You are on page 1of 52

15 Ocak - 1 fiubat 2010 5 TL (KDV

DAH‹L)

191254 SAYI: 2010/02 EM‹NE AYNA


Kimse kusura bakmas›n!
GAL‹P YALMAN
103 ‹deolojik kesiflmeler
NED‹M fiENER
Hrant Dink cinayetinde s›r m› kald›?

RUHU fiAD OLSUN: MANO SOLO’NUN ARDINDAN


( E N T E R N A S Y O N A L fi A L A L A )

o ses
o his

EXPRESS SORUfiTURMA: Ba¤›ms›z bir sinema mümkün


AMER‹KAN SA⁄LIK POL‹T‹KALARI: Chesnutt kendini niçin öldürdü?
MERAM 103: RUHU fiAD OLSUN–MANO SOLO’NUN ARDINDAN

O ses, o his
ki sene önce, Lastik-‹fl grevini izlemek üzere git- (Roll, Ekim ‘09) onu “Supermagic”le buluflturmu-

‹ ti¤imiz ‹zmit’te, sendika binas›nda denk geldi¤i-


miz gençten bir iflçiye niçin orada oldu¤umuzu
anlatmaya bafllad›¤›m›zda “hangi dergi?” diye sor-
yor mu?
Roll’un halefi Bir+Bir’de (do¤um tarihi, her fley
yolunda giderse 21 Ocak) yay›nlanmak üzere yapt›-
mufltu. Express’i bilebilece¤ine pek ihtimal verme- ¤›m›z flark›l› söyleflide, Hendrix’in “If Six Was Ni-
di¤imiz için, nas›l bir yay›n oldu¤unu anlatmaya ne”›n› dinletti¤imiz tarihçi Cemal Kafadar’dan flu
haz›rlan›rken “vaay” demiflti ayd›nl›k bir gülümse- yorum geldi: “Bu Kaygusuz Abdal hissi!..” Mano
meyle, “Enternasyonal fialala, ha!..” Solo’nun, örne¤in “La Liberté”sini dinletseydik de
Me¤er y›llard›r takip edermifl Express’i, mahalle- ayn› hissi hissederdi herhalde.
sinden bir abinin tavsiyesiyle bafllam›fl okumaya. Kaygusuz ve “La Liberté” demiflken... Malûm,
Sohbet biraz ›s›n›nca “tamam, uyan›yoruz mânâs›na, son iki Meram’da “devrimci miras”tan söz ettik.
mesaj›na ama” dedi, “ nedir bu Enternasyonal fialala And›¤›m›z isimler, birkaç istisna d›fl›nda, içerdendi.
allah aflk›na?” Hep oldu¤u gibi, diken üstünde bafl- “Peki d›flardan kimler var?” sorusuyla karfl›laflt›k.
lad›k izahata. “Bir Frans›z flark›c› var, Mano Solo di- fiimdi, bu vesileyle, o soruyla ifltigal edelim. Baflta
ye, onun bir flark›s›, çok sevdi¤imiz bir flark›...” Mano Solo olmak üzere, yukar›da zikretti¤imiz
Desenler: Mano Solo “Diken üstünde”lik birkaç sebepten. Biri, biraz isimlerin her biri, söz konusu miras›n bir parças›.
müslüman mahallesi ve salyangoz misali. Bir di¤e- Evet, içlerinden sadece ikisi kalem erbab›. ‹kbal Ah-
• fiehir Hatlar› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .4 ri, dilin kendisi. O haiku’daki gibi, “her tan›mlama, med’in çoktand›r aram›zda olmamas› Berger’› tek
bir s›n›rlama”. Mano Solo Frans›z m›? fiark›c› m›? O b›rak›yor. Ve do¤rusu, kendimizi bu kadar yak›n
• Gülen medyas›nda KCK . . . . . . . . . 8 flark› (ve baflka birçok flark›) sadece bir flark› m›? hissetti¤imiz baflka bir yaz› insan› akl›m›za gelmi-
“Sevdi¤imiz” derken kastetti¤imiz nas›l bir his? yor. Niyesi, Roll’un and›¤›m›z say›s›nda kendisiyle
• Mavi Daktilo . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 9 Bir his, baflkas›na nas›l hissettirilebilir? Sinema- yapt›¤›m›z söyleflide mevcut, hem de enine boyuna.
c›lar›n sevdi¤i deyiflle, “karfl› tarafa nas›l geçirilir”? Berger, Libération’da yay›nlanan bir söyleflide,
• Yavafl fiehir: Seferihisar . . . . . . . . .10 Hele total bir hisse? O hissin “medyum”u total bir düflünce dünyas›n›n flekillenmesinde Frans›z düflü-
insansa? Ve de söz konusu olan total bir flark›ysa? nürlerin, yazarlar›n belirleyici rolü oldu¤unu söyle-
• ‹tfaiyeciler eylemde . . . . . . . . . . . . 12 Buyrun, dilin azizli¤i iflte, “total”e toslad›k flimdi mifl ve flu isimleri saym›flt›: Merleau-
de. “Bütünlüklü” desek eksik ka- Ponty, Aragon, Camus, Brel, Piaf ve
• Emine Ayna . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 15
lacak, “damardan” desek klifle Noir Désir. Haliyle, bir filozof, bir flair
• Linç salg›n› . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .18 olacak, içi boflalacak, “kat›fl›ks›z” ve bir yazara karfl› üç flark›yazar› say-
desek “özcü” gibi t›nlayacak. ‹yisi mas› merak›m›z› celbetmifl ve bunu
• Hrant Dink . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 21 mi, hissettirmenin, karfl› tarafa ge- kendisine sormufltuk. Verdi¤i cevap o
çirmenin yaz›daki ustas› John Ber- kadar gönlümüze göreydi ki... “Hiye-
• Nedim fiener . . . . . . . . . . . . . . . . . . 22 ger’a müracaat edelim. “K›ymetini rarfliye inanmam. Bir rock flark›c›s› pekâ-
Bil Her fieyin”deki “Tafllar” adl› lâ bir filozofla k›yaslanabilir. Aralar›nda
• Galip Yalman . . . . . . . . . . . . . . . . . 26 metinde Pakistanl› Marksist bilge, bir hiyerarfli yok bence, çünkü düflüncele-
Noam Chomsky’nin deyifliyle “se- rin, duygular›n ya da gözlemlerin ifade
• Radyo Express . . . . . . . . . . . . . . . . 30 küler sufî” ‹kbal Ahmed’i flöyle ta- edilmesi aras›nda hiyerarflik bir fark gör-
rif ediyor: “‹kbal Ahmed’in hayat› bir müyorum. Merleau-Ponty’yle Brel veya
• K›raat & Duman› Üstünde . . . . . 36
bütün olarak alg›lad›¤›n› düflünüyo- Aragon’la Piaf veya Camus’yle Noir
• A¤›r Çekim . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 40 rum. Hayat› bölümlere ay›ran oportünistlerin tam z›dd›y- Désir aras›nda o anlamda bir fark yok benim için.”
d›. Frantz Fanon’un ‘Yeryüzünün Lanetlileri’nden etki- O söyleflide Berger’›n sevgiyle, hayranl›kla and›-
• Radyo Brecht . . . . . . . . . . . . . . . . . . 44 lenmifl, baflta Filistin olmak üzere birçok halk kurtulufl ha- ¤› isimler, bizim de iflaret fifleklerimiz. Roll’daki
reketine kat›lm›flt›. Trajedinin ne anlama geldi¤ini biliyor- metnin ak›fl›na ba¤l› kalarak birkaç›n› nakledelim
• Müzik Dolab› . . . . . . . . . . . . . . . . . 46 du ve onu kabullenmiflti. Dolay›s›yla ola¤anüstü enerjisi- ki, “bulufltu¤umuz yer”in koordinatlar›n› vermifl
nin büyük bir k›sm›n› ba¤lar kurmaya sarfetti. Dostluk, si- olal›m: Tom Waits, Zapatista Marcos, Dylan, Marx,
• Meflin Yuvarlak . . . . . . . . . . . . . . . 50 yasî dayan›flma, sadakat, paylafl›lan fliirler, misafirperver- Deleuze, Spinoza, Nick Cave, Marquez, Kara Pan-
lik... Öyle ba¤lar ki, kaç›n›lmaz ayr›l›klara ra¤men bakî kal- terler, Prag bahar›n›n gençlik liderleri, Beethoven,
Ahmet Gürata, Ali Kesgin, Alican Tayla, Alper Duman,
ma flanslar› olsun.” Goya, Jim Morrison, Schubert...
Alpkan Birelma, Asena Günal, Arslan Ero¤lu, Aykut K›- Total dedi¤imiz fley öyle bir fley. Berger’›n dedi¤i Mano Solo’dan bahis açsayd›k, kim bilir neler
l›ç, Aylin Kuryel, Ayfle Çavdar, Batur Gökçeer, Behzat mânâda “bütün”. “Vive le Révolution” diye biten anlat›rd›. Belki de, Marcos için söylediklerine bir
Tafl, Beyhan Demir, Bülent Somay, Cemil Cahit, “çaprazlama” yapard›: “Ola¤anüstü bir sesi var –çok
Ceyhun Can Özkan, Çi¤dem Öztürk, Didem Dan›fl, Do-
“International Shalala” da öyle. T›pk› söyleyeni gibi.
ruk Yurdesin, Eda Özdek, Emre Kaya, Ender Ergün, Mano Solo’nun en sevdi¤i kelime “amatör”dü. Ken- müzikal bir ses. Karizmas› asla bir politikac›n›n karizma-
Erdir Zat, Ertan Keskinsoy, Ethemcan Turhan, Evren- disini de öyle tarif ediyordu: “Her fleyin amatörü”. s› de¤il. Sesinde zerre otorite t›n›s› yok. Çok berrak, insa-
sel Belgin, Fevzican Abac›o¤lu, F›rat Genç, Foti Benli- Total amatör. Onun için öyle söyleyebiliyordu “En- n› rahatlatan, güven veren bir ses. Bu benim için flafl›rt›-
soy, Funda Tosun, Göksun Yaz›c›, Hakan Lokano¤lu,
Haziran Düzkan, ‹rfan Aktan, Koray Löker, Merve Erol, ternasyonal fialala”y›. Ceketindeki alâmet-i farikay› c› oldu. Eril bir kiflilik, fakat müthifl anaç bir ses tonu var.
Muhsin Akgün, Murat Meriç, Nalan Y›rtmaç, Öncel Seç- Express’e rozet yapmam›z da o yüzden. ‹nsan› kucaklayan, sarmalayan, ba¤r›na basan bir ses.”
gin, Özay Selmo, Pelin Özer, Pınar Uygun, Rafet Özen, “Dilin s›n›rlar›”ndan dem vurmufltuk. Mano So- Mano Solo’nun pürüzlü, insan› rahatlatmayan,
Ragıp Duran, Sait Öztürk, Saner fien, Sarkis Paçac›,
Sayat Tekir, Senem Do¤ano¤lu, Serap Güzelcan lo flark›lar›, o s›n›rlar› afl›yor. Söylediklerini hisset- aksine “ay›ltan”, ama güven de veren, hem sarsan
fienol, Serkan Köybafl›, Selçuk Oktay, Serdar Ceritli, mek için Frans›zca bilmek gerekmiyor. hem kucaklayan sesi, Marcos’unkiyle bulufltu¤unda
Serra Torun, Siren ‹demen, fiahan Nuho¤lu, Turgut Peki o his karfl› tarafa nas›l geçirilir? Frans›zca diyalektik bir terkip ç›k›yor. T›pk› John Berger’›n ya-
Yüksel, Ulus Atayurt, Yücel Göktürk, Zeynep Nuho¤lu
Bask›: Ezgi Matbaac›l›k, Sanayi Caddesi Altay Sok. söyleyen baflka isimlerden örnekleyerek belki de. z›lar› gibi, devrimci bir terkip.
No:10 Yenibosna / ‹stanbul Tel: 0.212.452 23 02 Jacques Brel hissi, Edith Piaf hissi, Noir Désir hissi. Uzun zamand›r solun yeni bir dil bulmas›, kur-
bas›m yeri ve tarihi ‹stanbul, Ocak 2010 da¤›t›m Bir de okyanusun öte yakas›ndan örnekleyelim: mas› tart›fl›l›yor. Ama nas›l bir sesi olmas› gerekti¤i-
Do¤an Da¤›t›m A.fi. yönetim yeri: Süslü Saks› Sok.
no: 5/3 Beyo¤lu - ‹stanbul tel-faks: 0.212.251 87 67 Mos Def - Afl›k Mahzuni - Selda hissi. Rap’çi Mos ne dair somut bir fley pek söylenmiyor. Bizim öneri-
e-mail expressroll@gmail.com abonelik ex- Def de, yeni albümü “Ecstatic”teki “Supermagic” miz malûm, “Enternasyonal fialala”. Mano So-
pressroll@gmail.com y›l 6 say› 103 15 Ocak 2010 flark›s›nda Selda’n›n Afl›k Mahzuni türküsü “‹nce lo’dan Marcos’a, John Berger’dan Jacques
imtiyaz hakk› Bilge Ceren fiekerciler sorumlu ya-
z›iflleri müdürü Merve Erol ilan irtibat Özay Selmo
ince bir kar ya¤ar fakirlerin üstüne” yorumunu Brel’e, Mos Def’ten Mahzuni’ye, Dylan’dan
(0.533.514 90 49) YEREL SÜREL‹ YAYINDIR. 15 sample’larken herhalde ayn› hissi hissetmifltir. Ber- Strummer’a, Hendrix’ten Kaygusuz’a uza-
GÜNDE B‹R YAYINLANIR. ISSN 1307 - 461X ger’›n da “masamda bir Bektafli CD’si var” demesi nan o ses, o his...
3
Kader bizi sola kayd›rd› dönmek yok” diyen iflçilerden
ANKARA–Tekel iflçilerinin dire- biri ise flu anki direnifl koflullar›-
nifli Ankara d›fl›ndan nas›l görü- na flükrettiklerini söylüyor. “Ne-
nüyor bilemiyoruz ama, 11 Ocak rede kald›¤›m›z› soranlara ‘Kar-
itibariyle 28. gününe giren dire- ton Palas’ta’ diyoruz. Konferans
nifl, K›z›lay Meydan›’na yolu dü- salonunda karton bulan, yere se-
flen Ankaral›lar›n sohbet konusu rip üstüne yat›yor. Ama hava
olmaya devam ediyor. ‹flçilerle çok so¤uk say›lmaz.”
münasebet kuran herkes, sanki Gün boyunca Türk-‹fl binas›-
y›llard›r özlemini çektikleri bir n›n önünden ayr›lmayan Tekel
“türe” rastlam›flças›na heyecanla
anlat›yor direniflçileri.
fiEH‹R HATLARI iflçilerinin sendika binas›na gir-
mesi yasak. Bu yasa¤›n sebebiyle
Dipnot Kitabevi’nde karfl›lafl- ilgili rivayet muhtelif. Kimi iddi-
t›¤›m›z bir sendikac› kad›n, polis alara göre sendika yönetimi, ilk
sald›r›s›n›n oldu¤u gün yaral› ifl- gibi kald›r›ma oturup sigara sara- ¤›n›, ancak emekliye ayr›lmak ye- günlerde iflçileri binadan ç›kar-
çilerden birini taksiye bindirip rak derin of çeken, bazen arala- rine Tekel’de iflçi olarak çal›flma- mak için “bilgisayarlar›m›z çal›n-
hastaneye götürüflünü anlat›yor- r›nda hararetli sohbetlere giriflip ya bafllad›¤›n› söylüyor. 4-C’ye d›” demifl, bunun üzerine iflçiler
du: “Y›llar sonra ilk defa yamal› karfl›s›ndakine söz yetifltirmeye geçmezse, ay sonundan itibaren binaya girmeme karar› alm›fl. Ki-
çorap giyen bir insanla karfl›lafl- çal›flan iflçiler, büyük direnifle ha- her türlü hakk›n› yitirecek olan mine göreyse, görünürlü¤ü art›r-
t›m! Gözleri biber gaz›ndan kan z›rlan›yor. 14 Ocak’ta Türkiye’de- Geçir, direnifl bafllad›¤›ndan beri, mak ve y›lg›nl›¤a mahal verme-
çana¤›na dönmüfltü. Belinden ki tüm Tekel iflçilerinin büyük bir ‹stanbul’a evine dönmemifl: “Biz mek için iflçilerin binaya girmesi
darbe ald›¤› için yürüyemiyordu. gösteri için bir araya gelece¤i An- dedik, ölmek var ama dönmek yasaklanm›fl. Ancak her halükâr-
O haliyle bile bana taksi paras› kara’da flu an bine yak›n direniflçi yok. K›z›ma söz verdim ben. Her- da iflçilerin gözünün hâlâ s›cak
verdirmedi. Düflünsene, çorab› bulunuyor. ‹lk güne göre say› bir kes gider, ama ben burada kal›- bir mekânda veya memleket yo-
yamal› bir insan ve taksi paras›n› hayli azald›. Çünkü kimi iflçiler r›m. Herkes gider dedi¤ime bak- lunda olmad›¤› aç›k. Ahmet Ka-
vermemeyi kendine yediremi- polis müdahalesi s›ras›nda Abdi ma, kimse gitmez. Tayyip’in bu ya’n›n yorumlad›¤› Alpay flark›s›
yor… O günden sonra baflka biri ‹pekçi Park›’ndaki havuza düfltü- kadar laf›ndan sonra, hiçbirimiz “Fabrika K›z›”n›n “fabrikada tü-
oldum vallahi!” ¤ü için üflüttü, kiminin bronfliti dönmeyiz. Hükümetin tavr› bize tün sarar, sanki kendi içer gibi”
Hofldere’den K›z›lay’a iner- azd›, kimi de fabrikan›n hakl› fe- daha da güç kat›yor. Anl›yoruz dizesini bir sigara sararak m›r›l-
ken dolmuflta yaflanan münakafla sihle iflten ç›karmas›ndan korktu- ki, hükümet iflçiden nefret ediyor. danan Abuzer isimli Ad›yamanl›
ise baflka bir hissiyat› yans›t›yor. ¤u için izin süresi bitince iflinin Bilsinler ki, biz de onlardan nefret iflçi ise, b›y›k alt›ndan gülerek
Bakanl›klar’da biriken polis ekip- bafl›na döndü. Ancak bu, Tekel ifl- ediyoruz.” “biz karar verdik, Son-Dev’i ku-
lerinin dolmufl güzergâh›n› de- çilerinin yelkenleri indirdi¤i anla- raca¤›z” diyor: “Sonradan Dev-
¤ifltirdi¤ini ö¤renen bir yolcu, Te- m›na gelmiyor. Zaten Tek-G›da ‹fl “Son-Dev’i kuraca¤›z” rimci Olanlar Partisi!”
kel iflçilerine say›p sövmeye bafll›- Sendikas›’n›n karar› do¤rultu- Türk-‹fl’e ba¤l› Tes-‹fl’in Emek Öte yandan, Tekel iflçileriyle
yor. Önde oturan kad›n h›fl›mla sunda direniflin 23. gününde ya- mahallesindeki misafirhanesinin ö¤renci ittifak›n›n ilk meyvesi de
dönüp hayk›r›yor: “Onlara söve- p›lan seçimde geçerli 8 bin 180 alt kat›nda 150 iflçinin geceledi¤i- al›nmaya baflland›. Yeni düzenle-
ce¤inize, onlar› aç b›rakanlara sö- oydan 8 bin 150’si direniflin sür- ni söyleyen bir iflçi ise sendikan›n me dolay›s›yla jandarman›n bo-
vün. Yeter, b›kt›k sizin gibi insan- mesi yönünde kullan›lm›flt›. Dire- ilgisizli¤inden yak›n›yor: “Biz di- flaltt›¤› ODTÜ karakoluna ö¤ren-
lardan. Sizin gibiler yüzünden niflin bitirilmesi yönünde oy ve- renifle devam edersek belli ki ciler talip oldu. Rektörlü¤ün bu
hiçbir fley de¤iflmiyor!” Beriki de- ren 30 kifli ise 4-C sistemine bile Türk-‹fl çok üzülecek. Adamlar›n talebe olumsuz yan›t vermesi
vam ediyor: “Gitsinler memleket- raz› olacak kadar çaresiz kalanlar. düzenini altüst ettik. Misafirhane üzerine ö¤renciler binay› bir süre-
lerinde ba¤›rs›nlar. Bafl› s›k›flan 800 yatakl›ym›fl. Ama oraya iflçi- dir iflgal etmiflti. Bir hafta kadar
Ankara’ya kofluyor”. O cümleye ‹flçi nefreti leri de¤il, turistleri al›yorlar. Biz önce on Tekel iflçisi, iflgali sürdü-
dolmufl floförü bile kay›ts›z kala- 1996’da Güneydo¤u’da uzman de binan›n bodrum kat›nda, kon- ren ve eski karakolda muhtemel
m›yor: “Ne yani day›, bafl› s›k›flan çavufl olarak bulunan ve bir çat›fl- ferans salonunda sabahl›yoruz. bir polis bask›n›na karfl› nöbet tu-
Amerika’ya m› gitsin? Ankara’ya ma s›ras›nda sa¤ kolunu kaybe- Jiplerle dolaflan sendikac›lar, el- tan ö¤rencileri ziyaret etti. Çi¤-
gelecek tabii…” den Tekel iflçisi fiuayip Geçir, bette ‘bu iflçiler de nereden ç›kt›’ köfte yapan Ad›yamanl› iflçiler ve
Polisin bask›lar›na, hüküme- “kader bizi sola kayd›rd›” diyor diyordur. Kusura bakmas›nlar, ö¤rencileri BDP milletvekili Ufuk
tin “ya 4-C ya hiç” restine ve don- gülümseyerek. “Mecburen sol onlar›n da düzenini bozaca¤›z.” Uras ve baz› ö¤retim üyeleri de
durucu Ankara ayaz›na ra¤men kolumu havaya kald›r›yorum. S›k s›k “kahrolsun sendika ziyaret etti. ‹flçileri Meclis’e de da-
Tekel iflçilerinin evlerine dönme- Sa¤ yok ki! fiaka bir yana, sa¤ ko- a¤alar›” slogan› atan iflçiler, sen- vet eden Uras, Tekel iflçileri için
ye hiç niyetleri yok. Günlerdir lum olsayd› da solu havaya kald›- dikan›n hükümet lehine verece¤i ellerinden geleni yapacaklar› sö-
Ankara’n›n barlar soka¤› Sakar- r›rd›m. Hepimiz burada solcu ol- hiçbir karara uymayacaklar›n› zünü verdi. Bu arada iflçilerin ö¤-
ya’daki Türk-‹fl binas›n›n önünde duk zaten” diyen Geçir, gazi ol- kesin bir dille ifade ediyorlar. rencileri ziyaret ediflinden bir gün
kâh halay çekip e¤lenen kâh buz du¤u için emekli hakk› kazand›- Hep bir a¤›zdan “ölmek var, sonra ODTÜ rektörlü¤ü, eski ka-
rakol binas›n› ö¤rencilerin kültür-
sanat faaliyeti için kullanmalar›-
na izin verdiklerini aç›klad›.
Tekel iflçileri yavafl yavafl An-
kara’daki siyasal faaliyetlere de
dahil olmaya bafllad›. Çeflitli pa-
nellere, konferanslara kat›l›yor,
toplant›lar düzenliyor, gelecekle-
rine, kendilerine destek veren
gruplarla da bir araya gelerek ka-
rar vermeye çal›fl›yorlar. Elbette
bir yanda ‹flçi Partisi’nin “Tekel
iflçisi, vatan bekçisi” yaz›l› absürd
pankartlar›, di¤er yanda Kürt ve
Türk iflçiler aras›nda ortak payda
bulmak ad›na kurulan sahtekâr-
l›k kokan dil de sinir bozucu.
Express’in bask›ya girece¤i 14
4
Ocak’ta bafllayacak olan ikinci di- ve körü körüne savundu¤u flu
renifl dalgas›n›n hem Tekel iflçile- incinin saçmal›¤›n› örtbas edebil-
rini, hem hükümetin fütursuz ve di: “Sermaye mi eme¤i kirala-
iflçi düflman› tavr›n› hem de tüm m›fl, emek mi sermayeyi, önem-
emekçi kesimlerin umutlar›n› ne- li de¤ildir.” Nas›l olurdu bu?
reye sürükleyece¤ini hep beraber “Her üretim faktörü, sermaye ya
görece¤iz. da emek, sadece marjinal verim-
– ‹rfan Aktan - Eda Özdek lili¤i seviyesinde bir kazanç elde
ederse kim kimi kullanm›fl far-
Hem organik ketmez.”
hem kanser eder Gelirin marjinal bölüflümü
MASSACHUSETTS–1970’te No- kuram›ysa ancak baz› matematik-
bel Ekonomi ödülünü alan Paul sel cambazl›klarla savunulabile-
A. Samuelson 13 Aral›k 2009’da cek bir tuhafl›kt›r. Bilimsellikten
Benton-Massachusetts’te vefat et- uzak bu tuzaklar tam da burjuva-
ti. Ve uzun y›llar görev yapt›¤› zinin organik ayd›nlardan talep
ünlü MIT’de düzenlenen törenin etti¤i hizmetler. Uluslararas› ikti-
ard›ndan topra¤a verildi. Allah sat için “faktör-fiyat eflitlenmesi”
rahmet eylesin (mi?). Bize ne? de bu tuzaklardan biridir. Bu
1980’lerde bafllay›p 1990’lar- önermeye göre, baz› varsay›mlar
da iyice ayyuka ç›kan; 2000’lerde alt›nda –ki bu varsay›mlar›n ka-
ve özellikle de flu son krizden bul edilebilirli¤i tart›fl›lmaz– ser-
sonra düflüfle geçen “ekonomi- best ticaret yapan iki ülkenin üc-
den” ve “s›n›ftan” kaç›fl trendi ne retleri ve sermaye kazançlar›
yaz›k ki post post uyuflturdu be- uzun dönemde eflitlenecektir. Ya-
yinlerimizi. Altyap› diye diye ik- ni fakir ülkelerin iflçileri dertlen-
tisadî hayat›n üstüne yatt›k. Oysa mesinler, öyle göçmenlik filan pe-
üretim araçlar› ve üretim iliflkile- flinde de koflmas›nlar. Eninde so-
rini içeren o iktisadî hayat, hege- nunda serbest ticaret onlar› ihya
monyan›n maddî ve ideolojik te- edecektir.

Paul Samuelson (ortada), 1962’de Washington DC’de toplanan vergi konseyinde

mellerinin at›ld›¤› ve yeniden Ne kadar anlams›z ve bofl ol-


üretildi¤i yer. Biz affallama yafla- du¤u aç›k de¤il mi? Ancak bu
sak da, Paul amca her gerçek or- önermeyi süslü püslü bir mate-
ganik ayd›n gibi fark›ndayd› me- matiksel modelleme içinde ya-
selenin. Bak›n ne demifl zaman›n- parsan›z sayg›n bir iktisatç› olur-
da: “Bir ulusun kanunlar›n› kim sunuz, saçmal›klar› da kolayca
yazm›fl –yüksek kurumlar›n› kim örtbas edebilirsiniz. Matematik-
tasarlam›fl–, umurumda bile de- sel modeller ampirik s›navlara tâ-
¤il. ‹ktisat kitab›n› ben yazay›m, bi tutulmad›klar› sürece çarp›c›
yeter.” bir etkiye sahip olabilirler. Ama ifl
Yazd› da. Yüz milyonlarca hayat›n gerçeklerine gelince k›r›-
satt› kitab›. II. Dünya Savafl› son- l›p dökülürler. Ticaret artsa da ül-
ras› Türkiye gibi azgeliflmifl ülke- kelerin iflçilere verdikleri ücretler
lerin elit üniversitelerinde hatme- birbirine yaklaflmaz, yaklaflmad›
dildi. K›saca neo-klasik iktisad› da. Ne gam. ‹ktisat ders kitaplar›
Keynesçi soslarla servis eden ki- aynen devam. Nobel ödülünü al-
tab›, uzun dönemde iflsizli¤in sa- mas›n›n hemen sonras›nda Mic-
dece gönüllü olabilece¤ini vaaz hael Hudson’›n belirtti¤i üzere
ediyordu. Neoklasik sentez de- Samuelson’›n kuramsal modelleri
nen fleydi bu. titizce haz›rlanm›fl estetik olarak
Ancak Nobel’i bu sentetik da büyüleyici saat parçalar›na
model için almad›. Matemati¤i benzer. Bir araya getirildi¤inde
iktisadî analiz için kullanmakta- saat do¤ru zaman› gösteremese
ki becerisi için ald›. Bu becerisi o de, parçalar›n birbiriyle iliflkisi
kadar kuvvetliydi ki, söyledi¤i sorunlu olsa da, parçalar›n ayr›
5
ayr› hepsi takdire flayand›r. may›n!” dediler. man›n tek yolu olan 67 dakikal›k ¤›m Gökçe oldu. Strasbourg Üni-
Oysa dogmatik ve “fiok Dok- Fizikçilerin ulaflt›¤› bilimsel tren yolculu¤una 19 avro ödemifl versitesi’ne ba¤l› Avrupa Yüksek
trinci” Milton Friedman’a karfl› baflar›yla karfl›laflt›r›ld›¤›nda ger- olman›n flaflk›nl›¤›na, trenin hare- Araflt›rmalar Merkezi’nde Avru-
devlet müdahalesini savunurken çekten de iktisad›n hali içler ac›s›. ket etti¤ini anlayamam›fl olma pa’da ‹nsan Haklar› master’› ya-
saf kuramsal düzlemi zerre kadar Ama iktisatç›lar fizikçilerin hiçbir flaflk›nl›¤›m eklendi: Sallanmayan pan Gökçe’ye kulak verelim: “Bu-
önemsemez Samuelson. Ö¤rencisi zaman beceremeyece¤i bir ifli ba- tren yapm›fllar! Sükûnet içindeki rada Türkiye’ye çok elefltirel bak›-
ve sonradan Nobel ödülü alacak flarabiliyor. Nüfusun sadece yüz- yolculu¤um cam ve çelik kons- l›yor, bu do¤ru. Ama kendilerine
olan Joseph Stiglitz’in de hakl› de birinin yüzde seksenin varl›¤›- trüksüyonla koza gibi sar›lm›fl de ayn› flekilde elefltirel bak›yor-
olarak gözlemledi¤i gibi, her dört na eflit bir servete sahip olmas›n›n Strasbourg gar›nda sona erdi. lar. Milliyetçi olmayan ortalama
kifliden birinin uzun y›llar iflsiz ol- rasyonel oldu¤unu iddia edip bir Avrupa’n›n bir federal devlete bir Frans›za sordu¤unuzda, ‘be-
du¤u Chicago’da sadece etrafa de o yüzde seksenin önemli bir dönüflmesi için çal›flan JEF (Jeunes nim ülkemde de insan haklar› ih-
bakmak bile piyasalar›n etkin ça- bölümünü buna inand›rabiliyor- Européens Fédéralistes – Federa- lâl ediliyor’ der. Çünkü görüyor
l›flmad›¤›n› ve devletin ifle el at- lar. Yerseniz! list Genç Avrupal›lar) derne¤inin burada yabanc›lara, mültecilere
mas›n›n zorunlu olduguna ikna – Alper Duman her sene düzenledi¤i “Strasbourg nas›l davran›ld›¤›n›. ” Türk olma-
etmifltir Paul amcay›. Görüflmeleri”ne davetliydik. As- s› nedeniyle kimseyle tan›flma
‹flte kanser eden de budur. ‹fli- ‹nsan haklar› l›nda yaln›zca Frans›zlar ve Al- ân›nda bir zorluk veya so¤ukluk
ne gelince saf kuram ve modelle- baflkentinde manlar aras›nda yap›lan görüfl- yaflamad›¤›n› söyleyen Gökçe, sa-
re göre konuflur organik ayd›n, Türkiyeli olmak melere ilk kez üçüncü bir ülke, üs- mimiyet ilerledikçe, örne¤in bir
ifline gelmeyince de hayat›n pra- STRASBOURG– Avrupa’n›n orta- tüne üstlük de Türkiye davet edil- barda içerken bir anda “Ermenile-
tiklerine göre. Saf kuram peflinde s›ndaki Basel Havaalan›’n›n “Eu- miflti. Görüflmelerin ana bafll›¤› re ne yapt›n›z?”, “Neden soyk›r›-
matematiksel modeller infla eden- roAirport” olarak adland›r›lmas›- fluydu: “Berlin Duvar›’n›n y›k›l›- m› tan›m›yorsunuz?” veya “Kürt-
leri sadece solcu iktisatç›lar elefl- n›n nedenini uçaktan indi¤im an- fl›ndan yirmi y›l sonra Avrupa’da leri neden öldürdünüz?” gibi so-
tirmiyor art›k. Camian›n a¤›r top- da anlad›m. Havaalan›n›n üç ç›k›- hâlâ duvarlar var m›?” JEF’in rulara maruz kald›¤›n› anlat›yor.
lar› da kat›l›yor bu görüfle. Daha fl› vard›: Biri ‹sviçre’ye, biri Al- amac›, Fransa ve Almanya’da sa- Fransa’daki “Türk Mevsi-
da önemlisi, hafif tebessümle ma- manya’ya, biri de Fransa’ya. Polis y›lar› milyonlar› bulan Türkiyeli- mi”nin de bu sorular› cevapla-
tematikçilerden ve fizikçilerden memuru di¤erleri aras›nda en su- lere karfl› ön yarg›lar› sorgulamak makta etkili olmad›¤›n› söylüyor.
geliyor salvolar. Zanaati adam gi- rats›z olan ülkenin, yani Fran- ve mümkünse yok etmekti. Gö- “Türk Mevsimi”, Paris, Lyon ve
bi ö¤renmeden kurgulanan mo- sa’n›n kap›s›ndan girdim. Ve bir rüflmelere kat›lanlar seviyesinde Bordeaux’da çok yo¤un flekilde
deller –dinamik genel denge mo- anda her fley sakinleflti. bunu baflard›lar da. Herkes “bizi” sürüyormufl. Ama, Strasbourg’da
delleri vb.– iktisad›n ilgi alan›na Sabiha Gökçen Havaala- çok sevdi. Tabii JEF üyelerinin bir-iki tiyatro oyunundan ibaret
girmesi gereken ço¤u soruyu d›fl- n›’ndaki binlerce insan, dört defa milliyetçilikten ar›nm›fl, farkl› kül- kalm›fl. Ben oradayken, Gençlik
lamakla kalm›yor, kompleks ve “S” yapan pasaport kuyru¤u, 12 türlere ve insanlara aç›k gençler Tiyatrosu’nda “Sivas ’93” sahnele-
evrimsel bir organizma olan top- kontrol noktas›ndan sadece ikisi- olmas› bunda etkili oldu. Ama biz niyordu. Gökçe en bilinen sanatç›-
lumsal ekonomik dinamikleri nin aç›k olmas› ve bafllayan pro- de k›zl›-erkekli alt› kiflilik bir ekip- n›n Orhan Pamuk oldu¤unu söy-
kavramakta da matematiksel ola- testolar, ba¤›r›fl-ça¤›r›fl, kuyru¤a le “beyaz Türkler de var, bafl›m›z lüyor. Biraz daha yafll› kuflaksa
rak son derece basit ve üstünkörü kaynamaya çal›flan hac› sakall› aç›k, deveye de binmiyoruz” me- Yaflar Kemal’i de biliyor. Burhan
görünüyor. En az›ndan flu son amcalar… ‹nsan› insanl›¤›ndan saj›n› çok net verdik. Öcal’›n konserine giden arkadafl-
kriz ba¤lam›nda en a¤›r elefltiri- bezdiren bu kargafla içinde, gecik- Bir noktadan sonra “al gülüm, lar› hayran kalm›fllar, “nas›l bir
lerden biri de, yeni yeni oluflan meli ayr›labildi¤im ‹stanbul’dan, ver gülüm”e dönen görüflmeler adam o öyle!” demifller.
ekonofizik (econophysics) alan›n- insan haklar›n›n baflkentine gidi- vesilesiyle geldi¤im insan haklar›- Gökçe, “ama normal vatanda-
dan geldi. K›saca, “beceremiyor- yordum: Strasbourg. n›n baflkentinde bana gerçekten fl›n baflka dertleri var, geçim s›k›n-
san›z, ki beceremiyorsunuz, yap- Basel’den Strasbourg’a ulafl- bir fleyler katansa, yan›nda kald›- t›s› mesela” dedi¤inde gözlerim

6
Envai çeflit pasta, çörek ve hamur iflinin ve s›cak flarap kazanlar›n›n aras›nda, Noel
flark›lar› eflli¤inde paten kayan “Strazburjuva”lar› görünce, insan›n, bir romantik-ko-
medi setini and›ran bu flehirde geçim s›k›nt›s› oldu¤una inanas› gelmiyor.

flaflk›nl›kla aç›l›yor. Noel pazar›n- var. Frans›z, ‘Türkiye’de iflkence


da sat›lan envai çeflit pasta, çörek olmufltur, hâlâ da olabilir’ diye
ve yerel hamur iflinin ve keskin düflünüyor. Fransa hakk›nda da
kokusu sokaklara sinmifl s›cak fla- çok meflhur iflkence kararlar› var.
rap kazanlar›n›n aras›nda, Notre- O zaman ‘Ne? Fransa iflkenceden
Dame Katedrali’nin yan›na kuru- mahkûm mu oldu?’ diyor. As›l fla-
lan buz pistinde Noel flark›lar› efl- fl›rd›¤› fley polisin Fransa’da iflken-
li¤inde paten kayan “Strazburju- ce yapmas› de¤il. ‘Nas›l olur da
va”lar› görünce, insan›n, Hollywo- yarg› bunu gözünden kaç›rm›fl?’
od ifli bir romantik-komedi setini diye bak›yor. Polis dünyan›n her
and›ran bu flehirde geçim s›k›nt›s› yerinde bir tak›m hukuk d›fl› yol-
oldu¤una inanas› gelmiyor. lara sapar. Ama yarg›dan bunu ce-
Peki, “sokaktaki Strasbourglu- zaland›rmas› beklenir. Burada,
lar”›n Türkiye’ye bak›fl› nas›l? Al- Türkiye yarg›s›n›n iflkenceyi ceza-
d›¤›m yan›t flöyle: “Ço¤u Türki- land›rmad›¤› düflüncesi var. Tür-
ye’yi ve Türkleri Avrupal› görmü- kiye’nin k⤛t üzerinde bir hukuk
yor. Buna karfl›l›k, Sarkozy’ye mu- devleti oldu¤unu, ama ülkenin
halif kesim Türkiye’yi çok seviyor. özel flartlar› nedeniyle insan hakla-
Neredeyse bizden daha çok sevi- r›n›n ihlal edildi¤ini düflünüyor-
yorlar. Onlara göre, Türkiye dün- lar. Bunun yan›nda, çok iyi bilinen
yan›n en güzel yeri ve Türkiye’siz fley Türkiye’nin laik bir ülke olma-
hiçbir fley olmaz! ‘Bizim de eksik- s›. En büyük sayg› duyduklar› me-
lerimiz var, o kadar da sevmeyin’ sele bu. Evet, demokrasinin sorun-
demek zorunda kal›yorum.” lu olmas›, insan haklar›n›n ihlâl
Derslerde Türkiye’nin ad›n›n edilmesi, 8 Mart’ta kad›nlar›n dö-
s›k s›k geçip geçmedi¤ini sordu- vülmesi vs. kafalar›na kaz›nm›fl
¤umda olumlu yan›t al›yorum. durumda. Ama Fransa’dakinden
“Mahkeme kararlar›n› incelerken bile daha sert bir laikli¤in benim-
s›kl›kla telaffuz ediliyor Türkiye. senmifl olmas›, halk›n büyük bölü-
Ama ‘Türkiye korkunç bir ülkedir’ münde ciddi bir sayg› uyand›r›-
fleklinde de¤il. Meslekî deformas- yor. Türkiye’nin Avrupal› olup ol-
yona u¤ram›fl hukukçular›n muz- mad›¤› tart›flmas›nda Türkiye
darip oldu¤u flekilde, basit bir isim yandafllar›n›n en büyük kozu da
olarak. Türkiye kelimesi yerine bu zaten. Anayasa Mahkemesi’nin
baflka bir ülkenin ad›n› koysan›z, türbanla üniversiteye girifli engel-
hocalar›n ve ö¤rencilerin gözünde leyen bir karar vermifl olmas›na
hiçbir fley de¤iflmez. Türkiye’deki çok flafl›r›yorlar. Halk›n ço¤unlu-
darbeleri ö¤rendiklerinde flafl›r›- ¤u çok destekliyor bu karar›. Bir
yorlar. Avrupa’daki darbeleri sa- k›sm›ysa ‘ama üniversite oras›’ di-
y›n dendi¤i zaman Yunanistan, ‹s- yerek çekincesini ortaya koyuyor.
panya ve Portekiz’den baflka ülke Yani neredeyse, Türkiye’deki tar-
akla gelmiyor. Fransa’da DeGaul- t›flmalar burada da yaflan›yor.”
le’ün bafla geliflini bile darbe sa- Anlafl›lan, Türkiye olarak ‹n-
yanlar var, ama Türkiye’nin san Haklar› Avrupa Mahkeme-
2000’lerden önceki darbeler tarihi- si’nin içtihad›na y›llardan beri
ni bilmiyorlar. Adam›n akl› alm›- yapt›¤›m›z katk› yetmezmifl gibi,
yor, ‘nas›l oldu da parlamento flimdi gündelik hayattaki muhab-
Kürt dilini yasaklayan bir anayasa beti de belirliyoruz. Avrupa’n›n
maddesi kabul etti?’ diye soruyor. kalbini fethetmifliz de haberimiz
Parlamento yapmad› ki, darbeciler olmam›fl. Fetihlerle yo¤rulmufl
haz›rlad› o anayasay›. Bunu söyle- kültürümüzü tan›tmak için “ç›-
yince ‘ha tamam’ diyor. Ama ge- karma yapt›¤›m›z” Fransa’da,
nel olarak, bir ‘flafl›rmazl›k’ hali de flimdilik bizimle ilgili de¤iflen bir
CEMAAT MEDYASINDA KCK OPERASYONU y›n yönetmeni, Kürflat Bumin’den (Yeni
fiafak, 29 Aral›k) hak ettikleri ayar› al-
makta gecikmedi:
Kelepçenin kapatt›¤› mesafe “Bir gazete, polisin kula¤›na f›s›ldad›¤›
bir ‘s›rr›’, üzerinde iki dakika düflünmeden
2009’un en mühim siyasî olay› Kürt aç›l›m›yd›. Erdo¤an’›n “din kardeflli¤i”, “analar›n okurlar›na ‘bilgi’ diye sunabiliyor. ‘Ortaya
ç›kan s›r’›n içerdi¤i bilgileri yan yana koya-
gözyafl›” edebiyat›yla bafllayan aç›l›m f›rt›nas›, y›l sonunda, belediye baflkanlar›n›n,
rak salim kafa ile ve sadece sa¤duyunuzu esas
insan haklar› savunucular›n›n, eski milletvekillerinin kelepçeli foto¤raf›yla nihayete erdi.
alarak gözden geçirin. Aktar›lan hikâye size
Peki nas›l oldu? Malûm cemaatin bas›n›n› takip edenler, perflembenin geliflini gördüler. biraz olsun inand›r›c› geldi mi? Polise ulaflt›-
Ortam KCK operasyonuna nas›l haz›rland›, cemaat operasyona ilk gününden itibaren ¤› söylenen ‘istihbarat’ ile foto¤raf karesinde
nas›l yaklaflt›? Ismarlama öyküler, uyduruk haberler, kelepçeye toslayan yanl›fl hesaplar... yer alan koca adamlar›n ellerinin kelepçelenip
adliye önünde tek kol s›ralanmalar› aras›nda
CK operasyonuna en h›zl› tepki- Foto¤raf›n yaratt›¤› rahats›zl›¤›n bertaraf bir münasebet kurabiliyor musunuz? Yoksa

K yi Zaman gazetesi verdi. Operas-


yonun ayr›nt›lar›n›n haber mer-
kezlerine yeni düfltü¤ü saatlerde Aziz ‹s-
edilmesi gerekiyordu flüphesiz. Bu da,
Diyarbak›r polisiyle aras› iyi olan muha-
bir tayfas›na kalm›flt›. Ama böyle bir fo-
siz de benim gibi, önümüzdeki görüntü gibi
‘ortaya ç›kan s›r’› da son derece münasebetsiz
mi buluyorsunuz? Hat›rl›yorsunuzdur; ya-
tegün imzal› bir “analiz”, Zaman’›n web to¤raf› nas›l aç›klars›n›z ki? Kolaym›fl k›n zamanda bu gazete ifli ‘tasfiye edilen ga-
sitesinde yay›nlanm›flt› bile. “KCK ope- me¤er: Kendi basiretinizi ba¤lay›p oku- zete(ci)ler listesi’ yay›nlamaya kadar vard›r-
rasyonu Kürt siyasetçileri rahatlatacak” yucudan da “sala¤a yatmas›n›” beklerse- m›flt›. Di¤erleri kimler olacak bilemem ama,
bafll›¤›n› tafl›yan analiz, Hatip Dicle’nin niz olurmufl. T›pk› Cihan Haber Ajans› / ‘kelepçenin s›rr›’ gibi, okurlar›n›n zekas›na
Leyla Zana’yla birlikte Meclis’te Kürtçe Zaman Diyarbak›r muhabirlerinin 28 kendince s›n›r koymaya çal›flan haberler ya-
yemin etti¤ini an›msat›yor, belediye bafl- Aral›k’ta geçti¤i haberdeki gibi: pan gazete(ci)ler, ülkemizdeki düflünce haya-
kanlar›n›n gözalt›na al›nmas›n› elefltiren- Güvenlik güçlerine ulaflan istihbarata t› ‘medenî ölçüler’e yaklaflt›kça mutlaka tasfi-
lere kulak verdikten sonra flöyle sonlan›- göre, yaklafl›k befl bin kifli bölgede gösteri dü- ye sürecine girecektir.”
yordu: “Ancak bölgeyi yak›ndan takip eden- Bu süreçte Zaman yazarlar›ndan,
ler, ‘ölüm korkusu’nun ortadan kald›r›lmas› Ahmet Turan Alkan d›fl›nda, ç›t ç›kmad›.
halinde PKK çizgisini benimsemeyen, flidde- Alkan, foto¤raf› “kafl yapay›m derken
ti d›fllayan Kürtlerin de siyasî arenada yerle- göz ç›karmak” olarak tan›ml›yor, foto¤-
rini alabilece¤ini kaydediyor.” raf›n gazetelere servis edilmesini fiem-
Ancak sonra tüm hesaplar malûm fo- dinli olay› ile karfl›laflt›r›yordu. Sanki o
to¤raf›n servislere düflmesiyle altüst ol- foto¤raf çekilmese, belediye baflkanlar›
du. En güzel bafll›k Radikal’den geldi: tek s›ra halinde ve kelepçeli de¤il de da-
“Bir Aç›l›m Hat›ras›”. Yaln›zca hüküme- ¤›n›k ve serbest halde tutuklanm›fl olsa-
tin koflulsuz düflmanlar› de¤il, aç›l›m sü- lard› kafl düzgün yap›lacakm›fl gibi...
recine destek veren yazarlar da bu foto¤-
raf›n aç›l›m›n tabutuna son çivi oldu¤u- “Kötüyse Ergenekondur”
nu –heveslenerek ya da hay›flanarak– Daha da beteri var: Bir gün sonraki yaz›-
ilan ettiler. Son kongrede AKP MKYK s›nda (30 Aral›k, Taraf) Etyen Mahçup-
üyesi olan, Dicle Üniversitesi’nden Doç. yan, bu kelepçeli foto¤raf›n Ergene-
Mazhar Ba¤l› ise tersine gidiyor, NTV’ye kon’un bafl›n›n alt›ndan ç›kt›¤›n› iddia
verdi¤i demeçte bu operasyonun de- ediyordu: “Bunun amac›n›n Kürtlerin k›fl-
mokratik aç›l›m›n en önemli koflullar›n- Foto¤raf›n yaratt›¤› rahats›zl›¤›n bertaraf edilmesi gerekiyordu. k›rt›lmas› oldu¤u aç›k. Di¤er bir deyiflle hü-
dan biri oldu¤unu, DTP’li belediyelerin Ama böyle bir foto¤raf› nas›l aç›klars›n›z ki? Kolaym›fl me¤er: kümet, polisi kendi yan›nda görüyor olabilir,
iflinin de bu operasyon sayesinde kolay- Kendi basiretinizi ba¤lay›p okuyucudan da “sala¤a yatmas›n›” ama bu kurumun kritik karar noktalar›nda
laflaca¤›n› iddia ediyordu. hâlâ aç›l›m› engellemeye çal›flan, Ergenekon’a
Ruflen Çak›r, 28 Aral›k’ta Vatan’daki beklerseniz olurmufl. yak›n ve yatk›n kifliler var.”
yaz›s›nda operasyonlar›n Gülen cemaati- Biz de okur-yurttafl sorumlulu¤u-
nin fikri oldu¤unu –isim vermeden– be- zenleyecek, adliye önüne bask›n yap›larak ba- muzla bu muhakemeden varaca¤›m›z
lirtip cemaatin stratejisini yayl›m atefline z› kifliler kaç›r›lacakt›. Bu s›rada, polis ile bas- tek sonuç ile Zaman’›n yay›n yönetmeni-
tuttu: “Kimisi akademik titrli, kimisi ‘arafl- k›n düzenleyenler aras›nda çat›flma yaflan- ne “ihbarda” bulunal›m: Diyarbak›r mu-
t›rmac›’ etiketli baz› isimler, birkaç ‘think mas› sa¤lanacakt›. Bu bilgi üzerine polis, habiriniz Ergenekoncularla çal›fl›yor.
tank’ ve bir medya grubu, ne zamand›r tek CMK'n›n verdi¤i yetkiyi kullanarak 'silahl› Mahçupyan’›n tutumu, uzun süredir
engelin KCK oldu¤u yolunda yo¤un bir pro- terör örgütü yöneticisi' olmak flüphesiyle gö- ‹slâmc›lar ve “liberaller”de görülen bir
paganda ve lobi faaliyeti yürütüyordu. Dev- zalt›na ald›¤› kiflilere kelepçe takt›. Gözalt›n- virüsün tezahürü: Her kötü uygulama-
letin kendisine k›lavuz olarak onlar› seçmifl daki kifli say›s›n›n çok olmas›n› dikkate alan n›n ard›nda Ergenekon aramak. Mah-
oldu¤unu bir kez daha gördük. Yaz›k.” güvenlik güçleri, muhtemel bir kargafla duru- çupyan bu yaz›y› biraz daha erken yazsa,
munda kontrolü sa¤lamak için bu yönteme Diyarbak›r’daki muhabire daha yarat›c›
Okuyucuyu aptal yerine koymak baflvurdu. Kelepçe tak›lmas›n›n di¤er bir se- bahaneler için ipucu vermifl olurdu.
Çak›r, Kemalizmin toplum mühendisli- bebi ise, gözalt›na al›nanlar›n cuma günü ad- Zaman’da özelefltiri say›labilecek bir
¤ini yerden yere vuranlar›n bu operas- liyeye ç›kar›l›yor olmas›. Haftan›n son gü- yaz›, y›l›n son günü, “PKK’y› da¤dan in-
yonlarla toplum mühendisli¤ine soyun- nünde Diyarbak›r adliyesinde bütün davala- dirmek mi, KCK’y› da¤a ç›karmak m›?”
malar›na dikkat çekiyor, isim vermese r›n görüldü¤ü, içeride avukatlarla birlikte bafll›¤›yla yay›nland›. Gazi Üniversitesi
de, oklar› Gülen cemaatine yöneltiyordu. yaklafl›k bin kiflinin oldu¤unu dikkate alan Ö¤retim Üyesi Hüseyin Yayman, yaz›-
Nitekim, Çak›r’›n belirtmemifl oldu¤u polis, güvenlik ve firar endiflesine kap›ld›.” s›nda, F›rat’›n do¤usundaki her gözalt›
bir ayr›nt›ya de¤inelim: Hem Zaman, Nas›l? Bu ülkede gerçeklik ile absürd ve tutuklaman›n “bir kesime” maledilme
hem Aksiyon dergisi, bir süredir KCK ile aras›ndaki çizgiyi alabildi¤ine ince k›lan çabas›n› k›narken, yaflananlar› “ak›l tu-
yat›p KCK ile kalk›yordu. Hatta Aksi- bir haber daha. Asl›nda bu “isimsiz” mu- tulmas›” olarak nitelendirip cemaat ile
yon’un 14 Aral›k tarihli say›s›n›n kapak habiri, böylesine çirkin ve vahim bir uy- kelepçe aras›na mesafe koymaya çal›fl›-
konusuydu KCK. Melik Duvakl› imzal›, gulaman›n aç›klanmas› sürecinde bile in- yordu. Ancak Zaman’›n operasyonun ilk
haberden çok iddianameye benzeyen san› gülümsetebildi¤i için kutlamak ge- saatlerinden itibaren izledi¤i tutuma ba-
dosya yaz›s› Diyarbak›r Emniyeti üzerin- rekir. Gerisini aptal yerine konan Zaman k›l›rsa, o mesafe, ancak kelepçeli iki elin
de “zil etkisi” yapm›fl olmal› ki, bölgede- okuru düflünsün. birbirinden uzaklaflabildi¤i kadar uzak.
ki operasyon bafllay›verdi. Hem muhabir, hem de gazetenin ya- Ertan Keskinsoy
8
MAV‹

ÖZKÖK B‹TT‹, DO⁄AN G‹TT‹ t› Ayd›n Do¤an. Cumhuriyet’i de alacakt›


bir ara. Cem Uzan’dan Star TV kald› ona.

Senin de çark›n k›r›l›r Uzan dersini iyi çal›flmam›flt› belli ki...


Sanal yani medyatik iktidar, dayand›-
¤› siyasî güç kadar siyasî a¤›rl›¤a sahipti.
Böyle olaca¤› belliydi: Siyasî ‹ktidar: 1- Medyatik ‹ktidar: 0... DAKT‹LO Gazetecilik, o kadar kolay bir flekilde top-
Hürriyet’teki de¤iflimi iyi irdelemek lâz›m. Daha da önemlisi, bundan lum mühendisli¤i kalaflnikofu olam›yor-
sonras› için olas›l›klar› hesaplay›p bir perspektif çizmek gerek... du iflte. Tekelleflmeye kalkarsan, siyasî ik-
tidar da kendi yandafllar›yla medya tekeli-
rtu¤rul Özkök’ün “Amiral Gemi- halefet, ordu ve toplum yönetiliyor, bir ni kurmaya bafllar ve bafllad› bile.

E si”nin kaptan köflkünü terketmesi,


ard›ndan armatör Ayd›n Do¤an’›n
emekliye ayr›lmas›, Türkiye medya man-
manfletle insanlar vezir ya da rezil edili-
yordu. Bugün bunlar›n hiçbiri gerçeklefl-
medi¤ine göre, medyatik iktidar›n koflu-
Burada önemli bir nokta var: Bat›’daki
kapitalist siyasî iktidarlar, Erdo¤an gibi
bakkal mant›¤›yla hareket etmiyor. Onlar,
zaras›nda çok tart›fl›ld›. Kaç›n›lmaz olarak ¤u bir kez daha kan›tlanm›fl oldu. yine Erdo¤an gibi, intikamc› davran›p
siyasî ve ideolojik boyutlar› da olan bu ge- Bilançolar ç›kar›ld›, yirmi y›ll›k genel medya patronlu¤una soyunmuyor.
liflmeyi, siyasî iktidara yak›n kesimlerin yay›n yönetmenli¤inin ve Özkök’ün ne Erdo¤an’›n göremedi¤i flu: Do¤an te-
sözcüleri, “Sivillerin Zaferi”, “Darbecile- kadar devrimci, tabu k›ran, yenilikçi ve kelini y›k›p ya da zay›f düflürüp kendi te-
rin/28 fiubatç›lar›n Yenilgisi” olarak yo- baflar›l› oldu¤u yaz›ld›. Tek do¤ru tahlili kelini kurmak mümkün de¤il. Kamu ban-
rumlad›. Do¤an Grubu içinden gelen de- Umur Talu yapt›. ‹flbu yirmi y›la s›¤anlara kalar›ndan kredi sa¤layarak da olsa, eski
¤erlendirmelerde ise yenilgiyi do¤ru dü- bak›lacak olursa, esas olarak ak›lda kalan medya flirketlerini yandafllara vermek çö-
rüst tahlil eden pek ç›kmad›, Özkök övgü- iki mesele var: Siyasî olarak 12 Eylül ve züm de¤il. Çünkü medya tek bafl›na kârl›
lü yaz›lar okuyup durduk. Özkök’ün ken- Kenan Evren övgüsü, meslekî olarak da bir ticarî giriflim de¤il. Hele AKP’nin geri-
disi de “uykusuzluk”, “yo¤un çal›flma bildi¤imiz klasik gazetecili¤e ve habercili- lemeye bafllad›¤› bir periyodda hükümet
temposu” gibi kimseyi ikna etmeyen ge- ¤e karfl› aç›lm›fl sinsi bir savafl! Özkök’ün yanl›s› medya organ› say›s›n› ço¤altmak
rekçeler öne sürdü. Sab›k kaptan hâlâ flef- künyesinde sol düflmanl›¤› ve devlet sev- hiç ak›l kâr› de¤il. Her zaman ve her yerde
faf de¤il, hâlâ samimi de¤il. M. Barlas, gisinin de pek müstesna bir yeri var. ilk önce zay›f düflen gazeteler, iktidar› des-
H.B. Kahraman gibi yazarlar ise Hürri- Gemi karaya oturmufl, kaptan firarda, Ertu¤rul Özkök, tekleyen gazeteler olmufltur.
yirmi y›l›n ard›ndan
yet’in siyasî geliflmeleri iyi okuyamad›¤›- armatör gemiyi satacak müflteri ar›yor, ik- Hürriyet genel yay›n Erdo¤an ve dan›flmanlar›, zerre de-
n›, bu nedenle Do¤an Grubu’nun güç du- tidarseverler hâlâ utanmadan Özkök’ü yönetmenli¤i mokrat olmad›klar› için, Do¤an’›n medya
rumlara düfltü¤ünü savundu. “Siyasî ge- öven yaz›lar yaz›yor. Siyasî iktidarla afl›k koltu¤unu b›rakt›. tekeline karfl› demokratik/kat›l›mc›/ço-
liflmeleri iyi okumak”, bu tür yazarlara gö- ¤ulcu bir medya ortam›n› yaratmay› dü-
re, asl›nda siyasî iktidara yak›n durmak flünemezler. Medyan›n çok kuvetli bir si-
demek. Yani 2000’li y›llar›n bafl›ndan itiba- yasî araç oldu¤unu san›p tüm medyay› ele
ren yükselmeye bafllayan AKP’yi destek- geçirdiklerinde daha da güçlü, hatta y›k›l-
lemek, hiç olmazsa ona karfl› ç›kmamak. maz, yenilmez olacaklar›n› san›yorlar.

