You are on page 1of 274

BILGININ ARKEOLOJISI

.'

Bilginin Arkeolojisi

Birey Yaymcihk : 52 Felsefe Serisi : 8

Kitabm Ozgun ad) : L'archeologie du savoir

Yaym Yonetmeni : Mahmut Baler Dizgi-Mizanpaj: birey Genel Tasarrm : birey Iz Grafik Kapak
Ziya Of set istanbul Miicellit CHt ISBN 975 - 8257 - 41 - 2 1. Baski : Kasun - 1999 Baskr

Birey Yaymcihk Yerebatan cad. Catalcesme sok. Uretmen Isham No:29/17 Cagaloglu I Istanbul

Michel FOUCAULT

BiLGiNiN

AR,KEOLOJIS,i

Franstzca Ashndan Ceviren

Veli Urhan

iC;iNDEKiLER
Sunus ' .. ' Giris ' Soylemsel Duzenler Soylemin Birlikleri Soylemsel Olusumlar Nesnelerin Olusrnasi Ifade Bicimlerinin Olusmasi ; .. , ; . ; •... '

0 •••••• 0 •• 0' •• '••••

•••

•••••

•••••••••

••••••••••••••

,.. 7 13 33 33 .46 56 69

Kavramlarm Olusmasi
Stratejilerin Olusmasi ' Isaretler ve Sonuclar ifade ve Arsiv Ifadeyi Tarumlamak Ifadenin Islevi Ifadelerin Betimlenmesi Seyreklik, Disardalrk, Ylglluu Tarihsel Apriori ve Arsiv Arkeolojik Betimleme Arkeoloji ve Dusuncelerin Tarihi Ozgun Olan ve Dtrzcnlenrnis Olan Uyusmazhklar . . . . . . . . . . . . . . . . . . Karsilasnrmah Olgular , Degisim ve Donustimler '
0 •••••••• 0 ••••••••••••••••

76
, . , .86 95 103 103 114 137 153

'

••••••••••••••

••••••••••••••••

164

172 ' 172 , 179 . . . . . . . . . . . . . . . . . .189 ' , '" 198 ' ' 209
0 ••••••••

Bilim ve ,BiIgi ,

Pozitiflikler, Disiplinler, Bilimler Bilgi .Bilgi ve Ideoloji : Farkh Esikler ve Kronolojileri ., ..........•... Bilimlerin Farkh Tarih Tipleri Baska Arkeolojiler Sonuc

226 226 231 234 238 241 246 251

Dipnotlar

;,

269

SUNUS

Bati'da feIsefe oteden bed bilginin kaynagi konusuyla ilgili olarak ternelde birbirlerinden farkh olan iki ayn kanalda devam edip gelmistir: Ada'da empirizrn, Kita'da rasyonalizm. Yirminci yuzyilda da buna benzer bir bicirnde. Ada'da Russell, Witt.genstein, Ayer, Ryle, Austin ve Quine gibi dti§Unurler tarafindan empirizmden beslenerek gerceklestirilen felsefe ~oztimleyici bir dil felsefesi niteligini tasirken; Krta' da, yani Almanya ve Fransa ~ daha cok teoriye, tarihe ve edebiyata yonelmek sureda tiyle farkh bir yol izlemistir, Kita A vrupasmda c;agda§ felsefenin baslaticilan olarak Almanya'da Edmund Husserlin, Fransa'da Henri Bergon'un adr arulabilir, Bergson'dan sonra JeanPaul Sartre'da son derece edebi bir usluba kavusmus alan FranSlZ felsefesi, parlak edebi hunerlerinin yam sira, Ada'da egemen olan £oziims.el disiplinden uzak bir ozgurlukle teori kurrna ozelligine sahipti, i§te Foucault C;6ziimleyici felsefenin kanhglndan ve sikicihgmdan ziyade Bergson'un ve Nietzschenin felsefi uslubundan .gelen canhligi isleyen bu gelenegin icinde ycr almaktadir. Tarihe yonelerek irdeleyici bir gozle Batt 'run gecrnisinde yer alan "delilige karsi toplumsal davramslann evrimi", "modemizm oncesi tibbin tarihi", "biyoloji", "dilbilim" ve "ekonominin kavramsal kokleri' gibi buyuleyici ve dokunulma-

Bilginin Arkcolojisi

nus bazr alanlara el atan Foucault karmasik ve anlasilmasi gii<; entellektuel bir kisilige sahiptir '. Ronesansm baslangicmdan bu yana, Batl dusuncesinin ti<; btiytik donemini gosteren bilgi sistemlerini birbirinden ayirmaya ve onlan betimlemeye cahsnus alan Foucault bu donemlere Ronesans, Klasik C;ag ve Modern C;ag adun verrnistir-.CahsmaIanrun hemen hemen tamamnu Ronesans dusuncesiyle C;agda§ diisiince arasmda sunrlarms olmakla birlikte, 0 derinlemesine olan arasurrnalanm ozellikle Klasik C;ag (1660-1800) ve Modern Cagda (1800-1950) bilginin ve bilimui olusumu iizerinde yogunlasurrmsnr. Foucault'nun kendine ozgu terminolojisinin en onemli kavrarnlanndan birisi olan bilgi (savoir) her tiir bilgiyi icinde banndiracak genislige ve derinlige sahiptir. Dilimizde karsrhg: kazibilim olan arkeoloji daha cok Tarih'in, gecmisten simdiye uzanan bir zaman dilimi icerisinde olmus bitmis alan seylerle ilgili biIgiyi olustururken, bir arastirma yonterni ve araCI olarak basvurdugu yardunci bilim konumundadir. Bir Dusunce Sistemleri Tarihcisi olan Foucault da arkeolojiye bir yontem olarak basvurmaktadir. Fakat an un hem tarihe hem de arkeolojiye yukledigi anlam, soz konusu terimlerin geleneksel alan anlamlarmdan cok farkhdir. Cilnkii, Deliligin Tarihinden Cinselligin Tarihine kadar uzanan yirmi kiisur yrlhk bir sure icinde <;agdas kulturdeki bazi uygulamalan tarihsel bir perspektif icine oturtarak, bunlann kavramsal temellerini bulmak niyetinde 01..., dugunu soyleyen Foucault, esas amacmm "simdinin tarihi"ni yazmak oldugunu belirtmis ve kendisi hakkmda, "simdinin tarihcisi" deyimini B. -H'Levy ile yapmis oldugu bir miilakatta kullannustir. (Le Nouel Observateur, 644, mars 1977)3. Ne bir medeniyet tarafmdan koruma altma almmis olan metinlerin tamamina ne de bu medeniyetin yikimmdan kurtan(1) .I-G. Merquior, Foucault ou le nihilisme de fa chaire, PUFF 1986. s. 11. (2) H. Dreyfus et P. Rabinow, Michel Foucault, Gallimard, 1984, s. 37. (3) J. G. Merquior, Foucault, .~. 14.

•8•

Sunu~
I

labilmis olan kahntrlann butunune degil de, bir kultiir icerisinde ifadelerin ortaya cikisuu ve yok olusunu, olaylann ve seylerin siirekliliklerini, paradoksal varoluslanm belirleyen kurallar oyununa arsiv' adim veren Foucault, Bilginin Arkeolojisiyle bir dusunce tarihcisi olarak bilginin icinde herbiri ayn bir ifadeler butunu olan soy lemsel olusumlan, pozitiflikleri, ifadeleri, bunlann olusum kosullanm, ozel hir alaru ortaya cikarmaya' cahsmakta, yani bir arsiv arasurmasi yapmaktadir. Foucault'nun, ne otonom ne de kendi ken dille yeterli 01duklaruu; suurh hir bolgenin cok kticuk bir parcasuu bulup ortaya cikanlmasmm soz konusu oldugu her defasmda birbirlerinden destek almalannm gerektigini soyledigi; Deliligin Tarihinin, Klinigin Dogu~unun, Kelimeler ve Seylerin problematigi yukanda dile getirildigi gibidif6. Deliligin Tarihinin MichelSerres tarafmdan "psikiyatrinin arkeolojisi"? olarak nitelendirilmesine, Klinigin Dogusuiuu: alt bashgmm "Tibbi Anlayism Bir Arkeolojisi'", Kelimeler ve $eylerin alt basligmm "insan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi" ve bu kitabm da onceki aduun "yapisalcihgm Arkeolojisi"? seklinde olduguna bakarak onun arkeolojik incelemesinin bir butunluk olusturdugu soylenebilir, Kelimeler ve $eylerden sonra yaymlanmis olan Bilginin Arkeolojisi, Foucault'nun arastirmalannda basvurdugu yontemin ilkelerinin tespit edilmesi, simrlannm gosterilmesidir bir bakima. Cunku 0 arkeolojinin ne bir bilim ne de gelecek bir bilimin ilk temelleri

olarak sunulamayacaguu acikca soylemektedir!", Bilginin arkeolojisi bir yontem; bir c;agln soylemlerinin normatifligini, bilgi(4) M. Foucault, Dits et ECI-its, I, Gallimard, 1968, s. 708. (5) M. Foucault, L' archeologie du savoir, Gallimard, 1969, s. 270. (6) M. Foucault, DE, s. 708. (7) .I. G. Merquior, Foucault, s. 25. (8) D. Eribon, Michel Foucault, Flammarion, 1991, s. 178. (9) HD et PR, MF, s. 37. (10) M. Foucault, AS, s. 269. •9•

Bilginin Arkeolojisi

nin normallesme bicimlerini ve olusum kurallanni inceleyen SIkr bir yontemdir: ama bir bilim degildir!'. Arkeoloji Tarih, Bilgikurami, Sosyoloji ve Tarihsel Psikoloji gibi bilimlerin yontemlerini simrlarnakla etkili olan genis bir yonterndirt-. Arkeolojinin bu disiplinlerle kanstmlmamasi gerekir, cunku 0 konusunu adi gecen disiplinlerin ozgun alanlanmn ustunde tuttugundan ve kendini hepsinin en pozitif tarihsel yontemi kabul ettiginden onlann ttlmunu asar!". Arkeoloji sozcugtinun, Foucault'ya gore bir seyi onceden dusunup bildirme gibi bir islevi yoktur; 0 sadece ifadenin ve ar§ivin diizeyini, ifade diizenlerini ve pozitiflikleri gosterir; olusum kurallanrn, arkeolojik tureme kurallanm, tarihsel a priori kurallan oyuna sokar+'. Foucault He birlikte sureksizlik kavrammm tarihsel disiplinlerde onernli bir yer tuttugu kabul edilir'>. Bilginin Arkeolojisi tarafmdan one surulmus olan teorik problemler slireksizlik, kopma, esik, snur, seri, dontistim kavramlan oyununun betimlenmesi konusunda ortaya crkarlaris. Bilginin Arkeolojisinde soylemsel olusumlar ve ifadeler hakkmda gelistirilmis olan genel teorinin Klinigin Dogu.Junun onsozunde yontemle ilgili olarak sorulrnus bir soruya verilmis yamt oldugu soy Ienebilir'". Dusunce alanlannm varligi, eger dusunce kurulmus ise, dusunce alanlannm kopuklugunu da icerir diyen Marietti'ye gore Foucault'nun Bilginin Arkeolojisinde gostermeye c;ah§t1g1 §ey, dilin bolgesi, arsivin anlarru ya da soylenmis alan seylerin ala-

(11) AK. Marietti, MF, s. 5. (12) AK. Marietti, MF, s. 5. (13) AK. Marietti, MF, s. 5 (14) M. Foucault, AS, s. 269. (15) AK. Marietti, MF, s. 23; M. Foucault, AS, s. 16. (16) AK. Marietti, MF, s. 24; M. Foucault, AS, s. 31. (17) AK. Marietti, MF, s. 149; Soz konusu soru icin bkz . M. Foucault, Naissance de fa clinique, PUF. 1988, s. VlI.

• 10 •

Sunus

rndir!", Arkeolojinin soylemleri arsivin icinde ozellesmis pratikler olarak betimledigini'? soyleyen Foucault soylemsel olusumlann ve ifadelerin bir kez bastan basa katedilmis alam, onlann bir kez tasarlanmis genel teorileri ve murnkun uygulama alanlan hakkmda yapilrms coztimlemeye arkeoloji adinr verrnektedir20. Kitabm icerigi ile ilgili olarak butim bu soylediklerimizden sonra, ceviri hakkmda da soylenmesi gereken bazi seyler oldugunu dusunuyorum. Elinizde bulunan eseri cevirirken Fransizca asil metninin Turkceye aktanlmasi kolay olmayan bir metin 01dugunun bilinci icindeydik, Soz konusu zorlugun kendilerinden kaynaklandigr bir kac noktaya isaret edilebilir. Bu noktalardan bizc gore belki de en onde geleni, Foucault'nun eserlerinin hemen hemen ttimiiniin kose taslarnu olusturdugunu soyleyebilecegimiz, yukanda bir kismma isaret edilmis olan, kendine ozgu bir kavram dagarcigun kullanrms olmasidir, Onun, SQZ konusu kavram dagarcigmda yer alan temel kavramlara yukledigi anlamlar yakalanabildigi olcude ancak metinlerinde anlatmak istedigi anlamni icine nufuz etme olanagi vardir. Metinlerinin anlasilmasuu ve anlasilrrus olan anlamm bit baska dilde ifade edilmesini zorlastiran noktalardan biri de, Foucault'nun UZUI} ve getrefilli ciimlelerden olusan bir anlatim bicimini tercih etmis olmasidir, Sozti edilen bu zorluklara, Ttirkgeye cevirisi yapilnus bulunan asil metne egemen olan temel

kavramlann Turkcede onlan geregi gibi ifade etmeye yetecek


karsrhklanm bulmakta cekilen sikmtuun da eklenmesi gerekir. Bu durum karsismda, yapilrms olan cevirinin 90k iddiah bir ceviri olmasuu beklemenin ne olcude dogru olacagi apacik ortada gorunmektedir. Sunu soylemek istiyorum: bu eser Turkce'ye
(18) AK. Marietti, MF, s. 22.

(19) M. Foucault, AS. s. 173. (20) M. Foucault, AS. s. 177.


• 11 •

Bilginin Arkeolojisi

cevirilirken, Foucault 'nun temel kavramlarmm anlamlanru bizim kavrayis gucumuzun yetrigi ve Turkce 'nin de onlan ifade etmeye elverdigi olcude, asil metnin kurgusuna da miimkiin 01dugu .kadar sadik kalarak, dilimize aktarmaya ozen gosterdik, TUm eksiklikleriyle birlikte bu cevirinin felsefe kulturumuze bir katki saglayacaguu umuyoruz.

Veli URHAN

iZMiR -1999

,.

• 12 •

GIRI~

Tarihcilerin dikkatinin, tercihen, beklenmedik siyasi olaylar ve onlann epizodlan altmda, boyle uzun donemlere cevrildigi gliniimiizden on yil kadar once, onlar istikrarh ve bozulmasi zor dengeleri, tersine cevrilemez surecleri.. devamlihk arzeden duzenlemeleri, en yuksek noktasina ulasan ve yuzyrlhk devamhhklardan soma tersine donme egilimi gosteren fenomenleri, yigrlma hareketlerini ve agrr doygunluklan, geleneksel anlatilann kansikhgimn butun bir olaylar tabakasi ile ustunu ortmii§ bulundugu hareketsiz ve sessiz buyuk platformlan gunyuzline cikarmaya cahsiyorlardi. Bu cozumlemeyi yurutmek icin, tarihciler, bir olcude bicimlendirdikleri bir olcude de hazir bulduklan araclan kullamrlar: ekonomik gelisme modellerini, miibadele akrslanmn niceliksel cozumlemesini, demografik ilerleme ve gerilemelerin profillerini, iklimin ve onun degismelerinin incelenmesini, sosyolojik devamhhklann ortaya cikanlmasuu, teknik diizenlemelerin, onlann dagilma ve direnmelerinin betimlemesini. Bu araclar, tarihin alaru icinde, onlara, cesitli tortul tabakalan birbirinden ayrrmak olanagirn verdi; 0 gune kadar arastirma konusu olmus olan cizgisel ard arda gelislerin yerine simdi bir derinlemesine dahslar oyunu gecirilmistir. Siyasal hareketlilikten "maddi medeniyet" e ozgu yavaslamalara, cozurnleme duzeyleri cesitlilik gosterir: herbirinin kendine ozgil kopukluklan vardir, herbiri ancak kendine ait olan bir parcayi icine
• 13 •

------- .-~

--

Bilginin Arkeolojisi

ahr; ve daha derin platformlara dogru inildigi olcude kopukluklar giderek genislik kazanir. Yonetimlerin, savaslarrn ve kithklann alttist ettigi tarihin gerisinde, ilk bakista hemen hemen hareketsiz gorunen tarihler, -zayiflamaya egilimli tarihlerolusur: deniz yollan tarihi, bugdaym ya da altmmadenlerinin tarihi, kurakhgm ve sulamanm tarihi, almasik ekiminin tarihi, achk ve cogalma arasmda insan ttirti tarafindan elde edilmis olan dengenin tarihi. Geleneksel cozumlemenin eski sorulan (Uyumsuz olaylar arasmda hangi iliski kurulabilir? Onlar arasmda zorunlu bir stra nasil gerceklesebilir? Onlan a~an siirekliligin ya da olusturrnakla sona erdirdikleri btttunlugiin anIanu nedir? Bir tarnhk tarnmlanabilir mi ya da ard arda gelisleri yeniden kurmakla yetinmek mi gerekir?) run yerini bundan boyle baska tip sorular alnustir: Hangi tabakalan birbirinden ayirmak gerekir? Hangi tip serileri kurmak gerekir? Onlardan herbiri icin hangi donemlestirme olciitlerini benimsemek gerekir? Hangi iliskiler sistemi ( hiyerarsi, egemenlik, kat kat siralama, tekanlamli belirleme, cevrimsel sebeplilik) bastan basa tasvir edilebilir? Hangi seriler serisi kurulabilir? Farkh olay dizileri hangi tablo icinde, genis olcude, belirlenebilir? Yaklasik ayru donemde oysa; fikirlerin, bilimlerin, felsefenin, dusuncenin, edebiyatm (onlarm ozellikleri bir an icin ihmal edilmis olabilir) tarihi aduu verdigirniz bu disiplinlerde, bashklanna ragmen, buyuk kisrmyla tarihcilerin calismalannm ve yontemlerinin disinda 'kalan bu disiplinlerde, dikkat aksine "caglar" ya da "yuzyillar" olarak betimlenen genis birliklerden, kopma fenomenlerine dogru yoneldi. Dusuncenin buyuk sureklilikleri altmda, kollektif bir ruhun ya da zihniyetin kalm ve tekduze gorunusleri altmda, baslangicindan itibaren varolmaya ve tamamlanmaya cahsan bir bilimin kararh olusumu altinda, bir tiirun, bir bicimin, bir disiplinin, teorik bir aktivitenin isran altmda simdi kopmalann etkisini bulup ortaya cikarmaya cahsiyoruz. Statuleri ve dogalan cok cesitli olan kopmalar.
• 14 •

Giri~

G.Bachelard tarafmdan betimlenmis alan bilgikurarnsal aktlar ve esikler: onlar bilgilerin belirsiz bir yigimm gecici bir sure icin yururlukten kaldmr, yavas yuruyen gelismelerini durdurur ve onlan yeni bir donemin icine sokar, ernpirik kaynaklanndan ve ilk gudulenmelennden kopanr, dusunsel karmasikliklanndan anndmrlar; boylece onlar tarih hakkmdakicoztimlemeden sessiz baslangiclann arastmlmasun degil, ilk habercilere dogru sonu gelmez bir geriye gidisi degil, yeni bir rasyonellik tipinin ve onun cesitli etkilerinin tespitini beklerler. Kavramlarm yer degi§tirmesi ve hal degistirmesi: G.Can.guilhelm'in cozttmlemeleri modellik edebilir; onlar, bir kavramm tarihinin, topu topu, onun siirekli temizlenisinin, surekli artan rasyonelliginin, soyutlama gradyanmm tarim olmadignu, fakat cesitli kurulus ve gecerlilik alanlanrun, birbirini izleyen kullarum kurallanrnn, oziimlenir hale gelisinin izlendigi ve tamamlandigi yer alan cesith teorik ortamlarm tarihi oldugunu gosteririer. Olaylarm ve onlann 80nuclanrnn ayrn §ekilde dagilnus bulunmadigi bilimler tarihinin gozle goridebilecek biiyiiklukre ve giiriilemeyecek kiiciiklukteki olcekleri arasmda, yine G.Canguilhem tarafindan yapilmis aynm: oyle ki bir bulus, bir yontemin ortaya konulusu, bir bilim adarrumn eseri, basanlan da ayni etkiye sahip degildir ve ayrn sekilde onlar birbirleriyle aym duzeyde betimlenernezler; btl, surda ya da burda, anlanlrms bulunacak olan ayru tarih degildir. Bircok gecmisi, bircok ard arda gelis bicimini, bircok onemlilik

derecesini, bircok belirleme agmi, bircok teleolojiyi, varligr degi§tigi olcude bir ve ayru bilim icin, ortayacikaran geri doniicu yeniden boliinmeler: oyle ki, tarihsel betimlemeler zorunlu olarak bilginin aktuelligi icinde yer alirlar, onun donllsumleriyle cesitlenirler ve kendileriyle birlikte cevrelerini de parcalamaya devam ederler (bu fenomen hakklndaM.Serres, maternatik alanmda teori ortaya koydu). M'Gueroult tarafmdan cozumlendikleri gibi, ve kendileri icin etkilerin, geleneklerin, kiilturel siirekliliklerin betimlemesinin anlarnh olmadigi, fakat daha ziyade
• IS·

Bilginin Arkeolojisi

ic tutarhhklann, aksiyomlann, ttimdengelim halkalannm, UYU§malann betimlemesinin anlamli oldugu, sistemlerin arsitektonik birlikleri. Nihayet, hie kuskusuz en radikal kopmalar, "gecmisinin ideolojisinden ayirmak ve bu gecmisi ideolojik olarak a~lklamaksuretiyle bir bilimi kurdugu"! zaman, bir teorik degisme tarafmdan gerceklestirilmis kopmalardrr. Bundan boyle kendini birlik olarak goren edebi coziimlemeyi, -bir donemin ruhunu ya da duyarhhgim degil, "gruplar'h, "ekoller"i, "kusaklar": veya "hareketler"! degil, hayatmi ve "eser'ini birbirine baglayan miibadele oyununun icindeki miiellifin kisiligini bile degil, fakat bir esere, bir kitaba, bir metne ozgu yapiyi- buna eklemek gerekecekti. Bu sekildeki tarihsel cozumlemelerde kendini gosterecek alan -gosteren- buyuk problem, 0 halde, artik hangi yollarla siireklililderin ortaya cikabildigini, bunca farkh ve ardisik akil icin bir ve ayru olan tasanmn hangi bicimde devam edebildigini ve tek bir ufuk olusturabildigini, hangi eylem biciminin ve hangi dayanagm intikaller, yeniden ele gecirmeler, unutmalar ve tekrarlamalar oyununu icerdigini, kaynagin kendi kurahm kendisinin cok otesine ve hicbir zaman gereeklesmemis olan bu tamamlanmaya kadar nasil yayabildigini bilmek degildir, -problem artik gelenek ve iz problerni degil, fakat kopma ve simr problemidir; problem artik siiriip giden temel problemi degil, temel ve temellerin yenilenmesi olarak deger kazanan donusumler problemidir. 0 halde, bazilan birbirine yakmhk icinde bulunan ve onlarla bu yeni tarih biciminin kendi teorisini hazirlamaya ~ah§tlgl butun bir problemler alanmm actldiguu goriiyoruz: sureksizligi (esik, kopma, kmlma, degisme, dontisme) dustinmek olanagun veren farkh kavramlar nasil ozel olarak belirtilebilir? Kendilerine (bilim nedir? Eser nedir? Teori nedir? Kavram nedir? Metin nedir?) sorulan atfedilebilen birlikler hangi
(1) L. Althusser, Pour Marx, s.168 • 16 •

Giris

kriterlerle birbirlerinden ayirdedilebilmektcdir? Kendilerinde yer alabildigimiz ve her birinin kendi kopukluklanrn ve cozumIerne bicimini icerdigi duzeyler nasil cesirlenmektedir: Olusumun uygun duzeyi nedir? Yorumlamanm uygun di.izeyi nedir? . Yapisal coziimlemcnin uy gun duzeyi nedir? Nedensellige tahsis edilmis olanlarm uygun duzeyi nedir? Sonuc olarak, gercek anlarmyla tarih, busbiitiin kisa olan tarih degisrneyen yapilann lehine olaylann baskuurn ortadan kaldinyor gibi gorundugu halde, dusuncenin, bilginin, felsefenin, edebiyatm tarihi kopmalan <;ogaltlyor ve sureksizligin butiin belirtilerini arastmyor gibi gortlnmektedir.

*
Fakat bu caprazlasma yamltrnasm. Baska disiplinler bir sureksizlikler coklugundan kesintisiz buyuk birliklere gittikleri halde, gorunuse bakarak, bazi tarihsel disiplinlerin stireklilikten sureksizlige gitmis olduklanm dusunmemek; siyasetin, kururnlann ya da ekonominin cozumlenmesinde global belirlemelere gittikce daha duyarh oldugumuzu, fakat fikirlerin ve bilginin coztlmlenmesinde farkhhk oyunlanna gittikce daha bir dikkat sarfettigimizi dusunmemck; hir kez daha bu iki btiyiik betimleme biciminin birbirlerinden habersizce kesistiklerine inanmamak gerekir. Gercekte bunlar §urda burda ortaya atilan, fakat gorunuste

ters sonuclara yol acan aym problemlerdir. Bu problemleri tek


kelimeyleozetleyebiliriz: dokiimanui ·yeniden gozden gecirilmesi. Yanlis anlasilma yok: tarih olarak bir disiplin varoldugundan beri dokumanlardan yararlandiginuz, onlan sorguladigirruz, onlar uzerine sorguya cekildigimiz 0 kadar acik ki; sadece soylemek istedikleri §eyleri degil, fakat gerc;egi soy leyip soy lemediklerini, ve onu hangi sifatla one surebildiklerini, samimi ya da sahtekar, bilgili ya da bilgisiz, otantik ya da bozulmus olup 01madiklanrn onlara sorduk. Fakat bu soru1ardan herbirisi ve bu• 17 •

------------

Bilginin Arkeolojisi
-

---------~

---

tun bu biiyuk kritik kaygi aym hedefe yonelikti: bu dokumanlann soylediklerinden hareketle -ve bazan gerisini soylemcyc gerek kalmadan- kendisinden dogduklan ve simdi kendilerinin cok uzaginda yitip gitmis olan gecmisi yeniden kurmak; dokuman her zaman simdi sessizlige indirgenmis bir sesin dili -onun nazik fakat muhtemelen cozulebilir isareti- olarak incelenmisti, Oysa, bug tine ait olmayan fakat henuz tamamlanmamis oldugunda kusku bulunmayan bir degisimle, tarih dokumanm karsisinda durumunu degistirdi: tarih dokumam yorumlamayi degil, onun dogruyu soyleyip soylemedigini ve gercek degerinin ne oldugunu belirlemeyi degil, onu icerden olusturmayi ve ozumlenir hale getirmeyi kendisi icin birinci gorev sayar: tarih dokumaru organize eder, parcalara aymr, dagiur, duzene sokar, seviyelere aymr, serileri gerceklestirir, dogru olam dogru olmayandan aymr, elemanlan tespit eder, birlikleri tammlar, iliskileri aciklar. Dernek ki dokurnan tarih icin, onun, insanlann yaptiklanm ya da soylediklerini, gecmiste olup biten ve geriye sadece dumen suyu kalan seyleri, kendisinde yeniden kurmaya c;ah§tJgl §u cansiz madde degildir: 0 dokumanter kumasin kendisinde birlikleri, btitiinltikleri, serileri, iliskileri tammlamaya cahsir. Tarihi, UZUll zamandan beri hoslandigi ve antropolojik dogrulamasim kendisiyle buldugu imajdan ayirmak gerekir: hatiralanrun canhhguu yeniden bulmak icin maddi dokumanlardan yararlanan bin yilhk ve kollektif bir hafiza imaji; bu imaj cahsma ve, her zaman ve her yerde, her toplumda kimi zaman spontane kimi zaman sureklilikler tarafmdan orgutlenmis bicimleri ortaya koyan maddi dokiimarun (kitaplar, metinler, hikayeler, siciller, fiiller, buyuk yapilar, kurumlar, yonetmelikler, teknikler, nesneler, aderler, v.s.) kullamlmasidir. Dokurnan kendinde ve gercekten hdftza olmak olan bir tarihin essiz aleti degildir; tarih, bir toplum icin, kendisinden aynlmayan, bir dokuman yigmma statii verme ve hazirlamanm belirli bir bicimidir.

• 18 •

Giris

Kisa kesmek icin diyelim ki, geleneksel bicimi icinde tarih gecmisin anitlarini «bellegine yerlestirmek» onlan diikiiman haline donusturmek ve cogunlukla, kendiliklerinden sozlii 01mayan ya da soylediklerinden baska olan seyi sessizce soyleyen bu isaretleri konusturmak girisiminde bulunuyordu; tarih dokuman Ian gunumuzde arut haline doniisttiren, ve insanlar tarafmdan konulmus isaretlerin cozulecegi yerde, insanlarm bulundukIan oyukta olduklan gibi bilinmeye <;ah§lldlgl yerde, ayirmanm, gruplandirmanm, anlamh kilrnarun, iliskiye sokmarun, birlikler halinde kurmarun sozkonusu oldugu bir elemanlar kitlesini gosteren seydir. 0, dilsiz arutlann, cansiz izlerin, baglannsiz nesnelerin ve gecmis tarafmdan terkedilmis seylerin disiplini olarak, arkeolojinin tarihe yoneldigi ve ancak tarihsel bir soy lemin yeniden kurulmasryla ancak anlam kazandigr bir zaman idi; kelimeler iizerinde biraz oynamak suretiyle diyebiliriz ki, gunumuzde, tarih arkeolojiye -amtm icsel tasvirine- yonelir. Bunun bazi sonuclan vardir. ilkin daha once isaret ettigimiz dl§ goruntistln etkisi: dusunce tarihindeki kopukluklann cogalmast, gercek anlamdaki tarihin icinde uzun donemlerin ortaya c;lkI§l. Geleneksel bicimi altmdaki tarih, gercekte, kendini tarihi belirli olgular ya da olaylar arasmdaki iliskileri (basit sebeplilik, cevrimsel belirleme, uyusmazhk, ifade) tammlamak odevinde saruyordu: verilmis olan seride her elemanm yakmhguu belirlemek sozkonusuydu. Problem, bundan boyle, serileri olusturmaktir: herbir serinin elernanlanrn tammlamak, onlann sunrlanru tespit etmek, herbir seriye ozel olan iliski tipini ortaya cikarmak, bunun kurahrn olusturmak ve, sonra da, boylelikle serilerin serilerini ya da «tablolar»i gerceklestirmek icin, farkh seriler arasmdaki iliskileri betimlemek: iste bunun icin katmanlann cogahsuu, birbirleriyle iliskilerinin kesilmesini, onlara ozgu olan zamanm ve kronolojilerin ozelligini belirlemek; iste bunun icin, (uzun bir sonuclar zinciriy le birlikte) artik kuctlciik olaylann degil de sadece onemli olaylann, (bazilan kisa, bazi• 19 •

Bilginin Arkeolojisi

Ian teknigin gelismesi ya da paramn seyreklesmesinin arusi gibi orta siireli, nihayet bazilan da bir demografik denge veya ekonominin iklim degismesine surekli olarak ayar edilmesi gibi yava§ gidisli) tamamiyle farkh di.izeyden olay tiplerini birbirinden ayirmak zorunlulugunu belirlemek; iste bunun icin ender olaylardan ya da tekrarlanabilir olaylardan kurulmus, genis ayar noktalan bulunan serileri gostermenin olanagun belirlemek. Bugunun tarihinde uzun donemlerin ortaya ~lkl§l tarih felsefelerine, diinyanm btiyuk caglanna, ya da medeniyetlerin ornruyle belirlenmis evrelere bir geri donus degildir; serilerin yontemsel olarak tasarlanrms hazirlarusnun sonucudur. Oysa fikirlerin, dusuncelerin ve bilimlerin tarihinde ayru degisim tam tersi bir 80nuca yol acn: 0 bilincin gelisrnesiyle olusmus uzun seriyi, ya da akhn teleolojisini, ya da insan dusuncesinin evrimini parcalara ayirdi: uzlasrna ve tamamlanma konulanm yeniden gozden gecirdi; tamlasmarun olanaklanna kuskuyla baku: sozkonusu degi§im yan yana bulunan, birbirini izleyen, birbirinin iisttine binen, cizgisel bir §emaya indirgenmeksizin caprazlasan farkli serileri bireylesmeye goturdu. Boylece, aklm bu kesintisiz kronolojisinin yerine, degismez bir bicimde, bazan kisa omurlu, birbirinden ayn, cogunlukla herbirine ozgii ve kazanan, gelisen, kendini bilen bir bilincin genel modeline indirgenemez bir tarih tipinin tasryicrsr olan benzersiz bir yasaya uymayan basamaklann, erisilmesi olanaksiz kaynaga, onun kurucu baslangicma geri goturuldugu gorulur, Ikinci sonuc: Siireksizlik kavrarru, tarih disiplinlerinde buyuk bir yer tutar. Klasik bicimi icindeki tarih icin si.ireksizlik hem verilmis hem de diisuniilernez alan idi: daguuk olaylar -kararlar, arazlar, baslangiclar, kesifler- turu altmda verilen ve olaylann surekliliginin gorunmesi icin, coziimleme yoluyla simrlandmlmasi, indirgenmesi, silinmesi gereken §ey. Si.ireksizlik, tarihcinin tarihi ortadan kaldirrnak kosuluyla sa~ip oldugu bu zamansal dagnukligm izi idi. 0 simdi tarihsel (_;oziimlemenin
• 20 •

Giris

temel unsurlanndan biri olmustur. Sureksizlik tarihsel cozumlemede ti<;lti bir rol altmda goninur. 0, ilkin tarihcinin kesinlesmis (tarihe ragmen incelemek zorunda oldugu materyelden aldlgl seyleri degil) bir faaliyetini olusturur: cunku, tarihci sematik hipotez baslig: altmda en azindan, cozumlemenin mumkiln duzeylerini, her birine 6zgii olan yontemleri ve bu yontemlere uygun dusen donemleri birbirinden ayurnak zorundadrr. Stireksizlik aylll zarnanda tarihcinin betimlernesinin sonucudur da (onun coznmlemesinin etkisiyle ortadan kalkmasi gereken §ey degil): ciinku tarihcinin ortaya koyrnaya c;ah§tlgl seyler, bir siirecin simrlan, bir egrinin egilme noktasi, dtizenleyici bir hareketin tersine cevrilmesi, bir degisimin sunrlan, bir cahsmanm e§igi, cevrimsel bir sebepliligin bozulma amdir, Nihayet sureksizlik kavramr, cahsmanm (beyaz ve iki olumln bicimi arasinda ayrunt bulunmayan bir uniforma gibi onu ihmal edecek yerde) ozcllestirrneye devam ettigi kavrarndir; 0 tahsis edildigi alana ve diizeye gore ozel bir bicim ve gorevi ustlenir: bilgikurarnsal bir esik, bir niifus egrisinin tersine krvnlrnasi, ya da bir teknigin yerini bir baskasinm almasi betimlendigi zaman aym sureksizlikten soz edilmis olur, Sureksizlik kavrarm paradoksal bir kavram: cunku 0 arastirmamn hem aleti hem de konusudur; ciinkii o alanlann bireylestirilmesine, fakat bunun aneak birbirlerine kiyaslanmalan yoluyla 'gerceklestirilmesine olanak verir, Cunku sonuc olarak belki, 0 sadece tarihcinin soyleminde mevcut bir kavram degil tarihcinin gizli olarak varsaydigi bir kavramdrr: Tarihi -ve kendi tarihini- ona nesne olarak sunan bu kopukluktan hareketle degilse eger, gercekte, 0 nereden hareketle konusabilecekti? Yeni tarihin en temel cizgilerinden birisi, hi<; suphesiz sureksizligin bu alan degistirmesidir: engelden pratige geC;i§i; gidermek zorunda oldugu disardan gelen bir almyazisuun degil de, kullamlan islernsel bir kavrarrun roliinii artik oynadigi yer olan rarihcinin soylerninin icine gecirilisi; ve bu yolla, kendisi sayesinde tarihsel okuyusun (arka yuztl, basansi, gtictmiin
• 21 •

Bilginin Arkeolojisi

smm) artik olumsuz olmadigi, fakat nesnesini belirleyen ve <;0zumlemesini gecerli kilan olumlu eleman oldugu isaretlerin tersine cevrilisi. Ucuncu sonu~: bir global tarih temasi ve imkan: ortadan silinmeye baslar, ve genel tarih adi verilebilecek olan bir tarihin, cok degisik bir tasansmm ortaya ~aktlgl gorultir. Genel tarih tasannu, bir medeniyetin butunluk bicimini, bir toplumun -maddi ya da manevi- ilkesini, bir donemin butun fenomenlerindeki ortak anlami, onlann baglantilanru aciklayan yasayi, -metaforik olarak bir donemin «cehresi» denilebilecek olan seyi - yeniden kurmaya cahsan bir tasanmdir, Boyle bir tasanm iki ya da u<; hipoteze baglamr: iyi tammlanrrus uzaysal-zamansal bir alarun butun olaylan arasmda, izlerini yeniden yakaladigmuz butiin fenomenler arasmda, bir homojen iliskiler -onlardan her birinin tliretilmesi olanagmi veren sebeplilik aguu, birbirlerini .nasil sembolize ettiklerini, ya da busbutun bir ve ayru olan merkezi diigiimii nasil ifade ettiklerini gosteren benzer iliskiler- sisteminin kurulabilmesi gerektigi varsayihr: ote yandan yine bir ve aym olan tarihsellik biciminin ekonomik yapilan, sosyal degi§mezlikleri, zihniyetlerin donuklugunu, teknik ahskanhklan, siyasal davraruslan. beraberinde goturdugu, ve onlarm hepsinin aym donusum tipine bagli bulundugu varsayihr; nihayet tarihin kendisinin, baglanti ilkelerini kendilerinde bulunduran buyuk birlikler -donernler ya da evreler- halinde eklemlenebildigi varsayihr, Bunlar, yeni tarihin serileri, kopukluklan, sirurlan, iniscikislan, dengeleri, kronolojik ozellikleri, tekil siireklilik bicimlerini, mumkun iliski tiplerini inceledigi zaman yeniden gozden gecirdigi postulatlardir. Fakat bu onun yanyana ve birbirinden bagimsiz halde bulunan bir tarih coklugunu elde etmeye cahsmas I degildir: kurumlann tarihinin yanmda ekonominin tarihi, ve onlarm da yarunda bilimlerin, dinlerin ya da edebiyatlann tarihi; bu onun yalruzca bu farkh tarihler arasmdaki zaman birlikteliklerini, ya da bicim ve anlam benzerliklerini gostermeye
• 22 •

Giri$

- ---------

----_

cahsmasi da degildir, 0 halde ortaya cikan -ve genel tarihin gorevini belirleyen- problem, hangi iliski biciminin bu farkh seriler arasmda yasal olarak betimlenebilecegini belirlemektir. Onlarm hangi dusey sistemi olusturmaya elverisli oldugunu belirlemektir; aralanndaki baglantilar ve egemenlikler oyununun ne oldugunu belirlemektir; dengelenmelerin, farkh zamansalhklann, cesitli surekliliklerin hangi etkiden olabildigini belirlemektir; hangi farkh biitiinlerin icinde bazi elemanlann e§zamanh olarak bulunabildigini.belirlemektir; kisacasi, hangi serileri degil, fakat hangi "serilerin serilerini" -ya da bir baska deyisle hangi «tablolar-»: olusturmanm mi.imkiin oldugunu belirlemektir. Genel betimleme -ilke, anIam, akil, diinya gorusu, btitunliik bicimi gibi- biitiin fenomenleri tek bir merkez etrafmda topladigi halde; genel tarih, tam tersine, bir dagilma mekamm gosterecekti. Nihayet, son sonuc: yeni tarih, yonternle ilgili probiemierin belirli bir saYISlY karsilasir ki, onlarm bircogu, hie; kuskusuz, la kendisinden once genis bir bicimde varoldugu halde §imdi on_lann tamarm onu belirginlestirrnektedir. Bunlarm arasmda: dokiimanlarm tutarh ve hornojen butunltiguntin (acik ya da kapah, sonlu ya da sonsuz butunler) kurulmasi, (dokuman kitlesinin eksiksiz bir bicimde incelenmek istenmesine, istatistik parca alma yonternlerine bagh bir omeklemenin yapilmasma, ya da en tipik elemanlarm onceden belirlenmeye cahsilmasma gore) bir secme ilkesinin tespit edilmesi; cozumleme duzeyinin ve onun icin uygun olan elemanlann tarumlanmasi (incelenen materyelin icinde, sayisal belirtiler; olaylara, kurumlara, pratiklere -acik ya da gizli- gondermeler; onlarm kullamm kurallan ve bu kurallarm
(2) Son issizlere, cimsel olarak bu, cocuklann ler- en buyuk imaj degildir. (hie kuskusuz ke1imenin butun anlarrnyla) bir «table» nun, bibir «seriler serisi» oldugunu gostermek gerekir mi? Her halde, -ki, 0 yaslarda onlar elbette sinemamn canhhgim tercih ederdus kmkhg: icin bir fenerin online yerlestirilen kucuk sabit bir

• 23 •

Bilginin Arkcolojisi

belirttigi sernantik alanlarla birlikte, kullanilnus sozcukler, yahut ta onermelerin bicimsel yapisi ve onlan birlestiren baglanti tipleri ortaya cikabilir); incelenmis olan materyali (bolgeler, donernler, birlestirici surecler) e1demleyen butiinlerin ve altbutunlerin snurlandmlmasi; bir butunu belirginlestirrnek olanaguu veren iliskilerin belirlenmesi (sayisal ya da mantiksal iliskiler; fonksiyonel, nedensel, analojik iliskiler soz konusu olabilir; anlamlandiranin anlamlandinlanla iliskisi soz konusu olabilir). Butun bu problernler bun dan boyle tarihin yonternsel alaninda yer ahrlar. iki sebepten dolayi bu alan dikkate ahnmaya deger, ilkin, soz konusu alan daha yeni yeni tarih felsefesini kuran seylerden, ve tarih felsefesinin (rasyonellik ya da olusun gayeliligi, tarihsel bilginin goreliligi, gecmisin duraganhgmda ve halin yetkin olmayan butunselliginde bir anlarru bulmanm ya da olusturmanm irnkam konusunda) sordugu sorulardan, hangi noktaya kadar kurtuldugunu gordtigtlmuzden dolayi dikkate deger. Ikinci olarak, onun baska yerlerde -dilbiliminin, etnolojinin, ekonominin, edebi cozumlemenin, mitolojinin alanlarmda ornegin- buldugumuz problemlerin belirli noktalannda yeniden kopukluklara sahne olmasi nedeniyle dikkate deger. Bu probIemlere, cger istenirse, kisaca yapisalcihk adi verilebilir. Bununla birlikte bircok durumda: onlann tarihin yontemsel alarum sadece kendilerine maletmeleri soyle dursun, onun cozumleme alanlan ve duzeyleriyle birlikte degisen bir parcasuu ancak isgal ederler; goreli olarak snurh durumlann belirli bir saYISI icinde yalmzca, onlar (bu gunku ahsilrrus giizergaha gore) dilbilimden ya da etnolojiden ahnmadilar, fakat bizzat tarihin anlarru icinde -ozellikle ekonomi tarihinin alani icinde ve onun sordugu sorular vesilesiy le- dogdular; nihayet onlar tarihin bir yapisallasmasindan veya en azmdan yapi ile olus arasmdaki bir «cansmavyi ya da bir «zithk»: asma girisiminden soz etmeye hicbir sekildc izin vennediler: uzun siireden beridir ki, simdi tarihciler
• 24 •

Giri:;;

canh, nazik, titreyen «tarih»i kurtanp kurtarmadiklanru kendilerine sorma geregini duymaksizm, yaprlan tespit, tasvir ve tahlil ediyorlar, Yapi-olus zlthgl ne tarihsel alanm tanmn icin, kuskusuz, ne de yapisal bir yontemin tammi icin uygundur. Tarihin bu bilgikuramsal degisimi bugun henuz tamamlannus degildir, Bununla birlikte, hie kuskusuz bu degisimin ilk aInUI yeniden Marx'a cikarabildigimizc gore, 0 dune ait degildir. Fakat bu degismenin etkilerini gostermesi uzun zaman aldi, Gunumtizde, ozellikle diisunce tarihi icin, ~ok daha yeni baska dontisumler -dilbilim donusumleri ornegin- yazildig; halde, bu degi§im ne yazildi ne de dii§Unuldii.bnsanlann kendi fikirlerini ve kendi bilgilerini anlattiklan bu tarihin icinde sureksizligin, serilerin, sirurlann, birliklerin, ozel diizenlerin, otonomilerin ve farkhlasrrus bagirnhhklann genel bir teorisini olusturmak, sanki ozellikle zor olmustu, Baslangiclan arastirmaya, oncullerin cizgisini sonsuzca geriye goturmeye, gelenekleri yeniden kurmaya, evrim egrilerini izlerneye, gayelilikleri yansrtmaya, ve stirekli olarak hayatm metaforlanna basvurmaya ahsik oldugumuz yerde, sanki, farki dti§iinmede, mesafeleri ve. dagilmalan betimlemede, kimligin gtiven verici bicimini ayirdetmede ozel bir is.. teksizlik gosteriliyordu. Daha dogrusu, §u esik, donusum, bagimsiz sistem, simrh seri kavramlan hakkmda -gercekten tarihciler tarafmdan kullarnldiklan gibi- teori olusturmada, genel sonuclar elde etmede, hatta miimkun olan biitiin sonuclan turetmede sanki gucluk cekiliyordu. Baskayi kendi du§uncemizin zamarn icinde dustmmektcn sanki korkuyorduk. Bunun bir sebebi vardir, Eger diisuncenin tarihi kesintisiz siirekliliklerin yeri olarak kalabilseydi, hiebir 90ziimlemenin soyutlama yapmaksizm bozamayacagi ard arda gelisleri surekli birbirine ekleseydi, insanlann soyledikleri ve yaptiklan seylerin cevresinde onu onceden sezen, hazirlayan, ve S1nlTSIZ bicimde
• 15 •

Bilginin Arkeolojisi

onu gelecegine dogru goturen belirsiz sentezleri diizenleseydi, 0 zaman bilincin yuceligi icin 0 imtiyazh bir sigmak olacakn, Surekli tarih, oznenin kurucu gorevi icin gerekli olan korelattir: ozneden kurtulan herseyin ona geri donebileceginin garantisi; zamanm, yeniden olusturulmus bir birligin icinde ozneyi yeniden kurmadan hicbir seyi dagitmayacaguun hakikati.oznenin bir gun -tarihsel bilinc bicirni altmda- aynm yoluyla uzakta tutulmus butun bu seylere yeniden sahip olabileceginin, bir gun yeniden egernenligini kurabileceginin, ve onun bannagi adi verilebilecek olan seyi bulabilcceginin umudu. Sureklilik hakkmdaki soy lemi tarihsel cozumleme haline getirmek, her olusun ve her uygulamanm asil oznesini insan bilinci haline getinnek aym dusunce sisteminin iki vechesidir. Zaman orada tamlasmanm smirlan olarak anlasihr ve koklu degisiklikler orada asla bilincin ele gecirdikleri degildir, Farkh bicimler altmda, bu tema xix.yuzyildan beri siirekli bir rol oynadi: butun merkezden kaymalara karst, oznenin tistunlugunu, ve antropoloji ile hiimanizm figurlerini kurtarmak. Marx tarafmdan gerceklestirilmis olan -iiretim iliskilerinin, ekonomik belirlemelerin ve snuf mucadelesinin tarihsel cozumlemesi yoluyla- merkezden kaymaya karst, xix.yuzyilm sonuna dogru bu tema, bir toplumun biitiin aynmlarmm, kendisinde, tek bir bicime, bir diinya gorustlnun orgirtlenmcsine, bir degerler sisteminin ortaya konmasma, tutarh bir medeniyet tipine geri goturulebilecegi genel bir tarih arastirmasma yer verdi. Nietzsche'nin soykutugu tarafmdan gerceklestirilmis olan merkezden kaymanm karsisina, 0, rasyonelligi insanhgin gayesi haline getiren, ve dusuncenin butun tarihini bu rasyonelligin korunmasina, bu gayeliligin devarn ettirilmesine, ve hep. bu temele dogru zorunlu olan donuse baglayan bir ilk temelin arastmlmasmi koyduo Nihayet, son zamanlarda, psikanaliz, dilbilimi, etnoloji hakkindaki arasttrrnalar, ozneyi, arzusunun ilkelerine, dilinin bicimlerine, eyleminin kurallanna, mitik ya da masalsi soylemle• 26 •

Giti~

rinin oyunlanna gore merkezden kaydirdigr zaman, ne oldugu sorgulannus olan insamn kendisinin cinselligi ve bilincsizligi, dilinin sistematik bicimleri ya da yalanlanrnn dtizenliligi hakkmda aciklamada blunmadigi apacik ortaya vIktlgl zaman, tarihin surekliligi tcmasi yeniden canhhk kazandi: kopus degil olus, iliskiler oyunu degil ic dinamizm, sistem degil sikr ozgiir10k isi, bicim degil kendi kendini yeniden ele alan ve sartlanrun en sonuna kadar yeniden kendini yakalamaya cahsan bir bilincin sttreklicabasi olacak olan bir tarih: btitiin simrlarr yikmakla son bulan bir hareketin hem uzun kesintisiz dayamkhhgr hem de canhhgi olacak olan bir tarih. Tarihin canh acrlmuru yapilarill «hareketsizliginin», onlann «kapah» sistemlerinin, zorunlu «eszamanhhklannm» karsisma koyan bu temayi degerlendirmek icin, tarihsel cozttmlemelerin kendilerinde sureksizligin kullanmnru, seviyelerin ve snnrlann tarumnu, ozel serilerin betimlenmesini, aynmlar hakkmdaki her oyunun gun ytiziine cikanhsmi kesinlikle kabul etmemek gerekiyor. Demek ki Marx' 1 antropolojiyle ugrasan biri olarak gormeye, onu tamhklann bir tarihcisi yapmaya, ve hiimanizrnin onerisini onda yeniden bulmaya zorlanryoruz; demek ki Nietzsche 'yi askm felsefenin terimleri icinde yorumlamaya, ve onun soykiitugumi ilk baslangic hakkmdaki bir arastirma di.izleminin uzerine dusurmeye itiliyoruz; nihayet, yeni tarihin bugun one surdtigii butun bu yontemsel problemler alarum, sanki hicbir zaman onlan aym dilzleme getirmemis gibi, bir yana birakmaya sevkediliyoruz. Cunkii, sureksizlikIer, sistemler ve dontisurnler , seriler ve esikler preblemi btitiin tarihsel disiplinlerde (ekonomi ve toplumlan ilgilendiren disiplinlcrde degil, fikirleri ya da bilimleri ilgilendiren disiplinlerde) kendini gosterdigi, eger ortaya ctktiysa, 0 zaman mcsru bit bicimdecolus» «sisten» in karsisma, hareket cevrimsel duzenlemelerin karsisma ya da cok kaba bir dtisilnceyle soylendigi gibietarih» «yapisrnn karsisma nasil konabilir?

• 27 •

Demir Kafesten Plastige Kimliklerimiz

Kulturel tamhklar temasi -ki bu tema icin Marx once elestirildi sonra baska birkiliga sokuldu- icinde, bir ilk baslangicin arastmlmasi ternasi -ki bu temayi kulturel tamhklar temasuun icine yerlestirmeyi stemedcn once 0 Nietzsche' nin karsisma konuldu- icinde, ve canh, siirekli ve acik bir tarih temasi icinde islev goren aym muhafaza edici fonksiyondur. Demek ki, tarihsel bir cozumlemenin icinde -ve ozellikle eger diisunce, fikirler ya da bilgiler soz konusuysa- siireksizlik ve aynm kategorilerinin, esik, kopma ve donusum kavramlanmn, serilerin ve sirurlann betimlenmesinin cok acik bir bicimde kullamldigmm gorulecegi her defasmda oldurulmus olan tarihe haykmlacaktir. Burada tarihin zaman asnnma ugramaz haklanna ve her mumkun tarihsellik temeline karst bir elestiriyi aciklayacagiz, Fakat burada yamlgrya dusmemek gerekir: bu kadar cok hayiflarulan §ey, tarihin yok olmasi degil, gizli olan fakat tumuyle oznenin sentetik aktivitesine baglannus bulunan bu tarih biciminin ortadan silinmesidir; hayiflamlan sey, bilincin ustunltigune mitlerden, yakmIrk sistemlerinden, dillerden, cinsellik ya da arzudan daha guvenilir, daha az sergilenmis bir sigmak saglamak zorunda olan su olustur; hayiflamlan sey, aniam isini ya da toplama hareketini, maddi belirlemeIer, pratik kurallar, bilincsiz sistemler, kan fakat dusunulmemis iliskiler, yasanrms her tecriibenin dismda kalan baglanular oyununu proje yoluyla yeniden canlandirmanm olanagrdir; hayiflarulan sey, bir asirdan daha fazla bir zamandan beri kendisinden uzaklasmaya devam eden her seyi, kendisi yoluyla insanda yeniden kurmaya cahsilan tarihin bu ideolojik kullanmudir. Bir zamanlarm bunin hazineleri bu tarihin eski kalesinde list uste yigilnusu; kale saglam samhyordu; 0 kutsallasnnlnusti; antropolojik dusuncenin son yeri haline getirilmisti; antropolojik dusiinceye karst kiskirnlnus olan seylerin bu kalede ele gecirilebilecegine inamlrrnsu; ondan uyamk korumalann elde edilecegi samlrmsti. Fakat bu eski kaleyi, tarihciler uzun zamandan beri terkettiler ve calismak icin baska yerlere gittiler;
• 28 •

Giri~

Marx ya da Nietzsche'nin bile kendilerine emanet edilmis olan koruyuculugu geregi gibi yerine getiremedikleri anlasihyor, Ne imtiyazlan korumak icin, ne de tarihin, hie; degilse onun, canh ve stirekli oldugunu, soz konusu ozne icin dinginligin, dogrulugun, uzlasmamn -derin uykunun- yeri oldugunu bir defa daha dogrulamak icin -bununla birlikte bugiiniin sikmtisr icinde buna ihtiyac duyulup duyulmadignu da Tann bilir- artik onlara guvenmemek gerekiyor. Bu noktada, Deliligin Tarihi, Klinigin Dogusu, Kelimeler ve §eyler'in, cok eksik bir bicimde cercevesini cizdikleri bir girisim kendini gosteriyor, Bu girisimle, genel olarak tarihin alaru icinde gerceklesen donusumlerin olcusunu tespit etmeye cahsiyoruz: bu girisimle yontemleri, snurlan, dusuncelerin tarihine ozgii temalan gozden geciriyoruz; bu girisimle oradaki son antropolojik gucliikleri cozmeye calisiyoruz; soz konusu girisim bu gucluklerin nasil olusabildigini karsihk olarak gosterrnek ister. Bu isler, gercek bir duzensizlik icinde, ve onlarm genel eklemlenmeleri acikca tammlanmaksrzm tasarlandi. Onlara tutarhhk kazandirmarun, -ya da hie; degilse buna cahsmanm- zamaru idi. Iste bu kitap, bu cahsmanm sonucudur. Baslamadan once ve busbutun yanhs anlasilmaktan kacinmak icin birkac uyanda bulunahm. - Kamtlanm baska cozumleme alanlannda ortaya koymus olan yapisalci bir yonterni tarihin, ozellikle de bilgi tarihinin alanma aktarmak sozkonusu degildir, Tarihsel bilgi alanmda gerceklesrne icinde bulunan bir yerli donusumun ilkelerini ve sonuclanm gostermek S0Z konudur. Bu donusum, onun ortaya cikardigi problemler, kullandigi aletler, onda tarumlanan kavramlar, elde ettigi sonuclar, belirli bir olcude, yapisal cozumleme adi verilen seye yabanci olmamah, bu mumkundur. Fakat onda ozellikle oyuna sokulmus bulunan bu <;0zumleme degildir;
• 29 •

Bilginin Arkeolojisi

- Yapisal cozumleme bicimlerini tarihe, ona ragmen, empoze etmek icin kiiltiirel tamhk kategorilerini (bunlar dunya gorusleri, ideal tipler, caglann tekil akhdir) kullanmak (en azmdan) soz konusu degildir. Betimlenen seriler, tespit edilen smirlar, yapilan kiyaslar ve baglantilar eski tarih felsefelerine dayanmazlar, fakat onlann gayelilikleri ve toplamlan yeniden gozden gecirmek amaclan vardir; - Antropolojik temadan kurtulmus olan bir tarihsel <;0ziimlerne yontemini tammlamak soz konusu oldugu 01cude, simdi tasarlanacak olan teorinin, daha once yapilmis incelemelerle, ikili bir iliski icinde bulundugu gorulur. 0, genel ifadelerle (duzeltmelerin <;oguile, hazirlamalann yogu ile), bu arasurmalann yolda kullandiklan ya da sebebin ihtiyaclan icin bicimlendirdikleri aletleri olusturmaya cahsu; Fakat ote yandan 0 her turhi antropolojizmden arlllilll§ olan bir cozumleme yontemini tarumlamak icin, 0 halde, elde edilmis sonuclarla guclenir. Onun iizerinde dinlendigi kumsal, kesfettigi kumsaldir. Delilik ve psikolojinin ortaya cikisr iizerine, hastahk ve bir klinik tibbin dogusu iizerine, hayat, dil ve ekonomi hakkmdaki bilimler iizerine olan incelemeler biraz da kor denemeleri oldu: fakat onlar, yontemlerini yavas yavas belirledikleri icin degil yalruzca, -humanizrn ve antropoloji konusundaki bu tartismadaonun tarihsel olanagmm yerini kesfettikleri icin, yavas yavas aydmlaruyordu. Tek kelimeyle, bu eser, oncekiler gibi, -hic degilse dogrudan dogruya ilk anda degil- (dogusla, tarihle, olusla karsilastmIan) yapi hakkmdaki tartismamn icinde yer almaz; fakat insan varligi, bilinc, baslangic ve ozne hakkmdaki sorulann ortaya ciknklan, gelistikleri, birbirlerine kansnklan, birbirlerinden aynldiklan bu alanm icinde yer ahr. Fakat hie; kuskusuz yapi
• 30 •

Giris

probleminin ortaya ~lkt1g1 alarun da bu alan oldugunu soylernekte haksiz sayrlmayiz, Bu cahsma, Deliligin Tarihin' de, Klinigin Dogusu 'nda, ya da Kelimeler ve Seyler'de okunabilen seylerin yeniden ele almmasi ve dogru olarak tasvir edilmesi degildir, Pek cok noktada, o onlardan farkhdir. Bu cahsma, i~ diizeltrnelerin ve elestirilerin epeycesini ihtiva etrnektedir. Genel olarak Deliligin Tarihi, tarihin anonim ve genel bir oznesini kabul etmeye ne kadar yakIn bulundugumuzu gosteren bit «tecriibe» olarak gosterilmis bulunan §eylerin cok onemli, aynca epeyce gizernli, bir kisrmru olusturuyordu; Klinigin Dogu§u'nda, yapisal cozumlemeye bir90k kez yapilnus basvuru, artaya konulmus olan problemin belirginlestirilmesini ve arkeolojiye ozgfi seviyeyi savsakhyor gibi gorunuyordu; nihayet Kelimeler ve Seyler'de yontemsel isaret samandralanmn bulunmayisi kulturel buttinluk hakkindaki son coznmlemelere inandrrabildi. Bu cozttmlemelerden sakmma becerisini gostermemis olmam beni uzuyor: onlann, kendilerine ozgu tedbirleri almak icin, ayni girisimin icine yerlestirildiklerini, girisimin kendisinin de tarihin bu degisik yontemlerinden ve degisik bicirnlerinden kurtulmasi gerektigini soylemek suretiyle avunuyorum; ve sonra, bana sorulan sorular- alti cizilmis guclukler, itirazlar olmadan, hie; kuskusuz, bundan boy le ister istemez kendisine bagh bulunacagrm girisimin oldukca net bir bicimde ortaya cikngim gormii§ olmayacaktnn. Bundan dolayi, bu metnin hafifce aksayan, tedbirli sekli: her an, a mesafe ahr, her iki yandan olculerini ortaya koyar, smirlanna dogru el yordanuyla .ilerler, soylemek istemedigi seylerde kendini tutar, kendi yolunu belirlemek icin kana lIar acar, Her an, 0 mumktin
(3) Bu rnetnin ilk sayfalan ozellikle, biraz farkh bir bicim altinda, E.N.S.uto Cercle d' Epistemologie'ss tarafmdan dile getirilmis sorulara bir cevabi olusturdular (cf Cahiers pour I;Analise, no: 9). Ote yandan bazi gelisrneler hakkmdaki bir taslak Esprit (Nisan 1968) nin okuyuculanna cevap olarak verildi. • 31 •

Bilginin Arkcolojisi

kansirru aciklar. 0, her seyden once: ben ne §u ne de buyum, demekle kendi kirnligini bildirmis olur. Bu, cogu zarnan, elestiri degildir; hicbir sekilde, sagda solda herkesin yamldigiru soy lemek degildir. Bu, yalruzca bir yerin, komsulanrun disardahgi tarafrndan tammlanmasidir; bu, -onerilerinin tcmelsiz oldugunu one surmek suretiyle, baska onerileri susturmayi istemekten ziyade- kendisinden bahsettigim, ve 0 kadar gecici, henuz 0 kadar belirsiz hissettigim bir soylemin icinde yavas yavas bicimini bulan bu beyaz yeri tarumlamaya cahsmaknr. - Soylediginiz seyden em in degil misiniz? yeniden degisecek, size sordugumuz sorulara gore yerinizi dcgistirecck, itirazlann sizi gercekten konusuldugunuz yere dogru yonelttigini soyleyecek misiniz? Sizi olmakla sucladigirmz §ey olmadignuzi bir defa daha soylemeye mi hazrrlamyorsunuz? Once, gelecek kitabuuzda, size baska yerde yeniden birden bire ortaya cikmak, baska yerde yeniden ve simdi yaptigirnz gibi bunu kucumsemek olanagmi vereeek olan <;Ikl§ yolunu mu duzenliyorsunuz? Hayir, hayir, beni gozetlediginiz yerde degilim; fakat size gulerek baktigirn buradayim, - Eh simdi, dusunuyor musunuz ki, ben bunea sikmnyi ve bunea sevinei yazmaya baslayacagim, inamyor musunuz ki -biraz atesli bir elle- beni maceraya goturecek, soziimtin yerini degistirecek, ona yeralti gecitleri acacak, onu kendinden uzaklastiracak, onun kosu yolunu ozetleyen ve bazan cikintilan onda bulacak olan, kendisinde kaybolacagim ve sonuc olarak arnk hiebir zaman rastlamak zorunda olmayacagimm gaze gorundugu labirenti eger hazrrladiysam, hunda basi egik olarak ayak direyecegim. Hi9 kuskusuz, benim gibi daha pek 90k kisi, arnk veehe sahibi olmamak icin yaziyor. Bana kim oldugumu sormayunz ve ayni kalacagmu soylerneyiniz: bu bir medeni hal ahlakidrr; bu ahlak kagulannuzi Yonetir. yazmak soz konusu 01dugu zaman bizi serbest biraksin.
• 32 •

SOYLEMSEL DUZENLER

.. ~

..

Soylemin Birlikleri Stireksizlik, kopukluk, esik, sinrr, seri, dontisum kavramlannm oyuna sokulusu, her tarihsel cozttmlemede.rprosedttr so... runlanm degil yalruz, teorik problemleri de ortaya koyuyor. Onlar burada incelenecek alan problemlerdir (davrarus problemleri en yakm empirik incelemeler srrasmda goz online almacak; en azmdan eger bu incelemelere girisrnek icin bana firsat, arzu ve cesaret gelirse). Bununla birlikte onlar ancak ozel bir alanda goz ontine' almacaklar: sunrlan 0 denli belirsiz, fikirlerin, dusuncenin, bilimlerin, veya bilgilerin tarihi adi verilen muhtevalan icinde 0 denli istikrarsiz olan bu disiplinlerin icinde. ilkin olumsuz bir isin sona erdirilmesi gerekiyor: (her bid kendi tarzmda, sureklilik temasmi) cesitlendiren butun bit kavramlar oyunundan kurtulmak. Onlann, hie kuskusuz, yak saglam kavramsal bir yapisi yoktur; ama fonksiyonlan aciktir. Ge-

Ienek kavrarru boy le: bu kavram, hem ardisik hem aym (ya da
en azmdan benzer) fenomenlerin birligine belirli bir zamansal statu vermeyi amaclar; tarihin kendilik bicirninin icinde kayboIusunu yeniden dusunmeye olanak verir; kaynagin tammlanmaml§ hususiliginin icine durmaksizm yeniden cikmak icin, her baslangica ozgtt aynmr ortadan kaldirmaya zorlar; onun sayesinde, surekliligin derinliklerindeki yeniliklcri ayirdedebilir, ve onun degerini orijinallige, dehaya, bireylere ozgii karara gecire• 33 •

Bilginin Arkeolojisi

biliriz. Gecirme ve iletme olgulanna -iyi coztimlenebilmesi icin cok buyusel- bir destek saglayan; benzerlik ya da tekrar fenornenlerini nedensel (fakat ne kat! simrlama ne de teorik tamamlama olmaksizin) bir gidis surecine baglayan; bireyler, eserler, kavramlar ya da teoriler olarak tammlanmis birliklerin zamarurn -urerne ortarm aracrhgiyla oldugu gibi- mesafeye ve araliga baglayan etki kavranu da boyle. Gelisme ve evrim kavramlan boyle: onlar daguuk olaylann bir ard arda gelisini yeniden bir araya toplamak, onlan bir ve ayru diizenleyici ilkeye baglamak, hayatm ornek gucune onlan (uzlasimci oyunlanyla, yenilestirme kapasitesiyle, farkh elemanlarmm, ozumleme ve degis-tokus sistemlerinin siirekli iliskisiyle) boyun egdirmek, her baslangic isinde once bir tutarlihk ilkesini ve gelecek bir birlik tasansim kesfetmek, bir kaynak ile eskiden verilmis bir terim arasmda surekli olarak tersine cevrilebilir biriliski yoluyla, daima zamam esere egemen kilmak olanagim verir. Verilmis bir donemin esanh ya da ardisik fenomenleri arasma bir anlam ve sembolik baglar toplulugunu, bir benzesme ve ayna oyununu yerlestirmek olanaguu veren ~ya da bir kollektif bilincin ustunlugunu birlik ve aciklarna ilkesi olarak ortayacikaran«zihniyet» ya da «akil» kavramlan da boyle. Yapilmis olan buttin bu sentezlerin, her incelemeden once ahsilageldigi gibi kabul edilen bu grupIandirmalan, oyunun baslangici hakkmda gecerliligi bilinen bu baglan yeniden gozden gecirmek gerekiyor; kendileriyle, insanlann soylemlerini birbirine baglamak ahskanhgma sahip oldugumuz bu bicimleri ve bu belirsiz gucleri disan atmak gerekiyor; egemen olduklan belirsizlikten onlan kurtarmak gerekiyor. Onlan spontane bir sekilde degerlendirmekten ziyade, yontern endisesiyle ve ilk anda, isin ancak daguuk olaylann bir araya getirilmesi oldugunu kabul etmek gerekiyor. Kendilerine yakinhk kespettigimiz bu kopukluklar ya da gruplamalar onunde endiselenmek de gerekiyor. Bilim, edebiyat, felsefe, din, tarih, varsayim, v.b.g. birbirine ZIt alan, ve 00• 34 •

Soylernsel Duzenler

lardan tarihsel buyuk bireysellik cesitlerini olusturan buyuk soylem tipleri aynmim, ya da bicimler, ya da turler aynmnu, 01dugu gibi kabul edebilir rniyiz? Bize ait olan soylern dunyasinda bu aynmlann kullanilacagmdan biz deemin degiliz. Oncelikle, olustuklan donemde, biisbiittin baska bir bicimde dagitilrms, bolii§tiiriilmii§ ve belirginlestirilmis alan ifade birliklerini coztimlemek soz konusu oldugu zaman: nihayet «edebiyat» ve «siyaset» gecmise yonelik bit hipotezle ve bir bicimsel analojiler ya da semantik benzerlikler oyunuyla ancak ortacag kulturune yahut da klasik ktilttire uygulayabildigimiz en yeni kategorilerdir; fakat ne edebiyat, ne siyaset, ne de felsefe ve bilimler, soylemin alaruna, xix.yuzyilda eklernlendikleri gibi, XVll. ya da XVUl. yiizyilda eklemlenmezler. Her' halukarda, bu bolunmeler -ister kabul ettiklerimiz olsun, isterse incelenmis olan soylemlerin cagdaslan olanlar olsun- daima iiii§linsel kategorilerin, suuflandirma ilkelerinin, normatif kurallann, kururnsallasrms tiplerin kendileridir: bunlar, kendi siralannda, baskalanrun yamsira cozttmlenmeyedegecek alan soylem olgulandir; onlann birbirleriyle elbette karmasik iliskileri vardir, fakat bu iliskiler onlarm asli, yerlesik ve evrensel olarak bilinebilir karakterleri degildir. Fakat ozellikle askiya almmasi gereken birlikler, en dolaysiz bicimde kendini empoze eden birliklerdir: kitabm ve eserin birlikleri. Buyuk bir oyun olmadan, onlan, g6riinti§ olarak ortadan

silebilir miyiz? Onlar en kesin bir bicimde verilrnis degiller midir? Belirli bir yerde bulunan, ekonomik bir degeri olan, ve baslangicmm ve bitisinin sirurlanru, belirli sayida isaretler yoluyla, kendinde gosteren kitabm maddi bireyselligi; belirlenen ve snurlanan bir eserin ortaya cikis). Bununla birlikte ana biraz daha yakmdan bakildigi andan itibaren guclukler baslamaktadir, Kitabm maddi birligi nedir? Bir siir ontolojisi, yazan oldukten sonra yaymlanrms metin parcalannm bir derlemesi, Konilerin

• 35 •

Bilginin Arkcolojisi

Incelenmesi ya da Miehelet'in Fransa Tarihi'tiui bir cildi eger soz konusuysa bu da maddi birlik midir? Soz konusu olan B ir Talih, Gilles de Raisin sureci, Butor'un San Marco'su, ya da bir katolik dua kitabi ise bu da maddi birlik midir? Bir baska ifadeyle, toplam miktann maddi birligi, kendisine destek verdigi soy lemsel birlige nazaran zayif, ikinei planda kalan bir birlik degil midir? Fakat bu soylemsel birlik, kendi sirasmda, tekduze ve hep ayru sekilde uygulanabilir midir? Stendhal' in bir romaru ya da Dostoyevski 'nin bir romam Insanltk Komedisi romanIan gibi bireysellesmez; ve bunlar, kendi siralarmda, Ulisse'in Odissee'eesi aynldrgi gibi birbirlerinden aynlmazlar. Bu bir kitabm bolumlerinin net olmamasi ve titizlikle bolumlenmis 01mamasi demektir: bashgm, ilk satirlann ve son noktanm otesinde, i'r goriinusunun ve ona ozerklik kazandiran biciminin otesinde, 0 baska kitaplara, baska metinlere, baska cumlelere bir geri gondermeler sitemi icinde ele ahmr: bir agm icindeki dugum, Bu geri gondermeler oyunu matematik bir incelemedc, bir metin yorumlarnasmda, tarihsel bir anlatida, romanesk doneme ait bir epizodda olana gore, aynl turden degildir; suradaya da burada iliskiler demeti olarak kabul edilmis olan bir kitabm birligi ayni olarak dusunulemez. Kitabm kendini el altmda bulunan bir nesne gibi sunmasi bosunadir; onun kendisini iceren §u kuciik parelelyuz halinde kivnlmasi bosunadir: onun birligi degisken ve gorelidir. 0 sorguya cekilir cekilmez acikliguu kaybeder; kendini gostermez, ancak karmasik bir soy lem alarnndan hareketle kurulur. Esere gelince, onun altnu cizdigi problemler daha da zordur. Bununla birlikte, gorunuste daha basit olan ne? Bir ozel ad i~aretiyle gosterilebilen bir metinler toplami. Halbuki bu gostermc (atfetrne problemleri bir yana birakrlsa bile) tekdiize bir islev degildir: bir muellifin adi, ayni sekilde, kendi adiyla yaymladigi bir metni, takma adia sundugu bir metni, olumunden sonra taslak halinde buldugumuz bir rnetni, sadece musvedde, not defte• 36 •

Soylemscl

Duz enlcr

ri, bir «kagit» olan bir metni de gosterir mi? Tam bir isin ya da yapa(opus)ln kurulusu, ne dogrulanmasi ne de dile getirilmesi kolay olmayan belirli bir secme sayismi varsayar: miiellif tarafindan yaymlannus metinlere, baskiya venneyi dti§tindiigti ve aneak oliim olaymdan dolayi eksik kalrrus alan metinleri eklemek yeter mi? Kitaplann musveddesi, ilk taslagi, duzeltmeleri ve karalamalan olan her seyi de eklemek gerekir mi? Bir yana birakilnus taslaklan ilave etmek gerekir mi? Mektuplara, notlara, sonradan eklenmis karsihkh konusmalara, miiellifler taraftndan aynen almnus sozlere, kisacasi, bir bireyin olum anmda cevresine biraktrgi ve belirsiz bir caprazlasma icinde bu kadar farkh dilde konusan sozlu izlerin bu suursiz bolluguna hangi statiiyii vermek gerekir? Her halde «Mallarme» adi ayru sekilde ingilizce temalara, Edgar Poe'nun tercumelerine, siirlere, ya da sorusturmalara verilecek cevaplara basvurmaz; ayru sekilde, bir yandan Nietzschenin adi ve ote yandan genclik otobiyografileri, okul incelemeleri, felsefi makaleler, Zarathoustra, Ecce Homo, mektuplar, «Dionisos» ya da «Kaiser Nietzsche» imzah son kartpostallar, camasirevi notlannm ve ozdeyis tasanlannm birbirine kanstigr saYISlZdefterler arasmda var olan ayru iliski degildir. Gercekte, eger bir muellifin «is»: hakkinda bu kadar kararh ve daha fazla sorgulamada bulunmadan konusursak, bu onun ifadenin belirli bir fonksiyonuyla tarumlanrms varsayilmasidir. Mtiellifin isde (diisuniilrnesi gerektigi kadar derin) bir duzeye sahip olmak zorunda bulundugu kabul edilir ki, butun fragmentlerinde, rnuellifin dusuncesinin, tecrubesinin, hayalinin ya da bilincsizliginin yahut da kendilerinin icinde bulunduklar: tarihsel belirlernelerin ifadesi gibi, en kiiciiklerinde ve en ternelsizlerinde bile i§ kendisini bu seviyede ortaya koyar. Fakat, dolaysiz bir bicimde verilrnis olmaktan uzak, benzer bir birligin bir calismayla kuruldugu; bu cahsmarnn (metinde, hem gizledigi hem ilC;lga vurdugu bir ~eyin kopyasmi desifre ettigi icin) aciklayici oldugu; nihayet yapiu opusu, onun birlig: halinde, be• 37 ..

------ ---_.

Bilginin Arkeolojisi
-,,~~-----

..

- -_._

-------

-,

------

... ---------

lirleyen cahsma ve sonuc olarak yapitm kendisi, eger Theatre et son double'un ya da Tractatus'un miiellifi SQZ konusuysa aym olmayacak, ve bundan dolayidir ki, surada ya da burada bu, bir «yapit» hakkinda soylenecek olan aym anlamm icinde degildir, Yapit ne dogrudan bir birlik olarak, ne gercek bir birlik olarak, ne de homojen bir birlik olarak dusunulebilir, Nihayet, cozumlemek istedigimiz soylernin, onceden, kendileri tarafmdan orgutlenmis olan dusunceye girmemis stireklilikleri devre disi birakmasi icin son tedbir: birbirine bagh bulunan ve birbirinin karsismda duran iki temadan vazgecrnek, Birisi, soylemin dtizeni icinde, baskimn gercek bir olaydan ayrrdedilmesinin asla mumkun olmamasun; her gorunen baslangicm otesinde, daima -kendisini hicbir zaman kendisinde tamamiyle yakalayamayacaguniz kadar gizli ve ilk- gizli bir kaynagm varoImasuu ister. Oyle lei, kronolojilerin naivligi arasmda, hicbir tarihte mevcut olmayan, alabildigine uzak bir noktaya dogru yeniden goturulmtis olacagiz; kendi bos ozu sadecekendisi olacak; ve kendisinden hareketle butun baslangiclar bir gun ancak ba§langic ya da (daha dogrusu, §oyleya da boyle, bir ve ayrn bir davramsta) ortusme olabilecek. Bu temaya, ortada alan her soylemin, kendisine gore gizli bir bicimde bir onceki -soylenene dayanacagi bir baska tema baglamr; ve bu onceki- soylenen de· sadece daha once telaffuz edilmis bir cumle, daha once yazilrms birmetin degil, fakat «her hangi bir .zamanda soylenen», bedensiz bir soylem, bir nefes kadar sessiz bir ses,ancak kendi izinin oyugu olan bir yazi olacak. Onun soylemde dile getirdigi her seyin, ondan once varolan, onun altmda inatla kosrnaya devam eden, fakat ustunu orttiigii ve susturdugu bu yan-sessizligin icine daha onceden eklemlenmis bulundugu boylelikle varsayilmaktadir, Ortadaki soylem, sonunda, sadece onun soylemedigi seyin zoraki varligi olacak; ve bu soylem-disi olan soylenen her seyi icerden kemiren bir oyuk olacak. ilk motif soylem hakkmdaki tarihsel cozumlemeyi her tarihsel belirlemeden kurtulan bir
• 38 •

Soylemsel Duzenler

...

------ -----

kaynagm arastmlmasina ve tekrar edilmesine hasreder; bir baska motif orin ayru zamanda soylem-disi olacak olan bir onceki soylenenin yorumu ya da gozcusu olmaya hasreder. Soylemin sonsuz surekliligini ve onun her zaman devam ettirilmis bir yokluk oyunu icindeki gizli kendinde varhguu teminat altma almayi gorev sayrrus olan biitiin bu temalardan vazgecmek gerekir. Soylemin her arum, onun olay olarak ortaya cikismda: onun gortindugti bu dakiklik icinde, ve ona en kucuk islerine kadar tekrar edilme, bilinme, unutulma, donusturulme, silinme olanagmi veren bu zamansal dagilmamn icinde toplamaya kendini hazir tutmak, her bakistan uzak olarak, kitaplann tozu icinde yok olup gider. Soylemi kaynagm oldukca uzak varhgma geri gondermek gerekir; onu varolma direncinin oyunu icinde incelemek gerekir. Sureklilik hakkmda onceden olusmus olan bu bicimleri, problem haline getirmedigimiz ve hakh olarak degerlendirdigimiz butun bu sentezleri, 0 halde, askrda tutmak gerekiyor. Hie kuskusuz, niyetimiz onlan kesinkes reddetmek de gil, fakat onIan kendisiyle birlikte kabul ettigimiz dinginligi bozmak; onlann kendilikten uzaklasmadigmi, daima kurallarmm bilinmesi, karntlannm kontrol edilmesi soz konusu olan bir kurulusun sonueu olduklanm gostermek; hangi kosullarda ve hangi dogru cozumlemeler geregince mesru olduklanru belirlemek, her durumda arnk kabul edilmeyecek olanlanm tespit etmektir. «Etki» ya da «evrim» kavramlarmm onlan -az ya da cok uzun bir zaman icin- kullamm dl§l birakan bir elestiriye bagh bulunmalan, ornegin, olanakhdir, Ister «eser» isterse «kitap» olsun, yahut da, «bilim» veya «edebiyat» olarak bu birliklerin artik hicbir zaman kullanilmamasi rm gerekiyor? Onlan yanhshklar, mesrulugu 01mayan cirkin yapilar, elde edilmis kotu sonuclar olarak rm kabul etmek gerekiyor? Gecici bile olsa onlan desteklemekten, onlara bir tarurn vermekten vazgecmek mi gerekiyor? Gercekte onlan sozde-gercekliklerinden kurtarmak; ortaya koyduklan
• 39 •

Bi19inin Arkeolojis!

problemleri

serbest birakmak; kendisinden hareketle (yapdarr,

tutarhhklan,

sisternlilikleri,

d6nti~i.imleri konusunda) basks

SO~

rular sorabildigimiz sakin yer olmadiklarmt, fakat bizzat kendilerinin butiin bir sorular dernetini (onlar nedir? Onlar nasil tarumlarnr ya da simrlarnrlar? Hangi farkh yasa tiplerine bagh bulunabilirler'i Hangi eklernlerneye elverislidirler? Hangi altbirliklere yer verebilirler? Hangi ozel fenomenleri soylernin alaru icinde gosterirler") ortaya koyduklanm bilrnek SQZ konusudur, HasI11, bu bicimlerin belki de ilk bakista sandigimrz bicimler olmadiklanrn bilrnek soz konusudur. Kisacasi, onlann bir teoriyi gerektirdiklerini, ve bu teorinin de, kendisinden hareketle kurulduklan soylern olgulannm alaru, bu alanm sentetik olmayan safhgr icinde goninmeden olusamayacagun bilmek s6z konusudur. Kendi capimda ben, baska hicbir §ey yapmayacagrm: hie kuskusuz, (psikopatoloji, veya np, ya da siyaset ekonornisi gibi) biltun verilrnis birlikleri baslangic isareti sanryordu: fakat bu kuskulu birliklerin icinde onlann iy g6rlinil§unti ya da gizli celiskilerini incelemek icin yer almayacagim, Bunlann hangi birIikleri olusnrrduklanm; hangi hakla, kendilerini uzayda ozellestiren bir alaru ve zamanda bireylestiren bir surekliligi tlstlenebildiklerini; ve son olarak onlann, kabul edilen bireysellikleri ve sozde-kururnsalhklan icinde, daha saglam birlikler alanmm SO'nueu olup olmadiklanrn kendime sorrnarrun zamanrrn sadece bu birliklere dayandlraCa&Un. Tarihin bana kendilerini derhal gozden gecirmemi: onlarm mesru bir bicimde yeniden bir araya getirilip getirilemeyecegini a<;lkhga kavusturrnarm ve bilmemi; yeniden baska birlikler kurmarun gerekip gerekmedigini bilrnemi; gorunttrdeki yakrnliklanru ortadan kaldurnak suretiyle, onlann reorilerini yapmak olanaguu veren daha genet bir alarnn icine onlan yeniden yerlestirmemi onerdig! birlikleri sadece kabul edecegirn, Sureklilikle ilgili biittin bu dolaysiz bicimler bir defa askiya
- 40-

Sdylemsel Duzenler

ahndi lUI, gercekte, biittin bir alan kurtulmus bulunur. Suursiz. fakat tarumlanabilen bir alan: bu alan butun gercek ifadelerin (ki onlar konusulmus ve yazilrrusnr) birligi tarafmdan, olaylara bolunmeleri ve herbir olaya ozgtt alan anm icinde, kurulur. Her

gerceklikte, bilimle, romanlarla, siyasi soylernlerle, bir muellifin eseriyle yahut da bir kitaplarnesgul olmadan once ilk tarafsizhg: icinde incelernemiz gerekenmateryel genel soylernin alam icindeki bir olaylar toplulugudur, Boylece, kendisinde olusan birliklerin arasnnlmasmm ufku olarak, birbirinden kopuk olaylann betimlenmesi hakkindaki proje ortaya cikar. Bu betimIerne dilin cozumlenmesinden kolayhkla ayirdedilir, Hie kuskusuz, bir dilbilimsel sistem (eger onu suni olarak kurmuyorsak) ancak bir ifadeler birligi, ya da bir soylem algulan kolleksiyonu kullanmak suretiyle gerceklesririlebilir; fakat, 0 zaman da, orneklik degerinde alan bu birlikten hareketle, gerektiginde, kendilerinden baska ifadeleri kurmak olanagmi veren kurallan tarumlamak SQZkonusu olur: uzun zamandan bed ortada bulunmuyor olsa bile, hie; kimse artik onu konusmuyor elsa ve az rastlanan metin parcalan uzerinde onu onarrnrs olsak bile, bir dil daima mumkun ifadeler icin bir sistem olusturur: bu, suursiz bir basan sayisma izin veren sunrli bir kurallar biittlntldur, Buna karsihk birbirinden kopuk olaylar alaru, dile getirilmis olan tek tek dilbilimsel aynmlann her zaman icin sonlu ve aktuel olarak smirh birligidir; bu aynmlar sayilamayacak kadar cok olabilir, kendi yigmlanyla, bellekte tutma, hafiza ya da okumayla ilgili her yetenegi asabilirler: bununla birlikte, onlar sonlu bir birligi olustururlar. Herhangi bir soylem algusu konusunda, dilin <;0zumlenmesinin her zaman ortaya koydugu soru: bu ifade hangi kurallara gore kuruldu, sonuc olarak da, benzer baska ifadeler hangi kurallara gore kurulabilir? Soy lemin olgulan hakkindaki betimleme busbutun baska bir soruyu ortaya kor: -bu ifadenin ortaya cikrnasi ve onun yerini baska hicbir ifadenin alamamasi nasil gerceklesir?
- 41 -

------~------

Bilginin Arkeolojisi

Ayrn zamanda, soylem hakkmdaki bu betimlemenin dusunce tarihine ters du§ttigu de gorulmektedir. Dusunce tarihinde, belirli bir soylem birliginden hareketle ancak bir dusunce sistemi yeniden kurulabilir. Fakat bu birlik 0 sekilde incelenmeli ki, ifadelerin kendilerinin otesinde, konusan oznenin niyeti, onun bilincIi aktivitesi, soylemek istedigi §ey, yahut da soyledigi seyin icinde veya soylenmis sozlerinin hemen hemen ayirdedilemez kopuklugu icinde, ona ragmen, ortaya cikan bilinc-disi oyun yeniden bulunmaya cahsilsm: her halde, soz konusu olan §ey, yeniden bir baska soylem olusturmak, isitilen sese icerden hayat veren sessiz, uguldayan, bitip tiikenmek bilmez konusmayi yeniden bulmak, yazilnus satirlann soylediklerini kateden, bazan onlan altust eden ince ve gozle gorulemez metni yeniden kurmaktir. Dusuncenin coznmlenmesi, kullandigi soyleme gore her zaman allegoriktir. Hie kuskusuz onun sorusu: soylenmis olan seyin icinde soylenen nedir? Soylemsel olan alanm cozumlenmesi busbutun baska tiirlti yoneltilir; olaymm suurhhgi ve tikelligi icinde ifadeyi yakalamak; varolusununkosullaruu belirlemek, sirurlanm daha dogru olarak tespit etmek, ona baglanabilecek olan baska ifadelerle baglantilanm kurmak, onun baska hangi ifade bicimlerini disarda tuttugunu gostermek soz konusudur. Ortada olanseyin altmda, bir baska soylemin yan sessiz gevezelegi arastmlmaz; onun nicin oldugundan baska turlu 01madiguun, hangi durumda onun her baskadan ayn oldugunun, baskalanmn arasmda ve onlara gore, hicbir baskanm isgal edemeyecegibir yere nasil sahip oldugunun gosterilrnesi gerekir. Boyle bir cozttmlemeye ozgu olan soruyu soyle dile getirebiliriz: soylenen seyin icinde gun yuzune cikan -ve baska hicbir yerde kendini ele vermeyen- bu tikel varolus nedir? Kisacast, baslangicta sorguluyor gibi gorundtlgumuz birlikleri yeniden bulmak soz konusuysa eger, butun kabul edilmis birliklerin bu askiya ahmsmm sonu<; olarak neye yarayabilece• 42 •

Soylemsel Duzenler

gini kendimize sormamiz gerekrnektedir. Gercekte, btitlin verilmis birliklerin sistematik bir bicimde ortadan silinisi, ilkin, ifadede, olaym tikelligini yeniden kurmak, ve sureksizligin tarihin jeolojisi icindeki 9atlag1 olusturan bu biiyiik arazlardan sadece bid olmadiguu, fakat ifadenin bas it olgusunun icinde bu <;atlagl olusturan btiyiik arazlardan da biri oldugunu gostermek olanaguu verir; tarihsel baskmm icinde birden bire ortaya cikrverir; incelemeyecahstrgrrmz sey, onun ,olu§turdugu bu yank cizgi, bu ortadan kaldmlamaz -ve c;ogunlukla da kucuk- olan su yitztlne cikisur, Ne kadar bayagi olursa olson, sonuclannda du§iindtigiim.i.izden ne kadar daha az onemli olursa olsun, ortaya 91k1§mdan soma ne kadar olabildigince cabuk unutulursa unutulsun, farzedildiginden ne kadar az anlasilrrus ya da kotu 90zurnlenmis olursa olsun, bir ifade daima ne dilin ne de anlamm sonuna dek kullanamayacagi bir olaydir, Olay, ilkin, bir yandan bir yazimn jestine ya da bir sozlln telaffuzuna bagh bulundugu, fakat bir yandan da bir hafiza alani icinde, ya da elyazmalannm,

kitaplann, ve herhangi bit kaydetme biciminin maddiligi icinde kendine siirekli bir varolus sagladlgl icin; ikinci olarak, 0 her olay gibi bir tek oldugu, fakat tekrara, donii§meye, yeniden aktiflesmeye acik oldugu icin; nihayet sadece onu tesvik eden ko§ullara, ve onun tesvik ettigi sonuclara degil, aynl zamanda, ve biisbiitiin farkh bir kiplige gore, kendisinden :once gelen ve ken .. disini izleyen ifadelere de bagh bulundugu ic;in, elbette 0 ola..

gandl§l bir olaydir. Fakat ifade olayimn devammi dilden ve du§unceden aymrsak. eger, bu bir suru olayi dagitmak icin olmaz, Bu, onu tarna...
miyle psikolojik alan sentez faaliyetlerine (mtiellifin niyetine, onun dustmme bicimine, dusunceslnin kesinligine, kafasim siirekli mesgul eden tamamiyle onun varhgmi asan ve ana anlam veren projeye) baglamamaktan ernin olmak, ve baska duzenlilik bicimlerini baska iliski tiplerini yakalayabilmek icindir, ifadelerin kendi aralanndaki iliskiler (muellifin bilincinden kurtulsalar
• 43·

Bilginin Arkeolojisi

bile, ayru mtiellife ait olmayan ifadeler sozkonusu olsa bile, muellifler birbirlerini tanuruyor olsalar bile); boyle gerceklesmis ifade gruplan arasmdaki iliskiler (bu gruplar ne ayni olanlarla ne de yakin olanlarla ilgili olmasalar bile ayru bicimsel di.izeye sahip olmasalar bile; suurlanabilir ahs-verislerin yeri olmasalar bile ); busbutun baska bir diizenle (teknik, ekonomik, sosyal, siyasal) ilgili ifadeler ya da ifade ve olay gruplan arasindaki iliskiler. Kopuk olaylann ortaya «iktlglalanl safhg. icinde gostermek, onu hicbir seyin iistesinden gelerneyecegi bir yalruzhgm icine yeniden yerlestirrneye girismek degildir. Bu onu yeniden kendi iizerine kapatmak degildir; bu kendisinde ve kendisindeki iliski oyunlanru betimlemek icin kendini serbest birakmaknr. Soylem olgulan hakkmdaki boyle bir betimlemenin uciincu dikkat cekici yam: soylern olgulanmn, kendilerini dogal, dolaysiz ve evrensel birlikler zanneden biitiin gruplardan kurtulInak suretiyle, betimlemek olanagmi, bu kez de almnus kararlann, baska birliklerin bir toplami yoluyla elde etmeleridir, Onun kosullan acik olarak tarumlandigi takdirde, dogru olarak betimlenrnis iliskilerden hareketle, hicbir nedene dayanmayacak, bununla birlikte gozle gorulemez olarak kalacak alan kopuk birlikler olusturmak mesru olabilecekti. Suphesiz, (roman bicimi verildigi, ya da bir matematik teoremler serisi icinde yer aldlgl zaman, soylemin kendisi tarafindan one sliriilmu§ ve soylenmis alan bu acik iliskilerin tersine, ornegin) bu iliskiler asla soz konusu ifadelerde kendileri icin dile getirilmis olmayacaklardi. Bununla birlikte, onlar, hicbir sekilde, ortaya cikrms soylemlere icerden hayat veren bir gizli soylem ttirunli olusturrnayacaklardi: 0 halde bu, onlan aydmliga kavusturabilecek alan ifade olgulan haklandaki bir yorumlama degil, fakat daha ziyade onlann birIikte varoluslan ard arda b .. , karsihkh b zelisleri zo"5' .:, revleri, karsihkli belirlemeleri, bagUTISIZya da bagimh donusumleri haklandaki cozurnlemedir. Bununla birlikre, boylece ortaya cikabilen butun iliskilerin
I._~

• 44 •

Soylemscl

Dirz·cnlcr

isaret olmaksizm betimlenebilmesi dustinulemez, ilk bakista gecici bir kopmayi kabul etmek gerekiyor: c;oziimlemenin alt-iist edecegi ve gerekirse yeniden orgutleyecegi bir baslangjc bolgesi. Bu bolge onu nasil ihata edebilir? Bir yandanrempirik olarak, iliskilerin cok sayida, yogun, ve betirnlenmesi goreli olarak kolay olmasmi tehlikeye soktugu bir alaru secrnek gerekiyor: gene! olarak bilim terimi icin gosterdigimiz bolgedekinden daha iyi <_;oztimlenebilir iliskilere gore, baska hangi bolgede kopuk olaylar birbirine daha iyi baglarnyor gibi gorunuyorlar? Fakat bir baska yandan da, bir ifadede, onun bicirnsel yaprsmm ve olusurn kurallanmn zamannu degil, varolusunun ve ortaya ~akt§ kurallanrnn zamannu, biraz olusmus ve kendisinde ifadelerin saf sozdizimi kurallanna gore zorunlu olarak doguyor gibi gorlindi.igti soylern gruplanna bas vurmak suretiyle degilse bile, yeniden yakalamarun en fazla sansi na811 verilir? Oldukca genis alanlann, oldukca genis kronolojik basamaklann baslangicindan itibaren one. siirmek suretiyle degilse bile, eserin kopmalan gibi kopmalardan, etkinin kategorileri gibi kategorilerden kurtulacagnmzdan nasal emin olabiliriz? Nihayet, konusan bireye, soy", lemin oznesine, metnin rnuellifine, kisacasr, butun bu antropolojik kategorilere bagh bulunan pek az dusunulmtis biitiin bu birliklerle ya da sentezlerle ilgilenmeyi birakmayacagmuzdan nasil emin olabiliriz? Aksi halde, kendilerinde bu kategorilerin olustuklan ifadelerin btittlntlnti, -shy lemlerin oznesini (kendi

oznelerini) «nesne. olarak secmis olan ve onu bilgilerin alam


olarak gosterrneye tesebbtis etrnis olan ifadelerin buttmunu- goz
online almak suretiyle nasil olabilir? Boylece, haklannda 90k sematik olarak konusabildigimiz bu soy lemlerle uyusturdugum olgunun onceligi ortaya cikar ki, onlar, insan bilimlerini tammlarlar. Fakat buradaki bir baslangic . onceligidir. Akilda mevcut iki olguyu iyi korumak gerekiyor; kapah olaylann cozttmlcnmesi hicbir sekilde benzer bir alanla snurh degildir, ate yandan da bu alarun kendisinin kopuklugu
• 45 •

-------------

Bilginin Arkeolojisi
-

ne kesin olarak ne de mutlak gecerli olarak goz online almabilir; bu ilk taslagm suurlanru ortadan kaldirmak tehlikesini gosteren iliskileri ortaya koymak olanaguu vermesi gereken bir ilk kestirme soz konusudur.

Soylemsel Olusumlar
Ifadeler arasmdaki iliskileri betimlemeye giristim. Bana onerilebilen ve ahskanhgm bana kazandrrdigi bu birliklerden hicbirini gecerli olarak kabul etmemeye ozen gosterdim, Hicbir sureksizlik, kopukluk, esik ya da SIDlr bicimini ihmal etmemeye karar verdim. Soylemin alamndaki ifadeleri ve bu ifadeler arasmdaki mlimktin iliskileri betimlemeye karar verdim. Goruyorum ki, iki problemler serisi hem en kendini gosteriyor: birisi -bunu bir an icin bir kenara birakacagnn ve onu daha sonra tekrar ele alacagim- ifade, olay , soylem terimleri hakkmda gosterdigim cekingen kullarumlarla ilgilidir; otekisi gecici ve gozle gorulebilir gruplannm icinde brraktigmuz bu ifadeler arasmdaki mesru bir bicimde betimlenebilen iliskilerle ilgilidir. Kendilerini siyaset ekonomisine; veya biyolojiye ya da psikopatolojiye ait olarak -ve bunu kolayca tespit edebildigimiz bir tarihten beri- gosteren ifadeler var ornegin: dilbilgisi ya da tip aduu verdigimiz -hemen hemen baslangicsiz- bu binlerce yilhk surekliliklere ait olarak kendini gosteren ifadeler de var. Fakat, bu birlikler nedir? Willis tarafrndan yapilrms bas agrilarr hakkmdaki tahlil ileCharcot'nun kliniklerinin ayru soylem diizenine ait oldugunu nasil soyleyebiliriz? Petny'nin icadlan Neumanri'm ekonometrisiyle sureklilik bakimmdan ayrn midir? Port-Royal gramercilerinin yargi hakkmdaki cozumlemeleri Hind-Avrupa dillerindeki sesli harflerin miinavebeleri hakkindaki tespitle aym alana rm aittir? 0 halde tip, dilbilgisi, siyaset ekonomisi nedir? Onlar hicbir §ey degil midir, ki gecmise yonelik bir yeniden gruplandirmadan dolayi c;agda§ bilimler kendi gecmisleri konusunda yamlgiya dusmektedirler? Onlar ti.imi.i
• 46 •

Soylernsel Duzenler

icin bir defada gerceklesmis olan belirli bir zaman arahgmda son derece gelismis bulunan bicimler midir? Onlar baska birliklerin tistiinii yeniden kaplar rru? Hem birbirine yakm hem de siirekli bir bicim iizerinde anlasilrnasi gii~ bir kitle olusturan butun bu ifadeler arasmda, hangi cesit baglar gecerli olarak kabul edilir? Birinci hipotez -ilkin bana gercege en yakm ve kamtlanmasi en kolay gorunen hipotez-: birbirinden farkh bicimlerinin icinde, zamanm icinde dagilrms halde bulunan ifadeler, eger bir ve aym nesneye bagh iseler, bir birlik olustururlar. Boylece psikopatolojiye ait ifadelerin tiimii, bireysel ya da sosyal tecriibenin icinde farkh bicimlerde kendini gosteren ve delilik olarak: ifade edebildigimiz bu nesneye uygun dusuyor gibi gorunmektedir. oysa cok cabuk farkettim ki, «delilik» nesnesinin birligi, bu ifadenin butununu belirlemek, ve onlar arasmda hem betimlenebilir hem de siireldi olan bir iliskiyi olusturmak olanagiru vermez. Bunun da iki sebebi vardir: deliligin kendi varligmdan , onun gizli muhtevasindan, dilsiz ve yeniden kendi icine kapanrms gercekliginden, verilmis bir anda onun hakkmda soyleyebildigimiz seyleri isteseydik elbette yarulmrs olacaktik; akil hastahgi ana adiru veren, onu bolen, betimleyen, aciklayan, gelismelerini anlatan, cesitli baglannlanm gosteren, onu yargilayan v~ akil hastalignnn kendi soylemleri olmasi icin ortaya cikmasr gereken soylemleri, kendi adiyla, telaffuz ederken sozu ana muhtemelen odunc veren butun ifadelerin toplami icinde soylenmis olan seylerin biittinii tarafmdan olusturuldu, Fakat dahasi var: bu ifadeler biitiinii, hepsi icin bir defada olusmus clan tek bir nesneye ait olmaktan, ve onu bitip tukenrnek bilmez ideallik ufku olarak sonsuzca muhafaza etmekten uzaktrr, XVll. ya da XVlll. yuzyihn nbbi ifadeleri tarafmdan, onlann korelatlan olarak, one surulmus bulunan nesne hukuksal kararlar ya da polisiye tedbir1er arasmda gorulen nesneyle ayru degildir; hatta psikopatolojik soylemin biitlin nesneleri Pinel'den ya da Eskuirol'dan Bleuler'e degistirildi: bunlar surda ya da burda sozu edilen ayru
• 47 •

Bilginin Arkeolojisi

hastahklar degildir; bunlar sozi! edilen ayrn deliler degildir, Nesnelerin bu coklugundan, «delilikle iIgiIi soylern»in, bir ifadeler butunu olusturmak icin gecerli bir birlik olarak, kabul edilmesinin mumkun olmadigi sonucunu cikarabiliriz ya da belki de cikarmarmz gerekecek. Belki de, bir ve ayru nesneye sahip olan tek tek ifade gruplanyla yetinmemiz gerekecek: melankoli uzerine, ya da nevroz uzerine soylemler. Fakat bu soylemlerden her birinin, kendi sirasmda nesnesini olusturdugunu ve onu butunuyle donusturunceye kadar cahsngim cabuk kavrayacaktik. oyle ki problem, bir soylemin birliginin bir nesnenin surekliligi ve tikelligi tarafmdan olusturulup olusturulmadignu bilmekle ortaya cikar. Delilikle ilgili bir ifadeler butununu belirlemek olanaguu verecek alan karakteristik iliski, 0 halde, tasvirier, tahliller, tespitler ya da hukumler adi verilen cesitli nesnelerin eszarnanh ya da ardisik dogus kurah olmayacak rm? «delilik» konusundaki soy lemlerin birligi «delilik» nesnesinin varhgina, ya da nesnellik hakkinda tek bir ufkun olusmasma dayanmayacakti: bu, verilrnis bir donem boyunca nesnelerin ortaya cikisim murnkun kilan kurallar oyunu olacakti: ayuma ve bastirma 01culeriyle bolunmus nesneler, gunluk yasantida, hukuk biliminde, teolojide, doktorlann tarusmda farkhlasan nesneler, patolojik betimlemelerde gorulen nesneler, tedavi, inceleme yontemi ya da yollan, sorumluluklar tarafmdan sirurlandmlnus nesneler aynca, delilik konusundaki soylemlerin birligi bu farkh nesnelerin donusumlerini, onlann zaman arahgmdaki esitsizliklerini, onlarda meydana gelen kopuklugu, onlann surekliliklerini askiya alan i~ sureksizligi tarumlayan kurallar oyunu olacakti. Onun bireysel alan hakkinda sahip bulundugu seyin icindeki bir ifadeler buttiniinu tarumlamak, paradoksal bir bicimde, bu nesnelerin dagilmasuu betimlemek onlan birbirinden ayiran butun arahkIan yakalamak, onlann arasmda bulunan mesafeleri olcmekten bir baska deyisle, onlann boliinme yasalanru dile getirmektenibaret olacakti.
. • 48 •

Soylcmscl Duzenlcr

Ifadeler arasmdaki bir iliskiler grubunu tanunlamak icin ikinci hipotez: ifadelerin ard arda gelis bicirnleri ve tipleri. Ornegin, xix.yuzyildan itibaren tip bilimi bana, ifade etmenin siirekli gercek bir karakteriyle, belirli bir stiliyle olmaktan daha az nesneleri ya da kavramlanyla kendini belirginlestiriyor gibi gortlnmustu. ilk defa olarak, tIP artik bir gelenekler, gozlemler, aynsik usuller toplami tarafindan kurulmuyor, fakat seylere dayanan bir bakisin kendisini, algtsal bir alaru bolgelere aytrmanm kendisini, viicudun gozle gorulebilir olan yerine bagh patolojik olgu hakkmdaki s;oztimlelnenin kendisini, soy ledigimiz bir §eyde algiladrgnmz seyin kaydedilmesi sisteminin kendisini (vokabulerin kendisini, rnetaforlar oyununun kendisini) varsayan bit bilgiler butunu tarafmdan kuruluyordu; kisacasi, bana tIP bir betimsel ifadeler serisi olarak orgutleniyor gibi gorunrntistti. Fakat yine de, bu hareket hipotezini bir kenara koymak ve klinik soy .. lemin bir betimlemeler butunii oldugu kadar hayat ve olum konusundaki hipotezlerin, ahlaksal tercihlerin, tedaviyle ilgili kararlann, kurumsal yonetmeliklerin, ogretim modellerinin bir biitunu oldugunu; betimlemeler butiinuniln her halukarda otekilerden soyutlanamayacagiru, ve betimsel ifadclerin sadece tibbi soylernin icinde mevcut dile getirmelerden biri oldugunu kabul etmek gerektir: hazen Bichat'dan hucresel patolojiye, basamak_lar ve isaretler degistirildigi icin; bazan gozle incelemeden, kulakla dinlerneden ve elle muayeneden mikroskobun ve biyolojik

testlerin kullanilmasma, bilgi edinme sistemi degi~tigi icin; bazan da basit anatomi-klinik iliskisinden psikopatolojik stireclerin SOl1 cozumlemesine, isaretler sozltigti ve onlarm r,.ozUmJenmesi butunuyle yeniden kuruldugu icin; nihayct bazan doktor bilginin bellekte tutulmasinrn ve yorumlanmasnun yerine ya'/1.l§ yavas kendisi olmayi birakngr, ve keudisinin yanmda, yi:}re~~m de, kullanmak zorunda bulundugu, fakar hastanrn karSI~;!n(h L,;~·· kan oznenin durumunu degi§tiren beige Ylgnllan; til ; cit:.f!er:.

ve cozurnleme tcknikleri olustugu icin.


• 49 •

Bilginin Arkeolojisi

Bugun bizi belki de yeni birtibbm esigine getiren biitiin bu degismeler, xix.yuzyrl boyunca, yavas yavas tibbi soyleminicine girdi. Bu soylemi, dile getirmenin dedi toplu ve normatif bir sistemi olarak tanimlamak istiyorsak eger, bu tibbm ortaya <;lkhgl anda bozuldugunu ve onun sadece Bichat ve Lannec'de dile getirilme olanaguu buldugunu kabul etmek gerekir. Birlik varsa eger, onun ilkesi ifadelerin belirli bir bicimi degildir; bu, daha ziyade, tamamiyle algisal alan betimlemeleri, bunun yarusira aletlerle gerceklestirilmis gozlemleri, laboratuvar denemelerinin protokollerini, istatistik hesaplanru, bilgikuramsal ya da demografik tespitleri, kurumsal yonetmelikleri, tedaviy Ie ilgili yonergeleri de eszamanh olarak ya da sirasiyla mumkun kilan kurallann buulnu olmayacak rm? Belirtilmesi ve belirlenmesi gereken §ey, bu daguuk ve aynsik ifadelerin birlikte varolusu; boltlnmelerini idare eden sistem, birbirine verdikleri destek, tasidiklan ya da tasimadiklan bicim, ugradiklan donusum, meydana gelislerinin, yokoluslanrun ve birbirlerinin yerini almalarmm oyunu olacaktir. Arastirmanm bir baska yonii, bir baska hipotez: oyuna sokulmus bulunan silrekli ve tutarli kavramlar sistemini belirlemek suretiyle, ifade gruplan ortaya koyamaz miyiz? Ornegin, dilin ve dilbilgisel olgulann cozumlcnmcsi klasiklerde (Lancelot'dan XVlll. yuzyilm sonuna kadar), icerigi ve kullamnu hepsi icin bir defada gerceklestirilmis olan kavramlarm belirli bir sayisma dayanmaz rni": Her ciimlenin genel ve normatif bicimi olarak tammlanmis hukiim kavrarru, adui en genel kategorisi altmda yeniden gruplandmlrrus olan iizne ve sifat kavramlan, mantiksal bag kavrammm dengiolarak kullanIlanfiil kavrami, vs. KHisik dilbilgisinin kavramsai yapisuu boylece yeniden kurabiliriz. Fakat yine de smirlan tespit etmeyi gerceklestirmis olacagiz: hie; kuskusuz Port-Royal muellifleri tarafmdan yapilnus cozumlemeleri bu elernanlarla ancak aciklayabiliriz; yani kavramlann ortaya C;U(1§ml tespit etmeye daha ,fazia zorlanacagiz; kavram• 50 •

S6ylemsel Duzenler
--'--~--~--------

,_

---

lardan bazilan belki soz konusu yozumlernelerden 'turemis olabilirler, fakat baska kavramlar onlardan aynstktir ve bazilan da onlarla bagdasamaz, Dogal olan ya da olmayan sozdizimsel diizen kavranu, (XVIII. ytizyil boyunca B auze' e tarafmdan kullarulrms'olan) tttmlec kavrami §uphesiz haUi Port-Royal gramerinin kavramsal sistemineeklenebilir. Fakat ne seslerin baslangictaki anlamh degeri hakkmdaki fikir, ne kelimelerin icinde gelismis ve onlar tarafindan belirsiz bir bicimde iletilrnis olan bir ilkel bilgi kavrami, ne sessiz harflerin degisimi icindeki bit duzenin kavramr, ne bir eylemi ya da bir faaliyetigosterme olanagnu veren basit ad olarak fiil kavrarrn, Lancelot'nun ya da Duclos 'un kavramlar biitiiniiyle bagdasabilir. Bu kosullarda, dilbilgisinin ancak goriini.i§te tutarh bir bicim olusturdugunu; bir asirdan daha fazla bir zamandan beri bu ad, altmda devam edip gelen bu ifadeler, cozttmlemeler ~ betimlemeler, ilkeler ve sonuclar, cikarsamalar btinintmitn yanhs bir birlik oldugunu mu kabul etmek gerekir? B ununla birlikte, kavramlann tutarhhgi bakmundan degil, fakat onlann eszamanh ya da ardrsik dogusIan, arahklan, onlan birbirinden ayiran mesafe ve muhtemelen birbirleriyle bagdasmazhklan bakirmndan eger onu arastirsaydik, belki kopuk bir birlik bulabilecektik, 0 halde, butun otekileri aciklamak ve onlan aynl tumdengelimli yapmm icine sokmak icin, yeterincegenel ve soyut bir kavramlar mimarisini artik arasnrmayacagiz; onlarm meydana gelislerini ve dagilma-

Ian oyununu ~ozilmlemeye~ah§acagiz.


Nihayet, ifadeleri yeniden gruplandirrnak, onlann ardarda gelislerini betimle~ek ve altlannda takdim edildikleri birlikli bicimleri acrklamak icin dorduncu hipotez: temalann aymhgi ve stirekliligi. Polemige 0 kadar yatkm, felsefi ya da ahlaksal tercihlere 0 kadar acik, bazi durumlarda siyasi kullamma a kadar hazir alan ekonorni veya biyoloji gibi «bilimlervde belirli bir temanm ilk anda, bir soylerri birligini, yasarn icin ihtiyaclan bulunan, yasama i<; gucune ve olanaklanna sahip olan bir organizma
• 51 •

Bilginin Arkeolojist

gibi, kurrnaya ve diriltmeye yetili oldugunu varsayrnak uygun gorunu yor. Ornegin, B uffon 'dan Darwin' e evrimci ternayi olusturan herseyi bir birlik olarak kuramaz rmyiz? ilkin bilimselden daha fazla felsefi, biyolojiden daha cok kozmolojiye yakm alan tema; sonuclan adlandmlrms, simrlandmlmis ve aciklannus alan arastirmalan daha ziyade uzaktan yoneten tema; aynca hipotez olarak ya da istek olarak tasarlanrms olan seyi onceden bilmedigimizi, fakat bu temel secimden hareketle onu soylemsel bilgi haline donusturmeye calisngmuzi daima varsayan tema. ayru sekildc fizyokratik temadan sozedemez miyiz? Her kamtlamanm otesinde ve her cozumlemeden once, ii<; cesit toprak gelirinin dogal karakterini isteyen; sonuc olarak toprak mulkiyetinin ekonomik ve siyasal onceligini varsayan; endusturiyel liretim mekanizmalan hakkmdaki her coztlmlemeyi disarda tutan; bun a karsihk bir devletin icindeki paramn dolarumr, ve kendileri yoluy la yeniden uretime geri dondugu kanallar hakkmdaki betimlemeyi icinde tasiyan; nihayet Ricardo 'yu bu ii<;lii gelirin ait olmadiklan durumlar uzerinde, onun kendilerinde olusabilecegi kosullar uzerinde dustinmeye ve sonucta fizyokratik temanm keyfiligini dile getirmeye goturen fikirden soz edemez miyiz? Fakat benzer bir girisimden hareketle, tam tersi ve tamamIayici iki tespitte bulunmaya goturuluyoruz. Bir durumda aym tema, iki kavram oyunundan, iki cozumleme tipinden, birbirinden tamamiyle farkh iki nesne alamndan hareketle iliskilidir: en genel ifadesi icinde, evrimci fikir belki Benoit de Maillet, Bardeu veya Diderot' da ve Darwin' de ayrudir; fakat gercekte onu miimkun ve tutarh kilan sey hie de su ya da bu ayrn dtizen degildir. XVIII. yuzyilda, evrimci fikir baslangrctan itibaren gerekli alan ya da zamanin acilmasi sayesinde devamh olarak olusan bir surekliligi (doganm yrkrrnlanndan her biri onu kesintiye ugratacaktir) olusturan turlerin bir yakmhgmdan hareketle tannnlanir. XIX. yuzyilda evrimci tema turlerin devamhhk arzeden
• 52
r..

Soylcmscl Duzeulcr

tablosunun kurulusuyla, sureksiz gruplann betimlenmesi ve butun elemanlan dayanisma icinde bulunan bir organizma ile ona hayatin gercek kosullanru sunan bir ortam arasmdaki karsihkh etkilesim bicimlerinin cozurnlenmesinden daha az ilgilenir, Tek bir tema, fakat iki soylem tipinden hareketle. Aksine fizyokrasinin durumunda, Quesnay'm secimi, kesinlikle, faydacilar aduu verebildigimiz kisiler tarafmdan savunulan tarn tersi dusunceyle ayrn kavramlar soy lernine dayarnr. B u cagda, zenginlikler hakkmdaki cozumleme goreli olarak snurh ve herkes tarafmdan kabul edilen bir kavramlar oyununu iceriyordu (para hakkinda ayru tatum yapihyordu; fiatlar hakkmda ayni aciklama veriliyordu; bir isin bedeli ayru sekilde tespit ediliyordu). Halbuki, btl onemli kavramsal oyundan hareketle, degis-tokusa ya da isin gunluk iicretine bagh olarak coztlmlenmcsine gore, degerin olusumunu aciklamarnn iki sekli vardr. Ekonomik teorinin icinde ve onun kavramsal oyununun kurallan icinde yer alan bu iki olanak, aym elemanlardan hareketle, farkh iki secime yer verdi. o halde, bir soylemin belirlenmesinin ilkelerini, bu temalann varhginda aramakla, hie §liphe yok ki, haksizhk etmis olacaktik, Onlan daha cok soy lemin serbest biraktig; tercih nokta. larmm dagrhrnmda aramak gerekmez mi? Soylernin a<;lga cikardrgi farkh anlamlar onceden varolan temalan yeniden hayata gecirmek, birbirine ZIt stratejiler yaratmak, belirli bir kav-

ramlar oyunuyla uzlasmaz ilgilere yer vermek, izin vermek,


farkh parcalan kullanmak olmayacak nu? Zaman araligmdaki ternalann, irnajlann ve fikirlerin surekliligini arastirmaktansa, ifade birliklerini belirlemek icin onlann catrsmalannm diyalektigini yeniden dile getirmektense, daha cok, secim noktalarmm dagilnnnu ortaya koyamaz, ve her secimin tematik tercihin berisinde, bir stratejik olanaklar alarum tarnmlayamaz nuyiz? Dort girisim, dort basansizhk -ve onlann vardiyalaruu alan dort hipotez- karsismda, 0 halde, iste ben. simdi bunlan kanitla• 53 .,

Bilginin Arkeolojisi

mak gerekecek. Bizde ahskanhk halini alnus olan -ve up, ya da dilbilgisi olarak gosterdigimiz-, buyuk ifade grublan konusunda, onlann birliklerini neyin iizerine kurduklanrn kendime sormustum, nesnelerle, simsiki, siirekli, cografi bakimdan kopuk bir alan uzerine mi? Bana gortinen sey, daha ziyade, eksik ve birbirine kansmis seriler, aynm, mesafe, yerine gecme, donusum oyunlandir. Tamamlanrrus ve normatif bir ifade tipi uzerine mi? Fakat tek bir figiirde bir araya gelebilmek ve birlesip duyabilmek icin, ve, zaman arahgmda, bireysel eserlerin otesinde, kesintisi bulunmayan buyuk bir metin imis gibi gostermek icin, cok farkh seviyelerden ve cok aynsik fonksiyonlan olan ifadeler buldum. Iyi tammlanmis bir kavramlar alfabesi uzerine mi? Fakat kendimizi yapl ve kullamm kurallan bakirmndan birbirinden aynlan, birbirini bilmeyen ya da birbirini disarda tutan ve mannksal bir yapirnn birliginin icine giremeyen kavramlar karsismda buluruz. Bir temanm surekliliginin uzerine mi? Halbuki, daha ziyade, birbiriyle bagdasmaz temalann aktiflik kaz~maslna, yahut da farkh btittinlerin icinde ayru bir temanm kusanlmasma izin veren cesitli stratejik olanaklan buluruz. Bu dagilmalann kendilerini betimlemek; elbette, ne surekli bir yapi, ne zaman araligmda yavas yavas yazilan olcusuz bir kitap, ne kollektif bir oznenin eseri olarak orgutlenen bu elemanlar arasmda bir duzeni tespit edip edemeyecegimizi arasnrmak fikri iste bundan dolayidir. Onlarm ardisik gorilniislcri icerisinde bir duzen, eszamanhhklan icindeki iliskiler, ortak bir ttiriin bir karsihkh goreve tahsis edilebilir durumlan, birbirine bagh ve aynsik donusumler. Boyle bir cozurnlerne, onun ic yapisim betimlemek icin, baglanti hiicrelerini birbirinden ayirmaya cahsmayacakn; 0 kendisini gizli catismalardan kuskulanmakla ve onlan acikliga kavusturmakla gorev li olmayacakti; 0 tekrarlama bicimlerini inceleyecekti. Yahut da: ctkarsama zincirlerisii (bilimler 'ya da felsefe tarihinde yaptigirruz gibi) yeniden kuracak yerde, farklt tablolar (dilbilimcilerinin yapngi gibi) ortaya ko• 54 •

-~---'--"---.,--.-

--------.--.- ..----,~-."'---

Soylemsel Duzenler
..

--.-~-- ..------------

..

--

- --- -

_._-

yacak yerde, 0 dagtlma sistemleriiii betimleyecekti. Belirli bir sayrdaki ifadeler arasmda, benzer bir dagilma sistemini betimleyebilecegimiz durumda, nesneler, ifade tipleri, kavramlar, tematik secimler arasmdaki bir duzeni (bir duzen, iliskiler, durumlar, gorevler, donusumler) tammlayabilecegimiz

durumda, uzlasma yoluyla, isimizin vboylece sartlann, 80nu9lann yak agu, ote yandan «bilim», «ideoloji», «teori» ya da
«nesnellik alan» gibi benzer bir dagilmayi gostermek icin yetersiz alan sozcuklerden sakinan- bir kopuk olusumui oldugunu soyleyecegiz, Bu bolusumun elemanlannm (nesneler, ifade bicimi, kavramlar, tematik secimler) kendilerine baglandiklan kosullara olusum kurallart adnu verecegiz, Olusum kurallan verilmis bir birbirinden kopuk bolunmenin icindeki varolusun (birlikte varolusun, devam ettirmenin, donusmenin ve dagilmarun da) kosullandir, Simdi katetmek zorunda oldugumuz alan bu; kamtlamamiz gereken kavramlar, yapmanuz .. gereken cozumlemeler bunlardir. Biliyorum <;oziimlemeler az degildir, ilk tespit icin, oldukca zayif fakat yeterince birbirine yakm bazi gruplardan yararIanrmstrm: ne cozumlemenin sonunda onlan yeniden bulacagnm, ne simrlanmalanrun ve belirlcnmelerinin ilkesini kesfedecegimi hicbir sey bana gostermiyor; 'birbitinden ayrrdedecegim kopuk olusumlann, genel birligi halindeki nbbi, tarihsel kaderlerinin butunluk egrisi icindeki ekonomi ve dilbilgisini tarnmlayacaklanndan emin degilim; onlann umulmadik kopmaIan i§in icine sokmayacaklarmdan emin degilim. Hatta, benzer bir betimlemenin, elestiri noktasi olarak aldigirn ve baslangicta belirli bir bilimsellik kuruntusuyla kendilerini gosteren, bu soylemsel butilnlerin bilimselligini (ya da bilimsellik-drsihgmi) aciklayabilecegini hicbir sey bana gosterrniyor: cozumlememin bilgi teorisine ya da bilimler tarihine indirgenemez bir betimlemeyi olusturan, tamarniyle farkh bir seviyede yerini almayacagmi hicbir §ey bana gostermiyor. Boyle bir girisimin sonun• 55 •

Bilginin Arkcolojisi

da, yontem endisesiyle askida tuttugumuz bu birlikleri geri alillaITIaITIIZ da mumkun olabilecektir; ki eserleri birbirinden ayirmak, etkileri ve gelenekleri bilmemek, baslangrc sorununu kesinlikle bir yana birakmak, muelliflerin emredici varhguu ortadan silinmeye birakmak unutulsun; ve boy Ieee dusuncelerin tarihini kendi malr olarak kuran her §ey ortadan kalksm, Sonuc olarak, tehlike, daha once var alan seye temel teskil edecek yerde, bu yeniden donus ve bu son dogrulama ile rahatlayacak yerde, nihayet binbir kurnazlik ve bunca bilgisizlikten sonra, her seyin kurtanldigirn haber veren bu mutluluk dolu cemberi tamamlayacak yerde, birbirine cok yakin goriislerin dismda, kendilerine ahstiguruz gi.ivencelerden uzak, heniiz kucuk parcalara ayirmadigmuz bir zeminde ve onceden kestirilmesi kolay olmayan bir sona dogru ilerlemeye zorlanmarrus olmarruzdir. Simdiye kadar, tarihin korumasi altmda bulunan ve alacakaranhga kadar ona eslik eden her sey (rasyonelligin gelecegi ve bilimlerin gayeliligi, zaman arahgindaki dusuncenin uzun, surekli isi, bilincin uyarusr ve ilerleyisi, onun kendiliginden siirekli olarak yeniden baslamasi, toplanmalarm tarnamlanmarms fakat kesintisiz alan hareketi, her zaman acik bir kaynaga geri donus, ve nihayet tarihsel-askm bir tema), -cozumlerne icin beyaz, aynmsiz, ve ne icerigi ne de verilmis sozu bulunan beyaz bir alan actigmdan- ortadan kalkmak tehlikesiyle karst karsiya bulunmaz rm? Nesnelerin Olusmasi

Simdi acik yonlerin bir dokilmuntl yapmak, ve henuz tasarlanrms alan bu kavrama, «olusma kurallan» iceriginin verilip verilerneyecegini bilmek gerekiyor. Ilkin nesnelerin olustugunu farzedelim. Hem de, xix.yuzyildan hareketle, psikopatolojinin soylerni ornegini daha kolayhkla cozumlcmek icin, ilk bakista kolaylikla kabul edebildigimiz kronolojik kopukluk. Isaretler bunu bize yeterince gosteriyor. Onlardan ikisini yalruzca unutmayahrn: asnn basmda, psikiyatri hastahanesinde, delinin hasta• 56 •

Soylemsel Duzcnlcr

haneden cikanlmasnun ve hastaneye almmasmm yeni bir bicimine yer verilmesi; Esquirol, Heinroth ya da Pinel' e mevcut bazi kavramlann haddesini yeniden cikmak olanagi (paranoyadan monarniye, gundelik akildan budalahgm ilk kavramma, genel pralisiden kronik ensefalite, karakter nevrozundan taskm 01mayan delilige kadar cikabiliriz): zarnarun akisma uyarak daha yukanya tirmanmak istendiginde, pistler hemen kaybolur, akislar birbirine kansir, ve Du Laurens'rn yahut da Van Swietenin Kraepelin veya Bleuler patolojisi konusundaki projeksiyonu arnk sadece raslantisal birlesmeleri verir. Bu duraktan beri psikopatolojinin kendileriyle iliskili bulundugu nesneler cok sayidadir, buyuk bir kismiyla cok yeni, fakat oldukca da egreti, degi§ken ve aralanndan bazilanyla da hlZ11bir yok olusa baghdirlar: (bir baska bicimde bilindikleri, smirlandiklan, tasvir ve tahIiI edildikleri halde, delilik belirtileri olarak daha once goz online ahnrrus olan) harekete gecirici calkanttlann, haltizinasyonlann ve yoldan crkanci soylemlerin yanmda, 0 zamana kadar kullarulmarms kutuklerde kayitli bulunan: hafif davrarns bozukluklannm, cinsel sapma ve bozukluklarm, telkin ve hipotez 01- . gulanmn, merkezi sinir sistemindeki zedelenmelerin, zihinsel ya da hareket ettirici adaptasyon eksikliklerinin, suclulugun ortaya cikugrm gorduk, Bu cok sayidaki nesnelerin kayith bulundugu ktttuklerden her birinin i.izerine adlar yazrldi, onlar simrlandmldi, tahlil edildi, soma diizeltildi, yeniden tarumlandi,

itiraz edildi, ortadan silindi. Onlann ortaya cikislannm kendisine bagh bulundugu kurah ortaya koyabilir miyiz? Hangi tlimdengelimli-olmayan sisteme gore bu nesnelerin, psikopatolojinin -noktalara gore bosluklan olan ya da olmayan- parcalanmis alaru olusturmak icin yan yana konulabildigini ve birbirlerini izleyebildiklerini bilebiliriz? Ne, soylemin duzeni olarak onlann var olus duzeni oldu? a) ilkin, bu kutuklerin doguslarnuu ilk belirtilerine isaret etrnek gerekir: nihayet gosrerilebilmeleri ve cozumle• 57 •

Bilginin Arkeolojisi

nebilmeleri icin, rasyonellik derecelerine, kavramsal kodlara ve teori tiplerine gore, hastahk, akil bozuklugu, sapikhk, bunama, nevroz veya psikoz, soysuzlasma, vs. statiisii kazanacak olan bu bireysel farkhhklann birden bire ortaya crkabildikleri yeri gosterrnek gerekir. Bu dogusun ilk bicimleri farkh toplumlarda, farkh ~aglarda, ve farkh soylem bicimlerinde aym degildir, XIX. yuzyihn psikopatolojisiyle yetinmek icin, onlann aile, yakm sosyal grup, i§ cevresi, dinsel cemaat (ki bunlarm hepsi normatiftir, sapmaya karst duyarhdir, bir tolerans payma ve disan atmamn kendisinden hareketle gerekli olacagi bir e~ige sahiptir, deliligi belirtme ve reddetrne bicimine sahiptir, iyilestirmenin ve tedavi etmenin sorumlulugunu degilse bile, en azmdan aciklarnanm yukumltllugunf tibba gecirir) tarafmdan olusturulmus 01malan muhtemeldir; bu ilk dogus bicimleri, ozel bir sekilde orgutlenmis olduklan halde, XIX. yuzyilda yeni degildirler. Buna karsihk, yeni dogu§ bicimlerinin i§ gormeye baslarnasi da hie kuskusuz bu cagdadir: kendine ozgu norrnatifl igi ile sanat, cinsellik (onun ahsilrrus yasaklara bagh sapmalan, ilk kez, psikiyatrik soylem icin tespit, tasvir ve tahlil konusu olmustur), ceza (delilik, onceki caglarda, SU~ davramsmdan titizIikle ayirdedildigi ve bir ozur olarak kabul edildigi halde, suclulugun kendisi -ve rneshur «insan olduren monomaniler» den beri bu boy le- delilige az ya da cok yakm bir sapma bicimi olur). Bu durumda, bu ilk farkhlasma alanlannda, bu alanlarda gorulen mesafe, lerde, slireksizliklerde, ve esiklerde, psikiyatrik soylem kendi alamm snurlandirarak; hakkmda konustugu §eyi tammlamak, ona nesne stattisti vermek- demek ki onu gostermek, onu adlandirrlabil ir ve betimlenebilir kilmak- olanagmi verir.
• 58 ..

S6ylemsel Duzenler
---.~-.-~~.~"_--r--.

"
_

b) Aynca, suurlama istekleritsi betirnlemek gerekir: tib (dtizenlenmis kururn olarak, tibbi varhg; olusturan bireyler biitiinii olarak, bilgi ve uygulama olarak, kamu oyu, adalet ve yonetim tarafmdan kabul edilen yetki olarak) XIX.YUZYllda, toplumda, deliligi nesne olarak .ayirdeden, gosteren, adlandiran ve yerlestiren en biiyiik istek olmustur; fakat 0 bu rolu oynayacak tek §ey olmadi: adalet ve ceza adaleti (ozur, sorumsuzluk, hafifletici durumlar hakkindaki tarumlarla ve kasith SU9, 80yacekim, sosyal tehlike gibi kavramlann kullamrmyla), dinsel otorite (mistik olam patolojik olandan, ruhsal

olaru bedensel olandan, dogaustt; olaru anorrnal olandan ayiran karar istegi olarak ortaya c;iktlgl, ve bilincin yonunu fiillerin ve durumlann kazuvistik bir tasnifi
icin olmaktan daha «;ok birey ler hakkmdaki bir bilgi icin kullandigi olc;iide), edebi ve sanatsal elestiri (ki 0: XIX. yuzyil boyunca, eseri, gittikce daha az, yargilanmast gereken bir zevk nesnesi olarak, ve gittikce daha fazla, yorurnlanmasi gereken bir dil ve bir muellifin ifade oyunlanrun kabul edilmesi gereken yeri olarak

ele ahpinceler) .
. c) Nihayet, ozellestirme kafesleriui ~6ziimleinek gerekir, Soz konusu olan, farkh «delilikler»i psikiyatrik soylemin nesneleri olarak, kendilerine gore, birbirinden ayirdrgirmz, birbirinin karsisma koydugumuz, birbirine bagladigirmz, yeniden grupladigirmz, tasnif ettigimiz, birbirinden turettigimiz sisternlerdir (bu farkhlasma kafesleri XIX. yuzyilda asamalandmlnus, birbirine yakm

ve az ya da cok birbirlerinin icine nufuz edebilir alan


yetiler grubu olarak ruh; bagimhhk ve iletisim §emalanyla birbirine baglanrms olan organlann trimansionel toplarm olarak beden; evrelerin cizgisel seyleri, izlerin birbirine kansuru, potansiyel tepkiler toplarm, kisir
• 59-

donguler olarak birey lerin hayati ve tarihi; karsihkli

yansitma sistemleri ve cevrimsel sebeplilik alaru olarak


noro-psikolojik iliski oyunlan). Boyle bir betimleme kendi basma heniiz yetersizdir. Bu da iki sebepten boy ledir, Az once isaret ettigimiz dogus planlan, bu sunrlama belirtileri ya da ozellestirme bicimlerivpsikopatolojinin soyleminin artik sahip olamayacagi, ancak dokumunu yapabilecegi, suuflandmp adlandirabilecegi, secebilecegi, nihayet bir kelimeler ve ctimleler -ki onlar normlan, yasaklan, duyarhk esikleriy Ie, delileri belirleyen, ruh hekimlerinin tahliline ve karanna «hastalar» oneren topluluklar degildir- kafesinin ic;ine kapatabilecegi nesneler uretmezler: bu, boyle bir oldurme olayuun, paranoyak bir taskmligm etkisi altmda, zihinsel tibba kendisi hakkmda aciklamada bulunan, ya da cinsel bir sucta bir nevrozdan suphelenen hukuk bilimi degildir, Soylern, vaktinden once gerceklestirilmis alan nesnelerin, basit bir kaydetme bicimi olarak, yerlestirildikleri ve ustuste konulduklan yerden biisbiittin baska bir seydir. Fakat az oncenin dokumu ikinci bir sebepten dolayi da yetersizdir. 0, soylemin nesnelerinin kendisinde ortaya crkabildiklcri farklilasmarun bircok plaruna, birbirinin pesisira, isaret etti. Fakat onlar arasmda hangi iliskiler vardu? Nicin bu dokum de bir baskasi degil? Hangi tammlannus ve kapah biitiinlin bu bicimde smirlandigma inanihr? Ve ne tahsis edilebilir baglari ne de iliskileri alan, farkh ve aynsik bir betimlemeler serisini sadece biliyorsak eger, 0 zaman bir «olusurn sistemi»nden nasil soz edebiliriz? Gercekte bu iki sorular serisi ayru noktada bulusmaktadir. Bu noktayi yakalamak icin, onceki ornegi daha da daraltahm. Psikopatolojinin XIX. yuzyilda kendisiyle ugra~tlgl alanda, sueluluk kutugune ait alan butun bir nesneler serisinin [insan oldurme (ve intihar), kasith suclar, cinsel suclar, bazi hUSIZhk bicimleri, serserilik, -hem sonra onlar arasmda soyacekim, nevrojen ortam, saldirganhk ya da kendi kendini cezalandirma davrarus• 60
Ii

Soylcmsel Duzcnler

lan, ahlak bozukluklan, suca itilmeler, telkine yatkmlik, vs.»] cok erken (Esquirol' den itibaren) ortaya ctktiguu goriiyoruz. Buradaki isimizin bir bulusun -gunun birinde, bir ruh doktoru tarafmdan sue; davramslan He patolojik bir davrams arasmdaki bir benzerligin anlasilmasi; bazi suclularda akil bozuklugunun klasik belirtilerinin bulundugunun gun l§lgLna crkanlmasi- sonuclan oldugunu soylemek dogru olmayacak. Bu olgular mevcut arasnrmarnn dismdadir: gercekte problem, onlan rntimkim kilan §eyleri, ve bu «buluslarsin onlan yeniden ele alan, duzelten, degistiren, veya muhtemelen ytirtirltikten kaldiran baskalan tarafmdan nasil izlenebildigini bilmektir. Aym sekilde, bu yeni nesnelerin ortaya 91k1§1111 xix.yuzyihn burjuva toplurnuna ozgil normlara, bir gtiC;lti cezai ve gtivenlik bolgelerine ayrrmaya, yeni bir adli sue; yasasmm ortaya konulmasma, hafifletici durumlann isin icine sokulmasma ve kullanilmasma, suclulugun artisma atfetmek dogru olmayacak. Hie kusku yak ki, btitlin bu siirecler, gercekten de, birbiri ardmca ortaya cikarlar; fakat onlar kendilerinde psikolojik soylerne ait alan nesneleri olusturmazlar; bu seviyede aciklamaya devam edecek olursak, bu kez arastirdigumz seyin berisinde kalacagrz. Topiumumuzda eger, belirli bir donemde, suclu psikolojiye ve patolojiye konu olduysa, eger aykin davrams biitiin bir bilgi nesneleri serisine yer verebildiyse, bu, belirli bir iliskiler butununun psikiyatrik soy lem icinde eser haline gelmis olmasidrr.

Cezai kategoriler ve asgari sorumluluk dereceleri gibiozellestirme planlan ile psikolojik belirginlesme planlan (yetiler, yete ... nekler, ilerleme ya da gerileme dereceleri, ortama tepki bicimleri, sonradan kazarulrrus, dogustan ya da soyacekimli karakter tipleri) arasmdaki iliski, Tibbi kararin bicimi ile adli karann bicimi arasmdaki iliski (daha dogrusu tibbi karar sU9un tannnlanmast, onU11 §arttannl11 gerceklesmesi ve gerektirdigi onay icin kesinlikle adli bicimi kabul ettiginden; bununla birlikte onun dogu,§unun yozulnlenlesini ve angaje edilmis sorumlulugun
• 61 .'

Bilginin Arkeolojisi

umudunu elinde bulundurdugundan dolayi kompleks iliski). Adli sorgulama, guvenlik bilgileri, arastirma ve heradli sorusturma orgutu tarafindan olusturulmus suzgec ile nbbi sorular, klinik incelemeler, oncullerin arastmlmasi, ve biyografik anlanlar tarafindan olusturulmus suzge; arasmdaki iliski, Bireylerin davramsirun ailevi, cinsel, sucla ilgili normlan ile patolojik semptomlann ve onlann belirtileri olan hastahklann tablosu arasmdaki iliski. Hastahane ortammdaki (ozel esikleri, iyilesme olcutlerini, normali, patolojik olaru biribirinden ayuma bicimiyIe) tedaviyle ilgili snurlama ile hapishanedeki (ceza ve pedagoji sistemi, iyi yonetme, islah etme ve serbest birakma kriterleriyle) cezayla ilgili sirurlandmna arasmdaki iliski, Psikiyatrik soylemdeki eserde, cesitli nesnelerin herbir 'btittintintin olusmasma olanak veren bu iliskilerdir, Genellestirelim: psikiyatrik soylem, XIX. yuzyilda, oncelikli nesneler yoluyla degil, fakat nesnelerini kendisiyle olusturdugu, oyle de olsa cok dagmik bulunan, tarz yoluyla belirginlesir. Bu olusum dogma, simrlanma ve ozellesme bicimleri arasmda gerceklesmis iliskilerin bir butiinti tarafmdan saglamr. Demek ki, (hie degilse onun nesnelerine gelince) benzer bir biitiinii gerceklestirebilirsek eger; soz konusu soylemin herhangi bir nesnesinin orada yerini ve ortaya ~1k1§ilkesini nasil buldugunu gosterebilirsek eger; birbiriyle bagdasmayan nesnelere, kendi kendine dcgismeksizin, eszamanh ya da ardisik olarak, doguslanm verebildigini gosterebilirsek eger, kopuk bir olusumun tarumlandiguu soyleyebiliriz, Belirli bir sayidaki aciklamalar ve sonuclar iste bundan dolayidir, 1. Bir soylern nesnesinin ortaya cikmasi icin gerekli sartlar, onun hakkmda «bir §ey diyebilmemiz», ve bircok kisininonun hakkmda farkh seyler soyleyebilmeleri icin gerekli tarihsel sartlar, baska nesnelerle birlikte yakm bir alanm icinde bulunmasr icin, bu nesnelerle birlikte benzerlik, yakmhk, uzakhk, farkhhk,
• 62 •

Soylemsel Duzenler
-- -----~--------~~-~--------------'-~-'--'--~--~-~.--------'----

domtstun iliskilerini gerceklestirebilmesi icin gerekli sartlar -bu sartlar, goriiyoruz ki, cok cesitli ve agrr- dir, Burada soylenmek istenen sey, herhangi bir c;agda herhangi bir seyden bahsedemeyecegimizdir: yeni bir §ey soylemek kolay degildir; yeni nesnelerin hem en gunyuzime cikabilmeleri ve ilk belirtilerini ortaya koyabilmeleri icin, gozleri acmak, dikkat etrnek, ya da bilinc sahibi olmak yeterli degildir, Fakat bu gueluk yalruzca olumsuz degildir; gticu yalmzca kor etmek, ket vurmak, bulusu engellernek, acikhgm safhgmi aym seylerin sessiz direncini maskelemek olacak olan bir engele onu baglarnak gerekmez; nesne kendisini serbest kilacak ve acik ve bos bir nesnellik icinde tecesslim etmek olanagmi ona verecek olan duzeni belirsizliklerin icinde beklemez; 0 aydinhgm ilk kiyilannda bir engele takilrms olarak onceden kendi kendine varclmaz.O bir karmasik iliskiler demetinin olurnlu kosullan altmda varolur. 2. Bu iliskiler kurumlar, ekonomikve sosyal surecler, 'davranl§ bicimleri, ilke sistemleri, teknikler, snuflama tipleri, belirginlestirme bicimleriarasmda gerceklesir; ve -bu iliskiler nesnede rnevcut degildir; bunlar nesnenincoznmlemesi yapildigi zaman gerulen iliskilerdir; bu iliskiler nesnenin kurulusunu, ickin

rasyonelligini, kavrammm gercekligi icinde onu dii§undiig.umuz


zaman butunuyle ya da bir kisrmyla yeniden gorunecek olan bu ideal daman gostermezler. i1i§kiler nesnenin i9 yapisrm tarumlamazlar, fakat ortayacikmak, baska nesnelerin yanmda yer al-

male, on lara gore kurulmak, aynmm indirgenmezligirri, ve muhtemelen onun aynsikhgmi belirlemek, krsacasi bir dissallik alam icine yerlestirilmek olanaguu ona veren §eyi tanimlarlar. 3. Bu iliskiler, ilkin, «birincil» diyebilecegimiz, ve her soylemden ya da her soy lern nesnesinden bagimsiz olarak, kurumlar, teknikler, sosyal bicimler, vs. arasmdaki betimlenebilen iliskilerden aynhrlar, Nihayet.cok iyi biliyoruz ki, XIX. 'yuzyilda burjuva ailesiyle adalet bicimlerinin ve kategorilerinin isleyisi
• 63-

....

Bilginin Arkeolojisi

arasmda iliskiler vardir, ve biz onlan cozttmleyebiliriz. Halbuki, soz konusu nesnelerin kurucusu olan iliskilerle her zaman tistuste gelebilir degildir: bu birincil duzeye tahsis edebildigimiz bagimhhk iliskileri soy lem nesnelerini murnkun kilan iliskiler haline gelmede zorunlu olarak dile gelmezler, Fakat bir yandan da, soy lemin kendisinde olusmus olarak bulabildigimiz ikinci iliskileri ayirdetmek gerekir: ornegin, XIX. yiizyil ruh doktorlannm aile ile sucluluk arasmdaki iliskiler konusunda soyleyebildikleri sey, cok iyi biliyoruz ki, gercek bagimhhklar oyununu meydana getirrnez; fakat 0 §ey psikiyatrik soylemin nesnelerini mtimkiin kilan ve destekleyen iliskiler oyunu da degildir. BoyIeee, miimkiin betimlemelerin biitiin bir eklemli alaru acilrms olur: birincil ya da gercek iliskiler sistemi, ikincil ya da dusiinsel iliskiler sistemi, ve tam anlamiyla kopuklu iliskiler diyebilecegimiz sistem. Problem bu sonunculann ozelligini ve oteki ikisiyle oyunlanm gostermektir. 4. Soylernsel iliskiler, goriiyoruz ki, soylemin icinde degildir: oniar kavramlan ya da sozcukleri birbirine baglamazlar; cumleler ya da onermeler arasmda dedi.iktif ya da retorik bir yapiyr gerceklestirmezler. Bununla birlikte, onlar soylemi suurlayacak, ya da ona bazi bicimler empoze edecek, yahut da bazt kosullarda bazi seyleri ifade etmeye onu zorlayacak olan, soylemin dismdaki iliskilerdir. Onlar neredeyse soylemin smmndadir: soylernin kendilerinden soz edebildigi nesneleri ana sunar, ya da daha ziyade (cunku sunma hakkindaki bu imaj bir yandan nesnelerin ote yandan da soylernin olustugunu varsayar), §u ya da bu nesnelerden soz edebilmek, bun Ian inceleyebilmek, adlandirabilmek, cozumleyebilmck, snuflandirabilmek, aciklayabilmek, vs. icin soy lemin gerceklestirmek zorunda oldugu iliskiler demetini belirlerler. Bu iliskler, soylemin kullandigi dili degil, onun kendilerinde gelisip ortaya 9Jktlgl kosullan degil, fakat bir pratik olarak soylernin kendisini belirginlestirirler. Cozumlemeyi burada baglayabilir, onun baslangictaki tasari• 64 •

Soylemsel Duzenler

yr neyle gerceklestirdigini,

aym zamanda neyle degistirdigini

degerlendircbiliriz. Psikopatoloji, ekonomi, dilbilgisi, tip olarak kendini ortaya koyrnus alan bu biitiinliik bicimleri konusunda, israrh fakat kansik bir bicimde, hangi birlik turiiniin bunlan daha iyi olusturabildigini kendimize sorrnustuk: onlar, bir krsmi kenara birakilnus diger bir kismi gelenek tarafmdan devam ettirilmis, baska bir kisrm da once unutma yoluy la iistii ortulmus sonra yeniden gun l§lgma cikrms olan tek tek eserlerden, ard arda gelen teorilerden, kavramlardan ya da temalardan hareketle, birden bire olusmus bir yapi nuydi sadece? Onlar birbirine bagh bir girisimler serisi miydi yalruzca? Nesnelerin kendilerinin, onlann dagihmlanrun, farkhhklan hakkmdaki oyunun, yakmhklanrun ya da uzakhklanmn -kisacast, konusan ozneye verilen seylerin- yaru stra soylemin birligini de arasnrrmsnk: ve sonuy olarak, soylemsel uygulamarnn kendisini belirginlestiren iliskiler haline gelise geri donmus oluyoruz; boy Ieee bir dis bicimi ya da bir formu degil, fakat bir uygulamada ickin olan ve ozelligi icinde onu tarurnlayan bir kurallar biittinu kesfetmis oluruz. Ote yandan, psikopatoloji gibi bir «birligi» isaret noktasi olarak kullanrmsnk: eger ona bir dogu§ tarihi koymak ve belirli bir alan vermek istemis olsaydik, kuskusuz, kelimenin dogusunu yeniden kesfetmek, hangi <;0zumleme sistemine uygulanabildigini, bir yandan noroloji ote yandan psikolojiyle olan ilgisinin nasil gerceklestigini tammlamak gerekecekti. Acikhga kavusturdugumuz §ey, oyle gorunuyor ki, ayrn tarihleri tasimayan, ayru alana ya da ayru eklemlemelere sahip olmayan, fakat kendileri icin psikopatoloji terimi sadece dusunsel, ikincil ve suuflanabilir bir bashk olan bir nesneler butununu aciklayabilen baska tipten bir birliktir. Nihayet, psikopatoloji slirekli yenilenme yolunda alan, kesifler, elestiriler, diizeltilen yanhshklarla surekli belirginlik kazanan bir disiplin olarak kendini ortaya koy~yordu; tarumladigimiz olusurn
• 65 •

Bilginin Arkeolojisi

sistemi siireklidir. Fakat unutmayahm: bunlar ne siirekli alan nesnelerdir, ne de onlann olusturduklan alandir; ne de onlann dogus noktalan ya da belirginlesme bicimleridir; fakat gortinur hale gelebildikleri, smirlanabildikleri, coznmlenebildikleri ve ozellestirilebildikleri alanlarla iliskiye girmedir. Goruyoruz: hakkmda teori uretmeye cahstignmz betimlemelerde, referansm bir tarihini yapmak icin soylemi yorumlamak soz konusu degildir. Secilen ornekte, ne falan cagda deli olan kisiyi, onun deliliginin mahiyetini, fie de onun bozukluklannm bugiin bize yakm olan bozukluklarla aym olup olmadigmi bilmeye cahsrmyoruz. Buyuculerin bilinmeyen ve aCIceken deliler olup oimadildarml, ya da, baska bir zamanda, mistik ya da estetik bir tecrlibenin yanhs yere tarnsihp tartrsrlmadiguu kendimize sormuyoruz. ilk temel, gizli, hemen eklemlenmis- olan bir tecrubeyle ilkin kendini ortaya koyacagi, ve daha sonra soylemler ve onlann islevlerinin dolayh, cogunlukla kurnazca olan oyunu tarafmdan orgutlenmis (cevrilmis, bozulmus, kihk degi§tirmis, belki de bask! altma ahnnus) olacagi gibi, deliligin kendisi olabilecek alan seyi yeniden kurmaya cahsmryoruz. HiC; §~phe yak ki, referansm boyle bir tarihi miimkiindiir; bu «onceden kopuk» tecriibeleri alandan kurtarmak ve metindenbagnnSIZhale getirmek icin alan cabayi oyuna girisin dismda birakrmyoruz. Fakat burada soz konusu olan §ey, soylemi notrlestirmek, ondan baska bir seye isaret etmek, onun berisinde sessizce duran seye kanlmak icin onun yogunlugunun icinden gecmek degil, tam tersine yogunlugu icinde onu devam ettirmek, kendisine ozgu olan karrnastkhgr icinde onu birden ortaya cikarmaknr. Tek kelimeyle, gercekten, «seylervden vazgecmek istiyoruz. Les «de-presentifier». Yashlik, unutma, yarulma, bilgisizlik, ya da inanclann ve geleneklerin durgunlugu, yahut da arzu, bilinc(4) Bu Deliligin Tarihi'nde acik bir temaya karst yazilrrns, ve Onsozde ozellikle bircok kez ortaya konulmustur.

• 66 •

Soylernsel Duzenler

siz bir belki, yoluyla ancak ondan aynlacak alan bir soylemin ilkel yasasmi yapmak ahskanhgma sahip oldugumuz zenginliklerini, agirhklanm ve dolaysiz tamhklanm ustahkla onlernek, gorrnemek ve soylememek, «Seylerxin soylemden onceki anla .. stlmasi gU-9kaynagmm yerine, ancak soylemde ortaya cikan nesnelerin duzenli olusumunu gecirmek. Seylehn temelinde yer alan ama bir kaynaga bagh bulunmayan bu nesneleri tammlarnak, ama bir soylemin nesneleri olarak olusma olanagiru onlara veren ve boylece tarihin icinde ortaya ~tkl§ kosullanru meydana getiren kurallar bttttinune geri goturmek suretiyle tammlamak. Onlan bir ilk topragm genel derinliginin icine sokmayacak, fakat dagilmalanni yoneten duzenliliklerin diigumtinti cozecek olan soylemsel nesnelerin bir tarihini yapmak. Bununla birlikte, «aym seyler-in arum silmek, zorunlu olarak, anlanmm dilbilimsel cozumlemesine bas vurmak degildir. Bir soylemin nesnelerinin olusumunu betimledigirniz zaman, soylernsel bir uygulamayi belirginlestiren iliskilerin icine girisled gosterrneyi denemis oluruz, ne sozcukler arasr bir orgutlenmeyi ne de anlambilimsel bir alanm kopukluklanm belirlemis oluruz: ne, bir donemde «rnelankoli» ya da «asm olmayan delilik» sozciiklerine verilmis olan anlarru, ne de «psikoz- ile «nevroz» arasindaki zrtlrgr inceliyoruz. Benzer cozdmlemelerin gayn rnesru ya da imkansiz olarak du§tinlilmelerini de incelerniyoruz, fakat suclulugun nasil nbbi bir bilirkisi raporuna konu olabildigini, ya da cinsel sapmamn psikiyatrik soylemin bir nesnesi olarak gorulebildigini, ornegin, bilmek soz konusu oldugu zaman onlar anlamh degildir, Sozciiklerin muhtevalan hakkindaki coziimleme, bazan belirli bir <;agda konusan oznelere sahip alan anlaum elemanlanm, bazan da daha once telaffuz edilmis soylemlerin alanina ait alan semantik yapiyi tarumlar; bu coziimleme. nesnelerin -hem tistuste hem de yanyana- birbirine kansnus bir coklugunun olustugu ve bozuldugu, ortaya pktlgl ve silindigi yer olarak soylernsel uygulamayla ilgili degildir,
• 67 •

Bilginin Arkeolojisi

anlayisi burada yamltici degildir: hie suphe yak ki, giristigim cozumleme gibi bir cozumlemenin kelimeleri seyleru: kendileri kadar namevcuttur: bir sozcugun betimlemesi bir tecrtibenin canh tamhgina bas vurmadan daha fazla bir §ey degildir. Soylemin berisinde -henuz hicbir seyin soylenmedigi ve scylerin, hemen hemen, gri bir aydmhgin icine girdigi yerdeyeniden ona donmuyoruz; onun duzenledigi ve arkasmda biraktlgl bicimleri yeniden bulmak icin oteye gecrniyoruz; soylernin kendisinin seviyesinde kahyoruz, kalmaya cahsiyoruz. Bazan namevcutlarui en kucuklerinin, bununla birlikte, en belirginlerinin tizerinde daha cok durmak gerektigi icin, pek az ilerlemis bulundugum butun bu arasnrmalarda, isitebildigimiz, metin bicimleri icinde okuyabildigimiz gibi, «soylemler-in, burada umud edebilecegimiz gibi, seylerin ve kelimelerin saf ve basit bir caprazlasmasi olmadiklanru gostermek istedigimi soyleyecegim: seylerin belirsiz yapisr, kelimelerin acik, gozle goriilur ve canli zinciri; soylemin, bir iliskinin, ya da bir gerceklik ile bir dil arasmda, bir dilin soz dagarciguun ve bir tecrtibenin karmasikhgryla karsilasmarun onemsiz bir alam olmadiguu gostermek istiyorurn; acik ornekler uzerinde gostermek istiyorum ki, soylemlerin kendilerini <;oztimlemek suretiyle, kelimeler ve §eyler arasmda gorunuste cok kuvvetli olan bagm gevsedigi ve soylemsel uygulamaya ozgil olan bir kurallar butununun ortaya ciktIgl gorulur, Bu kurallar, bir gercekligin sessiz varolusuna degil, bir soz dagarciguun ilkelere uygun kullarnrrum degil, fakat nesnelerin yonetimini belirler. «Kelimeler ve seyler», bir problemin -cok onernli- bashgidir; onun bicimini degistiren, verilerinin yerini degistiren, hasih, busbuttm baska bir isi ortaya koyan cahsmamn -ironik- bashgidrr. Soylemlerin, isaretlerin (muhtevalara ya da temsillere bagh bulunan anlamh elemanlarm) butiinleri olarak degil, fakat kendilerinden soz ettikleri nesneleri sistematik bir bicimde olusturan uygulamalar olarak incelenmesinden- artik incelenmesinden- ibaret olan is. Stiphesiz, soylern• 68 •

Yorumculann

Soylernsel Duzenler

ler isaretlerden olusur; fakat soy lemlerin yapnklan §ey, daha cok, seyleri gostermek icin bu isaretleri kullanmaktir. Seyleri dile ve soze indirgenemez kilan da bu daha cok sozcugudur. Gosterilmesi ve betimlenmesi gereken de bu daha cok sozcugudiir. Ifade Blcimlerinin Olusmasi

Niteliksel betimlemeler, biyografik anlanlar, isaretlerin gosterilmesi, yorumlanmasi ve yeniden kesilmesi, analoji yoluyla akilyurutrneler, tiimdengelim, istatistik tahminler, deneysel dogrulamalar. ve daha baska ifade bicimleri, iste XIX. yuzyilda nplann soylemi icinde bulabildigimiz seyler. Onlan birbirlerine baglayan ne, hangi zorunluluk? Nicin bunlar da, baskalan degil? Biitiin bu degisik dile getirmelerin ilkesini, ve onlann geldikleri yeri bulmak gerekir. a) ilk soru: kim konusuyor? Biitiin konusan bireylerin toplarrn icinde dilin bu cesidini elinde tutmaya hakki olan kim? Dilin sahibi kim? Kim ozgtinltigi.inti, saygmhklanm dilden aliyor, ve karsihk olarak dil gerceklik garantisini degilse bile en azmdan gerceklik karinesini kimden ahyor? Benzer bir soylemin tercih edilmesinde, yasaya uygun ya da geleneksel, hukuksal olarak tarumlanrms ya da dogal olarak kabul edilmis hakkm sahibi olan bireylerin -ve sadece onlann- statusu nedir?

Tibbin statusu bilgi ve yetki kriterlerini, kurumlan, sistemleri, pedagojik normIan, bilginin uygulanmasi ve denenmesi hakkim -bunsuz srmrlar konulamaz- veren yasal sartlan icerir, 0 kendileri kendi statiilerine sahip olan baska bireyler ya da baska gruplarla (siyasal iktidar ve onun ternsilcileriy Ie, hukuksal iktidarla, farkh meslek kuruluslanyla, dinsel gruplar ve gerekriginde din adamlanyla) bir farkhlasma ve iliskiler sistemini (tahsis etmelerin payi, hiyerarsik bag, fonksiyonel ta• 69 •

Bilgtnin Arkcolojisi

mamlayicihk, bilgilerin istenmesi, iletilmesi ve ahrupverilmesi) de icerir, Soz konusu statu kendi islevini toplumun butunune gore tarumlayan ozelliklerin belirli bir sayisim (tibda ozel ya da az veya cok zorlayici bir bicimde toplum tarafindan istenen bir kisi olarak adIandmlmasina gore, bir isi yapmasma ya da bir gorevi yerine getirmesine gore kabul edilen rolu: bu farkh durumlarda ana tarunan mudahale ve karar haklanm; bir halkin, bir grubun, bir bireyin saghgmm gozeticisi, koruyucusu ve garantisi olarak ondan istenen seyleri; halkin ya da vatandaslann zenginligi konusunda sahip 01dugu payi; bazan icinde c;ah~hgl grupla, bazan kendisine bir gorev veren iktidarla, bazan kendisinden bir ogtit, bir tedavi, bir saghk talebinde bulunan musteriyle yapngi acik ya da gizli sozlesrnenin bicimini) da icerir. Tiplann bu statiisii genel olarak toplumun ve medeniyetin biitiin bicimlerinde oldukca ozeldir: 0 hemen hemen asla farkhlasmamis ya da birbirinin yerine gecebiIir bir rol degildir. TIbbY soz herhangi bir kisiden gelemez: onun degeri, etkisi, tedaviyle ilgili gucleri, ve genel bir bicimde tibbi soy lem olarak varhgr, acmm ve olumun online gecmeyi onun icin bir hak olarak one siirmek suretiyle, bu soylemi dile getirme hakkma sahip alan, yasaya uygun sekilde tarnmlannus rolden aynlabilir degildir. Fakat ayru zamanda biliyoruz ki, ban medeniyeti icindeki bu statu, XVlll. yuzyilm sonunda, XIX. yuzyihn basmda halklarm saghgl endiistri toplumIan tarafmdan gerektirilmis ekonomik normlardan biri oldugu zaman derinden degismistir. b) Tibbm soylemini kendilerinden elde ettigi, ve soylemin mesru kaynagim ve uygulanma noktasuu (ozel nesnelerini ve dogrulama vasitalanru) kendilerinde buldugu kurumsal yerleri de betimlernek gerekir. Bu
• 70 •

Soylemsd Duzcnler

yerler bizim toplumlanrmz icindir: hastahane, sdrekli, kodlanrms, sisternatik, farklilasrms ve bir hiyerarsi icinde yer alnus birtip personeli tarafmdan guvence altina almrrus, ve boylece sayilabilir bir tekrarlarnslar alam olusturabilen bir gozlem yeri; cok raslantth, cok fazla bosluklan bulunan, cok daha az sayida olan bir gozlemler alam sunan, fakat bazan, oncullerin ve ortanun daha iyi bir bilgisiylc, daha genis kronolojik erim hakkmda tespitlerde bulunma olanagim veren ozel uygulama; Iaboratuar, tamyla ilgili bazr elernanlan, evrimin bazi isaretlerini, iyilesmenin bazi dlc;ulerini veren, ve tedaviyle ilgili denemelere olanak taruyan insan bedeni, hayat, hastalik, doku bozukluklan konusunda genel diizenin bazi gerceklerinin ortaya c;Iktlgl hastahaneden uzun zaman ayn kalmis otonom yer; nihayet «kuttipbane» admi verebilecegimiz yer ya da sadece geleneksel bir bicimde gecerli olarak kabul edilen kitaplan ya da incelemeleri degil, yayinlanmis ve iletilmis acikIamalar ve gozlemler bi.itiiniinii de, (sosyal ortamla, iklimle, salgmlarla.filtim oramyla, hastahklann seyri iIe., bulasma ocaklanyla, mesleki hastahklarla ilgili) yonetimler, baska doktorlar, sosyologlar, cografyacilar tara .. fmdan tipta iiretilebilen istatistik bilgiler toplamuu da iceren dokumanter alan. l§te,tlbbi soylemin bucesitli

«yerler»i
bID

XIX;

yuzyilda onemli olcude degi§irken (kita-

ya da gelenegin etkisi azaldigi olcude) dokumamn onemi artmaya devam eder; hastahklar konusundaki soy lem icin sadece bir katki yeri olan ve onem ve deger bakunmdan onu ozel uygularnaya (ki orada nbbi ortamlanna birakilnus hastahklar, xvrn, yuzyilda, bitkisel gercekliklerinin icinde ortaya cikmak zorunda idi) birakan hastahane, 0 zaman, sistematik ve tekduze gozIernlerin, frekans ve ihtimallerin ortaya cikisnun, birey• 71 •

~~~----------------sel degismelerin ytirtirliikten kalkisnun genis bir olcek iizerinde karsilastmlmalanmn yeri, kisacasi, doktorun baktsi altmda temel ozelliklerini gosteren tekil tur olarak degil, fakat anlamh isaretleri, sirnrlan, evrim sansIan ile ortalama surec olarak hastaligm ortaya ~Ikl§ yeri olur. Ayrn sekilde, gunltlk tip uygulamasmm fizik, kimya ya da biyolojiyle ayru deneysel normlara sahip olan bir soylemin yeri olarak laboratuarda birlestirilmesi XIX. yuzyildadir, c) Oznenin konumlan, kendisine cesitli alanlarla ya da nesne gruplaryila ayrn sekildc rnesgul olma imkamnm verildigi durum tarafmdan belirlenir: 0, acik ya da degil belirli bir sorular kafesine gore soru soran, ve belirli bir bilgilenme programma gore dinleyen oznedir; 0, belirleyici bir ozellikler tablosuna gore bakan, ve betimsel bir tipe gore isaret koyan oznedir; 0, sirurlan uygun bilgi tanesini belirleyen en iyi bir algisal mesafede kurulur; 0 bilgi olc;:eginidegistiren, dolayh ya da dolaySIZ algi seviyesine gore oznenin yerini degistiren, onun yuzeysel bir seviyeden derin bir seviyeye gecisini saglayan, onu bedenin ic;:alanmda -gorulen arazlardan organlara, organlardan dokulara, ve nihayet dokulardan hucrelere- dolastiran belgesel aracilar kullarur, Bu algisal durumlara, bilgilerin agr icinde (teorik ogrenimde ya da hastahane pedagojisinde; gozlernlerin, aciklamalann, istatistik verilerin, genel teorikonermelerin, projelerin ya da kararlarm ahcisr ve vericisi gibi sozlu iletisim ya da yazih dokumantasyon sisteminde) isgal edebildigi durumlan eklemek gerekir. Tibbi soylemin oznesinin isgal edebildigi cesitli durumlar, XIX. yuzyrhn basmda, (derinlemesine duzenlenmis, belgesel ara istasyonlar tarafmdan ortaya konan, cerrahi teknikler ya da otopsi yontemleri tarafmdan gosterilen, doku bo• 72 •

Bilginin Arkeolojisi

Soylemsel Duzenler

zukluklanyla ilgili ocaklarm cevresinde merkezlesmis) busbutun baska bir algisal alanm orgutlenmesiyle, ve yeni kaydetme, isaretleme, betimlerne, smiflandirma, ntimerik serilerde ve istatistiklerde birlestirme sistemlerine yerlestirmeyle, yeni ogretim, bilgilerin akismi sag-lama, baska teorik alanlar (bilimler ya da felsefe) la ve baska kurumlarla (ki onlar yonetimsel, siyasal ya da ekonomik: dtizenlerdir) iliski bicimlerinin kurulusuyla yeniden tarumlarnr. Klinik soylemde eger, doktor sirasiyla en buyuk ve dolaysiz soru soran, bakan goz, dokunan parmak, isaretleri cozen organ, onceden yapilrms betimiemelerin birlesrne noktasi, Iaboratuar teknisyeni ise, bu, bir iliskiler demetinin oyuna sokulmus bulunmasidir. Ayru zamanda yardim, antilnus ve sistematik gozlem ve kismen kamtlanrms kismen deneysel tedavi yeri olarak hastahane ile biitiin bir teknikler ve insan bedeninin algilama kodlan -patolojik anatomi tarafindan tammlandigi gibi- grubu arasindaki iliskiler; dolaysiz gozlernler alaniyla onceden kazarnlmis bilgiler alanr arasmdaki iliskiler; tedavi eden olarak doktorun, pedagogun, nbbi bilginin dagilnm icinde ara istasyonun rolii ile sosyal a1anda halk sagltg-Indan sorumlu olanm rolu arasmdaki iliskiler, Bakis acilarmm, muhtevalann, betimleme bicimlerinin ve stilinin, endtiktif ya da ihtimaliyetci akil yurutmelerin kullamrmrun, sebepliligi bir yere tahsis etme tiplerinin

yenilenmesi olarak, kisacasi ifade etme kiplerinin yenilenmesi


olarak anlasildigmda, klinik: tibbm ne yeni bir gozlem teknigi XIX. yuzyrldan once cok uzun zamandan beri uygulanmis alan otopsi teknigi- nin sonucu olarak; ne -xvm. yuzyilm ortasmda Morgogni'nin kullandigi- organizmanm derin1iklerinde hastahk yapan sebeplerin arastmlmasuun sonucu olarak; ne hastahane klinigi -onlarca yildan beri Avustralya ve italya'da bunlardan vardi- olan bu yeni kurumun sonucu olarak; ne de Bichat'nin Ceperlerin Incelemesitvie doku kavramuun isin icine sokulma• 73 •

Bilginin Arkeolojisi

smm sonucu olarak almrnamasi gerekir. Fakat, tibbi soylemde, birbirinden farkh belirli bir sayidaki elemanm -ki bu elemanlardan bazilan tiblann statusuyle, bazilan oniarm kendisinden bahsettikleri kurumsal ve teknik yerle, bazilan algilayan, gozlemleyen, betimleyen, ogreten, v.s. ozneler olarak oniann durumlanyla ilgilidir- iliski icine sokulmasi olarak almabilir. Bu farkh elemanlarm -ki onlardan bazilan onceden var olanlardir- iliskiye sokulusunun klinik soylern tarafmdan gerceklestirildigini soyleyebiliriz: onlar arasmda ne «gercek olarak» verilmis ne de onceden kurulmus alan butun bir iliskiler sistemini pratik olarak gerceklestiren soylerndir; ve eger soylemin kullandigi, ya da kendilerine yer verdigi ifade etme kipleri sadece tarihsel oIumsaIhklarm bir serisi tarafmdan yanyana konulmamissa, bu onun bu iliskiler demetini stirekli bir bicimde kullanmasidir. Bir aciklama daha. Klinik soylemdeki ifade tiplerinin uyu§mazhgmi tespit ettikten soma, bir soylemde kullamlan bicimsel yapilan, kategorileri, mannksal ard arda gelis bicimlerini, akil yurutme ve enduksiyon tiplerini, aynstirma ve birlestirme bicimlerini gostermek suretiyle soylemi daha kucuk boyutiara indirgemeye cahstik; nbbm ifadeleri gibi ifadelere, onlarm icsel zorunluluk hakkmda icerdikleri seyi verrneye yetili alan rasyonel orgutlenmeyi ortaya koymak istemedik, Temel bir fiile, ya da tibbm ilerlemelerinin, dogru bilgiler arasmda yer almak icin cabalarmm, gozlem yontemlerinin sikihgmm, onda bulunan imajlann ya da fantazmlarm disan anlmasuun yavashgi ve ZOflugunun, onun akil yi.irtitme sisteminin saflastmlmasmm yavas yavas kendisinde belirdigi rasyonelligin genel ufkunu olusturan bir bilince geri goturmek de istemedik. Nihayet, tibbi zihniyetin ne empirik dogusunu ne de cesitli elemanlanm betimlemeye cahsnk: tiplann ilgisi nasil degisti, hangi teorik ya da deneysel model tarafmdan onlar etkilendi, hangi felsefe ya da ahlaksal terna onlann diisunce iklimini tammladi, hangi sorulara, hangi isteklere onlar cevap vermek zorundaydilar, geleneksel onyargi• 74 •

Soylemsel Diizenler

lardan kurtulmak icin onlarm hangi cabalan sarfetmeleri gerekti, hangi yollarla onlar hicbir zaman tamamlanmanus, hicbir zaman bilgilerine ulasilmarms birlige ve tutarhhga dogru ilerlediler. Sonuc olarak, ifade etmenin cesitli kiplerini bir oznenin -ki soz konusu olan, rasyonelligin saf temel iradesi olarak almrms ozne, ya da, sentezin empirik fonksiyonu olarak almmis oznedir- birligine baglarmyoruz, Ne ozneyi «bilebiliriz», ne de ozne hakkmdaki «bilgileri». One surulen cozumlemede, ifade etmenin cesitli kipleri sentezi ya da bir oznenin birlestirici fonksiyonunu ortadan kaldiracak yerde onun dagilumni gosterirler= Ozne bir soylemi gerceklestirdigi zaman cesitli statuleri kazanabilir, cesitli yerleri isgal edebilir, cesitli durumlan alabilir. Planlarm sureksizliginden soz edilmesi bundan dolayidir. Bu planlar eger bir iliskiler sistemiyle birbirlerine baglarnrlarsa, iliskiler sistemi kendilikle ayni, sessiz ve her sozden once olan bir bilincin sentetik aktivitesiyle gerceklesmez, fakat soylemsel bir uygulamanm ozelligiyle gerceklesir. Demekki, bir ifade fenomenini -baska yerde yapilmis bir sentezin sozlu aciklamasi- soylemde gormekten vazgececegiz; orada daha ziyade, oznelligin cesitli durumlan icin bir diizenlilik alarum arayacagiz. Boyle anlasilmis soylem, dustinen, bilen, ve konusan bir oznenin gorkemli bir bicimde ac;Ilml§ gorunusu degildir: tam tersine oznenin dagihsmm ve kendisiy Ie birlikte sureksizliginin belirlenebildigi bir biitiindiir. 0 birbirin-

den ayn yerler demetinin kendini ortaya koydugu bir dissalhk


alarudir. Az once,. soylemsel bir olusuma ozgu nesneler rejiminin tarumlanmasi gercginin ne «kelimeIer»Ie ne de «seyler-le olmadigim gosterdik; ayru sckilde simdi kabul etmek gerekir ki, ifadelerinin yonetiminin tammlanmasi gercgi ne askin bir ozneye ne de psikolojik bir oznellige basvurmayla olur,
(5) Bu vasifta, Klinigin Dogu§u'nda kullamlrms alan «tibbi bakis» ifadesi cok
uygun degildi,

• 75 •

Bilginin Al'keolojisi
~,-~-~---~-,~~q'- '~'-'~~-"~'--, ~~~--~---~------~~.-~ -"~-~~~-'~~--'~~~~

Kavramlarm

Olusmasi

Linne'nin eserinde gorulen kavramlar toplulugu (fakat Ricar .. do'da ya da Port-Royal dilbilgisinde buldugumuz kavramlar tOPM lulugu gibi) belki tutarh bit butun halinde orgutlenebilir. Onun olusturdugu tumdengelimli yapiyi yeniden kurabiliriz.Her halde bu -bir 90k kez denendigi gibi- denenmeye deger, Buna karsihk, eger daha genis bir 51gek ahrursa, ve dilbilgisi, ekonomi ya da canhlann incelenmesi gibi disiplinler ayar noktalan olarak secilirse, ortaya cikngun gotdligu-mUz kavramlar oyunu bu kadar kesin sartlara uymaz: onlann tarihi, adim adrm, bir binanm kurulusu degildir, Bu dagilmayi onun bozulusunun goriinu§tine baglamak rm gerekir? Orada, herbiri kendi orgutlenmesine sahip clan, ve yalrnzca bazan problemlerin surekliligi, bazan gelenegin devamhhgi, bazanetkilerin mekanizmi ile eklernlenen kavramsal sistemlerin bir devamim rru gormek gerekir? Uyumsuz kavramlann ardisik ya da eszamanli dogu§unu aciklayan bir ilke bulamaz mIYIZ? Onlar arasmda, hicbir mantrksal sisternliligi bulunmayan bir raslanti sistemi bulunamaz rm? Bilkuvve bir dediiktif yaprrnn icindeki kavramlan yerine yerlestirmek istemekten daha fazla, onlanngorundukleri ve dolandiklan ifadeler alanmrn orgutlenmesini betimlemek gerekiyordu. a) Bu orgutlenme, ilkin, ardarda geli§ bicimlerini icerir. Ve onlar arasinda, ifade serilerinin cesitli diizenlenisle .. ri (ki bunlar, duyarsizliklann, ardrsik sonuclarm, ve karntlarnaci akil yuriitmelerin duzeni; ya da betimlemeleTill dtizeni, onlann kendilerine bagh bulunduklan gitgide ilerleyen genellesme ya da ozellesme semalan, katettikleri uzaysal dagihmlar; ya da anlanlann duzeni ve zamanm olay lanmn ifadelerin cizgisel akisi icindeki bolunme bicimi olmah); ifadelerin cesitli baglant: tipleri (ki onlar ne her zaman ayrudirlar ne de Hade serisinin ard arda gelen goruntislerinde ust iiste konulabilir• 76 •

Soylemsel Duzenler
-

._----_-------

---

-.~ .. '.-.-,-.,------ ..--.~-~~-~~-.~--.-----.-~~----~

ler: hipotez-dogrulama: iddia-elestiri; genel kanun-ozel uygulama iliskisinde oldugu gibi); ifade gruplanm kendilerine gore duzenleyebildigimiz cesitli retorik semaIan (disi bir metnin yapisim belirginlestiren betimlerneler, cikarsamalar, tarnmlar birbirlerine nasil baglarurlar). Klasik cagda Doga Tarihinin dururnu gibi ornegin: klasik ~ag XVI. yuzyilla ayrn kavramlan kullanmaz; bazi eski kavramlann (eins, tur, isaretler) kullanirm degi§ir; baska kavramlar (yapi kavrarm gibi) ortaya cikar; daha baskalan da (organizm kavrarru) daha sonra olusacaklardir. Fakat XVll. yuzyilda degistirilmis ve biitiin Doga Tarihi icin kavramlarm ortaya cikisim ve geri donusunu yonetecek olan §ey, ifadelerin genel diizeni, ve belirli biitiinlerin icinde seri haline gelisleridir; gozlernledigimiz seyi kopyalama ve, ifadeler boyunca, algisal bir kosu yolunu onarma bicimidir; betimlemek, farkh ozellikler halinde dile getirmek, belirginlestirmek ve suuflandtrmak arasmdaki iliski ve baghhklar oyunudur; ozel gozlemlerin ve genel ilkelerin karsihkh durumudur; ogrendigimiz, gordugumuz, crkarsadigirmz, muhtemel olarak kabul ettigimiz, ilke olarak one surdugumdz seyler arasmdaki bagrmhhk sistemidir. XVll. ve XVll1. yuzyilda Doga Tarihi, sadece, «cins» ya da «karakter» kavramlanna yeni bir tanim veren, ve «dogal tasnif» ya da «rnemeliler» kavrami gibi yeni kavramlan isin icine sokan bir bilgi bicimi degildir: her seyden once 0 ifadeleri seri haline koymak icin bir kurallar biitiinii, kavramlar olarak degerlendirilebilen geri donen elemanlann boltim bolum aynldiklan bagimhhklann, diizenin ve ard arda gelislerin zorunlu semalanrnn bir toplarrudir. b) Ifade alanuun gortinusu birlikte varolus bicimlerini de icerir. Birlikte varolus bicimleri ilkin bir varlik alanuii gosterirler (ve onunla, onceden baska yerde olusmus
• 77 •

Bilginin Arkeolojisi

olan ve kabul edilmis gercek, dogru betimleme, dogru akilyurutme ya da zorunlu onkabul sifatiyla bir soylemde yeniden kullanilnus olan biittin ifadeleri anlamak gerekir; reddedilmis ya da disarda tutulmus olan seyler gibi, elestirilmis, tarnsilmis ve yargilanrms olan seyleri de anlamak gerekir); bu varhk alanmda, gerceklestirilmis olan iliskiler deneysel dogrulamamn, mannksal gecerliligin, saf ve basit tekrann, gelenek ve otorite tarafindan dogrulannus kabuliin, yorumlamanm, gizli anlamlann arastmlmasmm, yanhsm cozumlenisinin duzeni hakkmda olabilir; bu iliskiler acik (ve bazan gondermeler, elestirel tartismalar gibi ozel ifade tiplerinin icinde olusmus bile olabilir) ya da kapah ve ahsilnus ifadelerin icine yerlestirilmis olabilir. Bu durumda da, klasik cagdaki Doga Tarihinin varhk alanmm, Aldrovandi'nin, anormal yaratiklar konusunda, gorulebilmis, gozlemlenebilmis, anlatilabilmis, binlerce defa gizlice geri getirilebilmis, sairler tarafmdan bile tahayyul edilebilmis olan her seyi bir ve ayru metinde topladlgl c;agla ne aym bicimlere, ne aym tercih olculerine, ne de ayrn disarda tutma ilkelerine bagh olmadiguu tespit etmek kolaydir. Bu varhk alarumn dismda, aynca bir birliktelik alanua betimleyebiliriz (0 zaman, biitun oteki nesne alanlanyla ilgili ve tamamiyle farkh soy Iern tiplerine ait olan; fakat ister analojik dogrulamadan, ister genel ilkeden ve bir akil yiiriitme icin kabul edilmis oncullerden, ister baska iceriklere uygulayabildigimiz modellerden yararlamyor, isterse kendisiyle cansmak ve en azrndan ileri surulen oncrilerden bazilanna boyun egmek zorunda olan ustun giic; olarak islev goruyor olsunlar, incelenmis ifadeler arasmda etkinligi bulunan ifadeler soz konusu olur): boylece Linne'nin ve Buffon'un cagmdaki Doga Tarihinin birlikteIik alarn kozmolojiyle, arzm tarihiyle, felsefeyle, teolo• 78 •

Soylemsel Duzenler --~~-~---------------

jiyle, Kutsal Kitapla ve Kutsal Kitabm yorumuyla, (duzen hakkmdaki bir bilginin 90k genel bicimi altmda) matematikle olan iliskilerin belirli bir kisrmyla tarumlamr: ve butun bu iliskiler XIX~ yuzyihn biyologlanmn soylernine oldugu kadar .xVI. yuzyilm naturalistlerinin soylemine de ziddir, Nihayet, ifadesel olan bir hdfiza alani aduu verebilecegirniz seyi icerir (soz konusu olan, artik ne kabul edilen ne de tarusilan, sonuc olarak, aruk ne bir gercekler biitiiniinti ne de bir gecerlilik alamrn tarumlayan, fakat kendilerinin karsismda soyzinciri, dogus, donusum, siireklilik ve tarihsel sureksizlik iliskilerinin yer aldig; ifadelerdir): bundan dolayidir ki, Doga Tarihinin hafiza alam, Tournefort'dan bert, XIX. yuzyildan itibaren biyolojinin kendisini yoluna adadigi bu kadar genis, bu kadar yigihmci, bu kadar 90k ozel haftza alanma kiyasladrgmuz zaman, cok dar, ve bicimlerinin icinde yoksul olarak goninur: buna kar-

sihk, Doga Tarihinin hafiza alam Ronesansda bitkiler


ve hayvanlar tarihini kusatan hafiza alamndan 90k daha iyi tarumlanmis ve 90k daha iyi eklemlenmis goruniiyor: demek ki 0 varhk alanmdan 90k da acik bir bi ~ cimde aynlrruyordu; onunla aym uzam ve ayru bicime sahipti; ayrn iliskileri iceriyordu. c) Nihayet, ifadelere mesru bir bicirnde uygulanabilen miidahale prosediirleritsi tarnmlayabiliriz. Bu prose~ durler, gercekte, btitiin soylernsel olusurnlar icin aym degildir; prosediirlerde: kullamlrms bulunan soylemsel olusumlar (butiin baska soylemsel olusumlann dismda), bu olusumlan birbirine baglayan iliskiler ve soyIemsel olusumlann bu sckilde kurduklan butiin herbir prosedtire ozellesme olanagim verirler. Bu prosedurler (klasik c;agm natiiralistlerine, ornegin Ortacagda ya da Ronesans boyunca kurulmus olan yakinhk listeleri ve gruplanyla ne ayru ilkeye ne de ayru goru§e sahip olan
• 79 •

~--

Bilginin Arkeolojisi

snuflandirma tablolan icindeki cizgisel betimlemeleri yeniden yazmak olanagim veren teknikler gibi) yeniden yazma teknikleri icinde gorunebilir; aZ-90k olusmu§ ve yapay olan bir dile gore (dogal dilin icinde eklemlenmis) ifadeleri kopyalama yontemleri (bunun projesini ve belirli bir noktaya kadar da gerceklesmesini Linne ve Adanson'da buluruz) icinde goriintir; niceliksel ifadeleri (tamamiyle algisal olculer ve betimlemelerle iliskiye konulmus) niteliksel ve karsihkh aciklama haline cevirme bicimleri; ifadelerin yakla§lkllglnl gelistirrnek ve kesinIiklerini arttirmak icin kullamlan vasitalar (yapisal cozumleme elemanlann bicimine, sayisma, duzenlenisine ve buyuklugune gore, Tournefort'dan itibaren, betimsel ifadelerin daha buyuk ve ozellikle daha surekli bir yaklasikhgma olanak verdi); ifadelerin gecerlilik alamnm -genisletme ya da daraltrna yoluyla- yeniden simrlandmlmasi bicimi (yapisal karakterlerin ifadelendirilmesi Toumefort'dan Linne'ye suurlandmldi, sonra Buffon'dan Jussieu'ya yeniden genisletildi); bir uygulama alarunm ifade tipinin bir baska uygulama alarunm ifade tipine aktanlmasi bicimi (bitkisel belirginlestirmenin hayvansal snuflandirma bilimine aktanlmasi; ya da yuzeysel ozellikler hakkmdaki betimlemenin organizmamn i<; elemanlarma aktanlmaSI gibi); onceden dile getirilebilmek icin, onceden, fakat ayn halde varolan oneriler hakkmdaki sistemlestirme yontemleri; yahut ta onceden birbirlerine baglanmis bulunduklan halde, yeni bir sistematik biitiiniin icinde yeniden birlestirilmis alan ifadelerin yeniden daginlrnasiyla ilgili yontemler (oncel semasr soyut bir birlestirici tarafmdan verilmis alan yapay betimlemelerin bir butunu icinde ondan evvel ya da onun tarafmdan gerceklestirilebilmis alan dogal belirginlesmeleri yeniden ele alan Adanson boyle).
• 80 •

Soylemsel Duzenler

~oziimle.melerini yaptigmuz bu elemanlar oldukca aynsiknr. Bunlann bazilan bicimsel yapi kurallanrn, bazilan da retorik ahskanhklanni olustururlar; bazilan bir rnetnin i~ goriinu§unli, bazilan da farkh rnetinler arasindaki iliski ve birbirinin icine girme bicimlerini tammlarlar; bazilan belirli bit donemin belirleyicileridir bazilarmm da epey uzakca bir kaynagi ve 90k buyuk bit kronolojik erirni vardir. Fakat bir soylemsel olusuma ait olan ve kavramlar grubunu suurlama olanagnu veren, tam uyrnamakla birlikte, soylernsel olusuma Qzgti olan §ey, bu farkh elemanlann birbirleriyle iliski icerisinde bulunmalan halidir: betirnlemelerin ya da anlatrlann duzenlenis bicirni, ornegin, yeniden yazrna tekniklerine baglidrr; hafiza alanmin bir rnetnin ifadelerini yoneten hiyerarsi ve bagimhhk bicimlerine bagh olus sekli; ifadelerin yaklasiklihk ve gelisme bicimleri ve daha onceden dile getirilmis ifadelerin elestirilme, yorurnlanrna bicimleri v.s.nin bagh bulundugu tarz.btittin bunlar kavramsal bir olus sistemini kuran iliskiler demetidir, Boyle bir sistern hakkindaki betimleme kavrarnlann kendileri hakkmdaki dogrudan ve dolaysiz bir betirnlemeyle Ilgili olamaz. Kavramlann tam listesini yapmak, genet olarak sahip olabildikleri ozellikleri ortaya koymak, onlan tasfiye etmeye girismek, i<; tutarhhklaruu olcmek ya da karsihkh uyusabildiklerini karutlamak soz konusu degildir; 90zii,mleme konusu olarak, ayn bir metnin, bireysel bir eserin ya da verilmis bir zamandaki bir oyuna gore, geri cekilmede yerirnizi ahyoruz: ve ifadelerin hangi (seri haline konulmus, eszamanh grublama, cizgisel ya da karsrhkh degisme) semalanna gore, bir soylem tipinin icinde birbirlerine bagh bulunduklanru belirlemeye cahsiyoruz: boylelikle ifadelerin geri donen elemanlarmm.nasil yeniden ortaya <;1kabildiklerini, birbirlerinden aynlabildiklerini, yeniden birlesebildiklerini, gelisme ya da belirlenme kaydedebildiklerini, yeni mantrksal yapilann icinde yeniden ele almabildiklerini, buna
• 81 •

bilirnin kavramsal yapismi almiyoruz, Bu gorunen kavramsal

--_

Bilginin Arkeolojisi

karsihk yeni semantik icerikler kazanabildiklerini, alanlarmda kismi orgutlenmeler olusturabildiklerini gostermeye cahsiyoruz, Bu semalar- kavramlarm i9 yapisimn ilkelerini degil, onlann bir insanm zihnindeki siirekli ve bireysel doguslanm degil- fakat metinIer, kitaplar, ve eserler arasmdaki genel dagihmlanru betirnlemek olanagim verir. Bir soylem tipini belirginlestiren ve kavramlar arasmdaki yalruz tumdengelim, tiirerne, tutarhhk bicimlerini degil, bagdasmazhk, caprazlasma, yerine gecme, disarda tutma, karsihkh degisme, yer degistirme v.s. bicimlerini de tarnmlayan dagrlim. Benzer bir coztimleme, a halde, adeta onyargtsal bir diizeyde, kavramlann birlikte varolabildikleri alanr ve bu alarun kendilerine bagh bulundugu kurallan ilgilendirmektedir . Burada «onyargisal» ile anlasilmasr gereken seyi belirlemek icin, Kelimeler ve $eyler'de incelenmis ve xvn. yuzyil ile XVlll. yuzyilda Genel Dilbilgisini belirginlestirmis olan dart «teorik sema» ornegini yeniden ele alacagim. Bu dart sema -tahsis etme, eklemleme, belirtme ve yatagirn degistirme- gercekten klasik dilbilimcileri tarafindan kullamlmis kavramlan gostermez; onlar farkh dilbilgisi eserlerinin iistiine daha genel, daha soyut, daha zayif fakat bununla gorunuste birbirine zid alan bu farkh sistemlerin derin bagdasabilirligini kesfedecek olan bir sistem turunu bile yeniden kurmak olanagnu vermez. Onlar betimlemek olanaguu verir: 1. Farkli dilbilgisel cozumlemeler nasil diizene sokulabilir ve olusabilir; ad coznmlemeleri, fiil cozumlemeleri, ve sifatlann coziimlenmeleri, fonetigi ilgilendiren cozttmlemeler ve sozdizimiyle ilgili cozurnlemeler, dogustan gelen dille ilgili, ve suni bir dili yansitan cozumlemeler arasmda hangi ard arda gelis bicimleri mumkundur. Bu farkh mumkun duzenler, tahsis etme, eklemleme, belirtme ve yatagmi degistirme teorileri arasmda tespit edebildigimiz bagimhhk iliskileri tarafmdan gerektirilir. 2. Genel Dilbilgisi bir gecerlilik alanuu kendi ken dine nasil
• 82 •

Soylemsel Duzenler

tarumlar (bir onermenin gecerliligi ya da gecersizligi hangi kriterlere gore tartisilabilir); 0 kendi kendine bir normatiflik alamru nasil olusturur (soylem icin uygun olmamalan, ya da gereksiz ve siradan olmalan, ya da bilimsel olmamalan sebebiyle bazi ifadeler hangi kriterlere gore disarda tutulur); 0 nasil kendi kendine bir giincellik alam olusturur (elde edilmis cozumleri kiyaslayan, meveut problemleri tarnmlayan, kavramian ve gecerliligi kalmamis dogrularnalan olusturan), 3. Genel Dilbilgisi Mathesisle (kartezyen ve kartezyen-sonrasi eebirle, diizen hakkinda genel bir bilim projesiy Ie), temsilin felsefi cozumlemesi ve isaretler teorisiyle, dog-a tarihiyle, belirginlestirme ve suuflandirmanm problemleriyle, zenginliklerin cozumlenmesi ve olcme ve degis-tokusun keyfi isaretleri hakkmdaki problemlerle hangi iliskileri devam ettirebilir: bu iliskileri tespit etmek suretiyle, bir alandan bir baska alana akisi, gecisi saglayan yollan, kavramlann degismelerini, onlann bicimlerinin bozulusunu, ya da uygulama alanlanrun degismesini belirleyebiliriz. Dort teorik parcadan olusmus olan, biitiin dilbilimcileri tarafrndan kullanrlmis bulunan tum kavramlann rnantiksal yapismi tarumlamaz; onlann olusumlanrnn mesru alarum gosterir. 4. Oimak fiili, bag, kok-fiil ve cekim eki cesitli kavramlan (bunlar tahsis etmenin teorik semasi icindir); fonetik elemanlar, alfabe, ad, adillar ve sifatlar cesitli kavramlan (bunIar eklemleme

teorik semasi icindir): ozel ad ve genel ad, kamtlayan, kok-isim,


heee ya da aniam uyumu cesitli kavramlan (bunlar belirtme teorik parcasi icindir); dogustan ve turernis dil, istiare ve bicim, siir dili cesitli kavramlan (bunlar yatagtni degistirme teorik parc;aSI icindir) eszamanh ya da ardisik olarak (altematif tercih, degi§me ya da yerine gecme bicimi altmda) nasil mumkun olur. Boy Ieee cozumledigimiz «onyargisal» duzey soyutlamalar hakkmdaki ne bir ideallik ufkuna ne de bir empirik dogusa geri gonderir. Bir yandan, -ve onun her kronolojik yerlestirmeden
• 83 •

Bilginin Arkeolojisi

kurtulacagi bu dogustan noktada- bu, kurucu bir davrams tarafindan ortaya konulmus, kesfedilmis ya da gerceklestirilmis bir ideallik ufku degildir; bu, hem her baslangictan, her genetik geri vermeden kurtulacagi icin geri gitmede, hem de acik bir tamhgIn icinde asla kendisinin ~agda§I olamayacagi icingeri gitmede, tarihin sinmnda, bitmeyen bir a priori degildir, Gercekte artik dis anlaum olmayan, ama kavramlann dogus yeri alan soylemin kendisinin diizeyinde soru soruyoruz, soylemin degi§mezlerini kavramin ideal yapilanna baglarrnyoruz, fakat soylemin icindeki kurallara uygunluklardan hareketle kavramsal butunu betimliyoruz; ifadelerin coklugunu kavramlann tutarhhgina, ve tarih-ustu bir idealligin sessiz murakabesine baglamiyoruz; tersi seriyi gerceklestiriyoruz: kavramsal bagdasabilirlik ile bagdasamazhgm birbirine kansugi bir biittintin icine celiskisizligin saf hedeflerini yeniden yerlestiriyoruz; ve bu kansikhgr soylemsel bir uygulamayi belirginlestiren kurallara baghyoruz, Bundan dolayi da, sonsuzca geriye gcturulmus baslangic ve sonu gelmez ufuk temalanna basvurmak artik gerekli degildir: bir dile getirme ya da bir ortaya cikarma kadar kurulmasi kolay bir olayi teskil etmese bile, soylemin uygulamasi icinde, bir kurallar btitiiniiniin orgutlenisi, bununla birlikte, tarihin elemam icinde belirlenebilir: ve eger 0 tiiketilemez olan ise, bu, onun olusturdugu tamamiyle betimlenebilir sistemin 90k dikkate deger bir kavramlar oyununu ve hem bu kavramlan hem de onlann iliskilerini gerceklestiren donusumlerin cok onemli bir sayisuu aciklamasmdan dolayidir. Boylece betimlenmis «onyargisal olan» , tarihin dibinden gelecek ve onun biinyesinde devam edecek olan bir ufku gosterecek yerde, tam tersine, daha «yiizeysel» duzeyde (soylemlerin duzeyinde), gercekten 0 duzeyde uygulannus bulunan kurallar butunudur. Goniyoruz ki, genel sezgileri, ozel haIler hakkmdaki kesifleri, hayali temalarm devre disi birakilmasrrn, teorik ya da teknik engellerle karsilasmayi, geleneksel modellerden birbirini izle• 84 •

Soylemsel Duzenler

yen almnlan, eksiksiz olan bicimsel yapuun tammlanmasuu, v.s.yi olusturmak olanagiru veren faaliyetler serisini yeniden bulmaya cahsan soyutlamalarm bir dogusu da soz kounusu degildir. Burada one surdugumuz coztimlemede. olusum kurallan bireylerin «mentalitesi-nin ya da bilincinin icinde degil, fakat bizzat soylemin icinde yerlerini ahrlar; onlar, sonuc olarak, tek bicimli bir adlandirma cesidine gore, bu soylemsel alanda konusmaya kalkisan butun bireylere kendilerini empoze ederler. Oteyandan olusum kurallanru, ne olurlarsa olsunlar, butun alanlar icin evrensel olarak gecerli sayrmyoruz; onlan her zaman belirlenmis soylemsel alanlann icinde betimliyoruz ve uzam hakkmdaki belirsiz imkanlar oyununun girisi olarak kabul etmiyoruz. En fazla, sistematik bir kryasla, kavramlann olusum kurallanru, bir bolgeden obiirune, karsilasnrabiliriz: kurallar hakkmdaki bu btiti.inlerin, Klasik cagda, Genel Dilbilgisinde, Doga Tarihinde, ve Zenginliklerin Cozumlenmesinde gosterebildikleri aymhklan ve farkhhklan ortaya koymaya cahsmanuz boyle olmustur, Kurallarla ilgili bu bi.itiinler, tekil ve daha cok bireysellesmis bir soylemsel olusumu belirginlestirmek icin bu alanlann her birinde oldukca ozeldirler; fakat onlar, bu cesitli olusumlarm daha genis ve daha yuksek seviyeden bir soylernsel grubu olusturduklanru gormemiz icin yeterince analoji takdim ederler. Her halde kavramlarm olusum kurallan, genelIikleri ne olursa olsun, bireyler tarafmdan gerceklestirilmis faaliyetlerin,

tarihin icine konulmus ve kollektif ahskanhklann icine cokeltilrnis, sonucu degildir: onlar, kavramlann, yamlgilann, onyargilann, yanhshklann, geleneklerin icinden gecerek ortaya cikacakIan sirada, anlasilmasi gti9 herbir isin 90k zayif semasmr olusturmazlar. Onyargisal olan kavramlann aynsik coklugunu, sonra daha otede, dusuncelerin tarihini yaptigmuz zaman bilerek kendilerine basvurdugumuz bu temalann, bu inanclann, bu temsillerin cogalmasim da miimkiin kilmis olan diizenlilikleri ve soy lemsel zrthklan gosterir,
• 85 •

Bilginin Arkeolojisi

Nesnelerin olusum kurallanm coztlmlcmeksizin, gorduk ki, onlan ne seylerin icine yerlestirrnek ne de kelimeler alamna baglamak gerekiyordu; ifade tiplerinin olusumunu cozttmlernek icin onlan ne bilen ozneye ne de psikolojik bir bireysellige baglamak gerekiyordu. Ayru sekilde, kavramlann olusumunu 90ziimlemek icin, onlan ne idealligin ufkuna ne de idelerin empirik yoluna baglamak gerekir.

Stratejilerin Olusmasi
Ekonomi, up, dilbilgisi, canh varliklann bilimi gibi soylemler tutarhhk, kesinlik, ve oturmusluk derecelerine gore temalar ya da teoriler olusturan bazi kavram orgutlenmelerine, bazi nesne gruplanna, bazi ifade tiplerine yer verirler: XVlll. yuzyihn dilbilgisinde, biitiin oteki temalann kendisinden tureyecegi ve bazan aciklanabilir olan animsamaya yol acacak bir dogustan dil temasi; XIX. yuzyilm filolojisinde, biitiin Hint-Avrupa dilleri arasmdaki bir yakinhk -soy zinciri ya da akrabahk- ve onlar icin ortak bir baslangic noktasi hizmetini gorecek olan bir arkaik dil teorisi; XVlll. yuzyilda, dogamn surekliligini zamamn icinde acan ve simflandirmayla ilgili tablonun aktuel bosluklanru aciklayan bir ti.irlerin evrimi temasi; tanmsal uretimin baslamasmdan itibaren, fizyokratlarda, bir zenginliklerin dolanmu teorisi. Bicimsel diizeyleri ne olursa olsun, uzlasimsal olarak, bu temalara ve bu teorilere «stratejiler» admi verecegiz, Problem onlann tarihin icinde nasil dagrldiklanm bilmektir. Stratejiler arasmda bir duzenin varhgim bulmak mtimkiin olmadigi ve olusumlannm genel sistemini tarumlayacak durumda olmadigumz stirece onlan birbirine baglayan, birbirleri icin kacuulmaz kilan, birbirlerinin pesisira tam yerlerinde olmalanru gerektiren, onlan bir ve ayru problemin birbirini izleyen cozumleri olarak tayin eden zorunluluk nedir? Veya bireylerin sabnmn ya da dehasmm az ya da 90k iyi olusturulmus butunler halinde duzenleyecegi cesitli kaynak fikirler, etkiler, buluslar, dustmsel ikil emler , te• 86 •

5&yi.emsel Duzenler

orikmodeller arasmdaki tesadufi karsilasmalar nedir? Bu stratejilerin e;oziimlenmesi icin, aynntiya girmek bana 01dukca zor geliyor. Bunun sebebi basittir: daha once tespit ettigim farkh soylemsel alanlarda, hie; §uphesiz cok belirsiz bir bicimde ve, ozellikle baslangicta, yeterli yontemsel kontrol 01maksizm, her defasmda, soy lemsel olusumu biitiin boyutlan icinde ve kendi belirginliklerine gore betimlemek soz konusuy .. du: demek ki nesnelerin, ifade kiplerinin, kavramlarm, teorik

secimlerin olusum kurallanm her defasmda tarnmlarnak gerekiyordu, Fakat coztimlemenin zor noktasmm ve en fazla dikkat
gerektiren §eylerin her defasmda aym olmadigi goruldti, Deliligin Tarthtsvu»; ben teorik secim noktalan i§aret edilmesi oldukya kolay olan, kavramsal sistemleri goreli olarak az sayida ve anlasihr alan, nihayet ifade rejimi oldukca tekduze ve mono ton clan soylemsel olusumla mesgul olmusturn; buna karsihk problem alan sey 1 C;Qk kansik vc kompleks bir nesneler toplarmnm ortaya C;Ikl§l idi; her seyden once, psikiyatrik soylemin btittlnliigiine soz konusu nesneler toplarmmn 5zelligi icinde isaret etmek i9in,. bu nesnelerin olusumunu betimlemek SQZ konusuydu, KliniginDogu§u'nda, arastmnamm temel noktasr, XVlll. yuzyilm sonunda ve XIX. yuzyilm basmda, dogal soylemin ifade bicimlerinin degi§tirilme sekli idi; demek ki e;ozumleme kavramsal 8i8temlerin kurulusuna, ya da teorik sistemlerin olusumuna statuden, kurumsal zeminden, soylemde bulunan oznenin durumundan ve yerlestirme bicimlerinden daha az dayamyordu. Nihayet Kelimeler ve §eylei'de, inceleme, en onemli b61timli19in, Genel Dilbilgisinde, Doga Tarihinde ve Zenginliklerin <;oziimlenmesinde isaret edebildigimiz gibi, kavram aglatma ve onlann (birbirinin ayru ya da birbirinden farkh) olusum kurallanna dayamyordu. Stratejik seeimlere gelince, onlann yerleri ve sonucIan (Linne ve Buff 011, ya da Fizyokratlar ve Utilitaristler konusunda oldugu gibi ornegin) gosterildi; fakat tespit edilrneleri

tarn gerceklesemedi, ve c;ozilmlelne onlann olusumlanna pek


• 87 •

Bilginin Arkeolojisi

kadar takihp kalmadi. Yine de, teorik secimler hakkmdaki c;ozumlemenin dikkatin temelini olusturabilecek olan bir onceki incelemeye kadar h~ila santiye halinde kaldiguu soyluyoruz. Simdi, arastirmarmn yonlerini gostermek dogrusu mumkundur. Onlar §u sekilde ozetlenebilir: 1. Soylemin mumkun kirilma noktalarua belirlemek. Bu noktalar ilkin bagdasmazltk noktalan olarak belirginlesirler: iki nesne, ya da iki dile getirme tipi, veya iki kavram, bir ve ayru ifadeler serisinin icine girebilmeksizin -yoksa apacik celiski ya da tutarsizhk olur- aym soy lemsel olusumun icinde gorunebilirler. Onlar daha sonra denklik noktalart olarak belirginlesirler: birbiriyIe bagdasmaz alan iki eleman ayru sekilde.ve ayru kurallardan hareketle olusturulur: onlarm ortaya C;:uo§ kosullan ayrndir; onlar aym dlizeyde kurulurlar; ve saf ve basit bir tutarlihk yanhsiru olusturacak yerde, onlar bir alternatif olustururlar: kronolojiye gore, ayru zamanda goninmeseler bile, ayrn oneme sahip olmasalar bile, ve gercek ifadeler toplulugu icinde ayru sekilde temsil edilmemis olsalar bile, onlar «ya ... ya ... » bicimi altmda takdim edilirler. Nihayet onlar bir dizgelestirmenin carpisma noktalari olarak belirginlesirler: hem birbirine denk hem birbiriy Ie bagdasmaz olan bu elemanlann her birinden hareketle, nesnelerin, ifade bicimlerinin, kavramlann tutarh bir serisi (muhtemelen, her seride, yeni bagdasmazlik noktalanyla birlikte) ttiretilir. Bir baska deyisle, onceki diizeylerde incelenmis olan dagdmalar yalmzca, mesafeleri, esitsizlikleri, siireksiz serileri, bosluklan olusturmazlar; onlara soy lemsel altbirlikler -dolaysiz birlik, ve daha genis soylernsel biittinlerin (cteoriler», «anlayislar», «temalar») kendisinden yapildigi ilk malzeme olmus olsalar bile genellikle kendilerine buyuk bir onemin atfedildigi- olusturrnayi
• 88 •

...

------- ..~-----

Soylemsel Diizenler

saglar. Berikisi gibi bir ~ozi.imlemede, XVIll. yuzyildaki zenginliklerincoztlmlenmesinin, (eszamanh butunlesme ya da kronolojik ard arda gelis yoluyla) para,ihtiya9 nesnelerinin degis-tokusu, deger ve fiatlann olusumu, ya da arazi geliri hakkmdaki bircok farkh anlayism sonucu oldugunu dtlsunmtiyoruz, ernegin: onun, cesitli teorisyenler tarafindan sirasyila dusunulmus olan Petny'nin fikirlerinin, Law'm tecrubesinin, ve faydaci anlayislara ZIt olan fizyokratik sistemin yerini hie; bos birakmayan Cantillon'un dilstincelerinden olustugunu dtisunmiiyoruz. Onu daha ziyade, bir mumkun zithklar alarum a9an ve, cesitli ve birbirlerinden ayn yapilara yan yana ya da sirayla gorunme olanagmi veren bir dagmrn unitesi olarak betimliyoruz. 2. Fakat btitiin miirnklln oyunlar hakikaten gerceklesmernistir: ortaya crkabilecek cikamayacak olandaha pek cok kismi btitiinler, yerel uygunluklar, birbirleriyle tutarh yapilar vardir. Varhk haline gelebilecek clan butun bunlarm arasmda gergcklik. kazanrrus secimleri (ve sadece bunlan) aciklamak icin, kararm ozel isteklerini betimlernek gerekir. Bunlar arasindan ilk sirada, kendisinin 9agda~1 olan ve kendisine en yakin bulunanlara gore incelenmis alan soy lemin oynadigi ral gelir. 0 halde bu roliin kendisine ait bulundugu soylemsel top-

lulugun ekonomisiui incelemek gerekir. Soz konusu


ekonomi, gercekten de, baska soylemlerin cesitli anlambilimsel alanlara uygulanmalan olacak alan bir bicimsel sistem roltinu oynayabilir; aksine 0 (Genel Dilbilgisinin, xvu, ve XVlll. yiizyrllarda, isaretler ve ternsil hakkindaki genel teorinin ozel bir modeli olarak gorundugu gibi) daha ytiksek bir soyutlama diizeyiyle ilgili baska soylemlere verilmesi gereken somut bir model rolu de olabilir. Incelenen soylern baska bazi soylem• 89,·

Bilginin Arkeolojisi

lerle benzerlik, zithk, ya da tamamlayicihk iliskisi icinde de olabilir (ornegin Zenginliklerin Cozumlenmesi ile Doga Tarihi arasmda, Klfisik 9agda, benzerlik iliskisi vardir; birincisiihtiyacm ve arzunun temsiline ait iken ikincisi algilann ve hiikiimlerin temsiline aittir; Doga Tarihi ile Genel Dilbilgisinin bir dogal karakterler teorisi ve bir uzlasim isaretleri teorisi olarak kendi aralarmda birbirlerine ZIt olduklanm da kaydedebiliriz: her ikisi, kendi siralannda, niteliksel isaretlerin incelenmesi olarak zenginliklerin cozumlenisine, niceliksel olcme isaretlerinin cozurnlenisine zitnrlar: nihayet herbiri temsili isaretin gostermek, tasnif etmek, takas etmek gibi ii9 tamamlayici roliinden birini gelistirir), Nihayet bircok soylem arasindaki karsihkh simrlama iliskilerini, alannun, yontemlerinin, araclannm, uygulama alarunm (xviu, yuzyilm sonundan evvel pratik olarak birbirinden aynlmarrus olan, ve bu andan itibaren onlan karakterize eden bir mesafeyi onlann arasma koyan psikiyatri ile organik tIP icin oldugugibi) aynmlasmasi yoluyla bireyselliginin ayinci isaretlerini birbirlerine veren onlardan herbirini betimleyebiliriz. Butun bu iliskiler oyunu, verilmis bir soylemin icinde, belirli bir ifadeler sayisma olanak taruyan ya da tamrnayan bir belirleme ilkesini olusturur: imkan dahilinde olabilecek olan, fakat daha yuksek bir diizey ve daha genis bir alanm soy lemsel bir toplulugu tarafindan disan atilnus clan kavramsal sistemler, ifade zincirleri, nesne gruplan ve orgutlenmeleri vardir. Soylemsel bir olusum, 0 halde, objelerinin, dile getirmelerinin, kavramlannm olusum sistemlerinin hakh olarak ona a9tIgl mumkun her biitiinii isgal etmez: 0 ozu baknnmdan eksiktir, bu da onun stratejik secimlerinin olusurnu sisteminden doIayidir, Bu sebepledir ki, yeniden baslama, yeni bir bu• 90 •

Soylemsel Diizenler

tunun icine, verilmis soylemsel bir olusumun icine yerlestirme ve yorumlama (bilimsel soylemlerin akttiel dagIllml icinde, Port-Royal Gramerinin ya da Linne'nin Taksinomisinin, onlara gore, hem asli hem yeni olan elemanlardan kurtulabildikleri gibi) yeni olanaklar ortaya koyabilir; fakat 0 zaman ustukapali kalnus olacak olan, varhk olmaksizm soylenrnis bulunacak olan, ve acik ifadelerin altindaki daha temelli, nihayet §imdi yeniden gun l§lgma cikan bir tiir alt-soy lerni olusturacak olan bir sessiz icerik SQZ konusu olmaz; secimlerin disan anlmasi ve imkansizhgi hakkmdaki ilkenin icinde bir degisme soz konusu oIur; yeni bir soylemsel butunun icine yerlestirrneden ileri gelen degisme. 3. Gercek bir bicimde ortaya konulmus teorik tercihlerin belirlenmesi bir baska istege de baghdir. Bu istek, soylemsel olmayan bir uygulamalar alani icinde incelenrnis soylemin yerine getirmek zorunda bulundugufonksiyonla ilkin belirginlesir. Boylece Genel Dilbilgisi pedagojik uygulamada bir rol oynanustir; 90k daha acik ve cok daha onemli bir bicimde zenginliklerin coziimlenrnesi, yonetirnlerin siyasi ve ekonomik kararlan icinde degil yalruz, fakat yeni dogan kapitalizmin henuz kavramsallastmlnus, henuz teorik hale getirilrnis gtinltik uygulamalan icinde, ve klasik ~agl belirginlestirmis alan sasyal ve siyasi mticadelelerin icinde de bir rol oynarrnstir. Bu istek soylemin rejimi ve uyum siireclerisii de icerir: cunku toplumlanrmzda (hie kuskusuz daha pek cok baska toplumlarda) -hem konusma hakki, hem kavrama yetisi, hem onceden olusturulmus ifadeler top lamma mesru ve dolaysiz giris, nihayet hem de bu soylerni kararlann, kurumlarm ya da uygulamalann icine yerlestirme yetenegi olarak anlasilan- soylemin miilkiyeti gercekte (bazen yonetmelige uygun ola• 91 •

Bilginin Arkeolojisi

rak da) belirli bir bireyler grubuna verilir; XVi. yuzyildan beri bilinen burjuva toplumlannda ekonornik soylern asla genel bir soylem olmamistir (tibbi soylern, veya edebi soylem hie olmadi, buna karsin bir baska bicimde olmustur), Nihayet bu istek siiyleme gore arzunun miimkiin durumlanyla belirginlesir: bu berikisi, gercekte, hayali olarn, sembollestirme elemamru, yasaklamanm bicimini, ttiredi tatrnin vasuasuu sahneye ctkarmada hakh olabilir (arzu ile iliskili olrnanm bu olanagi sadece soylemin siirsel, romanesk ya da hayali egzersizinin olgusu degildir: zenginlik, dil, doga, delilik, hayat ve alum, ve belki de daha pek cok baska soyutlarnalar iizerine olan soylemler, istege gore, belirli bircok durumlan isgal edebilirler). Her halukarda bu istegin cozumlenmesi ne soylernin istekle iliskisinin, ne uyum sureclerinin, ne soylernsel olmayan uygulamalar arasindaki rolunun, birliginin, belirginlesmesinin ve olusumunun kanunlannm dismda kaldigim gostermek zorundadir. Bunlar, onun saf, notr, zamandisi ve sessiz bicimine eklendiklerinden dolayi, onu engelleyecek olan ve onun yerine kihk degistirmis bir soylemi konusturacak olan altust edici elemanlar degil, fakat daha ziyade kurueu elemanlardrr, Soy lemsel bir olusurn, eger kendisinde ortaya cikan farkh stratejilerin olusma sistemi tarumlanabilirse; bir baska deyisle, eger onlann tiimii (bazan a§ln derecedeki cesitliliklerine, zaman icindeki dagrhmlanna ragmen) ayni bir iliskiler oyunundan nasil tiiredikleri gosterilcbilirsc, belirlenmis olacaktir. Ornegin, zenginliklerin cozumlenmesi, xvn, yuzyil ve xvui, yuzyilda, herri Colbert'in merkantilizmini hem de Cantillon'un «yenimerkantilizmvini: Law'in stratejisini ve Paris-Duverney'in stratejisini; fizyogratik kamyi ve iitilitarist kanryi olusturabilmis olan sistem tarafmdan belirginlestirilir, Ekonomik soylemin ki• 92 •

Soylemsel Duzenler
---

---

.-------.---~-------

.~--

nlma noktalanmn birbirlerinden nasil tiirediklerini, birbirlerini nasIllgerektirdilderini ve nasil birbirlerini icerdiklerini (deger kavrami konusundaki bit karardan nasil fiatlar konusundaki bir secim noktasmm ~tktIgml); gerceklesrnis secimlerin ekonomik soylemin betimledigi genel gruba nasil bag-It oldugunu (ozel-paradan yana olan secim, dil teorisinin, temsillercozumlemesinin, mathesisin ve duzenin biliminin yarnsira zenginliklerin cozumlenmesi tarafmdan isgal edilmis olan yere baghdir); bu secimlerin, dogan kapitalizmin uygulamasi icinde ekonomik soylemin isgal ettigi fonksiyona, burjuvazi simfnun nesnesi alan uyum sureoine, ilgilerin ve isteklerin gerceklesrnesinde oynayabildigi rolenasil bagh olduklanrn betimleyebilirsek eger, 0 zaman bu sistetpi tammlarrus olacagiz, Ekonomik: soylem, Klasik ~agda, bir soylemin icindeki sistemlesme olanaklanna, soylemin dismda kalan ve uygulamalann, uyumun, ilgilerin ve arzularm soylemsel olmayan butun bir alam alan baska soylemlere bagh 01rnamn belirli guvenilir bir bicimiyle tammlamr . . K~ydetmek gerekir ki, ?6y.l~.betimlenmis strat~jiler, s?ylermn disinda, hem hazirhk niteliginde hem de ternelli alan bir secimin sessiz derinliginin icine kok salmazlar. Betimlemek zorunda oldugumuz btitiin bir ifade gruplan ne kelime <;e~itleri altmda paraya donusturulecek olan dtinya .hakkmdaki bir vizyonun ifadesidir, ne de bir teorinin slglnaglnda yer alan bir ilgi hakkmdaki aldanci ifadedir: Klasik cagdaki doga tarihi, statik, duzenli, bolurn bolum edilmis ve baslangicmdan itibaren rnakul bir bicimde smirlan belirli bolgelere aynlnus (linneci) bir evren hakkmdaki vizyon ile arazlannm etkisiyle zarnamn mirascisi ve bir evrim olanagma acik bir doganm biraz da kansik algisi arasmda, tarih oncesinde yer alan belirsizlikler icindeki catismamn ortaya cikmasmdan baska bir §ey degildir; ayru sekilde zenginliklerin coztimlenmesi de Fizyokratlann sesiyle ekonomik ya da politik isteklerini dile getiren.jnal-mulk sahibi olmus bir burjuvazi ile Faydacilar aracihgiyla himayeci ya da liberal degerleri
I

• 93 •

Bilginin Arkeolojisi

--

savunan tuccar bir burjuvazi arasmdaki menfaat catrsmasmdan baska bir sey degildir, Ne Zenginliklerin Cozumlenmesi ne Doga Tarihi, eger varoluslan, birlikleri, siireklilikleri ve donusumleri duzeyinde ele ahnacak olurlarsa, bu degi§ik seceneklerin toplami olarak goz online almabilirler. Bunlann, tam tersine, soylemin nesnelerini incelemenin (onlan sirnrlamak, yeniden gruplamak ya da birbirlerinden ayrrmak, siralamak ve birbirlerinden turetmek), ifade bicimlerini duzenlemenin (onlan secmek, yerli yerine koymak, seriler teskil etmek, biiyiik retorik birlikleri haline getirmek), kavramlara sekil vermenin (kullanim kurallanrn onlara vermek, onlan bolgesel baglantilann icine sokmak, ve boylece kavramsal yapilar olusturmak) sisternatik tarzda ayirdedilmis bicimleri olarak betimlenmesi gerekir. Bu secenekler soy lemin tohumlan (ki orada onlar hemen hemen mikroskopik bir bicim altinda onceden belirlenmis ve onceden bicimlenmis olacaklardir); soylemin olanaklanmn kullarnlmasi icin duzenlenmis eve boyle betimlenebilir alan) bicimlerdir. Fakat bu stratejilerin, gercekte, kendilerinden bagimsiz bulunacak alan soylernsel bir rasyonellige bagimli olmast gereken ikinci elemanlar olarak asla cozttmlenmemesi gerekir. Secimlerin, dis nedenin bozmus, altiist etmis, bask! altma alnus, belki de yeniden cok uzak bir gelecege dogru itmis olacagi hem en son hem de zaman disr olan bir ideal soylem turu (ya da en azindan, burada imkam belirlenen tarihsel soylem icin kabul edilemez) yoktur; dog a ya da ekonomi ile ilgili tistuste konulmus ve birbirine baglanrrus iki soylemin birbirini tuttugunu varsaymak zorunda degiliz ornegin: biri, agrr ilerler, bilgilerini biriktirir ve yavas yavas tamamlanrrken (dogru, fakat tarihin teleolojik simrlannda ancak kendi safhgmda varolan soylem); oburu, hep yikilrrus, hep yeniden baslamis, kendisiyle stirekli kopuk halde, aynsik metin parcalanndan olusmustur (tarihin, zaman boyunca, yeniden gecmisin icine firlattigi fikrin soylerni). Yakin saptamacihkta, tam denebilecek dogal bir taksinomi yoktur;
• 94 •

Soylemsel Duzenler

.~~~-~~~-.'

tiiccar bir burjuvazinin tcrcihleri ve yanilsamalan olmaksrzm, dogru denebilecek bit degisirn ve yarar ekonomisi rnevcut degildir. Klasik taksinomi ya da zenginliklerin coztimlenmesi -ki onlar gercekten varolrnuslar ve tarihsel bicimleri olustnrmuslardir- ifade edilmis ama derli toplu olmayan bit sistem halinde, nesneleri, ifadeleri, kavramlan ve teorik secimleri icerirler, Ve nesnelerin olusurnunun ne kclimelerle ne §eylerle, ifadelerin olusumunun ne bilginin saf bicimiyle ne psikolojik ozneyle, kavramlann olusumunun ne idealligin yaplsly la ne idelerinard arda gelisiyle ilgili olmasuun gerekmedigi gibi, teorik secimlerin olusumunun da ne temel bir projeyle ne de kant/arm ikinci dereceden bir oyunuyla ilgili bulunmasi gerekrnez, i§aretJer ve Sonuclar ~imdionceki cozttmlemelerdeki dagmik bilgilerden belirli bir kismirn yeniden ele almak, bu ~oztimlemelerin sormaktan geri kalmadiklan bazi sorulara yanit vermek ve, her seyden once, kendini gostermek tehdidinde bulunan itirazr dik:kate alrnak gerekir, yunkii girisimin paradoksu hemen kendini ortaya koymaktadir . Oyunun 'basmda, soylemin belirsiz, monoton, zengin alamnm geleneksel olarak kendilerine gore vurgulandigi bu kurulus oncesi birlikleri soz konusu etmistim, Bu birliklerin butun degerine itiraz etmek ya da onlann kullammuu yasaklamayi isternek

asia soz konusu degildi; fakat eksiksiz bir bicimde tammlanmis


olrnak icin, teorik bir oztlmlemeyi israrla istediklerini gostermek SQZ konusuydu. Bununla birlikte -butun onceki ~oztimlemelerin cok problematik gorundtigu yet iste burasidir- gercekten belki biraz belirsiz olan bu birliklere daha az gortilebilir, daha soyut ve hie kusku yok ki daha problematik alan bir baska birlikler kategorisini eklemek gerekli rniydi? Onlann tarihsel 81rnrlanmn ve orgtlrlenmelerinin ozelliginin algilanmaya oldukca elverisli olduklan durumda bile (Genel Dilbilgisi ya da Doga
• 95 •

Bilginin Arkeolojisi

Tarihi taruk), bu soylemsel olusumlar kitaptan ya da eserden cok daha zor tespit problemlerini ortaya koyuyorlar. 0 halde en acik gorunen seylerin problem edildigi sirada bile 0 kadar belirsiz gruplan olusturmak niye? Hangi yeni alan! kesfetmeyi umuyoruz? 0 zamana dek karanhk ya da kapah kalmis iliskiler hangileridir? Tarihcilerin ufkunun da dismda kalrrus donusumler hangileridir? Kisacasi hangi betimsel etkinlik bu yeni cozumlemelerle uyusturulabilir? Biitiin bu sorulara cok uzak cevaplar vermeyi deneyecegim, Fakat §ll andan itibaren, bu sonraki yOziimlemelere gore ilk, oncekilere gore ise son olan bir soruya cevap vennek gerekiyor: tarumlamaya yah§tIglm bu soylemsel olusumlar konusunda, gercekten, birliklerden soz etmeye haklarruz var rmdir? ileri surdugumuz panra acaba birlikleri belirlemeye yetili midir? Ve boyle ortaya konulmus ya da kurulmus olan birligin dogasi nedir? Bir tespitle yola crkrrusnk: klinik tibbm veya siyaset ekonomisinin ya da doga tarihinin soylemi gibi bir soylernin birligi ile elemanlarm bir dagilnrn kasdedilmistir, Oysa bu dagihmin kendisi -eksiklikleri, catlaklan, kansikhklan, ustuste YIgIlml§ltklan, bagdasmazhklan, yer degistirmeleri ve bir baskasmm yerine gercirilmeleri ile- nesnelerin, ifadelerin, kavramlann, teorik secimlerin kendilerine gore olusturulduklan ozel kurallan belirlemeyi eger becerebilirsek, kendi benzersizligi icinde betimlenebilir: eger birlik varsa, dagihm olusmus elemanlarm gozle gorulebilir ve ufki tutarhhgr icindedegildir; cok daha beride, onlarm olusumlanru mumkun kilan ve yoneten sistemin icinde bulunur. Fakat birliklerden ve sistemlerden hangi adla soz edilebilir? Nesnelerin, ifadelerin, kavramlarm ve secimlerin distan bakildiglnda indirgenemez olan coklugunun gerisinde, daha az sayida ve daha az dagilrms olmayan ama ustune usluk bir de birbirleriyle aynsik bulunan bir elemanlar kitlesi, cok raslantisal bir bicimde, ortaya konuldugu halde; biitiln bu elemanlar soylenis bicimleri pek belirlenmemis olan dort ayn grup halinde bolundu• 96 •

Soylemsel Duzenler

-----

halde; soylemsel butunlerin iyice belirlendigi nasil dogrulanabilir? Ve hangi anlamda, buttin bu elemanlann nesnelerin, . ifadelerin, kavramlann ve soylemlerin stratejilerinin gerisinde gun yuzune ciknklan, eserlerden ya da kitaplardan daha az belirlenebilir olmayan butunlerin varolusunu teminat altma aldikIan soylenebilir? 1. Daha once gorduk -ve tekrar geri donmeye hie gerek yok: bir olusum sisteminden soz edildigi zaman, birbirinden ayn elemanlann (kurumlar, teknikler, toplumsal gruplar, algi birlikleri, cesitli soylemler arasmdaki iliskiler) ard arda gelisi, birlikte varolusu ya da karsihkh etkilesirni degil yalruz, fakat onlarm soylemsel uygulama tarafmdan -iyice belirmis bir bicim altmdailiskiye konulmalan da anlasihr. Fakat, bu dort sistem veya daha ziyade dort iliskiler demeti, kendi siralarmda, nedir? Onlarm tumu bir tek olus sistemini nasil tarumlayabilirler? Bu, boyle tarumlanrms farkh duzeylerin birbirlerinden baglffislZ olmamalandir. Stratejik secimlerin dunyanm bir vizyonundan ya da §u veya bu konusan oznenin oziine ait alan ilgilerin bir tisttinlugunden dolaysiz bir bicimde birden bire ortaya cikmadigim, ama onlarm kendi olanaklannm kavramlar oyunu icindeki aynm noktalan.tarafmdan belirlendigini gosterdik; yine kavramlann dogrudan dogruya idelerin kestirimsel, kansik ve canh temeli uzerinde olusmus olmadigim, fakat ifadeler arasmdaki birlikte varolus bicimlerinden hareketle olusmus olduklanIII

gii

da gosterdik; ifade bicimlerine gelince, onlann oznenin ken-

dilerinden bahsettigi alan a gore isgal ettigi durumdan hareketle betimlendiklerini gosterdik, Boylece, dusey bir bagimhhklar sistemi varolur: oznenin butun durumlan, ifadeler arasmdaki butun birlikte varolus tipleri, btitiin soylemsel stratejiler aym 01cude mtimkun degildir, fakat sadece onceki duzeyler tarafmdan izin verilmis olanlar mumkundur; xvin. yuzyilda, Doga Tarihinin konulanni (karakterlerin tasyicisi olan ve bu yolla tasnif edilebilir alan bireysellikler gibi; degismeye elverisli yapisal
• 97 •

Bilginin Arkeolojisi

elemanlar gibi, gorulebilir ve ~Bziimlenebilir yuzeyler gibi; surekli ve duzenli farkhhklar alam gibi) tayin eden olusurn sistemi yuzunden, ornegin, bazi dile getirme bicimleri benimsenmemis (isaretlerin parcalanmasi ornegin), bazilan benimsenmis (belirli bir kurala gore betimleme ornegin); aym sekilde konusan oznenin isgal edebildigi (arada bir araci olmaksizm bakan ozne gibi, yapuun tek tek elemanlanm algisal cokluktan cekip alan ozne gibi, kodlanmis bir vokabiilerdeki bu elemanlan kopyalayan ozne gibi, vs.) farkh durumlar yuzunden dislanrms olan (daha once-soy lenmis olanm derin bilgiye dayah tepkimesi, ya da bir kutsal metnin yoruma dayah acrklamasi ornegin) ifadeler, bunlann tam tersine benimsenmis ya da benimsenmesi mumkun (bir tasnif tablosunun icinde tam olarak ya da kismen benzer olan ifadelerin sorgulanmasi gibi) baska ifadeler arasmda belirli bir sayida birlikte varolus bulunmaktadir, Demek ki, duzeylerden bazilan oburlerine gore bos degildir, ve suursiz bir otonomiye gore acilmazlar: nesnelerin birincil bir aynmlasmasmdan soylemsel stratejilerin olusumunakadar biittin bir iliskiler hiyerarsisi vardir, Fakat iliskiler ayru zamanda ters bir yonde gelisir. A§agl scviyeden olanlar onlann tistiinde olanlardan bagimsiz degildir, Teorik secimler, onlan gerceklestiren ifadelerin icinde, bazr kavramlann olusumuna, yani ifadeler arasmdaki bazr birliktelik bicimlerine yer vermezler ya da yer verirIer: boylece Utilitaristler tarafindan yapilrrns cozumlcmclcrdeki niceliksel veriler ve olculerle ilgili aym sorgulama bicimleri Fizyogratlann metinIerinde bulunmayacaknr. Bu durum, asla, fizyogratik secimin XVI11. yuzyildaki ekonomik kavramlarm olusmasim saglayan kurallann tumunu degistirebilmesi degildir; fakat 0 kurallardan bir kismuu oyuna sokabilir ya da oyunun dismda birakabilir ve sonuc olarak da baska hicbir yerde gorunmeyen bazi kavramlan (net kazanc kavrarrn gibi omegin) gorunllr kilabilir. Kavramm olusumunu duzenleyen teorik secim degildir: fakat teorik secim
• 98 •

Soylemsel Diizenler

kavranun olusumunu, kavramlann olusumuyla ilgili ozel kurallar aracrhgiyla, ve bu diizey ile surdurdugu iliskiler yoluyla meydana getirir. 2. Bu olusum sistemlerinin, soyleme kendilerini disardan empoze edecek ve biitiin karakterler ve olanaklar icin onu bir defa tamrnlayacak olan hareketsiz bloklar, statik bicimler olarak almmasi gerekmez. Bunlar kaynaklanru insanlann dusuncelerinde, ya da onlann betimlemeleri oyununda bulacak olan baskilar degildir; fakat onlar kurumlar ya da sosyal iliskiler ya da ekonomi diizeyinde olusrnus, soylemlerin yuzunde ister istemez hemen ifadesini bulacak olan belirlemeler de degildir. Bu sisternler -daha once israrla uzerinde duruldu- bizzat soylemin icinde bulunur; ya da daha ziyade (onun icselligi ve ihtiva edebildigi seyler soz konusu olmadigi, ama onun ozel varolusu ve kosullan soz konusu oldugu icin) onu oldugu gibi var kilan ozel kurallarm tammlandigi kendi smmnda, bu simrda bulunur. Olu§um sistemiyle, 0 halde, kural gibi islev goren bir karmasik iliskiler demetini anlamak gerekir: OIU§UlTI sistemi, bir soylemsel uygulamanm icinde, §u nesneyi bu nesneye baglasm diye, §u ifadeyi bu ifadeyle ortaya koysun diye, §u ya da bu kavrami kullansm diye, §u ya da bu stratejiyi olustursun diye, iliski icine sokulmasi gereken seyi zorunlu kilar. Bir olusum sistemini tekil belirlenmisligi icinde tarumlamak, 0 halde, bir pratigin kurallara uygunlugu yoluyla bir soylemi ya da bir ifadeler grubunu karakterize etmektir. Soylemsel bir uygulamaya ait kurallarm tumu, olusum sistemi zamanm dismda degildir, 0, bir ilk baslama noktasmdaki, ayru zamanda baslangic, kaynak, temel, aksiyomlar sistemi ve gercek tarihin beklenmedik olgulanmn kendisinden hareketle artik ancak tamamiyle zorunlu bir bicimde olusacagi, bir sekliler ifadeler serisinin icinde gorunebilen her seyi icinde toplamaz. Onun belirttigi §ey, -bu aym soyleme ait olmayi buakmaksizmkimi nesnenin donusmesi, kimi yeni ifadenin ortaya cikmasr, ki• 99·