T.C.

GAZ ÜN VERS TES SOSYAL B L MLER ENST TÜSÜ GAZETEC L K ANAB L M DALI

TÜRK BASININDA MÜLK YET VE SAH PL K YAPISI BAĞLAMINDA ÖZELLEŞT RME UYGULAMALARI: C NER MEDYA GRUBU

YÜKSEK L SANS TEZ

Hazırlayan: Özlem ARAS

Tez Danışmanı: Prof. Dr. Nazife GÜNGÖR

Ankara-2008

Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne Özlem ARAS’a ait ‘Türk Basın Sektöründe Mülkiyet ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu’ adlı çalışma, jürimiz tarafından Gazetecilik Anabilim dalında YÜKSEK L SANS TEZ olarak kabul edilmiştir.

Başkan

Prof. Dr. Özlen ÖZGEN

Üye

Prof. Dr. Nazife GÜNGÖR (Danışman)

Üye

Doç. Dr. Gamze Yücesan ÖZDEM R

ÖNSÖZ

Kapitalizm, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren girmiş olduğu yeniden yapılanma süreci ile ekonomik, siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda önemli dönüşümlere yol açmıştır. Devletin ekonomik yaşam içindeki rolünün yeniden sorgulanması, kuralların kaldırılması ve özelleştirme gibi politikalar, bu yeniden yapılanma sürecinin temel araçları olmuştur. Gerek dünyada gerekse ülkemizde kitle iletişim araçları, kapitalizmin gelişim süreci ile birlikte şekillenmiş bunun yanı sıra kapitalizmin güçlenmesinde ve örgütlü bir şekilde yayılmasında önemli rol oynamıştır. Küresel düzeyde de yansımasını bulan bu yeniden yapılandırma süreci, Türkiye’yi de etkilemiş, 1980’li yıllarla birlikte hayata geçirilen neoliberal politikalara koşut olarak medya sektörü, özellikle özelleştirme uygulamaları ile önü açılan sermayenin, en gözde yatırım alanlarından biri olmuştur. Sektör, kısa bir süre içinde medya sektörü dışında faaliyet gösteren büyük sermaye grupları ile bütünleşen bir karakter kazanmıştır. “Türk Basınında Mülkiyet ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu” adlı bu çalışmada, yukarıdaki gelişmeler ışığında basın sektörünün durumu ele alınmış özellikle Ciner Medya Grubu, günümüz medya sektörünün önemli bir temsilcisi olarak ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmanın gerçekleşmesinde emeği geçen değerli hocam Prof. Dr. Nazife Güngör’e destek ve yardımlarından ötürü teşekkür ederim.

........ Kapitalizm ve Kitle letişim Araçları....... 30 ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRK BASIN SEKTÖRÜNÜN EVR M 3.. Çok Partili Dönemde Türk Basını.......... 22 Keynesyen Ekonomi Politikaları ............. 7 Genel Olarak Eleştirel Yaklaşımlar....................................3...... 48 3...............................4.......................... Özelleştirme Kavramı.. 1.......... 20 Liberal Ekonomi Politikalarının Çöküşü ............................................... 1980’lerin Ardından Günümüz Medyasının Genel Görünümü.........................v G R Ş......... 3............................................... 3..............................................2.......................... 35 43 Türkiye’de Özelleştirme Uygulamaları.....................................................................2............1........... POL T Ğ Ekonomi Politik Yaklaşım... 17 K NC BÖLÜM NEOL BERAL ZM VE ÖZELLEŞT RME POL T KALARI 2.....3........2.................................. 1950’lere Kadar Türk Basın Sektörünün Gelişimi.......................... 24 Yeni Dünya Düzeni ve Neoliberal Politikalar.... 1................................................ii KISALTMALAR D Z N ...............................iv TABLOLAR D Z N ............. Türkiye’de Ekonomi Politikalarının Kısa Tarihi..1..4...............1................ 2..................4....................ii Ç NDEK LER ÖNSÖZ...1 B R NC BÖLÜM MEDYANIN EKONOM 1..1.................... 2............................................ 11 1............................................ Liberal Ekonomi Politikaları ..............................................................3.....3................. 2....... 40 3...................1................... 9 letişime Ekonomi Politik Yaklaşımlar.......................................1.... 51 .................... 26 2................2......i Ç NDEK LER...............

.................. Merkez Grubu Ve Gazete ................Reklam Hizmetleri... ÖZET.....2........2...... Serveti le Konuşulan Bir Medya Patronu: Turgay Ciner……………………………………………............4.... Büyük Sermaye Grupları Ve Medya Sektörü.......................... 89 4.3..............1.....6............... 82 4..4....................1........... 89 4...................... 79 4.. Ciner Medya Grubu’nun Kısa Tarihi....2..1...................... 65 3.5.........2.......1.. Medya Kârlı Bir Sektör mü? Ciner: “Kâr Etmediğimiz Yerde Bulunmayız”..........1.2..........4...... 90 4................. 110 116 123 124 ................4.... 94 4................ Merkez Grubu Ve Yazılı Medya Sektörü. 98 4... ABSTRACT.................................. 103 SONUÇ...... TMSF’nin Ciner Medya Grubu Şirketlerine El Koyma Süreci…………………………………………… 101 4...3..............................4..............2.............. Ciner Grubu Medya Şirketleri................7..... 74 4...... Turgay Ciner Kimdir? . Merkez Grubu Ve Gazete .... 87 4. Merkez Grubu Ve Dergi Yayıncılığı.......................2....1............1.......1..........Dergi Basımı Piyasası............... Dağıtımda Kızışan Rekabet: Ciner “Dağıtım Tekelini Kırdık”..........................................................1...................... 86 4.............. Medya Sahipliğinin Değişen Yapısı.......Dergi Dağıtımı Piyasası...1.................................... 96 4..........................iii 3................ 53 3.................3.............2........... Merkez Grubu Ve Televizyon Yayıncılığı............................................ Medyada Tekelleşme Eğilimi... Merkez Grubu Ve Radyo Yayıncılığı.. 71 DÖRDÜNCÜ BÖLÜM C NER MEDYA GRUBU 4.. 84 4... KAYNAKÇA..................3...........1............ Merkez Grubu Ve Prodüksiyon ......................

Ş. International Monetary Fund (Uluslararası Para Fonu) stanbul Sanayi Odası Kamu ktisadi Teşebbüsleri MTM Haber Yatırım ve Ticaret A.Ş. Organisation for Economic Co-operation and Development (Ekonomik Kalkınma ve şbirliği Örgütü) Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye Elektrik Üretim ve letim Anonim Şirketi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu World Bank (Dünya Bankası) MTM : OECD : TBMM : TEAŞ : TMSF : WB : .iv KISALTMALAR D Z N ABD : BBD : BDDK : DP : DYG : DYH : GATT : HAVAŞ: IMF SO KT : : : Amerika Birleşik Devletleri Birleşik Basın Dağıtım Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Demokrat Parti Doğuş Yayın Grubu Doğan Yayın Holding General Agreement on Tariffs and Trade (Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması) Havaalanları Yer Hizmetleri A.

Dergi Yayıncılığı Alanlarındaki Net Satış Adetlerine Göre Pazar Payları Ciner Grubu’nun Medya Sektörü Dışındaki Şirketleri Ve ştirakleri Ciner Medya Grubu Merkez Grubu’nun Televizyon Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları Ulusal Kanallar Açısından Gruplar Bazında Pazar Payı Merkez Grubu’nun TV Reklamlarındaki Toplam Payı Merkez Grubu’na Ait Gazeteler Merkez Grubu’na Ait Gazetelerin Pazar Payları Gazete Yayıncılığı Alanında Gruplar Bazında Pazar Payları Merkez Grubu Tarafından Yayınlanan Dergiler Gruplar Bazında Dergi Yayıncılığı Piyasasındaki Pazar Payları Merkez Grubu’na Ait Baskı Tesisleri Gazete ve Dergi Dağıtımı Piyasasındaki Pazar Payları Merkez Grubu’nun Radyo Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları 2006.SO500 Verilerine Göre Turgay Ciner’in Şirketleri Tablo 2: Tablo 3: Tablo 4: Tablo 5: Tablo 6: Tablo 7: Tablo 8: Tablo 9: Tablo 10: Tablo 11: Tablo 12: Tablo13: Tablo 14: Tablo 15: .v TABLOLAR D Z N Tablo1: Medya Sektöründeki Üç Büyük Grubun Ulusal Kanallar Açısından ve Gazete .

işe önce ekonomi politikalarına yeni bir yön vermekle başlanmıştır. Bu bağlamda. sermayenin önündeki tüm engelleri kaldırmak ve sermayenin yeni dönem ihtiyaçlarını karşılamak için. Amaç. Türk basın sektöründeki mülkiyet ve sahiplik yapısını konu alan bu çalışmada. ekonomide neoliberal politikaların egemenliğinin ilan edildiği bir döneme girilmiştir. 2. Önem ve Kapsamı Kapitalizm. özel sermaye. Çalışmanın Konusu Bu çalışmanın konusu. Türk basın sektöründe mülkiyet ve sahiplik yapısı bağlamında 1980’lerden itibaren hayata geçirilen özelleştirme uygulamaları ile basın sektöründe yaşanan değişim süreci ve bu süreç içerisinde bir örnek olarak Ciner Medya Grubu’nun sahibi olduğu medya kuruluşlarıdır. “Yeni Dünya Düzeni” olarak adlandırılan bu yeniden yapılandırma sürecinde. Bu dönemle birlikte üretim araçları üzerindeki mülkiyet ve sahiplik yapısı da neoliberal politikaların önemli bir aracı olan özelleştirme uygulamaları ile hızlı bir dönüşüme uğramış. özelleştirme . Bu doğrultuda. 1980’lerde periyodik olarak yaşadığı krizlerden kurtulmak ve kendine hayat veren sermaye birikimini artırmak için yeni pazarlar yaratmak amacıyla yeni bir yapılanmaya gitmiştir. medya sektöründeki önemli sermaye gruplarından biri olan ve Türk basın sektöründeki yapılanmanın karakteristik özelliklerine sahip olduğu düşünülen Ciner Medya Grubu’nun gelişimi ve medya sektöründeki faaliyetleri üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur.GRŞ 1. Temel olarak. özelleştirme uygulamalarına geniş yer ayrılmış ve bu uygulamaların basın sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısına etkisi analiz edilmeye çalışılmıştır.

hukuki. hizmet vb. kültürel. piyasada tam serbestleşmeye gidilerek ve piyasa üzerindeki kurallar kaldırılarak küresel bir boyuta taşınmıştır. Nisan 2007 tarihi itibariyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından Grup şirketlerine el koyulan medya patronu Turgay Ciner. Devletin ekonomiden yavaş yavaş çekilmesi ve özelleştirme uygulamaları ile piyasanın özel sektör faaliyetlerine bırakılmasının hedeflendiği bu süreçte.2 uygulamaları aracılığıyla piyasada faaliyet göstermeye teşvik edilmiştir. bu gelişme ile gerek kamuoyunda gerekse basında en çok konuşulan isimler arasında yer . 1980’lerle birlikte gerek dünya çapında gerekse Türkiye’de girilen bu sürecin etkilerini analiz etmektir. Enerji. finans. ekonomideki bu yeniden yapılanma sürecinde siyasi. Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyete dayalı sermayenin egemenliği. yatırımlarını bu alana yöneltmiş ve holdinglerin egemenliğinde gelişen yeni bir dönem açılmıştır. madencilik. özelleştirme uygulamalarının yaygınlaştırılması ile önü açılan büyük sermaye gruplarının içine gömülmüş bir sektör niteliğini kazanmıştır. ulusal vb. Sermayenin en gözde yatırım alanlarından biri haline gelen medya sektörü. turizm. Kapitalizm. sektörlerde faaliyet gösteren sermaye grupları. Özelleştirme uygulamaları ile önü açılan ve medya sektörünün dışında faaliyet gösteren çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları. devletin ekonomideki konumu yeniden tanımlanarak. medya sektöründe de hakim konuma gelmiş. medya kuruluşları basın dışı alandan aktarılan sermaye ile bütünleşmiştir. 1980 sonrasında değişen bu medya ortamının en önemli unsuru. 1980’li yıllarla birlikte Türkiye’de de neoliberal politikalar hayata geçirilmeye başlanmış ve pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de bu politikaların en önemli araçlarından biri özelleştirme uygulamaları olmuştur. medya sektörü tümüyle farklı bir alana taşınmıştır. yapıları dönüşüme uğratmış ve medya sektörü de bu dönüşüm sürecine dahil edilmiştir. Bu bağlamda çalışmanın temel amacı. mülkiyette ve alanda yatırım yapan sermayenin niteliğine ilişkindir.

3 almıştır. çalışmanın önemini artırdığı özellikle çalışmanın hazırlandığı dönemde. günümüz medyasının “hangi dinamiklerle yön bulduğu” sorusuna açıklık getirmesi açısından önem kazandığı düşünülmektedir. Grup medya şirketlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından el koyulmasıyla başlayan sürecin ve ardından yaşanan gelişmelerin çalışmayı daha da güncel kıldığı . medya sektörünün egemen sistem içindeki konumlanışına odaklanmıştır. Ciner. madencilik. Bugün yaygın olarak kullanılan kitle iletişim araçlarının daha genel bir ifadeyle medyanın. Bu nedenle çalışma sonucunda elde edilecek verilerin. bu gelişmenin de öncesinde özellikle özelleştirme ihalelerine ilgisi. onun ideolojik yapılanmasında büyük bir rol üstlendiği ve sistemin yeniden üretilmesinde stratejik bir öneme sahip olduğu görüşünden yola çıkılan bu çalışma. gelişim sürecinin kapitalist üretim ilişkilerinin gelişim süreci ile birlikte şekillendiği. medya faaliyetlerinin ve sektördeki konumunun ekonomik olarak analiz edildiği bu çalışmada. Temel faaliyet alanı enerji ve madencilik sektörü olan Grubun. Ciner Medya Grubu örneğinden faydalanılarak Türk medya sektörüne yönelik bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Çalışmada örnek olarak seçilen Ciner Medya Grubu’nun daha önceki bilimsel çalışmalara çok fazla konu olmamasının. yapılacak olan analizlerin en nihayetinde varılacak olan sonucun. enerji ve madencilik sektörlerindeki faaliyetleri ve iş dünyasındaki hızlı yükselişi ile sürekli adından bahsettiren bir isim olmuştur. Bu bağlamda özellikle sektörün önemli isimlerinden biri olan Turgay Ciner ve sahip olduğu Medya Grubu. Medya sektörü dışında enerji. turizm. medya sektörünün 1980’li yıllarla birlikte girmiş olduğu “holdinglerin medyaya girişi” sürecinin 2000’lere yansıyan en önemli temsilcilerinden biridir. sektörün karakteristik özelliklerini taşıması sebebiyle seçilmiş ve bu yolla çalışmanın örnek bir olayla desteklenmesi amaçlanmıştır. sanayi ve ticaret sektörlerinde bir sanayi kompleksi olarak faaliyet gösteren Ciner Grubu.

medya sektörünü yakından etkilemiş özellikle mülkiyet ve sahiplik yapısında bir takım değişimlere yol açmıştır. • 1980’li yılların ardından hayata geçirilen neoliberal politikalar ve bu politikaların önemli araçlarından biri olan özelleştirme uygulamaları. ekonomik. “Türk Basınında Mülkiyet Ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu” adlı bu çalışmada. . Çalışmayı Yönlendiren Temel Varsayımlar Çalışmanın temel hareket noktası. Bu bağlamda çalışma verilerinin özellikle Ciner Medya Grubu’na yönelik analizlerin yapılacak diğer bilimsel çalışmalara ışık tutması umut edilmektedir. Kitle iletişim araçları üzerindeki mülkiyet biçimi. 3. Çalışmada yine tarihsel analizin zorunlu bir sonucu olarak tek bir medya kuruluşu üzerinde yoğunlaşılmamış. içinde bulundukları toplumun ekonomik ilişkilerine göre şekillenir ve yönlendirilirler. Türk basın sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısında özellikle 1980’li yılların ardından yaşanan dönüşüm sürecidir. o toplumların egemen üretim biçimlerinden bağımsız ele alınamaz. Türk basın sektöründeki dönüşüm süreci ele alınmış ancak çalışma yalnızca Türkiye ile sınırlandırılmamıştır. birbiri ile ilişkili sermaye gruplarının tarihsel gelişimi ve sektör içindeki yapılanmaları da çalışmaya dahil edilmiştir.4 düşünülmektedir. siyasi süreçler analiz edilmiştir. Bu noktadan hareketle aşağıdaki şu varsayımlar geliştirilmiştir: • Kitle iletişim araçları. Bütünsel ve tarihsel bir çalışma ortaya koyma kaygısıyla. Türk basın sektöründeki dönüşüme ışık tutmak amacıyla öncelikle dünya çapında yaşanan tarihsel.

Bu çözümlemeler ışığında. medya sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısının incelenmesine ağırlık verilmiş. ekonomik gelişmelere ve ekonomik çözümlemelere geniş yer verilmiştir. ekonomik açıdan birkaç büyük sermaye grubu tarafından paylaşılmaktadır ve bu büyük sermaye gruplarının önü. 5. Bu bağlamda iletişim konusu. medya sektörü. çalışma boyunca neden ve sonuçlar arasındaki bağ koparılmamaya çalışılmıştır. 1980’li yılların ardından hayata geçirilen ekonomi politikaları ile açılmıştır. Araştırmada benimsenen kuramsal anlayışa koşut olarak.5 • Günümüzde tekelci bir görünüm arz eden medya sektörü. kuramsal bir altyapı oturtulmaya çalışılmıştır. 4. iletişim alanında iki ana yaklaşım olarak . özellikle farklı medya sektörleri ile ilişkileri bağlamında ele alınmıştır. ekonomik ilişkiler ve yapılar bağlamında ele alınmış ve çalışma boyunca ekonomik analizlere. Bu amaçla. birbirilerini dönüştürme süreçleri ile ele alınarak. Çalışmada tarihsel ve bütünsel bir yaklaşım sergilenmeye çalışılmış bu bağlamda olaylar ve gelişmeler tek tek. • Ciner Medya Grubu. günümüz medya sektöründeki mülkiyet ve sahiplik yapısının karakteristik özelliklerini taşımaktadır. eleştirel iletişim çalışmaları içinde yer alan temel araştırma perspektiflerinden biri olan ekonomi politik yaklaşımın ortaya koyduğu ve altyapı-üstyapı modelini kullanan bir kavramsallaştırma çerçevesi kullanılmıştır. birbirinden bağımsız ve ayrı olarak değil aksine birbirlerine olan etkileri. Çalışmanın Yöntemi Çalışmada kuramsal olarak eleştirel ekonomi politiğin öncüllerinden hareket edilmiştir. Çalışmanın Planı Dört bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde.

Neoliberal ekonomi politikalarının en önemli araçlarından biri olan özelleştirme kavramı da bu bölümde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.6 kabul edilen pozitivist kuram ve eleştirel kuramın temel noktaları ve sorun alanları incelenmiştir. Ciner Medya Grubu’nun ayrıntılı olarak incelendiği son bölümde. Özellikle çalışmada benimsenen yöntem olan eleştirel ekonomi politik yaklaşımın üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. kinci bölümde ise neoliberal ekonomi politikalarının gelişmesindeki tarihsel süreç. 1980’li yılların ardından yaşanan gelişmelere ayrıntılı olarak yer verilmiş özellikle bu dönemde hayata geçirilen neoliberal politikaların medya sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısında ne gibi değişimlere yol açtığı analiz edilmiştir. bunun yanı sıra Medya Grubu’nun kısa tarihi ve Turgay Ciner’e geniş yer ayrılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümü. Türk basın sektörünün Osmanlı’dan günümüze kadar uzanan geçirdiği sürece ayrılmıştır. ekonomi politikalarının gelişimi doğrultusunda incelenmiştir. Grubun medya sektöründeki faaliyetleri ekonomik açıdan analiz edilmiş. .

teknolojik ve siyasal gelişmeler ışığında yürütülecek. ileride tarihsel olguları incelerken kullanılacak olan kavramsal araçların kuramsal temelleri üzerinde durulacaktır. David Ricordo gibi klasik iktisatçıların toplumsal üretim ilişkilerini analiz etmek üzere kullandıkları bir yaklaşım olarak ortaya çıkmıştır. sınıf ve artı değer kuramlarına dayanan bir ekonomi politik yaklaşım geliştirmişlerdir.1. Ekonomi Politik Yaklaşım Ekonomi politik. Bununla ilgili olarak. maddi malların üleşim biçimlerini inceler. yüzyılda Adam Smith. . Ekonomi politik. üretimde toplumsal ilişkilerin. Ekonomi politik. üretim araçlarının mülkiyet şekillerini. 1. eleştirel kuramın temel noktalarının ve sorun alanlarının incelenmesi olacaktır. üretimi ve insan toplumu için maddi malların üretim ve dağıtımını etkileyen yasaları gün ışığına çıkarır. üretim içinde bulunan farklı toplumsal sınıfların durumunu ve onlar arasında varolan ilişkileri. Bu amaçla ilk hareket noktası. gelişmesinin çeşitli aşamalarında. Karl Marx ve Friedrich Engels ise klasik iktisatçıların ekonomi politik yaklaşımını eleştirerek yola çıkmış ve klasik iktisattan farklı olarak. 19.B R NC BÖLÜM MEDYANIN EKONOM POL T Ğ Çalışmanın birinci bölümünde. insanlar arasındaki üretim ilişkilerini araştırır. bu amaçla ilk iletişim araştırmalarına yön veren zeminin hangi dinamiklerle oluştuğu analiz edilmeye çalışılacaktır. yani insanlar arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesinin bilimidir. Marx ve Engels’in bir bilim olarak temellerini attığı ekonomi politik. nceleme. tarihsel süreçte yaşanan ekonomik.

üstyapı değişikliğini de beraberinde getirir: “Üretim ilişkilerinin tümü.” (Marx. aynı zamanda. Üstyapı. temel karşısında edilgen kalmaz. yöneten sınıfın medya kurumlarını kontrol edebilmesinin temel aracı olarak düşünülür. aynı zamanda zihinsel üretim araçlarını da emrinde bulundurduğu”ndan hareket eden ekonomi politik yaklaşımlar. Üstyapı denince siyasi. hukuki. beraberinde düşüncenin üretimi ve dağıtımındaki egemenliği ve kontrol gücünü getirir: “Egemen sınıfın düşünceleri. kendisine tekabül eden ve onun gelişmesini belirleyen üstyapıyı doğurur. toplumun egemen maddi gücü olan sınıf. 1993: 23). onun oluşmasına ve sağlamlaşmasına yardım eder. Ekonomi politik yaklaşıma göre üretim araçlarının sahipliği üzerine kurulu bu egemenlik. genel olarak toplumsal. nsanların varlığını belirleyen şey. aynı zamanda egemen zihinsel güçtür.8 Ekonomi politik. tam tersine. Temel (altyapı). Medya mülkiyeti. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf. egemen düşüncelerdir. vb. kavramlar ve bunlara uygun düşen kurumlar anlaşılır. başka bir deyişle.” (Engels ve Marx. . Marx’ın ekonomi politik çözümlemesi içinde kilit bir nokta olan “maddi üretim araçlarını elinde tutan egemen sınıfın. toplumsal varlıklarıdır. üretim ilişkilerini araştırır çünkü üretim ilişkileri temel ve belirleyici öğedir. onların bilincini belirleyen. felsefi. belirli toplumsal bilinç şekillerine tekabül eden bir hukuki ve siyasal üstyapının üzerinde yükseldiği somut temeli oluşturur. Üstyapı. temel tarafından yaratılır ama doğuşundan sonra. Bu anlamda kitle iletişim araçlarının kimi. siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır. bunlar o kadar birbirinin içine girmiş durumdadırlar ki kendilerine zihinsel üretim araçları verilmeyenlerin düşünceleri de aynı zamanda bu egemen sınıfa bağımlıdır. Maddi hayatın üretim tarzı. toplumun temelinin bir yansımasıdır ve her temel değişikliği. 1999: 75). bu araçların kimlerin elinde ve egemenliğinde olduğuyla ilgilenirler. bütün çağlarda. bilinçleri değildir. ona etki yapar. dini. ne kadar ve ne oranda etkilediğinden çok. toplumun iktisadi yapısını. sanatsal. zihinsel üretim araçlarını da emrinde bulundurur. önceliği kitle iletişim araçlarının mülkiyet ve sahiplik yapısının incelenmesine verirler.

düzenin niteliğine karşı kayıtsız bulunduğu anlamına gelmez. Theodor Adorno. tarafsız olduğu. Genel Olarak Eleştirel Yaklaşımlar Genel olarak Marksizmi referans alan eleştirel yaklaşımlar. medya konusunda farklı görüşler ortaya koysalar da temel olarak varolan toplumsal yapının eleştirisi üzerinden yola çıkmışlardır.1 Marx’a ve bu tür yaklaşımlara yapılan ana eleştiri “ekonomizm”. sınıfların kaderine. eleştirel ve bütünsel bir bakış açısı sunmuştur. Bu çalışmaların önde geleni. Frankfurt Okulu çevresinde gelişen ve Marksist bir toplum eleştirisinden temellenen çalışmalardır.2. kitle iletişim araçlarının kapitalist toplumdaki konumuna ilişkin tarihsel. Herbert Marcuse ve Walter Alemdar ve Erdoğan eleştirel yaklaşımları bu eksende sınıflandırmaktadır: Üstyapıya (kültür. ideoloji ve söyleme) ağırlık veren yaklaşımlar. yani çok fazla ekonomi ve çok az “insan arzusu” ve “bilinçli veya bilinçsiz etkinlikleri” üzerine olmuştur (Alemdar ve Erdoğan. Frankfurt Okulu eleştirel kuramından. Altyapıya (maddi ilişkilere) ağırlık veren yaklaşımlar (aktaran Dursun. Oysa Marksist anlayışa göre.9 Engels ve Marx’ın bu çözümlemeleri ve altyapı . yapısalcı medya çalışmalarına ve kültürel çalışmalara kadar çeşitlenen eleştirel yaklaşımlar.üstyapı analizi. üstyapı bir kez doğunca etkin büyük bir güç olur ve temelin billurlaşmasına ve güçlenmesine etkili bir biçimde yardım eder (Politzer: 1990. 2001: 21). “ekonomik belirleyicilik”. üstyapıyı doğuran temeldir ancak bu hiçbir zaman onun temeli yansıtmakla yetindiği. 1. 1 . 399). edilgin. “ekonomik indirgemecilik” eleştirilerine yol açmıştır ve eleştirel yaklaşımlar arasındaki görüş ayrılıklarının ve sınıflandırmanın temelini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz. temelin kaderine. liberal/çoğulcu toplumsal kurama muhalif olan eleştirel kuramlar içinde gelişmişlerdir. Eleştirel iletişim çalışmaları. 1923’te Almanya’da kurulan ve temsilcileri arasında Max Horkheimer. Tersine. 2002: 305).