Üç önemli geliflme Medya de¤il, siyaset


“Mors Mirabilis / fiahane Ölüm” bafll›kl› Birkaç soru daha var, yan›t bekleyen:
yaz›da da tahlil etmeye çal›flt›¤›m üzere Arzuhan Yalç›nda¤’›n patronlu¤unda
(www.apoletlimedya.blogspot.com), Özkök / Enis Berbero¤lu’nun Hürriyet’i nas›l bir
Do¤an ikilisinin sahneden inmesine esas Hürriyet olacak?
olarak üç geliflme neden oldu: Siyasî ikti- Önce bir kuflku: Hürriyet daha ne ka-
dar ile medyatik iktidar aras›nda, Hilton dar zaman Do¤an ailesinin mülkiyetinde
arazisi + Mersin POAfi rafinerisiyle baflla- kalacak? Berbero¤lu, ciddi ve dürüst gaze-
yan ve Abdullah Gül’ün Çankaya’ya ç›k- tecili¤iyle tan›nan bir meslektafl›m›z. Ama
mas›yla zirveye ulaflan çeliflmede, kolayca bu tek Yyönetmen, Hürriyet’i mevcut tüm
öngörülebilece¤i üzere, siyasî iktidar galip olumsuzluklar›ndan nas›l azad edebile-
geldi. Maliye’nin Do¤an Grubu’na kesti¤i cek? Öyle bir niyeti var m› acaba?
vergi cezas›, asl›nda aç›k bir tasfiye mesa- Medyatik dünya, asl›nda çok siyasî bir
j›yd›. Çünkü ceza tutar› neredeyse tüm hol- dünya. Bir baflka deyiflle medyatik ortam,
dingin kay›tl› sermayesi kadard›. Do¤an si- siyasetten do¤rudan ve çok h›zl› bir flekil-
yasî alanda yenildi¤i gibi, malî alanda da de etkilenen ve biçimlenen bir mecra. Bu
havlu atmak zorunda kald›. nedenle önümüzdeki dönemde, dar bir
AKP ile TSK aras›nda giderek keskin- aç›dan Yalç›nda¤ ya da Berbero¤lu’nu ya-
leflen çeliflmenin adlî platformu olan Erge- Siyasî olarak 12 Eylül ve Evren övgüsü; meslekî olarak klasik k›ndan izlemektense (ki onu da yapmak
nekon sürecinde Hürriyet ve Do¤an Gru- gerekir), esas olarak AKP’nin nas›l ve ne-
bu’nun tüm yay›n organlar›, net bir yay›n gazetecili¤e ve habercili¤e karfl› aç›lm›fl sinsi bir savafl! reye do¤ru evrilece¤ini incelemek, kestir-
politikas› gelifltiremedi. Önemli bir kutup- Özkök’ün künyesinde sol düflmanl›¤› ve devlet sevgisinin de mek daha büyük önem arzediyor. Hürri-
laflma alan› ve konusu olan Ergenekon pek müstesna bir yeri var. yet’in yay›n politikas›n›, Kürt aç›l›m›, Er-
meselesinde, Hürriyet, siyasî iktidar ile as- genekon süreci, TSK’n›n tutumu, CHP-
kerî iktidar aras›nda s›k›fl›p kald›. Ne as- atabilece¤ini sanm›flt›. Devlet bakan›na te- MHP muhalefeti ve herhalde en çok da
kerlere yaranabildi ne de hükümete. Daha lefonda f›rça at›yordu karton fabrikas› ko- toplumun, bu arada parlamento d›fl› mu-
çok askerî cihete meyletmesine ra¤men, o nusunda. Gazetecili¤i mühim adamlar›n halefetin etkilemesi muhtemel.
konuda da tutarl› olamad›. yan›nda olmak zannediyordu. Yeni mü- Hürriyet’in bu alanlardaki siyasî ge-
De¤iflim asl›nda bir süreç. Özkök’ün him adamlar geldi, onlara da yüz verdi liflmeleri do¤ru okuma ihtimali oldukça
mesela son alt› ayl›k yaz›lar›n› gözden ge- ama, onlar almad›. Yeni mühim adamlar zay›f. Zaman, Yeni fiafak ya da hükümetin
çirdi¤imizde, ayr›l›¤›n iflaretleri var. Gü- onu ve patronunu iplemedi, dinlemedi bi- ve Fethullah Gülen okullar›n›n propagan-
nah ç›karmaya bafllam›flt›, samimi gibi gö- le. Gücünü okurdan, kamudan, toplum- dac›s› konumuna düflen liberal “ayd›nla-
rünen itiraflar vard› birçok yaz›s›nda. Oy- dan de¤il de, siyasî ya da askerî, belki de r›n” okuma ve yazma kabiliyetleri ise gün
sa ki iki-üç y›l önce, 2020, hatta 2030’a ka- ekonomik iktidardan ald›¤›n için, yani ba- geçtikçe eriyor.
dar koltu¤unda kalaca¤›n› bile yazm›flt›. ¤›ms›z olmad›¤›n için ve kendi gücün de ‹flte tam da bu aralar, hakiki halkç›,
O koltu¤un hem sembolik hem de si- öyle san›ld›¤› kadar önemli olmad›¤› orta- muhalif, s›k› profesyonel, ciddi bir medya
yasal bir önemi var. Oras› medyatik ikti- ya ç›k›nca, laptop’unu al›p gitmek zorun- organ›n›n ihtiyac› günefl gibi parl›yor...
dar›n taht› (idi). Oradan hükümet ve mu- da kal›rs›n. Sabah’› bile almaya kalk›flm›fl- Rag›p Duran

9
yerel üretimin önündeki engellerin kal-
d›r›lmas›na özel bir önem veriyor. Bu
flirketlerin dünya üzerindeki farkl› kül-
türleri ve çeflitlili¤i ortadan kald›rd›¤›-
na, tek tip kentler, toplumlar ve kültür-
ler yaratt›¤›na inand›¤› için yerel de-
¤erlerin ön plana ç›kar›lmas› gerekti¤i-
ne inan›yor. Bunu yaparken de, do¤ay›
ve çevreyi tahrip etmeden geliflmeyi
öngörüyor. Bu noktada çok ça¤dafl bir
hareket oldu¤unu söylemek gerekiyor.
Çünkü bugün geliflme dendi¤i zaman
insanlar›n akl›na do¤an›n ve çevrenin
katledilmesi geliyor.
Cittaslow hareketinin son dönemlerde
ra¤bet görmeye bafllayan “butik tu-
rizm” anlay›fl›yla bir ba¤›, yak›nl›¤› var
m›?
Bu gibi trend’lerle pek bir ilgisi yok.
Cittaslow’un güçlü bir felsefî arka pla-
n› var ve modas› geçecek bir fley de¤il.
Hatta bir gün tüm dünya kentlerinin
sakin flehir olmak için çaba harcayaca-
¤›na inan›yorum. ‹nsanl›¤›n bu yönde-
ki iste¤i ve özlemi her geçen gün art›-
yor. Herkes dünyan›n ritminden flikâ-
yetçi. fiikâyetçi olunan konular›n bafl›n-
da da büyük kentlerin gürültüsü, kirli-
li¤i ve stresi geliyor. ‹nsanl›k buna bir
TÜRK‹YE’N‹N ‹LK “SAK‹N” fiEHR‹: SEFER‹H‹SAR çare üretmek zorunda. Bu karmafla ne
zamana ve nereye kadar böyle devam

Salyangoz huzuruyla yaflamak edebilir ki? ‹flte cittaslow, bu durumun


önüne geçmek ad›na, küçük ölçekte de
olsa alternatif bir model yarat›yor. Bü-
Zaman›m›zda h›zl› ve kalabal›k flehirler matah say›l›yor. O flehirlerde yaflayanlar kaçmak tün bunlar›n d›fl›nda varolman›n müm-
için can at›yor, küçük flehirler fabrika arzusuyla k›vran›yor. Ama ‹zmir’in Seferihisar kün oldu¤unu söylüyor. En önemli ya-
ilçesi gibi do¤ayla uyumlu yaflaman›n de¤erini bilenler de var. Seferihisar, “yavafll›¤›n›” n› da, kuflkusuz, insan do¤as›na çok
uygun bir alternatif sunmas›. Hareket,
tescilleterek Türkiye’nin ilk “cittaslow”u ve Cittaslow Birli¤i’nin 121’inci üyesi oldu.
kentlerin ritminin insan›n insanî özel-
Seferihisar Belediye Baflkan› Tunç Soyer’i ve Seferihisarl› vatandafllar› dinliyoruz... liklerini yok etti¤ini, bunun önlenmesi
için de do¤aya, yerel yaflama ve yerel
Nas›l bir yerdir “sakin flehir”, normal üretime sahip ç›k›lmas›, organik tar›m
Tunç Soyer
bir flehirden ne fark› vard›r? yöntemlerinin benimsenmesi ve do¤al
Tunç Soyer: Sakin flehir, 1986 y›l›nda enerji kaynaklar›n›n tercih edilmesi ge-
Roma’da anti-fast food hareketi olarak rekti¤ini söylüyor.
bafllam›fl bir oluflum. Fast food uygula- Seferihisar ad›na cittaslow unvan› al-
mas›na karfl› giriflilen ve yayg›nlaflan mak için yap›lan baflvurunun önce-
bir tepki hareketi. Bu hareketin ad› ön- sinde ya da sonras›nda, belirlenen kri-
ce ‹ngilizceye uygun olarak “slow fo- terleri yerine getirmek amac›yla ilçe-
od” olmufl. Ancak “slow food”, yeme¤i de belirli düzenlemeler yap›ld› m›,
yavafl yemeyi anlatan bir kavram de¤il. yoksa Seferihisar bu kriterlere zaten
Kastedilen, yeme¤in insan›n befl duyu- sahip miydi?
suna hitap eden, ard›nda bir kültürü ve Asl›nda Seferihisar, uzun y›llard›r “sa-
gelene¤i bar›nd›ran bir haz meselesi ol- kin flehir” olarak yaflayan bir yerdi za-
du¤u ve fast food uygulamas› ile bu- ten. ‹lçenin komflular›na bak›ld›¤› za-
nun dejenere edildi¤idir. Bu anlay›flla man bu durum daha da iyi anlafl›l›r.
yola ç›kan slow food hareketi öncelikle Urla ve Çeflme baflka bir medeniyette
‹talya’da, ard›ndan dünyan›n pek çok yaflar, afla¤›da Özdere ve Kufladas›
ülkesinde çok benimsenmifl ve yayg›n- bambaflka bir medeniyette. Seferihisar
lafl›yor. 1986’da bafllayan bu anti-fast ise kuytuda, gölgede kalm›fl bir kentti.
food hareketi, 1999’a gelindi¤inde kent Ancak flimdi bu durumun avantajlar›n›
hareketine dönüflüyor. Dört küçük ‹tal- yaflamaya bafllad›k. ‹lçemizin bakir ve
yan kenti bir araya gelerek bir kent Herkes dünyan›n ritminden flikâyetçi. Büyük kentlerin el de¤memifl olarak kalmas›n›n ne ka-
standartlar› manzumesi oluflturuyor- gürültüsü, kirlili¤i, stresi... ‹nsanl›k buna bir çare üretmek dar k›ymetli bir fley oldu¤unu anlad›k
lar. Bu tarihten sonra belirlenen 52 kri- ve bunu uluslararas› bir kimlikle taç-
terin yar›s›n› yerine getiren kentlere zorunda. Cittaslow, küçük ölçekte de olsa alternatif bir land›rmak için yola ç›kt›k. Yani Seferi-
“cittaslow” unvan› verilmeye bafllan›- model yarat›yor. ‹nsan do¤as›na çok uygun bir alternatif... hisar, cittaslow olmak için gerekli kri-
yor. Bu hareket önce “slow city” hare- terleri önemli ölçüde tafl›yordu. Ancak
keti ad›n› al›yor. Ancak zamanla, yar›s› resel bir hareket. Tröstleflmeye ve tekel- baflvurunun ard›ndan bir tak›m çal›fl-
‹ngilizce, yar›s› ‹talyanca, “cittaslow” leflmeye karfl› bir durufl sergiliyor. Ço- malar da yapt›k. Öncelikle, temel kri-
fleklinde an›lmaya bafllan›yor. Bu hare- kuluslu flirketlerin dünya genelinde ya- terlerden birisini yerine getirmek için
ket, amac›n›, kentlere farkl› bir standart ratt›¤› egemenli¤in yerel üretimi ve köy pazar›n›n kurulmas›n› teflvik ettik.
ve yaflam kalitesi getirmek olarak belir- üreticileri zora soktu¤u fikrinden hare- Köy pazar›, küresel krizden en çok et-
liyor. Cittaslow, özü itibariyle anti-kü- ketle, yerel üreticinin korunmas›na ve kilenen kesimlerin bafl›nda gelen köy-
10
Aheste at ad›mlar›
1999 y›l›nda ‹talya’da kurulan
Cittaslow Birli¤i, küreselleflme-
nin flehirlerin dokusunu, huzu-
runu ve yaflam tarz›n› standart-
laflt›rmas›n› ve yerel özelliklerini
ortadan kald›rmas›n› engellemek
amac›yla Slow Food hareketin-
den do¤mufl bir kentler birli¤idir.
Küreselleflmenin yaratt›¤› homojen mekânlardan biri olmak iste-
meyen, yerel kimli¤ini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesin-
de yer almak isteyen kasabalar›n ve kentlerin kat›ld›¤› bir birlik
Cittaslow. Hareket, kentlerin özgün ve otantik yanlar›n›n, yerel za-
naatlar›n, tatlar›n ve sanatlar›n korunmas›n› ve gelecek nesillere
aktar›lmas›n›, hava, gürültü, ›fl›k ve elektro-manyetik kirliliklerin
sürekli kontrol alt›nda tutulmas›n›, alternatif ve yenilenebilir
enerji kaynaklar›n›n kullan›lmas›n› savunuyor. Cittaslow’un logo-
su ise, ruhuyla ve ad›yla müsemma, salyangoz...

lülerin ve yerel üreticilerin önündeki de bilgilendirme amaçl› sunum yapt›k.


engellerin kald›r›lmas› anlam›nda da Bu toplant›lar› üyeli¤imiz kabul edil- Do¤ay› korusak yeter
önemli bir ad›md›r. Eski belediye bina- dikten sonra da sürdürdük. Bugünler-
Cengiz Ertekin: (Seferihisarl› esnaf)
s›n›n her odas›n› bir köye tahsis ederek de okullarda bilgilendirme toplant›lar›
Cittaslow’un esnafa ve Seferihisar halk›-
köylülerin ürünlerini hiçbir arac› ol- yap›yoruz. Her sal› bir okulda ö¤renci-
na ne getirece¤ini henüz bilmiyoruz. Üye-
maks›z›n satabilmelerine olanak sa¤la- lere cittaslow’un ne oldu¤unu, gele-
lik baflvurusu s›ras›nda halk› bilgilendir-
d›k. Haftada bir gün de aç›k alanda pa- cekleri için ne kadar büyük önem tafl›-
mek amac›yla toplant›lar yap›ld›. Anlad›-
zar kurulmas›n› destekledik. Köy paza- d›¤›n› anlat›yoruz. Çünkü bu projenin
halk›n deste¤i olmadan yürümesi ola- ¤›m›z kadar›yla, do¤an›n ve çevrenin ko-
r›na gelen üreticiler için bir tek koflul
koyduk. O da, kendi ürünlerini satma- naks›z. Halk›n deste¤ini ve kat›l›m›n› runmas›n› esas alan bir proje. Bu yönüy-
lar›. Köy pazar› projesinin d›fl›ndaki sa¤lamazsan›z, bir baflkan›n fantezisi le destekliyoruz. Do¤ay› korumak zaten
kriterlerin yerine getirilmesi için g›da olarak kalmaya mahkûmdur. yerel yönetimlerin öncelikli görevidir. Bu-
güvenli¤i ve temizli¤i sertifika prog- Bu projeden k›sa ve uzun vadede nu yaparsan zaten kendili¤inden sakin
ramlar› ve müflteri dostu esnaf sertifika beklentiniz nedir? flehir olursun. Biz Seferihisar olarak hiç-
program› uygulad›k. Cittaslow unvan›na sahip olman›n Se- bir zaman kitlesel turizm anlay›fl›n›n be-
Önümüzdeki süreçte, Seferihisar’›n ferihisar için çok önemli getirileri ola- nimsendi¤i bir yer olmak istemedik. Seferihisar’›n genel özellikleri dü-
mevcut sakinli¤inin muhafaza edile- ca¤›na inan›yorum. Yerel, ulusal ve flünüldü¤ünde bu konseptin daha uygun olabilece¤ini düflünüyorum.
bilmesi için neler yap›lmal›? uluslararas› bas›ndan çok olumlu tep- Ancak flu anda fazla bir fley beklemiyorum. Bekleyip görece¤iz.
Öncelikle cittaslow’un ulafl›mla ilgili kiler ald›k. Bizim hiçbir giriflimimiz ve
kriterlerini yerine getirmek için bir ta- çabam›z olmaks›z›n BBC World, bafl-
k›m düzenlemeler yapaca¤›z. Bunun vurumuzun ard›ndan Seferihisar’la il-
için de, kent merkezine giren araç say›- gili bir haber yapt›. Bu proje, insanl›¤›n Yöre halk› aç›s›ndan iyidir
s›n› azaltarak denetim alt›na alaca¤›z. büyük istek ve özlemle bekledi¤i bir Yusuf fien: (Seferihisarl› esnaf) Seferi-
Belli saatlerde araç girmesine izin ver- yaflam tarz› sundu¤u için merak ve il- hisarl›lar, cittaslow’un ne oldu¤unu he-
meyece¤iz. Bisiklet ve yaya ulafl›m›n› gi uyand›r›yor. Eminim ki, nisan ay›n- nüz tam olarak anlayamad›. Çevreyi ve
teflvik edece¤iz, bisiklet yollar› yapaca- dan bafllamak üzere Seferihisar sokak- do¤ay› koruma anlay›fl›na sahip olmas›
¤›z. Seferihisar ve S›¤ac›k aras›na fayton lar› c›v›l c›v›l olacak, insanlar buray› nedeniyle uzun vadede önemli getirileri
koyarak motorlu araç d›fl›ndaki ulafl›m merak edecek. Bu durum bile burada olaca¤›n› düflünüyorum. Bu sayede tarihî
yöntemlerini de teflvik edece¤iz. Ayr›ca, yaflayan insanlar›n yaflam kalitesinin mekânlar›n ve deniz k›y›lar›n›n korunma-
Kültür ve Turizm Bakanl›¤›’n›n maddî yükseltilmesi için önemli bir araç ola- s› mümkündür. ‹lçenin tan›t›m ve rekla-
deste¤iyle, Seferihisar’›n ana caddesini cak. Bunun için de Seferihisarl›lar bu m›n›n yap›lmas› anlam›nda da çok önem-
rehabilite edece¤iz ve görsel olarak da projeye sahip ç›k›yor. fiimdiden bura- li. Seferihisar’›n büyük bir bölümü do¤al
cittaslow ruhuna uygun bir çevre dü- ya insanlar gelmeye bafllad› bile. Bu da sit alan› oldu¤u için çok uygun bir proje
zenlemesi yapaca¤›z. Hayalimizdeki Se- kentimizin, küçük esnaf›n, turizmin bu. Buradaki gayr›menkuller de¤er kaza-
ferihisar, evlerin balkonlar›ndan sar- kalk›nmas›na neden olacakt›r. naca¤› için yöre halk› aç›s›ndan iyi olacakt›r. Liman›n deniz kirlili¤ine
dunyalar›n sarkt›¤›, çiçek kokular›n›n Peki Seferihisar, bekledi¤iniz ziya- sebep olaca¤› yönünde bir endifle yafl›yorduk. Cittaslow’un getirdi¤i kri-
denizin kokusuna kar›flt›¤›, gürültünün retçi yo¤unlu¤unu karfl›layacak bir terlerin buna da engel olaca¤›n› düflünüyorum.
ve egzos kokusunun olmad›¤›, bir kez konaklama altyap›s›na sahip mi?
gelenin bir daha gelmek isteyece¤i bir
kent. Bunu gerçeklefltirmenin mucize Hayalimizdeki Seferihisar, evlerin balkonlar›ndan anlay›fl› yaratacakt›r. Ayr›ca günübirlik
gerektirmedi¤ini bildi¤imiz için elimiz- turizm modeli de uygulanabilir. Örne-
den geleni yapaca¤›z.
sardunyalar›n sarkt›¤›, çiçek kokular›n›n denizin kokusuna ¤in ‹talya’n›n Orvieto kenti bu modeli
Cittaslow projesine Seferihisar halk›- kar›flt›¤›, gürültünün ve egzos kokusunun olmad›¤›, bir kez baflar›yla uygulayan bir cittaslow örne-
n›n yaklafl›m› nas›l oldu? Bu projeye gelenin bir daha gelmek isteyece¤i bir kent. ¤i. 16 bin nüfuslu Orvieto, y›lda 1
Söylefli: Serap Güzelcan fienol

siz öncülük ettiniz, ikna çal›flmalar› milyon ziyaretçi al›yor. Kente her
yapt›n›z m›? Konaklama altyap›s› yeterli de¤il. fiu gün onlarca otobüs geliyor ve ko-
Halk baflta çok negatif yaklaflt›. Bunun an için toplam 1500 yata¤›m›z var. An- naklamadan dönüyorlar. S›¤ac›k da
nedeni ise proje hakk›nda bilgi sahibi cak ev ve köy pansiyonculu¤unun ge- böyle bir model için çok uygun bir
olmamalar›yd›. Ancak cittaslow’un ne lifltirilmesi için elimizden geleni yapa- yer. ‹zmir’den turistler gelip, günle-
oldu¤unu anlad›kça, destek vermeye ca¤›z. Ev, köy ve ikinci konut turizmi rini burada geçirip dönebilirler.
ve projeyi sahiplenmeye bafllad›lar. Bu konusunda kafa yoruyoruz. Bu hem Böyle bir turizm modelini uygula-
süreçte bizim de çabam›z oldu elbette. yatak kapasitesini art›racakt›r, hem de mak için çok büyük yat›r›mlara da
Üç hafta boyunca her akflam bir kahve- cittaslow konseptine uygun bir turizm gerek yok.
11
‹stanbul Büyükflehir Beledi-
yesi’nde de “fetokulli”nin
bini bir para. Belediyenin
kuruluflu B‹MTAfi, Kanal 7
ve Deniz Feneri’ne ve dolay›-
s›yla “cemaat”e yak›nl›¤›yla
bilinen Beyaz Holding’e ba¤-
l› flirketlerden Lapis’in Mak-
ro’yla ortakl›¤› lehine “itfai-
ye hizmet al›m›” ihalesine
“fesat” kar›flt›r›p kendisini
devre d›fl› b›rak›yor. Böylece
B‹MTAfi’la sözleflmeli itfaiye
çal›flanlar› tafleron iflverenle
ve “k›rk sat›r m›, k›rk kat›r
m›” tercihiyle baflbafla kal›-
yor. Ya sendikadan istifa
edip sigortas›zl›¤›, güvence-
sizli¤i, görev tan›ms›zl›¤›n›
sineye çekerek üç kurufla ta-
lim edecekler ya da iflsiz ka-
lacaklar. Hülâsa, AKP refe-
ranslar›yla ifle giren itfaiye “BÜYÜKfiEH‹R ÇALIfiIYOR”
iflçileri yine AKP taraf›ndan
kündeye getiriliyor. Beledi-
ye-‹fl sendikas›na ba¤l› itfai-
ye iflçilerinin Saraçhane’de,
‹tfaiye iflçilerine fetokulli
Büyükflehir Belediyesi’nin
karfl›s›nda kurduklar› çad›ra 7 Aral›k’tan bu yana direnifltesiniz. Son Lapis-Makro ortakl›¤›ndan 12 trilyon
4 Ocak’ta misafir olduk, bir durum ne? fazla teklif veriyor.
dokunduk, bin ah iflittik. Befl Bahri: Ne Büyükflehir Belediyesi’nde ne Hüseyin: ‹tfaiyeciyiz biz. Ekme¤imizin
gün sonra, 9 Ocak’ta itfaiye- de B‹MTAfi’ta bir muhatap bulabiliyo- peflindeyiz, onlar›n kölesi olaca¤›ma gi-
cilerin çad›r› sabaha karfl› üç ruz. 31 Aral›k’ta sözleflmemiz bitti, ama derim baflka iflte çal›fl›r›m. Biz ifl güvence-
buçukta ço¤unlu¤u zab›ta- tebli¤ gelmedi¤i için iflimize gitmeye de- si istiyoruz. Ben ölüme imza at›yorum.
lardan oluflan 250 kiflilik bir vam ediyoruz. ‹fle gitti¤imizde, “ç›k›n gi- Ama keriz de¤ilim ölüme imza atarken,
grup taraf›ndan bas›ld›. ‹tfai- din, ifl elbiselerinizi giymeyin, polis zo- arkamda kalanlar› düflünmem lâz›m. Bir
ruyla sizi att›r›r›z” gibi tehditler al›yoruz k›z›m, kar›m, annem, babam var. B‹M-
yecilerin sökülmesine izin
ekip amirlerinden. TAfi’tayken en az›ndan kefen param›z
vermedikleri çad›r, zab›talar Talebiniz ihalenin geri al›n›p tekrar vard›. ‹tfaiyecisin, her an ölebilirsin. Her-
taraf›ndan falçatalarla kesi- B‹MTAfi’a verilmesi mi? kesin kaçt›¤› yere sen koflarak gidiyor-
lip al›nd›. Malûm nedenlerle Bahri: Hay›r, B‹MTAfi bunu bilerek yap- sun. Ölünce, ailene ne kal›r? Hiçbir fley.
kimliklerinin zikredilmeme- t›. B‹MTAfi ihaleyi alsayd›, bu y›l üçüncü Büyükflehir Belediyesi’nin ifltirak flirketi-
sini isteyen itfaiye iflçilerinin ayda toplu ifl sözleflmesine girecektik. ne ba¤l›yd›k, flimdi tamamen ba¤›ms›z
anlatt›klar›n› müstear isim- ‹smail: Bir belediye kuruluflu olan B‹M- bir flirkete veriliyoruz. Hiçbir hakk›m›z
lerle naklediyoruz... TAfi, ihaleyi almamak için, ihaleyi alan hukukumuz kalmayacak. “Garson, vesti-

BO⁄AZ KÖPRÜSÜ EYLEM‹ SONRASINDA GÖZALTINA ALINAN ‹TFA‹YEC‹LER ANLATIYOR imza kampanyas› bafllatt›k. 16 Aral›k’ta Büyükfle-
hir’in önünde bir eylemimiz oldu; çok sert polis mü-

‹stanbul uyuma, itfaiyene sahip ç›k! dahalesiyle karfl›laflt›k, gaz ve tazyikli su yedik.
Bo¤az Köprüsü’nde eylem yapma fikri nas›l
olufltu?
23 Aral›k’ta Bo¤az Köprüsü’nde yapt›klar› sona eriyor. Bugüne kadar, Büyükflehir Belediyesi’- Erhan: Asl›nda, Taksim’deki eyleme gitmek için
eylemin ard›ndan gözalt›na al›nan Belediye- nin ifltiraki B‹MTAfi flirketi bu ifli yürütüyordu. Bu Kad›köy’den ç›kt›k, eyleme geciktik. Köprünün üze-
‹fl’e ba¤l› Esenyurt Belediyesi iflçileri ile sene, Fethullah Gülen’e yak›nl›¤›yla bilinen, Kanal 7 rinde, otobüsteyiz. “Ne yapal›m arkadafllar?” “Dur-
itfaiye iflçilerine serbest b›rak›ld›klar› Çengelköy ile ba¤lant›l› bir flirket ald› ihaleyi. Bize göre bu flu durun otobüsü, inelim!” Zincirlerimiz vard› zaten
anlama geliyor: Y›llard›r ‹stanbul itfaiyesine hizmet yan›m›zda, Taksim’de kendimizi zincirleyecektik.
karakolu önünde teybimizi uzatt›k...
veren 950 çal›flan tasfiye edilmek isteniyor. K›sacas›, Geç kal›nca “Bo¤az Köprüsü’nde kendimizi zincirle-
Belediye-‹fl uzun süredir eylemde. Genel s›- ‹stanbul itfaiyesini özellefltirmek istiyorlar. yelim, trafi¤i kapatal›m” dedik. 40 kifli vard›k. Polis-
k›nt› ne? Nihat: Ben itfaiyede çal›fl›yorum, ayn› zamanda ten gelecek sald›r›y›, gaz›, suyu, hepsini göze ald›k.
Erhan: 120 gündür Belediye-‹fl’in ‹stanbul aya¤›nda Belediye-‹fl 5 no’lu flube temsilcisiyim. Örgütlenme Vatandafl›n da tepkisi olabilirdi. Kendimizi komple
eylemler oluyor. Biri, Esenyurt Belediyesi’nde iflten sürecimiz 1988’e uzan›yor. B‹MTAfi’ta sözleflmeli birbirimize zincirledik, yolu bir yönde tamamen ka-
at›lan 16 arkadafl›m›zla birlikte yürüttü¤ümüz eylem. çal›flan arkadafllar›m›z› da örgütledik. Belediye bir patt›k. Propagandam›z› yapt›k, sloganlar›m›z› att›k.
Di¤eri, itfaiye iflçilerinin eylemi. ‹ki eylemin de temel tak›m oyunlar oynad› ve B‹MTAfi’a ihale kaybettiril- 25 dakika sonra polisler geldi. Makaslarla kestiler
noktas›, iflverenlerin sendikal örgütlülü¤ümüze yö- di. Kanal 7 ve Deniz Feneri’nin ortaklar›n›n da için- zincirleri. Ald›lar bizi kenara. Polis müdahalesi s›ra-
nelik sald›r›lar›. Sendikal› iflçi çal›flt›rmak istemiyor- de oldu¤unu duydu¤umuz Lapis-Makro ortakl›¤› al- s›nda sloganlar›m›z devam ediyordu: “‹stanbul uyu-
lar. Esenyurt’ta bu nedenle iflten at›lan arkadafllar›- d› ihaleyi. Cemaat ba¤lant›s› var iflin içinde. Bu yol- ma, itfaiyene sahip ç›k”, “‹tfaiyeye tafleron gire-
m›z için her çarflamba eylem yap›yoruz. Kamuoyuna la hem sendikalaflman›n önünü kesmeyi hem de ifl- mez”, “Esenyurt iflçileri yaln›z de¤ildir”... Di¤er ar-
sesimizi duyurmak için bugün ‹stanbul Bo¤az köp- çileri ve belediyeyi taflerona devretmeyi amaçl›yor- kadafllar›m›z ise Taksim’den Galatasaray’a kadar
rüsünde yapt›k eylemi, itfaiye iflçisi arkadafllar da lar. Tafleronlaflt›rmaya karfl› 18 Aral›k’ta ifl b›rakma yürüdüler, orada oturma eylemi yapt›lar. ‹tfaiye ifl-
kat›ld›. 900 itfaiye iflçisinin sözleflmesi 31 Aral›k’ta eylemi yapt›k. Meydanlarda, alanlarda, bildiri ve çileri, Esenyurt Belediyesi iflçileri, siyasî partiler
12
yer, yönlendirme görevlisi, komi olarak evinden al›yorlar imza att›rmak için. Bize r› bu kadar zorluyorsun, gecenin 12’sin-
çal›flmak üzere, elektrikli, motorlu aletle- haktan, hukuktan, adaletten bahsediyor- de arabanla gidip evinden al›yorsun?
re dokunmayacak” diye haz›rlad›klar› lar, hepsinin alt›nda devletin arabas›, cu- Duran: Makro’nun ne telefonu belli, ne
sözleflmeye imza att›r›yorlar. "Elektrikli martesi-pazar özel ifllerinde kullan›yorlar. adresi. Belediyedeki genel sekreter emir
motor ve aletlere dokunamazs›n" diyor. Sözleflmeyi kaç kifli imzalad›? vermifl, Makro hiçbir flekilde ne telefo-
E bizim her fleyimiz elektrikle! Sakatla- Hüseyin: 400 falan, geriye 500 kifli kal›- nunu ne adresini aç›kl›yor.
n›nca ne olacak? Al sana imza. yor yani. Ama imza atanlar da noter yo- Ali: Anneniz arasa, “o¤lum, sözleflmeye
Sizi itfaiyeci olarak kabul etmiyorlar luyla, savc›l›k kanal›yla imzalar›n› geri imzan› atacaks›n, yoksa ak sütümü helal
m›? çekiyor. Biz kimseye atma diye bask› etmem” dese, ne yapars›n›z? Benim gru-
Hüseyin: Adam özel flirket, niye kabul yapm›yoruz. ‹mza atan arkadafllar›m›z bumdaki arkadafl›ma yapt›lar bu bask›-
etsin ki? “Saat 10’da itfaiyede mesain bi- da var aram›zda, bize destek veriyorlar. y›. Müdürler senin için referans olan ki-
tince, benim garsonluk iflim var, 12’de Biz tek bir fabrika çal›flan› de¤iliz ki, bir fliyi ar›yor. Burada hiç kimse AKP refe-
burada ol” da diyebilir. fabrikada 900 kifli olsak, imza atan ol- rans› olmaks›z›n ifle girmemifltir, refe-
Lapis-Makro ortakl›¤› sizi çal›flt›rmaya mazd›. Ama fiile’deki adam›n, Çatal- rans olan kifli de akraband›r. Akraban
devam edecek mi? ca’dakinden, Silivri’dekinden haberi anneni ar›yor, diyor ki “böyle böyle, söz-
Hüseyin: Bizi ç›kart›rlar, çünkü imza at- yok. leflmeye imza atmazsa iflinden olacak”.
mad›k. ‹mzalayanlar da itfaiyeci olarak ‹mzalayanlar niçin imzalad›? Annen de “imzan› atmazsan ak sütümü
devam edemiyor. Bugüne kadar imzala- Hüseyin: Adam› ar›yorlar, “Üsküdar helal etmem" diyor. Bask›n›n seviyesini
d›¤›m›z sözleflmelerde “itfaiyede çal›flt›- grubu, Kad›köy grubu atm›fl, sen niye düflünün yani.
r›lmak üzere” yaz›yordu. fiimdi, “gar- atm›yorsun?” diyorlar. “Atanlar›n say›s› ‹smail: Benim mant›¤›ma göre, bunun
sonluk, komilik de yapt›rabilirim” diyor. 800, sadece 100 kifli kald›n›z; aç›kta kal- askerin yapt›¤› darbeden hiçbir fark›
Bizi silmifller yani. Eskiden dokuz araç may›n, 100 kifliyi iflten atarlar” diyorlar. yok. Ha askeriye darbe yapm›fl, ha böy-
ç›k›yordu, art›k alt› araç ç›kar, befl araç ‹kna odalar› kuruldu. le bir zihniyet devletin bafl›na geçmifl.
ç›kar… Fatih’te 900 çal›flan var. ‹stanbul Duran: Bask›lar› ailelerimizi arayarak Adam diyor ki, “buray› ben yönetiyo-
itfaiyesi 5050 kifli. Ç›kar 900’ü, 4100. 200 yap›yorlar ya da arkadafllar›m›z›n imza- rum, benim dedi¤im olacak, kanun da
kifli idarî kadroyu ç›kart, onu da üçe böl. lar›n› taklit ederek düzmece belgeler takm›yorum, devlet de, mahkeme de
50’sini temizlik kadrosu, 50’sini bulafl›k- gösteriliyor. “Arkadafl›n imza att›” deni- takm›yorum”.
ç› kadrosu, 100’ünü bak›m kadrosu ola- yor. Kaç arkadafl›m›za ayn›s›n› yapt›lar. Duran: Babam arad› sabah, benimle tar-
rak ç›kart. Geriye 1000 kifli kalm›yor. ‹s- Ama 247 kiflinin imzalar›n› geri ald›¤› t›fl›yor: “Niye imza atmad›n, niye ifline
tanbul’a 1000 kifli bak›yor yani. Önceden söyleniyor. bafllamad›n?” “Bak baba” dedim, “arka-
1600 kifliydi. ‹smal: Grup amirim raporlu arkadafl›m› dafllar›m›z geriye dönüyor, bu sözleflme
‹smail: ‹flten ç›kanlardan sonra kalan fesholmak üzere. Bir daha, benim karfl›-
4100 kiflinin ço¤unlu¤u emekli olmay› Burada kimse AKP referans› olmaks›z›n ifle girmemifltir, ma ‘niye imza atmad›n’ diye gelme”.
bekleyen iflçiler, “yang›na git” diyebile- referans da akraband›r. Akraban anneni ar›yor: “Sözleflmeye Onu da grup amiri aram›fl.
ce¤in adamlar de¤il, hep geri hizmette ‹smail: Lapis-Makro ortakl›¤›ndaki La-
çal›flanlar. Bu s›k›nt›n›n alt›ndan nas›l
imza atmazsa iflinden olacak.” Annen de “imzan› atmazsan pis, Beyaz Holding’le ve Almanya’daki
kalkacaklar, çok merak ediyoruz. Dua sütümü helal etmem" diyor. Bask›n›n seviyesini düflünün. Deniz Feneri ile ba¤lant›l›, yani geçmifli
ediyoruz, büyük bir olay ç›kmas›n. Biz kirli.
sonuçta insan›z, onlar gibi de¤iliz, üzü- ar›yor, “Üsküdar’›n hepsi imza att›” di- Hüseyin: Bafll›k atabilirsin, "yang›nc›y-
lürüz. Dört-befl senedir yan yana çal›flt›- yor. Çocuk bize sormasa, direnifl göste- d›lar, h›rs›z oldular" diye.
¤›m›z arkadafl›m›zla flimdi muhalefet ren bir arkadafl olmasa, gidecek, evinden TEKEL iflçilerinin, demiryolu iflçileri-
halindeyiz, kavgal›y›z. alacak adam›, imza att›racak. ‹yi niyetli nin, 25 Kas›m’da greve ç›kan memurla-
Duran: Arkadafllara imza atmalar› için bir amirsen, bir kere söylersin, iki kere r›n direniflleri hakk›nda ne düflünüyor-
bask› uygulan›yor. Ailelerine, akrabala- söylersin, Makro’nun eleman› gibi çal›fl- sunuz?
r›na telefon aç›l›yor. Müdürlerimiz öyle mazs›n. Amirlerin adam bafl›na para al- Hüseyin: Hükümet sendikay› ve iflçiyi
bir flekil yap›yorlar ki, kim olsa imza ata- d›¤›n› düflünüyoruz. Bunca bask›n›n bitirmeye çal›fl›yor. ILO diye bir örgüt
bilir. baflka bir aç›klamas› yok. Seninle Makro var, uluslararas› sendika örgütü, Türki-
‹smail: Gece, devletin arabas›yla gelip aras›nda nas›l bir iliflki var ki bu insanla- ye’yi kara listeye alm›fl. ILO’da yönetim

vard›; CHP, MHP, Saadet de il örgütleriyle gelmiflti. Emin Batmazo¤lu “Arkadafllar, bu flekilde sizinle temizlik ifllerine verdiler. Biz de “ifltir sonuçta, evimi-
Ana talebiniz ne? çal›flamay›z. Sendikadan istifa edeceksiniz” dedi. ze ekmek paras› götürüyoruz” dedik. Sonra medya-
Nihat: Talebimiz, bu ihalenin bozulmas›. Tamam, Biz kabul etmedik sendikadan ç›kmay›. ya yans›yan uydurmasyon bahanelerle, 25. madde-
yine ihaleye verilsin ama, Büyükflehir’in ifltirakine Mahmut: Emin Batmazo¤lu istifa edin deyince, den att›lar bizi. Sonuna kadar hakk›m›z› arayaca¤›z.
gitsin. Ona raz›y›z. O zaman, örgütlenmenin önü dedim ki: “Baflkan›m, benim milyarlarca borcum ‹stedi¤iniz gibi sesinizi duyurabiliyor musu-
daha aç›k olacak, çünkü bakanl›¤›n B‹MTAfi’ta ço- var, üç tane çocu¤um var. Ben buraya isteyerek nuz?
¤unlu¤u sa¤lad›¤›m›z yönünde karar› var. gelmedim, orada sendikal›yd›m. Sendikal› oldu¤u- Suat: Kaç ayd›r direniflteyiz, sa¤olsunlar, hiçbir
Alternatif bir sendika var m›? muzu bildi¤in halde bizi buraya ald›n. fiimdi de- bas›n gelmedi. Gelenler oldu da, izlenen bas›nlar
Nihat: Amaçlar›, bütün taban› Hak-‹fl’in belediye- mokratik hakk›m›z› kulland›rm›yorsun.” gelmedi, ç›km›yor televizyonda. Büyük televizyon-
lerdeki sendikas› Hizmet-‹fl’e kayd›rmak. Esen- Suat: Emin Batmazo¤lu sald›rd›, pankart›m›z› y›rtt›. lar da patronlar›n; yanlar›nda çal›flan iflçileri uyan-
yurt’taki arkadafllar›n sorunu flöyle: Esenyurt’a üç Bir buçuk ay kadar önce, yine sald›r›ya u¤rad›k. Ben d›raca¤› için veya halk› uyand›raca¤›ndan, ucu on-
belde ba¤land›. Oradan gelen iflçilere belediye bafl- sadece demokratik hakk›m› kullanarak protestoda lara da dokunaca¤› için, maalesef, bas›n hiç ilgilen-
kan› “Hizmet-‹fl’e geçeceksiniz, yoksa hepinizin ifl bulundum, alk›fllad›m, “Say›n baflkan›m, bizi aç b›- miyor. Atv’den muhabir gelmiflti, röportaj yaparken
akdini feshediyorum" diyor. Direnen arkadafllar›m›- rakt›n. Bundan mutluluk duyuyor musun?” dedim. bir telefon geldi, yar›da kesti, gittiler. Bir de yeri ge-
z›n ifl hakk› fesholdu. Belediye baflkan› Kad›o¤lu ifli Belediye baflkan› “anan›z avrad›n›z...” diye küfrede- lince “ba¤›ms›z, tarafs›z, özgür haber” diyorlar. Ya-
hakaret boyutlar›na getirdi. rek ceketini ç›kartt›, sald›rd›. Savc›l›¤a suç duyuru- lan söylüyorlar! Neyse, ben daha fazla konuflmaya-
Mahmut: Hakareti b›rak, anam›za avrad›m›za söv- sunda bulunduk. Belediyenin kendi kameralar›n›n y›m, konufltukça a¤z›m› bozaca¤›m. Böyle ba¤›m-
dü. Belediye baflkan› bizzat üzerimize sald›rd›, bir incelenmesini talep ettik. Daha sonra bizi flikâyet et- s›z, özgür olunur mu? “Orada ne iflin var?” diye
arkadafl›m›za darpta bulundu, küfür etti. Biz 128 mifl “tan›mad›¤›m kifliler taraf›ndan fiilî sald›r›ya u¤- muhabire f›rça at›yorsun, röportaj› yar›da kesip gi-
gündür kap›n›n önünde oturma eylemi yap›yoruz. rad›m” diye. Sendikadan istifa ettirip halk› koyun sü- diyor. Bunun neresi ba¤›ms›z, özgür? Nereden ç›-
Suat: Belediye baflkan›n›n sövüp sald›rd›¤› benim. rüsüne çevirmek istiyorlar. ‹flverenin iki duda¤› ara- kar sa¤l›yorlarsa oradan haber yap›yorlar.
Yakuplu’nun bir k›sm› Esenyurt’a ba¤land›. Biz gel- s›nda olacaks›n. "‹nsan›n baca¤› kangren olursa, öl- Size bu eylemle ilgili dava aç›l›yor mu?
di¤imiz yerde sendika üyesiydik. Yeni iflte mesini bekleyemeyiz, kesip atar›z” dedi. Sendikada Erhan: Hay›r, sadece trafi¤i engelledi¤imiz için
sözleflme yaparken, Belediye baflkan yard›mc›s› örgütlü olmay› kangrenli bacak olarak görüyor. Bizi 140 lira para cezas› verdiler.

13
kurulunda görevli bir flah›sla görüfltük.
Kendisi de itfaiyeci, ILO bu ifle el koyar-
sa, hepsinin çözülece¤ini söylüyor.
‹smail: Bizi bitirmek, say›m›z› düflür-
mek için, geçen sene y›lbafl› gecesi, saat-
ler 12 olmadan, bizden 400 arkadafl› 4
C’ye geçirdiler. Onlar› “kadroya geçire-
ce¤iz” diye kand›rd›lar. ‹mza atanlar
sonradan fark›na vard›. Piflmanlar flim-
di, ama geri dönüflü yok. Buradaki
birçok insan AKP’ye oy verdi. Öyle bir
denge kurmufllar ki, “ben kaybedersem
sen de kaybedersin” diyor, “benim yeri-
me gelecek parti seni iflten atacak”. fiim-
di tersi oldu, kendi att›. Sözleflmeli olma-
dan önce maafl›m›z 900 lirayd›. Her sene
10-20 lira civar›nda bir art›fl vard›.

Foto¤raf: fiahan Nuho¤lu


Duran: ‹ki sene hiç zam almadan devam
ettik.
Hüseyin: Bu y›l 8 lira zam yapacaklard›.
‹smail: Sendikal› olduk diye maafl›m›z
bu kadar düzeldi.
Ne zaman sendikal› oldunuz?
‹smail: Bakanl›ktan yetki belgesini
2008’in kas›m›nda ald›k.
Hüseyin: 14 Kas›m’da bize toplu ifl söz- Geçti¤imiz hafta fl›nm›yor” diyorlar. “O halde teknik flart- zin sözüne cevap vermedik mi, ifl akdi
leflmesi için yetki belgesi geldi. gazetelere s›zan nameyi verin, okuyal›m, ço¤altal›m” di- fesh! ‹fl yerinde arkadafllarla flakalaflt›k
‹smail: Y›lda 10-20 lira zam gelirken, konuflmalar›nda yoruz. Yok, ona da gelmiyorlar. m›, ifl akdimiz fesh...
B‹MTAfi Genel
sendikal› olunca birden 250 lira geldi. Müdürü Ahmet Tafleron flirkette örgütlenme ihtimali- B‹MTAfi’a nas›l oldu da sendika gire-
fiimdi memurlar itiraz ediyor ayn› maa- A¤›rtan, kadrolu niz var m›? bildi?
fl› almayal›m diye. itfaiye iflçileri için Duran: Yok. Öyle bir madde var ki söz- ‹smail: O zaman da büyük bask› yap›ld›.
Duran: Onlardan fazla para almam›z› “analar›n› belle- leflmede, en ufak bir toplanmada, toplu- Duran: Sendikaya girdi¤imizde, “seni
kabullenemiyorlar. rim”, “sendikac› luk kurmada ifl akdini feshediyor. Adalar’a süreriz, Avc›lar’a süreriz” deni-
i..eler” gibi sözler
‹smail: Sanki para kendi ceplerinden ç›- kullan›yordu. ‹smail: Sendikaya üye olamazs›n›z diye yordu.
kacakm›fl gibi, zorlar›na gidiyor onlar bir madde var. Ali: “‹fl akdini feshederiz” diye tehditler
kadar maafl almam›z. Duran: Sendika örgütlemek imkâns›z. savuruyorlard›.
Duran: Onlar›n sendikas›, Bem-Bir-Sen Sözleflmede flöyle bir madde var: Sendi- Duran: Ço¤umuz bu tehditleri kulak ar-
devlet ne derse, belediye ne derse yapt›- kas› yapt›k, yolumuzdan dönmedik.
¤› için, zam da alam›yorlar. Ald›klar› Bunun askerin yapt›¤› darbeden hiçbir fark› yok. Ha askeriye ‹smail: Devletin anayasas› var. Senin bir
zam da yemek paras› olarak kesiliyor. 25 darbe yapm›fl, ha böyle bir zihniyet devletin bafl›na geçmifl. anayasal hakk›n var. O anayasal hakk›
lira zam verdiler, 28 lira yemek paras› kulland›¤›nda, “bunu yapamazs›n” di-
kesiyorlar adamlardan.
Adam diyor ki “buray› ben yönetiyorum, benim dedi¤im yor. Bizi tehdit eden insanlar›n kendi ço-
Hüseyin: Biz eskiden sözleflme imzalar- olacak, kanun da takm›yorum, devlet de, mahkeme de...” cuklar› bizim yerimizde olsayd›, bu
ken, teknik flartnameye imza atard›k. sözleflmeye imza att›r›rlar m›yd›, çok
merak ediyorum.

