You are on page 1of 257

V. Ý.

LENÝN

BÝR ADIM ÝLERÝ,


ÝKÝ ADIM GERÝ

ERÝÞ YAYINLARI

V. Ý. Lenin 1
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
DÖRDÜNCÜ BASKI
BÝR ADIM ÝLERÝ, ÝKÝ ADIM GERÝ
PARTÝMÝZDE BUNALIM

V. Ý. LENÝN
Þubat-Mayýs 1904’de yazýldý.
Mayýs 1904’de Cenevre’de kitap olarak basýlmýþtýr.
V. Ý. Lenin, One Step Forward, Two Step Bac – The Crisis in our Party (Progress
Publi-shers, Moscow 1965)
[Türkçe çevirisi Yurdakul Fincancý tarafýndan yapýlmýþtýr. Sol Yayýnlarý, Mart 1979,
Dördüncü Baský] (Birinci baský: Nisan 1969; Ýkinci Baský: Eylül 1975; Üçüncü Baský: Aralýk
1976)
Eriþ Yayýnlarý tarafýndan düzenlenmiþtir, 2003.
erisyay@kurtuluscephesi.com
http://www.kurtuluscephesi.com
http://www.kurtuluscephesi.net
http://www.kurtuluscephesi.org
ÝÇÝNDEKÝLER

7 Önsöz, N. Lenin
11 A. Kongre Hazýrlýklarý
14 B. Kongredeki Çeþitli Gruplaþmalarýn Önemi
18 C. Kongrenin Baþlangýcý. Hazýrlýk Komitesi Olayý
27 D. Yujni Raboçi Grubunun Daðýlýþý
31 E. Dillerin Eþitliði Olayý
39 F. Tarým Programý
47 G. Parti Tüzüðü. Yoldaþ Martov’un Tasarýsý
57 H. Iskracýlar Arasýndaki Bölünmeden Önce. Merkeziyetçilik
Konusundaki Tartýþmalar
61 Ý. Tüzüðün Birinci Maddesi
83 J. Haksýz Oportünizm Suçlamalarýnýn Masum Maðdurlarý
94 K. Tüzük Üzerindeki Görüþmelerin Devamý. Konseyin
Kuruluþu
101 L. Tüzük Görüþmelerinin Tamamlanmasý. Merkez Kurullarýna
Üye Çaðýrma.Raboçeye Dyelo Temsilcilerinin Çekiliþi
115 M. Seçimler. Kongrenin Sonu
142 N. Kongredeki Savaþýmýn Genel Görünümü. Partinin
Devrimci ve Oportünist Kanatlarý
155 O. Kongre Sonrasý. Ýki Savaþým Yöntemi
175 P. Büyük Bir Kývancýn Yolunu Ufak Kaygýlar Engellememelidir
187 Q. Yeni Ýskra. Örgütlenme Sorunlarýnda Oportünizm
217 R. Diyalektik Üzerine Birkaç Söz. Ýki Devrim
223 Ek. Yoldaþ Gusev ve Yoldaþ Deutsch Olayý

EKLER
233
235 Bir Adým Ýleri Ýki Adým Geri. N. Lenin’in Rosa Luxemburg’a Yanýt
247 Açýklayýcý Notlar
ÖNSÖZ

UZAYIP giden inatçý ve hararetli bir savaþým sürecine girildi-


ði zaman, bir yandan ilerdeki giriþimleri belirleyecek temel, ana
noktalar ortaya çýkmaya baþlarken, bir yandan da bu noktalara ba-
kýþla, savaþýmýn, göreceli olarak küçük ve önemsiz yanlarý giderek
gerilere itilir.
Partimiz içinde, altý aydan beri bütün parti üyelerinin dikka-
tini üzerine çeken savaþýmda da durum böyledir. Bugün, bütün
savaþýmýn genel çizgileri içinde, pek az ilgi çekici olan birçok ay-
rýntýya ve temelde hiç ilgi çekici olmayan birçok kavgaya deðin-
mek zorunda olduðum için, gerçekten önemli ve temel iki noktaya,
hiç kuþkusuz tarihsel önemi olan ve bugün partimizin karþý karþýya
bulunduðu [sayfa 7]* en ivedi siyasal ve son derece önemli iki nokta-

* Sol Yayýnlarý baskýsýnýn sayfa numaralarý, Mart 1979, Dördüncü Baský.

V. Ý. Lenin 7
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ya, daha baþýndan, okurun dikkatini çekmem gerekiyor.
Birinci nokta, partimizin “çoðunluk” ve “azýnlýk” olarak ikiye
bölünmesinin siyasal önemine iliþkindir. Bu bölünme, partinin Ýkinci
Kongresinde ortaya çýkmýþ, ve Rus sosyal-demokratlarý arasýndaki
bütün öteki bölünmeleri geriye itmiþtir.
Ýkinci nokta, örgütlenme sorunlarýnda, yeni Ýskra’nýn[2] tut-
tuðu yerin –bu yer gerçekten bir ilkeye dayandýðý sürece– ilke ola-
rak önemine iliþkindir.
Birinci nokta, partimizdeki savaþýmýn baþlamasýyla, bu sava-
þýmýn kaynaðýyla, nedenleriyle ve temel siyasal niteliðiyle ilgilidir.
Ýkinci nokta, savaþýmýn kesin sonuçlarýyla, bitimiyle, ilke diye ne
varsa hepsinin biraraya getirilmesi, kavga diye ne varsa hepsinin
bir yana konmasýyla elde edilecek ilkeler toplamýyla ilgilidir. Birin-
ci noktanýn yanýtý, parti kongresindeki savaþýmýn tahliliyle; ikinci
noktanýn yanýtý ise yeni Ýskra’nýn ilkelerindeki yeni þeylerin tahlili-
yle verilmiþtir. Broþürümüzün onda-dokuzunu kaplayan bu iki tahlil,
“çoðunluðun” devrimci, “azýnlýðýn” ise, partimizin oportünist kana-
dýný oluþturduðu sonucunu ortaya koymuþtur. Bugün partiyi iki
kanada bölen ayrýlýklar, program ya da taktik sorunlarýna deðil, ge-
nellikle örgütlenme sorunlarýna iliþkindir. Yeni Ýskra tutumuna de-
rinlik kazandýrmaya çalýþtýkça ve bu tutum merkez kurullarýna üye
çaðýrma kavgalarýndan arýndýkça, ortaya çýkan yeni görüþün, ör-
gütlenme sorununda oportünizmden baþka bir þey olmadýðý daha
iyi anlaþýlmaktadýr.
Partimizdeki bunalýmla ilgili mevcut yazýlarýn, gerçekleri yo-
rumlama ve inceleme açýsýndan baþlýca eksikliði, parti kongresi
tutanaklarý üzerine hemen hemen hiç eðilmemiþ olmasýdýr; temel
örgütlenme ilkelerini aydýnlatmalarý açýsýndan bakýldýðý zaman, ayný
yazýlarda görülen eksiklik, bir yandan yoldaþ Martov’la yoldaþ Ak-
selrod’un, [sayfa 8] Tüzüðün birinci maddesini yazarken yapmýþ ol-
duklarý ana yanlýþ ve bu yanlýþý savunmalarý, öte yandan Ýskra’nýn
örgütlenme ilkeleriyle ilgili tüm “sistemi” (burada bir sistemden
sözedilebilirse) arasýnda bulunan, varlýðý sugötürmez baðýn tahlil
edilmemesidir. “Çoðunluðun” yazýlarýnda, birinci madde üzerinde-
ki tartýþmanýn önemine birçok kez deðinildiði halde, Ýskra’nýn þim-
diki yazýkurulu, açýktýr ki, sözkonusu iliþkiye dikkat bile etmemek-
tedir. Gerçekte yoldaþ Akselrod’la yoldaþ Martov, birinci madde
üzerinde yaptýklarý ilk yanlýþlýðý þimdi yalnýzca derinleþtiriyor,

8 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
geliþtiriyor, geniþletiyorlar. Aslýnda, oportünistlerin örgütlenme soru-
nu üzerindeki tutumlarý, birinci madde üzerindeki çekiþmeler sýra-
sýnda zaten ortaya çýkmaya baþlamýþtý: sýmsýký kaynaþmamýþ gevþek
bir parti örgütünü savunmalarý; parti kongresinden ve onun seçtiði
kurullardan baþlayarak, partiyi yukardan aþaðý örgütleme düþün-
cesine (bu “bürokratik” düþünceye) düþmanlýklarý; her profesöre,
her yüksek okul öðrencisine, her “grevci”ye, kendini parti üyesi
ilân etme olanaðýný verecek biçimde, partiyi aþaðýdan yukarýya ör-
gütleme eðilimi; bir parti üyesinin, parti tarafýndan tanýnmýþ bir ör-
güte baðlý olmasýný öngören “biçimciliðe” düþmanlýklarý; “örgüt-
lenme iliþkilerini yalnýzca platonik olarak kabule” yatkýn burjuva
aydýnýnýn anlayýþýna kaymalarý; oportünist anlayýþta daha da deri-
ne gitme ve anarþistçe sözlere baðlanma eðilimleri; merkeziyetçi-
liðe karþý özerkliðe yatkýnlýk göstermeleri – kýsacasý bütün bunlarýn
hepsi, yeni Ýskra’da þimdi bol bol çiçekleniyor ve ilk yanýlgýnýn, tü-
müyle ve somut biçimde giderek daha çok açýða çýkmasýna yar-
dým ediyor.
Parti kongresi tutanaklarýna gelince, bu tutanaklarýn haksýz
yere ihmal edilmesi, ancak, tartýþmalarýmýzýn kavgalarla içinden
çýkýlmaz bir duruma getirilmiþ olmasý gerçeðiyle ve ola ki bu tu-
tanaklarýn, çok tatsýz birçok gerçeði içermesiyle açýklanabilir. Parti
kongresi tutanaklarý, [sayfa 9] partimizdeki gerçek durumu ortaya koy-
masý açýsýndan kendi türünde tektir ve doðruluk, tamlýk, kapsam,
zenginlik ve sahih olma bakýmýndan eþsizdir; harekete katýlanlarýn
görüþlerini, duygularýný, tasarýmlarýný ortaya koyan, bizzat onlar tara-
fýndan çizilmiþ bir resimdir; partideki siyasal hizipleri, onlarýn göre-
celi güçlerini, karþýlýklý iliþkilerini ve savaþýmlarýný gözler önüne se-
ren bir resimdir. Eskiye ait kalýntýlarýn ve salt hizip baðlarýnýn temiz-
lenmesinde ve bunlarýn yerine tek bir büyük parti baðýnýn konma-
sýnda ne denli baþarý saðlamýþ olduðumuzu bize gösteren þey, par-
ti kongresi tutanaklarýdýr ve yalnýzca bu tutanaklardýr. Partisinin iþ-
lerine bilinçli olarak katýlmak isteyen her parti üyesine düþen gö-
rev, parti kongremizi incelemektir. Ýncelemekten sözediyorum, çün-
kü salt, tutanaklardaki hammadde yýðýnýný okumak, kongrenin gö-
rünümünü kavramak için yeterli deðildir. Kýsa konuþma özetleri-
nin, kuru tartýþma özetlerinin, küçük (görünüþte küçük) noktalar
üzerindeki ufak çekiþmelerin biraraya gelerek bir bütün halini alma-
sý, ancak dikkatli ve kendi baþýna yapýlan bir incelemeyle saðlana-

V. Ý. Lenin 9
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bilir ve bir parti üyesi, ancak böylelikle, her ünlü konuþmacýnýn
canlý çehresini kavrayacaðý ve parti kongresine gelmiþ her temsilci
grubunun siyasal yüzünü bütün yanlarýyla anlayacaðý bir noktaya
ulaþabilir (ulaþmasý gerekir). Bu satýrlarýn yazarý, okuru, parti tuta-
naklarý üzerinde geniþ ve kendi baþýna bir inceleme yapmaya öze-
ndirebilirse, çalýþmasýnýn boþa gitmediðine inanacaktýr.
Sosyal-demokrasinin karþýtlarýna da bir-iki söz. Onlar, bizim
tartýþmalarýmýzý zevkle seyrediyor ve yüzlerini buruþturuyorlar; kuþku
yok ki, benim bu broþürümden yalnýzca partimizin baþarýsýzlýk ve
kusurlarýyla ilgili bölümleri seçip, kendi amaçlarý için kullanmayý
deneyeceklerdir. Ancak Rus sosyal-demokratlarý, savaþ alanýnda
öylesine çelikleþmiþlerdir ki, bu tür iðnelemeler onlara výzgelecek
ve iþçi sýnýfý hareketi büyüyüp geliþerek bu eksiklikleri [sayfa 10] ke-
sinlikle ortadan kaldýrýncaya kadar, o kiþiler ne derse desin, sosyal-
demokratlar kendi iþlerini özeleþtirinin ölçüsüne vurmaya, kendi
eksikliklerini amansýzca sergilemeye devam edeceklerdir. Muha-
liflerimize gelince, býrakalým, bizim Ýkinci Kongremizin tutanakla-
rýyla ortaya çýkarýlan resme uzaktan bile benzese, kendi “partileri”n-
deki gerçek durumun bir görünümünü gözler önüne sermeyi dene-
sinler! [sayfa 11]

Mayýs 1904       N. LENÝN

10 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
A. KONGRE HAZIRLIKLARI

BÝR söz vardýr, herkes sabahtan akþama kendi yargýcýna


sövme hakkýna sahiptir, derler. Bizim parti kongremiz de, herhan-
gi bir partinin kongresi gibi, önderliðe oynayan ama bozguna uðra-
yan bazý kiþiler için bir yargýçtý. Bugün bu “azýnlýk” temsilcileri, za-
vallýlýk sýnýrýna yaklaþan tam bir bönlükle “kendi yargýçlarýna sövü-
yorlar”, kongreye gölge düþürmek, onun önemini ve yetkisini küçült-
mek için ellerinden geleni yapýyorlar. Bu çaba, belki de en canlý
biçimde, 57 sayýlý Ýskra’daki bir yazýda, kongrenin egemen “göksel
bir varlýk” olduðu düþüncesini tiksintiyle karþýladýðýný söyleyen “Pra-
tik Ýþçi”[3] tarafýndan dile getiriliyor. Bu, yeni Ýskra’nýn, suskunlukla
geçiþtirilmesi olanaksýz, çok [sayfa 12] karakteristik bir özelliðidir.

V. Ý. Lenin 11
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Çoðunluðu kongre tarafýndan reddedilen yazýkurulu, bir yandan
kendisine “parti”nin yazýkurulu adýný yakýþtýrýyor, öte yandan kong-
renin göksel bir varlýk olmadýðýný öne süren kiþilere kucak açýyor.
Ne güzel deðil mi? Evet beyler, kongre gerçekte göksel bir varlýk
deðildi; ama orada yenik düþtükten sonra kongreye “sövüp sayan-
lara” ne demeli?
Gerçeði görmek için, kongre hazýrlýklarýnýn geçmiþindeki
baþlýca olaylarý anýmsayalým.
Ýskra, 1900’de yayýn hayatýna giriþini duyururken,* daha ilk
baþtan, birleþmemizden önce, sýnýr çizgilerinin belirlenmesi gerek-
tiðini belirtmiþti, Ýskra, 1902 konferansýný[4] bir parti kongresi** ola-
rak deðil, özel bir toplantý olarak gerçekleþtirmeye çalýþýyordu. Ýskra,
konferansta seçilen hazýrlýk komitesini yeniden kurduðu 1902 yaz
ve güz aylarýnda aþýrý ölçüde ihtiyatlý davranýyordu. Sonunda, sýnýr-
larýn çizimi iþlemi, hepimizin bildiði gibi, tamamlanmýþtý. Hazýrlýk
komitesi, 1902 yýlýnýn sonunda kurulmuþtu. Ýskra, komitenin sað-
lam bir þekilde kuruluþunu olumlu karþýladý ve 32’nci sayýsýnda ya-
yýnlanan bir baþyazýda, bir parti kongresinin toplantýya çaðrýlmasýnýn
çok ivedi ve ciddi bir zorunluk olduðunu ilân etti.*** Bu durumda,
bize yüklenebilecek en son suç, ikinci kongreyi toplamakta ivedi
davranmýþ olmamýzdýr. Gerçekte bize rehberlik eden kural, kumaþý
kesmeden önce yedi kez ölçünüz, kuralýydý; kumaþ kesildikten
sonra, artýk yoldaþlarýmýzýn sýzlanmaya baþlamamalarýný ve kumaþý
tekrar tekrar ölçmeye kalkýþmamalarýný beklemek hakkýmýzdý.
Hazýrlýk komitesi Ýkinci Kongre için çok dikkatli kurallar (þim-
di bazýlarý, siyasal ürkekliklerini örtmek için bu [sayfa 13] kurallarý bi-
çimci ve bürokrat diye tanýmlýyorlar) koydu; bu kurallarý bütün
öteki kurullardan geçirdi ve sonunda onayladý. Komite, baþka nok-
talarýn yani sýra, 18’inci maddede þu koþulu da koydu: “Kongrenin
bütün kararlarý ve yaptýðý bütün seçimler, partinin kararlarýdýr ve
bütün parti örgütlerini baðlar. Hiç kimse, hiç bir bahane ile bu ka-
rarlara karþý koyamaz. Bu kararlar, ancak, bir sonraki parti kongre-
si tarafýndan deðiþtirilebilir ya da kaldýrýlabilir.”**** Zamanýnda,

* Bkz: Collected Works, Vol. 4, s. 351-356. -Ed.


** Bkz: Ýkinci Kongre Tutanaklarý, s. 20. -Ed.
*** Bkz: “Hazýrlýk Komitesi’nin Kurulduðuna Dair Açýklama” (Collected Works, Vol.
6, s. 307). -Ed.
**** Bkz: Ýkinci KOngre Tutanaklarý, s. 22-23 ve 380.

12 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
hiç bir yakýnmaya neden olmaksýzýn kesin bir gerçek olarak kabul
edilen bu sözler, kendi baþlarýna ne kadar masum, deðil mi? Ama
ne garip, bugün “azýnlýða” karþý bir yargý olarak görünüyorlar. Bu
noktaya neden yer verildi? Salt formalite olsun diye mi? Elbette de-
ðil. Bu madde gerekli görüldü. Gerçekten de gerekliydi. Çünkü
parti, birbirinden ayrý, baðýmsýz birtakým gruplardan oluþuyordu.
Bunlar kongreyi tanýmayý reddedebilirlerdi. Bu madde gerçekte
bütün devrimcilerin özgür iradesini yansýtýyordu. (þimdi bu “öz-
gür” sözcüðü, yerli-yersiz ve gereðinden çok kullanýlýyor, gerçekte
“kaprisli” nitelemesini gerektiren durumlar için kullanýlýyor.) Bu
madde, bütün Rus sosyal-demokratlarý tarafýndan karþýlýklý olarak
üstlenilen bir “onur sözü”ydü. Amaç, kongrenin gerektirdiði gider-
lerin, büyük çabanýn ve göze alýnan tehlikenin boþ yere olmamasý,
kongrenin bir güldürüye dönüþmemesinin güven altýna alýnmasýy-
dý. Bu madde, kongrede alýnan kararlarý ve yapýlan seçimleri kabul
etmemeyi, daha iþin baþýnda, baðlýlýðýn ihlâli olarak niteliyordu.
Bu durumda yeni Ýskra, kongrenin göksel ve kararlarýnýn da
kutsal olmadýðý hakkýndaki yeni buluþuyla kime dudak büküyor?
Bu buluþ, “örgütlenme konusunda yeni görüþler”i mi ifade ediyor,
yoksa yalnýzca eski izleri örtmek için yapýlan yeni bir giriþimi mi?
[sayfa 14]

V. Ý. Lenin 13
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
B. KONGREDEKÝ ÇEÞÝTLÝ
GRUPLAÞMALARIN ÖNEMÝ

KONGRE, çok titiz bir hazýrlýktan sonra ve tam bir temsil te-
meline dayalý olarak toplantýya çaðrýldý. Kongrenin yapýsýnýn doðru
olduðu ve kararlarýnýn kesinlikle baðlayýcý bir nitelik taþýdýðý yolun-
daki genel kaný, kongre toplandýktan sonra baþkanýn söylevinde
de (tutanaklar, s. 54) ifadesini buldu.
Kongrenin baþlýca görevi neydi? Ýskra tarafýndan geliþtirilmiþ
ve ayrýntýlarýyla hazýrlanmýþ ilkelere ve örgütlenme görüþlerine da-
yalý gerçek bir parti yaratmak. Kongre çalýþmalarýnýn bu doðrultu-
su, Ýskra’nýn üç yýl süren çalýþmalarýyla ve komitelerin çoðunluðunun
Ýskra’yý tanýmýþ olmasýyla önceden belirlenmiþti. Ýskra’nýn progra-
mý ve eðilimi, [sayfa 15] partinin programý ve eðilimi olacaktý; Ýskra’nýn

14 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
örgütlenme planlarý, Parti Örgüt Tüzüðünün maddeleri halinde so-
mutlaþacaktý. Ama söylemeye bile gerek yok, bu, savaþým ver-
meksizin baþarýlamazdý. Çünkü kongre geniþ ölçüde temsili bir
nitelik taþýyordu; temsilciler arasýnda Ýskra’yla var gücüyle savaþan
örgütlerin (Bund[5] ve Raboçeye Dyelo[6]) temsilcileri ile Ýskra’yý ön-
der organ olarak sözde tanýmakla birlikte, gerçekte kendi planlarý
doðrultusunda davranan ve ilke sorunlarýnda tutarlý olmayan ör-
gütlerin temsilcileri (Yujni Raboçi grubu[7] ve bazý komitelerin bu
grupla yakýn iliþki kuran temsilcileri) de vardý. Bu koþullar altýnda
kongre, Ýskra’nýn yöneltisinin zaferi için verilen savaþýmýn arena-
sýndan baþka bir þey olamazdý. Tutanaklarý þöyle bir okumak, kong-
renin böyle bir arena durumuna geldiðini hemen gösterecektir.
Þimdi bizim görevimiz, kongrede çeþitli konularda ortaya çýkan
belli-baþlý gruplaþmalarý geriye doðru izlemek ve ana gruplardan
herbirinin siyasal çehresini, tutanaklardaki açýk, kesin verilere daya-
narak ortaya koymaktýr. Kongrede Ýskra’nýn rehberliðinde bir tek
parti içinde birleþecek olan bu gruplar, eðilimler ve farklýlýklar ne-
lerdi? Görüþmeleri ve oylamalarý tahlil ederek göstermemiz gere-
ken þey budur. Hem bizim sosyal-demokratlarýmýzýn gerçekten ne
olduklarýný gösterecek bir inceleme için, hem de onlar arasýndaki
ayrýlýk nedenlerini anlamak bakýmýndan, bunun aydýnlatýlmasý
büyük bir önem taþýmaktadýr. Hem Birlik Kongresinde[8] yaptýðým
konuþmada, hem yeni Ýskra yazýkuruluna gönderdiðim mektupta,
gruplaþmalarýn tahliline en önde yer vermemin nedeni budur.
(Martov’un baþý çektiði) “azýnlýk”ta olan muhaliflerim, sorunun özü-
nü hiç kavrayamadýlar. Birlik Kongresinde onlar, oportünizme kay-
dýklarý suçlamasýna karþýlýk, “haklý olduklarýný göstermeye” çalýþarak
ayrýntý türünden noktalarý düzeltmekle yetindiler, ama kongredeki
gruplaþmalara dair benim çizdiðim resmi daha deðiþik bir resim
çizerek karþýlamaya [sayfa 16] bile kalkýþmadýlar. Þimdi Martov, Ýskra’
da (n° 56), kongredeki deðiþik siyasal gruplarýn sýnýrlarýný ortaya
koymaya dönük her çabayý “hizipçilik siyaseti” olarak göstermeye
çalýþýyor. Bu biraz kuvvetli bir ifade yoldaþ Martov! Ama yeni Ýsk-
ra’nýn bu sert dilinin þu garip özelliði var: Bu sert dilin tümden ve
herkesten önce þimdiki yazýkurulunu hedef almýþ bir dil haline dö-
nüþmesi için, kongreden bu yana, aramýzdaki farklýlýðýn bütün aþa-
malarýný ortaya koyuvermek yeter de artar bile. Hizipçi siyasetten
sözeden siz, sözüm-ona parti yazýkurulu, önce bir kendinize ba-

V. Ý. Lenin 15
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kýn!
Martov, bizim kongredeki savaþýmýmýzýn dayandýðý gerçek-
leri öylesine tatsýz buluyor ki, þimdi o gerçekleri tümden küçümse-
meye, karalamaya çalýþýyor. “Bir iskracý” diyor Martov, “parti kongre-
sinde ve ondan önce, Ýskra ile tam dayanýþma içinde olduðunu
söylemiþ, onun programýný ve örgüt görüþünü savunmuþ ve örgüt-
lenme politikasýný desteklemiþ kiþidir. Kongrede kýrktan fazla böy-
le iskracý vardý; Ýskra’nýn programýyla Ýskra’yý partinin merkez yayýn
organý olarak kabul eden önerge için verilen oylarýn sayýsý buydu.”
Kongre tutanaklarýný açýn, göreceksiniz ki, program, çekimser ka-
lan Akimov’un dýþýndakilerin hepsinin oybirliðiyle kabul edilmiþtir
(tutanaklar, s. 233). Böylece yoldaþ Martov, bundcularýn, Bruker’in
ve Martinov’un, Ýskra’yla “tam bir dayanýþma” içinde olduklarýný
gösterdiklerine, onun örgütlenme görüþlerini savunduklarýna bizi
inandýrmak istiyor. Bu gülünçtür! Kongreden sonra, katýlanlarýn
tümünün (gene de tümü deðil, çünkü bundcular çekilmiþti), parti-
nin eþit üyeleri haline geldiði gerçeði, burada, kongredeki savaþýmý
yaratan gruplaþmalarla karýþtýrýlýyor. Kongreden sonra “çoðunluðu”
ve “azýnlýðý” meydana getiren öðeleri incelemek yerine, “programý
kabul ettiler” yollu resmi bir sözle karþýlaþýyoruz.
Ýskra’nýn merkez yayýn organý olarak kabul ediliþine iliþkin
oylamayý alýn. Göreceksiniz ki, önergenin iki [sayfa 17] bölümünü, ya-
ni Ýskra’nýn salt merkez yayýn organý olarak kabul edilmesiyle, yap-
týðý hizmetlerin tanýnmasýna iliþkin bölümü birbirinden ayýrmakta
ýsrar eden kiþi, –þimdi yoldaþ Martov’un, daha iyi bir dava uðruna
harcamasý gereken bir cesaretle, Ýskra’nýn örgütsel görüþlerini ve
örgüt siyasetini savunduðunu söyleyerek övdüðü– Martinov’du. Ön-
ergenin ilk bölümü (yani Ýskra’nýn hizmetlerini kabul eden, onunla
dayanýþma içinde bulunulduðunu ifade eden bölümü) oya kon-
duðu zaman, lehte yalnýzca otuzbeþ oy verildi; iki oy (Akimov’la
Bruker) aleyhteydi; onbir kiþi (Martinov, beþ bundcu ve yazýkurulu-
nun beþ oyu, yani benim ve Martov’un ikiþer oyu ile Plehanov’un
bir oyu) çekimserdi. Görülüyor ki, Martov’un þimdi taþýdýðý görüþler
açýsýndan onun hayli yararýna olan ve bizzat kendisinin ortaya attý-
ðý bu örnekte bile Ýskra’ya karþý grup (beþ bundcu ve üç Raboçeye
Dyelo yanlýsý) apaçýk ortadadýr. Önergenin ikinci bölümünün, yani
herhangi bir biçimde dayanýþma ifade etmeksizin, Ýskra’nýn mer-
kez yayýn organý olarak kabulü hakkýndaki bölümünün oylanmasýný

16 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
(tutanaklar, s. 147) alýn: lehte verilen oylar, þimdiki Martov’un isk-
racý sýnýfýna soktuðu kýrkdört kiþiydi. Kullanýlacak toplam oylarýn
sayýsý ellibirdi. Çekimser kalan yazýkurulunun beþ oyunu bundan
çýkarýrsak elde kýrkaltý oy kalýr, iki oy (Akimov ve Bruker) aleyhtey-
di. Görüldüðü gibi, geri kalan krkdört oyun içinde beþ bundcunun
hepsinin oyu vardý. Ve böylece kongredeki bundcular, “Ýskra’yla
tam bir dayanýþma içinde olduklarýný ifade ettiler” – Ýþte resmi Ýsk-
ra, resmi tarihi böyle yazýyor. Bu noktayý bir parça öne alarak, oku-
ra, bu resmi doðrunun gerçek nedenlerini açýklayacaðýz: eðer bund-
cularla “Raboçeye Dyelo” yanlýlarý kongreden çekilmeselerdi, Ýskra’
nýn þimdiki yazýkurulu (bugünkü gibi, sözde parti yazýkurulu deðil)
gerçek parti yazýkurulu olurdu, olabilirdi. Bugünün bu güvenilir
bekçilerinin, sözümona parti yazýkurulunun, iskracý olarak ilân edil-
mesi zorunda kalýnmasý buradan ileri [sayfa 18] geliyor. Ama bu konu-
dan, daha sonra, ayrýntýlarýyla söz edeceðim.
Ýkinci sorun þudur: eðer kongre iskracýlarla Ýskra-karþýtlarý
arasýnda bir savaþým idiyse, bu ikisi arasýnda yalpalayan, kararsýz,
ortada öðeler yok muydu? Partimiz hakkýnda birazcýk fikri olan ve
hangi türden olursa olsun bütün kongrelerin gösterdiði manzarayý
bilen herhangi bir kiþi, bu soruya a priori, [önsel.-ç.] olumlu yanýt
verme eði- limini gösterecektir. Yoldaþ Martov, þimdi, bu kararsýz
öðeleri anýmsamakta pek isteksiz görünüyor; bu nedenle de Yujni
Raboçi grubunu ve ona yanaþan temsilcileri tipik iskracýlar olarak,
bizim onlarla ayrýlýðýmýzý da deðersiz ve önemsiz þeyler gibi göste-
riyor. Bereket versin, tutanaklarýn tam metni önümüzde; bu soruyu
–kuþkusuz gerçek soruyu– belgesel verilere dayanarak yanýtlama
olanaðýna sahibiz. Kongredeki genel gruplaþmalara dair yukarda
söylediklerimiz, kuþkusuz, soruya yanýt olma iddiasýnda deðildir,
yalnýzca sorunu doðru olarak ortaya koymak içindir.
Siyasal gruplaþmalarýn tahlili yapýlmaksýzýn, belli eðilimler
arasýndaki savaþýmýn niteliðiyle kongrenin görünümü ortaya kon-
maksýzýn, aramýzdaki ayrýlýðý anlama olanaðý yoktur. Martov’un,
bundcularý bile iskracýlar safýna koyarak, farklý eðilimleri gizlemeye
kalkýþma çabalarý, yalnýzca sorundan kaçmaktýr. Kongre öncesi
Rus sosyal-demokrat hareketinin tarihi çerçevesinde (daha ilerde-
ki doðrulamalar ve ayrýntýlý incelemeye temel olmak üzere) bellibaþlý
üç grup bulunduðu a priori belirtilmelidir: iskracýlar, Ýskra-karþýtlarý
ve kararsýz, yalpalayan, sallantýda öðeler. [sayfa 19]

V. Ý. Lenin 17
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
C. KONGRENÝN BAÞLANGICI
HAZIRLIK KOMÝTESÝ OLAYI

GÖRÜÞMELERÝ ve oylamalarý en iyi biçimde tahlil etmenin


yolu, bunlarý, kongrenin oturum sýrasýna göre ele almaktýr. Böyle-
ce siyasal cepheler, giderek belirgin duruma geldikçe, onlara gere-
ði gibi deðinilebilir. Ancak birbiriyle yakýndan ilgili sorunlarý ya da
benzer gruplaþmalarý birlikte gözden geçirmek gerektiði zaman
tarih sýrasýndan ayrýlýnacaktýr. Tarafsýz olabilmek için, bütün önemli
oylamalarý belirtmeye çalýþacaðýz, ama (bir ölçüde, konularý, ko-
misyonlarla genel kurul arasýnda daðýtmaktaki deney eksikliðimiz
ve yeterince etkin olamayýþýmýz, bir ölçüde de engellemeye varan
kaçamaklar yüzünden) kongrenin zamanýný çok fazla alan küçük
noktalar üzerindeki hadsiz hesapsýz [sayfa 20] oylamalarý bir yana

18 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
býrakacaðýz.
Tartýþmaya yolaçan ve görüþ ayrýlýklarýný ortaya koymaya
baþlayan ilk sorun, “Bund’un parti içindeki durumu” konusunun
(kongrenin “gündeminde”) ilk maddede yer alýp almamasýndan
çýktý (tutanaklar, s. 29-33). Plehanov, Martov, Trotski ve benim sa-
vunduðumuz iskracý görüþe göre, bu noktada kuþkuya yer yoktu.
Bund’un partiden çekilmesi, bizim þu görüþümüzü pek açýk biçim-
de doðruluyordu: Bund bizim yolumuzda yürümeyi ve parti çoðun-
luðunun Ýskra ile paylaþtýðý örgütlenme ilkelerini kabul etmeyi red-
dettiyse, bizim de ayný yolu tutacaðýmýz “inancýný yaratmak” ve
(bundcularýn yaptýðý gibi) kongreyi uzatmak yararsýz ve anlamsýz
olurdu. Sorun, her yönüyle, bizim yazýnýmýzda esasen aydýnlýða ka-
vuþturulmuþtu. Düþünen her parti üyesi için geriye kalan tek þey,
sorunu içtenlikle ortaya koymak, seçimi dobra dobra ve dürüstçe
yapmaktý: özerklik (bu durumda onlarýn yoluna girmiþ olurduk) ya
da federasyon (bu durumda ise bundcularla yollarýmýz ayrýlýrdý).
Bundcular, tüm politikalarýnda nasýl kaçamak davranýyor-
larsa, burada da kaçamak davranmak ve konuyu ertelemek istedi-
ler. Onlara, Raboçeye Dyelo’nun ardýndan gidenleri temsil ettiði
apaçýk belli olan Akimov yoldaþ da katýldý ve örgütlenme sorunu
üzerinde Ýskra ile aralarýndaki ayrýlýklarý bir çýrpýda ortaya döküver-
di (tutanaklar, s. 31). Bund ve Raboçeye Dyelo, (kýsa bir süre önce
Ýskra ile dayanýþma içinde olduðunu belirtmiþ olan Nikolayev Ko-
misyonunun iki oyunu temsil eden) Mahov yoldaþ tarafýndan des-
teklendi. Mahov yoldaþa göre, sorun tümüyle aydýnlýða kavuþma-
mýþtý; ona göre bir baþka “hassas nokta” da, “demokratik sistem
mi, yoksa tam tersine [buna dikkat ediniz!] merkeziyetçilik mi so-
runu”ydu – týpký kongrede henüz bu “hassas nokta”ya dikkat et-
memiþ olan þimdiki “parti” yazýkurulunun çoðunluðu gibi!
Böylece bize karþý kullanýlan toplam on oyu denetim [sayfa 21]
altýnda tutan Bund, Raboçeye Dyelo ve yoldaþ Mahov iskracýlara
muhalefet ettiler (tutanaklar, s. 33). Otuz oy lehteydi – daha sonra
göreceðimiz gibi, iskracýlarýn oyu sýk sýk bu rakam dolaylarýnda
dolaþmýþtýr. Onbir oy çekimserdi; açýkça görülüyordu ki, bu onbir
kiþi, çekiþen “taraflar”dan birinin yanýnda yer almak istememiþti.
Þu nokta, belirtilmeye deðer: Bund’un tüzüðünün 2’nci maddesi
(Bund’un partiden çekilmesine bu maddenin reddi sebep olmuþtur)
oya konduðu zaman, bu madde lehindeki oylarla çekimser oylarýn

V. Ý. Lenin 19
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
toplamý da on olacaktý (tutanaklar, s. 289); üç Raboçeye Dyelo’cuyla
(Bruker, Martinov ve Akimov) yoldaþ Mahov çekimser kalacaktý.
Açýkça görülüyor ki, Bund’un yeri konusundaki gündem maddesi-
nin oylanýþýnda ortaya çýkan gruplaþma raslantý deðildi. Anlaþýlýyordu
ki, bütün bu yoldaþlar, yalnýzca görüþme gündemine ait teknik so-
runda deðil, ama iþin özünde de Ýskra’dan ayrýlýyorlardý. Raboçeye
Dyelo’nun, iþin özünde gösterdiði ayrýlýk herkesçe bilinmektedir;
yoldaþ Mahov’a gelince, Bund’un çekiliþi konusunda yaptýðý konuþ-
mayla, bu yoldaþ, tutumunun eþsiz bir tanýmýný gözler önüne ser-
miþtir (tutanaklar, s. 289-290). Bu konuþma üzerinde durmaya de-
ðer. Yoldaþ Mahov, federasyonu reddeden karardan sonra, “Bund’
un, Rus Sosyal-Demokrat Ýþçi Partisi (RSDÝP) içindeki yeri benim
için artýk bir ilke sorunu olmaktan çýkmýþ, ve tarihsel olarak gelismiþ
bir örgüte iliþkin pratik bir siyasal sorun halini almýþtýr” diyordu.
“Burada” diye sürdürmüþtü sözünü konuþmacý, “yaptýðýmýz oyla-
mayý izleyebilecek bütün sonuçlarý dikkate almaktan baþka bir þey
yapamazdým; 2’nci maddeye tümüyle oy vermemin nedeni de
budur.” Yoldaþ Mahov “pratik siyaseti”, hayran olunasý bir biçimde
içine sindirmiþti: ilke olarak federasyonu çoktan reddetmiþti ve bu
nedenle, pratikte federasyonu ifade eden bir noktanýn tüzükte yer
almasý için oy verebilirdi. Ve bu “pratik” yoldaþ, derin tutumunu þu
sözlerle açýkladý: “Ama [sayfa 22] [Þçedrin’in ünlü “ama”sý] benim
oyum þu ya da bu biçimde, yalnýzca ilke [!!] açýsýndan bir önem
taþýdýðýna ve hemen hemen kongredeki bütün temsilcilerin oybir-
liðinde oluþu karþýsýnda herhangi bir pratik önemi bulunmadýðýna
göre, ilke olarak [Tanrý bizi böyle ilkelerden korusun!] bu sorunda
benim tutumumla, lehte oy veren Bund temsilcilerinin tutumu ara-
sýndaki farklýlýðý ortaya koymak için çekimser kalmayý yeð gör-
düm. Tersine, Bund temsilcileri, ilkin israr ettikleri gibi çekimser
kalsalardý, o zaman ben lehte oy verirdim.” Yazý tura atar mýsýnýz?
Herkesin “hayýr” dediði bir sýrada “evet” demenin hiç bir pratik
önemi olmayacaðý için ilkelere baðlý bir insan, çekimser kalarak,
yüksek sesle “evet” demekten geri duruyor.
Bund’un yeri konusundaki gündem maddesi için, yapýlan
oylamadan sonra, kongrede Borba grubu[9] sorunu patlak verdi.
Bu sorun da hayli ilgi çekici bir gruplaþmaya yolaçtý; sorun, kong-
redeki “hassas” noktayla, adýný koyalým, merkez organlarýnýn kim-
lerden oluþacaðý konusuyla yakýndan iliþkiliydi. Kongrenin

20 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kimlerden oluþacaðýna karar vermek üzere görevlendirilen komisy-
on, hazýrlýk komitesinin iki kez kabul ettiði karara (tutanaklar, s.
383 ve 375) ve komitenin bu komisyondaki temsilcilerinin raporu-
na (tutanaklar, s. 35) uyarak, Borba grubunun çaðrýlmamasý kara-
rýna vardý.
Bunun üzerine, hazýrlýk komitesi üyelerinden yoldaþ Ego-
rov, “Borba sorunu”nun (Borba’ya dikkat edin, grubun bazý üyele-
rinden deðil, tüm gruptan söz ediliyor) “kendisi için yeni” olduðunu
söyledi ve görüþmenin ertelenmesini istedi. Hazýrlýk komitesinin
üzerinde iki kez karar aldýðý bir sorunun, o komitenin üyesi olan
bir kiþi için nasýl olup da yeni bir þey olduðu sýr kalmaya devam
ediyor. Görüþmelerin ertelendiði süre içinde, hazýrlýk komitesi bir
toplantý yaptý (tutanaklar, s. 40); bu toplantýya, komitenin kongre-
de bulunan üyeleri katýldýlar (hazýrlýk komitesinin birçok üyesi, [say-
fa 23] Ýskra örgütünün eski üyeleri, kongrede deðillerdi).* Borba ko-
nusundaki tartýþma böylece baþladý. Raboçeye Dyelo yanlýlarý lehte
(Martinov, Akimov ve Bruker - tutanaklar, s. 36-38), iskracýlar (Pav-
loviç, Sorokin, Lange, Trotski, Martov ve ötekiler) aleyhte konuþtular.
Kongre bir kez daha, artýk iyi bildiðimiz gruplara bölündü. Borba
konusundaki çekiþme hayli inatçýydý; yoldaþ Martov çok ayrýntýlý
(tutanaklar, s. 38) ve “savaþkan” bir konuþma yaptý; konuþmasýnda,
Rusya’daki ve yurtdýþýndaki gruplarýn “temsilindeki eþitsizliðe” hak-
lý olarak deðindi; yabancý bir gruba “ayrýcalýk” (pýrlanta gibi sözler,
kongreyi izleyen olaylarýn ýþýðýnda, bugün özellikle öðretici nitelik-
te olan sözler) tanýmanýn hiç de “iyi” olmayacaðýný söyledi; “parti-
de daðýnýklýðý gözler önüne seren ve hiç bir ilkenin haklý gösterme-
diði bir örgüt kargaþasý”ný (parti kongresindeki “azýnlýðýn” gözünde
bir hak!) teþvik etmememiz gerektiðini belirtti. Söz alan konuþmacý-
larýn sonuna gelinceye dek, Raboçeye Dyelo yandaþlarý dýþýnda hiç
kimse, açýkça ortaya çýkmadý ve Borba lehine makûl bir neden
göstermedi (tutanaklar, s. 40). Yoldaþ Akimov’la dostlarýna haksýz-
lýk etmemek için belirtmek gerekir ki, onlar hiç deðilse o yana, bu
yana yalpalamadýlar, tutumlarýný saklamadýlar, içtenlikle savundu-
lar, istediklerini açýkyüreklilikle söylediler.

* Bu toplantýyla ilgili olarak, hazýrlýk komitesi üyesi olan ve kongreden önce,


yazýkurulunun güvenilir temsilcisi, yedinci üyesi olarak oybirliði ile seçilen Pavloviç,’in
“Mektup”una[10] bakýnýz (Birlik tutanaklarý, s. 44).

V. Ý. Lenin 21
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Konuþmacýlar listesi kapandýktan sonra, artýk konu üzerin-
de konuþmanýn usulsüz hale geldiði bir sýrada yoldaþ Egorov, “ha-
zýrlýk komitesi tarafýndan henüz kabul edilmiþ bir kararýn açýklan-
masýný ýsrarla istedi”. Bu manevranýn temsilcileri rahatsýz etmiþ ol-
masý hiç de þaþýrtýcý deðildir; nitekim baþkan yoldaþ Plehanov,
“yoldaþ Egorov’un isteðinde direnmesini hayretle karþýladýðý”ný söy-
ledi. Kiþinin ya tüm kongre önünde þu ya da bu tutumu takýnmasý,
ya [sayfa 24] tartýþma konusu üzerinde açýk ve kesin bir tutum almasý
ya da hiç bir þey söylememesi beklenirdi. Ancak konuþmalarýn ta-
mamlanmasýna ses çýkarmamak ve ondan sonra, “tartýþmalarý ya-
nýtlama” perdesi ardýnda, kongreyi, tartýþma konusu sorun üzerinde
hazýrlýk komitesinin yeni bir kararýyla karþýkarþýya getirmek, arka-
dan vurulmuþ bir býçak gibiydi.
Akþam yemeðinden sonra oturum yeniden açýldýðý zaman,
hâlâ þaþkýnlýk içinde olan Büro, “formaliteler”i bir yana koymaya,
kongrelerde istisnai durumlarda benimsenen son yönteme, yani
“yoldaþca anlatma” yöntemine baþvurmaya karar verdi. Hazýrlýk
komitesi sözcüsü Popov, komitenin bir oya, Pavloviç’in oyuna kar-
þýlýk (tutanaklar, s. 43) bütün üyelerin oyuyla kabul ettiði kararý,
kongreye, Riyazanov’u davet etmeyi salýk veren kararýný açýkladý.
Pavloviç, hazýrlýk komitesi toplantýsýnýn meþru olmadýðýný
öne sürdüðünü, öne sürmeye devam edeceðini söyledi, komitenin
yeni kararýnýn “daha önceki kararýyla çeliþtiði”ni ifade etti. Bu söz-
ler gürültüye yol açtý. Hazýrlýk komitesinin ve Yujni Raboçi grubu-
nun üyesi olan yoldaþ Egorov, sözkonusu noktayý yanýtlamaktan
kaçýndý ve konuyu disiplin sorunu haline getirmeye çalýþtý. Egorov,
yoldaþ Pavloviç’in öne sürdüðü itirazý hazýrlýk komitesinin dinle-
diðine ve “onun karþý görüþünü kongrenin dikkatine sunmamaya”
karar verdiðine göre, yoldaþ Pavloviç’in bu tutumuyla parti disipli-
nini ihlâl etmiþ (!) olduðunu iddia etti. Görüþmeler, parti disiplini
sorununa kaydý ve Plehanov, temsilcilerin alkýþlarý arasýnda, yoldaþ
Egorov öðrensin diye, “bizim böyle baðlayýcý kurallarýmýz yok” þek-
linde bir açýklama yaptý (tutanaklar, s. 42; karþ: s. 379, kongre tüzü-
ðü, madde 7: “Temsilcilerin yetkileri baðlayýcý kurallarla sýnýrlana-
maz. Temsilciler, yetkilerini kullanmakta kesinlikle serbest ve ba-
ðýmsýzdýrlar.”). “Kongre en yüksek parti otoritesidir”, bundan ötürü,
parti yaþamýna iliþkin herhangi bir sorunu doðrudan doðruya kong-
reye getiren kiþiyi sýnýrlamaya [sayfa 25] çalýþan, hem parti disiplinini,

22 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
hem kongre tüzüðünü ihlal etmiþ olur. Böylece sorun, hizipler mi
parti mi sorununa geldi dayandý. Temsilcilerin haklarý, çeþitli ku-
rullarýn ya da hiziplerin var olduðu düþlenen haklarý ya da kurallarý
adýna, kongrede sýnýrlanacak mýydý, yoksa tüm alt düzeydeki ku-
rullar ve eski gruplar, partinin gerçek resmi kurumlarýnýn yaratýl-
masý için, salt sözde deðil, gerçekten ve tamamen daðýtacak mýydý?
Okurlar, amacý partiyi gerçekten ihya etmek olan kongrenin daha
baþýnda (üçüncü oturumda) ortaya çýkan bu anlaþmazlýðýn, ilke
açýsýndan ne kadar önemli olduðunu hemen göreceklerdir. Bu
anlaþmazlýðýn odak noktasýnda bulunan þey, eski gruplar ve (Yujni
Raboçi gibi) küçük topluluklarla, yeniden doðan parti arasýndaki
çatýþmaydý. Ýskra’ya-karþý gruplar bir anda kendilerini ortaya koy-
dular: bundcu Abramson, þimdiki Ýskra yazýkurulunun ateþli dostu
yoldaþ Martinov ve dostumuz yoldaþ Mahov, hepsi hepsi, Pavloviç’e
karþý Egorov’un ve Yujni Raboçi grubunun yanýnda yer aldýlar. Þimdi
örgütte “demokrasi” oyununda Martov ve Akselrod’la yarýþa çýkan
yoldaþ Martinov, üst makama baþvurunun ancak daha alt bir ma-
kam aracýlýðýyla yapýlabildiði orduyu bile örnek diye gösterdi!! Ýsk-
ra’ya karþý kurulan bu “saðlam” muhalefetin gerçek anlamýný, kong-
rede hazýr bulunan herkes ya da kongre öncesinde partimizin iç
tarihini dikkatle izlemiþ olan herkes iyice biliyordu. Muhalefetin
amacý (belki de muhalefetin her temsilcisinin her zaman kavra-
madýðý, bazan süredurum kurallarýnýn zorladýðý amacý), küçük,
önemsiz gruplarýn baðýmsýzlýðýný, bireyselliðini ve grup çýkarlarýný,
Ýskra ilkeleri temelinde kurulmakta olan geniþ bir partinin yutmasýna
karþý korumaktý.
Henüz Martinov’la güçbirliði yapmamýþ olan yoldaþ Martov,
soruna iþte tam bu açýdan yaklaþýyordu. Yoldaþ Martov “parti disi-
plini anlayýþý, bir devrimcinin baðlý olduðu daha alt düzeydeki belli
bir gruba karþý yükümlü olduðu [sayfa 26] görevleri yerine getirme an-
layýþýnýn ötesine geçmeyenler”e karþý cesaretle ve haklý olarak orta-
ya atýldý. Martov, hizip kafasýnýn þampiyonlarýna, sözlerinin, kong-
renin sonunda ve onun ardýndan kendi siyasal tutumu için nasýl
bir harman döveni olabileceðini düþünmeksizin “birleþmiþ bir par-
ti içinde hiç bir zorunlu [italikler Martov’un] gruplaþma hoþgörüle-
mez” dedi. Hazýrlýk komitesi sözkonusu olduðu zaman hiç bir zo-
runlu gruplaþma hoþgörülemez, ama yazýkurulu sözkonusu olduðu
zaman pekâlâ hoþgörülebilir. Martov, merkezden baktýðý zaman

V. Ý. Lenin 23
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
zorunlu gruplaþmayý kýnýyor, ama merkezin kuruluþundan hoþnut
olmadýðý anda böyle bir gruplaþmayý savunuyor...
Yoldaþ Martov’un, konuþmasýnda, yalnýzca yoldaþ Egorov’un
“ciddi yanýlgýsý”na deðil, ayný zamanda hazýrlýk komitesinin göster-
diði siyasal kararsýzlýða da özel bir aðýrlýk verdiðini belirtmek ilgi
çekici olacaktýr. Martov haklý bir öfkeyle þöyle diyordu: “Hazýrlýk
komitesi adýna, komite raporuna [burada bu raporun, hazýrlýk ko-
mitesi üyelerinin raporuna dayandýrýldýðýný ekleyelim - s. 43, Kolt-
sov’un sözleri] ve hazýrlýk komitesinin daha önceki önerilerine karþýt
bir öneri ortaya atýlýyor” (italikler benim). Gördüðümüz gibi, Mar-
tov, Borba’nýn yerini Riyazanov’un almasýnýn, hazýrlýk komitesinin
davranýþlarýndaki aþýrý çeliþki ve tutarsýzlýklarý ortadan kaldýrmadý-
ðýný, “dönüþ yapmadan” önce, o zaman açýkça görmüþtü (Martov’
un dönüþ yaptýktan sonra, konuyu nasýl düþündüðünü, parti üyele-
ri, Birlik kongresi tutanaklarý, s. 57’den öðrenebilirler). Martov, o
zaman, yalnýzca disiplin sorununu tahlille yetinmedi, hazýrlýk komi-
tesine açýkça þunu sordu: “Deðiþikliði gerektiren yeni koþul nedir?”
(italikler benim). Gerçekten de hazýrlýk komitesi yeni önerisini orta-
ya attýðý zaman, fikrini –Akimov’la baþkalarýnýn yaptýðý gibi– açýkça
savunma yürekliliðini dahi gösteremedi. Martov bunu yadsýyor (Bir-
lik tutanaklarý, s. 56), ama kongre tutanaklarýný okuyanlar, onun
hatalý olduðunu [sayfa 27] göreceklerdir. Hazýrlýk komitesinin önerisi-
ni sunan Popov, gerekçe üzerinde tek söz söylemedi (parti kon-
gresi tutanaklarý, s. 41). Egorov sorunu disiplin konusuna kaydýrdý;
sorunun kendisi üzerinde söylediði ise yalnýzca þuydu: “Hazýrlýk
komitesinin kendine göre bazý yeni gerekçeleri olabilir [ama yeni
gerekçeleri var mýydý, varsa bunlar nelerdi, bilinmiyor]; komite,
herhangi birini aday göstermeyi unutmuþ olabilir, vb.. [Bu “vb.”,
konuþmacýnýn sýðýnabileceði tek þeydi, çünkü hazýrlýk komitesi, iki
kez kongre önünde, bir kez de komite toplantýsýnda görüþtüðü
Borba’yý unutmuþ olamazdý.] Hazýrlýk komitesi bu kararý, Borba
grubuna karþý tutumunu deðiþtirdiði için almýþ deðildir; komite,
partinin gelecekteki merkez örgütünün yolu üzerindeki gereksiz
taþlarý, daha çalýþmalarýnýn baþýnda temizlemek istemektedir.” Bu
gerekçe deðil, gerekçeden kaçýnmaktýr. Her içten sosyal-demok-
rat (kongre temsilcilerinden herhangi birinin içtenliði konusunda
en ufak bir kuþkumuz yok), batýk kayalar olarak gördüðü þeyleri
temizleme ve salýk verilebilir saydýðý yöntemlerle temizleme endiþe-

24 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sini taþýr. Gerekçe vermek demek, kiþinin sorunu nasýl göidüðünü
ifade etmesi, açýklamasý demektir, herkesçe bilinen gerçekleri að-
zýnda gevelemesi demek deðildir. “Borba’ya karþý tutumlarýný
deðiþtirmiþ” olmaksýzýn, herhangi bir gerekçe gösteremezlerdi, çün-
kü hazýrlýk komitesi daha önceki karþýt kararlarýnda, gömülü kaya-
larý temizleme endiþesini dile getirmiþti, ama o zamanlar, “kayalar”
olarak gördüðü þey, tam karþýt þeylerdi. Yoldaþ Martov, öne sürü-
len savýn “önemsiz” bir sav olduðunu, “sorundan sýyrýlma” düþünce-
sinden esinlendiðini söyleyerek ve hazýrlýk komitesine “insanlar ne
der diye korkmamalarýný” öðütleyerek, çok haklý ve sert bir saldýný-
da bulundu. Kongrede önemli bir rol oynayan, ve baðýmsýzlýk isteði-
yle, küçük iþlerle uðraþmasýyla, belirli bir çizgisi olmayýþýyla, baþka-
larý ne der korkusunu taþýmasýyla, belli iki taraf arasmda yalpalayý-
þýyla, inançlarýný açýkça ortaya [sayfa 28] koymaktan korkmasýyla, ký-
sacasý bir “bataklýðýn”* bütün özelliklerini göstermesiyle kesin ola-
rak kendini belli eden siyasal cephenin ana yapýsýný, bu sözler çok
iyi niteliyor.
Kararsýz grubun bu siyasal ürkekliðinin sonuçlarýndan biri,
yeri gelmiþken belirtelim, bundcu Yudin dýþýnda (tutanaklar, s. 53)
hiç kimsenin, Borba grubu üyelerinden birinin davet edilmesine
iliþkin herhangi bir önerge getirmemesi oldu. Yudin’in önergesi
beþ oy aldý – anlaþýlan beþi de bundcuydu: yalpalayanlar yeniden
taraf deðiþtirmiþlerdi. Ortadaki grubun oylarýnýn sayýsýnýn ne oldu-
ðunu, Koltsov’la Yudin’in bu soruna iliþkin önergesi üzerindeki oyl-
ama yaklaþýk olarak göstermektedir: iskracýlar otuziki oy aldýlar
(tutanaklar, s. 47); bundcular onaltý oy aldýlar, yani iskracýlara-karþý
grubun sekiz oyu, yoldaþ Mahov’un iki oyu (kare: s. 46), Yujni
Raboçi grubu üyelerinin dört oyu ve iki baþka oy. Bu saf tutmanýn
hiç bir biçimde raslantý olarak görülemeyeceðini birazdan göstere-
ceðiz, ama ilkin, bu hazýrlýk komitesi olayýnda Martov’un þimdiki
düþüncesi üzerinde kýsaca duralým. Martov, Birlik kongresinde,

* Bugün partimizde bu sözü iþitince dehþete kapýlan ve yoldaþça olmayan tartýþma


yöntemleri kullanýlýyor feryadýný basan kiþiler var. Resmiyet anlayýþýnýn yanlýþ anlaþýlma-
sýndan ileri gelen garip bir duyarlýlýk!.. Bir iç savaþýmla karþý karþýya bulunan, hemen he-
men hiç bir siyasal parti yoktur ki, o partide, kararsýz öðeler, çekiþen taraflar arasýnda bir
o yana, bir bu yana yalpalayan öðeler bu sözlerle nitelenmemiþ olsun. Ýç savaþýmlarýný
gerçekten belli sýnýrlar içinde tutmayý bilen Almanlar bile versumpft [bataða gömülmüþ -
ç.] sözcüðünden gocunmamýþlar, dehþete kapýlmamýþlar ve gülünç, resmi bir erdemlilik
oyunu oynamamýþlardýr.

V. Ý. Lenin 25
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“Pavloviç’le baþkalarýnýn ihtiraslarý körüklediði” görüþünde sonuna
kadar direndi. Borba’ya ve hazýrlýk komitesine karþý en uzun, en
ateþli, en keskin konuþmalarýn Martov tarafýndan yapýldýðýný gör-
mek için kiþinin, yalnýzca kongre tutanaklarýna bakývermesi yeter.
Martov “suçu” Pavloviç’e yýkmaya çalýþarak yalnýzca kendi karar-
sýzlýðýný göstermiþti: kongreden önce yazýkurulunun yedinci üyesi
olarak Pavloviç’in seçilmesine yardým eden oydu; kongrede Ego-
rov’a karþý Pavloviç’le [sayfa 29] tam bir iþbirliði yaptý (tutanaklar, s.
44); ama daha sonra Pavloviç’e yenik düþünce onu “ihtiraslarý kö-
rüklemek”le suçlamaya baþladý. Bu gülünçtür.
Martov Ýskra’da (n° 56), X’in ya da Y’nin çaðrýlmasýna atfedi-
len önemle alay ediyor. Ne var ki, X’i ya da Y’yi Merkez Yönetim
Kuruluna ya da merkez yayýn organýna davet etmek gibi böyle
“önemli” bir sorunu ortaya çýkaran þey hazýrlýk komitesi olayý ol-
duðuna göre, bu alay bir kez daha Martov’a geri dönüyor. Ýþin,
sizin (partiye göre) “daha alt düzeyde olan kendi grubunuzu” ya
da baþkasýnýnkini ilgilendiriþine bakarak iki farklý ölçü kullanmak
yakýþýk almaz. Bu tamýtamýna darkafalý bir grup davranýþýdýr, partili
davranýþý deðil. Martov’un Birlik kongresindeki konuþmasýyla
(tutanaklar, s. 57), kongredeki konuþmasýný (tutanaklar, s. 44) þöyle
bir karþýlaþtýrmak, bunu göstermeye yeter. Martov Birlik kongresin-
de, inter alia, [Baþka þeylerin yanýsýra. -ç.] “insanlarýn” diyordu,
“hem kendilerine iskracý demekte israr etmelerini, hem de ayný
zamanda iskracý olmaktan utanç duymalarýný anlayamýyorum”.
“Kendine bir ad koymak”la “öyle olmak” arasýndaki farký, sözle ey-
lem arasýndaki farký kavrayamama garipliði... Martov kongrede,
kendisini zorunlu gruplaþmalarýn hasmý olarak nitelemiþti, oysa
kongreden sonra onlarýn destekçisi oldu...[sayfa 30]

26 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
D. YUJNÝ RABOÇÝ GRUBUNUN DAÐILIÞI

TEMSÝLCÝLERÝN, hazýrlýk komitesi sorunundaki saflaþmalarý


bir raslan-tý gibi görünebilir. Ancak böyle bir düþünce yanlýþ olur;
böyle bir düþünceyi silmek için olaylarý tarih sýrasýyla incelemeyi
bir yana býrakýp, kongrenin sonunda tanýk olunan, ama tartýþmakta
olduðumuz konuyla yakýndan iliþkili olan bir olayý ele alacaðýz. Bu
olay Yujni Raboçi grubunun daðýlýþýydý. Ýskra’nýn örgüt anlayýþý –
parti güçlerinin tam anlamýyla kaynaþtýrýlmasý ve o güçleri ayýran
karga-þaya son verilmesi– bu noktada, ortada gerçek bir partinin
bulunmadýðý sýralarda çok yararlý hizmetler gören, ancak þimdi
çalýþ- malarýn bir merkezde toplanmaya baþlamasýyla, gereksiz hale
gelen gruplardan birinin [sayfa 31] çýkarlarýyla çatýþmaya düþtü. Grup

V. Ý. Lenin 27
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
çý-karlarý açýsýndan bakýldýðý zaman Yujni Raboçi grubunun da “de-
vamlýlýk” ve dokunulmazlýk iddiasýnda bulunmaya, en az Ýskra ya-
zýkurulu kadar hakký vardý. Ancak parti çýkarlarý açýsýndan bakýldýðý
zaman, o gruba düþen görev, kendi güçlerini “münasip parti
örgütleri”ne (tutanaklar, s. 313, kongrece kabul edilen önergenin
sonu) aktarmayý kabul etmekti. Grup çýkarlarý açýsýndan ve “dar-
kafalý” bir görüþle bakýldýðý zaman, daðýlmayý eski Ýskra yazýku-
rulundan daha fazla arzu etmemiþ olan bir grubun daðýlmasý (yoldaþ
Rusov’la yoldaþ Deutsch’un kullandýðý bir deyiþle) “gýdýklayýcý bir
sorun”du. Ancak parti çýkarlarý açýsýndan bakýldýðý zaman, grubun
daðýlmasý, (Gusev’in deyiþiyle) parti içinde “özümlenmesi” gerekli-
ydi. Yujni Raboçi grubu, daðýldýðýný ilân etmeyi “gerekli saymadý-
ðýný” açýkladý ve “kongrenin kendi fikrini kesinlikle belirtmesini” ve
“evet ya da hayýr þeklinde, derhal” belirtmesini istedi. Eski Ýskra
yazýkurulunun, daðýldýktan sonra öne sürdüðü süreklilik isteði gibi,
Yujni Raboçi grubu da ayný “sürekliliði” açýkça istedi! “Gerçi” dedi
yoldaþ Egorov, “biz bireyler olarak bir partinin üyesiyiz, ama o parti
birçok örgütlerden oluþmaktadýr; o örgütleri tarihsel birimler ola-
rak saymak zorundayýz. ... Böyle bir örgüt partiye zararlý deðilse,
onu daðýtmak için neden yoktur.”
Önemli bir ilke sorunu böylece açýk-seçik ortaya atýlmýþ
oluyordu. Bütün iskracýlar –kendi grup çýkarlarýnýn henüz ön plana
gelmemiþ olduðunu dikkate alarak– kararsýz öðelere karþý kesin
bir tutum takýndýlar (bundcular ve Raboçeye Dyelo üyelerinden
ikisi kongreden çoktan çekilmiþti; kuþku yok ki bunlar “tarihsel
birimleri hesaba katma” düþüncesini yürekten desteklerlerdi). Oyl-
amada otuzbir kiþi lehte, beþ kiþi aleyhte oy verdi, beþ kiþi de çe-
kimser (Yujni Raboçi grubu üyelerinin dört oyu ile, daha önceki
konuþmalarýna bakarsak –tutanaklar, s. 308– büyük bir [sayfa 32] ola-
sýlýkla Byelov’un oyu) kaldý. On oyluk bir grubun, Ýskra’nýn tutarlý
örgütlenme tasarýmýna açýk-seçik karþý durduðu ve parti anlayýþýna
karþý grup anlayýþýný savunduðu, burada oldukça kesinlikle görü-
lüyordu. Görüþmeler sýrasýnda iskracýlar sorunu üke açýsýndan orta-
ya koydular (bkz: Lange’nin konuþmasý, tutanaklar, s. 315), amatör
cemaatçiliðe ve daðýnýklýða karþý durdular, tek tek örgütlerin “sem-
patisi”ni dikkate almayý reddettiler ve “eðer Yujni Raboçi grubun-
daki yoldaþlar, ilkelere daha erkenden, bir ya da iki yýl önce daha
sýkýca sarýlmýþ olsalardý, parti birliðinin ve burada onayladýðýmýz

28 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
program ilkelerinin zaferinin daha yakýn bir zamanda gerçekleþtirile-
bilecek olduðunu” açýkça belirttiler. Orlov, Gusev, Liyadov, Mura-
vyov, Rusov, Pavloviç, Glebov ve Görin, hepsi bu doðrultuda
konuþtu. Yujni Raboçi’nin, Mahov’un ve ötekilerin izlediði siyasette
ve “çizgi”de görülen ilke eksikliðine iliþkin olarak kongrede birçok
kez öne sürülen bu tür kesin ifadelere itiraz etmek þöyle dursun,
bu konuda bazý görüþleri saklý tuttuklarýný öne sürmek þöyle dur-
sun, “azýnlýðýn” iskracýlarý, Deutsch’un kiþiliðinde, büyük bir istekle
bu görüþe katýldýlar, “kargaþa”yý yerdiler ve o ayný oturumda, eski
yazýkurulu sorununu tamamen parti temeline dayalý olarak (tutanak-
lar, s. 325) “dobra dobra ortaya koyma” cüretini gösteren –ne dehþet
verici– ayný yoldaþ Rusov’un “soruna açýkça parmak basmasý”ný
(tutanaklar, s. 315) memnunlukla karþýladýlar.
Yujni Raboçi grubunun daðýlmasýna iliþkin önerge, grubun
þiddetli bir öfke göstermesine yolaçtý. Bu öfkenin izleri tutanaklar-
da görülecektir (unutulmamasý gerekir ki, tutanaklar, görüþmelerin
yalnýzca soluk bir çýkartmasýdýr; çünkü tutanaklar konuþmalarýn
tam metnini deðil, yalnýzca çok kýsa bir özetini ve bazý parçalarým
vermektedir). Hatta yoldaþ Egorov, Yujni Raboçi grubunun yaný
sýra Raboçaya Mysýl[11] grubunun adýnýn da anýlmasýný bir “yuttur-
maca” diye niteledi – kongrede tutarlý bir ekonomizm doðrultusun-
da kendini [sayfa 33] gösteren davranýþýn karakteristik bir örneði...
Çok sonralarý bile, 37’nci oturumda, Egorov, Yujni Raboçi grubu-
nun daðýlmasýndan büyük bir sinirlilikle söz etti (tutanaklar, s. 356),
Yujni Raboçi grubuna iliþkin görüþmelerde, grup üyelerine, ne yayý-
na ayrýlan kaynaklar, ne de merkez yayýn organý ya da Merkez Yö-
netim Kurulu tarafýndan denetlenme konularýnda hiç bir þey sorul-
madýðýnýn tutanaklara geçirilmesini istedi. Yujni Raboçi grubu hak-
kýndaki görüþmelerde, yoldaþ Popov, saðlam bir çoðunluðun grubun
yazgýsý hakkýnda önceden kararýný vermiþ olduðunu ima etti.
“Þimdi”, dedi yoldaþ Popov (tutanaklar, s. 316), “Gusev ve Orlov
yoldaþlarýn konuþmalarýndan sonra, her þey açýk-seçik ortaya çýk-
mýþtýr.” Bu sözlerin anlamý, kuþkuya yer býrakmayacak biçimde
bellidir: þimdi, iskracýlar kendi görüþlerini ifade ettikten ve bir ön-
erge sunduktan sonra her þey açýk-seçik ortadadýr, yani Yujni Ra-
boçi, kendi isteðine karþýn daðýtýlacaktýr. Bu noktada Yujni Raboçi
sözcüsü, iskracýlarla (hatta Gusev ve Orlov gibi iskracýlarla) kendi-
lerini destekleyenler arasýnda, örgütlenme siyasetinde ayrý “çizgiler”i

V. Ý. Lenin 29
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
temsil eden taraflar olarak bir ayrým yaptý. Bugünkü Ýskra, Yujni
Raboçi grubunu (ve büyük bir olasýlýkla Mahov’u bile) “tipik iskra-
cýlar” diye gösterirken, yalnýzca, yeni yazýkurulunun, (o grup baký-
mýndan) kongrenin en önemli olaylarýný unuttuðunu ve “azýnlýk”
olarak bilinen þeyi hangi öðelerin oluþturduðunu gözlerden gizle-
mekte çok istekli olduðunu ortaya koymuþ oluyor.
Popüler bir yayýn organý sorunu, kongrede, ne yazýk ki görü-
þülmedi. Konu gerek kongreden önce, gerek kongre sýrasýnda otu-
rumlar dýþýnda bütün iskracýlar tarafýndan uzun uzadýya tartýþýlmýþtý;
iskracýlar, o sýralarda, partinin çalýþmalarýnda böyle bir yayýna giriþ-
menin ya da var olan yayýnlardan birini bu amaçla deðiþtirmenin
akýldýþý olduðunda görüþ birliðine vardýlar. Ýskraci-karþýtlarý kongre-
de karþý görüþü dile getirdiler; Yujni Raboçi grubu da kendi [sayfa 34]
raporunda ayný seyi yaptý. Bu konuda hazýrlanan on imzalý bir
önergenin kongreye sunulmamasý gerçeði, yalnýzca þansa ya da
“çýkmaz” bir iþi ortaya atma isteksizliðine yorulabilir. [sayfa 35]

30 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
E. DÝLLERÝN EÞÝTLÝÐÝ OLAYI

KONGREe oturumlarýnýn tarih sýrasýna dönelim yeniden.


Gayet inandýrýcý bir biçimde gördük ki, henüz kongre asýl iþ-
lerini görüþmek üzere toplanmadan önce, yalnýzca iskracý-karþýt-
larýndan (sekiz oy) oluþan tam anlamýyla kesin bir grubun deðil,
ara yerde kararsýz öðelerden oluþan, sekiz iskracý-karþýtýný destek-
lemeye ve bu oylarý yaklaþýk onaltý ya ya da onsekize çýkarmaya
hazýr bir grubun daha var olduðu açýða ortaya çýkmýþtý.
Kongrede alabildiðine ve ayrýntýlarýyla tartýþýlan Bund’un parti
içindeki yeri sorunu, pratik karar, örgüt konusundaki tartýþmalara
kadar ertelenirken, gelip ilke konusunda karar vermeye dayanmýþtý.
Buna iliþkin noktalara kongreden [sayfa 36] önce basýnda geniþ geniþ

V. Ý. Lenin 31
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yer verildiði için, kongredeki görüþmeler yeni pek az þey getirdi.
Ancak belirtilmesi gerek ki, Raboçeye Dyelo yandaþlarý (Martinov,
Akimov ve Bruker) bir yandan Martov’un önergesini benimserken,
bir yandan da önergeyi yeterli bulmadýklarýný ve bu önergeden
çýkarýlan sonuçlarla görüþ birliðinde olmadýklarýný belirttiler (tutanak-
lar, s. 69, 73, 83 ve 86).
Kongre, Bund’un yeri sorununu tartýþtýktan sonra programa
geçti. Bu konudaki görüþmeler, daha çok, pek az ilgi çekici olan
ayrýntýlara iliþkin deðiþtirgeler üzerinde yoðunlaþtý. Ýlke sorunlarýn-
da iskracý-karþýtlarýnýn muhalefeti, kendiliðindenlik ve bilinçlilik soru-
nunun ünlü sunuluþuna yoldaþ Martinov’un yönelttiði saldýrýda
ifadesini buldu. Kuþku yok ki, Martinov’u, bundcular ve Raboçeye
Dyelo yandaþlarý, son neferlerine kadar desteklediler. Martinov’un
itirazlarýnýn çürüklüðünü, baþkalarýnýn yaný sýra, Martov’la Pleha-
nov gözler önüne serdi. Ýþin dikkati çeken garip yaný þu ki, Ýskra
yazýkurulu (anlaþýlan bir kez daha düþünüp taþýndýktan sonra) þimdi
Martinov’un yanýnda yer almýþtýr ve bugün, bir zamanlar kongrede
söylediklerinin tersini söylüyorlar![12] Bu, ünlü “süreklilik” , ilkesin-
den ileri geliyor olsa gerek. ... Bize, yazýkurulunun sorunu tümden
aydýnlýða çýkarmasýný ve Martinov’la hangi noktalarda, ne zaman-
dan beri, ne ölçüde görüþ birliðinde olduklarýný açýklamalarýný be-
klemek kalýyor. Bu arada yalnýzca þunu soralým: Herhangi bir kiþi,
þimdiye dek, kongrede söylediðinin tam tersini söyleyen bir parti
organý yazýkurulu görmüþ müdür?
Ýskra’nýn merkez yayýn organý olarak kabulüne iliþkin savlarý
(bunu yukarda ele almýþtýk) ve tüzük üzerindeki görüþmelerin baþ-
langýcýný (bu konuyu tüzük görüþmelerinin tümü içinde incelemek
daha yerinde olacaktýr) bir yana býrakarak, program görüþmelerinde
ortaya çýkan ilke ayrýlýklarý üzerinde duralým. Her þeyden önce,
çok karakteristik bir nitelikte olan bir ayrýntýya, nispi temsil üzerin-
deki [sayfa 37] görüþmeye deðinelim. Yujni Raboçi’den yoldaþ Ego-
rov, bu noktanýn programa alýnmasýný istedi; ancak bunu öyle bir
biçimde öne sürdü ki, (azýnlýk iskracýsý) Posadovski, haklý olarak,
“ciddi bir görüþ ayrýlýðý” bulunduðuna iþaret etti. “Hiç kuþku yok
ki”, dedi yoldaþ Posadovski, “þu temel sorunda ayný görüþte deði-
liz: Gelecekteki siyasetimizi belli temel demokratik ilkelere baðla-
malý ve o ilkelere mutlak bir deðer mi vermeliyiz, yoksa tüm de-
mokratik ilkeler partimizin çýkarlarýna bakýþla ikinci derecede mi

32 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
gelmeli? Ben kesinlikle ikincisinden yanayým.” Plehanov da, daha
kesin ve kuvvetli ifadelerle “demokratik ilkelerin mutlak deðeri”ne
ve o ilkelerin “soyut biçimde” ele alýnmasýna itiraz ederek,
Posadovski’ye “tam olarak katýldýðý”ný belirtti. “Teorik olarak” dedi
Plehanov, “biz sosyal-demokratlarýn genel oya karþý çýkabileceðimiz
bir durum sözkonusu olabilir. Bir zamanlar Ýtalyan cumhuriyetleri
burjuvazisi, soylularý siyasal haklarýndan yoksun býrakmýþtý. Yük-
sek sýnýflar devrimci proletaryanýn siyasal haklarýný nasýl sýnýrladýy-
sa, devrimci proletarya da onlarýn siyasal haklarýný ayný biçimde
sýnýrlayabilir.” Plehanov’un konuþmasý alkýþlarla ve ýslýkla karþýlandý.
Plehanov, salondakilerden birinin Zwischenruf’unu* protesto ederek
“ýslýklamamanýz gerekir” dediði ve yoldaþlara, tezahüratlarýný gem-
lememelerini söylediði zaman yoldaþ Egorov ayaða kalktý: “Böyle
konuþmalar alkýþlandýðý zaman, ben ýslýklamak zorundayým” dedi.
Yoldaþ Goldblatt’la (Bund temsilcisi) birlikte yoldaþ Egorov, Posa-
dovski’yle Plehanov’un görüþlerine karþý çýktý. Ne yazýk ki, görüþ-
meler sona ermiþti, bu nedenle o görüþmeler sýrasýnda ortaya çý-
kan bu sorun, çabucak sahneden çekildi. Ama þimdi yoldaþ Mar-
tov’un Birlik kongresinde “Bu sözler [Plehanov’un sözleri] bazý tem-
silcilerin öfkesine yolaçtý; eðer yoldaþ Plehanov, proletaryanýn, kendi
zaferini [sayfa 38] pekiþtirmek için, basýn özgürlüðü gibi siyasal hakla-
rý ayaklar altýna almasý kadar trajik bir durumu düþünmenin bile
kuþkusuz olanak dýþý olduðunu ekleseydi, temsilcilerin öfkesinden
sakýnýlabilirdi... (Plehanov: ‘Mersi’) dediði zaman, bu olayýn önemini
küçümsemeye hatta tümden yadsýmaya çalýþýyor. Oysa bu yarar
saðlamaz (Birlik kongresi tutanaklarý, s. 58). Martov’un bu yorumu,
yoldaþ Posadovski’nin “ciddi görüþ ayrýlýðý” hakkýnda ve “temel
sorunda” beliren anlaþmazlýk konusunda kongrede söylediði söz-
lerle cepheden çeliþiyor. Bu temel sorunda, kongredeki bütün is-
kracýlar, Ýskra’ya-karþý olan “sað”ýn (Goldblatt) ve kongre “merkezi”
nin (Egorov) sözcülerine karþý durdular. Bu bir gerçek. Üstelik ra-
hatlýkla söylenebilir ki, eðer “merkez” (umarým bu sözcük, ýlýmlýlý-
ðýn “resmi” yandaþlarýný, baþka herhangi bir sözderi daha az sar-
sacaktýr) “sýnýrlama olmaksýzýn” (yoldaþ Egorov ya da Mahov’un
aðzýyla) bu konuda ya da benzer sorunlarda konuþma fýrsatýný bul-
saydý, ciddi görüþ ayrýlýðý derhal kendini gösterirdi.

* Müdahalesini. -ç.

V. Ý. Lenin 33
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ama ciddi görüþ ayrýlýðý, gene de “dillerin eþitliði” sorunun-
da daha da göze batýcý biçimde ortaya çýktý (tutanaklar, s. 171 ve
devamý). Bu nokta üzerinde belagatli olan þey, görüþmelerden çok,
oylamaydý: sayarsak tam onaltý kez oylama yapýldý. Ne üzerinde?
Programda bütün yurttaþlarýn, cins, vb., ve dil ayrýmý gözetmeksi-
zin eþit olduðu koþulunu belirtmek yeterli miydi, yoksa “dillerin
eþitliði” ya da “dil özgürlüðü” esasý mý getirilmeliydi? Ýþte bunun
üzerinde... Birlik kongresinde yaptýðý konuþmada yoldaþ Martov:
“Programýn bir noktasýnýn yazýlýþý üzerindeki önemsiz bir tartýþma,
sonunda tam bir ilke sorununa dönüþtü. Çünkü kongrenin yarýsý,
program komisyonunu devirmeye hazýrlanmýþtý” dediði zaman, bu
olayý oldukça doðru bir biçimde dile getirmiþti. Gerçekten böyle!*
Anlaþmazlýðýn ilk aðýzdaki [sayfa 39] nedeni gerçekten önemsizdi; bu-
nunla birlikte bir ilke sorununa dönüþtü ve sonunda program ko-
misyonunu “devirme” giriþimine, bazý kiþilerde “kongreyi yanlýþ
yola yöneltme” isteðinin var olduðundan kuþkulanýlmasýna (Ego-
rov’un Martov’dan kuþkulanmasý), en çirkininden kiþisel sövgülere
(tutanaklar, s. 178) kadar varan acý biçimlere büründü. Hatta yoldaþ
Popov bile, “küçücük þeylerin”, üç oturum boyunca (16, 17 ve
18’inci oturumlar) egemen olan “böyle bir havaya yolaçmasýndan
üzüntü duyduðunu belirtti”.
Bütün bu sözler, kesinlikle ve açýkça çok önemli bir gerçeði
ortaya koyuyor: “kuþku” havasý ve en tatsýz çatýþma biçimleri (“de-
virme”), –ki sonradan, Birlik kongresinde bundan iskracý çoðunluk
sorumlu tutulmuþtur– biz daha çoðunluk ve azýnlýk diye bölünme-
den çok önce ortaya çýkmýþtý. Bir kez daha belirtiyorum, bu çok
büyük önem taþýyan bir gerçektir, temel bir gerçektir; bunu kavra-
yamamak birçok kiþiyi, kongrenin sonundaki çoðunluðun yapay

* Martov ekledi: “Bu noktada Plehanov’un katýrlarla ilgili nüktesi çok zarar vemiþtir.”
(Dil özgürlüðü sorunu tartýþýlýrken, sanýyorum bir bundcu, baþka yerler arasýnda, haralarý
da anmýþtý. Bunun üzerine Plehanov, baþkalarýnýn da duyabileceði bir tonla: “Atlar konuþ-
maz ama katýrlar bazan, konuþur” demiþti.) Bu nüktede ben itidâl, incelik ve yumuþaklýk
görmüyorum kuþkusuz. Ama tartýþmanýn bir ilke sorunu haline geldiðini kabul etmesine
karþýn Martov’un, bu ilkenin ne olduðunu ve hangi düþünce eðilimlerinin ifade olanaðý
bulduðunu tahlile giriþmemesini, yalnýzca nüktelerin “zararý” hakkýnda konuþmakla yetin-
mesini de garip buluyorum. Bu, gerçekten biçimsel ve bürokratça bir tutumdur. Kongrede
yalnýzca bundculara deðil, ama onlarýn desteklediði ve hatta bazan yenilgiden kurtardýðý
kiþilere yönelmiþ kýrýcý nüktelerin “çok zarar verdiði” doðrudur. Ne var ki, bir kez, iþin
içinde ilke sorunu olduðunu söylediniz mi, artik þu ya da bu nüktenin “caiz olmayýþý”
hakkýnda konuþmakla (Birlik tutanaklarý, s. 58) yetinemezsiniz.

34 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
olduðu þeklinde düþüncesiz yargýlara sürüklemiþtir. Kongredeki
temsilcilerden onda-dokuzunun iskracý olduðunu iddia eden yoldaþ
Martov’un þimdiki görüþü açýsýndan, “ufaktefek þeyler”in, “önem-
siz” bir nedenin, sonunda “ilke sorunu”na dönüþen ve bir kongre
komisyonunun neredeyse devrilmesine varan bir çatýþmaya yolaç-
mýþ olmasý gerçeði, kesinlikle anlaþýlmaz ve saçma bir þeydir. Ya-
kýnýp sýzlanarak [sayfa 40] ve “zarar verici” nükteler için üzülerek bu
gerçekten kaçýnmak gülünçtür. Hiç bir kýrýcý nükte çatýþmayý bir
ilke sorunu haline getiremezdi; böyle bir þey, ancak kongredeki
siyasal gruplaþmalarýn karakteri nedeniyle ortaya çýkabilirdi. Çatýþ-
maya yolaçan þey, kýrýcý ifadeler ya da nükteler deðildi – bu ifade-
ler ve nükteler, kongredeki siyasal gruplaþmanýn kendisinin bir
“çeliþki”yi içinde taþýdýðý, çatýþmayý yaratacak bütün her þeyi için-
de barýndýrdýðý, en küçük bir konuda, en ufak bir neden üzerine
her yerde kendini gösteren bir güçle patlak veren bir iç benzeþmez
(heterogen) yapýyý barýndýrdýðý gerçeðinin belirtileriydi.
Öte yandan, benim kongreye bakýþ açýmdan, olaylarýn belli
bir siyasal yorumu olarak yüce tutmayý görev saydýðým görüþ açý-
sýndan –her ne kadar bu yorumu bazý kiþiler saldýrgan görseler de–
, evet bu görüþ açýsýndan, “’ufak” bir nedenden çýkan deva bulmaz
müzmin ilke çatýþmasý hem anlaþýlýr bir þeydir, hem de ka- çýnýlmaz
bir þey. Kongremizin baþýndan sonuna kadar iskracýlarla iskracý-
karþýtlarý arasýndaki bir savaþým sürüp gittiðine, bunlarýn ara- sýnda
kararsýz öðeler bulunduðuna ve bu kararsýz öðeler iskracý-
karþýtlarýyla birlikte oylarýn üçte-birini denetim altýnda tuttuðuna
göre (51 oydan, benim yaklaþýk hesabýma göre, 8 + 1 0 = 18),
apaçýk ve doðal olarak ortada ki, iskracýlardan ufak bir azýnlýðýn
kopmasý bile, Ýskra’ya-karþý olan eðilimin zaferi olasýlýðýný yaratabi-
lirdi; “çýlgýnca” bir savaþýma yolaçmasý bundandýr. Bu durum, yer-
siz, kýrýcý ifadelerin ve saldýrýlarýn deðil, siyasal toplaþmalarýn so-
nucuydu. Siyasal çatýþmaya yolaçan þey, kýrýcý ifadeler deðildi; kýrý-
cý ifadelere ve saldýrýlara yolaçan þey, kongredeki gruplaþmalarýn
kendisinde siyasal çatýþmanýn var olmasýydý. Bu karþýtlýk, kongre-
nin siyasal önemini ve sonuçlarýný deðerlendirmede Martov’la be-
nim aramda bulunan büyük ilke anlaþmazlýðýný gözler önüne se-
riyor.
Kongre boyunca toplam üç büyük konuda az sayýda iskracý
[sayfa 41] çoðunluktan koptu. Bu üç konu, dillerin eþitliði sorunu, tü-

V. Ý. Lenin 35
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
züðün birinci maddesi ve seçimlerdi. Her üç konuda da çok þiddetli
bir savaþým ortaya çýktý, bugün partide tanýk olduðumuz sert buna-
lýma yolaçtý. Bu bunalýmý ve savaþýmý siyasal yönden kavrayabil-
mek için, nüktelerin yakýþýksýzlýðýna dair sözlerle yetinmemeli, kong-
rede çatýþan görüþlerin siyasal gruplaþmalarýný incelemeliyiz. Farklý-
lýðýn nedenleri açýsýndan, “dillerin eþitliði” olayý iki kat ilginçti. Çün-
kü o noktada Martov iskracýydý (evet, henüz idi!) ve iskracý-karþýt-
larýyla ve “merkez”le belki de herkesten daha sert savaþmýþtý.
Savaþ, yoldaþ Martov’la, bundcularýn önderi Lieber arasýn-
daki bir tartýþmayla baþladý (tutanaklar, s. 171-172). Martov, “yurttaþ-
larýn eþitliði” isteminin yeterli olduðunu iddia etti. “Dil özgürlüðü”
reddedildi, ama hemen “dillerin eþitliði” önerisi ortaya atýldý ve
yoldaþ Egorov bu kavgada Lieber’e katýldý. Martov, “konuþmacýlarýn,
ulusal topluluklarýn eþitliðinde ýsrar edip eþitsizliði dil alanýna aktar-
malarýnýn” fetiþizm olduðunu söyledi, “oysa sorun tam ters açýdan
ele alýnmalýydý: ulusal topluluklarýn eþitsizliði ortadaydý, bunun gö-
rünümlerinden biri de belli bazý uluslara baðlý olan insanlarýn ken-
di ana dillerini kullanmaktan yoksun býrakýlmalarýydý” (tutanaklar,
s. 172). Bu noktada Martov, kesinlikle haklýydý. Lieber’le Egorov’un,
kendi formüllerinin doðruluðunda direnmeleri ve bizim, ulusal toplu-
luklarýn eþitliði ilkesini yüce tutmadýðýmýz ya da bunda isteksiz
olduðumuzu kanýtlama þeklindeki temelsiz çabalarý, gerçekten bir
tür fetiþizmdi. Gerçekten de “fetiþe tapanlar” gibi, ilkeyi deðil, söz-
cüðü savunuyorlardý, bir ilke yanýlgýsýna düþme korkusundan deðil,
insanlar ne der korkusundan hareket ediyorlardý. Hazýrlýk komitesi
olayýyla ilgili olarak daha önce belirttiðimiz bu zayýf ruh hali (acaba
“baþkalarý” ne der?) bu noktada tüm “merkez”cilere egemendi.
Sözcülerinden bir baþkasý, Yujni Raboçi grubuna daha yakýn olan,
[sayfa 42] maden bölgesi temsilcisi Lvov þöyle dedi: “Sýnýr bölgeleri-
nin ortaya attýðý, dillerin baský altýna alýnmasý sorunu ciddi bir sorun-
dur. Programýmýzda dil konusunda bir maddeye yer vermek ve
sosyal-demokratlarýn ruslaþtýrma eðilimi taþýdýklarýna dair herhan-
gi bir olasý kuþkuyu böylece gidermek önemlidir.” Sorunun “ciddi-
liði” hakkýnda dikkate deðer bir açýklama! Çok ciddi, çünkü sýnýr
bölgelerinin duyabileceði kuþkularýn yatýþtýrýlmasý gerekiyor! Ko-
nuþmacý, sorunun özü hakkýnda kesinlikle hiç bir þey söylemiyor,
fetiþizm suçlamasýný çürütmüyor, ama tamamen doðruluyor, çün-
kü kendi savlarýný ortaya koymuyor, yalnýzca sýnýr bölgelerinin ne

36 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
diyeceðini söylüyor. Kendisine, onlarýn söyleyebileceklerinin doðru
olmayacaðý anlatýlýyor. Ama o, bunun doðru olup olmadýðýný araþtýr-
maksýzýn þu yanýtý veriyor: “Kuþkulanabilirler.”
Sorunun böyle konmasý, üstelik ciddi ve önemli olduðu sa-
výyla pekiþtirilmesi, ortaya gerçekten bir ilke sorunu çýkarýr, ama
Lieber’lerin, Egorov’larýn ve Lvov’larýn anladýklarý türden bir ilke
sorunu deðil. Ortadaki ilke sorunu þudur: Programýn genel ve temel
tezlerini, kendi özel koþullarýna uygulamayý ve o tezleri böyle bir
uygulama amacýyla geliþtirmeyi partinin örgütlerine ve üyelerine
mi býrakmalýyýz, yoksa salt kuþku duyulur korkusuyla programý,
küçük ayrýntýlarla, ufak-tefek þeylerle, yinelemelerle ve kaçamaklý
safsatayla mý doldurmalýyýz? Ortadaki ilke sorunu þudur: Sosyal-
demokratlar, kaçamaklý safsatayla savaþta nasýl olur da temel de-
mokratik haklarýn ve özgürlüklerin sýnýrlandýrýlmasý çabasýný gö-
rebilirler (“bundan kuþkulanabilirler”). Kaçamaklý safsataya fetiþist
tapýnýdan kendimizi ne zaman kurtaracaðýz? “Diller” konusundaki
çekiþmeyi gözlerken aklýmýza gelen düþünce bu oldu.
Birbirini izleyen ve ad okunarak yapýlan oylamalar, bu konu-
daki çekiþmede temsilcilerin gruplaþmasýný özellikle gözler önüne
serdi. Üç kez oylama yapýldý. iskracýlara-karþý [sayfa 43] olanlar (sekiz
oy), her oylamada, Ýskra çekirdeðine, tam bir birlik içinde karþý
durdular. Tüm merkez de (Mahov, Lvov, Egorov, Popov, Medve-
dev, Ývanov, Çaryov ve Byelov – ilk kez son ikisi yalpaladý, gâh çe-
kimser kaldý, gâh bizimle birlikte oy kullandý ve tutumlarý ancak
üçüncü oylamada açýklýða çýktý) hafif dalgalanmalarla Ýskra çekir-
deðine muhalefet etti. Ýskracýlardan bazýlarý –daha çok da Kafkas-
yalýlar (altý oyu olan üç temsilci)– ve bu sayede, “fetiþist” eðilim so-
nunda üstünlük kazandý. Her iki eðilimin yandaþlarýnýn tutumlarýný
tam olarak aydýnlýða çýkardýklarý üçüncü oylamada, altý oya sahip
üç Kafkasyalý, çoðunluk iskracýlardan koptular ve karþý tarafa geçti-
ler; iki oya sahip iki temsilci –Posadovski ve Kostiþ– azýnlýk iskra-
cýlardan koptu. Ýlk iki oylamada aþaðýdaki kiþiler ya karþý tarafa
geçti ya çekimser kaldý: Çoðunluk iskracýlardan Lenski, Stepanov
ve Gorski ve azýnlýktan Deutsch. Ýskracýlarýn (toplam otuzüç oyun-
dan) sekizinin karþý tarafa geçmesi, iskracýlara-karþý olanlarla karar-
sýz öðeler arasýndaki koalisyona üstünlük kazandýrdý. Tüzüðün l’inci
maddesiyle seçimler için yapýlan oylamada (bu kez baþka iskra-
cýlarýn ayrýlmasýyla) yinelenen þey, kongredeki bu temel gruplaþma

V. Ý. Lenin 37
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
gerçeði idi. Seçimlerde yenilgiye uðrayanlarýn, þimdi, bu yenilginin
siyasal nedenlerine ve bunun yaný sýra kararsýz ve siyasal yönden
zayýf olanlarý giderek ortaya çýkaran ve partinin gözünde, ne olduk-
larýný amansýz bir biçimde sergileyen çatýþmalarýn hareket noktasý-
na gözlerini dikkatle yummalarý hiç de þaþýrtýcý deðildir. Dillerin
eþitliði olayý, bize, bu çatýþmayý daha da açýklýkla göstermektedir.
Çünkü o zaman yoldaþ Martov, henüz Akimov’la Mahov’ un onayýný
ve övgülerini kazanmamýþtý. [sayfa 44]

38 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
F. TARIM PROGRAMI

ÝSKRACILARA-KARÞI olanlarla “merkez”in ilke tutarsýzlýkla-


rý, kongrenin epey zamanýný alan tarým programý görüþmelerinde
de kendini gösterdi (tutanaklar, s. 190-226) ve hayli ilginç bir sürü
noktayý ortaya çýkardý. Beklendiði gibi programa karþý kampanyayý
(Lieber ve Egorov yoldaþlarýn ufak-tefek çýkýþlarý ardýndan) yoldaþ
Martinov baþlattý. Martinov eski savý öne sürdü; “bu tarihsel adalet-
sizliði” düzeltirken, dolaylý olarak “baþka tarihsel adaletsizlikleri
onayladýðýmýzý” iddia etti. Ona yoldaþ Egorov katýldý. Hatta Egorov
“programýn anlamýnýn iyi aydýnlanmadýðý” kanýsýndaydý; “Bu prog-
ram bizim için mi, yani bizim istemlerimizi mi tanýmlýyor, yoksa
bu programý popüler hale mi [sayfa 45] getirmek istiyoruz?” (!?!?) dedi.

V. Ý. Lenin 39
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Yoldaþ Lieber de “yoldaþ Egorov’un ortaya attýðý noktalarý belirt-
mek istemiþ olduðunu” söyledi. Yoldaþ Mahov alýþýlagelen olumlu
tavrýyla konuþtu, “konuþmacýlarýn çoðunluðu [?] sunulan progra-
mýn anlamýný ve amaçlarýný olumlu biçimde anlayamamýþlardýr”
dedi. Önerilen program, görüyorsunuz ki, “pek de sosyal-demok-
rat bir tarým programý sayýlamaz”; bu program “tarihsel adaletsiz-
likleri düzeltme oyununun kokusunu taþýyor”; “safsatanýn ve serü-
venciliðin izlerini” taþýyor. Bu derin düþünceleri teorik açýdan haklý
çýkarmak üzere de bayaðýlaþtýrýlmýþ marksizme özgü olan karika-
tür ve aþýrý basitleþtirme imdada koþtu: Bize, iskracýlar “köylüleri,
yapýlarý bakýmýndan türdeþ (homogeneous) bir þey gibi ele alýyor-
lar; oysa köylüler çok zaman önce [?] sýnýflara bölündüðüne göre,
tek bir program öne sürmek, tüm programý, ister-istemez safsata-
ya dönüþtürür ve uygulamaya konduðunda da serüvenci hale geti-
rir” dendi (tutanaklar, s. 202). Ýskra’yý (Mahov’un yaptýðý gibi) “taný-
maya” hazýr olan, ama onun doðrultusunu, teorik ve taktik tutu-
munu hiç bir biçimde kavrayamayan birçok sosyal-demokratýn,
bizim tarým programýmýzý beðenmeyiþinin gerçek nedenini yoldaþ
Mahov burada “aðzýndan kaçýrdý”. Bu programý kavrayamamanýn
nedeni, ayrýntýlar üzerindeki görüþ ayrýlýðý deðil, bugünkü Rus köylü
ekonomisi gibi örgün (complex) ve çok yanlý bir görüngüye (phe-
nomenon), bayaðýlaþtýrýlmýþ bir marksizmle yanaþýlmasýydý; kavra-
yamama nedeni bugün de budur. Ýskra’ya-karþý olanlarýn önder-
leriyle (Lieber ve Martinov) “merkez”in önderleri (Egorov ve Ma-
hov) bu bayaðýmarksist görüþte çabucak buluþtular ve uyuþtular.
Yoldaþ Egorov ayný zamanda Yujni Raboçi’nin ve onun çevresinde
toplanan gruplarla topluluklarýn karakteristik özelliklerinden birini
de dile getirdi. Bu özellik, onlarýn, köylü hareketinin önemini kav-
rayamamalarýydý; ilk ünlü köylü ayaklanmalarý sýrasýnda bizim sos-
yal-demokratlarýmýzýn zayýf [sayfa 46] yanýnýn, bu önemi abartmak
deðil, tam tersine, yeterince deðerlendirmemek (ve ondan yarala-
nacak güçlerden yoksun bulunmak) olduðunu kavrayamamalarýy-
dý. Yoldaþ Egorov, “Ben yazý kurulunun köylü hareketine karþý
duyduðu karasevdayý, köylü karýþýklýklarýndan bu yana birçok sos-
yal-demokratýn dayanamadýðý karasevdayý paylaþmaktan çok uza-
ðým” dedi. Ama ne yazýk ki, Yoldaþ Egorov, yazýkurulunun bu ka-
rasevdasýnýn neleri kapsadýðýna dair kongreye kesin bir fikir verme
zahmetine girmedi; Ýskra’da yayýnlanan herhangi bir yazýya özel

40 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
olarak deðinme zahmetine katlanmadý. Üstelik Egorov, bizim ta-
rým programýmýzýn bütün temel noktalarýnýn, köylü karýþýklýklarýndan
çok önce Ýskra’nýn üçüncü sayýsýnda* geliþtirilmiþ olduðunu da
unuttu. Ýskra’yý “tanýmalarý” sözde kalmayanlar, onun teorik ve
taktik ilkelerine biraz daha fazla dikkat gösterebilirlerdi!
Yoldaþ Egorov, “hayýr, köylüler arasýnda çok fazla bir þey ya-
pamayýz!” diye haykýrdý, bu haykýrýþýn herhangi bir “karasevda”yý
protesto anlamýný taþýmadýðýný ama tüm tutumumuzun yadsýnmasý
anlamýný taþýdýðýný gösteren sözlerle devam etti: “Demek istiyorum
ki, bizim sloganýmýz, serüvencilerin sloganýyla yarýþamaz.” Her þey
farklý partilerin sloganlarý arasýnda bir “yarýþ”a indirgeyen ilkesiz bir
tutumun çok karakteristik bir ifadesi! Üstelik bu sözler, uyarma
giriþimlerimizde, geçici baþarýsýzlýklardan düþ kýrýklýðýna uðramak-
sýzýn ömürlü bir baþarý için çalýþtýðýmýzý ve program saðlam bir te-
mele sahip olmadýkça (bizimle “yarýþanlar”in kýsa bir süre için çýn
çýn çýnlayan yaygaralarýna karþýlýk) bu ömürlü baþarýnýn olanaksýz
olduðunu gösteren teorik açýklamalardan (tutanaklar, s. 196)
konuþmacýmýzýn “tatmin olduðunu” belirtmesinden sonra söylen-
di. Bayaðý bazý düþünceleri izleyen bu “tatmin olmuþluk” güvence-
sinin ortaya döktüðü þaþkýnlýk, her þeyi, yani [sayfa 47] yalnýzca tarým
sorununu deðil, ama iktisadi ve siyasal savaþýmýn tüm program ve
taktiklerini kararlaþtýran þeyin “sloganlar yarýþý” olduðuna inanan
eski ekonomizmden[13] miras kalmadýr! Yoldaþ Egorov, “Tarým iþçile-
rini büyük ölçüde zengin çiftçilerin elinde bulunan otrezkiler[14]
için, o zengin çiftçilerle yanyana çarpýþmaya inandýramayacaksýn-
ýz” diyordu.
Bir kez daha, hiç kuþkusuz bizim oportünist ekonomizmi-
mizle akraba olan aþýrý bir basitleþtirmeyle yüzyüzeyiz. Oportünist
ekonomizm de, büyük ölçüde burjuvazinin elinde olan ve gele-
cekte daha büyük çapta eline geçecek olan þey için çarpýþmaya
proletaryayý “inandýrma”nýn olanaksýz olduðunda ýsrar ederdi. Bir
kez daha, tarým iþçisiyle zengin köylü arasýndaki genel kapitalist
iliþkilerin Rusya’ya özgü yanlarýný unutan bir bayaðýlaþtýrmayla yüz-
yüzeyiz. Gerçekte, otrezkiler bugün tarým iþçisini de eziyor; bu ne-
denle o tarým iþçisinin, kölelik durumundan kurtulmak için “inan-
dýrýlmasý” gerekmiyor. “Ýnandýrýlmasý” gerekenler, görevlerine daha

* Bkz: Collected Works, Vol. 4, s. 420-428. -Ed.

