlemeleri. • Mağaza içine asılan posterler. stant sorumlusu.627. d) Satın Alma Noktası İletişimi Satın Alma Noktası İletişimi Satın Alma Noktası İletişimi (Point of Purchase (P. bir firmanın mal ya da hizmetlerinin pazara sunulduğunun veya pazarda olduğunun. direk fax ve emailler. • Katalog pazarlaması.93. niteliklerinin. 1996. vb. 1988. Ayrıca reklam. 2001. satış promosyonları. Bearden ve diğerleri. Pıckton ve Broderick. Burnett ve Moriarty. 1989. reklam spotları ve diğer farklı iletişim araçlarının kullanılarak satışın yapıldığı yer olarak tanımlanabilir.590. magazinler) • Yazılı/sözlü mesajlar. Öztürk. gazeteler. servis veya bir fikir pazarlansın 2005.

1999. resimli.147). sosyal. 1999. ilişkili olması gerekir. Reklamlar. 1989. Peltekoğlu. sinema. Örgütün hedef kitleleri tarafından göründüğü biçimi ile görünmek istediği biçimi arasındaki mesafeyi tanımlayan ve kapatan işte bu çabalardır (Pelsmarker ve diğerleri. Kurum ve kuruluşlar hedef kitlelerinden bir şeyler öğrenir ve onlara bilgi iletir. planlı.insanları bilgilendirip ikna etmek için iyi bir pazarlama iletişim aracıdır (Pelsmacker ve diğerleri. Bir kitle iletişim aracı yolu ile iletilen kişisel olmayan her türlü paralı tutundurma aracı olarak tanımlanan reklam da. sanayi.593). 1988. Bu nedenle reklam ile diğer tutundurma araçları arasındaki temel fark reklamın kişiden bağımsız olması ve paralı medya kararları (mecraları) aracılığı ile kalabalık insan kitleleri ile yeni tüketicilerle iletişim kurulabilmesidir (Brassington ve Pettit. aktaran.161). Halkla ilişkiler aynı zamanda başarılı bir bütünleşik iletişim etkinliğinin ana bileşenlerinden biridir.3).39). alanları kapsayan bütün ortamlarda genel iletişim stratejisi oluşturmak ve uygulamaya koymak bakımından önemli bir rol üstlenmektedir (Çamdereli. 2005. ambalaj. yazılı. kültür. Uluslararası Halkla ilişkiler derneği tarafından kabul edilen tanıma göre halkla ilişkiler. Amaçları aynı olan tüm bu reklamlar için biçimsel olarak temel farklılıkları durağan ya da devingen görüntüler sergiliyor olmalarıdır (Çamdereli. karşılıklı anlayış. halk. reklamverenin açıkça tanımlanmış olması ve reklamın bir örgüt.3) Günümüzde halkla ilişkiler çalışmaları. 2001. yönetimhalkla ilişkisini iyileştirmeye yönelik. siyaset vb. hedef kitle veya taraf denen ikincil grupları ile iyi ilişkiler. bir kuruluş ile hedef kitlesi arasında iyi niyet ve karşılıklı anlayışa dayalı ilişkileri sürdürmeye yönelik. 2002. Halkla ilişkiler. yalnızca bilgi vermek için yürütülen bir çalışma değil. açık hava ve internet reklamları gibi çeşitlilik arz edebilir (Cameron ve diğerleri. ekonomi. 1996.370) Özet olarak halkla ilişkiler.214-217. 2000.150). 2000. 2001. (Kocabaş ve diğerleri. markanın kendisine tüketiciden bir tepki almak ister. Özellikle son yıllarda yaşanan ekonomik. Halkla ilişkiler şirketin kişiliğinin yansıtılması.45) bir girişimin kamu ya da özel sektörde faaliyet gösteren bir kuruluşun temasta bulunduğu ya da bulunabileceği kimselerin anlayış.1-2. 2004.247). Reklam bu alışverişteki kanalların yalnızca bir tanesidir (Avery. şirket ününün yürütülmesidir.553). video. fotoğraflı ya da radyo-televizyon.788). e) Halkla İlişkiler İngiltere Halkla İlişkiler Enstitüsü (IPR) halkla ilişkileri. kuruluşların bir bütün olarak itibarını güçlendirmek için kullanılan bir iletişim aracıdır. siyasal ve teknolojik alanda yaşanan hızlı değişimlerle ve gelişmelerle birlikte. 48   akademia . 2000. 1993. sempati ve iyi niyet oluşturup sürdürmek yönündeki planlı ve sürekli çabalardır. inandırıcı bir haberleşme çabası olarak da tanımlanabilir (Gürüz. 2001. belirtilmiş hedef kitleleri etkilemek için hazırlanmış. çünkü iletişim karmasının diğer bileşenlerine bağlanacak bir dizi faaliyetleri kapsamaktadır (Brassington ve Pettit. Bunlar genel olarak. temelinde iletişimin yattığı bir etkileşim çabasıdır (Kazancı. kuruluşların iletişim kurmak zorunda oldukları çevre genişlemiş ve söz konusu hedef kitlelerin de kurumlardan beklentileri artma eğilimi göstermiştir (Göksel ve Yurdakul. sempati ve desteğini elde etmek ve devam ettirmek için yaptığı sürekli ve örgütlü bir yönetim görevidir. Kotler ve Armstrong. Halkla ilişkilerin en önemli bir yönü de iki yönlü bir iletişim aracı oluşudur.248. Cemalcılar. önceden planlanmış çabalar olarak tanımlanır (Jefkins. bir ürün veya bir hizmet ile ilgili. 2000.72) ve halkla ilişkiler. Bütünleşik pazarlama iletişimi. Dahası bütün diğer iletişim faaliyetlerinde olduğu gibi halkla ilişkilerde planlı bir çaba olmasıdır. toplum.   Halkla ilişkiler.

dolaylı iletişim aracı ” olarak da tanımlanabilir. ürün/markaları ile özel olaylar. 1998.320). spor karşılaşmaları vb. sözsüz. 2000. işletmelerin pazarlama iletişimi teknik ve yöntemleri yardımı ile tüketicilere ait verilerin toplanması. daha sık alış veriş yaparlar. fiyat artışlarına duyarlılıkları daha azdır. • Ticari fuarlara katılarak. satış sonrası hizmetlerin sürekliliğini sağlamada ve hatta işletmelerin promosyon stratejilerini belirlemede de büyük fayda sağlamaktadır. organizasyona maddi olarak ya da hizmetleri ile destek vermeleridir (Çamdereli. sanattan bilime. Sponsorluk. Çok çeşitli alanlarda mali destekte bulunularak gerçekleştirilen sponsorluk. sanat ve spor gösterileri arasında olumlu bir bağdaştırma sağlamak amacıyla. Artık sadece. Sponsorluk. hangi müşterinin önemsiz veya kârsız olduğunu tespit etmekte.322).Erciyes İletişim 2009 Ocak   • Şirketin felsefesini ve misyonunu kurum reklamları. 2000. Sponsor edilen gösteriler yoluyla işletmeler imaj geliştirmekte. tüketici haberdar olma oranını yükseltmekte ve sosyal sorumluluğu vurgulamaktadır (Tapan ve diğerleri. yolları ile anlatarak. anlaşmalı olarak finansal veya diğer tür bir destek sağladığı bir iletişim aracı olarak tanımlanır (Akan ve Tapan.63).117). Sadık müşteriler (işletmeye abone olan müşteriler) o ürün grubuna daha fazla harcama yaparlar. Toplanan bu veriler bilgiye dönüştürülerek tüketici ile uzun dönem ilişkiye girilmektedir. bağımsız bir etkinlikte (sanat gösterileri. Ayrıca bu yöntemle. • Kurum içi iletişime bakarak çalışanları şirketin stratejik önceliklerine dahil etmek şeklinde sıralanabilir. kurum kimliği ve imajını oluşturup sürdürülmesi. işletmeler müşterilerini anlamak. tedarikçiler ve aracılarla temas kurmak. ödül   törenlerine kadar uzanan geniş bir yelpazeyi içerir (Peltekoğlu. h) Müşteri İlişkileri Yönetimi (Customer relation manegament) Bugün teknolojinin gelişmesi ile birlikte küresel bir pazar ortaya çıkmakta ve bununla birlikte hedef kitlelere ulaşmak için. işletmenin imajı. eğitimden. 2003. Çoğu kez devletin bütçe imkansızlıkları nedeni ile yeterli parayı ayıramadığı projeleri geliştirerek topluma yararlı hizmetleri sunabilmek için kuruluş ve kişiler sponsorluk görevini üstlenerek iyi bir görüntü sağlamaktadırlar (Bülbül. mesajların görsel ve işitsel öğeleri kullanılarak yaratıldığı reklama oranla “sessiz. g) Sponsorluk Sponsorluk. tüketicilerin satın almada hangi faktörlerin etkili olduğunu ölçmede. halkla ilişkiler kavramının içinde yer alan “toplumsal sorumluluk” bilincinin bir uzantısı olarak görülmektedir (Akyürek.86).) kuruluşların adlarının duyurulması karşılığında. açık hava reklamları vs.47). yeni müşteriler kazanmak için gereken maliyete 49   akademia . 2004. sadık ve yüksek harcama yapan müşterilere sahip olmak da yeterli değildir. hangi müşterinin firma için önemli veya kârlı. kültürel yarışmalar. onları etkilemek tatmin etmek ve tatminlerini sadakat dönüştürebilmek için büyük miktarlarda para harcamaktadırlar. depolanması sağlanmaktadır. 1996. Onları rakiplere kaptırmamak daha da önemlidir. Onları elde tutmanın maliyeti ise. • Güzel sanatlar ve spor sponsorlukları veya toplumsal fayda gözeten programlar gibi etkinlikler yolu ile şirketin iyi bir vatandaş olarak saygınlığını arttırmak. kimliği.294-295). Sponsorluk. spora. Bu nedenle. • Medya ile ilişkileri sürdürerek hem iyi haberleri yaymak hemde kriz zamanlarını gözönünde bulundurmak. Müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) denilen bu yöntemle birçok firmalar müşteri sadakati yaratarak mevcut müşterilerini elde tutma ve yeni müşteri kazanma çabası içerisindedir. Diğer yandan inandırıcılık sağlama ve imaj oluşturma açısından daha etkindir (Tosun. 1997.

IV. Opet kart olarak. bütünleşik pazarlama iletişiminin temelinde müşteri odaklılık yatmaktadır.51 ). • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından satış geliştirme aracının etkisinin olup olmadığı.102).58). • Bir akaryakıt markasının tercih edilmesinde sosyo-demografik değişkenlerin rolünün olup olmadığı. Opet. Diğer taraftan müşteri ilişkileri yönetiminin başarılı olabilmesi için. müşteriyi üye kartından tanıyan bir sistemdir. Migros’da harca veya Migros’da al. “Opet’ de al. 2001. Müşteri ilişkiler yönetimi’nde müşteri odaklı olmalarını sağlayabilecek gelişmelere Opet ve Shell örnekleri verilebilir. tüketicilerin satın alma kararlarında marka tercihlerini etkileyen bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarının etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. sakinleşmesi ve en önemlisi daha sonraki satın alam faaliyetlerinde aynı işletmeyi seçebilmesi için “KÖH” (K-Kabül et. işletmenin tümüne müşteri kavramını yerleştiren. Opet kart ile Migros ve diğer Koç Holding grub şirketleri ile sinerji yaratarak “paro” markasıyla işbirliği yapmaktadır. Bu nedenle. Akaryakıt Sektöründe. özel kampanya indirim ve promosyonlu alışverişlere izleme imkânı sunmaktadır. Özellikle Opet.69).   50   akademia . bütünleşik pazarlama iletişimi yolu ile elde edilir. Bu sistem. Müşteri ile işletmeler arasında etkin bir iletişimin sağlanması müşteri ilişkileri yönetiminde. Müşteri ilişkileri yönetimi. Opet’de harca” kampanyaları ile müşteri sadakati sağlamaya çalışmaktadırlar. 2002. buna bağlı olarak da karlılığı amaç edinen bir kavramdır (Kırım. Müşterinin etkilenmesi. Araştırmanın alt sorunlarını ise şu şekilde sıralamak mümkündür.24). 2001. Müşterinin tatmini hedefleyen ve sadakat programları ile müşteri sadakati sağlamaya çalışan işletmeler müşteri şikâyetlerini dikkat almalı ve en kısa sürede sorunu çözmesi gerekmektedir. İşletme ise müşterisinin satın alma trafiğini veri tabanına kaydederek sürekli izleme imkanını bulmaktadır (Levent. CRM uzun dönemli müşteri ilişkileri kurmayı. Buradaki amaç müşteriyi her yöneyle tanımaya çalışmak ve bu doğrultuda gereksinimleri tespit edilerek ürün ve hizmet geliştirmektir.göre çok daha düşük olmaktadır ( Çağlı. Müşteri odaklı bir yaklaşımı koruyabilmek ve geliştirebilmek için hedef tüketicilere ilişkin demografik özellikleri. Tüketicilerin Satın Alma Kararlarında Marka Tercihlerini Etkileyen Bütünleşik Pazarlama İletişimi Araçları a) Sorun Araştırmanın genel sorunu. 2002. Müşteri ilişkileri yönetimi. Müşterilere. müşteri merkezli olma kültürünü benimseten bir strateji olarak tanımlanabilir. Ö-Özür dile ve HHarekete geç) parolası ile harekete edilmesi gerekir (Horn. 2005 yılında Türkiye’de akaryakıt sektöründe.org) olarak tanımlanmaktadır. Buradaki paro sistemi. İşte bu noktada da bilgisayar teknolojilerinin oluşumunu kolaylaştırdığı veri tabanları önemli bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır. müşteri bilgilerini kullanarak müşteri sadakatini ve sonuçta müşteri değerini artırma bilimi (www. tüm kampanya. Hedef kitleye ilişkin bilgilerden yola çıkarak mesajın kaynağı ve alıcısı arasında daha etkin ve daha kolay iletişim kurabilecektir (Odabaşı ve Oyman. yaşam tarzları ve satın alma alışkanlıkları konularında bilgiye gereksinim duyulacaktır. müşteri şikayeti olduğunda öncelikle ve içtenlikle “müşteriye teşekkür” edilmesi gerekir. 2003. Shell ise smart kart olarak pazarda uygulama alanları bulmuşlardır.MİYinturkey. indirim ve promosyonlu satış noktalarında kurulan “Para POD” ekranından müşteri ile iletişimde bulunmaktadır.

005’i ise diğerleri (Minübüs. marka değeri oluşturulmasında bütünleşik pazarlama iletişiminin rolü belirlenmeye çalışılmıştır.4’ü Mersin’de. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından müşteri ilişkileri yönetimi (CRM)’nin etkisinin olup olmadığı. Türkiye toplamının %9. motorsiklet. %0. %2. öncelikle genel ortalama ve varyans hesaplaması yapılmış. 2005 yılında Türkiye’deki kara taşıt sayısı toplamı 10. Yine araştırmada.gov. özel amaçlı araçlar ve traktörler)’dir.9’u Gaziantep’te. %1. Bunun 5.6’sı İzmir’de.die. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından reklam’ın etkisinin olup olmadığı. %68.9’u ticari araç sürüleri baz alınmıştır. 5.220. müşteri memnuniyeti. %65. tüketicilerin petrol istasyonu seçiminde etki eden faktörler belirlenerek.1’i bay %34.6’sı da Diyarbakır’dadır (www.tr).1’i Ankara’da. Türkiye’nin toplam 7 bölgesi ve 10 ili. e) Yöntem Bir akaryakıt markasını tercih etmede etkili olan pazarlama iletişim araçlarına faktör analizi uygulanmış.875. Araştırma kapsamına giren il ve araç oranları devlet istatistik Enstitüsünün aşağıdaki verileri ve sektördeki uzman kişilerin yorumları çerçevesinde belirlenmiştir.1’i binek ve %31. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından sponsorluğun etkisinin olup olmadığı.624’ü otomobil. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından halkla ilişkilerin etkisinin olup olmadığı. Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarının önem derecelerinin ve bu tüketicilerin tercihlerine etki eden eden faktörleri belirlenemsi için.659. d) Sınırlılıklar Bu araştırma. b) Araştırmanın Amacı Çalışmanın ana amacı akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymaktır. %6. %20. %4.Erciyes İletişim 2009 Ocak   • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından kişisel satış’ın etkisinin olup olmadığı. Türkiye’deki akaryakıt sektörü ile sınırlıdır.5’i Antalya’da.629’dur. kamyonet. tüketicilerin akaryakıt sektöründe firma tercihlerinin belirlenmesi ve özellikle bütünleşik pazarlama iletişiminin bu etkinlikteki gücünün ortaya konulması ile birlikte. Bu araştırma. otobüs. sonraki aşamada ise faktör analizi aracılığıyla anlamlı olan varyansın kaç başlığa indirgeneceği ve bu başlıkların neler akademia c) Araştırmanın Önemi Bu araştırmada. • Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerinde bütünleşik pazarlama iletişimi araçlarından doğrudan pazarlamanın etkisinin olup olmadığı. tüketicilerin akaryakıt sektöründe firma tercihlerinin belirlenmesi ve özellikle bütünleşik pazarlama   51   . marka değeri oluşturulmasında bütünleşik pazarlama iletişiminin rolü belirlenmiştir. Türkiye’de faaliyet gösteren lider konumundaki akaryakıt firma tüketicilerine yönelik olup. müşteri memnuniyeti.9’i bayan olmak üzere toplam 1000 kişiyi kapsamaktadır. Buna göre.3’ü İstanbul’da. Yine Trafiğe çıkan araç sayısı dikkate alınarak. iletişiminin bu etkinlikteki gücünün ortaya konulması hedeflenmiş ve tüketicilerin petrol istasyonu seçiminde etki eden faktörler belirlenerek.

4. 2002. Bu analizin yapılabilmesi için aşağıdaki varsayımların yerine getirilmiş olması gerekir (Büyüköztürk. Teorik bölüm için literatür taraması yapılırken. Anket uygulamasına başlamadan önce.Tek (ANOVA) Yönlü Varyans Analizi Tek faktörlü varyans analizi ilişkisiz iki ya da daha çok örneklem Ortalaması arasındaki farkın sıfırdan anlamlı bir şekilde farklı olup olmadığını test etmek için kullanılır. 1978). Araştırılacak konuların neredeyse sonsuz olması bilimsel konularda genel bir ifadeye ulaşmayı güç kılmaktadır. Ancak bir genel ifade şu şekilde açıklanabilir: Bilim adamları bir takım değişkenler arasındaki ilişkileri analiz eder bu ilişkiler bazı koşullarda bulunan bireyler üzerinde değerlendirilir (Kim&Mueller. Buradaki temel amaç bu değişkenlerdeki bilgiyi en az bilgi kaybıyla az sayıdaki boyutlara indirmektir.olacağı belirlenmiştir. 52   akademia . Faktör analizi pek çok sayıdaki değişkenler arasındaki ilişkiyi analiz etmek ve bu değişkenlerin ortak boyutlarını ortaya çıkarıp açıklamaya çalışır. Örneklemlerin varyansları eşittir. uygulama bölümü için yüz yüze mülakat ve anket yöntemleri kullanılmıştır. f) Evren ve Örneklem Araştırmanın Evreni. 1. Mersin ilinde 30 kişiye deneme yapılmıştır. 2. Puanlar bağımlı değişkende etkisi araştırılan faktörün her bir düzeyinde normal dağılım gösterir. Bu deneme sonra eksiklikler giderilerek asıl uygulamaya geçilmiştir. sözü edilen uzmanların görüşleri doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılmıştır. ve bağımsız örneklem t testi (independent samples t test) uygulanmıştır. Bağımlı değişkenin ölçüm düzeyi en az aralık ölçeğinde olmalıdır. 2003. Faktör analizi sonucu elde edilen faktörlerin demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koyabilmek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA). Çok daha az sayıda değişken setleri oluşturulur. 1-30 Ağustos 2005 tarihleri arasında tamamlanmıştır. Norusis. Anket çalışması anketin uygulandığı tüm illerde aynı anda başlamış olup. Ankara (99).   • Veri Azaltma (Data Reduction): Bu yöntemle çok sayıdaki değişkenlerden onları belli bir başlık altında toplayan değişkenler belirlenir. Faktör analizinin iki temel amacı vardır (Erdoğan. 2005 yılında Türkiye’deki ticari ve binek tüm araç kullanıcılarıdır. Ankete katılan 50 kişiye pilot uygulama yapılarak çalışan ve çalışmayan soruların tespitinin ardından soru formu alan araştırma uygulamasına hazır hale getirilmiştir. 2. teorik formülasyonlar şeklinde özetlemektir.Faktör Analizi Bilimsel etkinliklerin başlıca amaçlarından biri de gözlemlenen olaylar arasındaki ilişkileri. Ortalama puanların karşılaştırılacağı örneklemler ilişkisizdir. Araştırmanın verileri Mersin (100). İstanbul Anadolu Yakası (101). 2002.44. 3. İzmir (100). eğitim seviyesi yüksek anketörler seçilmiş ve anketin uygulama öncesi belirli bir süreçten geçmiştir. Trabzon (100). Analiz sonucuna göre kategoriler gruplandırılır. Antalya (100) ve Konya (100) olmak üzere 10 ayrı ilde toplam 1000 kişiden toplanmıştır. Gaziantep (99). Soru formu hazırlandıktan sonra soru formunun yüzey (face) geçerliliğinin sağlanabilmesi için konuyla ilgili 3’ü akademisyen ve 2’si sektör içinde uzman olmak üzere toplam 5 ayrı kişinin görüş ve onayı alınmış.352): • Değişkenler arası ilişkinin yapısını ortaya koymak: Bu amaca ulaşabilmek için değişkenler arasında korelasyon analizi yapılır. İstanbul Avrupa Yakası (100). Anketörlerin ciddiyeti açısından.301): 1. Diyarbakır (101).

Örneklemin belirlenmesinde ise "Olasılıksal Örneklem Türleri"nden "Basit Olasılıksal Örneklem" türü tercih edilmiştir. akademia Hipotez 2: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin eğitim düzeylerine göre anlamlı farklılık göstermektedir. yaş ve meslek. Hipotez 6: Ankete katılan kişilerin akaryakıt aldıkları petrol istasyonuna göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önem anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Bu tür örneklem en temel örneklem metodudur. daha sonra örnekleme alınması için seçilmiş kesin elemanları yerleştirir (Neuman 1997. Hipotez 3: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin mesleklerine göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır. Üçüncü bölümde bir markayı tercih etmede etkili olan etmenlerin önem derecesi sorgulanmış. Bu ana amaca bağlı olarak çalışmanın en başında araştırma soruları ve hipotezler geliştirilmiş ve ilgili bölümde uygun istatistiksel analizlerle sözü edilen hipotezler sınanmıştır. İlk bölümde cinsiyet. İkinci bölümde ise bir akaryakıt kuruluşunu tercih etmede etkili olan etmenlerin önem derecesi 14 soru ile sorgulanmıştır. Basit olasılıksal örneklemde araştırmacı tam (bütün) bir örneklem taslağı geliştirir. literatür taraması ve daha önce kullanılmış güvenilirliği ve geçerliliği kanıtlanmış ilgili ölçeklerden elde edilen bilgilerden yola çıkarak özgün bir şekilde tasarlanmıştır. gelir düzeyi gibi demografik bilgileri elde etmeyi amaçlayan sorular yer almıştır. Hipotez 4: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin yaşlarına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır. matematiksel tesadüfi sürece göre örneklem taslağından elemanları seçer. Pazarlama iletişimi araç faktörlerinin sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterebileceği düşünülmüştür. son bölümde ise satın almada müşteriyi memnun edici faktörlerin önem derecesine ilişkin sorular yer almıştır. Anketlerden toplanan verilerin girişi ve istatistiksel analizlerin yapılması SPSS 11.0 paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Anlaşılması en kolay örneklem metodudur. Bu tür örneklem metodunda evrendeki her birimin örnekleme seçilme şansı eşittir. Araştırma sorusuna bağlı olarak aşağıdaki hipotezler ortaya atılmıştır: Hipotez 1: Pazarlama iletişimi araç faktörleri cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedir. Soru formunun geçerliliği. Soru formu toplamayı amaçladığı bilgiler bakımından beş ana bölümden oluşmaktadır.203). yüzey geçerliliği ve KMO Barlett değeri ile sağlanırken güvenilirliği de Cronbach Alpha hesaplaması aracılığıyla kanıtlanmıştır. dördüncü bölümde toplam 42 soruyla pazarlama iletişim araçlarının önem derecesi sorulmuş. Buna göre 1. 53     .Erciyes İletişim 2009 Ocak   Anketler 18 yaşından büyükler üzerinde yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 10 ayrı ilde 99-101 arası kişiyle görüşmek suretiyle toplam 1001 anket uygulanmıştır (anketinin biri cevapsız bırakılmıştır). g) Araştırma Soruları ve Hipotezler Çalışmanın ana amacı akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymaktır. ğ) Soru Formunun Özellikleri Soru formu. Hipotez 5: Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin aylık gelir düzeylerine göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir.

% 34. Bu dağılıma göre çalışmaya katılanların yaş bakımından dengeli olduğu söylenebilir. % 15. Ankete katılan kişilerin % 97. Ankete katılan kişilerin % 33'ü serbest meslek. Katılımcıların % 65.8'i memur. % 2.7'si Üniversite.8'i öğrenci. son olarak % 3.5' i ilgili soruyu yanıtlamışlardır.7'si 3544.32'sini açıklayan 8 faktör elde edilmiştir. Eğitim durumuyla ilgili soruya % 99.'i erkek.1'i İlkokul. % 1.9'u "Yüksek Lisans".40 alındığında marka tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörleri için toplam varyansın % 71.1'i işçi. % 21. Araştırmaya katılanların % 99. Ankete katılan kişilerin % 67. % 8'i ev hanımı.5 gibi önemli bir bölümü lise düzeyinde eğitime sahipken.9'unun cinsiyetle ilgili soruya yanıt verdikleri görülmektedir. % 4'ü 2501 ve üzeri ve % 3'ü de 2001-2500 aralıklarında gelir düzeyine sahip olduklarını belirtmişlerdir.9'u "Ortaokul". Ankete katılan kişilerin aylık gelir düzeylerine göre dağılımlarını gösteren bu dağılımda dikkat çeken aralık "5011000" aralığıdır. Ankete katılan kişilerin % 37.6'sı 18-24.4 gibi önemli bir oranı bulurken. % 30. Çünkü bu yolla varyasyonun bütün faktörlerde maksimize olması sağlanmıştır. ankete katılan kişilerin % 16.7'si yaşla   ilgili soruya yanıt vermişlerdir. % 8. Çalışmaya katılanların % 36. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi ölçeğin güvenilirlik ve geçerlilik şartları sağlanmıştır.8'i emekli. Analiz sonucuna göre ankete katılan kişilerin oldukça yüksek eğitim düzeyine sahip oldukları görülmektedir. % 9.Pazarlama İletişim Faktör Analizi Sonuçları Araçları Pazarlama iletişim araçlarının etkiliğini ölçen ölçek toplam 42 sorudan (item) oluşmaktadır. Meslek ile ilgili soruya katılımcıların % 98.9'u 500 ve aşağısı. 501-1000 aralığında gelir düzeyine sahip olanlar % 47. Ankete katılan kişilerin yaş dağılımlarına bakıldığında ise yoğunlaşmanın 25-34 ile 35-44 aralıklarında olduğu görülmektedir. Ankete katılan kişilerin % 98. % 8. % 7. Katılımcıların % 2.2 oranında yanıt alınmıştır.4'ü evli iken. % 11. Katılımcıların önemli bir kısmı serbest meslek kategorisindedirler. Faktör analizine 42 madde (item) tabi tutulmuştur. % 22. % 9. Analizde 7 soru (item) farklı gerekçelerle analiz dışı tutulmuştur. % 35.4'ü ise bekardırlar.8'i ise subay kategorisindedirler.6'sı 45-54.5'i 1001-1500.6'sı da 55 ve üzeri yaş dilimindedirler.9'u da bayan katılımcılardan oluşmaktadır.8'i ilgili soruya yanıt vermişlerdir. Ankete katılan kişilerin eğitim durumuna göre dağılımlarında ise yoğunlaşmanın "Lise" ve "Üniversite" düzeyinde olduğu göze çarpmaktadır. 54   akademia . Tablo 1 analiz sonuçlarını ayrıntılı olarak açıklamaktadır.3'lük bir bölümü 25-34 yaş aralığındayken. Analizde rotasyon varimaort seçilmiştir.8'i 1501-2000. % 3.2'si ise ilgili soruyu yanıtsız bırakmışlardır. Ankete katılan kişilerin medeni duruma göre dağılımlarına bakıldığında ise yoğunlaşmanın evli kişilerde olduğu görülmektedir. Ankete katılan kişilerin % 94. % 36.2'si ise "Doktora" düzeyinde eğitime sahiptirler.h) Bulgular ve Yorum 1-Katılımcıların Özellikleri Sosyo-Demografik Ankete katılan kişilerin cinsiyete göre dağılımlarına bakıldığında önemli bir yığılmanın olmadığı görülmektedir. Metodoloji kısmında da belirtildiği gibi ölçek literatür taraması ve önceki çalışmalarda kullanılan ölçeklerden elde edilen bilgiler ışığında geliştirilmiştir. 3. Öz değer (eigenvalue) 1'den büyük ve minimum yükleme değeri 0.2'si yanıt vermişlerdir. % 5.

66 3.980 .) Akaryakıt firmasının prim.8 4.791 3.41 .863 .56 3.6 11.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Tablo 1.688 .1 88.01 1.695 .771 .73 1.96 1..796 .764 .37 8.08 .822 .94 .62 3.16 .742 4.7 9.8 43.. katalog ve broşürler ile pazarlama yapması Yazılı ve sözlü mesajlarla pazarlama yapması (T cell.25 3.44 .741 .54 .33 .735 .48 4. piyango gibi çekilişler düzenlemesi Yurtiçi ve yurtdışı seyahat programı düzenlemesi Akaryakıt firmasının bonus avantajı vererek.86 1.750 .779 3. broşür vs.) Satınalma Noktası İletişimi Mağaza içinde stant ve raflarının olması Akaryakıt firmasının duvar posterlerinin olması Halkla İlişkiler (Sosyal Sorumluluk) Toplumsal ve kültürel değerleri yapacağı faaliyetlerde gözetmesi Doğal çevreye duyarlı bir kurum olması Eigenvalue Açıklanan Varyans (%) Cronbach’s alpha KMO sampling adequacy Barlett's of sphericity SS 1 2 3 Faktörler 4 5 6 7 8 3.86 3.663 .08 1. iskonto (nakit indirimi) uygulaması Akaryakıt firmasının yarışma.0 85.893 4.565 .856 .000 4.12 4.787 akademia .99 . araçlarda reklam yayınlaması Müşteri İlişkileri Yönetimi Müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması Akaryakıt firmasının tüketiciyi.13 1. selpak.81 1.844 .06 4. afiş.30 1.22 1.9 84.87 1.932 3.716 .799 4.29 2.03 1.87 3.839 .26 1.809 3.55 1.20 4.59 1.546 .59 1.28 1.36 1.935 3. dost veya Ortak olarak görmesi İstek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması Akaryakıt firmasının ihtiyacı karşılaması ve yüksek değer yaratması Satış öncesindeki ilginin satış sonrasında da devam etmesi Doğrudan Pazarlama Telefon ile tele pazarlama yapması Doğrudan postalama.828 .15 4.771 . prezentabl olması ve teknolojiyi iyi kullanması Satış ekibinin ikna gücünün iyi olması Sponsorluk Müzik. Telsim.636 .12 .21 1.50 ..8 sd=561 p=0.02 15.577 10.940 3.912 ORT²=17980 55     .966 3..18 .09 3. festival ve güzel sanatlar gibi kültürel etkinliklere maddi destek sağlaması Üniversitelerin çeşitli etkinliklerine ve konferanslara sponsorluk yapması Akaryakıt kuruluşunun spOrtif etkinlikler yapması (otomobil yarışları ve spor kulüplerine forma reklamı vermesi vb.792 .62 7.3 89.770 .94 1.781 .694 .51 3.09 .3 10.18 3.04 1.854 .772 .29 1. mağazalar ve süper marketlerde kullandırması Promosyon olarak müzik ve konser biletleri vermesi Kişisel Satış Satış ekibinin ürünü ve firmasını iyi tanıtması Satış ekibinin ürün ve marka tanıtımını iyi yapıyor olması Satış elemanının eğitimli.73 1.37 .59 92.0 1.18 .8 84.26 3.09 .) TV programları ile pazarlama yapması Satış Geliştirme Akaryakıt firmasının sürekli günlük promosyon uygulaması (deterjan.18 3.794 4.03 3.778 3.746 4.23 2.777 .78 1.30 1.761 .5 78.29 3.63 4.492 .04 3.05 4.755 . Pazarlama İletişim Araçları Maddelerinin (Itemların) Faktör Yüklemeleri (N=1001) Ort Reklam Reklamların ikna edici olması Akaryakıt kuruluşunun gazetede reklam yayınlaması Akaryakıt reklamlarının hatırda kalması ve bilgilendirici olması Akaryakıt kuruluşunun radyoda reklam yayınlaması Akaryakıt reklamlarının mesajlarının çarpıcı olması Akaryakıt kuruluşunun televizyonda reklam yayınlaması Akaryakıt kuruluşunun reklamlarında ünlü isimleri oynatması Akaryakıt kuruluşunun bilboard.69 1.

akaryakıt firmasının prim.. festival ve güzel sanatlar gibi kültürel etkinliklere maddi destek sağlaması ve üniversitelerin çeşitli etkinliklerine ve konferanslara sponsorluk yapması maddeleri dikkat çekmektedir. Elde edilen bu ilk faktör oldukça yüksek Ortalamalara ve yük değerlerine sahiptir. Altıncı faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve ortalamalara sahiptir (Cronbach's alpha= 84. Analizin Ortaya koyduğu beşinci faktör "Kişisel Satış" faktörüdür. Marka tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araçları faktör analizinde "Satış Geliştirme" dördüncü faktör olarak elde edilmiştir. Bu sonuç marka tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araçlarında en ağırlıklı faktörün Reklam olduğuna işaret etmektedir. (Cronbach's alpha=84.32 gibi oldukça önemli bir kısmını açıklamaktadır.. iskonto (nakit indirimi) uygulaması. Sekizinci ve son faktör olan halkla ilişkiler faktörü ise toplam varyansın % 3. Üçüncü faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve Ortalamalara sahiptir.5).7'sini açıklamaktadır.48'ini açıklamaktadır.3). Bu faktörde öne çıkan maddeler ise satış ekibinin ürünü ve firmasını iyi tanıtması ile satış ekibinin ürün ve marka tanıtımını iyi yapıyor olması maddeleridir. Altıncı faktöre ait maddelere bakıldığında ise müzik.66'sını açıklamaktadır. Beşinci faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve Ortalamalara sahiptir (Cronbach's alpha= 78. istek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması.6'sını açıklamaktadır. İkinci faktörün de güvenilirlik değeri ve yük değerleri oldukça yüksektir (Cronbach's alpha= 88.59'unu açıklamaktadır (Cronbach's alpha= 43. Birinci faktörün güvenilirlik değeri de oldukça tatmin edici bir düzeydedir (Cronbach's alpha= 92. (Cronbach's alpha= 89. Doğrudan pazarlama tekniklerinin önemi analiz sonucunda Ortaya çıkmıştır. Analiz sonucunda elde edilen yedinci faktör "Satın alma noktası iletişimi" olurken sekizinci ve son faktör ise "Halkla ilişkiler" faktörü olmuştur. piyango gibi çekilişler düzenlemesi gibi satış geliştirme stratejilerinin ön plana çıktığı görülmektedir.1) ve toplam varyansın % 15. Üçüncü faktör toplam varyansın % 10.Ankete katılan kişilerin akaryakıt marka tercihlerinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörlerinden ilki "Reklam" faktörüdür. akaryakıt firmasının tüketiciyi.9). dost veya ortak olarak görmesi maddelerinin (sorularının) ön plana çıktığı görülmektedir.8). Beşinci faktör toplam varyansın % 8.37'sini açıklamaktadır. akaryakıt firmasının sürekli günlük promosyon uygulaması (deterjan. Değerlendirme Pazarlama iletişim araçlarını belli başlıklar altında toplayabilmek amacıyla 56   akademia .).0). Ayrıca hemen hemen tüm faktörlerin sahip oldukları oldukça yüksek güvenilirlik değerleri de dikkat çekici bir unsurdur. Analiz sonucuna göre bu faktör altında müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması. Bu faktör altında. İkinci faktör de toplam varyansın % 11.8). Altıncı faktör toplam varyansın % 7. "Sponsorluk" analiz sonucunda elde edilen altıncı faktördür. Yedinci faktör toplam varyansın % 4. İkinci faktör olarak "Müşteri ilişkileri yönetimi" faktörü elde edilmiştir. akaryakıt firmasının yarışma. Yedinci faktör olmasına rağmen bu faktörün güvenilirlik değeri oldukça dikkat çekicidir (Cronbach's alpha= 85. Analiz sonucunda elde edilen üçüncü faktör ise "Doğrudan Pazarlama" faktörüdür. Dördüncü faktör toplam varyansın % 9. Analiz sonucu pazarlama iletişim araçlarından reklamın sahip olduğu öneme işaret etmektedir.8).3'ünü açıklamaktadır. Dördüncü faktör de oldukça yüksek yük değerlerine ve   ortalamalara sahiptir.62'sini açıklamaktadır. Sekiz faktör toplamda toplam varyansın % 71. selpak.

05) ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre anlamlı biçimde farklılık göstermemektedir. Ankete katılan kişilerin eğitim düzeylerine göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. p>0.713.05) cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedirler. faktöre (doğrudan pazarlama) verilen önemin ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre farklılaştığı ortaya konmuştur (t= 2. Ayrıca hemen hemen tüm faktörlerin sahip oldukları oldukça yüksek güvenilirlik değerleri de dikkat çekici diğer bir unsurdur. Reklam (t= -1. Eğitim düzeyleri arasındaki farkların hangi kategorilerde olduğunu tespit etmek amacıyla Tamhane testi uygulanmıştır. Tamhane testi sonucunda elde edilen çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde ortaokul düzeyinde eğitime sahip olan kişiler ile üniversite düzeyindekiler arasında reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı farklılık 57   akademia .101) daha fazla olduğu analiz sonucunda görülmektedir.042. Reklam (t= -1.05) faktörleri ise cinsiyete göre anlamlı biçimde farklılaşmamaktadır. Uygulanan bağımsız örneklem t test sonucunda 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden 4'üne verilen önemin ankete katılan kişilerin cinsiyetlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. p>0. kişisel satış. p<0.05) ve sponsorluk (t= -0.Erciyes İletişim 2009 Ocak   faktör analizi uygulanmıştır. Bekar kişilerin doğrudan pazarlama faktörüne verdikleri önemin (Ort= 3. Akaryakıt markası tercihinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörleri ankete katılan kişilerin demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koyabilmek amacıyla farklı türde analizler uygulanmıştır. p>0. kişisel satış (t= .457. satın alma nokta iletişimi (t= .05).05) ve halkla ilişkiler faktörleri (t= -2.448.800. p<. p>0.412. reklam. kişisel satış (t= -1. Ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla bağımsız örneklem t testi (independent   samples t test) uygulanmıştır. p>0. p<0.712.205. sponsorluk (t= -.692. Ankete katılan kişilerin cinsiyetlerine göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla bağımsız örneklem t testi (independent sample t test) uygulanmıştır. Reklam faktörüne verilen önem ankete katılan kişilerin eğitim düzeylerine göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır (F= 4. satış geliştirme (t= .160. p>0. doğrudan pazarlama (t= -0. p>0. p>0. p>0. Uygulanan bağımsız örneklem t testi sonucunda 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden sadece 1 faktöre verilen önemin ankete katılan kişilerin medeni durumlarına göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir. Analiz sonucunda ağırlıklarına göre sırasıyla.586.345. Analiz sonucunda sekiz pazarlama iletişim araç faktörlerinden yalnız birine verilen önemin kişilerin eğitim düzeylerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. satın alma noktası iletişimi ve halkla ilişkiler olmak üzere toplam sekiz faktör elde edilmiştir. Analiz sonucunda sadece 3.577.778.445.05). Müşteri ilişkileri yönetimi (t=-2. satış geliştirme. müşteri ilişkileri yönetimi (t= -1. Sekiz faktör toplamda toplam varyansın % 71.05).32 gibi oldukça önemli bir kısmını açıklamaktadır. Sadece satın alma nokta iletişimi faktörüne erkekler bayanlardan daha fazla önem verirken diğer üç faktörde ise bayanların erkeklerden daha fazla önem verdikleri görülmektedir.05). p<0.290) evlilere göre (Ort= 3. müşteri ilişkileri yönetimi. p>0. satın alma nokta iletişimi (t=2. p>0.05) ve halkla ilişkiler faktörleri (t= 1.05).05). p<0. doğrudan pazarlama.919.05). Reklam faktörünün dışında kalan diğer tüm faktörlerin eğitim düzeyine göre farklılaşmamaktadır. satış geliştirme (t=-2.05). sponsorluk.05). p>0.05).271.05).

05) gelir düzeylerine göre anlamlı biçimde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.314.516.05).05) ve halkla faktörlerinin (F= 2.931) üniversite mezunlarına (Ort= 3. Ankete katılan kişilerin yaş gruplarına göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek   yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.05). Ancak gruplar arası farklılıkların belirlenebilmesi amacıyla çoklu karşılaştırma tabloları incelendiğinde her iki faktör için de alt gruplar arasında anlamlı farklılığa rastlanamamıştır. Ticari araç kullanıcılarının 2.001). binek araç kullanıcılarına (Ort= 3. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Reklam" faktörünün ankete katılan kişilerin kullandıkları araç türüne göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır (t= 5. p<0.vardır. Meslek gruplarına göre farklılaşan diğer bir faktör de doğrudan pazarlama faktörüdür (F= 4.403. Aynı test sonucuna göre lise düzeyinde eğitime sahip olan kişiler ile üniversite düzeyindekiler arasında reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı farklılık vardır. Analiz sonuçlarına göre 1.508) göre doğrudan pazarlama faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır.05). Ticari araç kullanıcıları (Ort= 3. Lise mezunu kişiler (Ort= 3.548) göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. p<0. Faktöre verdikleri 58   akademia .001). Çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde meslek kategorileri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmektedir. Analiz sonucunda sekiz pazarlama iletişim araç faktörlerinden üç faktöre verilen önemin ankete katılan kişilerin meslek kategorilerine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Ankete katılan kişilerin meslek kategorilerine göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Ankete katılan kişilerin kullandıkları araç türüne (ticari ve binek) göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla bağımsız örneklem t testi (independent samples t test) uygulanmıştır. p=<0. Analiz sonuçlarına göre sponsorluk (F= 2. Ayrıca serbest meslek sahipleri de (Ort= 3.800) üniversite mezunlarına (Ort= 3.288) emeklilerden daha fazla doğrudan pazarlama faktörüne önem vermektedirler.548) göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Analiz sonucunda faktörlerden hiçbirinin ankete katılan kişilerin yaş gruplarına göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı sonucu elde edilmiştir (F= 2. p<0. "Pazarlama iletişimi araç faktörleri ankete katılan kişilerin aylık gelir düzeylerine göre anlamlı olarak farklılık göstermektedir" hipotezini sınamak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.314.559. Reklam faktörüne verilen önemin ankete katılan kişilerin meslek kategorilerine göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır (F= 2. p<0. Analiz sonucuna göre 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden 6'sı kişilerin kullandıkları araç türüne göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Çoklu karşılaştırma tablosuna göre işçilerin (Ort= 3. p<0.334) emeklilere (Ort= 2. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Müşteri ilişkileri yönetimi" faktörüne verilen önemin de kullanılan araç türüne göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmektedir (t= 2. Diğer bir deyişle farklı yaş grupları pazarlama iletişim araç faktörlerine verilen önemi anlamlı şekilde farklılaştırmamaktadır. Ortaokul mezunu kişiler (Ort= 3.662. 2.542.923). Satın alma nokta iletişimi faktörü de bu faktöre verilen önemin kişilerin meslek kategorilerine göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır.597) göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. p>0. Ancak çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde meslek kategorileri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmektedir.

544) ve 98 oktan kurşunsuz (3. binek araç sahiplerine (Ort= 3.278). p>0. Ankete katılan kişilerin kullandıkları araç değişkenine göre verilen önemin anlamlı farklılık gösterdiği diğer bir faktör de yedinci faktör olan satın alma nokta iletişimi faktörüdür (t= 4.05). 59   akademia . Kullanılan araç türüne göre anlamlı farklılık gösteren diğer bir faktör de 3. Anlamlı farklılığın görüldüğü diğer faktörlerde olduğu gibi sponsorluk faktöründe de ticari araç sahiplerinin (Ort= 3. Çoklu karşılaştırma tablosunda motorin kullanıcılarının (Ort= 4.523. p<0. süper (Ort= 3.722.457) binek araç kullanıcılarına (Ort= 4.048.001).001).303) göre anlamlı biçimde daha fazla önem verdikleri görülmektedir. 2. sadece "kişisel satış" ve "halkla ilişkiler" faktörlerinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır.224) müşteri ilişkileri yönetimi faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre 1. Kişisel satış faktörüne verilen önem kullanılan araç türüne göre farklılık göstermemektedir.034.629) bu faktöre de binek araç kullanıcılarına (Ort= 3. Ticari araç sahiplerinin (Ort= 4. Analizin ortaya koyduğu diğer bir sonuç da pazarlama iletişim araç faktörlerinden üçüncüsü olan "doğrudan pazarlama" faktörüne verilen önemin kullanılan yakıt cinsine göre anlamlı bir farklılık göstermemesidir (F=1. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Müşteri ilişkileri yönetimi" faktörüne verilen önem de kullanılan yakıt türüne göre anlamlı şekilde farklılaşmaktadır (F= 2.005). 95 oktan kurşunsuz (3. Sekizinci ve son faktör olan halkla ilişkiler faktöründe ise kullanılan araç türüne göre anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (t= .984) bu faktöre binek araç sahiplerine (Ort= 3.661. Beş numaralı faktöre (kişisel satış) verilen önemin kişilerin kullandıkları araç türüne göre farklılaşmadığı analiz sonucu ortaya konmuştur (t= 1.051. p<0.05).Erciyes İletişim 2009 Ocak   önemin (Ort= 4.010) satış geliştirme faktörüne bir markayı tercih etmelerinde binek araç sahiplerine (Ort= 3.914).457) Euro dizel kullanıcılarından (Ort= 4. p>0.616) yakıt kullanıcılarından reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.001).115. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "Doğrudan pazarlama" faktörüdür (t= 2.123) göre doğrudan pazarlama faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Ankete katılan kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre pazarlama iletişim araç faktörlerine verdikleri önemin farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.05). "Satış geliştirme" adlı 4. Ticari araç kullanıcılarının (Ort= 3. p<0.792) göre daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. p<0.05).360).329) göre daha fazla olduğu analiz sonucunda görülmektedir. p>0. p<0. ve 98 oktan kurşunsuz yakıt kullanıcılarından reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. süper.728) göre daha fazla önem verdikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Analiz sonucuna göre 8 pazarlama iletişim araç faktörlerinden 5'inde kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı bir farklılaşmanın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde motorin kullanıcılarının (Ort= 3.301.931. Motorin kullanıcıları.05). Altıncı faktör olan sponsorluk faktörü de kullanılan araç türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir (t= 3. Pazarlama iletişim araç faktörüne verilen önemin de kişilerin kullandıkları araç türüne göre anlamlı biçimde farklılaştığı görülmektedir (5. p<0. Bu iki faktörün dışında kalan diğer altı faktör de ticari araç sahiplerinin ilgili faktörlere binek araç sahiplerinden daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Diğer iki faktör de olduğu gibi bu faktörde de ticari araç sahipleri (Ort= 3. Pazarlama iletişim araç faktörü olan "reklam" faktörünün kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmektedir (F= 6.   Sonuç olarak. 95 oktan kurşunsuz.

p>0. doğrudan pazarlama (F= . Birinci faktör olan reklam faktörüne verilen önem araç sahiplerinin araç modellerine göre anlamlı farklılık göstermektedir (F=3.770) ve 95 oktan kurşunsuz (Ort= 3. p<0. Altıncı faktör olan sponsorluk faktörü de kullanılan yakıt türüne göre anlamlı farklılık göstermektedir (F= 2.001). Beş numaralı faktöre (kişisel satış) verilen önemin kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı biçimde farklılaşmadığı analiz sonucu ortaya konmuştur (F= .934. sponsorluk 60   akademia .120.875. Pazarlama iletişim araç faktörüne verilen önem de ankete katılan kişilerin kullandıkları yakıt türüne göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır (F= 4.05).05). p>0. Farklılığın hangi alt gruplar arasında olduğuna bakıldığında ise motorin kullanan kişilerin (Ort= 3.863) 1995 ve altı araç sahiplerine (Ort= 3.05). Gruplar arası karşılaştırma tablosu incelendiğinde motorin kullanıcılarının (Ort= 3. doğrudan pazarlama (F= 1.309).121. Sonuç olarak.05) ve halkla ilişkiler (F= . satış geliştirme (F= 1.998) Euro dizel (Ort= 3.678) sponsorluk faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir. p<0.713). kişisel satış (F= 1. "kişisel satış" ve "halkla ilişkiler" faktörlerinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır.067.374. Euro dizel (Ort= 3.629.05) faktörlerine verilen önem araçların markalarına göre anlamlı farklılık göstermemektedir. ve 98 oktan kurşunsuz (Ort= 3.651. p<0. müşteri ilişkileri yönetimi faktörüne ait çoklu karşılaştırma tablosunda ise sadece iki grup arasında anlamlı farklılığa rastlanmıştır.393.05). p<0. Gruplar arası farklılıkları gösteren çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde 2005 model araç sahiplerinin (Ort= 3.557) göre reklam faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir.378.05).878.05).659. sadece "doğrudan pazarlama".290). kişisel satış (F= .05).371.05). süper (Ort= 3. p>0. sponsorluk (F= 1. Ankete katılan kişilerin kullandıkları yakıt türü değişkenine göre verilen önemin anlamlı farklılık gösterdiği diğer bir faktör de yedinci faktör olan satın alma nokta iletişimi faktörüdür (F= 6.05).05) faktörlerinde kullanılan araç markasına bağlı olarak anlamlı farklılık bulunmakla beraber reklam faktörünün çoklu karşılaştırma tablosunda alt gruplar arasında anlamlı farklılık görülememiş. daha fazla önem Sekiz numaralı hipotez olan "Pazarlama iletişimi araç faktörleri kişilerin kullandıkları araç markasına göre anlamlı biçimde farklılaşmaktadır" hipotezini sınamak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.115. Çoklu karşılaştırma tablosu incelendiğinde motorin kullanıcılarının (Ort= 3.05).05).150.193) yakıt kullananlara göre satın alma nokta iletişimi faktörüne daha fazla önem verdikleri anlaşılmaktadır. p>0. Sekizinci ve son faktör olan halkla ilişkiler faktöründe ise kullanılan yakıt türüne göre anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır (F= 1. p>0.05) ve müşteri ilişkileri yönetimi (F= 2.649). p>0. Kişisel satış faktörüne verilen önem kullanılan yakıt türüne göre anlamlı farklılık göstermemektedir. p>0."Satış geliştirme" adlı 4.05). p<0. Pazarlama iletişim araç faktörlerine verilen önemin ankete katılan kişilerin kullandıkları araçların modellerine göre farklılık gösterdiğine ilişkin dokuz numaralı hipotezi sınamak amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır.685) kullanıcılarından satış geliştirme faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir. p>0.935. p>0. p>0. p>0. Bu üç faktörün dışında kalan diğer beş faktör de mazot kullanıcıları ilgili faktörlere diğer yakıt türü   kullanıcılarından vermektedirler. p>0.994. Müşteri ilişkileri yönetimi (F= 2.903. Analiz sonucunda reklam (F= 1.05). süper (Ort= 3. İlk iki faktörün dışında kalan. satın alma nokta iletişimi (F= 1. Analiz sonuçlarına göre sadece reklam faktöründe anlamlı farklılığa rastlanmıştır. p<0. satış geliştirme (F= 1.932) 95 oktan kurşunsuz yakıt kullanan kişilere göre (Ort= 3.

p>0. ve 98 oktan kurşunsuz yakıt kullanıcılarından reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. süper. Sadece satın alma nokta iletişimi faktörüne erkekler bayanlardan daha fazla önem verirken diğer üç faktörde ise bayanların erkeklerden daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Satın alma nokta iletişimi faktöründe de ticari araç kullanıcılarının binek araç kullanıcılarına göre anlamlı biçimde daha fazla önem verdikleri görülmektedir. Ortaokul mezunu kişiler üniversite mezunlarına göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Lise mezunu ankete katılan kişiler ise üniversite mezunlarına göre reklam faktörüne daha   fazla önem vermektedirler. satış geliştirme. Sonuç olarak. Euro dizel. binek araç kullanıcılarına göre reklam faktörüne daha fazla önem vermektedirler. p>0.897. sadece "kişisel satış" ve "halkla ilişkiler" faktörlerinde anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. p>0. Ticari araç sahiplerinin satış geliştirme faktörüne bir markayı tercih etmelerinde binek araç sahiplerine göre daha fazla önem verdikleri sonucu ortaya çıkmıştır. ankete katılan kişilerin akaryakıt marka tercihlerinde etkili olan pazarlama iletişim araç faktörleri sıralaması şu şekildedir: • Reklam • Müşteri ilişkileri yönetimi • Doğrudan Pazarlama • Satış geliştirme • Kişisel satış • Sponsorluk • Satın alma noktası iletişimi • Halkla ilişkiler Müşteri ilişkileri yönetimi. binek araç sahiplerine göre doğrudan pazarlama faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Sonuç Akaryakıt tüketicilerinin marka tercihlerini etkileyen pazarlama iletişim araçlarını önem sıralarına göre ayrıntılı biçimde ortaya koymayı amaçlayan çalışma. Motorin kullanıcıları. Yine motorin kullanıcılarının Euro dizel kullanıcılarından müşteri ilişkileri yönetimi faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir. 2005 model araç sahiplerinin 1995 ve altı araç sahiplerine göre reklam faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir. satın alma nokta iletişimi ve halkla ilişkiler gibi pazarlama iletişimi araçları. Ticari araç sahipleri.530. Bu bağlamda. Modern pazarlama anlayışı.05) faktörlerine verilen önem araçların modellerine göre anlamlı farklılık göstermemektedir. reklam faktörüne verilen önem azalmaktadır. Ticari araç kullanıcıları. cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermektedirler. akademik ve sektörel anlamda önemli sonuçların elde edilmesini sağlamıştır. Sponsorluk faktöründe de ticari araç sahiplerinin bu faktöre binek araç sahiplerine göre daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır. süper ve 95 oktan kurşunsuz kullanıcılarından satış geliştirme faktörüne daha fazla önem verdikleri sonucu elde edilmiştir.836.Erciyes İletişim 2009 Ocak   (F= . Bu iki faktörün dışında kalan diğer altı faktör de ticari araç sahiplerinin ilgili faktörlere binek araç sahiplerinden daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır.05). Yani tüketicilerin eğitim seviyesi arttıkça. Ortaokul düzeyinde eğitime sahip olan ankete katılan kişiler ile üniversite düzeyindekiler arasında reklam faktörüne verilen önem bakımından anlamlı farklılık vardır. 95 oktan kurşunsuz. firmaların kâr elde etmesi ve sürekliliğinin sağlaması 61   akademia . satın alma nokta iletişimi (F= 1.05) ve halkla ilişkiler (F= . 95 oktan kurşunsuz yakıt kullanan kişilere göre sponsorluk faktörüne daha fazla önem verdikleri görülmektedir.

tüketici bağlılığı yaratmak yeni tüketici kazanma veya mevcut tüketiciler elde tutmak için müşteri ilişkilerini yönetimi (CRM) geliştirerek veri tabanı uygulamasına geçmeyi amaçlamaktadır. Price (Fiyat). tüketiciyi satın almaya yönlendiren.Ş. İşte bu açıdan bakıldığında bütünleşik pazarlama iletişimi araçları. Coordination (Koordinasyon). Ana Çizgileriyle Halkla İlişkiler. Communication (İletişim). S. Kararlar. (2000). İstanbul: Beta Basım Dağıtım A. (2000). M. Sponsorluk. Confirmation (Onaylama). D.. Consideration (Dikkate Almak). Çamdereli. England.. tüketiciyi etkileyen faktörleri analiz ederek. J. N. fiyat. Essex: Prentice Hall. ve Raymond W. M. New York: McGraw Hill-Irwin. Capital Dergisi. Cost (Maliyet). New Jersey: Prentice Hall. Kapital Medya Hizmetleri A. Brassington. S. Introduction to Marketing Communications: An Introduction Approach. T. 7C ise: Customer Value (Müşteri Değeri). Eğitim Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı Yayınları. U. (2002). Ingram. Second Edition. Tüketici merkezli pazarlama anlayışı olan bütünleşik pazarlama iletişimi. (2002). Pazarlama Kavramlar. Kaynakça Akyürek. temel bir unsur ve değer olarak ortaya çıkmakta ve günümüzde. (2000). . Anadolu Üniversitesi. modern pazarlama anlayışını nitelendiren bütünleşik pazarlama iletişimini benimseyen firmalarda. Pettit. Bu bakımdan firmalar. F. tutundurma ve dağıtım gibi pazarlama fonksiyonlarının yerine tüketici memnuniyetini sağlamak için pazarlama faaliyetlerinin merkezinde iletişim. pazarlamanın 4P’si olarak bilinen ürün.. O. Elden.. Konya: Çizgi Kitabevi. Cameron. Rushton.L. Burnett.. McGraw-Hill. Boston: İnternational. S. Place (Satış Yeri). Principles of Marketing. Ulukök.. Bülbül. (1998). (2005). Bearden.(1995). marka bilinirliği ve sadakati oluşturmak. İ.Ş. Bozkurt. No:135. Çağlı.   62   akademia . Konya: Tablet Kitabevi. tüketicilerin pazarlama iletişim stratejilerine tepkisini ve bu stratejilerinin tüketiciler tarafından nasıl algılanacağı hakkında yorum yapabilmektedir. A. Çamdereli. (1998). (1999). İletişim Odaklı Pazarlama. R. Şimdi Reklamlar. R. M.. ve Morıarty. Ö. Pazarlama ve Halkla İlişkiler. İ (2003). Reklamların İçinde/N. T. Sayı 5. Physical Evidence (Fiziksel Belirtiler). Eskişehir. açıklık. Process (Süreç). Konya: Nobel Yayınları:117. tutarlılık ve sinerji yaratarak tüketicilerin satın alma davranışlarını harekete geçirmede büyük rol üstlenmiştir. Marketing. tek ses. İ. People (Hedef Kitle). (2004). (2005).ve Carson.için. Duncan. Marketing Principles&Perspective. Sadık Müşteri Markanızın Temsilcisidir. IMC-Using Advertising&Promotion to Bluid Brands. pazarlamanın 4P’sinin genişletilerek 7P ve buna ilave olarak 7C şeklinde uygulama alanı bulmuştur (7P: Product (Ürün). mevcut müşterileri korumak... Fınancal Times. M. ve Yeygel. yeni müşteri bulmak ve kaybedilen müşterileri kazanmak gibi amaçları olması yönünden tüketici merkezli olmayı gerektirir. Erdoğan. Pozitivist Metodoloji: Bilimsel Araştırma Tasarımı. Cemalcılar. Promotion (Tutundurma). İşte. (1988). İstanbul: MediaCat Yayınları.. Convenience (Kolaylık). İstanbul: İletişim Yayınları. W.

D. (1990). Y. F. İ. Strateji ve Bire-bir Pazarlama CRM. Pırnar. Reklam Harcamaları. F. İzmir: Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları. Marketing News. İ. x. A. Abı/Inform Global.. Pazarlama İletişimi Yönetimi. Harlow: Financial Times/Prentice Hall Inc. S. A. Odabaşı. (2005). Ankara: Erk. SPSS 11. ve Karpat. (1996). W. Y:10. Ally and Bacon.1-7. D. W. New York.V.s. Prentıce Hall. Kurtuluş. Halkla İlişkiler Nedir?.0 Guıde to Data Analysıs... (1998).T.. M. (1978). Kotler. Ninth Edition. Financial Times. ve Akan.. Doğrudan Pazarlama. England. P. Kotler. Temel Pazarlama İlkeleri.pg. Schultz. P. Ankara: MediCat Yayınları. ve Neuman.s. O. MİY: Paro’nun Hedefi.. Introduction to Factor Analysis.R. E. Kor. Beverly Hills. F. M. İstanbul: Beta Yayım Dağıtım.. No:946. (1997). How to Overcome The Barriers to İntegration. and Bergh V.Erciyes İletişim 2009 Ocak   İstatistiksel Yöntemler.. Principles of Marketing. Sayı:5. Y. (1996). C. H. Yaylacı.. (2001). J. Ünite:12-21. 3(18).Ş. P. Anadolu Üniversitesi Yayınları. K. İstanbul: Türkmen Kitabevi. (1996). Anadolu Üniversitesi Yayınlaıı. S. Kapital Medya Hizmetleri A.Ş. (2001). Tosun. B. Analiz Yorum. Kasım/Aralık. Mucuk.. Ünite:1-11. Tapan. Ünite:1-7. Armstrong. Akiş.. M. D. İstanbul: Sistem Yayıncılık.J (2002). Pazarlama Dünyası.. ve Çelebi. (Eylül-Ekim). Im. Pazarlama İletişimi Yönetimi. S. Oluç. Pazarlama İletişimi. Öztürk. C. G. Cilt:1. Cilt:2. B. (1989). Hortaçsu. Pazarlama Kanalları. (2002). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. (2001). (2002). Kapital Medya Hizmetleri A. Marketing P. M. New Jersey: Prentice Hall. Levent. Principles of Marketing. Tapan. (1996). İstanbul: İşletme İktisadi Enstitüsü Yayın. 16. I. No:152. L. Pazarlama Dünyası. (2001). Halkla İlişkiler. D. İstanbul. No:10. Capital Dergisi Digital Eki. (2004). Wong. Eskişehir. Prentıce Hall. Ö. (1997). P. Odabaşı. No:958. J. (2002). 2nd. M. (1989). Europen Edn. Essex.Yayınları. Boston. ve Gedikli. ve Amanda. (2003). (1993). Gürgen. Anadolu Üniversitesi Yayınları. Kocabaş. ve Oyman. Pickton. 15. Armstrong G. No:116. Güneri. M. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları.. Saunders. Integrated Marketing Communications. Reklamcılık ve Metin Yazarlığı.. No:946. Cilt:1. Sage Kırım. Pazarlama İletişimi. Eskişehir: MediaCat Yayınları. 63     . Norusıs M. ve Oyman. (2000). Elden. Gürüz. akademia Nakip. Marketıng Comminacations.. Doğrudan Pazarlama ve Şebeke Yolu Pazarlama Sistemi. (1999). Halkla İlişkiler Yönetimi. İ. New Jersey: Prentice Hall. 27. Peltekoğlu. İstanbul: MediaCat Yayınları. Geuens. Social Research Methods: Qualitative and Quantitative Approaches. & Mueller. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Açık öğretim Fakültesi Yayınları. Kazancı. M. M. Pelsmacker. A. Akan. P. Y. Ankara: Seçkin Yayıncılık. B..B. Satış Tutundurma ve Satış Özendirme-Sale Promotion. S. July 19.

İstanbul: Kitapları. (2003). G.   64   akademia .Ü. Bütünleşik MediaCat Yamamoto. Pazarlama. İstanbul: Türkmen Kitabevi. Pazarlama İlkelerYönetim. (2000). A. Yükselen. Ünlü. Pazarlama Halkla İlişkileri ve Reklam. No:127. C. Bütünleşik Pazarlama İletişimi Yönlü Bir Yaklaşım. (1987). Reklam Kampanyası Planlaması.Babür Nurhan (2003). Ankara: Detay Yayıncılık. İ. Eskişehir. T. Açık Öğretim Yayınları.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 65     .

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi   66   akademia Keywords: Marketing Communications. Kulesite Shopping Center. organisations with a modern marketing approach are beginning to adopt the “integrated marketing communications” approach at their marketing communications applications. service and physical features. Bunun yanında Kulesite alışveriş merkezi halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi ile faktörler arasındaki ilişki incelenmiştir. The survey results revealeted that 4 factors had effects on the preference of the Kulesite shopping center. These factors were. Bütünleşik pazarlama iletişiminde halkla ilişkilerin rolü ve önemi. Araştırma sonucunda deneklerin Kulesite alışveriş merkezini tercih etmelerinde etkili olan 4 faktör bulunmuştur. değişen müşteri beklenti ve isteklerine cevap vermek ve rekabet üstünlüğü sağlayabilmek amacıyla pazarlama iletişimi uygulamaları içerisinde “bütünleşik pazarlama iletişimi” adında bir yaklaşımı benimsemeye başlamışlardır. pazarlama karması öğelerinin her birini birer iletişim mecrası olarak görmekte ve hedef gruplara sunulacak mesajların tek ağızdan sunulması prensibine dayanmaktadır. the efficiency level of PR activities has been found in a significant relation with social responsibility and the communication factors. through a survey implemented on a randomly selected sample of 575 persons of Konya. Bütünleşik pazarlama iletişimi. Also relations between the factors and the efficiency level of the PR activities of the Kulesite shopping center have been explored. hizmet ve fiziksel özelliklerdir. Kulesite Alışveriş Merkezi. A Theoretical and Applied Study of the Role of the Public Relations in Integrated Marketing Communications Abstract To meet the changing customer expectations and demands and to be able to gain competitiveness. ∗                                                              Arş. Bu faktörler önem sırasına göre: sosyal sorumluluk. Gör. Bütünleşik Pazarlama İletişimi.. Integrated Marketing Communications. As a result. in order to importance: social responsibility. Integrated marketing communications is focused on customer expectations and sees each of the marketing mix elements as a communication channel with the focus to present jointly agreed messages to the target audiences.BÜTÜNLEŞİK PAZARLAMA İLETİŞİMİNDE HALKLA İLİŞKİLERİN ROLÜ ÜZERİNE TEORİK VE UYGULAMALI BİR ÇALIŞMA Ahmet Tarhan∗ Özet Modern pazarlama anlayışını benimseyen kuruluşlar. . Halkla İlişkiler. Konya merkezde basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 575 kişi üzerinde yapılan anket çalışmasıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. müşteri istek ve beklentilerini temel almakta. This study aims to explore the strategic role of PR in the marketing mix. Public Relations. iletişim. Sosyal sorumluluk ve iletişim faktörleriyle halkla ilişkiler faaliyetlerini yeterlilik düzeyi arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama İletişimi. communication.

81). bilgi alışverişine olan katkısı dışında.18) bu da üretilen ürünlerin kitlesel olarak tüketilebileceği yeni pazarların ve tüketicilerin bulunmasını zorunlu kılmıştır.16). 2000a. price ve promotion) ürün. Bunun yanında. bütünleşik pazarlama iletişimi hem bir süreç. 1990’lı yıllarla birlikte artık işletme merkezli olmaktan çıkmış. Oysa iletişimi kendine temel alan halkla ilişkilerin. diğeri ise ürün üretiminin yeterli olmadığı. 2003. 2004. Pazarlama anlayışı. place. 18. pazarlama iletişimine ait bütün çabaların bir ‘disiplini’. tek ses ve tek görüntü yaklaşımıyla ürün ya da hizmetlere ilişkin sempati ve bağımlılık sağlama gibi amaçlarla hareket ediyor olsa da zaman zaman bu süreçte büyük bir yeri olan ve çalışmanın iletişim ayağını yürüten halkla ilişkilerin etkinliği ya da halkla ilişkilerin bu süreçteki rolü göz ardı edilmekte. 19-20). Etkili iletişim programları doğrultusunda gereken form ve metotları belirleyebilme yönünde çalışan bütünleşik pazarlama iletişiminde amaç. üretilen ürüne pazar ve tüketici bulmada hiçbir sorun yaşamayan üretici. İşte çağdaş   pazarlama anlayışının gerektirdiği amaçlara ulaşma noktasında pek çok firmaca uygulama alanına konulan uygulamalardan biri de iletişim unsurunu merkeze alan “Bütünleşik Pazarlama İletişimi”dir (Tosun. tüketici gruplarının. fiyat ve tutundurma faaliyetlerini tek çatı altında toplayan ve tüketicilere bir bütün olarak hitap etmeyi öngören bütünleşik pazarlama iletişiminde süreç. bütünleşik pazarlama iletişimi. 46). yy’da gerçekleşen Endüstri Devrimi ile birlikte hızlanan üretim sonucu ortaya çıkan kitlesel üretim. 1998. 1983. 1998. 1993. yoğun rekabetle birlikte benzeşen ürünlerden kendini farklılaştırmak isteyen firmalar. Uzun yıllar. Bunlardan en önemlilerinden biri ürün veya hizmetinin ortaya konmasında emeği geçen çalışanlara daha fazla değer verilmesi ve onların sosyal beklentilerinin karşılanması gerektiği. 8-11). 5-6). Günümüz işletmeleri. ‘bütünleşmesi’ gibi değişik kavramlar ile de tanımlanmaktadır (Bozkurt. müşteri ile başlayıp yine müşteri ile sürmekte ve satış sonrası hizmetle devamlılık arz etmektedir (Schultz ve diğerleri. Bu anlamda. ‘tek sesliliği’. hem de bir konsept niteliği taşımaktadır. Hedef gruplarıyla iletişimi merkeze alan ve pazarlamanın 4P adı ile anılan (product. bir kurum veya kuruluşun kendisini etkileyen ve kendisi de yine bunlardan etkilenen çevreyle. yy’da Floransa ve Venedik’te önemli ticaret merkezlerin kurulması ve tüketicilerin yeni isteklerine cevaplar sunan panayırların yaygınlık kazanmasıyla birlikte Avrupa’da gelişme göstermiştir (Pirenne. boşa giden yatırım olarak nitelenmektedir (Harris. 3).Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Pazarlama süreci. dağıtım. bunun yanında üretilen ürün veya hizmetlerin pazarlanacağı hedef grupları içeren kamuoyu ile karşılıklı fayda anlayışına dayalı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğiydi (Kazancı. 14. bir yandan da değişim olanaklarını gündeme getirmiş (Bozkurt. ‘orkestrasyonu’. Bu yaklaşımda da müşteri merkezliliği temel almaya başlamışlardır. günümüz işletmeleri. ‘uyumu’. Bu nedenle. kurum içi iletişime olan katkısı ve kurum içindeki birimlerin birbirleriyle yerinde ve doğru 67   akademia . halkla ilişkilere bütçeden ayrılan pay. özellikle 1929 Büyük Bunalımı ile birlikte bazı aksaklıkların giderilmesi gerektiğinin farkına varmıştır. hatta bireysel tüketicilerin beklentilerini ölçmeye kadar ayrıntılı bir değerlendirmeyi ve bu bulgulara göre tüketicilere yaklaşarak pazarlamaya çalıştıkları ürün ya da hizmete ilişkin bir bağımlılık ya da sempati oluşturma yolunu tutmuşlardır (Harris. çeşitli stratejiler geliştirme ve bu stratejiler üzerine pazarlama konseptini oturtma gayreti içine girmişlerdir. 1996. satın alma davranışını doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemek ve ürün veya hizmete ilişkin bir sempati oluşturarak satın almada sürekliliğin sağlandığı bir bağımlılığı oluşturmaktır. insanların ihtiyaçlarından fazla ürün üretimi ve bunun ihtiyacı olanlara belli bir bedel karşılığında aktarılmasıyla başlamış.

pazarlama karması öğelerinin birleştirip tüketiciye tek ses ve tek görüntü olarak sunacak bütünleşik pazarlama iletişimi stratejisinde. 17). Bozkurt (2000a. 1999. 2000. Yukarıdaki farklı tanımlar değerlendirildiğinde. 12). Halkla ilişkiler uygulamalarının veya faaliyetlerinin bütünleşik pazarlama iletişimi içerisinde nerede yer aldığının sorgulanması gerekmektedir. 3) çok önemli işlevler düştüğünün belirtilmesi bakımından önem taşımaktadır. organizasyon ve onun ürünleri/hizmetleri hakkında iletişim kanallarının birleştirilerek (Kotler ve Armstrong. Amerikan Reklam Ajansları Birliği’ne göre bütünleşik pazarlama iletişimi. hepsindeki ortak nokta mesajlarda açıklığa ve tutarlılığa verilen önem ve birleştirici bir özellikle mesajların koordinasyonudur.iletişim kurarak topyekün başarının sağlanmasındaki yeri yadsınamaz (Sabuncuoğlu. Bütünleşik pazarlama iletişimine farklı bir açıdan yaklaşan ve daha kapsamlı bir tanımlama yapan Gonring’e (1994. reklam. 45) göre. 452). tutarlılık ve en yüksek iletişim etkisi sağlamak üzere kapsamlı bir planla birleştirerek katma değer yaratan bir pazarlama iletişimi planlaması kavramı olarak tanımlamaktadır (Odabaşı ve Oyman. 64.   68   akademia . Yer verilen tanımların daha iyi anlaşılması ve değerlendirilmesi noktasında bütünleşik pazarlama iletişiminin özelliklerine de yer vermek konu açısından önemlidir. organizasyonların ürettiği ürün ya da hizmetler ile ilgili alınacak her kararın müşteri bazlı ve satın alma davranışlarına etki edecek iletişim boyutunu düşünerek alınması ve bu farklı kararların bir disiplin içinde orkestra edilerek. 2002. Bütünleşik pazarlama iletişimini klasik yaklaşımlardan ayıran ve işletmede Bütünleşik pazarlama iletişimi. Bu bağlamda bütünleşik pazarlama iletişimi. kurumsal bütünleşik iletişimle birlikte hareket ederek pek çok organizasyonel ve pazarlamaya ilişkin problemin çözümünde. Bütünleşik Özellikleri Pazarlama İletişimi ve doğrudan tepki. Bozkurt. bu alanda geliştirilen kavram ve tanımları inceleyerek şöyle bir sonuca varıyor: Bütünleşik pazarlama iletişimi. iletişimde etkinlik ve verimliliği sağlamak üzere tek bir planlama sistemiyle iletişim işlevlerini bütünleştiren bir süreçtir. 52). 2003. 2003. Özellikle değişen tüketici istek ve beklentileri ile yaşanan yoğun rekabet ortamını kırmak ve rakiplere oranla bir adım önde olmak amacıyla ortaya konan bütünleşik pazarlama iletişimi içerisinde büyük önem taşıyan halkla ilişkiler faaliyetlerine (Tosun. Bu bağlamda. 17) ise. 1998. 1995. bütünleşik pazarlama iletişiminin yalnızca pazarlama departmanın pazarlama işlevini yerine getirmesi yerine kurumun tüm alt birimleri ve unsurlarıyla birlikte hareket ederek pazarlama yönlülüğü benimsemesi gerektiğidir (Yamamoto. 62. iletişim etkinliklerini kurumsal amaçlarla bağdaştırarak ve kurum kaynaklarının maksimize edilmesiyle. satış tutundurma ya da halkla ilişkiler gibi çeşitli iletişim disiplinlerinin stratejik rolünü değerlendiren ve tüm bu disiplinleri açıklık. 405) hedef kitlelere yöneltilen mesajlarda tutarlılığının ve açıklığının sağlanması amacıyla yapılan koordinasyon faaliyetidir (Churchill ve Peter. Buradan çıkarılabilecek sonuç. dinamizm ve koordinasyon sağlanmasındaki etkinliğini de literatüre yazdırmıştır (Eagle ve Kitchen. Bu çalışma. stratejik bir araç olarak hedef gruplara mesajın iletilerek sinerjik bir etkinin teminine yardımcı olmanın yanında. Janet. stratejik bir yaklaşım ile planlanması ve sinerji yaratılması sürecidir. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü tarafından 2005 yılında kabul edilen yüksek lisans tezinin özeti niteliğini taşımaktadır. halkla ilişkilerin rolünün çok iyi ortaya konulması gereklidir. 1993. bütünleşik pazarlama iletişimi. 2000).

Bu nedenle stratejik bütünleşme planları ortaya koyarak farklı birimler arasında tutarlılık ve koordinasyon sağlanmasıyla sinerjik bir etki doğuran bütünleşik pazarlama iletişimi uygulamalarına ihtiyaç vardır (Büyükbaykal. 1993. 2004. (8) İçeriden dışarıya değil dışarıdan içeriye doğru planlama. (3) Kurumun tüm çalışanlarının müşteri yönlü düşünmelerini sağlama. dolayısıyla satın alma kararlarını bu çerçevede şekillendirmektedirler. dağıtım kanalının etkisi göz ardı edilmektedir. 2000a. mesaj üreticilerinin ayrı ayrı faaliyetlerini tek bir algılama yöntemi ile algılamakta. Reklam. (6) İnteraktif bir iletişim süreci oluşturması. (9) Sıfır bazlı planlama. 55): (1) Bütün iletişim araçlarının pazarlama karmasıyla bütünleşmesi. fuar gibi pazarlama iletişimi çalışmaları ile pazarlama karmasını oluşturan dağıtım kanalı. 2003. sadece pazarlama karmasının gözden geçirilmesini değil. dolayısıyla tutumlarını bu verilere göre akademia Günümüz pazarlama iletişiminin en büyük sorunu eskiden beri pazarlama iletişimine yalnızca tutundurma karması olarak bakılmakta ve satın almak kararında ürünü kendisinin. mesaj kaynağına ilişkin bir yargıya varmakta. (7) Veritabanlı planlama ve uygulama. tutum ve davranışlarını. Oysa müşteri odaklı yaklaşımın hakim olduğu pazarlama anlayışında öyle bir noktaya gelinmiştir ki tüketicilerle iletişim kurarken markaların ne söylediği değil. 321). fiyatının. Önceden değeri kavranamayan fakat günümüzde pazarlama içerisindeki etkinliğinin farkına varılarak kabul edilen halkla ilişkiler uygulamalarının (Harris. 468). aynı zamanda tüketicilerin. 2000a. kurum ya da kuruluşlarca kendine sunulan ürün ya da hizmetle ilgili tüm uygulamaları birer mesaj olarak değerlendirmekte ve bu öğelerden yansıyan mesajların tutarlığına ve içeriklerine daha çok dikkat etmektedir (Göksel ve Yurdakul. ürün ambalajı. Bu süreçte ise halkla ilişkiler uzmanı bu disiplinlerin bir “orkestra şefi” olarak iç pazarlama kaynağı. 40). (2) Geleceğe odaklanma anlayışını desteklemesi. (5) Ölçülebilir olma.18-19. 2001. bütün iletişim mesajlarının tüketicilerin ihtiyaçları ile birleştirmeye ve yönetmeye yönelik etki ve etkinliği mevcuttur.kuruluş lehine desteği sağlanabilmektedir. 2000. Bütünleşik Pazarlama Halkla İlişkilerin Yeri İletişiminde uygulamalarının pazarlama ve reklamcılıkla birlikte çalışmasının önemi büyüktür. Tüketiciler. 133). halkla ilişkiler. (4) Teknolojinin pazarlama alanında kullanılması. satış promosyonu. Bundan ötürü bütünleşik pazarlama iletişiminde büyük önem taşıyan sinerjinin ortaya konmasında halkla ilişkiler   69   . Yani günümüz tüketicisi. Yamamoto. Kuşkusuz böylesine önemli bir işlevi yerine getiren halkla ilişkiler birimi bu konumuyla bütünleşik pazarlama iletişiminin lideri konumunda olmalıdır (Üzün. Bunlar sıralanacak olursa (Bozkurt. etiketinin. 103). 2002. iç ve dış çevrelerin ihtiyacını anlayabilen bir yöneticiye ihtiyaç duymaktadır. ambalajının. Sinerji.Erciyes İletişim 2009 Ocak   gelişirken ortaya koyacağı pek çok özellik bulunmaktadır. 148). 1994. ürün ya da hizmetin kendisi ve fiyatlandırmayla ilgili çeşitli mesajları tüketiciler farklı kaynaklardan algılayarak. eğer değişik mesajlar koordine edilir ve tutarlı olursa iletişime tek bir mesajın yaratabileceğinden daha fazla etki meydana getirir anlamını taşır (Moriarty. Tüketicilerin ürün ya da hizmetlere yaklaşımındaki bu değişim. bütünleşik pazarlamanın lideri ve tepe yönetiminin danışmanı temelinde yeni bir güç elde etmektedir (Bozkurt. tüketicilerin onlardan ne duydukları ve neye inandıklarının daha önemli olduğu görüşü hakim olmaya başlamıştır (Bozkurt. Çünkü tutarlılık ve koordinasyon içerisinde yürütülen ve diğer öğeleri de içerisine alan yerinde halkla ilişkiler programları sayesinde müşteri her kimse –destek sağlayanlar. yatırımcılar ve finansal çevre. çalışanlar. 15). kişisel satış.

işletmeye ilişkin sorunların aşılmasında halkla ilişkiler birimlerinin sadece danışmanlık görevi vermesi yanında. Kuşkusuz bütünleşik pazarlama iletişimi uygulamalarının tüketicilerin ilgisini çekerek başarıya ulaşılmasındaki temel neden. 80) halkla ilişkiler uygulamalarına önemli görevlerin düştüğü fikrini kuvvetlendirmektedir. 2003. • Toplumsal ve teknolojik gelişmeler sonucunda hedef kitlenin bilinçlenmesi ile birlikte reklamın etkisinin giderek zayıflaması. 2004.oluşturmaktadırlar. 1995. bunların içsel ve dışsal alt sistemler olarak birbirine bağlanarak bütünleşik bir iletişim ve koordinasyonun sağlanması gerektiğini. her türlü enformasyona ulaşarak bunlar ışığında kararlar alıp. 2004. 28) değişim ihtiyacını kendini kuruluşlarda hissettirmeye başlamıştır (Yamamoto. Tosun. • İşletmelerin ikame ürün miktarındaki artış ve perakende yoğunlaşması nedenleri ile satış hacminin giderek düşmesi. doğru zamanda ve doğru kişilere iletilerin aktarılmasında karşılaşılan zorluklar da (Yamamoto. Kaya (2003. pazarlama halkla ilişkilerinin bütünleşik pazarlama iletişimi bileşenlerinden en önemli öğelerden birisi olmasını sağlamış ve işletmelerde kilit bir rol üstlenir olmuştur. . 53) tüm tutundurma öğelerinin bir bütünlük ve uyum içerisinde çalışarak ürün ya da hizmete ilişkin kampanyanın koordinasyon içerisinde yürütülüp sonuca ulaşılmasındaki etkinliğinden kaynaklanmaktadır. 2000a. 186. 2003. reklam kampanyaları. Böylece halkla ilişkiler birimleri yalnızca bir iletişim çıktısı olarak Bu zorlu rekabette halkla ilişkiler birimlerine ya da uygulamalarına ihtiyaç duyulan nedenleri şöyle sıralayabiliriz   70   akademia Son yıllarda bilgisayar teknolojilerindeki gelişmeler. 2003. 134. 1987. Halkla ilişkiler birimleri ortaya koydukları uygulamalarla. araçları • Reklam kirliliği ve hedef grupların reklamdan kaçışı. satınalma. Bunu önlemeye yönelik çoğu zaman ürün ya da hizmete yönelik uygulanan pazarlama halkla ilişkileri uygulamaları. • Geleneksel pazarlama etkinliğinin azalması. • Halkla ilişkiler. globalleşme (Kazancı. Bozkurt. 2004. Odabaşı ve Oyman. 29). bunun da daha etkin bir rol yüklenen halkla ilişkiler birimlerince yapılabileceğini ileri sürmektedir. gelişmeler işletme ve pazarlama anlayışına da yansımış ve aynı amaca hizmet eden birçok ürün ve markanın arasından sıyrılarak rakipleri geride bırakma isteği (Tosun. 140). finansman. Becerikli. müşteri ilişkileri yönetimi gibi işletme faaliyetleri ile (Yamamoto. 2004. Yukarıda yer verilen nedenlerden ötürü. muhasebe. Halkla İlişkilerin Sağladığı Avantajlar Bütünleşmede (Bozkurt. 65-70). pazarlama. üretim. etkili bir şekilde kullanılabilmesi. kupon dağıtımı vb. 31. 2003. tüketicinin satın alma karar sürecini olumsuz yönde etkilemektedir (Bozkurt. 406). 2003. • Diğer pazarlama iletişimi metotlarının kullanımının yasak olduğu durumlarda. Bunun yanında doğru yere. Örneğin. tüketicilerde kimlik ve eğilim değişiklikleri. 2003. tütün ve alkollü içecek endüstrisi vb. Farklı kaynaklardan birbirlerini tamamlamayan birbirinden kopuk mesajların üretilmesi. 391). internet sisteminin yaygınlaşması. 253). tutundurmaya yönelik çalışmalarla aynı anda faaliyete geçirilerek ürün ya da hizmete yönelik dikkat ya da farkındalık sağlanmaya çalışılmaktadır (Dilenschneider ve Forrestal. diğer pazarlama iletişimi metotlarının kullanıldığı durumlarda iletişimi güçlendirici bir etki istendiğinde devreye girmesi. yoğun rekabet ortamı. 255) vb. satış tutundurma. organizasyonun ürün ve hizmetini diğer tutundurma bileşenleri ile birlikte bütüncül bir şekilde ele alarak pazarlamayı desteklemektedir (Fill.

135-137. 1997) hedef kitle ile olan ilişkilerin bütüncül bir şekilde ele alınarak sadakatin ve marka imajının oluşturulmasında. Bozkurt. Halkla ilişkilerin bütünleşmede sağladığı avantajları birkaç maddeyle sunmak gerekirse (Bozkurt. bunun yanında girdilerin sağlanmasında. Bozkurt. 31) ve örgüt içerisindeki tüm kararların aynı zamanda hedef gruplar için birer iletişim mesajı içermesi nedeniyle en üst düzeyden başlayarak tek elden stratejik olarak tüm faaliyetlerin planlanması gerekmektedir (Bozkurt. 2000a. tüketiciler için çeşitli yayınlar hazırlatmak. 2000b. halkla uzun dönemli iletişim kurma becerileri ile iletişim etkinliklerini bir bütünlük içinde sunmak. • Kurumsal ve pazarlama amaçlı halkla ilişkiler çalışmalarıyla ve pazarlama amaçlı halkla ilişkilerin pro-aktif ve re-aktif formlarıyla bütünleşik pazarlama iletişiminde farklı tekniklerin birleştirilerek tek elden sunulmasına katkı sağlamak.Erciyes İletişim 2009 Ocak   görülmeyecek. basın bülteni vb. 54). • Halkla ilişkiler uygulamacıları hem işletme hem de tüketici sözcüleri olarak işlev görmektedir. güvenilir ve dürüst bilgiler sunması. uygulamalarla tarafsız üçüncü bir kişinin onayını içeren güvenilir haber formatında duyurularla tüketicilere ulaşılmaktadır. 148149). İşletme dışı çevredeki hedef gruplardan beklentileri bütüncül olarak üst yönetime sunarak tüketici istek ve beklentilerine uygun alınan kararı da bütünlük içerisinde yeniden çevreye sunmak. yönetimce alınacak kararlara sağladığı verilerle etki etmesi nedeniyle girdi işleme süreçlerinde ve sonunda alınan kararların yine hedef gruplara aktarılmasıyla çıktı sürecinde yer alan bir birim olduğu sonucu çıkarılabilmektedir. Halkla ilişkiler bu anlamda. kriz yönetimi gibi halkla ilişkiler faaliyetleri ile bütünleşik pazarlama iletişimi çalışmalarının temel çerçevesini oluşturmak. Buradan. kurum imajı. kontrollü mesaj kurgusu ile oluşturduğu olumlu algılama ve esnek uygulamaları sayesinde (Drobis. kurum kültürü. 54-55. örgütsel yapılanmalar ile insan kaynakları ve pazarlama yönetim yaklaşımlarından kaynaklanan ve bütünleşik iletişim yaklaşımını engelleyen faktörler için stratejik çözümler ortaya koymak. 2000b. hatta kararların alınmasında ve bunların biçimlendirilmesinde etkin bir rol alacaktır. 2002. medya ilişkilerindeki ustalıkları. 113). 2003. yönetim fonksiyonlarının bütünleştirilerek etkin bir yönetim mekanizmasının şekillenmesinde ve sonuç olarak toplum akademia 71     . • Medya kanallarının tüketiciler nezdindeki etkisizliğini aşma amaçlı. Günümüzde aynı amaca hizmet eden ürün ve marka enflasyonu yaşanması ve satış sürekliliğinin markaya karşı sadakatin sağlanmasına gerek duyması (Tosun. hedef grupları ile etkileşimli (çift yönlü) iletişimi sağlaması. Bütünleşik Pazarlama Halkla İlişkilerin Rolü İletişiminde Pazarlama iletişimi çalışmalarının bütünleşmesi ihtiyacı. başyazı. • Örgütler için bütünleşik stratejiler oluşturmak. halkla ilişkilerin sadece belli iletişim uygulamalarını yapan ve iletişim çıktılarını sağlayan birimler olarak basite indirgenmemesi gerektiği. • Kurum içindeki yapıda toplam kalite. insan kaynakları yönetimi. • İletişimdeki yetkinlikleri. iletişim sürecinin iç ve dış çevreden sağlanan verilerle girdi sürecini. 2000a. günümüz pazarlarında 1990’lı yılların gerektirdiği bir zorunluluktur (Bozkurt.

koordine eden ve bütünleşik pazarlama iletişimi uygulamalarında örgüt içerisinde kilit bir görev üstlenen yine halkla ilişkiler birimleridir (Bozkurt. Üzün. Örgütsel yapı içerisinde günümüzde bu kadar etkin bir rolü üstlenen halkla ilişkiler ve özelde pazarlama halkla ilişkilerinin önemi büyüktür. güç kullanımı gibi pazarlama karması faktörlerini göz önüne alarak. örgüt kültürüne uygun olarak simgelerin belirlenmiş ve dışsal çevre değişmelerine bağlı olarak gerekli uyarlamaların yapılması. Bütünleşik pazarlama iletişimi sürecinde. fiyatlandırma. 392). Değişen ve gelişen çevre şartlarına uygun çalışma zorunluluğu olan kurumlar günümüz pazarlama anlayışının gerek duyduğu iletişim. halkla ilişkilerin faaliyetleri arasında ilk ve en önemli sırada gelmektedir (Bozkurt. 103). biçimlerin belirlenmesi ve bütün birimlerce uygulanması. bütünleşik pazarlama iletişimi sürecine önemli katkılar sağlamaktadır (Bozkurt. Pazarlama iletişimi ile ilgili üst yönetimin alacağı bütün kararların birbirleri ile koordinasyonu ve planlanmasında halkla ilişkiler birimleri stratejik bir misyon   yüklenmişlerdir (Bozkurt. Halkla ilişkiler bir işletme fonksiyonu olarak. 15. 2000a. halkla ilişkiler uzmanları bütünleşik 72   akademia . katılım ve motivasyon gibi örgütsel iletişim faktörleri genellikle halkla ilişkiler programları ve halkla ilişkiler uzmanları tarafından kimliklendirilirler. 2000. dağıtım. Halkla ilişkiler birimleri çalışmalarıyla. Bu nedenle pazarlama ve halkla ilişkilerin karışımı olarak ortaya çıkan pazarlama amaçlı halkla ilişkiler uygulamalarına bilimsel verilerin ortaya koyduğu süreç ve katkılar ışığında yaklaşılmalı ve uzun vadede örgüte başarı getirecek olan bu faaliyetler etkin bir şekilde uygulanmalıdır. pazarlama ve iletişimin kesişme noktasında yer alan halkla ilişkilerin örgüt içindeki yeri yadsınamaz.ile bütünleşmeyi içeren adımlarla. Dolayısıyla tüm öğelerin tek ses. 118). işletme içinde ve üst yönetime doğrudan bağlı çalışan bir iletişim disiplinidir. 190). Halkla ilişkiler. kendisini çevreleyen farklı çevrelerde gerçekleşen değişimleri kısa zamanda yönetime bildirmektedir. Elde edilen veriler ışığında da değişen istek beklenti ve çevre koşullarına göre cevaplar üretebilen bir yönetim anlayışını meydana getirmektedir. örgütün kısa ya da uzun dönemli pazarlama politikalarının gereklerini yerine getirmektedir. örgütün gerçek görüntüsünün saptanması. Öyle ki. özellikle 90’lı yılların başından itibaren işletmelerin tüketiciler nezdindeki tercih etme ve farklılık yaratma sıkıntılarına çözüm olarak yeniden yapılanmaktadır. 2003. tutundurma. 148). 183). tek görüntü şeklinde bütünleştirilerek etkin bir mesaj ya da kurum/ürün imajı şeklinde sinerjik bir etki ortaya konularak (Moriarty. 1990’lı yıllarda. işletmenin en üst düzeyindeki karar alma mekanizmasında yer alan halkla ilişkiler uzmanı. Bunun yanında ürün. Tüm bu nedenlerden ötürü. iletişim politikalarının ve planlarının oluşturulması ve nihayet erken uyarı sistemi olarak işlev görmesi gibi çeşitli fonksiyonları da yerine getirmektedir (Kaya. 186). Ayrıca geleneksel pazarlama anlayışının bir yansıması olarak ortaya çıkan ve etkinliği azalan iletişim çalışmalarını stratejik olarak yeniden düzenleyen. Bununla birlikte. 2004. Bunlara ek olarak halkla ilişkiler hem pazarlama halkla ilişkileri hem de kurumsal halkla ilişkiler bağlamında. Tüm bunları yaparken de çağdaş pazarlama anlayışına uygun olarak bütüncül bir şekilde çevreye sunarak uygulamadan sağlanacak faydayı maksimize etmeye çalışmaktadır. 1993. mesajların yapılandırılması için en etkili tarzların araştırılması. bütünleşik mesajlar planlayıp üretmek ve bunlar ile ilgili gerek işletme içi gerekse işletme dışı yaratıcı iletişim çalışmalarını uygulamak. örgütle ilgili alınabilecek bütün kararların iletişim boyutunu stratejik olarak irdelemeli ve bütüncül bir yapıda hedef gruplara sunma amacı taşımalıdır (Bozkurt. 2004. 2002. 40) hedef kitlelere iletilmesi görevi de yine halkla ilişkiler birimlerince sağlanmaktadır (Harris. 1994. 2004. ait olma duygusunun yaratılması ve içsel iletişimin etkinleştirilmesi.