Söylefliler: Emre Kaya


Maafl›n›z flu, yapaca¤›n›z ifl flu, her fley kalaflmak ya da iki üç arkadafl toplan›p ifl
yazard›. fiimdi, sadece alt› sayfas›n› gös- hakk›nda, çal›flt›¤›n kurum hakk›nda ile- Hüseyin: Onlar›n çocu¤u hiçbir za-
terdikleri bir ifl talep formu var. Sanki biz ri geri konuflmak, mesela “biz niye böyle man bizim yerimizde olmaz.
bu iflte çal›flm›yormufluz da, d›flar›dan eziliyoruz” demek, ifl akdinin feshi için Ali: AKP hükümeti “Türkiye’de her-
ifle girmek istiyormufluz muamelesi ya- geçerli bir sebep. Sözleflme metninde ya- kes sendikal› olacak” diyor; öbür taraf-
p›yorlar. Sözleflme madem 36 sayfa, z›yor. Sözleflmeye dayanarak ifl akdimizi tan, sendikal› oldu¤unda ifl feshi veri-
“hepsini getirin” diyoruz. “Çok kal›n, ta- feshetme durumundalar. Grup amirimi- yor.
BARIfi VE DEMOKRAS‹ PART‹S‹ MARD‹N M‹LLETVEK‹L‹ EM‹NE AYNA züldü. O bak›mdan, Türkiye’deki Kürt-
Türk ayr›flmas›n›n toplumsal düzlemde

Kimse kusura bakmas›n o kadar kolay derinleflebilece¤ini zannet-


miyorum. Burada kritik olan, toplumun
zihniyetini oluflturmaya çal›flan devletin
söylemidir. Devlet söylemi toplumu ›rk-
Öfke ve nefret oklar›n›n hedef tahtas›. Büyük medyaya göre “flahin”, baflbakan
ç›l›¤a yönlendirmezse, bu sorun günü-
yard›mc›s› Bülent Ar›nç’a göre “yarat›k”, kimi solculara göre ise “Kürt milliyetçisi”. müzdekinden daha öteye gitmez. Sonuç
Buyrun biraz yak›ndan bakal›m. Bakal›m dedikleri gibi mi? Emine Ayna’y› dinliyoruz... olarak, Türk-Kürt çat›flmas›n›n zemini
oldu¤una dair de¤erlendirmeleri katiyen
2007’den beri Türkiye’de tan›n›r oldu- kabul etmiyorum. Devletin askerî vesa-
Emine Ayna
nuz. Milletvekilli olmadan önce ne ya- yetini, toplum üzerindeki tahakkümünü
p›yordunuz? Siyasete nas›l bafllad›n›z? sürdürmek için toplumu Türk-Kürt ay-
Emine Ayna: Milletvekilli¤i siyasî kimli- r›flmas›na sürükledi¤ine inan›yorum.
¤imin son halkas›. Çocukluktan beri si- Devletin en rahat üzerinde tahakküm
yasetin içindeyim, ailemde siyasete dahil kurabildi¤i s›n›f ise orta s›n›ft›r. Saraço¤-
pek çok kifli var. Diyarbak›rl›y›m, ama li- lu’nun araflt›rmas›nda, orta s›n›flarda
seyi Adana’da tamamlad›m. Çukurova Kürt karfl›tl›¤› bask›n bir e¤ilim olarak
Üniversitesi’nde ekonomi okurken, ortaya ç›km›fl olabilir. Ancak, bu sonuç
1987-88’de Yurtsever Kad›n Hareketi’yle orta s›n›flar›n ›rkç›l›¤›na de¤il, devletin
tan›flt›m. Üniversiteyi siyasî faaliyetle- orta s›n›flar üzerinde söylemini daha ra-
rimden dolay› terk ettim. Mezopotamya hat dile getirdi¤ine iflarettir.
Kültür Merkezi’nin faaliyetlerinde, ço- Güney Afrika örne¤inden gidersek,
cuklar›n kültürel çal›flmalar›nda yer al- Kürtlerin Türkiye’nin siyahlar› olarak
d›m. HADEP’le MKM ayn› binada oldu- alg›land›¤› de¤erlendirmesini nas›l yo-
¤u için partiye de gidip gelmeye baflla- rumluyorsunuz?
d›m. Zamanla partinin il yönetimine, ar- O aflamaya gelindi¤ini kesinlikle düflün-
d›ndan da parti meclisine girdim. müyorum. Etnik kimlik üzerinden ege-
Hiç tutukland›n›z m›? menlik yaratanlar Türkiye’de pastan›n tü-
Gözalt› ve tutuklanma bizim için o kadar müne sahip, pastay› kimseyle paylaflma-
s›radan ki, bunlar› anlatm›yorum bile, mak için de zaten pastadan nasiplenme-
(gülüyor) Üç ay kadar hapis yatt›m. yen kesimlerle Kürtleri çat›flt›rmaya çal›fl›-
1990’larda Adana’da flimdiki gibi etnik yor. Bu bir iktidar paylafl›m› meselesidir.
gerginlik var m›yd›? Bir yandan, Osmanl› zihniyetini sürdür-
fiimdikiyle k›yaslanamayacak kadar az- mek isteyen, bir yandan da cumhuriyetin
d›. San›yoruz ki, Kürt-Türk gerginli¤i ya- “Parti meclisine kaç Türk al›rsak Türkiyelilefliriz” gibi bir malûm kurumlar›n› gözard› etmeyen,
p›sal bir mesele. Oysa Kürt-Türk çat›fl- soruyu veya kayg›y› saçma buluyorum. Türkiyelileflmenin yolu, merkeziyetçi, çoklu toplumuna ra¤men
mas›na bu ülkeyi sürükleyen temel et- tekçi, tuhaf bir yönetim var ortada. Ama
men, devletin politikalar›. Devlet mesele- Türkiye’nin her yerindeki fabrikalara, tarlalara, atölyelere girip ben Türkiye halklar›na güvenerek iyimser
yi etnik çat›flmaya sürükleyerek Kürtle- toplant›lar yapmak, mücadele hatt› belirlemekle mümkündür. konufluyorum. Devletin her türlü flantaj›-
rin taleplerini bertaraf etmeye çal›fl›yor. na ra¤men, halklar›n tamamen birbirin-
Geçmiflte Kürt sorunundan söz edildi- art›k kabul gören bir zihniyete dönüfltü. den ayr›flmas› o kadar da kolay de¤il.
¤inde akla TSK-PKK çat›flmas› gelirdi. Bu zihniyet sadece orta s›n›flarda de¤il, Devletiyle, medyas›yla, toplumuyla
fiimdiyse Kürt sorunu akla hemen etnik emekçi s›n›flarda da yerleflmifl durumda. Kürtlere veya son dönemde oldu¤u gibi
çat›flmay› getiriyor. Sanki Kürtler hakla- Alt s›n›flardaki ›rkç› zihniyet egemenle- Romanlara yönelik sald›rganl›klar,
r›n› savunduklar›nda, zorunlu olarak et- rin ›rkç›l›¤›n›, Kürt karfl›tl›¤›n› tart›flmaya uzun vadede ayr›flma tehlikesini do¤u-
nik gerginlik ortaya ç›k›yor. Bu büyük f›rsat vermiyor. rabilir mi?
bir yan›lg›. Halklar›n birbiriyle sorunu ‹zmir gibi, AKP’nin taban oluflturama- Valla bu, biraz da bizim bar›fl ve beraber-
yok. Devletin Kürtlerle sorunu var. d›¤› bir yerde hükümet karfl›tl›¤›yla lik konusunda gösterece¤imiz emek ve
1990’larda devlet söyleminde “Kürt” di- Kürt karfl›tl›¤›n›n paralel ilerlemesini çabaya ba¤l›. Devletin ayr›flt›rmac› politi-
ye bir sözcük yoktu. Kürt olmay›nca, neye ba¤l›yorsunuz? kalar›na karfl›, halklar›n bir aradal›¤›n›
düflman olarak PKK gösteriliyordu. fiim- Bir toplumun genlerinde kin, nefret ve sa¤lamak için, halka gerçekleri anlatmak
di ise devlet “birey olarak Kürdü tan›yo- ›rkç›l›k olamaz. Toplumu yaflad›¤› ortam zorunday›z. Nitekim, bizim esas niyeti-
rum, ama halk olarak asla” diyor. Halk- ve yönetim biçimi flekillendirir. Türki- miz art›k Bat› illerine yönelip Türk halk›-
lar› bireyler oluflturmuyor mu? Devlet ye’de sadece Türk ve Kürt halk› yaflam›- na gerçe¤i anlatmak. Devletin “aç›l›m”
bu denklemi reddediyor. Kürtlerin bir yor. Bugün en ›rkç› sözleri Karadeniz’de dedi¤i süreçten ne kastetti¤ini bilemedik.
halk oldu¤unu ifade edenleri PKK’yle Lazlardan duymam›z, Kürtlere yönelik Ortaya somut hiçbir fley konmad›. Ama
özdefllefltirip düflman belliyor. öfkenin belli bir etnisiteye ait olmad›¤›n› somut bir söz vard›: “Analar a¤lamas›n.”
Siyaset bilimci Cenk Saraço¤lu, devlet gösteriyor. Çünkü devlet bu ›rkç› öfkeyi Bunu bizzat Erdo¤an söyledi. Peki ama,
Kürtlerin varl›¤›n› kabul ederken, orta Türk d›fl›ndaki etnik gruplara da empoze analar nas›l a¤lamaz? Çocu¤u ölmezse
s›n›f›n Kürtleri tan›d›kça d›fllad›¤› ve etti. Dünyada, Türkiye’dekine benzer bir a¤lamaz. Tamam, yasalar› de¤ifltirmeye-
çözümün önündeki en büyük engelin sorun yaflayan ve “bu toplumsal ayr›fl- bilir, DTP’yi kapatabilir, Kürtlere “size
bu tepki oldu¤u görüflünde... man›n hallolmas› mümkün de¤il” dedi- siyaset hakk› tan›m›yorum” diyebilirsi-
Orta s›n›flar›n bu tepkisinin zeminini ¤im ülke Güney Afrika’yd›. Beyazlar›n niz. Ama savafl› bitirebilirsiniz, analar›
devletin bilinçli olarak yaratt›¤›n› düflü- siyahlara yönelik ›rkç›l›¤›n›n çok uzun a¤latmayabilirsiniz. Bunun için Kürtlere
nüyorum. Linç giriflimlerini devlet mefl- y›llara yay›lan bir temeli vard›. Siyah yönelik temel politikalar›n›z› de¤ifltir-
ru görüyor. Bizzat baflbakan linç girifli- karfl›tl›¤› sosyal, siyasal, felsefî, ekono- mek zorunda da de¤ilsiniz. Çok basit:
minde bulunanlar› hoflgördü¤ü izlenimi mik aç›dan da meflrulaflt›r›lm›flt›. Bir si- Analar a¤lamas›n, çocuklar ölmesin. Ço-
uyand›rm›yor mu? Baflbakan bunu yap- yah›n öldürülmesi neredeyse suç say›l- cuklar›n ölmemesi için silahlar›n susma-
t›¤›nda, orta s›n›f mensubu linç giriflimci- m›yordu. Oysa Türkiye’de Kürt karfl›tl›- s› lâz›m. Bana göre, “analar a¤lamas›n”
leri sald›rganl›klar›na meflruiyet kat›yor. ¤›n›n böyle bir karfl›l›¤› ve taban› hiçbir demek, “operasyon yapmayaca¤›m” de-
Kimse devlete ra¤men bu giriflimlerde zaman olmad›. Kürt nefreti kitaplar, mekle eflanlaml›d›r. Peki, devlet operas-
bulunmuyor. Yasalar›n de¤iflmesiyle bu filmler üzerinden yay›lm›fl de¤il. Güney yonlar› sonland›rd› m›? Aç›l›m sürecinde
ifl hallolmaz, çünkü Türkiye’de ›rkç›l›k Afrika’da bile siyah-beyaz karfl›tl›¤› çö- ne oldu, biliyor musunuz? Öldürülen bir
15
gerillan›n cenazesini askerler sürükler- runlar› dile getirmek. Üstelik, ben konu- dece Kürtler ve Türkler yaflam›yor, bu-
ken, bir asker de tekme at›yordu. Bu gö- flurken her fleyin gerekçesini, tarihçesini nun bilincindeyiz. Anayasa’n›n temsil et-
rüntüler Roj TV’de yay›nlan›nca, telefon anlat›yorum. Ancak, mesela geçenlerde medi¤i, yok sayd›¤›, inkâr etti¤i kim veya
ettim. “Görüntü ne zaman elinize ulaflt›” Akflam’a uzun bir röportaj verdim. Tür- ne varsa, o haklar› savunuyoruz. Bizim
diye sordum. Alt› ay önce ulaflm›fl, ama kiye’nin pek çok meselesini uzun uzad›- söylemimizde Kürt haklar›n›n çok öne
aç›l›m tart›fl›l›rken Kürtlerde infial uyan- ya anlatt›m. Röportaj bir ç›kt›, anlatt›kla- ç›kmas›n›n nedeni, hak gasp›na u¤rayan
d›rmas›n diye yay›nlamam›fllar. Emek ve r›m›n onda biri. O da PKK ve Öcalan’la di¤er kesimleri devletin do¤rudan öldür-
çabadan kast›m bu: Biz bu tür olaylar› ilgili k›s›mlar. Bir sözü ba¤lam›ndan ko- meyi gerekli görmemesindendir. Kürt
topluma ne kadar duyurabildik? Sinan par›p yay›nlad›¤›n›zda elbette sert gelir. meselesi, di¤er meselelerden farkl› ola-
Çetin gibi bir yönetmen geçenlerde bir Muhtemelen bana, “ya PKK ve Öca- rak, can alan bir meseledir. Aleviler soka-
ç›k›fl yapt›. Daha sonra televizyona ç›kt›. lan’dan hiç söz etme ya da söz edersen ¤a ç›k›p haklar›n› istediklerinde öldürül-
Düflünün, Sinan Çetin, Bülent Ersoy’un biz de söyledi¤in tüm fleyleri yok say›p müyor, ama Kürtler soka¤a ç›kt›¤›nda Er-
“o¤lum olsa askere gitsin istemem” ç›k›- sadece bu sözlerine yer veririz” diyorlar. do¤an “kad›n da olsa, çocuk da olsa” de-
fl›ndan bîhabermifl. Olup bitenlerden bu Kimse kusura bakmas›n, ben PKK ve yip atefl emri veriyor. Ayr›ca, Kürtlerin
kadar habersiz bir toplumdan söz ediyo- Öcalan meselesinden söz edece¤im. hak talebinin görünür olmas›n›n temel
ruz. Otuz y›ld›r söyleniyor, “Kürtler Size yönelik tepkilerin artmas›, yerel sebeplerinden biri de örgütlü olmalar›.
cumhurbaflkan› bile oluyor”. Yahu, kalk seçim çal›flmalar› s›ras›nda “DTP’ye oy Kürtler örgütlü bir halk olmasa, kimse
gel de o otuz y›ll›k kirli savaflta Kürtler vermeyenler Kürtlüklerini sorgulamal›- yaflad›klar› sorunlar› dile bile getirmezdi.
ne hale getirildi, bir gör! B›rak PKK süre- d›r” cümlenizle bafllad›. Bu sözünüz, DEHAP’›n kapanmas›ndan sonra DTP
cini, daha PKK yokken neler yafl›yordu DTP d›fl›ndaki Kürt siyasetçileri tara- hemen kurulup örgütlenmedi¤i için AKP
Kürtler? Türklerin bunlardan gerçekten f›ndan çok elefltirildi. ‹çinde yer ald›¤›- bölgede örgütlerini kurdu ve Kürt söyle-
haberi yok. n›z siyaset gelene¤inde özelefltiri meka- mini kulland›. Biz de 2007 seçimlerinden
O “Türkler” sokakta k⤛t toplayan nizmas›n›n iflletildi¤i söyleniyor. Bu önce, AKP’yi çok elefltirmemeye gayret
gençlerin, mendil satan çocuklar›n, çöp cümlenin özelefltirisini yapt›n›z m›? ettik. “AKP çözecekse, biz engel olmaya-
kar›flt›ran yoksullar›n Kürt oldu¤unu Hay›r, ben hâlâ o cümleyi do¤ru buluyo- l›m” diyorduk. Fakat Meclis’e girdi¤imi-
bilmiyor mu? rum. Bir Kürt bugün kalk›p AKP’ye, zin ikinci günü Erdo¤an kürsüden bizi
Biliyorlar ama, “burada ne iflleri var, CHP’ye, MHP’ye oy veriyorsa, elbette hedef gösterdi ve “ya PKK’ye terörist
köylerine dönsünler” diyorlar. Zannedi- Kürtlü¤ünü sorgulamal›d›r. Devlet poli- dersiniz veya sizi dikkate almam” dedi.
liyor ki Kürtler, onlar›n ekme¤ine ortak tikas›, Kürtlerin inkâr› üzerinden flekille- Devlet diyor ki, “bak›n milletvekili say›-
olmak için göç etti. Kimse yak›l›p y›k›lan niyor. ‹smini and›¤›m siyasî partiler dev- n›z› 22’de tuttum. Demokles’in k›l›c› gibi,
köylerden, yaflanan zulümden haberdar letin bu politikas›n›n sürdürücüleri. O istedi¤im zaman keserim.” Anayasa
de¤il ki. Üstelik insanlara bölgede yafla- halde bir Kürt olarak bunlara oy vermek Mahkemesi de bunu yapt› zaten.
nanlar› anlatt›¤›m›zda, kendilerini kan- veya gidip AKP’den milletvekili olmak, Milletvekili say›n›zla devletin politika-
d›rmaya çal›flt›¤›m›z› san›yorlar. Sanki seni inkâr edeni desteklemektir. Erdo¤an s› aras›nda nas›l bir iliflki var?
senin beynin y›kanm›fl, sen de onun bey- Hakkâri’de “tek millet, tek dil” demedi 2007’de de yerel seçimlerde de oylarla
nini y›k›yormuflsun... Böyle anl›yorlar. mi? Tek millet, Türk, tek dil de Türkçe oynand›¤›na inan›yoruz. AKP’nin ger-
Geçti¤imiz günlerdeki KCK operas- demek. Ee, Kürtler ne olacak ? Bunu söy- çek kimli¤ini görünce, “tamam, buraya
yonlar›n›, size yönelik tepkileri nas›l leyen bir siyasetçiye bir Kürt olarak oyu- kadar” dedik. Siyaset sadece Meclis’te
de¤erlendiriyorsunuz? yap›lmaz. AKP’nin gerçek yüzünü iffla
Bunlar›n DTP’nin son kongresindeki ç›- Bana Kürt milliyetçisi, savafl yanl›s›, fiziksel özelliklerime etmeye yönelik politika yapmaya baflla-
k›fl›m›zla ilgili oldu¤unu düflünüyorum. atfen çirkin diyorlar. Kral ç›plak demek kolay de¤il, d›k. Bunu yo¤un olarak bölgede yapt›k,
Orada dedik ki: “Milletvekilleri olarak çünkü AKP ekonomik anlamda Kürtleri
bölge siyasetini seçilmifllerimize ve hal- ben kral ç›plak diyorum. Ha, e¤er güzel, al›ml› bir kad›n sat›n almaya çal›flan çirkin bir politika
k›m›za b›rak›yoruz. Biz art›k bölgeye de- olsayd›m, bu sefer de ahlâkî bir sald›r›yla karfl›laflacakt›m. güdüyordu. Ve buna devam ediyor. Ya
¤il, ‹stanbul’a, ‹zmir’e, Adana’ya, Mer- AKP’li olacaks›n ya da ifl bulamazs›n,
sin’e, Ege’ye, Akdeniz’e gidip Türk hal- nuzu nas›l verirsin? Bu soruyu sorunca bakkal bile açamazs›n dayatmas› yap›ld›.
k›na gerçekleri anlat›p oralarda örgütsel ›rkç› m› oluyorsunuz Allah aflk›na! Ne AKP, Kürtlere haklar›n› vermeden, ama
çal›flmalar›m›z› yürütece¤iz.” Hemen ar- yani, ç›k›p “kimin Kürt olup olmad›¤›n› veriyormufl gibi yaparken sessiz kalma-
d›ndan bize yönelik operasyonlar baflla- kan tahliliyle ö¤renelim” mi diyorum? m›z düflünülemezdi. AKP’yi iffla ederken
d›. Çünkü Türkiye’nin her taraf›na aç›l- Kürt olmak, kendini belli bir etnik gruba çok y›prand›k, kiflisel olarak da y›pran-
mam›z demek, devlet politikalar›n›n ait hissetmektir. E¤er içinde böyle bir his d›m. Çok üzerimize gelindi, çok sald›r›ya
Türklere de teflhir edilmesi anlam›na ge- varsa, o hissini yok etmeye çal›flan bir u¤rad›k, ama AKP’nin ne oldu¤unu da
liyordu. Devlet diyor ki, “F›rat’›n ötesin- zihniyete oyunu nas›l verirsin? herkese gösterdik.
de siyaset yapma hakk›n›z yok.” Bundan Devlet art›k Kürt kimli¤ini inkâr etme- Meclis’te di¤er partilerin milletvekille-
ç›kard›¤›m›z ders ise flu: Art›k tam da ba- di¤ine göre, Kürt hareketinin bundan rinin size yaklafl›m› nas›l?
t›da çal›flmalar›m›z› yo¤unlaflt›rmal›y›z. böyle Kürt kimli¤ini kabul ettirme ça- Kimseye sataflm›yoruz. Gazeteciler de
Her defas›nda Kürt siyaseti içinde bir bas› yerine baflka bir siyasî kanal üze- sanki Beyo¤lu’ndaki magazinciler gibi,
“kötü insan” veya “flahin” belleniyor rinden yol almas› gerekmez mi? bize manflete ç›karabilecek laflar söylet-
ve sorunlar›n kayna¤› olarak o kifli gös- ‹yi de biz sadece Kürt halk›n›n varl›¤›n› meye çal›fl›yor. Kendilerine de söylüyo-
teriliyor. DTP’nin kapat›lmas›ndan bile kabul ettirmek için siyaset yapm›yoruz. rum, bu çok çirkin bir tav›r. Kürt sorunu-
neredeyse siz sorumlu tutuldunuz. Baz› Sadece Kürtlerin haklar› için de mücade- nu da magazinlefltirmek istiyorlar. Bizim
köfle yazarlar›, “flimdi Emine Ayna zil le vermiyoruz. Meclis çal›flmalar›m›za ba- burada ciddi bir sosyal derdimiz varken,
tak›p oynayabilir” dedi. Size yönelik k›n, tüm emekçi kesimler, tüm etnik gazetecilerin magazin muhabirleri gibi
bu öfkenin kayna¤› nedir? gruplar için hak talebinde bulundu¤u- bizden söz koparmaya çal›flmas› çok çir-
Valla beni tan›yan insanlar, bu tepkiler muzu görürsünüz. Ahmet Türk’ün efl- kin. Bak›n, geçen gün üç bakan bir üni-
üzerine floke oluyor. Bir kere çok sakin, baflkan olmad›¤› dönemde grup konufl- versitede konferansa gitti. Salona ö¤ren-
kolay öfkelenmeyen bir insan›m. Kolay malar›n› ben yap›yordum. O zaman özel- cilerin girifli yasaklanm›fl! Ama gazeteci-
kolay kavga etmem, parlamam. Ama la- likle vurgulam›flt›m, Anayasa’n›n Türk, ler sanki ö¤renciler ilgi göstermemifl gibi
f›m› da asla doland›rmam. Kimileri diyor Sünni, Hanefi ve erkek oldu¤unu söyle- haber yapt›. Bu nas›l bir anlay›fl, insan›n
ki, en son söylenecek sözü en baflta söy- mifltim. Anayasa’n›n tekçili¤ine iflaret akl› alm›yor. fiahin-güvercin laf›n› ilk
lüyorsunuz. Do¤rudur, çünkü ben esas ederken, bu anayasan›n ço¤ulcu olmas›- kullanan gazete Taraf’t›r. Yeni fiafak, Za-
sözü ilk önce söylerim. Tepki görmesin n›n tek yolunun Kürt kimli¤inin kabul man AKP’nin gazeteleri. Ama Taraf
diye cümlelerimi süslemeye, edebîlefltir- edilip Anayasa’ya dahil edilmesi olmad›- AKP’li gibi görünmeyip AKP’yi meflru-
meye mecbur de¤ilim, benim derdim so- ¤›n› vurgulam›fl oluyoruz. Türkiye’de sa- laflt›ran bir gazete. Bizi her taraftan kufla-
16
t›p marjinalize etmeye çal›fl›yorlar.
DTP’nin kapat›lmas›ndan sonra, hem
bir umutsuzlu¤un ifadesi hem de siyasî
bir tav›r olarak Meclis’i terk etme kara-
r› ald›n›z. Sonra bu karardan vazgeçti-
niz. BDP çat›s› alt›nda flu ana kadarki
siyasî hatta m›, yoksa yeni bir söylemle
mi yola devam edeceksiniz?
Kürt sorununu, flu ana kadarkinden da-
ha yo¤un biçimde, bilmeyenlere anlat-
maya çal›flaca¤›z. Haklar sorununun çö-
zümü ezilenlerin birli¤iyle mümkündür.
Bu birli¤i sa¤larsak, hak sorunlar›n›n çö-
zümünü sa¤layabiliriz. Son iki y›ld›r ya-
pamad›¤›m›z fley buydu. Fakat yapama-
mam›z›n gerekçeleri de var. Bizim, önce-
likle AKP’nin kand›rma giriflimlerini
bertaraf etmemiz gerekiyordu. Nitekim,
art›k Kürtlerin AKP’ye bak›fl› eskisi gibi
de¤il. Yedi y›l boyunca tek parti iktida-
r›nda hiç mi ad›m at›lamaz?
DTP’nin kapat›lmas›, Habur’dan gelifl-
lerin tersi yönde sonuç yaratmas›, KCK
operasyonlar›, Terörle Mücadele Kanu-
nu’yla ilgili düzenlemenin Meclis’ten
son anda geri çekilmesi, linç giriflimle- Ömer Ayna’n›n öldürülmesi, ailenizde lerdim. Cumhurbaflkan›, baflbakan, Bü-
ri... Bu tür vakalar›n, Kürtlerde sürekli nas›l bir etki yaratm›flt›? lent Ar›nç gibi isimler bana dair pek çok
yeni travmalar yaratt›¤›n› ve bunun Dedemler fieyh Sait hareketi içinde yer fley söylediler. Dikkat edin hepsi bana
toplumun ruh halini bozmaya bafllad›- alm›fllar. Babam, amcalar›m da hep Kürt flahsî sald›r›da bulunuyor. “Aç›l›m bitti”
¤›n› söylüyor baz› sosyologlar. Sizin bu hareketi içinde yer ald›lar. Zaten her dedi¤im için Ar›nç bana “yarat›k” dedi,
konudaki gözlemleriniz neler? Kürt ailesi bir biçimde siyasetin içinde ama “aç›l›m bitmedi, çünkü flunlar› flun-
Üzücü olan flu: Kürtler, bu travmalar so- yer alm›flt›r. Amcalar›m babam› abi gibi lar› yapt›k, yap›yoruz, yapaca¤›z” deme-
nucunda yaflayacaklar› gerilemenin ge- de¤il, baba gibi görürlerdi. Babam kar- di. Aç›l›m›n bitmedi¤ine iliflkin bir çift
rekçelerine s›¤›nabilir. Ama ayn› travma- defllerine çok düflkündür. Anneleri çok cümle edebilir mi? Edemez, çünkü ceva-
y› ileride Türkler yaflad›klar›nda, bunun küçük yaflta vefat edince, kardefller birbi- b› olmayanlar hakaret eder.
bir gerekçesi olmayacak. Linç edilen in- rine kenetlenmifl. Amcam›n öldürülme- Osman Baydemir’in KCK operasyonla-
sanlar, ma¤duriyetlerine s›¤›nabilir. Pe- sinden sonra, ailede y›llarca kimse kendi- r› üzerine aç›klama yaparken küfretme-
ki, flimdinin linççi gençleri, ileride bunu sinden söz etmedi. Evin bütün duvarlar› sini neye ba¤l›yorsunuz?
kendilerine nas›l anlatacaklar? Kürtler onun yapt›¤› resimlerle doluydu. Baba- O küfrü tasvip etmiyorum, ama Osman
kaç›yor, Romanlar d›fllan›yor... Türkler m›n sand›¤›nda, Ömer amcam›n günlük- bey bir kifliye hakaret etmedi. Bir yakla-
tek bafllar›na kald›klar›nda ne hissede- leri, resimleri, plaklar›, kasetleri, dergile- fl›ma küfretti. Fakat küfür bir fliddettir.
cekler? Türkler hâlâ kaz›k dikmeyi tarih- ri, kutsal emanet olarak durur. Babam KCK operasyonlar› partinizi çok zay›f-
lerinden silemiyor. Düflünsenize dünya- hiç anlatmazd›, biz de onun yan›nda latt› m›?
da Türklerin imaj›n›: ‹ngilizler centilmen, bundan söz etmezdik. Y›llar sonra biz Elbette çal›flmalar›m›z sekteye u¤ruyor,
Frans›zlar romantik, Türkler barbar! Bu sormaya, o da anlatmaya bafllad›. Dedem ama bizim hareketimiz bu tür operas-
a¤›r imaj› hep beraber da¤›tmak zorun- otoritesi olan bir a¤a. Babam, Ömer am- yonlarla y›ld›r›lamaz. Devlet bu operas-
day›z. Almanlar elli y›ld›r Yahudilerden cam›n kendi babas›na karfl› nas›l müca- yonlar üzerinden, kurmaya çal›flt›¤›m›z
özür diliyor. Kahvehanede bir genç Kürt- dele verdi¤ini, dedemin köylülere yap- yeni sistemi k›rmak istiyor.
çe flark› söyledi diye, di¤erlerinin kalk›p t›klar›na nas›l karfl› ç›kt›¤›n› anlat›rd›. Nedir o sistem?
onu linç etmeye çal›flmas› sadece linçe Türkiye’deki mevcut örgüt modellerinin
maruz kalan Kürt gencinin travmas› de- “Aç›l›m bitti” dedi¤im için Ar›nç bana “yarat›k” dedi, d›fl›nda bir model kurmaya çal›fl›yoruz.
¤il ki! Bilmedi¤in bir dilde flark› dinlen- ama “aç›l›m bitmedi, çünkü flunlar› flunlar› yapt›k, Hiçbir karar›m›z›, halktan ba¤›ms›z ola-
mesine tahammül edememek travma de- yap›yoruz, yapaca¤›z” demedi. Aç›l›m›n bitmedi¤ine rak almaman›n yollar›n› ar›yoruz. Mesela,
¤ildir de nedir? belediye baflkan› belediye encümenlerini
Amcan›z Ömer Ayna, Mahir Çayan’lar- iliflkin bir çift cümle edebilir mi? Edemez. toplay›p mevcut paray› söylüyor, mahal-
la birlikte K›z›ldere’de öldürülen dev- lelerin sorunlar›n› ele al›yor. O parayla
rimci gençlerden biriydi. Kürt-Türk bir- Böyle bir aile gelene¤ine ra¤men, DTP hangi sorunlar›n giderilebilece¤ine ma-
likteli¤inin böyle bir miras› varken, bu- içinde “Kürt milliyetçisi milletvekili halledeki halk toplant›lar› üzerinden ka-
gün sosyalist Kürtler ve Türkler neden kimdir” diye soruldu¤unda, neden siz rar veriliyor. Aday seçimlerinde de ayn›
bir arada mücadele yürütmüyor? iflaret ediliyorsunuz? flekilde karar veriyoruz. Devlet ise KCK
Örgütlerin birleflmesi flart de¤il. (kahkahalar) Kimin benim için ne dedi¤ini operasyonlar› ad› alt›nda bizim örgütlen-
“BDP’nin parti meclisine kaç Türk al›r- pek önemsemem, ama bana milliyetçilik me biçimimize sald›r›da bulunuyor. Ba-
sak Türkiyelilefliriz” gibi bir soruyu veya yaftas›n› yap›flt›rmak kime, ne kazand›- k›n, bir arkadafl›m›za savc› “neden bekâr-
kayg›y› da saçma buluyorum. Türkiyeli- r›r? Ben size ne anlat›yorsam, yak›n çev- s›n” diye sorabiliyor. Bekârl›¤›n› örgüt
leflmenin yolu, Türkiye’nin her yerindeki reme de ayn› fleyleri anlat›yorum. Sistem üyeli¤inin gerekçesi yapmaya çal›fl›yor!
fabrikalara, tarlalara, atölyelere girip top- korktu¤unu hep kötüler. Bana Kürt mil- Kürt hareketinin özgün bir toplumsal ha-
lant›lar yapmak, mücadele hatt› belirle- liyetçisi, savafl yanl›s›, fiziksel özellikleri- reket haline gelmesinden korkuldu¤u için
mekle mümkündür. Bizim “çat› partisi” me atfen çirkin diyorlar. Kral ç›plak de- bu operasyonlar gerçeklefltiriliyor.
Söylefli: ‹rfan Aktan

çal›flmalar›m›z sürüyor, ama bu çok zor- mek kolay de¤il, ben kral ç›plak diyo- Çünkü bizim bu fleffaf ve demokratik
lu bir yol. Zorlu¤u kolaylaflt›rman›n yo- rum. Ha, e¤er güzel, al›ml› bir kad›n ol- modelimiz hayata geçerse, yar›n öbür
lu, net hedefler etraf›nda bir araya gel- sayd›m, bu sefer de ahlakî bir sald›r›yla gün bütün yurttafllar kendi partilerin-
mekten geçiyor. Ömer Ayna’lar, Mahir karfl›laflacakt›m. Kimseye yalan borcum den ve devletten bu fleffafl›¤› bekleye-
Çayan’lar net hedefler üzerinden bir ara- yok, Türk anne-baban›n k›z› da olsay- cekler. Devlet bunu göze alamad›¤›
ya gelmifllerdi. d›m, bugün söylediklerimin ayn›s›n› söy- için bizi sindirmeye çal›fl›yor.
17
L‹NÇ FURYASININ SOSYO-POL‹T‹K TEMELLER‹ VE “TANIYARAK DIfiLAMA” ler, k›sa sürede, kent hayat›nda belli bir
yerde konumlanm›fl bir topluluk olarak
varoldular. Dolay›s›yla, mesele ‹zmir’e

Orta s›n›f›n Kürt düflmanl›¤› özgü gösterilip daralt›lmamal›.


Kürtlerin karfl›laflt›¤› ›rkç› tepkiler, Av-
rupa’daki göçmenlerin yaflad›klar›yla
Soludu¤umuz hava giderek daha fazla ›rkç›l›k kokuyor. Birkaç y›l önce, Trabzon’daki linç k›yaslan›yor. Böyle bir paralellik kur-
giriflimi –TAYAD’l›lara Kürt zannedilerek sald›r›lmas›– ve Erdo¤an’›n “vatandafl hassasi- mak do¤ru mu?
yeti” aç›klamas› hayret vericiydi. Art›k irili ufakl› linç giriflimleri gündelik hayat›n bir Pek çok d›fllama ve ›rkç›l›k biçimi oldu-
parças›, “vatandafl hassasiyeti” de ›rkç›l›¤›n göbek ad› olarak devlet ve hükümet yetkili- ¤unu biliyoruz. Bunlar›n ortak özelli¤i,
lerinin dilinde pelesenk. O “hassasiyet”in hedef yelpazesi, en son Manisa hadisesinde belli bir gruba bir tak›m özsel, de¤iflme-
gördü¤ümüz gibi, bir hayli genifl. Ama bir numaral› hedefin Kürtler oldu¤u aflikâr. yece¤i varsay›lan özellikler atfetmektir.
Gelgelelim, bu ne yaman çeliflki dedirten bir paradoks söz konusu: Devlet inkâr politika- Avrupa’daki ›rkç›l›kla, Türkiye’de ›rkç›-
s›ndan çarkedip Kürt varl›¤›n› tan›maya bafllarken, hükümet “aç›l›m” sak›z› çi¤nerken l›¤a orta s›n›flar›n daha teflne oluflundan
Kürt karfl›t› “vatandafl hassasiyeti” hararetleniyor. ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu kaynaklanan bir benzerlik var. Di¤er
yandan, Türkiye’de Kürtler kendi ülkele-
Yönetimi Bölümü ö¤retim görevlisi Cenk Saraço¤lu’nun 2006’dan beri ‹zmir’de yürüttü¤ü
rinde böyle bir muameleyle karfl›lafl›yor.
ve orta s›n›f›n anlam dünyas›nda Kürtlere yönelik d›fllay›c› söylemin nas›l flekillendi¤ini Avrupa’ya ise uluslararas› göç ak›n› ya-
inceledi¤i araflt›rmas›, bu hararetin sebeplerine dair önemli ipuçlar› veriyor. flan›yor. Avrupa’daki göçmenler vatan-
dafll›k statüsünden kaynaklanan bir eflit-
sizli¤e u¤ruyor. “Tan›yarak d›fllama”
kavram›yla flunu vurgulamaya çal›fl›yo-
rum: Devlet, çok uzun süre, son on y›la
kadar, asimilasyoncu ve inkârc› politika-
lar›n› sürdürdü ve resmî olarak Kürtlük
kategorisini tan›mayarak o kategorinin
içini bofl b›rakt›, anlamland›rmad›. Bu
nedenle, birçok kifli Kürtlük kategorisini
anlamland›rabilece¤i “malzemelerle” iç
göç sürecinde tan›flt›. Avrupa’daki Müs-
lümanl›k imgesi ise Türkiye’deki Kürt-
lük imgesi kadar bofl de¤ildi, orada yüz-
y›llard›r hâkimiyetini sürdüren oryanta-
list bir bak›fl aç›s› var.
Devlet Kürtlük kategorisinin içini bofl
b›rakmasayd›, büyük flehirlerde Kürt-
lerle Türklerin karfl›laflmas› bu kadar
sert olmayabilir miydi?
Devlet bir Kürt imgesi yaratsa, iç göç de
yaflanmazd›. Zorunlu göç savafl sürecin-
de yafland›. Savafl ise devletin asimilas-
yoncu politikalar›ndan do¤du. Devletin
tan›mama üzerine kurulu stratejisi, niyet
edilmemifl bir flekilde, Kürtlerin tan›na-
rak d›fllanmas›n›n zeminini oluflturdu.
Devletin inkâr etti¤i Kürtlük, kent haya-
t›nda bir duruma tekabül ediyordu. Do-
lay›s›yla, MHP “Kürt yoktur” derken,
Praksis dergisindeki yaz›n›zda, linç gi- “Haks›zl›¤a” Kürt alg›s› gelifltiriliyor. MHP’li orta s›n›flar “Kürt var ve flehrimi-
riflimlerini kentli orta s›n›f Türklerin u¤rad›klar›n› ‹zmir’de yapt›¤›n›z araflt›rmada görüfl- zi berbat ediyor, bedavadan geçiniyor”
Kürtleri “tan›yarak d›fllama” e¤ilimi düflünen ‹zmirliler tü¤ünüz kifliler bu de¤erlendirmeleri- demeye bafllad›. Devlet y›llar y›l› Kürtle-
olarak yorumluyor, “siyaset Kürtleri ta- DTP konvoyunu nizi destekleyecek neler söyledi? ri Türk milletinin bir parças› olarak kabul
beklerken...
n›rken, flehirler d›fll›yor” diyorsunuz. Örne¤in biri, daha önce Kürtleri çok edip tan›mazken, ›rkç› e¤ilim gösteren
fieyhmus Diken’in “‹syan Sürgünleri” mert, dayan›kl› insanlar olarak bilirmifl; kentli orta s›n›flar iç göçle flehirlere kaçan
kitab›ndan da biliyoruz ki, fieyh Sait is- tan›d›kça, gördükçe, o Kürt imgesinin ta- Kürtleri “tan›yor”, ama olumsuzluklar
yan›ndan sonra çeflitli bölgelere sürü- mamen de¤iflti¤ini söylemiflti. “Mert ve atfederek d›fll›yor. Tan›yarak d›fllamayla
len Kürtler de “kuyruklu Kürtler”, “pis dayan›kl›” imgesinin yerine, tan›yarak reddetme aras›nda taban tabana z›tl›k
Kürtler” denerek d›fllan›yordu. “Tan›- d›fllamay› yaratan belli stereotipler gelifl- var. Bu z›tl›¤a kaynakl›k eden etmenleri
yarak d›fllama” dedi¤iniz e¤ilimi ortaya tirmifl: Cahil, kent hayat›n› mahveden, ifl- araflt›r›yorum.
ç›karan etmenler neler? galci, bölücü... fieyh Sait sonras› sürgün- AKP’nin “aç›l›m”›yla muhtelif kentler-
Cenk Saraço¤lu: “Tan›yarak d›fllamak”, ler örne¤inde ise böyle stereotiplerin ge- de vuku bulan linç giriflimleri aras›nda-
sadece Kürtlerin tan›nmas›na, varl›klar›- lifltirilebilece¤i bir ortam yok. ki paradoks da dikkat çekici. Kürtleri
n›n bilinmesine de¤il, belli bir tan›ma bi- Araflt›rma alan› olarak ‹zmir’i seçmeni- asimile ederek Türk milletine dahil et-
çimine denk düflüyor. Bu tan›ma biçimi, zin sebebi ne? meye çal›flan devlet de art›k Kürtleri ve
son dönem yaflanan geliflmeler ba¤la- ‹zmir’in tekil olarak fark›ndan bahsede- Kürt sorununu tan›yor. Bu anlamda, ör-
m›nda anlamland›r›labilecek bir hissiya- meyiz; ‹zmir, Mersin, Bursa, Adana’n›n ne¤in ‹zmir’de Kürtlere sald›ran Türk-
ta tekabül ediyor. “Kuyruklu Kürt” im- di¤er illerden farkl›l›klar›na vurgu yapa- ler, hem Kürtlere hem de devlete, hükü-
gesi Kürtlerin gündelik hayat pratikleri biliriz. Bu iller 1980’den önce, belli bir mete tepki göstermiyor mu?
içinde tan›nmas›yla ortaya ç›kan bir im- yerde kümelenmifl Kürt nüfusu içermi- ‹zmir’de derinlemesine görüflme yapt›-
ge de¤il, daha ziyade hayalî bir öteki ya- yordu. Oralarda yaflayan az say›daki ¤›m doksan kifli içinde, AKP sempatizan›
ratma biçimi. “Kuyruklu”, gerçe¤e teka- Kürt de kimliklerini flehir hayat›na yans›- olup Kürt karfl›t› söylemi dillendirenler
bül etmeyen bir fantezi. Tan›yarak d›flla- tam›yordu. ’80 sonras›nda bu flehirler de vard›. AKP karfl›tl›¤›n›n zorunlu ola-
mada ise Kürtlerle gündelik hayat içinde kitlesel göç ak›n›na u¤ray›nca, ciddi bir rak bir Kürt karfl›tl›¤›na veya tersi duru-
edinilen deneyimler referans al›narak demografik altüst olufl ortaya ç›kt›. Kürt- ma dönüfltü¤ünü zannetmiyorum. Bu
18
ikisi aras›ndaki iliflkinin biraz olumsal ol- lis, “Kürtlerin Irak’ta bir devleti olsun, lendiriliyordu, örne¤in Serdar Turgut,
du¤unu düflünüyorum; ikisi paralel iler- buna bir fley demiyoruz. Ama o devlet, Ertu¤rul Özkök bu söylemin yans›mala-
liyor, ama biri öbürünün koflulu de¤il, buradakilerin devlet iste¤ini tatmin r›n› temsil ediyordu. Ama bu söylem ar-
pekifltiricisi gibi görünüyor. AKP’nin edecekse olsun. Buradaki Kürtler de t›k orta s›n›fta hâkim olmaya bafllad›.
Kürtleri tan›maya yönelik politikalar›, devlet isterse, o zaman olmaz” demiflti. Bunun nedeni ne?
Kürtlerin orta s›n›f nazar›nda stereotipler 2006’da ‹zmir’de araflt›rmaya bafllad›- Üst s›n›flar güvenli sitelerde, yoksul hal-
üzerinden yaftalanmalar›n› aç›klamaya ¤›mda gördüm ki, tan›yarak d›fllama e¤i- ka de¤meden yaflama olana¤›na erifltiler.
yetmez. Kürtlerin, adeta tek bir a¤›zdan limine kaynakl›k eden temel olay, Kuzey Sitelerinde al›flverifl merkezleri, postane-
iflgalci, cahil olarak yaftalanmas›n›n ar- Irak’taki geliflmeler. fiu anda, oradaki ler, banka flubeleri var. Arabalar›na atla-
kas›nda AKP’nin “aç›l›m” politikas› yat- mesele bir biçimde kabullenildi, ama d›fl- y›p ifle gidiyor, sonra güvenli ve steril ha-
m›yor. Ama bu yaftalaman›n genifl kitle- lama hissi yerleflti. Dolay›s›yla, art›k Ker- yatlar›na dönüyorlar. Kentin içinde ise
leri kuflatmas›nda bunun pay› olabilir. kük’te ne olup bitti¤ine bakma gere¤i orta s›n›flar ve yoksullar karfl› karfl›ya
Araflt›rman›zda, Kürtlerin hangi klifle- duymuyorlar. Gelece¤e dair düflüncele- kal›yor. Dolay›s›yla, artan yoksulluk üst
lerle yaftalad›¤›n› tespit ettiniz? rini do¤rulad›klar›n› ve tekrar do¤rulat- s›n›flar› rahats›z etmemeye bafllad›. Lüks
Cahillik, haks›z kazanç sa¤layarak geçin- maya gerek olmad›¤›n› düflünüyorlar: sitelerde yaflama flans›na eriflemeyen or-
me, iflgalcilik, kent hayat›n› mahvetme, Kürtler ‹zmir’i iflgal ediyor! ta s›n›flar, sadece mekânsal olarak de¤il,
bölücülük… Haks›z kazanç söyleminin Kürtlerin haks›z kazanç sa¤lad›¤› söy- yaflam pratikleri aç›s›ndan da Kürt göç-
kökenine bakal›m mesela: Bu söylem da- lemi yay›l›rken, Türkiye’de iflçi s›n›f›- menlerle irtibat halinde. Mesela, pazar-
ha önce gecekonduda yaflayanlar için n›n a¤›rl›kl› olarak Kürtleflti¤ini söy- dan al›flverifl yapanlar genelde orta s›n›f,
kullan›l›yordu. Orta s›n›f mensuplar› leyenler de var... dar gelirli insanlar. Onlar› sebze satan
“biz eme¤imizle çal›fl›p y›llarca ev alma- Yoksulluk kavram› da Kürtlükle eflan- Kürtle karfl›laflt›ran da s›n›fsal iliflki. Kürt
ya u¤rafl›rken, taflradan gelenler bir arsa laml› hale geldi. Yoksullu¤un en uç alg›s›n›n etnikleflerek orta s›n›fa nakledil-
çevirip ev yap›yor” diyordu. 1990 sonra- formlar›n›n, gecekonduda oturman›n en mesinin alt›nda yatan temel etmen bu.
s›nda, baz› kentlerde gecekondu alanlar›- Görüfltü¤ünüz orta s›n›f Türkler Kürt
na tamamen Kürt göçmenlerin yerleflme- sorununun çözümü için ne öneriyorlar?
si ve buralar›n “Kürt mahallesi” olarak Beni kentsel, toplumsal süreçlere yönlen-
an›lmas›yla, haks›z kazanç söylemi et- diren etmenlerden biri de, Kürt karfl›t›
nikleflerek Kürtlere mal edildi. Cahil, ifl- hissiyat›n do¤rudan siyasal terminolojiy-
galci, kent hayat›n› bozma gibi stereotip- le ifade edilmiyor olufluydu. CHP’li,
ler için de ayn› dönüflüm geçerli. Orta s›- MHP’li veya AKP’li olmak Kürtlere ba-
n›f mensuplar›, kendilerini vergi veren, k›fl› farkl› k›lm›yor; hatta bu insanlar›n
düzenli çal›flan, devlete isyan ve ihanet Kürt sorununa bak›fllar› ile Kürtlere ba-
etmemifl, az maafl alan ideal vatandafll›k k›fllar› aras›nda belli bir aç› olabiliyor.
söylemiyle tan›ml›yor. Kürtleri ise kendi- Genel siyasete bak›fllar› ile kentsel hayat
lerinin negatif ötekisi olarak tan›mlaya- içinde devflirdikleri pozisyon aras›nda
rak flöyle diyorlar: “Do¤udan gelip Kadi- belli bir aç› var. Ancak, “tan›ma”yla be-
fekale’de ev sahibi oluyorlar. Vergi öde- raber bu aç›n›n kapand›¤›n› tahmin edi-
meden sokakta midye sat›yor; hem halk› yorum. Bir Kürt için “haks›z kazanç sa¤-
zehirliyor hem de bir sürü para kazan›- l›yor” diyebiliyorsun, ama Kürtlere fizikî
yorlar. On çocuk yap›p hepsine çiçek ve sald›r›da bulunman için bu yeterli koflul
selpak satt›r›yorlar. Bizden daha fazla oluflturmuyor. Kürtlere karfl› kitlesel ola-
kazan›yorlar…” Bu haks›zl›¤a u¤ram›fl- rak mobilize olmak, çok daha meflru, ka-
l›k duygusu AKP’nin Kürtlere bir tak›m bul edilebilir sebepler gerektirir. Aç›kça-
haklar tan›ma niyeti sonucunda daha da s›, PKK veya sempatizanlar›n›n sivil he-
pekiflebilir; hele ki ekonomik krizin defler bellemesiyle bu öfkenin prati¤e
emekçi kesimleri vurdu¤u bir dönemde, geçirilece¤i meflru kanallar›n ortaya ç›k-
daha da alevlenebilir. Orta s›n›flara göre, mas›ndan korkuyorum. fiimdiye kadar
bu kriz ve yoksulluk döneminde kazanç- Kürtlere yönelik sald›r›lar hep belli bir
Cenk Saraço¤lu
l› ç›kan tek grup Kürtler. Bu nedenle, “meflrulaflt›r›lm›fl” kanal üzerinden ifade
haks›z kazançla geçinen Kürtler imgesi edildi. “Bunlar cahildir, o yüzden sald›r›-
son siyasal süreçten etkilenerek tehlikeli MHP “Kürt yoktur” derken, MHP’li orta s›n›flar “Kürt var yoruz” yerine, “k›zlara laf att›lar” gibi,
bir biçimde ulusal ölçe¤e yay›lan bir tep- ve flehrimizi berbat ediyor” demeye bafllad›. Devlet Kürtleri belli bir mukaddes üzerinden bir kanal
kiye dönüflebilir. As›l tehlike bu zaten, aç›yorlar. Bu mukaddes kimi zaman bay-
çünkü makro siyasal süreçler içinde bu
tan›mazken, ›rkç› e¤ilim gösteren orta s›n›flar Kürtleri ra¤a sald›r›, kimi zaman k›zlara laf atma,
imge sürekli do¤rulan›yor. Tan›yarak tan›yor”, ama olumsuzluklar atfederek d›fll›yor. kimi zaman da bir cinayet olabilir.
d›fllama e¤ilimi, ABD’nin Irak iflgalinden Linç giriflimlerinin giderek artmas›, ›rk-
sonra, orta s›n›flar›n zihninde do¤rulan- belirgin biçimlerinin Kürtler taraf›ndan ç› orta s›n›flar›n art›k meflrulaflt›r›c› gö-
maya bafllad›, orada da Kürtler “kaza- temsil edilmeye bafllanmas›yla, yoksul- rünür bir sebebe ihtiyaç duymadan top-
nan, ç›karlar elde eden” pozisyonuna luk Kürtlerin do¤al bir kimli¤i olarak al- yekûn sald›r›ya geçmeleri tehlikesini
oturtuldu. ABD iflgali bu alg›n›n geliflme- g›lan›r oldu. Orta s›n›flar, özellikle neoli- do¤urur mu sizce?
sinde büyük rol oynad›. Kürtlerin ‹zmir’i beral ekonomik süreçlerde kendilerini Y›llar y›l› devletin ve medyan›n “Kürt-
iflgal etmekte oldu¤una inanan orta s›n›f- tehdit alt›nda hissettikleri, ama ayn› za- lerle bir sorunumuz yok” veya “Kürt-
lar, Kürtlerin Kerkük’te nüfus üzerinden manda kendilerini ideal vatandafl konu- Türk kardefltir, bölücüler kallefltir” söy-
nüfuz oluflturduklar›na dair bir haber munda gördükleri için, gecekondularda leminin hâkim olmas› sald›r›y› meflrulafl-
okuduklar›nda, ayn› fleyin ‹zmir’de de yaflayan, enformel sektörle geçinen di¤er t›r›c› sebebi zorunlu k›l›yordu. Bu zemi-
yaflanaca¤›n› düflünmeye bafll›yorlar. emekçi kesimlerin –elektrik paras›, kira, nin yavafl yavafl afl›nd›¤› söylenebilir,
Böylelikle, gündelik hayatta devflirdi¤i vergi ödemeyerek– kendilerinin pay›n- çünkü art›k devlet de Kürtleri tan›yor ve
iflgalci yaftas›n› genel siyaset ak›fl› içinde dan çald›¤›n› düflünmüfllerdir. Yoksul Kürtlerin PKK’y› destekledi¤i toplum ta-
do¤rulat›yor ve daha rasyonel, daha si- göçmenlere yönelik ›rkç› hissiyat her za- raf›ndan biliniyor. Kürtlerin PKK’yla öz-
yasal bir forma sokmufl oluyor. man vard›, flimdi bütün bu pratikler defllefltirilmeye bafllanmas›, Kürt karfl›t›
Aralar›nda sekiz PKK militan›n›n da ol- Kürtler taraf›ndan temsil edilmeye bafl- ›rkç› söyleme “meflruiyet” kazand›r›yor.
du¤u bar›fl grubu Habur’a geldi¤inde, land›¤› için, ›rkç› söylem kent hayat› için- PKK’n›n her eylemi, Kürtler taraf›ndan
s›n›r kap›s›nda görev yapan Manisal› de etnikleflerek ifade edilmeye baflland›. yap›lm›fl gibi alg›lan›yor art›k.
bir polis memuruyla konuflmufltuk. Po- Daha önce bu söylem, üst s›n›flarda dil- ‹zmirli orta s›n›f Türkler Kürt sorunu-
19
nun çözümü için ne öneriyor? çal›fl›yor. ‘90 öncesine kadar belli bir böl- rinden bir karfl›tl›k ortaya ç›kmaz. Mesela
Ço¤unlukla, Kemalizmin kalk›nmac› geyle s›n›rl› kalan Kürt sorununun zo- yoksul Türklerin “cahil Kürtler” veya
söylemi devreye giriyor. “Kürtleri orta- runlu göçle kent hayat›n›n içine girmesi, “kent hayat›n› mahvediyorlar” diye orta-
dan kald›ral›m, mahvedelim” diyenler “PKK eflittir kökü d›flar›da örgüt”, “Öca- ya ç›kmayaca¤›n› söyleyebiliriz.
de var, ama genelde, “bunlar› e¤itmek lan eflittir Ermeni dölü” alg›s›n› ortadan Kürt düflmanl›¤›n› hiç de¤ilse azaltmak
lâz›m” diyorlar. “Köylerine dönsünler” kald›rd›. Bu alg›n›n ortadan kalkmas› ön- için sizce ne yap›lmal›?
diyenler de oluyor. Kürtlü¤ün tan›m›n- ce bir “ayd›nlanma”ya sebep oldu, Bütün müfredat› de¤ifltirerek, devlet
da, alg›lan›fl›nda ortakl›k olsa da, “ne Türkler Kürt sorununun ay›rd›na vard›. söylemini yumuflatarak bugünden yar›-
yapmal›” sorusunu sordu¤unuzda poli- Ancak, bu “ayd›nlanma” baflka bir ge- na Ermeni, Rum ve Yahudi düflmanl›¤›n›
tik farkl›l›klar ortaya ç›k›yor. nelleme ve yan›lsaman›n kayna¤›n› olufl- azaltabilirsiniz. Ama ayn› yolla Kürt düfl-
Son dönemde dile getirilen “faflist ‹z- turdu. Bölücü kavram› daha önce PKK manl›¤›n› ortadan kald›ramazs›n›z. Er-
mir” gibi tan›mlamalar› ne diyorsunuz? veya HADEP’i kapsarken, art›k tüm meni, Rum veya Yahudi deneyimlenme-
Bu çabalar çok yan›lt›c›d›r. Böyle bakar- Kürtleri kapsar hale geldi, çünkü PKK mifl ötekilerken, Kürtler art›k deneyim-
sak, ›rkç› sald›r›lar› normallefltirmifl olu- veya DTP Kürtlerin temsilcisi olarak ta- lenmifl öteki. Kürt karfl›tl›¤›, Türkiye’de-
ruz. Ayn› zamanda, baflka bir ilde benzer n›nmaya baflland›. Yapt›¤›m araflt›rma- ki kapitalizmin durumunu tart›flmadan
›rkç› tepkiler ortaya ç›kt›¤›nda, onu aç›k- dan edindi¤im en önemli bilgi flu: Kürt halledebilece¤imiz bir mesele de¤il. O
layacak araçlardan mahrum kal›r›z. Ni- karfl›tl›¤›, Türklerin Kürt alg›s› de¤il, orta nedenle de do¤rudan maddî süreçlere
tekim, benzer sald›r›lar Adana, Mersin s›n›f kentsel yaflam pratiklerinden türe- müdahale etmek gerekir.
gibi illerde de yaflan›yor. Baflta söyledi- mifl bir alg›d›r. Kentsel yaflam pratikleri- Nas›l yap›lacak bu?
¤im gibi, ‹zmir’i kendine has özellikle- ne vurgu yapt›¤›m›zda, orta s›n›f› düfl- Beni karamsar k›lan da bu. Kapitalizmin
rinden de¤il, pratik nedenlerden ötürü man bellemek yerine, yaflam koflullar›n›n çarklar› bu müdahaleye cevaz vermiyor.
araflt›rma alan› olarak seçtim. Elbette ‹z- yaratt›¤› sonuçlara dikkat çekmifl oluruz. Dolay›s›yla, neoliberalizmin ma¤durlar›-
mir’e mahsus olan Kemalizmin a¤›rl›¤›, n›n kendilerini etnik kimlikleri üzerin-
tan›yarak d›fllama olgusunun di¤er met- Ayn› kaynaktan beslenen iki olgu var. Kaynak: Orta s›n›f. den de¤il, makro ekonomik süreçlerin
ropollerden biçimsel farkl›l›klarla ortaya Olgular: Kürt ve AKP karfl›tl›¤›. Orta s›n›f mensubiyeti ma¤duru olarak tan›mlamas›, aralar›nda
ç›kmas›na ve daha bask›n biçimde teba- ittifaklar kurup politikleflme sürecine
rüz etmesine sebep olmufl olabilir. AKP ve Kürt karfl›tl›¤›na da kaynakl›k edebilir. Ama bu, iki girmesi gerekiyor. Orta s›n›flara, ma¤du-
Tan›yarak d›fllama olgusunu Kemalizm karfl›tl›k aras›nda do¤rudan korelasyon kurmay› gerektirmez. riyetlerinin kayna¤›n›n Kürtler de¤il, ne-
neden daha bask›n hale getiriyor?
Sekülerlik, Müslümanl›ktan farkl› ola-
rak, bir özdeflleflmeyi engelledi¤i için ta- Akyaz›l›lar Emniyet
Merkezi’nden
n›yarak d›fllama olgusunu daha kolay dört Diyarbak›rl›
meflrulaflt›r›yor olabilir. Ancak hep vur- iflçiyi almaya çal›fl›rken
gulad›¤›m gibi, Kürt karfl›tl›¤› genelde
politik angajman üzerinden dile getiril-
medi¤i için, tan›yarak d›fllama e¤ilimi
tüm orta s›n›flar› kuflatabilen bir e¤ilim-
dir. Görüfltü¤üm insanlar içinde AKP’li
de vard›, CHP’li de, Fethullahç› da...
Kürt karfl›tl›¤› her ideolojiden, tüm orta
s›n›f mensuplar›nda ortaya ç›kabilir. Bi-
limsel ad›yla “yan›lt›c› iliflki” meselesine
dikkat edelim. Ayn› kaynaktan beslenen
iki olgu var. Kaynak: Orta s›n›f. Olgular:
Kürt ve AKP karfl›tl›¤›. Orta s›n›f mensu-
biyeti AKP karfl›tl›¤›na da, Kürt karfl›tl›-
¤›na da kaynakl›k edebilir. Ama bu, AKP
karfl›tl›¤›yla Kürt karfl›tl›¤› aras›nda do¤-
rudan korelasyon kurmay› gerektirmez.
Zaten bütün yan›lt›c› analizler yanl›fl ko-
relasyon kurmaktan kaynaklan›yor. Ya-
n›lt›c› analizlerin politik ve ideolojik ko-
flullanmadan kaynakland›¤›n› düflünü-
yorum, çünkü AKP’nin ideolojik olarak
fethedemedi¤i bir yer ‹zmir. AKP ve
yandafllar›, AKP’li olmamay› bir patoloji Kürt düflmanl›¤›n› önlemeye çal›fl›rken, oliberal politikalar oldu¤unu anlatacak
olarak görmeye bafllad›lar. O nedenle, stereotip bir Türk imgesi yarat›p onu politik bloklar oluflturmak gerekiyor. Ne
her patolojiyi de AKP karfl›tl›¤›yla iliflki- düflman haline getirmemifl oluruz. Tan›- yaz›k ki flu anki Kürt-Türk ayr›flmas›,
lendiriyorlar. AKP karfl›tl›¤› bir hastal›k yarak d›fllama ideolojisini ve maddî ko- böyle bir blo¤un oluflmas›n›n da en bü-
gibi lanse edilmeye baflland›. flullar›n› karfl›na alabilirsin, ama Türkü yük engeli. Demokratikleflme süreci de
‹ktidarda CHP olsa ve “aç›l›m›” CHP veya orta s›n›f› bir bütün olarak karfl›na tan›yarak d›fllama olgusunu çözemez.
yapsayd›, orta s›n›f›n reaksiyonu ayn› almak hem politik ve ideolojik hem de Demokratikleflme yaflan›rken Kürt kar-
olur muydu? bilimsel olarak çok ciddi bir hata. Gide- fl›tl›¤› pekiflerek varl›¤›n› sürdürülebilir.
AKP karfl›tl›¤›yla Kürt karfl›tl›¤› olgular› rek artan “Türkler bölünmek istiyor” ve- O yüzden, bu meseleyi demokratikleflme
birbirini pekifltirebilir. Ama bu, ikisi ara- ya “faflist ‹zmir” temal› yaz›lar›n hem po- paradigmas›n›n ötesine geçerek tart›fl-
s›nda bir nedensellik kurmay› zorunlu litik hem de olgusal olarak yanl›fl ve he- mak zorunday›z. Kürt sorunu art›k Kürt-
k›lmaz. Kürt karfl›t› hissiyat besleyen bi- def flafl›rt›c› oldu¤unu düflünüyorum. lerin hak ve özgürlük taleplerinden
rinin, Kürtlere haklar tan›d›¤›n› düflün- Peki, yoksul Kürtlerle yoksul Türklerin ibaret bir sorun de¤il. Kürt sorunu ta-
Söylefli: ‹rfan Aktan

dü¤ü bir hükümeti düflman bellemesi fla- iliflkisine dair gözlemleriniz neler? n›yarak d›fllamay› da içeren bir sorun-
fl›rt›c› de¤il. Ayn› zamanda, AKP iktidar- ‹leride araflt›rmak istedi¤im konu tam da dur. Bugün “aç›l›m” dolay›s›yla Kürt
dan düfltü¤ünde Kürt karfl›tl›¤› devam bu. Yoksul Türklerin s›n›fsal konumlar›- karfl›tl›¤› artarken, yar›n baflka bir
edebilir. Kürt karfl›tl›¤›n› AKP karfl›tl›- n›n orta s›n›flar kadar keskin bir Kürt kar- “mukaddes” üzerinden ortaya ç›kabi-
¤›yla aç›klamaya kalkanlar, Kürt sorunu- fl›tl›¤›na elvermedi¤ini düflünüyorum. El- lir. Bu nedenle, Türkiye’nin yaflanmaz
nu yaratan sebepleri görünmez k›lmaya verse dahi, orta s›n›f›n argümanlar› üze- bir ülke haline gelme riski var.

