You are on page 1of 501

t.

AYKUT KANSU 19551te Münih'te doğdu. 1973te ODTCrde başladığı siyaset bilimi eği-
timini 1977de Boğaziçi Üniveısitesi'nde tamamladı. Doktora eğitimini ABD'de MİT-
Cambridge'de yaptı. 1987"de New Perspeciives on 1urkey delgisinin kurucu editörlü-
ğünü yaptı. 1991'den beri ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde öğ-
retim üyesidir. Yakın dönem Türk siyasal hayatı üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
1908 Devrimi, İngilizce olarak Hollanda'da J.Brill (Leiden) Yayınevi'nce yayın-
lanacaktır.

İletişim Yayınları 2 7 8 • A r a ş t ı r m a - I n c e l e m e Dizisi 5 2


ISBN 9 7 5 - 4 7 0 - 5 0 9 - 7
© 1 9 9 5 İletişim Yayıncılık A. Ş.
1. BASKI 1 9 9 5 , İstanbul

KAPAK Ü m i t Kıvanç
DtZGl Haluk Karabatak
UYGULAMA H ü s n ü Abbas - Suat Aysu
; DÜZELTİ Ayda Erbal
KAPAK BASKISI Sena Ofset
İÇ BASKI ve CİLT Şefik Matbaası

iletişim Yayınları
Klodfarer Cad. İletişim H a n No. 7 Cağaloğlu 3 4 4 0 0 İstanbul
Tel: 2 1 2 . 5 1 6 2 2 6 0 - 6 1 - 6 2 • F a x : 2 1 2 . 5 1 6 1 2 5 8
AYKUT KANSU

1908 Devrimi
Elusive Transformation:
The Revolution of 1908 in Turkey

ÇEVİREN Ayda Erbal


IÇINDEKILER

Önsöz .'. ıx
BİRİNCİ BÖLÜM
Türk Tarihçiliğinde 1908 Devrimi Üzerine Birkaç Söz 1
İKİNCİ BÖLÜM
1906-1907 Vergi Ayaklanmaları: 1908 Devrimi'ne Giriş....... 35 '
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
23 Temmuz 1908 Devrimi 97
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Eski Rejimin Düşüşü ve Yeni Rejimin Kuruluşu 155
BEŞİNCİ BÖLÜM
Yeni Rejime Muhalif Güçler 217
ALTINCI BÖLÜM
1908 Genel Seçimleri 271
EK 1
1908 Genel Seçimleri 357
EK2
Meclis-i A y a n Üyeleri 429
Bibliyografya 443
Dizin ; 465
\ \
i
"Bugün 23 Temmuz - eski 10 Temmuz. Meşrutiyet
bayramı, yavrum. Onyedi sene evvelki bugün Basra
körfezinden Adriyatik denizine kadar bütün bir bü-
yük vatan bu sihirkâr kelimenin tesir-i füsunu ile tit-
remişti. Meşrutiyet, Sultan Hamid'in korku bilme-
yen istibdadını yıkabilen İttihat ve Terakki'nin
memlekete bahş ve ihda ettiği bu yeni idare ne
emellerle, ne ümitlerle tev'em olarak doğmuştu!
Dahilde nihayetsiz buhranlar, vatandaşların ve kar-
deşlerin vücuda getirdikleri buhranlar, haricin niha-
yetsiz entrikaları bu emelleri birer birer söndürdü.
Memleketin asırlardan beri görmediği bir namuskâr
idareyi tesis etmek için gece gündüz çalışan bizler
her dakika karşımızda ne mâniler, ne engeller gör-
dük! Her mağlubiyet, her ümidin sukutu kalbimizin,
benliğimizin bir parçasını beraber götürdü. Fakat
bu memleket efradına insan gibi yaşamak hakkını
ve hattâ hissini biz verdik. Türk milletini, Türk mef-
kûresini İttihat ve Terakki doğurdu. Bununla, ve ba-
şımızı arkamıza çevirdiğimiz zaman e f al ve harekâ-
tımızda namustan, istikametten, hubb-u vatandan
başka bir saik görmemekle iftihar ediyoruz. Bu bi-
zim en büyük zevkimizdir. Bugün memleketi idare
edenler âtiyen şöyle dursun, hâlen bile bunu söyle-
yemezler! Bu hususta insanı ürpertecek bir rücu var.
Dünün ve bugünün tarihini yazacak olan senin bîta-
raf neslin, ümit ederim ki, hâdisatı hakikat aynasıy-
la görecek ve bu devrin çok muğlak ve müşevveş
olan tarihini bihakkın yazacaktır."

23 Temmuz 1925, Perşembe


MEHMED CAVİD BEY 1

]. Mehmed Cavid, Şiar'ın Defteri [Yayma hazırlayan Şiar Yalçın] (İstanbul: İleti-
şim Yayınlan, 199"5), s.126.
ÖNSÖZ

Her ünlü ressam gibi, 1901 yılında yoksulluk içinde ölecek


olan Paul Gauguin, her şeyi geride bırakarak 1895 yılında
-ikinci ve son defa- Tahiti'ye gittiğinde, orada yaptığı re-
simlerden birine çok manidar bir isim verdi: "D'oü venons-
nous? Que sommes-nous? Oü alloııs-nous?" ["Nereden Ge-
liyoruz? Kimiz? Nereye Gidiyoruz?"] 1897 yılında yaptığı
bu resmin bçnim üzerimde oldukça derin bir etkisi var.
Başka sanat dallarında ve resimde başka dönemlerde oldu-
ğu gibi, İzlenimcilik akımı koleksiyonu açısından da çok
zengin olan Boston Museum of Fine Arts'da Paul Cezanne-
lar, Edgar Degaslar, Vincent Van Goghlar, Claude Moneller,
Camille Pisarrolar, Pierre Auguste Renoirlar, Alfred Sisley-
lcr ve diğerleri arasında tüm bir duvarı kaplayan bu büyük
tablo on küsur yıl boyunca sık sık ziyaret edip karşısında
uzun dakikalar geçirdiğim bir eser. Renklerinin zenginliği
ve yapılışındaki ustalığın yanısıra, beni müzeyi her gezişim-
de kendine çeken en temel özelliği Gauguin'uı sorduğu bu
soru olmuştu.
Bu soru beni de son derece yakından ilgilendiriyordu; çün-
kü ben de o sıralar, başka bir bağlamda, aynı soruyu modern
Türkiye tarihini incelerken sormaktaydım: "Nereden Geliyo-
ruz? Kimiz? Nereye Gidiyoruz?" Bu sorulara o zamana kadar
verilmiş olan alışılagelmiş yanıtlar beni tatmin etmekten
uzaktı. Edward H. Carr'ın söylediği gibi, verdiğimiz yanıtla-
rın sorduğumuz sorulara bağlı olarak şekillendiğini kabul
edersek, bu soruların yanıtının da o zamana kadar verilmiş
olan yanıtlardan farklı olması gerektiğini düşünmekteydim.
Modern Türkiye tarihi üzerine sorduğum sorulara yanıt
bulmam yıllarımı aldı. En masum ve yanıtlanması kolay gi-
bi gözüken soruların yanıtlarının hiç de kolaylıkla verile-
mediğini bana yaşadığım tecrübeler gösterdi. Akademik -ya
da başka bir deyimle, 'bilimsel'- bakış açılarının şekillendir-
diği açıklama tarzları ile benim sorularım arasında bir
uyum tutturmak çoğu zaman mümkün değildi. Benim
açımdan son derece önemli ve sorulması gerekli olan soru-
lara akademik çevrelerce verilen yanıtlar merakımı gider-
mekten uzaktı. Akademik yaşamının yarısını düzenli olarak
State University of New York at Binghamton'da geçiren
Çağlar Keyder ve University of Massachusetts at Boston'da
tarih profesörlüğü yapan Feroz Ahmad ile yıllar süren gö-
rüşmelerimiz sonunda vardığımız nokta, tezlerimin ilginç'
olduğu, fakat kabul edilmesi için yeterli kanıt olmadığı yö-
nündeydi. Kütüphanelerdeki araştırmalarım sonucu buldu-
ğum kanıtlar resmî tarih anlayışı ile onun çeşitlemelerine
uygun düşmediği oranda 'kamt' sayılmıyordu. Olguların
kanıt sayılabilmesi için gereken kıstas acaba neydi?

Önce kendimi, sonra da başkalarını bu olguların anlamlı


olduğuna inandırabilmem ve tezimi desteklemek—ya da
karşıt tezi çürütebilmek—için yeterli ve kabul edilebilir ha-
le getirebilmem için belki olabildiğince fazla kanıt topla-
mam gerekiyordu. Bu konuma düşürülmüş olmam sonucu
neredeyse bir 'olgu fetişisti' haline geldim! Kaldırıp altına
bakmadığım taş neredeyse kalmadı. Bakamadıklarım ise be-
ni bugün bile rahatsız ediyor.
Olguları en rahat bir biçimde - n e yazık ki- yurtdışında
toplayabildim. Dünyanın en büyük birkaç kütüphanesin-
den birine sahip olan Harvard University ile organik bağı-
mın olması ve doktora eğitimimi yaptığım Massachusetts
Institute of Technology'de istediğim her imkâna sahip ola-
bilmem sonucu isteyip de göremediğim çok az belge, gaze-
te, kitap, broşür, harita, vesaire kaldı. Bana bu ayrıcalığı son
derece doğal bir şekilde sağlayan Harvard University'de The
Harry Elkins Memorial Library ve Lamont Library, Harvard
I Business School'da Baker Library, Massachusetts Institute of
Technology'de Charles Hayden Memorial Library ve Dewey
Library ile Boston'da Boston Public Library çalışanlarına te-
li şekkür borçluyum. Bu kütüphanelerdeki kaynaklar olma-
ı saydı yaptığım çalışma çok verimsiz kalabilecekti. Bu kü-
j tüphanelere ek olarak, Washington'daki Library of Cong-
| ress bulamadığım kaynakları en kısa sürede bana sağladı.
• Friedrich Ebert Vakfı'nm verdiği bir bursla 1991/1992 Kı-
şı'm Almanya'nın değişik şehirlerindeki kütüphane ve ar-
şivlerde geçirdim. Bonn'daki Bundesarchiv'de Alman Dışiş-
leri Bakanlığı'nın arşivlerini taradım ve PTT'nin dikkatsizli-
ği yüzünden Ankara'da kaybedilecek olan oldukça çok ye
önemli belge buldum. Bunların ne yazık ki çok az bir kısmı
kitaba girebildi. Potsdam'daki konsolosluk raporlarında
Türkiye'nin ekonomik durumuna ilişkin -daha önce Şevket
Pamuk'un da görmüş olduğu- epeyce belgeye baktım. Fa-
kat bu kitap açısından en yararlı bilgileri Berlin'deki Ameri-
ka-Gedenkbibliothek'den sağladım. Bu kütüphanedeki Ber-
lin gazeteleri koleksiyonundan merakımı tatmin edecek
miktarda gazeteye bakabildim. Yine Berlin'deki Staatsbibli-
othek PreuBischer Kulturbesitz ve Humboldt-Universitât
kütüphanelerinde eksiklerimi tamamlayan kaynaklar bul-
dum. Ankara'daki Amerikan Kütüphanesi'nde bulunan
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı arşiv belgele-
i - .
I . ' xı
rini kullanmamda bana çok yardımları dokunan kütüpha-
necileri anmadan geçemeyeceğim. Keza, Orta Doğu Teknik
Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi kütüphanelerinde gör-
düğüm hüsnükabule teşekkür ederim. Ankara'daki Türkiye
Büyük Millet Meclisi Kütüphanesi, Milli Kütüphane ve
Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi de kullanabildiğim -kü-
tüphaneler arasında yer aldı.
Freie Universitât Berlin ve Münih'te Ludwig-Maxımilian
Universitât bana fikirlerimi Türkiye üzerine çalışmalar ya-
pan öğrencilerine anlatma ve tartışma olanağı sağladı. Aka-
demik tartışma ortamının oldukça kısıtlı olduğu gözönüne
alınırsa, bu fırsatların batıa sağlanmasında çok önemli rol-
leri olan Freie Universitât Berlin profesörlerinden Barbara
Kcllner-Heinkele ve Ludwig-Maximilian Universitât profe-
sörlerinden Suraiya Faroqhi'ye teşekkür etmeyi özellikle
. bo.rç bilirim.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yö-


netimi Bölümü'ndeki öğrencilerim, gösterdikleri ilgi ve me-
rakla, bu kitabın bir an önce basılması için beni her fırsatta
sıkıştırdılar. Eğer Gauguin'in "Nereden Geliyoruz? Kimiz?
Nereye Gidiyoruz?" sorusunu öğrencilerim de aynı merakla
sormaşalardı, bu kitabın basılmasının pek de önemi olma-
yacaktı. Bu soru çok önemli; çünkü eğer bu soruları sormu-
yor olsaydık, 1908 Devrimi'nin ne olduğunu belki hâlâ an-.
tayabilmiş olmayacaktık. Birçoğumuz, tıpkı Amerikalıların
4 Temmuz'u, Fransızların 14 Temmuz'u gibi, bizim de bir
23 Temmuzumuzun olduğunu ve biı günün bir zamanlar
'Hürriyet Bayramı' olarak kutlandığını bilmiyor. 'Bir zaman-
lar' bugün bize sanki çok uzakmış ve gerçek değilmiş gibi
geliyor. Oysa ki, Türkiye'de 1908 Devrimi'ni gerçekleştiren-
ler, 8 Temmuz 1909 günü kabul ettikleri bir yasa ile 10
Temmuz'u -yani, 23 Temmuz'u- bayram olarak ilân etnıiş-

xıı
ler ve 'Hürriyet Bayramı' olarak kutlanmasını gelenek hali-
ne getirmişlerdi.2
Fakat gelenekler yıkılmak içindir. 'Hürriyet Bayramı' ge-
leneğini yıkmak da 1908 Devrimi ile kurulan liberal de-
mokratik rejimin yerine 29 Ekim 1923 tarihinde başka bir
siyasal rejimi yerleştiren Kemalistlere nasib oldu. Başvekil
İsmet İnönü Türkiye Cüriıhuriyet Başvekâlet Muamelât
Müdürlüğü Sayı 6 / 1 4 3 3 ve 13 Mayıs 1935 tarihli yazısı ile
'Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun Layiha-
sı'm Meclis'e sunduğunda gelenek sona ermişti. Bu layiha
gerekçesinde şunları okuyoruz: "Bütün Türk vatandaşları-
nın müştereken en derin sevinç heyecanı duydukları gün
şübhesizdir ki Cümhüriyetin ilân edildiği gündür. Çünkü
Türk milleti benliğine o gün kavuşmuş ve Türkiyenin te-
rakki ve yükselme devri o gün başlamıştır. Hususî düşünce-
si ve akidesi ne olursa olsun her vatandaşın beraberce bay-
ram ellikleri ulusal gün o gündür. Onun için kanunun
maddesile fsicj yalnız 29 birinci teşrin [Ekim] günü ulusal.
bayram günü olmak üzere kabul edilmiştir."3 18 Mayıs'ta
Dahiliye Encümeni'ne havale edilen layiha, 25 Mayıs'ta Da-
hiliye Encümeni'nin mazbatası ile birlikte Meclis'e geldi ve
27 Mayıs'taki Otuzbirinci İnikad'ta tasan kısa bir görüşme-
den sonra ikiyüzellibir oyla kabul edildi.4 Bu yasanın Dör-
düncü Maddesi ile "25 Haziran 1324 [8 Temmuz 1909] ta-
rihli, 23 Nisan 1337 [1921] tarih ve 112 numaralı, 24 llk-

2 2 5 Haziran 1 3 2 4 / 8 Temmuz 1909 tarihli, "Her Sene On Temmuz" [23 Temmuz I


Tarihinin Âyacl-ı Rcsmtyc-i Osmaniye'den Addine Dair Kaııün," Döstuı; İkinci
Tertip, Cilt 1: 10 Temmuz 1 3 2 4 - 2 9 Teşrin-i Evvel 1 3 2 5 (İstanbul: Matbaa-i
Amire, 1 3 2 9 11913]), s.351.

3 S. Sayısı: 130, "Ulusal Bayram vc Genel Tatiller Hakkında Kanun Layihası ve


Dahiliye Encümeni Mazbatası ( 1 / 1 8 4 ) , " Türkiye Büyük Millet Mecİtsi Zabıt Ce-
ridesi, Devre: 5, Cilt: 3 [2 Mayıs-30 Mayıs 1 9 3 5 ] (Ankara, 1 9 3 5 ) içinde.

4 Kanun hakkındaki görüşme için bkz., "27 Mayıs 1 9 3 5 , Otuzbirinci lnikad,",


Türkiye Büyük Mileı Midisi Zabıt Ceridesi, Devre: 5, Cilt: 3, ss.302-304.
teşrin [Ekimi 1339 [1923] tarih ve 362 numaralı, 19 Nisan
1341 [1925] tarih ve 628 numaralı, 1 Nisan 1926 tarih ve
795 numaralı kanunlarla, 2 Ikincikânun [Ocak] 1340
[1924] tarih ve 394 numaralı Hafta Tatili Kanunu'nun bi-
rinci maddesinin son fıkrası kaldırılmıştır."5
Oysa ki, Ittihad ve Terakki Çemiyeti'nin hayatta kalabi-
len kadrosunun Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından li-
berallikle suçlanarak asıldığı 1926 yılından sonra bile
'Hürriyet Bayramı' aynı coşkuyla olmasa bile hâlâ kutlana
gelmekteydi.
1929 yılında M illiyet gazetesi bayram hakkında şunları
yazıyordu: "23 Temmuz Bayramı münasebetiyle Ankara
fevkalâde bir surette donanmıştır. Tenvir edilen binalar ara-
sında bilhassa Hukuk Mektebi, yeni Ziraat Bankası binası
çok göze çarpıyordu. Hilâliahmer tarafından gece Marmara
Parkı'nda verilen garden-parti çok muntazam olmuş, Anka-
ra'nın ileri gelen mahafiline mensup bir çok aileler iştirak
etmişlerdir. ... Gazi Hazretleri de garden-partiye iştirak et-
mişler ve eğlenceye şeref vermişlerdir. ... Sabaha kadar de-
vam eden garden-partide atılan havai fişenkleri şehrin her
tarafından görülmektedir. Şehirde halk sokaklarda dolaş-
maktadır. Eğlence mahalleri doludur."6
1930 yılındaki kutlamaları veren Akşam gazetesi bir bakı-
ma gelecek günlerin habercisiydi: "Yirmiiki sene evvel bu-
gün meşrutiyet ilan edilmiş ve hürriyet yoluna doğru ilk
adım atılmıştı. 10-23 Temmuz bir inkılâbın başlangıcı ol-
makla beraber bu inkılâp tam değildir. Hakiki hürriyet ve
inkılâp adımlar ancak büyük Gazi'nin rehberliği altında
atılmıştır. Bununla beraber 10-23 Temmuz daima hatırda

5 Kanun No.2739, 2 7 Mayıs 1 9 3 5 tarihli "Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hak-


kında Kanun," Düstur, Üçüncü Tertip, Cilt 16, s . 1 1 7 1 .
6 "Son Haberler," 2 4 Temmuz 1 9 2 9 , Çarşamba, Milliyet, s.l.

xiv
tutulacak bir tarihtir. Bugün bu münasebetle resmî daireler
kapalıdır ve her taraf bayraklarla donanmıştır."7
Milliyet gazetesi 1932 yılında 23 Temmuz'un yirmibeşinci
yılına girmesini coşkuyla anıyordu: "Bugün uzun seneler
devam eden mukadder ızdırap ve mücadelelere rağmen,
milletin kendisine selamet yolunu açmağa muvaffak olduğu
günün yıldönümüdür. 10-23 Temmuzun Türk tarihindeki
yeri, milletin sözünü ilk defa yükselttiği ve dinlettiği gün
olmasındadır. Hepimiz yirmibeş sene evveli ve o günkü se-
vinci hatırlarız. Şu var ki, memleket bu yirmibeş sene için-
de başka hiçbir memleketin görüp geçirmediği en müthiş
badireleri, en kanlı maceraları gördü, geçirdi. Emsalsiz can-
lılığı ve kahramanlığı ile yaşadığı en kara günlerde bile
ümidini kaybetmedi ve azmi onun asil varlığının yükselece-
ği yolun başına getirdi. Her gün bizden ne kadar uzaklaşsa
da, biz 10-23 Temmuz'un hamlesini daima tebcil edece-
ğiz."8 24 Temmuz tarihli Milliyet ise bayramın nasıl kutlan-
dığını anlatıyordu: "Türkiye'de istibdada nihayet veren mil-
lî hareketin ilk adımı fiilen atıldığı günün, 10-23 Temmuz
gününün, yirmibeşinci yıldönümü dün istanbul'da ve
memleketin her tarafında tesit edilmiştir. Bu münasebetle,
şehrin her tarafı, binalar, vapurlar, tramvaylar, vesair nakil
vasıtaları bayraklarla donatılmış, gece resmî binalarda ten-
virat yapılmıştır. Devair ve müessesatı resmiye ile millî ban-
kalar ve müessesatı maliye de dün tatil yapmışlardır."9
Cumhuriyet Halk Fırkası'nın yarı-resmî yayın organı
Cumhuriyet 1933 yılındaki 23 Temmuz Hürriyet Bâyramı'nı
okurlarına şöyle duyuruyordu: "Bugün Hürriyet inkılâbının
yirmibeşinci yıldönümü. Bir çeyrek asır evvel hürriyetine

7 " 1 0 - 2 3 Temmuz," 2 4 Temmuz 1 9 3 0 , Perşembe, Aksam, s . l .


8 "10-23 Temmuz," 2 3 Temmuz 1932, Cumartesi, Milliyet, s . l .
9 "Dünkü Bayram," 2 4 Temmuz 1932, Pazar, Milliyet., s.6.
ve istiklâline eşeren {sic, erişen] Türk milleti, Avrupa'da ça-
lışan münevverlerin ilhamile [sic], Saray ve saltanat istibda-
tına ilk darbeyi o gün vurmuştur. O gün: 10 Temmuz
[l]324-23 Temmuz 1908. O gün bugün, millî hakimiyet ve
millî istiklâl, zaman zaman, içeriden ve dışarıdan sinsi veya
açık tehditlere, hücumlara uğradı. Fakat Gazi Mustafa Ke-
mal haricî düşmanlara karşı millî istiklâli, dahilî düşmanla-
ra karşı da millî hürriyet ve hakimiyeti temin ederek mille-
tin iradesini sarsılmaz temeller üzerine kurdu, inkılâbımıza
en geniş hudutları içinde yepyeni bir yol açtı. ... Milletin
hürriyetine bipâyan olmaktan başka hudut tanımayan Ga-
zile [sic] birlikte, bugün 1908'de tohumu atılan bir inkılâbı
yetiştirmek, büyütmek, kocaman bir çmar gibi yükselterek
dallarının gölgesinde halka rahat ve huzur vermek, geniş
nefes aldırmak için çalışıyoruz. Siyasi rüştümüzün en bü-
yük hedeflerinden biri de budur." 10
1934 yılında artık Hürriyet Bayramı'njn kutlanması habe-
ri Milliyet gazetesinde eski günlerdeki gibi coşkuyla ve bi-
rinci sayfadan verilmiyordu: "Bugün 23 Temmuz millî bay-
ramıdır. Bu münasebetle bugün resmî daire ve müesseseler
kapalı bulunacak, şehir donatılacak, küçük mektepliler Hi-
mayeietfal rozeti dağıtacaklardır."11 24 Temmuz tarihli Mil-
liyet, bayramın artık heyecanını yitirdiğine kanıt oluştura-
cak şu gözlemi yapıyordu: "Hava sıcak olduğu için halk ta-
tilden istifade ederek sayfiye ve gezme yerlerine gitmiş-
tir."12
1935 yılında 23 Temrrçuz artık 'Hürriyet Bayramı' değildi.
Artık yetişecek kuşaklar o günden sonra 23 Temmuz'uıı
Türkiye'de kutlanılan bir gün olduğunun farkına bile var-
mayacaktı. Yarı-resmî Cumhuriyet gazetesi son fırsatı kaçıı-

10 "23 Temmuz: Hürriyet Bayramı.'' 2 3 Temmuz 1 9 3 3 , Pazar, Cumhuriyet, s. 1.

I i "Müteferrik Haberler," 2 3 Temmuz 1934, Pazartesi, Milliyet, s..5,


12 "Şehir Haberleri," 24 Temmuz 1934, Salı, Milliyet, s.3.
mayarak timsdh gözyaşlarını esirgemedi: "23 Temmuz, bu
yıla gelinceye kadar, ulusal bayram günlerinden biri idi, fa-
kat tatil ve bayram günlerini tayin eden yeni kanunda, 23
Temmuz ulusal bayramlar arasından çıkarılmıştır. Onun
için, bugün, her sene yapılması mutad olan bayram töreni
ve kutlaması yapılmayacaktır. Bayram yapılmamakla bera-
ber, 23 Temmuz ulusun saltanata karşı ayaklandığı, kuvve-
tini gösterdiği ve hakkını kurtardığı bir gün olduğu için.
Türkün hatırlanmağa değer tarihî günlerinden biridir."13

Bu kitabın ortaya çıkmasında çok kimsenin emeği geçti. İlk


.sırada İletişim Yaymevi'nin Ankara temsilcisi Tanıl Bora'nııı
adını anmam gerekiyor. Beni profesyonel bir yayımcı olarak
sürekli sıkıştıran, tanıdığı mühletleri aşınca'gerekli önlem-
leri alarak işin tavsamasına izin vermeyen ve zorunlu ola-
rak tatsız olan bu işi hiçbir tatsızlığa meydan vermeden ger-
çekleştiren oydu. Geçen yaklaşık bir yıllık süre bana sağlam
bir dost kazandırdı.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ndeki lisans eğitimim sıra-
sında hocam olan Selim İlkin bu çalışmanın bir bakıma 'fi-
kir babası' sayılabilir. Kendisinin ve İlhan Tekeli'nin mo-
dern Türkiye tarihi üzerine yaptıkları ortaklaşa çalışmalar
benim için erişilmesi zor, ama gerekli birer hedef olarak her
zaman karşımda durdu. Benim çalışmalarıma gösterdikleri
ilgi ve sürekli teşvik en sonunda onları bıktırmadan sonuca
ulaştı. Böylelikle, büyük bir sorumluluktan kendimi kurtar-
mış oluyorum. Yaptığım işin hemen hemen her aşamasında
benden eleştirilerini esirgemediler. Eğer bu eleştirilerin bir
kısmım dinlemediysem ve onların yorumlarına katılmadıy-
sam -yani, 'akl-ı selim'e uymadıysam- bu benim dik başlılı-
ğımdan kaynaklanıyor.

13 " 2 3 Temmuz," 23 Teııııııuz 1935, Salı, Cumhuriyet, s.l.


Bana bu çalışmayı ortaya çıkarma azmini veren ve beni
etkileyen iki isim daha vermem gerekirse, hiç kuşkusuz bu
iki isim University of Massachusetts at Boston profesörle-
rinden Feroz Ahmad ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi profesörlerinden Sina Akşin olacak. Her ikisi de
yaptığım çalışmaya destek vermekle beraber, sonuçlarından
hoşnut olmadılar. Eğer Sina Akşin, Feroz Ahmad'in Arling-
ton'daki evinde bana yıllar önce yarı şaka, yarı ciddi, "şu te-
zini bitir de bir görelim" demeseydi belki de bu işe azimle
sarılmayacak ve bir 'olgu fetişisti' olmayacaktım. Her ikisini
de anlattığım hikayeye inândırabilmek uğruna epeyce cefa
çektim. Dolayısıyla, onlarsız bu noktada olamazdım.
Beni maddî ve manevî olarak destekleyen hocalarım ara-
sında Massachusetts Institute of Technology profesörlerin-
den Suzânne Berger ve Philip S. Khoury ile Harvard Uni-
versity profesörlerinden David S. Landes'i anmadan geçe-
meyeceğim. Başa çıkılmaz boyutlara ulaşan tezi yazarken
bana destek olmasalardı belki de umutsuzluğa kapılıp yan
yolda projeden vazgeçerdim. 1908'den başlayarak 1950 yılı-
na kadar getirmek istediğim hikayeyi Suzanne Berger ağırlı-
ğını kullanarak 1930 yılında kestirmeseydi hâlâ tez yazıyor
olabilirdim ! Ve eğer, kelimenin gerçek anlamıyla bir bilim
adamı olan Fatma Mansur Coşar ve Orta Doğu Teknik Üni-
versitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyelerinden Huricihan
Islamoğlü-lnan beni zorlamasalardı, bu tez Massachusetts
Institute of Technology'nin tozlu raflarında bitkisel hayata
geçmiş olabilirdi.
. Bu çalışma, 1990 yılında Massachusetts Institute of Tech-
nology, Department of Political Science tarafından kabul
edilen doktora tezinin yaklaşık beşte birinin genişletilmiş
kısmıdır. Bu beşte birlik bölümü İngilizceden çeviren öğ-
rencim Ayda Erbal çok titiz davranarak düzgün bir Türk-
çeyle metni şimdiki durumuna getirdi. Kendisinin profes-
yonel çalışması olmasaydı okunabilir bir metni benim bası-
labilir bir duruma getirmem epeyce zamanımı alabilirdi. Bu
arada, özgün metinde yapılan değişiklik ve eklemeler için
neredeyse bir gönüllü ordusu oluşturan öğrencilerim bana
yardım etti. Mezun olan öğrencilerimden Ali Durhaiı ve Le-
vent Tekinbaş 1908 yılının Türkçe gazetelerini tarayarak
seçimler hakkında daha kapsamlı bilgiler elde etmemi sağ-
ladılar. Mezun olan başka bir öğrencim -Mesut Soydan-
Bahaeddin Şakir'in Milliyet gazetesinde 1934 yılında çıkmış
olan anılarını topladı. Lisans öğrencilerim Albora Aydm ve
Alev Patlak ile Yüksek Lisans öğrencilerim Volkan Aytar,
Seçil Deren, Özgür Gökmen ve Kemal tlikçi büyük bir öz-
veriyle Ankara'daki kütüphanelerde olağan karşılanması
gereken 'işkence'yi göze alarak eksik bilgileri tamamladılar.
Yine Yüksek Lisans öğrencim E Hasan Arol beni şaşırtarak,
yalnızca bu bölümü değil, bütün tezi baştan sona dikkatle
okudu ve benim için son derece faydalı saptamalarda bu-
lundu. Fakat, bana yardım eden öğrencilerim arasında Ayda
Erbal ile birlikte en büyük sorumluluğu taşıyan Haluk Û.
Karabatak oldu. Projenin başlangıcından bitişine kadar be-
nimle birlikte -ve kendi başına- gezmediği kütüphane,
okumadığı kitap, görmediği gazete ve dergi kalmadı. Benim
gözümden kaçanlar hep onun dikkatli ve affetmez gözüne
takıldı, ileride meslektaşım olmasından gurur duyacağım-
dan hiçbir kuşkum yok.
BİRİNCİ BÖLÜM
Türk Tarihçiliğinde
1908 Devrimi Üzerine
Birkaç S ö z

Bu kitapta 1908 Devrimi ve bu Devrim'e giden yolun hikâ-


yesi anlatılmaktadır. Modern Türkiye tarihinde 1908 yılı ilk
defa olarak meşrutî monarşinin kurulduğu, hükümetin yal-
nızca halk tarafından seçilmiş bir meclise karşı sorumlu ol-
duğu ve, dolayısıyla, mutlakiyetçi monarşinin ve mutlaki-
yetçi monarşiye hizmet eden bir sivil ve askerî bürokrasinin
gücünün siyasal süreçten dışlanmaya çalışıldığı bir döne-
min başlangıç noktası olması bakımından son derece
önemlidir. Belleğimizi zorlarsak, Türkiye siyasal tarihinde
1908'den önce böyle bir dönemin olmadığını görürüz.
1876'daki anayasal hareket yalnızca mutlakiyetçi monar-
şiye çeki-düzen veren bit hareketten başka bir şey değildi;
çünkü, amaç buydü ve daha fazlası istenmiyordu. 1876 yı-
lında Padişah tarafından kabul edilen Kanun-u Esasi, Avru-
pa'nın en tutucu anayasaları örnek alınarak hazırlanmıştı
ve hazırlanışmdaki kurumların görüşleri doğrultusunda, si-
yasal gücü monarşi ile bürokrasi arasında paylaştırmaktan .
ibaretti.1 Meclis-i Mebusan'm rolü oldukça kısıtlıydı ve hal-

1 Coşkun Üçok, " 1 8 7 6 Anayasasının Kaynakları," ss.1-25; ve Tarık Zafer Tuııa-


ya, " 1 8 7 6 Kanun-ı Esasisi ve Türkiye'de Anayasa Geleneği," ss. 27-29. Aynen \
km istemlerini bir nebze temsil etse bile, anayasal düzenle-
me içindeki yeri monarşi ve bürokrasiden sonra gelmektey-
di. Meclis'in feshi de Padişah'a tanınmış bir hak olduğun-
dan, çalışmaları üzerinde her zaman bir üst makamın ağır-
lığı ve baskısı bulunmaktaydı, Heyet-i Vükela -yani, Bakan-
lar Kurulu- Meclis-i Mebusan'a değil, doğrudan doğruya
Padişah'a karşı sorumluydu. Zaten, kabine üyeleri atanır-
ken, seçim Meclis-i Mebusan'a değil, Padişah'a bırakılmıştı.
İki meclisli bu anayasal düzende, tüm üyeleri Padişah tara-
fından atanan bir Meclis-i Âyan -yani, Senato- bulunmak-
taydı ki, bu meclisin yetkileri seçimle işbaşına gelen Meclis-
1 Mebusan'dan daha fazlaydı. Kanun-u Esasi'yi yorumlamak
da dahil olmak üzere yönetim üzerinde baskı oluşturabile-
cek bir çok yetki ile donatılmıştı.2
Amaçlan ve yapısı itibarıyla liberal demokratik olmak
bir yana, liberal bile olmaktan çok uzak olan bu anayasal
rejim yine de Sultan Abdülhamid ve bürokrasisinin hoşuna
gitmemiş olacak ki, Türkiye'nin olağanüstü bir durum
içinde -yani, Ruslarla yapılmakta olan savaşla meşgul- ol-
ması, kısıtlı yetkilerini aşma çabasında olan Meclis-i Me-
busan'ı 'tatil' etmek için yeterli neden olarak görülmüş ve
Kanun-u EsaSi, 14 Şubat 1878'de, tozunun silkelenerek
tekrar yürürlüğe konulmak üzere 24 Temmuz 1908'e ka-
dar güvenlik içinde korunacağı bir rafa kaldırılmıştı. İşte,
Türk siyasal hayatında 1908'den önce yaşanmış olan tek
deney buydu ve liberal bir devrim olmaktan çok uzaktı.

bkz., Tarık Zafer Tunaya, "Midhat Paşa'nın Anayasa Tasarısı: Kanun-ı Cedid,"
ss.30-31. 1876'daki siyasal durum ve anayasal hareketle ilgili en önemli kay-
naklardan biri şudur: Robert Devereu*, The First Ottoman Constitutional Peri-
od: A Study of the Midhat Constitution and ParUament
2 Coşkun Üçok, " 1 8 7 6 Anayasasının Kaynaklan," ss.1-25; Bülent Tanör, "Ana-
yasal Gelişmelere Toplu Bir Bakış," ss.17-21; idem, "Birinci Meşrutiyet." Os-
manh-Türk Anayasal Gelişmeleri, 1 7 8 9 - 1 9 8 0 içinde, ss.101-138: ve Tarık Zafer
l'unaya, " 1 8 7 6 Kanun-ı Esasisi ve Türkiye'de Anayasa Geleneği," ss.29-34.
Mutlak padişah ile emrindeki bürokrasi arasındaki çekiş-
me sonucu ortaya çıkmıştı ve 1878'den 1908'e kadar-her
ne kadar Kanun-u Esasi rafa kaldırılmış olsa d a - aynı kav-
ga devam etmişti. Otuz yıllık süre içinde değişen şey bü-
rokrasinin göreli ağırlığının azalarak bunu Sultan Âbdül-
hamid in emrindeki Yıldız Sarayı yönetimine -Mabeyn'e-
kaptırmış olmasıydı.
*Birinci Meşrutiyet' olarak adlandınlagelen ve kısıtlı yet- •
kilerle de olsa halkın seçimiyle oluşan Meclis-i Mebusan,
Saray ile bürokrasi arasındaki güç çekişmesinde herşeyini
kaybeden taraf olmuştu. Fakat, kamuoyunda, bürokrasi ve
Saray karşısında üçüncü bir gücün de olabileceğini, kısa bir
süre için de olsa, kanıtlamıştı. 1908 yılına yaklaşıldığında
da kamuoyunun hatırladığı ve istediği buydu: Halkın özgür
iradesiyle oy vereceği bir seçim sonucu oluşacak bir mecli-
sin, milletin mukadderatına hakim olması.
1908 yılına yaklaşıldığında artık halkın istediği, yetkileri
kısıtlı ve denetim altında tutulan bir meclis ve Padişah'a ba-
ğımlı bir hükümet değil, tam tersine, her türlü yetkiyle do-
natılmış ve Padişah'la bürokrasinin üstünde olan bir meclis
tarafından yönetilmekti. Bu nedenle, 1908 Temmuzunda
başlayan yeni döneme, sanki otuz yıllık 'tatil'den sonra ka-
lındığı yerden tekrar başlanıyormuş gibi, 'İkinci Meşrutiyet'
adı konularak Devrim'in küçültülmesi son derece yanlıştır.
Artık Türkiye otuz yıl öncesinin Türkiyesi değildi. 1876'da
'tepeden' yapılan bir reform hareketi, 1908 yılma yaklaşıldı-
ğında geniş halk kitlelerinin özlemlerine yanıt yermekten
uzaktı. Özellikle, 1905'te kuzey komşu Rusya'da ve 1906'da
doğu komşu İran'da meydana gelen sınırlı devrimler ve bu
devrimler sonucu oluşan meclislerin Türkiye'deki kamu-
oyunu oldukça etkilediğini, Devrim'i gerçekleştirmek için
çalışanların halka dağıttıkları yeraltı bildirilerinden anla-
maktayız. Dolayısıyla, 1908'de istenen, artık bürokrasinin
rolünün garanti altına alındığı bir 1876 Kanun-u Esasisi de-
ğil, halkın gerçek anlamda siyasal sürece katılacağı ve hü-
kümetlerin yalnızca doğrudan seçimle işbaşına gelen Mec-
lis-i Mebusan'a karşı sorumlu olacağı ve bürokrasi ile Sa-
ray'ın yetkilerinin sınırlarının çizileceği yeni bir '1876 Ka-
nuncu Esasisi' idi.
1908 Devrimi'ne İkinci Meşrutiyet' adını koymak ve ta-
rih kitaplarında, sanki monarşist düzen, tamamiyle yıkıla-
cağı ve ortadan kaldırılacağı 1 Kaslîn 1922 tarihine kadar
kesintisiz devam etmişmiş gibi bir tarih dışı anlatım sürdür-
mek -her ne kadar siyasal amaçlara hizmet amacıyla bir
propaganda malzemesi olarak zamanında kullanılmışsa da-
bugün bilimsel değil, ideolojik bir konumu belirlemektedir.
Anayasa hukuku açısından, monarşist rejim -yani, anciett
regime- 1908 yılı Temmuzunda 'tarih' oldu. Yerine kurulan
rejim bir meşrutî monarşi idi ve liberal demokratik bir yö-
netim geleneğini yerleştirme çabasmdaydı.3 Monarşistlerin
1909 ve 1912 yıllarındaki karşı-devrim ve askerî darbe ça-
baları hep bu eski rejimi geri getirme isteğinden kaynaklan-
maktaydı ve amaçlarına ancak Türkiye'nin savaşı kaybedip,
Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin iktidardan düştüğü 1918 yı-
lı sonunda erişebileceklerdi.

, Türk tarih yazımındaki en ateşli tartışmalardan biri, Birinci


Dünya Savaşı öncesi ve sonrası olarak ayrılabilecek iki dö-
nem arasında sürekliliğin mi, yoksa kopukluğun mu oldu-
ğudur. Baskın söylemde bu dönemler 'Osmanlı imparator-
luğu' ve 'Türkiye Cumhuriyeti' olarak kesin çizgilerle ayrıl-

i liu konuda oldukça derli-toplu bir anlatım için bkz., Bülent Tanör, "İkinci •
Meşrutiyet," Oşmanlt-Türk Anayasal Gelişmeleri, 1 7 8 9 - 1 9 8 0 içinde, ss.139-
) 8 3 . Ayrıca bkz., Recai G. Okandan, Amme Hukukumuzun Anahatları, Türki-
ye'nin Siyasi Gelismesi, Cilt 1: Osmanlı Devletinin Kuruluşundan Yıkılışına Ka-
maktadır. Bu: çalışmada, her ne kadar 1908 yılıyla başlayan
dönem ile 1923 yılıyla başlayan dönem arasında doğrudan
bir karşılaştırma yapılmasa da, arka planda her zaman varo-
lan anlayış bu iki dönem arasında kopukluğun olduğudur;
ancak, baskın tarih söylemininin iddia ettiği anlamda değil.
Baskın tarihçilik anlayışına Kemalist ideoloji egemendir.
İster 'bilimsel,1 ister 'resmî' olsun, Türk tarih yazımı bu
ideolojik çerçeve ile sınırlıdır. Bazı örnekleri ne kadar ya-
ratıcı ve göz kamaştırıcı olsa da, Türk toplumsal, siyasal ve
ekonomik târih araştırmaları Kemalist ideoloji çerçevesi-
nin dışına çıkamamıştır. Târih araştırmalarının genel çer-
çevesini -yani, sorunsalını- oluşturması açısından, Kema-
list ideoloji sımsıkı yerinde durmaktadır. Kısacası, araştır-
macının yaklaşımından bağımsız olarak, yapılan hemen
hemen tüm çalışmalar Kemalist ideolojinin kalıpları tara-
fından şekillendirilmektedir. İşin ilginç yanı, bunun yal-
nızca 'Modernleşme Kuramı' ya da 'Bağımlılık Kuramı' gibi
açık-seçik kuramları bilinçli Olarak kullananlar tarafından
değil, aynı zamanda belirgin ve 'tutarlı' bir kuramsal çerçe-
vesi olmayan kişiler tarafından d^ aynı heyecanla ve sorgu-
lanmadan kullanılmasıdır. Sonuçta, bazı sorular akademik
çalışmaların inceleme alanına bile girmemektedir; Bu çalış-
mada, şimdiye kadar sorulmamış bazı sorulara yanıt aran-
maya çalışılmıştır.

Baskın Türk tarih yazımında vurgu her zaman Atatürk'ün


1923 yılında kurduğu cumhuriyet rejimi ile çizgisi belirlen-
miş bir kesin kopukluğun olduğu yönündedir.
Kısaca anlatmak gerekirse, Türk tarihçiliğinin genel ka-
bul görmüş şekline göre, 1923 yılının önemi yalnızca siya-
sal değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsaldır da. Siya-
sal anlamda vurgulanan, yeni rejimle beraber kökten bir
değişikliğin meydana geldiğidir. Yeni rejimin eskisinden ör-
gütlenme ve yapı açısından temelden farklı olduğu söylen-
mektedir. Buradaki esas vurgu, monarşinin -saltanatm-
kaldırılmış olmasıdır. Ekonomik alanda ise, vurgu, yabancı
müdahalenin ortadan kaldırılması ve 'bağımsız' gelişmenin
gerçekleşmesi yönündedir.
Baskm olan bu Türk tarih söyleminde, 1908 yılı önemli
bir dönüm noktası olmaktan çok uzaktır. Hiç de önemsen-
meyen bu tarih, bir devrim olarak nitelendirilmez. Ve, do-
ğal olarak, ortaya çıkan olay '1908 Devrimi' olarak anılmaz
da, İkinci Meşrutiyet'in İlâm' olarak adlandırılır. 1908'den
sonra siyasal ve ekonomik yapıda - v e toplumsal yapıda- -
gerçekleşen değişiklikler küçümsenirken, bu dönemde bü-
rokrasinin modernleşmesi -hem askerî, hem de sivil, ama,
özellikle, askerî bürokrasinin yenileşmesi- göklere çıkarılır.
Alışılagelmiş tarihçilikte 1908 Devrimi, bir bakıma, 'mo-
dernleşme' ya da 'batılılaşma' yolunda yalnızca cılız bir baş-
langıç olarak görülür. • . '
İddiaya göre, gerçek değişiklik 1923 yılında 'Kemalist <
Devrim' ile geldi. Yanlışlıkla 'devrim' olarak nitelenen
'Cumhuriyet'in ilânı' ile beraber Türkiye'nin önünde açılan
yeni dönemde Kemalist reformların ülkeyi modernleştirdiği
ve yepyeni -modern ve batılı- bir Türk devleti ve toplumu
yarattığı söylenmektedir; sanki, daha önce batılı bir toplum
yaratılmamış ve/veya buna teşebbüs edilmemiş gibi.
Kemalizmin ideolojik damgası o derece belirgindir ki, ta-
rihçiler 1908 değil de, 1923 yılım çağdaş Türkiye'nin siya-
sal ve ekonomik tarihine başlangıç olarak kabul ederler.
Eğer geçmişle bir karşılaştırma yapılırsa -ki bu pek alışıl-
mış değildir- bu yalnızca 1908-öncesi Ondokuzuncu Yüz-
yıl monarşist/mutlakiyetçi düzenle 1923-sonrası Kemalist
cumhuriyet düzeni arasında yapılmaktadır. Çoğunlukla,
1908 ile 1923 yılları arasındaki dönem inceleme kapsamı
dışında bırakılmaktadır. Bir bakıma, çağdaş Türkiye'nin ta-
rihi 1923 yılı ile birlikte başlatılmaktadır. Basmakalıp tarih-
çilikte, yaşanmamış sayılan Yirminci Yüzyıl'm ilk onyılları
tamamiyle ihmâl edilmiştir.
Yirminci Yüzyıl'm ilk yirmi yılını görmezden gelen yerle-
şik tarih anlayışı, çağdaş Türkiye'nin 1920'li yıllardan baş-
layarak oluşturulduğu efsanesini bugüne kadar tekrarlaya-
gelmiştir. İdeolojik koşullanmanın yanısıra, cehaletin de
verdiği katkıyla yüzyıllarca süregiden mutlakiyetçi Osmanlı
İmparatorluğu'nun sonunun nihaî olarak Birinci Dünya Sa-
vaşı ertesinde geldiği sanılmaktadır. Böylece de, Birinci
Dünya Savaşı'mn Türkiye açısından, İtilâf Devletleri ve on-
ların müttefiki Yunanistan tarafından işgal edilmesi nede-
niyle ortaya çıkan özel şartlar sonucu, 1918'de değil de
1922. yılı sonunda bitmesi, Türkiye tarihinin dönemleştiril-
mesinde işlevsel bir dönüm noktası olmaktadır.
Türkiye tarihinde 'normal' bir dönüm noktası plan 1923
yılı, böylece hem süreklilik hem de kopukluk tezlerini sa-
vunanlarca kolaylıkla kabul gören bir tarih olmaktadır. Sü-
reklilik tezini savunanlar, savaş öncesi ve sonrası dönem
arasında modernleşmeci eğilimi olduğu iddia edilen bürok-
rasi gibi bazı önemli kurumların 1840'lârdaki Tanzimat dö-
neminden beri sürekliliğini koruduğunu iddia etmektedir.
Kopukluk tezini savunanlar ise savaş-öncesi varolan Ondo-
kuzuncu Yüzyıl geleneksel ve monarşist yapısıyla 1923'ten
sonra kurulan modern ve cumhuriyetçi yapı arasındaki
gözlemlendiği iddia edilen 'kökten' faklılıkları gözler önüne
sermektedir.
Her ne kadar çelişkili gibi gözükse de, 1923 yılını 'eski'
ile 'yeni' arasındaki temel ayrışma noktası olarak kabul et-
mek, yalnızca kopukluk tezini savunanlarca değil, aynı za-
manda süreklilik tezini savunanlarca da vurgulanan bir ko-
nudur. Burada Kemalist ideolojinin Türk tarihçiliği üzerin-
deki baskın etkisini görmekteyiz. Türk tarihinin yerleşik
yorumlarına katılmayan ve bunları 'eleştiren' araştırmacıla-
rın bile Kemalist ideolojinin kalıplarından kurtulamadıkla-
rını ve bu kalıpların dışına çıkamadıklarını gözlemlemekte-
yiz.4

Kemalist ideolojinin 1923 öncesi Türkiye'yi tasviri olduk-


ça olumsuzdur. Bu ideolojide, Birinci Dünya Savaşı önce-
sinde Türkiye'de 'çürümüş' ve 'aşağılık' bir monarşist yö-
netimin olduğu ve toplumdaki tüm kötülüklerden bu yö-
netimin sorumlu tutulması gerektiği görüşü egemendir.
Kemalist ideolojiye göre, bu monarşist hükümet, en büyük
hatasını Türkiye'yi savaşa sokmakla yapmıştır. Burada,
eleştiri, aralarında hiçbir ayrım yapılmaksızın, yalnızca
1918 sonrasında itilâf Devletleri ile işbirliği yapan Padi-
şah'a değil, aynı zamanda 1918 yılma kadar işbaşında ka-
lan Ittihad ve Terakki Cemiyeti destekli liberal ve sivil hü-
kümete de yöneltilmektedir.5 Doğrudan ya da dolaylı ola-
rak, sivil hükümetler ve liberalizm ilkeleri Türkiye'nin Sa-
vaş'ta başına gelen belâların tek sorumlusuymuş gibi göste-
rilmektedir. Birinci Dünya Savaşı ve bunu takip eden 'ba-
ğımsızlık mücadelesi' öyle bir dille anlatılmaktadır ki, düş-
manlarla işbirliği ve ihanet içinde olanların kol gezdiği bir
ortamda, yalnızca askerî bürokrasi, tek başına toplumun

A Burada örnek olarak şu açıkta eleştirel çalışmalar sayılabilir: Çağlar Keydcr,


State and Class iriTurkey: A Slııdy in Ccıpifalist DevelopmcıU; Korkut Boraıav,
; 100 Soruda Türkiye iktisat Tarihi, 1908-1985; Mete Tuııçay, Türkiye Cıtmlııtri-'
yeti'nde lefe-Pctrti Yönetiminin Kurulması, 1923-1931; ve Bereli Bcrhcroglu, Tur-
key in Crisis: From State Capitalism to Neo-Colonialism.

5 1 9 2 6 yılında Ankara İstiklâl Malıkemesi'ııde Atatürk'e suikast iddiasıyla yapı-


lanan Ittihad vç Terakki Cemiyetinin hayattaki üyeleri aslında 1 9 1 8 yılı önce-
si, iktidarda oldukları zaman, uyguladıkları politikalar ıiedeniylc suçlanmak-
taydılar. Suçiamalaı, uyguladıkları liberal siyasal ve ekonomik politikalar ile
Türkiye'yi Birinci Dünya Savası na sokmaları üzerinde odaklaşmıştı (Bkz.,
Erik J. Zürcher, The (/monist Facfoı": The Role of tlıe Commilıoc o) Union <W
Prpgress in the Turkish National Movement, 1905-1926).
namusunu koruyan ve gerçekten vatansever olan biricik
kurummuş gibi tanıtılmaktadır. Kökenlerine sadvk kalan
Kemalist ideoloji, böylelikle, bürokrasiden -özellikle de,
askeri bürokrasiden— bahsederken son derece saygıli bir
tutum takınmakta, ülkeyi hem iç düşmanlara, hem de si-
yasal ve ekonomik açıdan dışa bağımlı bir şekilde tutan ya-
bancı düşmanlara karşı savunmada beceriksizce davranan
ve Türk devletinin haklannı savunmaktan aciz olan mo-
narşist rejimi yermekte ve Türkiye'yi bu içler acısı durum-
dan bürokrasinin kurtardığını iddia etmektedir. Böylesi bir
anlatımda, bürokrasi, Türkiye'nin haklarını ve çıkarlarını
en iyi savunan grup olarak ön plana çıkarılmaktadır. 'Dev-
let' bir varlık olarak ele alınarak, bu varlığın en iyi Atatürk
ve partisi Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından korunduğu
vurgulanmaktadır.
Kemalist ideolojinin bilinçli bir şekilde geliştirildiği ve
yaygınlaştırıldığı 1930'lu yıllardan 1950'li yıllara kadar, ta-
rih yazımı hep bu ideolojinin hizmetinde olmuştur. Yakın
tarihin önemli dönüm noktalarının belirlenerek vurgulan-
ması gereken konuların sıralanması ise 1927 yılında Musta-
fa Kemal. Atatürk'ün Cumhuriyet Halk Fırkası'nm Anka-
ra'da toplanan parti kongresinde okuduğu nutukla kesin
şeklini almıştı.6 Kemalistlerin, 1950 yılındaki genel seçim-
leri kaybederek iktidardan düşmesine rağmen, bu 'resmî'
ideoloji ve onun çeşitlemeleri bugün yalnızca siyasal çevre-
lerde değil, aynı zamanda akademik çevrelerde de geçer ak-
çe olma niteliğini -günden güne zayıflayarak da olsa- sür-
dürmektedir.

6 Mustafa Kemal Atatürk, Nııtıılı, 3 Cilt ve sonraki yıllarda çıkan 'dztürkçeleşti-


rilmiS' baskılarla, kısaltılmış ve özetlenmiş 'halk' baskılan (Örneğin bkz., Gazi
Mustafa Kemal Atatürk, Söylev, 3 Cilt, Yirminhıncı Bası [Basıma hatırlayan
Hıfzı Veldet.Veİicledeoğlu)).
Düşünülecek olursa, Kemalist ideolojinin akademik çevreler-
de yeniden hayat bulmasının en verimli yolu, Modernleşme
Kuramı ve onun Türkiye'ye özgü yorumlarından geçmiştir.
19601ı yıllardan başlayarak, Türkiye'nin siyasal ve ekonomik
gelişmesi üzerine yapılan akademik tartışmalarda, Modernleş-
me Kuramı'nm Türk tarihini yorumlaması baskın rol oynadı.
Bilim adamları, Türkiye dışında, özellikle Amerika Birle-
şik Devletleri'rıde, Türkiye'yi tartışırken, Modernleşme Ku-
ramı'nm ana hatları sıkı sıkıya belirlenmiş sınırları çerçeve-
si dışına çıkmadılar. Türkiye tarihini Modernleşme Kuramı
çerçevesinde yorumlayan yabancı akademisyenlerin başın-
da -alfabetik sırayla sayacak olursak- Frederick T. Bent,
Richard L. Çhâmbers, Roderic H. Davison, S. N. Eisenstadt,
Lloyd A. Fallers, Frederick W. Frey, William Hale, Zvi Ye-
huda Herslag, Jacob M. Landau, Bernard Lewis, Dankwart
A. Rustow, Stanford J. Shaw, Peter F Sugar, Joseph S. Szyli-
owicz, Frank Tachau ve Walter F. Weiker gelmektedir.7 Her

7 Frederick T. Bent, "The "Iurkish Bureaucracy as an Agent of Chaııge," ss.47-


64; Richard L. Chambers, "The Civil Buıeaucracy: Turkey," s s . 3 0 1 - 3 2 7 ; Rode-
ric H. Davison, "Hnvironmental and Foreign Contributions: Turkey," ss.91-
116; S. N. Eisenstadt, "The Kemalist Revolution in Comparative Perspective,"
ss. 127-142; Lloyd A. Fallers, "Turkey; Nation-State out of Polyglot Empiıe,"
ss.71-115; Frederick W. Frey, TheTurkish Political Site; William Hale, The Po-
litical and Economic Deve!öpmeni of Modem Turkey; idem, "The Traditional and
the M o d e m iıı tlıe E c o n o m y of Kemalist Turkey: The Experience of the
1920s," ss.153-1.70; Zvi Yehuda Hershlag, "Turkey. Achievements and Failu-
res in the Policy of E c o n o m i c Development during the Inter-War Peviod,
1 9 1 9 - 1 9 3 9 , " ss.323-350; idem, Turkey: An Economy in TransitUm; idem, Turkey:
The Challenge of Grov/th; idem, "Atatürk's Etatism," ss. 171-1'80; Jacob M. Lan-
dau (Der.), Atatürk and the Modernization of Turkey, Benıard Lewis, The Emer-
gence of Modern Turkey; Dankwart A. Rustow, "Atatürk as State Founder,"
ss.517-573; "The Army and the Founding of the Turkish Republic," ss.513-
552; idem, "The Development of Parties in Turkey," ss.107-133; i dem, "The
Milıtary: Turkey," ss.352-388; idem, " T h e Modernization of Turkey in Histori-
cal and Comparative Perspective," ss.93-120; idem, "Turkey: The Modernity of
Tradition," ss.171-198; Stanford j . Shaw ve Ezel Kural 5haw, tilstory of the Ol-
toman Empire and Modern Turkey, 2 Cilt; Peter H Sügar, "Econonüc and Politi-
cal Modernization: Turkey," ss.146-175; Joseph S. Szyliowi£z, "Elites and Mo-
ne kadar ilgi alanları her zaman örtüşmese de, tüm bu araş-
tırmacıların ortak özelliği Türkiye'nin geleneksellikten mo-
dernliğe geçiş yaparken toplumda ciddî bir sarsıntıya neden
olmadan bunu başarmış olduğunu vurgulamalarıdır. Kısa-
ca, tüm bu araştırmacılar modernliğe geçerken Türkiye'nin
bir devrim sonucu değil de bir evrim sonucu Yirminci Yüz-
yıl ortasındaki noktaya gelmiş olduğunu iddia etmektedir-
ler. Doğal olarak bu vurgu hepsi de tutucu - v e örneğin
Shaw gibi, monarşist düzen hayranı aşırı tutucu- olan bu
yabancıların kuramsal tercihlerinin 'bilimsel' bir dışavuru-
mundan başka birşey değildir. Bu tutucu akademisyenlerin
yorumları, kendilerinden tutuculukta hiç de geri kalmayan
Türk akademisyenler tarafından 1970'li yıllarda kabul gör-
müş ve aynı doğrultudaki yorumlar, yabancı meslektaşları-
nı imrendirecek ölçüde Türk ve yabancı akademik çevreler-
de dolaşım olanağı bulmuştur. Bu örneklerin en başarılı çe-
şitlemeleri N ermin Abadan-Unat, Metin Heper, Kettıal H.
Karpat, Ali Kazancigil, Suna Kili, Emre Kongar, Osman Ok-
yar, Ersin Onulduran, Ergun Ûzbudun ve İlkay Sufıar gibi
akademisyenler tarafından yerli ve yabancı pazara tanıtıl-
mış ve 1970'li yıllarda Modernleşme Kuramı ve bu kuramın
yorumlan Türkiye'de Kemalist ideolojiyle Modernleşme
Kuramı'nı birleştiren çalışmalar olarak baskın görüş açısı-
nın 'bilimsel' kalite damgasıyla perçinlenmesini sağlamış-
tır.8

dernization in Turkey," ss.23-66; Frank Tachau, "The Political Cuiture of Ke-


• malist Turkey," ss.57-76; Walcer E Weiker, Political Tutelage and Democracy in
Turkey: The Free Party and İl s Aftermatl ı; ve idem, The Modernization of Turkey:
From Atatürk to the Preseni Day.
8 Nemıin Abadan-Unat, "Patterns of Political Modernization and.Turkish De-
mocracy," ss.L-26; Metin Heper, "Center and Periphery in the Ottomaıı Em-
piı-e with Special Reference to the Nineteenth Century," s s . 8 1 - 1 0 5 ; idem, Mo-
dernleşme ve Bürokrasi: Karşılaştırmalı Kamu Yönetimine Giriş; idem, "Osman-
h-Türk Devletinde Bürokrasinin Siyasal Rolii: Kamu Yönetimi Kuramı Açı-,
sıtidan Bazı Gözlemler," ss.29-40; idem, "Political Modernization as Reflected
Görünen odur ki, Modernleşme Kuramı'mn Kemalist
ideolojiyle tamı tamına örtüşen bir özelliği vardır. Bu özel-
lik, toplu olarak 'modemleştirici seçkinler1 olarak tanımla-
nan karizmatik liderlik ve bürokrasinin geleneksel bir top-
lumu dönüştürerek geliştirmesinde oynadığı önemli roldür.
Azgelişmiş bir toplumsal oluşum bağlamında, Türkiye, bu
konuda başarılı bir ülke olduğu için, tebrik edilmeye değer
bir örnek olarak dünyaya tanıtılmaktadır. Burada son dere-
ce önemli olan nokta, başarının ölçütünün, Türkiye'nin bu
dönüşümü, Atatürk'ün karizmatik önderliğinde ve emrin-
deki seçkin bürokrasi ile parti aygıtının denetiminde, bir
devrim geçirmeden -yani toplumdaki güç ve mülkiyet ilişki-

in Bureaucratic Change: The Ttırkish Bureaucracy and a 'Historical Burcauc-


ratic Empire' Tradition," ss.507-521; idem, "The Mode of Legitimizing a Mo-
derniziııg State: The Case of Turkey"; idem, "Tıansformation of Charism'a itı-
to ıı Political Paradigm: Atatürkism in Turkey," ss.65-82; Kemal II. Karpat,
"Slructural Chatıge, Historical Stages of Modernization, and the Role of Soci-
al (Vroups in Tıırkislı Politics," •ss.11-92; idem, "The Transformation ol the
Ottoman State, 1 7 8 9 - 1 9 0 8 , " ss 2 4 3 - 2 8 1 ; Ali Kazaııeıgil, "Paradigms of the
Modern State Formatioıı iıı the Periphery"; Ali Kazaııcıgil ve Ergıın Özbuduıt
(Der.), Atatürk: Fouııder of a Modern State; Suna Kili, Atatürk Devrimi; idem.
Kemalisin; idem, "The Impact of State Povver Changes on the Stııtcturc of Po-
litical Educatioıı in Turkey"; idem, Turkey: A Case Study oj Political Develop-
ment; Emre Kongar, Atatürk vc Devrim Kuramları; idem, Devrim Tarihi ve lo/ı-
lıtmbilim Açısından Atatürk; idem, İmparatorluktan Günümüze Türkiye'nin Top-
lumsal Yapısı; idem, Toplumsal Değişme Kuramları vc Türkiye Gerçeği; Osman
Okyar, "The Concept of Etatism," ss.98-111; idem, "The Role of the State iıı
the Economic Life of the Nineteenth-Century Otıoman Empire," s s . 1 4 3 - 1 6 4 ;
• Ersin Onulduran, Political Development and Political PaıCics iıı Turfccy; Ergun
Özbuduıı, "Establislred Revolution versus Unfinished Revolııtio.ıı: Coııtras-
ting Pattenıs of Democratization in Mexico and lürkcy," s s . 3 8 0 - 4 0 5 ; idem,
"The Nature of the Kemalist Political Regimc": ve İlkay Suııar, Stflte and Soci-
etv in the Politics of Turkeyi Development. İlkay Sunar"ın çalışması özellikle şıı
. açıdan son derece ilginçtir: Modernleşme Kuramı'mn yetersizliklerini ve idc-
. olojik çarpıklıklarını bile bile kendini bu kuramsal çerçevenin dışına çıkara-
mamış ve sonuçta, eleştirmeye çalıştığı bakış açısından hiç de farklı olmayan
bir 'Türkiye gelişme tarihi' yazmıştır. İlkay Sunar'm "pozitivist teorinin yeter-
. sizliklerinden yola çıktıktan sonra sembolik yaklaşımın geçerliliğini kabul-
lenmek zorunda" kaldığım Düsıin ve Toplum adlı kitabının önsözünden atılı-
yoruz.
lerinde bir el değiştirme olayı yaşanmadan- gerçekleştirmiş
olmasıdır. Birinci Dünya Savaşı sonunda Türkiye'nin kurtu-
luşunu sağlayan askerî bürokrasinin 'reformcü' gündemini
ön plana çıkaran Modernleşme Kuramı çerçevesinde yapı-
lan çalışmalar, 1970'li yıllarda Türk siyasal ve ekonomik ta-
rihini inceleyen eserlerde egemen olan bir özelliktir. Bu ko-
nuda, özellikle Suna Kili'nin Atatürk Devrimi, Kemalisin ve
Turkey: A Case Study of Political Development kitapları - v c
Emre Kongar'm Atatürk ve Devrim Kuramları, Atatürk Üze-
rine, Devrim Tarihi ve Toplumbilim Açısından Atatürk, impa-
ratorluktan Günümüze Türkiye'nin Toplumsal Yapısı ye Top-
lumsal Değişme Kuramları ve Türkiye Gerçeği adlı çalışmala-
rı- kalıplarını mot â mot tutucu Amerikan siyaset bilimcile-
rinin bağımsızlıklarını İkinci Dünya Savaşı sonu kazanan
Afrika ülkeleri için geliştirdikleri modeller örnek alınarak
yazılmış ve özgünlüğü olmayan birer uyarlamadan öteye
geçememektedir. Yabancıların, 'Türk Devrimi' olarak nitele-
dikleri Atatürk dönemini inceleyen çalışmaları da Kili'nin-
kinden -ya da Kongar'ınkinden- içerik açısından pek farklı
ve doyurucu değildir.9
Burada,Modernleşme Kuramı'mn sınırlılığı, ideolojik ter-
cihleri, ya da yetersizlikleri üzerine bir tartışma yapmanın
gereği yok. Büi tartışma özellikle 1970'li yıllarda Amerika
Birleşik Devletlerindeki akademisyenler tarafından başarıy-
la yapıldı ve Modernleşme Kuramı, hakettiği yer olan kü-

'9 S. N:. Eisenstadt, " T h e Kemalist Revoluticm in Comparative Perspectivc,"


ss.127-142; Lloyd A. Falters, "Turkey: Natioii-State öul of Polyglot Empire,"
ss.71-115; Fredeıick W. Frey, The TurklsH Political E İlle; Dankvvart Â. Rustow,
"Atatürkjıs State Founder," ss.517-573; idem, "Politics and Develöpracıu'Po :
liey," ss.5-31; idem, "The Army and the Founding of the Turkish Republie,"
ss.513-552; idem, "The Development of Parties in Turkey," ss. 107-133; idem,
"The Modernization of Turkey in Historical atid Comparative Perspectivc,"
ss 9 3 - 1 2 0 ; idem, "Turkey: The Modernity of Tradition," ss.171-198; Joseplı .S.
. Szyliowicz, "Elites and Modernization i>ı turkey," ss.23-66; Frank. Tachttu,
"The Political Culfure of Kemalist Tufkey." ss.57-76.
tüphaııelerin tozlu raflarına terkefdildi.-0 Burada vurgula-
mak istediğim hokta, Modernleşme Kuramı'mn -belki de
Aydınlanma Çağı'ndan beri sosyal bilimlerde .egemen olan-
sürekli ve kesintisiz 'ilerleme' ve 'gelişme' çizgisini hiçbir
şüphe kırıntısı taşımadan tartışmasız' kabul etmesi. Bu kur
ram çerçevesinde, ülkeler, yalnızca iki kutuplu bir gelenek-
seli ik-modernlik, ekseni üzerinde sıraya dizilmekle kalmı-
yor, aynı zamanda, hepsinin zaman içinde bu eksen üzerin-
de bir üst noktaya geleceği -dolayısıyla, her ülkenin aynı
yollardan geçerek azgelişmişlikten gelişmişliğe doğru yol
alacağı- gibi sotı derece tartışmaya açık bir tek-boyutlu ge-
lişme modeli, dünya tarihini 'açıklamakta' kullanılıyor. Bu
model aslında her yönüyle kuramsal tepkiler çeken ve son
derece heyecanlı tartışmalara neden olan bir ideolojik ko-
numu özetliyor. Bu modeldeki en önemli vurgu, başarılı
modernleşmenin ancak ufak adımlarla ve yavaş-yavâş ger-
çekleşeceği inancı. En iyi olasılıkla 'kesinti,' en kötü olası-
lıkla da 'devrim,' bu modernleşme sürecinde yaşanılması ar-
zulanmayan tatsız olaylardan sayılmaktadır; ve bu süreçteki
başarısızlığı simgelerler. Özet olarak, başarılı modernleşme
süreci devrim yalanmadan olanıdır. Başarılı modernleşme
-ya da, batılılaşma- geleneksel bir toptumun yumuşak bir
şekilde dönüşümünü varsaydığı için, çağdaş Türkiye'nin ta-
rihi, bu şiddetten uzak ve kesintisiz gelişme sürecine ku-
ramsal kaygılarla uydurulma çabası içinde, gerçeklerden

10 Kuramsal eleştirilere örnek olarak şu (alışmalara bkz., Joyce Applchy, "Moder-


nization Tlıeory aııd the Foruıatioıı of Modem Social Theories in England and
America." ss.259-285; Ivar Oxaal, Totıy Barnett, David Booth vediğerleri, l?c-
yond the Sociology of Development,: Economy apd Society in Latin America and
A/rica; Alejandro Portes, "Modernity aııd Development: A Critique," ss.247-
2 7 9 ; Rohcrt I. Rhodes, "The Disguised Conservatism of livolutionary Deve-
lopment Tlıeory." Science and Society, 3 2 ( 1 9 6 8 ) , s s . 3 8 3 - 4 1 2 ; John G. Taylor,
brom Modernization lo Modes of Production, ve Dean C. Tipps; "Modernization
Tlıeory and the Comparative Study of Societies: A Critical Perspective,"
ss. i 9 9 - 2 2 6 .
saptırılmaktadır. Bu nedenle, basmakalıp Modernleşme Ku-
ramı, Türkiye'yi, şiddet ve devrim yaşamadan batılılaşması-
nı gerçekleştirmiş örnek azgelişmiş bir kaç ülkeden biri
-belki de biriciği- olarak kamuoyuna tanıtmayı tercih et-
mektedir.
Modernleşme Kuramı'mn en büyük eksiği -ya da, hatası-
evrimci olmayan değişimlere ve toplumsal hayattaki kesin-
tilere karşı kuramsal yaklaşımdan kaynaklanan akademik
körlüktür.11 Ayrıca, değişimin otomatik olarak her zaman
daha fazla ya da daha yüksek düzeylerde 'modernleşme' ge-
tirmeyeceği, Modernleşme Kuramı'nîn sadık takipçileri ta-
rafından nedense pek görülmek istenmez. Mantıksal ola-
rak, bu tip bir 'bilimsel' çözümleme Türkiye tarihinin yo-
rumlanmasında ister istemez süreklilik tezinin kabul edil-
, meşini gerektirmektedir. Bu tıp çözümlemelere en belirgin
örneği, 'Princeton Projesi' olarak adlandırılan çalışmalar
bütünü oluşturmaktadır. 12 Görünürde daha tarihsel bir ça-
ba ise Bernard Levvis'in The Emergence of Modern Turkey ad-
lı yapıtında göze çarpmaktadır. Türkiye'yi dünya kamu-

11 Modernleşme Kuramı çerçevesinde, çalışmasının tümünde 'devrimci değişim'


olgusunu inceleyip de devrimden bahsetmeyen şu ilginç kitaba bkz., Chal-
mers Johnson, Revolutionary Change.
12 Bu çalışmalar Princeton University Press tarafından 19601ı yıllarda bir serinin
ayrı ayrı kitapları olarak yayınlanmıştır: JohlıJ. Johnson (Der.), The Role of the
Mili/taryin Undenievitoped .Countries; joseph LaPalombara (Der.), Burtaıusracy
and Political Development; Joseph LaPalombara ve Myroıı Weiner (Der.), Poli-
tical Parties and Political Development; ve Robert E. Ward ve Dankwart A. Rus-
tow (Der.), Political Modernization in Japan and Turkey. Princeton Projesinin,
yine hemen hemen aynı yıllara tesadüf eden ve Latin Amerika ülkelerim ko-
münizme karşı koruyarak, bu ülkelerin devrimci değil de evrimci bir şekilde
gelişmelerinin garanti altına alınmasını sağlamak amacıyla önerilerin gelişti-
rildiği ve gerekli önlemlerin alındığı 'Clamelot Projesi'ndcn ne derece bağımsız
olduğu bugüne kadar su yüzüne çıkmamıştır. 'Caıııelot Projesi'nin ortaya çıkı-
sı ve bunun Amerika Birleşik Devletleri'ııdeki bilinçli akademisyenler taralın-
dan ateşli bir eleştirisi için bkz., Irving Louis Horovvitz (Der), Hıe Rise and
Fail of Project Caıneht.
öyunda;özellikle Ermeni ithamlarına karşı hayatı ve meslek
şerefi pahasına savunan Lewis, bu eserinde Birinci Dünya
Savaşı öncesi ile sonrasında Türkiye'de bir kesinti değil,
tam tersine bir süreklilik olduğu sayını vurgulamaktadır.
Bu konum, kuramsal bir iç tutarlılığın sonucudur.
Modernleşme Kuramı'mn bazı çeşitleri -özellikle de
Türk akademisyenler tarafından geliştirilenleri- tüm, mo-
•• dernleşme çabalarından yalnızca Atatürk ve yakın çevresi-
nin sorumlu olduğunu iddia etme eğilimi içindedir. Ata-
türk'ün siyasal öngörüşü ve kişisel iradesi tarihsel çözümle-
mede ön plana çıkarılarak, bü, neredeyse kişiye tapınma
derecesine vardırılmaktadır. Karizmatik bir önder olarak ta-
nıtılan Atatürk-, bir 'kült sembolü' mertebesine yükseltil-
mektedir, Böyle bir kahramana 'tapınma' psikolojisi, sonuç-
ta, Türkiye'nin bugünkü varlığının tümüyle Ata'ya bağlı ol-
duğu savım ister istemez gündeme getirmektedir.13 Akade-
mik çalışmalarda görülmesi ender olan bu tip aşırılıklar, ya
açıkça ideolojik bir amaçla yazılmış olan 'Türk Devrim Ta-
rihi' kitaplarında, ya da bu dönemi Modernleşme Kuramı
çerçevesinde inceleyen yarı-bilimsel çözümlemelerde görül-
mektedir.14
Tarihin akışım değiştiren bir kahramanı ön plana çıkar-
ım Bu tip çalışmalara örnek olarak öncelikle Suna Kili ve. Hıııre Kongar'ın kitapla-
, n sayılabilir (Suna Kili, Atatürk Devrimi ve Kemalism; ve Emre Koııgar, Atatürk
ve Devrim Kuramları, Atatürk Üzerine ve Devrim Tarihi ye Toplumbilim Aç ısın-
dan Atatürk). Metin Heper, Dankwart A. Rustow vc Walter E Weiker da bu
kapsamda çalışmalar yapmışlardır (Metin Heper, "Transfonnatiorı of Charis-
ma iiıto a Political Paradigm: Atatürkişm in Turkey," ss.65-82; Daııkvvart A.
Rustovv, "Atatürk as State Founder," ss.517-573; ve Wa]ter E Weiker, The Mo
dernızatıon of Turkey: l-rom Atatürk to (İte Preseni P a y ) .

14 "Devrim Tarihi'—ya da 1980'ılen sonra ismi daha yaygın olarak,'tıikılâp Tari- •'
lıi'—ders kitapları başlı başına inceleme konusu olabilecek zenginlikte ideolo-
: jik malzeme ile doludur. Şu anda üniversitelerde okutulmakta olan bü kitap-
laıdan en göze çarpanları—-yazarlarının soyadı sırasına göre—şunlardır: Bcdia
Akarsu, Atatürk Devrimi ve Temellerim İlhan Akın, Tûrfe Devrim Târihi; Yılmaz
Altuğ, Türk inkılâp. Tarihi, 1 9 1 9 - 1 9 3 8 : Toktamış Ateş, Türk Devrim Tarihi;

. 16 •
ma çabaları, kaçınılmaz olarak araştırmacıları kopukluk te-
zine yakınlaştırmaktadır. Bu araştırmacılara göre, modern
Türk tarihi 1923 yılında başladığı için, 1908 Devrimi Tür-
kiye'nin modernleşmesi ve batılılaşması yolunda atılmış
ufak bir adımdan öte bir anlam taşımamaktadır. Herşey,
Atatürk'ün 1923'te Cumhuriyet'i ilân etmesiyle başlamıştır.
Atatürk'ün kişisel çabalarıyla kurulan yeni devletin 'Os-
manlı Mirası'm reddettiği ve dolayısıyla geçmişle aramızda
kesin hatlarla çizilmiş bir kopukluk olduğu iddia edilmek-
tedir. Böylece, Modernleşme Kuramı'nın Kemalist ideolojiy-
le bütünleşmiş" çeşidi toplumsal sistemde Birinci Dünya Sa-
vaşı sonucu tam bir çöküntünün olduğunu kanıtlama çaba-
sı içine girmektedir. Burada, savaşın 1918'de İttihadcı hü-
kümet tarafından kaybedilmiş ve ülkenin itilâf Kuvvetleri
tarafından işgal edilmiş olması, Türkiye'nin bağımsızlığının

Haıııza Eroğlıı, Türk inkılâp Tarihi; Âyferi Göze, Türk Kurtuluş Savaşı ve Devri-
mi Tarihi; Enver Ziya Kara), Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, 1918-1953; Sum Kili,
Türk Devrim Tarihi; Ahmet Mumcu, Tarih Açısından Türk Devrimi'n'm Temelleri
ye Gelişimi; Refik Turan, Mustafa Safran, Muhammed Şahin ve E. Semih Yal-
çın,y\tatlİr/î tikeleri ve inkılâp Tarihi; ve Şerafettin Turan, Türk Devrim Tarihi, 2
Cilt. 'Türk Devrim Tarihi' kitaplarının bizzat Yükseköğretim Kurulu'nun ıs-
marlamaşıyla yazılıp YÖK'çe basılan çeşitleri de piyasada bulunmaktadır: Yalı-
ya Akyûz, .Utkan Kocatürk, Gûlnihâl Bozkutt, İhsan Güneş, Ergün Aybars,
Naıi)i Çağan, Mustafa Ergun ve Cahit Bilim, Atatürk İlkeleri ve inkılâp lari/ıi,
VI; T ürk İnkılabının Hazırlık D önemi ve Türk tstiklâl Savaşı; Ömer Kûrkçüoğ-
lu',Nami Cağaıı, Gûlnihâl Bozkuıt, Mustafa Ergun, İhsan Güneş, Nevin Genç
• ve Ersoy Taşdeınirci, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi, 1/2: Atatürk İnkılâpları;
ve Ahmet Mumcu, Ergun Ûzbudun, Turhan Feyzioğlu, Yüksel Ülken vc 1.
Agâh Çubukçu, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi: Atatürkçülük. Bu kitap listesi-
ne bir de adı doğrudan 'Türk Devrim [İnkılâp] Tarihi' olmayıp da'.içerik açı-
sından diğerlerinden farkı olmayan şu kitaplar eklenebilir: Ergün Aybars, Ata-
türk, Çağdaşlaşma ve Laik Demokrasi; Anıl Çeçen, Atatürk ve Cumhuriyet; Re-
şat Kaynar ve Necdet Sakaoğlu, Ulusal Egemenliğin 75. Yılında Atatürk Düşün-
cesi ve Gençlerin Soruları; Ahmet Taner Kışlalı, Kemalizm, Laiklik ve Demokra-
si; Ergun Özbudun, Türk Anayasa Hukuku; ve Taner Timur, Türk Devrimi ve
Sonrası; Ahmet Taner Kıslalı'nm şu anda sekizinci basımını yapmış olan Ata-
türk'e Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği gibi bu bol ve kolay kazançlı pazarda
kendine yer edinmeye çalışan daha birçok kitabın olduğunu ayrıca belirtmeye
tabii gerek yok.
tümüyle ortadan kaldırıldığı şeklinde yorumlanmaktadır.
Böylece, olay bütünüyle saptırılarak, Modernleşme Kura-
mı'nda çok tutulan bir konu olan 'devlet yaratma' bahsine
geçilmektedir. Modernleşme Kuramı'mn eski sömürgeler
için geliştirmiş olduğu 'devlet yaratma' modeli tüm hamlı-
ğıyla Türkiye'nin durumuna uydurulmaya çalışılmaktadır.
İster Stanford J. Shaw gibi eski monarşist günleri özlemle
anan bir aşırı tutucu, ister Suna Kili gibi ateşli bir Kemalist,
- isterse de Emre Kongar gibi kendi tanımıyla bir 'ilerici' ol-
sun, olaya Modernleşme Kuramı çerçevesinde bakan tüm
kopukluk tezi taraftarlarının buluştuğu ortak nokta,
1923'te uzun yüzyıllardır süregiden bir devlet yapısının ta-,
mamiyle çöktüğü, bağımsızlığın kaybedildiği ve ancak yüce
bir dehanın önderliğinde 'milletin makûs .talihi'nin tersine
çevrilebildiğidir. Eski Yunan efsaneleri de yardıma çağrıla-
rak, neredeyse şiirsel bir ifadeyle, son nefesini vermekte ya
da ölmüş olan bir imparatorluğun külleri arasından yepye-
ni bir devletin çıktığı savunulmaktadır.
Bu anlatımın aşırı milliyetçi olan çeşidinde ise, Türkiye,
Batı'dan bağımsızlığını kazanan ilk azgelişmiş , ülke olarak
diğer azgelişmiş ülkelere örnek teşkil eden bir devlet konu-
muna yükseltilmekte ve bu, azgelişmiş ülkelerde çok sık
rastlanan bastırılmış aşağılık duygusunun dışavurumuyla,
bir övünç vesilesi sayılmaktadır. Normal olarak eski sömür-
gelerdeki durumu 'açıklamak' için geliştirilen 'siyasal geliş-
me aşamaları' kategorileri, örneğin Suna Kili tarafından,
modern Türkiye'nin Atatürk önderliğindeki seçkinler gru-
bu tarafından kurulması yorumunda hiç bir akademik kay-
gı duyulmadan aynen kullanılmıştır.15 Kongar da Atatürk ve
Türk Devrimi kitabıyla Türkiye'de değişme konusuna de-
ğindiği diğer kitaplarında, hep Modernleşme Kuramı'mn

15 S u m Kili, Kemalism.
vazgeçilmez unsuru olan seçkinci bakış açısıyla, Türk top-
lumunda 1923 yılıyla birlikte başladığı iddia edilen dönü-
şümün hikâyesini anlatmaktadır. Konuların çarpıtılarak su-
nulması sonucu yapılan bu yorumlayıcı tarih çözümlemesi,
geleneksel toplumdan modern topluma kökten bir müda-
haleyle-doğal olarak, seçkinci ve 'tepeden inme' yöntem-
lerle- geçildiği varsayımı üzerine kurgulanmaktadır.
Modernleşme Kuramı'rim kopukluk tezi taraftarları, siya-
sal ve toplumsal yapıda 1 9 0 8 ile 1918 yıllan arasındaki
Türkiye'yle 1923 sonrası Türkiye arasında ciddî bir karşı-
laştırma yaptıklarında arada kökten farklılıklar göremeye-
ceklerini bildikleri ya da sezdikleri için, tüm çabalarını 'Ke-
malist Devrimler' üzerinde yoğunlaştırırlar. Kopukluk tezi
taraftarları, 1920'li ve 1930'lu yıllarda siyasal ve toplumsal
yapıyı etkilemede hiç de önemi olmayan hafta tatilinin Cu-
ma gününden Pazar gününe alınmasını, metrik ölçüm sis-
teminin kabulünü, Arâp alfabesi yerine Latin alfabesi kulla-
nılmasını ve buna benzer düzenlemeler ve kararları birer
büyük devrim olarak saymak zorunda kalırlar. Bugün, ide-
olojik bir tutum dışında, bu gibi düzenlemelerin olsa olsa
ancak birer reform okluklarını söylemenin dışında, bunla-
rın, toplumu temelinden değiştiren birer devrim olduğunu
iddia etmek mümkün değildir. İ923 sonrasının 'devrimci'
karakterini göstermek amacıyla bu kanıtları kullanmak, 'Ye-
ni Türkiye'nin 1923-öncesi Türkiye ile farklılığım göster-
mek için çekilen sıkıntının boyutlarını gösterme dışında bir
anlam taşımaz. Bütün bu boş çaba içerisinde, son derece il-,
ginç bir biçimde üzerinde hiç kafa yorulmayan sorun, eko-
nomik gelişmenin ne şekilde gerçekleştiğidir.

Modernleşme kuramcılarının aksine, ekonomik sorunlar,


Bağımlılık kuramcılarının Türkiye'nin gelişimini anlattıkla-
rı zamian ilgilendikleri önemli konulardan biridir. Hatta, de-
nebilir ki, Bağımlılık kuramcılarının dikkatlerini odaklaş-
tırdıkları tek nokta, Türkiye'nin ekonomik gelişmesi-ya da
azgelişmişliği- ve bu azgelişmişliğin nedenleridir.
Bağımlılık kuramcıları arasında da tıpkı Modernleşme
kuramcıları arasında olduğu gibi hem süreklilik, hem de
kopukluk tezini savunanlar vardır. Hemen söylenmesi gere-
ken, süreklilik/kopukluk konusundaki tartışmanın, yine
1908 Devrimi ile değil de 1923 yılında kurulan cumhuri-
yetçi rejimle birlikte bir kopukluğun yaşanıp yaşanmadığı
üzerinde döndüğüdür. Fakat, ekonomik politikaların ve ya-
pının birincil derecede önem kazandığı Bağımlılık Kuramı
çerçevesinde düşünülecek olursa, 1923 yılının seçilmiş ol-
ması tamamen gelişigüzel bir tercihtir ve hiçbir kuramsal
temele dayanmamaktadır. .
Aynı Modernleşme Kuramı'nda olduğu gibi, Bağımlılık
Kuramı'nda da sürekliliği savunanlarla kopukluk üzerinde
ısrar edenler arasındaki bölünme araştırıcıların milliyetçi-
lik ve Kemalist ideolojiye bağlılık derecesine göre belirlen-
mektedir. Bu kuram çerçevesinde çalışan araştırmacılar,
Kemalist ideolojiden uzaklaştıkları ölçüde tartışmanın sü-
reklilik tarafında kalmaktadır.16 Dahası, süreklilik tezi. Ba-
ğımlılık Küramı'nın temel yaklaşımı açısından da claha tu-
tarlıdır; dolayısıyla, Türkiye'nin ekonomik -ve siyasal- ge-
lişiminde sürekliliği savunanların kopukluk tezini savun-
maya çalışanlardan daha tutarh olduğunu söylemek müm-
kündür. . ".. -
Bağımlılık Küramı'nın 'milliyetçi' kanadını oluşturan ve
dolayısıyla Kemalist ideolojinin bakış açısından yazılan
Türkiye tarihim sorgulamaksızm kabul edenler, kopukluk
tezini savunmaktadır. Özetle söylemek, gerekirse, kopukluk

16 Bu konuda en iyi örnek için bkz., Çağlar Keyder, State and Class in Turkey: A.
Study iıı CapitaliU Development [Tiirkçesi, Türkiye'de Devlet vc Sınıflar].
tezini savunanlar, Ondokuzuricu Yüzyıl sonunda Türki-
ye'nin koloni statüsüne düşmüş bağımlı bir devlet haline
geldiğini iddia etmektedirler. Bu tezi savunanlara göre, eko-
nominin gidişatı ile ilgili temel kararların ülke dışında alın-
dığı ve bu karara ülkedeki siyasal yapıyı oluşturan grupla-
rın - n e kadar buna karşı koymaya çalışsalar da—İtiraz ede-
medikleri söylenegelir. Dahası, bu durumun Birinci Dünya
Savaşı sonuna kadar devam ettiği ve bu durumdan ancak
1923 yılında Cumhuriyet'in kurulmasıyla kurtulunduğu
anlatılır.17 Bu 'açıklama'nın aşırı milliyetçi anlatımlarında,
1918 ile 1922 arasındaki direniş hareketinin emperyalist
güçlere karşı verilmiş bir bağımsızlık savaşı olduğu iddia
edilerek, itilâf Kuvvetleri'nden aldıkları destekle Türkiye'yi
işgal eden Yunan güçlerinin ülkeden atılması ve ardından
Cumhuriyet'in kurulması kopukluk tezini destekleyen
olaylar olarak anlatılır, inançlı bir anlatımla, Türkiye'nin
ekonomik politikasını kendi istediği gibi düzenlemesinin
ancak emperyalist düşmanın Atatürk tarafından denize dö-
küldükten sonra gerçekleşebildiği savunulur. Böylece, Ba-
ğımlılık Kuramı'nın kopukluk tezi kanadında yer alanlar,
Birinci Dünya Savaşı öncesi ile sonrası arasında Türkiye'nin,
ekonomik politika tercihlerinde çok önemli farklılıklar göz-
lediklerini -ortaya kanıt koymaya gereksinim duymadah-
iddia ederler: Bu yaklaşımın, örneğin İsmail Cem [İpekçi]
ve Doğan Avcıoğlu gibi aşırı milliyetçi temsilcileri, Ata-

17 Perry Anderson, " T h e End o f tlıe Ancietı Reginıe iıı Comparative Perspecti-
ve"; Dogu Ei'gil, Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi; Stephanos Gerasimos, Azge-
lişmişlik Sürecinde Türkiye, 3 Cilt; Ahmet İnsel, ta Tun/uie Entre l'Onlre el le
Developpement: Elementi d'Analyse sur le Role de l'Etdt dans le Processus de De-
veloppement; Hakkı Keskin, Die Tfirkei: Vom Osmanisclıen Reich zum Natioııals-
taat: Werdegang einer Unterentviicklung; ve Kurt Steinhaus, Soziologie der Tür-
kisdien Revolution: zum Problem der Entfaltung der bûrgerlichen Geselhckaft tıı
sozloöfconomisch sdıwat;/ı entwickelten Laendern [Törkçesj, Atatürk'Devrimi
Sosyolojisi: Sosyo-Ekonömik Yünden Az Gelişmiş Ülkelerde, Burjuva Toplumunun
Gelişmesi Sorunu Üzerine bir Araştirma],
türk'ün, askerî ve siyasal dehasıyla, Türkiye'yi yok olmak-
tan tek başma kurtaran yeri doldurulmaz bir önder olduğu-
nu tekrarlarlar.18
Bu yaklaşımla yapılan çözümleme; bizi çok garip bir şe-
kilde 'Tepeden Devrim' kuramına bağlamaktadır. 'Tepeden
Devrim' kuramım kullanarak Türkiye'nin geçirdiği değişimi
irdeleyenler arasında Ellen Kay Trimberger ve Sungur Sav-
ran'ı sayabiliriz.19 Bu eğilimdeki araştırmacılar tarafından,.
1923 yılında kurulan devletin, Atatürk tarafından gerçek-
leştirilen bir tepeden devrim sonucu ortaya çıktığı savunu-
lur. Yine buradaki çözümlemede de, kapitalist sınıfın çıkar-
larını koruyup geliştirmeyi amaçlayan yepyeni bir devletin
-yani, kapitalist devletin- 1908'de değil de, 1923't.e Türki-
ye'ye yerleştirildiği anlatılır.
Tartışmanın bu kısmında, Türkiye'de, tarihin bu önemli
dönemecinde, bir burjuva sınıfının olup olmadığı gündeme
gelir. 1908 Devrimi için 'tartışılagelen' konu burada da söz
konusudur: "Acaba Devrim isteyen bir burjuva sınıfı var
mıydı?" ya da, "Buıjuvazi vardı da, acaba bu sınıf isminden
söz edilemeyecek kadar güçsüz müydü?" ve tabii, en önem-
li soru: "Acaba bu devrimler -ama, özellikle de 1923'teki- o
zamana kadar Türkiye'de varolmayan bir burjuvazi yarat-
mayı mı amaçlamaktaydı?" Görünen odur ki, 'Tepeden
Devrim' tezini savunanlar, bürokratik devlet aygıtının lıem
kapitalist gelişme için gerekli koşullan, hem de bu gelişme-
den faydalanacak bir burjuva sınıfını yoktan yarattığını id-
di;i etmek zorunda kalmışlardır.

18 İsmail Cem [İpekçi], Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi; ve Doğan Avcıoğ-


lü,Türkiye'nin Düzeni: Dün-Bugün-Yarm.

19 Ellen Kay Trimberger, "A Theory of flite Revolutıons," s s . 1 9 1 - 2 0 7 ; idem. Re-


volulion from Above: Militaıy Bureaucrats and Development in Japan, Turkey,
Egypt, anct Peru; ve Sungur Savran, "Osmanlı'dan Cumhuriyete: Türkiye'de
Burjuva Devrimi Sorunu," ss. 172-214.
Kabul etmîk gerekir ki, 'Tepeden Devrim' tezinin bir çok
kuramsal sorunu vardır.'İlk önce, eğer bu tez hakkıyla kul-
lanılacaksa, 'Tepeden Devrim'in hangi koşullarda gerçekleş-
tiğini bilmemiz gerekiyor: Öncelikli olarak Almanya'nın
dönüşümünü açıklamak için geliştirilen bu teze göre, 'Tepe-
den Devrim,' burjuva sınıfının varolduğu ama yönetimi
doğrudan ele alacak güçte olamadığı için siyasal liderliği az
veya çok özerk olan bir devlet aygıtına terk ettiği durumun
adıdır. Siyasal açıdan güçsüz olan bu sınıf, doğrudan yöne-
timden vazgeçerken^ kapitalist üretim ilişkilerinin uzun va-
deli çıkarları için geçici bir süre bu duruma katlanmaktadır.
Türkiye'nin durumunu tartışırken, hem burjuva sınıfının
olmadığını iddia etmek, hem de 'Tepeden Devrim' modelini
savurımak bir kavram kargaşasından başka birşey değildir
ve hem kuramsal tutarlılıktan, hem de tarihsel gerçeklikten
uzaktır. Üstelik, böylesi tutarsız bir tartışma, 'Tepeden Dev-
rim' tezinin, geliştirildiği Almanya örneğini bile açıklamak-
tan uzak olduğunun David Blackbourn ve Geoff Eley tara-
fından inandırıcı bir şekilde çürütüldüğü bir ortamda yapıl-
maktadır.20
Bağımlılık Kuramı'nıh hiç olmazsa kendi içinde daha tu-
tarlı bir anlatımı, Türkiye tarihinde süreklilik tezini savu-
nanlar tarafından yapılmaktadır. Bu çözümlemelerde yine
de 1908 Devrimi yerine 1923'te Cumhuriyet'in İlânı siyasal
yapıdaki dönüşüm açısından öncelikli olarak yer almakta-
dır. Bu araştırıcılar da, Kemalist ideolojinin ısrarla üzerinde
durduğu gibi, monarşisi rejimin Birinci Dünya Savaşı sonu-
na kadar devam ettiğini ve çağdaş anlamda modern -ya da,
kapitalist- bir devletin ancak 1923'te ortaya çıktığını savün-

2 0 David Blackbourn ve Cîeoff Eley, The Peculiarities of Gcrman History: Boıırgeois


Society and Politics in Nineteenih-Century Germany. Bu kitabın Türkiye'deki ta-
nıtımı için bkz.. Zafer Yenal ve Deniz Yenal, "Alman Tarihinin'Özgünlükleri
Üzerine," ss.103-115.
maktadırlar. Bu tezin en önde gelen temsilcileri olarak Çağ-
lar Keyder, Perry Ânderson ye diğerleri sayılabilir. Bu aka-
demisyenler siyasal düzlemde bir nebze kopukluk olduğu-
nu kabul etseler de, çözümlemeleri tamamiyle ekonomik
temellere dayandığı için, ekonomi konusunda sürekliliğin
gözlemlendiğini iddia etmektedirler*21 Çağlar Keyder, özel-
likle The Definition of a Peripheral Economy: Turjıey, 1923-
1929 adlı kitabında savaş öncesi Türkiye ile erken Cumhu-
riyet döneminde ekonomik politikalara bakıldığında, te-
melde farklılık olmadığım söylemektedir Bu konum, aslın-
da Gündüz Ökçün'ün çalışmalarında da ortaya çıkan önem-
li bir saptamadır.22 Keyder'e göre, hem Osmanlı İmparator-
luğu, hem de genç Türkiye Cumhuriyeti kapitalist dünya-
ekonomışi karşısında güçsüzdür ve ekonomik açıdan bas-
kın olan, Batı güçleri karşısında hiçbir özerklikleri yoktur.
Bu durumda, Türkiye'nin baskm dünya sisteminden bağım-
sız bir ekonomik politika uygulayabilmesi söz konusu de-
ğildir. Keyder'e göre, Türkiye'yi ekonomik bağımlılıktan
kurtaran olay, 1929 yılında dünya ölçeğinde başlayan ve
adına 'Büyük Çöküntü' denilen ekonomik bunalımdır. İddi-
aya göre, çevrede yer alan diğer üçüncü dünya ülkeleri gibi
Türkiye de, ancak 1929'dan sonra, ithal-ikâmeci sanayileş-
meyi ön plana çıkaran özerk bir ekonomik gelişme modeli-
ni yürürlüğe koyabilmiştir. Böylece, Türkiye'de - v e diğer
azgelişmiş ülkelerde- gözlemlenen değişimin tamamen dış
koşullara bağlı olduğu iddia edilmektedir.23
Bağımlılık Küramı'nın Türkiye'nin durumunu açıklama-

21 Perry Ânderson, "The End of the Anden Rt'giıne in Comparative Perspcctive";


ve Cağlar Keyder, The Definition of a Peripheral Economy: Turkey, 192.3-1.92.9
ITürkçesi, Dönya Ekonomisi İçinde Türkiye, .1923-19?9].
22•' Gündüz Ökçiin, 1920-1930 Yılları Arasında Kurulan Türk Anonim Şirketlerinde
Yabancı Sermaye.
Zİ Cağlar Keyder, The Dc/initiori of a Peripheral Economy: Turkey, 1923-3929. •'

24
ya çalışan bu çeşidinde, itiraf edildiği gibi, toplumsal ve
ekonomik yapıda Ondokuzuncu Yüzyıl boyunca sürekli,
ama yavaşça gerçekleşen bir modernleşme ya da rasyonel-
leşme olduğu kabul edilmektedir. Fakat, gözlemlenen odur
ki, Avrupalı alacaklıların baskısıyla 1881 yılında kurulan
Duyun-u Umumiye İdaresi örneğinde tüm çıplaklığıyla gö-
rüldüğü gibi, Türkiye emperyalist kontrolden kurtulama-
mıştır. Böylece, yalnızca ekonomik duruma bakıldığında bi-
le, 1880'ler ile 1920'ler arasında temelde pek fazla bir deği-
şikliğin olmadığı iddia edilmektedir.24 Kesinti, ya da geç-
mişle kopukluk, Çağlar Keyder'e göre Büyük Çöküntü ile
olmuştur. Çözümlemesine göre, Türk ekonomisinde ve ar-
dından, siyasal yapısında görülen kökten değişiklik 1923'de
değil de 1930'da gerçekleşmiştir. Ekonomik yorumuna ko-
şut olarak, siyasal alanda da vurgu 1923 yılı üzerinde değil-
dir: 1923'te görüntüde gerçekleşen değişiklik, özde, kural-
ları değiştirmemiştir. Keyder, Ondokuzuncu Yüzyıl'dan
1930 yılına kadar, siyasette sürekliliğin olduğunu vurgula-
maktadır. Bu uzun dönemi bürokrasinin Türkiye'yi mo-
dernleştirmeye çalıştığı ve kapitalizmi geliştirmeye çalıştığı
dönem olarak betimler.25

Hem Modernleşme, hem de Bağımlılık kuramlarının çık-


mazı 'sürekli evrim' olarak tanımlanabilecek bir kesintisiz
gelişme çizgisinin varlığı üzerinde ısrarla durmalarıdır. Bu,
Modernleşme Kuramı'nda geleneksiellikten modernleşmeye
doğru tek yol üzerinde yavaş, ama emin adımlarla ilerleme

2 4 Korkut Boratav, 100 Soruda Türkiye İktisat Tarihi, 1908-1985; Şevket Pamuk,
100 Soruda Osman/ı-Türkiye iktisadî Tarihi, 1500-1914; idem, The Ottoman Bm-
pire and European Capitalism, 1820-1913: Trade, lnvestment and Produc.tion
[Türkçesi, Osmanlı Ekonomisinde Bağımlılık ve Büyüme, }820-1913); ve Cağlar
Keyder, The Definition af a Pertpheral Econömy: Turkey, 1923-1929 (Türkçesi,
Dünya Ekonomisi kinde Türkiye, 1923-1929].

•25 Çağlar Keyder, State and Class in Turkey: A Study in Capitalist Development.
şeklinde kendini gösterir. 'Siyasal Modernleşme' edebiyatı-
nın klasikleşmiş ders kitaplarında ifadesini bulan bu anlatı-
ma göre, ülkeler, siyasal gelişme evrelerinden geçerek, dü-
zenli bir şekilde modernleşme yolunda, tercihan, Ameri-
ka'nın ayak izlerini takip ederler.26
Çerçevesini Immanuel Wallerstein'in çizdiği Bağımlılık
Kuramı'nda ise, bu tek boyutlu model kendini bir gereklilik
şeklinde gösterir. Dünya ekonomisinin yapısı öyle şekillen-
miştir ki, merkezdeki kapitalist ülkeler, çevredeki kapitalist
gelişimi belirlerler. Bu gelişmenin Onaltmcı Yüzyıl'da başla-
dığı iddia edilen kritik döneminde, bazı ülkeler kapitalist
gelişmede öne geçmişler ve uluslararası iş bölümünde çev-
releştirdikleri ülkeleri sömürdükleri bir dünya ekonomisi-
nin temellerini atmıştır. Bu kurama göre, Yirminci Yüzyıl'da
gördüğümüz azgelişmiş, ya da azgehştirilmiş, üçüncü dün-
ya ülkeleri böylece meydana çıkmıştır. Bu senaryoda, Tür-
kiye kendini çevre ülkeleri arasında bulmuş ve önceden ya-
zılmış olan rolüne uygun bir şekilde tarih sahnesindeki ye-
rini almıştır. Merkezdeki ülkelerin baskısıyla, kendine
özerk bir bağımsız gelişme yolu çizememiş ve dünya kapi-
talist sisteminin önüne geçilemez çarkları altında ezilmiş-
tir,27 Bağımlılık Kuramı'mn Türk tarihçiliğindeki başarılı

'26 David E. Apter, Politics ojModernization; S. N. Eisenstadt, Modernization: Pri>-


test and Clıange; L ü d a n W Pye, Aspects of Political Development; vc Myron
Weiner|(Der,), Modernization: The Dynamics of Groıvth.
27 Doğu Ergil, f rom Empire to Dependence: T h e Evolution of Tuı'kish Undc):-
•':' development; Doğu Ergil ve R o b e n l. Rhodes, "Westenı Capitalism ancl the
. DisirUegration of the Ottoman Empire; The lmpact of the World Capitalist
System on Ottoman Society," s s . 4 1 - 6 0 ; Huri îslamoglu ve Cağlar Keyder,
"Ageııda for Ottoman History," ss.31-55; Hakkı Keskin, Die Tûrkei: Vom Os-
maniseheti Reich zum Nationalstaat: Werdegang tiner Unterentv/icklung; Çağlar
Keyder, Empeıyalizm, Azgelişmişlik ve Türkiye; Iııımanuel Wallcrstein, "The
Ottoman Empire and the Capitalist World-Economy: Some Qııestions for Re-
search," ss.389-398; ve Immanuel Wailerstein, Hale Decleli ve Reşat Kasaba,
"Osmanlı Imparatorluğu'nun Dünya Ekonomisi ile Bütünleşme S û r c a , "
ss.41-54':
örnekleri Berch Berberoglu, Stephanos Gerasimos, İsmail
Cem [İpekçi], Doğan Avcıoğlu, Tevfik Çavdar, Özgür Öz-
lem ve Şievket Pamuk'un çalışmalarında görülebilir.28
Her iki kuramsal yaklaşım da Türkiye'de varolan ekono-
mik ve siyasal sisteme içten gelen direnişi tamamiyle yadsı-
maktadır. Bunun nedenini, Türkiye'yi açıklamakta kullanı-
lan her iki kuramın da içteki çatışmaya kuramsal düzlemde
yer vermemiş olmasında arayabiliriz. Modernleşme Kuramı
zaten başından beri işlevselcilik ya da yapısal-işlevselcilik-
ten gelen bir şekillenmeyle çatışmayla ilgilenmez. Bu ku-
ramsal yaklaşım, daha baştan, çatışmanın, bir toplumun
açıklanmasında yeri olmadığını savunur. 'Genel muvafa-
kat,', ya da uyuşma, kavramı üzerine kurulu bir kuramda,
gerçek tarihteki çatışmaların gözardı edilmesi iç tutarlılık
açısından gereklidir. Bu durumda, Modernleşme Kura-
mı'ndan, Türkiye'nin Ondokuzuncu Yüzyıl sonu ve Yirmin-
ci Yüzyıl başı siyasal ve ekonomik tarihini incelerken, çatış-
ma boyutunu ön plana çıkarmasını beklemek şöyle dursun,
bundan bahis bile edebileceğini beklemek saflık olurdu. Bu
kuram, çerçevesinde, Türk toplumunda, 1908 Devrimi gibi
çatışmanın son derece ciddî boyutlara vardığı bir dönemin
anlatılmasından özellikle kaçınılması - h e r ne kadar tarihsel
gerçekliğe uygun düşmese de^- normal görülmelidir. Mo-
dernleşme Kuramı'nda özellikle çözümleme dışı bırakılan

2 8 Doğan Avcıoğlu, Türkiye'nin Düzaıi: Dün-Bıiğün-Yarıh; Berch Berberoglu, "Sta-


te Capitalism and National İndustrialization in Turkey," ss.97-121; i dem, Tıır-
key in Crisis: from State Capitalism to Neo-Colonialism; idem, "Turkey: The Cri-
sis of the Neo-Çolonial System"; Tevfik Çavdar, Osmanlıların Yarı-Sömürge
Olusu; Stephanos Gerasimos, Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye; İsmail C e m
[İpekçi], Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi; Özgür Özlem, 100 Soruda Türki-
ye'de Kapitalizmin Gelişmesi; Şevket Pamuk, 100 Soruda Osmanlı-Türkiye ikti-
sadî Tarihi; idem, The Otfomaıı Empire and European Capitalism, .1820-1913:
Trade, lnvestment and Production (Türkçesi, Osmanlı Ekonomisi ve Dtîtıya Kapi-
talizmi, 1820-1913; ve aynı kitabın ikinci baskısı: Osmanlı Ekonomisinde Ba-
ğımlılık ve Siiyûme, 1820-1913}.
bir başka konunun da 'sınıf çatışması' olduğunu bilirsek,
bu kuramın gereklerine harfiyen bağlı 'tarihsel' çözümleme-
lerde, Türk tarihindeki sınıf çatışmalarından bahsedilmesi-
ni beklemek haksızlık olur.
Bağımlılık Kuramı'nda bu eksikliğin giderilebildiği dü-
şünülür; özellikle de, bu kurartun çok yoğun bir şekilde
Marxist kuramdan etkilendiğini hatırlarsak. Fakat, Bağı m-
hlık Kuramı tüm dikkatini merkezdeki ülkelerle dünya
ekonomisinin çevresinde yer alan ülkeler arasındaki çatış-
maya odaklamıştır. Bunu yaparken de, çevre ülkeler için-
deki çatışmaları tamamen gözardı etmiştir. Son derece ba-
site indirgenen bir çözümlemeyle, tüm dikkatler çevre ül-
kelerinin emperyalist ülkelerin nüfuzuna karşı koyma ça-
baları üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu kavgada, azgelişmiş
çevre ülkelerinin aynı zamanda, ülke içinde ^tarihsel ger-
çeklik açısından her ne kadar pek bir anlam ifade etmese
de- 'comprador bourgeoisie' olarak tanımlanan bir sınıfa
karşı da savaş vermeleri gereği üzerinde durulmaktadır.
Fakat, kuramsal çözümlemede toplumsal oluşumun ayrıl-
maz bir parçası olması gereken 'comprador bourgeoisie',
nedense bir toplumsal smıf olarak, açıklamanın bir parça-
sını oluşturmamakta ve sanki kökleri tamamiyle dışarıda
olan bir grupmuş gibi değerlendirilmektedir. Kısacası, bu
grubun, 'emperyalistlerin uşağı' olarak tanımlanması dı-
şında, ülke içindeki sınıf çatışmasında üzerlerine yükle-
nen bir işlev yoktur. Ülke içindeki sınıf çatışmasına deği-
nilmemesi, azgelişmiş ülkelerin tarihsel gerçekliklerini ir-
delerken, doğal olarak eksik ve hatalı anlatımlara yol aç-
maktadır.29
Modernleşme Kurany'nnı olduğu gibi, Bağımlılık Kura-

2 9 Bağımlılık Kuramı'ndaki 'comprador bourgeoisie' kavramının eleştirisi için


bkz., Fernando Henrfcpıe Cardoso ve Enzo Faletto, Dependency and Develop-
ment iti Latin America; ve Çelso Furtado, "The Concept of Extcrn ; al Dependeıı-
ce.in the Study of Utıclerdevelopment," ss.118-123.
mı'mn da kapsamlı eleştirileri yapılmıştır.30 Bu yüzden, bu-
rada, tıpkı Modernleşme Kuramından bahsederken yapıldı-
ğı gibi, bu kuram değerlendirilirken de ayrıntılı bir eleştiri
yapmaya gerek yok. Bu kuramın ideolojik açıdan ne kadar
milliyetçi bir konumu sergilediğini, Bili Warren, Imperi-
alısm: Pioneer of Capitalism adlı çalışmasında kuşkuya yer
bırakmayacak şekilde gösterdi. 31 Tamamiyle dış baskıya
odaklanan ve diğer tüm baskıları gözardı eden bir çözümle-
me, çevredeki toplumsal oluşum içinde meydana gelen her-
şeyi dışarının baskısına bağlayarak bir bakıma hoşgörür. Bir
başka düzlemde, Robert Brenner'in New Left Revievv dergi-
sinde eleştirdiği gibi, Bağımlılık Kuramı 'Neo-Smithian' ola-
rak adlandırılabilecek bir 'Marxism' örneği oluşturur. Bura-
da, sınıf savaşı ya da sınıf çatışması, yerini, tamamiyle sınıf
çözümlemesini yadsıyan bir mekanik ekonomik rasyonelli-
ğe terkeder.32 Türk tarihinin çözümlemesine şimdiye kadar
' yansıdığı kadarıyla, Bağımlılık Kuramı, ekonomik ve siyasal
düzlemde, değişik sınıflar, ya da bir sınıfla devlet arasındaki
çatışmayı bütünüyle yadsımıştır.33

30 Bu konuda örnek olarak şu çalışmalara bakılabilir: Frank Bonilla ve Robert.


Girlitıg (Der.), StructUres of Dcpencîeııcy; Robert Brenner, "The Origins of Ca-'
pitalist Development: A Gritlqüe of Neo-Smithian Maraisın," ss.2.5-92; idem,
"Workl System Theory and the TranSition to Capitalism: Historiçal and The-
oretical l'erspectives"; Anthony Brcwer, Mancist. Theories of lmperialism: A Cri-
tical Survey; Fernando Henriq,ue Cardosp, "lmperialism and Depeııdency in
Latin America," ss.7-16; idem. "The Consumption of Depeııdency Theory in
the United States," ss.7-24; Martin Carnoy, The State and Political Theory, Riç-
hard R. Fagen, "Studying Latin American Pölitics: Some İmplicatioııs of a De-
pendencia Approach," ss,3-26; Tulio Halperm-Dönghi, "'Dependency Theory"
and Latin American HistOripgraphy," ss.113-130; Malori J . Poıtıpermayer. ve
Williaııı C. Smith, "The State in Dependent Societics: Preliminary Notes,"
ss,102-128; ve Theda Skocpol, "Wallersteinfe World Capitalist System: A Tlıe-
oretiçal and Historiçal, Critiquc," ss.1075-1090.

31 Bili Warren, fmpcriaîtsm; Pioneer o/Capitailşm.


32 Robert Brcnner, "The Origins of Capitalist Development: A Critique ol Neo-
Smithian Mandsm," ss.25-92,
33 Örneğin bkz., Haldun Gülalp, Gelişme Stratejileri ve Gelişme ideolojileri
1908 Devrimi konuşurla dönersek, hem Modernleşme, hem
de Bağımlılık Kuramı temsilcilerinin olayı devrim olarak
nitelemek istemediklerini görmekteyiz. Belki küçük, ama
bağlı oldukları kuramların konumlarını hiçbir kuşkuya yer
bırakmayacak şekilde belirlemeleri açısıridan, önemli ör-
nekler olmaları dolayısıyla 9-11 Nisan 1976'da Kanun-u
Esasi'riin Yüzüncü- Yılı Sempozyumu sırasında Modernleş-
me kuramıyla çalışan araştırmacıların şu iddiaları anılmaya
değer. Olayı Modernleşme Kuramı çerçevesinde açıklamaya
çalışan Emre Kongar, Tank Zafer Tunaya'mn ikinci Meşru-
tiyetin siyasal hayatımızdaki yeri üzerine yaptığı konuşma-
dan sonra, fikrini şöyle özetliyor.
"Ben diyorum ki, bu hareketler Osmanlı-Türk. toplum çiz-
gisi içerisindeki sınıfsal değişmelerin, yani yeni bir sınıfın
ortaya çıkışının sonuçlan değildir. Yönetici seçkinlerin ken-
di içlerindeki kavgadır. Amaç İmparatorluğu kurtarmaktır.
Görünen amaç tabii, bu arada önemli ölçüde de post kavga-
sı. Dolayısiyle hürriyet, bürokratların, yönetici seçkin sınıfın
en önemli öğesini oluşturan padişahın yetkilerini sınırlama
savaşıdır. Hürriyet böyle algılanmıştır. Yeni bir sınıf çıkmı-
yor ki -burjuvazi veya işçi- hürriyet onun hürriyeti olsun ve
İttihatçı iktidarı ele aldıktan sonra onunla bütünleşsin ve
hürriyeti yaysın. Yok ki öyle bir tabanı. Kendisi için istiyor,
r alıyor ve çok da güzel kullanıyor. Meclislerin kapı gibi sık

sık açılıp kapanmasının sebebi de bu. Abdülhamit'in kafası


kızıyor, "Kapattım," diyor; İttihatçıların kafası kızıyor, "Ka-
pattım," diyor, iki telgraf geliyor, Abdülhamit meclisi açıyor,
yani çok gayri ciddî bir biçimde.-'34
Türkiye tarihini Bağımlılık Kuramı çerçevesinde yorum-
lamaya çalışan Çağlar Keyder, aslında hiç de Modernleşme
Kurarriı'mn söylediklerinden farklı olrnayan bir biçimde,

3 4 Türk Parlamentoculuğumın İlk Yüzyılı, 1876-1976, s.130. -

30
1908 Devrimi'tıi gerçekleştirenleri 'toplumu yukarıdan de-
ğiştirme' yanlısı 'modernleştirici seçkinler' olarak ele al-
makta ve sorunsalı 'devleti kurtarmak' - y a da başka bir de-
yişle, devlet aygıtını modernleştirmek/batılılaştırmak- ola-
rak tanımlamaktadır.35 îttihadcıların nasıl bir süreç sonucu
iktidara geldiklerini açıklamaktan özellikle kaçman keyder,
basmakalıp anlatımlara dayanarak hiç de özgün olmayan şu
'çözümleme'yi yapmaktadır:
"ittihat ve Terakki önderleri bürokrat olmalarına ve eği-
timli ve aydm bir kadroyu temsil etmelerine karşın, birden-
bire ele geçirdikleri iktidar için hazır değillerdi. Uygulaya-
cakları özel bir program olmadığı gibi müşterilerinin hangi
toplumsal gruptan olacağı da henüz kesinleşmemişti. Bü
nedenle, olaylar karşısında epeyce hızlı bir değişme ve ev-
rim gösterdiler. İktidara geldiklerinde esas çabaları devlet
otoritesini güçlendirmeye yönelmişti. Bu kaygı, uyguladık-
ları politikaların başlıca kaynağını oluşturdu. Fakat bu poli-
tikaların formülasyonunu ideolojik bir'tutarlılık değil, ıs-
rarla üzerinde durulan hedef biçimlendiriyordu. Bu devleti
kurtarma hedefini destekleyecek ideoloji ise İmparatorlu-
ğun içinde bulunduğu maddî şartların etkileşiminden doğ-1
duğundan, önemli bir ölçüde tesadüfiydi. Nitekim 'devleti
kurtarma' fikri 1908 ile 19İ8 arasında çeşitli birleştirici ide-
olojilerin ardına gizlenmişti:"36
Bağımlılık Kuramı çerçevesinde Ittihad ve Terakki döne-
mini inceleyen Doğu Ergil de Çağlar Keyder'in çözümleme-
sini ondan on yıl kadar önce, neredeyse aynı terimlerle,
yapmış ve aynı sonuçlara varmıştı:
"İlk başta, Genç Türklerin, devletin temel yapısını değiş-,
tirme gibi bir'niyetleri yoktu. Onlar yalnızca, ülkenin mut-
lak bir padişahın kişisel keyfi yerine yetenekli hükümetler.

3 5 Çağlar Keyder. Türkiye'de Devlet ve Sınıflar, ss.108-109.


36 Cağlar Keyder, Türkiye'de Devlet ve Sınıjlar, s.85.
tarafından yönetilmesini garanti altına alacak bir anayasa-
nın yürürlüğe konmasını istiyorlardı." "Hareketleri, millî
bir ekonomi geliştirecek ve sonradan birleşecekleri millî bir
burjuva sınıfı yaratacak radikal bir programı ancak devlet
gücü küllanarak uygulayabileceklerini anladıklarında, bir
seçkin devrimi {tepeden devrim] haline geldi.", 'Felsefeleri
'tepeden reform' idi. Siyasal programlan şeçkinciydi ve geri
kalmış bir İmparatorluğun moderhleştirilmesini öııcü bir
kadronun ya da bir (orta) sınıfın gerçekleştirebileceğini dü-
şünüyorlardı."37
Ne Emre Kongar ne de Çağlar Keyder ve Doğu Ergil ta-
rihçi olmadıkları için Ittihad ve Terakki Cemiyeti üyeleri-
nin hangi sınıftan geldiklerim, hangi amaç için çalıştıkları-
nı, devleti yıkmak için nasıl propaganda yaptıklarını -ve en
önemlisi, bürokrat olmadıklarını- bilmeyebilir ve kullan-
dıkları genel kaynaklar bunlardan bahsetmeyebilir. Bu ne-
denle de, Kongar'ın, Keyder'in ve Ergirin 'çözümlemeleri'
ı eksik bilgilere dayanan gözden kaçmış birer hata olarak ka-
bul edilebilir.
Ancak, bu dönemin daha etraflı tarihini bilmesi beklenen
araştırmacılar da bazen 1908 Devrimi'nin niteliği üzerine
çok sıradan hükümler vermekten kendilerini alıkoyamıyor^
lar. Örneğin Türkiye'deki siyasal partiler üzerine şimdiye
kadarki en kapsamlı çalışmayı, yapan Tarık Zafer Tunaya,
"1906'da başlayan ve 1908'de patlak veren harekettin],
Rumeli'deki İkinci ve Üçüncü Ordular subayların tın] ve
onlara katılmış olan sivil memurların ürünü' olduğunu söy-
leyebilmektedir. Dahası, Tunâya'ya göre, "'Kültürü zayıf, ki-
ni çok' [Ittihad ve Terakki kuşağı] Abdûlhamit rejimini yık-
mıştır. Yıktığının yerine ne koyacağını bilemeyen, buğürile
yarın arasındaki şoktan Şaşalamış insanlar, geleceği yaratma

37 Dogu Ergil, "A Reassessment: The Young Turks, heir Politics and Anli-Coloni-
al Struggle," s s . 3 4 , 3 6 ye 4 8 .
programına. sahip değillerdi. Bu bilgisizliğe, devleti ve top-
lumu dışa bağlayan baskılar da eklenince, değişiklik, bir
özlem olmaktan öteye gidememiş ve düzen, pek az rötuşla
aynı kalmıştır." 38
Ittihad ye Terakki Cemiyeti'nin 1908 öncesi yurtdışı ör-
gütlenmesini en ince ayrıntısına kadar inceleyen M. Şükrü
Hanıöğlu da son derece ilginç bir şekilde, "Genç Türkler'in
tek ortak noktası Abdülhamid'i devirmekti. Bu amaç ger-
çekleştikten sonra rie yapılacağına dair hiçbir kapsamlı
programları yoktu" diyebilmektedir.39
Belki bu örnekler çoğaltılabilir. Burada vurgulamak iste-
diğim nokta, yalnızca amatör tarihçilerin değil, akademik
tarihçilerin de 1908 öncesi ve sonrası Türk toplumunu ve
Ittihad ve Terakki Çemiyeti'ni incelerken, baskın ideoloji-
den ne derili etkilenmiş olduklarını göstermek.
Şimdi, daha fazla sözü uzatmadan, 1908 Devrimi'nin na-
sıl gerçekleştiğinin hikâyesini anlatmaya başlayabiliriz.
Devrimi, Donald Quataert'in iki kısa makalesinde bahsettiği
şekilde basit bir ekonomik bunalım ve arkasından gelen
olaylar dizini olarak görmek çok kolaya kaçan, bir yol oldu-
ğu için, aynı zamanda indirgemeci olan bu yaklaşımı be-
nimsememe -her ne kadar Türk tarihi araştırmalarına yeni
bir bakış açısı getiriyor gibi gözükse d e - olanak yok. 4 0
1908 Devrimi tek. bir nedene bağlanamayacak kadar karma-
şık bir olay. Bu hikâye bizi, Devrimle doğrudan bağlantısı
olan vergi ayaklanmalarının başladığı 1906 yılından 1908
yılı Aralık ayına -yani, Meclis-i Mebusan'm açıldığı tarihe-

3 8 Tarık Zafer Tuııaya, "İkinci Meşrutiyet'in Siyasa! Hayatımızdaki Yeri," s.85 vc


88. '

3 9 M. Şükrü Hanioğlu, "Genesis of the Young Turk Revolution of 1 9 0 8 , " s.300.