7’si 64 ve üzeri yaş gruplarından meydana gelmektedir. Anketi uygulayacak anketörler önceden belirlenmiş ve kendilerine anket tekniği ile anket formu   hakkında genel olarak bilgi verilmiştir. Anket formu hazırlandıktan sonra alanda uzman kişilere sorular gösterilmiş ve onların rehberliği ışığında gerekli ön düzenlemeler yapılarak 50 kişilik bir örnekleme anket formu uygulanarak bir ön test yapılmıştır.7’si 16-27 yaş arası.9’u yani 5 kişi bu soruya cevap vermemiştir. Metodoloji Araştırma tümdengelim yöntemini esas alan betimleyici bir çalışmadır. Deneklerin % 0. Toplam 600 anketin uygulanması düşünülmüş ancak anketlerden 25 tanesi çeşitli nedenlerle tamamlanamadığı için analiz dışı tutulmuş ve toplamda 575 anket üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır. Konya Kulesite alışveriş merkezinin dış hedef kitlesinden (mevcut ya da potansiyel müşterilerinden) oluşmaktadır. Aralık ayının ilk haftası sona ermiştir. Konya Kulesite alışveriş merkezinin dış hedef kitlesinin öncelikle herhangi bir kuruluşu tercih ederken önem verdikleri kriterler belirlenmiştir.2’sinin genç ve orta yaş olarak nitelendirebilecek 16-39 yaş grubu arasında yoğunlaştığı anlaşılmaktadır.7 ile 64 ve üstü yaş grubunda yer alırken. Bu verilere göre. Araştırmanın verileri Konya’da toplanmıştır. Anketler 16 yaş ve üstü deneklere yüz yüze görüşme tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Herhangi bir kuruluşu tercih etmede etkili olan faktörler ile Kulesite’nin yaptığı halkla ilişkiler çalışmaları arasındaki bağ analiz edilmiştir. % 22. Ankette katılımcılar tesadüfi örneklem tekniği kullanılarak belirlenmiştir. en büyük oranı % 37. Anket formunda ön test sonrası bazı soruların yeterince açık olmadığı ya da deneklerce farklı algılandığı tespit edilmiş bunun üzerine bazı sorular değiştirilerek anket formuna son şekli verilmiştir. 1994. Kulesite’nin halkla ilişkiler uygulamalarıyla çeşitli değişkenler arasındaki ilişkinin anlamlılığını ortaya koyabilmek için ANOVA istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır.7 ile 16-27 yaş grubu oluşturmaktadır. bütünleşik pazarlama iletişimi içerisinde halkla ilişkilerin rolünü belirlemede etkili olan faktörleri ortaya koyabilmek için faktör analizi. 2004 Kasım ayının son haftası uygulanmaya başlanan anket çalışması.9’u 28-39 . 73   akademia .3’ü 40-51. 44). Değerlendirmeler. 150). % 7. Araştırma Bulguları Katılımcıların Özellikleri Sosyo-Demografik Araştırmaya katılan deneklerin % 37. stratejik olarak iletişim nosyonunu planlama yeteneğine sahip olan ve örgütün çevresindeki değişiklikleri sürekli takip ederek örgütün çevreye uyumunu sağlamaya hizmet eden halkla ilişkiler uzmanlarının.5’i 52-63 ve % 1. Ayrıca kendilerini alışverişe iten nedenlere ilişkin sorular yöneltilerek bunda kuruluşun yaptığı halkla ilişkiler çalışmalarının ne oranda etkili olduğu araştırılmıştır. Bundan dolaylı. zorunluluk haline gelmiştir (Bozkurt. % 29. Ankete katılanlar içerisinde en küçük oranı % 1. 2002.Erciyes İletişim 2009 Ocak   pazarlama iletişimi programlarını yaratmada ve yönetmede kritik ve en rekabetçi olan değişim uzmanlığı fonksiyonunu üstlenir (Moriarty. deneklerin % 68. Verilerin analizinde katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesinde. Çalışmanın evreni. üst yönetimin karar aldığı masalarda bulunması artık bir lüks değil. SPSS PC paket programına aktarılan veriler aracılığıyla araştırmanın amacına uygun olarak yapılmıştır. deneklerin Kulesite’den alışveriş yapma sıklığı ve alışveriş için Kulesite’ye yönelten etkenlerin tespitinde freanks analizi.

7’si “yerel firma olması”. % 33.7’si “ulaşım kolaylığı”.6’sı “indirimler”.1’i “ayda bir” alışveriş yaptığını. % 2. Örneklem grubunun eğitim-öğretim seviyesi bakımından da farklılaştığı görülmektedir.3’ü “lise”. % 0. % 9.3’ü “alternatifinin etken olarak dile olmaması”nı getirmişlerdir. % 37’ si “üniversite”.1’i “serbest meslek”. Buna göre görüşülenlerin % 6.999 milyon arası”.6’sı “ev hanımı”.3’ü “hoşlandığım için”. % 8. % 14. % 9. % 2. Görüşmeye katılan örneklem. % 37. % 42. % 8. Aylık gelirleriyle ilgili yöneltmiş olduğumuz soruya görüşülenlerin % 0.2’si “lisansüstü” eğitiminden mezun olmuşlardır. Görüşmeye katılanların Kulesite’yi tercih etmelerindeki en önemli etkene ilişkin yanıtlarında ilk sırayı %37. % 5. % 36. % 10. % 0. % 22.7’lik oranla ulaşım kolaylığı izlemektedir.6’sı “akademisyen”. % 3. % 3’ü “kaliteli ürünler”. bunu %32.5’i “her gün”. % 19. Buna göre görüşmeye katılan deneklerin Kulesite’yi tercih etmelerinde % 32. Bu soruya cevap vermeyenlerin oranı ise % 0. % 15.4’ü “1 milyar-1. Araştırmada deneklere Kulesite’yi tercih etmelerindeki en önemli etkenin ne olduğu sorusu yöneltilmiş ve şu sonuçlara ulaşılmıştır.2’sini teşkil eden bir kişi ise bu soruyu cevapsız bırakmıştır.3’ünün “bekar” ve % 1’inin ise “dul” olduğu görülmektedir.4’ü “çiftçi”. Deneklerin % 0.3’ü “500 milyondan az” gelire sahip olduğunu. Buna göre görüşülen deneklerin % 12.4’ü “haftada bir”. 74   akademia . Ankete katılan ve katılanların % 0. Araştırmaya katılan deneklere.7’ si erkek katılımcılardan . % 17. % 6.8’i “alışverişi eğlenceyle bütünleştiren bir mekan sunması”. % 23.5’i “işsiz”.500 milyon arası”.5’i “15 günde bir”. % 17. % 1. % 2. çeşitli meslek gruplarından oluşmaktadır.4’ü “iki milyar ve üzerinde” aylık gelire sahip olduklarını belirtmişlerdir.3’ü ise kadın katılımcılardan oluşmaktadır.7’si “arkadaş tavsiyesi”. Deneklerin Kulesite’den Alışveriş Yapma Sıklığı ve Denekleri Kulesite’ye Yönelten Etkenler Deneklere Kulesite’den hangi sıklıkta alışveriş yaptıklarına ilişkin yöneltilen soruya görüşmeye katılan deneklerin % 7.2’si “yerel yönetici” olarak karşımıza çıkmaktadır.6’sı “memur”.9’u “kurum tarafından yapılan halkla ilişkiler etkinlikleri”.3’ü “ürünlerin kaliteli olması”.8’i ise bu soruyu yanıtsız bırakmıştır. Cevap verenlerin % 16.7’si “öğrenci”. % 1. % 10. %   34. % 1.4’ü “yapılan reklamlardan etkilenme”.8’lik oranla alışverişi eğlenceyle bütünleştiren bir mekan olması oluşturmaktadır.7’sini oluşturan 4 kişi ise bu soruya cevap vermemiştir. % 16.3’ü “ilkokul” mezunu. En yüksek üçüncü tercih edilme nedenini ise %15.2’si “otopark sorunun olmaması” cevaplarını vermişlerdir.9’u “aradığım her şeyi bulabilmemi sağlayan zengin ürün çeşidi”.5’i “yakın olması”. Buna göre ankete katılan deneklerin % 57.6’sı “gün aşırı”. % 10. Araştırmaya katılan deneklerin % 62. % 8’i “emekli”.9’u “denemek amacıyla”. Görüşmeye katılanların % 6.8’i “hiç” alışveriş yapmadığını belirtmiştir. % 18.6’sı “esnaf”. % 5. 243’ü “kadın” olmak üzere toplam 575 kişi ile görüşülmüştür.7’sini teşkil eden 4 kişi cevap vermemişlerdir. % 34. Görüşmeye katılanların % 3’ünü teşkil eden 17 kişi ise bu soruyu yanıtsız bırakmıştır.3’ü “îşçi”. % 13. % 2.4’ü “alternatif olmaması”. % 0.4’ü “temizlik”. % 0.5 ile toplam 3 kişidir.2’si “ferah ve huzurlu olması”.Araştırmada 332’si “erkek”.7’si “501 milyon-999 milyon arası”. % 0. % 25.9’luk oranla zengin ürün çeşitliliği alırken.4’ü “1-501-1.5’i “farklı hizmet birimlerini tek çatı altında toplaması”. kendilerini Kulesite’den alışveriş yapmaya yönelten nedenin ne olduğu sorulduğunda görüşmeye katılanların % 9.9’u “asker”.6’ sı “ortaokul”.6’sının “evli”.6’sı “zengin ürün çeşidi”. % 5.

6152)’dir. dördüncü grup için (.515  . çocuk oyun alanları vb. Faktör analiziyle belirlenen bu dört faktör.539  .498                                                    .471  .479  . ikinci grup için (.620  1.60  8.507          .548  .559  .  Toplam akademia 5.851 .  2.681  .  fak.608  .574  . Değerler incelendiğinde hepsinin kabul edilebilir sınırın üstünde ve kullanılabilir olduğu görülmektedir.621  .615  .  3. anlayışlı ve güler yüzlü olması Teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesi ve kendini buna göre yenilemesi Hizmet Faktörü E‐mail.484  .  fak.704  .8 1.851) genel olarak yüksek bulunmuştur.813  .403  40.84 . restaurant.  fak. birinci grup için (.32  8.8’ini açıklamaktadır. Ayrıca faktör analizinden elde edilen faktörlerin her birindeki maddelerin bir arada gösterdikleri güvenilirlik değerleri hesaplanmış ve şu sonuçlar elde edilmiştir: Faktörlerin her birinin güvenirlik katsayısı.470 .559  .  4.5748). telefon vb. toplam varyansın % 40.469                                                    . eigenvalue ve scree plot incelemesi sonucunda anlamlı faktör yapısına sahip 4 faktör grubunun ele alınabileceği görülmüştür. Faktör gruplarının sınıflandırılma ve değerlendirilmesinde Varimax rotasyonlu tablo dikkate alınmıştır.)  birimleri tek çatı altında toplaması   Özdeğer (Eigenvalue)  Açıklanan Varyans  Cronbach’s Alpha KMO (Kaiser‐Meyer‐Olkin Measure of Sampling Adequacy) Bartlett’s Test of Sphericity  .615 75     . Varimax Rotation) Sonuçları Halkla İlişkilerle İlgili Faktörler Sosyal Sorumluluk Faktörü Toplumsal sorunlara duyarlılık göstererek çözüm üretmesi Sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine değer vermesi Toplumsal ve kültürel değerleri yapacağı faaliyetlerde gözetmesi İhtiyacı olan öğrencilere burs ve yurt gibi imkanlar sağlaması Sanatsal ve Kültürel faaliyetlere destek sağlaması  Tarihi eserleri korumaya yönelik çalışmalara destek sağlaması Özürlü vatandaşlara yönelik kolaylıklar sağlaması Mağazadan yapılan her alış‐verişin belli bir miktarının kamu yararına harcanması Doğal çevreye duyarlı bir kurum olması Kamuoyunun istek ve beklentilerini yapacağı faaliyetlerde gözetmesi Konya’nın tanıtım çalışmalarına destek vermesi İletişim Faktörü İstek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması  Satış öncesindeki ilginin satış sonrasında da devam etmesi   Müşterilerin istek ve beklentilerine uygun hizmet üretmesi  Karşılaşılan sorunlara hızlı ve yerinde çözümler üretmesi Personelin ilgili.813  1. yeni düzenlemelerin kısa  sürede uygulamaya konmasını sağlaması  Müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması Fiziksel Özellikler Faktörü Kuruluş binasının iç dekorasyonu  Kuruluş binasının dış görünümü ve mimari yapısı Kuruluş bünyesinde çalışan personelin kıyafetleri Farklı beklentilere hizmet eden (alış‐veriş. eğlence.592  . Faktör Analizi (Principal Component Analysis.796 . Faktör analizine sokulan maddelerin güvenilirlik katsayısı (Cronbach’s Alpha= .553  .31 .283 15. üçüncü grup için (.  fak.494  1.6157). yöntemlere iletilen sorunlara kısa sürede cevap verilmesi   İçinde bulunulan ekonomik durumun sürekli takip edilerek buna uygun hizmet  politikalarının üretilmesi  Faaliyet alanıyla ilgili yasal düzenlemeleri sürekli takip ederek.59  8.874 2972.8217).588  . Tablo 1.821  .623  .518  .538  .Erciyes İletişim 2009 Ocak   Kulesite’nin Halkla İlişkiler Çalışmalarına İlişkin Faktör Analizi Tablo 1’de bütünleşik pazarlama iletişiminde halkla ilişkilerin rolünü tespit etmeye yönelik “çok önemli” den “hiç önemli değil” e sıralanan 5’li likert ölçek türünde hazırlanmış 50 maddeye (item) verilen cevaplar doğrultusunda faktör analizi yapılmış.

Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi sosyal sorumluluk faktörünü açıklayan ve taşıdığı yük miktarı 0. P= . “kuruluş bünyesinde çalışan personelin kıyafetleri” ve “farklı beklentilere hizmet eden (alış-veriş. iletişim faktörü olarak isimlendirilmiştir.59’unu açıklamaktadır. Dördüncü ve son faktör ise 4 madde tarafından ortaya konulmaktadır. “toplumsal ve kültürel değerleri yapacağı faaliyetlerde gözetmesi”. İlgili maddeler halkla ilişkiler çalışmalarında önemli bir yer tutan hizmet anlayışını tanımladığını için.507) ile (0.621) arasında yüklemelere sahip 4 madde   tarafından açıklanmaktadır. yeni düzenlemelerin kısa sürede uygulamaya konmasını sağlaması” ve “müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması” dır. “kuruluş binasının dış görünümü ve mimari yapısı”. “karşılaşılan sorunlara hızlı ve yerinde çözümler üretmesi”. “mağazadan yapılan her alışverişin belli bir miktarının kamu yararına harcanması”. “müşterilerin istek ve beklentilerine uygun hizmet üretmesi”. Bunlar kuruluşun. “doğal çevreye duyarlı bir kurum olması”. genel olarak değerlendirildiğinde bir kurumdan beklenen sosyal sorumluluk faaliyetlerini kapsadığı için birinci faktör sosyal sorumluluk faktörü olarak adlandırılmıştır. Söz konusu maddeler.) birimleri tek çatı altında toplaması” dır. eğlence.02. toplam varyansın % 8. telefon vb.000) ve sosyal sorumluluk (F= 2. farklı beklentilere cevap veren çeşitli mekanların varlığının.31’ini açıklamaktadır.38. Söz konusu faktör. “sanatsal ve kültürel faaliyetlere destek sağlaması”.26. “içinde bulunulan ekonomik durumun sürekli takip edilerek buna uygun hizmet politikalarının üretilmesi”.32’ini tanımlamaktadır. çocuk oyun alanları vb. Analiz sonuçları incelendiğinde ikinci faktörü açıklamada 6 madde (item) tespit edilmiştir. Söz konusu faktör toplam varyansın % 8. halkla ilişkilerin temelini oluşturan bir kurumla müşteri ya da hedef kitle arasındaki iletişim akışını ön plana çıkardığı için. Bu faktör toplam varyansın % 15. “satış öncesindeki ilginin satış sonrasında da devam etmesi”.60’ını açıklamaktadır. anlayışlı ve güler yüzlü olması” ve “teknolojik gelişmeleri yakından takip etmesi ve kendini buna göre yenilemesi”dir. restaurant. “fiziksel özellikler faktörü” olarak nitelendirilmiştir. Bu faktör. Bu maddeler. “kamuoyunun istek ve beklentilerini yapacağı faaliyetlerde gözetmesi” ve “Konya’nın tanıtım çalışmalarına destek vermesi” dir. “tarihi eserleri korumaya yönelik çalışmalara destek sağlaması”. P=. “özürlü vatandaşlara yönelik kolaylıklar sağlaması”. “Kuruluş binasının iç dekorasyonu”. Üçüncü faktör. yöntemlere iletilen sorunlara kısa sürede cevap verilmesi”. söz konusu faktör hizmet faktörü olarak isimlendirilmiştir. Kulesite Halkla İlişkiler Faaliyetlerinin Yeterlilik Düzeyi ile Faktörler Arasındaki İlişki Halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi ile faktörler arasındaki ilişkiye bakıldığında sadece iletişim (F= 6. Bunlar kuruluşun. (0. “Toplumsal sorunlara duyarlılık göstererek çözüm üretmesi”. kuruluş binasının homojen bir yap sergilemesinin ve kurum personelinin giyim tarzlarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan bu faktör.46’nın üzerinde olan 11 madde (item) bulunmuştur.047) faktörleri arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Söz konusu itemler. Bunlar. “istek ve şikayetlere duyarlı bir kurum olması”. “personelin ilgili. P= 76   akademia . toplam varyansın % 8. “faaliyet alanıyla ilgili yasal düzenlemeleri sürekli takip ederek. “ihtiyacı olan öğrencilere burs ve yurt gibi imkanlar sağlaması”. Hizmet (F= 1. kuruluşun “E-mail. “sivil toplum kuruluşlarının görüşlerine değer vermesi”. Özellikle halkla ilişkiler faaliyetlerin bir parçası olan kurumsal imaj oluşturmada kuruluş binasının iç ve dış fiziksel ve mimari yapısının.

Çoklu karşılaştırmalara bakıldığında halkla ilişkiler faaliyetlerini “yeterli” görenlerle “biraz yeterli” görenler arasında.000) arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Bu sonuçlardan hareketle. İletişim faktörüne bakıldığında en fazla önem verenler kurumun teknolojik gelişmelere göre kendini kısa sürede yenilemesi gerektiği konusunda “çok önemli” yanıtını veren bireylerken. en az önemi verenlerse halkla ilişkiler faaliyetlerini “yeterli” bulanlardır. daha etkin çalışmaların yapılması gerektiği konusunda fikre sahip olduklarını göstermektedir. Yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerini etkinlik düzeyi ile anlamlı çıkan bir başka faktör de sosyal sorumluluk faktörüdür.224 )ile halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi arasında anlamlı bir ilişki görünmemektedir. iletişim faktörüne önem veren bireylerin kuruluşların çevresel faktörlere göre kendini uyumlaştırması ve özellikle teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek kendi bünyelerinde hayata geçirmeleri konusundaki beklentilerine işaret 77   akademia . P= . sosyal sorumluluk faktörüne en fazla önem veren bireyler yapılan halkla ilişkiler uygulamalarının yeterlilik düzeyini “bilmiyorum” diye niteleyenlerken.47. Bu sonuçlar. konser. Uygulamaları çok yetersiz bulanlar. Çoklu karşılaştırmalara bakıldığında teknolojik gelişmelere göre kurumun kendini yenilemesine ilişkin “hiç önemli değil” diyenlerle “biraz önemli”.229) ve fiziksel faktörü (F= 1. iletişim faktörüne en az önemi verenlerse “önemli değil” cevabını verenlere dahil olan bireylerdir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   . İletişim faktörü ile halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi karşılaştırıldığında iletişim faktörüne en fazla önem verenler ile halkla ilişkiler faaliyetlerinin yeterlilik düzeyi hakkında “bilmiyorum” yanıtını verenlerken. P= . Halkla ilişkiler faaliyetlerin yeterli olduğu kanısına kapılan bireylerin yapılan çalışmaları yeterli bulması ve sosyal sorumluluğu benimseme oranlarının fazlalığı. Ayrıca “biraz önemli” yanıtını verenlerle “önemli” ve “çok önemli” son olarak “önemli” diyenlerle “çok önemli” diyenlerin farklılaştığı dikkati çekmektedir. “önemli” ve “çok önemli” diyenlerin farklılaştıkları görülmektedir. söyleşi. kurumlarca sürekli yinelenen sergi.34. Buna göre. Bu sonuçlar. iletişim faktörüne önem veren bireylerin kurum tarafından yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerini “yeterli” bulmadıkları. halkla ilişkiler faaliyetlerini çok yeterli   bulanlar çok yetersiz bulanlara oranla sosyal sorumluluğu daha çok benimsemektedirler. Çoklu karşılaştırma tablolarındaki verilere bakıldığında sosyal sorumluluk faktörü bakımından halkla ilişkiler uygulamalarını“çok yeterli” bulanlar ile “çok yetersiz” bulan bireyler arasında anlamlı farklılaşmaların olduğu dikkati çekmektedir. yapılan çalışmalardan haberdar olmadığı ve alt düzeydeki ihtiyaçları karşılanmadığından sosyal sorumluluk gibi bir beklenti içerisine de girememeleri de doğaldır. “yeterli” görenlerle “yetersiz” görenler arasında ve “yeterli” ile “çok yetersiz” arasında anlamlı farklılıklara rastlanmaktadır. uygulamalar noktasına doyuma ulaştığı bunun yanında kurum tarafından sosyal sorumluluğa yönelik çalışmalar beklendiğinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. promosyonlar vb. Teknolojik Gelişmelere Göre Kurumun Kendisini Yenilemesi ile İletişim Faktörü Arasındaki İlişki Kurumların çevresindeki teknolojik gelişmeleri takip ederek kendini buna göre kısa sürede yenilemesi ile iletişim faktörü (F= 47. sosyal sorumluluk faktörüne en az önem veren bireyleri ise halkla ilişkiler faaliyetlerini “çok yetersiz” bulanlar oluşturmaktadır. Bu sonucu doğuran iki önemli etkenden söz etmek olasıdır: Eğitim seviyesi ve firmalardan beklentileri yükselen bireylerin kendilerine sunulan hizmetlerden yeterli ölçüde tatmin olmadıkları ya da kurumca yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının yeterince hedef gruplarına aktarılmadığıdır.

Kurumun çevresinde gelişen olaylara kayıtsız kalmasının mümkün olamayacağı günümüz iletişim dünyasında değişen gelişmelere karşı anlık ve etkili tepkiler ortaya koyması gerekmektedir.002) arasındaki ilişkiye bakıldığında anlamlı bir ilişki göze çarpmaktadır. Buna göre. “biraz önemli” ile “önemli” ve “çok önemli” arasında. Buradan hareketle. Müşteri İstek ve Beklentilerine Uygun Hizmet Üretilmesi ile İletişim Faktörü Arasındaki İlişki Kurumca müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretilmesi ile iletişim faktörü (F= 66. iletişim faktörüne en çok önem veren bireylerin.etmektedir. kurumun yapacağı çalışmalarda müşterilerin istek ve beklentilerini gözetmesi gerektiğine ilişkin konuya “çok önemli” cevabını verenlerken.34. 22. Bu sonuçlardan yola çıkarak. Bu verilere ilişkin çoklu karşılaştırmalara bakıldığında yasal düzenlemelerin kısa sürede hayata geçirilmesine ilişkin “biraz önemli” diyenlerle “çok önemli” diyenlerin ve “çok önemli” yanıtını verenlerle “önemli” ve “biraz önemli” yanıtını verenlerin farklılaştıkları görülmektedir. Çoklu karşılaştırma tablolarına baktığımızda ise. Bunda da en büyük etken kuşkusuz gelişen iletişim teknolojileridir. küresel ve yerel ölçekte yaşanan yoğun rekabet. Kurumun yasal düzenlemeleri geç ya da hiç hayata koymaması ise toplumun sağlıklı işlemesi için yapılan çalışmaların boşa gitmesine yol açacak bu da hem kuruma hem de topluma olumsuz yönde aksedecektir. sürekli gelişerek değişime uğrayan teknoloji. Çünkü artık insanlar herhangi bir ürün ya da hizmeti satın almadan önce kendileri için en uygun fiyat ile en kaliteli hizmeti sunan kuruluşlara kolaylıkla erişebilmektedirler. P= . “önemli” ile “çok önemli” arasında farklılaşmalar olduğu dikkati çekmektedir. Teknoloji ve bilgi çağı olan günümüz hayat şartlarında bireylerin böyle bir beklenti içerisine girmesi ise çok normaldir. yasal düzenlemelerin kısa sürede hayata geçirilerek kurumca uygulanmaya konmasına çok önemli diyen bireyler iletişim faktörüne daha fazla önem vermektedirler. Kuşkusuz tercih ettikleri kurum ya da kuruluş da kendi istek ve beklentilerine uygun hizmeti ya da ürünü sunanlar olacaktır. iletişim faktörüne önem veren bireyleri müşteri istek ve beklentilerine yönelik uygulamaların gözetilmesine de “çok önemli” demektedirler. İletişim faktörüne en çok önem veren kişilerin. müşterilerin sosyo-demografik yapılarındaki değişimler ve müşteri istek ile beklentilerinin daha da karmaşıklaşması sonucu yeni stratejiler arayışına giren pazarlama departmanları pazarlama öğelerini bir arada tutarak tüketicilere tek   78   akademia . P= . iletişim faktörüne en az önem verenlerse konu hakkında “önemli değil” yanıtını verenlerdir. iletişim faktörüne en az önemi veren bireylerse “biraz önemli” cevabını veren kişilerdir. Yasal Düzenlemelerin Kısa Sürede Hayata Geçirilmesi ile İletişim Faktörü Arasındaki İlişki Yasal düzenlemelerin kurumlarca kısa sürede hayata geçirilmesi ile iletişim faktörü (F= 4. Sonuç ve Öneriler Kuruluşların pazarlama iletişimi stratejilerinin yetersiz kalması. müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretilmesine “önemli değil” ile “önemli” ve “çok önemli” arasında. Özellikle eğer bu değişiklikler müşterileri haklarına ilişkin bir değişiklikse ve kurum bunu uygulamaya bir türlü koyamamışsa tercih edilen bir kurum olmayacak tüketicilerin ve kamuoyunun gözündeki itibarının zedelenmesine neden olacaktır.000) arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir. Tüketiciler benzeşen ürün kalitesi ve fiyatları karşısında kendi istek ve beklentilerini gözeten kurum ya da kuruluşları tercih eder olmuştur. yasal düzenlemelere göre kurumun alınan yasal kararları kısa sürede hayata geçirmesi konusunda “çok önemli” yanıtını verenlerken.

Araştırma sonrası. halkla ilişkilerin iletişim faktörüne önem veren katılımcıların. yasal düzenlemeleri kısa sürede hayata geçirmesi. Bu da halkla ilişkilerin iletişim yönünün ne kadar önemli olduğu ve kuruluş ile çevresi arasında sürekliliğin ve uyumun sağlanmasında halkla ilişkiler biriminin rolünün yadsınamaz olduğu sonucuna götürmektedir. bütünleşik pazarlama iletişiminde etkin bir rolü olan fakat günümüz uygulamalarında etkinliği göz ardı edilen halkla ilişkiler etkinliklerinin rolünü ortaya koyma amacını gerçekleştirmek amacıyla ortaya konmuş ve gerçekleştirilen bir alan araştırması ile teorik bölümde önemine işaret edilen halkla ilişkiler biriminin uygulamadaki önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Tüm bu veriler ışığında. halkla ilişkiler etkinliklerinin sosyal sorumluluk. Buna karşın. Genel anlamda Kulesite alışveriş merkezlerinin rakiplerine oranla güçlü yanlarının vermiş olduğu avantajla birlikte yaptığı halkla ilişkiler faaliyetlerinin de hedef grupları kuruluşa kazandırmada etkili olduğu söylenebilir. Öte yandan özellikle kuruluşun. Bu sonuç. teorik bölümde de ortaya konduğu gibi. Görüşmeye katılanlar herhangi bir kurumu tercih ederken. hizmet yönüne ağırlık verdikleri ve bu faktörleri göz önünde bulundurduklarını belirtmişlerdir. müşterilerin değişen istek ve beklentileri sonrasında fiziki unsurlar yanında kendilerine artı bir takım hizmetler sunan kuruluşları tercih ettikleri yönündeki literatürde yer alan görüşleri de doğrulamaktadır. iletişim. Her ne kadar iletişim merkezli bir yaklaşım olsa da halkla ilişkiler birimi veya uygulamalarının kimi kuruluşlarca yeterli düzeyde önemsenmediği görülmektedir. değişen müşteri profillerinin istek ve beklentilere etki ettiği ve müşterilerin kaliteli ve uygun fiyata ürün dışında kuruluşlardan ek bir takım sorumluluklar beklediği sonuçlarına ulaşılmıştır. her ne kadar fiziksel beklentilerin bir kuruluşu tercih etmesinde dördüncü önemli faktör olarak değerlendirsek de birinci sırayı mağaza içi temizliğe verilen önem almış. son yıllarda özellikle halkla ilişkiler literatüründe ve zaman zaman da pazarlama literatüründe halkla ilişkilere gerekli önemin verilmediği. Bu değişkenlerde son üç sırayı ise kuruluş binasının dış görünümü ve mimari yapısı. toplum yararı gözeten çalışmalar ile kültürel gelişime yönelik çalışmalara daha fazla ağırlık vermesi ya da yaptığı çalışmaları etkin bir şekilde kamuoyuna duyurması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada. kuruluşun yerel bir firma olması ve önemli gün ve haftalarda müşteriler adına tebrik kartları gönderilmesi almıştır. Kulesite’nin rakiplerine nazaran mevcut 79   akademia . halkla ilişkilerin özellikle günümüz pazarlama anlayışında önemli bir birim olduğu dile getirilmeye başlamıştır. Kulesite alışveriş merkezlerinin müşterilerin istek ve beklentilerine uygun faaliyetlere yer verdiği. Bütünleşik pazarlama iletişimi de tıpkı diğer pazarlama iletişimi stratejilerinde olduğu gibi tüm uygulamalarının merkezine iletişim unsurunu koymaktadır. bunu müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretilmesi ve müşteri memnuniyetinin her şeyin üzerinde tutulması izlemiştir. halkla ilişkilerin sistem yaklaşımı bağlamında kuruluşu çevreleyen çevreye ilişkin birkaç değişken analize tabi tutulmuş. Halkla ilişkilerin bu üç temel yönü dışında kuruluşun fiziki faktörleri ise bir kuruluşu tercih etmelerinde dördüncü sırada yer almaktadır. Bu çalışma. müşteri istek ve beklentilerine uygun hizmet üretmesi gibi değişkenlere daha fazla önem verdikleri sonucuna ulaşılmıştır.   Bütünleşik pazarlama iletişiminde halkla ilişkilerin rolü ölçüldüğünde ise. ağırlıklı olarak da yaptığı faaliyetlerden hedef gruplarını kitle iletişim araçlarıyla haber ettiği sonucuna ulaşılmıştır. kuruluşun kendisini teknolojik gelişmelere göre yenilemesi.Erciyes İletişim 2009 Ocak   ses ve tek görüntü olarak mesajlarını sunmayı temel alan bütünleşik pazarlama iletişimi anlayışını ortaya koymuşlardır.

3(2). P. (2002).2004. G. Göksel. J. (2002). Endüstri İlişkileri ve İnsan Kaynakları Dergisi. R. Sayı 11. Pazarlama Amaçlı Halkla İlişkiler (Mpr) [Elektronik Sürüm]. Temel Halkla İlişkiler Bilgileri.2004. ve Peter P. (2004). IMC. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basımevi. (2004). “İş.Erişim:05. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. (1995). and Corporate Cultures Clien / Advertising Agency Co-Ordination and Cohesion.durumunu koruma ve daha iyi bir konuma gelmesi yine kuşkusuz halkla ilişkiler birimine ve iletişime verdiği önemle doğru orantılı olacaktır. Bozkurt. Yıl 8. Bütünleşik Pazarlama İletişimi Sürecinde Halkla İlişkilerin   Rolü. Bozkurt. Erişim: 21. Public Relations Quarterly.edu. İstanbul: Kapital Medya Hizmetleri A. Bütünleşik Pazarlama İletişimi. J. İ.org /?p=arc_view&ex=53&inc=arc&cilt= 4&sayi=2&year=2002.http:\\ww w. Sürekli olarak istek ve beklentileri değişen hedef gruplar ve çok sayıda rakiplerin olduğu serbest piyasa ekonomisinde gelişmelere zamanında yanıt vermek ve bunun için de halkla ilişkiler birimlerine gerekli önemin verilerek bu birimlerin çalışmalarından yararlanmak artık her kuruluş için bir zorunluluk haline gelmiştir. (2000a). J. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi. İ.medill. D. M. Pazarlama İletişiminin Bütünleştirilmesi Sürecinde Halkla İlişkilerin Avantajları. Sayı 16. Bozkurt. 80   akademia . Ankara: Kapital Medya Hizmetleri A. (1994). ve Kitchen. İ. Putting Integrated Marketing Communications to Work Today. S. Kuşkusuz. Büyükbaykal. P. 34 (5/6). kuşkusuz kuruluşun hedef grupları gözünde olumlu bir imaja sahip olmasını sağlayacak bu da müşterileri sadakati olarak geri dönecektir. Dilenschneider. R.05. Gonring.05. Erişim: 02. G. Güç”. Kurumu içine alan çevre koşulları ile kuruluş arasında adeta bir iletişim köprüsü görevini yerine getiren halkla ilişkiler birimlerinin. B.04.http://www. (1987). A. European Journal of Marketing. C. Bozkurt. D. L. kuruluşun çevrelerindeki gelişmeleri yakından takip etmeleri ve kendilerinden beklenen isteklere zamanında yanıt vermeleri ancak bu yolla mümkündür. Churchill. Second Edition. N. London: Prentice Hall Europe. (1998). Theories and Applications.northwestern. İ./imc/stude ntswork/pubs/jic/journal/19971998/drobis.umi.Ş.Ş.htm Eagle. Marketing Creating Value for Customer. L. Brand Communications. 39 (3). Ankara. ve Forrestal. Boston: Mc Graw Hill. http:\\proquest. B. A. kurum ya da kuruluşlar nezdine halkla ilişkiler birimine ve bu birimin uygulamalarına gerekli önemin verilmesi ve farklı uygulamaların teşvik edilmesi çok önemlidir. Chicago: The Dartnell Corporation. (2000b). 54-55. Public Relations Handbook Dartnell.isgucdergi. ve Yurdakul.com Fill. İzmir: Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları No: 15. (2000). Y. 45-48. (1997). İletişim Odaklı Pazarlama. Kaynakça Becerikli. (2001). Marketing CommunicationsFrameworks. Sayı 67.2004. Integrated Marketing Communications Redefined [Elektronik Sürüm]. Bu hassasiyet. Yıl 2002. MediaCat Dergisi. Bütünleşik Pazarlama İletişimi ve Başlıca Özellikleri. Drobis.

S. H. Ankara: Siyasal Kitabevi. (1998). D. E. Pazarlama İletişimi Yönetimi. Bütünleşik Pazarlama. 38 (2). Üzün. (2002). İstanbul: Kapital Medya A. Bursa: Rota Ofset. Kaya. T. G. ve Louternborn R. Kazancı.com. B. Kamuda ve Özel Kesimde Halkla İlişkiler. M. ve Oyman. (2003). (2000). İzmir: Dokuz Eylül Yayınları. Moriarty. ve Armstrong. akademia 81     .(1993). İşletmelerde Halkla İlişkiler. Integrated Marketing Communications. Schultz. İstanbul: Mediacat Yayınları. Odabaşı.(1983). M. November-December. N. (2003). Kotler. 13-18. Kazancı. T. Harris. Stratejik Yönetim ve Halkla İlişkiler.6. (2004). 38-44. Chicago: NTC Business Book. Z. İstanbul: Alan Yayıncılık. S. Public Relations Quarterly. http://web. Chicago: NTC Publishing Group. C. (1996). F. Pirenne. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları No. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. (1993). G. Bütünleşik Kurumsal İletişim. (1993).Erciyes İletişim 2009 Ocak   Harris. I.ebscohost. M. New Jersey: Prentice Hall Publishing. Yamamoto. B. T. P.Ş. Tannebaum. (1995). Janet. Marketing An Introduction. Pr and IMC: The Benefits of Integration. Integrated Marketing [Elektronik Sürüm]. Public Relations Quarterly. Sabuncuoğlu. (1994). 2 (8). (1999). Pazarlama Halkla İlişkileri ve Reklam. Marketing Tools. İstanbul: Türkmen Kitabevi. Fifth Edition. Tosun. 39 (3). Value-Added Public Relations-The Secret Weapon of Integrated Marketing. Y. Ankara: Turhan Yayınevi. S. Halkla İlişkiler. E. Ortaçağ Avrupasının Ekonomik ve Sosyal Tarihi. How Mpr Adds Value to İntegrated Marketing Communications. (2003)..

Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi   82   akademia . Structural Design and Model Analysis in the Classical Narrative Abstract The purpose of this study is to scrutinize how character design which is one of the essential elements of cinematographic story making. Either a situation or an event is to be described in story making. davranışları düşünceleri ve öteki kişilerle olan ilişkileri özel bir seçme.KLASİK ANLATI SİNEMASINDA ÖYKÜ KİŞİSİ. Dr. is formulated and try to explain the structural dimensions of this formulation by means of model analysis. Doç. anlatılanlar mutlak olarak bir ya da birkaç kişi üzerinden yürümekte. YAPISAL TASARIM VE ÖRNEK ÇÖZÜMLEMELER Mustafa Sözen* Özet Bu çalışmanın amacı. narrative. anlatı. anlatım. narration. Anahtar Sözcükler: Sinema. to carry out the opening up of the elements that forms this creation will certainly add horizon broadening dimensions to the interpretation process of cinematographic story making. Doğaldır ki bu yaratımı oluşturan unsurların açınımını yapmak. sinemada öykülemenin asal unsurlarından biri olan kişi tasarımlarının nasıl oluşturulduğunu irdelemek ve bu oluşturmadaki yapısal boyutları örnek çözümlemeler aracılığıyla açımlamaya çalışmaktır. sinemasal anlatıları okuma sürecine ufuk açıcı boyutlar getirecektir. characterisation setting *                                                              Yrd. Key words: Cinematography.. Öykülemede ister bir durum anlatılsın ister bir olay dile getirilsin.bütünleştirme işlemiyle yaratılmaktadır. birilerinin başından geçmektedir. thoughts and relations of these characters created in the fictive realm of cinematographic narrative are created by a specific electionintegration process. behaviors. The dialogs (words). the story is absolutely run through one or several characters. öykü kişisi tasarımı The Cinematographic Character. Naturally. Sinemasal anlatının kurmaca evreni içinde oluşturulan bu kişilerin sözleri.

Bu anlayış zaman içinde gelişerek anlatı kişisini ruhsal boyutlarla yüklü figürler olarak ‘yeniden üretimini’ gerçekleştirmiştir. tamamlama. bu süreçte toplumsal bellekte yer edinmiş bildik. yönetimine. Bir filmde karakter yaratmak -ister kurmaca bir kişilik ister hayattan seçilmiş biri olsun. Her film. Önce senaryo   yazarı sonra yönetmen. Yazar/yönetmen öykülemenin ve onun ardında yatan söylemin bütününü gözeterek anlatı kişisini kurmaya çalışırken. sahnelerin gelişimini. Günümüzdeki anlamıyla persona. diliyle. Yazar ve/ya yönetmen bildikleri. sahneler arası zıtlığın derecesini anlayabilmek için kurgunun nasıl olacağıdır. var olduğuna inandıkları bir varlığı yeni bir biçimle izleyici karşısına çıkartırlar. Persona’nın tutarlı ve inandırıcı biçimde çizilebilmesi için anlatı kişilerinin ‘yapısal’ konumunun belirlenmesi bir ön koşul gibidir. bir başka deyişle kişinin başkalarına karşı takındığı maskedir (Tecimer. İkinci olarak öyküde hangi kişinin baskın olacağı veya olmayacağı belirlenir ve bunun devamı olarak da merkezde ve çeperde yer alan kişilerin daha iyi algılanabilmesi için karakterizasyonun (bir anlamda orkestrasyonun) nasıl kurulacağına karar verilir.yy’ın ikinci yarısında dil. estetik kurallar ve izleyici bilincindeki sahihlik duygusunu ne denli gerçekleşip gerçekleşmediğidir. bu dağınık parçalardan yeni bir estetik bütünlük oluştururlar. deşifre eder. kişileriyle. ‘ben’ ile ‘dış dünya’ arasında aracılık eder ve ben’in bilinçdışına dönük yüzünde yer alır ama asal özelliği kişinin sosyal görüntüsünü temsil etmesidir. Öykülemede kişileştirme yapılırken. yapıtın oluşturulma biçimine. Üçüncü olarak da metin. Adlandırma. Bunlardan ilki. bu söylemin nasıl oluşturulduğuna dikkat etmek gerekir. konusuyla. 2005. tamamlanmış bir kişiliğin özetini. Bu konumu bir yöntem olarak ‘yapısal çözümleme. görsel boyuta aktarılırken temanın ve onun uzantısı olarak ritmik gelişimin nasıl kurulacağına bakılır. ona bir yaşam kazandırmak demektir. yönetmenin bir söylemi olarak kabul edilebileceğine göre. çözer. imgesini metne yansıtmaya çalışır. estetik ölçütleri ve sanatın vazgeçilmez kurallarını da göz önüne almak zorundadır. Kişilik kavramı persona olarak da adlandırılır. Filmsel öykünün mimari yapısı tasarımlanırken yol haritası olarak belirli unsurlara bakılır. yaratma sürecinde. öykülemede yer alan kişileri sınıflandırmak için onlar birer ‘öz’ olarak ele almak yerine işlev ve karşıtlıklar içindeki konumlarıyla ele almayı öneren bir tasarım modellemesine sahiptir. yani yazar ve yönetmen. Aristotelesçi anlamda anlatı kişisi tümüyle drama kuramına bağlı olarak inşa edilir. toplumsal zemin ve mekân temsillerinin getirdikleriyle oluşturulur. Hem zihinlerdeki temsiliyet hem de kendine özgü olan yönler. Bu yaklaşım. eski Yunan Tiyatrosu’nda oyuncuların temsil ettikleri özelliği yansıtacak şekilde yüzlerine maskeler takıp oynadıklarını ve bu maskelere de ‘persona’ denilmesinden yola çıkılarak oluşturulmuştur. onların yaşamdaki kişilere benzemeleri ama oyunun ya da yazarın amacı doğrultusunda biçimlenmeleri gerekir. 20.Erciyes İletişim 2009 Ocak   1. Bir başka deyişle öykülemenin başarısı. kültür ve toplumsal bilimlerdeki analiz çalışmalarında en çok kullanılan 83   akademia . yarattıkları bu kurmaca kişiyi temsil edecek özellikleri ona özgü özel yönleriyle tümleştiren mimari bir yapıyla oluştururlar. toplumsal bir olguya ve onun yansımalarına dayanır. yönetmenin seçtiği çeşitli öğelere.görüntüler ve sözler aracılığıyla bir figüre beden ve ruh vermek. bunların aralarındaki ilişkilerin nasıl düzenlendiğine ve filmin yapısı içinde hangi işlevlerle yüklendiğine bakılmalıdır. 100). persona’nın ne denli tutarlı ve inandırıcı biçimde çizilebildiğidir. metne yansıtılmaya başladığı süreçten itibaren asıl olan yaratılan kişi(ler)deki biçimleme. Giriş Her türlü anlatı yaratıcısının beynindeki estetik yapılanmalar perspektifinden.’ yaklaşımı daha doygun bir biçimde sunabilmektedir.

Bu çalışmada sözgelimi V. Burada amaç bir figürün karakterize edilmesi değil. 1995. öznenin estetik bilgi ve duyarlığına bağlı olan ve bu anlamda bilimsel yüklemden uzak çalışmalardır. Onlara göre ‘asal olan’ metnin doğrudan kendisidir. bir bilinç aktarma hedefinin aracı konumundadır. öyküye dayanan anlatılar ve kişiye dayanan anlatılar olarak ikiye ayrılabilir. Söz konusu ilişkiler çözülmeden esere estetik değer kazandıran özellikleri sezmek mümkünse de göstermek imkânsız denecek ölçüde zordur (Aktaş. yani öykü onların yaşamıdır. dolayısıyla bu özelliklere göre davranmak zorundadırlar. Çalışma bu tez temeli üzerine kurulmuş. Yine aynı ekolün temsilcilerinden biri olan A. 18). o kadar. olay örgüsünün bir failidir. ‘Öznel’ olanlar. 151). tutumları. Bu kişiler önlerindeki seçeneklerden birini seçip ona göre davranarak olayları geliştirirler (Onaran. bir duyuş. 10). dizimsel (ing: syntagmatic) eksene ilişkin olarak üretilen dizisel (ing: paradigmatic) unsurlarla oluşturulmuş bir bütünlük içinde ‘söylem’in nasıl inşa edildiğini gösteren bir yönteme kavuşmuş oldu. daha çok bir insani durumun. dünya görüşleri belirginlikle ortaya konur. ülkemizde sinema alanında daha çok içerik çözümlemesi yapıldığı ve öykülemeyi oluşturan mimari çatkının göz ardı edildiği ön kabulünden yola çıkarak. 1991. sanatsal metin çözümlemesinde önemli olanın ‘aktarılan’ın değil. güdü yapıları. altı çizilmek istenen duygu/durumun öne çıkarılması esastır.yöntemlerden biri olan yapısalcı ekol (ing: structuralism) ise bu kuruluma karşı çıkarak farklı bir bakış açısı getirmiştir. Kahramanları açısından filmleri. Örneğin yoksulluğu gündeme getirmek isteyen bir yazarın bir yoksulu metne taşıması gibi. Bu sınıflandırma çiftler halinde sıralandığında. Kişiliklerine ait yönler daha derin betimlenir. J. Nesnel yaklaşımı benimseyenler ise bilimsel/kuramsal çerçevelerin getirdiği yaklaşımlarla daha bir yüklü olan çalışmalardır. Olaylar onların nasıl davranacağını belirler. Greimas anlatı kişilerini ne olduklarına göre değil de anlam eksenine katıldıkları ölçüde. düzeyi ne olursa olsun sonuçta bilimsellikten yoksun. Yani burada kişiler önemli değildir. duygunun. Kişiye dayanan anlatılarda ise öyküde yer alan kişilerin varlıkları ve varlıklarının anlamı öyküyü oluşturur. Böylece kişi(ler) tasarımı. Propp’un getirdiği kişilerin öyküdeki salt eylem işlevlerine yönelik ya da Greimas’ın öyküdeki kişilerin karşıtlık işlevlerine 84   akademia . Öyküye dayalı anlatılarda karakter(ler) öykünün temel vurgusunu belirlemeye yarayan bir işlev içinde üretilirler. ne yaptıklarına göre betimlemeyi ve sınıflandırmayı önerdi. anlatıcının bu olayları anlatış ‘biçimi’ olduğunu ileri sürmektedirler (Todorov. Bu kuramcılar. Yapısalcı ekolün öncülerinden Vladimir Propp'la birlikte anlatı kişisi ruhsal yapıya dayanan değil de anlatının kendilerine tanıdığı eylem birliğine dayanan yalın bir tipolojiye indirgendi. Bu anlatılarda kişinin/karakterin kendisi değil. 1997. öyküyü ilerletmeye yararlar. Kuramsal Çerçeve Sanatsal metinler nesnel ve öznel olmak üzere iki ayrı perspektiften incelenebilir. gönderen/gönderilen. düşüncenin yansıtılmasıdır. Bu sistemi meydana getiren unsurlar arasındaki ilişkiler ağını tespit   etmeden metnin içerik özelliklerini anlamak ve doğru olarak yorumlayabilmek pek de mümkün değildir. Bir dünya görüşünün. yapısalcı akımı doğuran Rus Biçimci kuramcıların çalışmalarına bağlanabilir. bir ya da iki özellikleriyle tanıtılırlar. 47). fazla seçme özgürlükleri yoktur. sinemada öykü kişisi tasarımının nasıl inşa edildiğini açımlamaya çalışmıştır. Nesnel çözümleme yöntemlerinin başlangıç noktası. anlatı kişilerinin sonsuz dünyası da anlatı boyunca beliren dizisel bir yapı (özne/nesne. Burada karakter temel izleğin (yoksulluğun). Hangi düzeyde olursa olsun her anlatı metni tamamlanmış bir sistemdir. yardım eden/karşı çıkan) içinde daha bir anlaşılır olmaya başlandı (Barthes. 1988.

duruma karışmakla birlikte hepsinin işlevi farklıdır. 2004. sadece kahramanı kalır. ‘karakterlerin genel konumlandırılması’. Film öyküsünde dramatik yapıyı (öyküleme) kişiler oluşturduğundan. Sinemasal anlatılarda kişi tasarımının yapısal boyutlarına yönelik olarak yapılan bu çözümleme çalışmasında öykünün eksen kişisi. toplumsal değer yargıları ve başka insanlarla ilişkilerinde toplumun ona biçmiş olduğu değer biçiminde tanımlanabilen karakter. Kullanılan tablolar Tahsin Yücel’in ‘Anlatı Yerlemleri’ adlı kitabındaki veriler temel alınarak oluşturulmuş ve düzenlenmiştir. Kişileri Öykülemedeki İşlevlerine Göre Ayrımlama Her zaman için bir filmde birden çok kişi bulunur. yapısal ve kalıtsal bir nitelik taşımaz. Filmsel öykülemede. işlevsel özellikler bütünü olarak tanımlanır (Hogg ve Vaughan. mekânı. karakteri önemli ölçüde etkilerken bu çelişkinin derinleşmesi sonucu dış dünya ile çatışmalı karakter oluşur. İnsanın dış dünya. Çözüm yolu ne olursa olsun. 138-139). konusu. Bir anlatının öznesi (kahramanı) kimdir? Ayrıcalıklı kişi(ler) var mıdır? Bu sorulara yönelik olarak Etienne Souriaux bir anlatıda yer alan kişileri beş gruba ayırır. Toplumsal ve kişisel açıdan önemli olan koşul ya da davranışlar arasındaki uyum. kurmaca kişinin niteliği en önemli öğelerden biridir ve bu yüzdendir ki. Sinemada Kişileştirme Tasarımı Filmde.1.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yönelik görece dar kapsamlı yapısalcı yöntem yaklaşımları yerine daha geniş perspektifler sunan farklı bir yaklaşım benimsenmiş ve böylece öykü kişisi tasarımı daha derinlikli olarak tanımlanabilmiştir. Bunların hepsi olaya. Süre. Bir anlatıda kişileri sınıflandırmanın doğurduğu asıl güçlük de burada ortaya çıkmaktadır. toplum. diğerinin de kişiye dayalı anlatı yapısı içermelerinden dolayıdır. çevre koşullarınca belirlenir*. her çeşit eyleyen ana kalıbı içinde özne'nin yeri ve dolayısıyla varlığı önemli bir sorundur. kimileri dolaylı olarak anlatılanlarla ilgilidir. akıllarda filmin olay örgüsü. yaratılan kişiler teknik olarak yalnızca bir ses yükseltici. Seçilme nedenleri ise öncelikle Türk sinemasına ait yaratılar olmaları daha sonra ise birinin öyküye dayalı. bir kişiyi başkalarından farklı kılan ve toplumsal ilişkiler içinde gözlemlenebilen örgütlü ruhsal. bedensel. rol dağılımı anlam oluşturan gösterge dizgelerinin en önemlisi sayılır ama yine de bu nitelik salt bir başına göstergesel önem taşımaz. Hemen belirtmek gerekir ki bu yaklaşımın uygulamaları daha çok edebiyat alanında görülmektedir. 2. Kişilik. 2. Burada unutulmaması gereken bu kişilerin bir anlatıda aynı anda bulunma zorunluluğunun akademia 85     . Dolayısıyla kendilerine özgü bir kişilik kazanacak şekilde tasarımlanırlar. 167). Her türlü konu ve temanın varlık sebebi insandır. engel veya çıkış noktasını belirleyen hep kahraman ve onun kurduğu ilişkiler ağıdır. Bu figürler ‘karakterleri oluşturan özellikler’. öykü dünyası kahramanlara bağlı olarak inşa edilir. Çalışmanın örneklemini Abdullah Oğuz’un ‘Mutluluk’ ve Yavuz Turgul’un ‘Gönül Yarası’ adlı filmleri oluşturmuştur. kişileri belirginleştiren onların karşılıklı etkileşimler ağındaki yerlerdir. zamanı değil. eksen kişinin ortağı (ing: partner) veya ana yardımcısı ve eksen kişiye karşıt olan üç figür ele alınacaktır. yalnızca konuşan bir ağız. Birbirlerine bağlı olarak hareket eden öykü kişilerinden kimileri doğrudan. 2007. devinen bir beden olmaktan çıkacak şekilde inşa edilmek zorundadırlar (Akyürek. Bazı filmler öylesine mükemmel kahramanlar yaratır konu ve temayı onunla öylesine özdeşleştirirler ki. karakterlerin karşıtlıklar içindeki konumlandırılması’ ve ‘karakterlerin uzammekân-zaman içindeki konumlandırılması’ başlıkları altında farklı değişkenleri içeren biçimde tablolar halinde irdelenmiş ve elde edilen veriler bu bağlamda yorumlanmıştır.

Diğer insanlar hep onun etrafında yer alır ve onunla olan ilişkileri ölçüsünde değer kazanırlar. arzuya. Olay örgüsünün gelişimi için olması gereken çatışmanın var olabilmesi için böyle bir karşıt güce ihtiyaç vardır. aksiyondan en çok kar sağlayan korku verici veya cezbedici objeyi elde eden kişi değildir. Bir filmde yalnızca bir kişi eksen kişidir. Anlatımı bu figürler yönlendirir daha doğrusu anlatım onların üzerine kurulur.Verici öykü kişisi: Aksiyonu yönlendiren ve hikâyenin sonunda dengeyi bir taraftan diğer tarafa kaydıran ve bir çeşit hakem rolü oynayan bir öykü kişisinin müdahaleleri sayesinde. 142). Öyle ki. öne çıkartılarak eksen kişi haline getirilir. dolaylıdır. . çoğunlukla onun varmak istediği hedefe engel olacak karşıt kahraman vardır (eski Yun: antagonist). 1989. var olan problemli durum çözüme kavuşmuş olur. Kahramana bağlı aksiyon. Karşıt kahraman: Çatışma olabilmesi. herhangi bir harekette ya da savaşımda önde giden yol gösteren kişidir. -Yardımcı öykü Başkahramanın amacına bakımından yardım aldığı ve ona kişisi: ulaşmak itici güç veren kahramandır. 1996. -Kahramanın yaptığı bir hatanın karşıtı ile düğümlenmesi.olmayışıdır (aktaran: Bourneur ve Quellet. hemen her fırsatta asıl kahramanın karşısına çıkarak onun hedefine ulaşmasını engellemeye çalışır ve onunla çatışmaya girer. Bunların bu yazıdaki yeri doğrudan değil. Verici öykü kişisinin şu veya bu şekilde yaptığı role ya da aksiyon içinde bulunduğu ana göre fonksiyonunun önemi artabilir veya azalabilir. . Sinemada kahraman-karşıt kahraman çatışması üç türlüdür: -Kahramana ait bir durumun ya da ona ait bir zamanın önünde engelleyici karşıt kişi. Bu kişilerden Kahraman/eksen kişi (eski Yun: protagonist) öykünün ana figürüdür. 190). Genelde izleyici tarafından pek sevilmeyen bu kahraman. Onsuz öyküleme söz konusu olamaz (Egri. kahramanın korkularına karşı çıkması için karşıt olduğu kişi tarafından zorlanır (Akyürek. ihtiyaca ya da aksine korkuya bağlı olarak ortaya çıkar. öyküdeki olay örgüsünün başlayıp gelişmesinde. Bir anlatı metnini ‘kişileştirme’   86   akademia .Alıcı öykü kişisi: Kahraman her zaman.Ana öykü kişisi kahraman: Her aksiyon ‘ilk dinamik atılımını’ oyun kurucu denilen bir kahramandan alır. . çünkü insan kendisi için olduğu kadar başkası için de arzu edebilir ya da korkabilir. Kahraman. Bir çiftin öyküsünü anlatan filmlerde eşlerden birine ayrıcalık tanınır. Çatılmayı yaratan. ‘karşı güç’tür. bu. Örneğin bir baba kendisinden çok çocuklarının mutluluğunu isteyerek davranışlarını buna göre değiştirebilir. -Hata yapan kahramanın yakınında. Eksen kişi olmazsa öykü de olmaz. Bir de olay örgüsünün akışı içinde yer alan ikinci derecede kişiler vardır. Bunlar da yan kişi/ikincil kişi olarak adlandırılır. 2004. Eksen kişinin karşısında. güvenilmez olan ya da onu yolundan alıkoyan veya dikkati başka yöne çeken kişi. oyunu ileri doğru hareket ettiren odur. aksiyonun sonuçlanabilmesi bakımından kahramanın hareketini engelleyen ve hasım denilen bir kahramanın ortaya çıkması gerekli görülür. 152-154).

kişiler karşılaştırma yoluyla. 149-150). 1992. yanında çalışan insanlar. özel bir nesnenin (aksesuar) kullanılması vb.   Öykülemede değinilmesi gereken ikinci unsur ise. 2. 231). İkincil kişiler ise daha çok kahramanın kişiliğini ortaya koymak için varlardır. Hırsızlardan biri yufka yürekli. iki hırsız seçilebilir. 182-187). ne de dramatik yapıdan söz edilebilir. başarılı filmleri. değerlerine ışık tutar. Tikler. karşıtlıkları iyi belirlenmiş. olaylara karşı tepkisini göstermesi ya da öyküdeki diğer kişilerin. 2004. Bunun nedeni öykü kişilerinin diğer insanlarla kurduğu ilişkiler ağı. akraba. 1996. dolaylı ya da serbest aktarım modelleri yerine daha karmaşık. onun hakkındaki görüşlerini belirtmesiyle tanıtılma yoluna gidilir. Modern anlatılarda geleneksel anlamda bir olay örgüsü yoktur ve öyküde yer alan 87   akademia . kötülerden ayıran başlıca özellik. kahramanın diğer öykü kişileri hakkında söylediği sözler ve açıklamalar ve kahramanın değişik konular üzerindeki genel sözleri ve kişiliğine yönelik yaptığı açıklamalarla. öbürü korkusuz. biri kadınlara saygılı. o zaman ne çatışmadan.3. 1987. Bir öykü için iki yalancı. kişilerin nasıl bir kompozisyon içinde inşa edileceği sorunudur. çatışma içinde bir kutuptan ötekine doğru hareket eden öykü kişilerini gerektirir (Egri. bazı tepkiler. hem olaylar ve eylemler karşısında kişinin davranışlarından hem de diyaloglar üzerinden yürütülür. iki fahişe. onlara kompozisyon içinde değerler yüklemektedir. kahramanı izleyiciye daha iyi tanıtırlar. çünkü dramatik bir yapılanmada kişiler arasındaki denge en başta temelanlamı** belirleyen öğelerden biri olarak daha sonra da yönetmenin öykü yorumunu somutlaştıracak ve vurgusunu belirginleştirecek sanatsal kararlardan birisi olarak öne çıkmaktadır (Efe. bütünlük yerine parçalanmış yapılar kuran. giysilere özgü bir ayrıntı. Davranışlar kişinin ahlak boyutuna. Arkadaş. Diyalogların kullanılması ise şu üç yol içinde gerçekleştirilir: Kahramanın kendi hakkında söylediği sözler ve kendine ilişkin açıklamalar. İşlevsel dağıtım (setting). toplum dinamizmi içinde. içerikten çok metnin üretilme eyleminin bizzat kendisini sorgulayan. daha kaygan ve daha belirsiz biçemler içinde kurgulanırlar. Öykünün diğer kişileri. inançlarına.Erciyes İletişim 2009 Ocak   açısından incelerken öncelikli olarak öykünün gelişimini ve örgülenişini yönlendiren kahraman ve yan kişilerin kimler olduğu bulunmaya çalışılır. 2. hareketler. Geleneksel romanlarda kullanılan doğrudan. Her ikisi de aynı mizaçta ve aynı dünya görüşüne sahip kişiler olurlarsa. ikincil kişilerin kişiliklerinin iyi işlenmesidir. rakipleri vb. yansıttıkları imaj ve gösterdikleri çeşitli tepkiler. Klasik Anlatı Ötesi Filmlerde Kişi Tasarımı Modern/Post-modern olarak adlandırılan bu anlatılar kendisinden önceki akımlardan hiçbirine benzemeyen. Bir görüşe göre. Seçilen bütün figürler hep aynı tipten olursa sözgelimi zorba mizaçlı kimselerden oluşursa bu yalnızca davullardan kurulu bir orkestraya benzer. kahramanın amacı. 51). öbürü kadınlardan nefret ediyor olabilir. amacın çeşitlemeleri. Öykülemede Kişi İnşası Bir öykülemede kişiler ‘doğrudan çizim’ ve ‘dolaylı çizim’ olmak üzere iki şekilde inşa edilir (ing: characterisation setting): Doğrudan çizimde. kahramanın davranış ve edimlerini somutlayan konuşmasıyla bunu dolaylı olarak yapar (Akyürek. bunların mizaçları ile felsefelerinin ve konuşmalarının birbirinden farklı olması gerekir. amacı gerçekleştirmek için kahramanın ortaya koyduğu ‘güç’ doğrudan ve belirgin bir biçimde verilir. Dolaylı çizimde ise. dilin iç zorlamalarını yanına alan anlatı biçimlerine sahiptirler. Biri korkak. ideallerine. kahramanın ya olay içinde. öteki acımasız olabilir. ödünç yaşamayan. ayrıntılar bir filmde çoğu kez ikincil nitelikteki kişileri diğerlerinden ayırt etmeye yarar (Chion.2. Bu.

ikincisi ‘karşıtlıklar içindeki konumlanma’ ve üçüncüsü de ‘uzam-mekan-zaman’ içindeki konumlanmadır. c) Canlılık X Durgunluk: Gerçekten yaşayan varlıkların hafif. Öykünün ekseninde yer alan kahramanlar ve yardımcı kişiler.) ve nasıl bir tutum içinde oldukları (çocuksu. 2004. Kişilerin niteliklerini ve fonksiyonları doğru olarak tasarlanmadan anlatının mimarisi tam oturmuş olamaz. Bunlardan ilki ‘genel konumlanma’. karakter için kullanır. şu unsurlara bakılır: a) Sağlamlık X Gevşeklik: Etten ve kandan oluşan. Geleneksel anlatılarda karakterin önemi. klasik anlatı ötesi (modern/postmodern) yapılara iyi birer örnek olarak verilebilir. Bu anlatılarda. Bu figür. metnin anlamıyla doğrudan ilintilidir. Eğer buna dikkat edilmezse öykülemenin sahip olması gereken ‘dramatik gerilim’ mantıklı ve tutarlı bir kuruluştan yoksun olur ve inandırıcılığını yitirir.). nasıl bir devinim sergiledikleri (hafif. düzenli.kişiler geleneksel romandaki gibi keskin çizgilerle çizilmemektedir. 171). Bu yapılanmada kahraman. Yapısal Tasarım Bir filmde söylemin kavranması ile öykü kişilerinin kavranması arasında sıkı bir ilişki   vardır. Filmsel metnin kişi yaratımı.) belirlenir. öyküde yer alan kişilerin karakterleri arasında zıtlıklar olması ve bu kişilerin aynı durum karşısında değişik tepkiler göstermeleriyle oluşturulur ama bunun tamamlayıcısı olarak da kişilerin görünüm ve davranışlarının ayrıntılarıyla yansıtılması gerekir. değişken 88   akademia b) Yara X Hastalık: Dıştan gelen ve bir yaşam çabasını ortaya koyan ‘yara’ ile kişinin içerden çürümenin. hızlı. yaşanılanları. İnsanın karakter. anlaşılmayı ister istemez zorlaştırmaktadır. yaşam güçlerinin belirtisi olan ‘gevşeklik’. olayı. toplumun da gelişim doğrultusunu göstermektedir (Akyürek. Modern anlatıların kurucusu olarak kabul edilen ‘Yeni Roman’ akımında. toplumdaki güçlerin çelişik özelliğini belirlemesi açısından anlamlıdır ve kişinin olduğu kadar. karakter ya da tip ayrımlaması üzerine kurulan kişi tasarımları yerine. Sözgelimi öyküdeki her şeyin bir bilmece öğesi gibi kurgulandığı David Lynch filmleri. Bir başka deyişle modern anlatılar öykünün kurgusu ve karakterin analizi gibi geleneksel normları hiçe saymaktadırlar. mekânı. hem fiziksel hem duygusal hem de zamansal boyutlarda birleştirip anlamlandırır. Kimi filmlerde konu bizatihi karakterin kendisidir. ‘koşullara göre oluşan’ kişi kavramı öne çıkmaktadır. şişman vb. hızlı vb. kahramanın yüceltimi terk edilmekte ve onlar modern yaşamın parçalanmış kişilikleri olarak anti-kahraman şeklinde çizilmektedirler. yaşam güçleri azalmasının belirtisi olan ‘hastalık’ . her nesneyi. kendi içinde çelişkilidir. Filmsel metinlerde tasarımı yapılan figürlerin hem kişilik tipolojisi hem de dayandıkları toplumsal zemin açısından doğru olarak inşa edilmeleri gerekmektedir. beden yapılarının nasıl olduğu (uzun boylu.) oldukları. bu figürü öne çıkararak. sağlıklı bir bedeni tanımlayan ‘sağlamlık’ ve çürümüş. yaşayan kişi olarak var olamadığı böylesi film metinleri. Bunun uzantısı olarak modern anlatılı filmlerde de. Genel konumlanmada kişilerin. nasıl bir ortam içinde (aydınlık. zaman ve anın ampirik gerçekliği birer kurgusal oyuna dönüşmektedir. sıvılaşmış. karakter tasarımı klasik anlatılardaki anlayıştan kopartmaya yönelik çabaları öne çıkarmakta. çelişki ise. açgözlü vb. mutlaka aynı veya birbirine yakın sosyal toplumsal zemine ait kişiler olmalıdırlar. Karşıtlıklar içindeki konumlamada. Yönetmen. Kişi yaratımının yapısal boyutları üç ayrı bağlam içinde ele alınabilir. kahramanla birlikte tarih. Sonuçta bu filmler de persona takdimi yapmaktırlar ama klasik anlatıya sahip film kişilerinden tek farkları ne psikolojiye ne de sosyal ilişkilerin getirdiklerine gönderme yapmamalarıdır. 3. sıcak vb.

Uzam-mekân-zaman içindeki konumlamada ise kişinin doğa ve kültür arasında nerede ve nasıl konumlandırıldığına bakılır. Uzam olarak. babası.Erciyes İletişim 2009 Ocak   hareketlerini belirten canlılık’ ve yaşarken ölmüş varlıkların ağır. zarif aşk ve ihtiraslı aşk. sahnelerin ritmi. 2003. atmosferi. karşıtlıklar göze hemen çarpar. Bulgular ve Yorumlar Ele alınan filmlerde. 4. zaman olarak da eş-sürem. anlam yaratmanın özüdür ve bu sürecin kalbinde ‘ikili karşıtlık (binary opposition)’ diye nitelendirilebilen bir yapı vardır.159). teyzesi (teyzesi amcasıyla evli). Levi-Strauss’a göre.) ortaya koyan ‘aydınlık’ ve ‘karanlık’ (Yücel. Büyük amcası. Van yakınlarındaki bir köyde başlamakta. Mutluluk Yönetmen: Abdullah Oğuz Senaryo: Kubilay Tunçel. düşüncesizlik ve dikkat. Aşk ve nefret. amca çocukları vb. Özgü Namal. Meryem öz amcası tarafından tecavüze uğrar ve bunu kimselere söyleyemez. onunla beraber olan ve eksen kişiye karşıt olan) üzerinde durulmuş. tolerans ve toleranssızlık. oluşan geniş bir ailesi vardır. Amcası da ‘yaptığı’ gün gelip ortaya çıkmaması için namus temizleme adı altında kızı öldürme kararı verir. Meryem. onun Meryem’i diğer töreye kurban giden kızlar gibi yok etmesi gerektiğini söyler. eğri ve dairesel duruş ve hareketlerini özetleyen ‘kapalılık’ e) Kirlilik X Temizlik: Kişinin bedenine. Mustafa Avkıran Yıl: 2007 Filmin konusu: Öykü. yakın tarihlerde. gece ve gündüz. İkili karşıtlıklara yer verilme nedeni şöyle açıklanabilir: Levi-Strauss için dilin dizisel (paradigmatic) boyutu. asal olarak üç figür (öykünün eksen kişisi. bir yandan da çevrelerinin özelliklerini (güneşli/yağmurlu. daha sonraları bir ölüm ve yaşam yolculuğu hikâyesine dönüşmektedir. Ona göre bir sistem içinde kavramsal kategoriler inşa etmek. yani kategoriler sistemi daha önemlidir. Murat Han. ikili karşıtlıkların inşası temel. art-sürem gibi zaman-dizimsel yapı içindeki kurulumun belirlenmesiyle kişinin olaylar örgüsünde nerede ve nasıl ilintiler ağı içinde olduğu bulunmaya çalışılır. Abdullah Oğuz Müzik: Zülfi Livaneli Oyuncular: Talat Bulut. tekdüze hareketlerini tanımlayan ‘durgunluk’ d) Açıklık X Kapalılık: Kendi dışında kalan şeylere açık olan varlıkların dik ve yukarıya yönelik duruş ve hareketlerini özetleyen ‘açıklık’ ile kendi dışında kalan şeylere kapalı olan varlıkların aşağıya yönelik.1995. içeri  dışarı vb. 89   akademia . Lale Mansur. iffet ve şehvet. bunlar ‘yapısal’ bağlamda dört tablo içinde tanımlanmış. Tablolardan elde edilen veriler de her filmin kendi içinde karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. nerede yer aldığı. yakın-uzak. yavaş. Van gölü kıyılarında yaşayan 17-18 yaşında bir genç kızdır. Örneğin Romeo ve Juliet öyküsünün mimari çatkısı. 153). Bunun üzerine büyük amca askerden gelecek olan oğlu Cemal’in beklenmesini. Örnek Çözümlemeler. gündüz/gece vb. Meryem’i bir ahıra kilitlerler ve kendini boğarak öldürmesi için yanına ip koyarlar. kısacası ruhu. uyku ve ölüm vb. dolayısıyla dış görünüşüne gösterdiği özenin varlık ya da yokluğunu belirten ‘kirlilik’ ve ‘temizlik’ f) Aydınlık X Karanlık: Bir yandan kişilerin içkin bir niteliğini (yaşamı belirleyen ateşten ve ölümü belirleyen sudan aldıkları payı). karşıtlıkların getirdiği bu simetri ve çok boyutluluğun vurgulanmasıyla oluşturulmuştur. karşıtlıklardan oluşan bir örgülenmeyi yansıtır. intihar etmez. Öykünün bu karşıtlıkları vurgulayacak şekilde yazılmış. evrensel anlamlandırma sürecidir (Fiske. Meryem direnir.

 saygılı. yurtdışında eğitim  feodal yapının bütün  bütün kurum ve kurallarıyla  gören. düzgün  vücutlu. çıktığı ölüm yolculuğunda. olay örgüsünün onunla başlayıp. İntikamını alır ve Meryem’le yeni bir hayata başlar. alımlı  erkek. kirlenmemiş ve insani duygularını kaybetmemiş olan bu genç kız. meraklı  olmayan. sevecen. iyi yürekli. zeki. İrfan Kurudal İzmirli fakir bir ailenin başarılı oğlu olarak kazandığı bursla Harward Üniversitesi’nde okumuş. inatçı  koruyucu  Ana Figürlerin Yönelişleri Konumları ve Meryem: Filmin eksen karakteri olarak toplumsal yapının (törelerin) kendine yönelttiği ölüm olgusunu belirli bir kabulleniş içinde ama davranışları ile buna direnmektedir. yaşadığı hayatın ikiyüzlülüğünü ardına bırakarak hayatına yeni bir yön vermek için kendine bir yelkenli edinir ve onunla denizlerde geçecek bir hayata başlamayı amaçlar. İrfan Kurudal.  gerçekçi. ağzı  Zeki. cesur. Ana Figürleri Oluşturan Kişisel Özellikler   Biyolojik   Özellikleri  Sosyolojik  Özellikleri  Eksen kişiye karşıt  olan   Meryem  Cemal  22‐23 yaşlarında  Orta yaşlarda erkek. güzel.  cesur. Tablo:1. ona öz babasının tecavüz ettiğini öğrenir. ürkek. iyi  sıkı. kararlı. Arkadaşı ona elini uzatır ve deniz kenarında bir kulübe ayarlar ve orada Meryem ve Cemal’in yolu İrfan Kurudal ile kesişir. İstanbul gibi metropol bir  kurum ve kurallarıyla  geçerli olduğu bir köyde. düzgün  17‐18 yaşında kadın. ailesine  düşkün.Cemal. İrfan pek de beklemeyen. eğitimsiz  erkek‐birey  Öykünün eksen kişisi  Dışadönük  İçedönük  İçedönük  Beceriksiz. askerden döner. Yaşadıklarına karşın. duygusal. ilgili. anlayışlı. duygusal. becerikli. yakışıklı  vücutlu. Sosyolojik kökeni ile yaşadığı ve bulunduğu konumunun açmazları arasında sıkışarak geçmişinin   90   akademia . öldürmeye her teşebbüs ettiğinde bunu başaramaz. iyi  yürekli. akademik hayata atılmış bir sosyoloji profesörüdür. dışa dönük kişiliği ile katilini bile etkileyebilecek güçte bir kişilik sergilemektedir. öğrenmeye açık. İrfan Kurudal: Öykünün akış süreci içinde rastlantısal olarak eksen karakterle yolu kesişir. onun tutum ve davranışlarının öykünün ilerlemesinde yer alan her unsuru doğrudan belirleyici olmasındandır. şefkatli. kıskanç  Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı  İrfan Kurudal  Psikolojik  Özelikleri  Duygusal/  davranışsal  özellikleri   Masum. umulmayan özelliklerle karşımıza çıkmakta bir anlamda bizi şaşırtmaktadır. Meryem’i İstanbul’a götürür ama onu bir türlü öldürmez. Meryem’i öldürmeden köye dönemeyeceği için de İstanbul’da balıkçılık yapan asker arkadaşlarından birinin yanına gider. Meryem’in hayata karşı duruşunu ve davranış biçimlerini destekleyerek yönelişine katkıda bulunur. güçlü. ağzı sıkı. Meryem ve Cemal’den teknesinde yardımcı elaman olarak çalışmalarını ister. eğitimsiz  kentte akademisyen kimliği içinde  geçerli olduğu bir  bir kadın‐birey  zengin bir kadınla evli erkek‐birey  köyde. yakışıklı  Erkek egemen  anlayışın ağırlıklı  Erkek egemen anlayışın ağırlıklı  Kasaba kökenli bir ailenin başarılı  olarak yer aldığı  olarak yer aldığı feodal yapının  çocuğu olarak. Meryem’in öyküde eksen kişi olma niteliğini taşıması.  koruyucu. Sonuçta Meryem’i öldürmekle görevlendirilen Cemal. sevecen.  yürekli. becerikli. cesur. İstanbul’da yaşayan ve zengin bir kadınla evli olan İrfan Kurudal.

  karakterin getirdiği çocuksu ruh  Tablo:2.  getirdiği özgüvenle  sonraları naif insanların  aydınlık. Öykünün kapalı uzam ağırlıklı değil da açık uzam (deniz) üzerine kurulması. insanlardan kopuk bir hayat sürmesi bir yanda. Seçilen uzamın deniz olması bir bakıma Meryem. yönetmenin bu uzamı rastlantı olarak seçmediğini bilinçli kullandığını söyleyebiliriz. Meryem’in kadın kimliğinin sinmişliğiyle kapalı mekân   akademia arasındaki ilinti belli belirsiz ama bir o kadar da bilinçli bir şekilde yoğunlaştırılarak inşa edilmiştir. Meryem için özgürlüğe açılan başkaldırı. Meryem’in bu dünyaya sıkı sıkıya bağlı olduğunu bildiği için onun varlığını ortadan kaldırmaya çalıştığı her seferde Cemal. düşünsel olarak özgürleştirmeyi sağlar. bir bilim adamı olarak irrasyonel bir hayat biçimi seçmesi öbür yanda onu çelişkilerle kuşatılmış bir kişiliğe büründürmüştür.Erciyes İletişim 2009 Ocak   samimi hayatları ile yaşadığı ikiyüzlü ilişkilerin batağında çırpınan bu figür. zayıf   Uzun boylu. önceleri töreyi yerine getirmek amacıyla. bu filmde deniz unsuruyla çok da başarılı bir biçimde örtüştürülmüştür.  bunun içindeki yardımseverlik  Meryem’in karşısındaki  ve anlayış ve hoşgörü  acizlik   Kişilerin yaşamış oldukları yerler. kemikli. Buna göre deniz yalnızca fiziksel bir uzam olarak okunamaz. 91   . sonraları tereddüt  getirdiği aydınlık   içindeki kapalı   Uzun boylu. düzenli  Tutum  Yaşın getirdiği bilinç. iri yapılı     Hafif. toplumsal  kuralların getirdiği ağırbaşlılık. onların hayat algılayışlarının hem belirleyicisi hem de birer göstergesi durumundadır. yaşadığı çevreyi bırakmada gösterebildiği etkinlik öbür yanda. sonraları adım  adım yaşanabilir   Beden  Orta boylu. Bir süre sonra Meryem’in varlığıyla bağlaştığı anda kendi benliğinin de süreklilik kazındığını içten içe kabullenir hale gelir. ahlaki yargılarının hiçbirini paylaşmamaya başlamıştır. seyircinin perdede gösterilenlerle. dekorla kurduğu ilişkinin bizzat kendisi gibidir.   Öykünün eksen kişisi  Meryem  Ortam  Önceleri boğucu. Bu anlamda. düzenli  Töreyi bilmenin. Başkasının kişiliğinde kendi kendini öldürmekten başka bir şey yapamadığını derinden hisseder.  düzenli  Ağır. Ana Figürlerin Genel Konumlandırılması Eksen kişinin ortağı veya ana  Eksen kişiye karşıt olan   yardımcı  İrfan Kurudal  Cemal  Önceleri güçlü olmanın  Önceleri bir arayışın tedirginliği. zayıf  yapısı  Devinim  Hafif. İç dünyasındaki karmaşa bir yanda. Eksen karakterin karşıt kişisi olarak onunla çıktığı yolculuk boyunca. kendinden ister istemez bir şeyler yitirir. sonraları ise yaşama tutunma gücü olarak Meryem’den geri olduğunu hissetmesiyle onun yönelişlerini etkisiz hale getirme çabasına girişir. erkek  Arayışın getirdiği çelişki ve  olmanın getirdikleriyle. Mekânların ruhu diyebileceğiz unsurun insanda uyandırdığı duygular ve çağrışımlar. öykü kişilerinin olaylarla. ‘kişilerin bedenleriyle ve ruhlarıyla çarpıştıkları bir alan’ olarak karşımıza çıkar. Öyküde deniz uzam olarak kişileri fiziki bakımdan yakınlaştırırken. hızlı. Cemal ve İrfan arasındaki çatışmanın da kurgulayıcısı gibidir. Onun kişiliğinin gücü de güçsüzlüğü de buradadır. içinde yaşadığı toplumsal çevrenin moral değerlerinin. Cemal: Komando olarak dağlarda terör örgütü ile yaptığı mücadelenin getirdiği psikolojik açmazları yaşamaktadır. açık mekânlarla ve deniz ile bütünleşir. Mekânların niteliği ve mekânlarla kurulan ilişkiler. Beden yapısı unsuruna bakıldığında dramatik yapıya anlam getirecek özel bir beden tasarım anlayışı görülmemektedir.

 psikolojik çöküntü. Ana Figürlerin Uzam-Mekân-Zaman İçindeki Konumlandırılması   92   akademia Öykünün eksen kişisi  Meryem  Olayları eş‐süremli olarak  Zaman  yaşamakta  Uzam  Olayları yakın ve içerden    yaşamakta    Eksen kişinin ortağı veya ana yardımcı  İrfan Kurudal  Olayları hem art süremli hem eş‐süremli  olarak yaşamakta  Olayları yakın ve dışardan yaşamakta  Eksen kişiye karşıt olan  Cemal  Olayları art‐süremli olarak  yaşamakta  Olaylara uzak ve içerden  yaşamakta  . Cemal ise Meryem’in getirdikleri karşısında eski toplumsal çevresiyle.  depresyon  Durgun  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘kapalı’  Temiz  Karanlık      Sağlamlık X  Gevşeklik  Yara X  Hastalık    Canlılık X  Durgunluk   Açıklık X  Kapalılık    Kirlilik X  Temizlik  Aydınlık X  Karanlık  Öykünün eksen kişisi     Meryem  Sağlam  Yara veya hastalığa  sahip değil  Canlı. Ana Figürlerin Karşıtlıklar İçindeki Konumlandırılması Eksen kişiye karşıt olan    Cemal  Sağlam  Dağda savaşmanın getirdiği  ‘yara’. bir zamanlar aynı inançları ve değerleri paylaştığı bu insanlarla artık ortak bir noktasının kalmadığını yavaş yavaş duyumsamaya başlamıştır. Tablo:4. Her üç figürün tutumlarına gelince. bedensel varlıklarıyla ruhsal varlıkları arasındaki bağıntıları dolayısıyla da anlamlı mekan-zaman ve insan bağıntılı anlatı mimarisinin doğru kurulduğunu ortaya koymaktadır. Öykünün dramatik çatışkısını yaratan unsurlardan biri de bu uyum ve uyumsuzluk karşıtlığıdır. durgun  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘açık’  Temiz  Karanlık‐aydınlık  Figürlerin her birinin kendilerini çevreleyen uzamla paylaştığı bütün nitelikler. yaşadığı ikiyüzlü hayatı ardında bırakmak isteyen birisinin direnç ile kabulleniş arasındaki ikilemdedir. hareket ve davranışlarında birçok farklılık vardır. Her üç figür de çizgilerinin inceliği ve uzunluğuyla daha doğrusu göze hoş görünümleriyle öne çıkmaktadırlar. Meryem ile Cemal’in bedensel benzerlikleri onları birbirlerine çok yaklaştırsa da. Meryem’in.Burada benzerliklerin ya da karşıtlıkların gönderme yaptığı bir alan yok gibidir. keyifli  Hayat ve onun  getirdiklerine ‘açık’  Kirletilmiş  Aydınlık  Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı   İrfan Kurudal  Sağlam  Geldiği ve yaşadığı hayatın içten  içe yarattığı psikolojik ‘hastalık’  Canlı. Hiç kuşkusuz ki bu bedensel özellikleri genel düzlemdedir. giderek erkeğin her sözünü yerine getirmeyen kadın portresine doğru yöneldiği görülür. Tablo:3. İrfan Kurudal ile Cemal’de ise tam bir uyuşumsuzluk söz konusudur. İrfan Kurudal.

Bu benzerlik. bir yerlere giden bir süreç içinde gösterilmektedir. düşünsel idealleri uğruna çocuklarına bile gereken ilgiyi göstermemiş bir ilkokul öğretmeninin yıllarını geçirdiği köy okulundan emekli olarak ayrılması ile başlar. Çünkü hem kent sosyolojik olarak değişmiş hem de o kişisel yaşamında. Böylesi bir yapılanmanın getirdiği mimari kuruluş. Meryem ile İrfan ise farklı nedenlerle de olsa duygusal kırılma yaşayan kişiler   olarak çizilmişlerdir. kişilerin bedensel ve/ya ruhsal görünüşleri Meryem’in bakış açısıyla anlatıldığı görülmektedir. hissedilen sadece bir belirsizliktir. Cumhuriyet idealleriyle yetişmiş. izleyiciyi boşlukta bırakmakta ve öykünün dramatik gerilimini güçlendirmektedir. sosyolojik kökenleri birbirinden bu denli uzak olan bu iki insan. Her ikisi de ‘iyi insanlar’ olarak çizilmişlerdir. bir ev kiralayıp yerleşir ve emekli ikramiyesi gelene kadar da bir iş bulup çalışmak ister. izleyicideki duygusal kontrastı güçlendirmek ve onun olayları şablonumsu bir çerçeveden değerlendirmemesi için tasarlanmıştır. aynı zamanda anlatı yapısını da belirlemiştir. onların öykü içinde görünmelerinin sıklığı ve işlevlerinin önemi ile orantılı olup olmadığını izleyiciye söyleme hakkını vermektedir. Mekânların bu denli çokluğu filme ritm katmakta ve filmin anlatımının ilerlemesine zemin teşkil etmektedir. Sümer Tilmaç. Çocuklarının yanına yerleşmek istemeyen Nazım öğretmen. Her figür zıt etkiler yerine benzer yapılarla geliştirilmiştir. belli bir analiz içinden birey eksenindeki yaşam biçimleri yansıtılmaktadır. dağılmış bir aile ve birkaç eski çocukluk arkadaşından başka bu kentte pek bir şey bırakmamıştır. mekânsal özelliklerle birlikte göstermektedir. Cemal’in mekânlarda öncelikle neyi aradığı pek de bilinmez. karakterleri ve onların yaşadıkları olayları kronolojik bir düzen içerisinde. Meryem’in mazlumluğuna karşın. eğitimleri.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Öyküde mekânsal tasarım. Mutluluk filmi için bulgulardan elde edilen veriler yorumlandığında. Yaşları. hayatını öğretmenliğe adamış. Bu kaçış süreci içinde yaşanan olaylara dayanan öykü. eksen kişi olan Meryem ile ona karşıt olan Cemal’in iyi bir çift oluşturduğu görülmektedir. Son on beş yıl hiç gelmediği bu kent şimdi ona oldukça yabancıdır. Figürlerin yüklendiği rollerin ve ona yönelik yapıların dağılımına (ing: orchestration) bakıldığında. Bu bakış açısında toplum gerçekleri yansıtılmakta. Devin Çınar Yıl: 2004 Filmin konusu: Öykü. Bu isteğini öğrenen 93   akademia . Timuçin Esen. Nazım öğretmen öğrencilerine veda ederek çocukluğunun geçtiği İstanbul’daki baba evine dönmek üzere yola çıkar. Cemal de antipatik olmayan duruş ve davranışlarıyla öyle hemen ötelenemeyecek biri olarak dramatik gerilimin artmasını sağlamaktadır. Öyküdeki üç kişiye yönelik olarak edinebilecek bilgiler. Öykünün en durgun kişisi olarak niteleyebileceğimiz Cemal’in kendisini çevreleyen değişik uzamlarla olan ilişkisi onun çevre-uyum (ing: orientation) özelliğini yeterince kuramadığının dışavurumu olarak okunabilir. Meltem Cumbul. duyarlılık bakımından birleşmektedir. figürler sürekli bir kaçış içinde ve duygusunda oldukları için hep bir yerlerden gelip. Kısacası. Gönül Yarası Yönetmen/senaryo: Yavuz Turgul Müzik: Tamer Çıray Oyuncular: Şener Şen. öykünün karakterizasyon tasarımı karmaşık bir yapılanma yerine basit çizgiler içinde inşa edilmiştir. Öykü.

Ana Özellikler Figürleri Oluşturan Kişisel Eksen kişinin ortağı veya  ana yardımcı  Dünya  25‐30 yaş civarında genç  ve güzel kadın  Pavyonlarda türkü  söyleyerek hayatını  kazanmakta   Dışadönük  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  30’lu yaşlar civarında yakışıklı. Taksi şoförlüğü yapmaya başlayan Nazım öğretmen bir gece. Nihayetinde Dünya’nın izini süren Halil onu bulur ve bir akşam çalıştığı pavyonu basar. çünkü öykü onun üst sesiyle başlamakta ve yine onun üst sesiyle bitmekte ve olaylar onun etrafında örgülenmektedir. Nazım. muzip. anlayışsız kıskanan. Olayların değerlendirilmesi (doğruyanlış.) onun bakış açısından verilmektedir. yaşadığı ilişki  sonrasında mesleğini bırakmak  zorunda kalıp başkalarının yanında  çalışmakta   Dışadönük  Zeki. iyi  ilgisiz. cesur.  yürekli. sevecen. bu genç kadına ve kızına kol kanat gererek onları kendi evine getirir. ağzı  Becerikli olmayan. iyi huylu. becerikli. ondan çocuğu olmuş ve kocasından gördüğü şiddet nedeniyle tekrar pavyonlara dönmüştür. .çocukluk arkadaşı Takoz Atakan ona taksisinde gece şoförü olarak çalışmasını önerir. ağzı sıkı.  orta‐alt gelir grubuna ait bir  ailenin çocuğu. en acımasız eleştirilere   Dünya: Öykünün akış süreci içinde yolu rastlantısal olarak eksen karakterle kesişir ve hem o dönemdeki 94   akademia muhatap olduğu halde bile kendi yaptıklarını sorgulamaya girmemiş. Tablo:1.  özellikleri  şefkatli. ancak kaçıp pavyonlarda çalışmaya başlamış daha sonra ona marazi bir hisle tutkulu olan Halil ile evlenmiş. Bu olay nedeniyle pavyondan kovulan Dünya işsiz ve evsiz kalır. Dünya. sevgisiz. duygusal. öykünün eksen kişisidir. Dünya’yı yaralayıp ortadan kaybolur. sadece “niye öyle yaptığımı bilmiyorum” demiştir. hayatı altüst olmuştur. Nazım. becerikli  davranışsal  olmayan. ahlaklı-ahlaksız vb. Halil de kadının peşini bırakmamaya o kadar kararlıdır. duygusal. iyi niyetli. cesur. iyi-kötü. tehlikeli  koruyucu  Ana Figürlerin Yönelişleri Konumları ve Nazım: Filmin eksen karakteri olarak bu ülkenin kuruluş felsefesi olan cumhuriyet değerlerini yerleştirmek adına idealist bir anlayış içinde en yoksul yerlerde görev yapmayı ve savunduğu değerler adına soruşturmalar ve sürgünler yemeyi göze alan hatta bu uğurda ailesinin dağılmasını bile öncelemeyen idealist bir kişiliktir. iyi  yürekli. Halil ise bir pavyon kadınıyla evlenmesi nedeniyle işini yitirmiş. Dünya’yı pavyondan çekip almış. Nazım’ın yaşamının iki ucu arasında kesinlik her zaman çok belirgin olmuş. fakat o Dünya’yı korumaya ne kadar kararlıysa.  erkek   Kaporta ustası olarak hayatını  kazanırken.  Duygusal/  ideallerle yüklü. koruyucu  Zeki. pavyonda türkü söyleyen Dünya’yı müşteri olarak taksisine alır. İlkokul  öğretmeni olarak çalışıp emekli  olmuş   İçedönük  tarafından evlatlıktan reddedilmiştir. duygusal. nikâh kıymış ve bu nedenle de ailesi   Biyolojik  Özellikleri  Sosyolojik  Özellikleri  Psikolojik  Özelikleri  Öykünün eksen kişisi  Nazım  55‐60 yaşlarında erkek. şimdi kendisinden kaçan karısının ve çocuğunun peşindedir.     İstanbul’da doğup büyümüş. Nazım her gece Dünya’yı pavyona götürme ve pavyondan alma işini üstlenir. 13 yaşındayken iki kişinin tecavüzüne uğradıktan sonra ailesi tarafından öldürülmek istenmiş. şefkatli.  sıkı. inatçı.

 hızlı ve düzensiz   Feodal bir yapının getirdiği  anlayış ve saplantılı bir  aşkın yarattığı çelişkili  davranışlar  Ortam  Beden  Orta boylu. birbirini tanımayan. dinsel yönelimleri. böyle bir uzam tasarımıyla Nazım’ın da. akademia 95     . yardımlaşma. Nazım ile  tanışıp onunla aynı evi  paylaştıktan sonra rahat ama hep  ikilemler içinde  Uzun boylu. Emekli olup  İstanbul’a geldikten sonra  ailesi ile ilişkileri kötü. Dünya. hümanist yaşam tarzı vb. umut ve hoşgörü  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  Sürekli kendisinden  kurtulmaya çalışan sevdiği  kadının peşinden gitmenin  getirdiği boğucu öznelliği  yaşamakta    Uzun boylu. tüm yaşadıklarına karşın umut ve güzellikler üreten bir kişilik tipolojisine sahiptir. Filmde bu ruh Samatya semti üzerinden verilmektedir. karşındakine fiziksel şiddet içeren davranışlar sergilerken bunun çıkmaz bir yol olduğunu da derinden hissetmektedir. değerlerin henüz daha yitirilmemiş olduğu bir semttir. Küçükken uğradığı tecavüz sonrasında hayata tutunmaya çalışan. tüketim toplumu değerlerinin peşinde koşan insanlar yerine. zayıf.Erciyes İletişim 2009 Ocak   çaresizliğin getirdikleriyle hem de Nazım’ın davranış biçimiyle ona yönelir. Dünya’nın da. Öykü. birbirini kollama. Halil: Hem tutkulu bir aşkın içinde hem de yaşadığı toplumsal çevrenin moral değerlerinin. büyük kentin getirdiği kozmopolit. bir babaya duyulan koruyuculuk istemi de vardır. Bu ruh durumu onu psikolojik yönden yıpratarak. Samatya. karakterin  getirdiği ağırbaşlılık  Mekanlar ve karakterler arasında her zaman için sıkı bir bağ olduğunu. dolayısıyla da tutum ve davranışlarının dengesiz olmasına yol açmıştır. hızlı. orta şişmanlıkta  yapısı  Devinim  Hafif. etnik tabiiyetleri Nazım’ın kimliğini belirlemede önemli role sahiptir. her şeyden öte yapayalnız bir yırtıcı kuş gibidir. Burada yaşayan insanların ekonomik durumları. eğitimci  olmanın getirdiği koruyucu ve  Tutum  kollayıcı ruh. Bunu şöyle açıklamak mümkündür: Mekânların uyandırdığı duygu ve çağrışımlar. Tablo:2. Ana Konumlandırılması Figürlerin Genel Öykünün eksen kişisi    Nazım  Köy öğretmenliği yaparken  yalnız adam. açık uzamlardan daha çok ağırlıklı olarak kapalı uzamlar üzerine kurulmuş. Her karakter üç ayrı mekânın sahip olduğu özelliklerle yüklenmiş olarak çizilmekte ve bu üç insanın yollarının kesişmesiyle ortaya çıkan gerilim öykünün ana ekseni olarak kurgulanmaktadır.  düzenli  Yaşadıklarının getirdiği tüm  olumsuzluklara rağmen hayata  karşı anlayış. mekanların bazı yönlerinin vurgulanması aracılığıyla karakter(ler)-mekan arasında gerilimli bir ilişki yaratıldığı ve bunun da öyküye dinamizm getirdiği daha önce belirtilmişti. düzenli  Yaşın getirdiği bilinç. narin yapılı  Çabuk. kendisine yüklediği rolün farkındalığıyla kendi iç dünyasında savrulup durmaktadır. Tutkulu bir aşkın getirdiği duygular içinde kendine ruhsal. arkadaşlık.  arkadaşları ile ilişkileri iyi  Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı  Dünya  Önceleri pavyon’da çalışırken ya  da Halil ile evli iken kötü. Bu yönelişin içinde bir erkeğe duyulan aşk. iç dünyasında salınımlar yapmasına.  Çabuk. kavramların. Filmdeki üç ana figürün mekanla olan ilintilerine bakıldığında mekanların belirli ayrıntı zenginlikleriyle betimlendiğini görülmektedir. bir anlamda mekânların ruhu olarak kabul edilebilir.

