You are on page 1of 30

57

.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi


No:37 (Ekim 2007)

RAWLS’IN ADALET TEOR S YA DA B Ç MSEL HAK ANLAYI ININ


TEOR K AÇMAZLARI ÜZER NE

Arma an ÖZTÜRK∗

“Yargılarımızla isteklerimiz hemen her zaman çeki ir”


Andre Mourois

Özet
Bu makalede Rawls’ın adalet teorisi üzerine bir dizi ele tiri temellendirilmeye çalı ılacaktır.
Adalet teorisinin Kantçı ve faydacı kökleri teorinin evrensellik iddiasını zayıflatmakta ve
adaletin gerçekle tirilebilirli ine olan inancı da azaltmaktadır. Yine benzeri ekilde do a
durumu ve sözle me durumu üzerine in a edilmi teorinin hem özgür iradeye güvenmesi, hem
de ayrıntılı kural ve istisnalar ile bu güveni denetlemesi oldukça çeli kilidir. Teorinin
kavramsal tutarlı ına gölge dü üren bir dizi ayrıntının gölgesinde bir di er dikkat çekici sorun
da adaletin Rawls’ça oldukça muhafazakar bir tonda kurgulanmasında yatar. Filozof
bilgisizlik peçesi altında bilinçsiz insanların adaleti yarattıklarını savlarken farkında
olmayarak modern dünyanın sorunlu toplumsal zemini kendisine konu almı tır. Sonuç olarak
Rawls’ın bizlere adalet sorunu eklinde tercüme etti i modern me ruluk krizinin filozofun
ortaya koydu u kısıtlar çerçevesinde çözülemeyece i iddiası tanıtlanmaya çalı ılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Adalet, Akıl, Pozitif özgürlük, Ba langıç durumu, Sözle me

The Theoretical Difficulties of Rawl’s Justice Theory Or His Understanding Of


Structural Rights

Abstract
In this article efforts will be paid to found a series of critiques on Rawls’s “a theory of
justice”. Kantian and pragmatic roots of the justice theory weakens the universality claim of
this theory and decreases the level of belief for achievability of justice. Again, it is quite
contradictory that the theory built on state of nature or state of contract both trusts free will
and audits this confidence with detailed rules and exceptions. Another point of attention under
the shadow of a series of details that impair conceptual coherence of the theory lies in the
problem that justice is edited at a quite conservative tone by Rawls. The philosopher argues
that unconscious people crate justice under the veil of lack of knowledge, and he unknowingly
took problematic societal grounds of the modern world as his subject. As a result, we shall try
to show that modern legitimacy crisis that Rawls translates as a problem of justice cannot be
resolved within the limitations that the philosopher argues.

Keywords: Justice, Intelligence, Positive freedom, State of beginning, Contract


Ar .Gör., ODTÜ, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü
58

SUNU

Adalet nedir? Belki Aristoteles’te oldu u üzere denkle tirmek ve da ıtmaktan ibaret
bir alı kanlık, belki Platon’un hatırlattı ı gibi kendine yakı anı yapmak noktasında
görecelilikle sulandırılmı bir toplumsal erdem. Ama hiç üphesiz ki emsiye bir
kavram. Kendini gerçekle tirmenin olanakları, benlik çıkarı ve haklılık inancının
kaos halinde toplamı. Adalet nedir? Siyaset felsefesini ba latan ve bitiren, en
kapsayıcı ve en bunaltıcı soru. E itlik ve özgürlü ün dengeleyici ba lamı olarak
adalet siyasal teorinin arkasındaki metodoloji ve haklıla tırmaları çözümlemek
noktasında benzersiz bir ayraç. Makale bu ayracı liberal biçimsel akıl ve Rawls gibi
iki tane huni aracılı ıyla damıtmaya çalı acaktır. Bu çalı ma belli bir noktada (adalet
nosyonunun genelli i ile ba da mayacak kadar özel bir gerçeklili in adalet
mefhumu tartı masında ön plana çıkarılması noktasında) sıkıntılıdır. Ama böylesi
bir sıkıntı diyalektik bir tamlıkta, tartı maya yetkinle ebilece i bir özde verebilir. En
azından yazar bu özü yakaladı ı kanısındadır. Siyaset felsefesinden siyasal teoriye,
derinden yüzeye, genelden özele, soyuttan somuta do ru seçici bir algısallık
çalı manın üzerine in a edildi i yöntem konusunda aydınlatıcı ilk ip ucunu betimler.
Betimin buz da ının üzerindeki kısmı ise, yöntemi etlendirecek yanıtı aranan sorular
künyesi ile sonuca ba lanacaktır.
Kısacası makale 1) Adalet teorisinin “episteme” ve “etik politik” boyutları,
dolayısıyla edebiyatın arka plan gündemi ile ilgilenir. Özellikle Kant ile Rawls
arasındaki devamlılı ının söylemsel düzeyde ayrıntıya dökülmesi bu açıdan
i levseldir. Demek ki “ eylerin” arkasındaki “ eylere” yönelik kısmen realist, ama
daha çok olgucu arkeolojik bir kaygı ön plana çıkarılır. 2) Rawls ile de
ili kilendirilen biçimsel akıl etiketi, sınırları ve sorunları ba lamında dile getirilir.
Bu dile gelme önemli ölçüde ele tireldir; “ötekile tirmeye” kıvamında kodlanmı tır.
3) Sonuç olarak “Bir Adalet Teorisinin” liberal gelenek içindeki ayrı ma ve
kesi melere olan tarafgirli i sorgulanır. Bahsi geçen sorgu, adalet teorisini anlamsal
bir skala içinde yeniden okuma ve siyasal uzayda yerini belirleme sorunları
açısından hayati bir önemlili e sahiptir.
Rawls’ın adalet ile olan tartı ması bizim burada çözümleme nesnesi olarak
öne aldı ımız ba lamdan daha geni bir de erlendirme alanına sahiptir. Filozof
kendi özgün entelektüel geli im süreci içerisinde ve adalet teorisine yönelik a ır
ele tirilerin baskısı altında evirilmi , eski dü üncelerinin bir kısmını usulca terk
etmi , büyük bir kısmını modern zamanların güncel etik politik sorunları ı ı ında
yeniden formüle etmi tir. II.Rawls dönemi olarak etiketlendirilebilecek ve kabaca
80’lerden itibaren filizlenmeye ba layan bu süreç içinde Bir Adalet Teorisinin
ilkeleri kamu-özel ili kilerini düzenleyen yeni bir politik uzla ma kültürüne
dönü mü tür. Rawls’ın yenilenme biçimi bu çalı mada dile getirilecek ele tirilerin
belli bir kısmını geçersiz kılacak kadar köklüdür. Ancak bizim burada yaptı ımız
üzere Rawls’ın eski ve yeni argümanları arasındaki farkı fark eden bilincin
akademik dikkatini yalnızca filozofun ilk belirlenimine yöneltmesi de kendince
anlamlıdır. Adalet teorisini moral bir teoriden politik bir anlayı a do ru dönü türen,
adaletin evrensel kesinli ini adil ve ço ulcu liberal toplumlar ile i birli ine dayalı
59

toplumlar arasındaki ili kiler ba lamında yumu atarak yeniden yorumlayan II.Rawls
önemli ölçüde Bir Adalet Teorisindeki arızlarla hesapla an bir ki iliktir çünkü.1

GELENEKLER N KES M : ADALET TEOR S N N FELSEF KÖKLER

Rawls ekonomi ile desteklenmi liberal siyaset felsefesi gelene ine adalet
teorisi aracılı ıyla katkı yapmı bir filozoftur. Edebiyatı liberal nosyonun teorik
çerçevesi içinde de erlendirilebilir. Liberal ideoloji içinde hatırı sayılır derecede
öneme sahip “sözle me” “yalıtılmı birey”, sosyal adalet”, “faydacılık”, “Kantçı
etik” gibi enstrümanlar kuramın ekillendirilmesi sırasında bolca kullanılmı tır.2
Rawls’ın adalet teorisi genel olarak siyaset felsefesi tarihi, özel olarak ise liberal
siyaset felsefesi tarihi için dönüm noktası niteli indedir. Yaratı devrinin siyasal
literatürüne hakim mekanik algılanı ı siyaset felsefesi lehine geriletmi tir. Bir Adalet
Teorisi adalet gibi kapsayıcı bir erdemin gölgesinde pozitivist bilme standartlarını
sorgulayan “teori” tartı malarına ve nihayetinde siyasetteki etik politik canlanmaya
güçlü bir katkı sa lamı tır. Dahası Rawls’ın çözümlemesi ile birlikte liberal
söylemin sosyalist ö reti kar ısındaki yükseli i perçinlenmi tir. Tabii Rawls’ın
siyaset yazınına katkısında bazı önemli kısıtlar söz konusudur. Rawlsçı tanıtlamanın
yarattı ı felsefi canlanma makale bütünlü ü içinde ayrıntıları ile ortaya konaca ı
üzere önemli ölçüde biçimcidir. ronik bir ekilde Rawls, hem siyaset felsefesini
canlandırmı , hem de biçimselli i ön plana çıkararak sürecin kendini bo masının,
felsefenin ta la masının yolunu açmı tır. Rawls ile ba layan bu süreç yalnızca
biçimsel akılcı bir siyaset felsefesinin de il, aynı zamanda ve daha özel bir anlamda
bu tür bir felsefesinin özü de olan ça da liberalizmin dirili idir.3 Geç modern
zamanlarda biçimsel teorik aklın yükseli ine kaynaklık eden Rawls
edebiyatı/külliyatı ba lıca iki kavramla tırma zemini üzerinden kotarılmı tır: Bunlar
sırasıyla, Kant felsefesi ve Amerikan rüyası özelinde siyasi/iktisadi liberalizmin
sosyal bir tonda kurgulanmı halidir. Bir Adalet Teorisinin genel kabulleri ölçüsünde
Kantçı söylem felsefenin biçimini, bedenini, fizi ini, Amerikan Cumhuriyetçili i ise
özünü/ruhunu olu turur.

Kant Etkisi

Teorinin etlendirilmesinde kullanılan ba lıca kaynak Kant felsefesi ve bu


felsefeye özgü yargı ve ön yargılardır. Filozof adalet tanıtlamasını Kantçı bir
zeminde (deontolojik ve biçimsel ahlak özelinde) biçimlendirmi tir.4 Kant ile Rawls

1
Rawls’daki de i imi ona yönelik komiteryan ele tiriler ile birlikte ele alan bir çalı ma için
bkz.Solmaz Zelyüt Hünler, ki Adalet Arasında, Ankara: Vadi Yayınları, 1997, ss.237-301.
Rawls’daki de i im sürecinin ayrıntılı bir betimi için ayrıca bkz.S. Mulhall ve A.Swift,
Liberals and Communitarians, London: Blackwell, 1992.
2
Norman P.Barry, An Introduction to Modern Political Theory, London:Macmillan, 1995,
s.5.
3
Matthew Festenstein, “Contemporary Liberalism”, New Political Thought, (Der.), Adam
Lent, London:Lawrance&Wıshart, 1998, s.17 ve N.Barry, Komünizm Sonrası Dönemde
Klasik Liberalizm, Çev:Mustafa Erdo an, Ankara:Liberte Yayınları, 1997.
4
Samual Gorowıtz, “John Rawls:Bir Adalet Kuramı”,Ça da Siyaset Felsefecileri, (Der.),
A.DE Crespıgny-K.R Minogue, Remzi Yayınları, stanbul, 1981, s.277.
60

arasındaki temel benzerlik özet olarak üç ba lık içinde toplanabilir: Her ikisinde de
hipotetik bir toplum sözle mesi anlayı ı egemendir, pratik aklın ilkeleri sıra düzen
içinde sıralamı tır ve son olarak hem Kant hem de Rawls’da yöntem ilk
prensiplerden itibaren sistemli tasnif ve kuramsal mimari üzerine kuruludur.5 Kantçı
tını kurama en özlü bir ekilde Rawls’un “insan” anlayı ının formüle edilmesi
noktasında etki eder. Rawls genel liberal kabullere uygun bir ekilde ve Kantçı
sınırlara dikkat ederek aklını kullanan özgür insanın dünyasında adaleti arar. Filozof
ussal seçimler yoluyla6 adaletin ve birlikte ya ayı ının sözle mesini yapan insanların
di er tür üyelerine kar ı Kant’ın kategorik zorunlulu u andıran bir etiksel
algısallıkla hareket etti i kanısındadır.7 Rawls’ın insanı adalete ula tıran reçetesinde
akıl neleri yapmayaca ı noktasında tutarlı bir seyir izler. nsanların insanı araç
olarak de il amaç olarak görmesi kabulü, ba langıçtaki postulanın tamamlayıcı bir
parçasıdır.8 Araç gibi davranma olasılı ı dı arıda bırakılarak aynı zamanda teorinin
sürekli kendini in a eden muhakeme sürecindeki kusursuzlu u garanti edilmi
olunur. Tabii Rawls ile Kant arasındaki benzerlik tutarlı aklın i leyi indeki bir
örneklilik ile sınırlı de ildir. Rawls tıpkı Kant gibi, insanın kendi nedenselli inin
ba latıcısı oldu u,9 dolayısıyla ahlaki tercih kapasitesine sahip oldu u ve özgürlü ün
erdemle erek kendi tamlı ına ula tı ı, özgürlü ün do asının erdem oldu u
kanaatindedir.10 Rawlsçı anlamda adalet teorisine katılan insanlar bu davranı larıyla
kendi ahlaki varlıklarına katkıda bulunmakta; bir anlamda kendi öz varlıklarını
özgürlük yönünde geli tirmekteler. Rawls’ın Kantçı varsayımlar dizisi adaletin
kendini gerçekle tirme anlamında kullanılması,11 kendini gerçekle tirmenin ussal
kozasının e it özgürlükler içinde ya ama dü üncesi ile çerçevelemesi 12 ve rasyonel
olmak, özgür olmak ile iyi olmanın birbirlerinin yerine tercüme edilebilece i
kanılarıyla desteklenir.13 Rawls’daki Kantçı yan, hem Bir Adalet Teorisinin etik
politik künyesini de ifre etmek noktasında, hem de makale içinde sıklıkla
denenece i üzere kuramın sınırları üzerinden ele tirel bir bakı ın yerle mesi
noktasında oldukça aydınlatıcıdır.
Kant ile Rawls arasındaki teorik devamlılık Kantçı gelene in kırılgan
yanlarının Rawls adaletine akmasına yol açmı tır. Kant gibi Rawls da, ekonomide
verimlilik, siyasette e itlik, kültürel ya amda kendini gerçekle tirme gibi toplumun