20
ÖLÜMÜNÜN ÜÇÜNCÜ YILINDA KEND‹ SES‹NDEN HRANT D‹NK la, yapt›r›mla karfl›lafl›yoruz. ‹lan verip
vermemeyi bir koz olarak kullanmaya
çal›fl›yorlar. Ama ba¤›ms›z bir gazete-
Hofl kelimelere karn›m›z tok nin ilana angaje olmamas› lâz›m. Ona
ba¤›ml› olacaksak, onlar›n istedi¤i gibi
bir bas›n olmak zorunday›z demektir.
Hrant Dink, A¤ustos 2006’da internetten yay›n yapan Nor Radyo’da, Sayat Tekir’in
Agos böyle bir gazete de¤il, olmayacak
Anuflabur program›n›n konu¤uydu. Agos’un 10. y›l› vesilesiyle yap›lan programda, da. Devlete karfl› verdi¤imiz demokrasi
301’den demokratikleflmeye, Ermeni meselesine, beraber nas›l yaflayabilece¤imize dair mücadelesini kendi toplumumuz içer-
düflüncelerini de özetliyordu. Kula¤›m›zda yank›lanan sesiyle, Hrant Dink’i dinliyoruz... isindeki yönetimlere karfl› da vermek
durumunday›z. Muhalefet böyle muha-
Agos 10. y›l›nda nerden nereye geldi? Bu düzeni sarsmadan yeniden düzenle- lefet olabilir ancak. Demokratl›k ancak
Hrant Dink: Agos hedeflerini teker te- menin mümkün olmayaca¤›n› biliyoruz. böyle olabilir. Kendi evinin içindekini
ker gerçeklefltirdi. Bunlardan biri, Erme- Bizim görevimiz kafalar› kar›flt›rmakt›r. görmemek do¤ru bir durufl de¤il. Agos
ni toplumunu büyük topluma açmak, Ve sorular sordurmakt›r. Birlik, bütün- fleffaf bir gazete. Kimseden saklayacak
toplumun sorunlar›n› büyük toplumun lük hofl kelimeler ama, bizim karn›m›z bir fleyimiz yok. Bir toplum “kol k›r›l›r,
sorunlar› haline dönüfltürüp çözüm sa¤- fazlas›yla tok. Bunlar dayatmac› iktidar- yen içinde kal›r” gibi atasözleriyle, gü-
lamaya çal›flmakt›. Onu yapt›k. Bugün lar›n kulland›¤› laflar. Böyle birlik, bü- zel laflarla yönetilmez. Dünyaya bakt›-
Ermeni toplumunun gizli kalm›fl bir so- tünlük ad›na demokratik davranma he- ¤›n›z zaman, bütün toplumlar sivillefli-
runu yok. Ermeni toplumunun sorunla- vesimizi kurban edemeyiz. Gerçek birlik yor, fleffaflafl›yor, demokratikleflmeye
r› nedir, siyasetçisi de, hükümeti de, ka- ve bütünlük dayat›lan de¤il, yarat›lan çal›fl›yor. Ermeni toplumunu bundan
muoyu da, bas›n› da, üniversitesi de bi- bir fleydir. Onu ancak demokratikleflerek ayr› tutmak mümkün olmaz. Ermeni
liyor. ‹kincisi, Türkiye’nin sorunlar›n› yaratabiliriz. Örterek birlik, bütünlük ol- toplumu da demokratikleflecektir, flef-
bizim toplumumuzun sorunlar› haline maz. A盤a ç›kararak olur. Herkes gör- faflaflacakt›r, sivilleflecektir.
dönüfltürmekti. Bunu da gerçeklefltirdi- sün bu toplumun muhafazakârlar› kim- Türkiye’nin demokratikleflme süreciy-
¤imizi düflünüyorum. Bugün Agos ler, ça¤dafl düflünenleri kimler. le ilgili ne düflünüyorsunuz?
okurlar› Ermeni toplumunun gelece¤ini Jamanak ve Agos’a yönelik ilan ambar- 301’le ilgili dün yeni bir dava daha aç›l-
düflündükleri kadar Türkiye’nin gelece- gosunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? d›, Reuters’e verdi¤imiz bir beyanattan
¤ini de düflünüyorlar ve Ermeni toplu- Yeri geldi¤i zaman hiç çekinmeden en ötürü. 301, bafl›ndan beri söylüyorduk,
mun gelece¤inin Türkiye’nin gelece¤in- kutsal say›lan –t›rnak içinde kutsal ta- ifade özgürlü¤ü üzerinde sallanan De-
den geçti¤ini idrak ediyorlar. Üçüncüsü bii–, dokunulmaz say›lan kurumumu- mokles’in k›l›c›d›r. Kald›r›lmas› gerekir.
ise Agos’u arzu edenlerin gelip kendi zu da, o kurumu temsil eden patri¤i de Yaflanan geliflmeler hakl› oldu¤umuzu
yemeklerini piflirdikleri bir mutfak hali- elefltiriyoruz diye. Elefltirmemizi a¤›r do¤rulad›. Türkiye demokratikleflme sü-
ne dönüfltürmekti. Say›s›z insan geldi buluyorlar, k›flk›rt›c› buluyorlar, sevi- recinden geriye ad›m atamaz. Zikzaklar
Agos’a. Agos’un kap›s› herkese aç›k. Da- yesiz buluyorlar. Bence elefltirmemize olacakt›r, ama yeflermeye bafllayan iç di-
ha baflka, haddini aflan bir ifllev üstlendi tahammül edemiyorlar. Yoksa seviye- namikler art›k belirleyicidir ve o iç dina-
Agos. Bugün art›k dünyada da tan›nan mizi korudu¤umuzu düflünüyorum. mikler Türkiye’nin demokratikleflmesini
bir gazete. Türkiye’de hemen hemen bü- Bas›n›n ba¤›ms›z kalmas› gerekiyor ki, sonuna kadar zorlayacakt›r.
tün kesimlerce tan›nan bir gazete. Bu ka- kendisinden beklenen ifllevi yerine geti- Bu davalar sürecinde yaln›z kald›¤›n›z›
dar k›sa zamanda bu kadar popüler ol- rebilsin. Ne yaz›k ki zaman zaman baz› hissettiniz mi?
mufl ve ifllevsel bir hacim yaratm›fl bir vak›f yönetimlerinden, zaman zaman Hay›r. Yaln›z kalsam dayanabilir miyim
gazete oldu¤unu düflünmüyorum. Bunu da patrikhanemizden bu tür bir bask›y- bu kadar bask›ya, s›k›nt›ya? “Yaln›z kal-
becerdik. Bundan sonra da demokratik- d›” diyenler kendilerini toplumun yeri-
leflme, sivilleflme, fleffaflaflma yolunda Her kesimin beni desteklemesinden de hicap duyar›m. ne koymas›nlar. Ay›p ederler. Bir de ta-
hangi mücadele gerekiyorsa, bunu ver- Adam muhafazakârsa, gericiyse, ça¤d›fl› bir zihniyete bii flu var: Her kesimin beni destekleme-
meye devam edece¤iz. Bizim için k›flk›r- sinden de hicap duyar›m. Adam muha-
sahipse, toplumu, ça¤› alg›lamakta zorlan›yorsa ve beni
t›c› diyebilirler. Bizim için birli¤imizi, fazakârsa, gericiyse, ça¤d›fl› bir zihniyete
bütünlü¤ümüzü bozuyor diyebilirler. destekliyorsa, o zaman kendimden flüphe duyar›m. sahipse, toplumu, ça¤› alg›lamakta zor-
lan›yorsa ve beni destekliyorsa, o zaman
kendimden flüphe duyar›m.
Sivilleflmeyle ilgili bir projeniz var m›?
Ben sivilleflmeyle ilgili proje gelifltirmem.
Ben sadece yazar›m, yaz›lar›mla uyar›-
r›m. Onun ötesi, bireylerin siyaset ürete-
bilmeleriyle ilgilidir. Türkiye Ermeni
toplumu siyaset yapmaktan kaç›namaz;
siyaset üretmelidir, hem kendi sorunlar›
için, hem Türkiye’nin genel sorunlar›
için. Siyasetsiz bir birey düflünülemez.
Siyaset üretemeyen bir toplum kendi so-
runlar›na çare bulamaz. Bizler ancak si-
yaset üretilmesine katk›da bulunabiliriz.
Ben bunu yapmaya çal›fl›yorum. Düflün-
celerim neyse yaz›yorum. Karfl›mda fikir
ya da düflünce gelifltirilmesinden de hiç
gocunmuyorum. Bundan haz duyuyo-
rum. Kula¤›ma geliyor, hakk›m›n
nush de¤il, kötek oldu¤unu bildiren-
Söylefli: Sayat Tekir

ler dahi ç›k›yor. Ama hepsini hoflgö-


rüyle karfl›layabiliyorum. Fikrini be-
yan eden insan ister bana karfl› olsun,
ister yandafl›m olsun, ikisini birbirin-
den ay›rmam. Onlardan, o düflünce-
lerden yararlanmaya çal›fl›r›m.
21
SAMAST’A Y‹RM‹, HAYAL’E OTUZ, NED‹M fiENER’E OTUZ ‹K‹ YIL HAP‹S ‹STEM‹ içinde çok ciddi manipülasyonlar yap›l-
d›¤›, çok önemli belge ve bilgilerin mah-
kemeye verilmedi¤i söyleniyordu. Med-
S›r m› kalm›fl ortada? yadaki genel alg› fluydu: Bu suçu her me-
lânette oldu¤u gibi askerler ifllemifltir, za-
ten belli, Ali Öz diye bir adam, yan›nda
Evet, istenen cezalar yukar›daki gibi. Nedim fiener’inki 32 sene. Ogün Samast’›n, Yasin
da jandarmalar var. Ali Bayramo¤lu da
Hayal’in, Erhan Tuncel’in cürmü malûm. fiener’inkiyse kitap yazmak, istihbarat birimle-
diyor, “biz hep k›fllaya bakt›k, o gözle
rinin “kasd› içeren ihmallerini”, özellikle Emniyet’inkileri soruflturmak, iddianamelerde Emniyet’e hiç bakmad›k”. Bakmad›lar,
ve komisyon raporlar›nda yer alan baz› belgeleri bir araya getirmek. Hrant Dink cinaye- çünkü Emniyet onlar› da yönlendirdi,
tinin üçüncü y›ldönümünde, “Dink Cinayeti ve ‹stihbarat Yalanlar›” kitab›n›n yazar› ayn› dava sürecinde oldu¤u gibi. Oysa
Nedim fiener’e ve Dink ailesinin avukatlar›n›n raporuna ba¤lan›yoruz... çok kritik bir fley var: Erhan Tuncel, poli-
sin eleman›. Yar› polis. Sadece elinde si-
Hrant Dink cinayetine istihbarat ku- lah› yok, fliddet kullanam›yor, ama ona
rumlar› üzerinden bakt›¤›m›zda ne gö- Nedim fiener duyulan sayg› hep ‹stihbarat’›n adam›
rüyoruz? oldu¤u için. Ve yakalan›p ‹stanbul’a geti-
Nedim fiener: Hrant Dink’in öldürülme- rildi¤i gün bu adam her fleyi anlat›yor. O
si, bana bafltan sona ciddi bir proje, gü- befl sayfal›k tutana¤› reddediyor ama, o
venlik birimlerinin ortak bir projesi gibi kadar çok ciddiye al›nmas› gereken bir
geliyor. Sadece 19 Ocak 2007’ye de¤il, fley ki. Medyada, özellikle “Hrant’›n dos-
çok daha geriye giderek olaya bakt›¤›n›z tuyum” diyen kesimlerde, liberal grup-
zaman o gün yaflanan fleyi anlayabiliyor- larda hiç bunun üzerinde durulmuyor.
sunuz. Foto¤raf› zaten herkes afla¤› yu- Bunun bir nedeni, polisin sadece bu süre-
kar› görüyor; önemli olan, aradaki parça- ci de¤il, medyay› da kontrol ediyor ol-
lar› doldurmak. Hrant Dink’in yan›nda mas›. ‹stihbaratç›lar kendilerine yönele-
olursunuz veya olmazs›n›z, elefltirirsiniz cek suçlar› çok kolay bertaraf edebiliyor-
veya elefltirmezsiniz, ama bir fley için u¤- lar, belge gösteriyorlar, “bak›n” diyorlar,
rafl›yordu. O süreçte ona karfl› ç›kanlar “biz uyard›k, 17 fiubat’ta ‹stanbul’a gön-
ve onlar›n iliflkide oldu¤u baflkalar› var- derilmifl belgede ‘Hrant Dink’e yönelik
d›. O kifliler, görevlerini ihmal ederek ve- ses getirici bir eylem’ yaz›yor” diyorlar.
ya o sürece katk›da bulunarak bu sonu- “‹stanbul polisi bu ihbar› ciddiye alma-
cun yaflanmas›n› sa¤lad›lar. Ben kitapta m›fl, Hrant’› korumam›fl” diyor Anka-
puzzle’›n eksik parçalar›ndan bir-iki ta- ra’dan ‹stihbaratç›lar. Peki 17 fiubat 2006
nesini tamamlamaya çal›fl›yorum. Bir tarihli as›l ana raporu niye gizliyor ‹stih-
k›sm› zaten tamamlanm›fl, Trabzon’da barat? ‹stanbul’a gönderilmemifl olan
cinayet planlan›rken Jandarma persone- ana raporda sadece “ses getirici eylem”
linin nas›l seyirci kald›¤›n› biliyoruz... yazm›yor, “Yasin Hayal’in ne pahas›na
‹çinde kast› da bar›nd›ran ihmaller uzun olursa olsun Hrant Dink’i öldürece¤i”
süredir mevcut. Cinayet planlanmadan aç›k ve net biçimde yaz›l›yor. Bu, Hrant
önce, Hrant Dink’in korunmas› gereken Ali Bayramo¤lu diyor ki, “biz hep k›fllaya bakt›k, o gözle Dink’i koruma alt›na almak için bir se-
dönemde var bu ihmaller. Biliyorsunuz, Emniyet’e hiç bakmad›k”. Bakmad›lar, çünkü Emniyet onlar› bep, ama ‹stihbarat Daire Baflkan›, bu
Yasin Hayal 2006’n›n bafl›ndan itibaren belgeleri uzun süre mahkemeye gönder-
bu cinayeti dillendiriyor, hapishaneden da yönlendirdi. Medyada, özellikle “Hrant’›n dostuyum” diyen mek istemedi. Sonra “ancak bir naip hâ-
ç›kt›ktan sonra Ermenilere kin besleme- kesimlerde, liberal gruplarda hiç bunun üzerinde durulmuyor. kim eflli¤inde okuyabilirsiniz, ard›ndan
ye bafll›yor nedense. Ve hayat›nda hiç ta- imha edin” diye devlet s›rr› kapsam›na
n›mad›¤›, yaz›lar›n› okumad›¤› Hrant m›yor. O zaman soruyorsunuz, o mu soktu. Ben de onlar› bir yerlerden bulup
Dink’i hedef al›yor. kulland› silah›, baflkas› m›? O silah te- kitaba koydum, burada as›l ihmalin Em-
“Türkün kan› Ermeni kan›yla temizle- mizlenmifl ve eksik mermiler tamamlan- niyet ‹stihbarat aya¤›nda oldu¤unu, hat-
necek” gibi, uydurulmufl bir cümle her- m›fl olarak Samast’›n üzerinde bulundu ta ve hatta bu ihmallerin neyi amaçlad›-
kesin a¤z›ndayd› çünkü... sonra. Ama duruflmada dedi ki, “Trab- ¤›n› ortaya ç›karmaya çal›flt›m. Bir de flu
Evet, ama Pelitli’de kahvede konuflula- zon’dan otobüse binerken silah› belime var: 2004’ün aral›k ay›nda Hrant Dink’i
cak konu de¤il ki. O dönemde toplumda koydum, dört gün hiç ç›karmad›m”. ‹n- ‹stanbul Valili¤i’nde bir M‹T’çinin tehdit
yayg›n olarak tart›fl›ld›¤›n› da hat›rlam›- san›n do¤as›na ayk›r› bir fley, hiç düflmez etti¤i söylenir hep. Bu bir efsaneydi, son-
yorum. Hrant Dink çok dar alanda birile- mi o silah dört gün? Neyse, bu ihmaller ra Hrant son yaz›s›nda da yazd›, ama is-
rinin hedefiydi, o da bunu çok iyi biliyor- Hrant’›n hedef olarak belirlendi¤i 2004’te mini filan bilmiyordu. Hrant’›n ard›ndan
du, hepimizin gözü önünde yaflan›yordu bafll›yor, cinayet s›ras›nda da, cinayet ifl- da çok yaz›l›p çizildi, güzel, ama o
durum. lendikten hemen sonra da, bugün dava M‹T’çinin kim oldu¤u önemli de¤il mi?
Ama Yasin Hayal ve arkadafllar›n›n bir yürütülürken de bir sürü ihmal var. Ba- U¤raflt›m, ö¤rendim, o M‹T’çinin kim ol-
seneye yak›n bu cinayeti planlad›¤›n›, fl›ndan sonuna ihmaller zinciri. du¤unu yazd›m kitaba (dönemin M‹T ‹s-
silah aray›fl›nda oldu¤unu Jandarma Siz faillerden daha fazla cezayla yarg›- tanbul Bölge Baflkan Yard›mc›s› Özel Y›l-
da, Emniyet de –kitab›n›zdaki resmî lan›yorsunuz, ama kamu görevlilerinin maz). Fakat kendilerine “Hrant’›n dostu”
kay›tlara göre– biliyordu. Anadolu’nun birço¤u mahkemeye dahi ça¤r›lam›yor. diyen yazarlar bu konuya hiç girmiyor-
baflka flehirlerinde de böyle planlar Yani Hrant Dink cinayeti meselesinde lar. Ne zamana kadar? O M‹T’çinin Bed-
yayg›n m›ym›fl, yoksa Hayal ve arka- en büyük suçu siz ifllemiflsiniz gibi bir rettin Dalan’a kaç diyen M‹T’çi oldu¤u
dafllar› tek bir oluflum mu? durum var. Bu kitab› haz›rlarken yönte- anlafl›lana kadar. Yeni fiafak manflet yap-
Hay›r. Sadece Trabzon’da var. ‹stan- miniz neydi, hiç duyulmam›fl fleyleri mi t› sonra, “Dink’i tehdit eden buymufl” di-
bul’da davalar›na Veli Küçük, Kemal Ke- yazd›n›z, kimsenin ulaflamayaca¤› bir ye. Türkiye’deki pek çok olayda oldu¤u
rinçsiz gibileri müdahil oluyor, olaylar tak›m belgelere mi ulaflt›n›z? gibi, Hrant Dink cinayetini de herkes po-
ç›kar›yorlar, ama “ben gidip flunu bir öl- Nedense Dink cinayetiyle ilgili ana dava zisyonuna göre kullanmaya çal›fl›yor.
düreyim” diyen yok. Bir tak›m gölgeleri olaya çok dar bir pencereden bak›yor. Herkes bu cinayeti kullanarak bir sürü
hep hissediyor Hrant, ama Trabzon’dan Mahkemeye göre katiller bulunmufl, fley anlatmaya çal›fl›yor, ama gerçekler
19 yafl›nda bir çocuk ç›kacak da gelip vu- maktûl de, fail de belli, deliller zaten or- arada süpürülüp gidiyor. Ben o çöpün
racak! Son duruflmalar›n birinde silah› tada, gereken ceza verilecek ve herkes içinden belgeleri toplay›p bir araya getir-
gösterdiler, Ogün Samast silah› bile tan›- yoluna gidecek. Bu süreçte Emniyet’in meye çal›flt›m ve ad›na da “‹stihbarat Ya-
22
lanlar›” dedim. Bu ülkede baz› fleyleri ya-
Erhan Tuncel
zabilirsiniz, derin devlet dersiniz, çok ka-
l›n laflar edebilirsiniz, derin devlet size
dava açamaz, ama ben hepsinin yalanc›
oldu¤unu yazd›m –bu, en kibar anlat›m›.
Daha a¤›r anlat›m› TCK’n›n 82. maddesi,
yani ihmal yoluyla ölüme sebebiyet ver-
mek. Suça ortak olmaya yak›n bir pozis-
yon asl›nda.
Esas olarak bu pozisyonda olan belli bir
istihbarat birimi mi?
Hepsi var. Ama mesela Jandarma med-
yay› iyi manipüle edemedi¤i için sahip-
siz ve yaln›z. O yüzden üzerine gide gide
hakk›nda dava aç›labildi. Peki, “Hrant’›n
dostuyum” diyen gruplarda Emniyet
için de dava aç›lmas› yolunda en ufak bir
çaba var m›? Benim çabam var, 30 y›lla
Ogün Samast Yasin Hayal
yarg›lan›yorum.
Erhan Tuncel’in konumu baflkalar›n›n
bu çabay› göstermesi için neden yeterli
olam›yor?
Tuncel, “cinayetten üç-dört ay önce güya
Emniyet’le iliflkim kesilmifl” diyor du-
ruflmada, “ama bunu bana söylemedi-
ler”. Oysa haber verilmesi lâz›m. ‹flleye-
bilece¤i herhangi bir suç Emniyet’i ba¤-
lamas›n diye bildirilir bu durum. Erhan
Tuncel zeki bir çocuk, diyor ki, “benim gazeteciler hiçbir zaman benim davay›
Cinayetin hukukî ve ahlâkî sorumlulu¤u hâlâ ‹stanbul
Emniyet’le iliflkim kesilmemiflse ne olur köflelerine filan alm›yorlar. Ama Zaman,
sonuçlar›?”. Mahkemede soruyor bunu, Emniyet Müdürlü¤ü, Cerrah ve adamlar›n›n üzerinde. Ama bir Yeni fiafak, Taraf gibi gazeteler baflka ga-
herkes de bak›yor. Ne olur sizce, kimin de cinayetin y›llar süren planlanma aflamas› var. Trabzon ilk zeteciler için manfletler at›yor kaç sefer.
parma¤› nerede olur? Emniyet’ten “biz halka, Ankara ikinci, ‹stanbul üçüncü halka. Biri Güler Kömürcü’yle Tu¤rul Türkefl’in
Erhan Tuncel’le Kas›m 2006’da iliflkimizi ahlâka mugayir konuflmas›n› yay›nla-
kestik” diyorlar, ama kitapta kesmedik- Baflkan› ve alt›ndakiler bu masa için ko- m›fl, hakaretten ceza al›yor adam, “bas›n
lerini gösteriyorum, telefonla görüflme nuflmuyorlar birbirleriyle, devlet için ça- özgürlü¤ü” diyor, hemen görüyorlar.
say›lar›n› da koydum. l›flm›yorlar. Neyin pani¤i bu? 22 Ocak’ta Baflbakanl›k Teftifl Kurulu, raporunda
Bir de Erhan Tuncel’i Trabzon’da muh- Erhan Tuncel her fleyi anlatt›¤› zaman Emniyet’in ihmalini nas›l anlat›yor?
birli¤e alan, cinayet esnas›nda Bayburt oyun bozuluyor. Mahvoluyorlar, biliyo- Eski ‹stihbarat Daire Baflkan›, konumu
teflkilât›nda bulunan polis memuru rum ki en iyi istihbaratç›lar tutuklanma- itibariyle, cinayetin planlanmas›ndan ifl-
Muhittin Zenit’le cinayetin hemen ar- y› bekliyor o günlerde. Bir defa, suçluyu lenmesine kadar bütün süreçlerden ha-
d›ndan yapt›klar› bir telefon görüflmesi Emniyet’e ba¤lam›fllar: Yasin Hayal’in berdar diyor.
var ki, feci... McDonald’s’a att›¤› bombay› yapan Er- Ayn› kifli, Ramazan Akyürek, Santoro
O konuflma son âna kadar irtibatta ol- han Tuncel. Ve Tuncel Dink cinayetinde cinayetinin ifllendi¤i dönemde de Trab-
duklar›n›, bir tak›m bilgileri paylaflt›kla- Emniyet’in aya¤›ysa e¤er, dedi¤i do¤- zon Emniyet Müdürü, de¤il mi?
r›n› gösteriyor. Bayburt’tan MSN’den gö- ruysa ve Emniyet’ten ayr›lmad›ysa, Evet, orada. McDonald’s bombaland›-
rüfltüklerini anl›yoruz o konuflmada, onunla iliflkide olanlar bu davada niye ¤›nda, Erhan Tuncel muhbir yap›ld›¤›n-
MSN kay›tlar›n›n gelmesi lâz›m, ama hiç yoklar? San›k olarak demiyorum, onu ta- da hep orada. O dönem Hrant Dink’le il-
kimse peflinde de¤il. “MSN’e geç” diyor yin etmek hukukun ifli, ama tan›k olarak gili raporlarda kendi imzas› var. O ra-
telefonda, bayramdan bayrama konufltu- niye yoklar? ‹stanbul’a, mahkemeye gel- porlarda “Yasin Hayal ve grubu” deni-
¤un adam›n MSN’ini bilir misin? Hem miyorlar, ifadelerini Ankara’dan veri- yor, cinayet için tetikçi de¤ifltirdi¤i takip
bir kayg›n, korkun yoksa niye MSN’e ge- yorlar, ama bana açt›klar› davay› bilfiil ediliyor. Hatta ‹stihbarat’a karfl› koyma
çirtiyorsun? Cinayet gecesi Emniyet’te takip edebiliyorlar. Bana iftiradan dava tekniklerinden de haberdar Yasin Hayal,
misafir ediliyor Erhan Tuncel. Bunlar›n aç›lmad›, biri Terörle Mücadele Yasa- cep telefonunu Maçka’ya gönderiyor,
hesab›n› hâlâ kimse sormad›. Ben kitapta s›’na ayk›r›l›k, yani terörle mücadele kendisi ‹stanbul’a geliyor.
kenara süpürülmüfl parçalar›n içinde ifle eden kiflileri örgütlere hedef göstermi- Çünkü flehir de¤ifltirdi¤inde gitti¤i ile
yararlar› ald›m, Trabzon, Rize, Ankara, flim. ‹ki, gizli belge temin etmek, üç, gizli haber verilmesi gerekiyor...
‹stanbul’daki dosyalar› da bir araya ge- belge yay›nlamak... Bu, A¤›r Ceza Mah- Evet, ama ne diyor polis, “gitti¤i eve,
tirdim, bilgileri çak›flt›rd›m. Böyle bak›n- kemesi’ndeki davalar›m. Bir de Asliye oturdu¤u koltu¤a kadar biliyoruz”. Ama
ca, bir yerde bir türlü konuflan adam›n Ceza’da haberleflmenin gizlili¤ini ihlâl, ‹stanbul’a gelmifl bu adam. Sonra Zeynel
bir baflka yerde farkl› konufltu¤unu anl›- kamu görevi yapan devlet memuruna Abidin Yavuz var, Ogün Samast’tan bir
yorsunuz. hakaret, adlî yarg›lamay› etkilemeye te- önceki tetikçi, temmuzda ortadan kaybo-
Cinayetin hemen ard›ndan, aralar›nda flebbüs var. Bir defa, onlara aç›lm›fl bir luyor. “Araflt›rd›k” diyorlar, “Kocaeli’ne
size dava açanlar›n da bulundu¤u, art›k dava yok ki, etkileyeyim. Haberleflmenin gitmifl”. Hemen uyanmas› gerekir bir is-
farkl› illerde olan polis müdür ve me- gizlili¤ini ihlâl de, Erhan Tuncel’le Mu- tihbaratç›n›n. Ama çal›flmaya gitmiflmifl.
murlar› aras›nda bir telefon trafi¤i bafl- hittin Zenit’in konuflmas›. Devlet memu- Sonra onun de¤iflti¤i de biliniyor, tele-
l›yor, Trabzon’dan Afyon’a, Bay- runa hakaret de etmiyorum, Baflbakanl›k fonda “hani bir çocuk vard›” diyor Zenit,
burt’tan Ankara’ya... Teftifl Kurulu bu kiflilerin görevini ihmal Erhan Tuncel’e. Bir tak›m fleyler biliniyor
Böyle bir olay oldu¤u zaman hemen bir etti¤ini yaz›yor, ben de bu kadar›n› yaz- yani. Ama hiçbir mahkeme bu genifllikte
masa kurulur, Hrant Dink’le ilgili tüm m›fl›m zaten. Fakat bas›n› manipüle et- onlar›n ifadelerini alm›yor. Komisyonla-
bilgiler, raporlar, ald›¤› tehditler bir ara- meye çok al›flm›fllar, böyle yafl›yorlar, ra konufluyorlar, ama mesela bir TBMM
ya getirilerek bir flema oluflturulur. Bir- operasyonlar›n bir aya¤› hep bas›nla yü- komisyon raporu var, anlafl›lmamas› için
iki saatlik bir ifl bu, fakat cinayet ifllendi- rüyor. Ben o zincirin halkas› olmad›¤›m her türlü fley yap›lm›fl, birçok bölüm ç›-
¤i zaman Emniyet’in ‹stihbarat Daire için tepki çekiyorum. Onlar›n etkiledi¤i kar›lm›fl. Geliyor bir cümle, sonra nokta
23
nokta nokta, paragraf bafl›na geçiyor. var, onlar bu ifllerin içinde olmazlar, ama neskafe ›smarlad›lar” diyor, “bunun ne
Acaba neler var o boflluklarda, niye kesi- vurucu yap›da olan insanlar da var. Bun- anlama geldi¤ini yaln›zca istihbaratç›lar
yorsun ki cümleyi? Baz› ifadeleri okur- lar tetikçinin nerede bulunaca¤›n› çok iyi bilir, zaman› geldi¤inde aç›klar›m”. Hâlâ
ken adam›n vücut kokusunu bile alabili- biliyorlar. fiehrin göbe¤inde bulamazlar “neskafe”nin ne oldu¤unu bilmiyoruz.
yorum, ama burada kesip kesip tek par- belki, ama sa¤›ndan solundan, Pelitli gibi Erhan Tuncel’in oradaki pozisyonu, her-
çal›k tek bir cümle haline getirmifller bü- baz› mahallelerden, itilmifl kak›lm›fl yer- halde orkestra flefi gibi iflleri yürütmek
tün raporu, anlayabilene aflkolsun. lerden nas›l bulunaca¤›n› çok iyi biliyor- üzerine kurulu. Yasin Hayal baflka bir rol
Bu davadan beraat karar› alsan›z yahut lar. Yasin Hayal de bence özellikle üzeri- oynuyor. E¤er Samsun’da yakalanma-
ceza çekseniz, size dava açanlara ziyare- ne çal›fl›lm›fl bir adam. Duruflmalara git- sayd› Ogün Samast, bence teslim edilece-
te, sohbete gider misiniz? ti¤iniz zaman, san›klar›n birbirleriyle te- ¤i yer Trabzon’du. Yasin Hayal’in
Hay›r. Niye? maslar›nda, el kol hareketlerinde bunu McDonald’s eyleminden sonra ‹stan-
McDonald’s bombalamas›ndan hapis görüyorsunuz. “Bu cinayet adi bir cina- bul’da yakalanmas› da, muhtemelen Er-
yat›p ç›k›nca Yasin Hayal neden Terör- yettir, biz planlad›k, alaca¤›m›z cezalar han Tuncel’in ya da Hayal’in daha önce
le Mücadele’ye “nezaket ziyaretleri” belli zaten” gibi bir anlaflma yap›lm›fl iliflkili oldu¤u polis muhbiri Sinan Rafli-
yap›yor? aralar›nda sanki. Üniversite okudu¤un- to¤lu’nun bilgisiyle gerçekleflen bir ope-
(gülüyor) Tuhaf›n tuhaf›. Trabzon’da dan ve hayat›n›n kayaca¤›n› bildi¤inden rasyondur. Yasin Hayal’in bütün eylem-
McDonald’s her gün bombalanm›yor ki, Erhan Tuncel biraz feryat ediyor, ama lerinde bir istihbaratç› var, Baflbakanl›k
adam› unutman mümkün de¤il, o gele- Yasin Hayal “yatal›m, evimize gidelim” Teftifl Kurulu bu noktaya özellikle de¤i-
cek olsa bile senin “hop birader!” demen havas›nda. Mahkeme de adaletin bu s›- niyor. Bombalama eylemi öncesi ve son-
lâz›m. ‹kincisi, Yasin Hayal’le dönemin ras›nda Sinan Raflito¤lu’yla sürekli gö-
Terörle Mücadele fiube Müdürü Yahya Santoro cinayetinin, Malatya olay› gibi olaylar›n yan›nda rüflme yapt›¤› biliniyor. Raflito¤lu, t›pk›
Öztürk aras›ndaki iliflki çok farkl› boyut- Tuncel gibi, eylemden bir süre önce ele-
Dink cinayeti için de “tipi, ifllenifl biçimi aç›s›ndan bu
larda, çok irdelenmesi gerekir o iliflkinin. manl›ktan ç›kar›l›yor. Yani Yasin Hayal’e
Baflbakanl›k Teftifl Kurulu bence orada örgütün yap›s›na uygundur” denmedi mi? Peki niye Hrant birileri “Abdullah Çatl› rolü” vermifl.
sa¤l›kl› bir tespitte bulunmuyor. Cebin- Dink cinayetiyle Ergenekon birlefltirilmiyor? Samast’›n Trabzon’a ulaflmas›na tafl ko-
yan ‹stanbul Emniyet’i mi oluyor?
“Nerede olursa olsun, bir an önce yaka-
lans›n” derdinde onlar.
‹stanbul Emniyeti’nin Dink’i koruya-
mamaktan kaynaklanan ihmal suçla-
mas›nda Celalettin Cerrah’› vali Gü-
ler’in korudu¤unu söylüyorsunuz, ama
Foto¤raf: Mehmet Kaçmaz / NarPhotos

can› yanan ve görevden al›nan, Sa-


mast’›n Trabzon’a gitmesini engellemifl
bulunan ‹stanbul ‹stihbarat fiube Mü-
dürü Ahmet ‹lhan Güler oluyor...
O da bas›n biraz durulsun, ortal›k yat›fl-
s›n diye herhalde. Yoksa ‹stanbul Emni-
yeti görevini yapmam›fl, bu tart›fl›lmaz.
Gazetesinin önüne kadar gelip tehdit
ediliyor, evine öldürme amaçl› insanlar
geliyor, sen polisler gönderiyorsun, teh-
dit mektuplar› ortalarda geziyor. Ve siz
bu insan› koruyam›yorsunuz. Bunun ge-
rekçesi olamaz. Bu cinayetin hukukî ve
den Kur’an ç›karmak, Muhsin Yaz›c›o¤- n›rlarda tecelli etmesi için elinden geleni ahlâkî sorumlulu¤u hâlâ ‹stanbul Emni-
lu’nun resmini göstermek gibi hareketle- yap›yor. yet Müdürlü¤ü, Cerrah ve adamlar›n›n
ri, “bayrak yere düfltü, siz kald›racaks›- Cinayetin ard›ndan Erhan Tuncel’le gö- üzerindedir, bunu kimse inkâr edemez.
n›z” gibi laflar› müfettifller, karfl› taraftan rüflmesinde Muhittin Zenit, “ama kaç- Ama bir de cinayetin y›llar süren bir
bilgi almak, kontrol alt›nda bulundur- mayacakt›” diyor. Ogün Samast’›n kaç- planlanma aflamas› var. Bu olay›n baflla-
mak için “iyi polis numaras›” gibi yo- mas› istenmiyor muymufl? d›¤› yer Trabzon ve oradan bafllay›p zin-
rumluyor. Bunu anlayabilirdim, sadece Öyle görünüyor. Yakaland›¤› zaman, cirin halkalar›n› do¤ru yerlefltirmeliyiz.
Yasin Hayal’le s›n›rl› kalsayd›. Ama fiu- Trabzon’dan milliyetçi duygularla gel- Trabzon ilk halka, Ankara ikinci ve cina-
be Müdürü, Yasin Hayal’in babas›na da mifl bir genç olacak, hiçbir irtibat›, iliflkisi yetin ifllendi¤i ‹stanbul üçüncü halkad›r.
söylüyor iki kez. Onun karfl›s›nda niye bulunamayacak. Hatas›, kaçm›fl olmas› Ama eski ‹stihbarat Daire Baflkan› Rama-
“iyi polis”i oynas›n? “Merak etme” di- asl›nda. fiemsi Denizer öldürüldü, Cen- zan Akyürek’in görevden al›nmas›nda
yor, “raporlar› öyle bir yazaca¤›z ki, o¤- giz Bal›k diye bir adam elinde silah, “ben Dink cinayeti etkili olmufl mudur, emin
lun k›sa sürede ç›kacak”. Bunu niye söy- öldürdüm” diye ç›kt›, kapand› dosya, ar- de¤ilim. Belki iyi bir ad›m olabilir, mah-
lüyor babas›na? Burada çok farkl› bir an- kas›ndaki güçler irdelenemedi. Dink ci- kemeye gelirse san›klar›n aç›klamalar›n›
lay›fl var. Büyük Birlik Partisi’ne, o anla- nayeti de öyle olacakt›. Burada belki ikili gelifltirebilir. Bu, Trabzon ve ‹stanbul fiu-
y›fla bakmak gerekiyor bu noktada. bir yap› da var. Belki kaçt›¤› zaman Er- be Müdürleri için de geçerli.
Emniyet’teki etkisinden baflka, flehrin han Tuncel, Trabzon’da Samast’› Emni- Hrant Dink cinayeti esnas›nda az›nl›k-
bir sürü zengini, tüccar› da BBP’li... yet’e teslim edecekti, biliyordu kaçt›¤›n› lara yönelik tehditlere dair istihbarat-
Trabzon’un kendisi zaten bir proje. Etnik çünkü. tan sorumlu olan ‹stihbarat Dairesi C
ve tarihsel nedenlerden ötürü bir proje. Yani otobüs mü bekleniyor o s›rada fiube Baflkan› Ali Fuat Y›lmazer, cina-
Binnaz Toprak’la Mahalle Bask›s› araflt›r- Trabzon’da, “biz yakalad›k” demek yetin ard›ndan, daha önce Trabzon Em-
mas›na kat›lm›flt›m, Trabzon’a da gitmifl- için? niyet Müdürü olan ‹stihbarat Daire
tim. Forum Trabzon aç›lm›fl, bir sürü ilde Evet, telefonda Erhan Tuncel “gerekirse Baflkan› Ramazan Akyürek taraf›ndan
var. Forum kelimesinin düz çizgisinin, teslim ederiz” filan diyor. ‹stanbul ‹stihbarat fiube Müdürü ola-
R’nin alt›na da ilin ad›n› yaz›yorlar. Yani, Ve Ogün Samast Trabzon otobüsün- rak atan›yor. Bayburt’ta bulunan Mu-
“Rum Trabzon” oluyor. Bunu manflet deyken, Yasin Hayal ve arkadafllar› gö- hittin Zenit de Ankara’ya, Emniyet ‹s-
yapm›fllar gazetelerde, böyle paranoya- zalt›na al›nm›flken, Erhan Tuncel Emni- tihbarat genel merkezine çekiliyor.
larla, bu düflünceyle yat›p kalk›yorlar yet ‹stihbarat’ta çay içiyor... Bunlar enteresan geliflmeler de¤il mi?
orada. Trabzon’un çok önemli aileleri Duruflmada “o gece bana ‹stihbarat’ta Öyle. Baflbakanl›k Teftifl Kurulu’nun tes-
24
pitine ra¤men ‹stanbul ‹stihbarat fiube görmeyenlerin durumuna düflerim. Bu kon demesem de, o iliflkiler bütünü için
Müdürü olabildi Y›lmazer. fiimdi ‹stih- ifli soruflturmak bir ekibin ifli; herhangi görülen davan›n ilk iddianamesinde
barattan Sorumlu Emniyet Müdür Yar- bir ba¤la bir yere ba¤l› olmayan, namus- Santoro cinayetinin, Malatya olay› gibi
d›mc›s›. Biz ne bekliyoruz bu insanlar- lu, cesur insanlar›n seçilmesi gerekir bu olaylar›n yan›nda Dink cinayeti için de
dan? Dink cinayetiyle ilgili bilgi gelirse, ekip için. Baflbakan›n imzas›n› tafl›yan ra- “tipi, ifllenifl biçimi aç›s›ndan bu örgü-
olay› ayd›nlatmalar›n›. Mahkeme bir fley por zaten Akyürek ve Y›lmazer hakk›n- tün yap›s›na uygundur” denmedi mi?
isteyince “devlet s›rr›” diyen adamlar da önemli tespitlerde bulunmufl. Ha, bir Peki niye Hrant Dink cinayetiyle Erge-
bunlar. Hrant Dink ölmüfl, s›r m› kalm›fl suçlar›, ihmalleri yoksa görevlerine de- nekon birlefltirilmiyor? Dan›fltay cinaye-
ortada? vam etsinler, benim derdim gerçe¤in or- ti, Osman Y›ld›r›m ad›nda müebbet al-
Kitab›n›zda Akyürek ve Y›lmazer’in taya ç›kmas›. m›fl bir adam›n tart›flmal› bulunan ifa-
Fethullahç› oldu¤una dair bir bilgi notu Bu cinayette en önemli s›rlardan biri de deleriyle Ergenekon’a ba¤land›. Tart›fl›l-
da var. Geçti¤imiz günlerde Ergenekon herhalde bankan›n kamera kay›tlar›n›n s›n tart›fl›lmas›n, o da bizim iflimiz de¤il,
san›¤› Adil Serdar Saçan da Akyürek’in silinmifl olmas›... ama bir kiflinin ifadesiyle yap›lm›fl bu
Emniyet’te Fethullahç› örgütlenmeyi Evet, bunun da hiç üzerine gidilmiyor. ba¤lanma. Kitapta Emniyet Müdürlü-
bafllatan adam oldu¤unu söylüyordu. Üç-dört günün kayd› duruyor, ama o ¤ü’nün yapt›¤› iddia edilen flemay› ko-
Sizin bu isimlerin üzerine gitmenizde saatlerin kayd› yok. Osman Hayal de yuyorum, Ergenekon san›klar›yla Dink
bunun pay› var m›? belki ‹stanbul’dayd›, belki de gitmemifl- cinayeti san›klar› aras›nda telefon irtiba-
Ramazan Akyürek’in Fethullahç› oldu- ti ‹stanbul’dan. Hrant Dink’le konuflan t›n› gösteren bir flema bu, iddianameyi
¤una dair sicil notu, Vali Erol Çak›r’a ait. M‹T görevlisi bölge baflkan yard›mc›s›y- koyuyorum, bir fley olmuyor. Bafl›ndan
Ali Fuat Y›lmazer’in Gülen cemaatine beri “Dink cinayetini Ergenekon yap-
yak›nl›¤› ise, Emniyet Genel Müdür Yar- Yasin Hayal’in bütün eylemlerinde bir istihbaratç› var. m›flt›r” diyenler niye ›srarc› de¤iller?
d›mc›s› Necati Alt›ntafl imzal› Ankara Dink cinayetinin san›klar› Silivri’dekile-
Bombalama eylemi öncesi ve sonras›nda Sinan Raflito¤lu’yla
Cumhuriyet Savc›l›¤›’na gönderilmifl bir rin aras›na kar›fl›rlarsa baflka bir fley an-
bilgi notu olarak var. Velev ki bunlar sürekli görüflme yapm›fl. Raflito¤lu, t›pk› Tuncel gibi, latmalar›ndan m› korkuluyor acaba?
do¤ru olsun, bu beni Gülen cemaatine eylemden bir süre önce elemanl›ktan ç›kar›l›yor. ‹deolojik bir yaklafl›m›m yok, hukuku
yak›n olan insanlar›n kötü oldu¤u gibi ar›yorum. Onlar›n diliyle konufluyo-
bir sonuca vard›rmaz. Benim için önemli d›, Valili¤e görevli gittiyse görev k⤛d›- rum, “evet, Ergenekon yapm›flt›r” diyo-
olan, ortada ayd›nlat›lmas› gereken bir n›n, dönüflte yazd›¤› raporun olmas› lâ- rum, hak hukuk noktas›ndan bak›yo-
cinayetin olmas›. Kitab› yazarken Emni- z›m, mahkeme bunlar› neden talep et- rum, çok k›z›yorlar. Elektrik dü¤mesine
yet içinde F tipi yap›lanma iddialar›na miyor? Bu cinayete proje dememin ne- basars›n›z, ortal›k ayd›nlan›r ya, Dink
hiç odaklanmad›m. Benim için görevi ih- deni bu, her aya¤› var. Ama hiç kimse cinayetinde gerçe¤e o kadar yak›n›z

Söylefli: Merve Erol


mal hasebiyle bir insan›n ölümüne sebe- ç›plak gerçe¤in peflinde de¤il. Dönüp asl›nda. Ama e¤er o elimizi k›rarlarsa,
biyet vermek yeterli bir veri. Amac›m dolafl›yoruz, herkes “Hrant Dink cina- hep karanl›kta kalmaya mahkûm bu
Dink cinayeti üzerinden Fethullahç›larla yetini nas›l kullan›r›z” derdinde. Ad›na ifl. Ben dü¤meye dokundum, ama eli-
kavga etmek de¤il. Hukukî ve ahlâkî ola- Ergenekon deyin demeyin, oradaki tip- mi k›rmaya çal›fl›yorlar. Bu cinayet
rak iflin peflindeyim, aksi takdirde Akyü- ler bu iflin içinde bir flekilde. Böyle di- ayd›nlanmazsa, kim olursan›z olun,
rek ve Y›lmazer hakk›ndaki iddialar› yenlere tamam diyorum, ad›na Ergene- sizin de güvenli¤iniz yok demektir.

Çat›flan kurumlar›n tek ortak noktas› Bu son derece profesyonel örgütlü yap›n›n ortaya ç›-
kar›labilmesi için olay› temsil eden tüm delillerin toplan-
Cinayet öncesi süreçte yaflanan bütün geliflmelere, k›ndan izledi¤i kifliler öldürülmekte, ancak yine devletin mas›, bütünü temsil etme ihtimali olan tüm parçalar›n bir-
yasal düzenlemelere, TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu ve izledi¤i faillerle ilgili maddî gerçe¤e ulafl›lamamaktad›r. lefltirilmesi, örgütü deflifre edecek tüm ipuçlar›n›n de¤er-
Baflbakanl›k Teftifl Kurulu raporlar›nda, “Hrant Dink’in ya- Bu durum düflündürücüdür. lendirilmesi, etkin ve etkili soruflturma aç›s›ndan da zo-
flam›n›n yak›n ve ciddi tehdit alt›nda oldu¤unun Emniyet Devlet, bu cinayetin sorumlulu¤undan kurtulmak isti- runludur.
birimleri taraf›ndan de¤erlendirilmifl olmas› gerekti¤i ve yorsa, en az›ndan kendi kurumlar› taraf›ndan yürütülen in- ‹flte bunun için, Hrant Dink cinayetinde cinayetin te-
kendisine koruma sa¤lanmas› gerekti¤i” yönündeki somut celemeler sonucunda ulafl›lan tespitler ›fl›¤›nda sorumlu- tikçileri ile cinayetin haz›rl›k sürecinde onu aç›k hedef ha-
tespitlere ra¤men Hrant Dink’e neden koruma sa¤lanma- lar› yarg› önüne ç›karmal›, yarg› kurumlar› da tüm bu dava line getirenlerin, onu toplumda yaln›zlaflt›ranlar›n, bu pla-
d›¤› ve koruma sa¤lamayanlar›n neden yarg›lanmad›¤› so- ve soruflturmalar› bir bütün halinde ve tek elden yürütül- n›n medyadaki ayaklar›n›n, yarg› mensuplar›n›n bu kam-
rular› hep cevaps›z kald›. mesi için kararl›l›kla harekete geçmelidir. panyada durduklar› yerin, yine bu süreçte, görevlerini yap-
Gelinen noktada, M‹T, Jandarma ve Emniyet’in Hrant Cinayetin üzerinden geçen üç y›lsonunda bafllad›¤›- mayarak cinayeti kolaylaflt›ranlar›n birlikte ele al›n›p de-
Dink’in öldürülmesi olay›ndaki sorumluluklar› ve iflbirli¤i m›z yerde oldu¤umuzu söylemek hiç de abart›l› bir tespit ¤erlendirilmesi, suç oluflturan eylemdeki rollerinin ve ör-
ve koordinasyon sa¤lama konusundaki kusurlar›, birbirle- de¤il. Ancak, bu üç y›l›n sonunda cinayetin gerçek faille- gütle iliflkilerinin araflt›r›lmas› gerekir.
rinden bilgi ve belge saklad›klar›, kendilerini kurtarmak rinin ortaya ç›kar›lmas› yönünde kayda de¤er bir geliflme ‹flte bu nedenlerle soruflturma safhas›ndan bafllaya-
için birbirlerini suçlad›klar› bütün ç›plakl›¤›yla ortaya ç›kt›. olmamakla birlikte, cinayetin ifllenmesine zemin haz›rla- rak yarg›laman›n bütün aflamalar›nda bu cinayete iliflkin
Birbirleriyle kavgal› bu üç kurumun aralar›ndaki çat›flmaya yan süreç ve ard›ndan geçen üç y›lda yaflanan geliflmeler tüm dava ve soruflturmalar›n tek elden yürütülmesi gerek-
ra¤men iki konuda uyum içinde olmalar› ve birlikte hare- bir bütün olarak ele al›nd›¤›nda failin kim ya da kimler ol- ti¤ini, parçalara ayr›larak bütünlü¤ünden kopar›lan dava
ket etmeleri dikkat çekiciydi: Hrant Dink’in öldürülece¤ini du¤u konusunda ciddi emareler sunuyor. Bizi, ikinci y›l ra- ve soruflturmalarla maddî gerçe¤e ulaflman›n imkâns›zl›-
bilmelerine ra¤men onu korumak konusunda hiçbir önlem porunda sordu¤umuz sorular›n cevaplar›na biraz daha ¤›n› dile getirdik.
almama konusundaki kararl›l›klar› ve Hrant Dink’in katil yaklaflt›r›yor. Bugüne kadar izlenen yöntemle bu cinayet ayd›nlat›-
zanl›s›na/zanl›lar›na kahraman muamelesi yapmalar›... Özellikle içinden geçti¤imiz süreçte, bir tak›m sorufl- lamaz.
Bu flekilde yürütülen incelemeler ve soruflturmalarla turmalar ve yarg›lamalarla ortaya ç›kan psikolojik savafl Bu cinayetin milliyetçi duygulara sahip üç-befl gencin
bu suikast›n ayd›nlat›lamayaca¤›, cinayet öncesi ve son- harekâtlar›, eylem planlar›, “sonuna kadar gidilecek” aç›k- ifli oldu¤una inanmak mümkün olmad›¤› gibi, bir biçimde
ras›ndaki sürecin bir bütün olarak ele al›narak ana dava- lamalar›na, yüzlerce sayfal›k raporlara ra¤men cinayetin Emniyet ve Jandarma bünyesine de s›zm›fl, hukukd›fl› bir
da birlefltirilmesi gerekti¤i sonucu ortaya ç›kt›. çözülmeyifli, Hrant Dink’in neden öldürüldü¤ü sorusunu güç ve yetki kullanan daha örgütlü bir yap›n›n bu üç-befl
Yap›lan yarg›lama s›ras›nda dosyaya gelen belgelere bir kez daha sormay› ve yan›tlamay›, Hrant Dink cinayeti- genci kullanarak bu cinayeti iflletti¤ine inanmak da müm-
göre, cinayetin planlay›c›lar›ndan Yasin Hayal, cinayetin nin Türkiye siyasetinde nereye oturdu¤unu bir kez daha kün de¤il. Genelkurmay Baflkanl›¤›’ndan yarg›sal makam-
ifllenmesi s›ras›nda olay yerinde bulundu¤una dönük kuv- de¤erlendirmeyi gerektiriyor. lara, hükümet sözcülerinden güvenlik birimlerine, medya-
vetli flüphe bulunan Osman Hayal ve öldürülen Hrant Bu dava san›klar›n›n, cinayeti iflleyen büyük ve pro- dan paramiliter güçlere, tüm resmî/siyasî aktörlerin Hrant
Dink, Emniyet taraf›ndan takip edilmektedir. Bu bilgi, Ra- fesyonel örgütlemenin sadece bir bölümünü oluflturdu¤u Dink’in öldürülmesinde, cinayetin önlenmemesinde, ger-
hip Santoro ve Malatya’da katledilen Zirve Yay›nevi çal›- yönündeki iddiam›z›n soyut bir varsay›mdan ibaret olma- çek faillerin ortaya ç›kar›lmamas›nda sorumlulu¤u vard›r.
flanlar›n›n da öldürüldükleri s›rada Emniyet taraf›ndan ta- d›¤›, gerçe¤i iflaret etti¤i, davad›fl› geliflmelerle, bu dava (Avukat Fethiye Çetin ve Avukat Deniz Tuna’n›n
kip edilmekte oldu¤u bilgisiyle birlefltirilince, çok dikkat d›fl›nda yürütülen inceleme ve soruflturmalarla her geçen haz›rlad›¤› “Hrant Dink Cinayeti Üçüncü Y›l
çekici sonuçlar ortaya ç›kmaktad›r. Devletin bu kadar ya- gün biraz daha ve yeniden do¤rulanmaktad›r. Raporu”ndan k›saltarak)

25
DEVLET‹N MUTASYONU, “S‹V‹L TOPLUM” VE “ORGAN‹K” AYDINLAR tikleflmenin tafl›y›c›s› olmad›.
Elefltirel yaklaflt›¤›n›z sivil toplum fikri
ne?
Kesiflen ideolojiler Sivil toplum, Bat›’da kiminin sol-liberal
diye tabir etti¤i, Gramsci’den yararlan›l-
sa da esas olarak 18. yüzy›l düflüncesi
Neoliberalizm dünyan›n dört bir yan›nda madara olurken, en iddial› temsilcileri bile olarak devlet/sivil toplum karfl›tl›¤›na
düflük profil sergilerken nas›l oluyor da Türkiye’de hâlâ tabiat kanunu muamelesi iflaret eder. Sivil toplum örgütleri, devle-
görebiliyor? Nas›l oluyor da demokrasiyle uzlaflmaz çeliflki içinde olan serbest piyasa te karfl› bireyi koruyan bir yap› olarak al-
rejimi, hâlâ demokrasinin önkoflulu olarak önümüze sürülüyor? Nas›l oluyor da devlet g›land› ve Türkiye’ye de bu söylemle gel-
s›n›flar›n d›fl›nda / üstünde bir özne olarak addedilebiliyor? Nas›l oluyor da sa¤daki ve di. Asl›nda 12 Eylül rejimi çerçevesinde
soldaki liberalizm vaizleri hem muhalif hem hegemonik olabiliyor? Galip Yalman’a bunun bir mant›¤› da vard›. Ama kuru-
kulak kesiliyoruz... lan yap›lanmalar, “12 Eylül öncesine
dönmeme” kayd›yla hareket edebildiler.
Kitab›n›zda (“Transition To Neolibera- Aksini talep eden sivil toplum örgütleri-
lism / The Case Of Turkey In 1980’s / Galip Yalman ne de “haddinizi bilin” dendi.
Neoliberalizme Geçifl –1980’lerde Tür- Sermaye de 12 Eylül’den sonra kendisi-
kiye Vakas›”) neoliberal dönüflümün ni bir nevi “sivil toplum” olarak sun-
merkezinde yer alan sivil toplum tart›fl- mad› m›?
malar›na elefltirel bir yaklafl›m getiri- Elbette, onu kastediyorum. Zaten STK
yorsunuz. Bu yaklafl›m› gelifltirirken denen fleyler de, devekuflu misali yol al-
hareket noktalar›n›z nelerdi? d›lar. Fakat ‹HD gibi STK’lar da var. Bu
Galip Yalman: Korkut Boratav, Zimbab- çeflitlenme olumludur. Fakat sivil top-
we’de bir dönem çal›fl›p Türkiye’ye dön- lum/devlet ayr›m›n› mutlaklaflt›rd›¤›n›z
dü¤ünde ANAP’›n parlak dönemi inifle ölçüde, sivil toplum örgütleri, siyasal
geçmiflti. O zaman Boratav’la 1980’ler de- toplumun d›fl›nda kal›yorlar. Di¤er bir
¤erlendirmesi yapmak üzere bir dizi ça- deyiflle, siyasal iktidar mücadelesi yap-
l›flma yürüttük. O çal›flmalarda ortaya ç›- mayan unsurlar olarak tan›mlan›yorlar.
kan temel unsur, solun sadece üniversite- Ve garip bir durum ç›k›yor ortaya. Oysa
lerde de¤il, sendika ve emek dünyas›nda bir sürü talep var ve bu talepler ancak si-
ald›¤› darbenin muazzam boyutuydu. yasal iktidar mücadelesi çerçevesinde
1980’lerin ikinci yar›s›ndan itibaren Tür- gerçeklefltirilebilir. Ancak siyasal top-
kiye’de yavafl yavafl bir sivil toplum hare- lumla sivil toplumu birbirinden kopard›-
ketlenmesi bafllam›flt›. Biz de s›n›f temelli ¤›n›zda, hatta mümkün mertebe iliflkisini
bakarak, darbe sonras›nda nas›l bir bölü- kesti¤iniz ölçüde –ki 12 Eylül anayasas›-
flümün yafland›¤›n› analiz etmeye çal›fl- n›n özü budur– toplumsal taleplerin
m›flt›k. Daha sonra bunun halk üzerinde- önünü t›kam›fl olursunuz. Sivil toplum
ki etkilerini araflt›rd›k. Bunu yapt›¤›m›z “Transition To Neoli- dir. Çünkü toplumsal s›n›flar aras›ndaki örgütlerinin etkisiz gibi görünme sebebi
ölçüde, Türkiye’deki devlet-toplum ilifl- beralism –The Case Of dengeyi de¤ifltirdi. 1983’te sivil yönetime de budur. Tabii belli dönemlerde, ikti-
kilerini, devletin niteli¤ini gözlemleme Turkey In 1980’s” (Ne- geçilmesi, beraberinde yeni bir devlet bi- darlar›n tav›rlar› do¤rultusunda ekono-
oliberalizme Geçifl
flans›m›z da oldu. Fakat s›n›f temelli ana- çimi de¤iflikli¤ini getirmedi. Dolay›s›yla, mik kaynak da¤›l›m› mekanizmas›n›n
–1980’lerde Türkiye Va-
liz yapmak, s›n›f temelli siyasetin ald›¤› kas›)” adl› kitab› geçti- parlamenter bir rejim çerçevesinde hâlâ nas›l kullan›ld›¤›na ba¤l› olarak, burju-
darbeyle, moda olmaktan ç›km›flt›. Dün- ¤imiz günlerde Bilgi otoriter devlet biçimi varl›¤›n› sürdürü- vazinin belli kesimleri de bundan flikâyet
yada da s›n›f›n ontolojik bir kategori ola- Üniversitesi Yay›nla- yor. Onun için de demokratikleflme tar- edebiliyor. Ama sivil toplum/devlet ay-
rak önemini yitirdi¤i üstüne epey çeflitle- r›’ndan ç›kan Galip t›flmalar› mevcut rejimin s›n›rlar›n› genifl- r›m›n›n, burjuvazinin her fleye ra¤men
Yalman, ODTÜ Siyaset
me yap›ld›. Bunun asl›nda burjuvazinin Bilimi ve Kamu Yöneti-
letme amac›yla yürütüldü¤ü ölçüde, s›- iktidar oldu¤unu gözden kaç›rtan bir ya-
egemenli¤ini sürdürmesine ideolojik ifl- mi Bölümü’nde ö¤retim n›fsal dengeleri pozitif anlamda de¤iflti- n› da var. Türkiye’nin Bat›’dan farkl› bir
lev kazand›rd›¤›n› saptad›k. Ayn› za- üyesi ve Türk Sosyal recek bir de¤iflimi hiçbir zaman öngör- kapitalistleflme çizgisi oldu¤u, devlet gü-
manda Türkiye’ye o zamana kadar pek Bilimler Derne¤i Bafl- medi. Egemen olmayan s›n›flar›n devre- dümlü bir toplum ve burjuvazi oldu¤u
girmeyen “Gramsci dili”nin giderek yay- kan›. d›fl› b›rak›lmas›yla, baflka bir çat›flma ek- için sivil toplumun da geliflemedi¤i de-
g›nlaflt›¤›n› gördük. Bunun liberal sol seni Türkiye’nin gündemine geldi. ¤erlendirmesine kat›lmak mümkün de-
versiyonlar›na da tan›kl›k ettik. Bunlar›n O “baflka çat›flma eksenleri” nelerdir? ¤il. Türkiye’deki temel çat›flma mer-
elbette bir demokratikleflme kayg›s› var- Laik/laik olmayan veya etnik temelli ça- kez/çevre ayr›m› üzerinden okunuyor.
d›. Ancak piyasa temelli anlay›fl›n de- t›flma eksenleri ortaya ç›kt›. Demokratik- O zaman flu abes soru ortaya at›labiliyor:
mokratikleflmeye dair herhangi bir kay- Çevrenin temsilcileri iktidara geldi¤i za-
g›s› yoktu. Bat›’daki tabirle bu, yeni sa¤ Ceberrut devlete karfl› mücadele eden örgütlerin, bireylerin man merkez/çevre ayr›m› kalm›yor mu?
yaklafl›md›. Dolay›s›yla, yeni sa¤la sivil Tart›flma böyle olunca, ciddi bir yan›lg›
toplumculu¤u ayn› kaba koymamak lâ-
bunu nas›l yapt›klar› çok önemli. S›n›fsal niteli¤i gözden ortaya ç›k›yor. Çünkü iktidar›n, devletin
z›m. ‹kisi de burjuva ideolojileridir, ama kaç›rtt›klar›, devleti öznelefltirdikleri ölçüde, bir s›n›f›n öbür s›n›fsal niteli¤i büyük ölçüde gündem-
önemli farkl›l›klar içerir. Türkiye’de ga- s›n›f üzerindeki tahakkümünü tart›flmaktan uzaklafl›l›yor. den düflüyor. S›n›f temelli elefltirel anali-
rip kesiflmeler oldu. Piyasa temelli bir ik- zin gereklili¤i bu yüzden çok önemli.
tisat modelinin Türkiye’deki egemen ko- leflme tart›flmalar› da hep bu eksende yü- Sivil toplum dünyas›nda yer alan ak
muta ekonomisi modelini k›raca¤›, bu- rütüldü ve yürütülüyor. Kitapta da temel törler veya devletin ceberrut yap›s›na
nun da demokratikleflmeyi ve sivil top- vurgum odur: Hiçbir zaman s›n›f temelli muhalif, bireyi gerçek anlamda devlete
lum geliflimini beraberinde getirece¤i id- bir demokratikleflme tart›flmas› günde- karfl› korumaya çal›flan STK’lar için ne
dias› dile getiriliyordu. Fakat garip bir bi- me getirilmedi. Bu tart›flmay› gündeme söylüyorsunuz?
çimde, bu anlay›fl asl›nda darbeyi yapan- getirmek isteyen aktörler de hep c›l›z kal- Her devletin bir ceberrut yan› var. Mark-
lar›n benimsedi¤i bir anlay›flt›. Dolay›s›y- d›. Belli oranda gündeme gelince de he- sist literatürdeki ad›yla bask› ayg›tlar›n›,
la demokratikleflme denen fley, bu s›n›r- men müdahale edildi. Örne¤in, 1991’de Weberyen terminolojideki ad›yla da
lar çerçevesinde ele al›nd›. Öte yandan, DYP-SHP koalisyonu protokolünde bu- meflru fliddet tekelini elinde bulunduran
Marksist devlet kuramlar›ndan yararla- na dair unsurlar vard›, ama k⤛t üstün- güçtür devlet. Bu, devletin de¤iflmeyen
narak flu tespite ulafl›yoruz: Türkiye’de de kald›. Zaten o hükümet pek uzun bir yüzüdür. Zaten devlet, s›n›fl› bir top-
1980 sadece bir rejim de¤iflikli¤i de¤il, ay- ömürlü olmad›. Türkiye burjuvazisi hiç- lumun ürünüyse, böyle olmak zorunda.
n› zamanda bir devlet biçimi de¤iflikli¤i- bir zaman, bu anlamdaki bir demokra- Ama devleti sadece böyle görmemek
26
üzerine epey mürekkep harcand›. Çok ¤u her yerde vard›r. Niteli¤i, biçimi de¤i- Çünkü Türkiye burjuvazisi bundan nef-
de¤iflik bak›fl aç›lar›, devletin sadece bir flebilir, daha demokratik olur veya ol- ret ediyor. Bu konuda her zaman tavr›n›
bask› arac› oldu¤unu söylemenin yan›lt›- maz. Ama bunu s›n›fsal temelden kopa- ortaya koyuyor. Kitapta da de¤indim:
c›l›¤›na iflaret eder. Bask› arac› gerçekli¤i- rarak tart›flmak, çok önemli bir aya¤›n› ‘80’lerin sonunda Özal Avrupa Toplulu-
nin yan›s›ra, toplumsal bütünlü¤ün –ka- eksik b›rakmak olur. Benim “muhalif ¤u’na baflvurdu¤unda, AB’ye dahil ol-
pitalist bir toplumda yaflad›¤›m›za göre, ama hegemonik” dedi¤im bir entelektüel may› isteyenler dahil Türkiye burjuvazi-
kapitalist toplumun yeniden üretiminin çevre, devlete karfl› muhalif tav›r ald›¤› si, ifl 12 Eylül’ün emek/sermaye dengesi-
nas›l sa¤lanaca¤›n›n– mekanizmalar›n› ölçüde –tart›flma gündemini de belirle- ni de¤ifltirmeye vard›¤›nda, “durun ba-
da görmek zorunday›z. Baflka bir deyifl- dikleri için– ayn› zamanda kendi kurgu- kal›m” diyordu. Bunu anlamak için o dö-
le, hegemonya araçlar›n› da irdelemek ve lar›n›n do¤rular›n› gerçekmifl gibi göster- nemin gazete arflivlerini taramak yeterli.
çözümlemek zorunday›z. Ceberrut dev- mekte çok ustalaflt›. Medyan›n da büyük Dolay›s›yla, tart›flmay› Türkiye burjuva-
lete karfl› mücadele eden örgütlerin, bi- etkisiyle, Gramsci anlam›nda yeni orga- zisinin demokratik bir devlet biçimine
reylerin, bunu nas›l yapt›klar› da çok nik ayd›nlar do¤du. Bunun ‹slâmc›s› var, haz›r olup olmad›¤›na getirmek gereki-
önemli. S›n›fsal niteli¤i gözden kaç›rtt›k- liberali var, eski Marksisti var... Kendi iç- yor. Ama öyle fleyler var ki gündemde,
lar›, temel çat›flma ekseninin bir taraf›na lerinde de farkl›laflabiliyorlar: AKP’ye tart›flmay› bu tarafa çekmeye bir türlü
devleti koyup onu öznelefltirdikleri ölçü- yandafl veya karfl› olanlar var. Ama ortak f›rsat olmuyor. Oysa çal›flanlar›n karfl›
de, mücadelenin niteli¤i, bir s›n›f›n öbür noktalar›, devleti bir özne, Türkiye gibi karfl›ya oldu¤u devasa sorunlar var.
s›n›f üzerindeki tahakkümünü tart›fl- bir toplumun kurucu unsuru olarak gö- ‹flçi s›n›f› neden kendi gündemini da-
maktan uzaklafl›l›yor. Daha do¤rusu, bu- rüp Bat›’dakinden farkl› bir devlet kav- yatam›yor?
nun s›n›fl› bir toplum düzeni oldu¤unu ramsallaflt›rmas› yapmalar›. Onun için S›n›f homojen bir yap› de¤il ki. Daha
tart›flamaz hale geliyorsunuz. sanki Türkiye devletiyle Bat›’daki devlet do¤rusu, tek bafl›na bir aidiyet de¤il.
Sistem sorunlar›n› sadece s›n›f eksenli aras›nda ontolojik bir fark varm›fl gibi Gramsci’nin dedi¤i gibi, bir ortak irade
elefltiriye tâbi tutmak yan›lt›c› olmaz yaklafl›l›yor. Bu da açmaz yarat›yor, çün- nas›l oluflur? ‹flçi s›n›f›n›n belli bir irade-
m›?
Elbette hiçbir kapitalist toplum sadece s›- Desen: Nalan Y›rtmaç
n›flardan oluflmuyor. Baflka eksenler,
kimlikler var. Tabii ki bunlar›n bileflke-
sinden, bir eklemlenme içinde s›n›fsal
pozisyonlar ve mücadeleler ortaya ç›k›-
yor. Ama devletin bir biçimi oldu¤unu
ve bunun, toplumsal niteli¤ine göre de-
¤iflime u¤rad›¤›n› gündeme getirmeden,
ifli sadece devlet yandafll›¤› veya karfl›tl›-
¤›na indirgerseniz, uzunca süredir yafla-
d›¤›m›z gibi, k›s›r ve çok zararl›, toplum-
sal dokuyu büyük ölçüde zedeleyen tar-
t›flma eksenleri içinde bulursunuz kendi-
nizi. Elbette kimlik meselelerini, baflka
toplumsal kolektif haklar› tart›flaca¤›z.
Ama bu sorunlar›n çözümünü devletin
de¤iflebilen bir yap› oldu¤u gerçe¤inden
kopard›¤›n›z zaman, iflin içinden ç›kam›-
yorsunuz. Sivil toplum - piyasa özdefllefl-
tirmesini demokrasinin olmazsa olmaz›
olarak kurgulayan anlay›fl, Türkiye’deki
neoliberal yap›n›n de¤iflik krizlerden ge-
çerek sars›lmas› yerine, pekiflmesine ne-
den oldu. Türkiye’nin Arjantin’den en yi, sadece kendi s›n›f ç›karlar› için de¤il,
Sivil toplum - piyasa özdefllefltirmesini demokrasinin
önemli fark› bu. 2001 krizinde Arjantin toplumun geneli için geçerli k›lacak bir
sars›l›rken, oradaki neo-liberal model de olmazsa olmaz› olarak kurgulayan anlay›fl, neoliberal pozisyona gelmesi lâz›m. Bunu yapabil-
büyük ölçüde sars›ld›. Ama Türkiye’de yap›n›n de¤iflik krizlerden geçerek sars›lmas› yerine, menin mekanizmalar›n› bulmak lâz›m.
2001 krizi, neoliberalizmin pekiflmesine pekiflmesine neden oldu. Yoksa ç›k›p “iflçi s›n›f› niye orada oturup
neden oldu. duruyor” demekle olmuyor. Hiçbir za-
Neden böyle oldu? man karamsar olmad›m, ama çok engel
Bir tarafa devleti koydunuz –IMF ve kü nas›l dönüfltürece¤inizi bilemez hale var. Umar›m bundan sonra koflullar de-
Dünya Bankas› zaten bunun ideolojik geliyorsunuz. Sanki devlet, orada duran ¤iflir, bizim çocuklar›m›z daha iyi bir
deste¤ini sa¤l›yor–, Türkiye gibi devlet- bir fley. Halbuki devlet, toplumsal müca- dünyada yaflarlar.
lerin neoliberal reformlar› yeterince tafl›- delelerle dönüflen bir fley. Bizdeki gibi “Muhalif, ama hegemonik” dedi¤iniz
y›c› kapasiteye sahip olmad›¤› söylemiy- devleti öznelefltirdi¤iniz zaman, kafas›n› entelektüel çevrenin genifllemesi, dev-
le bu düflünce birleflince ne oldu? IMF, kesmek d›fl›nda bir flans›n›z olmad›¤› an- let yap›s›n›n farkl› bir elefltiriye tâbi tu-
Dünya Bankas› ve bir de AB çapalar›, bi- lay›fl› yayg›nlafl›yor. tulmas›n› sa¤lamaz m›?
zi “istikrara” kavuflturacak! Bu ne de- Demokratik bir toplum yap›s›na ulafl- “Muhalif, ama hegemonik” dedi¤im fley,
mek? Neoliberal model çerçevesinde bel- man›n yolu nereden geçer? bu flekilde adland›r›lmasa da, belli bir ke-
li bir s›n›f›n egemenli¤inin sürdürülmesi ’82 Anayasas›’n›n getirdi¤i, özellikle s›- sim taraf›ndan tepki çekiyor. Bunu
demek. Bu, egemen s›n›f aras›nda yeni n›fsal temelli mücadelelerin üstündeki AKP’ye yak›nl›k veya uzakl›k ba¤lam›n-
çat›flmalar, çekiflmeler ç›kmayaca¤› anla- k›s›tlamalar kalkmad›kça, böyle bir yol da söylemiyorum, o ayr› bir mevzu. 2001
m›na gelmez. Laik veya ‹slâmc›, farkl› aç›lmaz. O k›s›tlamalar›n kalkmas›yla da krizi öncesi ve sonras›nda belirgin bir öl-
hegemonya projeleri var elbette. Fakat sorun çözülmez elbette. Ama o k›s›tla- çüde iktisat politikas› tart›flmalar› yürü-
bunun ortak noktas›, devleti bir çat›flma- malar kalkmasa da demokratik bir top- tülmüfltü. Krizin nedenleri üzerine, fi-
n›n öznesi olarak görüp ona karfl› müca- lum projesinin kurgulanabilece¤i san›l›- nans krizi, bankac›l›k krizi veya d›fl öde-
dele etmek! Bu s›rada siz devleti güya si- yor. AB ile müzakerelerde aç›lamayan meler dengesi krizi üstüne bafllayan ve
yasal mücadelenin d›fl›na iteceksiniz! bafll›klar, bu k›s›tlamalar›n kald›r›lmas›n› devam eden, o zaman›n deyimiyle “tele-
Oysa öyle bir fley yok ki! Devlet, s›n›fsal da içeriyor. Fakat bu bafll›klar›n aç›lmas› vole iktisatç›lar›” çeflitli tart›flmalar yürü-
iliflkilerin, toplumsal mücadelenin oldu- için bile toplumda bir talep yükselmiyor. tüyordu. Fakat flimdiki durum, o televo-
27
le iktisatç›lar›n› bile arat›yor. Liberal ikti- kimken, 1990’larda belirgin bir biçimde halde biz toplum olarak neyiz? Bat›’da
sad›n Türkiye’de de destekçilerinin ol- “piyasa dostu devlet” diskuru öne ç›k›- da otoriter, faflist devletler vard›. Fakat
mas› do¤al. O zaman bile flikâyet etti¤i- yor. Böylece devlet, yine birinci unsur orada, toplumun içinden ç›k›p otoriter
miz “piyasa ekonomisi do¤rudur, müda- haline geliyor. Fakat devletin bunu yapa- hale gelen bir devlet vard›r. Türkiye’dey-
halecilik yanl›flt›r” dikotomisinin üstün- bilmesi için, kendini reforma tâbi tutma- se sanki önce devlet oluflmufl, sonra top-
den de¤erlendirme yanl›flt›. Bunu, küre- s› lâz›m. Özal’›n bütün özelli¤i, ‘80’lerde lumu yaratm›fl. O yüzden “kurucu” laf›-
selleflmenin bir zorunlulu¤u olarak ak- bir türlü, ‘90’larda baflka türlü, bu dis- n› hep kullan›rlar. Böyle olunca da, dev-
tard›¤›n›z zaman, yanl›fl daha da katmer- kurlar› izleyebilen biri olmas›. Mutasyo- letin yaratt›¤› toplumun devleti dönüfltü-
leniyordu. Bir yandan Kürtlerin kolektif na u¤rayan devlet, yeni görevlerini üstle- remeyece¤i san›l›yor. Tek yol olarak da
haklar› ya da 12 Eylül anayasas›, sanki nebilecek bir aktör haline geliyor. Bugün devleti ortadan kald›rmak kal›yor. Bunu
önceki anayasalar›n genel özelli¤ini yan- yürütülen tart›flmalar›n temel yanl›fl›, bu- nas›l yapacaks›n? Böyle bir fley yok ki!
s›tm›yormufl gibi tart›fl›l›yor. Öbür yan- nu gözard› etmesi. Sanki devlet bir yerde Türkiye solunun zay›fl›¤›n› nereye
dan ‹slâm/laiklik, onun öncesinde Su- duruyor, zaman devlet için donmufl, koymak lâz›m? Neden bir türlü s›n›f si-
surluk tart›flmalar›n›n hepsinin kesiflti¤i ama etraf›ndaki her fley de¤ifliyor! yasetini gündeme getirip kitlesellefle-
noktada bir “devlet” var. Sanki bu tart›fl- AKP döneminin bu aç›dan fark› nedir? miyor?
malar bize özgüymüfl gibi yap›l›yor. ‹ster 2001 krizine kadarki tart›flma, ekonomik 12 Eylül’ün bundaki katk›s› ortada. 12
Tanzimat’a, ister cumhuriyetin ilk döne- temelli gidiyor: “Dünya ekonomisiyle Eylül öncesi yap›lanmay› güçlü bir flekil-
mine gidin, öykündü¤ümüz Bat›l› top- sorunlar›n› çözememifl Türkiye!” 2001 de yerle bir etme konusunda baflar›l›
lum gibi bir türlü olamaman›n de¤iflik olundu. Örgütsüz mücadele ortam›nda
söylemlerle kesiflti¤i noktada yine o Temel çat›flma merkez/çevre ayr›m› üzerinden okunuyor. sivil toplum mücadelesi ortaya ç›kt›.
“devlet” var. Çünkü Osmanl›’dan cum- Çevrenin temsilcileri iktidara geldi¤i zaman merkez/çevre STK’lar veya gazeteler üzerinden siyaset
huriyete, devletin oluflturdu¤u bir top- yap›l›r hale geldi. Bunun arkas› yok. Ta-
lum var. Halbuki Bat›’da hep tersi varsa- ayr›m› kalm›yor mu? Tart›flma böyle olunca, iktidar›n, bir caizse, organik ayd›nlar ortaya ç›k›-
y›l›r: Toplumun içinden ç›kan, sözleflme devletin s›n›fsal niteli¤i büyük ölçüde gündemden düflüyor. yor. Yayg›n medya A sorunu olunca, bel-
temelli bir devlet. Bu da kurgudan baflka li kiflilere mikrofon uzat›yor. Bu “organik
bir fley de¤il, ama laf› uzatmamak için krizinden itibaren, Kemal Dervifl süre- ayd›nlar›n” görüfllerinin belli bir izdüflü-
ayr›nt›ya girmeyelim. Sonuç itibariyle, cinde “sorunlar›n› çözmüfl”, “15 günde mü de var, insanlar›n fikirlerini belirle-
“Bat› dünyas›, ça¤dafl, medenî toplumlar 15 kanun” ç›kar›lm›fl, dolay›s›yla mutas- mede etkili olabiliyorlar. Onun için “mu-
böyle geliflir, biz farkl›y›z, dolay›s›yla yon süreci tamamlanm›fl. Bunun arkas›n- halif, ama hegemonik” kesimden söz
baflka bir dünyaya aidiz; ne yapaca¤›z?” dan AKP geliyor; gelene¤in ruhuna sa- ediyorum. De¤iflim talebiyle ortaya ç›k›-
sorusu ortaya at›l›yor. Tart›flma böyle d›k bir biçimde özellefltirmeleri h›zland›- yor “muhalifler”, fakat adeta iktidarda
bafllay›nca, devlet, modernleflme süreci- r›yor vesaire... AKP’nin program›ndaki kimin oldu¤undan ba¤›ms›z olarak mu-
nin de lokomotifi olarak öne ç›kar›l›yor. devlet, tam da bu neoliberal sürece denk halefet yürütüyorlar. Toplumsal›n d›fl›n-
Sadece 12 Eylül öncesi için de¤il, 24 Ocak geliyor. Hem “küçük hizmet devleti” da bu muhalefeti yürütenler kimler: Or-
Kararlar› için de ayn› yöntemle de¤erlen- hem de ‘80’lerden itibaren sol-liberal çev- ganik ayd›nlar! Köfleleri var, televizyon-
dirmeler yap›l›yor. Nedir Turgut Özal? relerin de vurgulad›¤› gibi “ideolojisi ol- lar›n müdavimi konumundalar. Bir k›-
Baflbakanl›k müsteflar›, baflbakan, cum- mayan devlet”. “Devletin ideolojisi ol- s›m insan Radikal ‹ki sayfalar›nda siyaset
hurbaflkan›... Sanki devletin d›fl›nda biri maz” laf›, Türkiye’de ciddi bir flekilde yap›yor. Yine de küçümsemiyorum, yan-
ve devlete ra¤men yükselmifl. Oysa hep tart›fl›ld›. Çünkü Kemalist bir ideoloji l›fl anlafl›lmas›n. Bence Bask›n Oran’›n
pohpohlanm›fl, göklere ç›kar›lm›fl bir vard› ve tüm olumsuzluklar›n müsebbibi aday olmas› önemliydi, ama bunun geç-
adam. Kitapta da de¤indim: Özal, buydu! Peki, devleti nas›l de¤ifltirecek- mifli de var: Yeni Demokrasi Hareketi.
1992’deki ‹zmir Kongresi’nde “devleti sin? Bunun araçlar›, bu kavramsal çerçe- Nereye vard›¤›n› hepimiz biliyoruz. Di-
mutasyona u¤ratt›k” diyor, bununla ve içinde yok. Onun için “d›fl müdahale- ¤er yandan, bugün geldikleri noktada,
övünüyor. Dolay›s›yla, devlet yine re- ler” bekleniyor. AB, IMF veya baflka et- AKP’nin AKP olmaktan kaynaklanan bir
formlar›n gerçek tafl›y›c›s› olarak kurgu- menler... Çünkü devleti bir özne olarak tak›m zay›fl›klar›ndan yararlanarak
lanm›fl oluyor. Oysa bu, bir kurgudan kurgulad›¤›n zaman, içerideki dinamik- AKP’yi yönlendirebileceklerini düflün-
baflka bir fley de¤il. Fakat bu gözard› edi- lerle devleti dönüfltürme flans›na sahip düler. Özellikle AB parametresi üstün-
liyor. 1980’lerde “devlet küçülsün, piya- olamazs›n. Toplumun d›fl›nda, ama ona den bu yap›lmaya çal›fl›ld›. Oysa AB’yi
sadan elini aya¤›n› çeksin” diskuru hâ- hükmeden bir devlet tan›m› yap›l›yor. O AKP kulland›; “kamusal ayd›nlar” ise
AKP’yi kulland›klar›n› sand›. Kimin ki-
Geçen say›da belirtmeyi atlam›fl›z, Nalan Y›rtmaç bu harikulâde iflleri yaparken
mi kulland›¤› bence belli. foto¤raflar›ndan yararland›¤› Gundula Friese’ye bin teflekkür ediyor...
S›n›f hareketlerinden veya hareketsizli-
¤inden ba¤›ms›z olarak kanaat önderle-
ri üzerinden yürüyen tart›flmalar,
AKP’nin bu alanda da kendi “organik
ayd›nlar›n›” öne ç›karmas›n› kolaylafl-
t›rmad› m›? E¤er gündem o “ayd›nla-
r›n” fikirleriyle flekilleniyorsa ve kitle
hareketleri ortada yoksa, sadece “ayd›n-
lar›n” niteli¤ini de¤ifltirerek, yandafl›
ayd›nlara daha fazla görünürlük sa¤la-
yarak belli konular› tart›fl›l›r, baflkalar›-
n› da tart›fl›lmaz k›lm›yor mu iktidar?
‹ngiltere üzerinden bunu daha rahat de-
¤erlendirebiliriz. 1990’larda ‹flçi Parti-
si’nin güçlenerek, iktidara gelip tekrar
tökezlemeye bafllamas›na bakt›¤›m›z za-
man, benzer bir süreç görürüz. Siyaset
denen fley, asl›nda içeriksizlefliyor. Bu da
vatandafl› müflteri olarak görme anlay›fl›-
n› ortaya ç›kar›yor. Vatandafl›na pazarla-
d›¤›n fleyin önemi yok, demokrasi veya
güvenlik pazarlayabilirsin. Bu meseleler
‹ngiltere’de uzun süre tart›fl›ld› ve yans›-
malar› Türkiye’de de oldu. “Yeni sol” gi-
bi haz›r kopyac› laflar›m›z da buraya da-
yan›yor. Afganistan tart›flmalar›nda “d›-
flar›dan demokrasi dikte edilemez” laf› toplumsal-ekonomik bir sorun veya ta-
‹flçi s›n›f›n›n belli bir iradeyi, sadece kendi s›n›f ç›karlar› için
çok moda, ama Türkiye’de yaflanan tam rihsel miras›n kötü bir kal›nt›s› olarak
da bu. Ortal›kta belki silah filan yok ama, de¤il, toplumun geneli için geçerli k›lacak bir pozisyona görmek yerine, baflka bir yerden tart›fl›r
kendi dinamiklerinle yapamad›¤›n› AB gelmesi lâz›m. Bunun mekanizmalar›n› bulmak lâz›m. Yoksa oluyoruz. Sanki o anlamda kolektif hak-
kriterleri, Dünya Bankas› kriterleri üze- “iflçi s›n›f› niye orada oturup duruyor” demekle olmuyor. lar sa¤lan›rsa, sorun ortadan kalkacak.
rinden yap›yorsun. Getirilen her fleye kö- Türkiye’deki devlet meselesini kendine
tü demek yanl›fl olur, bunun alt›n› özel- n›n alt›nda, alternatif d›fl kaynak bulmas› özgü, ontolojik bir farkl›l›k içeren, top-
likle çizeyim. ‹dam cezas›n›n kald›r›lma- yat›yordu. Ama AKP’nin Bat› dünyas›y- lum d›fl› ve topluma hükmeden bir özne
s›ndan bafllayarak bir tak›m önemli de- la neoliberal bir bütünleflmenin sad›k ta- gibi alg›lamaktan ve kitlelere bu çerçeve-
¤iflikler de oldu. ’82 anayasas›nda yap›- kipçisi olmaya devam edece¤i aç›k. Er- de bakmaktan vazgeçmedi¤imiz müd-
lan ve hayat› birazc›k yaflan›r k›lan de¤i- do¤an’›n Davos ç›k›fl› ve Bat›’yla “çelifl- detçe, sadece Kürt meselesini de¤il, hiç-
fliklikleri de gözard› etmiyorum. mesi” ise global anlamda baflka bir seyir- bir meseleyi çözemeyiz. Devleti bir özne
Organik ayd›n meselesini biraz açal›m: ciye hitap etme ihtiyac›ndan kaynaklan›- de¤il, biçim olarak alg›larsan, sivil top-
Siz “ayd›nlara” örne¤in televizyona yor. Böylece Bat›’ya, “bu flekilde Bat›’n›n lum/devlet ayr›flmas›na gitmeden dev-
ç›kmamalar›n› m› öneriyorsunuz? Nas›l ç›karlar›n› bölgede daha iyi temsil ede- letin de bir mücadele alan› oldu¤unu ka-
bir yol izlenmeli? rim” mesaj› veriliyor asl›nda. Bu da Ah- bul edersen, devleti de¤ifltirebilirsin. El-
Zor bir soru bu. Ama mücadeleyi o plan- met Davuto¤lu’n›n d›fl politika anlay›fl›y- bette de¤iflimden kas›t, kapitalist bir
da da yürütmek gerekiyor. Belli konjonk- la yürütülüyor. devletin de¤iflimi. Aksi halde, devleti si-
türde, örne¤in ekonomik kriz yafland›- “Çevre merkeze geldi” veya “AKP’nin yasetsizlefltirmeyi amaçlam›fl oluyorsun.
¤›nda, Korkut Boratav veya Erinç Yel- muhalif yan› kald›/kalmad›” tart›flma- Devlet, siyasal da¤›t›m mekanizmalar›-
dan’a kap›lar› aç›yor büyük medya. Veya lar›na ne diyorsunuz? n›n d›fl›na ç›kacak: Kemal Dervifl’in dis-
dünya çap›nda kriz yaflan›nca, bütün Dikkat edersek, AKP tam da muhalif ko- kuru da öyleydi. Üst kurullar kurmak,
dünya Marx’› “keflfediyor”. Fakat o kon- numunu sürdürmenin avantajlar›n› kul- ba¤›ms›z Merkez Bankas› oluflturmak...
jonktür geçti¤i an, meselenin bu boyutu lanmaya çal›fl›yor. Bu, derin devlet, Erge- Piyasa rasyonalitesine göre davran›p
örtülüyor. Türkiye’nin tart›flma üslûbu- nekon gibi yap›lanmalar›n olmad›¤›, devleti siyasal alan›n d›fl›na ç›karmaya
nun en zararl›, en k›s›rlaflt›r›c› yan›, belli devletin bir tak›m hastal›kl› özellikleri ol- çal›flman›n alt›nda yatan etmen, o bak›m-
kal›p “do¤rular›n” olmas›. O “do¤rula- mad›¤›, yasad›fl› ifllerin yap›lmad›¤› anla- dan da ideolojiktir.
ra” karfl› ç›kt›¤›n zaman dinozor addedi- m›na hiç gelmiyor. Ama devletin demok- Anayasan›n de¤ifltirilmesi, bu aç›dan
liyorsun. En son gelinen noktada, tiksin- ratiklefltirilmesi tart›flmalar› iflin özüne temel kaide gibi mi görünüyor?
dirici bir biçimde, “darbeci” veya “Erge- inmeyen tart›flmalar olarak kald›¤› süre- Hay›r, benim öyle bir iddiam yok. Dört
nekoncu” oluyorsun. ce, kimin kimi kulland›¤› daha iyi anlafl›- tane anayasa de¤ifltirmiflsin, ama bir fley
Darbe sonras› ANAP’la 2001 krizi son- l›r. AKP kendi politikalar› çerçevesinde de¤iflmemifl. Yeni anayasan›n bu anlam-
ras› AKP’yi karfl›laflt›racak olursak, Türkiye’deki liberal ayd›n kesiminin bir da de¤iflimi sa¤layaca¤›n›n hiçbir garan-
ekonomi politikas› aç›s›ndan, devletin k›sm›n› m› kullan›yor, yoksa bu ayd›nlar tisi yok. Yeni anayasay› kim yapacak?
Söylefli: ‹rfan Aktan - Göksun Yaz›c›

mutasyona u¤rat›lmas› konusunda na- kendilerince AKP’yi do¤ru yola m› çeki- Onun için, tart›flmay› çok temel bir
s›l bir ifllevi oldu AKP’nin? yor tart›flmas› var. Bu “taraflar” aras›nda felsefî noktadan bafllatmak gerekiyor.
Türkiye’deki sa¤ iktidarlar, alternatif d›fl bir çekiflme yaflan›nca ne oluyor? Ayd›n- Ancak, “muhalif, ama hegemonik”
kaynak bulduklar› ölçüde, ifllerine gel- lar›n deklarasyonlar› veya imza kampan- dedi¤im kesim, buna haz›r de¤il.
medi¤i takdirde IMF’nin politikalar›na yalar› ortaya ç›k›yor: “AB yolundan ç›k- Çünkü hem hegemonyalar› sars›la-
kafa tutarlar. Bunu Menderes dönemin- ma”, “AB meselesini ciddiye al”. Bu, cak, hem de bugün çok sevdikleri o
de de görürsünüz. Amerikan yard›mlar›- Özal’›n tabiriyle, devletin yeterince mu- “devlete karfl› mücadele eden” ko-
na güvenip IMF ve Dünya Bankas›’n› ka- tasyona u¤ramad›¤›, ideal konuma gel- numlar›n›n temelleri, ayaklar›n›n al-
p› d›flar› etti, ama befl sene sonra kriz da- medi¤i fikrinin ifadesi. Halbuki bütün t›ndan kay›p gidecek. Bundan kork-
ha vahim bir hal al›nca, 1958 istikrar bunlar, Türkiye’deki toplumsal mücade- tuklar› için, devleti sanki de¤iflmez
program›n› uygulamak zorunda kald›. lenin önemli ölçüde bast›r›lmas›ndan bir yap› olarak öznelefltirip ona karfl›
2008’de hükümetin IMF’ye kafa tutmas›- kaynaklan›yor. Güneydo¤u sorununu mücadele ediyorlar.
29
ARJANT‹N YERL‹ SANATI

Blackwater’a noel hediyesi Patraeus’un tehdidi


IRAK Amerikal› yarg›ç, 2007’de, Ba¤- ‹RAN ABD’nin Ortado¤u ve Körfez Bölge-
dat’›n Nisur Meydan›’ndaki bir kavflak si’nden sorumlu komutan› David Petraeus,
noktas›nda halk›n üzerine atefl açarak 17 ‹ran’›n nükleer program›n› durdurmak için
silahs›z Irakl›y› öldürmekle suçlanan haz›rlanan eylem plan›ndan bahsederken
Blackwater’a ba¤l› befl paral› askerin yar- “buna nükleer tesisleri bombalamak da
g›land›¤› davay› düflürme karar› ald›. Ge- dahil” dedi. ‹ran ise füze savunma kapasi-
rekçe olarak ABD yönetiminin yapt›¤› tesinin “düflman›n tahmininden çok daha
usulsüzlükleri gösterdi. Mahkeme karar›- güçlü” oldu¤unu aç›klad›. Savunma Baka-
na Ba¤dat’tan tepki geldi. Irak hükümet n› Ahmed Vahidi, “düflmanlar›n propagan-
sözcüsü Ali Debba¤, hayalk›r›kl›¤›na u¤ra- da ve iddialar›n›n aksine, ‹ran’›n cayd›r›c›
d›klar›n›, Irakl› yetkililerin yürüttü¤ü sorufl- gücünün, ülke ve bölge güvenli¤ini sa¤la-
turman›n san›klar›n “a¤›r suç” iflledi¤ini maya yönelik oldu¤unu” savundu. ‹ran’›n
26 ARALIK 2009 - 11 OCAK 2010 gösterdi¤ini, Blackwater’›n gerekli olma- yerli savunma gücünün en önemli bölü-
d›¤› bir durumda silah kulland›¤›n› ve bu münü k›sa, orta ve uzun menzilli füzeler
iflin peflini b›rakmayaca¤›n› söyledi. oluflturuyor.

ve araçlar›n tümünü Gazze’de b›rakma karar›


F‹L‹ST‹N Kâbustan bir y›l sonra alm›flt›. Kontenjan daha Arap ülkelerine girme-
den doldu. Sonuçta korteje Britanya, Türkiye ve
‹srail sald›r›lar›n›n birinci y›ldönümünde Gazze’de olmak üzere binlerce kilometre ABD’den kat›lan gruplar a¤›rl›¤›n› koydu.
yol kateden insanî yard›m konvoyu Viva Palestina, jandarmal›k taslayan M›s›r Ankara’da s›cak karfl›lanan Viva Palestina
yönetimi yüzünden randevusuna geç kald›. Ama sonuçta yard›m› Gazze’ye temsilcileri, baflta TBMM Baflkan› Mehmet Ali
ulaflt›rd›. AKP’nin eyleme dört elle sar›lmas› bir hayli dikkat çekiciydi. fiahin olmak üzere, Abdülkadir Aksu, Zafer
Üskül gibi AKP’nin a¤›r toplar›yla ve Anka-
ra’n›n diplomasi çevresiyle görüfltü. AKP eyle-
27 ARALIK 2008, Cumartesi günü, ö¤le 11 su- 17 Temmuz’da, hayat› sinemaya aktar›lan me büyük bir flevkle sahip ç›kt›, hattâ kendi
lar›nda, ‹srail’e ait altm›fl F-16 savafl uça¤› Gaz- ünlü bar›fl yanl›s› Vietnam gazisi Ron Koviç ile projesiymifl gibi görünmesi için elinden geleni
ze semâlar›nda belirdi ve 3 dakika 40 saniye Galloway’in öncülük etti¤i ve havayoluyla ge- yapt›. Dolay›s›yla, Arap ülkelerini afl›p planla-
içinde elliden fazla hedefi bombalay›p çekil- len 200 Amerikal› aktivistin kat›ld›¤› ikinci nan zamanda Gazze s›n›r›na ulaflan konvoyun
di... Gazze flehrinin t›pa- konvoy, M›s›r üstünden M›s›rl› makamlarca al›konmas›, ard›ndan bafl-
t›p maketinin üstünde Gazze’ye girdi. ‹lk kon- gösteren gerginlik, Refah s›n›r kap›s›n›n iki ya-
planlanan bu âni bask›n- voy yola ç›kmadan bir n›nda ç›kan çat›flmalar ve konunun uluslarara-
dan sonra güdümlü füze- gece önce organizatörler- s› diplomatik krize dönüflmesi do¤rudan Tür-
lerle devam eden ‹srail sald›r›lar›, den dokuzu “terörist faaliyet- kiye’nin meselesi hâline geldi.
ilk günün sonunda ortaya dra- lerde bulunmak” suçlamas›yla
matik bir say› ç›kard›: 290 ölü. tutuklanm›fl, BBC bunu Viva
Katliam›n boyutlar› korkunç bir Palestina’ya karfl› bir karalama GALLOWAY GAZZE’DEN B‹LD‹R‹YOR
gerçe¤e iflaret ediyordu; kampanyas›na dönüfltürmüfltü.
1967’deki Arap-‹srail Sava- Galloway ve onu destekleyen Utanç duvar›
fl›’ndan beri Filistin’de tek bir iflçi sendikalar› Hamas yanl›s› ol-
günde bu kadar insan ölme- makla suçlan›yordu. Ço¤u “es- nas›l y›k›l›r?
miflti... Bilanço her geçen gün art- mer vatandafl” olan bu dokuz kifli son-
t›. ‹srail ordusunun üç hafta süren sald›r›lar› radan suçsuz bulunarak serbest b›rak›lsa da, ‹SRA‹L sald›r›s›n›n
bitti¤inde, 1300’ün üstünde Filistinli hayat›n› BBC’nin yay›nlar› yüzünden ba¤›fl kampanya- birinci y›ldönümüne
kaybetmiflti. Binlerce yaral› ve evsiz vard›. ‹s- s›nda yüzde 80 dolay›nda düflüfl yafland›. Ha- denk gelen 27 Aral›k
rail’in kara, deniz ve havadan kuflatarak ablu- mas temas›, ikinci konvoy için de gündeme ge- günü Gazze’de olmay›
kaya ald›¤› Gazze’de halk, gökyüzünden ya- tirildi. Bu defa ABD’deki yahudi örgütleri, Vi- hedefleyen Viva Pales-
¤an füzelerin yerle bir etti¤i hastaneler, okullar va Palestina’n›n “terörist” etkinlikleri hakk›n- tina insanî yard›m
ve konutlar›n aras›nda elektriksiz, susuz, g›da- da Adalet Bakanl›¤›’na suç duyurusunda bu- konvoyu, M›s›r hükü-
s›z ve ilaçs›z kalm›flt›. lundu. Gene bir fley ç›kmad›! metiyle ç›kan anlaflmazl›klar yüzünden
Viva Palestina adl› uluslararas› insanî yar- Refah s›n›r kap›s›nda bir haftadan fazla
d›m kuruluflu, ‹srail sald›r›lar› henüz sürmek- Üçüncü konvoyda AKP damgas› bekledi. Bu s›rada M›s›r güvenlik güç-
teyken Britanyal› sosyalist parlamenter George ‹srail’in Gazze’ye uygulad›¤› ambargoyu k›r- leri hem konvoydakilerle, hem de s›n›-
Galloway öncülü¤ünde Londra’da kuruldu. may› amaçlayan Viva Palestina, üçüncü kon- r›n öte yan›nda protesto gösterisi ya-
Kitle taban›n› ‹ngiliz iflçi s›n›f› oluflturuyordu, voy için yeni bir rota ve o rota üstünde yaflayan pan Filistinlilerle çat›flt›. Democracy
bütün dinlerden ve farkl› uluslardan bireylerin yeni müttefikler seçti. Ne de olsa, Erdo¤an’›n Now’›n, konvoy lideri Britanyal› sos-
biraraya geldi¤i heterojen bir yap› arzediyor- “one munite” ç›k›fl›yla simgeleflen post-Davos yalist parlamenter George Galloway
du. Örgütün ilk insanî yard›m konvoyu, 14 fiu- dünyada Gazze’ye giden yollar ‹stanbul’dan ile, 7 Ocak’ta Gazze’den yapt›¤› canl›
bat’ta Manchester’den yola ç›k›p Belçika, Fran- geçiyordu. 6 Aral›k’ta Londra’dan yola ç›kan telefon görüflmesine ba¤lan›yoruz.
sa, ‹spanya, Fas, Cezayir, Tunus, Libya ve M›- “Gazze’ye Özgürlük” kervan›, bölgeye bu kez
s›r rotas›n› izleyerek 9 Mart’ta Gazze’ye ulaflt›. Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, Avus- Konvoyda bulunan çok say›da in-
Konvoy ba¤›fllarla elde edilen 1.6 milyon dolar turya, ‹talya, Yunanistan, Türkiye, Suriye, Ür- san›n dövüldü¤ü, baz›lar›n›n has-
de¤erinde malzeme tafl›yordu; ‹tfaiyeciler Sen- dün ve M›s›r hatt›ndan ulaflacakt›. taneye kald›r›ld›¤›na iliflkin ha-
dikas›’n›n ba¤›fllad›¤› bir itfaiye arac›, bir can- ‹tfaiye, ambulans, kamyon, otobüs, cip ve berler al›yoruz. Bize ne oldu¤unu
kurtaran botu, 12 ambulans, kamyonlar dolu- otomobillerden oluflan ve yol boyunca çeflitli ül- anlat›r m›s›n›z?
su ilaç, gereç, giysi, battaniye ve çocuklar için kelerden kat›l›mlarla büyüyen 80 araçl›k Viva George Galloway: 55 yaral› var,
haz›rlanm›fl hediyeler... Bunlara Kaddafi Vak- Palestina konvoyu, ‹stanbul’a 16 Aral›k günü baz›lar› a¤›r durumda. On arkada-
f›’n›n Libya’da yapt›¤› 180 kamyonluk yard›m ulaflt› ve Türkiye’nin dört bir yan›ndan gelen 70 fl›m›z› hastaneye kald›rmak zorun-
malzemesi ba¤›fl› da eklendi. Ne var ki, M›s›r araçl›k grupla birleflti. Bunlara Mersin liman›n- da kald›k. Herkes bizimle birlikte
hükümeti sadece t›bbî malzemenin Gazze’ye da, ABD’den deniz yoluyla gelen 47 araç daha Gazze’ye girdi, ama ortada bir y›-
ulaflmas›na izin verdi. kat›ld›. Örgüt konvoyu 200 araçla s›n›rl› tutma ¤›n k›r›lm›fl kafa, alç›l› kol, yaral›

30
Güneyde içsavafla do¤ru Suudi ordusu Husilere karfl› Kanl› y›lbafl› bask›n› Çürüme de büyüyor
SUDAN Güney Sudan’da, Nuer kökenli YEMEN fiii Husi gerillalar›yla Suudi Ara- KOLOMB‹YA Obama yönetiminin askerî Ç‹N Alman ulusal istatistik bürosuna gö-
bir grubun Dinka çobanlar›na sald›rarak bistan ordusunun ülkenin kuzey s›n›rbo- deste¤ini alan Kolombiya ordusu, mark- re Çin, Almanya’y› geçerek dünyan›n en
binlerce büyükbafl hayvana el koymas›yla yundaki çat›flmalar› fliddetleniyor. Suudi sist FARC gerillalar›na karfl› sald›r›lar›n› büyük ihracatç›s› konumuna ulaflt›. Geçen
bafllayan etnik çat›flmalarda en az 140 ki- Arabistan devlet televizyonu, 12 Ocak’ta yo¤unlaflt›rd›. Y›lbafl› gecesi cang›ldaki y›l›n ilk 11 ay›nda, Çin’in ihracat› 1.07 tril-
fli yaflam›n› yitirdi. Güney Sudanl› politi- ç›kan çat›flmada 82 Suudi askerinin öldü- kampta e¤lenen gerillalara düzenlenen yon dolar› bulurken, Almanya’n›n ihracat›,
kac›lar, devlet baflkan› Ömer El Beflir’in rüldü¤ünü aç›klad›. Bunun üstüne Suudi hava sald›r›s›, 18’inin can›n› ald›. Daha 1.05 trilyon dolarda kald›. Öte yandan,
müttefiklerini, güneyde sorun yaratmak kuvvetlerinin s›n›rdaki Husi köyü El Ceb- sonra kampa bask›n düzenleyen Kolombi- ekonomik büyümenin sefas›n› süren
amac›yla has›m gruplar› silahland›rmakla ri’yi ele geçirdi¤i ve burada konufllanan ya kuvvetleri hayatta kalan 13 gerillay› Çin’de, hükümet yetkilileri yolsuzluk bata-
suçluyor. El Beflir’in as›l amac›n›n nisan gerillalar›n tamam›n› “imha etti¤i” bildiril- ele geçirdi. Uribe yönetimi, sald›r›dan bir ¤›ndan kurtulam›yor. Yolsuzluk denetleme
seçimleri ve Güney Sudan’›n ba¤›ms›zl›¤› di. Savunma Bakan› Yard›mc›s› Halid Bin hafta önce güneydeki Caqueta eyaletinin örgütünün verilerine göre, 2009 y›l›nda
için yap›lacak referandumu sabote etmek Sultan, “köyün 48 saat içinde boflalt›lma- valisi Luis Francisco Cuellar’›n kaç›r›l›p 106 bin hükümet yetkilisi yolsuzluktan
oldu¤u söyleniyor. BM verilerine göre, ge- s› için ültimatom verdiklerini, fakat geril- bo¤az› kesilerek öldürülmesi eyleminden suçlu bulundu. Bu da bir önceki y›la göre
çen y›l›n ocak ay›ndan bu yana bölgedeki lalar›n buna uymad›¤›n›” söylese de, ba- FARC’› sorumlu tutmufltu. Caqueta, tarih- yüzde 2.5’lik art›fl demek. Ayr›ca zimmeti-
farkl› etnik gruplar aras›nda yaflanan ça- ¤›ms›z kaynaklar sald›r›da sivillerin zarar sel olarak FARC’›n en güçlü oldu¤u bölge- ne para geçirirken yakalanan memur say›-
t›flmalarda en az 2 bin kifli öldü. gördü¤ünü rapor etti. lerden biri. s› yüzde 19’a s›çrad›.

Filistin’i destekleyen birçok siyasî hareket-


le eylem birli¤i yapan Galloway, AKP ile böy-
le bir ba¤lamda dayan›flmaya girmeyi izah et-
mekte zorlanmayacakt›r. Buna ra¤men, Britan-
yal› sosyalistlerle dayan›flma eylemi örgütle-
yenlerin neden Türkiyeli sosyalistler de¤il bafl-
kalar› oldu¤u, iki taraf aç›s›ndan da düflündü-
rücüdür. Öte yandan, Viva Palestina görevini
baflar›yla tamamlay›p Gazze’den ayr›l›rken
Türkiye-‹srail aras›nda kopan yeni kriz, AKP
iradesinin sa¤lamas›n› yapt›. Davos’ta baflla-
yan gerilim 2009 boyunca devam etmiflti. Son
olarak, “Kurtlar Vadisi Pusu” dizisinde Polat
Alemdar’›n tek kurflunla patlatt›¤› beyinden
‹srail bayra¤›na s›çrayan kan vizyona girdi.
Cevaben ‹srailli ›rkç›lar›n küstahl›k duygular›
kabard›. Galloway acaba Polat Alemdar’›n hü-
kümet için çal›flt›¤›n› biliyor mu? Erdir Zat

gurur duyuyorum. M›s›r hükü-


metinden herhangi bir aç›klama
gelmedi. Zaten bu nas›l olabilir ki?
yüz ve kanl› giysi var. Bunlar, M›- menin ‹srail d›fl›nda tek baflka yo- yor. Bunun neden ve nas›l ortaya Bir zamanlar Arap dünyas›n›n
s›r hükümetinin bu kuflatmada lu olan tünelleri t›kayarak ABD or- ç›kt›¤›n› unutmay›n. Do¤al bir fe- kalbi olan M›s›r’›n, flimdi, boyun
oynad›¤› rolün ispat›. Tamamen dusuyla birlikte utanç duvar› infla laket de¤il bu, insan eliyle yap›ld›: e¤mezlerse açl›ktan ölmeye terk
sebepsizdi. Silahs›z sivillere yöne- ediyor. Bu tünellerle koyun, tavuk, Özgürce yap›lan bir seçimde, si- edilecek ›st›rap içindeki insanlar›n
lik bir sald›r›yd›. Ürkütücü ve petrol, do¤algaz ve yaflam› idame zinkiler, benimkiler ve ‹srail dahil etraf›na demir bir utanç duvar› in-
vahfliydi. Ve tabii bu, Gazze Öz- ettirecek ilaç d›fl›ndaki di¤er mal- büyük güçlerin hazzetmedi¤i bir fla edilmesine yard›m etti¤ini nas›l
gürlük Yürüyüflü’nün, sadece bir- zemeler tafl›n›yor. Haberlerde g›da partiye oy veren Filistin halk›n› aç›klars›n›z?
kaç gün önce, turistik sezondaki ve ilaç tafl›d›¤›m›z söylendi, dü- cezaland›rmak için. Ben Hamas Filistin yönetimi, sizce ABD si-
Kahire’nin merkezinde gördü¤ü zeltmeme izin verirseniz, biz sade- yanl›s› de¤ilim, Filistinli olsayd›m yasetine nas›l bak›yor?
muameleyle ayn›yd›. ce ilaç götürüyorduk. Çünkü Re- onlara oy vermezdim. Ancak Fi- Radyo, televizyon vs. programla-
Sald›r› M›s›r medyas›nda nas›l fah kap›s›ndan Gazze’ye g›da so- listin liderini seçme yetkisi sadece r›nda Barack Obama’n›n seçilmesi
yer ald›? Hükümetin, daha sonra kulmas›na izin verilmiyor. G›da, Filistinlilere aittir. için mücadele vermifl bir insan
konvoyun geçifline izin verme- ‹srail kanallar› üzerinden geçmeli. Gazze Özgürlük Yürüyüflü’nün olarak, sol kesimleri, Obama’y›
sinde etkili oldu mu? Tabii ki, “g›da güvenli¤i konusun- girifline izin verilmemesinin na- desteklememekle ütopik bir hata
Neyse ki, M›s›r’da kimse M›s›r da endiflelendiklerini” söylüyor- s›l bir aç›klamas› var ve M›s›r yapt›klar›na inand›rmak için çok
medyas›n› takip etmiyor. Herkes lar. Gazze’de herhangi bir g›da ze- hükümeti neden bar›fl yanl›s› ey- u¤raflt›m. Burada, Filistin’de çok
Arap dünyas› diktatörlü¤ünün hirlenmesine (!) yol açmak istemi- lemcilerin Gazze’ye girmesine büyük bir hayalk›r›kl›¤› var. Daha
sansür duvarlar›n› y›kan uydu ka- yorlar. Anl›yorsunuz de¤il mi? engel oluyor? büyük hayalk›r›kl›¤›, Baflkan Oba-
nallar›n›, El Cezire gibi pan-Ara- Gazze’deki durumu anlatabilir Her aflamada, konvoyda bulunan ma’n›n flimdi oynad›¤›, daha do¤-
bik kanallar› izliyor. Bu yüzden misiniz? herkesin Gazze’ye girmesi konu- rusu oynamad›¤› rol konusunda.
M›s›r’da herkes o küçük El Arifl li- Çaresiz. Küçük bir örnek vereyim; sunda ›srarc› oldu¤umuzu ve M›- Kahire’de [‹slâm âlemine] yapt›¤›
man›nda neler yafland›¤›ndan ha- burada sessiz, güzel bir otelde- s›r güvenlik güçlerinin tutuklad›¤› konuflmayla muazzam bir ifl ç›kar-
berdar ve eminim halk›n büyük yim. Fakat otelde yiyecek yok. Ne alt› kifliyi almadan El Arifl’i terk m›flt›. Büyüleyiciydi. Bush y›lla-
bir ço¤unlu¤u bunu onaylam›yor, kahvalt› ne de ö¤le yeme¤i için. etmeyece¤imizi belirtti¤imizi r›ndan sonra nihayet biraz umut
hattâ k›n›yor. M›s›rl›lar, tamamen E¤er Gazze’nin en iyi otelinde ye- memnuniyetle söyleyebilirim. Ba- olabilece¤ini göstererek Arap ka-
kuflatma alt›ndaki Filistinlilerin ar- mek yoksa, insanlar›n ne çekti¤ini z› konvoy üyelerinin M›s›r’dan s›- muoyunu flafl›rtm›flt›. Ama pratik-
kas›nda. Fakat ne yaz›k ki, kendi- siz hayâl edin art›k. Filistinli ka- n›rd›fl› edilmesini kabul etmedik. teki siyaseti –ki bunu Hillary Clin-
lerini kötü temsil eden, benim flu d›nlar›n ve k›zlar›n sabah›n erken Bafllang›çta hepsi ülke d›fl›na ç›ka- ton yürütüyor gibi görünüyor–
anda bulundu¤um yerden birkaç saatinde çöp y›¤›nlar›n› kar›flt›rd›- r›l›yordu, ama sonunda izin veril- Bushçular›n buradaki insanlara
kilometre ötede, afla¤›l›k bir rol oy- ¤›n› kendi gözlerimle izledim. di ve flimdi Gazze’de hep berabe- uygulad›¤›yla t›pat›p ayn›. Ve bu
nayan bir hükümetleri var. M›s›r 2010 y›l›nda, müslüman-Arap bir riz. Dolay›s›yla dayan›flma ba¤la- çok ama çok ac› bir hayalk›r›kl›¤›.
hükümeti, Gazze’ye hayat getir- ülkede böyle bir kepazelik yaflan›- m›nda elde etti¤imiz kazan›mdan Çeviren: Zeynep Nuho¤lu

31
Türkiye’den tazminat talebi Eflcinsel evlilik kap›da
BULGAR‹STAN 1913’den sonra Türki- PORTEK‹Z Parlamento, eflcinsel evlili¤e DÜNYADA IRKÇILIK TIRMANIYOR ç›kt›. Yerli ‹talyanlar, isyan ç›karan Af-
ye’den göç eden Bulgarlar›n b›rakmak zo- izin veren yasay› meclisten geçirirken, efl- rikal› iflçilere demir sopalarla sald›rd›.
runda kald›¤› mal ve mülkler için Türki- cinsellerin çocuk evlat edinmesinin önünü Az›nl›klar tehlikede ‹kisi a¤›r onlarca kiflinin yaralanmas›
ye’den 10 milyar dolar tazminat talep açan tasar›y› geri çevirdi. ‹ktidardaki Sos- üzerine polis 320 göçmeni bölgeden
eden Bulgaristan, resmi baflvuruya haz›r- yalist Parti ve di¤er sol partilerin deste- DÜNYA, Avrupa’dan Okyanusya’ya fark- tahliye etti. Yüz kadar göçmen ise ken-
lan›yor. Sorumlu Devlet Bakan› Bojidar Di- ¤iyle geçirilen yasa, ülkenin muhafazakâr l› ülkelerden gelen ›rkç› haberlerle çal- di çabalar›yla kaçt›. Göçmen karfl›t›
mitrov, tazminat›n ödenmemesi durumun- kesiminden büyük tepki gördü. Sa¤ parti- kalan›yor. Az›nl›klara yönelik hoflgörü- ‹çiflleri Bakan› Roberto Maroni, “Ger-
da Türkiye’nin Avrupa Birli¤i üyeli¤inin ler konuyla ilgili ulusal referandum düzen- süzlük yer yer fliddet olaylar›na dönü- ginlik, el alt›ndan süren göçe afl›r› tole-
Bulgaristan taraf›ndan engellenece¤inin lenmesi için 90 binin üzerinde imza topla- flürken, son günlerin en ciddi krizi, ‹tal- rans gösterilmesinin eseridir” dedi.
sinyalini verdi. Tazminat baflvurusu için d›, ancak teklifleri kabul edilmedi. Cum- yan faflistlerinin siyah göçmenlere sal- Baflbakan Berlusconi’nin gazetesi Il Gi-
devlet arflivinin incelendi¤ini kaydeden hurbaflkan›n›n onaylamas› halinde yasa d›rmas›yla patlak verdi. Az›nl›k k›y›m›- ornale gazetesi ise ›rkç›l›¤› ›l›ml› bir
Dimitrov, 2009’da 306 mirasç›ya tasdikli nisan ay›nda, yani eflcinsel evlili¤in ateflli n›n son iki hafta içindeki dökümü flöyle: kisveyle sürdürdü: “Bu insanlar bir kera
tapu ve evrak kopyas› verildi¤ini aç›klad› muhalifi Papa 16. Benediktus’un Portekiz • ‹talya’n›n güneyindeki Rosarno’da geldi mi onlar› istismar edemeyiz. Bi-
ve hak sahiplerine baflvuruda bulunmalar› ziyaretinden sadece bir ay önce yürürlü¤e göçmenlere haval› tüfekle atefl aç›l›p zim iflsizlerimizin omuz silkti¤i iflleri ya-
için ça¤r› yapt›. girecek. iki kiflinin yaralanmas› üzerine olaylar p›yorlar.”

de, hatta Reagan’›n ikiz kardefli Thatcher’›n ül-


ABD Chesnutt kendini niçin öldürdü? kesi ‹ngiltere’de dahi, neoliberalizmin aktörle-
ri, yüzy›llar süren s›n›f kavgas›n›n sonucunda
ABD’nin ak›llara ziyan sa¤l›k sistemi en sonunda de¤ifliyor; baflka bir ak›l almaz ortaya ç›kan kapsay›c› sa¤l›k sistemlerini özel
sistemle. Seçim kampanyas›nda herkese evrensel sa¤l›k hizmeti sözü veren, bunu sigortalarla dejenere etmeye cesaret edemedi;
kamu kaynaklar›yla yapaca¤› için “sosyalist” damgas› yiyen Obama çok çabuk onun yerine, patent gibi konulara odaklanma-
tornistan etti. Sa¤l›k reformu halk› de¤il, kâr›n› misliyle katlayacak olan sa¤l›k y› tercih etti. ABD’deki durum ise, sa¤l›k sigor-
endüstrisini ihyâ edecek. Kazanan gene kapitalizm, kaybeden gene Vic olacak... tac›lar›n›n Reagan ile birlikte kurduklar› krall›-
¤›n egemenli¤inin her geçen y›l pekifltirilmesi
olarak özetlenebilir.
ABD’N‹N sayg›n muhalif blog sitelerinden sa¤l›k sigortas›ndan yararlanam›yor. ABD, bu Asl›nda ABD’de durum s›f›ra s›f›r de¤il.
Crooks and Liars (Sahtekârlar ve Yalanc›lar), ak›lalmaz harcamalara ra¤men, sa¤l›k hizmet- 1965’te oluflturulan Medicare ve Medicaid adl›
Amerikal› müzisyen Vic Chesnutt’un yürek leri kalitesinde dünyada hemen tüm geliflmifl iki sistem, halen kör topal da olsa iflliyor. Me-
burkan ölümünü flu bafll›kla vermeyi tercih et- ülkelerin ard›nda, kendine 37. s›rada yer bula- dicare, 65 yafl üzeri ve engellileri kapsarken,
miflti: “Ozan Vic Chesnutt, ABD’nin Gayr›in- bilmifl. ABD, kamusal sa¤l›k hizmetlerinin iki Medicaid, bizdeki yeflil kart›n muadili. Ancak
sani Sa¤l›k Sisteminin Son Kurban›.” Chesnutt, göstergesi kabul edilen ortalama yaflam süre- bu sistemlerin insaniyetinin de s›n›rlar› var:
kendisini 18 yafl›nda tekerlekli sandalyeye sinde dünyada 50., çocuk ölümlerinin düflük- Chesnutt, bir engelli olmas›na ra¤men, müzik
mahkûm eden kazadan beri, tedavi ve hastane lü¤ünde ise binde 6,26 ile 46. s›rada (kaynak: yapabildi¤i için bu kategoriye dahil edilmedi
masraflar›yla bo¤ufluyordu. Yeni albümü ç›k- CIA World Factbook). Reagan döneminin ya- ve Medicare’den yaflam›n›n hiçbir an›nda ya-
t›ktan hemen sonra kendisiyle yap›lan bir söy- ratt›¤› farka de¤inmifltik: 1960’ta çocuk ölüm- rarlanamad›. Yaln›zca Chessnut m›? E¤er HIV
leflide, sa¤l›k sigortas› için ayda 800 dolar öde- lerinde 12. s›rada iken, 1990’da 23.’lü¤e, flimdi tafl›yorsan›z, Medicare’den yararlanabilmek
mesine ra¤men hastanelere 50 bin dolar borcu- ise o oran›n bile fersah fersah gerisine düflmüfl için AIDS olmay› –T-hücre say›s›n›n 200’ün al-
nun birikti¤ini söylüyordu. O s›ralarda tam bir ‘geliflmifl’ ülkeden söz ediyoruz. t›na düflmesini– beklemeniz gerekiyor. Belirte-
gaz devam etmekte olan sa¤l›k reformu tart›fl- Geçti¤imiz say›larda sözünü etti¤imiz lim, bu say›m 350’nin alt›na düfltükten sonra
malar›yla ilgili, “Obama beceriksizin teki, sa¤- Amerikan istisnac›l›¤›ndan kaynakl› olsa ge- terapinin h›zla bafllamas› gerekiyor. Ancak sis-
c›lar da gerizekal›” diyordu: “Tart›flma mun- rek, bu istatistik, ABD yöneticilerini pek rahat- tem, size para harcamak için ölüme biraz daha
dar oldu, k›smen Obama’n›n beceriksizli¤i, s›z etmiyor. Di¤er geliflmifl kapitalist ülkeler- yak›n olman›z› bekliyor ki, maliyet azals›n.
k›smen sa¤c›lar yüzünden. Yap›lmas› gereken,
Reagan döneminde ç›kar›lan yasalar›n la¤ve-
dilmesi. Ulusal Sa¤l›k Enstitüsü’ne, araflt›rma-
ya bir sürü para harc›yoruz, karfl›l›¤›nda hesap
yine bize kesiliyor. Ayr›ca sa¤l›¤a verilen tefl-
viklerin de, patent yasalar›n›n da de¤iflmesi
gerekiyor. 80’lerde geçirilen yasadan önce
Ulusal Sa¤l›k Enstitüleri araflt›rmaya milyon-
larca dolar harcar, ama patentler, herkesin kul-
lan›m›na aç›k olur, jenerik üreticiler de ucuz
ilaçlar üretirdi. fiimdi, ilaç firmalar› araflt›rma-
ya ay›rd›klar› kaynaklar›, yaln›zca daha fazla
para kazanmak amac›yla kullan›yor.”

Reagan’›n sa¤l›k kâbusu


Michael Moore’un “Sicko” belgeselini izleyen-
ler, ya da Amerikan kapitalizminin iflleyifli
hakk›nda az çok fikir sahibi olanlar için Ches-
nutt’›n çizdi¤i bu resim flafl›rt›c› de¤il. Neolibe-
ralizmin kendini ABD’de en vahfli biçimde his-
settirdi¤i alan, ne di¤er hizmet sektörleri, ne de
–silah dahil– endüstriler. Amerikan sa¤l›k sis-
temi, Reagan döneminde gerçekten de insanl›k
d›fl› bir hale getirildi. Öyle ki, ABD bütçesinin
yüzde 37’si, gayri safi milli has›las›n›n yüzde
16’s› sa¤l›¤a harcan›rken –ABD, bu harcamala-
r›yla dünyada aç›k ara birinci s›rada–, ülkenin
yüzde 15’i, yani 50 milyon kifli, herhangi bir Vic Chesnutt 1964-2009

32
• M›s›r’›n Naga Hamadi kentinde müs- Malezya’da dinsel az›nl›klara yönelik cudunun yüzde 15’i yanan genç hayatî
lümanlar ile K›ptî h›ristiyanlar birbirleri- fliddet t›rman›yor. Bir mahkemenin h›ris- tehlikeyi atlatt›.
nin ev ve iflyerlerini yak›yor. Müslüman tiyan yay›nlar›nda “Allah” sözcü¤ünün • Irkç›l›¤›n t›rman›fl gösterdi¤i Türkiye
bir k›z›n kas›m ay›nda bir K›ptî gencin kullanmas›na izin vermesinin ard›ndan de bu listeye girdi. Manisa’n›n Selendi
tecavüzüne u¤ramas› üzerine t›rmanan baflkent Kuala Lumpur’da üç kilise kun- ilçesinde, y›lbafl› gecesi kahvehanedeki
olaylar, Noel günü K›ptî kiliselerinin bu- dakland›. Malezya nüfusunun yüzde 10’u Roman vatandafllara çay vermeyen kah-
lundu¤u bir caddede üç müslüman mili- h›ristiyan. veci yüzünden bafllayan gerginlik, birkaç
tan›n otomatik silahlarla atefl aç›lmas›y- • Sydney’de yaflayan Hint as›ll› bir ada- gün içinde Romanlara karfl› ›rkç› sald›r›-
la katliama dönüfltü, 6 K›ptî öldürüldü. m›n b›çaklanarak öldürülmesinden sonra ya dönüfltü. 5 Ocak gecesi yüzlerce kifli
• Pakistan’da fiii az›nl›¤a yönelik sald›r›- Hindistan’daki bir gazete, Avustralya po- Roman çad›rlar›na, evlerine ve arabala-
lar sürüyor. Son olarak Karaçi’de bir fiii lisini ›rkç› örgüt Ku Klux Klan üyeleri gibi r›na sald›rd›. Can güvenli¤ini almakta
töreni bombaland›, 43 kifli öldü. gösteren bir karikatür yay›nlad›. Diplo- zorlanan ilçe yönetimi, Roman mahalle-
• Uganda’da gay’lere idam cezas› öngö- dan geri ad›m atabilir, ama gaylere yöne- matik kriz ç›karan bu olay›n ard›ndan, bir sindeki 15’i çocuk, 20’si kad›n 74 kifliyi
ren yasa çal›flmalar› sürüyor. Uluslararas› lik sert önlemler al›naca¤› kesin gibi. baflka Hintli, Melbourne’de ›rkç› bir çete Selendi’den Gördes ilçesine göndererek
bask› nedeniyle hükümet idam cezas›n- • “Il›ml› ‹slâm ülkesi” olarak bilinen taraf›ndan benzin dökülerek yak›ld›. Vü- ayr›mc›l›¤a “tehcir” boyutunu ekledi.

Uzun sözün k›sas›, ABD’deki sa¤l›k siste- Ancak reform paketinin ilk ayr›nt›lar› gün böldü. Aralar›nda Ulusal Sa¤l›k Program› için
mi, dökülüyor. Ancak ayn› fikirde olmayanlar yüzüne ç›kmaya bafllad›¤›nda, Obama yöneti- Doktorlar’›n oldu¤u bir bölüm, ‘Sa¤l›k Sigorta-
da var: Sa¤l›k sektörünün dev firmalar› ve sa¤- minin Amerikan sa¤›n›n sataflmalar›n› hakede- s› Reformu’ ve ‘Sa¤l›k Deformu’ adlar›n› tak-
c›lar. ABD’deki sa¤l›k ‘endüstrisine’ harcanan meyecek denli utangaç oldu¤u ortaya ç›kt›. t›klar› bu tasar›lar› boykot edeceklerini ilan
toplam miktar, 2,5 trilyon dolar› buluyor! Peki Obama’n›n seçim kampanyalar› s›ras›nda sö- edip Senato’daki Demokratlar› tasar›ya hay›r
bu kadar para harcay›p da bu kadar sa¤l›ks›z zünü etti¤i, devlet taraf›ndan örgütlenen kamu oyu vermeye ça¤›rd›lar. Di¤er ›l›ml›lar ise, bu
bir toplum olmak nas›l mümkün? Paray› var sa¤l›k sigortas› modelinin (public option) yeri- modelin, t›pk› Obama gibi, mükemmellikten
güçle baflkalar›n›n cebine ak›tarak: Bu giderle- ni, herkesin özel sektör taraf›ndan sigortalan- uzak olsa da kötünün iyisi oldu¤unu, o yüz-
rin yaklafl›k 400 milyar dolar›, bürokratik/ida- mas›n›n zorunlu k›l›naca¤› baflka bir model al- den evet oyu verilmesi gerekti¤ini savundular.
rî ifllemlere gidiyor. Bu ifllemlerin ço¤u, özel- m›flt›. Yanl›fl okumad›n›z, hem Temsilciler Do¤rusu, 1990 sayfal›k Temsilciler Meclisi ta-
likle sigorta flirketlerinin yaratt›¤› dolambaçl› Meclisi, hem Senato’dan geçen tasar›lar, tüm sar›s› da, bir o kadar sayfal›k Senato tasar›s› da,
yollar›n kalemleri. ABD yurttafllar›n›n bir sa¤l›k sigortas›na ka- sigorta rezaleti d›fl›nda, Yerliler için Sa¤l›k
vuflmas›n› zorunlu k›l›yor, ancak kendilerin- Merkezi kurulmas›, sa¤l›k ocaklar› kurulmas›
Obama’n›n manevras› den bir kamu modeli yerine havuzdaki sigorta ve iyilefltirilmesi, Medicaid’in yoksulluk s›n›r›-
Sa¤l›k Reformu tart›flmalar›, geçti¤imiz nisan flirketlerinden birini seçmeleri isteniyordu. Si- n›n (Senato tasar›s›na göre) yüzde 133 ilâ
ay›nda bu karamsar tablo eflli¤inde bafllad›. gortalanmayanlara uygulanacak a¤›r vergi ce- (Temsilciler Meclisi tasar›s›na göre) yüzde
Amerikan sa¤›, tart›flman›n bafl›ndan itibaren zalar› cabas›. Bir di¤er deyiflle, devlet, yurttafl- 150’sini kazananlar› da dahil edecek biçimde
temel argüman olarak “devlet sizden daha faz- lar›n› özel teflebbüsten hizmet almaya yasa ile art›r›lmas›, sa¤l›k alan›nda çal›flan profesyo-
la vergi alacak, istemeyeni bile zorla sigortala- zorluyor. Böylece as›l kazanan›n kim oldu¤u nellerin meslek içi e¤itimlerinin güncel ve ve-
yacak” lafz›yla bafllad›, “sosyalizm geliyor”a aç›k: durup dururken ceplerine fazladan 450 rimli k›l›nmas› vb. konularda olumlu ad›mlar
kadar vard›. Kendi içindeki liderlik sorununu milyar dolar akacak olan sigorta flirketleri. Ne içeriyor. Ancak tekil yasalarla pekala ele al›na-
henüz çözememifl olan Cumhuriyetçiler, özel- reform ama! bilecek bu tür düzeltmeler, devasa sigorta k›-
likle taflrada, kontrolden ç›kt›lar. Hem ham ›rk- ya¤›n›n yan›nda önemsizlefliyor.
ç›l›k, hem de iki kutuplu dünyan›n klasik anti- Kamuya karfl› lobi fiimdi ne olacak? Temsilciler Meclisi, 12
komünist argümanlar› çekmecelerden ç›kar›ld›. Peki bu ucube nas›l ortaya ç›kt›? K›smen Senato Ocak’ta tatilden dönüp yeniden iflbafl› yapt›.
‹flin ilginci, bu argümanlar Amerikan toplumu- aritmeti¤i yüzünden. Baz› muhafazakâr eyalet- ‹lk gündem maddesi, sa¤l›k reformu. Senato
nun muhafazakâr kesiminde karfl›l›¤›n› buldu: lerden seçilen bir elin parma¤› kadar demokrat ile pazarl›klar bafllayacak, iki tasar›n›n ortas›n-
‹ronik olan, Obama’dan nefret eden, yafll› orta- Senato üyesi, devlet müdahalesine evet oyu da bir yer bulunup, tasar› onaylan›p, yasa Oba-
s›n›f beyazlar›n ço¤unun yine kendilerince vermeyeceklerini söyleyince, 100 oyun 60’›n› al- ma’n›n Ocak ay› sonunda ya da fiubat bafl›nda
‘sosyalist’ bir uygulama olan Medicare’den ya- mas› gereken, zaten Senato’da o kadar sandal- yapmay› düflündü¤ü ‘ulusa seslenifl’ konufl-
rarlan›yor olmas›. Sa¤l›k reformunu protesto yesi olan Demokratlar’›n projesi yatt›. Do¤rusu, mas›na yetifltirilecek. Obama da ne flifli ne ke-
eylemleri s›ras›nda tafl›n›lan dövizlerde, pan- Obama da fazla üstelemedi. Halbuki Temsilci- bab› yakm›fl olman›n gururuyla, konuflmas›n-
kartlarda neler yazm›yordu ki: “Obama = Sos- ler Meclisi’nin sundu¤u tasar›, devlet müdaha- da Afganistan’da kazan›lmas› gereken ‘teröre
yalizm, Sosyalizm = Kötülük”, “Obama, Hitler, lesini telaffuz etmese de, Senato’nun tasar›s›yla karfl› savafl’›n, ‘düzelmekte olan ekonomi’nin
Carl Marx, Dur! fiimdi!” –tashih hatas› yoktur, karfl›laflt›r›nca radikal farklar içeriyor. Örne¤in, yan›na, sa¤l›k konusunda at›lm›fl ve at›lacak
Karl, Amerikan muhafazakâr›n›n eline düflün- çal›flanlar›n sigortas›ndan iflverenin sorumlu k›- olan ad›mlar› ekleyecek. O konuflmay› izleyen
ce Carl olabiliyor–, “Irkç› Obama”, “Barrack l›nmas› –yeni sistemde herkes kendi sigorta pri- sosyalistler, Obama’ya sosyalist dendi¤ini, sol-
Hüseyin Obama, Do¤um Yerin Neresi?”... mini ödemekle yükümlü. cu demokratlar ise yedikleri kaz›¤› ve flirket
K›saca, Sa¤l›k Reformu tart›flmalar›, Ameri- ‹kinci ve daha güçlü neden ise, sa¤l›k en- Amerikas›’n› altetmenin zorlu¤unu bir kez da-
kan sa¤›na, seçim öncesinde sergileyemedikleri düstrisi lobisinin etkinli¤i. Özellikle may›s ha an›msay›p bafllar›n› ac› ac› sallayacaklar.
›rkç›, gerici tutumu tüm dehfletiyle soka¤a dök- ay›ndan sonra Washington’a y›¤›nak yapan ABD’nin toplumsal, siyasi, ekonomik yap›s›n-
me f›rsat› verdi. ABD’nin ilk siyah baflkan›n›, lobiciler, günde 2,3 milyon dolara varan para- da en ufak bir tafl› yerinden oynatmak için ge-
›rkç›l›¤› siyaset yap›s›ndan uzaklaflt›ral› henüz lar harcay›p, hem Temsilciler Meclisi’ndeki, reken çaban›n ne kadar dipten gelmesi gerekti-
yar›m yüzy›l geçmifl bir ülkenin beyaz alt-orta hem Senato’daki ‘halk temsilcileri’ni kendi ¤inin çarp›c› kan›tlar›ndan biri olarak, bu ‘re-
s›n›f›n›n bu kadar kolay hazmetmesi beklene- yanlar›na çekmeyi, kamu sigortas›n› gündem- form’ da tarihe not düflülecek. T›pk› Ameri-
mezdi zaten. Tart›flmalar, ›rkç›l›¤›, yirmi y›ld›r den düflürmeyi baflard›lar. Bunun karfl›s›nda, ka’n›n yetifltirdi¤i en mühim ozanlardan biri-
rafa kald›r›lm›fl olan anti-komünizm ile har- kamu sigortas›n› destekleyen meslek ve sivil nin asl›nda intihar etmedi¤i, kapitalizm tara-
manlayan Amerikan sa¤›na gövde gösterisi f›r- toplum örgütleri ise Senato Maliye Komite- f›ndan öldürüldü¤ü tashihinin düflülece¤i gibi.
sat› verdi. Öyle ki, Baflkanl›k aday adaylar›ndan si’ndeki toplant›lara davet edilmedi, gelseler Ertan Keskinsoy
Mike Huckabee, ifli Lenin ve Stalin’in Obama ile de al›nmad›.
ABD’deki Sa¤l›k Reformu tart›flmalar›n› takip etmek
tan›flsa kendisini çok sevece¤ini söylemeye ka- Kamu modelinin böyle afla¤›lay›c› biçimde için: http://healthcare.change.org/
dar vard›rd›. Obama’n›n ad›n›n sosyalizm ile pencereden d›flar› at›lmas›, Obama’y› destekle- Chesnutt’un yak›n dostu müzisyen Kristin Hersh, kendi
yanyana gelmesinden rahats›zl›k duyan ABD yen –Vic Chesnutt da bir söyleflide, umutlu ol- web sitesinde Chesnutt’un ailesinin hastane masraflar›n›
sosyalistleri ise, “Bu adam bizden de¤il, sizden” masa da ehven-i fler kontenjan›ndan Obama’ya ödeyebilmesi için bir kampanya sayfas› açt›:
diye peflpefle demeç vermek zorunda kald›lar. oy verdi¤ini söylemiflti– ›l›ml› solcular› ikiye http://kristinhersh.cashmusic.org/vic/

33
Atina, Yunanistan ARALIK 2008 Urumçi, Çin TEMMUZ 2009

Kahire, M›s›r MAYIS 2009

KÜRESEL ‹SYAN Yüzergezer bir heyulâ


Küresel krizin ac› meyveleri her yerde bitmeye bafllad›. Atina’dan Tahran’a, Paris
varofllar›ndan Karaçi’ye dünyan›n dört bir yan›nda halklar›n öfkesi sokaklarda
isyana dönüflerek patl›yor. Alain Betho’nun “ça¤dafl devletin aynas›” dedi¤i bu
isyanlar aralar›nda benzerlikler gösterse de ortak bir siyasal söylemden yoksun...

FRANSIZ antropolog Alain Bert- Ayaklanmalarda yer alanlar aç›s›ndan, bu ey-


ho, yeni kitab› “‹syan Zamanla- leme geçme tarz›n›n çok a¤›r ve ciddi bir yan›
r›”nda, dünyan›n bütününe yay›l- var: ‹nsanlar kaybedeceklerinden neredeyse
m›fl bir isyanlar dönemi yaflad›¤›- emin olduklar› halde, bedenlerini, hayatlar›n›
m›z› söylüyor. Ça¤›m›z›n bu ala- tehlikeye at›yorlar. Bunun tekrar tekrar karfl›-
metinin y›llard›r izini süren Bert- m›za ç›kmas›n›n bizi düflünmeye sevk etmesi
ho, kendi haz›rlad›¤› internet site- lâz›m. Bu olgu çok aç›k bir flekilde, bize halkla-
sinde (berthoalain.wordpress.com) bu ayaklanma- r›n ac›lar›n›n ve umutlar›n›n temsili anlam›nda
lar›n tek tek kayd›n› tutuyor. Son y›llarda ivmeli siyasal alan›n dünya çap›nda çöktü¤ünü söy-
bir art›fl gösteren küresel isyan›n haritas›n› bura- lüyor. ‹nternet üzerinden yay›lan görüntüleri,
dan izlemek mümkün. Sadece son birkaç haftada öfkeleri, eylemleri, hareketleri bu denli benzer
kay›tlara düflen toplumsal olaylar bile, Bertho’nun k›lan da bu. Ayaklanmalar küreselleflmifl dün-
tezlerinin sa¤lamas›n› yapmaya yetiyor: Chantelo- yan›n çokkatmanl› çatlaklar›. Her çatla¤›n ken-
up-les-Vignes’deki kargaflalar, Jakarta’da ö¤renci di hikâyesi var, ama sallanan bütün ev.
isyanlar›, Kongo’da ölümle sonuçlanan çarp›flma- “Yüzergezer ve elegelmez” bir nesne olarak
lar, Rostock’ta futbol maç› sonras›nda kopan ayak- tan›mlad›¤›n›z bu tabloda resmin tamam›n›
lanmalar, Venezüella’da kar maskeli Chavez karfl›- yakalayabilmek için nas›l bir yöntemle çal›-
t› gösteriler... Ana haber bültenlerinden uzak tutu- fl›yorsunuz?
lan küresel isyan, interneti etkili bir silah olarak Elbette bu tablonun eksikleri var. Fakat küre-
kullan›yor. Les Inrockuptibles dergisinin Alain selleflmenin isyanlar› küreselleflmenin kendi
Bertho ile yapt›¤› söylefliye ba¤lan›yoruz... sahnesinde gözler önüne seriliyor zaten. ‹nter-
net önceden olmayan eflsiz bir kaynak, hattâ
‹syanlara odaklanan bu okuma dünyam›z ayaklanmalar›n kahramanlar› görüntüleri ken-
hakk›nda ne diyor? dileri Youtube ya da Dailymotion’a koydukla-
Alain Bertho: Son iki as›rda Avrupa’da ve r›nda birinci elden bir kaynak. “Online-önceki-
dünyan›n di¤er bölgelerinde eflzamanl› üç flid- gün” etnoloji için yeni bir araflt›rma sahas› ha-
detli siyasal hareketlenme oldu: 1848 Halklar›n line geldi. Ve bu “önceki-gün”ün sonuçlar›n›n
‹lkbahar›, Ekim 1917’yi takip eden ayaklanma internete konmas› kesinlikle çok heyecan veri-
hareketleri, “68’ler” diye hat›rlanan 60’l›, 70’li ci “reaktif” etki ihtimallerine aç›l›yor. ‹nternet
y›llar. Birkaç y›l önce, su götürmez bir biçim- yaflayan ve karfl›l›k vermeye aç›k bir enformas-
de, gene böyle bir döneme girdik. Yaflamakta yon kayna¤›, dünyan›n ateflini ölçen bir baro-
oldu¤umuz fleyin iki özgüllü¤ü var: Çok daha metre gibi.
genifl bir co¤rafyaya yay›lan bu ayaklanmalar ‹syan›n bir tipolojisini ç›karmak mümkün tarzlar›n›n ise epey umumî oldu¤unu söyleye-
dizisi öncekilere göre daha uzun süreli olaca¤a mü? Polisle fliddetli çat›flmalar, açl›k isyanla- biliriz. Geçmiflteki barikatlar yok art›k. Bugü-
da benziyor ve ayn› zamanda, bir anlamda r›, kent isyanlar›, köylü ayaklanmalar›... ‹s- nün özgünlü¤ü: Kar maskeleri, setler, atefle
“göze görünmüyor”, çünkü bu say›s›z kitlesel yanc›lar›n kulland›klar› çeflitli eylem biçim- vermeler, h›zla yer de¤ifltiren taciz sald›r›lar›
öfke kabarmalar› ortak ve net siyasal anlam- leri neler? ve görüntüleri internete koyma...
dan yoksun. Siyasal olsun, toplumsal ya da Dünya ölçe¤inde çok güçlü harekete geçirici ‹syan, gençli¤in siyasetle iliflkisinin, bu ilifl-
kültürel olsun, bir dünya devriminin arefesin- ortak hatlar var. Örne¤in, öldürülen gençlik kinin yoklu¤unun “vurucu” bir emaresi mi?
de olmad›¤›m›z aflikâr. Senegal’de de, Portekiz’de de, Çin, Yunanis- Bu öncelikle günümüz dünyas›n›n gençli¤iyle
Fransa’n›n kenar mahallelerinde, Guadelou- tan, Brezilya ya da Fransa’da da ayn› derecede iliflkisinin emaresi. 20. yüzy›l devrimlerinin
pe’da, Atina, Karaçi, Lhassa ya da Tahran’da etkili bir yönlendirici. Finansal mant›¤a karfl› baflar›s›zl›¤› ve ekolojik tehdit, siyasal ya da
meydana gelen ayaklanmalar farkl› siyasal duyulan öfke de farkl› biçimlerde a盤a ç›ksa toplumsal alanda olsun, modern tarihsel ilerle-
ba¤lamlar›n sonucu olsalar da yaflad›¤›m›z da bir baflka ortak etken: Hayat pahal›l›¤›na, me fikrini y›kt›. Gençlik art›k dünyan›n gelece-
döneme dair nas›l bir ortak noktaya iflaret elektrik kesintilerine, toprak spekülasyonuna ¤i olarak de¤il, bugünün düzenine tehdit ola-
ediyor? karfl› isyanlar fleklinde görülebiliyor bu. Eylem rak görülüyor. Gençli¤e yönelik zapturapt
34
Kuala Lumpur, Malezya A⁄USTOS 2009 Tegucigalpa, Honduras A⁄USTOS 2009

Tahran, ‹ran ARALIK 2009 Kampala, Uganda EYLÜL 2009

Buenos Aires, Arjantin ARALIK 2009

Rosamo, ‹talya OCAK 2010

söylemi d›fl›nda, hiçbir siyasal söylem yok ar- lerin ötesinde, küreselleflme
t›k. Gençlik de tepki gösteriyor. Bütün dünya- süreci ve mekanizmalar›yla
da üniversite ve lise ö¤rencilerinin mobilizas- yerlefltirilen “yeni yönetim
yonlar›, flenlik gösterileri, sportif karfl›laflmalar tarz›” denen fley asl›nda
olsun, iktidar güçleriyle gittikçe daha da flid- “uzaktan yönetim” sistemi.
detlenen çat›flmalara dönüflüyor. Bütün k›ta- Bu sistem bürokrasiyi, otori-
larda ayn› hareketler, ayn› jestler, ayn› öfke. terli¤i, insanlar› afla¤›lamay›, farkl› ayr›mc›l›k deti ve öfkesi yükseliyor, sabr› tafl›yor. Bugün,
‹syan modern devlete karfl› derinden ve ciddi yöntemlerini harmanlayarak birlefltiriyor; dev- bu çat›flmalar dizisinin kal›c› olmas› için bütün
bir tehdit oluflturuyor mu? Yoksa devletin let meflruiyetini büyük ölçüde yitiriyor. Top- flartlar mevcut. Ayaklanma karfl›s›nda ise Sao
toplumu kontrol alt›nda tutma ve bast›rma lumlar›n ço¤u zaman sessiz muhalefetine, her Paolo’dan Urumçi’ye, Atina’dan Villiers-le-
teknikleri onu korumaya yetiyor mu? yerde, giderek artan bir flekilde güvenlik ve Bel’e, Cezayir’den Dakar’a askerî mant›k galip
‹syan ça¤dafl devletin aynas›. Onun ürünü; ba- bast›rma mant›¤›yla karfl›l›k veriyor. Finansal geliyor. Savafl bir anlamda yönetim biçimi ha-
zen de dublörü: komfluyu, ötekini, yabanc›y› ve devlet muktedirlerinin kibiri ve siyasal ör- line geldi¤ine göre, bu çat›flman›n t›rmanma-
hedef ald›¤›nda... Ulusal rejimlerin ve gelenek- gütlenmelerin otizmi oran›nda, halklar›n hid- s›ndan çekinebiliriz. Çeviren: Siren ‹demen
35
k›raat X - KÜTÜPHANE

Aliflan Çapan Güle Güle ki Tarif Edemem (Adam)


• Cemal Kafadar Kim Var imifl Biz Burada Yo¤ iken
–Dört Osmanl›: Yeniçeri, Tüccar, Dervifl ve Hatun (Metis)
Daniel Bensaïd Köstebek ve Lokomotif (Yaz›n)
E.L. Doctorow Caz Dönemi (Can)
Eduardo Galeano Aynalar (Sel)
Elio Vittorini Sicilya Konuflmalar› (Helikopter)
Enderunlu Faz›l Güzel O¤lanlar Kitab› (Sel)
Flannery O’Connor ‹yi ‹nsan Bulmak Zor (Metis)
Felix Guattari Nakaratlar (Dost)
Judith Butler Ulus Devlet Marfl›n› Kim(ler) Söyler (Agora)
Metin Üstünda¤ fiiyir Seviflgenleri (Sel)
Murathan Mungan ‹kinci Hayvan (Metis)

ïd Eric Rohm)er * Nedim fiener Dink Cinayeti ve ‹stihbarat Yalanlar› (Güncel)


Orhan Kemal Avare Y›llar (Alfa)
Daniel Bensa
)
(1920 - 2010 Paul Auster Görünmeyen (Can)
Saime Tu¤rul Ebedi Kutsal Ezeli Kurban
(1946 - 2010 Ocak’ta
ayla yitirdik. 11 –Çok Tanr›l›l›ktan Tek Tanr›l›¤a Kutsal Ve Kurbanl›k Mekanizmalar› (‹letiflim)
e¤ i ol an iki ç›nar› bir gün ar ¤›n ›n yö ne tm enli¤e
k em ni Dalga kufla Susan Buck-Morss Görmenin Diyalekti¤i
Üzerimizde büyü Ro hm er , ilk Ye enle rd endi.
i yuman Eric aç›k yönetm –Walter Benjamin ve Pasajlar Projesi (Metis)
dünyaya gözlerin ›yd ›. 90 ya fl›nda, hâlâ zihni en bo l isim le rin den-
en son soyunm
ufl olan
ns aïd’ se ‘68 May›s›n›n sem gü zel
Taner Akçam 1915 Yaz›lar› (‹letiflim)
t eden Daniel Be aksisini bizim Tan›l Bora Sol, Sinizm, Pragmatizm (Birikim)
Ertesi gün vefa uzanan bi r de vrimci miras›n pr dü flüyo r...
njamin’e etmek Vecdi Ç›rac›o¤lu Gladyatör –Futbol Arenalar›nda
di. Troçki’den Be iki ustay› da takip
am ›z için de rinlefltirmiflti. Bize Bir ‹syan›n Hikâyesi: Metin Kurt (Everest)
yaflam

*
Orhan Dink: Cinayetin oldu¤u
• Bu kitapta ele al›nan dört kifliden ‹stanbul Rum güzeli sonsuz mü- Ad›m “Çizgi Metin”e ç›km›flt›,
gün üç kurumdan bahsediyo- hiçbiri, bir ulusun bireyi/parças› kemmelli¤in, matematiksel biçimin, meflin yuvarla¤› taç çizgisi üze-
ruz. Trabzon Polisi, ‹stanbul Po- de¤il. “Tabii can›m, onlar bir üm- eski zamanlar›n zarafetinin ve mo- rinden sürerdim ço¤unlukla ve
lisi ve Jandarma. Cinayetin ol- metin parças›” demek kolay, ama dern melankolinin bileflkesi. bacaklar›m›n aras›ndan mekik
du¤u gün bu üç kurum ne yap›- bu da sorunsuz de¤il. Bir kere, Ne de olsa Bo¤az’›n Avrupa yakas› dokuyan topu kimse alamazd›.
yor? fiubat 2006’da gelen ihbar- Osmanl› toplumunda yekpare bir güzelli¤in vatan›. Bu asl›nda – her ne kadar stil ol-
da Osman Hayal’in ad› geçiyor. Müslümanl›k yoktu (makalelerde Bu sabah Galata’dan, güneflli ve sa da– verilen bir takti¤in uygu-
Ne yapar ‹stanbul? Yapaca¤› ilk ele al›nan kifliler dolay›s›yla tart›fl- adeta çifte bir gökyüzünün ihtiflam› lanmas›ndan baflka bir fley de-
fley, kendine göre ismi araflt›r›r. may› Müslümanlar ile s›n›rl›yo- içinde flehvetli bir grup Avrupal›n›n ¤ildi.
Sonradan ortaya ç›k›yor ki, 19 rum, ama söylediklerimin, üç afla- arkas›nda ç›kan bu yeniyetmeyi Beni izleyenler o zamanlar sa-
Ocak günü Osman Hayal ‹stan- ¤› befl yukar›, di¤er cemaatler için Tanr› Akdeniz ülkelerinin bütün in- halar›n taç çizgilerine yak›n bö-
bul’da, saat 11 gibi telefonu sin- de geçerli oldu¤unu düflünüyo- celiklerini kullanarak yaratm›fl. lümlerinin çim olmas› nedeniy-
yal veriyor. ‹stanbul Polisi bu rum). K›z›lbafl veya Sünni olmak, Eflekler, köpekler, hamallar, tespihli le o yönde futbol oynad›¤›m› sa-
bilgiyi nedense ortaya ç›karm›- köylü veya flehirli olmak, tarikat Efendiler aras›nda yürürken bir n›rlard›. Düfltü¤ümde sakatlan-
yor. Trabzon Polisi’nin özellikle mensubu olmak veya olmamak elinde ayaklar› ba¤lanm›fl canl› bir mamak için burada top sürdü-
istihbarat›, Erhan Tuncel’i al›yor gibi nice fark düflünebiliriz. Hem- hindi var ve öbür eliyle de lal renkli ¤üm izlenimi verirdim. Bu izle-
o gece. Muhittin Zenit, Engin flehri (hemfleri) olan Sünni Müslü- a¤z›na, bal› güneflte parlayan bir nimden uzaklaflmam için çizgi-
Dinç, Ramazan Akyürek, Ali manlar aras›nda bile de¤iflik ta- pasta götürüyor. Beni görünce çe- nin halka en yak›n yer oldu¤u-
Fuat Y›lmazer, Ercan Demir, savvurlar oldu¤unu, hatta zaman vik ad›mlar atmaya bafll›yor ve göz nu, halka en yak›n yerde olmak
bunlar bir bir hareketleniyor. zaman bunlar›n çat›flt›¤›n› biliyo- k›rpmamla alay ediyor. Beyaz, bü- istedi¤imi soranlara anlat›r, ye-
Çünkü ellerinde bilgiler var. Bu ruz. On yedinci yüzy›l›n ortalar›n- kükboynu nazl› prensin kumrular›- dek kulübesi ve fleref tribünü
flunu gösteriyor: Ellerinde abi- da ‹stanbul ahalisinin yaflad›¤› n› afla¤›l›yor. önündeki çizgide de¤il de, hal-
min öldürülece¤ine dair bilgiler keskin kamplaflmadaki fay hatla- Konufltu¤unda, kufllar› büyüleyen k›n tercihi aç›k tribün önünde
var. Zaten Muhittin Zenit son r›ndan birisi, “ümmet-i Muham- Süleyman konufluyor san›rs›n›z. top koflturmaya özen gösterir-
ifadesinde bunu itiraf ediyor. med’den” olan kimselerin “mil- Küçük bir telaffuz kusuru var: Pafla dim. Sahadaki bu stilim dikkat
Jandarma ne yap›yor? Jandarma let-i ‹brahim’denim” demesinin diyemiyor, Pasa diyor. Bu küçük ta- çekerdi tabii ki! Bu konuda bana
da kendine daha önce gelmifl caiz olup olmad›¤› etraf›nda bi- lihsizlik, baz› çarp›c› anlam kar›fl›k- yöneltilen sorulara, yine onlara
bilgiyi sanki o anda gelmifl gibi çimlenmifltir. Kâtip Çelebi’ye göre l›klar›na yok aç›yor: fl›k sik oluyor yöneltti¤im sorularla cevap ve-
belge düzenliyor. “‹brahim milletindenim, halk ara- sözgelimi; olsun! rirdim. Halka en yak›n yer nere-
(...) Tamamen devletin içindeki s›nda yay›lm›fl ve kökleflmifl bir ‹nce, uzun, tombul kollar›nda bir si? Çizgi. Ben de çizgide topu
illegal bir yap›lanman›n sonucu sözdür”. Bir yandan da, Müslü- tek tüy yok. bekler ve oradan ata¤a kalka-
öldürüldü¤üne ta bafltan beri manlar›n kendilerini bu flekilde Kendisine çok yak›flan bir gururu r›m. Teknik direktörlerin, idare-
inan›yorum. Geldi¤imiz nokta- tan›mlamas›na fliddetle karfl› ç›- var: Güzel ‹stanbul’umuzda koca cilerin ve politikac›lar›n oldu¤u
da bunun böyle oldu¤u, kamuo- kanlar vard›r. Müslüman kimli¤i- k›çl› dam›zl›klar ticareti yok olsa bi- tarafta oynamay› sevmiyorum.
yu vicdan›nda da böyle oldu¤u ne sahip ç›karken, di¤er semavi le bu eflsiz yeniyetme dilenmez.Elli Halk nerede? Aç›k tribünde. O
görülüyor. Ama hukuken ne so- dinlerle ba¤›n› vurgulamay› da yafl›ndaki Yorgaki’nin aflk uyand›r- zaman kapal› tribünün önünde
nuç al›r›z, bilmem. seçebilirsiniz, s›n›rlar› tahkim et- ma flans› hiç bitmeyecektir. oynamak yerine, aç›k tribün
meyi de. Türklerden içten içe nefret ediyor önünde sa¤aç›k, bir devrede so-
Modernizm, kendine biçti¤i bü- tabii ki ama, eski bir diplomat gibi laç›k oynayarak görevimi ken-
yük tarih anlat›s›nda, geleneksel, gizlemeyi biliyor bunu ve alemler- dimce yerine getirmifl olurum.
modern öncesi gibi nitelemelerle de Tanr›’n›n Osmano¤lu’nu Büyük
ele ald›¤› toplumlar›n, mesela bu Konstantinos’un kentinden kov-
kitapta ele al›nan 16.-17. yüzy›l mas›n› bekliyor.
Osmanl› flehir ehlinin ne derece Elinden gelse Müslüman çocuk-
sofistike oldu¤unu gözlerden lar›n› analar›n›n karn›ndan kopar›p
uzak tutmay› baflarm›flt›r. ç›karacak: Bugün sadece tavernalar-
da dans ederek Eyüp’ün bütün
sofular›n› iflas ettirmekle meflgul.
36
Duman›
üstünde verdi¤i ders notlar›n›n çevirilerini kentsoylu yaz›’n›n dönemi yaflan- yaflam›n› özellikle Aynarozcu kimi
takip ediyoruz. “Roman›n Haz›rla- d›.” Barthes, derslerinde biçime ka- dini örneklerden esinlenerek “düfl
n›fl›”n›n ard›ndan flimdi, Claude vuflmufl olsa da kitap olmaya dire- evreni idyoritmi fantazmas›” olarak
Coste’un çal›flmas›yla “Nas›l Birlik- nen bu notlar›n “yoksullu¤u”na da adland›rm›fl. Barthes, derste kullan-
te Yaflan›r?” gibi can al›c› bir soru de¤inmifl. “Bir Aflk Söyleminden d›¤› –kendi deyimiyle– “gereçleri”
sunan yeni cilt de masam›zda. Dü- Parçalar” üzerine, “Kitap seminer- de Do¤u kefliflli¤inden devflirmifl.
flünce labirentinde, kuflkunun ve den daha yoksul olabilir, ama kitab› Öznenin ya da grubun gündelik ya-
karfl›tl›¤›n olanak üreten sakin daha gerçek görüyorum” demifl. flam›n›n belirgin bir uzama ba¤l› ol-
ad›mlar›yla... Belki de “biz Bart- Okura “gerçek”le yetinip “yok- du¤u kimi belgesel ve romanlardan
hes’›n masas›nday›z” demek daha sul”a arzu duyman›n yaratt›¤› ek- da kesitler alm›fl: André Gide’in
do¤ru. Masan›n bir önüne, bir arka- siklik duygusunun tuhaf arada- “Poitiers’li Zoraki Mahkûm K›z”›
s›na gidip geliyoruz. Onun nas›l hazz›n› uzatarak... Hatta az ileride, “münzevi odas›”na, Daniel De-
olup da hâlâ düflünce üretmeye de- bir “düfl k›r›kl›¤›” vaat ederek... foe’nun Robinson Crusoe’su “bar›-
vam eder gibi göründü¤üne kafa “Düfl k›r›kl›¤›n›n erdemler bar›n- nak”a, Palladios’un “Lausika His-
yoruyoruz. Bizi flafl›rtmaya, bizi fla- d›rd›¤›n›” ve “s›radan baflar›s›zl›k toria”s› “çöl”e, Thomas Mann’›n
fl›rtt›¤›na flafl›rmaya devam örne¤ine dayan›larak anlafl›la- “Byülü Da¤”› “büyük otel”e, Emile
Ham olan›n hazz› ediyor sanki. Bu kitab› oku- mayaca¤›n›” da bize o hat›r- Zola’n›n “Apartman”› ise “burjuva
Roland Barthes - Nas›l Birlikte Yaflan›r? maya bafllad›¤›m›zda latm›flt› ne de olsa. binas›”na yans›m›fl. “‹dyoritmik
Çev: Necmettin Sevil (Sel Yay›nc›l›k) da, örne¤in, kitaba Barthes, 1959’da ise öbek olanakl› m›d›r? Telos’suz, Ne-
itap olmas› düflünülmemifl Eric Marty’nin Yeni Roman üze- den’siz varl›klardan meydana gel-
K günlüklerin, yar›m kalm›fl fliir-
lerin, mektuplar›n ve her türden
yazd›¤› önsözde
onun sözle yaz›
rine yap›lan bir
yuvarlak masa
mifl bir topluluk olabilir mi?” soru-
su eflli¤inde. Yan›t›n olumsuzlu¤u-
notun yazar›n›n ölümünün ard›n- aras›ndaki fark toplant›s›n›n ya- nun getirdi¤i olanaklarla zenginle-
dan kitaplaflt›r›lmas› baz› okurlar üstüne de dü- y›mlanmas›n›n flerek ve çekirdek etraf›nda koza
için çok caziptir. ‹fllenmemifl met- flünmüfl oldu¤u ard›ndan flöyle ürerken iskelet üretmenin o tersine,
nin bu cazibesini sadece yazar›n da- bilgisine rastla- yazm›fl: “Yaza- bütünü söken talep edilmemifl ma-
ha fazla sözcü¤ünü okuma arzu- d›¤›m›zda, nas›l r›n (örne¤in rad- haretiyle...
suyla aç›klamak kolayc›l›k olurdu. oluyor da y›llar yoda) konuflma- – Pelin Özer
Belki de okur, yazar›n r›zas›z yal- öncesinden def- s› bir yana, solu-
n›zl›¤›n› ele geçirdi¤i için düflünce terlerinin bafl›na ¤undan, sesinin Ozan›n k›lavuzlu¤u
motorunu daha iyi çal›flt›r›r ve bir gelecekleri görmüfl acaba diye soru- tavr›ndan bir fleyler ö¤renilebilir yi- Ursula K. Le Guin - Lavinia
çeflit borçlanma hissiyle onun zihni- yoruz. Giderek kendi düflüncesinin ne de; ama daha sonra bu söz, dille- Çev: Gürol Koca (Metis)
ne daha temkinli bir özenle yakla- uçlar›n› yay›nlanan yaz›lar›n› birbi- rin do¤as› farkl› de¤ilmifl gibi yaz›- “ ‹lahi Komedya”da Dante’ye
fl›r. Okurlar, evrak-› metrukenin ta-
mamlanmam›fl bir cümlesinde ya
rine teyelleyerek birlefltirdi¤ini kefl-
fetmek her seferinde keyif veriyor.
ya aktar›l›rsa (...) bu, ne yaz›l› fleyin
çarp›c› uzakl›¤›na, ne de sözlü fleyin
‹ öte dünyada k›lavuzluk eden
Vergilius, Ursula K. Le Guin’e k›la-
da karalanm›fl bir kafa kar›fl›kl›¤›n- Onun bir düflünce jonglörü oldu¤u- fliirsel bask›s›na sahip olabilen k›r- vuzluk ederse ne olur? Öte dünya
da sevdikleri yazar› haz›rl›ks›z nu kendimize hat›rlatarak havada ma ve anlams›z bir yaz› üretmekten de¤il de, bir dünya kurulur, hem de
(kostümsüz, biçimsiz, dolay›s›yla dönen toplara dal›p gitti¤imizde; o baflka bir fley de¤ildir. K›sacas›, her bir kad›n›n sesiyle. Vergilius “Ae-
kendine daha benzer bir halde) ya- toplar›n halen havada, ayn›, ilk se- yuvarlak masa en parlak yazarlar›n neas” destan›nda Romal›lar›n köke-
kalam›fl olman›n getirdi¤i yak›nl›¤› ferde yakalanm›fl uyumla dönüp en kötü sözünü: Söylemi çekip al›r. nini Troyal› yi¤it Aeneas’a dayan-
da kollarlar. Bu tan›kl›k, sevilen öz- durdu¤unu görmemizi sa¤layacak Oysa, söz ve yaz› ne aralar›nda de- d›rarak soylu köken aray›fllar›n›n
neyi daha çekici k›lar, onun çal›flma malzeme var elimizde. ¤ifltirilebilir ne de birbirleriyle efl- önemli bir örne¤ini vermifltir, Dan-
ve yaflama alan›na yaklaflabilmenin Barthes, 1950’de “L’Artisanat lefltirilebilir, çünkü aralar›nda var te’nin onu kendine k›lavuz seçmesi-
mümkün oldu¤u hissini verir. Ham du Style” (Biçemin Zanaatkârl›¤›) olan fley bir meydan okumay› and›- nin sebebi de bu soyluluk iddias›y-
olan›n, biçimine henüz kavuflmad›- makalesine Valéry’nin flu sözleriyle r›r: Yaz›, bütün öteki dillerin yad- la temellenir, elbette Dante için sa-
¤› için bir bak›ma halen çok yak›n›- bafllam›fl: “Valéry, kendisine s›nmas›ndan oluflmufltur.” dece bu dünyaya sahip olmak yet-
m›zda oldu¤unu bilmenin hazz›, Collège de France’taki derslerini Barthes, 1976-1977 ders y›l›nda mez, öte dünya da ayn› soyluluk ve
eksik yap›t›n, kitap olmas› düflü- neden yay›nlamad›¤› soruldu¤un- verdi¤i bu derslerde “özel bir düfl H›ristiyan anlay›fl›yla bezenmelidir.
nülmemifl konuflma notlar›n›n, is- da, biçimin maliyeti yüksektir, di- evreninin araflt›r›lmas›”n› amaçla- Dante, k›lavuzuna ne kadar sayg›
keletin de¤erini art›r›r. yordu. Bununla birlikte, biçimin m›fl. “‹çinde ayn› uzam› paylaflma- duysa da, H›ristiyan cennetinde
Roland Barthes’›n, ölümünden düflünceyle hemen hemen ayn› de- n›n bireysel özgürlü¤ü engelleme- ona yer vermez –onun da elinden
bir süre önce Collège de France’ta ¤erde oldu¤u bir devir, egemen di¤i çok k›s›tl› topluluklar›n birlikte çok fley gelmez elbette, çünkü emir-
ler bellidir. Vergilius’un “komed- arac› olarak görerek onu flehvetle
Ursula K. Le Guin
ya”daki yeri cehennemin birinci ka- ye¤eniyle evlenmeye zorlamas›na
t›d›r; Homeros, Achilles, Hector ve karfl› kendi gelece¤inden korkan
Socrates gibi H›ristiyanl›k öncesin- Lavinia’ya Aeneas’›n müjdesini
de yaflam›fl, ama Dante’nin “ka- vermesi, iktidara karfl› bir direnç
non”unda olanlarla birlikte, cehen- sunmas›: “Akflam y›ld›z›n›n ›fl›¤›n-
nemde “ayr›cal›kl›” bir yere sahip- dan olma bir adam.” Le Guin’in
tir; Dante’nin ve H›ristiyan Tan- “kanon”u ters çevirmesi hem bura-
r›’n›n cömertli¤i bu kadard›r. da hem de sonras›nda daha da net-
Ursula K. Le Guin de “Lavinia” lefliyor. Vergilius için “soylu kö-
roman›nda benzer bir “kanon” anla- ken” olan Aeneas yi¤itlik gibi bir
y›fl›yla Vergilius’u k›lavuz olarak se- erdemi tafl›sa da, hiç de Vergilius
çiyor kendine, fakat Vergilius’un ih- (ve Dante’nin) ata olarak kabul et-
tiflama ve soylu kökene yapt›¤› vur- mek isteyecekleri bir “yi¤it” de¤il.
gu için de¤il, “fliirinin na¤mesi ve Kar›s›n› Troya’da alevler içinde b›-
güzelli¤i” için ve “kanon”u o kadar rakm›fl, ona olan aflk›n› kalbinde ta-
tersten okuyor ki, ortaya ç›kan eser fl›m›fl, Afrikal› Kraliçe Dido’ya afl›k
tüm “Bat› medeniyetinin” kendisine olmufl, ama yurdunu kurmak için
biçti¤i soylulu¤u ve ihtiflam› ters- yolculu¤una devam etmifl, Di-
yüz ediyor; geriye “yoksulluk, sada- do’nun intihar›n›n ard›ndan a¤la-
kat, tevazu ve sorumluluk gibi basit m›fl bir adam ve Lavinia da afl›k ola-
ama hassas de¤erler” kal›yor. Di¤er cak. Lavinia’ya da Dante’nin Beatri-
bir deyiflle, Le Guin Dostoyevski’nin ce’si gibi bir kad›n de¤il, bildi¤imiz
“Ecinliler”indeki anarflistleri cinle- etten kemikten bir kad›n.
rinden temizleyip “Mülksüzler”de- Vergilius Lavinia’ya gelecekten
ki anarflistleri nas›l anlat›yorsa, “La- haber vermek için yar›m kalan des-
vinia” roman›nda da “Bat› medeni- tan›n› ona okuyor: Kim kimin bo¤a-
yeti” ve onun atalar›ndaki cinleri ç›- ¤i gibi alt›n sar›s› saçlar› yok, esmer yas›ndaki tek kötülük, içinde yafla- z›n› kesti? Yani Lavinia onu böyle
kar›p Hesiodos’un “‹fller ve Gün- tenli, t›knaz bir kral k›z› olarak ta- d›¤›m›z dünyadaki kötülük, yani dinliyor. Kral k›z›n›n talipleri ara-
ler”indeki sadeli¤e çeviriyor tüm liplerinin aras›nda flafl›rm›fl bir du- iktidar arzusu ve yanaflmas›d›r. s›ndaki gerilim bir çocu¤un bir ge-
anlat›y›: “ ‹ki türlü Kavga vard›r bu rumda. Annesinin ye¤eni Ardeal› Kraliçe’nin ve Turnus’un kardefli yi¤i yaralamas›yla savafla dönüflür.
dünyada / Biri övülmeye de¤er, Turnus tüm talipler aras›nda en Juturna’n›n Turnus’a duyduklar› “Her fley bir geyik ve t›knaz bir k›z
öteki yerilmeye / Özden apayr›d›r kuvvetlisi ve Lavinia’y› en çok kor- bu cinsel arzu iktidar›n flehvetine için miydi?” Kimisi karg›yla kimisi
bu iki Kavga / ‹nsan› kanl› savafla kutan›. Le Guin Turnus’u iktidar is- bulanm›fl oldu¤u için romandaki en m›zrakla öldürülür, kimisi kalbin-
götürür birisi /.. / (di¤eri) eli tut- tencinin –ki Nietzsche’nin erk isten- sakil duygu ve güdü olarak beliri- den kimisi gözünden vurulur, biri-
maz insan› bile ifle sürükler”. ciyle kar›flt›r›lmamas› gerek– ete ke- yor. Bir genç k›z›n bafl›na gelebile- sinin bafl› baltayla parçalan›r. So-
mi¤e bürünmüfl hali olarak sunu- cek en korkunç fley annesi taraf›n- nunda Aeneas Turnus’un bo¤az›n›
Cinsellik de¤il, iktidar kötü yor. O¤ullar›n›n ölümünün ard›n- dan eziyet görmek olsa gerek, çün- keser ve kavga biter, destan da tam
Vergilius ölümsüzlük bahfletti¤i, dan delirmifl Ardeal› Kraliçe k›z›n›n kü kendi kad›nl›¤›n› annesinde gö- burada yar›da kal›r. Vergilius’un
ama bir yaflam ve bir ses vermedi¤i ye¤eniyle evlenmesini istiyor, hem ren genç k›z için bu eziyet kendi ge- k›lavuzlu¤u burada biter, ozan›n
Lavinia’n›n karfl›s›na Hades’ten ge- de ye¤enine güçlü bir cinsel arzu lece¤i taraf›ndan kabul edilmemek sesi kaybolur. Le Guin’in roman›n-
len, ondan yüzlerce y›l genç bir ölü duyarak. Le Guin okurlar› iyi bilir- ve eza görmek olarak okunur. ‹flte da Vergilius’un k›lavuzlu¤u Lavi-
olarak dikiliyor. Latium kral›n›n k›- ler ki, Le Guin cinselli¤e ya da arzu- Vergilius’un Lavinia’ya tek yapt›¤› nia’ya iktidara, annesinin iktidar
z› Lavinia’n›n Vergilius’un söyledi- ya kötülük yüklemez. Le Guin dün- k›lavuzluk, kraliçenin k›z›n› iktidar flehvetine karfl› direnç sunmak ol-

hem de dünyan›n bilgisini devrimler k› sa¤lamay› hedefledi. Bir dergi ola-


Praksis 10 yafl›nda ça¤›n›n ayd›nl›¤›nda, teori-pratik birli-
¤inden kopmadan edinmeyi ve pay-
rak, eflitlik ve özgürlük idealine ba¤l›l›-
¤›n› korusa, emekten ve sosyalizmden
“Tarihin mele¤i”nin, arkas›na sizli¤in siya- laflmay› amaçlad›. Her geçen gün “dil yana konumlansa bile, düflüncelerini
bakt›¤›nda, yaln›zca yenilen ya da setine, teorik oyunlar› mezbahas›nda” birbirinden ve üretimlerini yayacak kanallardan
teslim al›nan devrimci at›l›mlar› ve çö- alan› “dil daha çok kopan sosyal bilimler ve yoksun olduklar› için baflka baz› ka-
ken ülkeleri gördü¤ü karamsar bir dö- oyunlar›yla toplumsal gerçeklik aras›ndaki ba¤› nallara yönelmeyi seçen ya da moti-
nemdi. Akademide, özellikle elefltirel söz mezbaha- yeniden kurabilmek için, 11. Tez’in vasyonu köreldi¤i için yay›n yapmak-
gelenek içinde, yap›salc›l›k sonras› s›na çevirme- salt etik olmayan epistemolojik yoru- tan uzak duran akademisyen ve arafl-
ak›mlar genel olarak hegemonya kur- ye” yönelerek, munu, sadece “dünyay› de¤ifltirmek t›rmac›lar için de bir tart›flma ve ileti-
mufltu. Sermaye, bir yandan, küresel- tarihsel mater- için” de¤il, “dünyay› anlayabilmek flim kanal› olabilmeyi umuyordu.
leflme olarak adland›rd›¤› sürece yön yalist gelenek- için de” de¤ifltirme eylemi içinde Bugüne dek Praksis dergisi 21 sa-
veren neoliberal politikalarla tahakkü- lerden h›zla olunmas› gerekti¤ini öne ç›kard›. Ç›k- y› yay›nlad›; tek tek anmayaca¤›m ba-
münü güçlendirirken, öte yanda çö- uzaklafl›yorlard›. maya bafllad›¤› koflullarda, tarihsel z› say›lar› özellikle ilgi gördü, ama he-
küfl içerisindeki burjuva ideolojisi, 18 yüksek lisans ya da doktora materyalist yaklafl›m›n ve s›n›f temelli men hemen her say›s› referans al›nan
kendi kinik, anlams›z ve umutsuz, ö¤rencisi, böyle bir ortamda, Thomp- siyasetin, baflta iflçi hareketi olmak bir say› oldu. Unutturulmaya çal›fl›lan
geçmiflsiz ve geleceksiz metafizi¤ini son’un sözleriyle, “herkesin not ya da üzere, kapitalizmi aflmak isteyen tüm tarihsel materyalizmin elefltirel gele-
“tarihin sonu” üstbafll›¤›yla sunuyor terfi için de¤il, toplumu dönüfltürmek kapitalizm karfl›t› hareketler için vaz- neklerini, örne¤in s›n›f analizini dirilt-
ve bunu dünyan›n yegane olanakl› için çal›flt›¤›, elefltiri ve özelefltirinin geçilmez oldu¤unu vurgulad›. mekle kalmad›, bu yolda geliflen, Bra-
epistemolojik temsili olarak kutsuyor- hararetli ama karfl›l›kl› yard›m›n, teo- Praksis dergisi, hem sosyal bilim- verman’›nki gibi öncü emek süreci
du. “Klasik hakikat, ak›l, kimlik ve nes- rik ve pratik bilgi de¤ifliminin de yo- lerde hem de Marksizmde, kal›plafl- çal›flmalar›n›n yöntemsel katk›lar›yla
nellik kavramlar›ndan, evrensel ilerle- ¤un oldu¤u” bir alan açarak, “do¤ru- m›fl, sulanm›fl, orijinal anlam›ndan beslenmifl emek süreci analizleri, sa-
me ve kurtulufl fikrinden, bilimsel dan kendilerinin olan bu alanda” ser- uzaklaflm›fl ya da kullan›lmaz hale ha çal›flmalar› yay›nlad›. Baflta
aç›klaman›n baflvurabilece¤i tekil mayeden ve devletten ba¤›ms›z bir gelmifl kavram ve kavram kümelerinin Gramsci olmak üzere o güne dek Tür-
çerçeveler, büyük anlat›lar ve nihaî bilimsel çal›flma içinde bulunabilmek yol açt›¤› teorik biçimsizleflme ile yüz- kiye’de farkl› yorumlanagelmifl dev-
zeminlerden” duyulan kuflkuyla ka- amac›yla bir araya geldiler. Bu bir leflmeyi, kapitalizmin elefltirisini gün- rimci düflünürleri kendi devrimci te-
rakter kazanan bu metafizik, elefltirel araya geliflin sonucunda, tarihsel ma- celleyip canl› tutarken, sosyalist infla melleri üzerinde görünür k›ld›. Yan›s›-
oldu¤u zann›ndaki ayd›nlar aras›nda teryalist sosyal bilimler dergisi Prak- süreçlerini ve komünist gelecek ta- ra, pek bilinmeyen “elefltirel gerçek-
da yay›l›yor, sol/sosyalist ayd›nlar›n sis do¤du. Praksis, dergi olarak, hem hayyülünü tart›flmay› ve gelifltirmeyi, çilik”, “içsel iliflkiler”, “devlet türetme
ço¤u s›n›flararas› uzlaflmaya, siyaset- tarihsel materyalizmi güncellemeyi dünyay› de¤ifltirme mücadelesine kat- okullar›” gibi baz› ak›mlar› elefltirel di-