Frankfurt Okulu’nun iletişim konusundaki konumu bir üstyapı olgusu olarak kültür incelemeleri çerçevesinde şekillenmiştir. Bu ise kültür ürünlerini metalaştırır. medyanın toplumsal yapıdaki ideolojik rolü üzerine odaklanır ve medyayı statükonun savunucusu ve meşrulaştırıcısı olarak görür (Dağtaş ve Yaylagül. bir anlamda sistemin kendini her düzeyde. Bu yapılarıyla kültür ürünleri. Eleştirel çalışmalar içerisinde ngiliz Kültürel Çalışmalar ise daha çok medyanın temsil ve anlamlandırma sürecini incelemiştir. 2006: 332). Bu kavramlaştırma. metinlerdeki üstü açık ideolojileri ortaya çıkarmaya çalışırlar. kitle iletişim araçlarının ve kültürün önemine dikkat çeken ilk eleştirel kuramcılar olmuşlardır. Kültür endüstrisi kavramına göre kültür ürünleri. toplumdaki iktidar mekanizmalarından biri olduğu vurgulanan medya. geliştirdikleri kültür endüstrisi kavramını ekonomik bir analiz birimi olarak kullanmışlardır. ngiliz Kültürel Çalışmaları çerçevesinde. Frankfurt Okulu. kültür endüstrisinin içinde ortaya çıkarlar. kültür endüstrisi kavramının ortaya çıkışına kaynaklık eder.10 Benjamin gibi isimlerin yer aldığı Frankfurt Okulu kuramcıları. Bu gelenek. Kültürün kendisinin bir endüstri ve kültür ürünlerinin de metalar haline geldiği görüşü. dilsel yapıları üzerinde durarak. toplumsal güçlerini kaybederek mevcut düzenin devamını sağlamaktan öte bir işlev görmez hale gelirler. gösterge. Kültürel ürünler bu standartlaştırılarak ürünlerin ve buna ve karşı farklılıklar teknikleri marjinalleştirilerek. Frankfurt Okulu kuramcıları arasında özellikle Horkheimer ve Adorno. Medya metinlerinin ileti. toplumsal anlamın oluşturulmasında etkin bir biçimde rol oynamaktadır. üstyapıyı özerk bir konumda ele almıştır. kültür ürünlerinin üretimi de tüketimi de kitlesel boyuttadır ve endüstri standartlarına göre üretilir ve tüketilirler. . altyapı . tanıtılma dağıtım rasyonelleştirilir.üstyapı ilişkisinde. altyapıda ya da üstyapıda nasıl yeniden ürettiği ve meşrulaştırdığını açıklayan bir yön izler. kitle iletişim araçlarının mülkiyet ve organizasyon yapılarına odaklanmamakla birlikte kapitalist toplumlarda. bir ölçüde geleneksel Marksizmden ayrılarak. kod vb.

ticarileşmesi. “Bütün bu çalışmaların ortak noktası kapitalist ekonomik düzene ve liberal siyasal sisteme yönelttikleri eleştiriler olduğundan tümü “eleştirel”. Bunlar arasında yapısalcı çalışmalar. Medyayı endüstriyel düzeyde ve diğer endüstrilerle ilişkisi içerisinde ele alan ekonomi politik yaklaşım medyanın mülkiyeti. kontrolü gibi temel sorunları gündeme getirir. metin-ideoloji ilişkisi konusuna odaklanırken. ekonomi politik yaklaşımın temel özelliği iletişim konusunu. Buna göre araççı yaklaşım. . araççı yaklaşımlar ve yapısalcı yaklaşımlar olarak ikiye ayrılmaktadır (aktaran Dursun. Murdock’un ayrımında ise medyaya ilişkin ekonomi politik yaklaşımlar.3.11 Eleştirel yaklaşımlar arasında Curan. ekonomik temele vurgu yapar. Kültürel çalışmalar ise medyayı toplumsal rızanın kazanıldığı ya da kaybedildiği bir alan olarak tanımlamaktadır. Ekonomi politik en genel anlamda. gerek medyanın gücü konusunda farklı görüşleri içeren gerekse bu görüşler arasındaki anlaşmazlık ve tartışma alanının tipini de tanımlayan üçlü bir ayrıma gitmektedir (aktaran Dursun. medyayı yönetici sınıflara hatta kişilere bağlılıkları çerçevesinde değerlendirirken. kâr güdüsü. Buna karşın ekonomi politik yaklaşımlar ideolojiye değil. iktidar ve ideoloji arasındaki bağlantıları üretim tarzına ya da ekonomi politiğe yerleştirerek. 2001: 20). mevcut düzenin (kapitalizmin) incelenmesidir. letişime Ekonomi Politik Yaklaşımlar Tüm bu görüş ayrılıkları içinde. ekonomik ilişkiler ve yapılar bağlamında ele almasıdır. 1. “kuramsal” ya da “değişimci” olarak adlandırılan medya çalışmaları şemsiyesi altında toplanmaktadır. uluslararası hale gelmesi. 2001: 20): Ekonomi politik yaklaşım. bunun gerçekleştirilmesinde reklamlar gibi medya pratiklerini sorunsallaştırır. Medyanın tekelleşmesi. yapısalcı çalışmalar. medyayı ideolojik bir güç olarak görmektedirler. yapısalcı yaklaşım sınıf. kültürel çalışmalar. mülkiyet sahibi ve çalışanların eylemleri ile seçimlerine belirli bir sınırlılık yükler.

savaşla ilgili konulurda halklarına tek yönlü olarak iletmek istediği biçim ve içerikte bilgi sunmak isteyen siyasal iktidarlar. kitle iletişim araçlarının bireyler ve gruplar üzerinde yarattığını düşündükleri “etkiler” olmuştur. kimleri seçtirdiği ya da tüm bunların ötesinde herhangi bir etkide bulunup bulunmadığıdır. satın alma ve oy verme davranışlarını bilmek ve yönlendirmek ihtiyacından ortaya çıkmış ve gelişmiştir. kentleşme ve modernleşme olguları sonucunda 18. 2005: 27-28). yüzyılda kamular ortaya çıkmış. kitlelere ulaşmak isteyen endüstrilerin. ardından kamular kitleye dönüşmüştür. bu görüşe zemin hazırlayan iki önemli tarihsel süreç etkili olmuştur. Savaş döneminde. siyasal partilerin ve diğer kuruluşların kitlelerin tercihlerini. siyasal iktidarların iletişim araçlarını . daha çok saha araştırmalarına yönelik ampirik bulgular ortaya konmuştur. Bunların ilki sanayileşme ve kentleşme sürecinde toplumsal süreçte yaşanan değişikliklerdir. bu araçlarının üstün güç ve etkilere sahip olduğu yolundadır. Kısaca odaklanılan konular kitle iletişim araçlarının insanlara ne yaptırdığı. Kitle toplumunda bireylerin bazı davranışlarını yitirdiği. Bilginin toplanması ve yayılması süreçlerinin hayati önem taşıdığı savaş ortamında. atomize olduğu ve kendi haline bırakılmış bireyler haline geldiği görüşü temel hareket noktasını oluşturmaktadır. Bu bağlamda kitle iletişim araştırmacılarının yöneldikleri temel konu. onları hangi davranışlara sürüklediği. Dolayısıyla savaşla birlikte kitle iletişim araçlarının rol ve öneminin artması. Kitle iletişim araçlarının güçlü etkilere sahip olduğu görüşünün hakim olduğu bu ilk iletişim araştırmalarında. bu işlevi üstlenecek olan kitle iletişim araçlarının kontrolü büyük önem taşımaktadır. Kitle iletişim araçlarına bakışta ve onları değerlendirişte genelde egemen görüş. neleri satın aldırdığı. Metin Işık’a (2005: 27) göre sanayileşme. Bu ilk araştırmalarda. Söz konusu dönemde iletişim araçlarının güçlü etkilere sahip olduğu yönündeki görüşün şekillenmesinde en önemli sebeplerden birisi de Birinci Dünya Savaşı’dır. düşüncelerini. Bunun bir sonucu olarak da yalnızlaşan bireylerin kitle iletişim araçları karşısında kolay etkilenir hale geldiği görüşü ortaya atılmıştır.12 lk iletişim araştırmaları. iletişim araçlarını kontrolleri altına almışlardır (Işık.

Bu nedenle.13 propaganda malzemesi olarak kullanmaları sürecinin. kitle iletişiminin karmaşık süreçleri ve kitle iletişim araçlarının sistemin yeniden üretimindeki rolü üzerine durmuştur (Dağtaş ve Yaylagül. bu yaklaşımların temel özelliklerini şöyle sıralamaktadır: • Toplumsal iktidar ilişkilerini temel alırlar. değişim süreçlerini incelerler ve varolanın değiştirilebileceğini vurgularlar. “Kim kazanıyor. kinci Dünya Savaşı sonrasına kadar sürmüş ancak bu kez kitle toplumu ve atomlaşmış birey görüşünün reddi ile kitle iletişim araçlarının sınırlı/zayıf etkileri olduğu savı güçlenmiştir. Babe’e göre günümüzdeki masallardan biri de “zamanın ileriye doğru gittiği ve olmakta olanın kabul edilmesi” gerektiği inancıdır. Richard Bebe’den yaptığı alıntıda. Tutucu liberal yaklaşımın kaynak-mesaj-alıcı üzerine kurulu ve etki odaklı bu yaklaşımının tersine eleştirel gelenek. Ekonomi politik yaklaşımın Marx’ı izleyenler ve kuramsal/evrimsel geleneği izleyenler olarak iki ana alt gruba ayrıldığını belirten Haluk Geray. Burada mit (efsane) ve masal kavramlarıyla anlatılmak istenen. savaş sonrasında devam etmesi olgusunu gündeme getirmiştir. Bu anlamda çatışma ve çelişkileri çözümlemelerine katarlar. . sorgulanmadan kabul edilen yaygın inançlardır. • Mit ve masalları yıkmayı hedefledikleri için varolan egemenlik yapılarına karşı çıkarlar. 2006: 334). Geleneksel iletişim araştırmalarında etkiler konusuna ilgi. Bu bağlamda medyanın izleyenler üzerinde uzun dönemli ve dolaylı etkileri olduğu görüşü kabul görmeye başlamıştır. kim kararları veriyor?” gibi sorular sorarlar. kim kaybediyor. Buna bir tür toplumsal Darwinizm denmesi de mümkündür.

zihinsel ve kültürel süreçler) arasındaki ilişkide önceliği ekonomik örgütlenmeye verir. Fakat daha geniş biçimiyle toplumsal yaşamda egemenliğin ve mücadelenin incelenmesidir (aktaran Boyd-Barret. Eleştirel ekonomi politiğin önemli temsilcileri arasında yer alan Golding ve Murdock’a göre. toplumsal ekonomi değer politikçiler yargılarını değer dışarıda yargılarını kullanırlar. Yaklaşımın bütünselliği. dağıtım ve tüketimini meydana getiren toplumsal ilişkilerin özellikle iktidar ilişkilerinin incelenmesidir. Eşitlik. Ekonomi politiğin hem dar hem de geniş anlamını sunan Mosco’ya göre ekonomi politik dar anlamda karşılıklı olarak iletişim kaynakları da dahil. ekonomik örgütlenme yapısını. Yaklaşım tarihseldir. medyanın “ilkin ve öncelikle emtialar üreten ve dağıtan endüstriyel ve ticari kuruluşlar olduğu’nun kabul edilmesiyle başlar (aktaran Boyd-Barret. Mosco’ya göre eleştirel ekonomi politik yaklaşımın genel özellikleri arasında yaklaşımın bütüncül olması. 2006: 2). çözümlemelere katılır (aktaran Geray. 2005: 15). 2006: 7). Maddi ve sembolik kaynakların eşitsiz dağılımının iletişimsel eylemleri nasıl etkilediği üzerinde durur. letişim araçlarının/teknolojilerinin ortaya çıkışı ve gelişimlerine önem verilir (aktaran Geray.14 • Neoklasik bırakmasına iktisadın karşın. 2005: 31). tarihsellik ve değişim doğrultusunda öneriler geliştirmesi bulunur. Farklı medya sektörleri. kaynakların üretim. Bu anlamda mülkiyetin ve üretimin örgütlenmesinin incelenmesi önem taşır. hakkaniyet. politik. Toplumdaki ekonomik örgütlenmeyle üstyapı (hukuksal. kitle medyasının ekonomi politiği. toplumun/kamunun genel çıkarları gibi değer yargıları. şirket kontrolü vasıtasıyla halihazırda birbirlerine bağlı oldukları için yalıtılmış bir şekilde incelenemezler ve onların faaliyetleri . çünkü ekonomik örgütlenmenin ve egemenlik ilişkilerinin ve bunların iletişimsel boyutlarının tarihsel süreçteki değişiminin izlenmesiyle ilgilidir. toplumun siyasal ve kültürel yaşamıyla etkileşim içinde ele alması anlamına gelir. adalet.

değerlerin. Sonuncusu belki de hepsinden önemlisi adalet. eleştirel ekonomi politiği bu ana akım ekonomi biliminden şu çizgiyle ayırmaktadırlar: “Ana akım ekonomi bilimi. eleştirel ekonomi politiğin ana akım ekonomi biliminden başlıca dört bakımdan farklılık gösterdiğini söylerler.” (Golding ve Murdock. maddi ve simgesel kaynakların eşit olmayan paylaşımı tarafından yapılandırılma tarzıyla ilgilenir. onun. 1991: 55). Eleştirel ekonomi politiği diğerlerinden ayıran şey. belirli mikro bağlamların genel ekonomik dinamiklerce ve onların dayandığı daha geniş yapılarca nasıl şekillendirildiğini göstermek üzere konumlanmış eylemin her zaman ötesine gitmesidir. bu yorumları ile ekonomi politik yaklaşıma yönelik ekonomik indirgemecilik eleştirisine de açıklık getirmektedir. eşitlik ve kamu yararı gibi temel ahlaki sorunlarla ilgilenebilmek için verimlilik gibi teknik konuların ötesine gitmesidir. yüzyılın sonlarında sona erdiğini ve tekelci kapitalizm dönemine geçildiğini savunan Dallas Smythe’e göre (aktaran Geray. Eleştirel ekonomi politik özellikle iletişimsel etkinliğin. Analiz ayrıca ekonomik ve siyasal yapılar hakkındaki düşüncelerin yayılmasında. Kitle iletişim araçlarının amacı konuların. Golding ve Murdock (1991: 54). ikincisi tarihsel olması. Kapitalizmin 19. 2005: 29) kitle iletişim araçları tekelci kapitalist sistemin bir buluşudur. Böylece kitle iletişim araçları izleyicilerin kitlesel üretimini gerçekleştirip. Ana akım ekonomi bilimine çeşitli eleştiriler getiren Golding ve Murdock. kapitalizmin egemen bireyleri üzerine odaklanırken. Golding ve Murdock. üçüncüsü ise merkezi olarak kapitalist teşebbüs ile devlet müdahalesi arasındaki dengeyle ilgilenmesidir. medyanın ideolojik olarak işleyişini de kapsamalıdır. Medyanın ekonomi politiği yalnızca emtiaların üretimi ve dağıtımı üzerine odaklanmaz fakat ayrıca bu emtiaların özel doğasının ve onların yerine getirdiği ideolojik işlevin de tam bir açıklamasını yapmalıdır. bunu reklamcılara . eleştirel ekonomi politik iktidar oyunu ve toplumsal ilişkiler dizileriyle işe başlar. Bunlardan ilki yaklaşımın bütüncül olması. sorunların. diğer kurumların ve halkın yönlendirilmesi için politikaların günlük gündemini oluşturmaktır.15 sadece geniş ekonomik bağlama bakılarak anlaşılabilir.

Her ne kadar kapitalizm kısa dönemde malların ve hizmetlerin örgütlenmesi yeteneği ile zenginleşmişse de.16 satarlar. ulusal politika ve ekonomik uygulamaları düzenleyen bir güç haline gelmektedir. letişim teknolojilerinin Üçüncü Dünya ülkelerine girişi ise. 2006: 335). “Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Kitle letişim Araçlarının Ekonomi Politiği” adlı çalışmalarında. ekonomik çıkarları ve askeri-endüstriyel yapıları yararına üretilmektedir. Geliştirdikleri propaganda modeli ile servet ve iktidar eşitsizliği ile bu eşitsizliğin medyanın çıkar ve seçimlerine çeşitli düzeylerdeki etkisi üzerine odaklanan bu araştırmacılara göre propaganda . özellikle ABD’nin. Uluslararası iletişime eleştirel bir yaklaşım getiren ve kültürel emperyalizm yaklaşımından yola çıkan Schiller’e göre. tekelci kapitalist dönemin. yapmış olduğu çalışmalarda medya ve iletişimin uluslararası boyutuna daha çok dikkat çekmiştir (aktaran Dağtaş ve Yaylagül. 1969 yılından itibaren Herbert Schiller. gelişmiş ülkelerin. Noam Chomsky ve Edward Herman gibi yazarlar da kültür emperyalizmi ve uluslararası şirketlerin yeni tür sömürgecilikte etkin rıza yaratma stratejilerinden yararlanma konularını tartışarak ekonomi politik yaklaşıma katkı sunmuşlardır. Böylelikle çok uluslu sermaye dünya çapında. televizyon ve gazeteleri “bilinç endüstrisi” olarak tanımlayan Smythe. Radyo. talep yönetimi araçlarının sadece reklamların ve genel olarak etkilerinin değil bütünüyle bir sistem olarak kapitalizmin işleyişini mümkün kılan bir alan olarak incelenmesini savunmaktadır. bir sistem olarak devamlılığını sağlaması ancak uzun dönemde sistemi destekleyecek insanları üretmesiyle mümkündür. nelere önem verip ihmal ettiğini en iyi biçimde anlamak ve olayın iç yüzünü bütün açıklığıyla görebilmek için medyanın bu çerçevede çözümlenmesi gerekmektedir. ABD’nin dünya sisteminde iktidar olmaktan doğan ekonomik-askeri çıkarlarının gereği ve sonucu olarak gerçekleşmektedir. iletişim teknolojileri. medyanın devlete ve özel sektör etkinliklerine hükmeden özel çıkarlara destek sağlama işlevini yerine getirdiğini söyleyen Chomsky ve Herman’a (1999: 9) göre medyanın yaptığı seçimleri.

temel karşısında edilgen kalmaz. Üstyapı denince. Üstyapı toplumun temelinin bir yansımasıdır ve her temel değişikliği. birikimi en çoklaştırmak için temel gereksinimi olan yeni pazarları yaratabilmek için sürekli genişlemek zorunluluğu ile dünya çapında Kapitalist üretim ilişkilerinin tüm yaşam biçimlerini nasıl değiştirdiğini anlamlandırabilmek için burada Marksist literatüre dönmekte fayda vardır. Henüz işlenmemiş haber malzemeleri. 2 . kavramlar ve bunlara uygun düşen kurumlar anlaşılır.) Medyanın iki temel kaynak ve iktidar odağı olan hükümet ile iş çevrelerinden ve bunların mali destek sağlayıp onayladığı ‘uzmanlar’dan sağladığı bilgileri temel alması d. Marx’a göre üretim ilişkileri tarafından belirlenen temel (altyapı).3. üstyapı değişikliğini de beraberinde getirir. Üstyapı temel tarafından yaratılır. Bu beş etken. dini. verili sermaye birikimini en çoklaştırmak ve sürekli olarak genişletmektir. ona etki yapar. haberlerin içinden geçirildiği süzgeç işlevini görür ve medyanın seçimlerini belirlemede rol oynar.) Medyayı hizaya sokmak için kullanılan bir yöntem olarak ‘medyaya yönelik tepki’ üretimi e.) Egemen medya şirketlerinin büyüklüğü. Kapitalizm ve Kitle letişim Araçları Kapitalist üretimin temel dinamiği ve tarihsel olarak en belirleyici amacı. kendisine tekabül ve onun gelişmesini belirleyen üstyapıyı doğurur. neyin öncelikle haber olabileceğini tanımlar ve propaganda kampanyalarına dönüşen sürecin temelini ve işleyişini açıklar. onun oluşmasına ve sağlamlaşmasına yardım eder. Ama doğuşundan sonra. b. vb. felsefi. yoğunlaşmış mülkiyeti. 1.17 modelinin en önemli öğeleri. damıtılmış kısım elde edilinceye kadar bu süzgeçlerden geçmek zorundadır. siyasi. Temel dinamiği sermaye birikimini en çoklaştırmak olan kapitalizm. Chomsky ve Herman’a (1999: 9) göre. bu öğeler birbiriyle etkileşim halindedir ve birbirlerini güçlendirir. hukuki. sanatsal. bu dinamikle içinde geliştiği toplumların tüm yaşam biçimlerini değiştirirken2. a. sonunda basılmaya uygun. kâr amaçlı oluşu ve sahiplerinin serveti. Bu süzgeçler söylemin ve yorumun ilkelerini belirler.1.) Reklamcılığın medyanın en önemli gelir kaynağı olması c.) Ulusal bir din ve bir denetleme mekanizması olan ‘anti-komünizm’dir.

18 yaygınlaşır ve kapitalist ilişkileri de yaygınlaştırır. kapitalist toplumsal oluşumla birlikte geliştiğini. düşünsel temeller ve ulaşılan normatif düzen. 2000: 23). Aynı zamanda da kapitalizm öncesi tüm haberleşme ve ulaşım biçimleri de tıpkı tüm diğer yaşam biçimleri gibi önemli bir dönüşüme uğrarlar (Başaran. 1866’da Atlantik’i boydan boya aşan ilk telgraf kablosu çekilmiştir. . 1875 Uluslararası Posta Anlaşması sonucunda ulusal posta sistemleri. 1840’ta posta sistemini kurarak. Batı’nın kapitalist toplumlarında toplumsal yaşamı belirleyen genel ekonomik. ulaştırma ve iletişimin görülmemiş ölçüde yoğunlaşmasını gerektirmiştir. deniz yolları. Yeni. onun yapılanma süreci içerisinde kendi yapılanmasını oluşturduğunu ve kurumsallaştırdığını ifade eden Alemdar ve Kaya’ya (1993: 4) göre. Bugün yaygın olarak kullanılan kitle iletişim araçlarının. demir yolları. siyasi ve kültürel dinamiklerle belirlenmiştir. sanayinin gittikçe daha büyük boyutlara ulaşacak biçimde gelişmesi. Bu hammadde ithalatı ve sanayi malları ihracına dayanan yaygınlaştırma sürecine. Uzak yerlerden hammaddelerin sağlanması ve üretilen malların uzak pazarlarda satılması. Telli telgraf 1837’de icat edilmiş. etkin ulaşım ve iletişim sistemleri eşlik eder. Hammadde ithalatı ve sanayi malları ihracına dayanan bu sürece. telekomünikasyon gibi sistemler de bu anlamıyla kapitalizmin gelişiminin coğrafi sınırlarını belirler. “kitle iletişim araçlarının işleyişini yönlendiren. düzenlenişlerini belirleyen ilkeler. 2001: 653). yüzyıllarda.” 18 ve 19. çağdaş posta sistemlerinin gelişmesine öncülük etmiş. bu doğrultuda Avrupa’da ve Amerika Birleşik Devletleri’nin birçok bölgesinde yol ve kanal yapımında önemli gelişmeler görülmüştür. halkalarının birleştirilmesinde ulaşım kadar önemli bir nokta da iletişimdir (Mcnell. uluslararası düzeyde bütünleştirilmiştir. yoğunlaşmış bu sanayi sürecinin. makinelerle yapılan kitlesel üretimin başarıya ulaşması bakımından yaşamsal bir önem taşımaktadır. etkin ulaşım ve iletişim sistemleri eşlik etmiş. Büyük Britanya.

gazetecilik alanında da sanayileşmenin ilk adımları atılmıştır. kitleler arasında yaygınlaşmaya başlamıştır. makineleşme ve kentleşme ile birlikte 19. 2003: 89). 1860’lı yıllarda metelik gazeteleri (penny papers) denilen ve 1 Penny olması nedeniyle herkesin alabileceği kadar ucuz olan gazeteler. Dizgi. kitle iletişim araçlarının gelişmesine yol açarken. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kitlesel tüketime yönelik olarak dönüşüme uğramıştır. kağıt üretimi alanında gerçekleşen teknolojik yenilikler.19 Avrupa’da. sanayileşme ve teknolojik gelişmeler ışığında seçkinlerin gazetesi olmaktan çıkarak kitlesel tüketime cevap verecek anlamda kitlelere yönelmiştir (Adaklı. “Kuruşluk basının” doğmasına yol açan reklamlarla. yüzyılın başında ortaya çıkışıyla başlatılabilir. baskı. gazeteler kapitalist ekonominin temel bileşkelerinden olan endüstrileşme. . 1700’lü yılların sonuna doğru gündelik olarak yayınlanmaya başlayan haber bültenleri. ticari yayıncılık anlayışının temelini oluşturmaktadır. Geray’a (2003: 45) göre “Bugün egemen olduğu anlamda gazetecilik mesleğinin doğuşu ve yayılması. ticaretin ve bankacılığın gelişmesi ile bu iş alanlarıyla ilgili ihtiyacı karşılamaya hizmet ederken. Sanayi ve teknoloji alanlarında meydana gelen gelişmeler. gazetenin daha ucuza satılmasını beraberinde getirmiş. ‘fikir ve ideallerden’ çok ‘ticari kârı’ amaçlayan gazetelerin 20. gazetelere önemli gelirler elde edilmesi sistemi. O güne kadar sadece siyasi partilerin görüşlerini aktarmak ve sermayenin haber ihtiyacını karşılamak gibi işlevlere sahip olan pahalı metalar olan gazeteler.

altın ve gümüş gibi değerli madenler. Liberal Ekonomi Politikaları 18. Merkantilistler dış ticaret politikasının amacının. lk ekonomi politik akımlar. Dış ticareti ana konu edinen bu iktisatçılara göre kâr. devletin niteliğinde. Temel olarak ekonomik yapıda gerçekleştirilen bu yeniden yapılandırma sürecinde. neoliberal ekonomi politikalarının gelişmesindeki tarihsel süreç ekonomi politikalarının gelişimi doğrultusunda analiz edilecektir. yüzyıl başlarında etkinlik kazanan Merkantalist düşünceye göre. alış fiyatı ve satış fiyatı arasındaki farktan doğmaktadır. Bu bağlamda. 2. ilk iş olarak değerin ve servetin kaynağını açıklamaya yönelmişlerdir. 17.K NC BÖLÜM NEOL BERAL ZM VE ÖZELLEŞT RME POL T KALARI Kapitalizm. işlevlerinde ve uluslararası ilişkilerde yeni bir yapılanmaya doğru yol almaktadır. Neoliberal ekonomi politikalarının en önemli araçlarından biri olan özelleştirme kavramı da bu bölümde ayrıntılı olarak ele alınacaktır. 1980’lere gelindiğinde uluslararası işbölümünde. bir yandan da feodal ekonomiye karşı yürüttüğü ideolojik mücadele içerisinde kendi ekonomi politiğini yaratmaya yönelmiştir. bir ülkenin siyasi ve ekonomik gücünün başlıca kaynağıdır.1. feodalizme karşı mücadelesinde bir yandan kapitalist ilişkilerin oluşturulmasının kavgasını verirken. altyapıda oluşan her türlü dönüşüm gibi kitle iletişim araçları da mevcut düzenin sorunsuz işlemesi ve yeniden üretilmesi sürecine katkı sağlayacak biçimde yeniden yapılandırılmıştır. yüzyıl koşullarında burjuvazi. çalışmanın bu bölümünde öncelikle. hazinenin altın ve gümüş varlıklarını . “Yeni Dünya Düzeni” olarak adlandırılan ve ekonomide neoliberal politikaların egemenliğini getiren bu yeniden yapılandırma sürecinin ayrıntılarına geçmeden önce.

ihracatın özendirilmesi. hammadde ihracatının yasaklanması. Bu varsayım. ithalatın yüksek gümrük vergileri ve yasalarla kısıtlanması gibi önlemlerin savunucusu olmuşlardır. tek zenginlik kaynağının doğa ve dolayısıyla tarım olduğu fikrine ulaştırmaktadır. bırakınız geçsinler ilkesi ilk önce böyle bir düşünceden başlar” (Talas. Buna göre üretici olan. doğal düzen anlayışına dayanır ve doğal düzen. Smith’in düşüncesini tamamlamışlar ve liberal düşünceye bir okul niteliği getirmişlerdir (Talas: . servetin ve kârın kaynağının üretim dışında bir alanda aranmasıdır. Değerin kaynağının üretimsel bir süreçte oluştuğu görüşünü ilk dile getiren ekonomistler ise Klasik ngiliz Ekonomi Politikçiler olmuş bu bağlamda kendisinden önce gelen burjuva ekonomi politikçilerinden bir kopuş gerçekleştirmişlerdir. net hasıla yaratan tarımsal çalışmalardır ve sanayiticaret gibi faaliyetler net hasıla yaratmayan. devletin ulusal zenginliği maksimum kılmak amacıyla ekonomik faaliyetlere müdahalesini savunmuşlardır. Fizyokrat düşüncenin esası. 1999: 64). David Ricardo ve Thomas Robert Malthus. servetin kaynağının emek tarafından yaratılabileceği görüşünü savunarak daha sonra Marksizmin teorik kaynağını da oluşturacak olan emek-değer teorisini kurmuşlardır. Merkantalistler. sanayide yerli hammadde kullanımının sağlanması için. bu iki yaklaşımda da ortak nokta değerin. Klasik Okulun iki önemli temsilcisi olan Adam Smith ve David Ricordo. üretici olmayan faaliyetlerdir. üretimin üzerinde durmuşlar özellikle tarımsal üretime büyük bir önem atfetmişlerdir.bırakınız yapsınlar. onları. ekonomik ve sosyal yaşama müdahalesi gereksizdir. Liberal düşünce ve ekonomi bilimi Adam Smith ile başlamış olmakla beraber. Buna karşın 18. O halde insanların doğal düzenin yasalarına uymaları yeterli olacaktır ve devletin. yüzyılda doğan bir doktrin olarak fizyokrat okul ise zenginliği dış ticaret ve parada gören Merkantilistlerden farklı olarak. Görüldüğü üzere.21 arttırması olduğu görüşünden hareketle. insanların var olmaları için Tanrı’nın koymuş olduğu bir düzendir. “ şte -laissez faire.

tam da kapitalizmin kendisinden kaynaklanmaktadır. Klasik Okulun temel varsayımlarından da gözlemlenebileceği üzere burjuva ekonomi politiği. yüzyılda ekonomide tamamen saf dışı etmek istediği devleti. 1929) birçok kriz meydana gelmiştir. 19. dönemin şartlarına göre kapitalizmi. müdahaleleri ile rekabetin serbestçe işlemesini engellemekten kaçınmalıdır. müdahale etmekten kesinlikle kaçınmalı ve müdahalelerini en alt düzeye indirmelidir. insan doğasına ve aklına en uygun toplumsal sistem olarak yüceltmektedir. 1907. kişisel çıkar ilkesine uygun olarak en az zahmetle. Bu nedenle devlet. 1913. en çok kazanç sağlamayı zaten doğal olarak hedefler. kapitalizmin o anki gelişme özellikleri ve burjuvazinin ihtiyaç ve çıkarlarına yanıt verecek tarzda şekillenmektedir (Yörükoğlu. Çünkü akıl sahibi varlık olarak insan. Dünyada 1820-1929 yılları arasındaki yüzyılı aşkın dönemde (1825. “Fazla . 1847. ama bu yüceltme eylemi ve teorilerinin alacağı biçim. 1920-21. Liberal Ekonomi Politikalarının Çöküşü Büyük makinelerle yapılan üretimin başlangıcı olarak sayabileceğimiz 19. 1873. 1857. yüzyıldan bu yana. iktisat alanında kendiliğinden oluşan bir doğal düzenin varlığı iddiasına dayanır. yaşanan ekonomik krizlerle birçok kez kesintiye uğramıştır. 1900. Çok geçmeden aynı burjuvazi. 1994). yüzyıla gelindiğinde Keynesyen ekonomi politikaları ile yeniden ekonomik sistem içine sokacaktır. 1890. Klasik Okulun temellerini attığı ekonomik görüşlerin ana tezi. 1836. Öyleyse insan kendisine en fazla özgürlük tanınması gereken iktisadi karar birimidir. nsan böylesine özgür davranmakla. ekonomik yaşantıya karışmaktan. doğal iktisadi düzenin gerçekleşmesini sağlar. 20. Bu bağlamda devlet.22 1999: 69). 1882. kapitalist üretimin gelişimi. 2.2. 1866. Marksist literatüre göre kapitalist ekonominin periyodik olarak yaşadığı bu bunalım.