5
Alan Ryan, “John Rawls”, Ça da Temel Kuramlar, (Der.), Quentin Skinner, Ankara: Vadi
Yayınları, 1997, s.140.
6
Filozofun adaletten anladı ı bir ussal seçimler toplamıdır. Bu yargının özgün metin içinde
takibi için bkz. John Rawls, A Theory of Juctice, Cambridge: Harward University Press,
1971, s.16; ayrıca bkz.Gorowıtz, “John,..s.276.
7
Larry Arnhart, Siyasi Dü ünce Tarihi, Çev: Ahmet Kemal Bayram, Ankara: Adres
Yayınları, 2004, s.401.
8
Araçsal aklın yadsınması noktasında bkz.Rawls, “A Theory,..ss.179-180.
9
Rawls, a.g.e,..ss.251-257.
10
Rawls, a.g.e,..s.256.
11
Rawls, a.g.e,..ss.252-253. Tabii adaletin gerçekle me sorununa yaslı algılanı ı, bu algının
“bölü üm” ile ilgisi noktasında kendi teorik yetkinli ine ula tırılır. Sonuçta Rawls için adalet
e it gerçekle meyi kolaylayan ya da kolaylaması beklenen bir bölü üm sorundur.
Bkz.Gorowıtz, “John,..s.271.
12
Rawls, a.g.e,..s.561.
13
Arnhart, “Siyasi,..s.421.
61

farklı alanlarında farklı standartlar belirleyen kapitalist bölünmü lü ün14 yarattı ı


gerilimi a maya çalı ır. Ancak a maya çalı tı ı soruna adanmı kavramsal araçlar
bölünmü lü ün paradigmal sınırları içinde tanımlanmı tır. Ya amın canlı gerçe i
Kantçı-Rawlsçı felsefe yapma stilinin içinde gittikçe kurur, biçimselle ir. Rawls’ın
Kantçı yanı, insanlık sorunlarını sorunların kuramda çözümünü kolaylayacak ekilde
yeniden formüle eder. Ancak bu biçimde hareket edilerek hem gerçeklerden uzakta
bir felsefe in a edilir, hem de sonuçlar ba langıç öncülleri aracılı ıyla önceden
garanti edildi inden adaletin teorisi özgünlü ünü yitirir. Tabii yine bu ba lamda
Rawls ile Kant arasındaki bir di er önemli ba püriten planlamacı yöntemle ilgilidir.
Her iki dü ünür de sonuçları ve öncülleri bakımından tartı maya açık önermelerini
tartı maya açık olmayan bir üslupla dile getirirler. Tartı ılır eyler söylemesine
ra men Rawls bu sözleri söyleme biçimi itibariyle pek de tartı macı de ildir.15
Rawls ve Kant’ın her ikisi de “aklın gere i” me rula tırması altında insana
dair bir ba langıç halinden16 hareket eder, onu (insanı) zamanın dı ında
tanımlar/tanıtır, düalizme yanıt olarak ikici bir ilkesellik önerir,17 herkesin e it insanı
saygıya sahip ya da layık oldu u ahlaki vazgeçilmezlik ö retisini18 zengin ile fakir
arasındaki farkın teoride korundu u bir ekonomi politik içinde gerçekle tirmeye
çalı ır. Teorinin kurulu biçimini özetleyen yukarıdaki önermeler daha sonra
belirecek kavramsal-kuramsal çıkmazların habercisi niteli indedir. nsanı ba ta bir
moral varlık olarak di er insanlara kar ı e it gören etik politik ile belli rezervlerle
ekonomik e itsizli i kabule hazır ekonomi politik bir yerden sonra keskinle ecek; bu
sonuca ba lı olarak Bir Adalet Teorisinin teorik tutarlılı ı o ölçüde zedelenecektir.
Sonuçta denilebilir ki, araçsalla tırmaya kar ı olan Rawls gelir e itsizli ine kar ı
de ildir. Bu tür bir e itsizli i herkesin menfaatine görür.19 Filozof gelir e itsizli inin

14
Farklı rasyonellikleri bir arada kullanan kapitalist bölünmü lük için bkz.Michael Walzer,
Spheres of Justice, New York: Basic Books, 1983; William A.Golston, Justice and the Human
Good, Chicago: University of Chicago Press, 1980; Daniel Bell, The Cultural Contradictions
of Capitalism, New York: Basic Books, 1978.
15
Ryan, “John,...s.133.
16
Rawls sözle mesi için geleneksel teorilere göre çok daha soyut ve genel bir ba langıç
durumu tasarlar. Genellik ve soyutluk açısından bkz.Rawls, a.g.e,..s.13, 127.
17
ki adalet ilkesi (“Birincisi:Her bir ki inin, di erinin sahip oldu una benzer bir özgürlük ile
uyumlu, en yaygın kabul görmü temel özgürlü e sahip olması gerekir. kincisi:sosyal ve
iktisadi e itsizlikler öyle düzenlenmelidir ki, bu e itsizlikler hem (a) makul olarak herkesin
menfaatine olaca ı ekilde bir beklenti olu turmalı, hem de (b) herkese açık olan kazanımlarla
ili kilendirilmelidir.”Rawls, a.g.e,.s.60) siyasi e itlik (Rawls, ss.60-72) ile iktisadi verimlili i
(Rawls, ss.79-80) fırsat e itli ine (Rawls, s.73) yakın bir en az menfaatlilerin en yüksek
faydası formülü ile (Arnhart, s.401) birle tirmeye çalı ır. Tabii böylesi çaba ba langıç
varsayımındaki bazı kısıtlar aracılı ıyla korunur. Örne in ba langıç durumunda sınırlı bir
di erkamlık, ılımlı bir kıtlık ve kıskançlı ı içermeyen bir rasyonellik bulunur. Adalet sorunu
olabilmesi ve sonuçta bu sorun üzerinde adalet teorisinin kurulabilmesi için insanlar sınırlı
di erkam olmalıdırlar. Yani istekler konusunda bir anla mazlık olmalı ama bu ileride adalette
anla mayı engelleyebilecek kadar derin olmamalıdır. Yine aynı ekilde tam bolluk adalet
sorununu ortadan kaldırır. Tam kıtlık ise adalet teorisi kurulmasını engeller. nsanlık bu iki uç
seçene i de a mı olmalıdır. Benzeri ekilde akıllı olan ama aklını di erini kıskanacak ekilde
bencilce yorumlamayan insanlara ihtiyaç vardır. Ba langıç durumundaki tercihler için bkz.
Solmaz Zelyut Hünler, ki Adalet Arasında, Ankara: Vadi Yayınları, 1997, ss.42-4.
18
Daniel Bell, “On Meritocracy and Equality”, Public Interest, No.29, Fall, 1972, 64-66.
19
Rawls, a.g.e., s.62, 75, 151.
62

zenginden fakire aktarımlar sonucu önemsizle ece ini umar.20 Ama yine de
zenginler ve fakirlerin bir arada ya adı ı bir toplumda fakirlerin kendilerini nasıl
daha a a ı varlıklar olarak görmeyeceklerini açıklayamaz.21 Dahası en azından
retorik düzeyinde özgürlü e öncelik tanıyan kuram, bir insanın hizmet
potansiyelinin bir ücret kar ılı ında ba kasına satılmasının yarataca ı özgürlük
sorunu ile ilgilenmez. Kapitalizmdeki ücretli emek ili kilerinin yarataca ı tahakküm
noktasında Bir Adalet Teorisi derin ve anlamlı bir sessizlik içindedir.22
Kantçı-Liberal yurtta anlayı ına sahip olan Rawls, siyasi e itli i
öngörmü ; ama bu e itli i kapsayıcı bir ekilde formüle etmemi tir.23 Hatta
e itsizli i farklılık adı altında onamı tır.24 Filozof hem e it da ıtımın e it olmayan
da ıtımdan iyi oldu unu, hem de en kötü durumda olanları daha iyi hale getirecek
ekilde e it olmayan da ıtımın e it da ıtımından daha iyi oldu unu söyler.
Böylelikle e itlik ve e itsizli in ikisi içinde korunaklı zeminler hazırlar. Liberal
ideolojinin e itlik ile e itsizlik arasındaki tarihsel bölünmü lü ünü kuramına ta ır.
Liberal nosyonun insan do ası ile uyumlu oldu una dair ön yargı batini bir ekilde25
ve “tarafsızlık” etiketinin sa ladı ı dü ünsel illüzyonun26 deste i ile teorinin
kurulma biçimine yönelmi ele tirilerin kar ısına dikilir. Dahası ahlakın evrensel
oldu una dair Kantçı kanı Rawls’ın elinde27 yerel bir aklın (Amerika yereli ve
cumhuriyetçi liberalizm siyaseti) evrensel yerine geçmesi sonucuna dönü ür.
Filozofun yereli evrenselle tiren biçimsel aklı sanısını teorile tirdikçe, bir illüzyon,
(adalet ve özgürlü ün aynı eyler oldu u ya da kolaylıkla birbirlerine dönü en aynı
eyin farklı halleri oldu u) gerçe in yerini alır.

20
Rawls, a.g.e., s.277-280.
21
Arnhart, a.g.e., s.403.
22
Samuel Bowles & Herbert Gintis, Demokrasi ve Kapitalizm, Çev: Osman Akınhay,
stanbul: Ayrıntı Yayınları, 1996, s.129.
23
Rawls’ın siyasal e itlik uslaması ve bunun Kantçılıkla ilgisi üzerine bkz.Robert Ehman,
“Rawls and Nozick:Justice Without Well-Being”, Eguality and Liberty:Analyzing Rawls and
Nozick, ed.J.A Corlett, New York: St. Martin’s Press, 1991, s.322; F.Keyman, “Kamusal
Alan ve Cumhuriyetçi Liberalizm:Türkiye’de Demokrasi Sorunu”, Do u Batı, Yıl 2, Sayı 5,
1998, ss.57-58.
24
Michael Gorr, “Rawls on Natural Inequality”, Equality and Liberty:Analyzing Rawls and
Nozick, ed.J.A Corlett, New York: St.Martin’s Press, 1998, s.19 vd.
25
William Galston, Justice and the Human Good and Liberal Purposes,
Cambridge:Cambridge University Press, 1998.
26
Rawls adalet teorisinin özel olarak bir inanç ya da iyi ya am tasavvuruna ba lı olmadı ını
ileri sürer. Bkz.John Rawls, “Kantian Constructivism in Moral Theory”, Journal of
Philosophy, 77 (Eylül 1980), s.542-543. Ancak ba langıç durumundaki iki özellik, (insanın
ahlaken yüceltilmesi (Bu iddia için bkz.Peter Singer, Animal Liberation, New York: Random
House, 1990 ve Peter Singer, Writings on an Ethical, New York: The Ecco Press, 2000) ve
insanın ahlaki olması gerekeni/ona yakı anın ne oldu u (Rawls, a.g.e,..s.32) belirteçleri Rawls
kavramla tırmasını özel olarak belli de erlere taraf yapar.
27
Rawls’ın ahlak kurallarının evrenselli i noktasındaki tanıtlaması için bkz.John Rawls,
“Justice As Fairness:Political Not Metaphsical”, Philosopy and Public Affairs, 14, n.3 (Yaz
1985), s.225.
63

Amerikan Rüyası ve Sosyal Liberalizm

Rawls tanıtlamasının Kant’dan sonraki ikinci kayna ı, Anglo-Sakson


felsefesinin evrimci-cumhuriyetçi eylem-söylem kulvarıdır. Bir Adalet Teorisinde
ngiliz faydacılı ı, Amerikan cumhuriyetçili i ve Kant özelinde Alman idealizmi
kesi ir. Rawls Bentham-Mill faydacılı ı, Mill-Green sosyal liberalizmi gibi teorik
geleneklerden ve en özlü ifadesine Jefforson ve Lincoln tarafından ula tırılan “do al
aristokrasi” eylemselli inden beslenmi tir. Tabii teori özlü gelenekleri kuramına
do ru damıtırken birtakım düzeltmeler yapar. Mesela kaynaklar arasında sayılan
Bentham-Mill faydacılı ının genel fayda anlayı ı özel faydayı gözeten bir bilinçle
yeniden formüle edilir. Rawls, Bentham-Mill faydacılı ından farklı olarak tüm
topluma yönelik “en çokun” pe inde de il, en az ayrıcalıklı grupların en fazlaca
faydalanması sorunsalında daraltılmı bir faydanın pe indedir.(Gorowıtz, 1981:278)
Benzeri bir ekilde meritoksiyi öven geleneksel Amerikan anlayı ını, bu anlayı ın
içinde geli ti i özgün yerel ba lamından kopararak evrensel adaletin in asında
rasyonel insanın makul tutumuna e itler.
Liberal gelenek içindeki farklı renkleri ortak bir paydada temsil eden Rawls
rasyonelli i adalet fenomenine yönelik bir dizi belirlemeden de güç alır. Adaleti
genel iyili e, hakkaniyete28 ba layan kadim zamanlara özgü adalet anlayı ı29
teorinin içselle mi özelliklerinden birini ifade eder. lgili teori insanların hem
türlerinden sorumlu olmaları, karde çe bir arada ya amaları, ya amlarını “onur”,
“dürüstlük” gibi erdemlerle zenginle tirmeleri30 anlamında cumhuriyetçi anlayı ve
onun “insan” anlatısına ba lıdır. Adalet sonuçta onurlu bir ya amın ortaya
çıkabilece i ko ulları niteler. Ayrıntıya inildi inde ise erdem olarak adaletin
güvenlik-özgürlük ili kisi ba lamında eylem olarak adalete dönü tü ü görülür.
Liberal nosyondaki adalet yerine geçecek iki ba lam, hem Hobbes’un “güvenli i”,31
hem Kant’ın “özgürlü ü”, Rawls teorisinde kesi ir. Liberalizmin erken dönem
anlam çerçevesi, do al haklar ö retisi ile adaleti sözle meler düzeninin kendisi
olarak gören siyasal rasyonellik anlayı ı32 yine Rawls teorisine tadını veren
ö elerdir. Filozof Rawls bir takım epistemolojik kısıtlar çerçevesinde, rasyonel
insanların do al haklar ö retisindeki önermelere ula abilece ini savlar. Dahası
adaleti ke fetme süreci içten dı a do ru, sürekli kendini somutla tıran ve sonuçta bir
sözle meye dönü erek ba layıcılık kazanan siyasal prati i ifade eder. Nihayetinde
denilebilir ki, Rawls do al hukuk ile sözle me arasında adaleti bir biçimden bir

28
Adnan Güriz, “Adalet Kavramının Belirsizli i”, Adalet Kavramı, (Der.) Adnan Güriz,
Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, Ankara, 2001,s.17.
29
Genel adaletin kar ıtı olarak özel adalet hakların ve ödevlerin gerekti i gibi
payla ılması/payla tırılması anlamına gelir. Buna kar ın genel adalet ise, ki inin toplumsal
beklentilere, genel kodlara göre hareket etmesi, mesela dindar, cesaretli, ılımlı, onurlu,
alçakgönüllü, mesela kendiyle ve evrenle barı ık olmasıdır. Bu ayrım için bkz. Tekin
Akıllıo lu, “Adalet Kavramı ve nsan Hakları”, Adalet Kavramı Bildirileri içinde, s.51.
30
Ulpianus’dan aktaran Niyazi Öktem, “Adalet Kavramı ve Sosyal Realite”, Adalet Kavramı
Bildirileri içinde, s.76.
31
Hobbes tipi güvelik-adalet özde li i özgürlüklerin olabilmesi için güvenli in gerekli
oldu u, güvenli in aynı zamanda özgürlü ün kullanılabilece i bir durum oldu u ve bu toplam
olurlulu un “adaleti” sa ladı ına dair yargı ve ön yargıları anlatır.
32
Niyazi Öktem, “Adalet.., s.79-80.
64

di er biçime tercüme etmi tir. Bu tercümenin kuramsal serüveni Bir Adalet


Teorisinin özetini verir bizlere.
Rawls teorisi Mill-Green çizgisini takip eden özel bir toplum anlayı ına
uygun ekilde kodlanmı tır. Toplum ortak amaçlar etrafında birle mi insanlardır
filozofa göre. Ortak bir iyi de anla mı insanların bazılarının kötü durumda olması
toplumun kurulu felsefesi ile ba da maz.33 Adalete verilen de er ortak var olu a
verilen de erin türevi niteli indedir demek ki. Adalet tutkusu yalnızca birlik
inancını yansıtmaz; aynı zamanda birli in ideal topluma do ru ülküselle tirilmesi
söz konusudur. Adalet denilen mefhum olması gerekeni ifade eden kurucu akıldan
sapılmasına kar ı garantileri içerir. Daha do rusu toplumsal süreçlerin adil bir
ekilde i leyebilmesi adil bir ekilde kurulmasına ba lıdır.34 Bu haliyle Rawls
kurgusu, etik felsefenin insan özeline indirilmesiyle elde edilen bir politik
felsefedir.35 Bu etik politik felsefesinin cumhuriyetçi tını ile ilgisi sadece sözle me
kurgusu ile sınırlı de ildir. Rawls adaleti e itlik ve özgürlü ün kesi imi olarak gören
ba langıç saiki,36 sosyal mülkiyetin e it olarak payla ılması gerekti ine dair radikal
betimi,37 fırsat e itli i ile devletin e itsizli e müdahalesinden yana olan pozitif
özgürlük anlayı ı38 ve son olarak siyasal e itlik konusundaki yurtta ca kaygısı ile
cumhuriyetçi anlayı a ba lıdır. Ayrıca aynı anlayı içerisinde bolca dile getirilen
modern iktisadi rasyonelli in onaylanması tutumu39 ile farklılıkların onaylaması
tutumu yine teori içinde içselle mi tir. Tabii farklılı ı ve ekonomik geli me adına
e itsizli i onaylayan cumhuriyetçi yüz ile e itli i ve yurtta lı ı onaylayan
cumhuriyetçi yüz arasındaki belli belirsiz gerilim adalet kuramı içindeki kalıcı
sorunların habercisi niteli indedir. Rawls’a yönelik ele tirilerin hatırı sayılır bir
kısmı filozofun adalet adına hem e itli i, hem de e itsizli i savunmasındaki ısrarını
kendisine konu alır.
Rawls ile Bentham faydacılı ı arasındaki ili ki ise iki düzeyde
de erlendirilebilir. Yüzeysel bir algısallıkta faydacılı ının sözle meyi dı layan ve
sonuçta en çok sayıda ki inin faydasını gözeten rasyonellik anlayı ı ile kurucu aklı
ön plana çıkaran ve en az faydalananları gözeten Rawls kurgusu birbirlerini dı lar.40
Faydacı anlayı toplumla bireyi aynı ey gibi görüp, toplam refah ya da özgürlü ün
arttırılması adına bireyin üstünlü ünün feda edilebilece ini savunur. Rawls’da ise
birey genel iyi adına feda edilemez; bireyin özgürlü ü tüm toplumsal kuralların
üstündeki en kapsayıcı ilkedir. Yine aynı ba lam içinde Rawls’ın teorisi deontolojik,
faydacı anlatı ise teolojiktir. Adalet Teorisinde kurumların ve eylemlerin haklılı ı
sonuçlardan ba ımsız bir ekilde de erlendirilir.41 Rawls faydalı olan üzerine akıl