38
mufltur, ama ozan›n sonras› için ya- dünyaya getiriyor. Gelecek, Lavini-
ni ifller ve günlerin dünyas› için a ile yaflad›klar› an›n içinden geçip
söyleyecek bir sözü yoktur. Destan kendisini biçimlendiriyor.
hem yar›md›r hem de fazlad›r. Le Lavinia, Aeneas’›n ölümünden
Guin Augustus’a yaraflacak saray- sonra o¤lu Silvius ve Aeneas’›n o¤-
lar›, taçlar›, toplu kurban törenlerini lu Ascanius’la kal›yor. Yetersizli¤in
siler, mermerler kalkar, yerine ah- getirdi¤i iktidar h›rs›n›n örne¤i
flap ve tu¤la örülür, insanlar›n se- olan Ascanius üvey kardefli Silvi-
çimlerine kar›flan Greko-Romen us’u kendisi gibi “erkek” olarak ye-
tanr›lar Styx ›rma¤›n›n suyunu içip tifltirmek için Lavinia’dan kopar-
seslerini kaybeder. Bir tek Vesta ka- maya çal›fl›yor, difli bir kurda dönü-
l›r. Akflam y›ld›z›n›n ›fl›¤›ndan Ae- flen Lavinia, Aeneas’tan ald›¤› bili-
neas ve t›knaz kral k›z› Lavinia, cili¤iyle hem kendisini hem de Sil-
evin oca¤›n› tüttüren Vesta ile oza- vius’u iktidar kavgalar›ndan kurta-
n›n sustu¤u dünyada kendi yollar›- rabiliyor. Hecate’nin üç yüzü; baki-
n› kendileri bulurlar. Ama “masal” re-kad›n-kocakar›: “Erkekler kad›n-
flimdi bafllar. lar için sadakatsiz, de¤iflken yak›fl-
t›rmalar›nda bulunurlar ve bu lafla-
Erke¤in üç kad›n› r› her daim tehdit alt›nda olan cin-
Gaia ve Gaius. Genius ve Juno. Ka- sel onurlar›ndan kaynaklanan bir
d›n ve erke¤in birlikteli¤inden do- k›skançl›k içinde söyleseler de, söz-
¤an bir medeniyet. Le Guin, Lavini- lerinde bir do¤ruluk pay› vard›r.
um’un kuruluflunu anlat›rken “bafl- Biz hayat›m›z›, varl›¤›m›z› de¤iflti-
lang›ç mit”lerine karfl› da bir ad›m rebiliriz; istesek de istemesek de de-
at›yor. Kad›n ve erkekten türeyen ¤ifltiriliriz. Ay de¤iflti¤i halde nas›l
insano¤lunun kand›r›lm›fl fleytan tekse, biz de bakire, efl, anne, büyü-
kad›n›ndan farkl› Lavinia ve kanneyizdir. Erkekler ise bütün o
Gaia’ya eziyet eden Uranüs’ten tez canl›l›klar›na ra¤men neyse
farkl› Aeneas. Mitlerin hiç hesaba odurlar, bu yüzden kat›l›¤› bir er-
katmad›¤› bir etkileflim türüyle ku- dem haline getirirler.” Erkekle ilifl-
ruyorlar Lavinium’u: fiefkat. Kalp- kisine göre tan›mlanan kad›n›n üç
siz bir dünyan›n kalbi olsun diye yüzünü de sunan Lavinia, istese de,
burjuva de¤erlerinin anneli¤e yük- istemese de de¤ifltirilen kad›n Lavi-
ledi¤i ve ac›ma duygusuyla kar›flan nia, Vergilius’un ona yaflam verme-
tüketici flefkatten çok farkl› olan bu den sundu¤u ölümsüzlük için de
flefkat, kad›na hikmeti, erke¤e de de¤ifliyor. Akl›n uykusu derinleflip
kahramanl›¤› sorgulama yetisi ka- canavarlar yaratmadan, gecenin en
zand›r›yor. Turnus’un bo¤az›n› ke- karanl›k vakti eriflmeden havala-
sen Aeneas, bu eyleme yüklenen nan difli bir baykufl oluyor sonun-
hiçbir kahramanl›¤› kabul etmiyor. da: “Yumuflak ve titrek bir ses ç›ka-
Gelece¤i gören Aeneas, Dante’nin r›yorum –i, –i diye hayk›r›yorum.
cehennemin üçüncü kat›na yerlefl- Hadi git! Ruhum bazen yaln›zca bir
tirdi¤i kahinlerin intikam›n› al›r gi- kad›n olarak uyan›yor tekrar.”
bi hem gelece¤i hem de geçmifli bu – Göksun Yaz›c›

yalog kurarak tan›tt›. Kent, medya ça- yap›lanlar yan›nda, devletten ve ser-
l›flmalar›, tarih yaz›m›, bilimsel yöntem mayeden tümüyle ba¤›ms›z böyle bir
gibi konularda aflina olunmayan ta- mecran›n tüm eksiklikleriyle birlikte
rihsel materyalist yaz›n› güncelledi ve de olsa yafl›yor olmas› bafll› bafl›na
bu yaz›na katk› sundu. En önemlisi baflar› say›lmal›d›r.
ise, bizzat içinde yaflad›¤›m›z dünya- Kolektif bilgi üretim faaliyeti ve bir
n›n, bölgenin ve ülkenin somut bilgisi- mecra olarak Praksis dergisi, geçen
ni edinmek için Praksis kolektifinin yüzy›lda a盤a ç›kan akademik Mark-
gösterdi¤i azamî çabad›r. Dergi say›- sizm/politik Marksizm ikili¤ini, politik
lar›n›n büyük ço¤unlu¤u bu çabaya hareketlere olan eflit mesafesini yitir-
hasredildi¤i gibi, kuramsal say›labile- meden, kapitalizme karfl› geliflen siya-
cek say›lar›nda da bu çabaya hasre- sal iflçi hareketi ve ba¤lafl›¤› devrimci
dilmifl makaleler di¤erleriyle efl say›- toplumsal hareketlerle üretken bir ilifl-
da yer alm›flt›r. ki temelinde y›rt›p atamad›kça, bu ba-
Praksis dergisi, birkaç y›ld›r inter- flar›n›n kendi mecras›yla s›n›rl› kala-
net yay›n›n› www.praksis.org adre- ca¤›n›n, faaliyetin toplam›n›n bilincin-
sinden sürdürüyor; ulafl›lamayan eski de oldu¤unu da eklemeliyiz.
say›lar›n›n hepsine bu adresten erifli- Praksis dergisi, bir trafik kazas›n-
lebiliyor. Bir dergi olarak amaçlar›, da yitirdi¤i kurucu emektar›, hiç sol-
hedefleri ve niyetleriyle de¤erlendiril- mayacak çiçe¤i Sevilay Kaygalak’›n
di¤inde, haz›rl›k çal›flmalar› dikkate yoklu¤unda, ama capcanl› an›s›n›n
al›nd›¤›nda, bugün ulaflt›¤› onuncu izinde insanl›¤›n komünist gelece¤ine
y›lda 21 say› ç›kabilmifl olmas›, elbet- umutla bakarak, tarihsel materyaliz-
te baflar› hanesine yaz›lmas› güç sa- min elefltirel yürüyüflünü, bugün her
y›sal bir göstergedir. Bir kolektif ola- biri birbirinden de¤erli 37 yay›n kurulu
rak yaflad›¤› ve baz› yol arkadafllar›- üyesi ve 33 dan›flma kurulu üyesiyle
n›n kolektiften çekilmesini do¤uran, birlikte kolektif bir faaliyet olarak,
anlams›z de¤ilse de talihsiz tart›flma- Dipnot Yay›nlar›’yla iflbirli¤i içinde da-
lar da bu baflar›s›zl›klar hanesinde ha da güçlenmifl flekilde sürdürüyor.
durabilir. Buna ra¤men, bu 21 say›da – Mustafa Bayram M›s›r
Haz›rlayan: Ahmet Gürata
A ⁄ I R Ç E K ‹ M

“Kosmos “ (Reha Erdem)

¤unu kaydederek, filmin Türkiye da¤›t›-


TÜRK‹YE S‹NEMASINDA DA⁄ITIM SORUNUNU AfiMAYA DO⁄RU m›n› üstleneceklerini ifade etti.

Ba¤›ms›z bir sinema mümkün Gifle rakamlar› ne diyor?


Meseleye bir de 2009’un gifle verileriyle
bakal›m. Antrakt Sinema Gazetesi’nin
Türkiye’de iyi filmler çekiliyor mu? Çok flükür, evet. Peki izleyiciyle buluflabiliyorlar m›? verilerine göre, sat›lan 38.5 milyon bilet-
Galiba hay›r. Sadece izleyici tercihi de¤il, büyük prodüksiyon flirketlerinin hegemonyas› le 2008’de en yüksek seviyesine ulaflan
da bu tabloda etkili. Bir dayan›flma a¤›n›n ipuçlar›n› araflt›r›yoruz... izleyici say›s›, geçti¤imiz y›l 2.3 milyon
gerileyerek 36.2 milyona indi. Yerli film-
eçen say›da, Gezici Festival’le na karfl› ve alternatif bir da¤›t›m a¤› ku- ler için sat›lan bilet miktar› 22.6’dan 18.2

G birlikte konuk oldu¤umuz Art-


vin izlenimlerini naklederken, si-
neman›n seyirciyle iliflkisinin önünde
rulmas› için bir grup sinemac›yla dü-
zenli toplant›lar yapt›klar›n› duyurdu.
Özcan Alper, bu grubun ilk giriflimle-
milyona gerilerken, yabanc› filmlerin iz-
leyicisi 15.6’dan 17.9 milyona yükseldi,
yerli filmlerin pazar pay› yüzde 52, ya-
çeflitli engeller bulundu¤unu belirtmifl- rinden birinin “Min Dît” (Miraz Bezar) banc›lar›nki ise yüzde 48 olarak gerçek-
tik. Uygun bir ortam sa¤land›¤›nda, se- filminin da¤›t›m›n› üstlenmek olaca¤›n› leflti. Bu oran 2008’de 60’a 40’la yerli
yirci “sanat sinemas›” olarak nitelendiri- belirtti. Diyarbak›r’da Kürtçe olarak çe- filmlerin lehineydi.
len ya da genifl kesimlere hitap etmeye- kilen film, çeflitli uluslararas› festivalle- Baz› yorumcular, bu gerilemenin ne-
ce¤i düflünülen filmleri de ilgiyle izli- rin yan›s›ra, Alt›n Portakal’da da göste- deni olarak ekonomik krizi ve gnctrk-
yordu. Ancak, bu filmler yeterince genifl rilmiflti. Ancak, Türkiye’de hiçbir da¤›- cll’in bedava bilet kampanyas›n›n son
bir kesime ulaflm›yordu. Çözüm olarak- t›m flirketi filmi göstermeye yanaflmad›. bulmufl olmas›n› gösteriyor. Halbuki,
sa, “alternatif bir da¤›t›m a¤› kurulmas› Alper, bu durumun bir tür sansür oldu- nedenleri baflka yerde aramak gerekiyor.
ile farkl› gösterim mecralar›n›n yarat›l-
mas›n›n” akla yatk›n seçenekler oldu¤u-
nu kaydetmifltik. Popüler kültürün hegemonyas›na karfl› bir yuva özlemi
2010’un ilk günlerinde, konu bir kez
Reha Erdem: (yönetmen) “Kosmos”un ç›k›fl tarihi- ¤›t›mc› ve salon sahibinin bizim filmlerimize olan il-
daha gündemimize geldi. Reha Erdem,
ni erteleme nedenimiz malûm, istedi¤imiz salonlar- gilerini bizzat biliyorum. Sorun, “ba¤›ms›z” diye ad-
NTV’de konuk oldu¤u bir programda, 8
daki yer k›s›tl›l›¤›. Daha do¤rusu, yerden çok, süre k›- land›raca¤›m›z (“ba¤›ms›zl›¤›” sadece “seyirci say›s›
Ocak’ta vizyona girmesi beklenen yeni s›tl›l›¤›. Asl›nda bu tarz filmler bütün dünyada göste- kayg›s›ndan ba¤›ms›z” anlam›nda kullan›yorum) si-
filmi “Kosmos”un gösterimini erteledi- rim s›k›nt›lar› yafl›yor. Bu filmlerin seyirci say›lar› k›- neman›n kendi “ba¤›ms›z” gösterim imkânlar›n› ya-
¤ini aç›klad›. Filmi göstermeye haz›r s›tl›, bunu biliyoruz. Da¤›t›m olanaklar›n›n k›s›tl›l›¤› ratmas›nda. Bunun birçok farkl› örne¤ini dünyan›n
olan sinema salonlar› vard›. Ancak, Er- da do¤rudan bununla ilgili. Dolay›s›yla, bunun so- çeflitli kentlerinden biliyoruz.
dem “Kosmos”un yeterli say›da salonda rumlusu ne da¤›t›mc›lar, ne salon sahipleri, ne de po- Biz bunun ilk hayalini ba¤›ms›z bir sinema salo-
gösterilmemesinden ve k›sa sürede gös- püler film sahiplerinin ifltah›. Tam tersine, ço¤u da- nuyla kuruyoruz. Ama as›l mesele, böyle bir salonun
terimden kald›r›lmas›ndan kayg› duyu- flimdiye kadar gördü¤ümüz örneklerdeki gibi yeral-
yordu. Geçmiflte buna benzer örnekler t›nda, rutubet içinde, sesi duyulmaz, neredeyse sine-
s›kça yaflanm›flt›. Büyük yap›m flirketle- man›n afla¤›land›¤› bir ortam›n ötesine tafl›mak. Yap-
rinin ürünü olmayan pek çok film apar t›¤›m›z iflleri, sineman›n en güzel flekliyle, büyük per-
topar gösterimden kald›r›lm›flt›. Reha dede, teknolojinin bütün imkânlar›n›n hizmette oldu-
Erdem, çözümün ba¤›ms›z gösterim im- ¤u, rahat ve merkezî bir salonda ya da salonlarda
kânlar›nda yatt›¤›n› belirterek, ‹stan- gösterebilmek amaç. Farkl› yöntemlerle, haftada 10’a
bul’da ba¤›ms›z filmler gösteren bir si- yak›n filmin dönerek, fakat çok uzun süre programda
nema salonu kurmak için kollar› s›va- kalaca¤›, “flevk veren” bir yap› hevesi bu. Kültürün
d›klar› müjdesini verdi. ve sanat›n afl›r› derecede afla¤›land›¤› bir ülkede, se-
Bir baflka sevindirici haber de, “Son- viyesi günden güne düflen popüler kültürün hege-
bahar” filmi için farkl› da¤›t›m-gösterim monyas›n›n sökmeyece¤i, güçlü, ba¤›ms›z bir yuva
mecralar›n› zorlayan ve kendi filminin özlemi bu. Evet, kolay ifl de¤il. Ama film yapmaktan
izleyicisini yaratan Özcan Alper’den daha zor oldu¤unu düflünmüyorum.
geldi. Alper, keyfî sansür uygulamalar›-
40
‹lkin, büyük yap›m flirketlerinin “agre- oluyordu. Sonuçta, 2009’da gösterime fl›lmas› güç olan sinema salonlar›n› ekle-
sif” politikalar izledikleri sinema sektö- giren yerli filmlerin say›s› 69’a yük- yince, “kriz” de¤ilse bile, duraklama ka-
ründe, iddialar›n aksine “serbest rekabet selmifl (2008’de 50), ama bu filmlerin iz- ç›n›lmaz oluyor.
koflullar›n›n” bulunmad›¤›n› belirtmek leyici say›s› 4.4 milyon gerilemiflti. Kimi Sevindirici nokta, çekilen filmlerin
gerek. ‹ddial› yap›mlardan “Kurtlar Va- durumlarda ise, yap›mc›lar›n ve da¤›- önemli bir bölümünün gösterim flans›
disi: Gladio” örne¤iyle aç›klamaya çal›- t›mc›lar›n çabalar›na karfl›n sinema sa- bulmas›. Ancak, elefltirel ilgi gören ve
flal›m. Filmin yap›mc›s› Pana Film, gös- lonlar› baz› fimleri göstermekte isteksiz ödüller kazanan “11’e 10 Kala” (13 bin),
terim tarihi olan 20 Kas›m’dan aylar ön- davran›yordu. K›sacas›, yap›mc›, da¤›- “Bornova Bornova” (12 bin), “Hayat
ce sinemalarla temasa geçti. Gönderdi¤i Var” (9.500), “Pandora’n›n Kutusu” (27
yaz›larda, filme alt› hafta ayr›lmas›n›, Yüksek bütçeli bir reklam kampanyas›yla gösterime giren bin) ve “Süt” (6.600) gibi pek çok film gi-
ayr›ca en iyi salonlar›n tahsis edilmesini “Kurtlar Vadisi”, izleyiciden bekledi¤i ilgiyi bulamad› ve flede baflar›l› olamad›. Elbette, anaak›-
flart kofluyordu. Pek çok sinema salonu m›n d›fl›nda kalan ve tür kal›plar›na yas-
için bu koflullar› kabul etmekten baflka
863 bin izleyicide kald›. Ancak, filmin gösterimde oldu¤u lanmayan filmler her yerde görece az il-
çare yoktu. Yüksek bütçeli bir reklam tarihlerde, pek çok film salon bulamad›. giyle karfl›lan›yor. Ancak, Türkiye nüfu-
kampanyas›yla gösterime giren “Kurtlar suna oranla bu rakamlar›n da oldukça
Vadisi”, izleyiciden bekledi¤i ilgiyi bula- t›mc› ve salon sahibi üçgeninde aksayan düflük oldu¤unu teslim etmek gereki-
mad› ve 863 bin izleyicide kald›. Ancak, bir fleyler oldu¤unu vurgulamak gerek. yor. Nedenler, yukar›da s›ralad›¤›m›z
filmin gösterimde oldu¤u tarihlerde, Buna bir de, kifli bafl›na millî gelire oran- sorunlarda aranmal›.
pek çok film salon bulamad›. la yüksek olan bilet fiyatlar›n› ve al›flve- fiimdi yönetmenlere, da¤›t›mc›lara
Gelinen noktada, popüler yerli film- rifl merkezlerinde bulunan, bu nedenle ve salon sahiplerine kulak verelim...
ler di¤er filmlerin gösterimine engel de özel arac› olmayan seyirciler için ula- Ahmet Gürata

“Kader”e Cem Y›lmaz kadar reklam yap›lsa Birbirimize mecburuz


‹nan Temelkuran: (yönetmen) Reha Erdem’in yap- yüzleflme korkusu (gerçekçi bir sinema için risk) bu ‹rfan Demirkol: (Büyülü Fener Sine-
maya çal›flt›¤› ba¤›ms›z salonlar meselesini bizim filmlerin salon sahipleri taraf›ndan al›nmamas› sonu- malar› sahibi) Sorun herkesin filmleri
grubumuz da yapmaya çal›fl›yor. Bu konularda art›k cunu do¤uruyor. Ama bir gün de flu denensin iste- için en iyi zaman dilimini almak iste-
flikâyet etmek veya da¤›t›mc›larla bo¤uflmak yerine, rim: Mesela bir “Kader” filmine Cem Y›lmaz filmi ka- mesinden kaynaklan›yor. Özellikle
ki da¤›t›mc›n›n bu konuda çok fazla suçu yok, hare- dar reklam yap›lsayd› ne olurdu? ocak ve flubat aylar›, okullar›n ara tati-
kete geçme zaman›. li nedeniyle, en yo¤un dönemler. Ni-
Bütün da¤›t›mc›lar popüler filmleri da¤›t›rlar, da- san ay›ndan itibaren program biraz
¤›tmak zorundalar. Sistem basit olarak flu flekilde ifl- daha rahatl›yor. Bir de yap›mc›lar›n si-
ler: Da¤›t›mc›, salonlara (gruplar, ba¤›ms›z salonlar, nema salonlar›na dayatt›¤› koflullar
toplu gösterim yapan kültür merkezleri vs.) filmi tek- var. Örne¤in, son dönemin popüler
lif eder. Salon sahibi de o filmin ifl yap›p yapmayaca- yerli filmlerinin yap›mc›lar›, ilk iki haf-
¤› üzerine bir tahminde bulunup filmi kabul eder ve- tas› en büyük salonda olmak üzere, al-
ya etmez. t› hafta gösterimde kalmak kofluluyla
Bundan sonra, e¤er bu çember içerisindeki nu- filmlerini veriyor. Bu koflullara ancak
maralar› baflkalar› anlatmazsa, ben anlat›r›m, ama büyük sinema zincirleri direnebiliyor.
ben flunu söylemek istiyorum: Popüler filmlerde sev- ‹flin tuhaf›, bu koflullarla gösterime gi-
di¤i oyuncular›n veya türlerin takipçileri, popüler ol- ren bir popüler film çal›flmad›¤›nda,
mayan filmlerin takipçilerinden çok daha sad›k. anlaflma gere¤i gösterimden kald›ra-
Art›, ülkedeki genel kültürel çöküfl ve kendiyle m›yorsunuz. Bu durumda salonunuz
bofl kal›yor. Ayn› dönemde, istedi¤iniz
filmleri gösteremiyorsunuz.
Yap›lmas› gereken, yap›mc›, da¤›-
Okul misali bir sinematek t›mc›lar ve salon sahipleri aras›nda
sorunlar›n tart›fl›larak bir anlaflmaya
Özgür Do¤an: (yönetmen) Da¤›- yor. Bu anlamda, “‹ki Dil Bir Ba- var›lmas›. Zira birbirimize mecburuz,
t›m ve gösterim konusunda yafla- vul” gibi belgesel bir filmin 80 bi- ortak hareket etmemiz lâz›m. Biz “ba-
nan en temel s›k›nt›, da¤›t›mc›la- nin üzerinde izleyiciye ulaflmas› ¤›ms›z” olarak nitelenen yap›mlara
r›n size önem vermemeleri. Çünkü sevindirici. En az›ndan bir sonraki önem ve de¤er veren bir grubuz. An-
filmleriniz milyonlara ulaflmay›n- filmimizin finansman› aç›s›ndan cak, tek bafl›na bu filmlerle ayakta ka-
ca, onlar için hiçbir fleysiniz. Do- önemli. Ancak, bu say› daha da labilmemiz imkâns›z. Bu nedenle de,
lay›s›yla bu tür filmleri yük olarak art›r›labilir. hem “Avatar” gibi yabanc› filmleri,
görüyorlar. Ayn› yaklafl›m sinema Bunun d›fl›nda, ba¤›ms›z film- hem de “Recep ‹vedik” gibi popüler
sahipleri için de geçerli. Daha kâr- ler lehine sinema salonlar›na belli yerli filmleri göstermek durumunda-
l› oldu¤u ve ço¤u zaman senenin kotalar konmas› ve bu filmlerden y›z. Bizim arzumuz, herhangi bir s›-
bafl›nda anlaflmalarla dayat›ld›¤› al›nacak verginin düflürülmesi dü- k›nt› yaflamadan bu üç gruptaki film-
için onlar da popüler filmleri tercih flünülebilir. Zaten tan›t›m yapam›- leri de birlikte gösterebilece¤imiz bir
ediyorlar. yorsunuz, anaak›m medyada yer gösterim ortam›.
Bizler memleket meselelerine alman›z çok zor. ‹zleyicinizin (fla-
dair filmler yap›yoruz. Bu nedenle yet varsa) ço¤u zaman haberi ol-
de, sivil toplum kurulufllar›n›n, ör- muyor filmlerden. Bu tür bir kota-
gütlerin, derneklerin ve siyasî par- destek arac›l›¤›yla en az›ndan
tilerin deste¤i çok önemli. “‹ki Dil filmler belli bir süre sinemada ka-
Bir Bavul” için bu kurulufllar›n labilir. Daha ilerisi için yap›lmas›
deste¤ini alarak toplu gösterimler gerekense, sinematek mant›¤›nda
düzenledik. Orhan Eskiköy’le bir- lenen bir yöntemden ilham ald›k. “arthouse” sinemalar aç›lmas›,
likte bu gösterimlerin hemen he- Memleket meselelerine duyar- buralarda bir sinema izleyici kitle-
men hepsine kat›lmaya çal›flt›k ve l› insanlar›n –bu kurulufllar›n üye- sinin yetifltirilmesi. San›r›m bunlar
söylefliler yapt›k. Kendi izleyici lerinin– yeterli sinema al›flkanl›¤› yap›ld›kça ba¤›ms›z sinema kendi
kitlemizi oluflturduk diyebiliriz. Bu yok. Bu insanlar› sinemaya ça¤›r- seyircisini ve dolay›s›yla kendi da-
anlamda “Sonbahar” filmi için iz- man›n bir yolunu bulmak gereki- ¤›t›m olanaklar›n› yaratabilecektir.

41
Üretken izleyici ve Nusaybin modeli
Özcan Alper: (yönetmen) “Sonba- ca film üzerine konuflmad›k. Bu so- Artvin’deki Gezici Festival ya da
har”›n gösterimlerinde ba¤›ms›z ya runlar› aflmak için neler yap›labilir, Hopa’daki Kafkas Film Günleri örnek-
da politik film meselesini çok tart›fl- onu da tart›flt›k. leri de gösteriyor ki, sinemay› seven
t›k. Ba¤›ms›z yap›m ve üretim koflul- Da¤›t›m sorunlar› ve buna ba¤l› ve özleyen bir seyirci kitlesi var. Ör-
lar› elbette önemli. Ancak, film, ba- olan keyfî sansür uygulamalar›n› afl- ne¤in, Kafkas Film Günleri’nde Alek-
¤›ms›z da¤›t›m koflullar›yla de¤il de, mak için öncelikle yap›lmas› gereken, sandr Sokurov’un “Aleksandra” ve
çokuluslu flirketler taraf›ndan da¤›t›l›- filmleri seyirciyle buluflturacak me- “Otar Gitti¤inden Beri” (Julie Bertu-
yorsa, ne kadar ba¤›ms›z olabilir? Di- kânlar yaratmak. Bütün dünyada bu- celli, 2003) filmleri gösterildi. Türkçe
yelim ki “çizgiyi aflt›n›z”, da¤›t›m flir- nun örnekleri mevcut. Ticarî kayg› altyaz›l› bu filmleri 300-400 kifli tahta
keti çeflitli gerekçelerle –ki bunlar ge- gütmeyen belediye ya da devlete ait sandalyeler üzerinde oturarak izledi.
nellikle ticarî argümanlar oluyor– fil- olan sinematek gibi kurumlar... Nere- Üstelik de keyif alarak, hiç s›k›lma-
minizi da¤›tmay› reddedebilir. Ba- deyse her ilde bir üniversite aç›ld›. Bu dan. Çünkü filmler ilgilerini çekti, bir
¤›ms›z filmin yap›m›n›n oldu¤u kadar flehirlerde 150-200 kiflilik birer sine- yerlerine dokundu. Demek oluyor ki,
da¤›t›m›n›n, hatta gösteriminin de ma salonu aç›lsa... Ya da b›rakal›m mevcut koflullar sa¤lansa, gösterim
ba¤›ms›z olmas› gerekiyor... “Sanat bu illeri, ‹stanbul, Ankara, ‹zmir, Bur- bulamayan bu filmlerin asl›nda ciddi
filmi” kavram› da sorunlu. Sinema sa- sa gibi birkaç büyük flehirde böyle bir seyircisi var ve gittikçe de arta-
nat› bir bütün olarak görülmeyip sa- salonlar aç›lsa, filmlerin seyirciye cak. Bu arada, unutmadan söylemek
dece tecimsel taraf›yla kodlan›nca, ulaflmas› aç›s›ndan önemli bir zemin gerekir ki, DTP (art›k BDP) belediye-
bizim yapt›¤›m›z filmler sanat filmleri oluflacakt›r. Bu salonlar›n belirli bir leri bu konuda gerçekten ciddi bir ça-
kategorisine s›k›flt›r›l›yor. Ve böylece, flehre gittim ve gösterimlere kat›ld›m. konfora sahip olmas› da önemli. ba sarfediyorlar. fiu an bu konuda ör-
bu tarz filmlerin yeterince seyirciye Her seferinde salonlar doldu. En Tabii tek bafl›na salonlar›n aç›l- nek, en iyi salonlar Batman, Urfa Vi-
ulaflamayaca¤› önkabulüyle, yaln›z- önemlisi, seyircinin kat›l›m›yla sa¤la- mas› yeterli olmayacak. Sinema se- ranflehir ve Mardin Nusaybin gibi
laflt›r›lmaya itiliyor. Yani filmin sanat- d›¤› destekti. Seyirci, filmi izleyen ol- yircisinin yarat›lmas›, ayn› zamanda yerlerde bulunuyor... Ve bu durum
sal de¤erini belirleyen fley seyirci sa- maktan çok, filmin o flehirde gösteril- bir kültür ifli. Seyirciyle bulufla- için iyi bir model teflkil ediyorlar.
y›s› de¤il her zaman. mesini sa¤layan ve sonras›ndaki et- mamaktan yak›nan yönetmenlerin de Bu ülkede, bu sistemde bu mese-
“Sonbahar”› gösterime sokma- kinliklerin yap›lmas›na katk›da bulu- bu süreçlere farkl› katk›lar› olabilir. lenin nas›l çözülece¤i gözüküyor. Sol
dan önce, önümüzde çeflitli örnekler nan bireylerdi. Normalde pek çok fle- Örne¤in çeflitli kentlerde gösterimle- siyaset de bu konuya duyars›z kal-
vard›. Örne¤in, Handan ‹pekçi’nin, hirde gösterime girme olana¤› yok- re kat›lsalar, bir fleyler k›r›labilir. mamal›, “bana ne ba¤›ms›z sinema-
hem de henüz bugünkü koflullar yok- ken, seyircilerin sinema salonlar› üze- Böylesi bir giriflim, politik bir ön- dan” dememeli. Yeni kurulacak bir
ken, ilk filmi “Babam Askerde”nin rinde yaratt›¤› etki ile gösterime gir- görü ve bak›fl aç›s› da gerektiriyor. sol sosyalist partinin program›nda
bobinlerini al›p flehir flehir dolaflt›¤›n› dik. Popüler filmlerin en çok gifle Buradan hareketle, E¤itim-Sen, “en az k›rk tane ba¤›ms›z sinema sa-
biliyorduk. Üçüncü dünya sinemas› yapt›¤› haftalarda için salon bulmak KESK, D‹SK ve TMMOB gibi örgüt- lonu aç›lmal›” hedefini gördü¤üm za-
deneyimleri, özellikle de Latin Ameri- zor oluyordu. Örne¤in, “Sonbahar” lerle görüfltük, toplu gösterimler yap- man “evet, bir fleyler de¤ifliyor” de-
ka sinemas›n›n hayata geçirdi¤i uy- Trabzon’da popüler filmlerin göste- t›k. Bu sendikalar her ilde örgütlü, rim. Express’te iki say›d›r süren tar-
gulamalar ya da Genç Alman Sine- rimde oldu¤u bir dönemde seyircinin ancak ne yaz›k ki üyeleri “Recep ‹ve- t›flma üzerinden bitirelim: Sola ba-
mas› örnekleri teorik olarak bildi¤i- bask›s›yla ikinci hafta zorla gösterime dik” gibi filmler izlemek zorunda ka- ¤›ms›z sinematekler lâz›m! Neden ol-
miz, tart›flt›¤›m›z meselelerdi. girdi ve 5-6 bin seyirciye ulaflt›. Ya da l›yor. Oysa bu örgütlerin konferans mas›n? Befl y›ll›k ÖDP belediyecili¤i
Bunlar› göz önüne alarak, engel- ‹negöl’de izleyiciler, filmi almak iste- salonlar› var. Dijital teknolojinin sun- zaman›nda bir kültür merkezi binas›
leri aflmaya çal›flt›k. Yapt›¤›m›z ifl as- meyen salon sahibine gidip, “popüler du¤u imkânlar giderek art›yor. Bu sa- yapmay› ak›l edemeyen Hopa’da, bir
l›nda bir yönüyle seyirciyle yeniden bir film haftasonu ne kadar yap›yor” lonlar çok-amaçl› biçimde kullan›la- grup genç birkaç ayd›r “Kafkaslara
temas kurma ve yeni bir seyirci ya- deyip o kadar bilet ald›lar. Tüm bu bilirse, filmleri seyirciyle buluflturmak kültür merkezi gerek” diye bir imece
ratma süreciydi. Bu amaçla birçok kat›ld›¤›m gösterimlerde tabii yaln›z- için önemli bir mecra olabilirler. bafllatt›lar. Gördük ki, oluyor da….

K›s›rdöngüyü aflmak için dayan›flma Ba¤›ms›z bir a¤ lâz›m


Tolga Esmer: (yap›mc›) Zorluk, zincirin sonundan, lara daha kolay kabul ettirebiliyorlar. Ba¤›ms›z yap›m- Ersan Congar: (Bir
yani ba¤›ms›z filmlere olan talepten bafll›yor. Asl›nda lar› da¤›tmay› kabul eden da¤›t›mc› flirket say›s› da Film genel müdürü)
birbirini besleyen, karmafl›k bir k›s›rdöngü söz konusu. hayli k›s›tl›. Onlar da baz› sinema salonlar› gibi ya si- “Sanat / festival filmle-
Seyirci aç›s›ndan bakarsak: Öncelikle, seyirci, ba- nema aflk›na ya da yap›mc› hat›r›na bu ifli yap›yor. ri” ya da “ba¤›ms›z si-
¤›ms›z filmleri bizim arzu etti¤imiz ölçüde talep etmi- Ba¤›ms›z yap›mc› aç›s›ndan bakarsak: Kopya, nema” dedi¤imiz tür-
yor (hem yerli, hem yabanc› yap›mlar ilan, da¤›t›m masraflar›n› düflünerek den filmlerin sinema-
için). Ba¤›ms›z filmler çok k›s›tl› say›- ve zaten talep olmayaca¤›n› tahmin daki seyirci say›s›nda
da salonda gösterime girdi¤inden, bu ederek düflük say›da kopyayla viz- son y›llarda gözle görü-
filmleri izlemek için bazen uzaklara yona girmeyi kabul ediyor. lür bir düflüfl var maalesef. Buna sebep
gitmek gerekiyor ya da atik davran›p Sinemac›, da¤›t›mc› ve yap›mc›- olarak filme ulafl›labilen mecralar›n art›-
filmi ilk günlerde izlemek (bu da filmin n›n düflük talep yönündeki bu ortak fl›ndan sinemalar›n pahal› olmas›na kadar
erken vizyondan kalkmas›na neden alg›s› zincirleme olarak birbirini bes- pek çok etken say›labilir. Bu tip filmlerin
oluyor, daha sonra seyretmek isteyen- liyor ve da¤›t›mda bir t›kan›kl›¤a yol seyircilerindeki düflüfl nedeniyle, sinema
ler filmi salonda bulam›yor). aç›yor. salonlar› da ba¤›ms›z filmlere çok s›cak
Sinemac› aç›s›ndan bakarsak: So- Peki bu konuda neler yaklaflm›yor. Ancak biz yine de ba¤›ms›z
nuçta hepsi birer ticarî iflletme. Ba- yap›labilir? Talebi art›rmak için al- filmlerden nitelikli bir seçkiyi her y›l sine-
¤›ms›z filmlerin ticarî baflar› göster- ternatif yollar uygulamaya konabilir maseverlerle buluflturmaya çal›fl›yoruz.
meyece¤ini düflündükleri için da¤›- (bunlar›n bir k›sm› “Sonbahar” ve Asl›nda bu konuda y›llard›r savundu¤u-
t›mc›lardan bu filmleri talep etmiyor- “‹ki Dil Bir Bavul” örneklerinde ol- muz fley, sanat / festival filmleri için ayr›
lar. Gösterenler de ya sinema aflk›na du¤u gibi hayli baflar›l› oluyor). Ba- bir sinema a¤› ve zincirinin oluflmas›. Bel-
ya da da¤›t›mc› bask›s›yla gönülsüz olarak bu filmleri ¤›ms›z sinema eseri üretenler bir araya gelerek “piya- li bir sponsorluk veya destekle de güçlen-
programlar›na al›yor. sa”da daha güçlü bir duruma gelebilir (ki flu anda bu- dirilebilecek bu zincir çerçevesinde Tür-
Da¤›t›mc› aç›s›ndan: Onlar da birer ticarî iflletme, nun üzerinde çal›fl›yoruz); da¤›t›m konusunda ortak kiye’nin çeflitli illerinde sinemalardan
kazançlar› bilet gelirinin belirli bir yüzdesi, bu durum- hareket etmek, ortak bir da¤›t›m flirketi, hatta –Reha oluflturulacak bir a¤ ile bu filmlerin daha
da da elbette gifle yapaca¤›n› düflündükleri filmlere Erdem örne¤inde oldu¤u gibi– sinemalar kurmak, fazla izleyiciye ulaflmas› sa¤lanabilir diye
daha çok emek sarfediyorlar ve gifle filmlerini sinema- böyle bir hareketin örnekleri olabilir. düflünüyoruz.

42
bir beis olmad›¤›n› aç›kça söylüyor. Bu
“AVATAR”: GELECEK fiU AN BURADA flirket destekli ›rkç› beyanat›n alt›nda
Shell’in logosu da olabilirdi ve bahsedi-

Ya barbarl›k ya Pandora len “vahfliler” de Nijerya halk› olabilirdi


mesela. Manidar olan bir di¤er sahnede
ise, yine muzaffer komutan istilâc›lara
Büyük Hollywood yap›mlar› “zaman›n ruhu”nu temsil eder genellikle. ABD’nin teslim olmak istemeyen isyanc› Na’vileri
dünyan›n kalan›yla kurdu¤u iliflkiyi mecazlaflt›ran “Avatar” da farkl› de¤il. Amerikan “terörist” olarak tan›ml›yor. Amerika’n›n
muhafazakârlar›n› ç›ld›rtan film, soldan da “beyaz adam›n pisli¤ini yine beyaz adam bugünkü “terörist” tan›m›n›n ayn›s›.
temizliyor” minvalinde elefltiriler ald›. Bu pahal› distopyan›n anahatlar›na bak›yoruz...
Jake Sully’nin dönüflümü
ames Cameron’›n son filmi “Ava- “Avatar”› kayda de¤er bir film yapan

J tar”, teknik bir gövde gösterisi ola-


rak ve üç boyutlu simülatif bir de-
neyim sunma vaadiyle gifleleri altüst et-
fley, tam da olan biteni “öteki”nin, “terö-
rist”lerin gözünden sunmas› ve as›l te-
röristin istilâc›lar oldu¤unu göstermesi.
ti. Tarihin en pahal› filmi olarak, flimdi- Pandora’y› talan eden buldozerlerin ve
den tarihin en çok kâr getiren filmlerin- füzelerin Na’vilerin bak›fl aç›s›yla çekil-
den biri oldu. Böyle bir Hollywood bom- di¤i sahneler, üç boyutlu teknolojinin de
bas›ndan insan ilk bak›flta basit bir e¤- yard›m›yla, insan› ürpertip irkiltiyor.
lencelik bekliyor, ama “Avatar” flafl›rt›c› Uygarl›k denilen canavar, bu buldozer-
bir flekilde pahal› bir e¤lencelik olmak- ler ve füzelerde cisimlefliyor. Kendi ›rk›-
tan öteye gidiyor ve günümüzdeki in- na “ihanet eden” ve Na’vilerin taraf›na
sanl›k durumuna dair ciddi bir analiz ve geçen Jake Sully’nin geçirdi¤i “insanc›l
insanl›¤›n gelece¤ine dair ürkütücü bir dönüflüm” de bir uygarl›k elefltirisine
uyar› sunuyor. dönüflüyor. Video-günlü¤üne yapt›¤›
Hikâyeyi flöyle bir özetleyelim: 2154 bir konuflmada “onlara verece¤imiz hiç-
y›l›na gelinmifltir ve dünya kaynaklar› bir fley yok” diyor, “ne verebiliriz, light
tükenmifl, fakat dünyadaki tüketim iflta- Ço¤u distopya gibi, “Avatar” da felâketlerin sarmalad›¤› bira ve kot pantolon mu?”... ‹flte bu nok-
h›nda hiçbir azalma olmam›flt›r, dolay›- tada bu saçma ürün y›¤›nlar› için yok
s›yla tek çare dünyad›fl› kaynaklar› sö- gelece¤in dünyas›n›n kötü tohumlar›n›n günümüzde yatt›¤›n› edilen dünyaya üzülmemek ve dünyay›
mürgelefltirmektir. Bu nedenle dünya- gösteriyor ve gelecek görüntüsü alt›nda bir flimdiki zaman felakete sürükleyen trajikomik tüketim
daki dev flirketler gözünü uzak bir geze- elefltirisi sunuyor. manyakl›¤›na öfkelenmemek mümkün
gen sisteminde yer alan Pandora adl› bir de¤il.
gezegende varolan de¤erli bir madene yor –durdurulmas› mümkün olmayan Lokomotifi kapitalizm olan uygarl›-
dikmifltir ve bu madeni edinmek için canavar› besleyecek sömürgeler. Kapita- ¤›n tarihi, vahfli katliamlarla ve yerli kül-
dünyan›n en büyük flirketi olan lizm bu canavar› her ne pahas›na olursa türlerin yok edildi¤i istilâlarla dolu. Ar-
RDA’n›n temsilcileri, askerî kuvvetler ve olsun besliyor ve beslemeye de devam t›k daha da “geliflmifl” ve sinsileflmifl
biliminsanlar›ndan oluflan bir ekip ha- edecek. Asl›nda ço¤u distopya gibi, olan kapitalizmin ak›ld›fl› canavarl›¤›n›n
linde Pandora’ya gönderilmifltir. Pando- “Avatar” da felâketlerin sarmalad›¤› ge- da vahflileflerek sürece¤i ve küresel he-
ra’da yaflayan “insans›” yerlilerden olu- lece¤in dünyas›n›n kötü tohumlar›n›n gemonyay› daha da kuvvetlendirece¤i
flan Na’vi halk› do¤ayla, daha do¤rusu, günümüzde yatt›¤›n› gösteriyor ve gele- aflikâr. “Avatar”, bu gidiflat›n varaca¤›
bütün canl›lar›n parças› oldu¤u biyo-bo- cek görüntüsü alt›nda bir flimdiki zaman yere iflaret ediyor. O korkutucu gelece-
tanik sinirsel flebekeyle uyum içinde ya- elefltirisi sunuyor. ¤in çok benzeri flu an buralarda yaflan›-
flamaktad›r. Do¤rudan bir istilâ hareketi Filmde askerî birimlerin kulland›¤› yor asl›nda. Bu bak›mdan son derece
“dünyada çok tepki çekece¤i için” güler- “yöntem”, Amerika’n›n bugünkü ak›l al- gerçekçi bir film “Avatar”. Ama
yüzlü bir hegemonya kurulmas› plan- maz d›fl politikas›yla birebir örtüflüyor. finalindeki iyimserlik –istilâc›lar›n alt
lanm›flt›r ve bu nedenle Avatar progra- Na’vileri vahfli yerliler olarak gören ko- edilmesi– bu anlamda pek “gerçekçi” ol-
m› gelifltirilmifltir. Hedeflenen fley, mutan “önleyici savafl”tan söz ediyor. mayabilir. Zira istilâc›lar yaflam dengesi-
Na’vi’lerin görünüflüne sahip olan Ava- Onlar bizi yok etmeden önce... Evet, Af- ni korumak isteyen “do¤a anan›n” yar-
tarlar› yerli halk›n aras›na sokup istilây› ganistan ve Irak’ta oldu¤u ve daha birçok d›m›yla, mucizevî bir flekilde def edile-
diplomatik yoldan halletmek ya da “as- yerde olabilece¤i gibi. Bush doktrini ve biliyor. Günümüz dünyas›nda müte-
kerî operasyon” için gerekli istihbarat› feci sonuçlar›... Komutan›n hemen arka- hakkim iktidarlar› ve dizginsiz emper-
toplamakt›r. Ama eski asker, yeni Ava- s›nda da dev flirketin temsilcisi duruyor yalistleri cezaland›rabilecek bir “do¤a
tar Jake Sully Na’vi’lerin yaflam fleklinin ve dünyadaki flahane uygarl›¤›n bekas› ana” var m› acaba?
içine girdikçe, “uygar” insanlar›n içinde- için bu “vahfli”lerin katledilmesinde hiç- Ahmet Ergenç
ki kötülü¤ü görmeye bafllar ve yerli hal-
k›n istilâc›lardan kurtulmas› için müca-
dele etmeye bafllar.

Teröristlere karfl› önleyici savafl


Karanl›k bir gelece¤i tasvir eden bu hi-
kâye kula¤a çok tan›d›k ve güncel geli-
yor asl›nda. Na’vi’lerin yerine Irak halk›-
n›, hayalî de¤erli madenin yerine petro-
lü, Avatarlar›n yerine emperyal tehdidin
tafl›y›c›s› olan sözde arabulucular›, 22.
yüzy›l dünyas›n›n en büyük flirketi olan
RDA’n›n yerine Amerikal› petrol flirket-
lerini koyarsan›z, ortaya bugüne dair
gerçekçi bir film ç›k›yor. T›pk› flu anda
oldu¤u gibi, Amerika as›ll› dev bir flirke- James Cameron’un filmi ABD’de
büyük tart›flma açt›, tüm dünyada
tin önderli¤indeki sömürgeci giriflim or- izleyici rekorlar› k›rarak pek çok
du ve bilim dünyas›yla iflbirli¤i içinde insana tercüman oldu
kendine sürekli yeni sömürgeler yarat›-
43
Haz›rlayan: Koray Löker Sansür yay›l›yor, insanlar sorguluyor
Türkiye’nin, internet sansürü meselesinde, raporunda eriflimi engelllenmifl sitelerin bir ne gibi suçlardan uzak durmas› gerekti¤ini
anayasas› bulunmayan Dubai Emirli¤i ve Çin listesini vermedi¤i için bu say›n›n tahminî ol- TCK’ya referansla s›ral›yor. Çocuk istisma-
Halk Partisi taraf›ndan s›k› bir denetime tâbi du¤unu ak›lda tutmakta fayda var. r›ndan uyuflturucu kullan›m›n› teflvike kadar
tutulan Çin’le yar›flt›¤› art›k herkesin ma- Türkiye’de internet sansürünün hukukî uzanan listenin en ilgi çekici noktas› ise
lûmu. Sansürün bafllad›¤› 2001 y›l›ndan beri dayana¤›n›, uzun ismiyle 5651 Say›l› “‹nter- “5816 say›l› Atatürk Aleyhine ‹fllenen Suç-
yasaklanan site say›s›n›n 6 bin s›n›r›na da- net Ortam›nda Yap›lan Yay›nlar›n Düzen- lar Hakk›nda Kanun”da say›lan suçlar›n da
yand›¤› tahmin ediliyor. Bu da ülkede günde lenmesi ve Bu Yay›nlar Yoluyla ‹fllenen Suç- kapsama al›nm›fl olmas›.
ortalama 1.5 sitenin kapat›ld›¤›na iflaret edi- larla Mücadele Edilmesi Hakk›nda Kanun” Yaln›z, ‹nternet Kanunu’nun mevcudi-
yor. Ancak intertnet ortam›n› denetleme ve teflkil ediyor. K›saca “‹nternet Kanunu” diye yeti, internette yasaklanan sitelerin sadece
sansürleme yetkisine sahip olan Telekomü- adland›r›lan 5651 no’lu yasan›n 8. maddesi bu kanundan mülhem kapat›ld›¤› izlenimi
nikasyon ‹letiflim Baflkanl›¤› (T‹B), 2009 y›l› internete türlü çeflit hizmet sa¤layanlar›n vermemeli. Zira TC. mahkemeleri, kanunun

‹ZM‹R’DE ÇA⁄DAfi SANATIN HAFIZASI D‹J‹TAL ORTAMDA c›lar, yazarlar, sosyologlar, sanatç›lar,
araflt›rmac›lar çal›flma yaps›n veya ya-
parken haz›r, daha önce ulafl›lmam›fl,
“Art-disk”te birikenler derlenmemifl bilgi bütününe baflvura-
bilsinler amac›n› da tafl›yor. Hedef kit-
Borga Kantürk, “-1 ‹zmir Güncel Sanat Arflivi” kapsam›nda, toplayabildi¤i tüm lesi, izleyiciden çok, araflt›rmac›lar.
sanat yap›tlar›n› 1 terrabaytl›k bir hard disk içerisinde sakl›yor, izleyicisine sunuyor, Projenin bir sanal galeri olmad›¤›n›
böylelikle sanat› mekândan koparmaya çal›fl›yor. Kantürk ile niyetini konufltuk.. söylemifltim. Bu noktada arfliv ile gale-
ri aras›ndaki fark› vurgulamak gereki-
yor. ‹zleyici galerinin arka taraf›, belle-
Bu kolektif arflivin nas›l iflledi¤ini an- duklar› kurumlar, kolektifler gibi tarih- ¤i ile de¤il, genelde ön yüzü ile ilgile-
lat›r m›s›n? sel birikimi kay›t alt›na almay› ve onla- nir. Araflt›rmac› arka yüze, belgelerin,
Borga Kantürk: Bu, ‹zmir güncel sana- r› tasniflemeyi hedefleyen bir proje. He- tarihin oldu¤u k›sma yönelir. Burada
t›n› haritaland›rmak ve kayda geçir- nüz geliflme aflamas›nda. Biraz ön bel- amaç arka tarafa bakma e¤ilimi olanla-
mek ad›na oluflturulmufl, geniflleyebilir r› tatmin etmek. Diyelim ki ‹zmir’de
ve sürdülebilir bir arfliv projesi. Bir de- Kategorize etmek ve haritaland›rmak gerekiyor ki, bir flecere üretim yapan “X” sanatç›n›n bir iflini
po ve mekân› bir adet hard disk. Bu ba- ç›kartabilelim. Sonra soruyoruz, acaba ne vard› burada gördünüz, ad› haf›zan›za kaz›nd›. Ona
k›mdan kopyalanabilir, ço¤alt›labilir dair baflka verilere ulaflmak istiyorsu-
ve tafl›nabilir bir veri bütünü. Bu arfliv- 2000’li y›llar›n bafllar›nda diye. 1990’lardaki, ‘80’lerdeki nuz. Bu hard disk o kiflinin daha önce-
de dijital yolla üretilmifl sanat yap›tlar› sanat üretimine dair belge o kadar k›s›tl› ki. ki sergilerinin görsellerine, bas›n bül-
sergilenmiyor. Bu bak›mdan bir galeri tenlerine, hakk›nda yaz›lanlara dair di-
ya da yap›tlar›n bulundu¤u sanal bir lek yaz›m› türünde bir çal›flma. ‹zmir jital veriye ulaflabilmenizi sa¤l›yor.
müze de¤il. Daha çok belge üzerine ku- ve ‹zmir’deki güncel sanat›n üretim hi- Neden böyle bir proje? Fiziksel mekâ-
rulu dijital-nesnel her türlü güncel sa- kâyesine, geçmifline ve bugününe na ba¤l› kalmak istememenizin ne-
nat›n farkl› disiplinlerinden gelen sa- odaklan›yor. Bu bir ön kaynak, bu refe- denleri neler?
natç›lar›n üretimleri, sergileri, ba¤l› ol- rans noktas› üzerine küratörler, kuram- Bunun nedeni “bellek-haf›za ve kay›t”

Güncel sanat›n dijital haf›zas›


üncel sanat›n arflivlenmesi önemli. Yeni tekno-

G lojilerin çeflitli araçlar›, ‘90’l› y›llar›n bafllar›n-


dan itibaren bir arfliv ve belgeleme ortam› ola-
rak kullan›l›yor. Yeni teknoloji endüstrisinin araflt›rma
enstitüleriyle birlikte çal›flmaya bafllad›¤› ve az›nsan-
mayacak say›da güncel sanat üretiminin internet uza-
m›n›n s›n›rlar› içinde denendi¤i bu y›llar, teknolojiyi k›-
sa sürede eskiten geliflimin h›z›na karfl›, bu ifllerin ko-
runmas›, belgelenmesi ve de uzun ömürlü k›l›nmas›na
yönelik ihtiyac› da beraberinde getirmiflti. Böylece ilk
y›llarda internet ya da bilgisayarlar üzerinde yarat›c›
üretimin arflivlenme denemeleri, daha çok yeni tekno-
lojilerle iliflkili iflleri kapsad›. Yeni medya sanat›n›n önemli arflivlerinden rhizome.org sitesinden yak›n tarihli bir çal›flma: Arantinli sanatç›
‘90’lar›n bafl›nda “teknolojiye bulaflm›fl ifllerin ar- Gustavo Romano, Silikon Vadisi’nin giriflinde "bofl zaman›n›" pazarl›yor.
flivi” iflleviyle tan›t›m› yap›lan Hollanda ç›k›fll› Monte- r› ve ço¤u internet üzerinde gerçekleflen sergilerle bir- internet üzerindeki sergilere yer veren çevrimiçi bir ga-
video, 1996 tarihli Kuzey Amerika ç›k›fll› Turbulence, likte, aç›k bir tart›flma platformuna döndü. Baz›lar› ye- leri olarak kurgulad›¤› Gallery 9, 1997’de aç›ld› ve
ya da Avusturya’dan The Database of Virtual Art, “di- ni medya arac›l›¤›yla üretilen ifllerin koruma teknikleri 2003’e kadar da ifllevini korudu. Bu y›llardan sonra di-
jital sanat”›n çeflitli yorumlar›n› toplamaya çal›flt›. üzerine araflt›rmay›, saklama ve kay›t alt›na alma ko- jital teknolojiler, internet ya da bilgisayar diskleri ara-
Amaç, medya sanat›n› daha çok kifliye ulaflt›rmak, sa- flullar›n› belirlemeye yönelik araflt›rmay› da kapsam› c›l›¤›yla bir arfliv ve belgeleme alan› olarak giderek da-
natç›lar›n, küratörlerin, araflt›rmac›lar›n yararland›¤› içine ald›. Bu a¤lar›n en büyüklerinden biri olan Rhizo- ha da büyük önem kazand›. Nitekim, merkezin web si-
ve bazen de e¤itim amaçl› kullan›labilecek bir kaynak me, arflivinde, pek çok videonun yan›s›ra, yeni medya- tesi bugün – yeni teknolojiler arac›l›¤›yla üretilsin ya
oluflturmakt›. Ço¤u kâr amac› gütmeyen bu giriflimler, n›n software, kod üretimi, web sitesi, hareketli görün- da üretilmesin– sanatç› bloglar›na, iTunes’dan ücret-
bu “aç›k platform” sayesinde hem fikir al›flverifli ve or- tü, oyunlar ya da arayüzleri gibi malzemelerinin este- siz indirilebilen konuflma, tart›flma ya da performans
tak üretimi hedefliyor, hem de bu yeni pratikler etra- tik ve elefltirel yönüyle ilgili 2500’den fazla ifli sakl›yor- videolar›na, çok say›da yay›na yer veriyor.
f›nda bir “a¤” oluflturmay› deniyorlard›. Böylece bir an- du. Arflivleme, güncel sanat›n yorumu ve elefltirisi için
lamda yeni medyan›n tan›m› üzerine de bir rol üstlen- Kuzey Amerika’n›n en etkili güncel sanat enstitü- önemli bir rol üstleniyor. Ama elbette her arfliv de bir
mifl oluyorlard›. Zamanla bu a¤lar, sanatç› portfolyola- lerinden birisi olan Walker Sanat Merkezi’nin sadece arfliv, bir seçim demek...