V. Ý. Lenin 41
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
geniþ bir açýdan bakmaya, özel sorunlarý tartýþýrken basmakalýp
formülleri bir yana koymaya, amaçlarýmýzý örgünleþtiren ve deðiþ-
tiren tarihsel durumu dikkate almaya inandýrýlmasý gerekenler, belli
bazý aydýnlardýr. Tarým programýna karþý olanlarýn, bizim tarým iþçi-
mizin gerçek yaþam koþullarýný unutmalarýnýn nedeni, yoldaþ Mar-
tov’un haklý olarak iþaret ettiði gibi (tutanaklar, s. 202), yoldaþ Ma-
hov’un ve tarým programýna karþý olanlarýn konuþmalarýnda kendi-
ni gösteren, mujik budaladýr yollu boþinandýr.
Sorunu çýrýlçýplak bir iþçi-kapitalist karþýtlýðýna indirgeyip
basitleþtiren bizim “merkez” sözcüleri, sýk sýk yaptýklarý gibi kendi
darkafalýlýklarýný mujiðe yüklemeye çalýþtýlar. “Mujiði, kendi dar sý-
nýf bakýþ açýsý içinde zeki bir adam saydýðým içindir ki” dedi yoldaþ
Mahov, “o, topraða elkoyma ve bölüþme þeklindeki küçük-burjuva
düþüncesinden [sayfa 48] yana çýkacaktýr.” Burada, açýkça görüldüðü
gibi, iki þey birbirine karýþtýrýlýyor: Mujiðin sýnýf görüþünün küçük-
burjuva görüþü olarak tanýmlanmasýyla, bu görüþün “dar sýnýrlar”la
sýnýrlanmasý, o sýnýrlara indirgenmesi, birbirine karýþtýrýlýyor.
Egorov’larla Mahov’larýn yanýlgýsý, (Martinov’larla Akimov’larýn ya-
nýlgýsýnýn proletaryanýn görüþünü “dar sýnýrlar”a indirgeyiþleri gibi)
iþte bu indirgemede yatýyor. Çünkü gerek mantýk, gerek tarih, bize,
küçük-burjuvanýn ikili statüsü nedeniyle, küçük-burjuva sýnýf
görüþünün az ya da çok dar veya az ya da çok ilerici olabileceðini
öðretiyor. Mujiðin darkafalýlýðý (“budalalýðý”) nedeniyle, ya da ona
“önyargýlar” egemendir diye umutsuzluk içinde, elimiz-kolumuz
yanýmýza düþeceðine, onun görüþünü geniþletmek, mantýðýnýn öny-
argýsý üzerinde utkunluk saðlamasý için yardým etmek üzere durup
dinlenmeksizin çalýþmalýyýz.
Rus tarým sorununa bayaðý “marksist” bakýþ, yoldaþ Ma-
hov’un sözlerinin sonunda, tepe noktasýna ulaþtý. O, sözlerinde,
eski Ýskra yazýkurulunun bu sadýk þampiyonu, kendi ilkelerini orta-
ya döktü. O sözlerin, alkýþlarla karþýlanmasý boþuna deðildi. Her ne
kadar, bu alkýþlar istihza dolu idiyse de... Plehanov’un, Genel Yeni-
den Daðýtým[15] hareketi karþýsýnda hiç bir þekilde telaþa kapýlmadý-
ðýmýzý ve bu ilerici (burjuva ilerici) hareketi gemleyecek kiþilerin
bizler olmadýðýmýzý söylemesinden öfkelenen yoldaþ Mahov “neye
talihsizlik adýný vereceðimi gerçekten bilemiyorum” dedi. “Ama
bu devrim, eðer ona bu ad verilebilirse, devrimci bir devrim ol-
maz. Buna devrim deðil, gericilik demek (gülüþmeler), daha çok

42 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ayaklanmaya benzer bir devrim demek daha doðru olur. ... Böyle
bir devrim bizi geriye götürür, bugünkü durumumuza geri gelebil-
memiz için belli bir süreyi gerektirir. Bugün, Fransýz devriminden
çok daha fazla þeylere sahibiz (alaycý alkýþlar), bir sosyal-demok-
rat partiye sahibiz (gülüþmeler)...” Evet, Mahov gibi düþünen ya da
Mahov’un inancýný taþýyan merkez kuruluþlarýna sahip olan bir [sayfa
49] sosyal-demokrat partiye yalnýzca gülünür...
Böylece görüyoruz ki, tarým programýnýn ortaya çýkardýðý
salt teorik sorunlarda bile, artýk iyice bilinen gruplaþma hemen
kendini gösterdi. Ýskracýlara-karþý olanlar (sekiz oy), bayaðýlaþtýrýlmýþ
marksizm adýna kavgaya koþtular, “merkez”in önderleri Egorov’larla
Mahov’lar, sürekli hata yaparak ve ayný darkafalý görüþe sürüklene-
rek, onlarý izlediler. Bu nedenledir ki, tarým programýnýn belli bazý
noktalarý üzerinde yapýlan oylamada lehteki oylarýn otuz ve otuzbeþ
olmasý (tutanaklar, s. 225 ve 226) çok doðaldý. Gündemde, Bund’un
yeri sorununda beliren tartýþmada, hazýrlýk komitesi olayýnda ve
Yujni Raboçi’nin kapatýlmasý sorununda da oy sayýsý yaklaþýk buy-
du. Ortada, yerleþik ve alýþýlmýþ modele pek de uymayan ve Marx’ýn
teorisinin, özgün ve yeni (Almanlar için yeni) toplumsal ve ekono-
mik iliþkilere ayrý olarak uygulanmasýný gerektiren bir sorun vardý
ve bütün “merkez” dönüp Lieber’lerle Martinov’larý izlerken, sorun-
larý ayný tutumla ele alan iskracýlar oylarýn ancak beþte-üçünü elde
ettiler. Ama yine de yoldaþ Martov, görüþ cepheleþmelerini açýkça
ortaya koyan oylamalarý anmaktan köþe-bucak kaçýyor ve bu apaçýk
gerçeðin üstüne sünger çekiyor!
Tarým sorunu üzerindeki görüþmeler apaçýk göstermiþtir ki,
iskracýlar kongrenin hiç deðilse beþte-ikisine karþý savaþmak zorun-
daydýlar. Bu sorunda Kafkasya temsilcileri kesinlikle doðru bir tu-
tum takýndýlar. Büyük bir olasýlýkla bu, Kafkasyalýlarýn kendi böl-
gelerinde feodalizmin birçok kalýntýsýnýn büründüðü biçimler hak-
kýnda birinci elden edindikleri bilgilerin, onlarý, Mahov gibileri tat-
min eden, okul çocuklarýna özgü soyut ve çýplak karþýtlamalardan
(contrasts) uzak tutmasýnýn ürünüydü. Martinov’la Lieber’e, Ma-
hov’la Egorov’a karþý savaþanlar, Plehanov, (“Rusya’da faaliyet gö-
steren yoldaþlar arasýnda”, “kýrsal alandaki çalýþmalarýmýz hakkýnda”
yoldaþ Egorov’unki gibi “karamsar [sayfa 50] görüþlerle sýk sýk kar-
þýlaþtýðýný” söyleyen) Gusev, Kostrov, Karski ve Trotski’ydi. Trotski,
haklý olarak, tarým programýný eleþtirenlerden gelen “iyi niyetli

V. Ý. Lenin 43
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
öðütler”in “çok fazla darkafalýlýk koktuðunu” söyledi. Kongredeki
siyasal gruplaþmalarý incelemekte olduðumuza göre, þu nokta be-
lirtilmelidir ki, Trotski, konuþmasýnýn bu bölümünde (tutanaklar, s.
208), yoldaþ Lange’yi, Egorov ve Mahov’la ayný yere koyarken pek
de haklý deðildi. Tutanaklarý dikkatle okuyanlar, Lange’yle Gorin’in,
Egorov’la Mahov’dan hayli farklý bir tutum takýndýðýný görecekler-
dir. Lange’yle Gorin, otrezki topraklar hakkýndaki maddenin yazý-
lýþýný beðenmediler; bizim tarým programýmýzýn kapsadýðý düþünceyi
tam olarak anlamýþlardý, ama o programý daha baþka bir yolda
uygulamaya çalýþýyorlardý; daha kusursuz gördükleri bir ifade biçi-
mi bulabilmek üzere yapýcý bir biçimde çalýþtýlar; önergelerini su-
narken, programýn yazarlarýný ikna etmeyi, bu olmazsa bütün isk-
racý-olmayanlara karþý programý yazanlarýn yanýnda yer almayý dü-
þünüyorlardý. Örneðin, Mahov’un, tüm tarým programýnýn reddini
öngören önerileriyle (tutanaklar, s. 212; önerge lehinde dokuz, aley-
hinde otuzsekiz oy) ya da o önergelerdeki bazý noktalarla (tutanak-
lar, s. 216, vb.) otrezki topraklar hakkýnda kendi maddesini öneren
Lange’nin tutumunu karþýlaþtýrmak, ikisi arasýndaki kökten ayrýlýðý
görmeye yeter.*
“Darkafalýlýk” kokan savlara deðinen yoldaþ Trotski, “yak-
laþan devrimci dönemde köylüyle baðlantý kurmamýz gerektiðini”
belirtti; “Bu görev karþýsýnda, Mahov’la Egorov’un kuþkuculuðu ve
siyasal uzak-görürlüðü, kýsa-görüþlülüðün her türlüsünden daha
zararlýdýr.” dedi. Azýnlýktaki iskracýlardan bir baþkasý, yoldaþ Kostiþ,
gayet yerinde olarak, yoldaþ Mahov’un “kendisinden, ilkelerinin
kararlýlýðýndan emin olmayýþýna” deðindi – bizim “merkez”imize
uyan [sayfa 51] bir unvan biçen bir taným bu. Yoldaþ Kostiþ, “Gerçi
farklý eðilimdeler ama, yoldaþ Mahov kötümserlikte yoldaþ Egorov’
dan geri kalmýyor” dedi ve sözünü sürdürdü: “Sosyal-demokratla-
rýn, zaten köylüler arasýnda çalýþmakta olduklarýný, köylü hareketi-
ni olabildiði ölçüde zaten yönlendirmekte olduklarýný unutuyor. Bu
karamsarlýðý, bizim çalýþmalarýmýzýn çapýný daraltýyor.” (Tutanak-
lar, s. 210.)
Kongrenin program görüþmelerine iliþkin incelememizi biti-
rirken, muhalif eðilimleri destekleme konusunda yapýlan kýsa görüþ-
meyi anmakta da yarar var. Bizim programýmýz, sosyal-demokrat

* Karþ: Gorin’in konuþmasý, s. 213.

44 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
partinin “Rusya’da var olan toplumsal ve siyasal düzene yönelik
her muhalif ve devrimci hareketi” desteklediðini açýkça belirtiyor.
Bu satýrlarda ortaya konan kaydýn bizim tam hangi muhalif eðilim-
leri desteklediðimizi açýk-seçik belirlemiþ olmasý gerekir. Ama her
ne kadar, bunca zaman aðýzlarda sakýz olmuþ bir sorunda “karýþýk-
lýðýn ya da yanlýþ anlamanýn” olasý olmadýðý varsayýlsa bile, parti-
mizde uzun süre önce geliþen farklýlýklar, bu konuda da kendilerini
derhal ortaya koymuþlardýr. Apaçýk görünüyordu ki, sorun bir yanlýþ
anlama sorunu deðil, farklýlýklar sorunuydu. Mahov, Lieber ve Mar-
tinov derhal tehlike çanlarýný çaldýlar ve bir kez daha “saðlam” bir
azýnlýk olduklarýný kanýtladýlar. Yoldaþ Martov olsaydý, büyük bir
olasýlýkla, bunu da entrikaya, dolap geçirmeye, diplomasiye ve “sað-
lam” bir azýnlýk ve çoðunluk gruplarý kurulmasýnýn siyasal nedenle-
rini anlayamayan insanlarýn baþvurduðu öteki hoþ þeylere (birlik
kongresinde yaptýðý konuþmaya bakýnýz) baðlama gereðini duyar-
dý.
Mahov, bir kez daha marksizmi kabaca bayaðýlaþtýrarak iþe
baþladý. “Bizim tek devrimci sýnýfýmýz proletaryadýr” diye ilân etti
ve bu doðru önermeden hemen yanlýþ bir sonuç çýkardý: “Geri ka-
lanlar hesaba katýlmaya bile deðmez, onlar yalnýzca asalaklardýr
(genel gülüþmeler). ... Evet onlar yalnýzca asalaktýrlar ve yalnýzca
parsayý toplamak [sayfa 52] için ortaya çýkarlar. Onlarýn desteklenme-
sine karþýyým.” (tutanaklar, s. 226). Yoldaþ Mahov’un, kendi duru-
munu eþsiz bir biçimde ortaya koymasý (onun destekçilerinden)
bir çok kiþinin canýný sýktý, ama Lieber’le Martinov, “muhalefet”
sözcüðünün çýkarýlmasýný ya da “demokratik muhalefet” diye bir
ekleme yaparak sýnýrlanmasýný önererek onunla birleþtiler. Pleha-
nov, Martinov’un bu deðiþtirgesine karþý, haklý olarak ortaya atýldý.
“Liberalleri eleþtirmeliyiz” dedi Plehanov, “onlarýn gönülsüzlükler-
ini sergilemeliyiz. Bu doðrudur. ... Ama sosyal-demokrat hareketin
dýþýndaki bütün hareketlerin darkafalýlýðýný ve sýnýrlýlýðýný sergiler-
ken, genel oyu kabul etmeyen bir anayasanýn bile, mutlakiyetle
karþýlaþtýrýldýðý zaman ileri bir adým olduðunu ve bu nedenle yerleþik
düzeni böyle bir anayasaya yeð tutmamasý gerektiðini proletaryaya
anlatmak görevimizdir.” Martinov, Lieber ve Mahov yoldaþlar bunu
kabul etmediler, tutumlarýnda direndiler. Onlarýn bu tutumunu Ak-
selrod, Starover, Trotski ve bir kez daha Plehanov kýnadýlar. Yoldaþ
Mahov, bu konuda, kendini aþmayý baþardý; ilkin, öteki sýnýflarýn

V. Ý. Lenin 45
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
(proletaryadan baþka sýnýflarýn) “hesaba katýlmaya” deðmez oldu-
ðunu ve “onlarýn desteklenmesine karþý” olduðunu söylemiþti; daha
sonra “gerçi esasta gerici olmakla birlikte burjuvazi sýk sýk devrim-
cidir – örneðin feodalizme ve onun kalýntýlarýna karþý savaþýmda”
diye itirafta bulunma alçakgönüllüðünü gösterdi. “Ama bazý gru-
plar vardýr” diye sürdürdü sözünü Mahov kendini iyice bataða sa-
playarak, “ki o gruplar her zaman [?] gericidirler – zanaatkârlar
böyledir.” Ýþte, “merkez”in, daha sonra aðzýndan köpükler saçarak
eski yazýkurulunu savunan bu önderlerinin teori incileri bunlardý.
Lonca düzeninin çok kuvvetli olduðu Batý Avrupa’da bile, mutlaki-
yetin düþüþ çaðýnda istisnai bir devrimci anlayýþ gösterenler, kent-
lerin bütün öteki küçük-burjuvalarý gibi, zanaatkârlardý. Üstelik, hele
hele bir Rus sosyal-demokratýn, mutlakiyetin devrilmesinden ya-
rým ya da [sayfa 53] bir yüzyýl sonra bugün batýlý yoldaþlarýn zanaat-
kârlar hakkýnda söylediklerini düþünmeksizin yinelemesi özellikle
saçmadýr. Rusya’daki zanaatkârlarýn, burjuvaziyle karþýlaþtýrýldýðý
zaman siyasal bakýmdan gerici olduklarýndan sözetmek ezberlen-
miþ bir kalýp sözü yinelemekten baþka bir þey deðildir.
Ne yazýk ki, Martinov, Mahov ve Lieber’in reddedilen bu ko-
nuya iliþkin deðiþtirgeleri hakkýnda kaç oy kullanýldýðýna dair tu-
tanaklarda herhangi bir kayýt yoktur. Söyleyebileceðimiz tek þey,
burada da, Ýskra’ya-karþý olanlarýn önderleriyle “merkez”in önder-
lerinden birinin* iskracýlara karþý artýk iyi bilinen gruplaþma içinde
güçbirliði yaptýklarýdýr. Program üzerindeki görüþmelerin bütünü-
nü toparlarken, genel bir ilgi çeken ve uyandýran tartýþmalarda,
þimdi yoldaþ Martov’un ve yeni iskra yazýkurulunun dikkatle gör-
mezlikten geldiði fikir cephelerini ortaya koymayan bir görüþme
bile bulunmadýðýný söylememek elden gelmiyor. [sayfa 54]

* Baþka bir vesileyle, Akselrod’un, sosyalist-devrimcilere iliþkin önergesi nedeniyle


muhalefet eðilimlerinin desteklenmesi üzerinde, ayný grubun, “merkez”in önderlerinden
bir baþkasý, yoldaþ Egorov da durmuþtu (tutanaklar, s. 359). Yoldaþ Egorov, her muhalefet
hareketiyle devrimci hareketin desteklenmesine iliþkin istemle, sosyalist devrimcilere ve
liberallere karþý takýnýlan çatýþmacý tutum arasýnda bir “çeliþki” bulduðunu söylemiþti.
Yoldaþ Egotov bir baþka biçimde ve soruna bir ölçüde deðiþik bir tutumla yaklaþarak,
burada da ayný dar marksizm anlayýþýný, (kabul ettiði) Ýskra tutumuna karþý ayný kararsýz
ve yarý-düþman tutumu ortaya koydu. Mahov, Lieber ve Martinov yoldaþlarýn yaptýðý gibi.

46 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
G. PARTÝ TÜZÜÐÜ
YOLDAÞ MARTOV’UN TASARISI

KONGRE, programdan sonra parti tüzüðüne geçti (yukarda


deðinilen merkez yayýn organý sorununu ve temsilcilerin çoðunun
doyurucu bir biçimde sunamadýðý temsilci raporlarýný bir yana bý-
rakýyoruz). Söylemeye bile gerek yok, tüzük sorunu, hepimiz için
çok büyük bir önem taþýyordu. Her þey bir yana, ta baþýndan bu
yana, Ýskra, yalnýzca bir yayýn organý olarak deðil, ayný zamanda
bir örgüt çekirdeði olarak davranmýþtý. Ýskra dördüncü sayýsýndaki
baþyazýsýnda (“Nereden Baþlamalý?”), üç yýlý aþkýn bir süreden beri
sistemli ve kararlý olarak izlediði tüm bir örgütlenme planý öne-

V. Ý. Lenin 47
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sürmüþtü.* Ýkinci parti kongresi, Ýskra’yý merkez [sayfa 55] yayýn orga-
ný olarak kabul ettiði zaman, konuya iliþkin kararýn giriþ bölümün-
deki üç maddeden ikisi (tutanaklar, s. 147), iþte bu örgütlenme
planýna ve Ýskra’nýn örgütlenme görüþlerine ayrýlmýþtý; gazetenin,
pratikteki parti çalýþmalarýný yönetmesine ve birliðin saðlanmasýn-
da oynadýðý role ayrýlmýþý. Ýþte bu nedenledir ki, tüm parti, örgüt-
lenmeye iliþkin belirli görüþleri benimseyip resmen yasalaþtýrmadýk-
ça, Ýskra’nýn çalýþmalarý ve partinin örgütlenmesi iþleri, gerçekte
partinin canlandýrýlmasý çalýþmalarý tamamlanmýþ sayýlamazdý. Bu
amaca partinin örgütlenme tüzüðüyle varýlacaktý.
Ýskra’nýn, parti örgütüne temel yapmaya çalýþtýðý iki ana fikir
vardý: birincisi, örgütlenmenin bellibaþlý ve ayrýntýlý sorunlarýný karar-
laþtýrma yöntemini ilke olarak belirleyen merkeziyetçilik fikri; ikin-
cisi de, ideolojik önderlik için bir organýn, bir gazetenin özel iþlevi
fikri – varolan siyasal kölelik koþullarý altýnda, Rus sosyal-demokrat
iþçi sýnýfý hareketinin geçici ve özel gereksinmelerini, ilk eylem üs-
sünü yurt dýþýnda kurma düþüncesi çerçevesinde dikkate alma
fikri. Bir ilke sorunu olarak birinci düþüncenin tüm tüzüðe egemen
olmasý gerekiyordu; ikinci fikir, geçici yer ve eylem biçimi koþullarý-
nýn zorladýðý özel bir fikir oluþuyla, biri merkez yayýn organý, öteki
de Merkez Yönetim Kurulu olmak üzere iki merkez kurulmasýný
öngören önerge çerçevesinde, merkeziyetçilikten bir çeþit ayrýlýþ
gibi görünüyordu. Partinin örgütleniþine iliþkin bu iki belli-baþlý Ýskra
fikrini, Ýskra’nýn , baþyazýsý (n° 4) “Nereden Baþlamalý?”da ve Ne
Yapmalý’da ben geliþtirmiþtim. Bu fikirler, [sayfa 56] son olarak, Bir
Yoldaþa Mektup’ta, pratik olarak tamamlanmýþ bir tüzük biçimin-
de, ayrýntýlarýyla açýklanmýþtý. Gerçekte, eðer Ýskra’nýn tanýnmasý
salt sözde kalmayacaksa, salt beylik bir söz olmayacaksa, geriye
kalan tek þey, bu fikirleri somutlaþtýracak bir tüzüðün maddeleri-
nin yazýlmasýndan ibaretti. Bir Yoldaþa Mektup’un yeni baskýsýna
yazdýðým giriþ yazýsýnda, parti tüzüðünün o broþürle þöyle bir kar-

* Ýskra’nýn merkez yayýn organý olarak kabulü konusunda yaptýðý konuþmada yoldaþ,
Popov, inter alia, þöyle dedi: “Ýskra’nýn n° 3 ya da n° 4’teki ‘Nereden Baþ1amalý’ baþlýklý
yazýyý anýmsýyorum. Rusya’da faaliyet gösteren yoldaþlarýn çoðu o yazýyý incelikten uzak
buldular; baþkalarý ayný yazýnýn hayalci olduðunu düþündü ve çoðunluk [?] – herhalde
Popov’un çevresindeki çoðunluk] yazýyý tutkuya yordu” (tutanaklar, s. 140). Okurlarýn
gördüðü gibi, benim siyasal görüþlerimin tutkuya yorulmasý yeni bir þey deðil – þimdi ayný
görüþleri yoldaþ Akselrod’la, yoldaþ Martov’un yeniden piþirip ortaya koymalarýný, bu
gayet iyi açýklýyor.

48 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
þýlaþtýrýlmasýnýn, her ikisindeki örgütlenme fikirlerinin tam bir öz-
deþlik içinde olduðunu görmeye yeteceðini belirtmiþtim.
Ýskra’nýn örgütlenme düþüncelerinin tüzükte biçimlendiril-
mesi çalýþmalarýndan söz ederken, yoldaþ Martov’un andýðý bir
olaya, à propos* deðinmem gerekiyor. “Bir gerçeðin ortaya kon-
masý” dedi Martov birlik kongresinde (tutanaklar, s. 58), “Lenin’in,
benim bu madde üzerinde [yani birinci madde] oportünizme kay-
mamý beklememiþ olduðunu göstermeye yetecektir. Kongreden
bir-buçuk ya da iki ay kadar önce, tasarýmý Lenin’e gösterdim. O
tasarýdaki birinci madde, tam kongreye önerdiðim madde gibi ya-
zýlmýþtý. Lenin, tasarýma çok ayrýntýlý olduðu gerekçesiyle itiraz etti
ve bana, beðendiði tek þeyin birinci maddedeki –yani parti üye-
liðinin tanýmý maddesindeki– fikir olduðunu söyledi, benim mad-
deyi yazýþ þeklimin iyi olmadýðýný, bu nedenle o maddedeki fikri
bazý deðiþikliklerle kendi tüzüðüne geçireceðini ifade etti. Görül-
düðü gibi, Lenin benim maddeyi yazýþ þeklimi çok önceden bili-
yordu, bu konudaki görüþlerimden haberdardý. Görüyorsunuz ki,
ben kongreye açýk-seçik bilinen görüþlerimle geldim, düþüncelerimi
gizlemedim. Karþýlýklý üye seçimine, merkez yönetim kuruluyla mer-
kez yayýn organýna üye seçiminde oybirliði ilkesine, vb., karþý dura-
caðýma dair kendisini uyardým.” [sayfa 57]
Söz, karþýlýklý üye seçimine karþý durma uyarýsýna geldiði za-
man, o konudan söz ederken, iþin aslýný göreceðiz. Þimdi bu nok-
tada, Martov’un tüzüðünün “açýk-seçik bilinen görüþleri” üzerinde
duralým. Birlik kongresinde, münasebetsiz tüzüðüyle ilgili bu olayý
belleðinden çýkarýp yeniden ortaya koyarken (ki o tüzüðü, müna-
sebetsiz olduðu için kongrede geri almýþ, ama kongreden sonra,
kendisine özgü tutarlýlýðýyla, bir kez daha gün ýþýðýna çýkarmýþtýr)
Martov, sýk sýk olduðu gibi, birçok þeyi unuttu ve bu nedenle de
iþleri birbirine karýþtýrdý. Ýnsan düþünüyor da, özel konuþmalarý ak-
tarmamasý ve belleðine dayanmamasý için, (insanlar ellerinde ol-
madan, yalnýzca kendi yararlarýna olan þeyi anýmsarlar), þimdiye
dek gelmiþ-geçmiþ bazý olaylarýn kendisini yeter ölçüde uyarmýþ
olmasý gerekirdi – ama yine de yoldaþ Martov, elinde daha baþka
malzeme olmadýðý için, çürük malzeme kullandý. Bugün yoldaþ
Plehanov bile onu taklit etmeye baþlýyor– anlaþýlan kötü örnek

* Yeri gelmiþken, bu vesileyle. -ç.

V. Ý. Lenin 49
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bulaþýcý.
Martov’un tasarýsýnýn birinci maddesindeki “fikri” “beðenmiþ”
olamazdým; çünkü kongreye gelen bu tasarýda herhangi bir fikir
yoktu. Belleði kendisini yanýltýyor. Ýyi bir talih eseri, Martov’un tasa-
rýsýný, kâðýtlarýmýn arasýnda buldum. Bu tasarýda, “birinci madde,
kongrede önerdiði biçimde yazýlmýþ deðildi.” Bu kadarý “açýk-seçik
görüþler” için yeterlidir!
Martov’un tasarýsýndaki birinci madde þöyle: “Rus Sosyal-
Demokrat Ýþçi Partisinin üyesi, parti programýný kabul ederek, parti
organlarýnýn [aynen böyle!] denetim ve yönetimi altýnda, partinin
amaçlarýný gerçekleþtirmek için faal olarak çalýþan kiþidir.”
Benim tasarýmdaki birinci madde þöyle: “Parti üyesi, parti
programýný kabul eden ve hem mali yönden, hem parti örgütlerin-
den birine bizzat katýlarak partiyi destekleyen kiþidir.” [sayfa 58]
Martov’un kongrede yazdýðý ve kongrece kabul edilen birin-
ci maddesi þöyle: “Rus Sosyal-Demokrat Ýþçi Partisinin üyesi, parti
programýný kabul eden, partiyi mali yönden destekleyen ve parti
örgütlerinden birinin yönetimi altýnda partiye düzenli olarak kiþisel
yardýmda bulunan kiþidir.”
Maddeleri böyle yanyana koyunca açýkça görülüyor ki, Mar-
tov’un tasarýsýnda herhangi bir fikir yoktur, yalnýzca boþ bir tümce
vardýr. Parti üyelerinin, parti organlarýnýn denetim ve yönetimi al-
týnda çalýþmak zorunda olduklarýný söylemeye gerek yoktur; baþka
türlü olamaz. Böyle bir maddeden, ancak hiç bir þey söylemeksi-
zin konuþmayý sevenler, “tüzüðü” bir söz kalabalýðý ve bürokratik
formüller (yani iþ için yararý olmayan ama gösteriþ için yararlý oldu-
ðu düþünülen formüller) içinde boðmayý sevenler söz edebilir. Bi-
rinci maddenin fikri, ancak þu soru sorulduðu zaman ortaya çýkýyor:
Parti organlarý, parti örgütlerinden herhangi birine baðlý olmayan
parti üyelerini gerçekte yönlendirebilirler mi? Yoldaþ Martov’un tasa-
rýsýnda bu düþüncenin izi bile yoktur. Ýþte bundan ötürüdür ki, “bu
konu üzerinde” yoldaþ Martov’un “görüþleri”ni bilmiþ olamazdým.
Çünkü yoldaþ Martov’un tasarýsýnda bu konuda hiçbir görüþ yok-
tur. Yoldaþ Martov’un gerçekleri dile getiriþi, iþleri yüzüne gözüne
bulaþtýrmaktýr.
Öte yandan, yoldaþ Martov’a þu noktanýn belirtilmesi gere-
kir ki, “benim bu konudaki görüþlerimi” tasarýmdan biliyordu; görüþ-
lerimi protesto etmedi; tasarýmý kongreden iki-üç hafta önce her-

50 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kese gösterdiðim halde, Martov, görüþlerimi, ne yazýkurulunda, ne
de yalnýzca benim tasarýmý bilen temsilcilerle konuþmalarýnda red-
detmiþ deðildir. Dahasý var, kongrede bile, ben tüzük tasarýmý*
sunduðum [sayfa 59] ve tüzük komisyonunun seçiminden önce sa-
vunduðum zaman, yoldaþ Martov açýkça þöyle dedi: “Lenin yoldaþýn
vargýlarýyla birleþiyorum. Ondan yalnýzca iki noktada ayrýlýyorum”
(italikler benim) – konseyin kuruluþ biçiminde ve karþýlýklý üye
seçmenin oybirliðine dayanmasýnda (tutanaklar, s. 157). Birinci
madde üzerinde herhangi bir ayrýlýk olduðuna dair henüz tek söz-
cük söylenmiþ deðil.
Sýkýyönetim hakkýndaki broþüründe yoldaþ Martov, kendi
tüzüðünü geniþ ayrýntýlarýyla bir kez daha anýmsamayý uygun
görmüþ. Bu broþürde Martov, birkaç ufak nokta dýþýnda þimdi bile
(Þubat 1904 – bundan üç ay sonra ne olacaðýný söyleyemeyiz)
imzasýný atacaðýný söylediði tüzüðünün, “merkeziyetçiliðin aþýrý ser-
pilmesini onun onaylamadýðýný açýkça gösterdiði”ne dair bize gü-
vence veriyor (s. IV). Yoldaþ Martov’un þimdi yaptýðý açýklamaya
göre, bu tüzüðü kongreye sunmamasýnýn nedenlerinden birincisi,
“Ýskra’dan öðrendiklerinin onda tüzüðü küçük görme duygusunu
yaratmýþ olmasý”dýr (iþine geldiði zaman Ýskra sözcüðü yoldaþ Mar-
tov’un gözünde dar bir hizip ruhunu deðil, ama eðilimlerin en ka-
rarlýsýný ifade ediyor! Ne yazýk ki, Ýskra’dan öðrendikleri, üç yýl için-
de, aydýn bir kiþinin kararsýz ruh halinin, ortak rýzayla kabul edilmiþ
tüzüðün ihlalini haklý gösterebilmek için baþvurduðu anarþist söz-
leri, yoldaþ Martov’un küçük görmesini saðlayamamýþtýr). Ýkincisi,
görmüyor musunuz, yoldaþ Martov, “Ýskra’nýn ortaya çýkardýðý temel
örgüt çekirdeðinin taktiklerine herhangi bir uyumsuzluk getir-
mek”ten sakýnmak istemiþtir! Çok tutarlý, deðil mi? [sayfa 60] Birinci

* Bu arada belirtelim, tutanak komisyonu, Ek XI’de “Lenin tarafýndan kongreye


sunulan” tüzük taslaðýný yayýnladý (tutanaklar, s. 393)
Tutanak komisyonu da iþleri biraz karýþtýrmýþ. Komisyon, bütün temsilcilere (ve çoðuna
kongreden önce) gösterdiðim benim ilk tasarýmla kongrede önerilen tasarýyý karýþtýrmýþ
ve birinci tasarýyý, ikinci tasarýymýþ gibi yayýnlamýþtýr. Kuþkusuz. bütün hazýrlýk aþamalarýnda
bile olsa, benim tasarýlarýmýn yayýnlanmasýna hiç bir itirazým yoktur; ama karýþýklýk yarat-
manýn gereði yoktu. Oysa böyle bir karýþýklýk yaratýlmýþtýr. Gerçekten de Popov’la Martov,
benim aslýnda kongreye sunduðum tasarýnýn, tutanaklar komisyonunca yayýnlanan tasarýda
yer almayan bazý maddelerini (Karþ: s. 394, madde 7 ve 11) eleþtirmiþlerdir (tutanaklar, s.
154 ve 157). Birazcýk daha dikkat gösterilseydi, sözünü ettiðim sayfalar karþýlaþtýrýlarak,
hata kolayca yakalanabilirdi.

V. Ý. Lenin 51
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
maddenin oportünist biçimde yazýlýþýyla ya da merkeziyetçiliðin
aþýrý serpilmesiyle ilgili bir ilke sorununda yoldaþ Martov (yalnýzca
dar hizip kafasýyla dehþet verici olan) bir uyumsuzluktan öylesine
korkuyor ki, yazýkurulu gibi bir çekirdekle ilgili görüþ ayrýlýðýný bile
ortaya koymuyor! Merkez organlarýnýn kuruluþuna iliþkin pratik
sorunda ise yoldaþ Martov, Ýskra örgütünün (bu gerçek temel ör-
güt çekirdeðinin) çoðunluðunun oyuna karþý Bund’un ve Raboçeye
Dyelo’cularýn yardýmýný isteyebilmiþtir. Yoldaþ Martov, en yetkili yar-
gýcýlarýn sorunu deðerlendiriþindeki “hizip ruhu” nu reddedebil-
mek için, salt bunun için giriþtiði sözümona yazýkurulunu savunma
çabalarýna sýzan kendi hizipçiliðindeki “uyumsuzluðu” görmüyor
bile. Onu cezalandýrmak için, tüzüðünün tam metnini, hangi görüþ-
leri ve hangi aþýrý serpilmeleri ortaya koyduðunu göstererek, bura-
ya aynen alýyoruz:*
“Parti tüzük tasarýsý. – 1. Parti Üyeliði. – l° Rus Sosyal-Demokrat
Ýþçi Partisinin üyesi, parti programýný kabul ederek, parti organlarýnýn
denetim ve yönetimi altýnda partinin amaçlarýný gerçekleþtirmek için
faal olarak çalýþan kiþidir. – 2° Bir üyenin, parti çýkarlarýyla baðdaþmayan
iþler dolayýsýyla partiden çýkarýlmasýna Merkez Yönetim Kurulu karar
verir. [Gerekçeli çýkarma cezasý, parti dosyalarýnda saklanýr ve istek
halinde bütün parti yönetim kurullarýna bildirilir. Merkez Yönetim Kuru-
lunun kararýna karþý iki ya da daha fazla yönetim kurulunun isteðiyle
kongreye baþvurulabilir.]” ... Ben, Martov’un tasarýsýnda yer alan açýkça
anlamsýz, herhangi bir “fikir” içermemekle kalmayan, ama herhangi
bir belirli koþul ya da istemi de içermeyen maddeleri –çýkarma cezasý-
na iliþkin kararýn tam nerede saklanacaðý hükmünün tüzükte yer al-
masý gibi eþsiz bir tanýmý ya da Merkez Yönetim Kurulunun bir üyeyi
çýkarma kararýna karþý kongreye baþvurma (genel olarak bütün karar-
larýna karþý deðil mi?) maddesi gibi maddeleri– köþeli ayraçlar içinde
göstereceðim. Bu, gerçekte, gereksiz, açýkça yararsýz ya da kýrtasiyeci
madde ve [sayfa 61] esaslarý biçimleyen bir laf kalabalýðý ya da gerçekten
bürokratik bir biçimselliktir. “II. Yerel Yönetim Kurullarý. – 3° Yerel çalýþ-
malarda partiyi, parti yönetim kurullarý temsil eder.” (Ne yeni ve zekice
bir þey!) “4° [Ýkinci Kongre sýrasýnda varolan ve kongrede temsil edilen
yönetim kurullarý parti yönetim kurullarý olarak kabul edilir.] – 5° Dör-
düncü maddede anýlanlara ek olarak partinin yeni yönetim kurullarý

* Yoldaþ Martov’un tasarýsýnýn ilk þeklini. ne yazýk ki, bulamadýðýmý söylemeliyim. O


tasarý 48 maddelikti; deðersiz bir biçimsellik yönünden daha da “þiþkin”di.

52 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Merkez Yönetim Kurulu tarafýndan atanýr. [Merkez Yönetim Kurulu, ya
halen varolan belli bir yerel örgütün üyelerini yönetim kurulu olarak
onaylar, ya da eski örgütü yenileyerek bir yerel yönetim kurulu oluþturur.]
– 6° Yönetim kurullarý, kendi üye sayýlarýný, kurul içinde seçim yaparak
artýrabilirler. – 7° Merkez Yönetim Kurulu, bir yerel yönetim kurulunun
üye sayýsýný, (kendisince bilinen) yoldaþlarla, yönetim kurulunun to-
plam üye sayýsýnýn üçte-birini geçmemek üzere, artýrma hakkýna sahip-
tir.” Bürokrasinin mükemmel bir örneði. Niçin üçte-birini geçmiyor?
Amaç nedir? Artýrma tekrar tekrar yapýlabileceðine göre, hiç bir þeyi
sýnýrlamayan bu sýnýrlamanýn anlamý nedir? “8° [Bir yerel yönetim kuru-
lunun adli kovuþturma nedeniyle daðýlmasý ya da parçalanmasý duru-
munda” (bu, bütün üyelerin tutuklanmamasý mý demek oluyor?)
“Merkez Yönetim Kurulu, o yerel yönetim kurulunu yeniden kurar.]”
(7’nci maddeyi dikkate almaksýzýn mý? Yurttaþlara, hafta içinde
çalýþmalarýný, tatil günleri dinlenmelerini emreden Rus yasalarýyla bu
8’inci madde arasýnda yoldaþ Martov bir benzerlik görmüyor mu?) “9°
[Eðer herhangi bir yerel yönetim kurulunun çalýþmalarý partinin çýkarla-
rýyla baðdaþmazsa, olaðan parti kongresi, Merkez Yönetim Kuruluna, o
yerel yönetim kurulunu yenileme emrini verebilir. Böyle bir durumda,
o yönetim kurulu daðýlmýþ sayýlýr ve o kurulun çalýþma alanýndaki
yoldaþlar ona baðlý olmaktan* çýkarlar.]” Bu maddede yer alan hüküm,
“Her türlü sarhoþluk yasaktýr” yollu Rus yasasýnýn bugüne kadar gelen
maddesi kadar yararlý görünüyor. “10° [Partinin yerel yönetim kurullarý,
kendi bölgelerinde, partinin bütün propaganda, uyarma ve örgütlenme
iþlerini yürütürler ve partinin Merkez Yönetim Kuruluyla merkez yayýn
organlarýnýn, kendilerine emanet edilmiþ parti görevlerini yerine getir-
me çalýþmalarýna yardýmcý olmak üzere bütün güçleriyle çalýþýrlar.]”
Öf! Kutsal bildiðiniz tüm þeyler aþkýna söyleyin, bunun [sayfa 62] amacý
nedir? “11° [Yerel bir örgütün iç düzenlemeleri, bir yönetim kurulu ile
ona baðlý gruplar arasýndaki karþýlýklý iliþkiler” (iþitiyor musunuz yoldaþ
Akselrod?) “ ve bu gruplarýn yetki ve özerklik sýnýrlarý” (yetki sýnýrlarýyla
özerklik sýnýrlarý ayný þey deðil mi?) “bizzat yerel yönetim kurulu tarafýn-
dan kararlaþtýrýlacak ve Merkez Yönetim Kuruluyla merkez yayýn or-
ganlarýnýn yazýkuruluna bildirilecektir.]” (Bir þey unutulmuþ: Bu bildirim-
lerin nerede dosyalanacaðý belirtilmemiþ.) “12° [Yönetim kurullarýna
baðlý bütün gruplar ve parti üyesi bireyler, herhangi bir konudaki düþün-

* Bu sözcüðe yoldaþ Akselrod’un dikkatini çekeriz. Ne müthiþ! Bu sözcükte, bir


yazýkurulunun kuruluþunu deðiþtirmeye kadar varabilecek bir “Jakobenciliðin” kökleri
var.

V. Ý. Lenin 53
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
celerinin ve tavsiyelerinin, parti Merkez Yönetim Kuruluyla merkez yayýn
organlarýna iletilmesini isteme hakkýna sahiptirler.] – 13° Yerel parti
yönetim kurullarý, kendi gelirlerinden, Merkez Yönetim Kurulu fonlarý-
na, Merkez Yönetim Kurulunun saptayacaðý miktarda yardýmda bu-
lunurlar. – III. Rusçadan Baþka Dillerde Giriþilecek Ajitasyon Çalýþmalarý
Ýçin Kurulacak Örgütler. – 14° [Rusça dýþýndaki herhangi bir dilde yür-
ütülecek ajitasyon çalýþmalarý için ve aralarýnda böyle bir ajitasyon iþinin
yürütüleceði iþçileri örgütlemek amacýyla, böyle bir özel ajitasyon iþinin
ve bu tür örgütler ortaya çýkarýlmasýnýn gerekli görüldüðü yerlerde bu
tür ayrý örgütler kurulabilir.] – 15° Böyle bir zorunluk olup olmadýðýna
parti Merkez Yönetim Kurulu ve anlaþmazlýk hallerinde parti kongresi
karar verir.” Tüzüðün daha sonraki maddeleri düþünülürse, bu madde-
nin ilk bölümü gereksizdir; anlaþmazlýk halleriyle ilgili ikinci bölümü
ise yalnýzca gülünçtür. “16° [14’üncü maddede anýlan yerel örgütler,
özel iþlerinde özerk olacaklardýr, ancak yerel yönetim kurulunun dene-
timi altýnda çalýþacaklar ve ona baðlý olacaklardýr; bu denetim biçimi
ve yönetim kuruluyla özel örgüt arasýndaki örgütsel iliþkilerin niteliði,
yerel yönetim kurulu tarafýndan kararlaþtýrýlacaktýr.” (Tanrýya þükürler
olsun! Bu boþ söz kalabalýðýnýn ne kadar gereksiz olduðu artýk iyice
ortaya çýkmýþ bulunuyor.) “Partinin genel çalýþmalarý açýsýndan bu ör-
gütler, yönetim kurulunun bir parçasý olarak hareket ederler.] – 17°
[14’üncü maddede anýlan yerel örgütler, özel görevlerini daha etkin
biçimde yerine getirebilmek üzere, özerk birlikler kurabilirler. Bu bir-
likler kendi özel gazetelerine ve yönetim organlarýna sahip olabilirler;
bunlarýn her ikisi de parti Merkez Yönetim Kurulunun doðrudan dene-
timi altýndadýrlar. Bu birlikler kendi tüzüklerini bizzat hazýrlarlar, ancak
bu tüzüklerin parti Merkez Yönetim Kurulunca onaylanmasý gerekli-
dir.] – 18° [17’nci maddede sözü edilen özerk birlikler, yerel koþullar
gereði yerel parti yönetim kurullarý, esas itibariyle belli bir dilde ajitasy-
on [sayfa 63] çalýþmalarý yapýyorlarsa, onlarý da içine alabilir. Not: Özerk
birliðin bir parçasýný oluþtururken, böyle bir yönetim kurulu, partinin
yönetim kurulu olma niteliðini yitirmez.]” (Bu madde bütünüyle, müthiþ
yararlý ve çok zekice. Hele not’a diyecek yok.) .“19° [Özerk bir birliðe
baðlý olan yerel örgütlerin o birliðin merkez organlarýyla iliþkileri, yerel
yönetim kurullarýnýn denetimi altýndadýr.] – 20° [Özerk birliklerin mer-
kez basýnýnýn ve yönetim organlarýnýn parti Merkez Yönetim Kuruluyla
iliþkisi, yerel yönetim kurullarýnýn parti Merkez Yönetim Kuruluyla iliþkisi
gibidir.] IV. Parti Merkez Yönetim Kurulu ve Basýn Organlarý. – 21° [Parti
bir bütün olarak Merkez Yönetim Kuruluyla siyasal ve teorik basýn or-
ganlar tarafýndan temsil edilir.] – 22° Merkez Yönetim Kurulunun gö-

54 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
revleri þunlardýr: partinin bütün pratik çalýþmalarýnýn genel yönünü yür-
ütmek; bütün güçlerinin tam yerinde ve yararlý bir biçimde kullanýl-
masýný saðlamak; partinin bütün kesimlerinin çalýþmalarýný denetlemek;
yerel örgütleri yayýnlarla beslemek; partinin teknik yapýsýný örgütlemek;
parti kongrelerini toplamak. – 23° Partinin basýn organlarýnýn görevleri
þunlardýr: partinin ideolojik yönünü yürütmek, parti programý için pro-
paganda yapmak, sosyal-demokrasinin dünya görüþünün teorik ve popü-
ler yönden iþlenmesini gerçekleþtirmek. – 24° Partinin bütün yerel
yönetim kurullarý ve özerk birlikler, hem Merkez Yönetim Kuruluyla,
hem parti yayýn organlarýnýn yazýkuruluyla, doðrudan haberleþme iliþkisi
kurarlar ve onlarý, hareketin geliþiminden ve kendi bölgelerindeki ör-
gütlenme çalýþmalarýndan, belli aralýklarla haberdar ederler. – 25° Parti
yayýn organlarýnýn yazýkurulu parti kongrelerinde atanýr ve gelecek kon-
greye kadar görev yapar. – 26° [Yazýkurulu kendi içiþlerinde özerktir] ve
her defasýnda Merkez Yönetim Kuruluna haber vererek, iki kongre
arasýnda, kendi üyelerinin sayýsýný artýrabilir ya da deðiþtirebilir. – 27°
Merkez Yönetim Kurulunun yayýnladýðý ya da onayladýðý bütün bildiri-
ler, Merkez Yönetim Kurulunun isteði üzerine, parti organýnda yayýnla-
nýr. – 28° Merkez Yönetim Kurulu, parti organlarýnýn yazýkuruluyla
anlaþarak, yayýn çalýþmalarýnýn çeþitli yönleri için özel yazarlar grubu
kurabilir. – 29° Merkez Yönetim Kurulu, kongre tarafýndan atanýr ve
gelecek kongreye kadar görev yapar. Merkez Yönetim Kurulu, herhan-
gi bir sýnýrlama olmaksýzýn, üyelerinin sayýsýný, kendi içinde yapacaðý
seçim yoluyla artýrabilir. Bu durumda, her defasýnda parti merkez yayýn
organlarýnýn yazýkuruluna haber verir. – V. Parti Yurtdýþý Örgütü. – 30°
Yurtdýþýndaki parti örgütü, yurtdýþýnda yaþayan Ruslar arasýnda propa-
ganda [sayfa 64] yapar ve onlarýn içindeki sosyalist öðeleri örgütler.
Yurtdýþýndaki parti örgütüne, seçimle gelmiþ bir yönetim organý önder-
lik eder. – 31° Partiye baðlý özerk birlikler, özel görevlerini yürütmeleri-
ne yardým etmesi için yurtdýþýnda þubeler bulundurabilirler. Bu þubeler,
yurtdýþýndaki genel örgüt içinde özerk gruplarý oluþtururlar. – VI. Parti
Kongreleri. – 32° En yüksek parti otoritesi kongredir. – 33° [Parti kon-
gresi programý, tüzüðü ve parti çalýþmalarýnýn rehber ilkelerini saptar;
bütün parti organlarýnýn çalýþmalarýný denetler ve bu organlar arasýnda
çýkan anlaþmazlýklarý çözümler.] – 34° Kongrelerde temsil hakký þunlara
aittir: a) Yerel parti yönetim kurullarý, b) Partiye baðlý bütün özerk bir-
liklerin merkez yönetim organlarý; c) Parti Merkez Yönetim Kurulu ve
merkez yayýn organlarýnýn yazýkurulu; d) Yurtdýþýndaki parti örgütü. –
35° Temsilcilere vekâlet verilebilir, ancak hiç bir temsilci, üçten fazla
geçerli vekâlet yüklenemez. Bir vekâlet iki temsilciye bölüþtürülebilir.

V. Ý. Lenin 55
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Baðlayýcý talimatlar yasaktýr. – 36° Merkez Yönetim Kurulu, bulunmasýnda
yarar umulan danýþman yoldaþlarý kongreye çaðýrma yetkisine sahiptir.
– 37° Parti program ve tüzüðünde deðiþiklik için üçte-iki çoðunluk ge-
reklidir; öteki sorunlar salt çoðunlukla kararlaþtýrýlýr. – 38° Kongrenin
yapýldýðý tarihte iþbaþýnda olan parti yönetim kurullarýnýn yarýdan fazlasý
kongrede temsil ediliyorsa, o kongre geçerli sayýlýr. – 39° Kongreler,
olanak elverdiði ölçüde, iki yýlda bir toplanýr. [Eðer Merkez Yönetim
Kurulunun elinde olmayan nedenlerle, kongre bu süre içinde toplana-
mazsa, Merkez Yönetim Kurulu, kendi sorumluluðu altýnda, kongreyi
erteler.]”
Bu sözümona tüzüðü, istisnai bir sabýr göstererek, baþýndan
sonuna kadar okuyan herhangi bir okur, aþaðýda vardýðým sonuçlar
için, her halde benden gerekçe sormayacaktýr. Birinci sonuç: Tü-
zük, onmaz bir aþýrý þiþkinlik hastalýðýna tutulmuþtur. Ýkinci sonuç:
Bu tüzükte, aþýrý ölçüde geliþmiþ bir merkeziyetçiliðin onaylanma-
dýðýný gösteren özel herhangi bir örgütlenme görüþünün izini bul-
mak olanaksýzdýr. Üçüncü sonuç: Yoldaþ Martov, hazýrladýðý tüzüðün
39’da 38’inden çoðunu dünyanýn gözünden gizlemekle (ve kong-
rede tartýþmadan geri tutmakla) gayet akýllýca davranmýþtýr. Ne var
ki à propos böyle bir gizlemeye sapmasý, ama bir yandan da açýk-
seçik davranmaktan sözetmesi gariptir. [sayfa 65]

56 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
H. ISKRACILAR ARASINDAKÝ BÖLÜNMEDEN ÖNCE
MERKEZÝYETÇÝLÝK KONUSUNDAKÝ TARTIÞMALAR

CEPHE ayrýlýklarýnýn varlýðýný hiç kuþkuya yer býrakmayacak


biçimde ortaya döken bir soruna, birinci maddenin yazýlýþýna iliþkin
gerçekten ilginç soruna geçmeden önce, kongrenin 14’üncü otu-
rumuyla 15’inci oturumunun bir bölümünü alan genel tüzük tar-
týþmalarý üzerinde kýsaca duralým. Bu tartýþma, merkez organlarýnýn
kuruluþu konusunda Ýskra örgütü içindeki kesin ayrýlýktan önce
olduðu için bazý yönlerden önem taþýyor. Genel olarak tüzük üze-
rinde, özel olarak organlara üye çaðýrma konusunda onu izleyen
tartýþmalar ise, Ýskra örgütündeki bu kesin ayrýlýðý izlemiþtir. Bu
ayrýlýktan önce, görüþlerimiz, hepimiz için çok önemli bir sorun
haline gelen Merkez Yönetim Kurulunun kimlerden [sayfa 66] oluþaca-

V. Ý. Lenin 57
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ðýna iliþkin düþüncelerden etkilenmemiþti. Bu nedenle doðal ola-
rak, görüþlerimizi daha tarafsýz ifade edebiliyorduk. Daha önce
belirtmiþ olduðum gibi yoldaþ Martov, benim örgüt konusundaki
görüþlerimi paylaþýyordu (tutanaklar, s. 157), yalnýzca ayrýntýlara
ait iki noktada kendi görüþlerini saklý tutuyordu. Buna karþýlýk ge-
rek iskracýlara karþý olanlar, gerek “merkez”, Ýskra’nýn örgütlenme
planýnýn (ve dolayýsýyla bütünlüðü içinde tüzüðün) iki temel görü-
þüne karþý bir anda savaþ alanýna atýlmýþlardý: merkeziyetçiliðe ve
“iki merkez”e karþýydýlar. Yoldaþ Lieber, benim tüzüðümden, “ör-
gütlü güvenmezlik” diye söz ediyordu; (Popov ve Egorov yoldaþlarýn
yaptýðý gibi) iki merkez önerisinde ademi merkeziyetçilik bulmaktay-
dý. Yoldaþ Akimov, yerel yönetim kurullarýnýn yetkilerini geniþletmek
ve özellikle, onlara “kendi kuruluþlarýný deðiþtirme hakký”ný ver-
mek istiyordu. “Yerel yönetim kurullarýna daha geniþ hareket öz-
gürlüðü verilmelidir. ... Merkez Yönetim Kurulu nasýl Rusya’da faal
olan bütün örgütlerin temsilcileri tarafýndan seçiliyorsa, yerel yöne-
tim kurullarý da kendi bölgelerinde faal olan iþçiler tarafýndan seçil-
melidir. Eðer bu olmazsa, yerel yönetim kurullarýna Merkez Yönetim
Kurulunun atayabileceði üyelerin sayýsý sýnýrlanmalýdýr...” (tutanak-
lar, s. 158). Görüldüðü gibi yoldaþ Akimov, “merkeziyetçiliðin aþýrý
geliþmesi”ne karþýt bir sav öne sürüyordu, ama aðýrlýðý olan bu
savlara karþý yoldaþ Martov’un kulaklarý týkalýydý, çünkü henüz mer-
kez organlarýnýn kuruluþu konusuna iliþkin olarak yenilgiye uðramýþ
deðildi, o nedenle Akimov’un izinden gitmeye zorlanmamýþtý. Yol-
daþ Akimov, yoldaþ Martov’a kendi tüzüðünün “fikri”ni (Madde 7 –
Merkez Yönetim Kurulunun, yönetim kurullarýna üye atama hak-
kýnýn sýnýrlanmasý) önerdiði zaman bile kulaklarýný týkamaya de-
vam etti. O sýralarda yoldaþ Martov henüz bizimle uyuþumsuzluk
içinde olmak istemiyordu; bu nedenle de hem yoldaþ Akimov’la
hem kendisiyle uyuþumsuzluða düþmeye [sayfa 67] gözyumdu. O sý-
ralarda “canavar merkeziyetçiliðin” karþýtlarý, yalnýzca, Ýskra mer-
keziyetçiliðini kendileri için açýkça yararsýz bulanlardý: bu merke-
ziyetçiliðe karþý duranlar Akimov, Lieber ve Goldblatt’tý. Onlarý da
ihtiyatla ve gayet dikkatle (çünkü onlar her zaman geri dönebilir-
lerdi) Egorov (tutanaklar, s. 156 ve 276) ve onun gibiler izliyordu. O
sýralarda, merkeziyetçiliðe yönelen tepkiyi yaratan þeyin, Bund, Yujni
Raboçi, vb.’nin çevre ve hizip çýkarlarý olduðunu, partinin büyük
bir çoðunluðu açýk-seçik biliyordu. Merkeziyetçiliðe þimdi de Ýsk-

58 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ra’nýn eski yazýkurulunun karþý durmasýnýn, ayný biçimde, onun
grup çýkarlarýyla ilgili olduðunu partinin çoðunluðu yine biliyor.
Örneðin yoldaþ Goldblatt’ýn konuþmasýný (tutanaklar, s. 160-
161) ele alalým. Goldblatt, benim “canavar” merkeziyetçiliðimi eleþ-
tiriyor; bu merkeziyetçiliðin, daha alt düzeydeki örgütlerin “yýkýmý”na
yolaçacaðýný, “merkeze, her þeye karýþabilmesini saðlayacak sýnýr-
sýz bir güç ve sýnýrsýz bir hak tanýma arzusuyla dolup taþtýðýný”, ör-
gütlere “yalnýzca, yukardan gelen buyruklara gýk çýkarmaksýzýn bo-
yuneðme hakkýný” tanýdýðýný, vb., öne sürüyor. “Tasarýnýn önerdiði
merkez, kendisini bir boþluk içinde bulacaktýr; çevresinde yan ör-
gütler deðil, merkezin yetkili temsilcilerinin içinde at oynatacaðý,
belli bir biçimden yoksun bir yýðýn bulacaktýr.” Bu, kongredeki
yenilgileri ardýndan Martov’larla Akselrod’larýn bize yönelttikleri sah-
te laf ebeliðinin tam aynýsýdýr. Bund, kendi merkez kuruluna daha
da kesin sýnýrsýz haklar, (yani üye atama ve çýkarma; hatta temsil-
cilerin kongreye girmesine izin vermeyi reddetme haklarý) tanýr-
ken, bizim merkeziyetçiliðimizle savaþtýðýnda, herkes gülmüþtü.
Ýþin aslý ortaya çýktýðý zaman, insanlar, azýnlýðýn ulumalarýna da
güleceklerdir; çünkü onlar merkeziyetçiliðe ve tüzüðe karþý azýn-
lýkta olduklarý zaman yaygarayý basmýþlar, ancak kendilerini bir
kez çoðunluk haline getirmeyi baþardýktan sonra tüzükten yarar-
lanmakta bir saniye bile geri kalmamýþlardýr. [sayfa 68]
Ýki merkez sorunu üzerinde de gruplaþma açýkça ortadaydý;
Ýskracýlarýn tümüne karþý duranlar Lieber, (merkez yayýn organýnýn
konseyde, Merkez Yönetim Kuruluna aðýr bastýðý yollu, þimdi pek
tutulan Akselrod-Martov havasýný ilk kez çalan) Akimov, Popov ve
Egorov’du. Ýki merkez planý, eski Ýskra’nýn her zaman savunduðu
(ve Popov’larla Egorov’larýn sözle onayladýklarý) örgütlenme düþün-
cesinin ürünüydü. Eski Ýskra’nýn siyaseti, Yujni Raboçi’nin planlarý-
na, ayný zamanda popüler bir yayýn organý yaratma ve sonunda bu
organý egemen organ haline çevirme planlarýna kestirmeden gidi-
yordu. Ýlk bakýþta çok garip görünen paradoksun, bütün iskracýla-
ra-karþý olanlarla tüm Bataklýðýn bir tek merkez kurulundan, yani
görünüþe göre daha geniþ bir merkeziyetçilikten yana olmalarýndaki
paradoksun kökleri burada yatýyor. Kuþkusuz, (özellikle Bataklýk
içinde), Yujni Raboçi’nin örgütlenme planýnýn neye yolaçacaðýný
ve iþin yapýsý gereði neye yolaçmak zorunda olduðunu bilmeyen,
bu konuda açýk bir fikri olmayan bazý temsilciler vardý, ama bun-

V. Ý. Lenin 59
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
lar, kararsýzlýklarý ve kendilerine güven duymayýþlarý nedeniyle isk-
racýlara-karþý olanlarý izlemek zorunda kalmýþlardý.
Tüzük üzerinde (iskracýlar arasýndaki bölünmeden önce ya-
pýlan) bu görüþme sýrasýnda iskracýlarýn yaptýðý konuþmalardan öze-
llikle belirtilmesi gerekenler, yoldaþ Martov’un (benim örgütlenme
görüþlerimle “birleþen”) konuþmasýyla Trotski’nin konuþmasýdýr.
Trotski’nin, Akimov ve Lieber yoldaþlara verdiði yanýtýn her sözcü-
ðü, “azýnlýðýn” kongre sonrasý tutumunun ve teorilerinin tüm sah-
teliðini gözler önüne sermektedir. Trotski þöyle demiþti: “Yoldaþ
Akimov, Merkez Yönetim Kurulunun yetkilerini, tüzüðün yeter açýk-
lýk ve kesinlikle tanýmlamadýðýný söyledi. Kendisiyle ayný görüþte
deðilim. Tam tersine bu tanýmlama kesindir ve parti bir bütün ol-
duðu ölçüde, Merkez Yönetim Kurulunun yerel yönetim kurullarý
üzerindeki denetiminin saðlama [sayfa 69] baðlanmasýný ifade etmek-
tedir. Yoldaþ Lieber, benim bir sözümü kullanarak, tüzüðün ‘örgüt-
lü güvenmezlik’ olduðunu söyledi. Doðrudur. Ama ben bu sözü,
Bund sözcülerinin önerdiði tüzük için, partinin bir kesimi adýna
partinin tümüne karþý gösterilen örgütlü güvenmezliði temsil eden
tüzük için kullandým. Öte yandan bizim tüzüðümüz” (o sýralarda,
yani merkez kurullarýnýn kuruluþu konusunda henüz yenilgiye
uðranmadýðý sýralarda, tüzük, “bizim” tüzüðümüzdü) “partinin, ken-
dine baðlý tüm bölümlere karþý örgütlü güvenmezliðini, yani tüm
yerel, bölgesel, ulusal ve öteki örgütler üzerinde denetimini temsil
etmektedir.” (tutanaklar, s. 158). Evet, bizim tüzüðümüz burada
doðru bir biçimde tanýmlanmaktadýr. “Örgütlü güvenmezlik” ya da
ayný þey demek olan “sýkýyönetim”i tasarlayan ve ortaya atanlarýn
entrikaya baþvuran çoðunluk olduðunu rahat rahat öne sürebilen-
lere, bu sözleri sürekli olarak akýllarýnda tutmalarýný salýk veririz.
Sorunun kendi gruplarýný ya da baþka bir grubu ilgilendirmesine
bakarak Martov ve hempasýnýn görüþlerinin nasýl deðiþtiðinin örne-
ðini, yani siyasal kaypaklýðýn örneðini görmek isteyenlerin bu konuþ-
mayla, Yurtdýþý Birliði Kongresinde yapýlan konuþmalarý þöyle bir
karþýlaþtýrmalarý yeter de artar bile. [sayfa 70]

60 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ý. TÜZÜÐÜN BÝRÝNCÝ MADDESÝ

KONGREDE ilgi çekici bir tartýþmaya yolaçan farklý metinleri


daha önce belirtmiþtik. Bu tartýþma hemen hemen iki oturum
boyunca sürdü ve tek tek ad okunarak yapýlan iki oylamayla sona
erdi (tüm kongre boyunca, eðer yanýlmýyorsam, ad okunarak se-
kiz oylama yapýlmýþtý; çok fazla zaman yitirilmesine yolaçtýðý için,
ancak çok önemli konularda bu yola baþvuruluyordu). Bu sorun
da kuþkusuz bir ilke sorunuydu. Kongrenin tartýþmaya gösterdiði
ilgi çok büyüktü. Bütün temsilciler oy kullandý – bu, (herhangi bir
büyük kongrede olduðu gibi) bizim kongremizde de az görülen bir
olaydý. Tartýþmacýlarýn gösterdiði ilgiyi, bu durum da tanýtlýyor. [sayfa
71]

V. Ý. Lenin 61
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Öyleyse, tartýþýlan sorunun özü neydi? Kongrede söylediðim
ve ondan sonra birçok kez yinelediðim gibi, “Ben [birinci madde
üzerindeki] ayrýlýðýmýzý hiç bir biçimde partinin ölüm-kalým sorunu
sayacak kadar hayati saymýyorum. Tüzükteki yersiz bir madde yü-
zünden, kuþkusuz, yok olacak deðiliz!” (tutanaklar, s. 250).* Her
ne kadar, birbirinden farklý eðilimlerini ortaya koyduysa da bu farklý-
lýk, kongreden sonra ortaya çýkan ayrýlýða (hatta açýk konuþalým,
bölünmeye) yolaçmayabilirdi. Ama üzerinde ýsrar edilirse, öne çý-
karýlýrsa, insanlar ayrýlýðýn köklerini-kollarýný araþtýrmaya koyulur-
larsa, her küçük ayrýlýk büyük bir ayrýlýk haline gelebilir. Eðer belli
hatalý görüþlere sapmakta baþlangýç noktasý olarak iþ görürse, eðer
bu hatalý görüþler ek yeni ayrýlýklardan ötürü, partiyi bölünme nok-
tasýna getiren anarþist giriþimlerle birleþirse, her küçük farklýlýk çok
büyük bir önem kazanýr.
Bu olayda da böyle olmuþtur. Birinci madde üzerinde, göre-
celi olarak, ufak bir ayrýlýk, þimdi çok büyük bir önem kazanmýþ
bulunuyor. Çünkü, azýnlýðýn (özellikle Birlik Kongresinde ve ayný
zamanda yeni Ýskra’nýn sütunlarýnda) oportünizmin derinliklerine
ve anarþist laf ebeliðine sapmasýný baþlatan þey budur. Ýskracý azýn-
lýðýn, iskracýlara-karþý olanlarla ve Bataklýkla, son ve kesin biçimine
seçimler sýrasýnda bürünen koalisyonunun baþlangýcýný belirleyen
iþte buydu; bu koalisyonu anlamaksýzýn, merkez kurullarýnýn kuru-
luþu hakkýndaki büyük ve temel azýnlýðý anlamak olanaksýzdýr.
Martov’la Akselrod’un birinci madde üzerindeki ufak yanýlgýsý, (Bir-
lik Kongresinde de belirttiðim gibi) bizim çanaðýmýzdaki ufak bir
çatlaktý. Çanak (Birlik Kongresinde isterinin sýnýrýna varan Martov’un
yanlýþ anladýðý gibi bir cellat düðümüyle deðil) saðlam bir düðüm-
le baðlanabilirdi; ya da bütün çabalar çatlaðý büyütmeye ve çanaðý
ikiye bölmeye, [sayfa 72] yönelebilirdi. Gayretkeþ martovcularýn boy-
kotu ve benzeri anarþistçe hareketleri sonucu, olan budur. Birinci
madde üzerindeki ayrýlýk, merkez kurullarýnýn seçiminde az rol
oynamadý; seçimlerde yenik düþmesi, Martov’un, büyük ölçüde
mekanik ve hatta (Yurtdýþýndaki Rus Devrimci Sosyal-Demokrat
Birliðinin kongresindeki konuþmalarý gibi) gürültülü patýrtýlý yön-
temler kullanarak, “ilkeler üzerinde bir savaþým”a giriþmesine yo-
laçtý.

* Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 501. -Ed.16

62 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Þimdi, bütün bu olup-bitenlerden sonra, birinci madde soru-
nu çok büyük bir önem kazanmýþtýr. Bundan ötürü hem kongrede
bu madde üzerindeki oylamada görülen gruplaþmalarýn özelliðini,
hem de –daha önemlisi– kendilerini birinci madde üzerinde gös-
teren ya da göstermeye baþlayan fikir eðilimlerinin gerçek yapýsýný
iyice anlamamýz gerekiyor. Þimdi, artýk okurlarýn yabancýsý olma-
dýklarý olaylardan sonra, sorun þudur: Martov’un, Akselrod tarafýn-
dan desteklenen madde metni, benim parti kongresinde ifade et-
tiðim gibi (tutanaklar, s. 333), onun (ya da onlarýn) kararsýzlýðýný,
yalpalamalarýný ve siyasal bakýmdan belirli olmayýþlarýný, ya da
Plehanov’un Birlik Kongresinde söylediði gibi (Birlik tutanaklarý, s.
102 ve baþka yerlerde) onun (ya da onlarýn Jorecilike (Jauresism)[16]
ve anarþizme saptýklarýný mý yansýtýyordu, yoksa, benim, Plehanov
tarafýndan da desteklenen madde metnim yanlýþ, bürokratik, biçim-
ci ve sosyal-demokratça olmayan bir merkeziyetçilik fikrinin mi
ifadesiydi? Oportünizm ve anarþizm mi, yoksa bürokrasi ve biçim-
cilik mi? Küçük bir ayrýlýðýn büyük bir ayrýlýða dönüþtüðü noktada,
sorun þimdi iþte böyle görünüyor. Benim metnimin lehinde ve
aleyhinde söylenebilecekleri, kendi deðerleri çerçevesinde tartýþýr-
ken, sorunun ortaya böyle konmasýna bizi olaylarýn zorladýðýný,
akýldan çýkarmamalýyýz; eðer çok tantanalý bir laf olmasaydý, bunu
tarih zorlamýþtýr, derdim.
Bu lehte ve aleyhte konuþmalarý incelemeye, kongre [sayfa 73]
görüþmelerini tahlille baþlayalým. Birinci konuþma, yani yoldaþ Ego-
rov’un konuþmasý bir noktadan ilgi çekicidir. Onun davranýþý (non
liçuet,* henüz benim yönümden aydýnlanmýþ deðil, gerçeðin ne
olduðunu henüz bilmiyorum) bu gerçekten yeni ve oldukça örgün
(complex) sorunun doðru ve yanlýþ yanlarýný anlamakta güçlük çe-
ken birçok temsilcinin davranýþýndaki karakteristik özellikleri taþýyor-
du. Ýkinci konuþma, yani yoldaþ Akselrod’un konuþmasý, sorunu
bir anda ilke sorununa dönüþtürdü. Bu, yoldaþ Akselrod’un kong-
rede ilke sorunlarý üzerinde yaptýðý ilk konuþmaydý, hatta yaptýðý
ilk konuþmaydý, denebilir; sahneye ilk çýkýþýnýn ünlü “profesör”le
birlikte olmasýnýn pek de talihli olduðu söylenemez. “Sanýrým” dedi
yoldaþ Akselrod, “parti ve örgüt kavramlarýný birbirinden ayýrma-
mýz gerekiyor. Bu iki kavram burada birbirine karýþtýrýlmaktadýr.

* Sorun açýk deðil, -ç.

V. Ý. Lenin 63
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ve bu karýþtýrma tehlikelidir.” Benim madde metnime karþý öne
sürülen ilk sav buydu. Bu savý daha yakýndan inceleyelim. Ben,
parti örgütlerin* toplamý (yalnýzca aritmetik toplamý deðil, örgün
toplamý) olmalýdýr derken, bu, ben parti ve örgüt kavramlarýný “bir-
birine karýþtýrýyorum” mu demek oluyor? Kuþkusuz deðil. Ben o
sözümle, sýnýfýn öncüsü olarak, partinin, olabildiði ölçüde örgütlen-
mesi, kendi saflarýna, hiç deðilse asgari ölçüde örgütlenmiþ öðele-
rin girmesine izin vermesi dileðimi [sayfa 74] ve isteðimi açýkça ve
kesinlikle belirtmiþ oluyorum. Benim muhalifimse, tam tersine,
örgütlenmiþ ve örgütlenmemiþ öðeleri, yönlendirilebilir, ve yönlen-
dirilemez öðeleri, ileri olanlarla düzeltilemeyecek ölçüde geri olan-
larý –düzeltilebilecek olan geri öðeler bir örgüte baðlanabilir– birara-
ya getiriyor. Bu karýþtýrma gerçekten tehlikelidir. Yoldaþ Akselrod
bununla yetinmedi, “geçmiþin tam anlamýyla gizli ve merkeziyetçi
örgütleri”ni (Zemliya i Volya[17] ve Narodnaya Volya[18]) andý, bu ör-
gütlerin çevresinde, dedi, “örgüte baðlý olmayan ancak ona þu ya
da bu yönde yardým eden ve parti üyeleri sayýlan bir sürü insaný
biraraya getirdik. ... Bu ilke, sosyal-demokrat örgütte daha da titiz-
likle izlenmelidir.” Burada sorunun kilit noktalarýndan birine geli-
yoruz: “Bu ilke”, yani partinin herhangi bir örgütüne baðlý olmayan
ama yalnýzca “ona þu ya da bu yönde yardým eden” kiþilerin ken-
dilerine parti üyesi demelerine izin veren bu ilke, gerçekten so-
syal-demokratça bir ilke midir? Plehanov, bu soruya verilebilecek
olasý tek yanýtý verdi; “Akselrod 70’leri anarken yanýlýyor” dedi, “o
tarihlerde çok iyi örgütlenmiþ ve mükemmel bir disipline sahip bir
merkez vardý. Bu merkezin çevresinde, onun yarattýðý çeþitli kate-
gorilerden örgütler toplanmýþtý. Bu örgütlerin dýþýnda kalan þey ise
kaos ve anarþiydi. Bu kaosun içindeki öðeler, kendilerine parti

* “Örgüt” sözcüðü, geniþ ve dar olmak üzere, genellikle iki anlamda kullanýlýr. Dar
anlamda bu sözcük, hiç deðilse en asgari ölçüde bir uyuþuma sahip bir insan topluluðunun
kurduðu çekirdeði ifade ediyor. Geniþ anlamda ise, sözcük, bu tür çekirdeklerin bir bütün
içinde birleþmiþ toplamýný kastediyor. Örneðin donanma, ordu ya da devlet hem bir yan-
dan (sözcüðün dar anlamýnda) örgütler toplamýdýr, hem de (sözcüðün geniþ anlamýnda)
toplumsal örgüt çeþitleridir. Eðitim bakanlýðý (sözcüðün geniþ anlamýnda) bir örgüttür ve
(sözcüðün dar anlamýnda) bir dizi örgütü içerir. Bunun gibi, parti bir örgüttür, (sözcüðün
geniþ anlamýnda) bir örgüt olmasý gerekir, ama ayný zamanda parti, (sözcüðün dar anla-
mýnda) bir dizi çeþitli örgütten oluþmak durumundadýr. Bu nedenledir ki, parti ve örgüt
kavramlarýný birbirinden ayýrmaktan söz ettiði zaman, yoldaþ, Akselrod, her þeyden önce
“örgüt” sözcüðünün geniþ ve dar anlamlarý arasýndaki farký dikkate almamýþtýr, ikincisi
de, örgütlü ve örgütsüz öðeleri birbirine karýþtýranýn kendisi olduðunu farketmemiþtir.

64 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
üyesi diyorlardý. Ama bu, davaya yarar saðlamaktan çok zarar ver-
di. 70’lerdeki anarþiyi taklit etmemeliyiz, ondan kaçýnmalýyýz.” Görül-
düðü gibi, yoldaþ Akselrod’un sosyal-demokrat bir ilke gibi göster-
mek istediði “bu ilke”, gerçekte bir anarþist ilkedir. Bu savý çürüt-
mek için, denetim, yönlendirme ve disiplinin, bir örgütün dýþýnda
da mümkün olabileceðini ve “kaosun öðeleri”ne parti üyesi unva-
nýný vermenin gerekli olduðunu gösterme zorunluðu vardýr. Yoldaþ
Martov’un metnini destekleyenler, bunlardan hiç birini gösterme-
miþler, gösterememiþlerdir. Yoldaþ Akselrod, “kendisini sosyal-de-
mokrat gören ve böyle ilân eden bir profesör”ü [sayfa 75] örnek verdi.
Bu örnekteki düþünceyi tamamlayabilmesi için yoldaþ Akselrod’un,
bu profesöre örgütlü sosyal-demokratlarýn, bir sosyal-demokrat
gözüyle bakýp bakmadýklarýný da söylemesi gerekirdi. Bu soruyu
ortaya atamadýðý içindir ki, yoldaþ Akselrod, kendi savýný yarým
býrakmýþtýr. Ya o, ya bu. Ya örgütlü sosyal-demokratlar, sözkonusu
profesörü bir sosyal-demokrat olarak görürler, ki bu durumda onu
sosyal-demokrat örgütlerden birine neden üye yazmasýnlar? Tabii
böylece üye yazýlacak profesörün kendini sosyal-demokrat “ilân
etmesi” (profesörce açýklamalarda sýk sýk olduðu gibi) boþ bir söz
olarak kalmayacak ve onun eylemlerine uygun düþecekse, neden
onu üye yazmasýnlar? Ya da örgütlü sosyal-demokratlar, o profesö-
rü bir sosyal-demokrat saymazlar, ki bu durumda da onurlu ve so-
rumluluðu bulunan parti üyeliði unvanýný taþýma hakkýný ona vermek
saçma, anlamsýz ve zararlý olur. Görüldüðü gibi, sorun iki seçe-
nekten birine gelip dayanýyor: ya örgüt ilkesinin tutarlý biçimde uy-
gulanmasý, ya da daðýnýklýk ve anarþinin kutsallaþtýrýlmasý. Biz, par-
tiyi, örneðin parti kongresini ortaya çýkarabilen ve her türlü parti ör-
gütlerini geniþletip çoðaltmasý gereken zaten biçimlenmiþ ve bir-
leþmiþ sosyal- demokratlar çekirdeði üzerinde mi kuracaðýz, yoksa
yardýmcý olan herkes parti üyesidir gibi yatýþtýrýcý sözlerle mi yeti-
neceðiz? “Eðer Lenin’in metnini kabul edersek” diye devam etti
yoldaþ Akselrod, “bir örgüte doðrudan doðruya alýnamamýþ olsalar
bile yine de parti üyesi olanlarýn bir bölümünü bordadan denize
atmýþ olacaðýz.” Yoldaþ Akselrod, beni, kavramlarý karýþtýrmakla
suçlarken, burada ayný karýþýklýk onun kendi sözlerinde, apaçýk or-
tadadýr: Yoldaþ Martov, bütün yardým edenlerin parti üyesi oldukla-
rýný mutlaka öyledir diye kabul ediyor, oysa bütün tartýþma burada
ve bizim karþýtlarýmýz, böyle bir yorumun gereðini ve deðerini henüz

V. Ý. Lenin 65
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kanýtlamak zorundalar. Ýlk bakýþta ürkünç görünen, “bordadan de-
nize atma” sözünün anlamý [sayfa 76] nedir? Yalnýzca parti örgütü
olarak kabul edilen örgütlerin üyeleri parti üyesi sayýldýðý zaman
bile, herhangi bir parti örgütüne “doðrudan doðruya” katýlamayan
kiþiler, partiye ait olmayan, ancak onunla iliþkisi bulunan bir örgüt
içinde yine çalýþabilirler. Bu durum karþýsýnda, kiþileri harekete
katýlmaktan, o hareket için çalýþmaktan alýkoyma anlamýnda, hiç
kimsenin bordadan denize atýlmasý sözkonusu edilemez. Tam ter-
sine, parti örgütlerimiz, gerçek sosyal-demokratlarý bünyesinde top-
layarak daha güçlü hale geldikçe, parti içinde yalpalama ve istik-
rarsýzlýk daha az olacak, partiyi çevreleyen ve parti tarafýndan yön-
lendirilen iþçi sýnýfý yýðýnlarýnýn öðeleri üzerinde partinin etkisi daha
geniþ, daha çeþitli, daha zengin ve daha verimli hale gelecektir.
Ýþçi sýnýfýnýn öncüsü olarak parti, tüm sýnýfla karýþtýrýlmamalýdýr.
Akselrod yolda, aþaðýdaki sözleri söylerken (genel olarak bizim
oportünist ekonomizmimizin karakteristik özelliði olan) bu tür bir
karýþtýrmadan suçludur: “Her þeyden önce, biz, kuþkusuz, partinin
en faal üyelerinden oluþan bir örgüt, devrimciler örgütü yaratýyor-
uz; ama bir sýnýfýn partisi olduðumuza göre, bilinçli olarak, ama
belki de çok faal olmaksýzýn kendilerini partiyle baðlayan kiþileri
parti saflarýnýn dýþýnda býrakmamaya dikkat etmeliyiz.” Birincisi,
sosyal-demokrat iþçi sýnýfý partisinin faal öðeleri, yalnýzca devrimci
örgütleri deðil, ayný zamanda parti örgütleri olarak kabul edilen
birçok iþçi örgütlerini de içine alacaktýr. Ýkincisi, bizim bir sýnýf
partisi olduðumuz gerçeðinden, partiye baðlý olanlarla kendilerini
partiyle iþbirliði içinde görenler arasýnda bir ayrým yapýlmasýnýn
gereksiz olduðu sonucu nasýl ve hangi mantýkla çýkarýlabilir? Bu-
nun tam tersi doðrudur: Bilinçlilik ve eylem derecesi arasýnda farklý-
lýk olduðu için, partiye yakýnlýk derecesinde de bir ayrým yapýlma-
lýdýr. Biz bir sýnýf partisiyiz; bu nedenledir ki, hemen hemen tüm
sýnýf (ve savaþ zamanlarýnda, iç savaþ döneminde tüm sýnýf) parti-
mizin [sayfa 77] önderliði altýnda hareket etmelidir, partimize olabil-
diði ölçüde yakýndan sarýlmalýdýr. Tüm sýnýfýn, ya da sýnýfýn hemen
hemen tümünün, kapitalizmde, öncüsünün, sosyal-demokrat par-
tisinin bilinç ve eylem düzeyine yükselebileceðini düþünmek ma-
nilovizm[19] ve “halk dalkavukluðu” olur. Mantýklý hiç bir sosyal-de-
mokrat, kapitalizmde (daha ilkel ve geliþmemiþ kesimlere daha
makul gelen) iþçi birliði (trade- union) örgütlerinin bile iþçi sýný-

66 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
fýnýn tümünü, ya da hemen hemen tümünü kapsayabilecek güçte
olmadýðýndan hiç bir zaman kuþku duymamýþtýr. Öncüyle, ona
eðilimli yýðýnlar arasýndaki farký unutmak, öncünün, gittikçe daha
geniþ kesimleri kendi düzeyine çýkarma þeklindeki sürekli ödevini
unutmak, yalnýzca kendini aldatmaktýr, bize düþen ödevlerin en-
ginliðine gözlerini yummaktýr ve bu ödevleri daraltmaktýr. Ýþbirliði
yapanlarla mensup olanlar arasýndaki, bilinçli ve faal olanlarla yal-
nýzca yardým edenler arasýndaki farký silip atmak, iþte böylesi bir
gözlerini yumma, böylesine bir unutmadýr.
Örgütsel gevþekliði haklý göstermek için, örgütü örgütsüz-
lükle karýþtýrmayý haklý göstermek için, bizim bir sýnýf partisi oldu-
ðumuzu öne sürmek, “hareketin ‘derinliði’, ‘kökleri’ sorunu gibi
felsefi ve toplumsal-tarihsel olan sorunu, ... teknik ve örgütsel bir
sorunla” (Ne Yapmalý?, s. 91)* karýþtýran Nadejdin’in yanýlgýsýný
yinelemektir. Daha sonra, yoldaþ Martov’un madde metnini savu-
nan konuþmacýlarýn birçok kez yineledikleri karýþýklýk, iþte yoldaþ
Akselrod’un becerikli elleriyle iþlediði bu karýþýklýktýr. “Parti üyeliði
unvaný ne kadar yaygýnlaþýrsa o kadar iyi olur” dedi Martov, ama
gerçeklere uygun düþmeyen yaygýn bir parti üyeliði unvanýnýn yarar-
larýný açýklamadý. Herhangi bir parti örgütüne mensup olmayan
parti üyelerinin denetim altýnda tutulmasýnýn yalnýzca bir kurgu
(fiction) olduðu yadsýnabilir mi? [sayfa 78] Yaygýn bir kurgu yararlý de-
ðil, zararlýdýr? “Eðer her grevci, her gösteriþi bu hareketiyle uyuþumlu
olarak kendini parti üyesi ilân edebilirse, biz bundan yalnýzca mut-
luluk duyarýz” (tutanaklar, s. 239). Öyle mi? Her grevci, kendini
parti üyesi ilân etme hakkýna mý sahip olmalýdýr? Bu ifadesiyle yol-
daþ Martov, sosyal-demokrasiyi yalnýzca grev yapma düzeyine in-
dirgeyerek ve böylece Akimov’larýn talihsizliðini yineleyerek, ya-
nýlgýsýný bir anda saçmalýða vardýrýyor. Biz ise, ancak sosyal-de-
mokratlar her grevi yönlendirmeyi baþarabilirlerse mutluluk duya-
biliriz; çünkü proletaryanýn sýnýf savaþýmýnýn her görüntüsünü yön-
lendirmek, onlarýn tartýþma götürmez ödevi ve planýdýr; ve grevler
de o savaþýmýn en derin ve en güçlü görünümlerinden biridir. Ne
var ki, ipso facto** bir sendikacý (trade-unionist) savaþýmýndan da-
ha fazla bir þey olmayan bu savaþým biçimini, çok yanlý ve bilinçli

* Bkz: V. Ý. Lenin, Ne Yapmalý?, Sol Yayýnlarý, Ankara 1977, s. 149. -Ed.


** Kendiliðinden, otomatik olarak. -ç.

V. Ý. Lenin 67
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sosyal-demokrat savaþýmla özdeþleþtirirsek, kuyrukçuluk ya da halk
dalkavukluðu etmiþ oluruz. Eðer her grevcinin “kendini parti üyesi
ilan etme” hakkýna izin verirsek, açýk bir yanlýþlýðý oportünistçe
meþrulaþtýrmýþ oluruz; çünkü çoðu zaman böyle bir “ilan ediþ”
yanlýþtýr. Kapitalizmde, “eðitilmemiþ”, vasýfsýz geniþ iþçi kesimle-
rinde ister-istemez aðýr basan sýnýrsýz daðýnýklýk, baský ve köreltme
karþýsýnda, her grevcinin bir sosyal-demokrat ve sosyal-demokrat
partinin üyesi olabileceðine kendimizi ve baþkalarýný inandýrmaya
çalýþýrsak, yalnýzca rahat bir düþe kapýlmýþ oluruz. Bu “grevci” ör-
neði, her grevi sosyal-demokratik yolda, devrimci bir çaba doðrul-
tusunda yönlendirmekle, her grevciyi parti üyesi ilân eden oportünist
laf ebeliði arasýndaki farký, özellikle gözler önüne seriyor. Biz, ger-
çekte, hemen hemen tüm ya da tüm proletarya sýnýfýný sosyal-de-
mokrat bir yolda yönlendirdiðimiz için sýnýf partisiyiz; ama bundan,
yalnýzca Akimov’lar, [sayfa 79] parti ile sýnýfý sözde özdeþ tutmamýz
gerektiði sonucunu çýkarabilirler.
Yoldaþ Martov, ayný konuþmada “Ben gizli-eylemci örgütten
(conpiratorial organisation) korkmuyorum” dedi, ama þunu ekle-
di: “Benim için gizli-eylemci örgüt, ancak geniþ bir sosyal-demok-
rat iþçi sýnýfý partisi tarafýndan sarýlýp örtüldüðü zaman bir anlam
taþýr,.” (tutanaklar, s. 239). Doðru olmak için þöyle demeliydi: Geniþ
bir sosyal-demokrat iþçi sýnýfý hareketi tarafýndan sarýlýp örtüldüðü
zaman. Ancak bu durumda yoldaþ Martov’un savý yalnýzca tartýþ-
maya yer býrakmamakla kalmaz, üstelik herkesin bildiði açýk bir
gerçek olurdu. Bu nokta üzerinde duruyorum, çünkü daha sonraki
konuþmacýlar, yoldaþ Martov’un bu ifadesini, Lenin “tüm parti üye-
liðini, salt gizli-eylemcilerle sýnýrlamak” istiyor yollu çok yaygýn ve
çok bayaðý bir sava dönüþtürdüler. Yalnýzca gülümsemeyle karþýla-
nabilecek olan bu sonucu, hem yoldaþ Posadovski, hem yoldaþ
Popov çýkardý; Martinov’la Akimov’un dilindeyse bu tür bir sonu-
cun gerçek oportünist karakteri bütün bütün ortaya çýktý. Bugün
yoldaþ Akselrod, yeni yazýkurulunun örgüt konusundaki yeni
görüþlerini okurlara tanýtýrken, yeni Ýskra’da bu ayný savý geliþtiriyor.
Kongrede, birinci maddenin görüþülmesine baþlandýðý zaman, daha
ilk oturumda, muhaliflerimizin bu ucuz silahtan yararlanmak iste-
diklerini gördüm ve yaptýðým konuþmada, bu nedenle kendilerini
uyardým (tutanaklar, s. 240): “Parti örgütlerinin yalnýzca profesyo-
nel devrimcilerden oluþmasý gerektiði düþünülmemelidir. Aþýrý ölçü-

68 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
de sýnýrlý ve gizli örgütlerden gayet geniþ, özgür, lose Organisatio-
nen’lere* kadar, her türden, dereceden ve cepheden örgütlere ge-
reksinmemiz var.”** Bu öylesine açýk bir gerek ki, üzerinde dur-
maya gerek olduðunu bile düþünmedim. Ne var ki, birçok bakým-
dan geriye sürüklendiðimiz [sayfa 80] bugün, kiþinin, bu konuda da
“eski dersleri” yinelemesi gerekiyor. Bu amaçla, Ne Yapmalý?’dan
ve Bir Yoldaþa Mektup’tan bazý bölümleri buraya alýyorum:
“... Alekseyev ve Miþkin tipinde, Halturin ve Jelyabov tipinde
bir liderler çevresi, en gerçek ve en pratik anlamýyla siyasal görev-
lerle baþedecek yetenektedir, ve böyleleri, siyasal görevleri, ateþli
propagandalarýnýn kendiliðinden uyanan yýðýnlarda yanký bulmasýn-
dan ötürü, kaynayan enerjilerinin devrimci sýnýfýn enerjisinde de-
stek bulmasýndan ötürü baþarabilmektedirler.”*** Sosyal-demokrat
bir parti olmak için, sýnýfýn desteðini kesinkes kazanmak zorun-
dayýz. Yoldaþ Martov’un düþündüðü biçimde, gizli-eylemci örgütü
sarýp örtüleyecek olan parti deðildir, ama partiyi sarýp örtüleyecek
olan, hem gizli-eylemci örgütleri, hem gizli-eylemci olmayan ör-
gütleri içine alacak olan devrimci sýnýftýr, proletaryadýr.
“...Ýktisadi savaþýmý amaçlayan iþçi örgütleri, iþçi birliði (tra-
de-union) örgütler olmalýdýrlar. Her sosyal-demokrat iþçi, elinden
geldiði kadar bu örgütleri desteklemeli ve bunlarýn içinde etkin
olarak çalýþmalýdýr. Ama ... ‘iþçi birliklerinde’ (trade-union) üyeliðe
yalnýz sosyal-demokratlarýn seçilebilmesini istemek, elbette ki bi-
zim çýkarýmýza olan bir þey deðildir; çünkü böyle bir þey, olsa olsa,
bizim yýðýnlar üzerindeki etkimizin kapsamýný daraltýr. Ýþverenlere
ve hükümete karþý savaþým için birleþmenin gereðini anlayan her
iþçi, iþçi birliklerine (trade-union) girebilmelidir. Eðer iþçi birlikleri
(trade-union), hiç deðilse bilinçlenmenin bu ilkel derecesine ulaþ-
mýþ olan herkesi birleþtirmezse, ve çok geniþ örgütler olarak kurul-
mazsa, iþçi birliklerinin asýl amacýna ulaþmak olanaksýzlaþýr. Bu
örgütler ne kadar geniþ tutulursa, bunlar üzerindeki etkimiz de o
ölçüde geniþ olur. Bu etki, yalnýzca iktisadi savaþýmýn ‘kendiliðin-
den’ [sayfa 81] geliþmesi yüzünden ileri gelmez, sosyalist sendika üye-
lerinin yoldaþlarýný etkilemede gösterdikleri doðrudan ve bilinçli

* Baðlantýsýz örgütlere.-ç.
** Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 500. -Ed.
*** Bkz: V. Ý. Lenin, Ne Yapmalý?, s. 133. -Ed.

V. Ý. Lenin 69
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
çabadan da ileri gelir.” (s. 86.)* Yeri gelmiþken, tartýþmalý birinci
madde sorununun deðerlendirilmesi açýsýndan, iþçi birlikleri (tra-
de-union) örneði özellikle önemlidir. Bu birliklerin, sosyal-demok-
rat örgütlerin “denetimi ve yöneltimi altýnda” çalýþmalarý gerektiði
hususunda, sosyal-demokratlar arasýnda iki ayrý düþünce yoktur.
Ama bu temeller üzerinde, iþçi birliklerinin (trade-union) bütün
üyelerine “kendilerini” sosyal-demokrat partinin üyesi olarak “ilân
etme” hakkýný vermek hem açýkça saçmalýk olur, hem de iki yön-
lü bir tehlike yaratýr: bir yandan iþçi birliði hareketinin boyutlarýný
daraltýr ve böylece iþçiler arasýndaki dayanýþmayý zayýflatýr; öte yan-
dan sosyal-demokrat partinin kapýsýný belirsizliðe ve kararsýzlýða
açar. Alman sosyal-demokratlarý, buna benzer bir sorunu, pratik
bir olayda, parça baþýna ücretle çalýþan Hamburg duvarcýlarýna iliþ-
kin ünlü olayda çözme fýrsatýný elde etmiþlerdi.”[20] Sosyal-demok-
ratlar, grev kýrýcýlýðýn, sosyal-demokratlarýn gözünde þerefsizce bir
þey olduðunu belirtmekte bir an bile duraksamadýlar, böylece grev-
leri desteklemekte ve yönlendirmekte kendileri için hayati bir önem
olduðunu kabul ediyorlardý; ama ayný zamanda, partinin çýkarlarýy-
la iþçi birliklerinin çýkarlarýnýn özdeþleþtirilmesi, ayrý ayrý iþçi birlik-
lerinin kendi baþlarýna hareketlerinden partinin sorumlu olmasý is-
teðini de ayný kararlýlýkla reddettiler. Parti, iþçi birliklerine kendi
anlayýþýný aþýlamaya ve onlarý kendi etkisi altýna almaya çalýþmalýdýr,
çalýþacaktýr; ama böyle yapabilmek için, bu iþçi birliklerindeki sos-
yal-demokrat öðelerle (sosyal-demokrat partiye mensup olanlarla)
sýnýf bilincine tam ulaþmamýþ, siyasal yönden etkin olmayan kiþileri,
yoldaþ Akselrod’un bize yaptýrmak istediði gibi birbirine [sayfa 82]
karýþtýrmak deðil, birbirinden ayýrmak gerekir.
“... En gizli iþlevlerin bir devrimciler örgütünde merkezileþ-
mesi, geniþ yýðýnlara yönelik ve bu yüzden de olabildiðince gevþek
ve gizlilikten uzak bulunan iþçi birlikleri gibi, iþçilerin kendi kendi-
lerini eðitme çevreleri ve illegal yazýný okuma çevreleri gibi, sosya-
list ve demokratik çevreler, nüfusun bütün öteki kesimleri arasýnda
sosyalist ve demokratik çevreler, vb., vb. gibi büyük sayýdaki öteki
örgütlerin eylem alanýný geniþletecek ve niteliðini zenginleþtirecektir.
Böyle çevreleri, sendikalarý ve örgütleri her yerde kurmak gerekir;
bunlar olabildiðince çok sayýda olmalý ve yerine getirdikleri iþlevler

* Bkz: Ne Yapmalý?, s. 141. -Ed.

70 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
olabildiðince çeþitli olmalýdýr; ama bunlarý devrimciler örgütüyle
birbirine karýþtýrmak, aralarýndaki sýnýr çizgisini silmek, saçma ve
zararlý olur.” (s. 96.) * Bu alýntý, devrimcilerin örgütünün, iþçilerin
yaygýn örgütleri tarafýndan sarmalanýp örtülmesini bana yoldaþ
Martov’un anýmsatmasýnýn ne kadar yersiz olduðunu gösteriyor.
Ben bunu Ne Yapmalý? ‘da zaten göstermiþ ve Bir Yoldaþa Mektup’ta
da daha somut biçimde, geliþtirmiþimdir. Fabrika gruplarý, diye
yazmýþtým orada, “bizim için özellikle önem taþýr: hareketin esas
gücü, büyük fabrikalardaki iþçi örgütlerindedir. Çünkü büyük fabri-
kalar (ve büyük tesisler) iþçi sýnýfýnýn yalnýzca sayý bakýmýndan
büyük kesimini deðil, etki, geliþme ve savaþým kapasitesi bakýmýn-
dan da büyük kýsmýný içerirler. Her fabrika bizim kalemiz olmalý-
dýr. ... Fabrika altkomitesi, bütün fabrikayý, iþçilerin olabildiði ölçüde
geniþ kesimini, her türden deðiþik gruplar (ya da temsilciler) aðýyla
kucaklamaya çalýþmalýdýr. ... Bütün gruplar, topluluklar, altkomite-
ler, vb., bir yönetim kurulunun ya da kurulun yan kuruluþlarýnýn
statüsüne sahip olmalýdýr. Bunlardan bazýlarý Rus Sosyal Demokrat
Ýþçi Partisine katýlma isteðini açýkça öne sürecekler [sayfa 83] ve yö-
netim kurulu tarafýndan onaylanýrsa, partiye katýlacaklardýr. Böyle-
ce (ya yönetim kurulunun buyrultularý çerçevesinde ya da onunla
anlaþmaya vararak) belirli ödevler yüklenecekler, parti organla-
rýnýn buyruðuna uymayý kabul edecekler, bütün parti üyelerinin
sahip olduðu ayný haklara sahip olacaklar, ve kurul üyeliði için
aday ola- bileceklerdir, vb.. Bazýlarý RSDÝP’ne katýlmayacaklar, parti
üyelerince kurulan gruplarýn ya da þu veya bu parti grubuyla iliþkisi
olan topluluklarýn statüsüne sahip olacaklardýr, vb..” (s. 17-18.)**
Ýtalik ifadeler, benim birinci metnimdeki düþünceyi, Bir Yoldaþa
Mek- tup’ta zaten açýkça ifade ettiðimi gösteriyor. Partiye girme
koþullarý orada açýkça belirtilmiþtir: 1) Belli bir örgütlenme derece-
si; 2) Bir parti yönetim kurulunun onayý. Bir sayfa sonra da, hangi
gruplarýn ve örgütlerin, hangi nedenlerle partiye girmelerine izin
verilebileceðini (ya da verilemeyeceðini) ana çizgileriyle
göstermiþimdir: “Daðýtým gruplarý RSDÝP’ne mensup olmalýdýrlar
ve parti üyelerinden ve görevlilerinden bir kýsmýný tanýmalýdýrlar.
Çalýþma koþullarýný inceleme ve iþçi birliklerinin isteklerini sapta-

* Bkz: Ne Yapmalý?, s. 55-56. -Ed.


** Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 243, 245, 246. -Ed.

V. Ý. Lenin 71
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ma gruplarýnýn mutlaka RSDÝP’ne mensup olmasý gerekmez. Bir
ya da iki parti üyesine baðlý olarak kendini eðitme iþinde çalýþan
öðrenci, subay ya da büro görevlileri gruplarý, bazý durumlarda,
beraber çalýþtýklarý kiþi-lerin parti üyesi olduðunu bile bilmemeli-
dirler, vb..” (s. 18-19.)*
Ýþte size “açýk” olma konusunda ek malzeme! Yoldaþ
Martov’un tüzük tasarýsý, partiyle örgütler arasýndaki iliþkilere do-
kunmazken, ben, kongreden hemen hemen bir yýl önce bazý ör-
gütlerin partiye baðlý olmasýný bazýlarýnýn olmamasýný gösterdim.
Kongrede savunduðum düþünceyi, Bir Yoldaþa Mektup’ta daha
önce çoktan açýkça belirtmiþtim. Sorun, açýk bir biçimde þöyle
ortaya konabilir. Genel olarak [sayfa 84] örgütlenme derecesine ve
özel olarak da örgütün gizliliðine iliþkin olarak ana çizgileriyle þu
kategoriler düþünülebilir: 1) devrimcilerin örgütleri; 2) olabildiði
ölçüde yaygýn ve çeþitli iþçi örgütleri (belli koþullarda, öteki sýnýfla-
rýn belli öðelerini de kapsamýna alacaðýný düþünerek, kendimi iþi
sýnýfýyla sýnýrlýyorum). Partiyi bu iki kategori meydana getirir. Ayrý-
ca, 3) partiyle iliþiði olan iþçi örgütleri; 4) partiyle iliþiði olmayan
ama fiilen onun denetim ve yönetiminde bulunan iþçi örgütleri; 5)
iþçi sýnýfýnýn, sýnýf savaþýmýnýn büyük ölçüde kendini gösterdiði olay-
larda, belli bir oranda sosyal-demokrat partinin kýsmen yönetimi
altýna giren örgütlenmemiþ öðeleri. Bu, aþaðý-yukarý, benim soru-
nu nasýl ele aldýðýmý gösterir. Oysa tam tersine, yoldaþ Martov’un
sorunu ele alýþ þeklinde, partinin sýnýr çizgisi belirsiz kalmaktadýr.
Çünkü “her grevci”, “kendini parti üyesi ilân” edebilmektedir. Bu
gevþekliðin yararý nedir? Yaygýn bir “unvan”. Bunun zararý daðýnýk-
lýk anlayýþýný getirmesinde, sýnýfla partiyi birbirine karýþtýrmasýndadýr.
Ortaya koyduðumuz genel önerileri iyice gözler önüne sere-
bilmek için, kongrede birinci madde üzerinde yapýlan görüþmelere,
þöyle geliþigüzel bir gözatalým. Yoldaþ Bruker, benim metnimden
yana olduðunu söylemiþti (Martov yoldaþ bunu büyük bir sevinçle
karþýladý), ama onun benimle kurduðu ittifakýn, yoldaþ Akimov’un
Martov’la kurduðu ittifakýn tersine, bir yanlýþ anlama temeli üzeri-
ne oturtulduðu ortaya çýktý. Bruker yoldaþ “bir bütün olarak tüzük-
le, tüzüðün ruhuyla görüþ birliðinde” deðildi (tutanaklar, s. 239),
benim metnimi, Raboçeye Dyelo yandaþlarýnýn arzuladýðý demo-

* Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 247. -Ed.