Örneğin Nazım. Ana Figürlerin İçindeki Konumlandırılması Uzam-Mekan-Zaman  Olayları hem art süremli hem eş‐ süremli olarak yaşamakta  Olayları yakın ve içerden yaşamakta  Olayları art‐süremli olarak  yaşamakta  Olaylara yakın ve içerden  yaşamakta    96   akademia Eksen kişinin ortağı veya ana yardımcı  Dünya  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  . Dünya’nın çizdiği kadın portresi. bu anlamda beden yapısı-anlam boyutunda özel bir ilişki bulunmamaktadır. kızının ve oğlunun kendi yüzünden acı çektiğini     Sağlamlık X  Gevşeklik  Yara X  Hastalık    Canlılık X  Durgunluk   Açıklık X  Kapalılık    Kirlilik X  Temizlik  Aydınlık X  Karanlık  Öykünün eksen kişisi  Nazım  Sağlam  İnandıklarıyla yaşadıklarının  arasındaki çelişkinin getirdiği yara  Durgun  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘kapalı’  Temiz  Aydınlık  öğrenmesiyle kendine yüklediği benlik kopmakta. keyifli  Hayat ve onun getirdiklerine  ‘açık’  Temiz  Karanlık‐aydınlık  Eksen kişiye karşıt olan   Halil  Sağlam  Tutkulu aşkın getirdiği  ‘yara’  Durgun  Hayat ve onun  getirdiklerine ‘kapalı’  Temiz  Karanlık  Burada figürlerin her birinin kendilerini çevreleyen uzamla paylaştığı bütün bu nitelikler. Eksen kişi olan Nazım ile ona yardımcı olan figür Dünya arasında öncelikle yaş olgusuna dayanan sonra da bedensel farklılık öne çıkarak. öykünün dramatik yapısını güçlendirici bir nitelik taşımaktadır. bedensel varlıkları ile ruhsal varlıkları arasındaki ilintileri başarılı bir karşıtlıklar sistemi üzerine kurulmuştur. özgür. her üç figürün de beden yapıları yaşlarına uygun olarak görülmekte. bağımsız. Eksen kişi ile     Zaman  Uzam    Öykünün eksen kişisi  Nazım  Olayları art‐süremli olarak  yaşamakta   Olayları uzak ve içerden  yaşamakta  onun partneri olan figür arasındaki yaşa ve bedene dayanan farklılık. Figürlerin sahip olduğu tutumlar. kendi sorunlarına çözümler bulabilen. dramatik kuruluş güçlendirilmiştir. Tablo:4. buna karşın Dünya ile karşıt figür olan Halil’in benzerliği öykünün dramatik inşasının yaslandığı düzlem olarak ne denli doğru kurulduğunu göstermektedir. Ana Figürlerin Karşıtlıklar İçindeki Konumlandırılması Eksen kişinin ortağı veya ana  yardımcı  Dünya  Sağlam  Geldiği ve yaşadığı hayatın  içten içe yarattığı ‘hastalık’  Canlı.Halil’in de yaşadıkları sinmişlik kapalı mekânların getirdikleriyle izleyicinin daha yoğun biçimde duyumsamasına yol açmaktadır. Nazım ile Halil arasında da aynı farklılık varken doğal olarak dünya ve Halil arasında benzerlikler daha fazladır. hayatını çalışarak kazanan ve cinselliğini yaşayan bir figür olarak Nazım’ın tam karşıtıdır. Tablo:3. başkasının acısını kendi üzerine aldıkça da hem kendi benliğine hem de başkalarına kavuşmaktadır. Beden yapısı unsuruna bakıldığında.

Yani filmde kişilerin gelişiminde zamanın. Bu yakınlık figürleri karşıt olarak tasarımlanmasını zorunlu kılmıştır. Figürlerin yüklendiği rollerin ve ona yönelik yapıların dağılımına (orchestration) bakıldığında. bedensel varlıklarıyla ruhsal varlıkları arasındaki bağıntıları ve karşıtlıkları rahatlıkla görülebilir. Öncelikle belirtilmeli ki. Film. Sonuç Yerine Sinemasal anlatıların sahip oldukları birçok özellik vardır ve bunların önemlilerinden biri de kişilik yaratma sanatı olmasıdır. ayakta durmaya ve yaşam koşusuna yeniden başlamaya yatkın bir ilintiler ağını kurabilmektedir. Nazım’ın kendisini çevreleyen değişik uzamlar arasında kurduğu bağıntılar onun düşünce ve nesnel hayatında yaşadığı kırılmaların bir yansıtıcısı gibidir. Öykü. eksen kişi olan Nazım ile ona karşıt olan   Halil’in zıt özellikler içinde örgülendiği görülmektedir. farklı yaşamların biçimlendirdiği. eylem ve olayların taşıyıcılarıdır. Filmin iki kahramanı olan Nazım ve Dünya figürlerinin beden yapısına. Örneğin Nazım hep kırık dökük mekânların içinde ama içtenlikli ve samimiyetlerle örgülenmiş bir çevrede yer alırken. Sinemasal anlatılarda yer alan figürler her zaman için metnin kurucu öğesi. tutum ve ortam unsurlarına baktığımızda. doğrulmaya. çünkü onun aradığı ‘şey’ bu mekânlarda asla olmayacak olandır. Nazım’ın bu ilintiler ağını çelişkiler yumağı içinde yansıtmaktadır. Bu nedenle bir filmde figürlerin nasıl inşa edildiği/edileceği temel belirleyici unsurlardan biridir. Halil ise kendi egosuna yenilen. seyirciye onların öykü içinde görünmelerinin sıklığı ve işlevlerinin önemi ile orantılı olduğunu söylemek hakkı vermektedir. parlak ışıklı mekânların çıkarlara dayalı yalancı samimiyetler içerisindeki çevrelerde hayatını sürdürmektedir. toplumsal yapının getirdiklerinin mi. Bunun nedeni. mekânsızlık içerisinde yaşamını sürdürmektedir. 97   akademia . Sinema tarihinde yer etmiş filmlere dönüp belleğimizi yokladığımızda izlediğimiz filmlerden geriye kalanların başında öyküde yer alan karakterler ve onların bazı özelliklerinin geldiğini görürüz.değişmez olarak verilmektedir. yenilgiyi hazmedemeyen ve sürekli arayış haliyle. Ortak olan ile karşıt olan ise benzer özelliklere sahiptir. Bulgulardan elde edilen veriler yorumlanmaya çalışılırsa. insanın hayattaki seçimlerinin ‘kaderini’ nasıl etkilediğini anlatan bir ‘kıssadan hisse’ gibidir ve bunun içinde belirli belirsiz bir toplum eleştirisi de vardır. filmin anlatı yapısının bir yönüyle melodrama bir yönüyle de masal anlatısına yakın olmasıdır. 5. zıt etkilerle geliştirilmiştir. yoksa onların doğrudan kendi kararlarının mı belirleyici olduğu soruları açıkta kalmaktadır. O. kendini var etmeye çalıştığı mekânların (pavyonların) içinde ne kadar kötü düşerse düşsün. Dünya. Karakter inşasındaki bir başka değişken ise öykü kahramanlarının hangi kişisel benzer ve/veya karşıtlıklar üzerine kurulduğu sorunsalıdır. Öyküdeki karakterizasyon tasarımı karmaşık bir yapılanma yerine daha basit çizgilerle ifade edilebilecek şekilde inşa edilmiş. hayata bakışları farklı olan üç insanın yollarının kesişmesini anlatmaktadır. hangi dinamiklerin bunları belirlediği belli değildir. Dünya ise Nazıma zıt bir şekilde mekânuzam bağlamında daha net ilişkiler içindedir. devinim. Tanrısal bir kaderin mi. Figürlerin neden öyle davrandıklarını. Nazım’ın yaşadığı değişimin psikolojik boyutlarına değinmekten çok. iyilik ve kötülük -neredeyse. mekanın ve olayların etkisi fark edilmemekte. Bu kişilerin bedensel ve/ya ruhsal görünüşleri doğru bir mimari yapı içinde kurulmuştur.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Uzam-Mekân-Zaman içindeki konumlama açısından bakıldığında öykü. Bu öykünün doğal mimarisi için bir zorunluluk gibidir ve izleyici de bu karşıtlıktan doğan gerilimi öykü boyunca yaşar. filmdeki bu üç kişiye yönelik olarak edinilebilecek bilgiler. eksen kişi ile ona ortak olan figür.

(**) Hiçbir metin temel-anlam ve yananlam çatıları sökülmeden doğru dürüst anlaşılamaz. genel konumlama olsun. söylemin niteliğine göre her seferinde yeniden ve özgün olarak üretildiğini ama mutlaka sınırları belli olan bir temele oturtulduğunu göstermektedir. izleyicinin duygu. Anlatıların Yapısal Çözümlemesine Giriş. F. Sonuç olarak bu çalışma. Kaynakça Aktaş. bu tutkunun getirdikleri içinde kıvranan birisi olarak değil de. onun geçişlerini okumak ‘söylemi’ anlamanın bir ön koşulu gibidir. (1989).). heyecan ve kültürel değerleriyle buluştuğunda meydana gelen etkileşimin sonucunda çıkan anlamdır. Dipnotlar (*) Huy ve mizaç kalıtsal olarak. (M. Kısaca ele alınan her iki filmin de gösterdiği gibi. 98   akademia . İstanbul: Gerçek Yayınevi. Gümüş. Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş. Çünkü metin ve bağlam arasındaki bağıntı ancak ve ancak çoğul okumalarla ortaya çıkabilir. sözgelimi itici maço tavırlarına sahip birisi olarak çizilseydi. Kuşkusuz ki mimari çatkı bütün filmlerde aynı çizgisel ağı izlemediğinden. kaba bir kan davası anlatısına bürünecekti. İstanbul: MediaCat Yayınları. Her iki filmde de yönetmenler. (1991). araştırmacının görevlerinden biri de mimari çatkının ‘nasıl’ yapılandığını tanımlamaktır. (H. Bunu şu iki örnek kolayca açımlayabilir: Mutluluk filminde karşıt kişi olan Cemal. gerçek dünyadaki nesnenin/olgunun zihinde oluşturduğu yansımadır ve bu yansımanın sınırı kültür tarafından belirlenir. karşıtlıklar içinde konumlama olsun hem de uzam-mekânzaman içindeki konumlamalara ait alt değişkenler olsun ‘anlamlı işlevler yüklenerek’ üretilmişlerdir. Çev. duyarsız. izleyici Cemal’i duygusal olarak öteleyecek ve öykü de şu anda taşıdığı ‘anlam yükünün (hayata tutunma/tutunamama) dışına çıkarak.). Benzer olguyu Gönül Yarası’ndaki karşıt karakter Halil için de söyleyebiliriz. Barthes. seyircinin filmin olay örgüsüyle ve karakterlerle özdeşleşim kurabilmesi açısından doğru bir mimari kuruluş içinde gerçekleştirmişlerdir. Çev. ve Quellet. sevdiği kadına hiç yakışmayan bir fizyonomi içinde. Sinemasal anlatılarda figür tasarımının nasıl yapıldığına ve onların hangi yapısal boyutlar içinde kurulduğuna yönelik olarak ele alınan Türk sinemasına ait iki filmin yapısal çözümlemesinden şu veriler elde edilmiştir. karakter ise bu iki unsura bağlı olarak çevresel ilişki ve yapılar içinde oluşur. Roman Dünyası ve İncelenmesi. çok konuşan ve sosyal hayata daha kolay karışan bir tipoloji içinde çizilseydi. Bu. Bu kuruluşta. çirkin. film şu andakinden farklı bir anlam eksenine kaymış olacaktı. Yananlam (ing:connotation) ise söylemin.Bunun önemi sadece senaryo yazarı/yönetmen gibi öykü inşa edicileri değil aynı zamanda araştırmacıları da ilgilendirmektedir.filmin anlam boyutuna farklı yüklemler gelebileceği açıktır. Akyürek. Akçağ Yayınları. çünkü kurmaca olgusu yalnızca anlatının düzenine göre okunmaya elverişli olduğundan. R. Bourneur. O da sevdiği kadına tutkun. R. diğer filmlerde de öykü kişilerinden ikisinin sabit kalması şartıyla   herhangi birisinin kişilik parametrelerinin değiştirilmesi halinde bile -yapılan değişimin niteliğine göre. sinemada öykülemenin mimari bir denklem içinde üretildiğini. bu denklemin sabit ve değişmez olmadığını. birer tasarım olarak öykülerinde yer verdikleri figürlerin fiziksel ve ruhsal durumlarını. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. (1988). Ş. yani bir birimin nesnel anlamıdır. R. (2004). Rifat ve S. anlatıyı bir ‘anlamlar’ ağı haline getiren çatkıyı çözmek. Rifat. Temelanlam/düzanlam (ing:denotation) her göstergenin sahip olduğu ilk anlam. Senaryo Yazarı Olmak.

Kağıtçıbaşı. Rus Biçimcilerinin Metinleri. Yazın Kuramı. İstanbul: Papirüs Yayınları. (S. Todorov. Yapısalcılık. Türk Sinemasında Anlatı Üstüne Bir Deneme. (M. Çev. (2005). Fiske. Çev.). (1995). (1997).G. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. T. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınları. O. T. Sinema Yazıları (s. Anlatı Yerlemleri / KişiSüre-Uzam. (S. Çev.). İstanbul: Evrim Yayınları.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Chıon. Kültürel Psikoloji. (2007). Sinema. ve Vaughan M. Ç. J.). (1995). (2000). Sosyal Psikoloji. İstanbul: Yapı-Kredi Yayınları. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.). akademia 99     . İstanbul: Plan b Yayınları. Dram SanatıGöstergebilimsel Bir Yaklaşım. A. Yıldız ve A. 115-122). Rifat. (1987). İrvan. Bir Senaryo Yazmak. M.). Onaran. Yücel. İletişim Çalışmalarına Giriş.Gelmez. L. (1996). Rifat ve S.Modern Mitoloji. (1992). Ö. (2003). Piyes Yazma Sanatı. Egri. Çev. Büker (Haz. M. S. İstanbul: Afa Yayınları. Ankara: Ütopya Yayınları. Tecimer.Taşer. T. (1999). Hogg. Yücel. Efe. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. F. (İ. Ankara: Doruk Yayıncılık.

Dr. clerck. Anahtar Kelimeler: TV Dizileri. Asmalı Konak. baba. father. these models that are reflected on TV and white screen are handled with the discussion of modern and traditional and analyzed in terms of their appearance. göstergeler. how figures and images like “father. An Evaluation on the Narrative Theory for the Film and TV Serial Asmalı Konak Abstract In this paper it is analyzed how Turkish traditional and modern roles that are directly related to the social life are realized and showed within the context of Turkish TV drama and later filmed for white screen Asmalı Konak. mother. elderly daughter. Bu araştırmanın sonucunda geleneksel bağlamdaki modellerin yerlerini nasıl kademeli olarak modern rollere bıraktıkları bir başka deyişle toplumsal yaşayışta bir zamanlar egemen olan anne. signs. In other words. .Gülbuğ EROL∗ Özet Bu çalışmada bir televizyon dizisi olan ve sonlandıktan sonra filme alınan “Asmalı Konak” dizisi ve filmi bağlamında dizide ve filmde sunulan Türk toplumsal yaşayışına ilişkin geleneksel ve modern rollerin nasıl kurgulandığı ve Türk toplumuna nasıl sunulduğu anlatı kuramı çerçevesinde incelenmektedir. role models. rol modeller. little son. İlk olarak “Asmalı Konak” dizisinde yer alan anne – baba – büyük oğul – küçük oğul – büyük oğlun eşi – küçük oğlun eşi – büyük ve küçük kız kardeş – kahya – kadın hizmetliler – kahyanın oğlu – annenin eski erkek arkadaşı ve onun kız kardeşi ile Kayseri / Nevşehir illerinin sunuluş biçimleri anlatı kuramı çerçevesinde okunmaktadır. little daughter. maids. egemen okuma. elder son. İkinci olarak ekrandan ve beyaz perdeden yansıyan modellerinin geleneksel ve modern olarak nasıl ele alındığı araştırılmaktadır.. In the end of this paper it can be claimed that according to the serial traditional models have gradually turned into the modern ones. mother. Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi   100   akademia Key Words: TV Serial. ağa gibi çeşitli geleneksel imgelerin yerlerini nasıl modern imgelere bıraktıkları bu dizi ve film bağlamında ortaya çıkartılmıştır. etc” that were dominant in the society ago are tried to be explained within the context of the serial and film Asmalı Konak. anlatı kuramı. leader. Second. First.“ASMALI KONAK” DİZİSİ VE FİLMİ ÜZERİNE ANLATI KURAMI AÇISINDAN BİR DEĞERLENDİRME E. theory of narration. wives of the elder and little son. the ex-boyfriend of the mother and his daughter and the presentation of the ways of the city Nevşehir are read. clerck’s son.Doç. dominant reading. Asmalı Konak. ∗                                                              Yrd.

1978. düşünceler. “nasıl” sorusunun cevabını söylem verir. gerçeği kavramamızı sağlayan temel ögelerden biridir (Butor.339). “Televizyonun eğlendirme işlevini yerine getiren programlar birer anlatı metinleridir. İnsanın anlatılar okuması. Bu. zaman ve mekana ilişkin bilincimizi yönlendirmek için çok önemli bir işleve sahiptir. Bu anlamın başka bir şekilde yönlendirilmesidir (Burton. oyunculuk gibi tüm sinematografik tekniklerin kullanılış tarzı söylem ile ifade edilirken öykü içeriği. gönderici ile alıcının yer aldığı bir iletişim sürecini kapsar. 1995. yetişkin hale geldiğimizde öykü. Kurmaca anlatıların büyüleme nedeni. 1995.127-128). dolaysız deneye dayanmayan her bilgiyi anlatılar sağlamaktadır. TV filmleri ve dizileridir. Çevremiz çeşitli anlatılarla doludur. söylence veya öykü hangi biçim altında olursa olsun.128). durumlar ve bunların geçtiği yer öyküyü kapsar. (Burgelin. biyografi ve tarih okuyarak devam ederiz. sabun-köpüğü dizileri. Ayrıca. çekim ölçekleri. 1995. 1981. Nasıl çocuk oyun oynayarak yaşamayı öğrenirse.48).77) Dolayısıyla anlatı. (Yücel. bütün dillerde. Günümüzde gerek sinemada gerekse televizyonda görsel anlatılar yer almaktadır. 1988. İmgelere dayanan görsel dil. kültürlerde. insan kendisini kuşatan o kaygıdan kurtulur.125-126). Söylem. Olaylar. kişiler. gerekse geçmişi yeniden kurmak için yararlanılan o sınırsız yeteneği kullanma olanağı sunmasıdır. Bir başka deyişle filmsel anlatılar diğer anlatılar gibi anlatının kurmaca dünyasını oluşturan olay örgüsü. gerçekleşmekte ve gerçekleşecek olan şeylere bir anlam vermeyi öğrendiği bir oyun oynaması demektir. gerçek dünyada gerçekleşmiş. öykünün anlatılma biçimidir. gerek dünyayı algılamak. bilgi. temelinde söz bulunan her bildirişim bir anlatı sayılır. aydınlatma. anlatının tedavi edici işlevini ve insanların insanlığın başlangıcından bu yana öyküler anlatmalarının nedenini oluşturur (Eco. edebiyat ve günlük yaşamda. İnsan gündelik yaşamda çevresi öykülerle kuşatılmış olarak yaşar. 1995. Bu nedenle televizyon dizileri toplumsal ve bireysel bir sunum alanıdır. Anlatıda “ne” sorusunun cevabını öykü. polisiye diziler. 1997. nesneler. 148-149).100). roman. iletişim olgusunun temel dokusunu oluşturur. Yer ve zaman bakımından uzak şeylerin öykülenmesi şeklinde tanımlanabilen anlatı. Chatman (1978)’de yapısal kuramlarda anlatı iki parçadan oluştuğunu ifade eder: Öykü ve Söylem. Çocukluğumuzda perili masallar ve mitoslar öğrenerek başladığımız bu yolculuğa. anlatı yapısıyla karşımıza çıkar. dil gibi kültürü oluşturan başlıca unsurlardan biridir (Atabek. Anlatıbilim. rahatlamalarını sağlayan ortamlardır. karakterleri ve çevresel özellikleri kapsar (Abisel. zaman ve mekan kullanımı. Bunlar akademia 101     . Anlatılar kendimizi ve çevremizi anlamamıza yardımcı olur. eylemler. insanlara anlatıların biçim ve içeriğine ilişkin ipuçları sunarken onların yaşadıkları dünyayı da anlamalarına ve uyum sağlamalarına katkıda bulunur. yetişkinler de kurmaca anlatılar aracılığı ile hem şimdinin hem de geçmişin deneyimine biçim verme yeteneğini geliştirirler (Eco. boşlukları gerekli ya da benzer olaylar ile doldurmaları gerekir (Yatkıl. Anlatıda izleyiciler mutlaka yorumları ile uygulamaya katılırlar. Özellikle sinema ve televizyondaki anlatı. Televizyon dizileri ve filmler de öyküler anlatır. "edebiyatın faaliyet alanının da ötesinde oldukça geniş bir görüngü alanı. zaman ve mekan öncelikle kendileri konusunda bize anlatılanlar ile belirlenmekte. geleneksel halk biliminde ve modern kitle iletişim araçlarında bulduğumuz bütünlüğün geniş bir yapısıdır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Anlatı. Anlatılar okuyarak gerçek dünya ile ilgili bir şeyler söylemeye çalıştığı an.14) Anlatı. Kişilerin kendi hayatlarını anladıkları ve yaşamlarına yön vermelerini. Duygular. İnsanlık tarihi kadar eski olan iletişim ile birlikte ortaya çıkan anlatı. çizgi filmler. Bunun sonucu olarak bilim.1992. Bunlar durum komedileri.

Televizyon sinemanın sahip olduğu hemen hemen her şeyi kendi bünyesi içinde öğütegelmiştir. Hayat Bağları gibi dizilerde kadın imgesinin değiştiği vurgulanmaktadır. Diğer tlevizyon türleri içinde soap-opera. Televizyon sayesinde kendine daha geniş bir hedef kitle ve tanıtım imkanı bulmuştur.televizyonun eğlendirme işlevini yerine getiren yapımlardır. İzleyiciler ekranda gördükleri dünya aracılığıyla kendi yaşadıkları gerçek dünyanın farkına varırlar (Novak. Televizyon dizilerinde yer alan cinsiyet. ev kadını ve tüketici olarak geleneksel anlamda rolleri benimsemiş varlıklar olarak sunulurlar. Sinema en genç sanat dalı olduğu için diğer sanat dallarından çok etkilenmiştir ve yedinci sanat olan sinema. Aliye. bölgenin tüketime dayalı yaşam stilleri ile izler kitlenin diziden daha fazla haz almaları sağlanmaktadır. ortak yönler bulup kendilerini görürler. toplumsal statü vb imgeler izleyicilerin toplumsal yaşayışı algılamalarında önemli bir yere sahiptir. İster bizi çevreleyen gerçek isterse kurmaca bir evren sözkonusu olsun bu üç öğe içinden biri doğru olan bir şey diğer ikisi için de doğru olur. Buna ek olarak dizinin görsel zenginliği karakterlerin İstanbul ve New York şehirleri ile olan bağlantılarından ötürü zenginleştirilmektedir. Türk televizyonlarında izlenme oranı yüksek dizilerden Çocuklar Duymasın. müzik. resim. Kadınlar genellikle eş. 1992. edebiyat gibi sanatlardan parçalar taşımanın ötesine geçerek kendi estetik yapısını oluşturmuştur ve bu ilişkiyi bir etkileşime dönüştürmüştür. 1982. eşinden bağımsız olarak kendi ayakları üzerinde duran kadın imgesi de ele alınır olmuştur ve bu temanın işlendiği dizilerde kadınların sözkonusu bağımsız karakterleri kendilerine rol model aldıkları görülmüştür. 1995. Televizyon dizileri popüler kültürün birer ürünüdürler. eski sevgili gibi tiplemelerin ele alınarak modernin gelenekselin yerine geçtiğini anlatan dizilerden biri de yayınlandığı dönemde ilgiyle izlenen. bu yüzden de sonlanmasının hemen ardından filmi çekilen “Asmalı Konak”tır. Bakış (kamera) açısından Devingen dünya üzerine her türlü bilginin üç işlevi vardır: Uzam-dünyanın kendisi.” (Kozloff. tiyatro. kahya. kadın. Bu standart bir şekilde kadınlara benimsemeleri için belirli değerler ve roller sunar. hanımağa. hizmetli. Ayrıca kadın. dolayısıyla ailesine maddi ve manevi destek veren eş. Özellikle de televizyon dizileri görsel ve işitsel algılarla yaratılmış bir dünyaya katılımı sağlar. Bu durumda bu üç ulam anlatıyı kavramamızı sağlayacak temel değerlerdir (Yücel.67). Türk televizyonlarına bakılacak olursa özellikle 2000’li yıllara kadar yayınlanan dizilere yukarıda bahsedilen unsurun hakim olduğu söylenebilir ancak 2000’li yıllarla birlikte erkeğin yanında yer alarak ona. Böylece yavaş yavaş değişen yeni toplumsal yaşayış televizyon dizilerinde ele alındıkça gerek kadınlar gerekse erkekler dünyanın değişmekte olduğunu. onu ele alan özne ve her ikisinin yer aldığı belli bir zaman dilimi. Çalışmanın kuramsal ve metodolojik yaklaşımı şu şekilde özetlenebilir: Televizyon yapıtları kurgusal bir dünya yaratarak izleyiciyi bu dünyanın içine çekerler. Aile yanında çalıştırdığı çok sayıda hizmetli ile bir bütün olarak ele alınmaktadır. bir yandan da Anadolu’nun tarihi ve turistik bölgesi Nevşehir Peri Bacaları sık sık gösterilmekte. anne tiplemelerinin yaygınlıkla işlenmekte olduğu söylenebilir. yüksek ratingler alan. Sadece kadın ve erkek değil ağa. En Son Babalar Duyar. ağabeysinden. eskinin kademeli olarak yeni ile yer değiştirdiğini fark ederler. babasından. temsil alanı olduğu için   102   akademia . 1980). 17). 237). Bu dizi geleneksel ve köklü Nevşehir eşrafından geniş bir ailenin yaşayışı üzerine kuruludur. insanlar bu dilere öykünürler. bu şekilde erkekten ayrılır ve erkek ile eşit olmayan ikincil bir varlık olarak sunulmaktadır (Barret. dans. seriyal veya dizi olarak bilinen tür bir sunum. Asmalı Konak dizisinde modern kadın ve erkek rolleri sunulmakla birlikte sunulan yeni modern düzenin arkasında ezilen tiplere de yer verilmekte. anne. Bunun yanı sıra yine 2000’li yıllarla birlikte erkekten daha özel bir ifade ile ailesinden.

Öte yandan da etkin izleyici ve etkin okuma anlayışı ile medya iletilerinin kodlanmaları ve izleyicilerin değişik kod açımlarıyla ilgilenir (Dursun. J. Medya metinlerinin. Müzakereli okumada izleyiciler medya tarafından sunulan içeriği tartışırlar ve bu içeriğin belirli yönlerini kabul ederler. toplumda hakim ideoloji ve değerleri yeniden üreten bir kurum olarak görür (Dağtaş. ideolojiyi.17). göstergenin çok aksanlılığından bahseder ve kodların açımlanmasında yan-anlam düzeyinin daha açıklayıcı olduğunu ileri sürer (Dağtaş. Bir de karşıt okuma vardır. ne anlatıldığı (öykü) ile nasıl anlatıldığı (söylem) arasında ayrım yapar. Bu medya içeriklerinin birer popüler kültür ürünü olmaları ve günümüzde beğeni ile izlenmeleri nedeniyle tartışılmaktadır. Yapısalcılık Litvanyalı A. neyin iyi neyin kötü. Marksist kuram içine eklemlenen İngiliz Kültürel Çalışmaları’nın önemli temsilcilerinden Stuart Hall. 126). İngiliz Kültürel Çalışmaları. “Anlatı söylemi”. kabul etmekte ve günlük yaşayışı içinde kullanmaktadır. öyküleme (narrating). 2001. Ayrıca sinema. Genette’ye göre anlatı kuramda üç önemli kavram bulunmaktadır: Öykü (story). Greimas. Claude Bremond ve Roland Barthes’ın etkili birer uygulayıcısı oldukları yeni bir edebiyat bilimini. romandan eksiltme (ellipsis). Bu işleme kodlama adı verilir. 2005). Öte yanda medya. neyin normal neyin anormal olduğunu tanımlarken egemen ideolojinin bakış açısını kıstas almaktadır (Demir. kaydırılması (travelling) yöntemleri de gerçekte. 186). medyayı. (Eaglaton. betimleme açısının (alıcının) devingenliği. 1983. yani anlatının içeriği. Hem edebi metinleri hem de filmleri çözümlemede kullanılabilen anlatı bilimi. Marksist kuram içine eklemlenen İngiliz Kültürel Çalışmaları’nın önemli temsilcilerinden Stuart Hall’a göre egemen okuma izleyicilerin medya tarafından sunulan içeriği sorgulamadan aynen kabul etmeleridir. anlatı (narrative). Fransız eleştirmen Gérard Genette.Erciyes İletişim 2009 Ocak   çeşitli alan derinliklerinde betimlemelerin (çekimlerin) zincirlenişi. kesim (dècoupage) ve kurgu (montage) gibi sinemanın temel yapısını oluşturan bazı özellikleri de almıştır. metinlerin ideolojik ve dilsel yapılanmalarına odaklanır. 1980). anlamlar çerçevesinde geçen bir mücadele olarak görür. belirli yönlerini reddederler. olaylar kendi başlarına bir anlam iletemezler. olayların kronolojik düzendeki biçimidir. yani anlatı söylemi. üretim ve tüketim   süreçlerinin ideoloji merkezli çalışılması. Genette. yani anlatı eyleminin üretilmesidir. 103   akademia . 2003. 1990. O’na göre. Olayların ister gerçek ister kurmaca olsun anlaşılabilir kılınması için sembolik biçimlere dönüştürülmesi gerekir. 25-27). Kültürel çalışmalar. yapısalcı bir yaklaşımla anlatı analizini içerir. İngiliz Kültürel Çalışmaları ile başlamıştır. Bu türler arasında sadece tek taraflı bir egemenlik ilişkisi söz konusu değildir. İlk kez Todorov tarafından 1969 yılında kullanılan anlatı bilimi (narratology) terimi. Zaman içinde televizyon. 1990. ‘anlatıbilim’i yaratmıştır. Hall. bu çalışmada kuramsal çerçeveyi oluşturmaktadır. O halde izleyici medyanın verdiği bir mesajı aynen alıp. metnin kendisidir. Bunun en güzel örneği televizyon dramaları veya diğer adıyla seriyaller oluşturmaktadır. sinemaya olanaklar sağlayan roman teknikleri arasındadır (Aykın. anlatıcı çeşitlerini ve dönüşümlerini ve olay örgüsünü içermektedir (Eaglaton.40). 492) ve hepsini çeşitli televizyon türlerinde görmek mümkündür. 2003. anlatıdaki zaman ve mekân kullanımlarını. İngiliz Kültürel Çalışmalar geleneği tarafından başlayan medya içeriğinin izleyenler tarafından ne şekilde hangi ölçülerde alımlandığı her zaman önemli bir sorun olagelmiştir. Bu yaklaşımın karşıtı ise müzakereli okumadır. Bulgar Tzvetan Todorov. anlamların şeffaf taşıyıcıları olarak medya metinleri kavramından koparak. romanın ve sinemanın kullandığı bu teknikleri geliştirir ve kendi dilini (gramerini) oluşturur. Karşıt okumada izleyiciler medya tarafından sunulan içeriği reddederler (Hall.

Çeşitli yatırımları vardır. eşini kaybetmiş ve çocuklarına kol kanat germiş. Olaylar genç evlilerin “eve” dönmeleri ile başlar. Dizinin Öyküsü Asmalı Konak dizisi bir aile dizisidir. reddedebilirler veya bir kısmını kabul ederek geri kalanı reddedebilirler. Bir kahya. Bu dizi izlenme rekorları kırmasının ardından bu bölgeye ve de konağa çeşitli gezi ve turlar düzenlenmiş ve bölgenin turistik değeri bu diziden sonra artmıştır. 1.” (Bandura ve Walters. Evi ve hayatı oradadır. karakterlerine ve bunların izleyiciler tarafından nasıl algılandıklarına bakılmaktadır. Bütün bu kuramsal çerçeveden hareketle Genette’in sınıflandırmasına dönerek “Asmalı Konak” dizisi ve filmini anlatı kuramı açısından belirlemeye çalışalım. aile içinde gördükleri ve dış çevreden edindiği bilgilerle öğrenmekte. 1973). işitsel ve görsel-işitsel mesajlar yollar. Olaylar Nevşehir’de aileye ait olan konakta “asmalı Konak”ta geçmektedir. kabul edebilirler. Bu ailenin ilişkiye girdiği başka aileler de bulunmaktadır. 1959). Ailenin geçim sıkıntıları yoktur hatta bölgenin en zengin ailesidirler. Toplumsal yaşam değiştikçe bu değişimin diziler. onlara söz geçirebilen hem de konağı yöneten bir annedir. çalışma dizinin öyküsü. uygun bir eş bulunan bir başka kadın hizmetli ikincil derecede önemli olan ve konakta yaşayan ailelerdir. Alt başlıklar da bu sınıflandırmaya uyacaktır. Dizide ilk olarak Aile reisinin ( Mahmut ) öldürüldüğünü görürüz. “Öykünme ve model alma önemli bir toplumsal öğrenme sürecidir. zaman. yeni tutum ve yargılar oluşturmak için görsel. Küçük yaşlardan itibaren televizyon seyreden insanlar toplum içinde oynayacağı rolleri televizyonda izledikleri. Aile ayrıca oldukça da köklüdür. Bu mesajlar televizyon türleri içine yerleştirilir. İzleyenler de sözkonusu televizyon türlerini okuyarak kendilerine pay çıkartırlar. Bu şekilde en büyük erkek çocuk işlerin ve ailenin sorumluluğunun yüklenmiş olur ama dizi esasen sıra dışı bir şekilde New York’ta eğitimini yarıda bırakmış bir genç erkek ile resim eğitimi almış ve New Yok’ta sergi açmış bir genç kadının tanışmaları ile başlar. var olan toplumsal düzen içinde yer alan bazı unsurları değiştirmek. Zira yaşamı anlamada rol kavramı önemli nir yere sahiptir. Konak Peri Bacaları bölgesinde tarihi değeri olan bir konaktır. Daha sonra evlenecek olan bir şoför ve bir genç hizmetli. Bir izleyici olarak metin değerlendirilmeye çalışılacak ve bu öyküde postmodernist etkiler olup olmadığı tartışılacaktır. mekan ve anlatı evreni tasarımı. Genç adam ailesinin işlerinin ve evlerinin bulunduğu. Bu çerçevede “Asmalı Konak” bağlamında dizinin ve filmin içeriğine.Medya var olan toplumsal düzeni korumak. Genç kadın ise aile özlemi çekmektedir. Dizide ilerleyen zaman zarfında İstanbul’dan New York’a. Anadolu’nun tarihi bir kasabasında yaşayan köklü bir ailenin hikayesini anlatmaktadır. Evin hanımı olan anne yaşı ilerlemiş. karakterlerin tanıtımı ile başlayacak ve dil ve üslup ile devam edecektir. Hangi rolün nasıl oynanacağıveya hangi rolleri kimin oynayacağı insanlara öğretilmektedir. Erkeğin aksine onu bekleyen bir evi ve ailesi bulunmamaktadır. Ancak ev sıradan bir konut değil. doğup büyüdüğü Nevşehir’deki konağına dönmek zorundadır. benimsemekte ve zenginleştirmektedir. Günlük toplumsal yaşamın bir parçası olan bu roller zamanla içselleşerek kişinin de bir parçası olur (Goffman. Bu rollerin benimsenmesinde kitle iletişim araçlarının özellikle televizyonun büyük bir rolü vardır. eşi ve ailenin en küçük kızı ile yaşıt olan bir erkek çocukları bu ailelerden başat olanıdır. New York’dan da   104   akademia . Sözgelimi. içinde onlarla kişinin yaşadığı bir konaktır. İlk görüşte bu iki insan birbirlerine aşık olur ve evlenirler. sinema filmleri gibi çok seyredilen programlarda yansıtılması insanların da rollerini daha kolay adapte etmelerine yol açmaktadır. Yanlarında birkaç aile çalıştırmaktadırlar.

bölüm bölüm ilerlemesi esnasında kişi ve olaylar anlatıya dahil olurlar. temiz bir kıza (Lale) kaptırarak evlenir. TV dizilerinde yaratılan karakterler ve olaylar aracılığı ile gerçek kişiler. Bunlardan başka büyük abla Dilara ve konuşamayan kızı Zeliş ile diğer ikincin akrabalar diziye zaman zaman dahil olurlar. 271) Anlatım. Bu ilişkideki iniş çıkışlar arasında bir tecavüz yaşanmış ve kahyanın oğlu ile nihayetinde evlenmişlerdir. Şimdiki zaman konaktaki insanların yaşamış olduğu ve yaşayacakları anlara gönderme yapan bir süreçtir. Ailenin otelleri ve ailenin eğlence için gittiği yerler ve Ali’nin evi sonraki aşamalarda yer alır. çatışmalar yaratırlar. olaylar. Çiftin bir süre sonra bir kız çocukları olur. Bu anlamda anlatı zamanı öykü zamanı ile bütünleşik olup öykünün ağır ağır. Ailenin en küçük kardeşi Zeynep’in haşarılıkları. 2. güzel hizmetli ile yasak bir aşk yaşar ve bir erkek çocukları olur. Bu inişli çıkışlı ilişkide zaman zaman çeşitli sıkıntılar yaşanır çünkü Bahar asi yaradılışlı bir kadındır ve yeni hayatına sadece eşinin hatırına uyum sağlar ve sıkıntılarını yeri geldikçe konakta yaşayanlara yansıtır. Yaşadıkları mutluluklar ve sıkıntılar diziye dahil olur. Nevşehir’de Nevşehir’in karakteristik özelliklerini taşıyan bir konakta. Geriye dönüşler dizinin anlaşılmasına yardımcı olmak. tüketim kalıpları temsil edilir. Dizi boyunca iç mekan kullanımı ağırlıklıdır. Onların üniversite kazanarak İstanbul’a gitmeleri ve İstanbul’da yaşamaları da çeşitli olaylarla konu edilir. Geçmiş zaman sırlara tanıklık etmiştir. anlatı şimdi üzerine kurulmuştur. bir sonraki bölümde ne olacak sorusunu   akıllarda taze tutarak olay örgüsünü zenginleştirmektedir. bunun tersine. Mekanın en önemli bölümü diziye adını veren “asmalı konak”tır. Konağın dış avlusu sadece şöförlerin ve korumaların beklediği bir alan olarak belirir. Anne Sümbül Hanım çocuğa ve genç kadına sahip çıkarak genç hizmetliyi önceleri biraz karanlık geçmişi olan sonraları ise aileye sadakat gösterecek bir erkekle evlendirir. İnsanlar da TV dizilerini seyrederek gerçek yaşamı biçimlendirmeye çalışırlar. Konağın içi özellikle ailenin bir araya toplandığı oturma odası. Dizide ve Filmde Zaman. “Asmalı Konak” da yarattığı atmosfer ile izleyiciyi içine çekerek. anlatının zamansal ve dramatik yanına bağlı olarak eylemlerin ve olayların üzerinde kalırken. hatırlatmalar yapmak ve etki yaratmak için kullanılmaktadır. evin kahyasının oğlu ile yaşadıkları aşk da diziye dahil olmuştur. Dizi ilerledikçe kahramanlar ve gelişen olaylarla ilgili daha çok bilgi edinilir. Ancak olaylar evde yaşayan diğer fertlerin de katkısıyla gelişir. Üçüncü olarak gelecek zaman konaktakilerin şimdiki zamanla bağlantılı olan beklentileridir. betimleme. varlıkların ve nesnelerin üzerinde durduğu için zamansal akışı sanki durdurarak anlatıyı uzama yayar. Eşi Seğmen Ağa ise Amerika’da eğitim almış modern bir kimlikle seyirci karşısına çıksa da eşine olan sevgisinden kıskançlık duygularına yenik düşmekte ve bu nedenle çatışmalar yaşanmaktadır. Bu nedenle konak avlusu ve iç odalarıyla birlikte bir mekan olarak değerlendirilmeli ve konak hem bir iç 105   akademia .Erciyes İletişim 2009 Ocak   Nevşehir’e yerleşen “gelin ağa Bahar”ın eşi ve ailesi ile olan ilişkileri konu edilir. Şimdiki zamanını dışında bir de geçmiş zaman vardır. ara sıra şehir merkezi ve İstanbul’da geçmektedir. yie bir arada olunan iç avlu mekanda önemli yer alırlar. En önemli olaylar konağın içinde geçer. Olay Bahar’dan saklansa da hizmetli kızın hasta olup çocuğunu Bahar’a emanet etmesi ile ortaya çıkar. Dizi şimdiki zamandadır. yaşam biçimleri. Seymen Ağa gençliğinde evdeki genç. Ağabeysi gibi yurtdışında eğitim gören küçük erkek kardeş Seyhan da gönlünü sakar fakat eğitimli. Mekan ve Anlatı Evreni Düzeni Genette’ye göre (1980. meslekler.

Olaylar tamamen birbirine bağlıdır ve karşılıklı ilişki içindedir. Bu mahalle kavramıyla yiten toplumsal mekan anlayışına gönderme yapmaktadır. Karakterlerin yaşadığı evleri ve şehirleri ancak onlarla bağlantılı olarak görülmektedir. Sonuca varmak için olaylar birbirine bağlanmaktadır. uçsuz bucaksız sarı ve kahverengi tonlarında araziler dizide adeta karakterlerden biri gibidir. Ancak mekanlar karakterler ile bir anlam kazanır. Dizi anlatı olarak iki kısımda incelenebilir. Final de bir başlangıç olmuştur. Bahar ve Seymen’in evlilikleri esnasında yaşananlar ve Bahar’ın ölümcül bir hastalığa yakalanması. Son tahilde diziye mekanlar ve olay örgüsü bağlamında bakıldığı zaman. Dizide sıklıkla şehrin tarihi dokusu ve karakteristik mekanları gösterilmektedir. Öte yanda New York ve İstanbul. Bu dizi ile birlikte Nevşehir’e yerli turistin ilgisi artmıştır. Yerel iletişimin ve gündelik dilin paylaşılarak taşralılık halinin canlı olarak yeniden üretildiği alanlar olmaktadırlar. Türkiye’nin özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük illerinden özel turlar düzenlenerek bölge ve dizinin çekildiği mekanlar başta “asmalı” konak olmak üzere tanıtılmıştır. Giysi ve dekor olarak kişilerin karakterlerine özgü bir stil tercih edilmiştir. Gerçek anlatıcı olarak yönetmen görülmektedir. karışık çıkar ilişkileri. Melodram formundan dramatik yapıya geçşile birlikte   106   akademia . Sözgelimi Sümbül Hanım’ın ileri yaşlarda yaşadığı aşk. Sümbül Anne’nin yaşantısı. Hasılat rekorları kıran bu film eleştirmenlere göre dizi kadar başarılı değildir. aklını kaçıran Seymen ise binbir zorlukla bulunur ve tedavi olur ve bu iki olay Bahar’ın kendine gelmesi ile kesişir. Bir gece sokak serserilerinin saldırısına uğrarlar ve Seymen yanlışlıkla Bahar’ı vurur. Bahar ve Seymen’in evliliklerinden öncesi. “Asmalı Konak” mekanının cemaat kültürünün birincil ve ailevi ilişkilere dayanan atmosferini yansıtmak için seçilmiştir. Yönetmene yardımcı olarak da karakterleri görmek mümkündür. Bu üç ana olay haricinde çeşitli alt bölümler de bulunmaktadır Seymen’in feci bir kaza geçirerek kaybolması. Dizide kadınların iş deneyimi ve eğitimine pararlel olarak gözlük kullandıkları da not edilmelidir. Tüm kadın hizmetlilerde geleneksel yazma türünde başörtüsü kullanılırken anne Sümbül Hanım sosyal statüsüne uygun olan taşlı ve işlemeli eşarplarla tasvir edilmektedir. Kapadokya aslında geçiş kültürü içinde yer alan toplumsal bir dokuyu yansıtmaktadır. Finalin ardından bir sinema filmi çekilmiştir. Dizinin Başat ve İkincil Karakterleri Genel olarak Türk Sinemasında karakter olgusu zayıf kalmıştır ancak son dönem Türk sineması Yeşilçam’da kendine fazla yer bulamayan karakter olgusunu işlemeye başlamıştır. Filmde tedavi olmak üzere Bahar ve Seymen New York’a giderler. Bahar hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınır. Seymen’in bir başka kadınla yakınlaşması ve evin hizmetlisinden bir erkek çocuk sahibi olması. Temel öykü Bahar ve Seymen’in ilişkileri üzerine kurulu olmakla beraber temel öykü kapsamı içinde aile fertlerinin ilişkileri de öykü kapsamı içinde önemli bir yere sahiptir. Zeynep’e tecavüz edilmesi ve Zeynep’in Kirve-Kahya Bekir’in oğlu Salih ile evlenmesi gibi. Olaylar sebep-sonuç ilişkisi içinde ilerlemektedir. küçük kız kardeşin duygusal sorunları. Film mutlu son ile biter. 3. efendi-köle ilişkileri de temel öykü kapsamında değerlendirilmelidir. Dizide de karakter olgusunun üzerine düşüldüğü görülebilir. Ancak bu dizide bir son yoktur. Peribacaları. Dizi klasik anlatı kalıpları içinde geçmektedir.mekan hem de bir dış mekan olarak algılanmalıdır. Seymen Ağa benzer bir şekilde takım elbiseli veya spor kıyafetleri içinde görünmektedir. Boğazfarklı bir kültürün unsuru olarak vurgulanmıştır. Filmde yer alan efektler kısa etkilidir fakat müzik diziye has bir öneme sahiptir. büyük kız kardeşin problemleri.

dirlik düzen sahibi olarak karşımıza çıkar. Genel olarak kadın vücut-materyal. Bahar sanatçıdır. Genel olarak erkek de zihin-soyut (Seymen yakışıklılığı ile ayrılır). evcimen. Sümbül: Sümbül anne. öte yanda duygu ve düşünceleri ile hesaplaşan yeni Türk erkek imgesini temsil etmektedir. Sanatçıdır. kardeşi Seyhan gibi. Bahar dizide özgür ve modern kadını temsil etmektedir. güzelliğe ve iyi eş olamaya kodlanmıştır. Can’ı ve Ayşe Melek’i açımladığımız zaman çalışma etiği ve buna bağlı olarak kazanma kültürünün onandığı görülmektedir. kardeşlerine kol-kanat geren. Eşi. gurulu / övünen. alış-veriş için lüks yerlere gider. Sembolleştirmeyle yeni anlam üretimi. Seymen çizgiler içinde yaşayan bir iş adamıdır. yaratıcıdır ve sevdiği insan için alıştığı değerleri geride bırakmış ve yeni bir hayata başlamıştır. duygusal. Bu sembolleştirme sürecinde kadın anneliğe. Seymen Ağayı. Bahar: Asi. tevazu sahibi. Oyuncular öykünün bir parçası hatta öyküyü yönlendirenlerdir. uyum sağlama zorluğu ve taviz veremeyen karakteri onu zaman zaman zor durumlara sokar. hassas ve kocasına tapan ressam eş rolündedir. Yeme-içme. rasyonel. bastırılmış. aynı zamanda entrikalara yol açan babasının katli ile esrarengiz olayları çözmeye çalışan adil bir iş adamı görünümündedir. eğitimli biriyle evlendirilmiştir. İstisnai görünümler ise yaşanan değişimi vurgulamaktadır. Güç ve iktidar ilişkilerinin oluşum sürecine bakıldığında karakterler daha belirgin özellikler kazanırlar. eşinin katledilmesinden önce eşi ve çocuklarıyla 107   akademia . Sümbül. ancak yaşça küçük olan Seyhan’ çoğunlukla spor kıyafetler içinde görürüz. korumacığa kodlanmıştır. Bu süreçte sembolleştirmenin önemli bir yeri vardır. Güç sahibi olan kişilerin davranışlarıyla onlara tabi olan kişiler arasında yeni baskı ilişkileri ortaya çıkar.Erciyes İletişim 2009 Ocak   gerek diziye gerekse filme ilişkin olarak karakterlerin çevreleriyle birlikte anlatıldığını da görmek mümkündür. Asmalı Konak fertleri Anadolu kültüründen gelirler ve biz söylemine içkindirler ancak yeni kuşak   eğitimli erkek kardeşlerin bu kültüre aykırı olan bir düşünüş biçimiyle ortaya çıkmaları bir çelişkiyi de beraberinde getirmektedir. Geleneksel ağa rolünden çıkmış modern bir kimliğe sahiptir. çizginin dışındadır. Güzel giyinir. babasını. Geçimleri bu temel eksende iniş ve çıkışlara sahne olur. Seymen ve Bahar eşit koşulların insanlarıdır ama Seymen Nevşehirli. konuşması düzgündür. Bahar ise İstanbullu’dur. Erkek babalığa. yeni yaşam biçimini temsil ederken kendi içinde hala geleneksel değerleri taşımakta olduğunu göstermektedir. bölünmüş olarak belirir. anlamların çözümlenmesi ve yeniden üretimiyle çeşitli temsil süreçleri başlar. Van Dijk’a göre iktidar ilişkisi karşılıklı etkileşim içinde ortaya çıkar ve gelişir. Ailesine sahip çıkan. işi ve konak arasında denge unsuru olan. Toplumsal konumunun bir göstergesi olarak takım elbise giyer ve kravat kullanır. meceraperest. Kurduğu otorite ile anne Sümbül’ü kontrolü altına alır. Zaman içinde daha da olgunlaşır ve tıpkı kocası gibi ailesine sahip çıkar. Ali eğitimli değildir. Dizide arka planda Max Weber’in Protestan Etiği ve Kapitalizm arasında kurduğu bağı da gözlemlemek ve değişik açılımlarını yakalamak mümkündür. aktif. zengindir ama standart dili kullanamaz. baskın. kardeşini. Modern anlamda bir ağayı temsil etmektedir. özgürlüğüne düşkündür. Kıskançlıkları. Bu doğrultuda: Seymen: Dizinin ana karakteridir. eşini kıskanan. Ağanın vefatından sonra işlerin ve de ailenin başına geçer. bazen de zor durumlardan kurtulmasına yardım eder. Bu toplumsal değerler açısından tüketim kültürünün egemen olduğu bir dönemin eleştirisi olarak yorumlanabilir. pasif (Bahar özgür yaşam anlayışıyla kısmen aktif olur). Güzel giyinir. Ali’yi ve diğer ikincil karakterlerden Yaman’ı. Toplumsal konumunun bir göstergesi olarak kravat kullanmaz. Seymen.

hizmetlilerin hizmetli olmaktan öte aileden biri olmasını. Ezilen okumamış kadınları. Ağa ile yaşadığı aşktan sonra terk edilmiş ama hane dışına da atılmamıştır. Seyhan: Evin küçük erkek kardeşidir. Kahya ve de Kirve Bekir ve Fatma’yı kendi anne ve babası gibi görmektedir. bu anlamda Zeynep yeniyi temsil etmeye çalışırken inandığı değerleri bozguna uğratılmış bir genç kadını temsil eder. Bu özelliği ile konaktaki diğer hizmetlileri de idare etmektedir. Otoriteye itaat eden. konağın küçük kızı Zeynep ile evlenince aileye de resmen katılmış olur ancak bu durum onun kişiliğinde bir değişiklik yaratmaz. Bu üzücü olayın ardından Tamer’in ailesi “artık kızımızsın ne zaman seni istemeye gelelim” der. Zaman içinde yeniliklere fazla açık durmamıştır. Karısı Fatma da Sümbül Hanım’ın adeta bir kardeşi gibi konağı çekip çevirir. Dicle Haydar’ı hiçbir zaman benimsemez fakat oğlu hatırına evlenirler. Gizlice evlenmesi de yurt dışında okuması da geleneksel değerlerinden kopabildiğine ve başkalaştığına işaret eder. öğrenir ve kendini bulur. Sümbül hanım otoriteyi ve geleneksel Türk annesini temsil etmektedir. Ancak bir zaman gelip ayrı düşerler ve Zeynep erkek arkadaşının tecavüzüne uğrar. olaylar yatışır fakat Zeynep en yakın dostu ve gerçek arkadaşı Salih ile evlenir tüm karşı çıkmalara rağmen. Zaman zaman ağabeysi Seymen’den akıl alan zaman zaman akıl verme sevdasına kapılan fakat her zaman ailesine bağlı bir gençtir. aileyi efendi bilip geleneksel role sahip çıkan ve ekmek yediği. Ablası ve ağabeyleri ile arasında önemli bir yaş farkı vardır. Bu yönüyle. Bunun yerine Haydar adında Mahmut Ağa’nın cinayetini üstlenen kişi ile Dicle ‘yi evlendirir. Bekir Kirve: Bekir Kirve evin hem kahyasıdır. Fatma: Fatma konağın kahyasının karısıdır. Zeynep aşırılığıyla öne çıkan bir karakterdir ve aşırılığı onu yıkıma götürmüştür. Zeynep’in çocukluk arkadaşıdır ve Zeynep ile Salih hep birlikte anılırlar. Onun çocuklara kirvelik etmiş olması aile içindeki terine işaret etmektedir. 6. Geleneksel bir annedir. Yaşına ve yaşadığı ortama göre Sümbül Hanım da yenilikçidir. Eşinin öldürülmesi Sümbül annede tarifsiz bir acı yaratmışken oğlunun evliliği ile yeni bir sayfa açar. Fatma da fedakarlığın simgesidir. Kahya ile konak arasında bir tür aile bağı kurmuştur. Dicle fedakârlığın simgesidir. Ancak Sümbül anne oğlu Seymen’e bir hizmetliyi asla yakıştırmaz ve çocuğu da kabul etmez. Zeynep: Ailenin en küçük çocuğu olan Zeynep hem biraz yaramaz hem de şımarık. onları benimsemiştir. 108   akademia .mutlu bir hayat sürmektedir. Kendi gerçeklerinin farkında ve kendi işinde olan bir kadındır. Oğulları Salih. Dicle: Dicle evdeki hizmetlilerden biridir. Bu anlamda kirve birliğin simgesidir. dediğim dedik bir kişilik çizer. bira şımartılmış erkek çocuğu temsil eder. hem de ailenin bir ferdi gibi aileyi koruyup kollamaktadır. kendisini koruyan aileye son derece sadık bir insandır. Kendinden daha emin ve daha cüretkardır. Yaptığı izinsiz ve gizli evlilik onu zor duruma soksa da bu kriz de atlatılır. Bekir kirve. Seyhan dizide kriz yaratan yine de vazgeçilemeyen. hissi de çok kuvvetli olan bu kadın sevgisi ve itaati ile konakta kendine has bir yer edinmiştir. gelenekçi imajı ile dğerlerine ship çıkmıştır. Zaman içinde olgunlaşır. Bundan sonra eskiden kendisi ile evlenmek isteyen ancak eğitimsiz olduğu için reddedilen Hamza adındaki karaktere ilgi duymaya başlar ve ilerleyen bölümlerde onunla birlikte görülerek olası bir evliliğe sıcak bakar. hatta kirve olmasını temsil eder. Bu çocuk üzerinden aile ve Seymen Ağa’da hakları olduğunu var saymaktadır. Bir gün Seymen Ağa’nın oğlunu nüfusuna alacağını ve kendini de gelecekteki   ilk erkek çocuğun annesi olarak görmektedir. Hatta oğlu Salih bir süre sonra konağın küçük kızı Zeynep ile yakın arkadaşlığı bir aşka döner ve atlatılan badirelerden sonra evlenirler. aileden kopmuş genç kızları temsil eder. Oğlu Salih. Ancak o da oğlu Seymen gibi geleneksel yaşam biçiminden çıkarak modern hayatın gereklerini benimsemiştir. Seymen’den bir erkek çocuğu olmuştur.

Mahmut’un   Sümbül Hanım’ın eşi katledileme olayının aydınlatılmasında önemli adımları olan. Ali’nin ise ölçünlü dili kullanmadığı görülür. basitliği ve eğitimsizliği dile getirmese de o bölge insanını öne çıkartmaktadır ve farklı iki kesimin birlikteliğine gönderme yapmaktadır. gerek kız kardeşi gerekse ailesi ve çalışanları ile ailenin yakın bir dostu olur. Ancak bu konaktaki hizmetliler arasında gülünç olarak fakat gizliden gizliye de hayranlıkla karşılanır. Salih azmi sayesinde okul hayatında Zeynep’ten daha başarılı bir tablo çizmiştir ve evliliklerinin hemen ardından geçim sıkıntısına düşmemek adına hem çalışmayı hem de okumayı göze almıştır. mutsuzluğa mahkum edilmiş karakterlerden belki de en trajik olanı Dilara’dır. Kocasının ölümünün ardından büyük bir acıya göğüs germek zorunda kalmış. ancak eğitim durumu nedeniyle reddedildiği ve Sümbül’ün bir mühendisle evlendirildiğinin altı çizilir. Eşine karşı ilgisi zaman zaman kıskançlığa dönüşür. Dilara geleneksel bir anneyi temsil eder. Geçirdiği sarsıntıyı atlatır. 4. Dil ve Üslup Bir gösterge olarak dil ve anlatım karakterler için farklılaşır ve bu farklılık karşıtlık olarak algılanmalıdır. yakışıklı ve moderndir. Hizmetlilerden bir olan Hayriye de modern düşünce tarzı ile dikkat çeker. Sonra tecavüze uğrayan Zeynep ile evlenerek ağaya damat olur. Eğitim seviyeleri konak ile kirve arasındaki yakın ve dürüst ilişkiden ötürü hemen hemen aynı olmuştur. Hayatlarının baharlarında olan bu iki genç Zeynep ve Salih farklı aile yapılarından ve farklı kültürlerden gelmektedirler. yaşlı değil. onun problemleri ile uğraşan ve her zaman aile baskısını üzerinde hisseden genç bir annedir. Yani Nevşhir aksanı kullanılmaktadır. 109   akademia . Bundan sonra Ali sevgisini kalbine gömmüş.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Salih: Salih de akıllı ve çalışkan bir çocuktur. Hukukçu olmanın hayallerini kurmaktadır. Salih bu anlamda dizide boyunca değişen en önemli karakterdir. Ali: Ali. Üniversiteye giriş sınavında Türkiye birincisi olmuştur ve burslu olarak Zeynep’in gittiği üniversitede okuma hakkını elde etmiştir. Zeynep ile eşitlenir. Aile baskısının ağırlığı altında ezilirken bu baskılardan silkinir ve kızının da konuşmaya başlamasıyla o da hayatını yaşamaya başlar. Dilara: Dizideki ezilmiş. Zaten dizide Ali’nin gençlik döneminde Sümbül Hanım’a talip olduğu. Gençliğinde Sümbül Hanımla evlenmek istemiş ancak Sümbül Hanım’ın ailesi yüksek tahsilli bir damat olduğu için Mahmut’u Sümbül’e layık görmüşlerdir. Aşk olmadan evlenmenin bir anlamı olmadığı gibi bir üst sınıfın değerlerine öykünür. Zeynep’i her zaman gözeten ve onu gerçekten seven bir gençtir. Bu avamlığı. Salih dizide Amerikan Rüyasını sembolize eder. baba evine sarsıntı geçiren çocuğu ile sığınmış. Astığı astık. Anlayışı ve sağduyusu ile çözüm üreten bir ağadır. Kahya babası ve aşçı annesine rağmen İstanbul’da bir zenginler okulunda burslu olarak okur. Hiç evlenmemiştir. Onun da hayatı Yaman ile değişir. özgür ve batılı kültürel nitelikler taşır. konağı sevince boğar ve bundan sonra yaşıtları gibi normal ve çok sevimli bir çocuk olup çıkar. Bahar için kullanılan anlatım biçimi ise aldırmayan. aralarında kurulan iletişim ilişkilerini nitelemektedir. Konaktaki hizmetliler de Ali ve hala gibi konuşmaktadırlar. Sümbül içinde bulunduğu duruma özgü bir kibarlığa sahiptir. bu nedenle “dayak” gibi toplumsal açıdan yanlışı yapar fakat bunun da cezasını hayatı ile öder. Bu şekilde suçlunun da cezasını çektiği kanaati yayılır. Seymen modern bir ağadır. Zeliha (Zeliş): Küçük Zeliş önceleri ve uzun bir süre dizide dilsiz ve yaşadıklarına karşı tepkisini bu şekilde veren bir küçük kız olarak belirir. Bir gün kaçırılır ve bulunmasıyla birlikte konuşmaya da başlar. bir macera yaşamış ama Mahmut’un ölümüyle de önce gizliden gizliye sonra açıkça Sümbül Hanım’a ilgi duyar ve bu ilişki yüzük takmaları ile sonuçlanır.

Özetle dizide kullanılan üslup modern Türk yaşantısını sergilemektedir. 2000’li yılların başında yaşanan ekonomik kriz sanat sektörünü sekteye uğratmıştır. 5. toplum incelemelerinde de dilsel ögelerin vazgeçilmez önemi vardır. her dilsel metin o toplumun politik. farkında olsun ya da olmasın. Toplumsal ideolojiler bütünü. toplumsal ideolojilerin yerleşikliği bireyi. Doğu asıllı bir erkeğin batı eğitimi alıp batı yaşam felsefesini takip etmesi ve batılı zihniyette bir kadın ile evlenerek doğuya yerleşmesi filmin aurası olarak değerlendirilebilir. beklentilerini belirleyen toplumsal ideolojiler giderek onu çevreleyen ve sıkıştıran bir halkaya dönüşür. modern ve post-modern karışımı bir aile çoksesliliği de beraberinde getirmiştir. Dış gerçeklik. sergiler açması çok önemlidir. tepkilerini. Gelenekler yaşama dair bir bütünleyici unsur olarak tamamen sistemin kendi değer yargılarıyla uyum içindedir. dilin de kurgulanan anlamları yansıtan bir araç olduğunu belirten felsefecilere ve dilbilimcilere göre. Ancak dizinin geçtiği 2000’li yılların başında sergi ortamı yerini müzayedelere terk etmiştir. Bu zıtlık dizi bölümlerinin birinde balon ile seyahat ile de açıkça örneklenmektedir. Dış gerçekliği nasıl algıladığımız. birbirini oluşturan bir döngü içinde bulunmaktadırlar. Dil. Dizi geleneksel yaşamın olduğu. anlamın oluşumunda. Öze inmeyen. Bu ortak payda. Salih’e de okuması için sınırlı bir biçimde yardım eli uzatılır. köklü ve eğitimli bir ailenin yaşamını anlatmakta ve değişen değerler temelinde kurgulanmaktadır. kültürel ve tarihsel yapılanmasının getirdiği bilinci yansıtır. toplumsal ve sistematik bir olgu olarak. cinsiyet rollerinin. Bireyin kendini bu simgesel düzenden soyutlayabilmesi olanaksızdır. ekonomik üretimin tarımdan ziyade turizm. İşlediği sorunlar güncel ve her zaman raslanabilir niteliktedir. 110   akademia . turistik veya hediyelik eşya satın alımı ekseninde şekillendiği. oteller zinciri.Sosyo-kültürel konumlanmanın bir göstergesi olarak karakterlerin eğitsel durumları ülkenin genel yapısı doğrultusundadır. Aile Zeynep’i İstanbul’a üniversite eğitimi için göndermekle birlikte yaygın bir biçimde baskı uygular. düşüncelerini. Sergiler ise 1995-2000 yıllarına özgüdür. Nevşehir ile esasen Peri Bacaları ile ünlü tarihi ve turistik bir beldedir ve dizide de çarşısı. görünüşle sınırlı kalan kültürel davranışlara da rastlanır. otelleri. Bireyin kimliğini. Anlamın toplum tarafından kurgulandığını. Toplumsal hoşgörü. bireylere toplum tarafından sunulan ve benimsetilen değerler ve yargılar bütünüdür. dolayısıyla toplumsal yapının ve kültürün bu çerçeve dahilinde belirlendiğini açıkça göstermektedir. Ancak. bireysel ve toplumsal kimliklerin biçimlenmesinde ya da söylemin kurgulanmasında simgesel bir düzen sunar. Folk. Bu nedenle. dil ve ideolojik sistem birbiri ile etkileşen. Kültür ve sanat ortamı açısından Bahar’ın bir ressam olması. nasıl yorumladığımız ve nasıl aktardığımız bize toplumca sunulup benimsetilen ideolojilerle yakından ilgilidir. Bireyler saklı iç dünyalarına ve farklı sorunlarına karşın ortak bir paydada birleşmektedirler. Dizinin Temel Kodları Dizi genel olarak Anadolu’da yaşayan zengin. böylece dilin kullanımı ile oluşan söylemin çözümlenmesi sonucu bu toplumsal simgesel düzenin ayrıntılarına varılabilmektedir. geniş toplumsal simgesel düzenin bir   parçasıdır. uzlaşım ve sevgi sayesinde kahramanlar sağ ve sol kültüre yöneltilmiş eleştirel bir açılımı yansıtmaktadır. İdeolojiler bütününden oluşan simgesel düzen kendini dil yolu ile ifade etmekte. her toplumun kendi değerlendirmesi ile sınıflandırılmış ve bireyin davranışlarını belirleyen öznel gerçekliklere dönüşmektedir. kendi yarattığı düzenin içine hapsetmektedir. konakları ve gezip görülecek yerleri ile sıkça işlenmektedir. dil incelemelerinde toplumsal.

zorba. Sümbül ve Ali arasındaki tutku. • Ağalık sistemi: Töre adına kayıpların verildiği günümüz toplumunda töre uygulayıcısı olarak ağalık sistemini görmekteyiz. Seymen ve Bahar. Öte yanda Türk kültürüne özgü aile. Daha insancıl ve serbest bir hal alan evlilik dışı ilişkiler bu diziye yön vermiştir. Herşey küreselleşiyor. • Aşk: Aileye üye olan hemen herkesin karşı cinse karşı olan duygularının içinde bu evrensel duygu da yer almaktadır. Seymen Ağa bu geleneksel tanıma uygun değildir. Hatta bu tanımın aksine güler yüzlü. onlara sahip çıkılmaktadır. yaşlı. ölümcül hastalık ve fedakarlık gibi günlük hayatın her alanında raslanabilen kodları görmek mümkündür. Türk kültüründe temel yerel kodlar bulunmakla birlikte küreselleşmiş kodlar da vardır. Dizi küreselleşme kavramını da işlemektedir. kestiği kestik. boşanma ve geçim. yine Seymen’nin eşi ile yaşadığı inişli çıkışlı aşk hikayesi. • Aldatma: Zaman içinde tüm karakterlerin karşı cinsle olan ilişkilerinde veya iş hayatlarında aldatılmaları sözkonusudur. kılık – kıyafeti ile farklı. Ancak yaşanan pek çok ilişki de geleneksel bir biçimde evlilik ile sonuçlanmıştır. Seymen Ağa’nın evin genç ve güzel hizmetkarı Dicle ile yaşadığı ilişki. • Tecavüz: Tecavüz dizide pek çok biçimde işlenmiştir. tecavüz. zengin ve yöneten bir imge bütünü oluşmaktadır. Yaptığı yanlıştan üzüntü duyan bir karakterdir ve bu anlamda küreselleşen Türkiye’nin artık “ağa”sı değil. Bu dizide de aile hizmetkarları ile bir bütündür. Ayşe Melek’in yaptığı işe olan tutkusu sayılabilir. zayıftan güçlüye. akademia • Fedakarlık: Yine Türk toplumuna özgü önemli bir değer olan fedakarlık ilerleyen bölümlerde her karakterde göze çarpar. İnsanlar yeni rollerini oynamaya başlama süreçleriyle birlikte mücadele edecekleri güçlerin başta kendilerinin tamamen dışında oldukları bir yabancılaşma ile karşı karşıyadırlar. tutku. eğitimliden eğitimsize çeşitli tutkuların işlenmesine tanıklık eder. • Çocuklar: Dizide üç ayrı kuşak yer almakta ve bu üç kuşağın tümünde çocuklara değer verilmekte. “ağabey”sidir. evin küçük kızı Zeynep’in erkek arkadaşı tarafından tecavüze uğraması sayılabilir. “Ağa” denince de zihinlerde astığı astık. Bu da Türk toplumunun değerlerinden biridir. • Tutku: Dizi baştan sona. • Boşanma ve geçim: Dizide gerek erkek gerekse kadın karakterlerin boşanma ve sonrasında yaşadıkları sıkıntılar ve bunların dostlar arasında maddi ve manevi çözümleri işlenmektedir. Küreselleşmiş kodlara bakıldığında aşk. daha sonra Seymen’den bir çocuğu olduğu için zorla Haydar ile evlendirilen Dicle’nin özel hayatı ve sonraları dizide bu ilişkiye katlanamadığını itiraf etmesi ve bunun evlilik içi tecavüz olarak algılanması.   111   . • Ölümcül hastalık: Son olarak Bahar’ın şen ve havai yaşam anlayışına rağmen kansere yakalanması ve bu hastalığın da herkesi bir gün ve bir yerde yakalayabileceği işlenmiştir. genç ve yeniliğe açıktır. Asmalı konak dizisinde yer alan temel kodları aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür: • Aile: Genelde doğu geleneğinde ve Türk toplumu genelinde aile oldukça önemli bir yere sahiptir. Seymen ve Dicle. zenginden yoksula. ağalık sistemi gibi doğu ve batı kültürlerinde farklı karşılıkları bulunan kodları da hesaplamak gerekmektedir. • Evlilik dışı ilişkiler: Değişen veya küreselleşen çağın bir gereği olarak “ağalık” sistemi de değişmektedir. çevresine kapalı. herşey değişiyor mesajı verilmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Dizi yan anlamlar düzeyinde yabancılaşma unsuru ve bu unsurun köreltilmesi üzerinde de durmaktadır. aynı çatı altında yaşamaktadır. Arada bölünmüşlük veya itilmişlik sözkonusu değildir.

Asmalı Konak. Dizinin adı Asmalı Konak. “Sinema ‘kamerasını bir kişi konumuna getirirken romancı da ‘kişisini bir kameraya dönüştürmektedir’. Konaktakilerle zaman özdeşleşmeler olmaktadır. İzleyici öykünün her zaman içindedir. Bu anlamda karakterler de toplumsal konumlarını belirlemektedirler. aynı zamanda modern bireylerin sorunlarını da içerir biçimde anlatılmaktadır. Dizinin sonunda güçlü ağa ileri derecede kanser olan eşinin elinden tutarak onu tedavi amacıyla Amerika’ya götürür. Kendi hayatından parçalar bulan hayatını da televizyon ekranından gördüğü biçimde düzenleyen izleyici için “Asmalı Konak” her zaman popüler bir dizi olmuştur. Birçok roman tekniği. Dizi açık uçlu olarak sona erer. film ve dizi tekniği de romanda kullanılmaktadır. Asmalı Konak dizisi ve filmi Türk izleyicisinin en çok sevdiği dizlerin başında gelmiştir.484). çatışmaları betimlemektedir. iletişim sorunları. İzleyici Dilara’yla üzülüp Baharla sevinirken kimi zaman Sümbül’e hak vermiş kimi zaman ise Seymen’e kızmıştır. duyguların yoğunluğu gibi konuları karakterlerden yola çıkarak ele alan bir yapım olarak kendine özgü yeri almıştır. ekinsel yaşantının bir bölümü olarak tanımlanabilir ve bu bağlamda toplumsal sınıf ve farklılaşma olarak ele alınabilir. ‘birincisi objektifi insanlaştırır. Bu olayın etkisiyle şoka girerek hafızsını kaybeder ve bilinçaltında Bahar’a olan düşkünlüğünü unutmak için Dijle’ye sığınır. Dizide anlatılan yalnız. Anlatı Kuramı Açısından Asmalı Konak dizisi ve filmi başlıklı bu çalışmada dizi yapısalcı bir yaklaşımla incelendi. Anne Sümbül ilerleyen yaşında ikinci evliliği sıcak bakarken çekinceler yaşar. zaman Dizi genel olarak aile içi olayların anlatıldığı ve duygular üzerine yoğunlaşan ve gündelik yaşamın yansıtılması. Kadın ve erkeğin rolleri de belirlenmiştir. ekin toplumbiliminde çeşitli topluluklara bağlayıcı bir etmen. çevresine yabancılaşmış. Aile Bahar ve Seymen’den haber alamayınca Amerika’ya giderler ve Filmde kurtarıcı. konusu ve yapısal özellikleri dolayısıyla modern bir öyküdür. Bahar da bulunur ve hastaneden iyileşmiş bir biçimde çıkarlar. Bu sahnenin ardından “Asmalı Konak” filmi başlar ve çiftin tedavi için gittikleri Amerika’da başlarına gelenler anlatılır.6. iletişim kuramayan karakterlerin ve sosyal. film ve dizilerde. Filmde özetle Seğmen ve Bahar gece evlerine dönerken saldırıya uğrar ve Seğmen yanlışlıkla Bahar’ı başından tabanca ile vurur. Ayrıca dizide zamanın kurgulanışı ve anlatı tekniklerinin kullanımı açısından da bu görüş desteklenmekte yani biçim ve içerik uyum içinde olmaktadır. Dizi kültürel karşıtlıkları. Sinema ve televizyonun bir hayal alemi olarak anıldığına sıklıkla raslanır. çevresine kişiliği ile yön veren güçlü karakterlerin öyküsü. Film mutlu sonla biter. girişken. Hemen her sahne izleyicide derin izler bırakmıştır. Seyirci için kurmaca bir kaçıştır. “Asmalı Konak” Dizisi ve Filmi Üzerine Bir Değerlendirme Günümüzde edebiyat. ikincisi insan kişiliğini deyimin geniş anlamıyla nesnelleştirir” (Aktaran: Aykın. Bahar ise ağır yaralı bir şekilde hastaneye kaldırılır. Bu dizide ataerkil toplum düzeninin devam ettiğine ilişkin veriler vardır. sinema sanat dalları ile televizyon birbirlerinden daha fazla yararlanmakta ve bazı tekniklerin kullanımı açısından birbirlerini beslemektedirler. Dizi izleyicilerin yoğun katılımını almıştır. İnsanlar günlük yaşamda bulamadıkları ve bulamayacakları şeyleri sinema ve televizyonun sunduğu düşler dünyasında bulur. 4 kuşak halinde farklı toplumsal sınıflara özgü roller anlatılmaktadır. bununla birlikte dizi karakterlerinden bağımsız yorumlarıyla da   vardır.1983. aileyi bir arada tutarak moral veren kimliğine soyunan Ali Dijle’nin gördüğü rüya sayesinde Seymen’i bulur. 112   akademia . Zengin ve fakir aşkı pek çok kurmacaya konu olmakla birlikte Asmalı Konak’ta yer alan farklı kesimler arasındaki duygusal ilişkiler öne çıkmaktadır. havaalanında küçük kızlarına ve ailelerine veda ederler.

(1988) “anlatılan öykünün evreni” ile “saf anlatı”nın farklı köklerden türemiş kelimeler olduklarını vurgular (17-18).Erciyes İletişim 2009 Ocak   Filmde güçlü erkek. Dizi Türk toplumunun geleneksel yapısını yansıtmakta ve aileye. Kendine yabancılaşan Türk insanına aslında yabancı olmadığı bir yaşam biçimini anlatmaktadır. (1997). Son tahlilde “Asmalı Konak” yayınlandığı dönemde altın-kuşakta yayınlanan ve izleyiciyi ekrana bağlayan. kamera açıları gibi birçok farklı öğeler devreye girdiği için odaklanmada daha karmaşık bir yapıyla karşılaşılır. müzik. kaybeden ise kazanır. güçlüdür. C. Şahin Tepesi gibi klişe örneklerden etkilenmiştir. Dijle güçlüdür. Sözkonusu Amerikan dizilerine önemli bir kaynak oluşturan karanlık ilişkiler. ulusal kültürün üzerine inşa edilen film ve diziler yapılmalıdır. 382. Aykın. Kaynakça Abisel. dış dünya ile uyum sağlama ve rahatlama aracı durumunda olan dizi ve film biçimindeki anlatılar kullandıkları toplumsal ve psikolojik faktörlerle çok geniş ve her kesimden izler kitlelere ulaşmaktadırlar. Batı Toplumlarında Roman ve Sinema İlişkileri I”. görüntü. aşk ve gurur gibi temalar her boyutuyla kullanılmıştır. (1992). Tragedyanın kuralı işler ve sonuçta kazanan aslında kaybeder. Bu anlatının kendini. Türk Dili.   oyuncular. Öte yanda. N. Atabek. gerçeğe yakınlığının dereceleri ne olursa olsun yine de “kurmaca” bir dünyadır. Popüler sinemanın ve popüler televizyon türünün tüm özelliklerini barındıran bir yapımdır Asmalı Konak. Ne var ki geleceğin Türk Sineması da televizyonu da popüler olanın yerelle sentezini yansıtan değil. Eğlence. Ankara: Doruk Yayınları. (1983). 11. zaman geçirme.). Dizi ve film gelişmiş çekim ve çekim sonrası teknikleriyle de öne çıkmıştır. 113   akademia . 360-78. 6. Aykın. ailevi değerlere yaslanıyor gibi görünmekle birlikte Amerikan dizi filmlerinden Dallas. N. İstanbul: Erdini Basım ve Yayınevi. Türk Dili. Yeni kuşak oyunculardan Nugül Yeşilçay yeni nesil bir hanım ağayı da temsil etmektedir. Kurgu. Bu durumda filmin hem görsel hem sözel olarak değerlendirilmesi gerekir. Kuramcılara Göre Anlatı. ağa yerini güçsüz ve aklını yitirmiş olarak karşımıza çıkar. Büker (Haz. C. Sinema Yazıları Seçkisi (s. ulusal kültürün değerlerini yansıtan bir yapıya sahip olmalıdır. Bu seçim izleyiciyi fazlasıyla ekrar karşısında tutmuştur. Genette. Oyuncu seçimi dizinin izlenmesine olumlu katkılarda bulunmuştur. o ilde yaşayan ve değişik kültürlereden gelen insanların nasıl bir yaşam sürdüklerine. Bahar hasta yatağında olmasına rağmen güçlüdür. izleyicinin kendinden bir şeyler bulduğu fakat daha çok yabancısı olduğu tarihi ve turistik bir ile bir saat için de olsa ziyarette bulunduğu. Batı Toplumlarında Roman ve Sinema İlişkileri II. filmin düzanlamını içermekle kalmaz aynı zamanda anlatının kurmacasal zaman ve mekan boyutlarını içerir (10) Sinemada ses. (1983). Bir Dünya Nasıl Kurulur. Bu da bir gün gelip rollerin değiştiğini gösterir. 482-502. Dizide ve filmde yer alan diğer oyuncular da gösteri dünyasının ünlü isimleridir. kuşak çatışması. Bir yapıtta gösterilen. Erkek başrol oyuncusu Özcan Deniz sinema kariyerine yeni başlamış bir müzisyendir. İstanbul: Erdini Basım ve Yayınevi. S. 123-143). Bu bakımdan değerleri aktarma konusunda oldukça başarılıdırlar. Türkiye’de ve tüm dünyada küresel ve popüler kültür hakim oldukça değişik adlar altında benzer dizi ve filmler izleyici ile buluşacak ve çok da ilgi görecektir. 383. içinde ağa barındıran doğulu veya Anadolulu bir ailenin hayatını seyrettikleri bir melodrama olmuştur. 339-347. hissiyle ikinci kez ağanın nerede olduğunu görür. oyalanma.

Waters. Lewin. London: Routledge. (s. S. Glasgow: Fontana/Collins.). Lewin. Yerlemeleri. Hall ve diğerleri (Ed. Television Shapes the Soul. Chapell Hill: The University of North Carolina Press. İstanbul: Alan Yayıncılık. TV Haberlerinde İdeoloji. (s.. (1959). Bradbury (Ed. Ç.Bandura.Atakay. Ankara: İmge Kitabevi. Television: the Critical View. (1995). M. Harmandsworth: Penguin. (2001). (1973). Eagleton. (1996). 4. (2005). (1987). 271-328). Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti. Çev. 42-73). Story and Discourse. Çev. Van Dijk. Narrative Discourse.). G. 153-171. M. Allen (Ed. (1995). Çev. S. O. Çev. 1. New York: Cornell University Press. (E.H. Medya İktidar İdeoloji. Yeni Düşünceler. 77-100. (J. (N.). Oxford: Oxford University Press.). (2003). M. U. The Novel As Research.). Edebiyat Kuramı.   114   akademia . Anlatı İstanbul: YKY. A. E. Culture Media Language. New York: Holt. (1994). Discourse Revisited. R. Presentation of Self in Everyday. Newcomb (Ed. Dağtaş. (1982). (1988). Genette. T.). N. Söylemin Yapıları ve İktidarın Yapıları. T.bs). Narrative Theory and Television. E. Novak. Burgelin. H. S. “The Novel Today”.). (1980). Ankara: Ark Yayınları. (K. Channels of Discourse. Women’s Oppression Today: Problems in Marxist Feminist Analysis. Dinç. Küçük (Der. Okumak.bs).bs). Çev. Eco. M. Encoding and Decoding in the Television Discourse. (1980). (1995). Social Learning and Personality Development. İstanbul: Yol Yayınları.). B. (2. Yazın ve Yaşam. Burton. London: Verso. Genette. (2. Yapısal Çözümleme ve Kitle İletişimi. G. Hall. Goffman. T. M. Çev. İstanbul: Can Yayınları. Tarım. (1978). Barret. Kozloff. Demir. R. Kurgu. (2.). (N. Butor. (1990). (1978). TV Reklamlarında Aile İdeolojisinin Meşrulaştırılması [Elektronik Sürüm]. Yücel. (1981). Yapısalcılık ve Göstergebilim. E. Görünenden Fazlası. R. (1988). Reklamı Ankara: Ütopya Yayınları.). Rinehart & Winston.).C. Dursun. S. Yücel. G. Erdoğan. USA: Cornell University Press. (J. New York: Cornell University Press. T. İstanbul: Ayrıntı Yayınevi. Chatman.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 115     .

Bu çalışmada. The demand for reaching for more audience increased the importance of television within the mass communication media. Anlam. Çalışmamız yarışma programlarının kü*ltürel sömürü araçları olduğu fikrine katılmaktadır. Amaç küresel ideolojinin pratiklerinin yayılmasıdır. Anahtar Kelimeler: Televizyon. the contest show “Var mısın Yok musun”. A process that relies on competition. Meaning. Daha çok izleyiciye ulaşma isteği televizyonun kitle iletişim araçları içerisindeki önemini arttırmıştır. Our work agrees with the idea that TV contests are instruments of cultural exploitation. bir kitle iletişim aracı olan televizyonun ve televizyon programcılığının özellikleri ve işlevleri ışığında 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan “Var mısın Yok Musun” adlı yarışma programı ortaya konan sorunsal çerçevesinde belirlenen değişkenlere göre incelenmiştir. is analyzed under the light of the characteristics and functions of television and television programming and according to the variables determined by our problematic. Bu tür programlar aracılığıyla maddi bir zenginlik yaratılır ve aynı zamanda bu zenginliğin yaratıldığı toplumsal düzeni sürdüren bilinçler yeniden üretilmiş olur. Material wealth is created through these types of programs and at the same time conscious’ in which the social order maintains this wealth are reproduced. Discourse. Bu tarz program türleri tek başına eğlenceli vakit geçirme aracı olarak değerlendirilmemelidir. These types of programs should not be assessed solely as leisure time entertainment activities. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi   116   akademia .. commerce and consumption is developed with these programs. Söylem. Bu programlar ile rekabete dayalı. which was aired during the week of 6 February 2008 and 11 February 2008. In this work. Gör. Yarışma Programı An Analysis of Television Language: Var Mısın Yok Musun Abstract Private television stations intensely air entertainment and contest programs. Contest Program                                                              * Arş. Keywords: Television. bireylerin kendi çıkarlarına sahip çıkmalarına salık veren ticari ve tüketime dayalı bir süreç geliştirilmektedir.TELEVİZYONUN DİLİ ÜZERİNE BİR ÇÖZÜMLEME: VAR MISIN YOK MUSUN Mert GÜRER* Özet Ulusal yayın yapan özel televizyon kuruluşları yoğun bir şekilde eğlence ve yarışma programları yayınlamaktadır.

söylem çözümlemesi bir okumadır. Televizyon teknolojisi ve içeriğini elinde tutan çok uluslu şirketler ekonomik ve kültürel egemenliklerini yansıttıkları ile benimsetmekte. Siyasetten ve ideolojiden uzak görünmelerine rağmen sahip olduğu tarihsel. Bunun sonucu olarak çok uluslu şirketlerin tasarladığı programların yayın hakları elde edilerek ekranlarda gösterilmektedir. iletişim alanına yeni bir yöntembilimsel konum sunmuştur. basitlik v. Söylem kavramı. Söylem çözümlemesi gerçeğe dayalı değil. 1970’lerden sonra özellikle Avrupa akademik çevrelerinde yaygınlaşan bir yaklaşım olarak. Ayrıca. Nesnel bilgi anlayışından öznel bilgi anlayışına doğru ilerlediği sürece pozitivist olmayan bir konum olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır. yapısal olarak ses. meşrulaştırmakta ve olağanlaştırmaktadır. toplumsal birikim aktarılması hedeflenen kültürel değerler için önemli bir sunum aracıdır. risk alma. dekor. müzik. Bu tür programların formatlarının batılı ülkelerin televizyonlarından adapte edildiği görülmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Günümüzde televizyonlarda yayınlanan yarışma programlarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada. Bu çalışma ile bir kitle iletişim aracı olan televizyonların yayın akışları içerisinde önemli bir yer tutan programlardan biri olan “Var Mısın Yok Musun” adlı yarışmanın. yapısal ve söylemsel analizini gerçekleştirerek. herkesin kendi çıkarlarının peşinde koştuğu ticarete ve tüketime dayalı bir süreç geliştirilmektedir. Söylem çözümlemesi. Yarışma programlarını etkisiz bir eğlence aracı olarak değerlendirmek yeterli olmamaktadır. Bu tarz program türleri tek başına eğlenceli vakit geçirme aracı olarak değerlendirilmemelidir. öncelikle 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan “Var mısın Yok Musun” adlı yarışma programında tekrarlanan davranışların ve sözlerin sayısal dağılımını ortaya çıkartılmış ve ortaya çıkan veriler doğrultusunda yayınlanan program. görüntü. Böylece kültürel dönüşüm için bir araç konumuna dönüşmeye başlamaktadır. batının egemen olduğu bir ekonomi pazarı ve sosyal aktarımları yer almaktadır. Bu akışın arkasında çokuluslu şirketler. materyalist olmayan bir konumu savunur: Söylemin. açılardan incelenmiştir. Bu bağlamda. “Var Mısın Yok Musun” adlı yarışma programının bir iletişim ortamı olan televizyondaki yeri tartışılacaktır. kişilik. Kitle iletişim aracı olarak televizyonun anlam üretim sürecine değinilerek yayınlanmakta olan program türlerinin amaç ve işlevleri irdelenecektir. Çalışmanın sonunda içerik ve yapısal analizlerle elde edilen verilere dayanarak “Var Mısın Yok Musun” yarışma programının oluşturduğu söylem ortaya konulacaktır. Ulusal düzeyde yayın yapan özel televizyon kuruluşları yoğun bir şekilde eğlence ve yarışma programları yayınlamaktadır. rekabete dayalı. program ile yaratılmaya çalışılan dünyanın bir söylem çözümlemesi yapılmıştır.b. kurgulanan dünyaları tartışmak amaçlanmaktadır. ideolojilerin oluşumunda merkezi bir rol 117   akademia . Türkiye’de ulusal ölçekte yayın yapan televizyon kanallarının çoğunda yarışma programları yayınlanmaktadır. maddi yaşamın bir ifadesi olarak ideoloji kavramının yerine kullanılırken. eleştirel söylem çözümlemesi haliyle. Kültürel sömürü aracı olarak yarışma programlarının irdelenmesi ve belirlenmesi önemlidir. Kitle iletişimindeki üretim araçlarını elinde tutan çok uluslu şirketler ekonomik ve kültürel egemenliklerini yansıttıkları aracılığı ile benimsetmekte. Bu programlar ile   kültürel emperyalizm. Kültürel ürünlerin akışı. meşrulaştırmakta ve olağanlaştırmaktadır. ekonomik ve endüstriyel ülkelerden az gelişme gösteren ülkelere doğru tek yönlü bir harekete sahiptir. Bu çalışma kapsamında. anlama dayalı bir sonucu amaçlamaktadır. Buradan hareketle öncelikle söylem çözümlemesinin ne olduğunu ortaya koymakta yarar vardır.

Hammersley’in tanımıyla. tv programı) kültürel. siyasal veya ideolojik anlamı irdelenir. Geniş kitlelere ses yayını olarak ulaşan radyo. bu söylemin. Atabek. eğitim. Bu çözümlemede önemli olan nokta. 2003. kitle iletişim araçlarından televizyonun önemini daha çok arttırmıştır. kiminin sözsel algılanması ikna edicilik ve etki çeşitliliği yaratır. yoruma gidilirken. Üzerinde durulan. Özellikle son yıllarda kitle iletişim araçlarının geniş halk kitlelerini etki altına alması ile giderek yaygınlaşan bir araştırma yöntemi durumuna gelmiştir. baskıyı ortadan kaldırarak tüm insanların özgürleşmesini sağlar (Ü. söylemde yer alan mekanlara. araştırmacıyı politik bir sorumluluğa davet etmektedir. roman. ilişkili kültürler tarafından da anlaşılıp anlaşılmayacağı. alıcı tarafından anlam verme (kod çözümü) süreçlerini söylem analiziyle değerlendirmedir. dilin yapısı. bilişsel. her biri kendisine has özelliklerden dolayı farklı duyumsal uyarılar yaratmaktadır. din. gönderici tarafından anlam yükleme (kodlama). 151–153). Teknik arayışlar ve gelişmeler sonucu insan hayatına. meslek. daha sonraları gerçekleşen görüntü yayını nasıl yapılabilir ile ilgili araştırmalara da basamak olmuş. 2007. sıkça başvurulan bir yöntem durumuna getirmiştir. 2007. dilbilimdeki gelişmeler. İletişim sürecinde yer alan mesajın daha geniş kütlelere.oynadığı ileri sürülerek altyapıdan bağımsızlığı vurgulanır. kavramsal ve toplumsal-kültürel tarzda iletişimin ele alınması gibi gelişmeler söylem çözümlemesini aranan. kitle iletişim araçları içinde en yaygın kullanımı olan araçtır. 155). Atabek ve G. cins. bir elektronik buluş ürünü olan televizyon girmiştir. Her yaş. 1998. Günümüzde yaygın bir iletişim aracı haline gelen televizyon tüm kitleye açıktır. Özellikle. tek tek olguları geniş sosyal bağlamlarında çözümler. Kitle İletişim Aracı Olarak Televizyon Kitle iletişim araçları. dilden seslenmek mümkündür. e) bu değişim. 137–139). Atabek ve G. toplumsal iktidarın söylem tarafından harekete geçirildiği ve yeniden üretildiği kabul edilir (Ü. Söylem çözümlemesinin eleştirel olması. d) dünyayı daha iyiye doğru geliştirebilmeyi sağlar. ne anlama geldikleri değil. 78). ırk. Kiminin görüntüsel. söylem çözümlemesi eleştirel   söylem çözümlemesi olarak a) bütüncüldür. Ancak sorun politik sorumluluğun taşınılıp taşınmamasında değil. Söylem çözümlemesi. yer alan bilgilerin yalnızca sırası. karmaşık yapısı içersinde dilbilgisel özellikler dikkate alınarak. İletişimdeki gelişmeler sonucunda iletişimin daha geniş kitlelere yayılması ve yayılmanın gerçekleşebilmesi için araçlara ihtiyaç duyulması. bir metnin (öykü. niteliksel olarak ve kuramsal biçimlemelerle çözümlenmesidir. Ve yeni yayın sistemleri sayesinde sınırlar ortadan kalkmaktadır. b) statüko’yu sürdürmeye yarayan ideolojilerin gizlediğini açığa çıkarır. Bu farklılık içerisinde kitle iletişim araçlarının etkinliğinin ölçülmesinde materyalin öğrenilip unutulmaması ve kitlenin tutumlarında meydana gelen değişiklikler önem taşımaktadır. en etkili biçimde ulaştırılma çabası teknolojik gelişmelerin dayanağını oluşturmuştur. bu mesajı veren tarafından o kültür için kullanıldığı anlamın başka ilgili. Metin analizinde. Metin ve metnin bireysel anlamlandırılması ile toplumda yaşanan gerçek arasındaki ilişkiyi ve farkı çok iyi bilmek gerekir (Erdoğan. günümüzde en popüler iletişim teknolojisi ürünü olan televizyonun 118   akademia . Atabek. yazımlanmış durumda olan söylemin. belirli göndermeler yapılarak onların niceliksel (sayısal) değil. mesajda (söylem). işlevleri. yorumlanıp yorumlanmayacağının da saptanması gerekir (Aziz. hangi politik konumdaki sorumluluğun taşınacağıdır. Sinemanın gelişmesinde paralel olan dönemde. c) toplumun yalnızca nasıl olduğunu değil nasıl olabileceğini ve nasıl olması gerektiğini anlamamızı sağlar. Bu çözümlemede. elektronik teknolojisinin ürünü olan radyo. niteliksel (kalitatif) olarak çözümlemesi yapılır.

göstergelerle dizgi kurma ve anlam yaratma pratiklerinden oluşur (Yengin. 218).2008. Sausseure göre ise. ister kodlayıcı ister kod açıcı tarafındaniletilerde anlam üretme olarak görülür. kodlar ve göstergelerin içinde işlediği kültür. Reklâm yayınlarıyla insanları sonsuz bir maddeciliğe. 1996. Ömer Serimli. Yoksulları umutsuzca özendirir. ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmemiş ülkelerde olumlu ve yapıcı bir temel oturtulması. 2007. 21). Tüm teknik değişenliğin yanı sıra toplumun kültürel yapısının ve davranış biçimlerinin belirlenmesinde. Televizyon kitle iletişim araçları arasındaki yerini aldıktan kısa bir süre sonra. Göstergenin kendisi. Sadece görsel sunum. Yaşantımızın merkezine yerleşen televizyon yaygınlığı ve teknolojik devinimi ile farklı tanımlanabilmektedir.tdk.gov. Televizyon. eğitim ve eğlence ihtiyaçlarını karşılayan en önemli araçlardan birisi olmuştur. Göstergebilimin merkezinde yer alan göstergelerde üç çalışma alanı söz konusudur. Televizyonda anlamın üretilme süreci üzerine yapılan çalışmalarda. alışkanlıklarının korunmasında veya dönüştürülmesinde etkin araçların başında gelmektedir. Kitle iletişim araçlarının gelişimi düşünüldüğünde söz ve yazıdan sonra televizyon ile görsel öğeler. yararsız tüketiciliğe ve amaçsız bir hayalciliğe iter.”12 Televizyon sahip olduğu içerik ile bireyin siyasal. insanın toplumsal yaşam içinde iletişim kurmak amacıyla gösterge oluşturmak. 1). birey’in haber alma.y. Televizyonun Anlam Oluşturma Süreci Kitle iletişim araçları yarattıkları simgeler ve anlatımlarla izleyiciler üzerinde dönüşümler yaratabilmektedir. yapısal ve betimleyici çözümleme kapsamında gösterge-bilimsel yaklaşımlardan yararlanılmaktadır. 1996. Televizyon. onu oluşturan göstergelerle işaret edilir (Burton.aspx?F6E10F88924 33CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Keli me=televizyon. toplumun ekonomik. sosyal ve kültürel perspektifini anlamlandırabilmektedir. insanlık tarihi boyunca gelişen bilimsel ve teknolojik birikimlerin getirdikleri ile temellenmektedir. sosyal ve kültürel öğelerine göre şekillenmektedir. içinde göstergelerin düzenlediği kodlar ya da sistemler.(Fiske. medya gerçekliğinin yaratılmasında önemli bir dönüm noktası olmaktadır. televizyon alıcısı. Duygu ve düşüncelerin kolayca aktarılabildiği bir araç olması. Özetle televizyon mükemmel bir beyin yıkama aracıdır (Serimli. halkın yararına kullanılması çok zor bir kitle iletişim aracıdır. toplumda hızla kabul gören bir konuma gelmesine neden olmaktadır.  Erişim  Tarihi:    07. 1995.  http://www.   119     . anlamlandırma sürecinde yeterli olmamaktadır. kendisini yönetenlerin dünya görüşlerine ve inançlarına bağlı olarak kitleleri etkiler ve yönlendirir. Televizyon. ekonomik ve teknolojik sürecin anlamlandırılmasında televizyon önemli bir karakter olmaktadır. Bu dönüşümlerin temeli.02. “Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt. 1994.). 62-69) Graeme Burton’a göre. akademia                                                              12  Türk  Dil  Kurumu  (t. göstergebilim. Göstergebilim iletişimi. Aktarılan ürünlerin metinleri için metin çözümleme yöntemi nedensel ve tarihsel boyutları ortaya koymakta başarılı olmaktadır.tr/TR/SozBul. televizyonun değişkenliği ile şu tanıma varır. bir iletişim parçacığındaki anlam.Erciyes İletişim 2009 Ocak   doğmasına olanak sağlamıştır (Durmaz. Bu görsel sunum ile politik. 98). zenginlerin kibir ve bencilliklerini artırır.