kısacası tüm toplumsal yapı da dönüştürülmek istenir. 1990: 371). kapitalistlerin "aşırı-üretim" dedikleri şeydir. Geray (2005: 35). köylülerin vb. küçük bir grup kapitalistin (tekelcinin) elinde toplanır. Birikim düzenlemesinin yeni yollarıyla birlikte. ekonomik ilişkiler. zenginlik. uluslararası hukuk ve ilişkiler bağlamı. alışveriş durgunluğu kendini gösterir. Sermaye. 3 Kapitalist sistem. bu. sömürücü bir azınlığın elinde toplandıkça. bunalımdır” (Politzer. pazar daralır. kapitalizmin temel çelişkisi olan üretimin toplumsal niteliği ile üretimin ürünlerini özel mülk edinmenin kapitalist şekli arasındaki çelişkidir” (Nikitin: 1995: 161). Sürekli genişleme ve sermayenin yeniden üretimini amaçlayan ekonomik yapı. küçük ve orta özel mülk sahipleri kitlesini yıkıma sürükler.” 3 Marksist literatürde sermayenin bunalımı şu şekilde anlatılır: “Üretici güçlerin daha önce görülmemiş bir biçimde gelişmesiyle kapitalizm. hukuksal düzenler ve kültürel yapılar. belirli zamanlarda yeni birikim düzenleri (rejimleri) ortaya çıkarır. konulan sermayenin genişleyerek sisteme sokulması olduğu bilinmektedir. güçleştirir. böylece rekabeti ağırlaştırır. siyasal ve ideolojik ilişkilerle de desteklenir. Böylece üretim güçleri. son tahlilde. aşırı üretim veya sermaye birikimin gerçekleşememesi durumlarında bunalıma girer. toplumsal ilişkiler. özel kapitalist çıkarlarla. Bir yandan büyük çoğunluğun yoksulluğu yaygınlaşırken (orta sınıfların. sistemin bütününde bir yeniden yapılanmaya gider ve bu yeniden yapılanma sürecinde. verili sermaye birikiminin sürekli olarak genişletilmesi olduğu ve yatırımın ana amacının. yapılar ve kurumlar yeniden biçimlenirken. tüketimden kaynaklanan krizler ortaya çıkar. sayıca önemleri durmadan artan bütün bu yoksullaşan tabakaların satın alma gücü görünür bir biçimde azalır. çünkü. toplumun işleyiş süreçleri ve kurumsal yapılar önemli biçimde değişime uğrar. Üretim ile tüketim arasında dengesizlik gitgide daha çok belirginleşir.23 üretimden doğan ekonomik bunalımların başlıca nedeni. . bu bunalımları aşmak için sermaye birikiminin yeniden canlanma koşullarını yaratmak üzere. toplumsal ilişkilerin biçimi. nüfusun çoğunluğu tüketimini asgariye indirir. ktisadi bunalımların temeli. Bu krizlerden kurtulmaya çalışan yapı. kapitalist bunalım evrelerinin ardından dönüşüme uğrayan ekonomik yapıyla birlikte tüm toplumsal ilişkilerin de dönüşüme uğradığını ifade ederek şu değerlendirmede bulunmaktadır: “Günümüzde devam eden ekonomik sistemin tarihsel olarak en belirleyici amacı. pazara her gün daha çok artan miktarlarda ve daha düşük fiyatla meta sürecek durumdadır. yoksullaşması). siyasal yönetimin yapıları. toplumsal üretimin gerekleri arasındaki çelişkidir.

sermayenin yeni çıkarları doğrultusunda yeniden değişime uğramaktadır.24 Kapitalist ekonominin gelişim süreci içinde yaşamış olduğu ilk ve en büyük kriz olan 1929 bunalımının ardından Geray’ın da işaret ettiği üzere sistem kendini yeniden üretecek yeni birikim düzenlerini oluşturmak üzere. Işıklı’nın sözünü ettiği bu önlemler. 1929 ekonomik krizidir. 2. yeni ekonomi politikalarını hayata geçirecektir.3. “19. 1929 yılında New York Borsası’nın çöküntüye uğramasıyla başlayan bunalım. 1983). yüzyılda ekonomiye müdahalesini kesinlikle reddettiği devleti şimdi Keynesyen ekonomi politikalarıyla yeniden ekonomiye dahil etmesi etrafından birleşmektedir. burjuvazinin 19. 1929’da başlayan büyük bunalımı açıklayamamasından kaynaklanan bir tepki olarak . dalga dalga diğer ülkelere yayılmıştır. Avrupa ülkelerinde bazı bankaların mali sıkıntıya girmesi New York Borsası’nda hisse senedi fiyatlarında ani düşüşlere neden olmuş ve ardından da tüm ABD ekonomisini etkisi altına almıştır. ngiliz ekonomisti John Maynard Keynes’in yapıtları çerçevesinde oluşan Keynesci ekonomi. yüzyıl kapitalizmine özgü kurallara tümüyle bağlı kalmanın artık mümkün olamayacağı ve sistemin ayakta kalması için özüyle belli ölçüde çelişen bazı önlemlerin alınmasının kaçınılmaz olduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır” (Işıklı. Bununla da sınırlı kalmayan kriz. 1929 yılında yaşanan büyük bunalım. Keynesyen Ekonomi Politikaları ktisat tarihinin en önemli ve en derin krizi. ekonominin her zaman tam istihdam durumunda olacağı görüşünden yola çıkan geleneksel ekonominin. savaş sonrasında klasik iktisat öğretilerinin sorgulanmasını ve ekonomide Keynesçi ekonomi politikalarının hayata geçirilmesini beraberinde getirecektir. Yani devletin rolü.

Savran’a (1998: 9) göre. kapitalist ekonominin de “sosyal sınıfları koruduğu ve desteklediği” yönünde yorumlara karşı çıkan Savran’a göre. kapitalist devlet sermaye birikiminin çıkarları açısından tüketimi artırma yolunda önlemler almak ihtiyacını hissetmiştir. piyasa sistemine dayanan özel girişim ekonomisi. Bunun için devlet. şte yüksek ve yükselen ücretler ve “sosyal devlet” talebi yüksek tutmaya yönelik Keynesci devlet müdahalesi ve geniş bir kamu sektörü hep bu politikaların parçasıdır. devlete ekonomik yaşantı içinde geniş bir rol tanımış ve bu kapsamda “sosyal devlet” ve “refah devleti” olarak adlandırılan toplumsal politikaları güçlendirmiştir. yalnız tam istihdamda dengede bulunur. tam istihdamdan geçici olarak ayrılırsa. gerekirse kamu eliyle ucuz kredi verilecek ve hatta doğrudan doğruya devlet eliyle yatırım yapma gibi müdahale biçimleri de uygulayacaktır (Şaylan. “sosyal devlet” ya da “refah devleti” olarak anılan olgu. eksik talep ve eksik üretim durumlarında devlet müdahalesi yoluyla bazı önlemler alınabilir. kinci Dünya Savaşı’ndan sonra üretimde yaygın hale gelen montaj hattına dayalı kitle üretimi (fordizm) beraberinde bir kitle tüketimi gerektirdiği için.25 doğmuştur. gelir dağılımını düzeltecek vergi politikaları ve doğrudan doğruya devlet harcamaları ile talebi yükseltirken bir yandan da faiz oranlarını düşürerek özel firmaların daha yüksek yatırım yapmalarını destekleyecek. bazı kuvvetler harekete geçip onu tekrar tam istihdama götürür. ekonomik büyüme ve kalkınmanın sağlanması amacıyla sermaye yatırımlarını teşvik eder. Ekonomide tam istihdamı sağlayacak bu müdahaleyi devlet yapacaktır. Klasik iktisatçılara göre. Ekonomi. Bu politikalara göre sosyal devlet. 1994: 63). esas olarak kapitalizmin işçi sınıfı . Sosyal devlet anlayışını öne çıkaran bu yönüyle Keynesyen ekonominin. ekonomik faaliyetlerin tam istihdamı sağlayacak düzeyde gerçekleşmesi için gerekli koşulları ve ortamı sağlamaya çalışır. Keynes’in genel istihdam teorisi ise kapitalist bir ekonominin tam istihdamın altında da dengede olabileceğini varsaymaktadır. Görüldüğü gibi Keynesci ekonomi. etkin talep yönetimini geliştirecek. Yani eksik istihdam.

Yeni Dünya Düzeni ve Neoliberal Politikalar kinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya. “Sosyal devlet” ya da “refah devleti” olarak anılan olgu bambaşka bir gelişmenin ürünüdür. kapitalizmin liberal/piyasacı ekonomi politikaları yüzünden iki savaş arasında yaşanan büyük depresyonda içine düştüğü sefaletten çıkarılan derslerin bir ürünüdür. Kazgan da (1995: 42) benzer bir yorumla sosyal devlet anlayışının komünist rejim karşısında bir subap sayıldığını belirtmektedir. Keynesci politikalar esas olarak devlet harcamalarının genişletilmesi ve kısılmasına yaslanan. 1998: 9). kinci Dünya Savaşı’nın sonundan. Doğu Bloğunda genişlemesi ile iki ideolojik kampa ayrılmıştır ve dünya politikasını temelde bu kamplaşma belirlemektedir.26 mücadeleleri ve sosyalizm karşısında bir öz savunma stratejisinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Esas olarak kapitalizmin işçi sınıfı mücadeleleri ve sosyalizm karşısında bir öz savunma stratejisinin sonucu olarak ortaya çıkmıştır. konut. spanya vb.4.” (Savran. 1970’li yılların başına kadar dünya ekonomisinin çizgisi. kapitalizmin sınıf mücadelesini yumuşatma amacıyla gerçekleştirdiği bir tedbirler bütünüdür. eğitim. yüksek oranlı iktisadi büyüme. savaş sonrası koşullarının. 1917 Ekim Devrimi ile kurulan SSCB’nin. kurumsallaşmalarının ve Soğuk Savaş’ın kamplaşmasının etkisinde oluşmuştur (Kazgan. konuyla ilgili olarak şu değerlendirmede bulunmaktadır: “Keynesci devlet müdahalesi. 1995: 46).) yükselen işçi mücadeleleri karşısında. ABD. kısa dönemli konjektürel sarsıntıları yumuşatmaya yönelik politikalardır. 2. Savran. Dönemin en karakteristik özelliklerini. istikrarlı .) bir yandan da 30’lu yıllarda prestiji sarsılan kapitalizme karşı çeşitli ülkelerde (Fransa. sağlık. yaşlılık gibi alanlarda güvence vb. Kazgan’a göre bu durum her yerde serbest piyasayı sosyalleştirirken devlete yükler getirmekte ve devletin büyümesine yol açmaktadır. Bir yandan Ekim Devrimi’nin Sovyetler Birliği’nde işçilere ve emekçilere getirdiği yadsınamaz bazı kazanımlar (tam istihdam.

2001: 99). aynı önceki bunalım dönemlerinde olduğu gibi devletin ekonomik işlevlerinde de değişimi gerektirmiş ve kapitalist ekonomi için bir yeniden yapılandırmayı gerekli kılmıştır. uzun bir genişleme döneminin ardından bu kez de kinci Dünya Savaşı sonrasının en ağır bunalımı olan 1974 . 1960’ların sonuna doğru sekteye uğramaya başlamıştır. “Yeni Dünya Düzeni” kavramı. ekonomik olduğu gibi yeni bir siyasal ve ideolojik hegemonyanın kuruluşunu da simgelemektedir. Giderek derinleşen bunalım. 1998: 8). Kapitalist ekonomi. az gelişmiş ülkelerde de bunun yanı sıra korumacılık. Bu doğrultuda. yeni liberalizm. 1970’lere kadar uzanan göreceli istikrarlı dönemin karşılık verecek şekilde yeniden yapılanarak çıkmaya .1975 kapitalist ekonomik bunalımı ile karşı karşıya kalmıştır. “Gelişmiş kapitalist ülkelerde genişlemeci Keynesci ekonomi politikaları. özelleştirme ve “esneklik” kavramlarıyla birlikte kapitalizmin bu yeni evrede girmiş olduğu yeni yolun simgesi haline gelmiştir (Savran. doktriner olarak da kamu sektörünün büyümesine itirazlar olmamıştır. yeni liberal ekonomi politikaları ve öğretiler güç kazanmaya başlamıştır. global olarak burjuvazinin çıkarlarına cevap verebilmiştir” (Dursun. Kapitalizmin giriştiği bu yeniden yapılanma süreci. Kapitalist ilişkilerin dünya ölçeğinde giderek daha fazla belirleyici hale geldiği bu aşamada. 1930 bunalımının ardından Keynesyen ekonomi politikalarına sarılan dünya kapitalizmi. Savaş sonrası beklentilerin aksine hızlı bir sermaye birikimi sürecinin ve dünya ölçeğinde yaşanan büyümenin yaşandığı uzun genişleme dönemi. girdiği bu yeni bunalımdan sermayenin yeni dönem ihtiyaçlarına çalışacaktır. uzun genişleme dönemi boyunca. devletin kamusal hizmetlerden geri çekildiği ve ekonomik alan dışında toplumsal alanın da piyasa güçlerinin belirleyiciliğine bırakıldığı bir sürece geçilmiştir. Bu olumlu atmosfer içinde hiç bir hükümet kamu harcamalarını kısmayı ve kamu kesiminin büyümesini sınırlamayı düşünmemiş.27 bir ekonomi ve sürekli genişleyen kamu kesimi oluşturmuştur.

paraların konvertibilitesi sağlanacak. liberalizasyon ve piyasalaştırma süreçlerine hız verilmiştir. fiyat sübvansiyonları kaldırılacak.28 bunalımla sekteye uğraması ile birlikte Sovyet Bloğunun dağılması da kapitalist ekonomide yeniden yapılanma hareketinin temel bileşenlerini oluşturmaktadır. Böylece ekonomisi. ABD lehine çevirmiştir. deregülasyon. Yeni Ekonomik Düzenin hedefi. uluslararası alandaki mevcut politik dengeyi sarsmış ve ABD tarafını temsil eden kapitalizm ve SSCB tarafını temsil eden komünizm arasındaki politik ve ekonomik rekabeti. özel . Yeni yolu inşa etme girişiminde ilk iş. “Yeni Ekonomik Düzen”in temel öğretisel öğesi. kamu teşebbüsleri dolaşımındaki özelleştirilecek. Bu amaçla. Dünya kapitalizminin yaşadığı krize yanıt olarak özelleştirme. kamu mallar gibi de hizmetlerin ve sermayenin dünya müdahaleleri kaldırılacaktır. özel girişimler kendi rekabet güçlerine göre kazanacak ya da kaybedecektir. Yeni liberal politikalar çerçevesinde devletin ekonomide oynayacağı rol ise sermayenin çıkarlarına yanıt olacak biçimde yeniden tanımlanmalıdır. Keynesyen ekonomi politikaları anlayışında desteklenen kamu sektörünün tasfiyesi olmuştur. bütün ülkelerin dünya pazarlarıyla bütünleşmesi ve malsermaye-hizmet hareketlerinin serbestleşmesiyle küreselleşmenin gerçekleştirilmesidir. devlet tekelleri kaldırılacak. Bu yeniden yapılanma sürecinde. tam evrensel düzeyde serbest piyasa ekonomisine geçiş. görünüşte devletlerin asli görevleri dışında rolünün kalmadığı ve çok küçüldüğü. yeni ekonomi politikalarını inşa etmek. sermayenin çıkarlarına uygun bir çözüm aramaktır. ithalat ve ihracat dış ticaret koruma politikalarının etkisinden arındırılacak. devletin işlevlerinin de yeniden tanımlandığına dikkat çeken Kazgan’a (1995: 43) göre. Bu bağlamda ilk hamle. Bu durum. bir dönem sermaye birikimi sürecinde işe yarayan ancak şimdi kapitalist gelişme önünde engel oluşturan eski bağlardan koparak. rekabet koşulları verimliliği ve kârlılığı artıracaktır. Özetle. katılanları özel girişimler olan piyasalarına rekabet koşullarının egemen olduğu ve dürtüsünün kâr olduğu bir alana dönüşecektir. Devletlerin ekonomik müdahaleleri ortadan kalkacağı için.

Dolayısıyla neoliberal iktisat politikaları şu üç ana unsuru içerir: • Tüm piyasaların serbestleştirilmesi. Uluslararası Para Fonu (IMF).29 girişimin dünya ekonomisiyle rekabet koşullarında bütünleştiği bir dünya ekonomik düzeni yaratmaktır (Kazgan. 1960’lı yıllarda bir takım kazanımlar elde etmiş olsalar da Merkez asıl . ve yaygınlaştırılması sağlamakta ve kontrol etmektedir. bu politikalara göre ancak serbest piyasa ekonomisi tarafından en üst düzeye çıkarılabilir. • Kamu işletme ve hizmetlerinin özelleştirilmesi. Neoliberalizmin ana vurgusu ekonomide devlet müdahalesini reddetmek ve mümkün olan en az düzenleme ile serbest piyasa ekonomisinin geliştirilmesidir. Sözünü ettiğimiz neoliberal politikaların dünya çapında yaygınlaştırılması politikasının baş aktörü ABD olmuştur. Gerek ekonomik büyüme ve kalkınma gerekse refah artışı. ekonomik güçlerinin büyüklüğüyle belirleyen en güçlü aktör konumuna yükselen ABD. • Piyasa ve kurumlar üzerindeki kuralların kaldırılması (deregülasyon) veya en aza indirilmesi. değişim yolundaki engelleri kaldıran ve değişimi hızlı ve güçlü kılan önemli araçlardır. Merkez dışındaki dünyanın Merkez’den farkını ortaya koyabilmek için diğer ülkeleri “çevre” olarak tanımlayan Kazgan’a (1995: 38) göre. Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması (GATT) ve Ekonomik Kalkınma ve şbirliği Örgütü (OECD) gibi kurumlarla kararların alınması ve denetlenmesi sürecini kararların temel özü. ABD. kinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Dünya Bankası (WB). bu yapılanması ile merkezin lideri konumunda bulunmaktadır. Piyasaların serbestliği ve devlet müdahalesinin en aza indirilmesi. Sözü edilen serbest devlet piyasa ekonomisinin en dünya aza çapında indirilmesi müdahalelerinin politikalarından oluşmaktadır. çevre ülkeler. 1995: 43). kinci Dünya Savaşı’nın ardından dünya ekonomisinin gidişini.

gerekse az gelişmiş ülkelerin gündemindeki en önemli konu haline gelmiş. devletin iktisadi yaşamdaki rolünü azaltmak ve özel sektörün dinamizminden yararlanarak. serbest piyasa mekanizmasına tekrar işlerlik kazandırılması.1. ithal ikameci modelle sanayileşmeye çalışan gelişmekte olan ülkeler için. Petrol krizini izleyen yıllarda. bütün bir ekonomik yapının yeniden şekillendirilmesinin aracı olarak görülmüştür. yıllarca korumacı piyasa koşulları içinde. özellikle gelişmiş ülkelerde. Terim olarak özelleştirmenin kapsamına bakıldığında dar ve geniş olmak üzere farklı kapsamlarda tanımlar yapılabilmektedir. Özelleştirme. krizden kurtulmanın yolunun. bu düşünce akımlarının ileri sürdüğü görüşlerin hayata geçirilmesini sağlamak için kullanılan bir iktisat politikası aracı olarak gündeme gelmiştir. Bu bağlamda özelleştirme. Şinasi Aksoy’a göre özelleştirme dar anlamıyla. 2.30 üstünlüğünü. kamu kesimi borçlanma gereğinin azaltılmasından. demokratikleşmeye kadar birçoksorunun çözümü. Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelerin hesapsız borçlanmasıyla. bu çerçevede devletin ekonomik yaşamdaki yerinin ve rolünün daraltılması olduğunu savunmuşlardır. Özelleştirme Kavramı 1970 yılında yaşanan kriz sonrasında neoliberal iktisatçılar.4. 1980 ve 1990’lı yıllarda çevre ülkelerin içine düştüğü borç krizi ile elde etmiştir. bu sözcüğe endekslenmiştir. 1980’li yıllardan bu yana özelleştirme gerek gelişmiş. A. kaynak kullanımında etkinliği arttırmak için kullanılan bir politika aracı olarak hayata geçirilirken. “mülkiyeti ve yönetimi kamuya ait olan iktisadi birimlerin özel sektöre devri” olarak tanımlanmaktadır (aktaran . karşılıklı diyalog yerini daha çok uluslararası kredi kurumları yoluyla Çevre’ye kabul ettiren Merkez taleplerine bırakmıştır.

farkı devlet bütçesinden desteklemektedir. içermektedir. Özelleştirme. fiyatların oluşumunu piyasa koşullarına bırakmaktadır. Deregülasyon türü uygulamalarda ise devlet ya bir mal ve hizmetin üretimindeki kamu tekelini ortadan kaldırmakta ya da fiyat belirleme ve denetleme yetkisini kullanmaktan vazgeçerek. Devletin mülkiyeti kendine kalmak üzere bazı mal ve hizmet üretiminin belli aşamalarının veya tamamının özel kuruluşlarca yerine getirilmesidir. Geniş anlamda özelleştirme ise daha içeriklidir.31 Dursun. 2. K T’lerin özel girişime devri. 3. Kamu hizmetlerinde devletçe üretim yerine ihale ile özel girişime verilmesini kapsayacak geniş bir içeriğe sahiptir. Ve yine terim olarak özelleştirme: a. Regülasyonlardan yani devletin piyasaları düzenlemek üzere yaptığı müdahalelerden vazgeçilmesi. c. Bu çerçeve içinde özelleştirme. 1994: 108-109). Devlet bazı mal ve hizmet üretiminin satış bedellerini maliyetinin altında düzenleyerek. kaldırılması. d. Murdock’a edebilmelerine göre ‘özelleştirme’ devlet en genel anlamıyla pazarın (aktaran “sübvansiyon” gerçek bedelin adı verilen bu uygulamaların da alınması uygulamalarını genişletilmesine ve girişimcilerin pazarda artan bir serbestlikle hareket yönelik müdahalelerini kapsamaktadır . b. Buna göre: 1. bir bütün olarak devletin iktisadi faaliyetlerinin sınırlandırılmasını ve ekonomide piyasa güçlerinin etkili kılınmasını ifade eden bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Piyasa mekanizmasının kabulü ve planlamanın terki.

devlet müdahalesi ve desteklerini en aza indirmektir. yerli sermayenin kârlılığını artırmayı ve ekonominin dış rekabet gücünü yükseltmeyi hedeflemektedir (Kazgan. 2004: 82). Buna göre kapitalizmin ekonomik özünü belirleyen temel olgu. üretilen mal ve hizmetlerin daha büyük bir bölümünün giderek genişleyen pazara girerek. Çünkü özelleştirme: . Devlet mülkiyetindeki kuruluşların özel girişimlere satılması. merkez ve çevre ülkelerde farklı nedenlerle/gerekçelerle gündeme gelmiştir. özelleştirme hareketinin ya da deregülasyonun farklı boyutlarıdır. Bu ülkelerdeki özelleştirme uygulamaları. Özelleştirmenin evrensel boyutta gündeme gelmesinin ikinci nedeni ise serbest piyasa ekonomisine geçiş. Yeni liberal ekonomi politikalarının önemli bir parçası olan özelleştirme.1995: 100). Bu bağlamda özelleştirme. böylece ‘bütünleşen dünya’da rekabet koşullarının eşitlenmesi. Kazgan’a (1995: 96) göre. devlet sektöründeki kuruluşların içeriden tecimselleştirilmesi (ticarileştirilmesi) ve deregülasyon ya da kuralların kaldırılması olarak anılan ama aslında tecimsel çıkarları öne çıkaracak biçimde yeni kuralların getirilmesi. değişime katılmasıdır. özelleştirmenin evrensel boyutta gündeme gelmesi iki nedenle olmuştur. Bunlardan birincisi 1980’li yılların başında dış borç krizlerinin patlamasıyla borç faizlerini ödeyemez duruma düşen çevre ülkelerin borç ödeyebilir duruma gelmesidir. Kamu hisselerinin satışı aynı zamanda merkez ülkelerin kâr hadlerini artırmak için de önemli bir yol olmuştur. Dursun’a (2001: 94) göre ise özelleştirme politikaları sermayenin gelişimi ve sürekliliği açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. Çevre ülkelerde faaliyet gösteren kamu şirketlerinin hisseleri borç ana paraları karşısında satılmak yoluyla borçlarına bir indirim sağlanmaktadır. borç yükü yüksek olan ülkelerde borç baskısı aracı olarak kullanılmıştır.32 Kejanlıoğlu. şte özelleştirme politikalarının sermayenin gelişimi ve sürekliliği ile yaşamsal bağı bu noktada ortaya çıkmaktadır. pazarları rekabete açarak serbestleştirme ve liberalleştirme girişimi.

tekelci konumları ve uyguladıkları fiyat. sermayenin için yeni alanlar arayarak küreselleşmesi. mülkiyet olgusu bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Kuramsal olarak özelleştirme uygulamalarının iki ana kavrama bağlı olduğu söylenebilir (Kepenek.uluslararası ekonomik örgütlere/aktörlere devretmesi yönündeki dayatmaların en önemli parçasıdır. Çünkü özel mülkiyet. 1990: 146): Bunlardan birincisi. Bu görüşe göre. Özelleştirme ile serbest rekabet düzeni içinde kıt kaynakların optimal dağılımı gerçekleşir. özel sektörün kaynak kullanımında.33 a. kaynak kullanımında. piyasa mekanizmasının gerektirdiği kurallardan bağımsız çalışan Kamu ktisadi Teşebbüsleri (K T).) Kapitalizmin kâr üçüncü hadlerini büyük artırmak bunalımını aşma sürecinde. yatırım ve benzeri politikalarla piyasa mekanizmasının işleyişini engellemektedirler. özel mülkiyetin kamu mülkiyetine üstünlüğü diğeri ise rekabet olanaklarının sağlayacağı yararlardır. Kârlılık ve verimlilik kriterlerinden uzak bir anlayışla çalışan K T. kamu mülkiyetine üstünlüğü vardır. kamu sektörüne göre daha etkin olduğu iddiası oluşturmaktadır. Özel sektörün. piyasa mekanizmasının sağlıklı işleyişi ve kaynakların rasyonel kullanımı gerekçelerine dayandırılmaktadır. b. serbest piyasa ekonomisindeki bireyin ekonomik (rasyonel) davranışı varsayımına. Bu bağlamda özel mülkiyetin. Özelleştirme ile verimlilik ve kârlılık göstergelerinde artış sağlanacağı savı. bu da toplumsal refahın optimizasyonunu sağlar. K T açıklarının mali piyasalardan Hazine aracılığı ile karşılanması ise kaynakların dağılımını engellemektedir. bütçe üzerinde de baskı oluşturmakta. Bu bağlamda özelleştirme yanlılarına göre ekonomik süreçlerde.yeni dünya düzeninin isteklerine uygun bir şekilde. kamu . mülk sahibine mülkünü etkin bir biçimde kullanma olanağı sağlar ve ekonomik kaynaklar yalnızca bu çerçevede en verimli ve en etkin biçimde kullanılır.) Ulus-devletin ekonomik senyoraj haklarını . kamu sektörüne göre daha etkin olduğu iddia edilir. Özelleştirme savunucularına göre özel mülkiyet doğal olarak rekabeti getirir. Bu bağlamda özelleştirmenin en kuvvetli gerekçesini. Özelleştirme.

ülkede piyasa ekonomisi kurallarının geçerli olması için gerekli idari düzenlemelerin yapılmasına. 1990: 149). Özelleştirmenin yaptırım gelişmekte özelleştirmeyi olan ve uygulanmasında IMF ve Dünya Bankası’nın önemli etkileri vardır. kamu harcamalarının azaltılması ve sermaye kaynaklarının özel girişim eliyle etkin kullanımının sağlanmasıdır (Kepenek. 1980’li yıllardan itibaren gelişmişlik derecelerine bağlı olmaksızın. kuruluşlar.34 mülkiyetinin tabiatı gereği verimsiz çalışmaya neden olduğu şeklindeki bir ön kabule dayanmaktadır. Özelleştirme. kamu girişimciliğinin alanının daraltılmasına yönelik önlemlerin özellikle gücüyle uygulamaya konulmasına ülkelerde paralelinde bağlamışlardır. 60’dan fazla ülkede uygulanmış. . Örneğin IMF’nin uluslararası alanda para piyasalarında kredi arayan ülkeler için önerdiği kârlılık (istikrar) politikalarının belirleyici öğesi. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumlar kredi verme koşullarını. Bu ellerindeki neoliberal politikaları gelişmekte olan ülkelere dayatmışlardır.

1980’lerin dünyası artık “Yeni Dünya Düzeni” anlayışının çeşitli yöntemlerle dikte ettiği liberal uygulamaların hakim olduğu bir dünyadır ve bu düzen içinde temel politika yöntemleri olan özelleştirmeler.1. Türkiye’de basının gelişmesi ekonomi politikaları ışığında incelenecek ve özellikle 1980’li yılların ardından medyadaki mülkiyet ve sahiplik yapısı bağlamındaki değişimler ön planda tutulacaktır. “Milli iktisat okulunun korumacı ve dolayısıyla sanayileşmeci yönelimleri bu dönemde Lozan Antlaşması ile gümrük politikasına konan engeller yüzünden arka plana düşmüştür ancak aynı okulun devlet desteği ile bir yerli ve milli burjuvazi “yetiştirilmesi”ni kalkınma ve modernleşmenin temel mekanizması olarak gören yaklaşımı. deregülasyon ve artan tekelleşme medya alanında da en ileri düzeyde uygulama alanı bulmuştur. Cumhuriyet’in ilan edilmesiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti.“milli burjuvazi” yaratma ve sanayileşme/kalkınma fikri olmuştur. 3. 1923 sonrasının iktisat politikalarına ve . Türkiye’de Ekonomi Politikalarının Kısa Tarihi 29 Ekim 1923 tarihinde. Dönemin ekonomi politikalarını yönlendiren temel yaklaşımlardan birisi. Çalışmanın bu bölümünde Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de uygulanan ekonomi politikaları hakkında kısa bir bilgi verilecektir. bir yandan devraldığı ekonomik yapının bazı unsurları ile birlikte yaşamak zorunda kalırken bir yandan da yeni ekonomi politikaları uygulamaya koymuştur.ÜÇÜNCÜ BÖLÜM TÜRK BASIN SEKTÖRÜNÜN EVR M 1980’li yıllar Türkiye ekonomik ve siyasal yaşamının birçok alanında olduğu gibi kitle iletişim alanında da büyük bir dönüm noktasıdır. “milli iktisat” kavramı etrafında bütünleşen devletten özerk bir burjuva sınıfı .