4 0 Donald Quataert, "The 1 9 0 8 Young Turk Revolution: Old and New Apprmıc-
hes," ss.22-29; ve idem, "The Etonomic Climate of the 'Young Turk- Revoluti-
on' fa 1 9 0 8 , " SS.Dİ147-D1161.
kadar getirecek. Bu da, Ittihad ve Terakki Gemiyeti'nin son :
derece kapsamlı olarak 1909 yılından başlayarak siyasette,
ekonomide ve toplumsal hayatta gerçekleştireceği düzenle-
meleri ve değişiklikleri içermfeyeceği anlamına geliyor. Dev-;
rim'in gerçekleşmesiyle herşey düzene girmiyor. Dolayısıy-
la, 1908'den I918'e kadar -ve daha sonra- yeni rejimle es-
kisi arasındaki mücadelenin hikâyesi sonraki çalışmaların
konusunu teşkil edeceğinden, şu anda bunlardan da söz
edilmeyecek. Tarihsel bir perspektiften bakıldığında çok kı-
sa, ama içinde yaşayanlara çok uzun gelen, bu-iki yılın
olaylarına artık bakabiliriz.
İKİNCİ BÖLÜM
1906-1907 Vergi Ayaklanmaları:
1908 Devrimi'ne Giriş

üzerinden neredeyse doksan yıl geçmiş olmasına Nağmen,


1908 Devrimi hâlâ bir esrar perdesi arkasındadır. Özellikle,
Türkiye'de güçlü ojan yaygın bir görüşe göre 1908 Devrimi,
Osmanlı İmparatorluğu'nu tümüyle çöküşten umutsuzca
kurtarmaya yönelik yenileştirme eylemleri zincirinde en
son halkayı oluşturan bürokratik bir reform hareketinden
başka birşey değildir. Gerek Modernleşme gerekse Bağımlı-
lık kuramlarını savunuyor olsunlar, gerek tarihte devamlı-
lık gerekse kesinti savlarına inanıyor olsunlar, Türk tarihçi-
leri hiç istisnasız, reform savına sarılmakta ve 1908'le bir-
likte gerçekleşen olaylar zincirini 'Meşrutiyetin İlanı' ya da
.'anayasal rejimin kuruluşu' olarak adlandırmaktadırlar. Bü
dönemdeki olaylar, beraberlerinde öyle derin toplumsal, si-
yasal ve ekonomik değişimler getirmiştir ki, olayı, kelime-
nin tam anlamıyla'devrim' olarak nitelendirmek ve 1908'in
hemen öncesiyle sonrasını anlatır ve yorumlarken konuya
bu açıdan yaklaşmak en doğrusu olacaktır.
Türkiye'de yerleşmiş geleneksel tarih anlatımı çerçeve-
sinde 1908 olayları yukarıdan aşağı gerçekleştirilen bürok-
ratik bir reform hareketi olarak görüldüğünden, 'meşrutiye-
tin ilânı' ya da 'anayasal rejimin kuruluşu'nun, hem devle-
tin hassas durumunun hem de modernleşmenin kaçınıl-
mazlığının farkında olan bir sivil ve askerî bürokrasi tara-
fından bilinçli olarak yürütülmüş bir planın sonucu olduğu
fazla sorgulanmadan kabul edilmektedir. Üstelik, daha da
ileri gidilerek, olayın, devletin çıkarlarına zarar veren bir
yönetimi devirmek için gizlilik içinde çalışan ordu üyesi 'il-
gili' subaylar tarafından gerçekleştirilmiş olduğu da varsa-
yılmaktadır. Yerleşik Türk tarih söyleminde 1908 Devri-
mi'ni 'devleti iç düşmanlardan ve onların dışarıdaki mütte-
fiklerinden kurtarmak' hedefine yönelik ve bürokrasi için-
den gelen bir eylem olarak tanımlamak oldukça yaygın bir
alışkanlıktır. Bu söylemle varsayılan, gidişin kötü olduğunu
gören asker - v e sivil- bürokratların devleti kurtarma ama-
cıyla hareket ettiği ve amaçlarının batmakta olduğu söyle-
nen bu devleti yok olmaktan kurtarmaktan başka birşey ol-
madığıdır. Böylelikle, 1908'de asker-ve sivil-modernleşme
yanlısı bürokratların örgütleyip uygulamaya koyduğu hare-
ketin, 'geleneksel' ve 'çağdışı kalmış' bir Saray bürokrasisi
tarafından ayakta tutulan, zayıflamış ve köhnemiş bir hü-
kümetin çökmesine neden olduğu, onun yerine çağdaş bir
Türkiye görünümünü benimsemiş 'aydınlanmış' bir rejim
getirdiği öne sürülmektedir.
Böylesi bir görüşte, değişimin, hiçbir halk desteği olmak-
sızın gerçekleştiği sonucu da ortaya çıkmaktadır. Bürokra-
tik yozlaşmanın ve Sultan Abdülhamid'in gizli polisinin ay-
dınlar üzerinde kurmuş olduğu amansız denetimin neden
olduğu genel huzursuzluğun betimlenmesi dışında, gerçek
anlamda kapsamlı devrimci etkililiklere yol açmış olabile-
cek nedenler hakkımda hiçbir belirti sunu İmama ktadır.
Üstelik bu görüş, 19Ö8 öncesi iki yıllık devrede meydana
gelen yaygın, kitlesel huzursuzluklar ile mütlâkiyetçi reji-
min çöküşü arasındaki bağlantıyı, şaşırtıcı bir biçimde gör-
mezden gelmektedir. Devrim öncesi Türkiye'deki kitlesel
huzursuzlukların tarihi hâlâ yazılmayı beklemektedir.
Töplümsaİ, siyasal ve ekonomik huzursuzluğun tarihine
karşı ilgisizlikle bağlantılı olarak, devrim öncesinde olduk-
ça tehlikeli bir boyuta ulaşan îttihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin rejim aleyhtarı kışkırtma hareketleri hakkında hiçbir
çözümleme yapılmamış olması da ilginçtir. Tüm bunların
sonucu olarak, devrim öncesi dönemde Ittihad ve Terakki
Cemiyeti'nin çözümlemesi yapılırken, alışılagelmiş -sorgu-
lanmayan- tarih stratejilerinden birisi kullanılır: Ya Ittihad
ve Terakki Cemiyeti'nin önemi bütünüyle inkâr edilir ya da
Ittihad ve Terakki Cemiyeti üyeleri siyasi sahnenin dışında
tutularak ey lemlerdeki rolleri azımsanır. Ittihad ve Terakki
Cemiyeti üyelerinin eylemlerdeki rollerinin azımsanmasın-
da bu üyelerin bir kısmının Türkiye dışında bulunmaları ve
devrimci propagandayı yurt dışından yönetmiş olmalarının
payı büyüktür. Ittihad ve Terakki Cemiyeti üyeleri, Türkiye
İçinde ya da dışında eylemlerini sürdürmüş olsalar da gele-
neksel tarih yazımı tarafından, özne değil de, aksesuar gibi
betimlenmekte, yasadışı etkinliklerde bulunan 'modernleş-
meci' subayların emri altındaymışlar gibi gösterilmektedir.
Oysa durum tam tersidir.

1904 Baharına gelindiğinde, vergi yükü,, kırsal kesimde


köylüler, kasabalarda zanaatkarlar ve esnaf, şehirlerde ise
tüccarlar için dayanılmaz bir hal almış bulunuyordu. Buna
bir de vergi toplamakla yükümlü mültezimlerin keyfî aç-
gözlülükleri eklenince durum vergi mükellefleri açısından
iyiden iyiye zorlaşıyordu.1 Bu dönemde, bir çeşit gelir ver-

1 Özellikle Anadolu'nun doğusunda yaşayan halktn mültezimlerden çektikleri


konusunda etraflı bir rapor için bkz., N o . 1 3 6 , Konsolos Tbomas H. Nor-
ton'dan Dışişleri Bakan Yardımcısı Francis B. Loomis'e, Harput, 13 Ekim
1904, T-579, Despatchcs fivm United States Consuh in liarput, 1895-1906, Mik-

37
gisi olan -temettü'nün, örneğin İzmir'de toplanması bir ta-
kım sorunlar doğurmuş, verginin toplanması süresiz askıya
alınmıştı.2 Benzer olaylar -bu kez tepki adanın yerel "Yunan
halkından gelse de- 1905 yılının Şubatında Midilli'de de
görüldü.3 Hayvanat-ı Ehliye Rüsumu'nun kaldırılması iste-
ğiyle -başka birçok yere ek olarak- 25 Mart 1905'de Işkod-
ra'dan, 13 Nisan 1905'de Basra'dan ve 28 Haziran 1905'de
Trablusgarb'den İstanbul'a telgraflar gelmişti. Şahsi Ver-
gi'nin kaldırılması isteğiyle de -örneğin, 14 Ocak 1906'da
Kastamonu'dan ve 13 Eylül 1906'da Necid'den- Bab-ı Âli'ye
telgraflar çekilmişti.4
Hem toprak ağalarına hem de mültezimlere ağır bir bi-
çimde borçlanmış olan köylü tam anlamıyla dar boğazday-
dı. Doğu vilâyetlerindeki durum öylesi bir yoksulluk ve se-
filliğe nede,n olmuştu ki, çok sayıda köylü, şehir ve kasaba-
lıların yardımıyla geçinebilmek ümidiyle köylerini terk et-
meye başlamıştı.5 Gelecek hasatta evinde kalıp kalmayacağı
bile belli olmayan köylü toprağım ekip ekmeme konusunda

rofilın 1, Cilt 1 ( 2 7 Eylül 1 8 9 5 - 4 Ocak 1 9 0 5 ) içinde. Raporun devamı için


bkz., No.154, Thomas H. Norton'dan Dışişleri Bakan Yardımcısı Francis B.
Löömis'e, Harput, 2 3 Mayıs 1905, T-579, Despatches from United States Con-
suls in Harput, 1895-1906, Mikrofilm 1, Cilt 2 ( 5 Ocak 1 9 0 5 - 2 Ağustos 1 9 0 6 )
içinde. ' / '

2 KO. 4 2 4 / 2 0 8 , Başkonsolos Cumberbatch'den Sır Nicholas O'Coııor'a, İzmir,


2 6 Mart 1 9 0 5 , Further Cotrespondence Respecting Asiatic Turkey, 1905,
N o . 8 6 6 4 , s.40 içinde; ve Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzu-
rum'da Halk Hareketleri, s.10.

3 EO. 4 2 4 / 2 0 8 , Başkonsolos Cumberbatch'den Sir Nicholas O'Conor'a, izmir,


2 8 Mart 1 9 0 5 , Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, 1 9 0 5 ,
No.8664, s.40 içinde.
4 Muammer Demirel, ikinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleı'i,
s.ll.
5 EO. 4 2 4 / 2 0 8 , Konsolos Muavini Tyrrell'den Sir Nicholas O'Conor'a. Van, 2 0
Mart 1 9 0 5 , Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, 1905, No.8664,
s.43 içinde; ve Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk
Hareketleri, s.9.
karara varamıyor, bu belirsizliğin yarattığı huzursuzluktan
tarlasını bırakıp gitme düşüncesi doğuyordu. Gelecek yılın
borçlan için ipotek altına girmiş olan insanlar yarınların-
dan kuşku duyuyorlardı. Hasat zamanı geldiğinde, ürün
köylüyü beslemek yerine toprak ağası ve mültezimlere gidi-
yordu. Sürekli artan vergiler, durumu iyice çekilmez bir ha-
le getirmişti.6 Görgü tanıklarının anlatımıyla, şehirler kıtlık
ve parasızlıktan çöküyordu. Tieariet durmuş, açlık başgös-
termişti. 1906'da başlayan büyük çaplı ayaklanmaların ari-
fesinde "şehir aç, köy aç, ordu aç ve çıplaktı."7
Vergi ayaklanmaları olarak bilinen ve 1906 yılının başla-
rında patlak veren olayların en önemli nedeni, Hükümet'in,
biri kişilerden alınacak 'Şahsi Vergi,' diğeri de hayvanlar
üzerine konulan 'Hayvanat-ı Ehliye Rüsumu' adında iki ye-
ni vergi toplama kararıydı.8 Hükümetin yeni vergileri töpla-

6 EO. 424/208, Konsolos Muavini Tyrrell'den Sir Nicholas O'Conor'a, Van, 2 0


Malt 1905, Further Correspondence Respecting Asiatic Turkey, 1903, No.8664,
s.43 içinde.Ayrıca bkz., No.136, Konsolos Thomas H. Norton'dan Dışişleri Ba-
, kaıı Yardımcısı Francis B. Loomis'e, Harput, 13 Ekim 1904, T-579, Despalches
frcrh United States Consuhin Harput, 1895-1906, Mikrofilm 1, Cilt 1 (27 Eylül
1 8 9 5 - 4 Ocak 1 9 0 5 ) içinde.
7 Münip Yıldırgan, " 1 9 0 4 [sic] Erzurum İsyanı Hatıraları," s.27.. Çekilen kıtlı-
, ğ«v boyutlarını ciddi bir biçimde arttıran bir başka neden de 1 9 0 5 - 1 9 0 6 kışı-
nın alışılagelmişten çok daha soğuk geçmesiydi. Musul'da 1 9 0 6 Ocak ayında
Dicle nehri donmuş, ısı Sivas'ta -32°C'ye kadar düşmüş, soğuktan Başkale,
Van, Mamuret-el-Aziz, Bağdad, Sivas, Amasya, Darende, Konya ve Erbaa'da
insanlar donmuştu ("tlhiver & Van," Tlıe Levant Herald and Eastern Express, 23
Ocak 1906, s.2; "Morts de froid," Tlıe Levant Herald and Eastern Express, 2 5
Ocak 1906, s.2; "llhiver en province," The Levant Herald and Eastern Express,
26 Ocak 1906, s.2; "Uhiver," The Levant Herald and Eastern Expttss, 5 Şubat.
1906, s.2;, ve "Uhiver," The Levant Herald and Eastern Expnss, 10 Şubat 1906,.
s,2). Kış Makedonya'da da çok şiddetli geçmekteydi. Üskûb'te yakacak'sıkıntı-
sı başgöstermiş, kömürün okkası oııiki Paraya; odununki ise sekiz Kurusa ka-
dar yükselmişti ("Les Proviıtces: Iihiver," The Levant Herald and Eastern Exp-
. mu, 2 9 Ocak 1906, s.2).
8, Münip Yıldırgan, " 1 9 0 4 [slç,l Erzurum İsyanı Hatıraları," s.27. Yalnızca ko-
yundan alınmakta olan 'Ağnam Vergisi' 4 Ağustos 1903 tarihinde kaldırılarak,
yerine tüm ehli hayvanları içine alan 'Hayvanat-ı Ehliye Rüsumu' ve yine 4 -
ma girişimiyle birlikte, ülkenin her yerinde sivil itaatsizlik
eylemleri düzenlenmeye başlandı. Bü hareketlerin ilki,
Anadolu'nun diğer kasabalarından Abdülhamid rejimi tara-
fından sürgüne gönderilmiş kimselerin yoğun olması dışın-
da hiçbir farkı olmayan Kastamonu'da başladı.
1906 Ocak ayı sonlarında Kastamonu'da yapılan belediye
seçimleri, düzene karşı duyulan hoşnutsuzluğun dışavuru-
mu için önemli bir fırsat oluşturdu. Vilâyet her zaman öl-
düğü gibi halka açık yerlere, belediye meclisi üyelerinin se-
çimi için ilânlar astı. Ama şehir halkı, vergilendirme ve har-
camalar üzerine- hiçbir denetimleri olmadığı, bu nedenle de
seçimin anlamını yitirdiği gerekçesiyle ilânları dikkâte al-
mayarak seçimi boykot etti. Seçimleri protesto etmelerinin
nedenlerini açıklamak üzere yerel askeri komutana delege
yollayan Kastamonulular, askeriyeden belediyenin harca-
malarını kontrol etmesini istediler. Ayrıca, paranın nasıl ve
nereye harcandığını bilmeleri için, kendilerinin seçeceği
güvenilir kişilerin belediye meclisine seçilmesini talep etti-
ler. Halk öncelikle, Şahsi Vergi'den şikayetçiydi. Özellikle,
vilâyetteki tüm yüksek rütbeli devlet memurlarının vergi-
den muaf olması dolayısıyla, kendileri de vergi ödemeyi
reddediyorlardı. Herşeydert çok, oldukça varlıklı olan Kas-
tamonu Valisi Enis Paşa'nın tek kuruş bile vergi ödemiyor,
olması şehirde rahatsızlık yaratıyordu. Kastamonu halkının
temsilcileri, en varlıklı kişi olarak, şehrin tüm şahsî vergile-
rinin toplamını Enis Paşa'nın ödemesini istiyorlardı. Askerî

Ağustos 1 9 0 3 tarihinden başlayarak, şehir ve kdy halk» ayırt edilmeksizin,


herkesin gelir düzeyine göre alınmak üzere 'Şahsi Vergi' konulmuştu (Başba-
kanlık Arşivi, YM, Nr.11-440 ve N r . l l - 4 3 8 ' d e n nakleden. Muammer Demirel;
ikinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da, Halk Hareketleri, s.lOıı). 'Hayvanat-! Ehli-
ye Rüsumu' hakkında daha etraflı bilgi için bkz., "Hayvanat-ı Ehliye Rüsu-
mu," Mehmed Zeki PakAİm, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, 1,
ss. 7 8 3 - 7 8 4 .
komutan bu sorunların kendi görev alanına girmediğini ve
sivil bürokrasiyle ilgili olduğunu söyleyerek meseleye karış-
mayı reddediyordu. Kastamonu'daki tüm ticarî fâaliyetleri
temsil eden ötuziki esnaf ve zanaatkarın imzasını taşıyan
bir dilekçe/telgraf bir hafta önce merkezî hükümete -İstan-
bul'a^ gönderilmiş, fakat her zaman olduğu gibi, Saray di-
lekçeyi dikkate almamıştı.9
Talepleri cevapsız bırakılınca, 21 Ocak'ta, yaklaşık beş
yüz kişilik bir topluluk Vilâyet Konağı'nın önünde gösteri
düzenlemiş, sonra da Telgrafhane'ye doğru yürüyüşe geçe-
rek binayı ele geçirmişti. Saray'a, vergilerin kaldırılması ta-
leplerini yineleyen telgraflar çeken kalabalığın sayısı akşa-
ma doğru dört bin kişiyi bulmuştu. Bu kitle gösterisinde,
hem Müslümanlar hem de Ermeniler birlik içinde hareket
ediyorlardı. Halk, sabahın ilk saatlerine kadar Saray'dan ta-
leplerine bir cevap gelmesi için umutsuzca bekledi. Vali
Enis Paşa olaylardan öylesine korkmuştu ki, gün boyunca
bulünduğu yeri terle edemedi. Ertesi gün iki polis memuru
Telgrafhane'ye girmeye çahştılarsa da, biri yakalanarak esir
alındı, diğeri de kaçmayı zor da olsa başardı.10 Şehrin ileri
gelenlerinin de desteği ile, halkın Telgrafhanç'yi işgali tam
• on giın sürdü. Bu on gün boyunca, isteklerinin kabul edil-
mesi için merkezî hükümetle sürekli bağlantı kurmaya ça-
lıştılar. 31 Ocak günü, Müslüman, Ermeni ve Rumlar'dan
oluşan büyük bir kalabalık, tekrar Telgrafhane önünde top-
lanarak, konan ek vergilerin kaldırılması ve Vali ile Defter-
dar'ın görevden alınması için yeniden gösterilere başladı.
Kalabalığa destek vermek amacıyla, dükkân ve işyerleri de
gün boyu kapalı kaldı.11

9 "Kastamonu'da Hareket-i ihtilâlkârane," ss.64-66.


10 "Kastamonu'da Hareket-i îhtilâlkârane," ss.65-67;

11 "Kastamonu'da Hareket-i İhtilâlkârane," s.69; vc Ziya Demittiüğlu, Kastamo-,


nu Valileri, 1 8 8 1 - 1 9 0 8 , s.87. • \
Ayaklanmanın önderlerinden biri saygınlığıyla Kastamo-
nuluların güvenini kazanmış olan Hakim Esad Efendi idi.
Esad Efendi ve onun gibi Kastamonu'ya, sürülmüş bir kaç
aydın hareketi dikkatle planlamış ve Kastamonu Askerî Ku-
mandanı Ali Rıza Paşa ile önceden görüşerek* hem hareket
için onay hem de kendilerine karşı kuvvet kullanılmayaca-
ğına dair söz almıştı. Vali Enis Paşa, yeni oluşan bu hareketi
öğrenir öğrenmez askerî komutanı ve polis şefini çağırarak,
kalabalığı dağıtmalarım, sonra da olayın nedeni ve olayı
düzenleyenler hakkında bilgi toplamalarını istedj^Her ikisi
de ellerindeki kuvvetlerin zayıflığım ve bir askerî bastırma
hareketinin sorumluluğunu üzerlerine alamayacaklarını ge-
rekçe göstererek Vali'ye itiraz ettiler.12 Soruna askeri bir çö-
züm bulamayacağını anlayan Enis Paşa, bu sefer şehrin ileri
gelenlerini toplayarak, olayları bastırmada nüfuzlarını kul-
lanmalarını söyledi. Bu ileri gelenler arasında Belediye Mec-
lisi üyelerinden Namık Efendi, Şeyh Ataullah Efendi, Şeyh
Ziyâeddin Efendi, Said Hemdem Dede, Merdane Efendi ve
Kastamonu Müftüsü Mehmed Emin Efendi vardı. 13 Enis
Paşa'nın kalabalıkla konuşmalarını istemesi üzerine, duru-
mu normale döndürmeye çalışarak, ayaklanmanın temsilci-
leriyle görüşmeyi başaran şehrin ileri gelenlerine, halen
sürmekte olan gösterilerin yalnızca vergilerin kaldırılması
için değil, aynı zamanda Vali ve birtakım yüksek rütbeli
memurların görevden alınmaları için yapıldığı söylendi. İs-
yancılar, kendileriyle görüşmeye gelen heyeti, Vali'nin gö-
revden alınmasına ilişkin Sultan'a gönderdikleri dilekçeye
imza atana kadar rehin aldılar.14 Telgrafhane'nin işgali hal-
kın sabahtan akşama kadar Vali'nin görevden alındığına

12 Ziya Demircioğlu, Kastamonu Valileri, 1 8 8 1 1 9 0 8 , s.87-88.


13 Ziya Demiıcioğlu, Kastamonu Valileri, 1 8 8 1 - 1 9 0 8 , s.87; ve "Kastamonu'da Ha-
reket-i îhtilâlkârane," ss.68-69. .
14 "Kastamonu'da Hareket-i Îhtilâlkârane," ss.68-69; ve Zîya Demircioğlu, Kasta-
monu Valileri, 1881-1908, s.89:
ilişkin emrin gelmesini beklediği bir gün daha sürdü. So-
nunda Vali ve Defterdar'm görevden almmalanna ilişkin is-
tekleri gerçekleşti: I Şubat akşamı, Ali Rıza Paşa Saray tara-
fından Telgrafhane'ye çağrıldı ve kendisiyle yapılan görüş-
meden sonra, Saray Vali Enis Paşa'nın azline karar verdi.15
Hükümet Ali Rıza Paşa'yı vekâleten Valiliğe atadı. Halk, ha-
berin yayılmasını alkışlarla karşıladı ve gecenin geç saatleri-
ne kadar elde ettiği başarıyı kutladı. 16 )
2 Şubat'ta göreve başlamasıyla birlikte Ali Rıza Paşa, hak-
kında söylenti çıkmış rüşvetçi memurları görevden almaya
başladı. Hükümet, Paşa'dan ayaklanmayı çıkaranlar hak-
kında bilgi toplaması ve soruşturma açmasını istediyse de,
Ali Rıza Paşa meselenin üzerine gitmeyi reddederek göre-
vinden istifa etti; çünkü, Ali Rıza Paşa Âbdülhamid'in mut-
lakiyetçi rejiminin şiddetle karşısında yer alıyor ve baskıcı
yönetime daha fazla alet olmak istemiyordu.17
Hükümet çevreleri Kastamonu'nun vergilerden hoşnut
olmayan diğer illere de örnek olacağının farkındaydı. Ger-
çekten de ülkenin diğer bölgelerinde de benzer olaylar baş-
göstermeyç başlamıştı. Sinop'ta birkaç bin kişilik bir grup,
Kaymakamlık'a yürümüş, Telgrafhane'yi işgal etmiş ve Si-
nop Kaymakamı'nı istanbul'a gitmekte olan bir gemiye zor-
la bindirmişti.18 Musul'da da Ocak ayı sonuna doğru, yine

15 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Sir Nicholas O'Conor'daıı Sir Edward Grey'e, İstanbul, 13 Şubat


. 1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.8 içinde;
"Kastamonu'da Hareket-i ihtilâlkârane," s.69; ve Ziya Demircioğlu, Kastamo-
nu Valileri, 1881-1908, s.90.
16 "Kastamonu'da Hareket-i İhtilâlkârane," s.69; ve Ziya Demircioğlu, Kastaıru)-
nu Valileri, 1881-1908, s.90. Aynca bkz., "A Kerâzonde," Pro Armenia, 5 Hazi-
ran 1906, s.910.'
17 Ziya Demircioğlu, Kastamonu Valileri, 1881-1908, ss.91-93.
18 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 13 Şubat
1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.8, içinde;
"Kastamonu'da Hareket-i İhtilâlkârane," s.68; ve Iurii Ashotovich Petrosian,
Sovyet Gözüyle Jön Türkler, s.236.
vergi toplanması yüzünden bir ayaklanma patlak verdi.19
Ancak, Kastamonu olaylarından sonra en önemli ayak-
lanma Şubat 1 9 0 6 ' d a E r z u r u m ' d a oldu. Halk zaten
1902'den beri Vali Nâzım Paşa'nm acımasız yönetimi altın-
da eziliyordu. Topladığı vergileri vilâyetin gereksinimleri
için kullanacağına, toplamın %25'ine yakın bir bölümünü
İstanbul'a gönderiyor, karşılığında da mutlakiyetçi rejim-
den kişisel çıkarlar sağlıyordu.20 Şahsî Vergi ve Hayvanat-ı
Ehliye Rüsumu'nun açıklanması Erzurum'da da bardağı ta-
şıran sûn damla oldu. Vergilere en şiddetli tepki şehrin var-
lıklı kesimini temsil eden tacirlerden geliyordu. Bunlar,
"Büyük baş hayvanlar için de, insanlar için de koyun gibi
vergi Verelim, ama bu paralar nereye gidiyor? İşte; askerin
ayağında don yok, kıçı görünüyor. İşte; memur aç, sefil ve
parasızlık yüzünden hırsızlık yapıyor. İşte; asayiş yok. Tica-
ret durdu. Rahat yok. işte; bıçak kemiğe dayandı. Evet; ve-
relim, verelim ama, bunun nereye; gittiğini hiç sormayalım
mı?" diyordu.21
Örgütlenen Erzurumlular 'dededen kalma' bir yönteme
başvurdular: Bir 'Mazhar-ı Umumi' yapılması fikri ortaya
çıktı. Mazhar-ı Umumi iki-üç satırlık bir arzuhalden başka
bir şey değildi. Mahalle mahalle bütün şehrin yaşı onsekiz
ile yetmiş arasındaki tüm erkekleri, hazırlanan defterleri
ayn ayrı imzalayacaklar ve iki 'satırlık' arzuhal ile bu defter-
leri Vali'ye sunacaklardı. Arzuhalde şu iki madde vardı: "(1)
Erzurumdan her ne suretle olursa olsun bundan sonra İs-

19 F.O. 4 2 4 / 2 1 0 , Sir Nicholas O'ConoT'dan Siı Edward Grey'e, tstanbul, 13 Şubat


1906, Fürther Correspondence Respecting Asiatic Turkey, No.8984, s.8 içinde;
ve "Les everıcments d'Erzeroüm," Pro Armetua, 20 Kasım 1906, s.997.
20 Mehraed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.38. "taşra-
daki valiler, mutasarrıflar, kaymakamlar, defterdarlar, muhasebeciler, tnal'mü-
dûrleri, jandarmalar, hatta orduya mensup müfrezeler, hep para ile meşguldü-
ler" (Mûnip Yıldırgan, "1904 [sic] Erzurum İsyanı Hatıraları," s.27).
21 Mûnip Yıldırgan, " 1 9 0 4 [sicj Erzurum tsyam Hatıraları," s.28.

44
tanbul'a para gönderilmeyecek; bütün mahalli ihtiyaçlara
ve ordunun ihtiyaçlarına sarf olunacaktır. (2) Hayvanat-ı
Ehliye ve Şahsi Vergi kanunlarından bu hudut mıntıkası is-
tisna edilecektir." Toplanan defterler ve iki maddelik arzu-
hal, Erzurum esnafından onüç temsilci aracılığıyla Vaİi'ye
sunuldu ve yeni vergilerle Hicaz Demiryolu için alınan ek
verginin kaldırılması istendi.22 Vali Nâzım Paşa halkın is-
teklerini dikkate alacağını söylediyse de bunun tam tersini
yaptı: 2 Mart'ta istanbul'a bir telgraf göndererek, bir kaç
kışkırtıcının yeni vergiler aleyhine halkı ayaklandırdığını,
fakat gereken bütün önlemin alındığını bildirdi.23 Alınan
önlemleri bütünüyle desteklediğini vurgulayan Hükümet
Nâzım Paşa'ya 12 Mart 1906'da gönderdiği telgrafla her iki
verginin de toplanması için gerekenin yapılmasını emret-
ti. 24 İstanbul'dan istekleri doğrultusunda cevap alamayan
Erzurum'un belli-başlı celepleri ve Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti'nin yerel üyeleri, 'Can Veren' adı altında örgütlenip,
merkezî hükümetin yerel temsilcilerine karşı radikal bir ha-
reket başlatma kararı aldılar,25
Erzurum'daki vergi ayaklanması başından beri diğer şe-
hirlerdeki ayaklanmalara göre hem daha iyi örgütlenmiş,
hem de daha geniş bir kitleye yayılmıştı. Halk, Vali'nin gö-
revden alınmasını istemekteydi. Esnaf, halka destek olmak

22 Münip Yıldırgan, " 1 9 0 4 [sic] Erzurum İsyanı Hatıraları," s.28; Barutçuzade


Sevkı, "Erzurum Valisi Nâzım. Paşa'nın Zamanında Olan Vukuat Hatırası,"
ss.268-269; Mehnıed Nusret, Tarilıce-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan,
s.58; ve "A Kerazonde," Pro Armenia, 5 Haziran 1 9 0 6 , s.910.

2 3 Mehnıed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.58.


2 4 Başbakanlık Arşivi, BEO, Erzurum Gelen, İ7 Şubat 1 3 2 1 / 1 2 Mart 1 9 0 6 tarih
ve Nn208456'dan nakleden, Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzu-
rum'da Halfc Hareketleri, s.22.
25 Mehnıed Nusret, Tariitcc-i Erçmım Yahut Hemşehrilere Armağıln, s.59. Ayrıca
bkz., "Les tvenemeıits d'Erzeroum," Pm Armenia, 2 0 Kasını 1 9 0 6 , s.998. Bazı
kaynaklarda bu isim 'Can Verir' olarak geçmektedir.
için dükkân kapatma eylemi başlattı. Şehir halkı Saray ile
doğrudan iletişim kurabilmek için 13 Mart'ta Telgrafhanemi
işgal etti.26 Vali, Erzurum Müftüsünden halkı yatıştırmasını
istediyse de, Müftü buna yanaşmayarak, vergilerin zaten is-
lâm'a da aykırı olduğunu ve ayaklanmanın meşru olduğunu
belirterek, siyasal otoriteyi çiğnedi ve halka katıldı.27 Olay-
lar süresince, Erzurum'daki askerî birlikler, üstlerinin ve
Vali'nin emirlerine uymadılar ve dolayısıyla, isyanı bastır-
mak için hiçbir girişimde bulunmadılar.28 18 Mart dolayla-
rında yine protesto gösterileri yapıldı ve vergilerin kaldırıl-
ması için Saray'a çok sayıda telgraf çekildi.29
Nüfusun genelinde en çok rahatsızlık yaratan vergi IŞahsı
Vergi' idi. Bu verginin herkes tarafından reddedilmesinin
başlıca nedeni, verginin toplanmasında eşitlik -ve hakkani-
yet- prensibinin gözetilmemesiydi. Vergi mükellefleri üç
gruba ayrılıp, ödeyecekleri vergi miktarı da dört yüz, iki
yüz ve otuzbeş kuruş olarak belirlenmişti. Buna göre, vergi
yükünün çoğunun yoksullara düşeceği ve zenginlerin, ken-
di olanaklarıyla kıyaslandığında, çok düşük oranda vergi
ödeyeceği ortadaydı. 30 Bü verginin yarattığı gergin; hava

2 6 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Cönor'a, Erzurum, 2 9


Mart 1 9 0 6 , Further Correspondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s. 16
içinde.

2 7 Mehmed Nusret, Târihçe-t Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.60; Yusuf


Hikmet Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, 1/1, s.338; ve Mechveret, N o . 1 8 2 (1 Arahk
1 9 0 6 ) , s.4'den nakleden, H. Zafer Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde
Anadolu, s.27.

2 8 Mehmed Nusret, Tarihçe-i E rzerum Yaltut Hemşehrilere Armağan, s.60.


2 9 . EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Cönor'a, Erzurum, 3 Nisan
1 9 0 6 , Further Corresponâence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.19 içinde;
ve F.O 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 12
Nisan 1 9 0 6 , Ftırtfıer Correspondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.34
içinde.

3 0 E O . 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 2 0


Mart 1 9 0 6 , Further Corresponâence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s. 17
1 içinde.
şehrin Müslüman nüfusu ile Ermenileri bir araya getirdi. İs-
tanbul'dan hâlâ olumlu bir cevap alınmadığından, Vilâyet
Konağı önünde büyük bir gösteriyi birlikte örgütlediler.
Halk Vilâyet Konağı'na giderken, hükümetin duvarlara as-
tırdığı yeni vergiler hakkındaki afişleri de yırtıyordu.31 25
Mart'ta Erzurum'da vergilerin kaldırılması ile yakından ilgi-
lenen onbeş kadar tüccar ve celep, Kapalıçarşı kuyumcula-
rından Hacı Akif Ağa başkanlığında Tebriz kapısı yakınla-
rındaki Tophaneli Hanı'nda bir toplantı yaptı. Toplantıda,
halkın yoksul durumunun gözönüne alınarak Şahsî Vergi
ve Hayvanat-ı Ehliye Rüsumu'nden affedilmesini Hükû-
met'ten isteyen bir telgrafın çekilmesi kabul edildi. Saray'ı
hayli endişelendiren bu telgraf sonucu Vali'ye olayın bastı-
rılması için emir verildi.32 28 Mart'ta Vali'nin görevden alın-
ması isteği yinelendi ve Erzurum'un tüm dükkânları ke-
penk indirdi; ne esnaf, ne tüccar, ne de iş sahipleri dükkân-
larını, tezgahlarını açmadı. Okulların da kapıları kilitli kal-
dı. Memurlar bile görevleri başına gitmediler. Protesto gös-
terilerinin sürdüğü on gün boyunca şehrin kontrolü bütü-
nüyle halkın eline geçti ve devlet otoritesi fiilî olarak orta-
dan kalktı.33

31 F.O. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 2 0 Mart


1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s. 17 içinde.
2 0 Mart 1 9 0 6 tarihinde İstanbul'dan gelen telgrafta hâlâ vergilerin toplanması
için Vali'ye emir verilmekte idi (Başbakanlık Arşivi, îrade-i Hususi, 2 4 Muhar-
rem 1 3 2 4 / 2 0 Mart 1 9 0 6 ve Nr.103, Başbakanlık Arşivi, BHO, Erzurum Giden,
Nr.2090)8'deıı nakleden Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzu-
rum'da Halk Hareketleri, s.25).

3 2 Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, ss.59-60.


3 3 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 3 Nisan
1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.19 içinde;
EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 12 Ni-
san 1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , ss.34-35
içinde; Münip Yıldırgan, " 1 9 0 4 Isicj Erzurum isyanı Hatıraları," s.29; ve Ba-
rutçuzade Şevki, "Erzurum Valisi Nâzım Paşa'nm Zamanında Olan Vukuat
Hatırası," s.270.
Bu sırada, Telgraf ve Posta Başmüdürü ve aynı zamanda
yasadışı 'Can Veren' örgütünün üyesi olan Subhi Bey, Va-
li'nin Hükûmet'le haberleşmeyi sürdürürken gerçekleri sap-
tırdığını, olayları olduğundan küçük gösterdiğini ve Erzu-
rum halkının kendisinin görevden alınmasına ilişkin istek-
lerinin yerine getirilmemesini istediğini, çünkü bunun yö-
netime karşı yeni hareketlere neden olacağı yolunda Hükü-
met'e baskıda bulunduğunu tesbit edince, Nâzım Paşa'nın
özel telgraf hattını keserek, Vali'nin İstanbul ile görüşmesi-
ni engelledi. Vali'nin bu tutumu kamuoyuna yansıyınca Nâ-
zım Paşa göz hapsine alındı ve bulunduğu yerden ayrılma-
sına izin verilmedi.34
Verginin kaldırılmasına ilişkin sayısız dilekçenin, şehrin
nüfusunu temsil eden tüm gruplar ve sözü geçen tüccarlar-
ca imzalanmış olması ve İstanbul'a gönderilen telgrafların
hiç de azımsanmayacak maliyetinin hemen bu tüccarlarca
karşılanmış olması, merkezî hükümetin durumun ciddiye-
tini kavramasını sağladı.35
İstanbul'da durumun vahameti üzerine yapılan Heyet-i
Vükela özel toplantısında ayaklanmalara karşı sert önlem-
ler alınması kararına varıldı. Hükümet Erzincan'daki Dör-
düncü Ordu Kumandanı Müşir Çerkeş Mehmed Zeki Pa-
şa'ya becerikli ve güvenilir bir komutanın emri altında Er-
zurum'a birlik göndermesini, gerekirse kuvvet kullanılarak
ayaklanmanın bastırılmasını ve elebaşlarmm tutuklanması-

14 Münip Yıldırgan, "1904 /sic/ Erzurum İsyanı Hatıraları," s.30, ve Mehmed


Nusret, Tarihce-i F.rzcrüm Yahut Hemşehrilere Armağan, s . 6 1 . Ayrıca bkz..
No. 198, Konsolos Milo A. JevVitı'den Dışişleri Bakan Yardımcısı na, Sivas, 13
Nisan 1906, T-681, Despatches [rom United States Consıd."; m Sivas, 1886-1906,
Mikrofilm 2, Cilt 2 ( 1 6 Mart 1895-7 Ağustos 1 9 0 6 ) içinde.
35 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 12 Ni-
san 1 9 0 6 , Further Correspondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 3 5
içinde.
m emretti. 36 Ancak, mutlakiyetçi hükümetin göz önünde
bulundurmadığı, askerî birliklerde kısmen subayların, fakat
büyük çoğunlukla erlerin, rejimden duyduğu hoşnutsuz-
luktu.37 Mehmed Zeki Paşa durumu değerlendirerek Erzu-
rum'a gitmeyi reddetti.38 Çaresiz kalan Hükümet, halkı ya-
tıştırmak için Nâzım Paşa'yı görevden alarak Diyarbakır Va-
liliği'ne, Diyarbakır Valisi Mehmed Ata Bey'i de Erzurum
Valiliği'ne atadı.39 Hükümet'in bundan başka çaresi yoktu:
Erzurum halkı isyan hareketine ılımlı bakan askerlere o ka-
dar güveniyordu ki askerlerin kendilerine hiçbir surette
ateş açmayacaklarına inanmıştı.40
Rahatsızlığın derecesi, halkın hükümet politikalarını
eleştirmeyi sürdürmesi ile gittikçe artıyordu. Şikâyetler,
bazı memurların yüksek maaşlarından, halkın parasının
çar-çur edilmesine ve genelde yerleşik düzenin temelden

•36 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Sir Nicholas O'Conor'clan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 9 Nisan
1 9 0 6 , Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey; N o . 8 9 8 4 , s s . 2 3 - 2 4
içinde; ve "A Kerazonde," Pro Armenia, 5 Haziran 1 9 0 6 , s.910. Ayrıca hkz.,
Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.61..

•37 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 15 Ha-


ziran 1 9 0 6 , Further Correşpondence Respecting Asiatic Turfccy, N o . 8 9 8 4 , ss.61-
6 2 içinde.
3S Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzeı um Yahut Hemşehrilere Armağan, s.61.

.39 EO. + 2 4 / 2 1 0 , Sir Nicholas O'Conor'datı Sir Edward Grey'e, İstanbul, 9 Nisan
1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.24 içinde;
Mahmud Nedim Ulusalkul, Istibdad Aleyhinde Türk Ulusunun İlk Hareketi: Er-
zurum ihtilâli, s. 17; Münip Yıldırgan, " 1 9 0 4 fsicj Erzurum İsyanı Hatıraları,''
s.31; Mehmed Nusret, larihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s . 6 l ; lu-
rii Ashotovich Petrosian, Sovyet Gözüyle Jöıı Türkler, s.238, vc No. 198, Konso-
los Milo A. Jewitt'deıı Dışişleri Bakan Yardımcışı'na, Sivas, 13 Nisaıı .1.906, T-
6 8 1 , Despatches from United States Coıısuls in Sivas, 1886-1906, Mikrofilm 2,
Cilt 2 ( 1 6 Mart 1 8 9 5 - 7 Ağustos 1 9 0 6 ) içinde. Ayrıca bkz., "Le Mouvemcnt
Turç â Erzeroum," Pro Armenia, 5Şubat 1 9 0 8 . S . 1 2 3 0 .

4 0 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 12 Ni-


san 1 9 0 6 , Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 3 5
içinde; ve Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Ycı)ıut Hemşehrilere Armağan,
s. 60.
eleştirisine kadar varan bir çeşitlilik gösteriyordu. 1905'te
Rusya'da meydana gelen olaylara göndermeler yapılırken,
Makedonya'da Batılı devletlerce kurulan ekonomik deneti-
min Erzurum'da da kurulması yönünde istekler de ifade ze-
mini buluyordu. 41 Daha özel olarak, Erzurumluların bu
günlerde imzaladığı bir dilekçede, halkın çeşitli vergilerden
muaf tutulması isteğinin yaraşıra, Ermenilerden alman Be-
del-i Askeriye Vergisi'nin azaltılması, Hamidiye Kürd birlik-
lerinin lağvedilmesi, Hükümet tarafından müteahhitlere ve
askerlere maaş yerine verilen senet ve kuponların ödenmesi
ve son olarak, yerel memurların hareketlerinin ve Vilâyet
Bütçesi'nin sıkı denetim altına alınması isteniyordu.42
Mehmed Ata Bey gelinceye kadar Valilik görevini Nâzım
Paşa'dan devralan Dördüncü Ordu Topçu Müfettişi Ferik
Şevket Paşa'nın vergilerin 'şimdilik' kaldırıldığını ilan etme-
sine rağmen olaylar devam etti. 43 İstanbul Hükümeti'nin
bütün bu eleştirilere yanıtı, huzursuzluğun nedenlerini in-
celemek üzere Erzurum'a Şura-yı Devlet üyelerinden Mus-
tafa Bey ve eski Muş Mutasarrıfı Hüsnü Bey'den oluşan bir
heyet yollamak oldu. Heyetin en önemli görevi Şahsî Ver-
gi'yi ödemeyi reddeden halkı yatıştırmaktı. Ancak, olayları
yerinde incelemek üzere İstanbul'dan gelen heyete Bay-
burt'tan Erzurum'a kadar geçtikleri her köy ve kasabadan
Hayvanat-ı Ehliye Rüsumu ve Şahsî Vergi'nin kaldırılması
yolunda verilen dilekçelerden anlaşılıyordu ki, bu olay öyle
kolayca yatıştırılacak gibi değildi ve heyetin İstanbul'a gön-

41 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 12 Ni-


san 1 9 0 6 , Further C'orrespoıidence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 3 5
içinde.

4 2 A. M. Valuyskiy, "jön Türk Hareketi Öncesinde—Moskova Arşivi Belgelerine


Göre—Doğu Anadolu'da Ayaklanmalar," s. 138.
4 3 Muammer Demire], İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleri, s.27;
ve Barutçuzade Şevki, "Erzurum Valisi Nâzım Paşanın Zamanında Olan Vu-
kuat Hatırası," s.271.
derdiği rapora göre kesinlikle tek bir merkezden yönetili-
yordu.44
Daha önce Diyarbakır Valisi olan Mehmed Ata Bey 3 Ma-
yıs'ta Erzurum'a geldi.45 Vali görevine, vilâyet memurlarının
ve askerlerin maaşlarını ödeyerek ve rüşvet yiyen memurla-
rı görevden alarak başladı. Daha sonra, halkın ödemeyi red-
dettiği vergileri toplama emrini verdi. 46 Tüm bunlara ek
olarak, devrimci ayaklanmayı bastırmak için elebaşları hak-
kında kovuşturma başlattı.47 istanbul'dan verilen kovuştur-
ma emrinde ayaklanmanın tek bir merkezden -Ittihad ve
Terakki Cemiyeti'nin Paris'teki merkezinden- yönetilmekte
olduğuna dikkat çekilerek, soruşturmanın bu yönüne özel-

4 4 "Nouvelles d'Orient," Pro.Armenia, 2 0 Mayıs 1 9 0 6 , s . 9 0 8 ; Mehmed Nusret,


Tarihçe-i Erzeruni Yahut Hemşehrilere Armağan, s.62; ve Başbakanlık Arşivi,
BEO, Erzurum Giden, Nr.208456'dan nakleden, Muammer Demirel, İkinci
Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleri, s.28.

4 5 "Lettre ıV Erzeroum," The Levaııt Herald and Eastern Express,-17. Mayıs 1906,
s,2; "A Erzeroum," .Pro Armenia, 5 Ağustos 1906, s.942; H. Zafer Kars, Belge-
lerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu, s.29; ve Barutçuzade Şevki, "Erzuruuı
Valisi Nâzım Paşa'nın Zamanında Olan Vukuat Hatırası," s . 2 7 1 . 9 Ocak
1 9 0 6 ' d a Diyarbakır Vâlisi atanmadan önce, Mehmed Ata Bey—Nurullah
Ataç'tn babası—.Mekteb-i Suîtanî'de—Galatasaray Lisesi—Edebiyat Öğret-
menliği yapmış ve, daha sonra, Maliye Nezareti'ııde Mektupçu olarak çalış-
mıştı. 1 8 8 2 yılına kadar Dar-ûl-Fünun'da Türk Edebiyatı Tarihi Müderrisli-
ğinde bulunmuş, sonra'da Mekteb-i Mülkiye'ye geçerek burada Fransızca
.Okutmanlığı yapmıştı (Pro Armenia, 5 Kasım 1 9 0 6 , s.991; "La.ville faits cli-
vers," The Levant Herald and Eastern Express, 2 4 Ocak 1 9 0 6 , s.2; ve Ali Çanka-
ya, Yeni MCiî/iiye Tarihi ve Mülkiyeliler, 2, s s . 1 0 3 3 - 1 0 3 4 ) . Mehmed Ata Bey üze-
riııe ek bilgi için bkz., ibrahim Ahrettin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi,
s.49; ve Btlyfth Larousse Süzîüh ve Ansiklopedisi, 2, s.943.

4 6 Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yalıut Hemşehrilere Armağan, s.62; ve "l.es


gvgnements d'Erzcroum," Pro Armenia, 20 Kasım 1906, s.997.
4 7 Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.62. Meh-
med Ata Bey, yürüttüğü kovuşturmanın sonucunu, suçlu gördüğü kimselerin
isimlerini de eklediği bir raporla, 13 Eylül 1906'da İstanbul'a yolladı (Başba-
kanlık Arşivi, İrade Dahiliye, 2 5 Şaban 1 3 2 4 [ 1 4 Ekim 1 9 0 6 ) , Numara 1 8
içinde Mehmed Ata Bey'iıı31 Ağustos 1 3 2 2 / 1 4 Eylül 1 9 0 6 tarihli telgrafından
nakleden, Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hare-
ketleri, ss.31-33).
likle önem verilmesi isteniyordu.48
Nisan ayı başında ayaklanma Erzurum'a yakın Bayburt,
Narman ve Hasankale'ye de yayıldıysa da, Erzurum'daki
dükkân kapama eylemleri yalnızca Hasankale'de görüldü.49
Daha sonra vergi ayaklanmaları Trabzon, Sivas, Giresun,
Kayseri ve Anadolu'nun diğer ticaret merkezlerine de yayıl-
dı.50 Şahsî Vergi ve Hayvanat-ı Ehliye Rüsumu imparatorlu-
ğun Makedonyalı tebası içiıı de büyük yükler getiriyordu.
Nitekim, Nisan ayında Kastamonu, Musul, Erzurum, Sivas
ve diğer yerleşim yerlerinde yaşananlara benzer ayaklanma-,
lar Makedonya'da da başgöstermeye başladı. Haziran ayın-
da yine Anadolu'da -Zeytun'da- yeni vergilerin yaııısıra es-
ki vergilerin toplanmak istenmesi nedeniyle büyük bir hu-
zursuzluk yaşandı.51
Trabzon'da da yeni vergiler nedeniyle ancak askeri destek
ile bastırılabilen ciddi bir halk ayaklanması patlak verdi.
Birlikler ayaklanmayı bastırabildilerse de, vergilerin toplan-
masını sağlayamadılar. Halk tarafından yapılan gösteriler
sonucu Vali Reşad Bey şehri terk etmek zorunda bırakıldı.52

4 8 Başbakanlık Arşivi,"BEO, Erzurum Gelen, 13 Nisan 1 3 2 2 / 2 6 Nisaıı 1 9 0 6 tarih


ve Nr.214142'dcı\ nakleden, Muammer Demirel, ikinci Meşrutiyi! Öncesi Erzu-
rum'da Halk Hareketleri, s. 16.
4 9 F.O. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 12 Ni-
san 1 9 0 6 , Further Correspondence Respecting Asiatic,Turkey, No,8984,.s.36
içmde.
3 0 Terakki, Nr.lO'dan nakleden, Tank Zafer Tuııaya, Türkiye'de Siyasi Partileı;
1859-1952, s.l42ıı; H. Zafer Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu,
s.21; ve "A Kerazoncle," Pro Armenia, 5 Haziran 1 9 0 6 , s . 9 1 0 . Ayrıca bkz.,
Mehmed Reşıd, "Erzurum İsyanı bir Meşrutiyet İnkılâbı Olabilirdi," Hürriyet;
29 Kasım 1950'den nakleden,Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Pcırtüeı;
1859-1952, s,142n.

51 "Eimpöt sur le betail," Pro Armenia, 5 Mayıs 1906, s.894; ve "Les impöts arri-
&r£s," Pro Armenia, 2 0 Haziran 1 9 0 6 , s.917.
5(2 iurii Aslıotovich Petrosian, Sovyet Gözüyle Jön Türkler ss.2.34-238; II Zafer
Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu, s.21; "A Trebizonde," Pro Ar-
menia, 5 Haziran 1906, s.910; ve "Le ıııouvement tuıc," Pro Armenia, 5 Kasını
1906, s.991.
Bütün bu baskılara dayanamayan Hükümet, 1903'dan beri
Trabzon Valiliği yapmakta olan Reşad Bey'i yetersizlik ne-
deniyle görevden almak ve yerine vekâleten Hacı Arif Pa-
şa'yı atamak zorunda kaldı.53
Haziran sonunda Bitlis'te patlak veren ayaklanmadaysa
bir polis komiseri ölmüş ve Vali de yaralanmıştı. Daha ön-
ceki olaylarda olduğu gibi halk Postahane'yi ele geçirmiş ve
Vali'nin görevden alınması için İstanbul'a telgraflar çekmiş-
ti. Halk, Hükûmet'in şiddet kullanma tehdidine, şiddetle
karşılık verince, çaresiz kalan Hükümet Vaji'yi görevden al-
dı. 54 „
Temmuz ortalarında yeni vergiyi protesto eden halk,
Samsun'da da ayaklandı. Samsun'da halktan kimselerin,
ölümünü de kapsayan ciddi olayların meydana gelmediği
tek bir gün yoktu. Olayları gizli tutmak için yerel yönetim,
balkı -özellikle de Ermenileri- Telgrafhane'den uzak tutu-
yordu.55 :

Vergi ayaklanmalarının boyutu mutlakiyetçi rejimi halkı


memnun edecek bir takım önlemler almaya zorladı. Hükü-
met Mayıs ayında Van, Bitlis ve Trabzon Valilerine birer ta-
limatname yollayarak Valilerin teftiş gezilerine çıkarak
halktaki hoşnutsuzluğun nedenlerini tesbit etmelerini isle-
di. Hükümet valilerden ayrıca halka adilâne davranmayan
ve görevini suistimal eden tüm memurları da görevden al-

53 Mahmut Goloğlu, Trabzon Tarihi: Fetihten Kurtuluşa Kadar, ss.232-234; ve EO.


4 2 4 / 2 1 0 , Sir Nicholas O'Conor'daıı Sir Edvvard Grey'e, İstanbul. 2 9 Mayıs
1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 3 8 içinde.
Saray'la ilişkileri iyi olaıı Reşad Bey bir süre sonra terfi ederek bu sefer Edir-
ne'ye Vali olarak atandı ("News Items: Court aııd Diplonıatic," Levant ilcmlrl
and Eastern Express, Weekly Commercial Budget, 2 7 / 9 ( 2 Mart 1 9 0 7 ) , s. 115).

5 4 Fransız Dışişleri Bakanlığı belgelerinden aktaran, Ûmer Sami Coşar, "Çakııca-


lı Mehmet Efe: 7," Milliyet, 2 Haziran 1 9 7 3 , s.5.
55 İ.es impöts â Santsoun," Pro Armenia, 2 0 Kasım 1906, s.997.
maları konusunda uyardı. Bu direktiflerin bir sonucu ola-
rak Hınıs Kaymakamı yetersizlik nedeniyle görevinden
alındı, Bitlis Valisi Ferid Bey ise Eylül ayı başında bir teftiş
turuna çıkarak sorunları yerinde tesbit etmeye çalıştı.56
Bu arada, sorunların kaynağı olan yeni vergilerin toplan-
masına ilişkin hiçbir girişimde bulunulmuyordu. Elde et-
miş olduğu başarıdan cesaret alan Erzurum halkı, rejime
getirdikleri eleştiri dozunu daha da arttırarak, yönetimin
yerel gereksinimler dışında herhangi bir vergilendirmeye
gitme hakkı olup olmadığını sorgulamaya başladı. Halkın
temsil hakkı olmaksızın vergilendirilmesi karşısında özel-
likle şehrin ileri gelenlerinin yüksek sesle muhalefet yap-
maya başlamış olması, devlet otoritesine karşı saygının ne
kadar azalmış olduğunun açık bir kanıtıydı.57
• Yeni vergilerirı halkta yarattığı huzursuzluk ve hoşnut-
suzluk Ankara'da da sivil itaatsizlik ve ayaklanma hareket-
lerine neden oldu. Burada da Telgrafhane ele geçirilerek,
vergilerin kaldırılması ve Vali'nin görevden alınması için
Saray'a telgraflar çekildi. Hükümet, diğer'vilâyetlerde oldu-
ğu gibi, burada da halkın isteğine boyun.eğdi ve Ankara Va-
lisi'ni görevden aldı.58
Eylül ayı boyunca ve Ekim ayının başlarında Hükümet
İzmir'de, yurt dışındaki devrimci hareketle bağlantıları ol-
duğu gerekçesiyle yedi Ermeni devrimciyi tutukladı. Hükü-
met, ayrıca Saray casusları sayesinde çok sayıda Türk, Rum,
Musevi ve Ermeni'yi de devrimci etkinliklerde bulundukla-

5 6 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Sir Nicholas Ö'Conor'dan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 2 9 Mayıs


1906, Furtlıer Correspondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.38 içinde:
' ve "A Bitlis," Pro Armenia, 2 0 Aralık 1906, s.1013.

57 FO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'â, •Erzurum,' 15 Ha-


ziran 1906,, Further Correspondence Respecting Asiatic Turkey, N o : 8 9 8 4 , s.61
innde.

58 Mechveret, No. 1 7 8 (1 Ağustos 19.06), s.8'den nakleden, H. Zafer Kars, Belge-


lerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu, s.19.
rı iddiasıyla tutuklayarak hapse attı. Ayrıca, Manisa'da da
devrimci hareketle ilgili bir soruşturma yürütülmeye baş-
landı.59
Yeni vergiler yüzünden Ekim başlarında Trabzon'da ciddi
olaylar patlak verdi. Yeni konulan vergileri ödemeyi redde-
den halkın ayaklanması ancak askeri birliklerin müdahale-
siyle kontrol altma alınabildi. Vali, ayaklanmanın daha ileri
boyutlara ulaşabileceği endişesiyle bu vergilerin toplanma-
sını ertelemek zorunda kaldı.60

Erzurum'daki huzursuzluk 1906 Sonbaharında yeniden


alevlendi. 21 Ekim'de şehrin Müslüman ve Hıristiyan halkı,
artık daha fazla vergi ödemeye halleri kalmadığını söyleye-
rek, yeni vergilerin kaldırılması isteğiyle, birlikte hareket et-
tiler. Müftü halkın huzursuzluğunu Erzurum Valisi Meh-
med Ata Bey'e ilettiyse de, Vali halkın isteklerine kulak as-
madı ve vergilerin kaldırılmasının mümkün olmadığını,
kendisinin de vergileri toplamaya kararlı olduğunu söyledi.
İsteklerinin reddedilişi üzerine halk, kurulu düzeni hedefle-
yen şiddetli bir gösteri düzenledi. Yerel polis örgütü ve jan-
darma, halkın üzerine ateş açarak birçok kişinin ölümüne
neden oldu. Bu şiddet hareketiyle iyiden iyiye dehşete kapı-
lan halk, şiddete şiddetle karşılık vererek pek çok jandarma
ve polisin yanı sıra, Jandarma Kumandanını da öldürdü.61
Mehmed Ata Bey, Mart'ta meydana gelen olayların sorum-
lularının bulunması için İstinaf Mahkemesi Reisi Tahir
Efendi ile Serkomiser Şabri Efendi'den oluşan bir araştırma
komisyonu kurmuştu. Komisyon, topladığı bilgileri Eylül
ayında Vali'ye sundu. Vali de kendisine sunulan listeyi İstan-

5 9 "A Smyrne," Pro Armenia, 5 Kasım 1 9 0 6 , s.990.

6 0 "l_e mouvement turc," Pro Armenia, 5 Kasım 1 9 0 6 , s.991.


61 "Les evenemeııts d'Erzeroum," Pro Armenia, 20 Kasım 1906, ss.997-99S.
bul'a göndererek emir beklemeye başladı. Hareketin önde
gelen liderleri olarak yirmiiki kişinin ismi verilmişti. Bu yir-
miiki kişilik listede Erzurum Müftüsü Hacı Lütfullah Efen-
di, önde gelen tüccar ve avukatlar ve Ittihad ve Terakki Ce-
miyeti ile bağlantısı bulunan, yasadışı 'Can Veren' devrimci
örgütünün lideri Durak Bey'in de isimleri bükmüyordu.62
22 Ekim'de İstanbul'dan gelen cevapta, Hükümet, Vali
Mehmed Ata Bey'e, Müftü ve Mart olaylarında rolü olan
çok sayıda Müslümamn hemen tutuklanarak sürgüne gön-
derilmesi emrini verdi.63 Aynı gece, tutuklananların sayısı
altmışı buldu,64 Müftü ve diğerleri -Tahsin Bey, Kirlizade
Yusuf Efendi ve Hoca Şevket Efendi- tutuklanmalarından
hemen sonra Dördüncü Ordu merkezi olan Erzincan'a doğ-
ru yola çıkarıldı.65 Erzurum'un önemli isimlerinden ve is-

62 Başbakanlık Arşivi, İrade Dahiliye, 25 Çaban 1 3 2 4 [ 1 4 Ekini 19061, Numara


18 içinde Mehmed Ata Bey in 31 Ağustos 1 3 2 2 [ 1 3 Eylül 19061 tarihli telgra-
fından nakleden, Muammer Demire), ikinci Meşrutiyet Önce si Erzurum'da Hatlı
Hareketleri, ss.3Ir33; ve Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzeruın Yalıut Hemşehrile-
re Armağan, ss,63-64. 1 9 0 8 Dcvrimi'ııden sonra, 1 9 1 2 Genel Seçimleri'ııde
Hacı Lütfullah Efendi Meclis-i Mebusan'a bağımsız Erzurum Mebusu olarak
girdi. Avukat Seyfullah Efendi ise Devrim'detı soııra, heııı 1908, hem de 1 9 1 4
Genel Seçimleri sonucu Meclis-i Mebusan'da Erzurum'u temsil etti (Feroz Alı-
mad ve Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler, 1908-
1918," s.278). -

6 3 F.O 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, Beyoğlu, 2 5 Ekim 1 9 0 6 , Furt-


her Correspondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 1 3 5 içinde; Muam-
mer Demire!, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleri, s.33; Meh-
med Nusret, tarihçe-i Fidenim Yahut Hemşehrilere Armağan, s.64; Barutçuzadc
Şevki, "Erzurum Valisi Nâzını Paşa'mıı Zamanında Olan Vukuat Hatırası,"
s . 2 7 2 ; ve "Le Mouvemeııt Turc a Erzeroum," Pro Armenia, 5 Şubat 1 9 0 8 ,
5.1231.

6 4 "Les eveıiements d'Erzeroum,' Pro Armenia, 5 Aralık 1 9 0 6 , s; 1 0 0 5 ; ve "l.es


evenements d'Erzeroum," Pro Armenia, 2 0 Aralık 1 9 0 6 , s.1013.

65 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir F.dwarcl Grey'e, Beyoğlu, 2 5 Ekim 1906, Further


Correspondence Respecting Asiatic Turkey, No.8984, s.135 içinde; Malımud Ne-
dim Ulusaîkul, Istibdad Aleyhinde Türk Ulusunun İlk Hareketi: Eızurum İhtilâli,
s.21; Münip Yıldırgan, "1904 [sicj Erzurum İsyanı Hatıraları," s.32; ve Mehmed
Nusıeı, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.65.
yanıtı önderlerinden Hacı Akif Ağa, kendisini tutuklamaya
gelen jandarmalara karşi ciddi bir direniş gösterince olaylar
şehre yayıldı ve halk, tutukluların salıverilmeleri için he-
men örgütlendi.66 Tutuklanmaların yapıldığı gecenin saba-
hı, öfkeli Müslümanlardan oluşan büyük bir kalabalık Pas-
tırmacı Hanı'nm önünde topladıktan sonra Vilâyet Kona-
ğı'm kuşatarak sürgüne gönderilenlerin Erzurum'a geri ge-
tirilmelerini istedi.67 Vali, Hükümet Konağı'ndan kaçarak
başka bir eve sığınmak zorunda kaldı, fakat yakalanarak İb-
rahim Paşa Camii'ne hapsedildi.68 Aynı gün, ilerleyen saat-
lerde, çığrından çıkmış topluluk, Gürcü Kapısı Karakolu'na
sığınmış olmalarına rağmen, Serkomiser Tevfik Bey, oğlu
İkinci Komiser Tahir Efendi ve Polis Abdülgani'yi Kara-
kol'dan çıkarıp, çarşı ortasında önce döve döve öldürdü,
sonra, da cesetlerin ayaklarına ip takarak sokaklarda sürüt-
tü. Her iki olayda da jandarma, galeyana gelmiş halka mü-
dahale etmedi. 69 Daha sonra, Jandarma Komutanını arariıa-

6 6 Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, ss.65-66.


6 7 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, Beyoğlu, 2 5 Ekim 1906, Furt-
her Correşpondence Respecting Asialic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s. 1 3 5 içinde; vc "Lcs
fivfinemerits d'ErZerouın," Pro Arınenia, 5 Aralık 1 9 0 6 , s.1005.
6 8 F.Ö. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, Beyoğlu, 2 5 Ekim 1906, Furt-
her Correşpondence Respecting Asialic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 1 3 5 içinde; F.O.
4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den G. Barclay'e, Erzurum, 27 Ekim 1906, Fıırflıcr
Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.173 içinde; Miinip Yıldır-
gan, " 1 9 0 4 (siej Erzurum İsyanı Hatıraları," s;33; Mehmed Nusıet, Tarihçe-i
Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.66; Barutçuzade Şevki, "Erzurum Vali-
si Nâzım Paşa'nın Zamanında Olan Vukuat Hatırası," s.272; M. Sabri, "Anado-
lu Kıyamları," s.71; ve "Les evenements d'Erzerouııı", Pro Armenia, 5 Aralık
1906,5.1005.

6 9 F.O. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir Echvard Grey'e, Beyoğlu, 2 5 Ekim 1906, Furt-


her Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 1 3 5 içinde; Başba-
kanlık Arşivi, İrade Maliye, 2 9 Şevval 1 3 2 5 [5 Aralık 19071, Nr.31'deı\ nakle-
den, Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da llalk Hareketleri,
s.34: Mahnıud Nedim Ulusalkul, Istibdad Aleyhinde Türk Ulusunun tik Harcke-
ti: Erzurum İhtilâli, s.22; Münip Yıldırgan, " 1 9 0 4 i sic} Erzurum İsyanı Hatıra-,
iarı." s.33: Barjutçuzade Şevki, "Erzurum Valisi Nâzım Paşa'nııı Zamanında \
ya.giden topluluk, komutanın ve polis komiserinin evine
zarar verdi ve bir başka polis memurunu öldürdü. Tüm
bunlar olurken, sivillere ve sivillerin mallarına zarar veril-
memesine özellikle dikkat edildi.70
Elli kişiden oluşan silahlı bir grup Erzurumlu, sürgüne
gönderilen önderlerini bulmak için şehirden ayrıldı. Hapis-
teki Vali ölüm tehdidiyle sürgündekilerin geri dönmeleri
için yeni bir emir vermeye zorlandı. Erzurum Müftüsü ile
onunla birlikte tutuklananlar o gün Erzurum'a geri getirildi
ve gece yarısı şehre girişlerinde büyük bir merasimle karşı-
landı.71 Ertesi gün Müftü'nün emriyle dükkânlar açıldı ve
Vali'nin, konağına dönmesine izin verildi. Sivil otorite tam
anlamıyla çökmüş, hükümet binaları, halka sempati duy-
dukları gözlenen askerler tarafından gün boyunca koruma
altına alınmıştı.72 Ertesi gün hayat yine eskisi gibi sürmeye
devam etti: "Gene dükkânlar açıldı; gene alışveriş başladı;

Olan Vukuat Hatırası," $.273; A. M> Vâduyskiy, "Jön Türk Hareketi Öncesin-
de—Moskova Arşivi Belgelerine Göre—Doğu Anadolu'da Ayaklanmalar,"
s.140; Mehmed Nusret, Tarihçe,-i Eızenım Yahut Hemşehrilere Armağan, s.66;
ve "Bahaedditl Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre tuihad ye Terakki:152~"
Milliyet, 2 7 Eylül 1934, s.2.

70 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sıv Edvrard Grey'e, Beyoğlu, 2 3 Elcim 1 9 0 6 , Furt-


her Correspondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s . 1 3 5 içinde; M. Sabri,
"Anadolu Kıyamları," s.71; ve Miınip Yıldırgan, " 1 9 0 4 [sicl Erzurum isyanı.
Hatıraları," s.33.
71 Mahmud Nedim Ulusaîkul, Istibdad Aleyhinde Türk Ulusunun tik Hareketi: Er-
zurum İhtilâli, s.22; Barutçuzade Şevki, "Erzurum Valisi Nâzım Paşa'nıu Za-
manında Olan Vukuat Hatırası," s.272; Iurii Ashotovich Petrosian, Sovyet'Gü-
züyle Jön Türkler, s.236; EO. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, Be-
yoğlu, 2 5 Ekim 1 9 0 6 , Furîher Correspondence Respecting Asiatic Turkey,
No.8984, s.135 içinde; EO. 4 2 4 / 2 1 0 , Konsolos Shipley'den G. Barclay'e, Erzu-
rum, 2 7 Ekim 1 9 0 6 , Further Correspondence Respecting Asiatic Turljey,
No.8984, s.173 içinde; "Les evenements d'Erzeroum," Pro Armenia, 2 0 Aralık
1906, s.1013; "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre tuihad ve Te-
rakki:152," Milliyet, 2 7 Eylül 1934, s.2; ve Mehmed Nusret, Tctrihçe-t Erzerum
Yahut Hemşehrilere Armağan, s.&6.

72 EO. 4 2 4 / 2 1 0 , G: Barclay'den Sir Edvvard Grey'e, Beyoğlu, 25 Ekim 1 9 0 6 , Furt-


her Correspondence Respecting Asiatic Turkey, No.8984, ss. 1 3 5 - 1 3 6 içinde.
memurlar vazifelerinin başlarına gittiler; alaylar, taburlar
aynı saatte talime çıktılar; Mahpushane nöbetçileri gene
yerlerinde beklediler; ezanlar gene tam zamanında okundu;
çanlar gene tam saatlerini çaldı." 73 Bu arada, 29 Ekim 1906
tarihli, bir irade ile Mehmed Ata Bey görevden alındı ve ye-
rine Harput Valisi Mustafa Nuri Bey atandı. 74 Mustafâ Nuri
Bey, Mayıs 1906'ya kadar Musul Valiliği görevinde bulun-
muş, sonrasında da Diyarbakır ve Harput Valiliklerine atan-
mıştı.7® Yeni Vali Erzurum'a geldiği ilk günden itibaren uz-
laşmacı bir tavır takındı. Söylentiye göre, Mustafa Nuri Bey
'hürriyet taraftan' idi. Kötümserlerin, devlet şiddetinin da-
ha da artacağına ilişkin endişeleri gerçekleşmedi. Dürumun
görece sakin olduğu ve devlet baskısının azaldığı bu ortam-
da, Ittihad ve Terakki Cemiyetinin propaganda ve örgütlen-
mesi hızla sürmeye devam etti. 76
Ayaklanma süresince askerler olaylara karışmamışlardı.
Daha önce Mart ayaklanmasını bastırmayı reddeden Dör-

73 Münip Yıldırgan, " 1 9 0 4 fsic/ Erzurum İsyanı Hatıraları," s.33; ve Barutçuzade


Şevki, "Erzurum Valisi Nâzım Paşa'nın Zamanında Olan Vukuat Hatırası,"
s.274. ' . ; ••
7 4 Başbakanlık Arşivi, İrade Dahiliye, 11 Ramazan 1 3 2 4 { 2 9 E k i m 1 9 0 6 ] ,
Nr,24'den nakleden, Muammer Demirel, tkinci Meşrutiyet Önceni Erzurum'da
Halli Hareketleri, s.37; H. Zafer Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anado-
lu, s.34; "Leş evenements d'Erzeroum," Pro Armenia, 20 Kasım 1906, s.998;
Mahmud Nedim Ulusalkul, Istibdad Aleyhinde Türk Ulusunun İlk Hareketi: Er-
zurum ihtilâli, s.26; ve EO. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir Eclvvard Grey'e, Beyoğ-
lu, 3 0 Ekim 1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, No.8984,
s.139 içinde.

73 ibrahim Alaettin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi, "Mustafa Nuri Bey,"


s.288; ve F.O. 4 2 4 / 2 1 0 , G. Barclay'den Sir Edvrard Grey'e, Beyoğlu, 3 0 Ekim
1906, Further Correşpondence Respecting Asiatic Turkey, N o . 8 9 8 4 , s.139 için-
•.'.•• de. •. '•'.'• "
7 6 "Le Mouvement Turc â Erzeroum," Pro Armenia, 5 Şubat 1 9 0 8 , s . 1 2 3 1 ; ve
Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.67. Mustafa
Nuri Bey, eski düzenin ateşli savunucularından olmadığı için, 1 9 0 8 Devri-
mi'nin hemen sonrasında Hazine-i Hassa Nazırlığı ve ardından da Meclis-i
Âyaü üyeliğine atandı (Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 14, s.8406).
düncü Ordu Kumandanı Müşir Mehmed Zeki Paşa, bu se-
fer de Vali'nin emirlerini yerine getirmeyi reddetmiş ve tep-
kisiz kalmayı seçmişti. Kurulu düzene karşı çıkmada olağa-
nüstü bir başarı gösteren Erzurumluları destekleyen Ittihad
ve Terakki Cemiyeti'nin Paris'teki liderlik kadrosu, Çerkeş
Mehmed Zeki Paşa'ya olaylar sırasında göstermiş olduğu ta-
rafsız tutumuyla haklı ve zayıfları korumuş olmasından do-
layı kendisini kutlayan bir mektup göndermekte gecikme-
di.77
Erzurum'daki Ekim ayaklanması, yalnızca adaletsiz ver-
gilendirmeye karşı bir isyan olmaktan çıkmış, kurulu düze-
nin şiddetle reddedildiği -tam anlamıyla devrimci- bir ha-
rekete dönüşmüştü. Özellikle Vali ve Polis Komiserlerinin
huzursuzluğun ve şiddetin boy hedefi haline gelmeleri de
Abdülhamid'in mutlakiyetçi rejimine duyulan öfkeden kay-
naklanıyordu. Yeni konan vergilerin halk tarafından öden-
memesi ve protesto karşısında Valilerin görevden alınmak
. zorunda kalınması Türkiye tarihinde eşsiz bir olay olarak
yorumlanarak İstanbul'daki merkezî hükümette büyük en-
dişe yaratmıştı,78
Kurulu düzene karşı gerçekleştirilen Erzurum'daki başa-
rılı direnişin haberleri hemen etrafa yayıldı. Direniş, Vanda-
ki Müslümanların günlük konuşmalarının bir parçası ol-
muştu artık. Meydana gelen isyanlardan, tepkisiz davranış-
larıyla olayların büyümesine neden olan mutlakiyetçi rejim
sorumlu tutuluyordu,79

77 Numarasız Mektup, Dr. Nâzım ve Dr. Bahaeddin'detı i Mehmed! Zeki Paşa'ya,


Paris, Kasım 1906 (Mektubun tam metni için,bkz., [Ittihad ye Terakki Cemi-
yeti'nin Yazışmalarına Dairi Defter İçlen nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, İn-
kılâp Tarihimiz ve Ittihad ve Terakki, ss.213-214). Ayrıca bkz., "Bahaeddin.Şa-
kir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki:152," Milliyet, 2 7 Eyliil
1934,s.2. ' / . • . '

78 "Les evenemerusd'Erzeroum," Pro Armenia, 2 0 Aralık 1906, s.1013, ...


79 "Le mouvement turc," Pro Armenia, 2 0 Ocak 1907, ş.1029.

60
Trabzon'daki devrimci etkinlikler de Erzurum olayların-
dan cesaret alarak ivme kazandı. Hükümet yetkilileri Kasım
ayı sonlarında, Trabzon'daki Müslümanlar arasında yeni bir
devrimci hareket oluştuğunun farkına varmışlardı. Devrim-
ciler yine lıalk arasında büyük huzursuzluk yaratan vergi
konusunu işliyorlardı. Devrimci etkinliklerde bulunduğu
için İstanbul'dan Trabzon'a sürülmüş birçok kimseden biri
olan Ishak Bey, buradaki devrimci hareketi örgütleme su-
çuyla tutuklandı. Polis, Ishak Bey'in üzerinde merkezi Pa-
ris'te bulunan Ittihad ve Terakki Cemiyeti'ne ait bazı belge-
ler bulmuştu. Bu belgeler yadsınamaz bir biçimde Ishak
Bey'in Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile bağlantıda olduğu
kuşkularını doğruluyordu. 80 Ishak Bey, aralarında Erzu-
rumlu bir mollanın da bulunduğu pek çok Ittihadçv dev-
rimciyle ilişki içindeydi. Trabzon'daki askerî komutan
Hamdi Paşa'nın baskısıyla Vali Reşad Bey, durumu İstan-
bul'a, bildirdi. Ishak Bey Hükümetin emriyle tutuklanarak
Erzincan'a sürüldü:81 Erzurumlu Molla, Trabzon'daki dev-
rimci hareketin içindeki en önemli kişilerden biriydi. Şehir-
de yürüttüğü etkin devrimci propagandaya ek olarak, Ham-
di Paşa'ya da açıkça saldırıyordu.82
Hükümet, Vali Reşad Bey'i Trabzon halkının aşırı hoşnut-
suzluğu yüzünden görevden almak zorunda kalarak onu
önce Konya Valiliği'ne atadı. Ama, Mabeynci Tahsin Pa-
şa'nın himayesinde olan Reşad Bey, Konya Valiliği yerine,
daha itibarlı olan Edirne Valiliği'ne atandı. 83 Trabzon Vaiili-

.80 "Lc mouvement turc," Pro Armenia, 5 Ocak 1907, s. 102.1.


81 "Le mouvement tıırc," Pro Armenia, 20 Ocak 1907, s. 1029.
82 "Le mouvement turc," Pro Armenia,'20 Ocak 1907, s.1029; ve "Bahaecldin 3a-
kit Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki; 1.27," Milliyet, 29 Ağus-
tos 1934, s. 2.

.83 "A Trebizonde", Pro Armenia, 5 Mayıs 1 9 0 7 ; s . 1 0 8 6 ; vc "Bahaeddin Şaki'r.'.


Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki: 128 ve 129," Milliyet, 30 ye x
31 Ağustos 19.34, s.2.

: . sı
ği'ne de Adliye Nezareti Din işleri Müdürü Ziver Bey atandı
ve 19 Şubat'ta Trabzon'a vardı.84 Yeni Vali de konmuş olan
yeni vergilere dair kanunu tatbike ve Şahsî Vergi'nin tahsili-
ne devam emri verdi.85

/ 1907 yılı başlarına gelindiğinde Ittihad ve Terakki Cemiyeti


yurt içinde ve dışında toplam onyedi şube açmayı başarmış-
tı.86 Bu başarı, Mart 1906'da yeniden örgütlenmiş olan Itti-
had ve Terakki Cemiyeti'nin geniş çaplı örgüt kurma etkin-
liklerinin sonucuydu. Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin ama-
cı, yalnızca yurtdışında etkinlik göstererek Sultan Abdülha-
mid'in Avrupa kamuoyundaki itibarını zedelemektense
Türkiye içindeki devrimci propagandayı hızlandırmaktı. It-
tihad ve Terakki Cemiyeti Paris merkezi 25 Mart 1906'da
yurt içinde halen fâaliyette olan şubelere gönderdiği genel-
gede, Türkiye dahilinde devrimci propaganda için çalışacak
yeni üyelerin bulunmasını istiyordu. Paris'teki merkez ile
Türkiye içinde etkinlik gösteren şubeler arasında yapılacak
haberleşme için gizliliği korumak amacıyla yeni şifreler ge-
liştirildi. Merkez eskiden olduğu gibi yine Paris'te kalacak
ve Türkiye'deki duruma ilişkin çeşitli kaynaklardan topla-

8 4 EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Vekili H. E. Wilkie Young, Trabzon, 8 Haziran 1907,


"Notes on the General Condition of the Vilayet of Trebizond," Further Cor-
respondence Respecting theAffairs of Asiatic Turkey, N o . 9 3 0 5 , s. 12; "Personal,"
The Levant Herald and Eastern Express, Weekly Commercial Budget, 2 7 / 7 (16
Şubat 1 9 0 7 ) , s.89; "News ltems: Personal," The Levant Herald and Eastern
Eşpress, Weefely Commercial Budget, 27/8 ( 2 3 Şubat 1 9 0 7 ) , s.103; "A Trebi-
zonde," Pro Armenia, 5 Mayıs 1 9 0 7 , s.1086; ve "Bahaeddin $akir Bey'in Bı-
raktığı Vesikalara Göre tttihad ve Terakki: 128," Milliyet, 3 0 Ağustos 1 9 3 4 ,
s.2.

8 5 "A Trfebizonde," Pro Armenia, 5 Mayıs 1907, s.1086; ve "Lettre de Trebizon-


de," Pro Armenia, 5 Kasım 1907, s.1185.

8 6 2 5 5 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den İzmir'deki Fırka-i Ahrar tcm-


. silcilerine, 3 Şubat 1907 ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Dair]
Defter I, ss.245-248'den nakleden, Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi,
2 / 4 , s.56).
nan bilgiler Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin çıkarttığı Türk-
çe Sura-yı Ümmet ve Fransızca M eçhveret adlı dergilerde ya-
yınlayacaktı.87
Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin ilk yerel ilişkileri İmpara-
torluğun sınırlarında kurulmuştu: Kafkasya Şubesi, Kızan-
lıkla Bulgaristan Şubesi, Girit Şubesi, Kahire'de Mısır Şube-
si ve Kırım Şubesi.88 Ancak, 1906 yılı Ağustos ayından iti-
baren ââıl Türkiye'de şube kurma çabaları başladı, ilk giri-
şimlerden biri Selanik'te yapıldı. Ittihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin PariSteki merkezinden gönderileri 6 Ağustos 1906 ta-
rihli bir mektupta kurulu düzeni yıkma amacıyla Selânik'te
resmen bir şubenin kurulması arzusu ifade edilmekteydi.89
Paris'teki merkez Ekim ayında da Bosna'ya bir şube kurul-

' 8 7 1 Numaralı Mektup, Dr. B. Server'den Ittihad ve Terakki'nin yerel şubelerine,


Paris, 2 5 Mart 1 9 0 6 ([tttıhad ve Terakki Cenıiyeti'nin Yazışmalarına Dair] Def-
ter I'den nakleden, Ahrned Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve ktihad ve Terak-
, ki, ss. 196-199).

8 8 2 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Kafkasya Şubesi'ııe, Paris, 2 6


Mart 1906 ([Ittihad ve Terakki Cenıiyeti'nin Yazışmalarına Dair] Defter 1, ss.5-
6'den nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, inkılâp Tarihimiz ve ktihad ve Terakki,
ss.199-200); 7 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Bulgaristan Sube-
si'ne, Paris, 2 Nisan 1 9 0 6 ([Ittihad ve Terakki Cenıiyeti'nin Yazışmalarına Dair]
Defter I, ss,12-13'den nakleden,Yusuf Hikmet Bayur, Türk inkılabı Tarihi, 2 / 4 ,
ss.47-48); Numarasız Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Girit Şubesi'ne, Paris,
2 0 Nisan 1906 ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Dair] Defter
I'den nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve Ittihad ve Terakki,
ss.200-201); 4 8 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Ittihad ve Terakki
Kahire Şubesi Başkam Ahmed Ferid Tek'e, Paris, 2 7 Temmuz 1 9 0 6 ([Ittihad ve
Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Dair] Defter I, ss.74-75'den nakleden, Yu-
suf Hikmet Bay ur, Türk inkılabı Tarihi, 2 / 4 , s.52); 53 Numaralı Mektup,.Dr. Ba-
haeddin Şakır ve Dr. Nâzım'dan Tercüman gazetesi sahibi İsmail Gaspirens-
ki'ye, Paris, 6 Ağustos 1 9 0 6 ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına
Dair] Defter I, s.Sl'den nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, tnkılâp Tarihimiz ve It-
tihad ve Terakki, s.205).

8 9 55 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir ve Dr. Nâzım'dan Hatib Naci (veya
Hüşrev Bey'e ?)>, Paris, 6 Ağustos 1 9 0 6 ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazış-
malarına Dair] Defter I, ss.84-87'den nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp
Tarihimiz ve Ittihad ve terakki, s.207). Ayrıca bkz., Yusuf Hikmet Bayur, Türk
İnkılâbı Tarihi, 2 / 4 , s.54. .'
ması için bir mektup gönderdi.90 Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti 1907 yılının Ocak ayında Erzincan'da bazı şahıslarla te-
mas kurarak devrimci propagandanın o civarda yaygınlaştı-
rılması için teşebbüse geçti.91 1907 yılı Şubat ayında kurul-
muş olan onyedi şubeye ek olarak İzmir'de de bir şube ku-
ruldu. Burada, vatandaşlar daha 1906 yılı Şubat ayında Fır-
ka-i Ahrar adlı yasadışı bir örgüt kurmuş ve Paris'teki Itti-
had ve Terakki Cemiyeti merkeziyle ilişki kurarak Cemi-
yet'e katılma arzularını bildirmişlerdi. Bu arzuya Paris mer-
kezince verilen yanıtta İzmir'deki girişime destek verilir-
ken, Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin amacının yalnızca Sul-
tan Abdülhamid'i tahttan indirip yerine Veliahd Mehmed
Reşad Efendi'nin getirilmesi olmadığı, esas amacın ülkeyi
özgürlükçü bir siyasal düzene kavuşturmak olduğu vurgu-
lanıyordu. 92 "Üsküb'te ise, yine ayni yılın Ağustos ayında
Mehmed Necib [Draga], Galib [Pasinler] ve Mazhar Bey li-
derliğinde bir şube kurulmuştu.93 Mitroviçeli tanınmış bir
ailenin oğlu olap Mehmed Necib [Draga] İstanbul'da Mek-
teb-i Mülkiye'de okuyarak buradan 1893 yılında mezun ol-
muştu. Mezuniyetinden sonra 1902 yılına kaçlar devlet me-
muriyetinde çalışmış, ondan sonra memuriyetten istifa ede-

9 0 Numarasız Mektup, Dr. Nâzım ve Dr. Bahaeddin Şakir'den Bosna'da birine,


Paris, 18 Ekiııı 1 9 0 6 ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Dair]
Defter l'deıı nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, lııhılap Tarihimiz ve İttihad vc 7e-
ı alılıi, s.211).

91 2 5 4 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Erzincan'da birine, Paris,


Ocak 1907 ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Dair) Defter l'den
nakleden^ Ahmed Bedevi Kuran, tnkılüp Tarihimiz ve İttihad ve Terakki, s.222).

9 2 2 5 5 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den İzmir'deki Fırka-i Ahrar tem-


silcilerine, Paris, 3 Şubat 1907 ([İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına
Dair] Defter I, ss.245-248'den nakleden, Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılabı
Tarihi, 2/4, ss.56-57).

9 3 Galip Pasinler,'"Galip Paşa'mıı Hatıraları", Hayat Tarih Mecmuası,. 2 / 6 (Tem-


muz' 1 9 6 6 ) , s.5", ve Halil Menteşe, "Eski Meclisi Mebusan Reisi Halil Merite-
. şe'nin Hatıraları, 4: Osmanlı Hürriyet Cemiyeti ve İttihad ve Terakki," Cumhu-
riyet, 16 Ekim 1946, s.2.
rek Üsküb'te avukatlık yapmağa başlamıştı. Memuriyetten
istifasını müteakip Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Selanik
Şubesi'ne kaydolmuş ve bu örgütte etkin olarak devrimci
propaganda çalışmalarına katıltr^şti-94 Ittihad ve Terakki
Cemiyeti'nin Manastır Şubesi de Enver ve Hasan Tosun
Beylerin başkanlığında kurulmuş bulunuyordu.95
Bu arada, Erzurum'daki olaylar görünüşte yatışmış gibi
gözükse de mutlakiyetçi rejim aleyhindeki propaganda faali-
yeti gizliden gizliye tüm hızıyla devam ediyordu. Önceleri
yalnızca devlet işlerindeki kötü yönetimden ve vergilerden
şikayette bulunan halk artık hoşnutsuzluğun boyutlarını re-
jim aleyhtarlığına götürmüştü. Başlangıçta, halkın genel gi-
dişat karşısında duyduğu memnuniyetsizliğin patlak verme-
sinden ibaretmiş gibi görünen hareket, zamanla hükümet
muhalifi bir örgütün kurulmasına yol açtı. 1907 yılına gelin-
diğinde Erzurum'da şehrin tüm Müslüman mahallelerinden
gelen temsilciler aracılığıyla etkinlikte bulunan devrimci ör-
güt, düzenli olarak toplantılar yapıp yalnızca halkla Valilik
arasında zaman zaman çıkan sorunları konuşmuyor, aynı
zamanda 1906 yılının Ekim ayında patlak veren Vergi Ayak-
lanması üzerine devletin alması muhtemel kararlarına karşı
nasıl bir tavır takınılacağım da tartışıyordu. Sızan haberlere
göre, Erzurum halkı şu anda yeni bir ayaklanma planlamı-
yor, ancak çıkması kuvvetle muhtemel olaylara karşı şehrin
gayr-i Müslim nüfusuyla da ilişkiye geçip takınılacak tavır
hakkında Ermenilerle görüşmeler yapıyordu. 1907 yılının
Ocak ayında Erzurumlular yine Saray'a telgraflar çekerek
Vali'nin uzaklaştırılması için propagandaya başladılar.96
Mart ve Ekim aylarındaki ayaklanmalar sırasında, Ittihad

9 4 Ali Çankaya, Yeri i Mülkiye Tarihi vc Mülkiyeliler, 3 , s.51-2.

95 Halil Menteşe, "Eski Meclisi Mebusan Reisi Halil Mentese'nin Hatıraları. 4: Os-
manlı llûrriyet Cemiyeti ve Ittihad ve Terakki," Cumhıinyct, 16 Ekini 1946. s.2
9 6 EO. 4 2 4 / 2 1 2 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor a. Erzurum, 15 Şu-
bat 1907 ls.441; ve "A Erzeroum," Pro Armenia, 5 Mart 1907. s.1053.
ve Terakki Cemiyeti'nin Avrupa'da bastığı devrimci broşür-
ler Erzurum'a da ulaşmıştı. Bunlar sürekli okunup tartışıl-
maktaydı; ülkenin diğer bölgelerinde durumdan memnun
olmayanlarla da aktif bir devrimci haberleşmenin sürdürül-
mekte olduğu şüphesizdi. Eğitim görmüş vatandaşlar ara-
sında Rusya ve İran'da meydana gelmiş olan olaylar da tar-
tışılmaktaydı; bu ülkelerdeki devrimci olaylara giderek da-
ha fazla atıfta bulunulması, bazı vatandaşların gidişatı dur-
durmak için bir devrime ihtiyaç olduğunu göz önünde bu-
lundurmakta olduklarına işaret ediyordu.97
Yaygın propaganda çalışmalarına daha 1905 yılında baş-
lamış olan İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin yurtdışında bas-
tığı gazeteler ülkeye kaçak olarak sokulmakta, şehir ve ka-
sabalarda yaygın olarak dağıtılmaktaydı. Bu tür yayınlardan
özellikle ikisi -Mechveret ve Şura-yı Ümmet- yaptığı dev- "
rimci propaganda ile kurulu düzenin itibarını halkın gö-
zünde düşürmekteydi.98 Yurtdışından gizli olarak yurda so-
kulan gazete ve broşürler şehirden şehire taşınmakta ve da-
ğıtılmaktaydı.99 Bunlar yalnızca İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin Paris'te bastığı yayınlar değildi; ayrıca, Türkiye'nin
içinde bulunduğu ekonomik ve siyasal çıkmaza sütunların-
da geniş yer ayıran ve Rusya'da -özellikle, Kafkasya ve

97 EO, 4 2 4 / 2 1 2 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 1 5 Şu-


bat 1907 ls.44); ve "Bahaeddin Sakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre, İttihad
ve Terakki:152," Milliyet, 2 7 Eylül 1 9 3 4 , s.2.

9 8 Çevri [Abdullah Cevdet Kariıdağ?], İnkılâp Niçin ve Nasıl Oldu?, s.34'den nak-
leden, H. Zafer Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu , s.44; ve Meh-
med Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.59.

9 9 Mehmed Reşid, "Erzurum İsyanı bir Meşrutiyet İnkılabı Olabilirdi," Hürriyet,


2 9 Kasım 1950'den nakleden. Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Er- 1

zurum'da Halk Hareketleri, s. 14; ve Hüsamettin Ertürk, ffei Devrin Perde Arfea-
sı, s.62. İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından görevlendirilerek gizli olarak
Doğu Anadolu'ya giden Ömer Naci Bey, posta ile yurtdışından gelen $ura-yı
Ümınet gazetesini ve diğer yıkıcı propaganda malzemesini bu bölgedeki diğer
yerel Ittihadcılar yardımıyla dağıtıyordu ("Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Ve-
sikalara Göre İttihad ve Terakki: 108 " Milliyet, 9 Ağustos 1 9 3 4 , s.2).
Azerbaycan'da- çıkan bazı Müslüman ve Ermeni gazete ve
dergileri de tüm Doğu Anadolu'da bulunabiliyordu.100 Bu
bölgede devrimci gazete/dergi dağıtımı ve Ittihad ve Terakki
Cemiyeti merkezi ile olan haberleşme büyük ölçüde, Kars
Postahanesi Müdürü ve aynı zamanda Rusya'da kuryelik
görevini yürüten Ermeni Çarpan aracılığıyla gerçekleştirili-
yordu. Çarpan aracılığıyla gelen mektuplar, belgeler ve ga-
zeteler sınırdan geçmek suretiyle Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti ile bağlantısı olan Erzurum Postahanesi Müdürü'ne ve-
riliyordu. Erzurum'a gelen bu yayınlar da -örneğin, Hüsa-
mettin [Ertürk] ve Hüseyin Tosun tarafından- Postahane
Müdürü'nden alınıp Van, Bitlis, Diyarbakır, Muş ve Erzin-
can gibi şehirlere dağıtılıyordu.101
Taşımacılık yapanlardan tüccar Serdarzade Sıtkı Bey, Van
Valisi'nin Erzurum'daki yetkililere yaptığı ihbar sonucu 27
Şubat'ta Erzurum'da tutuklandı; Sıtkı Bey'in naklettiği bal-
yaların arasında devrimci yayma rastlanmıştı.102 Serdarzade
Sıtkı Bey Erzurum'da Hüseyin Tosun, Durak Bey ve Hoca
Seyfeddin Efendi ile birlikte Ittihad ve Terakki Cemiyeti Er-
zurum Şubesi'nin önde gelen üyelerinden biriydi.103 Tutuk-

100 Bu gazete ve dergiler, Bakû'de yayınlanan Hayat, Taze Hayat, lrşad, Molla
Nasreddin, Progress; Baku, Baku Haberleri ile Tiflis'de yayınlanan Vozrojdcnie,
Yergri Tsaynı, Mşak, Tiflis Haberleri ve Kafkasya'nın Sesi idi (H. M. Tsovikyaıı,
"1905 Rus Devrimi'nin Türkiye'deki Devrim Hareketine Etkisi," ss.96-126).

101 Hüsamettin Ertürk, llîi Devrin Perde Arkası, s.62. Ayrıca bkz., Oıhan Türkdo-
ğan, "Hüseyin Tosun: Bir İhtilâlcinin Portresi," ss.74-75.
102 EO. 4 2 4 / 2 1 2 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 5 Mart
1907 [s.47]; ve A. M. Valuyskiy, "Jön Türk Hareketi Öncesinde—Moskova
Arşivi Belgelerine Göre—Doğu Anadolu'da Ayaklanmalar," s. 142.

1 0 3 Orhan Türkdoğan, " 1 9 0 6 - 1 9 0 7 Erzurum Hürriyet Ayaklanması: 1." s . 4 6 5 ;


Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz Ve Jön Türkler, s.221; ve Tarık Zafer
Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1 8 5 9 - 1 9 5 2 , s.142. 1 9 0 8 Devrimi sonrasın-
da Hüseyin Tosun Bey 1912 ve 1 9 1 4 Genel Seçimlerinde Erzurum'dan Me-
bus seçildi (Feroz Ahmad ve Dankwart A. Uustow, "İkinci Meşrutiyet Döne-
. mihde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 " , s . 2 7 8 )
lanmasından hemen sonra Erzurum'daki devrimci örgülün
, talimatıyla hareket ettikleri anlaşılan bir grup gösterici, Vi-
lâyet: Konağı önüne yürüyerek Sıtkı Bey'in tutuklanma ne-
denini sordular. Şehirde olay çıkması olasılığına karşı Vali
bir önlem olarak Erzurum Müftüsü ile şehrin diğer önde
gelen Müslümanlarını makamına çağırarak Sıtkı Bey'in tu-
tuklanmasının gerekçesini açıklamış, ancak Vali'nin bu
açıklamaları vatandaşlarca doyurucu bulunmamıştı. Erzu-
rumlular, Sıtkı Bey'in şehir dışına sürülmesine engel olmak
için şehrin kapılarını tutarken, tevkifhane gardiyanlarına
eğer tutuklunun başına birşey gelirse çıkacak olaylardan
kendilerinin sorumlu olacağı konusunda ayrıca uyanda bu-
lundular. 104
Serdarzade Sıtkı Bey'in tutuklanması üzerine başlayan
gösteriler 5 Mart'tan 22 Marl'a kadar aralıksız devam etti.
İstek aynıydı: adaletsiz vergilerin kaldırılması. Erzurum'da-
ki devrimci örgüt, 8 ve 11 Mart'ta istanbul'a iki telgraf gön-
dererek isteklerini bildirdi. Altşılageldiği şekilde bu telgraf-
lara Saray'ın cevap vermemesi üzerine, yaklaşık yirmi biri
kişilik bir kalabalık, 15 Mart'ta Telgrafhane'yi kuşattı. Saray
ile doğrudan yapılan haberleşme sonucunda, istanbul'daki
yetkililer durumun vehametini kavradı ve ödün vermeye
razı oldu. 1 0 5 Vaîi Mustafa Nuri Bey'in 10 Mart'ta İstanbul'a
çektiği telgrafta önerdiği şekilde Hükümet, hemen bir irade
çıkartarak 1906 yılının Mart ve Ekim aylarında ortaya çı-
kan olaylarla ilgili görülerek sürgüne gönderilen tüm dev-
rimcilerin.Erzurum'a geri dönmelerini sağlayacak bir genel
af ilan etti. iki polis komiserinin öldürülmesi ve Mehmed
Ata Bey'in yaralanması ile ilgili davalar dâ düşecekti. Ama,

104 KO. 4 2 4 / 2 1 2 , Sir Nicholas O'Conor'ıiaıı Sir E d w a r d Gıcy'c, istanbul, 3 M a n


1 9 0 7 f s . 4 5 j : ve HO. 4 2 4 / 2 1 2 , Konsolos Shinİcjr''den Sir Niciıolas O ' C o n o r ' a ;
Erzurıuh, 5 Mart 1 9 0 7 (s.47|.

105 h . 2a fer Kare, Belgektİc İİI08 Devrimi Öncesinde Anadolu, ss.34-35.


vergi konusunda bir ödün söz konusu değildi: geçmiş iki
yılın bakiyeleri affedilmekle beraber, Şahsî Vergi Ödenecek-
ti. Erzurum halkı için ayrıcalıklı bir uygulama düşünüle-
mezdi. 106 Erzurumlular ise konan vergilerin kaldırılması
konusunda ısrarlıydı. Doğal olarak, açıklanan bu kararlar
halkı yatıştırmaya yetmedi. Olayların yatışması şöyle dur-
sun, tam tersine, ertesi gün Müslümanları temsilen kalaba-
lık fakat düzenli dört yüz kişilik bir grup, Vali'yi ziyaret
ederek Padişah'm affını gerektirecek hiçbir suçun mevcut
olmadığım ve hiç kimsenin ne Şahsî Vergi'yi ne de HayVa-
nat-ı Ehliye Rüsumu'nu ödeyeceğini söyledi. Ek olarak,
halkın, yükümlülüklerini yerine getiremeyecek kadar yok-
sul olduğundan bu vergilerin tümden kaldırılması istekleri-
nin Hükümet'e iletilmesini rica etti. 107 Vali, bu istekler doğ-
rultusunda, İstanbul'a gönderdiği telgrafda ağır bir yük
oluşturan Hayvanat-ı Ehliye Rüsumu'nun toplanmasının
ertelenmesi ve Şahsî Vergi'nin herkesten değil de yalnızca
zenginlerden alınması yönünde görüş bildirdi.108 Durumu

106 Başbakanlık Arşivi, İrade Hususi, 2 5 Muharrem 1325, Nr.76'daıı nakleden,


Muammer Demirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halli Hareketleri,
Sİ41;.H; Zafer Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu, s.35; EO.
. 424/2-12, Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edwarcl Grey'e, İstanbul, 25 Mail
1907 !s,54l; ve "Eimpöt personnel et le mouvement turc," Pro Anııeıtia, 5
Kısan i 907, s. 1069. -

• 1.07 EO. 4 2 4 / 2 1 2 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edwaıxî Grey'e, İstanbul, 2 5 Man
1907 [s.54i; "Lettre d'Erzeroum." The Levant Herald and Eastern Evpress, VVc-
elıly Commercial Budget,,27/15 (13 Nisan 1 9 0 7 ) , s.206; Başbakanlık Arşivi,
irade Hususi, 5 Safcr 1 3 2 5 [20 Mart 1907], Nr.lö'den nakleden, Muammer
.Demirel, /kinci Meşrutiyet. Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleri, s.42; H. Zafer
Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu, p.35; vc "Eiıııpöt persomıcl
et le mouvement turc," Pro Armenia, 5 Nisan 1907, s. 1069. Vali ile görüşen
şehrin ileri gelenleri arasında Hacı Akif Ağa, Dava Vekili Scyfullah Efendi,
Fariık Bey ve Âlyanakzade Tevlık Efendi vardı ("Leıtıe d'Erzeroum," Tlıe Le-
vant Herald and Eastern Express, Weekly Commercial Budğet, 27/15 (13 Nisan
1907), s.206).

108 Başbakanlık Arşivi, İrade Hususi, 5 Safer 1 3 2 5 İ20 Mart 19071, Nr.ltVdcıı
nakleden. Muammer Demirel, tkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halli Ha-
reketleri, s.43.
atlatmayı planlayan Hükümet ilk önce, Hayvanat-ı Ehliye
Rüsunıu'na göre eşek başına verilecek vergiyi beş Kuruş'tan
üç Kuruş'a, eşekler dışındaki bütün diğer ehli hayvanlardan
alınacak olan vergiyi de on Kuruş'tan üç Kuruş'a indirdi.109
Hükümet bu ilk ödüne ek olarak, 20 Mart'ta çıkardığı iki
irade ile vergilerde halkın lehine tekrar değişiklik yaptı. Bu-
na göre, Şahsî Vergi köy halkı ile silah altında bulunanlar-
dan alınmayacaktı. Vergi, zanaatkar, ticaret erbabı ve sair
geliri olanlardan onar Kuruş, sıralanan işleri seyyar olarak
yapanlardan beşer Kuruş olarak toplanacaktı. Memurlardan
ise daha önce maaşlarının üç günlük kısmı üzerinden he-
saplanan vergi, bir günlüğe indirilerek alınacaktı^ Hayva-
nat-ı Ehliye Rüsumu'nun ise Erzurumdan bir süre için top-
lanmaması karara bağlandı. 110 Ancak, halk hiçbir surette
vergi ödemeyi kabul etmediği için bu ödünlerin bir faydası
olmadı. Halk verdiği verginin nasıl harcandığını bilmek isti-
yordu. 111 22 Mart tarihinde halkın her iki vergiye karşı sür-
dürdüğü direniş/Hükümeti halkm isteklerini kabule mec-
bur etti. Erzurum Valisi önce vilâyetin Gümrük Nazırı Maz-
lum Efendi'yi görevden aldı. Nihayet, 2 5 Mart'ta tüm gaze-
telerde yayınlanan ve ilgili tüm dairelere iletilen bir irade
ile yeni vergiler bütünüyle kaldırıldı. Böylelikle, verdikleri
mücadele sonucu isteklerini kabul ettiren Erzurum halkı
normal hayata döndü. 1 1 2

109 K o n s o l o s A. P e r a l d i ' d e n Dışişleri B a k a n ı P i c h o ı v â , E r z u r u m , 1 7 M a r t


1907'den nakleden, Ömer Sami Coşar, "Çakırcalı Mehmet E f e : 7 , " Milliyet, 2
Haziran 1 9 7 3 , s.5.

1 1 0 Başbakanlık Arşivi, İrade Maliye, 5 Safer 1 3 2 5 ( 2 0 Mart 1 9 0 7 ] , Nr. 6 ve


18'den nakleden, Muanımer Demire!, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da
Halk Hareketleri, ss.43-44.

111 K o n s o l o s A. P e r a l d i ' d e n Dışişleri Bakanı P i ç h o n ' a , E r z u r u m , 2 6 M a r t


1907'den nakleden, Ö m e r Sami Coşar, "Çakırcalı M e h m e t Efe:7," Milliyet, 2
- Haziran 1 9 7 3 , s.5. •

1 1 2 E O . 4 2 4 / 2 1 2 , Sir N i c h o l a s O ' C o n o r ' d a n Sir E d w a r d Grey'e, İstanbul, 2 5


Mart 1907 ( s . 5 4 j ; "Lettre d ' E r z e r o u m , " Levanı Herald and Eastern Express,
Muş'ta ise, Şubat ayı ortasında yeni vergileri toplama giri-
şimi, zaten ağalara büyük borçları olan ve açlık çeken halk
için tam bir felaket oldu. 113 Borçluluğun ve kıtlığın had saf-
haya vardığı koşullarda yeni vergileri toplama girişimi halk-
ta büyük çapta hoşnutsuzluk yarattı. Çıkan ayaklanmalar
sonucu tutuklananların sayısı ve bunlara yapılan işkence-
ler, tanımı güç boyutlara vardı.114
Van'a atanan yeni Vali Ali Bey Şubat ayında göreve başla-
dı. Hayli acımasız bir kişi olan AH Bey, derhal baskı politika-
larına başvururken yeni vergilerin toplanması konusunda da
emir verdi. Şehrin Ermeni, Türk ve Kürd halkı, zaten büyük
çaplı bir mali sıkıntı içindeydi; yeni vergilerin toplanması,
Vanlıların -yatağından kap-kacağma kadar, ellerinde ne var,
ne yoksa- tüm mallarına elkonulması demekti. 115
Nisan ayında, Van'daki Rus ve Fransız Konsoloslukları
ağırlıklarım halktan yana koyup vergilerin askıya alınması-
nı sağlayınca olaylar tırmandı. Vali, müdahele karşısında
Konsolosluklara karşı kuvvet kullandı. Jandarmalar Fransız
Konsolosluğu'na girmeye kalkıştılarsa da, karşılarında Kon-
solosluğu cansiperane koruyan Ermeni devrimcileri buldu-
lar. Jandarmalar Rus Konsolosluğu'na saldırdıklarıridaysa
silahlı çatışmalar çıktı. Her iki ülkenin Konsolosu , da bu
olayları Vali nezdinde protesto etti. Vali ise, olaylara dev-

V/tekly Commercial Eudget, 2 7 / 1 8 (4 Mayıs 1 9 0 7 ) ; Başbakanlık Arşivi, İrade


Hususi, 10 Safer 1 3 2 5 [25 Mart 1 9 0 7 ) , Nr.34'den nakleden, Muammer De-
mirel, İkinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleri, s.44; ve Konso-
los A. Peraldi'den Dışişleri Bakanı Pichon'a, Erzurum, 2 6 Mart 1907'den
nakleden, Ömer Sami Coşar, "Çakırcalı Mehmet Efe:7," Milliyet, 2 Haziran
1973, s.5.

113 "A Moush," Pro Armenia, 5 Nisan 1 9 0 7 , s.1070.


114 "La faıııine," Pro Armenia, 5 Nisan 1907, s.1071.
1 1 5 "The New Vali of Van," The Levant Herald and Eastern Express, Weekly Com-
mercial Budget, ( 1 2 Ocak 1 9 0 7 ) , s.16; ye "Lettres de Van," Pro Armenia, ,5
Temmuz 1907, s.l 120.
rimci grupların neden olduğunu ve hükümet güçlerinin ça-
tışmada bir rolü olmadığım söylediyse de, Konsolosluklara
yapılan saldırıya katılan bazı vergi tahsildarları ile emrinde-
ki diğer mernurlan hapsettirdi- Daha sonra -olaylar yatışın-
ca- devrimcilerin peşine düştü. Van Valisi'nin devrimci avı-
na Bitlis Valisi Ferid Paşa da askeri yardım sağladı. Kırsal
arazide devrimcileri aramakta olan askeri birlikler, bu baha-
neyle köylerde geniş çaplı şiddet ve talana giriştiler. Mali
açıdan zaten harap olmuş olan köyler, böylelikle daha da
zor bir duruma düştüler.116 Hükümet, bu terör eylemlerin-
den sonra vergilerin tahsiline devam etti. Ermenilerden alı-
nan Bedelat-ı Nakdiye ve Şahsî Vergi mükellefiyeti -gerekli
ön çalışma ve inceleme yapılmadan- göçmüş, ölmüş veya
henüz çocuk yaştaki kimseler için de konmuştu; aile fertle-
ri, konan bu vergileri onların yerine ödemek zorunda bıra-
kılıyordu.117
Anadolu'daki huzursuzluk Doğu'da meydana gelenlerle
sınırlı değildi. Trabzon'daki olaylar, 15 Mart'ta Askeri Gar-
nizon Kumandanı Hamdi Paşa'ya karşı yapılan suikaslle
birlikte zirveye ulaştı.118 Rediflerin XIV Fırkası'nın kuman-
danı ve Trabzon Garnizon Kumandanı Hamdi Paşa, İttihad
ve Terakki Cemiyeti'nin Trabzon Şubesi üyelerinden Naci
Bey adlı Trabzon Deposu memuru bir mülazım tarafından
öldürüldü. 119 Suikastin görünürdeki nedeni, dört aydır

116 "A Van," Pro Armenia, 2 0 Temmuz 1907, s.1125.


117 "Massacres, • Fantine, Misere, fimigration',"' Pıp Armenia, 5 Ağustos 1907,
s: 11.33.
118 "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakld.T27,"
Milliyet, 29 Ağustos 1934, s.2; ve EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Vekili I I. E. Wilkic
Young, Trabzon, 8 Haziran 1907, "Notes on the General Gondition of the Vi-
layet o f Trebizond," Further Correspondence Respecting tlıe Affairs of Astatk
Turkey, No.9303, s.12.

119 "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Teıakki:126,"


Milliyet, 28 Ağustos 1934, s.2.
ödenmeyen zabit maaşları ve erat tayınlarıydı,120 Gerçekte
ise, Naci Bey'e suikast emrini veren, Hamdi Paşa'yı Trabzon
halkına karşı despotça davrandığı için ölüme mahkum et-
miş olan Ittihad ve Terakki Cemiyeti idi. Ittihad ve Terakki
Cemiyeti'nin Trabzon Şubesi üyeleri yapmış oldukları gizli
toplantıda yalnızca Hamdi Paşa'yı değil, şehrin diğer bazı
üst düzey mülkî ve askeri erkânını da öldürmeyi planlamış-
tı.121 Suikastçi yakalanarak ölüme mahkum edildi. Ancak,
Hamdi Paşa'nın öldürülmesi halk arasında o kadar destek
ve sempati ile karşılanmıştı ki, Hükümet infazı ertelemek
zorunda kaldı.122 Nihayet, 28 Haziran günü Naci Bey, halka
hitap etmesine mani olmak için normal olarak infazların
yapıldığından farklı bir saatte -sabah saat dörtte- idam
edildi.123 Lakin, yenilgiyi kabul eden Hükümet halka bir
ödün vererek Trabzon'un en zengin işadamlarından ve top-
rak sahiplerinden Nemlizade Cemal Bey'i Belediye Reisliği-
. ne tayin etti. 124 Nemlizade Cemal Bey yalnızca Trabzon'ııun
'yarısına' sahip değil aynı zamanda Samsun, Erzurum ve İs-
tanbul'da da mülkleri olan bir ailenin ferdiydi. Nemlizade
Cemal Bey ayrıca -Sancakbeyizade Mehmed ve Hasan Bey-
lerle birlikte Lazistan Şubesi'nin liderliğini yürüten akrabası

120 "Assasiııats,"Pro Armenia, 5 Nisan 1907, s.'1072.

121 ."Bahaeddin Şakir.Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad vc Terakki:!27,"


Milliyet, 29 Ağustos 1.934, s.2, vc K.-J. Basmadjiaıı, "Le Mouvement rcvoluıi-
onııaire eıı Asie Mineure," s.821.
122 "Bahaeddin. Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Tcrakl<i:127,"
Milliyet, 2 9 Ağustos 1934, s.2; ve EO; 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Vekili 11. E. Wılkic
Young, Trabzon, 8 Haziran 1907, "Notes on the General Conditio» Dİ the Vi-
layet of Trebizoııd," Further Correşpondence Respecting the Ajjcıirs oj Asıcıliı
Turfcey, No.9305, s.12. .

123 K.-J. Basmadjiaıı, "Le Mouvement revolutionnaire en Asie Mineure," s.821;


ve "Lettres du Caucase, de Diarbckir et de Trebizonde," Fıo Armenict, 5 Ka-
sım 1907, s.1185.
124 F.O. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Vekili H. E. V/ilkie Young, Trabzon, 8 Haziran 1907,
"Notes ön the General Condition of the Vilayet of Trebizoııd," Fttrther Cor- x
rcşpondtnce Respecting the Affairs of Asiatic Turkey, No.9305, s.X2.
Nemlizade Salim Bey gibi- İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin
Trabzon'daki yeraltı örgütünün etkin üyelerinden biriy-
di. 125
. • İttihad ve Terakki'nin Trabzon'daki devrimci etkinlikleri
Naci Bey'in idamıyla hızından hiçbir şey kaybetmeksizin
devam etti. Rusya ve İran'daki devrimci hareketlerden il-
ham alan İttihad ve Terakki Cemiyeti, Mayıs ayında, yeni
Vali'nin evinin duvarına meşrutiyet taleplerini ilan ettiği
afişler astı. 126 Yeni Vali Trabzon'daki Ittihadçllara sıkı bir
baskı uygulamaya başladı.'Paris'teki İttihad ve Terakki Ce-
miyeti merkezine gönderilen bir mektupta, Trabzon'un İs-
tanbul'dan daha berbat bir hale geldiği, mutlakiyetçi yöne-
timin yirmibeş casusunun şehirde kol gezdiği ve kimseye
göz açtırtmadiğı yazıyordu. Vali, yurtdışıyla Trabzonlu dev-
rimcilerin haberleşmesini engellemek amacıyla Postahane
ve Konsolosluklara yeni memurlar atadı. Artık Postaha-
ne'den gelen mektup ve paketler açılmış oldukları saklan-
maya bile lüzum görülmeden sahiplerine iletiyordu. Fran-
sız Postahanesi'nde görevli Hükpurnet yanlısı Fransız bir
memur ise şüphelendiği paketleri hemen Sultan Abdülha-

125 Tank Zafer Tuııaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s. 143. Dr. Bahaed-
din Şakir'e o günlerde gönderilen bir mektuba göre, İttihad ve Terakki Cemi-
yeti Trabzon Şubesi'nin diğer üyeleri şehrin şu ileri gelenlerinden oluşuyor-
du: Vali Zıver Bey, Hakim Bahaeddin Efendi, Mektupçu Süreyya Bey, Defter-
dar Abdurrahman Efendi ile şehir eşrafından Nemlizade Hacı Osman, Şükrü,
Belediye Başkam Nemlizade Cemal Beyler, Mehmed Salih ve Şevki Efendiler,
Kethüdazade Gaiib Bey, tüccardan Samancızade Ziya Efendi, Barutçuzade
Ahmed ve Arif Efendiler, Kırzade Şevki Efendi^ Kozinzade Fevzi Efendi,
Eyübzade Ali Efendi, Arnavutoğlu Hasan Efendi, Hacı Bilal oğlu Osman
Efendi, Hanıamcıoğlü İhsan Bey, Rize'de Tuzcuzade Rıfat Efendi ("Bahaeddin
Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad vei Terakki: 130," Milliyet, 1 Ey-
lül 1 9 3 4 , s.2). Nemlizade Cemal Bey'in bir diğer akrabası—Nemlizade Hacı
O s m a n — 1 9 1 2 Genel' Seçimlerinde Trabzon'dan Meclis-i Mebusan'a Mebus
olarak girdi (Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döne-
minde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.277).

126 "Les Musulmans contre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Mayıs-5 Haziran 1 9 0 7 ,


s.1095.
mid'in Trabzon'da görevli casuslarına teslim ediyordu.127
Postada karşılaşılan güçlüklere rağmen, Trabzon'daki
devrimciler yine de Paris ile mektuplaşmayı sürdürmeyi ba-
şardılar, Devrimci propaganda yine eskiden olduğu gibi
Trabzon'a ulaşıyordu.128 Ittihad ve Terakki Cemiyeti merke-
zinin Lazistan Şubesi'ne gönderdiği uzun bir mektupta, alt-
mış bin Osmanlı vatandaşının Rusya'ya iltica etmesiyle so-
nuçlanan mevcut felaket ve baskı havasından faydalanılma-
sı yönünde uyarıda bulunmaktaydı. Cemiyet, mülteciler
arasından ülkenin kurtuluşu için mutlakiyete karşı müca-
dele edecek yeni üyeler kazanılabileceğini ummaktaydı. 129
Ittihad ve Terakki Cemiyeti, Lazistan Şubesi'ne hitaben ya-
zılmış 23 Ağustos 1907 tarihli diğer bir mektup ta ise, Tür-
kiye'de parlamenter bir rejimin kurulması yönünde propa-
ganda faaliyetinin arttırılmasını istedi.130

127 "Bahaeddin' Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki: .128 ve
129," Milliyet, 3 0 Ağustos 1 9 3 4 ve 31 Ağustos 1934, s.2.
128 Paris merkezinin Trabzon'a sokaklarda dağıtılmak üzere yolladığı ilânlar, aşa-
ğıdaki' yazı eklenerek, devrimciler tarafından, Vali ve Kumandana yollandı:

"Ey kendinizi birşeyler zanneden hayvanlar!


Artık boynunuzda takılı duran saman torbalarını çıkarınız. Arsız çocuklar
gibi bir-iki cicili-bicili nişana aidatııp milleti itilaya çalışan gayyurları mahva
kalkışmayınız. Yanlış zehablarınızla zannettiğiniz işlerde dahli olmayan kim-
seleri zorbalığınızla zalimane ezmeyiniz. İktidarınız varsa takdim ettiğim Şu
istidanın: sahibini arayıp bulunuz. Anlayınız ne kadar iktidarsız olduğunuzu
ki, sizin birkaç, para için hayvanlar gibi aradığınız ve muzır evrak dediğiniz
şeyleri işte ben size rabten gönderdim. Bunların hepsim yapan benim. Gücü-
nüz yetiyorsa beni bulunuz!" ("Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara
Göre Ittihad ve Terakki: 128," Milliyet, 3 0 Ağustos 1934, s.2).

129 296 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Lazistan Şubesi temsilcileri-
ne, Patis, Haziran 1907 ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Da-
ir] Defter l'den nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, inkılâp Tarihimiz ve ktihad
ve Terakki, S.225).
. 130 3 4 0 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den geçici olarak Kafkasya'da
bulunan Lazistan Şubesi'ne, Paris, 2 3 Ağustos 1907 ([Ittihad ve Terakki Ce-
miyeti'nin Yazışmalarına Dair] Defter I, s.382'den nakleden, Yiısuf Hikmet (

Bayur, Türk tnkilâbı Tarihi, 2 / 4 , s.124).


Haziran ayında, Bitlis'te ciddi bir olay meydana geldi. Hal-
kın galeyana gelmesine sebep, Vali Ferid Paşa'nm Bitlis Be-
lediye Reisi'ni sürgüne göndermesi oldu. Belediye Reisi,
devrimcilere karşı yürütülen soruşturmalarda kendisiyle iş-
birliği yapmayan memurlara maaşlarını ödemeyen ve ha-
kimleri, yasal sürece dikkat etmeksizin belli şahısları suçlü
bulmaya zorlayan Ferid Paşa'yı sürekli eleştirmekteydi.
Halk, şehirdeki devrimci liderlerin önderliğinde Vali Ferid
Paşa'ya karşı bir gösteri yaparak Vali'yi, şehrin Ermeni ve
Müslüman halkı arasında ayrılık yaratarak mutlakiyetçilik
aleyhtarı devrimci hareketi bölmeye çalışmakla suçladı.
Hükümet Konağı önünde gösteri yapan beş bine yakın
Müslüman Vali'yi istifaya çağırdı. Vali, burada çıkan çatış-
mada bir gösterici tarafından yaralandı. Vali de o.arada .gös-
tericilerden birini öldürdü. Bunun üzerine halk Vali'yi ya-
kalamaya çalıştıysa da, o, mutlakiyetçi rejim destekçisi su-
bayların yardımıyla kaçmayı başardı ve askerî garnizona sı-
ğındı. Askerlerin olaylara müdahele etmemesinden cesaret
alan kalabalık, Polis Komiserini linç etti. Polis Komiserinin
ve kurulu düzen destekçisi daha birkaç kişinin cesedi Bitlis
sokaklarında' sürütüldü. 131 Bitlis ayaklanması, İttihad ve
Terakki Cemiyeti ile temas halinde olan bir grup şeyh tara-
fından örgütlenmişti. Şeyhler, ayaklanmanın başlamasıyla
Telgrafhane'yi işgal eltiler ve İstanbul'a telgraf çekerek Va-
li'nin azlini istediler. Saray, askerî kuvvet kullanmakla teh-
dit edince, şeyhler kontrolleri altında elli bin silahlı Kürd
olduğu cevabını verdi. Bunun üzerine Saray, Vali'nin görev-
den alınmasına ve Erzincan'a nakline karar verdi. 132 Şehrin
idaresi Garnizon Kumandanı Celal Paşa'ya bırakıldı ve

1.31 K.-J. Basmadjian, "Le Mouvemem rtvolûtionnaire ciı Asie Mineure," 's.824;
ve "Cexpulsion du vali de Bitlis," Pro Armenia, 5 Temmuz 1 9 0 7 , ss.1'117-
: iıı.8. •

132 ' ! t!expuIsion du vali dc Bitlis," Pro Armenia, 5 Temmuz 1907, s. 1118.

76
Trabzon Valisi, soruşturma yapmak üzere Bitlis'e gönderil-
di.133 Tanınmış bir Saray casusu olan Vali Ferid Paşa, Trab-
zon'a Vali Vekili olarak atanırken yeni Bitlis Valiliği'ne de
Van Valisi Tahir Paşa atandı:134
Bitlisli şeyhler ve eşraf, Vali'ye karşı gerçekleştirmiş ol-
dukları darbenin başarısıyla kudretlerinin arttığını fark etti-
ler. Gündelik tartışmalarında, eğer Hükümet reformlar -Av-
rupa devletleri tarafından dayatılan reformlar değil, kendi-
lerince tatmin edici bulunan reformlar- yapmayacak olursa
kendi reformlarını kendileri yaparak uygulayacaklarını
açıkça söylemeye başladılar. Söylentilere göre, Bitlis eşrafı,
Erzurum ve Van eşrafı ile yakın işbirliği halinde çalışmak-
taydı.135 Van ve Bitlis'in Müslüman ve Ermeni halkları, za-
lim mutlakiyetçi rejimi devirme faaliyetlerinde birlikte ha-
reket etmekteydiler.136
Paris'teki Ittihad ve Terakki Cemiyeti merkezi, Bitlis'te
meydana gelen olayları yakından izlemekteydi. Paris'ten
Şam Şubesi'ne yazılan bir mektupta, Şam halkının Erzincan
ve Bitlis'teki vergi ayaklanmaları hakkında bilgilendirilmesi
ve Şam'da da benzer ayaklanmalar çıkartmak için devrimci
propagandanın arttırılması istenmekteydi. Ittihad ve Terak-
ki Cemiyeti'nin ümidi, Suriye de dahil olmak üzere, Türki-
ye'de güçlü bir örgüt kurulabilirse, İran ve Rusya örnekleri-
ne benzer bir meşruti devrimin Türkiye'de de gerçekleştiri-

133 "L!expulsion du vali de Bitlis," Pro Armenia, 5 Temmuz 1907, s.1117; "l.es
Musulmans eotıtre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Mayıs-5 Temmuz 1907, $.1096;
ve F.O. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4
Temmuz 1907, Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Tıır-
lîey, No.9305, s.19 içinde. ' '

134 "Faveur hamidienne," Pro Armenia, 5 Ağustos 1907, s. 1135; ve "tetire de


Trebizonde," Pro Armenia, 5 Kasmı 1907, s.1185.

135 EQ. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Muavini W. B. Heard'den Sir Nicholas O'Conor'a,


Bitlis, 2 5 Ağustos 1907, Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asi-
atic Turkey, No.9305, s.146 içinde.
136 "Soliclarite entre Armenieııs et Turcs," Pro Armenia, 20 Kasım 1907, s! 1189.
lebileceği yönündeydi.137
Erzurum görünüşte sakindi; fakat devrimci örgüt heyeca-
nından hiçbir şey kaybetmemişti. Devrimci örgüt o denli
tanınmış ve sevilmişti ki taraftarları açıkça Ittihad ve Terak-
ki Cemiyeti üyesi olduklarını söyleyebilmekteydi. Bu, dev-
rimci hareketin Erzurum'da ne kadar kurumsallaşmış oldu-
ğuna işaret eden önemli bir noktaydı. Ayaklanmalar sonucu
vergilerin kaldırılması, halkın kendi rızası olmadan konu-
lan vergilere itiraz edebileceğine emin olmasını sağlamıştı.
Artık rızaları alınmadan vergilendirilemeyecekleri hakkında
oldukça özgürlükçü sayılabilecek bir söylem içindeydiler.
Meslek ve ticaret erbabı için getirilen yeni temettü vergisi
hakkında da iyi konuşulmuyordu. Erzurum'daki genel ka-
nı, verginin tahsil edilmek istenmesi durumunda, bunun
yeni bir ayaklanmaya neden olacağı ve hükümetin başına
bela olacağı yönündeydi.138 1907 yazında Saray casusları-
nın da saklanmak zorunda kalmasıyla birlikte Erzurum'da
Sabah-ül-Hayr adında hayli revaçta olan aylık bir devrimci
dergi yayınlanmaya başladı.139
Çok sayıda Ittihad ve Terakki Cemiyeti üyesi, 1907 Ba-
harı'nda Erzurum'dan Van'a giderek burada devrimci et-
kinliklerde bulunmaya başladılar. Hatta burada, yayınla-
dıkları birkaç taşbaskı gazete ve broşürü dağıttılar; ancak
Müslümanlar Van'da küçük bir azınlık oluşturduğu için, o
zaman resmî makamlar bu konuyla fazla ilgilenmediler.
Nisan ayında, Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Van'daki

137 3 1 3 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Şam Şubesi temsilcisine, Pa-
ris, [Haziran veya Temmuz 1907] ([Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışma-
larına Dair] Defter I'den nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz
ve Ittihad ve Terakki, s.236.

138 HO. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzurum, 1


Temmuz 1907, Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Tur-
key, No.9305, s.30 içinde.