Günümüzde televizyon kültürel simgelerin egemen üreticisidir. Televizyonun anlamlandırma gücü görselliğidir. her gösterge dizgesi dille karışır (Barthes. Göstergebilim şimdiye kadar yalnızca trafik kuralları (ulaşım kodu) gibi inceleme açısından pek fazla ilgi çekmeyen kodları ele almıştır. saate göre kullanır (Erdoğan ve Alemdar. Anlamın üretimi ve dönüştürümü modern toplumlardaki kültürel ilişkilerin bir parçası ve bölümüdür (Hall. var olan temsil biçimlerini de dönüşüme zorlamaktadır. Televizyon. Postman’a göre. televizyon dünyasının kültürel dokusunda yatan anlamları emme eğilimindedirler. 98). Kuşkusuz hala bir sürü okur ve bir sürü kitap yayınlanıyor. Günlük yaşam ve doğal akışın kullanımı bir süre sonra anlatı yapısı içerisinde izleyenleri ortak yapı içerisinde bir araya getirmektedir. görüntüler. 143). yalnızca bir gösterenle gösterileni birleştirdiğini vurgular. Bu açıdan televizyon ile aktarılan içeriğin anlamı artmaktadır. Saussure. Saussure. nesneler. 1996. davranışlar anlam taşıyabilirler ve bunu çok sık olarak yaparlar. ancak basılı yayının ve okumanın   120   akademia . 1991. Televizyon programlarının anlatım sürecine kendine özgü katkıları bulunmaktadır. Toplumsal yaşam içindeki değişiklikler.Göstergebilim. Televizyon sunduğu gerçeklik. 1999. Daha geniş yöntemlere önem verilmelidir. 26). ilke olarak göstergenin rastlantısal doğasını vurgulamakta ve bu rastlantısallığın ne gibi sonuçlar doğuracağı konusunda belirsizlikleri taşımaktadır. Televizyonu ayrıcalıklı ve toplumun gözünde değişilmez bir şekilde anlatım ve üretim aracı kılan yayınlanan diziler. siyasal ve kültürel değerlerle incelemek gerekmektedir. Televizyonda göstergeler doğrudan izleyiciye seslenir ve etkiler. gerçek bir toplumbilimsel derinliği olan bütünlere geçildiğindeyse. 91-93). Toplumsal bir bakış açısının incelenmesi gerektiğini. Televizyonu anlamak ve tanımlamak amacıyla geliştirilen yöntemler tek başlarına yeterli olamamaktadır. birey bu uyaranlar sonucunda anlamlamalara ulaşır. Gösterenle gösterilen arasındaki bağıntı doğal değil. üreten ve pasif bireyler olarak tanımlamamıştır. göstergenin bir nesneyle bir adı birleştirmediğini. anlatı teorilerinden hareketle televizyonun tekrarlanabilir yapılardan oluştuğunun altını çizmek gerekir. Sunulan mesajlar uyaran konumundadır. Saussure. İzleyiciler. 1997. yeniden dille karşılaşılır. söylemi doğal olmayan fakat doğal olduğu iddia edilerek üretilen bir söylemdir (Yengin. televizyonla şekillenen bir kültürüz. spor. görsel göstergelerden daha çok dil üzerine yoğunlaşmıştır. şu anda enformasyonları. Bu yoğunlaşma izleyiciyi aktif. rastlantısaldır (Büker. Kuşkusuz. ama hiçbir zaman bağımsız bir biçimde olamaz bu. fikirleri ve epistemolojisi basılı sözlerle değil. anlatı gelişiminde farklı metinlerden beslenmektedir. haberler. eğlence programları. anlam üretimiyle uğraşırken. Televizyon anlatısını kavrarken metinlerinin anlamlandırma sürecinde görsel göstergeleri kullanılabilinmektedir. Televizyon ve Anlatı Dili Televizyonun anlatı yapısını analiz ederken. Hem kurmaca hem de kurmaca olmayan anlatımlarla izleyiciyi düşsel bir dünya sunulmakla beraber yaşanılan dünyaya ilişkin gerçeklik iletilmektedir. 1990. izleyici üzerinde yoğunlaşmıştır. bilim programları yani yayın politikalarıdır. metinler ve izleyiciler arasındaki etkileşimin bir ürünü olarak karşımıza çıkar. Oluşturulan metinleri tüketilen toplumsal. Televizyon. çünkü televizyon genellikle tercihe bağlı olmayan bir şekilde ve programa göre değil.32). bunun yanında bireyin davranışlarını dışarıda tutan ve kontrol eden bir kurumun olduğu düşüncesini ön plana taşımaktadır.

2004. film yapımcılığı kavramlarına bir de televizyon programcılığı kavramı eklenmiştir. Fakat televizyon programlarının içerikleri. 1990. eğlence. günümüzde tüm dünyada hâkimiyeti olan bir kitle iletişim aracıdır. Televizyon işlevleri. Program. belli saatlerde yayınlanan televizyon tekniklerine ve diline uygun üretilmiş televizyon eserleridir” tanımlaması aktarılmıştı. boyutları. belirlenmiş. Hem birey hem de toplum temelli bir yayının televizyon tarafından gerçekleştirilmesi işlevlerin ve bu doğrultuda oluşan amacın insanı ve iletişimde bulunduğu toplumu göz ardı etmesi mümkün değildir. her şeyi kirletmese bile. geçirme. 69). Televizyonun en büyük avantajı görsellik sunabilmesidir. Bazılarınca da eğitime yardımcı bir sistemdir. televizyondan önce. belli yayın kuşaklarında. 69). 1997. Kuşkusuz televizyonun tanımına ilişkin verilen bu örnekler. "izleyici" adı verilen bir kitleye görüntüler yoluyla ve bir program biçiminde iletilmesidir (Gökçe. kişiden kişiye değiştiği için çoğaltılabilir. sinemalarda haber filmleri gösterilmekteydi. Birçok ülkede. yapım   ve yayın biçimleri ne olursa olsun. Böylece gelişmeleri sanki kendi hayatımızın bir parçasıymış gibi izleyebilme olanağına kavuşmaktayız. bazıları için ise bir haber alma aracıdır. mesajların. Ancak televizyonun kendine özgü olan özelliği ya da işlevleri ve bunları gerçekleştiren bir takım yayın hizmetleri bulunmaktadır. 5). Televizyon programcılığının temel işlevleri aşağıdaki gibi sıralanabilir (Aziz. hepsinde ortak olan tek şey. çünkü bir arada yaşamak için eşit olmak gerekir. Diğer kitle iletişim araçları gibi televizyon da kendine özgü sanatsal ve yapısal niteliklere sahiptir. amaçlara göre hazırlanan. Televizyon ile basılı sözün bir arada yaşayabileceği hayali. televizyon tekniklerine ve diline uygun üretilmiş televizyon eserleridir. Televizyon Programcılığı ve İşlevleri Televizyon. Bu ifade içerisinde programcılığın anlamak için belirlenmiş amaçların neler olduğu üzerinde durmamız gerekmektedir. diğer kitle iletişim araçlarının işlevlerinden farklı değildir. Oysa burada eşitlik söz konusu değildir. belli izleyici grubu olan. 2006. Bu filmleri hazırlayanların getirdiği anlatım. Televizyonu programcılığının ne olduğunu aktarırken. Televizyona dayalı bir epistemolojinin. Televizyon bazıları için müzik. Böylece de radyo programcılığı. 38). belli yayın kuşaklarında. dinlendirme • Mal ve hizmetlerin tanıtılması • Etkileme. basılı sözün arka plana düşmeyeceği düşünülen son kurumlar olan okullarda bile bu durumla karşılaşılmaktadır. kendini kandırmak demek olur. Bu durumda program biçiminden ne anlaşıldığının açıklanması gerekmektedir: Televizyon programı. televizyon haberciliğinin temelini oluşturmuştur. duygu ve düşüncelerin.Erciyes İletişim 2009 Ocak   kullanımları eskiden olduğu gibi değil. belirlenmiş amaçlara göre hazırlanan. olanaksızlıkları kullanarak yeni gösteri türleri ortaya çıkmıştır. Yayınlanan televizyon programı kendine ait bir kültürel sonuç yaratmaktadır. aydınlatma • Eğitme. Televizyon programlan denildiğinde ise bu programların tümünden oluşan bir bütün anlaşılmaktadır (Cankaya. kültürleşme • Eğlendirme. tek tek üretilmiş birimler anlamında kullanılmaktadır. belli saatlerde yayınlanan. “belli izleyici grubu olan. güldürü ve dramatik programlardan oluşan bir hoşça vakit geçirme aracı. inandırma ve harekete 121   akademia . Sinema filmleri ve tiyatro oyunları televizyona uyarlandığında da. • Haber verme. kamusal iletişim ve onun çerçevelediği alanı kirlettiğini savunuyorum (Postman. Anlatan ve üreten bir kitle iletişim aracı olarak ayırt edici ve tanımlayıcı bir özelliğe sahiptir.

2006. bir başka deyişle. özel girişim yayıncılığının giderek yaygınlaşması ‘reyting’ (en çok izlenme oranı) kaygısı ile son zamanların radyo ve özellikle televizyon yayıncılığında eğlendirme işlevi. 1997.72). Ancak. olayları olduğu gibi vermesi ön koşuldur (Gökçe. Tecimsel yayıncılığın gelişimi televizyonu bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Anayasal güvence ile toplumsal yaşantıda herkesin haber alma özgürlüğü korunmaktadır. Eğlence hizmeti ile izleyici yoğun enformasyon bombardımanı içerisinde güzel vakit geçirmeye yöneltmektedir. bireyin toplum ile bütünleşmesine yardımcı olmak amacıyla eğlence hizmetini de sunmaktadır. diğer kitle iletişim araçlarına kıyasla çok daha fazladır. 2006. okuma yazma ve dolayısıyla genel eğitim düzeyinin düşük olduğu. nesnelliği temel alan kamunun bilgilenmesini temel alan yayınları gerçekleştirmeyi önemsemelidir. kavramlarla eğlendirme olgusu olması gereken işlevinden kopmayı getirmektedir. Eğlendirme hizmetini ucuza ve insanların ayağına kadar getirmesinin yanı sıra eğitici. Kültürleştirme işlevi olarak nitelendirdiğimiz süreçte kişisel gelişimini tamamlayamamış bireylerin örgün eğitim sürecinden geride kalmadan bilgi ve birikimlerini arttırabilecekleri olanaklar. az gelişmiş ülkelerdeki önemi.Haber verme işlevi: İletişim süreci beraberinde yaşanılan coğrafya ve tarihsel birikim ile beraber haber almayı ve bilgi edinmeyi yaşatır. kültür verici yayınların izlenmesinde bir güvence olarak da kabul edilebilir. Çağımızda toplumların haber alma hakları en doğal haklardan sayılmakta ve özellikle demokratik düzene sahip ülkelerde bu haklar yasa kapsamlarına alınarak hem ulusal. diğer kitle haberleşme araçlarına göre daha fazladır. 1997. magazin türü yayınlar televizyon yayınlarına egemen olmuştur (Aziz. haber vermedeki önemini arttırmaktadır (Aziz. Bu durum beraberinde getirdiği. neredeyse diğer işlevlerin önüne geçerek reklamların izlenebilmesini sağlamak üzere eğlence.b. hem uluslararası düzeyde korunmaktadır.   • • Örgün eğitim – okul eğitimi Yaygın eğitim – okul dışı eğitim Yukarıda da belirtildiği gibi ülkeden ülkeye değişen koşullar bu eğitimlerden hangisine öncelik verileceğini. 73). eğlendirirken eğitmek” televizyon yayınlarında slogan durumuna gelmiş bir ilkedir (Gökçe. Eğlendirme işlevi: Televizyon. 72). izlenme oranı v. Genel olarak alındığında. reklam payı. 2006. Bu çerçevede televizyon ve diğer yayın kuruluşları haber edinme özgürlüğü kapsamında tarafsız. Sadece az gelişmiş ülkelerde değil tüm dünyada gelişen teknolojik ve bilimsel atılımlardan yararlanılarak toplumların geleceğe hazırlanması ve bireyin kişisel gelişimi açısından eğitim süreci televizyon tarafından önem kazanmaktadır. Televizyonun haber verme işlevinin. Eğitim ve kültürleştirme işlevi: Televizyonun yayın süreci içerisinde haber vermekten sonraki en önemli işlevi doğrudan ya da dolaylı olarak eğitimi desteklemektir. Radyo ve televizyon örgütlerinin haber işlevlerinin kalkınmakta olan ve gelişmemiş ülkelerdeki önemi. radyo ve televizyonla yapılacak eğitimin içeriğini belirler (Aziz. “Eğitirken eğlendirmek. televizyon aracılığı ile nesnelliği korunarak sağlanmaktadır. sponsorluk. siyasi erkten uzak. Bu işlevini yerine getirirken televizyonun tarafsız olması. 71–72). Çünkü bu ülkelerde okuma yazma oranı dolayısıyla genel ve temel eğitimin düşük olması bu iki aracın halkı aydınlatmada. 70). radyo ve televizyonun eğitim işlevi tüm bu sayılanları da kapsayacak nitelikte iki ana kümede toplanabilir. 122   akademia . bir ülkenin sosyo-ekonomik koşulları.

Reklam verenler. Kendi teknolojik dönüşümü ile televizyon yeni işlevler ve yeni program türlerini ortaya çıkarmaktadır. yayın etkili olacaktır (Aziz. Fiske. Bu mecburiyet. Reklamlar talep yaratmak için televizyonun işlevini kullanmaktadırlar. Hatta denilebilir ki yayının amacı mal ve hizmetlerin satışını arttırmaktır. Program türleri ile ilgili en detaylı tanımı Nejat Özon şöyle yapmaktadır. 2006. Ancak yayınlarda reklama yer vermeyen yayın örgütlerinde bu işlevin önemi vardır (Aziz. Temelinde insan ve onun ilgi alanlarının olması televizyonun işlevlerinin yaratacağı etkileri arttırarak toplumun genelinde yankı bulmasını sağlayacaktır. Gerek haber ve eğitim işlevleri sırasında. Televizyon Program Türleri Televizyonda yayınlanan programların. hedef kitlenin durumu. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde üretim araçlarından siyasi konumlanmalara kadar reklam ve yayınlarla değişimler sağlanmaktadır. özellikle radyo televizyon örgütlerinin özel girişim elinde olduğu ülkelerde çok daha önemli bir duruma gelmiştir. yapısı ve içeriği program türlerinin gelişiminde önemli unsurlardır. Yapım malzemesi ve teknik özellikleri. 103) söylemektedir. televizyon programları hakkında. 74-75). İnandırma ve harekete geçirme işlevi: İnandırma işlevi televizyonun diğer bütün işlevlerini de kapsayan bir konumdadır. beli bir konuyu ele alış açısına 123   akademia . Temelde televizyon programlarının izleyenlerin göz önüne alınmasıyla oluşturulduğu ve sınıflandırıldığı söylenebilir. Televizyon. Programların belli bir konuyu işlerken kullandığı gerece. 1997. çeşitli öğelerin kullanış biçimine. programları. Gelirlerin yayınlardaki etkisi arttıkça programlar içerisinde gizli reklam uygulamaları ile dolaylı yoldan ürün tanıtımı yapılabilmektedir. Reklamcılığın geniş bir bölümünü oluşturduğu bu işlev. Bu özellikler aracılığıyla amaçlar belirlenmekte ve bu amaçlar doğrultusunda yapımlar izleyiciye aktarılmaktadır. yukarıda sıralanan işlevler doğrultusunda geçmişten gelen kültürel birikimden yararlanarak programlarının yapısını oluşturmaktadır. farklı özellikleri bulundurularak yapım süreci oluşmakta ve kategorilere ayrılmaktadır. anlatısal ve metinsel gerekliliklerin. ekonomik gerekliliklerin ve değişik popüler beğenilerin sabit olmayan bir karışımı tarafından belirlenen bir sırayla birbirlerini izlediğini (Fiske. Önemli bir gelir kaynağı haline gelen reklamlar maliyeti çok fazla olan televizyonlar için vazgeçilmez bir unsur olmaktadır. ürünlerinin daha çok hedef kitleye ulaşma oranını da hesaba katarak televizyonda yer almasını tercih etmektedir. gerekse mal ve hizmetlerin tanıtılması işlevinde kişide verilene karşı bir inandırma ve bunun sonucunda da   gerekiyorsa bir harekete geçirme söz konusudur. Televizyonun sürekli akışının görece olarak birbirinden çok farklı bölümlerden oluştuğunu. Genel yayın politikası içerisinde yayınlanan tüm programlar bireyin toplum içindeki davranışından ekonomik birikimlerini değerlendirmesine kadar her konuda yönlendirme ve harekete geçirme gücüne sahiptir. içeriklerinin üzerinde nesnelliğin ve gerçekliğin tartışıldığı bir duruma sokmamalıdır. 2006. Televizyon reklamlarının çeşitli amaçları vardır. Yapılan yayınlarda bu amaçlanmış ve olumlu sonuç alınmış ise.74-75). bu bölümlerin.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Mal ve hizmetlerin tanıtılması işlevi: Mal ve hizmetlerin tanıtımı işlevinin temelinde reklamcılık yatmaktadır. Medya başta televizyon olmak üzere tecimsel yayıncılığın ekonomik sürekliliği için mal ve hizmet tanıtımına mecbur konumdadırlar. amacı ve işlevleri.

35-36). sunum şekline göre. Bu nedenle olabildiğince yalın bir dille ve tarafsız bir şekilde izleyenlere ulaşmaları gerekmektedir. Haber programları. haber niteliği taşıyan olayları. Televizyon haberlerini iki bölümde incelemek mümkün: bunlar haber bültenleri ve haber programlardır. sonuçları. Bu nedenle televizyon içerisinde en çok izlenen. 1995. içeriğine göre. enformasyon bombardımanı içerisinde rahatlamak ve hoşça vakit geçirmek amacıyla müzik ve eğlence programlarına yönelebilmektedir. N. yayın planında en çok yer alan ve   getirisi olarak yüksek oranda reklam alan programlardır. Televizyon program türleri hakkında gerek ulusal gerekse uluslararası alanlarda çeşitli sınıflandırılmalara gidilmektedir. Amacına göre.  Drama. İstanbul: Derin Yayınları. s:27–28–29. hedef kitlesine ve yayın şekline göre programlar ayrışmaktadır. Günümüzde televizyon yayıncılığında bu program türüne yönelik yayınlarda gözle görülür bir azalma olduğunu söyleyebiliriz. ortaya çıkış nedenleri ile birlikte kapsamlı bir şekilde inceleyen programlardır. sebepleri. Eğitim ve kültür programlarında toplumun eğitilmesi ön planda olmakta ve kültürel değerlerin tanımından yola çıkarak hedef kitle aydınlatılmakta ve bilgilendirilmektedir. Herkes İzlesin. Toplum. Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve sosyal değişimler televizyonların yayın politikalarında da olumlu / olumsuz etkilerde bulunabilmektedir. (2003). Ticari amaç güden özel televizyonların çıkışı ve hızlı artışı bunun yanında izleyici kitlesinin televizyonu salt eğlenceye dayalı bir vakit geçirme aracı olarak görmesi bu tür programların televizyon yayın süresi içinde azalmaya başlamasına sebep olarak gösterilebilir 124   akademia . Televizyonda yayınlanan eğlence programları gündelik yaşamda eğlence gereksinimini en kolay ve en ucuz karşılanacağı bir ortamdır. Bu programların hazırlanmasındaki amaç toplumsal gerçekleri yansıtmaktır.  Folklor  ve  İnsan  Odaklı Programları  Karışık Konular  Diğer        Güzel  Reklam Programları            Kaynak: KARS.  Eğitim  Sanatlar  Sanat ve Müzik  Çocuk Programları  Dramalar  Filmler  Eğlence Programları  Spor   Din Programları  Program Tanıtımları  Reklamlar  Yaşam Felsefesi  Spor  Boş Zaman ve Hobiler  Eğlence. TRT  (Türkiye  Radyo  FCC  (Federal  İletişim  BBC  (İngiliz  Yayın  EUB (Avrupa Yayın Birliği)  Televizyon Kurumu)  Komisyonu)  Kuruluşu)  Haber  Bülteni  ve  Haber  Tarım Programları  Programları  Spor Programları  Eğitim‐Kültür Programları  Dramalar  Belgeseller  Müzik Programları  Eğlence Programları  Çocuk Programları  Yarışma Programları  Eğlence Programları  Haberler  Kamusal Programları  Din Programları  Eğitim Programları  Spor Programları  Diğer     Haber  ve  Kamusal  Kamusal Konular  Konular  Magazin  ve  Bilim ve İnsanlık  Belgeseller  Müzik.göre ortak yönleri bulunarak yapılan kümelendirmeler sonunda ortaya çıkan bölümler (Mutlu.

Yarışma Programı Kavramı Çalışmamın çerçevesini yarışma programı kavramı oluşturmaktadır. katılımcılara ve ekran başındaki izleyicilere yüksek meblağlarda bir yarışma ödülü kazanabilme imkânı sunar. davranış ve değer yargılarında etkili olmaktadır. Yarışma programları içerikleri dolayısıyla hem gündelik sorular hem de uzmanlık gerektiren sorular yarışmacılara sunulmaktadır. toplumsal ve tarihi olaylar konu edildiği için bu programların geniş izleyici kitlelerine seslenen bir yapıları olduğunu söyleyebiliriz (Mutlu. Drama programlarında genellikle sosyo-kültürel sorunlar. ya da belli sosyo-kültürel normlara uyup uymadıklarını ölçerler (Alemdar ve Erdoğan. Stüdyodaki izleyiciler ikinci plandadır. Eğlence programları en çok izleyici çeken program türlerinin başında gelmektedir. öğleden sonra ve akşam kuşaklarında yayınlanmaktadır. ya yarışanın bilgisini test eder. Her kuşak maliyetleri ve hedef kitleleri açısında farklılık göstermektedir. Eğlence programı da içerik ve anlatım dili dolayısıyla alt gruplara ayrılmaktadır. Sunucular genellikle komedyenlerden seçilir. Her toplum kendi edinimleri ve sosyo-ekonomik durumları ile programları şekillendirmektedir. 1996). Ünlü bir program sunucusu (host) vardır. Bu dönüşüm ve değişimler yarışma programlarına bir takım türsel özellikler katmaktadır. Bu tip programların üretilmelerinin temel nedeni bu programların hem popüler olmaları. a) Eskiden yayınlanan yarışma programları daha çok bilgiye ve genel kültüre dayalı iken bu yeni tip yarışma programları ‘şans’’a bağlı ve magazin ya da popüler kültür konularının yer aldığı bir soru sistemine yer verir. 1994. Gelişen yayın teknolojileri ve kültürel dönüşümler ülkelere göre programlarda farklılıklar göstermektedir. Hatta program canlı yayınlandığı takdirde (ön hazırlıklar hariç) yapım süresi yayın süresine eşittir. 125   akademia . Daha önceden batılı televizyon kanallarında denenmiş ve belirli bir izleyici rekoru yakalamış bu programların ticari olarak başarılı olduğu ispatlanmıştır. Programlar bir günde üretilebilir. 101). c) Programların genelinde gösteriş ön plandadır. Bu programlar. drama programı olarak nitelendirilir. Genellikle stüdyoda bir grup bulunur (aktaran Yaylagül. Burada entelektüellik ve bilgi derinliği gerekli değildir. e) Bu programlarda genellikle ünlü bir komedyen sunucu olarak kullanılır. Yayın planlamaları çerçevesinde programlar gündüz. Sunucu ve yarışmacılar ön plana çıkarılır. 1991. d) Bu programların tamamı yabancı patentlidir. Televizyon ile aktarılan iletiler toplumda geniş çapta yorumlar yaratmaktadır. Bu grup içinde ‘yarışma programları’ en popüler olanlardan biridir. b) Bu tip programlar. Televizyon için hazırlanan ve oyunlaştırılan hikâyeler. Bireyin boş zamanlarını değerlendirirken kullandığı televizyonun aynı zamanda eğitim aracı olarak kendini göstermesi ile toplumun düşünce.Erciyes İletişim 2009 Ocak   (Turam.158-161). hem de yapım maliyetlerinin düşük olmasıdır. 2004. Bilmek yerine şov yapmak ön plandadır. Bu tip   programlar canlı ya da banttan yayınlanabilir. Programlar kazandıkları popülerlikleri ve izlenirlik oranları ile yayın planında gündüz ya da prime-time’de yer alabilmektedir. Genellikle konuklar ve katılımcılar stüdyoda yer alan izleyicilerin önünde yarışırlar. Temelinde eğlendirme unsuru yatan yarışma programları geniş kitlelere ulaşmaktadır. Programlar stüdyoda gerçekleştirildiklerinden yapım için mekan sorunu olmaz. 12). Oyunlaştırılan hikâyeler ile televizyon diline uygun biçimde özgün bir yapıta dayalı olarak hazırlanan diziler ve filmler de drama kategorisi içine alınabilinmektedir.

f) Çeşitli çekim teknikleri kullanılarak heyecan/atraksiyon yaratılır. 3.org/wiki/Var_m%C4%B1s%C4%B1 n_Yok_musun. Bilgisayar sistemi ile seçilen yarışmacı sunucunun yanındaki yerini alır.00 – 22. Cumartesi ve Pazar akşamları 20. 4. “Deal or No Deal” orijinal ismi ile “Var mısın Yok musun” da bu programlara bir örnektir. “Var Mısın Yok Musun” Adlı Yarışma Programının Yapısal İncelemesi Televizyon. Bazı yapım teknikleri sayesinde. Şu veya bu şekilde. Bu program izleyicinin dikkatini kısa bir sürede çekmiştir.02. Çarşamba.2008. Yani izleyicikanal iletişimi artar. özet TV kanallarının yaşamasında öncelikli konu olan reklam alımında büyük önem taşımaktadır. Ve çok kısa bir sürede izlenme oranlarında en tepeye oturmuştur. h) Bu programlar rekabet yüceltir ve yarışmacıların birbirini rakip olarak görmeleri sağlanır. bir yayıncının halk ile iletişim kurması için de ayrıcalıklı bir araçtır. Oyuncular seyirciyi kendilerine bağlar ve izleyici kitleyi en fazlaya çıkarır. “Deal or No Deal” adlı program 6913 farklı ülkede adaptasyona uğrayarak gösterilmektedir. g) Bu programlarda ünlü bir sunucuya eşlik eden hostesler aracılığıyla cinsellik ön plana alınarak izleyici çekilmeye çalışılır. 52). Yarışma programlarının avantajlarını Seligmann şu şekilde sıralamaktadır.y. İlk yayınlanmaya başladığı zaman ana haber bülteninden önce kendine yer bulmasına rağmen yapılan reklâmlar sayesinde prime-time denilen yayın aralığına çekilmiştir. buna karşılık favori oyun programının hangi kanalda yayınlandığını da unutmaz. Her yarışmacı katılım formunda ibraz ettiği şehir ismi ile hem seçime hem de yarışmaya katılır. izleyiciyi kendine bağlama biçimidir. yarışma programlarında insanların kendi özgüvenlerini güçlendirmek ve bu haz sonunda yüksek maddi gelirler kazanabilme imkânı sağlamaktadır. içinde en küçükten en büyüğe farklı miktarlarda ödüller bulunan 24 kutu ile karşı . Artık günümüzde bilginin kullanımı bir güç simgesi haline gelmiştir. 1992. i) Bu programlara katılanlar genellikle orta sınıftırlar ve belli bir düzeyde de olsa eğitim alabilme imkânına sahip olmuş insanlardır (Adaklı. hafta   içinde yayınlanacak 5–6 bölüm çekilebilir (Charon.                                                              13  Wikipedia  (t. Gerçeğe dayalı yarışma programları.  http://tr. Bu tarz programlar. Seyirci bir film gibi kanalda izlediğini her zaman hatırlayamazsa da. dünya çapında yoğun ilgi gören program türü olmuştur. Yarışmacılarla yapılan kısa sohbetten sonra o gün yarışacak yarışmacının seçimine geçilir. Televizyon oyunlarının yapımının maliyeti de düşüktür. 2001. Oyun programı. izleyici ile kanal arasında kişisel bir bağ kurulmuş olur. İzlenme oranlarının artması. Programın yayın akışında öncelikle bir önceki yarışmada neler yaşandığına dair bir özet yayın yapılmaktadır. Daha sonra programın sunucusu Acun Ilıcalı açılış yapar.wikipedia. Artan büyük beklentiler yarışma programlarının izleneme oranlarını da arttırmaktadır.  126   akademia “Var mısın Yok musun” da yarışmacı. bir öğleden sonra boyunca. 247-248). Bu program Türkiye’de de Salı. 1. Cuma. Ekranda beliren Türkiye haritasında şehirler yanıp sönmeye başlar. Ve bu güç kullanımı. Ayrıca beklenti öğesine eğlence kavramı da eklenince gündelik hayat içinde stres ve yoğunluktan kurtulmak için söz konusu programlar tercih edebilir. Türk televizyonlarında da batı’da yayınlanan programların adaptasyonu olarak karşımıza çıkmaktadır. Oyun.).30 saatleri arasında yayınlanmaktadır. Çünkü bu tür programlar bireylere beklentilerini gerçekleştirmeleri için imkânlar sunmaktadır.  Erişim  Tarihi:  10. 2. Yarışmacıyı tanımak ve tanıtmak için kişinin fotoğraflarından oluşan bir görsel sunum eşliğinde özgeçmişi aktarılır. yarışma programlarının yer aldığı en modern ve en uygun araçtır.

yarışmacıya kutusuna karşılık bir miktar para teklif etmektedir.”14 edilebilir veya Program türlerinin temelinde hedef kitleye ulaşmak yatmaktadır.  http://www.Erciyes İletişim 2009 Ocak   karşıya kalmaktadır.y. Kendi kutusundaki ödül bankanın teklifinden çok daha büyük ya da çok daha düşük olabilmektedir. yarışmacının hedeflerine ulaşmasındaki önemli bir etmendir. Yarışmaya katılım için gereken özellikler şöyle ifade edilmektedir. Bunun yanında yarışma programlarında “oyun” da işin içine girmektedir. Bunlar aşağıda sırayla ele alınmaktadır (Yaylagül.  akademia 127     . Yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü almakta ya da almayarak kutuları açmaya devam etmekte serbesttir. “Show TV. Bu süreci kolaylaştıran en önemli faktörde “gösteri”dir. Bu oyunlaştırma yarışma nosyonuna dayanır. Risk faktörünün “Var mısın Yok musun” yarışmasında kullanımı.  Erişim  Tarihi:    10. AKS. birer birer kendi kutusu dışındaki kutuları seçerek açtırmaya başlar. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanlar bu yarışmaya katılamazlar.). Bu 24 kutudan sadece bir tanesini elinde tutar ve geri kalan 23 kutu da gelecek bölümlerde yarışmacı olacak arkadaşlarının elinde durmaktadır. Yarışmacı. Kutular açıldıkça yarışmacı. Banka da yarışmacının elindeki kutuda ne olduğunu tahmin ederek. Yarışmacının hedefi kendi kutusunda oyunun sonunda kazanacağı paranın ne kadar olduğunu tahmin edip. Aynı yarışmacı gibi. 21 yaşından küçük kişiler ve herhangi bir suçtan bir seneden fazla hapis cezası almış kişiler.com/modules.acunmedya. Bunların başında strateji gelir. yarışmacının kazanma ihtimali arttıkça yükselmektedir. ⎯ Strateji (Strategy): Yarışmacıların kaderlerini kontrol altında tutmalarını sağlamaktadır. Yapılacak yerinde hamleler ile kutulardaki para miktarını tahmin etmek amaçlanmaktadır. Yarışmacı oyuna başlarken ne kendi elindeki kutunun ne de diğer kutuların içindekileri bilmektedir. İlk 5 kutu açıldıktan sonra banka devreye girmektedir. banka ile pazarlık ederek alacağı ödülü maksimuma çıkarmaktır. Yarışmacı kazanma güdüsü ile hareket ederken sahip olduğu veriler ile risk’e girerek kazanıp kazanamayacağı yönünde izleyicileri şüpheye ve heyecana sürüklemektedir. birinci dereceden akrabaları ve aynı evi paylaşanlar. açılan kutunun içindeki ödülü kazanma şansını kaybetmektedir. En sonunda yarışmacı bankanın teklif ettiği ödülü kabul ederek oyunu bırakabilmekte veya kendi kutusundaki ödülü alabilmektedir. Risk. Bunların aksini kanıtlayan belgeleri sağlamayan kişiler yarışmadan diskalifiye ödülleri geri alınabilir. Her programda olduğu gibi “Var mısın Yok musun”da da bazı kurallar bulunmaktadır.2008. 2004.php?name=va rmisin_yokmusun. ama kendi kutusunda ne ödül olabileceğini tahmin şansı da artmaktadır. Bu oyun öğesini geliştirmek için bazı alt unsurlara başvurulur.02. yarışmacının bankanın teklifini. ⎯ Oyun (Game): Yarışma programlarının temel özelliği bazı oyunsal özellikler içermesidir. “Var mısın Yok musun” yarışmasında da strateji kavramı yarışmacının açtırmak istediği kutuları belirlerken ve bankanın yaptığı teklifi kabul edip etmeme sürecinde karşımıza çıkmaktadır.123). En doğru kararı vererek kazanmak için en iyi hareketi yapmak zorundadır. Bunların dışında bazı yapısal unsurlar da vardır. Bu da programcılığın amaçlarında yer alan hedef kitleyi ekran başında tutma hedefini desteklemektedir. ⎯ Risk: Yarışma programlarının ana kriterlerinin içinde bulunmaktadır. açılan ve kalan kutuları izlemekte olan bankanın amacı yarışmacı ile sıkı bir pazarlığa girmektir. yarışmaya katılma amacını karşılamasına rağmen                                                              14  Acun  Medya  (t. Acun Ilıcalı Prodüksiyon AŞ ve bunların taşeron firmalarında çalışanlar. Açılmakta olan kutuları izleyen bankanın teklifi.

Özel girişimin televizyon sektörüne girmesi ile ürün tanıtımı ve bu sayede elde edilecek gelirler önem kazanmaktadır. İzleyenlerin belli bir süre sonra sıkılmaları değil heyecanlarını canlı tutarak televizyonun başından ayrılmamaları hedeflenmelidir. Kutu açtırarak hedeflenen miktara ulaşmak ile ilgilidir. Turuncunun ağırlıkta olduğu bir dekor tasarımı kullanılmıştır. ⎯ Müzik / Ses Efektleri (Music/Sound Effects): Müzik. Bu dekorda sadece kutuların içinde bulunan para miktarlarını yazılı olduğu geniş bir ekran bulunmaktadır.  http://www. ⎯ Set / Görsellik (Set/Visual): Gelişen teknolojiyle beraber günümüzde insanlar evlerinde oturarak farklı yayın platformları aracılığıyla çeşitli televizyon kanallarına ulaşabilmektedirler. program her yayın döneminde sağlamalıdır. ⎯ Doğrusallık: Program. Bu kanal çeşitliliğinde görsel sunum programların izlenirliliğinde önemli bir etki yapmaktadır. “Var mısın Yok musun” programı bu duyguları sadece izleyenlere değil o anda stüdyo içerisinde bulunan herkese yaşatmaktadır.  Erişim  Tarihi:    05.     128   akademia .y.02.15 ⎯ Show: Yarışmaların ilk unsuru oyun iken ikinci unsuru da şov’dur. bir ⎯ Basitlik (Yalınlık: Simplicity): Anlatımdaki yalınlık ve sadelik programın başarısını ve anlaşılırlığını etkileyen en önemli unsurdur. kendilerinin de yarışıyor oldukları düşüncesi yaratılmaktadır.). dinleyenlerin beğenisine göre değişken bir öznellik taşımaktadır. Görsellik ile beraber müzik ve ses efekt’inin kullanımı dinamizmi sağlamak ve heyecanı                                                              15  Andy‐Ar  Sosyal  Araştırmalar  Merkezi  (t. Programı görsel açıdan başarılı kılacak unsurlar aşağıdaki gibidir. Programın içerisindeki sadelik izleyici tarafından anlaşılabilirliğini ve yayının takip edilmesini sağlamaktadır.reddetmesi ve gösterilebilir.com/files/2007%20EN'LER%C4%B0PDFonline. Bu sayede izleyenler programın havasına girerek endişe. Geniş bir stüdyonun kullanılması kameraların büyük hareketler yapmasına olanak sağlamaktadır. heyecan ve beklenti yaşamaktadır. Yarışmacının yapacağı kutu tercihleri sırasında stüdyoda bulunanlar duygu ve düşünceleri ile olaya dahil olabilmekte kendi tahminlerini aktarabilmekte ve izleyenler kendi kutu tahminleri ile aynı anda yarışmayı yaşabilmektedirler. Bu da izlenme oranlarındaki yükseklik ve bu yüksekliğin devamlılığı ile ilgilidir. Ayrıca yarışmayı izlemeye gelen seyircilerin üzerine fazla bir ışık yansıtılmakla beraber kazanılan para miktarına göre konfeti de yarışmacının üzerine dökülebilmektedir. “Var mısın Yok musun” yarışmasında 24 kişiden oluşan yarışmacı adayları belirlenen seçim sonucunda yarışmacı olmakta ve kutuları açtırarak istedikleri miktarlara ulaşma hakkına sahip olmaktadırlar. Sürekliliğin kazanılması için program içerisinde ailenin. “Var mısın Yok musun” yarışmasında sade bir dekor tasarımı bulunmaktadır. kendi içeriği ve anlatımı ile kendi doğrusallığını sağlamaktadır. Yarışmacının kendine göre başarılı ya da başarısız tahminleri onu programın sonuna kadar ⎯ Dayanıklılık (Durability): Tüm unsurlara rağmen programların uzun soluklu olması hedeflenir. “Var mısın Yok musun” yarışması yayınlandığı süre içerisinde izlenme oranlarında büyük miktarda pay sahibi olmuştur.pdf. Bu dayanıklılığı. Her programda katılımcı yarışabilmektedir.2008. ⎯ Dahil Olma (Play Along): Bu unsur yarışmacıdan ziyade etrafındakiler ve izleyenler açısından önemlidir. Yarışmanın izlenirliği ve etkililiği açısından görsellik önem kazanmaktadır. İzleyenlerin üzerinde. devam etmesi olarak götürebilmektedir.andy‐ ar. diğer yarışmacıların görüşü alınarak ve bankanın teklifi ortaya çıkartılarak yarışmacının erken bir tercih yapması engellenmekte ve izleyicinin dikkati canlı tutulmaktadır. Böylece izleyicinin programı sürekli takibi sağlanacaktır. “Var mısın Yok musun”da da basit bir şekilde “kutuları açtır parayı kazan” temeli sunulmaktadır.

“Var mısın Yok musun”’da yarışmacının büyük oranda para kazanıp kazanamayacağını. Buna örnek olarak. risk ve ses kullanımı ile eğlence faktörü izleyicinin bir yarışmadan beklentisini tamamlamaktadır. kutunun içinden ne kadar para çıkacağı ve bankanın ne kadar teklifte bulunacağı merak yaratmaktadır. Bu üretkenliği karşılamak amacıyla otomasyon sistemi emeğin önüne geçmektedir. Yarışmaya katılan yarışmacılar ihtiyaçları kadar para ödülünü hedeflemekte ve buna ulaşmak için hesaplar yapmaktadırlar. “Var mısın Yok musun”da programın sunucusu aynı zamanda yapımcısı olan Acun Ilıcalı önemli bir unsurdur. Sunucu olarak seçilen kişilerin popülerliği ve yarışmacılara olan davranışları ilgi oranını etkilemektedir. “Var mısın Yok musun” yarışmasının adapte edildiği “Deal or No Deal” adlı programdaki müzik kullanılmaktadır. daha önce çeşitli magazin ve spor içerikli programlarda görev alması izleyiciler tarafından bilinilirliğinin artmasında etkili olmaktadır. Günümüzde otomasyona yönelinmektedir. yarışmacılar ile kurulan diyaloglar ile mizah öğeleri yaratılmakta ve banka adına arayan “Hamdi Bey” diye adlandırılan kişi ile yaşanan atışmalar izleyicinin program ile ilgili görüşlerini etkilemektedir. Kapitalist ilişkiler içerisinde toplumsal yapıyı şekillendirmiştir. yarışmacıların gündelik yaşantıları ile ilgili hikâyeler ve “Hamdi Bey” adlandırması ile telefonla banka adına bağlanan kişi hakkında hem yarışmacıların hem de sunucunun esprileri izleyicilerin beklentilerini arttırmaktadır. “Var Mısın Yok Musun” Adlı Yarışma Programının Söylem İncelemesi Üretim güçlerinin gelişimi sonucu 15. banka tarafından verilen teklif’i cevaplama aşamasında ve çıkan miktarın oranına göre ses efektleri ile izleyiciye durum aktarılmaya çalışılmaktadır. Sunucunun girişken bir şekilde yarışmacı başta olmak üzere stüdyodaki herkes ile diyaloga girmesi programda bir aile havası yaratmakta ve yarışmacı ile beraber üzülüp sevinmesi de yarışmacının yanında olduğu imajını pekiştirmektedir. Üretim araçlarındaki gelişim teknoloji ile birlikte üretkenliği de arttırmaktadır. ⎯ Drama/Şüphe (Suspense): Drama. Althusser’in de belirttiği gibi. yüksek para miktarı bulunan kutular açıldığında “cam kırılması” sesi ile hayallerin ve umutların bitişi yansıtılmaktadır. Programda yaratılan merak duygusu sunucu ile yeri geldiğinde pekiştirilmekte. Kapitalizmin karşı konulmaz eğilimi. Program içerisinde kutuların açılması beklenirken. Sunucunun program içerisinde yarışmacının isteği ile kutu açması ve kutudan sürekli yarışmacının lehine miktarların çıkması hem izleyici hem de yarışmacı açısından sunucuya olan güveni arttırmaktadır. azami kar elde etmek için en düşük fiyata azami mal üretmektir. Acun Ilıcalı’nın. “Var mısın Yok musun”’da sunucu Acun Ilıcalı’nın geçmişte yapmış olduğu programlar.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yüksek tutmak için kullanılmaktadır. yy’dan itibaren ticaret ile birlikte gelişen burjuva. ⎯ Güldürü/Eğlence (Comedy/Fun): Görsellik. Bu ilgi sadece program süresince değil yayın dönemi boyunca da sürdürülmelidir. Risk unsuru da drama unsuru ile beklentileri canlı tutmaktadır. İnsanların ihtiyaçları ve bu ihtiyaçlara neden olan olayların anlatımı izleyiciye trajik bir şekilde aktarılmasına rağmen programın sunucusu başta olmak üzere mizah öğesine yer verilmesi de izlenilirliği arttıran unsurlardandır. Bu eğilim iş gücünün 129   akademia . ⎯ Kişilik/Yetenek (Personalities/Talent): Yarışma programlarında yarışmacılar hariç başta programın sunucusu olmak üzere stüdyoda programın akışına yardımcı olan   görevlilerde izleyicinin izlenme alışkanlığına etkileri vardır. ilgiyi programın sonuna kadar tutmak amacıyla gereklidir. egemen sınıf olmaya başlamıştır. durumun kritik olduğu aktarılmakta.

02. (13. güzellik vb.02. Yarışma kavramının kapitalist görüş çerçevesinde geçirdiği evrim ile programlar şans-kader-kısmet üçgeni içersinde bireyi hapsetmekte ve hedef kitleyi ekrana bağlayarak yeniden üretilen kapitalizm ile tüketim kültürü yeni yöntemler kullanılarak meşrulaştırılmaktadır. Dil Derneği. yetenek.  “3984  Sayılı  Radyo  ve  Televizyonların  Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun”.de üstünlüğünü göstermek için   130   akademia “Var mısın Yok musun” adlı yarışma.04. 2006. Kanun maddesinde yer alan lotarya kavramı. .02. lotarya yapılmaması. dinleyici ve seyircilere ikramiye verilmemesi veya ikramiye verilmesine aracılık edilmemesi.  Ankara: Seçkin Yayıncılık.1994). 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanunun 4. bilgi iletişim telefonları yoluyla yapılacak anket ve kamuoyu yoklamalarının. 2003. 2003. kimsenin kimseye rakip olmadığı bir program olarak karşımıza çıkmaktadır. s:73. 2006.                                                              16  Madde  4. 19). 839) açıklanmaktadır. Aşağıda “Var mısın Yok musun” adlı yarışma programına ait 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan programlarda tekrarlanan davranışların sayısal dökümünün bulunduğu tablo ile yaratılmak istenen dünyanın özellikleri ortaya konmaktadır.2008 09.”16 ifade ile “Var mısın Yok musun” adlı yarışma programının formatı arasında bir çelişki göze çarpmaktadır.  Yarışma kavramı (Bilgi.2008  08. 1347) içindeki netlik “Var mısın Yok musun” programı çerçevesinde geçerliliğini kaybetmektedir.02.2008  10. hazırlık aşamasından sonuçlarının ilânına kadar noter nezaretinde gerçekleştirilmesi. KRİTERLER  30'den Geriye Sayma  20'den Geriye Sayma  10'dan Geriye Sayma  Alkışlayarak Tempo Tutma   El Ele Tutuşma  “Pozitif enerji” Sözcüğü  “Sinerji” Sözcüğü  “Hissetme” Sözcüğü  Aile’ye  Kutu  Numarası  Sorma?  Anneanne'nin Kutu Tahmini  Anneanne  Küçük  Miktarları  Bulması  Kazanılan  Para'nın  Ne  İçin  Kullanılacağı  Yarışmacı  Hangi  İl'den  Katılmaktadır  “Biz Bir Aileyiz” Sözcüğü  Yarışmacıların  Kutuya  Dokunarak Açması  Acun Ilıcalı'nın Kutu Açması  yarışmak işi. ad ya da numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı (Dil Derneği. maddesinin p bendinde yer alan “Bilgi iletişim telefonları yoluyla yarışma ve benzeri yöntemlere başvurulmaması ve bunların sonucunda 06.2008 11.02.2008 ‐  1  ‐  ‐  ‐  3  3  ‐  1  3  1  17  9  1  1  Evlilik  Adana  1  1  1  6  4  ‐    2    25  15  1  1  Borç  Ödeme  Balıkesir    7  1  2  1  ‐    10    48  10  ‐  ‐  Borç  Ödeme  Rize    1  1  ‐  1  ‐    3    26  14  1  0  Araba  Almak  Kırklareli    1  ‐  1  6  3  1  3    23  6  3  3  Borç  Ödeme  İstanbul  1  4  ‐  Toplam  1  12  15  3  2  21  1  139  54  6  5  ‐  ‐  2  14  3  Şekil 1: 06 Şubat 2008 ile 11 Şubat 2008 tarihleri arasında yayınlanan “Var mısın Yok Musun” adlı yarışma programında tekrarlanan davranışların ve sözlerin sayısal dağılımı.sömürüsünün artmasıyla birlikte gerçekleşmektedir (Althusser.

“Hayırlısı Olsun”. Yarışma olgusu içerisinde büyük ödüllere ulaşma hedefi olmasına rağmen bu yarışmada yarışmacı ve yarışmacı adayları büyük miktarı bulduğunda üzülmektedir. Hall'a göre modern medyanın büyük kültürel işlevlerinden birincisi. Kişilerin Türkiye’nin farklı illerinden geldikleri vurgulanarak ihtiyaç olgusunun ülkenin geneline yayıldığı ve bu ihtiyacında kolay para kazanma düşüncesi ile temellendirilerek liberal düşüncenin insan hayatına olan egemenliğine bir kez daha vurgu yapılmaktadır. etmese de (Atakan. Hürriyet yazarı Yurtsan Atakan. kutuları açarken 10’dan. 200). Oynatılan tam anlamıyla bir kumar çünkü yarışmacı o sırada bankanın teklifindeki parayı zaten kazanmış durumda. önlerinde kutular olan yarışmacı adaylarının giydikleri kımızı ya da mavi renkli kıyafetler kutu seçiminde yarışmacıyı yönlendiren etkenler konumunda sunulmakta. kutu seçiminde uğurlu sayılar kriter olarak kullanılmakta. maddesinin p bendine aykırı bir uygulamanın yapıldığı ortaya çıkmaktadır. kutudan küçük miktarlar çıkarılacağı düşünülerek herkesin kutuya dokunması istenebilinmekte böylece var olan gerçeği düşünerek ve dokunarak değiştirilebileceği yönünde davranışlar 131   akademia . geniş ofisler ve gişelerden oluşan zihinsel tasarımı internet bankacılığı.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Söz konusu yarışma programı formatında yarışmacıların kutu numaraları seçerek ödüle ulaşacak olmaları lotarya’nın uygulandığının ve 3984 sayılı kanunun 4. program hakkında 3984 sayılı kanunu çiğnediğine ilişkin şu açıklamalarda bulunmaktadır. 20’den ve 30’dan geriye doğru yüksek sesle sayarak motivasyon ve kutunun içinden küçük miktarların çıkartılması amaçlanmakta. başkalarının “dünyalarını”. “Var mısın Yok musun” adlı yarışma programı yeni kültürel edinimler ortaya çıkarmaktadır. el ele tutuşarak kutu üzerinde “enerji” kavramı diyerek tanımlanan düşünceler ile zihinsel yönlendirmeler oluşturarak istenilen meblağları çıkarma düşüncesi uygulanmakta. Böylece para kavramının toplumsal hayattaki değerini azaltan bir sunumu gerçekleşmektedir. Yarışmanın belli evrelerinde yarışmacının karşısına çıkan bankanın (Hamdi Bey) teklifler vermesi ile yarışma yeniden başlamakta ve böylece program içersinde kapitalizmin yeniden üretimi sağlanmaktadır. Aslında yarışmacının bu aşamada kumardan kaçma şansı da yok. bir “yaşanan totalite” halinde hayali olarak yeniden inşa ettiğimiz toplumsal bilginin. 1994. yaşanan gerçekliklerini algıladığımız ve onların hayatları ile bizimkilerini   kavranabilir bir “bütünün dünyası” halinde. 2007). Yakın planda kutuların mühür’ü gösterilerek kutular hakkında izleyenlere güvence verilmekte ve kimsenin içindekileri bilmediği düşüncesi vurgulanmaktadır. Yarışmacını karar verme süreci sırasında konuklara. Kazanmış olduğu bu parayı riske edip yarışmaya devam edip etmeme arasında seçim yaparak kumar oynaması isteniyor. Kişiler. toplumsal imgenin sağlanması ve seçici bir şekilde inşa edilmesidir ( Hall. Serbest piyasa ekonomisinin taşıyıcı merkezleri olan bankaların büyük binalar. yarışmacılara ve ailesine “Siz olsaydınız teklifi kabul eder miydiniz?” şeklinde sorular sorulmakta. Teklifi kabul etse de kumar oynamış olacak. “İnşallah” gibi dini temenniler de yarışmacı ve adayları tarafından kullanılmakta. Kapitalist görüşün temsilcisi olarak programda yer alan banka “Hamdi Bey” karakteri ile can bulmakta ve banka kapitalist sistemin yeniden üretimi olarak karşımıza çıkmaktadır. “Kırmızı açmak” kavramı kullanılan büyük miktarda paranın bulunduğu kutuları tasvir etmektedir. Yarışmanın diğer bir özelliği olarak yarışmacı adayı olarak seçilen kişiler hakkındaki bildirimlerde saklıdır. fotoğraflardan oluşan bir sunum ile tanıtılmakla beraber programa katılma amaçları da net ifadelerle verilmektedir. teleweb ve “Hamdi Bey” gibi oluşumlarla yeniden üretilerek hedef kitleye sunulmaktadır.

Böylece anneanne kutsallaştırılmakla beraber söylediği her şey yarışmacılar tarafından tartışmasız olarak kabul edilmekte ve uygulanmaktadır. Yarışmaya katılanlar ihtiyaçlarını karşılayacak miktarları almayı ve bunu banka olgusundan yardım alarak yapmayı istemektedirler. Kitle iletişim araçlarının geçirdiği teknolojik ve içeriksel evrim bireyin toplumsallaşmasında önemli bir etkendir.2008.aspx?F6E10F88924 33CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE&Keli me=rit%c3%bcel. kitle iletişim araçları aracılığıyla hedef kitlelere ideolojik aktarımlar taşımaktadır. Bu iletilere toplumun her kesiminden farklı eğitim ve gelir düzeyine sahip kişiler maruz kalmaktadır. Ritüeller ile başlayan yarışmanın kültürel alt yapısı yarışmacılardan birinin anneanne’sine kutu açtırma süreci ile ikonlar yaratılmaya başlanmaktadır. sosyal ve kültürel edinimleri yüceltilerek aktarılmaktadır.gov.   Sonuç ve Değerlendirme Kapitalizmin. Bu yüksek tahmin oranı.sergilenmekte bunlar kültürel yeniden üretimin bir sunumu olarak gerçekleşmektedir.tdk. Toplumların tarihsel süreç içerisinde sahip olduğu ritüeller (Ayin/sıfat olarak Adet)17 yeniden tasarlanarak.tr/TR/SozBul.y. Program çerçevesinde parasız ayrılmanın olmaması insanları risk almaya hedeflemektedir. pozitif düşüne gibi kavramlar ile aktarılmaktadır.  http://www. meşrulaştırılmakta ve noter huzurunda yerleştirildiği iddia edilen para miktarlarının bu tarz düşünsel ve ruhani davranışlarla değiştirilebilineceğine dair izlenimler hedef kitleye aktarılmaktadır.). Böylece başta yarışma programları da olmak üzere bireye inerek toplumsal bütünlük hedeflenmektedir. Toplumsal üretimin ve tüketimin yerine bireysel olarak mülk edinildiği toplumsal   132   akademia . yayını ve dağıtımı bir arada tuttukları için ekonomik açıdan güçlü ulusların emperyalist baskılarına ortak çıkarlar doğrultusunda destek vermektedirler. enerji. Çünkü Tablo-1’de de görüleceği gibi incelemenin yapıldığı beş programda anneanne’ye kutu numarası soruluyor ve anneanne tarafından söylenen sayılarda %83 oranında doğru tahmin karşımıza çıkmaktadır. anneanne’nin sunucu tarafından yarışmacılara bir Joker hakkıymış gibi sunulmasına ve zor durumlarda anneanne’den yardım istenmesine yol açılmasını sağlamıştır. Yarışma programları ile birlikte özellikle gelişmekte olan ülkelere batı’nın siyasal.                                                              17  Türk  Dil  Kurumu  (t. “Var mısın Yok musun”’un batı patentine sahip olması bireyi kapital temelli düşünmeye yönlendirmektedir. “Var mısın Yok musun” programını ele aldığımızda yarışmanın yayınlandığı günlerde alınan izlenme oranları ile ilk üç içerisinde olması reklam verenlerin mal ve hizmetlerini tanıtmak amacıyla programı tercih etmelerinin sebebidir. Bir tapınak haline gelen stüdyoda yarışmacılar seçilen numaralar üzerine kurulmuş bu yarışma mantığı ile yaratılan ritüeller aracılığıyla insanları bir tür dini aktiviteye yönlendirmekte ve yapısal olarak ve resmi kayıtlar çerçevesinde içlerindeki miktarların bilindiği kutular değiştirilmeye çalışılmaktadır.  Erişim  Tarihi:    09. Yarışmacılar ritüeller sonucu istedikleri miktarları çıkartırlarsa bu şans ve tahmin değil sinerji. Küresel şirketler. Bunun sonucu olarak sunulan materyallerin üretiminden dağıtımına kadar her aşamada küresel düzlem etkisini göstermektedir. Bu tür yaklaşımlar gerçekliğin yeniden üretilmesi ile sosyal hayatta karşılaşılabilecek sorunların ritüeller ile çözümlenebileceği meşrulaştırılmaktadır. üretimi. Tekelleşme. Bunlar kültürel yeniden üretimin sağlaması olmaktadır. Bu tür programlar aracılığıyla maddi bir zenginlik yaratılır ve aynı zamanda bu zenginliğin yaratıldığı toplumsal düzeni sürdüren bilinçler yeniden üretilmiş olur. Bu temelde de üretilen program formatlarında emperyalist düşünce temelinde standartlaşmaktadır.02. tekelleşme süreci kültürel alanda hâkimiyetini göstermeye başlamıştır.

A. (2007). J. Durmaz. (2001).. Ü. Rifat ve S. Televizyon Tekniği. Ankara: Ümit Yayıncılık. Ankara: Turhan Kitabevi. Atakan.aspx?id=7868705&tarih=200712-14. (1999) Göstergebilimsel Serüven. Hazır tüketici kitlesi. (1985) Burton. programın bağlayıcı unsurları sayesinde ekran başından ayrılamamakta ve üretilen mal ve hizmet pazara rahatça tanıtılabilmektedir. Kaynakça Adaklı. RTÜK kumar oynatıyor. (N. Ankara: Siyasal Kitabevi. Alemdar. Çev. (1990) Büker. Erdoğan. ve Atabek G. (2006). Charon. Cankaya. İ. 2. Sinemada Anlam Yaratma. Bunun sonucunda burjuva ideolojisi özünde insanları zenginleşmeye. Ankara: AÜİF Yıllık.hurriyet. İnsanların içinde bulundukları maddi sıkıntılardan kurtulmanın yolu olarak insanlara “banka” olgusu benimsetilmekte ve “Var mısın Yok musun” yarışmasıyla “banka” gişe ve banko kavramından insana indirgenerek bankanın düşünce yapısı dile getirilmektedir.). Ve neticede meta’ya dayalı üretim ve bilinç empoze edilmektedir. akademia 133     . Türkçe Sözlük. L.Erciyes İletişim 2009 Ocak   pratikler ve ideolojiler egemen kılınır. Türk Televizyonunun Program Yapısı. sınıf atlama ve tüketim kültürü resmedilmekte ve insanların bilinçleri yönetilmektedir. Televizyon Türlerinde Dönüşüm. Ankara: Turhan Kitabevi. G. ve Erdoğan.com. (2003). İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. Görünenden Fazlası. “Pozitif enerji”. izleyicileri kendi gerçekliklerinden uzaklaştırarak çarpıtılmış bir ekonomi ve kültürel gerçeklikle karşı karşıya bırakırlar. Y. G. (2003). Medya Metinlerini Çözümlemek. A. Atabek. Aziz. İstanbul: İthaki Yayınları. Popüler Kültür ve İletişim. İstanbul: Alan Yayıncılık. Ankara: İmge Yayınları. S. Batılı sosyal edinimler. (2006). İstanbul: Kaf Yayınları. Televizyon ve Radyo Yayıncılığı. Dinç. (M. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yayınları No:778. rekabet. kazanma. (1994).tr/goster/h aber. adapte programlar ile gelişmekte olan ülkelerde yeni ritüeller yaratarak toplumların temel değerlerini yeniden yapılandırmaktadırlar. (1991). Rifat. (1998). İstanbul: İletişim Yayınları. Ö. “sinerji”. İ. Çev. “20’den ve 10’dan geriye sayma”. Aziz. Yabancı kökenli programlar. Araştırma Dizaynı ve İstatiksel Yöntemle.). daha çok tüketmeye yöneltmektedir. İstanbul: Mozaik Basım ve Yayıncılık. R. Dil Derneği. (1990). Kapitalist sistemin yarışma. (1995). Medya Dünyası. Barthes. Bu koşullar reklam verenler açısından bulunmaz bir nimettir. Araştırma Yöntemleri Teknikleri ve İletişim. Baskı. http://hurarsiv.(Der) (1992). Böylece sistemin egemen ilişkileri doğallaştırılıp meşrulaştırılmaktadır. K. Batıda üretilen yarışma programları aracılığıyla kapitalist sistemin egemen kurum ve değerleri yeniden üretilmektedir. Ankara: Dil Derneği Yayınları No:9. (1994). Althusser. A. Ankara: Emel Yayınları. Batılı kültürün ve yaşam biçiminin egemen olduğu medya tarafından biçimlendirilen beklentiler kolay para kazanmanın yollarını kuşaklara aktarmaktadır. “el ele tutuşma” ve “alkışlarla tempo tutma” gibi ritüeller insanları motive eden ve kutulardan çıkacak miktarları değiştirmelerine yardımcı olacaklarına dair düşünce ve duygular empoze edilmeye çalışılmaktadır.

Ö. Herkes İzlesin. Medya.   134   akademia 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun. Ankara: Gündoğan Yayınları. Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. (1990). 2006. php?name=varmisin_yokmusun.y. Medya ve Kültür Emperyalizmi. (1996). Televizyon Program Yapımcılığı ve Yönetmenliği.tr/TR/SozBul. Erişim Tarihi: 07.asp x?F6E10F8892433CFFAAF6AA8498 16B2EF4376734BED947CDE&Keli me=rit%c3%bcel. İstanbul: Epsilon Yayınları. Çev. İrvan (Der. Televizyonda Program Yapımı.). (2004). Ankara: Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Yayınları.asp x?F6E10F8892433CFFAAF6AA8498 16B2EF4376734BED947CDE&Keli me=televizyon. Medya Kültür ve Siyaset. Kültür. (13.wikipedia. Turam. İ. E. (S.2008. Andy-Ar Sosyal Araştırmalar Merkezi (t.2008.tdk. İstanbul: Derin Yayınları.andyar. (2003).). Postman.). http://www.gov. L.2008. Yaylagül. H. Mutlu.pdf. Acun Medya (t. ve Alemdar. .Erdoğan. Ankara: Ark Yayınları.1994). Medyanın Dili. Siyaset. Hall. İstanbul: Der Yayınları.org/wiki/Var_m%C 4%B1s%C4%B1n_Yok_musun. Türk Dil Kurumu (t. (1997).tdk.02. Hall. Yengin.com/files/2007%20EN'LER%C4% B0PDFonline. J.gov.02.). http://tr. N. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. (1996). Erişim Tarihi: 10.y. Erişim Tarihi: 09. Wikipedia (t. (1997). Ankara: Ark Yayınları. Televizyonu Anlamak. S. Türk Televizyon Tarihi. Medya ve İdeolojik Etki. Kültür. Türk Dil Kurumu (t. S. http://www. Fiske. Postmodernizm ve Televizyon.).02. Kars. N. Fiske.02. (1997). Yarışma Programları. (1995). Ankara: Ark Yayınları.04. İrvan. Erişim Tarihi: 10.2008. Televizyon Öldüren Eğlence. (1996). İletişim ve Toplum. Ankara: Seçkin Yayıncılık. (2007).acunmedya. Erişim Tarihi: 05. İstanbul: Altın Kitaplar. http://www. İktidar. (2004). (Haz. İletişim Çalışmalarına Giriş.tr/TR/SozBul. E. 2000’li Yıllara Doğru Türkiye’de TV.com/modules. S.). (1990). Doktora Tezi.). Medya.y. S. E. Basın-Yayın Mevzuatı. İdeoloji ve İletişim Kavramı. J. Gökçe. M.2008. K.). Serimli. G. (1991). Ankara: Bilgi Yayınları.02. İstanbul: Der Yayınları. Küçük (Der). Ankara: Ark Yayınları. http://www. İdeoloji. (1994).y. Mutlu.y. İrvan.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 135     .

Ancak kültürel çoğulculuğa dayanan bu fikrin Avrupa’nın aynı zamanda kurucu üyeleri olan güçlü üniter devletlerin çıkarlarının üzerinde bir fikir olması uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. küresel hareketlerin yerel kültürel örgütlenmeler bağlamında yarattığı gerilimler.                                                              * Arş. measures taken by unitary structure in order to protect themselves and so many other problems appear as the headlines of this painful change. bu sancılı değişimin satır başları olarak karşımıza çıkıyor. Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi   136   akademia .. which were born according to the needs of capitalism. European Union's Audio-Visual Policies. üniter yapıların kendilerini korumak amacıyla aldıkları önlemler ve daha birçok sorun. world's greatest economic unity. Kimlik sorununa çözüm ise “Avrupa Vatandaşlığı” fikrinin altında yatıyor. Nationalism.AVRUPA BİRLİĞİ’NDE GÖRSEL İŞİTSEL POLİTİKALARIN KÜLTÜREL TEMELLERİNE BİR BAKIŞ Sedat Özel* Özet Kapitalizmin ihtiyacı doğrultusunda doğan ulus-devletler bugün değişen ihtiyaçların getirdiği sancıları yaşamaktalar. The solution to the problem of identity lies down in the idea to be the “Citizenship of Europe”. Pluralism. produces audio-visual policies in the endeavor of keeping up with the changes while protecting its unity. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği. Kolektif kimliklerin kültürel çoğulculuk söylemleri içinde eleştirilmesi. Dünyanın en büyük ekonomik birlikteliği olan Avrupa Birliği’nin birlik amaçlarını korurken değişimlere ayak uydurma çabası içinde görsel işitsel politikalar üretiyor. suffers from the pain of changing needs of today. Avrupa Birliği Görsel İşitsel Politikaları A Glance at the Cultural Foundations of European Union's Audio Visual Policies Abstract Nation-states. European Union. Gör. the tension created by global movements in the context of local cultural organizations. this idea that relies on cultural pluralism. creates questions about the applicability of Union's policies. However. now. Ulusçuluk. Key Words: European Union. Çoğulculuk. which are out of the interests of the strong unitary founder states. The criticism of collective identities in the discourse of cultural pluralism.

ortak bir tarihe uzanan kültürel farklılıkların çeşitliliğine dayandırılmaktadır. Federatif bir kurumsallaşmaya doğru yönelme olarak addedilen bu kararlar doğrultusunda (Baydarol. Hâkim küresel ideolojilerin baskısı altında egemen ulus kültürlerinde bir evrim olarak da algılanabilecek olan bu düşünce biçimi kökeninde yeni liberal düşüncenin desteklediği çoğulcu yaklaşımlara dayanmaktadır. güçlü bir Avrupa yaratacağına inanılmıştır (Tekinalp. kamusal ve özel alanın ayrışması. geniş bir coğrafyaya yayılmış farklı kültürlerin kaynaşmasında televizyonu önemli bir araç olarak algılamaktadır. Bütüncül toplumsal yapıların parçalanması. teknolojik gelişmenin gerek                                                              1989 yılında mevzuata giren ve 1997 yılında revize edilen Sınırsız Televizyon Direktifi (Television without Frontiers Directive) 2007/65/EC sayılı karar ile "Audiovisual Media Services Directive" (AVMSD) adını almıştır. ekonomik süreçte ortak para birimine. maddesinde amaç ortak pazarın kurulması ve üye ülkelerin ekonomik politikalarının giderek yaklaştırılması suretiyle. temsil gibi olgular karsısında klasik liberal demokrasiler cevap vermekte zorlanmaktadırlar. 145) emeli de fiiliyata dökülmüştür. Avrupa vatandaşlığı bilincinin kültür projeleri ile oluşturulabileceğine ve bu işbirliğinin ulusların kaynaşmasını sağlayacağına. t.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Avrupa Birliği. 2003. ülkeler arası işbirliğinin geliştirilmesine müteakip genişletildiği. iradi kimlik seçimlerinin özgürce yapılabilmesi. içerik bakımından dikey bağlamda geniş bir alana yayılmıştır. “Katılım. Birliği oluşturan kültürel çeşitliliğin korunması bugünün Avrupa’sında ne kadar çok farklılık o kadar çok birlik ilkesine dayanmaktadır. aslında güçlü bir ekonomik temelin üstünde yükselen Avrupa Birleşik Devletleri kurma (Ertuğrul.E. Öte yandan bu yaklaşımlar. siyasal süreçte ortak dış politika ve güvenlik politikasına. Topluluğun bütünü içinde ekonomik etkinliklerin uyumlu olarak gelişmesini. Değişiklikler ile ilgili geniş bilgi için bkz. yarım yüzyıl önce ekonomi temelli bir oluşum olarak filizlendiğinde. Maastricht Antlaşması’nda “Tek Senet” ile filizlenen siyasal bütünleşmenin. kömür ve çelik topluluğu olarak başlayan ve Avrupa Ekonomi Topluluğu olarak devam eden birliktelik. Belçika. Hollanda. farklı taleplerin bir arada karşılanması. http://ec. Diğer taraftan birlik kararlarında daha önce seyrek olarak kullanılan kültür sözcüğünün 1980’li yıllardan itibaren daha sık kullanıldığına yapılan vurgulamalar. çoğulculuk. Kömür ve çelik işbirliğinden ortak pazara uzanan süreçte nihai hedeflerin. batı Avrupa’nın güçlü ulus devletleri Almanya.eu/avpolicy/reg/tvwf/index_en. 2). Fransa. Bu tür yaklaşımlara göre.). fikir babası Monnet’in. ekonomik ve siyasal bütünleşme çerçevesinde önemli adımlar atılırken kültürel çeşitliliğin birliğinden doğan “Avrupa Vatandaşlığı” fikri de dolaşıma sokulmuştur. 2006. yüzyıl ortalarında. 2001.htm 18 137   akademia .T’nin kurulduğu Roma Antlaşmasının 2. sürekli ve dengeli bir yayılmayı. birlik ruhundaki eksiklik. cemaatçilik dayanışmaların giderek güç kazanması. Lüksemburg ve İtalya’yı bir araya getirirken A.europa. artan bir istikrarı. Bugün birlik çok sayıda ülkenin üye olduğu coğrafi bakımdan yatay. kurucu antlaşmalar çerçevesinde ortaya konan şartlardan çıkarılabilmektedir.y. Ekonomik ideallerin siyasal birliktelikler doğurduğu 20. Bu bağlamdan bakıldığında “Görsel İşitsel Medya 18 Servisleri Direktifi” kültürle ilgili politikalar bağlamında ön plana çıkmaktadır. Bu kimlik   çalışmamızın ilerleyen bölümlerinde de aktarılacağı üzere.118). yaşam düzeyinin hızla yükseltilmesini ve birleştirdiği devletler arasında daha sıkı ilişkileri gerçekleştirmek olarak belirlenmiştir (Aktan. temelde birliğin ekonomik ortaklığını pekiştirme anlamında kültürel politikalara ihtiyaç duyduğu yönünde yorumlar getirmektedir. bütünleşme bağlamında ortak hukuksal alt yapı ve iç işlerinde işbirliğine yönelik başlıklar altında geliştirilmesine karar verilmiştir. birliğin kültür politikaları geliştirmesine neden olmuştur.

175). diğer yandan üretimin fiziksel araçları birikim süreci içindeki önemlerini yitirmesi sonuçlarını doğururken. Böyle bir durumda. Bu küreselleşmiş dünyanın insanıdır (Kahraman. (Alemdar ve Erdoğan. direktif ve çerçeve kararlarının uygulanabilirliğine bakıldığında Avrupa Birliği’nin kültürel çeşitliliği koruma hareket noktasında ortaya koyduğu hedeflerine ulaşmakta güçlükler yaşandığı düşünülmektedir. (Aktaran Kozanoğlu. 1998. Avrupa Birliği’nin kültürel çeşitliliğe dayanan Avrupa kimliğini oluşturma sürecinde ortaya koyduğu kültürel politikaların temelleri ve görselişitsel alandaki yansımalarına bakma eğilimindedir. 2003. 2002. sürecin desteklenmesi sağlanmaktadır. 171) gelinen noktada ulus-devletin yeni rolünün dış ekonomik güçler ile yerel ekonomi arasında adaptasyon aracı olduğunu iddia etmektedir. küreselleşmenin getirdiği kültürel gerilimlerin içinde farklı bir yaklaşım benimseyerek bu gerilimleri içinde barındıran bir üst kimlik kurma çabası içindedir. 8). Avrupa Birliği’nin kültürün taşıyıcısı dile verdiği önemi gösteren bu düzenlemeler ile kültürel çeşitliliğin korunmasına çalışılıyor görünmektedir. mental aktivitenin göstergesi olan bilginin yeni üretici güç olarak yükselmesini sağlamıştır (Belek. Öte yandan kültürkimlik ve Avrupa Birliği üzerine literatür yoğunluğu ve çeşitliliği göz önüne alındığında çalışmamızın bu araştırmaların üzerinde durduğu ana hatları saptama düşüncesi içinde olduğu da belirtilmelidir. ulusüstü organların ortaya çıkması. Avrupa Birliği’nin geleceğinin devamlılığı açısından kültürel politikaları şart koşmuştur. Birlik bağlamında küreselleşme-kültür ve kimlik ilişkisinin ortaya çıkarılması anlamında çalışmanın ortaya koymaya çalıştığı fikrin bütünü anlama sürecine yardımcı olacağı düşünülmektedir. Öte yandan bir takım teşvik programları ile desteklenen ve Avrupa televizyon kanalları gibi çeşitli yollarla sürdürülen kültür ağırlıklı politikalar hedeflendiği gibi başarılı olamayarak yerini büyük ölçüde ekonomi merkezli politikalara bırakmıştır (Bek.” (Kahraman ve diğerleri. 1999.bireysel olarak insanı gerekse toplumları doğrudan etkilemesi bu süreci hızlandırmaktadır. yerel bazda ekonomiler oluşturulmasına olanak sağlamakta ayrıca medya ürünlerinin içeriğinin yerelleştirilerek. küresel kültürel geçişlerin önem kazanması. 1999. Artık Avrupa Birliği’nin önde gelen amaçlarından biri Avrupa’nın kültürel kimliğini korumaktır ve tabanında Almanya. 1997. 335). yerleşik gücün desantralizasyonu ve çatışmaların ekonomik zeminden kopması beraberinde bir yandan sınıfsal farkların çözülmesi. Avrupa Birliği görsel-işitsel düzenlemelerinde rol oynayan etkenlerin algılanması açısından. Nitekim toplumu oluşturan en küçük birim olan birey de artık ulus devletin büyük ölçüde homojenleştirilmiş yurttaşı değildir. 138   akademia . Avrupa Birliğine üye devletler. Kültür politikaları gerçekleştirmek için yapılan düzenlemelere bakıldığında örneğin Avrupa Bölgesel ya da Azınlık Dilleri   Sözleşmesi veya Ulusal Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesi gibi düzenlemelerde ana tema olarak farklı dilde ve lehçelerde yayın hedef almaktadır. 50). Bu çalışma. Robert Cox. Ancak Kophenag Kriterleri çerçevesinde Türkiye’nin de uygulamada taraf olduğu çeşitli sözleşme. Küreselleşme altında tanımlanan fikirlerin baskısında geçilen 20 yıl. Ancak bu çabanın ilk etapta ortak bir Avrupa kültürü inşası şeklinde başladığı zamanla Avrupa’nın varolan kültürel çeşitliliğini koruma şekline dönüştüğü ileri sürülmektedir. 13) Bugün uygulanan stratejiler. Başlangıcında ekonomik işbirliği ve bütünleşmeyi hedef alan bir birlik olan Avrupa Birliği’nin kültürel çeşitliliği koruma çabalarının da bu anlayış içinde sınırlandığı düşünülmektedir. Fransa gibi güçlü ulus-kimliklerin söz sahibi olduğu Avrupa Birliği. bu gelişmeler doğrultusunda 1990’lara “kültürel kimliklerini koruma ve sürdürme” veya “kaybetme” sorunu ve mücadelesiyle girmiştir.

K. Maastricht Antlaşmasının 8-8e. Bu düzenlemelere istinaden Avrupa Birliği’ne üye ülke uyruğundaki herkes Avrupa Vatandaşı olarak görülmektedir. • İkamet edilen üye devletin yerel seçimleri ile Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanma ve seçilme hakkı. Avrupa’nın ekonomi topluluğundan birliğe dönüşümünde kuşkusuz Maastricht Antlaşması ve akabindeki Amsterdam Antlaşması önemli bir dönüm noktasıdır. üye devletlerdeki kültürlerin gelişmesine katkıda bulunacağı ve Birlik tarafından gerçekleştirilecek faaliyetlerde kültürel boyutun göz önünde tutulacağına dair hükümler yer almaktadır. Bu bağlamda Maastricht Antlaşması’nın 128. Bu sayede vatandaşların AB'ye daha somut bir aidiyet hissiyle bağlanması öngörülmektedir (İ. bunu tamamlama amacı taşımaktadır. buna karşılık ortak kültürel mirası öne çıkarırken aynı zamanda bunları ayrı ayrı ulusal ve bölgesel farklılıklarına da saygı gösterecektir. Maastricht Antlaşması’nda Birlik’in.). kabullenilmiş bir ilişkinin olmasını beklenmektedir. • Uyruğunda olduğu devletin temsil edilmediği üçüncü ülkelerin topraklarında.) Bu düzenlemeler sonucunda Birliği oluşturan üye devletlerin vatandaşları aynı zamanda Avrupa vatandaşı olarak anılmaktadır. Avrupa halklarının kültürlerinin ve tarihlerinin yayılması ve bunlara ilişkin bilginin geliştirilmesi (Machet ve Robillard... Avrupa Birliği Kurucu Antlaşması’nda sıralanan haklar ve yükümlülüklerin yanı sıra. Avrupa Parlamentosu seçimleriyle belediye seçimlerinde seçme ve seçilme. Birlik üyesi her devletten kendi yerel kültürleriyle. Bu antlaşmalar ile birlik mevzuatında ilk kez “Avrupa Vatandaşı”ndan bahsedilmiştir. ulusal vatandaşlığın yerine geçmek değil. maddesi kültürel çeşitliliği oluşturan üye devletler içindeki yerel ya da azınlık kültürleri işaret ederek şunları şart koşmaktadır: Topluluk üye devletlerinin kültürlerinin gelişmesine katkıda bulunacak. Avrupa Vatandaşlığı çerçevesinde yurttaşlara. Diğer taraftan birliğin dönüşümünde önemli antlaşmalar olan Maastricht ve Amsterdam antlaşmalarında birlik mevzuatına kültür ile ilgili ifadelerin de ilk defa girdiği görülmektedir.t. AB toprakları üzerinde ikamet ve hareket etme hakları ve tüm AB vatandaşlarının üçüncü ülkelerde diplomatik korumadan faydalanması kararlaştırılmıştır (Treaty On European Unıon. (Ombudsman) Avrupa Vatandaşlığı. 17) akademia Sonrasında yapılan Amsterdam Antlaşması ilgili maddelerde çeşitli 139   .V. Topluluk üye devletler arasındaki işbirliğini özendirme ve gerekirse aşağıda belirtilen alanlardaki çalışmalarını destekleme ve bunların eksikliklerini giderme yönünde çalışmalar yapacaktır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Ulus Kimliklerden Avrupa Kimliğine Avrupa Birliği’ndeki Değişimin Temelleri Coğrafi genişliğinin yanında ekonomik gücüyle de dünyanın en büyük birliği olan Avrupa Birliği’nin.y. 1999. herhangi bir üye devlet yetkililerinin   diplomatik ve konsolosluk korunmasından yararlanma hakkı. ulusal ve bölgesel çeşitliliğe saygı gösterirken. bugün birçokları tarafından nihai amaç olan siyasi entegrasyonu gerçekleştirmek için politikalar ürettiği ileri sürülmektedir. • Avrupa Uzlaştırıcısı nezdinde şikâyet hakkı. aşağıda belirtilen dört özel hak verilmektedir: • Üye devletlerin toprakları üzerinde serbest dolaşım ve ikamet etme hakkı. . Ekonomik bütünleşmenin göstergesi olan ortak para biriminin kullanımının yanında. 1992). Birlik farklı kültürler üzerine inşa edildiği düşüncesini yaratırken. kurucu antlaşmalar çerçevesinde üye ülkelerin mevzuatlarında yaptıkları düzenlemeler ve nihayetinde ortak anayasa çalışmaları göz önüne alındığında Birliğin federatif bir yapıya doğru yol aldığı görülmektedir. görsel-işitsel sektördekiler de dâhil sanatsal ve edebi yaratımın (. maddesine istinaden bir üye devlette ikamet eden AB vatandaşlarının.

bu düşünce biçimini sorunlu olduğunu düşünmektedir. birbirleriyle örtüşen dinamik bileşkeleri temeline dayanan çoklu toplumsal katmanlaşmanın ifadesidir. evrensel anlamda bir hoşgörü dilidir ve karmaşık toplumsal yapıyı oluşturan katmanlar arasındaki ilişkinin ahengi için gereklidir. 2003. 117). Ona göre ekonomik. devlet ve hukuk düzeninin normatif ilkesi olarak kabul eden) bir kavram olarak tanımlamaktadır (Köker 2006. 2005). buradan da siyasi karar alma süreçlerine aktarılmasına imkân veren (ve bu imkânın verilmesi gerektiğini. Köker’e göre karmaşıklığın tanımına denk gelen bu ifade biçimi aynı zamanda çoğulculuğun dayanak noktasını da oluşturmaktadır. çoğulcu yaklaşımın ortak bir dil geliştirmeye çalıştığı ise sıklıkla dile getirilmektedir. modern toplumların karmaşıklığı ile ilişkilendirilmektedir ve bu ilişkinin analizi. Avrupa çapında yayıncılık bakımından temel ortak düzenleyici bir çerçevenin oluşturulması. Rothman karmaşıklık ifadesini. çıkar ve ihtiyaçları doğrultusunda odak grupları aracılığı ile akışı etkileyebilmektedir. toplumsal oluşumdaki. 2007. Daha açık bir ifadeyle karmaşıklık. Birey toplumsal yaşamdaki rolü ne olursa olsun. Bu dil.düzenlemeler ile Birlik politikalarında kültürün önemine ilişkin vurgunun bir kez daha yapılmasını sağlamıştır. sosyal.   organizasyondaki yapının seklinden dolayı kullanmaktadır. karar verme sürecinde halkın ağırlıklı rol oynaması ve aktif katılımı gibi konuları kapsamaktadır (Arslan. Erken dönem liberal politikalar içinde. Ancak ulus-egemen söylemlerin uluslar arası ekonomik işbirliği ihtiyacı ile şekillenen Birliğin mevzuatındaki bu dönüşümde esas itibariyle dünya üzerindeki küresel yapılanmanın etkilerinin olduğu düşünülmektedir. zorunluluk. Hall. Klasik yaklaşıma göre çoğulculuk kavramı eşitlik. etnik veya dini kimlik mensubiyetlerine. modern toplumun bu çoklu karmaşık yapısı içinde oluşan farklı çıkar ve dolayısıyla taleplerin kamusal ifadesine. gücün dağılımı ve çok sayıda güç merkezlerince paylaşılması. 201). Bugün çoğulcu bir yaklaşımla toplumsal katmanlar arasındaki diyaloga dayanan bir kültürler birlikteliğin tezahürü olduğu ileri sürülen Avrupa Kimliği düşüncesi’ne getirilen eleştiriler. amaç ve insan doğası ile ilgili farklı görüşlerin bulunduğu düşünülmektedir. 35). 1994). karar alma süreçlerine aktif olarak katılabilmekte. Çoğulculuk. bu farklılıkların yalın yahut birbirini kesen. Liberalizmin koruduğu özgürlükler ile biçimlenmiş olan herhangi bir toplumda yurttaşlar arasında daha iyi yasam. çoğulculuk kavramının algılanmasında önemli görülmektedir. Bu bakış açısı ile çoğulculuk. Ancak böyle bir yapıda bu görüşlerin birbirlerine zıtlığı ve uzlaşmazlığına da dikkat çekilmektedir (Talisse. siyasi ve fikri/ideolojik gereksinimlerini karşılamaya ve kültürel geleneklerini sürdürmeye çalışan birey ve grupların işlevlerini yapılandıran düzenlemeler belirli bir ilişki içinde karmaşık yapılardır (Rothman. ahlaki değerler. toplumsal cinsiyete. üretim araçlarına göre tayin edilen sınıf esasına. Avrupa kaynaklı görsel-işitsel eserlerin ve Avrupa program endüstrisinin yapısal desteğinin geliştirilmesi ile uluslararası kültürel farklılığın geliştirilmesi ve savunulması bu işbirliğinin çatısını oluşturmaktadır (Çiftçi. Hall çoğulculuğu. siyasal iktidarın 140   akademia . İktidarın paylaşılması sürecinde sıklıkla dile getirilen bu anlayış biçimi. toplumun tüm katmanlarını kucaklama çabası içindedir. Özellikle telekomünikasyon alanındaki ilerlemelere istinaden 1980’li yıllarda ortaya çıkan uydu yayıncılığına bağlı olarak ABD ile Avrupa Birliği arasında yayıncılık alanında mevcut olan farkın açılması ile Topluluk bünyesinde ekonomik ve kültürel önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu ileri sürülmektedir. kültürel çeşitliliğin var olabilmesi için Birliğe üye devletlerin uygulamalarında esaslı kabullere dayanan dönüşümleri gözetmeleri gerektiğini bildirmektedir. işbölümü esasına göre belirlenen statülere. Alınan kararların amacı Avrupa halkları arasında kültürel açıdan daha sıkı bir işbirliği kurma amacı olarak görülmektedir.

bu oydasmanın “rızanın üretimi” ile sağlandığına ve bir merkez etrafında bütünleştiğine dikkat çekmektedir. 1999.   ancak diğerlerinden ayrılan topluluk olarak karsımıza çıkmaktadır. tarih ve kültür birliği bağlamında ve (veya) aynı toprak üzerinde ortak ekonomik ve toplumsal çıkarlara sahip bireylerin aynı yönetsel birime aidiyet duygularıyla bağlanması kapsamında ele alınmaktadır (Boztemur. din. aynı ülküyü paylasan mükemmel türdeşlikteki bir insan topluluğu olarak tasarlamaktadır (Touraine. Sınırları çizilmiş belli bir alan üzerindeki idari bir tekeli sürdüren. Başka bir tanımlama ise modernliğin bir yansıması olarak akıla dayanan yasa ile sınırları çizilen ulusu aynı dili konuşan. ortak yasal hak ve görevleri paylasan bir insan topluluğunun adı” şeklinde tanımlanmaktadır. ulusçuluğun oluşumunu sağlayan etkenleri. Gellner (1992) ise ulus kavramının uzun bir tarihsel sürecin aksine ulus-devletler aracılığı ile ortaya çıkarıldığını ulusların üretildiğini ileri sürmektedir. aynı kültürden beslenmiş. Erdoğan. ulusların kendilerine ait tarihlerinden gelen bir kültüre sahip olduklarına ve ulusu ulus yapanın bu tarihi geçmiş olduğuna inanmaktadır. Anderson (1995) ve Hobsbawm ulusçuluğun ortaya çıkısını 18. Ulus ve ulusçuluk kavramlarının ilk olarak Batı Avrupa’da çeşitli politik. Güngör’de kavramı Smith’in tanımına benzer özelliklerle açıklamaktadır. 134) dikkate alındığı takdirde Hall’un eleştirisi daha iyi anlaşılmaktadır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   meşruluğunun yükseldiği bir zemin olarak görmektedir ve O’na göre teorik bakımdan “çoğulculuk geçerli mi” ve “çoğulculuk nasıl işler” gibi soruların sorulması yerine genel kabulde çoğulcuğun varlığına inanılmaktadır. değerle ortaklığını işleme ve tutma yaklaşımı (Alemdar. Merkez. Aslında çoğulculuk yaklaşımı yapısal engellerin ya da sınıfsal sınırların bu kültürel yutma sürecinin sakatlanmayacağı yönünde bir teminat sunmaktadır (Hall. kültürel. Dinsel. Hayal edilmiş bir cemaat olarak tanımladığı ulus Anderson’a göre tamamen kurgusaldır ve kurgu kendi içinde egemendir (1995. Ulus ise Smith tarafından “tarihi bir toprağı/ülkeyi. aynı etik kökenden gelen. kıra ve kapalı ekonomiye dayalı sistemlerin 141   akademia .b. ortak bir ekonomiyi. Öte yandan Anderson ulusu hayal edilmiş bir siyasal topluluk olarak görmektedir. ekonomik ve toplumsal koşullara bağlı olarak ortaya çıktığı kabul edilmektedir. Hobsbawm’a göre 18. çevrenin daha “yabani” kültürlerini adım adım yutacaktır. kültürel bir toplumun tanımından hareketle toplumu oluşturan katmanların geniş tabanlı bir oydaşmanın içinde olduğu fikri içindedir. 1995. 1999). 20). etnik. yönetimi yasa ile ve iç ve dış şiddet araçlarının doğrudan denetimiyle yaptırım altına alınan kurumsal yönetim biçimleri öbeği ulus-devlet olarak tanımlanmaktadır (Giddens 2000. 70– 122). 1994). Smith ulus kavramını ortak bir tarihi geçmişliğin üzerinde kurmaktadır (Smith. Güngör’ün tanımında ulus yasamı ve yasam deneyimi kendi içinde benzerlikler gösteren. ulus kavramını modern çağa ait bir kavram olarak görmektedir. aynı manevi değerlere sahip. Ancak Hall. Ulus kavramı farklı bakış açıları ile ele alınan ve farklı tanımlamalarla araştırılan bir kavram olarak genel hatlarıyla dil. Modernist yaklaşım. 208). 29–34). Ulus kavramının ortaya atılmasında ya da ulus yapısının oluşmasının altında yatan nedenler ile kapitalizm arasında sıkı bir ilişki kuran modernistler. farklılıkları tek potada eriterek bir ‘yurttaş’ tanımını geliştiren ulus-devlet modeli. ortak mitleri ve tarihi belleği. liberal düşüncenin öne sürdüğü böyle bir oydaşmanın ya da Hall’ın eleştirdiği gibi üretilmiş bir rızanın sonucu olarak karşımıza ulus devleti ve ulus-kimliğini çıkarmaktadır. aynı dile mensup. 163). Ulusun yasamı ile ulusun tarihini. Bu inanış büyük ölçüde. McQuail’in kitle iletişim araçlarına atfettiği “devamlılığı sağlama görevi” yani egemen kültürü ifade etme ve alt kültürler ve yeni kültürel gelişmeleri tanıma. yasam deneyimi ile kültürü betimleyen Güngör (1996). kitlesel bir kamu kültürünü. inanç. 2006. yüzyıl öncesinde devlet ve ulus modern anlamları ile hiçbir terminolojide geçmemektedir (Hobsbawm. 1998. yüzyıl olarak kabul etmektedirler. v.

yerini kentsel yasama ve malların ve finansın serbest dolaşımı üzerine kurulu bir ekonomiye bırakmasına bağlamaktadırlar. Sonuç olarak ulus-devlet. Dönemin yeni üretim ilişkileri. Modern bir aygıt olarak ulus-devlet. sanayi toplumunun temel ilkesi olarak görülmektedir. yasal güç kullanma hakkına sahip ve yönetimi altındaki halkı türdeşleştirerek ortak kültür. yapısı modernitenin temel dinamiklerinden biri olarak addedilmektedir. değerler yaratma yoluyla da gelenekler ve köken mitlerini canlandırması işleviyle ulusların uzun bir süredir rağbet gösterdikleri bir devlet formu olarak kabul edilmektedir (Guibernau. Fransız Devrimi ile şekillenmeye başlayan modern devletle ortaya çıktığına dikkat çekmektedir. ulus kavramının zihinsel ve duygusal olarak kendilerini öteki üyelerinin çoğuyla hiçbir zaman yüz yüze karsılaşmayacakları kolektif bir bünye ile özdeşleştirdikleri müddetçe bireylerin zihninde oluşan bir tahayyül olarak görürler (Bauman. yönettiği insanların hepsini kucaklamakta. Şekillenmekte olan modern devlet. yapının yurttaşları ile sürekli bir bağ oluşturabilmesi halka ulus ve ulusçuluk duygularının asılanabilmesi ile mümkün olacaktır. Ulus devleti açıkça tanımlanmış bir toprak parçası ve açıkça tanımlanmış bir üst otorite ile gerçek olarak tanımlayan görüşler. Günümüz devlet yapılarının temellerinin atıldığı o çağlarda. politik birim ile kültür arasında da dolaylı bir iliksi kurmaktadır. 1995). Kapitalizm doğası gereği ve ihtiyaçları doğrultusundan bir ulus ve ulus-devlet yapısını doğurmuştur. 1999. 1997. modern toplumlardaki pek çok “geleneğin” tarihten gelen derin kökleri sayesinde “kutsallaştırılmış” ve uzun zaman önce oluşmuş değişmez birer uygulama olduğu görüntüsünü vermesine karsın oldukça yeni olduğunu öne sürer ve bunların çoğu zaman ulus devlet kurumları tarafından bilerek üretildiğini iddia eder (Aktaran Tomlinson. 40-42). simgeler. Bu fikirleri ulus kavramının oluşmasında temel nedenler olarak gören Gellner. Bu ilişki standart eğitimin gelişmesinin yanında standart bir ulusal kültürün oluşturulmasında da etkilidir (Gellner. 1992). 93). feodal sistemin belirsiz sınırlı devletlerinden farklı olarak. 185). Hobsbawm. istihdam edilecek is gücü ve mesleki hareketlilik. yeni iletişim teknolojisi ve bu teknolojinin Latincenin diğer diller üzerine baskısını kırması ile tekrar güç kazanan halk dillerinin ulus yapılar yolunda temel taslar olduğunu iddia eder (1995. ulus devletin oluşum sürecinde kapitalizmin etkileri açık bir şekilde bildirilmektedir. 30–58). Ulusları hayali bir cemaat olarak betimleyen Anderson’da Gellner gibi ulus yapılarının ortaya çıkmasını kapitalizm ile ilişkilendirmektedir. 1999. diğer toprak parçalarından belirgin sınır çizgileri ile ayrılmaktadır. Günümüz postmodernist sürecinde eleştirilere maruz kalan ulus-devlet anlayışı başat bir ulusal kimlik etrafında ördüğü toplumsal ağları sağlam tutabilmek için ortaklıkların vurgulanmasına dayalı bir yasam sentezi önermektedir ve hakkında 142   akademia . standart eğitimin standart bir dilde ancak merkezi bir sistem yani devlet yolu ile sağlanabileceğine vurgu yaparak. Sanayileşme ve işbölümünün temellendirdiği yeni yapılarda. 140). Ulus kavramı ortak tarihsel bir kültüre dayandırılsın ya da devlet yapıları tarafından üretilen ve inandırılan bir kültürel bütünleşme olarak algılansın. Hobsbawm ise politik temellerine açıklık getirdiği ulus yapıların. Bu görüşler ile birlikte özellikle küreselleşme sonrası tezlerin de desteklediği ulus devlet yapılarında etno-sembolist   yaklaşımlar ise modernizmin bir sonucu olan ulus-devlet yapılarında kapitalizmin rolünü kabul etmekle birlikte ulusu oluşturan insanları ortak bir etnik kökenden geldiklerini öne sürmektedir (Smith. sınırları belirlenmiş bir toprak parçası içinde. Standart eğitim ile bireyler belli bir bilgi ve beceri sistemi kazanacaklar ve nitelikli is gücünü oluşturacaklardır. Bu gereksinimler ise ancak standart eğitim ile gerçekleşebilecektir. 1999. Bu ise ancak yurttaşların homojenleştirilmesi ve standartlaştırılmış ulusal bir dil kullanılması ile mümkün olacaktır (Hobsbawm.