Bu yılları kapitalist gelişme yılları olarak değerlendiren Irmak’a (1992: 38) göre. Bu çerçevede. devlet eliyle bir milli sanayileşme denemesi içine girmiş olduğu söylenebilir. ulusal bir ekonomi oluşturma sürecinin kalıcı ve ciddi bir biçimde 1930 sonrasında başladığını belirtmektedir. Bu amaçla yapılanların başında. 1923-29 yılları arasında devlet. bu dönemin temel yaklaşımı “özel sektör”. 1930-39 döneminde iktisat politikaları bakımından iki belirleyici özellik vardır: Korumacılık ve devletçilik. burjuvazi yaratmaktır ve . bunalımdan çıkmak ve iktisadi genişlemeyi sağlamak amacıyla çeşitli tedbirler almıştır. özgün dinamikleriyle ulusal bir gelişme sürecine girmiştir. 2003: 40). 1930 sonrasında geliştirilmiştir. zmir’de toplanan zmir ktisat Kongresi’nden çıkan en temel sonuç. devletin her türlü teşvik ve özendirmelerin yanı sıra yerli sanayicinin oluşabilmesi için belirli önlemleri alması gerektiği düşünülmüştür. lk sanayileşme dönemi olarak nitelendirilebilecek bu yıllarda Türkiye ekonomisinin dışa kapanarak. müdahaleci ve korumacı politikalara yönelinmeye başlanmış. 1930 yılından sonra tüm dünyada devletçi. Cumhuriyet dönemi ulusal kalkınma programlarının temel hedeflerinden biri olmuştur (Boratav. 1930 yılından itibaren. Bu bağlamda 17 Şubat 1923’te. ç pazarı yabancı rekabetinden korumak ve sanayi için yükselen bir pazara. ticaret sermayesi için de yeni iş olanakları yaratmaya yönelik bir politika. devlet tekelleri kurularak daha sonra bunların işletmesini özel sektöre devretmek gelmektedir. ülkenin ekonomik kalkınmasında istenilen hedeflere ulaşılması için özel sektörün yanında devletin de ekonomik alanda daha aktif rol oynaması gerektiği düşüncesi kabul görmeye başlamıştır. özel girişimi teşvik etmek için yoğun çaba harcamıştır. Türkiye de bu doğrultuda hareket ederek. 1929 yılına gelindiğinde birçok ülkeyi etkileyen ekonomik bunalımla birlikte Türkiye. Boratav’a (2003: 59) göre. Nitekim Boratav (2003: 57).36 atmosferine tamamen damgasını vurmuştur. Türkiye’de girişimci bir sınıf oluşturmak. Türkiye’nin büyük bir hızla kalkınabilmesi için girişimci bir sınıfın yaratılması gerektiğidir.

dünyanın nasıl örgütleneceğini artık tek başına belirleyebilecek güce sahiptir. Bu durum. temelde özel girişimciliği desteklemeye yöneliktir. özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yönelik olarak kalkınma modelleri hayata geçirilmektedir. savaş öncesinde başlayan planlama çalışmalarının ve sınai yatırım programlarının ertelenmesine neden olmuştur. kinci Dünya Savaşı’nın olumsuz etkileriyle kesintiye uğramış yerini savaş ekonomisine bırakmıştır.37 onu korumak için bütün ekonomik etkinlikler. Ülke ekonomisi savaşa katılmadığı halde. "komünizm tehdidi" altındaki devletlere mali ve askeri yardım yapacağını açıklamıştır. GATT ise uluslararasıticaret alanında ABD’nin yönlendirdiği kuruluşlar olarak faaliyet göstermektedir. Türkiye’nin yeni ekonomi politikasının oluşumunda ABD’nin belirleyici rol oynamasına olanak sağlamıştır. Yine 1947 yılında hazırlanan Truman Doktrini ile ABD. Dünya Bankası yatırım konularında. 1950’li yılların ekonomi politikalarına iç dinamiklerin yanı sıra dış dinamikler açısından belirleyicilik kazandıran önemli bir başka gelişme de kinci Dünya Savaşı’nın ardından değişen dünya dengeleridir. 1944 yılında kurulan IMF parasal konularda. dış yardım ve krediler “kalkınma” için önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. 1930’lu yıllarda girişilen sanayileşme hamlesi. 1950’li yılında Türkiye’nin gümrük tarifeleri . doğrudan ve dolaylı nedenlerle savaştan kötü etkilenmiştir. Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde yardım almaya başlayan Türkiye’ye gönderilen uzmanlar ekonomi politikasında kesin bir dönüşüm önermektedirler. Bu kapsamda üçüncü dünya ülkelerine yönelik olarak Amerikan kaynaklı yatırımlar artmakta. Savaş sonrasında kapitalist sistemin yeni lideri olan ABD. Keynesyen refah devleti politikalarının terk edilmesi ve neoliberal ekonomi politikalarının egemenliğinde serbest piyasa ekonomisine geçilirken. Savaşla birlikte artan harcamalar. 1947 yılında savaş sonrasında Avrupa ekonomilerini “kalkındırmak” için hazırlanan bir program olan ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkenin kullandığı Marshall yardımı devreye sokulmuştur.

Türkiye ekonomisinin kalıcı bir özelliği olma niteliğini kazanacaktır. IMF. ekonomik politikalar açısından da yeni bir döneme girilmiştir. Boratav’a (2003: 94) göre. 1950’lerin ikinci yarısına gelindiğinde ekonomide yaşanan tıkanıklık. 1946 yılında tek parti döneminin sona ermesi ve 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile birlikte Türkiye.38 dışındaki koruma önlemlerini büyük ölçüde kaldırması. ithalatın serbestleştirilerek büyük ölçüde artırıldığı. “Ülke içi gelişmelerin dış etmenlerle tamamlanması sonucu Türkiye. ekonomik ve politik olarak yeni bir gelişme dönemine girmiştir. bu dönemin bir armağanı olarak. Dünya Bankası ve Avrupa ktisadi şbirliği Örgütü gibi uluslararası kapitalizmin savaş sonunda kurulan üst organlarına üye olması. 1958 yılında alınan istikrar tedbirleriyle aşılmaya çalışılmış ancak kriz giderek tırmanmış. kinci Dünya Savaşı sonrasında devletçi sanayileşme politikasını terk etmiştir. kredi ve yabancı sermaye yatırımlarıyla ayakta duran bir ekonomik yapının yerleşmesi olmuştur. Başbakan Adnan Menderes ve iki bakanının idamı ile başlayan süreç. korumacı dış dengeye dayalı ve içe dönük iktisat politikalarının adım adım gevşetildiği. . 27 Mayıs 1960’dan sonra siyasal-toplumsal düzeyde olduğu gibi. 1946 yılına siyasi olduğu kadar iktisadi bakımdan da bir dönüm noktası kazandıran özellik 16 yıldır kesintisiz olarak izlenen kapalı. ABD politikalarının Türkiye ekonomi politikaları üzerindeki etkisini gösteren önemli olaylardır. ekonomi politikası olarak devletçiliğin yerini özel girişimciliğe bırakması sonucunu vermiştir” (Kepenek. 1990: 31). ekonomik güçlüklerin yanı sıra ülkede siyasal ve toplumsal gerginliğin artması sonucunda 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi gerçekleştirilmiştir. dolayısıyla dış yardım. Kronik açıklar nedeniyle dışa bağımlı hale gelen ekonomik yapı. yeni bir Anayasa ve önceki dönemin genel ekonomik felsefesinden farklı ekonomi politikaları ile devam etmiştir. Bu eşanlı etkileşim. dış açıkların kronikleşmeye başladığı.

1963-1967 yıllarını kapsayan ilk Beş Yıllık Kalkınma Planı hazırlanmıştır.39 1963 yılında. Özal’ın hazırladığı ve “24 Ocak kararları” olarak anılan yeni ekonomik istikrar programı ile ithal ikameci sanayileşme stratejisinden ihracata yönelik sanayileşme stratejisine geçilmektedir. 24 Ocak kararlarının önemli maddeleri arasında devletin ekonomi içindeki payının azaltılması. girdilerde dışa bağımlılıktan dolayı. sonraki yılları derinden etkileyen 24 Ocak kararları ve 12 Eylül 1980 darbesi ile sona ermiştir. thal ikameci model tıkanmaya başlarken. yatırım teşvikleri ve dış rekabetten korunma gibi politikalarla desteklenecek. Ekonomik bunalıma siyasal bunalımın da eşlik ettiği dönem. Yabancı sermayeye yeni teşvik ve kolaylıklar sağlanan bu dönemde. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planına göre özel sektör ucuz kredi. Türkiye’de kapitalizmin yeniden yapılanma sürecinin başlangıcı olarak kabul edilir. kamu yatırımları da ülkenin ekonomik kalkınma hedeflerine ulaştırılması doğrultusunda belirli bir plan ve program dahilinde yapılacaktır. 1960’lı ve 1970’li yıllarda desteklenmeye çalışılan özel sektör sayesinde yerli sanayiciler tarafından üretilmeye çalışılacak ve bu yolla aşırı ithalattan kaynaklanan döviz darboğazı aşılmaya çalışılacaktır. ekonomide planlı ve müdahaleci yaklaşım da terk edilmektedir. 1970’lerin ortalarından itibaren ekonomik bunalıma girilmiştir. siyasal ve toplumsal açıdan köklü değişimlerin yaşandığı 1980 yılı. Bu çerçevede. ihracatı teşvik . 1980’ler artık Özallı yıllardır ve Turgut Özal. Ekonomik. 24 Ocak’tan sonra devamlılık kazanacak olan devalüasyonların ilk adımı 25 Ocak’ta atılmıştır. dış ticaret serbestleştirilmesi ve yabancı sermaye yatırımlarının teşvik edilmesi gibi liberal ekonomi politikaları yer almaktadır. 1980’li yıllar boyunca iktisat politikalarının belirlenmesinde baş aktör konumundadır. içe dönük bir sanayileşme sürecine girerken. Bu bir anlamda yerli sanayicinin korunmasına ve iç pazarın genişletilmesine dayalı ithal ikameci sanayileşme politikasının uygulanması anlamına gelmektedir. Hazırlanan uzun ve kısa dönemli kalkınma planları çerçevesinde ekonomi. 1950’li yıllarda yurt dışından ithal edilen tüketim malları.

ithalatı kolaylaştırıcı önlemler alınmıştır. Türkiye’de devletin ekonomik yaşama zorunlu olmadıkça girmemesi. 1994’teki büyük mali krize sürüklenmiştir.1. Bu bağlamda iç pazara yönelik sanayileşme stratejileri uygulanmış özellikle K T. 1989 yılında finans hareketlerinin bütünüyle serbestleştirilmesiyle birlikte Türkiye ekonomisi. güçlenen özel sermayenin daha özgürlükçü bir yaklaşım isteği çok partili yaşama geçişle birlikte daha da somutlaşmış ve yoğunlaşmıştır (Kepenek. kaynak dağılımı ve gelir bölüşümünün tam “serbest piyasa güçleri”ne göre oluşumuna olanak bırakılmaması. Türkiye’nin de gerek askeri strateji gerekse politik yönelim olarak ABD’ye yaklaşma eğilimi . 3. Savaş sonrasında ABD’nin giderek güçlenmesiyle. liberalleşme özelleştirme ekonomide serbestleşme doğrultusunda kararlar alındığı 1980’lerde başladığını görmekteyiz. bütün dönemlerin ortak temeli olmuştur. Ancak Türkiye ekonomisinin 1930 ve 1974 arasındaki yaklaşık yarım yüzyılı.1.40 edici. Özelleştirmenin. sürecinin Türkiye’deki uygulamalarına ve baktığımızda. denetimli bir rejim altında geçirdiğini söyleyen Kazgan’ın (1995: 165) da belirttiği gibi. 1990: 31). Ancak kinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan süreçte. bu stratejide önemli bir araç olarak kullanılmıştır. Ancak ihracata dayalı bu tercihler. aslında Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. devletçe gerçekleştirilen ekonomik faaliyetlerin de zaman içinde özel kesime devredilmesi prensibi. Bu da ekonomide devletin kararlarının ağır bastığı. Türkiye’de Özelleştirme Uygulamaları Pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de neoliberal ekonomi politikalarının en önemli unsurlarından biri özelleştirme uygulamaları olmuştur. 1989 yılında iflas etmiş. dönemlere göre denetim derecesi ve yöntemleri farklı olsa da. denetimin devletin elinde olduğu bir devletçilik anlayışını beraberinde getirmektedir.

Yerli ve yabancı sermayeye olanaklar sağlanmalıydı. ç ve özellikle dış ticarette serbestlik egemen kılınmalıydı. 1990: 32). Sonuçta. Yine de ekonominin planlı ve programlı gelişmesi öngörülüyordu. dönem dönem özel sektör önderliğinde büyümeyi amaçlayan liberal politikalar izlemiş olsa da bu konuda asıl gelişme. ülkenin yönetimi ve güvenliğiyle kamu hizmeti dışında kalan ekonomik faaliyet alanlarında özel kesimin güçlenmesi ve bu süreçte yerli ve yabancı sermayeden yararlanılması sağlanmalıydı.” Kepenek. ABD’li uzmanlara göre. ağır sanayi alanlarında yeni yatırım yapmamalıydı. iş başındaki hükümet. 24 Ocak 1980 istikrar tedbirleri ile başlamıştır ve Amerika’da Başkan R. Teatcher öncülüğünde . genel ekonomi politikalarında kesin bir dönüşümü simgeleyen 1980’lerde gerçekleşebilmiştir. Reagan. ngiltere’de Başbakan M. Cumhuriyet’in kuruluşunu izleyen ilk yıllarda. bu değişimi şöyle özetlemektedir: “Savaş sonrasında ekonomi politikası tartışmalarının özünü ekonomide kamu kesiminin yeri oluşturdu. Türkiye. “Yeni devletçilik” olan bu yaklaşıma göre hükümet. aynı zamanda yeni devletçilik anlayışının sürdürülmesinde ABD ile yürütülen ilişkilerin de önemli bir faktör olduğunu ifade etmektedir. Türkiye’nin mali yardımları içeren Marshall Planından yararlanması. özel girişimciliği desteklemeli. kinci Dünya Savaşı sonrasında ‘devletçi’ sanayileşme politikasını terk ettiğini ve ekonomi politikası olarak devletçiliğin yerini özel girişime bıraktığını söyleyen Kepenek (1990: 31). Ülke içi gelişmelerin dış etmenlerle tamamlanması sonucu Türkiye’nin. ekonomi politikalarında kesin bir dönüşüm önermektedirler. Demiryolları yerine kara yollarına önem vermeliydi. Türkiye ekonomisinde bu yapısal dönüşüm. devletçilik politikasını yeniden tanımlama gereği duydu. Truman Doktrini ve Marshall Planı uygulamaları çerçevesinde Türkiye’ye gönderilen ABD’li uzmanlar. Buna göre ABD’li uzmanlar yalnız özel girişimciliğe önem verilmesini istemekle kalmıyor aynı zamanda yepyeni bir ekonomi politikası da öneriyorlardı. ekonomi politikasında yapılacak olan bu köklü değişikliklerden geçiyordu (Kepenek. Türkiye.41 güçlenmektedir.

büyümenin serbest rekabet ortamında ve özel kesimin dinamizminden azami ölçüde yararlanılarak gerçekleştirilmesi. 1990: 38). 1985-1989 yıllarını kapsayan Beşinci Kalkınma Planı ve 1990-1994 yıllarını kapsayan Altıncı Kalkınma Planlarında. ekonomide serbestleşme ve liberalleşme doğrultusunda kararlar alınarak uygulamaya konulmuş.42 savunusu yapılan neoliberal politikaların Türkiye’deki baş aktörü Turgut Özal olmuştur. Bir plan ilkesi olarak yabancı . ulaştırma. kârlılık ve verimliliğin arttırılması. 24 Ocak tedbirlerinin mimarı Turgut Özal’ın önerdiği tedbirler paketi ile dışa açık. K T politikalarında büyük farklılaşmalar görülmektedir. K T’in sanayileşmedeki önceliğinin özel girişime ya da piyasa koşullarının kendiliğinden gelişmelerine bıraktığı yönünde değerlendirmektedir (Kepenek. 1980’lere gelindiğinde 1960’lı yıllardan beri izlenen ithalata yönelik sanayileşme politikası terk edilerek. madencilik. Beşinci Kalkınma Planının K T’i ilgilendiren bir diğer önemli yanı da özel sektörün yeterli olduğu alanlarda yeni yatırımlardan kaçınılması ve K T’e bağlı bazı işletmelerin hisse senetleri yoluyla halka açılmasının sağlanmasıdır. ihracata yönelik sanayileşme politikasına yönelinmiş. Kepenek bu gelişmeyi. haberleşme sektörlerinde yoğunlaşması öngörülmekte önceki kalkınma planlarının aksine K T’in sanayileşmedeki önceliği bir yana bırakılmaktadır. Örneğin Beşinci Kalkınma Planında. özel sektör öncülüğünde büyüyen. Altıncı Kalkınma Planında ise ekonomide benimsenen liberal anlayışa uygun olarak. bu programlar Dünya Bankası’nın yapısal uyum kredileri ile desteklenmiştir. devletin küçültülmesini ve ekonomiden tamamen çekilmesini hedefleyen programlar uygulamaya konulmuş. kaynak dağıtımında maksimizasyonun sağlanması ve sermayenin tabana yayılması amaçlarına yönelik olarak K T’in özelleştirilmesi süreci başlatılmıştır. planın temel amaçları ve politikaları kapsamında. aynı zamanda özel kesim yatırımlarının imalat sanayiinde ve özellikle ihracata yönelik sektörlerde yoğunlaşmasının özendirilmesi hedeflenmiştir. K T yatırımlarının enerji.

verimli olmadıkları gibi eleştirilerle özel sektörü yücelten liberal söylemcilerin eleştiri odağı haline gelmiştir ve K T’lerin ekonomi içindeki varlığının hafifletilmesi hatta tamamen kaldırılması özelleştirme politikalarının önemli bir parçası olmuştur. zamanla ekonomide çok ağırlıklı oldukları. önemli rol oynayan diğer bir köşe taşı da mparatorluğun kapitalizmle geç tanışmasıdır (Alemdar. yüzyılın başından beri kendi dillerinde gazetelerini çıkarmaktayken Osmanlı Devleti. Kepenek’e (1190:35) göre “K T’in sanayi alanında yeni yatırımlara girişmemesi. mparatorluk sınırları içerisinde yaşayan çeşitli etnik azınlıklar. Türk milli burjuvazisinin ekonomik zayıflığı ile yabancı sermayeye bağımlılığı. sıkı denetime tabi olan bir siyasal ortamın elverdiği ölçüde gelişme gösterebilmiştir. Özellikle Osmanlı’nın son döneminde Fransızlar. 1980’li yıllara kadar sanayileşme hamlesinin önemli bir parçası olan K T. 3.” K T’ler. Türk basının Batı dünyasına göre geç ortaya çıkmasına yol açmıştır. devletin sıkı denetimi altında gelişememiştir” (Alemdar ve Erdoğan.2. 1988).43 sermaye ile ortak yatırım yapılmasının benimsenmesi Altın Kalkınma Planı ile ilk kez gündeme getirilmiştir (Kepenek. Osmanlı mparatorluğu hakkında sürekli bilgi . ilk resmi gazetesini 1831 yılında çıkarabilmiştir. 18. yüzyıldan itibaren halka ulaşmada büyük umut bağladıkları gazetecilik. 1990: 38). devletin sırtında yük oldukları. 1980’e dek izlenen ithal ikameci politikaların terk edilmesi ve üretim sürecinde tercihli olarak özel sektörün ön plana çıkması ile işlevselliğini yitirmeye başlamıştır. başlanmış yatırımların olanak ölçüsünde bir yana bırakılması 1980’li yılların ana politikası olmuştur. basının gelişme çizgisinde önemli bir rol oynamış ve Osmanlı’da basın. 1950’lere Kadar Türk Basın Sektörünün Gelişimi Osmanlı Devleti’nin imparatorluk üzerine kurulmuş olan mutlakıyetçi yapısı. “Osmanlı aydınlarının 19. 1999: 1). Osmanlı basınının gelişme çizgisinde.

olarak 1795 tarihinde Fransız des Fransızca yayınlanan Bulletin Nouvelles’dir. ülkenin yeni bir aşamaya geçmekte olan kapitalizmle eklemlenme sürecinin. Bu gazeteyi yine aynı elçiliğin 1796’da çıkarttığı Fransızca Gazette Françeise de Constantinople adlı yayın organı izlemiştir. 1831 yılında dönemin padişahı II.44 akışı sağlamak. zmir’de. Osmanlı mparatorluğu’nda haberleşmenin gelişmesi. Avrupalı tüccarlar ve onların Türkiye’deki ortakları. Fransızların 1795’te gazete yayınlama amacı. 1999: 3). şu yorumda bulunmaktadır: “Ekonomik etkinlikleri. yarısı Türkçe yarısı Arapça yayınlanan bir diğer gazetedir. içinde bulunduğu gelişme durumunda böyle bir haberleşme aracına ihtiyaç duymazken. Fransızca üçüncü gazete. 1789 Devrimi’nin cumhuriyetçi fikirlerinin “Doğu’da” yayılmasıdır (Alemdar. iktisadi ve siyasi faaliyetlerine yön vermek üzere basından yararlanmışlardır. Alexandre Blacque adında bir Fransızın yayımladığı Le Spectateur Oriental’dir. 1821 yılında.bir bakıma küreselleşme olgusunun bir ürünüdür.” Süreci yine ekonomi politik temelli değerlendiren Raşit Kaya’ya (2000: 638) göre de “Osmanlı mparatorluğu’na ilk modern kitle iletişim aracı gazetenin girişi. Mahmut’un desteğiyle yayın hayatına başlamıştır. Bu ilk denemelerin yabancı çıkarlarının Osmanlı mparatorluğu’nda ne boyutlara ulaştığının önemli bir göstergesi olduğuna dikkat çeken Alemdar (1981: 108). etkinliklerinin ne boyuta ulaştığını haberleşme araçlarıyla da kanıtlıyorlardı. Aynı dönemde Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın çıkarttığı Vekayi-i Mısriye. Osmanlı toplumundan farklı dil ve kültürleriyle yabancılar daha hiçbir Türkçe gazete çıkmazken bu ülkede yabancı dilde bir gazete çıkarabilecek ve bunu yaşatabilecek ortam bulmuşlardı.” Türk basınında öncü olan ilk gazete Takvim-i Vekayi. . bilgi akışının hızlanması değil. Başka bir deyişle Osmanlı toplumu. Osmanlı Büyükelçiliği dönemi tarafından basının ilk örneği.

1864 . 1867’de Sadrazam Ali Paşa tarafından hazırlanan Ali Paşa Kararnamesi ile devam etmiş. yönetimsel ve askeri konularla ilgili yazıları. gazeteler için geçici ya da süresiz kapatma cezaları da getirmektedir. stanbul’da çıkardığı Ceride-i Havadis’tir. Gazetelerin aralarında sürdürdükleri tartışmalar.45 Haftada bir defa yayınlanmak üzere. Türk basınında sansür uygulamaları ile yaşanan bir suskunluk dönemi olarak adlandırılabilir. William Churchill adlı bir ngiliz’in 1840’da. 1850’ye gelindiğinde bu iki Türkçe gazete dışında Fransızca. Şinasi daha sonra bu gazeteden ayrılarak 1862’de Tasvir-i Efkar’ı kurmuştur. Basına uygulanan sansürler. basına karşı sert stanbul’da toplam 16 gazete . resmi bir gazete olarak kurulan Takvim-i Vekayi. 1981: 109). bir nevi devletin resmi sözcüsü niteliğindedir ve yayınlanan makaleler esas olarak devletin görüşlerini yansıtmaktadır. toplumsal. Tercüman-i Ahval’dir. Türkçe ikinci gazete. stanbul’dan sonra mparatorluğun çeşitli yerlerinde de Türkçe gazeteler yayın hayatına başlamıştır. yayımlanan gazete ve dergilerin sayısı artmıştır. Bu uygulama sonucu stanbul’da çıkan gazetelerin sayısı dörde düşmüştür. 1864 yılından sonra Türk basını önemli bir gelişme kaydetmiş. Abdülhamit döneminde ilk basın yasası sayılacak olan 1864 tarihli Matbuat Nizamnamesi çıkarılmıştır. Agah Efendi’nin çıkardığı ve sonradan brahim Şinasi’nin de katıldığı ilk özel gazete. talyanca ve çeşitli azınlık dillerinde yayınlanmaktadır. eleştirileri başka ülkelerde olduğu gibi Osmanlı hükümetini de bu haberleşme aracı karşısındaki tutumunu belirlemek zorunda bırakmıştır (Alemdar. II. Bu yapısı ile gazete.1908 yılları arasında yaşanan dönem. 1852 tarihli Fransız Basın Yasası temel alınarak hazırlanan bu Nizamname. hapis ve para cezalarının yanı sıra. resmi tebliğ ve haberlerin yayınlandığı. mali açıdan da dönemin hükümetine bağlı olan bir gazetedir.

Cumhuriyet rejimi ile birlikte sıkı bir düzenleme rejimine tabi olmuş. bunun da mevcut siyasal sistem için ne denli büyük bir tehlike oluşturduğu anlaşıldığı içindir ki daha yolun başında buna engel olma çabası içine girilir. Meşrutiyet ile doğan özgürlük ortamı. Bu engeli aşmada önemli bir dönemeç. 24 Temmuz 1908’de ilan edilen II. II. Osmanlı’da giderek benzer bir misyon üstlenmeye başladığı. gelişmeler . kendisine gösterilen alanın dışına çıkmaya başladığı anda bastırılmıştır. Meşrutiyet olmuştur. Çıkartılan gazete ve dergi sayısında bir anlamda patlama yaşanmıştır. Cumhuriyet’in ilk yılları. 1908 devrimini izleyen ttihat ve Terakki Cemiyeti iktidarındaki dönemde basın üzerindeki baskı ve kontrol yönetimi yeniden kurulmuştur. bu kısıtlamaları şöyle yorumlamaktadır: “Aslında bütün bu kısıtlama çabalarının amacı çok açıktır: 17’nci yüzyılda doğduğu andan itibaren Batı’nın siyasal ve toplumsal gidişine önemli ölçüde yön veren bu ürünün. Türk basını. 1981: 110). Haberleşme de bu kontrolün içindedir.” 1908 yılına kadar Osmanlı’da gazetecilik sıkı bir sansüre tabidir ve muhalif bir basının pek çok engeli aşması gerekmektedir. basının bir nebze de olsa soluk almasına olanak sağlamıştır. Bir ölçüde serbest bırakılan stanbul basını. Kurtuluş Savaşı yıllarına gelindiğinde ise basının “ulusallaşma” sürecinde itici güçlerinden biri olarak kullanıldığı görülmektedir. sansürün kaldırılmasıyla birlikte artan sayı ve etkinliğiyle günlük basın. Güngör (1999: 177). 25 Temmuz 1908’de. bu dönemin siyasal tartışmalarında ve kamuoyu oluşturmada önemli bir rol üstlenmiştir. söylemek istediklerini gazeteler aracılığıyla anlatmaya çalışmıştır” (Alemdar. yeni bir rejimin kurulması çerçevesinde devlet kontrolünün her alanda yaygın olarak uygulandığı yıllardır. “Çok uzun yıllar Batı örneğinde bir haberleşme aracına gereksinim duymayan Osmanlı toplumu.46 uygulamalar ve çeşitli kısıtlamalar getirilmiştir. yönetimin kontrolü bir süre için ortadan kalkınca.

tutucu ve slamcı güçleriyle sol eğilimli düşünceleri çeşitli önlemlerle suskun kılmaya zorlandı. Gazeteci Erol Önderoğlu (2004: 67). Cumhurbaşkanı’nın onayıyla yasaklamaya yetkilidir. güvenlik ve asayişini bozmaya yönelen her türlü teşkilatı. teşvikleri. Bu suskunluk Basın Kanunu’nda yapılan değişikliklerle de kurumsallaştırıldı” kinci Dünya Savaşı yıllarında.47 karşısında sesini çıkartma yürekliliği gösterdiğinde hemen baskı altına alınmıştır (Alemdar. Osmanlı’dan bu yana Türk basını çeşitli sansür ve baskı mekanizmalarıyla sürekli olarak kontrol ve denetim altına alınmaya çalışılmıştır. 4 Mart 1925 yılında. Sanıkları hükümet. basını siyasal iktidarın hakimiyetine sokan bir organ olmuştur (Önderoğlu. Basın üzerinde baskılayıcı bir kontrol 4 4 Mart 1925’te kabul edilen 578 sayılı “Takrir-i Sükun Kanunu’nda şu öngörülüyordu: “ rtica ve isyana ve memleketin sosyal nizamını. Basın üzerindeki bu baskı ve kontrol. Bu Kanun’un amacı. 2004: 66). Şeyh Sait ayaklanmasından bir ay sonra. teşebbüsleri ve yayınları. tahrikleri. huzur ve sükununu. stanbul ve Anadolu’da yayın yapan değişik eğilimden muhalif yayınlar birer birer kapatılmıştır. Görüldüğü gibi 1950’lere kadar geçen dönemde. Kanun ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulunmaktadır: “Basına temel olarak kendi politikalarını desteklemek görevi biçen iktidar. Türk Basın Birliği. hükümet. Bu dönemde sivil toplumun özellikle liberal. 2004: 69). 1981: 109). basını sıkı bir denetime tabi tuttu. basın üzerindeki baskılar daha da ağırlaştırılmış. sol siyaset de “Kemalist çizgi” ile sınırlandırıldı. Takrir-i Sükun Kanunu4 kabul edilerek. . basının iç sorunlarını çözmeye ilişkin araçlar belirlemek iken. devrimleri eleştiren yazılara izin verilmediği gibi. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında geçen tek parti döneminde de devam etmiştir. stiklal Mahkemelerine verebilir (Önderoğlu. 1931 yılında Bakanlar Kurulu’na doğrudan gazete kapatma yetkisi veren Matbuat Kanunu ile ülkenin genel politikasına aykırı yayın yasağı getirilmiştir. Hilafeliği destekleyen. siyasal iktidarın basın üzerindeki denetimini ve güdümünü sağlayan yasal düzenlemelerden bir başkası da 14 Temmuz 1938’de yürürlüğe giren Basın Birliği Kanunu ile oluşturulan Türk Basın Birliği’dir.