72 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
krasinin temeli olarak gördüðü için savunuyordu. Bruker yoldaþ,
siyasal savaþýmda bazan daha az kötüyü seçmenin gerekli olduðu
görüþüne henüz ulaþmamýþtý; bizim kongremiz gibi bir kongrede,
demokrasiyi savunmanýn yararsýz olduðunu kavramamýþtý. Yoldaþ
Akimov daha keskin zekalýydý. Akimov, “Martov ve Lenin yoldaþlar,
ortak amaçlarýna [sayfa 85] hangi [metnin] daha uygun geleceðini
tartýþýyorlar” (tutanaklar, s. 252) derken, sorunu oldukça doðru
biçimde koymuþtu. “Bruker ve ben” diye devam etti Akimov, “bu
amaca en az uygun düþecek olaný seçmek istiyoruz. Bu açýdan,
ben Martov’un metnini seçtim.” Ve yoldaþ Akimov, “onlarýn asýl
amacýnýn” (yani Plehanov’un, Martov’un ve benim, devrimcilerin
yönetici örgütünü yaratma amacýmýzýn) “pratik olmadýðýný ve zararlý
olduðunu” içtenlikle öne sürdü. Yoldaþ Martinov gibi* Akimov da
“devrimciler örgütünün” gereksiz olduðu yolundaki ekonomist dü-
þünceyi savundu. Akimov, “ister Martov’un metniyle, ister Lenin’in
metniyle engelleyin, sonunda, yaþamýn gerçeklerinin kendilerini
partimize zorla kabul ettirecekleri”nden emindi. “Yaþamýn gerçek-
leri” þeklindeki bu “halk dalkavukluðu” anlayýþýyla yoldaþ Martov’da
da yüzyüze gelmeseydik, üzerinde durmaya deðmeyebilirdi. Ge-
nel olarak yoldaþ Martov’un ikinci konuþmasý (tutanaklar, s. 245)
öylesine ilginç ki, ayrýntýlarýyla incelemeye deðer.
Yoldaþ Martov’un ilk kanýtý þu: parti örgütlerinin, kendilerine
baðlý olmayan parti üyeleri üzerinde denetimde bulunmasý “pra-
tikte olanaklýdýr, yönetim kurulu herhangi birine görev verdiðine
göre, o görevin yerine getirilmesini gözleyebilecektir” (tutanaklar,
s. 245). Bu tez, dikkate deðer ölçüde karakteristiktir, çünkü eðer
deyim yerindeyse, Martov’un metnine kimin gerek duyduðunu ve
o metnin gerçekte kime –serbest aydýnlar ya da iþçi gruplarý ve iþçi
yýðýnlarý– [sayfa 86] hizmet edeceðini “ifþa ediyor”. Martov’un metni-

* Martinov yoldaþýn Akimov yoldaþtan farklý olmak istediði doðrudur. Yoldaþ Martinov,
gizli-eylemciliðin (conspiratorial), gizlilik (secret) anlamýna gelmeyeceðini, bu iki sözcüðün
gerisinde farklý iki kavram bulunduðunu göstermek istemiþtir. Ne yoldaþ Martinov, ne de
þimdi onun izinden giden yoldaþ Akselrod, aradaki farkýn ne olduðunu hiç bir zaman
açýklamýþ deðildirler. Yoldaþ Martinov, sanki ben –örneðin Ne Yapmalý?’da ve onun yaný
sýra Görevler’de [Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 2, s. 325-351. -Ed.]– “siyasal savaþýmýn
yalnýzca gizli-eylemcilikle sýnýrlanmasý”na kesinlikle karþý durmamýþým gibi “davranmýþtýr”.
Yoldaþ Martinov, benim savaþtýðým kiþilerin (þimdi yoldaþ Akimov’un yaptýðý gibi) bir
devrimciler örgütünün gerekli olduðunu görmemiþ olduklarýný, kendisini dinleyenlerin
unutmasýný istiyordu.

V. Ý. Lenin 73
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
nin iki biçimde yorumlanmasý olanaklýdýr: 1) partiye, parti örgütle-
rinden birinin yönetimi altýnda düzenli olarak kiþisel yardýmda bu-
lunan herhangi bir kiþi “kendini” parti üyesi “ilân etme” (yoldaþ
Martov’un kendi sözleri) hakkýna sahiptir; 2) bir parti örgütü, kendi
yönetimi altýnda kendisine düzenli kiþisel yardýmda bulunan kiþiyi
parti üyesi sayma hakkýna sahiptir. “Her grevci”ye, kendini parti
üyesi görme fýrsatýný gerçekten veren yorum, birinci yorumdur ve
bu nedenle yalnýzca o yorum derhal Lieber’lerin, Akimov’larýn ve
Martinov’larýn kalbini kazanmýþtýr. Ama açýkça görülüyor ki, bu
yorum, bir sözden baþka bir þey deðildir; çünkü bu yorum bütün
iþçi sýnýfý için sözkonusudur ve partiyle sýnýf arasýndaki ayrýmý orta-
dan kaldýrmaktadýr; bu yorum karþýsýnda “her grevcinin” denetlen-
mesinden ve yönlendirilmesinden ancak “sembolik olarak” söz
edilebilir. Yoldaþ Martov’un, ikinci konuþmasýnda, (ayraç içinde
söyleyelim, Kostiç’in önergesini[21] kabul etmediði zaman, kongre-
nin doðrudan doðruya reddetmiþ olduðu – tutanaklar, s. 255) bir
anda bu ikinci yoruma kaymasý, yani bir yönetim kurulunun [bazý
kiþilere -ç.1 görev verebileceðini ve bu görevin yerine getirilebile-
ceðini öne sürmesi, iþte bundan ötürüdür. Böyle özel görevler,
kuþkusuz, iþçi yýðýnlarýna, (yoldaþ Akselrod’la yoldaþ Martinov’un
sözünü ettiði) binlerce proletere hiç bir zaman verilecek deðildir –
bu görevler yoldaþ Akselrod’un sýk sýk andýðý profesörlere, yoldaþ
Lieber’le yoldaþ Popov’un çok ilgilendiði (tutanaklar, s. 241) lise
öðrencilerine (high school students), yoldaþ Akselrod’un ikinci
konuþmasýnda deðindiði (tutanaklar, s. 242) devrimci gençliðe veri-
lecektir. Sözün kýsasý, yoldaþ Martov’un metni ya ölü bir söz, boþ
bir söz olarak kalacak ya da hemen hemen yalnýzca, bir örgüte
katýlmayý arzu etmeyen “burjuva bireyciliðiyle tepeden týrnaða do-
lup taþan aydýnlar”ýn yararýna iþleyecektir. Martov’un metni söz
olarak geniþ proletarya [sayfa 87] katmanlarýnýn çýkarýný savunmakta-
dýr, gerçekte ise, proletarya disiplininden ve örgütünden kaçýnan
burjuva aydýnlarýn çýkarýna hizmet etmektedir. Modern kapitalist
toplumun özel bir tabakasý olarak aydýnlarýn kesinkes bir bireyci-
lik, disiplin ve örgüt yetersizliði içinde olduklarýný hiç kimse yadsý-
maya kalkýþmaz (Kautsky’nin, aydýnlar üzerine yazdýðý ünlü yazýlarla
karþýlaþtýrýnýz). Yeri gelmiþken belirtelim, bu durum, bu toplumsal
tabakayý proletaryadan ayýran, aleyhte bir özelliktir; aydýn kararsýz-
lýðýnýn ve gevþekliðinin nedenlerinden biri budur, proletarya bunu

74 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sýk sýk hisseder; ve aydýnlarýn bu özelliði, onlarýn alýþýlagelen yaþam
biçimiyle, birçok yönden küçük-burjuvanýn var oluþ biçimine yak-
laþan yaþamýný kazanýþ biçimiyle (bireysel olarak ya da çok küçük
gruplar halinde çalýþma, vb.) içsel olarak baðlýdýr. Son olarak, pro-
fesörler ve lise öðrencileri örneðini anmak zorunda kalanlarýn,
yoldaþ Martov’un metnini savunanlar oluþu da bir raslantý deðildir.
Birinci madde üzerindeki tartýþmada, esas itibariyle gizli-eylemci
örgütün þampiyonlarýna karþý savaþ alanýna atýlanlar, Martinov ve
Akselrod yoldaþlarýn düþündüðü gibi, geniþ bir proletarya savaþý-
mýnýn þampiyonlarý deðil, ama proletarya örgütünün ve disiplininin
destekleyicileriyle savaþan, burjuva aydýn bireyciliðinin destekçile-
riydi.
Popov yoldaþ þöyle diyordu: “Her yerde, Nikolayev’de ya da
Odesa’da olduðu gibi St. Petersburg’da, bu kentler temsilcilerinin
tanýklýk edeceði üzere, bir örgütün üyesi olamayan ama yayýnlarý
daðýtan fýsýltý gazetesi yoluyla uyarma iþlerini yürüten düzinelerle
iþçi vardýr. Bunlar bir örgüte baðlanabilirler, ama üye sayýlamazlar”
(tutanaklar, s. 241). Bunlarýn bir örgüte neden üye olamayacaklarý,
yoldaþ Popov’da sýr olarak kalmýþtýr. Daha önce Bir Yoldaþa Mek-
tup’tan aldýðým bölümde, böyle iþçilerin (üstelik düzinelerle deðil,
yüzlerle) bir örgüte girmelerine izin verilmesinin hem olanaklý hem
gerekli olduðunu, hatta bu örgütlerden [sayfa 88] çoðunun partiye ait
olabileceðini ve olmasý gerektiðini göstermiþtim.
Yoldaþ Martov’un ikinci kanýtý da þu: “Lenin’in görüþünce,
partide, parti örgütlerinden baþka örgüt olmamalýdýr...” Evet doðru!
“Bence, tam tersine, böyle örgütler olmalýdýr. Günlük yaþam, bu
örgütleri, bizim onlarý profesyonel devrimcilerin militan örgütü olan
örgütümüzün hiyerarþisi içine alýþýmýzdan daha hýzlý bir biçimde
yaratýyor ve üretiyor...” Bu, iki yönden yanlýþ: 1) “günlük yaþam”ýn
ürettiði etkin devrimci örgütlerin sayýsý, bizim gereksindiðimizden,
iþçi sýnýfý hareketinin gerek duyduðundan çok daha azdýr; 2) bizim
partimiz, yalnýzca devrimcilerin örgütlerinin hiyerarþisi deðil, iþçi
yýðýnlarý örgütlerinin de hiyerarþisi olmalýdýr... “Lenin, Merkez Yö-
netim Kurulunun, parti örgütü unvanýný, yalnýzca ilke bakýmýndan
tam anlamýyla güvenilir olan örgütlere vermesini düþünüyor. Ama
Bruker yoldaþ, yaþamýn [aynen böyle!] kendi etkisini yürüteceðini
ve Merkez Yönetim Kurulunun, tam anlamýyla güvenilir bir nitelik
taþýmadýklarý halde birçok örgütü, parti dýþýnda býrakmamak için

V. Ý. Lenin 75
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yasallaþtýracaðýný çok iyi anlýyor. Bruker yoldaþýn Lenin’le birleþme-
sinin nedeni budur...” Nasýl da gerçekten kuyrukçu bir “yaþam”
görüþü! Kuþku yok ki, Merkez Yönetim Kurulu kendi fikirlerinin
deðil, baþkalarý ne der düþüncesinin (vide* Hazýrlýk Komitesi Olayý)
rehberliði altýnda olan kiþilerden kurulmak zorunda kalsaydý, o
zaman “yaþam”, partideki en geri öðelerin en yüksek yere geçme-
leri anlamýnda, kendi etkisini yürütürdü (gerçekte þimdi, geri öð-
elerin parti “azýnlýðý” olarak biçimlenmeleriyle ortaya çýktýðý gibi).
Ama makul bir Merkez Yönetim Kurulunun “güvenilmez” öðeleri
partiye kabul etmesi konusunda hiç bir akla yatkýn gerekçe göste-
rilemez. Yoldaþ Martov, güvenilmez öðeler “üreten” bu ifadesiyle,
yani “yaþam”a [sayfa 89] atýfta bulunmasýyla, kendi örgütlenme tasarý-
sýnýn oportünist niteliðini açýkça ortaya koymuþ oluyor... “Bana ge-
lince” diye sürdürdü sözü Martov, “eðer böyle bir örgüt [yani güve-
nilir olmayan örgüt] parti programýný ve parti denetimini kabule
hazýrsa, o örgütü, bir parti örgütü haline getirmeksizin aramýza ala-
biliriz. Örneðin, ‘baðýmsýzlar’ýn iþçi birliklerinden biri sosyal-demok-
rasinin görüþleriyle programýný kabul ettiðini ve partiye katýlacaðýný
ilân ederse, ben bunu, partimiz için büyük bir zafer sayarým; doðal
olarak bu, o iþçi birliðini parti örgütüne aldýðýmýz anlamýna gel-
mez...” Ýþte Martov’un metninin bizi içine soktuðu karmakarýþýklýk
budur: partiye ait olan partisiz örgütler! Onun planýný hele bir dü-
þünün: parti = (1) devrimcilerin örgütleri + (2) parti örgütü olarak
kabul edilen iþçi örgütleri + (3) parti örgütü olarak kabul edilmey-
en iþçi örgütleri (baþlýca “baðýmsýzlar”dan oluþan örgütler) + (4)
çeþitli iþlevleri olan bireyler – profesörler, lise öðrencileri, vb. + (5)
“her grevci”. Bu dikkate deðer planýn yanýna kiþi ancak yoldaþ Lie-
ber’in þu sözlerini koyabilir: “Bizim görevimiz yalnýzca bir örgütü
örgütlemek [!!] deðildir, biz, bir parti örgütleyebiliriz ve örgütleme-
liyiz” (tutanaklar, s. 241). Evet kuþkusuz bunu yapabiliriz ve yap-
malýyýz, ama gerekli olan þey “örgüt örgütleme” gibi anlamsýz sözler
deðil, parti üyelerinin gerçekte bir örgüt yaratmaya alýþmalarý ge-
rektiði þeklindeki açýk istemdir. “Bir parti örgütlemek”ten söz eden,
ama parti sözcüðünün her türlüsünden daðýnýklýðý ve örgütsüzlüðü
örtmek için kullanýlmasýný savunan kiþi, yalnýzca boþ sözcüklere
sapýyor demektir.

* Bakýnýz. -ç.

76 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“Bizim metnimiz” diyordu yoldaþ Martov, “devrimcilerin ör-
gütüyle yýðýnlar arasýnda bir dizi örgüte sahip olunmasý arzusunu
ifade ediyor.” Hayýr etmiyor! Martov’un metninin hiç mi hiç ifade
etmediði þey, bu gerçekten temel arzudur; çünkü bu metin, bir
örgütlenme dürtüsü uyandýrmýyor, bir örgütlenme istemini kapsa-
mýyor, örgütlü olaný örgütsüzden [sayfa 90] ayýrmýyor. Getirdiði tek þey
bir unvandýr.* Bununla ilgili olarak yoldaþ Akselrod’un þu sözlerini
anýmsamamak elden gelmiyor: “Hiç bir buyruk, onlarýn [devrimci
gençlik çevreleriyle benzerlerinin] ya da bireylerin kendilerini sos-
yal-demokrat diye adlandýrmalarýný [pek doðru!] ya da kendilerini
partinin bir parçasý olarak görmelerini yasaklayamaz.” – Ýþte bu hiç
doðru deðil! Herhangi bir kiþinin kendini sosyal-demokrat olarak
adlandýrmasýný yasaklamak, hem olanaksýz hem de anlamsýzdýr,
çünkü bu sözcük, doðrudan anlamýyla, belirli örgütsel iliþkileri deðil,
bir inançlar sistemini ifade eder. Ama deðiþik gruplarýn ve kiþilerin,
kendilerini “partinin bir parçasý olarak görmelerini” yasaklamaya
gelince, eðer bu çevreler ve kiþiler, partiye zarar veriyor, partiyi bo-
zuyor ya da daðýnýk hale getiriyorsa, o zaman, böyle bir yasakla-
maya gidilmelidir ve bunu yapmak [sayfa 91] zorunludur. Eðer parti,
bir çevrenin, kendisini bütünün “bir parçasý olarak görmesini”,

* Birlik kongresinde yoldaþ Martov, kendi metnini desteklemek üzere bir kanýt daha,
gülünesi bir kanýt daha gösterdi. “Lenin’in metnini harfi harfine alýrsak” dedi Martov, “bu
metnin, Merkez Yönetim Kurulu temsilcilerini; partinin dýþýnda tuttuðunu söyleyebiliriz.
Çünkü bu temsilciler bir örgüt meydana getirmiyorlar.” (Tutanaklar, s. 59.) Tutanaklarda
görüldüðü gibi, birlik kongresinde bile bu sava kahkahalarla gülündü. Martov Yoldaþ,
sözünü ettiði “güçlüðün”, Merkez Yönetim Kurulu temsilcilerinin, “Merkez Yönetim Kurulu
örgütü”ne alýnmalarýyla çözümlenebileceðini düþünüyor. Oysa sorun bu deðil. Asýl sorun
þu: verdiði örnek açýkça gösteriyor ki, yoldaþ Martov, birinci maddedeki fikri hiç bir biçimde
anlayamamýþtýr. Bu, gerçekten gülünesi, bilgiççe bir eleþtirinin çarpýcý bir örneðidir. Resmi
bakýmdan gereken þey, “Merkez Yönetim Kurulu temsilcileri örgütü”nü kurmaktý, bu
örgütü partinin kapsamýna alacak bir önergeyi kabul etmekti; o zaman, yoldaþ Martov’un
kafasýný bunca yormuþ olan “güçlük” bir anda çözülüverirdi. Benim hazýrladýným þekliyle
birinci maddedeki düþünce, örgütlenme dürtüsünü içeriyor: gerçek bir denetimi ve yön-
lendirmeyi güvence altýna alýyor. Ýþin aslýnda, Merkez Yönetim Kurulu temsilcilerinin par-
tiye baðlý olup olmayacaklarý sorusunun kendisi gülünçtür. Bu kiþilerin atanmýþ temsilciler
olduklarý ve temsilci olarak tutulmalarý gerçeði, onlar üzerindeki fiili denetimin tam ve
kesin güvencesidir. Bu nedenledir ki, burada, örgütlüyle örgütsüzün (ki bu, yoldaþ Mar-
tov’un metninin kökündeki hatadýr) birbirine karýþtýrýlmasý diye bir þey sözkonusu olamaz.
Yoldaþ Martov’un metni, herhangi bir kiþinin, herhangi bir oportünistin, herhangi bir ge-
vezenin, herhangi bir “profesör”ün, herhangi bir “lise öðrencisi”nin, kendisini parti üyesi
ilân etmesi hakkýna izin verdiði için iyi deðildir. Ýnsanlarýn, kendilerini geliþigüzel üye ilan
etmeleriyle hiç bir iliþiði olmayan örnekler vererek Martov’un, kendi metnindeki Aþil
topuðunu [efsaneye göre, Aþil’in topuðu yaralanabilirdi, -ç.] örtmeye kalkýþmasý boþunadýr.

V. Ý. Lenin 77
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“kararýyla yasaklayamýyorsa”, partinin, bir bütün olduðundan, bir
siyasal bütün olduðundan söz etmek saçma olur. Böyle bir durum-
da, partiden çýkarma iþlem ve koþullarýný tanýmlamanýn ne anlamý
kalýr? Akselrod yoldaþ, Martov yoldaþýn temel yanýlgýsýný açýk bir
saçmalýða vardýrdý; hatta bu yanýlgýyý, þu sözleriyle oportünist bir
teori haline soktu: “Lenin’in hazýrladýðý þekliyle birinci madde, pro-
letaryanýn sosyal-demokrat partisinin yapýsý [!!] ve amaçlarýyla ilke
olarak çatýþma halindedir.” (Tutanaklar, s. 243.) Bu, ilke olarak sý-
nýf çatýþmasýndan beklenenden daha fazlasýný, proletaryanýn amaç-
larýnýn yapýsýný öne sürerek partiden beklemek demektir en azýn-
dan. Akimov’un, böyle bir teoriyi yürekten desteklemesi hiç de þa-
þýrtýcý deðil. Bu hatalý ve açýkça oportünist eðilimli anlayýþý þimdi,
yeni görüþlerin özü haline dönüþtürmek isteyen Akselrod yoldaþ,
insaflý davranmak gerekirse, kongrede, tam tersine, “pazarlýða” hazýr
olduðunu þu sözlerle ifade etmiþti: “Açýk bir kapýyý çaldýðýmý görüyo-
rum” (ben bunu yeni Ýskra’da da görüyorum), “çünkü Lenin yoldaþ,
parti örgütünün parçasý olarak kabul edilecek olan yan (peripheral)
topluluklar anlayýþýyla, benim istemimi karþýlýyor” (yalnýzca yan
topluluklarla deðil, her çeþit iþçi birliðiyle: tutanaklarýn 242’nci say-
fasýyla, yoldaþ Strahov’un konuþmasýyla, Ne Yapmalý?’dan ve Bir
Yoldaþa Mektup’tan alýnan bölümlerle karþýlaþtýrýnýz). “Þimdi orta-
da, yalnýzca bireyler kalýyor, ama bu konuda da pazarlýk edebili-
riz.” Akselrod yoldaþa, genel olarak pazarlýða karþý olmadýðýmý
söyledim. Þimdi, bunun hangi anlama geldiðini açýklamalýyým. Bi-
reyler konusunda –bütün þu profesörler, lise öðrencileri, vb.– ödün
vermeyi hiç bir biçimde kabul edemezdim; ancak iþçi örgütleri
konusunda, eðer kuþku varsa (yukarda kanýtladýðým gibi, her ne
kadar böyle bir kuþkuya yer yoksa da) kendi birinci madde metni-
me þöyle bir not eklemeyi kabul ederdim: “Rus [sayfa 92] Sosyal-
Demokrat Ýþçi Partisinin program ve tüzüðünü kabul eden iþçi
örgütleri, parti örgütleri içinde, olabildiði ölçüde çok sayýda, yer
alýrlar.” Ýþin aslýný konuþmak gerekirse, böyle bir tavsiyenin yeri,
kuþkusuz, tüzel tanýmlamalarý kapsamasý gereken tüzükte deðil,
açýklayýcý yorumlar ve broþürlerdedir (ve tüzük hazýrlanmadan çok
önce, broþürlerimde böyle açýklamalar yaptýðýmý esasen belirtmiþ-
tim); ama böyle bir not, en azýndan, yoldaþ Martov’un metninde
var olduðuna kuþku bulunmayan þeyleri, [örneðin -ç.] daðýnýklýða
yol açabilecek yanlýþ fikirlerin zerresini, oportünist savlarýn* zerre-

78 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sini ve “anarþist kavramlar”ý içermezdi. [sayfa 93]
Týrnak içinde aktardýðým bu son ifade yoldaþ Pavloviç’e ait-
tir. Pavloviç; “sorumsuz ve kendi kendini üye diye yazdýrmýþ kiþilerin
parti üyesi” kabul edilmelerini, haklý olarak anarþizm sözcüðüyle
nitelemiþti. Benim metnimi yoldaþ Lieber’e anlatýrken Pavloviç
yoldaþ, “basitçe söylersek” diyordu, “bu metnin anlamý þudur: ‘eðer
parti üyesi olmak istiyorsanýz, örgütsel iliþkileri kabul ediþiniz de
yalnýzca platonik olmamalýdýr’.” Bu “yorum” her ne kadar basitse
de (kongreden bu yana gelip-geçen olaylarýn da gösterdiði üzere)

* Martov’un metnini haklý gösterme çabalarýna giriþildiði zaman ister-istemez ortaya


çýkan bu çabalar arasýnda yoldaþ Trotski’nin bir ifadesi de (tutanaklar, s. 248 ve 346) var-
dýr. Trotski þöyle demiþti: “Oportünizmi ortaya çýkaran nedenler, tüzüðün þu ya da bu
maddesinden daha karmaþýk nedenlerdir [ya da daha derin nedenler tarafýndan belirlenir];
oportünizmi ortaya çýkaran þey burjuva demokrasisiyle proletaryanýn geliþmesinin nispi
düzeyidir...” Sorun, tüzükteki maddelerin oportünizm üreteceði sorunu deðil, ama o
maddelerin yardýmýyla oportünizme karþý azçok keskin bir silah yapýlabilmesi sorunudur.
Oportünizmin nedenleri derine gittikçe, bu silahýn daha keskin olmasý gerekir. Bu neden-
ledir ki, oportünizmin daha “derin nedenler”e dayandýðýný öne sürerek” oportünizme ka-
pýyý açýk býrakan bir metni haklý göstermek en âlâsýndan kuyrukçuluktur. Yoldaþ Trotski,
yoldaþ Lieber’e karþý çýktaðý sýralarda, tüzüðün, bütünün parçaya, öncünün geri topluluða
karþý “örgütlü güvenmezliði” demek olduðunu kabul ediyordu; ama yoldaþ Trotski, yoldaþ
Lieber’in yanýnda yer aldýðý zaman bunu unutuverdi ve hatta, “karmaþýk nedenler”den,
“proletaryanýn geliþme düzeyi”nden falan söz ederek, bu güvenmezliðin (oportünizmin
duyduðu güvenmezliðin) bizim örgütümüzü haklý olarak zayýflattýðýný ve kararsýz hale
getirdiðini öne sürmeye baþladý. Yoldaþ Trotski’nin bir baþka savý daha: “Þu ya da bu
biçimde örgütlenmiþ aydýn gençliðin partiye kendilerini üye yapmalarý [italikler benim]
çok daha kolaydýr.” Aynen böyle. Kiþilerin “kendilerini üye yapmalarý”ný önleyen benim
metnimin deðil, örgütsüz öðelerin bile kendilerini parti üyesi olarak ilân etmelerine olanak
veren metnin, aydýnca belirsizlikle malül olmasý iþte bundan ötürüdür. Yoldaþ Trotski,
eðer Merkez Yönetim Kurulu, oportünistlerin herhangi bir örgütünü “tanýmayý reddederse”,
bunun, bazý bireylerin karakterinden ötürü böyle olacaðýný, bu kiþiler siyasal þahsiyetler
olarak bilindiklerine göre, tehlikeli olamayacaklarýný ve genel bir parti boykotuyla def-
edilebileceklerini söyledi. Bu, ancak bazý kiþilerin partiden çýkarýlmalarý durumunda doð-
rudur (ve yalnýzca yarý-yarýya doðrudur, çünkü örgütlü bir parti, bazý kiþilerin çýkarýlmasýna
boykotla deðil oyla karar verir). Gerek duyulan þeyin yalnýzca denetim olduðu, çýkarmanýn
saçma olduðu daha yaygýn durumlar içinse kesinlikle yanlýþtýr. Merkez Yönetim Kurulu,
belli bazý koþullarda, tam güvenilir olmayan ama çalýþabilme gücünde olan bazý örgütleri,
denetim saðlamak amacýyla, bile-bile partiye alabilir; bunu, o örgütü denemek için yapa-
bilir, o örgütü doðru yola yöneltebilmeyi denemek için yapabilir, kendi rehberliði altýnda
o örgütün , kýsmi hatalarýný düzeltebilmek için yapabilir, vb.. Eðer partiye “kendi kendine
girme”ye izin verilmezse, bu, tehlikeli olmaz. Yanlýþ görüþlerin ve yanlýþ taktiklerin, sýnýr
tanýyan, açýk sorumluluk duygusuna sahip biçimde ifade edilmesi (ve görüþülmesi) çoðu
zaman yararlýdýr. “Ama tüzel tanýmlamalar gerçek iliþkilere uygun düþecekse, yoldaþ
Lenin’in metni reddedilmelidir” dedi yoldaþ Trotski ve bir kez daha bir oportünist gibi ko-
nuþtu. Gerçek iliþkiler ölü þeyler deðildir, canlýdýrlar ve geliþirler. Tüzel tanýmlamalar, bu
iliþkilerin ileriye dönük geliþimine uyabilirler, ama o tanýmlamalar (eðer kötü iseler) ge-
rilemeye ve durgunluða da “uyabilirler”. Bu ikincisi yoldaþ Martov’un “durumu”dur.

V. Ý. Lenin 79
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yalnýzca çeþitli kararsýz profesörler ve lise öðrencileri için deðil,
ayný zamanda partinin en erdemli üyeleri için, tepedeki kiþiler için
de gerekliydi... Yoldaþ Pavloviç, yoldaþ Martov’un “bizim partimiz,
bilinçsiz bir sürecin bilinçli bir sözcüsüdür” derken talihsiz bir þe-
kilde ortaya koyduðu bilimsel sosyalizmin bu tartýþma kabul et-
mez kuralýyla kendi metni arasýndaki çeliþkiyi iþaret ederken, ayný
þekilde haklýydý. Evet tam yoldaþ Martov’un ortaya koyduðu gibi!
Zaten o nedenledir ki, “her grevci”nin, kendini parti üyesi olarak
görme hakkýna sahip olmasýný istemek yanlýþtýr; çünkü “her grev”,
kaçýnýlmaz olarak toplumsal devrime götüren sýnýf savaþýmýnýn ve
güçlü sýnýf içgüdüsünün yalnýzca kendiliðinden ifadesi olmakla kal-
mayýp, o sürecin bilinçli bir ifadesi olsaydý, o zaman... o zaman ge-
nel grev sözü anarþist bir ifade olmazdý, partimiz bütün iþçi sýnýfýný
derhal ve bir anda kucaklar ve bunun sonucu olarak, burjuva top-
lumuna tümden [sayfa 94] derhal son verirdi. Eðer gerçekten bilinçli
bir sözcü olacaksa parti, bilinçlenmede kesin bir düzeyi saðlama
baðlayacak ve bu düzeyi sistemli biçimde yükseltecek örgütlen-
me iliþkilerini ortaya koyabilmelidir. “Eðer Martov’un yolunda yürü-
yeceksek” diyordu Pavloviç yoldaþ, “her þeyden önce, programý
benimsemeyi öngören maddeyi çýkarmamýz gerekir; çünkü bir
programýn benimsenmesinden önce, iyice öðrenilmesi ve anlaþýl-
masý gerekir. ...Programýn benimsenmesi, oldukça yüksek bir si-
yasal bilinç düzeyini öngerek sayar.” Biz sosyal-demokrasiye gös-
terilen desteðin, onun yönettiði savaþýma katýlmanýn, herhangi bir
koþulla (öðrenmek, anlamak, vb. gibi) yapay biçimde sýnýrlandýrýl-
masýna asla izin vermeyeceðiz; çünkü hem bilinci hem örgütlen-
me güdüsünü ilerleten þey, bu katýlmanýn kendisidir; ama bir parti
içinde, sistemli bir çalýþmayý yürütmek için biraraya geldiðimize
göre, bu çalýþmanýn sistemli olmasýný saðlamalýyýz.
Pavloviç yoldaþýn programla ilgili uyarýsýnýn boþuna olmadý-
ðý, daha o oturumda derhal ortaya çýktý. Yoldaþ Martov’ un metni-

* Yirmi sekiz oy lehte, yirmi iki oy aleyhteydi. Ýskracýlara-karþý olan sekiz kiþiden
yedisi Martov’un metni, biri benim metnim lehine oy vermiþti. Oportünistlerin yardýmý
olmaksýzýn, Martov yoldaþ, oportünist metninin kabulünü saðlayamazdý. (Birlik kongresinde
yoldaþ Martov, bu apaçýk gerçeði çürütmeye boþ yere uðraþtý durdu; bazý nedenlerle,
yalnýzca bundcularýn oyunu andý, yoldaþ Akimov’la dostlarýný unuttu - ya da bu kiþileri,
yalnýzca kendi iþine geldiði, yani bana karþý kendine yarar saðlayabileceði zaman, örneðin
yoldaþ Bruker’in benimle görüþ birliðinde oluþu gibi durumlarda anýmsadý.)

80 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
nin kabul edilmesin* saðlayan Akimov ve Lieber yoldaþlar, pro-
gram bakýmýndan da yalnýzca platonik bir kabulün, yani (parti “üye-
liði” için) “temel ilkeler”i kabul etmiþ olmanýn yeterli sayýlmasý
gerektiðini öne sürerek (tutanaklar, s. 254-255) gerçek kimliklerini
bir anda ortaya koyuverdiler. Yoldav Pavloviç, “yoldaþ Akimov’un
önerisi, Martov yoldaþýn bakýþ açýsýndan oldukça mantýklýdýr” dedi.
Ne yazýk ki, Akimov’un bu önerisinin ne kadar oy topladýðýný
tutanaklarda bulmak olanaksýz – ama bu önergenin aldýðý oy [sayfa
95] herhalde yediden (beþ bundcu, Akimov ve Bruker) az deðildir.
Tüzüðün birinci maddesi ile ilgili olarak biçimlenmeye baþlayan
“saðlam çoðunluðu” (iskracýlara-karþý olanlar, “merkez” ve mar-
tovcular) saðlam bir azýnlýða dönüþtüren þey de yedi temsilcinin
kongreden çe- kilmesi oldu! Eski yazýkurulunun onaylanmasýný ön-
gören önergenin yenik düþmesi sonucunu veren, güya Ýskra yazý-
kurulunun “sürek-liliði”nin açýkça ihlali sonucunu veren þey de, bu
yedi temsilcinin çekilmesiydi. Ýskra’nýn “sürekliliði”nin tek güvencesi
ve kurtuluþunu saðlayan bir garip yedi’ydi bu: bundcular, Akimov
ve Bruker. Yani Ýskra’nýn merkez yayýn organý olarak kabulünü
öngören önergelere karþý oy kullanan temsilciler, yani oportüniz-
mi, kongrece birçok kez saptanmýþ, özellikle program açýsýndan
birinci maddenin yumu-þatýlmasý sorununda oportünist tutumlarý
Martov ve Plehanov tarafýndan saptanmýþ temsilciler. Ýskracýlara-
karþý olanlar tarafýndan korunan Ýskra “sürekliliði”! – bu, bizi, kon-
gre sonrasý acýklý-güldü-rünün baþlangýç noktasýna getiriyor.

Tüzüðün birinci maddesi üzerinde oy gruplaþmasý, dillerin


eþitliði olayýnda tanýk olunan ayný türden bir görüngünün varlýðýný
ortaya koymuþtur: Ýskra çoðunluðundan (yaklaþýk olarak) dörtte-
birinin çekilmesi, “merkez” tarafýndan desteklenen iskracýlara-karþý
olanlarýn zaferini mümkün hale getirmiþtir. Kuþkusuz burada da
görünümün simetriðini bozan bireysel oylar vardý – bizim kongre-
miz gibi geniþ toplantýlarda, sýk sýk bir taraftan öteki tarafa “kayan-
lar”, özellikle birinci madde gibi, ayrýlýðýn gerçek niteliðinin yeni
yeni ortaya çýkmaya baþladýðý ve birçok temsilcinin kendi davra-
nýþlarýný henüz saptayamadýklarý (sorunun daha önce baþýnda tar-
týþýlmamýþ olmasýný da dikkate almak gerek) konularda yer deðiþ-

V. Ý. Lenin 81
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tiren kiþiler olur. Çoðunluktaki iskracýlardan ayrýlanlar [sayfa 96] beþ
oydur (Rusov ve Karski’nin ikiþer oyuyla Lenski’nin bir oyu); öte
yandan bunlara bir iskracýlara-karþý olan (Bruker) ve merkezden
üç kiþi (Medvedev, Ego-rov ve Çaryov) katýlmýþtýr; sonuç yirmi üç
oydu (24 - 5 + 4), bu, seçimlerdeki son gruplaþmadan bir oy ek-
siktir. Martov’a çoðunluðu verenler isk-racýlara-karþý olanlardýr. Ye-
disi ondan yana, biri benden yana (“merkez” den de yedi kiþi Mar-
tov’dan yana, üçü benden yana) oy kullanmýþtýr. Kongrenin son-
unda ve kongreden sonra biçimlenmeye baþlayan özlü azýnlýðý
oluþturan þey, iþte, azýnlýktaki iskracýlarla iskracýlara-karþý olanlar
ve “merkez” arasýndaki bu koalisyondur. Birinci madde metnini
yazýþlarýnda ve özellikle bu metni savunularýnda, hiç kuþkuya yer
býrakmayacak biçimde oportünizme ve anarþist bireyciliðe doðru
adým atan Martov’la Akselrod’un siyasal yanýlgýsý, kongrenin özgür
ve açýk bir arena oluþundan ötürü bir anda ortaya çýkývermiþtir; bu
siyasal yanýlgý, kendini, en az kararlý öðelerin, ilkelere en az baðlý
olanlarýn, bir anda, bütün güçlerini, devrimci sosyal-demokratlarýn
görüþlerinde beliren çatlak ve gediklerin geniþletilmesi amacýyla
kullanmalarýnda göstermiþtir. Kongrede birlikte çalýþanlar, örgüt-
lenme sorunlarýnda, içtenlikle deðiþik amaçlar izleyenlerdi (Aki-
mov’un konuþmasýna bakýnýz) – bu durum, bizim örgütlenme pla-
nýmýza ve tüzüðümüze ilkede karþý olanlarýn, Martov ve Akselrod
yoldaþlarýn yanýl-gýsýný desteklemelerine yolaçtý. Bu sorunda da dev-
rimci sosyal-demok-rasinin görüþlerine baðlý kalan iskracýlar ken-
dilerini azýnlýkta buldular. Bu çok önemli bir noktadýr; bu önemi
kavramadýkça, ne tüzüðün ayrýntýlarý üzerindeki savaþýmý, ne de
merkez yayýn organý ile Merkez Yönetim Kurulunun kimlerden
oluþacaðýna iliþkin sorun üzerindeki savaþýmý anlama olanaðý yok-
tur. [sayfa 97]

82 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
J. HAKSIZ OPORTÜNÝZM SUÇLAMALARININ
MASUM MAÐDURLARI

TÜZÜK üzerinde daha sonra yapýlan görüþmelere geçme-


den önce, merkez kurumlarýnýn kimlerden kurulacaðý konusunda-
ki görüþ ayrýlýðýmýzý açýklamak için, Ýskra örgütünün, kongre bo-
yunca düzenlediði özel toplantýlara deðinmek gerekiyor. Bu dört
toplantýnýn sonuncusu ve en önemlisi, tüzüðün birinci maddesi
üzerindeki oylamadan hemen sonra yapýlmýþtýr – ve Ýskra örgütün-
de, bu toplantýda kesinleþen bölünme, hem zaman, hem mantýk
yönünden, daha sonraki savaþýmýn bir baþlangýcý olmuþtur.
Ýskra örgütü, hazýrlýk komitesi olayýndan hemen sonra, Mer-
kez Yönetim Kurulu için aday olmasý olasý kiþiler konusunun tartý-
þýlmasýna yolaçan özel* toplantýlar yapmaya baþlamýþtý. [sayfa 98] Bu

V. Ý. Lenin 83
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
toplantýlarda baðlayýcý kararlar alýnmamasý kararlaþtýrýldýðý için, gayet
akla yatkýndýr ki, bu toplantýlarýn yapýsý, yalnýzca danýþma niteliðin-
deydi; kararlarý baðlayýcý türden deðildi; ama önemleri yine de bü-
yüktü. Gizli isimleri ve Ýskra örgütünün, gerçek parti birliðini saðlayan
ve pratik eyleme önderliði, Ýskra’nýn resmen benimsenmesinin belli-
baþlý itici güçlerinden biri olan bu örgütün iç çalýþmalarýný bilmey-
en temsilcilerin, Merkez Yönetim Kurulu adaylarýný saptamasý epey
güç bir iþti. Daha önce gördüðümüz gibi, birleþtikleri zaman iskra-
cýlar, kongrede, beþte-üç ölçüsünde bir çoðunluðu güven altýna
almaktaydýlar; bütün temsilciler, bunu çok iyi biliyorlardý. Gerçekte
bütün iskracýlar, Merkez Yönetim Kurulunun kimlerden kurulacaðý
konusunda “Ýskra” örgütünün kesin bazý tavsiyelerde bulunmasýný
bekliyorlardý; o örgütün üyelerinden hiç biri, Merkez Yönetim Ku-
rulunun kimlerden oluþacaðý konusunda örgüt içinde yapýlan ilk
görüþmelere hiç bir biçimde itirazda bulunmadý; hiç bir üye hazýr-
lýk komitesinin tümünün onaylanmasý, yani bu komite Merkez Yö-
netim Kurulu haline dönüþtürülmesi konusunda, hatta Merkez
Yönetim Kurulu adaylarýyla ilgi olarak hazýrlýk komitesiyle
görüþülmesi konusunda herhangi bir anýþtýrmada bile bulunmadý.
Bu nokta son derece dikkate alýnmasý gereken bir noktadýr; þimdi,
olup-bitenlerin ardýndan, martovcular hazýrlýk komitesini canla-baþla
savunduklarý ve böylece, yüzüncü, bininci kez siyasal kaypaklýkla-
rýný ortaya koyduklarý için, bu noktanýn akýlda tutulmasý büyük
önem taþýmaktadýr.** Merkez kurullarýnýn kimlerden oluþacaðý [say-
fa 99] konusundaki bölünme Martov’un Akimov’larla iþbirliði yap-
masýna yol açýncaya kadar, kongredeki herkes çok iyi biliyordu ki,
hazýrlýk komitesi, esas olarak kongreyi toplamak üzere kurulmuþ,
kasýtlý olarak, bundcular dahil, farklý eðilimlerin temsilcilerinden

* Bu özel toplantýlarda olup-bitenleri, anlamsýz tartýþmalardan sakýnabilmek için hep


apaçýk gerçeklere dayanarak, daha önce Birlik Kongresinde anlatmaya çalýþmýþtým. Baþlýca
gerçekleri, “Ýskra” Yazýkuruluna Mektup’umda da (s. 4) ortaya koydum. Yoldaþ Martov
Yanýt’ýnda o gerçeklere karþý çýkmadý.
** Þu “ahlaki görüntü”yü düþünün: Ýskra örgütünün temsilcisi, kongrede yalnýzca o
örgütle görüþüyor ve hazýrlýk komitesine danýþýlmasýna anýþtýrmada bile bulunmuyor.
Ama gerek örgütte, gerek kongrede yenilgiye uðradýktan sonra, o temsilci, hazýrlýk komite-
sinin onaylanmayýþýndan esef etmeye, o komiteyi övmeye ve kendisine yetki vermiþ olan
örgütü, tepeden bakarak görmezlikten gelmeye baþlýyor! Gerçek bir sosyal-demokrat
partinin, gerçek bir iþçi sýnýfý partisinin tarihinde buna benzer bir baþka olay bulunmadýðýna
yemin edilse yanlýþ olmaz.

84 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
oluþmuþ bir komisyondu, buna karþýlýk partinin örgütlü birliðini ya-
ratma çalýþmalarý baþýndan sonuna kadar Ýskra örgütü tarafýndan
yapýlmýþtý. Tarafsýz herhangi bir kiþi, kongre tutanaklarýna ve Ýsk-
ra’nýn tüm geçmiþine bakarak bunu kolaylýkla saptayabilirdi. (Ayrý-
ca anýmsanmasý gerekir ki, hazýrlýk komitesindeki bazý iskracýlar,
salt bir raslantý sonucu, ya tutuklandýklarý için ya da “ellerinde bu-
lunmayan” baþka nedenlerle kongrede hazýr deðillerdi.) Ýskra örgü-
tünün, kongrede hazýr bulunan üyeleri yoldaþ Pavloviç’in broþü-
ründe (onun Ýkinci Kongre Hakkýnda Mektup’u, s. 13’e bakýnýz)
esasen tek tek gösterilmiþti.[22]
Ýskra örgütündeki hararetli tartýþmalarýn sonunda, daha önce
Yazýkuruluna Mektup’umda belirttiðim gibi, iki oylama yapýldý. Bi-
rinci oylama: “Martov’un desteklediði adaylardan biri, dörde karþý
dokuz oyla reddedildi, üç kiþi çekimser kaldý”. Ýnsan düþünüyor
da, kongredeki Ýskra örgütü üyelerinin 16 üyesinin ortak rýzasýyla,
bütün olasý adaylarýn görüþülmesinden ve yoldaþ Martov’un öne
sürdüðü adaylardan birinin (bu aday, yoldaþ Martov’un Sýkýyöne-
tim’de, s. 69, aðzýndan kaçýrdýðý üzere yoldaþ Stein’di) reddedilme-
sinden daha sade, daha doðal ne olabilir! Her þey bir yana, parti
kongresinde biraraya gelmemizin nedenlerinden biri, “yönetici deð-
neði”ni, kimin eline vereceðimizi tartýþmak ve kararlaþtýrmaktý; biz
parti üyelerine, tümümüze düþen ortak ödev, gündemin bu mad-
desine ciddiyetle önem vermek, bu sorunu, daha sonra yoldaþ Ru-
sov’un haklý olarak [sayfa 100] belirttiði gibi “darkafalý bir duyarlýk”la
deðil, iþin gereði açýsýndan karara baðlamaktý. Hiç, kuþku yok ki,
kongrede adaylarý tartýþýrken, ister-istemez belli bazý kiþisel nitelik-
lere deðinmek, özellikle resmi olmayan, kapalý bir toplantýda, þu
ya da bu kiþiyi kabul ya da reddettiðimizi* söylemek zorundaydýk.

* Yoldaþ Martov, Birlikte, kendi yakýnmalarýnýn kendisine karþý bir kanýt haline dönüþ-
tüðünü görmeksizin, benim onaylamayýþýmýn þiddetinden dert yandý. Lenin –onun dey-
imiyle söyleyeyim– çýlgýnca davrandý (Birlik tutanaklarý, s. 63). Evet öyle. Kapýyý yumrukladý.
Doðru, (Ýskra örgütünün ikinci ya da üçüncü toplantýsýnda) Lenin’in tutumu, toplantýda
kalan üyelerin öfkesine yolaçtý. Evet açtý. Ya ondan sonrasý? Ondan sonrasý? Tartýþýlan
sorunlarýn özü üzerinde yalnýzca benim kanýtlarým inandýrýcýydý ve kongredeki geliþmeler
o kanýtlarýn doðruluðunu ortaya koydu. Eðer sonunda Ýskra örgütünün 16 üyesinden 9’u
benim yanýmda yer aldýysa, bu, benim hiddetime bakýlmaksýzýn ve ona karþýn olmuþtu. O
halde ben “hiddet” göstermeseydim, belki de 9’dan daha fazla kiþi benim yanýmda yer
alacaktý. Benim kanýtlarýmýn ve gerçeklerin üstesin-den gelmek zorunda olduðu “hiddet”
arttýðý, ölçüde, o kanýtlar daha inandýrýcý olmak zorundaydý.

V. Ý. Lenin 85
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Zaten, Birlik Kongresinde de belirttiðim gibi, bir temsilcinin aday-
lýðý onaylanmadýðý zaman onun “onuruyla oynandýðý”ný düþünmek
(Birlik tutanaklarý, s. 49) saçmaydý; bir parti üyesinin, görevlendiri-
lecek kiþileri bilinçli olarak ve basiretle sevme ödevi üzerinde “olay
çýkarmak”, isteriye kapýlmak saçmaydý. Ne var ki, bizim azýnlýðýn
yaptýðý iþte buydu, yani ateþin üstüne yað dökmekti; kongreden
sonra “ünler yýkýlýyor” diye yaygarayý kopardýlar (Birlik tutanaklarý,
s. 70); yoldaþ Stein’in eski hazýrlýk komitesinde “önde gelen bir
kiþi” olduðuna ve “iblisane tasarýmlarý” bulunduðu yolunda (Sý-
kýyönetim, s. 69) yersiz suçlamalarla karþýlaþtýðýna dair halk yýðýn-
larýna yazýlarýyla açýklamalar yaptýlar. Bir adayýn onaylanmasý ya
da onaylanmamasýyla ilgili olarak “ünler yýkýlýyor” diye yaygara ko-
parmak isteri deðil midir? Hem Ýskra örgütünün özel toplantýsýnda,
hem resmi en yüksek kurulu kongrede yenik düþtükten sonra önü-
ne gelene yakýnmaya baþlamak, reddedilen adaylarý deðerli toplu-
luða “önde gelen kiþi” diye salýk vermek, sonra da bölünme yara-
tarak ve, üye çaðýrma isteðinde bulunarak [sayfa 101] kendi adaylarýný
partiye yeniden zorla kabul ettirmeye çalýþmak hýr çýkarmak deðil
midir? Bizim küf kokan göçmen havamýz içinde siyasal kavramlar
öylesine arap saçýna dönmüþ durumda ki, yoldaþ Martov parti gö-
reviyle kiþilere ya da bazý çevrelere baðlýlýðý artýk birbirinden ayýra-
maz oldu! Adaylar hakkýndaki tartýþmalarýn yapýlabileceði ve karar-
larýn alýnabileceði yerin, yalnýzca, temsilcilerin her þeyden önce,
önemli ilke sorunlarýný tartýþmak üzere biraraya geldikleri, kiþilerin
kimliði sorununu tarafsýzlýkla ele alabilecek olan ve oylarýný verme-
den önce adaylar hakkýnda gerekli bütün bilgileri toplayabilecek
ve isteyebilecek olan (bununla yükümlü bulunan) temsilcilerin to-
plandýðý, yönetici deðneðinin kime verileceðine iliþkin kanýtlara belli
bir yer ayrýlmasýnýn doðal ve zorunlu bulunduðu kongreler olduðu-
nu düþünmek bürokrasi ve biçimcilik olacak. Bu bürokratik ve bi-
çimci görüþün yerine, þimdi yeni alýþkanlýklar ve gelenekler ortaya
çýktý: kongreler olup bittikten sonra bizler saðda-solda, Ývan Ývano-
viç’in siyasal bir ölü haline geldiðinden ya da Ývan Nikiforoviç’in[23]
yýkýlan ününden söz edeceðiz; yazarlar, bir yandan göðüslerini yum-
ruklayýp “bu bir grup deðildir, bir partidir” diye ikiyüzlü iddialarda
bulunurken, bir yandan yayýnladýklarý broþürlerde aday salýk vere-
cekler. Bu yayýnlarý okuyan, skandal kokusu almýþ okurlar, Mar-
tov’un verdiði güvenceye* bakarak, filancanýn falancanýn hazýrlýk

86 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
komitesinin önde gelen kiþisi olduðu þeklindeki sansasyonel ha-
berin tadýný çýkaracaklar. Bu okurlar, kongreler gibi, oyçoðunluðu-
na dayalý tamamen mekanik kararlar alan biçimci kurullara bakýþla,
sorunu tartýþmakta [sayfa 102] ve karara baðlamakta daha çok ehliyet-
lidirler. Evet, hâlâ, göçmen çekiþmesinin yarattýðý gerçek Augean
ahýrlarý[24] vardýr; bunlarý ancak gerçek partililer temizleyebilir!

––––––––––

Ýskra örgütündeki ikinci oylama: “Beþ kiþilik bir liste [Mer-


kez Yönetim Kurulu adaylarý] iki karþýt ve dört çekimser oya karþýlýk
10 oyla onaylandý; benim önerim üzerine listede iskracý-olmayan
unsurlarýn önderlerinden biriyle iskracý azýnlýðýn bir önderi de yer
almýþtý.”** Bu oylama çok büyük önem taþýyor; çünkü daha sonra
hýrlaþma havasý içinde, yýðýn yýðýn ortaya atýlan masallarýn, bizim,
iskracý-olmayanlarý partiden atmak ya da bir yana koymak iste-
diðimiz ya da çoðunluðun yaptýðý þeyin, kongrenin yarýsý arasýndan
adaylar seçmek ve o adaylarý, kongrenin o yarýsýna seçtirmek ol-
duðu yollu masallarýn tümden yanlýþ olduðunu bu oylama açýkça
ve yadsýnamaz biçimde göstermektedir. Bütün bunlarýn hepsi ya-
landýr. Sözünü ettiðim oylama, bizim iskracý-olmayanlarý partinin
dýþýnda tutmak þöyle dursun Merkez Yönetim Kurulunun bile dýþýn-
da tutmadýðýmýzý, karþýtlarýmýza çok esaslý bir azýnlýk olmalarý izni-
ni verdiðimizi göstermektedir. Bütün sorun þudur: Onlar bir çoðun-
luða sahip olmak istemiþlerdir; bu alçakgönüllü istek gerçekleþme-
yince, gürültü çýkarmaya baþlamýþlar ve merkez kurullarýnda tem-
sil edilmeyi tümden reddetmiþlerdir. Yoldaþ Martov’un birlik kon-
gresindeki açýklamalarý bir yana, kongre, tüzüðün birinci maddesini
kabul ettikten kýsa süre sonra, Ýskra örgütündeki azýnlýðýn bize,
yani iskracý çoðunluða (ve yedilerin çekiliþinden sonra kongre ço-
ðunluðuna) hitaben hazýrladýðý aþaðýdaki mektup durumun bu ol-

* Ben de Martov gibi, Ýskra örgütü içinde, Merkez Yönetim Kurulu için bir aday
gösterdim, ama kabul ettiremedim. Ben de pekala bu adayýn, gözönündeki gerçeklerin
doðruladýðý üzere, kongreden önce ve kongrenin baþýnda sahip olduðu parlak ününden
söz edebilirdim. Ama bunu hiç bir zaman aklýma getirmedim. Bu yoldaþýn, kongreden
sonra, hiç kimsenin kendisini aday olarak öne sürmesine, siyasal ölülerden, yýkýlmýþ
ünlerden yakýnmasýna izin vermeyecek kadar kendisine saygýsý vardýr.
** Bkz: Lenin, “Ýskra Yazýkurulundan Çekiliþimin Nedeni”, Collected Works, Vol. 7, s.
120-121. –Ed.

V. Ý. Lenin 87
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
duðunu göstermektedir (dikkat edilsin ki, sözünü ettiðim Ýskra ör-
gütü toplantýsý sonuncu toplantýydý; ondan sonra örgüt gerçekte
parçalandý, [sayfa 103] her iki taraf da öteki kongre üyelerini, kendisi-
nin haklý olduðuna inandýrmaya çalýþtý).
Ýþte mektubun metni:

“Yazýkurulu çoðunluðuyla Emeðin Kurtuluþu grubunun [filanca


tarihte]* toplantýda hazýr bulunma isteðine iliþkin açýklamalarý temsilci
Sorokin’le Sablina’dan dinledik ve bu temsilcilerin yardýmýyla, bir önce-
ki toplantýda, bizden çýktýðý varsayýlan ve bizim siyasal tutumumuzu
tümden yanlýþ göstermek için kullanýlan bir Merkez Yönetim Kurulu
adaylarý listesinin okunduðunu saptadýk. Birincisi, bu listenin gerçek
kaynaðýný bulmak üzere herhangi bir araþtýrma yapýlmaksýzýn bize atfe-
dilmesi; ikincisi, bu durumun, Ýskra yazýkuruluyla Emeðin Kurtuluþu
grubunun çoðunluðuna karþý açýktan açýða dolaþtýrýlan oportünizm suçla-
masýyla iliþkilendirilmesi; ve üçüncüsü, bize göre açýkça ortada olduðu
üzere, bu suçlamanýn ‘Ýskra’ yazýkurulunun oluþumunu deðiþtirmeye
dönük, oldukça kesin bir planla baðlantýlý bulunmasý nedeniyle, top-
lantýnýn dýþýnda tutuluþumuzun nedenlerine dair bize verilen bilgilerin
doyurucu olmadýðý ve toplantýya kabul edilmemizin reddedilmesinin
bize, yukarda sözü edilen sahte suçlamalarý çürütme fýrsatýný vermeyi
istememenin kanýtý olduðu düþüncesindeyiz.
“Merkez Yönetim Kurulu için ortak bir adaylar listesi üzerinde
anlaþmaya varmamýz olasýlýðýna gelince, bir anlaþmaya temel olarak
kabul edebileceðimiz tek listenin Popov, Trotski ve Glebov listesi ol-
duðunu belirtiriz. Ayrýca bu listenin bir uzlaþma listesi olduðunu belirti-
riz, çünkü listede yoldaþ Glebov’un da bulunmasý, yalnýzca, çoðunlu-
ðun isteklerine verilmiþ bir ödün olarak görülecektir, onun kongrede
oynadýðý rol tarafýmýzdan açýkça bilindiði için, yoldaþ Glebov’u, Merkez
Yönetim Kurulu için aday olacak bir kiþide bulunmasý gereken nite-
likleri taþýyan bir kiþi saymýyoruz.[sayfa 104]

* Benim hesabýmca, mektupta sözü edilen gün, salý günüydü. Toplantý, salý akþamý,
yani kongrenin 28’inci oturumundan sonra yapýldý. Bu tarih çok önemli. Martov yoldaþýn,
merkez kurullarýnýn kimlerden kurulacaðý konusunda deðil de nasýl birer örgüt olacaðý
konusunda bölündüðümüz yolundaki görüþünü, bu nokta, belgesel olarak çürütmeye
yeter. Bu, benim konu üzerinde, Birlik Kongresinde ve Yazýkuruluna Mektup’ta yaptýðým
açýklamanýn doðruluðunun da belgesel kanýtýdýr. Kongrenin 28’inci oturumundan sonra
Martov ve Starover yoldaþlar bol bol haksýz oportünizm suçlamasýndan söz etmiþler, ama
konseyin kimlerden kurulacaðý ya da merkez kurullarýna üye çaðýrma konusundaki görüþ
ayrýlýklarý üzerinde (ki bunlarý 25’inci, 26’nci ve 27’nci oturumlarda tartýþtýk) tek sözcük
bile söylememiþlerdir.

88 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“Ayný zamanda belirtmek isteriz ki, Merkez Yönetim Kurulu aday-
larý için bir görüþmeye giriþimizin, merkez yayýn organýnýn yazýkurulu-
nun kimlerden kurulacaðý sorunuyla hiç bir ilintisi yoktur; çünkü bu ko-
nuda (yazýkurulunun kimlerden kurulacaðý konusunda) herhangi bir
görüþmeye girmeye hazýr deðiliz.
Yoldaþlar adýna
Martov ve Starover”

Çekiþen taraflarýn düþünce yapýsýný ve tartýþmanýn niteliðini


doðruca ortaya koyan bu mektup, bizi, bir anda, henüz baþlayan
bölünmenin tam “ortasý”na getirmekte ve o tartýþmanýn gerçek
nedenlerini gözler önüne sermektedir. Çoðunluðun görüþünü ka-
bul etmeyi reddeden ve kongrede taraf kazanma özgürlüðünü yeð
tutan (kuþkusuz buna sonuna kadar haklarý vardýr) Ýskra örgütü
azýnlýðý, yine de çoðunluðun “temsilcileri”ni, onlarýn özel toplantýsý-
na kendilerinin de alýnmasýna inandýrmaya çalýþmýþlardýr; Doðaldýr
ki, bu eðlendirici istek, bizim toplantýmýzda (mektup kuþkusuz,
toplantýda okundu) yalnýzca gülümseme ve omuz silkiþiyle kar-
þýlanmýþ, “haksýz oportünizm suçlamalarý” hakkýnda isteri sýnýrýna
varan yaygaraya ise kahkahayla gülünmüþtür. Ama ilkin Martov’la
Starover’in acý yakýnmalarýný madde madde ele alalým.
Liste onlara yanlýþ olarak atfedilmiþ, siyasal tutumlarý yanlýþ
gösterilmiþ. Ama Martov’un da bizzat itiraf ettiði gibi (Birlik tutanak-
larý, s. 64), listeyi hazýrlayanýn kendisi olmadýðý yolundaki ifadesi-
nin doðruluðundan kuþkulanmak, benim aklýmýn köþesinden geç-
medi. Genel olarak, liste hazýrlamanýn, konuyla hiç bir ilgisi bulun-
mamaktadýr. Listenin bazý iskracýlar ya da “merkez”in bazý temsil-
cileri tarafýndan hazýrlanmýþ olmasýnýn hiç mi hiç önemi yoktur.
Bu, yalnýzca bir tahmin ya da varsayým olsa bile, asýl önemli olan
þey, baþýndan sonuna þimdiki azýnlýðýn mensuplarýndan oluþturulan
bu listenin kongrede daðýtýlmýþ olmasýdýr. Son olarak, bunlardan
da önemlisi þudur: yoldaþ Martov, þimdi memnunlukla [sayfa 105]
karþýlamak durumunda bulunduðu böyle bir listeyle iliþiði bulun-
madýðýný kongrede büyük bir þiddetle söylemek zorunda kalmýþtýr.
Ýnsanlarýn ve hiziplerin, iki ay gibi bir süre içinde, “müfterice dedi-
kodular” diye feryadetmekten, müfterice sayýlan bu listede yer alan
adaylarý parti merkez kurullarýna zorla kabul ettirmeye çalýþmak
gibi bir tutuma dönme kararsýzlýðýný göstermelerine, hiç bir þey

V. Ý. Lenin 89
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bundan daha çarpýcý bir örnek olamaz.*
Bu liste, demiþti yoldaþ Martov Birlik kongresinde, “bizim
bir yandan Yujni Raboçi’yle bir yandan Bund’la, doðrudan anlaþma
anlamýnda bir koalisyon içinde olduðumuz anlamýna gelmektedir,
siyasal bakýmdan bunu ifade etmektedir”. (Birlik tutanaklarý, s.
64.) Bu doðru deðildir. Çünkü, birincisi, bir tek bundcuyu bile içine
almayan bir liste üzerinde Bund, herhangi bir “anlaþma”ya girmez-
di; ikincisi, Bund’u bir yana býrakalým, Yujni Raboçi grubu ile doðru-
dan bir anlaþmaya (Martov’un utanç verici diye düþündüðü anlaþ-
maya) girilmesi diye bir sorun yoktu, olamazdý. Sözkonusu olan
bir anlaþma deðil, koalisyondu; Martov yoldaþýn bir pazarlýk yapmýþ
olmasý deðil, tüzüðün birinci maddesi üzerinde yaptýðý hataya sa-
rýlan iskracýlara-karþý olanlarýn ve kararsýzlarýn, kongrenin ilk yarý-
sýnda kendileriyle savaþtýðý bu kiþilerin desteðine el açmak duru-
munda kalmasýydý. Aktardýðým mektup, “yakýnma”nýn kökünün,
açýk ve üstelik haksýz oportünizm suçlamasýnda yattýðýný, sugötür-
mez biçimde ortaya koymaktadýr. Benim Yazýkuruluna Mektup’da
ortaya koyduðum uyarýya karþýn, yangýný körükleyen ve yoldaþ
Martov’un þimdi dikkatle uzak durmaya çalýþtýðý bu “suçlama” iki
yönlüydü. Birincisi, tüzüðün birinci maddesi üzerindeki görüþmeler
sýrasýnda, birinci maddenin bizi, “oportünizmin her türlü temsilci-
lerinden uzak tutma” sorunu olduðunu ve benim maddemin, opor-
tünistlerin partiyi istila [sayfa 106] etmesine karþý bir siper oluþu nede-
niyle, “yalnýzca bu nedenle bile olsa, oportünizmin bütün düþman-
larýnýn oyunu almasý gerektiðini” sözünü sakýnmaksýzýn belirtmiþti.
(Kongre tutanaklarý, s. 246.) Her ne kadar ben biraz yumuþattýysam
da (kongre tutanaklarý, s. 250)** bu kuvvetli sözler heyecan yarattý.
Rusov (tutanaklar, s. 247), Trotski (tutanaklar, s. 248) ve Akimov
(tutanaklar, s. 253) yoldaþlar, konuþmalarýnda bu heyecaný açýkça
dile getirdiler. Bizim “parlamento”muzun “kulisi”nde Plehanov’un
tezi üzerinde hararetli yorumlar yapýldý ve birinci madde üzerinde-
ki sonu gelmez tartýþmalarda o tez bin türlü deðiþikliðe uðratýldý.
Ama bizim sevgili yoldaþlarýmýz, kendi davalarýný deðerince savu-
nacak yerde, gülünç bir gadre uðramýþlýk havasýna büründüler ve

* Yoldaþ Gusev ve yoldaþ Deutch olayýný haber aldýðýmýz zaman ben bu satýrlarý
yazmýþtým. Bu olayý kitabýn sonundaki ekte ayrýca ele alacaðým.
** Bkz: Lenin, “Parti Tüzüðüne Ýliþkin Tartýþmalarda Ýkinci Konuþma. 2 (15) Aðustos”,
Collected Works, Vol. 6, s. 501-502. -Ed.

90 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
hatta iþi, “haksýz oportünizm suçlamasý” üzerinde yazýlý yakýnma-
lara kadar vardýrdýlar!
Bu kiþilerin, herkesin gözü önünde yapýlacak açýk bir
tartýþmanýn taze rüzgârýna dayanamayacak olan dar grup anlayýþlarý
ve parti üyesi olarak gösterdikleri þaþýrtýcý toyluk, burada açýkça
ortaya çýkýyor. Bu anlayýþ, bir atasözünde de ifade edildiði gibi,
Ruslarýn yakýndan bildiði bir anlayýþtýr: ya ceketini çýkar dövüþelim,
ya elini ver barýþalým! Bu insanlar, içine kapalý dar bir çevrenin, bir
sýrça köþkün yalnýzlýðýna öylesine alýþmýþlardýr ki, herhangi biri,
serbest ve açýk bir arenada, kendi sorumluluðunu bilerek, çekin-
meden açýkça konuþtuðu zaman neredeyse bayýlacak gibi olurlar.
Oportünizm suçlamasý! – Kime karþý? Emeðin Kurtuluþu grubuna,
onun çoðunluðuna karþý – daha ürkünç bir þey düþünebiliyor mu-
sunuz? Ya bu temizlenemez hakaret yüzünden partiyi böleceksin,
ya da sýrça köþkün “devam etmesi”ni saðlayarak bu “iç tatsýzlýðý”
örtbas edeceksin – bu ikinci seçenek, incelemekte olduðumuz
mektupta açýk-seçik ortadadýr, Aydýn bireyciliði ve grup anlayýþý,
parti önünde [sayfa 107] açýkça konuþma gereðiyle çatýþmaya düþ-
müþtür. Alman partisinde, böyle bir saçmalýk, böyle bir kavga ve
“haksýz oportünizm suçlamasý” hakkýnda böyle bir yakýnma düþü-
nebilir misiniz? Orada, proletarya örgütü ve disiplini, onlarý, böylesi
aydýn kaypaklýðýndan, uzun süre önce vazgeçirmiþtir. Örneðin kimse
Liebknecht’e karþý derin bir saygýdan baþka bir þey duymaz; ama
1895 kongresinde[25] ,tarým sorunu üzerinde, Liebknecht (Bebel’le
birlikte) kendisini, adý kötüye çýkmýþ Vollmar ve arkadaþlarýnýn bi-
çimsiz dostluðu içinde bulunca “açýkça oportünizmle suçlanmýþ
olmak”tan ötürü yakýnsaydý, herkes ona gülerdi. Liebknecht’in adý,
Alman iþçi sýnýfý hareketinin tarihiyle ayrýlmaz biçimde baðlýdýr;
kuþku yok ki bu, oldukça küçük ve özel bir konuda oportünizme
saptýðý için deðil, buna karþýn böyledir. Ayný biçimde, savaþýmýn
bütün sertliðine karþýn, örneðin Akselrod yoldaþýn adý, her sosyal-
demokrat Rus’a saygý telkin eder ve her zaman edecektir; bu, Ak-
selrod yoldaþ, partimizin ikinci kongresinde, oportünist bir fikri sa-
vunduðu Birliðin ikinci kongresinde, eski anarþist zýrvalarý tazele-
yip ortaya çýkardýðý için deðil, buna, karþýn böyledir. Ýsteriye, kavgaya
ve “Emeðin Kurtuluþu grubunun çoðunluðuna karþý haksýz oportü-
nizm suçlamasý” yüzünden partinin bölünmesine, yalnýzca, “ya ce-
ketini çýkar dövüþelim, ya elini ver barýþalým” mantýðýný taþýyan

V. Ý. Lenin 91
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
darkafalý bir hizip anlayýþý neden olabilir.
Bu korkunç suçlamanýn öteki yönü de bir öncekiyle içten
baðýntýlýdýr (Martov yoldaþ, Birlik kongresinde [s. 63] bu olayýn bir
yönünü örtbas etmeye, ondan özenle sakýnmaya çalýþmýþtýr). Bu
ikinci yön, gerçekte, tüzüðün birinci maddesiyle ilgili olarak ortaya
çýkmaya baþlayan koalisyonla, iskracýlara-karþý olanlarýn ve iki ta-
raf arasýnda yalpalayanlarýn yoldaþ Martov’la yaptýklarý koalisyonla
iliþkilidir. Doðal olarak, Martov yoldaþla iskracýlara-karþý olanlar
arasýnda, dolaylý ya da dolaysýz bir anlaþma yoktu, olamazdý; hiç
kimse, onun böyle bir anlaþmaya girdiðinden kuþkulanmýþ deðil-
dir. [sayfa 108] O yalnýzca korktuðu için böyle sandý. Ama siyasal ba-
kýmdan onun yanýlgýsý, oportünizme kapýldýklarýndan kuþku
duyulmayanlarýn, onun çevresinde saðlam ve “sýký” bir çoðunluk
(þimdi, yalnýzca yedi temsilcinin raslantý türünden çekiliþi sonucu
azýnlýk haline gelen bir çoðunluk) oluþturmaya baþlamasý gerçeðin-
de kendini göstermiþtir. Biz bu koalisyona, birinci madde konu-
sundan hemen sonra hem kongrede (Pavloviç yoldaþýn, daha önce
aktarýlmýþ olan ifadesine bakýnýz: kongre tutanaklarý, s. 255), hem
de Ýskra örgütü içinde (anýmsadýðýma göre Plehanov bu noktaya
özellikle dokunmuþtur) açýktan deðindik. Klara Zetkin’in 1895’de
Bebel’le Liebknecht’e “Es tut mir in der Seele weh, dass ich dich in
der Gesellschaft seh” (“Sizi [Bebel’i] böyle bir arkadaþlar [Vollmar
ve arkadaþlarý] topluluðu içinde görmek beni derinden yaralýyor”)[26]
sözüyle bizim sözlerimiz aynýdýr ve harfi harfine birbirini tutmakta-
dýr. Bebel’le Liebknecht’in, Kautsky’ye ve Zetkin’e, haksýz oportü-
nizm suçlamasýndan yakýnan isterik bir mesaj göndermemiþ ol-
malarý, inanýn pek garip...
Merkez Yönetim Kurulu adaylarý listesine gelince, Martov
yoldaþýn, Birlik kongresinde, bizimle bir anlaþmaya varmanýn henüz
kesinlikle reddedilmiþ olmadýðýný söylerken düþtüðü yanýlgýyý bu
mektup gösteriyor – bu, siyasal bir savaþýmda, belgelere dayan-
mak yerine, söylenmiþ sözleri belleðe dayanarak yinelemenin, ne
denli basiretsizce olduðunun bir baþka örneðidir. Ýþin aslýnda “azý-
nlýk”, “çoðunluða” ultimatom verecek kadar alçakgönüllüydü: “Azýn-
lýk”tan iki aday ve “çoðunluk”tan da bir aday (doðrusunu söylemek
gerekirse, bir uzlaþma ve yalnýzca bir ödün olarak!) alýn. Bu ürkün-
tü verici bir þey, ama gerçek. Ve bu gerçek, “çoðunluðun”, adaylarý
kongrenin yalnýzca bir yarýsýnýn temsilcileri arasýndan derlediði ve

92 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
o yarý tarafýndan seçilmelerini saðladýðý yolunda. Þimdilerde yayýlan
masallarýn ne denli saçma olduðunu açýkça göstermektedir. Tam
tersi: martovcular, [sayfa 109] üç kiþiden birini bize yalnýzca ödün ola-
rak lütfetmiþlerdi; bu eþsiz “ödünü” kabul etmeyiþimiz sonucu,
bütün iskemlelerin kendi adaylarý tarafýndan doldurulmasýný iste-
diler! Özel toplantýmýzda martovcularýn alçakgönüllülüðüne bol bol
güldük ve kendi listemizi hazýrladýk: Glebov – Travinski (daha son-
ra Merkez Yönetim Kuruluna seçilmiþtir) – Popov. Sonuncu adayýn
yerine daha sonra (yine 24’lerin özel toplantýsýnda) yoldaþ Vasilyev’i
(daha sonra Merkez Yönetim Kuruluna seçilmiþtir) koyduk. Çünkü
Popov, ilkin özel bir görüþmede ve ardýndan kongrede açýkça
(tutanaklar, s.338) bizim listemizde olmayý reddetti.
Ýþin gerçek yüzü budur.
Alçakgönüllü “azýnlýk”, alçakgönüllülükle, çoðunlukta olmayý
istedi. Bu alçakgönüllü istek kabul edilmeyince, “azýnlýk” bir bütün
olarak çekilmeyi ve kavgaya giriþmeyi yeðledi. Ama hala “çoðun-
luðun” “uzlaþmazlýðý”ndan papavari söz edenler var!
Kongrede herkese açýk olan taraftar kazanma arenasýnda
kavgaya tutuþan “azýnlýk”, “çoðunluða” eðlendirici ultimatomlar ver-
di. Yenilgiye uðradýktan sonra da kahramanlarýmýz aðlayýp sýzlan-
maya ve sýkýyönetim yaygarasý koparmaya baþladýlar. Voila tout. *
Yazýkurulu kadrosunun kuruluþunu deðiþtirmeye niyetlen-
diðimiz yolundaki dehþetli suçlama da (yirmidört kiþilik özel top-
lantýmýzda) gülümsemeyle karþýlandý: kongrenin ta baþýndan beri,
hatta kongreden önce, bir baþlangýç üçlüsü seçerek, yazýkurulunu
yeniden kurmayý öngören bir planýn var olduðunu herkes çok iyi
biliyordu (kongrede yazýkurulunun seçimine sýra geldiði zaman,
bu konuyu ayrýntýlarýyla anlatacaðým). “Azýnlýðýn” iskracýlara-karþý
olanlarla koalisyonu bu planýn doðruluðunu þahane bir biçimde
gösterdikten sonra, onlarýn korkuya kapýlmýþ olmalarý bizi þaþýrtmadý
– [sayfa 110] bu çok doðaldý. Kuþkusuz, kongrede savaþmaksýzýn, ken-
di isteðimizle, kendimizi azýnlýða çevirecek bir öneriyi ciddiye ala-
mazdýk; “haksýz oportünizm suçlamalarý” konusunda inanýlmaz
bir öfkeye kapýlanlarýn yazdýðý mektubu da ciddiye alamazdýk. On-
larýn particilik duygusunun, kýsa sürede, “kinlerini kusma” doðal
arzusunu bastýracaðýný güvenle umduk.[sayfa 111]

* Ýþte hepsi bu. -ç.

V. Ý. Lenin 93
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
K. TÜZÜK ÜZERÝNDEKÝ GÖRÜÞMELERÝN DEVAMI
KONSEYÝN KURULUÞU

TÜZÜÐÜN sonraki maddeleri, ayrýntýlar üzerinde, örgüt ilke-


leri üzerinde olduðundan daha fazla anlaþmazlýða yolaçtý. Kongre-
nin 24’üncü oturumu, baþtan sona, parti kongrelerinde temsil edil-
me sorununa ayrýldý ve bir kez daha tüm iskracýlarýn ortak planýna
karþý, bundcularla (Goldblatt ve Lieber, tutanaklar, s. 258-259) Aki-
mov yoldaþ, yine kesin ve kararlý bir savaþým verdiler. Akimov yol-
daþ, övülesi bir içtenlikle, kongredeki görevini þöyle açýkladý: “Her
konuþtuðumda, kanýtlarýmýn yoldaþlarý etkilemeyeceðini, ama tam
tersine, savunmaya çalýþtýðým konuya zarar vereceðini çok iyi bili-
yorum.” (Tutanaklar, s. 261.) Tüzüðün birinci maddesinden he-
men sonra, bu tür zekice bir ifade çok yerindeydi; [sayfa 112] yalnýzca

94 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“tam tersine” sözü yerinde deðildi, çünkü yoldaþ Akimov, bazý ko-
nulara zarar verebilmekle kalmýyor, ama ayný zamanda, yani böyle
yaparak, laf cambazlýðýna eðilim duyan “yoldaþlarý etkiliyordu”, hani
þu çok tutarsýz iskracýlarý...
Evet, tüzüðün, kongrelerde temsil edilmenin koþullarýný gös-
teren üçüncü maddesi, sonunda yedi çekimsere –anlaþýlan iskra-
cýlara-karþý olanlar– karþý çoðunlukla kabul edildi (tutanaklar, s.
263).
Kongrede 25’inci oturumun büyük kýsmýný alan, konseyin
kuruluþuna iliþkin savlar, sayýsýz önerge çerçevesinde, çok sayýda
gruplaþmanýn varlýðýný ortaya koydu. Abramson’la Çaryov, konsey
planýný, tümden reddettiler. Panin, konseyi özellikle bir hakem ku-
ruluna dönüþtürmekte direndi, bu nedenle de gayet tutarlý olarak,
konseyin yüksek bir kurul olduðu ve üyelerinden herhangi ikisinin
isteði üzerine toplantýya çaðrýlabileceði hükmünün maddeden çý-
karýlmasýný önerdi.* Hertz ve Rusov, tüzük komisyonunun beþ üy-
esi tarafýndan önerilen üç yönteme ek olarak, konseyin kuruluþu
hakkýnda farklý yöntemler savundular.
Konu geldi, konseyin iþlevlerinin tanýmlanmasýna dayandý:
Konsey bir hakem kurulu mu, yoksa partinin yüksek bir kurulu mu
olacaktý? Panýn yoldaþ, belirttiðim gibi, baþýndan sonuna kadar,
birinci görüþten yanaydý; ama tek baþýna kaldý. Martov yoldaþ bu
düþünceye þiddetle karþý durdu: “Ben, ‘konsey yüksek bir kurul-
dur’ ifadesinin maddeden çýkarýlmasýna iliþkin önergenin redde-
dilmesini öneriyorum. Bizim metnimiz [yani konseyin görevlerine
iliþkin [sayfa 113] olarak, tüzük komisyonunda, üzerinde görüþ birliði-
ne vardýðýmýz metin], konseyin, partinin yüksek bir kurulu haline
dönüþmesi olasýlýðýný, bile bile açýk býrakmaktadýr. Çünkü bize göre
konsey, yalnýzca bir uzlaþtýrma kurulu deðildir.” Gene de konseyin
yapýsý, Martov yoldaþ tarafýndan önerildiði þekliyle, bir “uzlaþtýrma
kurulu” ya da hakem kuruluydu: merkez organlarýn herbirinden
alýnacak ikiþer üye ve bu dört üye tarafýndan seçilecek beþinci

* Anlaþýldýðýna göre Starover yoldaþ da Panin Yoldaþýn görüþüne eðilim göstermek-


teydi. Arada bir fark vardý: Panin yoldaþ ne istediðini gayet iyi bilmekteydi, tutarlý bir tu-
tumla, konseyi bir hakem kuruluna ya da bir uzlaþtýrma kuruluna dönüþtürmeyi amaçlayan
önergeler veriyordu. Oysa Starover yoldaþ, tasarýya göre, konseyin “ancak taraflarýn isteði
üzerine” toplanabileceðini söylediði zaman, ne istediðini bilmediðini ortaya koydu (tu-
tanaklar, s. 266). Halbuki dediði doðru deðildi.

V. Ý. Lenin 95
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
üyeden kuruluyordu. Konseyin, deðil böyle kurulmasý, Rusov ve
Hertz yoldaþlarýn önerisi üzerine kongrece kabul edilen þekil bile
(beþinci üyenin kongre tarafýndan seçilmesi þekli) salt uzlaþma ya
da aracýlýk amacýna yanýt verebilecek nitelikte deðildir. Konseyin
bu tür kuruluþu ile, onun, partinin en yüksek kurulu haline gelme
misyonu arasýnda, uzlaþmaz bir çeliþki vardýr. Yüksek parti kurulu-
nun yapýsý sürekli olmalý, merkez organlarýndaki raslantý türünden
deðiþikliklere (bazan tutuklamalarýn yolaçtýðý deðiþiklere) baðlý bu-
lunmamalýdýr. Yüksek kurul, doðrudan doðruya parti kongresine
baðlý olmalýdýr, gücünü, kongreye baðlý öteki iki kuruldan deðil,
kongreden almalýdýr. Yüksek kurul, parti kongresince bilinen kiþi-
lerden oluþmalýdýr. Son olarak yüksek kurul, varlýðý kadere kalmýþ
bir biçimde örgütlenmemelidir – beþinci üyenin seçiminde iki ku-
rul anlaþmaya varamazsa, parti, böyle bir yüksek kuruldan yoksun
kalýr. Buna itiraz edildi: 1) Eðer beþ üyeden biri çekimser kalýr,
öteki dört üye de eþit olarak ikiye bölünürse, durum yine çýkmaza
girer (Egorov). Bu itiraz temelsizdir, çünkü, karar alma olanaksýz-
lýðýnýn, zaman zaman herhangi bir kurul için kaçýnýlmaz oluþu
baþka þeydir, bir kurulun kurulmasýnýn olanaksýzlýðý daha baþka
bir þey. 2) Ýkinci itiraz: “Konsey gibi bir kurul beþinci üyeyi seçme
gücünde olmadýðýný gösterirse, bu onun genel olarak baþarýsýz ol-
duðunu ortaya koyar” (Zasuliç). Ama burada sorun konseyin baþa-
rýsýz olup olmamasý sorunu deðil, yüksek kurulun kurulamamasý
sorunudur: beþinci [sayfa 114] üye seçilemedikçe konsey olmayacak-
týr, herhangi bir “kurul” olmayacaktýr, ve bu nedenle kurulun baþarýlý
olup olmadýðý sorusu ortaya çýkmayacaktýr. 3) Son olarak, eðer
zorluk, üzerinde daha yüksek bir parti organý bulunan herhangi bir
kurulu kurmakta kendini gösteriyorsa, bunun çaresinin bulunabi-
leceði söylendi; ivedi durumlarda daha yüksek organ, þu ya da bu
yolda, bu boþluðu doldurabilirdi. Ama konseyin üstünde kongre-
den baþka organ yoktur; bu nedenle, tüzüðü, konseyin kuruluþunu
olanaksýz hale getirebilecek bir biçimde hazýrlamak, açýk man-
týksýzlýk olurdu.
Bu sorun üzerinde kongrede yaptýðým kýsa iki konuþmada
(tutanaklar, s. 267 ve 269), Martov’un ve onun önerisini savunan
öteki yoldaþlarýn öne sürdükleri bu iki yanlýþ itirazý incelemekle
yetindim. Merkez yayýn organýnýn, ya da Merkez Yönetim Kurulu-
nun konseye egemen olmasý konusuna gelince, buna deðinme-

96 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
dim bile. Bu sorun daha kongrenin 14’üncü oturumunda (tutanak-
lar, s. 157) Yoldaþ Akimov tarafýndan ortaya atýlmýþtý; merkez yayýn
organýnýn egemenlik kurmasýnýn tehlikesinden sözeden ilk kiþi o
olmuþtu; Martov ve Akselrod yoldaþlarla öteki yoldaþlar, kongre-
den sonra, Merkez Yönetim Kurulunu “çoðunluðun”, yazýkurulu-
nun bir aracý haline dönüþtürmek istediði saçma ve demagojik hi-
kayesini icad ettikleri zaman, yalnýzca Akimov’un izinden gitmiþ
oldular. Yoldaþ Martov, Sýkýyönetim’inde bu konuyu ele aldýðý za-
man, onu ilk kez ortaya atanýn kim olduðunu anmaktan alçak-
gönüllülükle kaçýndý!
Merkez yayýn organýnýn, Merkez Yönetim Kurulu üzerinde
egemenlik kuracaðý sorununun kongrede tüm olarak nasýl ele alýn-
dýðýný öðrenmek isteyen ve baþý-sonu kýrpýlarak, özünden yoksunlaþ-
týrýlmýþ kýsa alýntýlarla yetinmeyen herhangi bir kiþi, yoldaþ Martov’un
sorunu nasýl çarpýttýðýný kolayca görebilir. “Merkez yayýn organýnýn
etkisini zayýflatmak için partinin en tepesinde ‘çok katý bir merke-
ziyetçilik’ –ki bu sistemin [Akimov sisteminin] asýl anlamý [sayfa 115]
budur–” (tutanaklar, s. 154, italikler benim) isteyen yoldaþ Akim-
ov’un görüþlerine karþý, daha 14’üncü oturumda polemiðe giriþen
kiþi yoldaþ Popov’dan baþkasý deðildi. “Böyle bir merkeziyetçiliði
savunmak þöyle dursun” diye ekledi yoldaþ Popov, “bütün gücüm-
le o merkeziyetçiliðe karþý savaþmaya hazýrým; çünkü o oportüniz-
min bayraðýdýr.” Ýþte merkez yayýn organýnýn Merkez Yönetim
Kurulu üzerinde egemenlik kuracaðý ünlü sorununun kökü burada-
dýr; þimdi yoldaþ Martov’un, bu sorunun gerçek kaynaðý hakkýnda
susma gereðini duymasýnda, bu bakýmdan þaþýlacak bir þey yok-
tur. Merkez yayýn organýnýn egemenlik kuracaðýna dair Akimov’un
yaptýðý konuþmanýn oportünist niteliðini yoldaþ Popov bile görmüþ-
tü.* Kendisini yoldaþ Akimov’dan bütün bütün ayrý tutabilmek için

* Ne Yoldaþ Popov, ne yoldaþ Martov yoldaþ Akimov’a oportünist demekten çekinmiþ


deðillerdir; ancak “dillerin eþitliði”yle ya da birinci maddeyle ilgili olarak, oportünist unvaný
kendilerine karþý da kullanýlmaya baþlayýnca, kýzmaya ve itiraz etmeye koyulmuþlardýr.
Bununla birlikte, yoldaþ Akimov -ki yoldaþ Martov onun izinden gitmiþtir- parti kongresinde,
Martov’la þürekasýnýn Birlik Kongresinde davrandýðýndan çok daha gururlu, çok daha
erkekçe davranmýþtýr. Akimov yoldaþ parti kongresinde þöyle demiþtir: “Bana burada
oportünist dendi. Bunu tahkir edici, saldýrgan bir terim olarak kabul ediyorum. Bunu hak
edecek bir þey yaptýðýma inanmýyorum. Ama protesto da etmiyorum.” (s. 296.) Acaba
Martov ve Starover yoldaþlar, haksýz oportünizm suçlamalarýna karþý yönelttikleri kendi
protestolarýna katýlmaya yoldaþ Akimov’u da çaðýrdýlar da katýlmadý mý dersiniz?

V. Ý. Lenin 97
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yoldaþ Popov kesin bir ifadeyle þöyle demiþti: “Bu merkez kuru-
lunda [konseyde], yazýkurulundan üç, Merkez Yönetim Kurulun-
dan iki kiþi bulunsun. Bu ikinci dereceden bir sorundur. [Ýtalikler
benim.] Önemli olan þey, önderliðin, partinin yüksek önderliðinin
bir kaynaktan çýkmasýdýr.” (Tutanaklar, s. 155.) Yoldaþ Akimov iti-
raz etti: “Tasarýda, yazýkurulunun sürekli, buna karþýlýk Merkez Yö-
netim Kurulunun deðiþebilir olmasý gibi bir nedenden ötürü bile
–olsa, merkez yayýn organýnýn egemenliði güven altýna alýnmýþtýr”
(tutanaklar, s. 157) dedi. Önderlerin yalnýzca ilke sorunlarýnda “sü-
rekliliði”ne iliþkin olan (ki bu olaðandýr ve arzu edilir), ama baðým-
sýzlýðýn yokedilmesi ya da [sayfa 116] baðýmsýzlýða müdahale anlamýnda
bir “egemenliði” hiç bir biçimde ifade etmeyen bir sav bu. Merkez
Yönetim Kurulunun yeterince baðýmsýz olmadýðý hikayesini yaya-
rak, merkez kurullarýnýn kuruluþundan duyduðu hoþnutsuzluðu
maskeleyen “azýnlýða” henüz o sýralarda baðlanmýþ olmayan yoldaþ
Popov, Akimov yoldaþa gayet mantýklý bir biçimde þöyle demiþti:
“Ben bunun [konseyin], partinin yönlendirici merkezi olarak görül-
mesini öneriyorum; o zaman, konseyde merkez yayýn organýndan
mý, yoksa Merkez Yönetim Kurulundan mý daha fazla temsilci bu-
lunacaðý sorunu tamamen önemsiz hale gelecektir.” (Tutanaklar,
s. 157-158, italikler benim.)
25’inci oturumda konseyin kuruluþuna iliþkin görüþmeler
yeniden baþladýðý zaman, yoldaþ Pavloviç eski tartýþmayý sürdür-
dü; merkez yayýn organýnýn “daha istikrarlý olmasý nedeniyle” Mer-
kez Yönetim Kurulu üzerinde üstünlüðü olmasýndan yana olduðunu
bildirdi (tutanaklar, s. 264). Pavloviç’in kastettiði istikrar, ilke sorun-
larýnda istikrardý. Yoldaþ Martov da Pavloviç’i böyle anlamýþtý. Ger-
çekten de yoldaþ Pavloviç’ten hemen sonra konuþan yoldaþ Martov,
“bir kurulun öteki üzerindeki egemenliðini önceden saptamanýn”
gereksiz olduðunu söyledi, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinden
birinin yurtdýþýnda oturmasý “sayesinde, ilke sorunlarýnda Merkez
Yönetim Kurulunun istikrarýnýn bir ölçüye kadar korunabileceði”ne
iþaret etti (tutanaklar, s. 264). Buraya kadar, ilke sorunlarýnda istik-
rar ve o istikrarýn korunmasýyla, Merkez Yönetim Kurulunun baðým-
sýzlýðýnýn ve inisiyatifinin korunmasý arasýnda henüz demagojik bir
karýþýklýk yapmak sözkonusu deðil. Kongreden bu yana pratikte
yoldaþ Martov’un koz asý haline gelen bu karýþýklýðý kongrede yalný-
zca yoldaþ Akimov daha ilerilere götürdü. Daha o sýralarda “Arak-

98 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
çeyev anlayýþýnda bir tüzük”ten[27] sözeden Akimov (tutanaklar, s.
268) þöyle diyordu: “Eðer parti konseyinin üç üyesi merkez yayýn
organýndan olursa, o zaman [sayfa 117] Merkez Yönetim Kurulu, yazý-
kurulunun basit bir aleti haline döner. [Ýtalikler benim.] Yurtdýþýnda
oturan üç kiþi, partinin bütün [!!] çalýþmalarýný düzenleme hakkýný
sýnýrsýz [!!] bir þekilde eline geçirmiþ olur. Güvenlikleri saðlama
alýnýr ve bu nedenle güçleri yaþamboyu sürer.” (Tutanaklar, s. 268.)
Ýþte yoldaþ Pavloviç’in konuyu yeniden ele almasýna ve “Ýskra ta-
rafýndan temsil edilen ilkelerin saflýðýndan ve istikrarýndan” yana
olduðunu belirtmesine neden olan þey, yoldaþ Akimov’un, bu ko-
nuþmasýydý; ideolojik önderliði tüm partinin çalýþmalarýna müda-
hale diye niteleyen (ve kongreden sonra yoldaþ Akselrod’a “teok-
rasi” hakkýndaki konuþmasýnda ucuz bir silah saðlayan) bu ke-
sinlikle saçma ve demagojik konuþmaydý. Yoldaþ Pavloviç “Mer-
kez yayýn organýnýn yazýkuruluna üstünlük saðlayarak bu ilkeleri
pekiþtirmek istiyorum” dedi (tutanaklar, s. 268).
Merkez yayýn organýnýn Merkez Yönetim Kurulu üzerinde
egemenlik kurmasý sorununun aslý budur. Akselrod ve Martov yo-
ldaþlarýn bu ünlü “ilke ayrýlýðý”, yoldaþ Akimov’un oportünist ve de-
magojik konuþmasýný yinelemekten baþka bir þey deðildir. Aki-
mov’un o konuþmasýnýn gerçek niteliðini, merkez kurullarýnýn ku-
ruluþu sorununda yenilgiyi henüz tatmadýðý günlerde yoldaþ Popov
bile açýkça görmüþtür!

Konseyin kuruluþu sorununu özetlersek, benim Yazýkurulu-


na Mektup’ta bu konuya deðgin ifademin çeliþkili ve yanlýþ ol-
duðunu kanýtlamak üzere, yoldaþ Martov’un Sýkýyönetim’inde
gösterdiði çabalara karþýn, kongre tutanaklarý açýkça gösteriyor ki,
birinci maddeyle karþýlaþtýrýldýðý zaman, bu sorun gerçekten bir
ayrýntý niteliðindedir; “hemen hemen yalnýzca” partinin merkez
kurullarýnýn kuruluþunu tartýþtýðýmýza dair “Kongremiz” (Ýskra. n°
53) baþlýklý yazýda öne sürülen iddia, tam bir tahriftir. Bu makale-
nin yazarý, [sayfa 118] birinci madde üzerindeki çekiþmeyi tümden bil-
mezlikten geldiði için, bu tahrif, üstelik de çirkindir. Ayrýca, konseyin
kuruluþu konusunda iskracýlarýn belli bir gruplaþmaya gitmedikle-
rini de tutanaklar doðrulamaktadýr: bu konuda ad okunarak oyla-

V. Ý. Lenin 99
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ma yapýlmamýþtýr; Martov, Panin’den ayrýlmýþtýr; ben ve Popov ortak
bir ortam bulmuþuzdur; Egorov ve Gusev ayrý bir tutum takýnmýþ-
lardýr, vb.. Son olarak, benim (yurtdýþý Devrimci Sosyal-Demokrasi
Birliði kongresinde yaptýðým) son konuþmamda, martovcularýn isk-
racýlara-karþý olanlarla kurduðu koalisyonun gittikçe güçlenerek
geliþtiðine dair sözlerimin ne kadar doðru olduðunu, yoldaþ Mar-
tov’la yoldaþ Akselrod’un –þimdi herkesin gördüðü þekilde– bu so-
runda da yoldaþ Akimov’a doðru kaymalarý bir kez daha kanýtla-
mýþtýr. [sayfa 119]

100 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
L. TÜZÜK GÖRÜÞMELERÝNÝN TAMAMLANMASI
MERKEZ KURULLARINA ÜYE ÇAÐIRMA
RABOÇEYE DYELO TEMSÝLCÝLERÝNÝN ÇEKÝLÝÞÝ

TÜZÜK üzerinde daha sonraki görüþmelerden (kongrenin


26’nci oturumu), yalnýzca, Merkez Yönetim Kurulunun yetkisini sý-
nýrlama sorununa iliþkin olanlarýn sözü edilmeye deðer. Çünkü bu
görüþmeler, martovcularýn þimdi aþýrý merkeziyetçiliðe yönelttikleri
saldýrýlarýn niteliðine ýþýk tutmaktadýr. Egorov ve Popov yoldaþlar,
kendilerinin ya da destekledikleri kiþilerin aday oluþuna bakmak-
sýzýn, merkeziyetçiliðin sýnýrlandýrýlmasý için daha büyük bir inanç-
la çaba göstermiþlerdir. Sorun henüz tüzük komisyonundayken,
bu yoldaþlar Merkez Yönetim Kurulunun yerel yönetim kurullarýný
fesih hakkýnýn, konseyin onayý koþuluna baðlanmasýný, ayrýca bu
hakkýn kullanýlacaðý durumlarýn belirtilmesini [sayfa 120] önerdiler

V. Ý. Lenin 101
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
(tutanaklar, s. 272, not 1). Buna tüzük komisyonunun üç üyesi
(Glebov, Martov, ben) karþý durdu; kongrede bizim görüþümüzü
yoldaþ Martov savundu (tutanaklar, s. 273), “bir örgütün feshi gibi
çok ciddi bir sorunda karar vermeden önce Merkez Yönetim Kuru-
lunun durumu elbette inceleyeceði”ni söyleyerek Egorov’la Popov’u
yanýtladý. Gördüðünüz gibi, o sýralarda yoldaþ Martov, merkeziyet-
çiliðe karþýt olan her plana henüz kulaklarýný týkýyordu. Kongre de
Egorov’la Popov’un önerisini reddetti. Ne yazýk ki tutanaklarda ön-
ergenin kaç oyla reddedildiði belirtilmiyor.
Kongrede Martov yoldaþ ayrýca “‘örgütleme’ sözcüðünün ye-
rine ‘onaylama’ sözcüðünün kullanýlmasýna da karþýydý [Merkez
Yönetim Kurulu, kurullarý örgütler, vb. parti tüzüðü, madde 6], Mer-
kez Yönetim Kuruluna örgütleme hakký da tanýnmalýdýr” diyordu.
Yoldaþ Martov’un o zamanlar söylediði buydu; birlik kongresinde
keþfettiði, “örgütleme” kavramý onaylamayý içermez þeklindeki ha-
rikulade fikir henüz kafasýnda parlamamýþtý.
Bu iki noktanýn dýþýnda, tüzüðün 5-11’inci maddeleri üzerin-
deki görüþmeler (tutanaklar, s. 273-276), ayrýntýlar üzerindeki ufak-
tefek tartýþmalara özgü kaldý, pek ilginç deðildi. Ardýndan, sýra 12’nci
maddeye geldi. Bu madde, genel olarak bütün parti organlarýna ve
özel olarak merkez organlarýna ortaklaþa üye çaðrýlmasýyla ilgili-
ydi. Komisyon, üye çaðýrýmý için, gerekli çoðunluðu üçte-ikiden
beþte-dörde yükseltmeyi öneriyordu. Komisyonun raporunu sunan
Glebov, Merkez Yönetim Kuruluna üye çaðýrma kararlarýnýn oybir-
liðiyle alýnmasýný önerdi. Uyuþumsuzluklarýn istenir bir þey olmadý-
ðýný kabul eden yoldaþ Egorov, gerekçeli bir vetonun bulunmadýðý
durumlarda basit çoðunlukla yetinilmesinden yana çýktý. Yoldaþ
Popov, komisyonun görüþüne de, Egorov yoldaþýn görüþüne de
katýlmadý, ya (veto hakký olmaksýzýn) basit çoðunluk esasýnýn, ya
da oybirliði esasýnýn kabulünü istedi. Yoldaþ Martov, ne komisyo-
na, ne Glebov’a, [sayfa 121] ne Egorov’a, ne de Popov’a katýldý; oybirli-
ðine, (üçte-iki lehine) beþte-dörde ve “karþýlýklý olarak üye çaðýr-
ma”ya, yani merkez yayýn organý yazýkurulunun Merkez Yönetim
Kuruluna ve Merkez Yönetim Kurulunun yazýkuruluna üye çaðrýl-
masýný protesto etme hakkýna (“üye çaðýrmada karþýlýklý denetim
hakký”na) karþýydý.
Okurlarýn göreceði üzere, gruplaþmalar hayli deðiþik renkler
taþýyordu; farklýlýk o kadar çoktu ki, neredeyse her temsilcinin

102 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
görüþü hemen hemen “kendine özgü”ydü!
Þöyle diyordu yoldaþ Martov: “Ýstenmeyen kiþilerle çalýþma-
nýn psikolojik bakýmdan olanaksýzlýðýný kabul ederim. Ama örgütü-
müzün güçlü ve etkin olmasý da önemlidir... Merkez Yönetim Ku-
ruluyla merkez yayýn organý yazýkurulunun, üye seçimi konusunda,
birbirleri üzerinde karþýlýklý denetim hakký bulunmasýna gerek yok-
tur. Ben buna, birinin, ötekine ait alanda yeterli olmadýðýný düþün-
düðüm için karþý çýkýyor deðilim. Hayýr! Örneðin merkez yayýn orga-
nýnýn yazýkurulu, diyelim Bay Nadejdin’in Merkez Yönetim Kurulu-
na seçilip seçilmemesi konusunda, Merkez Yönetim Kuruluna tav-
siyede bulunabilir. Karþýlýklý üye çaðýrma iþine itiraz ediyorum, çün-
kü her iki tarafý da sinirlendirici bir kýrtasiyecilik yaratmak istemi-
yorum.”
Ben þöyle itiraz ettim: “Burada iki sorun var. Birincisi, gerek-
li çoðunluk sorunudur. Ben bu çoðunluðun beþte-dörtten, üçte-
ikiye indirilmesine karþýyým. Gerekçeli bir protesto koþulu da uygun
deðildir, ona da karþýyým. Göreceli olarak, daha önemli sorun ikin-
ci sorundur, Merkez Yönetim Kuruluyla merkez yayýn organýnýn,
üye çaðýrma iþinde karþýlýklý denetim hakký sorunudur. Ýki merkez
organýnýn karþýlýklý rýzasý, uyuþumun esaslý bir koþuludur. Burada
araya giren þey, iki-merkez organý arasýnda olasý bir kopmadýr.
Bölünmeyi istemeyenler, uyuþumu güven altýna alma endiþesini
taþýmalýdýrlar. Parti tarihinden bildiðimiz gibi, aramýzda, bölünmeye
neden olan kiþiler bulunmuþtur. [sayfa 122] Bu bir ilke sorunudur, çok
önemli bir sorundur, partinin tüm geleceðinin dayandýðý bir sorun-
dur.” (Tutanaklar, s. 276-277.) Yoldaþ Martov’un özel ve ciddi bir
önem atfettiði konuþmamýn özetinin tam metni, kongrede tutanak-
lara geçtiði þekliyle budur. Gerçi ciddi bir önem atfetmiþtir ama,
yoldaþ Martov, ne yazýk ki, bu konuþmamý, kongrede yapýldýðý za-
manki tüm siyasal durum ve görüþmeye baðlantýlý olarak deðer-
lendirme zahmetine katlanmamýþtýr.
Burada ortaya çýkan ilk soru, benim ilk tasarýmda (bkz: s.
394, madde 11)* niçin yalnýzca üçte-iki çoðunluðu yeterli gördü-
ðüm ve merkez organlarýna üye çaðýrma iþinde karþýlýklý denetimi
neden istemediðim sorusudur. Benden hemen sonra konuþan yol-
daþ Trotski (tutanaklar, s. 277) hemen bu soruyu ortaya atmýþtýr.

* Bkz: Lenin, Collected Works, vol. 6, s. 411. Ed.