652). toplumsal eylemin kurumsallaşmış biçimlerine benzediği ölçüde bir kurallar sistemine ve önderlik biçimlerine dönüşebileceğini. Tekinalp’e göre Michel Foucault'nun her toplumda gücü elinde tutanlar söylemi denetim altına alırlar ana tezi ve düzenleyici ilkelere taktığı "seyreltme prosedürleri" kavramından hareketle. genel olarak toplumsal denetim ve özel olarak siyasal süreçlere ve örgütlere sınırlı sahip olmanın yürütüldüğü bir araçtır. kolektif kimlik oluşumunun hassas bir süreç olduğunu. Diğer taraftan egemen kültürün etkinliğinde “dil”e atfedilen önem dikkat çekicidir. Bu yaklaşıma göre dil hayat tarzlarına göre biçimlendiğinden kültürün ayrılmaz bir parçası ve aynı zamanda kültür yaratıcısı olarak tahayyül edilmektedir (Korkmaz. Alberto Melucci' (aktaran Morley ve Robins). 1998. Morley ve Robins'e göre [12]. Yani ulus-devlet anlayışında belli bir din. 2005. Ulus devletler dünyayı oluşturan en önemli ekonomik ve politik birlikler olarak bilinçli bir kültürel inşa süreci içinde gelişirler. bütünlük ve süreklilik kazanmalarını içerir". toplumsal seçkinlerin. Dil siyasal düzeni korumak. Bu tür yaklaşımlar ulusal kültürü ulusal bütünleşmeyi devletin etrafında yapılandırmaya yarayan kültürel ve dilsel içerik bağlamında homojenize edilmiş bir araç olarak görmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sürdürülen tüm olumsuz tartışmalara rağmen dünya öncelikle ulus-devletler ve sundukları kimlikler biçiminde bölünmektedir. din gibi kolektif kimlik türleri bu kimlik ile örtüşebilir veya terkibe girebilir ancak ulus kimlik kendi egemenlik alanında popüler rızaya sahip ve popüler bir coşku ile politik dayanışmanın biricik sembolü konumundadır (Smith. Daha açık bir ifadeyle. cins. bireysel ya da toplumsal aktörlerin belli bir tutarlılık. ırk. bir ulusu oluşturan insanlara ulusal aidiyet vermenin bir yolu olarak görülmektedir. farklı kültürlerin alt yapılar haline gelerek bir üst kültür içinde eritildiği ve egemen kültür tarafından bu kültürlerin kontrol edildiği düşüncesine dayanmaktadır. Daha açıkçası toplumsal denetim ve siyasal süreçler dilden geçerek yapılır. Kültürel kimliklerin oluşturulması tartışması bizi kolektif kimlik tartışmalarına götürür. Diğer sınıf. Farklı ideolojik yelpazenin içinde birçok farklı görüş açıları dolayısıyla kültürler bulunmaktadır. dil. daha az benzediği durumlarda sürekli uyarılması gerektiğini ifade eder. Dil ile toplum ve millet arasında kurunla böylesi bir bağlantı bizi dil-kültür ilişkisine götürmektedir. Diğer taraftan ulus ve ulus kimliği üzerine yapılan çalışmalarda kültür önemli bir satırbaşıdır. Buna ek olarak dil. ulus-devlet modelinin 1648 Vestfelya Barış Antlaşması akademia 143     . "kolektif kimlik. 77). ortak geleneklerin ve yasanmış bir tarih duygusunun sürekli canlı tutulması gerekir. 192–193). içinden çıkılamayacak yoğun söylemleri (çoğulculuğu) nasıl seyreltiklerine ve bir çerçeve içine alınmış tek bir ulusal kültür kavramı üzerinde tekelci bir bilinç oluşturdukları düşüncesine ulaşabiliriz (2005. Ulusal kimlik. Alemdar ve Erdoğan’a göre dil. Avrupa Birliği’ni oluşturan üye ülkelerin tarihsel gelişimine bakıldığında. 77) Bu tür eleştiriler çeşitlenebileceği gibi özünde. 1999). Bu açıdan bakıldığında dil ideolojik çatışmanın önemli bir alanıdır. 2005. Kolektif belleğin oluşmasında sınırın belirlenmesi "biz" ve "öteki" kavramlarının çağrıştırdığı içerme ve dışlama koşullarının sürekli olarak yaratılması çok önemlidir. Ulusal kimliğin ve kültürün inşası için ortak toplumsal belleğin. grupları denetim altında tutmak gibi siyasal amaçlar için kullanılır (Alemdar ve Erdoğan. Aksi halde. Morley ve Robins. kolektif kimliğin toplumsal aktörler tarafından inşa edildiği düşüncesinden yola çıkarak kolektif bellek kavramını vurgularlar. bir toplumun temel dinamikleri birleştirici/ortak unsurlara bakılarak anlaşılmaktadır. Dil kendi kendini yönetme ve kendini yansıtma ve kişinin kendi kimliğini öne sürmesi için bir olanak sağlar ve böylece kişiyi değerlerine bağlar. benlik ve grup bağlılığı için birleştirici bir güç olur. kültür olmakta ve bu kültür toplumun çok büyük kesiminin (hatta mümkünse tamamının) ortak yasam ülküsü olarak tahayyül edilmektedir. bütünlük ve süreklilik kesintiye uğrar ve parçalanma tehlikesi altına girer (Tekinalp.

2005). İngiltere’de ise Teatcher hükümetlerinin politikalarının önderliğinde neoliberalizm olarak tanımlanan yeni felsefe. demokrasi. Sonuç olarak Tomlinson (1999. yargı. ulus devletlerin işlevlerini yitirdiklerini. modern toplumların sosyoekonomik. kapitalizmin küresel düzeyde yayılma çabaları karşısında hantal bir konuma düştüğü ve farklı çıkış yollarının arandığı gözlenmektedir. Böyle bir yayılmanın özelde telekomünikasyon sektöründeki devletçi geleneğin yerini özel sektöre bırakması ile de hızlandığı birçokları tarafından dile getirilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde Reagan. cemaatçilik-liberalizm. yerli bir kültür pahasına yaymak ve yüceltmek için ekonomik ve siyasi güç kullanması” olarak tanımlanan bu sürecin. egemenliğin gerektirdiği siyasal türdeşlikle (yasama. Avrupa’da ulus-devlet egemenliğin kaynağını mutlak hükümdardan halka devrederken. Günümüzde birçok görüş. Küreselleşmenin kaçınılmazlığını savunanlar. dolayısıyla ideolojilerin sonunun geldiğini iddia etmektedirler. Ancak ekonomik ideallerin amacına ulaşma sürecinde modernizmin bir yanılsaması olarak ortaya çıkan ulus-devlet yapılarının. Ekonomik gelişmelerin belirleyiciliğinde kitlesel üretim-kitlesel tüketim mantığının kilitlenmesiyle yaşanan ekonomik krizler sonucunda ulus-devletlerin aşamadığı sorunlar devletlerin ekonomik alanda sınırlandırılmasını savunan görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Küresel yayılmanın önce kolektif kimlikler olarak da adlandırılan ulusal kültürlere ama daha özelde ulusal kültürleri oluşturan yerel kimliklere yaptığı baskı. kültürel alanda da tüm dünyaya hitap eden bir “dünya müziği” veya “küresel sinema”nın da ötesinde “dünya popüler kültürü” üreten sınırlar ötesi kapitalizm fikri ve bu kapitalizmin kendi kültürünü ve değerlerini yayarken önüne gelen yerel kimlikleri de ortadan kaldırmaya çalıştığı ileri sürülmektedir (Yel. yürütme. 15-16) tarafından “kültürel olarak yabancı bir kültürün değer ve alışkanlıklarını. sağ ve sol ideolojiler arasındaki kutuplaşmanın kalktığını. 38). kimlik. devletin ekonomik ve politik işlevlerinin ayrımına dikkat çekerek ekonomik işlevlerdeki değişmelere karsın ulus devletlerin siyasal işlevlerini koruduğunu söylemektedirler. eleştirilerin ana hedefidir. çok kültürlülük-kültürcülük. yaşama adabı ve yaşama tarzları) bir arada formüle etmiştir (Çelebi. siyasal sistemin bizzat kendi aktörlerinin uzlaşması ve rızasıyla kurulması ve yeniden üretilmesi) antropolojik türdeşliği (ortak köken. kader ortaklığı. kimlik bunalımının tepkilerini bulmuştur. kültürel hatta geleneksel değerlerinin yeniden yorumlandığı geçmiştekinden daha farklı ve sancılı bir dönüşüm ortamı yaratmıştır. 2004). 1980’li yılların yeni bir dünya düzenin başlangıcı olduğu fikri üzerinde uzlaşı içindedir. eğitim. kültürel olarak farklı ve sosyal olarak çeşitlenmiş yeni kamu alanlarının varlığına işaret edilmektedir (Sistembölükbası. dünya görüşlerinin farklılığını ve farklı ahlaki 144   akademia . küreselleşmenin doğurduğu modernizmpostmodernizm. Bu görüşler çerçevesinde ekonomik alanda ulus-devletler giderek küreselleşmenin boyunduruğu altına   girerken. ortak mitler. kültürler arası çatışma ve gerilimlerin sebebi olduğu düşünülebilir. Bugünden bakıldığında bu yapının. Bu gerilimli etkileşim özellikle baskın kültür ve korunmaya çalışan kültürler arasında bir savaş olarak algılanmaktadır. Bu ifade biçiminde çoğulculuk kavramı toplumsal çoğulculuk olarak etiketlenmektedir. Toplumsal çoğulculuk anlayışının altında. kültürel ve siyasal tanınma. 2004. Küreselleşme süreci sonunda çoğulculuk anlayışının kültürel bir kimlik kazanmış olmasına. Küresel düzenin yayılma çabaları olarak da görülen ve uluslar arası ekonomi düzeninin yeniden yapılanması temelinde hareketlenen dönüşüm karsısında.ve 1789 Fransız Devrimi sonrası Avrupa’da şekillenen siyasi düşüncelerle doğduğu düşünülmektedir. Öte yandan karşıt düşünceler sağı ve solu var eden olguların halen varlığından yola çıkmakta. din. yurttaşlık gibi akım ve kavramların baskısı altında kaldığı da inkâr edilmemektedir.

149) esnetme ve yeniden yapılandırma uğraşısı içindedir. tek bir merkezi olmayan ve merkez üzerinde mücadele eden kimlikler arası ilişkiler üzerinde kurulmuş bir çokkültürlülüktür. Ancak küresel süreçte yeniden yorumlanan liberal felsefenin öne sürüdüğü çoğulculuk anlayışında bu yeterli görülmemektedir. katılımcılığı içeren. Sonuç olarak çoğulculuk. “Özgürlük. bir liberal çok kültürcülük değildir. dikkat çekilen bir diğer nokta ise temsil sorunudur. Bu tartışmalarda ulusları mahalli olarak ayrıcalıklı bir yere akademia 145     .Erciyes İletişim 2009 Ocak   sözlükler kullanan vatandaşları kapsayacak bir şekilde tanımlama çabaları bulunmaktadır. 2006). 1999. Bugün küreselleşmenin kültürel bir tahakkümün yaşanması sürecini tetiklediği yönündeki fikirler. Bauman’a göre farklılık bir baskı olmaktan çıkıp. kitle kültürü. Küreselleşme ve yerelleşme süreçleriyle gündeme gelen çok kimliklilik ve çoğulculuk farklılık taleplerinin kendi ahlaki ve etik kodlarını kamusal alana taşıdıkları. Bir yandan birlikte yasama ilkesi. 46). Aslında ilk dönem liberal politikalar çerçevesinde dinsel ya da siyasal görüş farklılıklarını her birinin. ideoloji ve dinlere göre ayrılmasının kabulü ve meşrulaştırılması olarak kabul edilmektedir. 19. eşitlik ve kardeşlik modernliğin sloganıydı. ulus-devlet içindeki marjinal gruplar tarafından sorgulanmaya başlamasından almaktadır. Post modern toplum sürecinde yaygın inanış klasik liberal kabullerin temel düzeyde karşıt fikre bir hoş görüsüzlük taşıyacağı fikridir (Michaud. yüzyıl süresince burjuva sınıfının krallık ve aristokrasi üzerine baskısı ile mutlak monarşi ve krallıkların uyruk anlayışına dayanan siyasal yapılanmasını yurttaşlık bilinci ile temellenen ve yetkesini halktan alan ulus-devlete nasıl çevirdiyse (Boztemur. 48). Yeni dünya olarak adlandırılan küresel sürecin post-modernist algılayışının yeniden yorumladığı liberalizm ile kapsamı genişleyen hürriyet anlayışının. farklılık ve hoşgörü ise postmodernligin ateşkes formülüdür” (2003. yeni dünyanın kültür biçimi olarak algılanmakta ve belli toplumların çeşitli sınıf. eylem ve çözüm gerektiren bir sorun olarak yorumlandığı zaman. yasadıkları kent üzerinde kimlik iddiaları olan. kısaca bahsedilen çoğulcu bakısın kendi dinamikleri içinde sorunlu bir yapıya dönüşmesine neden olmuştur iddiaları. 2001) günümüzde de sermayenin rahat dolaşımını engellediği düşüncesi ile ulus-devletin özü kapitalist üretim biçimini korumak ve yeniden üretmek olan kurumsal yapısını (Erdoğan 2002. kendi içlerinde farklı olana karsı bir hoşgörü ya da ılımlı bir kabul taşıdığı ileri sürülmektedir. O’na göre bu konuda UNESCO bünyesinde gerçekleştirilen tartışmalar ulusal kültür ve bu bağlamda kültür emperyalizmi sorunları ile sınırlandırılmaktadır. ırk. ulus-kültür (ya da kolektif kimlik). yerel kültür (ya da otantik kültür) kavramları ekseninde dönerken. Böyle bir iddia gücünü. Bu perspektiften bakıldığında tarihsel döngü içerisinde kapitalizmin gerekleri ve belirleyiciliği. düşünce. evrenselleştirme ilkesinin yerini alabilirken öte yandan hoşgörü önermesi ihtida ve tabiiyet önermelerinin yerine geçebilir. Tekeli ulusal kimlik anlayışından hareketle gelinen noktayı su şekilde özetlemektedir: Çoğulculuk artık merkezi bir kimlik ekseninde kurulmuş ve ılımlı farklılık taleplerini kendi içine alan bir ulusal çoğulculuk. düşman güçlerin geçici bir dengesi olmaktan başka bir anlamda mümkün hale gelmektedir. Özgürlük. Bu anlamda hem demokratikleşmeye. bu çalışma kapsamında da ilgi görmektedir. kürselleşme sürecinde ulus-devletçi geleneksel egemen kültürün meşruluğunun. Küreselleşme sürecinin ulus-devlet anlayışı ile çatıştığı ve ulusal kültürlere zarar verdiği dile getirilmektedir ancak Tomlinson (1999) bu düşüncenin altında yatan bir çelişkiye dikkat çeker. farklı yasam biçimlerinin barış içinde birlikte yasamaları. Bauman değişimi şöyle özetler. hem de köktenciliğe açık bir çoğulculuktur ve farklı ahlaki ve etik kodların birbirleriyle çelişki ve çatışma ilişkisini içermektedir (Aktaran Kahraman.

İkinci olarak. değişen bireyler arasındadır. Besinci olarak. 1992. UNESCO’nun farklılıkların uyum içinde birlikte yasaması gerektiği söylemi ile milliyetçiliği ve ulusal kimliği içinde barındıran ulusal kültür söylemini çelişkili bulmaktadır (aktaran Tekinalp. Bir zamanlar ulusal birlik maksadıyla her türlü bölgesel farklılığın ve ayrıcalığın reddedildiği ve modern milliyetçilikle birlikte ulus-devletin ortaya çıktığı Avrupa aynı zamanda ulus-devlet formunun sorgulanır olduğu bu “yeni dünya”nın da merkezinde yer almaktadır. Birliğin gelişim yönünü tayin eden etkenin “Avrupa” mitolojisinden çok. Üçüncü olarak. sözlü ve kültürel mübadele yalnız belli sınırlar içindeki bireyler ya da kültürler arasında değil. Altıncı olarak. Küresel düzeyde yaşanan köklü dönüşümler. birbirine nüfuz eden. tarihsel ve değişimlerin birer ürünü olarak görülür.” (Aktaran Sözen. liberal-çoğulcu özgürlük. yardım gibi ahlaki ilkelerden daha farklı anlamlara taşımaktadır. çok kültürcülük. ortak bir kültür mirasın bulunmaktadır. dünya ekonomisi ve siyasetinde meydana gelen hızlı dönüşümler olduğu iddia edilmektedir (Çelebi. 25). kimlikler çoklu. Birçokları tarafında Birlik tarafından üretilen kültürel politikalar. yerleşik kültür anlayışında çözülmeler meydana geldiği yönündedir. 46). çok merkezli çok kültürlülük karşılıklı ve dialojiktir. Habermas (2002. ayrıcalıklı kültürün bütün insanları temsil edip etmediği daha ötesinde devletin inşa ettiği ve dayattığı hayali bir kültür olup olmadığı konusunda endişelerini dile getirir. sınıf ve yurttaş gibi evrensel kimliklerin. yeni çoğulculuk gibi kavramların yoğun olarak dolaşıma sokulduğu bu günlerdeki tartışmaların kökeni bu şekilde tespit edilse de ortak kanı. zevk ve değer yargılarının temelinde ortak kültür akrabalığı. kültürün. sabit kimlik kavramını reddeder. marjinaller ve bastırılmışlardır. hoşgörü. “…çok merkezci çok kültürcü. 116). dünyadaki gelişmelere karşı takınılan tutum ve bu gelişmelere uyum sağlama isteğine bağlanmaktadır. azınlık kültürleri. Avrupa Biriliği’nin gelişim süreci kendi içinde iniş ve çıkışlarla dolu bir seyir izlemekle birlikte Birliğin siyasal bir yapılanmaya doğru evirilmesinin tarih. çekirdeğe "ilave edilecek" parçalar olarak değil. hatta ondan daha fazla. tarihi üreten aktif üyeler olarak görür. Bu çözülmelerin post-modern bakış ile ilişkilendirildiği fikirlerde. çok merkezli çokkültürcülük dar kimlik siyasetlerinin ötesine geçer ve paylaşılan sosyal istekleri de içine alır. onları paylasan. dünya kültür tarihini ve sosyal güç ile olan ilişkisini inceler. Medeniyetler çatışması. karşılıklı. etnik grupları ve kültürel çeşitliliği zorunlu hale getirdiğini vurgulamaktadır. çok merkezli çokkültürcülük değişmez. çok merkezli çok kültürcülüğün alanı 'temsil edilemeyenler. Dördüncü olarak. 16). küresel dünya düzenine entegre olma anlamında bir zorunluluk olarak görülürken. çokmerkezci çokkültürcülük azınlıkları. Düşüncenin çıkış noktasında ise pek çok dilin. Kültürün ulusallığı ve yerelliğinin korunması kültürlerin merkezileştirilmesinden uzak bir yapının kurulabilmesi amacı düşünceyi tamamlamaktadır (Tekinalp. toplumu oluşturan katmanları temsil edemeyeceğine gönderme yapılmaktadır. kültürel   146   akademia . Diğer taraftan Robert Stam ve Ella Shohat çok merkezli çok kültürcülük fikrini. Birlik bugün yalnız bir ekonomik topluluk değil ama aynı zamanda bir kültür topluluğu olarak tahayyül edilmektedir.koymak ve onu korumaya almanın sorgulanması gerektiğini düşünen Tomlinson. 2002. üst anlatıların. 2003. ulus-devletlerin homojen kültür siyasetlerinin terk edilip çok kültürlü bir yapının benimsenmeye başladığını ve “çoğulcu toplumlara” doğru gidilen “yeni dünya”da ortaya çıkan kültürel çoğulculuk halinin mezhepleri. kendi içi gelişim süreci kadar. ulus kimliklerinin meşruiyetinin sorgulanması ile farklı açılımlara neden olmuştur. 2001) Temel hatları ile sunulan bu değişim çalışmamızda da belirtilen ulus-devletlerin yaşadığı gerilimleri karşımıza çıkarırken Avrupa Birliği’nin ve Birliği oluşturan ülkelerin küresel genişlikte yaşanan değişimlerden etkilenmemesi mümkün görünmemektedir.

Birlik içindeki kültür politikaları ise bu iki egemen görüşün gerilimi altında şekillenmektedir. geçmiş ve türdeşlik üzerine vurgu yapmakla birlikte kültürel karışımı reddeden bir anlayışı savunmaktadırlar. 2004. öte yanda çeşitlilik içinde birlik (unity in diversity) düşüncesi vardır (Kaya. Osmanlı’ya karsı Avrupa. 2003. Batı Avrupa devletleri arasında birliğe yönelik düşüncenin oluşturulması tarihçiler. Latince dilinin ortak kullanımı nedeniyle hukuk eğitimi ve anlayışı ile siyasal gelenekte antik yunan düşüncesinden ötede olmadığını düşünmektedir. 2004. 129). Muhafazakârlar Avrupa’yı tanımlarken. kültürel farklılık. bölgesel ve taşra düzeyinde) hem de genişletilmiş (kıt’a Avrupa’sında) vatandaşlık kavramlarına” bıraktığı fikrini ileri sürmektedirler. Bugün için bakıldığında Morley ve Robbins. ulus devletlerin teşekkülüne nasıl yol açtıysa. Katolik ve Protestan mezhepler   arası çatışmalar tarihi olduğuna dikkat çekmektedir. 2004. post modernist yaklaşımlar Avrupa Birliği projesi ile ulusdevletlerin daha üst bir formunu oluşturma uğraşısı içindedir (Laçiner. Modern çağı başlatan dinamiklerin dolayımından türetilmiş ulus kavramı. Sosyal demokratların ve liberallerin geliştirdiği ‘Avrupa’ fikri ise çeşitlilik. Hıristiyanlık temelinin de. Hıristiyan demokrat partiler tarafından Avrupa’yı ekonomik çıkar ortaklığı dışında dinsel ortaklık olarak algılamaları dışında. daha çok Hıristiyanlık. tikellik. Diğer taraftan Avrupa toplumlarında her biri farklı kültürlere sahip halklar arasında ortak bir Avrupa kültürü/bilinci yaratmaktaki baskın güç din olgusu olarak karşımıza çıkmaktadır (Eliot. Çelebi birliğin temelinde yatan ortak kültürün. bir yanda tözselleştirilen bir Avrupa düşüncesi.“Avrupa kültürünü belirleyen. Ortodoks. 151). 1999. Bu bağlılıklar ve ilişkilerin vücut bulduğu en popüler yapı ise kuskusuz Avrupa Birliği’dir. Diğer bir deyişle. Bizans’a karsı Avrupa. demokrasi. hukukçular ve siyaset adamları tarafından 14. 9). ortak bir gelecek.Erciyes İletişim 2009 Ocak   çoğulculuk projesi Amerikan kültürünün yaygınlaşmasına karşıt olarak ortaya atılmış bir proje olarak algılanmaktadır. yüzyıla kadar götüren pek çok araştırmacı. insan hakları ve sekülarizm gibi ilkelere dayanmaktadır. ekonomik ve hukuksal açıdan birleştirmeyi amaçlayan kültürel bir birlik oluşturma fikri. 324). Kolektif Avrupa fikrinin tarih içinde. Bu tanım çerçevesinde. Bu çabanın altında ekonomik ve politik bütünleşmenin kültürel anlamda tamamlanması ve ortak bir kimlik oluşturma düşüncesiyle küresel kimlik şeklinde karşımıza çıkan Amerikan kimliğinin yayılmasının önüne geçilmesi hedeflenmektedir (İnanç. Öte yandan. ulusal aidiyetlerin ötesine taşınan karmaşık ve sorunlu bir yapılanmayı karşımıza çıkarmaktadır. Ancak bir anlamda küresel etkilere bu karşı duruş. Avrupa Birliği için ekonomik ve siyasal entegrasyon kadar kültürel entegrasyonun da bu fikrin oluşması için kolaylaştırıcı bir unsur olduğu konusunda hem fikir olmuşlardır. Birlik içindeki kültürel manevraları küreselleşmenin getirisi olarak kabul etmekte ve sonucunda kapitalist toplumun en temel politik bağlılık biçimini oluşturan ulusçuluk ve ulus fikirlerinin çözülmekte olduğu ve yerini artık hem daraltılmış (yerel. Birlik. 11) ve Avrupa’yı siyasal. Onlara göre küreselyerel bağlamı içinde yeni bağlılıklar ve ilişkiler yaratılmaktadır (1997. yüzyıldan itibaren dile getirilmeye başlanmıştır (Köktaş. Araplara karsı Avrupa gibi farklı nedenlerle sürekli kurulup bozulduğuna dikkat çeken Çelebi (2002. tebaa topluluklarını olabildiğince kaynaştıran milletlerin. 147   akademia . gücünü tarihsel bir geçmişe dayanan ortak bir kimlik inancından almaktadır. 204). Diğer taraftan birleşik bir Avrupa fikri uzun bir tarihsel sürece dayandırılmaktadır. gelenek. batılı olmayan kültürel ve dinsel unsurlar ‘Avrupa’ içinde kendilerine yer edinebilirler. 49–51). filozoflar. ulus-ötesi bir toplum oluşturma projesi olarak görülmektedir. Ortak bir Avrupa fikrinin tarihi kökenleri konusundaki çalışmaları 14.

Bu bakış açısını Birlik dışında diğer siyasal teşkilatlanmalarda da görmek mümkündür. Böylece ulusal devlet. kırlar. Böyle bir uygulama karşısında Avrupa tanımının dayanak noktasını oluşturan ‘kültürel çeşitlilik’ ve ‘çeşitlilik içinde Birlik’ söylemlerinin ortak kültür mirasına zarar gelmeyecek şekilde inşa edildiği eleştirisi getirilmektedir. 2006. 1997. Ancak Birliğin yazılı metinlerinde ortaya koyduğu kültürel çeşitlilik içinde Avrupa Vatandaşlığı fikri. Buradaki amaç merkezkaç kuvveti olma özelliğine sahip ve piyasa iliksilerinde dezavantajlı konumda bulunan etnik azınlıkların muhalif yanlarını biraz olsun kontrol altına almaktır. ortak bir Avrupa kimliği vardır. inançlar. Bu eleştirel bakışa göre çok kültürlülük aslında kültürel dolaşıma izin vermeyen ve birbirinden kalın çizgilerle ayrılmış ‘kültürlerin’ bir araya geldiği yapıdır. Fakat bu çeşitliliğin altında bir bağlılık.1999. içinde barındırdığı düşünülen çelişkiler açısından eleştirilmektedir. bir aile benzerliği. Örneğin Maastricht Antlaşmasının 8. Dolayısıyla yaratıcı özgürlüğe tüm zenginliği ve çeşitliliği ile kültürel ve manevi mirasımızın korunması ve geliştirilmesine olan bağlılığımızı vurguluyoruz” Günümüzdeki uygulamalar göz önüne alındığında üye ulus-devletlerin yalnızca ekonomik bağlamda değil. Örneğin Türkiye’nin de üye olduğu Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGIT) üye ülkelerince imzalanan Paris Şartı’nda da kültürel birlikteliğe yapılan vurgu görülmektedir. mimari.onun çeşitliliğidir: iklim çeşitliliği. 91). “Ortak Avrupa kültürümüzün ve paylaştığımız değerlerin kıtanın bölünmüşlüğünün ortadan kaldırılmasındaki çok önemli katkısını kabul ediyoruz. Daha ötesinde sözü edilen Avro-kimliğin Avrupa’da azımsanmayacak bir çoğunluğu oluşturan göçmen gruplara söz hakkı tanımaması Avrupa fikrinde şüpheler uyandırmaktadır (Morley ve Robins. Sınırsız bir Avrupa fikri ve sınırları asan medya akışları ile kültürel bir yön kaybının yaşandığı dolayısıyla yerel kimlik ve yer hissine sığınan “Avrupalı”nın kültürel bölgeciliği ve küçük milliyetçiliği beslediği iddia edilmektedir. Avrupa Birliği Komisyonu’nun önemle altını çizdiği 148   akademia . Hatta bu noktadan hareketle batıdaki sekliyle ‘çok kültürlülük’ ideolojisinin aslında içerik açısından son derece muhafazakâr bir uygulama olduğunu ve hatta yeni sağ politikaların bir iz düşümü olmaktan öteye gidemediğini söyleyebiliriz (Kaya.” (Aktaran Morley ve Robbins. 112). organik ulus kimliğinden “vatandaşlık” ulus kimliğine doğru kayarak yerel ve bölgesel etnik aidiyetlere kucak açmaktadır (Yıldırım. Avrupa’da kurumsal bir   nitelik kazanmış ‘çok kültürlülük politikaları’nın ve bu amaçla düzenlenmiş kurumların kültürler arasındaki farkları ve sınırları derinleştirmekten pek de öteye gidemediğini düşünenler çok kültürlülük projesinin azınlıkların ulus-devletin yeniden oluşturulması sürecine bir şekilde dâhil edilmesi olarak görmektedir. Kıta’mızın belli baslı zenginlik kaynaklarından biridir bu. Böyle bir çeşitlilik sulandırılmayıp korunmalıdır. kültürel çoğulculuk politikaları kapsamında da Birlik mevzuatına entegre olduğu görülmektedir. 21). diller. Ulus-devlet formuna sahip üye devletler bu taleplere cevap vermek için ise çok-kültürlülük düşüncesini benimseyerek kültürel heterojenliğe yönelmek durumunda kalmışlardır. Dolayısıyla ulus-devlet modeli ile kendini tanımlayan ulusal kimlik kavramının içeriği bu anlamda genişletilerek çeşitlendirilmekte ve Avrupa Birliği’nin modüle ettiği küresel taleplere uygun hale getirilmektedir. maddesine hatları çizilen Avrupa Vatandaşlığı üye ülke uyruğundaki herkesi Avrupa Vatandaşı olarak görürken birlik içinde çalışma ve ikamet izni olan kişiler kapsam alanı dışında tutulmaktadır. 1997. Bu bağlamda üye devletler bünyelerindeki azınlıkların taleplerine karşılık vermek zorundadır. beğeniler ve sanatsal tarzlar. Bu ideoloji sayesinde azınlıklar çoğunluk toplumunun önceden belirlediği şekle bürünürler ya da başka bir deyişle kendileri için hazırlanmış elbiseyi giyerler. 52).

Hollanda. Konseyin bu konudaki çalışmalarından biri olan Ulusal Azınlıklar Çerçeve Sözleşmesi bile üye devletleri bağlayıcı bir durum ortaya koymamaktadır. Bir başka deyişle. Ancak. Diğer üye ülkeler ise Şart’a taraftırlar. Bu nedenle de ‘Avrupalılık’ ‘öteki’ni dışlamakla. Şart’a taraf olmadan yerel ve bölgesel dillerin korunabileceği düşüncesini savunmuştur.y). içine almak arasındaki gerilimle özdeşleşmiştir (Vardar.166) konseye üye devletler tarafından imzalanan bu sözleşmenin çerçeve niteliği taşıması nedeniyle devletlerin iç hukukunda paralel düzenlemeler yapılmadıkça geçerli olamayacağının altını çizmektedir. Tunç (2004. Bu konuda Anayasa değişikliğine taraftar olan hükümetten farklı olarak Cumhurbaşkanı. Örneğin 1993 yılında Kopenhag’da gerçekleştirilen ve Avrupa Birliği’nin genişleme prensiplerinin belirlendiği zirveden çıkan kararlarda azınlık haklarının güvence altına alınması siyasal bir kriter olarak aday ülkelere şart koşulurken. 2004). Bununla birlikte. İtalya ve Lüksemburg imzalamış olmakla beraber henüz onay sürecini tamamlamamışlardır. Finlandiya.bölgesel ve daha az kullanılan diller ile Avrupa'daki azınlık dilleri için komisyon'a yaptığı önerilere ilişkin kararı (2003/2057 (INI)) Azınlık haklarına yapılan vurgulamalarda Birliğin kendi müktesebatı dışında uluslar arası antlaşma metinlerinde özellikle de Avrupa Konseyi antlaşmalarında azınlık haklarının güvence altına alınmasına ilişkin çabaların varlığına dikkat çekilmektedir. İspanya. İsveç ve İngiltere Şart’ın hangi maddelerinin hangi bölgesel ve azınlık dillerine uygulanacağını içeren açıklamalarda bulunmuşlardır. ‘dışarıdaki kültürler’ ya da ‘dışarıdan’ gelen ‘öteki’lerle kurulacak ilişki için farklı bir çözüm önermemektedir. Öte yandan birliğin kültürel temellerine yapılan vurgunun Avrupa merkeziyetçiliği eleştirilerini haklı çıkartacak ölçüde yanlı akademia 149     . Birlik. kendi müktesebatı içinde şu kararlar ile azınlık haklarını gündeme taşımıştır (TOHAV. Öte yandan Avrupa sınırlarındaki azınlıklar üzerine çelişkiler Birliğin antlaşmalar tarihinde de farklı şekillerde tezahür etmektedir. azınlık konusunda ortak bir tarife yer verilmediğine de vurgu yapılmaktadır (Başyurt. Şart’ı yorum beyanıyla 7 Mayıs 1999 yılında imzalayan Fransa’da Cumhurbaşkanı Chirac’ın başvurusu üzerine Anayasa Konseyi. Kültürel politikalar çerçevesinde ortaya konan Avrupa Bölgesel veya Azınlık Dilleri Şartı da uygulamada engellere takılmıştır. 33–34). Şartın Anayasa’ya aykırı olduğunu hükme bağlamıştır. Avusturya. Almanya. Birliğin 100 bin sayfayı bulduğu belirtilen müktesebatında. Danimarka. bu tanımlar “bir ortaklık hissi” yaratabilmek için siyasal aktörlerce çeşitli çıkarlara göre yönlendirilmiştir. Belçika. Fransa. • Gaetano arfé tarafından hazırlanan ve Avrupa Parlamentosu’nca kabul edilen bölgesel diller ve kültürler ile etnik azınlıkların hakları üzerine birer şart hazırlanması amacıyla 16 Ekim 1981 tarihli karar • Azınlık dilleri ve kültürleri yararına önlemler için karar • Avrupa toplumundaki etnik ve bölgesel azınlıkların dilleri ve kültürleri üzerine karar • Roperto Barzanti tarafından hazırlanan ve Avrupa Parlamentosu’nca 21 Ocak 1993 tarihinde kabul edilen "Topluluğun Kültürel Politikasında Yeni Görünümler" başlıklı karar • Avrupa parlamentosunun genişleme ve kültürel çeşitlilik bağlamında.Erciyes İletişim 2009 Ocak   ‘insanların kolektif bilinçlerinde derin köklerinin olduğunu’ belirttiği ortak kültür mirası. İrlanda ve Portekiz’in taraf olmadığı Şart’ı Fransa. Yunanistan. Avrupalı kabul edilen ‘içerideki’ kültürleri ortak bir kültür mirası altında birleştirmeye çalışırken. 2002. t.

2004). tutum ve bakış açılarını çevreleyen bu Avrupalı kimliği söyleminde. Öte yandan bir dönem İspanya Eğitim Bakanlığını yürüten Moriera ise (Aktaran Sarp. Latin ve Judaeo-Hıristiyan kültürel değerleri olarak göstermektedir (Aktaran Ertuğrul. Avrupa’yı ve Avrupalılığı tanımlama çabaları içinde tarihçi Halecki tarafından 1950’li yıllarda ortaya atılan bu düşünce. hukuk. Pek çok yasal ve ekonomik uyum paketi. bu temel Halecki ve onun gibi düşünenlerce YunanRoma mirası. Santer Avrupa kültürünü batı aklının ve geleneğinin ortak kültürel mirası bağlamında tanımlama gerektiği üzerinde dururken bu mirasın kaynaklarını da Yunan. 149) Wintle’ın az önce bahsettiğimiz üçlemeyi Avrupa’nın kültürel mirası olarak tanımladığına işaret eder. Yani AB. bölgesel. AB yönetiminin resmi haber ve bildirilerini.) bir süper devlet yaratma amacı güdülmektedir. Avrupa Birliği’nin entegre siyasal bir birlik olarak dünya güç sisteminde yer alabilmesi açısından. değişen. Moreira'ya göre. Avrupa Komisyonu Başkanlarından J. milliyetçilik söylemini ve ulus devlet anlayışını bütün bir Avrupa'ya uygulamaya çalışmaktadır. (fırsat eşitliği ve adaletin göstergesi olarak sunulsa da) sonuçta Avrupalı kimliğini güçlendirme ve diğer kimlikleri göz ardı etme işlevi görmekte olduğunu ileri sürmektedir. Wintle’ın bu bakışı. ulusal ya da uluslar arası seviyelerde olsun kültür ya da kültürel beklentiler üzerinde doğrudan bir tasarımı üzerinde yoğunlaştığı iddia edilmektedir (Ferri. 16). Çeşitlilikten kaynaklanan birlik felsefesinde kültürel çeşitliliğin koruması anlamında Avrupa Birliği’nin yasal düzenlemelerinde bütün politikaların ve sınırların kültürle bağlantılı olarak yerel. kültürel ve etnik açılardan verili ve değişmeyen tözcü bir ‘Avrupa’ ve ‘Avrupalılık’ anlayışı ve karşısında ‘Avrupa’ ve ‘Avrupalılık’ anlayışının verili bir coğrafya ve kimlik olmadığını. Avrupalı kimliğinin doğal bir parçası olduğu iddia edilen demokrasi. Sonuç olarak muhafazakârların bakış açısıyla dinsel. Roma İmparatorluğu’nun. güçlü bir kültür ve tarih birliğine tekabül etmesi gerekliliği içinde tekrar üretilmektedir. 29).) yok saymak anlamına geldiğini düşünmektedir. askeri kuvvet. etnik kimlikler. birliğin resmi söylemlerinde de kendine yer bulmaktadır. dinamik ve sürekli oluş hali içeren bir anlayışı ifade ettiği düşüncesi Avrupa Kimliği üzerine söylemlerin kaynaklarını oluşturmaktadır. 19). 2001. AB'nin söylemlerinde kültürel farklılıklar değil. 2001. 150). yunan felsefesinin ve Yahudi Hıristiyan geleneğinin oluşturduğu bir üçleme üzerinde yükselen aşkın Avrupalılık kimliği güç Avrupa’sının temelini oluşturmaktadır. Avrupalı kimliğinin AB yönetimi tarafından diğer tüm kimliklerin önüne geçirildiğini ve resmi belge ve bildirilerde de bunun açıkça görüldüğünü belirtmiştir. böyle bir bakış açısının alt kültür gruplarını bölgesel. azınlıklar. her azınlığın katkıda bulunduğu çok kültürlü bir birlik yaratma amacı değil. kararnamelerini. 1992 yılından itibaren Avrupa kimliği üzerine literatürün çoğaldığına dikkat çeken Ertuğrul (2001. Öte yandan neo-liberal politikaların etkisi ile sözü edilen çok kültürlülüğün birliğe zarar vermeyecek şekilde sorunsuz elde edilebilmesi pek mümkün görülmediğinden.olduğu da iddialar arasındadır. Avrupa Birliği kültür politikalarında birlik kimliği ve ulus kimliğe yapılan vurguya dikkat çeken Sarp. cinsel. Aynı zamanda böyle bir temelin kültürel bir kimlik coğrafyasını da tanımladığı düşünülmektedir (İnsel 2004. iç ve dış göç sonucu oluşan kimlikleri vs. Diğer taraftan bugün için kabul gören düşünce ‘Avrupa’ ve ‘Avrupalılık’   kimliğinin yukarıdan aşağıya inşa edilen siyasi ve kültürel bir kimlik olduğudur. 2005. Örneğin 1992 tarihli 150   akademia . Hıristiyanlık ve Avrupa’yı bir dönem üstün kılan endüstri devrimine dayandırılmıştır (Çırakman. Ortak kimlik inancı birliğin politikalarında en önemli temeli oluştururken. vb. aksine inşa edilen. insan hakları gibi birtakım evrensel değerler ön plana çıkarılmaktadır. zaman içerisinde gerçekleşecek teknik yapılanmalarla (dil.

seksenli yıllardan itibaren. özerklik. Avrupalılık kimliğini içselleştiren insan bilincine ihtiyaç duyulmaktadır. Birliğin Avrupa kimliği oluşturma çabalarına getirilen eleştirilerde ortak yönelimlerden biri de birliğin kültürel çabalarının temelde küresel konjonktüre istinaden ekonomik statüyü korumaya yönelik manevralar olarak betimlenmesidir. AB bayrağı. pasaportu. Daha önce yakın ulusal kontrol altında bulunan sektörler için denetim düzenlemelerinin   Avrupalılaştırılması. 78–79). bölgesel ya da azınlık dillerinde yapılacak yayınların maliyetlerini karşılamak ve mevcut finansal teşviklerin uygulanmasını sağlamak yönünde davranış sergilemeleri beklenmektedir (Timisi. 41). bir yandan da milli ve bölgesel farklılıklarına saygı duyacak. 2001. ulusal düzeyden Avrupa Birliği düzeyine bir iktidar aktarımının hangi ölçekte olduğu ve böyle bir değişimin nedenleri ve sonuçları konusunda önemli bir düşünceyi gündeme getirmiştir (Simpson. egemen ulusla yüzyıllarca aynı toprakları paylaşmalarına rağmen iktidar ve servet gibi kritik kaynaklara erişimleri egemen ulusal siyaset tarafından sınırlandırılan “milliyet” gruplarının. Ancak böyle bir dönüşümü gerçekleştirebilmek için güçlü bir kültürel altyapı oluşturmak gerekliliği. 2005. “Birlik. yayıncıların program yapmalarına yeterli kaynak sağlamak. teknoloji ve ekonomideki temel yapısal değişikliklerin bir sonucu ve bunlara bir yanıt olarak görülmektedir. Birliğin temellerini oluşturan neofonksiyonalist yapının küresel kapitalizm sürecinde işlevini tamamlamış olması birliğin kültürel politikalara yönelmesinde en büyük etken olarak görülmektedir (Çelebi 2002. Antlaşmanın 151. AB vatandaşlığı. 2006. Özbudun (2006. Kurucu Antlaşmanın içine eklenen kültürel öğeler ise bu işbirliğinin bugün için vardığı noktayı işaret etmektedir. Maddenin devamında Avrupa 151   akademia . bir görüşe göre. aynı zamanda ortak kültürel mirası ön plana çıkaracaktır” denilmiştir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   “Bölgesel ya da Azınlık Dilleri Avrupa Sözleşmesi” kapsamında. üye ülkelerin geleneksel sistemlerinde ekonomik. birlik politikalarında kültürel ve toplumsal kaynaşmaya verilen önemin artmasının nedeni. yine ekonomiye dayanmaktadır ve Birlik. kurumsal ve politik dönüşümlerle sağlanabilecektir. 137). 2004). Bu iddialara göre. üye ülkelerin kültürlerinin gelişmesine katkıda bulunacak. Ancak bu yönde bir çalışmanın demokratik bir ülkenin yasaları çerçevesinde ulusal güvenlik. Diğer bir deyişle. bütüncül bir 'Avrupalı' kimliği dayatma eğilimi göstermektedir (Sarp. öz yönetimi federatif yönetim gibi teritoryal ve siyasal taleplerini yine de dile getiremediklerini iddia etmektedir. çünkü farklı kültürlerin ekonomik olarak bütünleşebilmesi ve ekonomik düzene uyum sağlayabilmesi için öncelikle birlik duygusunu benimseyen. Birliğin küreselleşen ekonomi ortamında dünya pazarında rekabeti. maddesinde. Avrupa Birliği’nin bir serbest ticaret alanı olmanın ötesinde bir kültürel alan olma çabası vermesini gerektirmektedir. 102–103). toplumsal ve ekonomik ilişkileri düzenleyici mekanizmalara haiz bir “birlik”e ve kısmi siyasi oluşuma doğru evirildikçe bu ilişkiler ve alan içinde yasayan toplumsal aktörlerin ve halk kesimlerinin siyasal ve kültürel aidiyet ve bağlarının bu yönde değişip değişmediği önem kazanmaya başlamıştır. kullandığı söylemlerde kültürel çeşitliliği desteklemek yerine tek tip. çok kültürcü politikalar bağlamında esas olarak doğaları gereği bağımsızlık. sürücü ehliyeti ve AB Marsı gibi geleneksel ulus inşası stratejilerinin benimsenmesi bu kültürel alanı yaratmanın adımları olarak görülmektedir (Ertuğrul. Avrupa Birliği düzeyinde yeni politika bağlamları ve yeteneklerinin büyümesi. sağlığı ve ahlakı çerçevesinde sınırlandırılması da dikkat çekicidir. üye ülkelerden bölgesel ve azınlık dillerinde en az bir radyo ve bir televizyon istasyonu ve gazetenin kurulmasını sağlamak ya da kurulmasını teşvik etmek/ kolaylaştırmak. 147). kamu güvenliği. sınır bütünlüğü. Birliğin bir önceki evresi olan Avrupa Topluluğu.

büyük oranda. ulusal kimliğin ulus-devlet ve yerel kimlikler arasında sıkışmışlığı küreselleşmenin getirdiği ırkçılığa varan aşırı milliyetçilik. Dolayısıyla Avrupa’nın kültürel. Aynı zamanda küresel geniş alan yayıncılığı ideolojileri ile bireyselleşme sürecinde ve 152   akademia .Birliği inisiyatiflerinin. 98). 52). Öte yandan Avrupa Birliği direktiflerinin aktarılmasının. kısmen açık bir işbirliğinden doğduğu ileri sürülmektedir. 2005. Birliğin kültüre bakışını temsil eden 151. Özet olarak Birliğin ekonomik çerçevesi. Bugün Avrupa halkları. Avrupa’nın ortak hedeflerini benimsemiş bir üst kimliğin oluşturulmasıyla mümkün olacağı iddia edilmektedir. Birlik kurumları ve üye devletler arasında çatışmayı hızlandıran ana etmen olarak görülmektedir. Diğer taraftan kimlik konusunda özellikle küreselleşmenin sunduğu “çeşitlilik” söylemi ile ön plana çıkan çok kültürlülük hareketi. Bugün Avrupa Birliği içerisinde ulus kavramı üye devletlerin ulusal bütünlüklerini temsil ettiği için asla vazgeçmeyi düşünmedikleri ulus-devlet kimliği bağlamında ortaya çıkan ve ulusal kimliğin tanımında önemli bir etkisi bulunan “tekil ulusları” belirtmektedir. bu görüşlerden hareketle Birlik kurumlarıyla üye devletler arasında yetki ve egemenlik çatışmalarının yaşandığını ileri sürmektedir (Çelebi. dinsel ve kültürel topluluklar gibi yerel unsurların da göz önünde bulundurulduğu ortak bir siyasal toplum tahayyül etmektedir. Avrupa’nın gün geçtikçe kendi içine kapalı homojen bir yapıya dönüştüğü ileri sürülmektedir. Özelikle ulus devletlerin toprak egemenliklerini ve siyasal egemenliklerini tehlikeye düşürebilecek bir Avrupa Hükümeti olasılığı. sosyal ve siyasal boyutlar eklenerek genişletilmiştir. Öte yandan Hobswan’ın görüşlerine atıfta bulunan Çelebi. Birlik bu iki uç arasında bir denge politikası kurmak bağlamında Avrupa Vatandaşlığı kavramını dolaşıma sokarken. bendi göz önüne alındığında kültürel düzenlemelerin üye ülkelerin yetkisine bırakıldığı görülmektedir (Herold. 295). ulusal üye ülke devletlerinin politika gelenekleri ve yapıları tarafından belirlenmesi şeklinde bir eğilim olduğu bilinmektedir (Simpson. Bu kültür alanı üye devletlerin hâkim ulusal-kimlikleri ile üye devletlerin içinde yer alan kültürel çeşitlilikleri kapsayacak şekilde geniş bir alana yayılmıştır. Görüntü medeniyetinde televizyon. “Avrupa Kültür Alanı”nın yaratılmasını teşvik etmek olduğu ileri sürülmektedir (Sarp. mikro-milliyetçilik ya da cemaatçilik gibi paradoksal akımlarla daha sorunlu bir hal almaktadır. 1986 yılında imzalanan Tek Senet’ten Maastricht Antlaşmasına kadar geçen zamanda bir yol haritası arayan Avrupa Birliği’nin bir proje olarak doğası ve kuruluş süreci göz önüne alındığında Birlik’i oluşturan ülkelerin hükümetleri ve tek bir federal ya da konfederal bir Avrupa’nın   kuruluşuna inanan ve bu doğrultuda çaba gösteren baskı grupları arasında kısmen örtük. 2004). 2005. siyasi ve ekonomik açıdan gerçek bir birliğe dönüşmesinin. farklı etnik. üye ülkeler arasında işbirliği kurulmasını teşvik edecek şekilde kullanılacağından ve gerekirse birliğin. Avrupa Birliğinin Kültürel Politikalar Bağlamında Görsel İşitsel Politikalara Bir Bakış Avrupa Birliği siyasal bütünleşme idealleri çerçevesinde kültürel alanda etkinliğin sağlanabilmesi görsel-işitsel politikaların uygulanabilirliği ile doğru orantılıdır. Bu tür düzenlemelerin asıl amacının. gündelik yasamın bir parçası olarak bireylerin toplumsallaşma sürecinde ve dolayısıyla kimlik kurma sürecinde önemli bir sosyalizasyon aracı olmuştur. aralarındaki kültürel farklılıkları ortadan kaldırmaksızın ortak bir Avrupa birliği idealine hizmet edebilecek askeri toplumsal bütünleşme şartlarına kavuşmuş görünmelerine karşın. üye ülkelerin kültürel faaliyetlerini destekleyip. maddenin 4. 1992'de Maastricht Antlaşması ile kültürel. 2002. Birbiriyle çatışma içinde olan ulusal ve azınlık kimliklerini bir pota içinde toplamayı hedefleyen böylesi bir bakış açısı beraberinde uygulama zorluklarını da getirmektedir. ihtiyaçlarını karşılayacağından söz edilmiştir.

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
yasam alanının çoğullaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Geleneksel güvencelerin kaybolmaya yüz tuttuğu iletişim toplumlarında televizyon imgeleri ve şeyleri belli bir coğrafyadan ve maddi tarihten arındırarak kitle iletişim araçları tarafından belirlenmiş bir tarihi kaçınılmaz olarak algılanmakta ve izleyiciyi kurmaktadır (İmançer, 2003, 249). Topluluğun görsel-işitsel yayın politikası üç önemli sorun üzerinde eşgüdümsel bir etkinliği öngörmektedir. Sınırsız televizyon, teknoloji ve kültürel farklılığın korunması bu sorunlar olarak tanımlanmakta sorunların çözülmesi ise topluluğa üye ülkelerin ortak çabalarına bağlanmaktadır (Tekinalp, 1993, 97). Avrupa Birliği’nin görsel işitsel politikaları, 1980’li yıllar ile hareketlenmektedir. Bu yıllarda görselişitsel pazarda ABD ürünlerinin baskınlığı, o zamanki adıyla Avrupa Topluluğu’nu önlemler geliştirmeye itmiştir. Pazardaki ABD tekelini kırmak amacıyla başlatılan çalışmalar Birlik oluşumu ile kültürel amaçları da içine almıştır. Morley ve Robins (1997, 89–113), Avrupa Kültürü üzerine yapılan tartışmaların genellikle öbür kültürlere ait (daha çok Amerikan) televizyon programlarının fazlaca seyredilmesi halinde zamanla Avrupa uluslarının kültür, değer ve geleneklerinin eriyip gideceği korkusu ekseninde döndüğüne dikkat çekerek, özelde televizyon olmak üzere görsel işitsel politikaların, bir tarihe dayanan ve kültürel çeşitliliğin Birliği olarak algılanan Avrupa kültür kimliğinin geliştirilmesinde birlik tarafından önemli addedildiğini ileri sürmektedirler. İste bu amaçla birlik tarafından Avrupalılık söyleminin anlam ve değerlerini aktaracak ve dolaşıma sokacak kültür ürünlerinin yaratılması sürekli teşvik edilmektedir. Ayrıca görsel işitsel politikalar aracılığı ile Amerikan yapımlarının ezici hâkimiyeti ile rekabet edebilmek ve Avrupa yapımlarını tercih edecek bir kitlenin yaratılması, bu kültürün aşılanması için çaba verildiği düşünülmektedir (Sarp, 2004).   Birliğin çok kültürlülük kapsamında görsel işitsel politikaları çeşitli destek ve uygulama projelerini beraberinde getirmiştir. Ancak görsel-işitsel politikalar, Birliğin ilk tabiatı olan ekonomik amaçlara yönelik düzenlemeler ile başlamıştır. Bu bağlamda telekomünikasyon teknolojilerinin gelişmesi ile ortaya çıkan uydu ve kablo TV yayınlarında ortak pazar düzenlemeleri ile ilgili Yeşil Kitap (Green Paper On The Establishment Of The Common Market For Broadcasting, Especially By Satellite And Cable- COMC84/ 300) yayınlanmıştır. Görsel ve İşitsel sektördeki durum saptamasını yapan Yeşil Kitap, Avrupa Ekonomi Topluluğu kurucu antlaşması Roma Antlaşması hükümlerine istinaden, üye ülkelerden görsel-işitsel alanda ortak çalışma talep etmektedir. Temelde ekonomi odaklı bu çalışmayı 1989’da kabul edilen 1997’de revize edilen ve sektörel ve teknolojik gelişmelere istinaden 2007 yılında revize edilerek Görsel-İşitsel Medya Servisleri Direktifi adını alan Sınırsız Televizyon Yönergesi izlemiştir. Yeşil Kitap’ta öne sürülen fikirlere dayanan Sınırsız Televizyon Direktifi Avrupa düzeyinde televizyon programı ve film yapımının geliştirilmesi, ortak yapımların arttırılması, Topluluğun bu konuda destek sağlaması ve üye ülkelerin televizyon yayınlarında Avrupa kaynaklı yapımlara öncelik vermesi gibi Avrupa yapım piyasasının ekonomik rekabet gücünü arttırmaya yönelik düzenlemeleri içermektedir. Sınır Tanımayan Televizyon Direktifi, Avrupa’da görsel işitsel hizmetlerin Birlik politikaları çerçevesinde uyumlaştırılması, içeriğe serbest dolaşım hakkının sağlanarak pazar felsefesinin korunması yönünde önemli bir gelişme olarak algılanmaktadır. 1997 yılında değişikliğe uğrayan direktif ile Birlik, üye devletlerin görsel-işitsel alanda yapacakları düzenlemeler için bir çerçeve oluşturmayı hedeflemiştir (Bek, 2003, 28). Yayın teknolojilerindeki ilerlemeler bağlamında tekrar gözden geçirilen Direktif, 11 Aralık 2007 tarihinde alınan karar ile karasal ve uydu üzerinden yapılan televizyon yayınları

153

 

akademia

dışında isteğe bağlı video (video-on demand) uygulamalarını da kapsama içine almıştır (Direktif 2007/65/EC). Bu haliyle direktif, yayıncılık tanımını genişletirken, uydu yayınları, yeniden iletim ve reklâm ile ilgili maddelerde yeni iletişim teknolojilerinin getirileri doğrultusunda yeni düzenlemeler getirmiştir. Sınırsız Televizyon Direktifi olan ismi Görsel-İşitsel Medya Servisleri Direktifi olarak değişmiştir. sÜye ülkelerin, ilgili değişikliklere adaptasyonu sürecinde iki yıllık bir süre tanınmış ve 2009 yılında direktif içindeki değişiklikler ile son halinin devreye girmesi planlanmıştır. Diğer taraftan çağdaş vatandaşlığın temelinde belirli haklar bulunduğu ve bunlardan birinin çeşitli ve çoğulcu bir medya sektörüne erişim hakkı olduğu şeklindeki insan hakları argümanına dayanan (Ward, 2005, 215) medya düzenlemeleri de görsel işitsel politikalar bağlamında kültürel çeşitliliğin sağlanması açısından önemli uygulamaları içermektedir. Avrupa’nın kültürel politikaları ile eşgüdüm içinde yürütülen görsel-işitsel politikaların, Avrupa’nın kültüre bakış açısındaki zaaflardan dolayı çelişkiler zinciri olduğu görüsünü savunan Tekinalp, birliğin görsel işitsel kültür tanımında muğlâklığa dikkat çekmektedir (2003, 119). Görsel işitsel politikaların temelinde popüler kültür mü yoksa seçkin kültürün mü rol oynadığı tam olarak belirtilmemektedir. Kültür tanımlamalarında her ülke seçkinci bir kültürün portresini çizmekte ve televizyonun devletin çizdiği kültürel portreye uyması yükümlülüğü getirilmektedir. Ancak ulusal çıkarlar ile ilgili devletin çizdiği sorumluluk ve ticari yayın anlayışı arasında çatışma bulunmaktadır. Amerika kaynaklı kültürel ürünlere karsı kota uygulaması, temelde Amerika’ya karsı Avrupa’yı konumlandırmak olarak algılanmış ve eleştirilmiştir (Bek, 2003, 29). Eski adıyla Sınır Tanımayan Televizyon Direktifi yeni adıyla Görsel-İşitsel Medya Direktifi, Birliğin kültür politikaları çerçevesinde görsel işitsel alandaki düzenlemelerinin en somut örneği durumundadır. 2009 yılında uygulamaya  

girecek olan Görsel-İşitsel Medya Direktifi’nde değişikliklerin dayanak noktalarından birinde “görsel işitsel medya servisleri çok ekonomik servisler olduğu kadar çok kültürel servislerdir” denmektedir. Bu anlayışa göre demokrasi, bilgiye özgür erişim, kültürel çeşitlilik ve medya çoğulcuğu, eğitim ve kültür açısından bu servislerin spesifik rolü artan bir öneme sahiptir. 1998 tarihli Sınırsız Televizyon Direktifi’nde 4., 5. ve 6. maddeler, Birliğin kültür politikaları ile ilgili düzenlemeleri içermektedir. Yeni direktif, eski direktifte yer alan Avrupa Yapımları tanımının yapıldığı 6. maddeyi ortadan kaldırarak Birinci bölümde tanımlamaların içine (n) paragrafına yerleştirmiştir. Eski direktifteki 4. ve 5. maddede yer alan uygulamaların devamını talep etmektedir. Yeni direktif 4. maddedeki 6. madde yönlendirmesini de mevzuattan çıkarmaktadır. Diğer taraftan direktif yeni 3i maddesiyle isteğe bağlı video hizmetlerinde de Avrupa menşeili üretimlere yer ayrılmasını şart koşmaktadır. Yeni direktifte 4. maddede “Üye Devletler uygulanabilir olduğunda ve uygun araçlarla, yayıncıların, haberlere, spor olaylarına, oyunlara, reklâmlara ve teleteks hizmetleri ile tele-alışverişe ayrılan zaman dışındaki iletim zamanlarının büyük bir oranını Avrupa eserleri için ayırmalarını sağlayacaklardır. Bu oran, yayıncının izleyiciye karsı haber verme, eğitme, eğlendirme ve kültür alanındaki sorumlulukları dikkate alınarak, uygunluk kriteri zemininde giderek artan bir şekilde gerçekleştirilmelidir” ifadesi yer almaktadır. Öte yandan Madde 5’te üye devletlerin yayın akışlarının en az %10’unu veya bütçelerinin en az %10’unu, bağımsız Avrupa Eserleri Üreticileri için ayırmaları beklenmektedir. Sınırsız Televizyon Direktifi bağlamında ortaya konan ilk hareket MEDIA (Measures to Encougrage The Developmnet Of an Audiovisual Industry) programıdır. 5 yıllık uygulama dönemleri olarak planlanan ve ilki 1991 yılında başlayan program, MEDIA I (1991–1995), MEDIA II (1996–2000), MEDIA Plus (2001–2006) adları altında, Sınırsız Televizyon Direktifinde ortaya

154

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
konan hedefler doğrultusunda Avrupa kaynaklı prodüksiyonları desteklemiştir. Ayrıca MEDIA Training (2001–2006) ile yapılan çalışmada da görsel-işitsel piyasada yeni teknolojilere adaptasyon, alandaki faaliyetlerde organizasyon, hukuki süreçler ve yönetim alanları ile prodüksiyon üretim sürecinde yazım-yaratma tekniklerini kapsayan bir eğitim programı devreye sokulmuştur. Program daha çok Birlik içinde görsel-işitsel alanda üye ülkeler arası işbirliğini güçlendirerek üretim ve dağıtım alanında ABD ve diğer dış kaynaklı yapımların hâkimiyetine son vermeyi hedeflemiştir. MEDIA Programı 2007 yılı ile birlikte 2013 yılına kadar devam edecek MEDIA– 2007 programını devreye sokmuştur. 755 Milyon Euro ayrılan bütçesi ile yeni programda da birinci hedef Avrupa film endüstrisini desteklemektir (MEDIA–2007, t.y- 1). Ancak diğer taraftan program ile daha güçlü bir görsel-işitsel sektör hedeflenirken bu hedefin Avrupa kültürel kimliğine ve çeşitliliğine yardımcı olması amaçlanmaktadır. Bu açıdan diğer MEDIA programlarının hedeflerine bakıldığında 2007 başlıklı programda kültürel kimliğe destek amacı daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. (Karar No: 1718/2006/EC). Karar metni incelendiğinde kültürel ve dil çeşitliliğini koruyucu ifadeler dikkat çekmektedir. M.E.D.I.A programı ile her yıl 300 Avrupa film eserinin desteklendiği, Avrupa kaynaklı gösterimlerin yarısının sinema salonları bağlamında desteklendiği, M.E.D.I.A programı kapsamında desteklenen festivallerde her yıl 15.000 den fazla gösterimin yapıldığı komisyonun M.E.D.I.A tanıtım broşürlerinde yer alırken, hedefin Avrupa pazarında var olan payı %10-%20 arttırmak olduğu belirtilmektedir. Direktifin belirlediği esaslar çerçevesinde madde 4 ve 5’in uygulanabilirliği üzerine 2 yılda bir faaliyet raporları düzenlenmektedir. 2003–2004 yılı bilgilerini ele alan 7. komisyon raporunda verilen karsılaştırmalarda birliğe üye ülkelerin   tamamında yapılan yayınların 2003 yılında %65,18’inin madde 4 çerçevesinde Avrupa Eserlerine verildiği, 2004 yılında ise bu oranın 1.86 puan azalarak %63.32 olduğu açıklanmıştır. Bu düşüş birliğe yeni katılan ülkelere bağlanırken 2001 karsılaştırmaları ile ortaya çıkan artış üye ülkelerin, televizyon yayınlarında Avrupa eserlerine artan bir oranda yer verdiği seklinde yorumlanmaktadır (COM 2006 459;5). Birliğin Avrupa eserlerinin desteklenmesi ve yayınlanması üzerine gösterdiği hassasiyet her ne kadar önemli gibi görünse de Avrupa eserleri bağlamında İngiltere, İspanya, Fransa, Almanya ve İtalya’nın piyasa üzerindeki hâkimiyeti, birliğin görsel işitsel pazardaki çoğulculuğa bakışında sınırları da çizmektedir. Bu beş ülke Avrupa prodüksiyonlarının %67’sini üretmektedir (IMCA EAC/34/01). Kültürel çeşitliliğin dayandırıldığı yerel kimliklere ve azınlıklara ilişkin tavsiye kararlarından biri olan “Ulusal Azınlıkları Korumak İçin Çerçeve Konvansiyon”unda azınlıkların iletişim özgürlüğüne yapılan vurgu, ifade özgürlüğü, medya alanında girişim özgürlüğü, medyaya erişim özgürlüğü konularında azınlıklar adına üye ülkeleri sorumlu kılmaktadır (Timisi, 2003, 104). Ancak üye ülkeler genelinde uygulamalar incelendiğinde dil kotası uygulamaları dikkat çekmektedir. Örneğin Fransa televizyon yayıncılığında program ve diğer medya ürünlerinin en az %40’ının Fransızca olmasını şart koşmaktadır. Öte yandan İspanya’da %50 olan dil kotası, Yunanistan’daki uygulamada %25 olarak belirmektedir. Ayrıca Yunanistan’da azınlık dilleri ile yapılan yayınlarda Yunanca altyazı kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır (Timisi, 2003, 108–109). Genel olarak bakıldığında Avrupa ülkelerinde yayıncılık politikasının içinde etnik, azınlık ya da gelenekse dillerin kullanımına yönelik uygulamalar görülmektedir ancak bu tür uygulamaların ulus-devletin kurumsal yapısı çerçevesinde belli müeyyideler ile kısıtlandığı ana dilde yayının da azınlık medyalarında yer alma şartı olması dikkat

155

 

akademia

çekicidir. Brass (Aktaran Timisi, 2003, 110) devletlerin medya politikalarını belirlerken alt kimlikler ile ilişkilerini tanımlarken, politik, stratejik ve tarihsel duruşlarından etkilendiklerini düşünmektedir. Brass’a göre devlet, azınlıklar ile iliksileri çerçevesinde medyayı kullanarak, egemen kültür ile azınlık kültürü arasında iliksilerin geliştirilmesi, azınlık kültürünün içe kapanmasını engelleyerek uzun vadede ekonomik sistemin kapsamının arttırılması, toplumsal gerilimin kontrol altında tutulabilmesi bağlamında medyanın etnik politikalar çerçevesinde kullanılması ve azınlık dillerinde egemen değerlerin azınlık kültürüne tanıtılması amaçlarına ulaşmayı hedeflemektedir. Bu yaklaşımlara destekleyecek tezler öne süren Husband (Aktaran Tekinalp, 2003, 128) etnik azınlığın, tanımlanmış bir Avrupa içinde sınır politikalarıyla marjinal hale getirilerek pasif bir temsil biçimine büründüğünü, üye ülkelerin televizyon haberlerinde ve eğlence programlarında temsili ile ilgili ampirik araştırmaların sonuçlarına göre ikinci sınıf vatandaş olarak algılandığını ve kendini ifade edebilmesi için çok kısıtlı medya imkânlarına sahip olduğunu ama bu imkânların da tekelleşme ve özelleştirme süreçlerinde yok olduğunu iddia etmektedir. Diğer taraftan yayınlarda Avrupa menşeili üretimlere ayrılan kotanın da uluslararası rekabet gücüne ulaşılmada yetersiz kaldığı savunulmaktadır. Özellikle doğrusal olmayan yayın hizmetleri ile birlikte Direktifin koyduğu yayın kotalarının anlamını yitireceği ileri sürülmektedir. Çünkü bu tür hizmetler izleyiciye bireysel seçim olanağı sunmaktadır ve yayın kotalarına yönelik kuralların uygulanmasını imkânsız kılmaktadır (Çakır ve Gülnar, 2008, 213). Kültür çeşitliliğinin benimsetilmesi bağlamında bir diğer önemli faaliyet alanı da medya çoğulculuğu üzerine düzenlemeler olarak görülebilir. Hisse sahipliği, yayıncının pazar içinde alabileceği üst sınırın tespiti gibi bir takım sınırlamalar ile iletişim araçları üzerindeki tekelin önüne geçerek, medya içinde çok  

sesli yayının sağlanmasını hedefleyen Avrupa Birliği, bu bağlamda ağırlıklı olarak üye devletlerin kontrolünde gerçekleştirilen düzenlemeler yapmaktadır. Diğer taraftan liberal politikaların etkisi ile kırılan kamu hizmeti yayıncılık modelinin yerine geçen karma ya da tecimsel sistemler çerçevesinde medya çoğulculuğunun sağlanması anlamında çelişkilere neden olduğu ileri sürülmektedir. Dil bakımından medya çoğulculuğunun Birliğe üye birçok ülkede güçlü sermaye yoğunlaşmalarına yenildiğini düşünen Ward (2005), yeni teknolojilerin getirdiği uydu yayıncılığı vs, gibi hizmetlere rağmen televizyon piyasasında faaliyet gösteren aktör sayısının aracın ekonomik yapısı nedeniyle büyük çaplı şirketlerle sınırlı kaldığını bildirmektedir. Ward’a (2005, 214) göre bu bağlamda Avrupa Komisyonu tarafından çıkarılan Birleşme Yasası da her ne kadar sermaye birleşmeleri ve satın almaların önüne geçmeyi hedeflese de rekabet sorunları ve tüketici çıkarlar ile sınırlı olduğu ve ekonomik alanda açık rekabeti garanti altına almayı hedeflediği için çoğulculuk ile ilgilenmemektedir. Herold’da Ward’ın düşüncesine katılmaktadır. Rekabet Yasası’nın temel amacı başlı başına kültürel çeşitliliği savunmak değil pazarları açık tutmaktır. Ancak Herold’a göre bu tür bir düşünce arzın çeşitliliğini arttıracağı için önemlidir. Ancak medya operatörlerinin tutumu, kalite ve sunulan şeyin çeşitliliği karşısında tüketicinin tutumu tarafında belirsiz olduğundan arzın çeşitliliğe katkısı sorunlara yol açmaktadır (Herold, 2005). Diğer taraftan üye devletler, kendi sınırları içindeki yayıncılar için, yayıncının diğer ülkenin pazarlarında eşikleri aşmaması ve üye ülkenin kendi içinde çoğulculuğu kollayacak uygun tedbirleri alması koşuluyla, üst eşikleri gevşetme imkânı tanımaktadır (Pekman, 2005, 261). Böyle bir durum karşında Ward, üye ülkelerin Birlik düzenlemeleri içinde aktif rolüne işaret etmekte ve medya çoğulculuğunun sağlanması için ekonomik hedeflerin dışında gerçekçi düzenlemelerin yapılması gerekliliğine işaret etmektedir.

156

 

akademia

bir yurttaşlık bilincinin oluşturulması için geliştirilen kültürel politikalar. Birliğin de hem kendi içinde hem de dış dinamiklerinde revizyonlar gerçekleştirdiği bir zaman dilimini içermektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Bugün Avrupa kültürel çeşitliliği ilke edinen uygulamalar ile bir kültürel platform kurma uğraşısındadır. egemen kültür lehine sınırlandırılmaktadır. Kimliğini yeniden tanımlama sürecindeyse ‘kültür’ Avrupa projesinin kalbini oluşturmaktadır. Bir başka deyişle. Diğer taraftan Birlik için kültürel bütünleşme birçok alanda eşgüdümlü çalışmaları gerektiren sorunlu ve karmaşık bir harekettir. bu gün kültürel politikalardan. bir anlamda çoğulculuk kavramının kendi iç dinamiklerinin ulus aidiyeti ile çatışan ironisi etrafında yoğunlaşmaktadır. Birlik politik olarak ulusal ve yerel aidiyetlerin birlikteliğinden bir harmoni yakalamayı ummaktadır. Ancak ulusal-kimlikleri ve yerel-kimlikleri içselleştiren ama göçmen azınlıkların “öteki” olarak konumlandıran bir Avrupa Kimliği eleştirisi getirilmektedir. bir üst kimlik tanıma ve tanıtma çabası içindedir. tavsiye kararları külliyatından oluşan mevzuatları ve uygulamaları içermektedir. bireylere tanıdığı temel hak ve özgürlükler. Klute (2005). çerçeve kararları. egemen kimliğin sınırları içindeki yasal düzenlemelerle. ilk etapta nihai bir süreç olarak algılanabilecek bu gelişmeler. ulus devletin içinde yer alan tarihsel. Birliğin barışçıl ve refah bir Avrupa Devleti’ne doğru evirildiğini göstermektedir. Kuşkusuz küresel anlamda dengelerin yeniden kurulduğu ve ekonomi temelli blokların stratejilerini yeniden belirlediği son 20 yıllık süreç. hem de personel politikalarında olması gerektiğine işaret etmektedir. diğer kültürlerle kurulacak kabul ilişkileri. kültürel çoğulculuk algılayışı içinde kabul edildiği görülmektedir. Bu bağlamda Equa Media programına dikkat çeken Klute. bu değişimin hem radyo televizyon programlarını üretim ve dağıtımında. Avrupa’yı yeniden tanımlamak kültürel bir programın parçasıdır. Uygulama çerçevesinde birçok ülkede. etnik. siyasal. kültürel ya da ekonomik özellikleriyle farklılaşan bölgelerin. üye devletlerin kendilerine has birtakım egemenlik yetkilerini Birliğe devretmeleri. hem ulusal. Bir başka deyişle Birlik küresel süreçte ulus devletlerin bir takım yetkilerini üzerine 157   akademia . üye devlet benzeri yetki kullanımları. hem de uluslararası düzeyde. Diğer taraftan güçlü ulus devletleri bünyesinde barındıran Birliğin federatif anlamda bir bütünleşme içine girebilmesinin mümkün olmadığını bu gelişmelerin dünya konjonktürünü etkisi altına alan küresel akımların bir yansıması olduğunu iler süren fikirler bulunmaktadır. Sonuç ve Değerlendirme Güçlü bir Avrupa ortak pazarı oluşturma ideali ile başlayan beraberlik. Bu programın esas belirleyici özelliği ise. Bu çabalar kendi içinde bir bütünlük arz ediyor gibi görünmekle birlikte geniş bir alana yayılmış direktifler. mülteci ve etnik azınlık toplulukların eşit katılımın hayati olduğu zengin ve çeşitli bir medya kültürü üzerine çalışmalar yapıldığını bildirmektedir. Zamanla bu gelişmelerin etkisiyle Birliğin kendine has bir yapısal bütünlük kazanacağını düşünenler ise siyasal   bütünleşme hareketleri çerçevesinde oldukça önem verilen kültürel çeşitlilik ve Avrupa Vatandaşlığı fikrinin liberal yaklaşımın doğal bir yansıması olarak yukarıdan aşağıya bir hareketlilik olduğu konusunda birleşmektedirler. kültürel tanıma politikaları ve kültürel temsil biçimleri etrafında yürütülen düzenlemelerdir. Anayasal karakteri. Bu eleştiriler. Ama aynı zamanda bu kabul ediliş. Birlik. güvenlik politikalarına kadar geniş bir yelpazede yürütülen ortak çalışmalara dönüşmüştür. Kültürel çeşitliliğin uygulamaya geçmesi içinse yayıncılık alanında etkin bir değişim gerekli görülmektedir.

org/canaktan_pe rsonal/canaktan-arastirmalari/avrupabirligi/aktan-avrupa-birligi.A programı çerçevesinde çeşitli destek projelerinin oluşturulduğu görülmektedir. Kaynakça Aktan C. Avrupa kültürünü ifade eden ürünlerin piyasa içinde payının arttığı sayısal verilerle ifade   edilmektedir. Azınlık haklarının korunması ve kültürel çeşitliliğin pekiştirilmesi anlamında ulusal yapılara öneriler getiren Birlik. kültüre ve çeşitliğe önem verildiğine işaret düzenleme.işitsel politikaları ise çalışmamızda da üzerinde durulduğu üzere en önemli basamağı oluşturmaktadır. http://ec. öneri ve projeler üretse de Birliğin yaptırım gücünün üye devletler üzerindeki sınırlılığı söylemler ve uygulamalar arasında çelişkilerin doğmasına neden olmaktadır. Türkiye üzerinde kurulan azınlık hakları.eu/LexUriServ/site/en/oj/2 158   akademia . Kültürel kodların Birlik içine yayılması ve güçlendirilmesi bağlamında Birliğin görsel. Erişim 23 Kasım 2008. Decision No 1718/2006/Ec Of The European Parliament And Of The Council Of 15 November 2006 Concerning The Implementation Of A Programme Of Support For The European Audiovisual Sector (Medıa 2007) (Avrupa Görsel İşitsel Sektörü Destek Programını Gerçekleştirmeye İlişkin 15 Kasım 2006 tarihli Avrupa Parlemantosu ve Konseyi Kararı). Görsel-İşitsel düzenlemelerde temel önceliğin 1980’li yıllarda ABD yapımlarına karşı piyasanın korunması ve geliştirilmesine verildiği bu bağlamda M. (2005).pdf Avrupa Konseyi ve Komisyonu.D. ekseriyetle pazarın kontrol altına alınması kaygısı taşıdığı eleştirisi getirilmiştir. Ancak azınlık dilleri ile yapılan yayıncılıkta çoğu ülke egemen dilin kullanımı ile ilgili olarak kotalar geliştirmiş ve azınlık dilinde egemen söylemi destekleyecek programların yayınlanması zorunluluğuna da düzenlemelerinde yer vermiştir.europa. Birlik politikalarının yansımaları üzerine yapılan araştırmalarda Avrupa kaynaklı eserlere uygulanan destek ve kota uygulamalarının başarıya ulaştığı. ürettiği direktif. (2006). Birliğin kültürel çoğulculuğa dayanan Avrupa Kimliği fikrine gölge düşürmektedir. (t.I.eu/avpolicy/docs/reg/moder nisation/proposal_2005/avmsd_cons_ may07_en. http://www. öneri ve çerçeve programları ile Görsel-İşitsel düzenlemelerin kültürel politikalardaki önemine işaret etmiştir. Erişim: 23 Kasım 2008.canaktan.pdf Avrupa Parlamentosu ve Konseyi. Amended TVWF Directive/ Directive [] Of The European Parliament And Of The Council Amending Council Directive 89/552/Eec (Sınırsız Televizyon Direktifi Değişikliği Önerisi). bilgiye ulaşma ve kitle iletişim araçlarından eşit şekilde yararlanma gibi insan hakları beyannamesinde de yer alan ifadelerin birliğe üye devletlerce sağlanması gerektiği üzerinde durmaktadır. ana dilde yayın gibi baskılar göz önüne alındığında. Erişim: 23 Kasım 2008.y). Avrupa Birliği. Avrupa Birliği’nin Doğuşu. Ancak Birlik daha sonraki süreçte. Diğer taraftan Görsel-İşitsel Politikaların temelini oluşturan Sınırsız Televizyon Direktifindeki düzenlemelerin. Birliğin Avrupa eerlerini desteklemesi kültürel çeşitliliğin desteklenmesi olarak lanse edilirken bu destekten 5 ülkenin daha fazla yararlanması ve piyasa da ABD ürünleri dışında bu beş ülkenin ürünlerinin dolaşması eleştiri konusudur. üye ülkelerdeki uygulamalara Birlik tarafından müdahalenin sınırlı kalması. Gelişimi ve Genişleme Süreci. ifade özgürlüğü.alarak ulus üstü statüsünü pekiştirirken birliğin temel birimi olarak ulus yapıların da korunmasına dikkat edilmektedir. Diğer taraftan mevzuatın uygulanmasında Birlik politikaları ile üye devletlerin politikaları arasındaki farklılıklar uyum sürecinde problemlere yol açıyor görünmektedir.europa.E. http://eurlex.

M. 23-59). http://www. Avrupa’nın Uzun 19. Doğu Batı Dergisi. İ.tr/Avrup a_Birligi/AB_genisleme. Avrupa'da Azınlık. E. M. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.) Avrupa'nın yeniden yapılanması sürecinde genişleme Erişim: 23 Kasım 2008. (İsmail Türkmen. G. http://eurlex. Boztemur. (2007). 207-223. (1990).gen.). Ankara: Ümit Yayıncılık.mustafatasar. Hayali Cemaatler. A.com. (İskender Savaşır. Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. Avrupa Birliği’ne Uyum Sürecinde Türkiye’de Televizyon Yayıncılığına Yönelik Düzenlemeler.europa. for the period 2003-2004 (SEC (2006) 1073) (2003-2004 yılları arasında 89/552/EEC ve 97/36/EC numaralı Sınırsız Televizyon Direktifi’nin 4 ve 5. 38. Dergisi.eu/LexUriServ/site/en/oj/2 007/l_332/l_33220071218en0027004 5. Tarihsel Açıdan Millet ve Milliyetçilik: Ulus Devletin Kapitalist Üretim Tarzıyla Birlikte Gelişimi.eu/avpolicy/docs/reg/avmsd/ avmsd_comp_table_en. Aksiyon   159   . (2003). (2004). (Abdullah Yılmaz. İletişim Endüstrileri ve Kimlikler. Doğu Batı Dergisi. 517.pdf Alemdar.europa. R. (2003). İstanbul: Metis Yayınları. 14. Erişim: 23 Kasım 2008. 115-135.europa. http://www. C. Erişim: 23 Kasım 2008. as amended by Directive 97/36/EC. Küreselleşme. Ankara: MY Yayınları.php? id=17606 Baydarol. Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 2003 / 2.Çev. ve Erdoğan. (1998). (1983). Türkiye'de Çoğunluk. akademia Bauman. (2002). Directive 2007/65/Ec Of The European Parliament And Of The Councıl Of 11 December 2007 Amending Council Directive 89/552/Eec On The Coordination Of Certain Provisions Laid Down By Law. 18. Commission Of The European Communities (July 2006). Eşitsizliğin Teorik Temelleri: Elit Teorisi. Yüzyılı. Erişim: 23 Kasım 2008. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.htm Bek. (2008). A. (2001). Başlangıcından Günümüze İletişim Kuram ve Araştırmaları. Çev. Arslan. Basyurt.Erciyes İletişim 2009 Ocak   006/l_327/l_32720061124en0012002 9. http://eurlex. B. Çelebi. Boztemur. (2003).pdf http://ec.aksiyon. (1991). Anderson. Çev.). Z. Regulation Or Administrative Action in Member States Concerning The Pursuit Of Television Broadcasting Activities (Televizyon Yayın Aktivitelerinin Takibine İlişkin Üye Ülkelerdeki İdari Eylemler.eu/LexUriServ/LexUriServ . (t. 161-179. G. Z. Bek (Der. B. Düzenlemeler ya da Kanunla Getirilen Bazı Hükümlerin Koordinasyonu ile ilgili 89/552/EEC nolu Konsey Direktifi’nin Değişikliği ile ilgili 11 Kasım 2007 tarih ve 2007/65/Ec nolu Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Direktifi) .). (1999). Avrupa Birliği’nde İletişim Alanının Düzenlenmesi. ve Gülnar.y. maddelerinin uygulanması ile ilgili iletişim raporu). V.). K. Modernlik ve Müphemlik. Avrupa Birliği ve Siyasal Teori. Avrupa Birliği ve Türkiye’de İletişim Politikaları (s.tr/detay. Sosyolojik Düşünmek. R. 5368. Seventh communication on the application of Articles 4 and 5 of Directive 89/552/EEC "Television without Frontiers". İstanbul: Metis Yayınları. (Ağustos-Eylül-Ekim 2006).do?uri=COM:2006:0459:FIN:EN:PD F Çakır. (1995).pdf Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi. Bauman.

). (1996). ve Özbudun. (2000). Kaya. Günay G.edu/documents/edap/2005 _edap03. A. E. E. (2001). (1990) Kahraman. Avrupa Birliği ve Çok Kültürcülük Yalanı. Ankara: Erk Yayınevi. E. Avrupa Fikrinden Avrupa Merkezciliği’ne. Sosyoloji. DG EAC IMCA. 20.). (s. Identification And Evaluation Of Financial Flows Within The European Cinema İndustry By Comparison With The American Model (EAC/34/01) Erişim: 23 Kasım 2008. F. 28-46 Çiftçi. (2004). B. (1997).). Mit Gerçeklik. A. Kamusal Alan ve Yerel Yönetim. (1983). (2004).Çırakman. Uluslar ve Ulusçuluk. (1992). 23-57. Erişim: 23. Hobsbawm.’da UlusalDevlet ve Milliyetçilikler (Nur Domaniç. Avrupa Birliği. İdeolojinin Yeniden Keşfi: Medya Çalışmalarında Baskı Altında Tutulanın Geri Dönüşü.S.. Avrupalılık ve Avrupa Türkleri: Tireli ve Çoğul Kimlikler.2008 http://www. Ötekiyle Yasamak. Doğu Batı Dergisi. D. Medya İktidar İdeoloji. T. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. 144-155.Y. H. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları. S. EU Participation in the UNESCO Convention on the Protection and Promotion of the Diversity 0f Cultural Expressions: Some Constitutional Remarks (Rapor No:EDAP3/2005). İ. J. Doğu Batı Dergisi.11.77126). İstanbul: Sarmal Yayınevi. (2002). Katılımcı Demokrasi. (1996). M. (1989). Cogito. Toplum ve Bilim. Erişim ve Çeşitlilik (s. 39. E. Ankara: Gündüz Yayıncılık.eu/avpolicy/docs/libra ry/studies/finalised/film_rating/sum_e n. (Büşra E.pdf Gellner. Bek ve D. (1995). (2007).eurac. A. İstanbul: Ötüken Yayınları. Kevin (Der.). Farklı Dil ve Lehçelerde Yayın Hukuku. A. (2002). T. Y. Avrupa Film Politikaları ve Rekabet Yasası: Düşmanlık mı. (2005). (s. İstanbul: Ütopya Yayınevi. (2006).G.Özdoğan. Y. Milliyetçilik. 324-332. Keyman. 14. Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları. Çev. Klute. Guibernau. ). Ferri. Cogito. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. İstanbul: Demokrasi Kitaplığı (WALD). Erişim ve Çeşitlilik. Demirer. (2001)..(1999). İleriye Yönelik Düşünmek: Medyada Çeşitliliği Arttırmak ve “Değişim Aktörlerinin” Rolü. Avrupa Kültürünün Birliği. Hüseyin Özel. Giddens. Kaya. Behar. Öteki Olmak. Ankara: Ayraç Yayınevi.pdf Eliot. Birlikte Yaşam mı?. 123-135. (Cemal Güzel. A. İletişimi Anlamak. Çev. S. (İlknur Aka. Çev. Hall. Çev. (2005). Sarıbay. Küçük (Der. AB ve Avrupalılık. K. M. (1999). 14. Güngör. 1780’den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. M. İstanbul: İnsan Yayınları. 39. Habermas. E. 82. A. Ankara: Ark Yayınları. (2002). Türk Diyasporasında Etnik Stratejiler ve Çokkültürlülük İdeolojisi: Berlin Türkleri. A. (1999). 373-440). Pazarın Düzenlenmesi. (2005).   160   akademia . Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. Program.europa.291-332). (Osman Akınbay. http://ec.). Çev. Kevin (Der.G.). Erdoğan. M.). Pazarın Düzenlenmesi. Herold. Bek ve D. (1996). Ertuğrul.

Birikim Dergisi. 187. H. Köker L. Liberal Demokrasinin Çıkmazlarına Çözüm Olarak Müzakereci Demokrasi. Erişim ve Çeşitlilik. Ö. (2006). (2005). Milli Kimlik (Bahadır Sina Şener.org. 185-208.tr/sozluk2. Sarp. Televizyon Ve Kültür: Avrupa'daki Politikalar Ve Yasal Düzenlemeler. 23. S. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları.).2008 Eurozine Avrupa Kültür Dergisi Ağı: http://www. Doğu Batı Dergisi. Pazarın Düzenlenmesi. Rothman. S. Machet. (Erol Mutlu. Avrupa Birliği MEDİA Programı Ağ Sitesi: http://ec. Ankara: TRT Ofset Tesisleri. Pazarın Düzenlenmesi.y).html. Erişim: 23. D. Çev.com/intro1 .11.2008. Telekomünikasyonda Pazarın Serbestleşmesi ve Avrupa Birliği Düzenleme Çerçevesinin Doğuşu: Yapısal Değişim İle Ulusal ve Avrupa Düzeyleri Arasında Etkileşim. 165-174. Dergisi.). Birikim Dergisi. Anayasa Yargısı Dergisi. 15.eu/information_societ y/media/docs/overview/media-en. İnanç. 233-250. Erişim ve Çeşitlilik (s. D. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. akademia İnsel. Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları.). (1999).11. T.   161   .G. Elektronik Ortamlar Ve Kültürel Sınırlar (Emrehan Zeybekoğlu. Kevin (Der.10. Sözen. Sistembölükbaşı. 199-210. İstanbul: İletişim Yayınları. (1999). Evrimsel Tipolojiler ve Kültürel Karmaşıklık. 243-290). (1995). Popüler Kültürün Retoriği: Sahiplik İçinde Yokluk. (2004). M.pdf Michaud. 55–66. H. ve Robillard.F. A. Avrupa’nın Sınırları Sorunu.A.) Erişim: 23 Kasım 2008. (2005) Medya Sahipliğinin Düzenlenmesi Sorunu: Küresel Çerçeve ve Türkiye Örneği.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Kozanoğlu. Erişim: 23 Kasım 2008. 139-162. Simpson. Erişim: 23 Kasım 2008.europa. A. (2001). Çağdaş Kimliğin Yapılanma Süreci ve Televizyon. Sınırsız Televizyon Direktifi. İmançer.eu/comm/avpolicy/re g/tvwf/index_en. 23. S. http://ec. (s. (2003). Doğu Batı Dergisi.europa. 15–18. (t.html Smith. (2000).İ. MEDIA-2007 Tanıtım Broşürü (t. 187. Avrupa Birliği Entegrasyonu Sürecinde Türkiye’nin Kimlik Problemleri.y). C. A.Pdf Morley. Avrupa Birliği Kültür Politikaları. The Problematic Politics Of Postmodern Pluralısm. Kimlik Mekânları: Küresel Medya.2008. (İlker Fıçıcılar. E. http://mezopotamya. Çev. (2003). 23. M. Çev. İKV Ağ Sitesi: http://www. Erişim: 23.11. (2005). İktisadi Kalkınma Vakfı Sözlüğü (t.tripod.). (1991).B.y. Bek ve D. Pekman.php?ID =941. Küreselleşme ve Uluslarüstü Sermaye Sınıfı. Doğu Batı Dergisi. (1995). Çev.37-74). Rağbette Olma Ve Sağduyu Bilgisi. Akdeniz İ. Erişim: 23. Kevin (Der. (2004). Laçiner. (2006). AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları.eurozine. Seçim Sistemleri Ve Siyasî Çoğulculuk Demokratik Meşruluk Açsından Bir Değerlendirme. Bek ve D. Doğu Batı Dergisi.). http://www. D. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.ikv.com/articles/200 4-04-09-sarp-tr. E. M. (1997). 18.). Avrupa’da Siyasetin Sularına Girerken. (2004). ve Robins. K. (2002).Edu/Academics/bus/iscm/mi chaud4. G.htm. S.wju. Wheeling Jesuit University Ağ Sitesi. 10–14.

2008. Talisse. Toplum Ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) Ağ Sitesi: http://www. Tomlinson. 111-115. Avrupa Topluluğu’nda Ulusal Kültür ve Televizyon: Sorunlar Öneriler Çözümler. Pazarın Düzenlenmesi. Tunç. Çokkültürcülük ve Medya (Edibe Sözen. 20. (t. 139-198. Modernliğin Eleştiris. M. (Emrehan Zeybekoğlu. Kilad. (2002).). (2004).tohav. R. 8 (1-2). Timisi. Vardar. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları No: 3772. http://www.11.G. Küreselleşen Dünyanın Bunalımı: Çokkültürlülük. 77. D. 29 Haziran 1992.y. 4. D. 157. (2002). Mcdonalds’a Karşı Simit Sarayları: Küreselleşme Karşıtı Hareketler. Erişim: 23. Çev.). B.). (1992). E. Erişim: 23. N. (1992). (2003). Avrupa Birliği’nin Görsel İşitsel Politikaları: Kültür Kalesi Oluşturmanın Zorlukları. 8 (2). Erişim ve Çeşitlilik (s. Bek ve D. Ş. 97– 134). Ş. Küreselleşen Dünyada Milliyetçilik. AB ve Türkiye’de İletişim Politikaları. İçiçe Geçmiş Tarihler: Avrupa Merkezcilik. Kevin (Der. Karizma . Kimlikler. R. Ş. 5772.koprudergisi. Pluralism. E. Yel. (1994).G. Ankara: Ümit Yayıncılık. ve Shohat. Tekinalp. Televizyonda Çoğulculuk ve Çeşitlilik: Avrupa Komisyonu’nun Rekabet Politikası ve Üye Ülkelerin Medyada Çoğulculuğu Sağlamada Rolü. Ward. (1999). (2005). 75-88.eu/en/treaties/dat/11992M/ htm/11992M.html#0001000001 . Doğu Batı Dergisi. Birikim. 3 (1). Yıldırım. (2003). (1993). İletişim Endüstrileri ve   162   akademia http://eurlex. (2005).38. Bek (Der. Ana Dilde Yayın: Avrupa Birliği ve Türkiye. Tekinalp.213-242).11. M. 33-46. M. (1991). Kültürel Emperyalizm. H. (2005). 113-134. Karar No:92/C 191/01. Küreselleşme.as p?Bolum=EskiSayilar&Goster=Sayi &SayiNo=7 Tekinalp. Uluslararası ve Ulusal Hukukta Azınlık Hakları. İstanbul Kültür Üniversitesi Güncesi Sosyal Bilimler ve Sanat. Avrupa Birliği ve Kimlik Oluşum Süreci. Andpolitical Justification (Elektronik Sürüm). Liberalism.com/index.A.i (Hülya Turan. (2004). İstanbul: Ayrıntı Yayınları.). Avrupa Birliği ve Türkiye’de İletişim Politikaları (s.Stam. Treaty On European Union (Avrupa Birliği Antlaşması). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Çev. Köprü. Uluslar Arası Sözleşmelerde Azınlık Hakları Sorunu Ve Türkiye (Elektronik Sürüm).). J. A. Erişim: 23 Kasım 2008.2008.org/?bolum=yayin&tur=ki tap&no=15.europa. 205-223. Polıtıcal Theory. Touraine.). Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. Çev. ( 2006). Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 163     .

egemen çocukluk söyleminin incelemeye konu olan gazete ve ders kitaplarındaki görsel imgelerle desteklendiği vurgulanmıştır. The study employs techniques from documentary research and offers a hybridized analysis combining constructionist approaches and content analysis of visual materials. Keywords: childhood discourse. content analysis Egemen Çocukluk Söylemlerinin Görsel İmgelerde Yansımaları: Haber Medyası ve Eğitime Yönelik Nitel Bir Değerlendirme Özet Çocukluk kavramı konusunda yapılan kuramsal çalışmalarda. alan yazın genel hatlarıyla çocukluk üzerine kurgulanmış iki zıt söylemin varlığına işaret etmektedir. görsel imgeler. görsel belgelerin içerik analizi yapılmış ve bulgular kültürel çalışmalar alanından çeşitli yaklaşımlar ışığında yorumlanmıştır. edilgen bireyler olarak kurgulayan egemen söyleme karşın çocukların etkin. the elements of the discourses mediated through the visual images remain uncovered. içerik analizi . The romantic view of passive children as needing affection and protection is contrasted to the critical view of children that suggests defining children as empowered and active social agents. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi   164   akademia Anahtar Kelimeler: çocukluk söylemi. Betimsel nitelikte olan bu çalışmada. media and education. In addressing this gap in the literature. Tüm bu çeşitliliğe rağmen. gazeteler ve okul öncesi eğitimi ders kitaplarında kullanılan fotoğraflarda çocukluk kavramının nasıl tanımlandığını. this study presents a qualitative appraisal of children’s visual images in newspapers and education textbooks. ∗                                                              Yrd. Çocukluk kavramına romantik açıdan yaklaşan ve çocukları yetişkinlerin korumasına muhtaç. çocukluğun tanımlanmasına yönelik olarak çeşitli disiplinlerin farklı yaklaşımlar sergilediği görülmektedir. Çeşitli yönleriyle sosyal pratiklere yansıdığı öngörülen egemen çocukluk söylemi yazı dilinde tartışmalar yoluyla görünür kılınmış olmasına rağmen. haber medyası ve eğitim alanında görsel imgeler üzerinden çocukluğun nasıl tanımlandığı henüz saptanmamıştır.. Traces of dominant childhood discourses have been observed in the visual images of children appearing in selected newspapers and education textbooks. Dr. yetkin ve eyleyen bireyler olarak tanımlanmasını savunan eleştirel söylem tartışmaların odak noktasını oluşturmaktadır. Çalışmanın bulguları doğrultusunda. Doç.TRACING DOMINANT DISCOURSES OF CHILDHOOD IN CHILDREN’S VISUAL IMAGES: A QUALITATIVE APPRAISAL OF NEWS MEDIA AND EDUCATION Arzu Arıkan∗ Abstract The literature on childhood involves various appraisals of childhood discourses from various disciplines. While these discourses of childhood are visible through the medium of written language. visual images. medya ve eğitim. nitel yöntemlere başvurarak değerlendirmektir. Alan yazında gözlenen bu boşluğa yönelik olarak bu çalışmanın amacı.