Osmanlı’dan bu yana Türk basınını biçimlendiren temel unsurlardan biri olmuştur.3. 1978’de ise 3 milyon sınırlarını aşmıştır. fikir gazeteciliğinden kitlesel gazeteciliğe doğru evrilmeye başlamaktadır. 1970’de 2 milyon. magazine ve spora ağırlık veren haberlere ağırlık verilmeye başlanmıştır. magazine ve spora ağırlık veren yayın anlayışıyla Türk basını ve gazeteciliğinde bu anlamda bir ilk olmuş ve bundan sonraki yıllarda örnek alınmıştır. 3. Bu kontrol rejimi şemsiyesinde basın. 1956’da 1 milyon. ilgi çekici. sonraki yıllarda yarım milyon ve bir milyon tiraja ulaşabilen ilk gazete olmuştur. geniş halk kitlelerine hitap eden ve kısa zamanda yüksek tirajlara ulaşan yayınların ortaya çıkmasıdır. haberciliğin getirdiği ivme ile daha da hızlı bir artış sürecine girmiş. 1950’li yıllarda çok partili hayata geçiş ile renklenen siyasi yaşam. Sedat Simavi’nin 1948’de çıkardığı Hürriyet gazetesi olmuştur. Kitlesel gazeteciliğe geçişle gazeteler. 1950’den sonra gazete satışları. 1951’de 100 binin üzerinde. daha çok iktidarın belirli mesajlarını halka iletmekte bir araç olarak kullanılmıştır. teknolojik gelişmeler ve giderek güçlenmeye başlayan sermayenin medyaya yönelik yatırımları. bol resimli. Kitle gazeteciliğine yönelik olarak en esaslı girişim. 1950’de ülkedeki bütün satılan gazete sayısı 300 bin iken. Haber ve sayfa tasarımı olarak bol resimli.48 rejimi. içerik olarak da önemli bir dönüşüme uğramıştır. 1950’de kurulan Milliyet gazetesi de Hürriyet gibi kitlesel ve ticari basına doğru evrilme sürecinin önemli simgelerinden biri olmuştur. Çok Partili Dönemde Türk Basını Çok partili dönemin basın açısından ayırt edici özelliği. Bu bağlamda 1950’li yıllarda basın sektörü. Hürriyet gazetesi. Gazetecinin yani muhabirin öneminin 1945’ten itibaren çok partili sisteme . basının da farklı bir mecraya doğru akmasına neden olmuştur. Gazetenin ilk çıkışında 30 bin olan tirajı olağanüstü bir hızla artmış. ilgi çekici.

“Babıâli dönemi” olarak adlandırılan dönemin farkını şu ifadelerle anlatmaktadır: “Babıâli döneminde. Tüm bu gelişmelerde Demokrat Parti hükümetinin ekonomi ve siyasette liberal düzenlemeleri savunması büyük ölçüde etkili olmuştur. Meslek dışından gelmiş bile olsa.49 geçilmesi üzerine artmaya başladığını ve haberin ön plana çıktığını belirten Koloğlu’na göre bu durum. gazetelerde halkı ilgilendiren haberlerin ön plana çıkmasına sebep olmuştur. siyasal yaşamda simgesel meşruiyet gereksinimlerinin artışına da işaret etmektedir. . Nitekim. 2000: 640). Kapitalizmin yeniden biçimlendiği savaş sonrası dönemin gelişmeleri Türk basınının yapısında da yansıma bulmaktadır (Kaya. haberleşme altyapılarındaki gelişmeyle daha çok okuyucuya ulaşma zemininin yaratılması. devletle/hükümetle ilişkilerin farklılaşmasına paralel olarak içerik. genelde gazetenin sahibi daima gazetecilikten gelmiş biriydi. sahip/başyazarın çizgisine uygun haberler sunmakla uğraşırdı. 1950’ler bu anlamda bir milat sayılabilir çünkü bu dönemde artık Türk basının mülkiyet ve sahiplik yapısı olarak bir dönüşüme uğramaya başladığını söylemek mümkündür. 2004: 108). yayın organları. Bu sahip çoğu zamanda gazetenin başyazarı idi. hem de ulaştırma. ticaret-siyaset-ekonomi ilişkilerinin belirlediği bir dönüşüm sürecine girmiş. yayının başında mutlaka deneyimli bir gazeteci bulunurdu. Çok partili dönemle birlikte gazetelerin özellikle içerik olarak değişime uğradığına dikkat çeken Koloğlu (2004: 26). medyadan para kazanmanın yolunu açmıştır” (Sönmez. Birinci sayfa büyük oranda onun yorumuyla dolar. “Hem iç pazara dönük yüksek büyüme stratejileri sonucu reklam pastasının büyümesi hem gazete basım teknolojisindeki gelişmeyle tirajın artması. finansman ve teknoloji açısından dönüşüm geçirmiştir. 1940’lı yılların sonlarından itibaren basın dünyası.” 1940’lı yılların sonu ve 1950’lerin başında ilk kez kitle gazetesi bağlamında değerlendirilebilecek gazetelerin doğuşuna tanık olunması. Tek parti iktidarı döneminde muhabir ön plana çıkamaz. dolayısıyla okuyucu da gazeteyi o başyazarın adıyla anardı.

“Neşir Yoluyla veya Radyoyla şlenecek Cürümler Hakkındaki Kanun”. DP döneminde tartışma konusu olan “ispat hakkı” tanınmıştır. basın özgürlüğünü geniş ölçüde kısıtladığı gibi. . resmi ilanların dağıtılması konusu yeniden düzenlenmiş ve Basın lan Kurumu oluşturulmuştur. iktidara yakın olan bazı gazetelere kağıt tahsisi ve resmi ilan verme yoluyla ekonomik destek vermiştir. Demokrat Parti hükümetinin göreceli özgürlük ortamı çok uzun sürmemiştir ve başlangıçta yaratılan özgürlük havası yavaş yavaş dağılmaya başlamıştır. 238 kişi hüküm giymiştir. 1958’de resmi ilan ve reklamların devlet tekelinde yapılması uygulamasına geçilmiştir. 1950 yılında Demokrat Parti tarafından hazırlanan Basın Kanunu. 13 Haziran 1952’de Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri Düzenleyen Yasa ile ilk kez basın çalışanları sosyal güvence altına alınmıştır.50 1950’lerin Türkiye’sinde uygulanan ekonomi politikaları ışığında devletin koruması ve desteği ile güçlenen. 29 Kasım 1960’da Basın Kanunu’nun birçok maddesi değiştirilmiştir. Basının kendini denetlemesi amacıyla Basın Ahlak Yasası kabul edilmiştir. etki alanını genişleten iş çevreleri artık uygulanan politikaları belirleme olanağına sahiptirler. Baskıcı yasa ve uygulamaların eleştiri hakkını ortadan kaldırdığı bu dönemde. DP iktidarı. Bu Kanunla gazeteciler sendika kurma hakkına kavuşmuştur. Bu uygulama ile “besleme basın” tartışmaları da ortaya çıkmıştır. ileride önemli tartışmalara yol açacak olan “ispat hakkı”nı ortadan kaldırmıştır. 1958’e gelindiğinde açılan dava sayısı 1161’e yükselmiş. gazete yayınlamayı izne tabi olmaktan çıkarmıştır. “Besleme basın” ortadan kaldırılarak. Bu tarihten sonra birçok gazeteci ve basın organı hakkında çok sayıda dava açılmıştır. Özellikle 19231950 yılları arasında sürekli olarak özendirilmeye ve teşvik edilmeye çalışılan sermayedar kesim. artık belirli bir sermaye birikimine ulaşmıştır. denetim ve kontrol aracı olarak önemli bir uygulama da resmi ilanlar uygulaması olmuştur.

1990’lı yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte Türkiye’de medyayı tümüyle farklı bir alana taşımıştır. gazeteci ailelerin kontrolünün söz konusu olduğu “geleneksel medya sahipliği”. medya sektöründeki yoğunlaşma 1990’lı yıllardan itibaren büyük bir ivme kazanmış.” 3. kitle iletişim araçlarının işlevlerinin çok gelişmesi ve basın döneminde önde gelen işlev olan topluma bilgi ve haber aktarımının bu araçlarla gerçekleşen diğer sembolik üretimler yanında ikincil bir konuma itilmesidir. şu yorumda bulunmaktadır: “Bu niteliksel dönüşümleri kısaca ifade edebilmek için kitle iletişim kurumunun -yazılı. siyah-beyaz fotoğraflardan renkli fotoğraflara.basın olarak söz edilen bir evresinden medya olarak anılan yeni bir evresine geçildiğini söyleyebiliriz. yaşam pratiklerini yeniden düzenleyebilen.51 1980’lere doğru Türk basını teknik alanda da büyük bir atılım yaşamıştır ve teknik alandaki yenileşme. biçimlendirebilen teknoloji temelli bu yoğun gelişmelerin diğer bireysel ve toplumsal ilişkileri de dönüştürmekte ve bir anlamda yeniden kurmakta olduğunu söyleyebiliriz (Kaya. tipo baskıdan ofsete. 1980’lerde başlayan süreç. Teknolojik sıçramanın sağladığı olanakların kitle iletişim araçlarını günümüzde her zamankinden daha güçlü kıldığını ifade eden Kaya (2000: 634). 1980’lerin Ardından Günümüz Medyasının Genel Görünümü: 1980’li yıllar. 2000: 634). Türkiye siyasal yaşamının birçok alanında olduğu gibi kitle iletişim alanında da büyük bir dönüm noktasıdır. elektronik dizgi makinelerine geçişle vücut bulmuştur.4. görsel. Teknolojik alanda yaşanan bu gelişme elbette ki salt kendi içinde bağımsız bir anlam taşımamakta bir anlamda Günlük sosyal formasyonda da bir değişimi simgelemektedir. Bu yeni evrenin ayırt edici özelliği. işitsel. Türkiye’de. Bu dönemin ardından Türk basınında gerek teknik gerekse içerik bakımından ilerleme ve gelişme artarak sürmüştür. yerini .

2001: 145). Türkiye’ye yansımalarını şu şekilde değerlendirmektedir: . 1970’lere gelindiğinde iletişim ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmeler. Enformasyon işlemcilerinin ve gösteri-sunum aygıtlarının ayrı ayrı gelişmesi bir yana. dünya çapında yaşanan gelişmelerin. telekomünikasyon altyapısı ve iletişim araçlarının bütünleşmesi ya da birleşmesi aşamasına gelinmiştir. 1999: 86). 1980’lerin dünyası artık “Yeni Dünya Düzeni” anlayışının çeşitli yöntemlerle dikte ettiği liberal uygulamaların hakim olduğu bir dünyadır ve bu düzen içinde temel politika yöntemleri olan özelleştirmeler. deregülasyon ve artan tekelleşme medya alanında da en ileri düzeyde uygulama alanı bulmuştur. bilgisayar sistemleri. 1980’lerden itibaren Türkiye de tam liberal yapıya yönelmektedir ve ekonomide liberal uygulamalara ağırlık verilmektedir. 2004: 23-24). Bu gelişmeleri kuşkusuz ki gerek ülkenin kendine özgü koşulları çerçevesinde gerekse de dünya ölçeğinde değerlendirmek gerekmektedir. Bu aşamada iletişim sektörü içinde köklü bir değişme gerçekleşecek dolayısıyla bu sektörün yeniden tanımlanması gerekecektir (Kejanlıoğlu. Bunun yanı sıra 1970’li yıllarda iletişim ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan devrim niteliğindeki gelişmelerin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de medya sektörünü yakından etkilediği göz ardı edilmemelidir. 24 Ocak kararlarıyla birlikte IMF ve Dünya devletin Bankası piyasadan gibi kuruluşlar da yapısal uyum programlarında başlayarak geleneksel müdahale alanlarından çekilmesini ve medya alanında içinde bulunduğu sektörlerde özelleştirme uygulamalarına hız verilmesini önermektedirler. bir teknolojik devrimden söz ettirecek düzeydedir.52 medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının egemen olduğu “yeni medya sahipliğine” bırakmıştır (Adaklı. Türk medyasında yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte yaşanan dönüşümlerden bağımsız ele alınamayacağına dikkat çeken Adaklı (2001: 146) da iletişim alanında. Medyanın hızlı değişiminde iletişim teknolojilerinde ortaya çıkan gelişmelerin açık etkisi ve sanayileşme etkisi belirleyicidir (Ekzen.

ticari TV kanallarının sayısının hızla arttığı yıllar olmuştur. medya sektörü ülkemizde de geleneksel sermaye gruplarının göreli üstünlüklerini sarsmaya başlamaktadır. Dünya ölçeğinde medya endüstrileri. 1960’lardan itibaren özellikle ABD’de ivme kazanan elektronik sektöründeki gelişmelerle bağıntılı olarak yeni iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması ve bir dizi neoliberal politikanın işlerlik kazanması sonucu büyük bir pazar payını ele geçirirken. gezegenin tamamında farklı bir iletişim ortamına işaret etmektedir. Türkiye’de de benzer bir durumla karşı karşıya kalınmıştır (Adaklı. Medyadan para kazanma. Türkiye’de özel . Avrupa’da görülen çapraz mülkiyet.53 “Şirket evliliklerinin ve çapraz mülkiyetin başatlık ettiği yeni sahiplik biçimi. Yeni bir uydu kapasitesinin gündeme gelmesi ve ucuzlaması gibi teknik olanaklar da bu eğilime ivme kazandırmıştır. nternetten dijital televizyona kadar pek çok teknolojik yenilikle beslenen iletişim endüstrisi.1. Hem iç pazara dönük yüksek büyüme stratejileri sonucu reklam pastasının büyümesi. .4. Medya Sahipliğinin Değişen Yapısı Türkiye’de 1980’lerde başlayan süreç. hem gazete basım teknolojisindeki gelişmeyle tirajın hızlanması. politik ve kültürel ortamın başat unsuru haline gelmektedir. zaman içinde gazete sahipleri TV yayıncılığı piyasasında da faaliyet göstermeye başlamıştır. 1990’lı yıllar.” 3. Türkiye de bu gelişmelerden payını almakta. 2001: 157). hem de ulaştırma. Türk medyası için de geçerli olmuş. giderek yeni bir ekonomik. finanstan enerjiye kadar pek çok farklı alanda dikey ve yatay olarak birleşmektedir. Öte yandan büyük medya grupları yalnızca bu alanla sınırlı kalmamakta. 2004: 108). yeni basım teknolojisinin ithalatının yapılabildiği ve ekonomik gelişmenin hızlandığı kinci Dünya Savaşı sonrası mümkün olmuştur. haberleşme altyapılarındaki gelişmeyle daha çok okuyucuya ulaşma zeminin yaratılması medyadan para kazanmanın yolunu açmıştır (Sönmez. 1990’lı yıllarda medya alanını tümüyle farklı bir alana taşımıştır.

maliyet ve finansman açılarından çok ciddi değişimlere uğramıştır. Bu aşamadan sonra özellikle basın sektöründe bir elenme sürecine girilmiştir.54 Öte yandan. 1980’li yıllarda uygulanan iktisat politikalarının mantığına uygun bir şekilde alınan kararlar. Bu sektörlerden haberleşme yatırımları alanında özellikle kamunun gerçekleştirdiği yatırımlar. 1999: 89). bu yıllarda yaşanan bir takım gelişmelerden sonra özellikle mülkiyet. 1980 sonrasında değişen bu medya ortamının en önemli unsuru. yatırımlarını bu alana yöneltmişlerdir. medyaya ilk yansıması niteliğini taşımaktadır (Geçgil. 2005). 1980’li yıllara oranla daha çoğulcu bir yapı arz eden yazılı medya. Geleneksel medya sahipliği. Devlet tarafından alınan bu karar. medya sektörünün dışında kalan çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları. Türkiye’nin iktisat politikası tercihlerinde radikal değişikliklere gittiği bir dönemin başından yani 1980’lerden itibaren. diğerlerinin ise piyasadan çekildiği veya el değiştirdiği bir süreç başlamıştır. 24 Ocak 1980 tarihinde kaldırılmış ve basın sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler o güne kadar karşılaşmadıkları oranlarda büyük maliyetlerle karşı karşıya kalmışlardır. yerini medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının egemen olduğu yeni medya sahipliğine bırakmış. Türkiye’de önce yazılı basından başlayarak ekonomik bir faaliyet alanı olarak medyalar alanında sermayenin yatırımları da giderek artmaya başlamıştır. aslında genel ekonomik politikalardaki değişim sürecinin. Finansal açıdan güçlü olan. medya endüstrisinin 1985 sonrası yatırımları açısından en önemli yatırım bileşenlerinden biri olacaktır (Ekzen. mülkiyette ve alanda yatırım yapan sermayenin niteliğine ilişkindir. Örneğin 1980’e kadar basına devlet tarafından çok yüksek bir sübvansiyonla verilen gazete kağıdındaki uygulama. medya sektöründe “geleneksel” yapılanmayı değişime uğratacak bir takım gelişmelerle sonuçlanmıştır. sektörün şartlarına uyum gösteremeyen . reklam ve ilan geliri elde edebilenlerin piyasada kaldığı. Gerçekten de bu süreç içerisinde. Nitekim Türkiye’nin 1980 sonrasının iktisat politikaları tercihleri içinde özellikle de yatırım tercihleri içindeki önemli iki sektör turizm ve haberleşmedir.

ucuz girdilerle. yeni sahip.55 eski oyuncuların bir bölümü sektör dışında kalmıştır. Geleneksel sahipler yalnızca patron değil çoğunlukla gazetelerinde çalışanların meslekteki ustaları da. neden çok da kârlı olmayan medya sektörüne girdiği sorusuna verilen yanıt ise hep aynı: Kişisel. salt yayıncılık dışında da her türlü enformasyon üretimi ve dağıtımını kapsayan bir çeşitlilik içinde ve tümüyle piyasa koşullarına göre faaliyet göstermeye başlamışlardır. Gazetecilikle geçmişte hiçbir ilişkisi olmamış bir zengin. Onca birikimi. değişik işleri ve şirketleri olduğu halde. Gazetecilik. Yeni medya sahipliği ise aslında bu sektöre yabancılar. siyasi ve ekonomik çıkarlar için daha da güçlenmek ve şirketlerinin önünde bütün kapılarının açılmasını sağlayabilmek!” Tılıç’ın medyaya yönelik “neden kârlı olmadığı halde yatırım yapılan alan” sorusuna verdiği cevaba benzer bir yorum da Mustafa Sönmez’den . 1990’lı yılların ortalarında artık meslekten gazeteci patronların sektördeki hakimiyeti zayıflamaya başlamıştır. Bunların yerini alan yeni sermaye gruplarının benimsediği kurallar da esasında dünya ölçeğinde yeniden yapılanmakta olan ekonominin ve teknolojik olanakların medya şirketlerine dayattığı büyüme kurallarından farklı değildir. bu kişilerin tek işi. Buna göre medyanın olası bütün alanlarına dikey. çoğunlukla aileden gazeteci ve ailenin gazetesinde yıllarca çalıştıktan sonra gazetenin sahibi ve yöneticisi olmuş bir kişi. Doğan Tılıç (1999: 245-246). “eski” ve “yeni” arasındaki farkı şu ifadelerle değerlendirmektedir: “. 1980’li yıllardan 1990’lara kadar uzanan süreçte medya kuruluşlarının basın dışı alandan aktarılan ve daha çok bankacılık ve müteahhitlik sektörlerinden kaynaklanan sermaye ile bütünleştiği görülmektedir..geleneksel medya sahibi. yatay ve çapraz büyüme yoluyla nüfuz etmek ve medyanın sinerjisinden yararlanmak başlıca kural veya yöntem olarak belirginlik kazanmaktadır. Basın giderek basit üretim teknikleriyle.. sübvansiyon ve resmi ilanlar gibi kaynak transferleriyle çalışabilen küçük sermaye gruplarının yaşama şansının azaldığı bir alan haline gelmiştir. Bu bağlamda medya kuruluşları.

. savunma. siyasi çevrelerde itibar görme ve gerektiğinde elindeki silahı. devlet teşviklerinden ve diğer rantlardan öncelik kapma. finans sektörünün gözde olduğu 1980 sonrası dönemde itibar. etkileyebilme. Kredi alımlarında ve devlet ihalelerinde nüfuz. 7. Türkiye’de 90’larla birlikte ivme kazanan medya alanına dönük yatırımlardaki hareketliliğin nedenlerini araştıran Hakan Tuncel de (1994: 37) başka alanlarda yatırım yapan sermayenin medyaya yatırım yapmasının arkasında ayrı ayrı duran ama birbiriyle bağlantılı üç neden olduğunu söylemektedir: (A) 1. Siyasi çevrelerde itibar/baskı.56 gelmektedir. Diğer sektörlerdeki riskli kapitalin riskinin azaltılması. bu dala yatırım yapanlara maddi kazancın dışında sunduğu başka faydalar ve getiriler vardır. 6. Sönmez’e (2004: 110) göre. 2. Pazarlama. 4. 3. paylaşma. böylece bir iktidarın kullanma. yeri gelince saldırı amaçlı kullanma bu sayede diğer sektörlerdeki yatırımların etkinliğini arıtma. (B) (C) 4.. ” “Babıali’den kitelli’ye” başlıklı çalışmasında. siyasi erke karşı gereğinde bir savunma ya da saldırı aracı olarak kullanabilme olanağıdır: “1980’ler Türkiye’sinde sermayenin medyaya girişini özendirecek yeterli neden oluşmuştu. medyayı kullanarak pazarlama faaliyetlerini artırma. onlara istenen mesajı verebilme. güven isteyen finansçılıkta medyadan yararlanma. bu gücü rakiplerine. medyayı grubun banka ve şirketlerinin reklamında kullanma. O da kitlelere ulaşabilme. Reklam harcaması yapmak yerine gazete çıkarmak/ radyo TV kurmak. Para ticareti.. Toplumsal denetim. Kitle iletişim araçlarının dördüncü güç olduğu paradigması. 8. Neydi bu neden? Dördüncü gücü paylaşma. medya dışında faaliyet gösteren sermayenin kârlı olmasa da.

Kaya’ya göre. dağıtım. Bunlardan ilki özellikle televizyon kanalı sahibi olmanın sağladığı prestij ve güç ile sermaye grubunun diğer alanlardaki maddi çıkarlarını geliştirme potansiyelidir. reklamcılık. turizm vb. tanıtım hatta eğitim. bundan böyle medya alanına yapılacak yatırımların çok yüksek bir kârlılık oranını doğrudan sağlama potansiyelidir. sermayenin doğasındaki büyüme eğiliminin. organizasyon. günümüzde ekonominin en geniş ve en dinamik dolayısıyla sermayenin en gözde sektörlerinden birisi haline gelmiştir. medya ancak endüstriyel kompleks haline geldiğinde ya da bir endüstriyel kompleksin içinde yer aldığında sermayesini büyütebilir (Tuncel. Bu değerlendirmeye göre tüm büyük gazeteler ve TV kanalları. Medya alanında geniş nüfuzlu bir mülkiyetin.57 Bu üç gruptaki nedenlerin ayrı ayrı değil topluca geçerli olduğuna dikkat çeken Tuncel. bir TV kanalı ya da bir radyo istasyonu kurmakla. holding-banka-medya zinciri içinde yer almaktadır ve bunun nedeni. halkla ilişkiler. Reklam gelirleri ne kadar artarsa artsın. Daha başlangıcından itibaren bir ticari ve sanayi etkinlik olarak işleyen kitle iletişimi. eski durumun tam aksine. Raşit Kaya (1999: 643) ise medyaya yatırım yapan sermayedeki bu değişimi iki etmene bağlamaktadır. medyadaki holdingleşmeyi “sermayenin doğasındaki büyüme eğilimi”ne bağlamaktadır. 1994: 37). Basın dışı alanlardan aktarılan ve daha çok bankacılık ve müteahhitlik sektörlerinden kaynaklanan sermaye ile bütünleşen medya kuruluşları. sermaye sahibinin diğer sanayi ve hizmet sektörlerindeki girişimlerini desteklemeye ve sürdürmeye yardımcı olduğunu belirten Pekman’a göre diğer sektörlerden veya sanayi- . birçok alanda mal ve hizmet üretimini faaliyet konusu olarak ele alan kuruluşlardır. her türlü enformasyon üretimi ve dağıtımını kapsayan bir çeşitlilik içinde ve tümüyle piyasa koşullarına göre faaliyet göstermeye başlamışlardır. medya ve medya ile bağlantılı olan ya da öyle varsayılan -matbaacılık. kinci önemli etmen de. hatta sadece medya alanında yatırım yapmakla doyurulamamasıdır. 1980’lerde gelinen süreçte medya grubu kavramı artık sadece birden çok yayın organı sahibi olan bir kuruluşu değil. salt yayıncılık dışında da.

toplumsal düzende gereksinim duyulan haber. bilgi. 1982’de Libya’da inşaat işlerinden önemli kazançlar sağlayan. 2005). banka ve gazete üçlüsünün önemli bir örneğini teşkil etmektedir.58 hizmet faaliyetlerinden farklı olarak medyanın sahip olduğu “kültür üretimi ve dağıtımı” işlevi bu tür bir holdingleşme içinde medyanın neden kilit sektör olarak öne çıktığını açıklar niteliktedir (aktaran Geçgil. Bununla birlikte medya. Nitekim. Gazete bu üçlü finans bileşeninin banka ayağında meydana gelen bir sarsıntı ile batmaya yüz tutmuş ve aralarında Güneş gazetesinin de bulunduğu 27 şirketin kontrolü 1983 tarihinde devlete geçmiştir. 90’lı yılların başı itibariyle Türk basın sektöründe faaliyet gösteren gazeteler ve grupların kısa öyküleri şöyledir: Güneş Gazetesi: Yukarıda sözü edilen süreçte Babıali dışından en etkili giriş. ticari açıdan bakıldığında stratejik bir tercihtir. Ardından gazete. Nadir’le birlikte Türk basınında . yine müteahhit olan Mehmet Ali Yılmaz tarafından satın alınmış ancak Yılmaz da gazetesini bir süre sonra sektöre iddialı bir giriş yapan Kıbrıslı uluslararası yatırımcı Asil Nadir’e satmıştır. 5 Temmuz 1988’de Günaydın ve Tan gazetelerini yayınlayan Veb Ofset Grubu’nu ve ardından Gelişim Yayınları ile Güneş gazetesini alarak sektöre çok etkili bir giriş yapmıştır. gerek ülke ölçeğindeki medya holdinglerinin sahip oldukları medya kuruluşlarından yararlanma biçimleri bu stratejinin ipuçlarını vermektedir. Güneş gazetesi yeni medya sahipliği bağlamında daha sonraki yıllarda sıkça görülecek olan ticaret. eğlence gibi mesajların üretildiği ve dağıtıldığı bir başka değişle toplumsal iletişimin sağlandığı merkez olarak yaşamsal bir öneme sahiptir. Nadir. aynı zamanda Hisarbank ve Odibank’ın sahibi bulunan Kozanoğlu-Çavuşoğlu Grubu’nun. Böyle bir alanda mülkiyet. gerek dünya ölçeğinde küresel medya şirketlerinin. Güneş gazetesini kurmalarıyla gerçekleşmiştir.

basında yeni bir mücadeleye konu olmuş. sahibi Kemal Ilıcak’ın da ölümüyle hemen satılmıştır. Türk basının yeniden yapılanmasında bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Tercüman Gazetesi: Bu dönemde. özellikle Asil Nadir’in 1988’de yazılı basına yatırım yapmasıyla önemli bir tartışma konusu haline gelmeye başlamıştır. 90’lı yılların başından kalan tek muharrir aile gazetesi olan Hürriyet’in önce yüzde 25’i Erol Aksoy’a Show TV’nin hisseleri karşılığında satılmış. Çukurova Grubunun itirazına karşın Ilıcak ailesi Dünden Bugüne Tercüman adıyla bir gazete çıkarmaya başlamıştır. 2004: 279). Aydın .59 siyasal iktidarın medyaya yaklaşımı konusunda yeni bir tartışma alanın doğduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Haziran 1994’te Aydın Doğan’a devredilmiştir. Kemal Ilıcak tarafından satın alınmış olan Tercüman gazetesi. 1992 yılında patlak veren LKSAN skandalı ile sarsılan gazete. Türkiye’nin en eski gazeteleri arasında yer almaktadır. Buna karşılık Çukurova Grubu da Halka ve Olaylara Tercüman adıyla yeni bir gazeteyi piyasaya sürmüştür. ardından da gazetenin sahibi olan Hürriyet Holding. Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel nezdinde sağın sözcüsü konumuna yükselmiş ancak 90’ların yılların başında Turgut Özal’ın basınla olan ilişkilerinden olumsuz etkilenmiştir. Hürriyet Gazetesi ve Doğan Grubu 1 Mayıs 1948’de. Nadir’in en önemli özelliği uluslararası boyutta çok farklı alanlara yatırım yapmasıdır (Kejanlıoğlu. Sedat Simavi tarafından kurulan Hürriyet. 1980’li yılların sonundan itibaren Türkiye’de basın alanındaki tekelleşme eğilimi. Tercüman gazetesinin yeniden doğuşu. Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın piyasaya girişinde bizzat aracılık yapmak suretiyle Asil Nadir’e verdiği destek.