139 "Entre Armeniens et Turcs," Pro Armenia, 5 Ekim 1907, s.1165.

78
üyeleri, mutlakiyetçi rejime karşı güçbirliği yapma olasılı-
ğını tartışmak üzere Ermeni Devrimci Federasyonu üyele-
riyle ortak bir toplantı yaptılar. İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'ne mensup fedailer, Müslümanlar arasında taraftar bul-
mak ve birliği tesis etmek için ellerinden geleni yapıyorlar-
dı. Başlarında komutanları olmadığı zamanlarda bu yok-
luktan faydalanarak, erler arasında da aktif bir îttihadcı
propaganda kampanyasına giriştiler. Hiç kuşku yoktu ki
bu propaganda faaliyetinin bir sonucu olarak halk artık İt-
tihad ve Terakki Cemiyeti fedailerine az-çok sempati duy-
duğunu ifade etmeye ve hükümet politikalarını açıkça
eleştirmeye başlamış, fedailerin propagandası halk arasın-
da bir hayli etkili olmuştu. 140
Van'daki hükümet temsilcileri, Haziran ayı başlarında
yaptıkları bir aramada silah ve cephane buldu. Ermenilerin
eylerinde yapılan daha sonraki aramalar ise bir sonuç ver-
medi. Arama sırasında bir İttihad ve Terakki Cemiyeti fe-
daisi ele geçirildi. Vân Valisi, Îttihadcı fedailere karşı derhal
hareketer'geçti ve devrimcilerin takip edilip yakalanması
için bir askerî birliği görevlendirdi. İttihad ve Terakki Ce-
miyeti destekçisi devrimcilerin yolu hükümet kuvvetleri
tarafından kesildi ve silahlı çatışma çıktı. Bin kadar Türk
devrimcinin elmde iki top vardı; bütün gün boyunca hü-
kümet kuvvetleri ile aralarında süren çarpışma sonucunda,
hükümet kuvvetleri geçici olarak çekilmek zorunda kaldı-
lar.' Askerler, aylardır tayın almamış olmalarının getirdiği
isteksizliğin yanısıra, Müslüman ve Ermeni devrimcilerin
birleşik gücü karşısında yetersiz kalmaktaydılar. Sırtını ar-
tık askeri birliklere dayayamayacağmı anlayan Vali, Erme-
ni devrimciler ve İttihad ve Terakki Cemiyeti fedaileri kar-

140 EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Muavini Dickson'dan Sir Nicholas O'Conor'a, Van, 4


Ağustos 1907, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey,
No.9305, s. 113 içinde.
şısmda güçsüz kalmıştı.141 Müslüman devrimcilerle işbirli-
ği yapmakta olan Ermeni Devrimci Federasyonu üyeleri,
Vali'ye gönderdikleri tehdit mektuplarında, müttefikleri
olan Türk devrimcilere karşı yürütmekte olduğu askeri ha-
rekâtı durdurmazsa öldürüleceğini, diğer tercihinin istifa
olduğunu yazmaktaydılar. Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin
fedaileri de Vali'ye gönderdikleri benzeri mektuplarda Bit-
lis Valisi'nin başına gelenleri hatırlatmaktaydılar.142 Van'da-
ki İngiliz Konsolosu'nun 4 Ağustos'ta elde ettiği bilgiye gö-
re, Vali'ye karşı on gün içinde bir suikast girişimi yapıla-
caktı. Nitekim, Van Valisi Ali Bey, kısa süre sonra Ermeni
devrimciler tarafından İstanbul yolunda pusuya düşürüle-
rek öldürüldü. 143
Van'daki çeşitli devrimci gruplar, Ağustos ayında bir top-
lantı yaparak, Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile birlikte ortak
hareket ederek Hükûmet'e karşı silahlı bir ayaklanma olası-
lığını tartıştılar. Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin fedaileri ge-
niş çaplı bir propaganda faaliyeti yürütmekteydiler. Söylen-
tiye göre, kendi halk mahkemelerini kurmuşlardı bile. Ga-

141 "Pres de Van," Pro Armenia, 5 Eylül, 1907, s. 1 1 4 9 ; ve EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nic-
holas O'Conor'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 2 0 Ağustos 1 9 0 7 , Further
Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey, No.9305, s.112 içinde.
142 EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Muavini Dickson'dan Sir Nicholas O'Conor'a, Van, 4
Ağustos 1907, Vur (her Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey,
No.9305, s.114 içinde.

143 F.O. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Muavini Dickson'dan Sir Nicholas O'Conor'a, Van,


4 Ağustos 1907, Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Tur-
key, N o . 9 3 0 5 , s . 1 1 4 içinde; ve "Execulioıı," Pro Armenia, 5 Ekim 1 9 0 7 ,
s . 1 1 6 6 . Ali Bey'in öldürülmesi üzerine, Hükümet, yerine Bağdad Valisi Ab-
dül Vehab Paşa'yı yeni Van valisi olarak atadı ("The Vilayet of Van," Levant
Herald and Eastern Express, Weekly Commercial Budget, 27/41 ( 1 2 Ekiiıı
1 9 0 7 ) , s.494). Ancak atamanın hemen ardından Abdül Vehab Paşa'nın gö-
rev yeri değiştirildi ve kendisi Erzurum Valiliği'ne atandı ("Personal," Le-
vant Herald and Ecisfern Express, SVeekly Commercial Budget, 27/43 ( 2 6 Ekiiıı
1 9 0 7 ) , s.546).
zete yayınlıyorlardı ve Paris'teki İttihad ve Terakki Cemiyeti
merkezi ile sürekli haberleşme içindeydiler. 144
Türk devrimciler, Erzurum'da Sabah-ül-Hayr taralından
yayınlanan ve kaçak olarak Van'a getirilmiş olan siyasal
programları Van'da dağıttılar. Ülkedeki genel durumu eleş-
tiren ve isteklerini tekrarlayan devrimcilerin temel dayanak
noktası Şahsî Vergi'nin kaldırılması isteğiydi. Ancak dağıtı-
lan bu çok önemli siyasal programda, adaletsiz vergilendir-
meden daha geniş çaplı meselelere de değinilmekteydi. Ka-
nun-u Esasi'nin ilânı, ırk ve din ayrımı gözetmeksizin ku-
rulacak bir Meclis'in bulunacağı meşruti bir rejimin ve adil
bir biçimde halkın çıkarları doğrultusunda çalışacak temsili
bir hükümetin kurulması istenmekteydi. Programda ayrıca,
Hükümet müdahelesinden masun bir yargı sisteminin ku-
rulması da belirtilmişti. Vilâyet Şuralarının oluşturulması,
üyelerinin din veya ırk farkı gözetilmeksizin seçilmesi ve
bu Şuraların vilâyet bütçelerini denetlemesi de teklif edili-
yordu. 145 Paris'teki İttihad ve Terakki Cemiyeti merkezi ile
temas halindeki bu devrimci grupların propaganda faaliyet-
leri oldukça başarılıydı. Ekim ayı sonuna gelindiğinde,
Van'ın Müslüman halkı devrimci saflara geçmiş bulunuyor-
du.'146 •
1907 yılının yaz ayları boyunca, Erzurum'daki devrimci
faaliyet yeni bir ivme kazanmıştı. Devrimcilerin yayınladığı
Sabah-ül-Hayr gazetesi bir an önce meşruti rejiminin kurul-

144 F.O. 4 2 4 / 2 1 3 , Konsolos Muavini W, B. Heavd'den Sir Nicholas O'Conor'a,


Bitlis, 25.Ağustos 1907, Further Correspondence Respecting tlıe Affairs-of Ast-
. atic Turkey, No.9305, s. 147 içinde.
145 Bu gazete ve yurtdışında basılan diğer gazetelerin dağıtımı, İttihad ve Terakki
Cemiyeti'nin bölgede görevlendirdiği Ömer Naci Bey tarafından gerçekleşti-
riliyordu ("Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terak-
ki: 108," Milliyet, 9 Ağustos 1934, s.2). Sabalı-ftl-Hayr'da yayınlanmış olan
bu bildirinin tam metni için bkz., "La FedSration ıevoluuonnaire turque,"
Pro Annenia, 5 Aralık 1907, s.l 197.
146 "Le Mouvement revolutionnaire turc," Pro Armenia, 5 Ocak 1908, s.1217.
masını savunuyordu. Binlerce devrimci broşür ve el ilanı
sokaklarda dağıtılıyordu. Dağıtılan bildirilerde Abdülhamid
yönetiminin despotizminden, yüksek rütbeli memurların
satılmışlığından söz edilerek şöyle deniliyordu: "Onlar ül-
kenin zenginliklerini yabancılara -demiryolu inşaası hakkı,
kömür ve maden yataklarını işletme hakkı gibi isimler al-
tmda- açıkça satıyorlar." Saray'da söz sahibi Arab İzzet Pa-
şa, Tahsin Paşa gibi yüksek rütbeli paşaların yağmacılığı vc
rüşvetçiliğinden dem vuruluyor; fakir halktan, zorla
-amansız jandarmaların kamçısıyla- alman paralardan bah-
sediliyordu. Bildiride, "rejimi yıkalım ... {ülkeyi} alçak za-
limlerden kurtaralım," deniliyor ve "bu despot rejimden
ancak Müslüman ve Hıristiyanlar arasındaki dostluk ve
kardeşliğin güçlenmesiyle kurtulunabileceği" savunuluyor-
du. Rusya'daki olaylardan ve İran halkının başarısından söz
edilerek, devletin güçlü ve halkın mutlu olabilmesi için Ka-
nun-u Esasi ve. Millet Meclisi'nin gerekli olduğu belirtili-
yordu.147
Devrimciler, Vali Mustafa Nuri Bey'in azledilmesi için de
kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlardı. Eylül ayma denk ge-
len Ramazan'da halk, geceleri kahvehanelerde, kurulu dü-
zene karşı girişecekleri faaliyetleri tartışırken, Vali'nin ca-
susları bu konuşmaları dinleyip kaydetmekteydiler. Musta-
fa Nuri Bey İstanbul'a gönderdiği raporlarda şehirdeki cami

147 "Le Mouvement Iurc â Erzeroum," Pro Armenia, 5 Şubat 1908, s. 1231; ve A.
M. Valuyskiy, "Jön Türk Hareketi Öncesinde—Moskova Arşivi Belgelerine
Göre—Doğu Anadolu'da Ayaklanmalar," s.148. Abdullah Cevdet (Karhdağj,
yayınladığı bir broşürde, Müslüman olan ve olmayan tüm halka seslenerek
Rusya ve İran'da anayasal düzenin değiştirilmesiyle ilgili olayların Türkiye'ye
de örnek olmasını dilemekteydi. "Birleşin; yoksul-varlıklı, güçsüz-giıçlü, ka-
dın-erkek, genç-yaşlı, hepiniz birleşin. Trabzon halkı, Erzurum halkı, Kasta-
mbnu halkları—bu illerin kahraman halkları, yiğit halkları, bizim yiğit kar-
deşlerimiz—ilk adımı atmış bulunuyorlar. Rusya'ya, iran'a bir göz atmız."
(Abdullah Cevdet [Karlıdağ], Uyanın, Uyanın (Cenevre, 1 9 0 8 ) , s.l5'den nak-
leden, Orhan Türkdoğan, " 1 9 0 6 - 1 9 0 7 Erzurum Hürriyet Ayaklanması: 2,"
s.497).
ve kahvehanelerde yürütülen devrimci faaliyetlerle ilgili
bilgi veriyor, şehirdeki devrimcilerin merkezi Paris'te olan
İttihad ve Terakki Cemiyeti ile sürekli ilişki içinde bulun-
duğunu ve şehirde İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin onayıyla
gösteriler düzenlemekte olduğunu, devrimcilerin askerleri
de saflarına kazanmaya çalıştıklarını bildiriyordu. 148 Ger-
çekten de, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Paris'teki merkez
örgütü Erzurum'a yazdığı mektuplarda devrimci faaliyetin
örgütlenmesi ve gerekirse silahlı direnişe girişilmesi yönün-
de talimat vermekteydi.149
Devrimciler, yaptıkları sürekli baskı sonucu Eylül ayı so-
nunda Mustafa Nuri Bey'in istifa etmesini ve Erzurum'u terk
etmesini sağladılar.150 Ancak, Valilik makamına Abdül Ve-
hab Paşa'nm tayinine muhalefet ettilerse de, bu konuda ba-
şarı sağlayamadılar.151 Tek niteliği Saray'a olan koşulsuz
bağlılığı olan Abdül Vehab Paşa, söylendiğine göre adını bile
doğıu-dürüst yazamayan birisiydi. 1 5 2 İstanbul'dan 19
Ekim'de ayrılan yeni Erzurum Valisi, 30 Ekim'de göreve
başladı. Şehir halkı yeni Vali henüz Erzurum'a gelmeden Sa-
ray'a telgraf çekerek Vali Vekili Ali Bey'in vergileri tahsil et-

148 "Le Mouvemeııt Turc â Erzeroum," Pro Armenia, 5 Şubat 1908, s.1231; ve A.
M. Valuyskiy, "Jön Türk Hareketi Öncesinde—Moskova Arşivi Belgelerine
Göre—Doğu Anadolu'da Ayaklanmalar," s. 148.
149 3 5 4 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Erzurum Şubesi temsilcisi-
ne, Paris, İ 5 Ekim-1907 ([İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Da-
ir] Defter I, ss.463-464'den nakleden, Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Ta-
rihi, 2 / 4 , ss.81-82).

150 "Le Mouvement Turc â Erzeroum," Pro Armenia, 5 Şubat 1908, s.1231.
151 "Çontre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Ekim 1907, s. 1 1 7 3 ; "Personal," The Levanı
Herald and Eastern Express, Weefely Commercial Budget, 2 7 / 4 3 ( 2 6 Ekim
1907), s.546. Abdül Vehab Paşa 10 Ekim 1907 tarihli bir irade ile Vali atandı
(Başbakanlık Arşivi, trade Dahiliye, 2 7 Ramazan 1 3 2 5 [3 Kasım 19071,
Nr.24'den nakleden, Muammer Demirel, ikinci Meşrutiyet Öncesi Erzurum'da
Halk Hareketleri, s.49).

152 Mahmud Nedim Ulusaîkul, tstibdad Aleyhinde Türk Ulusunun İlk Hareketi:
Erzurum İhtilali, s.37.
inekte ısrarı ile adaletsiz tutumunu ve memurların zalimane
hareketlerini protesto etmişler, ayrıca, Müftü'nün Erzu-
rum'dan sürülmesine de sert tepki göstermişlerdi.153 Ittihad
ve Terakki Cemiyeti'nin Erzurum Şubesi Kasım ayında şehir
sokaklarında bir bildiri dağıtarak mevcut "baskıcı ve mutla-
kiyetçi hükümet şeklini" devirmek için her dine mensup
Osmanlı vatandaşlarını birleşmeye davet etti. Bildiride.halk,;
kurulu düzene -artık başka çare kalmadığı için- zor kullana-
rak karşı çıkmaya çağrılıyordu. Devrimcilerin amacı 'yeni
bir anayasa, özgürlük, adalet ve bir temsili meclis' idi. Ben-
zeri bildiriler Anadolu'nun diğer kasaba ve şehirlerinde de
daha önce dağıtılmıştı. 154 Dağıtılan bildirinin bir diğer
önemli özelliği de halkın ırk ve din ayrımı gözetmeden kuru-
lu düzene karşı birlik içinde hareket etmesinin yeni bir ka-
nıtını oluşturmasıydı. Aslında bu bildiri, Anadolu'nun diğer
yerlerinde de görülmeye başlanmış olan örgütlü bir başkal-
dırının gözle görülen önemli belirtilerinden biriydi.155
Abdül Vehab Paşa'nın daha önce meydana gelmiş olaylar
ve son olarak da dağıtılan bu bildiri üzerine yoğun bir so-
ruşturmaya başlamasıyla, 25 Kasım günü elli-altmış kişi
devrimci propaganda faaliyetinde bulunmakla suçlanarak
tutuklandı. Tutuklananlar arasında Erzurum'un önde gelen,
tanınmış ve zengin, dava vekillerinden Seyfullah Efendi,

1.5.3 "Contre Hamid," Pro Armenia, 5 Kasım 1907, s. 1 1 8 1 ; "Contre Hamid," Pro
Armenia, 2 0 Ekim 1 9 0 7 , s . 1 1 7 3 ; "Eettre d'Erzeroum," The Levanı Herald
and Eastern Express, YVeefcly Commercial Budget, 2 7 / 4 6 ( 1 6 Kasım 1 9 0 7 ) ,
s.550.

154 EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edward Grey'e, Beyoğlu, 19 Ka-
sım 1907, Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Tıırfccv,
N o . 9 3 0 5 , s . 1 8 6 içinde; lurii Ashotovich Petrosian, Sovyet Gözüyle Jön
Türkler, 5.238; ve H. Zafer Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anado-
lu, s.36.

155 EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edvvard Grey'e, Beyoğlu, 19 Kil-
sim 1907, Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey,
No.9305, s. 186 içinde.
ulemadan liberal fikirleriyle bilinen Hacı Şevket Efendi, es-
ki bir ordu müteahhidi olan Faruk Bey, Erzurum Belediye-
sinde görevli Durak Bey, Ziraat Bankası Erzurum Şube-
si'nin eski müdürlerinden Uzun Osman Efendi, Erzurum
Müftüsü Hacı Akif Efendi, şehrin tanınmış celeplerinden
Şeyh Ahmed Efendi, araba tekerleği imalatçısı Marancı Tev-
fik ve Marancı Abdullah kardeşler, babası Erzurum'un en
zengin kişisi olduğu söylenen tacir izzet Efendi ile devrimci
harekete katılmak için Avrupa'ya kaçmadan önce Harbi-
ye'de Fransızca öğretmenliği yapan ve sonra Türkiye'ye giz-
lice girerek Erzurum'da faaliyette bulunan Hüseyin Tosun
Bey de vardı. Bütün bu tutuklular yasadışı İttihad ve Terak-
ki Cemiyeti üyesi olmakla suçlanmaktaydı.156 Tutuklanan-
lar arasında bulunan Seyfullah Efendi'nin üzerinde yeni bir
anayasanın ilânından ve bir Meclis kurulması gereğinden
bahseden çeşitli devrinici belgeler ele geçmişti. 157

.156 F.O. 42.4/213, Konsolos Muavini Shipley'den Sir Nicholas O'Conor'a, Erzu-
rum, 2 Aralık 1907, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic
Turkey, No.9305, s.245 içinde; Başbakanlık Arşivi, trade Hususi, 2 0 Şevval
1325 [26 Kasım 1907], Nr.59'dan nakleden, Muammer Demirci, İkinci Meş-
rutiyet Öncesi Erzurum'da Halk Hareketleri, s.51; "Les Musuhnans contre Ha-
mid," Pro Armenia, 20 Aralık 1907, s.1205; Mehmed Nusret, Tarihçe-i E rze-
rum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.70; Barutçuzade Şevki, "Erzurum Valisi
Nâzmı Paşa'nın Zamanında Olan Vukuat Hatırası," s s . 2 7 5 - 2 7 6 ; ve Alımed
Bedevi Kuran, Osmanlı İmparatorluğu'nda ve Türkiye Cumhuriyeti'nde inkılâp
Hareketleri (İstanbul, 1 9 5 9 ) , s..39.3'den nakleden, H. Zafer Kars, Belgelerle
1908 Devrimi Öncesinde Anadolu, s.39. Bu kimseleri şahsen tanıyan biri, tu-
tuklananların büyük çoğunluğunun koyu Îttihadcı olduğunu ve o günlerde
Erzurum'da devrim için yoğun bir şekilde çalıştıklarını söylemiştir (Önder
Göçgün, "11. Meşrutiyet'e Öncülük Eden Bir Hareket: Erzurum İhtilâli ve
Ona Dair Bazı Belgeler," ss.277-278). Tutuklanan sivillere ek olarak, Abclûl
Vehab Paşa, Erzurum'daki Kolordu Kumandam Erkân-ı Haıb Mirlivası Ah-
med Abuk Paşa ve Rus Hudut Kumandam Erkân-ı Harb Miralayı Fahri
Bey'in tebdilini, Hüsamettin Ertürk ve tüm zabıtanın tutuklanmasını istemiş-
ti. Fakat, Erzincan'daki Dördüncü Ordu Müşiri Zeki Paşa buna izin verme-
mişti (Hüsamettin Ertürk, İki Devrin Perde Arkası, s.63).
157 "Le Mouvement rivolutionnaire turc," Pro Armenia, 5 Ocak 1908, s.1218; ve
Mahmud Nedim Ulusaîkul, îstibdad Aleyhinde Türk Ulusunun tik Hareketi:
Erzurum İhtilâli, s.38.
Erzurum'daki arama ve tutuklamalar büyük bir hızla de-
vam etti ve kısa sürede toplam tutuklu sayısı doksan ikiyi
buldu. Tutuklananlardan seksen tanesi Erzurum'un tanın-
mış eşrafından büyük celep ve tacirlerdi.158 Erzurum'daki
ayaklanma ile ilgili olarak yakalananlann toplam sayısı ya-
pılan yeni tutuklamalarla yüz yetmişe vardı. 159 Ayaklanma,
ancak hareketin tüm liderlerinin tutuklanması ye Hükû-
met'in Erzurum'a takviye birlikler sevketmesiyle bastırıla-
bildi. 160 Polisin tutuklulara işkence yaptığı ve gözaltında
bulunan iki kişinin bu yüzden öldüğü haberlerinin yayıl-
ması üzerine, yüz kadar Erzurumlu kadın ellerinde sopa,
balta ve satırla sokağa döküldü ve bir protesto gösterisi ya-
parak yabancı devletlerin Erzurum'daki Konsoloslarıyla gö-
rüştü. Erzurumlu kadınların bu girişimi sonucunda seksen
tutuklu salıverildi ve polisin gözaltmdakilere yaptığı işken-
ce durduruldu.161
Tutuklamaların ardından Hükümet devrimciler aleyhine
düzeni yıkmaya teşebbüsten dava açtı. Erzurum'da, Hakim
Salim Bey'in başkanlık ettiği olağanüstü mahkeme Erzurum
Vilâyeti'nde devlete karşı işlenen suçlar davasına 28 Ocak
1908'de başladı. Açılan davada, sanıklar, polisleri öldür-
mek, Vali Mehmed Ata Bey'ı yaralamak, Şahsî Vergi ve Hay-
vanat-ı Ehliye Rüsumu'nu kaldırmaya çalışmak, devlet dü-

1 5 8 lurii Ashotovich Petrosian, Sovyet Gözüyle Jön Türkler, ş s . 2 3 8 - 2 3 9 ; vc H.


Zafer Kars, Belgelerle 1908 Devrimi Öncesinde Anadolu, s.37.
159 K.-J. Basmadjian, "Le Mouvement revolutionnaire en Asie Mineure," s.822;
"Le MoUvement revolutionnaire turc," Pro Armenia, 5 Ocak 1 9 0 8 , s . 1 2 1 8 ;
ve "Dans les prisons," Pro Armenia, 2 0 Ocak 1 9 0 8 , s . 1 2 2 2 .
160. "Les Musulmans contre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Aralık 1 9 0 7 , s . 1 2 0 5 ; ve
Mehmed Nusret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.70.

161 "Le Mouvement turc," Pro Armenia, 5 Şubat 1 9 0 8 , s . 1 2 2 9 ; Münip Yıldır-


gan, " 1 9 0 4 Isic] Erzurum İsyanı Hâtıraları," s . 3 2 ; K.-J. Basmadjian, "Le
Mouvement revolutionnaire en Asie MineUre," s . 8 2 2 ; ve "Bahaeddin Şakir
Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki:131," Milliyet, 2 Eylül
1 9 3 4 , s.2.
zerimi yıkmaya yönelik hareketlerde bulunarak parlamen-
ter rejim lehinde propaganda yapmak, bu amaçla halk ara-
sında yasadışı yayın, devrimci gazete ve bildiri dağıtmakla
suçlanıyordu. 162 Sanıklardan Mezararkalı Mevlûd Ağa'nın
savunması durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor-
du:
"... Madem ki adaletin huzurundayım, o halde günahı,
vebali bana ait qlmak üzere olanı-biteni söyleyeyim. Fakat,
neresinden başlayayım? Şimdi de onu kestiremiyorum. İki
sene, belki de yirmi sene çekilen dertleri, acıları bir araya
getirip de bir saat, nihayet iki saat içerisinde onları nasıl an-
latayım? Bu memlekette konuşacak şey mi yok? İşte bunları
konuşuyorduk, Hakim Efendi: Bu rezaletlere son verilmesi
çarelerini konuşurduk... Fakat rica ederim, Hakim Efendi;
bu bahsi burada kapayayım, çünkü çok ayıp. Evet; bu mem-
lekette konuşulacak şey mi yok ki? Meselâ: Bunların, Hakim
Efendi, bunların hangisi bu memleketin namusunu satarak
casusluk yapmıştır? Bunların hangisi milletin hazinesini
soymuştur? Bunların hangisi milletin çömleğine, tenceresi-
ne, çuluna, yorganına, sırtındaki yırtık gömleğine göz ko-
yup sattırmıştır? Orduyu aç, memuru muhtaç, hasta askeri
alakasız, ölen askeri kefensiz bırakıp, cariyelerle saraylarda
vur patlasın, çal oynasın diye cümbüş yapanlar bunlar mı-
dır? Şunlar ki, daha düne kadar hududlarm en kahraman
bekçileriydiler. O mübarek Erzurum'un ki, her ailesinin
mutlaka birkaç şehidi vardır. O mübarek Erzurum'un ki,
icab ettiği zaman gene her ailesi birkaç kurban vermekten
çekinmeyecektir. Bunlara böyle zulümler, böyle hakaretler
yapmak yakışık alır mı? Bunlar birdenbire dinlerini mi de-
ğiştirdiler, bunlar birdenbire deli mi oldular? Bunlar ne yap-
tı? Hangi haksızlığı yaptılar ki, böyle zincirlere vurulup, zin-

162 A. M. Valuyskiy, "Jön Türk Hareketi Öncesinde -Moskova Arşivi-Belgelerine


Göre- Doğu Anadolu'da Ayaklanmalar," s. 150.
danlara atıldılar? Bu şehitler ocağı niçin söndürülüyor? Bu
zincirler, bu laleler, bu mahkemeler, bu hakimler, bunlar ni-
çin? Bunlar ayıp değil mi, Hakim Efendi? Nihayet hakimlere
şeref, mahkemelere adalet, orduya kuvvet, memlekete sela-
met -hulâsa, huzur ve istirahat- lazım olduğunu, bunlarsız
hiçbir memleketin ve hiçbir milletin yaşayamayacağını ve
farz-ı muhal yaşasalar da, bu kelepçeli, bu zincirli, neslin,
bunları birgün k'np batıracağını konuşuyprduk. Ayıp bel
Günahsızlığımızı, masumluğumuzu bir tarafa atın; insan
hayvan olsa, köpek olsa bile böyle yapılmaz."163
^10 Şubat 1908'de sona eren davalarda, sanıklardan dok-
san kişi mahkeme önüne çıkarıldı; sekiz kişiye idam, onse-
kiz kişiye müebbed hapis cezası verildi. Diğer sanıklar daha
küçük cezalara çarptırıldılar.164 İdamla cezalandırılanlar Ser
Komiser ve oğlu ile diğer polis memurlarını linç ederek öl-
düren zanaatkârlardı. Hüseyin Tosun Bey Hükümet'in emri
ile cezasını çekmek üzere İstanbul'daki Umumi Hapisha-
ne'ye gönderildi. Müebbed kalebendlikle Sinop'a sürgün ce-
zasına çarptırılan yirmi üç kişi arasında ise şehrin tanınmış
simaları -Seyfüllah Efendi, Faruk Bey, Hacı Akif Ağa, Hacı
Şevket Efendi, Durak Bey ve Tahsin Efendi ile Mezararkalı
Mevlud Ağa-vardı. 165
Paris'teki Ittihad ve Terakki Cemiyeti merkezi 1907 yılı
Ekim ayında, bir yıl önce Erzurum'da meydana gelen olay-
larda 'tarafsız' kalan ve böylece devrimcilere 'dolaylı destek'
veren Çerkeş Mehmed Zeki Paşa'ya bir mektup göndererek

163 Münip Yıldırgan, "1904 [sic] Erzurum İsyanı Hatıraları," ss.37'38.


164 lurii Ashotovich Petrosian, Sovyet Gözüyle Jön Türkler, s.239; Mehmed Nus-
ret, Tarihçe-i Erzerum Yahut Hemşehrilere Armağan, s.70; K.-J. Basmadjian,
>
: "Le Mouvement revolutionnaire en Asie Miııeure," s.822; ve "Le proces d'Er-
zeroum," Pro Armenia, 20 Mart 1908, s.1254.
165 "Le procfes d'Erzeroum," Pro Armenia, 20 Mart 1908, s.1254; Barutçuzade
Şevki, "Erzurum Valisi Nâzmı Paşa'nın Zamanında Olan Vukuat Hatırası,"
s.34; ve Hüsamettin Ertürk, İki Devrin Perde Arkası, s.63n.
Dördüncü Ordu'da bir Ittihad ve Terakki Cemiyeti Şubesi
kurulması ve Cemiyet yayınlarının bölgede düzenli olarak
dağıtımı için yardımlarını rica etti.166 1906 yılı Ekim ayında
olduğu gibi Zeki Paşa, Kasım'daki ayaklanmayı bastırmakta
da yine Hükûmet'le işbirliğine yanaşmamıştı. Zeki Paşa ko-
mutasındaki askerî kuvvete güvenemeyeceğini anlayan Hü-
kümet, bunun üzerine ayaklanmayı bastırmakta başarısız
olan birlikleri Bağdad'a sevketmeye ve Trabzon'daki güvenilir
birlikleri Erzurum Garnizonu'na göndermeye karar verdi.167
izmir'de ise, yetkililer, Hükümet hesabına çalışan casus-
ların topladığı bilgiler sayesinde Ekim ayında pek çok kim-
seyi devrimci etkinliklere katıldıkları gerekçesiyle tutukla-
dı. Tutuklamalardan az sonra ihbar üzerine yapılan bir ara-
mada, İzmir limanına yanaşan bir gemide otuz kilo dinamit
ile yüz elli kilo barut ve mühimmat ele geçirildi.168 Anlaşı-
lan, İzmir'de de durum sakin değildi. Diğer bölgelerde ol-
duğu gibi burada da yeni vergilerin tahsilinde zorluklar
vardı. Yeni vergiler halkın -özellikle de İzmirli Ermenile-
rin- ekonomik durumunu güçleştirmekte ve bu nedenle iz-
mir bölgesinde sürekli bir huzursuzluk havası hüküm sür-
mekteydi. Sultan Abdülhamid'in tahta çıkışının yıldönü-
münün kutlanacağı günlerde devrimci propagandanın art-
ması üzerine, Ekim ayı ortalarında geniş çaplı operasyonlar
başlatılarak, İzmir ve civarında özellikle Ermenilerin evle-
rinde aramalar yapıldı; pek çok kişi tutuklandı.169

166 3 9 8 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Dördüncü Ordu'da bir suba-
ya, Paris, Ekim 1907 ((İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Yazışmalarına Dair)
Defter l'den nakleden, Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve İttihad ve
Terakki, ss.239-240). ,

167 K.-J. Basmadjian, "Le Mouvement revohıtionnaire en Asie Mineure," s.822.


1 6 8 "Explosibles," Pro Armenia, 2 0 Ekim 1 9 0 7 , s s . 1 1 7 3 - 1 1 7 4 . ./
169 "ASmyme," Pro Armenia, 5 Aralık 1 9 0 7 , s . l l 9 9 . Ayrıca bkz., "Bahaeddin §a-
kir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki:!59," Milliyet, 8 Ekim
1934, s.2.
Kasım ayında, Batı Anadolu'nun ekonomik açıdan en
önemli vilâyeti olan Aydm'm pek çok yöresinde, halkın Do-
ğu Anadolu'dakilere benzer istek ve tepkilerle vergi ödeme-
yi reddetmekte olduğu haberleri istanbul'a ulaştı. Batı Ana-,
dolu'da da vergi ayaklanmalarının yayılması haberi, Hükû-
met'i alarma geçirdi: 10 Kaslm 1907 tarihli Heyet-i Vükela
toplantısının gündemi buydu. 170 Vergi ayaklanmaları, Ara-
lık ayında Muğla'ya kadar yayıldı. Muğla'nın çoğunluğu
Müslüman olan halkı, vergi ödemeyi reddederek kitle ha-
linde Hükümet Konağı'na yürüdü. Kalabalık ancak polis
müdahalesiyle kontrol altına alınabildi. Gösteriyi düzenle-
yen liderlerin tutuklanması ise olayı yatıştıracağına tırman-
masına neden oldu. Halk, hem isteklerinin yerine getiril-
mesi hem de tutukluların hemen serbest bırakılmaları için
gösteriye devam etti. Muğla'daki ayaklanma, açık bir şekil-
de, Aydın, Konya ve Ankara ayaklanmalarından ilham al-
maktaydı.171
Haleb'te ise, Ekim ayı sonlarında yiyecek maddelerinin
kıtlığı yüzünden ciddi bir ayaklanma patlak verdi. Müslü-
man erkek ve kadınlardan oluşan aç kalabalık, fırınlara ve
tahıl depolarına saldırdı ye talana girişti. Tüm dükkanlar,
hanlar, kahvehaneler ve lokantalar derhal kapandı. İki yüz
kişilik bir kalabalık, Beyrut limanına tahıl taşımak üzere
hareket edecek bir trene saldırdı. Yaklaşık üç yüz kadından
oluşan başka bir kalabalık da Vali Nâzım Paşa'nın konağına
yürüdü. Ne polis ne de jandarma yürüyüş yapan kadınların
üzerine saldırmaya cesaret edebildi. Daha sonra, kanun ve
nizamı tesis etmek üzere Şam ve Antep'den asker çağrıldı. '
Çıkan silahlı çatışmada pek çok kişi yaralandı, bir o kadarı
da tutuklandı. Tutuklananlara yapılan işkenceler sonucu

170 "Les Musulmans contre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Kasım 1 9 0 7 , s.l 189.

171 "Violences et pillages," Pro Armenia, 2 0 Ocak 1 9 0 8 , s.1222.

90
ölenler oldu. 172 Haleb'de meydana gelen olay, Beyrut'ta da
yankı buldu. Burada da, kalabalık bir kitle tahıl taşıyan bir
yük trenine saldırarak talan etti. Kamu düzeni, ancak kaba
kuvvete başvurularak -ve bu arada halktan birçok kişi ya-
ralanarak- sağlanabildi.173 Meydana gelen her ayaklanma
ve sivil itaatsizlik olayında olduğu gibi, İttihad ve Terakki
Cemiyeti merkezi Beyrut'taki devrimci liderlerle de sürekli
ilişki içindeydi. Paris'ten Cemiyet'in Beyrut Şubesi'ne gön-
derilen bir mektupta, Makedonya ve Anadolu'da -özellikle
Erzurum, Bitlis, Van ve Trabzon'da- yaygın şekilde örgütle-
nen İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin birçok şubesi olduğu
anlatılıyordu. Bu hatırlatmalar yapılarak ve mutlakiyetçi re-
jimi devirmek için silahlı ayaklanmanın gerekli olduğu ifa-
de edilerek, Beyrutlu devrimcilere cesaret verilmekteydi.174
Daha ciddi olaylar yine Kasım ayında, Diyarbakır'da mey-
dana geldi. Diyarbakırlı vatandaşlar, ibrahim Paşa kuman-
dasındaki birliklerin taciz ve talanlarına karşı ayaklandılar.
Bir Kürd aşiret reisi ve kötü şöhretli Hamidiye alaylarının
kumandanı olan İbrahim Paşa, halkın Paşa'nın azli için İs-
tanbul'a ardı ardına yolladığı heyetlere rağmen, mutlakiyet-
çi rejim tarafindan açıkça desteklenmekteydi] ibrahim Pa-
şa'nın on altı bin kişiden oluşan birlikleri, Kasım ayında Di-
yarbakır'ı kuşattı. Şehrin yağmalanacağından korkan halk,
işyerlerini ve dükkanlarını kapatarak önlem aldı. 175 Hükû-

172 "La famine," Pro Armenia, 20 Kasım 1907, s.1189; "LEmeute de Halep," Pro
Armenia, 2 0 Aralık 1907, s.1206; ve "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesi-
kalara Göre İttihad ve Terakki:131," Milliyet, 2 Eylül 1934, s.2.

173 "La famine," Pro Armenia, 20 Kasım 1907, s.1189.


174 4 4 3 Numaralı Mektup, Dr. Bahaeddin Şakir'den Beyrut'taki İttihad ve Terak-
ki Cemiyeti temsilcisine,. Paris, 8 (veya 9 ) Aralık 1907 ([İttihad ve Terakki
Cemiyeti'nin Yazışmalarına Dairi Defter I, ss.30-31'den nakleden, Yusuf Hik-
met Bayur, Türk inkılâbı Tarihi, 2 / 4 , s. 143).

175 K.-J. Basmadjian, "Le M o u v e m e n t r i v o l u t i o n n a i r e en Asie M i n e u r e , "


ss.822-823; EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edward Grey'e, Be-
mete muhalif hareketin liderleri, Cemilpaşazade Mustafa
Bey, Faik Bey, Nessi [Nesih?] Efendi; Pirinççizade. Arif
Efendi gibi eşraftan tanınmış kimselerdi.176 Halk, Hükümet
Konağı'nı ve Telgrafhane'yi işgal ederek, Vali'nin azli ve İb-
rahim Paşa'nın bastırılması için Saray'a telgraflar çekti. 177
Bu arada, Diyarbakır Valisi Fehmi Bey, yabancı bir Konso-
losluğa iltica ederek halkın eline, geçmekten zor kurtul-
du. 178 Diyarbakır halkı, Telgrafhane'yi on bir gün boyunca
işgal etti. Dört yüz kişilik bir milis kuvveti Telgrafhane'nin
Hükümet kuvvetlerinin eline geçmesine engel oldu. Hükü-
met, nihayet halkın isteklerini kabul ederek İbrahim Paşa
hakkında soruşturmaya başlanacağını ve Vali'yi azledeceği-
ni vaad etti. Halk ayaklanması ancak bu vaadlerclen sonra
yatıştı.179 Musul Valisi Mustafa Bey, Diyarbakır Valiliği'ne
tayin edildi. Mustafa Bey gelene kadar da Erzincan Valisi
Mahmud Arif Paşa Valilik görevini vekaleten yürüttü. Böy-
lelikle, sükunet sağlanabildi.180

yoğlu, 2 6 Kasını 1 9 0 7 , Furtlıer Conespondence Respeciing the Affairs of Asi-


atic Turkey, N o . 9 3 0 5 , s . 2 1 9 içinde; ve "Les troubles," Pro Armenia, 5 Aralık
1 9 0 7 , s. 1198.

176 "Les Evenements de Diarbekır," Pro Armenia, 5 Şubat 1 9 0 8 , S . İ 2 3 1 . Pirtuççi-


zade Arif Efendi 1 9 0 8 Genel Seçimleriyle Meclis-i Mebusan'a girdi (Feroz
Ahmad ve Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler,
1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.276).

177 K.-J. Basmadjian, " L e M o u v e m e n t revolutionnaire en Asie M i n e u r e , "


s s . 8 2 2 - 8 2 3 ; F.O. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edward Grey'e, Be-'
yoğlu, 2 6 Kasım 1 9 0 7 , Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asi-
atic Turkey, N o . 9 3 0 5 , s . 2 1 9 içinde; vc "Les troubles," Pro Armenia; 5 Aralık
1 9 0 7 , ş 1198.

1 7 8 "Les troubles," Pro Armenia, 5 Arahk 1907, s.1198.


1 7 9 K;-J. Basmadjian, "Le Mouvement revolutionnaire en Asie Mineure," ss.822-
8 2 3 ve EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nicholas O'Conor'dan Sir Edward Grey'e, İstanbul,
2 6 Kasını . 1 9 0 7 , Further Correşpondence Respecting the Affairs of Asiatic Tur-
key, N o . 9 3 0 5 , s . 1 9 0 içinde. Ayrıca bkz., EO. 4 2 4 / 2 1 3 , Sir Nichoİas O'Co-
nor'dan Sir Edward Grey'e, Beyoğlu, 2 6 Kasını 1 9 0 7 , Further Correşpondence
Respccling the Affairs of Asiatic Turkey, No.9305, s . 2 1 9 içinde

1 8 0 "Les troubles," Pro Armenia, 5 Aralık 1 9 0 7 , s.1198.

92
Görünürde İbrahim Paşa'nm yaptıklarını soruşturmak
üzere İstanbul'dan gönderilen General Talat Paşa, bunun
yerine ayaklanmanın elebaşlarını kovuşturmaya başladı.181
Mehmed Abdül Fazıl adlı bir derviş yakalandı ve üzerinde
devrimci hareketle ilgisi olduğunu kanıtlayan belgeler bu-
lundu. Derviş, Talat Paşa'ya bilgi vermeyi reddetmesi üzeri-
ne İstanbul'a gönderildi ve burada işkence altında -başka
devrimcileri ele vermeden- öldü. Şüpheli birçok kimse ise
Trablus Garb'a sürgün edildi.1?2 Talat Paşa'nm elde ettiği
bilgilere dayanan Hükümet, eşraftan Pirinççizade Arif, Ce-
zirelioğlu Aziz ve kardeşi, HaCı İbrahim ve Hacı Circisoğlu
[?:] Gani'yi suçlu buldu. Buna rağmen, Hükümet, 30 Mart
1908'de gönderdiği bir telgrafta yenilgiyi kabul etti. Bu
kimseler, suçlu bulunmalarına rağmen Sultan'm merhame-
tine mazhar oldular; özellikle aleyhindeki bütün suçlamala-
ra rağmen İbrahim Paşa'nm daha önce affedilmiş olduğu
düşünülürse, bu gerekliydi de. 183

1908 yılının ilk aylarına gelindiğinde, kurulu düzene karşı


duyulan memnuniyetsizlik o kadar büyük boyutlara ulaş-
mıştı ki, yalnızca Anadolu ve Makedonya'da değil, İmpara-
torluğun en ücra köşelerinde bile, her şehir ve kasabada çe-
şitli sivil itaatsizlik olayları meydana gelmekteydi. Devlet
otoritesinin temsilcilerine karşı girişilen sürekli devrimci
kışkırtma ve gösteriler sonucu idari otorite ciddi bir şekilde
sarsılmıştı. Gösteriler görünürde mahalli olarak örgütlen-
miş olmakla birlikte, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin iyi ör-

181 "Les troubles," Pro Armenia, 5 Aralık 1 9 0 7 . s . 1 1 9 8 ; ve K.-J. Basmadjîan, "Le


Mouvement revolutionnaire en Asie Mineure," s.822.

182 K.-J. Basmadjian, "Le Mouvement revolutionnaire en Asie Mineure," s:8Î>2.


183 EO. 4 2 4 / 2 1 5 , Konsolos Muavini Heard'den G. Barclay'e, Diyarbakır, 8 Nisan
1 9 0 8 , Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey,
No.9433, S.109AJ.
gütlenmiş haberleşme ağı sayesinde diğer bölgelerle yaygın
bir koordinasyon ve işbirliği yapılmakta olduğu su götür-
mezdi; Ittihad ve Terakki Cemiyeti, merkezi Paris'te olmak-
la birlikte, imparatorluğun bütün önemli şehirlerinde ör-
gütlenmeyi başarmıştı. Çıkan bazı olaylarda işin alevlenme-
sine mahalli huzursuzluklar neden olmuşsa da gösterilerin
düzenlenmesinde veya merkezî hükümete yapılan istekler-
de bir gelişigüzelliğe rastlamak mümkün değildir. 1906 yılı
başlarında adil olmayan vergilendirmenin kaldırılması veya
istismarcı memurların azledilmesi isteklerinden yola çıkan
halk gösterileri ve ayaklanmalar, kurulu düzene karşı duyu-
lan ğenel hoşnutsuzluğun dışavurumu haline geldiler. İlk
önceleri bu genel isteklerle ortaya çıkan gösteri ve ayaklan-
malarda, 1907 yılı sonları ile 1908 yılı başlarına doğru, se-
çimler yolu ile oluşturulacak temsili bir Meclis kurulması
ve ülke yönetiminin kökten değiştirilmesi yoluyla anayasal
bir düzenin kurulması yolunda istekler ileri sürülmeye baş-
landı.
imparatorluğun hemen her şehrinde kurulu düzene karşı
yapılan yaygın ayaklanma hareketleriyle kuvvet kazanan ve
cesaretlenen Ittihad ve Terakki Cemiyeti, Sultan Abdülha-
mid'in mutlakiyetçi rejimini yıkma çabalarını hızlandırdı.
1907 yılının son günlerinde, Ittihadcılar ve Ermeni devrim-
cilerinin Türkiye'deki kurulu düzenin devrimci bir şekilde
değiştirilmesi isteği çerçevesinde resmi bir işbirliğine git-
meleri, böyle bir durumda ve bu şartlarda gerçekleşmişti.
Ittihadcılar, artık kurulu düzeni silahlı direniş yoluyla ye
gerekirse kan dökerek yıkmaları ve yeni bir siyasal düzen
kurmaları gerektiğinden ve bunu yapmaya muktedir olduk-
larından emin bir hale gelmişlerdi. 1908 yılı, baharına gelin-
diğinde, liberal demokratik rejim istekleri her zamankin-
den daha güçlü bir biçimde seslendiriliyordu.
Eski rejimin son aylarında, devrimcilerin işini kolaylaştı-
ran, orduda askerler arasında yayılan hoşnutsuzluk ve as-
kerî itaatsizlik olaylarının gittikçe artması olmuştu; bu du-
rum, Hükümet otoritesinin vilâyetlerde daha da zayıflama-
sına yol açmaktaydı. Mutlakiyetçi rejiminin baskı yapma
gücü, 1908 Temmuzuna doğru -haftadan haftaya, aydan
aya- gittikçe zayıflamaktaydı.
Bir sonraki bölümde, istibdat rejimine öldürücü darbenin
vurulmasında önemli bir rol oynamış olan ordu alt kade-
melerindeki hoşnutsuzluktan söz edilecektir. Askeri itaat-
sizlik -ve nihayet askeri ayaklanma- rejimin geniş halk ke-
simlerini baskı altında tutma gücünü neredeyse bütünüyle
ortadan kaldırmıştı. Böyle bir ortamda ise devrimcilerin ar-
tık devlet gücünden korkması ve gizlenmesi için bir neden
kalmamıştı. Her şey daha açık bir biçimde gelişmeye başla-
mıştı. İşte 1908 yılının Temmuz ayma yaklaşıldığında Tür-
kiye'de durüm bu merkezdeydi.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
23 Temmuz 1908 Devrimi

1908 Devrimi, yalnızca kurulu düzeni temelden değiştir-


meyi isteyen halkın önemli bir çoğunluğunun değil, aynı
zamanda İttihad ve. Terakki Cemiyeti'nin propagandasından
etkilenmiş olan askerlerin de katıldığı bir halk hareketiydi.
Önceki bölümde, 1908 yılının yaz ayları öncesinde, İttihad
ve Terakki Cemiyeti'nin desteğiyle özellikle vergi ayaklan-
maları şeklinde baş gösteren örgütlü halk direnişlerinden
söz edilmişti. Bu vergi ayaklanmaları varolan mutlakiyetçi
düzeni neredeyse temelinden sarsmış, 1908 yılına gelindi-
ğinde artık taşrada 'kanun ve düzen'in sağlanması iyice zor-
laşmıştı.
1908 yılının Temmuzunda Devrim'le sona eren olaylar ve
bu olaylara halkın göstermiş olduğu yoğun destek bu bölü-
mün oldukça büyük bir kısmını oluşturuyor. Tıpkı taşrada
meydana gelen vergi ayaklanmalan gibi, Devrim öncesi yıl-
larda İmparatorluğun başkenti istanbul'da ne gibi yıkıcı ey-
lemler olduğu hakkında elimizde hemen hemen hiçbir bilgi
yok. Başkentteki koşullar ve devrimci hareket hakkındaki
bilgi yetersizliği, mutlakiyetçi yönetimin uyguladığı sıkı
' sansür politikası nedeniyle 1908-öncesi gazete ve dergiler-
de yönetimin başını ağrıtan -veya ağrıtabilecek- konuların
yasaklanmış ve bu nedenle de kayıtlara geçmemiş olması-
nın yanısıra, Türk tarihçilerinin şimdiye kadar halk hare-
ketlerine karşı ilgisizlikleri ile açıklanabilir. Dolayısıyla, bu
bölümün ilk kısmında, toplumsal belleğin tümüyle boş ol-
duğu bir durumda, geçmişin -bir ölçüde- yeniden kurula-
bileceğiyle ilintili olarak, 1907 yılı ve 1908 yılının yaz ayla-
rı boyunca başkentteki durumun ne olduğu hakkında bilgi
verildi.
Erat arasındaki huzursuzluk ve rahatsızlık da Türk tarih
yazımında hâlâ 'el atılmamış' bir konudur. 1908 Devri-
mi'yle son bulan olaylara bağlı olarak, askerlerin rolü tartı-
şıldığında, askerler arasındaki huzursuzluğun coğrafi bölge
olarak yalnızca Makedonya ile sınırlı kaldığı ve bu huzur-
suzluğun da sanki yalnızca küçük ve orta rütbeli subaylar
arasında olduğu varsayılmıştır. Devrimin de sanki yalnızca
'devletin geleceğini düşünen' bu subaylar tarafından ger-
çekleştirilmiş olduğu gibi bir söylem tarih anlatımımızda
yine egemen olan görüştür. Ama bu varsayımların hiçbiri
gerçeği yansıtmamaktadır.
1906 yılından başlayarak -Anadolu ya da Makedonya ol-
sun- hettıen hemen bütün kıtalardaki erat arasında huzur-
suzluk başgöstermişti. îttihad ve Terakki Cemiyeti'nin dev-
rimci propaganda etkinlikleri ile 1906, 1907 ve 1908 yılları
- boyunca yönetime karşı gerçekleşen askerî başkaldırılar
arasında sıkı bağıntılar kurulması belgesel kanıtların eksik-:
liği nedeniyle zor olsa da, 1908'den başlayarak, erat arasın-
daki devrimci hareketin îttihadçılar tarafından sürdürüldü-
ğü bir gerçektir. Devrimci propagandanın bir bölümü Dok-
tor Nâzım Bey gibi ordu dışından olan Îttihadçılar tarafın-
dan yapılmıştır. Ama, erat arasındaki propaganda etkinlik-
lerinin en önemli bölümü, kıtalarda görev yapan küçük
rütbeli subaylarca gerçekleştirilmiştir. Devrim yanlısı su-
bayların varlığı ve bu 'subayların Devrim'de oynadıkları rol,
şimdiye kadar, hareketin askerlerce yönetildiğine kanıt ola-
rak sunulmuştur/Halbuki, ordu içindeki tüm devrimci pro-
paganda etkinliklerinde kontrol bütünüyle İttihad ve Terak-
ki Cemiyeti'nin elindeydi ve Ittihadçı subaylar, emirleri ha-
reketin stratejilerinin belirlendiği Cemiyet merkezlerinden
alıyorlardı.
Yine bu bölümün üçüncü ve son kesiminde, Makedon-
ya'daki halk ayaklanması anlatılmıştır. Ayaklanmanın aske-
rî yönü stratejik bakımdan oldukça önemli görülse de, ha-
rekete devrimci kimliğini kazandıran aslında sivil yönü ol-
muştur. 1908 yılı Temmuzundaki ayaklanmalar sırasında,
Ittihadçılar tarafından yönetilen devrimci halk komiteleri,
Makedonya'nın bütün yerleşim birimlerinde dizginleri ele
alarak, mutlakiyetçi yönetim altındaki yerleri kurtardılar ve
İstanbul'daki Hükümet Ittihadçılarm isteklerine henüz bo-
yun eğmemişken bu bölgelerde anayasal yönetimin kurul-
muş olduğunu ilan ettiler. Hem Anadolu ve merkezî Make-
donya'daki kasaba ve şehirlerde, hem de İstanbul'da kendi-
liğinden gelişen halk şenlikleri ve kutlamaları, Devrimin ta-
bandan gelen halk baskısıyla gerçekleşmiş olduğuna verile-
bilecek diğer bir kanıttır.

Taşradaki sivil halk arasında devrimcilerin görevi görece


daha kolaydı. Kuşkusuz, taşrada da devrimci hareketi sü-
rekli izleyen Saray casusları ve Hükümet ajanları vardı; ama
İstanbul kadar .sıkı denetim altında tutulan başka hiçbir yer
yoktu. Dolayısıyla, İstanbul'daki devrimcilerin 1906 yılı bo-
yunca Paris'teki ya da ülkenin diğer kesimlerindeki devrim-
cilerle bağlantıyı sürdürmeleri oldukça zordu. Sonuç ola-
rak, İmparatorluğun başkentinde fazla bir olay olmadı.
Ama, Anadolu ve Makedonya'daki bütün vilâyetlerde süre-
gelen rahatsızlıklar yıl sonuna kadar devletin halk üzerin-
deki baskıcı gücünü kırdı. Bu nedenle, 1907 yılı başından
itibaren, devlet artık istanbul'da bile halk protestolarını
kontrol altına almakta güçlük çekmeye başladı. İstanbul,
1907 yılı boyunca, mutlakiyetçi yönetime karşı duyulan
hoşnutsuzluklardan doğan olaylarla çalkalandı. Buna bağlı
olarak, Ittihad ve Terakki Cemiyeti de başkentteki devrimci
propaganda kampanyasını arttırdı.
1907 yılı Ocak ayının ilk haftası boyunca kimi kamu ku-
ruluşlarının ve Beyoğlu'ndaki binaların duvarlarında dev-
rimci afişler görüldü. Bu afişler kurulu düzeni -yani, mut-
lakiyetçi yönetim biçimini- şiddetle eleştiriyor ve anayasal
düzende temelden değişim istiyordu. Afişler, polisin bölge-
de yaptığı sürekli denetime rağmen, Beyoğlu ve Pangaltı'da
görülmeye devam ediyordu. Hükümet, İstanbul'daki yaban-
cı postahanelere gelen mektupları denetleyip önleyemediği
için, devrimci propaganda malzemesi Cenevre, Paris ve
Londradan bu yolla başkente gönderiliyordu.1 Siyasi polis,
artan devrimci hareketle başedebilmek için güçlendirilmiş-
ti. Ocak ayı sonlarına doğru polis, Beyoğlu ve Pangaltı'daki
binaların duvarlarına rejim-aleyhtarı afişler asmakla suçla-
dığı otuziki îttihadçı devrimciyi tutukladı.2
Bu tutuklamalardan kısa bir süre önce - 1 0 Ocak'ta- jan-
darma, Londra Büyükelçiliğv'nden gelen bir ihbarı değer-
lendirerek, istanbul'un bir banliyösü olan Ortaköy'e baskın
düzenlemiş ve Ermeni devrimcileri aramıştı. Büyükelçiliğin
verdiği istihbarata göre, bu devrimciler istanbul'a gitmek
üzere Londra'dan bir süre önce ayrılmıştı.3 -

1 "Le mouveuıent. turc," Pro Armemcı, 2 0 Ocak 1 9 0 7 , s.1029; ve "Bahaeddin ••


Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre îttihad ve Terakki:137," Milliyet, 8 Ey-
lül 1934, s.2. ı

2 "Le nıouvement turc," Piv Annenin, 20 Ocak 1907. s. 1029 ve "be mouve-
ment tıırc," Pro Armenia, 5 Şubat 1907, s. 1038.
3 "Le nıouvement turc." Pro Armenia, 2 0 Ocak 1907, s. 1029.

100
24 Ocak'ta İngiltere ve Almanya Büyükelçileri Saray'a
bağlı hafiyelerin başı olan Fehim Paşa'nm davranışlarını
resmî olarak protesto ettiler. Sadr-ı Âzam Avkmyalı Ferid
Paşa'ya ilettikleri muhtırada, Hamburg'a" gidecek mallara
keyfî olarak elkoyduğu için Fehim Paşa'nm cezalandırılma-
sını istediler. Fehim Paşa, Padişah'a olan yakınlığından isti-
fade ederek, Türkiye ile ticaret yapan Alman tacirlerden
rüşvet de istemişti. Rüşveti ödemeyi reddeden bir tacir du-
rumu istanbul'daki Almanya Büyükelçisi'ne bildirmiş ve
Baron Marschall von Bieberstein bu konuda Berlin'le yazı-
şıp gerekli onayı aldıktan sonra Hükümet nezdinde şikayet-
te bulunmuştu. Alman basını da Fehim Paşa'nm dillere
düşmüş ahlâksızlıklarını ve 'Ser Hafiye' olarak devrimcilere
yaptıklarını yazıyorlardı. Sultan Abdülhamid Büyükelçile-
rin ortak muhtırasını önce kabul etmek istememiş ve Hari-
ciye Nazırı Tevfik Paşa'yı Almanya Büyükelçisi Baron
Marschall von Biebersteîn'a göndererek durumu yumuşat-
maya çalışmıştı. Fakat, Baron Marschall von Bieberstein Fe-
him Paşa'nın görevden alınmasında diretiyordu.4
Sonunda, Fehim Paşa hakkında bir soruşturma açıklı ve
8 Şubat'ta suçlu bulunarak görevinden hemen alındı. Hari-
ciye Nazırı Tevfik Paşa ve Almanya Büyükelçisi arasında
15 Şubat'ta yapılan uzun görüşmede, Tevfik Paşa, Fehim
Paşa'nm suçlu olduğuna Padişah'ın da kişisel olarak ikna
olduğunu söyledi ve ertesi gün Hükümet, Fehim Paşa'nm
Bursa'ya sürüldüğünü açıkladı. 5 Fehim Paşa büyük bir

4 "Reclainations allemsjndc," Pro Armenia, 5 Şubat 1907, s.1039; ve "Bahaed-


din Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki:180," Milliyet, 6
Kasım 1934, s.2. Ayrıca bkz., "The Career of Fehim Pasha," Tlıe Times, 10
Ağustos 1908; s.6. Mabeyn Başkatibi Tahsin Paşa'nm 4 Muharrem 1325/4
Şubat 1 3 2 2 [17 Şubat 1907] tarihli ve Fehim Paşa'nm hangi nedenle sürgüne
gönderildiğini açıklayan telgrafın metni için, bkz,, Mehmed Tevfik Biren, II.
Abdülhamid, Meşrutiyet ve Mütareke Devri Hatıraları, 1, ss.402-403.

5 "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihacl ve Terakki: 1 8 0 , "


d e b d e b e ve törenle 28 Şubat'ta Bursa'ya gelerek, İstan-

bul'da kötü ünlenmesine neden olan yasadışı ve acımasız


davranışlarını aynen sürdürmeye devam etti. 6 Mart ayının
başında, İtalyan pasaportu taşıyan ve Tütün Rejisi müfetti-
şi olan bir Ermeni'nin evine girdi. Bursa'daki italyanları
Fransız Konsolosluğu temsil ettiği için, Fransız Konsolosu
Fehim Paşa'nın sorumsuz davranışını ağır bir dille protesto
etti.7 Bu sırada istanbul'da 'gizli serviste' persenel değişik-
likleri oluyordu: Halkı çok sevindiren bir olay dâ, yüz
otuzsekiz hafiyenin görevden alınıp, sürgüne gönderilme-
leri oldu. 8
Herşeye karşın başkentteki huzursuzluk sürüyordu. 20
Şubat'ta Abdülhamid'in keyfi yönetimine karşı mücadele
veren ve Paris'te kurulmuş Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i
Merkeziyet grubunun lideri Prens Sabahaddin tarafından
yayımlanan oldukça ağır dille kaleme alınmış bir bildiri İs-
tanbul camilerinde dağıtıldı. 30 Mart akşamında, şehrin en
hareketli caddelerinden biri olan Beyoğlu'ndaki Cadde-i
Kebir'de [Grand Rue de Pera - ya da bugünkü adıyla, istik-
lâl Caddesi] iki kişinin ölümüne, birçok kişinin de ağır ya-
ralanmasına neden olan bir bomba patladı. Bomba aslında
bir başkasını -casusluktan zengin olmuş ünlü Saray hafiye-
si Anton Bey Keutchesglou'nu- hedef almıştı.10

Milliyet, 6 Kasım 1 9 3 4 , s.2; ve "Fehim Pacha," Pro Armenia, 2 0 Şubat 1 9 0 7 ,


ss.1045-1046. Bursa Valisi Mehmed Tevfik [Birenj'e gönderilen 3 Muharrem
1 3 2 5 / 3 Şubat 1 3 2 2 [ 1 6 Şubat 1 9 0 7 ] tarihli, Fehim Paşa'nm Bursa'ya sürgüne
gönderildiğini bildiren telgrafın metni için, bkz., Mehmed Tevfik Bireri, II.
Abdülhamid, Meşrutiyet ve Mütareke Devri Hatıraları, l, s.40V.

6 "Fehim Pacha," Pro Armenia, 5 Mart 1907, s. 1 0 5 5 ve "Fehim Pacha," Pro Ar-
menia, 2 0 Mart 1 9 0 7 , s.1062.

7 "Fehim Pacha" Pro Armenia, 20 Mart 1907, s.1062.


8 "Fehim Pacha" Pro Armenia, 20 Şubat 1907, ss.1045-1046.
9 "Le mouvement turc" Pro Armenia, 5 Mart 5 9 0 7 , s. 1055.

10 "La bombe de Pera," Pro Armenia, 5 Nisan 1907, ss.1071-1072.

102
Mayıs ayı ortasında, Bulgaristan'ın Üsküp'teki Ticâret Dâ-
iresi çevirmenlerinden Halil Zeki Bey İttihad ve Terakki Ce-
miyeti'nin devrimci propaganda malzemesini taşıdığı gerek-
çesiyle İstanbul'da tutuklandı.11 Bu aralarda artık devrimci
risaleler İstanbul'da Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin burada-
ki yeraltı örgütü tarafından basılır ve buradan hem İstan-
bul'a hem de Türkiye'nin diğer yerlerine dağıtılır olmuştu.
Bu risalelerden bir tanesinde yakın bir zamanda İstanbul'da
Kanun-u Esasi'nin ilân edileceğinden bahsolunuyordu. Bu
risalenin birçok kopyası İstanbul sokaklarına atılmıştı. Bu
dağıtımı yapanlar, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin, sayıları
gittikçe büyüyen, İstanbul'daki yeni üyeleriydi. İttihad ve
Terakki Cemiyeti'nin Paris'teki merkez örgütünün ileri ge-
lenlerinden Doktor Bahaeddin Şakir Bey'in gizlice İstan-
bul'a girmesinden, burada arkadaşlarıyla görüşmesinden ve
yeni kararlar alınmasından sonra kentten ayrılmasını takip
eden günlerde istanbul'daki lttihadcıların faaliyeti oldukça
artmıştı. Sokaklarda dağıtılan bildiri ve duvarlara yapıştırı-
lan afişlerin ardı, arkası gelmiyordu. Hatta bir defasında,
Beyoğlu'nda Cadde-i Kebir üzerinde ve bu caddeye çıkan
sokaklarda duvarlara yapıştırılan afişleri ertesi günü saat
ona kadar binlerce kişi okumaya muvaffak olmuştu. Zabıta-
nın durumu haber alması üzerine saat ona doğru yapıştırı-
lan afişlerin bir kısmı toplattırılmıştı; ancak, iç sokaklarda-
ki yaftalar ancak akşamüstü zabtiyelerce görülüp kaldırıl-
mıştı. Abdülhamid'in hafiyeleri ve zabtiyeleri bu gibi olay-
lara engel olamadıkları için Sultan Zabtiye Nazırı'nı azlet-
miş ti. 12 Temmuz ayı başlarmdaysa, bir Kahireliden bilgi
alan hafiyeler, devrimci etkinliklere katıldıkları gerekçesiy-

11 "Les Musulmans cotıtre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Mayıs-5 Haziran 1907,


s. 1096.

12 "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki: 137 ve


142," Milliyet, 8 ve 13 Eylül 1934, s.2. .. ...

103
le, istanbul'da çok sayıda Ermeni'yi tutukladı. 13 Temmuz
ayı sonlarında, Midhat Paşa'nın sürgündeki oğlu Ali Haydar
Midhat Bey, anayasal yönetim biçimini başarıyla kuran Rus-
ya, Iran ve Japonya gibi örneklerin dikkatle izlenmesi ve bu
olaylardan gereken dersin çıkarılması gibi konuları işleyen
bir bildiri yayınladı. Bu bildiri istanbul'da da yasadışı yol-
larla dağıtıldı. Adalet ve özgürlük için çağrılar yinelendi.14
istanbullular Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin bu etkinlikle-
rinden ötürü epeyce sıkıntı çekiyorlardı; çünkü, hafiyeler
denetimi arttırıyorlar ve halkı gittikçe daha fazla sıkıştırı-
yorlardı. Artık, 'politika,' 'vatan' gibi sözcükler sayıları şe-
hirde gün geçtikçe artan hafiyelere yakalanma korkusuyla
ağıza alınamaz olmuştu. 15 Alınan bütün bu sıkı önlemlere
rağmen, 15 Temmuz'da Yeniköy'deki Amerika Birleşik Dev-
letleri Büyükelçisi'nin yazlık ikametgâhı yakınında bir
bomba daha patladı. Bir pakette bırakılan bomba, aslında
ikametgâhın yakınında oturan Padişah'ın yakın çevresinden
Necib Melhame'yi hedefliyordu. Necib Melhame'yi hedef
alan bombalı saldırı başarılı olmadı, ama halk bu olayı fır-
sat bilerek Saray'daki ilişkileri sayesinde haksız zenginlik
edinen Melhame aleyhinde gösteri yapmaktan geri kalma-
d,î6 :
Eylül ayı, istanbul'da, yüksek un ve ekmek fiyatlarına
karşı halkın yaptığı ayaklanmalara tanık oldu. Un ve ekmek
fiyatlarının yüksekliği Şehremanet'in vergileri arttırmasın-
dan kaynaklanıyordu. Fırıncılar da grev ilânına girişerek

13 "Les Musulmaııs contre Haıııicl," Pro Armenia, 2 0 M a y ı s - 5 Haziran 1 9 0 7 ,


s.1096; ve "Complot policier," Pro Armenia, 2 0 Temmuz 1 9 0 7 , s.1125.

14 "Les musulmans contre Hamid," Pro Armenia, 20 Temmuz 1 9 0 7 , s s . 1 1 2 5 -


1126.
15 "Bahaeddin Şakir Bey'iıı Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki:137," Mil-
liyet, 8 Eylül 1934, s.2.
16 "La bombe de Yenikeuy," Pro Armenia, 2 0 Temmuz 1907, s. 1126. Ayrıca bkz.,
"La bombe de Yenikuey," Pro Armenia, 5 Ağustos 1 9 0 7 , s.1135.
ayaklanmayı desteklediler. Protestolar gitgide Hükümet
karşıtı bir hal aidi ye 10 Eylül'de, Heyet-i Vükela, bunalımı
az da olsa hafifletmek için ekmeğin fiyatını düşürmeye ka-
rar verdi. Oysa, bu girişim ne fırıncıları, ne de halkı mem-
nun etti.17
Eylül'ü izleyen ayda, Hükümet karşıtı hareketlerinden
kuşkulanılan iki paşa İstanbul'dan sürüldü. Paşalar İttihad
ve Terakki Cemiyeti ile bağlantıları olmakla suçlanıyorlardı.
Paşalardan biri -Aziz Paşa- Harbiye Nezareti'nde yüksek
düzeyde bir görevdeydi; öteki paşa -Hayreddin Paşa- ise
Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'de öğretim üyesiydi.18 Hükümet,
Aralık ayı ortasında, istanbul'da anayasal düzenin kurulma-
sı için çalışan bir gizli örgüt buldu. Yetkililerin yaptığı açık-
lamaya göre, örgüt İmparatorluğun Anadolu ve Makedon-
ya'daki vilâyetlerinde devrimci propaganda malzemesi da-
. 19
gitmişti.

Abdülhamid'in mutlakiyetçi yönetimini yıkmaya çalışan en


önemli gruplar Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile Dashnak-
tsuthiun -Ermeni Devrimci Federasyonu- idi. Ama 1907
yılına kadar bu gruplar eylemlerini büyük ölçüde birbirle-
rinden bağımsız olarak sürdürüyorlardı. Kökten bir siyasal
dönüşüm sağlamak amacıyla Türkiye'nin doğusundaki Er-
meni nüfusa maddi destek sağlayarak bölgedeki Ermenile-

17 "Le pain cher," Pro Armenia, 2 0 Eylül 1 9 0 7 , s . 1 1 5 8 ; ve "Bahaeddin Şakir


Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki:137," Milliyet, 8 Eylül
1934, s.2.
18 "Nouvelles d'Orient: Deportatioıı," Pro Armenia, 5 Ekim 1 9 0 7 , s. 1172. Mek-
teb-i Tıbbiye-i Şahane Ondokuzuncu Yüzyıl sonlanyla Yirminci Yüzyıl başla-
rında 'yenilikçi' düşüncelerin merkezi durumuna gelmişti. "Örneğin, Ittilıad
ve Terakki Cemiyeti'nin kurucuları İbrahim Temo, Abdullah Cevdet [Karlı-
dağ], Mehmed Reşid [Hüseyin Tosun'un ağabeyi] ve İshak Sukuti bu okulun
öğrencileriydi" ("Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane," AnaBritannica Genel Kültiir An-
siklopedisi, 1. Baskı, 15, ss.527-528).
19 "Les Musulmans contre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Aralık 1 9 0 7 , s.1205. \
rin örgütlemesine önayak olan Ermeni Devrimci Federas-
yonu 1907 yılının sonlarına doğru Abdülhamid'in mutlaki-
yetçı rejimine karşı tek başına savaşmanın yararsız olduğu-
nu görmeye başladı. 1907 yılı sonlarına doğru yapılan Er-
meni Devrimci Federasyonu genel kurulunda, Ermeni ve
Türk devrimcilerin ortak hedefler için çalıştıkları göz
önünde tutularak, yönetime karşı birlikte mücadele-verebi-
lecekleri kararı alındı. Bu karara bağlı olarak, Türk devrim-
cilerle ortak bir hareket programı üzerinde anlaşabilmek
için ortak bir genel kurul yapılması kararlaştırıldı.20 Böyle-
ce, Kasım ayında, Ermeni Devrimci Federasyonu, hem Ah-
med Rıza Bey başkanlığındaki İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'ne, hem de Prens Sabahaddin başkanlığındaki Teşebbüs-ü
Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'ne bir çağrıda bulun-
d u . 1 İttihad ve Terakki Cemiyeti Ermeni devrimcilerle be-
raber hareket etme konusunu kendi cephesinde tartıştı ve
gücünü Ermeni Devrimci Federasyonu ile birleştirme kara-
rı aldı. 30 Kasım'da, Cemiyet'in Paris'teki merkezi, Sela-
nik'teki Şube'ye bir rapor göndererek Ermenilerle böylesi
bir birleşmenin doğası ve amacı hakkında bilgi verdi. 22 itti-
had ve Terakki Cemiyeti ile Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i
Merkeziyet Cemiyeti'nden ikişer temsilcinin katıldığı ön
toplantılar Paris'te yapıldı. Uzun görüşmelerden sonra, or-
tak hareket programının ayrıntılarını tartışmak üzere ortak
bir genel kurul yapılmasına karar verildi.23 Bununla bera-

2 0 "RSsolutions de la Federation Revolutionnaire AnnSnienne," Pro Armenia; 20


Aralık 1907, ss.1207-1208. .

21 Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve Jön Türkler, s.234.


22 4 4 2 - 4 4 4 Numaralı Mektuplar, Doktor Bahaeddin Şakir'den Selanik Şubesi'ne,
Paris, 3 0 Kasım 1907, İttihad ve Terakki Cemiyeti yazışmalarının 2 Numaralı
Kopya Defteri'nden nakleden, Yusuf Hikmet Bayuı; Türk İnkılâbı Tarihi, 2/4,
, ss.128-129.
23 ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin temsilcileri Dr. Bahaeddin Şâkir ve Hüsrev Sa-
mi Bey, Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet. Cermyeti'nm temsilcileri ise
ber, İttihad ve Terakki Cerniyeti'nde, Prens Sabahaddin'in
örgütüyle beraber hareket etme konusunda ciddi itirazlar
görüldü.24 Aradan geçen yıllarla birlikte, İttihad ve Terakki
Cemiyeti Prens Sabahaddin'e olan güvenini yitirmişti. Bu
güvensizlik yalnızca Prens Sabahaddin grubunun siyasal
gücü gerçek bir devrim yaparak değil de bir 'saray darbesi'
yoluyla ele geçirme? yanlısı olmasından kaynaklanmıyordu;
aynı zamanda, Adem-i Merkeziyet ve Teşebbüs-ü Şahsî Ce-
miyeti üyelerinden bir kısmı geçmişte İttihad ve Terakki
Cemiyeti'nin eylem planlarını Abdülhamid'in siyasî polisi-
ne vererek Ittihadcılara ihanet etmiş, böylece Ittihadcıların
örgütüne büyük zarar vermişti. Fakat, 1907 yılı sonuna
doğru siyasal durum devrimci gruplar açısından öylesine
uygun bir hâl almıştı ki, birleşik bir cephe kurarak mutlaki-
yetçi rejimle mücadele etmek daha önemli görülmeye baş-
lanmıştı. Böylesi bir Ortamda İttihad ve Terakki Cemiyeti
Adem-i Merkeziyet ve Teşebbüs-ü Şahsî Cemiyeti ile arasın-
daki farklılıkları bir yafta bıraktı. Diğer birkaç küçük grupla
birlikte bu üç örgüt -Ittihad ve Terakki. Cemiyeti, Adem-i
Merkeziyet ve Teşebbüs-ü Şahsî Cemiyeti ve Ermeni Dev-
rimci Federasyonu- 27-29 Aralık tarihleri arasında Paris'te
25
bir kongre gerçekleştirdi. Uç gün süren tartışmalardan
26
sonra, kongrenin kararları kamuoyuna açıklandı.

Nihad Reşad Belger ve Ahmed Fazlı Tung idi (Ahmed Bedevi Kuran, İnkılap
Tarihimiz ve Jön Türkler, s.234).

24 Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve Jön Turfeleı; s.235.

25 Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve Jön Türkler; s s . 2 3 6 - 2 3 8 ve H. F


Knight, The Avvakening of Turkey, ss.93-94.
26 Beyannamenin Fransızca metni için bkz., "Dfeclaration du Congrfes des Partıs
d'opposition de l'Empire Ottoınan, Kuni en Europe," Pro Armenia, 5 Oeak
1908, s s . 1 2 1 3 - 1 2 1 5 . Türkçe, metin için bkz., "Osmanlı Muhalifin Fırkaları
Kongresinin Beyannamesi," Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve Jön
Türkler, ss.238-242. Ayrıca bkz., Yusuf Hikmet Bayıır, Türk İnkılâbı Tarihi, 2 / 4 ,
ss.T36-139.
Devrimciler yaptıkları ortak açıklamada Abdülhamid'in
otuz yıllık yönetiminin yalnızca Hıristiyanlara değil, aynı
zamanda Müslüman halka da büyük zarar verdiğini söyle-
diler. Sultan Abdülhamid'in mutlakiyetçi yönetimi, uygula-
dığı zorbalık ve baskı politikası, siyasal özgürlükleri kısıtla-
ması ve bu kısıtlamaların ticarete, eğitime ve verimli çalış-
ması gereken kamu yönetime verdiği zararlar dolayısıyla da
sert bir dille eleştiriliyordu.27
Kurulu düzen, özellikle rüşvet, vergilerin yalnızca Sa-
ray'ın çıkarları doğrultusunda toplanıp harcanması ve mut-
lakiyetçi yönetimin sürmesiyle suçlanıyordu. Tüccarlara
pasaport verilmemesi de eleştiriliyordu; yönetimin bu dav-
ranışı yalnızca kişilerin seyahat etme özgürlüğünü kısıtla-
makla kalmıyor, aynı zamanda, ticaret ve sanayiin gelişmesi
için de bir engel oluşturuyordu. Zirai gelişmelere Hükû-
met'in gösterdiği ilgisizlik gitgide azalan zirai üretimin en
önemli nedeniydi. Üstelik köylünün içinde bulunduğu du-
rum içler açışıydı. Ormancılık ve madencilik alanındaki ya-
tırımlarda ise sermaye sahibi özel girişimciler yerine Sa-
ray'da görevli ya da Saray'a yakınlığı olan kişilere ayrıcalık
tanınması şiddetle eleştiriliyordu. Liberal muhalefetin ileri
sürdüğüne göre, mutlakiyetçi yönetim altında ekonomik
koşullar o kadar kötüleşmişti ki, çok sayıda insan soh dere-
ce basit tüketim mallarından bile mahrum oldukları için
son seçenek olarak Avrupa'ya ya da Amerika'ya göç etmeye
mecbur kalmışlardı.28

27 "Deciaration du Congres des Partis d'oppositioıı de l'Empire Ottoman, rCuni


en liurope," Pro Armenia, 5 Ocak 1908, s.1213; ve "Osmanlı Muhalifin Fırka-
ları Kongresinin Beyannamesi," Alııned Bedevi Kuran, inkılâp Tarih imiz ve Jön
Türkler, ss.238-239.
2 8 "Deciaration du Congres des Paıtis d'opposilion de l'Empire Ottoman, rcuni
en Europe," Pro Armenia, 5 Ocak 1908, s. 1214, ve "Osmanlı Muhalifin Fırka-
ları Kongresinin Beyannamesi," Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve Jön
Türkler; ss.239-240.
Bütün bu şikayetleri dile getiren devrimciler daha fazla
zaman kayb,etmeden, mutlakiyetçi rejimi, her ne şekilde
olursa olsun, bir an önce sona erdirme konusunda anlaştı-
lar: Sultan Abdülhamıd'i istifaya zorlayacaklar, var olan yö-
netim şeklini kökten değiştirecekler ve meclis üstünlüğüne
' 29 •

dayanan liberal demokratik bir yönetim kuracaklardı.


Irk ve din ayrımı gözetmeksizin, haksız vergiler ve baskı-
cı yöneticiler altında ezilen topraksız köylülere, yasaklar ve
engellemeler yüzünden işlerini geliştiremeyen toprak sa-
hipleri ve tüccarlara, kendi istekleri dışında zorla, kendi
halklarına karşı savaştırılan, aç ve parasız askerlere bir bil-
diri ile çağrıda bulunuldu.30 Bildiride, tüm bu grupların so-
runlarına, Abdülhamid rejiminin katılığı yüzünden, artık
barışçıl bir çözüm getirme olanağının kalmadığı anlatılıyor-
du. Kökten bir hareketle gerçekleşecek devrimci değişim
tek çözüm yoluydu. Mutlakiyetçi yönetimi devirmek için
kongre silahlı direniş, grevler biçiminde silahsız direniş,
vergileri ödemeyi reddetmek gibi sivil itaatsizlik hareketle-
ri, devrimcilere ve baskı altındaki halka-feâlŞ! savaşmalarını
engellemek için askerlere < devrimci propaganda yapılması 31
ve genel ayaklanmayı da kapsayan birçok yol öneriyordu.
26 Ocak 1908'de aslen istanbullu olan Osman Hulusi
Bey, izmir'de Fransız Postahenesi'nden çıkarken tutuklandı.

2 9 "Declaration du Congıes des Partis d'opposition de l'Empire Ottomau, re um


en Europe," Pro Armenia, 5 Ocak 1908, s.1214; ve "Osmanlı Muhalifin Fırka-
ları Kongresinin Beyannamesi," Ahmed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihimiz ve Jön
Türkler, ss.240-241.
3 0 "Declaration du Congıes des Partis d'opposition de l'Empire Oltoman, ıctmi
en Europe," Pro Armenia, 5 Ocak 1 9 0 8 , s s . 1 2 1 4 - 1 2 1 5 ; ve "Osmanlı Muhalifin
Fırkaları Kongresinin Beyannamesi," Ahmed Bedevi Kuıan, İnkılâp Tin illimi?
ve Jön Türkler, ss.240-241.

31 "Declaration du Cöngres des Partis d'opposition de l'Empire Ottoman, reurıi


en Europe," Pro Armenia, 5 Ocak 1908, s.1215; ve "Osmanlı Muhalifin Fırka-
ları Kongresinin Beyannamesi," içinde, Alımed Bedevi Kuran, İnkılâp Tarihi-
miz ve Jön Türkler, ss.241-242.
Hulusi Bey, ittihad ve Terakki Cemiyeti adma devrimci pro-
paganda etkinliklerinde bulunmakla suçlanıyordu. Hulusi
Bey'le birlikte Aydın Vilâyeti Siyasî Büro Şefi Mehmed Me-
cid Bey, İzmir'de çıkan Yunanca gazeteleri sansürlemekle
görevli Cemil Mithad Bey ve Tapu Dairesi'nde memur olan
Abdurrahman Bey de aynı nedenle tutuklandılar.32 Fakat,
İttihad ve Terakki'nin izmir'deki çalışmaları kesintisiz ola-
rak devam ediyordu. Cemiyet'in ileri gelenlerinden Doktor
Nâzım Bey, Yakub Ağa takma adıyla ve Rumeli köylüsü kı-
yafetinde geldiği izmir'de, yerel örgütten Hüseyin Lütfi
Bey'in müdürlük yaptığı Hadika-i Maarif Hususi Ticaret
Mektebi'nde diğer Ittihadcılarla geçe toplantıları yapıyordu.
Kentin ortasındaki bir okulda devrimcilerin toplantı yapa-
bileceği hiç kimsenin aklının alamayacağı bir iş olduğun-
dan, îttihadçılar kentin diğer yerlerinde hafiyelerden bir an
bile nefes alamazken, burada rahatça çalışabiliyorlardı. Îtti-
hadçılar izmir'de o kadar başarilı olmuşlardı ki yeraltı örgü-
tünden Kuşçubaşıöğlu Eşref Sencer ve Selim Sami Beyler'in
üstün çabalarıyla poiis kadrosundan bazı memurlar bile
Cemiyet'e kazanılmıştı.33

.32 "Le Mouvement turc," Pro Armenia, 5 Şubat 1908, s. 1229.


33 Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9304-
9305. Her iki kardeş de İttihad ve Terakki Cemiyeti'nde Devrim'den önce ve
sonra çalışmışlardı. Eşref Sami Kuşçubaşı Kuleli Askeri Lisesi'nde okurken
devrimci bir örgüte girdiği için Edirne'ye sürgün edilmişti. Üç yıl sonra Lise'ye
tekrar dönen Kuşçubaşı bu sefer de Harbiye'de okurken babası Mustafa Nuri
Bey ve kardeşiyle birlikte 1899'da Hicaz'a sürüldü. Kıbrıs üzerinden Avrupa'ya
kaçtı ve Paris'te Jön Türklerle ilişki kurdu. Bir süre Selânik ve Rumeli'de gizli
çalışmalar yapan Eşref Sencer Kuşçubaşı 1907'de İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'ııe girdi ("Kuşçubaşı, Eşref Sencer," Büyük Larousse. Sözlük ve AnsiklSpedisi,
12, s.7211). Kuşçubaşı Sami Bey de ağabeyi gibi Devrim'den önce yaraltı örgü-
tünde, Devrim'clen sonra vc Birinci Dünya Savaşı'nda da Teşkilât-ı Mahsusa'da
istihbaratçı olarak çalıştı. Çerkez Edhem'le işbirliği yaptığı ve Enver Paşa ta-
raftarı olduğu için ağabeyi ile birlikte 1924'de Yüzdükler Listeşi'ne alındı ve
yurtdışına sürüldü. Atatürk'e suikast düzenlemek için Sisam Adası'ndan bir
grup adamiyla 17 Ağustos 1927 günü gizlice Karaburun'a çıkmış, buradan
dağlarda gizlice yürüyerek 19 Ağustos'da Menderes nehrini geçip Söke Ova-
li*
Ülkedeki askerî huzursuzluk ise sivil itaatsizlikten çok da-
ha ciddi boyutlardaydı.34 İttihad ve Terakki Cemiyeti erler
arasında, geciken maaş ödemelerinden kaynaklanan huzur-
suzluğu da kullanarak, yaygın ve sürekli bir propaganda et-
kinliğinde bulunuyordu. Olanca tehlikeyi göze alarak, İm-
paratorluğun dört bir yanma dağılmış büyük bir propagan-
dacı ordusu sivil halkı, vergilerini ödemeyerek Hükûmet'in
başını sıkıştırmaları gerektiği konusunda ikna ediyorlar ve
genel ayaklanma için hazırlıyorlar; erleri de direniş hareke-
tinin haklılığına inandırıyorlar ve direnişi bastırmak için
emir verildiğinde halklarına karşı direnmeyecekleri konu-
sunda kendilerinden söz alıyorlardı.35 Erler tüm ülkeye kü-
çük birlikler halinde dağılmış bulunuyordu. Bu durum ise
askerler arasına yavaş ve dikkatli bir biçimde huzursuzluk
ve ümit tohumlan ekilmesi yönünde devrimcilere büyük
fırsatlar sağlıyordu. Halka ve askerlere kolaylıkla ulaşabil-
mek için devrimciler kılıktan kılığa giriyor, kimi zaman
ucuz mücevher ve kurdele satıcısı, kimi zaman da şerbetçi
ya da işportacıymış gibi ülkeyi baştan başa geziyorlardı.
Çantalarında hep propaganda yapmak amacıyla devrimci
bildiriler ve kitaplar saklıyorlardı. Çok ünlü İttihada bir
subay uzun bir süre Bağdat'ta bir berber dükkânı çalıştırı-
yor ve müşterilerine devrimciliği aşılıyordu. İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin önderlerinden Doktor Nâzım Bey ise
1907 Baharı ile birlikte kimi zaman bir hoca kılığına gire-

sı'na ilerlemiş, 2 9 Ağustos'da Madran Yaylasında karşılaştığı jandarmalarla ça-


tışma sonucunda yaralanarak ölmüştür ("Hacı Sami, Kuşçubaşı Samı," Büyült
Lurotısse Sözlük ve-Ansiklopedisi, 8, s.4908; ve Firuz Kesim, •'Yunanistan'dan
Anadolu'ya Geçerek Atatürk'ü Öldürmek İstemişlerdi!" ss.11-12). Her iki kar-
deşle ilgili olarak ayrıca bkz , Hüsamettin Ertürk, İki Devrin Perde Arkan,
ss.189-193.

3 4 Bu konu hakkında bkz., Mehmet Sehmus Güzel, "Prelude â la 'Revolution'Je-


une-Turque: La grogne des casernes," ss.247-285.
35 E. E Knight, The Avvakening of Turkey, s.122.
rek Anadolu'yu geziyor ve askerler arasında devrimci pro-
paganda yaparak ordudaki erleri devrime kazanmak için
zemin hazırlıyordu.36
9 Şubat 1907'de yaklaşık yirmidört bin asker Yemenden
İskenderun'a geri getirildi ve burada terhis edildi. 12 Şubat
günü topluca Kaymakama çıktılar; yiyecek ve iki yıllık bi-
rikmiş maaşlarını isteyerek, taleplerinin kısa bir süre içinde
karşılanmaması durumunda şehri yağmalayacakları tehdi-
dinde bulundular. Yüksek rütbeli devlet memurlarından
ikisi Telgrafhane'de rehin alındı, Rehineler, ancak istan-
bul'dan Haleb Valisi'ne askerlerin maaşlarının ödenmesi ko-
nusunda talimat verildiğine ilişkin bir telgraf gelince ser-
best bırakıldı.37
Mayıs sonlarında çoğunluğu Arnavut olan dokuzyüz asker
Üsküb'ün en büyük camiinde toplanarak maaşlarının öden-
memesini protesto ettiler. Yetkililer, isyancı askerlere aylıkla-
rınm kısa sürede ödeneceği konusunda söz verdi. Bu ayak-
lanmanın haberi istanbul'a eriştiğinde Hükümet başkentte de
olaylar çıkacağından şüphelenerek bütün önemli noktalara
askeri birimler yerleştirdi. Üsküb'ten gelen bir heyet, Sultan
Abdülhamid ile görüşmesine izin verilmeyince Padişah yeri-

3 6 Halil Menteşe, "Eski Meclis-i Mebusan Reisi Halil Menteşe'nin Hatıraları, 3:


Doktor Nâzım İzmir'de," Cumhuriyet, 15 Ekim 1 9 4 6 , s.2; Charles Rodeıı Bux-
toıı, Turkey in Revoluiion, ss.51-52; ve E. E Kniglıt, The Awakening ofTurkey,
ss.122-123.

37 EO. 4 2 4 / 2 1 2 , Konsolos Muavini Catoni'den Sir Nicholas O'Conor'a, İskende-


run, 13 Şubat 1 9 0 7 , Further Coırespondence Respçcting tfıe Ajfa'ırs of Asiatic
Turkey, N o . 9 0 5 0 , s.42 içinde; "Trpupes mutinees," Pro Armenia, 5 Nisan
1907, s.1071; ve Mehmet Şehmus Güzel, "Prelude it la 'Revolution' Jeune 7 Tur-
que:'La grogne des. casernes," ss.259.-260.

38 Mehmet Şehmus Güzel, "Prelude â la 'Revolutioıı'Jeune-Türque: La grogne


• des casernes," s.258; ve "Les Musulmans contrıS Hamid," Pro Armenia, 2 0 Ma-
yis-5 Haziran 1907, s. 1096. Üsküb'tekine benzer olaylar yine aşagı-yukarı ayııı
tarihlerde Köprülü ve Iştib'te de meydana geldi (Mehmet Şehmus Gtizel, "Pre-
lude â la 'Revolution'Jeune-Turque: La grogne des casernes," ss.258-259).

112
ne Rus Elçisi ile görüştü ve askerlerin yakınmalarından söz
etti.39 Heyet sonunda amacına erişti: askerlerin gecikmiş ma-
aşları ödendi ve 2 Haziran'da Üsküb'teki ayaklanmanın sona
erdiğine ilişkin haberler başkente ulaştı.
Yine Mayıs ayı sonlarında, İzmir'deki askerler gecikmiş
maaşlarının ödenmesi isteği ile şehrin postahanesirii işgal
ettiler. Durumun ciddiyetinin farkına varan Hükümet, tz-
mir'e hemen onbin lira gönderdi ve durum sakinleşti.41 Fa-
kat, Haziran ayı başlarında İzmir'de başka bir ayaklanma
daha başgösterdi. Bu kez de, Trablus'dan görevden dönen
askerler maaşlarını istediler. Durumun ciddiyetini bir önce-
ki olay dolayısıyla kavramış olan Aydın Valisi askerlerin ge-
cikmiş paralarını ödemek için hemen Osmanlı Bankası ile
görüştü ve bankayla anlaşmaya vararak ödemeyi yaptı.42
O yaz Yemen'in Hudeyde şehrindeki Türk birlikleri gar-
nizondaki kötü şartlardan yakınarak ayaklandılar.43 Bey-
rut'ta da askerler arasında huzursuzluk çıktı. 44
Eylül ayında, Anadolu'nun doğu illerinde de birçok aske-
rî huzursuzluk başgösterdi: Bitlis, Erzurum, Trabzon, Ma-
muret-ül-Aziz [şimdiki Elazığ] ve Diyarbakır'da birlikler
açıkça ayaklandılar. Hükümet bu defa isyancı erleri şiddet
kullanarak sindirmeye çalıştı ve Erzincan'daki Dördüncü

39 "Les Musulmans contrfi Hamid," Pro Armenia, 2 0 Mayıs-5 Haziran 1 9 0 7 ,


s. 1096.
4 0 "Les Musulmans contre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Haziran 1 9 0 7 , s. 1109.
41 "Les Musulmans contr£ Hamid," Pro Armenia, 2 0 Mayıs-5 Haziran 1 9 0 7 ,
s. 1096.
42 Le Temps, 6 Haziran, 1907'den nakleden, "Les Musulmans contrc Hamid," Pro
Amenia, 2 0 Haziran 1907, ss.1109-1110; ve Mehmet Şehmus Güzel,'"Prelude
â la 'Revolution' Jeune-Turque: La grogne des casernes," s.260.
4 3 Corriere de la. Sena, 14 Ağustos 1907'den nakleden, "Soldats en revolle," Pro
Armenia, 2 0 Ağustos 1907, s. 1144; ve Mehmet Sehmus Güzel, "Prelude â la
'Revolution'Jeune-Turque: La grogne des casernes," s.259.
4 4 P Quillard, "Anniversaire," Pro Armenia, 5 Eylül 1 9 0 7 , s . 1 1 5 2 ; ve Mehmet
Sehmus Güzel, "Prelude â la 'Revolution' jeune-Turque: l.a grogne des caser- ,
nes," s.260.
Ordu'ya bağlı birliklerin ayaklanmaları bastırması esnasın-
da çok sayıda isyancı hayatını kaybetti. Erzurum ve Diyar-
bakır'daki ayaklanmaların temel nedeni yine aylıkların
ödenmemeğiydi45
Eylül ayı sonlarında Manastır Vilâveti'ndeki Florina şeh-
rinde de aynı nedenden dolayı askerî bir ayaklanma patlak
verdi. Askerler Telgrafhane'yi ele geçirerek Selanik'teki
Üçüncü Ordu Komutam'na ve istanbul'daki yetkililere telg-
raf çektiler.46
Kasım ayı ortalarında, askerî huzursuzluk İstanbul'a da
sıçradı. Harbiye Nezareti'nde görevli askerler ayaklandılar
ve istekleri karşılanana kadar barakalarına dönmeyecekleri-
ni bildirdiler47 Birkaç gün sonra ayaklanma Harbiye Mek-
48
tebi'ne de sıçradı. 1908 yılı Ocak ayı ortalarında, başkent-
teki huzursuzluk Bahriye'ye de sıçradı: Askeri tersanelerde-
ki onbeş bin denizci gecikmiş maaşlarının hemen ödenmesi
isteğiyle ayaklandılar.49
Ocak ayından itibaren Edirne'de askerler arasında başla-
yan huzursuzluk giderek arttı ve Mart ayma gelindiğinde
huzursuzluk ayaklanma boyutlarına vardı. Mart ayında Ma-
liye Nezareti İkinci Ordu'ya bağlı iki süvari alayı ayaklandı-
ğı için Edirne'ye ve Anadolu'daki bazı yerlere bir miktar pa-
ra gönderdi. Yükümlülüklerini tamamen yerine getireme-
yen Hükümet, Edirne'de ayaklanan süvarilere ödenmek
üzere acilen önbin liralık kredi açması için 26 Mart'ta Os-
manlı Bankası'na başvurdu.50 ,

4 5 "l es Musıılmans contre Hamid," Pro Armenia, 5 Ekim 1907, s 1166.


4 6 "Contre Hamid," Pro Armenia,20 Ekim İ 9 0 7 , s. I I 7 3 .
4 7 "Les Musulmans contre Hamid," Pro Armenia, 2 0 Kasım 1907, s.1189.
4 8 "Contre Hamid," Pro Armenia, 5 Aralık 1907, s.1198.
4 9 "Soldats mecöntents," Pto Armenia, 2 0 Ocak 1908, s, 1222.

50 "Contre Hamid," Pro Armenia, 5 Nisan 1908, ş.1263; ve Mehmet Şehmus Güzel,
"Prelude â la 'Revolution'Jeune-Turque: La grogne des casernes," ss.262-263.
Bu arada, Ittihadcılar devrimci yayınları Yunanistan, üzerin-
den ve imparatorluğun sınırları içindeki yabancı postaha-
neler aracılığıyla gizlice ülkeye sokmaya devam etmekteydi.
Makedonya'da görevli İtalyan Jandarma Komutanı bu hare-
ket konusunda bilgi verirken, İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin eylemlerinin Yunan ve Makedonyalı Bulgar devrimci
51
komitelerinin hareketlerine benzediğini söylüyordu. Ra-
por, Yunan ve Türk devrimcileri arasındaki dayanışmayı
abartmaktaysa da, Yunan Makedonya Komitesi'nin Doktor
Nâzım Bey'in Paristen Selânik'e gitmesi için yardım" ettiği ve
Selanik'te yasadışı çalışmalar sürdüren Yunan devrimcisi
Doktor Zannas'm, Rahmi [Aslan], Talat ve Cavid Beyler gi-
bi Ittihadcılara güven içinde toplantı yapabilmeleri için evi-
ni açtığı doğruydu.52
1908 yılının Şubat ayına gelindiğinde Selânik'teki eylem-
lerden hemen hemen herkes haberdardı. Resmî hükümet
belgelerinden birinde liberal görüşlü subayların doğrudan
İttihad ve Terakki Cemiyeti içinde yer aldığı belirtilmektey-
di.53 Selanik'teki postahanede çok önemli bir başarı elde
edilmişti. Tüm çalışanlar İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafı-
na çekilmiş, buna ek olarak Posta Umumi Müfettişi'nin ma-
iyetinin de harekete katılması sağlanmıştı. Yurtdışında bası-
lan devrimci gazete ve dergiler ile diğer propaganda malze-

51 F.O. 3 7 1 / 5 4 4 / 2 5 3 0 3 , G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, nakleden, A. J . Pana-


yotopouloş, "Early Relations Between the Greeks aııd the Yoıang Türks," ss.88-
.89.
52 A. D. Zannas, O Makedonikos Agon: Anamniseis, s.36, ve s.53; Douglas Dakin,
The Greek Struggle in Macedımia, 1897-1913, s.377; ve A. J. Paııayotopoulos,
"Early Relations Between the Greeks and the Young Turks," s.89.

53 No. 1 2 2 / 1 4 , Konsolos Kanellopoulos'tan Yunan Dışişleri Bakanlığı'na, Selanik,


14 Şubat 1908'deıı .nakleden, A. j. Paııayotopoulos,' "Early Relations Betweeıı
the Greeks and the Young Turks," s.89. Duru'nun anılarında elediğine göre,
Olympus Meydanı ve Rıhtım'daki kahvehanelerden bazıları alenen lttihadcila-
rın toplanma yeri olarak bilinmekteydi (Kazını Nami Duru, "İttihat ve Terak-
ki" Hatıralarım, ss.19-20).
meleri posta yoluyla 'Abdülhamid' adına gönderiliyor ve Se-
lanik'te gerçek alıcılarına teslim ediliyordu.54
îttihadçılar 1908 Baharında hem Selanik'teki Yunanistan
Konsolosluğu aracılığıyla Yunan Hükümeti ile hem de Ma-
kedonya Vilâyeti'ııdeki yerel Yunan halkıyla yakınlaşmaya
karar verdi, ittihad ve Terakki Cemiyeti bu yakınlaşma ile
daha önce Ermenilerle yapılan dayanışma ve işbirliğinden
sağlanan yarar gibi fayda ummaktaydı. Nisan ayında Cemi-
yetin Selânik'teki yeraltı önderlerinden Rahmi [Aslan] Bey,
Selanik'teki Yunanistan Konsolosu Kanellopoulos ile ilişki
kurdu ve devrimci bir siyasal değişimin gerekliliğinden
bahsederek Yunanlılarla işbirliği içinde hareket edilmesini
55
istediğini belirtti. Mayıs ayında, ittihad ve Terakki Cemi-
yeti'nin Selânik Şubesi işbirliği teklifini bu kez yerel Yunan
cemaatinin önderlerine tekrarladı.55 Benzer bağlantılar ve
mutlakiyetçi rejime karşı birleşik harekete çağrı İttihad ve
Terakki Cemiyeti temsilcileri tarafından
57
Elassona, Kozan,
Manastır ve Siroz'da da yinelendi.
27 Haziran'da, Yunanistan Dışişleri Bakanı Baltazzis Ma-
kedonya'daki tüm konsolosluklara İttihad ve Terakki Cemi-
yeti'nilı Türkiye'de yaşayan Yunan azınlığa yalnızca felâket
getireceğini bildiren bir genelge gönderdi. Bakan, ayrıca,
mutlak monarşinin düşüşünün Yunan ulusal çıkarlarına za-

54 Charles Roden Buxtoa, Turkey in Revolution, ss.52-53.

55 No.619, Konsolos Kanellopoulos'tan Yunan Dışişleri Bakanhğı'na, Selânik, 6


Temmuz 1908'deıı nakleden A. j . Panayotopoulos, "Early Relations Betvveen
the Greeks and the Young Turks," s.89.
56 No.425, Konsolos Kanellopoulos'tan Yunan Dışişleri Bakanlığına, Selânik, 12
Mayıs 1908'den nakleden A. J. Panayotopoulos, "Early Relations Between the
Greeks and the Young Turks," s.90.

57 No.İ48, Konsolos Enyâlis'den Yunan Dışişleri Bakanlığt'na, Elassona, 18 Ni-


san 1908; No.575, Konsolos Dimaras'dan Yunan Dışişleri Bakanhğı'na, Manas-
tır, 2 7 Mayıs 1908; ve No,237, Konsolos SaÇhtouris'ten Yunan Dışişleri Bakan-
hğı'na, Siroz, 1 Haziran 1908'den nakleden A. J : Panayotopoulos, "Early Rela-
tions.Betvveeıı the Greeks and the Young Turks," s.90:
rarlı olabilecek tehlikeli karışıklıklara neden olabileceğini
de söylüyordu. Bakan, genelgesinin sonunda, Makedon-
ya'daki Yunanlıları Türkiye'de kurulu düzene sadık olmala-
rı konusunda uyardı. Diğer bir deyişle, Makedonya'da ya da
Anadolu'da Türk yönetimi altında yaşayan Yunanlılar İtti-
had ve Terakki Cemiyeti önderliğindeki devrimci harekete
58
katılmamalıydı.
Yunan güvensizliği temelde herhangi bir siyasal değişi-
min Fener Rum Patrikhanesinin ayrıcalıklı konumuna ve
buna bağlı olarak da Türkiye'de yaşayan Yunan azınlığın
yaşam şartlarına zarar vereceği korkusundan kaynaklan-
maktaydı. Dolayısıyla, Türkiye'deki mutlakiyetçi yönetimin
devamlılığını isteyen Yunan tercihi bir ilke meselesinden
değil, pratik bir gereksinimden kaynaklanmaktaydı.59
Arnavutlarla olan durum ise farklıydı. Arnavut milliyetçi-
leri, Îttihadcı hareketi açıkça kendi yararlarına gördükleri
için İttihad ve Terakki Cemiyeti ile işbirliğini hemen kabul
ettiler. Ayrıca, her iki grubun da Makedonya'nın yabancılar
tarafından bölünmesine neden olabilecek bir taslağa karşı
olmaları işbirliğini kolaylaştıran bir unsurdu. Hatırlarda ol-
duğu gibi, daha önce -Haziran ayında- Rus Çarı ve İngilte-
re Kralinın Reval'de yaptıkları görüşme sonrasında kabul
edilen Makedonya reform programı, ülke topraklarının bü-
tünlüğü için acil bir tehlike olduğu işaretini vermişti. Padi-
şah eğer Reval Planinı kabul ederse, devrimciler kendisine
karşı güçlü bir silah elde edeceklerdi; reddettiği takdirde
ise, hiç kuşkusuz, Avrupa devletleri hemen araya girecek-
lerdi. Her iki durumda da reform programı sonrasında Ma-

58 3 0 0 6 Numaralı Genelge, Baltazzis'den Konsolosluk yetkililerine, Atina, 27


Haziran 1908, A. j. Panayotopoulos, "Early Relations Between the Greeks and
the Young Turks," s.93 içinde.
59 A. J. Panayotopoulos, "Early Relations Between the Greeks and the Young
Turks," s.94.
kedonya önce özerk bir duruma gelecek, daha sonra da bü-
tünüyle elden çıkacaktı. Özerk bir Makedonya, Arnavut
milli birliğini tehlikeye sokacağı için, Arnavutlar bu yönde
herhangi bir öneriyi doğal olarak reddedeceklerdi. Öte yan-
dan, anayasal bir rejimi -yani, Türkiye'de kurulacak liberal
demokratik bir yönetimi- kendileri için yararlı bulacaklar-
dı. Ittihadcıların, 'ulusal' çıkarları monarşistlerden daha iyi
koruyacaklarına inanıyorlardı. Bunun yanısıra, bağımsız bir .
Arnavutluk kurma ideali gerçekleştirmek için liberal de-
mokratik bir rejimde, mutlak monarşi de olduğundan daha
rahat örgütlenip, çalışabileceklerdi. Bu nedenle, olayların
iyice kötüleştiği .1908 Yazı başında Makedonya'nın parça-
lanması için Avrupa Devletleri ile görüşmelerde bulunan
mutlakiyetçi rejime karşı, Ittihadcıları var güçleri ile des-
teklediler.60

İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin önündeki ilk ve en önemli


görev merkezi Selanik'te olan Üçüncü Ordu'yu da devrimci
hareketin içine çekebilmekti. Üçüncü Ordu içindeki hoş-
nutsuzluk kimi yerlerde açık ayaklanmalar biçiminde ken-
dini göstermiş ve yalnızca Saray'ın kayırmacılığı sayesinde
yer edinmiş olan kimi yüksek rütbeli subayların beceriksiz-
likleri genç subaylar ve erler arasında gitgide artan bir hu-
zursuzluk yaratmıştı.61 Bu nedenle, zaman içinde sayıları
gittikçe artan bir grup genç subay İttihad ve Terakki Cemi-
yeti saflarına geçmiş ve Cemiyet'in talimatları doğrultusun-
da hem erler hem de kendileri arasında propaganda faaliye-
tine başlamışlardı. Askerlerin kırsal bölgelerde küçük grup-
lar halinde iz sürmesi Ittihadcı genç subayların propaganda

6 0 Stavıo Skencli, The Alhaniaıı National Awakening, 1878-1912, s . 3 4 0 ; vc Basil


Kondis, Greece and Albania, 1908-1914, ss,3ö-38.
61 Ahmed Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramanı Resneli-Niyazi
Bey'in Anıları, ss:45-47; ve E. E Knight, The Awakening of Tûrlsey,' ss.124-125.

118
işini kolaylaştıran bir öğeydi; çünkü, böylece üstlerinin sü-
rekli denetiminden çıkmış genç subaylar bir yandan görev-
lerini yaparlarken, diğer yandan casusların dikkatini çek-
62
meden kendi aralarında toplantılar düzenleyebiliyorlardı.
1908 yılı Temmuz ayı başından itibaren, merkezi Sela-
nik'te olan Üçüncü Ordu'da ve yaygın olarak da tüm Make-
donya'da askerler arasındaki hoşnutsuzluk ve isyan haber-
leri gündelik hale gelmişti. Genç subaylar arasında devrim-
ci propagandanın yayılması ve meydana gelen sürekli is-
yanlar daha fazla itaatsizliğe neden olmuştu. İşte tam bu sı-
rada, İngiltere Kralı ve Rus Çarı arasında 9-11 Haziran ta-
rihlerinde Reval'de yapılmış olan Makedonya'nın geleceği-
ne ilişkin görüşmeler kamuoyunda duyulmuş, bu haberler
özellikle Makedonya'daki halk ve ordu mensupları arasında
heyecan yaratmış ve ülkenin yabancı çıkarlar doğrultusun-
da yönetilmesine öteden beri karşı çıkan İttihad ve Terakki
Cemiyeti'nin mutlakiyetçi yönetimi yıkabilmesi için ek ve
güçlü bir neden oluşturmuştu.63
1907 yılı sonuna gelindiğinde Avrupa devletlerinin
Makedonya vilâyetlerinin geleceğine ilişkin 'reform' planla-
rı belli bir biçim almıştı. İngiliz Hükümeti 3 Mart 1908'de
Makedonya'daki 'Vilâyât-ı selâse' olarak adlandırılan üç vi-
lâyetin -yani, Kosova, Manastır ve Selânik vilâyetlerinin-
nasıl yönetileceğine ilişkin bir plan sundu: Söz konusu vilâ-
yetler görev süresi önceden belirlenmiş ve ancak Avrupa
devletleri onaylarsa görevden alınabilecek tek bir Genel Va-

62 E. E Knight, The Avvakening of Turkey, ss.124-125; ve Charles Roden 13uxtoıı.


Turkey in Revolution, ss.50-51.
63 Cemal Kutay, Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9293-
9294. Kralla Car arasındaki görüşme için bkz., "Visit to the Emperor of Rus-
sia at Reva! in June, 1 9 0 8 , Charles Hardinge, 12 Haziran 1 9 0 8 , " G R Gooch
ve Harold Temperley (Der.), British Documents on the Origins of the War, 1898-
1914, 5: The Near East: The Macedonian Problem and the Annexatioh of Bosnia,
1903-9, ss.237-245 içinde.
li tarafından yönetilecekti. Genel Vali, yabancı subaylar ve
Avrupalılardan oluşan jandarma birlikleri ile desteklene-
cekti. Genel Vali'nin maaşı 'Saray'ın etkisinde kalmaması'
için Avrupa devletlerinin denetiminde olacak bir Makedon-
ya bütçesinden ödenecekti. Kamu görevlileri de yerli hıris-
tiyanlar arasından ve Genel Vali tarafından atanacaktı. An-
laşılacağı üzere, bu planın asıl amacı Makedonya ile merke-
zî hükümet arasındaki bağları koparmak ve bu vilâyetleri
64
özerk -belki de özgür- kılmaktı. <Jîus Hükümeti, İngilizle-
rin ortaya attığı Makedonya'ya 'özerk' bir Genel Vali atan-
ması konusundaki teklifin Abdülhamid rejimince koşulsuz
kabul görmesinin şüpheli olduğunu bildirmekle beraber bu
planın ayrıntıları üzerinde ingilizler ve diğer Avrupa devlet-
leriyle görüşmede bulunma isteğini dile getirdi^5
ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Paris'teki merkezi bu ge-
lişmeler üzerine hemen harekete geçti. Cemiyet, yaptığı tar-
tışmalardan sonra, 16 Mart'ta örgütün Selânik Şubesi'ne
hem Avrupa devletlerince Türkiye'ye teklif edilen plan hem
de ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin bu plan karşısındaki tav-
rı hakkında bilgi veren bir rapor gönderdi. Paris'teki mer-
kez, raporunda Selânik Şubesi'nin bu bölgedeki Müslüman
halk arasında propaganda yapmasını, Makedonya'ya özerk
bir Genel Vali atanmasını içeren planın yaygın bir şekilde
protesto edilmesi için kasaba ve şehirlerde telgrafhanelerin
işgal edilerek istanbul'daki merkezî hükümete telgraf çekil-
mesinin sağlamasını istiyordu. Bu çabalara ek olarak, Avru-
pa devletlerinin Selanik'teki konsolosluklarına heyetler ha-

6 4 Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, 1, s.215, ve 2 / 4 , s.151; ve "Reval Gö-
rüşmesi," AtıaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi, 1. Baskı, 18, s:372.
6 5 Sir A. Nicolson'dali Sir Edward Grey'e, St. Petersbuig, 4 Mart 1 9 0 8 , G. R Go-
och ve Harold Temperley (Der.), British Docunients on the Origins of the Waı;
1898-1914, 5: The Ne<fr East: The Macedonian Problem and the Arinexatioıı of
Bosnia, 1903-9, s.233 içinde.
liııde gidilerek, yabancı müdahalesine karşı İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin İmparatorluğun toprak bütünlüğünü
korumaktaki ısrarlı tavrının gösterilmesi de isteniyordu 66
Ittihadcılar Mayıs ayında İngiltere'nin Makedonya'daki
reformlar konusunda başarısızlığa uğramış Avrupa Uyu-
mu'ndan çekilmeye karar verdiğini, bunun yerine ingiltere
ve Rusya'nın ortaklaşa olarak Makedonya'daki tüm çetele-
rin ortadan kaldırılması amacıyla Avrupalılardan oluşan
jandarma birlikleri kurulmasına yönelik katı bir plan hazır-
ladıklarını öğrenmişlerdi. İngiltere ve Rusya'nın birlikte ha-
reket edecek olmaları olasılığının ciddi bir biçimde ortaya
çıkması Ittihad ve Terakki Cemiyeti'ni alarma geçirdi. Itti-
hadcıların görüşüne göre, Makedonya'nın dış güçlerce yö-
netimi anlamına gelen bir müdahale, hem İmparatorluğun
bütünlüğünü tehlikeye atacak hem de Makedonya'yı kont-
rol altına alması dolayısıyla Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin
devrimci hareketi bu bölgede sürdürmesine önemli derece-
67
de engel olacaktı.
Bu nedenle, İttihad ve Terakki Cemiyeti Mayış ayında Se-
lanik'te bir dizi gizli toplantı yaptı. Toplantılarda Cemiyet'in
Avrupa devletlerine varlığını ve gücünü göstermesi zamanı-
nın geldiğine, dolayısıyla Makedonya'ya barış ve huzuru
yalnızca İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin getirebileceğinin
Selanik'teki Avrupa devletlerinin konsolosluk yetkililerine
anlatılmasına karar verildi. Avrupa devletlerinin çeşitli ne-'
denlerden dolayı sonuçsuz kalmaya mahkum bu reform
planından vazgeçip, kurtuluşu için Makedonya'yı kendi ha-
line bırakmaları daha iyi olacaktı. Bu amaçla bir bildirge

66 5 5 7 / 1 2 Numaralı Mektup, Paris Merkezi'nden Selânik Stıbesi'ne, Paris, 16


Mart 1908, İttihad ve Terakki Cemiyeti yazışmalarının 2 Numaralı Kopya Def-
teri, ss.225-229'dan nakleden,.Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, 2/4,
pp 152-156.

• 67 E. K Knight, 7'îıe Awakening of Turkey, ss.129-130.


hazırlanarak tüm Avrupa hükümetlerinin temsilcilerine
gönderildi.68
İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin bildirgeyi yayınlamasın-
dan yaklaşık bir hafta kadar sonra-10 Haziran'da- ingiltere
Kralı .VII. Edward Reval'de, Rus Çarı Nikola'i ile görüştü ve
görüşmeden bir kaç gün sonra da Makedonya'nın 'barışa
kavuşması' ve daha iyi yönetilmesi üzerine hazırlanan Ingi-
liz-Rus ortak önerisinin ayrıntıları, diğer Avrupa ülkelerine
bildirildi. Bu olay Ittihadciları bir anlamda acil harekete
zorladı; Özgürlük rüzgarı ortalığı bir an önce kasıp kavur-
malıydı, yoksa çok geç kalınmış olunabilirdi.69
Kelimenin tam anlamıyla bir devrime dönüşecek olaylar,
Kolağası Niyazi Bey'in Resne'de ayaklanması ile başladı.
Bir Arnavut olan Niyazi Bey, Manastır ve Ohrida arasında
küçük bir kasaba olan Resne'de toprak sahibi Müslüman
bir aileden geliyordu. Niyazi Bey orduya çok küçük yaşta
katılmış ve 1897'deki Yunan Savaşı'nda büyük yararlıklar
göstermişti. Savaş sonrasında ülkesine gönderilmiş ve dev-
rime kadarki beş yılda, emrindeki avcı kıtasıyla dağlardaki
eşkiya çetelerini kovalamıştı. Yeraltı bağlantılarını iyi kul-
lanan İttihad ve Terakki Cemiyeti, Niyazi Bey'e Kolağası
ünvanı verilmesini ve onun devrimci harekete en yararlı
olabileceği yer olan Resne'ye atanmasını sağlamıştı.70 Ni-
yazi Bey yeraltında faaliyet gösteren İttihad ve Terakki Ce-
miyeti'nc arkadaşı Enver Bey tarafından kazandırıldığı için
çetelerle olan ilişkilerinde mutlakiyetçi hükümete hizmet

6 8 Bu bildirgeden alıntılar için bkz., E. F. Knight, The Amakening of Tıırkcy,


ss. 131-133. Manastırdaki Rus Konsolosu'na gönderilen bildirge için bkz.. Yu-
suf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, 2 / 4 , ss.156-159. Bildirgenin tam metni
için bkz., Ahmed Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramanı Remeli
Niyazi Bey'in Anıları, ss.64-76.

6 9 E. E Knight, The Awakening of Turkey, s. 134


70 Ahıned Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi
Bey'in Anılan, s.55; ve E. F. Knight. The Avvaltening of Turfeey, ss.147-148.
etmek yerine'İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne hizmet edi-
yordu. 71
Niyazi Bey'in önerisi ve girişimi üzerine bölgede yaşayan
Müslümanlar İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimi al-
tında bir çete oluşturmuşlardı.72 Resne'deki birliklerin ba-
şında bulunan Binbaşı Niyazi Bey, 3 Temmuz'da eşkiya çe-
telerini izleme bahanesiyle yüz kadar askeri ve bir grup ye-
rel yöneticiyi daha önce örgütlenmiş olan bu sekiz yüz kişi-
lik silahlı sivil halkla buluşmaları için dağlara gönderdi.
Yerel yöneticiler arasında Resne'nin Belediye Reisi Hoca Ce-
mal Efendi, Defterdar Tahsin Efendi, Polis Serkomiseri Ta-
hir Efendi ve Resne'deki Sırb Mektebi'nin Müdürü vardı.
Beraberlerinde orduya ait altı yüz Lira, yetmiş tüfek ve elli
kutu cephane götürmüşlerdi.75 Kısa bir süre sonra Presba

71 E. E Ktıiğht, TheAvnakening of Turkey, s s . 1 4 7 - 1 4 8 ; ve ismail Hakkı Uzunçarşı-


lı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlân Edildiğine Dair Vesika-
lar," S.107n. ; ;

72 E. F Knight, The Awakeniııg of Turkey, s. 149.

73 • G.: Barclay'den Sir' Edward Grey'e, Tarabya, 7 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspondence t


Respecting the ConStitutional Movemettt in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary Pcı- :

' pers, 1909, 105,"s. 1 içinde; E. K Knight, The Av/akening of Turkey, ss.159-165;
Charles Roden Buxton, îitrfeey in Revolution, s . 5 7 ; İsmail Hakkı Uzunçarşılı,/ :
" 1 9 0 8 Yılında,İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar," î ;
s.108; ve Cemal Kutay, 'Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, j
ss.9307-9309. Ayrıca bkz., Halil Menteşe, "Eski Meclis-i Mebusaıı Reisi Halil
Menteşe'nin Hatıraları, 5: İhtilâl Arifesinde," Cumhuriyet, 17 Ekim 1946, s.2.
Olayın gelişimi ve ayaklanma için yapılan hazırlıklar hakkında bkz., Ahıııed: ,;
Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi Bey'in ::/
Anıları, ss.79-94.

74 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlah; :::
Edildiğine Dair Vesikalar," s. 1 0 8 ; Ahmed Niyazi, Balkanlarda bir Gerillacı:
Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi Bey'in Anıları, ss.79-83.
75 G. Barclay'den Sir Edwarcl Grey'e, Tarabya, 7 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspondence;
Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary faV.;:.:
pers, 1909, 105, s . l içinde; E. E Knight, The Awakening of Turkey, ss.159-165;:;
ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle llatv: :y
Edildiğine Dair Vesikalar," s. 108. \
bölgesinden iki subayla bazı memurlar ve halk da bu gruba
katıldı.76 Niyazi Bey'in önderliğindeki grubu etkisiz hale
getirmek için iki taburla Mitroviçe'den Manastır'a gönderi-
len Kosova Vilâyeti Komutam General Şemsi Paşa, 7 Tem-
muz'da Manastırdan ayrılmak üzereyken, İttihada bir su-
bay olan Atıf [Kamçıll Bey tarafından öldürüldü.77
Niyazi Bey emrinde çeteyle beraber hemen Arnavutluk
'sınırına' gitti. Manastır Vilâyeti'ne bağlı birer sancak mer-
kezi olan Debre, îlbasan, Görice ve Ohri'yi ziyaret etti.
Amacı mutlakiyetçi yönetime bağlı subayları bölgeden
uzaklaştırmak ve kurtarılmış bölgelerde düzenin sağlanma-
sı için bir Arnavutluk milis gücü oluşturmaktı. Görice'deki
Arnavut komitesi en baştan itibaren bu girişime destek ver-
di. İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin isteği üzerine Arnavut
komitesi Görice çevresindeki dağlarda bulunan gerillalara
ayaklanmış Türk birliklerine katılmaları için çağrıda bulun-

7 6 Konsolos W. J . Heathcote'daıı G. B a r d a / e , Manastır, 5 Temmuz ] 908, ve Al-


bay H. Conyers Suıtees, İstanbul,- 9 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspoıtdence Respec-
ting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamcntary Papcrs,
1 9 0 9 , 105, s.2 içinde. Ayrıca bkz., Albay H. Conyers Surtees, İstanbul, 15
Temmuz 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in
Turkey, 1908," Par'üanteıuary Pûpers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.4-5 içinde.
77 Ahmed Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramani Resneli Nivciîi
.Bey'in Anıları, s s . 1 4 3 - 1 4 5 ; Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, 2 / 4 ,
ss.179-185; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne
Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar," s s . 1 0 9 - 1 1 1 ; Charles Rodeıı BuX!oıı,
Turfeey in Revolution, s.61; E. E Knight, The Awakening of Turkey, s.183; G.
Barclay'den Sir Edward Grcy'c, Tarabya, 7 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspondence
Respectinğ tlıe Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamcntary Pa-
per!,, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s. 1 içinde; Fethi Okyar, Üç Devirde Bir Adam, ss.13-15; Kâzım
Nami Duru, "İttihat ve Terakki" Hatıralarım, ss.27-28; Halil Menteşe, "Eski
Meclis-i Mebusan Reisi Halil Menteşenin Hatıraları, 5: İhtilâl Arifesinde,"
Cumhuriyet, 17 Ekim 1946, s.2; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet
Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9310-9311. Suikastin ayrıntıları için bkz., Konsolos
W. J. Heâtchcote'dan G. Barclay'e, Manastır, 8 Temmuz 1 9 0 8 , "Corresponden-
ce Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamcntary
Papers, 1 9 0 9 , 105, ss.3-4 içinde; ve Süleyman Külçe, Firzovik Toplantısı ve
Meşrutiyet, ss.37-47.
du. Ohri'deki Arnavut komitesi de aynı yolu izledi.
Arnavutların çoğunluğunun İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'ni desteklemesine karşın, Ittihadcıların işi bitmiş sayıl-
mazdı: Kosova Vilâyeti'nin kuzeydoğusunda yaşayan Padi-
şah-yanlısı Müslüman halkı da devrimci harekete kazan-
mak zorundaydılar. Temmuz ayı başlarında Ittihadcıiarm
dağıttığı bir bildiride dayanılmaz vergilerden ve adilâne ça-
lışmayan mahkemelerden şikayetçi olan bölge halkının
anayasal rejimin kurulması ve parlamentonun açılması ko-
nusunda İttihad ve Terakki Cemiyeti'ni desteklemesi isteni-
yordu. Bildiriye göre, yerleşik düzenin yıkılmasıyla tüm bu
adaletsizlikler ortadan kalkacaktı. Halkı mutlakiyetçi yöne-
time karşı kışkırtmayı amaçlayan bildiri, valileri, hilebaz ve
çürümüş diye nitelendirirken, nazırları ve paşaları da iha-
netle suçluyordu. Bildiri ayrıca, Avusturya-Macaristan İm-
paratorluğu ve İtalya'yı da hedefliyordu. Bildiride Arnavut-
luk'a gizlice sızan güçlerin yerel halkı hıristiyanlaştırmak
için kiliseler açtığından sözediliyordu. Oysa bu güçlerin tek
isteği Arnavutluk'u parçalamaktı. Halkı daha da kışkırtmak
için bildiride Makedonya'da Avrupa devletlerinin egemenli-
ği sağlamayı amaçladığı ve bu durumdan da tepkisizligiyle
Abdülhamid ve mutlakiyetçi yönetiminin sorumlu olduğu
söyleniyordu.79
1908 Baharında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
Manastır Vilâyeti'nde demiryolu inşa etmek için çalışmalara
başlamıştı. Halk arasında yaygın söylentilere göre mutlaki-
yetçi hükümet projenin gerçekleşebilmesi için köylülerin
tasarrufunda bulunan toprakları Avusturya-Macaristan Hü-
kumeti'ne satacaktı. Tam bu söylentilerin ortalıkta dolaştığı
sırada Reval Anlaşması'nm açıklanması gerilimi iyice arttır-

78 E. E Knight, The Awakenmg of Turkey, ss.170-184; ve Stavro Skendi, Tlıe Alha-


nian National Awakening, 1878-1912, s.341.
79 Stavro Skendi, 77ıe Albanian National Awakening, 1 8 7 8 - 1 9 1 2 , ss.341-342.
•di.'Temmuz aymıtı ilk günlerinde, Prizren, Gjakore, Prişti-
ne ve Volçetrin bölgelerinden, silahlı binlerce köylü Firzo-
vik'de toplandı ve protesto gösterileri düzenledi. İttihad ve
Terakki Cemiyeti'nin yerel şubelerindeki genç subaylar Fir-
zovik'deki olayları kendi kontrolları altına almaya çalıştı-
, 80
lar.
7 Temmuz'da Üsküb'deki jandarma birliğinin başında bu-
lunan Galib [Pasinler] Bey Kosova Valisi Mahmud Şevket
Paşa'nın toplantıyı dağıtmasını isteyen emriyle Firzovik'e
geldi 81 Ama Galib [Pasinler] Bey, İttihad ve Terakki Cemi-
yeti'nin Üsküb Şubesi'nin bir üyesiydi ve Üsküb'den ayrıl-
madan önce Selânik'teki Ittihadcı liderleri görevinden ha-
berdar etmişti.82 İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Selanik'te-
ki liderleri Pasinler'den Firzovik'deki Arnavutları Cemi-
yetin liberal demokratik bir düzen isteyen bildirisini des-
teklemeleri için ikna etmesini istedi. Galib [Pasinler] Bey
Firzovik'e gelir gelmez, Kosova Vilâyeti'nin birçok kasaba-
sına telgraf ve haberci göndererek Firzöyik'teki gösterinin
daha da büyük boyutlara ulaşmasını sağlamaya çalıştı. Bu
çabaların sonucu olarak birkaç gün içinde Firzovik'te topla-
nan silahlı Arnavut sayısı otuz bine ulaştı. 83 İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin Üsküb Şubesi'nin bir Arnavut üyesi olan
Mehmed Necib [Draga] da Firzovik'e gelerek, mutlakiyetçi
yönetimi kötülemek ve Arnavutları da İttihada davaya ka-

8 0 Stavro Skendi, The Albanian National Av/akening, 1878-1912/SM1\ ve Süley-


m a n Külçe, Firzovife Toplantısı ve Meşrutiyet, ss.lÖ-15.