Among those approaches. While there seems to be a consensus on the prevalence of adult perspectives in the concept of childhood as a vulnerable stage of life and its implications for children’s social status. She further claims that a heterosexual and nuclear family model with an individualistic image of dependent child and submissive mother dominate the discourse of early experiences. ‘the whole child’ and ‘progressive development’ narratives deny children’s own voices as social agents because they contain such images of vulnerable children dependent on the surveillance of strong and competent adults for nurture and care. 1997. In the same vein. On the other hand. Jenks. 1995). Thus. This vision defines childhood as ‘the start of a journey of realization. and attachment theory. Silin. Within this strand of literature. Gandini and Forman. progressive development.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Introduction The question of what childhood is and how certain constructions of childhood inform our practices with young children have been at the center of theoretical debates since 1990s. culture and gender privileges. drawing from various authors in childhood studies (i.. psychology (Walkerdine. According to Dahlberg et al.’ beginning with incompleteness and moving toward full potential adulthood. “the focus is on the individual child who. Presently. education (Cannella. social and historical contexts underlying the construction of childhood are emphasized along with a thorough critique of universalizing assumptions of psychological perspectives in early childhood education. Edwards. Schor. Cannella (1998) points out the absence of later life experiences and diverse families’ voices in the discourse of psychologically grounded early life experiences. attachment theory supports the construction of dominant images regarding the relationships between the child. 1999. 2002) are contributing to the literature on the concept of childhood. Dahlberg Moss and Pence. 2004). 2008) and mass media (Bignell. Nsamenang. irrespective of context. Burman. educational perspectives pondering about the dominant constructions of childhood images note that a dichotomous and de-contextualized vision for children prevail in education. To overview briefly. 1994. 2004). James and Prout. the discourse of early experiences in attachment theory defines appropriate gender roles for women as children and mother are posited together in a subordinate form of relationship. and she attacks foundational assumptions of developmental psychology in early childhood education. it is clear that the closest alliance is formed between the sociological theorizing on childhood and educational perspectives in early childhood. (1999). Cannella (1998) notes that such visions of childhood shape underlying tenets of early childhood education including the whole child narrative. Similarly. 46). 1998. 1997. divergences still exist in the scope of discussion. 1992.e. various approaches from sociology (Corsaro. 1993). Perhaps. Dahlberg et al. (1999) point out the absence of children’s agency in modernist standpoints and they propose a postmodern perspective in viewing children. mother and family. For instance. create room   for children to speak the ‘hundred languages of childhood’ (Dahlberg et al. Moreover. child centeredness. 1999). as oppose to isolating discourse of child centeredness. On the one hand. Cannella (1998) identifies dominant images constituting discourses of childhood. Their proposal comes to life in the Reggio Emilia approach in which relationships and communication. 165   akademia . consumer studies (Cook 2005. it controls children and women and fosters class. the most promising dimension of the debates on childhood will be the emergence of an interdisciplinary field for childhood studies in the near future. follows a standard sequence of biological stages that constitute a path to full realization or a ladder like progression to maturity” (p.

Kunkel. what is the economy’s role in this world where   children should be perceived as active? Drawing from the research on spaces of children in commercial stores. and she suggests using plural constructs of childhood viewing children both as subjects and objects.The literature reviewed on the intersection of media and children reveals similar lines of discourses as the postmodern approaches. Reviewing discourses on the interactions of children with television. 1966. Bignell (2002) draws attention to the absence of the child as a subject in these discourses and notes to the existence of polarized views in regards to the effects of media. (1999) argue. The question of what children’s world contains in social life other than school. Jacobs and Eccles. Thus. or boosterism of liberal theory and the empowered consumer. but which also rejects the child exceptionalism of the protectionist approach” (p. 236). and childhood is situated parallel to adulthood in terms of consumption trends and tendencies. In similar lines of thought. Some studies in this vein remind media its responsibility to provide more information on child care and development for parents (Gerson. magazines and television) and children’s interactions with the media. Parallel to this theoretical discussion. or dragged in by media and marketers’ (p. like parents or teachers. in fact. Emphasizing weaknesses of the two paradigms of vulnerable and empowered children in relation to the commercial culture. 2002). 2003). the author points out the limitations of alternative constructs of agentive. In this view. draw blurred boundaries for the social world of children. While Dahlberg et al. 139). children’s voices are taken into account by the commercial industries as they spend resources for research about children. He suggests that both theories of media whether focusing on positive or negative effects involve conventional views of children that define the child ‘negatively and retrospectively as a being who is not yet an adult’ (p. Cook (2008) invites scholars to be ‘cognizant of the often unexamined assumption that posits children as somehow outside the realm of economic life who are then brought into it either by caring adults. While studies of this nature emphasize giving voice to children in media. Schor draws attention to the philosophy of integrated child and adult paradigm: “The paradigm being suggested is one that avoids the economic myopia. indeed. Jipguep and Phillips. community and family still waits for an answer. 489). active and passive. then we not only deceive ourselves but do not take children seriously and respect them” (p. “ … if we hide children away from a world of which they are already a part. they ironically reinforce the discourse of childhood by situating children in media as an ignored and vulnerable part of population.e. 1985. For instance. Thus. empowered and active child in various literature. the need for a thorough analysis of childhood discourses has been brought forward that should emphasize all realms of social action utilizing non-dichotomous concepts. 166   akademia . 1999. they. The counter reflections of these provocative arguments regarding the discourses of childhood can be seen in the form of stomped critiques from other disciplines. often ignored as a realm of social action in educational thought. newspapers. 45). Suding and Biely. From this standpoint. persons and symbols. discourses of childhood in media are constructed along the lines of children’s interactions with the media. Smith. Schor (2008) discusses commercial culture and identifies two dominant paradigms constructing children either vulnerable or empowered members of the society. the research scrutinizing the content (i. posits media as a context of socialization (Milkie. children are defined in relation to commercial economy. She cautions about the threats associated with commercial culture for both children and adults and suggests using a critical paradigm that integrates children and adults. Cook (2005) shows how. Within this framework.

Methods The main purpose of this qualitative study is to trace dominant discourses of childhood in visual materials. A limited number of studies. defines. discourse.Erciyes İletişim 2009 Ocak   The literature on childhood reviewed so far has involved critical appraisals of childhood discourses from various disciplines. 1997). equity and social justice? Theoretical framework of the study is informed by constructionist approaches to the systems of representation in the realm of cultural studies. the elements of the discourses mediated through the visual images remain uncovered. The constructionist approach emphasizing the role of language as a system of representation focuses on the production of meaning and views representation as a complex process of producing meaning (Hall. The constructionist approach emphasizing the role of discourse as a system of representation focuses on the production of knowledge and meaning through discursive formations in different historical contexts and periods. the meaning we assign to the material world comes from the symbolic processes and practices involving language and representation systems. 25). and produces objects of knowledge’ and ‘influences how ideas are put into practice and used to regulate the conduct of others’ (p. That is. The guiding principle of linguistic and semiotic approach in constructionism is that objects. and production of knowledge are foundational concepts of   constructionist approach. this study presents a qualitative appraisal of children’s visual images in media and education materials. language is viewed as a system of representation consisting of ‘the actual sounds we make with our vocal chords. Drawing from the constructionist approaches to the systems of representation. While these discourses of childhood are visible through the medium of written language outlined so far. the responses to the following questions were sought in this inquiry: 1) How do photographs in newspapers and textbooks visually represent children? 2) What are the discourses of childhood present in the visual images of children? 3) To what extent do visual images of children address the issues of power. though. people or events do not have a fixed meaning apart from language. The pioneering studies in this strand involve Saussure’s work on linguistics and Barthes’s work on semiotics. the digital impulses we transmit electronically’ (p. To trace dominant discourses of childhood in children’s visual images. The guiding principle of discursive approach is that physical things and actions only become meaningful objects of knowledge within discourse (Hall. In this approach. 1997). How do visual images represent children? What are the dominant discourses of childhood operating at the level of visual images? Based on the assumption that printed media involving visual images is as powerful as written and spoken language in constructing discourses. The romantic view of passive children as needing affection and protection of adults is contrasted to the critical view of active children that suggests defining children as empowered social agents who have equal status to adults in social life. Underlying assumption is that 167   akademia . the marks we make with paint on canvas. discourse is defined as ‘a group of statements’ that ‘constructs. 44). the purpose of this study is to trace dominant discourses of childhood in visual images of children. the images we make on light sensitive paper with cameras. The language. suggest leading discussions on childhood in nondichotomous terms. In this approach. production of meaning. this approach in constructionism moves the basic processes of meaning production through language to a more advanced level of knowledge production through discourses. Owing to Foucault’s work on knowledge and power.

national exam times. the analysis was focused on Roopnarine and Johnson’s textbook. Bauer. Using visual materials to identify implicit information requires asking such questions as “Who is missing from the photograph or painting. The newspaper issues were drawn in weekly clusters from three different months to prevent seasonal effects in the analysis due to superficial increase in children’s visual images during   certain periods (i. this qualitative inquiry employs techniques from documentary research and offers a hybridized analysis utilizing the concepts of constructionist approaches and content analysis of visual materials (Hall. According to Loizos (2000). November 1 and 11. There were total of 35 children’s visual images in Roopnarine and Johnson’s textbook and all these images were analyzed. To ensure the accuracy of interpretations drawn from the analysis. Aries’s infamous work. 1980. These two sets of documents (newspaper issues and textbooks) were chosen in ten year intervals to substantiate the continuity/discontinuity of the representations and discourses in children’s visual images. Since photographs in printed materials are targeted for the analysis. Centuries of Childhood can be shown as a classical example for the analysis of visual images. but findings were compared to the latter two textbooks for possible divergences in the analysis of children’s visual images. 2000.visual images are representational systems on which interplay of several discourses can take place. 98). this assumption didn’t hold when the children’s images were examined. The initial reasons for selecting these specific textbooks were the difference of the topics covered in each book. However. 2000). rather it serves to offer maximum variability for triangulation and historicity in data sources. Therefore. In parallel lines. and September 21 and 30. Guided by these questions and methodological framework offered for qualitative research. school openings. symbolic system of visual images was selected as the domain of analysis in the present study. photographs are visual research materials and they offer several kinds of uses including to document specific historical changes and to read them for implicit cultural and historical information.e. 1990. availability of the visual images in the texts. 13 visual images from Golubchick textbook and 16 visual images from Gordon and Browne’s textbook were cross checked. Using purposeful sampling methods. 1997. school breaks in holiday seasons etc. and the assumption that there would be different categories of children’s visual images because of the years they were published. Newspaper issues included all the New York Times issues between March 1 and 9. Data sources for the analysis of children’s visual images consist of the issues of the New York Times newspaper and three early childhood education textbooks.). 2001. All visual images of children appeared in these time periods were analyzed comparatively. selecting these documents from different years doesn’t serve to generalize findings beyond or within those years. the newspapers and textbooks were selected based on the target audience for the media identified. The visual images of children in this study are defined as photographs of children used in media and education materials. There were a total of 57 visual images of children in these newspaper issues. and why? The young? The old? The rich? Whites? Blacks? And what is implied by their absences?” (p. Aries (1962) examined paintings and etchings to show changing conceptions of childhood from medieval times to more recent times. While the target audience consists of general public for 168   akademia . The visual images in the latter two textbooks were observed to be representative of children’s visual images in the Roopnarine and Johnson’s textbook. and Gordon and Browne’s Beginnings and Beyond (1993) as the supporting documents. Textbooks as data sources included Roopnarine and Johnson’s. Penn. Approaches to Early Childhood Education (2000) as the main analysis unit and Golubchick’ s Early Childhood Education (1977). However.

the use of children’s images in three categories differed across three years. Visual Images of Children in the New York Times The analysis of selected issues from the New York Times newspaper is presented in this section. When the photographs in the New York Times are examined across three years.   169     . copies of photographs are not provided in this article but detailed descriptions are provided as needed. The analysis of photographs and accompanying news texts in the New York Times issues revealed that children’s images were used in three different contexts: 1) Children’s images as part of the news related to children (children as tittle-tattle category) 2) Children’s images as part of the advertisements related to commercial products and services (children as consumers category) 3) Children’s images as part of the news related to adults in which the news stories do not involve children (children as instruments category) The distribution of children’s visual images in these three categories is summarized in Table 1. That is. children as consumers and children as instruments categories. This dramatic increase in using children’s visual images as shown in Table 1 may be attributed to changing trends of newspaper coverage in the media industry.Erciyes İletişim 2009 Ocak   the former. However. 1990 September 21 thru 29. the increase in the use of children’s visual images is worth noting. the audience for the latter is limited to undergraduate or graduate students in teacher education programs. the use of children’s images is not equally reflected in children as tittle-tattle. 2001 Children as tittle-tattle N % 7 50 6 38 6 22 children in the selected issues of the newspaper. Results The results of the study are broken down into two sections based on the document types analyzed. Table 1: Distribution of Children’s Images in the New York Times Children as instruments N % 2 14 5 31 12 45 Total N 14 16 27 Total % 25 28 47 Children as consumers N % 5 36 5 31 9 33 akademia As the statistics show in Table 1. There were total of 57 different photographs of The New York Times Issues March 1 thru 9. The changes in the use of children’s images for these categories are shown in Figure 1. 1980 November 1 thru11. Due to copyright issues and space limitations. the number of children’s images used in the newspaper appears to be increased dramatically from 25 % to 47 % between the years of 1980 and 2001 respectively. Common to the audiences of newspapers and textbooks is their reading activity in decoding the meaning and their exposure to several visual images of children.

children were usually photographed with an adult while they were engaged in a cognitive activity or they were photographed while they were in groups with their peers. proficiency scores. Within this category. the percentage of children’s images in children as consumers category remained relatively stable (36% in 1980 and 33% in 2001). Therefore. the simultaneous decrease in using children’s visual images as part of the news related to children and the increase in using children’s visual images as part of the news related to adults appear to support the dominant discourses of childhood. On the contrary to these statistics. In this discourse.Figure 1: Changes in Children’s Visual Images While the percentage of children’s images in children as tittle-tattle category decreased from 50% to 22%. school and sports seem to support a competitive discourse of education that education is about gaining cognitive and literacy skills for a competitive world. 1990 and 2001. literacy. In education related news. sports. The fact that children’s images used as part of commercial advertisements remained stable shows on the surface that children are regarded as established consumers and their presence in the market is equally important as adults. the percentage of children’s images in the children as instruments category increased from 14% to 45% between 1980 and 2001 respectively. proficiency tests. That is. the foregoing three sections will document the strength of these insights based on an in-depth analysis of individual photographs of children in each category. The recurring themes of cognitive tasks. news stories reported school closing. children were the focus of the news and the news topics included education. For example. However. this observation cannot be solely based on the changing   statistics of children’s visual images in the newspaper. However. family news and celebration activities in which children were involved. literacy. newspapers use children’s visual images less as the direct focus of the news and more as part of adult news and this implies that children’s own voices are rarely heard in public life and they are not regarded as active members of society as they are viewed as dependent on superior adults. science. 170   akademia . Educational news involving children was found as an overarching topic in 1980. celebrations in different facilities and adoption news. Children as tittle-tattle: Children’s visual images were categorized under children as tittle-tattle category when the news text was found directly related to children.

The children’s visual images appear in a heterosexual. An important characteristic of the children’s images in family related news was with whom children were photographed. too. For example. Thus. When these visual images of heterosexual families with children were examined. the needs of children for various products are satisfied through families in the capitalist market. the commercials related to health sector and safety were more common in 2001 issues of the New York Times newspaper. Children’s visual images identified in commercials for fashion or entertainment industry usually included smiling photographs of children as opposed to adults’ serious or inattentive faces in similar 171   akademia .Erciyes İletişim 2009 Ocak   education does not have an aspect of empowerment or enjoyment for the individual child and it has no space for children’s construction of their own identity autonomously. a sad black woman holding her son was photographed under the news title. there was a changing focus on the commercials across three years. is constructed as a gateway toward full participation in the superior adult world where success and competition are more valued than aesthetics and individual empowerment. and they call for immediate action on the part of families. sad facial expressions of children and emotional quotes were used. Within this category. father and sometimes a sibling. The smile reinforcing the perception of happiness in these images helps to construct a discourse of childhood that children are happy and healthy in traditional nuclear families. happiness with a smile on each member’s face was identified. The widening focus of the commercials toward health sector and entertainment sector using children’s visual images construct the child as a potential consumer and client in the capitalist market. In the health related commercials or safety related commercials. and children’s visual images in single parent families rarely included a positive portrayal. a Welfare State that Works. However. The happiness and problem free lives of nuclear families signify conflict as an undesirable attribute in the society and that conflicts and problems may be avoided in heterosexual and nuclear families. Those visual images of children signify children’s need for nurture and care. health and safety. Education for children. This image with the news title seems to imply that being a single mother is not only a problem for children but it is also a problem for the   country. and a Possible Model for the Future. There were no representations of children in gay families. traditional and accepted form of family appeared to be a happy nuclear family consisting of a father. this negative image supports the discourse of traditional and heterosexual family for the guaranteed happiness of children. On Pier 94. the discourse of childhood as a period of preparation for life through education appears to be reconstructed in the visual images of children as tittle-tattle category. the commercials depicted children with the products or services related to fashion. Children as consumers: Children’s visual images appearing in the commercial advertisements were coded under the category of children as consumers. The movie commercials having a child actor also appear more often in 2001 and 1990 issues. This discourse is strengthened with the images of concerned single-parent families having problems in their lives. a discourse of childhood highlighting children’s dependency to adults is supported and children’s world is constructed within the borders of family in a subordinate form of relationship with their parents. In the visual images identified. mother and children in the news. Thus. Thus. nuclear family structure that involves a mother. therefore. While the commercials for fashion industry appeared at every selected year. However. children as consumers are reached through their parents. Since parents are the readers of these newspapers.

the news in this category have a broader scope and a direct political context. The message given with the visual image of the child in this commercial thus emphasizes defining boundaries of life for children in public and private domains: education and family. middle class. happy and middle-class image of a childhood is reinforced. As the topic of these news reveal. The Bright Whites! While this quote is at the margins with its xenophobic implication. However. more children’s images from non-white origins were found in 2001 issues compared to 1990 and 1980 issues. That is. because they did not have any positive mention of nonwestern children’s cultural characteristics. This brings forward a cultural discourse of childhood privileging whiteness and western values. as needy individuals growing into adulthood. hunt for Osama bin Ladin. the visual images of children in this category are used to signify other meaning systems. these images included diverse   children only on the surface. children’s connection to institutionalized education is reminded once more through a visual image for a fashion commercial. The news topics in this category were related to the adults and many dramatic events that adults cause in the world. These children are happy as long as their parents satisfy their needs which are determined by outside experts.commercials. Those happy facial expressions not only touch the hearts of loving parents but they also create a sense of trust for the advertising company and a strong urge to buy its products for children. At the same time. a pretty. In addition. For example. the absence of visual images other than intelligent. there was only one black child’s photograph for a fashion commercial. 1980 issue of the New York Times. when the news story included losses or war children were photographed while they wore gas masks. hardship and fear. portrayals of children as if they were behaving like mature adults attract the attention. western children creates an oppressive discourse of childhood in the cultural realm. These news included such stories as attack to Turks. The news reports about these dramatic events with instrumental children’s visual images were found at all selected years of the newspaper issues. Therefore. It is also noteworthy that the image was placed on the left bottom corner of the page which is the last point where readers’ eye touch when looking at a page. Children as instruments: An important characteristic of the children’s visual images used in the category of children as instruments was that children were not direct focus of the specific news themselves and children’s visual images were instrumental in strengthening the messages given in the news text. people who lost significant others in the attacks and news about the political leaders. The girl in this commercial was photographed with a smile on her face and a handwriting style quote accompanied the visual image: Dear mom. white. war in Afghanistan. The news genre was also different than the news stories in which visual images of children as tittle-tattle appeared. When children’s visual images in the fashion commercials category were further examined. For example. or they were photographed under American 172   akademia . In this commercial. school is great! Send more clothes. The final characteristic of the children’s visual images in this category was their focus on the whiteness. death of relatives. When these visual images were examined in the context of these dramatic events reported by the newspaper. Additionally. mostly white children were photographed with an accompanying quote saying. a variety of emotional expressions were employed in the visual images and the texts. hunger. in March 9. Most of the images for fashion industry consisted of white children’s photographs. attack in September 11. The main features of these news reports and the children’s visual images were that children were up-front in the photographs and they were in direct focus of the camera. a discourse of childhood based on whiteness and western cultural values seems to be operating at a deeper level in this category of children’s visual images.

which might be well questioned in the context of political campaigns as a sensitive period. Once again. therefore. children’s world of play versus adults’ world of despair. children were not mentioned yet their mature and non-traditional behaviors were captured by the camera. Roopnarine and Johnson’s textbook (2000) was selected as the focal unit of visual content analysis and the textbooks by Golubchick (1977) and Gordon and Browne (1993) were examined for possible divergences in the analysis of children’s visual images. discomfort and decision making whereas the world of children is characterized with comfort and protection. the specific discourses of childhood are used to reinforce positive spirit for American nation and these visual images of children attract attention to the rightness of soldiers in war. The children’s’ photographs taken with political leaders were the last set of visual images in 1990 issues of the New York   Times. It is the vulnerability of the specific population that particular news is referring to. There are also other meanings that these visual images are associated. Those portrayals create the perception that children are grown up and they are already a member of the adult world. the nostalgia of being a young child is brought forward in this specific news story. In support of such discourses. The news stories did not include any coverage for the children photographed yet they mentioned the political leaders or their actions for high-pressure issues. in the news story. Adult world is characterized with competition. The content of each textbook was different and they covered a variety of topics in early childhood education. adults’ affection for children is aroused by presenting children as defenseless in an adult world. The images appearing in Gordon and 173   akademia . honest and caring character of the political leaders.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Flag with a soldier hat on their head (Waves of Anguish and Loss). In another image. The difference between the textbooks was not the categorical differentiation of children’s visual images but it was the way that these visual images were organized in the textbooks. a dichotomy between the complicated adult world and sincerity in children’s world is signified. The children’s images in the context of these dramatic events emphasize the innocence and vulnerability of children which place them once again under the shadows of the dominant discourses of childhood. None of the images were incorporated with a written section to strengthen the meaning of text. In the news texts. For Arab Americans a Time of Disquiet on September 30. The idea of innocent child is instrumentally employed to signify the compassionate. The children’s visual images in these news topics function like Pepcid AC to smoothen the obvious tension in a political context and possible negative reactions of the readers to the political leader. In essence. it creates such superficial dichotomies as happy versus sad. Visual Images of Children in Textbooks The analysis of children’s visual images in education textbooks is discussed in this section. In fact. what the image signifies is not only children’s play as their main activity. the children were shown at play. However. These images of children thus create a dichotomy that the gift of nature is touched by adult-made world which children should not be part of. In addition to these meanings regarding the defenselessness of children. 2001 issue of the New York Times. The children’s maturity and the ways in which they respond to dramatic events in these images are making them part of the adult world but their defenselessness is implying that they need protection by the adults in the private domain of the family. Early Childhood Education (1977). occupying half of the page. the relationship between the image and the chapter topic were arbitrary in most cases. appeared at the end of the chapters as large size black and white photographs. and vulnerability versus strength. The children’s images in Golubchick’s introductory textbook.

Parallel to mainstream approaches to child development and education constructing dominant discourses of childhood. and 15 other (43%) content areas. three areas were discerned. including 10 literacy (~29%). Roopnarine and Johnson’s textbook. Based on children’s visual images used in Roopnarine and Johnson’s textbook (2000). That is. Table 2: Frequencies of Children’s Visual Images in the Textbook Boys Girls 9 5 3 5 6 14 4 5 2 2 5 9 Boys & Girls Mixed 2 10 5 3 4 12 Peers Adults Total 11 8 1 9 9 19 4 12 9 1 6 16 15 20 10 10 15 35 As shown in Table 2. and cultural structures therefore they represent children as passive adult-to-be candidates in a de-contextualized fashion. gender. When the images were examined according to the activity content. 10 mathematics and science (~29%). there were total of 35 photographs involving children in the textbook. When these images were examined according to the nature of children’s activities. there were no discrete contexts in which children’s visual images were used in these textbooks yet dominant discourses of childhood were still evident in the representational sense. mathematics 174   akademia . The visual images were incorporated with text in chapters. included fewer children’s images compared to the former two textbooks. Nonetheless. two types were found comprising 15 play activities (43%) and 20 academic activities (57%). the statistics provided in Table 2 illustrate these observations. Unlike the New York Times newspaper. The visual images of children included in the textbooks portray dominant discourses regarding child development and education. These activities appear to be neutral on the surface that support children’s natural course of development universally defined by mainstream approaches in psychology. socioeconomic class and culture were found in these visual images. outlining various models of early childhood education. In fact.Browne’s textbook. traces of ‘othering’ discourses involving race. these   images show children in the classrooms. children in these visual images are defined outside the political. economic. Except for a few images showing children outdoors or at home in Golubchick’s (1977) and Gordon and Browne’s (1993) textbooks. an in-depth reading of the children’s visual images shows shady contours of these free standing activities in these textbooks. The pages with multiple children’s visual images started with a question underlying the main topic in the upcoming chapter and the photographs were used to visualize the expected answer. childhood is separated from adulthood as a distinct period of life and institutionalized education in a stimulus rich environment has Activity Types & Content Play Academic Literacy MathScience Other Total NonWhite Children 3 6 2 3 4 9 White Children 10 9 5 4 10 19 Culturally Mixed Groups 2 5 3 3 1 7 utmost importance for the development of children. Beginnings and Beyond (1993) were multiple color-photographs placed at the beginning of each chapter and some small size photographs were spread throughout the text. The main activities of children were to play and to engage in learning activities in educational environments. Approaches to Early Childhood Education (2000). The statistics regarding the nature and content of these activities in the visual images of children show a discourse of education in which literacy.

However. these images signify a discourse of childhood in which children need to learn to progress toward adulthood to be independent individuals through adults’ guidance. This monocultural focus not only favors white and middle class children but it also positions non-white children of different cultural backgrounds and races as other and   inferior within the realm of educational institutions.     Figure 2: Cultural Aspect of Children’s Visual Images     This representation in favor of white children shows traces of a ‘monocultural’ discourse of childhood in the textbooks. care and patience. In terms of gender aspect. absorption and curiosity. 9 images showing only girls (26%). 130). 19 photographs showing only white children (54%). According to the group structures. From the cultural perspective. The social aspects of children’s visual images included culture.Erciyes İletişim 2009 Ocak   and science are more valued than other areas of learning and development. play and academic activities in education. and 12 images showing boys and girls in mixed groups (34%). For instance. more images including only white children were observed in all types of activities across different content areas (Figure 2). For the majority. 7 photographs showing racially and culturally mixed groups of children (20%). gender and group structures. there were 9 photographs showing only non-white children (26%). a visual image of black children in Head Start classroom with their teacher showing how to brush their teeth (p. These statistics regarding the social aspect of children’s visual images show that non-white children and girls are underrepresented and white and male children are dominant in the textbooks (Table 2). in Roopnarine and Johnson (2000). 24) shoulders this otherness compared to the visual image of a teacher rewarding a white child for his success in reading time (p. adult’s facial expressions captured in the same images included interest. it is worth to note that the weight of adult presence was considerably different for play and academic activities. children’s facial expressions captured in these visual images included smile. When quantitative representations of children from different cultural backgrounds and races were examined in these visual images. Taken together. there were 14 images showing only boys (40%). 19 photographs showing children alone or in peer groups (54%) and 16 photographs showing children with adults (46%) seemed to be balanced. This perspective was strengthened 175   akademia .

their freedom is sentenced to adult guidance in academic activities by the presence of teachers or mothers in education. In these images. requiring superior mental and physical skills. however. Thus. 61). The connotation of such images is that girls are more suited to domestic tasks like cooking and taking care of others due to their affectionate nature. Absence of outside images thus reinforces an apolitical discourse of education for children and shows constant adult surveillance over the children’s world as they prepare for the adult world. This gender discourse is strengthened with the absence of male teachers in the visual images. except one image where a male teacher is reading to a small group of children (Roopnarine and Johnson. Since visual images of children portray children’s dependency to 176   akademia . these visual images define boys as cognitively more active and present them as if they are more suited to tasks. Conclusion This article presented a qualitative appraisal of visual images that traced dominant discourses of childhood in media and education. Other images. While children are portrayed as independent at play with their peers. learning about a mechanical problem or playing with a ball. When children’s visual images were examined based on gender and group structure. 132) when compared to the images of boys’ playing in block area (p. 2000. 194). they are vacuumed out of real life context and placed into a formal and so-called neutral setting. children are positioned as a group of passive individuals on behalf of whom decisions are being made by active adults. These visual images of children signify accepted gender roles and stereotyped traits of men and women. the objectivity of these camera-produced images is questionable considering the dominant discourses these images support to reconstruct. 249). There was only one image of non-white adult shown as a parent helping her son (p. 42) or working on mathematics tasks (p. The findings of the study are meaningful in light of the idea of photography and photojournalism that Hamilton (1997) notes: “The apparent objectivity of the camera-produced image may help to fix the meaning of a given text. This trace of monocultural discourse and the otherness are accompanied with other social aspects found in the visual images of children. 243) further support the discourse of childhood as a period of vulnerability and dependency. 44). The discourse of gender roles was evident in the visual images of girls engaged in play activities such as cooking (p. The visual images of toddlers on the lap of female teachers or mothers (p. While the visual images of children analyzed in this study may seem objective on the surface.with the absence of non-white teachers in the visual images. doing an experiment. images of male children were used more than girls in play activities and across all content areas. by providing it with a representational legitimacy” and “photojournalism provides important access to both feelings and facts” (p. At the same time. and adult presence was found more than peer presence in academic activities and literacy content area. The presence of teachers and mothers in academic activities and literacy content area and the portrayal of their relationship with children strengthen the dominant discourses while presenting children as dependent to   superior adults and constructing childhood as preparation for adulthood through education. The newspapers and textbooks were found to portray children mostly in education and family contexts. Similar examples of visual images from Golubchick and Gordon and Brown’s textbooks present girls playing in front of the mirror. It is also supported by the visual images of mothers affectionately playing with their toddlers (p. illustrate boys working on a cognitive task. wearing a nurse dress or hugging each other. 87). The children’s visual images used in newspapers and textbooks appear to support the romantic discourse of childhood criticized by many authors from various fields.

neediness. For instance. Classical content analysis. it is plausible to suggest creating different and new ways of conceptualizing childhood and constructing childhood discourses with children. middle-class. as human beings we are all diminished ” (p. Within these discourses. For instance. Such dominant discourses of childhood construct an image of child as innocent and pure that is in direct contrast to the adult qualities in the competitive world. Centuries of childhood: A social history of family life. The way issues of power. Based on these findings. That is. in media and education materials young children are usually photographed with a woman. With these patterns of images. When any of us must endure inequity or injustice. as adults. adults have sole power to determine children’s status and life course in the realms of education and nuclear family. when there are those who are not heard. Bauer. our voices must be heard as advocates and activists for social justice and care. In M. there were multiple discourses at play in these visual images including gender roles. western. Gaskell (Eds. (1962). Such discourses could embrace adults and children in constructive terms as oppose to positioning them in subordinate forms of relationships. New York: Knopf. those visual representations in media and education materials strengthen such discourses of childhood as a period of dependency. and their images appear in the   context of such problems as low proficiency scores and welfare reforms. but for everyone.). and male members of the society.Erciyes İletişim 2009 Ocak   family and their need to progress to adulthood through institutionalized education. These integrative discourses would include children’s own voices and responses to the courageous questions like these: How do children contribute to the lives of adults? How do children change the world? How do children imagine themselves in the adult dominated world? What kind of future do they want for the world that they actually own at present? Which adjectives do children find more suited for their images? These are some questions that we need to start asking to children themselves if. 131- 177   akademia . Thus. women are represented as natural caretakers and nurturer of children. That is. most of the non-white and non-western groups are underrepresented in both media and education. a revolutionary quote from Cannella (1998) would guide us toward the next step to be taken in educational practice: “I contend that we must cause trouble. P. we want to challenge the deficient images of childhood in our minds. W. (2000). they were privileging white. this sole focus on educational contexts serves to reinforce dominant images of childhood in the romantic vein. and preparation for the superior adult world. In closing. The way that visual images of children were used demonstrates multiple discourses operating at a given moment while reinforcing dominant discourses of childhood based on universalizing assumptions of developmental psychology. References Aries. image and sound: A practical handbook (p. and colonialism and these discourses reconstruct each other as they exist together in these media and education materials. Bauer and G. equity and justice were addressed in these images was in favor of specific groups in the society. W. while being in opposition to the other groups. not only for the younger members of our society. These findings suggest that children are not represented as fully participating members of the society as active adults do. nationalism. While observing educational contexts in textbooks may seem natural. M. appropriate gender roles for women are signified and the discourse of heterosexual family structure is strengthened. Qualitative researching with text. This underrepresentation may have major implications for non-white and non-western groups of children in education. 179).

The context of violence for children of color: Violence in the community and in the media [Electronic Version]. Thousand Oaks: Pine Forge Press. Qualitative researching with text. The hundred languages of children. The dichotomous child in and of commercial culture [Electronic Version]. P.). Social comparisons. NJ: Ablex. film and photographs as research documents. Cannella. Kehily (Ed. G. Educational Researcher. 72(4). 219-243. (1966). (1998). Hall. W. Hall (Ed. New York: Open University Press. J. Jenks. Beyond quality in early childhood education and care: Postmodern perspectives. 12 (2). New Jersey: Avery Publishing Group Inc. The Yearbook of English Studies. S. and Pence. 32. Edwards. C. Norwood. Kunkel. P. Childhood Education. 157-184). 379-395.). S. M. (1997). T. Coverage in context: How thoroughly the news media reports five key children’s issues. P.. K. C. L. (1977). Corsaro. Gandini. E. 155-159. Albany: Delmar Publishers Inc. (ED 468276).. Burman. The missing child in consumption theory [Electronic Version]. James. In S. Constructing childhood sociologically. S.).. reflected appraisals.. Thousand Oaks: Sage Publications. Golubchick. An introduction to childhood studies (p. Jipguep.151). D.). In M. Early childhood education: A call for the construction of revolutionary images. Early childhood education. Gordon. 127-139. and Eccles. P. Suding. E. J. Moss. Representation:   Cultural representations and signifying practices (p. D. and A. (1999). In W. 45(1). Thousand Oaks: Sage Publications. (2000). New York: Garland Publishing. and Phillips. New York: Routledge. Video. H. Curriculum toward new identities (p. Pinar (Ed. (1997). A. 40-50. Hamilton. Gerson. A. Cook. Constructing and reconstructing childhood: Contemporary issues in the sociological study of childhood (2nd Ed. M. Milkie. 13-74). Thousand Oaks: Sage Publications.). (2002). (1997).). and Browne. and mass media: 178   akademia . (2004). (2002). 20-25. Writing the child in media theory. (1994). S. London: Falmer Press. W. 8(2). M. Deconstructing developmental psychology. Dahlberg. 93-107). Representation: Cultural representations and signifying practices (p. Cook. In S. A. (1999). W. The work of representation. College Park: Casey Journalism Center on Children and Families. Social Forces. Thousand Publications. W. K. The sociology of childhood. J. 77-95). C. 14(3). (2003). image and sound: A practical handbook (p. Smith. Beginnings and beyond. S. Hall (Ed. E. Jacobs. (1997).. (2008). G. (2005). G. Oaks: Sage Bignell. A. J. 75-150). Mass media socialization behavior: Negro-white differences [Electronic Version]. T. The Journal of Negro Education. London: Falmer Press. D. Bauer and G. Representing the social: France and frenchness in postwar humanist photography. and Forman. (1993). Gaskell (Eds. Loizos. Journal of Consumer Culture. Gender differences in math ability: The impact of media reports on parents [Electronic Version]. (1993). L. P. F. and Biely. A. (1985). In M.

Gaskell (Eds. Social Psychology Quarterly. 486-490. J. Walkerdine. 47 (5). G.). J. Developmental psychology and the study of childhood. (2004). In M. Qualitative researching with text. and Johnson. 190210. J. Approaches to early childhood education. Newbury Park: Sage Publications. Bauer and G.Erciyes İletişim 2009 Ocak   The impact of pervasive beauty images on black and white girls' selfconcepts [Electronic Version]. B. Schor. (1992). death. (2008). New York: Teachers College Press. akademia 179     . Silin. Kehily (Ed. V. W. In M. Human development in cultural context: A third world perspective. B. L. A. image and sound: A practical handbook (p. J. (2000). E. An introduction to childhood studies (p. Understanding the child consumer. New York: Prentice Hall. Sex. 227245). (1995). 96-105). Semiotic analysis of still images. Journal of American Academy of Child and Adolescent Psychiatry. Nsamenang. 62(2). and the education of children: Our passion for ignorance in the age of aids. Penn. Roopnarine. Thousand Oaks: Sage Publications. (2000).). J. New York: Open University. G.

The widespread of internet lets acessing the broadcast of child pornography easy. ethical. social. The main point of this discussion is to prevent the explatation of child and to protect the children who are mistreated.ULUSLARARASI VE ULUSAL YASAL DÜZENLEMELER ÇERÇEVESİNDE İNTERNET ÜZERİNDE ÇOCUK PORNOGRAFİSİ Sevil YILDIZ∗ Özet Çocuk Pornografisi hukuksal. The main of the struggle with child pornography is using children in the production of broadcasting. Bu çalışmamızda yayılan çocuk pornografisinin hem ulusal hem de uluslar arası alandaki yasal düzenlemelerini tespit ederek amaçlara ulaşılıp ulaşılamadığı tartışmak amaçlanmıştır. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi   180   akademia .. Çocuk pornografisi ile mücadelenin temel amacı ise. ahlaki olarak çok çeşitli bağlamlarda değerlendirilerek tartışılmaktadır. Yasal düzenlemeler In Frame of National and Internatıonal Legal Arrangement of Child Pornography ın Internet Abstarct The child pornography is discussing in variety of context like juridical. toplumsal. bu yayınların üretiminde çocukların kullanılıyor olmasıdır. Key Words: Child Pornography. İnternet. Anahtar Kelimeler: Çocuk pornografisi. We try with this work to determine the national and international legal arrangements of child pornography and we also purpose to discuss the research of this arrangements . Bu tartışmaların temel noktası çocuk istismarının önlenmesi ve mağdur olan çocukların korunmasıdır. İnternetin yaygınlaşması ile çocuk pornografisi içeren yayınlara ulaşılması daha da kolay olmaktadır. Internet. cultural. Legal Arrangements ∗                                                              Dr.

Mağdur tarafından dile getirilememe nedeniyle bu tür istismarlar ortaya çıkarılamamaktadır ( Bakırcı. cinsel istismarın mağduru olan çocukların korunması oluşturmaktadır. çocuğun cinsel olarak suiistimali söz konusudur. psikolog ve psikiyatrlar çocuk pornografisini farklı alanlarda ele alarak ve farklı boyutlarda ilerleyerek incelemektedir. toplumsal. cinsiyet. sınıf ve coğrafi bölge farkı 181   akademia . Bu tür davranışların iki değişkene bağlı olduğu görülmektedir. Çocuk pornografisi ile mücadelenin temel amacı ise bu yayınların üretiminde çocukların kullanılıyor olmasıdır. Son olarak gelişen bilgisayar teknolojileri yardımıyla çocuk pornografisinin hızlı ve geniş erişim olanaklarına kavuşması çocuk pornografisi ile mücadelede etkili sonuçlara ulaşılmasını engellemektedir. Bu tartışmaların temel noktası çocuk cinselliğinin önlenmesi. 2001. 2007. gazeteciler. 2007a. çocukların fuhuş amacıyla pornografik performans ve materyal için kullanılması ve cinsel amaçlar için çocuk ticaretini de kapsamaktadır (Polat. kültürel. Yapılan bu tartışmalar genel olarak kavramların farklı boyutlarda tanımlanma biçimleriyle. sanal çocuk pornografisi de denilen bilgisayar yardımıyla gerçek çocuklar kullanılmadan yapılan çocuk pornografisinin yasallığı veya internet üzerinden yayılan çocuk pornografisinin engellenmesi ve denetimi ile ilgili eksenlerde yapılmaktadır. seks turizminin çok yaygın olmasıdır. Bunun çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Başka bir deyişle çocuğun büyüme ve gelişimini olumsuz yönde etkileyen her türlü davranış çocuk istismarıdır. çocuk istismarında önemli bir boyutu oluşturmaktadır. sosyoekonomik. Diğer bir neden olarak çocuk pornografisi üreticilerinin. ticareti ile uğraşanların. eğitimciler. koleksiyoncuların. ebeveynler. İkinci faktör ise. internet ve bilişim uzmanları.Erciyes İletişim 2009 Ocak   I. Çocukların cinsel sömürüsü çok yaygın ve ciddi bir sorundur. 94). Fiziksel istismar Cinsel istismar Duygusal istismar İhmal Çocuğun cinsel yönden istismarı. ahlaki olarak çok çeşitli bağlamlarda değerlendirilerek tartışılmaktadır. o erişkinin veya başka birinin seksüel simülasyonu için kullanılmışsa. 25). Çocuğun cinsel sömürüsü kavramı. Bunlardan biri. Genel olarak çocuk istismarı dört grupta incelenmektedir. Giriş Çocuk pornografisi. Çocukların özellikle ailelerinden veya yakın çevrelerinden olan yetişkinlerin cinsel istismarına çok yaygın olarak maruz kaldıkları bilinmektedir. dağıtımcılarının. Yaş. 2007a. 49). çocuk suiistimalinin diğer suiistimal şekillerinden farklı olarak mağdurlarca daha az dile getiriliyor olmasıdır. Cinsel istismar diğer bir çocuk tarafından eğer bu çocuğun diğeri üzerinde belirgin bir gücü veya kontrolü söz konusuysa veya bariz bir yaş farkı varsa da gerçekleştirilebilir”( Stanley. 66). Amerikan Ulusal Çocuk İstismarı ve İhmali Merkezi tarafından kabul edilen şekliyle şöyle tanımlanmaktadır “ Çocuk ve erişkin arasındaki temas ve ilişki.   Çocuk istismarı çok geniş anlamda belli bir zaman dilimi içerisinde bir yetişkin tarafından çocuğa o kültürde kabul edilmeyen bir davranışın uygulanmasıdır. çocuklara yönelik cinsel suiistimalin ulaştığı en uç noktadır. Birincisi zaman içerisinde değişiklik göstermektedir. Çocuk pornografisi hukuksal. Bundan 50 yıl önce normal kabul edilen bir davranışın bugün olması gereken davranışın dışında kalması. Çocuk pornografisi ile mücadelede çok etkili sonuçlara ulaşılamamaktadır. bu davranışların kültürler arasında farklılıklar göstermesi ve ülkeden ülkeye değişiklikler göstermesidir ( Polat. Hukukçular.

“ Açık saçık yayın veya resim. herhangi bir şahıs veya bir grup şahıs tarafından ücret veya herhangi başka bir şey karşılığında bir çocuğun başka birine devredildiği herhangi bir fiil ya da işlem anlamına gelmektedir. 3). Çocuk pornografisinin hukuksal alanda sahip olduğu ulus aşırı niteliği ve meselenin çeşitli ülkelerde farklı yasal düzenlemeler içinde değerlendirilmesi. Çocuk pornografisi çocuğun gerçekte veya taklit suretiyle bariz cinsel 182   akademia Çocuk fahişeliği bir çocuğun ücret veya başka herhangi bir şey karşılığında cinsel faaliyetlerde kullanılması demektir. Ancak cinsel sömürünün önünü açan bir takım risk faktörleri bulunmaktadır. Bu sözleşmenin 34. Çocukların pornografik nitelikteki gösterilerde ve malzeme de kullanılmasını önlemek amacıyla ulusal ve uluslar arası düzeyde gerekli her türlü önlemi alırlar. Her yaş grubundan çocuk sömürü kurbanı olabilirse de. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere eylem olarak cinselliğin yapılmasından ziyade onun yayını ön plandadır ( Polat. Tüm bu risk faktörlerinin sosyal ve ekonomik boyutları da vardır. çocuk pornografisinin farklı boyutlarına vurgu yapan tanımlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Orijinal formu “ Pornographie” dir. Cinsel sömürüye uğrayan çocukların net bir profilini çizmek mümkün değildir. II. 2007a. çizimleri filmler ve videokasetler dâhil edilmektedir (Polat. 94–95). 32). . Çocuk Pornografisi Pornografi kelimesi köken olarak Fransızcadan dilimize yerleşmiştir. Bu tanımın içerisine fotoğraflar. 2007b. maddesi uyarınca.” Türkiye’nin 2002 yılında onayladığı. Çocuk haklarına Dair Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 32. çoğu zaman alt sosyo ekonomik düzeydeki kişileri etkiler ve onları mağdur eder. çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisi şöyle tanımlanmaktadır: Çocuk satışı. Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol’ün 2. ailenin parçalanması. Sokakta yaşayan aile içinde yaşadıkları şiddetten dolayı evden kaçan veya erken yaşta evliliğe zorlanan çocuklar çocuk fuhşuna maruz kalmaya an açık konumdadırlar. aile içi şiddet ve istismar.gözetmeksizin herkesi etkileyebilmektedir. edebe aykırı kitap veya resim” anlamına gelmektedir. dergiler. maddesine göre. Çocukların fuhuş ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini. Hukuk sistemlerinde çocuk olarak tanımlanan yaş grubunda bir çocuğun gerçek veya kurgulanmış herhangi bir cinsel aktivite içerisinde gösterilmesi veya vücudunun belli yerlerinin cinsel amaçla gösterilmesi çocuk pornografisi olarak   tanımlanmaktadır. eğitim eksikliği ve madde kullanımıdır. ruhsal. çocuğun bedensel. ortalama olarak bildirilen yaş 8–11 yaştır. 8 Ekim 2000 tarihli Birleşmiş Milletler’in “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi’ne ek olarak düzenlediği “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı. ahlaki ya da toplumsal gelişmesine zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı koruma sağlayacaktır. slâytlar. Ayrıca çocukları ve onların ailelerini korumakta yetersiz kalan sosyal politikalar da sorumludur. Bunlar. taraf devletler. göç ve kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan zor yaşam koşulları. Rapor edilen olguların tüm olguların sadece bir bölümünü oluşturduğu bilinmektedir (Polat. Sosyal ve ekonomik eşitsizlikler. Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını. “ Taraf devletler. maddesinde çocuk satışı. 2007a.

cinsel köle olarak kullanıldığı her türlü cinsel ilişki ve tacizi içeren görüntülerin” bulunduğu materyallere göre de sınıflandırılabilmektedir (Polat.Neubacher. gerçek çocuk pornografisi çıkmaktadır ( Rollo. Gerçekte küçük olmasalar da küçüklere benzeyen kişilerin tasvir edildiği pornografik materyalin üretimi.Erciyes İletişim 2009 Ocak   faaliyetlerde bulunur şekilde herhangi bir yolla teşhir edilmesi veya çocuğun cinsel uzuvlarının. Özellikle Avrupa Konseyinin çocuk pornografisi ile ilgili çalışmalarından olan 22 Aralık 2003 tarihli 2004/68 GAI çerçeve kararı hem görünüşte hem de sanal pornografinin cezalandırılması yönündedir. 2001. pornografisi. 2002. Çocuk pornografisi genel anlamda “Çocuklarla birlikte yetişkinlerin de yer aldıkları” ve “Sadece çocukların yer aldığı” materyaller açısından sınıflandırılabileceği gibi. 2002. küçüklere benzeyen kişiler kullanılarak pornografik materyal üretilmektedir. 9): Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımı. dağıtımı ve bulundurulması pek çok ülke mevzuatında yasaklanmıştır. Görünüşte çocuk pornografisinde materyalin üretiminde katkı sağlayan kişinin yaşının tespit edilmesinin de zorluğu suçun soruşturulması aşamasında kendisini göstermektedir (Levy. 320) . Bu hüküm ile çocuk pornografisi kavramı. Bu yüzden sözel ya da yazılı materyal yerine görsel   materyal kullanılması çocuk pornografisi açısından önem kazanmaktadır. Sanal çocuk pornografisi ise. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesine göre çocuk pornografisi (m. Yazılı veya sözel materyalin kurgusal niteliğinin bulunması. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımını gösteren gerçeğe benzer görüntüler olarak tanımlanmaktadır. Kararın 1. ağırlıklı olarak cinsel amaç güden bir şekilde gösterilmesi anlamına gelir. Çocuk pornografisi genel olarak teşhire dayanmaktadır. sanal çocuk pornografisi. Bu nedenle pek çok ülkenin yasal düzenlemeleri incelendiğinde pornografik materyalin kurgusal veya gerçek ayırımına gitmeden sözel. 321). Grafiklerin hazırlanması veya yapıştırılması sonucu yapay görüntüler oluşturulmaktadır. içerik açısından da “çocuğun cinselliği çağrıştıran görüntülerinin”. fahişeliği ve satışıyla ilgili olarak almış olduğu 1991 tarihli R (91) 11 numaralı tavsiye kararı ise çocuk pornografisini “ cinsel bağlamda kullanılan her türlü görselişitsel materyal” biçiminde tanımlamaktadır. Pek çok ülkenin yasal mevzuatları uluslar arası örgütlerin yayınladığı kararlar incelendiğinde karşımıza görünüşte çocuk pornografisi. maddesine göre gerçek bir kişinin imalı bir şekilde veya açıkça cinsel bir davranışa karışan bir çocukmuş gibi görsel görüntülerinin temsili veya ifadesi materyali de cezalandırılacaktır. çocuk olmayan 183   akademia . yazısal ve görsel nitelikli ürünlerin bütününün yasak kavramı içerisine dâhil edildiği görülmektedir ( Akıncı. söz konusu materyalin oluşumunda gerçek çocukların suiistimalini gerektirmemektedir. Yapılan tanımlamalar incelendiğinde çocuk pornografisi ile ilgili çıkarılabilecek bir takım sonuçlar bulunmaktadır. 651). 2007b. Bunlardan birincisi çocuk pornografisini oluşturan materyallerin görsel nitelikte olduğunun vurgulanmasıdır. bilgisayar ortamında yaratılan pornografik materyalin kullanılmasıdır. Sanal görüntülerden anlaşılması gereken gerçek olmayan durumların gerçekmiş gibi göründüğü grafik çalışmaları tekniğiyle yapılan yapay görüntülerdir ( Levy. 2005. “Çocukların cinsel organlarının görüntülerinin” ya da “Küçük çocukların ırzına geçildiği. Görünüşte çocuk pornografisinde. 16). 21). Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit görünmeyen bir kişinin katılımı. Avrupa Konseyinin çocukların ve gençlerin cinsel sömürüsü.

Çocuk Pornografisi ve İnternet İnternet ve iletişim teknolojilerinin insanoğlunun hayatına girmesi ile büyük bir değişim ve gelişme yaşanmaktadır. Böyle bir durumun varlığı halinde bir çocuğun cinsel olarak suiistimali veya p bu sektörün içine çekilmemesine rağmen pornografik bir amaç için kullanılmasından bahsedilmektedir. kimlerin hangi materyale pornografik bir anlam yüklediği ya da pornografik bir amaç doğrultusunda kullandığıdır (Çam. Çocuk pornografisinin içeriğinin net bir şekilde belirlenmesi oldukça güçtür. 99). tüketim ve dağıtımı konusunda 1970’li yıllardan beri Kuzey Amerika ve Kuzey Avrupa en önemli merkezleri durumundadır. 1980’li yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinde ve Avrupa ‘da yapılan yasal düzenlemelerden sonra bu artış hızını kesmiştir. imalı bir şekilde veya açıkça cinsel bir davranışa karışan. finansal işlem yapma gibi kapsamı her gün genişleyen kategorilerde değişiklik yapmıştır. Tüketiciler açısından çocuk pornografisi incelendiğinde çocuk pornografisi materyallerini satın alanların kullandıkları kredi kartlarının takibi sonucunda ABD ve Avrupa ülkelerine ait oldukları saptanmıştır. Bu ülkelerdeki çocuk pornografisi yaşanılan ekonomik güçlüklerin ardından ciddi biçimde yaygınlaşmıştır. gerçekte olmayan bir çocuğun gerçeğe uygun görsel görüntülerinin temsili veya ifade edilmesini çocuk pornografisi materyali olarak kabul etmektedir. 2007a. Bu tarihlerden günümüze kadar Asya ülkeleri Pornografik materyalin üretiminde ön plana çıkmıştır. Pornografik bir amaçla üretilmemiş materyallerin pornografik amaçlı dağıtımı ve tüketimi de mümkündür. 61).kişilerin çocuk gibi görünen ve gösterilen davranışlarını da kapsayacak şekilde genişletilmektedir ( Polat. Tayland ve Filipinler’ dır. eğlenme. eğitilme. Burada önemli olan çocuk pornografisinin sanal boyutu da göz önüne alınarak bir tanımlama yapma girişimlerinin anlamını yitirdiği olmalıdır (Polat. Bu bağlamda önemli olan kullanıcılardan bağımsız olarak hangi materyale pornografik materyal gözüyle bakılması değil. Bu güçlük hangi materyalin pornografik bir amaç doğrultusunda kullanıldığının ya da kullanılabileceğinin saptanmasındaki zorluktan kaynaklanmaktadır. Asya’daki diğer merkezler Sri Lanka. Örneğin bir çocuğun cinsel içerikli olmayan görüntüsü niteliğindeki bir fotoğraf pek çok kişi için normal olarak kabul edilirken pedofili ( çocuk sevici) hastası tarafından bu fotoğraf cinsel ilginin tatmini için kullanılabilmektedir.   Çocuk pornografisi materyallerinin üretim. Bugün Asya’da Japonya en önemli ticari üretim merkezidir. Ancak günümüzde ticari amaç gütmeden ücretsiz değiş tokuşun arttığı düşünülürse kullanıcıların hangi ülkeden olduğunu saptamak mümkün değildir ( Uzunay ve Koçak. 2007b. İnternet ve iletişim teknolojileri ekonomik ve sosyal hayatı değiştirdiği gibi bir dizi sorunu da beraberinde getirmiştir. Hollanda ve İsveç gibi ülkelerin başta olduğu görülmektedir. Rusya ile ilgili veriler de artış göstermektedir. ticaret yapma. 118). III. 115). Tayvan. Çocuk pornografisi ile ilgili incelenmesi gereken bir diğer husus ise. Singapur. Pedofili hastalarının durumu da göz önüne alındığında her türlü çocuk görüntüsünün çocuk pornografisi kapsamına dâhil edileceği gibi bir yanlış anlaşılma da söz konusu olmaktadır. diğer taraftan gerçekleştirilmesine 184   akademia . 2003. Burada materyalin pornografik olup olmadığı tartışılmaktadır. İnternet insanlığın yıllar boyu alışık olduğu modellerle yaklaştığı bilgi edinme. çeşitli görselişitsel materyallerin çocuk pornografisi sayılabilmesi için çocukların cinsel bir bağlamda gösterilmesi gerekliliğidir. Materyallerin üretimi konusunda Batı Avrupa ‘da Danimarka. alışveriş etme. 2005. İnternet ulusal ve uluslar arası alandaki işleyişi biçimi ile bir taraftan ceza kanunlarında yer alan klasik suç tiplerinin gerçekleştirilmesine uygun bir ortam yaratmış. Çerçeve karar ayrıca.

İnternet üzerinden gerçekleştirilen suç nitelikli eylemlerin gerek nitelik gerekse nicelik olarak artan bir öneme sahip olmaları dikkate değerdir. Günümüzde de söz konusu çocuk pornografisi olarak nitelendirilen fotoğrafları içeren dergiler yayınlanmaya devam etmektedir. Ayrıca kolay ve ucuz bir şekilde erişilebilen video kameralar. bu işle uğraşanlar tarafından çocukların daha da çok şiddete ve uygunsuz cinsel ilişkiye maruz tutan görüntüler elde etmek bakımından birbirleriyle yarışır hale getirmiştir. 2004. dağıtımı ve kaydedilmesi esnasında bu tip cihazlardan yararlanma oranını artırmaktadır. 2005. 28). 67. Çocuk pornografisi niteliğinde materyaller web sayfaları. Gelişmiş bilgisayar yoluyla animasyon teknikleri sayesinde herhangi bir çocuk görüntüsü olmadan da yetişkin bir bedenin çocuk bedenine transferi söz konusu olmakta ve böylelikle sanal çocuk pornografisinin üretiminde teknolojinin tüm imkânları kullanılmaktadır ( Uzunay ve Koçak. Günümüzde internet haricinde gelişen iletişim teknolojileri sonucunda çeşitli kaynaklardan elde edilmiş çeşitli görüntülerin birleştirilmesi ( masum bir çocuk resminin eklentilerle müstehcen hale getirilmesi). Usenet mesaj sistemi. internet üzerindeki haber grupları. Bu da çocuk pornografisinin üretimi. Pornografik materyallerin ve tüketicilerinin oldukça geniş bir bölgeye yayılması nedeniyle internet üzerinden yayın yapan web adresleri. 97). Lanning. resim ve posterler video filmler şeklinde üretilmekte ve bu tür pornografik materyalin dağıtımı da sex shop’lardaki satışları ve postayla abonelere ulaşma biçiminde yapılmakta idi ( Akdeniz.Erciyes İletişim 2009 Ocak   olanak verdiği bazı eylemler dolayısıyla yeni suçları yaratan bir faaliyet alanı olarak ortaya çıkmaktadır. bu ortamda bu tür materyaller   kullanılabilmektedir. Günümüzde yeni iletişim teknolojilerinin ve özellikle internetin gelişimi ile çocuk pornografisi kapsamına girebilecek materyallerin üretimi ve tüketicilere ulaştırılması kolay olmaktadır. Günümüzde pedofiller (çocuk seviciler ) başta olmak üzere çocuk pornografisine ilgi duyanlar. tarayıcılar. Ayrıca internet sohbet grupları ve World Wide Web’in sağladığı anonimlik hakkından yararlanarak. İnternet üzerinden yapılan bir yayının ulusal sınırları aşarak diğer kitle iletişim araçlarına oranla daha geniş kitlelere ulaşması ve etkileşimli özelliğinden dolayı kitleler üzerinde etkili olması gözlemlenmektedir. İnternet ve iletişim teknolojileri gelişmeden önceki dönemlerde çocuk pornografisi dergiler. dijital kameralar ve buna benzer birçok çeşit teknolojik aygıt sayesinde imaj oluşturma ve kayıt etme gibi işlemler çok daha hızlı bir şekilde yapılmaktadır. Böyle bir durum suç işleyenlerin interneti kullanma sıklığını ve yaygınlığını artırmaktadır ( Klain ve diğerleri . kullanıcı sayıları. videokaset kayıt ediciler. internet üzerindeki denetimlerin artmasıyla birlikte rahatlıkla ulaşılabilen web sayfaları yerine çevrimiçi kullanıcılara sunduğu görünmezlik seçeneği ile belirli ölçüde gizliliği sağlayan çeşitli sohbet ya da mesaj programlarını tercih etmektedirler ( Uzunay ve Koçak. Internet Relay Chat ( IRC) gibi çeşitli sohbet programları ve ICQ gibi mesaj programlarıyla yayılmaktadır ( Akdeniz. 2004. elektronik posta. 97). 28). İnternetin bir pornografi yayın aracı olarak hızla yaygınlaşması. Böyle bir gücün kötüye kullanılması durumunda suç içerikli materyallerin aynı hız ve etkiyle dünyaya yayılması gibi son derece ciddi ve tehlikeli bir sonuç ortaya çıkmaktadır. 2007. 2005. 2006. ya da belirli bir görüntü üzerinde değişiklikler yaparak gerçekte olmayan sahte görüntüler elde edilebilmektedir. 185   akademia . 40). Ancak burada yer alan fotoğraflar dijital ortama aktarılarak internet üzerinden tüketicilere ulaştırılmaktadır. bilgisayarlar.

tüketimi ve dağıtımı yasaklanmış ve suçun faillerine hapis cezası ile birlikte eylemin ticari boyutundan dolayı ağır para cezaları ile cezalandırılması için düzenlemeler yapılmıştır. Sanal pedofili piyasası ise 5 milyar dolar gibi bir rakama ulaşmış bulunmaktadır ( Levy. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre. Bazı ülkelerde ise çocuk pornografisinin yasaklandığı özel kanunlar kabul edilip yürürlüğe konulmaktadır. Önceleri sadece gerçek dünyada suç niteliğini taşıyan çocuk pornografisi suçu günümüzde sanal ortama taşınmış ve internet üzerinden çocuk pornografisi yayını ve ticareti haline dönüşmüştür.12 yaş arası çocukların görüntülerini içerdiği ve geri kalanların ise daha da küçük çocukların görüntüleri olduğu tespit edilmiştir. Ülkelerin çocuk pornografisini suç olarak yapmış oldukları düzenlemeler incelendiğinde. Yaş sınırının gitgide azalmakta olduğu vurgulanan araştırmalarda 5-6 yaş altındaki çocukların dahi kullanıldığı görüntülerin internette dolaşmakta olduğuna değinilmektedir (Polat. Aynı zamanda çocuk pornografisine yönelik malzemenin hakim olduğu piyasayı ve bu malzemeye yönelik talebi kurutmak ve dolaylı olarak küçüklerin hem fiziksel hem de psikolojik olarak gelişimini korumak bakımından çocuk pornografisi suç olarak düzenlenmektedir. Bu düzenlemelerin en önemlisi Birleşmiş Milletler’in 1989 tarihinde kabul ettiği ve Türkiye’nin de 186   akademia . 320). Fransa örneğinde olduğu üzere bazı ülkelerde çocuk pornografisine ilişkin görüntülerin sadece bulundurulmasını yasaklanmadığı da gözlemlenmektedir ( Çam.mağdur çocukların sayısı gibi verilere kolaylıkla ulaşılamamaktadır. bazı ülkelerin mevcut ceza kanunlarında çocuk pornografisi ile ilgili suçlar düzenlenmiş olduğu görülmektedir. mağdur çocuğun ruhsal ve fiziksel gelişimini henüz tamamlamamış olması ve onun kendi cinsel davranışı üzerinde özerk bir karar verme yeteneğinin henüz gelişmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. 2007b. Bu üç grup üreticiden son kullanıcıdan satın alana ulaşan çocuk pornografisinin farklı safhalarını temsil etmektedir. Özellikle internetin gelişimi ve çocuk pornografisinin üretimi ve dağıtımında önemli roller oynamaya başlaması ile pek çok ülkede çocuk pornografisi içeren materyallerin üretimi. bu suçların organize suçlar niteliğinde bulunması ve uluslar arası nitelik taşıması çocuk istismarına yönelik   bu suçlarla mücadele edilmesini de güçleştirmektedir ( Polat. Bulundurma. Çocuk pornografisi ile ilgili yasal düzenlemeler 1990’lı yıllarda hız kazanmıştır. Yapılan araştırmalar ve operasyonlar göstermektedir ki internet üzerinden çocuk pornografisi ve çocuk seks ticareti günümüzde inanılmaz boyutlara ulaşmaktadır. 63). Hukuk düzenlerinde küçüklere yönelik pornografik amaçlı gerçekleştirilen asıl bedensel istismarı müeyyideye bağlamakla yetinmemektedirler. Çocuk pornografisi eylemlerine ilişkin yasal düzenlemelerin yetersiz olması. IV. Günümüzde çocuk şiddetini yansıtan fotoğrafların tanesi internet üzerinden 30– 200 dolara alıcı bulmaktadır. 2007a. 119. 2002. yargı kararlarının ülkeden ülkeye değişiklik göstermesi. Yayma. Hemen hemen tüm ülkelerde çocuk pornografisine ilişkin üç temel suç dikkati çekmektedir.000 çocuk pornografisi görüntüsünün gönderildiği ve bu resimlerin yarısı kadarının 9. 5 ). Akço. 2003. Üretim. her hafta internete yaklaşık 20. 2007. Çocukların kötüye kullanılmasının önlenmesi uluslar arası düzeyde farklı nitelikteki yasal düzenlemelerle garanti altına alınmıştır. 65). Çocuk Pornografisi ile Mücadeleye İlişkin Uluslar Arası Yasal Düzenlemeler Çocuk pornografisinin ülkelerin yasal düzenlemelerine konu olması her şeyden önce.

uyumu. Bu amaçla Taraf Devletler özellikle: a) Çocuğun yasadışı bir cinsel faaliyete girişmek üzere kandırılması veya zorlanmasını.M. Madde 35 . gelişimi için her halkın geleneklerinin ve kültürel değerlerinin önemi de dikkate alınarak anlaşma sağlanmıştır. korunması. ve Çocuk mağdurların mahremiyetini kimliklerini uygun şekilde 187   akademia . Giderek artan çocukların satışı. çocuğu. Çocuk mağdurları adalet sürecindeki rolleri ve sahip oldukları haklar konusunda bilgilendirecektir.Taraf Devletler. Protokole uygun olarak Devlet. özellikle cinsel istismarının önlenmesi ile ilgili önem taşıyan bir sözleşmedir. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesinden kaynaklanan çocukların ekonomik istismardan. çocuk açısından tehlike arz edebilecek çocuğun eğitimini aksatabilecek çocuk sağlığına . Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol” başlıklı bir protokol hazırlanmıştır. Sözleşmenin 35.çocuğun fiziksel. Çocuk Hakları Sözleşmesinin 34. çocuk fahişeliği ve çocuk pornografisinden ve çocuk pornografi ve istismarının internet ve diğer gelişen teknolojiler üzerinde artan erişebilirliğinden ciddi endişe duyularak çocuğun. Yasal sürecin tümü boyunca çocuk mağdurlara uygun destek hizmetlerini sağlayacaktır. şiddet. kötü muamele ve ihmalin önlenmesi için taraf devletlerin tedbir alması gerekliliği vurgulanmıştır. Çocuk mağdurların görüşlerinin dile getirilmesine imkan verecektir. Çocuk istismar ve ihmalinin. ruhsal. ya da diğer yasadışı cinsel faaliyette bulundurularak sömürülmesini.Taraf Devletler. Çocuk mağdurların ve tanıkların duyarlılıklarını kabul ederek yürütme esnasında bu çocukların özel ihtiyaçları da dahil olmak üzere her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak usulleri geliştirecek ve uygulayacaktır. Madde 34 . fuhuş. her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun. çocukların kaçırılmaları. c) Çocukların pornografik nitelikli gösterilerde ve malzemede kullanılarak sömürülmesini önlemek amacıyla ulusal düzeyde ve ikili ile çok taraflı ilişkilerde gerekli her türlü önlemi alırlar. Bu sözleşmenin muhtelif maddelerinde cinsel sömürüyü de kapsayacak şekilde çocuklara yönelik her türlü istismar. Maddesi Taraf Devletlerin çocuğun cinsel açıdan sömürülmesine karşı tüm önlemleri almasını zorunlu kılar. Birleşmiş Milletler yukarıda söz edilen antlaşmaya ek olarak 2000 tarihinde “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Çocuk Satışı. her türlü cinsel sömürüye ve cinsel suistimale karşı koruma güvencesi verirler.   B. ahlaki ya da sosyal gelişimine zarar verebilecek herhangi bir işte çalışmaktan korunma hakkının bulunduğu göz önünde bulundurulmuştur. b) Çocukların. zihinsel. Türkiye’nin 2002 tarihinde onayladığı bu protokol çocuk pornografisinin internet gibi gelişen teknolojiler üzerinde artan erişilebilirliğinden duyulan endişe sonucu ortaya çıkmıştır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   1994 tarihinde onayladığı “ Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” dir. Maddesi çocukların bu amaçlarla kaçırılmasının veya satılmasının engellenmesi gerektiğini söyler. satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar. saldırı.

bulundurulması ve dağıtımının çeşitli yönleri suç olarak tanımlanmaktadır. bunlar için temin edilmesini ya da sunulmasını” da dâhil etmektedir. 1490). Bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi sunmak ya da çocuk pornografisine erişim sağlamak. Avrupa Konseyi’nin 2001 tarihinde hazırlayıp üye devletlerin imzasına sunduğu Siber Suç Sözleşmesi’nde de çocuk pornografisi ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. 2001. Çocuk pornografisinin yasaklanmasına yönelik bir diğer uluslar arası yasal düzenleme.Explanatory Report. Sunmak kelimesinin çocuk pornografisi elde etmek amacıyla başka kişilere başvurmayı da kapsamaktadır.   Sözleşmenin 9. Uluslar arası Çalışma Örgütü’nün 1999 tarihinde kabul ettiği “ En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi” dir. Bendinde çocuk pornografisi ile ilgili fiiller sayılmıştır ( Convention on Cybercrime. çocuk mağdurların yasal sorumlulardan zararlarını kanuni yollardan ayırım gözetmeksizin tazmin edilebilmelerine imkan sağlayacaktır. maddenin 1. 83-84). Bu hükümle çocuk pornografisinin elektronik üretimi. Çocuk mağdur ailelerinin de sağlayacaktır. 2003. 9. başkalarının kullanımı için çocuk pornografisini çevrimiçi erişime sunmayı kapsaması amaçlanmıştır ( Çeken. fiziksel ve psikolojik yönden tamamen iyileştirilmeleri ve eğitilmeleri hususunda her türlü önlemi alma zorunluluğu vardır. Çocuk mağdurlar ile çalışan kişilerin özellikle hukuki ve psikolojik eğitim almaları için gerekli tedbirleri alacaktır. pornografik yayınların üretiminde veya pornografik gösterilerde kullanılmasını. Devlet. maddesi. Türkiye’nin 2001 tarihinde onayladığı bu sözleşmeye göre ivedilikle yasaklanması ve ortadan kaldırılması gereken çocuk işçiliğinin kapsamına “ çocuğun fahişelikte. 109. Paragraf b ‘de bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi sunmak suç olarak tanımlanmıştır. Bir bilgisayar sisteminde ya da bilgisayar verilerinin saklandığı başka cihazlarda çocuk pornografisi bulundurmak. ve tanıkların güvenliklerini Yargılama sürecinin her aşamasında gereksiz ertelemelerden kaçınacaktır. Maddenin amacı çocukları özellikle cinsel sömürüden koruyacak önlemlerin güçlendirilmesi ve ceza hukukunun ilgili maddelerinin modernizasyonu ile çocuklara yönelik cinsel suçlarda bilgisayar sistemlerinin kullanılmasına karşı daha etkin hükümlerin oluşturulması hedeflenmektedir. Kişinin bir bilgisayar sistemi üzerinden kendisi ya da başkası için çocuk pornografisi temin etmesi. 2004.koruyacak ve kimliklerin tespit edilmesine yol açabilecek bilgilerin uygunsuz bir biçimde yayılmasını önlemek için gerekli tedbirleri alacaktır. Bu malzemeyi sunan kişinin onu gerçekten sağlayabileceği anlamına gelmektedir. Bunlar: Bir bilgisayar sistemi üzerinden dağıtmak amacıyla çocuk pornografisi üretmek. Erişim sağlamak ifadesinin örneğin bir çocuk pornografisi sitesi oluşturarak. Bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi dağıtmak ya da yaymak. çocuk pornografisini ele almaktadır. Dülger. Paragraf c’de bir bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi dağıtmak ve 188   akademia . Protokol çerçevesinde Devlet’in bu tür suçların mağduru çocukların sosyal açıdan topluma geri kazandırılmaları.

2003. Dağıtım malzemenin aktif olarak yayınlanmasıdır. mağdur çocuklara yardım ve koruyucu tedbirler alma zorunluluğu. bentteki “ Pornografik Malzemeler” terimi malzemelerin müstehcen kamu ahlakına aykırı ve benzer biçimde ahlak dışı şeklinde sınıflandırılması açısından ulusal standartlara tabi olacaktır. 2003. 189   akademia . 84). maddenin 3. çocukları bu tür fiillere teşvik edebilecek ve böylece çocuklara kötü muameleye izin veren bir alt kültürün oluşmasına katkıda bulunabilecek bir davranışa karşı koruma sağlamak amaçlanmaktadır. Fiilin gerçek ya da simülasyon olması önemli değildir( Helvacıoğlu. maddenin 2. bilgisayar disketi ya da başka elektronik saklama ortamlarında saklanan görsel malzemeye dönüştürülebilen verileri de kapsamına almaktadır. Söz konusu sözleşmede çocuklara ve çocuklarla temas halinde çalışan kişilere yönelik eğitim programları. aynı ya da farklı cinsiyetler arasındaki cinsel ilişki. farklı bir yaş sınırı getirmelerine izin verilmiştir ( Helvacıoğlu. ya da e) reşit olmayan bir kişinin cinsel organlarının ya da cinsel bölgesinin şehvet uyandırıcı bir biçimde teşhiri. d)cinsel anlamda sadistik ya da mazoşistik kötü muamele. 9.2007 tarihli Cinsel Suiistimale ve Cinsel İstismara Karşı Çocukların Korunmasına Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi imzaya açılmıştır. Ancak belli ülkelerin çocuk pornografisi ile ilgili ulusal mevzuatlarında bir alt yaş sınırı getirdiği göz önüne alınarak. 3. Bir bilgisayar sistemi üzerinden başka bir kişiye çocuk pornografisi göndermek. örneğin bilgisayarına indirme (download) yoluyla. c)   mastürbasyon. Paragraf 2-b’de ve 2-c’de malzemede gösterilen çocuğa gerçekten zarar verilmese ve gerçek bir çocuk söz konusu olmasa bile. oral-cinsel organ. Ayrıca 25.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yaymak suç olarak tanımlanmıştır. paragrafta ele alınan üç durumda korunan yasal haklar farklıdır. Söz konusu tanım Birleşmiş Milletle Çocuk Hakları Sözleşmesindeki “ çocuk” tanımına uymaktadır. Paragraf d’ de kendisi ya da başkası için temin etmek terimi. 2001. reşit olmayan kişiler arasındaki. Reşit olmayan kişi terimi 18 yaşından küçük kişiler anlamına gelmektedir. Bendinde çocuk pornografisi terimi açıklanmaktadır. 9. 290).10. “Cinsel anlamda müstehcen eylem” gerçek ya da simülasyon olarak en az şunları içine almaktadır: a) cinsel organcinsel organ. Sözleşmeye göre çocuk pornografisi aşağıdakileri görsel anlamda teşhir eden pornografik malzemeler anlamına gelmektedir (Convention on CybercrimeExplanatory Report. Burada sözü edilen yaşın çocukların cinsel nesne olarak kullanılmasıyla ilgili olduğu ve cinsel ilişki için izin yaşından farklı olduğu göz önüne alınmıştır. bilimsel ya da benzer bir değeri olan malzemeler pornografik olmayan malzemeler olarak görülebilir. 16’dan küçük olmamak şartıyla. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımı. 2. bir yetişkin ve bir reşit olmayan kişi arasındaki. anal-cinsel organ veya oral-anal olmak üzere. Paragrafında reşit olmayan kişi terimi açıklanmaktadır. Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit olmayan bir kişinin katılımını gösteren görüntüler. tıbbi. Bu nedenle sanatsal. Görsel teşhir terimi. aktif olarak çocuk pornografisi elde etmek anlamındadır. Paragrafın son cümlesinde Tarafların. b) hayvanlarla cinsel ilişki. uluslar arası işbirliği gibi konularda özellikle çocukların korunması hususunda düzenlemeler getirmektedir. Paragraf 2a’da çocukları kötü muameleden koruma daha doğrudan doğruya ele alınmıştır. 290). Cinsel anlamda müstehcen bir eyleme reşit görünmeyen bir kişinin katılımı. çocuk pornografisi yayma suçu olarak düzenlenmiştir. 2.

okutan veya dinleten. fahişeliği ve pornografisi meselelerinin kamuda tartışılmıyor olmasından ve bu konulara ilişkin kamu bilincinin halen çok sınırlı olmasından. Günümüzde Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi. satışı. 190   akademia . Türk Ceza Kanununun 226. nakledilmesi. 2007. (1) üstlenilen eşgüdüm ve denetim faaliyetlerinin yetersizliğinden. Her ne kadar maddenin başlığı “ Müstehcenlik” olarak düzenlenmiş olsa da içerik olarak çocuk pornografisi olarak nitelendirilebilecek materyallerin üretimi. satışa arzı. devlet görevlilerinin ve güvenlik. fahişeliği ve pornografisinin yaygınlaşması hakkında yapılan araştırmalar çerçevesinde edinilen bilgiler gibi) eksikliğinden. çoğaltılması. okul müfredatı yolu da dahil olmak üzere özellikle çocuklara yaygın şekilde öğretilmemesinden. (9) ne konu hakkında yararlanılabilir tam bilginin ne de sistematik denetim ya da şikayet mekanizmasının olmayışından ve böylece nedenlerin. depolanması. (2) çocuk satışı. okuyan. (8) çocuklara yönelik cinsel sömürü vakalarında bildirilen artıştan. kovuşturulması ve cezalandırılması için yapılan bölgesel ve özellikle iki taraflı düzenlemeler hakkındaki bilgi eksikliğinden endişe duyduğuna dair nihai gözlem raporu vermiştir. 329). (11) çocuk satışı. uygulamanın işlerliğini sağlamaktan ve çocuğa yönelik cinsel sömürüyü önlemekten sorumludur. temel   sebeplerin kapsamının ve bağlı sorunların ele alınmalarının zorluk arz etmesinden. Türk hukukunda çocuk pornografisi ile ilgili yapılan yasal düzenlemeler bulunmaktadır. (6) Ek Protokol hükümlerinin. soruşturulması. (5) kamunun. fahişeliği ve pornografisine özgü merkezi ve yerel özel bir Eylem Planının olmayışından. ihraç edilmesi. Türk Ceza Kanununun 226 maddesi şöyledir. yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda çocuk cinsel sömürüsü cezai yaptırıma bağlanmıştır. bu eylemlerden sorumlu kişilerin araştırılması. sosyal hizmetler. b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren. bu Ek Protokole ait Türkiye’nin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından 2006 yılında hazırlanarak sunulan dönemsel raporu hakkında. bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması gibi eylemler cezalandırılmaktadır ( Erbaşı.V. Çocuk Fuhuşu ve Çocuk Pornografisi Ek Protokolüne göre Türkiye konuyla ilgili her türlü yasal düzenlemeyi yapmanın yanı sıra. maddesi çocuk pornografisi suçunu cezalandıran hükümler içermektedir. (7) Ek Protokolde düzenlenen konuların pratikte uygulanması hakkındaki bilgi (yaş. (4) İnsan Ticaretiyle Mücadele Ulusal Eylem Planının uygulanması için doğrudan bütçe tahsis edilmemiş olmasından. Çocuk Pornografisi ile Mücadeleye İlişkin Ulusal Yasal Düzenlemeler Birleşmiş Milletler’in Çocuk Hakları Sözleşmesinin Çocuk Satışı. (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü. (12) Ek Protokolde düzenlenen suçları oluşturan eylemlerin önlenmesi. eğitim ve sağlık gibi kamu idaresi sektörlerinin bilinçlendirilmesi çabalarının yetersizliğinden. (10) Ek Protokol’de yasaklanan suçlardan mağdur olan çocuklar için sunulan mevcut hizmetlerin her zaman sistematik ve ülke genelin de de olabildiğince geniş şekilde temin edilmiyor olmasından ve bu tür hizmetlerden kimin sorumlu olduğunun ve hizmet sunanlara hangi düzenlemelerin yol gösterdiğinin açık olmamasından. cinsiyet ve azınlık grubuna göre dağılımı yapılmış veriler ve ülke genelinde çocuk satışı. (3) internet kullanımına ilişkin 2005-2015 Ulusal Eylem Planında öngörülen önlemler hakkındaki bilgi eksikliğinden. Bu sözleşmenin ilke ve hükümlerinin uygulanmasının izlenmesinden sorumlu koordinatör kuruluş olarak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü görevlendirilmiştir.

satışa arz eden. ülkeye sokan. bu ürünlerin ülkeye sokulması. bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında. ihraç eden. satışı. (4) Şiddet kullanılarak. çoğaltan. sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz. (2) Müstehcen görüntü. depolayan. satan veya kiraya veren. sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan. İkinci suç ise. Ayrıca maddenin bu düzenleniş şekli ile internet üzerinden yapılan çocuk pornografisinin cezalandırıldığı bir hüküm olmamasına dikkat edildiği zaman söz konusu düzenlemenin ayrı bir suç tipi d) Bu ürünleri. dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi. satan. söyleyen. ihracı. ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten. altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılır. nakli. bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi. 2001. ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı. maddesinin ikinci fıkrasında müstehcen görüntü. Kişi. Burada belirtilmesi gereken husus. nakleden depolayan. vakıf veya (5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini. (7) Bu madde hükümleri. zamana göre değişen ve yorum gerektiren “ müstehcen” kavramının yerine “ pornografi” kavramının kullanılmasının suç tipini çok daha iyi ve belirlenebilir bir hale getireceğidir (Akıncı. altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   görülebilecek şekilde sergileyen. müstehcen görüntü. okutan. satışa arzı. satışa arz eden. e) Bu ürünleri. hayvanlarla. okuyan. bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. yazı ve sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanan kişi. çoğaltılması. bilimsel eserlerle. Bunlardan birincisi. (6) Bu suçlardan dolayı. içeriğine olunabilecek şekilde satışa kiraya arzeden. satışa arz eden. Özellikle Türk Ceza Kanununun 226. ucu açık. tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. depolanması. nakleden. beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. 17). bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması fiillerinden birinin işlenmesiyle oluşmaktadır. üçüncü fıkrada müstehcenliğe karşı çocukları korumaya yönelik iki ayrı suç tanımına yer verilmiştir. yazı veya sözlerin basın ve yayın yolu ile yayınlanması veya yayınlanmasına aracılık edilmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmış. başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi. üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla. f) Bu ürünlerin reklâmını yapan. söyleten. c) Bu ürünleri. akademia 191     . satan. yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması suretiyle oluşmaktadır. (3) Müstehcen görüntü. Bu ürünleri ülkeye sokan.

intihara yönlendirme. kumar oynanması için yer ve imkan sağlama. Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanununda cinsel istismar mağduru çocukların sistem tarafından da mağdur edilmelerini önlemek ve Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye Ek Protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmek için düzenlemeler yapılmıştır. İntihara Yönlendirme (Madde 84). içeriği çocukların cinsel istismarı. 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu. intihara yönlendirme. Sağlık İçin Tehlikeli Madde Temini (Madde 194). 239/2) bu nitelikte düzenlemelerdir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda “ Bilişim Alanında Suçlar” ı düzenleyen 243 ve devamı maddelerinde ticari ve mali yönden işlenen suçlar düzenlenmektedir. Mağdur çocuğun ifadesine zorunlu olmadıkça bir kez başvurulacağı ve bunun da elektronik kayıt olarak alınması (CMK 236/2. Bu karar. elektronik ortamda yapılan ve içeriği Türk Ceza Kanunundaki çocukların cinsel istismarı. maddesinde sayılan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan. müstehcenlik ve fuhuş suçlarını oluşturan yayınlarla ilgili olarak erişimin engellenmesi kararı. doğrudan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığınca verilecektir. Çocukların Cinsel İstismarı (Madde 103). İçerik veya yer sağlayıcısının yurt dışında bulunması halinde veya içerik veya yer sağlayıcısı yurt içinde bulunsa dahi. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından erişim 192   akademia . uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçlarını oluşturan yayınlarla ilgili erişimin engellenmesi kararı verilebilecektir Yukarıda sayılan suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla. Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma (Madde 190). 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu internet ortamında yapılan ve içerikleri suç teşkil eden özellikle çocuk pornografisi niteliğindeki yayınların düzenlenmesinde ve önlenmesinde yetersiz kaldığı aşikârdır. cinsel istismar.haline getirilmesi özellikle bu konuda mevcut bulunan uluslar arası sözleşmelere de uygun olacaktır. Kanuna göre. Kanunun gerekçesi incelendiğinde. Müstehcenlik (Madde 226). çocukları ve gençleri internet dahil elektronik iletişim araçlarının suiistimal edilmesi suretiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde alışkanlığı. 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun. gereğinin derhal yerine getirilmesi istenecektir. Bu arada 5651 sayılı “ İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ” 23 Mayıs 2007 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise erişim. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının yazılı emriyle engellenebilecektir. sulh ceza hâkimi tarafından karar verilecektir. Erişimin engellenmesi kararının yerine getirilmemesi halinde. Fuhuş (Madde 227) ve Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama (Madde 228) suçlarıdır. içerik veya yer sağlayıcısının yurt içinde bulunması halinde. erişimin engellenmesine. fuhşa. “ Anayasanın söz konusu hükümleri uyarınca. 52/3) Mağdur çocuğun tanıklığı sırasında yanında uzman bulundurulması (CMK 236/3) Mağdur çocuğa ücretsiz avukat atanması (CMK 234/2. Yasanın 8. aileyi. müstehcenlik. gençliğe ve aileye yönelik ağır ve vahim nitelikteki saldırıların önlenmesi için gereken yasal düzenlemenin yapılmasını sağlamaktan ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Kanunun amacının açıklandığı maddesinde yazılı belirli suçlar. yetkili ve görevli kolluk kuvvetlerinin talebi üzerine veya re'sen. erişim sağlayıcısına bildirilerek. kumar ve benzeri kötü alışkanlıkları teşvik eden yayınların   içeriklerinden korumak için gerekli önleyici tedbirlerin alınması” ve elektronik ortamda çocuğa.

yazı veya sesleri içeren CD. 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaktır Kanunun getirmiş olduğu düzenlemeyle ilgili görevlerin yerine getirilmesi için. İçişleri Bakanlığı. Telekomünikasyon Kurumu bünyesinde bulunan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının bu konu kapsamındaki görevleri şunlardır: Başkanlık.   Yukarıda bahsi geçen suçların işlenmesini önlemek için. Bu sürede de içeriğe erişimin engellenmemesi halinde. yer ve erişim sağlayıcılar veya bu karar dolayısı ile yasal bir hakkının ihlal edildiğini öne süren kişiler tarafından Telekomünikasyon Kurumunun bulunduğu yer sulh ceza hakimliğine itiraz edilebileceklerdir. RTÜK ve benzeri ilgili kamu kurum ve kuruluşlar ile içerik. DVD. jandarma ve milli istihbarat teşkilatı gibi kolluk kuvvetleri. aileden sorumlu kurum ve kuruluşlar. kamu kurum ve kuruluşları ile internet servis sağlayıcıları ve ilgili sivil toplum kuruluşlarından birer temsilcisinin katılımıyla oluşturulacak İnternet Kurulu ile gerekli işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. ülkeye sokulması. Suç konusu içeriğin yayından çıkarılması halinde. Buna rağmen kararın yerine getirilmemesi durumunda. kiraya verilmesi veya satışının önlenmesini sağlamak üzere görevli ve yetkili kolluk kuvvetlerine her türlü yardımda bulunmak. USB bellek. bulundurulması. 193   akademia . Ancak erişimin engellenmesi kararını yerine getirmeyen kişi. sohbet. polis. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından erişim sağlayıcısına 10 bin YTL idari para cezası uygulanacaktır. Söz konusu suçların elektronik ortamda işlenmesini konu alan her türlü temsili görüntü. gerekli her türlü teknik altyapıyı kurmak ve işletmek veya gerektiğinde üçüncü kişilere yaptırmak. erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalacaktır. Başkanlığın talebi üzerine Telekomünikasyon Kurumunca yetkilendirmenin iptaline karar verilebilecek ve erişimin engellenmesi kararının konusunu oluşturan yayını yapanların kimliklerinin belirlenmesi halinde. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır Erişimin engellenmesi kararına karşı içerik. İçerik. disket gibi ürünlerin tanıtımı. yer ve erişim sağlayıcılarının. Adalet Bakanlığı. mesaj ve benzeri servislerde yapılacak filtreleme. Ulaştırma Bakanlığınca. Ulaştırma Bakanlığı. Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı ile ihtiyaç duyulan diğer bakanlık. izleme ve bilgi ihbar merkezi dahil. yer ve erişim sağlayıcıları ve ilgili sivil toplum kuruluşları arasında koordinasyon oluşturarak elektronik ortamda yapılan ve düzenleme kapsamına giren suçları oluşturan içeriğe sahip faaliyet ve yayınları önlemeye yönelik çalışmalar yapmak. bu alandaki uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak. hard disk.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sağlayıcısına 3 gün süre verilecektir. yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde tanıtıcı bilgilerini kendilerine ait internet ortamında kullanıcıların ulaşabileceği şekilde ve güncel olarak bulundurmamaları halinde yaptırım uygulamak. perdeleme ve izleme esaslarına göre donanım üretilmesi veya yazılım yapılmasına ilişkin standartları belirlemek.

Bunun yanı sıra cinsel sömürüye uğrayan çocukların koruma altına alınması ve yeniden toplumla bütünleşmesini sağlayan destek hizmetlerinin toplum tarafından bilinmesini sağlamak ve daha da önemlisi ihtiyaç duyduğu tespit edilen çocukları ve ailelerini bu hizmetlerden yararlanmaları için cesaretlendirmek medyanın görevleri arasındadır. Çocuk pornografisi içeren materyalin müşterisi de cezalandırılmalıdır. Çocuk ticaretinin olumsuz etkileri ve kolay kazanç sağladığı fikrini ortadan kaldıracak sanal ya da gerçek çocuk pornografisini itibarsız kılacak kampanyalar önem arz etmektedir ( Göksel ve Bitirim. haklarının farkın a varabilmeleri için her   türlü istismara uğradıkları takdirde yasal olarak neler yapabilecekleri ve haklarını nasıl koruyabilecekleri bilgileri filmlere. Çocukların kendi. dağıtılması. farkındalığını ve duyarlılığını artırmak medyanın temel görevlerinden birini oluşturmaktadır. Ancak Türk Hukukunda çocuk pornografisine kesin bir tanım getirilmemektedir. broşürlere. Hem uluslar arası alanda hem de ulusal alanda acil olarak önlem alınması gerekmektedir. yayılması. Bu türlü yayınlar etik duyarlılığa ters düşmektedir. Çocuk pornografisinin zararları. Herhangi bir konunun kamuoyunun gündemine yerleşerek tartışılmasını sağlamak ve bu yolla kamuoyunun konu hakkındaki bilincini. teklifi. Çocuk Pornografisi ile Mücadelede Medyanın Rolü Özellikle internet üzerinden yayılan çocuk pornografisini önleminin bir diğer yolu medya yolu ile toplumun bilinçlendirilmesi ve farkındalığın arttırılmasıdır.9). Türk hukukunda yapılan düzenleme “çocuk pornografisinin üretilmesi. Çocuk pornografisinin internet ile bağlantılı olarak uluslar arası alana taşınmış olması mücadele de ulusların bir birbiriyle uyumlu çalışmasını zorunlu kılmaktadır. Uluslar arası düzeyde yapılan çalışmalar ulusal alana taşınmalı ve iç hukuk düzenlemeleri bu çalışmalara uyarlanmalıdır. reklâmlara konu edilmelidir. Sonuç Çocuk pornografisinin özellikle internetin yaygınlaştığı son yirmi yıl içerisinde sağladığı olumsuz ivme göz ardı edilemeyecek boyutlara ulaşmış durumdadır. 2007. Bu davranış tarzı olaydaki şiddet boyutuna medyanın yarattığı psikolojik şiddet de eklenmektedir. toplumsal dayanışmayı arttırıcı yayınlar yapmalıdır. satışı ya da bulundurulması” eylemlerinin hepsini kapsayacak niteliktedir. Bu bağlamda Ek Protokolün gerekliliklerine uymaktadır. Son zamanlarda medyada çocuklarla ilgili özellikle istismar haberlerinin veriliş biçimi. mesajın içeriğinden daha ön plana taşınmakta ve olaylar kurgulanarak tekrarlanmaktadır.VI. Ayrıca çocuk haklarının ihlal edildiği kurum ve kuruluşlar medyada belirli aralıklarla sergilenmesi konunun gündemde kalmasını sağlamaktadır. ihracı. ithali. Oysa kamuoyunun konuyla ilgili bilgilendirilerek çocuk pornografisinin önlenmesine yönelik en büyük önlemlerden biri olarak konu ile mücadelede vazgeçilmez konuma sahiptir. Türk hukukunda çocuk pornografisi ile ilgili ayrı bir düzenleme yapılması gerekmektedir. Bunun yerine kamuoyunu aydınlatıcı. Aynı zamanda medya şiddet içeren ve fuhşa teşvik eden yayınları göstermekten kaçınmalıdır. Çocuk ticaretinin ve çocuk pornografisinin riskli durumlarına özellikle dikkat çekilmelidir. Bu düzenleme yapılırken gerçek – sanal pornografi ayrımı yapılmalıdır. bugün geldiği nokta ve önlemezse neler olabileceğine dair toplumun medya yoluyla bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyaları düzenlenmelidir. 194   akademia . Çocuk pornografisinin medyada gerekli şekilde yer almamış olması konunun kamuoyunda gerektiği şekilde tartışılmamasını dolayısıyla çocuklara yönelik istismar ve sömürünün endişe verici boyutlara taşınmasında önemli bir rol oynamıştır.

pdf? abstaractid=41684. anne. mağdurların fiziksel ve psikolojik rehabilitasyonu. Türkiye.11. Güncel Hukuk. toplumla yeniden bütünleşmeleri. çocukları pornografi gibi fiillere açık kılan örneğin yoksulluk. Erişim: 6.05. yoksulluğu ortadan kaldırma programları ve evrensel eğitime destek için gerekli uluslar arası işbirliğini geliştirmek yükümlülüğü altındadır. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinde Yer Alan Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Düzenlemeler ve İnternette Çocuk Pornografisi. 8. ve Çocuk Çocuk Fahişeliği Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokol ( 2008).2008. bilgi alışverişi dahil teknik yardımlaşma.(2008). baba ve kamuoyunda bilinç ve duyarlılık oluşturma. http://conventions. K. kovuşturulması.unicef. eylem programları hazırlama ve bunlara kaynak ayırma olarak sıralanabilmektedir. Bu konuların gündemde kalması sağlanmalıdır.org/turkey/crc/_c r23b. Mağdur Çocukları ve Yayıncılık İlkeleri. 6. Öte yandan yasal önlemler yanında sosyal ve eğitsel nitelikte de bazı önlemler alınması gerekmektedir.10. (2004). cezalandırılması. (1-2). Bu plan. Kaynakça Akço. satılmaları. Ayrıca ulusal işbirliği de son derece önemlidir. fuhşa veya pornografiye konu olmalarının önlenmesi. 5. Çocuk Cinsel Sömürüsü. Akıncı.htm Bakırcı. http://www. Akdeniz. Ocak 2007/1.5. F.ssrn.cfm/ Ip9704291. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye Ek Çocuk Satışı. önleme. genç.2008.(2007). Alınması gerekli önlemler arasında halkın eğitimi açısından medyaya büyük görevler düşmektedir. Güncel Hukuk. az gelişmişlik gibi temel nedenlerin ele alınabilmesi ve sosyal ve ekonomik gelişme. Erişim: 6. Birincisi Türkiye’nin çocuklara yönelik ticari cinsel sömürüsü konusunda Ulusal Eylem Planının oluşturulmasıdır.5. faillerinin araştırılıp. Mevzuatın uygulanması konusunda sorumluluk taşıyan yetkili mercilerin birbirleriyle işbirliği yapmaları ve faaliyetlerini koordine etmeleri şarttır. LIX. (2001). (2008).html Birleşmiş Milletler. The Regulation of Pornography and Child Pornography on the Internet. Özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edilmemesine özen göstermek haberi yayınlayandan   yayınlanmasına karar verene kadar pek çok kişinin sorumluluğunu gündeme getirmektedir. suçlu iadelerinde yardımlaşma. Ocak 2007/1.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Bu konularda yasal düzenlemelerin iyileştirilmesi son derece önemlidir. Birleşmiş Milletler. Avrupa Konseyi Siber Sözleşmesi. 117-121. İÜHFM.2008 http://papers. çocukların kaçırılmaları. kız çocuklarının özel durumunu dikkate alma. çocuk.com/ sol3/delivery. müdahale ve mağdur çocukların toplumla yeniden bütünleşebilmesine dair ilkeleri belirlemeli ve bu yöndeki çalışmalar için rehber olmalıdır. koruma. Ayrıca riskli gruplara yönelik sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi çocukların ve ailelerin korunması da önemlidir.int/Treaty/EN/project s/FinalCybercrime. eğitim. Çocuk pornografisi ile ilgili verilen haberlerde kullanılacak olan dile dikkat edilmesi gerekmektedir.5. aileye yardım.coe. Bu önlemler. araştırma yapma ve istatistikî bilgi toplama. (2007).2008 195   akademia . Erişim : 04. S. karşılıklı hukuki yardım. Y. Çocuk Haklarına Dair Sözleşme. Bu konuda çeşitli boyutlarda çalışmalar yürütülmektedir. Suç Erişim. ulusal ve uluslar arası programlar için kaynakların harekete geçirilmesi. Çocuk Fuhşu ve Pornografisi.