V. Ý. Lenin 103
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Bu soru, benim. Birlik Kongresinde yaptýðým konuþmada ve
yoldaþ Pavloviç’in ikinci kongreye iliþkin mektubunda yanýtlanmýþtýr.
Birlik Kongresinde, tüzüðün birinci maddesinin “çanaðý kýrdýðýný”
ve “çift düðümle” saðlamca baðlanmasý gerektiðini söyledim. Bu
ifadeyle, her þeyden önce, salt teorik bir sorunda Martov’un bir
oportünist olduðunu kanýtladýðýný ve onun yanýlgýsýný Lieber’le
Akimov’un baþtacý ettiklerini kastediyordum. Ýkincisi, martovcula-
rýn (yani, önemsiz bir iskracý azýnlýðýn) iskracýlara-karþý olanlarla
kurduðu koalisyonun, onlara, merkez organlarýnýn kimlerden ku-
rulacaðýna iliþkin oylamada, kongrede bir çoðunluk saðladýðýný ka-
stediyordum. Burada, uyuþum gereðini vurgulayarak ve “bölünmeye
neden olan kiþiler” hakkýnda uyarýda bulunarak yaptýðým konuþma
da, merkez kurullarýnýn hangi kiþilerden kurulacaðýna dairdi. Bu
uyarý, ilke olarak gerçekten önemliydi, çünkü (bütün sorunlarý ve
bütün adaylarý, pratik olarak en yakýndan bildiði için merkez or-
ganlarýnýn kiþisel kuruluþu konusunda, kuþkusuz en uygun karar-
larý verebilecek olan) Ýskra örgütü, bu konuda gerekli tavsiyelerde
[sayfa 123] bulunmuþ, kuþku uyandýran adaylarla ilgili olarak bildiðimiz
kararý almýþtý. Hem ahlaksal açýdan, hem yeterliliði (yani bir yar-
gýya varma yeteneði) bakýmýndan, bu nazik konuda sonsöz Ýskra
örgütünde olmalýydý. Ama resmen, hiç kuþku yok ki, Martov, Ýskra
örgütünün çoðunluðuna karþý Lieber’lerle Akimov’lara yanaþma
hakkýna sahipti. O Akimov ki, birinci madde üzerindeki parlak
konuþmasýnda, dikkate deðer bir açýklýk ve akýllýlýkla, iskracýlar
arasýnda, ortak Ýskra amacýna ulaþma yöntemlerinde ne zaman
bir farklýlýk görse, bile bile, bilinçli olarak daha kötü olan yöntem-
den yana oy kullandýðýný, çünkü kendi amaçlarýnýn, iskracýlarýn
amacýna tamamen ters düþtüðünü söylemiþti. Bu nedenle, yoldaþ
Martov’un niyet ve arzusu ne olursa olsun, Lieber’lerle Akimov’
larýn desteðini saklayacak olan þeyin, merkez kurumlarýnýn en kötü
biçimde kurulmasýna yolaçacak önerge olduðundan en ufak kuþku
yoktu. Onlar (sözlerine deðil eylemlerine, birinci maddedeki oy
veriþlerine bakarak söylüyorum) ancak, “bölünmelere neden ola-
cak” kiþileri kapsayan bir listeye oy verebilirlerdi ve bunu “bölün-
melere neden olmak” için yaparlardý; böyle yapmaya mahküm-
dular. Bu duruma bakarak, benim, bu sorunun (iki merkez organý
arasýndaki uyuþum sorununun) önemli bir ilke sorunu olduðunu,
partinin bütün geleceðinin buna baðlý olduðunu söylemem þaþýrtýcý

104 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
mýdýr?
Ýskra’nýn düþüncelerini, planlarýný ve hareketin tarihini bilen
ve bu düþünceleri paylaþmakta istekli olan hiç bir sosyal-demok-
rat, merkez organlarýnýn kuruluþu konusunda Ýskra örgütü içinde
beliren anlaþmazlýðýn, Lieber’lerle Akimov’larýn oyuyla sonuca bað-
lanmasýnýn resmen, oldukça doðru ve uygun bir þey olduðundan,
ama bunun, kötünün kötüsü sonuçlar doðuracaðýndan bir an bile
kuþku duyamazdý. Bu kötünün kötüsü sonuçlarý önleyebilmek için
savaþmak zorunluydu.
Nasýl savaþacaktýk? Biz isteriyle, yaygarayla savaþmadýk, [say-
fa 124] oldukça dürüst ve oldukça meþru yöntemlerle savaþtýk: (birin-
ci maddede olduðu gibi) azýnlýkta kaldýðýmýzý gördüðümüz için
kongreden, azýnlýðýn haklarýnýn korunmasýný istedik. Merkez or-
ganlarýnýn kiþisel kuruluþu sorununda azýnlýkta kaldýðýmýz zaman,
[merkez organlarýna -ç.] üye çaðýrýlmasý için gerekli oy çoðunluðu-
nun daha fazla olmasýný (üçte-iki yerine beþte-dört), üye çaðýrma
iþleminde oybirliðini, merkez organlarýna üye çaðýrmada karþýlýklý
denetimi savunmaya baþladýk. Dostlarla ayaküstü bir-iki söyleþiden
sonra, bütün tutanaklarý ve ilgili kiþilerin “tanýklýðý”ný ciddi olarak
incelemeksizin, kongre hakkýnda üstün körü fikir öne sürmeye
çok fazla hazýr olan Ývan’larla Peter’ler bu gerçeði [kongrede azýn-
lýkta kalmýþ olma gerçeðini -ç.] sürekli olarak bilmezlikten geliyor-
lar. Ama bu tutanaklarý ve bu tanýklýðý doðru dürüst inceleyecek
olan herhangi bir kiþi, benim sözünü ettiðim gerçekle, özellikle o
anda kongredeki tartýþmanýn köklerinin, merkez organlarýnýn kiþisel
kuruluþu sorununa dayandýðý, azýnlýkta olduðumuz için, bizim, de-
netim koþullarýný daha saðlamlaþtýrmak için çalýþtýðýmýz ve Lieber’
lerle Akimov’larýn gönüllü yardýmcýlýðýyla Martov’un zafer sevinci
içinde . kýrdýðý “çanaðý biraraya getirebilmek için çift düðüm at-
mak” istediðimiz gerçeðiyle, ister-istemez yüzyüze gelecektir.
Yoldaþ Pavloviç kongrenin o anýndan söz ederken, “Eðer
böyle olmasaydý” diyor, “üye çaðýrma iþlerinde oybirliði önerisinde
bulunarak, hasýmlarýmýzýn çýkarýna hizmet ettiðimiz, düþünülebilirdi;
çünkü kurullardan herhangi birinde egemen olan taraf için oybir-
liði gereksiz ve hatta zararlýdýr.” (Ýkinci Kongre Üzerine Mektup, s.
14.) Ama bugün, olaylarýn zaman sýrasý sýk sýk unutuluyor; þimdiki
azýnlýðýn (Lieber’lerle Akimovlar’ýn katkýsý sayesinde) kongrede
çoðunlukta olduðu bütün bir dönem bulunduðu, merkez organlarý-

V. Ý. Lenin 105
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
na ve çaðýrma sorunu üzerindeki tartýþmanýn iþte tam o dönemde
ortaya çýktýðý, o tartýþmanýn temel nedeninin [sayfa 125] merkez or-
ganlarýnýn kiþisel kuruluþuna dair Ýskra örgütü içinde beliren görüþ
ayrýlýklarý olduðu unutuluyor. Bu gerçeði kavrayan herkes, tartýþma-
larýmýza damgasýný vuran hýrsý anlayacak ve ayrýntýlara iliþkin küçük
farklýlýklarýn gerçekten önemli ilke sorunlarýna yolaçmasý gibi
görünüþteki paradokstan þaþkýnlýk duymayacaktýr.
Ayný oturumda konuþan yoldaþ Deutsch (tutanaklar, s. 277),
“Bu önerge kuþkusuz, belli bir zaman için hazýrlanmýþtýr” derken,
birçok yönden haklýydý. Evet, anlaþmazlýðýn asýl niteliðini gerçek-
ten de o belirli zamaný bütün örgünlüðüyle (complexity) anladýðý-
mýz zaman kavrayabiliriz. Azýnlýkta olduðumuz zaman, bizim,
azýnlýðýn haklarýný, herhangi bir Avrupalý sosyal-demokratýn meþru
ve hoþgörülebilir sayacaðý yöntemlerle, örneðin merkez organlarýn
kiþisel kuruluþunun daha sýký bir denetim altýna alýnmasý için kon-
greye baþvurarak savunduðumuzu unutmamak çok önemlidir. Ge-
ne ayný biçimde, ama bir baþka oturumda, Egorov yoldaþ da þöyle
derken birçok bakýmdan haklýydý: “Bu tartýþmada yeniden ilkeler-
den söz edildiðini duymak” demiþti Egorov, “beni son derece þaþýrt-
tý. [Bu, kongrenin 31’inci oturumunda, Merkez Yönetim Kurulu se-
çimlerine iliþkin olarak söylenmiþti. Eðer yanýlmýyorsam, 31’inci
oturum perþembe sabahý yapýlmýþtý. Oysa þimdi üzerinde durduðu-
muz 26’ncý oturum pazartesi akþamý toplanmýþtý.] Sanýyorum, bir-
kaç günden beri tartýþmalarýn, herhangi bir ilke sorunu çerçevesinde
deðil, þu ya da bu kiþinin merkez kurullarýna girmesini saðlama ya
da önleme çerçevesinde döndüðünü herkes açýkça görüyor. Bu
kongrede ilkelerin uzun süreden beri yitirildiðini bilelim ve bunu
açýkça söyleyelim. (Gülüþmeler, Muravyov: ‘Yoldaþ Martov’un da
güldüðünün tutanaklara geçirilmesini rica ediyorum.’)” (Tutanak-
lar, s. 337.) Hepimiz gibi yoldaþ Martov’un da, yoldaþ Egorov’un
gerçekten gülünç olan yakýnmalarýna gülmesinde þaþýlacak bir þey
yoktur. Evet, “son birkaç gün boyunca”, merkez organlarýnýn kim-
lerden [sayfa 126] kurulacaðý konusunda epeyce þey dönmüþtür. Bu
doðrudur. Gerçekten de bu, kongredeki herkesin bildiði bir þey
(þimdi yalnýzca azýnlýk bu açýk gerçeði gözlerden saklamaya çalýþý-
yor). Son olarak, bunun açýkça ortaya konmasýnýn gerektiði de
doðrudur. Ama Tanrý aþkýna, “ilkelerin yitirildiði” nereden çýkýyor?
Biz kongrede, her þeyden önce, ilk günlerde (bkz: s. 10, kongre

106 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
gündemi) programý, taktikleri, tüzüðü tartýþmak ve bunlara iliþkin
konularda karar vermek, sonraki günlerde de (gündemin 18 ve
19’uncu maddeleri) merkez organlarýnýn kimlerden kurulacaðýný
tartýþmak ve bunlar üzerinde karar vermek için biraraya geldik.
Kongrelerin son günlerinin, yönetici deðneðinin kime verileceðine
iliþkin savaþýma ayrýlmasý doðal ve çok meþrudur. (Ama yönetici
deðneðini kimin tutacaðý konusunda kongrelerden sonra savaþ açýl-
dýðý zaman, o hýr çýkarmaktýr.) Eðer herhangi bir kiþi, kongrede,
merkez kurullarýnýn kimlerden kurulacaðý konusunda (Egorov
yoldaþýn baþýna geldiði gibi) yenilgiye uðrarsa, ondan sonra, onun
“ilkelerin yitirildiði”nden sözetmesi yalnýzca gülünçtür. Herkesin
yoldaþ Egorov’a gülmesinin nedeni, sanýrým anlaþýlýyor. Ve yine
sanýrým, Martov yoldaþýn gülüþmelere katýldýðýnýn tutanaklara geçi-
rilmesini Muravyov yoldaþýn neden rica ettiði, de anlaþýlýyor: Mar-
tov yoldaþýn, Egorov yoldaþa gülerken, aslýnda kendine güldüðü...
Yoldaþ Muravyov’un kinayesine ek olarak þu gerçeði de an-
mak herhalde fazla olmasa gerek. Bildiðimiz gibi, Martov yoldaþ
kongreden sonra, saðda-solda, ayrýlýðýmýzda en büyük rolü oynay-
an þeyin, merkez organlarýna üye çaðýrma sorunu olduðunu ve
merkez organlarýna üye çaðýrma konusunda karþýlýklý denetime
“eski yazýkurulu çoðunluðu”nun þiddetle karþý koyduðunu iddia et-
ti. Kongreden önce, üçteiki çoðunlukla iki taraflý üye çaðýrmak su-
retiyle iki üçlü seçme planýmý kabul ettiði zaman, yoldaþ Martov,
konu hakkýnda bana þunlarý yazmýþtý: “Bu iki taraflý üye çaðýrma
[sayfa 127] þeklini kabul ederken, kongreden sonra merkez organla-
rýnýn herbirine yapýlacak eklemelerin deðiþik doðrultularda ger-
çekleþeceði belirtilmelidir. (Ben þunu salýk veririm: Her organ, ni-
yetinden ötekini haberdar ederek, yeni üyeler seçer; ikinci organ
bu durumu protesto ettiði takdirde, anlaþmazlýk konsey tarafýndan
çözümlenir. Gecikmelerden sakýnmak üzere, –hiç deðilse Merkez
Yönetim Kurulu için– daha önceden aday gösterilmiþ kiþilerle ilgili
olarak bu yöntem uygulanmalýdýr; o zaman bu adaylar arasýndan,
yeniden üye seçme iþi çabuklaþtýrýlabilir.) Daha sonraki üye çaðýr-
ma iþlemlerinin, parti tüzüðünde gösterilen esaslar çerçevesinde
gerçekleþtirileceðini belirtmek üzere 22’nci maddeye* þu sözler

* Benim ilk kongre Tagesordnung (gündem -Ed.) tasarýma ve ona iliþkin olarak,
bütün temsilcilerin bildiði yorumuna atýfta bulunuluyor. Bu tasarýnýn 22’nci maddesi -

V. Ý. Lenin 107
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
eklenmelidir: ‘...ki onun tarafýndan, alýnmýþ kararlar onaylanmalý-
dýr’.” (italikler benim.)
Yoruma gerek yok.

–––––––––

Merkez organlarýna üye çaðýrma konusundaki tartýþmalarýn


yapýldýðý zamanýn önemini açýkladýktan sonra, þimdi biraz da ko-
nuya iliþkin oylamalara deðinelim. Tartýþma üzerinde durmayý ge-
rekli görmüyorum, çünkü yoldaþ Martov’un ve benim burada zaten
aktarýlmýþ olan konuþmalarýmýzý, kýsa, karþýlýklý konuþmalar izledi.
Bu kýsa konuþmalara pek az temsilci katýldý (bkz: tutanaklar, s.
277-280). Oylamayla ilgili olarak yoldaþ Martov, Birlik Kongresinde,
benim, “tüzük çevresindeki savaþýmý [Martov farkýna varmadan,
büyük bir gerçeði itiraf etti: birinci maddeden sonra hararetli tartýþ-
malar gerçekten tüzük çevresindeydi], Bund’la koalisyona giren
martovculara karþý Ýskra’nýn verdiði bir savaþým olarak göstermek
suretiyle”, konuyu “büyük ölçüde çarpýtmak”tan suçlu olduðumu
(Birlik tutanaklarý, s. 60) iddia etti. [sayfa 128]
Bu ilginç “büyük tahrifçiliði” ele alalým. Yoldaþ Martov, kon-
seyin kuruluþuna iliþkin oylamalarla üye çaðýrmaya iliþkin oylama-
larý birbirine ekleyerek, hepsini sekiz maddede sýraladý. l° Ýkisi
merkez yayýn organýndan, ikisi Merkez Yönetim Kurulundan ol-
mak üzere konseye dört üye seçimi 27 lehte (M), 16 aleyhte (L), 7
çekimser.* (Burada ayraç içinde belirteyim, çekimserler, tutanak-
lar, s. 270’te 8 kiþi olarak gösterilmiþtir. Ama bu bir ayrýntýdýr.) 2°
Konseyin beþinci üyesinin kongre tarafýndan seçilmesi – 23 lehte
(L), 18 aleyhte (M), 7 çekimser. 3° Konsey üyeliðinden düþenlerin
yerinin, bizzat konsey tarafýndan doldurulmasý – 23 aleyhte (M), 16
leh-te (L), 12 çekimser. 4° Merkez Yönetim Kuruluna üye çaðýrma-
da oybirliði – 25 lehte (L), 19 aleyhte (M), 7 çekimser. 5° Üye ça-

merkez yayýn organýyla Merkez Yönetim Kuruluna- iki üçlü seçilmesini, bu altý kiþinin
üçte-iki oy çoðunluðuyla “iki taraflý olarak” üye çaðýrmasýný, bu iki taraflý üye çaðýrma
iþlemlerinin kongre tarafýndan onaylanmasýný, daha sonraki üye çaðýrma iþlemlerinin
merkez yayýn organýyla Merkez Yönetim Kurulu tarafýndan ayrý ayrý yürütülmesini
öngörüyordu.
* Ayraç içindeki M ve L harfleri, benim (L) ve Martov’un (M) bulunduðu tarafý
gösteriyor.

108 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ðýrmamayý savunan gerekçeli bir protesto koþulu – 21 lehte (L), 19
aleyhte (M), 11 çekimser. 6° Merkez yayýn organýna üye çaðýrmada
oybirliði – 23 lehte (L), 21 aleyhte (M), 7 çekimser. 7° Merkez yayýn
organýnýn ya da Merkez Yönetim Kurulunun yeni üye çaðýrmama
kararýnýn iptali hakkýný konseye vermeyi öngören bir önergenin
oylanabilirliði – 25 lehte (M), 19 aleyhte (L), 7 çekimser. 8° Bu
önergenin kendisi – 24 lehte (M), 23 aleyhte (L), 4 çekimser. “Açýk-
ça görülüyor ki” dedi yoldaþ Martov (Birlik tutanaklarý, s. 61), “öner-
geden yana yalnýzca bir Bund temsilcisi oy kullanmýþ, gerisi çe-
kimser kalmýþtýr.” (Ýtalikler benim.)
Akla þu soru geliyor. Oylama ad okunarak yapýlmadýðý hal-
de, yoldaþ Martov, bundculardan birinin onun, Martov’un lehine
oy kullandýðýnýn açýkça görüldüðünü nasýl düþünüyor? [sayfa 129]
Çünkü Martov atýlan oylarý saymýþ, rakamlar, bundcularýn
da oylamaya katýldýðýný gösterince, o, yoldaþ Martov, o oyun kendi
tarafýnda, Martov’un tarafýnda olduðundan kuþku duymamýþtýr.
O zaman, benim “büyük bir tahrifçilik” yaptýðým nereden
çýkýyor?
Toplam oylar 51’di, bundcular hariç 46’ydý, Raboçeye Dyelo’
cular hariç 43’tü. Yoldaþ Martov’un andýðý sekiz oylamadan yedisi-
ne 43, 41, 39, 44, 40, 44, 44 temsilci katýldý; birine 47 temsilci (daha
doðrusu oy) katýldý. Ve yoldaþ Martov’un kendisi, bu oylamada, bir
bundcu tarafýndan desteklendiðini itiraf etti. Böylece, Martov ta-
rafýndan çizilen (üstelik biraz sonra göreceðimiz gibi eksik çizilen)
resmin, benim, savaþýma iliþkin açýklamamý yalnýzca doðruladý-
ðýný ve pekiþtirdiðini görüyoruz! Birçok durumda çekimser oylarýn
çok fazla olduðuna tanýklýk ediyoruz. Bu, kongrenin belli bazý küçük
konulara az ilgi –göreceli olarak az ilgi– duyduðunu ve Ýskracýlarýn
bu konularda belli bir gruplaþmaya gitmediklerini gösteriyor.
Martov’un, bundcular “çekimser kalarak açýkça Lenin’e yardým
etti” (Birlik tutanaklarý, s. 62) þeklindeki ifadesi, gerçekte Martov’a
karþýt bir ifadedir; bu, benim, ancak bundcular oylamaya katýlma-
dýðý ya da çekimser kaldýðý zaman, bazan utkunluk elde edebile-
ceðimi gösterir. Ama bundcular, savaþýma müdahale etmenin bir
deðer taþýdýðýný düþünmüþlerse o zaman yoldaþ Martov’u destek-
lemiþlerdir. Biraz önce sözüedilen, 47 temsilcinin oy kullandýðý olay,
bundcularýn müdahale ettiði tek olay deðildir. Kongre tutanaklarý-
na bakma zahmetine katlanan herkes, Martov yoldaþýn çizdiði ta-

V. Ý. Lenin 109
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bloda çok garip bir eksiklik olduðunu görecektir. Martov yoldaþ,
bundcularýn oylamaya katýldýðý üç durumdan sözetmemiþtir. Söy-
lemeye gerek yok, bu üç durumda da Martov yoldaþ kazanmýþtýr.
Bu üç oylama þunlardýr: 1° Yoldaþ Fomin’in, gerekli çoðunluðu
beþte-dörtten üçte-ikiye indirmeyi amaçlayan deðiþtirgesinin [sayfa
130] kabulü – 27 lehte, 21 aleyhte (tutanaklar, s. 278), yani 48 oy. 2°
Yoldaþ Martov’un, iki taraflý üye çaðýrma yönteminin kaldýrýlmasý-
na iliþkin önergesinin kabulü – 26 lehte, 24 aleyhte (tutanaklar, s.
279), yani 50 oy. Son olarak 3° Merkez yayýn organýna ya da Merkez
Yönetim Kuruluna üye çaðýrýlmasýna, bütün konsey üyelerinin
onayýyla izin verilmesine iliþkin benim önergemin reddi (tutanak-
lar, s. 280) – 27 aleyhte, 22 lehte (bu konuda ad okunarak oylama
yapýldýðý halde, tutanaklarda, ne yazýk ki, bir kayýt bulunmamakta-
dýr), yani 49 oy.
Özetlersek, merkez organlarýna üye çaðýrma sorununda
bundcular yalnýzca dört oylamaya katýlmýþlardýr (benim belirttiðim,
48, 50 ve 49 oyun kullanýldýðý üç oylamayla, Martov’un sözünü et-
tiði, 47 oyun kullanýldýðý bir oylama). Bütün bu oylamalarda yoldaþ
Martov kazanmýþtýr. Benim buna iliþkin sözlerim, her yönden haklý
olduðumu göstermektedir: Bund’la bir koalisyon olduðunu söyler-
ken, sorunlarýn göreceli olarak önemsizliðine deðinirken (birçok
durumda çok sayýda çekimser oy) ve iskracýlarýn belli bir gruplaþ-
maya gitmediklerine iþaret ederken (ad okunarak oylama yapýl-
mamasý, tartýþmalara pek az konuþmacýnýn katýlmasý), haklý oldu-
ðum ortadadýr.
Yoldaþ Martov’un, benim konuya iliþkin sözlerimde bir çeliþki
bulma çabasý, anlaþýlýyor ki, saðlam temellere dayanmamaktadýr.
Yoldaþ Martov, baþý-sonu atýlmýþ bazý sözleri içeriðinden yoksunlaþ-
týrarak almýþ ve resmi tam çizme zahmetine katlanmamýþtýr.

–––––––––

Tüzüðün, yurtdýþý örgütlerine iliþkin sonuncu maddesi de


kongredeki gruplaþmalarý ortaya koymasý açýsýndan çok dikkate
deðer olan tartýþmalara ve oylamaya yolaçmýþtýr. Tartýþma konusu
olan þey, Birliðin (League), yurtdýþýndaki parti örgütü olarak tanýn-
masý sorunuydu. Akimov yoldaþ [sayfa 131] hemen atlanýp pusatlanýp
ortaya atýldý, birinci kongre tarafýndan onaylanmýþ olan Yurtdýþý

110 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Birliðini (Union Abroad) kongreye anýmsattý ve sorunun bir ilke
sorunu olduðuna iþaret etti. Þöyle diyordu Akimov: “Her þeyden
önce, sorunun hangi yolda çözümleneceðine özel, pratik bir önem
vermediðimi belirtmeme izin verin. Partimizde sürüp giden ideolo-
jik savaþým, kuþkusuz”henüz sona ermemiþtir; bu savaþým, farklý
güçlerin ittifakýyla, deðiþik bir düzeyde sürüp gidecektir. ... Tüzüð-
ün 13’üncü maddesi, bir kez daha, kongremizi bir parti kongresi
olmaktan çýkarýp bir hizipler kongresi haline getirme eðilimini, hem
de çok dikkate deðer bir yolda, yansýtmaktadýr. Bütün parti örgüt-
lerini birleþtirerek, Rusya’daki bütün sosyal-demokratlarýn, parti bir-
liði adýna, parti kongresi kararlarýna uymalarýný saðlamak varken,
kongrenin azýnlýk örgütünü yýkmasý ve azýnlýðýn sahneden silinme-
sini saðlamasý önerilmiþtir.” (Tutanaklar, s. 281.) Okurun gördüðü
gibi, yoldaþ Martov’un, merkez organlarýnýn kuruluþu konusundaki
yenilgisinden sonra, çok aziz saymaya baþladýðý “süreklilik” fikrine,
Akimov yoldaþ daha az candan baðlanmýþ deðildir. Ama kongre-
de, kendilerine ve baþkalarýna farklý ölçüler uygulayan bu kiþiler,
Akimov yoldaþa karþý hararetli bir protestoyla ayaða fýrlamýþlardýr.
Program kabul edilmiþ, Ýskra onaylanmýþ, tüzüðün hemen hemen
tümü kabul edilmiþ olduðu halde, “ilkede” Birliði (League) Yurtdýþý
Birliðinden (Union Abroad) ayrý tutan “ilke” ön plana çýkarýlmýþtýr.
“Eðer yoldaþ Akimov, sorunu bir ilke sorunu haline getirmekte sa-
býrsýzlanýyorsa” diye baðýrmýþtýr yoldaþ Martov, “özellikle, bir sa-
vaþýmda, iki eðilimle olasý bazý düzenlemelerden söz ettiðine göre,
buna bir diyeceðimiz yoktur. Eðilimlerden birinin utkunluðu teslim
edilmelidir [dikkat edilsin, bu söz, kongrenin 27’nci oturumunda
söylenmiþtir]. Bunu, Ýskra önünde bir kez daha baþeðelim anla-
mýnda söylemiyorum; yoldaþ Akimov’un sözünü ettiði bütün olasý
düzenlemelere son defa veda edelim [sayfa 132] anlamýnda söylüyor-
um.” (Tutanaklar, s. 282; italikler benim.)
Ne manzara! Programa iliþkin bütün kongre görüþmeleri
çoktan bittikten sonra bile, yoldaþ Martov, merkez organlarýnýn ku-
ruluþu konusundaki yenilgisini tadýncaya kadar, bütün olasý dü-
zenlemelere son defa veda etmeye devam etti! Yoldaþ Martov,
kongrenin hemen ertesinde güle-oynaya ortaya çýkardýðý olasý “dü-
zenleme”ye, kongrede “son defa veda ediyor”du. Ama yoldaþ Aki-
mov o zaman bile yoldaþ Martov’dan çok daha uzak görüþlü oldu-
ðunu gösterdi; “birinci kongrenin isteðiyle komite adýný almýþ olan

V. Ý. Lenin 111
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
eski bir parti örgütü”nün beþ yýldan beri süregelen çalýþmalarýna
deðindi ve ne yaptýðýný önceden bilen, zehirli bir çýkýþla þöyle dedi:
“Partimizde yeni bir eðilimin ortaya çýkmasýna iliþkin umutlarýmýn
boþuna olduðuna dair yoldaþ Martov’un söylediklerine gelince, izin
verirseniz, belirteyim, o bile bana bu umutlarý aþýlýyor.” (Tutanak-
lar, s. 283, italikler benim.)
Evet, itiraf edilmesi gerek, yoldaþ Martov, yoldaþ Akimov’un
umutlarýný tamamen haklý çýkardý!
Üç yýldan beri çalýþtýðý varsayýlan eski bir parti örgütünün
“sürekliliði”ne son verilince, yoldaþ Martov, Akimov yoldaþýn haklý
olduðuna inandý ve ona katýldý. Akimov yoldaþýn, bu baþarý için
çok fazla çaba göstermesi gerekmedi.
Ama kongrede Akimov yoldaþý destekleyenler –ve sürekli
olarak destekleyenler– yalnýzca Martinov ve Bruker yoldaþlarla bund-
culardý (sekiz oy). Egorov yoldaþ, “merkez”in gerçek önderine
yaraþaný yaptý, ölçülü olma yolunu seçti: Görüyorsunuz, iskracýlarla
ayný görüþü paylaþtý, onlara “yakýnlýk gösterdi” (tutanaklar, s. 282)
ve ilke sorunundan tüm olarak kaçýnmayý ve ne Birlik ne de Yurtdýþý
Birliði hakkýnda hiç bir þey söylememeyi içeren önergesiyle (tutanak-
lar, s. 283), gösterdiði bu yakýnlýðý kanýtladý. Önerge onbeþe karþý
yirmiyedi oyla reddedildi. Anlaþýldýðýna göre, Ýskracýlara-karþý olan-
larýn (sekiz oy) yaný sýra, hemen hemen “merkez”,in tamama ya-
kýný (on oy) yoldaþ Egorov’un [sayfa 133] önergesinden yana oy kul-
lanmýþtý (toplam oy sayýsý kýrkikiydi, görüldüðü gibi birçok kiþi, ilgi
çekici olmayan ya da sonucu kaçýnýlmaz olarak belli olan oylama-
larda sýk sýk görüldüðü gibi, çekimser kalmýþ ya da oylamaya katýl-
mamýþtý). Ne zaman Ýskra ilkelerini uygulamaya koyma sorunu
ortaya çýktýysa, “merkez”in gösterdiði “yakýnlýk” sözde kalmýþ, biz
ancak otuz ya da biraz daha fazla bir oy saðlayabilmiþizdir. Bu,
Rusov’un (Birliði yurtdýþýndaki tek örgüt olarak tanýmayý öngören)
önergesi üzerindeki görüþmelerde ve oylamada daha da kesinlikle
görülecekti. Bu noktada, iskracýlara-karþý olanlarla “Bataklýk” bir-
denbire bir ilke tutumu takýndýlar ve o tutumun þampiyonlarý olan
Lieber ve Egorov yoldaþlar, yoldaþ Rusov’un önergesinin oylana-
mayacaðýný, böyle bir önergeye izin verilemeyeceðini söylediler:
“Bu önerge, yurtdýþýndaki bütün öteki örgütleri boðazlýyor” (Ego-
rov). Konuþmacý “örgütleri boðazlama”kta herhangi bir payý olma-
sýný istemediði için, yalnýzca oylamaya katýlmayý reddetmekle kal-

112 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
madý, salondan da çýktý. Ama “merkez”in önderinin hakkýný yeme-
mek gerek: Egorov, yoldaþ Martov’la hempasýna bakýþla on kat da-
ha fazla siyasal erkeklik ve (yanlýþ ilkelerine) baðlýlýk gücü gösterdi;
çünkü “boðazlanmakta” olan bir örgütten yana çýkmýþtý, üstelik
bunu, açýk bir savaþta yenik düþen örgüt yalnýzca kendi örgütü ol-
duðu zaman yapmýþ da deðildi.
Yoldaþ Rusov’un önergesinin oylanabilirliðine onbeþe karþý
yirmi-yedi oyla karar verildi, sonra da önerge onyediye karþý yirmibeþ
oyla onaylandý. Bu onyediye, oylamaya katýlmamýþ olan yoldaþ
Egorov’u da eklersek, “Ýskra” karþýtlarýyla “Merkez”in tümünü (on-
sekiz) elde ederiz.
Tüzüðün yurtdýþý örgütüne iliþkin 13’üncü maddesinin tümü,
oniki aleyhte ve altý çekimsere karþýlýk otuzbir oyla kabul edildi.
Bu otuzbir rakamýyla –kongredeki iskracýlarýn, yani Ýskra’nýn görüþ-
lerini baþýndan sonuna savunan ve pratikte uygulayan kiþilerin yak-
laþýk sayýsýný gösteren bu rakamla– [sayfa 134] kongredeki oylamalarý
tahlil ederken hiç deðilse altýncý kez (gündemde Bund sorununun
yeri, hazýrlýk komitesi olayý, Yujni Raboçi grubunun daðýlýþý, ve ta-
rým programýndaki iki oylama) karþýlaþmýþ bulunuyoruz. Ama yoldaþ
Martov yine de böyle “dar” bir iskracýlar grubu diye bir grup ayýr-
detmenin temelsiz olduðuna bizi inandýrmak istiyor.
Tüzüðün 13’üncü maddesinin kabulünün yarattýðý son dere-
ce karakteristik bir tartýþmaya da deðinmeden geçmeyeceðiz., Bu
tartýþma Akimov ve Martinov yoldaþlarýn “oylamaya katýlmayý
reddettikleri”ne iliþkin bir açýklamayla (tutanaklar, s. 288) baðlantý-
lý olarak ortaya çýktý. Kongre bürosu bu açýklamayý görüþtü ve –
haklý olarak– Yurtdýþý Birliðinin doðrudan doðruya kapatýlmasý
halinin bile, temsilcilere, kongre çalýþmalarýna katýlmayý reddet-
meleri hakkýný vermediði sonucuna vardý. Büronun görüþü, oy
vermeyi reddetmenin kesinlikle anormal olduðu ve hoþgörüyle
karþýlanama- yacaðý þeklindeydi. 31’inci oturumda kendi yaptýklarý
þeyi 28’inci oturumda þiddetle kýnayan azýnlýk iskracýlarý dahil, tüm
kongre büronun bu görüþünü paylaþtý. Yoldaþ Martinov açýklamasýný
savunmaya kalkýþýnca (tutanaklar, s. 291) kendisine Pavloviç, Trots-
ki, Karski ve Martov karþý çýktýlar. Yoldaþ Martov (kendisini azýnlýk-
ta buluncaya kadar) tatmin olmamýþ bir azýnlýða düþen görevler
konu- sunda özellikle açýk-seçik görüþler taþýyordu; gayet öðretici
bir tutumla konu üzerinde uzun bir söylev verdi. Yoldaþ Martov,

V. Ý. Lenin 113
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“Ya kongrede temsilcisinizdir” dedi Akimov ve Martinov yoldaþlara,
“o takdirde bütün kongre çalýþmalarýna katýlmanýz gerekir [italikler
benim; yoldaþ Martov, azýnlýðýn çoðunluða tabi olmasýnda henüz
herhangi bir biçimsellik ya da bürokrasi görmüyordu] ya da tem-
silci deðilsinizdir, o zaman oturumda kalamazsýnýz. ... Birlik temsil-
cilerinin açýklamasý, beni, iki soru sormaya zorluyor: parti üyesi
midirler ve kongre temsilcisi midirler?” (Tutanaklar, s. 292.) [sayfa 135]
Yoldaþ Martov, yoldaþ Akimov’a bir parti üyesinin görevler-
ini talim ettiriyor! Ama yoldaþ Akimov’un, yoldaþ Martov’a bazý
umutlar baðladýðýný söylemesi de pek boþuna deðildi. ... Bu umut-
lar gerçekleþecekti, ne var ki, Martov seçimlerde yenilgiye uðra-
dýktan sonra! Sorunun ucu kendisine dokunmadýðý ama baþkalarýný
ilgilendirdiði zaman, yoldaþ Martov, (eðer yanýlmýyorsam) ilk kez
yoldaþ Martinov’un ortaya attýðý “olaðanüstü yasa” türünden ür-
künç sözlere karþý bile kulaklarýný týkýyordu. Sözlerini geri almasý
için ýsrar edenlere verdiði yanýtta yoldaþ Martinov “yapýlan açýkla-
ma” demiþti, “kararýn bir ilke kararý mý yoksa Yurtdýþý Birliðine kar-
þý olaðanüstü bir önlem mi olduðunu açýklýða kavuþturmuþ deðildir.
Eðer ikincisiyse, biz Yurtdýþý Birliðini tahkir edilmiþ sayarýz. Yoldaþ
Egorov da bizim edindiðimiz izlenimi edinmiþtir, yani bunun Yurtdýþý
Birliðine karþý olaðanüstü bir yasa [italikler benim] olduðu izleni-
mini edinmiþ ve bu nedenle salondan bile çýkmýþtýr.” (Tutanaklar,
s. 295.) Kongrenin yaptýðý bir oylamayý hakaret sayan saçma, ger-
çekten saçma görüþü, Plehanov’un yanýsýra gerek yoldaþ Martov,
gerek yoldaþ Trotski þiddetle protesto ettiler. Yoldaþ Trotski (Aki-
mov ve Martinov yoldaþlara verilen bilgilerin yeterliðine iliþkin olan)
kongrenin kabul ettiði önergesini savunurken, “kararýn bir ilke kararý
olduðunu, darkafalý bir karar olmadýðýný” söyledi, “herhangi biri bu
karardan gocunursa, bu bizi ilgilendirmez” dedi (tutanaklar, s. 296).
Ama kýsa bir süre içinde, grup anlayýþýnýn ve darkafalý bakýþ açýsýn-
ýn partimizde hala çok güçlü olduðu ortaya çýktý ve italik harflerle
dizilen gururlu sözlerin, yalnýzca gösteriþli ifadeler olduðu anlaþýldý.
Akimov ve Martinov yoldaþlar, açýklamalarýný geri almayý
reddettiler ve temsilcilerin “hiç gereði yok” baðýrýþlarý arasýnda kon-
greyi terkettiler! [sayfa 136]

114 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
M. SEÇÝMLER
KONGRENÝN SONU

TÜZÜÐÜ kabul ettikten sonra kongre, bölge örgütleri hak-


kýndaki bir kararý ve belli bazý parti örgütlerine iliþkin kararlarý ka-
bul etti, sonra, Yujni Raboçi grubuyla ilgili olarak daha önce tahlil
ettiðim, büyük ölçüde öðretici görüþmeler ardýndan, partinin mer-
kez kurullarý için yapýlacak seçimi görüþmeye koyuldu.
Tüm kongrenin, kendisinden yönlendirici tavsiyeler bekle-
diði Ýskra örgütü, bildiðimiz gibi, bu sorun üzerinde parçalanmýþtý;
çünkü örgütün azýnlýk kanadý, açýk ve serbest bir savaþta, kongre-
de çoðunluðu kazanýp,kazanamayacaðýný denemek istiyordu. Yine
biliyoruz ki, kongreden çok önce –ve kongre sýrasýnda bütün tem-
silciler tarafýndan– bilinen [sayfa 137] bir plan vardý. Bu plan, biri mer-

V. Ý. Lenin 115
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kez yayýn organýna, öteki Merkez Yönetim Kuruluna iki üçlü seç-
mek suretiyle yazýkurulunun yeniden kurulmasýný öngörüyordu.
Kongre görüþmelerine ýþýk tutabilmek için bu plan üzerinde ayrýn-
týlý olarak duralým.
Bu planýn ortaya atýldýðý kongre Tagesordnung taslaðý hak-
kýnda benim yaptýðým yorumun tam metni þöyle* : “Kongre, mer-
kez yayýn organýnýn yazýkuruluyla Merkez Yönetim Kuruluna üçer
kiþi seçer. Bu altý kiþi, gerektiði zaman, biraraya gelerek, merkez
yayýn organýnýn yazýkuruluyla Merkez Yönetim Kuruluna, üçte iki
oy çoðunluðuyla yeni üyeler çaðýrýrlar ve bu durumu bir raporla
kongreye bildirirler. Kongre raporu onayladýktan sonra, onu izley-
en üye çaðýrma iþlemini, merkez yayýn organýnýn yazýkurulu ve
Merkez Yönetim Kurulu ayrý ayrý yürütürler.”
Plan bu metinde, hiç bir bulanýklýða yer býrakmayacak biçim-
de apaçýk ve oldukça kesinlikle bellidir: planýn öngördüðü þey,
pratik çalýþmanýn en etkin önderlerinin katýlmasýyla, yazýkurulu-
nun yeniden kurulmasýdýr. Metni dikkatle okuma zahmetine kat-
lanan herhangi biri, bu planýn, benim vurguladýðým iki özelliðini
derhal görecektir. Ama þimdilerde, insanýn durup en basit gerçek-
ler saydýðý þeyleri açýklamasý gerekiyor. Planýn öngördüðü þey, ya-
zýkurulunun yeniden kurulmasýdýr – yazýkurulu üye sayýsýnýn mut-
laka artýrýlmasý ya da mutlaka azaltýlmasý deðil, yeniden kurulmasý-
dýr; çünkü olasý bir geniþletme ya da daraltma yapýlmasý sorunu
açýk býrakýlmýþtýr: üye çaðýrma yolu, gerek olursa diye düþünülmüþ-
tür. Bu yeniden kuruluþ için çeþitli kiþiler tarafýndan yapýlan tavsi-
yeler arasýnda, bazýlarý yazýkurulu üyeleri sayýsýnýn azaltýlmasýný öner-
miþtir; bazýlarý yazýkurulu üye sayýsýnýn yediye çýkarýlmasýný (ben
yedi üyeyi altýya her zaman yeð tutmuþumdur), bazýlarý da hatta
onbire (ben [sayfa 138] bunu, genel olarak bütün sosyal-demokrat ör-
gütlerin ve özel olarak Bund’un ve Polonya sosyal-demokratlarýnýn
barýþçýl birliði halinde olasý görmüþümdür) çýkarýlmasýný önermiþtir.
Ama en önemli nokta –ki “üçlü”den sözeden kiþiler bu noktaya
genellikle dikkat etmiyorlar– þudur: merkez yayýn organýna yapýla-
cak üye çaðýrma iþleri, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin katýlma-
sýyla kararlaþtýrýlacaktýr. Bu planý bilen ve (ya açýkça ya zýmnen)
onaylayan hiç kimse, örgütün “azýnlýk” kanadýna mensup

* Benim “Ýskra” Yazýkuruluna Mektup’uma, s. 5 ve Birlik tutanaklarý s. 53’e bakýnýz.

116 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yoldaþlardan hiç biri ya da kongre temsilcilerinden hiç biri, bu
noktanýn anlamýný açýklama zahmetine katlanmamýþtýr. Birincisi,
yazýkurulunu yeniden kurmakta baþlangýç noktasý olarak neden
bir üçlü ve yalnýzca bir üçlü alýnmýþtýr? Apaçýk ortadadýr ki, tek
amaç, ya da en azýndan ana amaç, kurulu geniþletmek olsaydý ve
bu kurul gerçekten “uyuþan” bir kurul sayýlsaydý, bir üçlü seçimi
kesinlikle anlamsýz olurdu. Eðer amaç “uyuþan” bir kurulu geniþlet-
mekse, tüm kurulla deðil de, yalnýzca bir parçayla iþe baþlamak
garip olurdu. Açýktýr ki, kurul üyelerinin hepsi, kurulun yeniden
kurulmasý sorununu ve eski yazýkurulu grubunun bir parti kurumu
haline dönüþtürülmesini tartýþma ve karara baðlama konusunda
yeterli görülmüþ deðildir. Açýktýr ki, yeniden kurmanýn bir geniþletme
þeklinde olmasýný þahsen arzu edenler bile, kurulun eski yapýsýnýn
uyumlu olmadýðýný ve bir parti kurumu idealine karþýlýk vermedi-
ðini kabul ediyorlardý; çünkü aksi takdirde, kurulu geniþletmek
için ilkin altý üyeyi üçe indirmenin hiç bir anlamý olmazdý. Yineliyo-
rum, bu apaçýk ortadadýr. Ancak “muhterem zevatýn” sorunu geçi-
ci olarak karýþtýrmasý, bunun unutulmasýna neden olmuþtur.
Ýkincisi, yukarýya alýnan metinden anlaþýlacaðý üzere, mer-
kez yayýn organýndaki üç üyenin görüþ birliðinde olmasý bile, ken-
di baþýna, üçlüyü geniþletmek için yeterli deðildi. Bu nokta da her
zaman gözden kaçýrýlmýþtýr. Üye çaðýrma iþlerinde altý üyenin üçte-
ikisinin oyu, yani dört oy gerekliydi; [sayfa 139] böylece Merkez Yöne-
tim Kuruluna seçilmiþ üç üyenin yalnýzca vetolarýný kullanmalarý
yeterliydi, o zaman üçlünün geniþletilmesi olanaksýzlaþýrdý. Bunun
tersine, merkez yayýn organý yazýkurulunun üç üyesinden ikisi üye
çaðýrma iþlemine karþý dursaydý bile, Merkez Yönetim Kurulu üye-
lerinin üçü bu iþlemden yana çýkarsa, üye çaðýrmak yine mümkün
olurdu. Buradan açýkça anlaþýlacaðý üzere, niyet, eski bir grubu bir
parti kurumu haline dönüþtürmekte, karar sözünü, pratik çalýþ-
manýn kongrede seçilmiþ önderlerine tanýmaktý. Aþaðýyukarý hangi
yoldaþlarý düþündüðümüz, kongrede, kurul adýna bir açýklama yap-
manýn gerekebileceðini düþünerek, kongreden önce, yazýkurulu-
nun, yedinci üye olarak, yoldaþ Pavloviç’i oybirliðiyle seçmiþ olmasý
gerçeðinde görülebilir; Pavloviç yoldaþýn yanýsýra, Ýskra örgütünün
ve hazýrlýk komitesinin, sonradan Merkez Yönetim Kuruluna seçi-
len bir üyesi de yedinci üyelik için aday gösterilmiþti.
Görüldüðü gibi, iki üçlü seçimi planý, þu amaçlarla hazýrlan-

V. Ý. Lenin 117
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
mýþtý: 1° yazýkurulunu yeniden kurmak; 2° bir parti kurumunda ye-
ri olmayan eski grup anlayýþýndaki belli bazý öðelerden kurtulmak
(eðer kurtulunacak herhangi bir þey olmasaydý, bir baþlangýç üçlüsü
fikrinin hiç bir anlamý olmazdý!); ve son olarak 3° bir yazarlar gru-
bunun “teokratik” özelliklerinden kurtulmak (üçlüyü geniþletme
sorununu pratik çalýþmanýn önde gelen kiþilerinin kararlaþtýrmasýný
saðlayarak kurtulmak). Bütün yazýkurulu üyelerinin bildiði bu plan,
açýkça, üç yýllýk bir çalýþma deneyimine dayanmaktaydý ve bizim,
baþýndan beri sunduðumuz devrimci örgütlenme ilkeleriyle tam
uyuþum içindeydi. Ýskra’nýn arenaya girdiði daðýnýklýk döneminde
gruplar çoðunca rasgele ve kendiliðinden kurulmuþtu ve bu gru-
plar, ister-istemez grup anlayýþýnýn bazý zararlý belirtileriyle malül-
düler. Bir partinin yaratýlmasý bu özelliklerin ortadan kaldýrýlmasýný
öngörmekte, gerektirmekteydi. Önde gelen parti yetkililerinin bu
eleme [sayfa 140] iþine katýlmasý zorunluydu, çünkü yazýkurulunun
belli bazý üyeleri her zaman örgüt iþleriyle meþgul olmuþlardý; ve
parti kurumlarý arasýna girecek olan kurul, yalnýzca bir yazarlar
topluluðu deðil, siyasal önderler topluluðu olacaktý. Ýskra’nýn öte-
den beri izlediði siyaset açýsýndan da ilk üçlünün seçimini kong-
reye býrakmak çok doðaldý: Kongreyi hazýrlarken çok ihtiyatlý hare-
ket etmiþ, programa, taktiklere ve örgüte iliþkin tartýþmalý bütün il-
ke sorunlarý tamamen aydýnlýða çýkýncaya dek beklemiþtik; büyük
çoðunluðunun, bu temel sorunlarda bir bütünlük içinde duracaðýný
düþündüðümüz kongrenin iskracý bir kongre olacaðýndan
kuþkumuz yoktu (Ýskra’yý önder organ olarak tanýyan kararlar da
bir ölçüde bunu gösteriyordu); bu nedenledir ki biz, yeni parti ku-
rumu için en uygun adaylarýn kimler olacaðýna karar vermeyi, Ýsk-
ra’nýn fikirlerini yayma ve onun bir partiye dönüþmesini hazýrlama
iþinde en aðýr yükü yüklenen yoldaþlarýn kendilerine býrakmak zo-
rundaydýk. Þu planýn genel bir onayla karþýlanmasý ve herhangi bir
rakip plan bulunmamasý, yalnýzca “iki üçlü” planýn doðal bir þey
olmasý gerçeðiyle, yalnýzca Ýskra’nm tüm siyasetine ve çalýþmalar-
dan haberdar olan kiþilerin Ýskra hakkýnda bildikleri þeylere tama-
men uygun düþmesiyle açýklanabilir.
Ýþte böylece, yoldaþ Rusov, kongrede, her þeyden önce iki
üçlü seçimini önermiþtir. Bu planýn, haksýz oportünizm suçlamala-
rýyla baðlantýlý olduðunu bize yazýlý olarak bildiren Martov yandaþ-
larýnýn aklýna, altý ya da üç kiþilik bir yazýkurulu üzerindeki tartýþmayý,

118 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bu suçlamanýn doðru ya da yanlýþ olduðu konusuna indirgemek,
hiç bir zaman gelmemiþtir. Bir teki dahi bunu ima bile etmemiþtir.
Hiç biri, yazýkurulunun altý ya da üç kiþi olmasý konusundaki
tartýþmaya fikir ayrýlýklarýnýn neden olduðuna dair bir tek söz söyle-
meye kalkýþmamýþtýr. Onlar herkesçe bilinen, ucuz bir yöntem seç-
miþler, yani kendilerine acýndýrma, duygularýn yaralanmasý olasý-
lýðýndan sözetme, Ýskra’nýn merkez yayýn [sayfa 141] organý olarak
görevlendirilmesiyle yazýkurulu sorununun zaten çözümlenmiþ ol-
duðu izlenimini verme yolunu tutmuþlardýr. Yoldaþ Koltsov’un, Ru-
sov yoldaþa karþý öne sürdüðü bu sonuncu sav, büsbütün yanlýþtý.
Kongre gündeminde iki ayrý madde –kuþkusuz kazara deðil– yer
alýyordu (bkz: tutanaklar, s. 10): Madde 4- “Merkez yayýn organý”,
ve Madde 18- “Merkez Yönetim Kurulu ve merkez yayýn organý ya-
zýkurulu seçimi”. Bu bir. Ýkincisi, merkez yayýn organý atandýðý za-
man, bütün temsilciler kesin olarak, bunun, yazýkurulunun onaylan-
masý anlamýna gelmediðini” yalnýzca eðilimin onaylanmasý an-
lamýna geldiðini* belirttiler ve bu açýklamalara karþý tek bir protes-
toda bulunulmadý.
Görüldüðü gibi, belli bir organý onaylayarak kongrenin ger-
çekte yazýkurulunu onayladýðý þeklindeki ifade –azýnlýðýn yandaþ-
larýnca (Koltsov, s. 321, Posadovski, s. 321, Popov, s. 322 ve baþkalarý
tarafýndan) birçok kez yinelenen bu ifade– gerçekte düpedüz yan-
lýþtý. Bu, merkez organlarýnýn kuruluþunu henüz herkesin gerçek-
ten serinkanlýlýkla ele aldýðý bir sýrada tutulmuþ olan mevzilerden
geri çekilmeyi örtmek için kullanýlan pek açýk bir manevraydý. Bu
geri çekiliþ, ne ilke gerekçeleriyle (çünkü kongrede “haksýz opor-
tünizm suçlamalarý” iddiasýný ortaya atmak azýnlýðýn çok fazla zara-
rýna olduðundan bunu ima bile etmediler), ne de altý ya da üç üye-

* Bkz: Tutanaklar, s. 140, Akimov’un konuþmasý: “... Bana, merkez yayýn organý
seçimini, sonunda tartýþacaðýmýz söylendi”; Muravyov’un, “merkez yayýn organýnýn gele-
cekteki yazýkurulu sorunundan çok fazla etkilenen” Akimov’a karþý yaptýðý konuþma (s.
141); Pavloviç’in, merkez yayýn organýný atamak suretiyle, “Akimov’un böylesine fazla
ilgilendiði iþlemleri üzerinde yürüteceðimiz somut malzemeyi” elde ettiðimize ve Ýskra’nýn,
“parti kararlarý”ný kabul edeceðinden en ufak bir þekilde kuþku duyulamayacaðýna iliþkin
konuþmasý (s. 142); Trotski’nin konuþmasý: “Yazýkurulunu onaylýyor olmadýðýmýza göre,
Ýskra’da onayladýðýmýz þey nedir? ... Ad deðil, eðilim ... ad deðil, bayrak” (s. 142); Mar-
tinov’un konuþmasý: “... Birçok yoldaþ gibi ben de Ýskra’nýn, belli eðilimde bir gazete ola-
rak, merkez yayýn organýmýz olarak kabulünü tartýþýrken, bu noktada gazetenin yazýku-
rulunu onaylama ya da seçme yöntemini görüþmememiz gerektiði kanýsýndayým; bunu
daha sonra, gündemdeki yeri geldiði zaman tartýþacaðýz...” (s. 143).

V. Ý. Lenin 119
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
nin gerçekten daha etkin olduðunu ortaya [sayfa 142] koyacak olan,
olaylara dayalý veriler öne sürerek (çünkü bunlarýn yalnýzca öne
sürülmesi bile azýnlýða karþý bir yýðýn kanýt ortaya çýkarabilirdi) ha-
klý gösterilebilirdi. “Simetrik bütün”den, “uyumlu takým”dan, “si-
metrik ve bütünleþmiþ kristal tüm” den, vb. söz ederek, dolambaçlý
yoldan, iþin içinden sýyrýlmaya çalýþmak zorundaydýlar. Bu savlarýn
derhal gerçek adlarýyla “zavallý sözler” diye nitelenmesi (tutanak-
lar, s. 328) þaþýrtýcý deðildir. Üçlü planýnýn kendisi bir uyum” eksik-
liðinin varlýðýna açýkça tanýklýk ediyordu. Bir ayý aþkýn bir süre birlikte
çalýþmak, o süre içinde temsilcilere, kendi baþlarýna bir yargýya
varmalarýný saðlayacak malzeme yýðýný saðlamaya yetmiþti. Posa-
dovski yoldaþ bu malzemeyi (“sýnýrlý anlayýþ”tan söz ederken
“uyumsuzluk” sözcüðünü kullanarak kendi açýsýndan ihtiyatsýz ve
basiretsiz bir biçimde, tutanaklar, s. 321 ve 325) ima edince, Mu-
ravyov yoldaþ, sözünü sakýnmaksýzýn þöyle demiþti: “Bana göre,
böyle uyumsuzluklarýn* hiç kuþkusuz var olduðu, kongrenin çoðun-
luðu için gayet açýk-seçik ortadadýr” (tutanaklar, s. 321). Azýnlýk
(piyasaya Muravyov tarafýndan deðil, Posadovski tarafýndan sürü-
len) “uyumsuzluklar” sözcüðünü salt kiþisel anlamda yorumlamayý
yet tuttu, yoldaþ Muravyov’un meydan okuyuþuna karþýlýk verme,
altý kiþilik bir yazýkurulunu, hakettiði biçimde savunmak üzere tek
bir kanýt öne sürme cesaretini gösteremedi. Sonuç, kýsýrlýðý nede-
niyle gülünç olmanýn da ötesine geçen bir tartýþmaydý: çoðunluk
(yoldaþ Muravyov’un aðzýyla) altý ya da üç kiþi konusunun gerçek
anlamýnýn kendileri için oldukça açýk olduðunu belirtiyordu, ancak
azýnlýk dinlemeyi ýsrarla reddediyor ve [sayfa 143] “bunu inceleyecek
bir durumda olmadýðýmýzý” söylüyordu. Çoðunluk, kendisini, yalný-
zca bu noktayý inceleyecek durumda görmekle kalmamýþ, “ince-
lemiþ” ve bu inceleme sonuçlarýnýn kendisi için oldukça açýk oldu-
ðunu ilân etmiþti, azýnlýksa, anlaþýldýðýna göre, böyle bir inceleme-
den korkmuþ ve “zavallý sözler”in gerisine sýðýnmýþtý. Çoðunluk,
“bizim merkez yayýn organýmýzýn, bir yazarlar topluluðundan daha

* Posadovski yoldaþýn kafasýndaki “uyumsuzluklar”ýn ne olduðunu kongre hiç bir


zaman öðrenemedi. Yoldaþ Muravyov ise ayný oturumda, (tutanaklar, s. 322) onun kastettiði
anlamýn yanlýþ yorumlandýðýný ifade etti; tutanaklar onaylanýrken yaptýðý konuþmada da
“kongrede çeþitli noktalar üzerindeki tartýþmalarda ortaya çýkan uyumsuzluklardan,
maalesef, varlýðýný hiç kimsenin reddedemeyeceði, ilkelere iliþkiri uyumsuzluklardan söz
ettiðini” açýkladý (tutanaklar, s. 353).

120 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
fazla bir þey olduðunu akýlda tutmamýz” gerektiðini belirtiyordu.
Çoðunluk, “merkez yayýn organýnýn baþýnda belli kiþilerin, kongre-
ce bilinen kiþilerin, sözünü ettiðim özellikleri kendinde toplamýþ ki-
þilerin” (yani yalnýzca yazarlýk özellikleri deðil; yoldaþ Lange’nin
konuþmasý, tutanaklar, s. 327) “bulunmasýný istiyordu”. Azýnlýk bir
kez daha meydan okumaya kalkýþmadý kendi görüþünce, bir ya-
zarlar grubundan daha fazla bir þey olan bir kurul için kimin uygun
düþtüðüne, “kongrece bilinen”, “oldukça belli” kiþinin kim olduðu-
na dair tek söz bile söylemedi. Azýnlýk, o ünlü “uyum”un gerisine
sýðýnmaya devam etti. Bu kadar da deðil. Azýnlýk, tartýþmalarda, il-
ke yönünden kesinlikle yanlýþ olan savlar da öne sürdü; bu, yüz-
den de çok haklý olarak sert bir karþýlýk gördü. Anlamýyor musunuz,
“kongrenin, ne ahlaki, ne siyasal yönden, yazýkurulunu yeniden
biçimlendirmeye hakký yoktur” (Trotski, tutanaklar, s. 326); “bu
çok nazik [aynen böyle!] bir sorundur” (yine Trotski); “yeniden se-
çilemeyen yazýkurulu üyeleri, kongrenin, onlarý artýk yazýkurulun-
da görmek istemediði gerçeði karþýsýnda ne düþünecekler?” (Çaryov,
tutanaklar, s, 324.)*
Böylesi savlar, tüm sorunu, yalnýzca acýndýrma ve duygula-
rýn yaralanmýþlýðý düzeyine indirgemekteydi; gerçek ilke savlarý ve
gerçek siyasal savlar açýsýndan da iflasýn [sayfa 144] düpedüz kabul
edilmesi demek oluyordu. Çoðunluk, derhal, bu davranýþa gerçek
adýný verdi: darkafalýlýk (yoldaþ Rusov). Gayet yerinde bir ifadeyle,
yoldaþ Rusov þöyle diyordu: “Devrimcilerin dudaðýndan garip ko-
nuþmalar, parti ahlaký ve parti çalýþmasýyla açýktan açýða uyuþma-
yan, konuþmalar iþitiyoruz. Üçlüler seçimine karþý çýkanlarýn da-
yandýðý baþlýca sav, parti iþlerini salt darkafalý bir görüþle ele alýyor
[bütün italikler benim]. ... Eðer, bir parti görüþü olmayan, ama
darkafalý bir görüþ olan bu görüþü benimsersek, her seçimde þöyle
düþünmek zorunda olacaðýz: Petrov deðil de Ývanov seçilirse, Pet-
rov gücenmez mi, eðer hazýrlýk komitesinin filan üyesi deðil de fa-
lan üyesi seçilirse o filanca gücenir mi? Bu bizi nereye götürür yol-
daþlar? Eðer burada bir parti yaratmak amacýyla biraraya geldiy-
sek, eðer karþýlýklý övgülere ve darkafalý duygulara teslim olmaya-

* Posadovski yoldaþýn þu konuþmasýyla karþýlaþtýrýnýz: “... Eski yazýkurulunun altý


üyesinden üçünü seçerek, geri kalan üç kiþinin gereksiz ve fazla olduðunu söylemiþ
olursunuz. Böyle yapmaya ne hakkýnýz, ne de herhangi bir neden vardýr.”

V. Ý. Lenin 121
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
caksak, o zaman böyle bir görüþü hiç bir biçimde kabul edemeyiz.
Görevlileri seçmek üzereyiz; seçilmemiþ bir kiþiye güvensizlik söz-
konusu deðildir; bizim gözönünde bulunduracaðýmýz tek þey, göre-
vin gerekleri ve seçilecek kiþinin, seçileceði yere uygunluðu olma-
lýdýr.” (Tutanaklar, s. 325.)
Partideki bölünmenin nedenlerini tarafsýz biçimde araþtýr-
mak ve bu bölünmenin kongredeki köklerine inmek isteyen her-
kese yoldaþ Rusov’un bu konuþmasýný tekrar tekrar okumalarýný
salýk veririz; azýnlýk onun kanýtlarýný çürütmek þöyle dursun, itiraz
bile etmemiþtir.
Gerçekten de, Rusov yoldaþýn gayet yerinde bir açýklamasýy-
la, yalnýzca “sinirli bir heyecan”ýn unutturduðu böylesine basit ve
temel doðrulara itiraz edilemez. Böyle bir açýklama, gerçekte, dar-
kafalý bir grup anlayýþýna kapýlanarak parti anlayýþýndan uzaklaþan
azýnlýk için en az kötüleyici bir açýklamadýr.* [sayfa 145]

* Martov yoldaþ, Sýkýyönetim’inde, bu sorunu da, deðindiði bütün öteki sorunlarý ele
aldýðý biçimde deðerlendiriyor. Martov, tartýþmayý tam olarak ortaya koyma zahmetine
katlanmýyor; bu tartýþmada ortaya çýkan tek ilke sorununu çok alçakgönüllü bir tutumla
atlýyor. O ilke sorunu þudur: darkafalý duygusallýk mý, yoksa görevlilerin seçimi mi? Parti
anlayýþý mý yoksa Ývan Ývanoviç’lerin yaralanmýþ duygularý mý? Yoldaþ Martov burada da,
olup bitenleri parça bölük aktarmakla yetiniyor ve benim hesabýma, sövgünün her
türlüsünü ekliyor. Bu yetmez Martov yoldaþ!
Martov yoldaþ, beni, özellikle Akselrod, Zasuliç ve Starover yoldaþlarýn kongrede
neden seçilmedikleri sorusuyla sýkýþtýrýyor. Takýndýðý darkafalý tutum, bu sorunun ne kadar
yersiz olduðunu görmekten onu alakoymaktadýr (neden yazýkurulundaki arkadaþý yoldaþ
Plehanov’a sormuyor?). Azýnlýðýn kongrede altý kiþilik bir yazýkurulu sorunundaki davranýþýný
“taktikten yoksun” sayýþýmla, konunun bütün parti tarafýndan bilinmesini isteyiþim arasýnda
Martov yoldaþ bir çeliþki olduðu kanýsýnda. Yoldaþ Martov, tüm sorunu, parça bölük deðil
de her yönüyle ele alma zahmetine katlansaydý, burada bir çeliþki olmadýðýný o da kolayca
görebilirdi. Sorunu darkafalý bir grup anlayýþýyla ele almak ve yaralanmýþ duygulardan söz
etmek, acýndýrmaya çalýþmak taktikten yoksundu; konunun bütün parti tarafýndan
bilinmesine gelince, üç kiþilik bir Yazýkuruluna bakýþla altý kiþilik bir yazýkurulunun yararlý
olup olmadýðýnýn, o kurula seçilecek kiþilerin ve çeþitli görüþlerin, gerçeklere dayalý bir
deðerlendirmeden geçirilmesi parti çýkarlarýnýn gereðiydi. Azýnlýk bu noktalardan hiç biri
üzerinde kongrede en ufak bir imada dahi bulunmadý.
Yoldaþ Martov, tutanaklarý dikkatlice inceleseydi, temsilcilerin konuþmalarýnda, altý
kiþilik bir yazýkuruluna karþý bir dizi kanýt bulabilirdi. Ýþte bu konuþmalardan bir seçme:
Birincisi, deðiþik ilke anlayýþlarý anlamýnda uyumsuzluklar, altý kiþilik eski kurulda açýk-
seçik görülüyordu. Ýkincisi, yazýiþleri çalýþmalarýnýn teknik yönden sadeleþtirilmesi
arzulanan bir þeydi. Üçüncüsü, çalýþmanýn selameti, darkafalý duygusallýktan önce gelmek-
teydi, seçilen kiþilerin o yere uygunluðu ancak seçimle saðlanabilirdi. Dördüncüsü,
kongrenin seçme hakký sýnýrlanamazdý. Beþincisi, partinin, merkez yayýn organýnda artýk,
salt bir yazarlar grubu olmaktan öteye geçen bir gruba gereksinmesi vardý, merkez yayýn
organýnýn gerek duyduðu þey yalnýzca yazarlar deðil, ama yöneticilerdi. Altýncýsý, merkez

122 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ama azýnlýk, seçimlere karþý anlamlý, ciddi kanýtlar bulmak-
ta öylesine yetersizdi ki, partiye darkafalý bir grup anlayýþý getirme-
lerinin yanýsýra, açýktan açýða skandal türünden davranýþlara girdiler.
Gerçekten de Muravyov yoldaþa “nazik görevler yüklenmemesini”
salýk veren Popov yoldaþýn davranýþýna (tutanaklar, s. 322) baþka
ne ad verebiliriz? Yoldaþ Sorokin’in doðruca belirttiði gibi (tutanak-
lar, s.328), bu, “iþi kiþiliðe dökmek” ten baþka bir þey midir? [sayfa
146] Bu, siyasal kanýtlardan yoksun bir tutum takýnarak, “kiþiler”
üzerinde spekülasyon yapmaktan baþka bir þey midir? Yoldaþ Soro-
kin, “böyle tutumlarý her zaman kýnadýk” derken haklý mýydý, hak-
sýz mýydý? “Yoldaþ Deutsch’un, kendisiyle ayný görüþü paylaþmayan
yoldaþlarý, üzerine basa basa, sergilemeye kalkýþmasý hoþgörülebilir
miydi?”* (Tutanaklar, s. 328.)
Yazýkuruluna iliþkin tartýþmalarý özetleyelim. Bir üçlü seçim
planýný, kongrenin hemen baþýnda ve kongreden önce temsilcile-
rin bildiðine ve bu planýn, kongredeki tartýþmalarla ve olaylarla hiç
bir iliþkisi olmayan düþüncelere ve gerçeklere dayandýðý yolunda
çoðunluðun birçok kez öne sürdüðü açýklamalarý azýnlýk çürütme-
di (çürütmeye çalýþmadý bile). Altý kiþilik bir yazýkurulunu savunur-
ken azýnlýk, ilke bakýmýndan yanlýþ ve hoþgörüyle karþýlanamaz
bir tutum, darkafalý düþüncelere dayalý bir tutum takýndý. Azýnlýk,
görevlilerin seçimi sorununa yaklaþýmýnda, herbir aday hakkýnda

yayýn organýnda belli kiþiler, kongre tarafýndan bilinen kiþiler bulunmalýydý. Yedincisi, altý
kiþilik bir yazýkurulu çoðu zaman etkin olamýyordu, kurul görevlerini yerine getirebilmiþse,
bu anormal yapýsý nedeniyle deðil, ona karþýn olabilmiþti. Sekizincisi bir gazetenin yönetimi
(bir grubun deðil) partinin iþiydi, vb.. Eðer Martov yoldaþ, bu kiþilerin seçilmeyiþ neden-
leriyle çok ilgileniyorsa, bütün bu düþüncelerin herbirinin anlamýna nüfuz etsin ve bir
tekini olsun yalanlayabilsin.
* Yoldaþ Sorokin, bu ayný oturumda, yoldaþ Deutsch’un sözlerini böyle anladý (tu-
tanaklar, s. 324’le karþýlaþtýrýnýz - “Orlov’la þiddetli bir atýþma”). Yoldaþ Deutsch, “böyle
bir þey” söylemediðini açýkladý (tutanaklar,’s. 351), ama hemen hemen ayný anda, “buna”
çok yakýn bir þey söylediðini itiraf etti. “Ben ‘kim cüret eder’ demedim” diye açýkladý
yoldaþ Deutsch, “Söylediðim þudur: “Üçlü bir yazýkurulu seçmek gibi caniyane [aynen
böyle!] bir önergeyi desteklemeye cüret edebilecek [aynen böyle! - Yoldaþ Deutsch
kýzartma tavasýndan ateþe düþtü!] kiþjleri görmeyi çok isterdim’.” (Tutanaklar, s. 351.)
Yoldaþ Deutsch, Sorokin yoldaþýn sözlerini çürütmedi, doðruladý; “Burada her þey birbirine
karýþtýlýyor” (yani azýnlýðýn altý kiþilik bir yazýkurulundan yana savlarýnda) diyen Yoldaþ
Sorokin’in sitemindeki gerçeði doðruladý. Yoldaþ Deutsch, yoldaþ Sorokin’in, “bizler parti
üyesiyiz, bize özellikle siyasal düþünceler rehberlik etmelidir” þeklindeki temel bir gerçeði
dile getiren uyarýsýnýn ne kadar yerinde olduðunu doðruladý. Seçimlerin caniyane olduðu
yaygarasýný koparmak, yalnýzca darkafalýlýða saplanmak deðildir, ama ayný zamanda
skandal türünden yollara girmektir.

V. Ý. Lenin 123
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ve o adayýn sözkonusu görevler için uygun olup olmadýðýna dair
hiç bir deðerlendirme giriþiminde bile bulunmaksýzýn, partili oldu-
ðunu bütün bütün unuttuðunu gösterdi. Azýnlýk, sorunu hakettiði
biçimde tartýþmaktan kaçýndý, [sayfa 147] onun yerine, sanki “biri , bo-
ðazlanýyormuþ” gibi “gözyaþý dökerek” ve “merhamet dilenerek”
(Lange’nin konuþmasý, tutanaklar, s. 327) ünlü uyuþumdan sözetti.
“Heyecanlý sinirlilik” hali içinde (tutanaklar, s. 325) azýnlýk “iþi kiþiliðe
dökmeye”, seçimlerin “caniyane” olduðunu haykýrmaya ve benze-
ri hoþgörülemez tutumlara vardýrdý.
Kongremizin 30’uncu oturumunda, yazýkurulu kadrosu üç
kiþi mi olsun, altý kiþi mi olsun konusunda verilen savaþ darkafalýlý-
kla parti ruhu arasýnda, siyasal düþüncelerle “þahsiyatýn” en kötüsü
arasýnda, zavallýca sözlerle devrimci görev arasýnda verilen bir
savaþtý.
Ve 31’inci oturumda, kongre, üç çekimserle onyediye karþýlýk
on-dokuz oy çoðunluðuyla, eski yazýkurulunu bir bütün olarak onay-
lamayý reddettiði (tutanaklar, s. 330’a ve düzeltme cetveline baký-
nýz) ve eski yazýkurulu salona döndüðü zaman, Martov yoldaþ, “es-
ki yazýkurulunun çoðunluðu adýna yaptýðý açýklamada” (tutanak-
lar, s. 330-331) siyasal tutum ve siyasal anlayýþtaki bu ayný yalpalayýþý
ve istikrarsýzlýðý daha da büyük ölçüde gösterdi. Bu ortak açýkla-
manýn her noktasýný ve benim yanýtýmý daha ayrýntýlý olarak ince-
leyelim (tutanaklar, s. 332-333).
Eski yazýkurulu onaylanmadýðý zaman yoldaþ Martov “þu an-
dan itibaren” dedi, “eski Ýskra artýk mevcut deðildir; onun adýný
deðiþtirmek daha tutarlý olur. Ýlk oturumlardan birinde Ýskra’ya veri-
len güven oyunun, kongrenin bu yeni kararýnda esaslý ölçüde da-
raltýldýðýný görüyoruz.”
Yoldaþ Martov ve arkadaþlarý böylece, gerçekten ilginç ve
birçok bakýmdan öðretici bir siyasal tutarlýlýk sorunu ortaya atmýþ
oluyorlardý. Ýskra onaylanýrken herkesin ne söylediðine deðinerek,
bunu daha önce yanýtlamýþtým (tutanaklar, s. 349, yukarda s. 82 ile
karþýlaþtýrýnýz*). Burada karþýkarþýya olduðumuz þey, su götürmez
biçimde, siyasal tutarsýzlýðýn [sayfa 148] çarpýcý bir örneðidir; ama bu
tutarsýzlýk, kongrenin çoðunluk kanadýnda mýdýr, yoksa eski yazý-
kurulunun çoðunluk kanadýnda mýdýr, bunu, okurun yargýsýna bý-

* Bu kitabýn 141-142. sayfalarýna bakýnýz.-ç.

124 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
rakýyoruz. Bundan baþka, Martov yoldaþla arkadaþlarýnýn, gayet ye-
rinde olarak su yüzüne çýkardýðý iki sorun daha vardýr ki, bunlar
hakkýnda karar vermeyi de okura býrakýyoruz: 1° Merkez yayýn
organýnýn yazýkurulunda görevlendirileceklerin seçimine iliþkin kon-
gre kararýnda, “Ýskra’ya verilmiþ güven oyunun daraltýldýðý”ný
keþfetme arzusu, bir partili davranýþýnýn mý, yoksa darkafalý bir
hizip davranýþýnýn mý varlýðýný ortaya koyar? 2° Eski “Ýskra”nýn varlý-
ðý gerçekte ne zaman sona ermiþtir – 46’nci sayýdan itibaren, içi-
mizden iki kiþi, Plehanov ve ben, gazeteyi yönetmeye baþladýðýmýz
zaman mý, yoksa 53’üncü sayýdan itibaren, eski yazýkurulunun ço-
ðunluðu gazetenin yönetimini ele aldýðý zaman mý? Bu sorulardan
birincisi çok ilginç bir ilke sorunuysa, ikincisi de çok ilginç bir ger-
çek ne sorunudur (question of fact).
Yoldaþ Martov þöyle devam etti: “Üç kiþilik bir yazýkurulu
seçmeye karar verildiðine göre, kendi adýma ve öteki üç yoldaþ
adýna açýklamak zorundayým ki, biz hiç birimiz bu yeni yazýkuru-
lunda yeralmayacaðýz. Kendi adýma þunu eklemeliyim: Eðer bazý
yoldaþlarýn, bu ‘üçlü’ için hazýrladýklarý listeye benim adýmý da koy-
mak istedikleri doðruysa, bunu, hiç bir biçimde haketmediðim bir
hakaret saydýðýmý söylemeliyim [aynen böyle!]. Bunu, yazýkurulu-
nun deðiþtirilmesinin kararlaþtýrýldýðý koþullar nedeniyle, böyle
söylüyorum. Bu karar, bazý ‘sürtüþmeler’* olduðu, eski yazýkurulu-
nun [sayfa 149] etkinliðini yitirdiði gerekçesiyle alýnmýþtýr: Dahasý var,
kongre, bu sürtüþme hakkýnda eski yazýkurulunu sorguya çekmek-
sizin ya da yazýkurulunun etkinliðini yitirip yitirmediðini inceleyip
bir rapor vermek üzere bir komisyonu görevlendirmeksizin, belli
çizgiler doðrultusunda kararlaþtýrmýþtýr. [Ne gariptir ki, azýnlýðýn her-
hangi bir mensubu, kongreye “yazýkurulunun sorguya çekilmesi”ni

** Martov yoldaþ, herhalde, bu ifadeyle Posadovski yoldaþýn “uyumsuzluklar” sözünü


ima ediyordu. Bir kez daha belirtiyorum, yoldaþ Posadovski bu sözle neyi kastettiðini
kongreye hiç bir zaman anlatmadý; buna karþýlýk, ayný sözü kullanmýþ olan yoldaþ Mu-
ravyov, kongre görüþmelerinin ortaya çýkardýðý ilke uyuþmazlýklarýný kastettiðini söyledi.
Okurlar anýmsayacaklardýr, yazýkurulunun dört üyesinin (Plehanov, Martov, Akselrod ve
ben) katýldýðý tek gerçek ilke tartýþmasý tüzüðün birinci Maddesiyle ilgiliydi; ve Martov ve
Starover yoldaþlar, yazýkurulunu “deðiþtirilmesi”ni savunan savlardan birinin “haksýz opor-
tünizm suçlamasý” olduðundan, yazýlý olarak yakýnmýþlardý. Bu mektupta yoldaþ Martov
yazýkurulunun deðiþtirilmesiyle “oportünizm” arasýnda açýk bir baðlantý keþfetmiþti; ancak
kongrede, yalnýzca “bir tür sürtüþme” imasýnda, o da çok kapalý olarak deðinmekle yetindi.
“Haksýz oportünizm suçlamasý” çoktan unutulmuþtu!

V. Ý. Lenin 125
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ya da bir komisyon kurulmasýný önermeyi hiç mi hiç düþünmedi!
Acaba bu, Ýskra örgütündeki bölünmeden ve yoldaþ Martov’la Star-
over’in sözünü ettiði baþarýsýz pazarlýktan sonra, böyle bir þey yarar-
sýz olacaðý için deðil miydi?] Bu koþullar altýnda, bazý yoldaþlarýn,
bu yolda yeniden düzenlenmiþ bir yazýkurulunda benim yer alma-
yý kabul edebileceðimi düþünmelerini siyasal ünüme leke saya-
rým......*
Þamatadan baþka bir sözcükle nitelenemeyecek olan bu
sözleri kongreden bu yana pýtrak gibi çiçeklenmekte olan þeyin
baþlangýcýna okurlarý götürebilmek, onlara bir örnek verebilmek
için bile bile tam metin olarak aldým. Bu þamata sözcüðünü daha
önce “Ýskra” Yazýkuruluna Mektup’da kullanmýþtým; yazýkurulu üye-
leri her ne kadar bu sözden rahatsýzlýk duyuyorlarsa da, ben ayný
sözü yineleme gereðini duyuyorum, çünkü bu sözcüðün doðru-
luðu su götürmez. [sayfa 150] Þamatanýn bazý “kirli saikler”e dayandý-
ðýný (yeni Ýskra yazýkurulunun yaptýðý gibi) düþünmek hatadýr: bizim
sürgünler topluluðumuzu ve siyasal göçmenlerimizi bilen herhan-
gibir devrimci, “sinir bozukluklarý” ve anormal, durgun yaþam koþul-
larý nedeniyle, en saçma suçlamalarýn, kuþkularýn, kendi kendini
suçlamalarýn, kiþilerle uðraþmalarýn ortaya döküldüðü, üzerinde
ýsrarla yazýlýp çizildiði düzinelerle þamataya tanýklýk edecektir. Bu
çekiþmelerin, bu þamatalarýn görünüþü ne kadar kirli olsa da ma-
kul hiç bir kiþi onlarýn altýnda kirli saikler aramaya gerek görmez.
Yoldaþ Martov’un konuþmasýndan yukarýya aldýðýmýz bölümde görü-
len arapsaçýna dönmüþ saçmalýklarý, kiþilerle uðraþmalarý, hayali
ürküntüleri, uydurma aþaðýlamalarý ve lekelemeyi ancak böyle bir
“sinir bozukluðu”na baðlayabiliriz. Durgun yaþam koþullarý, ara-

* Yoldaþ Martov ayrýca þunu ekledi: “Riyazanov böyle bir rolü kabul edebilir, ama,
sanýrým, çalýþmalarýndan bildiðiniz Martov, bunu kabul edemez.” Bu, Riyazanov’a kiþisel
bir saldýrý olduðu ölçüde, Martov sözünü geri aldý. Bu saldýrý, Riyazanov’un kiþisel nite-
liklerinden (bu niteliklere burada deðinmenin yeri yok) ötürü deðil, Borba grubunun
siyasal görünüþünden, siyasal yanýlgýlarýndan ötürüydü. Yoldaþ Martov, gerçek ya da var-
sayýlan kiþisel hakaretleri geri almakta ustadýr, ama bu, partiye ders olmasý gereken siya-
sal yanýlgýlarý unutmamýza yol açmamalýdýr. Borba grubu, kongremizde, “örgüt kaosu”na,
“herhangi bir ilke düþüncesinin haklý gösteremeyeceði daðýnýklýða” (Yoldaþ Martov'un
konuþmasý, tutanaklar, s. 38) neden olmakla suçlanmýþtý. Böylesi siyasal bir davranýþ, yal-
nýzca parti kongresinden önce, genel kaos döneminde, küçük bir grup içinde görüldüðü
zaman deðil, ama ayný zamanda, parti kongresinden sonra, kaosun ortadan kaldýrýldýðý
bir dönemde, “Ýskra yazýkurulunun çoðunluðunun ve Emeðin Kurtuluþu Grubunun”
saplandýðý bir þey olduðu zaman da gerçekten kýnanmayý hakeder.

126 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
mýzda belki yüzüncü kez, böyle kavgalar yaratýyor. Eðer bir siyasal
parti, hastalýða doðru ad koymak, hastalýðý doðru teþhis etmek ve
tedavi çaresini aramak cesaretini gösteremiyorsa, o, saygýya deðer
bir parti olamaz.
Bu arapsaçýndan çýkarýlabilecek, ilkeye iliþkin þey, kaçýnýl-
maz olarak, “seçimlerin, siyasal ünlere leke sürmekle hiç bir ilgisi
olmadýðý”dýr; “kongrenin yeni seçimler yapma, þu ya da bu türden
atamalara giriþme ve yetkili kurullarýnýn yapýsýný deðiþtirme hakký-
ný yadsýmak”, konuyu baþka þeylerle bulandýrmaktýr; “yoldaþ Mar-
tov’un, eski yazýkurulunun yalnýzca bir bölümünü seçmeye izin ve-
rilip verilemeyeceðine iliþkin görüþleri (kongrede de belirttiðim gibi
tutanaklar, s. 332)* siyasal düþünceleri ayrý ölçüde birbirine karýþ-
týrmaktan, bulandýrmaktan baþka bir þey deðildir.
Üçlü planý kimin ortaya attýðýna dair yoldaþ Martov’un [sayfa
151] öne sürdüðü “kiþisel” ifadeleri bir yana koyup, eski yazýkurulu-
nun onaylanmayýþýný onun “siyasal” yönden nasýl deðerlendirdiði-
ne geçeceðim: “... Þimdi olup-bitenler, kongrenin ikinci yarýsýnda
ortaya çýkan savaþýmýn son perdesidir. [Oldukça doðru! Kongrenin
bu ikinci yarýsý, tüzüðün birinci maddesi üzerindeki tartýþmalarda
Martov, yoldaþ Akimov’un kuvvetli pençesine düþtüðü zaman baþ-
lamýþtýr.] Herkes biliyor ki, bu reformda sözkonusu olan þey, eski
yazýkurulunun ‘etkinliði’ sorunu deðil., ama Merkez Yönetim Kuru-
lunda etkinliði ele geçirme savaþýmýdýr. [Birincisi, herkes biliyor ki,
sorun, Merkez Yönetim Kurulunun kuruluþundaki ayrýlýk olduðu
kadar, kurulun etkinliði sorunu idi; çünkü “reform” planý, henüz
ayrýlýðýn ortada olmadýðý ve yoldaþ Pavloviç’in yedinci üye olarak
yazýkuruluna seçilmesinde Martov yoldaþýn bize katýldýðý tarihte
önerilmiþti. Ýkincisi, daha önce, belgeye dayalý kanýtlarla gösterdið-
imiz gibi, sorun, Merkez Yönetim Kurulunun hangi kiþilerden
oluþacaðý sorunuydu; bu sorun a la fin des fins** gelip farklý liste-
lere dayanmýþtý: Glebov-Travinski-Popov listesi mi, yoksa Glebov-
Trotski-Popov listesi mi.] Yazýkurulunun çoðunluðu, Merkez Yöne-
tim Kurulunun, yazýkurulunun bir aleti haline dönüþtürülmesini
istemediðini gösterdi. [Bu, Akimov’un nakaratýdýr: Her parti kon-
gresinde çoðunluðun, uðrunda savaþtýðý etkinliði ele geçirme soru-

* Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 505-506. -Ed.


** En sonunda.- ç.

V. Ý. Lenin 127
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
nu, çoðunluðun yardýmýyla merkez kurullarýnda etkinliði saðlama
baðlama sorunu, daha sonra yoldaþ Martov’un da öne sürdüðü
gibi, yazýkurulunun “aleti” olmak gibi, yazýkurulunun “basit bir ek-
lentisi” olmak gibi oportünist hakaretlere dönüþtürülmüþtür (tu-
tanaklar s. 334).] Yazýkurulunun üye sayýsýný azaltmaya gerek görül-
mesinin nedeni budur [!!]. Ben iþte bu nedenle, böyle bir yazýku-
ruluna katýlamam. [Þu “iþte bu nedenle”yi biraz daha dikkatle in-
celeyelim. Yazýkurulu, [sayfa 152] Merkez Yönetim Kurulunu bir eklen-
tiye, bir alete nasýl dönüþtürebilirdi? Bunu ancak, konseyde üç oya
sahip olsaydý ve üstünlüðünü kötüye kullansaydý yapabilirdi. Bu
açýk deðil mi? Ve yoldaþ Martov’un üçüncü üye olarak seçildiði za-
man, böyle bir kötüye kullanmayý her zaman önleyebileceði ve
yalnýzca kendi oyuyla, yazýkurulunun konseydeki bütün üstünlüðü-
nü yýkabileceði de ayný þekilde açýk deðil mi? Görülüyor ki, bütün
iþ gelip, Merkez Yönetim Kurulunun kimlerden kurulacaðý sorunu-
na dayanýyor; bir bakýþta görülüyor ki, aletten, eklenti olmaktan
söz etmek yalnýzca iftiradýr. Eski yazýkurulunun çoðunluðuyla bir-
likte, kongrenin partide ‘sýkýyönetime’ son vereceðini ve durumu
normale getireceðini düþündüm. Ama gerçekte sýkýyönetim, belli
bazý gruplara karþý uygulanan olaðanüstü hal yasalarýyla sürüp gi-
diyor, hatta daha da þiddetlenmiþtir. Tüzükte yazýkuruluna verilen
haklarýn, partinin zararýna kullanýlmamasýný, ancak eski yazýkurulu
bir bütün olarak kalýrsa güven altýna alabiliriz. ... ”
Ýþte yoldaþ Martov’un þanlý “sýkýyönetim” narasýný ilk kez
ortaya attýðý konuþmasýndaki tüm bölüm bu. Þimdi de benim ona
yanýtýmý görelim.
“... Ne var ki, iki üçlü planýnýn özel niteliði konusunda Mar-
tov’un söylediklerini düzeltirken, eski yazýkurulunu onaylamamak
suretiyle attýðýmýz adýmýn ‘siyasal önemine ve anlamýna’ iliþkin ifa-
desini yadsýmak niyetinde deðilim. Tam tersine, bu adýmýn büyük
bir siyasal önemi ve anlamý olduðunda yoldaþ Martov’la tamamen
ve açýktan görüþ birliðindeyim. Ama bu anlam ve önem, Martov’un
anladýðý türden deðildir. Martov, bunun, Rusya’daki Merkez Yöne-
tim Kurulunda etkinliði ele geçirme savaþýmýnda bir giriþim oldu-
ðunu söylemiþti. Ben Martov’ dan da ileri gidiyorum. Þimdiye dek
ayrý bir grup olan Ýskra’nýn bütün giriþimleri, etkinliði elde etme sa-
vaþýmýydý; þimdi ise bu daha da fazla bir þeydir, yalnýzca etkinliði
ele geçirme savaþýmý deðildir, o etkinliðin örgütsel olarak pekiþ-

128 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tirilmesidir. [sayfa 153] Bu noktada yoldaþ Martov’la benim siyasal
bakýmdan, ne kadar derin ölçüde ayrýldýðýmýz þu gerçekte pek
açýk görünüyor: onun, beni Merkez Yönetim Kurulunda etkinliði
ele geçirmeye çalýþma arzusunu taþýmakla suçlamasýna karþýlýk,
ben bu etkiyi örgütsel yollardan pekiþtirmeye çalýþmýþ olmamý ve
hala da çalýþmamý þeref sayýyorum. Anlaþýldýðýna göre, deðiþik dil-
ler konuþuyoruz! Eðer tüm çalýþmalarýmýz, tüm çabalarýmýz eski,
ayný etkin olma savaþýmýnda bitseydi, o etkinliðin tüm olarak ele
geçirilmesini ve pekiþtirilmesini saðlamasaydý, bütün o çalýþmalarýn,
çabalarýn ne anlamý kalýrdý? Evet, yoldaþ Martov kesinlikle haklýdýr:
attýðýmýz adým, hiç kuþkusuz, büyük siyasal bir adýmdýr; eðilimler-
den, bundan böyle izlenecek olanýnýn, partimizin gelecekteki
çalýþmalarý için seçilmiþ olduðunu göstermektedir. Ben, ‘Partide
sýkýyönetim’ gibi, ‘belli bazý kiþilere ve gruplara karþý olaðanüstü
hal yasalarý gibi dehþetli sözlerden asla korkmam. Ýstikrarsýz ve
yalpalayan öðelere karþý bir ‘sýkýyönetim’ yaratabilmeliyiz, yarat-
malýyýz; parti tüzüðümüzün tümü, kongre tarafýndan onaylanan
merkeziyetçilik sisteminin tümü, siyasal muðlaklýðýn türlü kaynaðý-
na karþý bir ‘sýkýyönetim’den baþka bir þey deðildir. Muðlaklýða kar-
þý gereksinilen önlemler, isterseniz olaðanüstü hal’ yasalarý deyiniz,
özel yasalar, kurallardýr. Kongrenin attýðý adým böyle önlemler ve
yasalar için saðlam bir temel yaratarak, izlenecek siyasal yönü
doðruca göstermiþtir.”*
Konuþmamýn bu parçasýnda, yoldaþ Martov’un kendi “Sýký-
yönetim”inde (s. 16) atladýðý tümcemi italik harflerle gösterdim.
Martov’un bu tümceyi sevmemesinde ve o tümcenin açýk anla-
mýný kavrama yolunu seçmemesinde þaþýlacak bir þey yoktur.
“Dehþetli sözler” deyimi neyi ifade ediyor yoldaþ Martov?
[sayfa 154]
Bu deyim, bir alayý ifade ediyor, küçük þeylere büyük adlar
verenlerle, basit bir sorunu gösteriþçi laf cambazlýðýyla bulandýran-
larla alayý ifade ediyor. Yoldaþ Martov’un “sinirlerini bozan” tek kü-
çük ve basit gerçek, merkez kurullarýnýn hangi kiþilerden kurulacaðý
konusunda kongrede tattýðý yenilgiden baþka bir þey deðildir. Bu
basit gerçeðin siyasal anlam ve önemi þuydu: parti kongresinin ço-
ðunluðu, kazandýðý için, parti önderliðinde kendi çoðunluðunu

* Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 6, s. 507-508. -Ed.

V. Ý. Lenin 129
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
gerçekleþtirerek ve yalpalama, istikrarsýzlýk ve muðlaklýk * olarak
gördüðü þeye karþý, tüzüðün yardýmýyla savaþým için bir örgüt temeli
yaratarak etkinliðini saðlamlaþtýrmýþtý. Bunu, dehþet içinde, bir “et-
kin olma savaþýmý”ndan sözetmek ve “sýkýyönetim”den yakýnmak
için fýrsat bilmek, gösteriþçi laf cambazlýðýndan, dehþetli sözler
kullanmaktan baþka bir þey deðildir.
Yoldaþ Martov bu görüþe katýlmýyor mu? Þu halde belki de,
çoðunluðun kazandýðý etkinliði saðlama baðlamak için, 1° merkez
kurullarýna çoðunluðunu güven altýna alarak ve 2° yalpalamaya,
istikrarsýzlýða ve muðlaklýða karþý hareket etmek üzere çoðunluða
gerekli yetkileri vererek yoluna devam etmeyeceði bir parti kon-
gresinin var olduðunu ya da genel olarak böyle bir kongrenin
düþünülebileceðini bize kanýtlamaya çalýþacaktýr.
Seçimlerden önce, kongremiz, gerek merkez yayýn orga-
nýnda, gerek Merkez Yönetim Kurulunda oylarýn üçtebirini parti
çoðunluðuna ya da azýnlýðýna vermeyi kararlaþtýrmak durumun-
daydý. Altý kiþilik bir yazýkurulu ve yoldaþ Martov’un listesi, oylarýn
üçte-birinin bize, üçte-ikisinin [sayfa 155] ise, onun yandaþlarýna çev-
rilmesi demek oluyordu. Yoldaþ Martov bizimle uyuþmayý ya da
bize boyuneðmeyi reddetti ve yazýlý olarak bizi, kongrede bir savaþa
çaðýrdý. Kongrede yenilince de Martov sýzlanmaya ve “sýkýyöne-
tim”den yakýnmaya baþladý! Peki, bu þamata koparmak deðil mi-
dir? Bu aydýn hafifliðinin yeni bir ifadesi deðil midir?
Bununla ilgili olarak, insan, Karl Kautsky’nin, bu tür kiþileri,
toplumsal ve psikolojik açýdan nasýl parlak bir biçimde tanýmladý-
ðýný anýmsamadan edemiyor. Çeþitli ülkelerin sosyal-demokrat par-
tileri, benzer hastalýklarýn acýsýný, þimdilerde hiç de seyrek duy-
muyor. Bu hastalýklarýn doðru teþhisini ve doðru tedavisini, daha
deneyimli yoldaþlardan öðrenmek, bizim için çok yararlýdýr. Bu
yüzden, Karl Kautsky’nin, bazý aydýnlarý tanýmlayýþý, konumuzun
dýþýnda görülmemelidir:
“Bugün bizi yakýndan ilgilendiren sorun ... aydýnlar

* Ýskracý azýnlýðýn yalpalayýþý, istikrarsýzlýðý ve muðlaklýðý kongrede nasýl ifade edilmiþti?


Birincisi, tüzüðün birinci maddesi üzerindeki oportünist laf cambazlýklarýyla; ikincisi, Aki-
mov ve Lieber yoldaþla kurduklarý, kongrenin ikinci yarýsýnda daha da belirginleþen koalis-
yonla: üçüncüsü merkez yayýn organýna üye seçme sorununu, darkafalý bir hizip anlayýþýna,
sefil sözlere, hatta kiþilerle uðraþma düzeyine indirgemeye hazýr olmalarýyla, Kongreden
sonra bütün bunlar birer tomurcuk olmaktan çýktý, çiçeðe dönüþtü meyve verdi.

130 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tabakasýyla* (intelligentsia) proletarya arasýndaki uzlaþ-
maz karþýtlýktýr. Bu karþýtlýðý itiraf ettiðim için arkadaþlarý-
mýn çoðu [Kautsky’ nin kendisi de bir aydýn, bir yazar ve
bir editördür] öfkelenecektir. Ama bu uzlaþmaz karþýtlýk
gerçekten vardýr ve baþka konularda olduðu gibi, ger-
çeði yadsýyarak yenmeye çalýþmak çok yersiz bir taktik
olur. Bu uzlaþmaz karþýtlýk toplumsaldýr, kiþilere deðil sý-
nýflara iliþkindir. Birey olarak aydýn, kapitalist birey gibi,
kendisini, sýnýf savaþýmýnda proletaryayla özdeþleþtirebilir.
Böyle yaptýðý zaman, o kiþi karakterini de deðiþtirmiþ
olur. Aþaðýda üzerinde duracaðýmýz aydýn tipi, henüz ken-
di sýnýfýnda bir istisna olan bu tür aydýn deðildir. Aksini
belirtmedikçe, ben aydýn sözcüðünü, burjuva toplumu-
nun tarafýný tutan sýradan aydýný, bir sýnýf olarak aydýnlar
tabakasýnýn karakteristiðini [sayfa 156] taþýyan aydýný ifade
etmek için kullanacaðým. Bu sýnýf, proletaryayla belli bir
uzlaþmaz karþýtlýk içindedir.
“Ancak bu uzlaþmaz karþýtlýk, emekle sermaye arasýn-
daki uzlaþmaz karþýtlýktan farklýdýr. Aydýn, kapitalist deði-
ldir. Gerçi onun yaþam düzeyi burjuvacadýr ve eðer bir
yoksul haline gelmeyi istemiyorsa o düzeyi sürdürmeli-
dir, ama ayný zamanda kendi emeðinin ürününü ve çoðu
zaman emek-gücünü satmak zorundadýr ve kendisi de
çoðu zaman kapitalist tarafýndan sömürülür ve aþaðýlanýr.
Görüldüðü gibi, aydýnla proletarya arasýnda herhangi bir
iktisadi karþýtlýk yoktur. Ama aydýnýn yaþam durumu ve
çalýþma koþullarý proleterce deðildir. Duygularda ve dü-
þüncelerde belli bir karþýtlýða yolaçan da budur.
“Proleter, tek’ baþýna bir birey olarak hiç bir þey deði-
ldir. Onun bütün gücü, bütün geliþmesi, bütün umutlarý
ve bekleyiþleri, örgütten, arkadaþlarýyla birlikte yürüttüðü
sistemli eylemden gelir. O kendini, büyük ve güçlü bir
organizmanýn parçasý olduðu zaman büyük ve güçlü his-
seder. Bu organizma, onun için temeldir; bu organizma-

* Aydýn ve aydýnlar tabakasý (intellectual and intelligentsia) sözcüklerini, Almanca’daki


Literal ve Literatentum karþýlýðý kullanýyorum. Bu sözcükler, yalnýzca yazarlarý deðil, ama
genel olarak eðitim görmüþ herkesi, serbest meslek sahiplerini, Ýngilizlerin kol iþçisinden
ayýrmak için kullandýklarý bir deyime kafa iþçilerini kapsar.

V. Ý. Lenin 131
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ya oranla birey, pek az þey ifade eder. Proleter, adsýz
kitlenin bir parçasý olarak, herhangi bir kiþisel çýkar ya
da ün saðlamayý düþünmeksizin, nerede görevlendirilir-
se orada ve bütün benliðini ve düþüncesini saran gönüllü
bir disiplinle, tam bir baðlýlýkla savaþýr.
“Aydýna gelince, durum oldukça deðiþiktir. O, bileðinin
gücüyle deðil, kafasýyla savaþýr. Onun silahlarý, kiþisel
bilgisi, kiþisel yetenekleri, kiþisel inançlarýdýr. Herhangi
bir yere, ancak kendi kiþisel nitelikleriyle eriþebilir. Bu
yüzden bireyselliðini en özgür biçimde kullanabilmesi,
ona, baþarýlý çalýþmasýnýn temel koþulu olarak görünür.
Bir bütüne baðlý bir parça olmaya güçlükle razý olur, o
zaman da bu eðilimden ötürü deðil, zorunluktan ötürü-
dür. Disiplin gereðini seçkin kafalar için deðil, yalnýzca
yýðýnlar için kabul eder. Ve kuþkusuz, kendini birinciler
arasýnda sayar... [sayfa 157]
“Nietzsche’nin, kendi öz bireyciliðinin gereðini yap-
mayý her þey sayan ve bu bireyciliðin büyük bir toplum-
sal amaca, þu ya da bu biçimde baðýmlýlýðýný, aþaðýlýk,
bayaðý bir þey gören üstün insan felsefesi, gerçek bir ay-
dýn felsefesidir; ve bu felsefe, proletaryanýn sýnýf savaþ-
ýmýna o aydýnýn katýlmasýný tümden olanaksýzlaþtýrýr.
“Nietzsche’nin yaný sýra, aydýnlar tabakasýnýn duygu-
larýna yanýt veren felsefenin en önemli parçalarýndan biri
Ýbsen’dir. Onun (Bir Halk Düþmaný’ndaki) Doktor Stock-
mann’i, birçok kiþinin sandýðý gibi bir sosyalist deðil, ama
içinde çalýþma giriþiminde bulunduðu proletarya hare-
ketiyle ve genel olarak herhangi bir halk hareketiyle, en-
inde sonunda çatýþma zorunda bulunan bir aydýn tipidir.
Her demokratik* hareketin temelinde olduðu gibi prole-
tarya hareketinin temelinde de kiþinin, arkadaþlarýnýn ço-
ðunluðuna saygý duymasý gereði yatar. Oysa Stockmann
türünden tipik aydýn, ‘kaynaþýk çoðunluða’, alaþaðý edil-

* Bizim martovcularýn, Akimov’a ve yanlýþ yere oturtulmuþ bir demokrasiye kayarken,


bir yandan da ayný zamanda yazýkurulunun demokratik yoldan seçmine, herkes tarafýndan
daha önceden planlandýðý biçimde kongrede seçilmesine öfkelenmeleri, örgiltlenme
sorunlarýnýn her türlüsüne bulaþtýrdýklarý kargaþanýn aþýrý ölçüde karakteristik örneðidir.
Sizin prensibiniz bu mu baylar?

132 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
mesi gereken bir canavar gözüyle bakar. ...
“Proletarya duygularýyla dolup taþan, ve parlak bir
yazar olmasýna karþýn, özgür aydýn anlayýþýný büyük ölçü-
de terkeden, parti kadrosuyla birlikte coþkuyla yürüyen,
atandýðý her görevde çalýþan, kendini bütün yüreðiyle
amacýmýza baðlayan, azýnlýkta kaldýðýnda Ýbsen ve Nietz-
sche’den eðitilmiþ aydýnýn boynu büküklüðü içerisinde
kiþiliðinin ezilmesine aklayýp sýzlamayý [weichliches Ge-
wirsel] aþaðýlayan ideal aydýn örneði – sosyalist hareke-
tin gerektirdiði aydýn türünün ideal örneði Liebknecht’di
Ayný biçimde, kendini hiç bir zaman ön safta olmak için
zorlamayan ve sýk sýk azýnlýkta kaldýðý Enternasyonal’deki
parti disiplini örnek alýnacak [sayfa 158] olan Marx’ý da ör-
nek sayabiliriz.”*
Martov’la dostlarýnýn, salt eski grup onaylanmadý diye, görev
için aday gösterilmeyi reddetmeleri, kendilerini azýnlýkta bulan ay-
dýnlarýn, iþte böylesi aðlayýp-sýzlanmalarýndan baþka bir þey deðil-
dir. Sýkýyönetimden ve “belli bazý gruplara karþý” olaðanüstü hal
yasalarýndan yakýnmalarý da böyledir. Oysa Martov, Yujni Raboçi
ve Raboçeye Dyelo daðýtýldýðý zaman, kýlýný dahi kýpýrdatmamýþ,
yalnýzca kendi grubu daðýtýldýðý zaman ortaya fýrlamýþtýr.
Önce Martov’un baþlattýðý, ardýndan da parti kongresinde**
(hatta ondan sonra da) bir sel halinde gelen “kaynaþýk çoðunluða”
yöneltilmiþ sonsuz. yakýnmalar, serzeniþler, suçlamalar, iftiralar ve
üstü kapalý sözler, iþte, kendilerini azýnlýkta buluveren aydýnlarýn
böylesi aðlayýp sýzlanmalarýndan baþka bir þey deðildir.
Azýnlýk, kaynaþýk çoðunluðun özel toplantýlar yaptýðýndan acý
acý yakýnmýþtýr. Elbetteki azýnlýk, bir yandan, kendi özel toplantýla-
rýna seve seve katýlmaya hazýr olanlarý (Egorov’larý, Mahov’larý,
Bruker’leri), kongrede onlarla savaþtýðý için çaðýramazken, bir yan-
dan da özel toplantýlarýna çaðýrdýðý temsilcilerin gelmeyi reddediþleri
gibi tatsýz bir gerçeði gözlerden gizlemek için, bir þeyler yapmak
zorundaydý.
Azýnlýk, “haksýz oportünizm suçlamasý”ndan acý acý yakýnmýþ-
týr. Elbetteki azýnlýk, parti kurumlarýnda grup anlayýþýnýn þampiyon-

* Karl Kautsky, “Franz Mehring”, Neue Zeit, XXII, I, s. 101-103, 1903, n° 4.