44
Bir ortak kitapl›k/bellek var ve kitaplar
8. maddesinden azade olarak “kiflisel tiflerin üzerinde anlaflt›¤› temel birkaç Konferans›”nda iletiflim özgürlü¤ü, in-
da¤›lm›fl durumda; bir kütüphaneciye
gizlili¤in ve itibar›n zedelenmesi”, “ka- nokta var: Kanunî düzenlemeler yetersiz ternet eriflim hakk›, özel hayat›n doku-
ihtiyac›n›z var. Kütüphaneci da¤›n›kl›¤›
mu düzeni”, “ulusal güvenlik” gibi bir di- olduklar› gibi, hukuk, internetin toplum- nulmazl›¤›, mahremiyet hakk›, bilgi edin-
temizleyip verileri raflara do¤ru bir bi-
zi mu¤lak bafll›k alt›nda, önümüze gele- sal yay›l›m h›z›na ayak uydurma konu- me hakk›, dijital aktivizm, örgütlenme
çimde yerlefltirmeye, çal›fl›yor.
ne bir tekme misali, bafllar›na buyruk si- sunda çok yavafl kal›yor. ‹flin hukukî bo- hakk› gibi bir dizi hayatî konu masaya
Böyle bir projenin maddî temeli nedir?
te kapatmay› kendilerine görev biliyor. yutunu münhas›r kanunlara çözmek yeri- yat›r›ld›. Tam özgürlükçü dijital aktivist-
Projenin aç›kças› ciddi bir maddî temeli
Doç.Dr. Yaman Akdeniz, T‹B’in geçti¤i- ne düflünce ve ifade özgürlü¤ü, iletiflim lerden ifle bireysel haklar ba¤lam›nda
yok. Olabilecek en düflük maliyet, bir
miz may›s ay›nda yay›nlanan son raporu- özgürlü¤ü gibi temel haklardan yola ç›- bakan hukukçulara kadar kat›l›mc› yel-
bilgisayar, bir hard disk, kimi durumlar-
na göre 197 web sitesinin, 5651 no’lu kan bir anayasal de¤ifliklik elzem kabul pazesinin oldukça genifl oldu¤u konfe-
da taray›c› ve di¤er ekipmanlar. Bunlar
kanunda zikredilmeyen suçlardan dolay› ediliyor. rans›n zaman›n ruhuna uygun k›sm›ysa,
benim kiflisel malzemelerim. ‹zmir’de
kapat›ld›¤›n› aktar›yor. Kesin say›ya ‹flte bu nedenle 9 Ocak 2010 tarihin- www.zeitin.com/nethukuku sitesinden
yaflayan, çal›flan veya bir zaman dili-
ulaflmak ise yine imkâns›z. de, ‹stanbul Barosu Biliflim Hukuku Mer- canl› olarak izlenebilmesiydi. Tart›flma-
minde burada üretmifl kiflilerin bana
Bu manzara karfl›s›nda hukukçula- kezi taraf›ndan düzenlenen “Internetin n›n tortular›n› sitede yer alan twitter
sa¤layabilecekleri veri deste¤i önemli.
r›n, internet aktivistlerinin ve sair insiya- Getirdi¤i Yeni Haklar Ve Özgürlükler mesajlar›ndan izlemek mümkün.
Maddî kaynak, çal›flman›n ikinci etab›y-
la, görünürlük ve insanlara ulafl›labilirli-
meselelerinin ço¤u alanda Türkiye’de ¤ini art›racak arayüzlerin devreye gir-
es geçilmifl olmas›yla ilgili. Çünkü bu mesinde gerekiyor.
alanda çal›flan kurum ve birey az. Üret- Kurumsal bir sponsorunuz ya da des-
mek farkl›, kayd›n› tutmak farkl›, dola- tekçiniz var m›?
fl›ma sokmak farkl› zeminler. Kategori- Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi
ze etmek ve haritaland›rmak gerekiyor kurumsal sponsorumuz olacak. Plat-
ki, bir flecere ç›kartabilelim. “Bellek- form Türkiye’deki en büyük güncel sa-
mekân” bileflimi için adaptasyonu yok nat arflivini elinde tutuyor. Bu aç›dan,
insanlar›n, özellikle de ‹zmir’de. fiöyle “-1 ‹zmir Güncel Sanat Arflivi” projesini
bir soru ç›k›yor: “Zaten az etkinlik var, destekliyor olmalar› büyük avantaj.
neden bunlar›n arflivine bakay›m? Sanal ortamlarda sanat›n paylafl›lmas›,
Onun yerine bu flehre yeni fleyler, et- yeni teknolojiler sanata ne gibi katk›-
kinlikler getirmek lâz›m de¤il mi?” Bu lar sunacak?
soru sorulmal›, evet ama, herkes yeni Sanat asla s›radanlaflmaz. Sanat›n her
bir fley yapmaya ve yapma eylemi ile bölgede tüketicisi, al›c›s› var. Derdimiz
kolektifçe meflgul oldukça her yeni ya- güncel sanat ise durum daha da farkl›.
p›lan fley “kay›t-d›fl›” kalmaya mah- Asla buna sinema veya müzik sektörü
kûm oluyor. Sonra soruyoruz, acaba ne Borga Kantürk gibi bakamay›z. Zeminler farkl›, insan-
vard› burada 2000’li y›llar›n bafllar›nda lar hâlâ sergi geziyor, bienali takip edi-
diye. 1990’lar› ve 1980’leri soram›yo- yor, müzelere gidiyor. Bu, haf›za ve
ruz, çünkü buradaki sanat üretimine kânlar, kolektifler var; bunlar›n tasnifiy- nesnellikle ilgili. Asl›nda büyük bir
dair belge o kadar k›s›tl› ki. le u¤rafl›yorum. Gördü¤ünüz fley, bu güç. Sinema filmini evinde izliyor, indi-
Hard diskin editörü olarak eserleri anlat›lara veya aktörlere iliflkin belgeler, riyor, müzi¤i paylafl›yor, ama örne¤in
neye göre seçiyorsun? dokümanlar. Bunlar zaten ortak kabul bir video enstalasyonunun DVD kayd›-
Eser belirlemiyorum. Tarihe bak›yo- görmüfl aktörler, benim bu noktada ro- n› evinde izlemekten keyif alam›yor.
rum, kitaplara, sergilere, anlat›lanlara, lüm, bu içeri¤e neyin girece¤ini seçmek- Onu müzede veya sergi mekân›nda
halen yaflayan ve üreten farkl› kuflaktan ten çok, neyin ne flekilde nereye girece- görmek gerek diye düflünülüyor.
sanatç›lara, onlar›n anlatt›klar›na. Bu bir ¤ini belirlemek. 2000’lerden sonraki ka- Yeni teknolojiler hayat›m›za giriyor,

Söylefli: Selçuk Oktay


çeflit küratöryal çal›flma ve zemin arafl- y›tlara daha çok yer var, çünkü benim ama bu o kadar da belirleyici de¤il.
t›rmas›. Bu editoryal yap›y› üstleniyo- kufla¤›m›n buradaki üretimleri henüz Asla “nesnel” olandan vazgeçmiyo-
rum. Belirleyicilik, kategorileri olufltu- geçmifle dönüflmedi. Editoryal çal›flma- ruz mesela. Onca PDF kütüphanesi
rurken ortaya ç›k›yor. Sergilemek ad›na da bir kez referans yap›lm›fl kifli, kurum, var, ama hâlâ ç›kt› al›p okuyoruz.
sanatç› seçmiyorum ve bu arfliv içinde gruplar› kay›t alt›na almak gerekti¤ini Hâlâ müzayedeler var, hâlâ baz› ya-
onlar› sergilemiyorum. Hard diskin düflünüyorum. Bu yap› editoryal bir p›tlar çok büyük paralarla koleksi-
içinde sanatç›lar var, sergiler var, me- ça¤r› etraf›nda oluflan kolektif bir yap›. yonlara dahil ediliyor.
Müzik Afrika’n›n bar›fl tamtamlar›
dolab› Vampire Weekend / Contra (XL)
Vampire Weekend The Very Best
The Very Best / Warm Heart Of
Africa (Green Owl)
üney Afrika’da apartheid’a
G karfl› Siyahlar›n flark›lar›yla
mücadele eden Johnny Clegg’den
bu yana, kara Afrika’yla bu kadar
hafl›r neflir bir beyaz müzi¤i duy-
mam›flt›k. New York’un indie âle-
minin göbe¤inde iki senedir adeta
10 albüm tamtamlar yank›lan›yor ama...
Amazigh Kateb Marchez noir Tamtam laf›n gelifli tabii. Yok-
Angélique Kidjo Oyo
sa bu dört kiflilik standart rock te- bir flark›yla hatta– Joe Strummer’a Vampire Weekend’in vokalis-
Anouar Brahem The Astounding Eyes of Rita
Eels End Times
flekkülünün de gösterdi¤i gibi, ç›kar›lan flapkalarla dolu... ti Ezra Koenig, The Very Best’e bir
Gun Club Death Party binbir rengi ve ritmiyle Afrika Vampire Weekend’in ilk hiti flark›da konuk olmufl. Bir baflka
Mari Boine Sterna Paradisea müzi¤inin tamtam laf›n›n an›flt›r- “Cape Cod Kwassa Kwassa”y› konuk, müzikal yaklafl›m›yla yeni
Rupa & The April Fishes Este Mundo d›¤› savaflkan halle ilgisi yok. Af- The Very Best isminde bir grup da zaman popunu, sample al›flkanl›-
Wyclef Jean Welcome to Haiti: Creole 101 rika müzi¤i, k›taya yay›lm›fl çeflit- yorumlam›flt›. Hatta ilk dinledi¤i- ¤›n› kökten de¤ifltiren Sri Lanka
The XX XX lili¤i içinde, belki dünyan›n en mizde “vay me¤er flark›n›n oriji- kökenli –babas› Tamil Kaplan›–
Yasmin Levy Sentir
naif, iyimser, güleç yüzlü müzi¤i. nali buymufl” demifltik. Hay›r, bir M.I.A... “Contra”da da samp-
5 flark› Onlara ilkelli¤i yak›flt›ran beyaz indie grubunun Afrikano rock- le’larla baflvurulmufl kendisine...
Kesmefleker Ekme¤in Emrindeyim adam›n asabi müzikleriyle karfl›- ’unu al›p iyiden iyiye öze döndür- Geçenlerde bir abimiz söylü-
K›r›ka Kabasaz laflt›r›ld›¤› zaman hele... müfl, cilas›ndan s›y›rm›flt› Esau yordu: “‹nsanl›k tarihinin en bü-
Kibariye ‹lle de Roman Olsun Vampire Weekend’in ikinci Mwamwaya ve arkadafllar›. yük insanlar›, d›fllanma ve yaln›z-
Mano Solo Sha La La albümü “Contra”, ilkine oranla Myamwaya, Malawi do¤um- laflma pahas›na, Siyahlar›n yan›n-
The Slits Reggae Gypsy daha bütünlüklü, Afro gelenekle- lu bir müzisyen. Belçikal› pro- da yerini alanlar...” Art›k o kadar
rinde –popunda ve rock’unda da– düktör ikili Radioclit’le beraber zor de¤il belki Siyahlarla yan ya-
daldan dala atlayan bir albüm ol- kurdu¤u grubun ad› The Very na, Afrika’n›n yan›nda durmak,
DEVR‹M, TELEV‹ZYONDA gösterilmeyecek! mufl. “Contra”, Nikaragua’n›n Best. Onlar›n da ilk resmî albümü ama bu iki albümün yolu da onla-
Belki, Siyah folkun öncü ismi Gil-Scott Heron’u en kontrgerillalar›ndan mülhem, “Warm Heart Of Africa” geçti¤i- r›n yolu. Fark, ço¤alarak ilerleme-
çok bu cümleyle, bu flark›s›yla hat›rl›yoruz. ‘60’la- ama The Clash’in “Sandinista”s›- miz günlerde yay›nland›. C›v›l c›- lerinde. Üstelik, Strummer ve
r›n haklar mücadelesinin önemli ismi Heron y›llar- na selamla. Zaten albüm boydan v›l bir Afro-pop var “Afrika’n›n Clegg gibi kahramanlar›n ruhunu
d›r kay›plara kar›flm›fl, fakirleflmiflti. Geçen sene boya –“The Diplomat’s Son” gibi s›cak kalbi”nde... her notada yad ederek... – M.E.
yeniden keflfedilip müzik
çal›flmalar›na bafllayan
Heron, 13 y›l aradan son- O yaz, içimizde en derin haz
ra ilk albümü “I’m New
here”› bu ay sonunda ya- Erkut Taçk›n / En ‹yileriyle Erkut Taçk›n (Ossi) Erkut Taçk›n’›n
y›nl›yor. Spoken word emleket rock’unun milâd›n›n neredeyse rock- tek long-play’i,
a¤›rl›kl› albümde bir
Smog cover’› da var.
M ’n’roll’un ortaya ç›k›fl›yla bir oldu¤unu pek sene 1975
kimse bilmez. Bu müzi¤in Deniz Harp Okulu ö¤-
rencileri taraf›ndn memlekete getirildi¤ini de! Ara-
WAR CHILD yarar›na haz›rlanan David Bowie tri- lar›nda Durul Gence, Erkan Gürsal, Güngör Yücel
bute albümüne girmesi kesinleflen isimler aras›n- gibi isimlerin bulundu¤u z›p›r Harp Okulu ö¤ren-
da Duran Duran, Devendra Banhart ve Sarkozy’nin cileri, 1955’te, Heybeliada’da (ecnebi memleketlere
efli Carla Bruni var. yapt›klar› gezilerde ald›klar› gitarlarla) rock’n’roll
terennüm ederken onlara genç bir solist kat›l›yor:
ELVIS COSTELLO unutamad›¤› konserleri yay›n- Erkut Taçk›n, bu kat›l›mla Türkiye’nin rock’n’roll
lamaya devam ediyor. Serinin ikinci aya¤›, 1978 kral› olma yolunda ilk ad›m›n› at›yor.
tarihli Hollywood High konseri “Live at the El Mo- Taçk›n’›n baflta do¤al olarak ‹ngilizce süregelen
cambo” ad›yla yay›nland›. rock’n’roll maceras›, Anadolu-pop’un herkesi etki-
ledi¤i günlerde türkü düzenlemelerine uzan›yor ve
JIMI HENDRIX’IN martta yay›nlanacak yeni nihayetinde ‘70’li y›llar›n ortalar›nda bol “aranj-
albümü “Valleys Of Neptune”de 1968-70 aras› man”l› bir Türkçe albümle taçland›r›l›yor. Kariyeri
stüdyo kay›tlar› var. ‹lk defa yay›nlanan kay›tlar sahne çal›flmalar›yla bugüne kadar uzan›yor, ama
aras›nda Cream’in “Sunshine Of Your Love”unun bu albüm Erkut Taçk›n’›n yapt›¤› tek LP olarak ta-
Hendrix yorumu da var. rihin karanl›klar›nda kayboluyor. Memleketin bu- flark›lar›n› ö¤renmek iflin kayma¤› oluyor. Taç-
lunmas› en zor albümlerinden birinin, içindeki fla- k›n’›n 1973 y›l›nda bir televizyon program› için ha-
“2010’DA G‹D‹LECEK 31 hane flark›larla yok olmas› elbette fena, lâkin geçti- z›rlad›¤› master banttan bize ulaflan bu flark›lar,
Yer” listesinin bafl›na Sri Lan- ¤imiz günlerde yay›nlanan bir CD bu yok oluflu or- rock’n’roll klasiklerine “bizden” bir yorumun nas›l
ka’y› oturtan New York Times, tadan kald›rd›. Erkut Taçk›n’›n 1975 tarihli albümü olaca¤›n›n ispat›. Albüm, Erkut Taçk›n’›n tüm flar-
M.I.A.’n›n öfkesine sebep ol- bonus’lar›yla raflarda yerini ald› ve gençlere rock- k›lar›n› bize ulaflt›rma iddias›nda de¤il, ama bu bir
du. M.I.A., NY Times makale- ’n’roll’un esasen nerelere kadar gitti¤ini etüd etme sorun da de¤il. Yine de tek eksik memleket havala-
sine Tamil Kaplanlar›’na yöne- f›rsat› verdi. r›n›n rock’n’roll’la bulufltu¤u “Mühür Gözlüm /
lik soyk›r›m›n foto¤raflar›na göstererek yan›t ver- Hakan Eren’in prodüktörlü¤ünde Ossi Müzik Özlem” 45’li¤i. Bu kay›tlar da bu albüme al›nabil-
di. Sanatç›n›n yeni albümü bu yaz yay›nlanacak. taraf›ndan yay›nlanan “En ‹yileriyle Erkut Taç- seydi, memleket rock tarihinin en önemli köfletafl›
k›n”, 19 flahane Erkut Taçk›n flark›s›ndan müteflek- olan Erkut Taçk›n, her yönüyle elimizin alt›nda
FLAMING LIPS’IN yeni albümü yay›nland›. Yeni kil. Elbette “Beyaz Ev”le aç›l›yor ve Türkçe rock- olacakt›. Bu flark›larla bir gün bir yerde elbet karfl›-
dediysek, albüm eski. Bildi¤imiz, boydan boya ’n’roll flark›lar›yla devam ediyor. “Daha Dün Gi- lafl›r›z, lâkin Erkut Taçk›n flark›lar›n› toplu dinleme
“Dark Side Of The Moon”. Pink Floyd klasi¤ini icra bi”, “Çaren Yok”, “Gitmek Düfltü Bana”, “Seni Gö- f›rsat›na her daim eriflemeyiz. Onun için, “En ‹yile-
ederken gruba Heny Rollins ve Peaches da efllik rünce” gibi mücevherler birbiri ard›na kulaklar›m›- riyle Erkut Taçk›n”, mutlak surette kaç›r›lmayacak
ediyor. z›n pas›n› al›rken hiç bilmedi¤imiz Erkut Taçk›n bir albüm! – Murat Meriç
46
CHESSNUTT, LHASA... VE MANO SOLO...

Üç ölüm, bir umut


rd› ard›na gelen üç haberle, üç O günden bu yana, sakin sakin,
A ölüm haberiyle sars›ld›k, içimiz- elinden geleni yapt› Mano Solo. Re-
den üç can koptu gitti. 25 Aral›k’ta sim yapt› (albümlerinde yer alan bü-
Vic Chesnutt, 1 Ocak’ta Lhasa de Se- tün desenler kendisine ait), sergiler
la, 10 Ocak’ta Mano Solo... açt›. Romana, fliire aç›ld›, k›sa filmler
Üçü de, müzisyenden umdu¤u- yapt›. Ama en çok müzi¤e ba¤land›,
muz hakikat ifadesini ci¤erlerinden Frans›z flark›s›nda etkisi belki ancak
avuç avuç ç›kar›p önümüze serdi. En Jacques Brel’e benzer bir 盤›r açt›.
trajik flark›lar›nda bir yaflama tutun- Asl›nda punk’tan, deli gitarlar-
ma, do¤mufl olmaya flükür, ölüme dan geliyordu. Normalde, grup ada-
direnifl, yaflarken öldürenlerden tik- m›. ‹lk ekibi, 17 yafl›ndayken üyesi
sinifl vard›. Hançerelerinden verdik- oldu¤u les Chihuahuas. Ard›ndan La
leri, böylesi bir bilincin 盤l›¤›yd›... Marmaille Nue geliyor, Mano Negra,
18 yafl›nda salak bir trafik kaza- Les Négresses Vertes gibi akraba
s›yla tekerlekli sandalyeye mahkûm gruplarla beraber sahne al›yorlar.
kalan Vic Chesnutt belki daha o anda ‘90’lar›n bafl›, Mano Solo’nun solo
hayata küsmüfltü, gitar›na tutundu. y›llar› demek. 1993’te grubunun ad›-
fiark›s›nda dedi¤i gibi, intihar fikriyle n› tafl›yan “La Marmaille Nue”, iki
hep flört etti. Geçen sene iki albüm sene sonra “Les Années Sombres”,
birden f›rlatt› önümüze, “At The akordeonlar›n al›p sürükledi¤i bir
Cut” Express y›l sonu listesinde inti- rock’la örülmüfl iki hazine... 1996’da
har haberinden önce birincilik koltu- yay›nlad›¤› “Les Frères Misère”de
¤una oturmufltu. Böylesi bir baflyap›- les Chihuahuas’tan arkadafllar› ve
t›n ard›ndan, herhalde gönlü rahatt›... daha sert bir üslûp var. Sonralar›
Dileriz Chesnutt’›n gözü arkada “Les Animals”, “In The Garden”, ni-
kalmam›flt›r, ama Lhasa’da öyle de- hayet geçen sene “Rentrer au port”...
¤il. Meksika’dan Fransa’ya, çigan ha- Son albüm için verdi¤i konserlerden
valar›ndan amerikanaya, dünyan›n birinin ard›ndan fenalafl›yor, apar to-
flark›s›n› billur sesinde devflirmeyi par hastaneye kald›r›l›yor...
bilmiflti. fiark› söylemeyi seviflini, iki Mano Solo’da orkestra pek öyle
cümle aras› sessizliklerini seviyor- bask›n ç›kmaz. fianson-caz k›vam›nda
duk. 38 yafl›nda, gö¤üs kanseri onu dinamik bir ekip tansiyonu düflürme-
aram›zdan al›rken, sanat›nda taml›- meye çal›fl›rken Mano Solo gö¤sün-
¤a ermenin hayalindeydi. den, g›rtla¤›ndan de¤il, bedeninden
Chesnutt’›nki cinayetle kar›fl›k ç›kard›¤› sesiyle aflk›, aflks›zl›¤›, ölü-
bir intihar, Lhasa’n›nki zalim kader. mü, s›radan insanlar›, iliflki hallerini,
Mano Solo’ysa, her an yar›m kalabi- umudu, arzuyu, hayal k›r›kl›klar›n›,
lece¤inin bilinciyle, b›rakt›¤›yla ye- banliyö sokaklar›n› anlat›r durur.
tinme tevazuuyla y›llar y›l› koflara- Ölüm fikriyle bunca halvet olmufl bir
d›m bir huzurla yaflad›... adam›n hayat dolu flark›lar›, elbette
Bir sanat ve siyaset çevresine ç›r›lç›plakt›r. Onu baflka herkesten
do¤mufltu. Babas›, Charlie-Heb- ay›ran da herhalde bu ç›plakl›k...
do’nun, Canard Enchaîné’nin çizer- Chesnutt, Lhasa, Mano Solo... Üç
lerinden Cabu, annesi Isabelle Mo- ölüm de bizi y›k›p geçti. Yaflad›¤›m›z
nin, çevre eylemcisi, yeflil dergi La her âna, durdu¤umuz her zerreye
Gueule ouverte’in kurucular›ndan. dair bir düflünce, bir minnet, bir
15’inde, sokaklarla, üç akorla, fl›r›n- umut, bu hayat› çekilmez k›lanlara
galarla tan›fl›yor. 24’ünde kap›ld›¤› karfl› bir mücadele azmi b›rakarak...
AIDS, o fl›r›ngalardan... – Merve Erol

Mano Solo
(24 Nisan 1963 - 10 Ocak 2010)
KARA TREN: LHASA DE SELA (27 Eylül 1972 - 1 Ocak 2010)

fiark›lar y›ld›zlar›m
Lhasa de Sela’n›n gencecik yaflta, gö¤üs kanserinden ölümü hepimizi y›kt›. Daha
geçen sene yay›nlanan üçüncü albümü “Lhasa”da, Les Inrockuptibles’e verdi¤i
mülâkatta kendisi de söylüyor, sesini iyiden iyiye olgunlaflt›rmaya bafllam›flt›.
Dünyan›n genifl co¤rafyas›n›n müziklerine uzanan daha nice albüm yapacakt›...

‹lk iki albümün “La Llorona” ve “The bi kendimi yans›tmak, ortaya koymak, sözcüsü gibi görülmek istemiyordum.
Living Road” ‹ngilizce, ‹spanyolca ve küçük tutku roketleri f›rlatmak yerine, Bütün bu içe kapanma biçimleri beni ra-
Frans›zca seslendirdi¤in flark›lar›nla huzura ermek istiyordum. Bu derece hats›z ediyor. Benim istedi¤im kendim
bizi müzikal oldu¤u kadar dilsel bir hafif ve derin bir söyleyifl biçimine ulafl- olmak, kendime karfl› dürüst olmak.
yolculu¤a da ç›kar›yordu; son albümü- mamda Al Green’i dinlememin çok de- En çok esinlendi¤in kifli olarak Al Gre-
nün dura¤anl›¤›ysa flafl›rt›yor... ¤erli katk›lar› oldu. Bugün art›k hede- en’in ad›n› s›k s›k zikrediyorsun, ama
Lhasa de Sela: Albümlerim hep flu ya fim bu. Hep içe dönük bir insand›m, ‹s- albümde, özellikle de “Fool’s Gold”da
da bu flekilde bir iç yolculuk. Bu albüm- panyolca söylemek kendi kendimden country etkisi de hissediliyor. Co-
deki bütünlük ve birlik duygusu hakiki ç›kmam›, fazla yükü boflaltmam› sa¤l›- untry’nin eskiden beri kad›nlar›n ka-
bir grupla kaydedilmifl olmas›ndan kay- yordu. Ama art›k o evreyi geçtim, kendi d›nl›klar›n›, duygular›n› d›flavurmala-
naklan›yor. Prodüksiyonunu kendim dilimden baflkas›na ihtiyac›m kalmad›. r›nda bir katk›s› olmufltur sanki...
yapt›m, düzenlemeleri grup elemanla- “La Llorona” ve “The Living Road”da Ben hiç country dinlemedim. Küçüklü-
r›yla beraber yazd›m. Prodüksiyonun flark› söyleyiflinde bir hiddet de hisse- ¤ümde, annem arada s›rada Patsy Cline
mümkün oldu¤unca az görünür olmas›- diliyordu. O öfke nereye gitti? dinlerdi ama, çok de¤il. Son y›llarda co-
n›, ç›plakl›¤a yaklaflmay›, flark›lar›n hiç- O zamanlar üstad›m Chavela Vargas’t›, untry’ye beni yaklaflt›ran Bonnie Prince
bir ekleme olmadan ayakta durabilme- bugünse Al Green. Bugün belki daha da Billie’nin albümleri oldu, ama aç›kças›,
lerini istiyordum. “Love Came Here”in hiddetliyim, ama o zamanlar daha az ol- bunun d›fl›nda pek yak›nl›k duydu¤um,
sonunda hafifçe güldü¤üm duyuluyor. gundum. “La Llorona” benim punk al- inceledi¤im bir tür de¤il. Kaydettikten
San›r›m o gülüfl her fleyi anlat›yor; böy- bümüm say›l›r. ‹ki albüm aras›nda hep sonra “Fool’s Gold”u dinledi¤imde,
lesine mükemmel bir ahengi yakalama- bu kadar çok zaman geçmesinin sebebi “nereden ç›kt› bu böyle?” diye düflün-
n›n hem flaflk›nl›¤› hem de mutlulu¤unu düm. Bence daha çok bir ‹rlanda melo-
duyuyorduk. ‹nanmaz gözlerle birbiri- Bugün albüm yapmaya paranoyakça yaklafl›l›yor, insanlar disi. Küçüklü¤ümde, annem çok ‹rlanda
mize bak›yorduk, sanki Tanr› bize hari- kendi içlerinde mükemmele ulaflmaya çal›flacaklar› yerde, müzi¤i dinlerdi. O dönemlerden içime
kulâde bir flaka yap›yor gibiydi. albümde mükemmeliyetçili¤in peflinde kofluyor. Asl›na ifllemifl, flimdi de fark›na varmadan d›fla
Analogu tercih etmen dijitalin getirdi- vurdu¤um bir fley olmal›.
bakarsan, baya¤› faflistçe bir yaklafl›m bu.
¤i standartlaflmaya bir tepki miydi? Albümün iki baflka albümü daha insa-
Bu seçimin iki sebebi var. Bir kere o dö- de bu, ilerlemek, bir yol izlemek istiyo- n›n akl›na getiriyor: Neil Young’›n
nem, a¤›rl›kl› olarak Al Green ve Sam rum. En korkuncu, insanlar›n benden “Harvest”› ve Cowboy Junkies’in “The
Cooke dinliyordum; ikisi de duygular›- bekledi¤i fleyi yapmak olur. Benim Trinity Sessions”›. Her ikisinin de ka-
n› yans›tmak için karmafl›k, incelikli aç›mdan ölüm bu. nadal› olmas›n›n d›fl›nda, sen arada bir
prodüksiyonlara ihtiyaç duymayan so- Do¤ru, herkes “La Llorona 2”yi bekli- ba¤lant› kuruyor musun?
listler. fiark›lar› kendi kendilerine yeti- yordu... Bir ba¤ görüyorum asl›nda. O albümler
yor. Sanki bir kaynaktan öylesine ak›yor Albümün yakalad›¤› baflar›ya ra¤men, de, benimki de geminin karaya yanafl-
gibi... Halbuki bu dinledi¤imiz sonuca bir isyan duygusuna kap›lm›flt›m, bütün mas›, uça¤›n yere inifli gibi...
ulafl›ncaya, her parça kalbine dokunu- bedenimle hissediyordum bunu. Hatta Neil Young “Harvest” bel f›t›¤› yüzün-
yormufl hissini uyand›r›ncaya kadar Al bir tür panik diyebilirim. Bir klifle, bir den korseyle yatarak kaydetmiflti. Sen
Green ne kadar çok çal›fl›yordu. Analog formül haline gelmek istemiyordum. Bu, de uzun bir hastal›k devresi geçirdin...
kaydetmek istememin ikinci sebebi ise, saplant› haline gelmiflti. S›rf üç dilde flar- Evet, turnede geçen onca y›l›n, kofltur-
bugün müzi¤e yaklaflma biçimini çok k› söylüyorum diye çokkültürlülü¤ün macan›n sonunda her fleyi b›rakmak zo-
hoyrat bulmam. Metronomu kurup ayr› runda kald›m. Hastaland›m, ses telle-
ayr› kaydedilmifl sekanslar› bir flark› rimde sorunlar baflgösterdi. Ameliyat
ilüzyonu yaratmak üzere uç uca getir- olmam gerekti. Biraz da onun neticesin-
mek bana çok hoyratça geliyor. Albü- de, yeni flark› söyleme biçimim ayn› za-
mün yüzde 80’ini canl› kaydettik. Dola- manda bir düflünme sürecinin ürünü.
y›s›yla, müzisyenler aras›ndaki uyum Sesim her an tamamen k›s›lman›n efli-
atmosfere yans›yor. Bunun bir fiyat› ¤indeydi, sesime kendi perdesini bulma
yok! Bugün genel olarak yap›lan›n tam flans› tan›d›m. Eskiden sürekli gerilim
z›tt› yani. Albüm yapmaya paranoyakça halindeydim, bugünse flark› söylemek
yaklafl›l›yor, insanlar kendi içlerinde bir zevk haline geldi, sanatsal varl›¤›m-
mükemmele ulaflmaya çal›flacaklar› yer- la derindeki benli¤im aras›ndaki uyu-
de, albümde mükemmelliyetçili¤in pe- mu buldum. Hakiki sesimi buldu¤umu
flinde kofluyor. Asl›na bakarsan, baya¤› hissediyorum.
faflistçe bir yaklafl›m bu. Bu albümde hapishaneden, kaçma ar-
Albümde dilsel aç›dan da birlik var. ‹s- zusundan çok söz ediyorsun...
Foto¤raf: fiahan Nuho¤lu

panyolca ve Frans›zcay› b›rakm›fls›n... Önceki iki albümümün de ayn› duy-


Çeviren: Siren ‹demen

‹ngilizce benim anadilim. Babam Meksi- guyu dile getirdi¤ini san›yorum. Mi-
kal› oldu¤u için ‹spanyolca, zac›m›n bir yans›mas› olmal›. Bu tarz
Montréal’de yaflad›¤›m için de Frans›z- fleylerden baflka bir fley yazmay› bilmi-
ca konufluyorum. Yine de ‹ngilizceyle yorum. ‹lerlememe yolumu bulmama
olmayan küçük bir çaba gerektiriyorlar. yard›m etsinler diye flark› yaz›yorum.
Yüzde yüz varoldu¤um dil ‹ngilizce. Bu fiark›lar benim y›ld›zlar›m. Geceleyin
albümde, önceki albümlerde oldu¤u gi- bana k›lavuzluk ediyorlar.
48
RACH‹D TAHA YEN‹ ALBÜMÜNDE “BONJOUR” D‹YOR topluluklar›n iyi-kötü yan yana, bir ara-
da yaflamay› ö¤renmifl olmas›yla bafl›m›-
za bu ulusal kimlik ucubesini saran geri-

Ulusal kimlik ucubesi ci söylem aras›ndaki uçurum insan› irkil-


tiyor. Bu söylemin bir bedeli olacakt›r, in-
sanlar tekrar içlerine kapanacak, tesettür-
lü, burkal› kad›nlar›n say›s› artacakt›r.
En a¤›r Arap havalar›yla rock’un nimetleri aras›nda modern bir denge kuran
Hep ayn› Frans›z paradoksu: Bir yandan,
Rachid Taha, her zamanki prodüktörü Steve Hillage’dan ayr› düfltü¤ü yeni albümü özgürlük, eflitlik, kardefllik söylemini yü-
“Bonjour”da kufl gibi hafif flark›lar söylüyor. Les Inrockuptibles’den naklen... celtiyorlar, bir yandan da bu slogan›n te-
mel ilkelerine uygun davranam›yorlar.
“Bonjour”, en romantik albümün... paralel hayatlar sürdürürdü. Fransa’da Sürekli bir so¤uk-s›cak ikili¤ine mahkûm
Rachid Taha: Öyle. Böyle bir mesle¤e, annemle babam›n evlili¤i asl›nda sa¤- ediliyoruz. Son y›llar›n en popüler Fran-
hele de bu kadar uzun süre ba¤lanmak, lamlaflt›. Babam fabrika ç›k›fl› dosdo¤ru s›z filmi Dany Boon’un yönetti¤i, Kad
her ân› organizasyonlar›n somutlu¤u ile eve geliyordu. Nihayet aile sofras› de- Merad’›n oynad›¤› “Bienvenue chez les
duygular›n soyutlu¤u aras›nda gelgit- nen fleyin keyfini tad›yordum. K›zkar- Ch’tis”di, ikisi de Kuzey Afrika kökenli.
lerle yaflamak demek. San›yorum bütün deflimle ayn› odada yat›yorduk, geceleri En popüler flahsiyetler hep d›flardan gel-
bunlar›n içinde biraz kaybolmufltum. yan odadan anemle babam›n oynaflma- mifl olanlar: Yannick Noah, Rama Yade,
Aflk hayat›m, somunlar›n› s›kmay› unut- lar›n› duyar, kikirderdik. Göç denince, Zinedine Zidane...
tu¤un bir Ikea mobilya gibi olmufltu. eskiden, köksüzleflme, özlem duygusu Kapanmas› zor yaralar›n da var, “Téki-
Her seferinde yere seriliyordum. fiimdi, ve bu ülkede yer edinmekte zorlanma- toi” ya da “Mine Jai”deki sorgulamala-
nerdeyse üç y›ld›r ayn› kifliyle berabe- n›n getirdi¤i s›k›nt›lardan ziyade, ente- r›n›n alt›nda bunlar yat›yor herhalde.
rim, “Bonjour” da bu iliflkinin yaratt›¤› lektüel bir yaklafl›m›n ürünü olarak ken- En baflta, Cezayir savafl› s›ras›nda Fran-
taml›k duygusunu yans›t›yor. John Len- di içine dönük bir tavr› benimsiyordum. s›z paraflütçülerin helikopterden att›¤›
non da Yoko Ono’yla tan›flt›ktan sonra Bugün ayn› flekilde yaflam›yorum. amcan geliyor akla...
aflk flark›lar› yazmaya bafllam›flt›. ‘80’lerde, Charles Trenet’nin “Douce Frans›z vatandafll›¤› almak istememe-
Önceki hayat›ndan vazgeçti¤ini dile France”›n› cover’larken, bu pek de ku- min birinci nedeni bu. Ama geçen gün,
getirmenin bir biçimi mi bu? caklay›c› olmayan ülkeye karfl› hisleri- Britanya konsoloslu¤unda vize kuyru-
Aflk flark›s› söylemek, gard›n› düflür- ni anlat›rken ironiye baflvuruyordun. ¤unda beklerken, vatandafll›k baflvuru-
mektir. Aflk› yaflamaksa fedakârl›k isti- Bugün, ulusal kimlik tart›flmalar›yla sunda bulunmay› içimden geçirmedim
yor. Bu s›ralarda tuhaf, ürtkütücü soru- birlikte o flark›n›n tazeli¤ini korudu- de¤il. Hep ayn› hikâye. Cezayir Schen-
lar kafama tak›l›p duruyor: E¤er fiziksel ¤unu düflünüyor musun? gen üyesi olmad›¤› için, ne zaman baflka
olarak ba¤›ml› hale gelirsem, sevgilim Nerdeyse yeniden kaydetmeyi bile dü- bir ülkeye gidecek olsam ayn› eziyeti çe-
k›ç›m› temizler mi? Ben ayn› fleyi yapar flünece¤im o flark›y›. Toplumun kat etti¤i kiyorum. Sabah›n sekizinde orada diki-
m›y›m? Aflk, romantizme art›k pek yer mesafeyle, gelinen melezleflmeyle, farkl› liyorsun, üç saat kuyrukta periflan olu-
kalmayan böyle bir noktaya kadar gide- yorsun, parmak izini veriyorsun... Fran-
bilir mi? fiu an yaflad›¤›m fley bana evet Abdülhalim Haf›z’dan bir cover yapm›flt›m; Joy Division’›n sa vatandafll›¤›na baflvurursam da aflk
dedirtiyor, oraya kadar gidebilirim. “Love Will Tear Us Apart”›yla trip’lere girenler Haf›z’› yüzünden olur, sevgilim “hadi yar›n
Aflk flark›s› deyince akl›na hangi mü- Brezilya’ya gidelim” dedi¤inde, “ben
mutlaka dinlemeliler, aflk ac›s› konusunda üstüne
zisyenler geliyor? yar›n gelemem, önce vize almam lâz›m”
Hiç düflünmeden, Johnny Cash. Duygu- kimseyi tan›m›yorum. diyerek onu hayal k›r›kl›¤›na u¤ratma-
lar›n› sahneye yans›tma tarz›yla ve tabii mak için. Bugün hayatlar› pahas›na ül-
sesiyle beni en çok etkileyen o. Müthifl kelerinden kaçmak isteyen göçmenler-
bir derinli¤i var. Marvin Gaye de öyle. den bir servet isteyen insan tacirlerini
Hep gözümün önüne Tammi Terrell’la gördükçe tüylerim diken diken oluyor.
ikisinin yan yana görüntüleri geliyor. Ben baflka bir dönemde ve baflka koflul-
En güzel düetleri onunla yapm›flt› ve larda göç ettim, ama pekâlâ onlardan bi-
beyin tümörüne yakalanan Tammi Ter- ri de olabilirdim. Benim hikâyem onla-
rell onun kollar›nda hayata veda etmifl- r›nkinden ayr› de¤il. Baz› flark›lar› ya-
ti. Listeye elbette Ferid el Atrafl, Ab- zarken, bütün bu ac›lar› yeniden yafl›yo-
dülhalim Haf›z ve Ümmü Gülsüm de rum. Mesela, “It’s An Arabian Song”,
lâz›m. “Diwan 2” albümünde Abdülha- bütün bunlara dair: Amcam, 1961’de
lim Haf›z’dan bir cover yapm›flt›m; Joy Paris’te Cezayirlilerin katliam›, Yahudi
Division’›n “Love Will Tear Us soyk›r›m›, Sabra ve fiatila, denizlerde
Apart”›yla trip’lere girenler Haf›z’› bo¤ularak ölen kaçak göçmenler...
mutlaka dinlemeliler, aflk ac›s› konu- Bu s›ralar daha çok ne dinliyorsun?
sunda üstüne kimseyi tan›m›yorum. Diam’s’›n yeni yapt›klar›n› merak edi-
Onlar imkâns›z aflklar› anlat›yordu, yorum...
sense sonuna kadar yaflanan aflklar›... Örtünme karar›na ne diyorsun?
Çünkü onlardan daha flansl›y›m. Onlar E¤er öyle mutluysa ve bu flekilde bir
otuzuna gelip de evlenmemifl bir kad›na denge bulduysa, beni rahats›z etmez.
zavall› gözüyle bak›lan geleneksel ve Kimseyi öldürmedi ya. Türban takan ya
bask›c› bir toplumda aflk› anlat›yorlard›. da burkaya giren kad›nlar›n ço¤u, son-
Onlar›n aflk hikâyeleri hep gizlilik için- radan din de¤ifltirenler. Bence bu da bir
de yaflan›r ve ç›kmaza girer. Albü- moda, geçici bir fley. Bu k›zlar›n ço¤u
mümdeki “Agi” bunun tam z›tt› bir hi- burjuva ailelerden geliyor. Burka prole-
kâye. Sevdi¤imin gözlerinin içine baka- terleflmenin bir iflareti de¤il, tam z›tt›.
rak yazd›¤›m bir ilan-› aflk flark›s›. Meflin ceket giymek ya da piercing yap-
Çocuklu¤un ‹slâmî geleneklerin a¤›rl›- t›rmak gibi; insanlar› floke etmenin bir
¤›n›n hissedildi¤i bir ortamda m› geçti? biçimi. Bu konuyu tart›flma günde-
Çeviren: S.‹.

Hem evet, hem hay›r. Cezayir’deyken mine oturtmak, hele s›n›rlay›c› ka-
babam› hiç görmezdim. D›flarda arka- nunlar ç›karmak çok anlams›z. Bu
dafllar›yla tak›l›r, içmeye gider, erkek er- tür fleyler radikalleflmeye katk›da bu-
ke¤e e¤lenirlerdi. Kad›nlar ve erkekler lunur sadece.
49
‹ran’dan fair-play fake’i Mulyadi gol gol gol!
Yeni y›l için tüm dünyadaki futbol federasyonlar›na tebrik mesaj› Jakarta’da 40 bin kiflinin izledi¤i Endonezya – Umman maç›nda
yollayan ‹ran Futbol Federasyonu adres listesini kontrol etmeyi tak›m›n›n yenik duruma düflmesine ve kötü oyuna isyan eden bir
unutunca ‹srail Futbol Federasyonu’nun da yeni y›l›n› kutlam›fl ol- taraftar sahaya girip topu kaparak sol kanattan atak bafllatt›. To-
du. ‹srail Futbol Federasyonu sözcüsü bunun yanl›fll›kla olup ol- pu ç›plak ayakla yaklafl›k 30 metre süren Hendri Mulyadi güven-
mad›¤›n› bilmediklerini, mesaja cevaben kendilerinin de ‹ran’›n iyi lik görevlilerince yakalanmadan önce ceza alan›n›n içine girip
insanlar›n›n yeni y›l›n› kutlad›klar›n›, sonuna da bir göz k›rpma ifla- flutunu da çekti, ancak görev yerini b›rakmayan Umman kalecisi
reti eklediklerini söyledi. ‹ran Futbol Federasyonu’nun d›fl iliflkiler topu kurtard›. Youtube’daki görüntülere yap›lan yorumlarda genel
sorumlusu görevden al›nd›. kan›, Mulyadi’nin gelecek vaat etti¤iydi.

MEMLEKET FUTBOLUNUN SEV‹MS‹ZL‹⁄‹ castle’›n sayfas›nda hem bu duyuru hem ‹lk resmî kurban: Bilal Aziz
de Geremi’nin profili duruyordu. Bahis mevzuunda bir düzeltme: geçen

Bu ifl zor Yonca 24 federasyonun verdi¤i 357 millî


sporcu belgesinden 102’sinin sahte oldu-
¤unun ortaya ç›kmas›, üçüncü haberdi.
yaz›da 29 maç söz konusuydu ve bunlar
yabanc› kaynaklarda Süper Lig maçlar›
olarak geçiyordu. Son haberlerden sonra
5 Ocak günü NTV Spor’da yay›nlanan Spor Bu belge sahiplerinden baz›lar› hiç millî 3. Lig’den Antalya Cup gibi özel turnu-
Servisi’nin ilk dört haberi, memleket sporunun olmam›fl, baz› lisanslar da Türkiye’de ta- valara uzanan bir liste olufltu. Süper
hayli sevimsiz durumunun özeti gibiydi. Mehmet n›nmayan organizasyonlardan al›nm›flt›. Lig’den Gençlerbirli¤i, Trabzonspor, ‹s-
Demirkol’a “program bafllayal› 22 dakika oldu, Spor akademilerine giriflte önceli¤e, Kre- tanbul B.B. ve Antalyaspor’dan çeflitli
di Yurtlar Kurumu yurtlar›ndan yarar- isimler iddialar› yalanlad›. Bu aflamada
flu konufltuklar›m›za bak” dedirten, fazla yoruma
lanmaya, üç kat fazla burs almaya, birilerini suçlamak yak›fl›ks›z olsa da,
yer b›rakmayan bu haberlere flöyle bir bak›p spor KPSS’ye girmeden ö¤retmen olarak atan- çok k›sa bir süre önce bile ligin son 5-6
deyince önümüze neler geldi¤ini görelim ve maya, askerli¤i tecil ettirmeye yarayan haftas›nda neredeyse tüm sezonda top-
mecburen, bahis meselesine biraz daha bakal›m... belgeler ivedilikle iptal edilmiflti, 10 ka- lad›¤› kadar puan toplay›p düflmekten
dar federasyonda incelemeler sürüyordu. kurtulanlar› hat›rlay›nca, “her fley olabi-
gün haberlerin ilki, bahis skanda- Ve son olarak yabanc› m›, yerli mi ol- lir” dememek çok zor. Hele de bir yanda

O l› meselesiydi. Bochum Savc›l›-


¤›’n›n yürüttü¤ü “Soruflturma
Raporu” henüz Türkiye Futbol Federas-
sun derken y›lan hikâyesine dönen Millî
Tak›mlar Teknik Direktörlü¤ü mesele-
sinden bir haber geldi. Fanatik gazete-
bütün bu manipülasyonlardan 50 mil-
yon avro civar›nda para kald›ran ve ge-
re¤inde tehditle ifl yapan bir çete, di¤er
yonu’na bile yollanmadan, bir flekilde sindeki bir iddiaya göre, eski Real Mad- yanda da Türkiye koflullar› alt›nda yafla-
Milliyet’in eline geçmifl, spor sayfas›nda- rid teknik direktörü Bernd Schuster’in y›p hiçbir sendikal güvencesi olmayan,
ki manflete konmufltu. Rapor 3500 sayfa menajeri, Schuster’i bu göreve getirtmek paralar›n› gününde almayan, hattâ ba-
ve eklerinde 50 bin sayfal›k telefon kay›t için baflka arac›lar› devreden ç›kartarak zen hiç alamayan bir antrenör ve futbol-
dökümleri bulunuyor. Telefon kay›tlar›- cu ordusu söz konusu olunca.
n›n 100 saatinden fazlas› Türkiye’yi ilgi- Bochum Savc›l›¤›’n›n soruflturmas›n›n kapsam› bile çok Bochum Savc›l›¤›’n›n soruflturmas›-
lendiriyor, bildik tak›m ve isimler bu dar. Yay›nlanan rapora göre, takip edilen ve davaya dâhil n›n kapsam› bile çok dar. Zira dosyadaki
sayfalar› süslüyor. Raporun en ac›kl› k›s- bir cümle, davada bir mucize olup her
m› flu cümleler: “Yap›lan incelemelerde edilen milyonlarca avroluk çeteden çok daha güçlüleri fley çözülse de asl›nda ne kadar az yol
elde edilen bilgiler ›fl›¤›nda görülmüfltür dolafl›yor etrafta. al›nabilece¤ini gösteriyor: “Futbolcu ve
ki, Türkiye 1., 2. ve 3. liglerinde oynanan teknik adamlara arac›l›k yapan flahs›n,
baz› maçlar manipüle edilmifl ve bu du- hakem dahil 60 bin avro istedi¤i, ancak
rum Türkiye’de adeta her gün yap›lan bahisçilerin 40 bin avroya anlaflt›klar› be-
s›radan bir ifl haline gelmifltir. Öyle ki, fli- lirtildi. Fakat maç› farkl› gruplar maniple
ke olaylar›na kar›flan futbolcular, sorum- edince, Sapina ve Cvrtak [dosyada ismi
lular, futbol kulüp temsilcileri en çok pa- en s›k geçen isimler] taraf›ndan yönetilen
ray› kim verecek noktas›ndan hareketle flike a¤› bu maçtan kazanç sa¤layamad›.”
bu ifllemi yapmaktad›r.” Yani, takip edilen ve davaya dâhil edilen
‹kinci haberde, 3 Ocak’ta Ankaragü- bu milyonlarca avroluk çeteden çok daha
cü’nde Ola¤an Genel Kurul’da tek lis- güçlüleri dolafl›yor etrafta.
teyle seçime gidip tekrar baflkan seçi- ‹lk itiraf Kayserispor oyuncusu Bilal
len Ahmet Gökçek’in ayn› gün yap- Aziz’den geldi. Tak›m›n›n Eskiflehirs-
t›¤› Geremi flovunun sekteye u¤- por’la oynad›¤› ve galibiyet golünün pa-
ray›fl› vard›. Konfetiler eflli- buradaki “güzide bir kulübün s›n› verdi¤i maç› maniple etmekle suçla-
¤inde genel kurula ç›- yöneticisiyle” temasa geçip fe- nan Aziz, kulübü taraf›ndan sorguland›-
kart›lan Newcastle derasyonla k›sa yoldan iliflki ¤›nda suçu itiraf edip detaylar›yla anlatt›.
United oyuncusu için kurmak için yard›m istemifl, Ölümle tehdit edildi¤ini söyleyen oyun-
hemen ertesi günü ku- “beni de görürsen olur” cevab› cunun sözleflmesi ask›ya al›nd› ve
lübünden bir duyuru alm›flt›. K›sacas› 5 Ocak, prog- PFDK’ya sevk edildi. ‹lerleyen günlerde
yap›lm›fl, “her ne kadar kendi- ramlar› hakk›nda en çok elefltiri- bunlar, ve belki Bochum Savc›l›¤›’n›n ›s-
sini isteyen birkaç kulüp bu- yi fazla gülmelerinden dolay› rarla soruflturman›n henüz bitmedi¤ini,
lunsa da, Geremi’nin St. James alan Fuat Akda¤ ve Mehmet De- sonucun bu y›l›n ortalar›na do¤ru netle-
Park’› terk etmesi flu an için mirkol için bile epey zor bir gün ol- flece¤ini ve herhangi bir isim aç›klaman›n
söz konusu de¤ildir” denmifl- du. Ama asl›nda baflar›s›zl›¤›n, kav- yarg›s›z infaz olaca¤›n› aç›klamas›na ra¤-
ti. Geçti¤imiz yaz döneminde gan›n ve skandal›n kronikleflti¤i, men bu kadar bilginin ortaya nas›l saç›l-
de bas›n taraf›ndan Befliktafl’a as›k suratl›, ciddi adamlar›n cirit att›- d›¤› konuflulacak. Burada oklar daval›la-
transferi bitirilen Geremi ni- ¤› spor camias› için s›radand›. Bu or- r›n avukatlar›n› gösteriyor, baflka bir flen-
hayetinde Kamerun Millî Ta- tamda güler yüzlü olmak da, Tolunay lik ç›kabilir. Asl›nda keflke ç›kmasa da,
k›m›’yla Afrika Uluslar Ku- Kafkas’›n ondan bir gün sonra “teknik Afrika Uluslar Kupas› gibi renklerden
pas›’na gitti ve sonraki bir direktör yerli mi yabanc› m› olsun” me- bahsedilebilse; ama Angola’daki kupan›n
hafta içinde bu anlaflmazl›- selesi üzerine etti¤i “dünyal› birini getir- da ilk olay› Togo Millî Tak›m›’n›n silahl›
¤›n çözüldü¤üne dair bir meyin, do¤aüstü güçleri olan Kriptonlu sald›r›ya u¤ray›p kupadan çekilmesi ol-
haber yer almad›. Bu yaz› birini getirin” gibi orijinal laflar› bulmak du. Bazen bir fleyi sevmek harbiden zor.
yaz›ld›¤› s›rada da New- da giderek zorlafl›yor. Doruk Yurdesin
Geremi Njitap
50
Ağaçlar ayakta ölme şansına sahip Kumandan Marcos haklı Değişimin yüzü yok

Ben bir amatörüm. Her fleyin


amatörü... Söylemek iste-
diklerimi söylememi sa¤-
layan her fleyin. Ben ne
çok iyi bir müzisyenim,
ne çok iyi bir flair, ne de
çok iyi bir sinemac›. Bun-
lar›n hepsi bir araya gelin-
ce bir bütün olufluyor. Farkl›
dallarda çal›flmak daha az t›-
kanmam›, daha kolay kendimi yenilememi
sa¤l›yor. Diyelim ki müzikte yeni bir fleyler
üretemiyorum, pat, bir resim ya da desen ya-
p›yorum. Böylece kafam› tazelemifl oluyo-
rum. Bu nedenle, tek bir dalda tak›l›p kalm›-
yorum, ama hiçbirinde de baflkalar›ndan da- Sıkıntının yolu umuda götürür / Umut öylesine sonsuz ki, kendini ufacık hissediyorsun
ha iyi oldu¤umu sanm›yorum... Ben hiçbirine Ve sen orada dipte kaybolmuşsun / Gözler hiçbir şey görmemekten faltaşı gibi / Ve önünde
yeterince hâkim olmad›¤›m için sürekli yeni büyük kapı açılır / Sıkıntı yolunun büyük kapısı / O yol umuda götürür
bir fleyler keflfediyorum. Di¤erleriyse, hem
yapt›klar› ifle hâkim hem de fazlas›yla kültür- n›n da öyle. Bu bana özgürlük veriyor. Hiçbir ve ben onlara bu mesaj›n geçmesini istiyo-
lü olduklar›ndan kendilerini serbest b›rakam›- fley bilmeyince, almaya aç›k oluyorsun. rum. Bütün hikâyelerimde bir ç›k›fl yolu var.
yorlar. Kendi kendilerine engeller koyuyorlar. Ben flark›lar›m› insanlar a¤las›nlar diye de¤il, Yoksa bile, oldu¤una inanmaya de¤er.
Bende yok bu. Ben ne resmin, ne müzi¤in, bafllar›na gelebilecek felâketlerle mücadele Mano Solo (Arkadafl›m›z Do¤an Ertener’in
ne fliirin ne de görüntülerle oynaman›n e¤iti- etsinler diye yazd›m. Çünkü sahnede, bafl›na Paris’te, bir konser sonras›nda yapt›¤› söylefli-
mini gördüm. fiark› söylemenin, gitar çalma- gelmifl felâketle savaflan bir adam görüyorlar den. Roll, say› 32, Haziran 1999)