N. 4. 4. Unpublished Master of Science Thesis. Bitirim. http://wwwshcek.. Klain.2008. İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Council of Europe’s Convention 2001 on Cybercrime and Turkey. Polat. Çocuk Pornografisi.missingkids. (2007). Çocuk İstismarı Önleme ve Rehabilitasyon II.S.103. H. Güz. Helvacıoğlu. İstanbul: Seçkin Yayıncılık. http://www. (2003).Atamer. O. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi. (2003). Dülger. T. 6. Çocuk Hakları Sözleşmesine Ek Çocuk Satışı.5. M.org/public/turkish/region/eurpro/an kara/sozlesme/soz182. 7.5. Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği Düzenlemelerinde Çocuk Pornografisinin İnternet Aracılığıyla Yayılmasına Karşı Yapılan Düzenlemeler. University of Marmara European Community Institute Law Of European Union. Ethics and İnformation Technology. Erişim: 6.pdf Çam. Koçak. O. http://ilo. ( 2005). İstanbul.System Response. İstanbul Barosu Dergisi. Erişim: 6. 2245. Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi İle İlgili İhtiyari Protokolü İlk Ülke Raporu. İnternet ve Hukuk. Der: Yeşim M. Erişim: 6.. İletişim Araştırmaları Dergisi.A. (2004). Davies. Dr. Ocak.(2007). Uluslar arası Çocuk ve İletişim Kongresi. Hicks.C. Erişim.missingkids. 5564. Child Molesters: A Behavioral Analysis. İlker Tepe.2008 http://www. M.5.http://tbmm. K. Virtual Child Pornography: The Eroticization of İneguality. 95. İstanbul: Seçkin Yayıncılık.com/enUS/publications/NC81. Eva. F. (2007a).5. ( 2001). (2007b). Polat. Çocuk Pornografisi ve İnternetKarşılaştırmalı Hukuk Çerçevesinden Genel Bir Bakış Çev. İnternet Üzerinden Çocuk Pornografisi ve Mücadelede Yaşanan Sıkıntılar. Erbaşı.gov. Çocuk Pornografisi. G. A. Neubacher. Ankara: Seçkin Yayıncılık. Child Pornography: The CriminalJustice.pdf Levy. En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem Sözleşmesi.tr/komisyon/insanhak/pdf01 /161-170. İstanbul Barosu Dergisi. Prof.htm Uzunay. 59-70.gov.   196   akademia .asp ULUSLARARASI ÇALIŞMA ÖRGÜTÜ (ILO) (2008).(4).2008. A. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (2006). İstanbul: Nokta Yayınları. Sanal Dünyanın İzdüşümünde Çocuklara Yönelik Şiddet: Çocuk Pornografisi. Polat. Çocuk İstismarı Tanımlar I. Ş. Göksel. ( 2006). Sulhi Dönmezer’in Değerli Hatırasına Armağan.Y.tr/portaldosyalar/coc_ hak/pornografi_rapor.2008. M. Çeken.com/en_US/publica tions/NC70. Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi.Temel Hükümlerin İncelenmesi. 4.( 2004). Rollo. Polis Bilimleri Dergisi. (1).pdf Lanning. ( 2002). O. 81. (2005). H. (2007). Çocuk Pornografisi Tartışmalarına İlişkin Sorular. Ord. Ekim. Çocuklar ve Suç-Ceza.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 197     .

Anahtar Kelimeler: Popüler kültür. Popüler kültürün ve popüler kültür ürünlerinin tüketilmelerini sağlamak amacıyla çeşitli mitler kullanılmaktadır. is used as a tool to direct individuals towards consumption by arousing their desire to be different. The study discusses the terms of popular culture and fashion from the viewpoint of political economy. teorik olarak eleştirel yaklaşım sınırları içerisinde ele alınmaktadır. Böyle bir özellik sürekli devingenliği sağlamakta ve tüketim güdüsünün sürekli canlı tutulmasına sebep olmaktadır.. which is based on consumer culture. moda. In particular the relations between popular culture and fashion in the context where social phenomens are determined and directed by elites influetal on the processes of producing and consuming are discussed in the context of the critical theory. Various myths are used to ensure consumption of popular culture and products of popular culture. The phenomenon of fashion. özellikle üretim tüketim sürecinde etkili olan seçkinlerin toplumsal olguları belirleme ve yönlendirmesi çerçevesinde tartışılan popüler kültür moda ilişkisi. consumption ∗                                                              Arş. bireylerin farklı olma güdülerini harekete geçirerek onları tüketime yönlendirmede bir araç olarak kullanılmaktadır. Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi   198   akademia . This feature provides continuous dynamism and keeps the drive to consume constantly alive. üretme isteğinin bir adım önüne geçmiş ve böyle bir ortam içerisinde temelinde tüketim kültürünün yattığı popüler kültür. has begun to dominate societies. Çalışmada popüler kültür ve moda kavramı ekonomi-politik perspektif açısından tartışılmakta. Popüler kültürün en önemli özelliği belirli bir süre kullanılıp atılmasıdır. Keywords: Popular culture. which can be perceived as a reflection and means of popular culture. Gör. Popüler kültürün bir yansıması ve aracı olarak düşünülebilecek olan moda olgusu da. popular culture. Bu mitler yerine göre bireyselliği yerine göre de toplumsallığı vurgulayabilmektedir. the desire to consume has gone one step ahead of the desire to produce and in such an environment. toplumlara egemen olmaya başlamıştır.POPÜLER KÜLTÜR VE MODA Hüsamettin AKAR∗ Özet Günümüz kapitalist toplumlarında tüketme isteği. fashion. These myths may sometimes emphasize individuality while emphasizing communality at other times. tüketim Popular Culture and Fashion Abstract In today’s capitalistic society.

pub. kültürün. Bu anlayışla popüler kültür. herhangi bir zamanındaki egemen olan kültür olarak tanımlamaktadır. bizzat halkın kültürü olarak ele alırken bir diğeri popüler kültürü tüketim kültürü olarak ele almaktadır. popülasyon. people gibi kelimelerle kökensel akrabalıklara dayanmaktadır. şart olarak öne sürülmektedir. Bu çerçevede çalışmada bir temel oluşturmak için ilkönce popüler kültür başlığı altında söz konusu kültürün ne olduğu ele alınmış. demokrasi. statünün. 2006. toplum içerisinde kimliğin. kısa dönemde yaşanıp tüketilen ve temelinde tüketim olgusunun yattığı popüler kültür egemen olmaya başlamıştır. Özellikle kitle iletişim araçları. halk. halka ait. son olarak da popüler kültür ve boş zaman ilişkilendirmesinin yapıldığı (Rowe. ortaklaşacılık. toplumda kültürel dönüşümlerin yaşanmasında ve bu anlamda popüler kültürün yaratılması ve yaygınlaşmasında önemli işlevlere sahiptirler. public. kullanım ve tüketimin. Popüler Kültür Popüler kelimesinin etimolojisi. demokrasi gibi sözcüklerle de ilişkilendirilebilir anlamsal bir bağa sahiptir. Bu çalışmada da konuya bir sınırlılık getirmek amacıyla moda. ortak ve yaygın eylem ve beğeniler olarak ifade edilmektedir (Batmaz. Bu kelimelerin hepsi Türkçe’de halk. Erdoğan ise niyeti ön plana çıkaran bir yaklaşımla popüler kültürü. giyim modası olmaktadır. 59) doğrudan bir tanımlama yoluna giderek popüler kültürü. 22). Moda olgusu geniş anlamda düşünüldüğünde her alan için geçerli olan   bir olgu olmasına rağmen moda denilince ilk akla gelen. Bu yaklaşımlardan biri popüler kültürü. Moda ve giyim. popüler kültür ve sinema. Bu değişim yaşanan gelişmelerle günden güne hızlanmış günümüzde çok farklı bir sosyokültürel yapı oluşmuştur. publication. 1999. “halkın. Batmaz’ın popüler kelimesinin anlamından yola çıkarak yapmış olduğu tanımdan farklı olarak Sözen (2001. toplumların sosyokültürel yapılarında da tedrici olarak bir takım değişikliklerin olmasına neden olmuştur. toplum içerisinde nasıl bir yayılım gösterdiği ve toplumu nasıl tüketime yönelttiği konuları incelenmiştir. Sanayi devrimi ve sonrasında meydana gelen teknolojik gelişmeler. iletişimin ve tüketim kültürünün bir göstergesi olarak algılanmaktadır. populace. yaygınlık. eşanlam olarak common. 1996). Tüketime yönelik olarak oluşturulan mitlerden birisi de moda olgusu içerisinde sunulmaktadır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Popüler kültür ile ilgili çalışmalara bakıldığında daha çok popüler kültür ve müzik. ancak popüler kültür ile hem üretim hem yayılım hem de tüketim safhalarında birçok benzerlik gösteren popüler kültür ve moda konusunun yeterince ele alınmadığı görülür. Bu çalışmada da popüler kültüre daha çok bir tüketim kültürü olarak yaklaşılmıştır. Popüler kültürün bu egemenliği farklı yaklaşımları da beraberinde getirmiştir. 19). Moda olgusu anlatılırken. daha sonra ise bir popüler kültür aracı olarak moda olgusu üzerinde durulmuştur. halktan” gelen anlamını 199   akademia . moda olgusunun nasıl gerçekleştiği. giyim endüstrisi temelinde ele alınmıştır. kamu ve demokrasi gibi anlamlara gelmekte. demos. popülerin üretiminin ilk safhasından son kullanım safhasına kadar her safhasında mevcut olduğunu ifade etmektedir (Erdoğan. kullanım ve tüketim kültürü olarak tanımlamakta. Söz konusu araçlar vasıtasıyla popüler kültür içerisinde çeşitli mitler oluşturularak bireylerin kimliklerine seslenilmekte ve bireylerin kimlik oluşumlarını gerçekleştirebilmeleri için düzen tarafından sunulan mal ve hizmetlerin tüketimi. modanın toplumlar tarafından nasıl algılandığı. popüler kültür ve futbol. Klasik modern dönemde çok üretip az tüketmek önemliyken günümüzde tüketmek üretmenin bir adım önüne geçmiş durumdadır. “herhangi bir toplumun. toplumlara. Hatta bu kelime. Özellikle günümüz toplumlarındaki bu hızlı değişim/gelişmeler neticesinde. bu nedenle popüler kültür.

1997. kitle toplumu sürecinde kitlelere mal edilmiş bir unsur olarak kitle toplumunun özelliklerini taşıdığı gibi kitlesellikten gelen olumsuz fonksiyonları da bünyesinde barındırdığı söylenebilir. Örneğin giyecek. endüstrilerin ürünlerinin popülerliği üretilmiş dinamik bir popülerlik olarak sunulmaktadır. Diğer yandan popüler kültür ürünleri. Gücün ve zenginliğin eşitsiz bir şekilde dağıldığı kapitalist toplumlarda. atomize edebildiği. umutları. Bu endüstrilerin en başında televizyon. 67) popüler kültüre iki suçlama getirmektedir. eğlence vb.yitirerek artık kapitalist pazar mekanizmasının bir parçası durumuna gelmiştir. film. Bu haliyle popüler kültür. popüler kültürün üretim süreci ve bu sürecin aşamalarında birçok soru işaretini beraberinde getirmektedir. insanlar tarafından kabul edilen ve sevilen popüler değerleri yakalamak ve bunları zihinlere işlemek gerekmektedir. bireyin toplumda yalnızlaşmış kalabalıklar içinde içselleştirilmesi için sosyal unsurlar barındırarak bireyin o toplumun çizdiği sınırlar içerisinde kalmasını sağlamakta ve sınırlarını üretici güçlerin çizdiği kültürel kodlar. 72). ticari bakımdan üretilen ve satılan kültür konumuna taşınmıştır (Erdoğan. Bu doğrultuda popüler kültürün topluma etkisini ele alan Gans (2005. 12). tutan. Bu anlamda popüler kültür. içecek. 44). genel olarak güçlünün çıkarlarına hizmet ederken. Ancak tüketim kültürünün başat öğe olduğu modern toplumlarda kitleler için üretilen ve tüketilen kültür olma özelliğini iyiden iyiye hissettiren popüler kültürün değeri. herkesin tüketici olmasından dolayı bir kat daha artmaktadır. beklentileri yaratan. Böylece popüler kültür kavramı. 2001. ülkemiz gibi gelişmekte olan toplumlar açısından da olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. popüler kültürün toplumun bütünündeki beğeni düzeyini düşürdüğü. 2004. Kültürel süreçlerin üretimi ve tüketiminde halkın katkısının azalarak bunların yerine kitle iletişim aygıtlarının geçmesi ve halkın özellikle medya bağlamında sadece alımlayıcı rolünde olması. değişim olgusunun sonuçlarının çevre ülkeler için 200   akademia . Özellikle merkez-çevre ülke ilişkisinde gelişmiş batı ülkelerinin takibinde bulunan gelişmekte olan ülkeler ve modernleşme sürecini yaşayanlarda estetize edilmiş kültürel ürünler ve yüksek kültürel süreçlerin eserlerinin halka kültürel gerçeklik olarak sunulması. Birincisi. reklâm. Kökünden koparılmış bireyler için kimlik ve değerler yaratan popüler kültür. Bu endüstrilerin ürünlerinin popülerleştirme işinde iletişim medyası egemen gündemi belirlemekte. halkla ilişkiler ve eğitim gelmektedir. popülerleştirme sarmalı kişiler arası iletişimle yayılarak genişlemektedir. (Erdoğan. kapitalistleşme sayesinde her şeyin alınıp satılan bir meta olarak düşünülmesi. Bu endüstriler hem kendi ürünlerini popüler yapmakta hem de diğer endüstrilerin ürünlerini popülerleştirmektedirler. Tüketime bir ivme kazandırmak dolayısıyla da üretimi hızlandırmak için. dolayısıyla kitle ikna tekniklerine duyarlı kıldığıdır. popüler düşünceleri. yiyecek. 111). Zihinlere işlenen bu değerler. 2006. Bu dev endüstriler hem kendileri hem de kapitalist pazar için kitle ikna tekniklerini kullanarak   bilinç yönetimi işini yapmaktadırlar. topluma sunularak kültürün yeniden üretimi sağlanmaktadır. ikincisi ise popüler kültürün bireyleri uyuşturabildiği. sürdüren ve gerektiğinde değiştiren dev endüstrilerin doğmasına da sebep olmuştur. günümüz toplumlarında özellikle yabancılaşmış bireyleri hedef alarak onları da sisteme uyan bireyler haline getirmeye çalışmaktadır (Oktay. basın. dolayısıyla bir uygarlık olarak niteliğini bozduğu. üretilen ürünlerin öz değerinden ziyade kültürel bağlamda çeşitli anlamlarla ilişkilendirilen değerler olmaktadır (Tosun. pazarda üretilen ve satılan diğer mallar gibi. bir zaman ait olduğu konumundan edilerek. umutsuzlukları. Buradan hareketle halka ait olan popüler kültürün. kitle üretim endüstrileri tarafından üretilen ürünlerin yaygın kullanımı anlamına gelmekte ve kapitalist sermaye lehine dönüşüme uğratılmaktadır.

düne ait olmayan anlamlarını taşımaktadır. Moda. toplumun kendini ortaya koyduğu. giydikleri şeylerle kendilerini daha süslü. 3) Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olandır (www. toplumda belirli bir kültür içerisinde hayat bulmaktadır. cazip hale getirmeyi amaçlarken. modanın ve bu bağlamda giyim tarzının farklı algılanmasına sebep olmaktadır. Örneğin. Ülkemiz açısından düşünüldüğünde yukarıda belirtilen tartışmaların belki de en fazla yaşandığı alan beden ve moda sektörüdür. 201   akademia . bu durumu şöyle dile getirmektedir. yol. usul. Toplumların sahip oldukları kültürel anlayış. gov. hareket. Tüketim toplumu olma yolunda hızla görülen değişim ve temel belirleyici olarak ekonomi ve ekonomik üretim araçlarına sahip olmakla iktidarı istenilen yönde değiştirebilme sonucunda. ilerlemeye yönelik bir güç olmasına rağmen.Erciyes İletişim 2009 Ocak   negatif yüklemelerle dolu olduğunu göstermektedir. özellikle kitle hareketlerin siyasi alanda belirdiği ve şehirleşmenin artmaya başladığı dönem. Bunlar 1) Değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik. Amerikan popüler kültürünün Türk toplumunun nüfuzlu kesimleri tarafından benimsenmesi. tr). kültürde de kütlesel olgunun topluma tam olarak çıkmamacasına yerleştiği bir süreç olarak yer edinmiştir. kültürel kimliği belirleyen geleneksel yaşam tarzlarının ortadan kaldırılması. Amerikanlaşmış kesim ile geleneksel eğilimleri olan kesimler arasında uyumsuzlukların ortaya çıkması ve Türk popüler kültürünün ciddi değişikliklere maruz bırakılması toplumumuzda karışıklıklara sebep olmakta ve ikilemli bir ortamın oluşmasına yol açmaktadır. 73). yaşam biçimi genel anlamlarının altında özellikle kadınlar tarafından izlenen giyinme biçimi. Büken (2001. Popüler Kültür Aracı Olarak Moda Moda kelimesi Latince modus ve modernus kelimelerinden üretilmiş olup hemen şimdi. ülkenin siyasi tercih olarak Amerikan taraftarlığı ve Marshall yardımları toplumda farklı bir kültürün oluşumuna zemin hazırlamıştır (Adıgüzel 2001. haz aldığı ve tutku sembolünün netleştiği yerler olarak görülmüştür (Arık. 51). geleneksel değerler ve sunulan değerler arasında çatışmalar meydana   gelmiştir. Ancak bugünkü anlamıyla moda. 138-140). İngilizler. Özellikle ekonomik alanda liberal sisteme geçiş ve basın yayın organlarında ticari faaliyetlerin öne çıktığı dönem. Buradan hareketle modanın takip edilmesi veya edilmemesinin insanların kimliklerine etki ettiği ve insanların uygun bir kimliğe sahip olmak için modayı takip etme eğiliminde oldukları söylenebilir. Tüketimin temel belirleyici unsurlarından olan moda statü sembolü olarak keskinleşmiş biçimde toplumda yer edinmektedir. ahlaki normların ve toplumsal değerlerin erozyona uğratılması. bir üslup (“Longman-Metro…”. 1980’li yıllar Türkiye için yeni bir toplumsal yapının inşa edilişinin ve yeni bir üretim tüketim sürecinin halka sunulduğu zamanlardır. tarz. şekil. Fakat bu durum birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. İnsanlar karşılaştıkları kişileri kullandıkları gündelik araçlar ve eşyalarla değerlendirmekte. üslup. Bu dönem ortaya çıkan life sytle gazeteciliği ve kültür endüstrisinin bireyler için sunduğu yeni yaşam tarzlarının sergilendiği alanlar. Bunun sağlanmasın ekonomi politik durum ve medya araçları temel belirleyici olmuşlardır. Bu kelimenin Türkçe’deki anlamı ise üç maddede toplanmıştır. zaman zaman veya belli bir sürede insanların benimsedikleri bir biçim. 2006. Doğuştan gelen kimlikler. bu çerçevede birbirleri hakkında çeşitli çıkarımlarda bulunmaktadırlar. Türkiye’de popüler kültür olgusunun gelişimine bakıldığında 1950’li yılların başlangıç olduğu görülür. sunulan kimlikler ve çatışan kimlikler arasında birçok araç kendini hissettirmeye başlamıştır. 2) Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni. 1993) olarak tanımlanmaktadır. tdk. davranış.

tüketime yönlendirmede büyük oranda başarı sağlansa da bireylerin. Batı dünyası için giyim güzelliğin daha belirgin bir hale getirilerek ortaya konması anlamını taşımaktadır (Barbarosoğlu. 28). ancak bu yaklaşımda modanın günümüzdeki en önemli özelliği olan biçimin bütün sınıflar tarafından giyilebilme özelliği eksik kalmaktadır (Barbarosoğlu. Bu yaklaşımda moda ile kıyafet çeşitliliği birbirinin yerine kullanılarak. 123) moda döngüsünün giderek daha kısa zaman dilimlerini kapsar hale gelmesindeki 202   akademia . Şöyle ki. ancak bir iki sezon tüketilmektedir. 2005. toplumun eğilimlerini ve diğer özelliklerini bilmeleri önemlidir (Barbarosoğlu. çağdaşlığı. herkesin istediğini giydiği ve yaptığını. ancak devrimle birlikte oluşan uygun şartlar içerisinde bir giyim tarzının bir başkasının yerini alması için daha kısa süre yeterli olmuştur. tüketim eylemini anlamlandırma sürecinde kendi deneyim ve diğer özelliklerine bağlı olarak sunulanı reddetme ya da en azından kabul etmeme olasılıkları da bulunmaktadır. Bu sorunun başarılı bir şekilde yönetilmesi. üretilen kumaşların ve bu kumaşlardan elde edilen giysilerin pazarlanması noktasında ortaya çıkmıştır. Farklı algılayışlara rağmen toplum içerisinde.Fransızlar. 27). var olan güzelliklerini yabancılardan gizlemeyi amaçlarken. modanın başlangıcını en eski çağlara kadar götürmekte. bireysel zevki. bireyciliği. 1995. Bu süreçte makineleşme sayesinde üretim sorun olmaktan çıkmış ve sorun. Bu çerçevede birinci yaklaşım. bütün alışkanlıkları alt üst edendir. gerçekleştiği toplum açısından birçok mit yaratıcı tanımlar yüklenmiştir. moda olgusu ile toplumda bireylerin arzularını denetleyip. insanı modernleştirendir (aktaran: Barbarosoğlu. modanın yayılım çizgisinde bir anlamda kamuoyu önderi rolünü üstlenmektedirler. Meriç’e göre. tüketim demokrasisini. Bu yaklaşım. 10). bir ürünün veya tarzın moda olması. Modacılar tarafından meydana getirilen ve ünlü kişiler veya mankenler tarafından sunulan ürünün veya tarzın toplum tarafından benimsenmesi sürecinde modacıların. şık olmayı. Toplum tarafından tanınırlığı fazla olan ve ünlü diye adlandırılan kişiler. 1995. Bu tanımlar. İşte bu reddedilme olasılığını minimum seviyede tutmak amacıyla modaya. kıyafetlerine gösterdikleri özen ile karşılarındaki kişilerin gözünde kendilerine bir yer edinme niyetindedirler. İkinci yaklaşımdan hareketle Sanayi devrimiyle birlikte her türlü kumaşın üretim süresinin kısalması ve kumaş maliyetlerinin düşmesinin giyim endüstrisine hareket kazandırdığı söylenebilir. Bu anlayışa göre moda. 37). en son olana ayak uydurmayı. Doğu dünyası giyimleriyle göze çarpmamayı. 1995. herhangi bir yeniliğin modacılar tarafından sunulmasıyla veya toplumda ünlü birisinin benimsediği bir yeniliği başkalarının da benimsemesiyle gerçekleşmektedir. İkinci yaklaşım ise. en son olanı takip etmeyi ve zamanı yakalamayı. moda mitinin içerdiği anlamların topluma benimsetilmesiyle gerçekleştirilebilmiştir. Çeşitli anlamları içinde barındıran modanın gelişim seyrine bakıldığında iki   farklı yaklaşım göze çarpmaktadır. geleneksel bir giyimin alt tabakalar tarafından taklit edilmesi anlayışından kurtularak yeni bir anlayış yakalamıştır. üretilenlere gerçek işlevlerinden daha fazla anlamın yüklenmesiyle yani. 151). dolayısıyla sınıf farklarının ortadan kalktığını ve farkın bireysel öznellik olduğunu vurgulamaktadırlar (Erdoğan ve Alemdar. bireysel tercihi. değerli görüntü ve gösterişi. 1995. Sanayi devrimi ve Fransız ihtilalini kabul etmektedir. Sanayi devrimine kadar modanın devingenlik özelliği çok yavaş bir şekilde işlemiş. Fransız devriminin getirdiği özgürlük ortamında moda. Günümüzde ise moda döngüsü içerisinde yeni bir tarz. kazılardan elde edilen renkli kumaş parçaları ve kadınların süsleme aletleri modanın varlığını gösteren deliller olarak kabul edilmektedir. modanın başlangıç tarihi olarak. yeni olandır. modayı kıyafet çeşitliliği olarak ele alan yaklaşımdır. Davis (1997.

sosyal bir olgu olarak kapitalist toplumda kimlikleri hedef almakta ve değişken bir yapıya sahip olan toplumsal kimlikleri hem estetik açıdan hem de ekonomik açıdan kullanmaktadır. demokratikleşmeye paralel olarak tüketicinin daha fazla refaha ermesi ve bunun neticesinde sınıfları ayıran sınırların belirsizleşmesi ve elektronik medya sayesinde bilgi akışının büyük bir hız kazanmasına bağlamaktadır. kendisini her yerde ve her zaman hissettirmiştir. Simmel. Bourdieu bu yaklaşımda. pratik. diğeri ise Bourdieu’nun sınıfsal yeniden üretim ve kültürel beğeniler yaklaşımıdır. toplumun alt ve orta sınıflarında bulunan bireylerin üst sınıfların giyimlerini benimseyerek statü kazanmaya çalıştıklarını. popülerliğin kaybedilmesi sonucunda üst sınıfın yeni tarzları benimsediğini ve bu şekilde kendilerini alt sınıflardan ayırmaya çalıştıklarını dile getirmektedir (Crane. Hangi yaklaşımla ele alınırsa alınsın moda. işlevsel ve sağlam olmasını dikkate aldıklarını ifade etmektedir. Simmel’in tanımladığı süreçten daha karmaşık olduğunu belirtir. Kitleleri tüketime yönlendirme yollarından birisi de moda düşüncesini toplumun geneline yaymaktan geçmektedir. 2003. Moda olanın toplum içerisinde nasıl yayıldığı ve bireylerin moda olanı niçin tercih ettikleri de çeşitli yaklaşımlarla ele alınmıştır. alınan eğitimin ve sahip olunan kültürel birikimin. 19-20). Yaşamın sadece çalışmaktan ibaret olduğunu öngören erken kapitalist dönemde alt sınıfın sesini yükseltip bu çalışma ve çalıştırma düzenini sorgulamaya başlayınca. Zaten kapitalizmin temel özelliği de esnek bir yapıya sahip olması ve kendisi dışında gelişen yeni toplumsal oluşumların yörüngesine de kolayca uyarlanabilme yeteneği olmasıdır. kapitalizmin kuralları tekrardan gözden geçirilmiş ve tüm sınıfları kontrol altında tutabilmek ve bu sınıfları sistem içi araçlara kanalize edebilmek için yeni yollar keşfedilmiştir. paradoks. Bunlardan birincisi Simmel’in moda yayılımı ve giyim davranışı yaklaşımı. ancak moda olan şeyin alt toplumsal sınıfa ulaşıncaya kadar popülerleşme sürecindeki çekiciliğini kaybettiğini. moda olan şeyin estetik açıdan hoş ve şık olmasından daha çok. Bu bağlamda alt sınıfta bulunan bireylerin. çok çalışıp az tüketmeye dayanan çalışma merkezli bir yaşam biçiminin yerine tüketim merkezli bir yaşam biçimi sunulmuştur. kararsızlık ve çatışmaya sebep 203   akademia . giyim sanayisinin yoğun bir biçimde kapitalistleşip rasyonelleşmesi.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sebepleri. Çünkü bugünkü kapitalizm anlayışı içerisinde alt sınıfta olanları orta ve üst sınıfın yaşantısına özendirme ve bu sayede de alt sınıfı da tüketime sokma mantığı yatmaktadır (Arık. Kısaca belirtilirse Simmel’in yaklaşımı. seçkinlerin toplumsal astları tarafından taklit edilmeleri süreci olarak   tanımladığı moda değişimi yaklaşımının merkezine. moda olan şeyden alınan hazzı ve zevki etkilediğini belirtmektedir. moda sürecinin yukarıdan aşağıya doğru bir yayılım süreci gösterdiğini anlatan bir yaklaşımdır. modanın önce üst sınıf ve daha sonra da orta ve alt sınıflar tarafından benimsendiği düşüncesini koymaktadır. üst sınıfın modasını alıp kullansalar bile yetersiz toplumsallaşma ve eğitime bağlı olarak üst sınıfa ait olan benzer zevki ve inceliği sergileyemeyeceklerini söylemektedir (Crane. Bilgi akışındaki bu hız. 2003. 2006. 93-94). Toplumsal ve teknolojik değişimler neticesinde sonsuz bir biçimleniş içerisinde olan toplumsal kimlikler. Bourdieu toplumsal yapıları. Bunun neticesinde kitlelere. Bourdieu’nun yaklaşımı ise moda yayılımının. 18). bireylerde sayısız gerilim. Burada iki yaklaşıma yer verilecektir. kültürel beğeni sistemleri ve onlarla ilişkili yaşam tarzı kümelerini içine alan karmaşık sınıf kültürü sistemleri olarak tanımlayarak bu sistem içerisinde alt sınıfların. özellikle günümüz toplumları üzerinde pazarlama teknikleri ve reklâmların da etkisiyle daha geniş kitleleri etkisi altına almıştır. Kârlılığı hedef alan kapitalist sistem içerisinde moda olgusu. Bu yaklaşımında Simmel.

bu olgulardan ve kollektif düzeyde yaşanan. Bu çağrışımlar kültürden kültüre farklılıklar gösterebildiği gibi zamana ve mekâna göre de farklılıklar gösterebilmektedir. Bu bağlamda sadece giyimde değil tüm alanlarda sunulan moda. üretim araçlarını ellerinde bulunduranların sunduğu yaşam tarzları. Özellikle ekonomi politik olarak. tarihte bazen tekerrür eden bu kimlik istikrarsızlığından beslenmektedir. Böylesi istikrarsızlıkların temelinde yatan daha ağırlıklı kararsızlıklar arasında gençlik-yaşlılık. kitap okumaya. popüler olan düşünce ve ürünlerin yayılmasına hizmet ederek toplumun tüketime kanalize edilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. 2004. 2003. eve dönüklükdünyaya dönüklük. nitelik açısından aynı olması sebebiyle bireyler moda olgusu içerisinde seçim yaptıklarını düşündüklerinde dahi kapitalist düzenin hilelerine kendilerini kaptırmış olmaktadırlar. Günümüz kapitalist toplumlarının hepsinde bedeni çeşitli şekillerde örtmenin ve toplum tarafından mahrem olarak kabul   edilen bölgelerinin özellikle kapalı tutulmasının olağan görülüşü modayı daha da önemli kılmaktadır. Neticede popüler kültür ürünü olan moda. üretim sürecinde kitle üretimi şeklinde üretilen ürünler moda olgusunun oluşturduğu anlayışla farklı olma düşüncesi içerisinde tüketilmektedir. Kullanım alanlarının ötesinde giyim eşyalarına kullanıcıları veya sahipleri tarafından farklı anlamlar kazandırılmaktadır (Tellan. Moda olgusu gündelik hayatla kalmamış. Belirli bir süre içerisinde giyim eşyaları birçok farklı bağlamda kazandıkları yan anlamları “göstergebilimsel katmanlaşma” adı verilen süreç boyunca biriktirmekte. günlük yaşamlarında satın aldıkları ve kullandıkları giyim eşyaları aracılığıyla gerçekleşmektedir. Kapitalistleşme sürecinde hızla yol alan Türkiye’de de üretim ve tüketim sürecinde moda temel belirleyicilerden biri olarak gündelik hayatta yerini almıştır. Kapitalist toplumda moda belirli bir süre içerisinde bu gerilimlerden birisini öne çıkarır. 2005. Bu manada moda olarak sunulan giyim eşyaları renkleriyle. diğerlerini arka plana atar veyahut daha önce birbirinden ayrı duranları bir araya getirerek bireylerin toplumsal kimliklerine seslenmeye çalışır (Davis. bireysel kimliklerden toplumsal kimliklere kadar bir çok alanda kendini hissettirmiştir. bu da giysileri yaratanların ve tüketenlerin farklı anlamları aynı giyside kullanmalarını kolaylaştıran bir katkı sağlamaktadır (Crane. Moda günümüzde kapitalist üretim-tüketim ilişkileri tarafından belirlenen kurallara göre işlemekte. Şöyle ki. Bunun neticesinde de kişiler daha fazla tüketime yönelmekte. periyodik olarak sermaye sahipleri tarafından üretilen aynılıkları popülerleştirerek sahte farklılık yaratma pratiği olarak sunulmakta ve kişileri. izin verme-kısıtlama ve itaat-isyan arasındaki öznel gerilimler yer almaktadır. bu süreçte moda içerisinde çeşitli mitler üretilerek bireylerin farklı olmak adına daha fazla tüketime yönlendirilmesine çalışılmaktadır. üzerlerindeki yazı veya resimleriyle çeşitli anlamları çağrıştırabilmektedir. içeren-dışlayan. 1997. 237). Kamuoylarının 204   akademia . androjenlik-tek cinsiyetlilik. teklik. Kapitalist toplumlarda modanın etkisi çok fazlasıyla hissedilmektedir. bir zorunluluktan çok seçenek olarak sunulmasına rağmen sunanın aynı olması ve sunulanın nicelik açısından farklı. bu toplumlarda bireylerin kendilerini ve kimliklerini tanımlamaları bile. iş-oyun. Moda da. 28). Siyasal tercih belirlemeden. her toplum içerisinde ve her zaman kendi yaşamını devam ettirme yönünde kullanmanın yollarını bulmaktadır. kesim özellikleriyle. neredeyse hiç sorgulanmadan kabul edilir hale gelmiştir. eşsizlik ve yenilik propagandasıyla inanılması güç bir yalana inandırmaktadır (Erdoğan ve Alemdar. 152).olmaktadır. Bu çağrışımlar bazen isyan bazen de itaat şeklinde olabilmektedir. giyim kuşamdan. yemek kültürüne kadar çizilen sınırlar içinde olanlar ve dışında olanlar şeklinde toplumda kendine yer bulmuştur. Ancak kapitalizmin mantığı bu farklılıkları. farklılık. 139). teşhir-saklama. Moda. erkeksilikkadınsılık.

halkın sınıfsal özelliklerine hitap etmesi sebebiyle. bu oluşum sürecinde kitlelerin tüketime yönlendirilmesinde de moda etkili bir araç olmaktadır. Sonuç Uluslararası markaların tüm dünyaya yayıldığı. Popüler kültürel yapının birçok olumsuz yönü olmasına rağmen bu yapının. üst sınıfa ait olarak üretilen nesneler. bireylerin duygu ve düşüncelerine seslenecek anlamlar (mitler) yüklenmektedir. moda haline gelmesi temel olarak alınmış. popüler kültür vasıtasıyla yayılarak genişlemekte halk tabakasındaki tüketim güdüsü. Diğer bir deyişle temel insani değerlerden yoksunlaşan bireyler. Modayı takip ederek tüketen bir topluluk oluşturulmuştur. Bireyler ise gönüllerince biçimlendiremediği reel yaşamının yarattığı eziklikleri gidermek için. Ülkemiz açısından değerlendirildiğinde de yenilikler. Popüler kültür ve moda olgusu içinde bu durum geçerlidir. Böylece sabitleşen müşteriler ve hiç bitmeyecek üretim süreci başlamıştır. Üretilen ürünlerin kullanılabilirliği veya sadeliği değil. Kitleselleşmiş toplumsal yapı özelliğini taşıyan ülkemizde de üretim ve tüketim kitle özelliği taşımakta. Tarihsel toplumlardaki kültürün içsel gelişmesinin ilkesi olan gelenek ve yenilik arasındaki çatışma ancak yeniliğin sürekli zaferi sayesinde sürdürülebilmiştir (Debord. 244). Her ikisinde de çeşitli mitler üretilerek bireylere ulaşma ve onları düzene bir şekilde uydurma amaçlanmaktadır. insani ilişkilerin yerini giderek nesnelerle ilişkiye bıraktığı ve kitle iletişiminin son derece etkin olduğu günümüz toplumunu etkileyen etkenlerden biride popüler kültür ve öğeleridir. geleneksel toplumların dahi tüketim alışkanlıklarının değiştiği. Moda sunmuş olduğu her öğeyi yeni diye sunmakta ve bireylerin bunu tüketmesini istemektedir. o yeniliğin birileri tarafından sunulmasına ve halk tarafından beğenilmesi ve benimsenmesine bağlıdır ki. yaşantımıza moda olgusu çerçevesinde sokulmakta. kendilerini kurtarabilecekleri umuduna kapılmaktadırlar (Oskay. bunu sağlamada da moda etkili olmuştur. Modanın marka ile bütünleşmesiyle birlikte. halk bu kültürü benimsemekte ve bu kanalla oluşturulan modaya sahip çıkmaktadır. bu sürecin gönüllü ve doymaz yandaşı olarak. kitleler için içi boşaltılarak sunulmuş. Bu iki alanın benzeştikleri noktalar sıralanacak olursa. üreticiler için yeni bir sınıf üretilmiştir. 39). 1996. Bu mitler yerine göre bireyselliği yerine göre de toplumsallığı vurgulayabilmektedir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   sürekli oluşturulduğu bu süreçte temel belirleyici yine ekonomi olmuştur. üretilen ürünlerin kitleler için olanı tercih edilmektedir.Bir şeyin popülerleşmesi sürecinde toplumun özelliklerinin bilinmesi önemli 205   akademia . bir yeniliğin popüler olması. Böyle bir düzende gerçek ihtiyaçlar ve sahte ihtiyaçlar arasındaki ayrım ortadan kaldırılırken tüketilen her nesneye. . 2000. Çalışmada ele alınan popüler kültür ve moda. Üretim-tüketim süreci popüler kültür içerisinde yer alarak. moda yoluyla pekiştirilmektedir. Dünyaya hâkim olan kapitalist sistem düşünüldüğünde temelinde tüketim olgusunun yattığı ve halkın tümünün tüketime katılmasının çok önemli olduğu görülür. bir ürünün moda olması da aynı şekilde gerçekleşmektedir. gerek halk tarafından kabul noktasında gerekse popüler olma süresi bakımından bir takım benzerlikler taşımaktadır.Popüler kültürün bir öğesi veya ürünü olma sürecinde. . Burada yeniliği kültür içinde yer alan moda olgusu belirlemektedir. fantazya dünyasının da darlığını yansıtırcasına   öncelikle dış görünüşlerine önem vermeye başlamakta ve meta ekonomisi yaygınlaştıkça bireyler yitirdikleri her değer için meta ekonomisinin temel dayanağı olan tüketim ideolojisini benimseme yoluna gitmektedirler.

Akbulut ve E. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Ayrıca. (2004). 41-52. D. (2001).aspx?F6E10 F8892433CFFAAF6AA849816B2EF05 A79F75456518CA. . (1997). Çev. Kitle Toplumunun Açmazları Kültür Endüstrisi. Doğu Batı Düşünce Dergisi. B. Ankara: Erk Yayınları. İ. 5(57). B. (Ö.). Debord. Arık. Popüler Kültür ve Reklam Arasındaki Etkileşim. Konya: Tablet Kitabevi. Ekmekçi ve O. Türkiye’de Popüler Kültür. Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi Popüler Kültür ve Gençlik Özel Sayısı. Batmaz. http://www. Çev. 4(15). 4(15). Arıkan. Güngör (Der. Kaynakça Adıgüzel. G. Doğu Batı Düşünce Dergisi. (1997). O. Popüler Kültür ve Yüksek Kültür. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. İstanbul: Şehir Yayınları. Yayınları.gov. (2001). 5(57). A. V. Oskay. Popüler Kültür: Kültür Alanında Egemenlik ve Mücadele. Longman-Metro Büyük İngilizce Türkçe Sözlük. Popüler Kültürler Rock ve Sporda Haz Politikası. İstanbul: İz Yayıncılık. Erişim: 17 Mayıs 2008. F. Crane.olduğu gibi.). (M. Çelik. Küçük. D. İ. Ü. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. (2005). Ankara: Vadi Erdoğan. (A. Sözen. Gösteri Toplumu ve Yorumlar. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. F. Moda ve Gündemleri. İletişim Yazıları. (2000) Yıkanmak İstemeyen Çocuklar Olalım. H. G.   206   akademia .tr/TR/SozBul.). Tosun. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Balkaş (Der. M. (2006).Her iki olgunun da nihai amacı kişileri tüketmeye yöneltmek ve düzene uydurmaktır. İstanbul: Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ. Çev. K. Barbarosoğlu. Doğu Batı Düşünce Dergisi.). Sonuçta. ve Alemdar. T. 4(15). 137-142. herhangi bir şeyin moda olma noktasında da toplumun özelliklerinin bilinmesi önem arz etmektedir. Tüketim Kültürü ve Cep Telefonlarının Popülerliği. Popüler Kültür ve İletişim.107-137). Çev. Rağbette Olma ve Sağduyu Bilgisi. K. Y. Moda. Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi Popüler Kültür ve Gençlik Özel Sayısı. N. Erdoğan. 65-104. Popüler Kültürde Gasp ve Popülerin Gayri Meşruluğu.. Modernleşme Sürecinde Moda ve Zihniyet. (2004).). (2001). Popüler Kültür Retoriği: Sahiplik İçinde Yokluk. (1996). (2001). Gans. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.tdk. (1995). İncirlioğlu. (E. Erdoğan. aslında yapılan tamamen bireylerin tutum ve kanaatlerini etkilemek ve bu yolla bireyleri tüketime kışkırtarak onların tercihlerinde etkili olmaya çalışmaktır. N. modada da aynı şekilde seslenilmektedir. Davis. popüler kültür ve moda olgusu yaşam bulma ve toplumu etkileme noktasında birçok bakımdan benzer şekilde işlemektedir. Kültür ve Kimlik (Ö. J. İ. İstanbul: Metro Kitap Yayın Pazarlama. Oktay. N. 719. bu olgular yaşanan hayatın gerçekleri olarak bize dayatılırken. Erdoğan. Büken. . (1999).). (2006). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları Rowe D. İ. (2006). 18-52).). Popüler Kültürün Ne Olduğu Üzerine. Taşkent. Amerikan Popüler Kültürünün Türkiye’de Yayılışına Karşı Tepkisel Düşünceler. (2003). Çev. (1996). Tellan. İstanbul: Karakutu Yayınları. Popüler Kültür ve İktidar (s. E. (2005).Nasıl popüler kültür içerisinde kişilere mitler yoluyla sesleniliyorsa. E. (1993). Medya Popüler Kültürü Gizle. Medya Mercek Altında (s. 53-64.

Erciyes İletişim 2009 Ocak   akademia 207     .

the condition of eastern and south-eastern Anatolia issue.   208   akademia .Güneydoğu Sorunu” veya “Bölgelerarası dengesizlik sorunu” kimilerinin de “Kürt Sorunu” olarak adlandırırken. South-Eastern Anatolian Region. After the determination as a result of all the discussions and data. Bütün bu tartışmalardan ve verilerden hareketle yapılan tespitlerden sonra sonuç ve öneriler başlığı ile. bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına ilişkin veriler sunulmuştur. objektif ve bilimsel çalışmalar. Doğu Sorunu. Türkiye’yi yıllardan beri yoğun bir şekilde meşgul eden. Terrorism. has been analysed in terms of terrorism and immigration. Güneydoğu Anadolu Bölgesi. ülkemiz sınırlarını aşan ve daha kavramsallaştırılması boyutunda dahi çok önemli anlaşmazlıkları beraberinde getiren Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki durumu. kimilerinin “terör sorunu”. terörle mücadeleye ve terör nedeniyle göçle birlikte ortaya çıkan duruma ilişkin öneriler getirilmiştir. terör ve göç bağlamını öne çıkarmak suretiyle irdeleme çabası sergilenmiştir. Terör. and date concerning the socioeconomic and cultural structure of the region have been discussed herein. Key words: Eastern Anatolian Region. Göç. Eastern and Southeast Anatolia in Terms of Terrorism and Immigration Abstract In this paper. Terör sorunu. sorunun ortadan kaldırılabilmesi için ekonomik gelişmeye. “Eastern and South-eastern Anatolia Issue”. Öncelikle. some recommendations on economic developments. Kurdish Issue. Kürt sorunu.TERÖR VE GÖÇ SARMALINDA DOĞU VE GÜNEYDOĞU B. Terrorism Problem. Anahtar Kelimeler: Doğu Anadolu Bölgesi. Zakir AVŞAR* Özet Bu makale çerçevesinde. Unbalance Problem between Regions *                                                              Doç. Dr. Bölgelerarası Dengesizlik. which has been a formidable problem in Turkey for long years and has been an issue that has gone beyond both local borders and the borders of Turkey with the effect of destructive and separatist terrorism and has brought many other conflicts together with it. kimilerinin “Doğu. yıkıcı ve bölücü terörün de etkisiyle gerek lokal sınırlarını gerek. “Unbalance Problem between Regions” and “Kurdish Issue” has been discussed under the light of objective and scientific studies. This issue which is named in terms of the ideological perspectives with various names such as: “terrorism problem”. Immigration. daha adlandırma safhasında dahi ideolojik bir perspektif bindirmeye uğraştığı sorunun adı. veriler ışığında tartışılarak. fighting against terrorism and on the condition after the immigration that came into being because of the terrorism have been made under the title of “ conclusion and recommendations”.

Şimdiye kadar soruna yönelik olarak ortaya konulan değişik bakış açılarını da ele alarak sorunun tam adının ne olması gerektiğini ve nasıl çözümleneceğini tartışacağımız bu çalışma ile amacımız. sorunu nasıl adlandırırsak adlandıralım veya sorunun çıkış noktasını. 1. bunlara bu çalışma dahilinde fazlaca yer vermenin çok anlamlı olmayacağı açık olmakla birlikte. kimileri ise ‘Bölgelerarası Dengesizlik Sorunu’ olarak dile getirmekte ve teşhis. Kürt Sorunu mu? Bazı çevreler tarafından sorun etnik yapıdan hareketle ‘Kürt sorunu’ olarak dile getirilmektedir. 69) Ancak. 81) 1597 yılında dönemin padişahına da sunulan Şeref Han-ı Bitlisi tarafından kaleme alınan Şerefname’dir ki. Doğulusuyla batılısıyla bütün insanlarımıza. Türkiye’nin etnik açıdan heterojen olduğunu. kimileri ‘terör sorunu’. 1997. Kırzıoğlu’nun ve Türkdoğan’ın da zikrettiği (Kırzıoğlu. Annesinin de Tokat Bayındırlı sülalesinden Emin Beyin kızı olduğunu kaydetmektedir. tespit ve tedavi yöntemlerini bu adlandırmalar paralelinde dile getirmektedirler. toplumsal anlamlarda bir dengesizlik içerisinde bulunduğunu görmekteyiz( Gökçe. Osmanlı’nın yine Türk devletleri olan gerek Safevi gerekse Akkoyunlu Devletleriyle olan mücadelesinde bölgedeki etnik gruplarla dayanışma araması ve sonuçta Kürt aşiretleri lehine Türkmen varlığı aleyhine tasarrufları neticesinde (ki. bu kaynaklardan birisi. 1998. nedenlerini ne şekilde yorumlarsak yorumlayalım değişmeyen tek gerçek Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sorunlarının varlığı ve bu sorunların her geçen biraz daha arttığı. (Türkdoğan. 81). kimileri ikisinin ortası bir adlandırma ile ‘Doğu Sorunu’. 1998. birlik beraberlik içerisinde daha mutlu.1. müreffeh bir hayat sürmelerini temin etme noktasında yararlı olabilecek bir adım atabilmektir. çözüm yolları önermek şüphesiz ki Türkiye gerçekleriyle bağdaşır. Kaldı ki. Sorunu. Bu dengesizliğin nelerin öncesinde veya sonrasında geliştiği konusunda olduğu gibi sorunun adlandırılmasında da genel olarak bir tavır geliştirilmemiştir. bölgeden Azerbaycan’a doğru bir Türkmen göçü yaşanmıştır (İnalcık.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Giriş Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin Ülkemizin diğer bölgeleriyle kıyaslandığı zaman fiziksel. Buğduz ve Bayındır boylarına uzanan bir soy kütüğü ister istemez Şeref Han’dan yola çıkarak Kürtleri 24 Oğuz boyu içerisinde görmemizin yolunu da açmaktadır. Buğduz soyundan geldiklerini ileri sürmektedir. akılcı çözümler üretilmediği gerçeğidir. Ne var ki. bu uygulama bölgedeki Türk varlığının aleyhine olmakla birlikte zamanın real politiği ve devlet olarak varlığını koruması açısından Osmanlı’nın doğru bir tavrı olarak kabullenilebilir) Türkmen varlığı zayıflamış. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bir bölümünün ‘Kürt’ kökenli veya anadili olarak “Kürtçe” konuşan insanlar olduğunu kabul etmenin elbette ki hiç bir sıkıntısı bulunmamakla birlikte. çözüme götürür makul bir yol değildir. Sorunun Adı Nedir? Sorunun adı konusunda da kamuoyunda tam bir fikir birliği sağlanabilmiş değildir. Şeref Han (1603-1604 Ö. ‘Kürt sorunu’   209   . 1998. mensubu olduğu Rojeki Konfederasyonu’nun aşiret sayısının 24 olduğunu da belirtmektedir (Şeref Han. 1998. kimi kaynaklar da Kürtlerin Türklüğü üzerinde durmaktadır ki.) Farsça yazdığı eserinde Kürtlerin kökeni üzerinde durmakta. 69) unutmamak gerekir. Kimileri sorunu ‘Kürt Sorunu’ olarak adlandırırken. olarak ortaya koyup. yine Şeref Han. ekonomik ve fonksiyonel. 99). bölgenin Selçuklu devrinin başlangıcı olan 1020’lerden itibaren OğuzTürkmen akınları sonucunda Türk yurdu olduğunu ve ilk Türkmen yerleşim yerlerinin de Doğu Anadolu bölgesi olduğunu (İnalcık. akademia 1.

ülke bölücülüğüne ve teröre uzanan bir yol açmak için giriştikleri mücadeleye bilimselliğin gerektirdiği nesnelliği ve objektifliği zedelemeksizin sağlam temeli olan araştırmalarla karşı konulmalıdır. Etnik sorun kavramını biraz irdeleyerek bu görüşümüze açıklık getirmek yararlı olacaktır.Dicle . Elbette ki. Şeref Han ve Kırzıoğlu’nun bulgularının dışında elbette ki daha yüzlerce çok kıymetli çalışma Türk ve Kürt kavimlerinin tarihin her döneminde birlikteliklerini. sosyolojik manada da etnik sorundan bahsedebilmek için bu üç sorunun varlığı aranmaktadır (Özdağ. arzumuz her daim vardır. ortak paydalarda buluşabilmek. Kaynakları kontrolünde tutan grubun diğer etnik gruba karşı ayrımcılık uygulaması söz konusudur.Batı Türkistan’da (Horasan ve Afganistan’da). hatta aynı kökten geldiklerini göstermektedir. 12).Suriye’dekiler olmak üzere Asya ve Avrupa’daki beş ayrı coğrafya bölgesinde yaşamış ve hatıralar bırakmış olan ‘Kürt’ adlı güçlü ve kalabalık Türk urukları tesbit ettiğini zikreder (Kirzioğlu. ayrıca ‘Türkiye’de serbest meslek sahibi Kürtlerin büyük bir bölümünün batıya göç ederek oylarını PKK’ya değil (veya onun kontrolündeki partilere) ülke çapında siyaset yapan kurulu partilere verecek ölçüde toplumla entegre 210   akademia . 4Kuzey Azerbaycan’da Kür-Aras Irmakları boylarında ve 5. taşınamıyorlarsa. ancak. siyasal yükselişlerini baştan kısıtlarsa. bir etnik grubun diğer etnik grubun mensuplarını bilinçli ve sistematik bir şekilde kötü eğitim şartlarına iterek o etnik grup mensuplarının sosyal. ekonomik. maksadımız bu makale çerçevesinde Kürtlerin Türklüğünü ispatlamak değildir.Bozkır’dan yayılmış olarak. kaynakların değişik etnik gruplar arasında eşitsiz dağıtılması gerekmektedir. bazı odakların etniklikten ayrımcılığa. kültür. o semtte oturmak istediğinde daha fazla kira veya satın alma bedeli ödemek zorunda kalıyorlarsa. cumhurbaşkanlığı dahil her kademede görev alarak kendilerini çok iyi ispat etmişlerdir.’ derken. Etnik sorunun ön şartının birbirinden dil. ancak bizim bu örnekleri getirmekteki maksadımız. değişik etnik aidiyet ve tanımlamalara karşı geliştirilen ‘köktenci red’ tavırlara lojistik manada bir destek sağlamak olarak algılanmamalıdır. Bu ayrımcılıkları da örneklendirirsek. özellikle son 1000 yıldan beri birlikte yaşayan Türkler ve Kürtler arasında hiçbir dönemde etnik manada bir sorun yaşanmamıştır. Türkiye-İran. ‘Kürtler. beraberliklerini. ırk. 2).1990). Türkiye’de Parlamento’nun üçte biri Kürtlerden oluşmaktadır. bir etnik grubun mensupları diğer etnik grup mensupları ile aynı işi yaptıkları halde daha az ücret alıyorlarsa.Irak. Doğu boylamında Moğolistan’ın Kuzey Batısındaki Sayan Dağları ve Yenisey Irmakları başlarında 2. 1995. Çünkü bu kavramı kullanan   ve Türkiye’de bir etnik sorun olduğunu iddia edenlerin bir ileri aşamada dile getirdikleri diğer kavram ise ‘siyasal çözüm’ kavramı olmaktadır. Ne var ki. bu iki grubun diğerine veya her ikisinin de birbirlerine karşılıklı olarak ayrımcılıkta bulunmalarının olduğu açıktır (Özdağ. Etnik çelişkinin olması için ise. Yine kimilerinin maksatlı olarak iddia ettikleri gibi aynı kökenden gelmese bile. 2) Ortada bir etnik çelişki olmaksızın etnik sorunun varlığından söz edilemez. 1990-95 yılları arasında İsveç’in Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Erik Kornell. bir etnik gruba mensup olduğu için insanlar istedikleri semtte ev alamıyorlarsa. tarih açısından farklı iki etnik grubun olması değil. birlikte yücelmek gibi bir dileğimiz. Kürtlerin menşei hakkında çok kıymetli çalışmalar yapan ve ilim hayatı boyunca bu çalışmalarını geliştiren merhum Kırzıoğlu’nun 1946 yılında Tasvir gazetesinde yayınlanan “Kürmanç Kürtlerinin aslı” adlı üç uzun makalesinde 1. yüksek gelirli meslek gruplarına sokulmuyorlarsa.100. kardeşlikle aynı yüce duyguları paylaşabilmek. oraya taşındıktan sonra ‘semtin ariliği bozulduğu’ düşüncesiyle mülk fiyatları veya kiralar ve semtin itibarı düşüyorsa etnik sorun vardır anlamı çıkmaktadır ki. 3Dağıstan ile Romanya MacaristanÇekoslovakya gibi Tuna Boyları’nda. ayrım yapmaksızın aynı toplum içerisinde birlik ve beraberlikle. 1994. 1994. din.

ekonomik birliktelikler içerisinde her türlü etnik ayrımcılıktan uzaktırlar. gerekse Mahalli İdareler Seçimi (İl Genel Meclisi) oylarında açıkça görülmektedir. Doğu İsyanlarının dış güçlerin kışkırtmalarıyla ‘Atatürk’ün dini kaldıracağı’ propagandasına dayalı olarak (Işık. 1999 İl Genel Meclisi (HADEP) % 3.5. Genel Seçimi (HADEP) %4. Mansuri Işık’ın... 2002 Mv.Erciyes İletişim 2009 Ocak   olduğunu (Cornell. araştırarak hazırladığı ‘Atatürk Döneminde Doğu’da Meydana Gelen Olaylar ve İçyüzü’ adlı eseri bu konuda yeterince açık bilgiler vermektedir. Türkiye’de insanlarımız birbirleriyle evlilikler. Türk Demokrasi Vakfı tarafından yapılan bir araştırmanın verilerine göre ‘Kürt’lerin %40’ı batı illerimizde yaşamaktadır( TDV.8. 21) Bu netice de etnik sorun iddialarının temelsizliği açısından başlı başına bir gösterge bile sayılabilmekle birlikte ‘Kürt ayrımcılığını’ dillendirerek seçimlere katılan ve PKK’nın açıkça desteklediği hatta Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tehditle bu partiye oy toplamaya kadar vardırdığı partilerin yıllardan beri yapılan seçimlerde ülke genelinde oylarının sadece %4. Bu süreci hızlandıran ve pekiştiren olgulardan biri de Doğu’da nispeten egemen ve özerk bir konumda bulunan Kürt önderlerinin/beylerinin ‘standart bir ulus yaratmak’ adına merkezi otoritenin kendi nüfuz alanlarına müdahale etmesine direnmeleriydi. 139-141) ifade etmektedir*.2. Genel Seçimi (DEHAP) % 6. bu tablo bile etnik sorun iddialarını çürütmek için yeterli bir göstergedir. 1995.Bağımsız adaylarla girdi) %5. akrabalıklar. Ancak Ergil’in bu ifadelerine katılmak mümkün değildir. Kendisini Kürt kökenli gören her vatandaşımızın ülke içerisinde istediği yere seyahat etme. Kürt kökenli insanlarımızın büyük bir bölümünün Doğu ve Güneydoğu Anadolu akademia 211     . göstermek veya değerlendirmek milli mücadeleyi omuz omuza yapan. Doğu isyanlarını ‘Ayrılıkçı Kürt’ isyanları gibi görmek. Genel Seçimi (HADEP) %4. bağımsız adaylar göstermek suretiyle ancak 20 milletvekili çıkarabilmişlerdir) ancak bölgeden ve bölge dışından çok sayıda Kürt kökenli milletvekili diğer partilerden seçilerek parlamentoya girmiştir.2. komşuluk ilişkileri. Direncin çapı ve derinliği oranında Ankara’nın tavrı katılaştı. Farklılıklara karşı tahammülsüzlük resmi bir nitelik kazandı’ (Ergil. Genel Seçimi (DTP.1. 1999 Mv. * değil de artık zaferin yakalandığı günlerde isyan edelerdi. Doğu Ergil. Bizce. bölgelerinde çıkan isyanların karakteri neyse Doğu’da çıkan isyanların karakteri de aynısıdır.3 oranında oy almıştır. ‘Doğu sorunu ulusal bütünleşme sorunudur’ başlığı altında ‘Cumhuriyetin temel ideolojisi olarak benimsenen milliyetçilik doğrultusunda standart (farklılıkları olmayan) bir ulus devlet yaratmak eğilimi. 2007 Mv. Zira o dönemde meydana gelen hiç bir isyanın arkasında ‘etnik ayrımcılık’ yoktur. Konya’da. Balıkesir’de veya Anadolu’nun diğer illerinde. 1996) çıktığını belgeler ve tanıklara dayalı olarak veren bu eseri Doğu ile ilgili araştırma yapanların okumasında yarar vardır. dinleyerek. bölgede yıllar yılı gezerek. Şayet. tarihte büyük ve şanlı bir destanı kanlarıyla canlarıyla yazan bu ülkenin aziz evlatlarına büyük bir haksızlık ve hatta saygısızlık olur. (2007 Milletvekili genel seçimlerine bu partiler doğrudan katılmamış.-5 lerde kalmasıdır. Kimi zaman bu direnç geniş çaplı isyanlara dönüştü. Terör örgütü destekli partiler. Doğu isyanlarının karakterini anlamak bakımından çok önem taşıdığını düşündüğümüz bir önemli eseri burada zikretmeden yapamayacağız. 54) demektedir. 1920’lerin ikinci yarısından sonra merkezi otoritenin dizginleri germesinde neden oldu. İsyan gerekçeleri ve söylemleri de üç aşağı beş yukarı aynıdır. yerleşme. 1998. niye Türk milletinin en zayıf anı olan milli mücadele esnasında                                                              Nitekim Cornell’in değindiği bu husus değişik yıllarda yapılan gerek Milletvekili Genel. bu insanların derdi ayrılık olsaydı. iş ve mülk edinme hakkı vardır. 1995 Mv. ‘Kültüreletnik farklılıkları görmemek resmi politika haline geldi. 1996. 2004 İl Genel Meclisi (SHP-DEHAP) %5. Yozgat’ta.

a.Fırat ve Dicle’nin Türkiye’den doğması. ‘Güneydoğu’da 50 bini aşkın korucu devleti korumak için silahlanmış durumdadır ki. bunun üzerinden hareketle politikalar geliştirme gayretinde olmak iyi niyetle izah edilemeyecek. ‘Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki Kürtlerin Sorunu’ gibi bir mantık yürütme yolu açılır. Onbinlerce militanı. gittikçe gerileyen ekonomik hayat olmak üzere çok kötü bir tablo çıkmaktadır. faaliyet gösterebildiği gerçeği gözden uzak tutulmamalıdır. Mali gücü artık milyarlarca euro. 1. Örgütün. Rusya’ya Ermenistan’a hatta kardeş Azerbaycan’a kadar bir çok ülkede temsilcilik açıp.bölgelerinin dışında yaşadıklarını ve bu bölgelerde de hiç bir sorun bulunmadığı hesaba katarsak. polis ve korucu olmak üzere güvenlik gücü. d. Rusya) Türkiye’ye karşı soğuk bir savaş yürütmektedirler ki. . binlerce kapanan işyeri. Bulgaristan. İran. Amerika’dan Avrupa’nın bütün kentlerine kadar. 1. dolar olarak ifade edilir noktalara gelmiştir.2. örgüt başının Türkiye’nin baskısıyla Suriye’den çıkarılmasıyla birlikte Batı ülkeleriyle ve Rusya ile olan ilişkileri de daha net bir şekilde gün yüzüne çıkmıştır. Yine. 2) Bir başka çalışmada belirtilen PKK’nın tüm ülkedeki militan. milis ve sempatizan toplamının 350 binlerde olduğu doğruysa. 1999). devletini ve milletini korumak için silaha sarılmaktadır (Özdağ. Terör Sorunu mu? Özellikle 1983 sonrası eylemlerinin şiddetini artıran terörün bilançosu terör örgütünün başının İtalya’da yakalanmasıyla birlikte bütün dünya kamuoyunun önüne bütün açıklığı ile serildi. geçen yıllar içerisinde hem mali açıdan hem taraftar. sorunu ‘etnik veya Kürt sorunu’ olarak adlandırmak. Daha somut bir ifade ile PKK için silahlanan bölge insanından 1 kişiye karşı yine bölge insanından 5 kişi ulusal bütünlüğünü. Öte yandan terör örgütünün bu günkü profiline baktığımız zaman 1983 yılındaki görünümünden bir hayli uzaklaştığını görmekteyiz. hakkaniyetle bağdaşmayacak bir tavırdır. 10 binin üzerinde asker. Öyle ki. Günümüzde örgütün ‘konjonktürel olarak düşüşüne bakarak rehavete girilmesi çok manalı olmayacaktır.Türkiye’nin bölgedeki askeri ve ekonomik anlamda en büyük güç olması. b. terörden kaynaklanan nedenlerden dolayı 300 bini aşkın göçeden insan (Avşar. Irak.Ermeni terör örgütü Asala’nın ve Türkiye’deki birçok diğer terör örgütünün PKK’nın yanında yer aldığı ortadadır. faaliyet göstermesine rağmen İran.Yurt içerisinde yuvalanmasına. Bu soğuk savaşın nedenlerini sıralamak gerekirse. Dolayısıyla. yüz binleri bulan taraftarı bulunmaktadır. Suriye. Yunanistan.   212   akademia 2. Bu da şüphesiz ki doğru bir ifade olmaz. c. militan açısından güç kazanmıştır. Türk halkı da aslında terörle birlikte yaşamaktan kaynaklanan kanıksamışlıkla boyutlarını doğru dürüst kestiremediği terörün sadece insanlara yönelik boyutunu görünce bile aslında zamanında üçbuçuk eşkıya olarak nitelenen terörün hangi boyutlara ulaştığını görmüş oldu. bu soğuk savaşa direk veya dolaylı olarak bütün Avrupa devletleri de destek vermektedirler. Çay. yine binlerce yaralı. Irak ve Suriye’de üslenmiş.Türkiye’nin bütün komşuları (Ermenistan. Aksoy.PKK. malul insan. Suriye ve Irak’ın Türkiye’yi su konusunda büyük bir tehdit olarak algılaması. bu sayı da devleti yıkmak için silahlanan PKK militan sayısının 5 katıdır. 1994. kalanların önemli bir kısmı ise sivil ve örgüt militanı olmak üzere 30 bini aşkın insan bu çatışmalarda hayatlarını yitirirlerken. bir yazarın ifadesiyle. bölge nüfusuna orantılandığında bile bu rakam çok komik kalmaktadır.

PKK hareketi de bizce bu beklenmeyen. 1995) olduğu görüşüne katılmamız mümkün değildir. diğer yandan dile getirdiği konulara bakıldığı zaman önemli bir kısmının bu tür aslında toplumda haklı olarak tepki toplayan uygulamaları argüman olarak kullanarak kendisine haklılık temelleri oluşturma peşindedir. Türkiye. Zira bu gün PKK yok edilebilir. Irak’ın kuzeyinde oldu bittiye getirilerek bir Kürt devleti kurulmasının önünün açılacağı her türlü oldu-bittiyi kabul etmeyeceğini ifade etmiştir. Terörün kaynağında da çoğu kez bir bunalımdan çok çeşitli faktörlerin etkilerini aramak gereklidir. Bir toplumda insanların hoşnutsuzluklarını yüksek sesle dile getirmelerini sağlayacak mekanizmalar yok edilirse. Toplumda belirginleşen sorunlar görmezden gelinir. güçlenmeler olur. ana istasyon olmasını engelleme girişimleri ve yine bu paralelde eski bağımlı cumhuriyetlerinin Türkiye üzerinden dünya pazarlarına açılmasını önleme istekleri. sonra bazı dinsel. 254). dış tesirle ve bireysel faktörler şiddete yönelişi kaçınılmaz şekilde gerekli sayan terörizmin gelişmesini hızlandırmaktadır (Subaşı. Keza. tabiatta kedileri yok ettiğimiz zaman fareler çoğalır. kediler fareleri dengeleyen varlıklardır.ABD’nin Irak politikasındaki başarısızlığını. PKK bir taraftan silaha sarılırken.Rusya’nın Kafkas ve Orta Asya petrol ve doğal gazı konusunda Türkiye’nin en büyük söz sahibi. toplumlar için de söz konusudur. sorunun tek başına ‘PKK’ veya ‘Terör Sorunu’ veya Ergil’in raporunda belirttiği gibi ‘Asayiş veya terörizm sorunu’(Ergil. Silahlı terörü sona erdirmek sorunun yalnızca bir kısmı ile ilgilidir. Bu denge suni olarak zorla bozulduğu takdirde beklenmeyen oluşumlar ortaya çıkar. Hep anlatılagelen örnektir.Erciyes İletişim 2009 Ocak   3. çevrenin olumsuz etkileri. ortadan kaldırılabilir ancak yarın bu örgütün 4. mezhepsel ve diğer etnik ayrıştırmalara giderek güçsüzleştirme ve bir arada hareketlerini önleme hedefi gibi bir çok neden sıralamak mümkündür. hem kendi içlerinde bugün sayıları üç milyonu aşan Türk varlığını önce Türk -Kürt diye bölerek. Ortaçağ’da veba salgınları erkekleri Haçlı seferlerine katılmış olan kadınların kendilerine can şenliği olmaları için kedileri sokaklardan alarak evlerinde tutmalarından dolayı sokakları boş bularak çoğalan farelerden kaynaklanmıştır. aile ve okuldaki otorite eksikliği. iktidardaki zaaf ve eksiklikler. 1998. Ekonomik güçlük ve eşitsizlikler. ihmal edilir veya zamanında gerekli müdahale gerçekleştirilmezse beklenmeyen veya istenmeyen gelişmeler. çünkü. Bu noktadan yola çıkarak. bu ülkeyi parçalayarak. Bu sözlerimizden tarihin kaydettiği en eli kanlı terör örgütlerinden birisi olan PKK’nın haklılığı manası hiç bir zaman ve hiçbir şekilde çıkmamalıdır ama. 5. Sorun yalnızca PKK olsa ne yapıp edilir ve bu örgüt çökertilir. eğitim noksanlığı. tahrip edici oluşumların doğması da hep an meselesi olagelmiştir. Örneğin. PKK’nın çoğu zaman suiistimal ve sömürü amaçlı kullandığı pekçok argümanı da göz ardı etmenin PKK ile mücadele esnasında gerçekçi bir tutum olmadığı ve bundan sonra da olmayacağı da açıktır. bastırılırsa bu durumdan istifade edecek kontrol edilmesi güç. Böylesine güçlü bir terör ortamına rağmen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşananları salt bir ‘terör sorunu’ olarak görmek bizce kolaycılıktan ve olaylara şartlanmış bir şekilde bakmaktan öte bir anlam taşımaz. istenmeyen neticelerden birisidir. 6. Tabiat her zaman bir denge içerisindedir. Benzer denge   213   akademia . bu konuda net bir şekilde Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulacağı.Ermenistan’ın tarihsel düşmanlığına ek olarak Azerbaycan ile ihtilafı noktasında da Türkiye’yi kendisine en büyük tehdit unsuru olarak görmesi. kendisine bağlı uydu devletçikler kurdurmak suretiyle aşma çabasına girmesi ki.Avrupa’nın hem Türkiye’nin büyük bir güç olarak gelişmesini önlemek arzuları.

(Arvasi. Harsi amiller (Kültür Faktörü) Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konuşulan ağızlar etrafında aynı çevrelerce ortaya konulan tezler. komşu yabancı ülkelerle olan iktisadi ilişkiler. 1.. Bir çok mesele gibi. ‘Güneydoğu Sorunu’na değinirken. bu konuyu istismar ederek vahim boyutlara ulaştırmak için ne mümkünse yapmaktadırlar. İdare ve iç siyaset amilleri Ülkemizde idare ve bazı iç siyaset adamlarının hatalı davranışları. Türk devleti üzerine oynanmak istenen oyunlar. 1997. bu gün ülkemizde ister istemez bir ‘ŞARK MESELESİ’ vardır. demektedir. Slovak. 5007) ifadeleriyle global politikaların bir uzantısı olarak gördüğü soruna ‘hem Avrupa’nın doğu sınırının çizilmesinde hem de yeraltı kaynaklarına ve en önemlisi yeni pazarlara sahip olmak kavgası ya da ekonomi savaşında milliyetçilik ve dincilik öğeleri kullanılmıştır..Ahmed Arvasi ‘Doğu Anadolu Gerçeği’ne başlarken ‘Esefle belirtelim ki. Arnavut. bunları sıralamakta yarar vardır. Coğrafi amiller Bölgenin sarp arazi yapısı ve sert iklimi ilgili açıklamalar ve bunun ‘milli irtibatı’ zayıflatan yönleri. 507). yine aynı yörelerde müşahede edilebilecek ‘farklı inançlar’ üzerinde koparılan gürültüler ve milli kültüre yabancılaşma vetiresi.’ (Arvasi. bu nokta bizi sorunun ne olduğunu doğru zeminlerde aramaya itmelidir. devletimizin ve milletimizin düşmanları. Çeçen milliyetçilikleri ve mikro milliyetçiliklerin kışkırtılması ve bölgesel kaos yaratılması bu bağlamda değerlendirilmelidir’ (Mütercimler. İktisadi amiller Üretici ve tüketici olarak bölge halkının ‘milli yapı’ ile bütünleşememesi. Önasya’da ve Afganistan-PakistanHindistan kuşağında dincilik bir çatışma etkeni olarak kullanılıyor’(Mütercimler. Hırvat. V. Abhaz. fikir ve siyaset kadrolarının ciddi ve gayrı ciddi tarih yorumları. Orta Avrupa’da. hatta eleman ve yönetim kadroları daha iyi eğitimli. Tarihi amiller (faktörler/etkenler) Yerli ve yabancı ilim. ‘Balkanlarda. 9) demektedir.yerine aynı metotlara belki de daha kanlı. VII.. koruması ve ‘aşiretler’ halinde bulunması ve bu durumun doğurduğu meseleler. 1988) Mütercimler ise. Mütercimler. Azeri. Kürt.. IV. Ermeni.3. ‘Kürt’ sayılma endişesi ve bunun kaynakları. Çek. 1988. bu da çok faktörlü olmakla birlikte. şiddetli yöntemlere başvuracak. O zaman ne yapılacaktır? İşte. VI. Milletlerarası rekabetler.. Türkiye’de milliyetçilik. Türkiye’de Şark meselesine vücut veren menfi amilleri sıralarken aslında bizim de pek çoğuna bu gün bile asla itiraz edemeyeceğimiz bir özet çıkarır ki. 1800’lü II. İçtimai amiller (Sosyal Faktörler) . Boşnak... Ruhi amiller ‘Psikolojik faktörler) Şark meselesinde kültürel kimlik kompleksi. Gürcü. uluslararası lojistik desteği daha kuvvetli. Makedon. 1997. yetersiz ve tecrübesiz kadroların kaş yapayım derken göz çıkarmaları yahut oy avcılığı kaygısıyla hareket eden çevreler.. Milletlerarası çatışmalara emperyalist oyunlara bağlı amiller ve I. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşayan vatandaşlarımızın uzun bir zaman dilimi içerisinde konar-göçer statüsünü   214   akademia III. Arvasi. çeşitli renklerdeki emperyalizmlerin meseleye getirdiği boyutlar.. Doğu Sorunu mu? Doğu Sorunu veya eski ifadesiyle Şark Meselesi genel olarak adını koyamadığımız bu sorunun dış güçlerce desteklenmesi. Ortadoğu’da. kaliteli bir örgüt kurulabilir.. Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan vatandaşlarımızın ve aşiretlerin ‘menşei’ konusunda öne sürdükleri teoriler. kaşınması ve hatta üretilmesi tezine dayanır. Merhum mütefekkir S. VIII..

hatta PKK hiçbir zaman IRA. Türkiye genelinde Doğu ve Güneydoğu Bölgeleriyle karşılaştırıldığında beş temel unsur yörenin kapalı cemaatçi yapısını açıklamakta çok önem taşımaktadır ve bu unsurları: a) yoksulluk. Ülkemizde bölgelerarası dengesizliklerin bulunduğunu inkar etmek mümkün değildir. Frey. ülkemizle. sonrasında iklim şartları. d) okur-yazarlık oranının düşük olması. Bölgelerarası Dengesizlik Sorunu mu? Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle ilgili araştırmaların DPT’nin   215   . bu güne dek asla ‘Kahrolsun Kürtler’ biçiminde bir sloganik ifade dahi kullanılmamıştır. Frey araştırmasının bulguları Türkiye’de bölgelerarası farklılıkların sert çizgiler halinde ortaya çıktığını göstermektedir. Bu araştırma raporuna göre. c) hareketsizlik. Frey’in tarım araştırmacılarının kullandığı dokuz bölgeli Türkiye sınıflandırmasına dayanarak 1962 yılında 458 köy de yaşayan 6000’in üzerinde ve 14 yaşından büyük vatandaşlarımızla gerçekleştirdiği araştırma ülkemizdeki bölgelerarası çalışmaların en sistematik olanlarından birisi ve hatta ilki olma özelliğini taşımaktadır. araştırmanın amacını: a) Köy niteliklerinde bölgesel farklılıklar. soruna bütüncül yaklaşabilmek için bu yaklaşım bir boyut olarak alınmalıdır. BASK veya Korsika ortamı bulamamıştır. 1998.Erciyes İletişim 2009 Ocak   yıllarda Osmanlı’da yine dış güçlerce başlatılan bu sorunun. sorunu anlamak açısından bu bölümde zikredilen değerli görüşleri mutlaka nazarı itibara almak gerekse de bizce bu kısım da yine sorunun sadece önemli bir kısmı olmaktan öteye gidememektedir. 507). arazi yapısı. c) köylüler arasındaki bölgesel farklılıkların diğer tip farklılıklarla karşılaştırılması gibi konuları tespit etmek olarak belirtir. ‘sorunu kaşıma araçlarının’ veya sorun yaratma temellerinin bizimle. kaderci dünya görüşünün hakim olması (Türkdogan. ancak. Bu olumlu vaziyeti zikretmemiz elbette ki. Türkiye Cumhuriyeti’nde 1960’lı yıllarda Türkiye’ye gelen ‘Barış Gönüllüleri’nin attığı tohumlarla tekrar yeşermeye başladığını da belirtmektedir (Mütercimler. insanlarımızın gerçekleriyle hiç bir bağının bulunmadığını söylemek mümkün müdür? kuruluşu ile birlikte (1961) yaygınlaştığını söylemek mümkündür. 79-80) biçiminde özetlemek mümkündür. b) köylülerin niteliklerinde bölgesel farklılıklar. bu farklılaşmada Frey’in bulgularında sıraladığı nedenlerden kaynak bulduğu kadar. e) tevekküle dayalı. Ne var ki. Halkımız. işin esasının bu nokta olduğu üzerinde durmak ve diğer boyutlarda ortaya çıkan önemli gerçeklikleri atlamak doğru olmayacaktır. ulaşım ve akademia 1. Kurtuluş Savaşı sonrası kıt ekonomik kaynakların yatırıma dönüştürülmesinde İç Anadolu. ‘dış güçleri/mihrakları’ ciddiye almadığımız anlamına gelmez ama yukarıda da vurguladığımız gibi ‘dış mihrakların’ kullandıkları argümanların. b) köylerin dış dünyayla kısmen alakasının kesilmiş olması ve yalnızlık içerisine itilmeleri. Kosova gibi olmamıştır. sloganlarda bile bu hassasiyetini sergileyerek ‘Kahrolsun PKK’ demiş ama. Ancak. kışkırtmalara rağmen Türkiye asla bir Yugoslavya sonrası Bosna. Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin ve hatta Karadeniz Bölgesi’nin coğrafi yapısının ilk başta ulaşım açısından elverişsizliği. Yani. Kaldı ki. 1997. Türkiye’nin her tarafında şehit cenazelerinde üzüntülerini ve infialini gösterirken hep sağduyulu davranmış. DPT Bünyesinde yabancı uzman olarak görevlendirilen ve bu görevi sırasında birtakım araştırmalar da gerçekleştiren Frederic W.4. Tüm dış desteklere. dış güçlerin yaratmak istedikleri Kürt-Türk ayrışmasının hiç bir şekilde tutmayacağına ilişkin görüşlerimizi tarihsel süreç içerisinde yaşadığımız pek çok deneyim göstermektedir. Özellikle bu gün GAP alanına giren bölge o günkü Türkiye ortalamasında 1/3 oranında daha geridir.

(Behar vd. 99). 1999). Gökçe ve arkadaşlarının yaptığı Gecekondu Araştırmasında ise 7 olarak bulgulanırken (Aydoğan.5’ini kapsamaktadır. dolayısıyla ekonominin ivme kazanması da zorlaşmaktadır. c) Toplumsal Dengesizlik Eğitim. kapalı aile ekonomisine dayalı bu tür bölgelerde pazarlama da gelişememekte. ekonomik. Bölgelerarası dengesizlik genellikle üç ana başlık altında incelenmektedir: 2. Güneydoğu Anadolu Bölgesinin ortalama 6. Aile Araştırma Kurumu’nun Göç Araştırması’nda ise aile yapısına ilişkin olarak elde edilen veriler Behar. Doğu Anadolu Bölgesi’nin ortalama 5. keza doğal kaynakların bölgelere göre dağılımındaki farklılıkların etkisiyle planlı döneme kadar bu bölgelerin önemli ölçüde göz ardı edilmesi sonucunu da beraberinde getirmiştir. 264).4 milyon civarında nüfusu bulunmaktadır.24. Bölgede 1947 yılında kadın başına çocuk sayısı 8 iken. kışın uzun sürdüğü bir iklim yapısı hakimdir. 1998. mevsim şartları itibariyle namüsait. Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri bölgesel nüfus sıralamalarında sonlarda yer almaktadır. Bu konuyu sosyo-ekonomik ve kültürel yapı bölümünde daha geniş inceleyeceğiz.5 milyon. toplumsal. Aşağıdaki Tablo:1’de de görüleceği üzere. Artvin.. 1999). b) Ekonomik Dengesizlik ve Fonksiyonel Üretim faktörlerinin eşit olmayan dağılımı. Dağlık. DPT Türk Aile Yapısı Araştırması verilerine göre Doğu’da ortalama aile büyüklüğü 6. Bu bölgelerin coğrafi bakımlardan genişliklerine oranla nüfus yoğunluklarının düşüklüğü de yine dikkate alınması gereken bir durumdur. Gökçe ve en eski araştırma olan DPT a) Fiziksel (Coğrafi Dengesizlik) Bu tür dengesizlikler. Sanayinin sınırlı olduğu bölgelerde yüksek teknoloji ve bilgi gerektiren sanayi kolları gelişmediği gibi.   216   akademia . Coğrafi ve Demografik Yapı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri. şimdi 4’e düşmüş bulunmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde doğal olarak hane halkı büyüklükleri de diğer bölgelerimize göre yüksektir. fiziki şartların ve doğal kaynakların bölgelere göre farklı düzeylerde bulunmasını ifade etmektedir. TÜSİAD’ın Behar ve arkadaşlarına yaptırdığı araştırmada her ne kadar Doğu ve Güneydoğu’da doğurganlık oranları düşüyor olsa da yine de ülkenin diğer bölgelerine göre daha yüksektir. geri kalmış ve gelişmiş bölgeler arasındaki farkın temel nedenlerinden biri olarak görülmektedir. ülkemizin toplam yüzölçümünün %21. Gaziantep hattının başında ise kadın başına çocuk sayısı 2 olarak ortaya çıkmakta(Akyol. ulaşımı zor. Araştırma verilerine göre. Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizin ülkemizin diğer bölgelerine göre daha farklı göründüğü gerçeğini ortaya koymak açısından coğrafi. Nüfusun en yoğun olduğu Marmara Bölgesi’nde km2’ye düşen nüfus yoğunluğu 183’tür (Aydoğan.1. 2. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde km2’ye 37 kişi düşmektedir. sağlık iletişim ve benzeri alanlardaki yatırım azlığı nedeniyle görülen eksiklikler toplumsal yapıyı da olumsuz yönde etkilemektedir(Gökçe. 1990 yılı verilerine göre Bölge’de doğan her bin bebekten 79’u ölmektedir. Bu incelemede de hem karşılaştırmalı istatistikî verilere hem alanda yapılmış değişik çalışmalara atıfta bulunularak sorunun bütün boyutlarıyla netleşmesi gayretinde olunacaktır.haberleşme maliyetlerinin yüksekliği. 1997. Bölgede doğurganlık oranlarının yüksek olmasına rağmen bebek ölüm oranları da yüksektir. 1998. kültürel ve psikolojik faktörlerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. 265).

256  kişidir.  Nüfus  yoğunluğu  olarak  ifade  edilen  bir  kilometrekareye düşen kişi sayısı.787  8.  Ülkemizde  ortanca  yaş  28.  Nüfusun  35. Bölgeler İtibariyle Yıl ortası Nüfus Tahminleri* araştırmasını doğrular niteliktedir (Avşar.376.  Sistemin  kurulmasına  yönelik  tüm  çalışmalar.  toplam  nüfusun  %  66.3’ü  Ankara’da.573. Yüzyılların Kavşağında Doğu.  Ülkemiz  nüfusunun  %  17.  Nüfusu  en az olan beş il ise sırasıyla.136. 398 kişi ile Kocaeli.054.  köy  nüfusu  (bucak  ve  köylerde  ikamet  eden  nüfus)  ise  20.841  8.566  8.  İstanbul  ilinde  12.527.367. Aktaran: M.3  yaşından  küçüktür.  Ülkemiz  nüfusunun  %  26. Türkiye genelinde 92  iken illere göre 11 ile 2.797.3 olup. Bunu sırasıyla.952.645    Akdeniz  7.144    TÜRKİYE  54.8’dir.  Bu  çerçevede.5’i 15 ile 64  yaşları  arasındadır.  nüfus  sayımlarında  yaşanan  mükerrer  kayıt  ya  da  kayıt  olmama  gibi  sorunlar  ortadan  kaldırılmıştır.410.3’tür.295.836  kişi  ikamet  etmektedir. köylerde ise 27. Ardahan. Doğu  5.  15‐64  yaş  grubunda  bulunan  çalışma  çağındaki  nüfus.8  ile  Ardahan’dır. Çekirdek aile oranı %57.  önce  ülkemizdeki  tüm  adres  bilgilerinin  kaydedildiği  Ulusal  Adres  Veri  Tabanı  oluşturulmuştur.296.932.697.016      Marmara  13.159.  %  5.tuik. ailenizde kimler vardır sorusuna.854. 1997  8.  Şehir  nüfusu  (il  ve  ilçe  merkezlerinde  ikamet  eden  nüfus)  49. en düşük olduğu  il  ise  %  31.8’i  Adana’da  ikamet  etmektedir.991  7.gov.  Şehirlerde  ikamet  edenlerin  ortanca  yaşı  28.000          *   Ülkemizde. kişiler sayım günü bulundukları yerde.4’ü  0‐14  yaş  grubunda.768  10.819.  Kilis ve Gümüşhane’dir.977  8.412  6.471.373.  Sokağa çıkma yasağı uygulanarak bir günde yapılan bu  sayımlarda. büyük anne.696  5.586.307  5.  Böylece.  Daha  sonra.686.208  5.314  2000  9.881  7.096  10.tr adresinden ulaşılabilir.123.000 64.745. Tunceli.886  5.473.004.3’ü  İzmir’de.662  6.330  17.026.  sonuncusu  2000  yılında  olmak  üzere  bugüne  kadar  14  Genel  Nüfus  Sayımı  yapılmıştır.399.000  65.4.346. %19.490  8.189  BÖLGELER  1990  1995  1996    Ege  7.875. 311 kişi  ile  İzmir.834.718  8.913.964 16.462.  238  kişi  ile  Hatay  ve  234  kişi  ile  Bursa  illeri  izlemektedir.487.223.609’dur.747.454  10. Çekirdek aile dışında (büyük baba. 31 Aralık 2007 tarihi itibariyle  Türkiye  nüfusu  70.253  5. Melen.  En az nüfusa sahip Bayburt’da                                                               16.697.  %  7. Nüfus yoğunluğunun en az olduğu il ise 11  kişi  ile  Tunceli’dir.  İstanbul  2.464  5.  Türkiye  nüfusunun  yarısı  28.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Tablo: 1.119  8.  TÜİK  tarafından  kurulan  ADNKS.057      Karadeniz  8.790      D.8’i  İstanbul’da  ikamet  etmektedir.374.101  8.  Ülkemizde  ikamet  eden  nüfusun  %  70.664. yani  de facto yöntemine göre sayılmışlardır.    Şehirlerde  yaşayan  nüfus  oranının  en yüksek olduğu il % 92.   ADNKS Sonuçlarına göre.927  6.  Yüzölçümü  büyüklüğüne  göre  ilk  sırada  yer  alan  Konya  ilindeki  nüfus  yoğunluğu  50.780  6.838.410  17.888.594.1’i  ise  65  ve  daha  yukarı  yaş  grubundadır   Türkiye’de  kilometrekareye  düşen  kişi  sayısı  92  kişidir.647.  %  6. Bayburt.419  8.5’ini  oluşturmaktadır.2 oranında herhangi bir cevap verilmemiştir.594.533’ünü  erkek.  Nüfusun % 66. gelini.407. yabancı  uyruklu  kişiler  ise  pasaport  numaraları  aracılığıyla  adresle  ilişkilendirilerek  kayıt  altına  alınmış  ve  Adrese  Dayalı  Nüfus  Kayıt  Sistemi  (ADNKS)  oluşturulmuştur. kadınlarda  28.406.7 ile Ankara.420  kişi  ile  nüfus  yoğunluğunun  en  fazla  olduğu ildir. kimlik numaraları.607  15.489  7.397  kişidir.723’ünü  ise  kadınlar  oluşturmaktadır.860.  bu  adreslerde  ikamet eden vatandaşlar T.055.774.  %  2.183  10.861  6. 67).9’dur.  akademia 217     .. Çay.  5490  sayılı Kanun gereği İçişleri Bakanlığı’na devredilmiştir.389.5’i  şehirlerde  yaşamaktadır.  Toplam  nüfusun  sırasıyla.  Not:  Tablodaki  İl  nüfus  tahminleri.594.  Türkiye  İstatistik  Kurumu  (TÜİK)  koordinasyonunda  il  ve  ilçelerde  vali  ve  kaymakamların  başkanlığında  oluşturulan  yürütme  komiteleri  marifetiyle  gerçekleştirilmiştir.859.786. kardeşi) olmak üzere birlikte yaşanılan geniş aile tipleri de vardır.894.984  8.209.  %  3.000  Kaynak: DİE.015.083    G..297    İç Anadolu  9. Yaklaşık oran (%24)                                                                                    ikamet  eden  kişi  sayısı  76.944  15.000  62.000  66.468.  2006  yılında  çıkarılan  5490  sayılı  Nüfus  Hizmetleri  Kanunu  ile  ülkemizdeki  nüfus  sayımlarının  da  veri  kaynağını  oluşturacak  yeni  bir  sistem  kurulmuştur. 1999.306  10.955  1999  9.882  1998  8.414.409. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da İstihdam Olanaklarının Artırılması Üzerine Bir Çalışma.985.201  7.  yüzölçümü  en  küçük  olan  Yalova  ilindeki  nüfus  yoğunluğu  ise  215  kişidir  (Tablo  1). Anadolu  5.C.420 kişi arasında değişmektedir.716 10. Ortanca yaş erkeklerde 27.845.  35.035  61. Aksoy.823.811  5.086  63.088.  Bkz:  Daha  ayrıntılı  bilgilerin  yer  aldığı  ADNKS  Veri  Tabanına  http://www.374.915.  net  yenileme  hızının 2005 yılı itibariyle 1 olacağı ve uluslararası net  göçle  nüfus  artışı  olacağı  alternatifine  göre  hazırlanmıştır.5’i  Bursa’da.7 iken.

43  46. 10+ (%31.11  27. 2.4).13  42. 8 (%18. Daha sonra aile reisi büyük baba (%8.65  97.43  41.81  60. Daha az çocuk sahibi olma eğilimi gösterenlerin oranı % 18. Aynı şekilde ikiden beşe kadar kız çocuk sahibi olma oranı da yüksektir: 1 kız çocuğu (%9. Üniversite  OKULLAŞMA   bitirenler  oranı  ilkokul  %  4.Doğu  D.1). 4 erkek çocuk (%29.   218   akademia Bölgede ayrıca okur-yazar kadın oranı %54 civarındadır.3) gösterilmiştir. hayat şartları (%25.17  95. 6. Göstergeleri Bölgeler İtibariyle Eğitim BÖLGELER  Okur‐yazar  oranı %  83. İkiden beşe kadar erkek çocuk sahibi olanların oranı oldukça yüksektir: 1 erkek çocuk (%5.3’tür. Sağlık ve Sosyal Güvenlik Güneydoğu Anadolu Bölgesinde hekim başına düşen hasta sayısı 2300.85  78. 9 (%19. 5 kız çocuğu (%10. 6 ve üzeri erkek çocuk sahibi olanların oranı %1’in altındadır. 4 kişinin altındaki ailelerin oranı %2.72  97.33  93. Bu da bölge insanının çok çocuk yapma eğilimini göstermektedir.8.84  68. 6 ve üzeri kız evlat sahibi olanların oranı da erkekler gibi oldukça düşüktür.29  96.20  63. 3 kız çocuğu (%24).3).8). Birden fazla ailenin birarada yaşadıkları hane oranı ise % 21. %16.7). 4 kız çocuğu (%17.76  4.2). Hiç çocuk sahibi olmayanların oranı ancak %21.51  33. bilmiyorum diyenlerin oranı % 24.52  2.2) oldukça yüksektir. Sağlık hizmetleri açısından da göstergeler özelikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinin geri kalmışlığını açıklamaya yetmektedir. 5 (%4. 3.7).10  ORANI  ortaokul  76.01  48. 2. Şehre göçle birlikte çocuk sayısının düşmesi dikkati çekmektedir.66  98.24  98.2.7.3). %22.2) ve diğerleri sıralanmaktadır.33  5. Genelde baba aile reisidir (%88.9’da kalırken.65    lise  47.3.4).80  3. 4 (%2.7).37  46.Bu ailelerin yaşanılan mekâna göre dağılımı ise %76. .73  98. daha iyi yetiştirmek (%7.16  80. 7 (%12.9 kadardır. Türkiye ortalaması kadın okuryazar nüfus oranı ise %71 civarındadır.9). Aile bireylerinin sayısı ise 4 ve daha fazla olanların oranı oldukça büyüktür.3).1. 5 erkek çocuk (%20.15  3.1).21  50.49  60. Tablo: 2.4 nispetinde hanede tek aile yaşamaktadır. gene bu kadar çocuk yapacakların oranı % 51.16  80.46  Ege  Marmara  Akdeniz  Karadeniz  İç Anadolu  G.2).69  74.6). (%8. 3 erkek çocuk (%23.42  68.60  71.6). 2 erkek çocuk (%15. %22.3). Anadolu  TÜRKİYE  Kaynak: Melen.05  85.22  5.45  84. Eğitim Doğu Anadolu’da okullaşma oranları da diğer bölgelerimize göre nisbeten düşüklükler arzetmektedir.25  3. Daha az çocuk sahibi olmanın gereği olarak da geçim sıkıntısı (%59. 1998.3)tür.86  88.3’tür.3)’ü bulmaktadır ki bu da doğurganlık olayının oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. 2 kız çocuğu (% 27.69  4. Göç edilen yerde çocuk sahibi olanların oranı da (1.

Türkiye ortalaması 920’dir (Melen.651  789  856  1.74  9.516  23.538  10. Ancak “yeşil kart” ile sağlık güvence sisteminin en yaygın olduğu bölgelerimiz de Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerindeki illerdir.458  1.035  1.396  2.985  7. hastanede doğum yapan kadınların oranı %25’lerde kalmaktadır (Aydoğan.143  788  12.405  1.51  1.473  2. Tarımsal verimlilik düşüktür.063  1. Bağ-Kur.532  7. Daha sonra inceleyeceğimiz göç olgusunun temelinde de önemli ölçüde işsizlik yatmaktadır. Bu oran Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da %64’e çıkmaktadır (Bilgili ve Aydoğan. hayvancılık.329  1.505  9.98  5.Ö.162  2.005  13.875 1.9.022 4.078  4. Bölgeler Göstergeleri (2000) Hekim  Hekim  başına  sayısı  nüfus  Diş  Diş  hekimi  Eczacı  hekimi  başına  Sayısı  sayısı  nüfus  1.194  7.62  342  3.088  8.DOĞU  ANADOLU     İÇ  ANADOLU    8.6’dır. Tablo:3.371   MARMARA    28.937  3.575  7.875  5.227  17. Türk Aile yapısı araştırmasına göre ülke genelinde kırsal kesimde ailelerin %46’sı herhangi bir sosyal güvenlik çatısı altında değildir.463  7.311 1. Emekli Sandığı ve bağımsız sigortalar kanalıyla bir sosyal güvenlik kurumu çatısı altına giren aile sayısı son derece azdır.769  İtibariyle Sağlık BÖLGELER    Sağlık  Eczacı  Sağlık  Hemşire  Ebe  memuru  Hemşire  başına  memuru  başına  sayısı  başına  Sayısı  nüfus  nüfus  sayısı  nüfus  3.681  1. Yine DPT verilerine göre diş hekimi başına düşen nüfus miktarı Doğu Anadolu’da 19.696  2.516 2.45  1.108  1.284  2.885  44.634  15.903  7.Y.  TOPLAMI     TÜRKİYE    18.777  4.236  6.141  2. Bölgedeki en büyük sorunlardan birisi işsizliktir. mali sektör %0.417  4.1 ile ülke içesinde en alt sıradadır (DPT.145   KARADENİZ    7.211  375  2. İstihdam içerisinde sanayi sektörü %3.836 4.943  3.849  2. ticaret sektörü %3.573  1. 1995). Güneydoğu Anadolu’da 21 bin kişidir.6. İktisadi Hayat Her iki bölgede de istihdam yoğunlukla tarım sektöründedir (toplam istihdamın %72’si).499  3.047  16. 1998. 1996).291  Kaynak: Sağlık Bakanlığı 2.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Doğu Anadolu’da ise 1800 kişidir (DPT.151  5. çiftçilik.477  Ebe  başına  nüfus   AKDENİZ     DOĞU  ANADOLU     EGE     G. hem açık bir işsizlik söz konusudur. Bu bölgelerimizde SSK.167 kişi.25  2. Ancak.547  7.465  69.604  1.148  828  1. 1998).087  978  6. Bölgede hem gizli.386  2.808  4  14.626  996  1.246  6.118  7.353  10.908  19.399  1.626  1.394 774  3.259  1. 94).4.768  22. serbest işçilik yapan ailelerin bu iş kollarında Türkiye genelinde zaten yeterince açılım sağlanmayan sosyal güvencelerden mahrumdurlar.342  1. 1996.993  581  1. 265). tarım sektöründeki bu istihdam yoğunluğuna rağmen kırsal nüfus başına tarımsal üretim değeri ülke ortalamasının altındadır.861  16. Bir kişinin yapacağı üretimi iki kişinin yapmasıyla bir üretim artışı yaşanmıyorsa gizil işsizlik söz konusu olur.58  2.362  3.673  14. Ücretli çalışan kadınların toplam istihdam   içerisindeki yeri %2.821  19. Çoğunlukla. İnsanların tarımda çalışıyor gözükmeleri gizli işsizliği artırmaktadır.174  1.204  2.759  4.248  1.642  41.338  86.317  909  6. 219   akademia . Kadınların %50 si evde sağlık personeli olmaksızın doğum yaparlarken.529  608   K. Türkiye ortalaması 5200 kişidir.681  1.72  1.239  676  3.657  2.