33
Mustafa Erdo an, “Siyasal Dü üncede Liberal Gelenek”, Liberal Toplum Liberal Siyaset,
Siyasal Yayınları, Ankara, 1993, s.25-28.
34
Saruri Akta , Hayek’in Hukuk ve Adalet Teorisi, Ankara:Liberte Yayınları, 2001, s.244.
35
I.Berlin, “ deal Arayı ı Üzerine”, Sosyal ve Siyasi Teori içinde, s.480.
36
Rawls, “A Theory,..s.204.
37
Rawls, “A Theory,..s.150.
38
Rawls, “A Theory,..s.73, 278.
39
Rawls, “A Theory,..s.142-150 ve Arnhart, “Siyasi,..s.407-430.
40
Bkz.Davıd Lyons, “Rawls versus Utilitarianism”, Opponents and Implication of A Theory
of Justice, ed.H.S.Richardson, New York, London: Garland Pub, 1999, s.1-11.
41
Solmaz Zelyüt Hünler, ki Adalet Arasında, Ankara: Vadi Yayınları, 1997, ss.34-5; Ryan,
“John,...s.140.
65

yürütmeyi kurgusal düzeyde de olsa bireysel katılımla destekler. Bir Adalet


Teorisinde haklılı ında anla ılan formül yalnızca rasyonel olanı de il, aynı zamanda
consensüsü (ortakla a) olanı ifade eder. Faydacı ö reti ise aynı zamanda lagosa
kar ılık gelen toplumsal faydayı tanıtlayabilmek için tek tek insanların olurlarına
ihtiyaç duymaz. Dahası en çok ki iyi mutlu etmekle en az ki iyi ma dur etmek
arasında bir hassasiyet farkı vardır. Adaleti ço unlu a ba layan kaba faydacı çizgi
Rawls’ın zihninde yumu ar ve azınlı ı gözeten incelmi bir programa dönü ür. Yine
de Benthamcı çizgi ile Rawls etik politi i arasındaki benzerliklerin sayısı hatırı
sayılır ölçüde fazladır. Faydacılı ının ruhunu ifade eden i levci bakı /araçsal
rasyonellik her iki ba lamda da ortaktır mesela. Rawls e it özgürlükleri sa lamak
üzere ve en az ayrıcalıklıyı en çok gözeten bir kaygıyı adalet olarak formüle eder.42
Faydacılar ise aynı amaca en çok faydacı, daha nicelikselci, daha ilerlemeci bir
formülün yardımıyla ula maya çalı ır.43 Her ikisinde de adalet do ru bir ilkenin
rehberli inde, yapay olarak ve özel bir dikkatle hayata geçirilir. Dahası yukarıdaki
kaba betimlemede ifade edildi i üzere ortak iyiye ve erdemli ya ama cumhuriyet ile
birlikte sadakat her iki anlatıyı birle tirir.
Adalet teorisinin Amerikan siyasalı ile ba lantısı ise bu siyasadaki kalıcı
bölünmü lük halinin teoriye tercüme edilmesi sayesinde söz konusu olmaktadır.
Rawls edebiyatı Amerika’ya özünü veren Madison realizmi ile Jefforson idealizmi,
dolayısıyla kötümserlik ile iyimserlik, halkın yapıp ettiklerine güven ile iktidarın
büyümesinden duyulan korku44 arasında gidip gelen bir betimlemeyi yansıtır.45
Rawls’da hem adaletin varlı ına ve sonuçlarına kar ı olumlayıcı/sahiplenici bir
bakı , hem de ön varsayımlar, a piori ilkeler aracılı ıyla sıradan aklın yolsuz
kullanımına kar ı engelleyici bir bakı vardır. Liberal demokrasiyi belli aralıklarla
me ruluk krizine sokan yapısal kısıt (mutlak iktidar ile mutlak özgürlük arasında
ölçüyü bulma kaygısı) ba lıca e ilim olarak Rawls’a akmı tır.46 Filozof hem bireyi
tanır, hem de ba langıç durumu, sözle me gibi varsayımlarla onu disiplin altına
almaya çalı ır. Böylelikle adalete kar ı insanlar ve insanlara kar ı adalet birlikte
korunmu olur. Dahası metodolojik açıdan özgür irade ile aklın buyurganlı ı
arasında orta yolcu bir yol benimsenmi olur. Özgür irade bizi adil akla götürür.
Ama zaten özgür aklın ba langıç kısıtları nedeniyle yapmak zorunda oldu unu
yapmaktan ba ka çaresi yoktur.
Rawls için akıl bireyden me ru otoriteyi çıkarmanın aracıdır.47 Araçsal
aklın hakimiyetine kar ı adaleti kurgusal bir zeminde betimleyen teori ironik bir

42
En iyiyi elde etmekten çok en kötüden kaçınmaya dair Rawlsçi ilkenin irrasyonel sonuçları
üzerine bir tartı ma için bkz.Chandran Kukathas ve Philip Pettit, Rawls: A Theory of Justice
and Its Critics, Oxford: Politiy Press, 1995, s.41.
43
Klasik liberalizmin faydacı stili üzerine yetkin bir de erlendirme için bkz.George Sabıne,
Yakın Ça Siyasal Dü ünceler Tarihi, Çev:Özer Ozankaya, Gündo an Yayınları, Ankara,
1991, s.35 vd.
44
ktidarın büyümesinden duyulan korku halk iktidarından duyulan korkuyla beslenmi tir. Bu
anlamda liberal kaygı aristokratik bir çehreye bürünür. Tartı malar için bkz.Richard
Hofstadter, The Amerikan Political Tradition, New York, Vintage, 1973; Louis Hartz, The
Liberal Tradition in Amerika, New York:Harcourt, Brace, 1975.
45
Benjamin Barber, Güçlü Demokrasi, Çev:Mehmet Be ikçi, Ayrıntı Yayınları, stanbul,
1995, s.14, 27, 98.
46
Barber, a.g.e,..s.43, 96.
47
Bkz.Otto Hıschman, The Passıons and the Interest, Princeton, PUP, 1977.
66

ekilde araçsal akıldan türemi tir. Ba langıç durumunda sözle meyi in a etmek için
bir araya gelmi bireyler araçsal rasyonelli e bir ba langıç yetisi olarak sahiptirler.48
Teorinin in ası sırasında aklın araçsal kullanımı belli aralıklarla kendini gösterir.
Aklın araçsal kullanımı bizi genel olarak araççı özgürlü e, özel olarak Amerikan tipi
ekonomik özgürlü e götürür. Amerikan siyasetinin “görüntüde” özgürlü ü ya da
özgürlük yerine geçen illüzyonu ile Rawls kavramla tırmasının e it özgürlükçü
düzeni kesi ir. Amerika da birey, göçmen olarak geldi i ülke de kendi gibi olmak
bakımından dinci muhafazakar bir özgünlü ü elde etme kar ılı ında e itsizlikçi bir
ekonomi toplumunda seçkinci bir siyasi kültürde ya amayı kabul eder.49 Bir
anlamda kısa erimli çıkarları için erdemli ya ama olana ını da içeren perspektifi
reddeder. Lagos, polis veya siyasi, eros, oikos ve sivil kar ılı ında terk edilir.50
Rawls Newtoncu ba lam, Kartezyenci anlam ve a politik insandan olu mu bu
durumu (ekonomi toplumunu) özgül zemin olarak kabullenir.51 Daha sonra ilgili
kabulü (bir anlamda söylemsel a ırılı ı) adalet teorisi aracılı ıyla yumu atır. Demek
ki filozofun adalet kavramla tırması liberal etik politi i ölçülük yönünde
tamamlayan bir giri imdir. Bu giri im özel olarak Amerikan siyasından kotarıldı ı
için ilgili siyasanın köksüz olma, felsefi derinlikte yoksun olma, geçmi e kar ı
mücadele etmemi olma, dolayısıyla ideal çe itlilikte eksik olma gibi arızalarını bir
biçimde içinde barındırır.52
Rawls ile Amerikan siyaseti arasında kurulan ba larda öne çıkarılan iki
özellik (ölçülük ve araçsallık) daha evrensel bir düzeyde yeniden kodlandı ında Bir
Adalet Kuramının muhafazakarlık ve kapitalizm içindeki kökleri de ortaya çıkmı
olacaktır. Kapitalist-liberal sistemin ki i hakları ile mülkiyet hakları arasındaki
kendini tahrip etmeye müsait yapısı belli aralıklarla me ruiyet krizleri
üretmektedir.53 Rawls’ın adalet kuramı sosyal devletçi-muhafazakar-Keynesçi
paradigmanın hala yürürlükte oldu u, ama etkinli inin sorgulanmaya ba ladı ı bir
dönemde kaleme alınmı tır. Sonuçta denilebilir ki Rawls keskin ön sezisi
yardımıyla, liberalizmin bugünkü güncel krizini Keynesçi çözüm sonrası için
gündemine almı tır. Bir Adalet Kuramı önemli ölçüde olası me ruluk krizine
yönelik adaleti sa layıcı önlemlerin teorisidir. Rawls bir hak kuramcısı olarak
Amerikan siyasasında egemen olan siyasete hakçı bakı ın sözcülü ünü yapmı ve
aynı zamanda bu giri imi ile refah devleti liberalizmin küresel krizine hak-hukuk
üzerinden kapsamlı bir açılım getirmeye çalı mı tır.54

48
Rawls, “A Theory,..s.14..
49
J.Habermas, “Öteki Olmak, Ötekiyle Ya amak”, YKY Yayınları, stanbul, 2002, s.138,
50
Lagos-eros kar ıtlı ının türevsel açılımları için bkz. lkay Sunar, Dü ün ve Toplum, Kültür
Bakanlı ı Yayınları, Ankara, 1979, s.1 vd.
51
Barber, a.g.e,.s.56.
52
Amerika siyasetinin betimlemesi için bkz.L.Hartz, The Liberal Tradition in Amerika, New
York, Harcourt, 1975 Aktaran Albert C.Hırschman, “Piyasa Toplumu Hakkında Görü ler”,
Sosyal ve Siyasi Teori, (Der.), Atilla Yayla, Siyasal Yayınları, Ankara, 1999, s.248-250.
53
Samuel Bowles-Herbert Gintis, Demokrasi ve Kapitalizm, Çev:Osman Akınhay, stanbul:
Ayrıntı Yayınları, 1996, ss.64-116.
54
Ryan, “John,...s.135.
67

Ölçülülük: Liberal Adaletin Anahtarı

yimserlik ile kötümserlik arasında yalpalanan Rawls teorisinin makul


rasyonel özü hem adalet nosyonunun toplumsal istikrar ile olan i levsel
devamlılı ını, hem de bir ya am planı olarak rasyonel tercihlerden çıkarılan
mutlulu a ve çıkar özde li ine özde adalet duygusunun adalet dü üncesinden
farkını ortaya koyması bakımından dikkate de erdir. Filozof, Aristotelesçi bir
kaygıyla adaleti düzeni sa lama sorununa ba lar. Ayrıca adaleti formüle ederken
hakkaniyet hissi gibi duygusal ta malara kuramı içinde merkezi a ırlıkta bir yer
vermez. Rawlsçı siyasetin estetik boyutu bilinçli bir çabanın sonucunda güdük
bırakılmı tır. Filozof etik politi ini biçimsel aklın gere inde oldukça kuru bir
üslupla kaleme almı tır. Bu nedenle Bir Adalet Teorisi usandırıcı olmasa bile
(kuramsal derinli i nedeniyle) en azından sıkıcı bir eserdir.
Filozof rasyonel olanın en genel ve en uzun erimli olana e it oldu u ön
varsayımı55 ile rasyonel tercihi, mutlak akılcılık ile akılsızlık arasında bilgisizli i ve
mutsuzlu u makul düzeyde bilgi ve mutluluk ile yer de i tiren bir hesapla ma
olarak görür.56 Bu hesapla mada adaleti aramak çabası adalet ile ya amak sonucu
içinde erir ve nihayetinde tüm süreç daha büyük bir hesapla maya dönü ür. Adaletli
ya am usa vuruldu unda bilincimizde kalacak betim ise rasyonel tercihlerin
müzakere ile belirlenmesi süreci olarak iradi olan ve olmayan nedenselliklerin
birbirini tamamladı ı bir plandır.57 Demek ki Rawlsçı adalet teorisi insanların
rasyonel tercihler yapabilece ini varsayar. En uzun erimli rasyonel tercih adaletin
bilgisidir. Ki i bu bilgiye ula maya çalı ırken kendisiyle aynı biçimde hareket eden
di er insanlarla uzla ımcı bir çabanın içine girer. Tabii en kötü durumda olanlara en
çok yarar sa layan bir adalette bireylerin anla ması pek de kolay de ildir. Ama yine
de Rawls böylesi bir uzla manın mümkün olabilece i dü ünür.58 O halde denilebilir
ki Bir Adalet Teorisi ikili bir rasyonellik üzerine in a edilmi tir. Bireyin tekil aklı bir
yerden sonra toplumun tümel aklına dönü ür. Bu dönü ümün kendisi adaleti,
hikayesi adalet teorisini ifade edecektir.
Filozof toplumun kapsayıcı doktrinler arası derin ayrılıklar ve grup-birey
çıkarları arası kalıcı farklılıklar sebebiyle yapısal bir istikrarsızlık baskısı altında
oldu unu dü ünür. Kuramsal düzeyde farklı akıllar, somut insanların dünyasında her
türlü tekil ve tikel ortak ya amı zora sokan bir bencillikle kar ı kar ıya
gelmektedir.59 Bu kaos içinden düzenin kotarılması “ortak adalet” dü üncesi ile
mümkün olacaktır. Adalet toplumda ve bireyde düzenin sa lanması, yani “iyi
düzenlenmi toplumun” kurulması ile mümkün kılınabilir.60 Çıkar çatı masını çıkar
benzerli i yolunda de i tiren bir anlamda bencilli i terbiye eden ise, yo un
kar ıla tırmalar ve müzakereler sonucu elde edilecek makul rasyonelliktir.61 Adalet