81 Galib Pasinler, "Galip Paşa'nın Hatıraları," Hayat Tarih Mecmuası, 2/6 (Tem-
. imiz 1 9 6 6 ) , s s . 8 - 9 ; ve Süleyman Külçe, Firşovik Toplantısı ve Meşrutiyet,
ş.53.
82 Süleyman Külçe, Firzovife Toplantısı ve Meşrutiyet, s.15,

83 Galib Pasinler, "Galip Paşa'nın Hatıraları," Hayat Tarih Mecmuası, 2 / 6 (Tem-


muz 1 9 6 6 ) , s. 10; Yusuf Hikmet Bayur, Türk lnlfilûbı Tarihi, 2 / 4 , s.187; Süley-
man Külçe, Firzovife Toplantısı ve Meşrutiyet., ss.53-55; ve Stavro Skeııdi,.The
Albanian National Amakenmg, 1 8 7 8 - 1 9 1 2 , s.343.
zandırmak için elinden geleni yaptı. Hepsi Usküb'ün seç-
kin simalarından olan İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin tem-
silcileri de Firzovik'teki toplantıya katıldılar ve Reval Pla-
nı'nın uygulanmaması ve Avrupalıların Türkiye ile ilgili so-
runlara karıştırılmaması için tek çözümün yerii bir anayasal
düzen olduğunu bildirdiler. Sonunda Firzovik'teki ayaklan-
ma Ittihadcıları destekleyen bir gösteriye dönüştü. Temsil-
ciler daha sonra Sultan Abdülhamid'e 1876 Kanun-u Esa-
si'sini yeniden yürürlüğe koyması ve Meclis'i açması yö-
nünde bir telgraf yolladılar.85
12 Temmuz'da Manastır'daki İngiltere Konsolosu W, J.
Heathcote, yeraltı örgütüne bağlı bir vatandaş tarafından,
hareketin hiçbir şekilde Hıristiyanlara karşı olmadığı yö-
nünde ikna edildi. İttihad ve Terakki Cemiyeti üyesi ve Ce-
miyet'te' özel bir konumu olan bu vatandaş, Cemiyet'in gü-
cünün ve arkasındaki halk desteğinin Avrupa kamuoyunda
yeterince anlaşılmamış olabileceği korkusunu da dile getir-
di 8 6 Daha sonra, Konsolosa üzerinde İttihad ve Terakki Ce-.
miyeti damgası bulunan bir bildiri vererek, amaçlarının
1876 Kanun-u Esasisi'nin yeniden yürürlüğe girmesini sağ-
lamak olduğunu söyledi. Bildiri, varolan rejimi despotluk,
kayırmacılık ve çürümüşlükle suçluyor ve kökten bir deği-
şimin ancak anayasal bir rejim kurmakla mümkün olabile-
ceğini ekliyordu.

8 4 Süleyman Külçe, Firzov'ık Toplantısı ve Meşrutiyet, s.57; ve Müfid Şemsi,-al-'


Hafefe-u Ya'lu ve la Yu'Ia Aleyh (İstanbul: Bahriye Matbaası, 1 9 1 9 ) , s.27'deıv
nakleden Yusuf Hikmet Bayur, Türk fnfeılâk Tarihi, 2 / 4 , s.199.
8 5 Galib Pasinler, "Galip Paşa'nm Hatıraları," Hayat Tarih Mecmuası, 2 / 6 (Tem-
muz 1966), ss. 10-11; Yusuf Hikmet Bayur, Tiîrh Infcılahı Tarihi, 2 / 4 , ss.197-
200, Süleyman Külçe, Firzovife Toplantısı ve Meşrutiyet, s s . 5 9 - 6 0 ; ve Stavro
Skendi, The Albanian National Avvakening, 1 8 7 8 - 1 9 1 2 , s.343.

8 6 Konsolos W. J. Heatheote'den G. Barclay'e, Manastır, 13 Temmuz 1908, "Cor-


respondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parli-
amentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.9 içinde.
87 Bildirinin ana noktaları için bkz., Konsolos W. J. Heathcote'dan G. Barclay'e,
14 Temmuz'da İstanbul'dan gelen ve Saray yaverlerinden
olan Birinci Ferik Şükrü Paşa Üsküb garnizonundaki su-
baylarla görüşerek, bu subayların Hükûmet'e bağlı olup ol-
madıklarım anlamaya çalıştı. Padişah'm halkı için gösterdi- \
gi sürekli çabanın altını çizerek, kendisini dinleyenlere Pa-
dişâh'a sadık kalmaları yönünde telkinde bulundu. Subay •
arkadaşları adına konuşan bir kolağası, kendi amaçlarının
da ülkenin refahı olduğunu söyleyerek ülkenin çıkarlarını
gerçekten gözetmeye çalışanlara hiçbir zaman karşı olma-
dıklarını bildirdi. Üsküb'ün ileri gelenleri de Şükrü Paşa ta-
rafından çağrılmış ve onların da son durum hakkındaki gö-
rüşleri sorulmuştu. Onlar da İttihad ve Terakki Cemiyetine
bağlı genç subaylar gibi aynı cevabı verdiler., Eski Belediye
Reisi Salih Bey, kendilerinin milletin iyiliği için çalıştığına
göre, Padişah'm da amaçlarını hiç kuşkusuz onaylayacağını
söyledi. Elle tutulur hiçbir şey bulamayan Şükrü Paşa aynı
88
gün İstanbul'a dönmek üzere Usküb'ten ayrıldı.
Şükrü Paşa'nın ayrılmasından birkaç gün sonra - 1 7 Tem-
muz'da- Hüseyin Remzi Paşa Üsküb askerî bölgesinin yeni
kumandanı olarak şehre geldi. Garnizonun İttihada subay-
ları daha Selânik'ten yeni gelmiş olan Hüseyin Remzi Pa~
şa'ya İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne katılmasını teklif etti-
ler. Reddetmesi üzerine de, Paşa'yı makamından attılar. İtti-
hada subaylar tarafından Paşa'ya iki seçenek sunuldu: Ya
Üsküb'te ev hapsinde tutulacaktı, ya da Üsküb'ü bir an ön-
ce terk edecekti. Hüseyin Remzi Paşa ikinci yolu seçtiği
için tren istasyonuna korumalar eşliğinde götürüldü. Pa-

Manastır, 13 Temmuz 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional


Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 105, s.10 içinde. Ay-
rıca bkz., Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılâbı Tarihi, 1, ss.219-220.
8 8 Konsolos Muavini H. E. Satovv'dan Başkonsolos Harry Lanıb'e, Oskûb, 16
Temmuz 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in
Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary Papers, 1909, .105, ss.12-13 içinde.
şa'nm Üsküb'ü terk edişini sokaklara dökülen büyük bir
halk kitlesi seyretti. Trenin hareketiyle birlikte geleneksel
uğurlama başladı. Fakat bu kez 'Padişahım çok yaşa!' nida-
ları perondaki genç subaylar ve halk tarafından 'Hürriyet!'
89
ve'İttihad!'haykınşlanyla süslenmişti.
Devrimci hareketle bağlantılı olarak 19 Temmuz'da Ma-
kedonya'da üç suikast daha yapıldı: Manastır'da bir binbaşı
ile bir yüzbaşı öldürülmüş ve subay oldukları 90 söylenen dört
kişi de Siroz'da bir albayı kurşunlamışlardı.
Tüm bu zaman boyunca Saray boş durmuyordu. Askerî
ayaklanmayı bastırmak üzere Manastır'a gönderilen Şemsi
Paşa'nın öldürülmesinden sonra, Hükümet yumuşak hare-
ket etme kararı alarak ayaklanan genç subayları terfi, paye
ve hediye verme sözleriyle etkisiz duruma getirmeye çalıştı.
Ayaklanma Temmuz ortasında merkezi Selanik'teki Üçüncü
Ordu'yu bütünüyle etkisi altına almış ve Edirne'de bulunan
İkinci Ordu'ya ve İzmir'de bulunan birliklere sıçramıştı. 10
Temmuz'da Üçüncü Ordu'ya bağlı otuzsekiz subay itaatsiz-
likle suçlanarak tutuklanmış, İstanbul'a götürülmüş ve hap-
se atılmıştı. Fakat, tutuklamaların bir sonuç vermediğini
gören Hükümet 16 Temmuz'da Makedonya'daki tüm Îtti-
hadcı subaylar için bir genel af çıkarmak zorunda kaldı. Bu
arada, İzmir'den Selânik'e nakledilen ilci tümen asker kara-
ya ayak basar basmaz Makedonya'daki ayaklanmayı bastır-
mak için Manastır'a gitmek üzere trene bindirildi. Ancak,
daha önceden askerî birliklerin içine sızmış ve bu tümen-
lerle birlikte karaya çıkmış olan İttihad ve Terakki Cemiye-

8 9 Konsolos Muavini H. E. Satow'dan Başkonsolos Harıy Lamb'e, Üsküb, 25


Temmuz 1908, "Correspondence Respecting the Constitutional Movemetıt in
Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, ss.26-27 içinde.

9 0 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e', İstanbul, 21 Temmuz 1908, "Corresponden-


ce Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary
Papers, 1909, 105, s.7 içinde.
ti'nin casuslarının aylar boyunca süren propaganda hareketi
tümenler Manastır'a giderken meyvasmı verdi. Erler ateş et-
meyi reddettiler ve komutanlarına, devrimcilere karşı sa-
vaşmayacaklarını, ancak despotlara karşı savaşacaklarını
bildirdiler.91
Bu arada, Makedonya'da başlamış olan devrimi durdur-
mâk ve olayları daha fazla büyümeden bastırmak niyetinde
olan mutlakiyetçi Hükümet her yolu denemeye devam edi-
yordu. Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa Hüküm erten al-
dığı talimat üzerine Atina ve Belgrad'a gönderildi. Görevi
Yunan ve Sırb Hükümetlerini Türkiye'deki mutlakiyetçi re-
jimin yanına çekmek ve bu ülke askerlerinin devrimcilerle
92
savaşması için harekete geçirilmesini sağlamaktı. Ayrıca,
Hükümet Makedonya'daki idari makamlara yabancı konso-
losların ayaklanmalar hakkında haber almalarım engelle-
meleri yolunda emirler veriyordu. Bütün bu çabaların so-
nuçsuz kalması ve kaba güç kullanmanın faydasızlığının
anlaşılması üzerine bu sefer son çare olarak büyük çaplı bir
uzlaşma girişimi başlatıldı: Beşyüz elli subay bir gün içinde
terfi ettirildi. Ayaklanmalarla ilgili olarak tutuklanmış 93olan
otuzsekiz subay da affedilerek hemen serbest bırakıldı.
Son olarak da, özellikle ordu içindeki hareketi kontrol al-
tına alabilmek amacıyla, Padişah hem Sadr-ı Âzam'ı hem de
Serasker'i görevden aldı. Avlonyalı Ferid Paşa'nın 'istifası'
23 Temmuz'da kabul edildi ve Sadr-ı Âzamlık hemen Kâmil
Paşa'ya teklif edildi. Kâmil Paşa ise anCak Padişah'm kabul
etmeyeceğini bildiği bir takım şartlar ileri sürerek bu göreyi
üstlenebileceğini bildirince Sultan Abdülhamid Sadr-ı

91 Charles Reden Buxton, Turkey in Revolution, ss.62-63.


92 Ahnıed Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi
Bey'in Anıları, s s . 2 1 9 - 2 2 0 ; vc, Charles Roden Büxton, Turkey in Revolution,
ss.62-63.'
93' Charles Roden Buxton, Turkey in Revolution, ss.62-63.

130
Âzamlığa Mehmed Said Paşa'yı atadı. Harbiye Nazırlığına
da Rıza Paşa'nm yerine Erkân-ı Harb Reisi Ömer Rüşdü Pa-
şa atandı.94 Yalnız, resmî gazete Takvim-i Vekayi'de Ömer
Rüşdü Paşa'nm ünvanın 'Serasker' değil 'Harbiye Nazırı'
olacağı ilân edildi. Ünvandaki bu değişikliğin görünürdeki
nedeni, bizzat Sultan Abdülhamid'in yönettiği merkezî
mutlak monarşinin, nazırların sorumluluk aldığı bir sis-
95
temle değiştirildiği izlenimini, uyandırmaktı.

İstanbul'da tüm bu olaylar olurken, İttihad ve Terakki Ce-


miyeti kontrolü ele geçirerek, Makedonya'nın kurtarılmış
kasabalarında anayasal rejimi ilân etti. 96 23 Temmuz günü
'Makedonya'da meşrutiyeti ilân etme düşüncesi, Ittihadcıla-
rın 22 Temmuz gecesi Selânik'te Manyasizade Refik Bey
97
başkanlığında toplandıkları sırada kararlaştırıldı. 23 Tem-
muz sabahı Manastırdaki İngiltere Konsolosluğu'na İttihad
ve Terakki Cemiyeti'nin birkaç saat içinde meşrutiyeti ilân
edeceği ve Ittihadçılarm nedensiz kan dökülmesini önle-
mek amacıyla kamu düzenini sağlamaya kararlı oldukları
bildirildi. Manastır Garnizon Kumandanı Müşir Osman Pa-

9 4 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 23 Temmuz 1908, "Corresponden-


ce Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary
Papers, 1909, 105, s.8 içinde; E. E Knight, The Awakening of Turkey, ss.222'-
223; İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle
İlân Edildiğine Dair Vesikalar," ss.136-137; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve
Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9314-9315.

9 5 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 2 3 Temmuz 1908 v "Corresponden-


ce Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary
Papers, 1909, 105, s.8 içinde.
9 6 İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından 2 3 Temmuz 1908'de Manasiır'dan Sul-
tan Abdûlhamid'e çekilen ve Sultan'a Kanun-u Esasi'niıı ilân edildiğini bildi-
ren telgrafın metni için bkz., İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci
Meşrutiyetin Ne Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar," s. 122.

97 Cemal Kutay, Fethi Okyar: Üç Devirde Bir Adam, ss.16-17; ve Halil Menteşe,.
"Eski Meclis-i Mebusan Reisi Halil Menteşe'nin Hatıraları, 5: İhtilâl Arifesin-
de," Cumhuriyet, 17 Ekim 1946, s.2.
şa esir alınarak şiddet kullanılmaksızın şehirden uzaklaştı-
rıldı ve öğle saatlerine doğru askerî barakaların önündeki
tören alanında meşrutiyet ilân edildi.98 Kolağası Niyazi Bey,
Vali ve diğer mülkî erkâna, devlet memurlarına, garnizon-
daki tüm askerlerle birlikte ayaklanmayı bastırmak üzere
izmir'den Manastır'a sevkedilen taburlara ve onbinlerce Hı-
ristiyan ve Müslümandan oluşan kalabalığa yeni bir anaya-
sal düzen içinde özgürlük ve kardeşliğin hayata geçirildiği-
ni ilân etti. Mollalar dua etti; ittihad ve Terakki Cemiyeti
temsilcileri ile şehrin Rum Metropoliti konuşmalar yaptı ve
99
tören top atışlarıyla sona erdi. Öğleden sonra, hapishane-
lerin kapısı açıldı ve siyasî-adî, Hıristiyan-Müslüman ayrımı
yapılmaksızın, tüm mahkûmlar serbest bırakıldı. 100 Dost-
luk ve kardeşlik gösterileriyle bezenmiş törenler üç gün, üç
gece sürdü. Gösteriler sırasında, ülkenin gelecekteki güzel

98 Ahmed Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi


' Bcy'iıı Anıları, ss.200-203; E.H Knight, The Awahening of Turkey, ss.207-214;
ismail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlân
Edildiğine Dair Vesikalar," ss. 1 1 6 - 1 1 7 ; Konsolos W J . Heathcote'dan G.
Barclay'e, Manastır, 2 3 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspondence Respectinğ the
Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909,105,
ss.30-31 içinde; ve, Cemal Kutay,,Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Ta-
rihi, 16, s s . 9 3 1 8 - 9 3 2 6 . Ayrıca bkz., Süleyman Külçe, Firzovife Toplantısı ve
Meşrutiyet, ss.62-67.

99 Ahmed Niyazi, Balkanlarda Bir Gerillacı: Hürriyet Kahraınant Resneli Niyazi


Bey'in Anılan, ss.224-225; Konsolos W. J. Heathcote'dan G. Barclay'e, Manas-
' tır, 23 Temmuz 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional Move-
ment in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, Ss.30-31 içinde; G.
Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 24 TemmUz 1908, "Correspondence
Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey 1 9 0 8 , " Parliamentary
Papers, 1.909, 105, ss.10-11 içinde; ve E. E Knight, The Awakeiıing of Turkey,
s.2.19. Manastır Merkez Kumandanı Mirliva Cemal Bey'in Harbiye Nezare-
ti'ne çektiği 10 Temmuz 1 3 2 4 / 2 3 Temmuz 1 9 0 8 tarihli telgrafın tam metni
için bkz., İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Su-
retle İlân Edildiğine Dair Vesikalar," s s . l 2 0 r l 2 1 . .

100 Konsolos W. J. Heathcote'dan G. Barclay'e, Manastır, 2 3 Temmuz 1 9 0 8 ,


"Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey 1908,"
Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.30-31 içinde. '
günleri için sloganlar atılırken, eskiden çok sık duyulan
101
'Padişahım çok yaşa!' haykırışlarına pek rastlanmıyordu..
İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin ileri gelenlerinden Mid-
hat Şükrü [Bleda] Bey, Selanik Şubesi'nin almış olduğu ka-
rar üzerine, 23 Temmuz'da meşrutiyeti ilân etmek için Si-
roz'a gelmişti.102 Pek çok İttihad ve Terakki Cemiyeti üyesi-
nin yanı sıra, İttihadcılar safına geçmiş olan Siroz Kayma-
kamı Reşid Paşa da, Saray'a telgraf çekerek, Sultan meşruti-
yeti ilân etmedikçe, kendilerinin Abdülhamid'i Padişah ola-
rak tanımayacaklarım bildirdiler.103 Denetimi ellerine fiilen
geçirmiş olan.İttihadcılar, Saray'dan haber beklemesizin, Si-
roz'da da Manastır'dakine benzer bir ilân töreni düzendiler.
Bu törende şehrin ileri gelenleri ile Siroz Müftüsü, birer ko-
nuşma yaparak yeni anayasal düzeni kutladılar.104
Siroz'dan yola çıkan yirmi kadar subay ve yüz asker-
den oluşan bir grup da Drama'da meşrutiyeti ilân etti. Her
iki olayda da Sultan'a en geç iki gün içinde meşrutiyeti
105 ta-
nıması gerektiğini bildirilen telgraflar çekildi. Resne,

101 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1908, "Corre-
spondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Par-
liamentary Fapers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.41 içinde.
102 Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s s . 9 3 3 4 -
9336;ve Halil Menteşe, "Eski Meclis-i Mebusan Reisi Halil Menteşe nin Hatı-
raları, 5: İhtilâl Arifesinde," Cumhuriyet, 17 Ekim 1946, s.2.
103 Halil Menteşe, "Eski Meclis-i Mebusan Reisi Halil Menteşe'nin Hatıraları, 5:
İhtilâl Arifesinde," Cumhuriyet, 17 Ekim 1946, s.2.
104 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 2 4 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspond-
ence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamen-
tary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.10-11 içinde; ve Konsolos Muavini C. A. Greig'den
G. Barclay'e, Serez, 2 3 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspondence Respecting the
Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary Papers, 1909, 105,
ss.20-21 içinde. Ayrıca bkz., İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında ikinci
Meşrutiyetin Ne Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar," ss.129-132.

105 Cı. Barclay'den Şir Edward Grey'e, İstanbul, 2 4 Temmuz 1908, "Correspond-
ence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamen-
tary Papers, 1909, 105, ss.10-11 içinde. Drama'da meydana gelen olayların
Debre ve Makedonya ile Arnavutluk'taki diğer kasabalarda
106
da Manastır'dakiyle aynı saatlerde meşrutiyet ilân edildi.
Niyazi Bey'in Manastır'daki isyanına ilişkin haberler 23
Temmuz sabahı erken saatlerde Selânik'e erişerek oradan da
İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin telgraf haberleşmesi üzerin-
deki denetimi sayesinde tüm Makedonya'ya yayıldı.107 Meş-
rutiyetin ilân edildiği haberi, 23 Temmuz'da Binbaşı Enver
Bey108tarafından çekilen bir telgrafla Avrupa basınına bildiril-
di. Selânik'te özgürlük ve anayasal yönetim yanlısı pan-
kartlar asılıyor, cadde ve dükkânlarda bildiriler dağıtılıyor,
tüm bunlar olurken polis ciddi bir müdahalede bulunmu-
yordu. Aralarında Türk, Musevi, Rum ve hatta bir Bulgar'ın
da bulunduğu bir grup subay ve sivil, otellerin balkonların-
da, Hükümet Konağı'nm, Belediye binasının ve Jandarma
karakollarının merdivenlerinde ve Osmanlı Bankası'nm
önünde meşrutiyet yanlısı konuşmalar yaptılar.109 Düyun u

ayrıntılı bir anlatımı için bkz., Yarbay G. Lionel Bonham'dan G. Barclay'e,


Drama, 2 3 Temmuz 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional
Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , .105, ss.23-24 için-
de. Ayrıca bkz.,, Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi,
26, pp.9335-9336.

106 H. E Knight, The Awakening of Turkey, ss.219-220; Ahmed Niyazi, Balkanlar-


da Bir Gerillacı: Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi Bey'in Anılan, s.225; ve
• .İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle llâıı
Edildiğine Dair Vesikalar," s.118.

107 Başkonsolos Harry H. Lamb'den G. Barclay'e, Selânik, 2 6 Temmuz 1 9 0 8 ,


"Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908,"
Parliamentary Papers, 1909, 105, s.42 içinde;" Kâzım Nami Duru, lttUicıt ve
Terakki" Hatıralarım, s.30; ve E. E Knight, The Awakening of Turkey, s.220.

108 Nette Freie Presse, 25 Temmuz 1908'den nakleden, L. Bouvat, "Etnpire Otto-
man: La Revolution en Turquie," Revue du Monde musulman, 5 (Mayıs-Agus-
tos 1.908), s.718. •
109 Başkonsolos Haıry H. Lamb'den G. Barclay'c, Selânik, 2 3 Temmuz 1 9 0 8 ,
"Correspondence Respeiting the Constitutional Movement in Turkey, 1908,"
Parliamentary Papers, .1909, 105, ss.28-29 içinde; G. Barclay'den Sir EcHvaal
Grey'e, İstanbul, 2 4 Temmuz 190,8, "Correspondence Respectinğ the Consti-
tutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.10-
11 içinde; ve E Risal, La Ville Convoitie: Sahmique, ss.306-308.
Umumiye Idaresi'nin Selânik'teki memurlarından Nesini
Russo, Olympus Meydanindaki büyük bir kahvede konuş-
ma yaptı.110 Konuşmalar her milletten cemaatin oluşturdu-
ğu büyük kalabalıkların heyecanlı alkışlarıyla desteklen-
mekteydi. Konuşmacılar arasında, Belediye Reisi, Ticaret
Mahkemesi Reisi, Sanayi Mektebi Müdürü ve iki yerel gaze-
tenin başyazarları da bulunuyordu. Gecenin ilerleyen saat-
lerinde ve hatta günün ilk ışıklarına kadar, subaylar ve si-
viller bazen yürüyerek, bazen de atlı arabalarda İttihad ve
Terakki Cemiyeti'nin bayraklarını ve afişlerini sallayarak
gezdiler. Bu gezintiler de kitlelerin alkışlarıyla kutlanıyor-
du. 111
Edirne'deki asker ve sivil memurlar, olaylardan 24 Tem-
muz günü haberdar olduklarında pek memnun olmadılar.
Ertesi gün Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin iki temsilcisi, Va-
li, diğer yüksek rütbeli sivil idareciler, ikinci Ordu Başku-
mandanı ve diğer kumandanlarla görüşerek arzuları hilafı-
na İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne ve meşrutiyete sadakat
yemini etmelerini sağladı, idari işler görevdeki memurlara
bırakılırken, denetim, Ittihadcıların kontroluna geçiyor-
du. 112 •
Bu sırada, Selanik'te bulunan "Umumî Müfettiş Hüseyin

110 Başkonsolos Harry H. Lamb'den G. Barclay'e, Selânik, 2 6 Temmuz 1 9 0 8 ,


"Correspondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , "
Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 105, s.42 içinde. Ayrıca bkz., A. D. Zannas, O
Makedonikos Agon: Anamniseis, s.53.
111 Başkonsolos Harry H. Lamb'den G. Barclay'e, Selânik, 2 3 Temmuz 1 9 0 8 ,
"Correspondence Respecting the Constitutional Movement iıı Turkey, 1 9 0 8 , "
Parliamentary Papers, 1909. 105, ss.28-29 içinde; ye Kâzım Nami Duru, "İtti-
hat ve Terakki" Hrttıraiarıtn, ss.30-32. Ayrıca bkz., Afi Canip Yöntem, "Sela-
nik'te 10 Temmuz Sabahı," ss.257-259.

112 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, Tarabya, 2 9 Temmuz 1 9 0 8 , "Correspond-


ence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamen-
tary Papers, 1909, 105, s . 2 8 içinde.Ayrıca bkz., Aziz Akmcan, "tkinci Meşru-
tiyet Nastl Uân Edildi? " ss.1563-1565.
Hilmi Paşa, Hükûmet'ten Sultan'ın halkın isteklerine uya-
rak Meclis-i Mebusan'ın yeniden açılmasını kabul ettiğine
dair bir telgraf aldı. Telgraf metni üzerindeki söylentiler
hızla yayıldı ve yaklaşık onbeş bin kişiden oluşan bir toplu-
luk, haberi bizzat doğrulaması için Paşa'nın konağı önünde
toplandı. 24 Temmuz sabahı saat dokuz buçukda Hilmi Pa-
şa İstanbul'dan gelen telgrafı okudu. Telgraf şöyle bitmek-
teydi: Sultan halkın isteklerini kabul ettiğine göre artık İtti-
had ve Terakki Cemiyeti'ııe gerek yoktu. Kalabalığı temsi-
len konuşan bir şahıs, Sultan'ın bir lütufta bulunmadığını,
tam tersine, halkın kendi iradesiyle haklarını almış olduğu-
nu ve dolayısıyla Meclis-i Mebusan açılmadığı sürece İtti-
had ve Terakki Cemiyeti'ne gereksinimleri olduğunu söyle-
di. Ardından şehrin tümünde heyecanlı gösteriler yapıldı.
Selânik bayrak ve pankartlarla donanmıştı. Tüm meydan-
larda konuşmalar yapılıyor ve alkış sesleri kesilmiyordu.113
Şehirde Avrupalı gözlemcileri şaşkınlığa uğratan kutlama
törenleri yapılıyordu. 24, 25 ve 26 Temmuz günleri dağlar-
dan Selânik'e inen ve mutlakiyetçi yönetim tarafından kel-
leleri için ödüller konmuş olan Bulgar, Rum ve Ulah çetele-
riyle Arnavut haydut ve eşkiyalar -daha düne kadar birbir-
lerinin köylerini basıp, kadınlarını öldüren değişik ırklar-
dan insanlar- İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin yönetimi al-
tında birleşiyor, birbirlerine sarılıyor ve Türklerle dost ol-
mak istiyorlardı. Bulgar çetelerinin başı, 'Dağların Kralı'
Sandansky özgürlük, kardeşlik ve adalet üzerine nutuk ve-
riyor, halk tarafından heyecanla karşılanıyordu.114

113 Başkonsolos Harry H. Lamb'den G. Barclay'e, Selânik, 24, Temmuz 1 9 0 8 ,


"Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908,"
Parliamcntary Papers, 1909, 105, ss.29-30 içinde; ve Kâzım Narni Duru, "İtti-
hat ve Terakki" Hatıralarım, s.33.

114 E. E Knight, The Awakening of Turkey, s.230; Charles Roden Buxton, Turkey
in Revolution, ss.70-71; ve P Risal, La Viile Convoıtee: Saloııiqııe, ss.313-315.
Ayrıca bkz., Kâzım Narni Duru. "İttihat ve Terakki" Hatıralarım, ss.33-34.
Makedonya'da olup-bitenler karşısında başka şansının
kalmadığını anlayan Sultan Abdülhamid, 24 Temmuz günü
Kanun-u Esasi uyarınca Meclis-i Mebusan'm açılmasını ve
hemen seçime gidilmesini emreden bir duyuru yayımlamak
115
zorunda kaldı. Böylece Türkiye'de mutlak monarşi sona
ermiş bulunuyordu.

Mutlak monarşinin başarılı bir biçimde devrilmesi ve yeri-


ne meşruti monarşinin kurulması ülkenin tüm kesimleri
tarafından kutlandı.
25 Temmuz günü İstanbul'un belli başlı caddeleri bayrak-
larla donatıldı. Halk caddelerde yürüyor ve gösteriler yapı-
yordu. Yeni yönetimi kutlayan, aralarında Türk, Rum, Er-
meni ve Musevilerin de bulunduğu elli bin kişiden oluşan
bir topluluk iki bando eşliğinde, Bâb-ı Âli'ye yürüdü. Sadr-ı
Âzam Said Paşa, topluluğun başında bulunan ve sözcü ola-
rak seçilen İstanbul'un tanınmış ve saygın avukatlarından
Talat Bey'i kabul etti. Talat Bey, Said Paşa'ya Sultan'a yeril-
mek üzere bir mektup verdi. Talat Bey başkanlığındaki he-
yet daha sonra Hariciye Nezareti'ne giderek Tevfik Paşa ta-
rafından kabul edildiler. Heyet Hariciye Nazırı'na yaptığı zi-
yaretten sonra Bâb-ı Âli'den aynldı ve toplulukla beraber
diğer nezaretlerin önünden geçerken 'Hürriyet!,' 'Müsavat!,'
'Adalet!,' ve 'Uhuvvet!' -yani, 'özgürlük,' 'eşitlik,' 'adalet' vec
'kardeşlik'- sloganları atarak, Beyazıt'taki Harbiye Nezare-
ti'ne vardı. Kalabalık Nezarete vardığında, yeni Harbiye Na-
zırı Müşir Ömer Rüşdü Paşa, beraberinde yüksek rütbeli
subaylarla birlikte Nezaret binasının basamaklarında belir-
di. Topluluktan Kolağası Selim Sırrı [Tarcan] Bey ve avukat
Kemal Efendi, orduda görev almanın, Sultan ve özgürlük

115 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, Tarabya, 2 5 Temmuz 1908, "Correspond-


ence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parlmmen-,
tary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.15 içinde.
için kendini feda etmenin tüm vatandaşların görevi olduğu-
nu belirten konuşmalar yaptılar. Konuşmaların ardından
Harbiye Nazırı ve beraberindeki yüksek rütbeli subayları,
ülkeye sadakatle hizmet edeceklerine dair içtenlikle yemin
etmeğe çağırdılar. Nazır ve yüksek rütbeli subaylar yemin
ettikten sonra, kalabalık, Meşihat-ı îslamiye'ye -yani, Şeyh-
ül Islâmlık'a- doğru yöneldi. Şeyh-ül İslâm Mehmed Cema-
leddin Efendi, topluluğu Sultan için duaya çağırdıktan son-
ra, kalabalık Maliye Nezareti'ne doğru yürüyüşe geçti. Mali-
ye Nazırı da tıpkı Harbiye Nazırı gibi görevini sadakatle ya-
116

pacağına yemin etti. ,


İstanbul'daki kutlamalar 26 Temmuz'da da ilk günkü çoş-
kuyla sürdü. 26 Temmuz günü öğleden sonra Türk, Rum,
Ermeni, Bulgar ve Musevilerdeıı oluşan yaklaşık yüz bin kişi-
lik bir topluluk Harbiye Nezareti önündeki Beyazıt Meyda-
nı'nda toplandı. Burada yapılan konuşmalarda yeni anayasal
yönetime bağlılık yemini eden topluluk
1 1 7 ' daha sonra Yıldız Sa-
rayı'na kadar coşkuyla yürüdü. Tüm gün boyunca Bo-
ğaz'm her iki yakasında da heyecanlı gösteriler yapıldı. Yeni
anayasal yönetimi kutlayanlarla dolu, bayrak ve pankartlarla
süslenmiş vapur, sandal ve kayıklar kıyılardan bir yukarı, bir
aşağı geçerken Boğaz'm her yanından neşeli kutlama sesleri
yükseliyordu. Tüm bunlara ek olarak, vapurlar düdükleriyle
hem birbirlerini, hem de kıyıdaki halkı selamlıyordu.118
116 Selim Sırrı Tarcan, Hatıralarım, ss.29-33; "Loyal Demcmstrations," The Le-
vam Herald and Eastern Expıess, 2 7 Temmuz 1908, s . l ; vc "La Turquie Coııs-
titutioıınclle," Le Temps, 28 temmuz 1908, s.l.

117 "Loyal Demonstrations," The Lmrnt Herald and Eastern Erpress, 2 7 Temmuz
1908, s . l ; Selim Sırrı Tarcan, Hatıralarım, ss.34-35; ve G. Barclay'clen Sir Ed-
ward Grely'e, İstanbul, 2 6 Temmuz 1908, "Correspondence Respectinğ the
Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105,
s. 13 içinde. Ayrıca bkz., L. Böuvat, "Empire pttomaıı: La Revolution en Tur-
quie," Revue du Monde musulman, 5 (Mayıs-Ağustos'1908), ss.722-723.

118 "Loyal Demonstrations," The Levant Herald and Eastern Express, 2 7 Temmuz
1908, s . l ; ve Mary A. Poyııter, V/heıi Turkey was Turkey, s.52.
Aynı gün akşama doğru, Sultan Abdülhamid'i tüm siyasal
mahkûm ve sürgünlerin affına zorlamakta başarılı olmanın
heyecanım yaşayan bir grup devrimci, aralarında eski Zira-
at, Orman ve Maadin Nazırı Selim Melhame Paşa, ikinci
Kâtib İzzet Paşa ve Baş Mabeynci Tahsin Paşa'nm da bulun-
duğu bir grup yüksek rütbeli Saray görevlisinin işten he-
men el çektirilmesi için Yıldız'a yürüdü.' 19 Devrimciler bu
isteklerini Şeyh-ül İslâm aracılığıyla Sultan'a iletmek istedi.
Uzun süren ısrarlardan sonra nihayet Sultan grubu kabul
etmek zorunda kaldı; ancak, topluluğun bazı Saray görevli-
lerinin işten el çektirilmesi isteğini kabul etmedi.
26 Temmuz gecesi Beyoğlu'nda Cadde-i Kebir'de topla-
nan halk büyük bir coşkuyla yeni anayasal düzen lehinde
gösteriler yaptı. Tepebaşı'nda ise adım atacak yer yoktu.
Bando, gecenin geç saatlerine kadar parkta kutlamalara ka-
121
tılan halkı eğlendirdi.
27 Temmuz günü Aya Sofya Camii'nde büyük bir toplantı
yapıldı. Toplantı sonrasında başka bir heyet, Sultan'm ma-
iyetindeki kadroda bulunan ve halk tarafından istenmeyen
bir takım görevlilerin işlerine son verilmesi isteklerini yine-
lemek üzere tekrar Yıldız Sarayı'na gitti.122 Halkın tepkisine

119 "İmperial Clenıency," The Levant Herald and Eastern Express, 25 Temmuz
1908, s . l ; ve G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 27 Temmuz 1908,
"Correspondence Respecting tlie Constitutional Movement in Turkey, 1908,"
Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s. 14 içinde.

120 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 2 7 Temmuz 1908, "Correspond-


ence Respecting tlıe Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamen-
tary Papers, 1909, 105, s.içkide.

121 "Loyal Demoırstrations," The Levant Herald and Eastern Exprtss, 27 Temmuz
1908, s.l.
122 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 2 7 Temmuz 1908, "Correspond-
ence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamen-
tary P a p m , 1909, 105, s.15 içinde; ve L. Bouvat, "Empire Ottomaıı: La Revo-
lution en Turquie," Revue du Monde musulınan, 5 (Mayıs-Ağustos 1 9 0 8 ) ,
s.723.
boyun eğmek zorunda kalan Sultan, İzzet Paşa ve diğerleri-
ni görevden alarak Şam'a sürdü. 123 Benzer bir biçimde, yine
halktan gelen yoğun baskı sonucu ilân edilen genel af he-
men uygulamaya konularak İstanbul'daki tüm siyasal tu-
tuklular hemen serbest bırakıldı.124 Genel af, İstanbul'daki
evlerine artık serbestçe geri dönebilecek tüm siyasal mülte-
ci ve sürgünleri de kapsıyordu. İstatistiklere göre, yurt dı-
şındaki Ermeni mültecilerin sayısı seksen bine ulaşırken,
125
sürgündeki Müslümanların sayısı altmış bini buluyordu.
27 ve 29 Temmuz günlerinde, İttihad ve Terakki Cemiye-
ti üyeleri ve kimi subaylar şehrin değişik yerlerinde topla-
nan kalabalıklara hitab ederek Meşrutiyeti canları pahasına
korumaya and içtiler.126
Ağustos ayında ise, yine İstanbul'da Ermeni Devrimci Fe-
derasyonu ve Türk devrimcileri arasında dayanışma göste-
rileri yapıldı, 13 Ağustos'ta Balık Pazarı Üç Horan Ermeni
Kilisesi'nde özgürlük ve adalet uğruna canlarını vermiş
Müslümanlar anısına Âyin-i Ruhanî yapıldı. Âyinin sonun-
da Ermeni Patrikhanesi Vekili Gatoğigos Tourian alkışlarla
karşılanan, vatanperver bir konuşma yaptı. İçinde çok sayı-

.123 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 2 9 Temmuz 1908, "Correspond-


ence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamen-
tary Papers, 1909, 105, s.15 içinde. "İzzet Holo Paşa," ve "Ragıp Paşa," İbra-
him Alaettin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi, s.198, ve s.311.

124 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, İstanbul, 27 Temmuz 1908, "Correspond-


ence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamen-
tary Papers, 1909, 105, s.15 içinde; ve "The Amnesty," The Lh'aııt Herald and
Eastern Express, 27 Temmuz 1908, s . l . Siyasal suçlular hakkında çıkardan af-
fın metni için bkz., Adrien Biliotti ve Ahmed Sedad (Der.), Ligislation Otto-
ınane depuis de Retablissement de la Constitution, 1, ss.3-4.

125 "The Political Refugees," The Levant Herald and Eastern Express, 2 9 Temmuz
1908, s.l. . •
126 G. Barclay'den Sir Edward Grey'e, Istanbule, 2 9 Temmuz 1908, "Correspond-
ence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamen-
tary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.16 içinde.
da Müslümanın da bulunduğu topluluk, buradan çıkarak
Taksim'e yürüdü ve burada toplanmış kalabalığa katılarak
yeni kurulan anayasal düzeni ve Türk-Ermeni kardeşliğini
kutladılar.12"7
27 Temmuz günü, Edirne, yeni başlayan meşruti monarşi
dönemini kutlamak üzere süslendi ve gece de fener alayları
düzenlendi. Gün boyunca, Garnizon Kumandanlığı ve Vilâ-
128
yet Konağı önünde konuşmalar yapıldı. Selanik'teki
Üçüncü Ordu'yu temsil eden altı subay özel bir trenle 28
Temmuz'da Edirne'ye geldi. Subaylar, istasyona korumasız
gelmeye zorlanmış Vali ve İkinci Ordu kumandanıyla bir-
likte, sivil ve askerî memurlar tarafından karşılandılar. As-
kerler ve siviller, gelenleri büyük bir heyecanla karşıladılar.
Üçüncü Ordu'ya bağlı Îttihadcı subaylar, Vali ve İkinci Or-
du Kumandanı'na İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından
görevden alındıklarını bildirdiler. Halk, 'Padişahım çok ya-
şa!' şeklinde bağırınca, Selânikli subaylar Padişah lehine
slogan atılmasının sona ermesini, çünkü Meşrutiyet'in Pa-
dişah'ın çabalarıyla değil, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin
çabalarıyla olduğunu hatırlattı. Subaylar daha sonra istas-
yon duvarlarında bulunan, Padişah yanlısı tüm afişleri in-
dirmeye başladılar. Çok sayıda subay mutlak monarşiyi ye-
ren ateşli konuşmalar yaptıktan sonra, istasyondan yola çı-
kan kalabalık Belediye'ye kadar yürüyerek, binanın önünde
büyük bir gösteri yaptı. Burada da yeni anayasal düzen le-
hinde coşkulu konuşmalar yapıldı. Bu sırada Vali ve ikinci
Ordu Kumandanı'ndan Kanun-u Esasi'ye bağlılık yemini
etmeleri istendi. Yeminden sonra, kendilerinin görevlerinde
kalabilecekleri, ancak maaşlarında azalma olacağı bildirildi;

127 "The Armeııians," The Levant. Herald and'Eastern Express, 14 Ağustos 1908,
s.l; ve H. K Knight,The Awakening of Turkey, s.229.
"The Festivities at Adrianople," The Levant Herald and Easterrı Express, 28
Temmuz 1908, s.l.
tabii ki, asıl yetki ve sorumluluk İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin atayacağı görevliler elinde olacaktı.
29 Temmuz'da Drama'da civar köylerden gelen yaklaşık
onbeş bin kişilik kalabalık bir Yunan topluluğu, Hükümet
Konağı önünde ittihad ve Terakki Cemiyeti'ni destekleyen,
büyük ve coşkulu bir gösteri yaptı. 130
Konya'da ise, Vali, çeşitli kamu görevlileri Ve ittihad ,ve
Terakki Cemiyeti'nin temsilcileri olan sürgünler, Selânik ve
İzmir'e devrimden önceki ayaklanmaları bastırmaları için
gönderilen, fakat emre uymayarak kendileri de ayaklanan
askerleri kahramanlar gibi karşıladılar. Atılan sloganlar ara-
sında, 'Hürriyet!' sözcüğünü içerenler çoğunluktaydı. İtti-
had ve Terakki Cemiyeti, Selanik'te bu askerlere üzerinde
'Hürriyet ve Terakki' ve 'Millet ve Hürriyet' yazılı bayraklar
dağıtmıştı. Bu bayraklar, şimdi tüfeklerin namlularım süs-
lüyordu.131 Görünüşe göre, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin

129 "La Constitution â Andrinople," The Levant Herald ahâ Eastern Express, 3
Ağustos 1908, s.3; ve Konsolos L. L. R. Samson'dan G. Barclay'e, Edirne, 2 9
Temmuz 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement
m Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, ss.33-35 içinde. 1 Ağus-
tos'ta 2 8 Temmuz gününün heyecanına tepkinin sergilendiği olaylar yaşandı.
Askerler, başlarındaki zabitlerin Sultan Abdülhamid'i öldürmeyi düşündük-
lerini sanarak, ayaklandı. Edirne'de, zabitlerin ne yapacaklarını şaşırdıkları
bir ortamda, panik yaşandı. Edirne'de her ne kadar daha tatsız olaylar yaşan-
madıysa da, şehirdeki kargaşa nedeniyle, İttihad ve Terakki Cemiyeti üyeleri
selâmeti saklanmakta buldular. Ayaklanan askerlerden üçyüzelli kadarı İs-
tanbul'a giderek Sultan Abdülhamid'in huzuruna çıktılar. Kabulden sonra
yatışan askerler, Kanun-u Eşasi'ye karşı olmayıp, Sultan Abdülhamid'e bağlı
olduklarını söylediler. Bu arada, İttihad ve Terakki Cemiyeti de bir bildiri ya-
yınlamak zorunda kalarak, kendilerinin de aynı duygulan paylaştıklarını ifa-
de ettiler. Kamuoyuna yapılan bu açıklama ile huzur sağlandı (Sir Gerard
Lowther'daıı Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1908, "Correspondence
Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary
Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.43 içinde).

130 Yarbay G. Lionel Bonham'dan G. Barclay'e, Drama, 31 Temmuz 1908, "Cor-


respondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.37 içinde.
131 EO, 4 2 4 / 2 1 6 , Konsolos Muavini Doughty-Wylie'den Sir Gerard Lovvther'a,

142
Konya Şubesi şehrin tek hakimi durumuna gelmişti ve za-
ten zayıf bir durumda olan Vali, görevini ancak Ittihad ve
Terakki Cemiyeti'nin tavsiye ve desteğiyle yapabiliyordu.132
25 Temmuz günü Bursa'daki Ittihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin liderleri Vali Mehmed Tevfik [Biren] Bey'i ziyaret ede-
rek Ittihad ve Terakki Cemiyeti merkezinin yolladığı telgraf
doğrultusunda ülkede meşrutiyetin ilân edilmiş olduğunu
Vali'ye bildirdiler. Bursa'daki Ittihadcılann başında Ittihad
ve Terakki devrinin Maarif Nazırı ve 1926 yılında 'izmir
Suikasti' davasında İstiklâl Mahkemesi tarafından suçlana-
rak Kemalist rejimce asılacak olan Bursa idadisi İkinci Mü-
dürü Şükrü Bey vardı. O gece Bursa'nın en büyük otelinde
Kanun-u Esasi'nin ilânı ile gelen yeni anayasal düzen şerefi-
ne görkemli bir ziyafet düzenlendi. Bursa'nın Müslüman
olan, olmayan tüm ileri gelenlerinin ve bazı devlet memur-
larının katıldığı bu ziyafet sırasında özgürlüğü kutlayan ko-
nuşmalar yapıldı ve sarıklı hocalarla papaz ve hahamların
birbirleriyle kucaklaşıp öpüştükleri gözlendi. 133 Ertesi gün,
Müslüman, Hıristiyan ve Musevi tüm halkın katıldığı gös-
terilerdeki coşkunun tarifi mümkün değildi. Ittihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin Bursa Şubesi tarafından düzenlenen gös-
terilerde 'Yaşasın Hürriyet!,' 'Kahrolsun Istibdad!' sesleri
güçlü bir şekilde işitiliyordu. İngiltere Konsolosluğu önün-
de toplanan yaklaşık yirmibeş bin kişilik bir topluluk Gar-

Konya, 1 Ağustos 1 9 0 8 , Furt her Correspondence Respecting the Affairs of Asi-


atic Turkey andArabia, No.9480, s.92 içinde.
132 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard l.owther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağus-
tos 1908, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, No.9480, s . l l l içinde. Ayrıca bkz., Sir Gerard Lovrther'dan Sir Ed-
ward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1 9 0 8 , "Correspondence Respecting the
Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105,
s.44 içinde.

133 Mehmed Tevfik Biren, II. Abdülhamid, Meşrutiyet ve Mütareke Devri Hat ırala-
rı, 1, ss.447-448.
nizon Kumandanı Yardımcısı'nın İngiltere'yi, İngiliz Anaya-
sasını ve Hükümdarını öven konuşmasını dinledi. Daha
sonra Vali Konağı'nm önünde toplanan kalabalık, Vali Meh-
med Tevfik [Biren] Bey'den de bir konuşma yaparak yeni
düzene bağlılığını belirtmesini istedi. Vali, açıkça böyle bir
yemin etmedi. Bunun üzerine, Kanun-u Esasi'ye bağlılık
yemini etmeyen Vali'ye düşüncesini değiştirmesi için iki
gün süre tanındığı, ancak yine reddederse, görevden alınıp,
İstanbul'a gönderileceği bildirildi. 134 Alman Büyükelçili-
ği'nin girişimiyle yaklaşık bir yıl önce Bursa'ya sürülmüş,
adı yolsuzluklara karışmış Fehim Paşa, Bursa'dan kaçmaya
çalışırken linç edildi.135 Ayrıca, Bursa'da Saray hesabına ca-
susluk yaptıkları öteden beri bilinen Kaymakam Cevad Bey
ile Miralay Rıza Bey ve Yüzbaşı Enver Bey gibi birkaç subay
halkın lanetleri arasında Kumandanlık'a götürülerek tutuk-
landı.136
İttihad ve Terakki Cemiyeti, Kayseri, Mersin ve Adana'da
da 23 Temmuz'un hemen sonrasında kontrolü ele geçirdi.
Adana'da, devrimcilerin düzenlediği ve yeni anayasal düze-
ni destekleyen heyecanlı gösterilerden sonra İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin Adana temsilcileri Vali Bahri Paşa'yı gö-
revden uzaklaştırdılar.137 Mersin'de meşrutiyet büyük bir

134 "Lettre de Brousse," The Levant Herald and Eastern Express, 1 Ağustos 1908,
s.3; "Lettre de Brousse," The Levant Herald and Eastern Express, 6 Ağustos
1908, s.3; ve Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos
1 9 0 8 , "Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in Tur-
key, 1 9 0 8 , " Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.44 içinde; ve Mehmed Tevfik
Biren, II. Abdülhamid, Meşrutiyet ve Mütareke Devri Hatıraları, 1, ss.451-
452.

135 Mehmed Tevfik Biren, II. Abdülhamid, Meşrutiyet ve Mütareke Devri Hatırala-
rı, 1, sS.453-455.

136 Mehmed Tevfik Biren, II, Abdülhamid, Meşrutiyet ve Mütareke Devri Hat ırala-
rı, .'. s.453.
137 "Lettre d'Adana," The Levant Herald and Eastern Express,-13 Ağustos
1908,s.3; ve EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarab-
coşkuyla karşılandı. Burada da Mutasarrıf görevden alın-
dı. 139 Meşruti monarşinin ilânına ilişkin haberler İskende-
run ve çevresinde de coşkuyla karşılandı-. Halk Kanun-u
Esasi'nin ilânının ticarete, sanayie ve tüm iktisadî faaliyetle-
re canlılık getireceği düşünüyordu.140
Samsun'da da diğer şehirlerde olduğu gibi gösteriler ya-
pıldı. Merkezî hükümetin tüm temsilcileri Kanun-u Esa-
si'ye bağlılık yemini etmeye zorlandılar. Yemin töreninden
yalnızca tarafsızlığı, hakkaniyetli davranışı ve lekesiz sicili
nedeniyle bir hakim hariç tutuldu. Diğer yandan, kötü bir
141
şöhreti olan Belediye Reisi tam üç kez yemin ettirildi. It-
tihad ve Terakki Cemiyeti'nin bazı üyeleri Samsun'a gele-
rek, ilân edilen Kanun-u Esasi'nin Padişah'm bir lütfü ol-
madığını ve Padişah'a zorla kabul ettirildiğini açıklayan ko-
nuşmalar yaptılar.142 '
Trabzon'da, 24 Temmuz'u takip eden birkaç günlük kısa
bir belirsizlik döneminden sonra şehirde halk büyük sevinç
gösterileri yapmasa da genel bir memnuniyet ortamı doğdu.
Monarşist Hükümetin memurları ise yeni durumdan hiç de

ya, 18 Ağustos 1908, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic


Turkey andArabia, No.9480, s . l l l içinde.
138 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Konsolos Muavini Dou'ghty-Wylie'den Sir Gerard Lowther'a,
Konya, 1 Ağustos 1 9 0 8 , Further Correspondence Respecting the Affairs of Asi-
atic Turkey and Ârabia, No.9480, s.92 içinde.

139 "Lettre de Mersine," The Levant Herald, and Eastern Eicpress, 27 Ağustos
1908, s.3. : .
140 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Konsolos Vekili Catoni'den Konsolos Longworth'a, İskende-
run, 18 Ağustos 1908, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic
Turkey and Arabia, No.9480, s.124 içinde.

141 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edwarcl Grey'e, Tarabya, 18 Ağus-
tos 1908, Further Correspondmce Respecting the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, No.9480, s . l l l içinde.
142 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 2 6 Ağus-
tos 1 9 0 8 , Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turfcey and
Arabia, No.9480, s. 122 içinde.
memnun değillerdi. 1907'de Bitlis halkı tarafından kovul-
duktan sonra Trabzon'a atanan ve kötülüğüyle ünlü Vali
Ferid Paşa İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Trabzon'daki
temsilcileri tarafından istifaya zorlandı. 143
Harput'ta devrime ilişkin haberler ilk anda şüpheyle kar-
şılandı; halk duyduğu söylentilere inanamıyordu. Bu ne-
denle halkın gerçekten ne düşündüğünü anlamak mümkün
değildi. Ama, devrim haberinin postayla şehre ulaşmasının
ardından, 7 Ağustos'ta yarı resmî bir kutlama yapıldı. Şeh-
rin Müslüman ve Hıristiyan halkı, her tarafı süsleyip, ay-
dınlatılmış sokaklarda sevinç gösterileri yaptı. 144 Harput'ta
bulunan tüm siyasal tutuklular hemen serbest bırakıldı. Er-
meni Devrimci Federasyonu üyesi olan tüm Ermeni siyasal
tutuklular da böylece özgürlüklerine kavuştular. Mutlaki-
yetçi monarşinin yıkıldığına ilişkin haberler şehirde tam bir
sevinç sarhoşluğu havası yarattı. 145
İzmir'de de haberlerin doğruluğu anlaşıldıktan sonra şeh-
re büyük bir heyecan dalgası yayıldı. Tüm cemaatler arala-
rındaki inanç ayrılıklarını bir an için unutup beraberce gös-
teriler yaptılar. Şehrin en büyük camiinde halkla beraber
Vali ve tüm devlet memurlarının da katıldığı büyük bir top-
lantı yapıldı.146 26 Temmuz günü İzmir sokakları, yeni ana-

1 4 3 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1 9 0 8 , "Corre-


spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parli-
amentary Papers, 1909,105, s A5 içinde.

144 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edvvard Grey'e, Tarabya, 11 Ağus-
tos 1908, Further Correspondence Respectinğ the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, No.9480, s.101 içinde. Harput'taki kutlamalar için bkz., lshak Sun-
gutoğlu, Harpın Yollarında, 4, ss.327-329.

145 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1908, "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-.
liamentary Papers, 1909, 105, s.45 içinde; ve lshak Sunguroğlu, Harput Yolla-
rında, 4, ss,329-331. -

146 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Löwther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 11 Ağus-
tos 1908, Further Correspondence Respectinğ the Affairs of Asiatic Turkey and
yasal düzenin heyecanlı destekçileri tarafından öylesine
dolmuştu ki, adım atacak yer yoktu. Şehrin her yanındaki
bandolar, Hamidiye Marşı ile birlikte değişmeli olarak
Fransız, İngiliz ve Yunan millî marşlarını da çalmaktaydı.
Dört bir yanı süslenmiş İzmir'de bir bayram havası esmek-
teydi. 147 İzmir Garnizon Kumandanı ile İdare-i Umumiye
Meclisi'nden bir kişi Saray casusu olduklarından şüpheleni-
len iki kişiyle birlikte göz altına alındılar. Devrimden he-
men sonra Koriya istikâmetine kaçan ve zimmetine para ge-
çirmekle suçlanmış olan Garnizon Kumandanı İzmir'e geti-
148
rilerek diğer tutuklananlarla birlikte Selânik'e gönderildi.
İttihad ve Terakki Cemiyeti İzmir Şubesi'nce tutuklanarak
Selânik'e gönderilen yüksek rütbeli devlet memurları ara-
sında halkın nefret ettiği İzmir ve Aydın Polis Müdürleri,
İzmir Jandarma Komutanı, Telgrafhane Müdürü ve Belediye
Reisi de vardı. Ittihadcılarca görevine son verilen Vali ise
çareyi İngiltere Konsolosluğu'na sığınmakta buldu. Fakat,
tutuklanıp İstanbul'a gönderilmesi için emir çıktığını öğre-
nince, Kıbrıs üzerinden Beyrut'a gidecek
149 olan bir gemiye
binip kaçmak üzereyken yakalandı. Vali'nin yakalanma-
sına rağmen gemiyle Atina'ya kaçarak sığınma hakkı iste-

Arabia, No.9480, s.101 içitıde; ve 1 : 0 . 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir


Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1 9 0 8 , Further Correspondence Respecting
the Affltirs of Asiatic Turkey and Arabia, No!9480, s. 1 1 0 içinde.

147 "The Constitution," The Levant Herald and Eastern Express, 2 7 Temmuz
1908, s . l .

1 4 8 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, l l A ğ u s -


tos 1 9 0 8 , Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, No.9480, s.101 içinde; ve EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir
Edward Grey, Tarabya, 1 8 Ağustos 1908, Further Correspondence Respecting
the Affairs of Asiatic Turkey and Arabia, N o . 9 4 8 0 , s . 1 1 0 içinde.

149 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lovvther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağus-
tos 1908, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, No.9480, s.l 10 içinde.
yen eski düzen yanlısı devlet memurlarının sayısının ol-
dukça çok olduğu söyleniyordu.150 İzmir Hapishanesi'nden
siyasal tutuklularun serbest bırakılması sırasında bir takım
zorluklarla karşılaşıldı; kendilerinin de siyasal suçlularla
birlikte serbest bırakılmasını isteyen adi suçlular, aksi tak-
dirde ellerindeki rehineleri öldüreceklerini söyleyerek zor-
luk çıkardılar. Görevi eski düzen temsilcilerinin elinden
alan yeni yetkililer, ancak adi tutukluların durumlarını ye- •
niden gözden geçireceklerine söz verince rehineler serbest
bırakıldı.151
Erzurum'da hapishanedeki siyasal tutuklular devrim ha-
beri üzerine hemen serbest bırakıldılar. Serbest bırakılan
doksaniki tutuklunun altmışı Ermeni, otuzikisi Türk'tü.
Türklerin onsekizi, 1906 ve 1907 Vergi Ayaklanmaları'na
katıldıkları için ömür boyu hapse mahkûm edilmişlerdi.152
6 Ağustos'ta halk, bayrak ve pankartlarla bezenmiş görkem-
li bir kutlama töreni düzenledi. Törene katılanlar, Ermeni
Metropolithanesi önünde durdular. Burada Metropolit Sa-
adetyan ve İttihada bir subay kardeşlik, adalet, eşitlik, öz-
gürlük ve Kanun-u Esasi'yi yücelten konuşmalar yaptılar.
Konuşmalar alkışlarla karşılandı. Kalabalık, konuşmaların
ardından, Katolik ve Rum kiliselerine doğru yöneldi. Hü-
kümet Konağı önüne gelindiğinde kalabalık yirmi bin kişi-

150 "Echos de la Ville," The Levant Herald and Eastern Express, 4 Ağustos 1908,
s.2.
151 E O . 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 11
Ağustos 1908, Further. Correspondence Respectinğ the Affairs of Asiatic Tur-
key and Arabia, No.9480, s. 101 içinde.
152 E O . 4 2 4 / 2 1 6 , K o n s o l o s Shipley'den Sir Gerard Lowther'a, E r z u r u m , 3
Ağustos 1 9 0 8 , Further Correspondence Respectinğ the Affairs of Asiatic Tur-
key and Arabia, No.9480, 1 s.109 içinde; Ayrıca bkz., Sir Gerard Lowther'dan
Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1908,' "Correspondence Respectinğ
the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary Papers,
1 9 0 9 , 1 0 5 , s.44 içinde.
ye ulaşmıştı. Tüm bu şükran gösterilerine rağmen Erzu-
rum halkı tam anlamıyla sevinçli değildi, çünkü Vergi
Ayaklanmalarını örgütlemekten 1908 Şubatında mahkûm
edilmiş yetmişbir tutuklunun çoğu hâlâ serbest bırakılma-
mıştı. 154 10 Ağustos'ta onlar da özgürlüklerine kavuştular
ve ancak bundan sonra Erzurum'da görkemli kutlamalar
yapıldı. 155 Ağustos ayı ortasında şehrin her yerinde genel
hoşnutluk havası esiyor, Müslüman ve Hıristiyan halk, öz-
gürlük ve adalet sloganları atarak şehirde geziyorlardı. 156
20 Ağustos'ta, Erzurum'daki Vergi Ayaklanmaları olayları-
nın en önemli liderlerinden ve 1907 Kasımı'nda Sinop'a sü-
rülmüş olan, Dava Vekili Seyfullah Efendi, Hacı Şevket Ho-
ca Ve Hacı Âkif Efendi şehre dönerek kahramanlar gibi kar-
şılandılar.157
Kanun-u Esasi'nin ilânıyla şaşkınlığa düşen Van Valisi,
Adliye Nezareti'nden daha fazla bilgi gelmeden Ermeni si-

1 5 3 "The Constitution at Erzeroum," The Levant Herald and Eastern Express, 7


Ağustos 1908, s . l .
1 5 4 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Konsolos Shipley'den Sir Gerard Lowther'a, Erzurum, 3
Ağustos 1 9 0 8 , Further Correspandence Respecting the Affairs of Asiatic Tur-
key and Arabia, No.9480, s.109 içinde.

155 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lovvther'a Sir Edward Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos
1908, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, N o . 9 4 8 0 , s. 102 içinde; ve F.O. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir
Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1 9 0 8 , Further Correspondence Respec-
ting the Ajfoırs of Asiatic Turkey andArabia, N o . 9 4 8 0 , s . l l l içinde.

156 E O . 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerarcl l_owther'dan Sir E d v / a r d Grey'e, Tarabya, 11


Ağustos 1 9 0 8 , Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Tur-
key and Arabia, N o , 9 4 8 0 , s . 1 0 2 içinde; ve EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard l.owt-
her'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 2 6 Ağustos 1 9 0 8 , Further Correspon-
dence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey and Arabia, N o . 9 4 8 0 , s.121
içinde. Aynı rapor için bkz., "Correspondence Respecting the Constituti-
onal Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 105, s.72.

157 "Tetire d'Erzeroum," The Levant Herald and Eastern Express, 2 8 Ağustos
1 9 0 8 , s.3.
yasal tutukluları serbest bırakmada tereddüt gösterdi. 158 Bu
tutumu üzerine, halkın da büyük desteğiyle, Vali görevden
uzaklaştırıldı.153
^ Meşrutiyet Diyarbakır'da da sevinç dolu bir şaşkınlıkla
karşılandı. Diğer meslektaşları gibi yeni düzeni kabüllen-
mekte tereddüt gösteren Vali'yi bu davranışı yüzünden suç-
layan İttihad ve Terakki Cemiyeti üyeleri Vali'nin hemen
görevden alınmasını istediler. Birkaç monarşist ve rüşvet yi-
yen yüksek rütbeli devlet memuru dışında, Diyarbakır'da
halk, meşrutiyeti içtenlikle ve kuvvetle desteklemektey-
di.160)
Memleketin birçok yöresindeki meşrutiyet yanlısı coşkun
gösterilere rağmen, halkın meşrutiyet yanlısı ve meşrutiyet
karşıtı olmak üzere ikiye bölündüğü yerler de vardı. Bu
bölgelerde halk, tepkisini, değişikliklere aldırış etmeyerek
gösteriyordu.
Bu bölgelerin biri, Arnavutluk'tu. Arnavutluk'ta iki çeşit
tepkiyle karşılaşılıyordu. Örneğin Avlonya'da Kanun-u Esa-
si'nin ilânı büyük sevinçle karşılanmıştı. Yeni anayasal dü-
zeni kutlayan gösteri ve toplantılar yapılıyor, Müslüman ve
Hıristiyanlar sokaklarda birbirlerini kucaklıyorlardı.161 Oy-
sa Işkodra'da Müslüman Arnavutlar haberleri tepkisizlikle
karşıladılar. Kanun-u Esasi'nin ilanıyla birlikte, Hıristiyan-

158 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1 9 0 8 , "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.45 içinde.

159 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 2 6 Ağus-
tos 1908, Further Correspondence Respectinğ the Affairs of Asiatic Turkey and.
Arabia, No.9480, s.121 içinde.
1 6 0 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 1 Eylül
1908, Further Correspondence Respectinğ the Affairs of Asiatic lurfcey and Ara-
bia, No.9480, s. 126 içinde. ,

161 Yunan Dışişleri Bakanlığı Arşivi, 1908, KB, Avlonya Koıısolosu'ndan Dışişleri
Bakanhğı'na, Avlonya, 2 6 Temmuz 1908'den nakleden, Basil Kondis, Greece
and Albania, 1908-1914, s.38.
lar karşısındaki kimi ayrıcalıklarım yitirmekten korkuyor-
lardı. Sonraları, İttihad ve Terakki Cemiyeti yanlısı askerle-
rin zoruyla, yeni anayasal düzenin kuruluşunu kutladı-
162
lar. Yakova ve İpek'teki Arnavutlar Hıristiyan ve Müslü-
manların eşitliği düşüncesini nefretle karşılıyor ve şeriata
uymayan maddelerin uygulanması durumunda adlî me-
murları kovacaklarını bildiriyorlardı.163
Mutlakiyetçi rejimin iyi karşılanmadığı bölgelerden birisi
de Arap vilâyetleriydi. Musul Vilâyeti gibi bölgelerde, halk,
başlangıçta olup-biten siyasal değişimin anlamının farkına
pek varamadı. Bunun en önemli nedenlerinden biri de, hal-
kın adalet, eşitlik ve kardeşlik düşünceleri üzerinde temel-
lenmiş birleşmiş bir ülke fikrine yabancı olmasıydı. Bu ne-
denden belki de daha önemli bir başka neden de Sultan Ab-
dülhamid'in yakın çevresinden kötü şöhretiyle tanırimış iz-
zet Paşa'nm kardeşi olan Musul Valisi'nin bu uzak bölgeler-
de İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin etkin propaganda yap-
masını engellemiş olmasıydı. Ittihad ve Terakki Cemiyeti,
bu durumun üstesinden gelebilmek için, büyük merkezlere
istanbul'dan telgraflar çekip heyetler göndererek, halka
anayasal hareketin gerçek anlamının anlatılmasını sağla-
dı".164 Musul Valisi, Hıristiyan ve Müslüman halk arasında
huzursuzluk yaratmaya çalışınca, İttihad ve Terakki Cemi-

162 Yunan Dışişleri Bakanlığı Arşivi, 1908, KT, Dıraç Konsolosu'ndan Dışişleri
Bakanlığı'na, Dıraç, 3 Ağustos 1908'den nakleden, Basil Kondis, Greece and
Albania, 1908-1914, s.38.
1 6 3 EO. 3 7 1 / 5 8 5 / 3 0 9 6 8 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 1
Eylül 1908'den nakleden, Basil Kondis, Greece and Albania, 1908-1914,
s.38.
164 EO. 4 2 4 / 2 1 6 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağus-
tos 1908, Further Correspondence Respecting the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, No.9480, s.112 içinde. Bu rapor için ayrıca bkz., "Correspondence
Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary
Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.68 içinde.
yeti üyeleri, Vali'yi hemen görevden atmakla tehdit etti-
, 165
ler,
Beyrut'ta Hükümet temsilcisi olan yüksek rütbeli devlet
memurları olaya soğuk bakarken, Hıristiyan ve Müslüman
halk, askerlerle birlikte haberleri sevinçle karşıladı. Her
yerde olduğu gibi, burada da şehir süslenmiş ve aydmlatıl-
_ 166
mıştı.
Şam'da küçük rütbeli subaylar özgürlüğün ve anayasal
düzenin gelişini coşkuyla kutladılar.167 Kutlamalar kesinti-
siz olarak 31 Temmuz'dan 11 Ağustos'a kadar sürdü. Şehir-
de biri askerî biri sivil olmak üzere iki dernek kuruldu ve
hemen genel seçim hazırlıklarına başlandı. Şehrin idarî işle-
rinin yürütülmesi İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin denetimi-
ne geçti ve Cemiyet çok sayıda rüşvetçi ve ehliyetsiz me-
168
murun görevine hemen son verdi.

Temmuz ayının son günleri ve Ağustos ayının başlarında,


yeni anayasal düzen için yapılan kutlamalar, gündelik haya-
tın bir parçası olmuştu. Doğuda bazı Arap vilâyetleri ve ba-
tıda Arnavutluk dışındaki tüm vilâyetlerde, özgürlükçü dü-
zenin kuruluşu coşkuyla kutlandı. Monarşist yönetimin
son yıllarında, mutlakiyetçi düzen karşısında halkın hoş-

165 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1908, "Cor-
respondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1909, 105, s.56 içinde.

166 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1 9 0 8 , "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.44-45 içinde.

167 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos. 1908, "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.45 içinde.
1 6 8 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edwaıd Grey'e, Tarabya, 2 6 Ağustos, 1908, "Cor-
respondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1909, 105, s.73 içinde.
nutsuzluğu en son safhaya varmış bulunuyordu. Dolayısıy-
la, mutlakiyetçi düzenin çöküşü, adaletsizlikten bıkmış
olan halka, haklı bir rahatlama sağladı.
Mutlakiyetçi düzenle birlikte bu düzenin ayrılmaz parça-
sı olan baskıcı kurum ve yasakların çöküşü karşısında hal-
kın göstermiş olduğu büyük seyinç 1908 Devrimi'ncleki
halk unsurunu göstermesi bakımından son derece önemli-
dir. Sosyal bilimci ve tarihçilerin 1908 Devrimi'nin halk ta-
rafından benimsenm ediği, halkın olaylara ilgisiz kaldığı yö-
nündeki temelsiz iddiaları, devrim öncesi ve sonrası olayla-
ra ilişkin veriler karşısında bütünüyle çürümektedir. Halil
durumun tamamıyla bilincindeydi ve devrimi ve içerdikle-'
rini anlamıştı. Alışılagelmiş -sıradan- tarih yazımının iddia
ettiği gibi, halkın büyük çaptaki değişikliklere bilinçsizce
alet olduğunu ve ne olup bittiğinin farkında bile olmadığını
söylemek, özgürlükleri için yıllarca mücadele vermiş halka
karşı yapılmış en büyük saygısızlıktır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Eski Rejimin D ü ş ü ş ü ve
Yeni Rejimin Kuruluşu

23 Temmuz ve sonrasında Türkiye'nin siyasal yapısındaki


değişikliği meydana getiren olayların alışılagelmiş değerlen-
dirmelerinde, dönüşümün devrimci karakteri ya hepten
unutuldu, ya da dönüşümün bu yönüne gereken önem ve-
rilmedi. Bugüne kadar 1908 Devrimi üzerine yapılmış aka-
demik çalışmalarda, 23 Temmuz sonrasında devlet aygıtın-
da meydana gelen değişikliklerin -eğer olmuşsa- herhangi
bir tepki sonucu olmadan, sarsıntısızca gerçekleştiği ve bu
değişikliklerin kurulu devlet düzeninde hiçbir aksamaya
yol açmadan yapıldığı düşüncesi egemendir. Bu olayların,
kelimenin tam anlamıyla bir devrim olduğu olgusunu gör-
mezden gelen tarihçiler, doğal olarak anayasal düzenin ilâ-
nından hemen sonra bürokraside ne gibi değişiklikler oldu-
ğuyla hiç ilgilenmemişlerdir. Devlet aygıtında meydana ge-
len büyük değişikliği önemsememe -ve hatta, yadsıma- do-
laylı olarak tüm sürecin 'tepeden inme' bürokratik bir 're-
form hareketi' olduğu savını doğrulamaya yaramıştır.
Bu bölümde, çok sayıda kanıtla, Devrim'den sonra devlet
aygıtının bütünüyle çöktüğü ve sivil ve askerî bürokrasinin
yüksek kademelerinde İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin ısra- :
rı ve denetimiyle yoğun bir 'temizlik' harekâtına girişildiği
görülecektir. Kuşkusuz, eski rejimin önde gelen ve mutlaki-
yetçi rejim altında ülke işlerini hiç hesap vermeksizin kendi
bildikleri ve istedikleri gibi yürüten paşalarının görevlerine
topluca son verilmesine karşı direniş vardı. Aynı zamanda
sayıları yüzlerle ve binlerle ifade edilen ve bürokrasi içinde
işgal ettikleri yeri yeteneklerinden çok akraba ilişkilerine
borçlu daha alt düzey memurlar da yeni rejime karşıydılar.
Devrim'in ilk başlarında - 2 3 Temmuz'u izleyen ilk aylarda-
Ittihadcılar devlet aygıtında bu büyük değişiklikleri yapa-
cak kadar güçlüydüler.
Eski monarşist bürokrasinin bütünüyle gözden geçirildi-
ği ve tamamiyle farklı bir bürokrasiyle yer değiştirdiği -ki
bu değişiklik İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin yapabildiğince
olmuştur; çünkü, hükümetin tamamının denetimi Cemi-
yet'in elinde değildi- kanıtlarla doğrulanabiliyorsa, 'hareke-
tin' "tepeden inme" olduğu ve hele hele sivil ve askeri bü-
rokrasinin üst kademelerinde yer alanların bu reformların
uygulayıcısı oldukları safsatasını savunmak pek mümkün
değildir. Anayasal düzenin kurulması aşamasında, bürokra-
sinin önderliğinden ya da yüklendiği olumlu bir rolden söz
edilemez. Harekete önderlik etmeleri bir yana, ne askerî ne
de sivil bürokrasinin harekete katkısı olduğu söylenebilir.
Hiçbir üst düzey bürokrat teklif edilen değişikliklere karşı
heyecan duymazken, bazıları Anayasa'nm ilânının tama-
mıyla karşısında yer aldılar.
Mutlakiyetçi düzenin güvenilir devlet adamları olan sivil
ve askerî paşalar yeni düzenin gadrine uğrayan ilk bürok-
ratlar oldular: Devrimin eski düzene, eski düzenin temel
dayanağı olan monarşist bürokratik yapıya ve bu yapının
temsilcileri olan paşalara hoşgörüsü hiç yoktu. Bu paşaların
yönetimden ve siyaset sahnesinden geçmişte yaptıkları yüz
kızartıcı işler nedeniyle haklı olarak uzaklaştırılmaları eğer
şimdiye kadar hikaye edilmediyse, bu yine geleneksel tarih-
çilerin 1908'deki düzen değişikliği ve bu değişikliğin mey-
dana getirdiği toplumsal düzeni temeline kadar sarsan ve
sonraki olaylarda etkisi görülen son derece önemli olguları
gözardı etmesinin bir sonucudur. 1 9 0 9 Baharında - 3 1
Mart'ta- ve daha sonra mutlakiyetçi eski düzeni geri getir-
meyi amaçlayan karşı devrim teşebbüslerini ve bu karşı-
devrim hareketlerinin neyi amaçladığını daha iyi anlayabil-
mek için Devrim'den hemen sonra neler olduğunu bilme-
miz son derece önemlidir.

Abdülhamid rejimi çeşitli ayaklanmaları askeri güçle bastı-


rabildiği sürece, kitlelerde gitgide büyüyen hoşnutsuzluğu
görmezlikten gelmeye çalışti. Fakat, Temmuz ayı başında
artan başkaldırma hereketleri ve gerek sivil, gerekse askerî
otoritelerin olaylarla artık başa çıkamaması, Sultan ve mut-
lakiyetçi hükümeti yeni politikalar üretmeye zorladı. Make-
donya'daki ayaklanmalar başkentteki hükümet çevrelerinde
kaygı yaratınca, Abdülhamid kendisine karşı olduklarını
bildiği Kâmil ve Said Paşaları 1.1 Temmuz 1908'de Yıldız
Sarayı'na çağırıp onlarla uzun uzadıya görüşerek, bunalıma
bir çözüm aramaya başladı. Her ikisi de geçmişte uzun sü-
reler bürokrasinin değişik kademelerinde sorumluluk almış
ve Sadr-ı Âzamlık yapmış olan bu paşalar devlet yönetimin-
de deneyim sahibiydiler. Ancak, mutlakiyetçi çevrelerce 'li-
beral' fikirlere sahip oldukları varsayılan Kâmil ve Said Pa-
şalar bu yüzden, uzun süredir etkin siyasetten uzak tutulu-
yorlardı. Devletin içine düştüğü bu kritik anda ise bu paşa-
ların görünürdeki 'liberal' şöhretleri, mutlakiyetçi rejimin
işin içinden en az zararla çıkabilmesi için olumlu olarak ka-
bul edilmekteydi.
11 Temmuz'da Saray'da yapılan toplantıda Abdülhamid,
paşalardan siyasal durumu ve alınması gereken tedbirleri
içeren ortak bir rapor hazırlamalarını istedi. Abdülhamid,
ortak raporu okuduktan sonra, paşaları 22 Temmuz'da -ay-
rı ayrı- tekrar Saray'a davet ederek, her ikisini de, yapılması
düşünülen değişiklikleri gerçekleştirmek üzere yeni kuru-
lacak bir hükümette Sadr-ı Âzam olarak görev almaya ça-
ğırdı.1 Kâmil Paşa'nın Sadr-ı Âzamlığı reddedip ancak Mec-
lis-i Vükela Memuru -bugünkü deyimiyle, 'Devlet Bakam'-
olarak hükümete girmeyi kabul etmesi üzerine Abdülha-
mid, aynı gün yeni kabineyi kurması için yerine Said Pa-
şa'yı atadı.2
Kabinedeki bu değişiklik halkı yatıştırmak ye kamuoyun-
daki hoşnutsuzluğu gidermek içindi; hükümetin işleyiş bi-
çimini değiştirmek gibi bir amacı yoktu. Yeni kabine, aşağı
yukarı, eskisiyle aynıydı. Yerine Ömer Rüşdü Paşa'nın gel-
diği eski Harbiye Nazırı Serasker Mehmed Rıza Paşa dışın-
da, onsekiz yıldan beri, Şeyh-ül İslâm olarak hükümette bu-
lunan ve aşın monarşist fikirleri olduğu bilinen Cemaled-
din Efendi ile diğer kabine üyeleri makamlarını koruyorlar-
dı. Kâmil Paşa yeni kabinede Meclis-i Vükela Memuriyeti
ile görevlendiriliyordu.3

1 lbnülemin M a h m u d Kemal İnal, Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar,


s. 1060.
2 lbnülemin M a h m u d Kemal İnal, Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar,
ss.1060-1061; Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi,
16, s s . 9 3 4 3 - 9 3 4 4 ; "Die Wiedereinführung der Verfassunğ in der Türkei,"
Vossische Zeitung, 2 5 Temmuz 1 9 0 8 , Sabah Baskısı, s.2.

3 lbnülemin Mahmud Kemal İnal, Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar, s.1061;


"Die Wiederemführuttg der Verfassunğ in der Türkei," Vossische Zeitung, 25
Temmuz 1908, Sabah Baskısı, s.2. Said Paşa Kabinesi'nde Hasan. Fehmi Paşa
Şura-yı Devlet Riyaseti'ne, Tevfik Paşa Hariciye Nezareti'ne, Memduh Paşa
Dahiliye Nezareti'ne, Zeki Paşa Tophane-i Âmire Mûşirliği'ne, Mehmed Ziya
Paşa Maliye Nezareti'ne, Zihni Paşa Ticaret ve Nafia Nezareti'ne ve Haşini
Paşa Maarif-i Umumiye Nezareti'ne getirilmişlerdi (Cemal Kütay, Türkiye İs-
tiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s s . 9 3 4 4 - 9 3 4 5 ) . Londra'da yaymla-
Saray'a gelen sayısız telgraftan da anlaşılacağı üzere, Ka-
bine'nin önündeki en önemli konu Kanun-u Esasi'nin uy-
gulanması ve parlamenter rejimin kurulmasıydı.4 Kabine-
nin 24 Temmuz'da Saray'da yaptığı toplantıda durumun es-
kisi gibi gidemeyeceğinin farkında olan Said Paşa ve diğer
kabine üyeleri, istemeyerek de olsa, halka, hükümetin gele-
cekteki biçimiyle ilgili birtakım -muğlak- sözler verilme-
sinde birleştiler.5 Kanun-u Esasi'nin otuz yıldan sonra tek-
rar yürürlüğe girmesini kabul etmelerindeki en büyük et-
ken, 23 Temmuz'da Makedonya'nın kurtarılmış çok sayıda
şehir ve kasabasında halkın bir oldu-bittiyle Kanun-u Esa-
si'yi -ve dolayısıyla yeni anayasal düzeni- fiilen ilân etmiş
olmasıydı.

Kamin-u Esasi'nin uzun bir aradan sonra tekrar yürürlüğe


konması ve yeni bir anayasal düzenin kurulmasına rağmen,
eski inoharşist hükümet hâlâ görevdeydi. Bu durum İtti-
hadcılar ve halk arasında büyük huzursuzluğa neden oldu.

nan Daily News gazetesinin Türkiye'deki değişiklik ve yeni kabinede Said ve


Kâmil Paşaların bulunmasıyla ilgili yorumu ilginçti: "Bu sefer bütünüyle iç
durumun zaruretiyle meydana gelen değişikliklerin ortaya çıkmasında ya-
bancı etkisinin rol oynamadığına inanılmaktadır. Fakat, tabiatıyla, değişik-
likler İstanbul'daki yabancı güçlerin nüfuzunu etkilemektedir. Ferid Paşa'nm
görevden alınması Almanya'nın Türkiye üzerinde {şimdiye kadar süregelen)
•olağanüstü nüfuzuna vurulmuş ciddi bir darbedir. Kabine'ye Said ve Kâmil
Paşaların girmesi İngiliz nüfuz ve prestijinin yeniden Türkiye'de egemen ol-
ması anlamına gelmektedir" (Daily News, 25 Temmuz 1908).

4 Mehmed Salahaddin, Bildiklerim: İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Maksad-ı Te-


sis ve Suret-i Teşkili ve Devlet-i Âliye-i Osmaniye'nin Sebeb-i Felâket ve tnkisa-
mt, s . l l . Ayrıca bkz., Mehmed Zeki Pakahn, Son. Sadrazamlar ve Başvekiller;
5, ss.151-152 ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi,
16, ss.9345-9349.

5 Said Paşa, Hatırât; Kâmil Paşa, Said Paşa'ya Cevabları ve Memcluh Paşa, Tas-
vir-i Ahval, Tenvir-i tstikbâl'den nakleden, İbnülernin Mahmud Kemal İnal,
Osmanlı Devrinde Son Sadnazamlar, ss.1061-1063. Aynca bkz., Cemal Kutay,
Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s s . 9 3 4 9 - 9 3 5 2 .
Said Paşa'nın, nefret edilen bir Saray hafiyesi olan Beyoğlu
Mutasarrıfı Hamdi Bey'i 27 Temmuz'da Zabtiye Nezareti'ne
ataması, paşanın gerçek niyetlerinden zaten kuşku duyan
halkı iyice huzursuzluğa itti. 6 2 8 Temmuz tarihli 5erve£-i
Fünurida, Şeyh-ül islâm Cemaleddin Efendi'nin damadı Ce-
mil [Topuzlu] Bey'in bu atamaya şiddetle karşı çıkan açık
mektubu yayınlanırken, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin
önde gelen üyelerinden Hüseyin Cahid [Yalçın] da aynı ga-
zetedeki başyazısında atamayı son derece sert bir dille eleş-
tiriyordu. 7 Hüseyin Cahid [Yalçm]'m Servet-i Fünun'daki
başyazısı halktaki eski rejime karşı nefreti alevlendirmekte
son derece başarılı oldu. 8 Basında kendisine karşı yürütülen
kampanyaya dayanamayıp istifa eden Hamdi Bey, 3 0 Tem-
muz günü öğleden sonra, bazı belgeler almak için geri dön-
düğü Bab-ı Âli'de, Kürd hamallar tarafından saldırıya uğra-
dı ve tartaklandı. 9 Eski rejimin nazırlarının azlini isteyen
halk gösterileri bu olayla bitmeyip devam etti. 1 Ağustos'ta
meydana gelen olayların en büyüğü, Bahriye Nazırı Hasan
Rami Paşa'nın görevden alınmasını isteyen düşük rütbeli
Bahriye zabitleri tarafından gerçekleştirildi. Erkân-ı Harbi-
ye Reisi Mehmed Rıfat Paşa ve Şura-yı Bahriye Reisi Meh-
met Paşa'yı ziyaret eden bir grup delege, Hasan Rami Paşa

6 Ahmed İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1 8 8 8 - 1 9 2 3 , 2, ss.8-9; Cemal Ku-


tay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9408; "Die Wieder-
herstellung der türkisehen Verfassunğ," Vossische Zeitung, 27 Temmuz 1908,
Akşam Baskısı, s.l. :

7 Ahmed İhsan Tokgöz, Matbuat. Hatıralarım, 1888-1923, 2, sS.11-12; "Ansp-


rache des Sultans an das Volk: Stimmung in Konstantinopel," Berliner Ta-
geblatt und Handels-Zeitung, 2 9 Temmuz 1 9 0 8 , Sabah Basktst, s.3. Ayrıca
bkz., Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16,
s.9409.

8 Ahnıed İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1888-1923, 2, ss.12-13.


9 "The Sultan and the New Movement," The Times, 1 Ağustos 1 9 0 8 , s.7; ve
"Die Wıederherstellung der türkisehen Verfassunğ," Vossische Zeitung, 2
Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.2.
gibi bir dolandırıcının âdil ve anayasal bir rejim kurulma-
sından sonra görevde nasıl kalabildiğini sordular. Bu sert
tepki sonucu Hasan Rami Paşa için istifa etmekten başka
çıkar yol kalmadı. İstifasını sunmak için Bab-ı Âli'ye gelen
Hasan Rami Paşa, kapı önünde bekleyen kalabalık tarafın-
dan yuhalandı.10 2 Ağustos tarihli Tanın, Bahriye Nezareti
ile ticarî ilişkileri olan ünlü tüccar Yazıcızade Hakkı Bey ta-
rafından yazılmış ve Hasan Rami Paşa'yı yedi bin Lirayı
zimmetine geçirmek ve 'mübayaat-ı resmiyeye fesad karış-
tırmakla suçlayan bir yazı yayınladı.11
Diğer nazırların durumları da pek farklı değildi. İttihad
ve Terakki Cemiyeti yanlısı Tanın gazetesi sayfalarında Da-
hiliye Nazırı Memduh Paşaya yirmi bin Kuruş tutan maaşı-
nı almaya hâlâ hakkı olup olmadığı sert bir dille soruluyor-
du.12
1 Ağustos'ta nazırların birer birer çekileceğine dair söy-
lentiler dolaşıyordu. Nitekim bu söylentilerden biri o gün
doğrulandı: Ticaret ve Nafia Nazırı Zihni Paşa istifa edece-
ğini açıkladı. Şeyh-ül İslâm Cemaleddin Efendi'nin de istifa
etmeyi düşündüğü söylentiler arasındaydı.13
Halkın protestosuyla birlikte, Tatıin'in tek tek nazırlar
üzerine yaptığı baskı istenilen sonuca ulaştı ve Said Paşa
Kabinesi 1 Ağustos günü toplu olarak istifa etti. Said Paşa,
hükümeti kurmakla yeniden görevlendirildi. Sadr-ı Âzamlı-
ğı kabul eden Paşa, yeni kabine ile birlikte hükümet prog-
ramını içeren Hatt-ı Hümayûn'u hazırladı.
1 Ağustos'taki yeni Hatt-ı Hümayûn'da Sultan'ın Kanun-u
Esasi'yi yürürlüğe koyma kararlılığı ve parlamentoyu top-

10 "Bahriye Nazırı," Tanin, 2 0 Temmuz 1 3 2 4 / 2 Ağustos 1908, s.4.

11 "Bahriye Nazırının Ihtilâsları," Tanin,.20 Temmuz 1 3 2 4 / 2 Ağustos 1908, s.4.


.12 "Dahiliye Nazırı Gidiyor," Tanin, 20 Temmuz 1 3 2 4 / 2 Ağustos 1 9 0 8 , 5 . 4 .
13 "Hepsi Gidiyor!," Tanin, 2 0 Temmuz 1 3 2 4 / 2 Ağustos 1908, s.4.
lantıya çağıracağı niyeti olduğu yer alıyordu. Hatt-ı Hüma-
yûn'da ayrıca, ırk ve din ayrımı olmaksızın, tüm vatandaş-
ların yasalar önünde eşit sayılacağı, suçu kanıtlanmadan ve
yargılanmadan hiç kimsenin tutuklanıp hapsedilmeyeceği,
hafiyeliğin ortadan kaldırılacağı, tüm vatandaşlara hükü-
met engeli olmaksızın yurtiçi ve yurtdışına seyahat hakkı
verileceği, herkese serbest toplanma hakkı tanınacağı, basın
sansürünün kaldırılacağı ve herkesin özgür eğitim hakkı
olduğu yer alıyordu.14 Hatt-ı Hümayün'da yer alan bu mad-
deler, kamuoyunun, özgürlükleri tanıyan yeni Kanun-u
Esasi'ııin resmen ilânından hemen sonra uygulanmasını
görmek istediği değişikliklerdi. Mutlakiyetçi düzendeki kı-
sıtlamaları, kaldıran tüm bu maddelere karşın, Hatt-ı Hüma-
yün'da Sultan'ın Harbiye ve Bahriye Nazırlarını atamadaki
mutlak hakkını koruyan bir madde varlığını koruyordu. 15
Bu madde Kanun-u Esasi'nin özüne ve ruhuna tamamen
aykırıydı.15

14 4 Receb 1 3 2 6 / 1 Ağustos 1 9 0 8 tarihli "Hatt-ı Hümâyûn" (lbnülemin Mahmud


Kemal İnal, Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar, s s . 1 0 6 9 - 1 0 7 1 ) . Hatt-ı Hûma-
yûn'ün 3 Ağustos 1908'de The Levant Herald and Eastern Express'de çıkan
Fransızca çevirisinin metni için bkz., "Correspondence Respectinğ the Consti-
tutional Movement İn Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.119-
1 2 0 ; ve "Hatt Imperial relatif â la mise en vigueur de la Constitution," Aılrien
Biliotti ve Ahmed Sedad' (Der ), Legislation Ottomane <fepuis de R&afelissement
de la Constitulion, 1, ss.9-10. Ayrıca bkz., "An Imperial Rescript," The Times,
August 3, 1908, s.5. Hafiyeliğin kaldırıldığına dair 17 Temmuz 1 3 2 4 / 2 Receb
1326 130 Temmuz 1 9 0 8 ) tarihli İrade metni için bkz., Adrien Biliotti ve Ah-
med Sedad (Der.), IJgislation Ottomane depuis de Rdtablissement de la Constitu-
tion, 1, ss.4-8. • . . • . . .

15 "Hatt-ı Hümâyûn," Madde 10 (lbnülemin Mahmud Kemal İnal, Osmanlı Dev-


rinde Son Sadnazamlar, s.1070).
1 6 Said Paşa'nın sekreterliğini yapan Mahmud Kemal İnal'm ifadesine göre, Hau-ı
Hümayûn'u Paşa'nın talimatları doğrultusunda yazarken bu maddeyi anaya-
saya aykm bulduğunu söylemiş, ancak Said Paşa bu maddede bir değişiklik
yapmayarak maddenin Hatt-ı Hümayûn'a aynen geçirilmesini emretmişti (lb-
nülemin Mahmud Kemal lııal, Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar, ss.1066-
1067).
Abdülhamid'in yeni Kabineyi onaylamasından sonra,
Hatt-ı Hümâyûn halka duyurulmak üzere 1 Ağustos gecesi
Bab-ı Âli'ye gönderildi. Hatt-ı Hümayûn'u Bab-ı Âli'ye geti-
ren İkinci Mabeynci Nuri Paşa, Mabeyn Başkatibi Tahsin
Paşa sanılıp halk tarafından yuhalandı; daha sonra, Hatt-ı
Hümayûn'u getirenin Nuri Paşa olduğunu anlayan halk,
Paşayı alkışlayarak, Hatt-ı Hümayûn'u dinlemek üzere Bab-
ı Âli'nin ana avlusuna doğru yürüyüşe geçti.17
Bab-ı Âli'deki topluluk, Hatt-ı Hümayûn'u ilk başlarda
heyecanla karşıladıysa da, Harbiye ve Bahriye Nazırı'nın
atanma yetkisini Sultan Abdülhamid'e veren Hatt-ı Hüma-
yûn'un 10. Maddesi halk arasında huzursuzluk yarattı.
1876 Kanun-u Esasi'sinin 7. ve 27. Maddelerine göre, Sul-
tan yalnızca Sadr-ı Âzam. ve Şeyh-ül İslâm'ı atayabiliyor, ka-
binenin diğer üyeleri Sadr-ı Âzam tarafından seçilip, Hatt-ı
Hümayûn'la onaylanıyordu.18
Halk, Sadr-ı Âzam Said Paşa ve Sultan Abdülhamid'in
yaptığını ihanet olarak görüyor, olayı basınla birlikte pro-
testo ediyordu. 19 1 Ağustos gecesi Hatt-ı Hümayûn'un
okunmasında Bab-ı Âli'de hazır bulunan Şeyh-ül İslâm Ce-
maleddin Efendi bile, 10. Maddeye tepki gösteriyor ve daha
hükümetteki ilk icraatında Kanun-u Esasi'yi ihlâl eden
Sadr-ı Âzam ile birlikte siyasal sorumluluğu paylaşmayı ka-
bul etmeyeceğini söylüyordu. 20 Halkın kendisini, yoğun
olarak merkezileşmiş, mutlakiyetçi monarşiden kurtulmuş

17 Tan in, 21 Temmuz 1 3 2 4 / 3 Ağustos 1908, s.3 ve İbnülemin Mahmud Kemal


İnal, Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar, s. 1067.
18 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1908, "Corresr:
pondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parli-:
amentary Papers, 1909,105, 5.45 içinde.
19. Ahmed İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1 8 8 8 - 1 9 2 3 , 2, s.30.

2 0 Mehmed Cemaleddin, Siyasi Hatıralar, 1908-1913, ss.39-40 ve Ahmed İhsan x


Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1888-1923, 2, s.31.
sandığı sırada, monarşistlerin askeriye üzerindeki denetimi
elde tutma istekleri açıkça anlaşılıyordu.21
Said Paşa Kabinesi 1 Ağustos gecesi açıklanmış ve ertesi
gün Saray'da yemin töreni yapılmıştı.22 Çemaleddin Efendi
Şeyh-ül tslâm olarak göreve devam ediyordu. Bir önceki Sa-
id Paşa Kabinesi'nde Adliye Nazırı olan Abdurrahman Paşa
ve Kâmil Paşa Meclis-i Vükela Memuriyetlerine atanmışlar-
dı. Harbiye Nazırı Ömer Rüşdü Paşa ve Bahriye Nazırı Ha-
san Rami Paşa, kamuoyunun göstermiş olduğu tepkiye rağ-
men görevlerine yeniden atandılar. Hariciye Nazırı Tevfik
Paşa ve Maarif-i Umumiye Nazırı Hakkı Bey yeni kabinede
de makamlarını korumuşlardı. Eski Şura-yı Devlet Reisi
Hasan Fehmi Paşa Adalet Nezareti'ne, Techizat-ı Askeriye
Nazırı Hacı Akif Paşa Dahiliye Nezareti'ne, Hariciye Neza-
reti Müsteşarı Naum Paşa Nafia Nezareti'ne, Ticaret ve Sa-
nayi Nezareti Defter-i Hakani Nazırı Ziya Paşa Ticaret Ne-
zareti'ne, Memurin-i Mülkiye Komisyonu Reisi Tevfik Paşa
Ziraat, Maadin ve Orman Nezareti'ne, Sadaret Müsteşarı
Mehmed Ali Paşa Evkaf-ı Hümâyûn Nezareti'ne, Maliye
Nezareti Müsteşarı Ragıb Bey Maliye Nezareti'ne, Rumeli
Vilayatı Maliyesi Komisyonu üyesi Ata Bey, Telgraf ve Posta
Nezareti'ne, Evkaf-ı Hümâyûn Nazırı Turhan Paşa Şura-yı
Devlet Riyaseti'ne, Divan-ı Hümâyûn'da yüksek rütbeli bir
bürokrat olan Ziya Bey Sadaret Müsteşarlığına atandılar.23

21 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1908, "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parlia-
mentary Papers, 1909, 105, s.45 içinde ve Cemal Kutay, 0( Paşalar Kavgası,
s.23.

22 Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s.23; ve "Yeni Heyet-i Vükela," Tanin, 21


Temmuz 1 3 2 4 / 3 Ağustos 1908, s.l.

2 3 "Yeni Heyet-i Vükela," Tanin, 21 Temmuz 1 3 2 4 / 3 Ağustos 1908, s . l ; "Die Wi-


ederherstellung der rürkischen Verfassunğ," Vossische Zeitung, 3 Ağustos
1908, Akşam Baskısı, s.2; ve "The Ministry" The Times, 3 Ağustos 1908, s.5.
Ayrıca bkz., Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16,
ss.9362-9363.
Genel kanı Kabinenin geçici olduğu yönündeydi. Kimi
atamalar, eleştirilere yol açarken, 31 Temmuz'da Bahriye za-
bitlerinin aleyhinde gösteri yaptığı Hasan Rami Paşa'hın,
yeni kabinede yine Bahriye Nazırı olarak görev alması hay-
retle karşılandı.24 Yeni kabinedeki nazırların hemen hemen
hepsinin yüksek düzey monarşist bürokratlar arasından se-
çilmiş olması kamuoyu ve İttihadcılar tarafından iyi karşı-
lanmamıştı.25 Hüseyin Cahid [Yalçın]'m başyazarlığını yap-
tığı, yeni kurulan ve İttihad ve Terakki Cemiyeti yanlısı
günlük gazete, Tanin, atamanın yetenek ve beceri yerine, yi-
ne bürokraside rütbeyi esas alan eski yollarla yapıldığını
yazdı. Başyazıdaki başlıca alay konusu, Bahriye Nazırı Ha-
san Rami Paşa idi. Yalçın başyazısında, daha birkaç gün ön-
ce, Bahriye zabitleri ve halkın, aleyhinde gösteri yaptığı Ha-
san Rami Paşa'mn, eski Harbiye Nazırı Serasker Mehmed
Rıza Paşa'dan da dolandırıcı olduğunu ve böylesine ağır
suçlanan ve bu suçlamaları da temizlemek üzere yargı önü-
ne çıkmaya cesareti olmayan bir askerin yeni kabinede yeri
olamayacağını belirtti. Yalçm'a göre, "hiçbir zaman arkasın-
dan "Yuha" çağrıldığı halde istifasını vermeyen bir asker,
kendisine irtişa isnad edildiği halde namusunu temizleme-
yen bir Nazır, Heyet-i Vükela arasında bulunamaz." Hasan
Rami Paşa'yı kabinede tutmak, kabinenin tamamına karşı
güvensizlik yaratıyordu. Diğer nazırların hiçbiri yolsuzluk-
la suçlanmıyordu; sadece gereken reformları yapmak için
gereken güce sahip olmadıkları yönünde görüşler vardı. Ta-
nin'deki başyazıda bu yüzden alay konusu olan nazırlar ara-
sında, Maliye Nazırı Ragıb Bey, Ziraat, Maadin ve Orman
Nazırı Tevfik Paşa, Şura-yı Devlet Reisi Turhan Paşa bulu-
nuyordu. Yalçın bu nazırlardan, "artık bir işe yaramaz, la-

2 4 "The Ministry," The Times, 3 Ağustos 1908, s.5.


2 5 "Turkey," The Times, 4 Ağustos 1 9 0 8 , s.5. \
kırdı edilemez hale gelmiş, kanlan kurumuş kimseler" ola-
rak bahsetmekteydi. Tanin'deki başyazıda kendisinden öv-
güyle söz edilen tek nazır, Maarif Nazırı Hakkı Bey idi. Yal-
çın, Hakkı Bey'in, kabinede "milletin itimad edebileceği ye-
gâne zat" olduğuna dikkat çekiyordu.26
Tanin yalnızca kabineyi değil, kabinenin kuruluş biçimini
de eleştiriyordu. Yeni kabinenin kuruluşundaki eh. önemli
sorun, Bahriye ve Harbiye Nazırlarının bizzat Sultan Abdül-
hamid tarafından atanmasıydı. Kanun-u Esasi'nin 7. ve 27.
Maddeleri son derece açıktı; Sultan yalnızca Şeyh-ül İslâm
ve Sadr-ı Âzam'ı atayabilirdi, diğer nazırları atama yetkisi
yoktu. 3 Ağustos tarihli Tanin'deki imzasız başyazıda, bu
durumun halkın güvenini daha en baştan sarstığı belirtili-
yor ve halkın parasını zimmetine geçirmekle suçlanan Ha-
san Rami Paşa'nın, doğrudan Abdülhamid tarafından nazır
olarak atanması kınanıyordu.27 Tanin'in 4 Ağustos tarihli
sayısındaki imzasız başyazı ise, Bahriye ve Harbiye Nazırla-
rının atanmalarının Kanun-u Esasi'ye aykırılığını tekrarla-
yarak yeni kabineyi eleştirmeye devam ediyordu.28
Yeni kabineye karşı olan yalnızca basın değildi; nazırlar-
dan halk da hiç memnun değildi. 3 Ağustos'ta Bab-ı Âli'ye
gelen Maliye Nazırı Ragıb Bey, binanın önünde toplanmış
kalabalık tarafından yuhalandı.29 Dahiliye Nazjrı Hacı Akif
Paşa, kabine listesine ismi yazılmadan önce kendisine danı-
şılıp, onayının alınmadığını neden göstererek 3 Ağustos'ta

2 6 Hüseyin Gahid (Yalçml, "Biz Heyet-i Vükelâ'ya Bakalım," Tanin, 21 Temmuz


1 3 2 4 / 3 Ağustos 1908, ss.1-2. Bu uzun başyazının özet metni için bkz., Hüse-
yin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 3 (25
Ekim 1 9 3 4 - 1 8 Nisan 1 9 3 5 ) , s.375.

27 "Kanun-u Esasi ve Yeni Hatt-ı Hümâyûn," Tanin, 21 Temmuz 1 3 2 4 / 3 Ağustos


1908, s.l.

2 8 "Kanun-u Esasi ve Yeni Hatt-ı Hümâyûn Meselesi," Tanin, 2 2 Temmuz 1 3 2 4 / 4


Ağustos 1 9 0 8 , s . l

2 9 "Yuha!," Tanin, 2 2 Temmuz 1 3 2 4 / 4 Ağustos 1908, s.4. ;

166
istifasını sundu. 30 Basından gelen yoğun eleştiriler ve Itti-
hadcılar'm gösterileri sonunda Hasan Rami Paşa görevden
alınarak yerine Commodore Arif Paşa vekâleten âtanclı.31
Tüm kabinenin, istifasını sunacağına dair söylentiler etrafta
dolaşmaya başlamıştı.32
İttihadcılar, hükümetteki icraatı yüzünden Said Paşa'yı
da sıkıştırmaya başlamışlardı. 4 Ağustos tarihli Tanin gaze-
tesinde, Mabeyn Başkatibi Tahsin Paşa'nın, İzzet Paşa'nm
kaçışından bizzat sorumlu olduğu ve Abdülhamid'in önceki
hafta Cuma günü Selamlığa çıkmasına mani olmak istediği
biliniyorken, nasıl hâlâ görevinde tutulduğu soruluyordu. 33
Servet-i Fünun dolaysız bir yol seçmişti: 4 Ağustos tarihli
sayısındaki başyazı Said Paşa'nm istifasını istiyordu. 34 5
Ağustos tarihli Tanin'de, Said Paşa'ya, "11 Temmuz [24
Temmuz] tarihinden sonra devletin vereceği maaşlar sizin
eser-i tertibiniz olan Tensik-i Maaşat Kararnamesi'ne tevfi-
kan mı verilecek, yoksa iltimas, rüşvet, hafiyelik devrinde
kolayını bulup da hakkının beş-on misli derecede maaşa
geçmiş kimseler bu eski tertibte mi Hazine-i Devlet'i soya-
caklar?" diye soruluyor ve o güne kadar ki hükümet icraatı-
na bakılarak bunun böyle olacağına hükmetmenin gerekli
olduğu belirtiliyordu. Çok yüksek maaşlarla yapılan yeni
atamalar, halkın zararına olacak bu yağmayı sorgulamak
üzere Ittihadcıları harekete geçirmişti. Tanin, işlerin böyle
gitmesinden, Sadr-ı Âzam olarak tek başına Said Paşa'nm

3 0 "Namuslu Bir Nazır," Tanin, 2 2 Temmuz 1 3 2 4 / 4 Ağustos 1908, s.4.

31 "Bahriye Nazın'nm Azli," Tanin, 2 3 Temmuz 1 3 2 4 / 5 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; ve Ce-


mal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s.27.
32 "Heyet-i Vükelâ," Tanin, 2 2 Temmuz 1 3 2 4 / 4 Ağustos 1 9 0 8 , s.4.
3 3 "Sadr-ı Âzam Said Paşa Hazretlerine," Tanin, 2 2 Temmuz 1 3 2 4 / 4 Ağustos
1908, s.3.

3 4 Servet-i Fünun, 22 Temmuz 1 3 2 4 / 4 Ağustos 1908'den nakleden Cemal Kutay,


Türkiye istiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9412.
sorumlu olacağım yazıyordu. 35 Bu baskıların sonucunda,
Mabeyn Başkatibi Tahsin Paşa, 4 Ağustos'ta görevden alına-
rak, yerine, olumlu eleştiriler alan Ali Cevad Bey atanıyor,
eski rejim sayesinde büyük servet sahibi olmuş ve adı bu
yüzden kötüye çıkmış Mabeynci Ragıb Paşa da azlediliyor-
du. Nasıl elde ettiği belli olmayan servetinden yüz elli bin
İngiliz Sterlinini Hazine-i Âmire'ye bırakıyor, geri kalan iki-
yüz bin İngiliz Sterlinin de kendisine babadan kalma miras
olduğunu söylüyordu.36 5 Ağustos tarihli Tanin her iki azil
haberinin büyük bir memnuniyetle karşılandığını kamu-
oyuna hemen duyuruyordu.37 ,
Bu arada ittihad ve Terakki Cemiyeti liderleri de Said Pa-
şa'ya kabinede kökten değişiklik yapması için baskı yapı-
yorlardı, Devrimden hemen sonra, İttihad ve Terakki Cemi-
yeti'nin Selanik'teki liderleri Hüseyin Hilmi Paşa aracılığıy-
la, Sultan Abdülhamid'e haber göndermiş ve Said Paşa Ka-
binesi'yle ilgili meseleleri tartışmak için bir heyet gönderil-
mesine izin istemişti.38 îttihadcılardan gelen baskılara daya-
namayan Kabine, 29 Temmuz'da yaptığı bir açıklama ile, it-
tihad ve Terakki Cemiyeti'nin hükümet ve kabine değişikli-
ği meseleleri hakkında yapılacak müzakerelere katılmasını

3 5 "Sadr-ı Azam Said Paşa Hazretlerine," Tanın, 2 3 Temmuz 1324/5 Ağustos


1908,s.3.
3 6 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 5 Ağustos 1908, "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey 1 9 0 8 , " Parlia-
mentary Papers, 1 9 0 9 , 105, s.46 içinde; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve
Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9412.
37 "Başkatib ve Ragıb Paşa"," Tanin; 23 Temmuz 1324/5 Ağustos 1 9 0 8 , s.3. Yine
aynı günkü Taıün'de görenlerinden azledilen Mabeyn Başkatibi Tahsili Paşa ve
Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa'nın yurtdışına kaçmalarının önlenmesi için
Zaptiye Nezareti'nden Üsküdar ve Beyoğlu Mutasarrıflıklarına emir verildiği
bildiriliyordu (Teinin, 2 3 Temmuz 1324/5 Ağustos 1908, s.4).

3 8 İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlân


Edildiğine Dair Vesikalar," s.148; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet
Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9361-9362.
kabul ettiğini bildiriyordu. 39 İttihad ve Terakki Cemiye-
ti' ıün Selânik Şubesi'nden Edirne'ye gitmiş olan ve askeri-
yeden Cemal ve Hafız Hakkı Beylerle birlikte, Rahmi [As-
lan] , Talât, Necib, Hüseyin ve Cavid Beylerden oluşan he-
yet, yoluna devam ederek 3 Ağustos'ta İstanbul'a vardı. 40
Aynı gün Sadr-ı Âzam ile yapılan uzun görüşme sırasında
heyet, kabine değişikliği ile ilgili çeşitli görüşler ileri sürdü;
öncelikle Said Paşa'nm görevden çekilerek yerini Kâmil Pa-
şa'ya bırakmasını ve başarılı bir asker olan Trablus Garb Va-
lisi Receb Paşa'nm da Harbiye Nezareti'ne atanmasını içe-
ren bir takım isteklerde bulundu.41 Görüşmeler sırasında
Said Paşa'nm heyete karşı davranışı Dahiliye Nazırı Hacı
Akif Paşa'yı bile şaşırtacak kadar kötüydü. 42 Görüşmeden
kesin bir sonuç alamayan İttihad ve Terakki Cemiyeti heye-
ti aynı gün Sultan Abdülhamid'i ziyaret ederek Said Pa-
şa'nm Kâmil Paşa ile değiştirilmesi, Bahriye Nezareti'nde
değişiklik yapılması ve Receb Paşa'nm da Harbiye Nezare-
ti'ne atanması isteğini Saray'a iletti.43 Receb Paşa'nm Harbi-
ye Nezareti'ne atanması ve Harbiye Nazırı'mn değiştirilme-
si, Sultan'm, Sadr-ı Âzam'a danışmadan Harbiye ve Bahriye

39 1 Receb 1 3 2 6 / 2 9 Temmuz 1 9 0 8 tarihli "Meclis-i Vükelâ Mazbatası," (Tam me-


tin için bkz., İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne
Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar," p p . 1 7 3 - 1 7 4 .
4 0 Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, ss.25-26; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve
Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9411 ve 9 4 5 2 .
41 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 4 Ağustos 1908, "Corre-
spondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parlia-
mentary Papers, 1 9 0 9 . 105, s.43 içinde; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve
Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9411.
4 2 Ali Fuad Türkgeldi, Görüp İşittiklerim, s.5.

43 "Türkei: Systemwechsel," Vossische Zeitung, 6 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah Baskısı,


s.5; Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, p.27; Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve
Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, p.9411; ve İsmail Hakkı Uzunçarşılı, " 1 9 0 8
Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlân Edildiğine Dair Vesikalar," sş.148-
Nazırlarını tek başına atama ayrıcalığını fiilen ortadan kal-
dıracaktı. Ortalıkta dolaşan söylentiye göre, Said Paşa kendi
istifası da dahil olmak üzere, istenilenlerin çoğunu kabul
etmeye hazırdı.44 Bu görüşmeden sonra, Said Paşa, Bahriye
Nazırı'nm azledilmesini kabul etti ve Hasan Rami Paşa 4
Ağustos'ta azledildi. Kabinedeki tek değişikliğin Bahriye
Nezareti'nde olmasından memnun olmayan İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti, 4 Ağustos'ta Said Paşa ile yeniden görüş-
tü. 45 İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin isteklerini padişahın
nazırları olarak yapamayacaklarım anlayan Hariciye Nazırı,
Tevfik Paşa, Dahiliye Nazın Hacı Akif Paşa, Adliye Nazırı
Hasan Fehmi Paşa, Şura-yı Devlet Reisi Turhan Paşa ve
Şeyh-ül İslâm Cemaleddin Efendi görüşme donrasında istifa
ettiler.46 Bu olay, Said Paşa Kabinesi'nin deşmesine neden
oldu. İstifalara ilişkin haberler, Kâmil Paşa'iıın yeni kabine-
de Sadr-ı Âzamlığa atandığı haberiyle birlikte 5 Ağustos'ta
halka duyuruldu.47
Kabinenin 5 Ağustoş'ta çöküşünün nedeni, yalnızca itti-
had ve Terakki Cemiyeti'nin Said Paşa üzerindeki baskısı

4 4 Sir Gerard Lo\vther to Sir Edward Grey, Therapia, August 4, 1 9 0 8 , "Corre-


spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parlia-
mentary Papers, 1909, 105, ss.43-44 içinde.

4 5 Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s.27; Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürri-
yet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9412.

4 6 Cemal Kutay, Ûç Paşalar Kavgası, s.28; ve Sir Gerard Lowther'dan Sir Edvvard
Grey'e, Tarabya, 5 Ağustos 1 9 0 8 , "Correspondence Respectinğ the Constituti-
onal Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary Papers, 1909, 105, s.46 için-
de.

4 7 "Sadr-ı Azam Paşa'nın İstifası," Tanin, 2 4 Temmuz 1 3 2 4 / 6 Agüstos 1 9 0 8 , s.3;


"Resignation of the Ministry," The Times, 6 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; "Verschârlung
der Lage in Konstantinopel," Berliner Tageblattund Handels-Zeitımg, 6 Ağustos
1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s . l ; "Türkei; Zum 5ystemwechsel," Vossische Zeitung, 6
Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2. Ayrıca bkz.. Cemal Kutay, Üç Paşalar Kav-
gası, s.28; ve "The Young Turkish R-evolution," G. P. Gooch ve H. Temperley
(Der.), BritisJı Documehts on the Origins of the War, 1898-1914, 5: TheNear
Eosf, s.273 içinde.
değil, aynı zamanda basının ve halkın yoğun tepkisiydi.48
Ancak, İttihad Ve Terakki Cemiyeti'nin girişimleri kesin so-
nucun alınmasında son derece etkili olmuştu. 49 Yeni kabi-
nenin kamuoyuna açıklanmasından hemen sonra Selâ-
nik'ten gelen İttihad ve Terakki Cemiyeti ileri gelenleri ile
İstanbul'daki yerel Cemiyet liderlerinin Sultan Abdülha-
mid'le yaptıkları görüşmede Kâmil Paşa Kabinesi'nin bir
önceki kabineye göre kendi içinde daha tutarlı ve daha 'li-
beral' olduğunun Sultan'a iletilmesi, Cemiyet'in siyasal de-
ğişimde ne derece etkin olduğunun bir diğer kanıtıydı.50

6 Ağustos tarihli gazeteler, Sadr-ı Âzamlığa Kâmil Paşa'nm


atandığını bildiren Hatt-ı Hümayûn'u yayınladılar. 51 7
Ağustos tarihinde ise, yeni kabine listesi yayınlandı. Liste-
de, eski kabineden görevde kalan, Hariciye Nazırı Tevfik
Paşa, Adliye Nazın Hasan Fehmi Paşa, Maarif Nazırı Hakkı
Bey ve Şeyh-ül İslâm Cemaleddin Efendi vardı. Eski kabi-
nede Ziraat, Maadin ve Orman Nazırı olan Tevfik Paşa Şu-
ra-yı Devlet Riyaseti'ne atanmıştı. Ittihadcılarm adayı olan
Receb Paşa Harbiye Nezareti'ne getirilirken Bahriye Nezare-
ti'ne vekalet eden Zırhlı Donanma-yı Hümâyûn Commodo-

4 8 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 3


(25 Ekim 1 9 3 4 - 1 8 Nisan, 1 9 3 5 ) , s.390; "Sadr-ı Azâm Paşa'nm İstifası," Tanin,
2 4 Temmuz 1 3 2 4 / 6 Ağustos 1908, s.3; ve "Verschârlung der Lage in Konstan-
tınopel," Berliner TageblaU und Handels-Zeitung, 6 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Bas-
kısı, s.2.
4 9 Telgraf No.238, Kiderlen'den Dışişleri Bakanlığı'na, Tarabya, 6 Ağustos 1908,
R 14168, Verfassung und Parlâment der Türkei, Klasör 2 (1-9 Ağustos 1 9 0 8 )
içinde. _
5 0 "Die Stimmung gegenüber der neuen Regierung," Berliner Tageblatt und Han-
dels-Zeitung, .7 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.2.
51 "Sadr-ı Âzam Paşa'nm İstifası," Tanih, 2 4 Temmuz 1 3 2 4 / 6 Ağustos 1908, s.3.
Ayrıca bkz., Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir
Hareketleri, 3 (25 Ekim 1 9 3 4 - 1 8 Nisan 1 9 3 5 ) , s.390; ve Cemal Kutay, Üç Pa-
şalar Kavgası, s.28.
re'u Arif Paşa asaleten bu makama atandı.52 Her iki -Harbi-
ye ve Bahriye- Nezarete yapılan atamalar hem İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin istekleri, hem de Kanun-u Esasi'nin bu
nazırların Sultan tarafından değil de Sadr-ı Âzam tarafından
atanacağına dair açıkça ifade edilmiş 7. ve 27. Maddeleri
doğrultusunda idi. Receb Paşa'nın Harbiye Nezareti'ne
atanmasına başlangıçta şiddetle karşı çıkan Abdülhamid, It-
tihadcılann baskısı, Kâmil Paşa'nın onayı ve Şeyh-ül İslâm
Cemaleddin Efendi'nin kişisel aracılığı ve Sultan'ın huzuru-
na Ittihadcıların temsilcisi olarak çıkmasıyla, bu atamayı
kabul etmekten başka çaresi olmadığını anladı.53 Yeni kabi-
nede Dahiliye Nezareti'ne Reşid Akif Paşa, Maliye Nezare-
ti'ne eskiden de Maliye Nazırlığı yapmış olan Ziya Paşa, Ev-
kaf-ı Hümâyûn Nezareti'ne Şura-yı Devlet üyesi olan ve da-
ha çok şair ve yazarlığıyla tanınan Recaizade Mahmud Ek-
rem Bey atandı. Ticaret ve Nafia Nezareti'ne önce Bab-ı
Âli'nin Hukuk Müsteşarı Köprülü Efendi atandıysa da bu
göreve daha sonra Gabriel Nouradunghian getirildi. Şura-yı
Devlet üyelerinden Prens Dimitraki Mavrocordato Efendi
ise Ziraat, Maadin ve Orman Nezareti'ne atandı. 54
Yeni kabinede, taktik hata olarak değerlendirilen, Harici-
ye Nazırı Tevfik Paşa ve Ticaret ve Nafia Nazırı Gabriel No-
uradunghian gibi kimi monarşistler de vardı. 55 Ahmed Tev-

52 "Yeni Kabine," Tanin, 2 5 Temmuz 1 3 2 4 / 7 Ağustos 1908, s . l ; ve Sir Gerard Lowt-


her'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 12 Ağustos 1908, "Correspondence Respec-
tinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909,
105, s.59 içinde.
53 Mehmed Cemaleddin, Siyasi Hatıralar, 1908-1913, ss.43-44; ve İsmail Hakkı
Uzunçarşılı, " 1 9 0 8 Yılında İkinci Meşrutiyetin Ne Suretle İlâh Edildiğine Dair
Vesikalar," s.151.
5 4 "Yeni Kabine," Tanin, 2 5 Temmuz 1 3 2 4 / 7 Ağustos 1 9 0 8 , s . l ; "New Ministry
Formed," The Times, 7 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; ve Sir Gerard Lowther'dan Sir Ed-
ward Grey'e, Tarabya, 12 Ağustos 1 9 0 8 , "Correspondence Respectinğ the
Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105,
s.59 içinde.
55 "Kiamil Pasha's Cabinet," The Times, 10 Ağustos 1908, s.5.

172
fik Paşa bir diplomat olarak 1872'den itibaren hayatının
büyük bir bölümünü yurtdışında geçirmiş, Roma; Viyana
ve Berlin'de Büyükelçilik Katipliği, Atina ve Şt. Petersburg
Büyükelçilik Başkatipliği, St. Petersburg'da Maslahatgüzar-
lık, Atina ve Berlin'de Büyükelçilik yapmış, 1895 Kasımın-
da Şura-yı Devlet Reisliğine atanarak İstanbul'a gelmiş ve
daha sonra vezir pay esiyle Hariciye Nazırlığına getirilmiş-
ti.56 Paşa, diplomaside pek yetenekli olmayan, devlet işle-
rinden de çok anlamayan, yaşlı ve sevimli bir beyefendi ola-
rak bilinirdi.57 Gabriel Nouradunghian Hariciye Nezareti'ne
on dokuz yaşında girmiş ve o günden itibaren Nezarette ça-
lışmıştı. Hariciye Nezareti'ndeki görevi İkinci Hukuk Müşa-
virliği idi. Nezaretin diğer hukuk danışmanına göre daha
dar görüşlü olmasına rağmen; zeki bir hukukçu olan No-
uradinghian, Türkiye'deki imtiyazlı şirketlerle de iyi ilişki-
lere sahipti. Osmanlı Umum Sigorta Şirketi'nin başkanlığı
ve ayrıcalıklı konumda olan tekellerden en başarılı ve en iyi
yönetileni olan Şirket-i Hayriye'nin idare Heyeti üyeliği gö-
revlerini yürütüyordu.58
Kabinede liberal düşünceli nazırlar da yok değildi.59 Bun-
ların arasında, özgürlükçü fikirlere açık ve ilerici olarak bi-
linen ve 1877'de kurulan Meclis-i Mebusan'm başkanlığım
yapan Adliye Nazırı Hasan Fehmi Paşa da vardı.60 1902 yılı

56 "Tevfik Paşa, Ahmed" Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 18; s.l 1473.
57 Hairry H. Lamb, "Offieials of the Porte" ("The Turkish Empire on the Eve of
its Fail," G. P. Goûch ve Harold Temperley (Der.), Brifish Documents on the
Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s . H içinde).
58 Harry Fİ. Lamb, "Offieials of the Porte" ("The Turkish Empire on the Eve of
its Fail," G. E Gooch ve Harold Temperley (Der.), British Doeuments on the
Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s.13 içinde).
5 9 "The Young Turkish Revolution," G. E Gooch ve H. Temperley (Der.), Bri-
tish Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s,274
içinde. ' . \
6 0 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 31 Ağustos 190P
şpondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 190f
mentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.76 içinde.
Mart ayından 1904 yılı Ekim ayına kadar Valiliğini yaptığı
Selanik'te askerlerin taşkınlık yapmasını cesaretle önlemiş-,
ti. Bu önlem Selanik'teki birliklerin kumandanı Hayri Pa-
şa'yı öfkelendirmiş ve fanatik askerlerle Hayri Paşa'nın ça-
baları sonunda Hasan Fehmi Paşa'nın görevden uzaklaştı-
rılması sağlanmıştı. Görevden alındıktan sonra, Selanik'ten
ayrılışı hüzünlü bir halk gösterisine dönüşmüştü.61 İttihad
ve Terakki Cemiyeti'nin en etkin üyelerinden biri Olan
Manyasizade Refik Bey'in 10 Ağustos'ta Zabtiye Nezareti'ne
atanması da kamuoyunca çok iyi karşılanmıştı.62 Yeni Har-
biye Nazırı Receb Paşa'nın, liberal görüşleri yüzünden Vali
olarak sürgüne gönderildiği Trablus'taki devrimciler arasın-
da itibarı çok yüksekti.63 Trablus'tan 15 Ağustos'ta dönen
Receb Paşa, İstanbul limanında büyük bir coşkuyla karşı-
landı. Paşa, Sarayburnu'na İttihad ve Terakki Cemiyeti fla-
malarıyla donanmış bir kayıkla çıktı ve Bab-ı Âli'ye gidene
kadar, halk tarafından sürekli alkışlandı.64 Ne yazık ki Ne-
zaret'te fazla kalamadı: 16 Ağustos'ta Harbiye Nezareti'nde

61 Harry H. Lanıb, "Mirıisters ııot having Offices at the Porte" ("The Turkish
Empire on the Eve of its Fail," G. P. Gooch ve Harold Temperley (Der ), Bri-
tisk Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near E ast, s.16
içinde).