236 4.071 43.161 301.000 4.068.822 269.015 101.989 217.873.850.562.097 240.845.774.968 3.499.398 10.827.172.000 107.887.840 30. 1998.443.347.464 18.010 311.032.914.896. DAHİL) 31.677.810 10.738.605.480.745.782 197.218.231 642.538 3.119.427.322.050.641.694 13. TOPLAMI TÜRKİYE 17.889.635 53.504.128.244 10.901 211.554 8.996.931.  (GAP’da  bu  kalemde  yeralmaktadır)  *   220   akademia                                                              .630 10.448.801 11.000 68.631.934.980 22.224 6.055 5.706 32.439.805 104.750 83.516.673 39.867.992.314 40.481 143.666.598 6.747 18.132.650 MARMARA 29.940.354.337 10.367 89.000 2.528 117.169 14. 113).276.071.044 51.436 22.601.068 545.732.563 226.743.792.634.500.033 91.570 15.590.236 11.146.935 417.567 254.139.657 28.846.757.286 5.950.174 51.184.109 353.801.968.721 13.594 8.176.741.075.676.767.098 17.884 1995 1996 7.285.826.395.Tablo:4.934 42.251.146.353.041 10.286 10.954.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ MARMARA K.674.530 344.255.779.346 23.513.930.531 5.351.377.455.357.Ö.839.153.167 168.916 19.024.536.374.227 3.111 35.609 110.525 6.) GAYRİ SAFİ YURTİÇİ HASILA 1987 Yılı Fiyatlarıyla Milyon TL  BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.886.616 96.292 121.443.744 19.468.543 2.770 87.391 3.301 3.136.529 45.137 172.176.750.469 20.272.906.447.245 12.609 3.423 23.087.197.618 6.631.798.210 116.161.688 602.041.993 TÜRKİYE(MUH.283.568 31.124 19.963.726 19.000 115.320.201.814 1.532 5.941.727.239 243.Y.577 8.398.TOPLAMI 1993 2.455.569 108.508.321 19.309.024.746.771.509 42.143 35.334 8.078. HARİÇ) TÜRKİYE (MUH.406.269 20.551 60.229.216 162.000 900.372 14.962. Bölgeler İtibariyle Kamu Yatırım Harcamaları (Cari fiyatlarla milyon TL)* 1997 47.287 3.408.985.718.790.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 13.645.001.505 319.408 3. Tablo:5.869.682.496 K.818 1.113 Kaynak:DİE Bölgeler itibariyle kamu yatırım harcamalarına baktığımız zaman ise Karadeniz Bölgesi genel olarak en düşük payı almakta.Ö.963 4.161 112.578.391.654 13.373 19.842.730 3.027 3.709.409 6.409.675 22.160.854.186 16.596 1.534 23.989.686 96.575 3.000 10. Bölgeler İtibariyle GSYİH (Cari fiyatlarla milyon TL.076.259.868.927 1998 1999 2000 2001 BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.869 2.633.085 4.023.052 113.757 16.679. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgeleri Akdeniz Bölgesi’nin bile önünde yer almaktadır (Melen.904.080 41.189 306.429 488.501.000 MUHTELİF İLLER(2) 83.264.804.779 169.113.989.742.132.054.992.678.350.883 118.482.029 3.922 150.685.416.007.309.569.154.009 13.969 81.531.874.406 5.695.676.689.428 18.203 166.097 17.987 109.234.128 898.850.911 5.133 21.939 57.852 3.020 3.451 17.474 21.653 1.478.535 10.957.704 13.264 11.962.169.952.511 2.183.764.256.414.162 18.027.Y.445 9.096.653.000 69.625.534.660.685.400.764 14.573.000 7.878 23.308 5.931 165.789.076 6.518 555.882 15.134 15.953 5.156.567 13.154.723.352.494.035 32.423. Proje bazında illere dağıtılmayan birden  fazla  ili  kapsayan  yatırım  harcamaları  muhtelif  iller  başlığı  altında  verilmiştir.487.211.936.174 119.930 1.155.096 17.283.687 3.922.554 12.522.966.057.850.310.589 13.885.680 8.746 97.117.417.365.408.774.282 12.870 23.835 8.465.219 3.119.301.852 336.051 48.563.115 13.834 18.210 2.049 431.342.017 1994 5.802 15.502.645.052 13.143 84.224 794.563 10.911.526 2.332.011 8.483.123.435 3.403.000 Kaynak: DPT Verileri Mahalli  idarelerin  yatırımları  ve  fonlar  dahil  edilmemiştir.073 12.284 18.292.038 6.214 76.

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
Tablo 5.’te de görüleceği üzere aslında kamu yatırımlarından Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri nüfuslarına orantılandığı zaman diğer bölgelere nazaran daha da fazla istifade etmektedirler. Bu noktada devletin bir ayrımcılık yaptığı veya gayret sarf etmediği gibi bir iddia pek fazla ciddiye alınamaz. Banka mevduat hesapları istatistikleri itibariyle baktığımızda da Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleriyle diğer bölgeler arasında ciddi farklılıklar
1995 BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ MARMARA K.Ö.Y. TOPLAMI TÜRKİYE TOPLAM (MİLYAR TL.) 175.599 44.789 312.567 38.246 598.380 149.110 1.142.500 276.264 2.461.192 1996 TOPLAM (MİLYAR TL.) 368.528 91.153 667.359 78.327 1.399.711 294.084 2.822.508 546.419 5.721.670 1997 TOPLAM (MİLYAR TL.) 725.715 179.978 1.262.878 150.322 2.691.878 586.654 5.910.632 1.075.215 11.508.057

görülmektedir. Örneğin, Bankalar Birliği verilerine göre, 2006 itibariyle kişibaşına mevduat İstanbul’da 11.141 YTL, Ankara’da 11.117 YTL, İzmir’de 3970 YTL, Ağrı’da 270 YTL, Bitlis’te 270 YTL, Muş’ta 267 YTL’dir. Türkiye ortalaması ise 3924 YTL’dir. Bu orantısızlık, bölgede tasarruf eğilimin düşük olmasını göstermekten ziyade üretimin azlığını göstermesi bakımından önemlidir.
Tablo:6. Bölgeler Mevduatı (2000) 1998 TOPLAM (MİLYAR TL.) 1.371.733 339.895 2.356.131 299.107 5.127.317 1.069.458 11.228.555 1.960.169 21.792.195 1999 TOPLAM (MİLYAR TL.) 2.923.663 660.530 4.782.667 645.057 9.987.849 2.162.946 23.157.737 3.853.745 İtibariyle Toplam Banka

2000 TOPLAM (MİLYAR TL.) 4.136.198 819.282 6.331.139 762.759 15.637.138 2.698.533 33.263.576 4.782.930 KİŞİ BAŞINA (MİLYON TL.) 474,1 133,3 707,1 115,5 1.345,1 319,8 1.917,1 195,8

44.320.449 63.648.625 938 Kaynak: Bankalar Birliği verileri

Tablo:7. Bölgeler İtibariyle Toplam Banka Kredileri (2000) - Kaynak: Bankalar Birliği verileri 
1995 BÖLGELER AKDENİZ DOĞU ANADOLU EGE G.DOĞU ANADOLU İÇ ANADOLU KARADENİZ MARMARA K.Ö.Y. TOPLAMI TÜRKİYE 1996 1997 TOPLAM (MİLYAR TL.) 478.190 76.670 875.486 126.284 2.294.559 279.448 573.417  495.066 7.847.769 1998 TOPLAM (MİLYAR TL.) 808.703 148.242 1.434.980 246.111 2.667.072 614.182 1.136.187  1.018.628 12.259.649 1999 TOPLAM (MİLYAR TL.) 1.306.482 231.970 1.851.258 335.005 4.889.963 1.152.379 1.628.523  1.766.770 18.850.410 2000 KİŞİ TOPLAM BAŞINA (MİLYAR (MİLYO TL.) N TL.) 2.069.247 237,2 456.423 2.994.114 536.331 6.359.658 2.163.145 2.779.152  3.297.548 74,2 334,4 81,2 547,1 256,3 585  135,0

TOPLAM TOPLAM (MİLYAR (MİLYAR TL.) TL.) 140.738 15.394 191.676 20.800 415.944 87.453 126.170  128.453 1.558.128 219.063 34.960 393.618 47.019 1.010.640 123.117 270.920  224.962 3.429.777

akademia

29.875.467 440,3

221

 

 

Sanayi bölgeleri sıralamasında Doğu Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ve Karadeniz Bölgesi en altta yer almaktadır. İçme suyu sorununun en fazla olduğu bölgeler de yine bu iki bölgemizdir. Yeterli içme suyuna sahip yerleşim yeri oranı Güneydoğu’da %63.1, Doğu Anadolu’da %71’dir. Bu oranlar Marmara Bölgesinde %86, Ege’de %77’dir (Melen, 1998, 129). Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun gelişmişlik bakımından en iyi olduğu alanlardan birisi telefon, diğeri ise elektrifikasyondur. Doğu Anadolu’da Köylerin %99.4’ü, Güneydoğu’da ise %97.3’ü telefonludur (1993 verileri). Keza, Doğu Anadolu’da köylerin %99.8’i, Güneydoğu’da ise %99.9’u elektrifikasyona sahiptir (1993 yılı verileri) (DPT, 1995).

ancak menşeini bilmediklerini belirtmişlerdir. Soruya % 4.0 oranında cevap verilmezken, deneklerin %1.1’i İran menşeli, %10.5’i ise Türk menşeli olduğuna inandıklarını vurgulamışlardır. Ana dil ve etnik köken konusunda alınan cevaplar bölgede yaratılmak istenen “Kürt Kimliği” konusuna enteresan bir boyut getirmektedir. Etnik kimliğin belirlenmesinde ana dil, grubun kendini ne şekilde hissettiği hususu, yaşanılan coğrafya hatta din ve buna bağlı mezhep ve tarikatlar da zaman zaman bir ölçü olarak ele alınmaktadır*.                                                             
Devlet İstatistik Enstitüsü, ilki 1927 yılında olmak üzere ve 1935 yılından itibaren her beş yılda bir yapılan nüfus sayımlarında 1985 yılına kadar "ana dil" ve "ikinci dil" bilgilerini derlemiştir. 1990 yılı nüfus sayımından itibaren sorulmayan "ana dil" sorusuyla ilgili açıklanan en son veriler 1965 yılına aittir. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü'nden Toros ve arkadaşları 1992 yılında konunun "hassasiyet" kazanması üzerine bir çalışma yapmışlardır. Çalışmada, 1935 ve 1965 yıllarına ait verileri kullanarak, çalışmanın yapıldığı yıl olan 1992 yılına bir projeksiyon gerçekleştirilmiştir. Bu makalede de, konuyla ilgili tek yazılı eser olan anılan kaynağa dayalı olarak 2000 ve 2025 yılı projeksiyonları yapılmıştır. "Ana dili Türkçe olan nüfusun toplam nüfus içindeki payı, 1935 yılında %89.1, 1965 yılında %90.1 ve 1992 yılında %91.9'dur. Görüldüğü gibi, 1935-1992 döneminde ana dili Türkçe olan nüfus yaklaşık %3 artmıştır. Bu artış, ana dili Türkçe olan nüfusun artış hızının (%2.37), özellikle kendisinden sonra en çok konuşulan ana dil olan Kürtçeyi konuşan nüfusun artış hızından (% 1.57) oldukça yüksek olmasının bir sonucu olarak görülebilir. Artışlardaki bu fark o zamanın mortalité (ölümlülük) farklılıklarının bir sonucu olabilir." Arapçayı ana dil olarak konuşanların oranındaki yüksek artışın nedeni ise, bu dilin en yoğun konuşulduğu il olan Hatay'ın 1939 yılında anavatana katılmasıdır. "Bunların dışındaki dilleri konuşan nüfusun sayısal ve oran- % sal azalışı, bu grupların ana dilleri yerine Türkçeyi ana dil olarak belirtmiş olmaları ile açıklanabilir. Özellikle diğer Kafkas dilleri grubunda yer alan Abazaca, Çerkezce, Gürcüce, Lazca, Doğu Avrupa dilleri grubunda yer alan Arnavutça, Boşnakça, Pomakça ve Acemce gibi dilleri konuşan vatandaşlarımızın, yurtdışına önemli bir göç vermedikleri düşünülürse, Türkçeyi ana dil olarak benimsemiş oldukları söylenebilir.." Aynı çalışmanın dikkati çeken bir başka bulgusu ise, ana dili Kürtçe olan vatandaşlarımızın 1935-1965 dönemindeki artış hızının Doğu ve Güneydoğu Anadolu dışındaki
*

2.5. Kültürel Yapı
Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu’nun ‘Göç Araştırması’nda Bölge’de yaşayan deneklerden, ‘Anadiliniz nedir?’ sorusuna Kırmançi diyenlerin oranı %64.4, Zazaca diyenlerin oranı %18.4, Türkçe oranı %7.8, Arapça %5.7, Dersimce %3.3’tür (Avşar, Çay, Aksoy, 1999). Evde en çok konuşulan dil hususunda ise %52.9 Kırmançi, %33.2 Türkçe, %10.3 Zazaca, %2.3 Arapça olmak üzere bir sıralama görülmektedir. Deneklerin %48.6’sı ailelerinde hiç Türkçe bilmeyen bulunmadığını vurgularken, ailedeki Türkçe bilmeyenlerin büyük çoğunluğunu kadınlar ve yaşlılar oluşturmaktadır. Etnik köken olarak kendilerini Kürt olarak niteleyenlerin oranı %40.4, kendilerine Kırmançi diyenler %22.5, Zaza diyenler %7.8, Arap diyenler %3 oranındadır. Kendisini Türk olarak hissedenlerin oranı %19 olup, Azeri olarak nitelendirilenlerle (%0.6) oran %20’ye yakınlaşmaktadır. ‘Kürt kimdir?’ sorusuna deneklerin %44.6’sı bir millettir şeklinde cevap verirken, %39.8’i bir boy adı olduğunu  

222

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
Bu anket çalışmasının ortaya koyduğu en önemli husus, ana dilinin Arapça, Zazaca,                                                                                   
bölgede daha yüksek olduğudur. Bu durum mortalité farklılıklarıyla ilgili olarak söylenenleri haklı çıkardığı gibi, iç göçle ilgili olarak da ipuçları vermektedir. Anılan çalışma etnik grupların nüfusunun tespit edilmesinden çok, etnik grupların konuştuğu dillen ana dil olarak konuşan nüfusu yansıtmaktadır. Yeri gelmişken belirtilmesi gereken önemli bir gerçek ise ana dilinin benlik algısının önemli bir unsuru olduğu gerçeğidir. Etnik grupların evlilik gibi nedenlerle flulaştığı durumları da göz önüne alan çalışma ikinci dil olarak Kürtçeyi belirtenleri de hesaplara dahil etmiştir. "Kürt kökenli nüfusun doğurganlık düzeyinin oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Bu yörelerde mortalitenin de yüksek olduğu bilinmekle birlikte, yıllık nüfus artış hızı olarak % 1.57 sayısı gerçekçi görünmemektedir. Bu nedenle, 1965 yılında Kürt kökenli nüfusun en yoğun bulunduğu Siirt ilinin 19351965 dönemindeki yıllık artış hızı (%1.91) kullanılırsa 1992 yılı için ikinci dili Kürtçe olan nüfus da dahil, toplam olarak yaklaşık altı buçuk milyon Kürt nüfusa erişilmektedir. Olası en üst sınırı bulmak için yıllık %3.33'lük bir artış-varsayılabilir. Bu durumda, gerek ana dil gerekse ikinci dil olarak Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın toplamı 7.224.402 olmaktadır.." Bu rakama 1992 yılı için hesaplanan "Kirmanca, Kırdaşça, diğer, bilinmeyen" kategorisindeki 1965 nüfus sayımının 11. dil grubu da eklenerek maksimum 7.275.571 sayısına ulaştırılmıştır. Daha sonra artış hızının hiç düşmeden devam ettiğini varsayarak -ki artış hızının düşmeden 2000 yılına kadar gelebilmesi ve böylece 2025 yılına kadar devam edebilmesi her türlü demografik dönüşüm teorisine aykırı ve imkansızdır - 2000 ve 2025 yıllarına projeksiyonlar gerçekleştirilmiştir. 2000 yılında bu sayı en az 7.756.376 en çok 9.531.140 olarak hesaplanmıştır. Bu sayılar oransal olarak %11.8 ile % 14.5 değer aralığına, Türk kökenli vatandaşlarımızda ise oransal olarak %83.6 ile %86.5 değer aralığına karşı gelmektedir. 2025 yılı için Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın sayısı en az 12.182.322, en çok 19.388.766 olarak hesaplanmıştır. Bu sayılar oransal olarak %14.2 ile %22.6 aralığına karşı gelmektedir, Türk kökenli vatandaşlarımız ise oransal olarak %75.1 ile %83-3 aralığında bir değere sahip olacaktır. Kürtçe konuşan nüfusla ilgili olarak verilen rakamlar ve yapılan projeksiyonlar nüfus sayımlarında aynı ana dili grubuna alındığı için Zazaca konuşan nüfusu da kapsamaktadır. Bu konuda bkz: Avşar, Zakir; F.Solak, S.Tosun: Türkler, Türklerin Demografisi(1950-2025), C.1, Yeni Türkiye Yayını, Ankara, 2002. sf. 208-209. ve Toros, Aykut vd.; Türkiye’nin Etnik Yapısının Anadil Sorularına Göre Analizi, Nüfusbilim Dergisi, C:14, Ankara, 1992.

Kırmançı ve Dersimce olduğunu ifade eden önemli bir kesimin köken olarak kendilerini Türk kabul etmelerini ortaya çıkarmasıdır. Diğer yandan Kırmançı bölgede konuşulan bir diyalekt olmasına rağmen %22.5’lik bir kesim “Kırmançı” teriminin kendi kökenlerini de ifade ettiğini kabul etmiş görünmektedir. Anadil ve etnik köken konusunda kendisini Kürt ve Kırmançı olarak kabul eden kesimde göç sebebiyle ilgili olarak devlet aleyhtarı (devlet baskısı, korucu baskısı) bir tutum benimsenmiştir. Ancak Zazalarda bu oran kendini Kürt kabul etmeyen (Türk, Arap, Azeri) unsurlara göre yüksek olmasına rağmen, kendisini Kürt kabul edenlere ve Kırmançılara göre oldukça düşüktür. Kendisini Kürt kabul edenlerde göç sebebi olarak örgüt baskısını dile getirme oranı çok düşükken Kırmançı ve Zazalarda bu oran Türklere yakındır. Kırmançılar temel göç sebebi olarak örgüt ve devlete aynı oranlarda yer vermişlerdir.(Avşar, Çay, Aksoy, 1999). Türk toplumunda genel olarak düşük olan gazete okuma alışkanlığının bölgede yapılan araştırmalardan Türkiye ortalamasının da altında olduğunu görmekteyiz. Türkiye ortalamasında gazete okuduklarını söyleyenlerin oranı %23 iken bu oran bölge insanında %17’ye inmektedir. Yine Türkiye ortalamasında hiç gazete okumayanların oranı %33 iken, bölgede yapılan araştırmada %23 olarak çıkmaktadır. Aileler okuyacakları gazeteyi ‘bol haber vermesine göre (%43), fiyatına göre (%22), siyasal görüşüne göre(%21) seçtiklerini belirtmektedirler. Genellikle sözlü kültür ve iletişimim hakim olduğu bölgede ekonomik tarafı da hesaba katılınca gazete okuma oranının düşük olacağı da zaten ortaya çıkmaktadır (Bilgili ve Aydoğan, 1996). Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da televizyon izleme alışkanlığı oranları ülke genelindeki televizyon izleme alışkanlığı oranları ile örtüşmektedir. Türk Aile Yapısı Araştırmasına göre (DPT), ülke genelinde televizyon izlemeyen ailelerin oranı %10 civarında iken, bu oran Bilgili ve

akademia

223

 

 

Aydoğan’ın Van araştırmasında %6’dır. Televizyonda en çok hani programların izlendiği sorusuna hane halkı reisleri öncelikle haberleri (%17), sonra sinemayı(%16), dini programları(%15), spor programlarını(%14), halk müziği programlarını(%10) izlediklerini belirtmişlerdir. Aynı araştırmada hangi tür kitaplar okuyorsunuz sorusuna verilen cevapta da ailelerin %39’u dini ahlaki kitaplar okuduklarını, %13’ü de siyasal içerikli kitaplar okuduklarını söylemişlerdir (Bilgili ve Aydoğan, 1996). Gerek televizyonda dini programların yüksek izlenme oranı, gerekse kitap tercihinde dini ahlaki kitaplar bölge insanlarının dine bakışını, ilgisini ortaya koymaktadır. Yine haberlerin izlenme yüksekliği, siyasal içerikli kitap tercihleri de siyasal bilinç arayışlarının göstergesidir.

düzeninin yarattığı çağın gerisindeki sosyal yapı da neden olmaktadır. Ancak, terör olayının ulaştığı boyut göz önüne alındığında artık bu kalkışmanın salt bölgelerarası dengesizliği veya ağalık ve aşiret düzenini hedeflemediği de belli olmaktadır. Ayrı bir devlet arzuları, bölgelerarası dengesizliği ortadan kaldırmak amacını taşıyan girişim ve yatırımların engellenmesi, okul yakılması, öğretmenlere yönelik suikastlar, mayınlar, sabotajlar, onbinleri bulan mağdur insanlar artık terörün kaynağında belki de haklılaştırıcı nedenler olarak kimi çevrelerce ortaya konulan bu tezleri de geçersiz kılmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ağalık ve aşiret düzeni varlığını korumaktadır. Aşiret bağı, çoğu zaman aileleri de aşarak toplumsal gruplaşmayı sağlayan bir bağ olmaktadır. Bu bağ kırsal kesimde daha güçlü iken şehirlerde daha gevşek bir yapı sergilemektedir. Siyasal, toplumsal, ekonomik sorunlar ortaya çıktığında ailelerden ziyade aşiretin ortak kararı doğrultusunda hareket edilmektedir. Elinde çok miktarda toprak bulunduran kimse ağa olarak tanımlanmaktadır. Ağa, elinde bulundurduğu geniş toprakları kendisi işleyebileceği gibi yarıcı/ortakçı şeklinde köylülerine vererek işletmektedir. Ağa, köylüyü çalıştırmasının karşılığını her zaman vermeyebilmektedir. Kaçakçılık ve uyuşturucu bölge insanının geçim kaynakları arasında hala yerini korumaktadır. Özellikle terör örgütü PKK’nın dünya uyuşturucu pazarlarında söz sahibi olmasıyla birlikte ‘uyuşturucu kaçakçılığı’ ile ilgili suç oranlarında artmalar olmuştur. Hem bölgeler arası dengesizliğin getirdiği sorunlardan kaynaklanan nedenlerden, hem terörden dolayı bölge kırsalından kent merkezlerine veya bölge dışı illere doğru göç yaşanmaktadır. 1965 yılında Bölge içi kent nüfusu %26 iken 1985 yılına gelindiğinde %42.3’e yükselmişti. Batı ülkeleri Körfez Savaşı sonrası Kuzey Irak’ta ‘de-facto’ ortaya çıkan yapılanmayı bir Kürt devleti olarak

3. Tespitler
Bütün buraya kadar ele aldığımız konulardan hareketle sorunun adı, mahiyeti, sonuçları arasında veya ağırlaştıran nedenler arasında görebileceğimiz terör, göç olayları, ağalık ve aşiret yapısı üzerinde duracağız. İlk bölümde de tartışma konusu yapıldığı üzere sorunun adı kesinlikle etnikliğe dayalı bir kavramla izah edilemez. Keza, sorun salt dış güçlerin kışkırtmalarına veya ‘terör’e yaslandırılarak da izah edilemez. Bizce, sorun, sayılan saiklardan kaynaklanan bölgelerarası dengesizliğin suiistimali ile büyümüş, işsizlik, çeşitli farklılıkların kaşınması, dış tahrikler ve desteklerle bir başka boyut kazanmış, terör ile birlikte umulan ve sanılanın aksine çözüm yolları önemli ölçüde zarar görmüştür. Ancak, sorun çözümsüz değildir. Hatta, sorunun çözümünün teröre endekslenmesi de yanlıştır. Bu nedenle de sorunun adını Bölgelerarası dengesizlikle büyüyen Doğu Sorunu olarak belirtmemiz daha yararlı olacaktır. 1983 yılından günümüze zaman zaman şiddetini artıran, zaman zaman şiddetini yitiren terör olaylarına ise bölgelerarası dengesizlikler kadar var olan aşiret ve ağalık  

224

 

akademia

Erciyes İletişim

2009 Ocak

 
görmektedirler ve bu yapılanmayı fazla dikkat çekmediği ve iddiasız olduğu için ‘Erbil Cumhuriyeti’ olarak da adlandırmaktadırlar (Cornell, 1998, 143).Yine Batı ülkelerinin bu oluşum çerçevesinde Kürtleri koruyup, ileriki yıllarda Türkiye’yi de razı olmaya zorlayacağı ortamı oluşturma gayretinde olduğu da gerçektir. Batı ülkeleri Türkiye’ye karşı bu dayatmayı her şeyden önce Kuzey Irak’taki Kürtlerin birlikteliğini sağlayamamış olmasından dolayı, sonrasında ise İran ve Suriye’nin de Türkiye ile birlikte bu oluşuma karşı olmasından ötürü geri bırakmaktadır. Erık Cornell, Kürtlerin durumunun Batı ülkelerinde yanlış algılandığını oysa ‘Kürtlerin durumunun Balkan ülkelerinden çok Arapların durumunu hatırlattığını, bu gün Türkiye’ye entegre olan Kürtlerin dışında Kürtlerin genellikle Araplarda olduğu gibi boylar ve aşiretlerden oluştuğunu, aralarındaki çatışmaların birbirlerini yok edici boyutlarda olduğunu, bu nedenle Kürtlerin her şeyden önce kendi kültürlerine saygı ve yaşadıkları ülkelerdeki diğer halklar ile eşit haklara sahip olma mücadelesi vermeleri gerektiğini’ söylemektedir( Cornell, 1998, 146). Körfez savaşı öncesi Türkiye’nin Bağdat ile anlaşarak sınır ötesinde sınırlı da olsa operasyonlar yapma imkânı vardı. Günümüzde Bölge üzerindeki kontrolün müttefik devletler (ABD ve onun güdümündeki Kuzey Irak Yönetimi) tarafına geçmesi merkezi otoritenin dışında kalan bölgede ne yazık ki PKK’nın varlığını daha etkin hale getirmiştir. Bölge üzerinde kontrol yerel güçler tarafından sağlanıyor gibi gözükse de ve Türkiye bu güçlere zaman zaman PKK’ya karşı tavır almaları şartıyla destek sağlasa da (önce Talabani ve Barzani’ye, bir ara bunlarla birlikte (55. Erbakan hükümeti döneminde) bir başka yerel lider olan Şeyh Osman’a destek verilmişti) bu güçlerin hiçbiri PKK’ya karşı nihai bir darbe vurma niyetinde olmamıştır. Bir kere Irak’lı Kürtler geçimlerini sağlamak ve dış dünya ile bağlantılarını sağlamak için Türkiye’ye bağımlıdırlar ama PKK ile de   bağları vardır. Bu liderlerin PKK’yı Türkiye ile ilişkilerinde bir koz olarak kullanmaları da işin ayrı bir boyutudur. Sonuç ve Öneriler Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizle ilgili olarak günümüzde 4 olgudan problem olarak söz etmek mümkündür; bölgesel geri kalmışlık, işsizlik, göç ve terör. Bölgeler arası dengesizlik noktasında, bütün dünyada olduğu gibi ülkelerin ekonomiye konu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmaklığından kaynaklanan ancak, diğer bölgeler kalkındıkça aradaki makas açılan Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri için geliştirilen GAP ve DAP projelerinin tam olarak hayatiyet bulmalarıyla birlikte başta işsizlik olmak üzere bir çok sorun kendiliğinden ortadan kalkacak, hatta, ileriki yıllarda bölge tüm ülkeden işgücü talep edecek bir cazibeye kavuşacaktır. Göç olgusu medeniyet ile birlikte problem olarak ortaya çıkmıştır. Merkezi iktidarlar denetimi sağlayabilmek için yerleşik düzeni her zaman tercih etmişler, göçe ve göçerlere problem olarak bakmışlardır. Medenileşme kelime anlamı olarak şehirleşme anlamına gelmektedir. Uygarlığın gelişimi kentlerin gelişmesiyle özdeş olmuştur. Sanayileşmenin en önemli özelliklerinden biri şehirleşme ve kırsal kesimden şehirlere göçtür. Gerek Osmanlı’da gerek Türkiye Cumhuriyeti’nde göç olgusu problem olarak ele alınmıştır. Özellikle planlı döneme geçildiğinde Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda; hem göçün hem göçün neden olduğu problemlerin çözümünde, azgelişmiş bölgelerde yeni iş imkanları yaratmak için sanayi yatırımlarının bu bölgelere teşviki ile ilgili politikalar benimsenmiş ancak alınan önlemlerle bu amaca erişmek mümkün olmamıştır. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda; birinci plan hedefleri korunmuş ancak kentleşmeden ekonomiye ivme veren

225

 

akademia

Hakkari. bölgede gelir ve istihdam yönünden çarpan etkisi yaratacak fonksiyonel bölge merkezlerine yönlendirileceği. Sekizinci Beş yıllık Kalkınma Planı’nda ise. yerleşmelerin çok ve dağınık olduğu yörelerde yapılacak kamu yatırımlarında seçilecek bölgesel gelişme merkezlerine öncelik verileceği. Doğu Anadolu Bölgesi’ne yönelik olarak ise. Terör boyutu göç olgusunu nicelik ve nitelik olarak artırmıştır. özel kesimin bölgede gelişimini öngören ve özel sektör için uygun yatırım ortamı oluşmasını amaçlayan Doğu Anadolu Projesi (DAP) Ana planı hazırlanacağı belirtilmiştir. Malatya. Kadın nüfusun bilgi ve becerilerinin artırılması gibi hususlar ve özellikle GAP Projesi’nin 2010 yılına kadar bitirilmesi hedeflenmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri başta olmak üzere ülkenin göreli olarak geri kalmış yöreleri için kaynakları ve gelişme potansiyelleri göz önünde bulundurularak bölgesel gelişme projeleri hazırlanacağı. bir taraftan düzensiz kentleşmeyi önleyerek. Tunceli. büyük kent merkezlerine göçü ve yığılmaları önleyecek. ancak 226   akademia . keza bu bölgeler için Onarım Projesi hazırlanacağı. yerel radyo ve televizyonların halkın eğitimine yönelik program üretmelerinin özendirilmesi. Muş. Bu plan. göçün metropoller yerine gelişme potansiyeli yüksek. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda. Bingöl. bu merkezlerdeki altyapı yatırımlarına öncelik verileceği belirtilirken. Iğdır. kırsal alan yerleşim gruplarına bir üst kademede hizmet sunacak köy grup merkezleri ve   merkez köylerin destekleneceği ilkesi benimsenmiştir. hinterlandı ile ticari ve sosyal bağları güçlü. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden terör nedeniyle göç eden yurttaşlarımızdan geri dönmek isteyenler için ekonomik ve sosyal alt yapının sağlanması çalışmalarının sürdürüleceği belirtilmiştir. orta büyüklükteki kentlerin gelişmelerinin desteklenmesi hedeflenmektedir. bu merkezlerin çevrelerindeki daha alt kademe yerleşme merkezlerine de hizmet verecek şekilde sosyal. Erzurum. Kars. bölgesel dengesizliklerin çözülebilmesi amacıyla göç veren bölgelerde kamu yatırımlarının hizmet ve donatımlarının artırılması yoluyla yeni iş olanaklarının sağlanması gibi tedbirler öngörülmüştür. Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda. Van) ve bu bölge ile homojenlik gösteren Gümüşhane ve Bayburt illerini kapsamaktadır. plan olgusunun mekansal boyutunu öne çıkaran bölgenin gelişme potansiyellerinden daha fazla yararlanılmasına ağırlık veren. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise. Ardahan. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan 14 ili (Ağrı. fiziki ve teknik altyapı yatırımları ile donatımlarının sağlanacağı belirtilirken. Terör ve göç birbirlerini etkilemekte ve zaman zaman içiçe geçmektedirler.bir güç olarak yararlanmak istenmiştir. bu kapsamda istihdam sorununun çözümünde başta gelen konut ve hayvancılık sektörleri ile ilgili hızla gerçekleştirilebilir nitelikte projeler hazırlanarak uygulamaya konulacağı ifade edilmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri öncelikli olmak üzere kırsal alan yerleşim düzeninin planlanmasında. Elazığ. Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda bölgeler arası ve bölgeler içi göçleri yönlendirerek kontrol etmek üzere. Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda daha önce planlarda zikredilen ve başlatılan GAP. Bitlis. bu amaçla. bölgenin öncelikli sektörleri olan tarım ve hayvancılık başta olmak üzere tüm ekonomik ve sosyal sektörleri içine alan. yeni iş yerleri yaratmak amacıyla organize sanayi bölgelerinin kurulması öngörülmüştür.Bu Plan’da. DAP gibi projelerin ve planların uygulanmasına devam edileceği belirtilmekte. büyük kentlere yönelimin azaltılması. Bölgede zaten var olan göç olgusuna 1984’ten itibaren bir terör boyutunun eklenmesiyle var olan göç ve göçün doğurduğu problemler artmıştır. merkezlerin gelişmesini kontrollü bir düzene kavuşturmak diğer taraftan da geri kalmış bölgelerde gelişmeyi başlatacak önlem ve politikalara yer verilmiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere. Erzincan. Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda artmakta olan bölgeler arası dengesizliği gidermek amacıyla.

terörle mücadeleye ilişkin öneriler ise psikolojik özellikler taşımaktadır. Van. Göçün hangi ölçüde desteklenip. GAP çerçevesinde istihdamı artırmaya yönelik altyapı yatırımları bir an önce tamamlanmalıdır. akaryakıt ve elektrik enerjisi daha ucuza sağlanmalı ve istihdama yönelik vergi muafiyetleri getirilmelidir. 4. diğerlerinin de farklı amaçlara yönelik de olsa kullanımının sağlanarak devletin bölgedeki yatırımlarına sahip çıktığı gösterilmelidir. Bölgede yarım kalmış yatırımlardan. Nakit veya fon kaynaklı krediye dayanan teşvik sistemi amaca uygun kullanımı sağlayacak bir yapıya kavuşturulmalıdır. taşıma maliyetlerine duyarlı mal üreten işletmelerin (hafif yapı elemanları. göç politikasına yönelik uygulamalar bu politika etrafında şekillendirilmelidir. Elazığ. 227   akademia . 8. göç tersine de çevrilebilir. Ardahan. İthalat ve ihracatın yapılabilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   ortada iki ayrı problem söz konusudur. Sınır ticaretinin geliştirilmesi ile ilgili gerekli tedbirler alınmalıdır. Bölgede cazibe merkezi haline gelebilecek şehir merkezlerinin altyapı yatırımları tamamlanmalıdır. Yöredeki bankalarda bu işlemler için gerekli uzman servisler kurulmalıdır. Yıllık programlarda yer alan yatırımlara ait ödenekler bölgeye   zamanında ulaştırılmalıdır. onarım gibi nedenlerle kaynak ve zaman israfı ortadan kaldırılmalıdır. kendi ürettiğini ülke bütününe ve yurt dışına satar hale getirilmelidir. İthalat ve ihracat potansiyeli olan merkezlerde gümrükler kurulmalıdır. Sürekli göç veren bu illerden göç durdurulabileceği gibi. Bu plan çerçevesinde yer alan Kars. Bu çerçevede KOBİ türü üretim örgütlenmelerinin artması teşvik edilmelidir. Bölgedeki düzeltilmesi için alınmalıdır. Göçü önlemek için getirilen öneriler genelde ekonomik boyutlu. Şimdiye kadar bu yöndeki teşviklerin suistimal edildiği hatta PKK terör örgütüne bu kaynaklardan para aktığı unutulmamalıdır. 9. Erzurum. Hükümet Dönemi’nde açıklanan DAP hayata geçirilmelidir. Hakkari. 5. Özellikle Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri pazarına yönelik. Tarım ve hayvancılık sektörlerinin bölgede güçlendirilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalı ve sektörlerin gelişmesine dönük temel teşvikler getirilmelidir. 6. Bölgede yapılacak yatırımlara. hayvancılığa dayalı mamulleri gibi) kurulmaları teşvik edilmelidir. yöreler hayvancılık için çok elverişli sahalara sahiptir. Yine bu çerçevede anılan kuşaklarda yer alan yörelerde ara eleman yetiştirmek üzere orta dereceli ve yüksekokullar kurulabilir. göç konusunda bir politika oluşturulması gerekir. Bingöl. a. Iğdır. gelir dağılımının gerekli önlemler 10. hangi ölçüde engelleneceğine karar verilerek. her yıl yeniden yapım. Genelde bu konuların ayrımı iyi yapılmadan öneriler sunulmuş ve bu önerilerde temel ayrım iyi yapılamadığından boşlukta kalmışlardır. Altyapı çalışmalarında doğa şartları dikkate alınmalı. Muş. 7. Iowa Üniversitesi’nin Mısır kuşağı ile yöre kalkınmasında etkin rol oynadığı bilinmektedir. Erzincan. 2.Ekonomik Gelişmeye Yönelik Öneriler 1. Bir zamanlar Nebraska Üniversitesi’nin Sığırcılık Kuşağı ile. Devletçe göçle ilgili temel tercihlerin belirlenmesi. 3. Van. 11. verimli olanların tespit edilerek bir an önce tamamlanması. Gümüşhane ve Başburt vb. Bölge ekonomisi Batı Anadolu’dan ithalat üzerine kurulu olmaktan. Ağrı. Başlıca gelir hayvanlarının yetiştirilmesinde bu kuşak modern teknik ve bakımla adı geçen illerin kalkınmasında önemli rol oynayabilir. Tunceli. Bitlis. 57.

Vatandaş hiçbir konuda askerle muhatap olmamalıdır. 2. bölücü terör örgütü PKK’nın ağırlıklı olarak bu bölgede kamplar oluşturmasına ve Türkiye’yle sızmasına imkan sağlamıştır. dış ülkelerdeki şiddet hareketleri ve mücadele metodları hakkında sağlam bilgilere sahip. geliştirme. 14. 4. bölgeye yapılacak seyahatleri olumsuz etkilemekte. 6. oymacılık gibi özel kırsal kalkınma ve gelişme projeleri bölgelerin özelliklerine göre seçilerek uygulamaya konulmalıdır. mutlaka Kuzey Irak sınırları içinde bir güvenlik kuşağı veya tampon bölge oluşturulmasında yarar olacaktır. el sanatları. Garzan. Olağanüstü hal türünden uygulamalar yarar getirmemiştir. Uzakdoğu ülkelerinin kalkınma modellerinde üretilecek mamullerin birçok aksamı evlerde kurulan küçük tezgahlara. zengin bakır ve diğer değerli madenlere sahip Elazığ. keza içerden de dışarıya benzer şekilde faaliyetlerde bulunması ve özellikle vurkaç taktiğine dayalı eylemleri minimize olacaktır. Diyarbakır yöresi. kamu görevlilerinin bölgeye gelişini. köylülere sipariş edilmektedir. Sınır güvenliği haricinde güvenlikle ilgili olanlar da dahil bütün idari yetkiler sivil idarenin elinde toplanmalıdır. işletme programları uygulamak yararlı olacaktır. psikolojik olarak bölge halkının tamamını etkilemekte ve uluslararası platformlarda olumsuz propagandaya yol açmaktadır. uzman elemanlar ve modern teknolojik imkânlar ile donatılmış olmaları şarttır. Bölgenin yeraltı ve yerüstü madencilik zenginlikleri için yine özel programlar geliştirilebilir. mühimmat veya diğer lojistik ihtiyaçlarını sokması. silah. bu nedenle bölgede zaman zaman sınır ötesi kara harekatları. Bölgenin turizm envanteri çıkartılarak. Devletin Kuzey Irak politikası Güneydoğu’daki terör politikasıyla uyumlu olmalıdır. Bölücülükle ilgili olarak en küçük bir taviz verilmemesi doğru ve yerinde bir politikadır. Bu nedenle. maddi gerçekliklerin ötesinde olumsuz değerlendirmelere sebep olmaktadır. Orta Doğu’nun zengin petrol damarlarının yayılma kuşağı içerisinde bulunan Batman. ağaç işçiliği. Devletin güvenlik ve istihbarat kuruluşlarının çağdaş terörizmle. Ancak Türkiye Cumhuriyeti düşünce veya tartışmalarla bölünecek kadar zayıf bir devlet değildir. 3. Güvenlik ve istihbarat kuruluşlarımızın günün şart ve ihtiyaçlarına göre yeniden organize edilerek güçlendirilmesi ve 228   akademia . Murgul yöresi. kümes hayvancılığı. ipek böcekçiliği. ticari ilişkilerini. Gerek Güneydoğu’da gerek ülkenin diğer kesimlerinde insanların psikolojik olarak devletin bölgede güvenliği tam olarak sağlandığına inandırılması gerekmektedir. uyuşturucu ve kara para trafiğini idare etmesi gibi konularda. 13. aksine iyi niyetli çabaların teşvik edilmesi gereklidir. 15. b.Terörle Mücadele ile İlgili Öneriler 1. Bölge ile ilgili problemlerin tartışılmasının engellenmemesi. sürekli hava harekatları yapılsa da sonuç alınması mümkün olmamaktadır. 7. Bölgenin Kuzey Irak’taki gelişmelerden ayrı tutulması mümkün değildir. kömür yataklarına sahip Şırnak için özel araştırma. Bölgede olan sorunlar açıkça dile getirilmediği ölçüde gerçeklerin saptırılmasına ve devletin yıpratılmasına devam edilebilecektir. Bir daha uygulanmasında da yarar olmayacaktır. Halıcılık. Ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan insanların bölgeye bakışını. TSK’nın terörle mücadele kapsamında faaliyeti böylelikle ülke sınırlarının güvenliğini sağlamak ve içeriye terörist örgütün insan. Uzakdoğu ülkelerinin kalkınma modellerinde olduğu gibi köylerin üretimin parçaları haline getirilmeleri için gerekli yapılanmaya gidilmelidir. zengin tarihi ve kültürel miras korunmalı. Öte   yandan Irak’ın Kuzeyi’nde ABD işgali ile birlikte oluşan fiili durum.12. Olağanüstü hal uygulaması fiili olarak vatandaşın çok küçük bir kesimini ilgilendirirken. tanıtım ve uygulama açısından gerekli çalışmalar yapılmalıdır. arıcılık. 5.

“Bölgede henüz Türkçe bilmeyen insanlar. Doğu’da görev yapan öğretmenle İzmir’de görev yapan öğretmen bir tutulmamalı. dolayısıyla üniversiter ortamdan beklenen sosyalleşmeyi. bu üniversitelerin büyük bir bölümü. ekipman. resmi dili Türkçe olan bir ülkede. 11. Şeyhlik. 10. 229   akademia . bölgedeki üniversite mezunu sayısını arttıracaktır. Anarşi ve terörün uygun ortam bulabileceği alan eğitim ve öğretim faaliyetinin yapılmadığı yerdir. Terörle mücadele için alınan önlemler ve yapılan faaliyetler konusunda TBMM’ne düzenli ve sağlıklı bilgi verilmelidir. Kamu hizmetlerini verdiğimiz resmi dili öğretmektir. 14. Özel güvenlik güçleri olayın çıkmasından itibaren değil. eşkıyanın yok” anlayışıyla teröristi ihbar etmekten çekinmekte ve korkusundan yataklık ve yardım bile yapmaktadır. Sınırlardaki karakolların güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun önlenmesi için terörist taktiklerini iyi bilen özel güvenlik güçlerinin bölgede istihdamına ihtiyaç vardır. öğretmensiz bırakılmamalıdır. Ancak. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun her ilinde yeni üniversiteler açılması. Teröre muhatap bölge halkı genelde “Devletin şefkati var. edevat. kitle iletişim araçlarının bu anlamda daha etkin kullanılması esas olmalıdır. Seyitlik gibi yapılanmaların sona ereceği sürece katkıda bulunacak önlemlerin alınması gerekmektedir. teknik alet. okullar açık tutulmalı.   13. son derece vahim bir durumdur. Televizyon yayınları halkın ilgisini çekebilecek bir şekle kavuşturularak en ücra köşeye kadar ulaştırılabilmelidir. Birlik ve bütünlüğe hizmet etmek yerine ayrımcılığı körükleyecek bir rol ve fonksiyon kazanabilir. çıkmadan duruma el koyabilecek bir yapıya kavuşturulmalıdır. Dolayısıyla. Adalet mekanizmasının düzenli ve süratli hareket etmesi sağlanmalı ve yargıdaki gecikmelerin önlenmesi ile ilgili tedbirler alınmalıdır. Cumhuriyetin bir büyük eksiğine işaret etmektedir. Bu durumda gençlerin kendi kentleri dışında başka bir kent görmeden üniversiteyi bitirmeleri. Terör suçlarının affına yönelik bir yasanın veya bu manayı taşır bir çalışmanın ülke milli birlik ve bütünlüğü açısından yararı olmaz. devletin tüm vatandaşlarına dilini öğretmemiş olması elbette ki. Bölge insanı devletin herkesle aynı şartlara sahip bir vatandaşı olduğuna inandırılmalıdır. Resmi dil öğretilmediği sürece bölge insanına götürülecek her hizmette eksiklikler olacaktır. Ayrıca bu sınırlardaki karakolların bir diğer özelliği de sınır ötesinden yapılabilecek bir saldırıya yapıldığı yerden karşılık verebilmesi olmalıdır. üniversite gençliğini cezbetme şartlarını haiz olmadığı için bu üniversitelere gelecek gençler daha çok o il veya yakın çevresindeki illerden olacaktır. mevcut özendirici şartlar yeniden gözden geçirilmelidir. Bu durum Meclis’ten ve kamuoyundan yeterli desteği almak konusunda üstünlük sağlayacaktır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   mükemmel bir işbirliği teşkilâtının kurulması gerekmektedir. Ağalık. akademik ve idari personel sıkıntıları giderilmeli. Köy ve mezra gibi küçük ve dağınık yerleşim birimlerinde halkın güvenlik güçlerine güvenini artıracak önlemler alınmalıdır. devlet vatandaşlarının bir kısmına dil bilmeyi gerektiren hizmetlerden pek çoğunu yıllardan beri sunamamış ve halen de sunamamaktadır. Bu sınır karakolları aynı zamanda silah ve uyuşturucu kaçakçılığı konusunda da önleyici bir engel teşkil etmelidir. kadınlar var” biçiminde yaygın bir söylem. 9. Üniter bir devlette. 15. Yerel dillerde yayın konusu ne yazık ki aceleye getirilmiş bir konudur. Bunun için hiçbir maddî ve manevî teşvikten kaçınılmamalıdır. Öyleyse ne pahasına olursa olsun. ne yazık ki. 8. bölgenin sosyal ve ekonomik yapısına aktif katılımını sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Bu demektir ki. 12. Bölgedeki eski ve yeni bütün üniversitelerin öncelikle bina. Bu nakısayı gidermenin yolu ise yerel dillerle yayın ve eğitim değildir.

18. kültür. 6. Doğu 230   akademia . Korucu ailelerin mağdur olmaması için gerekli tedbirler alınmalıdır. 2. 5. Bölgede eğitim kurumları meslek edindirmeye yönelik olarak kurulmalı. memuriyette her kademede bu ilke getirilmelidir. Bu nedenle göçün geçici olduğunu düşünmeden bu insanların ekonomik ve sosyal problemleri konusunda araştırmalar yapılarak doğabilecek problemlere çözüm yolları aranmalıdır.   20. Bazı yerleşim bölgelerinde terör örgütünün “kurtarılmış mahalleler” mantığı ile oluşturduğu oluşan örgütlü yapının. bir yerde memurun deneyimsizken görev yaptığı alan olmamalı. arşiv belgeleri ayrıntılarıyla ortaya konulup yeni yorumları gündeme getirilerek bölgenin dil. 7. İnsanların geri dönme eğilimleri özellikle 50 yaş ve altındakilerde düşüktür. pekiştiren bir rol oynayacaktır. tedrici olarak tümüyle ortadan kaldırılmalıdır. Üstelik bu aşama memuriyetin ilk yıllarına özgü olmamalı. 17. memurların sürgün yeri olmaktan çıkarılmalı. her meslekte kamu görevlilerinin ilerleyebilmelerinin şartı olarak ‘Doğu hizmeti’ zorunluluğu getirilmelidir. yani Bölge. kurulmaya çalışılan düzeni bozucu engellemeler yapılmamalıdır. 19. kabileaşiret gibi millet altı kuruluşların varlık alanları. halkın eğitim konusundaki bakış açısı.Terör Nedeniyle Göçle İlgili Öneriler 1. arsa teminleri ile çözülmesi ve dağıtılması mensubiyet bilincini zayıflatacak ve toplumla uyum sorunları azalacaktır. sistemin olumsuzluklarını ortadan kaldırarak amaca hizmet eder hale gelmesi sağlanmalıdır. Koruculuk sistemi üzerinde bir araştırma yapılarak bu sistemin aksayan yönleri tespit edilmeli. Aksi takdirde. Yeni geçim kaynakları temin edilene kadar. Gerekirse Sosyal ve Dayanışmayı Teşvik fonu kaynakları ile eğitim masrafları karşılanmalıdır. gettolar “ötekileşmeyi ve ötekileştirmeyi” besleyip. öğretim üyesi yetersizliği vb nedenlerle. rol ve yönelim biçimleri tarihsel perspektif de göz önüne alınarak incelenmelidir. 4. Göçmek zorunda kalan vatandaşlara devlet gerekli yardımı sağlamalıdır. göç edenlerin göç ettikleri yerde yaşayan yerli unsurlarla bir önce kaynaşmalarının yolu açılmalıdır. Bölgede görev yapacak her türlü kamu görevlisi nitelikli elemanlardan seçilmelidir. önceki ve özellikle büyük şehirlerdeki üniversitelerin mezunları karşısında yeterli rekabet şansı bulamayabilecektir. Özellikle. ilaveten eğitim masraflarının ortaya çıkması aileleri zorlayacaktır. Hatta. eğitimin pratik faydalarına dikkat çekilerek. Bölge. Keza. göç edilen yerlerdeki gettolaşmalar ortadan kaldırılarak. yeterli düzeyde eğitim alamayacak olan gençler. soy. c. Bu araçların tahsisi ihtiyaçlar ve hizmetler göz önüne alınarak yeniden yapılmalıdır.farklı kültürel iklimleri tanıyıp kaynaşmayı sağlayamamaları gibi bir sonuca yol açabilecektir. Göçe maruz kalan belediyelere altyapı tesislerini gerçekleştirmeleri için gerekli maddi yardımlar yapılmalı. 3. etnik kimlikleri aydınlığa kavuşturulmalıdır. Kırsal kesimde üretime katılan bu çocukların sadece tüketici hale gelmesi bile yeterince zor bir durumken. Genel olarak çok çocuk sahibi olan aileler eğitim sorunuyla karşı karşıya kalacaklardır. Terör örgütünün finansal desteğini yok edebilmek için uyuşturucu ve kara para ile mücadele artırılmalıdır. ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerini sosyo-antropolojik yöntemlerle incelemek suretiyle toplum yapısı.. Ayrıca millet altı bu kuruluşların ‘millet’ olgusu etrafında bütünleşmeleri için sosyoekonomik ve kültürel yaklaşımlar belirlenmelidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde pek çok kamu kurumunun iş makineleri parkı bulunmaktadır ve bunlar çoğunlukla atıl vaziyette beklemektedir. olumlu hale getirilmelidir. 16. Göç eden insanların önemli bir kısmı marjinal işler yaparak geçimlerini sağlama yoluna gitmektedirler. Köylerine dönüş yapmak isteyen insanlar engellenmemeli hatta teşvik edilmelidir.

ülke bütünlüğü riske sokulmakta ve pazarlık konusu yapılmaktadır. Z.Erciyes İletişim 2009 Ocak   8. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Terörün neden ve sonuçları. Türkiye’nin Fırsat Penceresi Demografik Dönüşüm ve İzdüşümleri. Yüzyılların Kavşağında Doğu Anadolu. bugünkü insanlarımızın babaları ve dedeleridir. Ankara: AAK Yayını. M. M. (1999). Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını. Birincisi Türkiye Büyük Millet Meclisi bunun açık bir örneğidir. 9. ve Aksoy. ve diğerleri. dinsel yaşama ve tarihi sorgulamaya ilişkin toplumsal farklılıkların öne çıkarılmaya çalışılması millî birlik ve bütünlük duygusunu zedelemektedir. (1998). ülkenin bütünlüğü fikrini öne çıkararak sorunların üstesinden gelmiş ve bugünkünden belki yüzlerce defa daha kötü şartlarda büyük bir Kurtuluş Savaşı’nı kazanmıştır. Sözde demokratiklik adına antimilitarist yaklaşımlarla. Doğu Anadolu Gerçeği.. A. Türklerin Demografisi(19502025).. Kaynakça Akbulut. A. (14 Ocak 1999).Solak. Bölgeden göç alan batı illerinin yerli halkında göç eden bu insanlara karşı oluşan olumsuz düşüncelerin etkisini azaltacak çalışmalar yapılmalıdır. Gerekçeli Terörle Mücadele Kanunu ve Açıklaması. toplumsal farklılıkların değil. ve Aydoğan. Avşar B. millî birlik ve beraberlik. Çözüm getirilemeyen tartışmalarla milletimiz ümitsizliğe ve karamsarlığa düşmeye. (1993). Bu insanlar geri dönmediği takdirde bölge şehirlerinden batıya doğru ikinci bir göç dalgası başlatabileceklerdir. Tarihle hesaplaşırken ve geçmişi sorgularken bu güzel örnekleri göz ardı edip. Avşar. Bu durum da zaten çözülmesi zor olan problemleri büsbütün içinden çıkılmaz hale getirecektir. Kültür Sosyolojisi Açısından Doğu Anadolu. S. Bilgili. her guruptan. Nüfus Nereye?. her görüşten insanın yer aldığı bu meclis. Köylerine geri dönmek isteyenlerin dönüşleri biran önce gerçekleştirilmelidir. çareyi uç noktalarda aramaya. 21. toplumsal kamplaşmalara yol açacak farklılıkları öne çıkarmanın birlik ve beraberliğe katkısı olamaz. Behar. Ankara: Yeni Türkiye Yayını. Güçlü. Van: Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. Arvasi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Sosyo-Ekonomik ve Kültürel Yapının Aileye Etkileri. Aydoğan. Göç eden insanların şehirlerde dayanma gücü çok fazla değildir. Milliyet Gazetesi. ve Tosun. (1999). F. İstanbul: TÜSİAD Yayını. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuranlar. S. İstanbul: Kazancı Yayını. C. Z.yüzyılda Türk Dünyası Jeopolitiği. Her kesimden. (1998). marjinal yaklaşımlara yönelmeye zorlanmaktadır. Ankara: ASAM Yayınları. B.) ülkede yaşayan herkesin 231   akademia . Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden Terör Nedeniyle Göçeden Ailelerin Sorunları Araştırması (Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu için yapılmıştır. (2002). huzurlu ve müreffeh bir   Türkiye bu faydasınadır. (1996). Bu ülke tek başına hiç kimseye ait değildir. İ. ve Aksoy. F. Z. C. M.. F. (2003). İstanbul: Yayınevi yok. T. B. Çay. Akyol. Türkler.Çokeşli ve Çok çocuklu Aile Araştırması. belki de fazlasıyla o zaman da vardı. Oysa. Bugün toplumsal farklılıkların tamamı. Aksoy.1. Bugün toplumumuzda kamuoyu yaratılarak. Van: (Yayınlanmamış.3. Ankara 1997). A. millî birlik ve beraberliği. (1996). C. mezheplere. Avşar. ilgi odağı haline getirilmek istenen etnik kökene.

İstanbul: Erciyaş Yayınları. Doğu ve Güneydoğu’da Aşiret ve Sosyo-Antropolojik Yaklaşımlar. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu ve Güneydoğu Anadolu. Doğu ve Güneydoğu’da Aşiret ve SosyoAntropolojik Yaklaşımlar. S. Mesud Fani Bilgili’ye Göre Kürtler ve Sosyal Gelişimleri. (iki cilt). Ankara: TKAE Yayını. (1998).a. O. M. Kürtlerin Kökeni.   232   akademia . vd. (t. Melen. DPT Ergil. A. M. Etnik Sorun. Türk Milli Bütünlüğü İçerisinde Doğu Anadolu. (1997). Muş Yöresindeki Ermeni Terörü ve Kürt Türkleri. B. Hamle Yayınları. Kırzıoğlu. İstanbul: Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını. (1995): Kürtlerin Türklüğü. Kurmançlar ve Zazalar’ın Kimliği. Doğu Sorunu. Ankara: Tanmak Yayını.(1992). TKAE Yayını. İstanbul: Cem Yayınları. C:14. Koru. (1990). San.Kürtlerin Kökeni ve Güneydoğu Anadolu Gerçeği. A. Şerefname-Kürt Tarihi (Çev::Emin Bozarslan). Toros. Van. E. Ankara: Tanmak Yayını. (1982). vd. (1994). Taneri.b (1978). O. İstanbul: Timaş Yayını. Kürtlerin Soy Kütüğü ve Boy Tarihi. Ankara: DPT Yayınları. Türkiye’nin Etnik Yapısının Anadil Sorularına Göre Analizi.Yüksek Strateji. Rışvanoğlu. Özdağ. Türkdoğan. Ankara. İstanbul: Türk Kültür Yayını. İstanbul:Beyan Yayınları. Ankara: ASAM Avrasya Dosyası Yayını. Siyasi. (1995). Doğu Anadolu Tarihine Toplu Bir Bakış. Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. Van. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu ve Güneydoğu Anadolu. H. Gökçe. (1983). (1998). Sosyal ve Kültürel Hayatları. (1997). Olağanüstü Durumlar Sosyolojisinde Yöntem Sorunları. Sultan II. E.(1996). D. (1992). Koçaş.y. (1998). 21. (1995). Ankara: DPT Yayınları. İller İtibariyle Çeşitli Göstergeler. Türkiye Sorunlarına Çözüm Konferansı 1. B. Rışvanoğlu. Ankara: Nüfusbilim Dergisi. (1990). M. Türkistanlı Bir Türk Boyu Kürtler.): Saklanan Gerçek. İstanbul: Kastaş Yayını. Kodaman. Ankara: TKAE Yayını. Şerefhan. Van. (1987). Van Valiliği .(1997). DPT. Türkdoğan. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayını. İllerin Sosyo Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırması. Yüzyıl ve Türkiye.(1998). B. Tespitler ve Öneriler. Ögel. Ankara. N. Terör ve Güneydoğu Sorunu. M. 24-27 Aralık 1997.Cornell.F. Göktürk.Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. Süslü. (1993). Atatürk Döneminde Doğu’da Meydana Gelen Olaylar ve İçyüzü 1924-1938. Ü. Etnik Sosyoloji. Türkiye Avrupa’nın Eşiğinde. İstanbul. Mütercimler. S. F. (1996). Abdülhamit Devri Doğu Anadolu Politikası. (1978). Işık. İnalcık H. Güneydoğu Anadolu Sorunu. Doğu Anadolu ve Muş’un İzahlı Kronolojik Tarihi. Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu Anadolu. (1995). Van: Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. Van Valiliği ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yayını. Ankara: TOBB Yayını. Sosyal Bilimler Kavşağında Doğu ve Güneydoğu Anadolu. Subaşı. M. A.(1998). İstanbul: Hasat Yayınları.

Ankara: Türk Demokrasi Vakfı Yayını.Erciyes İletişim 2009 Ocak   TDV (1996). Ünal. Türkiye Gerçeğinde Kürtler ve PKK Terörü. (1997). Ş. akademia 233     . Milletlerarası Hukuk Açısından Güneydoğu Sorunu ve Terörle Mücadele. Ankara: TBMM Yayını.

3.   234   akademia . Konuyla ilgili eski ve yeni çalışmaların görülmesi. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi akademik yayın organı olan Erciyes İletişim Dergisi “akademia”. dergi kurallarına göre düzenlenmiş ve basıma hazır hale getirilmiş olması gerekir. Yöntem. Araştırma yöntemi. İlgi çekiciliği. 3. yazının kongre. Yazarlar. Nüshaların sadece birinde yazar/yazarların adları verilir. 9. Özet (Abstract). daha önce başka bir dergiye gönderilmemiş ve hiçbir yerde yayınlanmamış olmak koşuluyla kabul edilir. Böyle bir raporda göz önünde bulundurulacak bilimsel esaslar şunlardır: 1. akıcılık. CD üzerinde kullanılan program ve dosya adı açıkça belirtilmelidir. hakeme gönderilmek üzere orijinal metinleri de gönderilir. Erciyes İletişim. 7. telif haklarını E. 5. 9. Bulgular. 5. Fikir ve düşünce üretimine sahip oluşu. 11.Ü. orijinalliği ve güncelliği. 2. 4. 10. Bilimsel özgünlüğü. Yararlanılan kaynakların uygunluk ve yeterliliği. Konu bütünlüğü. yazılarını yayınlanmak üzere Erciyes İletişim Dergisine göndermekle. 12. 13. 10. Dergiye verilen yazıların. Ayrıca. Sonuç ve Değerlendirme. uygulamaya dayalı araştırma vb. düşünce. makaleler bir adet çıktısı ve CD ile birlikte editöre teslim edilir. Çevirilerin. sempozyum veya bir toplantıda bildiri şeklinde sunulmuş olması yayınlanması için engel değildir. Giriş (sorun sunumu. Değerlendirme yapabilme ve sonuca ulaşabilme. Hakemlerden olumsuz rapor alan yazılar yayınlanmaz ve yazarına iade edilmez. Dergiye yayınlanmak üzere gönderilen yazılar. yazım kurallarına uymayan yazıları yayınlamama veya düzeltmek üzere yazara iade etme yetkisine sahiptir. Alanına sağladığı katkı. iletişim bilimleri başta olmak üzere. Dil hakimiyeti/anlaşılabilirlik. 6. 11. hakem önerileri doğrultusunda yeniden düzenlenir. Başlık. 4. diğer sosyal bilimler alanlarındaki her türlü inceleme. Her sayının hakemleri. nitelikli yazıların da yer aldığı akademik bir dergidir. Kaynakça şeklinde verilmelidir. İletişim Fakültesi Akademik Dergisi’ne devretmiş sayılırlar. 2.ERCİYES ÜNİVERSİTESİ İLETİŞİM FAKÜLTESİ DERGİSİ “AKADEMİA” YAYIN İLKELERİ VE YAZIM KURALLARI A-YAYIN İLKELERİ 1. Yayın Kurulu. 8. Yayınlanan yazıların telif hakkı dergiye aittir ve kaynak gösterilmeden aktarılamaz. Metin belli bir plan dahilinde. Derginin yazı dili Türkçe olmakla birlikte. 6. derginin danışma kurulundan olabileceği gibi alanında uzman öğretim üyeleri arasından belirlenecek isimlerden oluşur. Yazılar CD ile birlikte 3 nüsha olarak editöre teslim edilir. Makalelerin yayınlanabilmesi için tayin edilecek hakemlerden en az iki hakemden olumlu rapor gelmesi şartı aranır. 7. diğer 2 nüsha ise ad belirtilmeden teslim edilir. Anahtar Sözcükler (Key Words). yaygın olarak kullanılan diğer dillerde yazılmış yazıların yayınlanması yayın kurulunun kararına bağlıdır. Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez yayınlanan hakemli bir dergidir. İlgili bilim dalının terminolojisine hakimiyeti. Hakemlerin düzeltmeler yapıldıktan sonra yayınlanabilir kararı verdiği yazılar.amaç-önem). 8.

yayın tarihi ve sayfa numarası bilgileri parantez içinde aktarılmalıdır. Dergide yayınlanmak üzere gönderilen yazılar A4 kağıdının bir yüzüne 12 punto ve Word programında Times New Roman yazı karakteri ile 1 satır aralığıyla yazılmalıdır. Göndermelerde yazar soyadı. Tek ve iki yazarlı yapıtlarda her iki yazarın soyadına da parantez içinde yer verilmelidir. 2. 5. Sayfa düzeni soldan 3 cm diğer kenarlardan ise 2. Metin İçi Kaynak Gösterimi Yapılan çalışmalarda. Ayrı bir kapak sayfası oluşturulmalı ve yazar/yazarların ismi. Kısa alıntılar tırnak işareti içinde gösterilmelidir. her kelimenin ilk harfi büyük yazılmalıdır. Resim. 7. 3. 4. Erciyes İletişim Dergisi’nde yer alacak makaleler için. Yararlanılan kaynak. ses kaydı. şekil ve grafikler bilgisayarda çizilmeli. 8. Yazarın veya yazarların ad ve soyadları. 4. Makalenin başlığı ilk sayfanın başına büyük harflerle ortalı olarak. 2. dil ve hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir. akademia 235     . Yazar adı ve tarih bilgileri anlatımda geçiyorsa parantez içinde yinelenmemelidir. 15. başlığın hemen altına sağa yaslı olarak yazılmalı ayrıca yazarın/yazarların akademik unvan. yazarlarının unvanlarına göre adları esas alınarak alfabetik olarak dizilir. Yukarıda verilen ölçütler doğrultusunda yazılmış olan makaleler 20 sayfayı geçmemelidir. görev yerleri ise sayfanın altında (*) dipnot şeklinde verilmelidir. Yazı bir başka dilde yazılmışsa başlığın ve özetin Türkçe tercümeleri verilmelidir. http://iletisim. Dergide yayınlanan yazıların bilimsel. Dergide yayınlanacak yazılar. C-KAYNAK GÖSTERME İLKELERİ Erciyes İletişim Dergisi’nde yer alacak çalışma metinlerinin kaynakça düzeni. şekil yazıları alta küçük harflerle bilgisayarda yazılmalıdır. künye düzeni. 1. 10 punto ile yazılmalıdır. alt başlıklar ise küçük harflerle sola yaslı olarak yazılmalıdır. telif. B-YAZIM KURALLARI 1. 5. elektronik kaynak gibi sayfa numaralandırması olmayan bir kaynaksa göndermede sayfa numarası verilmez. 10. içerik.1. açık adresi. 6. C. Bu durumda tırnak işareti kullanılmamalıdır. başkalarının düşünceleri alıntı ya da gönderme şeklinde verilmelidir. tek sayfadan oluşuyorsa ya da televizyon programı. grafikler “Şekil” adı altında gösterilmeli. diğer yazarlar için “ve diğerleri” ifadesi kullanılmalıdır. 4 satırdan uzun alıntılar ise ayrı bir paragraf olarak 1 cm içeriden blok halinde. Yazılarda Türkçe dil kurallarına uyulmalı ve kelimelerin imlasında Türk Dil Kurumu’nun en son çıkardığı İmla Kılavuzu esas alınmalıdır.Erciyes İletişim 2009 Ocak   14.tr/erciyesiletisim adresinden gerekli formlar indirilebilir. 6.5 cm boşluk bırakılarak oluşturulmalıdır. Yazarlara bir adet dergi ücretsiz verilir. tercüme ve kitap tanıtımları. Yazıda paragraflar. Eserde çizelge adları üste. İkiden fazla yazarı olan yapıtlarda gönderme yapılırken sadece birinci yazarın soyadı verilir.edu.erciyes. özetin altına anahtar kelimeler özetin dilinde verilmelidir. sırayla numaralandırılmış olmalı. girintili olmalı ve sayfa numaraları sağ alt köşede yer almalıdır. 16. 3. Bütün yazılarda 200 kelimeyi geçmeyen Türkçe ve İngilizce özet mutlaka bulunmalı. şekil. ayrıca telif ücreti ödenmez. telefon ve faks numarası ile elektronik posta adresi yer almalıdır. 9. gönderme ve alıntı ile ilgili kurallar APA (American Psychological Association – Amerikan Psikoloji Derneği) kuralları temel alınarak hazırlanmıştır.

206). 10. 1981. Atabek. Aynı yazarın birden fazla yapıtına aynı anda gönderme yapılacaksa yazar yinelenmeksizin küçükten büyüğe tarih sırası izlenmelidir. Bir yazarın aynı tarihte yayınlanmış birden fazla yapıtından yararlanılmışsa. 9.” kısaltması kullanılmalıdır. İkiden Fazla Yazarlı Yapıt (Işık ve diğerleri. birbirlerinden noktalı virgül ile ayrılarak verilmelidir. g. Aynı anda birden fazla yapıta gönderme yapılmak istenirse. 2002a. 45). Soyadları Aynı İki Yazarın Yapıtları (N. 2002b. yapıt adı uzunsa ilk sözcüğü. 8. 87). Kısaltma kullanılmasına karar verilirse ilk göndermede kurum adının açık hali yazılmalı ve yanında köşeli parantez içinde kısaltması verilmelidir. Gönderme yapılan kaynak bir makale veya kitap bölümüyse. yapıt adı tırnak işareti içinde. 19). (Işık. Tek Yazarlı Yapıt (Çaplı. kısaysa tamamı verilmelidir.y. Kaynakçaya yapıt adından giren kaynaklara gönderme yapılırken.   236   akademia . 11. yapıtları birbirinden ayırmak için sırasıyla “a. Atabek. 2002. 12. kitap ise eğik (italik) yazı tipiyle verilmelidir. 95). 1987). 26). 2006. 120). Soyadları aynı iki yazarın yapıtları kullanılmışsa. 13. Daha sonraki göndermelerde sadece kısaltma kullanılmalıdır.7. Tüzel kişiler tarafından yazılmış yapıtlarda tüzel kişi adı çok uzunsa veya kısaltılmış biçimi çok biliniyorsa ilk göndermeden sonra kısaltma yoluna gidilebilir. soyadlarının yanı sıra adlarının ilk harfleri de göndermede belirtilmelidir. e. f. Gönderme Örnekleri a. Yazarı Olmayan Yapıt Yapıt Adı Kısaysa: (Kütüphaneciliğe Giriş. 1981.b. Parantez içinde yazar soyadına göre alfabetik sıra izlenmelidir.” ibareleri kullanılmalı ve bu kullanım gerek metin içinde kaynak gösterme sırasında gerekse kaynakça bölümünde yer almalıdır. Yapıtın yayın tarihi belli değilse.. Yapıt adı kısaltılırken üç nokta kullanılmalıdır. 2002. 2007. c. hepsi tek bir parantez içinde. Aynı Yazarın Yapıtları (Işık.. Tüzel Kişi Tarafından Yazılmış Yapıt İlk Gönderme: (Türk Dil Kurumu [TDK]. 164-165). İkinci ve Sonraki Göndermeler: (TDK..c. göndermede tarih yok anlamına gelen “t. d. b. 186). İki Yazarlı Yapıt (Erdoğan ve Alemdar. (Ü. 2007.

Kitap adı iç kapakta geçtiği şekliyle. Yazar. Kitap . Öteki Kuram. h. 3. Yazar. Kaya.. bs. 77). son iki yazarın adları arasında “ve” bağlacı kullanılmalıdır. hazırlayan(lar) yerine (Haz. Kitap adı. Kitap adları yazıldığı dilin yazım kurallarına uygun olmalıdır.” kısaltması kullanılmalıdır. (2002). Öğretim Görevlisi gibi) kaynakçada yer almamalıdır.. Dolaylı Gönderme (Aktaran: Dursun.) kısaltması kullanılmalıdır.y. Tarih bilgisi hiçbir şekilde bulunamıyorsa “tarih yok” anlamına gelen “t. 2. eğer kısaltılmamışsa. Künyede. K. 2007. E. ve Alemdar. Yazar sayısı altıdan fazlaysa. 9. j. altıncı yazardan sonra “ve diğerleri” ifadesi kullanılmalıdır. 48. Yazar. 15 Mart 2008). C.. yayına hazırlayan kişinin adından sonra. 7. Birinci basımlar belirtilmez. Gerekli görülürse özgün yapıtın yayın tarihi de künyenin sonunda parantez içinde eklenebilir. Çevirilerde yapıt adından sonra çevirenin adı belirtilmelidir. Uztuğ. rakamla ve kısaltılarak verilmelidir. Ç. tüm alt ve açıklayıcı adları da kapsayacak şekilde eğik (italik) yazılmalıdır. A. Yayın yeri: Yayınevi. 8. Kaynakçanın Düzenlenmesi Yararlanılan kaynak bir kitap ise. akademia 237     . Ankara: Siyasal Kitabevi. 10.. 1995. A. 1. İstanbul: MediaCat Yayınları.. 206).. Kaynakçada Kitap Örnekleri Kitap . 5. Dündar ile kişisel iletişim. H. Yayın Tarihi Olmayan Yapıt (Yılmaz.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Yapıt Adı Uzunsa: (“Sanal…”. Yazar. 11. 1996. ve diğerleri. editör(ler) yerine ise (Ed. 18).2. İ. Basım bilgisi varsa kitap adından sonra parantez içinde. Editörü belirtmek için kitapta yer alan terim kullanılır. Yayın tarihi bulunamazsa en son telif hakkı (copyright) tarihi verilmelidir. 2001. Yayın evlerinin adları kısaltılmadan yazılmalıdır. Birden Fazla Yapıta Aynı Anda Gönderme (Aziz. ilk altı yazarın adları künyede verilmeli. Ankara: Erk Yayıncılık. B. Yayın yeri: Yayınevi. 2004. 1999. ı. Kitap adı. 1996. Çok yazarlı yapıtlarda yazar adları arasında virgül. C.. Erdoğan. Birden fazla yayın yeri varsa kaynakçaya ilk yayın yeri yazılmalıdır. Prof. (2004). 70). (Fiske. 144. 24. 6. D. 32). Siyasal İletişim Yönetimi. (Yayın Yılı).Tek Yazarlı Yazar. (Yayın Yılı). 4. t..Çok Yazarlı Yazar. (2006).y. Çakır. Yazar unvanları (Dr.). (2. Toplumsal Araştırmalarda Nicel ve Nitel Yöntemlere Giriş. F. Yazar. Geray.). Görüşme (U. i.

Baudrillard. 7. Yazar. Kaynakçada Makale Örnekleri Bilimsel Dergi Makalesi . Yazar. Makale Adı [Makale Adının Türkçesi].. Kitap . Sayfa bilgisi verilirken makalenin başladığı ve bittiği sayfa numaraları arasına tire(-) işareti konmalıdır. (2005). Enformasyon Devrimi Efsanesi (s. Yazar sayısı altıdan fazlaysa. sayfa numaraları. Yazar. (s. (2001).. (2003)./Ed. Erkan. Editör (Haz. S. 6. C. (Yayın Yılı). sayfa numaraları). Şendoğdu. günlük ve haftalık yayınlanan magazinlerde ve gazetelerde ise gün. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. Yayın adı. Yabancı Dilde Makale Yazar. A. bs. cilt(sayı). Yazar. Göstergebilimsel Bir Gerilla Savaşına Doğru. B. A. Çakın. Soyadı. (1997).. 1. Makale adı. (2004). J. aylık yayınlanan magazinlerde ay ve yıl olarak. Çev. Müteferrika Matbaası’nın Düşündürdükleri ve Avrupa’da Basımcılığın Etkileri. Dergi Adı. Bazı dergilerde yalnızca sayı bilgisi vardır. Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencilerine Ait Türkiye Profil Araştırması.. Dergi adı. 4. Ç. Gülmez. ve diğerleri. cilt bilgisi bulunmaz. yazar adından sonra parantez içinde verilmelidir. A. Birden fazla yazar olması durumunda tüm yazarların soyadları başa alınmalı. 5. İ. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi.   238   akademia . A. Yayın yeri: Yayınevi. Makalenin yazarı belli değilse. (Yayın Yılı). Böyle durumlarda sayı bilgisi.. son iki yazarın adları arasında “ve” bağlacı kullanılmalıdır.). 93-105). (1991). derginin cilt numarası ve sayı bilgileri yazılmalıdır. Yabancı dildeki makalelerde makalenin özgün adından sonra köşeli parantez içinde Türkçe çevirisi verilebilir. Kaplan (Der. U. sayfa numaraları. = sayfa) 8.. Çev. B. 3.Çeviri Yazar. A. cilt (sayı). Türkçe Sözlük (10. E. Dergi Adı. yazar adları arasında virgül. Bilimsel Dergi Makalesi . Türk Dil Kurumu. Tuğrul. Makale Adı. altıncı yazardan sonra “ve diğerleri” ifadesi kullanılmalıdır. 153-167. Tam Ekran (B.).. Sayfa numaraları birbirini izlemiyorsa aralarına virgül konmalıdır. (Yayın Yılı).Tüzelkişi Yazarlı Tüzelkişi.Kitap . Kitap adı.Çok Yazarlı Yazar. Y. Kitap adı (A. E.. cilt(sayı). D. Gazetelerde cilt ve sayı bilgisi olsa bile verilmemelidir. (Yayın Yılı).). Üstün. A. Dergi adları kısaltılmamalı ve eğik (italik) olarak yazılmalıdır. 23. Akman. Kitap İçinde Yayın (Bölüm ya da Makale) Yazar.). B.Tek Yazarlı Yazar. (Kaynak Yapıtın Yayın Yılı). Yararlanılan kaynak bir makale ise. sayfa numaraları. ay ve yıl olarak verilmelidir.. M. Bilimsel dergilerde yıl olarak. 108-117. Yazar.). 2. 5(2). E. Kayseri: Rey Yayınları. ilk altı yazarın adları künyede verilmeli. Yayın yeri: Yayınevi. Ankara: Türk Dil Kurumu. Sayfa numaralarından önce tanımlayıcı bir kısaltma kullanılmalıdır. (Yayın Yılı). Kitap adı (s. ve diğerleri. Bilgi Dünyası. Tarih bilgisi.. Dergi adından sonra. Kargı. cilt bilgisi gibi işlem görür. Yayın yeri: Yayınevi. künyenin en başına makale adı yazılmalıdır. (Yayın Yılı). Eco.

(Ay Yıl). Gazete Makalesi Yazar. (Nisan 2006). (Şubat 2006). Yayın Yeri: Yayınevi. Künyelerde aktarılması gereken bilgi. 92-103). N. O. A. ay.Yazarı Belli Yazar. Toplantı Yeri. Tezin adından sonra “yüksek lisans tezi”. Gazete Adı. Y. 14-17. Kitap Adı (s.Yayımlanmış Yazar. sayfa numaraları. bildiri kitabından alınan bir bildiri de kitap bölümü gibi düzenlenmelidir. Popüler Dergi Makalesi . s. Dergi Adı. Kaynakçaya yapıt adıyla giren ve rakamla başlayan kaynaklar. İnsanlık Aptallaşıyor mu? Hürriyet. 3. Yasa ve yönetmeliklerde künyenin en başına yasanın adı yazılmalıdır. kaynağın bildiri ya da poster olduğu belirtilmelidir. Ansiklopedi. 14. Dergi Adı. Sosyal Bilimlerde Bilginin Üretimi. büyük ölçüde kitap künyesine benzetilebilir. biyografi gibi danışma kaynaklarında kaynağın belli bir kısmından yararlanıldıysa. Kaynakçada Diğer Basılı Kaynak Örnekleri Bildiri . (04 Nisan 2006). kaynağın türüne göre bazı farklılıklar göstermesine karşın. Bilgi Yönetiminde Son Gelişmeler: Amazoogle. N. 8. A. (2003). A. cilt. Self-efficacy: a concept closely linked to information literacy and lifelong learning [Öz-Yeterlik: Bilgi Okuryazarlığı ve Yaşam Boyu Öğrenmeyle Yakından İlişkili Bir Kavram]. (Ay Yıl). Horata (Haz. 635-646. Uçak. Y. Danışma kaynaklarında maddelerin yazarı belli değilse. 6. “doktora tezi” ya da “sanatta yeterlik tezi” ifadeleri kullanılmalıdır. Journal of Documentation. künyenin en başına madde adı yazılmalıdır. künye sonunda ise yasanın yayınlandığı kaynağın tarihi (gün. Arkasından derecenin verildiği üniversitenin adı ve yeri yazılmalıdır. (Yayın Yılı). A. Bildiri . Poster Yazar. Yerel Bilginin Küreselleştirilmesi.). Ankara: Yeni Avrasya. Gaziantep. Popüler Dergi Makalesi . Bildiri kitapları kitap gibi. 12. kitap içinde bir bölüm gibi düzenlenmelidir. sayfa numaraları). Yasanın adından sonra parantez içinde yasanın kabul tarihi (sadece yıl olarak). bu kısım. İşbirliği ve Açık Erişim [Bildiri]. Yararlanılan kaynak diğer basılı kaynaklardan biri ise.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Kurbanoğlu. Raporlarda rapor numarası varsa rapor adından sonra parantez içinde belirtilmelidir.Yayımlanmamış Konuşmacı. 1. (Gün Ay Yıl). Toplantı Adı. A. Makale Adı. 59. Yayımlanmamış bildirilere ve posterlere ait künyelerde. Bildiri Adı [Bildiri]. 7. 2. S. 9. Toplantı Adı. 44-47. Tezlerde tezin adı eğik (italik) yazılmalıdır. cilt. sayfa numaraları. 5. Akademik Bilişim ’06. Posterin Adı [Poster]. A. (Ay Yıl). (Ay Yıl). 4. Tonta. Erişimi ve Kullanımı. Bayar.). Makale Adı. rakamın okunuşuna göre alfabetik olarak sıralanmalıdır.   239   akademia . sözlük. Sosyal Bilimlerde Süreli Yayınlar ve Bilgi Teknolojileri Sempozyumu: 2 Nisan 2005 – Ankara: Bildiriler (s. Bildiri Adı. Editör (Ed. Focus. Popüler Yönetim. Kenar.Yazarı Belli Değil Makale Adı. sayfa numaraları. Toplantı Yeri. Kayıt Dışı İstihdam. 9. S. yıl olarak) belirtilmelidir. (Nisan 2006). (2005).

(Yayın Yılı). Rapor Adı (Rapor No:). Üniversite Adı. bu bilgiler basılı kaynaklar için geçerli kurallar çerçevesinde künyeye eklenmelidir. 4. Sayı. T. A. 21. Yapıt Adı. cilt numarası. A. (1994). (Yayın Yılı). basılı sürümü (versiyonu) olan e-kaynaklar için geçerlidir. Yüksek lisans/Doktora/Sanatta yeterlik tezi. (Yayın Yılı). gün.Ansiklopedi Maddesi Yazar. (2003). Erişim tarihi bilgisi. H. Başar. Altan. 68th IFLA General Conference and Council. Örneğin. 112-115).Sözlük Yazar. (Yayın Yılı). Ankara: Sistem Yayıncılık. Ağ adresleri altı çizili verilmemelidir. Devlet Planlama Teşkilatı. Künyelerde temel bilgilerin yanı sıra erişim tarihi ve erişim adresi de verilmelidir. Devlet Yardımlarını Değerlendirme Özel İhtisas Komisyonu Raporu (Rapor No: DPT: 2681). Yayın Yeri: Yayınevi.). Gün Ay Yıl. 1. N. Madde Adı. Kağıt ve Kağıtçılık. Bilgisayar Terimleri Ansiklopedik Sözlüğü (3. Yayın Yeri: Yayınevi. Yer. İ. Yayın yeri ve yayınevi bilgileri. Ersoy. (1999). Yüksek lisans tezi. Künyelerde ağ adresini iki satıra bölmek gerektiğinde. A. s. bs. Yapıt Adı (c. Erciyes Üniversitesi. Batı Avrupa ve Türkiye Örnekleri Üzerine Karşılaştırmalı Çalışma). Danışma Kaynakları . H. Tez Adı. Kaynakçada Elektronik Kaynak Örnekleri Elektronik Kaynak . Tarih bilgisi yoksa tarih yok anlamında “t. Glasgow. Sınıf Yönetimi [Elektronik Sürüm]. B. sayfa numarası). Türk Ansiklopedisi (c. E-kaynaklarda son güncelleme tarihi yayın tarihi olarak alınır. ve Yazar. adrese aitmiş izlenimi verebileceği için tire işareti kullanılmamalı. (2004). Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun. 6. Öztekin. belgenin/kaynağın yazarı yoksa künyenin en başına yapıtın adı yazılmalıdır. ay ve yıl bilgilerini içerecek şekilde ayrıntılı olarak aktarılmalıdır. Tez Yazar. A. Kitap Adı [Elektronik Sürüm]. 3. C. Yararlanılan kaynak bir elektronik kaynak ise. Rapor Yazar. uygun bir yerden bölme yapılmalı ve adres sonuna nokta konmamalıdır. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı. (Yayın Yılı). Kayseri. Yayın Yeri: Yayınlayan/Hazırlatan Kuruluş. A. (2007). Yayın Yeri: Yayınevi. 21911. 20 Nisan 1994.y. Radyo ve Televizyon Alanının Düzenlenmesi ve Denetlenmesinde Yeni Eğilimler ve Yönelimler (ABD. Danışma Kaynakları . genellikle. Yasa ve Yönetmelikler Yasa Adı. 2. Basılı kaynaklardan farklı olarak e-kaynaklarda yayın tarihinin yanı sıra erişim tarihi de künyede belirtilmelidir. Eğer kaynak üzerinde belirtilmişse.Önal. 5.Basılı Kitabın Elektronik Sürümü Yazar. Historical perspectives on school librarianship [Poster]. Yayın Adı. O.   240   akademia . (Kabul Edildiği Yıl). Resmi Gazete. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı. (Ağustos 2002). Ankara: Devlet Planlama Teşkilatı. s. 7. (1973).” kısaltması kullanılmalıdır. Basılı kaynaklar için geçerli olan temel kurallar e-kaynaklar için de geçerlidir.

(Gün Ay Yıl).. Kayıt/Makale No. (Yayın Yılı). Sayfa Adı. http://ağ adresi Devlet Planlama Teşkilatı. B. e-Dönüşüm Türkiye Projesi Kısa Dönem Eylem Planı: Değerlendirme Raporu (Rapor No: 2). http://ağ adresi Yıldırım. Bilgi Vadisi. A. Erişim: Haber/Tartışma Grubu/Forum Adı. (5 Kasım 2003). 1(2).log200311/msg00008. (t.htm Elektronik Kaynak . What it is. http://www.htm Erişim: 04 Nisan 2006. Dergi Adı.Ağ Sitesinden Erişilen Ağ Sayfası Yazar.Basılı Makalenin Elektronik Sürümü Yazar. A. T. (2003). Erişim: 04 Nisan 2006. http://212.org. sayfa numaraları. 82-90. Elektronik Kaynak . (2006). A. Erişim: Kutup-L. (t.y. ve Şahım..). Dergi Adı.Veritabanında Makale ya da Madde Yazar.y. Kayıt No: DU2601001514. http://ağ adresi Bilim Etiği ve Bilimde Sahtekarlık. Makale Adı [Elektronik Sürüm].php?option=com_content&task=view&id=86&Itemid=59 Elektronik Kaynak . C. P. Veritabanı Adı. ScienceDirect. Ekici. (1998). A.175.tr. Coşkun.yildiz. (Yayın Yılı). (Yayın Yılı).).ca/bpg/Advising/Plagiarism. E. http://listproc. cilt(sayı). Selçuk İletişim Dergisi. sayfa numaraları. A. Erişim: Gün Ay Yıl. http://ağ adresi Işık.Anonim Ağ Sayfası Kaynağın Adı. A. Elektronik Kaynak . Küreselleşme Sürecinde Kitle İletişim Araçlarının Rolü [Elektronik Sürüm]. Ayhan. http://www. 176(1)..zoology. G. sayfa numaraları. The American Journal of Surgery. Tartışma Grubu ya da Forum İletisi Yazar.y.9000/reguser/archives/KUTUPL/kutupl. Effect of hydrogen peroxide on permeability of the main pancreatic duct and morphology of the pancreas. S. B. K.tema. Bozoklu. Elektronik Kaynak . http://www. (Temmuz 2004). Simmons. (Yayın Yılı). Erişim: 25 Nisan 2006.net/idas/index.tr Elektronik Kaynak . Erişim: Gün Ay Yıl. T. 3(1). Özenç A. Erişim: Gün Ay Yıl. Erişim: 02 Nisan 2006.Haber. İşletmelerin Yönetim Sürecinde Sinerjik Yönetim Anlayışının Önemi. A. (t.html akademia 241     . Bitki Kütüphanesi [İleti No: 8]. A. (Ay Yıl). (t. H. 53-58.Rapor Yazar. Rapor Adı (Rapor No).metu.aek. Erişim: Gün Ay Yıl. ve Yazar.bilgivadisi. Erişim: 03 Nisan 2006. ve Wynn. and how to avoid it.y. Makale Adı. İleti Konusu [İleti No]. Erişim: 04 Nisan 2006. (Yayın Yılı). M. Erişim: 04 Nisan 2006.22/kdep/rapor/KDEPHaziran2004. Erişim: Gün Ay Yıl. Erişim: Gün Ay Yıl.Ağ Sitesi Site ya da Yayınlayan Kuruluş Adı.tr/bilim.). Health and Wellness Resource Center. Bahcet’s syndrome.ubc.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Elektronik Kaynak .).edu. http://ağ adresi Tema Vakfı. cilt(sayı). (2001). University of British Columbia Ağ Sitesi: http://www.edu. ve Özdemir. Makale Başlığı. cilt(sayı).33. Dergi Adı.pdf Elektronik Kaynak ..Makale Yazar. Ağ Sitesi Adı: http://ağ adresi Gordon.

Künyeler ilk satırdan sonra 1 cm içerden yazılmalıdır. (Yapımcı). 2. Yayın Yeri: Yayınevi. 7 in A. Ankara: Devlet Konservatuvarı. yapıtlar. Mülakat. Kaynakçada. A. [K. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (Yapımcı). Promenad [Radyo Programı]. 4. Kaynakça hazırlanırken araştırmada yararlanılan tüm kaynaklara yer verilmelidir. Radyo ve Televizyon Programı Soyadı. numarası. opus 18. Altı Prelüd [V. (Senarist) ve Soyadı. Z. (2003). (08 Mart 2006). numarası. [A. Program Adı [Türü]. (1995). 6. (1996). (Yapımcı). S. 1. L. Yapıt adından sonra köşeli parantez içinde tür belirtilmelidir. (1994) Kaynak olarak bir kişiyle görüşme yapılmış ise. (Yönetmen). U. Ozawa]. senarist ve yönetmen kitap yazarı gibi yazılmalıdır. Ankara: Yararlanılan kaynak müzik ve sahne sanatları ise. e-posta. Yapıt Başlığı. 2 in c minor. Yorumcu]. B. RadyoHacettepe. mektup. aynı yazarın birden çok yapıtı yer alıyorsa. (1812). Keman ve Piyano İçin Improvisation. 5. (2000) Erkin. B. (Yapıtın Tamamlandığı Yıl). C. Yayın Yeri: Yayıncı. (Yönetmen). Opus numarası. Hamburg: Deutsche Grammophon. Filmlerde yayın yeri yerine ülke yazılmalıdır. 1. (Senarist) ve Öztan. Kaynakçada Müzik ve Sahne Sanatları Örnekleri Müzik Yapıtı Besteci. 2. (Gün Ay Yıl). Görüşmelere yalnızca metin içinde gönderme yapılmalıdır. Türkiye: Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu. Albüm Başlığı [Kayıt Türü]. Symphony. v. (1958) Müzik Kaydı Besteci. Kaynakçada Radyo ve Televizyon Programı ya da Sinema Filmi Örnekleri Film Soyadı. Aynı yazarın tek yazarlı yapıtları çok yazarlı yapıtlarından önce sıralanmalıdır. Film Adı [Türü]. A. Opus numarası. (Yayın Yılı). Avusturya: Hungaroton Classic. kaynakçadaki sıralama.Yararlanılan kaynak bir radyo ve televizyon programı ya da sinema filmi ise. (1932). 3. A. yayın yılına göre eskiden yeniye doğru sıralanmalıdır. C. Kaynakçadaki yapıtlar alfabetik sıraya göre düzenlenmelidir. Aynı yazarın iki farklı yapıtının yayın tarihleri aynıysa. telefon görüşmesi gibi kişisel görüşmeler elde edilebilir kaynaklar olmadıklarından kaynakçaya eklenmezler. Ulvi Cemal Erkin: Complete works for piano solo [CD]. Kurtuluş [Film]. (Kayıt Yılı) Rachmaninov. (1998) Erkin. Yapımcı. 3. 1. Yayın Yeri: Yayıncı. künyede bir sonraki öğe olan yapıt adına göre yapılmalıdır. Concerto for piano and orchestra no. U. Yapıt Başlığı. Berki. T. Yayın Yeri: Yayıncı. Özakman. 1 and 2 [CD]. New York: Dover. T. No. (Yapıtın Yayımlandığı Yıl) Beethoven. Yorumcu ve C. Zimerman ve S. Opus 92. A. Yorumcu. Performansların tarih bilgisi gün. Genel Kaynakça Düzeni 1. (Yayınlandığı Yıl).   242   akademia . (Yapımcı). C. Müzik yapıtlarında yapıtın belli bir numarası ve Opus numarası varsa yazılmalıdır. 2. ay ve yıl olarak künye sonunda parantez içinde gösterilmelidir. Erman]. Rachmaninov piano concertos nos. Soyadı.

yazar konumundaki tüzel kuruluşun adıyla alfabetik listeye girer. kaynak. Yapıt adı rakamla başlıyorsa sıralamada rakamın okunuşu dikkate alınır. yapıt. Aynı soyadını taşıyan iki farklı yazarın yapıtları adlarına göre alfabetik sıralanmalıdır. Yazar bir tüzel kuruluşsa. ikinci yazarlar da aynıysa üçüncü yazarın soyadı alfabetik düzende belirleyicidir. yapıt adından alfabetik listeye girer. 7.Erciyes İletişim 2009 Ocak   Çok yazarlı iki yapıtın ilk yazarları aynıysa. Bir yapıtın yazarı veya editörü yoksa künye yapıt adına hazırlanacağı için. akademia 243     . 9. 8. ikinci yazarın soyadı. 10.

........................... ………………………………………………………………………………………............ Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından basılacak olan Erciyes İletişim Dergisi’nde yayımlanmak üzere “……………..Ü.........................” tarihinde gönderdiğim "............ İletişim Fakültesi Akademik Dergisi’ne devretmeyi kabul ediyorum.....................................………………… Erciyes İletişim Dergisi Akademia Editörlüğü’ne.. Ad/Soyad İmza   244   akademia .... Unvan.....................” başlıklı makalemin tüm telif hakkını E...

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful