You are on page 1of 17

Praksis (5) 2002, 7-23

Tarihsel Bir Perspektiften Turkiye'de Devlet ve Surjuvazi: Rolattvlst Sir Paradigma rm Hegemonya Stratejisi mi?

Hegemonya Projeleri Olarak Devletcilik, Kalkmrnacihk ve Piyasa 1 GALlp L. YALMAN

-----------------------

24 Ocak 1980 istikrar prograrrurun uygulamaya konulrnasryla baslayan surecin ~arplcl ozelliklerinden biri de, Turkive tarihinin belirli bir bakis acisindan okunmasi ternelin.ie, devlet-toplum iliskilerine iliskin, muhaiif ama hegemomk olarak nitelenebilecek bir soylemin gUnderni belirlerneye baslarnasidir. Soylernin, Kernal Dervis'in ekonorniden sorumlu devlet bakaru olrnasi ile en yetkili agtzcian aldrgt bicim, siyasetin ekonorniden aynsnnlmasirun, Turkiye'nin sorunlannm cozumlenmesi icin olmazsa olmaz bir gereklilik oldugunun vurgulanrnasidir.

Soylemin mllhal!lolrnasl ya cia oyle bir iddia ile ortaya cikmasi, Osmanli'dan bu pna degisrnedigi varsayilan, toplurndan kopuk, toplurnun taleplerine duyarsiz ve ona hukrneden, gucu kendinden rnenkul bir devlet imgesine karsi tavir alrnasmdan; hegemonik olmasi ise, gerek bu imgeyi ger~ekligin kendisi gibi gosterrnedeki basansindan, gerekse de piyasa ve sivil toplurnu

1 Bu c;:ah~mamn ortaya 'rlkmaslIldaki iizverili kallulanndan otDru Zeynep Nazikioglu·n.a mot~kkirim.

Tarlh.e' Blr Perspektlften Tiirkiye'd. Devtet v. Burjuvazl

bireysel ozgiirliiklerin gerceklestirildigi, devletten bagunslz olarak var olan alanlar sundugu olciide, karnuoyunun olusurnunu belirleyen bir nitelik kazanmaslndan kaynaklanmaktadir.

Osmanl.t'dan bu yana, toplurnsal duzenin kurueu unsuru olarak nitelenen bu devlet, gi.iniimiizde, merkeziyetci bir ulus-devlet anlayismin, kiiresellesen dunyada gcc;erliginin kalrnadigi savi ileri surulerek, degi~im talcplerine duyarsiz kalmakla elestirilrnekte, iilkedeki siyasi sis tern, ekonornik altyapidaki degi;;itne avak uydurmaya direnmekle suclanrnaktadir. Bir bakirna, giiniimiizde yaiianan derin ekonornik ve toplumsal bunalirrun sorumlusu olarak itham edilen de yine devlet olmaktadir. Soz konusu devletin adeta ontolojik bir varlik olarak betimlenmesiyle, toplurnsal siruflann rarihsel geliiime surecine olan katkilan goz arch edilrnektedir. Hem siyasal baglarnda erkinligi, hem de vonternsel baglamda aciklayicihgi olmadigi gerekcesiyle sozu bile edilrneye deger bulunmayan toplumsal siruflar devre dist birakrhnca, devlet de bunal.tmlardan sorumlu turulunca, arzu edilen turden degi;;imleri gcrc;ekle;;tireeek dinamikleri devlet/ toplum iliskisi temelinde kavramak olanaksrzlasrnaktadir. Boyle olunea da bunahmdan s:lla.~ kacirulmaz olarak, 'evrensel akltn' geregi olarak sunulan neoliberal piyasa anlayismm dayatttgt 'yapisal reformlar'm uygulanmasma baglanmaktadir. Bu dayatmalara karst cikrnaya yonelik girisimler ise, toplumun s:agdaii uygarl.tk diizeyine ulasmasiru istememe suclarnasi ile etkisizlestirilmeye calrsilmaktadir.

Bu soylemin temel onermeleri, tarnsilmaz dogrular olarak kabul edildigi surece, bu soylernin belirlecligi cercevenin disma cikarak, Turkive'nin sorunlanrun tartistlrnasi olanaksizlasrnakta; diger bir deyisle, soylemin dogrulan, hem toplumsal gercekliklerin bir ifadesi, hem de gercekligin olr.-ast gereken bicirnlerinin bir ifadesi haline gelmektedir. Hal boyle olunca, yalmz siyasal ve ekonornik karat alma sureclerinde rol oynayanlann degil, sokaktaki (ya da 1V basindaki) vatandasin da gozunde, liberal bir ekonornik diizende, devlet ve piyasa birbirlerinden bagunslZ, birincisi ikincisinin hizrnetinde olan olgular olarak anlarn kazanmaktadirlar. Buna karsilik, Turkiye'de siyasetekonorni iliskisi, devletin geleneksel ozelliklerinin devam etmesi sonueu, ekonominin kendi kural1annagbre degil, devletin gereksinimlerine gore islemeye zorlanan bir olgunun soyut ifadesi olarak algilanrnaktadir,

Bu muhalif ama hegemonik soylern, kuskusuz, iilkedeki siyasi kadrolann toplurn nezclindeki itibarlanru ve inandmcihklanru yitirmelerine bagh olarak, etkinligini arnrmakta ve giderek arran sayida insarun, toplumsal gerceklikleri bu soylernin kavrarn ve degerlendirrneleri ile algtlamasl yayg1l1Ia~maktad1r. Kuresellesrnenin demokrasi mucadelesine de yeni boyutlar getirdigi, ozellikle devletin topluma belli hedetleri empoze dtigi. bir siyasal yasarn bicirnini sona erdirdigi iddialan da sikca tekrarlanrnaktadir. Ne var ki, salt ulkernizde degil, 'serrnave hareketlerinin serbestlestirilrnesi yoIuyla dunya ekonomisiyle

· G_lip l.. V_lm_ ..

buninlesrne' macerasirun yol ac;:ttgt ekonomik ve toplumsal yiknrun yasanrnakta oldugu bircok iilkede -en son omegi Arjantin- neoliberal soylernin etkinliginin kinlrnasi acisindan elverisli bir ortarrun olusmaya basladigiru dusunmek mumkun. Vurgulanrnasi gereken bir noktada, bu soylemin etkinliginin kinlmasirun, siyasetin yeniden itibar kazanrnasr acismdan ve toplumsal kesimlerinin kendi geleceklerini kendilerinin kurabileceklerine olan inanclanrun yenilenmesi acisindan kazandigi onerndir.

Genelde ve Turkiye ozelinde, kapitalist toplumlarda siyaset/ ekonorni iliskisinin, bu muhalif ama hegemonik soylemin temel alillgt Iiberal-bireyci ve devlctci-kurumsalci bakis acilanrun sirurlan icinde kalmarak cozurnlenmesinin yetersizlikleri goz oniine ahndtginda, toplumsal struflann tarihsel geli?me sureclerindeki konurnlanrun degerlcndirilmesinin, indirgemcci olarak elestirilen bir vaklasirrun devlet ve toplumsal simflan, birbirinden bagunSlZ olarak var olan olgular olarak. gorme yanlisini da tekrarlamadan yapilmasma gereksinim oldugu acikur." Bu kisa calismada, Cumhuriyet tarihini, alisilagelrnis donernlerne girisimlerinden farkli olarak okumarun gerekli oldugu ileri surulerek, kurulusundan bugiine kadarki surecte, ekonornik gelisrne stratejilerinin, sadece dunya ekonomisiyle farklt uyum stratejileri olarak degil, aym zamanda, toplumsal butunlugu yeniden kurma tasanmlan anlarrunda hegemonya projeleri olarak da kavranrnalan gerektigi vurgulanmaya cahsilacaknr.'

Tarihsel bir varlik olarak Osmanli-Turk Devleti'nin ozgiilliigiinii one suren ve gene! olarak 'devlet gelenegi' okulu olarak tarumlanabilecek bah? acismdan, 1930 dunya bunalurunm ertesinde gunderne gelen, c. .. evletcilik (etatizm), devletin ulusun hayatina, refah getirmek arnaciyla, kaulirru olarak ada~Jillgt olcude, kendi "ozsel hedefleri" olan devlet geleneginin devarrurnn bir karun olarak goriilmektedir (bkz. Birtek, 1985; Heper, 1985:67). Dogu toplurnlanna ozgii despotik iktidar soylemiyle birlestirildigi olcude, devletcilik, devlet erkini elinde bulur.duranlann stanisunii ve cikarlanru korurnava yonelik bir polirikarun konjonkrurel bir ifadesi olmakta. boyle olunca da ekonomik kalkinma bir arnac degil, devletintoplum ve/veya birey iizerindeki tahakkurnunu surdurmesi icin bir arac; haline geh'11ektedir (bkz. Insel 1990:42, 47-48; Keyder, 1979:1+; 1987:108-109;Wittfogel 1957:133, 136). Devletin bu tahakkiirmi bireylerin oZgUr davraruslanru engelledigi olciide, i~ dunyasinda guvensizlige neden oldugu, yaunmlart durdurma,

2 Bu baglamda, alternatif bir yakla~lm ~in bkz.Ebru Deniz Ozan. 'Sosyal Bilimlerde GeNfek~il~kise! YaklaJilmm Anahatlan". Prai<sis 3, s. 1 0-25.

3 Belirtilen bakl~ acuanrnn kuramsal temeUerinin elestirel bir degerlendirmesi ve Tiirkiye'nin kapllalist geli~me siirecinde izlenen geli~me stratejilerinin ve diinva ekonomisi He biitiinle~me bicimierinin farkh bir persoektiften kapsarnh bir incelemesi i<;:in bkz. G.Yalman, TDrkiye'de Devtet ve Sermaye : Kuramsal ve Tarihsel Bir AnaJiz. ileti~j,." Yaymtan tarafmdan 2002 Yilt i<;:inde yaymlanacak.

Tarihsel Blr Perspektiftan Tiirkiye'de DeY'at y. 8urjuyazl

serrnayeyi likit tutma, yalruzca kisa donemli girisimlere ilgi gosterme gibi egilimleri gii<;lendirdigi icin de, ekonomik kalkmmamn oniindeki en buyiik engeli olusrurmaktadir, Diger bir deyisle, giiven eksikliginin ya da belirsizligin kaynagt piyasa mekanizrnasi degil ceberrut bir devlet geleneginin olanak tarudigi keyfi uygulamalan surdiiren siyasal iktidarlar olmaktadir.

Ote yandan, etatizrn, bunalim kosullannda ulusal ekonorninin kurulrnasiru ongoren bir gclisme stratejisi olarak kavrandigmda, devletin kendisini ulvi bir varlik olarak korurnak arzusunu yansittigiru ileri siirmek zorlasacaknr. Konuya bu acidan yaklasinca, ulusal ekonominin kurulmasi, c;:agda~ uygarhk duzeyine ulasmarun bir araci olmakta, bu ise uygulamalan belirleyen devlet anlayismin kokenleri Avdmlanma gelenegine uzanan pozitivist bir vaklasirru yansitngi ortava cikmaktadir (bkz.Keyder 1987, 54; Tirnur 1968, 96). Ancak, etatizmi bu baglamda bir kalkinma stratejisi olarak gormenin vamsira, toplumu olusruran bireylerin, kalkinrnarun gerc;:ekle~tirilmesi icin gerekli gi)rtilen bir bilinc duzeyine ulasrnalanna bagh oldugu gorii~iiniin de varligr dikkate almca daha farklr bir boyurra degerlendirmerrin kacmilmaz oldugu belirginlesrnektedir. Devletci iktisat politikalannm ilk uygulandtgt yillarda onernli sorumluluklar yuklenmis, Mustafa Seref bey-in devletciligi tarumlama bicirni bu acidan ilginc ipuclan sergilemektedir : "Memleket dahilindeki iktisadi menfaatler kendi kendine ve alabildigine anarsik bir surette faaliyet ve harekette bulunmayacaklarchr .... Her fert, ferdi tesebbiiste suurla hareket edecek ve iktisadi faaliyette diger ferdi menfaaderi kendisi tamamlayacak ve vine kendisi bir mutcazzrv kullun ciiz'u (organik bir biininun bir unsuru) oldugunu kavrayacaknr. Hukumet devletcilik dendigi zaman bunu anlar ve bu gayeyi temin icin rmidahaleyi esas rutmustur."!

Antonio Gramsci'nin siyaset kuramina kazandirdig, bakis acisindan degerlendirilecek olursa, bu, devletcilik diye tarumlanan, devlet-gudiimhi ekonomik kalkmrna stratejisinin, ayru zamanda, yeni tarihsel blokun olusumunda islevsel olacak bir hegemonya projesi olarak tasarlandigi gercegini gozler onune serer. Cunku rnutesebbislerin, Gramsci'nin kavramlanyla ifade edecek olursak, 'ekonomik korporatifugraklannz' a"maya ve organik bir bunimin pare;:asl olduklanrun bilinciyle davranrnayacagnlmalan, soz konusu 'devlet elideri'nin konuya yaklasimlanru hie kuskuya yer birakmayacak sekilde ortaya koymaktachr (bkz.Gramsci 1971:181).

Ancak, devlet-toplum iliskilerine sifir-toplarnli yaklasunlan nedeniyle, ne liberal-bireyci ne de devletci-kurumsalci perspektiflerin bunu bir hegemonya sorunsah cercevesinde kavramalan beklenemez. Cunku, ekonomik olarak egemen siruf ve siyasal erki elinde bulunduranlar arasmdaki cekisrneyi,

• Iktisat Vekili Mustafa $erefin TOrkiye BiiyOk Millet Meclisi'ndeki konu~asl, 2.10.1930 (Kuruc, 1987:97).

G.lip L. Y.lm_n

toplumsal degisirnin temel dinarnigi olarak gormelerinin yam stra, toplumsal kesimlerin dar ekonomik cikarlanrun otesinde amaclar icin mucadelc edebilcceklerini tahayyul ctrncleri kolay degildir. \'('eberycn mesruiyet sorunsalmm otcsine gcc;:ilemediginden, boyle bir tarihsel blok kurma giri~imi, soz konusu toplumdaki giri;;Uncilerin, toplumsal rnesruiyetine ve /ve)'a toplurnsal stanisune tehdit olarak algilanacakur. Bu ncdenle, Gramsci'nin sivasal bilinc olarak adlandirdigi olgu, cikarlann bireysel olarak savunulrnasinm rnesruiyeti pahasma devleti temsil iddiasindaki 'siyasal elitlerin' degerlerini paylasmak olarak yorumlanacaknr (bkz. Bugra 1994, 97; Gramsci 1971, 181).

Dahasi, boyle bir degerler paylasimi. totaliter bir devlerle ozdeslestirildigi olcude elestirilccektir (bkz. Golding 1992:80). Halbuki, roplumsal kesirnlerin boyle bir sivasal bilince ulasrnasi ile, Gramsci'nin deyisivle, butunciil (integral) bir devletin olusrnasi, devletin toplurnu boyundurugu alnna almasi anlarruna geImeyecektir. Cunkii, Gramsci icin soz konusu olan devletin asilrnasi ya da sivil toplurnun icerilmesi degildir. Ote yandan, 'devlet kavrarrurun geni"lemesi', yani butunciil devlet, devletin sivil toplumun celiskilerini asabilecegi anlarruna da gelrnez. (bkz. Buci-Gluksrnann 1980:67, 70) Diger bir deyisle, biituncul devlet, Marx'in deyisiyle, 'mutlak evrenselin', siyasi devletin, toplum taratindan belirlenmek verine toplurnu belirlemesi demek degildir (Marx 1843:90).

Genel olarak, organik toplum yaratma ozlernlerinin bir hegemonya projesi olarak kavranrnasirun en onemli getirilerinden biri de, Turkiye'de guniimuze degin gecerli oldugu iddia edilen 'devlet gelenegi' savirun remel zaytfliklanru gozler onune serrnesidir. Devlet gelenegi yaklasimi, bu yaklasirru benimseyenlerin hepsi icin ge<;:erli oImasa da, toplumun kurumlanru teme! bir oziin disavurumlanyrnis gibi geren tikelci (partikularist) arglimanlara bir ornek reskil etrnektedir ( bkz .. Turner 1978:81). Gramsci'nin de alum c;:izdigi gibi, bir tarihsel blogun ve/vep buninciil bir devletirrortaya cikmasirnn, soz konusu toplumsal forrnasyona 'anlarnli bir butunluk' atfedilmesini gerektirmedigini hatirlamakta yarar var. ( bkz, Buci-Glucksman 1980, s,49; Golding 1992, s.77).

Bu baglarnda vurgulanmasi gereken bir noktada, bir tarihsel blogun ve/veya burunciil bir devletin dogrusal bir evrim surecinin sonunda ulasilacak bir asarna olarak algilanmamasr geregidir. Diger bir deyisle, biinincul devlet, toplurnlann teme! bir suufin hegemonyasirun kurulrnasi yoluyla ulasnklan bir 'asarna' olarak kavranmamaktadtr. Bu nedenle, tarihsel blok sorunsaliru gelisrnis kapitalist ulkelerle suurlarnak ve (sirnfsal) hegemonyantn kurulrnasuu demokratik bir kapitalist devlet bicirni ve/veya belirli ekonomi politikalan ile ozdeslestirmeye gerek olrnadrgina gore, etatizmi, yukanda rarumlandigi bicimde, Gramsci'nin deyimiyle, 'fiili olarak iktidarda olan bir

Tarthsel air Perspektlft.n Tiirldy.'d. Devlet ve aurjuvazJ

tarihsel blok'u gerceklestirrneyi tasarlayan bir hegemonya projesi olarak nitelememek icin bir neden vokrur.

Diger taraftan, 1930'larda toplumu boyle bir hegemonya projesi s:eryevesinde yonlendirmek istevenlerin temel celiskisi, yaratmak istedikleri vc siruf catismasuun olmayacagi 'organik bir toplum' ozlerniyle ifade ettikleri toplumun geli~iminin, geli~lni~ bir kapitalist toplurn olmay: ba~ardlgt olcude bir smif olusurn surecini de icerecegini gonnezlikten gelmeleridir. Ote yandan, smif-temelli siyasete son vermek bu projenin bc.irleyici ozelligi olsa da, bunu, aym donemde, bircok Latin Amerika ulkesinde gorulen ve aym am act giiden korporatist devletle ozdeslestirmek yanhs olacakttr. Donernin etkin isimleri arasinda korporatist bir temsil bicimini savunanlar olsa da (bkz. Basar 1945:53; Bianchi 198-1-:355; Tekeli ve ilkin 1977:206),; boyle bir temsil biciminin Turkiye ger<;eklerine uygun dusrneyecegi gorU~u hakimdir. Ozellikle, CHP Genel Sekreteri Recep Peker, korporatist devlete siruf mucadelesini azaltmaktan cok krskirtacagi gereks:esiyle, karst cikrvordu (Bkz. Kuruc 1993a:283, 289). Nitekim, 1930'lardaki yasal cerceve de, isci suufi icin her turlu orgutlenme bicimini yasa disr birakrrusti. ( bkz, Karpat 1959:68) Ancak, korporatist devletin olrnayisi; devletin, ozellikle i" dunyasirun taleplerine duyarsiz oldugu yomindeki devletci-kururnsalci iddiarun dogrulugunu gostermez (bkz. Bugra, 1994). Cunku Bilsay Kuruc'un Beige/erie Tiirkff'e jktlJ'at Politieast yapmnda da ornekleriyle ortaya konuldugu gibi; etatist politikalann geliliirn sureci, ekonominin kurumsal cercevesinin kurulmasi ve karnak dagttm11 ile ilgili temel kararlarda burjuvazinin giderek artan rolune tarukhk etmistir, (,

Genel olarak, 14 ':Aayts 1950 genel secimleri, tek-parti yonetimine son vermesi itibariyle, TUrk siyasi tarihinde bir donurn noktasi olarak g6rU1iir. Bu baglamda yaptlagelen degerlendinnelerin ortak noktalanndan biri de tek parti donerninin tahakkiime dayalt ve nzadan yoksun bir rejirn olarak nitelenmesidir. Bunun orneklerini, gerek Demokrat Parti'nin cumimriyetin ilk otuz yilina iliskin elestirilerinde gerekse donerne iliskin daha yakin gecmiste yapilan akademik calisrnalarda bulmak murnkundur. Ilginc bir sekilde, Demokrat Parti onderlerinin soylerni de giinumuzdeki liberal-bireyci ve/veya devlctci-kurumsalci soylernlerde oldugu gibi cumhuriyet devletini agtrltkh olarak kirsal olan toplumuna mifuz edemedigi icin, politikalanru baski yoluyla yUrUrluge koyrnakla suclayacaknr (bkz. Avcioglu, 1969:512· 513). Benzer bir bicirnde, Turkiye tarihi devletci-kurumsalci bir yaklasimdan

5 Omegin. Emile Durkheim'rn 6nde gelen taki~ilerinden Ziya G6kalp •. 1920'lerin basmda, Durxheim'm kapitalist toplumlann gelecegi hakklndaki speklilasyonlan dogrultusunda. korporatist toplumu organik toplumun gOncel bi~mi olarak nitelemisti,

s bkz. Kuru~ 1993a, 1993b; aynca Boratav 1982, Tekeli ve ilkin 1982.

G.llp L. V.lm ••

okundugunda, DP'nin iktidara gelisi, tepeden inmeci gelenegin piyasa lehine reddedilmesi anlarrunda, cevrenin merkezin tiranlrgina karst zaferi olarak kutlanacakur (bkz. Birtek 1985; Kevder 1988; Mardin 1978; Sunar 1985). Cok-partili yonetime ge<;:i~, adeta, devleti 'ulvi bir varlik' olarak kavravan gelenekten kopusun simgesi olacakur.

Cok partili ya?ama ge<;:i~in rnerkez-cevre cansmasi temelinde kavranmasi s:arplCl bir bicirnde indirgerneci/aracsalci bir devlet-siruf kavramsallasnnlmasryla pekistirilerek, DP'uin iktidara geli~i burjuvazinin devietin vesayetine meydan okurnasi olarak degerlendirilecektir (bkz. Keyder 1979; Schick ve Tonak 1981). Boylece, piyasantn devletten ozerklesrnesiyle, 1940'lardan itibaren burjuvazinin devlete karst kendi bai?;tmslz kirnligini kurmaya karar verme noktasma gelmesi arasinda dogrudan bir iliski kurulmasi dikkat cekicidir. Bu, aym zamanda degisirn dinamiklerinin devlete dissal oldugu yeni bir donernin baslangtciru ifade edecektir. Ne var ki, devletci-kurumsalci bakis aosirun vurgusu bir kez daha populist liderlerin patronaj iliskilerini siirdiirmelerine bagli olarak, merkezin cevre iistiindeki egemenliginin devarrundadir (bkz. Sunar 1985). Cevrenin muzaffer guclerinin ozerk (olarak olusturulmus) orgiitsel yapilardan mahrum birakilmalan, patrimonyal bir gelenegin tezahiirii olarak yorumlarunca, degi:,;irn dinamiklerini devletin dismda gormek imkansizlasacaknr. Tarumlayici ozellikleri patrimonyalizm ve populizrn olan bir siyasal yaptnln, sivil toplum olusurnunun gecikmesinden sorurnlu tutulmakla birlikte, pivasa ekonomisininkurulmasma ve siirdiiriilmesine engel olarak goriilmemesi carpicidir (bkz. Bugra 1994:238; Keyder 1988).

Hegemonya sorunsali acisindar. ise, tek parti donernine yonelik suclarna, etatist hegemonya pro)esmm biitiinciil devlet hedefine ulasmadaki basansizhgirun ifadesi olarak goriilebilir. Baska bir deyisle, siyasal kadrolarla halk kitleleri arasindaki kopukluk, etatist projenin Gramsci'nin terirnlerivle bir ptlJif derrim olarak nitelenebilecegini ortayakoyar, Demokrat Parti'nin anti-elitist ve anti-etatist soylerninin ise, devletle bai?;tnt koparrnak gibi bir cabasi olrnayan burjuvazinin liderligi altmda, farkli tikel cikarlan baglannlandirmak arnacinda olan yeni bir hegemonya projesinin geli:,;irninde islevsel oldugu kuskusuzdur. Devletci-kurumsalci perspektifm aksine, bu olguyu yeni bir tarihsel biok olusrurma girisim; olarak kavramak toplumsal gerc;:ekliklerin anlasilrnasi ve degisim dinamiklerinin ortaya konmasi icin daha saglam bir zemin saglayacakur. Boylelikle, devlet ve toplumsal smiflar arasindaki iliskinin bir dissallik olarak goriilmesi yerine, burjuvazinin olusumunun ancak"devlet yoluyla ve devlet icinde" olabileceginin bilincine vanlmasirun yolu acilrrus olacakttr (bkz. Buci-Glucksmann 1979:212).

V urgulanmast gereken diger bir nokta da tek patti yonetiminden cok partili parlamenter sisteme ge9~in, devletci-kurumsalci bakisin iddia ettigi gibi bir

T.rlhsel air Perspektiften Tiirklye'de Devlet v. aurjuv .. 1

kopusu degil, deviet/ topium iliskileri bagianunda bir devamlihgi simgeledigidir. Cunku, 1950'deki iktidar degi~ikligi, ne iktidar blogu icinde ne de bu biok ve kitleler arasindaki sinrf gii<;:lerinin dengesinde bir degi~iklik icermiyordu. Soz konusu rejim degi,.ikligmin merkez-cevre ve benzeri sorunsallar cercevesinde gereginden fazla abarulmasi, curnhuriyetin kurulusundan beri hiikum suren otoriter devlet bicirninin, aynen devarn cttigi ger<;:cgini ortbas ctmektedir (bkz. Karpat 1959:315). Bu anlamda, cok partili sisteme ge<;:i~, sirufsal gu<;: dengelcrinde hicbir dC!!;i~iklik icerrneyen bir de:gi?im projesi olarak, degisen kosullarda "pasif devrirn" stratejisinin yeni bir uygulamasidir.? Bu baglamda, hiikrnedilen siruflann kendi ekonomik ve siyasal orgutlenmelerini kurmaktan mahrum birakilrnalannda devletin merkezi bir rol oynamaya devam etmesi etatist ve anti-etatist hegemonya projelerinin ortak paydasidir.

1950'de hukiimetin secim yoluyla degisimi, Turkiye'de siruf gu<;:lerinin dengesinde bir degi,.iklik yaratrnadrysa da, 27 0.IaYlS 1960 asker mudahalesi, soz konusu gucler dengesindeki bir degi,.im baglanunda, devlet ve (sivil) toplnrn iliskisinin yeniden vaptlandmlmasma zemin hazirladi. Baska bir deyisle, Turkiye Curnhuriyeti tarihinde ilk kez, demokratik bir devlet bicimi umudunu gercek bir olasilik haline getiren cok partili sisteme gecis degil, askeri bir darbe oidu. Darbeden sonra yUrUrIuge giren 1961 Anayasasi, bazi simrlar dahilinde de olsa, iktidar bloku disinda kalan toplumsal kesimierin ekonomik ve siyasi orgiitlenmelerine zemin hazirlayacaku. Ancak, daha demokratik bir devlet biciminin olusrnasi, burjuvazi acismdan yeni bir hegemonyamn habercisi olmadigi gibi, iktidar bloku ile kitleler arasindaki iliskinin de pasif devrim ularak uitelenrnesini guclestirivordu. Cunku, dahademokratik bir cercevenin kurulmasi, iktidar blngu drsindaki toplumsal kesirnlerin, ozellikle de sendikal naklanna kavusan kentli sanavi iscilerinin sirufsal cikarlanru giderek daha etkin bir bicimde savunmaya baslamasiyla, toplumun genelinin benimseyecegi nirden projelecin burjuvazi taraftndan kolaylikla benimsenmesinin sinirlanni ortaya koymustur.

Turkiye burjuvazisinin demokratik <;:er<;:eveye uyum surecinde sikmnlar ya~amasl, ilk bakista, 1960'lar::! iliskin yapilan ekonomik temelli degerlendirmeier goz online almdigmda, p~trttcl bulunabilir. Zira, ithal ikameci sanayilesrne stratejisinin kapitalist geli~menin belirleyici ozelligi oldugu 1960'l! yillarda, i<; pazann geni~lemesinden faydalanan turn sosyoekonomik gruplann lehine sonuclar dogurmasl, benzer bircok azgelismis ulkede de oldugu gibi gozlenebilir bir olguydu (bkz. Boratav, 1983; Keyder,

7 Etatist proje, 'yukandan pasif devnrn', DP'nin projesi ise anti-devlet9 soylem halkm eski rejime ka~1 d(j~manhglnl kl~klrttlgl ok;Ode, 'a~aQldan pasif devrim' olarak tammlanabilir. (Boyle bir aynm iCin bkz. Hall 1980:182).

Gallp L. Yalman

1988:214; Onis, 1995:35). Dolayrsryla, 'populist' bolusum politikalan temelinde biitunlestirilecek bir pazann olusurnunun, 'butuncul bir siyasi ozncnin' olusurnunda da islevsel olmasi beklenebilirdi. Bu, ay111 zarnanda, Turkiye burjuvazisinin kisa donernli cikarlarmdan taviz verme gereksinimi duyrnadan hegemonyasl111 olusrurabilmesi anlarruna gelecekti. Ne var ki, 196(1'11 yillar, boyle bir hegemonyamn kurulmasma degil, siruf mucadclelcriniri yogunla~masma bagh olarak, 1970'lerin sonlarinda daha da nctlesecck bir hegemonya bunalimuun tohumlanrun anlmasina tarukhk edecektir,

Ote yandan, 1980 oncesindeki bunahmi, bir hegemonya bunalimi olarak gormeseler de burjuvazinin, hegernonya kurmaktaki basansrzhgiru, liberal burjuva degerleri Turk toplumunun benimsedigi degerler haline getirmeyi basararnayisina baglamak son donem calisrnalannda gozlenen bir egilimdir (bkz. Keyder, 1987:147). Bir siruf olarak burjuvazinin geli"iminin kendi 'etos'unun, kulnininun ve deger sisteminin geli~imine bagh oldugu inanci, gene! olarak devlet gelenegi vaklasuru cercevesinde Turkiye'yi Banh kapiralist toplumlarla karsilas man calismalarda da gozlenebilir (bkz. Heper 1976;

Mardin 1977). .

Ne var ki, iktidann sirufsal nitdiginin gorunmez kilmmasi demek olan hegernonyarun kurulrnasi icin burjuvazinin sadece be/irli bir degerler kurnesini benimsernesi ve/veya bu degerlerin topluma benimsettirilrnesi bir zorunluluk degildir. Daha once gordugumuz gibi, organik bir toplum kurrna amacmi guden devletci proje, bireyciligi vuceltmeven, onu izleyen Dll'nin devletcilik karsin soylcmi ise, aym degerleri vucelten 0zgul cabalardi. Dstelik. DP bunu vaparken otoriter bir de vlet biciminin suurian icinde mevcut olan ciliz demokratik haklann kullamrruna dahi tahammulsuzdu. B.; vuzden, Turkiye burjuvazisinin hegemonik bir siruf olamayismi, devlete olan bagunLhgrna degil, toplumsal diizeni degistirmeyi arnaclayan bir isci sirufirun olusrnasma olan tahummiilsuzlugiine bagh olarak aciklamak daha ger<;:.ek<;:i olacaknr, Hegemonya, her ugragrnda yeniden kurgulanrnayi gerektiren rnesakkatli bir surcc oldugundan, kurulusu ve siirduriiliisu, hem degerlerin yeniden tarumlanrnasuu hem tie i;;<;:i Sl111flCll11 haklanrun bir lekilde - dernokratik ve/veya korporatist - temsilinin kabulunu gerektirir (bkz. Gray, 1977). Halbuki, Turkiye burjuvazisinin, 1961 Anayasasi'run kabulunden soma bile, isci suufina grev ve toplu sozlesrne hakk; taruyan ve onlann kendilerini bir suuf olarak ifade etrnesine temel hazirlayan yasal cercevenin gecerligini kabul etrne konusunda kaygilan olacakn, Bu nedenle, 1961 Anayasasimn yUriirlukte kalchgr yaklasik 20 yilhk sure, goreli bir refah ve ekonomik buyume donerni olmasina karsin, "surgit" bir smif catismasmm ya~anchgr bir donern haline gelmi;;ti.

Bu baglamda, 1961 Anayasasimn bir baska ozelliginin alnru cizrnekte yarar

Tarlhse' Bir Pe"pektiften Turldye'de Devtet ve Burjuvazi

var. Yurutrne giiru olmayan Devlet Plan lama Teskilan'nin kurulrnasirun anayasa geregi haline gelmesiyle, sadece ekonomik geli)ime icin planlamanm vazgec;ilmez onemde oldugu vurgulanmakla kalmmarms; arru zamanda planlama ya da planli kalkinrna, yeni bir hegemonya stratejisi giri;;iminin simgesel bir ifadesi olrnustur. Planlamamn, kit kaynaklann, donernin basbakanlannm kullandiklan ifadeyle, 'mcmleket hayn'na, akilci kullarunu icin gerekli bir arac olarak tarurnlanmasi bunun sornut bir karundir. K Devletcilik donerninden farkh olarak, planlarna, toplumun organik butunlugiinu kurmaya yonelik bir arac;: olarak gorulmese de, "yoksul smiflann" yasarn kosullanrun iyilestirilmesinde islevsel olacagi beklentisinin, en azmdan, 0 yillarda DPT'de sorumluluk yuklenen plancilann onernli bir kisrrunda oldugu anlasilmaktadir (bkz. Aytur 1971:31; Sonmez, 1967:38; Uras, 1968:3). Boylece, planlama hem ekonomik kalkmmarun hem de toplumsal adaletin gerc;ekle;;tirilmesinde basat bir rol oynadig; olcude, yeni bir sivasi uzlasrnarun kosullanru yaraulmasmda da islevsel olacakti. Diger bir deyisle, planlama farkh toplumsal kesimlerin nzasi teme1inde islevsel olacak bir hegemonya aygltl olarak, yeni bir demokratik duzenin belkernigini olusruracakn.

Ne var ki, 'genel irade'nin ifadesi olacak bir ulusal plan anlayisi, demokratik orgutlenmesi icin yasal araclara sahip olacak halkin etkin O2aS1nl eide etmek icin gayet uygun goriinse de, Turkiye burjuvazisi ve onun siyasi temsilcilerinden bazilanrun, baslangicta planh bir ekonomi konusunda endiseli olduklan anlasiliyordu. Kendi sozculerinin ifadesiyle, "1960'tan beri ozel tesebbus, CHP'nin ve Hukiimet yetkililerinin tekrar daha det,letfi karakter tasiyan bir ekonomi politikasina donrnek ve ozel tesebbuse karst ayinrnci bir muamele egilimini endise ile karsilarrusnr."? Plarun finansmarunda, ozellikle ch)i kaynak saglamada karsilasilan zorluklar, ithalata bagunIlli~ artarak siiren ekonomide dar bogazlar yarattl~ olcude, i? cevrelerinde, "plarnn yeni bir biirokrasi engelinden baskabir )iey olmachgt anlayis: kuvvetlenmeye baslarrusnr" (Aytur 1971:33).

Turkiye burjuvazisinin bu planlama karsin tutumu, devlet gelenegi anlaytsma uygun bicimde, merkez ve cevre arasindaki iliskinin uzlasrnaci degil catismact nitelikte oldugunun karun olarak degerlendirilmi~tir (bkz .. Miler, 1989: 157; Onis, 1992). Ancak, kalkinrna planlanrun, kamu sektoriinu ve ozel sektoru bir karsithk iliskisinden ziyade birbirini tamarnlar sekilde degerlendirdigi unurulmarnalidir. (Barkey, 1990:66; Kepenek, 1984:160-161). Aynca, Birinci Besyilhk Kalkinrna Plaru'run (1962-1967) ongordugu sanayilesrne

8 Bkz. Basbakan Ismet InOnu·nun Birinci Bel1 Ylllrk KalklOma Plaru'na yazdlgl Onsoz; ve Basbakan Suat Hayri Orguplu'nun "Kanna Ekonomide Planlama ve Gel~me' konulu konferansr a~l~ konusrnasr. Agustos 1965, ESEKH 1965.

9 "TiilXiye'nin Milli Ekonomi Politikasi·, ESEKH 1965, s.63.

G.llp L. Y.lm.n

stratejisinin burjuvazinin cikarlanna aykin goriildiigiinii ileri siirrnek de murnkun degildi. Planli ekonomik kalkinmaya iliskin kuskular, planlamarun mevcut toplumsal duzeni zayiflatrnak icin kullanilabilecegi kaygisindan kaynaklanmaktaydt (bkz. Ongiit, 1967:162; TOBB, 1966:47). Basks turlu soylersek, planlama flkrine mesafeli yaklasilmasmm nedeni, bir karsthegemonya stratejisinin olusturulrnasma katkida bulunabilecegi dusuncesiydi. Ne var ki, 0 giinkii kosullarda, kapitalist duzene karst tehdidin, emekten degil, devlet gucunu elinde bulunduranlardan kaynaklandigina inamldigi icin, bu devlet projesinin taraftarlan olarak, ozel sermaye birikimini engellemeye kararli oldugu dusiinulen bir grup biirokrat goriiliiyordu.

Planlarnanm, sermaye birikimi olanaklanm arnrmak uzere belirli bir devlet rniidahalesi bicimi olarak gonilmesi, Turk siyasetine yabanci degilse de, 1950'ler deneyimi planlama ftkrinin tarnstlrnasma yeni boyutlar getirmis goninmekteydi. En onernlisi, DP hukurneti hegernonya stratejisinin ternel ogesi olan kendini devletci rnirastan ayirmak amacina yonelik olarak planlamaya siddetle karst ctkrrussa da, 'keyfi ve plansiz yonetirn'e son verrnek, planlarnayi 1960'lann baslannds bir araya getirilen yeni bir hegernonya stratejisinin bir pat<;asl olarak yeniden giinderne getirme cabasirun onernli bir bileseni oldu. Ilginc olan, Turk i;; aleminin gerek tek patti donerninin son yillan, gerekse 1950'li yillarda, siyasi iktidarlardan ekonominin yonetimine iliskin konulatda, secilrnis ternsilcilerinin kanlacagi karar organlartrun olusturulrnasi ~oniinde taleplerde bulunmasiydi.

194O'h yillarda istanbul Tiiccar Dernegi'ni kurarak bu nir talepleri dile getiren Ahrnet Harndi Basar'in 27 1l:aY1S 1 %0 sonrasinda da tekrarladigi gibi, "mcJ/eki orgiitlerle te balk iirgiitleriyle demokratik bir biamde ipir/iji yaparak. te • deuletin Jommluluklanm tie otoritesini halkJn egemenliJiJ'le I~ytlm 'fr!riJinde tammkyurak toplumsa! haya!! diizenlrye'r!k pianlama organlanna iht~yaf uardsr: "111 ismet inonii'niin 1960 sonrasi koalisyon iktidarlanrun basbakani olarak, benzer ozlernleri payla;;ttgtru ve ozellikle de, planlamarun hem catisan cikarlar arasindakayda deger uzlasrnalar saglamak hem de devlet iktidarmm keyfi kullarulmasi olasiliklanni azaltmak icin gereken cerceveyi sagladtgtru vurgulamasi dikkate degerdir.!'

Teorik olarak, 0 yillarda, planlt ekonomi kapitalist uretim iliskilerinin yeniden uretimi icin gerekli gorulse de, tek rek kapitalistlerin ve/veya siyasetcilerin dar cikarlanna aykin uygulamalan giinderne getirdigi olcude tepki gorecekti (bkz. Miler, 1990). Ornegin, askeri rejim tarafindan yaygm vergi ka):agtru

10 A.H.Ba~ar'ln Ban§ Diinyasl Nisan 1962 9kan,'Kalklnma Prensipterimiz' ba~hllh yazismdan aktaran K.Karpat 1963, s. 339-342. Karpat'm belirttigine gore, Basar'rn hazlrladlgl soz konusu metin, 'sanayi ve ticaret odalanna gOnderilmi~ ve ,onlar taranndan da benimsenrnisti'.

11 Bkz.Ba~akan Ismet InonO'nUn Bilind Kalkllma Plam'na yazdlgl Onsoz.

Tarlh •• 1 Ilr '.rs,.ktIft ... Tiirldy.'d. DeYlet v. lurjuvazl

onlernek arnaciyla yilhk zorunlu servet bildirimi uygularnasmtn getirilmesi ve vergi reformuna yonelik cesitli basansiz denerneler de rnulk sahibi gruplann hissettigi giivensizligi. artnracakti. Boylelikle, tek parti donerninden beri bircok kez dile getirilen ozel sektorun bekasinin tehlikede oldugu klisesi bir kez daha donernin siyasal tarnsmalannm belirleyici unsurlanndan biri olacakti (bkz. Kirac, 1995:157; TOBB, 1966: 47-48). Bu klisenin isaret ettigi kaygtlar one ciknkca, Turkiye burjuvazisinin toplumsal adalete vurgu yapan bir hegernonya stratejisine steak bakrnasi mumkun olrnayacakn. Ancak onceki don ernle aradaki fark, Turkiye burjuvazisinin sadece devlct iktidarmi elinde bulunduranlan degil, i~<;i sirufiru da kendi varltgtna yonelik potansiyel bir tehdit olarak gormeye baslamasiydi.

Aym zamanda, bu turden kaygtlar ayru sirufm kurucu ogeleri arasinda bir siyasal bilincin ilk tohurnlanru atrrusu, Bu yeni a?arnanm baslangici olarak, 1963'te Turkiye calisma iliskileri tarihinde ilk kez grey ve lokavti yasal hak olarak taruyan, ve toplu i~ sozlesrne hakktrun kullarulrnasuu duzenleyen 274 ve 275 saytlt yasalaon cikmasindan once Turkiye Isveren Sendikalan Konfederasyonu'nun (TISK), kurulmasi gori.ileblir (bkz. Esin 1974). Burjuvazinin siyasal rni.icadele icindeki roli.iniin giderek daha belirginlesrnesi ise 1971 'de Turk Sanayici ve Isadarnlan Dernegi'nin (TDSiAD) kurulmasindan sonra hiz kazanacakttr. 1970'li yillar boyunca giderek agtrla;;an siyasal ve ekonomik bunalirn kosullannda, Tiirkiye burjuvazisi aciktan simf orgiirii niteliginde orgurlenmeleri kurmakta ve geli~tirmekte tereddi.it etmeyecektir. Burjuvazinin farkli nitelikteki orgiidenmelerini ayru can altinda toplamayi amaclayan Turk Hiir Teseb+us Konseyi'nin yant sira, TiSK'e baglt Madeni E~p. Sanayicileri Sendikasi (MESS) da bu donemde one cikan siruf miicadelesi araclandir,

Karnu sektoruyle ozel, sektorun birbirlerini karma ekonorni modeli cercevesinde tarnamlavici roller oynarnalanru ongoren bir anlayis, planh donem oncesinde ve sonrasinda Turkiye'de sag iktidarlann benimsedigi bir yaklasim olmustur, Burjuvazinin, planlamadan urken tavona paralel olarak 1961 sonrasi donernde Adalet Partisi (AP)'de 'plan degil pilav isteriz' soylemiyle sermaye birikimi ve ekonomik biiyi.ime icin yoniendirici de olsa bir planlama anlaytsmm kabul edilemez oldugunu ilan ederek siyasal ya~amma baslamisn. Ancak, 1965'te iktidara geldikten sonra, Suleyman Demirel, 'hur tesebbus'un gelismesi icin planlama orgiit ve mekanizrnalanrun kullantlmasmda bir sakmca gormeyecektir, Aslmda, donernin batt kapitalist ulkelerindeki yoJ gosteri.i planlama anlayisina uygun olan bu tavn, AP hiikurneti planlamanm etatist ge<;mi~le bagiru kopararak savunmak cabasmdaydi, Programma bakilacak olursa AP, planlamayi ekonominin akla uygun bicirnde idare edilmesi icin gerekli bir arac olarak gormekle kalrnadi, aym zamanda devlet ve birey arasmda insa edilecek ve daha onceleri devletcilik karsm bir . perspektiften bakildigmda sorunlu gozuken bir

Gallp L. Yalman

uzlasrnarun asli ogesi olarak yeniden bicimlendirdi. Bir anlamda bu, i~ aleminin korku ve kaygtlanru ortadan kaldirarak yeni donernin hegemonya projesini hayata gec;:irme cabasrydi,

l-ie var ki, burjuvazinin planh kalktnma modeli cercevesinde cesitli olanaklardan yararlandinlmasina ragmen plan hedefleriyle ozel sirketlerin gerc;:ekle~tirdigi yattnmlar arasinda ciddi farklar gozlenmekreydi. Sermaye kesimlerinin bazi ternsilcileri bunu plarun ozel tesebbiisu disipline edici islevinin olmayisina baglarru~lardtr (ESO 1981 :277; Kirac 1995: 169). Bu i~ cevrelerinin Kendi cikarlanna oncelik vermekten vazgec;:meye, Gramsci'nin kavrarnlanyla, 'ekonomik korporatiJ IIgraklanm' a~maya, niyetlerinin olmadigmin, bizzat kendi temsilcileri tarafmdan kabul edilmesidir.

1960'larda fazla su yuzune cikmayan cansmalar, 1970'lerde daha acik bir hal aldikca ve sendikalar uyelerinin cikarlanru daha etkili bir bicimde savundukca, 'hiir tesebbus hurriyeti'ni saglarnak amaciyla, siyasal diizenin yeniden yaprlandmlmasma yonelik arayislar baslayacakti. Ilk once, 16-17 Haziran 1970 olaylan, Agustos 1970 istikrar prograrru ve 12 Mart rnudahalesinin ertesinde, tarihse! blogu bilinen araclarla yeniden insa etmek icin caba harcanacak, Ucuncu Plan kalktnma planlanrun hegemonya araci olarak islev gorebilecegi inancim yineleyecekti. Uciincii Planda benimsenen 'yeni strateji', sanayilesrne ve toplumsal adaletten olusan ikili hedefe erisilrnesi arnaayla 'kisa vadede ciddi ve diizenli fedakarhklarda' bulunma c;:agnsl yaparken, arru zarnanda ya~arn kosullanrun iyilestirilmesini amaclarnaktaydi. Plan yazarlanna gore, bu fedakarhklann yapilmasi. 'ulusal ve kulturel entegrasyon vetoplumsal dayamsrna'run gerceklestirilrnesi i~m elzemui (SPO 1973). Ancak, 1970'li ytllar boyunca, konilesen ekonomik durum, planlamanm boyle bir hegemonik islev gonnesine olanak tarumayacaktt. Ozellikle, ekonominin dis kaynaklara ba~'1lhltgtrun artmasi sonucu, plan ekonomiyi yonlendirme islevini tamarnen yitirecekti, Neticede, yeni bir tarihse! blok insa etmek icin, yeni bir hegemonya aracina gereksinim duyulacakn.

Hem buyuk sermaye gruplanrun orglitii olan TDSiAD'm ·1979'dan itibaren, hem de 1980 sonrasimn askeri ve sivil hiikumetlerinin, serbest piyasa/ acik ekonomi soylernini benimsemelerinin arkasinda yatan neden buydu. 1970'lerin giderek bir hegemonya krizine donusen ekonomik ve siyasal bunalun kosullannda, burjuvazinin siyasal ve ideolojik hegemonyasuu yeniden kurulmasi glindemin acil sorunuydu. Piyasa ekonornisi soyleminin, hem Tiirkiye ekonomisinin diinya ekonomisi ile eklemlenme biciminde, hem de devlet-ekonorni iliskilerinde Kohen bir degi;;irni ifade ettigi olcude, bu soruna bit c;:ozum getirebilecegi beklenebilirdi. Bu acidan, 1980'lerde kapitalist dunyarun pek cok yerinde gozlenebilen orneklere paralel olarak, 'piyasa' bir hegemonya stratejisi olarak tarumlanabilir. Nitekim, Yeni Sag

Tarihsel Blr Perspektlften Tiirklye'de Devlet ve Burjuvazl

dusiincenin dunya capindaki yiikselisi, tam da Gramsci'nin tarurnladigi anlamda, soylern ve politika uzerinde olusrurdugu bir hegemonya olarak tammlarup alkislanmaktaydi, Anglo-Sakson dunyastrun on de gclen kurarncilarmca (Gray, 1990: 87). Ancak, Turkiye baglanunda. bu aym zamanda T urkiye burjuvazisinin 1961 rejimi surecinde kroniklesen beka kaygisina son vermeyi amaclavan bir stratejinin de parcasiydi.

1980'lerin en <;arplcl degisimlerinden biri, en azmdan soylern diizeyinde.dunya ekonornisiyle biitunlesrnenin, kendi icinde bit amac olarak dusunulmesiydi (Yalman, 1985). Boylece giri?ilen uyum cabasirun Turk ekonomisinin diinya ekonornisiyle burunlesrnesini i<;erdigi soylenecekti, ne var ki asil soz konusu olan buninlcsrne biciminin degi~mesirdi (bkz. Ebiri, 1980). Dunva ekonornisiyle buninlesmeye yapilan veni vurguya paralel olarak 1980'lerin karakreris tik ozeliklerinden biri turn 'bagtffih kalktnma' elestirilerinin kisa zamanda unutulacak olmasiydi. Bu, Dunya Bankasi ve 11[f'nin ekonomik politikalann belirlenmesi surecine gitgide daha fazla dogrudarr dahil oldugu bir donernde sasirtici degildir, Dahasi, bu tiir bir duhul arnk ulusal egemenlik ilkelerinin ihiali olarak gorulmeyecekti. Aslinda, durumun gecmis yirmi yil boyunca ekonomik ve siyasal bagtffislZhgtn birbirinden aynlarnaz oldugu fikrini savunan 'solcu aydinlar'm aleyhine cevrilrnesi, 1980'lerin Yeni Sag esinli hukumetlerinin kayda deger bir zaferi olarak ovulecekti.'- .Aym sekilde, done min basbakaru planlamarun islevini itaatkar bir bicimde, yalmzca bir 'serbest piyasa sistemi'nin tesisini tesvik etrnek olarak tammlayacakttr.

Dahasi, bu haliyle yapisal uyum, biitunlesme bicirninde gerceklesecek ve «raliklarla cikan doviz krizlerine bir son verecek olan bir degismeye degil, esasen halkin nzasinin kazanmak icin kullanilacak olan ithal tiiketim maddelerinin yaygmltgtnm gosterdigi uzere, ayru zamanda yeni bir 'yasarna bicirni'ne de isaret edecekti.!' Bu anlamda, yapisal uyum ve yapisal degi~im, alternatif hegemonya projelerince eklemlenecek, zit degilse bile alternatif temalar olarak gorunuyordu, Zira sanayilesrne, ~~itli kisrni cikarlan ortak bir cikara eklemleme sorununu cozmek arnaciyla 1980 oncesi donernin hegemonya stratejilerinin kritik bir ogesiyken, aciknr ki dunya ekonomisiyle butunlesrnenin kendi basina bir arnac olarak algilanmasr da yapisal u}"Uffia 1980 sonrasi donernin yeni hegemonya stratejisi icerisinde benzer bir rol atfedecekti. Bu strateji 1990'larda globalle?me soylemiyle birlikte doruk noktasina ulasacakti. Tam da 1950'lerin devletcilik karsin soylerninin halkin bir onceki rejime karst gizli dusmanligma on ayak olmak icin kullarulrnasi gibi, 1980 sonrasi yapisal u}um soylemi de, zamarun kifayetsiz

12 Cumhurbaskanr Turgut Ozal ile roportal, Tiirkiye GiinWgii, No.19, Vaz 1992.

13 Bkz. Ali Koc;rnan (TOSiAD Baskaru), Banka ve El<onomik Yorumlar. Kasun 1985.

Galip L. Yalman

hukumetlerince uygulandtgt iddia edilen ithalat kisrtlamalanrun yol aqttgt sinai girdiler ve ruketirn maddelerindeki kttltgm goriildugu 1970'lerin sonlanyla 1980'ler arasindaki tezadtn alnru cizrnek icin kullamlacaktt. ilgin<;tir ki bu soylernsel kayma 1980 askeri darbesi somas! ya~anan devlet ve siyasal rejirn bicimi degi~ikligi dolayisryla Turkiye'nin Avrupa Toplulugu'na tam uve olma urnutlanrnn hie olrnadigi kadar zayif goriindugu bir zarnanda ger<;ekle?mekteydi.

Sonuc olarak, Tiirkiye'nin 1980'den bu yanaki yapisal uywn deneyiminin, piyasa sovlerninin dogrulanrun ororiter bir devler bicirni alnnda, mutlak dogmlar olarak yiiceltilmesi ile birlikre, yeni bir hegemonya projesi olarak nitelenmesi gereken bir boyutu oldugunu da belirrmek dogru olacaknr, Bu acidan, piyasa soyleminin, kitlelerin dcpolirizasyon surecinin cok onemli bir unsuru olmasuun yarn sira, roplumun genclinde etkinlik kazandigi olcude roplurnsal ger<;ekliklerin belirleyicisi, bu anlamda yeni bir rarihsel blokun insasinda islevsel oldugu soylenebilir, Baska bir deyisle, burjuvazinin 1970'li yillardaki hegemonya bunalirruru asmasinda piyasa sovlerninin rolii yadsmarnaz. Bugiine gelince, bu soylernin ve aldlgt yeni bicirnlerin, en azindan neoliberal anlayism gerekli gordiigii yapisal doniisumler temelinde ger<;ekle~en dunya ekonomisi ile veni burunlesme siirecinde karsilasilan krizlerin olagan karsilanmasma zemin hazirlavarak, bunlann hegemonya bunalnruna donusrnernesinde kritik bir rol ovnadigina ve de oynamaya devam ettigine kusku vokrur.

Kaynakc;a

Akat, A.S. (1983) Alternatif BOyiime Stratejisi , Istanbul: l1eti~im Avcloglu, 0.(1969) TOrkiye'nin DOzeni, Ankara: Bilgi.

Aytur, M. (1971) TUrk Iktisat Tanhi 1923-1968, Teksir.

Barkey, H. (1990) The State and the Industrialisation Cri<;is, Westwiev Press. Basar, A. H. (1945) AtatOrk'le 01; Ay, Ankara: AITIA

Bianchi, R. (1984) Interest Groups and Political Development in. Turkey, Princeton University Press.

Birtek, F. (1985) "The Rise and Fall 01 Etatism in Turkey, 1932-1950", Review, 8(3) Boratav, K. (1983) "TOrkiye'de PopOlizm 1962-1976" Yaplt,1

Buci-Glucksmann, C. (1980) Gramsci and the State, London: Lawrence & Wishart.

Bugra, A. (1994) State and Business in Modem Turkey: A Comparative Study, State University 01 New York Press.

Ebiri, K. (1980) "Turkish Apertura", METU Studies in Development, 7 (3-4)

ESEKH (1965) Karma Ekonomide Planlama ve Ge/i§me, Istanbul: Ekonomik ve Sosyal EtUdler Konferans Heyeti (ESEKH).

Esin, P. (1974) TOrkiye'de I§veren Sendikaclllgl, AU, SBF.

ESO (1981) Eski§ehir Sanayi Odasmm On Y,I, ve MOmtaz Zeytinoglu, Istanbul Eskisehlr Sanayi Odasi Yaynu, No.1B.

Golding, S. (1992) Gramsci's Democratic Theory: Contributions to a Post-Uberal Democracy, University 01 Toronto Press,

Gramsci, A. (1971) Selections from the Prison Notebooks, London: Lawrence & Wishart. Gray, J, (1990) "Conservatism, Individualism and the Pc.litical Thought of the New Righf, Clark, J. (der.), Ideas and Politics in M(j(jem Britain, Macmillan.

Gray, R. (1977) "Bourgeois Hegemony in Victorian Britain" Bloomfield, J,(der.), Class, Hegemony and Party, London: Lawrence &·Wishart.

Hall, S. (19130) "Popular Dernocratic vs Authoritariaf'l Populism" Hunt, A. (der.), Marxism and Democracy, London: Lawrence & Wishart.

Heper, M. (1976) "Political ~.lodemisation as Rellected in Bureaucratic Change: The Turkish Bureaucracy and a 'Historical Bureaucratic Empire Tradition", Intemational Joumal of Middle East Studies, 7.

Heper, M, (1985) The State Tradition in Turkey, Walkington-England: Eothen. Insel, A. (1990) TDrkiye Toplumunun Bunehmt, Istanbul: lletlsim,

Karpat, K, (1959) Turkey's Politics: The Transition to a Multi·Party System, Princeton University Press.

Karpat, K. (der.) (1963) Political and Social Thought in the Contemporary Middle East, Praeger.

Kepenek, Y. (1984) TOOOye Ekonomisi, Ankara.

Keyder, C, (1979) "The Political Economy of Turkish Dernocracy", New Left Review, 115. Keyder, C. (1987) State and Class in Turkey, London: Verso.

Keyder, <;. (1988) "Class and State in the Transformation of Modern Turkey", Halliday, H.Alavi (der.), State and Ideology in the Middle East and Pakistan, Monthly Review Press.

K1ra9, C. (1995) Amlanmla Patronum Vehbi Kot;, Istanbul: Milliyet.

Kuruy, B. (1987) Mustafa Kemal Doneminde Ekonomi, Ankara: Bilgi.

Kuru<; . B. (der) (1993a) Belgelerle TOrkiye Iktisat Politikasl, 2 (1933-1935), Ankara:A.O, SBF.

Kuruc, B. (1993b) "Sunus" Kuruc;, B. (der.) Belgelerle TOrkiye Iktisat Politikasl, 2 (1933- 1935) ic;inde.

Mardin, ~. (1977) 'Religion in Modem Turkey", International Social Science Journal, 29. Mardin, ~.(1978) "Youth and Violence in Turkey", Archives Europeennes de Sociologie, 19. Marx, K. (1843) : "Contribution to the Critique of Hegel's Philosophy of LaW', Marx &Engels, Collected Works, Vo1.3, Progress,1975.

Milor, V. (1989) : "A Comparative Study of Planning and Economic Development in Turkey and France: Bringing the State Back In", PhD. Dissertation, University of California, Berkeley.

Milar, V. (1990) : "The Genesis of Planning in Turkey", New Perspectives on Turkey, 4. OngOt, 1.(1967) "The Private Sector in the Rve Year Pian", Itkin, S ve lnanc.E, (der.), Planning in Turkey, Ankara: METU.

Onis, Z. (1992a) "The East Asian Model Development and the' Turkish Case : A Comparative Analysis", METU Studies in Development, 19 (4).

Oni~, Z. (1995) "International Context, Income Distribution and the State Power in Late Industrialisation: Turkey and South Korea in Comparative Perspective", New Perspectives on Turkey, 13.

SChick, I ve Tonak, A. (1981) "The Political Economy of Quicksand: International Finance and The Foreign Debt Dimension of Turkey's Economic Crisis", Insurgent Sociologist, 10 (3).

SPO (1973) New Strategy 1973-1995, Ankara: Prime Ministry, Republic of Turkey.

SOnmez, A. (1967) .. The Re-Emergence of the Idea of Planning and the Scope and the Targets of the 1963-1967 Plan" in ilkin,S ve Inarn;,E. (der.), Plarming in Turkey, Ankara:

METU.

Sunar, I. (1985) "Demokrat Parti va PopOlizm~ Cumhuriyet DOnemi TUrkiye Ansiklopedisl, Ci1l8.

Tekeli. i ve Ilkin,S. (1977) 1929 DOnya Buhramnda TOrkiye'nin Iktisadi Polivka AraYI$lan, Ankara: ODTO .

. Tekeli, I ve itkin,S. (1982) Uygulamaya Geqerken TOOOye'de Dev/et9iligin Olu$umu, Ankara:

ODTO.

Tirnur, T. {1968) ro« Devrimi: Tarihi Anlaml ve Felsefi Teme/i, A.O., SBF. Turner, B. (1978) Marx and the End of Orientalism, London: Allen & Unwin.

TOBB (1966) TOr'Kiye'de Ozel Sekt6r ve Kalkmma, Tiirkiye Odalar ve Borsalar Birligi, Ankara.

Uras, G. (1968) Sanayiciler ~in Te$vik Tedbirleri, Istanbul: ISOD.

Yalman, G. (1985) "24 Ocak Kararlan ve TOrkiye'nin 'Batl ile BOtonte~rne'si", Iktisat, Ocak.