55
Rawls, “A Theory,...s.410.
56
Rawls, “A Theory,...s.416.
57
Rawls, “A Theory,..ss.408-9.
58
Ryan, “John,…s.144.
59
J.Rawls, Collected Papers, Massachusetts: Harvard University Press, 2001, s.421. ve
J.Rawls, Justice as Fairness:A Restatement, Massachusetts: Harvard University Press, 2003,
ss.184-186.
60
Rawls, “A Theory,..s.219.
61
Rawls, “A Theory,...ss.316-7.
68

her türlü uç tercihi merkezde ve ortak olan noktayı bulmak adına dı layan ve sürekli
uyanık tutulması gerekli bir sorumluluk bilincini ifade eder.62 Adaletin herkesin
di er herkesten sorumlu oldu u bir dünyada ortak akla kar ılık geliyor olması Rawls
retori ini Aristotelesçi çizgiye yakla tırır. Bu genel görüntünün ardında özgürlük-
güvenlik ikili ini a maya çalı an liberal aklın bildik kaygısı vardır. Düzensizlik
düzene do ru dönü ürken bahsi geçen de i ime aklın kurucu ilkeleri e lik edecektir.
Rawls bu anlamda Nozick ve Hayek’de belirgin olan kendili inden akla ve adaletin
evrim içinde kendini do al yollarla açı a vuraca ına dair önerilere itibar etmez.
Ancak filozof adaleti hedefledi i makul rasyonelli inin bir gere i haline
getirebilmek adına Kantçı biçimselcilikten bir ölçüde uzakla ır. Demek ki Rawls
toplumsal devamlılı ın sa lanması noktasında sadece makul ileti imden elde
edilecek rasyonel tercihe güvenmez. Teorisi içinde büyük bir yapısal krize yol açma
pahasına gerçek bir ileti imi dı layan, zorunlu ve dolayısıyla istem dı ı “adalet
duygusuna” da yer verir.63 Adalet duygusu bencilli in a ılması ve oy birli ine
ula ılması sonuçlarını garantileyen, ussal olmayan, ama ussal-toplumsal gerçeklik
üzerinde etkili olan bir iç metafizi i ifade eder. Adalet duygusu adaletin aklını
tamamlar. lkeler arası öncelik sırasının belirlenmesi sürecinde kurallar yetersiz
kaldıkça sezgi devreye girer.64 Böylelikle de teori kendi iç çeli kisine de kavu ur.
Eros logosun yanında teoriye eklemlenir. Dahası Hayek tipi bir tarihsel
kendili inden var olu a kar ı durmak adına içsel/metafiziksel bir kendili inden
süreç kurama dahil edilir. Rawls’da belki toplumsal evrim (sezgi) dı lanmı tır, ama
ön kapıdan kovulan duygusal istem arka kapıdan teoriye, sezgi bireyde mikronize
edilerek eklenir. Tabii bu sayede iyi düzenlenmi toplum sivil itaatsizlik gibi
duygusal akla dayanan mekanizmalarla daha korunaklı hale getirilir.
Rawls’ın toplumsal istikrar, makullük ve adalet fenomeni arasında kurdu u
ba lantılar, filozofun kendisi ve kuramı açısından siyaset felsefesi ba lamında
anlamlı ip uçları kazandırır bizlere. Her eyden önce adaleti ölçülülük olarak
de erlendirmek en özlü ifadesi Platon ve Aristoteles de bulunan klasik erdem
anlayı ının kavramsal sınırlarını kabul etmek anlamına gelecektir. Rawls, adaleti,
e itli i ve özgürlü ü toplumsal istikrar temelinde sentezleyen birlik sa layıcı kurucu
ruh olarak kurgular. Rawls’a göre adalet toplumsal kurumların ilk hedefi, pazarlık
ve çıkar hesaplarının üstündeki temel siyaset erdemi, yoklu una ancak daha büyük
bir adaletsizlikten kaçınmak için katlanabilece imiz kapsayıcı ya ama
reçetemizdir.65 Adaletin adaletsizli e kar ı yıkıcı aklın me rula tırıcı erdemi olarak
de il de, belli bir temel de toplumun yeninden in asının aracı olarak kullanılması Bir
Adalet Teorisi’de ileri sürülen tezin ideolojik sınırlarını da ortaya koyar. Özü
itibariyle Rawlsçı kurgu düzeni korumayı kendine amaç edinmi muhafazakar
kaygıların ürünüdür. Rawls, adaleti, korunmaya de er olası ideal dünyanın kurucu-
kapsayıcı ö esi olarak tanıtır. Bu tanıtmanın ardında neyin korunmaya layık
oldu una dair bir soru turma, böylesi bir sorgunun ardında ise bir eyleri korumak
gerekti i, ancak iyi ya amın iyili in korunup-kollanması ile mümkün

62
Rawls, “Collected,..ss.486-7.
63
Rawls, “Collected,..s.53.
64
Rawls sezgiden, duygusal akıldan tümüyle kurtulamayaca ımız kanaatindedir. Ancak
amaç, adalet teorisinde yapılmaya çalı ıldı ı üzere duygusal akla olan ihtiyacı azaltmak
yönünde olmalıdır. Yorum için bkz.Rawls, “A Theory,…ss.41-4.
65
Rawls, “A Theory,..ss.3-4.
69

kılınabilece ine dair bir saplantı vardır. Sonuçta denilebilir ki, Rawls’ın siyaset
felsefesi sa cı bir eti in uzantısıdır. Bazı de erleri koruyarak, onları koruyacak en
do ru yolun ne oldu unu bularak, (Bir Adalet Teorisi kabaca böylesi bir en do ru
yol soru turmasıdır) iyili in ve iyilikçi ya amın korunabilece i tanısı Rawls’ın
hareket etti i yeri özetler. Bu bahsi geçen yer yalnızca Rawls’ı de il, aynı zamanda
tüm idealist-sa cı etik politik söylencelerin de ba langıç çizgisini anlatır.
Rawlsçı kurguda adalet, adaletin adil bir düzende ya ayanlara iyilik ve
mutluluk potansiyelini gerçek kılacak bir var olu sal zemini hazırladı ı teziyle
desteklenmi tir. Adil olmak, ölçülü olmak, bilgili olmak, iyi olmak, mutlu olmak ve
di erleri, ilgili etik formülün do al gere i olarak hem birbirlerini tamamlamakta,
hem de birbirlerini için var edici ön ko ullar yaratmaktadır. Demek ki Rawls eti i
koruyucu gizli gündemi nedeniyle yalnızca muhafazakar de il, aynı zamanda bu
idealist muhafazakarlı ı tamamlarcasına totalitercedir. Adaletin teoride kullanılma
biçimi kapsayıcıdır çünkü. Tüm insanlar için iyi olanın ortak ve de i mez reçetesi
eklindedir Rawls’ın adalet tanıtlaması.
Rawls’ın makul rasyonelli i filozofun siyasal uzaydaki yerini belirlememizi
kolayla tırmaktadır. Söylem kulvarında gerçe i makulde aramak kabilinden bir
tınıyla ve eylem kulvarında akılcı reformculukla kesi en merkezi duru klasik
liberalizmin en belirgin özelli idir.66 Ancak “ölçülülük” bilindi i gibi geleneksel-
muhafazakar de erlerin kapsayıcı özüdür de.67 Yüzeysel bir yorumla Rawls’ın
muhafazakarlık ile liberalizm arasında bir yerlerde dola makta oldu unu iddia
edebiliriz. Bu iddiayı destekleyecek kanıtlar ba lıca iki küme içinde toplanabilir:
Rawls adalet teorisini bireyci yöntem, sözle meci kurgu, ortak iyi inancı ve rasyonel
insan gibi bir dizi mimlenmi liberalizm i aretlerinin gölgesinde kurmu tur. Dahası
adaleti biçimsel kurallara ba lıyarak, adalet özlemini e itli in radikal yorumundan
korumaya çalı mı tır. Rawlsçı teori adaleti bir merkez koruyucu erdem olarak
dü ündü ü için muhafazakarlı a, merkezi in a etmede liberal ö e ve imgelere
ba vurdu u içinde liberalizme açıktır. Yine de filozofu liberal muhafazakar olarak
de erlendirmemizi güçle tiren iki önemli yapısal kısıt vardır. Daha do rusu ondaki
kurucu akılcı yöntem ile meritokrasi kar ıtı etik, Rawls’a yaftalanan liberal-
muhafazakar etiketi üpheli kılmaktadır.
Rawls muhafazakarlıktaki teori kar ıtı güçlü e ilimin aksine oldukça
belirgin bir tonda kurucu akılcı bir felsefi duru a sahiptir.68 Adaleti kavramla tırma
biçimi adaletin kendili inden gerçekle medi ine, ayrıca ön görülmü , bilinçli bir
çabanın eseri oldu una dair bir yargıyı beraberinde getirir. Ayrıca filozofun adaleti
yorumlama biçimi onu liberal geleneksel bakı tan uzakla tırır. Liberalizm daima “en
iyinin yönetimini” ö ütleyen aristokratik bir doktrin olmu tur. Ku kusuz liberaller
“en iyi”yi öncelikle do u tan gelen statüyle tanımlamamı lardır; bunun yerine
e itim ba arısı ya da bireysel yetenekle beslenmi hayat tecrübesi ba arısını ön
plana çıkarmı lardır. Liberalizmin adalet anlayı ı en iyilerin yönetmesi, en iyilerin

66
Immanuel Wallerstein, Liberalizmden Sonra, Çev: Erol Öz, stanbul: Metis Yayınları,
2003, s.239.
67
William R. Harbour, The Foundations of Conservative Thought, Notre Dame: University of
Notre Dame Press, 1982, ss.61-2.
68
Muhafazakarlık-akıl ili kisini sorgulayan felsefesi bir çözümleme için bkz.Arma an
Öztürk-Fırat Mollaer, “Muhafazakarlı ın deolojik Künyesi ve Akıl Tartı ması, Cogito 2006
Sayı 44-5, 132-153.
70

zengin olmasını olumlayan bir meritokrasi savunusudur.69 Oysa Rawls bu kabil bir
adalet anlayı ına kar ıdır.
Rawls’ı ölçülü reformculu u sebebiyle liberal-muhafazakar etiketi ile anan
teze kar ılık onun teorici oldu u için muhafazakar, en iyiyi savunmadı ı için de
liberal sayılamayaca ına/sayılmaması gerekti ine dair olası kar ı iddialar
sorunludur. Her zaman için ideoloji olarak muhafazakarlık ile tutum birli i olarak
muhafazakarlı ı birbirinden ayırmak mümkündür. Rawls muhafazakar ideolojiyi es
geçen, ama muhafazakarca tutum takınmaktan kaçınmayan bir filozoftur. Kaldı ki
Amerikan siyasetinin var olan zeminini adalet teorisini (adaletin var olması
gerekenini) in a ederken kullanmasındaki sürekli ısrar, onun muhafazakar ideoloji
açısından da muhafazakar sayılabilece ini ortaya koyar. üphesiz ki Rawls
kavramla tırması koyu bir teorile tirme çabasını ifade eder. Ancak bu çaba özünde
zaten belli bir toplumda var olan de erlerin, pratiklerin evrenselle tirilerek felsefi
terminolojiye tercümesinden ba ka bir anlama gelmemektedir. Demek ki Rawls’daki
rasyonalizm önemli ölçüde bir yanılsamadır. Filozofun adaletin teorisi olarak
önümüze koydu u, var olanın var olması gereken yerine geçti i bir dü ünsel
illüzyondur. Rawls bir muhafazakardan beklenecek ekilde yeni bir adalet
yaratmamakta, eski olanı hatırlatmakla yetinmektedir. Rawls’ın yeterince liberal
olmadı ı yönündeki itiraza da benzeri bir ekilde yanıt verilebilir. Filozofun en
iyinin en ço u alması gerekti i eklinde ifade edilebilecek bir adalet anlayı ına kar ı
çıktı ı do rudur. Ancak bu do ru Bir Adalet Teorisinin de faydacılık aracılı ıyla en
iyiye ula maya çalı tı ı gerçe ini de i tirmez. Rawls en avantajsız kesime yarar
sa laması ko uluyla e itsizli i ideal adaletin bile eni haline getirmi tir. E itsizli in
sürece dahil oldu u toplumsal ko ullarda adalet herkes için en iyi ve aynı zamanda
en alttakiler için de en iyi olanı ifade eder.70

TEOR N N ÇER

Bilgisizlik Peçesi

Rawls’ın adalet betimlemesi adaleti bir bölü üm sorunu olarak formüle


eder.71 lgili kavramla tırma bireylerin sözle me yaptıkları, kendi benlik çıkarlarını
bilmedikleri72 ve sürekli en rasyonel olanı seçtikleri yönünde bir dizi kısıtı daha
içerir. Adaletin bölü üme e itlenmesi bu kavramın i aret etti i muhtemel ili kiler a ı
ile üretim ve tüketim süreçlerindeki pratiklerin yan yana gelmesini güçle tirir.
Demek ki Rawls’ın Bir Adalet Teorisinde anlattı ı kavramla tırma tam olarak bir
ekonomik adalet tanıtlamasını ifade etmez. Rawls insanı homo economicus” dan bir
adım geride tanımlar. Ona göre, “insanlar kendi çıkarlarını ararlar”, “ama kıskanç da
de ildirler”, “risk almaktan kaçınırlar” dolayısıyla “ihtiyatlıdırlar”. Ancak bu bahsi

69
Wallestein, “Liberalizmden,..s.241.
70
Bir ayırıcı not olarak Rawls’ın ideolojik konumu hakkında ileri sürülen tezin (Rawls
liberalizm ile muhafazakarlık arasında gidip gelen bir dü ünürdür önermesi) literatürce pek
desteklenmedi i açıkça ortadadır. Genelde tartı ma Rawls’ı sosyalizm ile liberalizm arasında
bir yere yerle tirme üzerine devam etmektedir. Böylesi bir vurgu için bkz.Ryan,
“John,…s.138.
71
Gorowıtz, “John..,s.271.
72
Gorowıtz, “John..,s.273.
71

geçen “ihtiyat”lı tutum yaratıcı çabanın ortaya çıkmasını engelleyecek boyuta


varmaz hiçbir zaman.73 Bu ba langıç sanrısı, “malların” kıt oldu u ön bilgisi ile
birlikte74 dü üncenin içinde geli ece i liberal kafesi yaratır. Kafes zaman dı ı ceteris
paribus yöntemine75 dayalı kodlanma tarzı ile ciddi bir arızayı var olu sal olarak
bünyesinde ta ır. Ceteris Paribus’çu akıl ba langıç varsayımları ile okuyucunun
kavramsal bir tuza ın içine çekilmesi anlamına gelmektedir. Gerçek dı ı
tümdengelimcilik yalnızca ba langıç bölümündeki olurlar-olmazlar listesiyle sınırlı
de ildir. Filozof sosyal teorisinden adaleti, adaletten özgürlü ü damıttı ı
kavramla tırmasında bilinçli olarak tarihsel boyutu dı arıda bırakır. Son kertede
özgür e itli e ula ma biçimi insanın tarihsel boyutuna teorile tirme içinde yer
verilmedi inden oldukça kurgusal ve gerçek dı ıdır. Gerçek dı ılık insanların kendi
benlik çıkarlarını bilmedikleri ve dolayısıyla bir “bilgisizlik peçesi” ile örtülü
oldukları ön yargısı ve yine insanların en az ayrıcalıklı olmaktan kaçınaca ı, ama en
çok ayrıcalıklı olmak istemeyecekleri eklinde ifade edilen76 süreci destekleyici bir
di er ön yargı ba lamında açıkça “insanlar” dünyasıyla olan ba lantısını kaybeder.
Ama zaten bilinen dünyanın bilinen ili kilerini yadsıması teoriye özgünlü ünü verir.
Teorinin gerçeklili i ile gerçek dünya arasındaki fark teorinin kendisidir.77 Yine de
bilgisizlik peçesi, kuramın mantıksal tutarlılı ını zedeleyen dört önemli arızaya
sahiptir. Bunlar okuyucunun bilgisine sunulabilir:
1) Görü mecilerin bencil oldu u öngörüsü ve görü meye ba larken
görü me sonunda elde edilecek adalet ilkelerine sonuç aleyhlerine dönse dahi ba lı
kalacakları öngörüsü bir arada dü ünülmesi güç bir durum yaratmaktadır.
Ontolojileri gere i bencil olan insanların öngörülemez bir pazarlık sürecinin tüm
risklerini geri dönülmez ekilde üstlenmesi akılcı de ildir. Rawls sözle meyi kuran
öznelerin bencil oldu unu söylerken bencilli i yöneten araçsal aklın kapsayıcılı ını
yeterince dikkate almaz. Araçsal aklın gere inde bencil bireylerin benlerini ortaya
koymalarını engelleyen bilgisizlik perdesini neden yırtıp atmadı ı sorusu yanıtsız
kalmaktadır. Rawls’ın sözle me kuran öznesinin bencil do ası bizim alı kın
oldu umuz biçimlerde aklını kullanmamaktadır. Bir Adalet Teorisi dünyanın bildik
görüntüleri bir kenara bırakılsa dahi, aklın alı ılmamı kullanım biçimleri açısından
da, makul diyemeyece imiz bir rasyonellik anlayı ını anlatmaktadır. 2) Bir insanın

73
Anla ıldı ı kadarıyla Rawls ba langıç durumunu tasarlarken hak kavramı üzerine
benimsedi i tahditlerin etkisi altında kalır. Ancak tümel ve evrensel bir istek hakka
dönü ebilir filozofa göre. Ba langıç durumundaki insani egoist olmaktan alıkoyan da bu hak
anlayı ıdır. Yine benzeri bir ekilde bencil ahlak anlayı ı adaleti dı lar. Gerçekten adaletin
olabilmesi için insanların kısmen bencil olması gerekir. Yorum için bkz.Hünler, “ ki…s.45.
74
Gorowıtz, “John..,s.274.
75
Ceterus Paribus etiketi iktisadi insandan hareket eden, (Ay e Bu ra, “Karl Polanyi and the
Boundaries of Ekonomics”, METU Studies in Development 13, (3 ve 4), 1986, ss.227-230) a
piori aksiyomlara dayalı tümdengelimi matematiksel-mantıksal bir panaroma içinde
yöntemle tiren, (S.C Down, “Beyond Dualism”, Cambridge Journal of Economics, 14 (2),
1990, s.146) kıt kaynaklar ve sınırsız ihtiyaçlar gibi bazı özel kabulleri içselle tirmi , kapalı
sistem olarak de erlendirilebilecek basitle tirilmi bir mantıksal tutarlılık kaygısı pe indeki
(A.Roncaqlia, Sraffa and the Theory of Prices, New York, John Wiley, 1978, s.117) ekonomi
politik dü ünselli i kar ılar.
76
Gorowıtz, “John..,s.280.
77
Micheal Sandel, Liberalism and its Limits of Justice, Cambridge: Cambridge University
Press, 1982, s.21.
72

Rawls’ın kurgusunda benimsedi i üzere kendi çıkarlarına duyarlı ve ba kalarının


çıkarlarına ilgisiz olabilmesi için sosyal gerçeklik dahil her türlü gerçekli i dı layan
bo lu u andırır bir kozmoloji içinde ya ıyor olması gerekir. Bilinen dünyada
çıkarlar birbirleri ile ilgilidir; birbirlerini destekler ya da engellerler. Ba ka çıkarlara
yönelmi bencil ilgi bencilli in do al bir sonucu, kendini dü ünme potansiyelinin
vazgeçilmez bir ö esidir. Sonuçta denilebilir ki pazarlık sürecinin muhtemel
sonuçlarını daha en ba tan kabul eden ko ulsuz akıl ile kendi ile öteki arasındaki
çıkar ba ını görmezden gelen eksik akıl Rawlsçı teorideki akla dair
kavramla tırmanın birbirini tamamlayan kusurlarıdır. 3) Ayrıca dünya hakkında
bilgi sahibi olmadan kendi bencil çıkarları hakkında bilgi sahibi olmak ya da bu
durumun tam tersi durum tutarlı bir mantıksal dizin yaratmaz. Dünyanın bilgisi
denilen ey, çıkarlara yaslı aklın gerçekten seçici ekilde kotardı ı tikel, tekil
varlı ımızı destekleyen görü ler, yargılar, ön yargılar ve rezervlerdir. Dünyanın
bilgisi olmadan kendi bilgimizin (benlik çıkarımızın) farkına varamayız. Daha da
önemlisi dünya hakkında bilgi sahibi olmadan adaletin ilkeleri hakkında da
anla amayız. Ama tabii filozofun adalette anla maktan anladı ı ey Kantçı bo
kaplarda anla maktan ibaret oldu u için, kapların içini dolduracak ve o kapları
gerçek dünyada kullanılabilir kılacak gerçeklik bilgisi önemsiz sayılmaktadır. 4) Son
olarak sözle menin ba langıç durumunda tarafların benlik çıkarlarından arınmı
olması ön bilgisi sözle me sonucunda elde edilecek adalet ilkelerinin sahicili ine
gölge dü ürür niteliktedir. Çıkarlardan arınmı olma do al bir benze meye yol
açacaktır. Biçimsel e itli i sa lamak adına çıkar farklılı ını yok eden bilinç
böylelikle kendi tuza ına dü er. Farklılıkların olmadı ı yerde do al olarak herkes
aynıdır. Bu durumda varılan adalet anla ması sahtedir. Adalet ilkelerini bir
anla manın sonucu olarak ilan etmemize olanak vermeyecek ölçüde bir ba langıç
anla mı lı ı söz konusudur çünkü.78

Liyakat Ahlakı versus Pozitif Özgürlük

Adalet kuramı “piyasa toplumu” ile piyasa ekonomisi” arasında ayrım


yapar.79 Ayrım piyasa e itsizli ini piyasa dı ı e itlik ile denetleme amacına
ili kindir.80 Ancak filozofun marjinal verimlilik ö retisine ba lılı ı e itlikçi
düzeltimi ba arısız kılacak kadar güçlüdür.81 Asgari e itlik için e itli e maddi
gerçeklili ini kazandıracak ve kamu tarafından finanse edilen bir asgari gelir
düzeyine ihtiyaç vardır. Bu ko ul ise açık bir ekilde Rawls’ın adil düzenin ekonomi
politi i olarak benimsedi i kapitalizmin rasyonelli i ile çeli ir.82 Rawls’ın iktisadi
liberalizm ile siyasi liberalizmin gerilimli ili kisi üzerinde, bu bahsi geçen ili kinin
kuramsal olanakları aracılı ıyla kurdu u adalet teorisi kapitalist bencilli in etik bir
haklar çerçevesi ile nasıl sınırlanabilece i noktasında ve daha ötesinde kapitalizmin
kendisini yadsıyan bir adalet anlayı ının kapitalizm ko ullarında ne ölçüde var

78
Sandel, “Liberalism,..s.127.
79
Barry, a.g.e,..s.158.
80
Levent Köker, “Demokrasi ve Sosyal Adalet”, Türkiye Günlü ü, n.11, Güz 1990, ss.130-
136.
81
Barry, a.g.e,..s.166.
82
Philippe Van Perijs, “Why Surfers Should Be Fed:The Liberal Case For an Unconditional
Basic Income”, Philosophy and Public Affairs, Sayı 20, 1991, s.105.
73

olabilece i noktasında inandırıcılıktan uzak bir perspektif sunar. Bu zaaf teorinin


tarihle sınandı ı anda ortaya çıkmaktadır. Gösteri li moral buyrukların koruması
altında olmaksızın, bir anlamda gerçek dünyanın gerçe inde Bir Adalet Teorisi, kaba
bir idealizme ve kör biçimcili e indirgenmektedir.
Sosyal e itlikten yana olan Rawls “e itsizliklerin a ırı olmadı ı”,
“e itsizli in gerekli ve yararlı oldu u”, “daha üste olanların daha üste olmayı hak
ettikleri”, “e it çaba göstermeyene e it muamele edilmemesi” gibi önermeleri
idealle tiren liyakatçi kapitalist adalet anlayı ını83 küçümser.84 Bu tutumu ile liyakat
ve serveti birbirlerinin türevi gören ve liyakat e itli inin servet e itsizli ini
me rula tırdı ı savlayan radikal adalet tanılarına yakla ır.85 Liyakat kar ıtı duru o
kadar açık ve kapsayıcı bir ekilde ifade edilmi tir ki, sa dan adalet kuramına
bakanlar için, Rawls kurgusu sosyalist eti in parçalarından biri olur.86 Rawls
kendili inden düzeni yadsıyan ısrarlı tutumu ile iyimser bir yorumla sosyal adaletçi
sola, kötümser bir yorumla sosyal adalete dair bildik/görünen kabu un içinden
ortaya çıkmaya hazır sosyalist bir etik politik duru a sahiptir. Ancak adalet teorisinin
sosyalist etik ile bir arada dü ünülmesini engelleyen ve do rudan teorinin kurulu
biçiminden kaynaklanan birtakım rezervler vardır.87 Bu rezervler sa cı iddiadaki
a ırılı ı da gözler önüne serecektir. Öncelikle filozof liyakat denilen neden-sonuççu
zinciri, bir anlamda var olanın hak edilmi oldu una dair etik anlamlandırmayı
uluslar arası ba lama ta ımaz.88 Dolayısıyla onun adaleti kapalı evren anlayı ının
do al sonucu olarak toplumlar arası e itsizli e kar ı duyarsızdır. Ayrıca liyakatin
reddi her türlü adalet kavramla tırmasını olanaksız hale getirecek kadar kesindir.89
Ama bu kesinlik kapitalizmin reddi noktasında birdenbire da ılır. Filozof kapitalist
ekonomi (alt yapı) ile liyakat adaleti (üst yapı) arasında keyfi bir ayrım yapar; bu
ayrım ilki ön kabulünde ikincisinin reddedilebilece i ve alt yapı de i meksizin üst
yapının kendini yenileyebilece i eklinde bir idealizmi de yansıtır. Dahası zaman
dı ı kodlamanın mantıksal gere i olarak zamanın içindeki ili kiler, örne in sınıfsal
çeli kiler kuram içinde kendine yer bulamaz. Rawls tarihteki sınıf mücadelesini ya
da tarihte sınıf sava ı oldu una dair iddianın ardındaki birikimi es geçmek

83
Liyakatçi adalet savunması aynı zamanda kapitalizm savunması için bkz.Irwing Kristol,
“About Eguality”, Two Cheers for Capitalism, New York: Basıc Books, 1978, ss.184-185;
Bell, “Meritocracy, ss.30-31, 65, 67; Liyakatçi adaletin ölçülü bir sosyalist duyum ile birlikte
Rawls teorisinin ele tirisinde temel alınması ba lamı için bkz.G.A Cohen, “On the Currency
of Egalitarian Justice”, Ethics, Sayı 99, Haziran 1989, ss.906-944. (Özellikle ss.912-916)
84
Adalet teorisinde liyakat kar ıtlı ı için bkz.Rawls, “A Theory,..ss.101-104, 312;
85
Radikal adalet tartı maları özetleyen de erlendirmeler için bkz.Michael Walzer, Radikal
Principles, New York: Basıc Books, 1980, ss.237-256; Robert C.Tucker, The Marx-Engels
Reader, New York: Norton Press, 1978, ss.101-105.
86
Bell, “Meritocracy,..s.57.
87
Bu bölüm okunurken Rawls’ı liberalizm-muhafazakarlık ekseninde tartı an ilgili makale
bölümüne dönülebilir. (Bkz.bu makale ss.9-11)
88
Yorum için bkz.Brian Barry, The Liberal Theory of Justice, Oxford: Oxford Universtiy
Press, 1973, ss.128-133; Charles R. Beitz, Political Theory and International Relations,
Princeton: Princeton University Press, 1979, ss.128-153. 1980’den sonraki yazılarında Rawls
adalet çözümlemesini toplumlar arası ili kiye do ru geli tirerek bu eksikli ini bir ölçüde
giderir.
89
Michael Zuchert, “Justice Deserted:A Critigue of Rawls’s Theory of Justince”, Polity 13,
(Spring 1981), ss.466-483.
74

e ilimindedir.90 lgili e ilim adalet teorisini büsbütün bir ekilde sosyalist etikten
uzakla tırır. Son kertede adaleti bir bölü üm sorunu olarak ele alan ve bu sorunu iyi
toplumun ilkeleri cinsinden etik bir koza ile sarmaya çalı an Bir Adalet Teorisi
tezleri, özü itibariyle adaleti a maya çalı an, adaletin ötesini dü ünürken içinde
bulundu u toplumu üretim ili kileri oda ında çözümleyen sol perspektifle
uyumsuzdur.91 Ancak bu tartı ma (Rawls edebiyatının ideolojik skalada nereye ait
oldu una dair tartı ma) adalet teorisinin neyin yerini aldı ı noktasında i levseldir.
Çünkü son kertede Rawls’ın adalete dair formülleri liyakatin yerini almak ve bu
amacın olabilirli ine hizmet etmek üzere formüle edilmi tir.
Rawls teorisindeki liyakat kar ıtlı ı aslında biçim de i tirmi bir liyakat
savunusudur. Filozof kapitalist teorisyenlerin iddetle kar ı çıktı ı bir yoldan
giderek92 kaynak tahsisi ile ahlaki liyakat arasında biçimsel-özsel bir devamlılık
oldu unu ön görmektedir. Dolayısıyla Rawls’daki liyakatin reddi betimlemesi
sadece “sözeldir”. Argüman düzeyinde ise filozof, “hak edilmi li i” yeniden
formüle etmeye çalı ır. Çalı ması “sosyal e itlik”, “fırsat e itli i”, “pozitif özgürlük”
gibi birbirlerinin yerine tercüme edilebilecek kavramların arkasındaki ortak
kaygıdan güç alır. Bir Adalet Teorisi alternatif bir ortak akıl anlayı ına dayanır. Bu
akıl hakkaniyet olarak adaleti formüle etmeye çalı ır. Tabii kapitalist aklı biçimde
yadsıyıp özde devam ettiren bu kar ı akıl i leyi i sırasında bir dizi sorunu da
beraberinde getirir. Rawls edebiyatı pozitif özgürlükle derinle irken aynı zamanda
ve diyalektik bir ekilde pozitif özgürlük yüzünden sı la ır. Böylesi bir özgürlük
anlayı ının do al gerilimleri bir biçimde adalet teorisine yansır çünkü. Öncelikle
pozitif özgürlük kurgusu gizli açık bir insanın iyi do ası ba langıcından uslanmı tır.
nsanın do al ontolojisinin ahlaken kötü oldu u ya da bir insan do asından
bahsedilemeyece i, ahlakın zamanın içinde bir nesne olarak zamanla yaratıldı ı
iddiaları93 kar ısında pozitif özgürlükçü tını zor durumda kalır. Bu zor durumda
kalı devlete ek görevler vererek onu sivil anar i ya da sivil ahlaksızlı ı tamir
etmekle görevlendirmesi ve bir anlamda devleti topluma kar ı daha ahlakı varlık
olarak tasarlaması sonucu ile daha da derinle ir. Ayrıca insanı iyi bir varlık olarak
de erlendirme çabası ile adalet teorisi yaratma çabası birbiri ile çeli ir niteliktedir.
E er insanlar iyiyse neden ayrıca bir adalet teorisine ihtiyaç duymu lardır, yok

90
Arthur DiQuattro, “Rawls and Left Critism”, Oppenents and Implications of A Theory of
Justice, (ed.) H.S. Richardson, New York, London: Garland Pub, 1999, ss.247-272; C.B
Macpherson, “Rawls’s Model of Man and Society”, Oppenents…içinde, ss.239-245.
91
Sonuçta Rawls’ın yaptı ı pazar ekonomisi üzerine biçimsel hakçı rezervler uygulamaktan
ibarettir. Bkz.Hünler, “ ki,…ss.66-7. Rawls’ın yapmaya çalı tı ı ey ile Marksist duru birçok
önemli noktada kar ı kar ıya gelir: 1) Do a durumu, sözle me kuramı gibi ayraçlar
metodolojik açıdan sorunludur, 2) Rawls eti i özünde bir yabancıla ma ele tiri içermez, 3)
Kuram mübadele ili kilerini denetim altına alır. Oysa Marksizm bu yoldan sonuç çıkarmanın
olanaksız oldu u dü üncesini içerir. Yorum için bkz.Ryan, “John,…ss.152-3.
92
Kaynak tahsisi ile ahlaki liyakat arasında zorunlu bir ba lantı olmadı ı/olamayaca ı
görü ünün modern zamanlardaki iki önemli yorumlayıcısı için bkz.F.A. Hayek, The
Constitution of Liberty, Chicago: Universirty of Chicago Press, 1960, ss.85-102; M.Friedman,
Kapitalizm ve Özgürlük, Çev: Do an Erberk-Nilgün Himmeto lu, Altın Kitaplar, 1988,
ss.161-166.
93
Ahlakın özel olarak yaratıldı ı görü ünün kötümser akılcılık açısından rafine edilmi bir
tanıtlaması için bkz.F.Nietszcehe, Beyond Good and Evil, New York: Random House,
Vintage, 1986.
75

kötüyseler ya da içlerinde toplumun yerle ik inançları gere i kötülükçü bir öz varsa,


adaletin ilkelerinde anla maları nasıl mümkün olmu tur? Adalet üzerine kurulan
sözle menin sadece geçici bir uzla madan ya da uzla ıyor gibi davranıyor olmaktan
ibaret olması ihtimali bile söz konusu edilebilir.
Pozitif özgürlü ün bahsi geçen sorunsalı Rawls kuramına topluma
müdahalenin sınırlarını noktasında yansır. Fırsat e itli ini sa lamak üzere en çok
ma dur olanlara kaynakların en ayrıcalıklı kısmının tahsisi eylemseli sivil anar iye
devlet müdahalesini gerektirir. Gelinen bu noktada filozoftan beklenen devlet-
toplum ili kisini düzenleyen ve özgürlü ün özgürlük adına kısıtlanmasını ilkelere
ba layan bir ba lam yaratmasıdır. Ancak adalet teorisi tam da bu a amada derin bir
sessizli e gömülür. Refah yükseldi i müddetçe e itsizlik ve e itsizli e müdahalenin
özgürlük aleyhine sorun yaratmayaca ına dair liberal-sol iyimserlik,94 toplumun
dönü türülmesi sırasında a ırıya gidilmemesi gerekti ini dillendiren “ölçülü”
muhafazakarlık,95 kısacası sosyal devletçi/sosyal demokrat prensipler bir örtü olarak
bu sessizli i gizler. Tabii Rawls örne i açısından toplum-devlet ili kisine dair
kavramsal-kuramsal öneri eksikli i sadece gizli ideolojik tercihlerle ilgili de ildir.
Rawls’ın felsefe yapma biçimi siyaseti en çok ilgilendiren bir mefhumun bile
(adalet) siyasetsiz anlatılmasının yolunu açabilir. öyle ki, filozof eserini okuyucuyu
bunaltan o kendine özgü katılıkla, adeta Kantçı bir dikkatle formüle etmi tir.
Argümanlar sürekli ilkeler ve alt ilkelere do ru açılır. Her ey çok düzenli ve bir o
kadar da ayrıntılıdır. Ancak bu ayrıntılar denizi kendini gittikçe artan bir tonda
mikronize olmu bir kesinlikle tamamlarken adaletin kapsamlı bir siyaset teorisi ile
bütünlenmesi gerekti i gerçe i ihmal edilmi tir. Bir Adalet Teorisinde adaletin içine
yerle ebilece i siyasal sistem ön plana çıkarılmamı , adalet siyasetin bir gere i
olarak de il, aklın ya da kolaylıkla hukukun yerine geçecek bir sözle meci aklın
ürünü olarak sunulmu tur. Tabii siyasetten adalete giden yöntemin (önemli ölçüde
Platon ve Aristoteles tarafından temsil edilen klasik anlatının) de il de, adaleti
betimleyip, onun yanında siyasete de de inen bir yöntemin tercih edilmesi önemli
ölçüde sözle meci kurgunun varlı ı ile açıklanabilir. Sözle meci tını bir anlamda
siyaset teorisi gereklili inin yadsınması anlamına gelecektir. Her eyi kapsayan
ba langıç durumundan herkesi ilgilendiren yükümlülükler çıkaran sözle me ayrıca
siyaset üzerine dü ünmeyi anlamsız hale getirir. Kısacası sözle me içine
yerle tirilmi adalet teorisi siyasetten arınmı adalet teorisidir.
Filozofun iki adalet ilkesi arasında ve ikinci ilkenin kendi içinde yaptı ı
öncelik-sonralık sıralaması96 ilkesel ba lam eksili i iddiasını gündemden dü ürmeye

94
Kai Nielsen, “Capitalism, Socialism and Justince”, (Der.), Tom Regan and Donald Van De
Veer, And Justice For All, Totawa, NJ: Rowman&Littlefield, 1982, ss.277-285; Kai Nielsen,
Eguality and Liberty:A Defense of Radical Egalitarianism, Totowa, NJ: Rowman&Allanheld,
1985, ss.78-79.
95
Rawls e itsizli i önlemeyi hükümetin görevi olarak görür. Bkz.Rawls, “A Theory,..s.278.
E itsizli e müdahaleden filozofun anladı ı en dezavantajlılar için özel bir telafi edici
mekanizmadır. Bkz.Rawls, a.g.e,..ss.100-1. Ancak bu kayırma siyaseti hiçbir zaman tüm
toplumsal ba lamlara do ru geni letilemez.. Bkz.Rawls, a.g.e,..s.101. Hatta bazı toplumsal
kurumlar, örne in aile her türlü müdahaleden ba ı ık tutulmalıdır. Bkz.Rawls, a.g.e,..s.74,
301, 511.
96
Filozof birinci ilkenin ikinci ilkeden ve ikinci ilkenin ikinci kısmının birinci kısmından
daha önde tutulması gerekti ini salık verir. Yorum için bkz.Brian Barry, The Liberal Theory
76

yetmez. Bu ayrım ba langıçtaki e itlikten e itsizli i araçsalla tırarak ve en


ma durların lehine vazgeçilebilece i, ama özgürlükten hiçbir ekilde
vazgeçilemeyece i eklinde yorumlanabilir.97 Liberal teori dı ından olaya
baktı ımızda, e itlik aynı zamanda e it özgürlük anlamına, dolayısıyla özgürlüklerin
nasıl ya anaca ına mefhumuna/sorununun çözümüne kar ılık geldi inden, e itlikten
vazgeçilmesi durumu özgürlü ün ortadan kalkması, ya da biçimsel bir illüzyona
dönü mesi sonucunu beraberinde getirecektir. Dolayısıyla adaleti sa lamak üzere
“e itli i” kısmen vazgeçilir, “özgürlü ü” vazgeçilmez gören anlatı sorunludur.
Çünkü e itlikten vazgeçmek aslında özgürlükten vazgeçmek demektir. Bir mantıksal
kategori olarak e itli in insanın var olu durumuna kar ılık gelen özgürlü ün
yanında kar ıla tırılabilir gerçek bir de eri yoktur. E itlik özgürlüklerin nasıl
ya anaca ını gösterir tamlayıcı/tanıtıcı bir ilkeldir. Dolayısıyla adaleti kurallara
ba larken e itlik ve özgürlü ü iki e ilke olarak kabul edip, bunlar arasındaki
olası/var sayımsal gerilimde hangisine öncelik tanınaca ını ilan etmek liberal siyaset
felsefesinin retoriksel sı lı ına teslim olmaktan ba ka bir anlama gelmeyecektir.
Liberal teori ve hatta adalet teorisinin kendi içselli i içinde tartı mayı
de erlendirdi imizde ise ideal adalet ve gerçekle ebilir adalet ayrımı belirir. Rawls
ba langıç durumunda ideal e itlik ve adaleti tasarlamı ; ama bu tasarıdan pratik ve
teorik kaygılara dayalı olarak vazgeçmi tir.98 Ünlü bir benzetme aracılı ıyla tekrar
kodlarsak, Rawls’da Platon’un hem “Devlet”i, hem de “Yasaları”, vardır. Hem ideal
hem gerçekle ebilir adaleti savunur filozof. Ancak Platon’dan farklı olarak adaletin
ideal ve makul biçimleri aynı eser içinde çözümlemi tir. Bu yöntem tezin mantıksal
inandırıcılı a ve kavramsal keskinli ine gölge dü ürür. öyle ki filozof, Bir Adalet
Teorisini kaleme aldı ı sırada ve tabii ki metne konu olan argüman ve verileri
topladı ı uzun hazırlık döneminde adalet sorununu çözecek tek bir teze
ula amamı tır. Önce iddiasını ortaya atmı , sonra bu iddiayı olası pratik sorunlar
kar ısında daha az iddialı hale getirerek dünyanın bildik çevresine indirmi tir. Oysa
var olması gerekeni dillendiren kuramcıdan beklenen var olması gerekene do ru yol
alırken var olanı bir olumsuzlama biçiminde de olsa içine alması ve bir anlamda onu
a masıdır. Rawls’da ise süreç tersine i ler. Bizim ba langıçtaki tümdengelimci-
idealist diye yaftaladı ımız sorunlu yöntemin do al bir gere i olarak kuram
dünyanın dı ında bir yerde tasarlanır ve sonuçta dünyaya geri dönerken var olan
tarafından a ındırılır. Ba langıç ilkeleri, kuramlar, kuram enstrümanları ola an
kar ısında a ınır. te bu nedenle tüm teori metin içine yayılmı sayısız geri dönü ve
istisnalar ile doludur. Filozof verdi i her tavizde ya bir istisna yaratır, ya sayısız
ilkelerinden birine di eri kar ısında öncelik vererek bir me rula tırıcı sıralama yapar
ya da artık büsbütün bir ekilde yeni ilkelere atıfta bulunur.

of Justice: A Critical Examination of the Principal Doctrines in A Theory of Justince by John


Rawls, London: Oxford Universtiy Press, 1973, s.9; Brian Barry, “John Rawls and the
Priority of Liberty”, The Philosophy of Rawls-The Two Principles and Their Justification,
New York, London: Garland Pub, 1989, s.173. (Birinci ve ikinci adalet ilkeleri için bkz.alıntı
14)
97
Atilla Yayla, Liberal Bakı lar, Ankara:Siyasal Yayınları, 1993, s.72.
98
Rawls ideal özgürlük için ideal e itlikten vazgeçer. Ancak gerçekle tirilebilir e itli i
sa lamak için ideal özgürlükten de vazgeçer. En az ayrıcalıklı olanları korumak özgürlükler
için güçlü bir buyurgan otorite yaratmak anlamına gelir çünkü. Yorum için bkz.Charles
Rowley, Özgürlük ve Devlet, Çev: .Dalmı , Ankara: Liberte Yayınları, 2002, s.71.
77

B Ç MSEL AKLIN ELE T R S

Yöntem

Mutlak özgürlük ve dokunulmaz bireysel haklar için felsefi bir çerçeve


sunma kaygısıyla hareket eden Rawls, rasyonalizmin biçimsel olanaklarından
yararlanır.99 Ancak yararlanma biçimi (dolayısıyla adalet teorisinin kurulma biçimi
de) mutlak özgürlük ve mutlak iktidara e it derecede ku kuyla bakan liberal
septizmden belli ölçüde sapmayı da içermektedir.100 Çünkü en nihayetinde Rawls iyi
düzenlenmi toplum özlemi içinde mutlak olanın adalete dönü tü ü inceltilmi bir
totalitarizme ba vurur. Ama yine de en azından iki noktada (yönteme ve içeri e dair)
Rawls kavramla tırması liberal kabullerle uyumludur. Zamandan yalıtılmı ve tekil
çıkarını bilmeyen insanların söz konusu oldu u ba langıç durumu teoriye içinde
me ru hale geldi i mantıksal bir panorama çizmektedir. Bu durum teorinin tartı ma
götürmez öncüllere yaslı olması, gerçeklili inin teori öncesi zeminlerden kotarılması
anlamında liberal in a süreciyle kesi ir.101 Rawls’ın akıl aracılı ıyla özgürlü e ve
adalete ula ma çabası ba langıç varsayımlarındaki kesinlik dikkate alındı ında
önemli ölçüde ateoriktir. Teorinin adalete ve adil insana dair kabulleri daha
ba langıçta sonucu kesinler. Sonuçta denilebilir ki Bir Adalet Teorisindeki Teori
ibaresi oldukça tartı malı bir etikettir. üphesiz ki filozof, eserinde bir adalet
teorisini anlatır. Ancak bu anlatma bütün olasılıklara açık bir kar ı iddia ve iddia
kavramla tırmasından çok, belli sınırlar aracılı ıyla a piori olarak aklı önceden
belirlenmi sonuçlara götüren ve bu serüven içinde de kural ve istisnalar yaratarak
kendini kandıran bir sözde teorile tirmedir. Ayrıca Rawls sözle me kurgusunu
liberal epistemolojinin özü Kartezyen kesincili e dayandırır. Böylelikle liberal
yöntemin kapsayıcı biçimcili ini içerik yönünde de açar. “Bireycilik”, “hazcı
psikoloji”, “e itlik”, “çatı ma” ve “yararcılık”102 kapalı Newtoncu evren anlayı ı
içinde bir araya getirilmi tir.103 Her ne kadar sosyal minimumu gözeten bir özcü
amaca ba lı kalınarak kodlanmı sa da Rawls teorisi,104 yine de kendini kaybetmeyle
sonuçlanacak bireysel aklın çıkmazlarından105 ve dolayısıyla biçimsel aklın
tuzaklarından uzak kalabilecek potansiyele sahip de ildir. Adalet sorununa yol açan
bireyci düzenin tüm bilinen üstün de erlerini içselle tirmi , ama buna kar ın
(böylesi bir temelin üzerinde yine de) adalet sorununu çözmeye çalı an bir anlatıdır
Bir Adalet Teorisi.
Rawls kuramına özünü veren ve biçimsel aklın tuzakları etiketi ile mahkum
edilen sorunlar (yukarıdaki kısa betimleme bir yana) belli ba lı birkaç noktada
toplanmaktadır. Filozofun teorisi belli bir yerel aklın evrenselin yerini almasını

99
Barber, a.g.e,..s.93.
100
Barber, a.g.e,..s.96.
101
William Connolly, The Terms of Political Discourse, Levington: Mass Heath, 1974.
102
Barber, a.g.e,..s.65.
103
Liberalizm ve Newton fizi i arasındaki ili ki için bkz.Gülten Kazgan, ktisadi Dü ünce
veya Politik ktisadın Evrimi, stanbul: Remzi Yayınları, 1993,, ss.48-49.
104
Bkz.Rawls, a.g.e,..s.276.
105
Davıd Ketttler, “Yabancıla ma ve Olumsuzluk”, Ça da Siyaset Felsefecileri, (Der.), A.
De Crespıgny/K.R. Minogue, stanbul: Remzi Yayınları, 1981, s.20.
78

özetler ekilde Amerikan anayasacılı ından kotarılmı tır.106 Adaletin tarih dı ı


evrensel buyurgan otoritesi aynı zamanda tarihsel bir siyasetin enstrümanı
durumundadır.107 Amerikan siyasası ile adalet teorisi arasındaki örtü me teoriye
me rulu unu veren evrenselci tınıyı zayıflatır.108 Adalet teorisi geli mi dünyanın
dilini ve bilincini yansıtır. Bu yansıtma özellikle belli ba lı ilkeler için alt ilkeler
formüle edildi i ya da kurallar için istisnalar yaratıldı ı yerlerde ön plana çıkar.
Rawls’ın a piori yapı kurucu yöntemi bir ölçüde Amerikan politik siyasanın gizli
mimarlı ından güç alır. Filozof genellikle teorinin siyasal psikolojik arka planını
erdem, iyilik, adalet, akıl gibi kavramlarla örtmeye çalı ır. Ama sonuçta temel
varsayımların neden öyle de il de böyle alındı ı sorusunun yanıtı Rawls’ın dünyası
ve Rawls’ın ya adı ı dünyayla ilgilidir. Bu bahsi geçen iki dünyanın kesi imi
Amerika kelimesinin sosyal tarihini gözler önüne serer.
Do al hukukçulu un da dölledi i negatif özgürlükçü kaygı (gelenekte ve
teoride aktarılanların özü)109 sabit ve de i mez özgürlükler listesi ile olumlu
de erlerin korunması gibi bir amacı kollar. Rawls özgürlükler listesi ile üretim
araçları üzerindeki mülkiyetin yarataca ı/yarattı ı e itsizlik ve adaletsizli i
denetlemek ister.110 Ama bu önlenmesini amaçladı ı siyasal olasılı ın felsefi
düzeyde derinlemesine bir tartı ması ile önlenmeye araç edilmi “sözle me”
tasarısının amacın gere ini yerine getirebilme kapasitesi dikkatlerden kaçmı tır.
Demek ki Rawls’ın ula maya çalı tı ı yerin adaletli olup olmadı ı, ya da adalete
ula manın de erli olup olmadı ı soruları bir yana, adalete sözle meci araçlarla
ula ılabilece i sorunu gündeme getirilmelidir.