62 "The New Era in Turkey: Ministers and Reform," The Times, i l Ağustos
1908, s.5.

6 3 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 3


( 2 5 Ekim 1 9 3 4 - 1 8 Nisan 1 9 3 5 ) , s . 4 0 7 . Receb Paşa Manastır Valisi iken 8
Ağustos 1903'de Rus Konsolosu'nun Manastır'da bir suikaste kurban gitme-
sinden sorumlu tutularak haksız bir şekilde Trablus Garb'a sürülmüştü ("Tür-
kei: Zum Systeıuwechsel," Vossische Zeitung, 7 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah Baskısı,
s.5).

6 4 Ahmed Ilışan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1888-1923, 2, ss.47-49; Hüseyin


Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 4 ( 2 5 Ni-
san-19 Ekim 1935), s.5; "Beendigung der Konstantinopeler Ausstâııde," Berli-
ner Tageblatt und Handels-Zeitung, 15 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah Baskısı, s.2; ve
"Das Programm der türkischen Regierung," Vossische Zeitung, 17 Ağustos
1908, Akşam Baskısı, s.2.

/
yapılan bir toplantı sırasında kalp krizi geçirdi ve öldü.6S
Paşa'nm ani ölümü, hükümete, orduya ve Ittihad ve Terak-
ki Cemiyeti'ne indirilmiş ağır bir darbeydi. İmparatorlukta-
ki en iyi asker olmasıyla, tecrübesi ve karakteriyle emri al-
tındaki kuvvetleri örgütlemedeki etkin rolüyle ve yine emri
altındaki askerlerin saygı ve güvenini kazanmış olmasıyla
Paşa, ordu için büyük bir kayıptı. Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti için ise yalnızca Trablus'a sürülen ve Vilâyetin toprak
ve yönetim bütünlüğünü korumak için elinden geleni ya-
pan yurtsever bir yönetici değil, aynı zamanda ödün ver-
mez bir özgürlükçü düşünce yanlısıydı. Trablus Garb Vilâ-
yetindeki sürgünlerin hayatını olabildiğince kolaylaştırma-
ya ve hatta Saray'ın şüphesini çekme pahasına hafiyeliği en-
gellemeye çalışırdı. 17 Ağustos'ta yapılan resmî cenaze töre-
ni Receb Paşa'nm kaybından milletçe duyulan acıyı apaçık
gösterdi. Kapalıçarşı ve civarındaki tüm dükkânlarla, Be-
yoğlu ve Galata'daki yabancılara ait dükkânların büyük ço-,
ğunîuğu kepenklerini indirmişlerdi. Cenaze alayının geçtiği
her yerde bayraklar yarıya çekilmişti. Receb Paşa'nm naaşı
her tabakadan halkın omuzlarında Sultan Mahnıud Türbe-
si'ne götürüldü. Cenaze törenine yüz bini aşkın istanbullu
katılmıştı.66 Receb Paşa'nm yerine Harbiye Nezareti'ne ata-
nan Müşir Ali Rıza Paşa 27 Ağustos'ta Suriye'den döndü ve
göreve başladı.67

65 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketle-


ri, t ( 2 5 Nisan-19 Ekim 1 9 3 5 ) , s.5; "Neue E m e n n u n g e n , Berliner Tageblatt.
und Handels-Zeitung, 17 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; ve " T ü r k c i :
Zum Systemwechsel," Vossische Zeitung, 18 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı,
s.3.

6 6 "The D e a t h . o f the Minister of War," The Times; 1 8 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; ve


"Honor Dead Minister: 1 0 0 , 0 0 0 People in Constaııtinople Turn Out at Fu-
neral of Redjeb Pasha," The Nevv York Times, 18 Ağustos 1908, s.5.

67 "Kriegsminister Ali Risa Pascha," Berliner Tageblatt und Handels-Zeiümg, 28


Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; ve Cemal Kutay, (7c Paşalar Kavgast,
p.34. ' .
Yeni kabine genellikle iyi karşılandı.68 Daha önceleri du-
rumu belirgin bir tedirginlikle izleyen ticarî çevrelerden
gözle görülür bir güven kazanıldı.69 ittihad ve Terakki Ce-
miyeti'nin 7 Ağustos'ta yayınladığı bildiri, yeni kabineden
duyulan memnuniyeti belirtiyor, halkın, gösterileri kesme-
sini ve hükümeti emanet almış olanların işlerini yapmaları-
na izin vermesini istiyordu. Bildiride artık padişah' ile millet
arasında hiçbir hain kuvvetin kalmadığı ve milletin muhtaç
olduğu namuslu bir kabinenin işbaşına geçtiği ifade edili-
yordu. İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne göre, yeni kabinede
sicili kötü olan tek bir üye bile yoktu. 70
7 Ağustos tarihli Tanin'deki başyazısında Hüseyin Cahid
{Yalçın], Kâmil Paşa Kabinesi'nin kurulmasıyla birlikte, 24
Temmuz'dan beri varolan hükümet bunalımının nihayet so-
na erdiğini yazıyordu. Oxford'da gördüğü öğrenim dolayı-
sıyla liberal görüşlere yakın olduğu varsayılan Kâmil Paşa
' bir önceki görevi olan Aydın Valiliği ile de övülürken, bu
durum Paşa'nın adil bir hükümet oluşturmasınclaki kararlı-
lığına yeterli bir kanıt sayılıyordu. Başyazıda Abdülhamid
de anayasal rejimin gerekliliğinin bilincinde olan Kâmil Pa-
şa gibi birini Sadr-ı Âzam ve Cemaleddin Efendi gibi birini
Şeyh-ül İslâm olarak ataması nedeniyle övülüyordu. Ayrıca,
Said Paşa Kabinesi'ni görevlendirdiği 1 Ağustos tarihli Hatt-
ı Hümayûn'un aksine Abdülhamid'in Kâmil Paşa'yı görev-
lendirdiği Hatt-ı Hümayûn'da, Kanun-u Esasi'nin 27. Mad-
desinde açıkça belirtildiği gibi, Bahriye ve Harbiye Nâzırla-

68 Özellikle 8 Ağustos tarihli ikdam gazetesi Kâmil Paşa'yı çok övmektendi ("Ki-
arnil Pasha's Cabitıet," The Times, 10 Ağustos 1 9 0 8 , s.5).
6 9 "Die Stimmung gegenüber der neueıı Regierung," Berliner Tageblatt uhd Han-
deîs-Zritıım», 7 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; ve "Reception of the Ne w
Ministıy," The Times, 8 Ağustos 1908, s.5.

7 0 "Osmanlı Terakki ve İttihad Cemiyeti'nin Dün Gazetelere Tebliğ Ettiği Beyan-


name," Tanin, 2 6 Temmuz 1 3 2 4 / 8 Ağustos 1 9 0 8 , s.4; ve The New York Times, 8
Ağustos 1908, s.3.
rınm atanmasına karışmaması takdire layık görülüyordu.
Yalçın, Kanun-u Esasi'nin 27. Maddesini ihlâl eden ve Har-
biye ve Bahriye Nazırlarım atama yetkisini Sultan'a veren 1
Ağustos Hatt-ı Hümayûn'unu düzenleyenin Said Paşa oldu-
ğunu iddia ederek bu tutumu nedeniyle Paşayı eleştiriyor-
du. Yalçın, başyazısında Kanun-u Esasi'nin ihlâline karşı di-
renen, Said Paşa'nm yasadışı hareketini, Kâmil Paşa ve ka-
binesinin Kanun-u Esasi'de belirtildiği biçimde atanmasıyla
tersyüz ederek, vatandaşların anayasal haklarını sonuna ka-
dar savunanları da kutluyordu.71
Halk ve İttihad ve Terakki Cemiyeti Kâmil Paşa Kabine-
si'ne güveniyor görünüyordu. Daha doğrusu halk ve basın,
Sultan karşıtı olan Kâmil Paşa'mn Sadr-ı Âzamlığa atanma-
sıyla, artık Abdülhamid'in mutlakiyetçi isteklerinden pek
korkmuyordu.72 Vossische Zeitung'a göre, Kâmil Paşa Kabi-
nesi anayasanın ruhuna uygun şekilde kurulmuş ilk hükü-
metti ve İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin istekleri doğrultu-
sunda oluşturulmuştu.73 ,

Kâmil Paşa, 1895'te -Doğu'da Ermeni katliamları sürerken-


Sadr-ı Âzamlığa atanmıştı. Aldığı sıkı önlemlerle karışık du-
rumu hemen rahatlatmış, ama ülke çapındaki reform hare-
ketlerine direnmesi nedeniyle bir ay içinde görevden alın-
mıştı. Daha sonra 1907'ye kadar yarı sürgünde ve Saray ha-

71 Hüseyin Cahid [Yalçın], "Yeni Heyet-i Vükelâ," Tanin, 2 5 Temmuz 1 3 2 4 / 7


Ağustos 1908, s . l . Ayrıca bkz., "Reception of the New Ministry," The Times, 8
Ağustos 1908, s.5.
72 Sir G. Lowther'dan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 7 Ağustos 1 9 0 8 , "Correspon-
dence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamen-
tary Papers, 1909, 105, s.32 içinde; ve Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Ha-
tıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 3 ( 2 5 Ekim 1 9 3 4 - 1 8 Nisan 1 9 3 5 ) ,
s.390.

7 3 "Türkei: Zum Systermvechsel," Vossische Zeitung, 7 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah Bas-


kısı, s.5.
fiyeleriııin yakın gözetiminde bulunacağı Aydın Valiliği gö-
revi için İzmir'e gönderilmişti. 1907 yılında, Sâdr-ı Âzam
Avlonyalı Ferid Paşa, Kâmil Paşa'yı İngiliz hükümetiyle iş-
birliği yaparak Sultan'ın Aydın Vilâyeti'ndeki doğrudan oto-
ritesini yıkmak ve Aydın Vilâyeti'ni Mısır gibi özerk bir böl-
ge yapmak istemekle suçladı. 74 Kâmil Paşa ve Ferid Paşa
arasındaki düşmanlık, Ferid Paşa'nın Kâmil Paşa'yı Aydın
Valiliği görevinden alıp Midilli ya dâ Rodos adalarından bi-
rinde sürgün hayatı yaşamaya zorladığı 1905 Martına kadar
uzanıyordu. 75 Bu fırtınayı kazasız atlatan Kâmil Paşa, bu
kez Eylül 1906'da yine Ferid Paşa tarafından Aydın Vilâyeti
içindeki eşkiyalığı bastıramamakla suçlandı. 76 11 Ocak
1907'de Valilikten ani bir kararla alman Kâmil Paşa, Hükü-
metten, derhal Rodos'a hareket etmek üzere emir aldıysa
da, istanbul'a hemen çektiği bir telgrafla, bu karan kına-
dı.77 Rodos'a varmadan bir suikaste kurban, gideceğinden
kuşkulanan Paşa, Sultan Abdülhamid'den güvenlik içinde
İstanbul'da yaşayabileceğine ve herhangi bir resmi sıfatla
taşrada görev alması için zorlanmayacağına dair söz alınca-
ya kadar İzmir'deki İngiliz Konsolosluğu'na sığındı. 24
Temmuz'da anayasal düzenin ilânından hemen önce, Make-
donya'da meydana gelen devrimci gösteriler sonucunda
Sadr-ı Âzam Ferid Paşa'nın görevden azledilmesiyle Said
Paşa Kabinesi'nde Hbyet-i Vükela Memuriyeti görevi alan
Kâmil Paşa, ne tür entrikaların kurbanı olduğunu Sultan

7 4 "The Young Turkislı Revolution," G. P Gooclı ve H. Temperley (Der.), Bri-


tish Documetıts on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s.274
içinde.

75 Ferid Paşa, 2 8 Mart 1 9 0 5 tarihli "Hususi Tezkire-i Maruza" (lbnülemin Mah-


mud Kemal tnal, Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar, s . 1 3 8 3 içinde).

7 6 Ferid Paşa, 1 6 Eylül 1 9 0 6 tarihli "Hususi Tezkire-i Maruza" (lbnülemin Mah-


mud Kemal İnal, Osmanlı Oevrinde Son Sadrıazamlar, s-S.1385-j.386 içinde).

77 Kâmil Paşa'nın 12 Ocak 1 9 0 7 tarihli telgrafı (lbnülemin Mahmud Kemal İnal,


Osmanlı Devrinde Son Sadrıazamlar, s s . 1 3 8 6 - 1 3 8 7 içinde).
Abdülhamid'e anlatma imkânım daha sonra bulmuştu. Said
Paşa Kabinesi'ndeki görevine başlamasından oniki gün son-
ra ~5 Ağustos'ta- kanun ve düzeni sağlayamayan Said Paşa
istifaya zorlanınca yerine Kâmil Paşa getirilmişti.78

İttihad ve Terakki Cemiyeti, Devrimden hemen sonra


-Ağustos'un ilk haftasında- yabancı elçiliklerin yardımla-
rıyla yurtdışına kaçmayı başaran eski Ziraat, Maadin ve Or-
man Nazırı Selim Melhame ve İkinci Mabeynci İzzet Paşa
gibi görevlerinden azledilen diğer eski rejim paşalarının da
-Mabeyn Başkâtibi Tahsin Paşa, Mabeynci Ragıb Paşa, Bah-
riye Nazırı Hasan Rami Paşa, Dahiliye Nazırı Memduh Paşa
ve Şehremini Reşid Paşa gibi paşaların d a - aynı şekilde
yurtdışına kaçışlarını önlemek için eski rejimde görev almış
nazırların ve Saray erkânının tutuklanması konusunu gün-
deme getirdi.79
Sultan Abdülhamid'in en gözde paşalarından biri olan es-
ki Ziraat, Maadin ve Ortrian Nazırı Selim Melhame, italyan. •
Büyükelçiliği'nin yardımıyla, haksızlıkla elde ettiği bütün
servetini de yanma alarak 28 Temmuz'da bir italyan gemisi-
ne binmiş ve İstanbul'dan yurtdışına kaçmıştı. 80 Beyrut'taki
Marunî bir sarrafın oğlu olan Selim Melhame, gençken gel-
diği İstanbul'da birçok devlet kuruluşunun alt kademele-

7 8 "Tlıe Young Tuıkish Revolution," G. P. Gooch ve H. Temperley (Der.), Bri-


tish Documents on tlıe Origins of the War, 1 8 9 8 - 1 9 1 4 , 5: Tlıe Near East, s.274
İCİnde.
79 Sir Gerard LowtherMan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 6 Ağustos 1908, "Corre-
spondence Respecting the Constitutional Movement iı\ Turkey, 1908," Parli-
amentary Papers, 1 9 0 9 , 105, s.32 içinde; ve "The Young Turkish Revolution,"
G. P Gooch ve H. Temperley (Der.), Britişlı Documents on the Origins of the
Waı; 1898-1914, 5: The Near East, s.254 içinde.

8 0 Ahmed İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1888-1923, 2, s.41; "Die Wieder-


heıstellung der türkisehen Verfassung," Vossische Zeitung, 2 9 Temmuz 1908,
Akşam Baskısı, s.2; "Die Wiederherstellung der türkisehen Verfassung," Vos- \
sisehe Zeitung, 31 Temmuz 1908, Akşam Baskısı, s.2; ve "The Sultan and the
rinde çalışmıştı. Akıllı, hırslı ve vicdansız olan Melhame,
yükselmenin en emin yolunun Saray'dan geçtiğini çok geç-
meden keşfetmiş ve kendini Saray hafiyeleri kadrosuna al-
dırmakta zaman kaybetmemişti. Üstün zekâsıyla, Ziraat,
Maadin ve Orman Nazırlığı görevinde onbeş yıl kalmış ve
bu sürede Türkiye'nin tüm maden zenginliğini neredeyse
bütünüyle kendi kontrolü altına almıştı. 'Ülkenin doğal
kaynaklarını korumak' bahanesiyle, ülkenin madenî zen-
ginliklerinin gelişmesini durdurmuş, bu sırada hatırı sayılır
bir serveti kendisinin ve kendisiyle çıkar birliği içinde hare-
ket eden az sayıdaki insanın hesabına aktarmıştı. Yabancı
şirketlere tanınmasına aracı olduğu ayrıcalıklardan aldığı
komisyonların toplamının otuz milyon Frank'tan fazla ol-
duğu sanılıyordu.81
Saray'daki en etkili paşalardan biri olan İkinci Mabeynci
İzzet Paşa, Devrim'den sonra, 30 Temmuz'dâ, Tarabya'daki
Alman Büyükelçiliği'nin Yazlık Ikâmetgahı'na giderek Al-
man Büyükelçiliği'nin kendisinin gemiyle yurtdışına kaç-
masına yardım etmesini istemiş, fakat bu isteği Büyükelçi-
lik makamlarınca reddedilmişti. Paşa bunun üzerine Fran-
sız Büyükelçiliği'ne de başvurmuş, oradan da olumsuz so-
nuç almca evine dönmüştü.82 1 Ağustos'ta ise beraberinde

New Movement," The Times,, 1 Ağustos 1908, s.7. Cemal Kutay, Türkiye lstik-
(31 ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9409'da günü 2 9 Temmuz olarak ver-
mektedir. İstanbul'daki, İtalyan cemaati 31 Temmuz'dâ toplanarak italyan Elçi-
liği'nin Melhame'nin kaçışına yardım etmiş olmasını protesto etti ("Die Wi-
ederherstellung der türkischen Verfassunğ," Vossische Zeitung, 1 Ağustos
1908, Sabah Baskısı, s.2). /

81 "Die Wiederherstellung der türkischen Verfassunğ," Vossische Zeitung, .31


Temmuz 1908, Akşam Baskısı, s.2; ve Harry H. Lamb, "Ministeıs not haviııg
Offices at the Porte" ("The Turkish Empire on the Eve of its Fail," G. E Gooclı
ve Harold Temperley (Der.), British Documents on the Origins of the War, 1898-
1914, 5: The Near East, s.17 içinde).
82 Telgraf N o . 2 2 9 , Kiderlen'den Dışişleri Bakanhğı'na, Tarabya, 3 0 Temmuz
1 9 0 8 , R 1 4 1 6 7 , Verfassunğ und Parlament der Türkei, Klasör 1 (Temmuz
1 9 0 8 ) içinde; "Die VViederherstellung der türkischen Verfassunğ," Vossische
Saray Başkâtibi Tahsin Paşa tarafından imzalanmış ve res-
mî görevde olduğunu belirten - v e dolayısıyla tutuklanıp
gemiden indirilmesini engelleyen- bir belgeyle İngiliz
bayrağı taşıyan bir Mısır gemisine binmiş ve yanında mil-
yonlarca Franlık nakit parayla Türkiye'den kaçmayı başar-
mıştı.83 İzzet Paşa, eğer kaçamamış olsaydı hafiyelikten ve
Hicaz Demiryolu inşaatı sırasında yapmış olduğu yolsuz-
luklardan hakkında muhakkak dava açılacak ve kesinlikle
hüküm giyecekti.84 Oğlu Mehmed Ali Bey Washington'da-
ki Türkiye temsilciliğinde Elçi olarak görev yaptığı için
önceleri Amerika'ya yerleşmeyi planlayan İzzet Paşa, 4
Ağustos'ta Çenova'da bir hükümet ajanı tarafından yaka-
lanmaktan kıl payı kurtulunca, Paris üzerinden Londra'ya
geçerek, oraya sığınmıştı. 85 Hükümet İzzet Paşa'ya karşı

Zeitung, 1 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s . l ; 'The Sultan and the New Move-
ment," Tlıe Times, 1 Ağustos 1 9 0 8 , s.7; ve Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve
Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9410.
83 Ahmed İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1888-1923, 2, ss.41-42; "Die Wi-
ederherstellung der türkisehen Verfassung," Vossische Zeitung, 1 Ağustos
1908, Akşam Baskısı, s.2; "Die Wiederherstellung der türkisehen Verfassung,"
Vossische Zeitung, 2 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.2; "İzzet Paschas Flucht,"
Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 2 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah Baskısı, s . l ;
"The Palace Favourites," and "İzzet Pasha on Board a British Ship," The Times,
3 Ağustos 1908, s.5; "Zu izzet Paschas Flucht," Berliner Tageblatt und Handels-
Zeitung, 3 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s . l ; "Der Fail İzzet Paschas," Berliner
Tageblatt und Handeli-Zeitung, 4 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.l. Ayrıca bkz.,
Telgraf No.232, Kiderlen'den Dışişleri Bakanlığı'na, Tarabya, 2 Ağustos 1908
[Telgraf No.l33'e yanıt], R 14168, Verfassung und Parlament der Türkei, Kla-
sör 2 (1-9 Ağustos 1 9 0 8 ) içinde, izzet Paşa'nm Londra'ya vardıktan sonra ka-
çışıyla ilgili olarak basına verdiği demeç için, bkz., "izzet Pascha über die tür-
kisehe Revolution," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 22 Ağustos 1908,
Akşam Baskısı, ss. 1-2.

8 4 "izzet Paschas Flucht," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 4.Ağustos


1908, Akşam Baskısı, s.2. * '
8 5 "izzet Pascha in Amerika," Berliner Tageblatt und Handels-Zeituıtg, 12 Ağustos
1908, Sabah Baskısı, s.3; "izzet Pasha in London," The New York Times, 18
Ağustos 1908, s.5; "izzet Pasha is Fouııd," The New York Times, 22 Ağustos;
1908, s.4; ve "İzzet Pascha über die türkisehe Revolution," Berliner Tageblatt:
ımd Handels-Zeitung, 22 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, ss. 1-2.
iddianame hazırlıyor ve Adliye Nezareti de kendisine is-
nad edilen suçların Paşa'nın iadesine neden olabileceğini
belirtiyordu. İddianamede Saray'da gizli cinayetler, halkın
dolandırılması, gümrük rüşvetçiliği ve diğer suçlar yer alı-
yordu. 86 İzzet Paşa, zimmetine geçirdiği yedibuçuk mil-
yon Amerikan Dolarını Amerika'da işletmesiyle tanınıyor-
du87
Eski rejimde görevi Ser Hafiye olan Ziya Paşa da Dev-
rim'den hemen sonra Türkiye'den kaçınış ve İngiltere'ye sı-
ğınmıştı. Paşa, Avrupa basınına verdiği demeçlere göre, na-
zırların, yüksek rütbeli zabitlerin, hükümet memurlarının
ve çoğu önemli ailelerden yüzyetmiş Türk'ün öldürülme-
sinden sorumluydu. Bu insanların hepsi Ziya Paşa'nın gö-
revde bulunduğu sırada ortadan kaybolmuşlardı. Sultan
Abdülhamid tarafından kaçması için uyarılan Paşa sön ola-
rak da İstanbul'dan kaçarken, kılık değiştirmesine rağmen
kendisini tanıyan ve gemiye binmesine engel olmaya çalı-
şan birisini vuracak öldürmüştü.88
5 Ağustos tarihli Tanin, eski Bahriye Nazırı Hasan Rami
Paşa, eski Dahiliye Nazırı Memduh Paşa, onüç yıldır Sul-
tan'ın Başkatibliğini yapan Tahsin Paşa, Abdülhamid'in
Pan-lslâmcı danışmam ve daha çok 1895 ve 1896 Ermeni
katliamlarını kışkırtmasıyla bilinen Şeyh Abu-1 Hûda ve İs-
tanbul'un eski Şehremini Reşid Paşa'nın kaçmak için fırsat
kolladıklarını ve bu kimselerin kaçmalannı engellemek
amacıyla haklarında tutuklama kararı verildiğiîtlyazıyor-

' 8 6 "izzet Paslıa in London," The New York Times, 18 Ağustos 1 9 0 8 ,


8 7 "Secretly Mürdered 170 for the Sultan: Zsa Bey, Ex-Head of Turl
lice, Explams Methods of Camarilla," The New York Times, 26
s.3.

8 8 "Secretly Mürdered 1 7 0 for the Sultan: Zia Bey, Ex-Head of Turkish'Secret Po-
liçe, Explains Methods of Camarilla," The New York Times, 26-Âğustos 1908,
s.3.
du. 89 Aynı gün, Tahsin Paşa ve Abu-1 Hûda dışındaki, bu ve
benzeri düzenbaz, monarşist nazırlar ve üst düzey bürok-
ratlar tutuklanıyor ve Zabtiye Nezareti'ne gönderiliyorlardı.
Eski Bahriye Nazırı Hasan Rami Paşa ise rıhtımda vapura
binip kaçmak üzereyken zabıta ve etrafta bulunan, halk ta-
rafından yakalanarak Zabtiye Nezareti'ne teslim, edilmişti:
O gün, Nezaretin önünde toplanmış kalabalık, tutuklanan-
lar aleyhinde saatlerce gösteri yaptı.90
Halkın aleyhdeki gösterileri 5 Ağustos gecesinde Başkatib
Tahsin Paşa ve Tophane-i Âmire Müşiri Zeki Paşa'nın ko-
naklarının önünde de sürdürülüyordu. Daha sonra gösteri
yapan topluluğun ele başları, paşaları tutuklayıp, Zabtiye
Nezareti'ne götürüyor ve orada 6 Ağustos sabahı gösteri so-
nunda alıkonulmaktansa, kendi iradesiyle Nezaret'e. teslim
olan Abu-1 Huda ile karşılaşıyorlardı.91

8 9 Tanın, 2 3 Temreniz 1324/5 Ağustos 1 9 0 8 , s.4; "Türkei: Zum Systemwechsel,"


Vossische Zeitung, 5 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.3; "Tevkifler," Tanın, 2 4 •
Temmuz 1 3 2 4 / 6 Ağustos 1908, 5.3; "Verschârlung der Lage in Konstantino-
pel: Verhaftungen der gestürzten Würdentrâger," Berliner Tageblatt und Han-
dels-Zeitung, 6 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.2; "Türkei; Zum Syste.mwech-
sel," Vossische Zeitung, 6 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; ve Sir Gerard
Lowther'dan Sir EcUvard Grey'e, tstanbul, 6 Ağustos 1 9 0 8 , "Correspondence
Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary Pa-
pers, 1909, 105, s.32 içinde.

9 0 Tanin, 2 3 Temmuz 1324/5 Ağustos 1 9 0 8 , s.4; "Atrests of Offieials," Tlıe Times,


6 Ağustos 1908, s.3; "Absetzung des Grosswesirs Said Pascha," Berliner Tageb-
latt und Handels-Zeitung, 6 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah Baskısı, s.3; "Türkei: Zum
Systemwechsei," Vossische Zeitung; 6 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.5; Cemal
Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s.28; ve Sir Gerard Lowther'dan Sir Edvvard Grey'e,
Tarabya, 11 Ağustos 1 9 0 8 , "Correspondence Respecting the Constitutional
Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, s . 5 2 içinde. Ay-
rıca bkz., Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Ha-
relıetleri, 3 (25 Ekim 1934-18 Nisatı 1 9 3 5 ) , s.391..

91 Sir Gerard l.owther'dan Sir Edw,ard Grey'e, İstanbul, 6 Ağustos 1908, "Corres-
pondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parîi-
amentary Papers, 1909, 105, s.32 içinde; "More Arrests of Palace Offieials,"
Tlıe Times, 7 Ağustos 1908, s.5; ve "Türkei: Zum Systemwechscl," Vossische ,
Zeitung, 8 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, ş.4.
Tutuklananlar arasında büyük servet sahibi ve adları kö-
tüye çıkmış iki mabeynci Mehmed Ragıb Paşa ve Faik Bey
de bulunuyordu. Mehmed Ragıb Paşa Mekteb-i Mülki-
ye'den 1879 yılında pekiyi derece ile mezun olduktan sonra
Mabeyn kâtipliğine atanmıştı. Abdülhamid yönetiminin ilk,
yıllarında Midhat Paşa'nın yargılanmasında da görev almış-
tı.92 Tüm dikkatini Saray'dan kaynaklanan nüfuzunu kul-
landığı ticarî ve sınai girişimler yoluyla servet sahibi olma-
ya vermiş olan Ragıb Paşa, o zamana kadarki mâbeynciler
arasında en becerikli ve başarılısıydı. Saray'da sözü en çok
geçenlerden biriydi. Sadr-ı Âzamlarm, vezirlerin ve yüksek
düzeydeki devlet görevlilerinin atanmalarında etkin rol oy-
namakla tanınmıştı. Görevinin dışında ticaret ve madenci-
lik işleriyle de uğraşarak büyük servet sahibi olmuştu. Ken-
disine ait olan bir rakı fabrikasından başka imparatorluğun
çeşitli kentlerinde ve istanbul'da birçok hanı vardı. Pa-
şa'nın, istanbul'daki ingiliz topluluğu ile de yakın ticari iliş-
kileri bulunmaktaydı.?3 Ragıb Paşa ancak çetin bir direniş-
ten sonra tutuklanabildi. Köşküne barikat kurmuş ve üst

92 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, istanbul, 6 Ağustos 1908, "Corres-
pondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Parli-
amentary Papers, 1909, 105, s.32 içinde; Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve
Mülkiyeliler, 3, s.75; "Türkei: Zum Systemwechsel," Vossische Zeituııg, 6 Ağus-
tos 1908, Aksam Baskısı, s.2; "Turkey," The Ttmes, 10 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; Ce-
mal Kutay, Uç Paşalar Kavgası, s.28; ve Sir Gerard Lowther'daıı Sir Edward
Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitu-
tional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, s. 52 için-
de. Ayrıca bkz., Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fi-
kir Hareketleri, 3 ( 2 5 Ekini 1 9 3 4 - 1 8 Nisan 1 9 3 5 ) , s . 3 9 1 ; ve Cemal Kutay, Tür-
kiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9413.

9 3 Harry H. Lamb, "Officials of the Palace" ("The Turkish Empire on the Eve of
its Fail," G. R Gooch ve Harold Temperley (Der.), Gritisfı Documeııts on the
Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s.9 içinde); "Sarıcazade Meh-
med Râgıb Paşa," Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler; 3, ss. 75-76;
ve "Ragıb Paşa Eğribozlu, Sarıca," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 16,
s.9685. Ragıb Paşa'nın her üçü de Beyoğlu'nda, Cadde-i Kebir'de bulunun pa-
sajları ve iş hanları İmparatorluğun yayıldığı kıtaların adını taşımaktaydı: Af-.
kattaki pencerelerin birinden polis üzerine ateş açmıştı. 94
Tutuklanan diğer mabeynci Faik Bey mütevazi ve Ragıb Pa-
şa'ya göre daha az 'becerikliydi.' Yine de, hem İngiliz tüc-
carlarıyla hatırı sayılır iş ilişkileri vardı, hem de Türkiye'de
sanayi yatırımlarına sahipti.95
Bahriye Nezareti'nde yüksek rütbeli bir subay olan Ah-
med Paşa da, Devrim'den sonra emrindeki silahlı kişileri
Kapalıçarşı'da kargaşa çıkartmaya azmettirmekten ve çarşı-
da çıkan olaylar sırasında iki kişinin yaralanmasından so-
rumlu tutularak tutuklanmıştı. Çarşıda olay yaratma teşeb-
büsü başarısızlıkla sonuçlanmıştı; halk hemen polisi çağır-
mış, yakalananlar da Ahmed Paşa'dan emir aldıklarını itiraf
edip onu ele vermişlerdi. 96 Eski Harbiye Nazırı Serasker
Mehmed Rıza Paşa, Vaniköy'deki yalısında tutuklanmış ve
6 Ağustos'ta Harbiye Nezareti'ne götürülmüştü. 97
Selim Melhameînin kardeşi Necib Melhame trenle yurt-
dışına kaçmak üzereyken üzerinde nakit olarak altmişüç
bin Altın Lira ve birçok gizli evrakla Edirne'de sınırdaki
Mustafa Paşa Istasyonu'nda yakalanarak 31 Temmuz'da İs-
tanbul'a getirilmişti.98 O tarihten beri de ev hapsinde tutu-

rika,' 'Anadolu' ve 'Rumeli.' Bu pasaj ve iş hanları bugün hâlâ Beyoğlu'nda, İs-


tiklâl Caddesi'nde asıllarına uygun olarak—tüm ihtişamlanyla—ayakta dur-
maktadır (Pelin Aykut, "Afrika Pasajı," ve Pelin Aykut, "Anadolu Pasajı," Dün-
den Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, 1, s.89 ve 2 5 6 ; ve Banu Kutun, "Rumeli Ha-
nı," Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, 6, s.355).

9 4 "Turkish Officers Arrested," The New York Times, 8 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.


9 5 Harry H. Lamb, "Offieials of the Palace" ("The Turkish Empire on the Eve of
its Fail," G. E Gooch ve Harold Temperley (Der.), British Documents on the
Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s.9 içinde); ve Cemal Kutay,
Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9413.

9 6 "Arrests of Offieials," The Times, 6 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.


97 Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, p.29; "Verschârlung der Lage in Konstanti-
nopel: Verhaftungen der gestürzten Würdentrâger," Berliner Tageblatt und
Handels-Zeitung, 6.Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.2.

9 8 "Die Wiederherstellung der türkisehen Verfassung," Vossische Zeitung, 31


Temmuz 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; ve "Das neue türkisehe Kabinett," Berliner
luyordu." Eski rejimdeki resmî görevi yalnızca Nafia Ne-
zareti Müsteşarlığı olan Necib Melhame, daha çok Saray
hafiyelerin gayr-ı resmî başkanı ve Sultan'ın özel siyasal
danışmanı olarak biliniyordu, işadamı olarak bulunduğu
Tunus'ta sayısız defa yargı önüne çıkarılmış, üç kez fiilî te-
cavüzle suçlanmış ve ticarete hile karıştırmak suçundan
hapse düşmekten zorlukla kurtulmuştu. Tunus'u terketme-
ye mecbur bırakılan Necib Melhame, Temmuz 1897'de is-
tanbul'a, kardeşi Selim Melhame'nin yanına gelmiş ve Sul-
tan Abdülhamid'le görüşerek. Fransa'daki Jön Türk direni-
şiyle başa çıkmakta kendisinin Büyükelçi Sali'h Münir
[Esenbel] Paşa'dan daha başarılı olacağı yönünde Sultan'ı
ikna etmiş ve kendisinin Paris'e Maslahatgüzar olarak atan-
masını sağlamıştı, Ama Fransız makamları Salih Münir
[Esenbel] Paşa'nın geçici olarak Fransa dışına çıktığı bir
anda, atanmasının üzerinden daha henüz bir yıl bile geç-
meden Necib Melhame'yi persona non grata -istenmeyen
kişi- ilân ederek smırdışma çıkartmış ve Necib Melhame
Saray tarafından Sofya'ya Komiser olarak atanmıştı. Davra-
nışları orada da pek hoş karşılanmayan Necib Melhame
Bulgar Hükümeti tarafından da persona non grata -istenme-
yen kişi- ilân edilmiş ve 1902 yılı Ocak ayında Bulgaristan'ı
terk etmeye zorlanmıştı. 100 7 Ağustos tarihli Tanin, Necib
Melhame'nin Bulgaristan'da bulunduğu süre içinde İstan-
bul'daki Bulgar Kilisesi'nin açılması için Başkâtib Tahsin

Tageblatt und Handels-Zeitung, 3 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s . l .


99 "The Palace Favourites," The Times, 3 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.
100 Harry H. Lanıb, "Ministers not having Öffices at the Porte" ("The Turkislı
Ehıpire on the Eve of its Fail," G. P. Gooch ve Harold Temperley (Der.), Bri-
tish Documents on the Origins of the Var, 1898-1914, 5: The Near East, ss.17-
18 içinde). Ayrıca bkz., "Diraıı Kelekyan'ın Necib Melhame Paşa'dan da Söz
Açan bir Jurnali," Paris, 19 Haziran 1 3 1 4 [2 Temmuz 1 8 9 8 i , Turgut Çeviker
. (Der ), İbret Albümü, 1908, ss. 1 3 9 - 1 4 0 içinde.
Paşa ve İzzet Paşa ile birlikte rüşvet almış olduğunu, Arif
Paşa'nm Edirne Valiliği'nde bulunduğu sırada bir Bulgar
komitesinden alınan kırk bin Fransız Frangından yine Tah-
sin ve izzet Paşalarla birlikte usulsüz olarak kendisine hisse
çıkartmış olduğunu, her yıl Bulgaristan'ın Müslüman hal-
kından kişi başına toplanan ikişer-üçer Frank tutarındaki
paraları,zimmetine geçirdiğini iddia ediyor, Bulgaristan Ko-
miserliği'nde bulunduğu sırada yaptığı kötülüklerin ayrıntı-
larının yakında resmen açıklanacağını bildiriyor ve kardeşi
Selim Melhame gibi kaçmadan tutuklanmasını istiyordu.101
Tutuklamalar sürüyordu. 7 Ağustos tarihli Tanın, "taşrada
bulunan mevkufin-i siyasiye-yi askeriyeden iş başında olan-
ların oldukları yerlerde kalmaları, açıkta olanların da Der-
saadet'e gelmeleri için telgrafla emir verilmiş" olduğunu
bildiriyordu.102 Mekâtib-i Askeriye Müfettişi İsmail Paşa ile
Saray yaverlerinden ismail Mahir Paşa 9 Ağustos tarihinde
istanbul'da tutuklandı.103
Tutuklanan nazırların köşklerinde yüksek miktarda para,
kıymetli evrak ve ziynet eşyası bulunuyordu. Örneğin, eski
Bahriye Nazın Hasan Rami Paşa'nm köşkünde, Paşa'nm ka-
sasından değişik kimseler adına Credit Lyönnais, Osmanlı
Bankası ve Midilli Bankası tarafından düzenlenmiş ikiyüz
bin Liralık oniki adet çek, bin küsur nakit al tın Lira, çeşitli
şirketlere ait hisse senetleri, gayrimenkul tapuları ve yetmiş
bin Lira değerinde mücevherat çıkmıştı. Kasada bulunanla-
rın. toplam değeri dört milyon Frank'tan fazlaydı. Paşa, yal-
nızca bir buçuk yıl görevde kalmıştı. Kasadan çıkan Servet,!

101* "Hırsız Çetesi," Tanin, 2 5 Temmuz 1 3 2 4 / 7 Ağustos 1908, s.3.


102 "Mevkufin-i Siyasiye-i Askeriye," Tanin, 2 5 T e m m u z / 1 3 2 4 / 7 Agustçıs 1908,
s.4.

i 03 Cemal Kutay, Üc Paşalar Kavgası,"5:30,; Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hür-


riyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9414; ve\Resimli Kitah, 1 (Eylül 19T)8-Mart
1909), s.63. \
i
zimmete geçirilmiş ve haksız yere elde edilmiş sayılarak,
Zabtiye Nezareti tarafından haczedildi.104
Bu arada Tanin, 9 Ağustos'ta eski rejimin kokuşmuş paşa-
larına yasadışı yollardan, Sultan'ın 'hediyesi' olarak 'satılan'
-verilen- tüm gayrımenkullerin listesini yayınlamaya başla-
dı. Devrim sonrası görevden azledilen Tophane-i Âmire
Müşiri Zeki Paşa, yalnızca İstanbul'da toplam olarak yirmi-
yedi bin Lira değerinde gösterilen çok sayıda apartman, ko-
nak, dükkan, han, mağazanın ve arsanın mülkiyetini ele ge-
çirmekle kalmamış, aynı zamanda biri Bursa'da -onaltı bin
Lira 'değerinde'- diğeriyse Aydm'da -yirmibeş bin Lira 'de-
ğerinde'- iki çiftliğin de sahibi olmuştu. Zeki Paşa'nın yol-
suzlukla elde ettiği mülkü kağıt üzerinde yetmiş bin Li-
ra'dan fazlaydı.105 Oysa bu gayrımenkullerin piyasa değeri
kağıt üzerinde gösterilenin çok üstündeydi: Gayrımenkul-
lere biçilen gerçek değer yüzelli bin Lira'ydı. Zeki Paşa'nın
bu malları Hazine'den 'satın almak' için ödemiş olduğu pa-
ra ise yalnızca dört bin üçyüz kırk Lira idi! 106 Başkatib Tah-
sin Paşa da yolsuzlukla dört bin Lira'ya elde ettiği gayrı-
menkullerin yanısıra, fiyatı bildirilmeyen bir hamama da
sahipti.107 Saray'ın gözdesi çok sayıda paşa -eski istanbul
• - . |. •••• ,

104 "Verschârlung der Lage in Konstantinopel: Verhaftungeıı der gestürzten


Würdentrâger," BerVmcr Tageblatt und Handels-Zeitung, 6 Ağustos 1908, Ak-
şam Baskısı, s.2; "Unter dem Kabinett Kiamil," Berliner Tageblatt und Haıı-
dels-Zeitung, 7 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.2; "Türkei: Zum Systemwech-
sel," Vossische Zeitung, 7 Ağustos 1908, .Sabah Baskısı, s.5; Tanin, 2 5 Temmuz
1 3 2 4 / 7 Ağustos 1908, s.4; "Rami Paşa," Tanin, 26 Temmuz 1 3 2 4 / 8 Ağustos
1908, s.3; ve Sir Gerard Lowther'dari Sir Hdward Grey'e, Tarabya, 1 1 Ağustos
1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey,
1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, s.53 içinde.

105 "Eski Yağmalar," Tanın, 27 Temmuz 1 3 2 4 / 9 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; "Zeki Paşa'ya


Verilenler," Tanin, 2 8 Temmuz 1 3 2 4 / 1 0 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; ve "Zeki Paşa,"
Tanin, 2 9 Temmuz 1 3 2 4 / 1 1 Ağustos 1908, s.3.

106 "Zeki Paşa," Tanin, 29 t e m m u z 1 3 2 4 / 1 1 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.


107 "Eski Yağmalar," Tanin, 2 7 Temmuz 1 3 2 4 / 9 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.
Şehremini Reşid Paşa ve eski Merkez Kumandanı Şaaded-
diıı Paşa da dahil olmak üzere- benzeri yollardan servet sa-
hibi olmuştu. 108
Paşalar, daha önce yolsuzlukla elde ettiklerinin bir bölü-
münü geri ödeyerek, özgürlüklerini satın almayı denediler.
Zeki Paşa, İttihad ve Terakki Cemiyeti tarafından imzalana-
cak ve hakkında kanuni hiçbir işlem yapılmayacağını taah-.
hüt eden bir belge karşılığında beş bin Lira ödeyeceğini be-
lirtmişti. Şartı tartışmaya bile gerek görülmeden reddedildi.
Tanin, "Paşa anlamıyor; fakat bugün rızasıyla vermediği pa-
raları yarın Mahkeme kararıyla iade edeceğini galiba unutu-
yor," diyordu. 109 Daha sonra, yolsuzlukla elde ettiği tüm
mülkünü geri vermeye razı oldu ve yapılan yasal düzenle-
melerle gayrımenkuller 11 Ağustos'ta Hazine-i Evkaf'a geri
döndü. 110 12 Ağustos tarihli Tanin, eski Harbiye Nazırı Se-
rasker Mehmed Rıza Paşa'nm yüz bin Liralık bir Osmanlı.
Bankası çeki imzalamaya razı olduğunu, böylece yolsuzluk-
la elde ettiği malın oldukça büyük bir bölümünün Maliye
Hazinesi'ne geri döndüğünü yazıyordu.111 Paşa bu çekle be-
raber yine yüz bin Lira değerindeki gaynmenkulünü İstan-
bul Şehremaneti'ne geri verdi. Tutuklu bulunan Mehmed
Rıza Paşa, yolsuzlukla ve yasaları ihlalle ele\geçirdiği ve bu

1 0 8 "Eski Yağmalar," 2 7 Temmuz 1 3 2 4 / 9 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; "Şehremin Sabığı ,


. Reşid Paşa," Tanin, 27 Temmuz 1 3 2 4 / 9 Ağustos, T908, s.4; "Eski Yağmalar!,"
Tanin, 2 8 Temmuz 1 3 2 4 / 1 0 Ağustos 1908, ss.'2-3; ve "Eski Yağmalar," Tanin,
29 Temmuz 1 3 2 4 / 1 1 Ağustos 1908, s.3.
109 "Zeki Paşa Anlatıyor," Tanin, 2 8 Temmuz 1 3 2 4 / 1 0 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.
110 "Zeki Paşa," Tanin, 2 9 Temmuz 1 3 2 4 / 1 1 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; "Türkei," Vossisc-
he Zeitung, 11 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.3; "Zeki Paşa'nın Emlâki," Ta-
nin, 3 0 Temmuz 1 3 2 4 / 1 2 Ağustos 1908, s.3; "Restitution by Ex-Ministers,"
The Times, 1 4 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; "Money Restored to the Treasury," The Ti-
mes, 18 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; ve "Türkei: Zum Systemwechsel," Vossische Ze-
itung, 18 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.5.

111 "Türkei," Vossische Zeitung, 11 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.3; ve Tanin,


30 Temmuz 1 3 2 4 / 1 2 Ağustos 1908, s.4.
uğurda yargılanmaktan kılpayı kurtulduğu malların yasal
teslim etme işleri bittikten sonra 13 Ağustos'ta serbest bıra-
kıldı. 112 15 Ağustos'ta Ragıb Paşa'nın dava vekili Servet-i
Fünun yöneticilerine başvurarak, müvekkili ve diğerleri
hakkındaki basın kampanyasının kesilmesi için oldukça
büyük miktarda rüşvet teklif etti. Tabii bu derhal reddedildi
ve 16 Ağustos tarihli Servet-i Fünun'da çirkin teklif kamu-
oyuna açıklandı.113 22 Ağustos'ta eski Bahriye Nazırı Hasan
Rami Paşa, Hazine'ye yüz bin Lira geri ödedi. 114 Rami Paşa
hakkında açılan soruşturma, Paşa'nın, eski rejimdeki suisti-
malleri bilen kişileri bile şaşırtacak miktarlarda, kamu fon-
larını kendi hesabına geçirdiğine ve sanılandan daha çok
yolsuzluk yapmış olduğuna şüphe bırakmıyordu.115
Yolsuzlukla edinilmiş mallarm Hazine'ye geri verilmesi
işlemi bittikten sonra, Zabtiye Nezareti'nde tutuklu bulu-
nan eski rejimin önde gelen temsilcileri sürekli Büyüka-
da'da ikâmet etmeleri şartıyla 4 Eylül'de serbest bırakıldı-
lar.116

Devrim'den sonra Hariciye Nezareti bünyesinde de bir te-


mizlik operasyonu başlatıldı. Hariciye Nazırı, 10 Ağustos'ta
verdiği demeçte Avrupa gazetelerine eskiden beri yapılagel-

112 "Rıza Paşa," Tanin, 31 Temmuz 1 3 2 4 / 1 3 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; "Restitutioıı by


Ex-Ministers," The Times, 14 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; Cemal Kutay, Üç Paşalar
Kavgası, s.32; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tari-
hi, 16, s.9415.

113 Servet-i Fünun, 3 Ağustos 1 3 2 4 / 1 6 Ağustos 1 9 0 8 (Ahmed İhsan Tokgöz, Mat-


buat Hatıralarım, 1888-1923, 2, s.47).
114 "The New Era in Turkey," The Times, 2 4 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; "Demission Akil
Paschas," Berüner Tageblatt und Handels-Zeitımg, 2 4 Ağustos 1908, s.3; Ce-
mal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, ss.33-34; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve
Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, p.9416.

1 1 5 T h e New Era in Turkey," The Times, 2 4 Ağustos 1908, s.3.


116 Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası,s.35; "Türkei," Vossische Zeitung, 5 Eylüb
1908, Akşam Baskısı, s.3; ve "Turkey," llıe Times, 5 Eylül 1 9 0 8 , s.5.
mekte olan para yardımlarına ve elçilikler emrine gönderi-,
len örtülü ödeneklere son verildiğini açıkladı.117 Daha ön-'
ce, 6 Ağustos'ta, Türkiye'nin yabancı ülkelerdeki Elçi, Mas-
lahatgüzar ve diğer yüksek düzey diplomatlarının görevden
alındıkları emri çıkmış ve karar hemen uygulamaya kon-
muştu. 118 -
Görevden alman diplomatlardan Paris Büyükelçisi Salih
Münir [Esenbel] Paşa, Sultan Abdülhamid'in en sadık me-
murlarından biriydi. Avrupa'da J ö n Türkler'in başlattığı
mutlakiyetçi rejim karşıtı faaliyetler ciddi bir boyut kazan-
dığında, Sultan Abdülhamid tamamen güvenebileceği bir
kişi aramış ve Ticaret ve Nafia Nazırı Mahmud Celaleddin
Paşa'nm oğlu, Hariciye Nezareti Mektupçusu -bugünkü de-
yimiyle, 'Genel Sekreter' ya da 'Müsteşar'- Salih Münir
[Esenbel] Paşa'yı Paris'e Büyükelçi olarak atamıştı, 119 Salih
Münir [Esenbel] Paşa, göreve atandığı 1896 yılından itiba-
ren on yıldan fazla bir süre Abdülhamid'e büyük bir sada-
katle hizmet etmiş, Fransa ve ayrıca resmen kendisine bağlı
Belçika ve İsviçre gibi çevre ülkelerdeki tüm anti-monarşist
faaliyetleri çok sıkı bir şekilde takip etmişti. Paşa, birçok Ît-
tihadcı devrimcinin yalnızca Fransa'dan değil, accredite ol-
duğu İsviçre ve Belçika gibi ülkelerden de çıkartılmalarında
önemli rol oynamıştı.120 Paris'teki İttihad ve Terakki Cemi-

117 The Washington Post, 11 Ağustos 1908, s.2.


118 "Recall Turkish Ministers," The New York Times, 11 Ağustos 1 9 0 8 , s.l; ve Sir
Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1908, "Corres-
pondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parii-
amentary Papers, 1909, 105, ss.52-53 içinde. Ayrıca bkz., "The Young Tur-
kish Revolution," G. P Gooch ve H. Temperley (Der.), British Documents on
the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s . 2 5 4 içinde.

119 Aziz Esenbel, "Kardeşinin Kalemiyle: Paris Sefiri Salih Münir Paşa," ss.639-
640.
120 Ahmed Bedevi Kuran, Osmanlı imparatorluğunda İnkılap Hareketleri ve Milli
Mücadele, ss.161-172; 2 7 5 - 2 7 6 ; ve 3 4 7 - 3 5 2 .
İ
yeti ileri gelenleri Paris ve Brüksel'de sürgünde yaşayan va-
tandaşlar adına, Salih Münir [Esenbel] Paşa'nın yalnızca
inanmış bir monarşist olmasından değil, aynı zamanda El-
çilik fonlarını kendi lüksü ve harcamaları için kullanmış ol-
masından dolayı acilen görevden alınmasını isteyen bir
telgrafı 5 Ağustos'ta İstanbul'a çektiler. Telgrafta Paşa'nın
yerine Paris'e "namuslu, şan ve haysiyet ve menafi-i Hükû-
met-i Seniye-yi muhafazaya muktedir bir Sefir" tayin edil-
mesi isteniyordu.121 Paşa, 6 Ağustos'ta görevden alındı ve
hemen istanbul'a dönmesi istendi,122 Ancak Paşa, sıhhi ne-
denlerle Avrupa'da kaplıca tedavisi göreceğini bahane ede-
rek İstanbul'a dönme isteksizliğini Fransız basınına açıkla-
dı. Salih Münir [Esenbel] Paşa'nın 10 Ağustos'ta Paris'te ya-
yınlanan Le Matın- gazetesine verdiği demeç çok ibret veri-
ciydi: Şimdiye kadar en azimli savunucusu olduğu eski reji-
mi ve bu rejimin temsil ettiği herşeyi, artık zaman değişmiş
olduğu ve mutlakiyetçi rejim bir devrimle kesin olarak yı-
kılmış bulunduğu için, en ağır sözlerle kötülüyordu! Avru-
pa ve Amerikan basını bunu Salih Münir [Esenbel] Paşa'nın
kendi canını kurtarmak için Devrim'le uzlaşmak zorunda
hissetmesine kanıt olarak değerlendirdi. Le Matın muhabi-
riyle yaptığı konuşmada, Paşa, eski rejimin devamının
mümkün olmadığını söylemişti. Paşa'nın ifadesine göre,
ekonomi dar boğazdaydı; memurlar yetersiz ve beceriksiz-
di; yasalar uygulanmıyordu; ordu iyi donatılmamıştı; ve
herşeyden.önemlisi, Hükümet yönetiminde entrika ve yol-
suzluk egemendi. Üstelik ülkenin doğal kaynaklarının kul-

121 Selanik'te çıkan 6 veya. 7 Ağustos 1908 tarihli İttihad ve Terakki gazetesinden
nakleden, Tanin, 27 Temmuz 1 3 2 4 / 9 Ağustos 1908, s.4.
122 "Unter dem Kabinett Kiamil," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 7
Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.2; "Türkei: Zum Systemwechsel," Vossische
Zeitung, 8 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.4; ve "Türkei: Zuırt Systemwech-
sel," Vossische Zeitung, 10 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.9.
lanım ve gelişimi ile ilgili hiçbir ciddî girişimde bulunulma-
mıştı. Devrimci komitelerin kurulmasını engellemek baha-
nesiyle özel girişimin gelişmesine izin Verilmemişti.123 Şalin:
Münir [Esenbel] Paşa, Îttihadcı liderlerin güvenini kazan-
mak amacıyla henüz İstanbul'a dönmek üzere Paris'ten ay-
rılmamış olan Ahmed Rıza Bey'i Eylül ayında ziyaret etmiş,
ayrıca Servet-i Fünun başyazarı Ahmed İhsan [Tokgöz] ile
de devrimci davanın karşısında çalışmadığını belirttiği bir
röportaj yapmıştı. 124 Yıllar sonra, geçmişte olanları unut-
turmak için kardeşi Aziz Esenbel de bu dayanaksız iddiaları
tekrarlayacak ve ağabeyinin Paris'te Büyükelçi iken devrim-
cileri takip ettirmediğini, onları Fransa, Belçika ve İsviçre
makamlarına ihbar etmediğini, tam tersine onlara elinden
gelen desteği sağladığını ve hatta Ittihadcılara 'yataklık'
yaptığını iddia edecekti! 125
Paris Büyükelçiliği görevinin Hariciye Nezareti Müsteşarı
Naum Paşa'ya teklif edileceği sanılıyordu. 126 Nitekim, 12
Ağustos'ta, görevden azledilen Salih Münir [Esenbel] Pa-
şa'nm yerine Paris Büyükelçiliği'ne Devrim'den sonraki Sa-
icl Paşa Kabinesi'ne kısa bir süre için Nafia Nazırı olarak
girmiş olan Naum Paşa'nm atanacağı haberi doğrulandı.
Hariciye Nezareti'nde çeşitli görevlerde bulunduktan sonra,
1892'de 'Vezir' rütbesiyle Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığına
atanmış, beş yıllık iki dönem boyunca Beyrut'ta görev yap-
tıktan sonra Hariciye Nezareti Müsteşarlığına getirilmiş

123 "Der Vertrauen der Mâchte," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 10


Ağustos İ 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; "The Recall of Münir Pasha," The Times,
11 Ağustos 1908, s.5; ve "Diplomat Praises New Regime," Tlıe Washington
Post, 11 Ağustos 1908, s.2.
124 Ahmed İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, 1888-1923, 2, ss.60-61,

125 Aziz Esenbel, "Kardeşinin Kalemiyle: Paris Sefiri Salih Münir Paşa," ss.64.l-
642.

126 Tanin, 29 Temmuz 1 3 2 4 / 1 1 Ağustos 1908, s.4; ve "Abdul Hamid aıid the
Committee," The Times, 12 Ağustos 1908, s.5.
olan Naurn Paşa'nın doğruluğu ve sağlam karakterli oluşu
dolayısıyla saygı gördüğü belirtiliyordu.127
Washington Elçisi Mehmed Ali Bey, Devrim'den hemen
sonra Saray ve İstanbul'daki İngiliz Elçiliği'nin yardımıyla
İngiltere'ye kaçmayı başaran İzzet Paşa'nın oğluydu. Meh-
med Ali Bey'in görevden alınması 7 Ağustos tarihinde gün-
deme geldi.128 Bu, Washington'daki diplomatik-çevrelerde
zaten günlerdir beklenmekteydi. Mehmed Ali Bey'in Ame-
rikan girişimcilerinin İstanbul'da bir telefon santrali kur-
ması işinde kendilerine yardımcı olması karşılığında ko-
misyon almış olduğu Washington'daki söylentiler arasın-
daydı. 129 Mehmed Ali Bey 11 Ağustos'ta Elçilik'teki göre-
vinden azledildi. Eski rejime sıkı sıkıya bağlılığıyla tanın-
dığı için görevden alınması Washington'daki diplomatik
çevrelerce yadırganmadı. Yerine yeni Elçi atanana kadar
New York Konsolosu Münci Bey Maslahatgüzar olarak
Washington'da görevlendirildi.130 Münci Bey, bir an önce
Washington'a gitmesi ve Elçilikdeki görevine başlaması

127 "Tlıe Paris Embassy" The Times, 13 Ağustos 1 9 0 8 , s.3; "Türkei: Zum Sys-
teıruveclısel," Vossische Zeitung, 13 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.5; "Osıııa-
ııısche Streitfragen," Berlincr Tageblatt und Handels-Zeitung, 1 3 Ağustos
1908, Sabah Baskısı, s.2; "Türkei: Zuııı Systemwechsel," Vossische Zeitung,
14 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, S.3. Ayrıca, bkz., "Naum Paşa," Büyük La-
rousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 14, s.8558.
1 2 8 "Unter deııı Kabinett Kiamil," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 7
Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.2.

129 "Die Absetzung Mehemed Alis," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 8


Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.2.
130 "Die Absetzung Mehemed Alis," Berlfner Tageblatt uııd Handels-Zeitung, 8
Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.2; Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e,
Tarabya, 11 Ağustos 1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional
Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, ss.52-53 içinde;
"Mehmed Ali Retiıed: Recall ol Turkish Minister to United States Assured,"
The Washington Post, 11 Ağustos 1908, s.2; ve."Recall Turkish Ministcrs," The
New York Times, 11 Ağustos 1908, s.l. Ayrıca şu başyazıya bkz., "The Recall of
the Turkish Minister," The New York Times, 13 Ağustos 1908, s.6.
için Hariciye Nezareti'nden emir aldı.131 Mehmed Ali Bey
makamını bırakmamakta direndiyse de, Münci Bey sonun-
da Elçiliği kendi kontrolü altına aldı."132 Münci Bey, New
York'taki Türkleri Mehmed Ali Bey'e karşı kışkırtmış ateşli
bir Ittihadcıydı.133 Mehmed Ali Bey, New York, Boston ve
Philadelphia'da bulunan Ittihad ve Terakki Cemiyeti taraf-
tarları tarafından yazılmış tehdit mektupları alarak paniğe
kapıldı ve İngiltere'ye gitmek ü^ere, 19 Ağustos gecesi
Amerika'yı ter ketti.134
Hükümet 15 Ağustos'ta, Bükreş Elçisi Hüseyin Kâzım
Bey'i Mehmed Ali Bey yerine Washington Elçisi olarak ata-
dığını Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı'na bil-
dirdi.135 Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin önde gelen üyele-
rinden olan Hüseyin Kâzım Bey'in Washington Elçiliği'ne
atanması, The New York Times gazetıesi tarafından Sultan
Abdülhamid ve Kâmil Paşa Kabinesi'nin İttihad ve Terakki
Cemiyeti'ne hoş görünme çabasının bir sonucu olarak yo-
rumlanıyordu.136

131 "Turkish Minister Adnıits RecalI," The New York Times, 12 Ağustos 1908, s.4;
"Mundji Bey m Charge," The Washington Post, 12 Ağustos 1908, s . l ; ve "The
Turkish Legation in Washington," The Times, 17 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.
132 "Turkish MinSter Achnits Recall," The New York Times, 12 Ağustos 1908,
s.4.
133 "Mundji Bey Makes Denial: Did not İnstigate Threatening Letters to Deposed
Turkish Minister," The New York Times, 16 Ağustos 1908, ikinci Bölüıu, s.7;
ve "The Turkish Legation in Washington," The Times, 17 Ağustos 1908, s.5.

134 "Mehmed Âli is in Flight," TheNew York Times, 2 0 Ağustos 1 9 0 8 , s.l.


135 "Appointment of Hussein Kiazim Bey, With Fievation of Washington Missi-
ori, Confirmed by Inquiry to State Department," Tlıe Washington Post., 1.6
Ağustos 1 9 0 8 , s.2; "The Turkish Legation in Washington," The Times, 17
Ağustos 1 9 0 8 , s.5; "Türkei: Zum Systemvvechsel," Vossische Zeitung, 21
Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.4; ve "May Be Turkish Ambassador: Said Stıl-
tan's Government Wiil Give That Rank to Hussein Kiazim Bey," The New
York Times, 24 Ağustos 1908, s.2.

1.36 "Sultan Selects Hussein Kiazim Bey," The New York Times, 16 Ağustos 1908,
ikinci Bölüm, s.7.
Çok sayıda kâtib ve konsolosa ek olarak, St. Petersburg
Büyükelçisi Hüseyin Hüsnü Paşa, Berlin Büyükelçisi Tevfik
Paşa, Madrid Büyükelçisi Şerif Paşa ve Belgrad Büyükelçisi
de görevden alındı.137 Romanya'da Kalas Başkonsolosu olan
Azarian Efendi, Belgrad Elçiliği'ne atandı. 138 Arif Paşa'nın
oğlu olan Şekib Bey ise Sofya'ya Yüksek Komiser olarak
atandı.139 (
St. Petersburg Elçiliği Arnavut asıllı Turhan Paşa'ya veril-
di. 140 Paşa, hayatının önemli bir bölümünü diplomatik gö-
revlerde geçirmişti. Kâtib olarak başladığı görevine, sırasıy-
la, St. Petersburg, Berlin, Atina, Viyana ve Roma'da devam
eden Paşa, 1879'da Roma Maslahatgüzârı olmuş, fakat bir
Ârılavut milliyetçisi olan kardeşinin faaliyetleri yüzünden
gözden düşmüştü.141 Atanmış olduğu St. Petersburg'da Ber-
lin'in günlük gazetelerinden Berliner Lokal-Anzeigcr'e ver-
diği röportajda yeni Büyükelçi Turhan Paşa, yakm geçmiş-
teki olayların yalnızca askerî bir ayaklanma olarak nitelen-
dirilemeyeceğini, Devrim'in Türk halkmuı doğal ve önüne

137 "Türkei: Zum Systemwechsel," Vossische Zeitung, 10 Ağustos 1908, Akşam


Baskısı,, s.9; "The New Era in Turkey," The Times, 10 Ağustos 1908, s.5; Sir
Gerard Lowther'dan Sir Edwaıd Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1 9 0 8 , "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1909, 105, ss.52-53 içinde; "Sultan Selects Hussein Ki-
aziııı Bey," The Nevv York Times, 16 Ağustos 1 9 0 8 , İkinci Bölüm, s.7; Ve "Re-
call of Ambassadors," The Times, 2 4 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.

138 "Turkey," The Times, 1 EyKU 1908, s.3.


139 "Turkey," The Times, 2 6 Ağustos 1908, s.5.
140 Tanin, 2 9 Temmuz 1 3 2 4 / 1 1 Ağustos 1908, s.4; "Abdul Hamid and the Com-
mittee," The Times, 12 Ağustos 1908, s.5; "Osnıaııische Streitfragen," Bedi-
ner Tageblatt und Handels-Zeitung, 13 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.2; "Tür-
kei: Zum Systemwechsel," Vossische Zeitung, 13 Ağustos 1908, Sabah Baskısı,
s.5; ve "Turkhan Pascha," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 17 Ağustos
1908, Akşam Baskısı, s.4.

141 Harry H. Lamb, "Ministers ııot having Offices at the Porte" ("The Turkish
Empire on the Eve of its Fail," G. P Gooch ve Harold Temperley (Der ), Bri-
ttsh Documeııts on the Origins of the Waı; 1898-1914, 5: The Near East, ss.15-
16 içinde).
geçilmez isteklerinin gerçekleşmesini hızlandırdığını söylü-
yordu. Eski rejime dönüşün mümkün olmadığım ve kor-
kulduğu gibi Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında çatışma
çıkması için hiçbir neden olmadığını söyleyen Paşa'ya göre,
Sultan da ülkenin anayasal rejim için yeterince olgunlaştığı-
na inanıyordu ve olası bir tepkiye imkân yoktu. 142
Ağustos'ün son günlerinde Berlin Büyükelçiliğine Tevfik
Paşa yerine Osman Nizami Paşa atanmıştı. Osman Nizami
Paşa'nm, Tevfik Paşa'nın okuldan yakın arkadaşı olması,
Türk-Alman ilişkilerinin devamını sağlamak için hesaplan-
dığı yönünde algılanmıştı; 143 Annesi Avusturyalı olduğu
için akıcı bir Almanca konuşan Osman Nizami Paşa Berli-
ner Tageblatt'a İstanbul'da verdiği demeçte ordunun Alman
ordusu örnek alınarak tekrar düzenleneceğini, birçok yük-
sek rütbeli subayın açığa alınacağını, yaşlı subayların ise
emekliye sevkedileceğini söyledikten sonra artık yeni reji-
me geçişle birlikte kapitülasyonların kalkabileceğini düşün-
düğünü belirtti.144

Dahiliye Nezareti bünyesinde de büyük değişiklikler yapıl-


dı. Devrimi izleyen günlerde aralarında Erzurum Valisi Ab-
dül Vehab Paşa, Hicaz Valisi Amiral Ahmed Ratib Paşa,
Kastamonu Valisi Fuad Paşa, Trabzon Valisi Ferid Paşa,
Beyrut Valisi Mehmed Ali Bey ve Adana Valisi Bahri Pa-

142 "lurkhan-Pascha über die Umwâltzung in der Türkei," Berliner Lokal-Aııze-


igeı; August 31, 1908, İkinci Baskı, s . l ; "Türkei: Zur Lage," Vossische Zeitung,
31 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.3; ve "The New Ambassadors to Russia
and Germany," The Times, 2 Eylül 1908, s.5.

143 "Demission Akif Paschas," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 2 4 Ağus-


. tos 1 9 0 8 , s . 3 ; ve "Türkei: Zur Lage," Vossische Zeitung, 31 Ağustos 1908, Ak-
şam Baskısı, s.2. Ayrıca bkz., "The New Ambassadors to Russia and Ger-
many," The Times, 2 Eylül 1908, s.5.

144 "Eine Utıterredung mit Osman Nisami," Berliner Tageblatt und Handels-Ze-
itung, 2 5 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.l.
şa'nın da bulunduğu birçok vali görevden azledildi. Azil iş-
lemlerine 6 Ağustos'ta başlandı.145 Özellikle Erzürum hal-
kının Devrim'den önce sayısız gösteriyle istifa ettirmeye
çalıştığı Erzurum Valisi Abdül Vehab Paşa'nın görevden
alınması çok anlamlıydı. Paşa'nın azli 7 Ağustos'ta gerçek-
leşti. 146
Hicaz Valisi Amiral Ahmed Ratib Paşa da 7 Ağustos'ta gö-
revden alındı.147 Paşa, 1893'ten beri Hicaz Valiliği yapmış \
ve görevi süresince yasadışı yollardan hatırı sayılır bir ser-
vete sahip olmuştu. 148 Ahmed Ratib Paşa, yeni rejime karşı
olan valilerden biriydi ve Kanun-u Esasi'nin ilânını bilinçli
olarak geciktirmişti. 149 Görevden alınmasıyla birlikte, tu-
tuklanarak mallarına kanunî yollardan el konulması için de

145, "Valilerin Azli," Tanin, 25 Temmuz 1 3 2 4 / 7 Ağustos 1908, s.4; "Türkei: Zum
Systemwechsel," Vossische Zeitung, 8 Ağustos 1 9 0 8 , Sabalı Baskısı, s.4; Sir
Gerard l_owther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1 9 0 8 , "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1909, 105, ss.52-53 içinde; "The Young Turkish Revoluti-
on," G. E Gooch ve H. Temperley (Der.), British Documents on the Origins of
the War, 1898-1914, 5: The Near East, s.254 içinde; ve Cemal Kutay, Üç Paşa-
lar Kavgası, ss.28-2 9.

146 "Unter dem Kabinett Kiamiî," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 7


Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; Sir Gerard l_owther'dan Sir Edward
Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1908, "Correspondence Respectinğ the Consti-
tutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers,1909, 105, ss.52-
5 3 içinde; ve Cemal Kutay, Paşalar Kavgası, ss.28-29.

147 "Unter dem Kabinett Kiamil," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 7


Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; Sir Gerard Lowther'daıı Sir Edvvard
Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1908, "Correspondence Respectinğ the Consti-
tutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 105, ss.52-
53 içinde; ve Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, ss.28-29.

148 Hasan Kayalı, Arabs and Young Turks: Turkish-Arab Relations in tlıe Secoııd
Constitutional Period of the Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , s.83n.

149 "Türkei: Zum Systemvvechsel," Vossische Zeitung, 21 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah


Baskısı, s.4; ve EO. 1 9 5 / 2 2 8 6 , Konsolos Vekili Mohammad Husaiıı'den Sir
Gerard Lowther'a, Cidde, 2 5 Ağustos 1908'den nakleden Hasan Kayalı,
Arabs and Young Turks: Turkish-Arab Relations ih the Second Constitutional
Period of the Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , s.199.
emir çıkmıştı. Kaçmaya çalışan Ahmed Ratib Paşa Cidde'de
yakalandı.150 Paşa tutuklanır tutuklanmaz bir gemiye bindi-
rilip İstanbul'a gönderildi.151 Hicaz Demiryolları Genel Mü-
dürü Mareşal Kâzım Paşa, Ahmed Ratib Paşa'nm yerine Hi-
caz Valisi ve Askerî Kumandanı olarak atandı. 152 Kâzım Pa-
şa'nm naniuslu bir yöneticilik ve askerlik geçmişi, artık ge-
lecekteki hac ziyaretlerinin hacı adaylarından ahnagelmek-
te olan 'resmî' rüşvetlerle gölgelenmeyeceğine ve hac kafile-
lerinin Bedevî saldırılarına karşı ciddi bir şekilde korunaca-
ğına kanıttı.153
Aydın Valisi Mehmed Ali Paşa İzmir'de Kanun-u Esa-
si'nin ilânından sonra görevden azledildi.154 izmir'deki as-
kerî birliklerin monarşist komutanı Tevfik Paşa ile birlikte
eski rejimin yüksek rütbeli subay ve memurları ve özellikle
de Aydın Polis Serkomiseri 29 Temmuz'da tutuklanmış,
rütbeleri ellerinden alınmış ve kaçmalarına fırsat vermemek
için İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin güçlü olduğu Selânik'e
gönderilmişlerdi. 155 Azledilen Vali İngiliz Konsoloslu-
ğumun İzmir'deki yazlık ikâmetgahma sığınmaya çalıştıysa
da, yakalanarak İstanbul'a götürülmesi hakkındaki emri

150 "Türkei: Zum Systemweehsel," Vossischc Zeitung, 25 Ağustos 1908, Akşam


Baskısı, s.2; İkdam, 2 5 Ağustos 1908'den nakleden "Turkey," Tlıe Times, 26
Ağustos 1 9 0 8 , s.5; ve EO. 1 9 5 / 2 2 8 6 , Konsolos Vekili Mohammad Husa-
iıı'den Sir Gerard Lowther'a, Cidde, 2 3 Ağustos 1908'den nakleden Hasan
Kayalı, Arabs arıd Young Turks: Turkish-Aıab Relations in the Second Cons-
titutional Period of the Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , s. 199.

151 "Turkey: The Hedjaz and the Yemeu," The Times, 2 7 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.
152 "Turkey," The Times, 1 Eylül 1 9 0 8 , s.3.

1 5 3 "Kiazim Pasha," The Times, 1 Eylül 1908, s.5.


154 Resimli Kitab, 2 (Nisan-Eylül 1 9 0 9 ) , s.838.
155 "Die V/iederherstellung der türkisehen Verfassung," Vossische Zeitung, 30
Temmuz 1 9 0 8 , Akşam baskısı, s.2; ve Sir Gerard Lowther'dan Sir Echvard
Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1908, "Correspondence Respecting the Consti-
tutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, 5.62 -
içinde'.
duyunca Beyrut yönüne giden bir gemiye binip kaçtı. Fakat
Beyrut'tan Kıbrıs'a gitmek üzere küçük bir tekneye biner-
ken limanda yakalandı.156
Saray'ın adamlarından olan Beyrut Valisi Mehmed Ali
Bey, daha önce İstanbul'da Gümrük Müfettişliği yapmış ve
eski rejimin son günlerinde Beyrut Valiliği'ne atanmıştı.
Tıpkı Aydın Valisi gibi o da, görevden alındıktan sonra
yurtdışına kaçmaya çalıştı. 15 Ağustos'ta ingiliz Başkonso-
losluğuna sığındıysa da orayı terketmek zorunda kaldı.157
Mehmed Ali Bey'in yerine, Beyrut Valiliği'ne Nâzım Paşa
atandı.158
Hudeyde'deıı gelen telgraflar Yemen Valisi ve Sahra Kuv-
vetleri Kumandanı Mareşal Ahmed Feyzi Paşa'yı Kanun-u
Esasi'ye bağlılığını açıklamayı reddetmesi nedeniyle suçlu-
yor ve hemen görevden alınmasını istiyordu. 159 Hükümet,
Hicaz'dan Mekke Şerifi Ali Paşa'nın görevden alınıp, yerine
Şerif Abdullah'ın atanmasını isteyen temenni mektupları da
almaktaydı. 160 .Medine Mutasarrıfı Muhafız Osman Paşa
Kanun-u Esasi'nin ilânına karşı çıktığı için görevden almı-
yor ve görev Müşir Abdullah Paşa'ya devrediliyordu.161 Şam
Valisi Şükrü Paşa Devrim'den hemen sonra görevden almı-

1 5 6 Sir Gerard l.owther 1 dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1 9 0 8 , "Cor-,
respondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , "
Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.63.

157 "Turkish Reforms," The Times, 17 Ağustos 19.08, s.5.


1 5 8 "Turkey," The Times, 1 Eylül 1 9 0 8 , s 3 .

159 "Turkey: The Hedjaz and the Yemen," The Times, 2 7 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.
1 6 0 "Turkey: The Hedjaz and the Yemen," The Times, 2 7 Ağustos 1 9 0 8 , s.3. Ay-
rıca bkz., Hasan Kayalı, Arabs and Young Turks: Turkish-Arab Relations in
the Second Constitutional Period of the O t t o m a n Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 ,
s. 1 9 9

161 EO. 6 1 8 / 3 , Devey'den Sir Gerard Lovvther'a, Şam, 2 5 Ağustos 1908'den nak-
leden Hasan Kayalı, Arabs and Young Turks: Turkish-Arab Relations in the
Second Constitutional Period of the Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , s.199.
yordu. 162 Musul Valisi de görevden uzaklaştırılanlar arasın-
daydı. Daha önceki Vali yerine, Bağdad'da bulunan Ferik
Zeki Paşa, Musul'un yeni valisi olarak atanıyordu.163

Kâmil Paşa Kabinesinin programı 16 Ağustos'ta kamuoyu-


na duyuruldu.164 Hükümet programının en başında, şimdi-
ki hükümetin geçici olduğu ve ömrünün parlamento açıla-
na ve parlamento tarafından seçilmiş bir kabine göreve baş-
layana kadar olacağı belirtiliyordu.165
Hükümet programına göre, en önemli sorun, devletin
malî durumuydu. Kâmil Paşa, Harbiye ve Bahriye Nezaret-
lerinde, ordu ve donanmanın savaş gücünü eksiltmeden,
' bütün gereksiz harcamaların kesileceğini belirtti: Nezaret-
lerdeki memur sayısı düşürülecek ve memurların alageldik-
leri yüksek maaşlar azaltılacaktı. Kadroları kaldırılarak
emekliye sevk edilecekler geçici bir süre için maaşlarının
bir bölümünü almaya devam edecekler ve becerilerine göre
yeniden başka bir devlet kurumunda hizmete alınabilecek-
lerdi.166 Hazine-i Âmire 'tamtakırdı'; fakat borçlanmaya gi-

162 Resimli Kitab, 1 (Eylül 1908-Mart 1 9 0 9 ) , s . 3 5 7 .


163 "Tevcihat," Tan in, 31 Temmuz 1 3 2 4 / 1 3 Ağustos 1908, s.4.
164 "Turkish Reforms: Programme of the Ministry," The Times, 17 Ağustos
1 9 0 8 , s.5; "Das Programm der türkisehen Regierung," Vossische Zeitung, 17
Ağustos 1908, Akşam Baskısı, ss.1-2; "Die Finanzplâne des Kabitıetts Ki-
amil," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 17 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Bas-
kısı, s . l ; ve Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, p.33. Hükümet programının
Fransızca çevirisi için bkz., "Correspondence Respecting the Constitutional
Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , .105, ss.128-129
içinde.

165 "Turkish Reforms: Programme of the Ministry," The Times, 17 Ağustos 1908,
s.5. '
166 "Turkish Reforms: Programme of the( Ministry," The Times, 17 Ağustos 1908,
s.5; "Die Finanzplâne des Kabınetts Kiamil," Berliner Tageblatt und Handels-
Zeitung, 17 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s . l ; ve Sir Gerard Lowther'dah Sir
Edward Grey'e, Tarabya, 18.Ağustos 1908, "Correspondence Respecting tlıe
Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parliamentary Papers, 1909,105,
p.64 içinde.
dilerek ve harcamalarda bir miktar tasarruf yapılarak, malî
durum hakkında rapor sunulacak bir parlamento kurulana
kadar, yönetim giderlerine yetecek kadar para bulunabile-
ceği ümit ediliyordu. Suistimallerin ortadan kaldırılmasıyla
devlet gelirleri artacak, bu artışlar bütçede dengeyi sağlaya-
caktı. Hükümet programı, parlamentoya sunulacak çeşitli
tasarılarla -devlet gelirlerini toplamada gelişmiş yöntemle-
rin uygulamaya konulması, kimi ticarî antlaşmaların yeni-
den gözden geçirilmesi, tarım ve ticaretin geliştirilmesiyle-
ekonomik ve malı durumun sağlam bir temele oturacağına
dair umut taşıyordu.167
Yürürlükteki yasalar -özellikle de ticaret ve toprak tasarru-
fu ile ilgili olanlar- uygulamada görülen aksaklıklar gözö-
nünde tutularak elden geçirilecek ve yasalarda gerekli deği-
şiklikler yapılacaktı. Ekonomik gelişmenin önünde büyük
bir engel oluşturan toprak tasarrufu ile ilgili belirsizlikleri or-
tadan kaldırmak için teşebbüste bulunulacaktı.168 Programda
kapitülasyonlar konusuna değinen Kâmil Paşa, kapitülasyon-
larla yabancı şirketlere tanınmış olan ayrıcalıklar ve öncelik-
lerin kaldırılması için çalışmalar yapılacağını açıklıyordu.
Kâmil Paşa bayındırlık işleri için de gündem belirliyor ve
özel mülkiyetin, bir milletin refahının temel kaynaklarından
biri olduğunu belirterek, korunacağına ve önündeki engelle-
rin kaldırılacağım ilişkin açıkça güvence veriyordu.169

167 "Turkish Reforms: Programme of the Ministry," The Times, 17 Ağustos 1908,
s.5.
168 "Turkish Reforms: Programme of the Ministry," The Times, 17 Ağustos 1908,
s.5; "Das Programın der türkischen Regierung," Vossische Zeitung, 17 Ağus-
tos 1908, Akşam Baskısı, s.2.

169 "Das Programın der türkischen Regierung,", Vossische Zeitung, 17 Ağustos


1908, Akşam Baskısı, ss.1-2; "Die Finanzplâne deş Kabiııetts Kiamil," Berli-
ner Tageblatt und Handels-Zeitung, 17 Ağustos 1 9 0 8 , Aksam Baskısı, s.2; ve
Sir Gerard Lovvtfıer'dan Sir Edvvard Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1908, "Cor-
respondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.64 içinde.
Hükümet programı, eğitim sisteminin de geliştirileceğini
söylüyor ve devlet okullarının tüm ırk ve inançlara açık
olacağını belirtiyordu.170 Kâmil Paşa'nm programı, adlî me-
selelerde de reformlar içeriyor ve Müslüman olan ya da ol-
mayan tüm erkek vatandaşların askere çağrılacağını bildiri-
yordu.171
İttihad ve Terakki Cemiyeti'ni destekleyen gazeteler Hü-
kümet programının tüm ayrıntılarıyla ilgileniyorlardı. On-
lara göre herşey, ama özellikle ekonomi, toptan ve ivedi re-
formlara ihtiyaç duyuyordu. 172

Daha yeni Hükûmet'in programının açıklanmasından önce,


10 Ağustos'ta, gazeteler Nezaretlerde çok sayıda monarşist
memurun görevden alındığını ve kamu bürokrasisinde ge-
niş kapsamlı bir temizliğe başlanılmış olduğunu kamuoyu-
na bildiriyordu.173
Yeni Hükümet, yönetimin çeşitli kademelerini ve özellik-
le de Şura-yı Devlet'i yeniden örgütlemekle işe başladı. 174

170 "Turkish Reforms: Programme of the Ministry," The Times, 17 Ağustos 1908,
s.5.
171 "Das Pıogramm der türkisehen Regierung," Vossische Zeitung, 17 Ağustos
1908, Akşam Baskısı, s.2; "Die Finanzplâne des Kabinetts Kiamil," Berliner
Tageblatt und Handels-Zeitung, 17 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; ve Sir
Gerard Lowtlıer'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 1 8 Ağustos 1 9 0 8 , "Corre-
spondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Par-
liamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.64 içinde.

172 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1908, "Cor-
respondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Par-
liamentary Papers, 1909,105, s.64 içinde.

173 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 11 Ağustos 1 9 0 8 , "Cor-
respondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Par-
liamentary Papers, 1909, 105, s.53 içinde; ve "Abdul Hamid and the Com-
mittee," The Tîmes, 12 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.

174 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 1 8 Ağustos 1908, "Cor-
respondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Par-
liamentary Papers, 1909, 105, s.64 içinde. Şpra-yı Devlet'in yeniden düzen-
Şura-yı Devlet'in yüzkırk üyesinden yalnızca altmışı görevde
kalacaktı. Üyelerin aldıkları aylıkların çok yüksek olduğu
gözönüne alındığında, Şura-yı Devlet üye sayısındaki bu in-
dirimle maaşlardan elde edilecek tasarruf çok büyük olacak-
tı. 175 Dolaylı vergileri denetleyen kurul da ortadan kaldırıla-
cak-ve yerine, söylentiye göre, başka bir meclis kurulacaktı.
Bu arada ortadan kaldırılan kurulların eski üyelerine yeni
görevler bulunana kadar maaşlarının yarısı ödenecekti.176
Evkaf-ı Hümâyûn Nezareti'nde de kökten reformlar yapı-
lacaktı. Bu arada, Maarif-i Umumiye Nezareti'ne de okullar-
da uygulamaya konulacak yeni bir 'millî eğitim' programı
hazırlaması görevi verilmişti.177 Türkiye'deki yüksek öğre-
nim kurumlarında reformlar yapmak için, Ağuslos ayı son-
larına doğru Kâmil Paşa Hükümeti Prusya Eğitim Bakanh-
ğı'na başvurarak, Türkiye'deki değişikliğe rehber olması
için Prusyadaki yüksek öğrenim sisteminin planı, tüzük ve
ders kitaplarının tam bir listesini istiyordu.178
Maliye Nezareti'ndeki değişiklikler 10 Ağustos'ta Mah-
mud Esad Efendi'nin Maliye Nezareti Müsteşarlığına atan-
masıyla başladı.179 Bu yeni atama sonrasında yeni Maliye

lemnesi hakkındaki 6 Şaban 1 3 2 6 / 2 0 Ağustos 1 3 2 4 [2 Eylül 19081 taıihli lra-


de'nin metni için bkz., "irade Imperial relatif â l'epuration et â la reorgaııisati-
on du Conseil d'Etat," Adrien Biliotti ve Ahmed Sedad (Der.), Legislation Otlo-
mane depııis de Ritablissement de la Constitution, 1, ss.49-50.

175 The Washington Post, 14 Ağustos 1908, s.3.


176 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1908, "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement. in Turkey, 1908," Parlia-
mentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.64-65 içinde.
177 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1908, "Corre-
spondence. Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parlia-
mentaıy Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.64-65 içinde.

178 "The New Era in Turkey: Gemıan Sympathy," The Times, 2 4 Ağustos 1908, s.3.
179 "Abdul Hamid and the Comnıittee," The Times, 12 Ağustos 1908, s.5; ve "Os-
manische Streitfragen," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 13 Ağustos
1 9 0 8 , Sabah Baskısı, s.2.
Nazırı Ziya Paşa, Nezaretin her bölümünde çalışanların sa-
yısının gereğinden çok fazla olduğunu söyleyerek, araların-
da daha onbeş yaşında olmasına rağmen gümrük müfettiş-
liği makamına erişmiş olan Abu-1 Hûda'nın torununun da
bulunduğu çok sayıda memuru işten attı ve diğerlerini de
maaşlarını indirmekle tehdit etti. Ama hareketin aniliği ne-
redeyse bir ayaklanmaya neden oldu. Memurların çoğu di-
renişe geçerek çalışmayı durdurdu. Saray hafiyelerinin ve
Saray'da nüfuzlu kişilerin yardımıyla işe alınmış olanların
görevden azledilmelerini kabul ediyorlardı; ne var ki -iddia
ettiklerine göre- işten atılan memurlarla bakmakla sorumlu
oldukları yakınlarının toplamı onbeş bini buluyordu ve Na- ,
zınri hareketiyle hepsi birdenbire yoksullaşaçaktı.' 80 Maliye
Nezareti'ndeki direnişi örgütleyenler İttihad ve Terakki Ce-
miyeti üyelerinin de yardımıyla polis tarafından gözaltına
alındı.181 "
Kâmil Paşa, Paris'te yayınlanan Le Journal'c verdiği bir
demeçte, gereksiz personel harcamaların kısılması ve kimi
kadroların lağvedilmesiyle devlet bütçesinde yüz milyon
Franklık bir tasarruf sağlanmasının beklendiğini söylüyor-
du. 182 Buna karşılık, görevinden azledilmiş olan eski Paris
Büyükelçisi Salih Münir [Esenbel] Paşa, hâlâ ayrılmadığı
Fransa'dan Türkiye içindeki karşı-devrimci monarşist duy-
guları ayaklandırmaya çalışıyor ve Le M a t i n ' t verdiği de-
meçte, toptan işten çıkarmaların yeni rejime saldıracak ve
ayaklanmalara neden olacak bir yoksullar ordusu yarataca-
ğını belirterek, endişelerini dile getiriyordu. Avrupa'daki
malî çevreleri karşı-devrimci cepheye çekebilmek amacıyla
çaba harcadığı belli olan Paşa'ya göre, Hükûmet'in toplu iş-

180 "Tlıe New Era in Tiırkey," The Times, 13 Ağustos 1908, s.3.
181 "Maliye'de," Tanin, 31 Temmuz 1 3 2 4 / 1 3 Ağustos 1908, s.4.
182 "Turkish Reforms: ProspecVıve Loans," The Tiınes, 17 Ağustos 1908, s.5.
ten çıkartma eylemi İstanbul'da huzursuzluk yaratacak, bu
da istanbul'da faaliyette bulunan yabancı ticarî ve malî yatı-
rımcıları tedirginliğe sevkedecekti. Sonuç olarak, Avrupalı-
ların Türkiye'deki çıkarları yeni rejimin tavrı nedeniyle ze-
delenecekti.'83
Çok sayıda memurun görevden alınmasının yarattığı hu-
zursuzluk, Hükûmet'i yeniden bir durum değerlendirmesi
yapmaya ve sonra daha farklı bir çözüm bulmaya zorladı . 1 8 4
İşten çıkarmalar yerine maaşlarda kısıntıya gidilecekti. So-
nuçta, ayda elli Lıra'dan yüksek maaşların yarıya indirilme-
sine karar verildi.185

Yeni rejimle birlikte çalışkan ve etkili bir Harbiye Nazırı ve


Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi göreve geldi. Yeni Harbi-

183 Le Malin, 16 Ağustos 1908'den nakleden "Turkish Reforms: Prospective Lo-


ans," The Times, 17 Ağustos 1908, s.5. Salih Münir [Esenbel) Paşa Fransız
kamuoyunun Türkiye'deki yeni rejim aleyhine oluşması için hiçbir fırsatı ka-
çınılıyordu: Gaulois'nm başyazarına verdiği bir demeçte, soıı derece 'diplo-
matik' bir dille, "Türkiye'deki yeni rejimin, zeki ve becerikli kimseler elinde
olduğu sürece, Almanya'ya düşmanlık besleyeceğini sanmadığını" söylüyor-
du. Fransa ile Almanya arasındaki tarihsel düşmanlığı monarşist amaçları
için İttihad ve Terakki Cemiyeti aleyhine kullanmaktan çekinmeyen Paşa,
orduda İttihadeıları destekleyen ve doğrudan ya da dolaylı bir biçimde Al-
man subaylarının etkisi altında kalan küçük rütbeli subayların Almanya hay-
ranı olduğunu ve hepsinin Fransa ve İngiltere'ye düşmanlık beslediğini ayrı-
ca belirtiyordu. Bununla da yetinmeyen Salih Münir [Esenbel 1 Paşa, Kâmil
Paşa Kabinesi'nin kapitülasyonları gözden geçirme niyetini açıkladığı bir an-
da verdiği demeçte, Türkiye'nin ekonomik gelişmesinde ve Anadolu'nun re-
fah düzeyinin artmasında Alman sermayesinin oynamakta olduğu rolü bildi-
ğini ekliyordu. Paşa bütün bu nedenlerden ötürü "yeni rejimin Almanya gibi
bir süpergücün yanında yeralmasının geçici olmadığını" söyleyerek İttihad
ve Terakki Cemiyeti'nin itibarını Fraıısız kamuoyunda yoketmeyi düşünü-
yordu ("Das Programın der türkischen Regierung," Vossische Zeitung, 17
Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2).

184 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 18 Ağustos 1 9 0 8 , "Cor-
respondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1 9 0 8 , " Par-
liamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , ss.64-65 içinde.
185 "May Take Sultan's Palace From Hini," The New Vorfe Times, 1 4 Ağustos
1908, s.6.
ye Nazırı Vekili Rıza Paşa, 9 Ağustos'ta tüm ordulara yayım-
ladığı emirle eski rejimde siyasal suçlardan dolayı hapsedil-
miş tüm subay ve erlerin serbest bırakılmasını istedi. Ayrı-
ca, subayların maaşlarıyla erlerin tayınlarının gecikmeden
ödenmesini de emretti. Yalnız, kapsamlı incelemeler ta-
mamlanıncaya kadar, şimdiye kadar ödenmekte olan ama
yasada belirtilen miktarları aşan maaş ödemeleri durdurula-.
çaktı. Paşa ayrıca silahlı kuvvetlerin asker ihtiyacını belirle-
mek fcere bir komisyon kurulacağını ve bu komisyonun
asker sayısında kökten bir azaltmaya gitmek için yasa ve
tüzükler düzenleyeceğini bildiriyordu. Ordu kadrolarında
yapılacak azaltmayla, yetersiz olan subayların emekliye sev-
kedilmesi ve yerlerine yeteneklilerin alınması da emredili-
yordu. 186
Yeni Harbiye Nazırı Vekili, 9 Ağustos'ta yaptığı açıkla-
mayla verdiği söz doğrultusunda, eski çürümüş monarşist
kadroda sıkı bir temizlik yaptı.187 Ordu Kumandanlıklarına
yeni komutanlar atandı; ama genel ve daha önemli bir deği-
şiklik Harbiye Nezareti'nin merkez teşkilatında ve Ordu-
nun üst yönetim kademelerinde yapılıyordu.188
Ordudaki geniş çaplı atamalar 15 Ağustos'ta kamuoyuna
açıklandı. Gerek Türk gerekse yabancı, askerî çevrelerdeki
görüş, varolan koşullar altında yapabileceklerinin en iyisini
gerçekleştiren Hükümet ve Harbiye Nezareti'nin bu başarı
nedeniyle kutlanması gerektiği yönündeydi. 189 Büyük öı-

186 "Harbiye Nazırı Vekili Rıza Paşa Hazretlerinin İcraati," Tanin, 28 Temmuz
1 3 2 4 / 1 0 Ağustos 1908, s.4.
187 "The Young Turkish Revolution," G. P. Gooch ve H. Temperley (Der.); Bri-
tisîı Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s.28'1
, içinde. •
188 "The Young Turkish Revolution," G. P. Gooch ve H. Temperley (Der.), Bri-
tish Documents on the Origins of the War, 1898-19.14, 5: The Near East, s.282
içinde.

İ89 "NevvMılitary Appointmeııts," The Times, 17 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.


gütleme gücüne sahip ve gerçekten yetenekli bir asker ola-
rak tanınan FeriJk Pertev Paşa, Harbiye Nezareti Müsteşarh-
ğı'na atanmıştı. Başka bir özelliği de Alman eğitimi almış
olması olan yeni E.rkân-ı Harbiye-i Umumiye Reisi Ferik İz-
zet Paşa ise, Suriye ve sonra Yemen'de XIV Fırka Kumanda-
nı olarak görevini başarıyla yapmıştı ve mükemmel bir su-
bay olarak biliniyordu. Yeni Erkân-ı Harbiye-i Umumiye
İkinci Reisi eski rejimce Sivas'a sürgüne gönderilmiş olan
Mirliva Salih Paşa'ydı. Harbiye Nezareti merkez örgütünde
topçu birliklerinden sorumlu dairenin başkanlığına Hurşid
Paşa, süvari birliklerinden sorumlu dairenin başkanlığına
İsmail Paşa ve piyade birliklerinden sorumlu daire başkan-
lığına da Osman Nazmi Paşa atandı. Nezarette son derece
önemli konuma gelen ve yetenekleri ve yenilikçi eğilimle-
riyle tanınan bu üç paşa da mutlakiyetçi rejimin hafiyelik
kurumuyla kirlenmiş ortamında rıe kadar yükselinebilir ve
hizmet verilebilinirse o kadar yükselmiş ve şerefleriyle or-
duya hizmet etmişlerdi.190
Merkezi istanbul'da bulunan Birinci Ordu Kumandanlı-
ğı'na yeni atanan Birinci Ferik Mahmud Muhtar Paşa, Al-
manya'da eğitim görmüş ve yeteneklerine orduda çok güve-
nilen bir askerdi. Askerî bilimlerdeki bilgisi ve askerlere ko-
muta yeteneği üstün olarak değerlendiriliyordu. Son görevi
Hicaz Demiryolu İşletme Nazırlığı olan Mareşal Ali Rıza Pa-
şa, Edirne'deki İkinci Ordu Kumandanlığı'na atanıyordu,
imparatorluğun çeşitli bölgelerinde başarıyla görev yapmış
olan Ali Rıza Paşa'nın profesyonel yaşamını gölgeleyen tek
olay, 1905 yılı Nisan ayında komuta ettiği birliklerin Me-
ııakha'da Yemenli asilere karşı uğradığı yenilgiydi. Yalnız,

190 "New Military Appointments," The Times, 17 Ağustos 1908, s.5; "Die neuen
türkischen Generâie," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 18 Ağustos
1908, Akşam Baskısı, s.2; ve "Türkei: Neue Mânner," Vossische Zeitung, 23
Ağustos 1908, Sabah Baskısı, ss.4-5. '
kabahat kendisinde değildi: Emrindeki subayların hemfikir
olduğu nokta, Sana'yı kurtarmak için Paşa'nın emrine veri-
len birliklerin kötü donanmış ve disiplinsiz olduğu ve Ma-
reşal'in Harbiye Nezareti'nin kötü yönetimi ve Saray'ın or-
duya danışmadan isyana müdahale etmesi nedeniyle bu so-
nucun alınmış olmasıydı. Maiyet-i Seniyye Erkân-ı Harbiye
Müşiri Abdullah Paşa Erzincan'daki Dördüncü Ordu Ku-
mandanlığına, Ferik Nâzım Paşa ise merkezi Şam'da bulu-
nan Beşinci Ordu Kumandanlığına atanıyordu. Onlar da
kusursuz askerlerdi. Nâzım Paşa, ilk beş yılını Erzincan'da
hücre hapsinde geçirdiği yedi yıllık sürgünden yeni dön-
müştü. Paşa, Türk ordusunu yakından tanıyan Alman ge-
neral Baron Colmar von der Goltz Paşa tarafından impara-
torluğun en iyi beyinlerinden biri olarak görülüyordu. 191
Merkezi Bağdad'ta olan Altıncı Ordu Kumandanlığına Ma-
nastır ve çevresi olağanüstü yetkili kumandanı Mareşal Os-
man Paşa atanmıştı. 192 İstanbul'daki Birinci Avcı Tabu-
ru'nun yeni kumandanı Ferid Paşa idi. Bu yeni paşalar, ale-
nen İttihad ve Terakki Cemiyeti sempatizanıydılar.193
16 Ağustos'ta açıklanan bir kararla, Askerî Teftiş Komis-
yonu lâğvedildi ve Sultan'ın Yıldız'daki Saray yaverleri ara-
sında geniş kapsamlı bir temizlik yapıldı. Askerî Teftiş Ko-
misyonu eski rejim döneminde yapılmış olan düzenleme-

191 "Erneuerung der türkischen Generalitât," Berliner Tageblatt und Handels-Ze-


itung, 15 Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.4; "New Military Appointnıents,"
The Times, 17 Ağustos 1908, s.5; ve "Die netten türkischen Generale," Berli-
ner Tageblatt und Handels-Zeitung, 18 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2; ve
"Türkei: Neue Mânner," Vossische Zeitung, 2 3 Ağustos 1908, Sabah Baskısı,
. ss.4-5. Nâzım Paşa'nın eski rejimce alınmış rütbeleri 3 Eylül 1908'de yapılan
bir törenle tekrar kendisine iade edildi (Cemal Kutay, 31 Mart İhtilâlinde Sul-
tan Hamit, s.22).

192 Cemal Kutay, 31 Mart İhtilâlinde Sultan Hamit, s.17.


İ93 "Emeuerung der türkischen Generalitât," Berliner Tageblatt und Handels-Ze-
itung, .15 Ağustos 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.4; ve "New Military Appoint-
ments," The Times, 17 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.
İerle Harbiye Nezareti'nin görevlerine neredeyse el koymuş-
tu. Hem Komisyon üyelerine verilen maaşlar hem de Hâssa
Ordusu'nun gereğinden fazla kalabalık oluşu nedeniyle
masraflar oldukça kabanktı. Saray'da görevli üçyüz doksan
yaverden yalnızca otuzunun yerinde kalacağı 19 Ağustos'ta
kamuoyunun-bilgisine sunuldu. Komisyonun lâğvedilmesi
ve Saray yaverlerinin sayısındaki indirim dolayısıyla sekiz
mareşal, yirmidört müşir, on mirliva ve diğer otuz yüksek
rütbeli subay Harbiye Nezareti emrine alınmış oldu. 194 1
Ekim'de de Saray'da görevli MüsiıvFerik. Liva. Miralay.
Kaymakam, Binbaşı ve Kolağasi rütbelerindeki seksenüç as-
kerî doktorun lüzumu kadarı Saray'da alıkonularak fazlası
Harbiye Nezareti emrine iade edildi.195
Harbiye Nezareti'nde uzun vadede yapılması düşünülen
değişiklikler ve askerî kadrolarda yapılacak indirimler ko-
nusunda çalışmalar yapmak üzere 13 Eylül'de Müşir Gazi
Ahmed Muhtar Paşa, Edhem Paşa, Tophane-i Âmire Müşiri
Birinci Ferik Rıza Paşa, Birinci Ordu Kumandanı Birinci
Ferik Mahmud Muhtar Paşa ve Erkân-ı Harbiye-i Umumi-
ye Reisi İzzet Paşa'dan oluşan 'Meclis-i Mehamm-ı Harbiye'
isimli bir komisyon kuruldu. Komisyona Harbiye Nazırı
başkanlık ediyordu. 196 Komisyonun çalışmaları 1909 Nisa-
nındaki karşı-devrim teşebbüsünden sonra Meclis-i Mebu-
san'da fazla zaman geçirilmeden görüşüldü ve 2 Temmuz
19Ö9'da Tahdid-i Sinn, 7 Ağustos 1909'da Tasfiye-i Rüteb-i

1 9 4 "The Pıogress-of Reform," The Tımeş, 21 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; ve Cemal Kutay,


31 Mart İhtilâlinde Sıiltarı Hamit, s.19.
195 Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9424.

196 Ceırıal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, ss.36-37; ve Cemal Kutay Türkiye İstiklâl
ve Hürriyet. Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9422-9423. 12 Şaban 1 3 2 6 / 2 6 Ağustos.
1 3 2 4 18 Eylül 1908] tarihli İrade metni için.bkz., "Irad£ Iıııperial portant
creation au Ministere de Ta Guerre, d'un Conseil Superieur de la Guerrc
(Medjliss-Meham-i-Harbie)," Adrieıı Biliotti ve Ahmed Sedad (Der.), Ugisla-
tion Ottomane depuis de lletablissement de la Constitution, 1, s.50.
Askeriye Kanunu ve 24 Ağustos 1909'da da Askeri Tekaüd
ve istifa Kanunu Meclis-i Mebusan'dan geçerek yasalaş-
tı."97 ,

Hükümet, Bahriye'nin de yeniden düzenlenip daha verimli


hale getirilmesi gerektiğine karar vermişti. Reformları baş-
latmak üzere ingiliz Bahriyesi'nde eğitim görmüş Amiral
Halil Paşa, 10 Ağustos'ta Bahriye Nezareti'ne Erkân-ı Harbi-
ye-i Umumiye Reisi olarak atandı. 198 Ancak, kısa bir süre
sonra Halil Paşa görevden alınarak bu makama Alman Ge-
neral Ditfurth Paşa getirildi. 199 Mutlakiyetçi rejim döne-
minde Bahriye, küçük onarımlardan başka birşey yapama-
yan bir tershaneye ve modası geçmiş ve işe yaramaz bir do-
nanmaya sahip ve subaylarının çoğunun deniz eğitimi ek-
sik olan bir rüşvet ve irtikab yuvasıydı. Bahriye Nezare-
ti'ndeki reformun önündeki en büyük engel, eldeki donan-
maya göre orta ve yüksek rütbeli subay sayısının fazlalığıy-
dı. Yüksek derecedeki altmışbeş kadrodan beşi lağvedile-
cekti. Orta rütbelerdeki subayların çoğunun ittihad ve Te-
rakki Cemiyeti destekçisi olmaları dolayısıyla, işten çıkarıl-
maları ya da parayla açığa alınmaları durumu daha da zor-
laştıracaktı.200
Donanmanın yeniden düzenlenmesinin bir ilk adımı ola-
rak, Tersane'den sorumlu Eşref Paşa'nın görevine son veril-

197 Ahmet Turan Alkaıı, İkinci Meşrutiyet Devrinde Ordu ve Siyaset, ss. 115-120.
198 "Abclul Hamid and the Couunittee," The Times, 12 Ağustos 1908, s.5.
199 "Von der türkischen Matine," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 24
Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.4; ve "Türkei: Zum Systelnwechsel," Vossisc-
he Zeitung, 27 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.4.

2 0 0 "Das Ende der Paschawirtschaft in der türkischen Mariı.ıeverwaltung," Berli-


ner Tageblatt und Handels-Zeitung, 2 0 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.3; ve
"The Young Turkish Revolution," G. fi Gooclı and H. Temperley (Der.), Bri-
tish Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, ss.282-
2 8 3 içinde.

di.201 Eğitime önem verileceğinin bir kanıtı olarak da üç ge-


minin -Hamidiye ve Abdülmecid kruvazörleri ile yabancı
yapımı bir destroyerin- Türk deniz sularında mürettebatı
ve araç-gereci tamamlanmış bir şekilde tatbikat yapmasına
karar verildi. Haliç ve Çanakkale'deki diğer pas tutmuş eski
savaş gemilerinin ancak hurda fiyatına elden çıkarılarak
'değerlendirilebileceğine' inanılıyordu.202 Aralarında Azizi-
ye sınıfından dört eski zırhlı firkateyn —ki bunların toplam
sayısı zaten yedi idi- iki-üç sahil koruma gemisi ve birkaç
gambotun da bulunduğu topİam yirmiiki gemi envanterden
çıkarılmış, satılmalarına karar verilmişti. 203 Donanmanın
içine düşürülmüş olduğu bu vahim durum otuz küsur yıl-
lık mutlakiyetçi rejimin tutumunun sonucuydu. 187.5'te
-Sultan Abdülaziz'in saltanatının son yıllarına doğru- İngil- (

tere ve Fransa'nın hemen ardından dünyada üçüncü gelen


Türk donanması, Sultan Abdülhamid'in saltanatı boyunca
otuz yıl Haliç'te hapsedilmekle, büyük kayıplara uğramış
oldu. Bu donanma zırhlı olarak yedi firkateyn, sekiz korvet,
üç dubaya ve zırhsız olarak da üç firkateyn, yedi korvet, iki
kruvazör, yirmidokuz torpidobot ile yedi navi, beş gambot,
üç korapozayt, bir kalyon, bir brik, sekiz tarak dubası, bir
skana ve yetmişdokuz vapur gibi yardımcı gemilere sahip
bulunuyordu.204 Bahriye Nezareti'nin, donanma subaylarını

201 "Das Ende der Pasehawirtschaft in der türkisehen Marinevenvaltung," Be tü-


ner Tageblatt und Handels-Zeitung, 2 0 Ağustos 1 9 0 8 , Sabah Baskısı, s.3.

2 0 2 "The Reorganization of the Navy," The Times, 2 0 Ağustos 1908, s.3.


203 "Turkey: Military and Naval Reforms," The Times, 27 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.
2 0 4 Cemal Özkan, "Tanzimat'tan Cumhariyefe Ordu," Tanzimat'tan Cumhuri-
yet'e Türkiye Ansiklopedisi, 5, s s . 1 2 6 6 - 1 2 6 7 ; ve Afif Büyüktugrul, "Sultan
i Abdülhamit Donanmamızı Neden Bağlamıştı?" ss.72-78. Donanmanın yeni-
den yapılanması ve yeni savaş gemileri alınması için yapılan çalışmalar 1
Nisan l 9 1 2 tarihinde tamamlanarak bir rapor halinde Hükûmet'e sunuldu.
Bu konuda daha fazla bilgi için bkz.. Afif Büyüktugrul, "II. Meşrutiyet Son-
rasında Deniz.Kuvvetlerimizin Düzenlenmesi Çabaları," ss.57-66; Afif Bü-
yüktugrul, "ikinci Meşrutiyet Donanması ve Meclis Görüşmeleri," ss.62-71;
eğitmek amacıyla yurtdışından -çoğunluğunun İngiliz ol-
ması beklenen- çok sayıda yabancı öğretmen getirtmek için
yakında açılması beklenen Meclis-i Mebusandan izin alması
gerekiyordu.205

ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin liderlik kadrosunda Sultan


Abdülhamid'e karşı ciddi bir güvensizlik hakimdi. Dev-
rim'in ilk günlerinde, eski mutlakiyetçi rejimin ve berabe-
rindeki tüm adaletsizliğin ayakta durmasında önemli bir et-
ken olan 'Halife' lâkabının hiç duyulmaması da özellikle
dikkat çekiciydi.206
Londra Büyükelçiliği'nde görevli ve ateşli bir ittihad ve
Terakki Cemiyeti taraftan bir Türk diplomat, The Ne w York
Times gazetesine verdiği bir demeçte, anayasal hareketin,
Abdülhamid'in yerine tam ondokuz yıldır görüşmediği kar-
deşi Mehmed Reşad gelinceye kadar tam bir başarıya ulaş-
mış sayılamayacağını savunuyordu. Devrim gerçekleşme-
den önce Mehmed Reşad'ın tahta'çıkmasına, Türkiye'nin
özgürlük günü olarak bakılıyordu. Devrim'den önceki gün-
lerde Mehmed Reşad'ın anayasal rejimi kabul edeceği çok
iyi bilmiyor ve İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin düşünceleri-
ne sempati duyduğuna inanılıyordu.207
Cenevre'den gelen 18 Ağustos tarihli -doğrulanmamış-
bir habere göre, Ittihacl ve Terakki Cemiyeti liderleri Sultan
Abdülhamid'in tahttan indirilmesi konusunu tartışmak ve

ve Afif Büyüktuğrul, "Osmanlı Devleti'nin Yapmayı TasarladığTSon Donan-


ma," ss.67-72.
2 0 5 "The Reorganization of ıhe-Navy," The Times, 2 0 Ağustos 1 9 0 8 , s.3.
2 0 6 'The Young Turkish Revolution," G. R Gooch ve H. Temperley (Der.), Bri-
tish Docu'ments on the Origins of the Wat; 1898-1914, 5: The Near East, s.253
içinde.
207 "Must Put Brother in Sultan's Place; Only Thus Can Constitution Be Assu-
red, Says Turkish Diplomat in London," The Ne w York Times, 16 Ağustos
1908, Üçüncü Bölüm, s . l .
buna karar verildiği takdirde yerine seçilecek kişiyi belirle-
mek üzere Ağustos ayı sonunda bu şehirde toplanacaklar-
dı) 0 8 .
İttihad ve Terakki Cemiyeti liderlik kadrosu ile Îttihadcı
subaylar, Abdülhamid'den kurtulmayı ciddi bir biçimde dü-
şünüyorlardı, Abdülhâmid'i tahttan indirmek için haklı ne-
denleri Vaizdi: İttihadcılar, Abdülhamid'in tahtı kurtarmak
Ve anayasal düzeni devirerek mutlakiyetçi eski rejimi geri
getirmek için Rusya ve Bulgaristan'dan bile yardım isteye-
ceğinden korkuyorlardı. İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin ça-
bası sonucu, Ağustos ayı sonuna gelindiğinde, Sultan Ab-
dülhamid ve eski rejim taraftan monarşistlerin gücü tüken-
miş ve siyasal platformda yerlerini İttihad ve Terakki Ceıni-
yeti'ne terketinişlerdi.209
Ortalıkta dolaşan söylentilere göre, İttihad ve Terakki Ce-
miyeti'nin zerre kadar güvenmediği Sultajı, yaptıklarından
ötürü, ya dalkavuklarıyla aynı sonu paylaşacaktı ya da daha
ağır bir bedel ödeyecekti. Ama devrimci hareketin önderleri
böylesine kökten bir tavır takınırlarsa yalnızca dış güçlerin
değil, aynı zamanda, Halife'ye hâlâ tapınılacak bir güç ola-
rak bakan dindar Müslümanlara! da tepkisini çekecekleri-
nin farkındaydılar. Böylesi bir tehlikeyi göze alamazlardı. .
Ayrıca, şurası da bir gerçekti ki, İttihad ve Terakki Cemiye-
ti, Sultan'ın temsilî bir güç olarak hâlâ ülkede siyasal istik-
rarı sağlamada faydalı olabileceğini düşünmekteydiler. 210
Ancak, halk arasında Sultan'a duyulan öfke artmaya devam

2 0 8 "To Depose Sultan: Said Young Turks Will Meet in Geneva to Plan Över-
throw," The New York Times, 19 Ağustos 1 9 0 8 , s.4.

209 G. H. Fitzmaurice'den Tyrrell'a, İstanbul, 2 5 Ağustos 1908 ("The Young Tur-


kish Revolution," G. E Gooch ve H. Temperley (Der.),British Documents on
the Origins of the War, 1898-1914,5: The Near East, s.269 içinde).
2 1 0 "The Young Turkish Revolution," G. P Gooch ve H. Temperley (Der.), Bri-
tish Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, s.254
içinde.
etmekteydi. Bıi da, özellikle, ülke dışında uzun yıllar geçir-
miş ve bir çeşit intikam duygusuyla yüklü sürgünlerin dö-
nüşünden kaynaklanıyordu.211

Devlet aygıtındaki geniş kapsamlı değişiklikler ve 1876 Ka-


nun-u Esasisi'nin yeniden yürürlüğe girmesiyle -her ne ka-
dar anayasada özgürlükleri tam olarak güvence altına alan
maddeler eksikse de- mutlakiyetçi rejime geri dönüş tehli-
kesi, hiç değilse kısa vadede, ortadan kalkmıştı. Resmen ik-
tidarı elinde bulundurmasa da, İttihad ve Terakki Cemiyeti,
hem örgüt olarak güçlüydü, hem de halktan yoğun destek
görüyordu. Genel seçimler için hazırlık yapılıyor ve İttihad-
cıların seçimlerden ülke çapında bir zaferle çıkarak Meclis-i
Mebusan'da çok sayıda sandalye elde etmesi bekleniyordu.
Tüm Ittihadcılarm dikkati seçimde ve gelecek hükümette
yer almak isteyen gruplarla yapılan pazarlıklarda toplan-
mıştı. Sultan'ın tüm mutlak güçleri elinden alınmıştı; o, ar-
tık, gelecekte ülke içinde siyasal konularda çok az söz sahi-
bi olabilecek anayasal bir padişahtı. Anayasal özgürlükçü'
düzenin kurulmasıyla artık Abdülhamid tarafından gelebi-
lecek karşı-devrimci teşebbüslerden korkmak gerekmiyor-
du. Sultan zararsız bir hale getirilmişti; ya da, daha doğru
söylemek gerekirse, çoğunluk buna inanıyordu.

211 Sir Gerard .Lowther'dan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 2 5 Ağustos 1908
("Tlıe Young Turkish Revolution," in G. R Gooch ve H.'Temperley (Der.),
British Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East,
s.267 içinde).
BEŞİNGİ BÖLÜM
Yeni Rejime
Muhalif Güçler

Şimdiye kadar 1908 Devrimi üzerine yapılan tarih çalışma-


larında, yeni rejimin ideolojisine ve yalnızca hükümet şek-
liyle değil, aynı zamanda siyasal söylemin yeniden yapılan-
masıyla ilgili olarak ortaya çıkan ve bu konular üzerinde
yoğunlaşan siyasal çatışmalara çok az önem verildi. Eski re-
jim, ideolojik olarak, kelimenin tam anlamıyla geleneksel
bir siyasal yapılanmanın kendine has bütün özelliklerini ta-
şıyordu. İmparatorluk, tıpkı Avusturya-Macaristan İmpara-
torluğu gibi çok-uluslu bir toplumsal ve Siyasal yapıya sa-
hipti. 1908 Devrimi'ne kadar değişik etnik, dinsel ve ulusal
cemaatler, kendi içlerinde önemli ölçüde özerkliğe sahip ol-
dukları gevşek bir devlet yapısı içinde bir arada tutulmak-
taydılar. Siyasal ve yönetsel açıdan merkezî hükümete ba-
ğımlı olsalar da, farklı kimliklerle birbirinden ayrışmış ve
coğrafi yerellikleri -büyük ölçüde- kesin hatlarla çizilip so-
yutlanmış topluluklar halinde varolmaktaydılar. Kısaca,
1908 öncesi varolan siyasal sistem, merkezin kendi toprak-
ları üzerinde denetim uygulayan yerel yöneticilerle ittifak
içinde olduğu feodal sistemden pek de farklı olmayan bir
ilişkiler ağma benzemekteydi.
Ittihadcılar, devrini tamamlamış bu yapıp -siyasal, sosyal
ve ekonomik yönleri ile birlikte- yok etmeye kesin olarak
karar vermişlerdi. Devrim, diğer şeylerin yamsıra, yeni bir
'devlet' kavramıyla birlikte yeni bir 'vatandaşlık' kavramını
da temsil ediyordu. Devlet, 'tebaa' anlayışını geride bıraka-
rak, yarı-Feodal yapıdaki bir mutlakiyetçi monarşiden, 'va-
tandaşlarına' karşı sorumlu olacağı modern bir liberal de-
mokrasiye dönüşmüş olacaktı.
Devrimle birlikte, yalnızca mutlakiyetçi rejimin temel di-
rekleri olan monarşi ve köhnemiş bürokrasinin ayrıcalıkları
değil, aynı zamanda, birçok etnik ve dinsel cemaatin ayrı-
calıkları da ortadan kaldırılmıştı. 1908 öncesi rejimde varo-
lan ayrıcalıklar, genelde eski rejimin belirgin bir özelliği idi
ve eşitliğe karşı, engel oluşturuyordu. Bu cemaatler, mutla-
kiyetçi rejimde, devlet yönetiminin dışında bırakılmışiarsa
da, ayrı haklar ve ayrıcalıklarla belirli muafiyetlere sahipler-
di. Özellikle dinsel yönden belirginleşmiş olan bu ayncalık-
lar, çeşitli kiliselerin kendi cemaatlerinin günlük işlerini ve
toplumsal yaşantısının büyük bir bölümünü kendi içinde
yürütmesine ve eğitim vermesine kadar varıyordu. Kilise
hiyerarşisi, özellikle de Fener Rum Patrikhanesi ve Ermeni
Patrikhanesi, kendi cemaatlerini devlet otoritesine karşı
temsil etme -koruma- konusunda geniş yetkilere sahipti.
Bu yüzden, eski rejim altında devlet otoritesi ne tekel duru-
mundaydı ne de diğer otorite merkezlerinden birtakım ko-
nularda daha üstündü. !
* içişlerini ilgilendiren konularda yabancı güçlerin gözetim
-ve denetimi- başlayınca, işler daha da karmaşık bir hale
geldi, Ondokuzuncu Yüzyılın ortalarından sonra, mutlaki-
yetçi monarşik düzenin Avrupa Güçleriyle ittifakı -daha
doğrusu, içerde yeşeren değişim isteklerine direnebilmes'ı ve
dönüşmeden hayatta kalabilmesi için yabancı desteğe olan
mutlak gereksinimi- çeşitli dinsel ve etnik cemaatlerin bu
yabancı güçler tarafından 'uluslararası' koruma altına alın-
ması beklentisine dönüştü. Dahası, bu dinsel ve etnik ce-
maatlerin birtakım seçkin üyeleri bu güçlerin vatandaşlığı-
na geçmişlerdi ve bu yüzden, ticarî alanda yabancılara tanı-
nan birçok vergi muafiyetinden yararlanma ve kişisel ko-
runmanın yanısıra, Osmanlı yasaları karşısında dokunul-
mazlıkları da vardı. Şu halde, ülkenin zaten fazlasıyla hiye-
rarşik ve dışlayıcı olan yapısı içinde bir de bütün bunların
üstünde ve dışında birtakım ayrıcalıklı gruplar ve bireyler
vardı.
Diğer taraftan, gayr-i müslümlerin aynı zamanda Osman-
lı hukukuna göre ikinci sınıf tebaa olarak görülmesi onların
yalnızca bazı ayrıcalıkları olması anlamına gelmiyor, aynı
zamanda Müslümanlara tanınmış olan hak ve ayrıcalıklar-
dan kendilerinin yararlanamaması anlamına da geliyordu.
Örneğin, en belirgini, askerî bürokrasi gibi bazı devlet bü-
rokrasilerinde çalışmalarına izin verilmemişti. Ordu, yalnız
Müslümanlar içindi. Bü o kadar dışlayıcı bir uygulamaydı
ki, gayr-i müslümler Müslümanlar için zorunlu olan asker-
lik hizmetinden bile uzak tutulmuşlardı. Müslüman olma-
yan her cemaatin erkek nüfus sayısına göre hesaplanan bir
vergiyi, bu askerî görevden 'muafiyet' -aslında, uzak tutul-
ma- için ödemesi gerekiyordu. Gayr-ı müslümler belirli as-
kerî yükümlülüklerden 'muaflarsa,' belirli haklardan da ke-
sin hatlarla ayrılmış bir şekilde mahrumdular.
'Özgürlüğe,' 'Eşitliğe,' 'Adalete' ve 'Kardeşliğe' inanmış ît-
tihadcılarm vatandaşlık anlayışı, bir ülke içinde yaşayan in-
sanların ırk, din ve emik kimliklerine göre ayrı ayri sınıf-
landırılmasını kaldıramıyordu. Îttihadçılar Devrim'i gerçek-
leştirdiklerinde yalnızca siyasal düzeni liberal yönde değiş-
tirmekle kalmamışlar, aynı zamanda herkesin yasalar önün-
de eşit sayılacağı yeni bir toplumsal düzeni yerleştirmeyi de
amaçlamışlardı: Artık herkes birinci sınıf vatandaş olacaktı.
r îttihadcılarm kurdukları modern devlet yapısında yeni

vatandaşlık anlayışının etkilerini ilk hissedecek olan kurum


doğal olarak dindi. Devlet, daha önce kiliseler, havralar ve
camilerce üstlenilmiş olan eğitim gibi birçok işlevi kencli
üzerine almaya çalıştığından, dinsel otoritelerin, Müslü-
manlar kadar Musevi ve Hıristiyanların da kendi toplumları'
üzerindeki kontrolleri ellerinden almıyordu. Hıristiyanlar.
arasında rahiplerce, Museviler arasında hahamlarca, Müslü-
manlar arasında ulemalarca temsil edilen ve eskiden beri
mutlakiyetçi monarşik rejime destek vermiş olan gelenek-
sel otorite, bilerek -ve isteyerek- sarsıntıya uğratılmıştı; ne
de olsa geleneksel dinsel otorite eski rejimle en fazla işbirli-
ği içinde olan, çıkarları eski rejimle özdeşleşmiş ve Bu yüz-
den de eski rejimin süregitmesi için elinden geleni yapması
beklenen bir kurumdu. Dinsel kurumların din farkı gözet-
meksizin -Müslüman, Musevi, Ortodoks veya Katolik Hı-
ristiyan olsun- hepsinin genel olarak ve ayrı ayrı değişmek-
te olan durum karşısında kaybedecek çok şeyi v£ dolayısıy-
la, kendi çıkarları açısından yeni özgürlükçü rejimden çe-
kinmeleri için epeyce nedenleri vardı.
Fakat, mutlakiyetçi monarşik rejim altında uzun zaman-
dır ezilmiş olan bir nüfusun özgürleşmesi ve geleneksel
dinsel otoritenin yıkılması, ne yazık ki, eşit vatandaşlığın
değerinin toplum katmanlarında hemen anlaşıldığı ve tar-
tışmasız kabul gördüğü bir toplum yaratmakta başarısız ol-
du. Yeni vatandaşlık, tüm bireylere, parlamentodaki kendi
seçtikleri temsilcilerce denetlenen bir devlet yapısı altında
ve bireysel hak ve hukuklarının güvence altına alındığı bir
sistem içinde yaşayacakları, onurlu bir kimlik verdi, ancak,
aynı zamanda, bireyleri eski yerel ve dinsel bağlılıklanyla
tammlanagelen kimliklerinden de ayırdı.
Bu koşullarda karşı-devrimd terimlerle ifade edilmiş din-
sel ve milliyetçi tepkilerin oluşma olasılığı çok yüksekti.
Mutlakiyetçi monarşist rejimin yerel ve merkezi yönetimin-
de söz sahibi olan ilerigelenleri ve ruhban sınıfı, eski rejim-
de sahip oldukları ayrıcalıkları ve üstün konumu korumak
için, kendi cemaatlerinin haklarım korumak maskesi altın-
da, yeni rejime karşı düşmanlık tohumlarının atılmasına
önayak oldular. Bu demagojinin başarısı ancak trajik olarak
nitelendirilebilir. Etnik ve ulusal cemaatler, bireysel eşitsiz-
lik koşulları altında onursuzca varlıklarını sürdürme paha-
sına özerkliklerini kazanmak ve sonunda tam ulusal bağım-
sızlık için daha sonraki yıllarda yapacakları girişimlerde
monarşist güçlerce yönlendirilme şansızlığını ve onlara,
kendi kişisel çıkarları aleyhine, destek olma trajedisini ya-
şamışlardır. 1911/1912 yılından başlayarak, Arnavutluk'ta
ve Arap vilâyetlerinde -Yemen, Arabistan, Irak ve Suri-
ye'de- olduğu gibi; bu ulusal bağımsızlık hareketlerinin ba-
şında, çoğu kez, monarşist ve gerici güçlerin olması, bağım-
sızlık kazanıldıktan sonra da oralarda yoksulluk, eşitsizlik
ve haksızlıkların devam etmesinin garantisi oldu. Bu yöre-
lerdeki insanlar, bağımsızlıktan sonra, artık kendi etnik ve
dinsel kökenlerinden gelen monarşist ve gerici güçlerin
baskısı altında yaşama 'ayrıcalığına' sahiplerdi.1
Modernliği temsil eden ittihad ve Terakki Cemiyeti ile

1 Balkanlarda ve Orta Doğu'da bugüne kadar süregelen trajedilerin kaynağını,


bir bakıma, Itrihadcılann İmparatorluk toprakları üzerinde çağdaş anlamda
modern bir devlet kurma çabalarında aramak herhalde çok büyük bir çarpıt-
m a olmasa gerek. Türkiye'deki tutucu çevrelerin yüzyıllarca 'toprak bütünlü-
ğünü' koruyan İmparatorluğun dağılmasında tttihadcıları sorumlu göstererek
onları kötülemesini -tabii, tutucuların lttihadcılarııı devlet yönetimindeki de-
neyimsizliği ve beceriksizliği suçlamalarını kesinlikle reddederek- pek de ya-
dırgamamak gerekiyor. Îttihadçılar kelimenin tanı anlamıyla 'modern' bir dev-
let kurmaktaydılar ve derece derece içerde gelişen milliyetçi duyguların İmpa-
ratorluğun çevre bölgelerinde de etkisini göstermesi doğaldı: 'Modern devlet'
kurma projesi uzun vadede bu sonucu -kaçınılmaz olarak?- yaratacağa benzi-
yordu.
gelenekselliği temsil eden etnik, ulusal ve dinsel güçler ara-
sındaki mücadele, eski rejimin düşmesi ve yeni rejimin
1908 yazında kurulmasıyla başladı. Siyasal güçlerin karşı-
devrim ve devrim ekseninde aldığı yer ile, ayrılıkçılık ve
birlik ekseninde aldığı yer, hemen hemen tam olarak örtüş-
tü. Ittihadcılarm dönüşüm programı, ortaya çıkması kaçı-
nılmaz olan bu çatışma sürecini, liberal demokratik bir top-
lum içinde bütün vatandaşlar için özgürlük, eşitlik ve ada-
let istemekle, zamanından önce hızlandırdı.

Kamuoyuna, Devrim'in gerçekleşmesinden çok kısa sayıla-


bilecek bir süre sonra —18 Ağustos'ta— yansıdığına göre, Se-
lanik'teki lttihad ve Terakki Cemiyeti liderlik kadrosu, yak-
laşan genel seçimler için bir siyasal program hazırlamak
üzere bir komite seçmişti. Programın, ayrıntıların düzen-
lenmesinin kısa bir süre sonra açılacak Meclis-i Mebusan'a
bırakıldığı Makedonya'nın idarî yapısının yeniden düzen-
lenmesi yönünde bir teklifi içerdiği söyleniyordu. Program
ayrıca, hem ilk hem de orta öğretim düzeyinde devlet göze-
timi ve denetimi altında bir eğitim yapısı oluşturmayı he-
defliyordu. Bu eğitim reformu, aynı zamanda, şimdiye ka-
dar değişik cemaatlerin yetkili kurumlarının denetiminde
olan okulların kapatılarak ortadan kaldırılmasını kapsıyor-
du. Ekonomik yaşamda koşulların değiştirilmesi ile birlikte
yeni düzende gereken bilgileri aktaracak ve çağdaş metod-
larla hizmet verecek ticaret okulları da kurulacaktı. Dinsel
ayrıcalıklara saygı gösterilecekti. Din kurumlarının dinsel
eğitim veren okullarına tanınmış olan haklar korurlacaktı.
Orduda çağdaş düzenlemelere gidilecek ve zorunlu askerlik
hizmeti tüm. vatandaşları kapsayacak şekilde yeniden dü-
zenlenecekti.2 The Times gazetesinde yayınlanan bir röpor-

2 "The Young Turk Programme," The Times, 19 Ağustos 1 9 0 8 , s . 5 .

222
tajında ittihad ve Terakki Cemiyeti liderlerinden -sonradan
'Paşa' rütbesiyle Türkiye'nin yönetiminde son derece so-
rumlu bir konuma gelecek olan-Enver Bey, bütün Osmanlı
vatandaşlarının dinî inançları ne olursa olsun, askerlik ko-
nusunda paylarına düşen görevi yerine getireceklerini söy-
lüyordu.3
Ağustos ayı sonlarına doğru, ittihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin önerdiği eğitim reformunun Makedonya'daki bütün
Hıristiyan cemaatler -Rumlar, Bulgarlar, Ulahlar, Arnavut-
lar, vs - tarafından ısrarlı ve kararlı bir muhalefetle karşıla-
nacağı anlaşıldı. Çeşitli azınlıkların hiçbiri - e n ateşli olarak
da Rumlar- geçmişte bu kadar kıskançça korudukları eği-
timdeki ayrıcalıklarını bırakmaya niyetli gözükmüyordu.
Özellikle, orta öğretim düzeyindeki tüm okullarda derslerin
Türkçe yapılmasını zorunlu hale getirme girişimi önemli
karışıklıklara yol açacak gibi gözüküyordu.4
Makedonya'daki Rum cemaati isteklerini biçimlendirerek
resmî bir hale gelirdi ve ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Se-
lanik'teki merkezine teslim etti.5 Ittihadcılarm düşünceleri-
ne uygun olarak, düşünce ve vicdan özgürlüğü ve insan
hakları ile 'daha önceden kazanılmış haklara' -yani, ayrıca-
lıklara- saygı temel prensipler olarak kabul ediliyordu. Ne
var ki, dinî ve laik eğitim konularındaki ayrıcalıkların ko-
runması, istekler listesinde en önemli yeri tutuyordu. Fener
Rum Patrikhanesi'ne tanınmış olan tüm ayrıcalıkların bir
bütün olarak korunmasının güvence altına alınması ve kal-
dırılmış olan ayrıcalıkların da geri verilmesi konularının
üzerinde ısrarla duruluyordu. Rum cemaati, ayrıca, zorunlu
askerlik konusunda da şunu öneriyordu: askerî birlikler,
kendi içlerinde bütünsellik gösterecek bir şekilde,, aynı

3 "Enver Bey on Young Turkish Aims," The Times, 1 Eylül 1908, s.3.

4 "Difficulties in Macedonia," The Times, 26 Ağustos 1908, s.5.


5 "Difficulties in Macedonia," The Times, 2 6 Ağustos 1908, s.5.
inançtan ve aynı bölgeden gelen erkeklerden oluşmalıydı.
Yerel yönetimle ilgili olarak, varolan, birer danışma organı
durumundaki, Meclis-i Liva, Vilâyet Meclisi gibi kurumla-
rın genişletilmesi ve bu meclislere devlet tarafından atanan
memurların sayısının meclis üye sayısının üçte birini geç-
meyecek şekilde sınırlandırılarak ve diğer üyelerin de doğ-
; rudaft halk oyuyla seçilmesi prensibi getirilerek, bu meclis-
lerin merkezî hükümetten daha bağımsız hale getirilmesi
öneriliyordu. Ayrıca, bu yerel meclislerin görev yaptıkları
sınırların gözden geçirilmesi ve -nüfusun dinî ve etnik
kompozisyonuna dikkat edilerek- yeniden düzenlenmesi
isteniyordu. Yerel yönetimlere daha fazla malî özerklik sağ-
layacak düzenlemelere gidilmesi de öneriler arasındaydı.
Bütün bunlara ek olarak, resmî yazışmalarda ve mahkeme-
lerde kullanılacak resmi dilin o bölgedeki nüfusun çoğun-
luğu tarafından konuşulan dilde olması, yerel milis kuvvet-
lerinin oluşturulması, dinsel kurumlara, cemaatlerine belli
bir takım vergileri koyma ve bunları onlardan toplama yet-
kisi verilmesi ve bütün Osmanh vatandaişlarmm her türlü
devlet dairesinde çalışabilmesi şartlarının kabul edilmesi de
sıralanan istekler arasındaydı,6 Bu öneriler toplu olarak ele
alınarak yorumlandığında^ Rum cemaatinin isteğinin dinî
ve etnik temele dayalı tam özerklikten başka bir şey olma-
dığı ve eski rejimin yeni bir kılıf altında süregitmesi anlamı
taşıdığı açıktı.
Makedonya'daki Bulgar ve Ulah cemaatlerinin seçim pro-
pagandalarının temelini oluşturan siyasal programlan da
geniş ölçüde yerinden yönetim ve özerklik konularını vur-
guluyordu. Bütün Hıristiyan cemaatlerince dile getirilen
özerk kurumların oluşturulması dileği ve eğitim sorununa
yaklaşımlarında fikir birliği içinde hareket etmeleri, Ittihad-

6 "Difficulties iıı Macedonia," Tlıc Times, 2 6 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; ve "Greeks and


Young Turks," The Times, 2 8 Ağustos 1908, s.5.
cilan görünürde etkileyerek, onlan yeni bir reform progra-
mı hazırlamaya ya da ilk önerilerini yeniden gözden geçir-
meye itti.7
İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin liderlik tadrosu henüz
yeni rejimin tüm kurumlarıyla oturmadığı bir göreli belir-
sizlik ortamında etnik azınlıkları tamamiyîe kendilerinden
uzaklaştırmattıak için belli uzlaşma yolları arıyorlardı.
Ağustos ayı sonlarında, Makedonya'daki Hıristiyan cemaat-
ler tarafından kamuoyuna açıklanmış olan isteklerin vazge-
çilmez istekler olmayıp tartışmaya açık olduğu 'anlaşıldı.'
Hıristiyan cemaatlerin istekleri, Ittihadcıların kendi siyasal
programlannı hazırlarken gözönüne almaları istenen nok-
taları içeren genel bir çerçeve olüşturmak amacıyla gelişti-
rilmişti. Aynı şekilde Ittihadcıların programı da son şeklini
almış olarak düşünülemezdi; daha çok, programın önsö-
zünde de ortaya konulduğu gibi, Ittihadcıların yakında açı-
lacak Meclis-i Mebüsan'm çalışmalarına yardımcı olmak
amacıyla hazırlanmış ve tartışmaya açık bir metin olarak
ele alınmalıydı. Aslında, Hıristiyan cemaatlerin temsilcileri
tarafından yapılan bir takım öneriler, Ittihaclcılann progra-
mında yer alıyordu: Örneğin, Bulgarların Meclis-i Âyan'ın
lağvedilmesi önerisi Ittihadcılarm programına girmişti.
Meclis-i Âyan üyeleri yaşam boyu atanıyorlardı ve Meclis-i
Ayan otuz yıldan beri kapalı olmasına rağmen hayatta olan
üyeleri hâlâ âyan sıfatını taşıyorlardı ve parlamento çalış-
maya başladığında yasama görevlerine başlayacaklardı. Bu
üyelerin Padişah tarafından atanmış kişiler olduğu düşünü-
lürse, Meclis-i Âyan'ın ağırlıklı olarak monarşiye yakın,
muhafazakâr kimselerden oluştuğu söylenebilirdi. Bu ba-
kımdan, İttihad ve Terakki'ııin, muhafazakârlardan oluşan
ve -özellikle de- seçimle iş başına gelmemiş bir yasama or-

7 "Greeks and Young Tuvks," t h e Times, 2 8 Ağustos 1908, s.5.


ganına pek de olumlu gözle bakması beklenemezdi, Itıi-
hadcıların programındaki dördüncü madde yerel yönetim-
de otoritenin genişletilmesi konusunu kabul ediyordu. Yal-
nız bu, bilinçli bir şekilde muğlak olarak ifade edilen bir
maddeydi: sanki yerel yönetimlere daha fazla özerklik geti-
rileceği anlamı çıkar gibi gözükse de, değişik bir şekilde yo-
rumlandığında, valilere daha fazla yetki verileceği -ve dola-
yısıyla, Hıristiyan cemaatlerin isteklerinin tam ters ine, mer-
kezî otoritenin gücünün arttırılacağı- anlamı da çıkabilirdi.
Ittihadcılarm seçim programında, eğitim konusu üzerinde
herhangi bir uzlaşma belirtisi yoktu: ilkokul düzeyinde bi-
le, derslerin öğrencilerin anadilinde verilmesi önerisi kabul
edilmiş olmasına rağmen, Türkçenin öğretilmesi zorunlu
olacaktı. Orta dereceli okullar ise karışık olacak -yani,
Müslümanlarla birlikte gayr-ı müslümler de aynı okullarda
birlikte okuyacaklar- ve bu okullarda dersler yalnızca
Türkçe yapılacaktı.8 Güçlü bir Hıristiyan muhalefeti, İtti-
had ve Terakki Cemiyeti'ni durumu tekrar ele almaya ve
eğitim konusunu yeniden düşünmeye itti. Sonuç olarak,
Eylül ayının ilk haftasında, Ittihadcılar, Hıristiyanların orta
dereceli okullarına karışmayacaklarını taahhüt ettikleri ni-
haî seçim programlarını hazırladılar.9

Ittihad ve Terakki Cemiyeti, 6 Ekim'de seçim programını


kamuoyuna sundu. 10 Ittihadcılar için en önemli konu, do-
ğal olarak^ liberal demokratik prensiplerin ülke yönetimin-

8 ."Racial Aspirations in Macedonia," The Times, Tl Ağustos 1908, s.3v.


9 "Die Jungtürken .und die Sehule," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 8
Eylül 1908, Akşam baskısı, s.2; "Turkey: The Schools Qııestion," The Times,
15 Eylül 1908, s 3 ; ve "Nouvelles d'Orient: La Question des ficöles," Pro Ar-
. menia, 2 0 Eylül 1908, s. 1361.

10 $ura-yı Ümmet, 2 3 Eylül 1 3 2 4 / 6 Ekim 1908'den nakleden, Tarık Zafer Tuna-


ya, Türkiye'de Siyasal Partner, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, s.65.
de egemen olmasıydı. Milletin oyunun bağlayıcı olduğu
Kanun-u Esasi'de açıkça belirtilecek ve hükümet yalnızca
milletin oylarıyla seçilmiş olan Meclis-i Mebusan'a karşı
sorumlu olacaktı. Meclis'te güvenoyu alamayan hükümet
düşecekti. Meclis-i Âyan'ın üye sayısı Meclis-i Mebusan
üye tam sayısının üçte birini geçmeyecek, Heyet-i Âyan'ın
üçte biri Padişah tarafından atanacak, üçte ikisi de halk ta-
rafından seçilecekti. Halbuki, Kanun-u Esasi'nin Meclis-i
Âyan'ın atanmasını düzenleyen 60. Madde'si tüm üyelerin
padişahça seçilmesini öngörüyordu. Kanun-u Esasi'de ya-
pılması düşünülen bir değişiklikle ayanların görev süresi
kısıtlanarak, eskiden olduğu gibi -yani, 62. Madde'de be-
lirtildiği gibi- yaşaim boyu olmayacaktı. Siyasal partilerin
kuruluş ve işleyişi Kanun-u Esasi'nin 1. Maddesi'ne -ülke-
nin bölünmez bütünlüğü prensibine- uymaları şartıyla gü-
vence altına alınacak ve bu hüküm, yapılacak bir anayasa
değişikliğiyle, açık hir şekilde Kanun-u Esasi'ye ayrı bir
madde olarak konulacaktı. Mebus seçilebilme şartlarım ta-
şıyan herkes dilediği seçim çevresinden adaylığını koyabi-
lecekti. Meclis'e yasa teklifi yapma hakkı genişletilerek en
az on mebusun imzasıyla yasa teklifi yapılabilmesine ola-
nak sağlanacaktı. Kanun-u Esasi'de yapılması düşünülen
-ve liberal demokratik rejimin doğal özelliklerinden olan-
bir diğer önemli değişiklik de 113. Madde'nin kişi özgür-
lüklerini kısıtlayan son fıkrasının ilgası idi. Ve tabii, liberal
demokratik rejimlerdeki en önemli konulardan biri -se-
çimlerin serbest bir şekilde yapılmasının güvence altına
alınması- İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin programında ay-
rı bir madde olarak vurgulanıyordu. Seçimlerde serbestiye-
tin sağlanmasının yanısıra, seçmen olma şartları hakkında
da yürürlüğe giren mevzuatta değişiklik yapılması önerili-
yordu. Yürürlüğe konan seçim yasası uyarınca seçmen ola-
bilmek için gereken malvarlığı ve servet sahibi olma şartı
ortadan kaldırılarak, yirmi yaşını doldurmuş tüm vatan-
daşlarm seçme hakkına kavuşturulmaları sağlanacaktı. 11
Siyasal düzenle ilgili olan bu program maddeleri açıkça
gösteriyordu ki, Ittihad ve Terakki Cemiyeti 1876 Kanun-u '
Esasisi'nin tekrar yürürlüğe konulması ile yetinmiyor, tam
tersine, bu anayasanın liberal demokratik anlayışa aykırı
madde ve fıkralarını acilen değiştirmeyi birincil amaç ola-
rak kamuoyuna sunuyordu. -
Siyasal programdaki öteki maddelere gelince; Resmî dil
Türkçe olacaktı ve bütün resmî yazışmalar Türkçe yapıla-
caktı. Vatandaşlar arasında hiçbir ırksal, etnik veya dinsel
farklılık gözetilmeksizin herkes eşit haklara ve sorumluluk-
lara sahip olacaktı. Tüm Osmanlılar yasalar önünde eşit
muamele görecekti. Gereken yetenekleri ve nitelikleri taşı-
yan tüm vatandaşların ayrım gözetilmeksizin kamu kuru-
luşlarında çalışma hakkı olacaktı. Bütün erkekler -Hıristi-
yan, Musevi veya Müslüman olsun-yine ayrım gözetilmek-
sizin, zorunlu askerlik hizmetiyle yükümlü olacaklardı. An-
cak, askerlik süresi, ordunun eğitim ve yetiştirilmesini ak-
satmayacak ölçüde, indirilecekti.12 Programdaki bu madde-
lerle modern anlamda yeni bir devlet anlayışından bahse-
dilmekteydi, Hiçbir kimseye üyesi olduğu cemaat, sınıf ya
da grup nedeniyle farklı muamele yapılmayacak ve, liberal
bir toplumda olması gerektiği gibi, herkes yasalar önünde
eşit sayılacaktı. Mutlakiyetçi devlette varlığını sürdüren
tüm ayrıcalıklar kurulan modern devlet yapısı içinde tama-
men ortadan kaldırılacaktı. Bü, mutlakiyetçi devletten libe-
ral devlete geçişte son derece önemli bir kilometre taşıydı
ve kendi başına bir devrimdi.

11 "Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti'niıı 1 3 2 4 [ 1 9 0 8 ! Senesinde Kabul Edi-


len Siyasal Programı," Tarik Zafer Tunaya., Türkiye'de Siyasal Partiler, l: ffcinci
Meşrutiyet Dönemi, ss.65-67 "içinde.
12 "Osmanlı îtt.il\al ve Terakki Cemiyetinin 1 3 2 4 [19081 Senesinde Kabul Edi-
len Siyasal Programı," Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, l: ikinci
Meşrutiyet Dönemi, ss.65-67 içinde.
Liberal bir devletin vatandaşlarına ekonomik alanda sağ-
laması gereken hizmetler ve kolaylıklarla ilgili yasal düzen-
lemeler yapılacaktı. Çalışma hayatıyla ilgili olarak, işveren-
lerle işçiler arasındaki karşılıklı ilişkileri düzenleyen yasalar
çıkarılacaktı. Ülkenin ekonomik açıdan gelişme ve ilerle-
mesini sağlayarak genel refah düzeyim arttıracak het türlü
kolaylık sağlanacak ve özellikle, tarımsal alanda her türlü
gelişmenin sağlanması için çaba gösterilecekti. Tarım konu-
sunda yapılan iki somut öneri şuydu: (1) Toprak sahipleri-
nin yürürlükte bulunan yasalarca korunan haklarının çiğ-
nenmemesi ve sahibi oldukları topraklardaki tasarruf hak-
larının korunması şartıyla, köylülerin toprak sahibi olmala-
rını kolaylaştırıcı düzenlemelerin yapılması ve bu iş için
düşük faizli kredi verilmesinin yollarının aranması - yani,
'tarım reformu'; (2) Kapitalist ilişkilerin ekonomik yaşama
egemen olması istenen bir düzende hiç yeri olmayan âşarm
kaldırılmasına yönelik kadastro çalışmalarının derhal başla-
tılarak, uygulamaya geçilebilecek yörelerde, vergi mükellef-
lerinin bireysel olarak sorumlu olacakları, yeni tip bir ta-
rımsal vergi toplama düzeninin hemen kurulması. Devlet,
kendi denetimi altındaki ilk ve orta dereceli genel amaçlı
okullarda serbest ve çağdaş bir eğitim verilmesinin sağlan-
masının yanısıra, ülkenin ekonomik gelişmesine katkıda
bulunacak ticaret, tarım ve sanayi okulları da açacaktı.
Tüm bu okullardaki eğitim dili Türkçe olacak, ancak din
eğitimi vermek amacıyla açılan özel okullar -ki bunların
çoğunluğu Hıristiyan cemaatlerin din adamı yetiştirmeye
yönelik okullarıydı- bu genel hükmün dışında tutulacaktı.
Devlet,: vatandaşlarına eğitim olanakları sağlamak için her
tedbiri alacaktı.13

13 "Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 1 3 2 4 (19081 Senesinde Kabul Edi-


len Siyasal Programı," Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci,
Meşrutiyet Dönemi, ss.65-67 işinde.
Bulgar azınlığı, Ittihadcılarla görüşmelerinde, kışa adıyla
'Dahili Teşkilât' diye tanınan Bulgar devrimci örgütü Viteş-
na Makedonska i Odrinska Revolütsionna Organizatsiya
-ya da Türkçe adıyla, Makedonya ve Edirne İhtilâlci Dahilî
Teşkilâtı- tarafından temsil edilecekti.14 Bu örgüt hem Bul-
gar Kilisesi'ne hem de özerk Bulgaristan'ın tutucu hüküme-
tine karşı olduğu için, Ittihadcılar ve Dahilî Teşkilât'm li-
derleri görüşmelerde birbirlerine karşı iyi niyetli davranaca-
ğa benziyorlardı. Birlikte nüfusun büyük çoğunluğunu
oluşturan Makedonyadaki Türklerle Bulgarlar arasında eğer
tam bir anlaşmaya varılırsa, bu şimdiye kadar orada süregi-
den çete savaşları nedeniyle varolan kötü yaşam koşullarına
köklü bir değişim getirecekti.15
Ağustos ayı başında, Dahilî Teşkilât'm lideri Yane San-
dansky, Selânik'e geldi. Amacı, Ittihad ve Terakki Cem i ye-
ti'ni, örgütünün mücâdelesine -Bulgaristan'daki tutucu hü-
kümeti devirme eylemine- ortak etmekti. Bu yüzden, Bul-
gar Ekzarhı'nı, Bulgar Hükûmeti'nin maşası olarak nitelen-
diriyor ve Mâkedonya'daki okulların denetiminin Bulgar
Ekzarhlığı elinden alınıp, Türk makamlarının -Maarif Ne-
zareti'nin- denetimine verilmesi konusunda ısrar ediyor-
du. 16 Ittihad ve Terakki Cemiyeti ise Sandansky ile masaya
oturmakla, yaklaşan seçim kampanyasında Dahilî Teşkilât'ı
kendi saflarına çekmeyi ve böylece, Makedonya'da 1903'de
patlak veren ve Dahilî Teşkilât'm örgütlediği illinden Ayak-
lanmasından beri süregelen 'iç savaş' niteliğindeki çarpış-

14 Bu örgüt hakkında Türk kaynakları içinde en kapsamlı bilgiler Tarık Zafer


' Tunaya'nın Türkiye'de Siyasal Partiler, 1; İkinci Meşrutiyet Dönemi adlı kita-
bında ss.509-534 arasında bulunmaktadır.
15 "Sandansky and the Young Turks," The Times, İ l Ağustos 1 9 0 8 , s.5.

16 "Sandansky and the Young Turks," The Times, 11 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; ve "San-
dansky and the Young Turks," The Levarit Herald and Eastern Bcpress, 15
Ağustos 1908, s.l.
maların kesilmesini sağlamayı umuyordu. Sandansky, kendi
örgütünün, yerel yönetimlere geniş çaplı özerklik sağlan-
ması fikri Ittihadcılarca kabul edilip seçim programına ko-
nulduğu takdirde, silah bırakmaya hazır olduğunu bildirdi.
İttihad ve Terakki Cemiyeti, bu konuda herhangi bir itirazı
olmamasına rağmen, bu göreli belirsizlik döneminde San-
dansky ile bağlayıcı bir anlaşmaya girmekten kaçındı.17
Ağustos ayının ortasına doğru, müzakereler henüz kesin
bir sonuca ulaşmasa da, Sandansky Ittihadcıları diğer milli-
yetçi ve monarşist eğilimli Bulgar liderleriyle görüşmekten
caydırmayı başarmıştı. Zaten İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin de tutucu görüşlere sahip olduklarını bildiği bu gibi
Bulgar gruplarına karşı önyargılı olacağı doğaldı. Dahilî
Teşkilaf İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne yeni öneriler sundu.
Bu öneriler arasında Türkiye ile Bulgaristan arasında çıka-
bilecek bir çatışmada, Sandansky ve emrindeki devrimcile-
rin Bulgaristan Hükümeti aleyhine çarpışması *da vardı.
Sandansky'nin destek sağlamak amacıyla ittihad ve Terakki
Cemiyeti'ne yaptığı teklifler zaten ilişkileri hiç de dostane
olmayan Türkiye ile Bulgaristan arasında yeni bir soğuklu-
ğa neden olacağa benziyordu. Bulgar Hükümeti bu sıralar-
da Sandansky'nin Ittihadcılarla iyi ilişkiler içinde olması
nedeniyle, Dahilî Teşkilât'a gitgide soğuk bakmaya başla-
mıştı.18
Ağustos ortalarında, Enver Bey, Dahilî Teşkilâtın adayları
lehine seçim propagandası yapmak üzere Manâstır'daydı.
Türklerle eski ilişkileri, Türklerle Yunanlılar arasındaki iliş-
kilerden çok daha gergin olan Manâstır Bulgarları, ancak

17 "Turkey: Difficulties of the Situation," The Times, 1 2 Ağustos 1908, s.5.


1903'deki ayaklanmayı Makedonya'daki sosyo-ekonomik durumla bağlantılı
olarak inceleyen ve ayaklanma öncesi ve sonrası—iç ve dış—gelişmeleri an-
latan şu yapıta bakılabilir: Draganoff, Macedonia and the Reforms. ,

18 "Sandansky and the Young Turks," The Times, 18 Ağustos 1908, s.3. v : \

231
kırk tanesi mutlakiyetçi rejim tarafından ölüme mahkûm
edilmiş dokuzyüz Bulgar tutuklunun Manastır'daki yetkili-
ler tarafından serbest bırakılmasından sonra, Ittihadcılara
kuşkuyla bakmaz olmuşlardı.19 Panitza, Deliradeff ve diğer
Sandansky taraftarları da seçim kampanyası için Selanik'ten
ayrılmışlardı. Sandansky'nin örgütü bu arada Bulgar Meşru-
tiyet Kulübü adıyla, tedhişçi Dahilî Teşkilât'm yerini almak
üzere, Selânik'te bir kulüp kurmuştu. 20 Dahilî Teşkilât he-
men arkasından Üsküb'te de, Selânik'te faaliyete geçmiş
olanla aynı çizgide, bir kulüp açtı.21 Üsküb'ün Sandansky'yi
destekleyen Bulgar Patriği, Sandansky'nin adamlarından
Tchernopeeff'in Bulgar Hükûmeti'ne saldıran bir konuşma
yaptığı kulüp açılışına katılanlar arasındaydı.22 !
Ne var ki, Ağustos sonuna doğru îttihadcılarla San-
dansky arasındaki ilişkiler oldukça soğudu. Başlarda, bütün
gruplarla uzlaşmada istekli olan.ve Sandansky'nin takip et-
tiği politikadan etkilenen Ittihadcılar, kısa zamanda San-
dansky'nin etkisinin sınırlı olduğunu farkettiler. Bulgar ce-
maatinin büyük çoğunluğu, seçim kampanyası boyunca,
Sandansky'nin metodlarına ve fikirlerine karşı olduklarını
belli etmişti. Sandansky'nin adamları seçim kampanyasında
oldukça kötü sonuçlar almışlardı.23 Sandansky'nin Make-
donya Sorunu'nu ön plana çıkarmayıp bunu daha geniş
çerçeveli bir federal çözüm içinde ele almasını ilkönceleri
olumlu karşılayan Ittihad ve Terakki Cemiyeti liderleri,
Sandansky'nin seçimlerdeki güçsüzlüğünü görünce, Dahilî

19 "Bulgarians and Young Turks," The Times, 21 Ağustos 1908, s.5.


20 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, I: İkinci Meşrutiyet Donemi,
• s.518.' '

21 "The Electioııs," The Levant Herald and Easlem Express, 10 Eylül 1908, s . l ;
ve "Sandansky and the Young Turks," Uıe Times, 18 Ağustos 1908, s.3.
22 "Sandansky and tlıe Youiıg Turks," The Times, 18 Ağustos-1908, s.3.
23 "Difficulties in Macedoiıia," The Times, 2 6 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.
Teşkilât'ın Bulgarları temsil etme yetenekleri konusunda
ciddi kuşkuya düştüler.24
Karşılıklı görüşmeler yine de devam etti. Bulgarlar, ordu-
nun yeniden düzenlenmesini ve askerlik süresinin, ülkenin
ekonomik yapısına ve uluslararası durumuna uygun bir bi-
çimde, kısaltılmasını talep ettiler. Sandansky aynı zamanda
devlet memurlarının maaşlarının azaltılmasını da kapsayan
bir takım malî reformların yapılmasını ve halkın maddî ve
kültürel gelişimine yönelik çalışmalara başlanılmasını öner-
mişti. İlkokullarda Türkçe eğitimin zorunlu olmasına razı
olan Sandansky, orta dereceli devlet okullarının ise yerel
bölgelerde çoğunluk tarafından konuşulan dilde eğitim ver-
mesini istemişti. Sandansky, şartsız olarak ilân edilecek bir
genel aftan yanaydı ve ayrıca, Sultan'ın tahttan indirilmesi-
ni de istiyordu.25
Sandansky'nin önerileri, Lübnan ya da Sisam Adası'na ve-
rilenlere benzer bir yerel özerklik talebi içermiyordu. Tam
tersine, Dahilî Teşkilât'ın hazırladığı programın önsözünde
-İttihad ve Terakki Cemiyeti destekli, İmparatorluğun bü-
tünlüğünü koruma ilkesi lehine- kapsayıcı özerklik tasarı-
sından vazgeçildiği belirtiliyordu. Bu durumda, yalnızca
taşra düzeyinde yerel özyönetimden bahsedilmiş olunuyor-
du. Bulgarların tasarısında, Rumların önerdiği gibi, dinsel
cemaatler temel alınarak düzenlenmiş milis kuvvetleri
oluşturulması talebi yoktu. 26
Îttihadçılar Sandansky'nin programını reddettiler. San-
dansky, bunu taraftarlarına bir genelge yayınlayarak yanıt-
ladı. Genelgede, İttihad ve Terakki Çemiyeti'ni kararsızlıkla
suçluyor ve Dahilî Teşkilât'ın bundan sonra karar değiştir-

24 "Racial Aspirations in Macedonia," The Times, 11 Ağustos 1908, s.3.


25 "Bulgarians and Young Türks," The Times, 4 Eylül 1908, s.5; ve "Türkei," Vos-
sische Zeitung, 4 Eylttl 1908, Sabah Baskısı, s.3.
2 6 "Bulgârians and Young-Turks," The Times, 4. Eylül 1 9 0 8 , s.5.
meyeceğini belirtiyordu. Ek olarak, Türk yetkililerini ve
toprak sahiplerini köylüye baskı yapmakla suçluyordu. Bu
durum, görünüşe göre, iki grup arasındaki ilişkilerin bozu-
lacağına işaret ediyordu.27
Fakat, Sandansky'nin söyledikleriyle yaptığı birbirini tut-
madı: 3 ve 4 Eylül günü, Selânik'te her iki grup arasında gö-
rüşmeler sâkiri ve kavgasız bir biçimde devam etti. İki taraf
da, kesin bir tavır almakta ya da ültimatom niteliği taşıyan
bir bildiri sunmakta isteksiz görünüyordu. Dahilî Teşkilât,
önerilerinin aciliyet taşımadığını söyleyerek, bu önerilerin,
İmparatorluk sınırlan içindeki bütün cemaatlerin temsil edil-
diği bir, genel kongre için faydalı olabilecek prensipler olarak
düşünülmesinin daha doğru olacağını söylüyordu. Dahası,
Dahilî Teşkilât, Müslümanların hissiyatına hürmeten, Sul-
tan'ın tahttan indirilmesi önerisini geri çekti. Sandansky, hal-
kın yeni rejime duyduğu ilgiyi sıcak tutmak için, mutlakiyet-
çi rejimin yürürlükten kaldırmış olduğu 1869 tarihli Vilâyat
Kanunu'nun tekrar uygulamaya geçirilerek bu yasaya uygun
bir şekilde bir an önce belediye ve yerel meclis seçimlerinin
yapılmasını önerdi. Dahilî Teşkilât aynca, karşı-devrimci bir
tepki olasılığına karşı, Kanun-u Esasi ile kurulmuş yeni dü-
zene bağlılıklanyla tanınan halkın tüm üyelerinden oluşan,
millî bir milis kuvveti.kurulmasını önerdi.28
20 Eylül'de Selânik'te toplanacak Bulgar Kongresi için
Makedonya vilayetleriyle Edirne Vilâyeti'nde kurulmuş
olan Bulgar kulüplerinin himayesi altında yapılacak seçim-
ler 13 Eylül'de olacaktı. Bu seçim sonucu Selânik'e gelecek
yüz üyeden oluşacak Kongre, kurulacak Bulgar Meşrutiyet
Kulüpleri Ittihadı'nın parti programını hazırlayacaktı.29

2 7 "Difficulties in Macedonia," The Times, 2 6 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.

2 8 "Bulgarians and Young Turks," 77te Times, 5 Eylül 1908, s.5.


29 "A Bulgarian Congress," The Times, 10 Eylül 1908, s.3; "Türkei,". VosSische Ze-

234 •
Bulgar cemaatinin yaklaşan genel seçimler için aday be-
lirlemesinde, değişik Bulgar gruplarının Bulgar Meşrutiyet
Kulüpleri İttihadı ile çatışması için fazla neden yoktu; çün-
kü, Bulgarlar arasında vatandaşlık hakkına sahip - v e dola-
yısıyla mebus adayı olabilecek- yalnızca yedi veya sekiz li-
der vardı.30

Ermeniler Ittihadcılarm en önemli destekçileriydiler ve Itti-


hadcılarla Ermeni Devrimci Federasyonu'nun, sürgünde,
mutlakiyetçi rejimi yıkmak için birlikte çalışmış olmaları,
ileride iki parti arasında yapılacak görüşmeler için iyi bir
işaretti. Bu iki grup arasındaki işbirliği ve ilişkiler, çok sağ-
lam ve çok içtendi.31
6 Ağustos'ta Ermeni Devrimci Federasyonu -Dashnak-
tsuthiun- istanbul'da bir bildiri yayinladı. Bildiri, Ermeni-
lerin yoğun olarak bulunduğu vilâyetlerde serbest dolaşı-
mın sağlanmasını, 1895 yılındaki Ermeni Katliamı sonra-
sında, özellikle Doğu Anadolu'daki Ermeni köylülerin,
gayr-ı meşru bir şekilde işgal edilen topraklarının kendileri-
ne geri verilmesini, baskı ve zulmün kaldırılmasını, 1896
yılındaki ve sonraki olaylarda yakalanan ve hüküm giyen
bütün Ermeni siyasal tutukluların hemen serbest bırakıl-
masını ve siyasal düşüncelerinden ötürü sürgünde bulunan
Ermenilerin memleketlerine geri dönmelerine izin verilme-
sini talep ediyordu.32 Ermeni Devrimci Federasyonu Ağus-

itung, 10 Eylül'1908, Sabah Baskısı, s.4; ve "A Bulgarian Congress," The Le-
vant Herald and Eastern Express, 15 Eylül 1908, s . l . Bu partinin programı için
bkz., Hüseyin Cahid [Yalçın!, "Bulgar Meşrutiyet Klüpleri Ittihadı'nııı Progra-
mı," Tanin, 7 Teşrin-iSani 1 3 2 4 / 2 0 Kasım 1908.

30 "Racial Aspirations in Macedonia," The Times, 2 7 Ağustosl908, s.3.


31 Yeni rejimle.Ermeniler arasındaki ilişkiler hakkında ilginç bir yorum için bkz.,
Maıtiros Harutjunianz, "Die tüıkische Verfassunğ und die Annenler," Vossisc-
he Zeitung, 15 Ağustos 1908, s.2-3:

32 "Deciaration de la Federatioıı Revolutionnaire Armeııienne," Pro Armenia, 20


tos ayı sonlarında da Anadolu vilâyetlerine, Devrim'in başa-
rısını kutlayan ve özgürlük, eşitlik ve adalet prensiplerine
bağlı yeni rejimi yücelten bir duyuru dağıttı.33
Ne var ki, Ermenileri temsil eden tek kuruluş Ermeni
Devrimci Federasyonu değildi. Eski rejimin Ermeni cema-
atinin resmî temsilcisi olarak tanıdığı Ermeni Patrikhanesi
de kendinin hâlâ Ermenileri temsil ettiğini iddia ediyordu.
Aslında, Patrikhane, siyasal olarak, tüm Ermenileri değil,
yalnızca mutlakiyetçi rejimden yararlanmış ve onun mütte-
fiki olan varlıklı Ermenileri temsil ediyordu.34
Devrim'den önceki yıllarda yeraltında faaliyet göstermiş
olan Ermeni Devrimci Federasyonu, Devrim'den sonra yasal
konuma geçti. Ermeni Patriği'nin, otoritesini Federasyon
üzerine de genişletmeye çalışmasına rağmen, eski rejimle
mücadelesi sayesinde Ermeni cemaati arasında dikkate de-
ğer destek ve prestij kazanan bu örgüt, Patrik'i ve destekçile-
rini yalnızca para aşkıyla yanıp-tutuşan sözde-vatanseverler
olarak suçlayıp, Patrikhanc'yc boyun eğmeyi reddetti.35
Ermeni Devrimci Federasyonu, i Ekim'dc, yeniden, göz-
den geçirilmiş ve Ittihadcılannkinden biraz farklılaşmış bir
program yayınladı.36 Ittihadcılar gibi, onlar da özgürlük ve

Ağustos 1908, s. 1341; ye fTürkei: Zum Systemwechsel," Vossische Zeilung, 25


Ağustos 1908, Akşam Baskısı, s.2.
3 3 "Proclamation de la Federation Revolutionnaire Armenienne Distribuee dans
lesProvinçes d'Asie," ProArmenia,5 Eylül 1 9 0 8 , s.1349.
3 4 Feroz Ahmad, "Unionist Relations with the Greek, Armeniaıı, and Jevvish
Communities of the Öttoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.418.
3 5 Sarkis Atamian, The Armenian Commumty: The Historicdl Vevelopmetıl of a So-
cial and IdeologicaTConflid, ss,159-165. Ayrıca bkz., Feroz Ahmad, "Unionist
Relations with tlie Greek, Armenian, and Jewish Communities of the Otto-
njşh Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.418.

3 6 "Programme de la Federation Revolutionnaire ArmŞnienne Dasehııakzoutio-


ün: Plateform electorale et programme pour la premifere legislature du Parle-
ment Ottoman." Pro Armenia, 10 Ekim 1908, s s . 1 3 6 5 - 1 3 6 6 ; ve "Armenians
and Turkısh Reform," The Times, 6 Ekim 1908, s.5.
eşitliği her birteyin vazgeçilmez hakkı olarak alıyor Ve eski
rejimin cemaatlere tanımış olduğu dinsel ayrıcalıkların or-
tadan kaldırılmasını istiyorlardı. Ayrıca, halkın temsil edil-
mesi esasına dayanan liberal demokratik ve anayasal reji-
min ateşli destekleyicileriydiler ve ülkenin siyasal, idarî,
malî ve ekonomik sorunlarına yabancıların müdahale et-
mesini kesinlikle reddediyorlardı. Ittihadcılardan farklı ola-
rak, Ermeni Devrimci Federasyonu sosyalist eğilimliydi ve
kendisini, herkesin, ürettiği oranda kazandığı bir ekonomik
sistemin destekçisi olarak ilân ediyordu. En önemlisi, farklı
etnik kökenlerden gelen çeşitli cemaatlerden oluşmuş bir
topluma uygun düşmediğini önesürdükleri merkezî yöne-
tim sistemine karşı geliyorlardı. En geniş düzeyde -yasama
ve yönetimi kapsayan- yerel özerklik istiyorlardı.37
Ermeni Devrimci Federasyonu, daha çok genel olan bu
noktalara ek olarak, bir takım somut öneriler de geliştir-
mişti. Örneğin, merkezî hükümetin taşrada topladığı vergi
gelirinin en azından yüzde yirmi-yirmibeşinin, toplandığı
yerde kullanılmasını öneriyordu. Dahiliye Nezareti'nin taş-
radaki temsilcileri olan Vali ve benzeri kimseler dışında,
merkezî hükümetin taşra örgütünde çalışanların hepsinin
yerel meclisler tarafından aday gösterilmesini talep ediyor-
du. Her vilâyette daha fazla etnik ve ulusal bütünlük sağla-
mak amacıyla, vilâyet sınırlarının yeniden çizilmesini iste-
mekteydi. Ermeni Devrimci Federasyonu, anayasal konu-
larla ilgili olarak da, yerinden yönetim politikası için gerek-
li değişikliklerin yapılmasını, ülke yönetiminde kabine so-
rumluluğu sisteminin kurulmasını, Meclis-i Âyan'ın kaldı-
rılarak tek meclisli bir parlamenter düzen kurulmasını ve
iki dereceli seçim sisteminin yerine herkesin katılacağı tek

37 "Programme de la Fcderatiotı Revolutionnaire Armenienne Dasclıriakzoııtio-


un: Platcform electorale et programme pour la premiere legislatuıe du Parle-
ment Ottoman," ProAı-mema, 10 Ekim 1908, 5.1365.
dereceli bir seçim sisteminin yerleştirilmesini talep etmek-
teydi.38
Eğitim sorunuyla ilgili olarak, ilk öğretimin zorunlu ol-
masını öneriyorlar; okullardaki eğitim dilinin öğrencilerin
anadili olmasını ve eğitime ayrılan bütçenin, cemaatlerin
toplam nüfusa oranına göre, cemaatler arasında bölünmesi-
ni talep ediyorlardı. Ermeni Devrimci Federasyonu, Türk-
çeyi resmî dil olarak tanımakla beraber, başka dillerin ko-
nuşulduğu illere atanan devlet memurlarının yerel dili bilip
bilmediklerini ölçecek bir yeterlik sınavından geçirilmeleri
gerektiğini savunuyordu. Ayrıca, devlet memurlarının sayı-
sında da indirim yapılmasını öneriyordu.39
Ekonomik ve malî konularda, Ermeni Devrimci Federas-
yonu, devletin, elindeki Hazine toprağını topraksız köylü-
lere dağıtmasını ve böylece her köylünün kendine yetecek
kadar toprağı olmasının sağlanmasını istiyordu. Tarım işçi-,
lerini koruyacak ve ellerinde geçimleri için yeterli ürün kal-
masını sağlayacak yasaların çıkarılmasını talep ediyorlardı.
Ermeni Devrimci Federasyonu'na göre, ormanlar ve otlak-
lar gibi köylülerce ortaklaşa kullanılan topraklardan elde
edilen gelirin yerel eğitim harcamaları için kullanılması
sağlanmalıydı. Madenler ve diğer doğal kaynaklar kamu ya-
rarı gözetilerek işletilmeliydi. Tarım ürünlerinden alman
yaklaşık yüzde otuz oranındaki verginin yüzde yediye indi-
rilmesini, geçmiş vergi borçlarının affedilmesini, köylülere
tarımsal üretimde kullanılmak üzere kredi verilmesini ve
tarım ürünlerinin doğal felâketlere karşı sigortalanmasını

3 8 "Progrartıme de la Federation Revolutionnaire Armenienne Daschnakzoutio-


uıı: Plateform electorale et prograriıme pour la premiere legislature du Parle-
ment Ottoman," Prn Armenia, 10 Ekini 1908, ss.1365-1366.
39 "Pıogramme de la Federation Revolutiortnaire Armenienne Daschııakzoutio-
un: Plateform clectorale et programıne pour la premiere legislature du Parlc-
ıııent Ottoman," ProArmenia, 10 Ekim 1908, s . 1 3 6 6 ; ve "Armetıians and Tur-
Idslı Reform," The Times, 6 Ekini 1908, s.5.
önerdiler. Ayrıca, vergi dilimlerinin adilâne bir şekilde dü-
zenlendiği yeni bir veraset ve intikâl vergisi ile gelir vergisi
yasa tasarılarını destekleyeceklerini belirtiyorlardı.40
Sanayide çalışan işgücü konusunda, Ermeni Devrimci
Federasyonu, işçi ve işveren sorunlarıyla ilgilenecek bir
'Çalışma Bakanlığı' kurulmasını ve işçileri sermayenin sö-
mürüsünden korumak için de bir iş yasasının çıkarılmasını
öneriyordu. Yasa, azamî çalışma saatlerini belirleyecek, on-
beş yaşın altındaki çocukların çalışmasını yasaklayacak ve
kadın ve çocuk işçilerin çalışma koşullarını düzenleyecekti.
Devlet, ayrıca, işçileri, iş kazası ve hastalığa karşı sigortala-
yacaktı.41

fi 7 Ekim'de Ahmed Rıza Bey, Talat Bey ve Erkân-ı Harb Bin-


başısı Hakkı Bey, bir gün sonra açılacak ve 8 Kasım'da sona
erecek olan İttihad ve Terakki Cemiyeti Kongresi'ne katıl-
mak üzere istanbul'dan Selânik'e gittiler.42 Cemiyet'in Mer-
kez Komitesi üyeleri ve Makedonya ve Anadolu'daki şube-
lerin ileri gelenlerinin çoğu Koııgre'ye gelmişti. Hepsi de İs-
tanbul ve büyük vilâyet merkezleriyle sürekli bağlantı ha-
lindeydiler.43 j
Kongre, Ittihadcılarm parti programını, parti içi örgütlen-
me konusunu -ağırlıklı olarak, Merkez Komitesi'nin siyasal
rolünü ve yerel örgütlerin parti içindeki yerlerini- ve bun-

4 0 "Programme de la Fediration Revolutionnaire Armenienne Daschnakzoutio-


un: Plateform Ğİectorale et programme pour la premiere legislaturc du Parle-
ınent Ottoman," Pro Armenia, İÖ Ekim 1908, s.1366.
41 "Programme de la F£d6ratioıı Revolutionnaire Armenienne Dasehııakzoutio-
un: Plateform electorâle et programme pour la premiere legislaturc çiti Parlc-
ment Ottoman," Pro Armenia, l'O Ekim 1908, s. 1366.

42 Cemal Kutay, Türk iye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9426.
4 3 "The Turkish Constitution," The Times, 2 8 Ekim 1908, s.9; ve "Turkish in-
terneti AEfairs: Programme of the Committee," The Times, 2 0 Kasim 1908,
s. 10.
lara ek olarak da, iç ve dış politika sorunlarım tartıştı. 44 Ge-
nelde, Merkez Komitesi'nce sunulan ve kabul gören öneri-
lerde Cemiyet'in iç politikada daha faal olması gerektiği
vurgulanıyorsa da, Ittihad ve Terakki Cemiyeti, monarşi
yanlılarım yatıştırmak için, Kongre'de aldığı kararlardan bi-
riyle, "Zât-ı Hazret-i Padişahı Kanun-u Esasi'nin muhafaza-
sına yemin etmiş olduklarından, usûl-u meşrutiyete, payet-
leri bâki kaldıkça hayat ve hukuk-u hümayunları Osmanlı
Ittihad ve Terakki Cemiyetince her türlü taarruzdan ma-
sundur," diye bir bildiri yayınlıyor ve kamuoyu huzurunda
bu karara aykırı olarak Cemiyet'e atfedilen yayınları tekzip
ettiğini söylüyordu.45
Bu, Ittihadcılarm programının hazırlanıp Kongre tarafın-
dan onaylandığını doğruluyordu. Program, propaganda
malzemesinin kitlelere anlaşılır gelen bir dilde yayınlanarak
seçmenlerin eğitilmesinin önemini vurguluyordu. Bu tür
yayınlar, vatandaşların haklarını ve görevlerini ana hatlarıy-
la çizecek, eğitim reformlarını savunacak ve toplumda özel
girişimin özendirilmesini -ve böylece, gelişmesini- sağlaya-
caktı. Ayrıca, Hükümet, idarede daha fazla adem-i merkezi-
yet sağlanması amacıyla, valilerin yetkilerini arttırması yö-
nünde değişiklikler yapmaya zorlanacaktı. Bu değişiklikle
vilâyetlerdeki kaynakların ve yerel ekonominin daha çabuk
gelişmesi bekleniyordu. 46

4 4 "The Turkish Constitution," The Times, 28 Ekim 1908, s.9; ve Cemal Kutay,
Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9426.
4 5 "The Turkish Constitution," The Times, 28 Ekim 1 9 0 8 , s.9; Cemal Kutay, Üç
Paşalar Kavgası, 5.45; ve Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadelele-
ri Tarihi, 16, s.9426.

46 "Turkish Iıuernal Affairs: Programme of the Committee," The Times, 2 0 Ka-


sım 1908, s.10; ve "Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 1 3 2 4 [ 1 9 0 8 ] Se-
nesinde Kabul Edilen Siyasal Programı," Şura-yı Ümmet, 31 Teşrin-i Evvel
1 3 2 4 / 1 3 Kasım 1908'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal
Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, ss.65-67 içinde.
Son olarak, Kongre, seçimler sonunda Meclis-i Mebu-
san'a girecek olan İttihad ve Terakki Cemiyeti üyelerinin
Meclis çatısı altında bir siyasal parti oluşturmasına karar
verdi. Bu, monarşistlerin, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin
gizlilik perdesi altında çalışan bir yeraltı örgütü olduğu ve
Cemiyet üyelerinin isimlerinin kamuoyuna açıklanmadığı
suçlamalarına bir yanıttı. Cemiyet'in ordu mensuplarıyla
ilişkilerini düzenleyen kurallar kabul edilerek yeni Merkez
Komitesi seçildi.47
Azınlık sorunu, günlük basında hararetli tartışmalara ko-
nu olmaktaydı. Ittihadcılarm yan-resmî yayın organı Tanin,
eski rejimin adem-i merkeziyetçilik yaklaşımının tersine,
merkeziyetçi bir sistemi destekliyordu. Îttihadçılar, herke-
sin eşit hak ve yükümlülüklerinin olacağı yeni bir vatan-
daşlık kavramı yerleştirerek, dinsel ve etnik ayrıcalıkları or-
tadan kaldırmayı istiyorlardı. Bu da, monarşistlerin ve,
özellikle de, mutlakiyetçi rejim altında mevcut olan durum-
dan eıı fazla yararlanan, Rum cemaatinin şiddetle karşı çık-
tığı bir hareketti, istanbul'da çıkan Proodos ve Neologos adlı
Rumca gazeteler, ısrarlı bir şekilde, monarşist muhalefeti
destekliyordu.48 Monarşist eğilimli İkdam gazetesinin sahi-
bi Ahmed Cevdet Bey, aynı zamanda Proodos gazetesini de
denetimi altında tutuyordu ve 16 Kasım'da yaym hayatına
başlayan haftalık Serbesti gazetesi ile birlikte ittihad ve. Te-
rakki Cemiyeti'ne karşı saldırıya geçmişti.49 Kongre'nin ba-

4 7 "Hırkish Internal Affairs: Programme of the Cornmittee," The Times, 2 0 Kasım


1908, s. 10; ve Tarık Zafer.Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 3: İttihat vc Te-
rakki: Sir Çağırt, bir Kuşağın, bir Partinin Tarihi, s.228.

4 8 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 4


(25 Nisan-19 Ekiııı 1 9 3 5 ) , ss.150-151.
4 9 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 4
(25 Nisan-19 Ekim 1935), s.151; Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s:47; ve
Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, 5.9428. Ser-
besti gazetesi Mevlanzade Rıfat Bey tarafından kurulmuştu ve açıkça mutlaki-
sına kapalı olarak yapılması ve Merkez Komitesi'nin kim-
lerden oluştuğunun henüz açıklanmamış olması, monarşisL
basın tarafından kasten örgütün çöküşünün işareti olarak
yorumlandı. Tanın bu iddiaları yalanlayarak, yeni seçilen
Merkez Komitesi'nin üyelerini Aralık ayı başında kamu-
oyuna duyurdu. 50 Bunlar, Hüseyin Kadri Bey, Midhat Şükrü
[Bleda] Bey, Hayri Bey. Talât Bey, Ahmed Rıza Bey, Enver
Bey, Habib Bey ve İpekli Hafız İbrahim Efendi idi,51

Rum cemaati, lttihadcıların en güçlü ve en iyi örgütlenmiş


rakibiydi. Bunun nedeni, Ermeni Kilisesi'nden farklı, olarak,
Fener Rum Patrikhanesi'nin Rum cemaatine tamamiyle ha-
kim olması ve Yunan Hükûmeti'rice desteklenmesiydi.
Fener Rum Patriği Joachim Efendi, yeni rejimin, kendi
cemaatinin ayrıcalıklarına karşı bir tehdit oluşturduğunu
anlamakta gecikmemişti. Ağustos aymın sonlarında, Hükü-
metten bireylerin vicdan özgürlüğünü güvence altına alma-
sını, Rum cemaatinin geleneksel haklarını temel prensipler
olarak kabul etmesini, din ve eğitimle ilgili olarak tanınmış
ayrıcalıkları onaylamasını, daha önce kaldırılmış olan ayrı-
calıkların Patrikhane'ye ve Rum cemaatine iadesini, farklı
cemaatlerin dinleri ve gelenekleri temelinde gelişmelerine
izin verilmesini ve askere alınacak azınlıkların askerlik hiz-

yctçi rejimi savunuyordu. Bu amaçla dini de siyasete alet eden gazete 1909 Ni-
san'mdaki 31 Mart karşı-devrinv hareketinde önemli bir rol oynayacaktı ("Ser-
besti," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 17, s . 1 0 3 6 1 ) . Gazetenin ve
Mevlanzade Rılat Bey'in 31 Mart Olayı'ndaki rolü için bkz., Sina Aksin, .3J
Mart Olayı, İkinci Baskı.

50 Temin, 2 6 Kasım 1324/9 Aralık 1908'den nakleden, Tarık Zafer,Tunaya, Türki-


ye'de Siyasal Partiler, 1: ikinci Meşrutiyet Dönemi, s.28n; ve Tank Zafer Tunaya,
Türkiye'de Siyasal Partiler, .3: İttihat ve Terakki: Bir Çağın, Bir Kuşağın, Bir Par-
tinin Tarihi, s.228ıı.

51 Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 3: İttihat ve Terakki: Bir Çağın,
bir Kuşağın, bir Partinin Tarihi, s.240.
242
metini kendi yaşadıkları bölgede yapmalarını isteyen bir
bildiri yayınladı.52
Fener Rum Patriği, Pâtrikhane'nin, özellikle, Onbeşinci
Yüzyıldan beri sahip olduğu ayrıcalıkların korunmasında
ısrar ediyordu. Buna karşılık, îttihadçılar, kendi açılarından
küçük bir ödünle, evlenme ve miras hukuku konusunda
Rum Patriği'ne yasal yetki vermeyi öneriyorlardı. Patrikha-
ne ise sert ve katı bir tutum içine girmişti: Patrik'in, Büyük
Devletlere başvuracağı ve bütün Rumların yaklaşan genel
seçimlere katılmalarını yasaklayacağı söyleniyordu.53
Bu konuda Îttihadçılar kamuoyunda sessizliklerini ko-
rurken, durum, Rum cemaatinin oylarını kazanmak için,
monarşistlere fırsat verdi. 29 Ağustos'ta, Prens Sabahad-
din'in yakın çevresinden Ahmed Fazıl [Tung], tartışma ko-
nusu olan özel hak ve ayrıcalıkların korunması için Teşeb-
büs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin kendilerini
destekleyeceklerini söylemek üzere Joachim Efendi'yi gör-
meye gitti.54 Birkaç gün sonra - 8 Eylül'de- Prens Sabahad-
clin de bizzat Rum Patriği Joachim Efendi'yi ziyaret etti ve
kendi grubunun Rumlara verdiği teminatı yeniden dile ge-
tirdi.55 Bu olay zaten araları gergin olan İttihad ve Terakki

52 Tanin, 14 Ağustos 1 3 2 4 / 2 7 Ağustos 1 9 0 8 ve 15 Ağustos 1 3 2 4 / 2 8 Ağustos


1908'ckn nakleden, Feroz Ahmad, "Unionist Relations with the Greek, Arme-
nian,.aııdjewish Covmmmities of the Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.407.
53 "Dcnıands of the Greeks," The Times, 4 Eylül 1908, s.5.
54 "The Ecumenical Patrıarchate," The Levant Herald and Eastern Express, 31
Ağustos 1908, s . l . Ayrıca bkz., Tanin, 16 Ağustos 1324/29 Ağustos 1908 ve 17
Ağustos 1324/30 Ağustos 1 9 0 8 ; ve F.O, 371/546/30971, Sir Gerard Lowt-
her'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 1 Eylül 1908'den nakleden, Feroz Ah-
mad, "Unionist Relations with the Greek, Armcnian, and JcwisU Conıımmiti-
es of the Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.407.

55 "Le pritıce Sabaheddine," The Levant Herald and Eastern Expre$s, 9 Eylül 1908,
S:2. Ayrıca bkz., F.O. 3 7 1 / 5 5 9 / 3 4 3 0 8 , Sir Gerard Lowther'datı Sir Ed.ward
Grey'e, Tarabya; 2 8 Eylül 1908'den nakleden, Feroz Ahmad, "Unionist Relati-
ons with the Greek, Amıenian, and jewish Communitics of tlıc Ottoman Em-
pire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.407. '
Cemiyeti ile monarşistlerin davalarını üstlenen Teşebbüs-ü
Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti arasındaki köprüleri
bütünüyle yıkıyordu.
Ağustos ayının son haftası boyunca, Rum basınının aşırı
tutucu ve milliyetçi kesimi, gitgide etkin hale geldi. Sela-
nik'ten gelen bir habere göre, oradaki Rum gazeteleri, Itti-
had ve Terakki Cemiyeti'ni Bulgarları desteklemekle suçla-
mıştı. Ayrıca, Ittihadcıları Rum piskoposların işlerine karış-
mamaları konusunda uyarıyorlardı. Rum basınına göre,
piskoposlar, İzzet Paşa ve Necib Melhame gibi, tehditlerden
korkup kaçacak, gözdağtndan yılacak kimseler değildi. İs-
tanbul'da yayınlanan tutucu Rum gazetesi Proodos, benzer
bir dille, eğer Patrik'in ayrıcalıklarına saygı gösterilmezse,
Rum cemaatinin yeni rejimle her türlü işbirliğinden kaçına-
cağı tehdidinde bulundu.56
Ittihadcılar, aşırı tutucu ve milliyetçi Rum basınının sert
saldırısını göğüslemeye çalışıyorlardı. îttihadcıların iddiasına
göre, aşırı tutucu Rum saldırıları, Ittihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin samimi olarak istediği, farklı cemaatlerin kardeşlik
içinde bir arada yaşamaları fikrini baltalamaya yönelikti.57
Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin yumuşak tavrına rağmen
saldırılar devam etti. Patrikhane'nin yayın organı olan Ekk-
lesiastiki Alithela nın 13 Eylül tarihli sayısı, Îttihadcıların
eğitim politikasını -yani, devlet denetimindeki ilkokullarda
ortak bir eğitim programının benimsenmesini, bu okullarda
eğitim dili olarak bölgede oturanların çoğunluğunun dili-
nin kullanılmasının yanısıra Türkçe'nin de zorunlu olması-
nı, orta ve yüksek dereceli okullarda ise Türkçe'nin tek dil
olarak kullanılmasını- bütün cemaatlerin ulusal bilincini
yok etmek için tasarlanmış, Pan-Türkizm'in bir ürünü ola-

56 "Turkcy," ITıe Times, 2 Eylül 1908, s.5.


57 "Bulgarians in Constantinople," The Times, 9 Eylül 1 9 0 8 , s.7.

244
rak değerlendirdi. Gazetedeki makale, bu tür bir politika-
nın derhal terk edilmesini talep ediyor, bu politikanın be-
nimsenmesi durumunda Rumlarla Türkler'in işbirliği yap-
masının imkansızlaşacağını bildiriyordu. 58
joachim Efendi, Türkiye'deki genel seçimlerle fazlasıyla
ilgilenen Yunan Hükümeti ile sürekli ve çok yakın bir ilişki
içindeydi. 20 Ekim tarihli bir telgrafta, Yunan Dışişleri Ba-
kam Baltatzis, Patrik'e seçim sürecine nasıl müdahale ede-
ceği konusunda akıl veriyor, monarşist davayı destekleyen
daha fazla Rum gazetesi kurmaktansa, rüşvet vererek Türk
gazeteleriyle ilişkilerini geliştirmesi tavsiyesini de kapsayan
öneriler ortaya atıyordu. Baltatzis, Joachim Efendi'ye, istan-
bul'daki Rum Patrikhanesi'ne verilmiş bu ve buna benzer
görevler için Yunan Hükûmeti'nin para göndermeye devam
edeceğine güvenebileceğini söylüyordu. Patrik, Yunan Dı-
şişleri Bakam tarafından, seçimleri monarşistler lehine etki-
lemeye çalışan ayrılıkçı Arnavut monarşisti İsmail Kemal
Bey'e parasal destek vermekle de görevlendirilmişti. 59
Rum cemaati, oldukça büyük bir azınlığı temsil ettiği böl-
gelerde, seçim sürecini protesto ediyordu. Azınlığın temsil
payının hesaplanmasına dayanak olan nüfus sayımı sonuçla-
rını kabul etmeyerek, Rum cemaatinin Meclis-i Mebusan'da
daha fazla mebusla temsil edilmesini istiyordu. Joachim
Efendi, Yunan Hükûmeti'nden bilgi aldıktan birkaç gün
sonra, Rum cemaatinin şikâyetlerini Sadr-ı Âzam Kâmil Pa-
şa'ya aktardı. Kâmil Paşa, Patrik'e verdiği yanıtta, seçimlere

58 Ekklesiastiki Alitheia, 13 Eylül 1908'den nakleden, "Turkey: The Diverse Ra-


ces," The Times, 14 Eylül 1908, s,5.
59 Yunan Dışişleri Bakam G. Baltatzis'den Fener .Rıım Patriği Joachim Efendi'ye,
Atina, 2 0 Ekim 1908'den nakleden, Eduard Driault and Michel Lheritier, His-
toire Diplomatique de la Grece de 1821 a nos Jours, 5, s.8. Bu telgrafın bir eşi de
İstanbul'daki Yunan Büyiikelçisi'ne gönderilmişti (Yunan Dışişleri Bakanı G.
Baltatzis'teıı Büyükelçi Griparis'e, Atiııa, 20 Ekim 1908'den nakleden, Cemal
Kutay, Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, p.9457).
hile karıştırılmasının hiçbir kanıtını göremediğini bildirdi vc
Rum iddialarınin yanlış bilgilere dayanmış olabileceğini be-
lirtti. Bu yanıt üzerine, Joachim Efendi; ciddi bir adaletsizlik
olarak düşündüğü bu olayları düzeltmek için Hükümet çaba
harcamazsa, seçimleri boykot etme ve seçimlerden çekilme
tehdidinde bulundu.60 İstanbul'daki ortam gerginleşmişti.
Ittihadcılar, Hükümet ile Patrik arasındaki sürtüşmeyi sona
erdirmek umudu ile arabuluculuk yapmaya karar verdiler.
23 Ekim'de, iki Türk -Muhtar Bey ve Hasan Bey- ve bir
Rumdan -Orphanides- oluşan bir heyet, Joachim Efendi'yi
ziyaret etti ve. Rum cemaatinin Meclis-i Mebusan'da nüfusu
ile orantılı bir şekilde temsil edilmesini önerdi. Joachim
Efendi, öneriyi kabul etti ve Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile
ayrıntıları halletmek üzere iki temsilcisini görevlendirdi.61
Ne var ki, İstanbul'daki Rum basını, îttihadcıların Meclis-i
Mebusan'da Rumlara nüfusları oranında mebusluk verilece-
ği sözüne kuşkuyla bakmaya devam ediyordu.62
Kasım basma doğru, Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile Rum
cemaatinin yaptığı görüşmeler yeniden çıkmaza girdi ve
Patrik, tekrar Hükümetle görüştü. Kendisi bu defa Dahiliye
Nazırı Hakkı Bey tarafından kabul edildi.63 Joachim Efendi

6 0 "Les electioııs et l'element grec," The Levant Herald aıul Eastern Expıxss, 17
Ekini 1908, s.2; "S.S. le Patriarche Ecumeııique a la Subliıııe Poıtc,". The Le-
vanı Herald and Eastern Express, 22 Ekim 1908, s.2; ve Stamboul, 23 ve 2 4
Ekim 1908'den nakleden, Feroz Ahmad, "Unionist Relations with the Greek,
Armenian, and Jevvish Communities of the Ottoman Empirc, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , "
ss.407-408.

6 1 "The Ottoman Committee and the Greeks," The Levant Herald cırnl Ecıstmı
Ejcpness, 2 4 Ekim 1908, s . l ; vc Tanin, 11 Ekini 1 3 2 4 / 2 4 Ekim 1908, 12 Ekim
1 3 2 4 / 2 5 Ekim 1 9 0 8 , ve 13 Ekim 1 3 2 4 / 2 6 Ekim 1908'den nakleden, Feroz Ah-
mad, "Unionist Relations vvitlı the Greek, Armenian, and Jewish Communiti-
es of the Ottonıaıı Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.408.

62 "La presse gıeque," The Levant Herald and Eastern Expresi, 2 7 Ekim 1908,
s.2. •

6 3 "The Electioııs," The Levant Herald and Eastern Express, 5 Kasım 1908, s. 1.

246
şikayetlerini tekrar etti ve Hükûmet'i, seçimlerde Rum ce-
maati aleyhine tavır almakla suçladı. Yartya Vilâyeti'nde bu-
lunan bazı Rum köylülerin seçime katılma hakkı konusun-
daki soruya, Hakkı Bey, onların vatandaş olmadıkları ve bu
yüzden oy kullanmalarına izin verilmeyeceği yanıtım ver-
mişti. Her ne kadar köylülerden bazıları vatandaş olmadık-
ları için oy veremeyecekse de, bu bölgeyi temsil eden Rum
mebusları Meclis-i Mebusan'a seçilecekti. 64 Nitekim, yapı-
lan seçimler sonunda, Yanya seçim çevresinden çıkan iki
mebus da -Dimitraki Kingos ve Konstantin Sourlas- Rum-
du. 65
Birkaç gün sonra, Rum ve Ermeni Kiliseleri liderleri, İs-
tanbul seçimlerinde ortak bir cephe oluşturmaya karar ver-
di ve seçimle ilgili şikayetlerinin bir listesini sunmak üzere
Hükûmet'e bir heyet gönderdiler, iki cemaat de Meclis-i
Mebusan'da cemaatlerinin nüfuslarına orantılı bir biçimde
temsil edilemeyeceklerinden duydukları kaygıyı dile getir-
diler. Kiliselerin temsilcileriyle görüşen Hakkı Bey, bu ce-
maatlerin öne sürdüğü birçok talebi reddetmesine rağmen,
yetkililerin cemaat haklarına saygı göstermek için ellerin-
den geleni yaptıkları konusunda kendilerine bir kez daha
güvence verdi.66
11 Kasım'da, Prens Sabahaddin'in girişimiyle 14 EylüFde
resmen kurulmuş olan Fırka-i Ahrar'dan bir heyet, yakla-
şan genel seçimlerde işbirliği yapmanın olanaklarını konuş-

6 4 Tanin, 22 Ekim 1 3 2 4 / 4 Kasmı 1908'den nakleden, Feroz Ahmad, "Unionist


Relations with the Greek, Armenian, and Jewish Communities of the Otto-
man Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.408.
65 "A la Chambre ottoıııane," The Levant Herald and Eastern Express, 22 Aralık
1908, s.2. Rıtm mebuslar Türk adaylara verilen dokuz oya karşı otuzsekiz oy-
la seçilmişlerdi ("The Turkish Eleetions," Tlıe Times, 14 Aralık 1908, s.7).
66 Stamboııl, 11 Kasını 1908'den nakleden, Feroz Ahmad, "Unionist Relations
with the Greçk, Armenian, and Jewish Communities of the Ottoman Empire,
1908-1914," s.408.
mak üzere Patrik'i ziyaret etti. Joachim Efendi, prensipte
öneriyi kabul ettiyse de, danışmanlarıyla görüştükten son-
ra, kendi durumunun, partilerüstü kalmasını gerektirdiğini
ve bu yüzden, bir siyasal partiyle açıkça işbirliği yapmayı
kabul edemeyeceğini bildirdi. Ancak, Rum mebuslarla Fır-
ka-i Ahrar mebuslarının Meclis-i Mebusan'da birbirlerini
desteklememeleri için bir neden görmediğini söyledi.67

Devrim sonrasında mutlakiyetçi rejimde yapamadıkları şe-


yin -kendilerini ifade etmenin- yollarını bulan Arnavutlar,
kuzey-batı Makedonya'da yaşayan oldukça güçlü bir azın-
lıktılar. Birçok Arnavut, Kanun-u Esasi'nin ilânının ulusal
bir hareketin gelişmesi için ideal bir ortam yarattığını düşü-
nüyordu. 23 Temmuz'da, Ittihadcılar'm Selânik'te denetimi
ele geçirdikleri ve yeni rejimin kuruluşunu ilân ettikleri
gün, Arnavutların ulusal kimliğini vurgulayan ilk konuşma,
şehrin en önemli meydanı olan Olympus Meydanı'nda Ar-
navutça olarak yapılmıştı. 68 Devrim'in heyecan dolu ilk
günlerinde Makedonya'nın başka şehir ve kasabalarında da
yapılan konuşmalarda, Arnavut vatanseverliği işleniyor ve

6 7 "News Items," The Levaııt Herald and Eastern Express, 12 Kasım 1908, s.l ; vc
Stamboul, 12, 13, and 14 Kasım. 1908'den nakleden, Feroz Ahmad, "Unionist
Relations with the Greek, Armenian, and Jewish Communities of the Otto-
man Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.409.
Îttihadcıların, Prens Sabalıaddin ve arkasında olduğu Teşebbüs-ü Şahsi ve
Adenı-i Merkeziyet Cemiyeti ile Fırka-i Ahrar'm Feııev Rum Patrikhanesi ile
ilişkileri hakkındaki görüşleri Hüseyin Cahid [Yalçm]'ın Tanin'deki bir başya-
zısında söyle açıklanmıştı: "Sabahaddin Bey'in fırkası, Fırka-i Ahrar, demek,
Patrikhane nazarında adem-i merkeziyet demektir. Adem-i merkeziyet ise,
Midilli'nin, Sakız'ın, vesair adaların lıep birer Girit olması, hep Yunan aguşuııa
[kucağına] atılması için bir hazırlık demektir" (Hüseyin Cahid [Yalçın], "Te-
şebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Hakkında," Tanin, 2 4 Şubat 1 3 2 4 / 9 Mart
1909'daıı nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci
Meşrutiyet. Dönemi, s,145n).

6 8 Lirija, 27 Temmuz 1908'den nakleden, Stavro Skendi, The Albanian National


Av/ahening, 1878-1912, ss.344-345.
konuşmalar hep, "Yaşasın Özgürlük! Yaşasın Arnavutluk!"
nağmeleriyle bitiyordu.69
Olası bir uzlaşmazlığın diğer bir işareti de, Kanun-u Esa-
si'yi kabul ederken aldatıldıklarını düşünen birçok Ârnavu-
tun hayal kırıklığıydı. Kanun-u Esasi yürürlüğe girdiğinde
ve vatandaşlar arasında eşitliğin yerleştiği yeni liberal de-
mokratik rejim işlerlik kazandığında, askerlikten ve bir ta-
kım vergilerden muafiyet gibi birçok ayrıcalıkların kalkaca-
ğını hiç düşünmemişlerdi. İçlerinde daha iyi bilgilendiril-
miş olanlar, örneğin îşkodra'da oturanlar, bu konuda her-
hangi bir yanılgıya kapılmamış ve Kanun-u Esasi'nin ilânı
ile başlayan yeni yönetimi desteklemeyi reddetmişlerdi.70
Işkodra'daki Müslüman nüfus, Kanun-u Esasi'yle kurulan
liberal demokratik düzenin yerleşmesi için. hiçbir ilgi ve ça-
ba göstermiyordu. Îttihadçılar, bu nedenle, başka yerlerde
olduğu gibi, Îşkodra'da da olası bir lcarşı-devrimci harekete
karşı önlem aldılar. Bu amaçla, Arnavutluk milliyetçilerinin
İttihad ve Terakki Cemiyeti ile uyum içinde çalıştığı Berat
ve kuzeydeki başka yerlerde, halk yeni anayasal düzene
bağlılık yemini etmeğe çağrılıyordu. Bunun, yöredeki Arna-
vutlar açısından ne derece1 bağlayıcı olduğu tabii ki şüphe-
liydi. Ancak İttihad ve Terakki Cemiyeti çabasından vaz-
geçmiyordu: Kanun-u Esasi ile ilân edilmiş bulunan genel

6 9 1. G. Senkevich, Osvoboditel 'noe dvizhenie albanshogo naroda v 1905-1912 gg


(Moscow, 1959), ss.103-104, ve M. E. Durham, High Albania (l.ondon, 1 9 0 9 ) ,
ss.225-228'den nakleden, Stavro Skendi, The Albanian National Aıvakening,
1878-1912, s.345. Ayrıca bkz., Basil Kondis, Greece and Albania, 1908-1914,
s.38.

7 0 "Turkey. Difficulties of the Situation," The Times, 12 Ağustos 1 9 0 8 , s.5. Mutla-


kiyetçi rejim döneminde Sultan Abdülhamid'in Arnavutlara sağladığı ayrıca-
lıklardan biri de devlete asar vergisinden başka veıgi vermekle yükümlü olma-
malarıydı. Yeni rejiniîle bu ayrıcalıklar kaldırılıp, Arnavutlar diğer vergileri de
vermeye zorlanınca direnişe geçmişlerdi (Tanin, 5 Ağustos 1 3 2 5 / 1 8 Ağustos
1909'daıı nakleden, Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: lfcinci.
Meşrutiyet Dönemi, s.537).
afla hapishanelerden salıverilen Arnavut tutuklulara da ye-
ni kurulmuş olan anayasal düzene bağlılık yemini ettiril-
mekteydi.71
Çabalar çoğunlukla boşunaydı. Yakova ve Ipek'teki Müs-
lüman Arnavutlara, Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında
eşitlik esasına dayanan bir düzenin kurulması çok garip bir
fikir olarak görünüyordu. Bağnaz Müslümanlar olarak, yal-
nızca şeriat ilkelerine göre yönetilmek istediklerini bildiri-
yorlardı.72 Hıristiyan Arnavutlar ile Müslüman Arnavutlar
aynı sosyal ve ekonomik şartlar içinde değillerdi ve birçok
konuda farklı düşünüyorlardı. Örneğin, güneydeki Hıristi-
yan Arnavutlar latin alfabesi kullanma eğilimindeykerı ku-
zeyde, Işkodra civarındaki Müslüman Arnavutlar arap alfa-
besine sıkı sıkıya bağlıydılar.73
Ancak, birçok Arnavut'un nasıl davranacağı tam olarak
belli değildi.7'' Arnavut beylerinin çoğu, Ittihad ve Terakki
Cemiyeti tarafına geçmiş görünüyordu; fakat, nüfusun bü-
yük çoğunluğu, açıkçâ Kanun-u Esasi hakkında hiçbir şey
bilmiyordu. Devrim'den önce, Firzovik'de bir toplantı ya-
pan ve Kanun-u Esasi'nin yürürlüğe konmasını istedikleri-
ni bildiren telgrafı istanbul'a gönderen beyler, adamlarını,
bu toplantının Avrupa'nın Makedonya'ya karışmasını -Re-
val Görüşmesi'ni- protesto etmek amacıyla yapıldığını söy-
leyerek, kandırabilmişlerdi. Toplantıda, Sultan Abdülha-
mid'in, kendisine vermiş olduğu maden ocağı işletme ruh-
satları ile zenginliğini pekiştirmiş olan ünlü Arnavut dere-

71 "Situatlon in Albania," The TÖnes, 17 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.


72 EO. 3 7 1 / 5 8 5 / 3 0 9 6 8 , Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, İstanbul, 1
Eylül 1908'den nakleden, Basil Konclis, Greece and Albania, 1908-1914, s.38.
73 Konsolos Ferte'deıı Fransız Dışişleri Bakanlığına, Üsküb', 11 Kasını 1 9 0 3 ,
AFE, 114/ard, Europe, Yeni Seri, 1 9 0 8 - 1 9 0 9 , Turquie, 6'dan nakleden, Tank
Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, s.536.

74 "Les Albanais," The Levant Herald and Eastern Express, 4 Eylül 1908, s.3.

250
beyi Issa Boletinatz, anayasal rejimin kurulmasına karşı
çıkmış ve mutlakiyetçiliğin korunmasını savunmuştu. 75 Ay-
rıca, Devrim'in ilk günlerinde, Mitroviçe-Uzice demiryolu
hattı üzerine bir rapor hazırlamakta olan askerî komisyo-
nun başkanı monarşist eğilimli Muzaffer Paşa, karşı-dev-
rimci bir komplo için destek aramak üzere Issa Boletinatz'la
haberleşmişti. İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne sadık zabitler,
bu komployu haber alıp planları ele geçirince Muzaffer Pa-
şa'yı yakalamış ve Selânik'e göndermişlerdi.76
Kanun-u Esasi'nin ilânından hemen sonra, Arnavut vilâ-
yetlerinin belli başlı kasabalarında ve Arnavutların yoğun
olduğu diğer bazı merkezlerde, Arnavut kulüpleri kuruldu.
Bu kulüplerin görünüşteki amaçları, Arnavut halkının kül-
türel gelişmesiydi.77 Bu kulüplerden, istanbul, Manastır ve
Selanik'te açılanlar en önemlileriydi. İstanbul'daki kulüp
Ağustos ayının sonunda kurulmuştu. Kurucular arasında
ünlü Merdite beyinin de bulunduğu her meslekten birçok
seçkin Arnavut vardı.78 21 Eylül'de, Arnavut Başkim Kulü-
bü'nün tüzüğü tamamlanmış ve Sultan Mahmud Han Tür-
besi'nin karşısında büyük bir konak kiralanarak kulübün
resmen açılışı yapılmıştı.79 Kulüp, etkinliklerine 24 Eylül

75 "TUrkeyv lncidents in Macedonia," The Times, 12 Ağustos 1 9 0 8 , s.5. Dev-


rim'den sonra, usulsüz olarak verilmiş olan ruhsatlar Issa Bolatinatz'm elinden
alınmış, Bolatinatz mallarının elinden alınması karşılığı İttihad ve Terakki Ce-
miyeti ağırlıklı Hükümetken tazminat da alamamıştı (Taniıı, 19 Ağustos 1 3 2 7 / 1
Eylül 1911'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1:
ikinci Meşrutiyet Dönemi, s.536n).

76 "Turkey: lncidents in Macedonia," The Times, 12 Ağustos 1908, s.5.

77 Stavro Skendi, The Albanian National Aıvakening, 1878-1912, s.346; ve "Tur-


key," The Times, 9 Eylül 1908, s.7.

78 "EUnion Albanaise," The Levant Herald and Eastern Express, 31 Ağustos 1908,
s.2; ve "Turkey," The Times, 1 Eylül 1908, s.3.
79 "NewsTtems," The Levant Herald and Eastern Express, 21 Eylül 1908, s.l. Ayrı-
ca bkz., Hukuk-u Umumiye, 18 Eylül 1 3 2 4 / 1 Ekim 1908'den nakleden, Tarık
Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: ikinci Meşrutiyet Dönemi, s.539n.
günü başladı. 80 Manastır'daki Arnavut Başkim Kulübü
Ağustos ayı sonunda kurulmuştu, ancak, etkinliklerine, 14
Eylül'de George Kyrias'm önderliğinde başladı. Kyrias, kulü-
bün kuruluş masrafları için Sultan Abdülhamid'ten yardım
istemiş, o da hemen, yüz altın lira yollamıştı.81 Selânik'te ise,
kurulan Shoqeri e Shqiptarevet adlı Arnavut kulübünün
başkanı, Midhat Frasheri adında Ittihad ve Terakki Cemiyeti
yanlısı bir Arnavut aydınıydı. Eylül ayında, kulübün açılı-
şında yaptığı konuşmada, başkanlığını yaptığı kulübün siya-
sal amaçlan olmadığını, yalnızca insanî ve eğitime yönelik
amaçları olduğunu vurguladı.82 Bu tür açıklamalara rağmen,
kulüplerin büyük çoğunluğu Arnavut milliyetçileri için si-
yasal örgütlenmenin merkezi duruma gelmekte gecikme-
di.83 Kasım ayında toplanan Manastır Kongresi'nde, Manas-
tır'daki Arnavut kulübünün, sayısı oniki olan diğer kulüple-
rin etrafında toplanacakları, merkezî bir konumunun olması
kararlaştırıldı.84 Arnavut milliyetçileri, Prens Sabahaddin'in
-Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti ile Fırka-
i Ahrar aracılığıyla propagandasını yaptığı- adem-i merkezi-
yetçilik programını destekliyorlardı.85
Herşeye rağmen, Arnavut milliyetçileri, Arnavutlar ara-
sında çalışmalarını 'rahatça' sürdürebilmek için, yeni rejime
-hiç olmazsa şimdilik- yapmacık bir destek vermeleri ge-

8 0 Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, 5.9423.


81 "Albanian Club at Monastir," The Levant Herald and Eastern Express, 31 Ağus-
tos 1 9 0 8 , s . l . Ayrıca bkz., Stavro Skendi, The Albanian National Awakening,
1878-1912, s.350.
82 HHStA, PA XIV/15, Arnavutluk X l / 6 , No.201, KoıısolosPara'dan Aehrenthal,
Selanik, 7 Eylül 1908'den nakleden, Stavro Skendi, The Albanian National
Awakening, 1878-1912, p.346.

8 3 Stavro Skendi, The Albanian National Awakening, 1878-1912, p.346.


8 4 Stavro Skendi, The Albanian National Awakening, 1878-1912, p.350.

8 5 "Turkey", The Times. September 9, 1908, p.7.

252
rektiğini biliyorlardı. Bu da, Arnavutların ulusal davasının
takibinde, az ya da çok, Ittihadcılarla ortak hareket eder gi-
bi görünmeyi gerektiriyordu, Arnavut milliyetçilerinin^ ye-
ni rejimin devamlılığına ya da kalıcılığına güvenleri kesin-
likle yoktu. Onlar, yeni rejimi ve bu rejimin getirmiş oldu-
ğu özgürlük ortamını, yalnızca, nihaî amaçlarına ulaşmada
bir araç olarak görüyorlardı. 86 Ne var ki, Ittihadcılarm
kulüpleri denetim altında tutması, Arnavut milliyetçilerinin
etkinliklerini açıkça yapmalarını engellemekteydi. Bu ne-
denle, onlar da, çok kısa bir süre sonra, gizli gruplar kura-
rak yeraltına girdiler.87

Araplar -özellikle de, içlerinde en iyi örgütlenmiş ve mutla-


kiyetçi rejim döneminde İstanbul'daki siyasal çevrelerde
epeyce etkin olan Suriyeliler- yeni rejime karşı, başından
beri, açıkça, düşmanca davrandılar. Sultan Abdülhamid'in
yakın çevresinden olup Devrim'den sonra servetiyle birlikte
İngiltere'ye kaçmayı başaran İzzet Paşa ve Saray hizmetinde
çalışan diğer nüfuzlu Suriyeli Araplar sayesinde, eski rejim-
den en fazla faydalananlar onlar olmuştu. 10 Ağustos gece-
si, Washington Elçisi ve İzzet Paşa'nın oğlu olan Mehmed
Ali Bey, babasının New York Başkonsolosu Münci Bey tara-
fından eleştirilmesini protesto etmek için, Washington'da,
Amerika'da yaşayan Suriyelilerin düzenlediği bir toplantıya
katıldı. Toplantıdaki Suriyeliler, İzzet Paşa'nın, 1895 Erme-
ni Katliamı'na katıldığı ve hiçbir yetkisi olmadan, devletin
malını sattığı iddialarını reddediyorlar, İzzet Paşa'nın ma-
sum olduğunu söylüyorlardı. Suriyeliler, daha da ileri gide-
rek, izzet Paşa'nın aslında bir rüşvet düşmanı olduğunu id-

8 6 HHStA, PA X1V/15, Albanien X l / 6 , No.77, Posfai to Dışişleri Bakam Aehreıı-


thal'e, Manastır, 7 Aralık 1908'den nakleden, Stavro Skendi, The Albanian Na-
tional Awakening, 1878-1912, ss.351-352.
87 Stavro Skendi, The Albanian National Awakening, 1878-1912, ss.351-352.
dia ediyorlardı. İzzet Paşa'nın göz kamaştıncı malvarlığının
hesabını vermeye çalışırken, onun, Sultan Abdülhamid'in
gözde adamlarından biri olduğunu ve Sultan'dan sık sık he-
diyeler aldığını kabul ediyorlar; ancak, servetinin çoğunun
babasından miras kaldığını söylüyorlardı!88
Kuşkusuz, Amerika'da yaşayan tüm Suriyeliler, izzet Pa-
şa'yı desteklemiyorlardı ve yıkılan mutlakiyetçi rejimden
yana değillerdi. New York'ta Arapların düzenlediği başka
bir toplantı, Suriyeliler arasında düşünce farklılıkları oldu-
ğunu kanıtlıyordu. Toplantı, Amerika'da yayınlanan mutla-
kiyetçi rejim muhalifi günlük bir Suriye gazetesi olan al-
Hoda tarafından, yıllarca sürgünde -Paris'te-Jön Türklerle
birlikte çalışmış ve şimdi de Amerika'da bir ziyaret amacıy-
la bulunan Lübnanlı Nakle Mutran Paşa'nın şerefine yapılı-
yordu. Al-Hoda'nm başyazarı Salim Mokarzel, dinleyicileri-
ne, Jön Türk devrimcilerinin, sürgünde çok cefa çekmiş ol-
duğunu ve yeni rejimin madden ve manen çok pahalıya
mâl olduğunu hatırlattı. Bazı Suriyelilerin Kanun-u Esasi'ye
ve yeıji liberal demokratik rejime açık destek vermemeleri-
ni eleştirerek, Suriyelilerin Devrim'den önce göstermiş ol-
duğu çabaların şimdi ileriye dönük olarak devam etmesi
gerektiğini söyledi.89
Her ne kadar Sultan Abdülhamid Kanun-u Esasi'yi tekrar
yürürlüğe koyduğu için övülse de, New York'ta yapılan top-
lantı ve gece verilen şölen, Mutran Paşa'nın başkanlığında
Suriyelilerle beraber tüm Arapları bir araya getirmek için
1 I ' 1

8 8 "Syrians Express Indignatiom Deny İzzet Pa'sha Planned Outrages," The Was-
hington Post, İ l Ağustos 1908, s.2.
8 9 "Syrians Meet in New York: One Speaker Says This is not Time for Caution,
but for Advance," The Washington Post, 1 4 Ağustos 1 9 0 8 , ss.2-3. Nakle Mut-
ran Paşa 8 Eylül günü New York'ta yaptığı bir başka konuşmada mutlakiyetçi
Sultan Abdülhamid'in günlerinin sayılı olduğunu ve en geç bir ay içinde taht-
tan indirileceğini söylüyordu ("Radikale Juııgtürken in Amerika," Berfiııer Ta-
geblatl und Hcmdds-Zeiltmg, 9 Eylül 1 9 0 8 , Sabah Baskısı, s.3).
örgütlenen ve merkezi Paris'te olan Suriye-Osmanh ittihadı
Cemiyeti'nin kuruluşunu kutlamak içindi. Cemiyet, İmpa-
ratorluğun Arap nüfusunu reform idealleri etrafında topla-
yacaktı. Sultan artık özgürlük yanlısı bir yönetimle çalış-
mak zorunda olduğundan, Suriyeliler, örgütlenerek, kendi
ülkelerine de Türkiye'de kurulan liberal rejim çatisı altında
mümkün olduğu kadar çok şey kazanmak için çaba göster-
meliydi.90
Kanun-u Esasi'yle birlikte yeşeren yeni liberal demokrasi
düşüncesi yavaş yavaş kabul görmeye başladıysa da, birçok
Arap üzerinde fazla bir etki bırakmadı. Araplar, reformlara
kuşkuyla bakıyorlardı. Türk yönetimine, yalnızca 'Müslü-
man' olduğu için boyun eğiyorlar, Sultan'a da dini bir lider
olarak hürmet gösteriyorlardı; hepsi buydu. Yeni rejime
karşı tepki söylentileri vardı; ancak, çoğu durumda bu söy-
lentiler, hareketin başarısına inanmamış, bu yüzden de ona,
coşkun desteklerini vermemiş kesimlerin kararsızlığı olarak
açıklanabilirdi.91 Bağdad'ta Meclis-i' Mebusan'm otuz yıllık
bir kesintiden sonra yeniden toplanacağı ve seçimlerin he-
men yapılacağı açıklaması biraz ilgi topladı, ancak hiçbir
coşku belirtisi yoktu. 92 Türkiye'nin diğer bölgelerinde Dev-
rimle birlikte halkın neler yaptığını, nelerin değiştirildiğini
bilmediklerinden, Musul'dakiler sessiz kalmayı tercih ede-
rek, olaylar açıklığa kavuşana kadar yeni rejim lehinde veya

9 0 "To Ünite Ali Syrians," The New York Times, .14 Ağustos 1908, s.6; vc "Syriarıs
Meet in New York: One Speaker Says This is not Time for Caution, but for
Advance," The Washington Post, 14 Ağustos 1908, ss.2-3.

91 "The Young Turkish Revolution," G. E Gooch ve H. Temperley (Der.), Bri/isİı


Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: The Near East, ss.256-257
içinde.

92 EO. 1 9 5 / 2 2 7 5 / 2 5 0 , Bağdad Teıusilciliği'nin 3 Ağustos 1908'de biten haftaya ait


Siyasal Günlük, Ramsay'ın No. 7 0 4 / 7 4 ve 3 Ağustos 1908'li raporundan nakle-
den, Elle Kedourie, "The Impact of the Young Turk Revolution on the Arabic-
speakitıg Provinces of the Ottoman Empire," s. 129.
aleyhinde bir gösteri yapmadılar.93 Haleb'de, insanlar hâlâ
şaşkınlık içindeydi: bir Devrim gerçekleşmiş olabileceğine
bir türlü inanamıyorlardı.94 Beyrut, Hayfa ve Kudüs'de de.
benzeri tepkiler gözleniyordu.95
Devrim, eski siyasal kurumlan yıkmış, geleneksel toplum
yapısını sarsmıştı. Eski rejimin ya taraftarı ya da doğrudan
işbirlikçisi olan yerel yöneticiler ve eşraf, devlet hizmetin-
den alındılar ve bazı yerlerde de tutuklanarak hapse atıldı-
lar. Eski rejimi desteklemiş olan seçkin Araplar, birçok ka-
saba ve şehirde, halkın önünde küçük düşürüldü. Gelenek-
sel seçkinlere yapılan bu saldırılar, bir taraftan toplumsal
yapının sarsılmasına neden olurken, diğer taraftan da milli-
yetçi bir tepkiyi doğurdu. Eski rejimden maddî olarak ya-
rarlanmış olan ve şimdi yöneticilik görevlerinden alınan
Arap liderleri, birçok yerde, toplum üzerindeki nüfuzlarını
yeniden kazanma amacıyla, halkın 'milliyetçi' duygularını
sömürerek, karşı-devrimci bir tepki oluşturmaya çalışıyor-
lardı. Arap liderlerin bu davranışları, Îttihadcıların, gele-
neksel siyasette etkin olan etnik ve ulusal değerleri aşarak,
siyaseti çağdaşlaştırarak onu liberalizm-muhafazakârlık ek-
senine dönüştürme çabasını baltalamaktaydı. Ittihadcılar
siyaseti cemaat temeline değil, sınıf temeline oturtma ama-
çındaydılar. Fakat -istemeyerek de olsa- uyguladıkları poli-

9 3 EO. 1 9 5 / 2 2 7 5 , Ramsay'm Raporu, N o . 7 5 7 / 8 1 , Bağdad, 17 Ağustos 1908'den


nakleden, Elie Kedourie, "The lmpact of the Young Turk Revolution on the
Arabic-speaking Provinces of the Ottoman Empire," s. 129.
9 4 EO. 1 9 5 / 2 2 7 2 / 7 0 , ve U.S., Department of State Recoıds, Konsolos J . S. Jack-
son, Haleb, 5 Ağustos 1908'den nakleden, Elie Kedourie, "The lmpact of the
Young Turk Revolution on the Arabic-speaking Provinces of the Ottoman Em-
pire," s.129.
9 5 U.S., Department of State Recotds, Konsolos G. B. Ravndal, Beyrut, 4 Ağustos
1 9 0 8 ; E O , 1 9 5 / 2 2 7 7 / 1 3 8 , Başkonsolos Cumberbatch, Beyrut, 2 0 Ağustos
1908; ve EÖ. 1 9 5 / 2 2 8 7 / 5 9 , Konsolos Blech, Kudüs, 6 Ağustos 1908'den nak-
leden, Elie Kedourie, "The lmpact of the Young Turk Revolution on tlıe Ara-
bic-speaking Provinces of the Ottoman Empire," ss.129-130.
tika ile tam tersine, monarşist Arap ileri gelenlerinin, konu-
yu saptırarak, 'yeni rejimin Arap çıkarları aleyhine davran-
dığını' iddia edebildikleri bir ortam yaratmış oldular.96
İstanbul'da oturan Arapların, cemaatlerinin çıkarlarını
korumak için kendi kulüplerini oluşturan Arnavut örneği
ni izlemesi bekleniyordu.97 Gerçekten de, 2 Eylül günü, lt-
tihadcıların hiç de hoşuna gitmeyen milliyetçi bir Arap ör-
gütü, Uhuvvet-i Arabiye-i Osmaniye Cemiyeti -Jam'iyat al-
Ikha'al-'Arabi al-'Uthmani- kuruldu. 98 Cemiyetin kurucu-
ları Osmanlı ya da Araplardan çok Suriyelilerden oluşmak-
taydı. Üyelerin çoğu -örneğin, Cemiyetin lideri ve eski
Sadr-ı Âzam Cevad Paşa'nın uzak akrabası Shafiq al-Mu'ay-
yad al-'Azm, Shafiq al-Mu'ayyad al-'Azm'm yakın arkadaşı
Nadra Mutran ve mutlakiyetçi rejim döneminde Maarif
Nezareti'nde çalışan Shakir al-Husayni gibi kişiler- aynı
zamanda, eski rejime yakınlığıyla tanınmıştı.99 Dahası, tü-
züğünün ilk maddesinin, Cemiyet'in hangi Arap cemaatin-
den olursa olsun -Arap olarak doğan veya Arap ailesini
kendi ailesi olarak kabul eden- her bireye açık okluğunu

9 6 Elie Keclourie, "The Impact of the Young Turk Revolution on the Arabic-spe-
aking Provinces of the Ottoman Empire," ss. 135-139.

97 "Turkey," The Times, 1 Eylül 1908, s.3.


9 8 George Antonius, The Arab Awakening, s,102'dert nakleden, Hassan Sa'b, The
Arab Federalists of the Ottoman Empire, s.226; Taj al-Sir Ahmad Harran, "The
Young Turks and the Arabs: The Role of Arab Societies in the Turkislı-Arab
Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " ss.184-185; ve Cemal Kutay, Türkiye İs-
tiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9420.

9 9 Taj al-Sir Ahmad Harran, "The Young Turks and the Arabs: The Role of Arab
Societies in the Turkish-Arab Relations in the Periocl 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " ss.185-186.
Cemiyet kurucularının ve üyelerinin tam bir listesi için bkz., Ahmad 'izzet al-
'Azami, al-Qadiyya al-'Arabiyya, Asbabuha, Muqadimatha, Tatwurha Nata-
ijaha (Bağdad, 1.932), 2, ss.99-100, ve al-Muqattam, 9 Eylül 1908'den nakle-
den, Taj al-Sir Ahmad Harran, "The Young Turks and the Arabs: The Role of
Arab Societies in the Turkish-Arab Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , "
ss.185-186,
bildirmesine rağmen, yalnızca Suriyeli Araplar bu örgütün
saflarına katıldı ve örgütün etkinlikleri, İstanbul'dan Suri-
ye'nin çeşitli bölgelerine yayıldı. 100 Örgütün görünürdeki
amacı, Arapların refahını yükseltmek için okullar açmak,
. yollar ve fabrikalar yapmak, göçebeleri yerleşik yaşama ge-
çirmek ve Arap haklarını olası saldırılardan korumaktı. 101
Uhuvvet-i Arabiye-î Osmaniye Cemiyeti'nin, kendini Os-
manlılığı yükseltmek için bir araç olarak tanıtmasına rağ-
riıen, asıl amacının, kurucularının, yeni rejimin 'Arap kar-
şıtı' tavrı olarak tanımladıkları tavra karşı, monarşist Arap-
ların tutucu çıkarlarını korumak olduğunu İstanbul'daki
Arap cemaati ve Mısır'daki Suriyeli göçmenlerin liderleri
kadar Ittihadcılar da biliyordu.102 Çoğu eski rejimle yakın
ilişkiler içinde! olan Uhuvvet-i Arabiye-i Osmaniye Cemi-
yeti'nin kurucularını harekete geçiren neden, yeni rejimin
kendileri ve kendileri gibi diğer monarşist Araplar için ne-
ler getirebileceği korkusuydu. 103 Uhuvvet-i Arabiye-i Os-
maniye Cemiyeti'nin Nisan 1909'da monarşistler tarafın-
dan gerçekleştirilecek olan karşı-devrimci darbe - 3 1 Mart

100 Amin Sa'id, al-Tlıawra al-'Arahiyya al-Kubra, 1, s.7'deıı nakleden, Hassan


Sa'b, TheArah Federalists of the Ottoman Empire, s.226.
Cemıyet'in Haleb'te açılan şubesine Müslüman ve Hıristiyan Araplardan
yaklaşık doküzyüz üye kaydolmuştu (al-Muqatlam, 17 Şubat 1909'dan nak-
leden, Taj al-Sir Ahmad Harran, "The Young Turks and the Arabs: The Role
of Arab Societies in the Turkish-Arab Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , "
s.187).
101 Amiıı Sa'id, al-Thawra al-'Arahiyya, 1, s.7'den nakleden, Taj al-Sir Ahmad
Harran, "The Young Turks and the Arabs: The Role of Arab Socicties in the
Turkish-Arab Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s . 1 8 5 .

102 Taj al-Sir Ahmad Harran, "The Young Turks and the Arabs: The Role of
Arab Societies in the Turkish-Arab Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , "
s.185.
103 Taj al-Sir Ahmad Harran, "The Young Turks aııd the Arabs: The Role of
Arab Societies in the Turkish-Arab Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , "
s. 186.
Olayı- girişiminde önemli bir rol oynaması, bu bakımdan,
hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.104

Fırka-i Ahrar'm kurulmasıyla, muhalif etnik ve dinsel grup-


ların hepsinin İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne karşı örgütlü
bir biçimde ve bir parti çatısı altında birleşmesi gerçekleşti.
Fırka-i Ahrar'ın lideri olan Prens Sabahaddin, 1906 yılında,
Arnavut milliyetçisi İsmail Kemal Bey ile birlikte sürgünde
yaşadığı Paris'te, Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet
Cemiyeti'ni kurmuştu. Cemiyet'in, programında açıkça be-
lirttiği şekilde, amacı İmparatorluğun etnik ve dinsel olarak
birbirinden bölünmüş vilâyetlerinde adem-i merkeziyet il-
kesine göre yeniden düzenlenmiş bir devlet düzenini yer-
leştirmeye çalışmaktı.105
Devrim'in ilk günlerinde, Prens Sabahaddin ve grubu ta-
rafından yayılan söylentiye göre, İttihad ve Terakki Cemiye-
ti ile Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti bir-
leşecekti. Prens Sabahaddin ve grubu, yeni rejimin kurul-

104 Nisan 1909'daki karşı-devrimci darbe girişiminden sonra, İttihad ve Terakki


Cemiyeti Uhuvvet-i Arabiye-i Osmaniye Cemiyeti'ne olan güvenini bütünüy-
le yitirecekti. Îttihadçılar Cemiyet'in, gizli programlarıyla, Arapların İmpara-
torluktan bağımsızlıklarını elde etmek üzere kurulmuş bir monarşist komp-
losu olduğunu iddia edeceklerdi (Tanin, 1 8 Mayıs 1 9 0 9 , ye 2 0 Mayıs
1909'dan nakleden, Taj al-Sir Ahmad Harran, "Tlıe Young Turks and the
Arabs: The Role öf Arab Societies in the Turkish-Arab Relations in the Period
1908-1914," s.187). Îttihadçılar kuşkularında yalnız değillerdi. Rafiq ai-'Azm
ve Rashid Rida gibi tanınmış Suriyelilerle al-Muqattam gazetesinin başyazarı
da böyle bir cemiyetin varlığını zararlı bularak kapatılmasın! isleyeceklerdi
(al-Muqattam, 25 Mayıs 1909'dan nakleden, Taj al-Sir Ahmad Haıraıı, "The
Young Turks and the Arabs: The Role of Arab Societies in the Turkish-Arab
Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.187). Cemiyet kısa bir süre soııra Hü-
kümet kararıyla kapatıldı.

105 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s. 142. 2 7 Temmuz
1906'da Paris'teki toplantıda kabul edilen Teşebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Mer-
keziyet Cemiyeti'nin programının tam metni için bkz.,"Tesebbüs-û Şahsi,
Meşrutiyet ve Adeııı-i Merkeziyet Cemiyeti'nin Programı," Nezahat Nurettin
Ege, Prens Sabahaddin: Hayatı ve İlmi Müdafaaları, ss.71-72 içinde.
masıyla sonuçlanmış olaylardan kendilerine de pay çıkart-
ma derdine düşmüşlerdi. 2 Ağüstos'ta Ittihad ve Terakki
Cemiyeti adına Ahmed Rıza Bey ve Prens Mehmed Ali ve
Teşebbüs-ü Şahsı ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti adına da
Prens Sabahaddin, The Times gazetesi muhabiriyle yaptıkla-
rı röportajda, Devrimci Ermeni Federasyonu'nun da des-
teklediği hareketle gerçekleştirdikleri Devrim'in modernleş-
meye yönelik olduğunu ve hiçbir şekilde yabancı düşmanlı-
ğı içermediğini Avrupa kamuoyuna anlattılar.105 Devrim'in
ilk günlerinde kamuoyunda Ittihad ve. Terakki Cemiyeti yö-
neticileriyle birlikte görülmeye özel bir özen gösteren Prens
Sabahaddin, kendisinin ve grubunun siyasal iktidar müca-
delesinde Ittihadcılarla ortak olduğu görüntüsünü vermeye
çalışıyordu.
iyi örgütlenmiş ve arkasında büyük halk desteği olan It-
tihadcılar sayesinde olayları etkilemenin daha kolay olaca-
ğını düşünen Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Ce-
miyeti, 22 Ağüstos'ta Paris'te genel siyaset konularında Itti-
had ve Terakki Cemiyeti ile yakın uyum içinde olduklarını
ve kısa zamanda Cemiyetle birleşmek istediklerini bildi-
ren bir açıklama yayınladı.107 Îttihadcıların da, içinde bu-
lunulan koşullarda, Prens Sabahaddin'in karşı kampa geç-

106 "Statements by Prominent Young Turks," The Times, 3 Ağustos 1908, s.6.
107 Le Matın, 2 3 Ağustos 1908'den nakleden "Bahaeddin Şakir Beyin Bıraktığı
Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki: 4," Milliyet, 1 3 Kasım 1 9 3 4 , s.3; ve Ce-
mal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tariîıi, 16, s . 9 4 1 6 . Bu
açıklama Ittihad ve Terakki Cemiyeti liderleri arasında hiç de hoş karşılan-
madı. Ittilıadciları özellikle kızdıran olay, Prens Sabahaddin'in Devrim'den
sonra siyasetle uğraşmayacağını Paris'teki Ittihad ve Terakki lideri Ahnıed
Rıza Bey'e söyledikten sonra bu gerçek dışı açıklamayı yapmasıydı. Ahmed
Rıza Bey 7, 10 ve 2 4 Ağustos tarihlerinde Selânik'e gönderdiği mektuplarda
Prens Sabahaddin'in İstanbul'a gidip propaganda faaliyetlerine başlayacağını
bildiriyor ve Prens'in Cemiyet aleyhine yapacağı faaliyetleri engellemesi için
Ittihad ve Terakki Cemiyetine uyarıda bulunuyordu ("Bahaeddin Şakir
Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki: 3 ve 4 , " Milliyet, 12 ve
13 Kasım 1 9 3 4 , s.3).
meşini istemediklerinden, kendi yanlarında tutabilmek
için, ertesi günü Cemiyet'in İstanbul Şubesi iki örgütün
olası bir birleşme konusunda görüştüğünü açıklamak zo-
runda kaldı.108
Prens Sabahaddin, Ittihadcı liderlerle Paris'teki ilk görüş-
melerini tamamladıktan sonra, Ağustos sonunda Fransa'-
dan ayrıldı.109 1 Eylül sabahı, Prens Sabahaddin'le, 1903 yı-
lında sürgünde ölen ve Paris'te yakılan babası ve Sultan Ab-
dülhamid'in kayın biraderi Damad Mahmud Paşa'nın külle-
rini getiren Senegal Vapuru'nu karşılamak için, bir heyet,
İstanbul'dan Çanakkale'ye doğru hareket etti. 110 Vapur, 2
Eylül günü İstanbul'a vardı.111 Kendisi İstanbul'da coşkun
gösterilerle karşılandı. Galata Köprüsü ile Karaköy ve Top-
hane Rıhtımları Prens'i karşılamaya gelen halkla hıncahınç
doluydu. Prens, karaya çıkıp bir Saray arabasıyla annesinin
Kuruçeşme'deki yalısına giderken, yollara, onu alkışlayan
binlerce insan dizilmişti.112
Adem-i merkeziyetçiliğin ateşli taraftarı olan Makedon-

108 Tanın, 10 Ağustos 1 3 2 4 / 2 3 Ağustos 1 9 0 8 ve Sabah, 1 0 Ağustos 1 3 2 4 / 2 3


Ağustos 1908'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler,
1859-1952, s,177n
109 "Prince Sabahheddine," The Levant Herald and Eastern Express, 27 Ağustos
1908, s.l.
110 "Prince Sabaheddine," and "llaırivee des restes de Damad Mahmoud pacha,"
The Levant Herald and Eastern Express, 1 Eylül 1 9 0 8 , ss.1-2; ve "La Turquie
Constitutionnelle," Le Temps, 3 Eylül 1 9 0 8 , ss.1-2.

111 "Turkey. The Sultan and His People," The Times, 2 Eylül 1 9 0 8 , s.5; "Le voya-
ge du Prince Sabaheddine," The Levant Herald and Eastern Express, 3 Eylül
1908, s.2; Cemal Kutay, Ûç Paşalar Kavgası, s.35; Cemal Kutay, Türkiye İstik-
lâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9420; ve Hüseyin Cahid Yalçın,
"Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 4 ( 2 5 Nisan-19 Ekim
1935), s.118. Kuran, yanlışlıkla, Prens Sabahaddin'in İstanbul'a 3 Eylül'de
geldiğini yazmaktadır (Ahmed Bedevi Kuran, İnkilap Tarihimiz ve Jön Türk-
ler, s.265). .

112 "Prince Sabaheddine," The Levant Herald and Eastern Express, 3 Eylül 1908,
s.l; ve "La Turquie Constitutionnelle," Le Temps, 4 Eylül 1908, s.2.
yalı Hıristiyan cemaatler, Prens Sabahaddin'in İstanbul'a
gelmiş olmasından büyük çıkar sağlayacaklarını umuyor-
lardı. Îttihadcıların Prens'i kendi yânlarına çektiği söylenti-
lerinin dolaşmasına rağmen, başkentteki coşkulu karşıla-
nış, Hıristiyan cemaatlere, Prens'in Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti'ne karşı kendini güçlü hissedeceği ve böylece daha ba-
ğımsız hareket ederek Hıristiyanlara yaklaşabileceği- inancı-
nı verdi. Özellikle Rumlar, onu kahraman olarak kabul edi-
yor ve desteğini kaybetmemek için çaba harcıyorlardı.113 4
Eylül'de -yani, ülkeye dönüşünden yalnızca iki gün sonra-
Prens Sabahaddin'i, Fener Rum Patrikhanesi'nin iki temsil-
cisi ziyaret etti ve Prens'e Patrik Joachim Efendi'nin iyi di-
leklerini iletti.114 7 Eylül günü, bir Rum heyeti, ortak siya-
sal konuları tartışmak ve Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Mer-
keziyet Cemiyeti ile ortak eylem yollarını aramak için Prens
Sabahaddin ile görüştü. Prens de, Türkiye'deki Rumların si-
yasal ve toplumsal hayattaki önemini vurgulayarak, adem-i
merkeziyet programını ayrıntılı bir şekilde Rum heyetine
anlattı.115
Özellikle îttihadcıları tedirgin eden bir davranışla, Prens
Sabahaddin Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile Teşebbüs-ü Şah-
sî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin birleştiğini, bir oldu-
bittiye getirerek, 8 Eylül günü ilân etti. 116 Her iki grup tara-
fından bu konu hakkında resmî bir bildiri yayınlanmadı-
ğından, Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile Teşebbüs-ü Şahsî ve
Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin birleşmesi konusunda ger-

113 "Prmce Sabah-ed-Din," The Times, 5 Eylül 19.08, s.5^

114 "Prmce Sabaheddiııe," The Levant Herald and Eastern Express, 5 Eylül 1908,
s.l.

115 "News 1 tenis," The Levant Herald and Eastern Express, 7 Eylül 1908, s . l ; ve
"Turcs et Grecs," The Levant Herald and Eastern Express, 8-Eylül 1 9 0 8 , s.2.
116 "Fusioıı of Liberal Committees," The Times, 9 Eylül 1908, s.7; ve Le Temps, 9
Eylül 1908, s.4.
çekten de bir anlaşmaya varıldığı duygusuna kapılmak ol-
dukça zordu. 117 Îttihadçılar, kendi liderlikleri altında yapı-
lacak böyle bir birleşmeye tamamıyla karşı olmamalarına
rağmen, böyle bir birleşme gerçekleşmeden önce, Prens'in
devlet yönetiminde adem-i merkeziyetçilik ilkesinden vaz-
geçmesi gerektiğini belirttiler. Ittihadcılara muhalif olan
basın ise, Prens'in birleşme haberini büyük bir coşkuyla
karşılayarak, adem-i merkeziyetçilik ilkesini son derece
olumlu bulduğunu ve bu ilkenin zaten Kanun-u Esasi'nin
108. Maddesi'nde de belirtilmiş olduğunu iddia ediyor-
du. 118 Tabii, Kanun-u Esasi'nin 108. Maddesi'nin böyle bir
hükmü açıkça içeren bir yanı yoktu ve Ittihadcılara muha-
lif basın, yaptığı demagojiyle, kamuoyunu kandırma çabası
içindeydi.119
Tutucu eğilimli İkdam gazetesinde 10 Eylül'de yayınlanan
bir başyazı, Prens Sabahaddin'in adem-i merkeziyetçi prog-
ramını, İngiliz anayasal kurumlarının bu programın hazır-
lanmasında model oluşturduğunu ileri sürerek, destekledi.
Tabii, aslında bunun da gerçekle bir ilgisi yoktu. İngiliz ide-
allerinden ve siyasal sisteminden söz edilmesi ve varolduğu
iddia edilen bu sistemin Prens Sabahaddin tarafından kabul
edilmiş olmasının özellikle belirtilmesi, Eİevrim'in ilk gün-
lerinde İngiltere'ye karşı çok büyük coşku gösteren halkın
gözünde daha fazla meşruiyet kazanılması amacıyla yapıl-
maktaydı. İkdam, ayrıca, Prens Sabahaddin'in gerçek amaç-
ları ile ilgili halkın kuşkusunu gidermek için, adem-i mer-

117 "The Fusion of the Committees," Tlıe Times, 1 0 Eylül 1 9 0 8 , s.3.


1 1 8 "Fusioıı of Liberal Committees," The Times, 9 Eylül 1908, s.7.

119 Kanun-u Esasi'nin Yüzsekizinci Maddesi aynen şöyleydi: "Vilâyatın usul-u


idaresi tevsi-i mezuniyet ve tefrik-i vezayif kaidesi üzerine müesses olup, de-
recatı nizam-ı mahsus ile tayin kılınacaktır." ("Kanun-u Esasi [1876J," Tar-
haıı Erdem, Anayasalar ve Secim Kanunları, 1876-1982, s. 13)
keziyetçiliğin aslında özerklik anlamına gelmediğini vurgu-
lamaktaydı.120
İstanbul'daki tutucu Rum basını, Prens Sabahaddin'in
-Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile birleştiğini açıkladığı gün-
Fener Rum Patriği Joachim Efendi ile buluşmasına çok
önem verdi. Prens, görüşmede yaptığı açıklamayla, yeni re-
jim altında Patrikharie'nin ayrıcalıklarının korunmakla kal-
mayıp, aynı zamanda daha da genişletileceği sözünü ver-
mişti.121 9 Eylül tarihli, Temin de dahil olmak üzere, tüm İt-
tihada basın, ziyareti olduğu kadar verilen sözü de eleşti-
ren başyazılarla Teşebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet
Cemiyeti ile birlik ve beraberlik içinde olmadıklarım tüm
çıplaklığıyla kamuoyuna açıkladılar.122
10 Eylül'de, Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile Teşebbüs-ü
Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'nin temsilcileri orta-
ya çıkan sorunları görüşmek üzere buluştular. Ertesi gün,
buluşmanın sonuçlan hâlâ bilinmiyordu.123 Birleşme konu-
sunda nihaî bir kararın alınmadığı tahmin ediliyordu. 124
Prens'in adem-i merkeziyet ilkesi îttihadcıların programıyla
taban tabana zıttı. Bu n'edenle, Ittihadcılar, Prens Sabahad-
din'e, Cemiyet'te yalnızca onursal sayılabilecek bir görev
önermişlerdi ve kendisinin, Cemiyet'in politikasını belirle-
mede söz sahibi olmasını hiç istemiyorlardı. Prens Saba--

120 İkdam, 2 8 Ağustos 1 3 2 4 / 1 0 Eylül 1908'den nakleden, Le Temps, 11 Eylül


1908. Ayrıca bkz., ProArmenia, 20 Eylül 1 9 0 8 , s. 1362.
121 "Le prince Sabaheddine," The Levant Herald and Eastern Express, 9 Eylül
.1908, s.2; ve "Fusion of tbe Committees," The Times, 10 Eylül 1908, s.3.
122 "Le programme des: Grecs," The Levant Herald and Eastern Express, 11 Eylül
1908; ve Ahmed Bedevi Kuran, İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler, s.266.

123 Le Temps, 11 Eylül 1908; ve "The Young Turk Committees," The Times, 12
Eylül 1908, s.5. '

124 "The Young Turk Committees," The Times, 12 Eylül 1908, s.5. Ayrıca bkz.,
"Fusion of the Ottoman Committees," The Levant Herald and Eastern Ex-
press, 14 Eylül 1908, s.l.
haddin ve grubu bu öneriyi reddetti ve iki örgüt arasında
daha fazla görüşme yapılmadı.125
16 Eylül'de, Prens Sabahaddin düşüncelerini Beyoğlu'nda
Haleb Çarşısı'ndaki Theatre des Varietes'de -Varyete Tiyat-
rosu, ya da bugünkü adıyla, Ferhan Şensoy Tiyatrosu- yap-
tığı bir konuşmayla ateşli taraftarlarına duyurdu. 126 Âdem-i
merkeziyetçilik ilkesini vurgulamasına rağmen, hâlâ, gö-
rüşlerine yatkın olan dinleyicilere, Ittihadcılarla ittifak için-
de olduğunu ve kendi grubunun İttihad ve Terakki Cemi-
yeti ile birleşeceğini ileri sürüyordu. 127 18 Eylül'de, Bebek
Bahçesi'nde düzenlenen ve corps diplomatique ile varlıklı
azınlıklar ve Türklerin de katıldığı bir şölende, Prens Saba-
haddin adem-i merkeziyetçilik üzerine düşüncelerini yine
tekrarladı.128 Prens Sabahaddin'in, ayrı bütçeleri ve seçilmiş
yöneticileri olan yarı-özerk bölge yönetimleri kurulması
anlamına gelen adem-i merkeziyetçilik üzerine açıkladığı
düşünceler, özellikle Rumlar, Araplar ve Ermenilerce mem-
nunlukla karşılandı. 129 Her ne kadar yeni sözcüklerle ve
yumuşak bir dille ifade ediliyorsa da, Prens Sabahaddin'in
fikirleri mutlakiyetçi rejimde varolan sistemin devam etme-
si için yapılan bir propagandadan başka birşey değildi; bu
yüzden de düşünceleri tamamen karşı-devrimciydi.

125 Ahmecl Bedevi Kuran, İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler, s.267.


126 "Prince Sabaheddine," The Levant Herald and Eastern Express, 15 Eylül
1908, s . l ; "La situation en Turquie," Le Temps, 18 Eylül 1908, s.2; ve Hüse-
yin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1908-191,8," Fikir Hareketleri, 4 (25
Nısan-19 Ekim 1935), s.133. Tunaya yanlışlıkla konferansın Ağustos ayında
yapıldığını yazmaktadır (Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-
1952, s.240).
127 "La conference du prince Sabaheddine," The Levant Herald and Eastern Exp-
ress, s.2; "La situation en Turquie," Le Temps, 18 Eylül 1908, s.2; ve Pro Ar-
menia, 2 0 Eylül 1908, s.1363.
128 "La Fete de Bebek," The Levant Herald and Eastern Express, 19 Eylül 1908,
ss.1-2.
129 "La situation en Turquie," Le Temps, 19 Eylül 1 9 0 8 , s.2; ve Pro Armenia, 20
Eylül 1908, s.1363.
Ittihadcılar ise, kamuoyuna yaptıkları açıklamalar ile, Te-
şebbüs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti ile hiçbir il-
gileri ve ortak noktaları olmadığını söylemekteydiler. Itti-
hadcılara göre, sürekli olarak adem-i merkeziyet ve özerk-
likten bahsetmek, Avrupa devletlerinin Balkanlara müdaha-
le etme olasılığının çok yüksek olduğu bir ortamda, İmpa-
ratorluğun birliği ve güvenliği açısından önemli bir tehdit
oluşturmaktaydı.130 Hüseyin Cahid [Yalçın], 19 Eylül tarih-
li Tan'm'deki başyazısında, özerkliğin, adem-i merkeziyetçi-
liği takip edebileceği tehlikesini tekrarladı.131
İki örgütü birleştirmek için Ittihadcılarla yapılan görüş-
meler başarısızlıkla sonuçlanınca, Prens Sabahaddin, Teşeb-
büs-ü Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti'ni Ittihad ve
Terakki Cemiyeti'ne rakip bir siyasal partiye dönüştürme
kararı aldı. Prens'in yakın çevresinden Nureddin Ferruh
[Alkend] ve ikdam gazetesi yazarlarından Ahmed Samim
Bey, gerçekte Prens Sabahaddin tarafından yönetilecek bir
muhalefet partisinin kuruluş çalışmalarını tamamlamak
için buluştular. Kâğıt üzerinde Prens Sabahaddin'in adı bu-
lunmayacak ve sanki partinin kuruluşunda rolü yokmuş gi-
bi gözükecek, fakat kendisi, partinin kurucularına gereken
tüm malî desteği sağlayacaktı.132 Fırka-i Ahrar'm resmen
kurulmuş olduğu 14 Eylül'de ilân edildi.133 Resmî kurucu-
ları, Nureddin Ferruh [Alkend], Ahmed Fazlı [Tung], Kıb-
rıslı Tevfik Bey, Nâzım Bey, Şevket Bey, Celaleddin Arif Bey

130 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri,


4 (25 Nisaıı-19 Ekim 1 9 3 5 ) , s.133.
131 Hüseyin Cahid lYalçm], "Adem-i Merkeziyet," Tanin, 6 Eylül 1 3 2 4 / 1 9 Eylül
1908'den nakleden, Tarık Zafer Tuııaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952,
s. 184n.

132 Şevket Süreyya Aydemir, Makedonya'dan Orta Asya'ya Enver Pasa, 2. .<$.90-
91; Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: ikinci Meşrutiyet Döne-
mi, s.143.

133 Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9423.

266
ve Mahir SaidBey idi.134 Mabeyn kâtiplerinden Ahmed Re-
şid [Rey], Doktor Nihad Reşad [Belger], Tahir Hayreddin
Bey, İkdam gazetesi yazarlarından Ahmed Samim Bey ve Ta-
hir Hayreddin Bey'in kardeşi Damad Salih Paşa dâ partinin
kurucuları arasındaydı. 135 Partiye kuruluşundan hemen
sonra katılanlar arasında, Stokholm eski Büyükelçisi Şerif
Paşa, Serbesti gazetesi yazarı Hasan Fehmi Efendi, Serbes-
ti'nin sahibi Mevlanzade Rıfat Bey, İkdam gazetesinin başya-
zarı Ali Kemal Bey, İstanbul'un seçkin Ermeni avukatların-
dan Krikor Zohrab ve Doktor Rıza Nur vardı. 136 Ne var ki,
partinin ardındaki en önemli kişiler, monarşist muhalefetin
önde gelen isimlerinden Prens Sabahaddin ve Kâmil Pa-
şa'ydı.137 . .
Arnavut milliyetçisi İsmail Kemal Bey, Kâmil Paşa'nın is-
teği üzerine, 18 Aralık'ta Paris'ten İstanbul'a döndü. Kâmil
Paşa, İsmail Kemal Bey'e yurda dönme ve Fırka-i Ahrar'da
siyasete atılma teklifini Devrim'den sonra görevinden azle-
dilen eski Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa aracılığıyla
yapmıştı.138 Ali Kemal Bey'le birlikte, İsmail Kemal Bey'in
de Fırka-i Ahrar'a girmesi parti içinde oldukça büyük bir
tepkiyle karşılandı; çünkü, açıkça mutlakiyetçi rejim taraf-
tarı olmalarıyla tanınan her ikisi de, irtikab ve rüşvet al-
makla suçlanıyor ve monarşist eğilimlerinin yanısıra, Sul-
tan Abdülhamid'in güvenilir hafiyeleri olarak çalışan, eski
rejimin işbirlikçileri diye biliniyordu. Sonuç olarak, şöhret-
leri çok kötüydü. Ali Kemal Bey'le ismail Kemal Bey'in par-

134 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: ikinci Meşrutiyet Dönemi,
s. 142.
135 "Ahrar Fırkası," inönü Ansiklopedisi, 1, ss.275-2^6.
1 3 6 Tarık Zaier Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1839-1952, s.244.
137 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " l'ikir Hareketleri,
4 (25 Nisan-19 Ekim 1935), s.151.