Doğan Grubu’nun 2001’deki cirosunun yüzde 14’ü medyadan sağlanmıştır. 1980’lerde turizme. sanayi. Finans sektöründe de önemli bir isim olan Doğan. Etkili bir TÜS AD üyesi olan Doğan’ın kızı Arzuhan Yalçındağ da 2003’te TÜS AD yönetim kurulu üyeliğine girmiş 25 Ocak 2007’de ise TÜS AD Başkanlığı görevine getirilmiştir. ondan önceki yıl ise yüzde 40’tır (Sönmez. Işın Tur. . ticaret sektöründe Milpa ve Hürriyet Pazarlamanın yanı sıra Doğan Otomobilcilik. Milpa ve Hürriyet Pazarlama gibi dağıtım şirketleri de Doğan bünyesinde faaliyet gösteren şirketler içinde yer almıştır. Bodrum Marina. sigorta ve turizm gibi alanlarda faaliyet gösteren Türkiye’nin en güçlü holdingleri arasına yerleşmiş durumdadır. finansa ve özelleştirme ihalelerine girmiştir. Ray Sigorta şirketlerini. Özelleştirmelerden Çelik Halat. Doğan. sanayi sektöründe Çelik Halat ve Ditaş. pazarlama alanında da medyada güçlü bir isim olmuş. 1979 yılında Milliyet gazetesini almış. turizm sektöründe Milta. medya. bu rakam bir önceki yıl yüzde 25. son 20 yılda medya dışında birçok sektöre girmiş ve büyük bir sermaye birikimi gerçekleştirmiş durumdadır. 2000’de ise ş Bankası ve Petrol Ofisi’ni almıştır. 1990’ların başında Hürriyet gazetesini alarak medya sektörünün en önemli ismi haline gelen Doğan.60 Doğan ismi. Doğan Grubu. 1994 yılında Dışbank’ı satın alarak bu sektöre girmiş toplam cirosunun 2000 yılında üçte birini. Türk medyasının 1990’ların ardından girmiş olduğu yeni yapılanmayı simgeleyen belki de en önemli isimler arasında yer almaktadır. 1990’larda bankacılığa. Enerji sektöründe Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kuruluşu olan Petrol Ofisi. 2001 yılında ise dörtte birini bu sektörden sağlamıştır. ilgili sektörlerde büyük bir güç oluşturmaktadır. ticaret. ekonominin olduğu kadar politikanın da yol haritasının ilgili hedeflere ulaşmasında kilit bir isim olmuştur. 2003: 120). Bugün Doğan Holding enerji. sigorta sektöründe Ray sigorta. Doğan Havacılık gibi şirketlerle. Aydın Doğan.

Medya sektöründe Doğan Yayın Holding (DYH). Doğan Grubu’nun en etkili olduğu sektör medyadır ve Doğan. Medyadaki etkinliğini yazılı ve elektronik basına da taşıyan Doğan Holding. basım ve online medya alanlarında faaliyet göstermektedir. dağıtım alanında YAY-SAT şirketleri ile sektörün etkin isimlerinden biri olmuştur. basım alanında Doğan Ofset. Çukurova Grubu Medya sektöründe rekabet ve kontrolün hızlandığı 1990’lı yıllarda sektörün önemli isimlerinden biri de Mehmet Emin Karamehmet’in başkanı olduğu Çukurova Grubu olmuştur. DB. Milliyet. medyadaki bu etkinliği ile en güçlü medya patronları arasında yer anılmaktadır. inşaat. Grubun Doğan Burda (DB) bünyesinde toplam 24 dergi yayınlanmakta olup. DYH tarafından Hürriyet. bankacılık. Televizyonculuk alanında da güçlü bir isim olan Doğan. müzik kanalı Dream TV. 2005 yılına göre yüzde 95 oranında bir artış ile 892 milyon YTL’ye ulaşmıştır (www. Çukurova Grubu bugün otomotiv. televizyon ve radyo yayıncılığı. dünyanın önde gelen gazete ve dergilerinin ithalatı ve yurtiçi dağıtımını yapmaktadır. Fanatik.com). TV kanallarına bir yenisini daha eklemiştir. Referans ile Turkish Daily News dahil. yedi günlük gazete yayınlamaktadır. sanat ve eğlence ürünlerinde Türkiye’nin pazar lideri konumunda bulunmaktadır. sigorta. Posta. medya hizmetlerinden deniz taşımacılığı ve bilişim teknolojileri hizmetlerine kadar birçok endüstri kolunda çeşitli faaliyetlerde bulunan bir . Yine DYH bünyesindeki D&R müzik ve kitap mağaza zinciri. haber kanalı CNN TÜRK. tekstil ürünleri. telekomünikasyon.dogan holding. kimyevi maddeler. zamanla medya sektöründe daha da genişlemiş kitapçılık alanında Doğan Kitapçılık. müzik alanında Doğan Music Company. Kanal D.61 Doğan Holding’in 2006 net dönem kârı. kültür. kağıt. spor kanalları BJK TV ve Fenerbahçe TV’nin yanı sıra 2005 yılının son aylarında Star TV’yi de satın alarak. Radikal.

Bugün itibariyle 139 şirkete sahip olan Çukurova Grubu’nun bu şirketlerinden 19 tanesi yabancı yatırım ve 13 tanesi ise Türkiye’de kurulu ortak girişim şeklindedir. Pamukbank.com). kağıt. ve inşaat. Birçok deniz aşırı ülkede yan şirketler ve temsilcilik büroları kurmuş olan Grup. 2002 yılında Pamukbank’a BDDK tarafından el konulması ile sarsılmıştır. GSM sektöründe kurduğu Turcell olmuştur. Finlandiyalı Sonera Holding’e toplam 3. büyük bir kan kaybı yaşamıştır. kimyevi maddeler. Grup ayrıca Türkiye sınırları dışında esas iş alanlarının bazılarında güçlü bir varlık göstermiş olup etkili pazarlama kanalları kurarak dünya çapında ürünlerinin dağıtımını sağlamaktadır.1 milyar dolar bedelle satılmasına ilişkin karar almıştır. Ancak tek başına Turkcell’le önemli oranda sermayeyi elinde tutan Karamehmet’in iktidarı. telekomünikasyon. Çukurova Grubu’nun iletişim alanındaki en büyük yatırımı. . Çukurova Grubu’nun iletişim alanında bir başka oluşumu. Çin’e ve Asya-Pasifik havzasına uzanan bir coğrafyada çok güçlü bir pazarlama ağına sahiptir (www. deniz tekstil ürünleri. Pamukbank’ın TMSF’ye devri ve Fona olan 1. Yapı Kredi ve Uluslararası Endüstri ve Ticaret Bankasını bünyesine katmıştır. bilişim bankacılık. Aralık 1996’da Superolline’la internet hizmetleri piyasasına da girmiştir. Orta Asya ülkelerinde. en önemli atılımını finans sektörüne girerek gerçekleştirmiş. 9 milyarlık borcu ile Grup. Güneş ve Tercüman gazeteleri. sahip olduğu yüzde 52 oranındaki Turkcell hissenin tamamının. taşımacılığı teknolojileri hizmetlerine kadar birçok endüstri kolunda çeşitli faaliyetlerde bulunan Grup. Bu gelişmenin ardından sürpriz bir açıklamayla Turkcell’i satacağını açıklayan Çukurova Grubu.62 şirketler grubu olarak faaliyet göstermektedir.cukurovaholding. Cumhuriyet’in ilk yıllarında tekstil sanayiinde önemli atılımlar gösteren Çukurova Grubu. Bunun yanı sıra Grup. basın sektöründe Akşam. sigorta. Türkiye’nin ilk sayısal platformu olarak Digitürk’tür. Otomotiv.

Uzanlar 1993’te blok satış yöntemiyle özelleştirilen ve Çukurova ve Kepez Elektrik’i satın alarak enerji sektöründe de büyük bir pazar payı elde etmiştir. Bankacılık ve finans alanlarında da faaliyet gösteren Uzan ailesi. Uzan ailesinin borçları nedeniyle . dağıtım alanında ise Mepaş ve Zedpaş gibi şirketlerle faaliyet göstermektedir. TotalFilm dergileri. yolsuzluk ve silah kaçakçılığı suçlarına kadar çeşitli iddiaların ardı arkası kesilmeyen Uzan ailesi. Türkiye’deki çarpık ilişkileri karakterize eden en önemli örneklerden biridir. özellikle özelleştirme ihalelerinde boy göstermişlerdir. SktTurk ve Lig TV. Ancak TMSF. Uzan Grubu’na ait Çukurova ve Kepez Elektrik’e el koyulmuş. Uzanlar’ın dönemin Başbakanı olan Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal ile kurdukları ilk özel TV şirketi. medyadaki en büyük girişimi Özal ailesinin desteğiyle 1989’da kurdukları Magic Box Şirketi ve onun bir uzantısı olarak Türkiye’nin ilk özel televizyon kanalı olan Star 1 kanalıdır. Ancak bu işte. televizyonculuk alanında Show TV. arkasından bir dizi TV kanalını sürüklemiştir.63 Alem. Uzan Grubu Haklarındaki kara para aklama. marbankası ve sonradan kurdukları Adabank ile finans sektöründe faaliyet gösteren Uzanlar. ortakları Motorola ile olan ihtilaflarında uluslararası alanda “kara liste”ye alınmışlardır. Uzanlar. Stuff. 1999 yılında Gruba Star gazetesini ekleyerek basın sektörüne giriş yapmıştır. 1993 yılında telekomünikasyon alanına giriş yapan Grup. marbank ve Adabank ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmiştir. AutoCar. FourFourtwo. Uzan ailesinin. 1984 yılında Doğuş Holding’ten mar Bankasını alarak finans alanına yönelik ilk girişimlerinde bulunmuşlardır. Platin. Ancak 2003 yılında dönemin hükümeti Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından. Telsim’i piyasaya sürmüştür.

Otomotiv sektöründe Doğuş Otomotiv’le sektörde önemli bir isim olan Grup. CNBC-e Business. F1 Racing. DYG’nin internet dünyasındaki önemli varlıklarından biri olan NTVMSNBC. otomotivle bağlantılı farklı hizmet türleri eklenmiştir. medya sektöründeki ilk önemli çıkışını. turizm ve hizmetler. Radio N101 ve Rokket FM olmak üzere 4 radyo istasyonu bünyesinde barınmaktadır. yayıncılık alanındaki faaliyetlerine 2004’te yayın hayatına başlayan NBA TV ile devam etmiştir. turizm ve hizmetler. 1999 yılında Cavit Çağlar’dan aldığı NTV ile yapmıştır. Billboard. satın alma ve birleşme operasyonlarıyla piyasanın önemli bileşenlerinden biri haline gelmiştir. uluslararası alanda faaliyet gösteren haber sitesi MSNBC ortaklığı ile Mayıs 2000’de yayına başlamıştır. Medya sektöründeki faaliyetlerini Doğuş Yayın Grubu (DYG) adı altında yürüten Grup. 2000’de CNBC ve Kanal E işbirliği CNBC-e’yi kuran DYG. Ocak 2007’de ise televizyon kanallarına bir yenisini daha ekleyerek e2 adlı televizyon kanalını kurmuştur. inşaat. finans sektörünün pek çok dalında bu marka ile tanınmaktadır.64 Star TV’ye el koymuş ardından kanal 306 milyon 500 bin dolarla Doğan Grubu’na satılmıştır. Radyo Eksen. Doğuş Grubu Bankacılık ve finans. Radyo yayını alanında ise DYG. Bankacılık sektöründe Garanti Bankası ile faaliyet gösteren Grup. . National Geographic Kids. DYG tarafından yayınlanan dergiler ise National Geographic. CNBC-e Dergi. enerji gibi çok farklı sektörlerde faaliyet göstermektedir. 60’lı yıllarda girdiği finans sektöründe pek çok ortaklık. inşaat. enerji gibi çok farklı sektörlerde faaliyet gösteren Doğuş Grubu. NTV Radyo. Bu sektörlerin yanı sıra Grup. temel faaliyet alanına. Slam ve EVO dergileridir. otomotiv.

sekiz firma ele alınır. . üretim ve dağıtımın yüksek maliyetleri. endüstrideki bir ya da birkaç firmanın piyasanın yüzde kaçını kontrol altında tuttuklarını gösteren bir orandır. Bunun için bir endüstri kolunda belirli sayıdaki en büyük iki . söz konusu piyasada bir ya da birkaç firmanın.2. 2005). Medyada Tekelleşme Eğilimi Yukarıda kısa öyküleri ile yer verdiğimiz bu süreçte gazete. 1998: 92). buna karşın reklam gelirlerinin sınırlı olması. Basın sektörünün mülkiyet yapısında meydana gelen bu değişiklik. yatay ve dikey birleşmeler ve bazı hatalı hükümet politikaları gibi unsurlar tekelleşmeyi artırmaktadır. Piyasaya girişte karşılaşılan büyük sermaye gereksiniminin yanı sıra. Piyasada yoğunlaşma oranı. zaman zaman aralarında gizli ya da açık anlaşmalar yaparak piyasalarda egemenlik kurmuş olması anlamına gelmektedir. radyo ve televizyon gibi farklı medya işletmeleri. Diğer bir ifadeyle yoğunlaşma oranı. Bu firmalar endüstrideki toplam üretim miktarı içindeki piyasa payları toplamı hesaplanarak piyasayı ne ölçüde kontrol edebildikleri saptanmaya çalışılır. Medya endüstrileri genellikle tekelci eğilimlerin egemen olduğu bir piyasa yapısı içinde çalışır (Geçgil.dört . Bu nedenle çalışmada Nazif Ekzen’in (1999: 87) de işaret ettiği üzere iktisat yazınında tekelleşme ile birlikte ama daha çok onun yerine kullanılan “yoğunlaşma” kavramı kullanılacaktır.4. medyalar arası rekabet. medya endüstrisindeki tekelleşmeyi artıran nedenlerin en başında göreli olarak kârlı olan bu sektöre yapılan yatırımlar için önemli ölçüde büyük sermayeye gereksinim duyulmasıdır. kitap. Bir piyasanın tekelci olması ya da tekelleşme. dergi. artık farklı endüstri ve hizmet şirketlerini çalıştıran holdinglere dönüşmüştür. endüstrideki en büyük birkaç firmanın toplam üretim hacmi içindeki paylarını göstermektedir (Söylemez. Genel piyasa eğilimlerinin yanı sıra. 1990’lara gelindiğinde medyada tekelleşme olgusunu da gündeme getirmiştir.65 3.

toplulaşma ve tekelleşme yapısını incelemeye aldığı çalışmasında.7 milyon düzeyinde olup ilk dört gazetenin payı. Yani ilk dört gazetenin pazar payı düşmüştür. • Çapraz medya yoğunlaşması: Televizyon ve radyo yayıncıları ile yazılı basın ve internet sağlayıcıları gibi diğer medya unsurları arasındaki sahiplik ve sermaye entegrasyonudur. gelişen iletişim teknolojilerini ve ortamlarını da hesaba katarak belli başlı türleri üç ana başlık altında toplamak mümkündür. basit üretim teknikleriyle. Bugün için. • Dikey medya yoğunlaşması: Televizyon ve radyo yayıncıları ile ilişkili oldukları program üretici firmalar ve dağıtım pazarları arasındaki sahiplik ve sermaye entegrasyonu. 2. 1995 yılına geldiğimizde günlük ortalama satış 5 milyon olarak saptanmıştır. yüzde 54 oranına ulaşmaktadır. Toplam içindeki ilk dört gazetenin payı. 1980 sonrasında yaşanan yoğunlaşmaya yönelik şu verileri ortaya koymaktadır: “1980 yılında toplam tiraj. 1990 yılı verilerine göre Türkiye’deki toplam günlük gazetelerin satışı 3. yüzde 57 oranında. sübvansiyon ve resmi ilanlar gibi kaynak transferleriyle çalışabilen küçük sermaye gruplarının yaşama şansının azaldığı bir alan haline gelmiştir. Bunlar sırasıyla: • Yatay medya yoğunlaşması: Radyo ve televizyon yayıncıları arasında sahiplik ve sermaye entegrasyonu. yüzde 60 oranındadır. Basın giderek ucuz girdilerle. Nazif Ekzen (1999: 91). Ancak 1995 yılında somut bir biçimde ortaya çıkan basın grupları açısından pazar payına baktığımızda. Türk basınında yoğunlaşma . Bu oranlar 1985 yılında sırasıyla 3.2 milyon günlük satışa ve ilk dört gazete açısından toplam satış içindeki payı. Türk basın sektöründe yoğunlaşmanın motor güçleri. . ilk iki gazetenin payı ise yüzde 33 oranındadır. 80’lerden itibaren sektör dışında da yatırımları olan büyük sermaye grupları olmuştur.66 Medyada yoğunlaşma/tekelleşme üzerine pek çok tanım ve sınıflamalar yapılmıştır. Bu toplam satışın yüzde 54’ü ilk dört büyük gazetenin pazar payı olarak çıkmaktadır.6 milyon olmuştur.

ekonomik ve siyasal egemenliklerinin yanı sıra. Anti sendikal mutabakat. Dinç Bilgin ve Aydın Doğan gruplarının gazeteleri arasında dörtte üçü paylaşılmıştır (Nebiler. reklamda kartel anlaşmaları. yan örgütlenmeleri kısırlaştırınca kitlelerle ilişki kurma ve siyaset yapmada medyanın önemini artırmıştır (Sönmez. Siyasi arenada medya desteğine talep. 1989-1993. parti yapılarını. 2003: 40): 1. aynı zamanda siyasal etkinlik sağlama sürecini de yaratmıştır. Medyadaki tekelleşme. Yayıncılık sektörünün maliyetlerinin promosyon ve lotarya ile desteklendiği süreçte yaklaşık altı milyona ulaşan toplam ulusal gazete tirajının. 2003: 40). siyasal iktidarla ve diğer güç odaklarıyla yakın işbirliğine girerek mali olanaklar elde etmişlerdir. 5. Bu gruplar. kapitalist sistemin ideolojik düzeyde yeniden üretilmesinde medyadan büyük ölçüde yararlanmışlardır. 6. ellerinde bulunan gazete ve TV kanallarını bir anlamda "silah" olarak kullanmışlardır. 4. Dağıtımda.67 pazarın yüzde 70’inin iki büyük basın grubu tarafından kontrol edildiğini görüyoruz. 1995-2000 döneminde hızlı büyüme konjonktürü. Promosyonla büyüme. 3. 2. 1995: 18). 90’larda süren ve toplumsal ölçekte düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlanmasının temel nedenlerinden biri olan tekelleşme sürecinin kilometre taşlarını şöyle sıralamak mümkündür (Sönmez. Türk basının yüzde 70’i iki grup tarafından kontrol edilmeye başlanmıştır. 1980 sonlarında başlayıp. 1980 ve özellikle 1990 sonrasında medya-siyaset ilişkisi yoğunlaşmış. ekonomik anlamda belli bir güç oluşmasını sağlarken.” Ekzen’in de dikkat çektiği gibi 1980’lerin ortalarından başlayarak. Diğer yandan 12 Eylül’ün biçtiği yeni siyaset yapma biçimi. Egemen sınıflar. Özel televizyonculuğa geçiş. medya sahipleri. .

Gazete ve Mecmua Dağıtım Limited Şirketi (Gameda) ve Simavi ailesinin 1961’de kurdukları Hür 1 Ağustos 1996 tarihinde kabul edilen “Promosyon Yasası” promosyonlu satışlarda basına ağır cezalar getirmektedir. basın gruplarının pazarlama şirketleri kurmaları yoluyla devam etmiştir. Bu yönüyle promosyonlu satışlar basın gruplarının dikey tekelcilik sürecinde önemli bir adım atmalarını da beraberinde getirmiştir. Sabah. Medya sektöründe pazarın kontrolü araçlarından en önemlisi dağıtımdır. Sektörde faaliyet gösteren bazı medya grupları zaman zaman kıyasıya rekabet ederek zaman zamansa çıkarları doğrultusunda ortaklık kurarak dağıtım sektöründe tekelleşmeye doğru yol almışlardır. Basın alanında büyük bir güç oluşturan medya kuruluşları televizyonculuk alanında da büyük bir güç olma yoluna girmişlerdir. 1980 ve 1990’lı yıllar promosyonun tipik bir uygulama haline geldiği yıllar olmuştur. bu alanda özel televizyonculuğun önünü açmış ve arkasından bir dizi yeni özel televizyon kanalını sürüklemiştir. Star TV ve Cnntürk gibi televizyon kanallarının yanı sıra kablolu TV kanallarıyla da sektördeki en büyükler arasında yerine almıştır. 5 . Medya sektöründe tekelleşme sürecini hızlandıran bir başka gelişme de özel televizyonların yayına başlamasıdır. Promosyonlu satışlar sayesinde iki buçuk-üç milyon tirajı olan gazetelerin günlük tirajları dört-altı milyona kadar yükselmiştir (Tokgöz. Promosyonlu satışlar.68 Basında tekelleşmeyi hızlandıran öğelerden biri de promosyon uygulamalarıdır. Yine 15 Ocak 1997 tarihinde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunla TBMM promosyonu fiilen yasaklamıştır. TV girişimlerinde yine büyük medya kuruluşları başı çekmiştir. Kanal D. Günaydın ve Tercüman’ın birleşerek kurdukları. Uzan grubunun Ahmet Özal’la birlikte kurmuş olduğu ilk özel TV şirketi. 1993: 44). “Çılgınlık” derecesine varan promosyon uygulamalarına bazı tarihlerde kanunen sınırlamalar ve yasaklar getirilmiş olsa da5 bu yasaklar medya yöneticililerinin yeni taktikler geliştirmesini engelleyememiştir. Cumhuriyet. 1960 ve 70’li yıllar boyunca dağıtım sektöründe hakim konumda olan Milliyet. Doğan Grubu bu alanda 1990’ların en hızlı büyüyen girişimcisi olmuş.

90’lara gelindiğinde pazar kontrolünü Birleşik Basım Dağıtım (BBD) ve Yayın Satış ve Pazarlama A. Medya holdinglerinin aynı zamanda reklam veren ve reklam alan kuruluşlar olması. Özellikle televizyon reklam pazarının paylaşımında bazı medya grupları Bimaş. medya grupları için önemli bir güç olmakta. Mepaş. eleman transferi yapılmaması için gerçekleştirilen “centilmenlik anlaşmaları” izlemiştir. Zedpaş gibi çeşitli ortaklıklar kurmuşlardır. bu yolla hem küçük gazete ve dergileri kendilerine bağımlı kılmakta. piyasanın tamamını kontrolü altına alan gruplar.Ş. Sendikalaşma.69 Dağıtım ikilisi. Dağıtım şirketleri. ücretler ve sosyal haklar üzerinde baskı yaratan bu uygulamaları. diğer yayınlar karşısında önemli bir güç oluşturmaya başlamıştır. 1990’lı yılların başından itibaren çalışanların sendikasızlaştırılması sürecine paralel olarak taşeronlaştırma uygulamaları da yaygınlık kazanmıştır. 1990’ların ortasında Doğan ve Sabah gruplarının BBD ve Yaysat’ı birleştirerek dağıtım alanında kurdukları Birleşik Yayın Dağıtım A.Ş. hem de sektördeki reklam pazarını denetleme olanağını elde etmektedirler. kurulan farklı şirketlerce yerine getiriliyor gibi gösterilmiş.’ye (Yaysat) bırakmıştır. (Biryay). çapraz ilişkilerin gelişmesine elverişli bir yapıya neden olmaktadır. Medya sektöründeki pazar paylaşımı önemli ölçüde reklam üzerindeki denetim savaşıyla gerçekleşmektedir. personel bu yeni şirketlere dağıtılmıştır. Medya sektöründe grupların çıkarları doğrultusunda işbirliğine gittikleri bir başka konu da çalışanlara karşı ortak ücret politikası uygulaması noktasında gerçekleşmiştir. sektörün dengelerini bir anda değiştirmiş. Doğan ve Bilgin Grupları dağıtım alanında kartel oluşturma yoluna girmişlerdir. Üretim sürecinin bazı aşamaları. medya kuruluşları çıkarları doğrultusunda bu alanda ortaklıklara gidebilmiştir. Doğan ve Bilgin Gurubu’nun bu alanda . Prime. Dağıtım alanında olduğu gibi reklam alanında da zaman zaman pazar paylaşımına yönelik rekabet artmış. Gazetelerin hayatta kalmasında en önemli unsurlardan biri olan reklam gelirleri de tekelleşme sürecinde önemli kilometre taşlarından biri olmuştur.

birbirinden onay almaksızın gazeteci transfer etmiyorlardı. özgür düşünceyi daraltacağından kuşku duyulmaz. kendi aralarında yaptıkları centilmenlik anlaşması gereğince. Zaten sendikanın hiç olmadığı ya da kağıt üzerinde kaldığı bir de iki büyük grubun bu tür bir anlaşmayı yürürlüğe koymaları. Çoğulculuğu zedeleyen bu gelişmenin. 1995 yılında büyük sermaye yatırımı almadan bu pazara serbest giriş imkanının .70 başı çektiğini belirten Sönmez (2003: 48). aynı olanağı bulamayan küçük gazeteler kaybolacaklardır. Büyük teknolojik yatırımların medyayı ticari kaygılara düşürerek tekelleşmeye yol açtığını ve bu durumun da çoğulculuğu zedelediğini vurgulayan Kaya (1984.” Burada dikkat çekilmesi gereken önemli bir konu da sermayenin giderek yoğunlaştığı medya ortamında faaliyet gösteren büyük medya kuruluşlarının küçük ve orta boy medya kuruluşlarına ne kadar yaşam alanı tanıyıp tanımadığıdır. Emek açısından iş arzının daraltılması anlamına gelen bu uygulama. işverene ücretler üzerinden daha çok söz sahibi olma ve ücret artışlarını frenleme olanağını da sağladı. devler karşısında var olabilmek. Serbest piyasa koşullarının hakim olduğu ekonomik bir yapıda. 99). maliyetleri düşürücü dolayısıyla sermaye birikimine katkı yapan bir başka uygulama oldu. “centilmek anlaşmalarının” yarattığı ikili sonucunu şu şekilde değerlendirmektedir: “Gruplar arası transferlerle ücretlerin yüksekliğinden şikayetçi olan iki grup. bu konuda yaptığı “1975 yılında yeni yayın hayatına katılacak olan ulusal düzeyde gazeteler için Türkiye’de yer ve insan bakımından pazara serbest giriş imkanından söz etmek mümkünken. şu yorumda bulunmaktadır: “Büyüyen gazeteler karşısında. medya çalışanları üzerinde yeni bir baskı unsuru olurken. onlarla rekabet edebilmek ne kadar mümkündür? Ekzen’in (1999: 97).” Medyada tekelleşme olgusu kuşkusuz ki demokratik bir yapının “çok sesliliği” açısından hayati bir önem taşımaktadır. Bu aynı zamanda gazete sayısının kaçınılmaz olarak sınırlı kalması ve çoğunlukla benzemeye başlaması demektir.

Ülkemizde. medya dışı sermayenin neden bu alana yöneldiğine yönelik yapmış olduğu değerlendirme oldukça dikkat çekicidir: “Yeni dönemin kuralları medyadaki sermayeye sadece ve sadece gazete-dergi basarak.71 olmadığını söyleyebilmek mümkündür” şeklindeki değerlendirme. 1980’li yıllardan 1990’lara kadar uzanan süreçte medya alanında medya kuruluşlarının basın dışı alandan aktarılan sermaye ile bütünleştiği görülmektedir.3. medyanın sinerjisinden yararlanarak olabilirdi. medya alanındaki varlıklarıdır. Günümüzde medya sektörü artık sadece televizyon yayıncılığı ve gazete basımı ile sınırlanamayacak kadar büyük ölçüde genişlemiş. medya pazarını kapitalist dünyanın gözde pazarlarından biri haline getirmiş. Büyük Sermaye Grupları Ve Medya Sektörü Türkiye’de medya sektörünün yapılanmasında en karakteristik özellik. dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük sermaye grupları medya pazarından pay kapmak üzere harekete geçmiştir. medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının. yatırımlarını bu alana doğru genişletmişlerdir. 3. sorunun yanıtını açık ve net olarak ortaya koymaktadır. Sönmez’in (2004: 112). Reklam gelirleri ve satış gelirlerine rağmen bu alandaki büyümenin yolu. TV kanalı işleterek bu alandaki sermayeyi büyütmenin mümkün olmadığını öğretti. Bu genişleyen mecra.” . iletişim ve enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle çok daha büyük bir mecraya doğru genişlemiştir.4. ancak bir sanayi kompleksi haline gelerek ya da içinde bankaların. diğer sanayi ve hizmet şirketlerinin olduğu bir holding yapısının parçası haline gelerek sermayeyi büyütmek. medya sektörünün dışında kalan çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları. yerini medya dışı sektörlerdeki büyük sermaye gruplarının egemen olduğu “yeni medya sahipliğine” bırakmış. 1980’li yıllarla birlikte başlayan süreçte geleneksel medya sahipliği.

enerji. inşaat. sanayi. finans. ticaret. Doğan’ın 1979 yılında Milliyet gazetesine ortak olmasıyla başlayan medya serüveni. ticaret. pek çok sektörün medya üzerinde açılım sağlayabileceği bir bileşen haline gelmiştir. finans. 1.72 Sönmez’in de işaret ettiği gibi günümüz medyası.2 milyar doları aşan geliri ve yüzde 45’lik reklam pazar payı ile Türkiye’nin en büyük medya grubu konumunda yer almaktadır. hizmet sektörü. DYH. pazarlama vb. 2000’li yıllarda geniş bir sanayi kompleksinin içerisinde kök salmış bir medya grubu ile devam etmiş. sigorta ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Doğan Grubu.dergi yayıncılığı alanlarındaki net satış adetlerine göre pazar paylarına yer verilmiştir: . endüstri. medya alanındaki faaliyetlerini Doğan Yayın Holding (DYH) adıyla sürdürmektedir. ulusal kanallar açısından ve gazete . Grup medya alanında yatay ve dikey bütünleşmelerle pazarın pek çok alanında hakim konuma yükselmiştir. Bu konuda Aydın Doğan’ın sahibi olduğu Doğan Medya Grubu. Aşağıdaki tabloda medya sektöründe faaliyet gösteren bu üç büyük Grubun. taşımacılık ve hizmet) Çukurova ve Doğuş Gruplarıdır. günümüzde Türk medya sektörünün en gelişkin örnekleri arasında yer almaktadır. Türk medya sektöründe önemli bir pazar payına sahip olan diğer iki Grup da Doğan örneğinde olduğu gibi medya dışı sektörlerde de faaliyet gösteren (enerji. Medya sektörü dışında enerji.