Sözle meci Durum ve Ba langıç Durumu

Özgürlükleri listeleme alı kanlı ı, özgürlükler arası çatı ma olasılı ını


yadsıyan bir etiksel kabulden türetilmi tir.111 Özgürlük ile kölelik, iyilik ile kötülük,
aydınlık ile karanlık birbirinden kesin bir ekilde ayrılabilir. Böylesi bir ayırma
çabasında pozitivist yöntem kesin sınırlar çizerek liberalce dü ünmenin iç çeli kisini
kapatmaya çalı ır. Ayrıca kapitalizmin böldü ü dünyadaki bölünmü ili kileri
sürdürme gayreti ile özgürlü ün korunaca ı var sayılır. Ancak yine de özgürlü ün
görünümleri arasındaki kar ıtlık giderilemez. Mülkiyet hakları ile ki i hakları
arasındaki tarihsel bölünmü lük liberal kuramın dünyayı açıklamada ve makul bir
politik düzen yaratmaktaki kalıcı ba arısızlı ını simgeler. Liberal tanıtlama sınırları

106
John Gray, Post-Liberalizm, Çev:Müfit Günay, Ankara: Dost Yayınları, 2004, s.60, 105,
207.
107
Gray, a.g.e,.s.337.
108
Aslı Çırakman, “Bir Me ruiyet Sorunu Olarak Siyasal Adalet: Rawls ve Höffe”,
Liberalizm, Devlet ve Hegemonya, (Der.), E.F Keyman, stanbul: Everest Yayınları, 2002,
ss.105-147. Bu arada Rawls’da adalet teorisine yönelik tartı ma içinde Amerikan gelene i ile
kurgu arasındaki yüksek benze menin teorinin evrenselli ini gölgeledi ini kabul etmi tir.
Bkz.Sanford Lakoff, “Özerklik ve Liberal Demokrasi”, Sosyal ve Siyasi Teori, (Der.), Atilla
Yayla, Siyasal Yayınları, Ankara, 1999, ss.145-146.
109
Negatif özgürlü ün kapsamlı bir de erlendirmesi ve savunması için bkz.I.Berlin, Four
Essays on Liberty, Oxford, Oxford Universtiy Press, 1969, ss.118-172.
110
John Gray, Liberalisms:Essays in Political Philosophy, Londra ve New York, Routlendge,
1989, Bölüm 10.
111
Gray, “Post,..s.331.
79

belirlenmi bir kosmosta çatı malar arası uyumun bir biçimde (genellikle karanlık
bir biçimde) kendili inden sa lanaca ı ön yargısına güvenir. Bu güveni devlet vb.
birey üstü, dolayısıyla gerçek dünyada kar ılı ı olan ve denetlenmesi gereken
kurumlara yönelik içten bir güvensizlikle sa lamla tırır. Ama bu sa lamla tırma
özgürlü ün içsel gerilimleri kar ısında çaresizdir. Rasyonel insanın akıl sahibi
olmanın hesaplanabilir tamlı ında akla aykırı eyleri yapmayaca ı/yapmak
istemeyece i dü üncesi ile bu bahsi geçen rasyonel insanın kendi do asına/aklına
ihanet etme ihtimaline kar ı anayasal/kural düzenekleri hazırlayarak onu kafes içine
sokma alı kanlı ı liberalizmin özgürlü ü düzenleyebilmek adına ba vurdu u iki
ba at enstrümanıdır. Bilindi i üzere Rawls’da paradigmanın bildik sınırlarının dı ına
çıkmaz. Adalete ula maya çalı ır, bunu yaparken de sürekli olarak akıllı insanın neyi
tercih edece ine dair bir kavramsal soru turmanın pe inden ko ar. Ara arada
yarattı ı bu rasyonel oyunu kural ve ilkeler aracılı ıyla sa lamla tırır.
Liberal özgürlü ün praksisi yakalamaktan uzak “ölü” aklı,112 özgür irade ile
özgürlük, akıl ile özgürlük, erdem ile özgürlük arasındaki muhtemel gerilimlerde ya
yok saymak eklinde aristokratik bir belirlemeye ya da yok etmek kıvamında
otoriter bir muhafazakarlı a dönü ür. Siyaset felsefesindeki bo luk özgürlü ün
açılımları arasındaki kar ıtlıkları sezinlemek noktasıyla sınırlı da de ildir. Liberal
paradigma e itlik, adalet ve özgürlük mefhumlarının birbirlerine yönelik dostane
özlemlerini ve dü manca beklentilerini özümsemekten de uzaktır. Bu teorile tirme
eksikli i kuramın dünyayı açıklayabilme zaaflarını, açıklamaların üzerine in a
edildi i kavramlar dünyasının ontolojisiyle kapatma gayretine yol açmaktadır.
E itlik ile özgürlük arasında zorunlu bir çeli ki bulundu u yargısı, (özgürlükte
a ırıya gitmenin e itli i, e itlikte ısrarın özgürlü ü yok edebilece i sanısı)113
zaafların kapatılmasına kavramsal ontolojilerin alet edilmesi gerçe ini örnekler.
Kaldı ki yapılmak istenenin yapılma biçimi (sözle me aracılı ıyla liberal
bir özgürlük düzeni yaratma gayreti) sözle meci araçsallık yüzünden büsbütün
olanaksızla maktadır. Her türlü varsayımsal sözle me olan ile olması gereken
arasındaki farkı, (me rulu u), kodlama konusunda sıkıntılıdır.114 En ba ta sözle me
formüle edilirken “olan” dan hareket edilmez. Örne in Rawls insanların
gereksinimleri konusunda susmayı tercih etmi tir.115 Gerçe in kendisinden yola
çıkılmaması hem “gerçekçilik” hem de teori-pratik sorunsalı ba lamında kaygı
yaratır. Rawls ba lamı açısından ilgili özellikler Bir Adalet Teorisinin entelektüel
de eri üzerine kaygılara dönü ür. Filozofun adalet kuramı, adaletin gerçek dünya ile
olan do rudan ilgisi ile teorinin ba lıca varsayımlarının dünyanın dı ında formüle
edilmesi arasındaki kalıcı kar ıtlı ı, sayısızca alt kural ve istisna/özel durum
yaratarak ve teoriyi bıktırıcı bir ekilde uzatarak örtmeye çalı ır. Metnin boyutu en
uyanık zihinleri bile bo acak kadar devasa tutulmu tur. Sürekli kendi içinde bölünen
kural ve kuralcıklar ailesi de benzeri bir etki yapar. Metindeki ayrıntının iyi bilim
adamı olmanın mesleki liyakati ba lamında olumlu de erlendirilmesi gerekti i

112
Gray, “Post,..s.351.
113
lgili sanı için Mustafa Erdo an, Anayasal Demokrasi, Siyasal Yayınları, Ankara, 1999,
s.219-220; I, Berlin, “Bir deal Olarak E itlik”, Çev:Mustafa Erdo an, Yeni Forum 248, 1990,
ss.29-37.
114
Jeffrey Paul, “Substantive Contracts and the Legimate Basıs of Political Authority” The
Monıst, 66, (4), Ekim 1983.
115
Gray, “Liberalisms,..ss.177-198 (Bölüm 10)
80

dü üncesi ile sözle menin kurgusal de ere sahip oldu u, onun tarihsel bir
kar ılı ının olmamasının bu de eri azaltmadı ı, sözle menin gerçekli i usa vurmada
ideal tipler niyetine kullanılabilece i ve hatta bu kabil bir mekanizmanın bir siyaset
felsefesi olana ı olarak hipotez üretme ile hipotezi sınamayı makul bir zeminde
bilim felsefesi sorunlarından yalıtılmı olarak birbirinden ayırdı ı dü ünceleri de
Rawls aleyhine dile getirilen kaygıları gidermek konusunda yetersizdir.116
Ayrıca sözle meler, biçimsel aklın kusurlarından bir di erini, bilgi ile istem
arasındaki epistemolojik farkı gidermek potansiyelinden uzaktırlar. Sözle me
kurgusalında hem irade ve irade beyanlarına ba latıcı unsur olarak güven, hem de bu
güveni yalanlarcasına bilgiye yaslı ve ba langıç ko ullarını ifade eden sıkı bir
gündem vardır.117 Filozofun adaleti bulma konusunda insanlara yardım etme
biçiminin kapsayıcılı ı, bir adalet teorisi olmaksızın ya da daha açık bir anlatımla
Bir Adalet Teorisindeki kavramla tırma olmaksızın insanların sadece akıllarını
kullanarak Rawls’la aynı sonuçlara ula amayacakları üphesini do urur. nsanların
toplumu kuracak kadar akıllı olduklarına kanı getirip, ondan sonra da bu aklın
i leyi ine yöntemsel ve içeriksel sınırlar koymak kar ıt tanılardan hareket etmeyi
gerektirir. Rawls’ın ba langıç durumdaki katı betimleme, filozofun özgür adaleti
korumak konusunda özgür iradeli insanlara pek itibar etmedi ini gösterir
niteliktedir. Teorinin adaletin kurucu özü olarak ileti im aracılı ıyla iradelerden
kotarılmı “adalet dü üncesini” adaletin yegane kayna ı saymayıp, istem dı ı içsel
bir zorunlulu u, “adalet duygusunu” hesaplamaya kurucu unsur olarak dahil etmesi
adalet teorisinin antidemokratik ruhu konusundaki ku kuları arttırmaktadır.118
Demek ki Rawls’çı adalet tanıtlaması aklı iki biçiminde kıskaç altına alır. Önce
ayrıntılı bir yol haritası hazırlayarak olası her türlü kaybolu a kar ı özgür iradenin
ula aca ı sonuçları özgürlük olmaksızın önceden kesinler. Ama aklın biçime
hapsedilmesi her durumda adalet garanti etmedi inden aklı moral motivler
aracılı ıyla denetler. Böylelikle özgür iradenin adalet lehine özgürsüzle mesi süreci
tamamlanmı olur.119
Adalet kuramının biçimsel akla hizmet etti i, bu hizmet etmede seçilen
sözle meci yapısalın etik politik sorunları beraberinde getirdi i yargısı nispeten
dı arıdan (sözle menin kabulleri dı ındaki öncüllerden hareket eden) bir bakı ı
yansıtır. Araçsal aklın i leyi ine daha içerden baktı ımızda aklın kendini üretme
biçiminin son derece kapalı ve mekanik oldu u görülecektir. Adalet teorisi oyun
teorisi kurgularının ba arılı bir devamı gibi durur. Oyunun kurucu aklı en kötü

116
Chandran Kukathas ve Philip Pettit, Rawls:A Theory of Justince and ıts Critics,
Oxford:Polity Press, 1995, s.62.
117
Bu yorum için bkz.Michael Sandel, Liberalism and Limit of Justice, Cambridge, CUP,
1982,
118
Sözle menin demokratiklili i sorunsalı iki boyutludur. Öncelikle Rawls adalet
sözle mesinin demokrasiyi öncelledi ini, bir anlamda kendi kendini yönetmeye dair
mekanizmaların adalet sözle mesi temelinde i leyece i belirtir. Bkz.John Rawls, Political
Liberalism, New York: Columbia University Press, 1996, ss.397-99. Ama ardından
demokrasinin üzerine kuruldu u sözle meyi yenileyebilece i belirtir. Yorum için bkz.Rawls,
“Political,..s.399.
119
Rawls bizim burada dile getirdi imiz sözle meci kesinlik-özgür irade kar ıtlı ını
önemsizle tirmeye çalı ır. Ona göre sözle menin nesnel adalet düzenini benimsemek aynı
zamanda özerk/otonom olmaya engel de ildir. Yorum için bkz.Rawls, “A Theory,...ss.515-6.
81

ihtimali algıda seçerek/öne çıkararak i leme e ilimdedir. Rawls da benzeri bir


ekilde en dezavantajlı olanları merkeze oturtan bir “oyun” kurgular.120 Oyunun
“kaos” olarak de il de, düzen olarak tanıtılması için rasyonel tercih nosyonu
düzene e eklemlenir. Böylelikle adaletin içinden çıkarılabilece i bir öngörülebilirlik
alanı olu turur. Ancak bu alan organizmanın açık toplumcu devingenli iyle bir
arada dü ünülemeyecek kadar kapalı/kapanmı bir sistemi anlatır.121
Kapalı bir dünya içinde adaleti elde etmek için oynanan Rawlsçu oyun sıkı
kurallara ba lanmı , ba langıç var sayımları, ilkeler, amalar, artlar ile
çevrelenmi tir. Tabii adalete bu denli korunaklı bir ekilde ula ma biçimi gerçek
dünyanın gerçek ili kileri için oldukça hayal kırıcı sonuçlar do urmaktadır.
Kurgusal bir zeminde, dünyanın potansiyel durumundan bir dizi ekleme ve
çıkartmalar yaparak ve Kant kıvamında izofrenik bir dikkatin gözetiminde ancak
elde edilebiliyorsa adalet, tüm bu özel i lemlerden yoksun bildi imiz, ya adı ımız
dünyada nasıl aynı sonuca ula ılacaktır? Rawls’un teorisi mükemmelle tikçe adil
ya ama ula ma olasılı ı olanaksızla makta, adalet insani bir erdem olarak elde
edilebilir olmaktan çıkmaktadır. Rawls bilerek ya da bilmeyerek adalete gerçek
dünyada ula ılamayaca ı, hakça bir düzenin idealar evreninde kalaca ı mesajını
vermektedir. Bu haliyle Bir Adalet Teorisi negatif bir ütopyadır. Teorinin
kusursuzlu u gerçe in kusurunu açı a çıkarmaktadır çünkü.
Siyaset teorisine yönelmi bilinç insana dair di er kavramla tırma
bloklarından süzülen yargılarla yeniden ele alındı ında Rawls kuramının entelektüel
de eri iyice tartı malı hale gelir. Mesela kendi çıkarını bilmeyen insanların kurdu u
adalet toplumunda bu topluma ilk hızını veren ba langıç varsayımı sorunludur.
“Kendi” çıkarını bilmeyen insanların kendilerini nasıl bildikleri sorusu Rawls’ı
çokça zorlayacak niteliktedir. Kendiye dair bilinç çıkarlar, beklentiler, özlemler
üzerinden ekillenmez mi? Ku kusuz evet. Varo umuza dair bilinç varlı ımızı di er
varlıklardan ayıran aklı özetler en ba ta. Dolayısıyla kendi çıkarlarını bilmeyen
insanların kendileri adına adalet sözle mesi yapmaya yeltenmesi her eyden önce
ontolojik açıdan olanaksızdır. Ölü bir insan nasıl ya ayan bir insan gibi
davranamazsa, kendi çıkarını bilmeyen insanlar da kendisi gibi davranamaz. Ama
tabii bir gerçek dünya sorunu o dünyanın özgün ko ullarından soyutlanarak
çözüldü ünden dile getirdi imiz kaygı Rawls için ikna edici olmayacaktır.