138 İsmail Kemal, The Memoirs of ismail Kemal Bey, s.316. Ayrıca bkz.. Cemal
Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s.49.
tiden çıkartılmalarını isteyen Doktor Rıza Nur, Ahmed Faz-
lı [Tung], Mahir Saıd Bey ve Celaleddin Arif Bey, bu istekle-
ri yerine getirilmeyince, parti liderlerinin yeterliliklerini
sorgulayarak,^hep birlikte partiden ayrıldılar.139 Ne var ki,
Meclis-i Mebusan'ın açılmasıyla, Amasya Mebusu İsmail
Hakkı [Mumcu] Paşa, Cidde Mebusu Kasım Zeynel ve İs-
tanbul Mebusu Pantaleoıı Cosmidis Fırka-i Ahrar'a katıldı-
lar. Partiden ayrılmasından önce Meclis-i Mebusan'a Anka-
ra Mebusu olarak girmeyi başaran tek Fırka-i Ahrar adayı
Mahir Said Bey, kararını değiştirerek, tekrar Fırka-i Ahrar
saflarına katıldı.140
Prens Sabahaddin,. Fırka-i Ahrar'ın hem kurucusu, hem
de perde arkasındaki gerçek lideri olduğu konusundaki ha-
berleri başından beri inkâr etti.141 18 ve 19 Ekim tarihli İk-
dam gazetesinde adem-i merkeziyetçilik üzerine görüşlerini
yayınladı. Bu yazılarında, adem-i merkeziyetçiliğin özerk-
lik, sonunda da etnik ve ulusal azınlıklara bağımsızlık ver-
me anlamına geldiği eleştirisini yapan Ittihadcılara karşı çı-
kıyor ve kendini savunuyordu.142 Yine 18 Ekim tarihinde
yayınladığı bir broşürde, adem-i merkeziyetçilikle ilgili dü-
şüncelerini şiddetle savundu ve bunun, yerel özerklikle
hiçbir ilgisi bulunmadığını iddia etti. 143

139 Ahmed Bedevi Kuran, İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler, s.271,


1 4 0 Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.244.
141 Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.245. Ayrıca bkz.,
Yusuf Hikmet Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, 2/1, s . 2 6 5 . Prens Sabahaddin'in
partideki rolünü inkâr etmesi hakkında bkz., Sabahaddin, Teşebbüs-ü Şahsi
ve Adem-i Merkeziyet Hakkında İkinci Bir İzah (İstanbul: Safvet Lütfi, 1908),
ss,19-20'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-
1952, s.245n. $

142 İkdam, 5 Elcim 1 3 2 4 / 1 8 Ekim 1908 ve 6 Ekim 1 3 2 4 / 1 9 Ekini 1908'den nak-


leden, Ahmed Bedevi Kuran, İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler, s.267.
143 Sabahaddin, Teşebbüs-ü Şahsi ve Tevsi i Mezuniyet Hakkında Bir İzah (istan-
bul, 1908), s.160 (Bu risalenin tam metni için bkz., Nezahet Nurettin Ege,
Prens Sabahaddin: Hayatı ve İlmi Müdafaaları, ss.159-169).
Ekim ayı ortalarında iyice kızışan seçim ortamında, Prens
Sabahaddin ve Fırka-i Ahrar'ın mebus adayları, ülkenin
ekonomik olarak gelişmiş bölgelerinde, İttihad ve Terakki
Cemiyeti'ne verilen büyük destek karşısında, hiçbir varlık
gösteremediler. Fırka-i Ahrar, kazanma şansının çok küçük
olmasına rağmen, yine de seçimlerde İttihad ve Terakki Ce-
miyeti'nin karşısına örgütlü olarak çıkan tek muhalefet par-
tisi oldu. Fırka-i Ahrar taraftarı olmalarına rağmen, İttihad
ve Terakki Cemiyeti'nin diğer muhalifleri -Arap, Rum ve
Arnavut azınlık grupları- ne Fırka-i Ahrar'a katıldılar, ne
de ayrı parti kurdular. Ancak, kendi cemaatlerinin adayları
olarak İttihad ve Terakki Cemiyeti adaylarına karşı bireysel
olarak seçim savaşı verdiler.

Ağustos'tan Ekim'e kadar geçen bu kritik dönemde, bir ta-


rafta çeşitli monarşist ve milliyetçi/ayrılıkçı gruplar ile di-
ğer tarafta Îttihadçılar arasında kesin çizgilerle çizilen bir
gruplaşmanın olduğu açık bir şekilde ortaya çıktı.
Seçimler başladığı zaman, Ittihadcılarm, ekonomik ola-
rak gelişmiş bölgelerde, Türk seçmenler kadar Musevi ve
Ermeni seçmenlerin de ezici desteğini alabileceği gözüktü.
Makedonya'da küçük bir azınlık olan Bulgarlar da Ittihad-
cıiann tarafında sayılabilirdi. Bu cemaatler dışında, diğer
etnik cemaatlerin oy tercihleri İttihad ve Terakki Cemiyeti
adayları ile kendi milliyetçi adayları arasında bölünmüştü.
İttihad ve Terakki Cemiyeti seçimlerde her ne kadar bazı
Arnavutların desteğini sağlayacağına güvenebilirse de Arna-
vutların büyük bir kısmı ile Arap ve Rumların ezici çoğun-
luğu Ittihadcılarm karşısındaydı.
İmparatorluğun birtakım yörelerinde Devrim'e karşı yad-
sınamaz bir direniş varolmasına rağmen, siyasal bir parti
olarak Fırka-i Ahrar'ın seçimlerde başarılı olması çok dü-
şük bir olasılıktı. Ittihadcılara karşı en örgütlü ve başarılı
muhalefet, resmi olarak Fırka-i Ahrar ile ittifak yapmamaya
ve onun yönetimi altında olmamaya özen gösteren ve aday-
larını cemaat olarak destekleyen etnik azınlıklardan gel-
mekteydi. Bu nedenle, eski mutlakiyetçi rejimi destekleyen
etnik ve dinsel cemaatlerin, partinin ilkelerine ve siyasal
görüşlerine katılmalarına rağmen, Fırka-i Ahrar'a katılma-
ma kararlan ile, Fırka en başından beri 'kötürüm' kalmıştı.
Bu duruma ek olarak, Fırka-i Ahrar'm vilâyetlerde yeterli
derecede örgütlenememe gibi son. derece önemli bir eksiği
de vardı. Türk nüfusu arasında, Fırka-i Ahrar'm, eğer iyi
örgütlenebilmiş olsaydı, kolayca seferber edebileceği ve
kendi tarafına çekebileceği -özellikle de Anadolu'nun eko-
nomik olarak az gelişmiş bölgelerinde- eski rejime destek
verecek ve hiç de azımsanmayaeak bir kaynak vardı.
ALTİNCİ B Ö L Ü M
1908 Genel Seçimleri

Türk tarihi araştırmalarında -ya da genel olarak sosyal bi-


limlerde- Birinci Dünya Savaşı öncesi dönemde yapılan
meclis seçimleri şimdiye kadar hiç ciddi bir çalışmaya konu
olmamıştır. Ne kadar ilginçtir ki -yalnızca İstanbul'da yapı-
lan seçimlerle ilgili olarak, bir kaç görgü şahidinin anıların- .
dan ya da konudan dolaylı olarak bahseden ve ancak 'vaka-
nüvis' olarak adlandırılabilecek kimselerin yazdıklarından
başka- modern Türk siyasal tarihi için son derece önemli
olan 1908 Genel Seçimleri üzerine yapılmış bir tane bile
ciddi araştırma yapılmamıştır.1 Akademik araştırmalar ara-
sında tek çalışma olan. ve'Feroz Ahmad ve Dartkwart A.
Rustow'un derlemiş oldukları bilgiler her ne kadar 1908,
1912 ve 1914 Genel Seçimleri sonucu Meclis-i Mebusan'a
giren mebusların listesini vermesi açısından oldukça fayda-

/' .

1 Reşad Ekrem Koçu, "Türkiye'de Seçimin Tarihi, 1877-1950,". ss. 1 7 9 - 1 8 3 ve


ss,256-260; Kemal Zeki Gelıcosman, "Birinci Meşrutiyet'ten Günümüze Yiı-
miüç Seçim ve Siyasi Partiler: 7 " Dünya, 16 Kasım 1980, s.6. Hem adı geçcıı
bu yazı dirilerinde, hem de Tevfik Çavdar'ın Türkiye'deki seçimler üzerine'
yaptığı bir araştırmada, 1 9 0 8 Genel Seçimleri çok.yüzeysel bir biçimde ele
alınmıştır (Bkz., Tevfik Çavdar, "Müntehib-i Sani"den Seçmene, ss.5-8).
lıysa da, seçimler hakkında derinlemesine hiç bir yorumun
ve hatta, seçimlere giren ve kazanamayan adayların hiç biri-
nin isminin dahi olmaması nedeniyle bize seçimler hakkın-
da doyurucu bilgi sunmaktan uzaktır. Ek olarak, bu çalış-
ma, temel sayılması gereken -örneğin, seçimlerin hangi ya-
sal sürece dayanarak yapıldığı, hangi seçim çevresinin kesin
olarak kaç mebus çıkardığı, vs. gibi- bilgileri vermemekte-
dir. 1908 seçimlerinde mebus adaylarının hangi konularda
propaganda yaptıkları ve hangi grupların ya da adayların
kimlerle seçim ittifakına girdikleri üzerine ise hiç bir bilgi
bulmak mümkün değildir.2
1908 Genel Seçimleri üzerine güvenilir kaynaklann yok-
luğu, çoğu tarihçiyi, bu seçimlerin, hiçbir muhalefetle kar-
şılaşmayan, Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin büyük zaferiyle
• sonuçlanmış olduğu gibi bir yanılgıya itmiştir. Tarihçiler.,
hiçbir sağlam veriye dayanmadan, seçimlerin eşit koşullar
altında yapılmadığını, muhalefete şans tanınmadığım ve bu
nedenlerle de Meclis-i Mebusan'ın Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti adaylarıyla doldurulmuş olduğunu iddia etmektedirler.
Türk siyasal tarihi, üzerine 'geliştirilen' bu yüzeysel yorum-
lar sonuçta Ittihad ve Terakki Cemiyeti'ni kötülemek ve ka-
ralamak için kullanılmış ve bu partinin, siyasal alandaki ih-
tiras! dolayısıyla, söyleminde bulunan liberal rejim ilkeleri-
ne bağlı olmadığı gibi gerçekle uzaktan-yakindan ilgisi..ol-
mayan sözde-çözümlemelerle, partinin itibarının gözden
düşürülmesine çalışılmıştır. Verilere dayanmadan yaratılan
bu çözümleme, sonradan, Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile
partinin kurmuş olduğu liberal rejim aleyhtarı olan tarihçi-
ler tarafından parti ve yöneticileri aleyhine kullanılarak,
1908 Devrimi'nin aslında gerçek anlamda liberal bir başkal-
dırı olmadığı noktasına varan ve 1908 Devrimi'nin itibarını

2: Feroz Ahıııad ve Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " ss.245-284.
yoketmeye yönelik suçlamalar haline getirilmiştir. Böylece,
liberal rejime muhalif monarşistlerin bakış açısı karşımıza.,
bugün pozitivist anlamda 'objektif tarih' gibi çıkartılmakta
ve bu, gerçeklerden uzak bakış açısı kabullenilmiş gözük-
mektedir.
1908 Genel Seçimleri'ne katılan tüm adaylar ve her seçim
çevresinde adayların aldıkları oylar üzerine resmî veriler el-
de olmasa da, günlük basında -gerek İstanbul basınında ol-
sun, gerekse yerel basında olsun- çıkan haberlerden seçim-
ler hakkında oldukça geniş bilgiye sahip olmak mümkün-
dür. Basında çıkan haberlere dayanarak yapılan ve bu bö-
lümde anlatılan olaylardan edinilen izlenim, şimdiye kadar
varsayılanlardan çok değişiktir. Basında çıkmış olan .haber-
ler yalnızca çok canlı ve hareketli geçen bir seçim kampan-
yasına değil, aynı zamanda kampanyanın eski ve yeni rejim
taraftarları arasında nasıl ateşli bir çekişmeye neden oldu-
ğuna da ışık tutmaktadır. Ayrıca, seçim sonuçları da göster-
mektedir ki, ne yeni rejim taraftarı olan İttihad ve Terakki
Cemiyeti ne de eski monarşist rejimi savunan çeşitli güçler
seçim sonuçlannı bütünüyle kendileri lehine çevirebilecek
kadar ezici güce sahipti.

'Devrim'in ertesi günü - 2 4 Temmuz'dâ- Hükûmet'in yaptığı


bir açıklamayla, seçimlerin bir an önce yapılacağı ve. otuz
küsur yıldır resmen 'tatilde' olan parlamentonun toplanaca-
ğı duyurulmuştu.3 Bu, 1877 yılından beri yapılacak ilk Mec-
lis-i Mebusan seçimi olacaktı.4 2 Ağustos günlü bir İrade ile
çıkan Intihab-ı Meb'usan Kanun-u Muvakkati ve yine aynı
günkü başka bir irade -lntihab-ı Mebusan Kanunnamesi'nin

3 "Convocation of Parliament," The Levant Herald and Eastern Express, 2 4


Temmuz 1 9 0 8 , s.l.
4 Tarhan Erdeni, Anayasalar ve Seçim Kanunları, 1876-1982, s.xvi.
Suver-i İCraiyesine Dair Talimat- seçimlerin nasıl yapılacağı
hakkında hem kamuoyuna bilgi veriyor hem de yetkili ma-
kamlara düşen görevleri sıralıyordu.5 Yeni seçim yasasına
göre normalde her elli bin erkek nüfus için bir mebus seçile-
cekti. Bu rakamın yarı yarıya altında veya üstünde olan se-
çim çevrelerinde de bir mebus seçilecekti - yani, erkek nü-
fusu yirmibeş binden yetmişbeş bine kadar olan seçim çev-
releri yalnızca birer mebus çıkarabilecekti. Erkek nüfusu
yüzyirmibeş bine kadar olan seçim çevreleri iki, yüzyctmiş-
beş bine kadar olanlar üç, ikiyüzyirmi bine kadar olanlar da
dört mebus çıkaracaktı. Daha kalabalık olan yerler bu oran
çerçevesinde daha fazla mebus seçecekti.6
Seçimler iki dereceli olacaktı. Seçmenlere gelince; seç-
men listeleri her Mayıs ay minin sonuna doğru hazırlanma-
ya başlanacak Ve listeler tamamlanarak Ekim ayı sonuna
kadar İstanbul'a ulaşmış bulunacaktı. Seçmen listelerini ha-
zırlamakla görevli imam, papaz, haham ve muhtarlar listeye
yalnızca yirmibeş yaşını geçmiş erkek vatandaşları kayde-
decekti. Listeye kısıtlılar, yabancı uyruğunda ya da özel dü-
zenleme gereğince geçici olarak yabancıların hizmetinde
olanlar, iflâs edip henüz ticari itibarını kazanmayanlar, bir
kimsenin hizmetkârlığında bulunanlar ve "doğrudan doğ-
ruya devlete az çok vergi vermeyenler" yazılmayacak ve bu
gibi kimseler seçmenlik hakkından yararlanamayacaklardı,7

5 Bu geçici yasarun ve yönergenin tam metinleri için bkz., "lntihab-ı Meb'usan


Kânun-u Muvakkati" ve "lntihab-ı Mebusan Kanunnamesi'nin Suver-i İcra-
iyesine dair Talimat," Tarhan Erdem, Anayasalar ve Seçim Kanunları, 1876-
1982, ss.138-152. '
6 Madde 2, "lntihab-ı Meb'usan Kanun-u Muvakkati," Tarhan Erdem, Anaya-
salar ve Seçim Kanunları, 1876-1982, s.138.
7 Madde 8 vc Madde 1 1 , "İnühab-ı Meb'usan Kanuiı-u Muvakkati," Tarhan
Erdem, Anayasalar ve Seçim Kanunları, 1876-1982, ss.139-140. Ayrıca bkz.,
"The Young Turkish Revolution,", G. R GooCfa and H. Temperley (Der.), Bri-
tish Documentş on the Orİgîns of the. War, 1898-1914, 5: The Near East, s.279
içinde.
Bu şartlar o zamanki liberal demokratik rejimlerdeki seç-
menlik şartlarına benzer hükümler taşımaktaydı - yani, li-
beraldi ama demokratik değildi: Seçimler, kadınlara olduğu
kadar, başkalarının hizmetinde çalışanlar ve devlete vergi
veremeyecek kadar yoksul olanlara da kapalıydı. Bu liste-
lerle belirlenen kimseler birinci derece seçmenler idi. Her
nahiyedeki esas defterlerde kayıtlı olan her beşyüz birinci
derece seçmen -müntehib- için bir ikinci derece seçmen
-müntehib-i sâni- seçilecekti. İkinci derece seçmenleri
seçmeye, birinci derece seçmenler yetkiliydi.8 İkinci derece
seçmen olmaya hak kazanmak için birinci derece seçmen
olma şartlarının üzerine, kötü şöhret sahibi olmamak ve
yabancı devlet uyrukluğunu öne sürmemek gerekmektey-
di.9 Bir nahiye dairesinde beşyüzden fazla ve yediyüzelli-
den az birinci derece seçmen olduğunda bir, yediyüzelli-
den binikiyüzelliye kadar iki ve binikiyüzelliden ikibiniki-
yüzelliye kadar dört kişi ikinci derece seçmen olacak ve
eğer bir nahiyede bu miktardan fazla birinci derece seçmen
olursa bu oran üzerinden daha fazla ikinci derece seçmen.
seçilecekti.10 „

Ittihadcıların Devrim'in gerçekleştiği 23 Temmuz'a kadar


yeraltında çalışmak zorunda kaldıkları düşünülürse, İttihad
ve Terakki Cemiyeti, yapılması İrade ile ilân edilen genel
seçimlerde kendi adaylarının seçilmesini güvence altına
alabilmek için yerel örgütler kurmada ve bu yönde hareke-

8 Madde 21, "lııtihab-ı Meb'usan Kanun-u Muvakkati," Tarhan Erdem, Anaya-


salar ve Seçim Kanunları; 1876-1982, s. 142.

9 Madde 22, "lntihab-ı Meb'usan Kanun-u Muvakkati," Tarhan Erdem, Anaya-


salar ve Seçim Kanunları, 1876-1982, s. 142.
10 Madde 23, "lııtihab-ı Meb'usan Kanun-u Muvakkati," Taıhaıı Erdem, Anaya-
salar ve Seçim Kanunları, 1876-1982, s.142. Ayrıca bkz., "The Young Turkish
Revolution," G. E Gooch ve H. Temperley (Der.), British Documents on the
Origins of the: Waı;1898-1914, 5: The Near East, s.280 içinde. •
tin amacını ve programını anlatan bildiriler göndermede,
örgütlenme yeteneğinin tartışılmaz olduğunu çok kısa süre-
de kanıtladı.11
Ağustos ayı ortalarına doğru, Ittihad. ve Terakki Cemiyeti
Anadolu ve Makedonya'nın hemen hemen bütün büyük şe-
hirlerinde şube kurmuş durumdaydı ve örgütünü diğer böl-
gelerdeki vilâyetlere yaymak için hızla çalışıyordu. Cemiye-
tin merkezi Selanik'teydi ve en azından parlamento kurula-
na kadar orada kalacaktı. İstanbul Şubesi temsilcilerine gö-
re Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin üç yıl önce ciddi bir şe-
kilde başlayan örgütlenmesindeki ilk basamak her biri be-
şer kişiden oluşan ve bu beş kişiden birinin diğer hücrelerle
bağlantıyı sağladığı hücreler kurmak olmuştu. 12 Bilindiği
kadarıyla tek bir başkan yoktu ve her toplantıda işlerin yü-
rütülmesini kolaylaştırmak amacıyla toplantı başkanı seçili-
yordu. Devrimden sonra örgütlenmede bir takım değişik-
likler yapılmıştı. Hücreler yine beş kişiden oluşuyorsa da,
artık her hücre yerel Cemiyet şubesine bir delege gönderi-
yor, yerel şubeler de Selânik'te biı delegeler tarafından tem-
sil ediliyorlardı.13
Ittihadcılar, Anadolu ve Makedonya'nın birçok yöresinde
seçim kampanyaları yürüttüler. Bu kampanyalar, halka, Ka-
nun-u Esasi ile gelen özgürlük ortamının faydalarının ve
anayasa tarafından güvence altına alınan kişi haklarının an-
latıldığı eğitim çalışmaları gibi gösteriliyordu. Ittihadcılar,
örneğin, Rum azınlığın hoşnutsuzluğuna rağmen, yeni ka-

11 "The Young Turkish Revolution," G. E Gooeh ve H. Temperley (Der.), BritisJı ,


Documents on the Origins of the Wa.r, 1898-1914, 5: The Near East, ss.256-257
içinde.
12 Galip Vardar, Ittihad ve Terakki İçinde Dönenler.; ss.48-51; ve "The New Era in
Turkey: Young Turk Organization," The Times, 2 4 Ağustos 1908, s.3.
13 "The New Era in Turkey: Young Turk Organization," The Times, 2 4 Ağustos,
1908, s.3. . ' • . ' • .
zandıkları haklardan ve eğitim olanaklarından son. derece
memnun bir kitlenin bulunduğu Arnavutlumun güney böl-
gelerinde oldukça başarılıydılar. Arnavutluk'un kuzey böl-
gelerinde ise zorluklarla karşılaşıyorlardı.14
Cemiyet'in mebus adaylarını seçme ve destekleme konu-
sundaki genel siyasetine göre, Selânik'teki parti merkezi,
ahlâk! ve siyasî bakımdan Cemiyet'in güvenebileceği tüm
olası adayları, Ittihadcı adayların olmadığı bölgelerde de
Cemiyet tarafından belirlenen önşartlara uyanların adaylık-
larını destekleyecekti. İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Bul-
gar, Rum ve Ermeni siyasal örgütlerine karşı tavrı da yine
bu örgütlerin programına bağlı olacaktı. Bu örgütlerin
programları Cemiyet'inkiyle ters düşmediği takdirde, îtti-
hadçılar onların da adaylarını başka muhalif adaylara karşı
destekleyecekti. Ayrıca, İttihad ve Terakki Cemiyeti, seçim-
lerin güvenlikli ve düzenli bir ortam içinde geçmesini sağ-
lamak için, Hükûmet'e yardım sözü verirken, seçilecek me-
busların yetenekli ve namuslu olmaları konusunda ısrarlı
olacağını söylemekteydi.15
Ittihadcı adayların çoğu Müslüman Türklerden oluşuyor-
sa da, ittihad ve Terakki Cemiyeti, aday seçimlerinin önce-
likle yetenek ve karakteri dikkate alarak yapılması konu-
sunda hiçbir ödün vermiyordu. Buna kanıt da Cemiyet'in
Musevilerin yoğun olarak bulunduğu Selânik ve İzmir gibi
seçim çevrelerinde kendi adayları arasında Musevilerin bu-
lunmaSıydı. Ittihadcı adayların her seçim çevresinde seçime
katılmaları konusunda tam bir karara varılmamışsa da,, ör-
gütün güç aldığı İstanbul ile Rumeli'ndeki vilâyetlerden çı-
kacak mebusların çoğunun Ittihadcı olacağına inanılıyor-
du. Anadolu'da, Kastamonu, Bursa ve İzmir gibi kimi şehir-

14 "The Young Turks: A Campaign of Educatkm," The Times, 4 Eylül 1908, s.5.

15 "Electoral Programme of the Commsttee," THe Times, 8 Eylül 1 9 0 8 , s.3.


lerde, Ittihad ve Terakki Cemiyeti adaylarının rahatça Mec-
lis-i Mebüsan'a girebileceği düşünülse' de, Cemiyet'in Ana-
dolu'nun iç bölgelerinde çok başarılı olamayacağı sanıl-
maktaydı. Ama yine de, halkı, Ittihadcı programın niteliği
ve yeni rejimle herkese tanmari vatandaşlık haklan konu-
sunda eğitmek ve Cemiyet adaylarının genel seçimde başa-
rılı olabilmelerini sağlamak amacıyla her seçim .çevresine
' temsilciler gönderilmişti.16
Eylül ayı sonuna gelindiğinde Anadolu'daki Ittihadcı se-
çim kampanyası doruk noktasına ulaşmıştı. Konya'nın tu-
tucu halkı Ittihad ve Terakki Cemiyeti temsilcilerini mem-
nuniyetle karşıladıysa da, Cemiyet .temsilcilerinin Erzurum
ve Trabzon vilâyetlerindeki karşılanışları daha heyecansız
olmuştu.17

iadcılar taşrada sürdürdükleri seçim kampanyasıyla


; gülken, özellikle Prens Sabahaddin'in etrafında toplan-
mış olan muhalefet de başkent ve diğer vilâyetlerde propa-
ganda etkinliklerini sürdürüyordu. Prens Sabahaddin, Sela-
nik ve Manastır'a gidip sözde Üçüncü Ordu'ya bağlı subay-
lara teşekkür etmek için, 12 Ekim'de İstanbul'dan ayrıldı.18
Oysa gerçek amacı, Fırka-i Ahrar adına seçime katılan ken-
di adayları ile Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin adayları ara-
sında fikir ayrılığı olmadığı konusunda kamuoyunu inan-
dırmak ve böylece kendi adaylarına destek sağlamaktı. 19
Prens, ayrıca, Selânik'de 18 Ekim'de başlayacak olan Ittihad

16 "Die Wahlbewegung in der Tüıkei," Berlincr Tageblatt und Handeh-Zeitııng, S


Eylül 1908, Akşam Baskısı, s.2; ve "Electoıal Programnıe ol the Comıııittec,"
71le Times, 8 Eylül 1908, s.3.

17 "Asiatic Turkey: Improved Outlook," The Times, 2 8 Eylül 1.908, s.5.


18 Cemal Kutay. Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9425.
19 Ahmed Bedevi Kuran. İnkılâp Tarihimiz ve Jön Türlîleı; s.266.
ve Terakki Cemiyeti kongresine de katılmayı umut ediyor-
du. Kongre'ye katılması kendisine ek bir meşruiyet sağla-
mış olacaktı. Îttihadçılar Prens Sabahaddin'in Kongre'ye ka-
tılmasını kabul etmeyerek kamuoyunda bir kez daha
Prens'in Cemiyetle ilgisi olmadığını vurgulamış oldular.20
Prens Sabahaddiı^Ekim ayının sonunâ doğru, taraftarları-
nın gelişini, coşkulu bir şekilde kutladıkları Arnavutluk'u
da gezdi.21 Manastır'daki ordu mensuplarına anayasal reji-
min güçlenmesi için geniş çaplı askerî eğitimin ivedilikle
şart olduğu üzerine uzunca bir konuşma yaptı.22 İstanbul'a
dönerken yol üzerinde Selânik'de durdu. Burada şehrin
Rum Metropoliti ve Rum cemaatinin üyeleri ile tanıştı ve
kendilerine partisinin programı hakkında bilgi vererek gö-
rüş alışverişinde bulundu. 23 Selanik'ten ayrılmadan önce,
İttihad ve Terakki Cemiyeti karşıtı olan ve Prens Sabahad-
din'in partisine destek toplamak için Selânik'te bulunan Ali
Haydar Midhat Bey'le de takip edilecek seçim stratejisi üze-
rine bir görüşme yaptı. 24 Ali Haydar Midhat Bey'in planı
Manastır'a kadar gitmek idiyse de, Prens Sabahaddin, İtti-"
hadcılarm, kendisinin Makedonya vilâyetlerinde gezmesin-
den hoşnut olmadıklarını ve Fırka-i Ahrar'ın seçim kam-
panyasını bir karşı-kampanya ile etkisiz duruma getirdikle-
rini söyledi. Cesareti kırılmış olan Ali Haydar Midhat Bey,
Manastır ve diğer şehirlere gitmekten vazgeçip İstanbul'a

20 "Le prince Sabaheddine," The Levant Herald and Eastern Ex[ıress, 2 0 Ekim
1908, s.2.
21 "Empire O u o ı n a n , " Rcvut du monde Musulman, 6 (Eyliıl-Arahk 1 9 0 8 ) ,
s.520. ' . ,; .
22 "Prince Sabaheddine," The Levaııt Herald and Eastern Express. 2 4 Ekini
1908,5.1.
23 "Le programme du prince Sabaheddine," The Levant Herald and Easteın Exp-
ress, 24 Ekim 1908, s.2.
24 "Echos de la ville," The Levant Herald and Eastern Express, 27 Ekim 1908,
s.2; ve Ali Haydar Midhat, Hatıralarım, 1872-1946, s.201. \

279
dönmeye karar verdiyse de, gitmeden önce, Ittihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin Selanik'teki liderleriyle görüştü. Ali
Haydar Midhat Bey Cemiyet'te soğuk karşılandı ve kendisi-
ne muhalif gruplardan uzak durması tavsiye edildi.25

Başka bir önemli muhalefet lideri de Mizancı Murad Bey'di.


Murad Bey, mutlakiyetçi rejime olan yakınlığı ve eski reji-
min işbirlikçisi olması nedeniyle, Devrim'in hemen sonra-
sında Şüra-yı Devlet'teki görevinden azledilmiş tanınmış bir
aydındı. Devrim'le birlikte basın üzerindeki tüm yasakların
25 Temmuz'da kaldırılmasından birkaç gün sonra - 3 0 Tem-
muz'da- Mizan gazetesini yayınlamaya başlamış ve îttihad-
cıların liderlik kadrosuna yönelik açık bir mektupta kendi-
sini hâlâ Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin bir üyesi saydığını
yazmıştı. Ittihad ve Terakki Çemiyeti'ne vermiş olduğu isti-
fasını geri çektiğini söylerek, kendisini Ittihad ve Terakki
Cemiyeti istanbul Şubesi Reisi olarak ilân etmiş ve Ittihad-
cılar liderliğini kabul etmediği takdirde muhalefete katıla-
cağını bildirmişti.26 Ittihad ve Terakki Cemiyeti ise 1 Ağüs-
tos'ta Tanin'de yayınladığı basın bildirisinde sert bir dille
Murad Bey'in, istanbul Şubesi Reisi olmak bir yana, Cemi-
yet'in üyesi bile olmadığını ve Cemiyet adına demeç vere-
meyeceğini açıkladı.27
Murad Bey ise gözünde durarak Ittihadcılar aleyhine ça-
lışmalar yapmaya başladı, Monarşistlef adına sürekli propa-
ganda yapması, bu amaçla bağnaz dincilere yaranmaya ça-

25 Ali Haydar Midhat, Hatıralarım, 1872-1946, s.201.


26 "Açık Muhabere," Mizan, 17 Temmuz 1 3 2 4 / 3 0 Temmuz 1908, s.3'den ıiakle-
' den, Birol Emil, Mizana Murad Bey: Hayatı ve Eserleri, ss.205-206. Ayrıca
bkz., Cemal Kutay,'Türkiye istiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16,
5.9410.

27 Tanin, 19 Temmuz 1 3 2 4 / 1 Ağustos 1908, s.3'den nakleden, Birol Emil," Mi-


zana Murad Bey: Hayatı ve Eserleri, s;206. Ayrıca bkz., Cemal Kutay, Türkiye
İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9410-9411.
lışması ve Ittihadcıları açıktan ve son derece çirkin ifadeler-
le kamuoyunda kötülemesi sonucu İttihad ve Terakki Ce-
miyeti Ağustos ayı sonlarında, partinin Selanik'teki yayın
organı İttihad ve Terakki aracılığıyla Murad Bey'e karşı açık-
tan cephe âldı ve kendisini kamuoyu önünde suçladı.28 Fa-
kat, Murad Bey, önayak olduğu gerici propaganda ve karşı-
devrimci kışkırtma ile, İstanbul'da, yeni kurulmuş olan
anayasal düzene karşı dinci bir ayaklanma çıkartmayı ba-
şardı.
23 Ağustos'ta, İstanbul Saraçhanebaşı'nda çok büyük bir
yangın çıktı. Yetkililer yangmzedelerin zararlarının karşı-
lanması için büyük çaba gösterdiler. İstanbul'un Dev-
rim'den sonra, 28 Temmuz'dâ, atanan yeni Şehremini Ziver
Bey'in başkanlığında bir yardım komitesi kurularak herke-
sin cömertçe katıldığı bir bağış kampanyası açıldı. Yalnızca
yedi kişi ölmesine rağmen hasar çok fazlaydı. Yangında yı-
kılmış evlerin sayısı iki ile üç bin arasındaydı. Ayrıca, sayı-
sız dükkân ve han ile cami, medrese ve çarşı da yanmıştı.29
Halk arasında gittikçe güçlenen kanıya göre yangın karşı-
devrimci kışkırtıcıların işiydi. Eski rejimde hafiyelik yaptık-
ları bilinen ve daha önce çıkan küçük çaplı bir-iki yangının
sorumlusu olan iki-üç kişinin tutuklanmış olması ve eski
rejim yanlısı kışkırtıcı ajanlar tarafından halkın görece cahil
tabakaları arasında yayılan -yangının Kanun-u Esasi'nin
kabulü üzerine Allah tarafından verilmiş bir ceza olduğu
şeklindeki- söylenti, kundaklama olayının siyasal bir boyu-

28 "Murad Bey'e İhtar," îtti had ve Terakki, (Tercüman-i Hakikat, 1 2 Ağustos


1 3 2 4 / 2 5 Ağustos 1 9 0 8 , s.2'den nakleden, Birol Emil, Mizancı Murad Bey: Ha-
yatı ve Eserleri, s.207).
29 "turkey," The Times, 2 6 Ağustos 1 9 0 8 , s.5; ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklal
ve Hürriyet.Mücadeleleri Tarihi, 16, S . 9 4 İ 6 (Kutay bu yangında harap olan
toplam bina sayısını altı bin olarak vermektedir). Ayrıca bkz., "Yangınlar,''
Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, 7, s . 4 3 0 (Bu kaynakta ise yanan top-
lam bina sayısı binbeşyüz olarak verilmektedir).
tu olduğuna işaret ediyorsa da, kolaylıkla kanıtlanamıyor-
du. 30 5 Eylül'de, Saraçhanebaşı'ndaki Çırçır Yangmı'na iliş-
kin kundakçılık yaptıkları şüphesiyle on kişinin tutuklan-
dığı resmen açıklandı ve aralarından beşinin suçlu oldukla-
rına dair yeterli kanıtın olduğu bildirildi.31
İstanbul'daki karşı-devrimci hareketler yangınla kalmadı.
Halıcılar Camii Müezzini Kör Ali'nin Ramazan ayında, 6
Ekim günü Fatih Camii'nde verdiği vaazda cemaati Kanun-
u Esasi ye parlamenter rejimi reddetmeye yöneltmesi üzeri-
ne ciddi boyutta gerici bir ayaklanma oldu. Özgürlük ve
eşitlik karşıtı konuşmalar yapan ve böyle kavramların öne-
mini küçümseyen Kör Ali başkentin caddelerinde silahlı bir
yürüyüş de örgütledi. Galata Köprüsü'nden geçip Beşiktaş
ve. Yıldız Sarayı'na doğru yürüyüşe geçen kalabalık, anaya-
sal rejimin yıkılmasını istedi ve Sultan'a olan bağlılıklarını
bildirdi. Kalabalık daha sonra Sadrazam. Kâmil Paişa ve
Şeyh-ül İslâm Cemaleddin Efendi aleyhinde de sloganlar
atarak Saray'dan çekildi.32 Aynı gün erken saatlerde, Sultan
Abdülhamid bir komplo yapılması olasılığından bahsetmiş-
ti ve bu durum, siyasal gözlemcilerin, Abdülhamid ve. mo-
narşistlerin de olaya destek vermiş olmalarından şüphelen-
melerine yol açmıştı. Ittihad ve Terakki Cemiyeti yanlısı ba-
sın, Sultan Abdülhamid'in göstermelik 'endişesi' ile polis ve
askerin olaylar karşısındaki kayıtsız tutumunun pek birbi-
rini tutmadığım söylüyordu.33

30 "The Fire in Cönstantinople," The Times, 2 8 Ağustos 1 9 0 8 , s.5.

31 "Turkey," Tfıe Times, 7 Eylül 1908, s.5.


32 İkdam, 2 4 Eylül 1 3 2 4 / 7 Ekim 1 9 0 8 , and 25 Eylül 1 3 2 4 / 8 Ekim 1908'den
nakleden, "Enıpire Ottoman," Revue du mimde Musul man, 6 (Eylül-Aıalık
. 1 9 0 8 ) , ss.518-519.
33 Sultan Abdülhamid'in yayınladığı bildiriyi Tanin, 3 0 Eylül 1.324/13 Ekim
1908 tarihli sayısında basmıştı (Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatırala-
rı, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 4 (25 Nisan-1.9 Ekim 1935), s.70). Ayı'ıca
bkz:, Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s.42.
Olayı büyük: bir dikkatle izleyen basın, polis teşkilatının
yeniden örgütlenmesinin gerekliliği üzerinde duruyor, hem
ayaklanmanın önderlerinin ve hem de kayıtsızlıklarıyla
ayaklananlara cesaret vermiş olan askerlerin bir an önce ce-
zalandırılmalarını istiyordu. Saray'daki askeri birliklere gü-
venemeyeceğini anlayan Hükümet, Makedonya'daki askerî
okullarda eğitim görmüş yirmi subayla üç tabur güvenilir
piyade askerini asayişi sağlamaları için başkente getirmeye
karar verdi. Çoğunluk ya Saray'daki beşbin kişilik ordunun
sayısının azaltılması ya da bu ordunun kimi taburlarının
Makedonya'dan gelen taburlarla değiştirilmesi gerektiği fik-
rini paylaşıyordu. Saray ordusunun disiplini eski rejim al-
tında iyice gevşemiş ve bu askerlerin Yıldız Sarayı etrafında
asayişi sağlamak üzere kullanılmaları durumu iyiden iyiye
kötüleştirmişti. Yapılan müdahale ile, Beşiktaş ve çevresin-
deki polisler ayaklanma sonrasında sokaklarda kontrolü
sağlamış görünüyorlardı.34
Kör Ali onbeş kişi ile birlikte 7 Ekim tarihinde tutuklan-
dı, 35 Üç gün sonra - 1 0 Ekim sabahı- Mizan'm sahibi ve
başyazarı Murad Bey ile birlikte Mizcm'm yayın kurulun-
dan Uryanizade Cemil Molla ve Nazif Sururi Beyler karşı-
devrime! propaganda yapmak ve halkı ayaklanmaya sev-
ketmek suçuyla tutuklandılar. 36 Daha önce, 22 Eylül'de,

34 "Thç. Constantinople Riot: Macedonian Troops for the Capital," The, Times, 17
Ekim 1908, s ti
35 "The Constantinople Riot: Macedonian Troops for the Capital," The Times, 17
Ekim 1908, s.8; ve Cemal Kutay, Üç Paşalar Kavgası, s.42.
3 6 "Aırest of Mourad Bey" The Levant Herald and Eastern Expness, 10 Ekim 1908,
s . l ; ikdam, 2 7 Eylül 1 3 2 4 / 1 0 Ekim 1908'den nakleden, "Empire Ottoman,"
Revııe du monde Musulman, 6 (Eylül-Aralık 1 9 0 8 ) , s.519; "Murad Bey'in Tevki-
fi," Tanin, 27 Eylül 1 3 2 4 / 1 0 Ekim 1908'den nakleden, Birol Emil, Mizancı Mu-
rad Bey: Hayatı ve Eserleri, s.209; ve CemalKutay, Türkiye İstiklal ve Hürriyet
Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9425. Ayrıca bkz., "La Turquie Constitutionnelle," Le
' Figana, 11 Eldm 1908, s.l'den nakleden, Birol Emil, Mizana Murad Bey: Haya-
tı ve Eserleri, s.210n; ve Le Temps, 11 Ekim 1908, s . l .
Sadr-ı Âzam Kâmil Paşa, Murad Bey ve diğer iki gazeteciy-
le, görüşmüş ve kendilerini gazetede kışkırtıcı yayma de-
vam etmemeleri koriusunda uyarmıştı. 37 Tutucu eğilimli
İkdam gazetesi bile Murad Bey'in faaliyetlerinden rahatsız
oluyor ve gazetenin başyazarı, halkı, birliğin en gerekli ol-
duğu anda, Murad Bey'in halk arasına ayrılık tohumları
ekme amaçlı haince kaleme alınmış yazılarım dikkate al-
mama yönünde uyarıyordu.38 Murad Bey ise 10 Ekim ta-
.rihli Mizan'da hâlâ, halkı ayaklanması için kışkırtmaya ça-
lışmıştı.39 Mizan'm yayını yasaklanarak Hükümet tarafın-
dan kapatıldı. Murad Bey 17 Ekim'de Tiflis'e sürülürken.
Uryanizade Cemil Molla Işkodra'ya, Nazif Sururi Bey de
Antalya'da İbradı -bugünkü Aydmkent- bucak merkezine
gönderildi.40
Kör Ali ve işbirlikçilerinin yargılanması sırasında sanıklar
tersini iddia ettiyse de, savunma avukatı sanıkların aklî
dengelerinin yerinde olmadığı için cezaî ehliyetli sayılama-
yacaklarım öne sürdü. Tıbbî muayeneden sonra sanıkların
aklî dengelerinin yerinde olduğuna karar verilerek avukatın

3 7 "News Items," The Levant Herald and Eastern Express, 2 3 Eyİûi 1908, s . l ; ve
Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9423.
3 8 İkdam, 28 Eylül 1 3 2 4 / 1 1 Ekim 1908'den nakleden, Bitol Emil, Mizana Murad
Bey: Hayatı ve Eserleri, s.207. \
3 9 "MouradBey," The Levant Herald and Eastern Express, 14 Ekim 1 9 0 8 , s : i ; Ter-
cüman-ı Hakikat, 28 Eylül 1 3 2 4 / 1 1 Ekim 1908'den nakleden, Birol Emil, Mi-
zancı Murad Bey: Hayatı ve Eserleri, ss.207-208.

4 0 "Mourad Bey," The Levant Herald and Eastern Express, 19 Ekim İ 9 0 8 , s . l ; Ta-
nin, 17 Teşrin-i Evvel 1 3 2 4 / 3 0 Ekim 1908'den nakleden, Birol Emil, Mizancı
Murad Bey: Hayatı ve Eserleri, s.211n; ve Cemal Kutay, Törteye istiklal ve Hür-
riyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9425. Şeyh-ül-lslam Uryanizade Ahmed Esad
. Eİendi'mn torunu olan Uryanizade Cemal Molla 1909'daki 3 1 Mart Olayı son-
rasında, yine karşı-devrimci olaylara karıştığı gerekçesiyle bu sefer Midilli'ye
sürüldü. 1918'de Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin iktidardan düşmesiyle birlik-
te kurulan işbirlikçi monarşist hükümetlerde bir süre Adliye Nazırı olarak ça-
lıştı ve Şura-yı Devlet üyeliğine getirildi ("Uryanizade Cemil Molla," Büyük
Lamusse Sözlük ve Ansiklopedisi, 19, s.l 1965).
savunması reddedildi. Devam eden mahkeme sırasında, ta-
nıklar, sanıkların anayasal rejimi yıkmaya kararlı olduğunu
ve Yıldız Sarayı'na yürüyen kalabalığa önderlik etmeden
önce Müslümanları Rumlara karşı kışkırttıklarını söyledi-,
ler.41 Muhakemesinde Kör Ali açıkça kendisinin yeni reji-
me düşman olduğunu belirtti. 26 Ekim'de Kör Ali ve suç
ortaklarından İsmail Hakkı kurulu düzeni anayasa dışı me-
todlarla değiştirmeye çalışmakla suçlandı ve mahkeme he-
yetindeki beş hakimin oy birliğiyle verdiği kararla her ikisi
de idama mahkûm edildi. Davayı izleyenler verilen kararı
"Yaşasın Meşrutiyet!" sloganlarıyla desteklediler.42
Kamuoyunun karşı-devrimci hareketlere gösterdiği tep-
kiye rağmen, ne Murad Bey'in sürgün hayatı ne de 'Mizan'm
kapalı kalması uzun sürecekti: Bir ay sonra, Murad Bey'in
İstanbul'a dönüp faaliyetlerine devam etmesine izin verildi.
İstanbul'da, Murad Bey'in eski rejimi geri getirmeye yönelik
bir komplo hazırlığı içinde olduğuna ve kendisinin de bu
konuda Sultan'ın Başkâtibi'ne bilgi verdiğine dair söylenti-
ler dolaşıyordu.43 İstanbul'a dönüşünden sonra bastırdığı
bir risalede Murad Bey, yine İttihad ve Terakki Cemiyeti'ni,
mutlakiyetçi eski rejimi yıkmakta ve siyasal hayatta oyna-
makta olduğu aşırı rolden dolayı, çok ağır bir dille .suçlu-

41 "Les reactioımaires," The Levant Herald and Eastern Express, 15 Ekim 1908,
s.2; "Linciderit de BechiUtach," The Levant Herald and Eastern Express, 17
Ekim 1 9 0 8 , s.2; "The Beshiktash Incident," The Levant Herald and Eastern
Express, 19 Ekim 1908, s . l ; "The Beshiktash Incident," The Levant Heıald and
Eastern Express, 2 0 Ekim 1 9 0 8 , s, 1.

42 "The Turkish Coııstitution: Death Sentences at Constantinople," The Trmes,


2 8 Ekim 1908, s.9; ve "Reactionaries Sentenced to Death," The Levant Herald
and Eastern Express, 27 Ekim 1908, s.l. Ayrıca bkz., Cemal Kutay, Ü('Paşalar
Kavgası, s.42 (Kutay yanlışlıkla Kör Ali'nin 2 9 Ekiıiı'de yargılandığım yaz-
' maktadır). <
4 3 Mehmed Murad, Hürriyet Vadisinde Bir Pençe-i istibdat (İstanbul; Mahıııud
Bey Matbaası, 1908), s.62'deıı nakleden, Birol Emil, Mizana Murad Bey: Haya-
tı ve Eserleri, s.21 in.
yordu. 44 Kamuoyunca asılması istenen Murad Bey, siyaset
yapmaya kararlıydı. Genel seçimlere İstanbul'dan Fırka-i
Ahrar adayı olarak katıldıysa da, tıpkı partinin diğer aday-
ları Kâmil Paşa ve Prens Sabahaddin gibi o da ikinci seç-
menlerden çok az oy toplayabildi.45

Bir başka karşı-devrimci örgüt de Muhammed Avnullah el


Kâzımı tarafından Ağustos ayında kurulmuş olan Fedakâ-
ran-ı Millet Cemiyeti idi,46 Muhammed Avnullah el Kâzı-
mî'nin gerçek adı Mehmed Selim idi. 1889'da İstanbul'dan
yurtdışına kaçmış ve İstanbul'a yeni kimliğiyle dönmüştü.
1901'de tutuklanan el Kâzımı önce Sivas'a sürülmüş, sonra
da Devrim'e kadar Sinob Kalesi'ne hapsedilmişti.47 Fedakâ-
ran-ı Millet Cemiyeti'nin üyeleri arasında düşük rütbeli
Bahriye zabitleri olan Cemal ve Sami Beyler, örgütün yayın
organı Hukuk-u Umumiye gazetesinin sorumlu yayın müdü-
rü Doktor Ali Saib Bey, sonradan Hukuk-u Umumiye ve Ser-
besti gazetelerinin başyazarı olacak Mevlanzâde Rıfat Bey,
Serbesti gazetesi yazarlarından Hasan Fehmi Bey, Hukuk-u
l/mumiye'de gazeteci olarak çalışan îbn-al-Mahmud Asım
ve Mazlûm Beyler, Asitâneli Kevork, Milkön Gürciyan ve
Arşak Dardaganyan adlı üç Ermeni ve kiralık katil olarak
bilinen oniki kişi vardı.48 Örgütün iddialarına göre. Eylül
ayının ilk haftasında üye sayısı dört bine ulaşmıştı; liderle-

4 4 Mehmed Murad, Hürriyet Vadisinde Bir Pençe-i istibdat (İstanbul: Mahmud


Bey Matbaası, 1 9 0 8 ) , s.27, and ss.73-80'den nakleden, Birol Emil. Mizancı
Murad Bey: Hayatı ve Eserleri, ss.211-212.
4 5 Biıol Emil, Mizancı Murad Bey: Hayatı ve Eserleri, s.212.
4 6 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler. 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi,
s. 1 3 1 , Fedakâran-ı Millet Cemiyeti ile ilgili olarak ayrıca bkz., Sina Aksin,
"Fedakâran-ı Millet Cemiyeti," ss.125-136.
4 7 İbrahim Alaettin Gövsa, Türk Meşhurları Ansiklopedisi, s.212.

4 8 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasa! Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi,


s. 134.
rinin öne sürdüğüne inanılacak olursa, "üye sayısı yakında
onsekiz bini bulacaktı." 49 Örgütün, görünüşteki amacı
mutlakiyetçi rejimin hışmına uğramış siyasi mağdurlara
yardım etmekti; ama, Sultan Abdülhamid'den önemli bir
miktar olan bin lirayı istemesi ve alması örgütün gerçek
amaçları hakkında kamuoyunda kuşku uyandırıyordu, llu-
kuk-u Umumiye'de Eylül ayı sonlarında yapılan yalanlama-
ların örgütü temize çıkarmada fazla bir başarısı olmadı.50
Örgüt; yayın organı Hukuk-u Umumiye adlı gazetesi için
yayın iznini Dahiliye Nezareti İdare-i Matbuat Şubesi'nden
28 Ağustos'ta almış ve gazeteyi 7 Eylül'de çıkarmaya başla-
mıştı.51 Gazete yayına başlar başlamaz, sütunlarını yeni re-
jimin memurlarını asılsız iddialarla karalamak için kullan-
dı. Şantaj tertipleri Fedakarân-ı Millet Cemiyeti adını kulla-
nan kişilerce de sürdürüldü. İftira etmekten dolayı, gazete
aleyhine dava açıldığında ise, Hukuk-u Umumiye bu sefer
Kanun-u Esasi'nin kendilerine basın özgürlüğü güvencesi
vermiş olduğunu öne sürdü. 52 Cemiyet ise, yıldırımları
üzerine çekince, bu gibi eylemlerle ilgisi olmadığını savun-
du.53 Açılan davalara rağmen, gazete, memurlar hakkındaki

4 9 "Die Neue Türkei," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 11 Eylül 1908, Sa-
bah Baskısı, s,3. ,
50 Tarık Zafer Tuııaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiye! Dönemi,
s.132; ve Abdüİkadir Kaclri, "Hükûmet.-i Meşrutaya Hitab," Hukuk-u Umumi-
ye, 13 Eylül 1 3 2 4 / 2 6 Eylül 1908'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de
Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, s.132.

51 "Die Neue Türkei," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 11 Eylül 1.908, Sa-
bah Baskısı, s.3. Ayrıca bkz., Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücade-
leleri Tarihi, 16", s.9423; ve Tarık Zafer Tuııaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1:
İkinci Meşrutiyet Dönemi, s.l.33n. Kutay ve Tunaya yanlışlıkla gazetenin 16 Ey-
lül'de yayın hayatına başladığını yazmaktadırlar.

52 Hukuk-u Umumiye, 15 Eylül 1 3 2 4 / 2 8 Eylül 1908'den nakleden, Tarık Zafer


Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.234.

53 Hukuk-u Umumiye, 29 Eylül 1 3 2 4 / 2 Ekim 1908'den nakleden, Tarık Zafer Tu-


ııaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, s. 133.
iddialarını sürdürmekteydi. 16 Ekim tarihli Hukuk-u Umu-
miye, "bilumum memurların cemaziyülevvellerini" bildiği-
ni ve en ufak kanunsuzluklarım kamuoyuna açıklayacağını
ilân ediyordu.54
Örgüt, genel seçimlerde îttihadcılara karşı koalisyon kur-
mak için çok çalıştı. Örgüt üyeleri, aralarında Proodos'un da
bulunduğu İstanbul'da Rumca yayımlanan gazete idareha-
nelerini ziyaret ederek, muhalif adaylar için Rumlardan
destek almaya çalıştılar. Hukuk-u Umumiye, "Rumların dahi
Ittihad ve Terakki Cemiyeti ile Hükûmet-i Osmaniye aley-
hine ilân-ı harb edercesine teşebbüsatta" bulunmasını iste-
mekteydi. 55 Meclis-i Mebusan açıldığında da, örgüt tüm
eleştirilerini Ittihad ve Terakki Cemiyeti üzerinde yoğunlaş-
tırarak, Mecliste Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nden başka si-
yasal parti olmadığım ve Hükûmet'in tek-parti diktatörlü-
ğüne dayalı olduğunu iddia etti. Hukuk-u Umumiye, "Os-
manlı Parlamentosu yalnız bir fırkanın mürevvic-i âmâli
olarak kaldıktan sonra, bunun eski Şura-yı Devlet'ten ne
farkı kalır?" diye soruyordu. 56 Gazete, Ittihad ve Terakki
Cemiyeti'ne sürekli iftira atarak saldırıyor ve iktidar için
"gayr-ı meşru Şeref Sokağı Hükümeti" diyerek, partinin ya-
sadışı olduğunu iddia ediyordu.57
Propagandasında başarısız kalan ve halk desteği sağlaya-
mayan örgüt, faaliyetlerine yeraltında devam etmeye başla-

54 u Vaid-i Mahsus," Hukuk-u Umumiye, 3Teşrin-ı Evvel 1 3 2 4 / 1 6 Ekim 1908'den


nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet
Dönemi, s.133.
55 Hukuk-u Umumiye, 15 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 2 8 Kasım 1908'den nakleden, Tarık
Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.236n.

56 "Meclis-i Mebusan'da Fırkalar," Hukuk-u Umumiye, 2 9 K â n u n - u Evvel


1 3 2 4 / 1 1 Ocak 1909'dan nakleden, Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Paı-
îileı; 1: ffeınci Meşrutiyet Dönemi, s . l 3 3 n .

57 "Şeref Sokağı Hükümeti " Hukuk-u Umumiye, 9 Kânun-u Sani 1 3 2 4 / 2 2 Ocak


1909'dan nakleden, Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952,
• s.235.
dı. Sonunda istanbul İstinaf Müdde-i Umumiliği, 12 Ocak
1909'da, örgütü, iktidara karşı komplo düzenleme iddiasıy-
la kapattı. 58 Tutuklanan örgüt üyeleri silah kaçakçılığına
bulaşma, siyaSî liderlere suikast düzenleme amacıyla kiralık
katil tutma, elçileri tehdit etme ve eski Adana Valisi Bahri
Paşa'dan beşbin lira almak amacıyla şantaj yapma gibi ey-
lemlerle suçlanıyorlardı. Fakat suçlamaların en önemlisi,
Hükûmet'e örgütün isteklerini kabul ettirmek amacıyla,
Bâb-ı Âli'ye yapılması planlanan baskın iddiasıydı. Bu iddi-
aya göre, eğer istekleri kabul edilmezse, örgüt İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin Şeref Sokağı'ndalci parti genel merkezini
basacaktı.59 Dava 24 Mart I909'da başladı ve uzun süren
duruşma sonucu sanıklar 'delil yetersizliğinden' serbest bı-
rakıldılar.60

Seçim kampanyası, Ekim ayında, tüm Türkiye'de son hızı-


na ulaşmış ve İttihad ve Terakki Cemiyeti Kanun-u Esa-
si'nin ve partinin amaçlarını yaymak için her yere temsilci-
ler göndermişti.61 Yalnız, seçimlerin tamamlanması kısa sü-
rede biteceğe benzemiyordu. Makedonya'da yaklaşan se-
çimler için gerekli düzenlemeler yavaş ilerliyordu ve Mec-
lis-i Mebusan'm, tüm üyeler seçilmeden açılacağından kor-
kuluyordu.62 Sorun yalnızca Makedonya ile sınırlı değildi.
Ekim ayı ortasına kadar, tüm ülke çapında henüz yalnızca

58 Yevmi Servet-i Fünun, 31 Kânun-u Evvel 1 3 2 4 / 1 3 Ocak 1909'dan nakleden,


Tarık Zafer Tuııaya^ Türkiye'de Siyasal Partiler, 1; İkinci Meşrutiyet Dönemi,
s.135. Tuııaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, s. 133'.

59 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, ss.236-237.


6 0 Tanin, 12 Mart 1 3 2 5 / 2 5 Mart 1909'dan nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türki-
ye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.237n.
61 Sir Gerard Lowther'dan Sir Edward Grey'e, Tarabya, 9 Ekim 1 9 0 8 , "Corre-
spondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey, 1908," Parlia-
mentary Papers, 1909, 105, s.93 içinde.
62 "lürkey," The Times, 15 Eylül 1908, s.3.
dokuz mebus seçilmişti ve genel seçimin, Meclis-i Mebu-
san'ın açılış tarihi olarak plânlanan 14 Kasım'a kadar sona
ermesi hemen hemen imkânsızdı.63
8 Kasım'a gelindiğinde mebuslardan ellisi seçilmişti. Bek-
lenildiği gibi, imparatorluğun Rumeli ve Batı Anadolu Vilâ-
yetlerinde seçilen Türk mebusların büyük çoğunluğu ya
doğrudan Ittihad ve Terakki Cemiyeti üyesi ya da Cemi-
yet'in desteklediği adaylardılar. Rumlar seçimlerde oldukça
iyi sonuçlar alırken, Ermeniler, bu bölgelerde dağınık top-
luluklar halinde yaşadıkları için, Meclis-i Mebusan'da nü-
fuslarına oranla daha az temsil edileceğe benziyordu. 54
Kasım âymın sonlarına gelindiği halde, seçimler hâlâ sür-
mekteydi. 6 5 İstanbul ve izmir'de Rumlar tarafından çıkarı-
lanlar dışında, her hangi bir olay meydana gelmemişti. Gö-
rünüşe göre, Ittihad ve Terakki Cemiyeti Rumeli vilâyetleri-
nin birçok bölgesinde zafer elde etmişti ve tahminlere göre,
Batı Anadolu'dan seçilecek mebuslar arasında da Ittihad ve
Terakki Cemiyeti'nin temsil payı oldukça yüksek olacaktı:
Ama, Orta Anadolu'dan seçilen mebusların çoğu ulema sı-
mfındandı. Arnavut mebusların ağırlıklı bir bölümünü ise
daha çok aşiret reisleri veya onların akrabaları oluşturuyor-
du. 66
Orta Anadolu ve Arap vilâyetlerinde seçim mücadelesi
—biri dinî, öteki siyasî— iki temel eksen üzerinde yürüyor-

6 3 "Turkey: Some Election Resıılls," The Times, 17 Ekim 1 9 0 8 , s.7.


6 4 "Die türkisehen Wahlen," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 9 Kasım
1908, Akşam Baskısı, s.2; ve "Progress of tlıe Elections," The Times, 9 Kasını
• 1908, s.7.
65 10 Kasmı'a kadar otuzbir seçim çevresinden toplam altıııışdokuz mebus seçil-
mişti ("Les deputes," The Levant Herald and Eastern Express, 11 Kasııiı 1908,
s.2). 16 Kasım'a gelindiğinde, altmış seçim çevresinden doksanaltı mebus se-
çilmişti ("Die Entfernung der sultantrcuen Truppeıı aus dem Jildis," Berliner
Tageblatt und Handels-Zeitung, 1 6 Kasını 1908, s.3.

6 6 "The Turkish Elections: Some of the Results," The Times, 2 3 Kasını 1 9 0 8 , s.6

290
du. Dinî eksende, Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında
eskiden beri süregelen çatışma, siyasi eksende de, Müslü-
manların eski rejim yanlısı olanlarıyla Devrim taraftarları
arasındaki çatışma, seçimleri etkilemekteydi. Bu'sorunlar-
dan ilki Hıristiyanların safdışı bırakılmasıyla 'çözüldü.' Di-
nin siyasete alet edilmesi çoğunlukla yadırganmasa- da, iki
tarafta da bu anlayışın siyasete bir şey katmadığına inanan
ve dinî etkilerden uzak yeni siyasal gruplaşmaların filizlen-
mesini görmeyi arzu edenler vardı. Fakat çoğunluk baskın
çıkıyordu: seçimde yenilgiye uğramalarıyla öfkelenen Hıris-
tiyanlar tüm süçu Türklerin üstüne atmaya ve Kanun-u
Esasi'yi reddetmeye hazırdılar. İddialarına göre,. Hükümet
seçim çevrelerini bir Hıristiyan çoğunluğu imkânsız kılacak
şekilde düzenlemişti. Örneğin, ikinci derece seçmenlerden
bir temsilci çıkarabilmek için gerekli sayı olan beşyüz Hı-
ristiyan nerede varsa, o seçim çevresi üç ya da dörde bölün-
müş ve her çevre Müslümanların çoğunlukta bulunduğu
başka seçim çevrelerine bağlanmıştı. Hıristiyanlar, ayrıca,
şiddet ve katliam tehditlerinin birçok bölgede seçmenlerin
toplu bir şekilde oy sandıklarından uzak kalmasına neden
olduğunu da söylüyorlardı. İddialarda az da olsa doğruluk
payı olmasına rağmen, yine de bu söylentiler Hıristiyanla-
rın seçimlerde bozguna uğramasının gerçek nedenini orta-
ya koymuyordu. İşin gerçeği şuydu ki, Müslüman olmayan
cemaatler herkesin ortak çıkarını ilgilendiren en önemli
kotlularda bile işbirliği yapmak istemiyorlardı. Rumlar Er-
menileri, Ermeniler Suriyelileri, Suriyeliler Marunîleri, Ma-
runiler Musevileri çekemiyor ve birbirlerinin davasına des-
tek olmuyorlardı. Cemaatler kendi aralarında bile bölün-
müşlerdi: ne bir Katolik Rum, Ortodoks Rum Kilisesinin
adayına oy veriyordu, ne de bir Protestan Ermeni bir Gre-
goryan Ermeniyi destekliyordu. Ama bu durumun sorum-
l u s u Hıristiyan cemaat değil, onların dar kafalı ve yalnızca
kendi çıkarlarını düşünen liderleriydi. Köy ve kasabalarda
yaşayan Hıristiyanlar çoğunlukla liderlerinin sözünden çık-
mıyor ve onların istedikleri adayları destekliyorlardı. Müslü-
manlar arasında ise Hıristiyanlarda olduğu gibi tam bir da-
yanışma gözlenmiyordu. Kayseri'deki Belediye Meclisi se-
çimleri bu duruma iyi bir örnekti: Kayseri'de bulunan yüz-
seksen Hıristiyan aile topluca aynı adaylara oy vererek sekiz
sandalye elde ederken,, oylarını değişik adaylar arasında bö-
len dörtyüz Müslüman aile ancak iki sandalye alabilmişti.
Seçim sonuçları karışıklığa neden olmuş ve olayların büyü-
mesi ancak beş Hıristiyan üyenin 'anlayışlı' davranıp istifa
etmesiyle önlenebilmişti.67 Böylesi dayanışma örneklerinin
yalnızca Kayseri gibi yerel düzeyde başarıya ulaşıp, Hıristi-
yan cemaatlerin aynı sonucu ülke genelinde elde edememe-
sinin nedeni Hıristiyan önderlerin yaptıkları hatalardı.
Hıristiyanların seçim yenilgisinin başka bir nedeni de nü-
fus sayımlarındaki hatalardan kaynaklanıyordu. Mutlaki-
yetçi rejimde, askerlik yalnızca Müslümanlar için zorunluy-
du; Hıristiyanlar bunun yerine adı 1856 İslahat Fermanı'na
kadar 'cizye,' ondan sonra da 'bedel-i askerî' olan bir vergi
ödüyorlardı. Askere almak ve vergi toplamak için devlet
her yıl sayım yapıyordu; ancak, tek tek evlere gidip sayım
yapmak imkânsız olduğundan, sayım memurları cemaat li-
derleri tarafından sağlanan listeleri dikkate almak zorun-
daydılar. Bu listeleri Hıristiyanlar için kilise yetkilileri ya da
cemaat meclisleri, Müslümanlar içinse muhtarlar hazırlı-
yordu. Verginin tek tek kişilerden toplanması öngörülüyor-
sa da, genelde cemaat toptan vergilendiriliyordu. Bu yüz-
den, cemaatlerin erkek nüfusunun mümkün oİd'uğunca az
gösterilmesi, daha az vergi verilmesi anlamına geldiğinden,
Hıristiyanların yararına oluyordu. Her ne kadar askere git-

6 7 Tlıc Turkish Elections," The Times, 2 7 Kasım 1 9 0 8 , s. 12.

292
inek istemeyenlerin ya da annelerinin verdikleri rüşvetlerle
beslenen muhtarların da Hıristiyanlarla ayni yolu izlediği
doğruysa da, ödenecek vergiyi gizlemek yetişkin bir insanı
gizlemekten daha kolay olduğu için, Hiristiyanlartn sayım
sonuçları Müslümanlarmkine oranla daha fazla hata payı
içermekteydi. Seçmen kütükleri de bu hatalı sayım sonuç-
larına göre düzenlendiğinden, seçimlerde bu durumdan en
çok Hıristiyanların zararlı çıkmış olduğunu söylemek pek
de yanlış sayılmazdı.68 *
Müslümanlar arasındaki anlaşmazlığı tartışırken, tutucu
ve liberalleri monarşist karşı-devrimcilerden ayırmak gere-
kir. Mutlakiyetçi eski rejimin geri gelmesini isteyen karşı-
devrimciler, Sultan Abdülhamid döneminde çıkar sağlamış
ve eski düzen yeniden kurulursa yine bu durumdan fayda
görecek olanlardı, iktidardan düşürülen bu karşı-devrimci
grup sayıca kalabalık ve güçlü olmasına rağmen, oyunu
-geçici olarak da olsa- kaybettiğinin farkındaydı ve açıkça
karşı-devrimci bir seçim propagandası yapmaya cesaret
edemiydrdu. Öyleyse, gerçek çatışma sayıca az, ama iyi ör-
gütlü îttihadçılarla hurafelere inanan cahil ve bağnaz Müs-
lüman halk arasında olacaktı. Îttihadçılar kendi mebus
adaylarına destek bulmak bir yana, ilk seçim hazırlıkları
başladığında partiye yakışan uygun adaylar bulmakta bile
güçlük çekmişlerdi. Anadolu içlerinde aydın ve eğitim gör-
müş kişiler çoğunlukla ya kendi istekleriyle ya da mutlaki-
yetçi rejimin zoruyla sürgüne gitmişlerdi. Diğer bir deyişle,
uzun bir süre memleketlerinden uzak bulundukları için
bölgelerindeki nüfuzlu konumlarını yitirmişlerdi. Anadolu
ve diğer azgelişmiş bölgelerde, ilköğretim -Hıristiyanlarda
olduğu gibi Müslümanlarda da- dinî kurumların elinde ol-
duğundan, din adamları halkın görüşünü etkiliyordu. Ayn-

6 8 "The Turkish Elections," The Times, 11 Kasım 1 9 0 8 , s. 12.


ca, Müslüman halkın toplanarak, durumu tartışıp günlük
siyasal olaylar hakkında fikir sahibi olabildiği tek yer cami-
lerdi.69

istanbul'da, Fırka-i Ahrar, Ittihadcılara karşı Rumlarla se-


çim ittifakına gitmeye karar vermişti. Fırka-i Ahrar'm ön-
de gelen isimlerinden Ahmed Fazlı [Tung], Nureddin Fer-
ruh [Alkend] ve Celaleddin Arif Bey 11 Kasım'da Fener
Rum Patrilchanesi'ni ziyaret ederek Patrik Joachim Efen-
di'ye, partilerinin Müslüman olmayan cemaatle de uyum-
lu bir biçimde çalışmak istediğini ve siyasal programlan
itibariyle Rumlarla her türlü işbirliğine hazır olduğunu
söylediler. Patrik de Fırka-i Ahrar'm görüşlerine katıldığı-
nı söyledi.70
Başkentte ikinci derece seçmenlerin seçimi 18 Kasım'da
başladı.71 Beyoğlu'ndaki seçimler yoğun kutlama törenle-
riyle iki gün sonra başladı.72 Ittihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin üzlaşma teklifini reddetmeleri, Rumlara İstanbul'da
bir sandalyeye mal olacak gibi görünüyordu; üstelik uyum-
suz tutumları Ermenileri de tedirgin etmiş ve onlardan ala-
bilecekleri desteği de yitirmişlerdi. Beyoğlu'ndaki ikinci de-
rece seçimler Rumları daha da öfkelendirmişti. Dört gün
olarak ilân edilmiş olan seçim süresinin on güne uzatılma-
sını istiyorlar ve seçimlerden sorumlu yetkilileri lntihab-ı
Mebusan Kanun-u Muvakkatı'nı -seçim yasasını- sayısız
kez ihlâl etmekle suçluyorlardı, ihlâllerin olduğu yadsına-
mazdı; ancak, asıl sorun seçim yasasındaki boşluklardan

6 9 "The Turkish Elccıions," The Times, 2 7 Kasım 1908, s.12.


7 0 "News Items," The Levant Herald and Eastern Express, 12 Kasım 1 9 0 8 , s. 1.

71 Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9428.


7 2 "Tlıe Elections," The Levant Herald and Eastern Expresj, 21 Kasını 1908, s . l ;
ve Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Taı ilıi, 16, s.9428.
kaynaklanıyordu. Yalnız, bu da o derece büyütülecek bir
sorun değildi. Musevi ve Ermenilerden bu tip şikayetlerin
gelmemesi ihlâllerin önemli boyutlarda olmadığını gösteri-
yordu. Ama Rumlar böyle düşünmüyordu ki, 21 Kasım'da
Beyoğlu ve Galata'da gösteriler düzenlediler. Rum kiliseleri-
nin çabalarıyla cemaat kiliselerde toplanmış, dükkân ve
mağazaların kapatılması için girişimde bulunulmuştu. As-
keri birlikler ve polis devriye gezerek kapatılan dükkanları
öğleden sonra açtırdı. Beyoğlu Mutasarrıflığı önünde topla-
nan Rumları temsilen Rum Patrikhanesi Kapı Kethüdası,
Mutasarrıflık Dairesi'nde Şehremini Ziver Bey ve Bab-ı
Âli'de de Dahiliye Nazırı ile görüşmeler yaptı, 73 22 Ka-
sım'da yirmi binden fazla Rum bu sefer Bab-ı Âli'ye yürüye-
rek Beyoğlu'ndaki seçimlerin iptal edilmesini istedi. Burada
Kabine'den Ziraat, Maadin ve Orman Nazırı* Dimitraki
Mavrocördato ile görüşen Rumlar isteklerini kabul ettire-
meyince etrafa saldırmış, Mavrocordato ancak askerî kor-
don altına alınarak, güruhun elinden kurtarılabilmişti. Daha
sonra, Mavrocordato ile Dahiliye Nazırı Hakkı Bey, Beyoğlu
Kilısesi'ne gidip Rum heyetiyle görüşerek, seçime devam
edilmesi konusunda Rum cemaati ile anlaşmaya vardı.74 Oy
veçme süresi toplam sekiz güne uzatıldıysa da, Rumların
iptal isteği reddedilmişti. Dolayısıyla, göstericiler amaçları-
na ulaşamadılar.75
Türk yetkililer seçimlerdeki ihlâllerden Rumları sorum-
lu tutarken, Türk basınının çoğunluğu da gösteriyi şiddet-

73 "hıtihab Gürültüleri," ikdam, 9 Teşrin-i Sani 1.324/22 f a s ı n ı 1 9 0 8 , s.3.


74 "Rum Vatandaşlarımızın Şikâyetleri ve Meselenin Ledünniyatı," İkdam, 10
Teşrin-i Sani 1324/23 Kasım 1908, s. 1.

75 "The1 Elections: Yesterday's Demonstrations at the Porte," The Levant Herald


and Eastern Expms, 2 3 Kasım 1908, s . l ; "The Turkish Elections: Some of the
Results," The Times, 23 Kasım 1 9 0 8 , s'.(y, "Die Nationalitâten ini türkischen
Wahlkanıpf," Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 24 Kasım J 908, Akşam
Baskısı, s.4; ve "The Turkish Elections," Tlıc Times, 2 5 Kasım 3908, s.7.
le eleştiriyordu. Öte yandan, İstanbul'daki Rumca gazete-
ler yasadışı olan herşeyden Türk ve Ermenileri sorumlu
tutuyor ve ancak iç savaş sırasında kullanılabilecek bir
dille Rumları, haklarını korumaya çağırıyordu. 76 İşte bu
şartlar altında, İstanbul'da, Fener Rum Patrikhanesi'nin
onayı ve desteğiyle Nikolaides'in liderliğinde bir Rum ör-
gütü kuruldu. Örgütün -kamuoyuna açıkladığı-amacı,
Makedonya vilâyetlerinin derhal Türkiye'den ayrılması ve
bu bölgelerin Yunanistan'a bağlanması için çalışmak yeri-
ne, Rumların imparatorluk sınırları içinde kalmalarını
destekleyerek Türkiye'nin 'helenleştirilmesi' için çaba har-
camaktı. 77
24 Kasım'da ortam biraz sakinleşmiş ve Rum seçmenler
sandık başına geri dönmüştü. Bu arada Patrikhane de, Türk
basını da kışkırtıcı dil kullanmaktan ve eylemlerden kaçı-
narak, seçim ihlâllerinden yakınanların şikayetlerini yakın-
da açılacak olan Meclis-i Mebusan'a iletmeleri yönünde '
baskıda bulunuyordu. Diğer yandan, Ermeni ve Museviler
İstanbul'un tüm seçim çevrelerinde Türklerle birlikte oy
vermekteydiler. 78 İstanbul'daki ikinci derece seçimler 26
Kasım'da tamamlandı.79 İstanbul'un değişik mahallelerin-
den gelen seçim sandıkları, 3 Aralık'ta, liberal demokrasi le-
hine gösteri yapan iyi örgütlenmiş bir kalabalığın eşliğinde
Şehremaneti'ne bırakıldı.80

7 6 "The Turkish Elections," The Times, 2 5 Kasım 1908, s.7.


77 Douglas Dakin, The Greek Struggle in Macedonia, 1897-1913, ss.382-383.
78 "Die Nationalitâten im türkischen Wahlkampf," Berliner Tageblatt und Han-
dels-Zeitung, 2 4 Kasım 1908, Akşam Baskısı, s.4; "The Elections," The Levant
Herald and Eastern Express, 2 5 Kasım 1908, s.l; "Ministerkrisis in der Türkei,"
Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 2 5 Kasım 1908, Akşam Baskısı, s.3; ve
"The Turkish Elections," The Times, 2 5 Kasım 1 9 0 8 , s.7.

79 Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9428.


8 0 "Turkey: The Sultan and the Opening of Parliaınent," The Times, 4 Aralık
1908, s.8.
İkinci derece seçmenlerin belirlendiği bu günlerde, Fır-
ka-i Ahrar mebus seçimlerinde İstanbul'da - v e diğer seçim
çevrelerinde- kendilerinin aday göstermeyip, Rum adayları
destekleyeceğini kamuoyuna duyurdu.81 Tanin'in 9 Aralık
sayısındaki başyazısında, Hüseyin Cahid [Yalçın], Prens Sa-
bahaddin'i Patrik Joachim Efendi'yle birlikte Ittihâdcılara
karşı işbirliği yapmakla suçluyor, Prens'in adem-i merkezi-
yetçi tavrının ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini
iddia ediyor ve böyle adem-i merkeziyetçi bir propaganda-
nın azınlıkların bulunduğu yerlere bütünüyle özerklik ve-
rilmesine neden olacağını söylüyordu. Hüseyin Cahid [Yal-
çm]'m en sert dille eleştirdiği olaysa, Prens Sabahaddin'in
Fener Rum Patrikhanesi'ne tanınmış olan özel hak ve imti-
yazların korunacağına dair söz vermesi oluyordu. 82 Bunun
üzerine, Prens Sabahaddin îttihadçıların iddialarına yanıt
vermek amacıyla bir risale yayınlayarak, Fırka-i Ahrar'ın
adem-i merkeziyetçi programı savunmaya devam edeceğini
söyledi.83
Bu arada, Ermeniler ile İttihad ve Terakki Cemiyeti ara-
sında beklenmedik ve ciddi bir sorun başgösterdi. îttihadçı-
lar, başkentteki iki Ermeni adaydan biri olan Kriko r Zoh-
rab'ın adaylığına karşı çıkıyorlardı. Ermeni Komitesiyse se-
çimlerden desteğini çekeceği tehdidinde bulunarak duru-
mu protesto ediyordu. Zohrab eski rejim taraftarlarıyla iliş-
ki içinde olmasına rağmen, görünüşte, Îttihadçıların bu ola-
sı "I.e parti liberal ottoman," The Levant Herald and Eastern Express,.24 Kasım

1908, s.2.
8 2 Hüseyin Cahid (Yalçın]-, "İntihabat Entrikaları," Tanin, 2 6 Teşriıı-i Saııi 1 3 2 4 / 9
Aralık 1908'den nakleden, Sabahaddin, Tesebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet
Hakkında İkinci Bir İzah (İstanbul, 1908),
83 Sabahaddin, Tesebbüs-ü Şahsi ve Adem-i Merkeziyet Hakkında İkinci Bir İzah
(İstanbul, 1 9 0 8 ) . Bu risalenin tam metni için bkz., Nezahat Nurettin Ege,
Prens Sabahaddin: Hayatı ve llmt Müdafaaları, ss.173-189,
yı çok fazla büyütmesi için fazla bir neden yoktu; çünkü,
Anadolu ve Kürdistan'daki seçimlerde hiç kuşkusuz ihlâlle-
re maruz kalmış olan Ermeniler, Rumların aksine, protesto-
dan kaçınmış ve ne Hükümet'e ne de îttihad ve Terakki Ce-
miyeti'ne şikayette bulunmuşlardı. Çoğunluk, Ittihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin, seçim ittifakı yaptığı en ilerici ve siyasal
açıdan en yararlı ortağıyla -Ermeni cemaatiyle- iyi ilişkile-
rini sürdürebilmek için Krikor Zohrab'm adaylığı konusun-
daki tavrını değiştireceğini umuyordu. Sonunda, Ittihadcı-
lar tutumlarını değiştirerek, Krikor Zohrab'ın adaylığını ka-
bul etmek zorunda kaldılar ve 11 Aralık'ta istanbul seçim-
leri yapıldı.84
Sonuçlar merakla bekleniyordu. Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti'ne oldukça önemli bir. muhalefet vardı ve istanbul'da
bir Fırka-i Ahrar zaferi Ittihad ve Terakki' Cemiyeti'nin gü-
cünü ve saygınlığını yitirmesine neden olacaktı. Prens Sa-
bahaddin, Kâmil Paşa'nın emrinde olan Yeni Gazete ve ik-
dam'm başyazarı. Ali Kemal Bey'in desteğiyle muhalefetin
başını çekiyordu. 85
< Fakat, muhalefetin beklentisi gerçekleşmedi ve İstanbul
seçimleri Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin kesin ve. göz ka-
maştırıcı zaferiyle sonuçlandı. 85 Beşyüzonyedi ikinci derece
seçmenden beşyüzönikisi seçime katılmıştı. Ittihadçı me-
buslar ve /aldıkları oylar şunlardı: Beşyüzüç oyla seçilen
Manyasizade Refik Bey, dörtyüzyetmişbeş oyla seçilen Mus-

8 4 "Turkislı Politics:' The Coııstantinople Electioııs," The Times, 11 Aralık 1908,


s.7. '
8 5 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri. 4
(25 Nisan-19 Ekim 1 9 3 5 ) , s s . l 8 1 - l 8 2 .

8 6 Cemal Kutay, Türkiye istiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, s.9430; Tarık
Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler; 1859-1952, s.241ıı; ve Sir Geıard
Lowther'dan Sir Edvvard Grey'e, Beyoğlu, 15 Aralık 1908, "Correspondeııcc
Respecting the Coııstitutional Moveıııent in Turkey, 1 9 0 8 , " Parliamentary Pa-
pers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.107 içinde.
tafa Asım Bey,;dörtyüzyetmişiki oyla seçilen Ahmed Rıza
Bey, dörtyüzellibeş oyla seçilen Bedros Hallaçyan, dörtyüz-
yirmibeş oyla seçilen Ahmed Nesimi Bey ve üçyüzellidört
oyla seçilen Hüseyin Cahid [Yalçın].87 Seçim sonuçları İtti-
had ve Terakki Cemiyeti'ne verilmiş bir güvenoyu olarak
düşünülse de, İttihadcılar tarafından adaylığı üzerinde ısrar
edilen Tanin başyazarı Hüseyin Cahid [Yalçın]'ın, seçilen
Rum mebuslarından biri dışında, seçimi kazananlar içinde
en az oy alan aday olarak Meclis-i Mebusan'a girmesi dik-
kat çekmekteydi. îttihadçılar ve monarşistler arasındaki çe-
kişmeye rağmen, İstanbul'daki seçimler başka yerlere örnek
olacak bir güvenlik ortamı içinde geçmişti.88
Ikdam'm seçiıH günü çıkan sayısında 'Fırka-i Ahrar Aday-
ları' olarak şu isimler yer almaktaydı: Sadr-ı Âzam Kâmil
Paşa, tkdam başyazarı Ali Kemal Bey, Celaleddin Arif Bey,
Ahmed Fazlı [Tung], Nureddin Ferruh [Alkend], Pantole-
on Cosmidis, Constantin Constantinidis, Krikor Zohrab ve
Albert Vitali Fraggi.89 istanbul seçimlerinde Ittihadcı olma-
yıp da başarılı olan adaylar, dörtyüzaltmışbir oyla seçilen
Albert Vitali Fraggi, Kâmil Paşa ve Fırka-i Ahrar'a yakınlı-
ğıyla bilinen ve üçyüzdoksaniki oyla seçilen tanınmış Er-
meni avukat Krikor Zohrab, seçimlerde bağımsız aday olan
ve üçyüzaltmışdokuz oy alan avukat Constantine Constan-
tinidis ve üçyüzkırk oy alan ve daha sonra Fırka-i Ahrar'a
katılacak olan Pantoleon Cosmidis'di.90 Cosmidis de avu-

87 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Filıir Hareketleri, 4


(25 Nisan-19 Ekim 1935), s.182; Reşad Ekrem Koçu, "Türkiye'de Seçimin Ta-
rihi, 1 8 7 7 - 1 9 5 0 , " s.l.81;"ve Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-
1952, 5.188u. Ayrıca bkz., "Die Wahlen in Konsıantiııopel," Berliner Tageblatt
und Handels-Zeitung, 13 Aralık 1908, s.2.
8 8 "Tlıe Turkish Elections," The Times, 14 Aralık 1908, s.7.
89 "Fırka-İ Ahrar'ın Namzedleri," tkdam, 2 8 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 1 Aralık 1908,
s.2.
90 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketlen, 4

. 299
kattı ve Tütün Rejisi'nin hukuk danışmanlığını yapmaktay-
dı.91 Diğer bütün muhalifler ve Fırka-i Ahrar üyesi adaylar
seçimi büyük farkla kaybetmişlerdi. İkdarrCm başyazarı Ali
Kemal Bey altmışdört, Fırka-i Ahrar kurucularından Ahmet
Fazlı [Tung] otuzbir, Sadr-ı Âzam Kâmil Paşa onsekiz ve
Celaleddin Arif Bey dört oy alabildiler.92 Fırka-i Ahrar'ın
perde arkasındaki lideri Prens Sabahaddin de resmen aday
gösterilmediği halde onsekiz oy aldı.93 Fırka-i Ahrar'm bir
diğer önemli üyesi olan Nureddin Ferruh [Alkend] tekbir
oy bile alamadı.94
Seçimlere bağımsız aday olarak katılan diğer muhalif
adaylar da pek bir varlık gösteremedi. Ali Haydar Midhat
Bey altmışyedi, Yağcı Şefik Bey otüziki, Hâlis Efendi yirmi-
sekiz, Hoca Hayret Efendi yirmiüç, eski rejim döneminde
Saray'la işbirliği içinde olan hafiye ve gazeteci Mizana Mu-
rad Bey onaltı, Kemalpaşazade Said Bey onbir, Hüseyin Hil-
mi Paşa sekiz ve Ahmed Rasim Bey altı oy alırken, Nâzım
Paşa hiç oy alamadı.95

( 2 5 Nisan-19 Ekim 1 9 3 5 ) , s.182; Reşad Ekrem Koçu, "Türkiye'de Seçimin Ta-


rihi, 1 8 7 7 - 1 9 5 0 , " s.181; ve Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Parlileı; 1859-
1952, s,188n. ,
91 "Zur Eröffnung des tûrkischen Parlaments: Die Jungtürken," Berliner Tage-
blatt undHnadels-Zeitung, 1 8 Aralık 1908, Akşam Baskısı, s.2.
9 2 Reşad Ekrem Koçu, "Türkiye'de Seçimin Tarihi, 1 8 7 7 - 1 9 5 0 , " s.181; ve "Zur
. Eröffnung des tûrkischen Parlaments: Die Jungtürken," Berliner Tageblatt und
Handels-Zeitung, 18 Aralık 1 9 0 8 , Akşam Baskısı, s.2. 1 9 0 9 yılındaki ara seçim-
de monarşistlerin adayı Ali Kemal Bey tekrar seçime katılacak, fakat İttihadcı-
lann adayı Rıfat Paşa karşısında seçimi yine kaybedecekti (Tarık Zafer Tunaya,
Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.241).

9 3 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.241n.


94 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.241n; ve Hüseyin
Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri, 4 (25 Ni-
saıı-19 Ekim 1935), s.182.

9 5 Reşad Ekrem Koçu, "Türkiye'de Seçimin Tarihi, 1 8 7 7 - 1 9 5 0 , " s.181; ve Tarık


Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.241n.
Anadolu vilâyetlerindeki seçim sonuçlan İttihada adayla-
rın her seçim çevresinde başarılı olamadığını belgeliyordu.
Her ne kadar İttihad ve Terakki Cemiyeti Batı Anadolu'da
İzmir ve onun gibi ekonomik olarak gelişmiş şehir ve kasa-
balarda ve Karadeniz kıyısındaki şehirlerle Anadolu'nun iç
bölgelerindeki ticaret merkezlerinde güçlü olsa da, Anado-
lu'nun azgelişmiş bölgelerinde tutucu ya da monarşistler,
tümüyle baskın olmasa da, pldukça güçlüydü.
Anadolu'nun en önemli şehri olan İzmir'de Müslüman,
Ermeni ve Musevi cemaatinin büyük çoğunluğu İttihad ve
Terakki Cemiyeti yanlısıydı. İzmir'in Rum cemaati ve İtti-
had ve Terakki Cemiyeti arasında varılan anlaşmaya göre,
İzmir Sancağı'nı temsil etmek üzere iki Türk, iki Rum, bir
Ermeni ve bir- Musevi -toplam altı mebus- seçilecekti. 96
Ancak, Bergama'dakı seçimlerde, Beyazıd Camii hocası
Cevdet Efendinin yalnızca bir oy farkla Rum adayın yerine
seçilmesi, Rum cemaati tarafından anlaşmanın bozulmuş
olduğu şeklinde, algılandı.97 Kendi adaylarının yenilgiye uğ-
raması, zaten bu olaydan çok önce de yeni rejimden mem-
nuniyetsizliklerini dile getirmiş olan kasabalı Rumları gale-
yana getirdi.98 Rum cemaati, İzmir'de büyük bir miting dü-
zenledi. 14 Kasım günü, neredeyse tamamına yakını silahlı,
sayısı otuz bini bulan bir kalabalık Metropolithane'ye doğ-
ru yürüyüşe geçti. Askerler kalabalığı dağıtmaya çalıştıysa
da,, kan dökülmesi, Vali'nin Metropolithane'ye giderek as-

96 "Turkey; Some Election Results," Tlıe Times, 17 Ekim 1908, s.7; ve "Tlıe Sıııyma
Elections," Tlıe Levanı Herald and Ilaslern Express, 16 Kasım 1908, s. l.
97 "izmir'de İntihabat Gürültüleri," İkdam, 3 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 6 Kasım 1908,
s.3; "Empire Ottoman," Revue. du moiıde Masulman, 6 (Eylûl-Arahk 1 9 0 8 ) ,
s.517; "The Smyrııa Elections," The Levant. Herald and Eastern E\press, 16 Ka-
sını 1908, s,1; ve "Turkish Iııterııal Affairs: Election Riots at Sıııynıa," The Ti-
mes, 17 Kasını 1908, s.7.

9 8 İlk huzursuzluklar Eylül ayı ortalarında çıkmıştı (Nene Freie Presse, 20 Eylül
1908'deıı nakleden. "Tlıe Asiatic Provinces," The Times, 22 Eylül İ908, s.3).

301
kerleri, Metropolitle varılan anlaşma sonucu, geri çekmesi
ve Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin izmir Şubesi temsilcisi-
nin seçim sonuçlarına sadık kalınarak iki Rum mebusu da-
ha seçileceğini söylemesiyle engellenmiş oldu. Olaydan kı-
sa bir süre sonra, daha önce Bergama'da seçimi kaybetmiş
olan ikinci Rum adayının seçildiği,açıklandı." Neticede, se-
çimler iki Türk, iki Rum, bir Ermeni ve bir. Musevi..mebu-
sun seçilmesiyle sonuçlandı. Türk mebuslar, dava vekili ve
ünlü bir Ittihadcı olan Mehmed Seyyid Bey ile izmir Müftü-
sü Mehmed Said Efendi idi. Âristidis Paşa Yorgandjioglu ve
Pavlis Carolidis İzmir'in Rum mebuslarıydı. Bu mebuslar-
dan Âristidis Paşa Îttihadcıların listesinde yer alırken, Caro-
lidis seçime bağımsız olarak girmişti. Bir başka bağımsız
aday, Stephan Ispartalıyan'sa, Ermeni listesinden mebus se-
çilmişti. Musevi mebus Nesim Masliah ise tanınmış bir Itti-
hadcıydı.100 izmir'deki seçimde Müftü Mehmed Said Efendi
ikiyüzüç, Âristidis Paşa Yorgandjioglu ikiyüziki, Mehmed
Seyyid Bey yüzdoksandokuz, Pavlis Carolidis yüzonbeş,
Nesim Masliah yüzoniki ve Stephan Ispartâlıyan [Isparlaiı-
zade] yüzaltı oyla mebus olmuşlardı. Doktor Edhem Bey
doksandört, Aristodolo Efendi de seksenaltt oy alarak seçi-
mi kaybeden adaylardı.101
Bursa, yeni rejimi heyecanla karşılamasına rağmen, 24
Ağüstos'ta çıkan gerici bir ayaklanma yaşamıştı. 192 O sabah,

99 Neologos, 15 Kasım 1908'den nakleden, "İzmir'de İntihabat Gürültüleri," İk-


dam, 3 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 6 Kasım 1908, s.3; "The Sıııyma Elections," The
Levant Herald and Eastern Express, 16 Kasım 1908, s . l ; ve "Turkish lııternal
Affaiıs: Electioıı Riots at Snıyrna," The Times, 17 Kasım 1908, s.7.

100 "Les dıiputes," The Levant Herald and Eastern Express, 11 Kasım 1908, s.2; ve
Feroz Ahmad ve Dankwaıt A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1908-1918," ss.270-271.
• * *
101 "Mebusan Şenlikleri," İhdc/ln?4 Tesrin-i Sanı 1 3 2 4 / 1 7 Kasım 1908, s.3.
102 "Turkey," The Times, 26'Ağustûs 1908, s.5; ve "Türkei: Zum Systemwechsel,"
' Vossische Zeitung, 26 Ağustos 1908, Sabah Baskısı, s.4.
bir kaç asi hapishaneyi basarak ikiyüz tutukluyu silahlandı-
rıp serbest bıraktılar. Serbest bırakılanlar daha sonra 'kurta-
rıcılarının' liderliğinde Vali ve diğer memurlar aleyhinde
gösteri yaptılar. Caddelerde dolaşarak, vergi ödememe ve
hükümeti işlemez hale getirme konusundaki kararlılıkları-
nı duyurdular. En sonunda, Mahkeme Reisi'ni makamın-
dan atarak yerine adı ünlü bir kaçakçıya çıkan ulemalardan
birini getirdiler. Bursa içindeki bir avuç polis ve asker, er-
kekliği, ortada görünmemekte buldular. Kamu düzeni, an-
cak 25 Ağustos sabahı Muhafız Alayı'ndan gelen bir tabur
askerin ayaklanmanın elebaşlarını tutuklayarak güvenliği
sağlamasıyla kurulabildi.103
Bursa'dan seçilen mebuslar Ömer Fevzi Hoca, Hafız Ah-
med Hamdi Efendi, Abdullah Sabri [Karter] ve-Bursalı
Mehmed Tahir BeylerdiJ 04 Seçilenlerden yalnızca Binbaşı
Bursalı Mehmed Tahir Bey İttihad ve Terakki Cemiyeti üye-
siydi.105 Tahir Bey 1881 yılında Harbiye Mektebi'ni bitirdik-
ten sonra Manastır ve Üsküb askerî rüşdiyelerinde öğret-
menlik yapmış, 1897 ile 1904 yılları arasında da Selânik
Askerî Rüşdiy esi Müdürü olarak görevlendirilmişti. 1905
yılında Binbaşı olan Tahir Bey, gizli ittihad ve Terakki Ce-
miyeti üyesi olduğu gerekçesiyle açığa alınmış ve Alaşehir'e
Tabur Komutanı atanarak Selânik'ten sürülmüştü. Gerçek-
ten de, Selânik Askerî Rüşdiyesi'nde. müdürlük yaptığı sıra-
larda, 1906 yılında İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Selânik
Şubesi'ni kuran ilk on devrimci arasındaydı. 106 Diğer me-

103 "Turkey: The Disturbances at Brusa," The Times, 27 Ağustos 1908, s.3.
104 "Turkey: Sonte Election Results," The Times, 17 Ekim 1 9 0 8 , s.7; ve Feroz Ah-
mad ve Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclislcr, 1908-
1918," s.269.

105 "Lettre de Brousse," The Levant Herald and Eastern Express,.2S Ekim 1908,
s.3; ve "Empire Ottoman," Revuc du monde Musulman, 6 (Eylül-Arahk 1908).
s.517.
106 "Mehmet Tahir Bursalı," Büyük Laıöusse Sözlük ve Ansiklopedisi, 13, s.7943;
ve Galip Vardar, İttihad ve Terakki İçinde Dönenler, s.48.
buslar bağımsızdı, Aralarından Hafız Ahmed Hamdi Efendi
sonradan Fırka-i Ahrar'a katılacaktı.107
Hüdavendigâr Vilâyeti'ne bağlı Kütahya Sancağı'nda Ka-
sım ayı ortasında ikinci derece seçmenlerin seçimi tamam-
lanmıştı. Merkezde altmışüç Müslüman, üç Rum, iki Erme-
ni, bir Katolik, Uşak kazasında otuzaltı Müslüman, iki Rum,
Eskişehir kazasında otuzyedi Müslüman, Simav kazasında
onyedİ Müslüman ve Gediz kazasında da onyedi Müslüman
ikinci derece seçmen, olmuştu. Kütahya Sancağı toplam ikin-
ci derece seçmen sayısı böylece yüzyetmişsekizdi ve bunlar-
dan yüzyetmişi Müslümandı.108 Kütahya Sancağı'ndan seçi-
len dört mebustan yalnızca ikisi -Abdullah Azmi [Torun] ve
Hatibzade Ahmed Cemal Bey- Ittihadcıydı; din ve hukuk
eğitimi gören .Abdullah Azmi [Torun] dava vekili olarak ça-
lışmaktaydı.109 Hatibzade Ahmed Cemal Bey ise Mekteb-i
Mülkiye'den 1897'de mezun olduktan sonra idadilerde öğ-
retmenlik yapmıştı.110 Üçüncü sırada seçilen Hocazade Ra-
sih Efendi ise çevresinde hiç de iyi tanınan biri değildi. Itti-
had ve Terakki Cemiyeti'nin Eskişehir Şubesi tarafından Ce-
miyet'in Bursa Heyet-i Merkeziyesi'ne gönderilen bir raporda
"bu zâlim ve müthiş müstebidin mutlakiyetçi rejim döne-
minde edindiği servet ve malî gücünü yalnız Kütahya'da de-
ğil, aynı zamanda Eskişehir'de de halkın aleyhinde kullandı-
ğı" ve "menhus Istibclacl Devri'nde kanlı elleri, zehirli tırnak-
larıyla yapmadığı fenalığın kalmadığı" bildiriliyordu. Mutla-
kiyetçi rejim sırasında aleyhine açılan bir davadan mahkum
olduğu halde, ilâm hükmünü Mabeyn'e müracaatla çıkarttığı

107 Feroz Ahnıad ve .Dankvvart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1908-1.918," s.269.

108 "İntihabat," ikdam, 3 Teşrin-i.Şanı 1 3 2 4 / 1 6 Kasım 1908, s.3.


109 "Abdullah Azmi.Elendi," Büyük l.arousse Sözlük ve Ansiklopedisi, l, s.1.8; ve
Feroz Ahıııâd ve Daııkwaıt A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1908.-1918," s 2 6 9 ,
110 "Hatipzade Cemal Hey, Ahmet," liüytik Laıoıısse Sözlük ve Ansiklopedisi, 8,
S.5089.
P

bir İrade ile feshettirebilmeyi başarmış ve bu suretle. Saray;a


olan yakınlığını tescil ettirmişti.111
6 Batı Anadolu'nun iç bölgelerinde küçük bir kasaba olan
i Burdur'da gericiler Kasım ayında Hükümet Konağı'nı basa-
' • rak memurları tartakladılar. Dahiliye Nezareti daha fazla
bilgi elde edemediyse de, ayaklanan eski rejim yanlılarının
; siyası şantaj yaptıkları söylentisi dolaşıyordu.112 Tütucu bir
; . aday olan Ömer Lütfi Efendi Burdur'da seçim yarışını ka-
zandı.113 Ömer Lütfi Efendi her ne kadar seçime Ittihad ve
Terakki Cemiyeti adına girmiş ve kazanmışsa da, 1910 yılı-
nın Şubat ayında diğer beş arkadaşıyla birlikte -Gümülcine
Mebusu İsmail Hakkı Bey, Karesi Mebusu İbrahim Vasfi
Efendi, Trablus Garb Mebusu Ferhad Efendi, Bayezid Me :
busu Süleyman Sudî [Acarbay] ve Erzurum Mebusu Hacı
Şevket Efendi- Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nden resmen
ayrılacak ve hemen, tutucu ve monarşist güçleri destekleye-
cek olan Ahali Fırkası'ni kuracaktı. 114
Bolu'da ise seçilen dört mebustan yalnızca biri Ittihad vc
Terakki Cemiyeti adayı olarak seçime girmişti. Bolu Müftü- •
sü Hacı Abdül Vehab Ömer Efendi, Ahmed Şerafettin Bey
ve Mustafa Zeki Efendi Meclis-i Mebusan'da bağımsız kalır-
ken, bir zabit olan Habib Bey Ittihadcı' olarak seçilmesine ;
s rağmen, sonradan Fırka-i Ahrar'a geçecekti. 115
ı •

I 111 "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre Ittihad ve Terakki: 29 ve


30," Milliyet, 1 3 ve 14 Aralık 1 9 3 4 , s.3.
112 İkdam, 31 Teşrin-i Evvel 1 3 2 4 / 1 3 Kasım 1908'den nakleden, "Turkish Iııtcr-
nalAffairs," The Times, 14 Kasını 1908, s. 10. > :
113 Feroz Ahmad ve Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.272.
114 Yeni Gazete, 8 Şubat 1 3 2 5 / 2 1 Şubat 1910, Sabah, 9 Şubat 1 3 2 5 / 2 2 Şubat.
!' _ 1910, İkdam, 9 Şubat 1 3 2 5 / 2 2 Şubat 1910'dan nakleden, Türkiye'de Siyasi
Partiler, 1859-1952, s . 2 9 4 v e 301.
[' 115 Feroz Alımad ve Dankvvart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mcc-
f Üsler 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s . 2 6 9 ; Resimli Kitab, 2 (Nisaıı-Eylül 1.909), s.1028, \
•"... \
305
Sinob halkı, şehrin önde gelen ailelerinden ve sonradan
Fırka-i Ahrar'a girip İttihad ve Terakki Cemiyeti aleyhinde
komplo girişimlerinde de bulunacak olan Doktor Rıza
Nur'a büyük destek verdi. Rıza Nur'un kendi anlatımına
göre, seçim yarışma girmesinin nedeni Belediye Reisi ve
şehrin diğer eşrafıyla birlikte halktan gelen yoğun baskıysa
da, son kertede, asil neden muhalefetin Sinob'da Ittihadcı-
lara karşı güçlü bir aday gösterme isteğiydi. îttihadcılarsa,
yöre halkıyla hiç de iyi ilişkileri olmadığı iddia edilen Mek-
teb-i Hukuk mezunu Yusuf Kemal [Tengirşenk]'i destekle-
meye karar verdiler. Îttihadçıların engelleme çabalarına rağ-
men Rıza Nur seçime katılmaya karar verdi ve bu kararı
ikinci derece seçmenler tarafından büyük bir heyecanla
desteklendi. Yine îttihadçıların yanş dışı bırakmak için ça-
ba gösterdikleri, dinî kesimin pek de hararetle destekleme-
diği, Sinob Müftüsü Hasan Fehmi [Tümerkan] seçimlere
bağımsız aday olarak katıldı.116
Sinob'daki seçim propagandası sırasında İttihad ve Terak-
ki Cemiyeti adına istanbul'dan bir temsilci gelip partiye ta-
raftar toplamak amacıyla konuşmalar yaptıysa da, Yusuf
Kemal [Tengirşenk] , Kanun-u Esasi aleyhinde ayaklanan ve
Ittihadcı zabitleri tehdit eden Ayancıklı Müslüman halktan
tek bir oy bile alamadı.117 Boyabat'ı Yusuf Kemal [Tengir-
şenk] almasına rağmen, Sinob, Gerze ve Ayancıklı seçmen-
ler topluca Rıza Nur ve Hasan Fehmi [Tümerkan]'a oy ver-
di ve böylece Rıza Nur ve Hasan Fehmi [Tümerkan] Sinob

s.1097; Resimli Kitab, 4 (Nisan-Eylül 1910), s . 8 2 3 ; "Empiıe Ottoman," Ri-


vue du monde Musulman, 6 (Eylül-Aralık 1 9 0 8 ) , s . 5 1 7 ; v c "Turkey. Soroe
Election Results," The Times. 17 Ekim 1908, s.7.'
116 Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, 1, ss.249-250.

117 Neue Freie Presse, 20 Eylül 1908'den nakleden, "The Asiatic Proviııces," The
Times, 22 Eylül 1 9 0 8 , s.3.Ayrıca bkz., Rıza Nur, Haya[ ve Hatıratım, 1,
s.251.
mebusları olarak Meclis-i Mebusan'a girdiler.118 Rıza Nur
inançlı bir monarşist olarak Ittihad ve Terakki Cemiyeti ve
yeni kurulan anayasal düzeni Meclis içi ve dışı yöntemlerle
yıkmaya çalışırken, Hasan Fehmi [Tümerkan] siyaseti çı-
karları için kullanan başarılı bir fırsat düşkünüydü ve 1912
seçimlerinde Meclis-i Mebusan'daki .yerini korumak için It-
tihad ve Terakki Cemiyeti'nin yanında yer almaktan kaçın-
mayacaktı.119
Oysa, Devrim'den önceki yıllarda aydınların sürgüne
gönderildiği vilâyet olarak ünlenmiş Kastamonu'da Ittihad-
cı adaylar -Hacı Ahmed Mahir Efendi, Yusuf Kemal [Ten-
girşenk], İsmail Mâhir Efendi ve Ahmed Şükrü Bey- me-
buslukların tümünü kazandılar.120 Sinob'ta seçimi kaybet-
miş olan Yusuf Kemal [Tengirşenk] şansını bir defa da Kas-
tamonu'da denemeye karar vermiş ve aday olmuştu. Aslen
Kastamonulu olan İsmail Mahir Efendi bir eğitimciydi.
Kastamonu Muallim Mektebi'nde ve Sanayi Mektebi'nde.
müdürlük yapmış, Devrim'den önce Selanik'de öğretmenlik
yaptığı sıralarda Ittihad ve Terakki Cemiyeti'ne. katılmış-
tı.121 Yine Kastamonulu olan Ahmed Şükrü Bey ise Ittihad
ve Terakki'Cemiyeti'nin önemli bir üyesiydi, istanbul Yük-

118 Rıza Nur, Hayal ve Hatıratım, 1, s.251; ve Feroz Ahmad ye Dankvvart A. Rus-
tow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.274.
119 Rıza Nur, Hayat ve Hatıratım, 1, ss.258-259. Feroz Ahmad ve'Dankvvart A.
Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.274. Tümer-
kan 1914 yılındaki genel seçimlerde yine Îttihadcıların listesinden mebus se-
çilmişti. 1918 yılında îttihadcıların düşüşünden sonra Ittihad ve Terakki Ce-
miyetine bağlılığım terkeclerek, Cumhuriyet Halk Fırkası'na geçmiş ve, ölü-
müne kadar ( 1 9 3 3 ) , Kastamonu milletvekili kalabilmeyi başarmıştı (Kazım
Öztürk (Der,), Türkiye Büyük Millet Meclisi Albümü, s.93).

120 Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustovv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.272. v

121 İbrahim Alaettin Gövsa, Türk Meşkurları Ansiklopedisi, s s : 2 3 1 - 2 3 2 . Ayrıca


bkz., "İsmail Mahir Hlendi," Büyüfc L a r o u s s e Sözlük ve Ansiklopedisi, 10,
ş.5812.

sek Muallim Mektebi'ni bitirdikten sonra çeşitli okullarda


görev almış bir eğitimciydi, 1913 yılında Maarif Nazırı ola-
rak, kız okullarının yaygınlaştırılması, Dar-ül-Fünun ve öğ-
retmen okullarının daha iyi bir düzeye getirilmesi için çalı-
şacaktı. 1923 seçimlerinde Kemalistlerin engellemesine
rağmen Kocaeli'hden mebus seçilecek, Türkiye Büyük Mil-
let Meclisi'ndeki liberal muhalefette, kendisine önemli bir
yer edinecek, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulu-
şunda etkin olacak ve liberal, anti-.Kemalist tutumu dolayı-
sıyla 1926'da İstiklâl Mahkemesi tarafından hayatta kalmış
diğer İttihad ve Terakki Cemiyeti liderleriyle birlikte idama
mahkum edilecekti.122
Mutlakiyetçi rejimin son günlerinde Devrim'i heyecanla
' bekleyen birçok sürgüne gönderilmiş aydının bulunduğu
bir başka Orta Anadolu şehri de Konya'ydı. Devrim'den
sonra burada da kutlamalar yapılmıştı. Ne var ki Eylül orta-
larında Konya'nın eskiye bağlı halkının ve din adamlarının,
yeni rejime ilk günlerde, duydukları heyecanı kaybettikleri
görülüyordu.123 ittihad ve Terakki Cemiyeti Selânik Şube-
si'nin önde gelenlerinden olan ve kendisi de Bursa'dan İtti-
had ve Terakki Cemiyeti adına seçimlere katılan Bursalı
Mehmed Tahir Bey'in Konya'da Ekim ayında yürüttüğü se-
çim kampanyası da halkın Cemiyet hakkındaki görüşlerini
d eğişti remiyordu.124 Hatta, karşı-devrimciler yeni anayasal
rejimi ve İttihad ve Terakki Cemiyeti'ni gözden düşürmek
için katliam söylentileri yayıyordu. Dinin tehlikede olduğu
söylentileriyle Müslümanların monarşist hareketi- destekle-
yecekleri hesaplanmaktaydı. Söylentiler çıkmadan önce, ye-
t

122 "Şükrü Bey," Büyük Latvusse Sözlfil; ve Ansiklopedisi, 18; s. 11.111


123 Neue Freie Presse, 20 Eylül 1908'den nakleden, "The Asiatic Provinces," Tlıe
Times. 22 Eylül 1908, s.3.
124 "Lettre dc Brousse," The Levant Herald and Eastern Express, 28 Ekini 1908.
s.3.
ni rejimi destekleyen gruplar kendi aralarında seçimlere yö-
nelik bir koalisyon kurmuştu. Konya'daki Türkler, Rumlar
ve Ermeniler birbirlerinin ilerici adaylarını destekleme ka-
rarı almışlardı. Oysa, katliam söylentileri bu koalisyona
önemli bir darbe indirmişti. Bu ortamda, artık ne Müslüma-
nın Hıristiyan adaya, ne de Hıristiyanm Müslüman adaya
oy vermesi bekleniyordu.125 Nitekim, Kasım ayı ortalarında
neticelenen seçimde, Ittihadcı adayların hiç biri mebus ola-
madı. Mehmed Emin Efendi hariç, başarılı beş adaydan
dördü -Müftüzade Hoca Salim Efendi, Hoca Mehmed Veh-
bi [Çelik], Şeyhzade Zeynelabidin Efendi ve Akşehirli
Kürdzade Hacı Mustafa Efendi- bağımsız olarak seçilmele- J
rine rağmen, aralarından Müftüzade Hoca Salim Efendi ile
Şeyhzade Zeynelabidin Efendi sonradan Fırka-i Ahrar'a ka-
tılacaktı.126
Konya Vilâyeti'ne bağlı Antalya'da Devrim'in üzerinden
iki ay geçmiş olmasına rağmen, eski rejim taraftarları şehir-
de hâlâ güçlüydü. Devrim öncesi Antalya Belediye Reisi
olan Ömer Lütfi Efendi şehrin güçlü monarşistlerindendi.
Gerçi, Devrim sonrası yeni atanan Mutasarrıf tarafından gö-
revinden azledilmişti, ama yine de Devrim öncesi günlerde
olduğu gibi postaya verilen mektup ve paketler onun elin-
den geçmeye devam etmekteydi. Ayrıca, ilişkilerini kullana-
rak Antalya Ticaret Odası Reisliğini elde etmişti. Nüfuzunu
kullanarak kendini Belediye Reisliğinden azlettiren Muta-
sarrıf aleyhinde kampanya başlattı. Ömer Lütfi Efendi şayı-

125 F.O. 4 2 4 / 2 1 7 , Konsolos Vekili Wylie'deıı Sir Gerard Lovvther'a, Konya, 31


Ekim T 9 0 8 , Fuıther Correspondenee Respecting the Affaırs oj Asiatic Turkey
and Arabia, No.9482, s.88 içinde.
126 "Les diputes," The Levant Herald and Eastern Express, 18 Kasını 1908, s.2; ve
Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustovv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1908-1918,™ s.273. B^ş Konya mebusundan adları geçen bu dört me-
busun İstanbul'a birlikte gelmeleri herhalde bir tesadüf değildi ("İntihabat:
Konya Mebusları," İkdam, 5 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 8 Kasım 1908, s.3).
lan elliye yaklaşan kayıkçı ve hamalı örgütleyerek Mutasar-
rıfı suçlayan şikâyetlerle mahkemeye başvurdu. Halk ve
memurlar, baskısından korktuklarından birşey yapamıyor-
du. Telgrafhane memurları da Ömer Lütfi Efendi'nin talima-
tıyla güya dört bin kişinin Telgrafhane'yi abluka altına aldı-
ğından ve kendilerinin binada mahsur kaldıklarından bahis-
le Konya Valisi'ne şiddetli bir telgraf çektiler. Vali, bunun
üzerine, Antalya'da gerçekten bir karışıklık çıktığını sana-
rak, durumu istanbul'da Hükümet ve Dahiliye Nezareti'ne
bildirdi ve görevini ihmâl etme gerekçesiyle Mutasarrıfı az-
letti, Emeline ulaşan Ömer Lütfi Efendi, cahil halkın eline
bayraklar vererek Mutasarrıf aleyhinde çarşıda ve Hükümet
Konağı önünde gösteriler düzenledi. Azledilen Mutasarrıf
yerine de vekâleten kendi adamı olan Halim Paşa'yı tayin et-
tirdi/Ömer Lütfi Efendi'nin bu başarısı karşısında halk ve
• memurlar bir kat daha onun emrine itaat etmeye mecbur
kalmışlardı. Öyle anlaşılıyordu ki, Ömer Lütfi Efendi seçim-
lere de hile karıştırıp, istediği adayları seçtirebilecek güce
a sahipti.
127 Nitekim, Antalya'dan seçilen iki mebusdan biri

olan Mehmed Hamdi [Yazır] ulemadan bir monarşistti.


1895 yılında istanbul'a gelip dinî eğitim görmüş ve kadı ye-
tiştiren Mekteb-i Nüvvab'ı bitirmişti. 1905 yılında Bayezid
Gamii'nde ders yermeye başlamış, bu görevi yürütürken
Meşihat Dairesi Mektubî Kalemi'ne atanmıştı. Devrim'den
önce bu görevlerine ek olarak Mekteb-i Nüvvab, Mekteb-i
Mülkiye, Medreset-ül-Vaizin ve Medrese-i Süleymaniye'de
de dersler vermekteydi. 1910 Şubatı'rida kurulmasından bir-
kaç gün sonra Ahali Fırkası'na girecek ve İttihad ve Terakki
Cemiyeti üyelerinden sert tepkiler alacaktı.128 J

127 "Bahaecldin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki: 18 ve


19," Milliyet, 3 0 Kasını ve 1 Aralık 1934, s.3.
128 Yeni Tasvir-i Efltâr, 27 Şubat 1910"dan nakleden, Tarık Zafer Tuııaya, Türki-
ye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s . 3 0 1 ; ve "Yazır, Mehmed Hamdi,' AnaBri-
Antalya'dan seçilen ikinci mebus Ebuzziya Tevfik Bey ise,
Mehmed Hamdi [Yazır]'m tersine, ileri fikirli bir aydındı.
1872'de Namık Kemal ile birlikte İbret gazetesini çıkartmış,
Vatan Yahut Silistre oyununun oynatılışından sonra sürgüne
gönderilenler arasında yer almıştı. 1876 yılma kadar Ro-
dos'ta Ahmed Midhat Efendi ile birlikte sürgünde kalan
Ebuzziya Tevfik Bey, İstanbul'a birlikte dönüşlerinde batı
yöntemleriyle eğitim veren Medrese-i Süleymaniye'yi kur-
muştu. 1876 Kanun-u Esasisi'ni hazırlayan kurulda görev
yapmış ve Şüra-yı Devlet üyeliğine seçilmişti. Bu arada,
1880 yılından başlayarak ölümüne kadar Mecmua-ı Ebuzzi-
ya adlı fikir ve sanat dergisini yayımladı ve aralarında Na-
mık Kemal ve Şinasi gibi yazarların da yapıtlarının bulun-
duğu kitapları Kitabhane-i Ebüzziya adıyla kurduğu yayı-
nevinde bastırttı. Ancak, 1900'de hakkındaki jurnaller üze-
rine mutlakiyetçi rejim tarafından Konya'ya sürülmüş ve
Devrim'e kadar orada kalmıştı.129
Ankara Vilâyeti'ndeki Hıristiyan [Rum ve Ermeni] ve
Musevi cemaatlerini temsil eden bir heyet İstanbul'daki
Protestan Vekâlethanesi'ne bir telgraf çekerek, mebus se-
çimlerinde usûlsüzlük olduğunu, vilâyet sınırları içinde yü-
zelli bin kadar gayr-i müslim olduğu halde seçilecek oniki
mebustan bir tanesinin bile gayr-i müslim olmadığını bil-
dirmişti.130 Gerçekten de, Ankara Vilâyeti'nde yaşayan top-

tarmica Genel Kültür Ansiklopedisi, 22, s.336. Mehmed Hamdi Yazır Mütare-
ke'den hemen sonra Dar ül-Hıkmeti'l lslânıiye üyeliğine, ertesi yıl da başkan-
lığına atandı. işbirlikçi Damad Ferid Paşa'nın birinci ve ikinci kabinelerine
Evkaf Nazın olarak girdi. 1919'da Meclis-i Ayan üyeliğine getirildi. Cumhu-
riyetin ilânından sonra Damad Ferid Paşa kabinelerinde görev alması nede-
niyle önce gıyabında idama mahkum edildiyse de, Ankara İstiklâl Mahkeme-
sinde görülen davada aklandı ("Yazır, Mehmed Hamdi," AnaBritanniea Genel
Kültür Ansiklopedisi, 22, s.336; ve "Hamdi Hoca Elmalılı, Yazır," Büyük Laro-
üsse Sözlük ve Ansiklopedisi, 8, s.4992).

129 "Ebüzziya Tevfik," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 6, s.3505.


130 "Mebusan Şenlikleri," İkdam, 4 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 7 Kasım 1 9 0 8 , s.3.
lam bir milyon yüzelliyedi bin kişiden yüziki bini Ermeni,
kır ki ki bini Rum ve bin ikiyüzü de Museviydi.131 Gayr-i
müslimlerin itirazları dikkate alınmayarak yapılan seçimler
24 Kasım'da tamamlandı. Ankara'dan seçilen mebuslar, Itti-
hadcı bir ulema olan Hacı Mustafa [Beyman], Fırka-i Ah-
rar'ın tanınmış üyelerinden Mahir Said Efendi, Meklub! Ka-
lemi Mümeyyizi Kasını Nuri Efendi ve İttihad vc Terakki
Cemiyeti üyelerinden Tonus [bugünkü Şarkışla] Kaymaka-
mı Mehmed Talât [Sönrtıez]'di.132
Ankara Vilâyeti'nin seçim çevrelerinden biri olan Kırşe-
hir'de seçimler 11 Kasım'da bitmişti. Başarılı adaylar, Sela-
nik'teki Temyiz Mahkemesi üyelerinden Benliağazade Ali
Rıza Efendi ve İstanbul'da dava vekilliği yapan Mahmud
Mahir Efendilerdi ve ikisi de bağımsızdı.133
Ağustos ayı sonlarında, yine Ankara Vilâyeti'ne bağlı baş-
ka bir seçim çevresi olan Kayseri'de gerici bir ayaklanmaya
dair söylentiler istanbul'da dolaştıysa da, İttihad ve Terakki
Cemiyeti bunları yeni kurulmakta olan rejimi sarsacağı
korkusuyla yalanlamıştı.134 Ancak, bu söylentilerde gerçek
payı olduğu kesindi. Nitekim, Eylül ayı sonunda gerici ha-
reketler ivme kazandı. Gelen haberlere göre, hocalar top-
lantılar düzenliyor ve yeni rejimi İslâm karşıtı olmakla suç-
layan karşı-devrimci bildiriler dağıtıyorlardı. 135 Sonuçta,

131 "Memalik-i Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal 11.
Karpat, Ottoman Population, 1830-1914, ss.162-163 içinde.
132 "Intihab Gürültüleri," İkdam, 9 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 2 2 Kasım 1 9 0 8 , s.3; "Les
elections en province," The Levant Hettld and Eastern Express, 2 4 Kasım
1908, s.2; ve Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döne-
minde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.273.
133 "Les deputes," The Levant Herald and Eastern Express, 11 Kasını 1908, s.2; ve
Feroz Ahmad ve Daııkvrarı A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.274.
134 "The Nevv Era in Turkey," The Times, 2 4 Ağustos 1908, s.3.
135 FO. 4 2 4 / 2 1 7 , Konsolos Vekili Wylie'den Sir Gerard Lovvther'a, Konya, 3 0 Ey-
lül 1908, Further Correspondence Respectinğ the Affairs of Asiatic Turkey and
Arabia, No.9482, s.92 içinde.
karşı-devrimci propaganda Kırşehir'de başarılı oldu: İttihad
ve Terakki Cemiyeti lıer iki mebusluğu ela sonradan Fırka-i
Ahrar'a katılacak olan tutucu adaylara -Hacı Kâsırn Efendi
ve Ömer Mümtaz Bey'e- kaptırdı.136
Karadeniz'de önemli bir ticaret merkezi, olan Trabzon'da
Devrim öncesinde, eski rejim karşıtı geniş çaplı olaylar ol-
muştu. Dolayısıyla, seçimleri doğrudan Ittihadcı olmasa da
ilerici adayların alması bekleniyordu. Ama, monarşist basın
İttihad ve Terakki Cemiyetini gözden düşürmek için söy-
lentiler yayıyordu. İkdam, 8 Eylül tarihli sayısında,,kendile-
rini Cemiyet üyesi olarak tanıtan bazı kimselerin şantaj ya-
parak Trabzon'daki memurları görevden aldıklarını iddia
ediyordu.137 Monarşist basındaki aleyhte propaganda Trab-
zon'da etkisini gösterdi: 15 Kasım'da sona eren seçimlerde
kazanan yedi adaydan bir tanesi bile İttihad ve Terakki Ce-
miyeti üyesi değildi. Trabzon Müftüsü Mehmed Emin Efen-
di aldığı yüzkırkbir oyla bağımsız adayların en üst sırasın-
daydı, yüzotuzyedi oyla Saraçzade Ali Nâki Efendi ikinci
olurken, Dava Vekili Eyübzade İzzet Bey yüzonüç oy, Haz-
nedarzade. Mahmud Mazhar Bey yüzyedi oy, Matheos Cofi-
dis yüzaltı oy, eski Müftü Mahmucl İmameddin Efendi dok-
sanaltı oy ve Nemlizade Hacı Osman Efendi doksan oy alı-
yordu. 138 Haznedarzade Mahmud Mazhar Bey 21 Kasım
19ll'de kurulacak olan monarşist Hürriyet ve İtilâf Fırka-
sı'ııa katılacak ve 23 Kasım'da Fırka'hın ilk Mebusan İdare

136 Feroz Ahmad vc Daııkwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, '1908*1918," s.274.
137 "Young Turks and the Executive,"Tfıc Times, 9 Eylül 1908, s. 7.
138 "Les deetions â Trebizönde." Ilıt Levant Iieralcl and Eastern Express, 2 3 Ka-
sını 1908, s.2; ve Feroz Ahmad ve Daııkwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet
Döneminde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.277. Ayrıca bkz.. Resimli Kitab, 2 (Ni-
saıı-Eylül 1909). s.1008, Resimli Kifab, 3 (Ekim 1909-Maıt 1910), ss.36-37.
Ahmad ve Rustow yanlışlıkla Nemlizade Hacı Osman Efendi'nin 1912 geııcl
seçimlerinde mebus seçildiğini yazmaktadırlar.
Heyeti'nde yer alacaktı.139
Trabzon Vilâyeti'nin seçim bölgelerinden Samsun'da se-
çimler 27 Kasım'da sona erdi. Canik [Samsun] Sancağı sı-
nırları içinde yaşayan toplam üçyüzyetmiş bin kişiden yak-
laşık doksan bini Rum ve yirmiiki bini Ermeni olmasına
rağmen, seçilenlerden hiçbirinin Hıristiyan olmaması şaşır-
tıcıydı. Seçimi kazanan adaylar Maarif Şurası Reisi Mustafa
N â i l Bey, Kosova Temyiz Mahkemesi Reisi Abdullah Bey,

Samsun Ceza Mahkemesi Reisi Mehmed Ali Bey ve ulema-


dan Hacı Ahmed Efendi'ydi. Yalnızca Mustafa Nâil ve Meh-
med Ali Beyler Ittihad ve Terakki Cemiyeti üyesiydiler; di-
ğerleri bağımsızdı.140 Mehmed Ali Bey Mart 1910'da Ittihad
ve Terakki Cemiyeti'nden istifa edecekti.141
Sivas vilâyet merkezinde, seçimlerin olduğu sıralarda, bir
takım karışıklıklar çıkmıştı. Sivas'ı Çerkeş Emir Paşa isimli
biri 'altüst' ediyordu. Bu paşa kendisine Ittihad ve Terakki
Cemiyeti temsilcisi süsü vermiş, birkaç yüz kişiyi başına
toplamış, Hükümet'e müdahale etmiş, gece Vali Konağı
önünde bağırmak ve silah atmak gibi taşkınlıklar yapmıştı,
izmir merkezini idare eden Doktor Nâzım Bey'den aldığı
bir güven mektubu ile Sivas'a gelen ve Aziziye Kaymakamı
Muammer Bey'le birlikte Ittihad ve Terakki Cemiyeti örgü-
tünü kuran Kürd ismail Bey bu taşkınlıkların önüne geç-
meye ve Emir Paşa'yı itaate mecbur etmeye muvaffak ol-

139 Tesisat, 11 Teşrin-i Sani 1 3 2 7 / 2 4 Kasım 1911 ve Yeni İkdam, 11 Teşrin-i Sani
1 3 2 7 / 2 4 Kasım 1911'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi
Partiler, 1859-1952, s.315.
140 "Lettre de Samsoun," The Levant Herald and Eastern Express, 8 Aralık İ90S,
s.3; ve Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustovv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde
Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.274. Canik Sancagı'nın 1 9 0 6 / 1 9 0 7 yılı sayılmadaki
nüfusu için bkz., "Memalik-i Osmaniye'de Dehıl-i Tahrir Olan Nüfusun İc-
mali," Kemal H. Karpat, Ottoman Populaîion, 1830-1914, ss.164-165 içinde.