73

Tablo1: Medya Sektöründeki Üç Büyük Grubun Ulusal Kanallar Açısından Ve Gazete - Dergi Yayıncılığı Alanlarındaki Net Satış Adetlerine Göre Pazar Payları: YAYIN KURULUŞU Ulusal Kanallar Açısından Pazar Payı (%) 2007/5 45 Gazete Yayıncılığı Dergi Yayıncılığı Alanında Net Satış Alanında Net Satış Adedine Göre Adedine Göre Pazar Payı (%) Pazar Payı (%) 2007/5 2007/5 35,77 33,02 7,69 7,07

DOĞAN GRUBU 15 ÇUKUROVA GRUBU 9 DOĞUŞ GRUBU Kaynak: Rekabet Kurumu

Tablodan da takip edilebileceği üzere Doğan Grubu üç sektörde de lider konumunda bulunmaktadır. Bu oranlar aynı zamanda medya sektöründeki yoğunlaşma hakkında da önemli sonuçlar ortaya koymaktadır. Turgay Ciner’in sahibi olduğu Merkez Yayın Holding A.Ş. de yukarıda adı geçen Gruplar gibi Türk medya sektöründe önemli bir pazar payına sahiptir.6 Ciner Grubu da sektördeki rakipleri gibi yalnızca medya alanında değil medya dışı sektörlerde de (enerji ve madencilik, ticaret, sanayi ve hizmet) faaliyet göstermektedir.

Ciner Grubu’nun bu üç sektördeki ve diğer sektördeki pazar payları bir sonraki bölümde ayrıntılı olarak incelenecektir.

6

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM C NER GRUBU VE MEDYA Ş RKETLER

Çalışmanın

bu

bölümünde

Ciner

Medya

Grubu’nun

medya

sektöründeki faaliyetleri ekonomik olarak analiz edilecektir. Bu bağlamda Grubun faaliyet gösterdiği medya sektörlerindeki pazar payları, diğer medya grupları ile karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Grubun medya şirketlerine TMSF tarafından el koyulmadan önceki pazar payları dikkate alınarak yapılacak olan değerlendirmelerde, medya sektöründeki ekonomik yapılanmaya yönelik genel bir görüntü sergilenmeye çalışılacaktır. C ner Grubu’nun medya sektörü dışındaki faaliyetlerine de geniş yer ayrılan bu bölümde Turgay C ner tanıtılmaya çalışılacak özellikle medya sektöründeki faaliyetlerine yönelik açıklamaları ile Ciner’e yönelik bir portre çizilmeye çalışılacaktır.

4.1.

Ciner Grubu Medya Şirketleri Medya sektörü dışında enerji, madencilik, turizm, sanayi ve ticaret

sektörlerinde bir sanayi kompleksi olarak faaliyet gösteren Ciner Grubu, medya sektörünün 1980’li yıllarla birlikte girmiş olduğu “holdinglerin medyaya girişi” sürecinin 2000’lere yansıyan en önemli temsilcilerinden biridir. Temelleri 7 Mart 1978 tarihinde atılan ve Aralık 2004 tarihine kadar Park Grubu adıyla bilinen Ciner Grubu7; Ciner Enerji ve Madencilik Grubu,
7

Park Grup, Aralık 2004 tarihinden itibaren Ciner Grubu adı altında faaliyet gösterme kararı almıştır. Madencilik, hizmet, turizm ve medya alanlarında Park Holding, Merkez Yayın Holding ve Enerji

75

Ciner Medya Grubu, Ciner Ticaret, Sanayi ve Hizmet Grubu, Ciner Grubu ştirakleri adı altında dört adresli alanda faaliyet göstermektedir. kendini Grup, şöyle www.cinergroup.com.tr tanımlamaktadır: “Temelleri 7 Mart 1978 tarihinde atılan ve Aralık 2004 tarihine kadar Park Grubu adıyla bilinen Ciner Grubu; ticari faaliyetlerine oto yedek parça üretim, satış ve ithal işleri ile başlamıştır. Grup, 1980’li yılların ikinci yarısında yurtiçi ve yurtdışı zirai motor ve yedek parça üretim projeleri, anahtar teslimi entegre tesis taahhütleri ve tekstil sanayii tesislerinin kurulması ve işletilmesi projeleri ile çalışma alanını genişletmiştir. 1990’lı yılların başından itibaren özelleştirme projeleri ile birlikte “Enerji ve Madencilik” alanında yatırımlara başlayan ve Türkiye’de madencilik ve enerji sektöründe büyük yatırımlara imza atan Ciner Grubu, bu sektördeki Grup şirketleri ile Türkiye’de bir çoğu yeni, ya da ilk olan atılımlar gerçekleştirmiştir. 1995 yılında; Türkiye’nin en verimli özelleştirilmesi olarak gösterilen Havaş deneyimini, işletme hakkı devir modeli ile Çayırhan’da madencilik ve ve enerji alanında da gösteren Ciner Grubu’nun bu başarıları, üniversitelerde ve konferanslarda özelleştirme ile ilgili en başarılı uygulama örnekleri olarak gösterilerek literatüre geçmiştir. Çayırhan/Beypazarı’nda bulunan Linyit Kömür Madenini Avrupa’nın en verimli yeraltı işletmesi haline getirmiş ve Türkiye’de özel sektöre devredilen ilk termik santral olan Çayırhan Termik Santrali’ni yine ülkemizin “en verimli çalışan termik santrali” haline getirmiştir. 2002 yılında medya sektörüne adım atan ve bu alanda da sürekli gelişen Grup, kısa bir süre içinde yapmış olduğu yatırımlar ve kurmuş olduğu şirketlerle sektörün en büyük gruplarından birisi olmuş ve modern bir yapıya kavuşmuştur. stanbul Sanayi Odası tarafından her yıl açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayii Kuruluşu” arasında Ciner Grubu’nun çeşitli sektörlerdeki bazı şirketleri her yıl yer almaktadır.
Yatırım Holding çatıları altında faaliyet gösteren Grup, 2004 yılında bir 'çatı' örgütlenme gereğiyle Ciner Grubu adını kullanacağını açıklamıştır.

internet

sitesinde

Lara/Antalya .” Tablo 2: Ciner Grubu’nun Medya Sektörü Dışındaki Şirketleri Ve ştirakleri: ENENERJ VE MADENC L K Park Termik Elektrik Sanayii ve Ticaret A.Ş.Taksim / stanbul (Cinerler Ltd. Türk Milli Eğitimi’nin hizmetine sunulmaktadır. sayıları her yıl artan modern eğitim kurumları inşa ettirilerek.Ş. Sanayi ve Hizmet Grubu Ciner Grubu ştirakleri • • • • adı altında 3 grup. Park Maden Enerji Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi. Eti Soda Üretim Pazarlama Nakliyat ve Elektrik Üretim Sanayii ve Ticaret A.Ş.) Larespark Hotel .Ş. Ceytaş Madencilik Tekstil Sanayii ve Ticaret A. Park thalat hracat ve Ticaret A.Ş. “50 B N 50”. çeşitli şirketler ve iştirakleri ile faaliyet göstermektedir.76 Ciner Grubu’nun vizyonu içinde ifadesini bulan.Ş. Ciner Grubu bugün.600 kişi istihdam etmekte olan Ciner Grubu.Ş.Ş.Ş.Ş. yani “50 bin kişilik iş gücüne ulaşılması ile 50 eğitim kurumu inşası ve Milli Eğitim’e devri” hedefi çerçevesinde. her yıl Türkiye’nin en yüksek vergi ödeyen grupları arasında yer almaktadır. Park Teknik Elektrik Madencilik Turizm Sanayi ve Tic. Park Alüminyum Endüstrisi Sanayii ve Ticaret A. Park Tıp Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi Havaş Turizm Seyahat ve Kargo Taşımacılığı A. Larespark Hotel . Silopi Elektrik Üretim A. 2006 yılı başı itibariyle. Park Makine Yedek Parça Sanayii ve Ticaret A.Ş. Ceysan Ceyhan Dokuma Sanayii A.Ş. Park Demir Maden Sanayii ve Ticaret A. Ciner Enerji ve Madencilik Grubu Ciner Medya Grubu Ciner Ticaret. T CARET SANAY VE H ZMET Park Havacılık Taşımacılık ve Ticaret A. Park Enerji Ekipmanları Madencilik Sanayii ve Ticaret A.Ş.Ş. Park Toptan Elektrik Enerjisi Satış Sanayii ve Ticaret A.Lares Turizm nşaat . iştirakleri hariç yaklaşık 13.Ş. Park Elektrik Madencilik Sanayii ve Ticaret A.A.

medya grubu içinde faaliyet gösteren bazı şirketlere TMSF tarafından el koyulmuştur. Akpet Doğal Gaz Akpet Gaz. Ciner’in bu güçlü yapılanması.Ş.Ş. Denmar Depoculuk Nakliyat A. ajans ve prodüksiyon hizmetleri. dikey ve çapraz bütünleşmeler yönünden önemli ipuçları sunmaktadır. Turgay Ciner’in 2000 yılında Sabah ve ATV’ye ortak olmasıyla başlayan medya serüveni. Park Denizcilik ve Hopa Liman şletmeleri A.dergi yayıncılığı ve dağıtımı. özellikle televizyon yayıncılığı. Çalışmanın bu bölümünde TMSF tarafından Ciner Grubu’nun bazı medya şirketlerine el koyulmadan önceki durumu ele alınacaktır. televizyon ve filmcilik. Park Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi Park nşaat Turizm Maden Sanayii ve Ticaret A. medya sektörü içinde gazete . Park Marina şletmeciliği Turizm ve Denizcilik Ticaret A. Kaynak: www. medya sektörünü oluşturan ilgili tüm şirketlerinin faaliyetlerini Merkez Yayın Holding Anonim Şirketi adı ile sürdürmektedir. Ş ŞT RAKLER Akpet Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A. .Ş.77 Taahhüt Sanayii ve Ticaret A. gazete ve dağıtım sektörlerinde pazarın güçlü isimleri arasında yer almıştır. Grubun medya sektöründeki yapılanması bir takım değişikliklere uğramış. Ciner Grubu. Türk medya sektöründeki mülkiyet ve sahiplik yapısının karakteristik özellikleri açısından önemli bir örnek teşkil etmekte özellikle sektördeki yatay. Ancak Nisan 2007 yılında yaşanan gelişmelerle. kitapçılık ve reklamcılık gibi çok geniş alanlarda faaliyet göstermektedir.com Ciner Medya Grubu.cinergroup. pazarlama. matbaacılık.Ş.Ş. Grup.Ş.Ş. kısa bir süre içinde geniş bir sanayi kompleksinin içinde kök salmış bir medya grubu ile sürmüştür. Havaalanları Yer Hizmetleri A.

Ciner Mobil Hizmetleri A. A.Ş. Merkez ATV Televizyon ve Prodüksiyon.Ş Merkez Filmcilik Prodüksiyon Sanayii ve Ticaret A.Ş. Merkez Dağıtım Pazarlama San.Ş. (Sancak TV .Ş. (Türkçe TV) Kaynak: www. yazılı medya sektörü.78 Merkez Yayın A. Sancak Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A. .Ş.Ş. Merkez Televizyon A. ncelemede pazar payının tespiti açısından özellikle reklam ve ilan gelirleri. Merkez Teknik Hizmetler Sanayii ve Ticaret A.Ş.Ş.Bursa Yerel) Ciner Televizyon Prodüksiyon A. ( zmir TV) Renk Televizyon Prodüksiyon A.Ş.Ş’nin TMSF tarafından bazı şirketlerine el koyulmadan önceki medya alanındaki varlıkları aşağıdaki tabloda verilmiştir: Tablo 3: Ciner Medya Grubu: Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayii ve Ticaret A. ve Tic. izlenme ve satış oranları gibi veriler ele alınacaktır.Ş. gazete-dergi dağıtımı piyasası. Merkez Dergi Yayıncılık Merkez Süreli Yayınlar Merkez Haber Ajansı Merkez Prodüksiyon ve Tanıtım Hizmetleri Merkez zmir Gazete Dergi Basım Yayıncılık San.Ş. dergi yayıncılığı.Ş. Ciner Grubu’nun TV yayıncılığı. GD Gazete Dergi Sanayii ve Ticaret A. (KANAL 1) Ciner Televizyon ve Radyo şletmeciliği Sanayii ve Ticaret A.Ş. Böylece Ciner Medya Grubu’nun sektördeki hakim konumu diğer rakipleriyle de karşılaştırılarak ortaya koyulmaya çalışılacaktır.Ş. A. ve Tic. Merkez Matbaacılık Yayıncılık Sanayii ve Ticaret A.Ş.Ş. ve Tic. radyo yayıncılığı ve prodüksiyon-reklam hizmetleri sektörlerindeki pazar payı özellikle sektördeki diğer hakim Gruplarla karşılaştırma yapılarak incelenecektir.ciner. A. Aşağıda. Merkez Reklam Pazarlama Danışmanlık San. gazete-dergi basımı piyasası. Ciner Görsel şitsel Yayıncılık ve Yatırım A.com Grubun pazardaki etkin konumlanışını ve bu konumlanışın Türk medya sektörüne etkisini ortaya koymak üzere Grup medya şirketlerinin pazardaki büyüklüklerine ve özellikle pazar paylarına bakmak gerekmektedir. A. Merkez Kitapçılık Yayıncılık Sanayii ve Ticaret A.group. Merkez Pazarlama ve Ticaret A.Ş.

Ciner Medya Grubu'nun satışa konu olan Ticari ve ktisadi Bütünlük kapsamında başlıca ATV Televizyonu. Takvim. Bu büyük medya grupları. Tablo 4: Merkez Grubu’nun Televizyon Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları: ATV Kanal 1 zmir TV Bursa TV Türk Ç TV ATV Avrupa Yeni Asır TV Ancak Nisan 2007 tarihiyle başlayan sürecin ardından Ciner Medya Grubu’nun televizyon yayıncılığı alanındaki en güçlü varlığı olan ATV’nin yönetim ve denetimi TMSF’ye geçmiş ve Eylül 2007 itibariyle ATV televizyonu satışa çıkarılmıştır. ATV Avrupa. televizyon yayıncılığı alanında ulusal ve yerel alanlarda yayın yapmakta olan 7 adet (ATV. Türk Ç TV. Günaydın. Radyo City. Merkez Grubu ve Televizyon Yayıncılığı Merkez Grubu. Bursa TV. Sabah. Böylece Ciner Grubu. Yeni Asır ve Pas Fotomaç gazeteleri ile Bebeğim ve Biz. Sinema.79 4. Global. zmir TV.1. Home Art. Yeni Aktüel. Şamdan Plus. Yeni Asır TV) televizyon kanalına sahiptir. Ciner Grubu’nun ve diğer üç büyük Grubun ulusal kanallar açısından sektördeki pazar payı aşağıdaki tabloda verilmiştir. Para. Hukuki Perspektifler dergileri bulunmaktadır. Bilindiği üzere bugün Türkiye medya pazarı birkaç büyük Grup tarafından paylaşılmaktadır. Transport. aralarında Ciner Grubunun da bulunduğu Doğan Grubu. Çukurova Grubu ve Doğuş Grubu’dur. Enerji. .1. Kanal 1. medya sektörünün öncüleri arasında yer alan ve pazar payları oldukça yüksek olan Sabah gazetesi ve ATV’yi kaybetmiştir. Sofra.

CNN Türk) MERKEZ GRUBU (ATV. ülkemiz ulusal televizyon yayıncılığı piyasası için de geçerli olduğunu çok net bir biçimde ortaya koymaktadır.6 2006 Pazar Payı 40 2007/5 Pazar Payı 45 22. toplam piyasa payının %90’ına sahip dört büyük medya grubu (Doğan Grubu yaklaşık %45. CNBC-ekonomik) Kaynak: Rekabet Kurumu Yukarıda yer verilen oranlar. reklam verenlerin televizyonlarda yayınlanan reklamlar için ödemiş oldukları tüm bedel ile işletmelerin elde etmiş oldukları reklam gelirleri önemli bir veri sayılmaktadır.7 25 14 10 21 15 9 .2 10. Doğan Grubu’nun son üç yıldır yaklaşık %40%45 arasında seyreden pazar payı ise. söz konusu Grubun hakim durum tespiti bakımından çok kritik bir konumda olduğunu ortaya koymaktadır (Rekabet Kurumu. Merkez Grubu yaklaşık %21-25 arası. 2007 yılının ilk 5 aylık döneminde yüzde 21’lik bir payla pazarın en güçlü ikinci hakimi konumundadır. medya sektörlerinin genel özelliği olan oligopolistik yapının. TV kuruluşlarının. Çukurova Grubu yaklaşık %15 ve Doğuş Grubu yaklaşık %10) ve bunun yanı sıra kalan %10’luk kısmı paylaşan ve sektör için küçük sayılabilecek teşebbüslerin faaliyetlerini sürdürdükleri bir görünüm sergilemektedir. Televizyon yayıncılığı piyasası. Merkez Grubu’nun sahibi olduğu ATV ve Kanal 1 kanalları. Kanal 1) ÇUKUROVA GRUBU (Show TV) DOĞUŞ GRUBU (NTV. Üstelik pazardaki bu sıralama ile pazar büyüklükleri son üç senedir benzer seyrini sürdürmektedir. televizyon yayıncılığı alanında sahip oldukları pazar payını ölçmek bakımından.80 Tablo 5: Ulusal Kanallar Açısından Gruplar Bazında Pazar Payı: YAYIN KURULUŞU DOĞAN GRUBU (Kanal D.4 15. Star TV. 2007). Merkez Grubu’nun söz konusu 2005 Pazar Payı 38.

2005 yılı için 25.81 harcamaların ne kadarını kendisine çekebildiği bir başka deyişle pazardaki büyüklüğünün tespiti bakımından. . Bunun yanı sıra Doğan Grubu’nun TV’lerde yayınlanan reklamlar içerisindeki toplam reklam payı.7 21. Merkez Grubu’na ait kanalların.140 1. 2007).1 2005 2006 Kaynak: Rekabet Kurumu Görüldüğü üzere Merkez Grubu. Yani Doğan Grubu 2006 yılı rakamları ile toplam reklam harcamalarının yaklaşık %32’lik bir bölümünü elde etmeyi başararak. 2007). Grubun reklam gelirlerinin toplam televizyon reklam harcamalarına oranının bilinmesi gerekmektedir. Bu anlamda Merkez Grubu’nun tüm televizyon kanalları içerisinde yaklaşık %20’lik bir pazar payı büyüklüğü ile televizyon yayıncılığı pazarında çok önemli bir aktör olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye’de mevcut tüm mecralar için yapılan toplam reklam harcamalarının yaklaşık %40’lık bölümü televizyon kanallarına yapılmaktadır (Rekabet Kurumu.5. televizyon yayıncılığı pazarı bakımından bir başka deyişle televizyonlarda yayınlanan tüm reklam içerisindeki payı ise aşağıdaki gibidir: Tablo 6: Merkez Grubu’nun TV Reklamlarındaki Toplam Payı: YIL Türkiye Toplam TV Reklam Harcaması (YTL) 1. Bu payın yaklaşık %90’dan fazlası ise ATV aracılığı ile elde edilmektedir (Rekabet Kurumu.442 Merkez Grubu TV Kuruluşları Toplam Reklam Geliri (YTL) … … Merkez Grubu’nun TV’lerde Yayınlanan Reklamlar çerisindeki Toplam Reklam Payı (%) 20. 2007). reklam ile finanse edilen tüm kanallar içerinde 2005 ve 2006 yıllarında yaklaşık %20’lik bir paya sahip durumdadır. 2006 yılı içinse yüzde 32’dir (Rekabet Kurumu. medya piyasaları için çok önemli sayılabilecek bir pay ve üstelik en yakın takipçisi ile önemli sayılabilecek bir farkla pazarda lider konumdadır.

’nin %99 ortaklık payı ile kontrol ettiği Merkez Gazete ve Dergi Basım Yayıncılık ve Sanayi Ticaret A. söz konusu gazeteyi yayınlayan teşebbüsün piyasadaki gücünün belirlenmesi açısından önemlidir.1. ancak medya ürünlerinin potansiyel müşteri olarak yalnızca okuyucuya değil aynı zamanda reklam verenlere de hitap ettiği ve reklam ve ilan gelirlerinin yayıncıların gelirleri arasında önemli bir yer tuttuğu dikkate alındığında reklam ve ilan gelirleri açısından pazar payının ölçülmesi ve değerlendirilmesi de aynı derecede önemlidir (Rekabet Kurumu.2. Doğan Grubu ve Merkez Grubu’nun pazar payı toplamları. (Sabah. (Merkez Gazete) toplam beş adet gazetenin lisansına sahip olup.Ş. 4. 2007).Ş. Bu amaçla aşağıdaki tabloda Merkez Grubu’na ait gazetelerin net satış adedi ve ilan-reklam gelirleri açısından pazar paylarına yer verilmektedir. . Merkez Grubu ve Yazılı Medya Sektörü Merkez Yayın Holding A. pazarın özellikle iki Grup tarafından paylaşıldığı görülmektedir. Takvim. Sabah Almanya) bunlardan üçünü doğrudan.Ş. Pas Fotomaç. birini Merkez zmir Gazete Dergi Basım Yayıncılık Ticaret ve Sanayi A. Yeni Asır. piyasanın yarısından daha fazlasına tekabül etmektedir.82 Televizyon yayıncılığı pazarı bakımından yapılan analizlerde. (Merkez zmir) ve birini de Merkez Sabah Atv GmbH (Merkez GmbH) vasıtasıyla yayınlamaktadır: Tablo 7: Merkez Grubu’na Ait Gazeteler: Sabah Takvim Pas Fotomaç Yeni Asır Sabah Almanya Bir gazetenin net satış adedi.

94 0.17 24.71 0.31 21. çünkü Sabah gazetesi satılan toplam gazeteler içinde yaklaşık %9 civarında bir paya sahip iken. .97 0.94 19.95 20.51 0.85 9.96 0.27 4.64 5. Merkez Grubu’na ait gazeteler. satış payından daha çok reklam payına sahip olan yalnızca Hürriyet.77 4.92 5.83 Tablo 8: Merkez Grubu’na Ait Gazetelerin Pazar Payları: MERKEZ GRUBU Sabah Takvim Pas Fotomaç Yeni Asır TOPLAM Net Satış Adedine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 2007/5 8.96 19.71 0.33 25. Milliyet ve Sabah gazeteleridir ki bu durum genel olarak kendi gruplarının dağıtım ve ilana ilişkin pazar paylarına da aşağıdaki tabloda yer aldığı şekliyle yansımaktadır. satılan tüm gazetelerin elde ettiği reklam ve ilan gelirlerinden %20’den fazla bir oranda pay almaktadır. Gerek dolaşım gerekse reklam geliri açısından Grup içindeki gazetelerden Sabah gazetesinin özel bir önemi vardır. Genel olarak medya piyasasına bakıldığında.86 lan ve Reklam Gelirine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 20.30 3.50 2.93 5.54 2. Türkiye’de satılan tüm gazetelerin yaklaşık %20’sini oluşturmakta ve grup ilan ve reklam gelirleri açısından da 25’lik bir pazar payına sahip bulunmaktadır.35 Kaynak: Rekabet Kurumu Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere.42 0.07 8.

3.Ş.70 3.07 37. hatta Merkez ve Doğan Gruplarının piyasada oluşan reklam gelirlerinin %85’ini elde ettikleri görülmektedir.40 100.85 36. Merkez.84 Tablo 9: Gazete Yayıncılığı Alanında Gruplar Bazında Pazar Payları: GRUPLAR BAZINDA PAZAR PAYLARI Merkez Grubu Doğan Grubu Çukurova Grubu Vatan Zaman Star Türkiye Diğer Net Satış Adedine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 2007/5 20.40 4.00 TOPLAM 100.31 60. Merkez Gazete vasıtasıyla 28 adet dergi.38 100. Tüm bu veriler.70 5. Merkez Grubu ve Dergi Yayıncılığı Merkez Yayın Holding A.69 4.. (GD) vasıtasıyla 7. Zaman ve Çukurova) pazar payları toplamının %75’i geçtiği ve reklam gelirleri açısından da %95’in üzerinde paya sahip olduğu.27 1.89 3.35 60.00 19.77 7. Park Yatırım Holding A.95 14. 4.27 2.86 35.77 7.00 Kaynak: Rekabet Kurumu Gazete yayıncılığı piyasasına genel olarak bakıldığında. 2007).28 10.Ş.98 11.12 1.63 4.90 12.00 100.25 100.52 8.77 4.00 14.1. (MMP) vasıtasıyla 5 adet olmak üzere aşağıda isimleri verilen 40 adet dergiyi yayınlamaktadır: . Sti.92 lan ve Reklam Gelirine Göre Pazar Payı (%) 2005 2006 24.41 12.05 4.60 0. piyasanın oldukça yoğunlaşmış bir yapıda -hatta düopole yakın bir nitelikteolduğunu göstermektedir (Rekabet Kurumu.77 25.65 3.26 14.29 19. net satış adedi açısından dört büyük grubun (Doğan.Ş. ile ortaklaşa sahip olduğu GD Gazete Dergi Sanayi Ticaret A. Motor Press International ile ortaklaşa sahip olduğu Merkez Motor Presse Dergi Yayıncılık Ltd.

Ayrıca. 2007).85 Tablo 10: Merkez Grubu Tarafından Yayınlanan Dergiler: Yeni Aktüel Yeni Para Şamdan Plus Hülya Magazin Sinema Hukuki Perspektifler Cosmopolitan Cosmogirl Seventeen Geo Cosmopolitan Özel Auto Motor Sport Cosmopolitan Fit&Light Otohaber Bebeğim ve Biz Global Enerji Sofra Rolling Stone Esquire Transport Forbes PC Magazine Cosmopolitan Style Auto Katalog Cosmopolitan Bride Marie Claire TR Oto Haber Test Yıllığı Jet Life House Beautiful Missie Köpük Harpers Bazaar Electronic Gaming Marie Claire Mo. Yukarıda sayılan nedenlerle dergi yayıncılığı piyasasındaki pazar payları da dergi bazında değil yayıncı teşebbüsler bazında dikkate alınmıştır: . her dergi grubu okuyucular açısından yalnızca bulunduğu kategorideki diğer dergiler ile ikame edilebilir olmakla beraber. reklam verenler açısından kategoriler arası ikame edilebilirlik de bir noktaya kadar mümkündür. derginin yayına hazırlanması açısından tüm dergilerin aynı şekilde ikame edilebilir oldukları söylenebilir (Rekabet Kurumu. bu iki farklı müşteri grubundan gelir elde etmektedir. Yayıncılar açısından ise. Maison TR Homeart Kumsal Empire Arena Süper Alısveris FHM Dergiler de gazeteler gibi bir yandan okuyucularına bir yandan da reklam verenlere hitap ederek. Bu nedenle. dergi yayıncılığı piyasasındaki pazar gücünün ve yoğunlaşmanın analizinde de hem net satış adetleri hem de reklam ve ilan gelirleri dikkate alınacaktır.

64 19.Ş. Merkez Grubu da %25 civarında seyreden pazar payı ile ikinci durumda bulunmaktadır.58 24.57 24.88 TOPLAM 100.00 Kaynak: Rekabet Kurumu 100. Doğan Grubu.58 37.86 Tablo 11: Gruplar Bazında Dergi Yayıncılığı Piyasasındaki Pazar Payları: DERG YAYINCILIĞI P YASASI Gruplar Doğan Grubu Merkez Grubu Diğer Yayıncılar Doğuş Vatan Akşam Vogel Burda Net Satış Adetleri Üzerinden Pazar Payları (%) 2005 2006 2007 35. %24 ve %7 olarak gerçekleştiği görülmektedir.57 Nova 0.00 Reklam Gelirleri Üzerinden Pazar Payları (%) 2006 37.58 11. Merkez Grubu’nun beş adet gazete bir adet de dergi basım tesisi olduğu.07 3.57 33. ki grubun reklam gelirlerinin de buna paralel olduğu 4.22 1.82 4.21 22.00 100.1.85 Maya 0.05 3.64 0.57 3. 2007 yılının ilk beş ayı itibariyle üç büyük grubun net satış adetleri açısından pazar paylarının %33.16 4.7 2.4.53 18.11 24.Ş.37 7.32 2.’ye kiralamış olduğu beş adet gazete ve bir adet dergi basım tesisi bulunmaktadır: TMSF tarafından Rekabet Kurumu’na gönderilen bilgilerden. bunlardan .70 0.00 Piyasanın yukarıda değinilen yapısına bakıldığında.70 1.74 37.34 2.15 2.02 24.63 17.12 100. Merkez Grubu ve Gazete . son üç yıl içinde %35 civarındaki pazar payı ile liderliğini korumakta.’nin mülkiyetinde olan ve yine bu holdingin sahip olduğu Merkez Matbaacılık Yayıncılık Sanayi ve Ticaret A.Dergi Basımı Piyasası Merkez Grubu’nun Merkez Yayın Holding A. söylenebilir.