SONUÇ YER NE

Rawls kendili indenli i yadsıyarak ba ladı ı dü ünsel yolculukta


özgürlü ü öncül kabul ederek ve dolayısıyla tartı ma dı ı bırakarak çevrimsel bir
devinim içinde tekrar kendili indenli e ula ır. lk bakı ta filozofun kaygısının
evrimsel liberal anlatı ve yükselen refah devleti ele tirisine122 kar ıt bir konumdan
hareketlendi i söylenebilir. Hiç üphesiz ki Rawls, devletin sözle menin gere i

120
Yorum için bkz.Barry, “The Liberal..s.87; Ryan, “John,...... s.142-3.
121
Sistem teorisi/teorileri için bkz.Benjamin S.Blanchard ve J.Fabrycky Wolter, System
Engineering and Analysis, New Jersey: Englewood Cliffs-Prentice Hall, 1990. Rawls’ın
adalet teorisinin öyle olmakla etiketlendirildi i “kapalı sistem” anlayı ı için bkz.Rannie
Lessem, Global Management Principles, New Jersey: Prentice Hall, 1989, s.316 vd.
122
Refah devleti ele tirisi için bkz.Desmond S.King, The New Right-Politics, Markets and
Citizenship, Chicago, llinois: The Dorsey Press, 1987, s.7 vd.
82

olarak refahı olu turması ve mülkiyet ile yeteneklerin adalete göre da ıtılması
noktalarında123 Yeni Sa aydınlanma ile (dolayısıyla liberalizm yerine geçen liberal
muhafazakar de erlerle) uyumsuz bir adalet mefhumu ortaya koymu tur. Ancak
biraz daha üpheci bir okumayla “Bir Adalet Teori” sinin genel kabulleri ve özel
zaafları açısından her hangi bir ba ka liberal tanıtlamadan daha farklı olmadı ı
görülür. Rawls özgür, mülkiyet hakkına sahip, öz saygılı insanların bir arada
varolu unun adalet diye etiketlendirilmesini salık verir.124 Bu etiketlendirme
e itsizli in yarattı ı tahribatı oldu undan daha az, e itsiz özgürlüklerin yarataca ı
katkıyı oldu undan daha fazla gösterme gibi bir illüzyonla desteklenir. Rawls’ın
teorisi özgürlü ün bir biçimde adaleti yarataca ına yönelik iyimser beklentinin özel
olarak kodlanmı (if a edilmi ) bir halidir. Kuram siyasal epistemolojisi açısından
Kant’çı, ideallerine koydu u sınırlar ba lamında Amerikancı ve aklın i leyi ine dair
sürecin ifadesi noktasında biçimselcidir. Bu üç huni hem Rawls’ın damıtılması için
hem de tanıtılması sorunsalında i levseldir. Negatif bir ütopya olmakla itham edilen
Rawls tanıtlaması aynı zamanda insanın gerçe i ile olan ili kisi kesilmi insan üstü
bir siyaset felsefesi metindir. Tabii liberal dünyanın me ruluk krizi göz önüne
alındı ında Rawls’ın mı adalet teorisi ile dünyadan uzakla tı ı, dünyanın mı
adaletsizlik içinde Rawls’a yakla tı ı sorusu kı kırtıcı bir gündeme dönü ür. Bugün
itibariyle modern toplum kendi çıkarı pe inde ko an ve bilgisizli ini ko ullayan
kalıcı engeller altında yalnızla an ve yabancıla an bireylerden ibarettir. a ırtıcı bir
ekilde tüketim toplumunun bireyi Rawls’ın ba langıç durumunda insanın yerine
kurguladı ı tekil özneyi andırmaktadır. Peki ya adalet? Üzerine felsefe yaptı ı
mefhumun özü açısından ise Rawls, “adalet bir ölçü mü” ile “adaletin ölçüsü var
mı” sorularını yanıtlamaya çalı ır. lgili çalı ma kendi prati ini yaratma noktasında
çözümsüz içi bo ilkeler sunar okuyucusuna son kertede. “ lkeler adaleti getirir mi”,
i te bu , “Bir Adalet Teori”sinin kapa ını kapatırken zamanda ileriye ta ıyaca ımız
soru olacaktır.

KAYNAKLAR

• AKTA , Saruri, Hayek’in Hukuk ve Adalet Teorisi, Ankara: Liberte Yayınları,


2001.
• ARNHART, Larry, Siyasi Dü ünce Tarihi, Çev:Ahmet Kemal Bayram, Ankara:
Adres Yayınları, 2004.
• BARBER, Benjamin, Güçlü Demokrasi, Çev:Mehmet Be ikçi, stanbul: Ayrıntı
Yayınları, 1995.
• BARRY, Norman P., An Introduction to Modern Political Theory, London:
Macmillan, 1995.
• BARRY, N. P., Komünizm Sonrası Dönemde Klasik Liberalizm, Çev:Mustafa
Erdo an, Ankara: Liberte Yayınları, 1997.
• BARRY, Norman P., Yeni Sa , Çev:Cevdet Aykan, Ankara: Tisimat Yayınları,
1989.

123
Yorum için bkz.Norman P.Barry, Yeni Sa , Çev:Cevdet Aykan, Ankara: Tisimat
Yayınları, 1989, s.20.
124
Levent Köker, Demokrasi Üzerine Yazılar, Ankara: mge Yayınları, 1992, s.109.
83

• *BARRY, Brian, The Liberal Theory of Justice, Oxford: Oxford Universtiy


Press, 1973.
• *BARRY, Brian, The Liberal Theory of Justice:A Critical Examination of the
Principal Doctrines in A Theory of Justince by John Rawls, London: Oxford
Universtiy Press, 1973. (aynı olabilir mi)
• BARRY, Brian, “John Rawls and the Priority of Liberty”, The Philosophy of
Rawls-The Two Principles and Their Justification, New York, London: Garland
Pub, 1989.
• BE TZ, Charles R., Political Theory and International Relations, Princeton:
Princeton University Press, 1979.
• BELL, Daniel, The Cultural Contradictions of Capitalism, New York: Basic
Books, 1978.
• BELL, Daniel, “On Meritocracy and Equality”, Public Interest, No.29, Fall,
1972.
• BERL N, I., “ deal Arayı ı Üzerine”, Sosyal ve Siyasi Teori (Der.), Atilla
Yayla, Ankara: Siyasal Yayınları, 1999.
• BERL N, I., “Bir deal Olarak E itlik”, Çev:Mustafa Erdo an, Yeni Forum
248, 1990.
• BERL N, I., Four Essays on Liberty, Oxford: Oxford Universtiy Press, 1969.
• BLANCHARD, Benjamin S., ve WOLTER, J.Fabrycky, System Engineering
and Analysis, New Jersey: Englewood Cliffs-Prentice Hall, 1990.
• BOWLES, Samuel, ve G NT S, Herbert, Demokrasi ve Kapitalizm, Çev:Osman
Akınhay, stanbul: Ayrıntı Yayınları, 1996.
• BU RA, Ay e, “Karl Polanyi and the Boundaries of Ekonomics”, METU
Studies in Development 13, (3 ve 4), 1986.
• COHEN, Gerald Allan, “On the Currency of Egalitarian Justice”, Ethics, Sayı
99, Haziran 1989.
• CONNOLY, William, The Terms of Political Discourse, Levington: Mass
Heath, 1974.
• ÇIRAKMAN, Aslı, “Bir Me ruiyet Sorunu Olarak Siyasal Adalet:Rawls ve
Höffe”, Liberalizm, Devlet ve Hegemonya, (Der.), E.F Keyman, stanbul: Everest
Yayınları, 2002.
• D QATTRO, Arthur, “Rawls and Left Critism”, Oppenents and Implications of
A Theory of Justice, (ed.) H.S. Richardson, New York, London: Garland Pub, 1999.
• DOWN, S.C, “Beyond Dualism”, Cambridge Journal of Economics, 14 (2),
1990.
• EHMAN, Robert Ehman, “Rawls and Nozick:Justice Without Well-Being”,
Eguality and Liberty:Analyzing Rawls and Nozick, ed.J.A Corlett, New York: St.
Martin’s Press, 1991.
• ERDO AN, Mustafa, Anayasal Demokrasi, Ankara: Siyasal Yayınları, 1999.
• ERDO AN, Mustafa, “Siyasal Dü üncede Liberal Gelenek”, Liberal Toplum
Liberal Siyaset, Ankara: Siyasal Yayınları, 1993.
• FESTENSTE N, Matthew, “Contemporary Liberalism”, New Political
Thought, (Der.), Adam Lent, London: Lawrance&Wıshart, 1998.
• FR EDMAN, Milton., Kapitalizm ve Özgürlük, Çev: Do an Erberk-Nülgün
Himmeto lu, Altın Kitaplar, 1988.
84

• GOLSTON, William, Justice and the Human Good and Liberal Purposes,
Cambridge: Cambridge University Press, 1998.

• GOLSTON, William A., Justice and the Human Good, Chicago: University of
Chicago Press, 1980
• GOROWITZ, Samual, “John Rawls:Bir Adalet Kuramı”,Ça da Siyaset
Felsefecileri, (Der.), A.DE Crespıgny-K.R Minogue, stanbul: Remzi Yayınları,
1981.
• GORR, Michael, “Rawls on Natural Inequality”, Equality and
Liberty:Analyzing Rawls and Nozick, ed.J.A Corlett, New York: St.Martin’s Press,
1998.
• GRAY, John, Post-Liberalizm, Çev:Müfit Günay, Ankara: Dost Yayınları,
2004.
• GRAY, John, Liberalisms:Essays in Political Philosophy, Londra ve New
York: Routlendge, 1989.
• GÜR Z, Adnan, “Adalet Kavramının Belirsizli i”, Adalet Kavramı, (Der.)
Adnan Güriz, Ankara: Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 2001.
• HARBOUR, William R., The Foundations of Conservative Thought,, Notre
Dame: University of Notre Dame Press, 1982.
• HABERMAS, Jürgen, Öteki Olmak, Ötekiyle Ya amak, Çev: lknur Aka,
stanbul: YKY Yayınları, 2002.
• HARTZ, Louis, The Liberal Tradition in Amerika, New York: Harcourt, Brace,
1975.
• HAYEK, F.A., The Constitution of Liberty, Chicago: Universirty of Chicago
Pres, 1960.
• HIRSCHMAN, Albert C., “Piyasa Toplumu Hakkında Görü ler”, Sosyal ve
Siyasi Teori, (Der.), Atilla Yayla, Ankara: Siyasal Yayınları, 1999.
• HISCHMAN, Otto, The Passıons and the Interest, Princeton: Princeton
University Press, 1977.
• HOFSTADTER, Richard, The Amerikan Political Tradition, New York:
Vintage, 1973.
• HÜNLER, Solmaz Zelyüt, ki Adalet Arasında, Ankara: Vadi Yayınları, 1997
• KAZGAN, Gülten, ktisadi Dü ünce veya Politik ktisadın Evrimi, stanbul:
Remzi Yayınları, 1993.
• KETTLER, Davıd, “Yabancıla ma ve Olumsuzluk”, Ça da Siyaset
Felsefecileri, (Der.), A. De Crespıgny/K.R. Minogue, stanbul: Remzi Yayınları,
1981.
• KEYMAN, F., “Kamusal Alan ve Cumhuriyetçi Liberalizm:Türkiye’de
Demokrasi Sorunu”, Do u Batı, Yıl 2, Sayı 5, 1998.
• K NG, Desmond S., The New Right-Politics, Markets and Citizenship, Chicago,
llinois: The Dorsey Press, 1987.
• KR STOL, Irwing, “About Eguality”, Two Cheers for Capitalism, New York:
Basıc Books, 1978.
• KÖKER, Levent, “Demokrasi ve Sosyal Adalet”, Türkiye Günlü ü, n.11, Güz
1990.
• KÖKER, Levent, Demokrasi Üzerine Yazılar, Ankara: mge Yayınları, 1992.
85

• KUKATHAS, Chandran ve PETT T, Philip, Rawls:A Theory of Justince and Its


Critics, Oxford: Polity Press, 1995.
• LAKOFF, Sanford, “Özerklik ve Liberal Demokrasi”, Sosyal ve Siyasi Teori,
(Der.), Atilla Yayla, Ankara: Siyasal Yayınları, 1999.
• LESSEM, Rannie, Global Management Principles, New Jersey: Prentice Hall,
1989.
• LYONS, Davıd, “Rawls versus Utilitarianism”, Opponents and Implication of
A Theory of Justice, ed.H.S.Richardson, New York, London: Garland Pub, 1999.

• MACPHERSON, C.B, “Rawls’s Model of Man and Society”, Oppenents and


Implication of A Theory of Justice, ed.H.S.Richardson, New York, London: Garland
Pub, 1999.
• MULHALL, S. ve SW FT, A., Liberals and Communitarians, London:
Blackwell, 1992.
• N ELSEN, Kai, “Capitalism, Socialism and Justince”, (ed.), Tom Regan and
Donald Van De Veer, And Justice For All, Totawa, NJ: Rowman&Littlefield, 1982.
• N ELSEN, Kai, Eguality and Liberty:A Defense of Radical Egalitarianism,
Totowa, NJ: Rowman&Allanheld, 1985.
• N ETZSCHE, F., Beyond Good and Evil, New York: Random House, Vintage,
1986.
• ÖKTEM, Niyazi, “Adalet Kavramı ve Sosyal Realite”, Adalet Kavramı (Der.),
Adnan Güriz, Ankara: Türkiye Felsefe Kurumu Yayınları, 2001.
• PAUL, Jeffrey, “Substantive Contracts and the Legimate Basıs of Political
Authority” The Monıst, 66, (4), Ekim 1983.
• PER JS, Philippe Van, “Why Surfers Should Be Fed:The Liberal Case For an
Unconditional Basic Income”, Philosopy and Public Affairs, Sayı 20, 1991.
• RAWLS, John, A Theory of Juctice, Cambridge: Harvard University Press,
1971.
• RAWLS, John, “Kantian Constructivism in Moral Theory”, Journal of
Philosophy, 77 (Eylül 1980)
• RAWLS, John, “Justice As Fairness:Political Not Metaphsical”, Philosopy and
Public Affairs, 14, n.3 (Yaz 1985).
• RAWLS, John, Political Liberalism, New York: Columbia University Press,
1996.
• RAWLS, John, Collected Papers, Massachusetts: Harvard University Press,
2001.
• RAWLS, John, Justice as Fairness:A Restatement, Massachusetts: Harvard
University Press, 2003.
• RONCAQL A, A., Sraffa and the Theory of Prices, New York: John Wiley,
1978.
• ROWLEY, Charles, Özgürlük ve Devlet, Çev: .Dalmı , Ankara: Liberte
Yayınları, 2002.
• RYAN, Alan, “John Rawls”, Ça da Temel Kuramlar, (Der.), Q.Skinner,
Ankara: Vadi Yayınları, 1997, ss.132-155.
• SABINE, George, Yakın Ça Siyasal Dü ünceler Tarihi, Çev:Özer Ozankaya,
Ankara: Gündo an Yayınları, 1991.
86

• SANDEL, Michael, Liberalism and Limit of Justice, Cambridge: Cambridge


University Press, 1982.
• SINGER, Peter, Animal Liberation, New York: Random House, 1990.
• SINGER, Peter, Writings on an Ethical, New York: The Ecco Press, 2000.
• SUNAR, lkay, Dü ün ve Toplum, Ankara: Kültür Bakanlı ı Yayınları, 1979.
• TUCKER, Robert C., The Marx-Engels Reader, New York: Norton Press, 1978.
• WALLERSTE N, I., Liberalizmden Sonra, Çev:Erol Öz, stanbul: Metis
Yayınları, 2003.
• WALZER Michael, Spheres of Justice, New York: Basic Books, 1983.
• WALZER, Michael, Radikal Principles, New York: Basıc Books, 1980.
• YAYLA, Atilla, Liberal Bakı lar, Ankara: Siyasal Yayınları, 1993.
• ZUCHERT, Michael, “Justice Deserted:A Critigue of Rawls’s Theory of
Justince”, Polity 13, (Spring 1981).