141 "Un bruit qui circule," The Levant Herald and Eastern Express, 1 Nisan 1910,
"s.2. " ' . ' ' .
muştu. Kürd İsmail Bey, Doktor Nâzım Bey'in İzmir'de Dev-
rim'den önce kurduğu İttihad ve Terakki Cemiyeti şubesin-
de çalışıyordu.142
Sivas'ta toplam beş mebus seçildi. Bunlardan bir tanesi
Ermeni, gerisi Müslümandı. Bu sayılar Sivas Sancağı'ndaki
nüfus oranını göstermekteydi: 1 9 0 6 / 1 9 0 7 nüfus sayımına
göre toplam dörtyüzseksensekiz bin kişinin yaklaşık dört-
yüz bini Müslüman, geri kalanının büyük çoğunluğu Er-
meni idi. Resmî kayıtlarda altı bine yakın Rum gözüküyor-
du. 143 Seçilen Ermeni aday Nazareth Daghavarian doktordu
ve tutucu eğilimliydi. Nitekim, Meclis-i Mebusan'da İttihad
ve Terakki Cemiyeti'ne sürekli muhalefet edecek ve 1911
yılı Kasım ayında kurulacak olan monarşist Hürriyet ve İti-
lâf Fırkaşı'nm ilk Mebusan idare Heyeti'nde yer alacaktı. 144
Türk mebuslardan Mustafa Ziya Efendi, Hüsnü Bey ve
Ömer Şevki Bey bağımsızdı. Dördüncü Müslüman mebus
olan Ahmed Şükrü Efendi de Daghavarian gibi tutucuydu:
1910'da Ahali Fırkası'nin kurucuları arasına katılmış,
1911'de de Hürriyet ve itilâf Fırkaşı'nm ilk Mebusan idare
fleyeti'nde yer almıştı. 145
Sivas Vilâyeti'ne bağlı Tokad Sancağı'nda seçilen üç me-
bustan hiçbiri ittihad ve Terakki Cemiyeti üyesi değildi.146

142 "Bahaeddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre ittihad ve Terakki: 19,"
Milliyet, 1 Aralık 1934, s.3.
143 "Memalik-i Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal H.
Karpat, Ottoman Populatum, 1830-1914, ss.164-165 içinde.
144 Tesisat, 11 Teşrin-i Sani 1 3 2 7 / 2 4 Kasım 1 9 1 1 ve Yeni İkdam, İ l Teşrin-i Sani
1 3 2 7 / 2 4 Kasım 1911'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi
Partiler, 1859-1952, s.315.
145 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.294; ve Tesisat, I I
Teşriıı-i Sani 1 3 2 7 / 2 4 Kasım 1 9 1 1 ve Yeni ikdam, 11 Teşrin-i Sani 1 3 2 7 / 2 4
Kasmı 1911'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler,
1859-1952, s.315.
146 "Intihab Gürültüleri," tkdam, 9 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 2 2 Kasım 1908, s.3; "Les
election en province," The Levant Herald and Eastern Express, 24 Kasım
1908,5.2.
Şeyh Hacı Mustafa Hâki Efendi ve eski Meclis-i ldare-i Ev-
kaf üyelerinden Hattatzade ismail Paşa bağımsızdılar.147 Ho-
ca Mustafa Sabri Efendi ise 1910 yılı Şubat ayında faaliyete
geçecek olan Ahali Fırkası'nın kurucuları arasında yer ala-
cak, daha sonra, 1911 yılı Kasım ayında da Hürriyet ve itilâf
Fırkası kurucusu olarak monarşist faaliyetlerine devam ede-
cekti.148 Tokad'da döğan Mustafa Sabri Efendi rüus sınavını
kazanıp müderris olduktan'sonra 1889 yılından itibaren İs-
tanbul'da Fatih Camii'nde ders vermeye başlamıştı.149
Tokad'da Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin bir varlık göste-
rememiş olmasında Tokad Mutasarrıfı Celâl Bey'in büyük
rolü vardı. Şiddetli bir mutlakiyetçi rejim taraftarı olan Ce-
lâl Bey, bir hafta gizledikten sonra, ancak yapılan baskı üze-
rine Kanun-u Esasi'yi ilân etmeye mecbur kalmıştı. To-
kad'daki seçimlerden az bir süre sonra, Mutasarrıfın yakın-
lığından faydalanan Sısalı Mehmed Efendi adında bir hoca
şehirde neredeyse bir ayaklanma çıkaracaktı. Her işini mut-
lakiyetçi rejimden gördüğü destekle yoksul halka zorla yap-
tırarak servet sahibi olan birtakım eşraf, hocayla beraber
hareket ediyordu. Hoca, camilerde yaptığı konuşmalarda
özgürlüğün şeriate aykırı olduğunu, 1896'daki Ermeni Kat-
liamı sırasında çıkan karışıklıklarda Müslümanları öldüren
Erriıenilerle şimdi kardeşlik yapılamayacağını ve özellikle

147 "Meclis-i Mebusaiı Azası," Salna.me.-i Servef-i Fümtn, 1324-1325, s.4 1; ve


"Meclis-i Mebusaı\ Azası," Salname-i Servel-i Ffimm, 1.326, s.40.

1 4 8 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partileı; 1859-1952, s . 2 9 4 ve 315.


1 4 9 Malımud Şevket Paşaya 1913'te düzenlenen suikastın ardından yurtdışına
kaçan Mustafa Sabri Efendi, ancak Mütarekeden sonra İstanbul'a dönebilmiş
ve İngiliz casusu Said Molla ile birlikte İngiliz Muhibleri Cemiyeti ne girmiş-
ti. Daha sonra, işbirlikçi Damad Ferid Paşa Kabinesinde Şeyh ül-İslanı ola-
rak görev aldı ve 1 9 2 0 yılma kadar bu görevde kaldı. Savaşın sona ermesi
üzerine İngiliz Elçiliği ne sığınarak diğer işbirlikçilerle birlikte İngiltere Hii-
kûıııeti'nin sağladığı bir gemi ile Yunanistan'a kaçtı. 1 9 2 4 yılında Yüzellilik-
ler Listesine alındı; 1927 yılında ise vatandaşlıktan çıkarıldı ("Mustafa Sabri
Efendi, Tokatlı," Büyük Larousse Sözlük vc Ansiklopedisi, !4, s.8410).
H ı ris t i yanlarla eşitliği n şeran caiz olmadığını söylüyordu. İt-
tihad ve Terakki Cemiyeti Tokad Şubesi'nin gönderdiği ra-
pora göre, "pek çoğu hürriyetin, meşrutiyet idaresinin ne-
den ibaret olduğunu henüz anlamayan ve maariften pek
mahrum bulunan cahil halkta bu yüzden şimdiki idare aley-
hine cereyanlar" başlamıştı. Yeni rejimi kuran îttihadçıların
dinsiz olduklarını, onun için şeriat hükümlerine aykırı dav-
ranacaklarını söyleyen Hoca Mehmed Efendi sonunda bağ-
naz halkı galeyana getirdi. Şehirde oynatılacak tiyatroya en-
gel olmak için şehirdeki Ermenileri de tehdit ederek korku-
tan hocanın bu davranışlarına Mutasarrıf kayıtsız kalmıştı.
Hatta, tiyatroyu yasaklayarak hocaya cesaret bile verdi. Bun-
dan yüz bulan hoca, Tokad Müftüsü'nü sokaklarda tahkir
etmiş, galeyanı arttırmak için kalabalık yerlerde bağırıp-ça-
ğırmış, seçilen Tokad mebusları hakkında ağıza alınmayacak
sözler söylemiş, seçimin iptal edilerek öteden beri zulümle
servet edinmiş Ümmî Mehmed Bey isminde birisinin seçil-,
meşini istemişti. Bin kişiye yaklaşan topluluğu Hükûmet'e
karşı ayaklanmaya teşvik ederken ne zabıta, ne de Hükümet
memurları olaya müdahale etmişti. Ancak Cemiyet'in Tokad
Şubesi'nin zorlamasıyla, polis ve jandarmalardan bazıları
hocayı Ermeni Gazinosu'ııda tutmuşlardı. Fakat, hapishane-
ye götürülürken eski hafiyelerden ve mutlakiyetçi rejim dö-
nemindeki komiser ve polislerden bazıları koşarak hocayı
kurtarmış ve onü yakalayan polisi tahkir etmişlerdi. Sonra-
dan tutuklanan hocayı, ertesi gün Müdde-i Umumî Vekili
yalnızca zabıtaya direnme suçuyla mahkemeye çıkarmış,
böylece kendisinin de dahil olduğu bir 'fesat komitesini' Ad-
liye'ce yapılacak soruşturmaya karşı gizlemişti. Mutasarrıf
Celâl Bey, şehirdeki îttihadçıların duruma müdahale etmesi
için yaptığı uyarıları hiç dikkate almamıştı.150

150 "Bahaeddin §akir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki: 26,"
Milliyet, 9 Aralık 19_34\ s.3.
Erzurum, mutlakiyetçi rejimin son yıllarında Doğu Ana-
dolu'daki devrimci hareketin en önemli merkezlerinden bi-
ri olmuştu. Türk devrimcileri, burada, anayasal rejimi geri
getirmek amacıyla Ermeni Devrimci Federasyonu üyeleriy-
le işbirliği yapmışlardı. Ittihad ve Terakki Cemiyeti, 5 Ey-
lül'de Binbaşı Vehib Bey başkanlığında Cemiyet'in Erzurum
Şubesı'ni resmen kurmuştu. Cemiyet üyesi olmamasına
rağmen, Karekin Pasturmadjian da seçimi îttihadcıların ka-
zanması için yoğun bir biçimde faaliyet gösteriyordu.151 E r -
zurum. Sancağının toplam dörtyüzotuz bin olan nüfusu-
nun, resmî kayıtlara göre, yetmiş bini Ermeni'ydi; ancak,
Ermeni Patrikhanesi kayıtlarına göre, Ermeni nüfus bunun
yaklaşık iki katıydı.152 Sonuç olarak, Erzurum'da üç Müslü-
man ve iki Ermeni mebus seçildi. 153 Başarılı Müslüman
adaylar arasındaki Dava Vekili Seyfullah Efendi liberal gö-
rüşleri ve mutlakiyetçi rejim politikalarına karşı yürüttüğü
mücadelelerle tanınmaktaydı. Hem 1896'daki Ermeni Katli-
amı sırasında Ermenileri cesaretle savunup korumuş, hem
de 1906 ve 1907'deki Vergi Ayaklanmalarında örgütleyici
rol oynamış, bu yüzden de eski rejimin son günlerini mah-
keme kararıyla Sinob'da sürgünde geçirmişti. 154 Diğer iki

151 "Lettre d'Erzeroum," The Levant Herald and Eastern Express, 17 Eylül 1908,
S.3. : .•'•••:••••."
152 "Memâlik-i Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun icmali," Kemal II.
Karpat, Ottoman Populafion, 1830-1914, ss.162-163 içinde. Ermeni Patrikha-
nesi'nin rakamları için bkz., Justin McCartlıy, Muslims and Minorities, ss.70-
71. Bu kaynakta Erzurum Vilayeti'niıı dört sancağındaki nülus toplam olarak
verilmektedir. Bu vilayetteki toplam Müslüman nüfus McCaıthy tarafından
• 1 9 0 8 yılı için yediyüzellialtı bin olarak hesaplanmıştır. Bu rakamın resmî is-
tatistiklerden fazla olduğunu belirtmemiz gerekiyor.

153 Püzantion, 18 Kasını 1908'den nakleden, "İntihabat," ikdam, 6 Teşriıı-i Sanı


1 3 2 4 / 1 9 Kasım 1 9 0 8 , s.3.
154 "The Turkish Elections: Some of the Resuhş," The Ti.mşs, 2 3 Kasım 1908, s.6;
ve Püzantion, 18 Kasım 1908'den nakleden,' "İntihabat," İkdam, 6 Teşrin-i Sa-
ni 1324/19 Kasım 1908, s.3.
Müslüman mebus Hacı Şevket Efendi ve Kürd kökenli Ha-
fız Âhmed Ziya Efendi'ydi. Müslüman adayların üçü de se-
çime bağımsız aday olarak katılmalarına rağmen, Hacı Şev-
ket Efendi sonradan monarşist muhalefete katılacaktı. 155
Erzurum mebusu olarak seçilen her iki Ermeni de Ermeni
Devrimci Federasyonu üyesiydiler. Vartkes Serengülyan
Van'daki devrimci faaliyetleri nedeniyle yakalanarak ölüme
mahkûm edilmiş, ingiliz Hükûmeti'nin müdahelesiyle ce-
zası ömür boyu hapse çevrilmiş ve Kanun-u Esasi'nin ila-
nıyla serbest bırakılmıştı. Dava arkadaşı Karekin Pastur-
madjian ise istanbul'da 24 Ağustos ile 3 Eylül 1896 tarihle-
ri arasında gerçekleştirilen Osmanlı Bankası'nın basılması
ve başkentteki diğer olaylarda lider olarak yer almış bir
devrimciydi.156
Erzincan'daysa yeni rejim için çok fazla bir destek yoktu.
Ağustos ayı sonlarında, merkezi Erzincan'da bulunan Dör-
düncü Ordu'dan bir alayın Kanun-u Esasi ile yerleşen reji-
me karşı silâhlandığı söylentileri dolaşıyordu. İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti ise, yeni rejimle birlikte kendilerine de zarar
gelmemesi amacıyla, bu söylentileri basın aracılığıyla yalan-
lıyordu.157 İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin Selânik merke-
zinden aldıkları emir üzerine Erzincan'a gelen Cemiyet

155. Feroz Ahmad.ve Dankvvart A. Rustovv, "İkinci, Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.278.
156 Piizantion, 18 Kasım 1908'den nakleden, "İntihabat,'' tkdam, 6 Teşrin-i Sani
.1324/19 Kasım 1908, s.3; ve "The Turkish Elections: Some o f the Rcsults,"
The Times, 2 3 Kasını 1 9 0 8 , s.6. Ermeni Devrimci Federasyonu'nun İstan-
bul'da Osmanlı Bankası ye diğer devlet dairelerine karşı bombalı saldırısının
kısa bir hikâyesi içiıı bkz., Necdet Sakaoğlu, "Osmanlı Bankası Olayı," Dün-
den Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, 6, ss. 1 6 6 - 1 6 8 ; ve l.oııise Nalbandiaıı, The
Armenian Revolutionary Movement, ss.176-178. Osmanlı Bankası Olayı için
ayrıca bkz., Esat Uras, The Arınenians inTlistory and the Armenian Question,
ss.763-776. Pastıırmadjiaıı'm anılarının Osmanlı Bankası Ölayı'na ilişkin bö-
lümleri için bkz.. Annen Garo [Karekin PasturniacljianI, Aprevadz Örer (Bos-
ton, 1948), ss.101-141.

157 "The New Era in Turkey," Tlıe Times, 2 4 Ağustos .1908, s.3.
temsilcileri burada şehrin ileri gelenlerini kazanmak için el-
lerinden geleni yapıyorlardı. Temsilcilerin çabasıyla Erzin-
can Mutasarrıfı'yla Müftüsü Gemiye t1 e üye olarak yazılmış-
lardı.1,58 Burada seçimi, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin ada-
yı Erzincan Müftüsü Osman Fevzi [Topçu] kazandı. 159
Diğer yandan, yoğun bir Ermeni nüfusu barındıran Vaıı
yeni rejimi destekliyordu. Van'daki nüfusun, 1906/1907 sa-
yım sonucu kayıtlarına göre, yarıdan az fazlası Ermeni, ka-
lanı Müslümandı. 160 '25 Ağustos'ta, İstanbul'da Ermenice
yayınlanan Piizantion gazetesi İttihad ve Terakki Cemiye-
ti'nin Van Şubesi'nin Binbaşı Tayyar Bey başkanlığında ku-
rulduğunu bildiren bir mektuba yer verdi. Mektupta, Müs-
lüman ve Ermeni halkın yeni partiyi heyecanla desteklediği
bildiriliyordu.161 Seçimi bağımsız adaylar Tevfik [Demiroğ-
lu] ve Vahan Papaziaıı kazandı.162

Türkiye'nin Rumeli'ndeki vilâyetleri, mutlakiyetçi rejime


karşı halk ve asker ayaklanmalarıyla, Devrim'in başladığı
bölge olma özelliğini koruyordu. Bu anlamda, özellikle Se-
lanik ve Manastır vilâyetlerinden olduğu kadar Edirne vilâ-

158 "Bahaeddin Sakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki: 16,"
Milliyet, 2 8 Kasını 1934, s. 5.
159 Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet.Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.277; ve Kazını Öztürk (Der:), Türkiye Büyük Millet Mec-
lisi Albümü, s.26.

160 , "Memalik-i Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal 11.
Karpat, Ottoman Population; 1830-1914, ss. 1 6 6 - 1 6 7 içinde. Anadolu'daki Er-
meni nüfusunun Birinci Dünya Savaşı'ndan önce söylendiğinden daha az ol-
duğunu savunma çabası içinde olan McCarthy bile, Van'daki Ermeni nüfu-
sun Müslüman nüfustan daha fazla olduğunu kaydetmek zorunda kalmıştır
(lustiıı McCarthy, Muslims <ınd Minoritics, ss.74-75.
161 l'ıUcmlion, 2 5 Ağustos 1908'deıı nakleden, Revııe du monde Musulman, (i (Ey-
lül-Aralık 1908), s.243.
162 Feroz Alunad ve' Dankıvart A. llustoıv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.278.
yetinden de-Ittihad ve Terakki Cemiyeti'ne yoğuit destek
bekleniyordu. Bu vilâyetlerde, Devrim'den önce, Ittihadcı-.
ların güçlü yeraltı örgütleri kurulmuştu ve şimdi oldukça
güçlüydüler. Zaten, mutlakiyetçi rejimden ilk kurtulan vilâ-
yetler Manastır ve Selânik olmuştu ve daha İstanbul'daki
monarşist rejim düşmeden önce buralarda anayasal' rejimin
kurulduğu ilân edilmişti.
Dolayısıyla, Ittihadcılar bu vilâyetlerdeki seçimlerde yo-
ğun bir şekilde destekleneceklerine güvenebilirlerdi. Ama,
nüfusun .çoğunluğunu Arnavutların oluşturduğu Kosova ve
Yanya vilâyetleri gibi bölgelerle, Manastır Vilâyeti'nin kimi
bölgelerinde Arnavut, Sırp ve Bulgar azınlıklar Müslüman
Türk nüfusla bir arada yaşamaktan memnun değillerdi. Ül-
kenin bu bölgelerinde, yeni rejim, özerklik -ve-belki ba-
ğımsızlık- için bir umut demekti ve buralardaki seçim çev-
relerinde Îttihadcıların karşısında milliyetçi ve ayrılıkçı
adaylar yer alıyordu.
Selânik Vilâyet merkezi olan Selânik Sancağı seçim böl-
gesi yirmialtı bin birinci derece seçmen ve altmış ikinci de-
rece seçmenden oluşuyordu. 163 Siroz ve Drama'yt da içinde
bulunduran Selânik Vilâyeti'nin tamamında ise beşyüzyir-
miüç ikinci derece seçmen vardı; bunlardan ikiyüzalımışı
Müslüman, kalan ikiyüzaltmışüçü ise Müslüman değildi.
Vilâyet'ten yedisi Müslüman olmak üzere toplam onüç me-
bus seçilecekti.164 1906-1907 resmî nüfus sayımı sonuçları-
na göre, bu vilâyetteki toplam nüfus dokuzyüzyirmiiki bine
yakındı. Bu nüfusun yaklaşık ikiyüzaltmışbeş bini Rum,
ikiyüzyirmi bini Müslüman, yüzelli bini Bulgar, elliiki bini
Musevi, yirmi bini Ulah y e bin kadarı da Ermeni idi.' Sela-
nik Sancağı'nda toplam beşyüzaltmışbeş bin, Siroz Sanca-

163 Douglas Dakin, The Greek Struggle in Macedonia, 1897-191.i, s.391n.

164 "The. Elections al Salonika," The Levant Herald aııd Eastern Ex/)ress, 11 Kasını
1908,s.l.
ğı'nda yüzdoksan bin, Drama Sancağı'ııda da yüzaltmışbeş
bin kişi yaşamaktaydı.165 Yapılan pazarlıklar sonucu, Sela-
nik'ten altı, Siroz'dan dört ve Drama'dan da iki mebus seçi-
lecekti. Bunların, altısı Türk, üçü Rum, ikisi Bulgar, biri de
Musevi olacaktı. Resmî nüfus sayımı sonuçlarına bakarsak,
bu vilâyette Rumlar nüfuslarına oranla almaları gerekenden
daha az mebusluk elde etmişlerdi.
Eylül ayı sonlarında, Siroz ve Drama seçim bölgelerini de
kapsayan Selânik Vilâyeti'nde ağırlıklı olarak Ittihadcılar-
dan oluşan aday listesi hazırlanmıştı: Adaylar, Selanik'ten
Mehmed Cavid Bey, Mustafa Rahmi [Aslan], Doktor Nâzım
Bey ve Emmanuei Carasso, Siroz'dan Midhat Şükrü [Bleda]
ve Drama'dan Rıza Bey'di. Adaylardan Mustafa Rahmi [As-
lan], Midhat Şükrü [Bleda] ve Rıza Beyler toprak sahibi ve
kurulduğu günden beri İttihad ve Terakki Cemiyeti üyesiy-
di. Devrim'in ilk günlerinde, Rahmi [Aslan] Bey'e gayr-ı
resmî başkan olarak bakılıyordu. Midhat Şükrü [Bleda] ise
Cemiyet'in veznedarıydı. 1902 yılından beri Selânik'te Mek-
teb-i Feyziye'nin müdürlüğünü yapan Mehmed Cavid Bey
kıvrak ve keskin zekâsı ve üstün konuşma yeteneğiyle ta-
nınmaktaydı.155 Doktor Nâzım Bey ise 1889'da İstanbul'da
. Mekteb-i Tıbbiye-i Şâhâne'de okurken gizli Ittihad-ı Osma-
ni Cemiyeti'ne girmiş ve Cemiyet'in yurtdışı ile ilişkilerini
sağlamıştı. Hakkında soruşturma açılınca, Paris'e kaçarak
hem tıp eğitimini orada tamamlamış, hem de Ahmed Rıza
Bey ile İttihad ve Terakki Cemiyeti'nde sorumlu bir ko-
numda çalışmıştı. 1906 yılında, devrimci propagandayı
yurt içinde daha iyi yayabilmek amacıyla, 'Hoca Mehmed

165 "Memalik-i Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal H.


Karpat, Ottoman Population, 1830-1914, ss.166-167 içinde.

166 Başkonsolos Harry H. Lamb'den Sir Gerard Lowtheı'a, Selânik, 2 2 Eylül


1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional Movement in Turkey,
1908," Parliamentary Papers, 1909,105.-S.95 içinde.
Efendi' adıyla-gizlice Selânik'e gelmiş, merkezi Manastır'da
bulunan Üçüncü Ordu'ya bağlı erleri ! ttihadcılara kazandır-
mada üstün başarı sağlamış, sonra da izmir'e geçerek Itti-
had ve Terakki Cemiyetfni örgütlemişti.167 Doktor Nâzım
Bey prensiplerine bağlı, çok başarılı bir devrimciydi. Ege ve
Anadolu'daki erler arasında yaptığı propaganda çalışmaları
özellikle etkili olmuş ve İzmir civarında 1908 yılında çıkan
askerî ayaklanmalar buradaki birliklerin Makedonya'ya şev-
kini ve oradaki devrimci olaylara müdahalesini imkânsız
kılmıştı.168 Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Selânik adayla-
rından Emmanuel Carasso da Cemiyet içinde çok önemli
bir konumdaydı. Hukuk Mektebi'ni bitirdikten sonra Selâ-
nik'te avukat olarak çalışan Carasso, aynı zamanda Mace-
donia Risorta adlı mason locasının Üstad-ı Âzam'ı idi. Ce-
miyetle mason locaları arasındaki ilişkileri sağlayan oy-
du. 169 Selânik seçimlerini Ittihadcı adayların kazanacağına
muhakkak gözüyle bakılmaktaydı. Çoğunluk, Müslüman
olmayan adaylardan yalnızca Musevi avukat ve inanmış bir
Ittihadcı olan Emmanuel CarasSo'nun başarılı olabileceğine
inanıyordu.170
Siroz ve Drama Sancağı'ndaki Rumların seçimler hakkın-
da şikayetleri vardı. Öncelikle, nüfuslarına oranla hak ettik-
lerinden daha az sayıda mebus çıkaracakları kararlaştırıldı-

167 Başkonsolos Harry H. Lamb'den Sir Gerard Lovvther'a, Selânik, 22 Eylül


1908, "Correspondence Respecting the Constitutional Movement in Turkey,
1908," Parliamenfary Papers, 1909, .105, s.95 içinde; ve "Nâzım Bey," Büyük
Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 14, s.8567.

168 Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 16, ss.9303-
9306.
169 "Karasu Efendi, Emmanuel," Büyült Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 11,
s.6404.
.170 Baskonsolos Harry H. Lamb'den Sir Gerard Lovvther'a, Selânik, .22 Eylül
1908, "Correspondence Respecting the Constitutional Movcment in Turkey,
1908," Parliamentary Papers, 1 9 0 9 , 1 0 5 , s.95 içinde.
ğı için öfkeliydiler. Ayrıca, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin
Drama Metropoliti Hrizöştomos'un bölgedeki propaganda
faaliyetlerini kısıtlaması nedeniyle huzursuzdular.171 Dra-
ma Metropoliti Hrizostomos eski rejim günlerinden beri
bölgede Yunanistan lehinde propaganda faaliyeti yürütmek-
le itham edilmekteydi. Hatta, Rum çetelerine yardım ettiği
gerekçesiyle mutlakiyetçi rejim döneminde. Drama'dan sü-
rülmüştü. Fakat, Devrim'in hemen sonrasında, siyasal suç-
lulara tanınan aftan yararlanarak yeniden Drama'ya dön-
müş ve kiliselerde Rum cemaatini yüceltici milliyetçi ko-,
nuşmalar yapmaya başlamıştı. Artık yakında Rumeli'nde
yalnızca Rumca konuşulacağını ve Bulgarlara katiyen okul
açtırılmayacağım söylemekteydi. Metropolit özellikle Bul-
garlar aleyhine Rum cemaati kışkırtmaya çabalıyor ve böl-
gedeki Bulgar köylerini silahlradamlarıyla tehdit ediyor-
du. 172 Duruma müdahale eden İttihad ve Terakki Cemiyeti,
Hüseyin Hilmi Paşa'yı görevlendirmiş ve Paşa, Fener Rum
Patriği Joachim Efendi ile yaptığı görüşmede, eğer bölgede
sorun çıkartmaya devam ederse, Drama Metropoliti .Hrizos-
tomos'un tekrar sürgüne gönderilebileceğini söylemişti. Bu-
nun duyulması Rumlar arasındaki huzursuzluğu arttırmış,
durum iyice kötüleşmişti.173 ;
Eylül ve Ekim aylarında yapılan birinci derece seçimler
sırasında, Yunan Konsolosluğu ajanları tarafından destekle-
nen Rum cemaati, Türklere karşı yoğun protesto eylemle-
rinde bulundu. Hatta bir ara, Rumlar, seçimle ilgili düzen-
lemelerin ittihad ve Terakki Cemiyeti'ndeh yana ve kehdi-

171 Douglas Dakin, The Greek Struggle in Macedonia, 1897-1913, s,390.


172 "'Bahaeddin Şakiv Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad Ve Terakki: 16 vc
17," Milliyet, 2 8 ve 29 Kasuıı 1934, s.3. ''

173 Douglas Dakin, 11u: Greek Struggle in Macedonia, 1897-1913, s . 3 9 0 ; ve "Baha-


eddin Şakir Bey'in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki: 17," Milliyet,
2 9 Kasım 1934, s.3.
terine karşı olduğu gerekçesiyle, seçimlere katılmayacakla-
rını söyledilerse de, sonunda, yine de, sandık başına gitme-
ye karar verdiler.174 . ,
Selânik Vilâyeti'ndeki seçimler 8 Kasım'da sona erdi. Se-
çimi kazanan mebuslar arasında altı Müslüman -Selânik
için Mıistafa Rahmi [Aslan] ve Mehmed Cavid Bey; Siroz
için Yusuf Naşid Bey ve Midhat Şükrü [Bleda], Drama için
Rıza Bey - ü ç Rum- Selânik için Gheorghi Ârtas ve Gheorg-
hi Khoneos ve Siroz için Dimitri Dinkas -iki Bulgar- Selâ-
nik için Dimitri Vlachoff ve Siroz için Haristo Dalthceff -ve
bir Musevi- Selânik için Emmanuel Carasso- vardı. 175 Yu-
suf Naşid ve Agâh Beyler seçimden sonra Fırka-i Ahrar'a
katıldılar.176 Bulgar mebuslardan Selânik Bulgar Lisesi öğ-
retmeni olan Dimitri Vlachoff ye avukat Haristo Dalthceff
sosyalistti. Dimitri Vlachoff mutlakiyetçi rejim döneminde
güçlenen Makedonya ulusal kurtuluş hareketine genç yaşta
katılmış, 1903'teki illinden Ayaklanmasından sonra, ayak-
lanmayı örgütleyen Makedonya-Edirne ihtilâlci Dahilî Teş-
kilâtı'ndaki bölünmeler iyice açığa çıkınca, örgütün sol ka-
nadında yer, almıştı.177 Selânik'in Rum mebusları Gheorghi

174 Douglas Dakin, The Greek Strugglıî in Macedonio, 1897-1913, s . 3 9 l .


175 Başkonsolos Harry H. Lamb'den Sir Gerard Lovvther'a, Selânik, 9 Kasıttı
1908, "Correspondence Respecting the Constitutional Movemeııt iıı Turkey,
1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, s. 102 içinde; ve "Tlıe Turkish Electi-
oııs: Some-of the Results," Tlıe; Times, 2 3 Kasım 1 9 0 8 , s.6. Ayrıca bkı., Feroz
Alıinad ve Dankvvart A. Rustovv, "tkiııci Meşrutiyet Döneminde Meclislcr,
1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s . 2 6 7 ; ve Douglas Dakin, The Greek Struğgle in Macedpnia,
1897-1913, s.391n.
176 "Les deputes," The Levant Herald and Eastern Express, 16 Kasım 1908, s.2.
1.77 Douglas Dakiıı, The Greek Struggle in Macedonia, 1897-1913,,s.392n; ve "l,es
deputes," The Levant Heıald. and Eastern Express, 16 Kasını 1 9 0 8 , s.2. Dimitri
Vlachoff un sosyalist bir devrime! olarak faaliyetleri için yazdığı şu kitaplara
bakılabilir: İz Istorije Macedonskog Narada (Belgıad, 1950); Makedmija: Mo-
menti od htorijata na Macedonskioi Narod (Üsküb, 1 9 5 0 ) ; ve Memoari (Üs*/
küb, 1970). Ayrıca bkz., Fikret Adanır, "Makedonya Sorunu ve Diniitar Vla-
.. hof'un Anılarında II. Meşrutiyet," ss.14-26.
Artas ve Gheorghi Khoneos monarşist Fırka-i Ahrar'ı des-
tekliyorlardı. Üçüncü Rum mebus olan Dimitri Dinkas ise
bağımsızdı. 178
Edirne Vilâyeti'nin Edirne merkez sancağını kapsayan se-
çim bölgesi, Edirne şehri ile etrafındaki altı idarî birimden
oluşuyordu. Edirne Sancağı'nın 1906/1907 genel nüfus sa-
yımına göre nüfusu yaklaşık üçyüzonyedi bin idi. Bunun
yüzellidört bini Müslüman, yüzüç bini Rum, otuzaltı bini
Bulgar, onbeş bini Musevi ve beşbini Ermeni idi. 179 Vilâyet
merkezinden kırksekiz tane ikinci derece seçmen çıkarken,
diğer idarî birimlerden gelen seksensekiz kişiyle bu sayı yü-
zotuzaltıya ulaşıyordu.180 Edirne Sancağı üç mebus çıkara-
caktı. Nüfus oranlarına göre, bu mebuslardan birinin Rum
olması gerekmekteydi. •
Edirne Sancağı seçimleri olaylı geçti. Edirne Belediye Re-
isi Dilâver Bey'in seçim sonuçlarında tahrifat yapmaya ça-
lışmasının farkına varılması üzerine Dilâver Bey Kasım
ayında istifaya zorlandı. Eğer Belediye Reisi'nin oyunu orta-
ya çıkarılmasaydı, hiçbir İttihad ve Terakki Cemiyeti adayı
seçimi kazanamazken, kendisi ve iki Rum aday mebus se-
çilmiş sayılacaktı.181 Seçimler tamamlandığında hiçbir Rum
adayın başarılı olmadığı görüldü. Başarısız adaylar arasın-
daki Belediye Reisi Dilâver Bey ve İstanbul'da avukatlık ya-
pan Philippe Efendi kırkdörder oy, Edirne'de doktor olarak

178 Feroz Ahmad ve Dankwart A. Rustow, "ikinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1908-1918," s.267.
179 "Memafik-i. Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal H.
. Karpat," Ottoman Population, 1830-1914, ss. 166-167 içinde.
180 "Lettre d'Andrinople," The Levant Herald and Eastern Express, 21 Kasım
1908, s.3. • '• •

181 "Die türkischen. Wahlen,'' Berliner Tageblatt und Handels-Zeitung, 9 Kasım


1908, Akşam Baskısı, s.2; ve "Progress of the Elections," The Times, 9 Kasım
1908, s.7.
çalışan T. Calivoulos otuzycdi, Panayoti beş ve Grocho
Tchorbadji iki oy almıştı.182
Kazananlar ise, doksanar oyla Âsim Bey ve Mehmed Talât
Bey ile doksanüç oyla Rıza Tevfik [Bölükbaşı] idi,' Dava Ve-
kili olan Âsim Bey bağımsızdı.183 Rıza Tevfik [Bölükbaşı]
ise 1911 yılı Mayıs ayında Hizb-i Terakki oluşumu içinde
yer alarak Ittihad ve Terakki Cemiyeti'ni siyasal arenada
epeyce sarsacaktı. Bolu Mebusu Habib Bey'e göre, bu işin
içinde 'yabancı parmağı' vardı.' 84 Rıza Tevfik [Bölükbaşı]
daha sonra 1911 yılı Kasım ayında kurulan monarşist Hür-
riyet ve İtilâf Fırkası'nın ilk Meclis-i İdare üyeleri arasında
yer alacaktı.185 Edirne Mebusu Mehmed Talât Bey ise Itti-
had ve Terakki Cemiyeti'nin liderlerinden biriydi ve hem
Makedonya'da hem de İstanbul'da Devrim öncesi ve sonrası
faaliyet göstermişti.186 Edirne doğumlu olan Mehmed Talât
Bey, Edirne Askerî Rüşdiyesi'ni bitirdikten sonra, aynı yerde
Posta ve Telgraf İdaresi'ne girmişti. Bu sıralarda siyasete atı-
larak Sultan Abdülhamid'in mutlakiyetçi yönetimine karşı
yürütülen gizli faaliyetler içinde yer alması nedeniyle
1895't.e tutuklanmış ve 1898'de Selânik'e sürgüne gönderil-
mişti. 1906'da Selânik'teki Ittihadcı gizli örgütün kurucula-
rı arasında yer almış ve şehirdeki mason locasına girmişti.

182 "Lettre d'Andriııople," The Levant Herald and Eastern Express, 21 Kasım
1908, s,3.
1 8 3 "Lettre d'Andrinople," The Levant Herald and Eastern Expiess, 21 Kasım
1908, s.3; ve "The Turkish Elections: Some of the Results," The Times, 23 Ka-
sım 1908, s.6
184 Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.187.
185 Tesisat) 10 Teşrin-i Sani 1 3 2 7 / 2 3 Kasım 1911 ve Yeni İkdam, 10 Teşrin-i Sani
1 3 2 7 / 2 3 Kasım 1911'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal
Partiler, l: ikinci Meşrutiyet Dönemi, s.264.
186 "Lettre cl'AııcVinople," The Levant Herald and Eastern Express, 21 Kasını
1.908, s.3; "The Turkish Elections: Some of the Results," The Times>, 2 3 Kasını
1908, s.6.
Gizli çalışmaları Saray tarafından öğrenilince Selânik Posta
İdaresi'ndeki işine son verilmiş, Anadolu'ya sürgün cezası-
na çarptırılmış, ancak Hüseyin Hilmi Paşa'nm araya girme-
siyle Selanik'te kalmasına izin verilmişti. Devrim olduğun-
da Selanik'teki özel bir okulda müdürlük yapmaktaydı.187
Edirne Vilâyeti'ııe bağlı Kırk Kilise'de seçim sonuçlarının
açıklanmasıyla birlikte Türklerle Rumlar arasında anlaş-
mazlık çıktı. Rumlar seçime itiraz ediyorlardı. Kasım ayı
başında çıkan tartışmalar sonucu Hükümet seçimi iptal etti
ve seçimlerin yenilenmesi emrini verdi. 188 Sorun Rumların
nasıl temsil edileceğiydi. Kırk Kilise Sancağı'nda 1906/1907
sayım sonuçlarına göre toplam yüzseksenbir bin kişiden
yetmişsekiz bini; Müslüman, yetmişbini Rum ve otuz bini
Bulgar'dı. Yani, Müslümanlar -Türkler- toplam nüfusun
ancak yarışma yakınını oluşturmaktaydı.189 Ancak, iki me-
busun ikisi de Müslüman adaylara ayrılmıştı ve bu durum
sorun yaratmaktaydı. Seçimler yenilendiğinde iki mebusun
ikisi de yine Müslümanlardan seçildi. Kazanan adaylar
-Emrullah Efendi ve Mustafa Arif [Kocabaş]- İttihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin desteklediği kimselerdi. 190 Emrullah
Efendi özgürlükçü düşüncelere sahip bir aydındı. 1 9 1

187 "Talat Paşa, Mehmet," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 18, s.l 1184.
188 "Progress of the Elections," The Times, 9 Kasım 1908, s.7.
189 "Meuıalik-i Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal H.
Karpat, Ottoman Population, 1830-1914, ss.166-167 içinde. İkdam Kırk Kilise
Sancağı'nda yüzdöıt bin beşyüz Müslüman, kırkyedi bin Rum, otuzbeş biıı
Bulgar ve bin beşyüzyirmi Musevi olduğunu yazmaktaydı ("intihabat," Ik-
dam, 5 Teşrin-i Semi 1 3 2 4 / 1 8 Kasım 1908, s.3).

190 Feroz Ahıııad ve Daııkwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.268. Seçime katılan adaylar şunlardı; Emrullah Efendi,
Mahkeme Reisi Mustafa [Kocabaş], Mustafa Bey, Avukat Melanyoıı Efendi,
Tosuiızade, Avukat Şükrü Efendi ve Tınıova Kaymakam Muavini ("İntiha-
bat," Mam-, 5 Teşriıı-i Saııi 1 3 2 4 / 1 8 Kasını 1908, s.3).

191 "intihabat: Emrullah Efendi," ikdam, 11'Teşrin-i Saııi 1 3 2 4 / 2 4 Kasım 1908,


s.2.

328
f

1882'çle Mekteb-i Mülkiye'den mezun olduktan sonra Yan-


ya, Selânik ve Haleb'te Maarif.Müdürü olarak görev yapmış-
tı, 1891'de Aydın Vilâyeti Maarif Müdürü olarak İzmir'e
atandı. Liberal fikirlerinden dolayı mutlakiyetçi rejime kar-
şı çıktığı için isviçre'ye kaçmak zorunda kaldı. Ancak, Hü-
kümet, Emrullah Efendi'yi adî bir suçlu gibi göstererek, ia-
desini sağladı, Affedilerek Meclis-i Maarif üyeliğine getiril-
diyse de siyasal faaliyetleri dolayısıyla 1906 yılında Kon-
ya'ya Hukuk Mektebi Müdürü göreviyle sürüldü ve Dev-
rim'e kadar orada kaldı. Emrullah Efendi Devrim'den sonra
İstanbul'a dönmüş ve Mekteb-i Sultanî -Galatasaray Lisesi-
. müdürlüğüne atanmıştı.192

İpek, Işkodra, Prizren, Taşlıca, Debre, Draç, llbasan, Berat,


Görice, Ergiri, Senice, Serfiçe, Yanya, Preveze ve Priştine se-
çim çevrelerinden oluşan Arnavutluk'taki seçim kampanya-
sı gergin bir ortamda yapıldı. Arnavut Başkim Kulüpleri,
Arnavut milliyetçisi adaylar öne sürerek etkin bir seçim
propagandası yürütürken, Ittihad ve Terakki Cemiyeti de
kendi adaylarının seçimi kazanması için elinden geleni yap-
maktaydı.193
llbasan Sancağı'nda Ittihadcı aday başarılı olamazken, se-
çimi bağımsız aday Abdullah Mâhir Efendi aldı. 194 llbasan
eşrafından olan Abdullah Mâhir Efendi, dokuz yıl önce Di-

192 Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, 3, s s . 9 6 - 1 0 2 ; "Emrullah


Efendi," AncıBritmınica Genel Kültiir Ansiklopedisi, 8, s . 1 6 9 ; ve "Emrullah
Efendi," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 6, s.3685.

193 E. b. Vloıa, Die Wulırheit über das Vargelleri der Jungtürken iıı Albatık'n (Viya-
na ve Leipzig, 1 9 1 1 ) , 5.8'den nakleden, Stavro Skendi, Tlıe Albanian National
Awakenmj>, 1878-1912, ss.359-360.
194 1. G. Senkevich, Osvoboditel 'noe dvizhenie albanskogo uaroda v 1 9 0 5 - 1 9 1 2
gg (Moskova, 1 9 5 9 ) , as/125-126 , den nakleden, Stavro Skendi, The Albanian
National Aıvafcening, 1878-1912, s.360; ve Feroz Ahmad ve Datıkwart A. Rus-
tow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.265.
yarbakır'a sürülmüş ve Devrim'den sonra istanbul'a geri
dönmüştü. 195
Berat'ta, Arnavut adaylardan en önemlisi İsmail Kemal
Bey'di. ismail Kemal Bey bir Arnavut milliyetçisiydi ve ayrı-
lıkçı faaliyetlerinden dolayı sürgünde yaşamak zorunda
kalmıştı. Devrim'le birlikte çıkan aftan o da yararlanarak
Londra'dan Atina'ya, oradan da yurdu Avlonya'ya gelmişti.
Atina'dayken basma verdiği demeçle Yunanlıların Arnavut-
ların doğal kardeşi öldüğünü söylemesi şiddetli tepkiyle
karşılanmıştı. 196 Avlonya'ya varışında büyük gösterilerle
karşılanmasına rağmen, bir Ittihadcı ve Lirija adlı Arnavut-
ça bir gazeteniiı başyazarı olan Midhat Frasheri, gazetesin-
de Ekim ayı başında çıkan yazısında ismail Kemal Bey'in
Yunanistan'la dostluk politikasını sert bir dille eleştiriyor ve
kendisini Yunanistan'ın maşası ve fırsat düşkünü bir siya-
setçi olmakla suçluyordu. 197
Bir yandan îttihadçıların, bir yandan da, basının aday ol-
maması için yaptıkları baskıya rağmen, İsmail Kemal Bey,
Berat seçim çevresinde aday olacağını ilân etti. Berat'taki
ikinci mebusluk için Ömer Paşa ile kuzeni Aziz Paşa Vrione
arasında çetin bir yarış vardı. îttihadçılar, ismail Kemal
Bey'in bir arkadaşının verdiği istihbarata göre, seçimde ba-
şarılı olamaması için 'gereken tüm önlemleri almak üzere'
Avlonya'ya bir zâbit göndermişlerdi.198 Fakat, ittihad ve Te-
rakki Cemiyeti'nin girişimleri ve propagandası başarılı ol-

195 "İntihabat," tkdam, 6 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 9 Kasını 1 9 0 8 , s.3


196 HHStA, PA XIV/9, Arnavutluk V/6, No.37, Kıaus'dan Aehrenthal'e, Avloıı-
ya/Beraı, 3 Eylül 1908'den nakleden, Stavro Skendi, The Albanian National
Awakening, 1878-1912, s.360.

197 "Returıı of an Albanian Refugee," The Times, 2 2 Eylül 1 9 0 8 , s.3. Lirija, 4


Ekim 1908; ve HHStA, PA XIV/9, Arnavutluk V/6, No.61, Kraus'dan Aeh-
renthal'e, Avlonya, 2 Kasım 1908'den nakleden, Stavro Skendi, The Albanian
National Aviakerimg, 1878-1912, s.360.
1 9 8 İsmail Kemal, TlıeMenıoirş of İsmail Kemal, s.319.
madı ve İsmail Kemal Bey'le Aziz Paşa Vrione Berat seçim-
lerini kazandı. Bir başka Arnavut milliyetçisi, Müfid Bey ise
Ergiri'den seçildi. Seçilenlerin üçü de tutucuydu ve Fırka-i
Ahrar'ı destekliyordu. 1 " Ergiri'den seçilen diğer mebus
Yannakis Mammapoulos adında bir Rum'du ve o da Fırka-i
Ahrar destekçisiydi.200
Serfice'de Kocho Drizis ve Yorgos Boussios adlı iki Rum
aday seçimi kazanmıştı.201 Yorgos Boussios, Makedonya'nın
Türk egemenliğinden çıkıp Yunanistan'a bağlanması için ça-
lışan Philike Hetaireia adlı cumhuriyetçi eğilimleri olan bir
örgütün üyesi olduğu iddiasıyla, 1906 yılında yakalanıp üç
yıl hapis cezasına çarptırılmış, Devrim'den sonra salıverilmiş-
ti.202 Meclis-i Mebusan'da Yunanistan lehine çalışacak, Otuz-
bir Mart Olayı'nda eski rejimin geri gelmesi için çalışan is-
mail Kemal Beyi destekleyerek Otuzbir Mart'ın bir karşı-dev-
rim olmadığını savunacak, 1909 yılı Kasım ayında azınlık
mebuslarının kuracağı Mutedil Hürriyetperverân Fnkasi'mn
önde gelen isimleri arasında yer alacak, Hürriyet ve İtilâf Fır-
kası kurulunca da bu partiyi destekleyecekti. Türk siyasal ta-
rihinde ise, Mecliste söylediği, "Ben ancak Osmanlı Bankası
kadar Osmanlı'yım" sözüyle tanınacaktı.203

199 HHStA, PA XIV/9, Arnavutluk V/6, No.74, Kraus'datı Aeİıreııthal'e, Avlonya,


2 ] Kastın 1908'deıı nakleden, Stavro Skendi, Tlıe Albanian National Âwake-
ningt 1 8 7 8 - 1 9 1 2 , s . 3 6 0 ; "Turkey: Some Hlection Results," The Times, 17
Hkiııı 1908, s.7; ve Feroz Ahmad ve Dankwart Â. Rustow, "İkinci Meşrutiyet
• Döneminde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.266.
2 0 0 "A la Chambre pttomane," The Levant .Herald and Eastern Ejcpress, 22 Aralık
1908, s.2.
201 "Les deputes," The Levant Herald and Eastern Express, 11 Kasım 1908, s.2;
"News Items,"Tlıe Levant Herald and Eastern Express, 3 Aralık 1908, s . l ; ve
Feroz Ahnıad ve Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.266.
2 0 2 "Busios, Georgios," Büyült Laroılsse Sözlük ve Ansiklopedisi, 4, s.2036.

2 0 3 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, I: İkinci Meşrutiyet Dönemi,


S. 186, 213; ve "Busios, Georgios," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 4,
Yanya Vilâyetindeki seçim kampanyasında, çekişme Ar-
navutlarla Rumlar arasında geçeceğe benziyordu. Fakat,
Rumların ilk önce Hükûmet'le olan sorunlarını çözmeleri
gerekiyordu. Rumlar kendi cemaatlerinden birçok kimse-
nin seçmen kütüğüne yazılmadığından şikayetçiydiler. Yap-
tıkları baskı sonucu, Hükümet yetkilileri: Yanya'da daha ön-
ce kütüklere yazılmayan yirmi bin kadar Rum köylüsüne
de oy hakkı tanınacağını açıklamak zorunda kaldı. 204 Rum-
lar zaten bu seçim çevresinde Arnavutlara göre sayıca daha
üstündü; vatandaşlığı kuşkulu bu yirmi bin köylü- de se-
çimlerde Rum adayları destekleyeceklerine göre Yanya'dan
seçilecek toplam iki mebusun ikisinin de Rum olma olasılı-
ğı çok yükselmişti. 205 Arnavut cephesine gelince; eski reji-
min son Sadr-ı Âzami Avlonyalı Ferid Paşa'nın kardeşi eski
Rüsumat Emini Süreyya Vlora, adaylığını koyduğu Yan-
ya'da İttihad ve Terakki Cemiyeti aleyhine ateşli bir seçim
karftpanyası yurütüyordu. Fakat, hem ailesinin yakın zama-
na kadar son derece nüfuzlu olduğu Avlonya'da, hem de vi-
lâyet merkezi Yanya'da, özellikle bölgedeki Rumlardan ge-
len önemli bir muhalefetle karşı karşıyaydı, 206 Sonuçta, 12

s.2036. Boussios 1912 yılında başlayan Balkan Savaşı öncesinde Yunanistan'a


gidip Yunan uyruğuna geçti. Arnavutluk-Yuııanistan sınırında Arnavutlara
karşı Görice Direnişi'ni örgûtlecli ve 1914'te buraya vali atandı. 1 9 1 5 yılında
niilletvekili seçilerek Yuııaıı Millî Meclisi'ne girdi ve Yunan Dışişleri Bakam
oldu. Yunanistan'da cumhuriyet ilam üzerine siyasetten çekildi ("Busios, Gc-
orgios," Büyük Laıousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 4, s.2036).

2 0 4 "Progress ol the Elections,'' The Times, 9 Kasım 1908, s.7; ve "İntihabat," İk-
dam, 5 Teşrin-i Sani İ-324ft8 Kasım 1908, s.3.
205 1 9 0 6 / 1 9 0 7 resmî nüfus sayımı sonuçlarına göre, Yanya Sancağı'ııda toplam .
yüzaltmışdöı t bin kişi yaşamaktaydı. Bunun yirnıibeşbini Müslüman-—yani,
Arnavut—yüzotuzaltı bin gibi büyük çoğunluğu da Rum idi ("Meıııalik-i
Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal H. Karpat, Otto-
man Populatipn, 1830-1914, ss.166-167 içinde).

2 0 6 Başkonsolos Harry 11. Lamb'den Sir Gerard Lowther'a, Selanik, 2 2 Eylül


1908, "Correspondence Respectinğ the Constitutional.Movement in Türkey,
1908," Parliamentary Papers, 1909, 105, s.95 içinde.
Aralık'ta yapılan seçimi Süreyya Vlora kaybetti ve Rııın
adaylar -Dimitraki Kingos ve Constântine Sourlas- mebus
oldular. Her iki Rum aday da ikinci derece seçmenlerden
otuzsekizer oy almıştı. Süreyya Vlora'nm aldığı oy ise yal-
nızca dokuzdu.207
Işkodra Sancağı mebuslarının Meclis-i Mebusan'da hangi
oranda temsil edileceği tartışma konusuydu. Işkodra'nın
Katolik Arnavutları, kendi seçim çevrelerinden seçilecek iki
Arnavut mebusdan birinin Katolik olması gerektiğini söy-
lüyorlardı. Eğer yetkililer isteklerini kabul etmezse, bölgede
ciddi karışıklıklar çıkaracaklarını iddia etmekteydiler.208 Bu
tehditler faydalı olmadı ve sonuçta her iki mebus da Müslü-
man Arnavutlar arasından seçildi.209
Manastır Vilâyeti'ne bağlı Debre'de de seçimler, sürgün-
den clönen Hasan Sabri Efendi adlı birinin kazanması üzeri-
ne, olaylı geçmişti. 210 Debreliler Hasan Sabri Efendi'nin
Mutasarrıfın özel girişimiyle seçimi kazandığını iddia edi-
yorlar ve seçimin iptal edilerek yenilenmesini istiyorlardı.
Fakat, Hükümet kararından dönmedi ve Hasan Sabri Efen-
di mebus olarak İstanbul'a gitti. Ancak, Arnavutlar müca-
delelerine devam ettiler. Debreli seçmenlere arka çıkan Ma-
nastır Başkim Kulübü, diğer Arnavut örgütlerine de çağrıda
bulunarak, bu seçimin iptali için 1909 yılı başlarında Mec-

207 "The Turkish Ekctions," The Times, 14 Aralık 1 9 0 8 , s.7; f e r o z Ahmad ve


Dankvvart A. Rustovv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mcclislcr, 1908-1918,"
s.266; ve Resimli Kitab, 4 (Nisan-Eylûl 1 9 1 0 ) , s.849.

2 0 8 Stavro Skendi, The Albanian National Awakening, 1878-1912, s.361.


209 Feroz Ahmad ve Daıikvvaıt A. Rustovv, "İkiıici Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1908-1918," s.265.
2 1 0 HHStA, PA X1V/15, Arnavutluk X l / 6 , No.10, Pösfai'den Aehrehtlıal'e, Manas-
tır, 7 Mart 1909'dan nakleden, Stavro Skendi, Tlıe Albanian National Aıvafee-
ning, 1878-1912, ss.361-362. Ahmad ve Rustow mebusun adını 'Musıafa Bas-
ri Bey olarak vermektedir (Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustovv; "ikinci
Meşrutiyet Döneminde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.265).
lis-i Mebusan'a müracaat etti.211 Bu sefer sonuç almdı ve
yapılan yeni seçimle İsmail Bey mebusluğu aldı.212 Yalnız,
ismail Bey'in mebusluğu da uzun sürmeyecekti: En sonun-
da, bir Arnavut milliyetçisi olan Dukacınzade Mustafa Basri
Bey Debre'yi temsil etmek üzere Meclis-i Mebusan'a girecek
ve ayrılıkçı çalışmalarına 1911 yılı Kasım ayında kurulan
Hürriyet ve itilâf Fırkaşı'nm ilk Meclis-i İdare üyeleri arası-
na girerek devam edecekti.213
Manastır Vilâyetine bağlı Görice S'ancağı'ndan iki mebus
seçilecekti. Rumlar burada çoğunlukta olduklarını iddia
ederek iki mebustan lıiç olmazsa birinin mutlaka kendi
adayları arasından seçilmesini istiyorlardı. Kasım ayı ortala-
rında, iki mebusluk için, üç Müslüman, bir Rum ve bir
Ulah adaylığını ilân etmişti 2 1 4 Görice, Meclis-i Mebusan'a
giren tek Ulah mebus olan Philip Mishi'yi seçti. Philip Mis-
lıi eğitimini Bükreş ve Paris'te yapmış bir doktordu ve çev-
resinde iyiliksever biri olarak tanınmaktaydı; seçime ba-
ğımsız aday olarak girmişti.215 Görice'nin iki mebusundan
öteki ise bir Arnavut milliyetçisi olan Şahin Taki idi. Şahin
Taki yüksek öğrenimini Mekteb-i Mülkiye'de tamamlaya-
nı HHStA, PA XIV/15, Arnavutluk XI/6, No.10, Pösfai'den Achreııtlıal'e, Manas-

tır, 7 Mart 1909'dan nakleden, Stavro Skendi, Tlıe Albanian National Awakc-

ning, 1878-1912, ss.361-362.


İYİ Resimli K'itah, 3 (Ekim 1909-Mart 1910), s.28.
213 feisat, 11 "Leşvin-i Saıvi 1 3 2 7 / 2 4 Kasım 1911 ve Yeni İkdam, 11 Teşriıı-i Saııi
1 3 2 7 / 2 4 Kasını 1911'den nakleden, Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal
Partiler; 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, 5.264. Dukacızade Mustafa Basri Bey'in
Arııavutluk'un bağımsızlığı için yaptığı çalışmalar için keııdi yazdığı şu kita-
ba bkz., Dukagjin-Zadeh Basri-Bey, Le Monde Onenkıl et l'Avenir de la Pais
(Paris: Librairie Acadeıııique, 1920),

214 "İntihabat," tkdam, 5 Teşrin-i Saııi 1 3 2 4 / 1 8 Kasını 1908, s.3.


2 1 5 "İntihabat." İkdam, 5 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 8 Kasım 1908, s.3. Ayrıca bkz..
"Tlıe Turkish Elections: Sonic of the Resultş," The tim.es, 23 Kasını 1908,
s.6: ve "Meclis-i Mebusaıı Azası," Salname-i Servet i Fı'inun, 1.324-1325,
s.39.
rak, 1891 yılında mezun olmuştu. Avlonya Kaymaka-
mı'yken, "devr-i istibdadın mezalimine karşı tahammül
edemiyerek" 1901 yılı Mart ayında Avrupa'ya kaçmış, sonra
Sofya'ya giderek Arnavut milliyetçiliğinin gelişmesi için. ya-
yın faaliyetlerinde bulunmuştu. Dersaadet Cinayet Mahke-
mesi'nce gıyabında müebbed hapse mahkûm edilmiş oldu-
ğu için, aneak Devrim'den sonra Türkiye'ye dönebilmişti.
Şahin Taki Meclis-i Mebusan'da ayrılıkçı mebuslarla ortak
çalışacak, 1909 yılı Mart ayı sonunda kurulan Fırka-i îbad
-ya da bir yıl sonraki resmî adıyla, Osmanlı Demokrat Fır-
kası- adlı partide yer alacak ve 1911 yılındaki Arnavutluk
Ayaklanmasında önemli rol oynayacaktı.216
Manastır'daki ikinci derece seçmenlerin seçimi 14 Ka-
sım'da tamamlandı. İkinci seçmenlerin cemaatlere göre da-
ğılımı şöyleydi: Altmışdört Müslüman, ellidört Bulgar, on-
dokuz Rum, altı Sırb ve iki Musevi. 2 1 7 Bu oranlar
1906/1907 genel nüfus sayımı resmî sonuçlarını yansıtmı-
yordu. Sayıma göre, Manastır Sancağı'nda büyük çoğunlu-
ğu Arnavut olan doksanbeş bin Müslüman, seksenaltı bin
Rum, yüzyetmişbir bin Bulgar [ve Sırb?] Ve beş bin Musevi
yaşamaktaydı.218 Fakat, seçilen dört mebus, Manastır'ın nü-
fus yapısına uygundu: her cemaat -Arnavutlar, Bulgarlar,
Sırblar ve Bulgarlar- birer mebus çıkardı. 219 Manastır'dan

2 1 6 Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyelileı; 3, s.459, ve "İntihabat," ik-


dam, 5 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 8 Kasını 1908, s.3. Ayrıca bkz., Tarık Zafer Tuna-
ya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.256; ve Tarık Zafer Tunaya, Türki-
ye'de Siyasa! Partiler; 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, s.173 ve 541. Şahin Taki
Balkan Savaşı'ndan solıra Sırb vatandaşlığına geçti (Ali Çankaya, Yeni Mülki-
ye Tarihi ve Mûlliiyelileı; 3, s.459).

2 1 7 "Lettre de Monastir," The Levant Herald and Eastern Brpress, 2 4 Kasını 1908,
s.3.
2 1 8 "Menıalik-i Osmaniye'de Delıil-i Tahrir Olan Nüfusun İcmali," Kemal 11. Kar-
pat, Ottoman Population, 1830-1914, ss. 166-167 içinde.
219 "Les deputes," The Levant Herald and Eastern Express, 16 Kasım 1908, s.2; vc
"The Turkish Elections: Some of tlıe Results," The Times, 23 Kasım 1908, s.6.
seçilen Rum mebus Traianos Nallis'ti ve Meclis'te Fırka-i
Ahrar'ı destekleyecekti. Sırb mebus Doktor Janaki Dimitri-
jevich bağımsızdı.220 Arnavut mebus Mehmed Vasıf Bey ise
Meclis-i Mebusan'da diğer Arnavutlarla ortak hareket ede-
cek ve genel seçimlerin erken yapılabilmesi için Hükümet
tarafından'1912 yılı başında verilen anayasa değişikliği tek-
lifine monarşist muhalefetle birlikte karşı çıkacaktı.221. Bul-
gar Mebus sosyalist eğilimli Pantche Doreff, Devrim'den
sonra Selânik'te kurulan Bulgar Meşrutiyet Kulübü üyesiydi
ve Eylül ayı başında Bulgarların aynı yerde yaptığı kongre-
de delege olarak hazır bulunmuştu. 222
Kosova Vilâyet merkezi olan Üsküb'te Hıristiyan nüfus
-Bulgarlar ve Sırblar- Müslümanlardan -yani, Arnavutlar-
dan- fazlaydı. 1906/1907 resmî nüfus sayımı sonuçlarına
göre, toplam ikiyüzaltmışsekiz bin kişiden yüzoııdört bini
Müslüman [Arnavut], yüzkırkbeş bini Bulgar [ve Sırb?] ve
sekiz bin altıyüzü Rum'du. 223 Bu seçim çevresinde, clört
mebusluktan ikisi Arnavutlara giderken, Bulgar ve Sırblar
birer mebusluk aldılar.224 Arnavut mebuslar Mehmed Ne-
cib Draga ve Floca Said Efendi'ydi.225 Mekteb-i Mülkiye'nin

2 2 0 " L e t u e de Monastir," Tlıe Levant Herald and Eastern Express, 2 4 Kasını •


1908, s.3.
221 "Lettre de Monastir," Tlıe Levanı Herald and Eastern Ilxpress, 2 4 Kasını
1 9 0 8 , s . 3 s ve Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1 8 5 9 - 1 9 5 2 ,
v 525li.
222 "Lettre de Monastir," The Levant Herald and Eastern Ejcpress, 24 Kasını 1908,
s.3; ve Fransız Konsolosu Zarzeckı'den Dışişleri Bakanlığına, Selânik, 5 Ey-
lül 1909 [sic, 19081 (AFE, Avrupa, Yeni Seri, 1 9 0 8 - 1 9 0 9 , Türkiye. 6'daıı nak-
leden, Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dö-
nemi, s. 518.

2 2 3 "Meıııalik-i Osmaniye'de Dehil-i Tahrir Olaıı Nüfusun icmali," Kemal 11.


Karpat, Ottoman Population, 1830-1914, ss. 1 6 6 - 1 6 7 içinde.
2 2 4 "Tlıe Turkish Elections: Sonıe of the Results," The Times, 2 3 Kasım 1 9 0 8 . s.6.
2 2 5 "Les elections en provinec." The Levant Herald and Eastern Eicpress, 25 Kasını
1908, s.2
1893 yılı mezunlarından olan Mehmed Necib [DragnU
1902 yılına kadar devlet memuriyetinde çalışmış, ondan
sonra memuriyetten istifa ederek Üsküb'de avukatlık yap-
mağa başlamıştı. Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin Üsküb ve
Selânik şubelerinde faal olarak devrimci propaganda çalış-
malarına katılmıştı.226 Hoca Said Efendi ise 1912 yılına ka-
dar Meclis-i Mebusan'da görece bağımsız çalışacak, ancak
genel seçimlerin erken .yapılabilmesi için Hükümet tarafın-
dan verilen anayasa değişikliği teklifine ayrılıkçı mebuslar
ve Hürriyet ve İtilâf Fırkası üyeleriyle birlikte karşı çıka-
caktı. 227 Bulgar mebus, bir sosyalist olan Theodore Pav-
loff'tu. Pavloff da Pantche Doreff gibi Eylül ayı başında Bul-
garların Selânik'te yaptığı.kongrede delege olarak hazır bu-
lunanlar arasındaydı.228 Üsküb Bulgar adayı olarak ilk önce
Karayovoff düşünülmekteydi. Karayovoff, aslında, Söfya'cla-
ki Bulgar Hükümeti'nin desteklediği biriydi ve Selânik'te
toplanan kongrede Bulgar Meşrutiyet Kulüpleri'nin federa-
tif bir yapı içinde örgütlenmesinden sonra genel başkanlığa
getirilmişti. Fakat, Ekim ayı başında Bulgaristan Türki-
ye'den tam bağımsızlığını kazandıktan sonra, Sandansky İt-
tihadcıları Karayovoff'un Bulgar ajanı olduğuna inandırmış
ve onun aday olmasını engellemişti. Ittihad ve Terakki Ce-
miyeti, bunun üzerine, Karayovoff yerine Sandansky'nin
önerdiği isimleri seçimlerde destekleme kararı almıştı. Böy-
lece de, Theodore Pavloff'un seçilmesi kesinleşmişti.229

2 2 6 Ali Çankaya, Yeni Mülkiye Tarihi ve Mülkiyeliler, 3, s.512.


2 2 7 Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.333; ve Tank Za-
fer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi, s.282.
2 2 8 Fransız Konsolosu Zarzecki'den Dışişleri Bakanlığı na, Selânik,. 5 Eylül ) » l »
[sic, 19081 (AFE, Avrupa, Yeni Seri, 1 9 0 8 - 1 9 0 9 , Türkiye, 6'dan nakleden,
Tarık Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi.
s.518.
229 Douglas Dakin, The Greek Struggle in Macedonia, 1897-1913, s.392.
İmparatorluğun Arap vilâyetlerinde, İttihad ve Terakki Cemi-
yeti'nin adaylarına çok az destek vardı, Ittihadcı ya da İttihad
ve Terakki Cemiyeti taraftarı adayların seçime katılıp başarılı
olduğu birkaç seçim çevresi dışında, Araplar tutucu ya da a-
çıkça monarşist olan yerel Arap eşrafı desteklemekteydi.
Beyrut Vilâyeti toplam beş idarî bölgeden -ve dolayısıyla,
seçim çevresinden- oluşmaktaydı. Bunlar, Beyrut, Trablus
Şam, Lazkiye, Akka ve Nablus sancaklarıydı. İkisi Bey-
rut'tan olmak üzere, Beyrut Vilâyetinden toplam altı mebus
seçilmesi kararlaştırılmıştı.230
Beyrut'ta, seçimleri İttihad ve Terakki Cemiyeti taraftarı
adayların kazanması için, Cemiyet, Ekim ayında, buraya
temsilcilerini yollamış ve yerel parti örgütünün kurulması
çabalarına başlamıştı. 231 Beyrut'tan gelen haberlere göre,
'Beyrut Sancağı'nm Hıristiyan halkı büyük bir tartışma için-
deydi: Bir kısmı, Vilâyet'in 1861 yılında imzalanan Beyoğlu
Protokolü - v e bu protokolde 1864'de yapılan ufak-tefek
değişiklikler- ile tanınmış olan ayrıcalıklı konumunun kal-
dırılmasını, bir kısmı bu ayrıcalıkların devam etmesini, bir
üçüncü grup ise hem bu ayrıcalıkların devamını hem de
Meclis-i Mebusan'cla temsil edilme olanağı yaratılmasını is-
tiyordu. 232 Seçim sonuçları halkın bu bölünmüşlüğünü

230 "Les Elections legislatives dans le Vilayet deBeyrouth," Revııe du mende Mu-
salman, 6 (Eylül-Aralık 1908), s.525.

231 EO. 3 7 1 / 5 6 0 / 3 7 6 8 9 , Sil' Gerard Lowther'dan Sir Edvvard Grey'e, Tarabya, 24


Ekim 1908'deıı nakleden, Hasan Kayalı, Aıabs and Young Tuıks: Turkish-
Arab Relations in the Second Constitutional Period of the Ottoıııan Empire,
1 9 0 8 - 1 9 1 8 , s.91ii.

2 3 2 "Asiatic Turkey: lmproved Outlook," The Times, 2 8 Eylül 1908, s.5; ve "Tlıe
Turkislı Elections," The Times, 2 7 Kasım 1908, s.12. Türkiye, Fransa, İngilte-
re, Avusturya,. Prusya ve Rusya arasında imzalanan Beyoğlu Protokolü'ııc gö-
re, C.ebel-i Lübnan Vilayeti, Bab-ı Âli tarafından atanan Hıristiyan bir muta-
sarrıf aracılığıyla yöııetilccek ve çeşitli cemaatlerin temsil edildiği 011 kişilik
bir meclisi bulunacaktı. Güvenliğin kendi jandarması tarafından sağlanacağı
ve özel bir vergi sisteminin uygulanacağı Vilayet, 1864 yılında yapılan degi-
yansıtmaktaydı: Beyrut'un iki mebusundan biri Arap dili ve
edebiyatına yararları dokunmuş Marunî kökenli bir sülâle-
nin ferdi olan Suleiman al-Bustani'ydi.233 Öğrenimini Bey-
rut'ta tamamladıktan sonra, bir süre kuzeni Boutrös al-Bus-
tani'nin çıkardığı al-Cinan dergisinde, 1871 ile 1875 yılları
arasında da aVCunaina gazetesinde çalışmıştı. Bir okul ve
gazete kurmak üzere Basra'ya gitmiş, burada Ticaret Mah-
kemesi üyesi olmuştu. Beyrut'ta dedesinin başlayıp da biti-
remediği Dairet al-Maarif adlı ansiklopedinin tamamlanma-
sını sağlamış ve bu ansiklopedinin Türkçe çevirisinin ya-
yınlanması için istanbul'dan izin aldıysa da, yerel yöneti-
min sansürü yüzünden bu işten vazgeçip Mısır'a, daha son-
ra da İran'a gitmişti. Suleiman al-Bustani, Chicago'da
1893'te açılan Dünya Sergisi'nde Türk Pavyonu'nun Sergi
Komiserliği'ni yapmıştı. 234 Diğer Beyrut mebusu Rida al-
Sulh ise, al-Bustani'nin tam tersine, Ittihad ve Terakki Ce-
miyeti'ne muhalifti ve tutucu güçleri temsil etmekteydi- İs-.
tanbul'da kurulan çeşitli ayrılıkçı Arap örgütlerinde çalışa-
cak, Fırka-i Ahrar'ın karşı-devrimci Otuzbir Mart Olayı'na
karıştığı gerekçesiyle kapatılmasından sonra aynı grubun
1909 yılı Kasım ayında kuracağı Mutedil Hürriyetperveran
Fırkası'na girecek ve bu partinin organı Islahat gazetesinin
sorumlu yayın müdürlüğü görevini üstlenecekti. 235

şiklikle Sayda ve Trablusşam sancaklarını da kapsayacak şekilde genişletil-


mişti ("Lübnan," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, J, s . 7 5 8 7 ; ve Philip
K. Hitti, Lebanon in History, ss.442-443).

2 3 3 "The Tıırkish Elections: Some of the Results," Tlıe Times, 2 3 Kasım 1908, s.6;
"Les Elections legislatives dans le Vilayet de Beyrouth," Revue du ınondc Mu-
sulman, 6 (Eylül-Aralık 1 9 0 8 ) , s.525. Beyrut seçimleri için, ayrıca bkz., EO.
1 9 5 / 2 2 7 7 / 2 0 0 , Başkonsolos Cumberbatch'ten Sir Gerard Lovvther'a, Beyrut,
12 Kasım 1908'den nakleden, Rashid ismail Khalidi, Brilİsh Policy Towards
Syria and Palestine, 1906-1914, s.258.

2 3 4 "Bustani, Süleyman," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 4, s.2037.


2 3 5 Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, 1: İkinci Meşrutiyet Dönemi,
s.601; ve Tarık Zafer Tunaya. Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.280.
Trablus Şam Sancağı'ndan seçilen mebus Fııad Hulusi
[Demirelli] adlı bir Türk'tü. 236 Bir hukukçu olan Fuad Hu-
lusi [Demirelli] ittihad ve Terakki Cemiyeti üyesiydi ve
Beyrut'ta bir şube açarak bölgede propaganda çalışmaları
yapması amacıyla Selanik'teki merkez tarafından görevlen-
dirilmişti,237 Mason locasına kayıtlı olan Fuad Hulusi [De-
mirelli], bölgeyi bilen biriydi. İlk ve orta öğrenimini Trab-
lus Şam ve Beyrut'ta tamamlamıştı. Daha sonra, İstanbul'da
Hukuk Mektebi'nde okumuştu. Mezuniyetinden sonra, Ge-
libolu ve Manastır'da müdde-i umumî -yani, savcı- olarak
çalışmıştı.238
Lazkiye'den seçilen mebus Emir Mohammad Efendi Ars-
dan'dı.239 Kendisi Dürzîlerîn lideri olan Emir Mustafa Ars-
lan'm oğluydu. Lübnan'ın önemli feodal ailelerinden biri
olan Arslanlar, onsekizinci yüzyıl boyunca Shihabi sülâlesi
tarafından gölgelenmiş, Shihabilerin 1841 yılı sonunda dü-
şüşüyle başlayan dönemde siyasal etkinlikleri artmıştı. 240
Büyük bir nüfuz ve servet sahibi olan Mohammad Arslan,
Devrim'in hemen ertesinde servetiyle birlikte Türkiye'den
kaçan eski İkinci Mabeynci İzzet Paşa'nın arkadaşıydı. Fa-
kat, rejimin değişmesiyle, Mohammad Arslan liberal dü-
şünceler sahibi olmuşa benziyordu.241

236 "Imihab Gürültüleri,'' İkdam, 9 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 2 2 Kasım 1908, s.3.


2 3 7 "Les Elections legislatives dans le Vilayet de Bcyroutlı," Revııe du monde Mu-
sulman, 6 (Eylül-Aıalık 1908), ss.525-526; "Les elections en province," Tlıe
Levanı Herald and Eastern Express, 24 Kasını 1908, s.2; and Feroz Alımatl ve
Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , '
s.280. .

2 3 8 "Demircili, Fuat Hulusi," Büyü!; Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 5, 2 9 9 8


Ayrıca bkz., İbrahim Alaettin Gövsa, Tûrfc Meşhur! cırı Ansiklopedisi, ss.100-
101.
239 "Iııtihab Gürültüleri," î/idcım, 9 Teşvin-i Sani 1 3 2 4 / 2 2 Kasım 1 9 0 8 , s.3.

240 Albert. 1-1. Hourani, Svria and Lebaııon, ss.25-32; Kanıal S. Salibi, Tlıe Modern
llistoıy of Lehanoıı, s.9; ve'Philip K. Hitti, Lebanon in History, s.435.
241 "Les cltîctioııs en province," Tlıe Levant Herald aıul Eastern Expıess. 24 Kasını

340
Akka Sancağı, mebus olarak Şeyh As'ad Efendi Shuqair'i
seçti. Şeyh eski rejimin şüpheli gördüğü kimselerdendi vc
Devrim'Ie birlikte özgürlüğüne kavuşabilmişti. Nablus San-
cağı'ndan seçilen Şeyh Ahmad Khammash ise aşırı dinci
olarak tanınan bir şahsiyetti. Böylece, Beyrut Vilâyeti'nden
toplam olark dört Müslüman, bir Hıristiyan ve. bir. Dürzî,
mebus olarak Meclis-i Mebusan'a girmişti. Bu mebusların
siyasal eğilimlerine gelince, dördü liberal, biri ılımlı tutucu
ve biri de koyu tutucuydu, 242
Ittihad ve Terakki Cemiyeti'nin gücünün çok az olduğu
Şam'da, Eylül ayı sonlarına doğru birinin adı Hürriyet, öte-
kinin de Hür Osmanlı olan iki siyasal örgüt faaliyete geç-
mişti. Bu örgütler aslında İstanbul'da faaliyete geçen Fırka-i
Ahrar'm Şam'daki yerel şubeleriydi ve üyelerinin hepsi
Prens Sabahaddin'i destekliyordu.243 Ittihad ve Terakki Ce-
miyeti ise, Sonbahar başlangıcında, Şam'da şube açmak
amacıyla buraya iki parti temsilcisi yollamıştı. Temsilciler
Şam'da altı hafta kadar kalmışlar ve şube açma işlemlerine
ek olarak, seçim propagandası da yapmışlardı.244
Ünü epeyce yaygın bir şeyh olan Rashid Rida, koyu bir
Ittihad ve Terakki Cemiyeti taraftarıydı. Ekim ayı ortalarına

1908, s.2; ve "Les Electioııs legisiatives dans le Vilayet de Bcyrouth," Revur


dıı monde Musulmah, fi ( E y l ü l - A ı a l ı k 1 9 0 8 ) , s . 5 2 6 . Ayrıca bkz., F.O.
1 9 5 / 2 2 7 7 / 2 0 0 , Başkonsolos Cumberbatch'ten Sir Gerard Lovvther'a, Beyrut,
.12 Kasım -1908'den nakleden, Rashid İsmail Klıalidi, Britislı Policy Tomarda
Syria ani Palestine, I 9 0 6 - İ 9 1 4 , s.249.

242 "Lcs Elections legisiatives dans le Vilayet dc Beyrouıh," Revue du monde Mıı-
sıılman, 6 (Eylül-Aralık 1 9 0 8 ) , s.526.
243 EO. 3 7 1 / 5 6 0 / 3 7 9 3 0 , Konsolos G. V. Devey'den Sir Gerard Lovvther'a, Şam, 1
Ekim 1908'den nakleden, Hasan Kayalı, Aıahs and Young Tuvks1. Turkish-
Arab Relations in tlıe Sccond Constitutional Period of the Ottoıııan Empire.
1908-1918, s.89.
244 EO. 61.8/3, Konsolos G. P Devey'den Sir Gerard Lovvther'a, Şaııı, 2 Ocak
1909'dan nakleden, Hasan Kayalı, Arabs and Young Turks: Turkish-Arab Ko-
latioııs iıı the Sccond Constitutional Period of the Ottoman Eıııpire, 1908-
1918. s.91.n.
doğru, İttihadcılara destek vermek amacıyla Şam'a gelmişti.
16 Ekim'de, şehrin en görkemli câmii olan Ümeyye Ca-
mii'nde verdiği vaazda, cemaatı Kurân'la bilim ve çağdaş
uygarlığı bağdaştırmaya çağırdı. Her ne kadar bu propagan-
da dinleyenler tarafından iyi kârşılandıysa da, ertesi Cuma
- 2 3 Ekim'de- Sultan Abdülhamid'in yakın çevresinden
Şeyh Abu-1 Hûda'nın taraftan ve koyu bir monarşist olan
Salih Sharif al-Tunusi, Rashid Rida'yı dinsizlikle suçlayarak
cemaati Rida aleyhine kışkırttı. Rashid Rida galeyana gelen
bağnaz halkın elinden canını zor kurtardı. Durumu haber
alan İttihad ve .Terakki Cemiyeti'nin Şam Şubesi üyelerin-
den Şam Serkomiseri As'ad Bey, Şeyh Salih'i, kamu düzeni-
ni bozmakla suçlayarak, tutukladı. Bu, olayları büsbütün
alevlendirdi. Binlerce kişiden oluşan bir gürûh As'ad Bey ve
İttihad ve Terakki Cemiyeti aleyhine sloganlar atarak, Ha-
pishane'ye yürüdü. Hapishane önünde gösteriye devam
eden kalabalık, vaizin hemen serbest bırakılmasını istedi.
As'ad Bey'in Şeylii serbest bırakmak için verdiği emre rağ-
men, göstericiler bununla yetinmedi ve Serkomiseri linç et-
mek üzere aramaya koyuldu. As'ad Bey, ancak gizlenerek
canını kurtarabildi; sonunda askerler düzeni sağlayabildi.
Olaylar Rashid Rida'nın şehirden ayrılması ve bu arada, İtti-
had ve Terakki Cemiyeti'nin konumunun zayıflaması ile so-
nuçlandı.245
Şam'da, İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin adayları -İstan-
bul'da 2 Eylül günü eski rejimin önde gelenleri tarafından
kurulan Uhuvvet-i Arabiye-i Osmaniye Cemiyeti (Jam'iyat
al-lkha'al-'Arabi al-'Uthmani] tarafından yapılan monarşist
propaganda karşısında- başarılı olamadılar. Bu örgütün li-

2 4 5 EO. 1 9 5 / 2 2 7 7 / 1 9 7 , Konsolos G. P. Devey'in 5 8 Numaralı Raporu, Sam, 27


Ekim 1908'den nakleden, Elie Kedourie, "Tire İmpact of tlıe Young Tuvk Re-
volution on the Aıabic-speaking Provinces of the Ottoman Empire," ss.144-
145; ve "The Turkish Elections," The Times. 27 Kastın 1908, s.12.
deri ve eski Sadr-ı Âzam Cevad Paşa'nın uzak akrabası, olan
Shafiq Mu'ayyad al-'Azm, Ittihadcı adaylara karşı yarıştı ve
seçimi kazandı.246 Diğer Şam mebusları Şeyh Çuhadârzade
Süleyman Efendi, 'Abd al-Rahtnan Bey Yusuf, Şeyh Moharn-
mad al-'Ajani Efendi gibi bağımsızlarla, sonradan Fırka-i
Ahrar'a girecek olan Rushdi al-Sham'a Bey'di.'İttihada
adaylardan hiçbiri başarılı olamamıştı.247
Şam'dan seçilen bütün mebuslar Ittihad ve Terakki Çemi-
yeti'nden hoşnut olmasalar da, propaganda yaparlarken, iç-
lerinden yalnızca Shafiq Mu'ayyad al-'Azm kendini Ittihad
ve Terakki Cemiyeti'nin düşmanı.olarak ilân etmişti,248 Itti-
hadcılar onun mebusluğunu düşürmek için Meclis-i Mebu-
san'da çaba harcadılar. Kendisini eski rejimle bağlantıları
çok sıkı olduğu için suçlayan Hüseyin Cahid [Yalçın], Sul-
tan Abdülhamicl'e hafiyelik yaptığını, ayrıca seçimlere hile
karıştırdığını da iddia ediyordu. Bu konuda bir.de şikâyet
dilekçesi vardı: Nedre [Nakle?] Mutran, 22 Kasım'da Hü-
kûmet'e gönderdiği bir telgrafta, Shafiq Mu'ayyad al-
'Azm'm nüfuzunu kullanarak kendisinin seçimde aday ol-
masını engellediğini söylüyordu. Doğal olarak, bu iddianın
somut bir belgesi olamazdı. İddialar arasında, bir cinayet
olayına karışmış olduğu da vardı. Hüseyin Cahid [Yalçın]
cinayete ait otopsi raporunun Meclis-i Tıbbiye-i Osmani-
ye'de bulunduğunu ve Shafiq Mu'ayyad al-'Azm hakkındaki

2 4 6 al-Muqattam, 25 Kasım 1908, ve al-Ahıam, 2 6 Kasıml908'deıı nakleden, Taj


al-Sir Ahmad Harran, "The Young Turks and the Arabs: The Role of Arab So-
cieties in the Turkish-Arab Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s. 188.
2 4 7 Philip S. Khoııry, Urban Notables and Arab Nationalism, s.57; ve Feroz Abıııad
ve Dankvvart A. Rustovv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Meclisler, 1908-
1918," s.280. Ayrıca bkz., FO. 1 9 5 / 2 2 7 7 / 2 1 2 , Konsolos Devey'den Sir Gerard
lovvther'a, Şam, 2 4 Kasım 1908'den nakleden, Rashid İsmail Klıalidi, Britislı
Policy Towards Syria and Palestine, 1906-1914, s.249.

2 4 8 Taj E. A. M. Hatran, Turkish-Syrian Relations in the Ottoman Constitutional Pe-


riod, 1908-1914 (Londra Üniversitesi'ne Sunulan Doktora Tezi, 1969). s.57'dcıı
nakleden, Philip S. Khoury. Urban Notables and Arab Nationalism, s.57.
kararın Sultan Abdülhamid'in bir iradesi ile iptal edilmiş ol-
duğunu açıklıyordu.249 Bütün bu ağır suçlamalara rağmen,
Meclis-i Mebusan'm 28 Aralık tarihindeki oturumunda
Shafiq Mu'ayyad al-'Azm'm mebusluğu onaylandı.250
Arap vilâyetlerinin diğer seçim çevrelerinde olduğu gibi,
Haleb'de de seçimi doğrudan eski rejim yanlılarının kazan-
ma, olasılığı, İttihad ve Terakki Cemiyeti'ni endişelendir-
mekteydi. Bir önlem olarak, Haleb Valisi'ne ilettiği ricayla,
seçime katılacak adaylardan eski rejim taraftarı monarşist-
lerin elenmesini istedi. Fakat, Vali Ahmed Reşid [Rey] mut-
lakiyetçi rejimi destekleyen biriydi ve Îttihadçıların talima-
tına uymamıştı.251 Dolayısıyla, Haleb için seçilen altı me-
bustan yalnızca biri -Ermeni cemaatinin adayı Artin Boşge-
zenyan- İttihad ve Terakki Cemiyeti taraftarıydı. Seçimi ka-
zanan diğer beş aday -Emrizade Mehmed Bahaeddin Bey,
Bereketoğlu Mehmed Rıfat Bey, Ali C.enani Bey, Cabrizade
'Abd al-Nafi Paşa ve Mesud Efendi- 'bağımsızdı.'252 Rıfat

249 Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, Üçüncü İnikat, 9 Kânun-u Evvel 1 3 2 4 / 2 2


Aralık 1908, ss.27-28; "The TUrklsh Pavliameıu," Tlıe Times, 2 4 Aralık 1908,
s.3; "A la Chambre Ottoınaııe," The Levant Herald and Eastern Evpıess, 24
Aralık 1908, s.2; ve "The turkish Parliament," Tlıe Times, 2 5 Aralık 1 9 0 8 ,
s.5. Rıza Tevfik [Bölükbaşı], Meclis'te 28 Aralık'ra Shafiq Mu'ayyad al-'Azm'ı
savunurken, aslında olayın ciddiyeti ortaya çıkıyordu: Karısı doğum yapar-
ken ölmüştü. Bebeğin anneden öııce ıııi öldüğü yoksa sonra ıııı öldürüldüğü
açık değildi (Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, Altıncı İnikat, 15 Kânun-u Ev-
vel 1 3 2 4 / 2 8 Aralık 1908, s.73).

2 5 0 "The Tuıkish Parliament," Tlıe Times, 2 9 Aralık 1908, s,4; "A la Chaıııbre Ot-
tomaııc," The Levant Herald and Easlcrn Evpıess, 2 9 Aralık 1 9 0 8 , s.2; Meclis-i
Mebusan Zabıt Ceridesi, Altıncı İnikat, 15 Kânun-u Evvel 1 3 2 4 / 2 8 Aralık
1 9 0 8 , s s . 7 2 - 7 4 ; ve Taj al-Sir Ahmad Harran, "The Young Turks and the'
Arabs: The Role of Arab Socicties in the Turkish-Arab Relations in the Period
1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s. 188. -

251 Ahmed Reşid Rey, Gördüklerim, Yaptıklarım, 1890-1922, ss.104-105.


2 5 2 Eeroz Ahmad ve Dankvvart A. Rustovv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 . " s.279; ve Resimli Kitab, 1 (Eylül 1908-Maıt 1 9 0 9 ) , s.440,
Resimli Kitab, 2 (Nisaıı-Eylül 1 9 0 9 ) , ss.998-999, s . 1 0 2 6 , and Resimli Kitab, 4
. (Nisan-Eylül 1910), s.825.
Bey, Ötuzbir Mart Olayı'ndan sonra kapatılan Fırka-i Ah-
rar'm devamı olmak üzere 1909 yılı Kasım ayında kurulan
Mutedil Hürriyetperverân Fırkası'na katılacaktı.253 'Abd al-
Nafi Paşa ise Mutedil Hürriyetperverân Fırkası'mh kurucu-
ları arasındaydı ve 1910 yılında İdare Heyeti üyeleri arasın-
da yer alacalat. 254 'Abd al-Nafi Paşa, aynı zamanda,-mutla-
kiyetçi rejim döneminde Zabtiye Nazırlığı yapmış olan Şe-
fik Paşa'nın amcası, Mesud Efendi de Şefik Paşa'nın yeğe-
niydi.255
Başra Sancağı, ne Îttihadcıların ne de yeni rejim taraftan
Arapların, genel seçimlerde başarılı olmayı umdukları bir
seçim çevresiydi. Seçimlerde aşırı tutucu adayların başarılı
olmasından korkuluyordu,255 Basra'da Seyyid Talib ibn' Re-
ceb Bey'in, Îttihadcıların politikasına açıkça karşı çıkarak
seçimi kazanması, bazı çevrelerce, Fırka-i Ahrar'ın başkent-
le ve ülkenin diğer seçim çevrelerinde de başarı şansının
olabileceği gibi bir umut yarattı.257 Seyyid Talib ibn Receb
Bey'in mazbatası üzerine Meclis-i Mebusan'da tartışma açıl-
dı. Ittihadcılara yakınlığıyla tanınan Rashid Rida'nın ileri
sürdüğüne göre, Seyyid Talib ibn Receb Bey mutlakiyetçi
rejimi geri getirme amacıyla kendi gibi karşı-devrimcilerle
bir komplo hazırlığı içerisindeydi. Seyyid Talib ibn Receb
Bey'in faaliyetleri, en iyimser bakışla, kuşkulu olmasına
rağmen, Araplar arasında nüfuzunun çok büyük olması do-

2 5 3 "News ltems," The Levanl'Heratcf and Eastern £xpress,.23 Şubat 1910, s . l .


2 5 4 Tank Zafer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, i: ikinci Meşrutiyet Dönemi,
s 208.
255 "Ncws ltems," The Levant Herald and Eastern Express, 3 Aralık 1908, s.l.

2 5 6 "The Turkish Electioııs," The Times, 14 Aralık 1908, s.7. Aralık ayı başında
İstanbul'a, ulaşan haberlere göre, Basra'da huzursuzluk ve karışıklık vardı
("Ein politischçr Mord in Konstantiııopel," Berliner Tageblatt und HancIels-
Zeitung, 3 Aralık 1908, s.4).
257 Hüseyin Cahid Yalçın, "Meşrutiyet Hatıraları, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " Fikir Hareketleri,
4 (25 Nisan-19 Ekim 1935), ss.181-182.
layısıyla mazbatası onaylandı.258 ikinci Basra mebusu, seçi-
me bağımsız olarak katılan Zuhayrzade Ahmad Paşa idi.259
Bağdad'da da seçmenlerin aşırı tutucu adaylara oy verme-
sinden korkuluyordu.250 Seçimlere hazırlık olmak üzere, İt-
tihad ve Terakki Cemiyeti, bölgeye iki temsilciyle partinin
önemli isimlerinden Babanzade ismail Hakkı Bey'i gönder-
mişti, Bağdad doğumlu İsmail Hakkı Bey'in şehirdeki nü-
fuzlu kişilerle iyi ilişkileri vardı. 10 Ekim'de aralarında Bağ-
dadlı Musevilerin de olduğu büyük bir grup, kendisiyle di-
ğer partili temsilcilere gösterişli bir karşılama töreni hazır-
lamıştı. Îttihadçıların seçim propagandası Arap eşraftan bir-
çok kimsenin birleşmelerine neden oldu. Monarşist geç-
mişlerinden ve Sultan Abdülhamid'e yakınlıklarından dola-
yı, Devrim'in hemen ertesinde, görevlerinden azledilen Na-
kib ül-Eşraf Seyyid 'Abd al-Rahman ve 'Isa al-Jamil Bağ-
dad'ta muhalifleri örgütlemişti. Babanzade İsmail Hakkı Bey
şehre gelince, bu muhalifler. Vilâyet Konağı önünde bir
karşı-gösteri düzenleyerek, yeni rejimle vatandaşlara tanı-
nan özgürlüklerin kısıtlanmasını, Vilâyet'teki yüksek rütbe-
li memurların azlini ve bazı Îttihadçıların tutuklanmasını
istediler. 14 Ekim sabahı, Vali'nin birkaç Ittihadcıyı gözaltı-
na almasından cesaretlenen muhalifler, Ittihadcı adaylara
destek veren Musevilere saldırmaya başladı. Gelişen olaylar
sırasında, yerel kolluk kuvvetleri gürûhun Musevilere ait
işyerlerini talan ederek yakıp-yıkmasına seyirci kaldı.261

2 5 8 Hasan Kayalı, Arabs and Young Turks: Turkislı-Arab Relations in the Second
Constitutional Period of the Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , s.98.

2 5 9 Feroz Ahmad ye Dankwart A. Rustow, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.282.

. 2 6 0 "The Turkish Elections," The Times, 1 4 Aralık 1908, s. 7.


2 6 1 Revue du nümde-musulman, 7 ( 1 9 0 9 ) , s.316; ve E 0 . 1 9 5 / 2 2 7 5 / 3 4 0 , Ramsay'ın
9 4 3 - 1 0 5 Numaralı Raporu, Bağdad, 19 Ekim 1908'den nakleden, Elie Kedo-
urie, "The Impact of the Young Tuık Revolution on the Arabic-speakitıg Pro-
vinces of the Ottoman Empire," ss. 140-142.
Bağdad'da Kasım ayı ortalarına gelindiğinde erkek nüfu-
sun toplamı hâlâ kesinlik kazanmamıştı; fakat, yapılan tah-
minlere göre buradan üç mebus seçilecekti. 262 Bütün zor-
luklara ve engellemelere rağmen, Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti seçimlerde başarılı oldu: Kürd kökenli Babanzade. İs-
mail Hakkı Bey ve Musevi bir işadamı olan Sasun Eski
Efendi Cemiyet adayları olarak mebus seçildiler.263 Baban-
zade İsmail Hakkı Bey, Mekteb-i Mülkiye'de son sınıf öğ-
rencisiyken, Sultan Abdülhamid aleyhtarı gösterilere katıl-
dığı için birkaç arkadaşıyla beraber okuldan kovulmuş,
sonra Hukuk Mektebi'ni bitirerek İkdam gazetesinde çalış-
maya başlamıştı:264 Bağdad'dan seçilen üçüncü mebus Hacı
Ali Efendi bağımsız olarak girdiği Meclis-i Mebusan'da
Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nın 'belli-başlı üyeleri arasında yer
alacaktı.265
Musul, Iraklıların Ittihad ve Terakki Cemiyeti'ne göster-
dikleri nefretin çarpıcı bir örneği idi. Musul mebuslarının
hepsinin aşırı tutucu ve karşı-devrimci olacağı kuvvetle tah-
min edilmekteydi.266 Ittihad ve Terakki Cemiyeti temsilcileri
propaganda gezilerinin bir durağı olarak Ekim ayı ortaların-
da Musul'a geldiler. Fakat, şehirde bulunmaları Ittihadcı
aleyhtarı faaliyetleri körükledi ve ulema ile diğer dinci kesi-
min açık muhalefetiyle, halkın dinî duyguları kışkırtılmış
oldu.267 Halkın Musevi ve Hıristiyan aleyhtarı duyguları, kı-

2 6 2 "tııtihabat," tkdam, 3 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 6 Kasım 1908, s.3.


2 6 3 Feroz Ahmacl ve Dankwart A. Rustow, "ikinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.283. Resimli Kitab, 2 (Nisan-Eylül 1 9 0 9 ) , s.992, Resim/i
Kitab, 3 (Ekim 1909-Mart 1 9 1 0 ) , s.25.
2 6 4 İbrahim Alaettin Gövsa, Turk Meşhurları Ansiklopedisi, ss. 5 7 - 5 8 ; vc "Baban-
zade ismail Hakkı," Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi, 2, s.1162.
2 6 5 Tarık Zafer Tuııaya, Türkiye'de Siyasal Partiler; 1.' İkinci. Meşrutiyet Dönemi,
s.282.
266' "The Turkish Elections," Tlıe Times, 14 Aralık 1908, s.7.
267 F.O. 1 9 5 / 2 2 7 5 / 3 3 3 , Wilkie Young'ın Musul Günlüğü, 1 4 Ekim 1908, ve EO.,

347
sa sürede, İttihad ve Terakki Cemiyeti temsilcilerinin hiçbir
başarı elde edemeden şehirden ayrılmasına neden oldu. 268
Musul Valisi de İttihad ve Terakki Cemiyeti aleyhine çalışa-
rak, şehirdeki Cemiyet şubesini kapattı.269 Bu ters koşullar
altında, Îttihadçılar hiçbir varlık gösteremedi ve bağımsız
listeden aday olan Mohammad Ali Fazıl Efendi'yle Davud
Yusfânî seçimi kazandılar.270 Davud Yusfânî 1909. yılı Kasım
ayında kurulan Mutedil Hürriyetperverân Fırkasinı destek-
leyen monarşist Tanzimat gazetesinin sorumlu müdürlüğü-
nü yapacak, Hürriyet ve İtilâf Fırkaşı'nm Meclis-i Mebu-
san'daki ilk İdare Heyeti içinde bulunacaktı.271
Bingazi'de de yeni rejime karşı kuvvetli bir hoşnutsuzluk
vardı. Halk, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında hukukî
ve siyasal eşitlik fikrine özellikle tepki göstermekteydi. 272
Trablus Garb'daki halk da Ittihadcı destekli Hükûmet'in uy-
gulamaya koyduğu reformları -özellikle de, resmî dilin
Türkçe olması, kararım- itici bulmaktaydı.273 Mutlakiyetçi

1 9 5 / 2 2 7 5 / 3 6 3 , Wilkie Yoüııg'm Güıılügü, 20 Ekim 1908'deıı nakleden, Elie


Kedouric, "The impaet of the Young Turk Revolution on the Arabic-speaking
Provinces of the Ottoman Empire," s. 142.

26S " E x « a c t (rom Annual Repoıt for Turkey for the Year 1908," Sir Gerard l.owt-
her'ın 105 Numaralı Raporuna Ek, 17 Şubat 1 9 0 9 , G. P. Gooch ve V). Tem-
perley (Der ), British Documents on the Origins of the War, 1898-1914, 5: Tlıe
Near East, s.302 içinde.

269 "Bahaeddin Şakir Bey in Bıraktığı Vesikalara Göre İttihad ve Terakki: 12,"
Milliyet, 22 Kasım 1 9 3 4 , s.3.

2 7 0 Eeröz Ahmad ve Daııkvvaıt A. Rustovv, "ikinci Meşrutiyet Döneminde Mec-


lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.284.

271 Tarık Zafer tunaya, Türkiye'de Siyasi Partiler, 1859-1952, s.280: ve Tarık Za-
fer Tunaya, Türkiye'de Siyasal Partiler, }: İkinci Meşrutiyet Donemi, s.264.
2 7 2 EO. 1 9 5 / 2 2 7 1 , Alvarez'in 61 Numaralı Raporu, Trablus Gaıb, 3 0 Eylül 1908.
ve F.O. 1 9 5 / 2 2 7 1 , Konsolos Raphael A. Foııtana'nııı 17 Numaralı Raporu,
Bingazi, 7 Eylül 1908'den nakleden, Elie Kedourie, "Tlıe lıııpact of the Yo-
ung Turk Revolution on tlıe Arabic-speaking Provinces of the Ottoman Em-
pire," ss.145-146.

2 7 3 N. Slousch, "EEnseignement de la langue turque â Tripoli," s.153.

348
rejim zamanında nüfuz sahibi olan Arap eşraf, Kanun-u
Esasi'nin kalıcılığından şüphe ediyor, geriye dönüşün her
an için olabileceğini düşünüyor ve halkın, bu özgürlük or-
unumda. eskisi gibi itaatkâr olmamalarından yakınıyor-
du. 274 ,
Ittihad ve Terakki Cemiyeti her ne kadar Bingazi'cle bir
şube açmışsa da, yerel halkı davasına kazanmakta güçlük
çekiyordu. Bu nedenle, üyelerden çoğu, sancakta çalışan ve
Devrim'i halka sevdirmek için yeni rejimi yücelten gösteri-
ler düzenleyerek genel seçimlerde Cemiyet için oy toplama-
ya çalışan, memurlardan oluşmaktaydı.275 Fakat, Îttihadcı-
ların propaganda çabalan sonuç vermediği gibi, Ekim ayın-
da şehri ziyarete gelen Ittihad ve Terakki Cemiyeti yetkilisi
gerici bir tepkiyle karşılaştı. Yetkilinin düzenlediği propa-
ganda toplantısında, dinleyiciler yalnızca Allah'a, Peygam-
ber'e ve onun temsilcisi Halife Sultan Abdülhamid'e biad
edeceklerini söylemişlerdi. Düzenlenen toplantının başardı-
ğı bir şey varsa, o da Îttihadcıların ılımlı taraftarlarını tama-
mi'yle Cemiyet'ten soğutmaktı. Böylece, meydan Trablus.
Garb'ta baskın güç olan Uhuvvet-i Arabiye-i Osmaniye Cc-

2 7 4 EO. 1 9 5 / 2 2 7 1 , Alvarez'in 61 Numaralı Raporu, Trablus Garb, 30 Eylül 1908,


ve EO. 1 9 5 / 2 2 7 1 , Konsolos Raphaci A. Fontana'nm 17 Numaralı Raporu,
Bingazi, 7 Eylül 1908'den nakleden, Elie Kedourie, "The lmpact ol the Yo-
ung Turk Revolution oıı tlıe Arabic-spcaking Provinces of the Ottomaıı Eııı-
pire," ss.145-146. Ayrıca bkz., N. Slousch, "Le nouvcau reginıe tuıt et Tripo-
li," sş.52-57.

275 1:0. .371/760/325, Konsolos Raphaci A. Foııtana'dan Sir Echvard Grey'c. Biıı-
gazi, 21 Aralık 1908'den nakleden. Hasan Kayalı, Arabs,and Youııg Turks:
l'urkish-Arab Relations in the Second Constitutional Period of tlıe Ottonıaıı
Eıııpire, 1.908-1.918, s.87. Bingazi'deki şubede bölgenin Arap cemaatinden
h'içbir kimscniiı olmaması dikkat çckiciydi. Bingazi'ye geleıı Ittihad ve Terak-
ki Cemiyeti yetkilisi bu durumu düzeltmek için şubeye birkaç Arap temsilci-
nin alınmasını tavsiye etmişti (FO. 371/760/325, Konsolos Raplıael A. Foıı-
lana'daıı Sir fidvvard Grey'c, Bingazi, 21 Aralık 1908'den nakleden. Hasan
Kayalı, Arabs and Young Turks: Turkish-Arab Relations in the Second Con-
stitutional Period öf the Ottoman Eıııpire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , ss.91-92).
miyeti'ne kaldı.276 Bingazide'ki genel seçimi Uhuvvet-i Ara-
biye-i Osmaniye Cemiyeti kurucularından Yusuf Shatwan
kazandı. 277 Bingazi'de seçimi kazanan öbür aday /-Ömer
Mansur Paşa- da aşırı tutucu bir monarşistti. 278
ittihad ve Terakki Cemiyeti, Shafiq Mu'ayyad al-'Azm'm
Şam mebusluğu gibi, Shatwan ve Ömer Mansur Paşa'nın
mebusluklarını da iptal etmek için Meclis-i Mebusan'da te-
şebbüse geçti. Shatwan'm mutlakiyetçi rejimle bağları oldu-
ğu ve seçimlere hile karıştırdığı iddia ediliyordu. Shatwan
Meclis'te Sultan Abdülhamid'in hafiyesi olmakla suçlandı.
İkinci derece seçmenleri ve seçim görevlilerini tehdit ede-
rek seçimi kazandığı sabit görüldüğünden, 23 Aralık'taki
oturumda mebusluğu düşürüldü ve Bingazi'de seçimlerin
yenileneceği duyuruldu.279 Yenilenen seçimlerde yine Shat-
wan kazanacak ve Meclis'teki sandalyesini koruyacaktı. 280
Ömer Mansur Paşa'nın mebusluğu ise, Meclis tartışmala-
rından sonra kabul edildi.281

2 7 6 EO. 1 9 5 / 2 2 7 1 , Alvaıez'in63 vc 6 5 Numaralı Raporları, Trablus Garb, 9 ve 17


Ekim 1908, ve F.O. 1 9 5 / 2 2 7 1 , Konsolos Raphael A. Fontana'ııın 2 5 Numaralı
Raporu, Bingazi, 21 Aralık 1908'den nakleden, Elie Kedourie, "The lınpacı
of the Young Turk Revolution on tlıe Arabic-speaking Provinces of tlıe Otıo-
man Empire," s.146.

2 7 7 Taj al-Sir Ahmad Harran, "Tlıe Youııg Turks and the Arabs: Tlıe Role of Arab
Societies in the Turkislı-Arab Relations in the Period 1 9 0 8 - 1 9 1 4 , " s.188.
2 7 8 Feroz Ahmad ve Daııkwart A. Rustovv, "İkinci Meşrutiyet Döneminde Mec-
lisler, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , " s.284.
2 7 9 Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, Dördüncü İnikat, 10 Kânun-u Evvel 1 3 2 4 / 2 3
Aralık 1 9 0 8 , ss.34-38; "A la Clıaıııbre Ottomane," The Levant Herald and
Eastern ibcpress, 2 4 Aralık 1908, s.2; "The Turkish Parliament," The Times,
2 4 Aralık 1908, s.3; ve Hasan Kayalı, Arabs and Young Turks: Turkish-Arab
Relations in tlıe Secoııd Constitutional Period of the Ottoman Enıpiıc, 1908-
1918, s 98.
2 8 0 Yeni Tasvir-i Efkar.; 3 0 Haziran 1 3 2 5 / 1 3 Temimiz 1909'dan nakleden, Hasan
Kayalı. Arabs and Youııg Turks: Tıııkish-Arab Relations in tlıe Second Con-
stitutional Period of tlıe Ottoman Empire, 1 9 0 8 - 1 9 1 8 , s.98.
281 Meclis-i Mebusan Zabıt Ceridesi, Dördüncü İnikat, 10 Kânun-u Evvel 1 3 2 4 / 2 3
Aralık 1908, s..34; ve "A la Clıaıııbre Ottomane," The. Levanı Herald cıııd Eus-
teı-n Ejcpress, 2 4 Aralık 1908, s.2.
Tüm karşı-propagandalara ve İmparatorluğun geri kalmış
bölgeleriyle sınır vilâyetlerindeki direnişe rağmen, Ittihad
ve Terakki Cemiyeti birçok seçim çevresinde başarılı ol-
muştu. Meclis-i Mebusan'da çoğunluğu sağlayacağı beklen-
mekteydi. Türklerin yaklaşık yüzde altmışının desteğini ka-
zanırken, Kürdler, Arnavutlar ve Araplardan da bir miktar
oy almışlardı. Musevi mebusların tamamına yakını Ittihad
ve Terakki Cemiyeti taraftan yakınıydı. Ermeni mebusların
bir bölümü de Îttihadcıların safındaydı.282
Yalnız, îttihadcıların Meclis'te çoğunluğu elde etmesi
mutlak anlamda ve her zaman güvenilebilir bir çoğunluk
değildi - daha doğrusu, olması mümkün değildi. Meclis-i
Mebusan'ın büyük törenlerle açıldığı 17 Aralık günkü The
Times gazetesinin yaptığı yoruma göre, Ittihad ve Terakki
Cemiyeti'nin taşradaki şubelerinin üye yapısı ve bu şubele-
rin Selanik'teki Merkez-i Umumî'nin politikasından farklı
olarak yaptıkları bazı işlerle, Ittihadcı basındaki bir takım
görüş ayrılıkları açıkça gösteriyordu ki, partinin genel felse-
fe ve politikası üzerindeki değişik bakış açıları Meclis'teki
Ittihad ve Terakki üyesi mebuslarla Ittihadcı-yanlısı mebus-
lar arasında birliğin sağlanmasını güçleştirecekti. Daha
Meclis-i Mebusan açılmadan anlaşılmıştı ki, Ittihadcı 'blok,'
er veya geç, Devrim'e ve anayasal düzene bağlılık derecele-
rine göre, iki ya da üç muhalif gruba bölünecekti.283
Seçim sonuçlarına güvenmenin sağlıksız olduğu, Meclis
çalışmaya başlayınca anlaşıldı. Birçok seçim çevresinde, de-
ğişik nedenlerle Ittihad ve Terakki Cemiyeti adına adaylık-
larım koyup seçimi kazanan mebusların îttihadcıların pren-
siplerini bütünüyle benimsedikleri söylenemezdi. Gerçek-
ten de, siyasal gözlemcilerin tahminleri doğrultusunda,

282 "The Turkish Chaınber of Deputies," The Times, 17 Aralık 1908, s. 12.
283 "The Turkish Chaınber of Deputies," The Times, 17 Aralık 1908, s.12.
Meclis'e İttihad ve Terakki Cemiyeti'nin desteğiyle girmiş
-ve bu yüzden, yüzeysel çözümleme yapan tarihçilerin ger-
çekten 'Ittihadcı' sandığı- birçok mebus ilk fırsatta Fırka-i
Ahrar, Mutedil HürriyetperveTân Fırkası, Ahali Fırkası ve
Hürriyet ve İtilâf Fırkası, gibi Devrim'e ve Cemiyet'e muha-
lif gruplar oluşturacak ve yeni kurulan liberal demokratik
rejim için ciddi tehlike yaratacaktı. Bu mebuslardan görü-
nürde İttihad ve Terakki Cemiyeti içinde kalanlar da önem-
li oylamalarda monarşist muhalefetle ortak olacak ve Cemi-
yet liderlerini zor durumda bırakacaklardı. Hatta, Cemi-
yet'in güçlükle 'koalisyon' kabinelerine sokmayı başardığı
bazı Ittihadcı Nazırları düşürmek için ellerinden geleni ya-
pacaklardı.
Geleneksel tarihçiliğe bağlı araştırmacıların olguları çar-
pıtarak, ilk Meclis-i Mebusaıı'daki güç dengesini, şimdiye
kadar yapageldikleri gibi yanlış göstermeleri, ancak seçim
sonuçları ve görünürdeki Ittihadcı mebusların Meclis için-
deki oy verme davranışları dikkatle incelenerek ortaya çıka-
rılabilir.
Her ne kadar 1908 Meclis-i Mebusaninm toplam mebus
sayısını hâlâ kesin olarak tespit edememiş olsak da, en gü-
venilir olgular bize ikiyüzseksenbir rakamını vermektedir.
Bu sayının partilere göre bölünmesi durumunda, İttihad ve
Terakki Cemiyeti liderlik kadrosunun kritik oylamalarda
kesinlikle güvenebileceği mebus sayısı yalnızca ellidört ci-
varındaydı.284 Bu sayının Meclis salt çoğunluğunun çok al-
tında olduğu gözönüne alınırsa, "İttihad ve Terakki Cemi-
yeti'nin Meclis-i Mebusan'da ezici bir çoğunluğu olduğu"
gibi dayanaktan yoksun 'bilimsel' iddiaları rahatlıkla redde-
debiliriz. Bazı oylamalarda güç dengesini Îttihadçılar lehine

284 Yabancı siyasal gözlemcilerin iyimser tahminine göre Meclis açıldığı gün
inançlı Îttihadçıların sayısı seksen dolayındaydı ("Das Wahlergebnis," Berli-
ner Tageblatt und Iiandels-Zeitııng, 17 Aralık 1908, Sabah Baskısı, s.2).
çeviren ve sayısı yaklaşık yüzkırkyediyi bulan 'bağımsız'
mebuslar Meclis'teki en büyük grubu oluşturmaktaydı. Itti-
hadcı liderler, 1908 Meclisi'ııin dört yıllık ömrü boyunca,
bu 'bağımsız' grubun oylarına dayanacaktı. Ittihad ve Te-
rakki Cemiyeti destekli kabinelere verilen güvenoyunun
ve îttihadcıların hazırladıkları yasa tasarılarının kabulü-
nün en fazla ikiyüz oyla gerçekleştiği hatırlanırsa, 'bağım-
sızların' büyük bir kısmının, Ittihad ve Terakki Cemiyeti
ile birlikte hareket ettiği görülür. Fakat bu mebusların des-
teği koşulsuz değildi ve bu yüzden, Ittihad ve Terakki Ce-
miyeti 'bağımsız' mebusların bazı isteklerine boyun eğmek
zorundaydı.
Monarşist muhalefet Meclis'te Ittihadcılar kadar iyi ör-
gütlenmiş değildi. 1908 ile 1912 yılları arasında kurulan ve
amaçları, azınlıkların Türkiye'den ayrılarak bağımsızlıkları-
nı sağlamayı hedef edinen monarşist partilerin çoğu, kayıtlı
üye olarak, otuzbeş-kırk mebustan fazlasını biraraya getire-
miyordu. Fakat, aşırı tutucu ya da monarşist eğilimli diğer
mebusların toplamı yetmişdördü bulmaktaydı. Bu da,'
inançlı monarşistlerin Meclis'teki sayısının inançlı Ittihad-
cıl ardan fazla olduğunu göstermekteydi.
Siyasal yelpazede Ittihad ve Terakki grubu, 'bağımsız' ve
monarşist grup olarak üçe bölebileceğimiz mebusların et-
nik kökenlerine ve dinî maçlarına göre yapılan bir ayrım,
genel seçimlerdeki bölünmeleri daha da açık bir şekilde
gözler önüne sermektedir.
Türkler yüzelliüçe yakın mebusla çoğunluktaydı. Bunla-
rın kırküçü inançlı Ittihadcı, seksenüçü 'bağımsız,' yirmiye-
disi de monarşistti. Meclis-i Mebusan'daki inançlı Itttihad-
cıların toplam sayısının ellidört olduğu hatırlanırsa, Türk-
lerin Ittihadcı mebusların neredeyse tamamını oluşturduğu
anlaşılacaktır. Geriye kalan birkaç Ittihadcı mebus, Musevi
ve Ermeni idi ve sonuna kadar Ittihadcılarla birlikte müca-
dele edeceklerdi.
Kendi aralarında hiçbir şekilde türdeş sayılamayacak
Araplar, Meclis'te elliüç mebusla temsil ediliyordu. Toplum-
sal, ekonomik ve idarî yapıları ele alındığında, ticarî açıdan
oldukça gelişmiş Suriye ve Lübnan gibi bölgelerdeki Arap-
larla, Yemen ve Libya gibi azgelişmiş yörelerdeki Arapların
hemen hemen hiçbir ortak paydasının olmadığı kolayca an-
laşılır. Fakat, siyasal gözlemcilere göre, eğer Ittihadcı Türk-
ler, Arap vilâyetlerindeki resmî dairelerde Arapçanm kulla-
nılmasına karşı çıkacak kadar düşüncesiz davranırlarsa,
Arap mebusların kolaylıkla karşı-devrimci safa geçecekle-
rinden ya da Türk aleyhtarlığı temelinde diğer azınlıklarla
birlikte hareket edeceklerinden hiç kimsenin kuşkusu yok-
tu. 285 3 Aralık'ta istanbul'a toplu olarak gelen Arap mebus-
ların, Uhuvvet-i Arabiye-i Osmaniye Cemiyeti tarafından
düzenlenen görkemli bir törenle karşılanışı Arapların bir-
likte hareket etme isteklerine bir kanıttı. 286 Bu elliüç Arap
mebustan yalnızca biri Ittihadcıydı. Yirmüki Arap mebus,
dört yıl boyunca Meclis'te, değişik monarşist partilerin ör-
gütlenişinde faal rol oynayacaktı. Otuz 'bağımsız' Arap me-
busunun liberal demokratik rejimi her zaman desteklediği
söylenemeyeceğine göre, îttihadçılar 'bağımsız' Arap me-
busların tümüne güvenemiyorlardı.
Arnavutlar, yeni rejime sadakatleri iki görüş arasında bö-
lünmüş bir başka Müslüman etnik azınlıktı. Toplam yirmi-
yedi Arnavut mebustan yalnızca ikisi inançlı Ittihadcıydı.
On mebus 'bağımsız' grupta yer alırken, onbeş monarşist
Arnavut mebustan çoğu kurulan çeşitli muhalefet partileri-
nin liderlik kadrolarını oluşturmaktaydı.

2 8 5 "Zur Eröffnunğ des türkischen Parlaments," Berliner Tageblatt und Handels-


Zeitung, 17 Aralık 1 9 0 8 , Sabah Baskısı, ss.1-2; ve "The Turkish Clıamber of
Deputies," The Times, 17 Aralık 1 9 0 8 , s.12.
2 8 6 "İntihabat—Mebusan: Arab Mebusları Alayı," tkdam, 21 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 4
Aralık 1908, s.3.
Hıristiyan mebusların sayısı kırkı geçmiyordu. Araların-
daki bazı Ermeni mebuslar ilerici bir program etrafında
toplanmışlardı ve birçok konuda Ittihad ve Terakki Cemi-
yeti üyeleriyle aynı doğrultuda oy kullanmaları beklenmek-
teydi. Rum mebuslar ise, suçun büyüğü kendilerinde olma-
sına rağmen, seçim sonuçlarından memnun değildi. Kısa
süren bir heyecan döneminden hemen sonra, Rum cemaati
Devrim'i, öteki Hıristiyan cemaatlerden daha fazla şüpheyle
karşılar olmuştu. Bunun sonucu olarak da, seçimden, Dev-
rim'i destekleyen diğer Hıristiyanlardan -örneğin, Ermeni-
lerden- daha az kazançlı çıkmışlardı. Temelde tutucu olan
ve aleyhlerine sonuçlanan seçimlerden Ittihad ve Terakki
Cemiyeti'ni sorumlu tutan Rum cemaatinin, doğal olarak,
Meclis'te Ittihadcıları desteklemesi beklenemezdi. Toplam
yirmiiki mebusları vardı. Meclis-i Mebusan açıldığında hâlâ
ortak bir program hazırlamamışlardı; ancak, siyasal konu-
lardaki tutumlarının liberal olmayacağı, Rum cemaatinin
ayrıcalıklı konumunu ilgilendiren dinî konularda ise tutu-
cu ya da karşı-devrimci bir tutum içine gireceklerinden hiç
şüphe yoktu. 287 Meclis-i Mebusan'm açıldığı günün ertesi,
Berliner Tageblatt gazetesinde çıkan bir habere göre, Rum
mebuslar Ittihad ve Terakki Cemiyeti aleyhine Prens Saba-
haddin'in partisiyle ortaklaşa hareket edeceklerini açıkla-
mışlardı. 288
Meclis'te partilerin üye dağılımına göre yapılan bir hesap-
ta, Türklerin Ittihadcı grubun büyük çoğunluğunu oluştur-
duğu gözleniyordu. Îttihadcıların yanında olan etnik ve di-
nî azınlıklar yalnızca Museviler ve Ermenilerdi. Buna karşı-
lık, monarşist 'blok' çoğunlukla Türk olmayanlardan mey-
dana gelmekteydi. Toplam yetmişdört monarşist mebustan

2 8 7 "The Turkish Clıamber of Deputies," Tlıe Times, 17 Aralık 1908, s.12.


2 8 8 "Zur Eröffnung des tûrkischen Parlaments: Die Jungtürken," Berliner Tageb-
latt und Handels-Zeitung, 18 Aralık 1908, Akşam Baskısı, s.2.
ancak yirmiyedisi Türk'tü. Monarşist grubun desteği yirmi-
iki mebusla Araplar ve onbeş mebusla Arnavutlardan gel-
mekteydi. Rum mebuslar görünürde 'bağımsız' olmalarına
rağmen, Meclis'te her zaman monarşistlerle birlikte hareket
edecek ve onlarla birlikte oy vereceklerdi.
^ EK 1
1 9 0 8 Genel Seçimleri

Seçim sonuçlan Makedoııya'daki vilâyetlerden başlanarak ve-


rilmiştir. Her vilâyetin çıkardığı toplam mebus sayısı o vilâye-
tin isminin yanında parantez içinde belirtilmiştir. Vilâyetler-
deki idari , bölgeler ve çıkardıkları mebus sayılan yine aynca
verilmiştir. Mebusların isimleri mümkün olduğu kadar kendi
dillerindeki yazımlara uygun şekilde verilmeye çalışılmış, .
hangi etnik kökenden olduklan ve Meclis-i Mebusan'da hangi
siyasal partiye bağlı oldukları ya da hangi parti yönünde çalış-
malar yaparak, hangi parti doğrultusunda oy kullandıkları
belirtilmiştir. Eğer siyasal tercihlerinde değişiklik olmuş ve
sonradan parti değiştirmişlerse, bu da parantez içinde kayde-
dilmiştir.
^Bu ek büyük ölçüde Feroz Ahmad ve Dankvvart A. Rus-
tow'un ortaklaşa yapmış oldukları "İkinci Meşrutiyet Döne-
minde Meclisler, 1908-1918" araştırması örnek alıııarak ha-
zırlanmışsa da, içerdiği bilgiler farklılıklar göstermektedir.
Anılan kaynaktan aynlan yerlerde, farklılıklar sağlam temelle-
re oturtularak olabildiğince eksiksiz ve doğru bilgiye ulaşıl-
maya çalışılmıştır. Bu amaçla The Levant Herald and Edstern
Express ve İkdam gazeteleriyle, The Orient ve Resimli Kitah der-
gileri taranmış, ayrıca Salname-i Servet-i Fünun, 1324-1325,
Salname-i Servet-i Fünun, 1326 ve Salname-i Umumi, 1328 kul-
lanılmıştır. Bu kaynaklardan derlenen liste ayrıca İhsan Ez-
herci'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1920-1992 ve Osmanlı
Meclis-i Mebusan'ı, 1877-1920 kitabındaki isimlerle de karşı-
laştınlmıştır. Bütün çabalara rağmen, bazı durumlarda birta-
kım merkezlerde çıkarılan toplam mebus sayısı ve mebusların
isimleri ne yazık ki tam olarak tespit edilememişti!*)
Vilâyetler ve bunlara bağlı sancaklar ile bağımsız sancaklar
Memalik-i Mahruse-i Şahaneye Mahsus Mükemmel ve Mufassal
Atlas ile Sâlnâme-i Devlet-i Âliye4 Osmaniye, 1326'dan faydala-
nılarak sıralanmıştır.
Bazı isimlerin yanında bulunan işaretlerin anlamı şudur:
Ölüm nedeniyle sandalyenin boşalması
(§) istifa nedeniyle sandalyenin boşalması
(*) Seçim mazbatasının Meclis'te reddedilmesi
( ) Sandalyenin ara seçimle doldurulması

En sağ sütunda 'Bağımsız' ya da 'Monarşisi' olarak nitele-


nen mebuslar dışında, İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne üye
olanlar ya da Cemiyet adayı olarak seçilenler (İTC); Fırka-i
Ahrar üyesi olanlar (FA); Osmanlı Demokrat Fırkası üyesi
olanlar (ODF); Mutedil Hürriyetperveran Fırkası üyesi olanlar
(MHF); Ahali Fırkası üyesi olanlar (AF); Osmanlı Sosyalist^
Fırkası üyesi olanlar (OSF); ve Hürriyet ve İtilâf Fırkası"üyesi
olanlar (HİF) kısaltmalanyla belirtilmiştir.
Kosova [Üsküb] Vilâyeti (17)

Ü s k ü b (4)

Alexandre Paritz Sırb Bağımsız


2
Mehmed Necib Draga Arnavut (İTC)
3'
Theodore Pavloff Bulgar HİF~
Hoca Said Efendi Arnavut FA4

İpek (4)
Bedri Bey , Arnavut Bağımsız5

1 "Les elections en province," Tlıe tevünl Herald and Eastern E)tpress, 25 Kasını
1908, s.2; "lntihabat-Mebusaıı," İkdam, 28 Teşrin-i Sani 1 3 2 4 / 1 1 Aralık 1908,
s.3; Resimli Kitab, 4 (Nisan-Eylül 1910), 5.840; "Meclis-i Mebusaıi Azası," Sal-
name-i Servet-i Fünun, 1324-1325., s.38; "Meclis-i Mebusan Azası," Salname-i
Servet-i Fünun, 1326, s.37; ve "Meclis-i Mebusan," Salname-i Umumi, 1328
11910], s.94.

2 Cemal Kutay, Türkiye İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi, 17, s.9603; "l.es
election en province," The Levant Herald and Eastern Express, 2 5 Kasmı 1 9 0 8 , .
s.2; "Meclis-i