** Bkz: Kongre tutanaklarý, s. 337, 338, 340, 352, vb..

V. Ý. Lenin 133
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
luðuna, savlarda oportünizme, parti iþlerinde darkafalý grup anlayý-
þýna ve aydýn istikrarsýzlýðýyla hafifliðine dört elle sarýlarak, bir çok
durumda iskracýlara-karþý olanlarý izleyen oportünistlerin –ve bir
ölçüde bu iskracýlara-karþý olanlarýn– kaynaþýk azýnlýðý oluþturduðu
tatsýz gerçeðini gözlerden saklamak için bir þeyler yapmak zorun-
daydý. [sayfa 159]
Kongrenin sonuna doðru “kaynaþýk bir çoðunluðun” ku-
rulmuþ olmasý gibi çok ilginç bir siyasal gerçeðin nedenlerini ve
her türlü meydan okumaya karþýn, böyle bir oluþumun nedenle-
rinden ve tarihinden azýnlýðýn neden dikkatle kaçýndýðýný gelecek
bölümde göstereceðiz. Ama önce, kongre görüþmelerine iliþkin
tahlillerimizi tamamlayalým.
Merkez Yönetim Kurulu seçimleri sýrasýnda yoldaþ Martov,
üç ana özelliðine, o zaman “üç hamlede mat” diye deðindiðim
çok karakteristik bir önerge sundu (tutanaklar, s. 336). Önergenin
üç ana özelliði þunlardýr: 1°) Merkez Yönetim Kurulu adaylarýna
liste halinde oy verilmesi, tek tek adaya oy verilmemesi; 2° listeler
açýklandýktan sonra iki oturum geçmesi (anlaþýldýðýna göre görüþme
için); 3° mutlak çoðunluk elde edilemezse, ikinci oylamanýn yeter
sayýlmasý. Bu önerge, çok dikkatle düþünülmüþ bir savaþ tuzaðýydý
(düþmana hakkýný vermeliyiz!). Egorov yoldaþ bu önergeyle ayný
görüþte deðildi (tutanaklar, s. 337). Ama eðer yedi bundcu ve Rabo-
çeye Dyelo’cular kongreyi terketmemiþ olsalardý, bu önerge, hiç
kuþku yok, Martov’a tam bir zafer saðlayabilirdi. Bu savaþ hilesinin
nedeni þuydu: Ýskra’nýn azýnlýk kanadý, Bund’la Bruker þöyle dur-
sun, Egorovlar ve Mahovlarla bile (Ýskra çoðunluðu içinde olduðu
türden) “doðrudan bir anlaþma” yapmamýþ, yapamamýþtý.
Birlik Kongresinde yoldaþ Martov’un, “haksýz oportünizm
suçlamasý”nýn, kendisiyle Bund arasýnda doðrudan bir anlaþmayý
varsaydýðýndan yakýndýðýný anýmsayalým. Bir kez daha yineliyor-
um, bu, Martov yoldaþýn yersiz bir kaygýya kapýlmasýndan baþka
birþey deðildi. Egorov yoldaþýn, listelere oy verilmesini reddetmesi,
(yoldaþ Egorov “henüz prensiplerini yitirmemiþti” – herhalde, de-
mokratik güvencelerin mutlak önemini takdir etmekte onu Gold-
blatt’la birleþtiren prensipler), Egorov’la bile “doðrudan bir anlaþ-
ma”nýn sözkonusu olamayacaðý önemli gerçeðini açýkça göster-
mektedir. Ama hem Egorov’la, hem Bruker’le martovcular [sayfa 160]
arasýnda bir koalisyon olabilirdi ve oldu da. Þu anlamda ki, mar-

134 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tovcular bizimle ciddi bir çatýþmaya düþtükleri her zaman onlarýn
desteðinden emindiler; Akimov’la dostlarý da ehveni þer’i seçmek
zorundaydýlar. Hiç kuþku yoktu ve yoktur ki, Akimov ve Lieber
yoldaþlar, hem merkez yayýn organý yazýkurulunun altý kiþilik ol-
masýna, hem Martov’un Merkez Yönetim Kurulu listesine kesinlik-
le oy verirlerdi; çünkü bunlar, onlarýn açýsýndan ehveni þer’di,
Ýskra’nýn amaçlarýný en az baþaracak þeylerdi (Akimov’un, tüzüð-
ün birinci maddesi üzerindeki konuþmasýna ve Martov’a baðladýðý
“umutlar”a bakýnýz). Listelere oy verilmesi, listelerin açýklanmasýn-
dan sonra iki oturum geçmesi ve yeniden oylama, herhangi bir
doðrudan anlaþma olmaksýzýn, hemen hemen mekanik bir kesin-
likle iþte bu sonuçlarý saðlamak amacýyla düþünülmüþtü.
Ne var ki, bizim kaynaþýk çoðunluðumuz öyle kalmaya de-
vam ettiði için, yoldaþ Martov’un yandan çevirme hareketi, yalnýz-
ca iþleri geciktirebilirdi; biz enindesonunda bu önergeyi reddede-
cektik. Bu durum karþýsýnda azýnlýk, yakýnmalarýný, yazýlý bir açýkla-
mayla (tutanaklar, s. 341) ortaya döktü, Martinov’la Akimov’un yo-
lunu izleyerek, “seçimlerin yapýldýðý koþullarý dikkate alýp” Merkez
Yönetim Kurulu seçimlerinde oy kullanmayý reddetti. Kongreden
bu yana da seçimlerin anormal koþullarýna iliþkin bu tür yakýnma-
lar (bkz: Sýkýyönetim, s. 31) saðda-solda yüzlerce parti dedikodu-
cusunun kulaðýna akýtýldý. Peki ama bu anormallik neydi? Kongre
içtüzüðünün (6’nci madde, tutanaklar, s. 11) daha baþýndan ön-
gördüðü, içinde herhangi bir “ikiyüzlülük” ya da “adaletsizlik” bul-
manýn saçma olacaðý gizli oylama mý? Hafif aydýnlarýn gözünde bir
“canavar” olan kaynaþýk bir çoðunluðun kurulmasý mý? Yoksa, bu
deðerli aydýnlarýn, bütün seçimleri kabul edeceklerine dair kongre
önünde verdikleri sözden (kongre içtüzüðünün 18’nci maddesi,
tutanaklar, s. 380) dönmekteki anormal istekleri mi? [sayfa 161]
Popov yoldaþ, bu isteði, kongrede seçim günü, ince bir imay-
la þu soruyu sorarak ortaya koydu: “Temsilcilerin yarýsý oy vermeyi
reddettiðine göre, Büro, kongre kararýnýn geçerli ve usulüne uygun
olduðundan emin midir?”* Büro, kuþkusuz emin olduðu karþýlýðýný
verdi ve Akimov ve Martinov yoldaþlar olayýný anýmsattý. Yoldaþ
Martov Büroyla ayný görüþte olduðunu söyledi, yoldaþ Popov’un

* s. 342. Konseyin beþinci üyesinin seçimi kastediliyor. (Toplam 44 oydan) 24 oy


kullanýlmýþtý, ikisi boþtu.

V. Ý. Lenin 135
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
hatalý olduðunu ve “kongre kararlarýnýn geçerli olduðu”nu (tutanak-
lar, s. 343) özellikle belirtti. Þimdi, onun parti önünde yapmýþ oldu-
ðu bu açýklamalarla, kongreden sonraki davranýþýnýn ve “partinin
yarýsýnýn, daha kongrede baþlayan isyaný”na dair Sýkýyönetim’indeki
(s. 20) sözlerinin siyasal tutarlýlýðý –epey normal saymamýz gereki-
yor– hakkýnda karar vermeyi okurlara býrakýyoruz. Yoldaþ Akimov’un
Martov yoldaþa baðladýðý umutlar, Martov’un kendi ömürsüz iyi
niyetlerinden daha aðýr bastý.
“Siz kazandýnýz” Akimov yoldaþ!

Kongrenin son bölümünün, seçimlerden sonraki bölümü-


nün görünüþte küçük, ama aslýnda önemli bazý özellikleri, þimdiler-
de acýklý-güldürüsel bir anlam kazanan ünlü “sýkiyönetim” sözcü-
ðünün nasýl yalnýzca “iðrenç bir söz” olduðunu göstermeye yeterli-
dir. Yoldaþ Martov, þimdi, kendi uydurmasý olan bu gulyabani sözcü-
ðün, azýnlýða çoðunluðun bir tür anormal eza-cefa etmesi, azýnlýk
avcýlýðýna çýkmasý, ona karþý kabadayýlýk etmesi anlamýna geldiði-
ne hem kendini, hem okurlarýný inandýrmaya ciddi biçimde çalýþa-
rak bu acýklý-güldürü sözcüðü, “sýkýyönetim” sözcüðünü alabildiðine
kullanýyor. Biz, þimdilik, kongreden sonra olaylarýn nasýl geliþtiðini
göstereceðiz. Ama yalnýzca kongrenin sonunu düþünsek bile, görü-
lecektir ki, kendilerine zorbalýk edildiði, kötü davranýldýðý, boðaz-
landýklarý varsayýlan mutsuz martovculara eza-cefa etmek þöyle
dursun, seçimlerden sonra, “kaynaþýk çoðunluðun” kendisi, onlara
(Liyadov aracýlýðýyla) tutanaklar komisyonundaki üç üyelikten ikisi-
ni önermiþtir (tutanaklar, s. 354). [sayfa 162] Taktik sorunlarla öteki
sorunlara iliþkin önerileri alýn, (tutanaklar, s. 355 ve sonrasý), görü-
lecektir ki, bu öneriler gerektiði gibi, usulüne uygun biçimde tartýþýl-
mýþtýr; ve bu önergelerin çoðuna imza koyanlarýn arasýnda canavar
kaynaþýk “çoðunluðun” temsilcileriyle “aþaðýlanmýþ ve hakarete uð-
ramýþ azýnlýðýn” yandaþlarý vardýr (tutanaklar, s. 355, 357, 363, 365
ve 367). Bu, “görev yapmaktan alýkoymak” ve “zorbalýk etmek”tir,
öyle mi?
Bir sorunda öze iliþkin tek ilginç –ama ne yazýk ki pek kýsa–
bir anlaþmazlýk, Starover’in liberaller hakkýndaki bir önergesinde
ortaya çýkmýþtýr. Bu önergenin altýna atýlan imzalardan da görüle-

136 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bileceði gibi (tutanaklar, s. 357 ve 358), bu önerge, “çoðunluðu”
destekleyenlerden üç kiþinin (Braun, Orlov ve Osipov’un), hem bu
önergeye, hem de Plehanov’un önergesine –ikisi arasýndaki
uzlaþmaz karþýtlýðý görmedikleri için– oy vermeleri sayesinde ka-
bul edilmiþtir. Bu iki önerge arasýnda herhangi bir uzlaþmaz karþýtlýk
olduðu ilk bakýþta görülmemektedir, çünkü Plehanov’un önergesi,
Rusya’daki burjuva liberalizmine karþý güdülecek ilkeler ve tak-
tiklerle ilgili olarak genel bir ilke koymakta, belli bir davranýþ çizgisi
çizmektedir, buna karþýlýk Starover’in önergesi, “liberal ya da libe-
ral-demokratik eðilim”le yapýlmasý caiz olabilecek “geçici anlaþma-
lar”ýn somut koþullarýný tanýmlamaya çalýþmaktadýr. Ýki önergenin
konularý ayrýdýr. Ama Starover’in önergesi siyasal muðlaklýkla malül-
dür; bu nedenle de güdük ve sýðdýr. Bu önerge, Rus liberalizminin
sýnýfsal içeriðini tanýmlamamaktadýr; bu liberalizmin ifadesini bul-
duðu belli siyasal eðilimleri göstermemektedir; bu belli eðilimlerle
ilgili olarak, proletaryaya, propaganda ve [sayfa 163] uyarma çalýþmalarý-
nýn belli-baþlý hedeflerini izah etmemektedir; bu önerge (muðlak-
lýðý nedeniyle) öðrenci hareketi ve Osvobojdeniye[28] gibi iki ayrý
þeyi birbirine karýþtýrmaktadýr; “geçici anlaþmalar”ýn caiz olabile-
ceði üç somut koþulu, gayet güdükçe ve keyfi olarak salýk vermek-
tedir. Birçok baþka durumda olduðu gibi, burada da, siyasal
muðlaklýk safsataya yolaçmaktadýr. Genel herhangi bir ilke yokluðu
ve “koþullarý” bir bir sayma çabasý, bu koþullarýn güdük bir biçim-
de ve hatta yanlýþ bir biçimde saptanmasýna neden olmuþtur.
Starover’in üç koþulunu inceleyelim: 1) “Liberal ya da liberal-de-
mokratik eðilimler”, “otokratik hükümete karþý savaþýmlarýnda gayet
kararlý olarak Rus sosyal-demokratlarýnýn yanýnda yer alacaklarýný
açýkça ve hiç bir kuþkuya yer býrakmayacak biçimde ilân” edece-
klerdir. Liberal ve liberal-demokrat eðilimler arasýnda ne fark var?
Önerge, bu sorunu yanýtlayacak herhangi bir öðe taþýmýyor. Libe-
ral eðilimler, burjuvazinin siyasal bakýmdan en az ilerici olan ke-
simleri adýna ve liberal-demokratik eðilimler burjuvazinin daha
ilerici kesimleriyle küçük-burjuvazi adýna konuþmuyor mu? Eðer
böyleyse, yoldaþ Starover, burjuvazinin en az ilerici olan (ama yine
de ilerici, çünkü aksi takdirde liberalizmden sözedilemezdi) ke-
simlerinin “gayet kararlý olarak sosyal-demokratlarýn yanýnda yer
alabileceklerini” düþünebilir mi? Bu saçmadýr. Böyle bir eðilimin
sözcüleri, “bunu açýkça ve hiç bir kuþkuya yer býrakmayacak biçim-

V. Ý. Lenin 137
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
de ilân etseler”di bile (kesinlikle olanaksýz bir varsayým), biz prole-
tarya partisinin, onlarýn açýklamalarýna inanmamamýz gerekirdi.
Bir liberal olmak ve gayet kararlý olarak sosyal-demokratlarýn ya-
nýnda yer almak – bunlardan biri ötekini dýþtalar.
Dahasý var, “liberal ya da liberal-demokratik eðilimler”in,
otokrasiye karþý savaþýmlarýnda, gayet kararlý olarak sosyalist-dev-
rimcilerin yanýnda yer alacaklarýný açýkça ve hiç bir kuþkuya yer bý-
rakmayacak biçimde ilân ettikleri bir durum düþünelim. [sayfa 164]
Böyle bir varsayým (sosyalist-devrimci eðilimin burjuva-demokra-
tik yapýsý nedeniyle), Starover yoldaþýn varsayýmýndan daha olasý-
dýr. Muðlaklýðý ve safsatasý yüzünden, onun önergesinden bu tür
liberallerle, böyle bir durumda geçici anlaþmalara girilmesinin ka-
bul edilemeyeceði sonucu çýkar. Ama, yoldaþ Starover’in önerge-
sinden ister-istemez çýkan bu sonuç” kesinlikle yanlýþtýr. Sosyalist-
devrimcilerle geçici anlaþmalar caizdir (bkz: sosyalist-devrimciler
hakkýndaki kongre kararý) ve bunun sonucu olarak, sosyalist-dev-
rimcilerin yanýnda yer alan liberallerle geçici anlaþmalar yapýlabi-
lir.
Ýkinci koþul: Bu eðilimler, “kendi programlarýnda iþçi sýný-
fýnýn çýkarlarýný, ya da genel olarak demokrasiyi ya da iþçi sýnýfýnýn
siyasal bilinçlenmesini gölgeleyen herhangi bir isteme yer vermeye-
ceklerdir.” Ayný yanýlgýyla, burada bir kez daha yüzyüzeyiz: progra-
mýnda, iþçi sýnýfýnýn çýkarlarýna karþýt istemlere, onun (proletaryanýn)
siyasal bilinçlenmesini gölgeleyecek istemlere yer vermeyen hiç
bir liberal-demokratik eðilim yoktur, olamaz. Bizdeki liberal-de-
mokratik eðilimin en demokratik kesimlerinden biri olan sosyalist-
devrimciler bile kendi programlarýnda –bütün liberal programlar
gibi karmakarýþýk bir program– iþçi sýnýfýnýn çýkarlarýna karþýt düþen,
onun siyasal bilinçlenmesini gölgeleyen istemlere yer vermiþlerdir.
Bu gerçekten çýkarýlacak sonuç, “burjuva kurtuluþ hareketinin sý-
nýrlýlýðýný ve yetersizliðini gözler önüne sermenin” asýl olduðudur,
geçici anlaþmalarýn, caiz olmadýðý deðildir.
Son olarak, yoldaþ Starover’in üçüncü “koþul”u, (liberal de-
mokratlarýn, genel, eþit, gizli ve doðrudan oyu, kendi savaþýmlarýnýn
sloganý yapmalarý koþulu), sunulduðu genel biçim içinde, ayný
þekilde yanlýþtýr: sloganý sýnýrlý bir oy hakkýna dayalý bir anayasa ya
da genel olarak “dar çerçeveli” bir anayasa olan liberal-demokra-
tik eðilimlerle geçici ve kýsmi anlaþmalarýn caiz olmadýðýný ilân

138 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
etmek akýlsýzca olurdu. [sayfa 165] Gerçekte, tam bu kategoriye uy-
gun düþen eðilim Osvobojdeniye’dir. Ama, en ürkek liberallerle
bile “geçici anlaþmalar” yapmayý önceden yasaklayarak, insanýn
kendi ellerini baðlamasý, marksizmin ilkeleriyle uyuþmayan siyasal
bir kýsa-görüþlülük olur.
Özetleyelim: Starover yoldaþýn, Martov ve Akselrod yoldaþlar
tarafýndan da imzalanan önergesi bir hatadýr; üçüncü kongrenin
bu kararý iptal etmesi akýllýca olur. Bu önerge, teorik ve taktik
tutumunda siyasal muðlaklýkla, öne sürdüðü pratik “koþullar”da
ise safsatayla maluldür. Önerge iki sorunu birbirine karýþtýrmaktadýr:
1° Bütün liberal-demokratik eðilimlerin “proletarya ve devrim aleyh-
tarý” özelliklerinin gözler önüne serilmesi ve bu özelliklerle savaþma
gereði; 2° bu eðilimlerden herhangi biriyle geçici ve kýsmi anlaþma-
larýn koþullarý. Bu önerge, vermesi gerekeni (liberalizmin sýnýfsal
içeriðinin tahlilini) vermemekte, ama vermemesi gerekeni (“ko-
þullar”ýn reçetesini) vermektedir. Ortada böyle bir olasý anlaþmanýn
taraflarýndan belli birinin bile olmadýðý bir ortamda, bir parti kon-
gresinde, geçici anlaþmalar için ayrýntýlý “koþullar” belirlemek, ge-
nel olarak saçmadýr; ortada böyle bir taraf olsaydý bile, geçici
anlaþmanýn “koþullarý”ný belirlemeyi, kongrenin sosyalist-devrimci
“eðilim”le ilgili olarak yaptýðý gibi (yoldaþ Akselrod’un önergesinin
son bölümü için Plehanov’un verdiði deðiþtirgeye bakýnýz – tutanak-
lar, s. 362 ve 15), partinin merkez kurullarýna býrakmak yüz kez
daha akýllýca olurdu.
Plehanov’un önergesine “azýnlýðýn” yönelttiði itirazlara ge-
lince, yoldaþ Martov’un tek savý þuydu: Plehanov’un önergesi, þu
ya da bu, belli bir yazarýn maskesinin indirilmesi gibi önemsiz bir
sonuçla bitiyor. Bu, ‘bir sineði öldürmek için balyoz kullanmakla
bir deðil midir’? “ (Tutanaklar, s. 358.) Bomboþluðu zekice bir söz-
le –”önemsiz sonu甖 sözüyle gizlenen bu sav, kendini beðenmiþ
laf cambazlýðýnýn yeni bir örneðini veriyor.[sayfa 166] Birincisi, Pleha-
nov’un önergesi, “burjuva kurtuluþ hareketinin sýnýrlýlýðýnýn ve ye-
tersizliðinin, bu sýnýrlýlýk ve yetersizlik kendini nerede gösterirse,
orada, proletaryanýn gözleri önünde sergilenmesi”nden sözediyor.
Bu nedenle, Martov yoldaþýn, “bütün dikkatler sadece Struve’ye,
yalnýzca bir tek liberale yöneltilecektir” þeklindeki iddiasý (Birlik
Kongresi, tutanaklar, s. 88) tepeden týrnaða saçmadýr. Ýkincisi, Rus
liberallerle geçici anlaþmalar olasýlýðý üzerinde durulurken, Bay

V. Ý. Lenin 139
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Struve’yi bir “sinek”le bir tutmak, temel ve önemli bir siyasal ger-
çeði, güzel bir söz uðruna feda etmektir. Hayýr, Bay Struve bir si-
nek deðil, siyasal büyüklüðü olan bir kiþidir; yasadýþý bir alemde, o,
kiþi olarak böyle büyük bir çehre olduðu için deðil, ama Rus libe-
ralizminin –etkin ve örgütlü liberalizmin– tek temsilcisi olarak tut-
tuðu yer nedeniyle siyasal büyüklüðü olan bir kiþidir. Bu nedenle,
Bay Struve’yi ve Osvobojdeniye’yi dikkate almaksýzýn Rus liberall-
erden ve partimizin onlara karþý tutumunun ne olmasý gerektiðin-
den sözetmek, hiç bir þey söylemeksizin konuþmak demektir. Ya
da belki de yoldaþ Martov bize, Rusya’da, bugün Osvobojdeniye
eðilimiyle uzaktan da olsa karþýlaþtýrýlabilecek hiç deðilse bir tek
“liberal ya da liberal-demokratik eðilim” gösterecek midir? Martov
yoldaþýn bunu denediðini görmek ilginç olurdu!* [sayfa 167]
Yoldaþ Martov’u destekleyen Kostrov yoldaþ “Struve’nin adý
iþçilere hiç bir þey söylemez” dedi. Umarým, yoldaþ Kostrov’la yoldaþ
Martov alýnmazlar – ama bu sav, tam Akimov üslübundadýr. Bu,
proletaryanýn ad tamlamasý þeklinde gösterilmesine itirazdaki sava
benziyor.[29]
Struve adýnýn (ve onun yaný sýra, Plehanov’un önergesinde
sözü edilen Osvobojdeniye adýnýn), kendilerine “hiç bir þey söyle-
meyeceði” iþçiler kimlerdir? Rusya’daki “liberal ve liberal-demok-
ratik eðilimler” hakkýnda ya pek az þey bilen ya da hiç bir þey bil-
meyen iþçiler. Ýnsanýn aklýna þu soru geliyor: Bizim parti kongremi-
zin bu iþçilere karþý tutumu ne olmalýdýr; kongre, parti üyelerine,
Rusya’daki tek belli liberal eðilim hakkýnda bu iþçilere bilgi verme-

* Birlik Kongresinde yoldaþ Martov, Plehanov yoldaþýn önergesine karþý þu savý da


öne sürdü: “Bu önergeye baþlýca itiraz, bu önergenin baþlýca kusuru þudur: bu önerge,
otokrasiyle savaþýmda, liberal-demokrat öðelerle ittifaktan kaçýnmamanýn, bizim görevimiz
olduðu gerçeðini tümden unutuyor. Yoldaþ Lenin, bunu bir Martinov eðilimi olarak adlan-
dýrabilir. Bu eðilim yeni Ýskra’da çoktan ortaya konmuþtur.” (Tutanaklar. s. 88.)
Taþýdýðý “cevherler”in zenginliði bakýmýndan bu sözler gerçekten çok az bulunur. 1)
Liberallerle ittifaktan sözeden tümce tam bir kargaþadýr. Yoldaþ Martov, hiç kimse ittifaktan
söz etmemiþtir, yalnýzca geçici ya da kýsmi anlaþmalardan söz edilmiþtir. Bu, tamamen
ayrý bir þeydir. 2) Eðer Plehanov’un önergesi inanýlmaz bir “ittifak”ý unutuyor ve yalnýzca
genel olarak bir “destek”ten söz ediyorsa, bu onun kusuru deðil, deðeridir. 3) Belki de
Yoldaþ Martov “’Martinov eðilimleri”ni genel olarak belirleyen þeyin ne olduðunu açýklama
zahmetine katlanýr? Belki de bize bu eðilimlerle oportünizm arasýndaki iliþkinin ne olduðu-
nu söyler? Belki de bu iliþkiyi, tüzüðün birinci maddesine kadar geriye doðru izler? 4)
“Martinov eðilimleri”nin “yeni” Ýskra’da nasýl ifadesini bulduðunu yoldaþ Martov’dan dinle-
mek için sabýrsýzlanýyorum. Lütfen Martov yoldaþ, beni böyle boþlukta kalmanýn azabýndan
kurtarýn!

140 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
lerini mi emretmeli, yoksa siyasetle iliþikleri pek az olduðu için iþ-
çilerin pek az tanýdýðý bir adý anmaktan geri mi durmalýdýr? Eðer
yoldaþ Kostrov, Akimov yoldaþýn izinde bir adým attýktan sonra, bir
ikinci adým daha atmak istemiyorsa, bu soruyu birinci þekilde ya-
nýtlayacaktýr. Soruyu böylece yanýtladýðý zaman da Kostrov, savýnýn
ne kadar temelsiz olduðunu görecektir. Her durumda, Plehanov’un
önergesindeki “Struve” ve “Osvobojdeniye” sözcükleri, iþçiler için
Starover’in önergesindeki “liberal ve liberal-demokrat eðilim” sözün-
den, öyle görünüyor ki, çok daha deðerli olmalýdýr.
Rus iþçi, þimdiki halde, bizim liberalizmimizin siyasal eði-
limlerinin özden ifadesi gibi þeyleri, pratikte, Osvobojdeniye yoluy-
la olmaksýzýn bilemez. Yasal liberal yazýn, bu amaç için uygun de-
ðildir, çünkü henüz çok bulanýktýr. Biz, olabildiðince usanmadan
(ve olabildiðince geniþ iþçi yýðýnlarý arasýnda) eleþtiri silahýmýzý Os-
vobojdeniye efendilerine [sayfa 168] yöneltmeliyiz, böylece, gelecek-
teki devrim patladýðý zaman, Rus proletaryasý, gerçek eleþtiri silah-
larýyla, Osvobojdeniye efendilerinin devrimin demokratik karakter-
ini törpülemeye dönük kaçýnýlmaz çabalarýný kötürüm edebilir.

––––––––

Muhalif ve devrimci hareketleri “desteklememiz” sorunun-


da, Egorov yoldaþýn gösterdiði, yukarda sözünü ettiðimiz “þaþkýn-
lýðýn” dýþýnda, önergeler üzerindeki tartýþmalar çok az ilginçti; ger-
çekte tartýþma vardý demek bile güçtü.

––––––––

Kongre, baþkanýn, kongre kararlarýnýn bütün parti üyelerini


baðlayýcý nitelikte olduðunu anýmsatan kýsa konuþmasýyla sona
erdi. [sayfa 169]

V. Ý. Lenin 141
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
N. KONGREDEKÝ SAVAÞIMIN GENEL GÖRÜNÜMÜ
PARTÝNÝN DEVRÝMCÝ VE OPORTÜNÝST KANATLARI

KONGRE görüþmelerine ve oylamalara iliþkin tahlillerimizi


bitirdikten sonra, þimdi kýsa bir özetleme yapalým ve böylece, tüm
kongre malzemesine dayanarak, þu soruyu yanýtlayabilelim: seçim-
lerde tanýk olduðumuz ve bir süre için partimize temel bölünme
haline gelen çoðunluk ve azýnlýðý oluþturan öðeler, gruplar ve görüþ-
ler nelerdir? Böyle bir özetleme, kongre tutanaklarýnda bol bol
görülen teorik ve taktik bütün ilke farklýlýklarýna iliþkin tüm malze-
meyi kapsamalýdýr. Genel bir “özet”, kongrenin bir bütün olarak
genel görünümü, oylama sýrasýnda bütün belli-baþlý gruplarýn ge-
nel görünümü ortaya konmaksýzýn, bu malzeme çok kopuk, çok
daðýnýk kalýr; bu yüzden de, özellikle kongre tutanaklarýný, kendi
baþýna kapsamlý bir biçimde inceleme zahmetine girmeyen bir
kiþiye (kaç okurun bu zahmete girdiði de ayrý bir konu) ilk bakýþta
tek tek gruplar bir raslantý gibi görünür.[sayfa 170]

142 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ýngiliz parlamento haberlerinde sýk sýk, karakteristik bir söz-
cük olan “bölünme” sözcüðüyle karþýlaþýrýz. Bir konu oylandýðý za-
man, meclisin, þöyle þöyle azýnlýða ve çoðunluða “bölündüðü”
söylenir. Kongrede tartýþýlan çeþitli konularda bizim sosyal-demok-
rat meclisimizin “bölünüþü”, parti içindeki savaþýmý, kesinlik ve
tümlükte bir benzeri daha bulunmayan, kendi türünde eþsiz grup-
larý ve fikir cephelerini yansýtýr. Daðýnýk, kopuk ve yalýtýlmýþ gerçek-
ler ve olaylar yýðýný yerine, gerçek bir görünüm elde etmek, bu gö-
rünümü tam bir grafik haline getirmek, ya da oylamalara iliþkin so-
nu gelmez, anlamsýz tartýþmalara (kim kime oy verdi, kim kimi
destekledi?) dur demek için, kongremizdeki “bölünmeler”in bütün
temel tiplerini bir çizge (diagram) halinde göstermeye karar ver-
dim. Belki de birçok kiþi bunu yadýrgayacaktýr. Ama sonuçlarý,
olabildiði ölçüde en doðru ve en tam biçimde özetleyip genelleþtire-
bilecek bir baþka yöntemin bulunacaðýný pek sanmýyorum. Ad oku-
narak yapýlmýþ oylamalarda belli bir temsilcinin hangi doðrultuda
oy kullandýðý tam bir doðrulukla saptanabilir; ad okunarak oylama
yapýlmayan bazý önemli konularda da tutanaklara bakýlarak, büyük
bir olasýlýkla ve gerçeðe yeter ölçüde yaklaþarak doðruyu yakala-
mak mümkün olabilir. Eðer ad okunarak yapýlan bütün oylamalarý
ve önemi (örneðin görüþmelerin hararetine ve geniþliðine bakarak
karar verilen önemi) ne olursa olsun öteki konulardaki oylamalarý
dikkate alýrsak, elimiz altýndaki malzemenin elverdiði ölçüde, par-
ti-içi savaþýmýn tam bir görünümünü yakalamýþ olacaðýz. Bir fotoð-
raf vermek, yani her oyun ayrý ayrý görünümünü ortaya koymak
yerine, böyle yaparak, ortaya bir resim çýkarmaya, yani iþi karýþ-
týrmaktan baþka bir iþe yaramayacak olan önemsiz istisnalarý ve
ufak-tefek sapmalarý bir yana koyarak bütün ana oylama tiplerini
vermeye çalýþacaðýz.[sayfa 171] Herhangi bir kiþi, bizim ortaya çýkardý-
ðýmýz resmi tutanaklarýn yardýmýyla kontrol edebilir, dilediði oyl-
amayý ekleyerek geniþletebilir, kýsacasý, yalnýzca tartýþarak, kuþku
ifade ederek, münferit olaylara atýfta bulunarak deðil, ama ayný
malzemeye dayanmak suretiyle daha farklý bir resim çizerek eleþ-
tirebilir.
Oylamaya katýlan her temsilciyi çizgede gösterirken, kongre
tartýþmalarýnýn tümünde ayrýntýlý olarak izlediðimiz dört ana grubu
özel iþaretlerle göstereceðiz, yani: 1) çoðunluk iskracýlarý; 2) azýnlýk
iskracýlarý; 3) “merkez”; ve 4) iskracýlara-karþý olanlar. Bu gruplar

V. Ý. Lenin 143
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
arasýndaki fikir ayrýlýklarýný birçok olayda görmüþtük. Eðer zigzag
sevdalýlarýna Ýskra-örgütüyle Ýskra eðilimini çok fazla anýmsatan
bu adlarý sevmeyen olursa, onlara söyleyelim ki, ad önemli deðil-
dir. Kongredeki bütün tartýþmalarý geriye doðru izleyerek ayrý
görüþleri saptamýþ olduðumuza göre, yerleþik ve bilinen parti unv-
anlarý (ki bu unvanlar bazý kiþilerin kulaðýný týrmalýyor) yerine gru-
plar arasýndaki görüþ ayrýlýklarýnýn özünü belirleyen adlar koymak
olanaklýdýr. Bu deðiþiklik yapýldýðýnda, dört grup için þu adlarý elde
ederiz: 1) tutarlý devrimci sosyal-demokratlar; 2) küçük oportünist-
ler; 3) orta boy oportünistler; ve 4) büyük oportünistler (bizim Rus
ölçüleriyle büyük). Son zamanlarda, iskracý, bir eðilimi deðil bir
“çevre”yi belirleyen bir addan baþka bir þey deðildir diye kendiler-
ini ve baþkalarýný avutanlarý, bu adlarýn daha az sarsacaðýný uma-
lým.
Þimdi bu çizgede “fotoðraflaþan” oy tiplerini ayrýntýlarýyla
açýklayalým (bkz çizge: Kongredeki Savaþýmýn Genel Görünümü -
s. 173): [sayfa 172]
Birinci oylama tipi (A), “merkez”in, iskracýlara-karþý olanla-
ra ya da onlarýn bir bölüðüne karþý iskracýlarla birleþtiði durumlarý
kapsýyor. Bu tip, bir bütün olarak program [sayfa 172] oylamasýný (yal-
nýzca yoldaþ Akimov çekimser kaldý, bütün öteki temsilciler lehte
oy verdi); ilke olarak federasyonu kýnayan önerge üzerindeki oyla-

+41 5 -5
A 24 9 8 2 3 5
+32 -16
B 24 8 8 8
-25 +26
C 18 7 8 2 10 8
-23 +28
D 19 3 1 5 9 7 7
+24 -20
E 24 9 10 1

GRUP ADLARI
Artý (+) ve eksi (-) iþaretleri, belli bir konuda olumlu ve
olumsuz verilen toplam oylarý göstermektedir. Çoðunluk iskracýlarý
Þeritlerin içindeki rakamlar, dört gruptan herbirinin
kullandýðý oy sayýsýný göstermektedir. A’dan E’ye kadar
Azýnlýk iskracýlarý
olan her tipin gösterdiði oylama niteliði, metinde Merkez
anlatýlmýþtýr. Ýskracýlara-karþý olanlar

144 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
mayý (beþ bundcu dýþýnda herkes lehte oy kullandý); Bund tüzüðü-
nün 2’nci’ maddesi üzerindeki oylamayý (beþ bundcu bize karþý oy
kullandý; beþ temsilci çekimser kaldý. Bunlar Martinov, Akimov,
Bruker ve iki oyuyla Mahov’du; geri kalanlar bizimle birlikte oy
kullandý) içeriyor. A tipinde gösterilen oylama bu oylamadýr. Bund-
an baþka, Ýskra’nýn partinin merkez yayýn [sayfa 173] organý olarak
onaylanmasý sorunundaki üç oylama da bu tipte yer alýyor. yazýku-
rulu üyeleri (beþ oy) çekimser kaldý; üç oylamada da iki oy (Aki-
mov ve Bruker) aleyhteydi ve ayrýca Ýskra’nýn onaylanmasýna iliþkin
gerekçeler oylandýðý zaman, beþ bundcuyla yoldaþ Martinov çe-
kimser kaldý.*
Bu oylama türü, kongredeki “merkez”in ne zaman iskra-
cýlarla birlikte oy kullandýðý þeklindeki çok ilginç ve önemli bir so-
ruya yanýt getiriyor. “Merkez”cilerin iskracýlarla birlikte oy kullandýðý
zamanlar, ya birkaç istisnasýyla iskracýlara-karþý olanlarýn da bi-
zimle beraber olduðu (programýn kabulü, gerekçeler belirtilmeksi-
zin Ýskra’nýn onaylanmasý); ya da ortada, kesin bir siyasal tutum
yüklenimi altýna doðrudan doðruya girilmesini gerektirmeyecek
herhangi bir tür açýklama yapýlmasý sorunu bulunduðu zamanlar
(Ýskra’nýn örgütleme çalýþmalarýnýn kabulü, onun belli gruplara
iliþkin örgütlenme siyasetini uygulama yüklenimi altýna girilmesini
içermiyordu; federasyon ilkesinin reddedilmesi, yoldaþ Mahov’da
gördüðümüz gibi, belli bir federasyon tasarýmý üzerindeki bir oyla-
mada çekimser kalmayý dýþtalamýyordu). Kongredeki gruplaþmala-
rýn anlam ve öneminden genel olarak söz ederken, iskracýlara-karþý
olanlarýn da bizimle birlikte oy verdiði olaylarý sýralayarak, iskra-
cýlarla “merkez” arasýndaki, tutarlý devrimci sosyal-demokratlarla
oportünistler arasýndaki farklýlýðý (yoldaþ Martov’un aðzýyla) önem-
semezlikten gelen, gizlemeye çalýþan resmi Ýskra’nýn, bu sorunu
nasýl yanlýþ biçimde ortaya koyduðunu esasen görmüþtük. Alman
ve Fransýz sosyal-demokrat partilerinde, oportünistlerin en “sað-
cýlarý” bile, [sayfa 174] programýn tümünün kabulü gibi konularda hiç

* Bund tüzüðünün 2’nci maddesi üzerindeki oylama, çizgede neden yer almýþtýr?
çünkü program ve federasyon sorunu üzerindeki oylamalar, daha az kesin ve daha az
belirgin nitelikteki siyasal kararlarý yansýttýðý için, Ýskra’nýn onaylanmasýna iliþkin oylamalar
tam görünümü vermemekteydi. Genel olarak düþünülürse, ayný türden þu ya da bu
miktarda oylamayý alma doðrultusunda bir seçim, görünümün ana özelliklerini hiç bir
biçimde etkilemez; dileyen, uygun düþen deðiþiklikleri yaparak bunu kolayca görebilir.

V. Ý. Lenin 145
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bir zaman karþýt oy kullanmýþ deðillerdir.
Ýkinci tip oylama (B), tutarlýsýyla tutarsýzlýðýyla tüm iskracýla-
rýn bütün iskracýlara-karþý olanlara ve tüm “merkez”e karþý oy kul-
landýðý durumlarý kapsýyor. Bunlar daha çok, Ýskra siyasetinin belli
ve özel tasarýmlarýnýn uygulamaya konmasýna, yani iþin aslýnda
Ýskra’nýn yalnýzca sözde deðil, ama gerçekten onaylanmasýna iliþkin
durumlardý. Hazýrlýk komitesi olayý;* Bund’un parti içindeki yeri
sorununun gündemin ilk maddesi olmasý; Yujni Raboçi grubunun
daðýtýlmasý; tarým programý üzerindeki iki oylama; ve altýncý ve so-
nuncusu da Yurtdýþý Rus Sosyal-Demokratlar Birliðine (Raboçeye
Dyelo) karþý oylama, yani Birliðin (League), yurtdýþýndaki tek parti
örgütü olarak kabulü, bunlar arasýndadýr. Bu oylamalarda, eski,
parti-öncesi, çevre anlayýþý, oportünist örgütlerin ya da gruplarýn
çýkarlarý, dar marksizm anlayýþý, sonuna kadar tutarlý ilkelere baðlý
devrimci sosyal-demokrasi siyasetiyle çarpýþýyordu; azýnlýk iskra-
cýlarý, kendi çevre anlayýþlarý, kendi tutarsýzlýklarý sözkonusu olun-
caya dek birçok olayda, büyük ölçüde önem taþýyan (hazýrlýk ko-
mitesi, Yujni Raboçi ve Raboçeye Dyelo, açýsýndan önemli) birçok
oylamada bizim yanýmýzda yer aldý. Bizim ilkelerimizin pratiðe uy-
gulanmasýna iliþkin birçok sorunda, merkezin, iskracýlara-karþý ol-
anlara bize olduðundan çok daha fazla yakýnlýk göstererek, pratikte,
[sayfa 175] sosyal-demokrasinin oportünist kanadýna, devrimci kana-
da olduðundan çok daha fazla eðilim duyarak iskracýlara-karþý olan-
larla güçbirliði yaptýðýný bu “bölünmeler” bir grafik açýklýðýyla ortaya
koyuyor. Ad olarak iskracý olan, ama iskracý olmaktan utanç duyan-
lar, gerçek niteliklerini ortaya koydular; bunu izleyen kaçýnýlmaz
savaþým hiç de hafif geçmedi ve bu savaþým, o savaþým içinde or-
taya çýkan ilke farklýlýklarýnýn önemi ve anlamýný, daha az düþünceli
olan, daha çok etkilenebilen kiþilerin gözünden sakladý. Ama þimdi,

* (B) tipinde gösterilen oylama budur; iskracýlar 32 oy, Bund’un önergesi 16 oy


saðladý. Bu tipteki oylardan bir tekinin bile ad okunarak yapýlmýþ oylamalardan olmadýðýnýn
belirtilmesi gerekiyor. Tek tek temsilcilerin hangi yolda oy kullandýklarý –ancak büyük bir
olasýlýk derecesiyle– iki dizi tanýtla ortaya konabilir: 1) görüþmelerde iskracýlarýn her iki
kanadýndan konuþmacýlar lehte konuþtular, iskracýlara-karþý olanlarla merkezin
konuþmacýlarý aleyhte konuþtular; 2) lehte kullanýlan oylarýn sayýsý otuzüçe çok yakýndý.
Ayrýca unutulmamasý gerek ki, kongre görüþmelerini tahlil ederken, oylamadan ayrý olarak,
bize karþý “merkez”in iskracýlara-karþý olanlarla (oportünistlerle) birleþtiði birçok olaya
iþaret etmiþtik. Bunlarýn bazýsý: demokratik istemlerin mutlak deðeri, muhalif öðeleri
destekleyip desteklemememiz, merkeziyetçiliðin sýnýrlanmasý, vb..

146 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
savaþ ateþinin bir ölçüde küllendiði, ve tutanaklarýn bir dizi ateþli
tartýþmanýn tarafsýz özeti olarak orta yerde durduðu þimdi, Ma-
hov’larla Egorov’larýn Akimov’lar ve Lieber’lerle kurduðu ittifakýn
bir raslantý olmadýðýný ve olamayacaðýný, ancak gözlerini gönül rý-
zasýyla kapatanlar görmeyebilir. Martov’la Akselrod’un yapabileceði
tek þey, tutanaklarýn kapsamlý ve doðru bir biçimde tahlilinden
uzak durmaktýr, ya da artýk geç bile olsa, kongredeki tutumlarýn-
dan ötürü esef duyduklarýný ifade ederek zararý telafi etmeye ça-
lýþmaktýr. Eðer esef etmek görüþ ve siyaset farklýlýklarýný ortadan
kaldýrabilirse! Eðer Martov’la Akselrod’un Akimov, Bruker ve Mar-
tinov’la. bugünkü ittifaký, ikinci kongrede ayaklarý üzerine kalkan
partimizin, hemen hemen bütün kongre boyunca iskracýlarýn isk-
racýlara-karþý olanlarla yaptýklarý savaþý unutmasýný saðlayabilirse!
Çizgedeki geri kalan üç bölümde (C, D ve E) gösterilen,
kongredeki üçüncü tür oylamanýn ayýrdedici özelliði, Ýskracýlarýn
ufak bir bölüðünün ayrýlýp iskracýlara-karþý olanlarýn yanýna geç-
mesi ve bunun sonucu olarak iskracýlara-karþý olanlarýn (kongrede
kaldýklarý süre içinde) zafer elde etmiþ olmalarýdýr. Azýnlýk iskra-
cýlarýnýn iskracýlara-karþý olanlarla yaptýðý bu þanlý koalisyonun (ki
bu koalisyonun yalnýzca adýný anmak bile Martov’u, kongrede iste-
rik mektuplar yazmaya sürüklemiþti) geliþimini tam bir doðrulukla
ortaya koyabilmek için, ad okunarak yapýlan, bu [sayfa 176] türdeki
üç ana oylamayý da alýyoruz. (C), dillerin eþitliðine iliþkin oylama-
dýr (bu sorun üzerinde ad okunarak yapýlan üç oylamadan, tam
olduðu için, sonuncusu alýnmýþtýr). Bütün iskracýlara-karþý olanlar-
la merkezin tümü bize karþý durmuþlardýr; iskracýlardan çoðunluk
kanadýnýn bir bölüðüyle azýnlýk kanadýnýn bir bölüðü kopmuþtur.
Kongrenin oportünist “saðcý kanadý”yla kesin ve ömürlü bir koali-
syon kurabilen Ýskracýlarýn kim olduðu henüz açýk deðildir. Ondan
sonra (D) türü oylama geliyor – tüzüðün l’inci maddesi üzerindeki
oylama (bu konudaki iki oylamadan, daha kesinlik göstereni, yani
çekimserin bulunmadýðý oylamayý alýyoruz). Burada koalisyon daha
göze çarpar hale geliyor, daha kesin bir biçim* alýyor: çoðunluk

* Bütün belirtilerin gösterdiði gibi, tüzük üzerindeki dört diðer oylama da ayný türdendi:
s. 278 – bizim 21 oyumuza karþýlýk Fomin’den yana 27 oy; s. 279 – bizim 24 oyumuza
karþýlýk Martov’dan yana 26 oy; s. 280 – 27 oy benden yana, 22 karþý; ve ayný sayfada
bizim 23 oyumuza karþýlýk Martov’dan yana 24 oy. Bunlar, daha önce üzerinde durduð-
um, merkez kurullarýna üye çaðýrma sorunu üzerindeki oylamalardýr. Ad okunarak oylama

V. Ý. Lenin 147
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
iskracýlarýndan pek azý hariç, tüm azýnlýk iskracýlarý, þimdi Akimov’
la Lieber’in yanýndadýr; bunlar, bizim tarafýmýza geçen üç “mer-
kez”ciyle bir iskracýlara-karþý olaný dengelemektedirler. Çizgeye
þöyle bir göz atmak, zaman zaman ve geçici olarak bir yandan öte
yana geçenlerin kimler olduðunu, Akimov’larla ömürlü bir koali-
syona doðru dayanýlmaz bir güçle çekilenlerin kimler olduðunu
göstermeye yeter. Çoðunluða ve azýnlýða son bölünüþü gösteren
sonuncu oylama (E – merkez yayýn organýna, Merkez Yönetim
Kuruluna ve parti konseyine seçimler), azýnlýk iskracýla-rýnýn tüm
“merkez”le ve iskracýlara-karþý olanlarýn kalýntýlarýyla tam bir biçim-
de kaynaþmýþlýðýný açýkça ortaya koymaktadýr. Ýþ bu noktaya geldi-
ðinde sekiz iskracýlara-karþý olandan, kongrede yalnýzca yoldaþ Bru-
ker kalmýþtý (yoldaþ Akimov, hatasýný ona [sayfa 177] esasen açýklamýþ
bulunuyordu, o da martovcularýn safýndaki uygun yerini almýþtý).
Oportünistlerin en “saðcý”larýndan yedisinin çekilmesi, seçimlerin
Martov’a karþýt bir sonuç vermesini saðladý.*
Þimdi, her tipten oylamaya ait nesnel kanýtlarýn yardýmýyla
kongrenin sonuçlarýný özetleyelim.
Kongremizdeki çoðunluðun bir “raslantý” sonucu olduðuna
dair çok söz söylenmiþtir. Yoldaþ Martov’un Bir Kez Daha Azýnlýkta
baþlýklý broþüründe, tek avunusu, gerçekte buydu. Çizge açýkça
gösteriyor ki, çoðunluk, bir anlamda, ama yalnýzca bir anlamda
raslantýsal diye nitelenebilirdi; yani “sað”ýn en oportünist yedi tem-
silcisinin çekilmesi –ola ki– bir raslantý sonucuydu. Bu çekiliþin
raslantýsal olduðu ölçüde (daha fazla deðil), bizim çoðunluðumuz
raslantýsaldý. Çizgeye þöyle bir göz atmak, bu yedi kiþinin kimin ta-
rafýnda olabileceðini, olmak zorunda bulunduðunu** uzun boylu
bir sürü laftan çok daha iyi biçimde ortaya koyacaktýr. Ama asýl so-
ru þudur: yedi kiþinin çekiliþi ne ölçüye kadar raslantýsaldý? Bu,

yapýlmamýþtýr: (Bu tür yalnýzca bir oylama yapýlmýþtý, ama kayýtlar kayboldu). Martovu
bundcular (tümü ya da bir bölüðü) kurtardý. Martov’un (Birlik’te) bu oylamalara iliþkin
yanlýþ ifadeleri, yukarda düzeltildi.
* Ýkinci kongreden çekilen yedi oportünistten beþi bundcu (ikinci kongre federasyon
ilkesini reddettikten sonra Bund partiden çekildi) ve iki Raboçeye Dyelo’cu, yoldaþ Martinov
ve yoldaþ Akimov’du. Bu son ikisi, Ýskracý Birlik (League) yurtdýþýndaki tek parti örgütü
olarak kabul edildikten yani Raboçeye Dyelo’cu Yurtdýþý Rus Sosyal-Demokratlar Birliði
daðýtýldýktan sonra kongreyi terkettiler. [Yazarýn, 1907 baskýsýna notu. -Ed.]
** Daha sonra göreceðimiz gibi, yoldaþ Akimov’la çok yakýn bir hýsýmlýk iliþkisi içinde
bulunan Voronej Komisyonu da, yoldaþ Akimov da, kongreden sonra “azýnlýða” duyduklarý
yakýnlýðý açýkça ortaya koymuþlardýr.

148 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
çoðunluk un “raslantýsal” niteliðinden alabildiðine söz edenlerin
kendilerine sormayý pek istemedikleri bir sorudur. Bu, onlar için
tatsýz bir sorudur. Çekilenlerin, partimiz sol kanadýnýn deðil, sað
kanadýnýn en aþýrýcý temsilcileri olmasý bir raslantý mýydý? Çekilen-
lerin, tutarlý devrimci sosyal-demokratlar deðil de oportünistler olma-
sý bir raslantý miydi? Bütün kongre boyunca oportünist kanada kar-
þý verilen ve çizgemizde açýkça görünen savaþýmla bu “raslantýsal”
çekilme arasýnda hiç bir [sayfa 178] baðlantý yok mudur?
Çoðunluðun raslantýsal bir nitelikte olduðu hakkýndaki
konuþmalarýn hangi gerçeði gizlemeyi amaçladýðýný anlamak için,
kiþinin, azýnlýk için çok tatsýz olan bu sorularý sormasý yeterlidir.
Hiç kuþkuya yer býrakmayan, karþý çýkýlamayacak gerçek þudur:
bizim partimizde azýnlýðý oluþturanlar oportünizme en çok eðilim
göstermiþ olanlardý. Azýnlýk, partide, teoride en az istikrarlý, ilke so-
runlarýnda en az sebatlý kiþilerden oluþmuþtu. Azýnlýk, partinin sað
kanadýndan çýkmýþtý. Çoðunluk ve azýnlýk diye bölünmemiz, sos-
yal-demokratlarýn devrimci ve oportünist kanat olarak, Montanyar-
lar ve Jirondenler[30] olarak bölünmelerinin, doðrudan ve kaçýnýlmaz
bir devamýdýr. Bu bölünme ne dün görülmüþtür, ne yalnýzca Rus
iþçilerin partisinde görülmüþtür, kuþkusuz yarýn ortadan kalkacak
da deðildir.
Anlaþmazlýklarýmýzýn nedenlerini ve çeþitli aþamalarýný aydý-
nlýða kavuþturmakta, bu gerçeðin büyük önemi vardýr. Kongredeki
savaþýmý ve o savaþýmýn gözler önüne serdiði ilke ayrýlýklarýný yad-
sýyarak ya da gizleyerek bu gerçekten sakýnmaya çalýþanlar, yalný-
zca kendi siyasal ve aydýnca yoksulluklarýný tanýtlamýþ olurlar. Bu
gerçeðin doðru olmadýðýný kanýtlamak için, her þeyden önce, parti
kongremizdeki oylamalarýn ve “bölünmeler”in, benim çizdiðim re-
simden farklý olduðunun gösterilmesi gerekir; ikinci olarak da kon-
grenin “bölünmesi”ne neden olan bütün olaylarda, özde yanýlgýya
düþenlerin en tutarlý devrimci sosyal-demokratlar, Rusya’da iskra-
cý* adýný benimseyenler [sayfa 179] olduðunun gösterilmesi gerekir.

* Yoldaþ Martov için not. Ýskracý teriminin, bir çevre mensubunu deðil de bir eðilimi
izleyen kiþiyi ifade ettiðini unuttuysa, yoldaþ Martov’a, kongrede bu nokta üzerinde yoldaþ
Trotski’nin yoldaþ Akimov’a yaptýðý açýklamayý kongre tutanaklarýndan , okumasýný salýk
veririz. Kongrede (partiye iliþkin) üç iskracý çevre vardý: Emeðin Kurtuluþu Grubu, Ýskra
yazýkurulu ve Ýskra örgütü. Bu üç çevreden ikisi kendilerini daðýtma düþüncesindeydiler;
üçüncüsü, bu yolda yeterince partili olma anlayýþýnda deðildi ve kongre tarafýndan daðýtýldý.

V. Ý. Lenin 149
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Evet baylar, bunu göstermeye çalýþýn!
Bu arada yeri gelmiþken belirtelim, azýnlýðýn, partideki en
oportünist, en az kararlý, en az tutarlý kiþilerden oluþmuþ olmasý,
konuyu yarým-yamalak bilen ya da yeterince düþünmemiþ olan
kiþilerin çoðunluða yönelttikleri sayýsýz itiraza ve gösterilen kuþkuya
en iyi yanýttýr. Yoldaþ Martov’la yoldaþ Akselrod’un ufak bir hatasýný
ayrýlýðýn nedeni saymak pireyi deve yapmak deðil midir, diye soru-
yorlar. Evet sayýn baylar, yoldaþ Martov’un hatasý ufak bir hataydý
(bunu kongrede, tartýþmalar gayet hararetliyken de söyledim); ama
bu küçük hata büyük zarar verebilirdi (ve verdi), çünkü yoldaþ
Martov [o hatasý nedeniyle birçok hata yapmýþ olan ve bir dizi so-
runda oportünizme ve ilke tutarsýzlýðýna açýkça eðilim gösteren
temsilcilerin tarafýna sürüklendi. Yoldaþ Martov’la yoldaþ Aksel-
rod’un istikrarsýzlýk göstermiþ olmalarý, bireyler sözkonusu olduðu
sürece önemsiz bir þeydi; bütün istikrarsýz öðelerden, Ýskra eðili-
mini ya tümden yadsýmýþ ve ona açýkça karþý çýkmýþ, ya da bu
eðilime yalnýzca sözle baðlýlýk gösterirken gerçekte tekrar tekrar
iskracýlara-karþý olanlarýn yanýnda yer almýþ tüm kiþilerden oluþan
bir azýnlýk ortaya çýkarmasý, kiþisel bir þey deðil, bir parti sorunuy-
du, üstelik hiç de önemsiz bir þey deðildi.
Ayrýlýðý, eski Ýskra yazýkurulunun küçük çevresi içinde, dar-
kafalý bir devrimciliðin ve kökleþmiþ bir hizip anlayýþýnýn egemen
olmasýnýn sonucu saymak saçma deðil midir? Hayýr, saçma deðil-
dir. Çünkü partimizde, bütün kongre boyunca grupçuluðun her
türlüsü için savaþ veren bütün kiþiler, devrimci darkafalýlýðýn üstü-
ne çýkmayý genel olarak baþaramayan bütün kiþiler, darkafalý, grup-
çuluk anlayýþý denen musibeti haklý gösterebilmek ve koruyabilmek
için bu anlayýþýn “tarihsel” niteliðinden söz eden bütün kiþiler, bu
belli çevreyi [eski Ýskra çevresi –ç.] desteklemek üzere ayaklan-
mýþlardýr. [sayfa 180] Ýskra yazýkurulunun küçük çevresinde, dar grup
çýkarlarýnýn parti çýkarlarýna aðýr basmýþ olmasý, belki de bir raslan-
tý olarak görülebilir; ama ünlü Voronej komitesi ile dillere düþen
St. Petersburg “Ýþçileri Örgütü”nün[31] “tarihsel açýdan sürekliliði”ne

Ýskracý çevrelerin en geniþi, Ýskra örgütü (ki, yazýkuruluyla Emeðin Kurtuluþu Grubunu
içeriyordu) kongrede onaltý temsilciye sahipti. Bunlardan yalnýzca 11’inin oy hakký vardý.
Buna karþýlýk, herhangi bir iskracý “çevre”nin üyesi olarak deðil, eðilim olarak iskracý
olanlar ise, benim hesabýma göre, otuzüç oya sahip yirmiyedi kiþiydi. Görüldüðü gibi,
kongrede iskracýlarýn yarýsýndan azý Ýskra çevrelerine mensuptu.

150 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
(daha fazla deðilse bile) daha az deðer vermemiþ olan Akimov’larla
Bruker’lerin bu çevreyi var güçleriyle desteklemeleri hiç de raslan-
tý deðildi; Raboçeye Dyelo’nun “katledilmesi”ne, eski yazýkurulu-
nun “katlediliþi”ne olduðu kadar (eðer daha fazla deðilse) yas tutan
Egorov’larýn, bu yazýkurulu çevresini var güçleriyle desteklemeleri
hiç de raslantý deðildi; Mahov’lar, vb., vb. de böyle. Atasözünün de-
diði gibi, bana arkadaþýný söyle sana kim olduðunu söyleyeyim.
Bunun gibi, bir insanýn siyasal çehresini, onun siyasal müttefikleri-
ne bakarak ona oy vermiþ kiþilere bakarak ortaya koyabilirsiniz.
Yoldaþ Martov’la yoldaþ Akselrod’un ufak hatasý, onlarla par-
timizin tüm oportünist kanadý arasýnda sürekli bir ittifakýn hareket
noktasý haline gelinceye kadar, bu ittifakýn bir sonucu olarak, bu
ufak hata, oportünizmin yeniden depreþmesine ve Ýskra’nýn savaþtýðý
kiþilerin, þimdilerde devrimci sosyal-demokrasinin yandaþlarýna
karþý kinlerini dökme fýrsatýný bulmaktan büyük mutluluk duyan
kiþilerin, intikam alma çabasýna yolaçýncaya kadar ufak bir hatay-
dý, öyle de kalabilirdi. Kongreyi izleyen olaylarýn sonucu olarak,
yeni Ýskra’da tanýk olduðumuz þey de, oportünizmin depreþmesidir,
Akimov’larla Bruker’lerin intikam alýþýdýr (Voronej komitesinin çý-
kardýðý broþüre bakýnýz*), eski yakýnýlarýnýn herbiri için, nefret edi-
lesi “düþman”a, nefret edilesi Ýskra’nýn sütunlarýnda sýký bir tekme
atmalarýna [sayfa 181] en sonunda (evet en sonunda!) izin verilen
Martinov’larýn coþkun sevincidir. Ýskra’nýn “sürekliliði”ni saðlamak
için, “Ýskra’nýn eski yazýkurulunun ihya edilmesi”nin (bu ifadeyi
yoldaþ Starover’in 3 Kasým 1903 tarihli ultimatomundan alýyoruz)
ne kadar önemli olduðunu, bu son nokta özellikle apaçýk gözler
önüne seriyor...
Kongrenin (ve partinin) sol ve sað olarak, devrimci ve opor-
tünist kanat olarak bölünmesi, tek baþýna ele alýndýðý zaman, kor-
kunç, eleþtirilesi, hatta anormal deðildir. Tam tersine, Rus (ve yal-
nýzca Rus deðil) sosyal-demokrat hareketinin tarihinde son on yý-
lýn tümü, kaçýnýlmaz olarak ve amansýz bir biçimde böyle bir bölü-
nüþe doðru gitmekteydi. Bölünmenin, sað kanadýn bazý çok ufak
hatalarý yüzünden, (göreceli olarak) çok önemsiz farklýlýklardan
(sorunlarý üstünkörü gören gözlemcilere ve darkafalýlara þaþýrtýcý
görünen bir gerçek) ortaya çýkmasý, partimizin bir bütün olarak

* Bu kitabýn 258-260. sayfalarýna bakýnýz. -Ed.

V. Ý. Lenin 151
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ileriye doðru büyük bir adým atmasýnýn baþlangýcý oldu. Eskiden,
bazý durumlarda bölünmeyi haklý çýkarabilecek, büyük sorunlar
üzerinde ayrýlýk gösterirdik; þimdi bütün büyük ve önemli noktalar-
da anlaþtýk, yalnýzca nüanslarda, üzerinde tartýþabileceðimiz,
tartýþmamýz gereken, (yoldaþ Plehanov’un “Ne Yapmamalý?” baþlýklý,
daha sonra üzerinde duracaðýmýz, ilginç yazýsýnda haklý olarak be-
lirttiði gibi) ayrýlýða neden olmasý saçma ve çocukça olan nüans-
larda birbirimizden uzaklaþtýk. Þimdi, kongreden bu yana azýnlýðýn
anarþist davranýþlarýnýn, partiyi neredeyse bölünme noktasýna ge-
tirdiði, þu sýralarda, kiþi sýk sýk bilgiç, taslaklarýnýn þu tür sözlerine
tanýk olabilir: hazýrlýk komitesi olayý gibi, Yujni Raboçi grubunun ya
da Raboçeye Dyelo’nun daðýtýlmasý gibi, tüzüðün 1. maddesi gibi,
yazýkurulunun daðýtýlmasý, vb. gibi ufak-tefek konularda kongrede
savaþým vermeye deðer miydi? Böyle söyleyenler* [sayfa 182] iþin as-
lýnda, partiye grupçuluk anlayýþýný sokuyorlar: anarþiye ve bölün-
meye yolaçmadýðý, bütün yoldaþlarýn ve parti üyelerinin ortak
rýzasýyla onaylanan sýnýrlarýn içinde tutulduðu sürece, parti içinde
görüþ farklýlýklarýnýn çarpýþmasý, hem kaçýnýlamaz bir þeydir, hem
de gereklidir. Partinin sað kanadýna karþý, Akimov’la Akselrod’a
karþý, Martinov’la Martov’a karþý, bizim kongrede verdiðimiz savaþým
da bu sýnýrý hiç bir biçimde aþmýþ deðildir. Bunu yadsýnamaz biçim-
de doðrulayan iki gerçeði anýmsamak yeter: 1) Martinov ve Aki-
mov yoldaþlar kongreyi terketmek üzereyken, hepimiz, kendilerine
“hakaret edildiði” düþüncesini silmek için her þeyi yapmaya hazýr-
dýk; yapýlan açýklamalarý doyurucu saymalarý ve beyanlarýný geri
almalarý çaðrýsýnda bulunan, Trotski’nin vermiþ olduðu önergeyi
hepimiz (32 oy) kabul ettik; 2) Merkez kurullarýnýn seçiminde de
kongrenin azýnlýða (ya da oportünist kanada), her iki kurulda da

* Bununla ilgili olarak, “merkez” temsilcilerinden biriyle, kongrede, aramýzda geçmiþ


bir konuþmayý anýmsamamak elden gelmiyor. “Kongremizdeki hava ne kadar da bunaltýcý”
diye yakýnýyordu o yoldaþ. “Bu kýrýcý savaþ, bu herkesin birbirine karþý giriþtiði kýþkýrtma,
bu birbirini ýsýran tartýþma, bu yoldaþça olmayan davranýþ!..” Ben bu sözlere “kongremiz
çok görkemli” karþýlýðýný verdim. “Özgür ve açýk bir savaþým. Fikirler ifade edildi. Görüþ
farklýlýklarý ortaya kondu. Gruplar biçimlendi. Eller kaldýrýldý. Bir karar alýndý. Bir aþama
geçildi. Ýleri! Benim için aslolan budur! Bu, yaþam demektir! Bu, sizin, sorun çözümlendiði
için deðil, ancak yorulduklarý için susan aydýnlarýrýýzýn sonu gelmez, usandýrýcý laf
gevelemelerine benzemez...”
”Merkez”ci yoldaþ bana þaþkýnlýk içinde baktý ve omuzlarýný silkti. Ýki ayrý dil
konuþuyorduk.

152 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bir azýnlýk yeri vermeye hazýrdýk: merkez yayýn organýnda Martov,
Merkez Yönetim Kurulunda Popov. Daha kongreden önce iki üçlü
seçmeye karar vermiþ olduðumuz için, parti bakýmýndan, daha
baþka türlü davranamazdýk. Nasýl ki, kongrede ortaya dökülen nü-
ans farklýlýðý büyük deðil idiyse, bu nüans farklýlýklarý arasýndaki sa-
vaþýmdan çýkardýðýmýz pratik sonuç da büyük deðildi: bu sonuç,
yalnýzca, her iki merkez kurulu üçlüsünde, üyeliklerden üçte-ikisi-
nin parti kongresi çoðunluðuna verilmesi þeklindeydi.
Ýlkin, yenilen aydýnlarýn “aðlayýp sýzlanmalarý”na, [sayfa 183] daha
sonra da anarþist konuþmalarla anarþist eylemlere yolaçan þey,
Parti kongresi azýnlýðýnýn merkez kurullarýnda da azýnlýk olmayý
reddetmesiydi.
Sözümüzü tamamlarken, merkez kurullarýnýn kuruluþu yö-
nünden çizgeye bir kez daha göz atalým. Gayet doðaldýr ki, seçim-
ler sýrasýnda temsilciler, nüans farklýlýklarý sorununa ek olarak þu
ya da bu kiþinin, uygunluðu, etkinliði, vb. sorunuyla da yüzyüze
geldiler. Þimdi azýnlýk, bu iki sorunu birbirine dolaþtýrmaya çok
eðilimli görünüyor. Oysa bu iki sorunun birbirinden çok farklý ol-
duðu apaçýk ortada; örneðin merkez yayýn organý için bir baþlangýç
üçlüsü seçilmesinin, kongreden bile önce, Martov’la Akselrod’un,
Martinov ve Akimov’la’ bir ittifak kuracaðýný hiç kimsenin öngör-
mediði bir sýrada tasarlanmýþ olmasý basit gerçeði, bunun kanýtýdýr.
Farklý sorunlarýn farklý biçimde yanýtlanmasý gerekir: nüans farklýlý-
klarý sorununun yanýtý kongre tutanaklarýnda, açýk tartýþmalarda
ve her bir konudaki oylamalarda aranmalýdýr. Kiþilerin uygun düþüp
düþmediðine gelince, kongredeki herkes, bu sorunun gizli oyla
çözümlenmesi gerektiðine karar vermiþti. Tüm kongre neden oy-
birliðiyle bu karara varmýþtý? Bu öylesine basit ki, bu konu üzerinde
durmak garip olabilir. Ne var ki azýnlýk (oy sandýðýnda uðradýðý ye-
nilgiden bu yana) basit þeyleri bile unutmaya baþladý. Bizler, eski
yazýkurulunu savunmada, neredeyse sorumsuzluk noktasýna ka-
dar varacak ölçüde hararetli, ateþli, hiddetli konuþmalar saðanaðý-
na tanýk olduk, ancak kongrede altý ya da üç kiþilik bir kurula iliþ-
kin savaþýmda kendini gösteren, nüans farklýlýklarý konusunda ke-
sinlikle hiç bir þey iþitmedik. Merkez Yönetim Kuruluna seçilen ki-
þilerin bir iþe yaramaz oluþuna, uygunsuzluðuna, melunca tasa-
rýmlarýna, vb. dair her yanda konuþmalar, dedikodular duyuyoruz,
ama kongrede, Merkez Yönetim Kurulunda egemenliði ele geçir-

V. Ý. Lenin 153
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
mek için çalýþan nüans farklýlýklarýna iliþkin hiç bir þey iþitmiþ deði-
liz. Bana göre, bireylerin nitelikleri ve giriþimleri hakkýnda kongre
dýþýnda konuþmak, dedikodu yapmak dürüst ve itibar getirici bir
þey deðildir (çünkü yüz olaydan doksan-dokuzunda bu giriþimler
örgütsel sýrdýr, ancak partinin yüksek organýna açýklanabilir). [sayfa
184] Kongre dýþýnda, böyle dedikodu yoluyla savaþmak, benim görü-
þüme göre, skandal ticaretidir. Bu tür konuþmalara açýktan verebi-
leceðim tek yanýt, kongredeki savaþýma iþaret etmektir: sizler, Mer-
kez Yönetim Kurulunun, dar bir çoðunlukla seçildiðini söylüyorsu-
nuz. Bu doðru. Ama bu dar çoðunluk, Ýskra planlarýnýn gerçekleþtiril-
mesi için yalnýzca sözle deðil, gerçekten tutarlý biçimde savaþan
kiþilerin tümünden oluþmuþtur. Bu nedenle, bu çoðunluðun ma-
nevi itibarýnýn, Ýskra eðiliminin sürekliliðini belli bir Ýskra çevresinin
sürekliliðinden daha deðerli görenlerin gözünde –onun eski itibarý-
na bakýþla– karþýlaþtýrma kabul etmeyecek ölçüde daha yüksek
olmasý gerekir. Belli kiþilerin Ýskra siyasetini yürütmekte uygun olup
olmadýðýný daha iyi yargýlama yeteneðinde olan kimdi – bu siyaset
için kongrede savaþým verenler mi, yoksa birçok durumda bu siya-
setle savaþan, her türlü geriye gidiþi, her türlü saçmayý ve her türlü
çevreciliði savunanlar mý? [sayfa 185]

154 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
O. KONGRE SONRASI
ÝKÝ SAVAÞIM YÖNTEMÝ

KONGREDEKÝ görüþme ve oylamalarýn, burada tamamladý-


ðýmýz tahlili, gerçekte, kongreden bu yana olup biten her þeyi öz
olarak açýklamaktadýr. Bu nedenle partimizdeki bunalýmýn daha
sonraki aþamalarýný anahatlarýyla belirlerken sözü kýsa tutabiliriz.
Martov’la Popov’un seçimlere girmeyi reddetmeleri, cephe-
ler arasýndaki parti savaþýmýný hemen bir kavga havasýna sokmuþ-
tur. Kongrenin hemen ertesi günü, yoldaþ Glebov, seçilmemiþ
yazýkurulu üyelerinin Akimov’la Martinov’a doðru yanaþmaya cid-
di olarak karar verebileceklerinin inanýlýr bir þey olmadýðýný düþü-
nerek ve her þeyi sinirliliðe baðlayarak, Plehanov’la bana, [sayfa 186]

V. Ý. Lenin 155
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sorunun tatlýya baðlanmasýný, yazýkurulunun Konseyde gereði gibi
temsil edilmesinin güvence altýna alýnmasý koþuluyla (yani iki tem-
silciden birinin, kesinlikle parti çoðunluðundan alýnmasý koþuluyla)
her dördünün de “üyeliðe çaðrýlmasý”ný salýk verdi. Bu koþul, Ple-
hanov’la bana saðlam görünüyordu. Çünkü bu koþulun kabul edil-
mesi, kongredeki hatanýn, açýkça ifade edilmeksizin kabulü de-
mekti, savaþ yerine barýþ isteði demekti, Akimov’la Martinov’a, Ego-
rov’la Mahov’a yakýn olmaktansa Plehanov’la bana yakýn olma isteði
demekti. “Üyeliðe çaðýrma” ödününe gelince, bu kiþisel bir ödün
halini alýyordu. Öfkeyi ortadan kaldýracak, barýþý kuracak kiþisel bir
ödün vermeyi reddetmek deðecek bir þey deðildi. Bu nedenle
Plehanov ve ben rýza gösterdik. Ancak yazýkurulu çoðunluðu, koþulu
reddetti. Glebov gitti. Ondan sonra ne olacaðýný beklemeye baþladýk;
beklediðimiz þey, Martov’un kongrede (merkezin temsilcisi yoldaþ
Popov’a karþý) takýndýðý sadýk tutuma baðlý kalýp kalmayacaðý, ya
da Martov’un izinden gittiði, bölünme eðilimi gösteren istikrarsýz
kiþilerin üstün gelip, gelmeyeceðiydi.
Ýki sorunla karþý karþýyaydýk: yoldaþ Martov, kongredeki
“koalisyonu”nu soyutlanmýþ siyasal bir olay olarak görme yolunu
mu seçecekti (si licet parva componere magnis,* týpký 1895’te Be-
bel’in Vollmar’la koalisyonunun soyutlanmýþ bir olay olmasý gibi),
yoksa bu koalisyonu pekiþtirmek, kongrede hatalý olanlarýn Ple-
hanov’la ben olduðumuzu kanýtlama çabalarýný yoðunlaþtýrmak ve
partimizin oportünist kanadýnýn gerçek önderi haline gelmek yolu-
nu seçmek mi isteyecekti? Bu sorun þöyle de ortaya konabilirdi:
kavga mý yoksa siyasal bir parti savaþýmý mý? Kongrenin hemen
ertesi günü, merkez kurullarýnýn el altýndaki üç üyesi olan bizler
arasýndan Glebov yoldaþ, daha çok birinci yanýttan yana eðilim
göstermekteydi, bu nedenle de [sayfa 187] bozuþmuþ olan çocuklarý
uzlaþtýrmak için çok çaba gösterdi. Yoldaþ Plehanov, daha çok
ikinci yanýttan yana eðilim gösteriyordu ve atasözünün dediði gibi,
ne tutmaktan, ne býrakmaktan yanaydý. Bu olayda ben, “merkez”in
ya da “Bataklýðýn” rolünü – oynadým, inandýrma yolunu kullanma-
ya çalýþtým. Þimdi, sözlü inandýrma çabalarýný anýmsatmaya çalýþ-
mak, iþi arapsaçýna döndürmek olur. Yoldaþ Martov’la yoldaþ Pleha-
nov’un verdiði kötü örneði izleyecek deðilim. Ama, Ýskra’nýn “azýn-

* Eðer küçük þeyler büyük þeylerle karþýlaþtýrýlabilirse. -Ed.

156 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
lýk” kanadýndakilerden birine gönderdiðim, yazýlý bir inandýrma ça-
basý olan bir mektuptan belli bazý bölümleri buraya almayý gerekli
görüyorum:
“... Martov’un yazýkurulunda çalýþmayý reddetmesi, onun ve
öteki partili yazarlarýn iþbirliðini reddetmesi, bazý kiþilerin Merkez
Yönetim Kurulunda çalýþmayý reddetmesi ve boykot ya da pasif
direnme propagandasý, Martov’la arkadaþlarý öyle istemese bile,
ister-istemez, partide bir bölünmeye yol açacaktýr. Martov (kongre-
de azimle savunduðu) tutumuna sadýk kalsa bile, ötekiler bunu
yapmayacaktýr ve sözünü ettiðim sonuç kaçýnýlmaz hale gelecek-
tir. ...
Kendi kendime soruyorum: aslýnda birbirimizden ne için
ayrýlýyoruz? ... Kongrenin bütün olaylarýný ve yaptýðý etkileri gözden
geçiriyorum; sýk sýk korkunç, ‘taþkýn’ bir sinirlilik gösterdiðimi ka-
bul ediyorum; havanýn, tepkilerin, müdahalelerin, savaþýmýn, vb.
doðal ürünü olan bu hatamý –eðer buna hata denirse–, herkese
seve seve itiraf etmeye hazýrým. Ama þimdi, elde edilen sonuçlarý,
çýlgýnca bir savaþýmla elde edilen sonuçlarý, sükünetle düþünüyo-
rum ve bu sonuçlarda partiye zarar verici hiç bir þey, azýnlýða haka-
ret niteliðinde olan ya da küçük düþürücü hiç bir þey, kesinlikle
hiç bir þey göremiyorum.
“Kuþkusuz, kiþinin kendini azýnlýkta bulmasý can sýkýcý bir
þey; ama bizim herhangi bir kiþiye ‘leke sürdüðümüz’ düþüncesini,
herhangi bir kiþiye hakaret etmek, onu küçük düþürmek istediðimiz
inancýný kesinlikle reddediyorum. [sayfa 188] Böyle bir þey yoktur. Siya-
sal görüþ ayrýlýklarýnýn, karþý tarafý vicdansýzlýkla, hilekarlýkla, entri-
kayla ve yaklaþmýþ görünen bir parçalanma havasý içinde, gittikçe
daha sýk iþitmeye baþladýðýmýz böyle nazik sözlerle suçlamaya da-
yanan bir yorumlamaya yol açmasýna izin verilmemelidir.. Buna
izin verilmemelidir, çünkü böyle bir þey, en hafifinden nec plus
ultra* mantýksýzlýk olur.
“Martovla ben, daha önce düzinelerce kez olduðu gibi, siya-
sal (ve örgütsel) bakýmdan ayrýlýk gösterdik. Tüzüðün 1. maddesi
üzerindeki yenilgimden sonra, bana (ve kongreye) kalan öteki ko-
nularda, bu yenilginin intikamýný almak için bütün gücümle çalýþ-
maktan baþka bir þey yapamazdým. Bir yandan, kesinkes iskracý

* En aþýrý. -ç.

V. Ý. Lenin 157
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bir Merkez Yönetim Kurulu için, öte yandan bir yazýkurulu üçlüsü
için savaþmaktan baþka yapabileceðim bir þey yoktu. ... Bu üçlüyü,
müsamahakar ve gevþek bir kurul deðil, resmi bir kurum olabilme
gücünde tek kurul, gerçek bir merkez olacak tek kurul, her üyesi
her zaman partisinin görüþünü –bir damla fazlasýný deðil– bütün
kiþisel hesaplarý, darýltma, istifa, vb. korkusunu bir kenara atarak
ortaya koyan ve savunan bir kurul olarak görüyorum.
“Bu üçlü, kongrede olup-bitenlerden sonra, hiç kuþku yok
ki, bir bakýma Martova karþý, siyasal ve örgütsel bir çizgi çizmeyi
meþrulaþtýrmak demek oluyordu. Buna hiç kuþku yok. Bu kopma-
ya neden olur mu? Bunun için parti bölünür mü? Gösteriler sorun-
unda Martov’la Plehanov bana karþý durmadýlar mý? Program
sorununda Martov ve ben, Plehanov’a karþý çýkmadýk mý? Her üçge-
nin bir yaný, öteki iki yana her zaman karþý deðil midir? Eðer, hem
Ýskra örgütünde, hem kongrede, iskracýlarýn çoðunluðu, Martov
çizgisinin bu baþlýca çizgisini örgütsel ve siyasal [sayfa 189] bakýmdan
hatalý buldularsa, bunu ‘entrika’ya, ‘kýþkýrtma’ya falan baðlamaya
çalýþmak gerçekten anlamsýz deðil midir? Çoðunluða küfrederek,
onlarý ‘ayak takýmý’ diye niteleyerek, bu gerçeði geçiþtirmeye
çalýþmak anlamsýz deðil midir?
“Yineliyorum, kongredeki iskracý çoðunluk gibi ben de yü-
rekten inanýyorum ki, Martov’un benimsediði çizgi yanlýþtý, düzel-
tilmesi gerekiyordu. Böyle bir düzeltmeden ötürü gücenmek, bunu
hakaret, vb. saymak akla-uygun deðildir. Biz kimseye ‘leke’ sür-
medik, sürmüyoruz, hiç kimseyi çalýþmaktan alýkoymuyoruz. Her-
hangi bir kiþinin bir merkez kurulunun dýþýnda býrakýlmýþ olmasýn-
dan ötürü parçalanmaya neden olmak, bana anlaþýlmaz bir buda-
lalýk gibi görünüyor.”*
Bu mektubumu burada anýmsatmayý gerekli gördüm, çün-
kü, olasý (ve ateþli bir savaþýmda kaçýnýlmaz) kiþisel yakýnmalar ve
yaralayýcý ve “çýlgýnca” saldýrýlarýn yarattýðý öfkelenmelerle belli bir
siyasal hata, belli bir siyasal tutum (sað kanatla koalisyon) arasýn-

* Bu mektup, [13] Eylül [1903]’te [yeni tarihle] yazýldý. [Bkz: Lenin, Collected Works,
Vol. 34, s. 164-166. -Ed.]. Mektubun, yalnýzca bana, önümüzdeki konuyla iliþkili
görünmeyen bölümlerini atladým. Eðer mektubun kendisine yazýldýðý kiþi, benim atladýðým
bölümleri önemli görürse, bu atlamalarý derhal onarabilir. Bu fýrsattan yararlanarak, yeri
gelmiþken söyleyeyim, benim karþýtlarýmdan isteyen, eðer yararlý bir amaca hizmet
edeceðini düþünürse, benim kendilerine yazdýðým özel mektuplarý yayýnlayabilir.

158 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
da, çoðunluðun derhal bir çizgi çekmek istediðini, bu mektup tam
olarak gösteriyor.
Bu mektup, azýnlýðýn pasif direncinin, kongreden hemen son-
ra baþladýðýný ve ayrýca bunun partiyi bölme doðrultusunda atýlmýþ
bir adým olduðu yolunda derhal bir uyarýda bulunmamýzý, kongre-
deki baðlýlýk beyanlarýna karþý bir adým olduðu uyarýsýnda bulun-
mamýzý gerektirdiðini gösteriyor; hiç kimse herhangi bir parti üyesini
çalýþmaktan alýkoymayý düþünmediðine göre, bölünmenin yalnýz-
ca, merkez kurullarýnýn dýþýnda tutulmuþ olmasý gerçeðinden (yani
o kurullara seçilmemekten) doðduðunu gösteriyor; siyasal farklý-
lýðýmýzýn [sayfa 190] (kongrede bizim çizgimizin Martov’un çizgisinin
mi hatalý olduðu açýklýða kavuþmadýðý ve çözümlenmediði ölçüde
kaçýnýlmaz olan farklýlýðýmýzýn), her geçen gün hakaretin, kuþkularýn
vb., vb.’nin eþliðinde giderek kavgaya saptýrýldýðýný gösteriyor.
Ama uyarýlar boþunaydý. Azýnlýðýn davranýþý, aralarýndan, par-
tiye en az deðer veren, en istikrarsýz kiþilerin üstün gelmekte oldu-
ðunu gösterdi. Bu durum, Plehanov’la beni, Glebov’un önerisi için
verdiðimiz muvafakati geri çekmek zorunda býraktý. Çünkü, azýn-
lýk, yalnýzca ilkelere iliþkin olarak deðil, onun yaný sýra en basit an-
lamda partiye baðlýlýkta da bizzat kendi hareketleriyle siyasal bir
istikrarsýzlýk gösterdiðine göre, þu ünlü “süreklilik” konusundaki
sözlerine ne deðer verilebilirdi? Artan, yeni görüþ ayrýlýklarýný öz-
denlikle ilân eden kiþilerin oluþturduðu bir çoðunluðun parti yazý-
kuruluna “üye olarak çaðýrýlmasý”ný istemek gibi tümden saçma
olan bir dilekle, hiç kimse Plehanov’dan daha zekice alay etmiþ
deðildir. Partinin gözleri önünde yeni ayrýlýklarýn basýnda ortaya
dökülmesinden önce, merkez kurullarýndaki bir parti çoðunluðu-
nun, kendini, kendi isteðiyle azýnlýða dönüþtürdüðü dünyanýn ne-
resinde görülmüþtür? Önceki farklýlýklar ortaya konsun; parti, bu
ayrýlýklarýn ne kadar derin ve önemli olduðu hakkýnda bir yargýya
varsýn; parti, ikinci kongrede yaptýðý yanlýþlýðý –eðer yanlýþlýk yaptýðý
gösterilirse– kendi düzeltsin! Hala bilinmeyen farklýlýklar bahanesi-
yle böyle bir istekte bulunulmasý, bu istekte bulunanlarýn tüm istik-
rarsýzlýðýný, yaygaraya saparak siyasal ayrýlýklarýn tamamen sualtýnda
tutulmasýný ve bu insanlarýn gerek bir bütün olarak partiye, gerek
kendi inançlarýna karþý saygýsýzlýðýný göstermiþtir. Kendi görüþlerine
inandýrmak istedikleri kurulda (özel olarak) çoðunluk saðlamadan
önce, karþýsýndakileri ikna etmeyi reddeden hiç bir inançlý ilke

V. Ý. Lenin 159
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sahibi kiþi görülmemiþtir, görülmeyecektir. [sayfa 191]
Son olarak, 4 Ekimde yoldaþ Plehanov, bu saçma durumu
ortadan kaldýrmak için son bir giriþimde daha bulunacaðýný açýkla-
dý. Eski yazýkurulunun altý üyesinin hepsi, Merkez Yönetim Kurulu-
nun yeni bir üyesinin* de katýldýðý bir toplantýya çaðrýldý. Yoldaþ
Plehanov, tam üç saat boyunca, “çoðunluk”tan iki kiþiye karþýlýk
“azýnlýk”tan dört kiþinin “üyeliðe çaðrýlmasý”nýn ne kadar mantýk
dýþý olduðunu kanýtladý. Yoldaþ Plehanov, bir yandan, bizim her-
hangi bir kiþiye karþý “zorbalýk etmek”, onu ezmek, çembere al-
mak, kafasýný koparmak ya da mezara koymak istediðimiz yolun-
daki tüm endiþeleri daðýtmak, bir yandan da parti “çoðunluðu”nun
durumunu ve haklarýný güven altýna almak için, o dört kiþiden
ikisinin üyeliðe çaðýrýlmasýný önerdi. Ýki kiþinin üyeliðe çaðrýlmasý
da reddedildi.
6 Ekimde Plehanov ve ben, Ýskra’nýn eski yazýkurulu üyele-
rine ve gazetenin yazarlarýndan yoldaþ Trotski’ye þu resmi mektu-
bu yazdýk:
“Aziz yoldaþlar,
“Merkez yayýn organýnýn yazýkurulu, sizin Ýskra’ya ve Zarya’
ya[33] katýlmaktan çekiliþinizi üzüntüyle karþýladýðýný bildirmeyi gö-
rev sayar. Ýkinci parti kongresinden hemen sonra ve onun ardýn-
dan birçok kez yaptýðýmýz iþbirliði çaðrýlarýna karþýn, sizden en kü-
çük bir yardým bile görmedik. Merkez yayýn organýnýn yazýkurulu,
sizin geri duruþunuzu haklý gösterecek hiç bir þey yapmadýðýný ilân
eder. Partinin merkez yayýn organýnda çalýþmanýza, hiç bir kiþisel
sinirlilik, kuþku yok ki, engel olmamalýdýr. Öte yandan, eðer çekili-
þiniz, bizimle herhangi bir fikir ayrýlýðýndan ileri geliyorsa, bu ayrýlý-
klarý, ayrýntýlarýyla ortaya koymanýzý, parti için çok büyük yarar saya-
rýz. Üstelik, bu görüþ ayrýlýklarýnýn yapýsý ve derinliðinin, bizim yönet-
meni olduðumuz [sayfa 192] yayýnlarýn sütunlarýnda, olabildiði ölçüde
erkence bütün partiye açýklanmasýný çok isteriz.”**

* Bu kurul üyesi[32] ayrýca, azýnlýkla bir dizi özel ve toplu konuþmalar yaptý, çýkarýlan
akýlalmaz masallarý yalanladý ve o kiþilerin parti görevi anlayýþýna seslendi.
** Yoldaþ Martov’a gönderilen mektup ayrýca bir broþüre atýfta bulunuyor ve þu
tümceyi de içeriyordu: “Son olarak, çalýþmalarýn selameti bakýmýndan bir kez daha belirtiriz
ki, size, partinin en yüksek organýnda kendi görüþlerinizi resmen ifade etmek ve savunmak
için her türlü fýrsatý vermek üzere, sizi merkez yayýn organýnýn yazýkuruluna üye olarak
çaðýrmaya hala hazýrýz.”

160 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Okurun göreceði gibi, “azýnlýðýn” hareketine, esas olarak ki-
þisel kýzgýnlýðýn mý, yoksa yayýn organýný (ve partiyi) yeni bir yola
sokma isteðinin mi egemen olduðunu ve böyle bir yol varsa onun
ne olduðunu hala tam bilmiyorduk. Sanýrým þimdi bile, bu sorunu
aydýnlatmak üzere yetmiþ akýllý adamý çaðýrsak, ellerine dilediðiniz
yayýnlarý ve tanýklýk belgelerini versek bile, bu arapsaçýna onlar da
çare bulamazdý. Bir kavganýn arapsaçý dolaþýklýklarýnýn açýlabilece-
ðinden kuþku duyarým: Ya kesip atmanýz, ya bir kenara koymanýz
gerekir.*
Akselrod, Zasuliç, Starover, Trotski ve Koltsov, 6 Ekim tarihli
bu mektuba, Ýskra’nýn yeni yazýkurulunun eline geçiþinden ötürü
gazeteye herhangi bir katkýda bulunmayacaklarýný belirten birkaç
satýrlýk mektupla karþýlýk verdiler. Martov yoldaþ ise daha yazýþkandý
ve þu yanýtla bizi onurlandýrdý:
“RSDÝP merkez yayýn organý yazýkuruluna,
“Aziz yoldaþlar,
“6 Ekim tarihli mektubunuza karþýlýk olarak þu noktalarý
belirtmek isterim: 4 Ekim tarihinde Merkez Yönetim Kurulu
üyelerinden birinin de katýldýðý toplantýda, Lenin yoldaþý Kon-
seydeki ‘temsilci’miz olarak seçme yüklenimi altýna girmemiz
koþuluyla, Akselrod’un, Zasuliç’in, Starover’in ve benim ya-
zýkuruluna katýlmamýza iliþkin önerinizi geri almaya sizi zor-
layan nedenleri göstermeyi reddediþinizden beri, bir yayýn
organýnda birlikte çalýþmamýz hakkýndaki konuþmalarýn sona
erdiði düþüncesindeyim. Siz [sayfa 193] tanýklar önünde ya-
ptýðýnýz konuþmalarý, o toplantýda ortaya koymaktan tekrar
tekrar kaçýndýktan sonra, bugünkü koþullar altýnda Ýskra’da
çalýþmayý reddediþimin nedenlerini bir mektupta açýklama-
nýn gereði olmadýðý kanýsýndayým. Gerekirse o nedenleri
bütün partiye, ayrýntýlarýyla açýklayacaðým. Zaten parti, yazý-
kurulunda ve Konseyde bir sandalye kabul etmemi içeren,
þimdi sizin yinelediðiniz öneriyi neden reddettiðimi ikinci
kongre tutanaklarýndan öðrenecektir... **
L. Martov”

* Yoldaþ Plehanov buna belki þunu da eklerdi: “ya da kavgayý baþlatanlarýn herbir
isteðini tatmin etmeniz gerekir.” Bunun neden olanaksýz olduðunu göreceðiz.
** Martov’un o zaman yeniden basýlmakta olan broþürüne iliþkin sözlerini buraya
almýyorum.

V. Ý. Lenin 161
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Daha önceki belgelerle birlikte, bu mektup, yoldaþ Martov’un
Sýkýyönetim’inde (ünlem iþaretlerinin ve nokta nokta dizilerinin yar-
dýmýyla) büyük bir özenle kaçýndýðý boykot, çözülme, anarþi ve bir
bölünme için hazýrlanýldýðý sorununu –yani dürüst ve haince iki
savaþým yöntemi sorununu– hiç bir tartýþmaya yer býrakmayacak
bir açýklýkla gözler önüne seriyor.
Yoldaþ Martov ve ötekiler, farklýlýklarýný ortaya koymaya çaðý-
rýlýyorlar, derdin ne olduðunu ve niyetlerini bize açýkça söylemeleri
isteniyor, somurtmayý býrakmalarý ve birinci madde üzerinde ya-
pýlan hatayý (ki bu hata saða kayýþlarýyla içsel bir baðla baðlýdýr)
sükünetle tahlil etmeleri salýk veriliyor – ama Martov ve hempasý
konuþmayý reddediyor ve yaygarayý basýyor: “Çembere alýndýk! Bize
zorbalýk ediliyor!” “Dehþet verici sözler” korosu, bu gülünç çýðlýkla-
rýn hýzýný azaltamamýþtýr.
Sizinle birlikte çalýþmayý reddeden birini çembere almak nasýl
mümkün olabilir? Martov yoldaþa bunu sorduk. Azýnlýk olmayý red-
deden bir azýnlýða nasýl kötü davranýlýr, nasýl “zorbalýk edilir”, nasýl
baský yapýlýr? Azýnlýkta olmanýn zorunlu ve kaçýnýlmaz olarak getir-
diði bazý mahzurlar vardýr. Bu mahzurlar þunlardýr: Ya belli sorun-
larda sizin oyunuzu aþan, azýnlýkta kaldýðýnýz bir kurula katýlýrsýnýz,
ya da dýþýnda kalýp ona saldýrýr ve dolayýsýyla, iyi doldurulmuþ [sayfa
194] bataryalarýn ateþi altýnda kalýrsýnýz.
Yoldaþ Martov’un “sýkýyönetim” hakkýndaki feryatlarý, azýn-
lýktakilerle haksýz ve haince savaþýldýðý anlamýna mý geliyor? Ancak
böyle bir iddia (Martov’un gözünde) bir parçacýk anlam taþýyabilir,
çünkü, yineliyorum, azýnlýkta olmanýn zorunlu ve kaçýnýlmaz bazý
mahzurlarý vardýr. Ama iþin asýl gülünç yaný, konuþmayý reddettiði
sürece yoldaþ Martov’la hiç bir biçimde savaþýlamayacaðýdýr! Azýn-
lýk azýnlýk olmayý reddettiði sürece, hiç bir biçimde yönetilemez!
Martov yoldaþ, merkez yayýn organý yazýkurulunun,
Plehanov’la ben o kuruldayken, yetkilerini aþtýðýna, gücünü kötüye
kullandýðýna dair tek bir olay gösteremez. Azýnlýðýn örgüt içindeki
görevlileri de Merkez Yönetim Kuruluyla ilgili olarak böyle bir tek
olay ya da benzeri bir olay gösteremezler. Yoldaþ Martov Sýkýyöne-
tim’inde þimdi ne kadar iþi çevirmeye çalýþýrsa çalýþsýn, sýkýyöne-
tim feryatlarýnýn “aciz sýzlanmalar”dan baþka bir þey olmadýðý ke-
sinlikle ortadadýr.
Yoldaþ Martov’la hempasýnýn, kongre tarafýndan atanan ya-

162 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
zýkuruluna karþý çýkýþlarýnda makul kanýtlardan ne kadar yoksun
olduklarý en iyi biçimde, þu sözlerinde görülüyor: “Biz köle deði-
liz!” (Sýkýyönetim, s. 34). Kendini, yýðýn örgütünün üstünde ve yýðýn
disiplininin dýþýnda, “seçkin beyinler” arasýnda gören burjuva aydý-
nýn zihniyeti, burada dikkate deðer bir açýklýkla dile getiriliyor. Par-
tide çalýþmayý reddediþlerini “köle olmadýklarý”ný söyleyerek
açýklamak, kendini bütün bütün ele vermektir, herhangi bir sav-
dan yoksun olduðunu itiraf etmektir, doyumsuzluðun (dissatisfac-
tion) nedenlerini, makul nedenlerini hiç bir biçimde göstereme-
mektir. Plehanov ve ben, çalýþmayý reddediþlerini gösterecek hiç
bir þey yapmadýðýmýzý ilân ediyoruz; farklýlýklarýný ortaya koymala-
rýný rica ediyoruz; verdikleri tek yanýt, (üyeliðe çaðýrýlma konusun-
da henüz herhangi bir pazarlýðýn tamamlanmamýþ olduðunu ekle-
yerek) “biz köle [sayfa 195] deðiliz” demek oluyor.
Birinci madde üzerindeki tartýþmalarda, oportünist savlara
ve anarþist laf cambazlýðýna duyduðu eðilimi ortaya koyarak kendi-
ni belli eden aydýn bireyciliði için, tüm proleter örgütü ve disiplini
köleliktir. Okurlar yakýnda göreceklerdir ki, bu “parti üyeleri”nin ve
parti “yetkilileri”nin gözünde, yeni bir parti kongresi bile, “seçkin
beyinler” için korkunç ve iðrenç bir kölelik durumudur. ... Bu “ku-
rum” parti unvanýndan yararlanmaya karþý olmayan ama kendile-
rine verdikleri partili unvanýnýn partinin çýkarlarýyla ve arzusuyla
baðdaþmadýðýný pek iyi bilen kiþiler için gerçekten korkunçtur.
Benim, yeni Ýskra yöneticilerine yazdýðým ve yoldaþ
Martov’un Sýkýyönetim’inde yayýnladýðý mektubumda sýraladýðým
komisyon kararlarý, azýnlýðýn davranýþýnýn, kongre kararlarýna dü-
pedüz itaatsizliðe ve olumlu pratik çalýþmayý baþýbozukluða kadar
vardýrdýðýný, gerçekleri ortaya koyarak göstermektedir. Oportünistl-
erden ve Ýskra’yý sevmeyenlerden oluþan azýnlýk, kongredeki yenil-
ginin öcünü almak için yanýp tutuþarak ve ikinci kongrede
kendilerine yöneltilen oportünistlik ve aydýn istikrarsýzlýðý suçlama-
larýný onurlu ve dürüst yollardan (davalarýný basýnda ya da bir kon-
grede açýklayarak) çürütmeyi asla baþaramayacaklarýný kavrayarak,
partiyi parçalamaya çabaladý, parti çalýþmalarýna zarar verdi, o çalýþ-
malarý baþýboþluða sürükledi. Partiyi ikna edemeyeceklerini anla-
dýklarý için, partiyi baþýboþluða sürükleyerek, parti çalýþmalarýný
köstekleyerek amaçlarýna varmaya çalýþtýlar. (Kongredeki hatala-
rýyla) çanaðý çatlatmaya neden olmakla suçlandýlar; bu suçlama-

V. Ý. Lenin 163
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ya, çanaðý tümden parçalamak için ellerinden gelen her çabayý
göstererek yanýt verdiler.
Düþünceleri öylesine çarpýklaþtý ki, boykot ve çalýþmayý red-
detmek, savaþýmýn “dürüst* yöntemleri” ilân edildi. [sayfa 196] Þimdi
Martov yoldaþ bu nazik nokta çevresinde kývýr kývýr kývranýyor. Yoldaþ
Martov öylesi bir “ilke adamý”dýr ki, azýnlýk tarafýndan uygulanýldýðý
zaman boykotu savunur, ama kendi tarafý çoðunluk haline gelip
de boykot onu tehdit ettiði zaman, ondan yakýnýr.
Sosyal-demokrat bir iþçi partisinde dürüst savaþým yöntem-
lerinin ne olduðu konusunda olduðu gibi, bunun da bir yaygara-
cýlýk mý yoksa bir “ilke farklýlýðý” mý olduðuna, daha derinlemesine
girmek gerektiðini sanmýyorum.

––––––––––

“Üyeliðe çaðrýlma” kavgasýný baþlatan yoldaþlardan bir açý-


klama alabilmek için (4 ve 6 Ekim tarihlerinde) yaptýðýmýz baþarýsýz
giriþimlerden sonra, merkez kurullarý için, o yoldaþlarýn, savaþýmýn
dürüst yöntemlerine baðlý kalacaklarý þeklindeki sözlü güvenceler-
inin nasýl bir sonuç vereceðini bekleyip görmekten baþka yapýla-
cak bir þey kalmamýþtý. 10 Ekimde Merkez Yönetim Kurulu, Birliðe
(bkz: Birlik tutanaklarý, s. 3-5) bir genelge yolladý ve Birlik için bir
tüzük hazýrlamaya giriþtiðini bildirerek, Birlik üyelerinden, yardým
etmelerini istedi. O tarihte Birlik yöneticileri (bir oya karþýlýk iki
oyla; ibid., s. 20) Birlik kongresi yapýlmamasýna karar vermiþlerdi.
Bu genelgeye azýnlýk yandaþlarýnýn verdiði yanýtlar, kongre kararla-
rýna baðlý kalýnacaðý ve boyun eðileceði yolundaki ünlü sözün, laf-
tan öteye geçmediðini, ayrýca gerçekte merkez kurullarýndan gelen
iþbirliði çaðrýsýna, safsata ve anarþist laf cambazlýðýyla dolup taþan
kaçamaklý özürlerle karþýlýk vermek suretiyle, azýnlýðýn parti mer-
kez kurullarýna itaat etmemeye kesinlikle karar vermiþ olduðunu
derhal gösterdi. Birlik yöneticilerinden Deutsch’un ünlü açýk mek-
tubuna verdiðimiz yanýtta (Birlik tutanaklarý, s. 10) Plehanov, ben
ve çoðunluðun öteki yandaþlarý, “Birliðin resmi bir yetkilisinin, bir
parti kurulunun örgütlenme çalýþmalarýný kösteklemek ve öteki
[sayfa 197] yoldaþlarý da ayný biçimde, disiplini bozmaya, tüzüðe karþý

* Maden bölgesinin kararý (Sýkýyönetim, s. 38)

164 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
durmaya çaðýrmak suretiyle parti disiplinini aþýrý ölçüde ihlal etme-
sini” þiddetle protesto ettik. “’Merkez Yönetim Kurulunun çaðrýsýna
uyarak böyle bir çalýþmaya katýlmakta kendimi serbest hissetmi-
yorum’ ya da ‘yoldaþlar, onlarýn [Merkez Yönetim Kurulu] Birlik
için yeni bir tüzük hazýrlamasýna izin vermemeliyiz’, vb. türünden
sözler”, dedik, “parti, örgüt ve parti disiplini gibi sözlerin anlamýný
birazcýk olsun kavrayan herkeste yalnýzca nefret uyandýran türde
kýþkýrtma yöntemleridir. Bu yöntemler, yeni kurulmuþ bir parti ku-
rumuna karþý kullanýldýðý için daha da utanç vericidir ve bu yüz-
den de, kuþku yok ki, partili yoldaþlar arasýnda o kuruma karþý
güveni kundaklama çabasýdýr. Üstelik bu yöntemler, Birlik yöneti-
minin bir üyesinin mührüyle ve Merkez Yönetim Kurulunun ar-
kasýnda uygulanmaktadýr.” (Birlik tutanaklarý, s. 17.)
Bu koþullar altýnda Birlik kongresi, dalaþmadan baþka bir
þey vaadetmiyordu.
Ta baþýndan bu yana yoldaþ Martov, “kiþilerle uðraþma”
þeklindeki kongre taktiklerini sürdürdü; bu kez özel konuþmalarý
çarpýtarak yoldaþ Plehanov’la uðraþýyordu. Yoldaþ Plehanov prote-
sto etti, yoldaþ Martov da sorumsuzluðun ya da öfkenin ürünü olan
suçlamalarýný geri almak zorunda kaldý (Birlik tutanaklarý, s. 39 ve
134).
Raporun sunulmasý zamaný geldi. Ben, parti kongresinde
Birliðin temsilcisiydim. Raporumun özetine þöyle bir deðinivermek
(s. 43 ve sonrasý)* daha ayrýntýlý olarak bu broþürün içeriðini oluþtu-
ran kongre oylamalarýnýn ana çizgileriyle bir tahlilini yaptýðýmý okur-
lara gösterecektir. Raporumun ana özelliði, Martov ve hempasýnýn,
kendi hatalarýndan ötürü partinin oportünist kanadýnda yer aldý-
klarýný kanýtlayýþýydý. Gerçi bu rapor, çoðunluðu amansýz
karþýtlarýmýz- dan [sayfa 198] oluþan bir topluluða sunulmuþtu ama, o
kiþiler, bu ra-porda, parti içindeki savaþýmýn ve tartýþmanýn dürüst
yöntemlerinden ayrýlan hiç bir þey bulamadýlar.
Bunun tersine Martov’un raporu, benim olaylara bakýþýmýn
belli bazý noktalarýndaki ufak-tefek “düzeltmeler” dýþýnda (bu dü-
zeltmelerin yanlýþlýðýný yukarda göstermiþtik) bozuk sinirlerin ürü-
nü olmaktan baþka bir þey deðildi.
Çoðunluðun, bu ortam içinde savaþý sürdürmeyi reddetme-

* Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 7, s. 73-83. -Ed.

V. Ý. Lenin 165
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sinde þaþýlacak bir þey olmasa gerek. Yoldaþ Plehanov “sahne”yi
protesto etti (tutanaklar, s. 68) –bu, gerçekte olaðan bir “sahne”ydi!–
ve raporun özü hakkýnda daha önceden hazýrlamýþ olduðu itirazla-
rý ortaya koymaksýzýn kongreden çekildi. Çoðunluðun hemen he-
men bütün öteki yandaþlarý da yoldaþ Martov’un “bayaðý
davranýþý”na karþý yazýlý bir protestoda bulunduktan sonra (Birlik
tutanaklarý, s. 75) kongreden çekildiler.
Azýnlýðýn kullandýðý savaþým yöntemlerini herkes iyice
anlamýþtý. Biz azýnlýðý kongrede siyasal bir hata iþlemekle, oportü-
nizme kaymakla, bundcular, Akimov’lar Bruker’ler, Egorov’lar ve
Mahov’larla bir koalisyon kurmuþ olmakla suçlamýþtýk. Azýnlýk kon-
grede yenik düþmüþtü. Þimdi azýnlýk sayýsýz türden çýkýþlarýn, atý-
lýmlarýn, saldýrýlarýn, vb. tümünü kucaklayan iki savaþým yöntemi
“geliþtirmiþlerdi”.
Birinci yöntem – partinin bütün eylemlerini bozmak, çalýþ-
malara zarar vermek, “herhangi bir gerekçe göstermeksizin” her
þeyi kösteklemek.
Ýkinci yöntem – “hýr” çýkarmak, vb.. vb..* [sayfa 199]
Bu “ikinci savaþým yöntemi”, görüþülmesine “çoðunluðun”
doðal ki katýlmadýðý, Birliðin ünlü “ilke” kararlarýnda da açýkça gö-
rülmektedir. Yoldaþ Martov’un Sýkýyönetim’inde yeniden yayýnladý-
ðý bu kararlarý inceleyelim.
Trotski, Fomin, Deutsch yoldaþlarla daha baþkalarýnýn im-
zaladýðý birinci karar, parti kongresinin “çoðunluðu”na yöneltilmiþ
iki tezi içeriyor: 1) “Kongrede, esas itibariyle Ýskra’nýn daha önceki
siyasetiyle çatýþan eðilimlerin açýða vurulmasýndan ötürü, Merkez
Yönetim Kurulunun otoritesini ve baðýmsýzlýðýný güven altýna ala-
cak esaslara parti tüzüðünde yer vermeye yeterince dikkat göste-
rilmemiþ olmasýný, Birlik, derin bir esefle karþýladýðýný belirtir.” (Birlik
tutanaklarý, s. 83.)
Daha önce de gördüðümüz gibi, bu “ilke” tezleri Akimov la-
fazanlýðýndan baþka bir þey deðildir; bu lafazanlýðýn oportünist nite-

* Daha önce de belirttiðim gibi, sürgün ve göçmen topluluklarýnýn havasý içinde çok
alýþýlmýþ bir þey olan yaygaracýlýðýn en çirkin görünümlerini bile aþaðýlýk amaçlara yormak
akýllýca deðildi. Bu, olaðan olmayan yaþam koþullarýnýn, bozuk sinirlerin, vb. ortaya çýkardýðý
bir tür salgýn hastalýktýr. Bu savaþým sisteminin tam bir görüntüsünü burada vermek
zorunda kalýþýmýn nedeni, yoldaþ Martov'un, “Sýkýyönetimi”inde, ayný savaþým sistemine
yeniden baþvurmuþ olmasýdýr.

166 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
liðini parti kongresinde yoldaþ Popov bile ortaya koymuþtur. Ger-
çekte, Merkez Yönetim Kurulunun otoritesini ve baðýmsýzlýðýný
“çoðunluðun” güven altýna almayý amaçlamadýðý savý dedikodu-
dan baþka bir þey deðildir. Plehanov’ la benim yazýkurulunda bu-
lunduðumuz sýralarda, konseyde, merkez yayýn organýnýn Merkez
Yönetim Kurulu üzerinde herhangi bir egemenliði olmadýðýný, ama
martovcular yazýkuruluna katýldýktan sonra, merkez yayýn orga-
nýnýn, konseyde, Merkez Yönetim Kuruluna karþý egemenliði gü-
ven altýna aldýðýný anmak yeter de artar. Biz yazýkurulundayken,
konseyde, yurtdýþýnda oturan yazarlar üzerinde, Rusya’daki partili-
ler egemendi; yönetimi martovcular ele aldýktan sonra durum ter-
sine döndü. Biz yazýkurulundayken konsey, bir kez olsun, pratik
sorunlara müdahale giriþiminde bulunmadý; okurlarýn yakýn bir
gelecekte öðreneceði üzere oybirliðiyle üye çaðýrma iþleminden
bu yana bu tür müdahaleler baþladý.
Ýncelemekte olduðumuz kararýn ikinci tezi þudur: “...Parti-
nin resmi merkez organlarýný kurarken, kongre, gerçekte [sayfa 200]
var olan merkez organlarýnýn sürekliliðini saðlama gereðini gör-
mezlikten gelmiþtir...”
Bu tezin özü, merkez organlarýnýn kimlerden oluþacaðý soru-
nunda gelip dayanýyor. “Azýnlýk”, kongrede, eski merkez organla-
rýnýn göreve uygun düþmediklerini gösterdikleri ve birçok hata iþle-
dikleri gerçeðinden kaçýnmayý yeð tutmuþtur. Ama en gülünç ola-
ný, hazýrlýk komitesiyle ilgili olarak “sürekliliðe” atýfta bulunulmasý-
dýr. Daha önce gördüðümüz gibi, hazýrlýk komitesinin tüm üyelerinin
onaylanmasýný kongrede hiç kimse ima bile etmemiþtir. Martov,
kongrede, hazýrlýk komitesinden üç kiþiyi kapsayan bir listenin ken-
disini aþaðýlatmak demek olduðunu çýlgýnlar gibi dövünerek öne
sürmüþtür. Kongrede “azýnlýðýn” önerdiði kesin liste hazýrlýk komi-
tesinden bir kiþiyi (Popov, Glebov ya da Fomin ve Trotski), buna
karþýlýk “çoðunluðun” listesi hazýrlýk komitesinden iki kiþiyi (Tra-
vinski, Vasilyev ve Glebov) içermekteydi. Soruyoruz, “sürekliliðe”
yapýlan bu atýf, gerçekten bir “ilke ayrýlýðý” sayýlabilir mi?
Eski yazýkurulunun, yoldaþ Akselrod’un önderliðindeki dört
üyesi tarafýndan imzalanan bir baþka karara geçelim. “Çoðunluða”
yöneltilen, sonradan da basýnda birçok kez yinelenen belli-baþlý
suçlamalarý bu kararda görüyoruz. Bu suçlamalar en iyi þekilde,
yazýkurulu çevresinin üyeleri tarafýndan ifade edildiði biçimde ince-

V. Ý. Lenin 167
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
lenebilir. Suçlamalar, “partinin otokratik ve bürokratik yönetimi
sistemi”ne, “gerçekten sosyal-demokratik bir merkeziyetçilik”ten
farklý olarak, “bürokratik merkeziyetçiliðe” yöneltilmiþtir. Karar, bü-
rokratik merkeziyetçiliði þöyle tanýmlamaktadýr: bürokratik merke-
ziyetçilik “ön plana, iç birliði deðil, salt mekanik yollardan, bireysel
giriþimin ve toplumsal eylemin sistemli olarak bastýrýlmasýyla sað-
lanan ve sürdürülen dýþsal birliði, biçimsel birliði koyar”; bu neden-
le de “toplumun bütünleyici parçalarýný organik olarak biraraya
getirme gücünde deðildir” [sayfa 201]
Yoldaþ Akselrod ve hempasýnýn burada hangi “toplum”dan
söz ettiðini, yalnýzca tanrý bilir. Anlaþýlan, yoldaþ Akselrod, arzu-
lanan hükümet reformlarý konusunda bir Zemstvo söylevi mi yazý-
yordu, yoksa “azýnlýðýn” yakýnýlarýný mý sayýp döküyordu, burasýný
kendisi de pek bilememektedir. Tatmin olmamýþ “yazýkurulu üye-
lerinin” yaygarasýný ettikleri, parti içindeki “otokrasi”nin burada ne
yeri var? Otokrasi, bir bireyin en yüksek, denetimsiz, seçimsiz, so-
rumluluktan uzak yönetimi demektir. “Azýnlýðýn” yazýlarýndan çok
iyi bildiðimiz üzere, otokrat sözcüðüyle kastettikleri benim, baþkasý
deðil. Sözkonusu karar hazýrlandýðý ve kabul edildiði zaman, ben
Plehanov’la birlikte merkez yayýn organýndaydým. Demek ki, yoldaþ
Akselrod ve hempasý, Plehanov’un ve Merkez Yönetim Kurulunda-
ki öteki üyelerin, partiyi, iþin gerekleri hakkýndaki düþünceleri
doðrultusunda deðil, otokrat Lenin’in arzusu doðrultusunda “yö-
nettikleri” inancýnda olduklarýný ifade ediyorlardý. Bu otokratik yö-
netim suçlamasý, zorunlu olarak ve isteristemez, yönetici organýn,
otokrat dýþýndaki bütün üyelerinin, bir kiþinin elinde basit bir alet
olduklarýný, bir baþkasýnýn arzularýnýn basit piyonlarý ve aracý ol-
duklarýný söylemek demektir. Bir kez daha soruyoruz, pek saygý
deðer yoldaþ Akselrod için “ilke ayrýlýðý” bu mudur?
Dahasý var, kararlarýn kesin olarak geçerli saydýklarý parti
kongresinden henüz dönen “parti üyeleri”miz, burada hangi dýþ,
biçimsel birlikten, söz ediyorlar? Dayanýklý bir temel üzerinde ör-
gütlenmiþ bir partide, birlik saðlamanýn, parti kongresinden baþka
bir yöntemini biliyorlar mý? Eðer biliyorlarsa, ikinci kongreyi artýk
geçerli saymadýklarýný açýkça ilân etme yürekliliðini neden göster-
miyorlar? Güya örgütlenmiþ bir partide birlik saðlama konusunda-
ki yeni fikirlerini ve yeni yöntemlerini bize söylemeyi neden de-
nemiyorlar?

168 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Dahasý var, partinin merkez yayýn organý, görüþ ayrýlýklarýný
ortaya koymalarýný salýk verdiði halde, bunu yapmak yeri-
[sayfa 202]
ne, “üyeliðe çaðýrýlma” pazarlýðýyla uðraþan bizim bireyci aydýnlarý-
mýz hangi “bireysel giriþime baský”dan söz ediyorlar? Genel olarak,
Plehanov ve ben ya da Merkez Yönetim Kurulu, bizimle birlikte
herhangi bir “eylem”e girmeyi reddeden kiþilerin baðýmsýz eylem-
lerini ya da giriþimlerini nasýl olur da bastýrabiliriz? Bir insan, katýl-
mayý reddettiði bir kurulda, nasýl olur da “baský altýnda tutulabilir”?
Seçilmemiþ yazýkurulu üyeleri, “yönetilmeyi” reddettikleri halde,
nasýl olur da bir “yönetim sistemi”nden yakýnabilirler? Biz, yoldaþla-
rýmýzý yönetmekte herhangi bir hata iþlemiþ olamayýz, çünkü on-
lar hiç bir zaman bizim yönetimimiz altýnda çalýþmýþ deðildirler.
Ünlü bürokrasi hakkýndaki bu feryatlarýn, merkez organlarý-
na seçilen kiþiler hakkýnda duyulan tatminsizlik duygusunun yalný-
zca bir perdesi olduðu kongrede olanca aðýrbaþlýlýkla verilen sözden
dönüþü örtmek için kullanýlan bir incir yapraðý olduðu, sanýrým
apaçýk ortadadýr. Siz bir bürokratsýnýz, çünkü kongre tarafýndan
benim arzuma uygun olarak deðil, o arzuma karþýn görevlendirildi-
niz; siz bir resmiyetçisiniz, çünkü kongrenin resmi kararlarýna göre
davranýyorsunuz, benim arzuma göre deðil; siz büyük ölçüde me-
kanik bir hareket içindesiniz, çünkü benim üye çaðýrýlma arzuma
hiç dikkat etmiyor, yalnýzca parti kongresindeki “mekanik” çoðun-
luktan söz ediyorsunuz; siz bir otokratsýnýz, çünkü, çevrecilik anlayýþ-
larýnýn kongre tarafýndan açýkça kabul edilmeyiþinden hoþlanmadýk-
larý için kendi çevrelerinin “sürekliliði”nde daha çok direnen eski
uyuþuk bir takýma iktidarý teslim etmeyi reddediyorsunuz.
Bürokrasi hakkýndaki bu feryatlar, belirttiðim nokta dýþýnda,
hiç bir gerçek anlam taþýmamaktadýr.* Bu savaþ [sayfa 203] yöntemi,
yalnýzca, azýnlýðýn aydýn istikrarsýzlýðýný bir kez daha kanýtlamakta-
dýr. Merkez kurullarý seçiminin baþarýsýz bir seçim olduðuna partiyi
inandýrmak istiyorlardý. Bu iþi nasýl ele aldýlar? Plehanov ve benim
tarafýmdan yönetiliþ biçimine karþý çýkarak Ýskra’yý eleþtirmekle
mi? Hayýr, bunu yapabilecek durumda deðillerdi. Kullandýklarý yön-
tem, partinin bir bölüðünün, nefret edilen merkez organlarýnýn yö-

* Yoldaþ Plehanov’un, cankurtaran üye çaðýrma iþlemlerinin yapýlmasýný bitirir


bitirmez, azýnlýðýn gözünde “bürokratik merkeziyetçiliðin” yandaþý olmaktan çýktýðýný
belirtmek yeter.

V. Ý. Lenin 169
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
netimi altýnda çalýþmayý reddetmesiydi. Ama dünyada hiç bir parti-
nin hiç bir merkez organý, onun yönetimini kabul etmeyen kiþileri
yönetme yeteneðinde olduðunu gösteremez. Merkez organlarýnýn
yönetimini kabul etmemek partide kalmayý reddetmekle birdir; bu
bir yýkma yöntemidir, inandýrma yöntemi deðil. Ve inandýrma yeri-
ne yýkma çabasý göstermeleri, onlarýn tutarlý ilkelerden kendi fikir-
lerine inanç duymaktan yoksun olduklarýný ortaya koymaktadýr.
Bürokrasiden söz ediyorlar. Bürokrasi sözcüðü Rusçaya, yer-
de ve mevkide pekiþme (concentration) olarak çevrilebilir. Bürok-
rasi, iþin gereklerini, birinin kendi mesleðinin (career) çýkarlarýna
tabi kýlmasý demektir; iþin kendini ihmal ederek, dikkatini belli
yerlerde toplamak demektir; fikirler için savaþmak yerine üyeliðe
çaðrýlmak için kavga etmek demektir. Bu tür bir bürokrasinin parti
için zararlýlýðý ve istenmezliði kuþkusuz doðrudur ve ben, þimdi
partimizde çekiþen iki taraftan hangisinin, böyle bir bürokrasiden
suçlu olduðuna karar vermeyi, güven içinde, okurlara býrakabili-
rim... Onlar, birliðe ulaþma yöntemlerinin aþýrý ölçüde mekanik ol-
duðundan söz ediyorlar. Kuþku yok ki, aþýrý ölçüde mekanik yön-
temler zararlýdýr; ama, parti, bazý kiþilerin yeni görüþlerinin doðru-
luðuna inandýrýlmadan, hatta bu görüþler henüz partiye açýklan-
madan önce o kiþilerin parti organlarýna yerleþtirilmesinden daha
mekanik bir savaþým yöntemi –yeni bir eðilimin eski eðilime karþý
kullandýðý savaþým yöntemi– düþünülüp düþünülemeyeceðini, [sayfa
204] burada da bir kez daha okurun yargýsýna býrakýyorum.
Ama azýnlýðýn durup dinlenmeksizin kullandýðý sloganlar, bu-
günkü olayda görülen “dönüþ”ü baþlattýðýna kuþku bulunmayan
küçük ve özel davayla ilgili olmaksýzýn, belki de ilke açýsýndan bir
þeyler ifade ediyordur, belki de özel bazý fikir gruplarýný ifade edi-
yordur. Belki de “üyeliðe çaðýrýlma” kavgasýný bir yana býrakabil-
seydik, bu sloganlar, farklý bir görüþ sisteminin ifadesi haline ge-
lebilirdi.
Sorunu bir de bu açýdan inceleyelim. Ancak her þeyden ön-
ce, böyle bir incelemeyi Birlik’te ilk kez yapmayý deneyenin, azýnlý-
ðýn anarþizme ve oportünizme kayýþýna deðinen Plehanov olduðu-
nu ve (tutumunun ilkelerle iliþkili olduðunu herkes itirafa hazýr ol-
madýðý için þimdi gücenen*) yoldaþ Martov’un da, Sýkýyönetim’inde

* Hiç bir þey, Lenin’in herhangi bir ilke ayrýlýðý görmeyi reddettiði ya da yadsýdýðý

170 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bu olayý tümden bilmezlikten geldiðini kayýtlara geçirelim.
Birlik kongresinde, Birliðin ya da herhangi bir yönetim kuru-
lunun, kendisi için hazýrlayacaðý tüzüðün, Merkez Yönetim Kurulu-
nun onayý olmaksýzýn ve hatta Merkez Yönetim Kurulu onaylamadýðý
zaman bile geçerli olup olmadýðý genel sorusu ortaya atýlmýþtý.
Düþünülürse, þundan daha açýk bir þey olamaz: tüzük, örgütlen-
menin resmi ifadesidir; bizim parti tüzüðümüzün 6’nci maddesine
göre de, yönetim [sayfa 205] kurullarýný kurma hakký açýkça Merkez
Yönetim Kuruluna býrakýlmýþtýr; tüzük, bir yönetim kurulunun öze-
rklik sýnýrlarýný çizer ve sýnýrlarýn çizilmesinde son söz, partinin yerel
organýna deðil, merkez organýna aittir. Bu, iþin abecesi kadar ba-
sittir; ve çok bilmiþ bir edayla, “örgütleme”nin, her zaman “tüzüðü
onaylama”yý içermediðini öne sürmek çocukçadýr (sanki Birliðin
kendisi, resmi tüzük temelinde örgütlenmeyi, kendi arzusuyla ifa-
de etmemiþ gibi). Ama yoldaþ Martov, sosyal-demokrasinin abece-
sini bile (umalým ki geçici olarak) unutmuþtur. Onun fikrince,
tüzüðün onaylanmasýný istemek, yalnýzca, “daha önceki devrimci
Ýskra merkeziyetçiliðinin yerini bürokratik merkeziyetçiliðin aldý-
ðýný” göstermektedir (Birlik tutanaklarý, s. 95) ve onun fikrince –
yoldaþ Martov bunu ayný konuþmasýnda söylemiþtir– tartýþýlan
konunun “ilke”ye iliþkin yani bu noktada yatmaktadýr (Birlik
tutanaklarý, s. 96). Bu, Martov’un, Sýkýyönetim’inde unutmayý yeð
tuttuðu bir ilkedir!
Plehanov yoldaþ, Martov’u hemen yanýtlamýþ ve “kongrenin
itibarýný azaltýcý” nitelikteki bürokrasi ve hacýyatmaz, vb. gibi sözle-
rin kullanýlmamasýný rica etmiþtir (Birlik tutanaklarý, s. 96). Bunun
üzerine, bu tür ifadeleri, “ilke açýsýndan, belli bir eðilimi niteleyen
ifadeler” olarak gören Martov’la Plehanov arasýnda karþýlýklý bir

yolunda, yeni Ýskra tarafýndan öne sürülen yakýnmadan daha gülünç deðildir. Eðer sizin
davranýþýnýz ilkeler üzerine biraz daha fazla kurulmuþ olsaydý, oportünizme doðru kay-
dýðýnýza dair tekrar tekrar öne sürdüðüm ifadeleri, daha önceden ele alýr, incelerdiniz.
Eðer tutumunuz ükelere biraz daha fazla dayanmýþ olsaydý, ideolojik bir savaþýmý, yer için
verilen bir kavgaya indirgemezdiniz. Suçlanacak biri varsa o sizsiniz, çünkü sizlere bir
ilke insaný gözüyle bakýlmasýný olanaksýz hale getirecek her þeyi siz kendi kendinize yap-
týnýz. Örneðin yoldaþ Martov’u alalým: Yoldaþ Martov, Sýkýyönetim’inde Birlik Kongresinden
söz ederken, anarþizm konusunda Plehanov’la çýkan tartýþma için hiç bir þey söylemiyor,
onun yerine, Lenin’in süper-merkez olduðunu, merkezin buyrultu çýkarmasý için Lenin’in
yalnýzca gözünü kýrpmasýnýn yettiðini, Merkez Yönetim Kurulunun, Birliðin haklarýný çið-
nediðini, vb. söylüyor. Hiç kuþkum yok ki, Martov yoldaþ, konusunu böyle seçerek, ilke-
lerinin ve fikirlerinin ne ölçüde derin olduðunu göstermiþtir.

V. Ý. Lenin 171
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tartýþma baþlamýþtýr. O sýralarda çoðunluðu destekleyen öteki kiþiler
gibi Plehanov da ilkelerle deðil, “üyeliðe çaðýrýlmakla” ilgili oldukla-
rýný düþünerek bu tür ifadeleri gerçek deðerleriyle almaktaydý. Ama
yine de Martov’larla Deutsch’larýn ýsrarýna uyarak (Birlik tutanakla-
rý, s. 96-97), Plehanov yoldaþ, onlarýn ilke saydýklarý þeyleri, ilke açý-
sýndan incelemeye koyuldu. “Eðer böyle olsaydý” dedi Plehanov
(yani eðer yönetim kurullarý, kendi örgütlerini biçimlendirmekte,
kendi tüzüklerini yapmakta özerk olsalardý), “o zaman partiye karþý,
bütüne karþý da özerk olurlardý. Bu bundcu bir görüþ bile deðildir,
tepeden týrnaða anarþist bir görüþtür. [sayfa 206] Anarþistler de böyle
der: bireylerin haklarý sýnýrsýzdýr derler; bu haklar birbiriyle çatýþabilir
derler; her birey, kendi haklarýnýn sýnýrýný kendisi saptar derler.
Özerkliðin sýnýrlarýný, grubun kendisi deðil, onun bir parçasýný oluþ-
turduðu bütün belirlemelidir. Bund, bu ilkenin göze çarpýcý bir ih-
laliydi. O yüzdendir ki, özerkliðin sýnýrlarýný, kongre ya da kongre-
nin görevlendirdiði yüksek bir organ belirler. Merkez organýnýn oto-
ritesi, törel (ahlaki) ve aydýnca bir saygýnlýða dayanmalýdýr. Kuþkusuz
bu noktaya katýlýrým. Örgütün her temsilcisi, o örgüte ait kurumun
törel saygýnlýðýyla ilgilenmek zorundadýr. Ama bundan, saygýnlýk
gerekliyse de otorite gerekli deðildir sonucu çýkmaz. ... Otoritenin
gücünü fikirlerin gücünün karþýsýna koymak, anarþistçe konuþmak-
týr, burada yeri olmamak gerekir.” (Birlik tutanaklarý, s. 98.) Bu
önermeler, büyük ölçüde iþin abecesi türündendir, temeldir, ger-
çekte oya konmuþ olmasý bile tuhaf olan (tutanaklar, s. 102) ve
yalnýzca “kavramlar birbirine karýþtýrýldýðý” için sorun haline gelen
(tutanaklar, anýlan yer) belitlerdir (axioms). Ama azýnlýðýn aydýn
bireyciliði, onlarý kaçýnýlmaz olarak, kongreyi baltalama isteðine ve
çoðunluða boyuneðmeyi reddetmeye sürüklemiþtir; bu istek
anarþistçe konuþmalardan baþka hiç bir þeyle haklý gösterilemez-
di. Azýnlýðýn Plehanov’a verebileceði hiç bir yanýt bulunmayýþýný,
yalnýzca onun kullandýðý oportünizm, anarþizm, vb. sözlerin aþýrý
ölçüde sert sözler olduðunu söyleyerek yakýnmalarýný belirtmek
de hayli eðlendiricidir. Plehanov, “lése-majesté * ve hacýyatmaz

* Fransýzca léser eylemi, zarar vermek anlamýndadýr, majesté sözcüðüyle birlikte


kullanýldýðý zaman krala zarar vermek anlamýna gelir. Lése majesté deyimi, eskiden
kralýn koyduðu düzene ve yasalara aykýrý davranýþý anlatan bir deyimdi. Daha sonralarý bu
deyimin anlamý daralmýþ, krala hakaret, yasaðý çiðneme, tabuya dokunma anlamlarýna
gelir olmuþtur. Burada kastedilen þey, Martov yandaþlarýnýn, Lenin’i hedef almalarýnýn

172 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sözcükleri yerinde görülürken, jorecilik ve anarþizm sözcüklerine
neden yer [sayfa 207] olmadýðý”ný sorarak, bu yakýnmalarla bir güzel
alay etti. Buna hiç, bir yanýt verilmedi. Esasen bu garip quid pro
quo,* Martov, Akselrod ve hempasýnýn baþýna sýk sýk gelmiþtir:
yeni sloganlarý, açýkça sýnýrlýlýðýn damgasýný taþýmaktadýr; gerçe-
kleri belirtmek onlarý gücendirir –bildiðiniz gibi ilke adamýdýrlar;
ama kendilerine, parçanýn bütüne boyuneðmesi gereðini ilke ola-
rak yadsýrsanýz siz bir anarþistsiniz denmiþ ve yine gücenmiþlerdir–
, ifade pek kuvvetliymiþ çünkü! Baþka deyiþle, Plehanov’a karþý bir
savaþ vermek isterler, ama onun ciddi bir tepki göstermemesi
koþuluyla!
Yoldaþ Martov ve birçok baþka “menþevik”** beni kaç kez,
pek çocukça bir tutumla þu “çeliþki “ye düþmekle suçlamýþlardýr:
Ne Yapmalý?’dan ya da Bir Yoldaþa Mektup’tan, ideolojik etki, et-
kinlik savaþýmý, vb.’ den sözeden bir bölüm alýrlar ve bu bölümü,
tüzüðü kullanarak etkinlik saðlama “bürokratik” yöntemiyle, otori-
teye dayanma “otokratik” eðilimiyle, vb. karþýtlarlar, bunlar arasýn-
da bir karþýtlýk bulmaya çalýþýrlar. Ne kadar da saflar! Önceleri
bizim partimizin resmen örgütlenmiþ bir bütün olmadýðýný, yalnýz-
ca ayrý gruplar toplamý olduðunu, bu nedenle de bu gruplar arasýn-
da, ideolojik etki iliþkisi dýþýnda herhangi bir iliþkinin olanaklý
olmadýðýný çoktan unutmuþlardýr. Þimdiyse örgütlenmiþ bir parti
haline geldik. Bu, otoritenin kurulmasýný, fikir gücünün otorite gücü
haline dönüþtürülmesini, daha alt düzeydeki parti kurullarýnýn daha
üst düzeydeki kurullara baðlanmasýný içerir. Böyle basit, temel
þeyleri salt eski ahbaplarýn kulaðýna küpe olsun diye aðza sakýz
yapmanýn insaný rahatsýz etmesinin nedeni, bunun temelindeki
þeyin, seçimlerde azýnlýðýn çoðunluða rýza göstermeyi reddediðinin
yattýðýný bilmekten ötürüdür. Ama ilke açýsýndan bakýldýðýnda, be-
nim çeliþkiye düþtüðümü böyle sonu gelmez [sayfa 208] biçimde öne
sürmek, gelip anarþist lâfazanlýða dayanýr, baþka bir þeye deðil. Ye-
ni Ýskra bir parti kurumunun unvanýný ve haklarýný kullanmaya, on-
lardan yararlanmaya karþý deðildir, ama partinin çoðunluðuna boyu-

krala hakaret niteliðinde görüldüðünü ileri sürmeleridir. -ç.


* Karþýlýk, bedel, bir þeyin yerini tutan þey. -ç.
** Bolþevik sözcüðünün Rusça bolþinstvo (çoðunluk) sözcüðünden gelmesi gibi,
menþevik sözcüðü de menþinstvo (azýnlýk) sözcüðünden gelmektedir. -ç.

V. Ý. Lenin 173
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
neðmek de istemez.
Eðer bürokrasi konusundaki sözler herhangi bir ilkeyi içeri-
yorsa, eðer parçanýn bütüne boyuneðme görevinin anarþistçe yad-
sýnmasý deðilse, o zaman karþý karþýya olduðumuz þey, bireysel ay-
dýnlarýn proletarya partisine karþý sorumluluðunu azaltmaya çalýþan,
merkez kurullarýnýn etkinliðini zayýflatmak isteyen, partideki en az
sebatlý öðelerin özerkliðini geniþletmek isteyen, örgütsel iliþkileri
salt platonik bir düzeye indirgemek ve yalnýzca sözle kabul etmek
isteyen bir oportünizm ilkesidir. Bunu parti kongresinde gördük;
þimdi Birlik Kongresinde Martov ve hempasýnýn dudaklarýndan dö-
külen “canavarca” merkeziyetçiliðe iliþkin sözlerin tam aynýsýný ora-
da da Akimov’larla Lieber’ler söylemiþlerdi. Martov’la Akselrod’un
örgütlenme konusundaki “görüþleri”ne, bir raslantý olarak deðil,
yalnýzca Rusya’da deðil ama tüm dünyada, bizzat o görüþlerin ya-
pýsý nedeniyle oportünizmin kýlavuzluk ettiðini, yoldaþ Akselrod’un
yeni Ýskra’daki yazýsýný incelerken, daha sonra göreceðiz. [sayfa 209]

174 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
P. BÜYÜK BÝR KIVANCIN YOLUNU
UFAK KAYGILAR ENGELLEMEMELÝDÝR

BÝRLÝK tüzüðünün, Merkez Yönetim Kurulu tarafýndan onay-


lanmasýný öngören önergenin Birlik tarafýndan reddi (Birlik tutanak-
larý, s. 105), parti kongresi çoðunluðunun derhal oybirliðiyle belirttiði
gibi, “parti tüzüðünün açýktan açýða ihlali”ydi. Ýlke sahibi kiþilerin
hareketi olarak görülen bu ihlal giriþimi tam bir anarþizmdi; kong-
re sonrasý savaþýmýnýn havasý içinde, bu ihlal giriþimi, bir yandan,
parti azýnlýðýnýn, parti çoðunluðuyla “hesaplaþma”ya çabaladýðý (Bir-
lik tutanaklarý, s. 112) izlenimini yaratýrken, bir yandan da azýnlýðýn
partiye itaat etmeyi ya da partide kalmayý arzu etmediðini gösteri-
yordu. Merkez Yönetim Kurulunun, Birlik tüzüðünde bazý deðiþik-
likler yapýlmasý çaðrýsýna iliþkin [sayfa 210] bir önergeyi (Birlik tutanak-

V. Ý. Lenin 175
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
larý, s. 124-125) kabul etmeyi Birlik reddedince de, bir parti örgütü-
nün kongresi olarak görülmeyi isteyen, ama ayný zamanda parti-
nin merkez kuruluna itaat etmek istemeyen bu kongrenin
gayrýmeþrü ilân edilmesi kaçýnýlmaz bir zorunluluk olarak belirdi.
Bu zorunluluða uyarak, parti çoðunluðundan yana olanlar, bu
yakýþýk almaz orta oyununda herhangi bir paylarý bulunmasýn diye,
derhal bu sözümona parti toplantýsýndan çekildiler.
Tüzüðün l’inci maddesi üzerindeki sebatsýzlýðýyla kendini
ortaya koyan, örgütsel iliþkileri ancak platonik olarak kabul etmiþ
bu aydýn bireyciliði, böylece, benim daha Eylül ayýnda, yani parti
örgütünü parçalama noktasýna varmadan bir-buçuk ay önce tah-
min ettiðim mantýklý sonucuna ulaþmýþ oluyordu. Birlik Kongresi-
nin sona erdiði akþam Plehanov, partinin her iki merkez organýndaki
arkadaþlarýna, “yoldaþlarýna ateþ açma”ya tahammül edemeye-
ceðini, “bölünmektense insanýn beynine bir kurþun sýkmasýnýn daha
iyi olduðu”nu, iþin daha da kötüye gitmesini önlemek için, üzerin-
de, iþin aslýnda 1’inci maddenin yanlýþ konumunda görülebilecek
ilkeler üzerinde olduðundan daha fazla yýkýcý bir savaþýma girilen
kiþisel ödünlerin azami ölçüde verilmesinin zorunlu olduðunu söy-
ledi. Yoldaþ Plehanov’un, parti açýsýndan önem taþýyan bu geri dö-
nüþünü daha doðru biçimde deðerlendirebilmek için, özel ko-
nuþmalara, (aþýrý durumlarda son kaynak olarak deðinilecek) özel
mektuplara dayanýlmamasýný, ama bunlarýn yerine Plehanov’un
tüm partiye yaptýðý kendi açýklamasýna, yani Birlik Kongresinin he-
men ardýndan, ben merkez yayýn organýndan istifa ettikten (1 Ka-
sým 1903) sonra ve martovcularýn üyeliðe çaðýrýlmasýndan (26 Kasým
1903) önce yazýlan ve Ýskra’nýn 52’nci sayýsýnda yayýnlanan “Ne
Yapmamalý?” baþlýklý yazýsýna dayanýlmasýný salýk veririm.
“Ne Yapmamalý?”nýn temel fikri, siyasette, kiþinin çok inat-
çý, çok haþin ve boyuneðmez olmamasýnýn gerektiðidir; [sayfa 211] bir
bölünmeden kaçýnmak için (bize yaklaþmakta olanlar ya da tutar-
sýzlar arasýndaki) revizyonistlere ve anarþist bireycilere bile boyu-
neðmek bazan gereklidir. Bu soyut genellemelerin Ýskra okurlarý
arasýnda geniþ ölçüde karýþýklýk yaratmasý doðaldý. Yoldaþ Pleha-
nov’un (daha sonraki yazýlarýnda) yer alan, fikirlerinin yeniliði ve
halkýn diyalektik bilgilerinin eksikliði nedeniyle anlaþýlamadýðýndan
sözeden kendini beðenmiþ, hükümdarca ifadelerini okuyunca, in-
san gülmeden edemiyor. Gerçekte “Ne Yapmamalý?”yý, o yazýnýn

176 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yazýldýðý sýrada, Cenevre’nin, adlarý ayný harfle baþlayan iki dýþ ma-
hallesinde[34] oturan birkaç düzine insan anlayabilirdi. Plehanov
yoldaþýn talihsizliði, kongre sonrasýnda azýnlýða karþý verilen sava-
þýmýn bütün aþamalarýna katýlmýþ bu birkaç düzine insaný amaçla-
yan bir yýðýn ima ve serzeniþi, matematik simgeleri ve bilmeceleri,
onbin kadar okur arasýnda dolaþýma sokmasýndaydý. Yoldaþ Pleha-
nov, diyalektiðin temel bir ilkesini, yani son derece talihsizce atýfta
bulunduðu, soyut gerçek yoktur, gerçek her zaman somuttur ilke-
sini çiðnediði için, bu baþýna geldi. Bu ilke gereðince, Birlik Kong-
resinden sonra, martovculara boyuneðme fikrine, tümden somut
olan bu fikre, soyut bir görünüm vermek yersizdi.
Yoldaþ Plehanov’un, yeni bir savaþ narasý olarak savunduðu
boyuneðme iki halde meþru ve önemlidir: boyuneðen, kendisine
boyuneðdirmeye çalýþanlarýn haklý olduðuna inandýðý zaman (ki
bu durumlarda dürüst siyasal önderler, yanýldýklarýný açýkça ve içten-
likle itiraf ederler) ya da daha büyük bir beladan sakýnmak için
akýldýþý ve zarar verici bir isteðe boyuneðildiði zaman. Sözkonusu
yazýdan açýkça anlaþýldýðýna göre, yazarýn düþündüðü hal, ikincisi-
dir. Yazar, açýkça, revizyonistlere ve anarþist bireycilere (yani, þimdi
her parti üyesinin Birlik tutanaklarýndan bildiði üzere martovcula-
ra) boyuneðilmesinden söz etmekte ve bir bölünmeyi önlemek
üzere bunun zorunlu olduðunu söylemektedir. [sayfa 212] Gördüðü-
müz gibi, yoldaþ Plehanov’un sözde yeni düþüncesi, büyük bir ký-
vancýn yolunu ufak-tefek kaygýlarýn kesmesine izin verilmemesi,
ufak bir budalalýðýn ve önemsiz bir anarþistçe konuþmanýn parti-
deki büyük bir parçalanmadan yeð olduðu þeklindeki basmakalýp
ve hiç de yeni olmayan bir bilgeliðe gelip dayanmaktadýr. Yoldaþ
Plehanov bu yazýyý yazdýðý zaman, azýnlýðýn, partimizde oportünist
kanadý temsil ettiðini ve o azýnlýðýn anarþistçe silahlarla çarpýþtýklarýný
çok iyi biliyordu. Yoldaþ Plehanov, týpký (bir kez daha si licet parva
componere magnis) Alman sosyal-demokratlarýnýn Bernstein’la sa-
vaþmasý gibi, bu azýnlýkla, kiþisel –ödünler verilerek savaþýlmasý ta-
sarýmýyla ortaya çýktý. Bebel kendi partisinin kongrelerinde, çevre-
nin etkisine yoldaþ Bernstein (bir zamanlar yoldaþ Plehanov’un
kullanmayý pek sevdiði bir þekilde Bay Bernstein deðil, yoldaþ Bern-
stein) kadar açýk olan bir baþka kiþi tanýmadýðýný söylemiþti: Onu,
demiþti, kendi çevremize alalým, Reichtag’ýn üyesi yapalým, reviz-
yonizmle revizyoniste karþý gereksiz bir sertlikle (Sobakeviç-

V. Ý. Lenin 177
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Parvus’vari[35]) deðil, ama “onu þefkate boðarak” savaþalým – týpký,
anýmsadýðýna göre, yoldaþ M. Beer’in, Ýngiliz sosyal-demokratlarýn
bir toplantýsýnda, Ýngiliz Sobakeviç-Hyndman’ýn saldýrýsýna karþý Al-
manlarýn uzlaþmacýlýðýný, barýþçýllýðýný, uysallýðýný, esnekliðini ve ih-
tiyatkarlýðýný savunurken söylediði gibi. Yoldaþ Plehanov da tam
ayný biçimde, Akselrod ve Martov yoldaþlarýn önemsiz anarþizmini,
küçük oportünizmini “þefkate boðmak” istemekteydi. Gerçi yoldaþ
Plehanov “anarþist bireyciler”i oldukça açýklýkla ima ederken re-
vizyonistler hakkýnda kasýtlý olarak bulanýk bir dil kullanmýþtý; bunu,
oportünizmden sahih bir inanca (orthodoxy) kaymakta olan Ra-
boçeye Dyelo’cularý kastettiði, ama sahih bir inançtan revizyoniz-
me doðru kaymaya baþlayan Akselrod’la Martov’u kastetmediði
izlenimini yaratacak bir biçimde yapmýþtý. Ama bu masum bir sa-
vaþ hilesiydi,* parti yayýnlarýnýn topçu ateþine dayanma gücünde
[sayfa 213] olmayan çelimsiz bir siperdi.
Olaylarýn, açýkladýðýmýz siyasal dönemdeki gerçek görünü-
münü bilenler, yoldaþ Plehanov’un ruh haline nüfuz edebilenler,
benim bu olayda bundan daha baþka türlü davranamayacak ol-
duðumu anlayacaklardýr. Bunu, beni yazýkurulunu teslim etmekle
suçlayan çoðunluk yandaþlarý için söylüyorum. Yoldaþ Plehanov
Birlik Kongresinden sonra aðýz deðiþtirdiði ve çoðunluðu destekle-
mek yerine her ne pahasýna olursa olsun uzlaþmayý desteklemeye
baþladýðý zaman, bunu en iyi biçimde yorumlamak zorundayým.
Belki de yoldaþ Plehanov, yazýsýnda, dostça ve dürüst bir barýþ
programý öne sürmek istiyordu? Böyle herhangi bir program, her
iki tarafýn, hatalarýný içtenlikle itiraf etmesine gelir dayanýr. Pleha-

* Parti kongresinden sonra Martinov, Akimov ve Bruker yoldaþlara herhangi bir


ödün verilmesi hiç bir zaman sözkonusu olmamýþtý. Onlarýn da “üyeliðe çaðýrýlma” iste-
ðinde bulunduklarýndan benim haberim yok. Yoldaþ Starover’le yoldaþ Martov’un, “Partinin
yarýsý” adýna bize mektup ve “nota” yollarken yoldaþ Bruker’e danýþtýklarýndan da kuþkum
var... Birlik Kongresinde yoldaþ Martov, “Riyazanov ya da Martinov’la bir birlik” fikrini,
onlarla bir “pazarlýk” olasýlýðýný ya da ortak bir “parti hizmeti” (bir yazýkurulu üyesi olarak;
Birlik tutanaklarý, s. 53) fikrini, eðilip-bükülmeyen bir siyasal yiðlitlikle ve derin bir hiddetle
reddetti. Birlik Kongresinde yoldaþ Martov, “Martinov eðilimleri”ni sert bir dille kýnadý
(Birlik tutanaklarý, s. 88) ve yoldaþ Ortodoks[36], gayet kurnazca, kuþkusuz Akselrod’la
Martov’un, “Akimov, Martinov yoldaþlarla öteki yoldaþlarýn da biraraya gelmeye, kendileri
için tüzük yapmaya ve uygun gördükleri biçimde o tüzük doðrultusunda davranmaya
haklarý olduðunu düþündükleri”ni ima ettiði zaman, Peter’in Ýsa’yý yalanlamasý gibi, mar-
tovcular da bunu yalanladýlar (Birlik tutanaklarý, s. 100: “Akimov’lar, Martinov’lar, vb.’yle
ilgili olarak yoldaþ Ortodoks’un duyduðu korku, hiç bir temele dayanmamaktadýr”).

178 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
nov yoldaþýn, çoðunluða yüklediði hata neydi? Revizyonistlere karþý,
yersiz, Sobakeviçvari bir sertlik. Yoldaþ Plehanov’un, bunu söyler-
ken, kafasýndan neyin geçtiðini bilmiyoruz: katýrlar hakkýndaki þa-
kasý mý yoksa –Akselrod’un huzurunda– anarþizm ve oportünizme
aþýrý ölçüde ihtiyatsýz deðiniþi mi? Yoldaþ Plehanov, kendisini soyut
biçimde”, üstelik bir baþka arkadaþý ima ederek, ifade etmeyi
yeðlemiþti. Kuþkusuz bu bir zevk meselesidir. Ama her þey bir
yana, ben kendi sertliðimi, hem iskracýya [sayfa 214] mektubumda,
hem Birlik Kongresinde açýkça itiraf ettim. Öyleyse, çoðunluðun
böyle bir “hata”dan suçlu olduðunu itiraf etmeyi nasýl reddetmiþ
olabilirdim? Azýnlýða gelince, Plehanov yoldaþ, onlarýn hatasýnýn,
bizi bir parçalanmanýn eþiðine getiren revizyonizm (onun oportü-
nizm hakkýnda parti kongresinde söyledikleriyle ve jorecilik hak-
kýnda Birlik Kongresinde söyledikleriyle karþýlaþtýrýnýz) ve anarþizm
olduðunu belirtti. Bu hatalarýn kabul edilmesini saklamaya ve o
hatalarýn verdiði zararý kiþisel ödünlerle ve genel olarak þefkatli”
bir davranýþla gidermeye dönük bir çabayý ben engelleyebilir mi-
ydim? Plehanov yoldaþ, “Ne Yapmamalý?” baþlýklý yazýsýnda, bize,
“yalnýzca belli bir tutarsýzlýk yüzünden” revizyonist olan revizyonist-
ler arasýndaki “muhaliflerimizi baðýþlamamýz” çaðrýsýnda bulun-
duðu zaman, ben böyle bir giriþimi engelleyebilir miydim? Ve eðer,
bu giriþime inanmasaydým, merkez yayýn organýyla ilgili olarak kiþi-
sel bir ödün vermekten ve çoðunluðun mevkiini savunmak üzere
Merkez Yönetim Kuruluna geçmekten baþka bir þey yapabilir miy-
dim? * Yalnýzca 6 Ekim tarihli mektubumda, kavgayý “kiþisel sinirli-
liðe” baðlama eðilimini taþýmýþ olmam gibi bir nedenle bile olsa,

* Yoldaþ Martov benim Merkez Yönetim Kuruluna avec armes et bagages [silah ve
teçhizat elde –ç.] geçtiðimi söylediði zaman çok doðru bir ifade kullanmýþtý. Yoldaþ Martov
askeri benzetmeleri çok sever: Birliðe karþý kampanya, çarpýþma, onulmaz yaralar, vb.
vb... Doðruyu söylemek gerekirse, ben de askeri benzetmelerde çok zayýfýmdýr, özellikle
insanýn, Büyük Okyanustan gelen haberleri büyük bir ilgiyle izlediði þu günlerde... Ama
yoldaþ Martov, eðer askeri bir dil kullanacaksak, hikaye þöyle sürer: biz parti kongresinde
iki hisarý ele geçiririz. Siz Birlik Kongresinde onlara saldýrýya geçersiniz. Ýlk, kýsa ateþ
teatisinden sonra, benim silah arkadaþým, hisarlardan birinin komutaný, kale kapýlarýný
düþmana açar. Doðal olarak ben, sahip olduðum topçuyu biraraya toplarým ve düþmanýn
çok aðýr basan kuvvetlerine karþý “çembere dayanabilmek” için, gerçekte tahkim
edilmemiþ olan öteki hisara geçerim. Hatta bir barýþ önerisinde bile bulunurum, çünkü
iki kuvvete karþý dayanma gücüm ne kadardýr ki? Ama benim önerime yanýt olarak yeni
müttefikler benim son hisarýmý top ateþi altýna alýrlar. Ateþle karþýlýk veririm. Bunun üzerine,
benim eski silah arkadaþým –komutan– müthiþ bir öfkeyle haykýrýr: “Ey iyi insanlar, þu
Chamberlain’e bakýn, nasýl da kavgacý!”

V. Ý. Lenin 179
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bu tür giriþimlerin baþarýya ulaþmasý olasýlýðýný kesin olarak yadsý-
yamaz ve [sayfa 215] baþýmýzýn üstünde sallanan bölünme tehdidinin
tüm yükünü kendi omuzuma alamazdým. Ama çoðunluðun mev-
kiini savunmayý siyasal görevim saydým, ve hala da öyle sayýyor-
um. Bu konuda yoldaþ Plehanov’a güvenmek güçtü ve riskliydi,
çünkü her þey gösteriyordu ki, Plehanov, “proletaryanýn önderi,
yetkisini, siyasal saðduyuya karþýt düþen savaþçý eðilimlerin dizgin-
lerini salýverme hakkýna sahip deðildir” þeklindeki sözü, kendi yet-
kisini diyalektik bir yolda þöyle yorumlamaya hazýrdý: eðer ateþ aç-
mak zorundaysanýz, o zaman (Kasým ayýnda Cenevre’deki hava-
nýn halini düþünerek), daha iyi olaný, çoðunluða ateþ açmaktýr...
Çoðunluðun mevkiini savunmak esastý, çünkü bir devrimcinin öz-
gür (?) iradesi sorunu üzerinde dururken, yoldaþ Plehanov –somut
ve kapsamlý bir incelemeyi gereksinen diyalektiði hiçe sayarak–
bir devrimciye güven sorununu, partinin belli bir kanadýna önder-
lik eden “proletaryanýn önderi”ne güven sorununu sessizee geçiþtiri-
vermiþti. Plehanov yoldaþ, anarþist bireycilikten sözeder ve bize,
disiplinin çiðnenmesine “zaman zaman” gözlerimizi yummamýzý
ve “devrimci fikre baðlýlýkla hiç bir ilgisi olmayan bir duyguda kök
salmýþ” olan aydýnca düzen tanýmazlýða “bazan” baþeðmemizi sa-
lýk verirken, anlaþýlan, bizim parti çoðunluðunun özgür iradesini de
dikkate almamýz gerektiðini ve anarþist bireycilere verilecek ödün-
lerin geniþliðine karar verme iþinin pratik çalýþmadaki görevlilere
býrakýlmasý gerektiðini unutuyordu. Çocukça anarþist saçmalarla
yazýn alanýnda savaþmak ne kadar kolaysa, ayný örgüt içinde anar-
þist bireycilerle pratik çalýþmayý yürütmek o kadar güçtür. Pratikte
anarþizme verilebilecek ödünlerin geniþliðini belirleme iþini kendi
görevi sayarak yüklenen bir yazar, yalnýzca aþýrý ve gerçekten dok-
triner yazýnsal kendini beðenmiþliðini ortaya koyar. Yoldaþ Pleha-
nov, (Bazarov’un[37] söyleyegeldiði üzere salt önemli görünsün diye)
haþmetli bir ifadeyle, eðer yeni bir bölünme ortaya çýkarsa iþçilerin
bizi anlayamaz hale [sayfa 216] geleceðini söylemiþti; ama ayný za-
manda da yeni Ýskra’da gerçek ve somut anlamýný yalnýzca iþçilerin
deðil, tüm dünyanýn anlayamayacaðý bir yazý selini baþlatmýþtý. “Ne
Yapmamalý?”nýn provalarýný okuyan bir Merkez Yönetim Kurulu
üyesinin, Plehanov’un, belli bir yayýnýn (parti kongresiyle Birlik Kon-
gresi tutanaklarýnýn) çapýný daraltma planýný bizzat o yazýnýn boþa
çýkaracaðý uyarýsýnda bulunmasýnda, çünkü o yazýnýn meraklarý

180 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kamçýlayacaðýný, sokaktaki adama,* yargýya varmasý için yardýmcý
olmak üzere, bir yandan çekici ama bir yandan da kavranamaz bir
þeyler vereceðini ve ister-istemez, insanlarýn, þaþkýnlýk içinde “Ne
oluyoruz?” diye sormalarýna neden olacaðýný söylememesinde, þaþý-
lacak bir þey yoktur. Savlarýnýn soyutluðu ve imalarýnýn muðlaklýðý
nedeniyle, yoldaþ Plehanov’un bu yazýsýnýn, sosyal-demokrasi düþ-
manlarýnýn saflarýnda zafer þenliðine, Revolutsionnaya Rossiya’nýn[39]
sütunlarýnda kankan dansýna ve Osvobojdeniye’deki kararlý reviz-
yonistlerin çýlgýn övgülerine neden olmasýnda þaþýlacak bir þey yok-
tur. Yoldaþ Plehanov’un daha sonralarý kendini çok gülünç ve çok
üzüntü verici bir biçimde sýyýrmaya çalýþtýðý bu gülünç ve üzüntü
verici bütün yanlýþ anlamalarýn kaynaðý diyalektiðin temel ilkesinin
çiðnenmesinde yatmaktadýr; bu ilke, somut sorunlarýn, tüm somut-
luklarý içinde ele alýnmasý ilkesidir. Bay Struve’nin duyduðu haz,
özellikle doðaldý: O, yoldaþ Plehanov’un ardýndan gittiði (ama
baþaramadýðý) “iyi” amaçlarla (þefkate boðma) hiç mi hiç ilgilen-
miyordu; [sayfa 217] Bay Struve’nin ellerini ovuþturarak karþýladýðý ve
ellerini ovuþturarak karþýlamaktan baþka türlü karþýlayamayacaðý
þey, partimizin oportünist kanadýna doðru kaymaydý. Bu kayma,
þimdi herkesin açýkça görebileceði gibi, yeni Ýskra’da baþladý. Her-
hangi bir sosyal-demokrat partide, en hafifinden ve çok geçici bile
olsa, oportünizme yönelik her türlü kaymayý hoþnutlukla
karþýlayanlar, yalnýzca Rus burjuva demokratlarý deðildir. Akýllý bir
düþmanýn hesabý, pek nadir olarak basit bir yanlýþ anlamaya daya-
nýr: bir insanýn hatasýný, onu öven kiþilere bakarak söyleyebilirsi-
niz. Yoldaþ Plehanov’un, okurun dikkatsizlik göstereceðini ummasý
ve çoðunluðun, partinin sol kanadýndan sað kanadýna kaçýþlara
deðil de üyeliðe çaðýrýlmaya hiç bir koþul kabul etmeksizin itiraz
ettiðini kanýtlamaya çalýþmasý boþunadýr. Sorun, bir bölünmeyi ön-
lemek için yoldaþ Plehanov’un kiþisel ödün vermesi deðildir (bu

* Gayet hararetli ve heyecanlý özel bir tartýþmanýn içindeyiz. Aniden, aramýzdan biri
ayaða fýrlýyor, atýlýp pencereyi açýyor, Sobakeviç’lere, anarþist bireycilere, revizyonistlere
karþý baðýrýp-çaðýrmaða baþlýyor. Doðal olarak, sokakta bir meraklý aylaklar kalabalýðý
toplanýyor ve düþmanlarýmýz sevinç içinde ellerini ovuþturmaya baþlýyorlar. Öteki
tartýþmacýlar da pencerenin önüne gidiyor ve hiç kimsenin hakkýnda hiç bir þey bilmediði
noktalar üzerinde imada bulunmaksýzýn tutarlý bir açýklama yapmak istiyorlar. Bunun
üzerine, kavgayý tartýþmaya deðmeyeceði mazeretiyle (Ýskra, n° 53, s. 8, sütun 2, satýr 24
ve sonrasý) pencere gürültüyle kapatýlýyor. Aslýnda “kavgalar”ý Ýskra’da tartýþmaya
baþlamaya deðmezdi yoldaþ Plehanov[38] – bu, gerçeðe daha yakýn olurdu!

V. Ý. Lenin 181
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
övülesi bir þey olurdu). Sorun, konuyu tutarsýz revizyonistler ve
anarþist bireycilerle baðlama gereðini tam olarak kavramasýna
karþýn, Plehanov’un böyle yapmamasý ve onun yerine konuyu,
anarþizme verilecek pratik olasý ödünlerin geniþliði üzerinde ken-
dileriyle anlaþmazlýða düþerek uzaklaþtýðý çoðunlukla baðlamasý-
dýr. Sorun, yazýkurulunun hangi kiþilerden kurulacaðý konusunda
yoldaþ Plehanov’un bir deðiþiklik yapmasý deðildir; revizyonizme
ve anarþizme karþý durma þeklindeki tutumuna ihanet etmesi ve
bu tutumu partinin merkez yayýn organýnda savunmaktan vazgeç-
mesidir.
O tarihlerde, çoðunluðun, kurulu (organised) tek temsilcisi
olan Merkez Yönetim Kuruluna gelince, yoldaþ Plehanov, o kurul-
dan, özellikle, anarþizme verilecek pratik ödünlerin olasý ölçüsünün
geniþliði konusunda anlaþamayarak kopmuþtur. 1 kasýmdan bu
yana, yani benim istifamýn, þefkate boðma siyasetine alaný boþ bý-
rakmasýndan bu yana neredeyse bir ay geçmiþtir. Yoldaþ Plehanov
her türlü temasý yaparak, bu siyasetin uygun olup olmadýðýný dene-
mek [sayfa 218] için her türlü fýrsata sahipti. Bu süre içinde yoldaþ Ple-
hanov, “Ne Yapmamalý?” baþlýklý yazýsýný yayýnlamýþtýr. Deyim ye-
rindeyse, bu yazý, martovcularýn yazýkuruluna girmeleri için verilmiþ
tek biletti ve þimdi de öyledir. Revizyonizm (çarpýþmamýz, ama
hasýmlarýmýzý baðýþlamamýz gereken revizyonizm) ve anarþist bi-
reycilik (kendisine kur yapýlmasý ve þefkate boðulmasý gereken
anarþist bireycilik) gibi sözcükler bu bilete koyu italik harflerle ya-
zýlmýþtýr. Lütfen içeriye buyurun beyefendiler, ben sizi þefkate boða-
caðým – iþte yoldaþ Plehanov’un yazýkurulundaki yeni meslektaþla-
rýna bu çaðrýyla söyledikleri budur. Doðal olarak, Merkez Yönetim
Kuruluna kalan tek þey, anarþist bireyciliðe verilebilecek pratik ödün-
lerin geniþliði konusundaki son sözünü (ultimatomun anlamý bu-
dur – olasý bir barýþ için son söz) söylemekti. Ya barýþ istiyorsunuzdur
– ki bu durumda, size þefkatimizi, barýþçýllýðýmýzý, ödün vermeye,
vb. hazýr olduðumuzu göstermek üzere iþte þu kadar sandalye
(partide barýþ saðlanacaksa, çatýþmanýn yokluðu anlamýnda bir barýþ
deðil, partinin anarþist bireycilik tarafýndan tahrip edilmeyeceði an-
lamýnda bir barýþ saðlanacaksa, yapabileceðimiz þey budur, daha
fazlasý deðil); bu sandalyeleri alýn ve Akimov’la Plehanov’dan adým
adým uzaklaþýp geri dönün. Ya da kendi görüþlerinizi korumak ve
sürdürmek istiyorsunuzdur, (eðer yalnýzca örgütlenme konusunda

182 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
olsa bile) tümden Akimov’a kaymak istiyorsunuzdur, Plehanov’un
deðil sizin haklý olduðunuza partiyi inandýrmak istiyorsunuzdur –
ki bu durumda, kendi yazarlar grubunuzu kurun, gelecek kongre-
de temsil edilmeyi saðlayýn, dürüst bir savaþýmla, açýk bir tartýþmayla
çoðunluðu kazanmaya giriþin. Martovculara verilen 25 Kasým 1903[40]
tarihli Merkez Yönetim Kurulu yazýsýnda (Bkz: Sýkýyönetim ve Birlik
Tutanaklarýnýn Yorumu*) açýkça belirtilen bu seçenek, Plehanov’la
[sayfa 219] benim, 6 Ekim 1903 tarihinde eski yazýkurulu üyelerine
gönderdiðimiz mektupla tam bir uyuþum içindeydi. Plehanov’la
ben o mektubumuzda, bunun ya bir kiþisel öfkeden ileri geldiðini
(ki bu durumda, en kötü olasýlýkla, onlarý “üyeliðe bile çaðýrabile-
ceðimizi”) ya da bunun bir ilke ayrýlýðý sorunu olduðunu (ki bu du-
rumda da sizin her þeyden önce partiyi inandýrmanýz, merkez or-
ganlarýnýn kimlerden kurulacaðý konusunda deðiþiklik yapýlmasý
hakkýnda, ondan sonra konuþmaya baþlamanýz gerektiðini) be-
lirtmiþtik. Tam o sýralarda, yoldaþ Martov, profession de foi’sý* için-
de (Bir Kez Daha Azýnlýkta baþlýklý yazýsýnda) aþaðýdaki satýrlarý
yazdýðýna göre, Merkez Yönetim Kurulu, bu nazik seçimi yapma
iþini seve seve martovculara býrakabilirdi. Martov þunlarý yazmaktay-
dý:

* Kuþkusuz, Martov yoldaþýn, Merkez Yönetim Kurulunun bu ultimatomu üzerine,


kendi Sýkýyönetim’inde özel konuþmalara vb. yer vererek yarattýðý karýþýklýða girecek
deðilim. Bu, önceki bölümde anlattýðým ve ancak bir uzmanýn sinirlerini harabederek
çözmeyi umabileceði “ikinci tür savaþým yöntemi”dir. Çok azimli çabalara karþýn bugüne
deðin bir anlaþmaya baðlanamayan görüþmeleri yayýnlamama konusunda Merkez Yönetim
Kuruluyla bir anlaþmaya varýldýðýnda Martov yoldaþýn direndiðini söylemek yeter sanýrým.
Merkez Yönetim Kurulu adýna görüþmeleri yönetmiþ olan yoldaþ Travinski, bana yazýlý
olarak verdiði bilgide, beni, yazýkuruluna mektubumu, Ýskra dýþýnda yayýnlamakta haklý
bulduðunu bildirmiþti.
Ama yoldaþ Martov’un, özellikle sevdiðim bir sözü var. Bu, “En kötüsünden bona-
partçýlýk” sözü. Yoldaþ Martov bu sözü yazarak çok iyi bir iþ yaptý. Bu kavramýn ne an-
lama geldiðini serinkanlýlýkla inceleyelim. Benim görüþümce, bu söz, iktidarý biçimsel
olarak meþru yollardan, ama gerçekte halkýn (ya da partinin) iradesine kulak asmaksýzýn
ele geçirmeyi ifade eder. Böyle deðil mi yoldaþ Martov? Eðer böyleyse, ben, “En kötüsünden
bonapartçýlýk” etmekten kimin suçlu olduðuna karar vermeyi kamuoyuna güvenle býrakabi-
lirim: martovcularýn kurula alýnmamasý konusunda resmi haklarýný kullanabilecek olan,
ama yine de, bu haklarýný kullandýklarýnda ikinci kongrenin iradesiyle desteklenebilecekleri
halde, o haklarýný kullanmayan Lenin ve yoldaþ Y mi,[41] , yoksa resmen meþru yollarla
(“oybirliðiyle üyeliðe çaðýrýlma”) yazýkurulunu iþgal eden, ama gerçekte bunun, ikinci
kongrenin iradesine uymadýðýný bilen ve bunun üçüncü kongrede bir denemeden geçe-
ceðinden korkanlar mý?
** Ýman mesleði. -ç.

V. Ý. Lenin 183
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“Azýnlýk, bir kimsenin yenilebileceðini, ama gene de yeni
bir parti kurmayabileceðini partimiz tarihinde ilk kez gösterme onu-
runun kendisinde olduðunu iddia edebilir. Azýnlýðýn bu tutumu,
partinin örgütsel geliþmesine iliþkin [sayfa 220] görüþlerinden kaynak-
lanmaktadýr; partinin ilk baþtaki çalýþmalarýyla aralarýnda güçlü bað-
lar bulunduðu bilincinden kaynaklanmaktadýr. Azýnlýk ‘kaðýt
üzerindeki devrimler’in gizemli gücüne inanmamaktadýr ve kendi
çabalarýnýn yaþamýn içinde saldýðý derin köklerde, parti içinde yapa-
caklarý salt ideolojik propagandayla, örgütlenmeye iliþkin ilkeleri-
nin zaferini saðlayacaklarýnýn güvencesini görmektedirler.” (Ýtalikler
benim.)
Ne maðrur, ne görkemli sözler! Ama bunlarýn yalnýzca söz-
de kaldýðýný olaylarýn bize öðretmesi de ne acý! ... Umarým beni
baðýþlayacaksýnýz yoldaþ Martov, sizin halk etmediðiniz bu “onuru”
þimdi çoðunluk adýna ben iddia ediyorum. Bu onur gerçekten büyük
bir onur olacaktýr, uðrunda dövüþmeye deðer bir onur olacaktýr,
çünkü gruplar, bize, bölünmeye karþý aþýrý ölçüde yavaþtan dav-
ranma geleneðini ve “ya ceketini çýkar dövüþelim ya ver elini
barýþalým” düsturunun aþýrý bir istekle uygulanmasýný býrakmýþtýr.

–––––––––––

Büyük kývancýn (birleþik bir partiye sahip olmanýn), ufak-


tefek kaygýlara (üyeliðe çaðrýlma konusundaki kavgalara) aðýr bas-
masý gerekiyordu ve aðýr da bastý. Ben merkez yayýn organýndan,
(benimle Plehanov’un merkez yayýn organý adýna konseye temsil-
ci olarak gönderdiðimiz) yoldaþ Y de konseyden çekildik. Merkez
Yönetim Kurulunun barýþ konusundaki ultimatomunu, martovcu-
lar bir savaþ ilânýndan farksýz olan bir mektupla (bkz: anýlan yayýn-
lar) yanýtladýlar. Bunun üzerine ve ancak bunun üzerine, yazýkuru-
luna, aleniyet konusundaki mektubumu yazdým (Ýskra, n° 53).*
Eðer revizyonizm konuþulacaksa, tutarsýzlýk, anarþist bireycilik ve
bazý önderlerin yenilgisi tartýþýlacaksa beyefendiler, o zaman hiç
bir þeyi geri tutmaksýzýn, her þeyi, [sayfa 221] bütün olup bitenleri or-
taya koyalým – aleniyet konusundaki mektubumun özü buydu. Ya-
zýkurulu öfkeli bir sövgü ve tanrýsal bir öðütle yanýt verdi: “çevre

* Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 7, s. 115-118. -Ed.

184 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yaþamýnýn kavgacýlýðýný ve zavallýlýðý”ný karýþtýrmaya kalkýþmayýn
(Ýskra, n° 53). Kendi kendime düþündüm: “Çevre yaþamýnýn kav-
gacýlýðý ve zavallýlýðý”, öyle mi?.. Pekala, es ist mir recht* beyefendi-
ler, sizinle ayný görüþteyim. Baksanýza, bu demektir ki, siz, “üyeliðe
çaðýrýlma” konusundaki bütün, bu yaygarayý, çevreci kavgasý ola-
rak sýnýflýyorsunuz. Bu doðrudur. Ama þu uyuþmazlýða ne buy-
rulur? – bu ayný sayýnýn, 53’üncü sayýnýn baþyazýsýnda, ayný yazýku-
rulu (öyle saymak zorundayýz), bürokrasi, biçimcilik, vb. hakkýnda
konuþuyor.** Siz, merkez yayýn organýna üye olarak çaðýrýlmak
için verilen savaþý ortaya atmaya kalkýþmayýnýz, çünkü bu kavga-
cýlýk olur. Ama biz Merkez Yönetim Kuruluna üye olarak çaðýrýl-
mak sorununu ortaya atacaðýz ve onun adýna kavgacýlýk demeye-
ceðiz, “biçimcilik” konusunda ilke ayrýlýðý diyeceðiz. Hayýr, sevgili
yoldaþlar, dedim kendi kendime, sizin böyle yapmanýza izin ver-
mememe müsaade edin. Siz benim kaleme ateþ açacaksýnýz, üste-
lik benim topçumu teslim etmemi isteyeceksiniz. Çok þakacýsýnýz!
Ve böylece Yazýkuruluna Mektup’umu (“Iskra” Yazýkurulundan Çe-
kiliþimin Nedeni)*** yazdým ve Ýskra dýþýnda yayýnladým. Bu mek-
tubumda, gerçekte neler olup-bittiðini kýsaca anlatýyor ve merkez
yayýn organýný siz, Merkez Yönetim Kurulunu biz alalým temeli
üzerinde bir barýþýn olasý olup olmadýðýný bir kez daha soruyor-
dum. O zaman hiç bir taraf, partide kendini “yabancý” hissetmeye-
cekti, sonra, oportünizme doðru [sayfa 222] kayýþý, ilkin basýnda, ar-
dýndan da, ola ki üçüncü parti kongresinde tartýþacaktýk.
Bu barýþ önerisine yanýt olarak, düþman, konsey de dahil,
bütün topçu bataryalarýyla ateþ açtý. Top mermileri baþýma yaðýyor-
du. Otokrat, Schweitzer, bürokrat, biçimci, süper-merkez, tek yan-
lý, boyuneðmez, inatçý, dar kafalý, vesveseli, kavgacý. Çok ala dost-
larým! Bitirdiniz mi? Daðarcýðýnýzda daha baþka bir þey kaldý mý?
Bütün bu cephanelerin çok zavallýca olduðunu söylemeliyim...
Þimdi sýra bende. Yeni Ýskra’nýn örgütlenme konusundaki

* Bence de doðru. -ç.


** Daha sonra ortaya çýktýðý gibi, “uyuþmazlýk” çok basit bir biçimde açýklandý. Bu,
merkez yayýn organýnýn yazýkurulu üyeleri arasýndaki bir uyuþmazlýktý. “Kavgacýlýk”
konusundaki yazýyý yazan Plehanov’du (onun n° 57’deki “Üzücü Bir Yanlýþ Anlama” baþlýklý
yazýsýndaki itirafý), buna karþýlýk “Kongremiz” baþlýklý baþyazýyý Martov yazmýþtý (Sýkýyönetim,
s. 84). Herkes ayrý yöne çekiyordu.
*** Bkz: Lenin, Collected Works, Vol. 7, s. 119-125. -Ed.

V. Ý. Lenin 185
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yeni görüþlerinin içeriðini ve bu görüþlerin, partimizin “azýnlýk” ve
“çoðunluk” olarak ikiye bölünmesiyle iliþkisini, gerçek niteliðini,
ikinci kongredeki tartýþmalarý ve oylamalarý tahlil ederek daha önce
esasen ortaya koymuþ olduðumuz bölünmeyle iliþkisini inceleye-
lim. [sayfa 223]

186 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Q. YENÝ ÝSKRA
ÖRGÜTLENME SORUNLARINDA
OPORTÜNÝZM

Yeni Ýskra’nýn ilkelerini tahlil için temel olarak Akselrod


yoldaþýn iki yazýsýný* alacaðýz. Onun hoþlandýðý bazý sloganlarýn so-
mut anlamý üzerinde zaten enine-boyuna durulmuþtu. Þimdi bu
sloganlarýn somut anlamýný bir yana koymaya ve “azýnlýðýn” (þu ya
da bu küçük ve önemsiz sorunlarla baðlantýlý olarak), baþka slo-
ganlara deðil de bu sloganlara ulaþmasýna neden olan düþünce
çizgisini araþtýrmaya çalýþalým; bu sloganlarýn kaynaðýna ve “üye-
liðe çaðýrýlma” sorununa bakmaksýzýn, o sloganlarýn gerisindeki il-
keleri [sayfa 224] inceleyelim. Bugünlerin tüm modasý ödün vermek

* Bu yazýlar, Ýki Yýlý Aþkýn Bir Süredenberi “Ýskra” derlemesinde, Bölüm II, s. 122 ve
sonrasýnda (St. Petersburg, 1906) yer alýyor. [Yazarýn 1907 baskýsýna notu. -Ed.].

V. Ý. Lenin 187
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
olduðuna göre, biz de Akselrod yoldaþa bir ödün verelim ve onun
“teori”sini “ciddiye” alalým.
Akselrod yoldaþýn temel tezi (Ýskra, n° 57) þudur: “Baþýndan
beri hareketimiz, içinde iki karþýt eðilimi barýndýrmýþtýr. Bu iki eðili-
min uzlaþmaz karþýtlýðý geliþmemezlik edemezdi ve o geliþmeyle
ayný doðrultuda hareketi etkilemek zorundaydý.” Açýkça belirtmek
gerekirse, “ilkede, [Rusya’daki] hareketin proleter amacý, batýdaki
sosyal-demokrasinin amacýyla aynýdýr.” Ama bizim ülkemizde, iþçi
yýðýnlarý, “kendilerine yabancý bir toplumsal öðe tarafýndan”, yani
radikal aydýn tabakasý tarafýndan etkilenmektedir. Ve yoldaþ Aksel-
rod böylece, partimizdeki proleter eðilimle radikal aydýn eðilimi
arasýndaki uzlaþmaz karþýtlýðýn varlýðýný ortaya koymaktadýr.
Akselrod yoldaþ, bunda kuþkusuz haklýdýr. Böyle bir karþýtlýðýn
varlýðý (üstelik yalnýzca Rus Sosyal-Demokrat Partisinde deðil) söz
götürmez. Dahasý var, bugünkü sosyal-demokrasinin devrimci (or-
todoks diye de biliniyor) ve oportünist (revizyonist, bakanlýkçý, re-
formcu) sosyal-demokrasi diye ikiye bölünmesinin de daha çok
bu uzlaþmaz karþýtlýktan ileri geldiðini herkes biliyor. Bu bölünme,
hareketimizin son on yýllýk geçmiþinde Rusya’da da çok açýk hale
gelmiþtir. Yine herkes biliyor ki, hareketin içindeki proleter eðilimi
ortodoks sosyal-demokrasi, demokratik aydýn tabakasýnýn eðilimi-
ni ise oportünist sosyal-demokrasi temsil etmektedir.
Ne var ki, yoldaþ Akselrod, herkesin bilgisi içinde olan bu
gerçeðe çok yaklaþtýktan sonra, gayet ürkek adýmlarla o gerçekten
gerilemeye baþlýyor. Yazdýðý þey kongreye ait olduðu halde, Aksel-
rod yoldaþ, bu bölünmenin, genel olarak Rus sosyal-demokrasi
hareketi içinde ve özel olarak da partimizin kongresinde kendini
nasýl ortaya koyduðunu tahlil için en ufak bir çaba göstermemek-
tedir. Yeni Ýskra’nýn bütün [sayfa 225] öteki yöneticileri gibi, yoldaþ
Akselrod da kongre tutanaklarýna karþý ölümcül bir korku duymakta-
dýr. Yukardan beri söylenegelenlerden ötürü, bu tutumun bizi þaþýrt-
mamasý gerekir, ama hareketimiz içindeki farklý eðilimleri araþtýrdý-
ðýný savlayan bir “teorisyen”de, bu, garip bir gerçek korkusudur.
Hareketimiz içindeki eðilimlere iliþkin en son ve en doðru malze-
meden, bu hastalýktan ötürü geri durarak, yoldaþ Akselrod, kurtu-
luþu, tatlý bir düþ aleminde aramaktadýr. Þöyle yazýyor Akselrod:
“Yasal marksizm, ya da yarý-marksizm, bizim liberallerimize bir
yazýn önderi (literary leader) saðlamamýþ mýdýr? Cilvelerle dolu bir

188 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tarih, devrimci burjuva demokrasisine, neden, ortodoks, devrimci
marksizm okulundan gelme bir önder saðlamasýn?” Yoldaþ
Akselrod’un pek tatlý bulduðu bu düþ hakkýnda söyleyebileceðimiz
tek þey þudur: Tarih zaman zaman cilve yapsa bile” bu, tarihi tahlil
etmeye giriþen kiþilerin düþünce cilveleri için mazeret olamaz. Li-
beral, yarý-marksizmin önderinin eteði altýndan baþýný çýkardýðý za-
man, o önderin “eðilimi”ni kaynaðýna doðru izlemeyi arzu edenler
(ve bunu yapabilenler) tarihin olasý cilvelerinden söz etmediler,
ama o önderin anlayýþýnýn ve mantýðýnýn onlarca, yüzlerce örneðini,
onun, burjuva yazýnýna yansýyan marksizmini ele veren yazýnsal
makyajýnýn tüm özelliklerini gösterdiler.[42] “Hareketimiz içindeki
genel devrimci ve proleter eðilimi” tahlil etmekten yola çýkan yoldaþ
Akselrod, partinin, hiç hoþlanmadýðý ortodoks kanadýnýn , belli-
baþlý önderlerinin böyle bir eðilim gösterdiðini kanýtlayacak hiç bir
þey kesinlikle hiç bir þey ortaya koyamadýysa, böylelikle yalnýzca
resmen kendi yoksulluðunu belgelemiþtir. Yapabildiði tek þey, tari-
hin olasý cilvelerinden söz etmek olduðuna göre, yoldaþ Akselrod’un
davasý gerçekten zayýf olmalýdýr!
Yoldaþ Akselrod’un sözünü ettiði öteki þey –“jakobenler”den
söz etmesi– de daha baþka þeyleri gözönüne seriyor. Yoldaþ Aksel-
rod herhalde biliyordur, bugünkü sosyal-demokrasinin [sayfa 226] de-
vrimci ve oportünist kanatlara bölünüþü –üstelik yalnýzca Rusya’da
bölünüþü deðil– uzun bir süreden beri, “büyük Fransýz devrimi
çaðýyla tarihsel bir paralellik kurulmasý”na yolaçmýþtýr. Yoldaþ Ak-
selrod herhalde biliyordur, bugünkü sosyal-demokrasinin jironden-
leri, kendi karþýtlarýný tanýmlamak için, her yerde ve her zaman,
“jakobencilik”, “blankicilik” gibi terimlere ve benzeri terimlere baþ-
vururlar. Þu halde, yoldaþ Akselrod’un doðruya karþý duyduðu kor-
kuyu taklit etmeyelim, kongre tutanaklarýna baþvuralým ve gözden
geçirmekte olduðumuz eðilimler ve tartýþmakta olduðumuz paral-
eli tahlil etmek ve incelemek üzere, bu tutanaklarýn herhangi bir
malzemeyi içerip içermediðine bakalým.
Birinci örnek: parti kongresinin program görüþmeleri. Yoldaþ
Akimov (Martinov yoldaþla “tam görüþ birliði içinde”) þöyle diyor:
“Bütün öteki sosyal-demokrat partilerin programlarýyla karþýlaþtýrýl-
dýðý zaman, siyasal iktidarýn ele geçirilmesine [proletarya diktatör-
lüðü] iliþkin madde öyle bir biçimde yazýlmýþtýr ki, bu madde, ön-
der örgütün rolünün, o örgütün önderlik ettiði sýnýfý gerilere itmesine

V. Ý. Lenin 189
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ve örgütü, sýnýftan ayýrmasýna yolaçacak bir biçimde yorumlanabi-
lir ve gerçekte, Plehanov tarafýndan bu yolda yorumlanmýþtýr. Bu
durumda, bizim siyasal amaçlarýmýzýn böylesine belirleniþi, Narod-
naya Volya’dan herhangi bir fark göstermemektedir, onun tam
aynýsýdýr.” (Tutanaklar, s. 124.) Yoldaþ Plehanov ve öteki iskracýlar,
Akimov yoldaþa karþý çýkmýþlar, onu oportünizmle suçlamýþlardýr.
Akselrod yoldaþ, bu tartýþmanýn (tarihin düþsel cilvelerinde deðil,
gerçekte) bize, sosyal-demokrasinin bugünkü jakobenleriyle bug-
ünkü jirondenleri arasýndaki karþýtlýðý gösterdiði kanýsýnda deðil
midir? Ve yoldaþ Akselrod’un jakobenlerden söz etmeye baþlamasý
(iþlediði hatalar sonucu) kendisini, sosyal-demokrasinin jironden-
leriyle dostluk içinde bulmasýndan ötürü deðil midir? [sayfa 227]
Ýkinci örnek : yoldaþ Posadovski, “demokratik ilkelerin mut-
lak deðeri”ne iliþkin “temel sorun” üzerinde “ciddi bir fikir ayrýlýðý”
olduðunu ilân eder. (Tutanaklar, s. 169.) Plehanov’la birlikte, yoldaþ
Posadovski, demokratik ilkelerin mutlak deðerini yadsýr. “Merkez”in,
Bataklýðýn (Egorov) ve iskracýlara-karþý olanlarýn (Goldblatt) önder-
leri bu görüþe þiddetle karþý koyarlar ve Plehanov’u “burjuva tak-
tiklerini taklit etmek”le suçlarlar (tutanaklar, s. 170). Ortodoks ve
burjuva eðilimleri arasýndaki baðlantý konusunda yoldaþ Aksel-
rod’un fikri de bunun aynýsýdýr; tek farklýlýk þudur: Akselrod’un sa-
výnca, bu bað bulanýk ve geneldir, oysa Goldblatt, bu baðlantýyý
belli bazý olaylarla iliþkilendirmiþtir. Bir kez daha soruyoruz: Yoldaþ
Akselrod, bu tartýþmanýn da, parti kongremizde, bugünkü sosyal-
demokrasinin jakobenleriyle jirondenleri arasýndaki uzlaþmaz kar-
þýtlýðý, elle tutulur biçimde gösterdiði kanýsýnda deðil midir? Yoldaþ
Akselrod’un jakobenlere karþý feryat etmesi, kendisini jirondenler-
le arkadaþlýk içinde buluþundan ötürü deðil midir?
Üçüncü örnek: tüzüðün birinci maddesi üzerindeki tartýþma.
“Bizim hareketimiz içinde proleter eðilimi” savunan kimdir? Ýþçinin
örgütten korkmadýðýnda, proletaryanýn anarþiye yakýnlýk besleme-
diðinde, iþçinin örgütlenmeyi deðerli bulduðunda ýsrar eden kim-
dir? Bizi, oportünizmin ciðerine kadar iþlediði burjuva aydýnlarýna
karþý uyaran kimdir? Sosyal-demokrasinin jakobenleri. Peki, radi-
kal aydýnlarý partiye sýzdýrmaya çalýþan kimdir? Profesörler, yüksek
okul öðrencileri, serbest meslek sahipleriyle, radikal gençlikle ilgi-
lenen, onlar için endiþelerini dile getiren kimdir? Jironden Lieber’le
birlikte jironden Akselrod.

190 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Parti kongremizde açýkça Emeðin Kurtuluþu Grubu çoðun-
luðuna yöneltilen “haksýz oportünizm suçlamasý”na karþý yoldaþ
Akselrod kendisini nasýl da beceriksizce savunuyor. Jakobencilik,
blankicilik, vb. dile düþmüþ, harcýalem [sayfa 228] bernstayncý nakara-
ta sarýlarak, yoldaþ Akselrod kendisini öyle bir biçimde savunuyor
ki, yalnýzca suçlamalarý doðruluyor. Parti kongresinde yaptýðý, bu
aydýnlarý kendine tasa edinen konuþmalarýný bastýrmak için, þimdi
radikal aydýnlarýn tehlikeleri hakkýnda avaz avaz haykýrýyor.
Bu “berbat sözler” –jakobencilik ve öteki sözler– yalnýzca
oportünizmin kanýtýdýr, baþka hiç bir þeyin deðil. Kendisini prole-
taryanýn –kendi sýnýf çýkarlarýnýn bilincinde olan proletaryanýn– örgü-
tüyle tam olarak özdeþleþtiren bir jakoben, devrimci bir sosyal-
demokrattýr. Profesörlerle yüksek okul öðrencilerinin ardýndan iç
geçiren, proletarya diktatörlüðünden korkan ve demokratik istem-
lerin mutlak deðerine sevgi besleyen bir jironden, oportünisttir. Si-
yasal savaþýmý fesada, suikastçiliðe özgü býrakma düþüncesinin
basýnda binlerce kez çürütüldüðü ve yaþamýn gerçekleri tarafýn-
dan çok uzun zamandan bu yana çürütülüp bir kenara atýldýðý gü-
nümüzde, yýðýnsal siyasal uyarma çalýþmalarýnýn taþýdýðý önemin,
býkkýnlýk verecek kadar çok açýklandýðý ve tekrar tekrar, belirtildiði
günümüzde, bugün hala fesatçý örgütlerde tehlike keþfedenler yal-
nýzca oportünistlerdir. Fesatçýlýða, blankiciliðe karþý duyulan bu kor-
kunun gerçek temeli, pratik hareketin (Bernstein ve hempasýnýn
uzun bir süre, boþ yere bulmaya çalýþtýklarý) herhangi bir özelliðin-
de deðil, kafa yapýsýný bugünün sosyal-demokratlarý arasýnda sýk
sýk ortaya koyuveren burjuva aydýnýn jironden ürkekliðindedir.
1840’larla 1860’lardaki fesatçý Fransýz devrimcilerinin taktiklerine
karþý, yeni Ýskra’nýn yeni bir uyarýda bulunmak gibi iþgüzar çabalar
göstermesinden daha gülünç hiç bir þey olamaz (Ýskra, n° 62,
baþyazý).[43] Bugünkü sosyal-demokrasinin jirondenlerl, Ýskra’nýn ge-
lecek sayýsýnda, emekçi yýðýnlarý arasýnda siyasal uyandýrma çalýþ-
malarýnýn önemini, partinin sýnýfý etkilemek için ana araç olarak
kullanacaðý emekçi basýnýn önemini, temel ve en basit gerçek ola-
rak çok uzun zaman önce öðrenmiþ ve özümlemiþ bir grup Fran-
sýz fesatçýsýný, [sayfa 229] 1840’larýn Fransýz fesatçýlarý grubunu, hiç
kuþku yok ki, bize göstereceklerdir.
Ne var ki, yeni bir þeyler söylüyormuþ gibi bir görünüm içi-
ne girerken, yeni Ýskra’nýn temel, basit gerçekleri yenileme ve iþin

V. Ý. Lenin 191
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
abecesine dönme eðilimi göstermesi bir raslantý deðildir; Akselrod’la
Martov’un, partimizin oportünist kanadýnda yer almalarýyla ortaya
çýkan durumun kaçýnýlmaz sonucudur. Ýskra’nýn yapabileceði baþka
þey yoktur. Oportünist sözleri yinelemek zorundalar; kongredeki
savaþým açýsýndan ve o kongrede bugünkü biçimini alan görüþ
ayrýlýklarý ve bölünmeler açýsýndan savunulamaz olan tutumlarýný
þu ya da bu yolda haklý gösterebilecek bir þeyleri uzak geçmiþte
bulmaya çalýþmak için geriye gitmek zorundalar. Jakobencilik ve
blankicilik konusunda Akimovvari derin düþüncelere, yoldaþ Ak-
selrod þimdi, yalnýzca “ekonomistler”in deðil, “siyaset adamlarý”nýn
da “tek yanlý” olduklarý, aþýrý ölçüde “karasevdalý” olduklarý þeklin-
deki Akimovvari feryat ve figanlarý eklemektedir. Bütün bu tek
yanlýlýklarýn ve karasevdalýlýðýn üstünde olduðunu kendini beðenmiþ
bir edayla savlayan yeni Ýskra’da bu konuda seller gibi akan bu
söylevleri okuduðu zaman kiþi þaþkýnlýk içinde þöyle soracaktýr:
Çizdikleri kimin portresi, böyle konuþmalarý nerede iþitmiþlerdir?
Rus sosyal-demokratlarýnýn ekonomistler ve politikacýlar diye bölün-
mesinin uzun süreden beri modasý geçmiþ, eski bir þey olduðunu
bilmeyen mi var? Parti kongresinden bir ya da iki yýl önceki Ýskra
dosyalarýný karýþtýrýn, göreceksiniz ki, “ekonomizm”e karþý savaþ
yatýþmýþ ve daha 1902’de sona ermiþtir; örneðin göreceksiniz ki,
Temmuz 1903’te (Ýskra, n° 43) “ekonomizm çaðý”nýn “kesinlikle
geçtiði”nden söz edilmektedir, ekonomizmin “öldüðü ve gömül-
düðü” düþünülmektedir, politikacýlarýn her türlü karasevdasýna açýk
bir atacýlýk (atavism) gözüyle bakýlmaktadýr. Öyleyse Ýskra’nýn yeni
yönetmenleri neden bu ölmüþ ve gömülmüþ bölünmeye geri dön-
mekteler? Ýki yýl önce Raboçeye Dyelo’da [sayfa 230] yaptýklarý hatalar-
dan ötürü kongrede Akimov’larla savaþtýk mý? Eðer savaþsaydýk,
tepeden týrnaða budalalýk etmiþ olurduk. Herkes biliyor ki böyle
yapmadýk; kongrede Akimov’larla savaþmamýzýn nedeni, onlarýn
Raboçeye Dyelo’da yaptýklarý eski, ölmüþ ve gömülmüþ hatalarý
deðil, ama kongredeki tartýþmalarýnda ve oylamalarda yaptýklarý
yeni hatalardý. Hangi hatalarýn geçmiþin malý olduðunu, hangi ha-
talarýn henüz yaþadýðýný ve karþý çýkmayý gerektirdiðini yargýlarken
kullandýðýmýz ölçü, onlarýn Raboçeye Dyelo’daki tutumlarý deðil,
kongredeki tutumlarýydý. Kongre tarihinde eski, ekonomist-politi-
kacý bölünmesi artýk mevcut deðildi, ama çeþitli oportünist eðilim-
ler var olmaya devam ediyordu. Bu eðilimler, birçok konu üzerinde

192 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yapýlan görüþme, ve oylamalarda kendilerini ortaya koydular ve
sonunda partide “çoðunluk” ve “azýnlýk” olarak yeni bir bölün-
meye yolaçtýlar. Bütün þey þu ki, Ýskra’nýn yeni yöneticileri, bilinen
nedenlerden ötürü, bu yeni bölünmeyle partimizde görülen çaðdaþ
oportünizm arasýndaki iliþkiyi örtmeye çalýþýyorlar ve bunun sonu-
cu olarak da bu yeni bölünmeden eski bölünmeye doðru geri
gitmek zorunda kalýyorlar. Yeni bölünmenin siyasal kaynaðýný açýk-
lamaktaki yetersizlikleri (ya da ne kadar lütufkar olduklarýný gös-
termek amacýyla, o bölünmenin kaynaðýný peçeleme* arzularý),
onlarý, uzun zaman önce modasý geçmiþ bir bölünme üzerinde
durmaya zorlamaktadýr. Herkes biliyor ki, yeni bölünme, [sayfa 231]
örgütlenme (tüzüðün 1. maddesi) ilkeleri üzerindeki tartýþmayla
baþlayan ve anarþistlere yaraþýr bir “pratik”le sona eren, örgütlen-
me sorunlarýna iliþkin farklýlýktan ileri gelmiþtir. Ekonomistler ve
politikacýlar þeklindeki eski bölünme ise, daha çok taktik sorunlar
üzerindeki farklýlýktan doðmuþtu.
Yeni Ýskra, parti yaþamýnýn daha karmaþýk ve gerçekten gün-
cel ve hararetli sorunlarýndan, çok önceleri çözüme baðlanmýþ
olan ve þimdi yapay olarak hortlatýlan sorunlarýna gerileyiþini haklý
gösterme çabasý içinde, adýna kuyrukçuluktan baþka bir þey dene-
meyecek olan eðlendirici, derin düþünceler öne sürüyor. Akselrod
yoldaþýn baþý çekmesinden beri, yeni Ýskra’nýn yazýlarýnda bir sürü
derin “fikir”, kýrmýzý bir iplik gibi uzayýp gidiyor: içerik, biçimden
daha önemlidir; program ve taktikler, örgütten daha önemlidir;
“bir örgütün canlýlýðý, harekete verdiði içeriðin hacmi ve deðeriyle
doðru orantýlýdýr”; merkeziyetçilik “kendi baþýna bir amaç” deðil-
dir, “her þeyi koruyan bir týlsým” deðildir, vb., vb... Büyük ve derin
gerçekler! Program gerçekten de taktiklerden ve taktikler de ör-
gütten daha önemlidir. Abece etimolojiden, etimoloji sentakstan

* Plehanov’un, Ýskra, n° 53’te yayýnlanan “Ekonomizm” yazýsýna bakýnýz. Yazýnýn


ikinci baþlýðýnda, gürünüþe göre, ufak bir dizgi yanlýþý var. Bu baþlýk, “Ýkinci Parti Kongresi
Üzerine Düþünceler” yerine, “Birlik Kongresi Üzerine Düþünceler” ya da hatta “Üyeliðe
Çaðýrma Üzerine Düþünceler” olmak gerekirdi. Belli koþullar altýnda kiþisel iddialara
verilecek ödünlerin uygunluðu bir yana, partiyi birbirine düþüren sorunlarý birbirine
karýþtýrmak ve ortodoks görüþten oportünizme kaymaya baþlayan Martov’la Akselrod’un
yeni hatalarýnýn yerine, program ve taktik konularýnda birçok sorunda oportönizmden
ortodoks görüþe doðru geri dönmeye hazýrlanmakta olan Martinov’larla Akimov’larýn (Ýskra
dýþýnda bugün hiç kimsenin anýmsatmadýðý) eski hatalarýný koymak (darkafalý çevre görüþü
anlayýþýndan deðil, ama parti açýsýndan) hoþgörüyle karþýlanamaz.

V. Ý. Lenin 193
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
daha önemlidir – ama sentaks sýnavýnda kaldýktan sonra, bir aþaðý
sýnýfta bir yýl daha bekletilmelerinden böbürlenen ve gururlanan
kiþilere ne demeli? Yoldaþ Akselrod, örgütlenme ilkeleri üzerinde
(1. madde) bir oportünist gibi konuþtu, örgüt içinde de bir anarþist
gibi davrandý (Birlik kongresi) – þimdiyse sosyal-demokrasiyi daha
da derinleþtirmeye çalýþýyor. Kedi ulaþamadýðý ciðere pis der! Tam
anlamýnda, örgüt nedir? Baksanýza, örgüt yalnýzca bir biçimdir.
Merkeziyetçilik nedir? Her ne olursa olsun, bir týlsým deðildir. Sen-
taks nedir? Baksanýza, etimolojiden daha az önemlidir; etimoloji-
nin öðelerini biraraya getiren bir þeyden baþka nedir ki... Ýskra’nýn
yeni yönetmenleri muzaffer bir edayla soruyorlar: “Kongre parti
programýný hazýrlayarak, parti [sayfa 232] çalýþmalarýnýn merkezileþtiril-
mesinde, her ne kadar yetkin görünürse görünsün tüzüðü onayla-
yarak baþardýðýndan çok daha fazlasýný baþarmýþtýr dediðimiz za-
man, yoldaþ Aleksandrov bizimle ayný görüþü paylaþmýyor mu?”
(Ýskra, n°, 56, Ek.) Bu klasik sözlerin, Kriçevski yoldaþýn, sosyal-
demokrasi, týpký insanlýk gibi, kendisine yalnýzca baþarabileceði
hedefleri seçer þeklindeki ünlü sözünden daha az geniþ ve daha
az ömürlü olmayan bir tarihsel ün kazanacaðý umulur. Çünkü yeni
Ýskra’nýn fikir derinliði ayný damgayý taþýyor. Yoldaþ Kriçevski’nýn
sözü neden alay konusu oldu? Çünkü yoldaþ Kriçevski, bir bölük
sosyal-demokratýn taktik sorunlarýnda yaptýðý hatay –doðru siyasal
amaçlar saptama yetersizliklerini– felsefe diye sokuþturmaya ça-
lýþtýðý beylik bir lafla haklý göstermeye çalýþýyordu. Þimdi yeni Ýskra,
tam ayný biçimde, bir grup sosyal-demokratýn örgütlenme sorunla-
rýndaki hatasýný –bazý yoldaþlarýn, onlarý anarþist laf ebeliði noktasý-
na sürükleyen, aydýnca istikrarsýzlýklarýný– beylik laflarla, programýn
tüzükten daha önemli olduðu, program sorunlarýnýn örgütlenme
sorunlarýndan daha önemli olduðu þeklindeki beylik laflarla haklý
göstermeye çalýþýyor! Bu kuyrukçuluk deðilse nedir? Kiþinin bir yýl
daha aþaðý sýnýfta býrakýlmýþ olmakla övünüp böbürlenmesi deðil-
se nedir?
Bir programýn kabulü, çalýþmalarýn merkezileþtirilmesine,
tüzüðün kabulünden daha çok katkýda bulunurmuþ. Felsefe diye
sokuþturulan bu beylik söz, nasýl da buram buram, radikal aydýn
kafasý, sosyal-demokrasiden çok burjuva çöküþüyle ortak yanlarý
bulunan radikal aydýn kafasý kokuyor! Baksanýza, bu ünlü sözde,
merkezileþtirme sözcüðü, simgesel (symbolical) bir anlamdan baþ-

194 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ka bir anlamda kullanýlmýyor. Bu sözü yazanlar, düþünemiyorlarsa
ya da düþünme eðiliminde deðillerse bile, en azýndan, programýn
bundcularla birlikte kabul edilmesinin, çalýþmalarý merkezileþtirmek
söyle dursun, bizi bölünmeden bile kurtaramadýðýný [sayfa 233] aným-
sayabilirlerdi. Program ve taktik sorunlarýnda birlik, önemli bir ko-
þuldur, ama parti birliði için, parti çalýþmalarýnýn merkezileþtirilmesi
için, hiç bir þekilde yeterli deðildir (hey ulu Tanrý, bütün kavramla-
rýn birbirine karýþtýrýldýðý günümüzde, insan nasýl en basit gerçekle-
ri tekrar tekrar anlatmak zorunda kalýyor!). Parti çalýþmalarýnýn mer-
kezileþtirilmesi, ayrýca, örgüt birliðini gerektirir. Bir aile çevresinin
ötesine taþýnmýþ bir partide, resmi bir tüzük olmaksýzýn, azýnlýk ço-
ðunluða boyuneðmeksizin, parça bütüne boyuneðmeksizin örgüt
birliði düþünülemez. Temel program ve taktik sorunlarýnda, ara-
mýzda birlik bulunmadýðý sürece, daðýnýklýk ve ayrý çevreler döne-
mini yaþamakta olduðumuzu açýkça itiraf ettik, birleþmeden önce
sýnýr çizgilerinin belirtilmesi gerektiðini açýkça ilân ettik; ortak bir
örgütün hangi biçimlerde kurulabileceðinden dahi söz etmedik,
yalnýzca program ve taktiklerde oportünizmle savaþýn yeni (o sýra-
da gerçekten yeni) sorunlarýný tartýþtýk. Þimdilerdeyse, hepimizin
kabul ettiði gibi, bu savaþ, parti programýnda ve taktiklere iliþkin
parti kararlarýnda ifadesini bulduðu üzere, yeterli ölçüde birlik sað-
ladý; ondan sonra ikinci adýmý atmamýz gerekiyordu, bütün grupla-
rý birbirine baðlayacak olan birleþik bir örgütün biçimlerini ortaya
koyarak, ortak rýzayla, bu adýmý attýk. Ama þimdi bu biçimler yarý-
yarýya yýkýlmýþ bulunuyor; gerilere sürüklendik, anarþist davranýþlara,
anarþist sözlere, parti yazýkurulu yerine çevreci bir yazý kurulunun
hortlayýþýna sürüklendik. Ve geriye doðru atýlan bu adým, bilgili bir
konuþma için, abecenin sentaks bilgisinden çok daha yardým edi-
ci olduðu bahanesiyle haklý gösteriliyor!
Üç yýl önce taktik sorunlarýnda çiçeklenen kuyrukçuluk fel-
sefesi, bugün örgütlenme sorunlarýyla ilgili olarak hortlatýlýyor. Yeni
Ýskra yönetmenlerinin þu savýný ele alalým: “Partideki militan sos-
yal-demokrat eðilim” diyor yoldaþ Aleksandrov, “yalnýzca ideolojik
savaþýmla deðil, belli örgüt [sayfa 234] biçimleriyle de sürdürülmeli-
dir.” Bunun üzerine Ýskra yönetmenleri öðretici bir edayla þöyle
diyorlar: “Ýdeolojik savaþýmla örgüt biçimlerinin böyle yanyana
konuþu hiç de fena deðil. Ýdeolojik savaþým bir süreçtir, buna karþýlýk
örgüt biçimleri, yalnýzca, akýcý ve geliþen bir içeriðe, partinin geliþen

V. Ý. Lenin 195
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
pratik çalýþmalarýna giydirilmek üzere düþünülmüþ kalýplardýr” (ister
inanýn, ister inanmayýn, söyledikleri bu – Ýskra, n° 56, Ek, s. 4, sü-
tun 1’in sonu!). Bu, güllenin gülle, bombanýn bomba oluþu türün-
den bir þakadýr! Ýdeolojik savaþým bir süreçtir, buna karþýlýk örgüt
biçimleri, yalnýzca içeriði örgütleyen biçimlerdir! Oysa tartýþma ko-
nusu olan þey, þudur: ideolojik savaþýmýmýz, kendisini sarmalaya-
cak daha geliþkin giysilere, herkesi baðlayan bir parti örgütü biçimle-
rine mi sahip olacak, yoksa eski daðýnýklýk ve eski çevrelerin biçim-
lerine mi sahip olacak. Biz, daha geliþkin biçimlerden, daha ilkel
biçimlere doðru, geriye sürükleniyoruz ve bu, ideolojik savaþýmýn
bir süreç olduðu, buna karþýlýk biçimin biçim olduðu bahanesiyle
haklý gösteriliyor. Bu, Kriçevski yoldaþýn, geçmiþ günlerde, bizi, bir
plan-olarak-taktiklerden, bir süreç-olarak-taktiklere geri sürüklemeye
çalýþmasýna benziyor.
Yeni Ýskra’nýn, biçim yüzünden içeriði yitirme tehlikesi için-
de olduklarý varsayýlanlara yöneltilmiþ, “proletaryanýn kendi kendi-
ni yetiþtirmesi” hakkýndaki, kendini beðenmiþ sözlerini (Ýskra, n°
58, baþyazý) ele alalým. Bu 2 nolu akimovculuk deðil midir? 1 nolu
akimovculuk, bir bölük sosyal-demokrat aydýnýn taktik amaçlarý
belirlemedeki geriliðini, “proletarya savaþýmý”nýn ve proletaryanýn
kendi kendini yetiþtirmesinin daha “derin” bir içeriðe kavuþturul-
masýndan söz ederek haklý gösterirdi. 2 nolu akimovculuk, bir bölük
sosyal-demokrat aydýnýn, örgütlenmenin teori ve pratiðindeki geri-
liðini, örgütün yalnýzca bir biçim olduðuna ve asýl, proletaryanýn
kendi kendini yetiþtirmesinin önem taþýdýðýna dair ayný ölçüde de-
rin sözlerle haklý gösteriyor. Genç [sayfa 235] kardeþleri hakkýnda çok
fazla kaygýlanan beyefendiler, izninizle söyleyeyim, proletarya, ör-
gütten ve disiplinden korkmaz! Proletarya, salt bir örgütün deneti-
mi altýnda çalýþtýklarý için parti üyesi kabul edilen, ama bir örgüte
katýlmak istemeyen deðerli profesörler ve yüksek okul öðrencileri
için parmaðýný dahi kýpýrdatmayacaktýr. Proletaryanýn tüm yaþamý,
onu, biçimci ve tutucu bir sürü ukala aydýndan çok daha fazla ve
çok daha köklü olarak, örgütlenme doðrultusunda eðitmiþtir. Prog-
ramýmýz ve taktiklerimiz hakkýnda bazý bilgilere sahip olan prole-
tarya, biçimin içerikten daha az önemli olduðunu öne sürerek, ör-
gütlenmedeki geriliði haklý göstermeye giriþmeyecektir. Partimiz-
de, örgütlenme ve disiplin ruhu bakýmýndan, anarþist konuþmalarý
tiksinti ve düþmanlýkla karþýlama anlayýþý bakýmýndan kendi kendi-

196 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ni yetiþtirmede eksiði olanlar, belli bazý aydýnlardýr, proletarya deðil.
Nasýl ki, 1 nolu Akimov’lar, siyasal savaþým için hazýr olmadýðýný
söyledikleri zaman proletaryaya hakaret etmiþlerse, 2 nolu Aki-
mov’lar da örgütlenme için yeter olgunluða eriþmediðini söyledik-
leri zaman, proletaryaya ayný biçimde hakaret ediyorlar. Bilinçli bir
sosyal-demokrat haline gelen ve kendini partinin üyesi kabul eden
proleter, taktik sorunlarýndaki kuyrukçuluðu nasýl tiksintiyle
reddetmiþse, örgütlenme sorunlarýndaki kuyrukçuluðu da ayný
tiksintiyle reddedecektir.
Son olarak, yeni Ýskra’nýn “Pratik Ýþçi”sinin o derin bilgeli-
ðini gözden geçirelim. Þöyle diyor yazar: “Doðru dürüst anlaþýldýðý
takdirde, devrimcilerin eylemlerini [italikler, daha derin bir görünüþ
vermek için] birleþtiren ve bir merkezde toplayan ‘militan’ merke-
zi bir örgüt fikri, doðal olarak ancak böyle eylemler var olursa bir
gerçeklik kazanabilir [hem yeni, hem akýllýca!]; örgütün kendisi,
bir biçim [buna dikkat edin!] olarak, ancak, o örgütün içeriði de-
mek olan devrimci çalýþmanýn geliþmesiyle birlikte ayný zamanda
[bu alýntýdaki italikler, baþýndan sonuna yazarýndýr] [sayfa 236]
geliþebilir.” (Ýskra, n° 57.) Bu size, bir halk masalýndaki karakteri,
cenazeyi gördüðü zaman “Allah tekrarýna erdirsin” diye baðýran
karakteri anýmsatmýyor mu? Partimizde, uzunca bir süreden beri
ve umutsuzca, içeriðinin gerisinde kalan þeyin, bizim eylemlerimi-
zin biçimi (yani örgütümüz) olduðunu ve geride kalanlara “hizada
dur; öne çýkma!” diye baðýracaklarýn ancak partimizdeki bön kiþiler
olduðunu anlamayan pratik iþçi (terimin gerçek anlamýnda) bu-
lunmadýðýna inanýyorum. Partimizi, örneðin Bund’la karþýlaþtýrýn.
Partimiz çalýþmalarýnýn içeriðinin* Bund’a göre, ölçülemeyecek ölçü-
de daha zengin, daha çeþitli, daha geniþ, daha derin olduðundan
kuþku yoktur. Teorik görüþlerimizin çapý daha geniþtir, programý-
mýz daha geliþkindir, (yalnýzca örgütlü zanaatkarlar arasýnda deðil)
iþçi yýðýnlarý arasýndaki etkimiz daha geniþ ve daha derindir, pro-
paganda ve uyarma çalýþmalarýmýz daha çeþitlidir; gerek önderle-

* Parti çalýþmalarýmýzýn içeriðinin, kongrede (programda, vb.) devrimci sosyal


demokrasi ruhu içinde verilen bir savaþým pahasýna, Ýskra karþýtlarýyla, temsilcileri “azýnlýk”
içinde sayýca fazla olan Bataklýða karþý verilen bir savaþým pahasýna belirlenip ortaya
konduðu gerçeðini bir yana býrakýyorum. Bu “içerik” sorununda, örneðin eski Ýskra’nýn
altý sayýsýyla (n° 46-51) yeni Ýskra’nýn oniki sayýsýný (n° 52-63) karþýlaþtýrmak da ilginç olur.
Ama böyle bir karþýlaþtýrma, bir süre için beklemek zorundadýr.

V. Ý. Lenin 197
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
rin, gerek alt kademelerdeki kadrolarýn siyasal çalýþmalarýnýn nab-
zý daha canlýdýr, gösteriler ve genel grevler sýrasýnda görülen popü-
ler hareketler daha etkileyicidir, proleter olmayan tabakalar ara-
sýndaki çalýþmalarýmýz daha enerjiktir. Ama ya “biçim”? Bund’unkiy-
le karþýlaþtýrýldýðý zaman bizim çalýþmalarýmýzýn “biçim”i [örgüt –
ç.] baðýþlanamayacak ölçüde gerilerde kalmýþtýr, o kadar gerilerde
kalmýþtýr ki, partisinin iþlerini düþünürken, yalnýzca “konuyla ilgili
olmayan þeyleri bir yana býrakmayan” kiþinin yüzünü kýzartacak
ölçüdedir, çirkin bir þeydir. Çalýþmalarýmýzýn örgütleniþinin, o çalýþ-
malarýn içeriðinin gerisinde kalmýþ olmasý bizim zayýf yanýmýzdýr;
kongreden çok uzun süre önce, [sayfa 237] hazýrlýk komitesi kurulma-
dan çok önce de zayýf yanýmýzdý. Biçimin aksayan, geliþmemiþ
karakteri, içeriðin daha ileri götürülmesi yönünde herhangi bir cid-
di adým atýlmasýný olanaksýzlaþtýrýr; bu durum utanýlasý bir durgun-
luða neden olur, enerji israfýna, sözle eylem arasýnda farklýlýða yol-
açar. Hepimiz bu farklýlýðýn acýsýný sefilce çekiyoruz, ama yine de
Akselrod’lar ve yeni Ýskra’nýn “pratik iþçileri” derin düþüncelerle
ortaya çýkýyorlar: biçim, ancak içerikle ayný zamanda, doðal olarak
geliþmelidir!
Eðer saçmalýða derinlik kazandýrmaya ve oportünist konuþ-
malara felsefi mazeretler uydurmaya çalýþýrsanýz, örgütlenme ko-
nusundaki ufak bir hatanýn (birinci madde) sizi götüreceði yer, iþte
burasýdýr. Ürkek zigzaglarla yavaþ yürüyüþ[44] – bu nakaratý, taktik
sorunlarýyla ilgili olarak çok dinlemiþtik; þimdi de örgütlenme sorun-
larýyla ilgili olarak iþitiyoruz. Anarþist bireyci, (baþlangýçta bir ras-
lantý olabilen) anarþist sapmalarýný bir görüþ sistemine, özel bir ilke
ayrýlýðýna terfi ettirmeye baþladýðý zaman, örgütlenme sorunlarýn-
da kuyrukçuluk, onun anlayýþýnýn doðal ve kaçýnýlmaz bir ürünü
olur. Birlik kongresinde, bu anarþizmin baþlamakta olduðuna ta-
nýklýk etmiþtik; yeni Ýskra’da bunun bir görüþ sistemi haline getiril-
mesi çabalarýna tanýk oluyoruz. Bu çabalar, kendisini sosyal-demok-
rat harekete baðlayan burjuva aydýnla kendi sýnýf çýkarlarýnýn bilin-
cine varmýþ proleterlerin görüþleri arasýndaki fark hakkýnda parti
kongresinde söylenenleri, göze çarpacak biçimde doðrulamakta-
dýr. Örneðin, yeni Ýskra’nýn artýk görüþlerinin derinliðini yakýndan
bildiðimiz bu ayný “pratik iþçi”si, partiyi, Merkez Yönetim Kurulu
yapýsýnda bir yönetmenin önderliðindeki “geniþ bir fabrika” olarak
düþündüðüm için beni suçluyor (Ýskra, n° 57, Ek). “Pratik iþçi”, bu

198 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sözünün, proletarya örgütünün pratiðinden ve teorisinden haber-
siz burjuva aydýnýn anlayýþýný derhal ortaya koyduðunu hiç bir za-
man tahmin edemez. Çünkü bazý kiþilere bir gulyabani gibi [sayfa
238] gelen fabrika, proletaryayý birleþtiren ve disiplinli hale getiren,
ona örgütlenmeyi öðreten ve onu emekçi ve sömürülen nüfusun
bütün öteki kesimlerinin önüne geçiren kapitalist elbirliðinin (co-
operation) en yüksek biçimini temsil eder. Kapitalizmin kürsüsün-
de eðitim gören proletarya ideolojisi, marksizm, istikrarsýz aydýnlara,
sömürü aracý olarak fabrikayla (açlýk korkusuna dayalý disiplinle)
örgütlenme aracý olarak fabrika (teknik bakýmdan üst düzeyde
geliþmiþ üretim biçiminin koþullarý çerçevesinde birleþtirilmiþ ortak
çalýþmaya dayalý disiplin) arasýnda ayrým yapmalarýný öðretmiþtir
ve öðretmektedir. Burjuva aydýna çok güç gelen disiplin ve örgütü,
proletarya, bu fabrika “okulunda okumuþ olmasý” nedeniyle, çok
kolay kazanýr. Bu okula karþý duyulan ölümcül korku ve bu okulun
örgütleyici bir etmen olarak önemini kavramada gösterilen müthiþ
baþarýsýzlýk, küçük-burjuva yaþam biçimini yansýtan ve Alman sos-
yal-demokratlarýnýn Edelanarchismus dedikleri anarþizm türlerini,
yani “soylu” beyefendilerin anarþizmini ya da benim verdiðim bir
adla aristokratik anarþizmi ortaya çýkaran düþünce çizgisinin ka-
rakteristik özellikleridir. Bu aristokratik anarþizm, özellikle Rus ni-
hilistin karakteristiðidir. O, parti örgütünü canavar bir “fabrika”
olarak düþünür; parçanýn bütüne, azýnlýðýn çoðunluða boyun eðme-
sini “kölelik” olarak görür (bkz: Akselrod’un yazýlarý); bir merkezin
yöneltisi altýnda gerçekleþtirilen iþbölümü, insanlarýn “çark diþlileri”
haline dönüþtürüldüðüne dair traji-komik feryatlar atmasýna yol-
açar (yazýkurulu üyelerinin yazýyla katkýda bulunan kiþiler haline
getirilmesi, bu tür bir dönüþtürmenin özellikle çirkin bir örneði ola-
rak görülmüþtür); partinin örgütlenme tüzüðünden söz etmek, in-
saný tüzükten bile vazgeçirebilecek, (“biçimçiler”i amaçlamýþ) hor-
görücü bir surat buruþturma ve tepeden bakan bir ifadeye yolaçar.
Ýnanýlmaz gibi görünebilir ama, yoldaþ Martov’un, yazýsýna
daha da bir aðýrlýk vermek üzere, benim Bir Yoldaþa [sayfa 239] Mek-
tup baþlýklý yazýmdan da sözler alarak, Ýskra, n° 58’de bana yönelt-
tiði öðretici sözler, iþte tam bu türdendi. Güzel ama, parti düzenine
geçildiði bir dönemde, çevrecilik anlayýþýnýn ve anarþinin sürdürül-
mesini ve göklere çýkarýlmasýný haklý göstermek için, daðýnýklýk
döneminden, çevrecilik anlayýþýnýn egemen olduðu dönemden ör-

V. Ý. Lenin 199
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
nekler getirmek “aristokratik anarþizm” ve kuyrukçuluk deðilse
nedir ?
Tüzüðe neden daha önce gereksinme duymadýk? Çünkü
parti, aralarýnda herhangi bir örgütsel bað bulunmayan ayrý grup-
lardan oluþuyordu. Herhangi bir birey, bu gruplardan birinden öte-
kine kendi “tatlý caný” nasýl isterse, öyle geçebilirdi; çünkü bütün’ün
iradesinin kalýba dökülmüþ ifadesiyle karþý karþýya deðildi. Gruplar
içindeki anlaþmazlýklar tüzüðe göre deðil, Bir Yoldaþa Mektup’ta,
genel olarak bir dizi grubun saðladýðý deneyimi ve özel olarak bi-
zim altý kiþilik kendi yazýkurulu çevremizin kazandýrdýðý deneyimi
özetlerken belirttiðim gibi, “savaþým ve istifa tehditleriyle” çözüm-
leniyordu. Gruplar döneminde bu doðaldý ve kaçýnýlamaz bir þeydi,
ama hiç kimsenin aklýndan bu durumu övmek, ideal bir durum
gibi görmek geçmemiþtir; herkes daðýnýklýktan yakýnýyordu, her-
kes bu daðýnýklýktan huzursuzdu, birbirinden soyutlanmýþ grupla-
rýn resmen kurulmuþ bir parti örgütü içinde kaynaþtýrýlmasýný gör-
mek için sabýrsýzlanýyordu. Þimdi bu kaynaþma saðlandýktan son-
ra, geriye sürükleniyoruz ve daha ileri örgütlenme görüþleri kýlýðý
altýnda öne sürülen anarþist laf kalabalýðýyla yüzyüze getiriliyoruz.
Oblomov’un[45] rahat sabahlýklý, pufla terlikli evcimen yaþamýna
alýþmýþ olan kiþiler için, resmi bir tüzük dardýr, sýnýrlayýcýdýr, sýkýcý-
dýr, deðersizdir, bürokratiktir, kölelik baðýdýr, özgür ideolojik savaþým
“süreci”ne vurulmuþ bir zincirdir. Aristokratik anarþizm, dar çevre
baðlarýnýn geniþ parti baðýyla yer deðiþtirmesi için resmi tüzüðe
gerek [sayfa 240] olduðunu anlayamaz. Bir grubun iç baðlarýna ya da
gruplar arasýndaki baðlara resmi bir biçim vermek hem gereksiz,
hem olanaksýzdýr; çünkü bu baðlar ya kiþisel dostluklara ya da
herhangi bir nedene baðlanmayan içgüdüsel bir “güven”e dayaný-
yordu. Parti baðýnýnsa bunlardan hiç birine dayanmamasý gerekir;
parti baðý bunlara dayanamaz; bu bað, biçimsel “bürokratik” bir
dille (disiplinsiz aydýn açýsýndan bürokratik) yazýlmýþ bir tüzük üze-
rine oturmalýdýr. Bizi, gruplara özgü kaprislerden ve inatçýlýktan,
özgür ideolojik savaþým “süreci” adýyla anýlan grup kavgalarýndan
ancak ve ancak bu tüzüðe tam olarak baðlý kalmak koruyabilir.
Yeni Ýskra’nýn yönetmenleri, “güvenin nazik bir þey olduðu,
insanlarýn kafasýna ve kalbine çekiçle çakýlamayacaðý” þeklindeki
öðretici ifadeyle Aleksandrov’a karþý koz kaðýdý oynamaya çalýþý-
yorlar (Ýskra, n° 56, Ek). Ýskra’nýn yönetmenleri farkýnda deðiller ki,

200 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
güven hakkýndaki, çýplak güven hakkýndaki bu sözleriyle, bir kez
daha kendi aristokratik anarþizmlerini ve örgütsel yönden kuyrukçu-
luklarýný ortaya koyuyorlar. Ben, yalnýzca bir grubun üyesiyken –bu
altý kiþilik yazý kurulu grubu olsun, Ýskra örgütü olsun farketmez–
herhangi bir gerekçe ya da neden göstermeksizin, salt güven duy-
madýðýmý söyleyerek, örneðin bay X ile çalýþmayý reddetmeye hak-
kým vardý, bunu haklý gösterebilirdim. Ama þimdi bir partinin üyesi
haline geldiðime göre, artýk genel olarak güvensizlik öne sürmeye
hiç bir hakkým yoktur, çünkü bu eski gruplarýn bütün kaprislerine
ve saçma arzularýna kapýyý ardýna kadar açmak demek olur; “gü-
ven”imin, ya da “güvensizliðimin” resmi gerekçelerini göstermek,
yani programýmýzýn, taktiklerimizin ya da tüzüðümüzün resmen
ortaya konmuþ bir ilkesini anmak zorundayým; herhangi bir gerek-
çe göstermeksizin “güven”imi ya da “güvensizliðimi” ifade etme-
mem gerekir; her türlü kararýmýn –ve genel olarak partinin her
bölümünün bütün [sayfa 241] kararlarý için de böyle– hesabýný tüm
partiye vermem gerektiðini kabul etmeliyim; duyduðum “güven-
sizliði” ifade ederken, ya da bu güvensizlikten doðan düþünce ve
isteklerin kabul edilmesini saðlamaya çalýþýrken, resmen belirlenmiþ
usule sýký sýkýya baðlý kalmalýyým. “Güven”in hesabýnýn verilmediði
grupçu görüþten, kendi güvenimizi ifade etme, hesabýný verme ve
sýnavdan geçirme iþlerinde resmen belirlenmiþ bir usule sýký sýkýya
sarýlma gerektiren parti anlayýþýna yükseldik; ama Ýskra yönetmen-
leri bizi geri sürüklemeye çalýþýyorlar ve kendi kuyrukçuluklarýna,
örgütlenme konusunda yeni görüþ1er diyorlar!
Bizim sözümona parti yazýkurulu üyelerimizin, yazýkurulun-
da temsil hakký isteyebilecek olan yazar gruplarý hakkýnda nasýl
konuþtuklarýný dinleyin. Her yerde ve her zaman disiplin denen þe-
yi hor gören bu aristokratik anarþistler bize, “biz öfkeye kapýlmaya-
caðýz ve disiplin konusunda baðýrýp çaðýrmaya baþlamayacaðýz”
diye öðüt veriyorlar. Biz eðer makulse, bu grupla “iþi yoluna koya-
caðýz” (aynen böyle!) ya da isteklerine gülüp geçeceðiz.
Yarabbim, adi “fabrika” biçimciliðine karþý nasýl da yüce ve
soylu bir þamar bu! Ama gerçekte, bu, bir parça parlatýlmýþ ve ken-
disinin bir parti kurumu deðil, eski bir çevreden geriye ayakta kalmýþ
bir þey olduðunu düþünen bir yazýkurulu tarafýndan partiye sunu-
lan eski bir grup lafazanlýðýdýr. Bu tutumun aslýnda var olan sakat-
lýk, ister-istemez, ikiyüzlü bir biçimde artýk geçmiþte kaldýðýný öne

V. Ý. Lenin 201
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sürdükleri daðýnýklýðý, sosyal-demokrat örgütün bir ilkesi haline yü-
celtmek gibi anarþist bir düþünceye yolaçmaktadýr. Üst ve alt parti
organlarý ve makamlarý arasýnda herhangi bir hiyerarþiye gerek
yoktur – aristokratik anarþizm böyle bir hiyerarþiyi, bakanlýklarýn,
dairelerin, vb. bürokratik icadý olarak görür (bkz: Akselrod’un yazý-
sý); parçanýn bütüne boyuneðmesine gerek yoktur; “iþleri bir düze-
ne koymak” için ya da farklýlýklarýn sýnýrlarýný belirtmek için “resmi
bürokratik” [sayfa 242] parti yöntemlerine gerek yoktur. Býrakalým, eski
grup çekiþmeleri, örgütlenmenin “gerçekten sosyal-demokratik yön-
temleri”ne iliþkin kendini beðenmiþ konuþmalarla takdis edilsin.
“Fabrika okulundan geçmiþ olan proleterin, anarþist bireyci-
liðe ders verebileceði ve ders vermesi gereken nokta da budur. Sý-
nýf bilincine ulaþmýþ iþçi, bu tür aydýna karþý çekingen davrandýðý,
çocukluk dönemini çoktan geride býrakmýþtýr. Sýnýf bilincine ulaþmýþ
iþçi, sosyal-demokrat aydýnlar arasýnda bulduðu daha zengin bilgi
daðarcýðýný ve daha geniþ bir siyasal dünya görüþünü takdirle
karþýlar. Ama gerçek bir parti kurma yolunda yürüdüðümüze göre,
sýnýf bilincine ulaþmýþ iþçi, proletarya ordusu askerinin anlayýþýný,
anarþist sözlere geçit töreni yaptýran burjuva aydýnýn anlayýþýndan
ayýrdetmeyi öðrenmelidir; bir parti üyesine düþen görevleri, yalnýz-
ca sýradan üyelerin deðil, ama ayný zamanda “tepedeki kiþiler”in
de yerine getirmesinde ýsrar etmeyi öðrenmelidir; geçmiþ günler-
de nasýl taktik sorunlarýndaki kuyrukçuluðu tiksintiyle karþýlamýþsa,
örgüt sorunlarýndaki kuyrukçuluðu da ayný tiksintiyle karþýlamayý
öðrenmelidir!
Yeni Ýskra’nýn örgütlenme sorunlarýndaki tutumu, yani,
merkeziyetçiliðe karþý özerkliði savunmasý, jirondenlikle ve aristok-
ratik anarþizmle ayrýlmaz biçimde baðlý olan son karakteristik öze-
lliðidir. Ýskra’nýn, bürokrasiye ve otokrasiye karþý feryadýnýn, “iskra-
cýlara-karþý olanlara [kongrede özerkliði savunanlar] gösterilen, hiç
de haketmedikleri saygýsýzlýðý” esefle karþýlamasýnýn, “sorgusuz-
sualsiz boyuneðme” isteðine karþý gülünç sýzlanmalarýnýn, “hacýyat-
maz yönetimi”nden acý acý yakýnmalarýnýn, vb., vb. esas itibariyle
anlamý (eðer böyle bir anlamý* varsa) iþte budur. Herhangi bir par-
tinin oportünist kanadý programda olsun, taktiklerde [sayfa 243] olsun,

* Genel olarak bu bölümde olduðu gibi, burada da bu feryadýn “üyeliðe çaðrýlma”


sorununa iliþkin yönünü, bir yana býrakýyorum.

202 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
örgütlenmede olsun, her zaman her türlü geriliði savunur ve onu
haklý bulur. Yeni Ýskra’nýn örgütlenmede geriliði savunmasý (kuy-
rukçuluðu) özerkliðin savunusuyla yakýndan iliþkilidir. Gerçi, eski
Ýskra’nýn üç yýllýk propaganda çalýþmasý, genel olarak özerkliði öy-
lesine itibardan düþürmüþtür ki, yeni Ýskra henüz özerkliði açýktan
savunmaya utanmaktadýr; Ýskra þimdilik bize, merkeziyetçiliðe ya-
kýnlýk duyduðu güvencesini vermektedir, ama bu yakýnlýðý, merke-
ziyetçilik sözcüðünü italik harflerle, basarak göstermektedir.
Gerçekte, her adýmda özerklik yanlýsý görüþü ortaya çýkarmak için,
yeni Ýskra’nýn “gerçekten sosyal-demokrat” (anarþist deðil mi?) yarý-
merkeziyetçilik “ilkeleri”ni en hafif bir eleþtiriden geçirmek yeter
de artar bile. Örgütlenme sorununda Akselrod’la Martov’un, Aki-
mov’un yanýnda yer aldýklarý herkes tarafýndan artýk açýkça bilin-
miyor mu? “Ýskracýlara-karþý olanlara gösterilen, hiç de haketme-
dikleri saygýsýzlýk” þeklindeki dikkate deðer sözleriyle, bunu, ken-
dileri itiraf etmiþ deðiller mi? Parti kongremizde Akimov’la arkadaþ-
larýnýn savunduðu þey, özerklik deðilse neydi?
Birlik Kongresinde, eðlendirici bir coþkuyla, parçanýn bütü-
ne boyuneðmesine gerek olmadýðýný, parçanýn bütünle olan iliþkisini
belirlemekte özerk olduðunu, bu iliþkiyi kalýba döken Birlik tüzüð-
ünün, parti çoðunluðunun iradesini hiçe sayarak, parti merkezinin
iradesini hiçe sayarak geçerli olduðunu kanýtlamaya çalýþtýklarý za-
man, Martov’la Akselrod’un savunduðu þey, (eðer anarþizm deðil-
se) özerklikti. Ve þimdi, Merkez Yönetim Kurulunun, yerel yönetim
kurullarýna üye atama hakký üzerinde, yeni Ýskra’nýn sütunlarýnda
(n° 60) yoldaþ Martov’un açýkça savunduðu þey de özerkliktir. Yoldaþ
Martov’un Birlik Kongresinde özerkliði savunmak için baþvurduðu
ve þimdi de yeni Ýskra’da* baþvurmakta [sayfa 244] olduðu çocukça
safsatalar üzerinde duracak deðilim – burada önemli olan, örgüt-
lenme konularýnda oportünizmin temel karakteristiði olan þeye,
yani apaçýk ortada bulunan, merkeziyetçiliðe karþý özerkliði savun-
ma eðilimine iþaret etmektir.
Belki de bürokrasi kavramýný tahlile dönük tek giriþim, yeni

* Tüzüðün birçok maddesini sýralarken yoldaþ Martov, bütünün parçayla iliþkilerini


düzenleyen bir maddeyi atladý: Merkez Yönetim Kurulu “parti kuvvetlerinin daðýlýmýný
düzenler” (Madde 6). Ýnsan, kiþileri bir yönetim kurulundan ötekine aktarmaksýzýn
kuvvetlerin daðýlýmýný düzenleyebilir mi? Böyle basit þeyler üzerinde durmak zorunda
kalmak gerçekten yakýþýksýz.

V. Ý. Lenin 203
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ýskra’ da (n 53) “biçimsel demokratik ilke” ile (italikler yazarýn)
“biçimsel bürokratik ilke” arasýnda yapýlan ayrýmdýr. Bu ayrým (ne
yazýk ki, iskracýlara-karþý olanlardan söz ederken yapýlan bu ayrým
daha fazla geliþtirilmemiþ ve açýklanmamýþtýr) bir damla da olsa
gerçeðin izini taþýmaktadýr. Bürokrasiye karþý demokrasi, gerçekte
merkeziyetçiliðe karþý özerklik demektir; devrimci sosyal-demok-
rasinin örgütlenme ilkesine karþý, oportünist sosyal-demokrasinin
örgütlenme ilkesidir. Ýkincisi, tabandan yukarý doðru yürür, bu ne-
denle de nerede ve ne ölçüde, (aþýrý gayretkeþler tarafýndan) anar-
þizm noktasýna vardýrýlan bir özerkliði ve “demokrasi”yi yüce tutar.
Birincisi tepeden aþaðý doðru ilerlemeye çalýþýr ve parçalarla iliþki-
sinde merkezin haklarýný ve iktidarýný geniþletmeyi öne alýr. Daðýnýk-
lýk ve ayrý gruplar döneminde, devrimci sosyal-demokrasinin, ör-
gütlenme açýsýndan yola çýkmaya çalýþtýðý bu tepe, ister-istemez, o
gruplardan biriydi, eylemleri ve devrimci tutarlýlýðý nedeniyle en et-
kin olanýydý (bizim örneðimizde Ýskra örgütüydü). Gerçek parti bir-
liðinin saðlanmasý ve bu birlik içinde, modasý geçmiþ çevrelerin
eritilmesi döneminde, bu tepe, partinin en yüksek organý olarak,
ister-istemez parti kongresidir; kongre, olabildiði ölçüde, bütün faal
örgütlerin temsilcilerinden oluþur ve merkez organlarýný (genellik-
le, partinin geri öðelerinden çok ileri öðelerini tatmin eden üyeler-
le ve oportünist kanattan çok devrimci [sayfa 245] kanadýn isteðine
uygun biçimde atayarak, gelecek kongreye kadar onlarý tepe hali-
ne getirir. Avrupalý sosyal-demokratlar arasýnda durum budur ve
anarþistler yönünden, ilkede tiksinti verici bir þey de olsa, bu gele-
nek yavaþ yavaþ –kolay deðil, çatýþmasýz ve kavgasýz deðil– Asyalý
sosyal-demokratlar arasýnda da yayýlmaktadýr.
Oportünizmin, örgütlenme sorunlarýndaki bu temel karak-
teristiklerinin (özerklik, aristokratik ya da aydýnca anarþizm, kuy-
rukçuluk ve jirondenlik) mutatis mutandis (gereken deðiþikliklerle),
nerede devrimci ve oportünist kanatlara bölünülmüþse (nerede
bölünmedi ki?) orada, dünyadaki bütün sosyal-demokrat partiler-
de görüldüðünü belirtmek ilgi çekici olsa gerek. Daha kýsa bir süre
önce, Saksonya’nýn 20’nci seçim çevresinde yapýlan seçimlerde
Alman Sosyal-Demokrat Partisinin uðradýðý yenilgi (Göhre olayý diye
bilinen yenilgi*) parti örgütü ilkeleri sorununu ön plana çýkardýðý
zaman, bu durum o partide çok göze çarpýcý biçimde ortaya çýktý.
Bu olayýn bir ilke sorunu haline gelmesi, büyük ölçüde, Alman

204 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
oportünistlerinin gayretkeþliðinin sonucuydu. Göhre (eski bir pa-
paz, oldukça iyi bilinen Drei Monate Fabrikarbeiter** adlý kitabýn
yazarý ve Dresden kongresinin “kahramanlarý”ndan biri) aþýrý bir
oportünisttir; tutarlý Alman oportünistlerin yayýn organý olan Sozia-
listische Monatshefte (“Sosyalist Aylýk”)[47] Göhre’yi “þiddetle sa-
vunmuþtur”.
Programda oportünizm, taktiklerde oportünizmle, örgütlen-
mede oportünizmle doðal olarak baðlantýlýdýr. “Yeni” görüþün ortaya
konmasýný yoldaþ Wolfgang Heine yüklenmiþtir. [sayfa 246] Sosyal-
demokrat harekete katýldýðý zaman, oportünist düþünce alýþkan-
lýklarýný da birlikte getiren bu tipik aydýnýn siyasal çehresi hakkýnda
okura bir fikir verebilmek için, yoldaþ Wolfgang Heine, Alman yoldaþ
Akimov’dan daha az, Alman yoldaþ Egorov’dan daha fazla bir þeydir
demek yeter sanýrým.
Yoldaþ Wolfgang Heine, Sozialistische Monatshefte’de, yol-
daþ Akselrod’un yeni Ýskra’daki azametinden hiç de az olmayan
bir azametle savaþ alanýna atýldý. Yazýsýnýn baþlýðý bile paha biçil-
mez bir deðerde: “Göhre Olayý Üzerine Demokratik Gözlemler”
(Sozialistische Moizatshefte, n° 4, Nisan). Yazýnýn içeriði de daha
az gürleyici deðil. Yoldaþ W. Heine “seçim çevresinin özerkliðine
yönelen saldýrýlara” karþý silaha sarýlmakta, “demokrasi ilkesi”nin
þampiyonluðunu yapmakta ve “atanmýþ bir otorite”nin (yani Parti
Merkez Yürütme Kurulunun), halkýn serbest seçimlerle milletvekil-
lerini seçmesine müdahalesini protesto etmektedir. Sözkonusu olan
þey, diye açýklýyor yoldaþ W. Heine, rasgele ortaya çýkmýþ bir olay
deðil, “partide bürokrasiye ve merkeziyetçiliðe yönelik” genel bir
“eðilim”dir; daha önce de görülen, ama þimdi özellikle tehlikeli
hale gelen bir eðilim, diyor. “Partinin yerel kuruluþlarýnýn, parti ya-
þamýnýn taþýyýcýlarý olduklarý, bir ilke olarak kabul” edilmelidir, di-
yor (yoldaþ Martov’un Bir Kez Daha Azýnlýkta broþüründen çalýnma
bir söz). “Bütün önemli siyasal kararlarýn bir merkezden gelmesi-

* Göhre, 16 Haziran 1903’te Saksonya’nýn 15’inci seçim çevresinden Reichtag’a


seçilmiþti, ancak Dresden kongresinden[46] sonra, milletvekilliðinden istifa etti. Rosenow’un
ölümü üzerine 20’nci seçim çevresi boþalýnca, o çevre seçmenleri Göhre’yi aday göstermek
istediler. Parti Merkez Yürütme Kuruluyla Saksonya Parti Bölge Yönetim Kurulu buna kar-
þý çýktý; gerçi Göhre’nin adaylýðýný önlemeye resmen haklarý yoktu ama, onun adaylýktan
çekilmesini saðladýlar. Seçimlerde sosyal demokratlar yenilgiye uðradý.
** “Bir Fabrika Ýþçisi Olarak Üç Ay”. –Ed.

V. Ý. Lenin 205
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ne kendimizi alýþtýrmamamýz” gerekir; “yaþamla temasýný yitiren
doktriner bir siyasete” partiyi uyarmalýyýz (yoldaþ Martov’un parti
kongresinde yaptýðý “yaþam kendini bize zorlayacaktýr” yollu konuþ-
madan ödünç alýnmýþ sözler). Savýna biraz daha derinlik vererek
yoldaþ W. Heine þöyle diyor: “... Eðer iþin köklerine iner ve her yer-
de olduðu gibi burada da rolü hiç de az olmayan kiþisel çatýþmalarý
bir yana býrakýrsak, revizyonistlere [italikler yazara ait; anlaþýlan,
revizyonizme karþý savaþta, revizyonistlere karþý savaþ [sayfa 247] arasýn-
da bir farklýlýk “olduðunu ima ediyor] karþý gösterilen bu þiddetin,
esas itibariyle, parti görevlilerinin ‘yabancýlar’a (’outsiders’) karþý
duyduklarý güvensizliði [anlaþýlan W. Heine henüz sýkýyönetimle
savaþa iliþkin broþürü, okumamýþtýr, bu nedenle Ýngiliz dilindeki
bir deyime baþvuruyor – Outsidertum], geleneðin alýþýlmamýþa duy-
duðu güvensizliði, kiþisel olmayan bir kurumun kiþisel olan her
þeye güvensizliðini [Akselrod’un, bireysel giriþim yetisinin bastýrýl-
masýyla ilgili olarak Birlik Kongresinde verdiði önergeye bakýnýz]
ifade ettiði görülecektir – kýsacasý, yukarda partide bürokrasiye ve
merkeziyetçiliðe yönelik eðilim diye tanýmladýðýmýz eðilimin duy-
duðu güvensizliði ifade ettiði görülecektir.”
“Disiplin” fikri, yoldaþ W. Heine’de, yoldaþ Akselrod’da ya-
rattýðý soylu tiksintiden daha azýný uyandýrmýþ deðil. “Revizyonist-
ler” diyor W. Heine, “partinin denetimi altýnda olmadýðý için, sos-
yal-demokrat niteliði bile yadsýnan bir yayýn organýnda, Sozialisti-
sche Monatshefte’de yazdýklarý için disiplinsizlikle suçlanmýþlardýr.
‘Sosyal-demokratik’ kavramýný daraltmaya dönük bu çaba, mutlak
özgürlüðün egemen olmasý gereken ideolojik çalýþma alanýnda
disiplin için bu direniþ [anýmsayýn: ideolojik savaþým bir süreçtir,
oysa örgüt biçimleri yalnýzca biçimdir], bürokrasi ve bireyciliði baský
altýna alma doðrultusundaki eðilimi gösterir.” Ve W. Heine, “her
þeyi kapsayan, olabildiði ölçüde merkezileþtirilmiþ bir büyük örgüt,
bir taktikler dizisi, bir teori” yaratma tatsýz eðilimine karþý, “kesin
itaat”, “körükörüne baðlýlýk” isteðine karþý, “aþýrý ölçüde basite in-
dirgenmiþ merkeziyetçiliðe” karþý, vb., vb., ateþ püskürüyor. Sözcü-
ðü sözcüðüne Akselrodvari.
W. Heine’nin baþlattýðý tartýþma yayýldý; Alman partisi için-
de, sorunu gölgeleyecek bir üyeliðe çaðýrýlma kavgasý olmadýðý ve
Alman Akimov’ lar kimliklerini yalnýzca kongrelerde deðil, ama
kendi yayýn organlarýnda her an ortaya koyduklarý için, tartýþma

206 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kýsa süre içinde, örgütlenme sorununda [sayfa 248] ortodoks ve revi-
zyonist eðilimlerin tahliline gelip dayandý. Karl Kautsky, (aynen
bizim partimizde olduðu gibi, “diktatörlük”le, “engizisyon” eðilimi
taþýmakla ve öteki korkunç þeylerle suçlanan) devrimci eðilimin
sözcülerinden biri olarak, öne çýktý (Neue Zeit, 1904, n° 28, “Wahl-
kreis und Partei” – “Seçim Çevresi ve Parti” baþlýklý yazý). W.
Heine’nin yazýsý, diyor Kautsky, “tüm revizyonist eðilimin düþünce
çizgisini ifade etmektedir”. Yalnýzca Almanya’da deðil, Fransa’yla
Ýtalya’da da oportünistlerin hepsi özerkliðin, Parti disiplininin
gevþetilmesinin ve sýfýra indirilmesinin sadýk destekleyicileridirler;
onlarýn eðilimi her yerde çözülmeye, “demokrasi ilkesi”ni anarþiye
saptýrmaya yolaçar. Karl Kautsky, örgütlenme sorununda oportü-
nistlere, “demokrasi, otorite yokluðu demek deðildir” diye sesleni-
yor, “demokrasi, anarþi demek deðildir; demokrasi, halkýn
hizmetkarý olduðu varsayýlan kiþilerin, gerçekte onun efendisi ol-
duklarý öteki egemenlik biçimlerinden farklý olarak, yýðýnlarýn, tem-
silcileri üzerinde egemenliðe sahip olmasý demektir”. Kautsky,
oportünist özerkliðin çeþitli ülkelerde oynadýðý köstekleyici rolü ge-
riye doðru ayrýntýlý olarak izliyor; oportünizmi, özerkliði ve “disiplini
bozma” eðilimini güçlendiren þeyin, sosyal-demokratik harekete
“çok sayýda burjuva öðenin”* akmasý olduðunu gösteriyor; ve bir
kez daha “proletaryayý kurtaracak silahýn örgüt olduðunu”, “ör-
gütün, sýnýf savaþýmýnda proletaryanýn karakteristik silahý olduðu-
nu” anýmsatýyor.
Fransa’yla Ýtalya’dakine bakýþla oportünizmin daha zayýf ol-
duðu Almanya’da “özerkçilik eðilimleri þimdiye kadar yalnýzca, dik-
tatörlere ve büyük engizisyonculara karþý, afaroz etmeye ** ve ca-
dý-avýna karþý azçok hararetli söylevlere [sayfa 249] ve eðer karþý taraf-
ça yanýtlansaydý sonu gelmez bir çekiþmeye yolaçacak olan itiraz
ve yaygaralar yýðýnýna yolaçmýþtýr.”
Partideki oportünizmin Almanya’dakinden de zayýf olduðu
Rusya’da, özerkçilik eðilimlerinin, daha az fikir, ama daha çok
“ateþli söyleve” ve yaygaraya yolaçmasý hiç de þaþýrtýcý deðildir.

* Kautsky, örnek olarak Jaurés’yi gösteriyor. Bu kiþiler oportünizme daha çok saptýkça,
“parti disiplinini, kendi özgür kiþilikleri üzerinde hoþgörüyle karþýlanamayacak bir sýnýrlama
saymaya” daha çok yanaþacaklardýr.
** Bannstrahl: afaroz etme. Bu, bizde “sýkýyönetim” ve “olaðanüstü durum yasalarý”
dedikleri þeyin Almanlardaki karþýlýðýdýr; Alman oportünistlerinin “iðrenilesi sözcüðü”dür.

V. Ý. Lenin 207
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Kautsky’nin þu sonuca varmasýnda hiç de yadýrganacak bir
þey yoktur: “Bütün ülkelerdeki revizyonizm, biçim ve ton bakýmýn-
dan çeþitlilik göstermekle birlikte, örgütlenme sorununda birbiri-
nin týpkýsýdýr; belki de baþka hiç bir sorunda bu benzeyiþi göster-
memektedir.” Kautsky de bu alandaki temel ortodoks ve revizyo-
nist eðilimleri, “tiksinti verici” sözün yardýmýyla tanýmlýyor: bürok-
rasiye karþý demokrasi. Bize, diyor Kautsky, (parlamento için) seçim
çevrelerinin adaylarý seçmesini etkileme hakkýný parti önderliðine
vermenin, “bütün siyasal faaliyetlerin tepeden aþaðýya doðru bü-
rokratik biçimde deðil, aþaðýdan yukarýya doðru, yýðýnlarýn baðým-
sýz eylemleriyle yürütülmesini gerektiren demokrasi ilkesine utan-
mazca bir saldýrý olduðu söyleniyor. ... Ama eðer herhangi bir de-
mokratik ilke varsa, o da azýnlýk üzerinde çoðunluðun egemen ol-
masýdýr, tersi deðil...” Herhangi bir seçim çevresinin parlamentoya
bir üye seçmesi, bir bütün olarak parti için önemli bir sorundur.
Parti, yalnýzca temsilcileri (Vertrauensmänner) eliyle olsa bile, aday-
larýn saptanmasýný etkilemelidir. “Bunu çok bürokratik ve merke-
ziyetçi bulan varsa, býrakalým, adaylarýn, bütün parti üyelerinin
[sämtliche Parteigenossen] doðrudan doðruya verecekleri oylarla
saptanmasýný önersin. Eðer bunun uygulanabilir olmadýðýný
düþünüyorsa, bir bütün olarak partiyi ilgilendiren birçok öteki ko-
nuda olduðu gibi bu konuda da bu iþlevin bir ya da birkaç parti
organý tarafýndan yerine getiriliþine bakarak, demokrasi yokluðun-
dan, yakýnmasýn.” Adaylarýn saptanmasý konusunda seçim çevre-
lerinin parti yönetimiyle “dostça bir anlayýþa ulaþmalarý” esasý,
uzunca bir [sayfa 250] süreden beri Alman partisinde “gelenek”tir. “Ne
var ki parti, bu geleneðin artýk yeterli olamayacaðý ölçüde
büyümüþtür. Gelenekler, iþin olaðan gereði olmaktan çýktýðý, o gele-
neðin koþullarý, hatta kendisi tartýþma konusu haline geldiði za-
man gelenek olmaktan çýkarlar. O zaman kuralý özel olarak dü-
zenlemek, yasalaþtýrmak, daha kesin hukuksal tanýmlamalara* [sta-
tutarische Festlegung] ve bunun sonucu olarak daha sýký [grössere
Straffheit] bir örgüt düzenine geçmek gerekli hale gelir.”

* Kautsky’nin, sözsüz bir uyuþuma dayanarak kabul edilmiþ bir geleneðin yerine
resmen saptanan hukuksal bir kural konmasýna iliþkin bu sözlerini, genel olarak, partimizin,
özel olarak da yazýkurulunun parti kongresinden bu yana geçirmekte olduðu “deðiþiklik”le
karþýlaþtýrmak hayli öðreticidir. Bu deðiþimin tam önemini kavramamýþ görünen V.Ý.
Zasuliç’in konuþmasýyla (Birlik Kongresi, tutanaklar, s. 66 ve devamý) karþýlaþtýrýnýz.

208 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Görüldüðü gibi, daha deðiþik bir ortamda, örgüt sorununda
partinin oportünist ve devrimci kanatlarý arasýnda ayný savaþýmla,
özerklikle merkeziyetçilik arasýnda, demokrasiyle “bürokrasi”
arasýnda, örgütü ve disiplini gevþetme eðilimiyle sýkýlaþtýrma eðili-
mi arasýnda, istikrarsýz aydýnla sadýk proleterin anlayýþý arasýnda,
aydýn bireyciliðiyle proleter dayanýþmasý arasýnda ayný çekiþmeyle
karþý karþýyasýnýz. Akla þu soru geliyor: bu çekiþme karþýsýnda bur-
juva demokrasisinin –tarihin cilvesinin günün birinde yoldaþ Ak-
selrod’a göstermeyi özel olarak vaadettiði burjuva demokrasisi deðil,
ama gerçek burjuva demokrasisinin, sözcüleri, bizim Osvobojde-
niye centilmenlerimizden daha az dikkatli ve akýllý olmayan Al-
manya’daki burjuva demokrasisinin– tutumu neydi? Alman burjuva
demokrasisi bu yeni çatýþmaya derhal eðildi ve –Rus burjuva de-
mokrasisi gibi, her yerdeki burjuva demokrasisi gibi– Sosyal-De-
mokrat Partinin oportünist kanadýndan yana çýktý. Alman hisse
senetleri borsasýnýn önde gelen organý Frankfurter Zeitung,[48] Ak-
selrod’un yazýlarýnýn utanmazca çalýnmasýnýn Alman basýnýnda ger-
çek bir hastalýk haline gelmekte olduðunu gösteren, gök gürültü-
sünü [sayfa 251] andýrýr bir baþyazý yayýnladý (Frankfurter Zeitung, 7
Nisan 1904, n° 97, akþam baskýsý). Frankfurt hisse senetleri borsa-
sýnýn haþin demokratlarý Sosyal-Demokrat Partideki “mutlakýyetçi-
liðe”, “parti diktatörlüðü”ne, “parti otoritelerinin otokratik yönetimi”
ne, “revizyonizmi bir bütün olarak cezalandýrmayý” amaçlayan
“yasaklar”a (“haksýz oportünizm suçlamasý”ný anýmsayýn), “körü-
körüne baðlýlýk”, “öldürücü disiplin” ve “kölece boyuneðme”de
ýsrar edilmesine ve parti üyelerini “siyasal cesetler” haline dönüþ-
türmeye (bu, çark diþlileri ifadesinden oldukça kuvvetli) þiddetle
saldýrdýlar. Hisse senetleri borsasýnýn þövalyeleri, sosyal-demokrat-
lar arasýndaki demokratik olmayan rejime karþý öfkeyle þöyle hay-
kýrýyorlardý: “Bütün kiþisel özellikler, bütün bireysel nitelikler utanýlasý
bir þey sayýlacaktýr, çünkü” Saksonya sosyal-demokratlarýnýn parti
kongresinde, “konu üzerinde bir rapor sunan Sindermann’ýn uzun
uzadýya ifade ettiði gibi, bu özellik ve niteliklerin, Fransýz anlayýþýna,
joreciliðe ve millerandcýlýða yolaçmasýndan korkulmaktadýr.”

–––––––––

Ve görüldüðü gibi, yeni Ýskra’nýn örgütlenme sorununa iliþkin

V. Ý. Lenin 209
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yeni sloganlarý, herhangi bir ilkeyi içeriyorsa, bunlar, hiç kuþku yok
ki, oportünist ilkelerdir. Devrimci ve oportünist kanatlara bölünen
parti kongremizin tahlilinin yaný sýra, örgütlenme sorunundaki opor-
tünizmin ayný eðilimlerde, ayný suçlamalarda ve çoðu zaman ayný
sloganlarda ifadesini bulduðu tüm Avrupa sosyal-demokrat parti-
lerinin ortaya koyduðu örnek, bu vargýyý doðrulamaktadýr. Doðaldýr
ki, çeþitli partilerin ulusal özellikleri ve farklý ülkelerdeki farklý siya-
sal koþullar kendi izlerini býrakmakta ve Alman oportünizmini Fran-
sýz oportünizminden, Fransýz oportünizmini Ýtalyan oportünizmin-
den ve Ýtalyan oportünizmini Rus oportünizminden ayýrmaktadýr.
Ama bütün bu koþul ayrýlýklarý ne olursa olsun, bütün bu partilerin
temel olarak devrimci ve oportünist [sayfa 252] kanatlara bölünüþün-
deki benzerlik, örgütlenme sorunlarýnda oportünizmin izlediði dü-
þünce çizgisi ve eðilimindeki benzerlik açýkça ortadadýr.* Marksist-
lerimizin ve sosyal-demokratlarýmýzýn saflarýnda çok sayýda radikal
aydýn yer aldýkça, onlarýn anlayýþýnýn ürünü olan oportünizm, çok
çeþitli alanlarda ve çok çeþitli biçimlerde var olmaya devam etmiþtir,
etmektedir. Biz dünya görüþümüzün temel sorunlarýnda, progra-
mýmýza iliþkin sorunlar üzerinde oportünizmle savaþtýk; amaçlarýn
tümden farklýlýðý, sosyal-demokratlarla, bizim yasal marksizmimizi
baþtan çýkaran liberaller arasýnda, kaçýnýlmaz olarak dönüþü ol-
mayan bir parçalanmaya yolaçtý. Taktik sorunlarda oportünizmle
savaþtýk; daha önemsiz olan bu konularda Kriçevski ve Akimov
yoldaþlarla aramýzdaki farklýlýk, doðal ki geçiciydi, ayrý partiler ku-
rulmasýna yolaçmadý. Þimdi Martov’la Akselrod’un, program bir
yana, taktik sorunlardan bile daha az temelli olan ama parti yaþa-
mýmýzda þimdi ön plana çýkmýþ bulunan oportünizmini altetmeli-
yiz.

* Her ne kadar bir yanda Martinov ve Akimov yoldaþlar, öte yanda von Vollmar ve
von Elm ya da Jaurés ve Millerand arasýndaki farklýlýk çok büyükse de, hiç kimsenin
kuþkusu yoktur ki, Rus sosyal-demokratlarýnýn ekonomistlerle politikacýlar olarak geçmiþte
taktik sorunlarýnda ikiye bölünmeleri, tüm uluslararasý sosyal-demokrasi hareketinin
oportünistler ve devrimciler olarak ikiye bölünmesine benziyordu. Siyasal bakýmdan özgür
olan ülkelerle siyasal özgürlüðe sahip bulunmayan ülkeler arasýndaki çok büyük farklýlýða
karþýn, örgütlenme sorunundaki bölünmelerde de benzerlik olduðundan hiç bir kuþku
duyulamaz. Yeni Ýskra’nýn ilke sahibi yönetmenlerinin, Kautsky’yle Heine arasýndaki
tartýþmaya kýsaca deðinirken (Ýskra, n° 64) örgütlenme sorunlarýnda, oportünizm ve
ortodoksluðun genel olarak ifade ettiði ilke eðilimlerini tartýþmaktan ürkek bir tutumla
geri durmuþ olmalarý haylikarakteristiktir.

210 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Oportünizmle savaþtan söz ederken, bugünkü oportüniz-
min her alanda gösterdiði karakteristik bir özelliðini, yani bulanýk-
lýðýný, þekilsizliðini (amorphousness), kaypaklýðýný hiç akýldan çýkar-
mamalýyýz. Oportünist kiþi, yapýsý gereði, her zaman açýk ve kararlý
bir tutum takýnmaktan kaçýnacaktýr; her zaman orta yolu araya-
caktýr; her zaman birbirine [sayfa 253] karþýt görüþler arasýnda bir yýlan
gibi kývýr-kývýr gidip gelecek, her ikisiyle “görüþ birliði” içinde olma-
ya ve fikir ayrýlýklarýný küçük deðiþikliklere, kuþkulara, masum ve
dindarca öðütlere, vb., indirgemeye çalýþacaktýr. Program sorunla-
rýnda bir oportünist olan yoldaþ Eduard Bernstein, partisinin dev-
rimci programýyla “ayný görüþtedir” ve hiç kuþku yok ki, o programýn
“esaslý biçimde gözden geçirilmesi”ni isterse de bunun þimdilik
zamansýz, uygun düþmez ve “eleþtiri”nin “genel ilkeleri”ni (ki bun-
lar burjuva demokrasisinden hiç bir eleþtirel gözle bakmaksýzýn
ödünç alýnmýþ ilkeler ve sloganlardýr) açýklamak kadar önemli ol-
madýðýný düþünür. Taktik sorunlarýnda oportünist olan yoldaþ von
Vollmar da sosyal-demokrasinin eski taktikleriyle görüþ birliðinde-
dir; herhangi bir belli “bakanlýkçýlýk”[49] taktiði açýkça savunmaktan
çok, parlak söylevlerle, ufak-tefek deðiþikliklerle ve alaylý dudak
büküþleriyle yetinir. Örgüt sorunlarýnda oportünist olan Martov ve
Akselrod yoldaþlar, her ne kadar öyle yapma görünümü içinde
ortaya atýlmýþlarsa da þimdiye dek “kural halinde belirlenebilecek”
herhangi bir ilke ortaya koyamamýþlardýr; onlar da hiç kuþku yok
ki, örgütümüzün tüzüðünün “esaslý biçimde gözden geçirilmesi”ni
isterler (Ýskra, n° 58, s. 2, sütun 3), ancak kendilerini her þeyden
önce, “örgütlenmenin genel sorunlarý”na hasretmeyi yeð tutarlar
(çünkü, birinci maddeye karþýn merkeziyetçi bir tüzük olan tüzüð-
ümüzün esaslý biçimde gözden geçirilmesi, eðer yeni Ýskra’nýn
anlayýþý doðrultusunda yürütülürse, ister-istemez özerkliðe yolaçar;
ve kuþku yok ki, yoldaþ Martov ilke olarak özerklikten yana eðilim
gösterdiðini kendisine bile itiraf etmek istemez). Bu nedenledir ki,
onlarýn “örgütlenme” ilkeleri, gökkuþaðýnýn bütün renklerini taþýr.
Aðýr basan þey, otokrasiyle bürokrasiye, körükörüne itaate, insan-
larýn çark diþlileri haline getirilmesine karþý masum ve ateþli konuþ-
malardýr – bu konuþmalar öylesine masumdur ki, bu konuþmalarda
neyin gerçekten ilke endiþelerine [sayfa 254] dayandýðýný, neyin üye
seçilme endiþesinden kaynaklandýðýný saptamak çok zordur. Ama
söylev sürdükçe, iþler kötüye gider: bu nefret edilesi “bürokrasi”yi

V. Ý. Lenin 211
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tahlil etme ve kesinlikle tanýmlama çabalarý ister-istemez özerkliðe
varýr; kendi tutumlarýna “derinlik kazandýrma” ve o tutumu haklý
çýkarma çabalarý ister-istemez geriliði, kuyrukçuluðu, jironden’vari
lafebeliðini haklý görmeye varýr. Sonunda gerçekten tek kesin ilke
olarak anarþizm ilkesi belirir; bu ilke, bu nedenle pratikte baþlý ba-
þýna bir kurtuluþ çaresi olarak göze çarpar (pratik her zaman teori-
nin önünde gelir). Disipline dudak bükme –özellikle– anarþizm,
iþte bizim oportünizmimizin örgüt sorunlarýnda basamaklarý arasýn-
da kayarak ve herhangi bir belli ilkeyi ifade etmekten büyük bir
hünerle kaçýnarak, gâh týrmandýðý, gâh indiði merdiven.* Oportü-
nizm, program ve taktik sorunlarýnda da tamýtamýna ayný aþama-
lardan geçmiþtir: “ortodoksluða”, dar görüþlülüðe ve hareketsizliðe
dudak bükme –revizyonist “eleþtiri” [sayfa 255] ve bakanlýk sevdasý –
burjuva demokrasisi.
Disipline duyulan bu nefretle, bugün genel olarak oportü-
nistlerin ve özellikle bizim azýnlýðýmýzýn bütün yazýlarýnda göze çar-
pan, incinmiþliðe hiç bir zaman kusur bulmama arasýnda yakýn,
psikolojik bir baðlantý vardýr. Onlar gadre uðramýþ, tedirgin edilmiþ,
fýrlatýlýp atýlmýþ, çembere alýnmýþ, kendilerine zorbalýk edilmiþtir.
Bu çarpýcý sözlerde, belki de, zorbalarla zorbalýða uðrayanlar[50]
hakkýndaki tatlý, zekice güldürü yazýsýný yazan kiþinin görebildiðin-

* 1. madde üzerindeki görüþmeleri anýmsayanlar, açýkça göreceklerdir ki, yoldaþ


Martov’la Yoldaþ Akselrod’un bu 1. madde üzerinde yaptýðý hatalar, geliþtirildiði ve derin-
leþtirildiði zaman, örgütlenme sorunlarýnda ister-istemez oportünizme yolaçacaktý. Yoldaþ
Martov’un temel görüþü –her isteyenin kendini parti üyesi saymasý görüþü- partiyi aþaðýdan
yukarýya doðru kurma þeklindeki yanlýþ “demokrasi” anlayýþýnýn aynýsýydý. Buna karþýlýk
benim görüþüm, partinin tepeden tabana doðru, parti kongresinden bireysel parti örgüt-
lerine doðru kurulmasý anlamýnda “bürokratik”ti. 1. madde üzerindeki görüþmeler sýra-
sýnda, burjuva aydýn anlayýþý, anarþist lafebeliði, oportünist kuyrukçu derin düþünce, hepsi
ortaya kondu. Yoldaþ Martov, Sýkýyönetim’inde (s. 20), yeni Ýskra’mn “yeni fikirleri oluþ-
turmaya baþladýðý”ný söylüyor. Bu þu anlamda doðrudur: O ve yoldaþ Akselrod, birinci
maddeden baþlayarak, fikirleri yeni bir yöne itmekteler. Ne var ki, dava, bu yönün opor-
tünist bir yön olduðudur. Onlar bu yönde daha çok “çalýþtýkça” ve bu çalýþma, üyeliðe
çaðrýlma konusundaki kavgalardan daha çok arýndýkça, bataða daha çok gömüleceklerdir.
Yoldaþ Plehanov bunu daha parti kongresinde açýkça görmüþ ve “Ne Yapmamalý?” baþlýklý
yazýsýnda onlarý bir kez daha uyarmýþtý: Yalnýzca oportünizme ve anarþizme götürebilecek
olan bu yolda yürümeyin, sizi üyeliðe çaðýrmaya bile hazýrým, diyecek noktaya kadar var-
mýþtý. Martov’la Akselrod bu iyi öðüdü tutmadýlar : Neyi? Bu yolda devam etmemeyi mi?
Üyeliðe çaðýrýlma yaygarasýnýn bir kavgadan baþka bir þey olmadýðý noktasýnda Lenin’le
ayný görüþü paylaþmayý mý? Asla! Ona, bizim birer ilke adamý olduðumuzu göstereceðiz!
–Ve gösterdiler. Herkese açýkça gösterdiler ki, eðer herhangi bir yeni ilkeye sahipseler, o
ilke oportünist bir ilkedir.

212 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
den çok daha fazla psikolojik ve siyasal gerçek vardýr. Çünkü, azýn-
lýðý meydana getirenlerin, bir tür incinmiþlik duygusu taþýyanlar, þu
ya da bu zamanda, þu ya da bu nedenle devrimci sosyal-demok-
ratlar tarafýndan gücendirilenler olduðunu görmek için parti kon-
gresi tutanaklarýna bakývermek yeter. Kendilerini çok kötü “gücen-
dirdiðimiz” için kongreden çekilen bundcular ve Raboçeye Dye-
lo’cular vardýr; genel olarak örgütlerin ve özellikle kendi örgütleri-
nin boðazlanmýþ imasýndan ötürü ölümcül ölçüde gücendirilen
Yujni Raboçi yandaþlarý vardýr; kürsüye her çýkýþýnda (çünkü her
seferinde kendini hep budala yerine düþürmüþtür) saldýrýlara da-
yanmak zorunda kalan yoldaþ Mahov vardýr; ve son olarak, tüzü-
ðün 1. maddesiyle ilgili olarak “haksýz oportünizm suçlamasý”na
uðrayarak ve, ayrýca seçimlerde yenilgiye uðratýlarak gücendirilen
yoldaþ Martov ve yoldaþ Akselrod vardýr. Bütün bu ölümcül saldý-
rýlar, bugün birçok darkafalýnýn düþündüðü biçimde, hoþgörüyle
karþýlanamayacak þakalarýn, kaba davranýþlarýn, çýlgýnca tartýþma-
larýn, kapýlarý çarpmanýn, yumruk sallamanýn raslansal sonucu deðil,
Ýskra’nýn üç yýllýk ideolojik çalýþmalarýnýn kaçýnýlmaz siyasal sonu-
cuydu. Eðer bu üç yýllýk süre içinde, salt çene çalmakla yetinmedi-
ysek ve eyleme dönüþtürülecek inançlarý ortaya koyduysak, bunun
doðal sonucu kongrede iskracýlara-karþý olanlarla ve “Bataklýk”la
savaþmaktan baþka bir þey olamazdý. Ve açýk alýnla ön safta çarpýþan
yoldaþ Martov’la [sayfa 256] birlikte, böyle çok insan yýðýnýný gücendir-
diðimiz zaman, bardaðýn taþmasý için yoldaþ Akselrod’la yoldaþ
Martov’a ufak bir saldýrýda bulunmamýz yetti. Nicelik niteliðe dönüþ-
tü. Yadsýma yadsýndý. Gücendirilenler, kendi aralarýndaki karþýlýklý
hesaplarý unuttular, birbirlerinin omzuna yaslanarak aðlaþmaya
baþladýlar ve “leninizme karþý isyan bayraðý”ný*açtýlar.
Ýleri olanlar gericilere karþý isyan ettiði zaman, isyan þahane
birþeydir. Devrimci kanat oportünist kanada karþý, isyan ettiði za-
man, isyan güzeldir. Oportünist kanat devrimci kanada karþý isyan
ettiði zaman ise, o isyan kötüdür.
Yoldaþ Plehanov, deyim yerindeyse, bu kötü iþe, bir savaþ
tutsaðý olarak katýlmak zorunda kaldý. Plehanov, “çoðunluk” yara-

* Bu hayret verici ifade yoldaþ Martov’undur (Sýkýyönetim, s. 68). Yoldaþ Martov,


yalnýzca bana karþý “isyan bayraðýný” açmadan önce bire karþý beþ oluncaya dek bekledi.
Yoldaþ Martov çok beceriksizce tartýþýyor: muhalifini, ona en yüksek komplimanda
bulunarak yýkmak istiyor.

V. Ý. Lenin 213
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
rýna bazý önerilerin yazarýndan, konudan soyutlanmýþ bazý sözler
alarak “öfkesini dökmeye” çalýþýyor ve haykýrýyor: “Yoksul yoldaþ
Lenin! Ortodoks destekçileri harika bir takým! “ (Ýskra, n° 63, Ek.)
Pek güzel yoldaþ Plehanov, söyleyebileceðim tek þey þu:
eðer ben yoksulsam, yeni Ýskra’nýn yönetmenleri yoksulun da yok-
suludurlar. Ben ne kadar yoksul olursam olayým, henüz parti kon-
gresine gözlerimi kapatacak ve zekamý göstermek için komisyon
üyelerinin önergeleri arasýnda malzeme avcýlýðýna çýkacak kadar
umutsuz bir yoksulluða düþmedim. Ben ne kadar yoksul olursam
olayým, yandaþlarý dikkatsizce münasebetsiz bir söz sarfetmeyen
ama her konuda –örgüt olsun, taktikler ya da program olsun– de-
vrimci sosyal-demokrasi ilkelerine taban tabana ters düþen ilkele-
re inatla ve ýsrarla sarýlanlardan bin kez daha zenginim. Ne kadar
yoksul olursam olayým, bu tür yandaþlarýn bana karþý düzdükleri
övgüleri kamuoyunun gözünden saklama [sayfa 257] aþamasýna düþ-
medim. Yeni Ýskra yönetmenlerininse yapmak zorunda olduklarý
þey bu.
Okurlar, Rus Sosyal-Demokrat Ýþçi Partisinin Voronej Komit-
esi neyi temsil ediyor, biliyor musunuz? Eðer bilmiyorsanýz, parti
kongresi tutanaklarýný okuyun. Tutanaklardan öðreneceksiniz ki,
bu kurulun düþünce çizgisi, kongrede sonuna kadar partinin dev-
rimci kanadýyla savaþan, birçok kez herkesin, yoldaþ Plehanov’dan
yoldaþ Popov’a kadar herkesin oportünist olarak nitelediði yoldaþ
Akimov’la yoldaþ Bruker tarafýndan ifade edilmiþtir. Evet, iþte bu
Voronej Komitesi Ocak ayýndaki broþüründe (n° 12, Ocak 1904) þu
açýklamayý yapýyor:
“Düzenli olarak büyüyen partimizin yaþamýnda geçen yýl büyük
ve önemli bir olay yer aldý: RSDÝP’nin, bütün örgütlerinden gelen tem-
silcilerin katýldýðý ikinci kongresi. Bir parti kongresi toplanmasý çok ör-
gün (complicated) ve þimdiki egemen monarþi yönetimi altýnda çok
tehlikeli ve güç bir iþtir. Bu nedenledir ki, kongrenin toplanmasýnýn,
kusursuz olmaktan çok uzak bir biçimde yapýlmýþ olmasýna þaþmamak
gerekir. Kongrenin kendisinin de, kazasýz belasýz geçmiþ olduðu halde,
partinin bütün bekleyiþlerine karþýlýk vermemiþ olmasý da, yine bu ne-
denle, þaþýrtýcý deðildir. 1902 konferansýnýn, kongreyi toplamakla görev-
lendirdiði yoldaþlar tutuklanmýþtýr; kongreyi ise, Rus sosyal-demokrasisin-
deki eðilimlerden yalnýzca birini temsil eden kiþiler, yani Ýskracýlar dü-
zenlemiþtir. Sosyal-demokrat örgütlerin iskracý olmayan birçoðu, kong-
re çalýþmalarýna katýlmaya çaðýrýlmamýþtýr; bir bakýma bu nedenden

214 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ötürü, parti için kongrenin bir program ve tüzük yapmasý iþi, son dere-
ce kusurlu bir biçimde gerçekleþtirilmiþtir: temsilcilerin kendileri bile,
tüzükte ‘tehlikeli yanlýþ anlamalara yolaçabilecek’ önemli kusurlar bu-
lunduðunu itiraf etmektedirler. Kongrede iskracýlar da bölünmüþtür;
RSDÝP’nin, daha önce Ýskra’nýn hareket programýyla tam bir görüþ bir-
liði içinde bulunan birçok tanýnmýþ üyesi, daha çok Lenin ve Plehanov
tarafýndan savunulan bu görüþlerin çoðunun pratik olmadýðý sonucu-
na varmýþlardýr. Gerçi kongrede bu kiþiler üstün gelmiþtir ama, gerçek
yaþamýn nabzý ve iskracýlara-karþý olanlarýn tümünün katýldýðý pratik
çalýþmanýn gerekleri, teorisyenlerin hatalarýný hýzla düzeltmektedir ve
kongreden bu yana daha þimdiden önemli deðiþiklikler getirmiþtir.
‘Ýskra’, [sayfa 258] büyük ölçüde deðiþmiþtir ve genel olarak sosyal-demo-
krat hareket içindeki tüm iþçilerin isteklerine dikkat edileceðini vaa-
detmektedir. Her ne kadar kongre sonuçlarýnýn gelecek kongrede
gözden geçirilip düzeltilmesi gerekecekse de ve bizzat temsilcilerin gör-
düðü gibi bu sonuçlar doyurucu deðilse de ve bu nedenle parti tarafýn-
dan kýnanamayacak kararlar olarak kabul edilemezse de, kongre, par-
tide durumu aydýnlýða kavuþturmuþtur, bundan sonraki teorik ve örgüt-
sel çalýþmalar için birçok malzeme saðlamýþtýr; ve bir bütün olarak
partinin çalýþmalarý için engin öðretici deðeri olan bir deneyimdir. Kon-
grenin kararlarýný ve kabul ettiði tüzüðü, bütün örgütler dikkate alacak-
týr, ancak örgütlerin çoðu, bu kararlarýn ve bu tüzüðün açýk kusurlarý
karþýsýnda, kendilerine yalnýzca o kararlarýn ve tüzüðün kýlavuzluk et-
mesinden geri duracaklardýr.
“Partinin bir bütün olarak çalýþmalarýnýn önemini tam kavramýþ
olan Voronej Komitesi, kongrenin hazýrlanmasýna iliþkin bütün –
çalýþmalara etkin bir þekilde karþýlýk vermiþtir. Kurul, kongrede olup-
bitenlerin önemini takdir eder ve merkez yayýn organý (ana organ)
haline gelen Ýskra’daki deðiþiklikleri memnunlukla karþýlar.
“Partideki ve Merkez Yönetim Kurulundaki durum her ne
kadar bizim için henüz doyurucu deðilse de, partiyi örgütlemeye
dönük güç görevin ortak çabalarla yetkinleþtirilebileceðine inanýyor-
uz. Bazý uydurma dedikodular karþýsýnda, Voronej Komitesinin par-
tiden ayrýlmasý diye bir þeyin sözkonusu olmadýðýný yoldaþlara
duyururuz. Voronej Komitesi, RSDÝP’nden Voronej Komitesi gibi
bir iþçi örgütünün çekilmesinin nasýl tehlikeli bir örnek yaratacaðýný,
bunun parti için nasýl bir leke olacaðýný ve ayný örneði izleyecek
iþçi örgütleri için bunun nasýl zararlý olacaðýný çok iyi bilmektedir.
Yeni bölünmelere neden olmamalýyýz, sýnýf bilinci taþýyan bütün
iþçileri ve sosyalistleri bir partide birleþtirmek için ýsrarla çaba gö-

V. Ý. Lenin 215
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
stermeliyiz. Bir nokta daha var, ikinci kongre, bir kurucu kongre
deðil, yalnýzca olaðan bir kongreydi. Partiden çýkarma, ancak bir
parti yargý kurulunun kararýyla olabilir; herhangi bir sosyal-demo-
krat örgütü partiden çýkarmaya, hiç bir kurulun, hatta Merkez Yö-
netim Kurulunun bile hakký yoktur. Üstelik ikinci kongre tarafýndan
kabul edilen tüzüðün 8’inci maddesine göre, her örgüt [sayfa 259]
kendi yerel iþlerinde özerktir. Buna uygun olarak, Voronej Komite-
sinin, kendi örgütlenme görüþlerini uygulamaya koymaya ve o
görüþleri parti içinde savunmaya hakký vardýr.”
Ýskra, n° 61’de bu broþürden aktarma yaparken, yeni Ýsk-
ra’nýn yazýkurulu, bu tiradýn, burada daha büyük puntolarla dizilen
son bölümünü almýþlar, daha küçük puntolarla dizilen ilk bölümü-
nü ise atlamayý yeð tutmuþlardýr.
Utanç içindeydiler. [sayfa 260]

216 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
R. DÝYALEKTÝK ÜZERÝNE BÝRKAÇ SÖZ
ÝKÝ DEVRÝM

Partimizdeki bunalýmýn geliþimine genel bir bakýþ, birbirine


karþý savaþým veren taraflarýn bileþiminin, ufak-tefek istisnalar dý-
þýnda, baþýndan beri esas itibariyle ayný kaldýðýný hemen göstere-
cektir. Bu, partimizin devrimci kanadýyla oportünist kanadý arasýnda
geçen bir savaþýmdý. Ne var ki bu savaþým, çok çeþitli aþamalardan
geçti. Daha þimdiden koskoca bir yýðýn haline gelen yazýlar, bölük-
pörçük kanýtlar, özünden koparýlmýþ alýntýlar, suçlamalar, vb., vb.
arasýnda yolunu bulmak isteyen herhangi bir kiþi, bu aþamalardan
herbirinin özelliklerini adamakýllý tanýmalýdýr.
Birbirinden açýk-seçik ayrýlabilen belli-baþlý aþamalarý sýrala-
yalým: 1° Tüzüðün 1. maddesi üzerindeki tartýþmalar. [sayfa 261] Ör-

V. Ý. Lenin 217
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
gütlenmenin temel ilkeleri üzerinde tamamen ideolojik bir savaþým.
Plehanov’la ben azýnlýktayýz. Martov’la Akselrod oportünist bir me-
tin önerirler ve kendilerini, oportünistlerin kollarý arasýnda bulurlar.
2° Merkez Yönetim Kurulu aday listeleri üzerinde, Ýskra örgütü
içinde bölünme: beþ kiþilik bir kurulda Fomin ya da Vasilyev, üç
kiþilik bir Kurulda Trotski ya da Travinski. Belki de 1. madde ko-
nusunda azýnlýkta olduðumuz için, bu kez Plehanov’la ben çoðun-
luðu elde ederiz (yediye karþý dokuz). Martov’un oportünistlerle
koalisyonu, hazýrlýk komitesi olayý hakkýnda duyduðum en kötü
korkularý doðrulamýþtýr. 3° Çekiþmenin, tüzüðün ayrýntýlarý üzerin-
de sürmesi. Martov’u oportünistler bir kez daha kurtarmýþtýr. Yeni-
den azýnlýktayýzdýr ve azýnlýðýn merkez organlarýndaki haklarý için
savaþýrýz. 4° Yedi aþýrý oportünist kongreden çekilir. Biz çoðunluk
haline geliriz ve seçimlerde koalisyonu (Ýskra’nýn azýnlýk kanadý,
“Bataklýk” ve iskracýlara-karþý olanlar) yenilgiye uðratýrýz. Martov’la
Popov, üçlülere girmeyi reddederler. 5° Üyeliðe çaðýrýlma konusun-
da kongre sonrasý kavgalar. Anarsist davranýþlar ve anarþist lafaz-
anlýk çümbüþü. “Azýnlýk” arasýnda, en az istikrarlý ve en az sadýk
olanlar üstün gelir. 6° Bir parçalanmayý önlemek üzere Plehanov
“þefkate boðma” siyasetini benimser. “Azýnlýk”, merkez yayýn or-
ganýnýn yazýkurulunu ve konseyi iþgal eder ve bütün gücüyle Mer-
kez Yönetim Kuruluna saldýrýya geçer. Kavga, her þeye egemen
olmaya devam eder. 7° Merkez Yönetim Kuruluna ilk saldýrý geri
püskürtülür. Kavga, bir ölçüde yatýþmýþ gibi görünür. Partiyi derin-
den karýþtýran tamamen ideolojik iki sorunu, göreceli olarak daha
sakin bir ortamda tartýþma olanaðý belirir: a) Partimizde, ikinci
kongrede kesin þeklini alan ve daha önceki bütün bölünmeleri
bastýran “azýnlýk”–“çoðunluk” bölünmesinin siyasal önemi nedir,
bu bölünme nasýl açýklanabilir? b) Yeni Ýskra’nýn, örgütlenme soru-
nundaki yeni tutumunun ilke olarak önemi nedir? [sayfa 262]
Bu aþamalarýn herbirinde, savaþýmýn içinde geçtiði koþullarla
saldýrýnýn ilk aðýzdaki hedefi, öz olarak ayrýdýr; her aþama, kendi
içinde, genel bir askeri kampanyanýn ayrý ayrý çarpýþmalarýdýr. Her
çarpýþmanýn içinde geçtiði koþullarý incelemeksizin, bizim verdið-
imiz savaþýmý hiç bir þekilde anlama olanaðý yoktur. Ama bu bir
kez yapýlýnca, geliþmenin, çeliþkiler yoluyla, gerçekten diyalektik
bir yürüyüþ yolu izlediðini açýkça görürüz: azýnlýk çoðunluk haline
gelir, çoðunluk azýnlýða dönüþür; her iki taraf da savunmadan sal-

218 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
dýrýya ve saldýrýdan savunmaya geçer; ideolojik savaþýmýn baþlangýç
noktasý (1. madde) “yadsýnýr” ve yerini, her þeye egemen olan kav-
gaya* býrakýr; ama bunun ardýndan “yadsýmanýn yadsýnmasý” baþlar
ve Tanrý vergisi eþimizle, merkez organlarýnda tam “geçinmenin”
yolunu bulduðumuz bir sýrada, baþlangýç noktasýna, salt ideolojik
savaþýma döneriz; ama artýk bu “tez”, “anti-tez”in ortaya koyduðu
bütün sonuçlarla zenginleþmiþ, üst düzeyde bir sentez haline gel-
miþtir; bu sentez içinde, 1. maddeye iliþkin münferit ve raslantý tü-
ründen hata, bir yarý-sistem haline, örgüt sorunlarýndaki oportünist
görüþlerin yarý-sistemi haline dönüþmüþtür; bu gerçekle, partimi-
zin devrimci ve oportünist kanatlara bölünmüþ olmasý arasýndaki
baðlantý, giderek daha açýkça görülmeye baþlanmýþtýr. Kýsacasý,
nasýl ki yulaflar, Hegel’e göre büyürse, Rus sosyal-demokratlarý da
kendi aralarýnda, Hegel’e göre, savaþýrlar.
Ne var ki, marksizmin, düzelterek kendi malý haline getirdi-
ði büyük hegelci felsefe, tek bir sürecin deðiþik aþamalarýna ait
belli bazý açýklamalarla belli bazý geliþme etmenlerini birbirine ekle-
mek gibi bayaðý bir alýþkanlýkla, partinin devrimci kanadýndan opor-
tünist kanadýna geçen politikacýlarýn [sayfa 263] zikzaklarýný haklý gös-
termeye dönük adi oyunlarla hiç bir zaman karýþtýrýlmamalýdýr.
Gerçek diyalektik, bireylerin hatalarýný haklý göstermez, ama dö-
nüþleri inceler; geliþme sürecini, bütün somutluðu içinde ayrýntýla-
rýyla inceleyerek, kaçýnýlmazlýðýný kanýtlar. Diyalektiðin temel ilke-
lerinden biri, soyut gerçek diye bir þey olmadýðý, gerçeðin her zaman
somut olduðudur... Bir nokta daha... Büyük hegelci diyalektik, þu
Ýtalyan sözünde çok iyi ifade edilen bayaðý eyyamcý bilgelikle hiç
karýþtýrýlmamalýdýr: Mettere la coda dove non va il capo (kafanýn
geçemeyeceði yere kuyruðunu sýkýþtýrmak).
Bizim parti içindeki savaþýmýmýzýn gösterdiði diyalektik
geliþmenin sonucu iki devrimdi. Yoldaþ Martov’un, Bir Kez Daha
Azýnlýkta’sýnda gayet yerli yerinde belirttiði gibi parti kongresi ger-
çek bir devrimdi. Azýnlýk, “dünya devrimlerle ilerliyor; biz de bir
devrim yaptýk” derken, yine doðru söylemektedir. Kongreden son-
ra gerçekten bir devrim yapmýþlardýr; dünyanýn gerçekten devrim-

* Kavgayla ilke ayrýlýðý arasýnda ayrým yapma güçlüðü, þimdi kendiliðinden


çözülmüþtür; üyeliðe çaðýrýlmaya iliþkin her þey kavgadýr: kongredeki savaþýmýn tahliline,
1. madde üzerindeki çekiþmelere ve anarþizmle oportünizme iliþkin her þey ilke ayrýlýðýdýr.

V. Ý. Lenin 219
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
lerle ilerlediði de genel olarak doðrudur. Ama bu genel söz, her
somut devrimin somut önemini tanýmlamaz; bazý devrimler vardýr
ki, unutulmaz yoldaþ Mahov’un unutulmaz sözünü, bir baþka türlü
ifade edersek, gericilik gibi bir þeydir; belli somut bir devrimin
“dünya”yý (partimizi) ileri mi yoksa geri mi götürdüðüne karar ver-
meden önce, devrimi yapan asýl gücün, partinin devrimci kanadý
mý, yoksa oportünist kanadý mý olduðunu bilmeliyiz, savaþçýlarýn
esinlendiði þeyin devrimci ilkeler mi, yoksa oportünist ilkeler mi
olduðunu bilmeliyiz.
Parti kongremiz, Rus devrim hareketinin tüm tarihi içinde
eþsiz, benzeri olmayan bir kongreydi. Çünkü, gizli devrimci bir par-
ti, ilk kez, yeraltý yaþamýnýn karanlýklarýndan gün ýþýðýna çýkmayý
baþarmýþtý; parti içi savaþýmýmýzýn tüm niteliðini ve sonuçlarýný,
partimizin tüm niteliðini ve program, taktik ve örgütlenme sorunla-
rýnda partinin, azçok belirgin [sayfa 264] parçalarýnýn, niteliðini herke-
se göstermiþti. Çünkü ilk kez, çoðu kendi aralarýnda amansýzca
savaþan ve yalnýzca bir fikrin gücüyle birbirine baðlanan ve þimdi
(ilke olarak) grup gevþekliðini ve baðýmsýzlýðýný, ilk kez yaratmakta
olduðumuz bütün için, yani parti için feda etmeye hazýrlanan birbi-
rinden çok farklý düzinelerle grubu biraraya getirerek, grup gev-
þekliði ve devrimci darkafalýlýk geleneðini kaldýrýp atmayý baþarmýþ-
týk. Ancak siyasette özveriler karþýlýksýz elde edilmez, savaþla kaza-
nýlmasý gerekir. Örgütlerin boðazlanmasý savaþý, zorunlu olarak kor-
kunç þiddetli geçti. Açýk ve serbest savaþýmýn meltemi, bir kasýrgaya
dönüþtü. Kasýrga, bütün grupçu çýkarlarýn, duygularýn ve gelene-
klerin tüm kalýntýlarýný, istisnasýz silip süpürdü –çok da iyi etti– ve
ilk kez gerçek parti kurumlarýný yarattý.
Ama insanýn kendine, bir þeyim demesi baþka, öyle olmasý
daha baþkadýr. Ýlke olarak grupçuluk sistemini, parti uðruna feda
etmek baþkadýr, kendi grubundan feragat etmesi baþkadýr. Taze
hava, küflü darkafalýlýða alýþmýþ kiþilere fazla taze geldi. Yoldaþ
Martov’un Bir Kez Daha Azýnlýkta’sýnda (elinde olmaksýzýn) doðru
bir biçimde belirttiði gibi, “parti ilk kongresinin gerginliðine daya-
namadý”. Örgütlerin boðazlanmasýndan duyulan güceniklik çok
güçlüydü. Öfkeli kasýrga, parti akýntýsýnýn dibindeki bütün çamur
birikintilerini havaya kaldýrdý ve çamur öcünü aldý. Eski dargörüþlü
grupçuluk ruhu, henüz genç olan parti gücünü tepeledi. Partinin
oportünist kanadý, bozguna uðramýþ olsa da, Akimov’un raslansal

220 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kazancýyla pekiþmiþ olarak, devrimci kanada –kuþkusuz geçici bir
süre için– üstün geldi.
Sonuç, yönetmenlerinin, parti kongresinde iþledikleri hatayý
geliþtirmek ve derinleþtirmek durumunda kalan yeni Ýskra’dýr. Eski
Ýskra devrimci savaþýmýn gerçeklerini belletirdi. Yeni Ýskra, boyu-
neðme ve herkesle iyi geçinme þeklindeki eyyamcýlýðý öðretiyor.
Eski Ýskra militan ortodoks anlayýþýn organýydý. Yeni Ýskra bize,
özellikle örgütlenme konusunda [sayfa 265] baþgösteren bir oportü-
nizm sunuyor. Eski Ýskra, hem Rus, hem Batý Avrupalý oportünist-
lerin nefretini kazanma onuruna eriþmiþti. Yeni Ýskra “akýllanmýþ”týr,
yakýnda aþýrý oportünistlerin kendisine yaðdýrdýðý övgülerden utan-
maz hale gelecektir. Eski Ýskra, amacýna doðru asla sapmaksýzýn
yürümüþtü, sözüyle eylemi arasýnda hiç bir tutarsýzlýk yoktu. Yeni
Ýskra’nýn tutumunda doðal olarak saklý bulunan yanlýþlýk ise –hatta
herhangi bir kiþinin istek ve niyetinden baðýmsýz olarak– ister-iste-
mez siyasal ikiyüzlülüðe yolaçmaktadýr. Yeni Ýskra, grupçuluk an-
layýþýnýn parti anlayýþý üzerindeki zaferini gizlemek için, grupçuluk
anlayýþýna çatmaktadýr. Þu ya da bu ölçüde örgütlenmiþ bir partide
azýnlýðýn çoðunluða tabi olmasýnýn dýþýnda, parçalanmaktan kaçýn-
mak için sanki baþka bir yol düþünülebilirmiþ gibi, yeni Ýskra, iki-
yüzlü bir tutumla parçalanmayý kýnýyor. Yeni Ýskra, devrimci
kamuoyuna dikkat gösterilmesi gerektiðini söylüyor, ama bir yan-
dan Akimov’larýn övgülerini gizlerken, bir yandan da partinin de-
vrimci kanadýna baðlý yönetim kurullarý hakkýnda zavallý bir skandal
ticaretine giriþiyor.* Ne utanmazca bir þey! Bizim eski Ýskra’mýzý
nasýl da itibarsýz hale getirdiler!
Bir adým ileri, iki adým geri... Bireylerin yaþamýnda, uluslarýn
tarihinde ve partilerin geliþmesinde böyle þeyler olur. Ama devrim-
ci sosyal-demokrasi ilkelerinin, proletarya örgütünün ve parti disi-
plininin eninde-sonunda tam zafer kazanacaðýndan kuþku duymak,
alçaklýðýn en canicesi olur. Daha þimdiden çok þey kazanmýþ bulu-
nuyoruz; tersliklerden umutsuzluða kapýlmaksýzýn savaþý sürdür-
meliyiz; sebatla, kendi çevresinin kavgasýný yapanlarýn darkafalý
yöntemlerini horgörerek; bütün Rus sosyal-demokratlarýný birbiri-

* Bu sevimli eðlence için hatta kalýp halinde bir biçim bile geliþtirilmiþtir: Özel
muhabirimiz X, çoðunluða baðlý Y yönetim kurulunun, azýnlýk mensubu yoldaþ Z’ye çok
kötü davrandýðýný bildirmektedir.

V. Ý. Lenin 221
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ne baðlayan, güçlükle elde edilmiþ tek parti [sayfa 266] baðýný koru-
mak için elimizden gelen her þeyi yaparak; parti üyesine düþen
görevlerin ne demek olduðunu, ikinci parti kongresindeki savaþýmý,
ayrýlýðýmýzýn bütün nedenlerini ve geçirdiði tüm aþamalarý ve ayrý-
ca örgütlenme alanýnda olduðu kadar program ve taktikler konu-
sunda da çaresizlik içinde burjuva psikolojisine teslim olan, burjuva
demokrasisinin görüþünü olduðu gibi benimseyen ve proletarya-
nýn sýnýf savaþýmý silahýný körelten oportünizmin kesinlikle yýkým
getireceðini bütün parti üyelerine ve özellikle iþçilere dinmek bil-
mez, sistemli bir çalýþmayla aþýlamaya çalýþarak savaþmalýyýz.
Ýktidar savaþýmýnda, proletaryanýn, örgütten baþka bir silahý
yoktur. Burjuva dünyasýndaki anarþik rekabetin egemenliðinden
ötürü birbirinden ayrý düþmüþ; sermaye köleliðiyle yerine baðlanmýþ;
azami yoksulluðun, vahþetin ve bozulmuþluðun “derin çukurlarý”na
sürekli olarak itilmiþ olan proletarya, ancak, marksizmin ilkeleri
üzerinde ideolojik olarak birleþerek ve bunu, milyonlarca emekçi-
yi bir iþçi sýnýfý ordusu halinde kaynaþtýran maddi örgüt birliðiyle
pekiþtirerek, yenilmez bir güç haline gelebilir ve gelecektir. Ne Rus
otokrasisinin bunak yönetimi ne de uluslararasý sermayenin ömrü-
nü doldurmuþ egemenliði bu orduya dayanabilecektir. Bütün zik-
zaklara ve geriye doðru atýlan adýmlara, bugünkü sosyal-demok-
rasinin jirondenlerinin oportünist lafazanlýðýna, gerileyen grupçu-
luk ruhunun kendi yüksekliðine kendini inandýrmasýna ve aydýn
anarþizminin gösteriþ ve gürültüsüne karþýn, proletarya ordusu, git-
tikçe saðlam biçimde saflarýný sýklaþtýracaktýr.[sayfa 267]

222 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
EK
YOLDAÞ GUSEV VE YOLDAÞ DEUTSCH
OLAYI

BU OLAY, Martov ve Starover yoldaþlarýn, (J) bölümüne al-


dýðýmýz mektuplarýnda anýlan sözümona “sahte” (yoldaþ Martov’un
ifadesi) listeyle sýký sýkýya iliþkilidir. Olayýn esasý þu: Gusev yoldaþ,
Stein, Egorov, Popov, Trotski ve Fomin yoldaþlarý kapsayan bu li-
stenin kendisine yoldaþ Deutsch tarafýndan bildirildiðini yoldaþ
Pavloviç’e söylemiþtir (Yoldaþ Pavloviç’in Mektup’u, s. l2). Yoldaþ
Deutsch, bu ifadeden ötürü yoldaþ Gusev’i, “kasýtlý iftira”da bulun-
makla suçlamýþtýr; bir yoldaþlar hakem kurulu da yoldaþ Gusev’in
“ifadesinin “doðru olmadýðý”ný ilân etmiþtir (bkz: hakem kurulu-
nun kararý, Ýskra, n° 62). Ýskra yazýkurulu, hakem kurulunun kara-
rýný yayýnladýktan sonra, yoldaþ Martov [sayfa 268] (bu kez yazýkurulu

V. Ý. Lenin 223
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
deðil), Yoldaþlar Hakem Kurulunun Kararý baþlýklý özel bir broþür
çýkarmýþtýr. Yoldaþ Martov, bu broþüründe yalnýzca hakem kurulu-
nun kararýný deðil, kurul görüþmelerine iliþkin raporun tümünü,
kendi notuyla birlikte tam metin olarak yayýnlamýþtý. Bu notta yoldaþ
Martov, baþka þeylerin yaný sýra, “bir hizip savaþýmý uðruna giriþilen
hayasýz bir liste sahtekarlýðý”ndan da söz etmiþtir. Ýkinci kongre
üyesi olan Liyadov ve Gorin yoldaþlar, bu broþüre, Hakem Kuru-
lunda Bir Seyirci baþlýklý kendi broþürleriyle karþýlýk vermiþlerdir.
Bu broþürde, bu iki yoldaþ, hakem kurulu, kasýtlý bir iftira görmez
ve yoldaþ Gusev’in ifadesini yalnýzca yanlýþ bulurken, “Martov yol-
daþýn hakem kurulu kararýnýn ötesine taþarak, yoldaþ Gusev’e þey-
tanca saikler gütme ithamýnda bulunmasýný þiddetle protesto” et-
miþlerdir. Gorin ve Liyadov yoldaþlar, Gusev yoldaþýn ifadesinin ol-
dukça doðal bir yanýlgýdan ileri gelmiþ olabileceðini uzun uzadýya
anlatmýþlar, yoldaþ Gusev’e keyfi olarak þeytanca niyetler atfetmek
suretiyle bizzat kendisi birçok hatalý ifadeler kullanan (bunlarý bro-
þüründe de yaptý) Martov yoldaþýn tutumunu “deðer taþýmaz” bir
tutum diye nitelemiþlerdir. Burada hiç bir þeytanca niyet olamazdý,
demiþlerdir. Eðer yanýlmýyorsam, aydýnlatmayý görev saydýðým bu
soruna iliþkin bütün “yazýlar” bunlardýr.
Her þeyden önce, bu listenin (Merkez Yönetim Kurulu adayla-
rý listesinin) ortaya çýkýþ zamaný ve koþullarý hakkýnda, okurun açýk
bir fikir sahibi olmasý önemlidir. Bu broþürde daha önce esasen
belirttiðim gibi, Ýskra, örgütü, kongreye ortaklaþa sunabileceði bir
Merkez Yönetim Kurulu adaylarý listesi hazýrlamak üzere, kongre
sýrasýnda toplantýlar yaptý. Görüþmeler anlaþmazlýkla sonuçlandý:
Ýskra örgütünün çoðunluk kanadý, Travinski, Glebov, Vasilyev, Po-
pov ve Trotski’yi kapsayan bir listeyi benimsedi; ama azýnlýk bu lis-
teyi reddetti ve Travinski, Glebov, Fomin, Popov ve Trotski’yi kapsa-
yan bir listede direndi. Ýskra örgütünün iki kesimi, bu [sayfa 269] iki
liste ortaya atýlýp oylandýktan sonra bir daha biraraya gelip toplan-
madýlar. Her iki kesim, aralarýndaki sorunun bir bütün olarak kon-
gre tarafýndan oylama yoluyla bir çözüme baðlanmasý isteðiyle ve
herbiri, olabildiði ölçüde çok sayýda temsilciyi kendi tarafýna ka-
zanma çabasýyla, kongrede serbest bir kulis çalýþmasý arenasýna
girdiler. Kongredeki bu serbest kulis çalýþmasý, bu broþürde bunca
ayrýntýyla tahlil ettiðim siyasal bir gerçeði, bize karþý zafer saðlaya-
bilmek için, (Martov’un önderliðindeki) iskracý azýnlýðýn, “merkez”le

224 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
(Bataklýk) iskracýlara-karþý olanlarýn desteðine sahip olmasýnýn
önemli bir zorunluk olduðu gerçeðini bir anda gözler önüne serdi.
Bu desteði kazanmak önemliydi, çünkü Ýskra’nýn program, taktik
ve örgütlenme planlarýný, iskracýlara-karþý olanlarla “merkez”in sal-
dýrýlarýna karþý gayet tutarlý bir biçimde destekleyen geniþ temsilci
çoðunluðu, süratle ve kesinlikle bizim yanýmýzda yer almýþtý. Ýskra-
cýlara-karþý olanlara ya da “merkez”e baðlý olmayan 33 temsilci-
den (daha doðrusu oydan) 24’ünü biz çabucak kazandýk ve onlarla
“saðlam bir çoðunluk” meydana getirerek “doðrudan bir anlaþ-
maya” ulaþtýk. Buna karþýlýk yoldaþ Martov’a yalnýzca 9 oy kaldý;
zafer saðlayabilmesi için iskracýlara-karþý olanlarla “’merkez”in tüm
oylarýna gerek duyuyordu –bu gruplarla (tüzüðün 1. maddesi üze-
rinde olduðu gibi) güçbirliði yapabilir, bir “koalisyon” kurabilir, yani
onlarýn desteðini kazanabilir, ama doðrudan bir anlaþma yapa-
mazdý–, yapamazdý, çünkü bütün kongre boyunca, bu gruplarla,
bizden daha az sert olmamak üzere savaþmýþtý. Ýþte yoldaþ Mar-
tov’un tutumunun traji-komik yaný buradadýr! Yoldaþ Martov, Sýký-
yönetim’inde beni þu öldürücü zehir taþýyan soruyla yoketmeye
çalýþýyor: “Yoldaþ Lenin’in þu soruyu açýkça yanýtlamasýný saygýyla
dileriz – kongrede Yujni Raboçi grubu kime yabancýydý?” (s. 23,
dipnot.) Saygýyla ve açýkça yanýtlýyorum: Yoldaþ Martov’a yaban-
cýydý. Bunun kanýtý þudur: Ben iskracýlarla süratle doðrudan bir
anlaþma yaptýðým [sayfa 270] halde, yoldaþ Martov, Yujni Raboçi gru-
buyla, yoldaþ Mahov’la, ya da yoldaþ Bruker’le doðrudan bir anlaþma
yapmamýþtýr, yapamamýþtýr.
Bu cansýkýcý ünlü “sahte” liste sorununun “özü”nü, ancak
bu siyasal durum hakkýnda açýk bir fikre sahip olduðumuz zaman
kavrayabiliriz. Olaylarýn gerçek durumunu gözünüzün önüne geti-
rin: Ýskra örgütü bölünmüþ, kongrede kendi listelerimizi savuna-
rak, serbestçe kampanya yapýyoruz. Listeleri savunurken, bir sürü
özel konuþmada, listeler yüz ayrý þekle giriyor: beþ kiþi yerine üç
kiþilik bir kurul öneriliyor; bir adayýn yerine bir baþka adayýn kon-
masý için her türden tavsiyede bulunuluyor. Örneðin ben, çoðun-
luk arasýnda özel görüþmelerde, Rusov, Osipov, Pavloviç ve Dedov
yoldaþlarýn adaylýklarýnýn tavsiye edildiðini ve sonra, tartýþmalar ar-
dýndan, bu önerilerin geri alýndýðýný anýmsýyorum. Benim bilgimin
dýþýnda, daha bazý adaylar da öne sürülmüþ olabilir. Bu özel konuþ-
malar sýrasýnda kongredeki her temsilci görüþünü söyledi, deðiþik-

V. Ý. Lenin 225
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
likler önerdi, tartýþtý, falan. Bunun yalnýzca çoðunluk arasýnda böy-
le olmuþ olmasý, çok az olasýdýr. Hiç kuþku yok ki, gerçekte, ayný
þey azýnlýk arasýnda da olmuþtur; çünkü onlarýn ilk beþlisi (Popov,
Trotski, Fomin, Glebov ve Travinski), Martov ve Starover yoldaþlarýn
mektubunda gördüðümüz gibi, daha sonra bir üçlüyle –Glebov,
Trotski ve Popov üçlüsüyle– yer deðiþtirmiþtir; üstelik Glebov da
onlarýn isteðine uygun deðildi ve bu nedenle, onun yerine Fomin’i
koymaya çok fazla hazýrlardý (bkz: Liyadov ve Gorin yoldaþlarýn
broþürü). Unutulmamalýdýr ki, benim, kongre temsilcilerini eliniz-
de tuttuðunuz bu broþürde gruplara ayýrýþým, post factum* bir tahlile
dayanmaktadýr; gerçekte, seçim kampanyasý sýrasýnda bu gruplar,
henüz belirmeye baþlýyordu, temsilciler arasýndaki fikir alýþ-veriþi
hayli serbestti; bizi herhangi bir “duvar” [sayfa 271] ayýrmamaktaydý,
herkes, sorunlarý özel olarak tartýþmak istediði herhangi bir temsil-
ciyle konuþabilirdi. Bu koþullar altýnda, birçok çeþitlemenin ve lis-
tenin arasýnda, Ýskra örgütünün azýnlýk kanadýna ait listenin (Popov,
Trotski, Fomin, Glebov ve Travinski) yaný sýra, ondan çok da farklý
olmayan Popov, Trotski, Fomin, Stein, Egorov listesinin ortaya çýk-
masýnda hiç de þaþýlacak bir þey yoktur. Böyle aday çeþitlemelerinin
ortaya çýkmasý çok doðaldý, çünkü bizim adaylarýmýz, Glebov ve
Travinski’yi, Ýskra örgütünü, azýnlýk kanadýnýn pek sevmediði açýktý
(onlarýn J bölümünde aktardýðýmýz mektuplarýna bakýnýz, Travins-
ki’yi üçlüden çýkarmýþlar, Glebov’u ise salt uzlaþma-olsun diye bý-
raktýklarýný açýkça belirtmiþlerdi). Bu nedenle Glebov’la Travinski’nin
yerine, hazýrlýk komitesi üyeleri Stein’le Egorov’un konmasý çok
doðaldý; partinin azýnlýk kanadýna mensup temsilcilerden hiç biri
bunu düþünmeseydi, asýl o zaman garip olurdu.
Þimdi de þu iki soruyu ele alalým: 1) Egorov, Stein, Popov,
Trotski ve Fomin listesini kim hazýrlamýþtý?; 2) Böyle bir listenin
kendisine atfedilmesi, Martov’u neden bu kadar öfkelendirdi? Bi-
rinci soruya tam bir yanýt verebilmek için, bütün kongre temsilci-
lerinin sorguya çekilmesi gerekir. Bu, artýk olanaksýzdýr. Ýskra ör-
gütünde bölünmeye yolaçan listeyi, kongrede, partinin azýnlýk ka-
nadýna mensup temsilcilerden (Ýskra örgütünün azýnlýk kanadýyla
karýþtýrýlmamalýdýr) hangisinin duyduðunu doðru saptamak gere-
kir; Ýskra örgütünün azýnlýk ve çoðunluk kanatlarýnýn listeleri hak-

* Olaylar sonrasý. -ç.

