You are on page 1of 15

Postmodernizm Nedir?

Hasan YILDIZ ∗

Özet: Bu çalışmada 20. yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan postmodernizm akımı
tanıtılmaya çalışılmaktadır. Nasıl ortaya çıktığı dana önce sanatta, mimaride kullanılışı kısaca
ifade edilmektedir. Daha sonra felsefe postmodernizm, Lyotard ve Habermas arasındaki
rekabet açıklanmaktadır. Modernizmle postmodernizmin birbirine halefliği veya selefliği
tartışılıyor. Jean Baudrillard’ın smulakr ya da taslama kavramı, TV’nin olumsuz etkileri ile
ilgili görüşleri vurgulanmaktadır. Politik postmodernizmde ise radikal demokrasinin yeniden
önem kazanması, liberalizme ve devletçiliği karşı olan görüşler vurgulanmıştır. Politikada
sorumluluğun önemine dikkat çekilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Modernlik, postmodernlik, modernleşme, radikal demokrasi.

What is Postmodernizm?
Abstract: This study seeks to present and explain the trand of postmodernism which emerged
in the last guarter of the twentieth century. Its beginnings and former use in art and
architecture is explaned in short. The rivalry between Lyotard and Habermas in the field of
philosophy. The care of continuity between Modernism is stutied. The smulakr consept of
Jean Baudrillard and his views concerning the negative offects of television are emphasized.
Morewer, the views againts liberalism and etatism along with how radical democracy gained
importance is studied under political postmodernism. Special emphasis is responsibility in
politics.
Key Words: Modernism, Post-Modernism, modernisation, radical democracy.

GİRİŞ
Post modernizmin tanımında bir belirsizlik söz konusudur. En az konuşulalar
kadar tanım var.(Armağan, 1995, 53) Her yazar post moderni kendisi
açısından belli bir yönüne ağırlık vererek tanımlama yoluna gitmektedir.
Post modernizm bazılarına göre modernizmden bir kopuş olmaktadır. Bir
kısım yazarlara göre ise modernizmin rafine edilmiş, ileri bir halidir. Kimine
göre kolaj tekniği iken kimide onu tarihin sonunu ilan eden akım olarak
görüyor(Fukuyama, 1993, 13-52). Postmodern bir durum yaşanmakta olduğu
ileri sürülmektedir. Bu yaşanan süreç içinde aklın iflas ettiği, ideolojilerin
tükendiği, mekan ve zaman anlayışlarımızın sarsıldığı iddia edilmektedir.
Nihayet felsefede postmodernizmin tanımı 1979’da J. F. Lyotard’ın yazdığı
“ la condition postmoderne” adlı eserde belirlenir. Lyotard burada “ üst
anlatıların sonu” diye postmodernizmi tanımlar. (Soykan, 1993, 125)


Yrd. Doç. Dr. Hasan YILDIZ, Dumlupınar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji
Bölümü

dans. (Soykan. Kullanım alanı olarak postmodern deyimi tartışmalıdır: Edebiyat. Sanatta. . resim. politikaya sırt çevrilir. Lyotard ve Baudrillard (Sarup. 1993. Mimaride. Derrida. Postmodernizmin ilk defa nerede ortaya çıktığı sorusuna cevap olarak 1960’larda New York’lu sanatçılar ve eleştirmenleri gösterebiliriz. 117). 1970’lerde Avrupa’ya taşınıp orada geliştirilmiştir. Senchs ve Ventur. 80’li yıllarda ise bilgi işlem çağındaki gelişmeler çoğulcu bir geleceği gösterir. mimarlık. Yeri geldiğince değineceğimiz Habermas ise modernliğin bitmediğini bir tamamlanmamış proje olduğunu ileri sürmektedir. Yetmişli yıllarda bir içe dönüş yaşanır. tarih. Warhol. Kieper. Baselitz. Sherman. felsefe gibi farklı alanlarda kullanılmaktadır. Lynch ( mavi kadife) Fotografta. Barthes. moda.1-Genel Bir Bakış: Batı toplumlarında postmodernizm üzerine pek çok yazılar yazılıp. 1995. Barthalime ve Pynchon Sinemada. (Soykan. 1993. Schnabel. teoloji. Edebiyatta. Postmodernizm içerik ve meşruluk açısından da tartışmalı bir durumdadır. kimine göre çevreci veya yeşilci. İçerik olarak kimine göre yeni teknolojiler çağı. Felsefede. Artoud. 117). 158). Artık postmodernizmden de bahsedilmeye başlanmıştır. Meşruluk olarak onu meşru gösterecek yeni fenomenlerin olmadığı söylenmektedir. müzik.(Sarup. Postmodernizm üzerine yapılan tartışmalar 80’li yıllarda hareketlidir. bazılarına göre çoğullaşma ve parçalanma ve nihayet bir gruba göre de yeni bir mitosla dağınık toplumun yeni bir bütünleşmesidir. Postmodernizm denilince akla gelen isimler arasında şöyle sıralanabilir. Tiyadroda. 1995. 1993. Böyle bir ortam içerisinde postmodern tartışma ortaya çıkar ve gündemi işgal eder. Aralarında bir uzlaşım yoktur. 155). Altmışlı yıllarda toplumsal-bilimsel ve sanatsal ütopyalar vardı. entelektüel ve akademik alanda kullanılmaktadır. konuşmalar yapılmaktadır. Olsa bile başlama ve bitme noktasını belirleme işi ancak tarihçilere aittir şeklinde itirazlar da vardır (Soykan. Yayılmacı bir karakter taşıdığı için virüs tabiriyle de bahsedilmektedir. Bu terim pek çok sanatsal. Rauschenberg. psikoanaliz. 116).

Modernizmin bir parçası olup olmadığı bir süreklilik mi olduğu veya modernizmden radikal bir kopuş olduğu gibi… postmodernlik totaliter sistemler yerine çoğulcu ve açık bir demokrasi düşüncesini savunur. Proust. 1993. Picasso. Futurist. impresyonist resme karşı bir eleştiri mahiyetinde bir postmodern resim anlayışını getirmek istediğini söyler. Müzikte. Şiirde. 1993. Şu sanatçıları da biz modern olarak adlandırıyoruz: Edebiyatta: Joyce. Modernizm: Yüzyılın dönüşümündü ortaya çıkan ve çeşitli sanatlara egemen olan sanatsal hareketle birlikte anılan özel bir kültürel ve estetik biçimler dizisiyle ilintilidir. Modernlişme: Bilimsel ve teknolojik keşif ve yenilikler. klasizme karşı bilinçli olarak gelişmiştir. modernleşme ve modernizmdir.(Soykan. 156). Mimaride ise Almanya’da yapılan bir toplantıda Venturi. Dışavurumcu . Yeats. Kafka. Tiyadroda. Postmodernizmin geçmişine kısa bir göz atarak daha önce nerelerde ve kimler tarafından kullanıldığını görelim: ilk kez ABD’de 50’li yıllarda bir edebiyat tartışmasından kaynaklandığını belirtmiştik.(Soykan. Çok kısa bir şekilde açıklarsak: Modernlik: Rönesansla ortaya çıkar ve gelişmeler göstererk 18.yy civarında Batı da o zamandan buyana toplumsal. felsefi bir teori değildir. 1870’lerde İngiliz salon ressamı Chapman. Matisse. ekonomik ve siyasal sistemleri gösterir. 124). Resimde. Strindberg ve Prondello.Postmodernizm bahsi içerisinde bir takım terimler kullanılmaktadır. Brown gibi mimarların katılmasıyla ortaya çıkar. pragmatizm. sanayideki ilerlemeler. Onun için idealizm. Edebiyat tartışmasını Irwing Howe ve Harry Lewin başlatır. modernlik. Dadaist ve gerçeküstücü hareketler. Postmodernizmin en büyük karşıtı olan Frankfurt Okulundan Habermas. Bunlar. 1995. Mimaride 1975’lerde kullanılmıştır. Jencks. 1917’de Rudolf Panwitz ‘ Avrupa Kültüründe Bunalım’ adlı eserinde postmodern insandan söz eder. nüfus hareketleri ve ulus-devletle beliren sosyo-ekonomik değişimlerin bir birliğidir. Schoenberg ve Berg. Modernizm. postmodernismo üst kavramlar kullanır. gibi bir izm. materyalizm. 122) 2-Postmodern Belirtiler ve Kültürün Unsurları Postmodern anlayışta ortak özellikler yoktur. Ce zanne. bu mimariyi beğenmez ve kulis mimarisi olarak niteler. Postmodernlik: Kimi düşünürlere göre sanayi sonrası bir çağ doğrultusunda gelişen harekettir. İzmlerde . Edebiyat bilimcisi Federico de Oniz 1934’te şiirde modernismo. Panwitz burada Nietzsche’nin üst insanını yeni bir tarzda kavramış olmaktadır. Eliot ve Pound. Modernizmin bir çok özellikleri Postmodernizmin tanımlarında da karşımıza çıkmaktadır. Belirsizliği beraberinde gösteren bir durum sergiler. (Sarup. postmodernlik.

Tarihçilerin geçmişten ziyade. Michael J. 1995.süre olduğu) belirtir (Deleuze-Guattari. (Murphy. 1995. kültürün tutkulardan bağımsız olmadığını belirtir. belirsizlik. 150). her şey gider (anything goes) (Soykan. libidonun ani patlamalarına karşı savunmada bulunmadığını belirtir. 156). 129). Murphy. 1995. ben in yitimi. 1994. Geleceğe dönüş (Back to the future) anlayışı (Adair. 1995. postmodernistlerin kartezyenizmi reddettiklerini hatırlatır. . zaman. Tarih araştırmacılarının şimdinin arkeologları olmaları gerektiğini tarihin şimdiden doğacağını belirtir. 173). Murphy postmodern kültürün boyutlarını açıklarken postmodernistlerce geliştirilen epistemolojinin kültürel bir anlamı da olduğuna. 185-189). Bunların en önemlilerinden bir kaçını sıralayacak olursak. Her şey gider (anything goes) ile anlatılmak istenen postmodernizmde olmayacak bir şeyin olmadığı. şimdi de ikamet etmeleri gerektiğinden söz eder. Bunun en iyi ifadesi postmodern durum yaşandığı şeklindeki ifadedir. Postmodernistlerin şimdiye kadar etik için bir çerçeve geliştirmediklerini fakat bu hususta teorik bazı kırıntıların bulunduğunu da ifade ederek. yeniliği ve riske girmeyi davet ettiğini ifade eder (Murphy. Devamla dil ile kültür arasındaki yakın ilişkinin dikkate alındığı zaman. kültürün artık eylemin doğuşunu önceleyen bir buyruklar sistemi olmadığına dikkati çeker. geleceğe dönüş (Back to the future). Murphy. postmodernlerce benimsenen dünya görüşü etik eylemin ölüp ölmediğini sorar (Murphy. Murphy postmodern kültürün unsurlarını ise şu şekilde sıralar: akıl. Freud’un tezlerinin aksine kültürün. Film zaman makinesiyle yapılan (gelecekte yapılması umulan bilim kurgu) seyahatleri konu ediyor. John W. her türlü fikre ve uygulamaya açık kapı bırakıldığıdır. metinsellik. dil oyunlarının birbiriyle kesişerek. Newton’un anlayışının zıddına değişmeyi.olduğu gibi temel ilkeleri olmadığı için izm denilemiyor. Nietzche ile başlayan otoritelerle alay etmeyi ifade eder. kurallığın bozumu. melezleşme. parçalanma. zamanı açıklarken her anın kendi kendine yeterli olduğunu ve başka bir ana göre yanlışlanamayacağını ve her şimdinin evrensel olduğunu belirtir. Ancak bunların biri veya bir kaçı ya da hepsibirarada bulunabilir. karnavallaşma. katılma. 120-121. 1993. Belirtilerden bazılarını açıklarsak: Kurallığın bozumu. Murphy. 1993. uzay. postmodern uzayın Riemanniyen yani arzuya göre değiştiğini veya Lyotard’ın açıkladığı gibi plastik olmadığını belirtiyor. ironi. 118). Postmodernizmin bir çok belirtileri vardır. 3-Postmodern Etik Murphy. Deleuze ve Lacan gibi postmodernistlerin bilhassa Deleuze’un zamanın geçişini açıklamak için Bergson’dan ödünç fikirler aldığını (zamanın duree. Fox’un bir filminden kaynaklanıyor. Uzayın pratik olduğunu. tarih. kişisel kimlik ve kişiler arasılık alanı (Murphy. 180-208).

131). (Murphy. Postmodern sanat kendine hedef . Zaten Lyotard’da adaletin her dil oyununun saflığını korumaktan ibaret olduğundan bahseder. Bunun yerine kişiler bir başkasına ben ve sen olarak yaklaşmalıdır (Murphy .( Murphy. 1995. Kant gibi soyut standartlara atıfta bulunmazlar ama başkalarının dil oyunlarını ihlal veya tekzip eden eylemlerin geçersizliğini ileri sürerler. Kısaca adalet rakip iddiaları entegre eden ezeli ve ebedi bir ilke değildir. Dil oyunları sınırlı olduğundan. Onlar Buber’le paralel şekilde kişiler arası saygıya dayanan bir etik anlayışını önerirler. 158). Böyle bir yaklışım sakıncalıdır. hiçbir dil oyunu meşru bir biçimde diğer dil oyunları üzerinde egemenlik kuramaz. 1995. 130). biçemsel eklektizm ve kodların karışımını savundukların ifade eder. ironi ve oyunun postmodernistlerin benimsediği programlar olduğunu ilave ederek. Eğer önermeler ötekini bir sen olarak içermiyorsa gayri meşru pozisyonuna düşerler. Bunun için çeşitli görüşleri hem koruyan hem de reddeden söylemlerin teşvik edilmesini isterler (Murphy. 4-Postmodern Sanat Sarup postmodernistlerin sanatta. Eleştirmenler postmodernlerin etiği önemli saymadıklarını iddia ettikleri husus. çeşitli yorumculara göre onların derinlik değil yüzey üzerinde durduklarını ifade eder (Sarup. Devamla elit ve popüler kültür arasındaki ayrımın çökmesini istediklerini. Post modernistler evrensel önermelere biraz ciddi önem verince Kant’ın özdeyişini kısmen değiştirirler. 1995. 1995. Postmodernistlerde bazı tekniklerin gelişmesiyle gerçekliğin kavranabileceği anlayışını kabul etmezler. Anti-izlenimci sanat doğayı korumaz tahrif eder. Sanat için temel olan. Parodi. O halde postmodern bir dünyada. Kristeva bu temayı postmodern sanatın sanat yoluyla sanatın dışında konumlandığına dikkati çekerek tekrarlar. 132). Postmodernistlere göre bir toplum plüralizmi teşvik ediyorsa sağlıklı olabilir. Postmodernlerin buyruklardan nefret ettikleri doğrudur. Onlar baskıların seçilmiş dil oyunlarının sınırsız olduğu inancından kaynaklandığını ve diğer dil oyunlarını bu nedenle talan ettiklerini belirtirler. 130). pastiş. Postmodernistler sanatta iznenimcilerden ziyade anti-izlenimcilere yakındırlar. Toplumsal kontrolü sürdürmek için özellikle baskı altında tutulanların dilsel ya da kültürel oyunlarının reddedildiğini ileri sürerler. 1995. Derrida’nın postmodern etiğin ötekine dayandığını söylemesinden kastettiği budur. İzlenimciler kendiliğindenliği yüceltirken bunlar onu kırmaya uğraşırlar. taklit yerine ifade etmedir. davranışsal mandanın kurulmasıdır. sanat ileğ gündelik arasındaki sınırların kalkmasını savunduklarını belirtir.solipsizmi önlediklerini belirtir. ötekilerin dilsel alanını kabul edip koruyan davranışa etik denmektedir.

İnsani durum onlar için sürekli bir yaratıştır. 52). modern dansın bir bölümü olmasıdır. Marxizmi sonradan bırakan eski bir Marksist’tir. Deleuze postmodern anlayışa göre bir sanat eserini meydana çıkardığı doğrularla beslendiğini söylemektedir. Postmodern sanatçı empiristlerin görmezden geldikleri alana nüfus yoluyla gerçekliği kavrar. 53). Söz gelimi neoromantik ve postmodernden en anlıyorum? Buradaki eğilim ileriye veya geriye mi doğrudur? Bu müzik anlayışı restore edici midir? İşte bu gibi soruların cevabı açık kalmaktadır. Uzay artık sıkıntı veren bir şey olarak tasarlanmaz. Sanatsal ilhamın gerçekliğe bağlı olmadığını söylüyorlar. yazma veya kompoze etme sorunu olmadığını. yorumu gerçekliğe sokan unsura sarfedilmiş olur (Murphy. 1993. 121). 5. 1995. 125). Discourse/Figure adlı eserini sözsel ve görsel arasındaki gerilim . Müzik bilimi açısından bazı soruların açık cevabı yoktur (Soykan. 5-Felsefede Postmodernizm Postmodernizmi felsefede en iyi temsil eden düşünür Jean François Lyotard’dır.Cornelius Costeriadis ve Claude Leffort gibi teorisyenlerle birlikte hareket ederek Sovyet bürokrasisini eleştirir (Sarup. 124). Yapısalcılığa kulak asmaz ve Levi-Straus’u eleştirir.olarak yaşama onaylamayı seçer. Lyotard ve Postmodern Durum Lyotard. Postmodern dans için söylenebilecek olan şey. 122). 1968’de Vincennes’te felsefe profesörü iken olayları müşahede eder. İlk eserini görüngübilim üzerine yazar. Postmodernizm müzik konusunda da tartışmalıdır. 55). Yani dikkat sanatın beşeri yanına. Saksofoncu John Oswald’ın görüşlerini aktararak sanat ile ilgili kısmı noktalayalım. Postmodern sanat gerçekliğe bağlı değildir (Murphy. Paul Klee postmodernizmin enerjisini görülebilirin tarih öncesini gözden geçirmeye adadığını iddia eder. gerçekleşmesi beklenen bir kaderi tasniv etmez (Murphy.F. 1995. Bunun yanında Jean Baudillard’ın görüşlerine de kısaca değineceğiz. daha çok bir gerçekliğin keşif sorunu olduğunu ifade eder (Murphy. Mır’o’nun deyimiyle özgürlük ışığı ile anlatılan şey olarak düşünülür. Daha önce yazdığı eserlerinde bu havayı görmek mümkündür. Murphy postmodern sanatın bir resmetme.1-J. Dolayısıyla o postmodernin modernden kopamadığının parametrelerinden biridir. Merleau-Ponty’e göre bu görünmeyendir. 1995. 1995. Bu öğrenci başkaldırıları Marksist olmaktan çok özgürlükçü ve anarşist bir karakter taşırlar (Sarup. 1995. 1993. 56). Oswald müzikte her şeyin iç içe geçtiğini yani her şeyin müzik olabileceğini belirtiyor (Soykan. İşte bu yüzden izlenimcilik ve diğer realizm türleri postmodernizme yabancıdırlar. 1995.

Bütün bilgiler bilgisayar diline çevrilebileceği gibi. 12). Bilimsel ve teknik bilgi birikim hiç sorgulanmamıştır. Lyotard bir rekabet unsuru haline gelen bilgi yüzünden savaşların çıkış sebebinin bile değişebileceğini ve enformasyon denetiminin başta gelen bir sebep olabileceğini belirtir. bu dönüşümlere değişmeden karşı duramayacaktır. Teknolojideki dönüşümler 1. Bir rapor olarak en yüksek derecede gelişmiş toplumlarda bilgi üzerine hazırlamış ve Quebec hükümeti üniversiteler konseyine sunmuştur. Lyotard. ikincisine makinelerin küçültülmesi ve ticarileştirilmesini gösteriyor (Lyotard. Bu iş o kadar kolay olmayacaktır. Meşrulaştırım sorunu Platon’dan beri vardır (Lyotard. çalışma hipotezinin toplumlar. 1990. Simgesel protesto eylemlerini destekler. Lyotard bilgiyi kullananlarla üretenler arasındaki ilişkinin artık değiştiğini. Çözüm olarak ta kamusal güçlerin şirketleri sıkı kontrol etmesini önerir. 14-16). sibernetik ve iletişim problemleri. bilginin kendinde bir amaç olmaktan çıkıp. 1995. Teknolojik gelişmeler kontrole yardımcı olabilir. Birincisine genetikteki araştırmaları örnek verirken. 2. Bu süreç 1950’lerin sonundan beri devam etmektedir. postmodern çağa girdikçe bilginin konumunun değişmesi üzerine olduğunu belirtir. Bu eseriyle birlikte yazdıklarına eleştirel bir yönden bakmaya başlar. Fonoloji ve linguistik teorileri. Bilginin ne olduğuna kim karar verecek ve hangi ihtiyaçların karara . tercüme makineleri de her şeyi birbirine ve tercüme dillerine çevirecektir. Bilginin çalınmaması için çeşitli tedbirlerin alındığını belirtiyor. en fazla aldığı biçim sorgulanmıştır. O bir siyasal eylem devrimden ayrılır ve simgesel olursa insanların üzerinde şok etkisi yaratacağına inanır (Sarup. 1990. 1990. Bilginin tabiatı. Zamanımızda üretimin esas gücü artık bilgidir (Lyotard. Lyotard meşrulaştırım kavramıyla bilginin konumunu irdeler. postendüstriyel kültürler.araştırma. Lyotard. Bilgi üretiminde toplum adına devletin rolü gittikçe yok olacaktır. Bunlar uydu fırlatma vs. Milli devletler üretim güçlerini bilim ile koruyacaklar ve gelişen ile gelişmiş ülkeler arasındaki uçurum daha da artacaktır. 1990.123).kazanılmış olanın aktarımı gibi iki etkiyi oluşturuyorlar. konularda daha da ileri giderlerse bunları kim denetleyecektir sorusunu sorar. kullanım değerini belirtir. Çok uluslu şirketlerin devletin varlığını tehlikeye soktuklarını belirtir (Lyotard. 11). 1990. 10). postmodern durum adlı eserini bir tesadüf sonucu yazdığını belirtir. Bilgisayar ve telematik teknolojisinin gelişimiyle bu sorun ivme kazanacaktır. yine mübadele olmakla birlikte bundan böyle ticari ilişkinin söz konusu olduğunu ifade ederek. bilgisayarlar ve onların dilleri gibi.üzerine yazar. Bu eseri bir uzman olarak değil felsefeci olarak yazdığını ve amacının sorgulamak olduğunu belirtir (Lyotard. Önde gelen teknoloji ve bilimler son kırk yıldan beri dille ilgilenmektedirler. çünkü böylece toplumun üstüne çekilen perde açılabilecektir. IBM firmasını örnek verir. 8).

cahillik. Kısaca bilim devletin meşruluk talebince yönetilir (Sarup. Bilimsel bilgi. İkincisi öğrenci göndericinin göndereceği bilgiyi alabileceğinin bilincindedir.164) Sarup postmodernizmin özelliklerinden bahsederken onların üst anlatılara asla güvenmediklerini. Bilimsel ve anlatısal bilgi eşit derecede zorunludurlar ve birbirinden ayrılırlar. Eğer kurallar yoksa oyun da yoktur. destanlar. Anlatılar (popüler öyküler.161).bağlanacağını kim bilecektir. Bu kurallar eşler (gönderici ve adres) arasındaki tartışmanın bir uzlaşma içinde yapılmasını sağlar. Uzmanlar (göndericiler) onların yeterince bilmediğini ama gayret sarf edeceklerini biliyorlar. İlk ön kabul öğrencinin göstericinin bildiğini bilmediği ama henüz öğrenecek durumda olduğudur. Tartışmaları ya kazanırız ya da kaybederiz. 1990. efsane ve masallar) toplumsal kuramlara meşruluk kazandırırlar ve geleneksel toplumlarda daha aygındırlar. Lyotard konuşmayı her zaman kavga etmek olarak niteler (Lyotard. Düz anlama dayalı oyunu. Devlet bir destan olarak lanse edilmek için bilime büyük para harcar. 35). Bunların kuralları kendi içlerinde meşruluklarını taşımazlar ama oyuncular arasındaki bir sözleşmenin nesneleridir.18). 160). Bilim adamları için ifadelerini doğrulayabilen bir eşe (adrese) ihtiyaç vardır. Sarup Lyotard’ın dil oyunlarının karşılaştırılamaz olduğuna inandığını belirtir (Sarup. Lyotard’ın gözünde postmodern durumun. gelenek. 39). 1990. Sarup günümüzde yeniden üretimin işlevlerinin yöneticilerden geri alınıp makinelere verildiğini ve böyle devam edeceğini söyleyerek bu karaların doğruluğunun garantisin kim verecektir diye sorar (Sarup. 35). 1995. Lyotard Wittgensitein’ın dil oyunlarından etkilenerek çeşitli gözlemlerde bulunmuştur (Lyotard. anlatısal bilgi ile daima rekabet halinde olmuştur. Lyotard bu anlamda anlatıları kadın ve çocuklar için işe yarayan masallar. otorite vs. Bir takım konumların savunulamaz olduğu kabul ediliyor. 1990. Sırayla gönderici olurlar. 38). talimata dayalı oyundan ve teknik oyundan ayırır. destan ve efsanelerden ibaret görür (Lyotard. gerici. Bilimsel bilginin üretilebilmesi için bir takım basamaklar vardır. Kısaca . 174). Böylece öğrenciler bilimsel bilgiyi üretme oyununu tanımış olurlar (Lyotard. Lyotard anlatısal bilginin kendini argümana ve kanıta başvurmaksı4zın onayladığını ileri sürer. 1990. 1995. 1995. Başkalarının argümanlarına ( konuşurken ) kızar bağırırız. ayrılabilirler. 1990. Bilgisayar çağında daha çok bunu bir hükümet sorunu olarak görür. gelişmemiş. Hegel’e Marks’a ve her türden evrensel felsefe biçiminden kuşku duyduklarını ifade ediyor. ilkel. Bilim adamlarının yaptığı sınıflamaya göre: yabanıl. önyargı. 1995. modernizmin güvenilirliğini yitirmiş büyük anlatılar içerisinde bir anlatı olduğunu ve kendini meşru kılmak için büyük anlatılar başvuran her şeye modern dediğini ekliyor (Sarup. Bu didaktikler yeniden üretimi mümkün kılar (Lyotard.

Doğru yanlış ayrımı yerine küçük-büyük anlatı ölçütünü koyar. 5. Habermas’ın düşünsel kökeni hakkında fikir sahibi olmak için şu Türkçe kaynağa da başvurulabilir: Frankfurt Okulu (Slater. 137). Lyotard ise fenomenolojiden Husserl ve Merleau-Ponty’den geliyor. 97-146). 1993. Bu yüzden bilimin boş bıraktığı alanın dinsel tasarımlar ve gelenekle doldurulacağını söylemektedir ((Habermas. Anlatılar tarih felsefesi ise kötüdürler. 1997. (Habermas. Adorno ise onun hocası olan Husserl’e düşmandır. 1992. 350-361). Lyotard 1982’de cevap verir ve aydınlanmadan kopmak istemediklerin ve bir yanlış anlaşılma olduğunu savunur. Bunu doğuran yaşama tarzı ortadan kalkarsa ortadan kalkar (Soykan. The system of objects (nesneler sistemi). Tüketim Toplumu (1970). Yine Habermas bilimin yaşamdaki yol göstericiliğinden indirilmesine gelenekle bir tutulmasına karşıdır. güç kuramı gibi kavramların modernizmin içinde olduğunu ve bunları onaylayan kendine mal eden postmodernizmin modernizmin bir devamı olduğunu belirtir ((Habermas. Bu durum daha çok bir yaşama sorunudur. 1984’de yayınladığı Le Differend (çatışma) eseriyle önceki fikirlerini genişletir ve bu esere baş eserim der. Habermas öznellik. postmodernizm ise bilimi bir ideoloji yapar ve onu falcılık.2-Jean Baudrillard Son zamanın popüler yazarlarındandır. 1981’de ise Lyotard’ın adını vermeden tutucuları üç gruba ayırır ve üçüncüsüne de tutucuların postmodernizmi adını verir. feminizm vb. Büyük anlatılar siyasi bir program veya parti ile birleşirken küçük anlatılar yerel yaratıcılık ile birleşir. Kısaca modernizm bilimi yüceltir ve usçuluk yaparken. 135). her türlü ideolojik söylem ile bir sayar.136). Habermas Frankfurt Okulundandır ve Marksist’tir. Habermas’ın göz önünde tuttuğu birliğin ne olduğunu sorar (Soykan. Sarup bu düşüncelerin yerel yaratıcılığı savunan Foucault’un kilerle de benzeştiğini ifade etmektedir. küçük öyküler iyidir argümanını ileri sürer. 1998). 1993. Hiçbir kuramsal tartışma ve temellendirmenin onları uzlaştıramayacağını söylüyor Soykan.Lyotard büyük anlatılar kötü. 96-101). Aralarındaki çatışmanın esası bağlı oldukları okullardan gelmektedir. The Mirror of Prodiction . 1993. bilgi sorununun her zamankinden daha çok bir yönetim sorunu olduğunu ifade eder. Postmodern Durum 1979’da yayınlandıktan sonra Habermas ve Lyotard arasında atışmalar olur. Postmodern Durum’la postmodernizmin militanlığını yapan Lyotard. Habermas 1980’de modernizmi tamamlanmamış bir proje olarak tanımlar. Üçlü tasnifini tamamen modernizmin içinde verir. Geliştirdiği kuram kitle iletişimini ve doğasın anlamaya çalışır. O da Marksizmi ve onun üretim anlayışını eleştirerek postmodernist görüşlere yönelmiştir. 54-96. 1993. Lyotard verdiği cevapta meşrulaştırmanın bilgi ve gücün aynı sorunun iki yanını gösterir diyerek. Soykan bu anlaşmazlığı normal buluyor (Soykan. Nietzsche’nin us eleştirisi.

TV ekranlarından bize verileni gerçek sanmaktayız (Sarup. Bir enformasyon çağında olduğumuzu. Yeni postmodern evren her şeyi taklitçe kılmaya eğilimlidir. Adair onu hiper gerçeğin kuramcısı olarak niteliyor ve tv nin yanıltıcı yayınlarından bahsediyor (petrole bulanmış karabatak kuşu. 201-203). Cinsel devrim. 1997. Bunları eserinde transseksüel. postmodernlik olarak sıralar (Sarup. Zaten Baudrillard tv’nin tahriki olmazsa savaşta olmazdı demektedir. 1994. 24.195). 1980’de yazdığı: kitleler:Medyada toplumsalın patlaması adlı çalışmasında tüketici kültürünü işler. kodlar . sibernetik devrim hatta politik devrim bile Batının aleyhine olmuştur. korunma ve zehirlilik gibi küçük başlıklar altında ele alır (Baudrillard. taklit ve üst gerçeklik) kullanarak ondan daha radikal bir postmodern tavır takınıp. Medya ise mekan ve zaman anlayışımızı yeniden düzenlemiştir. 1995. Kötülüğün Şeffaflığı adlı eserinde gelişme. Postmodernlikte reklamcılık. modernlik. Çünkü anlamları yoktur. tv deki haberlerinde sıranda bir şekilde ertesi gün unutulacak tarzda ardarda yüzeysel olarak verildiğini söylüyor. Kendinden başka hiçbir örnekçesi olmayan örnekçeler (simulakra) üzerine yazar.45. 149. Örnekçeler. ilerleme ve kendini koruma gibi Batıyı var eden ilkelerin yok olma aşamasına geldiğini göstermek ister. Kişi artık başkası için bir sır dildir. 71-72). enformasyon ve iletişim ağları özsel bir alan (sphere) olmuştur (Baudrillard. Simulasyon (taslama) yazısında gerçekçiliğin yerine hiper gerçekçiliği koyar ve metafiziğin bittiğini söyler. 177. medya.(Üretim Aynası) gibi eserleri vardır. 1995. 1995. 197). Bu toplum medya ve tüketim toplumudur.l. Kitleler ile medya arasında karşılıklı bir ilişki vardır ve birbiri olmaksızın olmazlar. adeta onun adına kapı dışarı etmeye çalışmaktadır. 6-Politikada Postmodernizm . sanatta devrim. Gerçekte dünya ile bağlantımız yoktur. Taklit edilemeyecek orijinal hiçbir şey yoktur. 1995. Körfez savaşı). Gilbert Adair daha önce zikrettiğimiz eserinde Baudrillard’ın körfez savaşı üzerine olan görüşlerine değinerek onun körfez savaşının gerçekleşmediğine dair olan görüşlerinden bahsediyor (Adair. işlemsel temizlik. Bunları erken modernlik. Bu kültür bütünüyle postmodern bir kültürdür ve dolmuş edebiyatı çok şişirilmektedir (Sarup.59). Arthur Kroker ise Postmodern Scene (postmodern ekran) adlı eserinde Baudrillard’ın kavramlarını (iç patlama semiurgy. taklitçeler ve taklit üst gerçekçiliği (hyperealism) eşyanın kullanım değerlerinin ve üretim gereçlerinin yerine geçmiştir. Modernlikten postmodernliğe geçişini tarihsel bir taslak doğrultusunda temellendirir. 1993. 193). Kitle iletişiminin yeni bir çağı başlattığını ifade ederek reklamların kişiye özel uzamı sır olmaktan çıkardığını belirtir. Taslama bir şeyi yalandan yapar gibi yapmaktır ve gerçeklikle zevk ilkesini aşar (Soykan. 50).

10). Postmodernizmi seçenler büyük anlatıları terk ederler. Diğer alanlardaki belirsizlik burada da egemendir. Postmodern politikanın hem sağda hem de solda işleve dayalı açık eğilimleri vardır. Irkçılığın yeniden yükselişi (Le Pen). 1993. 1993. radikal sol ucunda ise mayıs 1968 Paris olaylarını örnek verirler ( Heller-Feher. Oysa postmodern toplum bir nihai perspektifi bulunmadığı için farklılıklardan oluşan bir toplumdur. Bunlar acı bırakmışlardır. Postmodern durumda ise politika ve politik değişim irrasyonel hale geldikçe tamamen olumsuzdur deniyor. 1993. Postmodern toplum farklılığın hoş görülmesine dayanır. Lyotard hükümetin teorik söylem içinde geliştirildiğini savunur. realistlerin ihmal ettikleri her şeyi kapsayan praksisin ifadesidir. 1993. Onlar Hannah Arend’in toplumsalın politik arenadan uzaklaştırılması gerektiği tezini benimsiyorlar (Heller-Feher. Bunlar ilk planda modernitenin tek bir işlevinin ya kuvvetlenmesini ya da ortadan kalkmasını istiyorlar. Çin’de kültür devrimi (Mao Dönemi) ve Tahran Üniversitesi öğrencilerinin eylemlerini örnek verirler. Zaten Lyotard’da büyük anlatıyı totalitarizme yol açan özgül bir dünya yorumu olarak görüyordu (Heller- Feher. Farklılığın korunması postmodern yönetimin kilit taşıdır. 7) postyapısalcılığında postmodern teze yüklendiği politik anlamı vardır. Büyük anlatıların yıkılması küçüklerin farklı biçimlere bürünse de bir arada yaşamasına davettir (Heller-Feher. İkincisi çoğu anarşist doğa yasalarının ancak resmi yönetim elimine edilirse tam bir düzeni garantileyeceği düşünür. Kurtarıcı politikacılar postmodernizmle bağdaşmaz çünkü o şimdi ile uğraşır. 16-18).12). nedenini de postmodern politikaların irrasyonelliğine bağlıyorlar (Heller-Feher. çıkara dayalı politikaların rasyonel olduğunu ve az çok ön görülebileceğini ifade ediyorlar. Postmodern durumun göreli evrenselci oluşuna katkıda bulunan bir faktörde politik coğrafyada artık bilinmeyen hiçbir ülkenin kalmayışıdır. Yönetimin şekillenmesi görüş noktalarının bir araya gelmesiyle olur. Postmodernistlere göre yönetim. Batı politikasının iki yüz yıldır rasyonaliteye dayandığını ve bunun aşındığını belirterek. Feher ve Heller sınıf senaryolarının kalkmasıyla demokratik kurumların daha da ciddiye alındığını belirtiyorlar. O da sınıf çıkarlarına dayalı politikanın zayıfladığını savunur. Mesihçi politikalardan rahatsız olur. Heller ve Feher bir olumsuzluk olarak da batı politikasındaki partilerin konumuyla hareketlerini gösterirler. Sonuçta seçimler ekonomik sorunlara odaklanmaktadır. Postmodernist işlevselci pragmatist örneklerine sağda Thatcher’ın halk kapitalizmi.Postmodernitenin tarihsel bir dönemi olmadığı gibi politik eğilimleri de yoktur. 1993. Postmodern politik durum kültürler ve söylemlerin çoğulluğunun kabulüne dayanır. Politik söylev önermesi konsensüsle sonuçlanmadığı için Lyotard anarşistlikle suçlanır. Farklılık . Murphy bunun yanlış olduğunu iki şekilde ortaya koyar: birincisi Lyotard egotizm savunucusu değildir. Toplumsal hareketler seçenekleri zorlamışlar fakat partiler birer ekonomik ajan olarak kalmışlardır. 21).

Bu nedenle liderlerin varlığı demokrasinin çöküşünü göstermez.noktaları var olduğu için bir düzensizlik var olacağı söylenemez. Bu yüzden Lukacsla atışmış ve onun için bir Bismarc ve Moltke daha yetiştiremedik diye hayıflanmıştır. Heller ve Feher sorumluluk etiğinin ll. Şeffaf toplum mitine karşıdırlar. Çünkü bunlar toplumsal kontrolü amaç ediniyorlar. Bunun için Kant’ın maksimlerine benzettikleri bir takım prensiplerin uygulanmasını isterler (Heller-Feher. Heller ve Feher postmodernizmin politika olarak. Politikacı her türlü sonucu karşılamalıdır. 1994. Ancak Weberci anlamda sorumluluk etiğinden kaçınılacaktır anlamı çıkarılmaz. 238-243). derinleştirmeyi de teklif ediyorlar. çoğulluğu ve çatışmayı gerektirir ve siyasetin varlık nedenini bunlarda görür. Otorite hak veya genetik özelliklerden değil atanmışlıktan doğar. Radikal demokrasi 19. ancak demokratik ülkelerde yaşayabileceğine inanırlar. 1993. Diğer ülkeleri birer piyon olarak görür. ilga etmek isterler. 96-104). Hatta söyleyebiliriz ki postmodernizmin politik tutumu radikal demokrasiden yana bir tavırda sergilemektedir(Mouffe. Dünya savaşı sonrasında en büyük uygulayıcısı olarak De Gaulle’u ve en büyük kuramcısı olarak ta Henry Kessinger’ı görürler. 1995. Dünya gerçeklikleri politikacının inancıyla sık sık çelişiyorsa Kantçı ahlaka yer vermezler (Heller-Feher. Heller ve Feher politik ilke olarak ne Makyavelciliği ne de politikada ahlakı savunuyorlar. Postmodernistler hem devletçiliğe hm de liberalizme karşıdırlar. . 1993. Demokrasinin işlemesi sürecinde liderlerin varlığını olağan karşılarlar (Murphy. yüzyılda eklemlenen liberalizm ve demokrasiyi ayırmak isteyenlere karşı bir proje olarak sunulmuştur. Sorumluluk etiği real politikle eşitlenmez. Radikal ve çoğul bir demokrasi projesi. özne mitinin ilga edilmesini ister. Hakları bireyci bir çerçevede değil demokratik haklar olarak görür ve liberal demokratik geleneğe başka türden bir eklemlenme sunmak ister. Bu bir hegemonya olacaktır ve çok sayıda demokratik mücadelenin eklemlenmesinin sonucu olacaktır. Kessinger’ın bir takım ilkeleri vardır. 90-92). Bu da demokratik değer ve pratiklerin çoğaltılmasını gerektirir. Bu nedenle radikal demokrasi postmodern felsefenin gelişimini memnuniyetle karşılamaktadır (Mouffe. 1994. Ülkesinin politikası üzerine kumar oynamayı asla sevmez. Bu proje modernitenin demokratik projesini izleyip derinleştirirken aydınlanmanın totalite anlayışının. Bu şekilde demokrasiyi sadece savunmayı değil. Anarşiyi teşvik postmodernizmin asli gündemi değildir. 196). 192-193). Liberal demokratik gelenek içinde sadece bir stratejidir. Dünya politikasını Sovyetlerle bir satranç maçı yaparcasına yürütür.

Belki de postmodernizmin bir yaşantı sorunu olduğu ve bu yaşantı halinin kalkmasıyla bu durumun da sona ereceği görüşünü desteklemek veya katılmak en doğrusu olacaktır. AB deneyimi bile birlik içerisinde ulus-devletlerin kimliklerini koruma gayretini açığa çıkarmaktadır. Örneğin AB gibi. Üzerindeki tartışmalar henüz bitmiş değildir. . Geri kalmış veya üçüncü dünya ülkelerinde etnik olarak dağılma süreci olarak algılanırken. ABD ise ulus-devleti dağıtmak şöyle dursun ulus-devlete dayalı bir imparatorluk gibi hareket etmektedir.SONUÇ Postmodernizm kısaca genel olarak bir belirsizliği ifade etmektedir. ileri ya da sanayileşmiş ülkelerin ise birleşmeye doğru gittikleri gözlemlenmektedir. Politik postmodernizm içinde aynı şeyler geçerlidir.

. KÜÇÜK. DELEUZE G. Postmodernci Kapıyı İki Kere Çalar. ERGÜDEN. LYOTARD J. MOUFFE Chantal. KANAT. 1997. Çev: Ş. İstanbul.. Ankara. Felsefe Nedir?. Gelenek ve Modernlik Arasında. Postmodern Durum. MURPHY John W. Ankara. Çev: E. İstanbul.1993. Çev: A.GUATTARİ F. “ Radikal Demokrasi: Modern mi? Postmodern mi?”. Çev: A. Çev: Celal A. ---------------.KAYNAKÇA ADAİR Gilbert. Ayrıntı Yayınları. Osman AKINHAY. İstanbul. İstanbul. İstanbul.. KESKİN. YKY. Ankara. İstanbul. İletişim Yayınları. 1992. Çev: Turhan ILGAZ. ABORA.GÜÇLÜ. Bilgi ve İnsansal İlgiler. YKY. Rasyonel Bir Topluma Doğru. Der: Mehmet KÜÇÜK. 1995.B. Rey Yayınları.. 1997. Tüketim Toplumu. Çev: Nazım DİKBAŞ. ARMAĞAN Mustafa. 1993. Vadi Yayınları. ---------------. 1993. ---------------. 1995. Postmodern Politik Durum. Küyerel Yayınları. Kötülüğün Şeffaflığı. 1993.F. HABERMAS Jurgen. Vadi Yayınları. Ark Yayınları. Eti Yayınları. İdeoloji Olarak Teknik Ve Bilim. 1995. SARUP Madan. Çev: Hüsamettin ARSLAN. 1994. BAUDRİLLARD Jean. DEREÇAYLI – F. Çev: H. 1994. ÇİĞDEM. Arı Yayınları. Modernite Versus Postmodernite . Çev: Yusuf KAPLAN. Tarihin Sonu Mu?. Öteki Yayınları. İstanbul. 1990... İstanbul.. Çev: Mustafa TÜZEL. Kayseri. İstanbul. HELLER Agnes-FEHER Fehence.Aşırı Fenomenler Üzerine Bir Deneme.I.M. İnsan Yayınları. Postyapısalcılık ve Postmodernizm. Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri. Ankara. 1995. Çev: Ahmet ÇİĞDEM. Ayrıntı Yayınları. FUKUYAMA Francis.

SOYKAN Ömer Naci. Türkiye’den Felsefe Manzaraları. İstanbul. İstanbul. Frankfurt Okulu. Çev: Ahmet ÖZDEN. Yapı-Kredi Yayınları. 1998. 1993. . Kabalcı Yayınları.SLATER Phil.