226 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kýnda temsilcilerin ne düþündüðünü doðru anlamak gerekir; Ýskra
örgütünün azýnlýk kanadýna ait listede, temsilcilerin deðiþiklik öne-
risinde bulunup bulunmadýklarýný, ya da baþkalarýnýn deðiþiklik
önerdiðini duyup duymadýklarýný saptamak gerekir. Ne yazýk ki, bu
sorular, anlaþýlýyor ki, hakem kurulunda bile ortaya atýlmamýþtýr;
kurul (karar metnine bakýlýrsa) Ýskra örgütünü bölen beþli listeleri-
nin ne olduðunu [sayfa 272] bile öðrenmemiþtir. Örneðin (benim
“merkez”ci olarak sýnýfladýðým) yoldaþ Belov, “kendisine, kongre
çalýþmalarý hakkýndaki izlenimlerini söyleyegelen Deutsch’la
yoldaþça iliþkiler içinde olduðuna ve eðer Deutsch, herhangi bir
liste için kampanya yapýyor olsaydý, kendisine bilgi verecek ol-
duðuna dair tanýklýk etmiþtir”. Yoldaþ Deutsch’un, kongrede, Ýskra
örgütünün listeleri hakkýnda, yoldaþ Belov’a izlenimlerini söyleyip
söylemediðinin ve eðer söylediyse, yoldaþ Belov’un, Ýskra örgütü
azýnlýðýnýn listesine karþý tepkisinin ne olduðunun ve yoldaþ Belov’un
o listede herhangi bir deðiþiklik tavsiye edip etmediðinin ya da
baþkalarýnýn tavsiye ettiðini iþitip iþitmediðinin ortaya çýkarýlmamýþ
olmasý esef edilesi bir þeydir. Yoldaþ Belov’la yoldaþ Deutsch’un
ifadeleri arasýndaki çeliþki, bu nokta aydýnlýða kavuþturulmadýðý
içindir. Gorin ve Liyadov yoldaþlarýn esasen deðindiði bu çeliþki
þudur: Yoldaþ Deutsch, her ne kadar tersini söylüyorsa da, Ýskra
örgütü tarafýndan önerilen “belli bazý adaylar için pekala kampa-
nya yapmýþtýr”. Yoldaþ Belov ayrýca, “kongre sona ermeden iki gün
önce, kongredeki özel konuþmalar sýrasýnda, Egorov ve Popov
yoldaþlarla ve Harkov Yönetim Kurulundan gelen temsilcilerle gö-
rüþtüðü zaman, kongrede elden ele dolaþtýrýlan liste hakkýnda bazý
þeyler iþittiðini söylemiþtir. Egorov, kendi görüþüne göre, azýnlýktan
olsun çoðunluktan olsun kongre temsilcileri arasýnda kendi aday-
lýðýnýn sempatiyle karþýlanmayacaðýný, bu nedenle adýnýn listeler-
den birinde yer almasýný hayretle karþýladýðýný belirtmiþtir.” Burada
kastedilen “Ýskra” örgütü azýnlýðý olmasý büyük ölçüde dikkati çe-
kicidir, günkü kongrede geriye kalan parti azýnlýðý arasýnda, hazýr-
lýk komitesi üyesi olan ve “merkez”in önde gelen konuþmacýlarý
arasýnda bulunan Egorov’un adaylýðý, sempatiyle karþýlanabilirdi
deðil, her durumda sempatiyle karþýlanýrdý. Ne yazýk ki, yoldaþ Be-
lov’dan, Ýskra örgütüne baðlý olmayan parti azýnlýðýnýn sempatisi ya
da antipatisi hakkýnda herhangi bir þey öðrenebilmiþ [sayfa 273] deði-
liz. Oysa önemli olan þey de budur, çünkü, yoldaþ Deutsch, Ýskra

V. Ý. Lenin 227
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
örgütüne baðlý olmayan azýnlýk tarafýndan yapýlmýþ olabileceði hal-
de, bu listenin, Ýskra örgütü azýnlýðýna atfedilmesinden ötürü büyük
öfke duymuþtur.
Kuþkusuz, þu anda, listenin bu biçimde yapýlmasýný ilk kez
kimin salýk verdiðini ve bu listeyi kimin kimden öðrendiðini aným-
samak çok güçtür. Örneðin ben, Rusov’un, Dedov’un ve andýðým
öteki kiþilerin adaylýðýný ilk kez çoðunluktan kimin önerdiðini bile
anýmsýyorum diyemem. Aday listeleri þöyle mi olsun böyle mi þek-
lindeki bir sürü konuþma, bir sürü öneri, bir sürü söylenti arasýn-
dan belleðimde kalan tek þey, Ýskra örgütünde ya da çoðunluðun
özel toplantýlarýnda doðrudan doðruya oya konan “listeler”dir. Bu
“listeler” daha çok sözlü olarak dolaþtýrýlmýþtýr (“Ýskra” Yazýkurulu-
na Mektup, s. 4, sondan 5’inci satýr, “liste” dediðim þey, toplantýda
sözlü olarak önerdiðim beþ adaydýr); ama ayný zamanda, sýk sýk,
adaylar kaðýtlara yazýlmýþ, kongre oturumlarý sýrasýnda elden ele
dolaþmýþ, genellikle bu kaðýtlar oturumlardan sonra yýrtýlýp atýlmýþtýr.
Bu ünlü listenin kaynaðý konuunda kesin bir bilgiye sahip
olmadýðýmýza göre, ya o listedeki adaylarýn, Ýskra örgütü azýnlýk
kanadýnýn bilgisi dýþýnda parti azýnlýðýna mensup bir temsilci tara-
fýndan önerildiðini ve ondan sonra kongrede sözlü ve yazýlý olarak
dolaþtýrýldýðýný ya da listeyi, daha sonra kendisinin önerdiðini unu-
tan, Ýskra azýnlýk kanadýna mensup birinin ortaya attýðýný düþünmek
zorundayýz. Ýkinci varsayým, aþaðýdaki nedenlerle, bana daha olasý
görünüyor : Daha kongrede, Ýskra örgütünün azýnlýk kanadý, hiç
kuþku yok ki, yoldaþ Stein’in adaylýðýný sempatiyle karþýlýyordu (bkz:
elinizdeki broþür); yoldaþ Egorov’un adaylýðýna gelince azýnlýk bu
fikre kongreden sonra vardý, buna hiç kuþku yok (çünkü, hem
Birlik Kongresinde, hem Sýkýyönetim’de, hazýrlýk komitesinin, Mer-
kez Yönetim Kurulu olarak onaylanmayýþýndan esef duyulduðu ifa-
de edildi – yoldaþ [sayfa 274] Egorov hazýrlýk komitesi üyesiydi). Bu
durumda, hazýrlýk komitesi üyelerinin, Merkez Yönetim Kurulu üye-
leri haline dönüþtürülmesini öngören ve anlaþýldýðý gibi zaten or-
talarda dolaþan bu fikrin, parti kongresinde de azýnlýða mensup bir
üye tarafýndan özel konuþmalarda öne sürülmüþ olmasýný varsay-
mak doðal deðil midir?
Ama doðal bir açýklama yerine, yoldaþ Martov ve yoldaþ
Deutsch burada, kirli bir þey –bir tertip, bir þerefsizlik örneði, “iftira
amacýyla kasýtlý olarak çýkarýlmýþ yanlýþ dedikodularýn” yayýlmasý,

228 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
“grup kavgalarý uðruna yapýlan sahtekarlýk”, vb. gibi bir þey– gör-
mekte kararlýydýlar. Bu hastalýklý eðilimler, göçmen yaþamýnýn sað-
lýklý olmayan koþullarýyla ya da anormal bir sinirlilikle açýklanabilir;
eðer iþ, bir yoldaþýn þerefine karþý aþaðýlýk bir saldýrý noktasýna
kadar vardýrýlmasaydý, ben konuyu ele bile almazdým. Düþünün:
Deutsch ve Martov yoldaþlar, doðru olmayan bir ifadede, doðru
olmayan bir söylentide, kirli ve þeytanca niyetler keþfetmekte, neye
dayanmýþ olabilirlerdi? Onlarýn hastalýklý imgelerinin uydurduðu re-
sim, görünüþe göre þuydu: çoðunluk, azýnlýðýn siyasal hatasýný (tü-
züðün 1. maddesi ve oportünistlerle koalisyon) göstererek deðil,
azýnlýða “kasýtlý olarak yanlýþ” ya da “sahte” listeler atfetmek sure-
tiyle “iftira ediyordu”. Azýnlýk, konuyu, kendi hatasýna deðil, çoðun-
luðun kirli, þerefsiz ve rezilce iþlerine baðlamayý yeð tutuyordu. Ko-
þullarý belirterek yukarda esasen gösterdiðimiz gibi, “doðru olmay-
an bir ifade”de þeytanca niyetler aramak çok akýl-dýþýydý. Bu duru-
mu yoldaþlar hakem kurulu da açýkça teslim etmiþ, herhangi bir if-
tira, herhangi bir þeytanca niyet ya da rezilce herhangi bir þey gör-
memiþti. Son olarak, parti kongresinde, seçimlerden önce, Ýskra
örgütü azýnlýk kanadýnýn, bu yanlýþ söylentiyle ilgili olarak çoðun-
lukla görüþmeye giriþmiþ olmasý ve yoldaþ Martov’un, çoðunluðu
oluþturan 24 temsilcinin yaptýðý bir toplantýda okunan mektubun-
da kendi görüþünü ifade etmiþ olmasý gerçeði, bu durumu, [sayfa 275]
en açýk bir biçimde kanýtlamaktadýr. Böyle bir listenin kongrede
dolaþtýrýlmakta olduðunu, Ýskra örgütünün azýnlýk kanadýndan giz-
lemek, çoðunluðun aklýndan hiç bir zaman geçmiþ deðildir: yoldaþ
Lenski bunu yoldaþ Deutsch’a söylemiþtir (hakem kurulu kararýna
bakýnýz); yoldaþ Plehanov bu liste hakkýnda yoldaþ Zasuliç’le
konuþmuþtur (yoldaþ Plehanov bana, “Zasuliç’le konuþulmuyor,
anlaþýlan beni Trepov’cu[51] sanýyor” demiþti, daha sonra birçok
kez yinelenen bu þaka, azýnlýðýn içinde bulunduðu anormal heye-
caný gösteren belirtilerden bir baþkasýdýr); ayrýca ben, yoldaþ Mar-
tov’a, verdiði güvencenin (yani listenin kendisine ait olmadýðý – gü-
vencesinin) benim için yeterli olduðunu (Birlik tutanaklarý, s. 64)
söyledim. Bunun üzerine yoldaþ Martov (eðer doðru anýmsýyorsam
yoldaþ Starover’le birlikte) bize, Büro’ya, aþaðý-yukarý þu þekilde bir
not gönderdi: “Ýskra yazýkurulunun çoðunluðu, kendileri hakkýnda
saðda-solda dolaþtýrýlan alçaltýcý dedikodularý çürütmek üzere, ço-
ðunluðun özel toplantýsýna katýlmalarýna izin verilmesini rica eder-

V. Ý. Lenin 229
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ler.” Plehanov’la ben, ayný kaðýda yazdýðýmýz þu yanýtla karþýlýk ver-
dýk: “Biz aþaðýlatýcý herhangi bir dedikodu iþitmiþ deðiliz. Eðer yazý-
kurulunun bir toplantý yapmasý gerekli görülüyorsa, bu ayrýca dü-
zenlenmelidir. Lenin, Plehanov.” Çoðunluðun o akþam yaptýðý top-
lantýda, bunu 24 temsilciye anlattýk. Olasý bütün yanlýþ anlamalarý
ortadan kaldýrabilmek için, aramýzdan temsilciler seçilmesine ve
bu temsilcilerin, konuyu Martov ve Starover yoldaþlarla görüþmesine
karar verildi. Seçilen temsilciler, Sorokin ve Sablina yoldaþlar, gitti-
ler ve özellikle, Martov ve Starover yoldaþlarýn açýklamasýndan son-
ra hiç kimsenin listeyi onlara atfetmediðini, ayrýca bu listeyi Ýskra
örgütü azýnlýk kanadýnýn ya da bu örgüte baðlý olmayan kongre
azýnlýðýnýn hazýrlamýþ olmasýnýn kesinlikle hiç bir önem taþýmadýðýný
bildirdiler. Her þey bir yana, kongrede bir soruþturma açamaz ve
bu liste hakkýnda tüm temsilcileri sorguya çekemezdik! Ama [sayfa
276] Martov ve Starover yoldaþlar, bununla tatmin olmadýlar, bize,
resmi yalanlamayý içeren bir mektup gönderdiler (bkz: Bölüm J).
24 kiþilik çoðunluðun toplantýsýnda bu mektubu, temsilcilerimiz
Sorokin’le Sablina okudular. Görünüþe göre, olay kapanmýþ sayýla-
bilirdi – listenin kaynaðýnýn doðru saptanmýþ olduðu (eðer bunu
dert edinen biri varsa) anlamýnda deðil, “azýnlýðý hýrpalama” ya da
herhangi bir kiþiye “iftira etme” ya da “grupçu kavgalar uðruna
sahtecilik yapma” gibi bir niyetin sözkonusu olmadýðýnýn tama-
men anlaþýldýðý anlamýnda, olay kapanmýþ sayýlabilirdi. Ama yine
de Birlik Kongre’sinde (tutanaklar, s. 63-64) yoldaþ Martov, hastalý-
klý bir imgenin yarattýðý bu kirli iþler öyküsünü bir kez daha ortaya
attý ve üstelik doðru olmayan bazý ifadeler kullandý (anlaþýlan için-
de bulunduðu gerginlikten ötürü). Martov, listede bir bundcunun
bulunduðunu söyledi. Bu doðru deðildi. Hakem kurulunda konuþan,
Stein ve Belov yoldaþlar dahil bütün tanýklar, listede yoldaþ Ego-
rov’un bulunduðunu söylemiþlerdi. Yoldaþ Martov, listenin, doðru-
dan anlaþma anlamýnda bir koalisyon demek olduðunu söyledi.
Daha önce belirttiðim gibi, bu da doðru deðildi. Yoldaþ Martov,
Ýskra örgütü azýnlýk kanadýndan çýkma (ve kongre çoðunluðunu
bu azýnlýktan uzaklaþtýrmasý olasý) baþka herhangi bir liste, “hatta
tahrif edilmiþ bir liste” dahi bulunmadýðýný söyledi. Bu da doðru
deðildi, çünkü parti kongresindeki tüm çoðunluk, yoldaþ Martov’la
hempasýndan çýkma en az üç listeden haberdardý; ve bu listeler
çoðunluðun onayýný almamýþtý (Bkz: Liyadov’la Gorin’in broþürü).

230 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Genel olarak yoldaþ Martov bu listeye karþý neden bu kadar
öfke duymaktaydý? Çünkü liste, partinin sað kanadýna doðru bir
kaymanýn varlýðýný gösteriyordu. O sýralarda yoldaþ Martov, “haksýz
oportünizm suçlamasý” feryadýný basmaktaydý, “kendi siyasal tutu-
munun yanlýþ gösterilmesi”nden duyduðu öfkeyi dile getiriyordu;
ama þimdi herkes görüyor ki, bu listenin yoldaþ Martov’a ve yoldaþ
Deutsch’a [sayfa 277] ait olup olmamasý hiç bir siyasal önem taþýyamaz-
dý; bu ya da baþka bir listeden tamamen ayrý olarak, onun tama-
men dýþýnda, suçlama haksýz deðil doðruydu, onun siyasal tutu-
munun niteleniþi tamamen yerindeydi.
Ünlü sahte liste hakkýndaki bu üzücü ve yapay olayýn sonu-
cu þudur:
1) Yoldaþ Martov’un, “grup kavgalarý uðruna liste tahrifçiliði
yapmak gibi utanç verici giriþimler” hakkýnda feryat ederek yoldaþ
Gusev’in þerefine leke sürmeye kalkýþmasýný, Gorin ve Liyadov
yoldaþlarýn adi diye nitelemelerine katýlmamak elden gelmiyor.
2) Daha saðlýklý bir hava yaratmak ve parti üyelerini hastalý-
klý taþkýnlýklarý ciddiye alma zorunluðundan kurtarmak için, üçüncü
kongrede tüzüðe, Alman Sosyal-Demokrat Ýþçi Partisinin tüzüðün-
de bulunan bir maddenin konmasý salýk verilebilir. O tüzüðün 2’nci
maddesi þöyledir: “Parti programýnýn ilkelerini ciddi ölçüde ihlal-
den ya da onur kýrýcý hareketten suçlu olan herhangi bir kiþi parti
üyesi olamaz. Üyeliðin devam edip etmemesi, Parti Merkez Yürüt-
me Kurulunca toplantýya çaðýrýlan bir hakem kurulunca kararlaþ-
týrýlýr. Hakemlerin yarýsý ihracý isteyen kiþi tarafýndan, ikinci yarýsý
da ihracý istenen kiþi tarafýndan gösterilir, baþkan, parti Merkez Yü-
rütme Kurulunca atanýr. Hakem kurulunun kararýna karþý, dene-
tim komisyonuna ya da parti kongresine baþvurulabilir.” Böyle bir
kural, uluorta onursuzca davranýþ suçlamalarýna giriþenlere (ya da
söylentiler yayanlara) karþý, iyi bir silah olabilir. Eðer böyle bir kural
olsaydý, bütün bu tür suçlamalar, o suçlamanýn sahibi, suçlayýcý ro-
lüyle partinin önüne çýkýp yetkili parti kurumundan bir karar iste-
medikçe, yakýþýksýz iftiralar olarak kalýrdý. [sayfa 278]

Þubat-Mayýs 1904’de yazýldý.


Mayýs 1904’de Cenevre’de kitap
halinde yayýnlandý.

V. Ý. Lenin 231
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
EKLER
BÝR ADIM ÝLERÝ ÝKÝ ADIM GERÝ
N. LENÝN’ÝN ROSA LUXEMBURG’A YANITI[52]

Yoldaþ Rosa Luxemburg’un, Neue Zeit’in 42 ve 43’üncü


sayýlarýnda yayýnlanan yazýsý, benim partimizdeki bunalýma iliþkin
Rusça kitabýmýn eleþtirisidir. Alman yoldaþlarýmýzýn, bizim parti ya-
zýnýmýzda gösterdikleri dikkate ve Alman sosyal-demokratlarýna o
yazýný tanýtma çabalarýna ancak teþekkür edilir, ama hemen belirt-
meliyim ki, Rosa Luxemburg’un Neue Zeit’daki yazýsý okura be-
nim kitabýmý deðil, baþka bir þeyi tanýtlýyor. Aþaðýdaki noktalardan
bu görülüyor. Örneðin yoldaþ Luxemburg, benim kitabýmýn, “uzlaþ-
maz bir merkeziyetçilik” görüþünün açýk ve ayrýntýlý ifadesi olduðu-
nu söylüyor. Yoldaþ Luxemburg, böylece, benim, bir örgütlenme
sistemini, bir baþka sisteme karþý savunduðumu kabul ediyor. [sayfa

V. Ý. Lenin 235
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
281]Gerçekteyse böyle deðil. Kitabimýn ilk sayfasýndan son sayfasý-
na kadar, ben, makul herhangi bir parti örgütü sisteminin basit
(elementary) ilkelerini savunuyorum. Benim kitabým, bir örgütlen-
me sistemiyle baþka bir örgütlenme sistemi arasýndaki farkla deðil,
herhangi bir örgütlenme sisteminin parti fikriyle tutarlý bir biçimde
nasýl korunacaðýna, eleþtirileceðine ve düzeltileceðine iliþkindir.
Rosa Luxemburg ayrýca “onun [Lenin’in] anlayýþýna göre, Merkez
Yönetim Kurulu, bütün yerel parti yönetim kurullarýný örgütleme
hakkýna sahiptir” diyor. Gerçekteyse böyle deðil. Benim bu konu-
daki görüþlerimin ne olduðu, önerdiðim parti örgütlenme tüzüðü
taslaðýyla, belgesel olarak ortaya konabilir. O taslakta yerel yöne-
tim kurullarýný örgütleme hakkýna dair herhangi bir þey yoktur. Bu
hak parti tüzüðüne, o tüzüðü hazýrlamak üzere parti kongresince
seçilen komisyon tarafýndan konmuþ ve kongre komisyonun met-
nini benimsemiþtir. Komisyonda, benim ve çoðunluk yanlýsý bir
baþka üyenin yanýsýra, kongre azýnlýðýndan üç üye daha vardý; görül-
düðü gibi, Merkez Yönetim Kuruluna yerel yönetim kurullarýný ör-
gütleme hakkýný veren komisyonda üstün olanlar, benim muhalifle-
rimdi. Yoldaþ Luxemburg, iki ayrý þeyi birbirine karýþtýrmýþtýr. Birin-
cisi, benim örgütlenmeye iliþkin taslaðýmý, komisyonun deðiþtirdiði
taslakla ve kongrenin kabul ettiði örgütlenme tüzüðüyle karýþ-
týrmýþtýr; ikincisi, tüzüðün belli bir maddesine iliþkin belli bir nokta-
nýn savunmasýný (o savunmada, ben hiç bir þekilde uzlaþmaz deðil-
dim, çünkü genel kurulda komisyonun yaptýðý deðiþikliðe itiraz
etmedim), kongrece kabul edilen tüzüðe, daha sonraki kongre ta-
rafýndan deðiþtirilinceye kadar baðlý kalýnmasý tezinin (gerçekten
“aþýrý-merkeziyetçi” bir tez deðil mi?) savunmasýyla karýþtýrmýþtýr.
Kitabýmda bu tezi (okurun hemen görebileceði gibi “katýþýksýz blan-
kici” bir tez), gerçekten oldukça “uzlaþmaz biçimde” savundum.
Yoldaþ Luxemburg, benim görüþüme, göre, “Merkez Yönetim Ku-
rulunun, [sayfa 282] partinin tek faal özü” olduðunu söylüyor. Gerçek-
teyse böyle deðil. Böyle bir görüþü hiç bir zaman savunmadým.
Tam tersine muhaliflerim (ikinci parti kongresi azýnlýðý) yazýlarýn-
da, beni, Merkez Yönetim Kurulunun baðýmsýzlýðýný yeterince ko-
rumamýþ olmakla, o kurulu, yurtdýþýnda bulunan merkez yayýn or-
ganýnýn yazýkuruluyla parti konseyine baðýmlý hale getirmekle suçla-
dýlar. Bu suçlamalara kitabýmda verdiðim yanýtta, parti çoðunluðu-
nun, parti konseyinde üstün olduðu sýralarda, konseyin, Merkez

236 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Yönetim Kurulunun baðýmsýzlýðýna müdahale etme çabasýný hiç
bir zaman göstermediðini, ancak parti konseyi azýnlýðýn silahý hali-
ne geldiði zaman, derhal böyle bir müdahalede bulunduðunu söy-
ledim. Yoldaþ Rosa Luxemburg, Rus sosyal-demokratlarý arasýnda,
birleþik bir parti gereði konusunda iki ayrý fikir bulunmadýðýný, tüm
tartýþmanýn, merkeziyetçiliðin derecesi üzerinde olduðunu söylüyor.
Gerçekteyse böyle deðil. Eðer yoldaþ Luxemburg, çoðunluðu oluþ-
turan birçok yerel parti yönetim kurulunun önerilerini öðrenme
zahmetine girseydi, bizim anlaþmazlýðýmýzýn genel olarak, Merkez
Yönetim Kuruluyla merkez yayýn organýnýn, parti kongresi çoðun-
luðunun eðilimini temsil edip etmemesi noktasi üzerinde toplandý-
ðýný (ki bu benim kitabýmda da açýkça görülebilir) hemencecik
görürdü. Bu “aþýrý merkeziyetçi” ve “katýþýksýz blankici” istem hak-
kýnda, deðerli yoldaþ tek söz dahi söylemiyor; parçanýn tüme me-
kanik boyuneð-mesine, kölece baðlýlýða, körükörüne itaate ve buna
benzer öteki umacýlara karþý þiddetle yakýnmayý yeð tutuyor. Köle-
ce baðlýlýðýn parti için çok zararlý olduðu þeklindeki derin fikri an-
lattýðý için yoldaþ Luxemburg’a þükran borçluyum, ama þunu bilmek
isterim: Acaba yoldaþ, partinin merkez kurullarý olduðu varsayýlan
kurullara, parti kongresi azýnlýðýnýn egemen olmasýný olaðan mý
sayýyor? –Böyle bir þey düþünebilir mi? – Herhangi bir partide böyle
bir þeyi hiç görmüþ müdür? Yoldaþ Luxemburg, benim, Rusya’da
var [sayfa 283] olan koþullarýn geniþ ve aþýrý ölçüde merkezileþtirilmiþ
bir iþçi partisi kurulmasýna elveriþli olduðu görüþünün babasý ol-
duðumu söylüyor. Bir kez daha yanlýþ. Kitabýmýn hiç bir yerinde,
savunmak söyle dursun, böyle bir fikri dile dahi getirmedim. Öne
sürdüðüm tez, daha baþka bir þeyi ifade etmiþtir ve ediyor: Ben,
var olan tüm koþullarýn, parti kongresi kararlarýna uyulmasýný bek-
lemeye elveriþli olduðunu, bir parti kurumunun, özel bir çevre ta-
rafýndan bastýrýlabileceði günlerin geride kaldýðýný söyledim, bunda
ýsrar ettim. Partimizdeki bazý akademisyenlerin tutarsýzlýk ve karar-
sýzlýklarýný bizzat gösterdiklerini, bunlarýn kendi disiplin eksiklikler-
inin suçunu Rus proletaryasýnýn üzerine atmaya haklarý olmadýðýný,
kanýtlarýyla ortaya koydum. Rus iþçiler, parti kongresi kararlarýna
uyulmasýný, birçok vesileyle, tekrar tekrar dile getirmiþlerdir. Yoldaþ
Luxemburg’un, benim tezimin gerçeklik temeli hakkýnda tek söz
söylemeksizin, bu görüþün “iyimser” olduðunu (“karamsar” diye
düþünülmemesi gerekmez mi?) ilân etmesine ancak gülünür. Yol-

V. Ý. Lenin 237
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
daþ Luxemburg, fabrikanýn eðitsel etkisini göklere çýkardýðýmý ilân
ediyor. Böyle deðil. Benim, partiyi bir fabrika olarak düþündüðümü
söyleyen ben deðildim, benim muhalifimdi. Onu hak ettiði þekilde
alaya aldým ve bizzat onun sözlerini kullanarak, fabrika disiplininin
iki deðiþik yönünü birbirine karýþtýrdýðýný ortaya koydum. Ne yazýk
ki, ayný karýþtýrma yoldaþ Luxemburg için de sözkonusudur.*
Yoldaþ Luxemburg, devrimci bir sosyal-demokratý; kendini
sýnýf bilinci taþýyan iþçilerin örgütüyle özdeþleþtirmiþ bir jakoben
diye tanýmladýðým zaman, tutumumu, belki de muhaliflerimden
herhangi birinin yapabileceðinden daha keskin bir biçimde nite-
lemiþ olduðumu söylüyor. Bir yanlýþ daha. Jakobencilik hakkýnda
ilk kez konuþmaya baþlayan ben deðildim, P. Akselrod’du. Bizim
partimizdeki eðilimleri büyük [sayfa 284] Fransýz Devrimi günlerinin
eðilimlerine ilk benzeten oydu. Ben, yalnýzca, benzetmeye, bugün-
kü sosyal-demokrasinin devrimci ve oportünist kanatlara bölün-
mesinin bir noktaya kadar, montanyarlar ve jirondenler bölünme-
sine uygun düþtüðü anlamýnda izin verilebileceðini söyledim. Parti
kongresinin onayladýðý eski Ýskra, sýk sýk bu benzetmeyi yapmýþtýr.
Eski Ýskra, bu bölünmeyi gördüðü için, partimizdeki oportünist ka-
nada karþý, Raboçeye Dyelo eðilimine karþý savaþmýþtýr. Rosa Lu-
xemburg, burada, 18. ve 20. yüzyýldaki devrimci iki eðilimin birbiriyle
karþýlaþtýrýlmasýný, bu eðilimlerin birbirýyle özdeþleþtirilmesiyle
karýþtýrýyor. Örneðin, eðer Jungfrau’nun Küçük Scheidegg karþýsýn-
daki yeri, dört katlý bir evin iki katlý bir ev karþýsýndaki yeri gibidir
dersem, bu dört katlý bir evi Jungfrau ile bir tuttuðum anlamýna
gelmez. Yoldaþ Luxemburg, partimizdeki farklý eðilimlerin, gerçek-
lere dayalý tahlilini bütün bütün unutuyor. Oysa benim kitabýmýn
yarýdan fazlasý, parti kongremizin tutanaklarýna dayalý olan böyle
bir tahlile ayrýlmýþtýr; önsözde de bu gerçeðe özellikle dikkati çektim.
Rosa Luxemburg, gerçekte bizim partimizin temelini atmýþ olan
kongremizi tümüyle görmezlikten geliyor, partimizde bugünkü du-
rum hakkýnda konuþuyor. Düþüncesiz bir giriþim, demek gerek!
Hele hele kitabýmda, belki yüzlerce kez, muhaliflerimin parti kon-
gresini görmezlikten geldiklerini ve böyle yaptýklarý için de bütün
savlarýnýn gerçeklik temelinden yoksun kaldýðýný özellikle belirt-

* Yanlýþ Anlamalarýmýz baþlýklý broþürü, “Rosa Luxemburg Karl Marx’a Karþý” yazýsýyla
karþýlaþtýrýnýz.

238 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
tiðime göre...
Yoldaþ Luxemburg da ayný temel yanýlgýya düþüyor. Somut
anlamlarýný yakalama zahmetine katlanmaksýzýn, Rosa Luxemburg,
çýplak sözcükleri yineliyor. Tartýþmadaki gerçek sorunu öðrenmek-
sizin, ortaya bazý umacýlar atýyor. Bana basma kalýp sözleri, genel
ilkelerle kavramlarý, mutlak doðrularý yakýþtýrýyor, benim üzerinde
durduðum pek kesin gerçeklere iliþkin göreceli doðrularý geçiþtir-
meye çalýþýyor. Sonra da reçete türünden kalýplara karþý saldýrýya
geçiyor ve [sayfa 285] Marx’ýn diyalektiðinden, yardým umuyor! Oysa
daha önceden imal edilmiþ kalýplardan baþka bir þeyi içermeyen
ve diyalektiðin abecesine karþý çýkan yazý, deðerli yoldaþýn kendi
yazýsýdýr. Bu abece, bize, soyut gerçek diye bir þey olmadýðýný,
gerçeðin her zaman somut olduðunu söyler. Yoldaþ Rosa Luxem-
burg, bizim partimizdeki savaþýmýn somut gerçeklerini, pek yukar-
dan bir bakýþla görmezlikten geliyor ve ciddi olarak tartýþýlmasý
olanaksýz sorunlar hakkýnda tumturaklý söylevlere sapýyor. Yoldaþ
Luxemburg’un ikinci yazýsýndan bir örnek daha almama izin verin.
Yoldaþ Luxemburg, örgütlenme tüzüðünün yazýlýþ þekli, o tüzüðü
oportünizme karþý azçok keskin bir silah haline getirir yollu sözü-
mü alýyor, ama benim kitabýmda hangi maddelerden sözettiðime,
kongrede hepimizin hangi maddelerden sözettiðimize, tek söz-
cükle deðinmiyor; parti kongresindeki anlaþmazlýðýn ne olduðuna,
benim tezimi kime karþý ortaya attýðýma hiç mi hiç deðinmiyor;
onun yerine, bana parlamentolu ülkelerdeki oportünizm hakkýnda
uzun bir söylev veriyor!! Ama Rusya’daki oportünizmin özel, özgün
türleri, orada oportünizmin aldýðý farklý görünümler (ki kitabým buna
iliþkindir) hakkýnda Luxemburg’un yazýsýnda tek söz dahi göremi-
yoruz. Bütün bu çok parlak savlarýn sonucu þudur: “Parti Tüzüðü
kendi içinde [bunu anlayabilen beri gelsin!] oportünizme karþý bir
silah olma kastýný taþýmaz; partinin gerçekte varolan devrimci pro-
leter çoðunluðunun, egemen etkisini kullanmasýnýn, dýþa dönük
aracýdýr.” Evet böyle. Ama bizim gerçekte varolan parti çoðunluðu-
muzun nasýl oluþturulduðunu Rosa Luxemburg söylemiyor; be-
nimse kitabýmda sözünü ettiðim þey bunun ta kendisi. Rosa Luxem-
burg, benim ve Plehanov’un, bu dýþa dönük aracýn yardýmýyla sa-
vunduðumuz etkinin ne olduðunu da söylemiyor. Yalnýzca þunu
eklemek isterim: ben hiç bir zaman, hiç bir yerde Parti Tüzüðünün
“kendi içinde” bir silah olduðunu söylemek gibi bir saçmalýk yap-

V. Ý. Lenin 239
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
madým. [sayfa 286]
Benim görüþlerimin böyle sunulmasýna karþý en iyi yanýt,
partimizdeki savaþýmýn somut gerçeklerini ortaya koymaktýr. O za-
man herkes, yoldaþ Luxemburg’un soyut beylik laflarýnýn ve kalýp-
larýnýn somut gerçekleri nasýl yanlýþ biçimde sýraladýðýný, deðerlen-
dirdiðini kolaylýkla görebilecektir.
Bizim partimiz 1898 ilkyazýnda, birçok Rus örgütünün tem-
silcilerinin katýldýðý bir kongrede kurulmuþtur. Partiye Rus Sosyal-
Demokrat Ýþçi Partisi adý verilmiþ, Raboçaya Gazeta[53] merkez
yayýn organý yapýlmýþ, Rus Sosyal-Demokratlarý. Yurtdýþý Birliði (Uni-
on) Partinin dýþ temsilcisi haline gelmiþti. Kongreden çok kýsa süre
sonra Parti Merkez Yönetim Kurulu [üyeleri –ç.] tutuklandý. Rabo-
çaya Gazeta, ikinci sayýsýndan sonra yayýnýna son vermek zorunda
kaldý. Tüm Parti, (yönetim kurullarý diye bilinen) yerel parti örgüt-
lerinin þekilsiz, daðýnýk bir yýðýný haline geldi. Bu yerel yönetim
kurullarý arasýndaki tek bað, ideolojik ve yalnýzca manevi bir baðdý.
Daðýnýklýk, yalpalama ve bölünmeler dönemi, bir kez daha ister
istemez baþýmýza çöktü. Batý Avrupa partilerine bakýþla, bizim par-
timizde daha büyük bir parçayý oluþturan aydýnlar, marksizmi yeni
bir moda olarak gördüler. Bu moda, kýsa süre içinde, bir yandan,
marksizmin burjuva gözüyle eleþtirisine kölecesine kapýlanmaya,
bir yandan da salt sendikacý bir iþçi hareketine (grevcilik-ekono-
mizm) karasevdalý hale gelmeye yolaçtý. Aydýn oportünizmi ve pro-
leter-devrimci eðilimler arasýndaki ayrýlýk, Yurtdýþý Birliðinde (Union)
bölünmeye yolaçtý. Yurtdýþýnda yayýnlanan Raboçaya Mysýl gazete-
si ve Raboçeye Dyelo dergisi (ikincisi daha hafif olmak üzere) eko-
nomizmin görüþlerini ifade eder oldular; siyasal savaþýmýn önemini
azýmsadýlar, ve Rusya’da burjuva-demokratik bir öðenin varlýðýný
yadsýdýlar. Marx’ýn “yasal” eleþtiricileri –Struve, Tugan-Baranovski,
Bulgakov, Berdyaev ve geri kalanlar– bütün bütün saða kaydýlar.
Avrupa’da hiç bir yerde bernþtayncýlýðýn [sayfa 287] mantýksal sonucu-
na –liberal bir grup kurulmasý sonucuna Rusya’da görüldüðü üze-
re, böylesine ivecenlikle ulaþtýðýný görmüþ deðiliz. Rusya’da Bay
Struve, bernþtayncýlýk adýna “eleþtiri”yle baþladý, Avrupa anlayýþýyla
liberal Osvobojdeniye dergisini kurmaya vardý. Yurtdýþý Birliðinden
(Union) kopan Plehanov ve arkadaþlarý Ýskra ve Zarya’nýn kurucu-
larýndan destek gördüler. Bu iki yayýn organý (yoldaþ Luxemburg
bile duymuþtur) partinin oportünist kanadýna karþý “üç yýl süren

240 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
gayet parlak bir kampanya”, sosyaldemokrat “dað”ýn, sosyal-de-
mokrat “jirond”a (ifade eski Ýskra’ya aittir) karþý açtýðý bir kampan-
ya, Raboçeye Dyelo’ya (Kriçevski, Akimov, Martinov ve ötekilere)
karþý bir kampanya, Yahudi bunduna, Rusya’da bu eðilimi þevkle
destekleyen örgütlere (özellikle St. Petersburg’daki sözümona Ýþçi
Örgütü ve Voronej Yönetim Kuruluna) karþý bir kampanya yürüttü-
ler.
Gittikçe daha açýkça görüldü ki, yönetim kurullarý arasýnda-
ki salt ideolojik bað yeterli deðildi. Gerçekten birleþmiþ bir parti ya-
ratma gereði, yani 1898’de kendini ortaya koymuþ olan þeyi ger-
çekleþtirmek, giderek daha ýsrarla belirginleþti. Sonunda, 1902’nin
bitiminde, ikinci parti kongresini toplamak üzere bir Hazýrlýk Ko-
mitesi kuruldu. Daha çok Rusya’daki Ýskra örgütü tarafýndan kuru-
lan bu Hazýrlýk Komitesinde Yahudi bundun bir temsilcisi de vardý.
1903 güzünde, ikinci kongre, ensonu toplandý; kongre bir yandan
partinin resmen birliðe kavuþmasýyla, bir yandan da “çoðunluk” ve
“azýnlýk” olarak, ikiye bölünmesiyle sonuçlandý. Kongreden önce
böyle bir bölünme yoktu. Bu bölünmeyi, ancak, kongredeki sava-
þýmýn ayrýntýlý bir tahlili açýklayabilir. Ne yazýk ki, azýnlýðý destekle-
yenler (yoldaþ Luxemburg dahil) böyle bir tahlilden, vebadan kaçar
gibi kaçýyorlar.
Yoldaþ Luxemburg’un, Alman okura, pek garip biçimde ta-
nýttýðý kitabýmda, ben, (400 sayfalýk bir cilt tutan) kongre tutanakla-
rýnýn ayrýntýlý tahliline 100 sayfadan daha fazla [sayfa 288] bir yer ayýrdým.
Bu tahlil, temsilcileri, daha doðrusu oylarý (bazý temsilcilerin bir,
bazý temsilcilerin iki oyu vardý) dört ana gruba ayýrmamý gerektir-
di: 1) Ýskracý çoðunluk Ýskra eðiliminden yana olanlar) – 24 oy; 2)
Ýskracý azýnlýk – 9 oy; 3) “merkez” (“bataklýk” diye de anýlýr) – 10
oy; ve son olarak 4) Ýskra-karþýtlarý – 8 oy. Toplam 51 oy. Kongre-
deki bütün oylamalarda bu gruplarýn oynadýðý rolü tahlil ediyorum
ve bütün sorunlarda (program, taktikler ve örgütlenme sorunlarýn-
da) kongrenin, iskracýlarla Ýskra-karþýtlarý arasýndaki savaþýmýn aren-
asý olduðunu, “bataklýk”ýn da çeþitli zigzaglar yaptýðýný kanýtlýyorum.
Partimizin tarihini þöyle üstünkörü olsa dahi bilen herhangi bir
kiþi, bunun baþka türlü olamayacak olduðunu bilir. Ama azýnlýðýn
tüm destekçileri (Rosa Luxemburg dahil) bu savaþýma, çok müte-
vazi bir tutumla, gözlerini yumuyorlar. Niçin? Çünkü bu savaþým,
azýnlýðýn þimdiki siyasal tutumunun bütün bütün yanlýþ olduðunu

V. Ý. Lenin 241
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
açýkça ortaya koyuyor. Parti kongresindeki çekiþmenin baþýndan
sonuna kadar, düzinelerle sorunda, düzinelerle oylamada, iskra-
cýlar, Ýskra-karþýtlarýyla ve tartýþma konusu, daha somut hale gel-
dikçe, sosyal-demokrat eylemin temel ilkelerini daha müsbet bi-
çimde etkiledikçe, eski Ýskra’nýn durmuþ-oturmuþ planlarýnýn uygu-
lamaya konmasýna daha elle tutulur biçimde deðindikçe Ýskra-
karþýtlarýnýn yanýnda yer alan “bataklýk”la savaþtýlar. Ýskra-karþýtlarý
(özellikle yoldaþ Akimov ve St. Petersburg Ýþçileri Örgütünün, Aki-
mov’la her zaman görüþ birliðinde olan temsilcisi yoldaþ Bruker,
hemen hemen her seferinde yoldaþ Martinov ve Yahudi bundun
beþ temsilcisi) eski Ýskra eðilimini tanýmaya karþýydýlar. Bunlar, es-
ki, ayrý örgütleri savundular, o örgütlerin partiye tabi hale gelmesi-
ne, parti içinde kaynaþtýrýlýp eritilmesine (Hazýrlýk Komitesi olayý,
Yujni Raboçi grubunun –“bataklýðýn” önde gelen grubu– daðýtýlma-
sý, ve benzeri) karþý oy kullandýlar. Bunlar, merkeziyetçi örgütlen-
me tüzüðüne (kongrenin 14’üncü oturumu) [sayfa 289] karþý savaþtýlar,
bütün iskracýlarý, o zaman, “örgütlü güvenmezliðe” yolaçmakla,
“olaðanüstü durum yasasý” getirmekle ve benzeri dehþet verici
þeylerle suçladýlar. Bütün iskracýlar istisnasýz, bu suçlamalara gül-
dü; yoldaþ Luxemburg’un, þimdi bu umacýlarý ciddiye almasý hayli
dikkate deðer. Sorunlarýn çoðunda iskracýlar kazandý; yukardaki
rakamlardan açýkça görüldüðü üzere, kongreye egemen oldular.
Ancak kongrenin ikinci yarýsýnda, daha az önem taþýyan konular
üzerinde karara varýldýðý sýralarda, iskra-karþýtlarý üstün geldi – isk-
racýlardan bazýlarý onlarla birlikte oy kullandý. Örneðin programý-
mýzda bütün dillerin eþitliðinin ilân edilmesiyle ilgili olarak durum
buydu; bu noktada, iskra-karþýtlarý Program Komisyonunu nere-
deyse yenik düþürmeyi ve kendi maddelerini kongreden geçirme-
yi baþardýlar. Tüzüðün l’inci maddesi üzerinde, iskra-karþýtlarýyla
“bataklýk”, Martov’un maddesini sonuca götürdükleri zaman da
durum buydu. Martov’un maddesine göre, parti üyeleri yalnýzca
parti örgütlerine mensup olanlar (Plehanov’la benim savunduðu-
muz buydu) deðil, ama parti örgütlerinin denetimi altýnda çalýþan
herkesti.*

* Yoldaþ Kautsky, Martov’un maddesinden yana; öne sürdüðü sav da, bunun daha
politik olduðuydu. Her þeyden önce, bu konu, bizim parti kongremizde politik davranma
açýsýndan deðil, ilke açýsýndan tartýþýlmýþtýr. Akselrod, sorunu böyle koymuþtu. Ýkincisi,

242 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Merkez Yönetim Kurulu ve merkez yayýn organýnýn yazýku-
rulu seçimlerinde de ayný þey oldu. Saðlam çoðunluk 24 iskracý-
dan oluþuyordu; bu çoðunluk, yazýkurulunun yeniden kurulmasýna
iliþkin, çok önceden hazýrlanmýþ planý gerçekleþtirdi; altý eski yazý-
kurulu üyesinden üçü seçildi. Azýnlýk 9 iskracýdan, “merkez”in 10
üyesinden ve 1 iskra-karþýtýndan oluþuyordu (Yahudi bundu ve
Raboçeye Dyelo’yu temsil eden yedi öteki iskra-karþýtý, o tarihlerde
kongreden [sayfa 290] çekilmiþti). Bu azýnlýk, seçimlerden hiç hoþnut
kalmadýðý için, seçimlerin öteki kýsmýna katýlmamaya karar verdý.
Yoldaþ Kautsky, daha sonraki çekiþmenin ana nedeni, yazý-kurulu-
nun yeniden kurulmasýdýr, derken çok haklýdýr. Ama yoldaþ Kaut-
sky’nin, üç yoldaþý yazýkurulundan benim (aynen böyle!) “ihraç
ettiðim” þeklindeki görüþü, ancak, kongremiz hakkýnda kendisinin
hiç bilgi sahibi olmadýðý gerçeðiyle açýklanabilir. Her þeyden önce
seçilmemek, ihraçtan çok farklý bir þeydir ve benim, kongrede,
herhangi bir kiþiyi ihraç etme gücüm yoktu. Ýkincisý, yoldaþ Kau-
tsky, iskra-karþýtlarýyla “merkez” ve Ýskra yandaþlarýndan ufak bir
bölük arasýndaki koalisyonun siyasal bazý yanlarý da içerdiði ve
bunun seçimlerin sonucunu ister istemez etkilediði gerçeðinin
koku-sunu da almýyor. Bizim kongremizde olup bitenlere kendi
arzusuyla gözünü yummayan herhangi bir kiþi, görecektir ki, ara-
mýzda azýnlýk ve çoðunluk olarak yeni bölünme, partimizin prole-
ter-devrimci ve aydýn oportünist kanat þeklindeki eski bölünmesinin
bir türünden baþka bir þey deðildir. Gerçek budur ve hiç bir açýkla-
ma ve gülüp geçme, bu gerçeði ortadan kaldýramaz.
Ne yazýk ki, kongreden sonra, üyeliðe çaðýrýlma konusu üze-
rindeki kavga, ve bölünmeyi yaratan ilkeleri gölgelemiþtir: eski üç
yazýkurulu üyesi yeniden üyeliðe çaðýrýlmadýkça, azýnlýk merkez
kurumlarýnýn denetimi altýnda çalýþamayacaðýný bildirmiþtir. Bu kav-
ga iki ay sürmüþtür. Kullanýlan silahlar, boykot ve partinin engel-
lenmesiydi. Oniki yönetim kurulu (konu üzerinde görüþünü söyle-
yen ondört yönetim kurulundan onikisi) bu savaþým yöntemlerini
sert biçimde kýnadýlar. Azýnlýk, kendi görüþlerini Ýskra’da ortaya
koymalarý yolunda Plehanov’un ve benim yaptýðým teklifleri dahi

eðer yoldaþ Kautsky, Rus polis rejimi altýnda, bir parti örgütüne üye olmakla, yalnýzca o
örgütün denetimi altýnda çalýþmak arasýnda böylesi büyük bir fark olduðunu düþünüyorsa
yanýlýyor. Üçüncüsü, Rusya’da bugünkü durumu, Sosyalizmle Savaþ Yasasý[54] günlerinin
Almanya’sýndaki durumla karþýlaþtýrmak, özellikle yanýltýcýdýr.

V. Ý. Lenin 243
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kabul etmedi. Yurtdýþý Birliðinin (League) kongresinde, iþ, merkez
kurullarýnýn üyelerini kiþisel hakaretler ve küfür (müstebitler, bü-
rokratlar, jandarmalar, yalancýlar, vb., vb.) yaðmuruna tutmaya ka-
dar vardýrýldý. Merkez kurullarýnýn [sayfa 291] üyeleri bireysel giriþimi
bastýrmakla, kölece boyuneðmeyi, körükörüne itaati, vb. ger-
çekleþtirmeye çalýþmakla suçlandýlar. Plehanov’un, azýnlýðýn bu
savaþým yöntemlerini anarþist yöntemler olarak niteleme çabalarý
yarar saðlamadý. Bu kongreden sonra Plehanov, yeni bir çýðýr açan
“Ne Yapmamalý” baþlýklý yazýsýyla (Ýskra’nýn 52’nci sayýsýnda) bana
karþý çýktý. Bu yazýsýnda Plehanov, revizyonizmle savaþýn, mutlaka
revizyonistlerle savaþ demek olmadýðýný söyledi; herkes açýkça gör-
müþtü ki, Plehanov bizim azýnlýðýmýzý kastediyordu. Plehanov, ay-
rýca Rus devrimcisinin içinde çok fazla kökleþmiþ olan anarþist
bireycilikle her zaman çarpýþmanýn gerekli olmadýðýný, zaman za-
man bazý ödünler vermenin, o bireyciliði yumuþatmak ve bölün-
meden kaçýnmak için daha iyi bir yol olduðunu söyledi. Bu görüþü
paylaþamayacaðým için yazýkurulundan çekildim ve azýnlýk yazýku-
rulu mensuplarý üyeliðe çaðýrýldýlar. Bunu, Merkez Yönetim Kurulu
üyeliðine çaðýrýlma savaþý izledi. Azýnlýðýn merkez yayýn organýný,
çoðunluðunsa Merkez Yönetim Kurulunu elde tutmasý esasýnda
dayalý barýþ yapma önerim reddedildi. Savaþ devam etti; onlar “ilke
olarak” bürokrasiye, aþýrý merkeziyetçiliðe, biçimciliðe, jakobeniz-
me, Þveitzerizme (bana Rus Schweitzer’i adýný takmýþlardý) ve ben-
zeri umacýlara karþý savaþýyorlardý. Kitabýmda bütün bu suçlamalarý
alaya aldým, yapýlanlarýn ya üyeliðe çaðrýlma kavgasý olduðunu ya
da (koþullu olarak “ilkelere” iliþkin bir þey sayýlacaksa) söylenenle-
rin oportünist, jirondist sözlerden baþka bir þey olmadýðýný göster-
dim. Þimdiki azýnlýk, yoldaþ Akimov’un ve bilinen öteki oportünist-
lerin kongremizde, eski Ýskra’nýn tüm yandaþlarýnýn merkeziyetçi-
liðine karþý söylemiþ olduðu þeyleri yinelemekten baþka bir þey
yapmýyor.
Rusya’daki yönetim kurullarý, merkez yayýn organýnýn özel
bir grubun organý haline dönüþtürülmesini, üyelik üzerine verilen
kavgalarýn ve partideki skandalýn organý haline [sayfa 292] dönüþtürül-
mesini tiksintiyle karþýlamýþlardýr; kýnamanýn en sertini dile getiren
birçok önerge kabul edilmiþtir. Yalnýzca daha önce adý anýlan sözü-
mona St. Petersburg Ýþçileri Örgütü ve Voronej Yönetim Kurulu
(her ikisi de yoldaþ Akimov’un eðilimini desteklemektedir), yeni

244 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ýskra’nýn eðilimini ilkede doyurucu bulduklarýný ilân etmiþlerdir.
Üçüncü kongrenin toplantýya çaðýrýlmasý istekleri daha da artmýþtýr.
Partimizdeki savaþýmý ilk elden inceleme zahmetine katla-
nacak okur kolayca görecektir ki, somut ve pratik olarak, yoldaþ
Rosa Luxemburg’un “aþýrý merkeziyetçilik”ten, merkezileþtirmenin
derece derece gerçekleþtirilmesi gereðinden, ve benzeri þeylerden
sözetmesi kongremizle alay etmektir, soyut ve teorik olarak ise
(eðer kiþi burada teoriden sözedebilirse) sözleri, marksizmi
bayaðýlaþtýrmaktan, marksist diyalektiði bozmaktan, vb. baþka bir
þey deðildir.
Partimizdeki savaþýmda en son aþamayý belirleyen þey,
çoðunluk mensuplarýnýn kýsmen Merkez Yönetim Kurulundan atýl-
malarý, kýsmen iþe yaramaz bir hiç haline getirilmeleridir. (Bu, Mer-
kez Yönetim Kurulunun kuruluþunun deðiþtirilmesinin,[55] vb.
sonucudur.) Parti Konseyi (ki eski yazýkurulu üyelerinin yeniden
üyeliðe çaðýrýlmalarýndan sonra ayný biçimde azýnlýðýn eline geç-
miþtir) ve þimdiki Merkez Yönetim Kurulu, üçüncü kongrenin top-
lantýya çaðýrýlmasý giriþimlerinin tümünü mahküm etmiþtir ve azýn-
lýðýn bazý üyeleriyle kiþisel pazarlýk ve görüþme yolunu seçmekte-
dirler. Bir kongre toplanmasý için harekete geçme suçunu iþlemeye
cesaret eden örgütler –örneðin Merkez Yönetim Kurulunun bir tem-
silci organý– daðýtýlmýþtýr.[56] Parti Konseyi ve yeni Merkez Yönetim
Kurulu, üçüncü kongrenin toplanmasýna karþý kampanya açmýþtýr.
Çoðunluk “Bonapartçýlýk Kahrolsun” sloganýyla karþýlýk vermiþtir
(bu, çoðunluk adýna konuþan yoldaþ Galyorka’nýn[57] broþürünün
baþlýðýdýr). Gittikçe, kongre toplanmasýna karþý savaþan Parti ku-
rumlarýnýn partiye karþýt, bonapartçý kurumlar olduðunu ilân eden
önergelerin [sayfa 293] sayýsý artmaktadýr. Azýnlýðýn aþýrý merkeziyetçi-
liðe karþý ve özerklikten yana tüm sözlerinin ne kadar ikiyüzlüce
olduðu þuradan apaçýk bellidir ki, benim ve öteki yoldaþlarýn kur-
duðumuz, çoðunluða ait yeni yayýnevi (ki yoldaþ Galyorka’nýn yu-
karda adýný andýðým broþürünü ve daha baþka broþürleri basmýþtýr)
partinin dýþýnda bir kuruluþ olarak ilan edilmiþtir.[58] Bu yeni yayýnevi,
çoðunluðun, kendi görüþlerini yayabileceði tek olanaktýr, çünkü
Ýskra’nýn sütunlarý onlara tümden kapanmýþtýr. Ama durum bu
olduðu halde –ya da salt bundan ötürü– Parti Konseyi, resmi ola-
rak, bizim yayýnevimize herhangi bir parti örgütü tarafýndan yetki
verilmediði gerekçesiyle yukarda anýlan kararý almýþtýr.

V. Ý. Lenin 245
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
Ýkinci kongrenin aldýðý bütün kararlarýn, yaptýðý bütün seçim-
lerin yok sayýlmasýnýn ve partiye karþý sorumlu olan parti kurumla-
rýnýn, üçüncü kongreyi toplama çabasýna karþý açtýklarý bu savaþýn,
olumlu çalýþmalarý ne kadar büyük ölçüde savsaklattýðýný, sosyal-
demokrasinin itibarýna ne büyük zarar verdiðini, tüm partinin ma-
neviyatýný ne kadar bozduðunu söylemeye bile gerek yoktur. [sayfa
294]

1904 Eylülünün ikinci yarýsýnda yazýldý.

Ýlk kez 1930’da


Lenin Miscellany XV’de yayýnlandý.
Rusça metin Almancadan çevrildi.
Collected Works,
Vol. 7, s.472-483.

246 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
AÇIKLAYICI NOTLAR

[1]
V. Ý. Lenin, Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri (Partimizdeki Bunalým)’ý yazmak
için aylarca çalýþmýþ, Rus Sosyal-Demokrat Ýþçi Partisinin (RSDÝP’nin) Ýkinci
Kongre tutanaklarýný ve kararlarýný, her temsilcinin yaptýðý konuþmalarý,
kongrede ortaya çýkan siyasal gruplarý, Merkez Yönetim Kurulu ve Parti Konseyi
belgelerini baþtan sona, özenle incelemiþtir. Örgütlenme sorunlarýný ele aldýðý
bu çalýþmada Lenin, menþevik oportünizme ezici bir darbe indirdi. Kitabýn ta-
rihsel önemi, Lenin’in bu kitapta parti üzerine marksist öðretiyi geliþtirmesinde,
proleter devrimci partinin örgütlenme ilkelerini ayrýntýlý bir biçimde ince-
lemesinde ve marksi+zm tarihinde ilk kez iþçi sýnýfý hareketi için örgütün
önemini küçümsemenin ne denli tehlikeli olacaðýný göstererek, örgütlenme
konusundaki oportünizmin ayrýntýlý bir eleþtirisini yapmasýndadýr.
Kitap, menþeviklerin þiddetli saldýrýsýna yolaçtý. Plehanov, Merkez [sayfa
295] Yönetim Kurulunun, kitapla hiç bir iliþkisi olmadýðýný açýklamasýný istedi.
Merkez Yönetim Kurulundaki arabulucular, kitabýn yayýnlanmasýný ve daðý-
týlmasýný önlemeye çalýþtýlar.
Oportünistlerin çabalarýna karþýn Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri, Rusya’daki
ileri iþçiler arasýnda geniþ ölçüde yayýldý. Polis kayýtlarýna göre, Moskova,
Petersburg, Kiev, Riga, Saratov, Tula, Orel, Ufa, Perm, Kostroma, Sçigri, Þavli
(Kovno Guberniyasý) ve baþka yerlerdeki tutuklamalar ve evlerin aranmasý
sýrasýnda kitabýn nüshalarý bulundu.
Bir Adým Ýleri Ýki Adým Geri, Lenin tarafýndan 1907’de (kitabýn baþlýk

V. Ý. Lenin 247
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sayfasýnda 1908 yazýlýydý) Oniki Yýl derlemesinde yeniden yayýnlandý. Bu baský,
1904 orijinal baskýsýnýn Lenin’in el yazýsýyla karþýlaþtýrýlan tam metnini ve
yazarýn 1907’de yaptýðý bütün ekleri içermektedir. – 3.
[2]
Ýskra (“Kývýlcým”) – Lenin’in 1900 yýlý Aralýk ayýnda yurtdýþýnda kurduðu,
tüm Rusya’da daðýtýlan ilk yasa-dýþý gazete. Bu gazete, ekonomistlerin
yenilmesinde, daðýnýk sosyal-demokrat gruplarýn birleþtirilmesinde ve Rus
Sosyal-Demokrat iþçi Partisi Ýkinci Kongresinin hazýrlanmasýnda kesin ve etkin
bir rol oynadý. Gazete, Rusya’ya gizlice sokuluyordu. Polis baskýsýndan ötürü
çarlýk Rusyasý içinde devrimci bir gazete yayýnlanmasý olanaksýzdý. Daha Sibir-
ya’da särgündeyken, Lenin, yurtdýþýnda bir gazete yayýnlama planýný, bütün
ayrýntýlarýyla uygulamaya giriþmiþti. Lenin, Ýskra’nýn ilk sayýsýný 11 (24) Aralýk
1900’de Leipzig’de çýkardý. Bundan sonra Münih’de, Temmuz 1902’den sonra
Londra’da ve 1903 ilkyazýndan baþlayarak da Cenevre’de yayýnladý.
Ýskra yazýkurulunda V. i. Lenin, G. V. Plehanov, Y. O. Martov, P. B. Akselrod,
A. N. Potresov ve Z. Ý. Zasuliç vardý. Gazetenin ilk günlerde sekreteri Ý. G.
Smdoviç-Leman’dý. Daha sonra, 1901 ilkyazýnda N. K. Krupskaya yazýkurulu
sekreteri oldu. Krupskaya: ayný zamanda, Ýskra’nýn Rusya’daki sosyal-demokrat
örgütlerle yazýþmalarýný da yönetiyordu. Lenin, yazýkurulunun fiili baþkaný ve
Ýskra’nýn her türlü giriþiminin yöneticisiydi. Ýskra’da yazdýðý yazýlar, partinin
kurulmasýyla, Rus proletaryasýnýn sýnýf savaþýmýyla ilgili bütün temel sorunlarý
ve uluslararasý sahnedeki belli-baþlý olaylarý ele alýr.
Ýskra’nýn çizgisini benimseyen RSDÝP gruplarý ve yönetim kurullarý, St.
Petersburg, Moskova ve Samara dahil, Rusya’nýn birçok kentinde kurulmuþtu.
Ýskra örgütleri, Lenin’in eðittiði profesyonel devrimciler tarafýndan kuruluyor
ve onlarýn yönetimi altýnda çalýþýyordu. [sayfa 296]
Ýskra yazýkurulu, Lenin’in giriþimiyle ve doðrudan katýlmasýyla partinin
program taslaðýný hazýrladý (gazetenin 21’inci sayýsýnda yayýnlanmýþtýr) ve 1903
yýlý Temmuz-Aðustos ayýnda toplanan RSDÝP Ýkinci Kongresini düzenledi.
O zamana kadar Rusya’daki yerel sosyal-demokrat örgütlerin çoðu Ýskra
ile iliþki kurmuþIardý. Onun taktiklerini, programýný ve örgütlenme planýný
benimsiyorlar, Ýskra’yý önder organ kabul ediyorlardý. Ýkinci Kongre, özel bir
kararla, partiyi kurma uðrundaki savaþýmda oynamýþ olduðu önemli rolü
belirterek, Ýskra’yý, RSDÝP’nin merkez yayýn organý kabul etti.
Ýkinci Kongre Ýskra’nýn yazýkuruluna, Lenin, Plehanov ve Martov’u,
seçmiþti. Eski altý yazýkurulu üyesinin kurulda kalmasýnda direncin Martov,
kongrenin kararýna karþýn, yazýkurulunda çalýþmayý kabul etmedi ve gazetenin
46-51’inci sayýlarý Lenin’le Plehanov tarafýndan yayýnlandý. Bundan sonra
Plehanov, menþeviklerden yana bir tutum takýndý ve parti kongresinin seçme-
yerek görevden uzaklaþtýrdýðý bütün eski menþevik yazýkurulu üyelerini kurula
çaðýrýlmasýný istedi. Lenin buna razý olmadý ve 19 Ekim (1 Kasým) 1903’te
yazýkurulundan çekildi; Merkez Yönetim Kuruluna seçildi ve menþevik opor-
tünistlere karþý savaþýmýný buradan yürüttü. Ýskra’nýn 52’nci sayýsýný tek baþýna
Plehanov yayýnladý. 13 (26) Kasým 1903’te kendi baþýna hareket eden ve
kongreye meydan okuyan Plehanov, eski menþevik üyeleri yazýkuruluna aldý.
Ýskra’nýn 52’nci sayýsýndan itibaren menþevikler, Ýskra’yý kendi organlarý haline

248 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
getirdiler. Artýk bolþevik eski Ýskra’nýn yerini, menþevik yeni Ýskra almýþtý. - 8.
[3]
“Pratik Ýþçi” adýyla da bilinen menþevik M. S. Makadziyub’un takma
adý. - 12.
[4]
1902 konferansý, RSDÝP yönetim kurullarý ve örgütleri temsilcilerinin
toplantýsýydý; 23-28 Mart (5-10 Nisan) tarihleri arasýnda Belostok’ta yapýlmýþtý.
Ekonomistler ve onlarý destekleyen bundcular, konferansý RSDÝP’nin ikinci
kongresi haline çevirmeye niyet etmiþlerdi. Böylece, Rus sosyal-demokrasisi
içinde kendi durumlarýný güçlendirmeyi, Ýskra’nýn artan etkisini kýrmayý umu-
yorlardý. Bu giriþim, gerek konferansýn bir bakýma sýnýrlý bir yapýya sahip ol-
masý (Rusya’da faaliyet gösteren örgütlerden yalnýzca dört RSDÝP örgütü
konferansta temsil edilmekteydi), gerek ortaya çýkan derin görüþ ayrýlýklarý
nedeniyle baþarýya ulaþamadý. Özellikle bir Ýskra temsilcisi, böyle bir
konferansýn parti kongresinde dönüþtürülmesine þiddetle karþý çýktý, bunun
için yetkili ve hazýrlýklý olunmadýðýný göstermeye çalýþtý. Konferans, partinin
ikinci kongresini [sayfa 297] toplamak üzere bir hazýrlýk komitesi seçti. Ama
konferanstan kýsa süre sonra, katýlanlarýn çoðu ve hazýrlýk komitesi üyelerinden
ikisi polis tarafýndan tutuklandý. Bunun üzerine, Kasým 1902’de, RSDÝP Peters-
burg Yönetim Kurulu, Rusya’daki Ýskra örgütü ve Yujni Raboçi grubunun tem-
silcileri Pskov’da biraraya geldiler, ikinci parti kongresini toplama çalýþmalarýný
yapmasý için yeni bir hazýrlýk komitesi seçtiler. - 13.
[5]
Bund (“Litvanya, Polonya ve Rusya Genel Yahudi Ýþçiler Birliði”) –
1897’de Vil-na’da Yahudi sosyal-demokrat gruplarýnýn yaptýðý bir kongrede
kuruldu; daha çok batý Rusya bölgesindeki yarý-proleter Yahudi zanaatkarlarýn
birliðiydi. Bund, RSDÝP’nin Birinci Kongresinde (Mart 1898), özellikle Yahudi
proleterleri ilgilendiren sorunlarda baðýmsýz, özerk bir örgüt olarak partiye
katýldý.
Bund, Rus sýnýfý hareketine milliyetçi ve ayrýlýkçý eðilimleri taþýdý. RSDÝP’nin
ikinci Kongresi, Bund’un, Yahudi proletaryanýn tek temsilcisi olarak kabul
edilme isteðini reddettikten sonra, Bund, partiden çekildi. 1906’da, Dördüncü
(Birlik) Parti Kongresinin kararý üzerine, Bund yeniden partiye katýldý. Parti
içinde bundcular her zaman oportünist kanadý (ekonomistleri, menþevikleri
ve tasfiyecileri) desteklediler, bolþeviklere karþý savaþtýlar. -16.
[6]
Raboçeye Dyelo (“Ýþçi Davasý”) –Nisan 1899’dan Þubat 1902’ye kadar
ekonomistlerin Cenevre’de düzensiz aralýklarla yayýnladýklarý bir dergi. Dergi,
Yurtdýþýndaki Rus Sosyal-Demokratlar Birliðinin yayýn organýydý. Üçü çift olmak
üzere 12 sayý yayýnlanmýþtýr. Raboçeye Dyelo, bernþtayncý “eleþtiri özgürlüðü”
sloganýný benimsedi, Rus sosyal-demokrasi hareketinin taktik ve örgütlenme
sorunlarýnda oportünist bir tutum takýndý, köylülerin devrimci potansiyelini
yadsýdý. Raboçeye Dyelo grubu, iþçi sýnýfýnýn siyasal savaþýmýný iktisadi sava-
þýmýna baðýmlý kýlmak þeklindeki oportünist düþüncenin propagandasýný, yaptý,
iþçi hareketinin kendiliðindenliðine tapýnma ölçüsünde baðlandý ve iþçi sýnýfý
partisinin önder rolünü yadsýdý. RSDÝP’nin ikinci Kongresinde, Raboçeye Dyelo,
partinin aþýrý sað, oportünist kanadýný temsil etti. -16.
[7]
Yujni Raboçi (“Güneyli Ýþçi”) – Rusya’nýn güneyinde 1900 güzünde,
ayný adý taþýyan yasa-dýþý bir gazetenin çevresinde oluþan sosyal-demokrat

V. Ý. Lenin 249
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
bir gruptu.
Ekonomistlerin tersine, Yujni Raboçi grubu, proletaryanýn siyasal sava-
þýmýný ve otokrasinin devrilmesini baþlýca ödev sayýyordu. Tethiþçiliðe kar-
þýydýlar, devrimci bir yýðýn hareketini geliþtirme gereðini savundular ve Rus-
ya’nýn güneyinde geniþ bir devrimci [sayfa 298] eyleme giriþtiler. Ayný za-
manda, liberal burjuvazinin rolünü aþýrý abartýyorlar, köylü hareketinin önemini
ise görmezlikten geliyorlardý. Bütün devrimci sosyal-demokratlarý Ýskra
çevresinde birleþtirerek merkezi marksist bir parti kurmaya dönük Ýskra
planýna karþýlýk Yujni Raboçi grubu, partiyi, bölgesel sosyal-demokrat birlikler
kurarak ortaya çýkarma planýný önerdi. Grup, bu planý uygulamak üzere, Aralýk
1901’de Güney Rusya’daki parti yönetim kurullarýný ve örgütlerini bir konfe-
ransta biraraya getirdi. Bu konferansta RSDÝP’nin Güney Yönetim Kurullarý ve
Örgütleri Birliði kuruldu, Yujni Raboçi de bu birliðin yayýn organý olarak kabul
edildi. Ancak (grubun tüm örgüt planý gibi) bu giriþimin de pratik olmadýðý
ortaya çýktý ve 1902’de giriþilen toptan tutuklama hareketi üzerine Birlik çöktü.
Aðustos 1902’de, Yujni Raboçi grubunun tutuklanmamýþ üyeleri, Rus sosyal-
demokrasisinde birliði yeniden kurmak üzere ortak çaba harcanmasý amacýyla,
Ýskra yazýkuruluyla görüþmelere baþladýlar. Rus sosyal-demokrasisinin gücünü
pekiþtirmesinde, grubun Ýskra’yla dayanýþma içinde olduðunu bildiren
açýklamasý çok yararlý oldu. Kasým 1902’de Yujni Raboçi grubu, ikinci parti
kongresinin toplanmasý hazýrlýklarýný düzenlemek üzere Rusya’daki Ýskra
örgütüyle, St. Petersburg Yönetim Kuruluyla ve RSDÝP Kuzey Birliðiyle iþbirliði
yaptý ve hazýrlýk komitesine katýldý. Ancak o dönemde bile Yujni Raboçi grubu
tutarlý bir devrimci tutum takýnamadý.
RSDÝP’nin Ýkinci Kongresi, öteki bütün gruplar, baðýmsýz sosyal-demokrat
gruplar ve örgütler gibi Yujni Raboçi grubunun da daðýtýlmasýna karar verdi. -
16.
[8]
Yurtdýþý Rus Devrimci Sosyal-Demokrat Birliði – Ekim 1901’de Lenin’in
giriþimiyle kuruldu. Görevi, devrimci sosyal-demokrasi fikirlerini yaymak,
cenkçi bir sosyal-demok-rat örgüt kurulmasýna yardýmcý olmaktý. Tüzüðüne
göre, Birlik, Ýskra’nýn yurtdýþý bölümüydü. Birlik, dýþarda yaþayan Rus sosyal-
demokratlarý arasýnda Ýskra’ya taraftar kazandý, gazeteye maddi yardýmda
bulundu, Rusya’ya sokulmasýný düzenledi ve popüler marksist yapýtlarý yayýn-
ladý. Ýkinci Parti Kongresi, Birliði, yurtdýþýndaki tek parti örgütü olarak onayladý
ve ona Parti Yönetim Kurulu statüsünü verdi, Birliðin, Merkez Yönetim Kuru-
lunun kýlavuzluðu ve denetimi altýnda çalýþmasýný kararlaþtýrdý.
Ýkinci Parti Kongresinden sonra, menþevikler, Birlik içinde saðlamca yer-
leþtiler, Lenin’e ve bolþeviklere karþý savaþa giriþtiler. Ekim 1903’te yapýlan
Ýkinci Birlik Kongresinde menþevikler, RSDÝP’nin Ýkinci Kongresinde kabul
edilen parti tüzüðüyle ters düþen bir [sayfa 299] birlik tüzüðünü onayladýlar.
O tarihten itibaren Birlik, menþeviklerin kalesi haline geldi; 1905’e kadar
varlýðýný sürdürdü. -16.
[9]
Borba (Savaþým) Grubu – 1900 yazýnda Paris’te doðdu. Gruba, D. B. Ri-
yazanov, Y. M. Steklov ve E. L. Gureviç önderlik ediyordu. Grup, Borba adýný
1901’de aldý. Grup, marksist devrimci teoriyi, doktriner ve skolastik bir yönde

250 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
yorumlayarak çarpýttý ve Lenin’in partinin kuruluþuna iliþkin örgütlenme ilke-
lerine karþý düþmanca bir tutum takýndý. Grup, sosyal-demokrat görüþ ve tak-
tiklerden uzaklaþtýðý, partiyi daðýtýcý nitelikte eylemlere giriþtiði, Rusya’daki
sosyal-demokrat örgütlerle hiç bir temasý olmadýðý için, Ýkinci Kongreye
çaðýrýlmadý. Ýkinci Kongrenin kararýyla grup daðýtýldý. - 23.
[10]
Pavloviç, RSDÝP’nin Ýkinci Kongresi Hakkýnda YoldaþIara Mektup,
Cenevre, 1904. - 24.
[11]
Raboçaya Mýysl (“Ýþçilerin Düþüncesi”) – Bir ekonomistler grubuydu,
ayný ad altýnda bir de gazete yayýnladý. Gazete Ekim 1897’den Aralýk 1902’ye
kadar, 16 sayý çýktý.
Raboçaya Mýysl, oportünist görüþleri gayet içtenlikle savundu: iþçi sýnýfý
hareketinin siyasal savaþýmýna karþý çýktý, tek tek önemsiz reformlar ve daha
çok ekonomik reformlarda ýsrar ederek, iþçi sýnýfý hareketinin amaçlarýný
sýnýrladý. Hareketin “kendiliðindenliði”ni savunarak, baðýmsýz bir proletarya
partisi kurulmasýna karþý durdu, devrimci teori ve bilincin önemini küçümsedi,
sosyalist ideolojinin, kendiliðinden geliþeceðini öne sürdü. -33.
[12]
15 Ocak 1904 tarihli Ýskra’nýn 52’nci sayýsýnýn Ek’inde, menþevik
yazýkurulu, eski ekonomistlerden A. Martinov’un bolþeviklerin örgütlenme
ilkelerine karþý çýkan ve Lenin’e saldýran bir yazýsýný yayýnladý. Martinov’un
yazýsýna düþülen bir notta, Ýskra yazýkurulu, yazarýn bazý düþüncelerine resmen
katýlmamasýna karþýn, yazýnýn tümüne katýldýðýný ve Martinov’un temel
önermeleriyle görüþ birliðinde olduðunu belirtmiþtir. –37
[13]
Ekonomizm – Yüzyýlýn dönümünde Rus sosyal-demokrasi hareketi
içinde görülen oportünist bir eðilim. Ekonomistler, çarlýða karþý siyasal savaþýmý
esas olarak liberal burjuvazi tarafýndan yürütülmesi gerektiði kanýsýndaydýlar.
Ýþçilerinse, daha iyi çalýþma koþullarý, daha yüksek ücretler, vb. için yalnýzca
iktisadi savaþým vermekle yetinmeleri gerektiðini düþünüyorlardý. Partinin
önder rolünü ve iþçi sýnýfý hareketi içindeki devrimci teorinin anlam ve önemini
yadsýyan ekonomistler, iþçi sýnýfý hareketinin, kendiliðinden geliþmesinin
zorunlu olduðunu iddia ederlerdi. Lenin Ne Yapmalý? adlý yapýtýnda ekono-
mizmi yerden yere vurur. (Bkz: V. Lenin, Ne Yapmalý?, Sol Yayýnlarý, Ankara,
1977.) -48. [sayfa 300]
[14]
Otrezki –1861’de Rusya’da serfliðin kaldýrýlmasý üzerine, toprak
sahiplerinin köylülerden aldýðý toprak parçalarý. -48.
[15]
Bu, bütün topraðýn genel yeniden daðýtýmýný (çorni peredel) ifade eden
ve çarlýk Rusyasýnda köylüler arasýnda çok yaygýn olan sloganlardan biri. - 49.
[16]
Jorecilik – Fransýz Sosyalist Partisinde sað reformcu kanada önderlik
eden Fransýz sosyalist Jean Jaurés’nin adýndan gelen siyasal eðilim. Joreciler,
“eleþtiri özgürlüðü” isteme görünümü içinde, temel marksist önermeleri
deðiþtirmeye kalkýþtýlar ve burjuvaziyle iþbirliðini savundular. -73.
[17]
Zemliya i Volya (Toprak ve Özgürlük) – 1876 güzünde St. Petersburg’da
devrimci narodnikler tarafýndan kurulan bir örgüt. Üyeleri arasýnda Mark ve
Olga Natanson, G. V. Plehanov, O. V. Aptekman, S. M. Karavçinski, S. L.
Perovskaya, A. D. ve A. F. Mihaylov da vardý. Zemliya i Volya grubu, Rusya’daki
köylüleri baþlýca devrimci güç olarak görüyor ve köylüleri çarlýða karþý isyan

V. Ý. Lenin 251
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ettirmeye çalýþýyordu. Bu örgütün mensuplarý, birçok Rus guberniyasýnda
(illerde), Tambov’da, Voronej’de ve baþka yerlerde, devrimci bir eylem yürüt-
tüler.
Köylüler arasýnda ajitasyon çalýþmalarý yapmak amacýyla örgütün üyeleri,
baþta Volga boyu ve Rusya’nýn verimli orta bölgeleri olmak üzere tarýmsal
alanlarda kýrsal “merkezler” kurdular. Ýþçiler ve öðrenciler arasýnda da çalýþtýlar.
Bazý iþçi çevreleriyle bað kurmalarýna karþýn, Zemliya i Volya, týpký öteki
narodnik grupçuklar gibi, iþçi sýnýfýnýn öncü rolünü yadsýdýðý için, iþçi sýnýfý
hareketine önderlik edemedi. Ayrýca siyasal savaþýmýn, olsa olsa devrimcilerin
enerjisini gerçek yolundan saptýracaðý ve halkla olan baðlarýný zayýflatabileceði
görüþünde olduklarý için, siyasal savaþýmýn önemini anlayamadýlar.
Köylüler arasýndaki devrimci çalýþmalarýn baþarýsýzlýða uðramasý ve
hükümetin gittikçe artan baskýsý karþýsýnda, üyelerinin çoðunluðu, amaçlarýna
ulaþmak için baþlýca yol olarak siyasal tethiþe dönmeye baþladý. Bu konuda
keskin anlaþmazlýklar çýktý ve 1879 Haziranýnda Zemliya i Volya ikiye bölündü:
Eski taktikleri destekleyenler (baþý Plehanov çekiyordu) Çorni Peredel (Genel
Yeniden Daðýtým) adý verilen bir örgütü oluþtururken, tethiþi savunanlar da
(A. Ý. Zelyabov ve ötekiler) Narodnaya Volya’yý kurdular. - 75.
[18]
Narodnaya Volya (Halkýn Ýradesi) – Bu grup, Zemliya i Volya’nýn
bölünmesi üzerine, 1879 Aðustosunda narodnik tethiþçilerin gizli siyasal örgütü
olarak kuruldu. A. Ý. Zelyabov, A. D. Mihaylov, [sayfa 301] M. F. Frolenko, N. A.
Morozov, Vera Figner, Sofya Perovskaya, A. A. Kýviyatkovski ve daha baþka
kiþileri kapsayan yüksek bir kurulun yönetimindeydi.
Narodnaya Volya, bir yandan narodnik ütopik sosyalist fikirlere inanýrken,
temel amaç olarak mutlakiyetin yýkýlmasý ve siyasal özgürlüðün elde edilmesi
için siyasal savaþýmýn gereðine inanýyordu. Lenin þöyle yazmýþtý: “Narodnaya
Volya üyeleri, siyasal savaþýma girerek ileriye doðru bir adým atmýþlardýr, ama
bu savaþýmý sosyalizmle birleþtirmeyi baþaramamýþlardýr.” (Lenin, Selected
Works, Vol. 8, s. 72).
Narodnaya Volya, çarlýk mutlakiyetine karþý kahramanca bir savaþ verdi.
Ama “aktif” kahramanlar, “pasif” halk yýðýnlarý yanlýþ teorisini izleyerek, top-
lumu yeniden kurmayý, halkýn katkýsý olmaksýzýn, sýrf kendi çabasýyla ve bireyci
tethiþle gerçekleþtirmeyi umdu. Aleksandýr Il’nin 1 Mart 1881’de katledilme-
sinden sonra, vahþiyane misillemelerle ve ölüm cezalarýyla hükümet, bu gru-
bun varlýðýna son verdi. 1880’ler boyunca örgütü yeniden canlandýrma giri-
þimleri baþarýsýzlýða uðradý.
Narodnaya Volya’nýn yanýlgýlarýný, ütopik programýný eleþtirirken Lenin,
bu grubun üyelerinin çarlýða karþý kiþisel çýkar gütmeyen çabalarýný, tekniklerini
ve gayet saðlam biçimde merkezileþtirilmiþ örgütlerini saygýyla anar. - 75.
[19]
Manilovizm – Gogol’ün Ölü Canlar’ýndaki Manilov’un adýndan gelir.
Kendini beðenmiþlik içinde gönül rahatlýðý, boþ duygusal düþler, ilkesiz darka-
falýlýk demektir. - 78.
[20]
Burada, 1900’deki Hamburg duvarcýlar grevi sýrasýnda, Özgür Duvarcýlar
Ýþçi Birliði üyelerinden 122’sinin, iþçi birliði merkezinin buyrultusunu çiðneyerek
parça baþýna iþ yapmalarý olayýna deðiniliyor. Hamburg Duvarcýlarý Ýþçi Birliði,

252 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
sosyal-demokrat üyelerin grev kýrýcý davranýþlarý hakkýnda, bölge sosyal-de-
mokrat parti þubesine þikayette bulunmuþ ve Alman Sosyal-Demokrat Par-
tisinin bu konuda karar almasýný istemiþti. Alman Sosyal-Demokrat Partisi
Merkez Yürütme Kurulu tarafýndan kurulan bir onur kurulu, bu sosyal-de-
mokratlarýn davranýþýna yermiþ, ama partiden çýkarýlmalarý önerisini geri
çevirmiþtir. - 82.
[21]
S. Zborovski (Kostiç) tarafýndan kaleme alýnan ve kongre tarafýndan
ve kongrece geri çevrilen parti tüzüðünün birinci maddesiyle ilgili önerge
þöyleydi: “Parti programýný kabul eden, herhangi bir parti örgütünün kýla-
vuzluðu altýnda partiye yardým eden ve mali katkýda bulunan kiþi, parti üyesi
sayýlýr.” - 87.
[22]
RSDÝP’nin ikinci kongresinde Ýskra örgütünün 16 üyesi vardý; [sayfa
302] Lenin’in önderliðindeki 9 bolþevik, Martov’un önderliðindeki 7 menþevik.
- 100.
[23]
Ývan Ývanoviç ve Ývan Nikiforoviç – N. Gogol’ün Ývap Ývanoviç, Ývan
Nikiforoviç’le Nasýl Tartýþtý öyküsündeki kahramanlar. - 102.
[24]
Augen Ahýrlarý – Ahlaksýzlýðýn ve pisliklerin yýgýldýðý yer anlamýna
kullanýlýr. Yunan mitolojisine göre, Augean’in ahýrý 30 yýl temizlenmeden
býrakýlmýþ ve Heraklis tarafýndan bir günde temizlenmiþtir. - 103.
[25]
Alman Sosyal-Demokrat Partisinin kongresi 6-12 Ekim 1895 tarihleri
arasýnda Breslau’da toplandý. Kongrenin dikkati 1894 Frankfurt kongresinin
kararýna uygun olarak kurulan tarým komisyonunun önerdiði tarým programý
taslaðý üzerinde toplanmýþtý. Tarým programý taslaðý, önemli yanýlgýlarý içeri-
yordu; özellikle proletarya partisini “tüm halk”ýn partisi haline dönüþtürme
eðilimini yansýtýyordu. Programý, yalnýzca oportünistler deðil, August Bebel ve
Karl Liebknecht de savunmuþ ve 1895 kongresinde bu yüzden partili yoldaþlar
tarafýndan kýnanmýþtý. Tarým programý kongrede Karl Kautsky, Clara Zetkin
ve birçok baþka sosyal-demokrat tarafýndan eleþtirildi. Komisyon tarafýndan
öne sürülen program, büyük bir çoðunlukla (63’e karþý 158 oyla) geri çevrildi.
- 108.
[26]
Bunlar Goethe’nin Faust’unda Margareta’nin sözleridir (Margareta,
Faust’u, Mephistopheles’le arkadaþlýðýndan ötürü kýnamaktadýr.) Clara Zetkin
bu sözleri Alman sosyal-demokrat kongresinde, belleðinden aktarmýþtý. - 109.
[27]
Arakçeyev, A. A. – 18. yüzyýlýn sonuyla, 19. yüzyýlýn baþlarýnda yaþamýþ
gerici bir Rus devlet adamý. Arakçeyev adý, azgýn bir polis zulmü ve kaba kuv-
vet dönemini simgeler. - 117.
[28]
Osvobojdeniye (“Kurtuluþ”) – 1902 Haziranindan 1905 Ekimine kadar,
P. B. Struve’nin yönetimi altýnda, yurtdýþýnda yayýnlanan onbeþ günlük gazete.
Bu gazete, Rus liberal-monarþist burjuvazisinin organýydý. 1903’de, gazetenin
çevresinde liberal-monarþistler toplandýlar ve (1904 Ocak ayýnda) liberal-mo-
narþist Osvovobjdeniye Birliði’ni kurdular. Bu Birlik 1905 Ekimine kadar yaþadý.
Birliðin üyeleri Zemstvo anayasacýlarýyla birlikte, Rusya’daki baþlýca burjuva
partisi olan ve 1905’te kurulan Kadet Partisinin çekirdeðini oluþturdular. -
164.
[29]
Lenin burada, ekonomist Akimov’un, RSDÝP ikinci kongresinde prog-

V. Ý. Lenin 253
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
ram üzerindeki görüþmelerde yaptýðý iki konuþmaya deðiniyor. Ýskra’nýn prog-
ram taslaðýna karþý Akimov’un öne sürdüðü itirazlardan biri, programýn
“proletarya” sözcüðünü yalýn [sayfa 303] (nominative) halde deðil, ismin
(genitive) halinde (örneðin proletaryanýn partisi) kullanmasýydý. Akimov, bu-
nun, partiyi proletaryanýn üstüne yükseltmek demek olduðunu iddia ediyordu.
- 168.
[30]
Montanyar ve Jirond – 18. yüzyýlýn sonunda, Fransýz burjuva devrimi
sýrasýnda, burjuvazinin iki siyasal grubu. Montanyarlar ya da Jakobenler, o
zamanýn devrimci sýnýfý olan burjuvazinin, mutlakiyetle feodal sistemin
kaldýrýlmasýndan yana olan daha kararlý temsilcilerine verilen addý. Öte yandan,
Jirondenler, devrimle karþý-devrim arasýnda yalpalýyorlardý. Politikalarý,
monarþiyle uzlaþma politikasýydý.
Lenin “sosyalist Jirond” deyimini, sosyal-demokrat hareket içindeki opor-
tünist eðilim için, “Montanyar” ya da proleter Jakoben terimini ise devrimci
sosyal-demokratlar için kullanýyordu. – 179.
[31]
Voronej komitesi ve St. Petersburg “Ýþçileri Örgütü”, ekonomistlerin
elindeydi. Bunlar, Lenin’in Ýskra’sýna ve marksist bir parti kurulmasýna
karþýydýlar. – 181.
[32]
. Merkez Yönetim Kurulunun bu yeni üyesi, 1903 Eylülünde Rusya’dan
Cenevre’ye gelen F. V. Lengnik’di. – 192.
[33]
Zarya (“Þafak”) – Ýskra yazýkurulu üyelerinin 1901-1902’de Stuttgart’ta
yayýnladýklarý marksist bilimsel ve siyasal dergi. Zarya, enternasyonal reviz-
yonizmi ve Rus revizyonizmini eleþtirmiþ ve marksizmin teorik önermelerini
savunmuþtur. Gazete, Lenin’in þu yazýlarýný yayýnlamýþtýr: “Zemstvo Zalimleri
ve Liberalizmin Aniballeri”, “Tarým Sorunu ve Bay Eleþtirmenler” (Tarým
Sorunu ve Marx’ýn Eleþtirileri’nin ilk dört bölümü), “Rus Sosyal-Demokrasisinin
Tarým Programý”. Gazete ayrýca Plehanov’un þu yazýlarýný yayýnlamýþtýr:
“Eleþtirmenlerimizi Eleþtiri. Bölüm: I. Bay P. Struve, Toplumsal Geliþme Marks-
ist Teorisini Eleþtirici Rolünde”, “Kant, Kant’a Karþý ya da Bay Bernstein’in
Vasiyeti”. – 192.
[34]
Muhtemelen Cenevre’nin iki dýþ semti: Carouge ve Cluse. Çoðunluðun
ve azýnlýðýn destekçilerinin oturduðu yerler. – 213.
[35]
Sobakeviç – Gogol’ün Ölü Canlar’ýndan bir karakter. – 213.
[36]
Ortodoks – Menþevik Liyabov Akselrod’un kullandýðý takma ad. – 214.
[37]
Bazarov – Turgenyev’in Babalar ve Oðullar’ýnýn baþ kahramaný. – 216.
[38]
Ýskra, n° 53’te, Lenin’in “Ýskra’ya Mektup”uyla (Collected Works, Vol.
7, s. 115-118) birlikte, Plehanov’un yazdýðý, yanýt niteliðinde bir de baþyazý
yayýnladý. Lenin, sözkonusu mektubunda, bolþeviklerle menþevikler arasýndaki
ilke ayrýlýklarýnýn gazetede enine-boyuna tartýþýlmasýný önermiþti. Plehanov,
bu ayrýlýklarý [sayfa 304] “teorik siyasete özgü basit kavgalar” diye niteleyerek
bu tartýþmayý kabul etmedi. – 217.
[39]
Revolutsionnaya Rossiya (“Devrimci Rusya”) – Ýlkin Rusya’da Sosyalist-
Devrimciler Birliði tarafýndan 1900’ün sonunda yayýnlanan yasadýþý sosyalist-
devrimci bir gazeteydi. Ocak 1902’den Aralýk 1905’e kadar yurtdýþýnda (Cenev-
re’de) Sosyalist-Devrimci Partinin resmi organý olarak çýkarýldý. – 217.

254 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
[40]
Menþeviklere Merkez Yönetim Kurulunun Ultimatomu 12 (25) Kasým
1903’te açýklandý. Lenin, 22 Ekim (4 Kasým) 1903’te Merkez Yönetim Kuruluna
bir mektup göndererek menþeviklere þu önerilerde bulunulmasýný istemiþti
1) Merkez yayýn organýnýn yazýkurulundaki eski yönetmenlerden üçünün
üyeliðe çaðýrýlmasý; 2) Yurtdýþý Birliðinde (Leauge) statükoya dönülmesi; 3)
parti konseyinde menþeviklere bir üyelik verilmesi. Bu koþullar, Merkez
Yönetim Kurulunun uzlaþtýrmacý üyelerince desteklenmedi. Sözkonusu
mektupta Lenin, mektubunda ana hatlarýný çizdiði ve onaylanmasýný önerdiði
ultimatomun (yani Merkez Yönetim Kurulunun onlara verebileceði pratik
ödünleri gösteren belgenin) koþullarýný belirtmiþ, ancak bu koþullarýn karþý
tarafa bildirilmesinin geciktirilmesini istemiþti: 1) Yazýkuruluna, eski
yazýkurulunun dört üyesinin alýnmasý; 2) Merkez Yönetim Kuruluna, bizzat
kurulun seçeceði, muhalefete mensup iki üyenin alýnmasý; 3) Yurtdýþý Birliðinde
statükoya dönülmesi; 4) Parti Konseyinde menþeviklere bir üyelik verilmesi.
“Eðer ultimatom kabul edilmezse” diye yazýyordu Lenin, “bu sonuna kadar
savaþ demek olacaktýr. Ek bir koþul: 5) ikinci parti kongresindeki ve kongreden
sonraki çekiþmelere iliþkin her türlü dedikodunun, kavganýn ve konuþmanýn
sona erdirilmesi.” (Collected Works, Vol. 34, s. 187.) Lenin’in bu önerileri (ek
koþul hariç), Merkez Yönetim Kurulunun uzlaþmacý üyeleri tarafýndan bir
ölçüde yumuþatýldý.
Ultimatomun ertesi günü, menþevikler, Plehanov’dan da gördükleri büyük
yardýmla, Ýskra’nýn eski yöneticilerini, merkez yayýn organýnýn yazýkuruluna
üye olarak çaðýrdýlar, Merkez Yönetim Kurulunun ultimatomunu reddettiler
ve parti çoðunluðuna karþý açýk bir savaþa giriþtiler. – 219.
[41]
Y – Parti konseyinde, merkez yayýn organýnýn temsilcisi olan, daha
sonra Merkez Yönetim Kuruluna üye olarak çaðýrýlan L. Ý. Galperin’in takma
adý. Bu üye uzlaþmacý bir tutum takýnmýþtýr. – 220.
[42]
Burada, “yasal marksizm”in baþlýca temsilcilerinden olan Piyotr
Struve’ye ve onun Rusya’nýn Ýktisadi Geliþmesi Konusu Üzerine [sayfa 305]
Eleþtirici Sözler (1894) adlý kitabýna deðiniliyor. Bu ilk kitabýnda Struve’nin,
burjuvaziyi savunan düþünceleri açýkça farkediliyordu. Lenin, 1894’de, St.
Petersburg’daki bir marksist gruba okunan “Burjuva Yazýnýnda Marksizmin
Yansýmasý” baþlýklý yazýsýnda, Struve’nin ve öteki “yasal marksistler”in görüþ-
Ierine saldýrdý. Lenin bu yazýsýný 1894’ün sonunda, 1895 baþýnda “Narodizmin
Ýktisadi Ýçeriði ve Bay Struve’nin Kitabýndaki Eleþtirisi” (Collected Works, Vol.
I, s. 333-507) adý altýnda geniþletti. – 226.
[43]
Lenin, Martov’un Ýskra’da yayýnlanan “Hazýrlanmanýn Yolu Bu mu?”
baþlýklý yazýsýna deðiniyor. Martov, o yazýsýnda, bütün Rusya’yý içine alan silahlý
bir kalkýþma hazýrlýklarýna karþý durmuþ, bu hazýrlýklarýn ütopik fesatçý bir
giriþimden baþka bir þey olmadýðýný söylüyordu. – 229.
[44]
Zarya n° 1’de yayýnlanan (Nisan 1901) ve ekonomistlerin, kendi
taktiklerini kendiliðinden geliþen bir harekete göre ayarlama çabalarýyla alay
eden “Çaðdaþ Rus Sosyalistinin Ýlahisi” baþlýklý taþlamadan bir dize. Martov’un
yazdýðý bu “ilahi”, Narcis Tuporilov imzasýyla yayýnlanmýþtý. – 238.
[45]
Oblomov – Bir toprak sahibi, Goncarov’un ayný adý taþýyan romanýnýn

V. Ý. Lenin 255
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
kahramaný, tembel ve pasif bir bitkiselleþmenin somut örneði. – 240.
[46]
Alman Sosyal-Demokrat Partisinin Dresden Kongresi, 13-20 Eylül 1903
tarihleri arasýnda toplanmýþtý. Kongrede tartýþýlan baþlýca konu, parti taktikleri
ve revizyonizmle savaþ sorunlarýydý. Kongre E. Bernstein’in, P. Göhre’nin, E.
David’in, W. Heine’nin ve öteki Alman sosyal-demokratlarýnýn revizyonist,
görüþlerini eleþtirdi. Ancak revizyonizme karþý savaþýmýnda kongre yeterince
tutarlý deðildi: revizyonistler partiden çýkarýlmadýlar ve kongreden sonra da
oportürüst görüþlerini yaymayý sürdürdüler. – 246.
[47]
Sozialistische Monatshefte (“Sosyalist Aylýk”) – Alman Sosyal-Demok-
rat Partisindeki oportünistlerin ve uluslararasý oportünizmin baþlýca yayýn
organý. 1897-1933 yýllarý arasýnda Berlin’de yayýnlandý. – 246.
[48]
Frankfurter Zeitung (“Frankfurt Gazetesi”) – Almanya’daki hisse
senetleri borsasýnýn büyük para babalarýnýn yayýn organý olan gündelik gazete.
1856-1943 yýllarý arasýnda Frankfurt-on-Main’da yayýnlandý. Gazete 1949’dan
itibaren Frankfurter Allgemeine Zeitung adý altýnda yeniden yayýnlanmaya
baþlandý. Þimdi Batý Alman tekellerinin sözcüsüdür. – 251.
[49]
“Bakanlýk” taktikleri, “bakanlýkçýlýk”, ya da “bakanlýk sosyalizmi” (ya
da millerandcýlýk) – Sosyalistlerin, gerici burjuva [sayfa 306] hükümetlerine
katýlmalarýný amaçlayan oportünist taktikler. Bu terim, Fransýz sosyalisti Mil-
lerand’ýn, Waldeck-Rousseau’nun burjuva hükümetine katýlmasý üzerine or-
taya çýkmýþtýr. – 254.
[50]
Lenin burada, Martov’un yazdýðý ve Ýskra’da yayýnlanan (n° 58, 25
Ocak 1904) “Sýra Kimde?” baþlýklý yazýsýna eklediði RSDÝP için Kýsa Bir Anayasa
taþlamasýna deðiniyor. Martov bu anayasasýnda bo1þevizmin örgütlenme ilke-
leriyle eðleniyor ve menþeviklere karþý takýnýlan sözde haksýz tutumdan yaký-
nýyordu. Martov burada, “zorbalar” ve “zorbalýða uðrayan” sözleriyle bolþe-
vikleri ve menþevikleri kastetmekteydi. – 256.
[51]
Trepov, F. F. – St. Petersburg valisi. 1878’de Vera Zasuliç, siyasal tutuklu
Bogolyubov’a kötü davranýlmýþ olmasýný protesto için, Trepov’a ateþ etmiþti.
– 276.
[52]
Rosa Luxemburg’un “Rus Sosyal-Demokrat Hareketi Ýçinde Örgüt
Sorunlarý” baþlýklý yazýsýný yanýtlamak üzere yazýlan bu yazý, Alman sosyal-
demokratlarýnýn yayýn organý Neue Zeit’da yayýnlanmak üzere Kautsky’ye
gönderildi. Ancak Kautsky yazýyý yayýnlamadý. – 281.
[53]
Raboçaya Gazeta (“Ýþçilerin Gazetesi”) – 1897’de Kievli sosyal-de-
mokratlar tarafýndan yayýnlanan yasadýþý bir gazeteydi. Ýki sayý çýkarýlabildi:
1’inci sayý Aðustosta, 2’nci sayý (Kasým tarihiyle) Aralýkta. RSDÝP birinci kongresi
Raboçaya Gazeta’yý partinin resmi organý olarak kabul etti, ancak gazetenin
basýmevine polisin yaptýðý baskýn ve Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin tutuk-
lanmasý nedeniyle, gazete yayýna son vermek zorunda kaldý. – 287.
[54]
Sosyalizmle Savaþ Yasasý – Almanya’da 1878’de yürürlüðe kondu. Yasa
Sosyal-Demokrat Partinin bütün örgütlerini, iþçi sýnýfýnýn yýðýn örgütlerini ve
iþçi basýnýný ezdi, sosyalist yayýnlara el kondu, birçok sosyal-demokrat ülkeden
çýkarýldý. Ýþçi sýnýfýnýn kitlesel hareketlerinden gelen baský sonucu, yasa 1890’da
yürürlükten kaldýrýldý. – 290.

256 V. Ý. Lenin
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri
[55]
Ýkinci parti kongresinde Merkez Yönetim Kuruluna seçilen üyeler
Lengnik, Krijijanovski ve Noskov’du. Ekim 1903’te (yeni tarih) Zemliyaçka,
Krasin, Essen ve Gusarov; Kasýmda da Lenin ve Galperin de üyeliðe çaðýrýldýlar.
Merkez Yönetim Kurulunun kuruluþunda Temmuz-Eylül 1904’te yeni bazý
deðiþiklikler oldu: Lenin’i destekleyen Lengnik ve Essen tutuklandýlar; uzlaþ-
týrmacý Krijijanovski ve Gusarov istifa ettiler; uzlaþtýrmacýlardan Krasin, Noskov
ve Galperin, Lenin’in protestolarý arasýnda, çoðunluk mensubu Zemliyaçka’yý
hukuk-dýþý bir tutumla üyelikten çýkardýlar ve [sayfa 307] baþka üç uzlaþmacýyý
Liyubimov, Karpov ve Dubrovinski’yi üyeliðe çaðýrdýlar. Bu deðiþiklikler sonucu,
Merkez Yönetim Kurulunun çoðunluðu uzlaþmacýlardan oluþtu. – 293.
[56]
Lenin, Merkez Yönetim Kurulunun, üçüncü kongrenin toplanmasý için
harekete geçen Güney Bürosunun daðýtýlýþýný kastediyor. – 293.
[57]
Galyorka – Bolþevik M. S. Olminski’nin (Aleksandrov) takma adý. –
293.
[58]
Burada, Ýskra’nýn menþevik yazýkurulu üyelerinin, gazetenin sütunlarýný
bolþeviklere kapatmalarý ve ikinci kongresinin kararlarýný kabul eden ve
üçüncü kongrenin toplanmasýný isteyen parti örgütlerinin açýklamalarýný
yayýnlamayý reddetmeleri ardýndan, bolþeviklerin kurduðu Bonch-Bruyeviç
ve Lenin Sosyal-Demokrat Parti Yazýný Yayýmevi kastediliyor. Yayýmevi men-
þeviklerle uzlaþmacýlara karþý bazý broþürler çýkardý: Lenin’in Zemtsvo Kam-
panyasý ve “Ýskra”nýn Planý; Galyorka’nýn Bonapartçýlýk Kahrolsun; Orlovski’nin
Konsey Partiye Karþý baþlýklý broþürü ve daha baþka broþürler. – 294.

V. Ý. Lenin 257
Bir Adým Ýleri, Ýki Adým Geri