2 Eylül 2002’de kurulan Merkez Dağıtım 5 bölge müdürlüğü. Star. 25 bin 794 son satıcı. bin 200 araçlık filosu. Gündem. Birgün. gazeteler için de en azından %25 olması gerektiği açıktır (Rekabet Kurumu. . Milli Gazete.1. 4.Ş. Vakit. Merkez Grubu ve Gazete . Merkez Grubu gazete ve dergilerinin bu tesislerde basıldığı dikkate alındığında ve baskının en azından net satış adedine eşit olması gerektiğinden hareketle. 810 zincir mağaza ile hizmet veren şirket Merkez Yayın gazetelerinden. Yeni Asır yanında Cumhuriyet. Fotomaç. Takvim.2007). 2007). 2007). dergi yayıncılığı piyasasında ise %76’sı kullanılarak ulaşılmıştır. Sabah. 4. Yeni Şafak.87 Bilgin Grubu’na tahsisli zmir Baskı Tesisi dışındaki tesislerin Merkez Yayın Holding A. Güneş.9. Bugün. Akşam. Sözcü gibi gazeteleri ve 350 dergiyi okuyuculara ulaştırmaktadır (Sabah. söz konusu baskı tesislerinden kaynaklanan pazar payının dergiler için en azından %25. A. Gazete yayıncılığı piyasasında bu paya baskı tesislerinin kapasitelerinin %37 ile 64’ünü.Dergi Dağıtımı Piyasası Merkez Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret A. Tablo 12: Merkez Grubu’na Ait Baskı Tesisleri: Samandıra Gazete Baskı Tesisi Ankara Gazete Baskı Tesisi Adana Gazete zmir Gazete Baskı Tesisi Baskı Tesisi Antalya Gazete Baskı Samandıra Dergi Tesisi Baskı Tesisi Söz konusu tesislerde Merkez Grubu yayınları dışında hangi yayınların basıldığı bilinmemekle birlikte. Halka ve Olaylara Tercüman.5.Ş. Bulvar. Yeni Çağ. Merkez Grubu’nun gazete ve dergi yayıncılığı piyasasını etkileyen ve ülkemiz gazete ve dergi yayıncılığı açısından stratejik bir öneme sahip olan bir şirkettir. mülkiyetinde olup Merkez Matbaacılığa kiralandığı anlaşılmaktadır (Rekabet Kurumu. Türkiye genelinde 208 yetkili satıcısı. Fotogol.. Önce Vatan.

Diğer dağıtım şirketi ise Doğan Grubu’na aittir.88 Söz konusu şirket. . Piyasaya ilişkin pazar payları şu şekildedir. Doğan Grubu’nun gerek gazete gerekse dergi dağıtımındaki pazar payı son dört yılda %60’ın üzerinde seyretmekte ve karşısında yaklaşık %40 pazar payına sahip Merkez Grubu bulunmaktadır. ülke çapında faal olan iki dağıtım şirketinden birisidir. Doğan Dağıtım ve Pazarlama A.Ş. adlı iki şirketi ile gazete ve dergi dağıtımı faaliyetini devam ettirmektedir. Dağıtımın medya sektöründe pazarın kontrolü için en önemli bileşenlerden biri olduğu göz önüne alındığında bu iki Grubun dağıtım sektöründeki hakimiyetleri ile piyasayı kontrol gücünü elinde bulundurdukları söylenebilir.Ş. Tablo13: Gazete ve Dergi Dağıtımı Piyasasındaki Pazar Payları: Yıllar 2004 2005 2006 2007/5 Yayın Türü Gazete Dergi Gazete Dergi Gazete Dergi Gazete Doğan Grubu (%) 63 70 60 68 61 66 61 64 Merkez Grubu (%) 37 30 40 32 39 34 39 36 Dergi Kaynak: Rekabet Kurumu Tablodan da görüldüğü üzere. ve YAYSAT Yayın Satış Pazarlama ve Dağıtım A. Gazete ve dergi dağıtımı piyasası ülkemizde düopol niteliği arz etmektedir ve dağıtım ağı kurmanın maliyetli olması ve bu ağı besleyecek ölçeğe ulaşmanın zor olması nedeniyle. gazete ve dergi yayıncılığı alanında belirli bir büyüklüğe ulaşamayan teşebbüslerin piyasanın dağıtım seviyesine girmeleri beklenmemektedir (Rekabet Kurumu. 2007). Doğan Grubu.

1. DVD ve CD ortamında pazarlanması ve internet ortamında satışı ile iştigal eden şirket(ler)i de barındırmaktadır (Rekabet Kurumu. televizyon. . . dergi. Radio City.Reklam Hizmetleri Bilindiği gibi Merkez Grubu bünyesinde. Tablo 14: Merkez Grubu’nun Radyo Yayıncılığı Alanındaki Varlıkları: Radio City Radyo Marmara Romantik Radyo Bursa FM Radyo B 4. yayıncılık faaliyetinin yanı sıra basım ve dağıtım faaliyetlerini de gerçekleştirmekte olup bu anlamda dikey bir bütünlük içindedir. 2007). Merkez Grubu. Bunların yanı sıra. Merkez Grubu ve Radyo Yayıncılığı Merkez Grubu’nun radyo yayıncılığı alanında sahip olduğu varlıklar. Grup ayrıca kendi ürünlerinin dışında başka yayıncılara ait yayınların da basımını ve dağıtımını gerçekleştirmektedir.Merkez Grubundaki televizyon kanallarında yayınlanmış dizi filmlerin mülkiyet haklarının arşivlendiği.1.89 4. tekrar gösterimleri. Bursa FM ve Radyo B’den oluşmaktadır. grup içi ve grup dışı televizyon kanallarına kiralanması. . Radyo Marmara.7.Merkez Grubu içindeki gazete. Romantik Radyo ( zmir Radyo). Merkez Grubu çeşitli radyo ve televizyon kanallarına da sahiptir ve bu çerçevede çapraz bir bütünleşme içindedir. yayıncılık faaliyetine ilişkin varlıkların yanı sıra. radyo ve internet mecraları üzerindeki ilan ve reklam alanlarının tümünün satışı ile iştigal eden reklam mecrası pazarlama şirket(ler)i ile. Merkez Grubu ve Prodüksiyon .6.

Park Marina ve Park Savunma şirketlerine.270.’ne. Ziraat.100. Böylece 6 milyar 270 milyon adet Sabah Yayıncılık hissesi. nşaat.000.1’er milyar adedinin 3 trilyon 575’er milyar lira bedelle Penye Lux Tekstil.000. medya sektörüne. ticaret.100. Devir işleminden sonra oluşan ortaklık yapısına göre 24 Eylül’de yönetim kurulu şu isimlerden oluşmuştur: Dinç .’nin sahip olduğu tamamı ödenmiş 6.8 milyon adet hisse senedinden 1.’ne. 20 Ekim 2000 tarihinde Dinç Bilgin’le ortak konumuna gelmiş ve Sabah Grubu'nun çoğunluk hisseleri. Birleşik Basın Dağıtım (BBD).’ne. madencilik. bu tarihte Turgay Ciner’e devredilmiştir. sanayi ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Ciner Grubu.000 adedini Erhan Aygün’e.Ş.” MKB’ye gönderilen bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere Turgay Ciner.000 adedini Turgay Ciner’e devrine izin verilmesine ve keyfiyetin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verilmiştir.000. 1. 20 Ekim 2000’de gerçekleşen ortaklık sonrasında MKB’ye gönderilen aynı tarihli açıklamada şöyle denmiştir (www. Tıbbi ve Kimyevi Malzeme Ekipmanları Ticaret A. 1 milyar 650 milyon adedinin de 5 trilyon 362. Sabah Yayıncılık. 20 trilyon 377. ATV. 1.000 adet hissenin 1. Gıda.000.2.320. Ciner Medya Grubu’nun Kısa Tarihi Medya sektörü dışında enerji.000.Ş. 1. 1 milyar 320 milyon adedinin 4 trilyon 290 milyar lira bedelle Erhan Aygün’e. Etibank borçları nedeniyle BDDK’’nın şirketlerine el koyduğu. 1.5 milyar lira bedelle Turgay Ciner’e devrine karar vermiştir.90 4.000. Sabah Yayıncılık’ta sahip bulunduğu A grubu nama yazılı 10 milyar 511.5 milyar lira bedelle satılmıştır. BDDK’nın Etibank’ı TMSF’ye devretmesinden bir süre önce. Böylece Ciner.100.650.ımkb.gov.000 adedini Penye Lux Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.000 adedini Park Marina şletmeciliği Turizm Denizcilik A. işadamı Dinç Bilgin’e ait Sabah gazetesi ve ATV’ye ortak olarak giriş yapmıştır. Tekstil. Sabah Yayıncılığın ortaklarından Medya Holding A. 1 Numara Yayıncılık ve Sabah Pazarlama’yı bünyesinde barındıran Medya Holding Yönetim Kurulu’na girmiştir.tr): Medya Holding Yönetim Kurulu.Ş.000 adedini Park Savunma Sanayi Otomotiv.

91

Bigin, Turgay Ciner, Önay Şevket Bilgin, Zafer Mutlu, Mustafa Dinçer, brahim Başol, Ertin Akgüç, Süleyman Yaşar. Ciner ile kurulan ortaklıktan kısa bir süre sonra 27 Ekim 2000 tarihinde, Etibank TMSF’ye devredilmiştir. Bu devir sonrasında Banka’nın hissedarı ve yönetim kurulu üyelerinin mal varlıklarına ihtiyati tedbir konulmuş, Medya Holding A.Ş., Medya Sabah Holding A.Ş. ve Bilgin Holding A.Ş.’nin malvarlığı ve iştirakleri ya da bağlı ortaklıkları üzerinde Bilgin Grubu’nun tasarrufta bulunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu süreçte Park Grubu, Grubun tümünü devralabilecek ortaklık arayışlarına girmiştir. Bu arayışlar neticesinde, Mehmet Emin Karamehmet (Çukurova Grubu), Turgay Ciner (Park Grubu) ve Murat Vargı’dan (MV Holding) oluşan MTM Haber Yatırım ve Ticaret A.Ş. (MTM), Bilgin Grubu’nu devralmak üzere Dinç Bilgin ile anlaşmıştır. 30 Kasım 2000 tarihli Sabah Gazetesinde “Ceketimi Alıp Çıkıyorum” başlığıyla yayınlanan yazısında Dinç Bilgin bir veda yazısı yayınlayarak Grubu devrettiğini belirtmiştir. Dinç Bilgin’in Gruptan ayrılmasından sonra MTM temsilcisi üyeler Sabah Yayıncılık A.Ş., Birleşik Basın Dağıtım A.Ş, Satel Sabah Televizyon Prodüksiyon A.Ş., Medya Basın Servisleri Tic. A.Ş. gibi Bilgin Grubu’nun önemli şirketlerinin yönetim kurullarında görev almışlar ve fiilen MTM konsorsiyumu bu şirketleri yönetmeye başlamıştır. Ancak, bu şirketlerde herhangi bir hisse devri gerçekleşmemiştir (Rekabet Kurumu, Rekabet dergisi internet sitesi). 8 Ocak 2001 tarihinde yine Sabah gazetesinde “Eve Dönüş” başlıklı haberle Dinç Bilgin’in Grubun başına döndüğü açıklanmıştır. Bir süre sonra, adı geçen şirketlerde olağanüstü genel kurullar yapılarak, yönetimler Bilgin Grubu tarafından oluşturulmaya başlanmıştır. Dinç Bilgin, 2 Nisan 2001 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından “nitelikli dolandırıcılık, zimmet ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak” suçlarından tutuklanmış ve cezaevine gönderilmiştir. Mehmet

92

Emin Karamehmet, Turgay Ciner ve Murat Vargı’nın birlikte kurdukları MTM adlı şirketin Sabah Grubu’nu kontrol işlemleri, BDDK’nın “Bilgin’e ait şirketlerde herhangi bir sahiplik değişikliğine gidilemez. Bu konuda tek yetkili BDDK’dır” açıklamasıyla engellenmiştir (Sönmez, 2003: 194-195). NTV’de yayınlanan bir söyleşisinde Ciner, ortaklıkla ilgili olarak şu açıklamalarda bulunmuştur:

“2000 senesinde, 1999’da başlayıp 2000 senesinde biten bir çalışmanın sonucunda medya sektörüne ortak olduk. Sabah grubu, ATV grubudur. Hala da ortaklığımızın yapısı 2000 senesindeki yapıyla devam etmektedir. Yani, bugünün kriz ortamında değil. O günlere de bakarsanız 2000 senesi Türkiye, şimdi şimdi anlaşılan sanal bir büyüme içindeydi. Gelirler gayet güzeldi. Bu bahsettiğimiz bize bağlı olan Grup gayet kârlı bir Gruptur. Zaten Grup, harici işlerden dolayı mali sıkıntı içine girmişti. Bu sebepten dolayı da biz ortak olmuştuk.” (Sönmez, 2003: 208). 3 Mayıs 2005 tarihinde ise Turgay Ciner, Sabah ve ATV başta olmak üzere Dinç Bilgin’e ait Medya Grubu şirketlerini almak üzere TMSF ile bir anlaşma imzalamıştır. Ciner’in 10 yıl içinde TMSF’ye 433 milyon dolar ödemesini öngören anlaşma ile Bilgin’e ait medya şirketleri Merkez Grubu’na devredilmiştir. Temel olarak enerji ve madencilik sektörlerinde faaliyet gösteren bir iş adamı olan Turgay Ciner’in medya sektörüne girişi, gerek kamuoyunda gerekse basında geniş yankı uyandırmış ve adı pek çok suça karışan bu ismin8 2000’li yılların başında medya sektörüne yönelmesi ardından pek çok soru işaretini de beraberinde getirmiştir. Cumhuriyet gazetesinde 22 Eylül 2002’de, Leyla Tavşonoğlu ile bulunduğu söyleşide Ciner, medya sektörüne girmekteki amacını şöyle açıklamaktadır:

8

Turgay Ciner’e yönelik iddia ve suçlamalar ilerleyen bölümlerde ele alınacaktır.

93

“Birincisi biz bozuk işletmeleri tamir edip, satabilecek duruma getirme becerimizle şöhret kazandık. ikincisi de belki de Türkiye’de herkes de olduğu gibi çarpık yapılanmaya karşı bir başkaldırı olabilir...” Söyleşinin devamında ise Ciner, esas amacını “Esas temeli şu: Biz basın ve medyaya bir endüstri olarak bakıyoruz. Bu sektörde rehabilite edebileceğimiz işletmeler gördüğümüz için zamanında o şekilde girdik” sözleriyle dile getirmektedir: Turkishtime dergisinde (2006: 66) yer alan röportajda ise Ciner,

Sabah Grubu’nu almasıyla ilgili şu açıklamalarda bulunmuştur:

“Medyada yok olmakta olan bir kuruluşu ayağa kaldırdık. Satın almadık, kendi büyüttüğümüz bir unsuru satın aldık. Duble yatırım yapmış olduk yani. Hem kendimiz bir yatırım yaptık, iyileştirdik hem de iyileştirdikten sonra satın aldık. Bunu parantez içinde söylüyorum; aptal tüccar rolündeyiz yani.” “450 milyon dolarlık bir borca katlanacaksınız yani” sorusuna yönelik ise Ciner, “hukuki anlamda böyle bir sorumlulukları olmamasına rağmen bunu kamu vicdanı için yaptıklarını” ifade etmiştir. Sabah ve ATV’yi alarak medya sektörüne giriş yapan Ciner’in medya sektöründeki bir diğer girişimi de Cumhuriyet gazetesinin yüzde 20’sini satın alması olmuştur. Gazetenin yüzde 20'sinin 2 milyon dolar karşılığında Ciner’e satıldığını ve Ciner’in böylece gazetenin 250 ortağından biri olduğunu açıklayan Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı lhan Selçuk, Ciner'in gazetenin yayın politikasına karışmayacağını belirtmiştir. Selçuk, Ciner'in adının Susurluk Raporu'nda geçtiği hatırlatıldığında ise "Kendisi ile ilgili araştırma yaptık. Hakkında açılan dava yok. lkelerimizi de kabul etti. Bu nedenle katkıda bulunma isteğine olumlu yanıt verdik” açıklamasında bulunmuştur (Radikal, 3.9.2002).

2004 yılında Park Holding ve Park Enerji Yatırım Holding ile madencilik. hisse senetleri borsada işlem gören sanayi şirketleri arasında 2006’nın ilk yarı sonuçları itibariyle karlılığını en çok artıran şirket olmuştur. Park Elektrik. %443 artırarak 32. 2006 yılı ilk yarı sonuçları itibariyle 10.8. 2000’li yıllarda 1. Madencilik ve enerji sektöründe faaliyet gösteren Park Elektrik Madencilik Sanayi ve Ticaret A.9 milyon YTL olan kârını yine bu yılın aynı döneminde. Grubun tekstil ve madencilik sektöründe faaliyet gösteren diğer şirketi Ceytaş Madencilik Tekstil Sanayi ve Ticaret A. 2005’in ilk yarısında 5. ve Ceytaş Madencilik Tekstil Sanayi ve Ticaret A.. günümüz iş dünyasında en hızlı çıkış yapan isimler arasında anılırken 90’lı yıllarda iş hayatına atılan bu isim. de 2005’in ilk yarısını zararla kapatırken.Ş.Ş.1. Bunlar Park Elektrik Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’dir. (Sabah.5 milyar dolarlık serveti ile “En zengin 100 Türk” listesinin 8’inci sırasında yer almayı başarabilmiştir.2. stanbul Sanayi Odası’nın her yıl açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” ( SO500) listesinde 2006 yıllarında ilk 200 şirket arasında yer almıştır. Ciner Grubu’nun MKB’de işlem gören iki adet şirketi bulunmaktadır.94 4.sekiz yaşlarından beri ticaret hayatının içinde olan Turgay Ciner.2 milyon YTL dönem kârı elde etmiştir. . Aylık ekonomi dergisi Turkishtime Dergisinde (2006: 45) Ciner ile yapılan bir söyleşide de ifade edildiği gibi yedi .6 milyon YTL’ye çıkarmıştır. hizmet turizm ve medya alanında faaliyet gösteren çok sayıda şirketini "Ciner Grubu" adıyla tek şemsiye altında toplamıştır. milyar dolarlara ise 40’lı yaşlarda ulaşmıştır. enerji.Ş. Park Teknik Elektrik ve Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık Sanayi Ve Ticaret A. “milyon dolarlara 24 yaşında. bu kâr artışıyla. Serveti le Konuşulan Bir Medya Patronu: Turgay Ciner Turgay Ciner ismi.2006) Ciner Grubu’na ait Park Termik Elektrik. Ciner Grubu’nun halka açık şirketleri yılın 2006 yılının ilk yarısını yüksek oranlı kâr artışı ile kapattığını açıklamıştır.Ş. 16.” Grup.

Bence herkes hedefini bir numara olmak üzerine kurmalı. 2000’li yıllarda 1.Ş.4 milyar dolarla 10’uncu sırada yer alan Rahmi Koç’u geçmiş ve bu durum akıllara. gelecek dönem hedeflerini açıklayan Turgay Ciner.tr 24 Aralık 2004 tarihinde.4 milyar dolar olduğunu söyleyen Ciner.A. 27.95 Tablo 15: 2006. Üretimden Satışlar Net (YTL) 277. Şu anda belki onların onda biriyim. Merkez Gazete Dergi Basım Yayıncılık San.221 217. 2004 yılına ait ciro büyüklüklerinin 1. 25. bu serveti ile listede 1.12. Ve Tic.2 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını söylemiştir (Akşam.12.Ve Tic. demiyorum.610.SO500 Verilerine Göre Ciner’in Şirketleri: 2006 139 184 170 Firma ve Müessese Adı Park Termik Elektrik San. Grubun ana omurgasının madencilik sektörü olduğunu ve madencilik sektörüne beş yıl içinde 1.12. enerji.Ş Park Teknik Elektrik Madencilik Turizm San.673. Ve Tic. Şimdi de Koç ailesine büyük saygım var.519. A. . O zaman Türkiye’nin en büyüğü Koç idi. Ciner.2006). Ama 1. lle de bir numara olurum. 20 liralık haftalıkla iş hayatına atıldım.129 233. 10 yıl içerisinde Türkiye’nin en büyük Grubu olmayı hedeflediklerini açıklayarak bu hedefi şu sözlerle anlatmıştır (Cumhuriyet. Aynı açıklamada Ciner.5 milyar dolarlık serveti ile Forbes Dergisinin yayınladığı “En zengin 100 Türk” listesinin 8’inci sırasında yer almıştır (Sabah. bir basın toplantısı düzenleyerek.org.7’lik bir paya sahip olduklarını. hizmet ve medya alanlarında büyüyeceklerini. Türkiye enerji üretiminde %3. A.” Enerji ve madencilik sektörünün ardından medyada da kısa süre içerisinde yükselen Turgay Ciner. açıklamasında Grup olarak madencilik.2004): “Ben 1974’te. 25.2004).335 Kaynak: iso. hedeflerinin ise %10’luk bir pazar payı olduğunu ifade etmiştir.2 milyar dolarlık yatırımı tamamladığımda bu hedefe de yaklaşmış olurum.Ş.

12. Türkiye’nin en büyük sanayi ve ticaret grubu Koç Holdingin de önünde yer alan Ciner’in listedeki konumu bazı kuşkular yaratmış ve “dergin varsa zenginsin” şeklindeki yorumlara yol açmıştır9 (Vatan. Bilindiği gibi Forbes Dergisi Merkez Yayın Holding tarafından çıkarılan bir yayın organıdır. bu gücü rakiplerine. medya tartışmaları içinde önemli bir yer teşkil etmektedir.2006). siyasi erke karşı gereğinde bir savunma ya da saldırı gücü olarak kullanabilme olanağıdır. getirileri de vardır. O da kitlelere ulaşabilme. paylaşma. Kağıt üstünde zengin olmak. Eğer bir de derginiz varsa. “Listeyi değerlendiren iş dünyası ‘Yeni kavram. liste inandırıcı bulunmadı” yorumunda bulunmuştur. Üretim sürecinde kapitalistin temel dürtüsü kârdır ve yatırım yapılan bir sektörde kâr oranı düşükse. medya sektörü için her zaman geçerli olmaz. kapitalist üretim ilişkilerinin sonucu olarak üretim aracını mülkiyetinde bulunduran kapitalist sınıf el koyar. . 4. Bu sözlerin ardından henüz iki sene geçmesine rağmen en zenginler listesinde. 18. 9 Ciner’in En Zengin 100 Türk listesinde yer almasını “Ciner. Bu değere.2. Medya Kârlı Bir Sektör Mü? Ciner: “Kâr Etmediğimiz Yerde Bulunmayız” Günümüzde medyanın kârlı bir sektör olup olmadığı sorusu. kapitalist yatırımını daha kârlı bulduğu bir sektöre kaydırır. Kapitalist toplumlarda medya içerikleri endüstriyel ve ticari bir etkinlik olarak emtia üretimine dayanır ve bu üretim sürecinde bir artı-değer yaratılır. etkileyebilme bundan dolayı bir iktidarı.2. Geniş bir meta üretimi ve dağıtım ağına sahip olan medya sektöründe asıl amaç kâr mıdır? Sönmez’e (2003: 32) göre azami kâr motifine dayalı genel kapitalizm kuralı. onlara istenen mesajı verebilme.96 2004 yılındaki basın açıklamasında “Şu an belki de Rahmi Koç’un onda biriyim” sözlerini getirmiştir. kuşe kağıt üstünde zengin olma imkanınız da var. Çünkü medyanın bu dala yatırım yapmış olanlara maddi kazancın dışında başka faydaları. Darısı her işadamının başına’ derken. Koç ve Şahenk’ten Zengin mi?” başlıklı bir haberle eleştiren Vatan gazetesi. gücü kullanma.

1980 yılını gene de kârla kapıyor. kıdem tazminatından vergi alınacağı dedikoduları çıkınca bir çokları gazeteden bir an önce istifa edip. Ha. Kâr da ediyoruz.. aynı basın toplantısında “Bayrağın dalgalandığı her yere gideriz. Yani evdeki hesabın çarşıya uymaması için ne lazımsa oldu. pek çok sektörün onun üzerinden açılım sağlayabileceği stratejik bir bileşen haline gelmiştir.. Bakın rakamlar vereyim de. Ben aldığımda kağıt 9 liraydı. Dominant olarak büyüyeceğiz. Medya patronlarının söylemleri de kapitalist dünyanın gerçeklerine oldukça yatkındır ve pek çok medya patronu.” ifadeleri dikkat çekmektedir: “Milliyet’i her şeyden önce bir kâr müessesesi olduğu için aldım. paralarını kurtarma yolunu seçtiler. Daha geçen Ekim’de. sektörü kârlı gördükleri için bu alana yatırım yaptıklarını ifade etmiştir. Ama Milliyet..12. Gazete patronluğu buzdolabı fabrikası patronluğuna göre çok daha yüksek statülü bir iş. özellikle aldığım zaman ne kadar kârlı bir iş olduğunu anlayın. Biraz da samimi olalım. Bu alanda kalıcıyız. Zaten kâr etmediğimiz yerde bulunmayız” (Dünya.. enerji. Bir kapitalistin ilk . ticaret.... ki ay sonra 54 lira oldu. Madencilik sektörüne yönelik yatırımları için de benzer ifadeler kullanan Ciner. 25. 350 milyon lira oldu.. Örneğin medya patronu Aydın Doğan. Doğan’ın özellikle “Gazete patronluğu buzdolabı fabrikası patronluğuna göre çok daha yüksek statülü bir iş.2004). kahramanlık için gitmiyorum. pazarlama vb. Onlara bir kalemde 140 milyon ödedim. Medya başlı başına kârlı bir sektör olmasa dahi bütünleşmiş olduğu diğer sektörlerle birlikte büyük kâr vaat eden bir sektör haline dönüşmüştür. Gazete patronu oldunuz mu bir başka bakıyorlar insana hele bu gazete bir de Milliyet olursa.97 En nihayetinde günümüz medyası finans." Aydın Doğan’ın karşısına dağıtım tekelini kıran medya patronu olarak çıkan Turgay Ciner de 21 Aralık 2004 tarihinde düzenlediği basın toplantısında sektörün kârlı olduğunu şu sözlerle ifade ediyor: “Medya işini sevdik. Demek ki iş iyi. Ben kâr için gidiyorum.. sektörün hem kârlı hem de itibar getiren bir yönü olduğunu şu sözlerle ifade etmiştir. ki ay sonra toplu sözleşme yaptık. 1981 yılında Erkekçe dergisine (1981) verdiği röportajda... Ben Milliyet’i aldığımda yıllık ücretlerin toplamı 120 milyon liraydı.

98 işi para kazanmaktır.3. Yani. Bundan dolayı da gelirleri. .” Ciner. medya çok geniş alanlarda talep görmüştür. bütün kanallar arasında birincidir. 25. Dağıtımda Kızışan Rekabet: Ciner “Dağıtım Tekelini Kırdık” Medya sektöründe pazarın kontrolü için en önemli bileşenlerden biri dağıtımdır. Ama tabi ki işin içine girdikten sonra biraz da tecrübe edindik. En azından ben bunu dengeliyorum. Karşı tarafında da küçük marjinal unsurlar yer alacaktır. çoğuna küçük dilimler halinde düşmüştür. Yani. Bugün televizyon sektöründe ATV.2004). manipülatif unsurların içine katılmamıştır.” 4. Turgay Ciner. Sabah gazetesi de Türkiye’nin denge gazetesidir. Dolayısıyla pazar payları. kifayet edici gelirleri vardır. Zor durumda olan bir grubun. yani Bilgin Grubu’nun lehine yayınlar yapmamıştır. Halkın teveccühünü kazanmıştır. Türkiye’nin her tarafında bütün sektörlerde olduğu gibi basın ve medya sektöründe de çarpık yapılanma olduğunu gördük. 2003: 210): “Medyada hedefim şu: Bizim çalışanlarımızın içinde medya kârlı bir sektör değil derken.12. Bu sektörde rehabilite edebileceğimiz işletmeler gördüğümüz için zamanında o şekilde girdik. bir grubun karşısında olacak ağırlıklı bir gazetedir. Cumhuriyet gazetesinde Leyla Tavşanoğlu ile yaptığı 24 Eylül 2002 tarihli söyleşide “basın ve medyaya girmekteki amacınız neydi?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Esas temeli şu: Biz basın ve medyaya bir endüstri olarak bakıyoruz. Faaliyet alanlarını dağıtıma doğru genişleten büyük medya Grupları dağıtım sektörüne de hakim olarak malın tüketiciye ulaşmasına kadar olan süreci kontrol altına almaya çalışmaktadırlar. ona katılmıyorum. Yanlış. Öteki türlü tahterevallinin bir tarafı yerde olacaktır devamlı.2. medyadaki hedefini ise şöyle açıklıyor (Sönmez. Sosyal sorumluluk bunların türevidir” açıklamalarıyla dikkat çekiyor (Referans.

BBD %35. Sabah Grubu yayınları. Bu iki Grubun dağıtım sektöründeki ortaklığı uzun sürmemiş.’ye (BBD Merkez) verilmiştir. Yakın tarihe göz atıldığında büyük bir pazar olan dağıtım sektörünün medya grupları tarafından zaman zaman kartel anlaşmalarıyla hakimiyet altına alınmaya çalışıldığı görülmektedir.Ş. Yay-sat’ın dağıtımından alınarak BBD ile aynı gruba bağlı olan ve Turgay Ciner’in sahip olduğu BBD Merkez Dağıtım Organizasyon Pazarlama Sanayi ve Ticaret A. dağıtımı B RYAY’da bulunan Akşam Grubu yayınları ile Yay-sat’ın dağıttığı Cumhuriyet gazetesi de bu yeni şirket tarafından dağıtılmaya başlanmıştır. . 23. Cumhuriyet gazetesinde Leyla Tavşanoğlu ile yaptığı 24 Eylül 2002 tarihli söyleşide de dağıtım tekeline yönelik şu ifadeleri kullanmıştır: “Evet. BBD %33’lük bir payla piyasanın tamamına hakim konumdadır. Doğal olanı bir rekabet içinde olunmasıdır. Bu yol ayrımının ardından sektörde rekabet kızışmış tam da bu noktada Turgay Ciner’in kontrolüne geçen BBD Merkez.2002). dağıtım tekelini kırdık.99 Dağıtım şirketleri. Geri kalanın hep çifti vardır. dağıtımda yeni bir dönem başladığı ve dağıtımda tekelin sona erdiği açıklamalarıyla yeni bir tartışma başlatmıştır (Sabah. Üstat Çetin Altan’ın dediği gibi ‘Kozmos’ta tek olan unsur kabul edilemez. BBD Merkez’in kurulmasıyla birlikte Sabah Grubu yayınları dışında. dergi dağıtımı piyasasında Yay-sat %67. Sabah Grubu’nun sahiplik yapısının değişmesiyle Yay-sat ve BBD yollarını ayırmışlardır. Örneğin 1996 yılında Doğan ve Bilgin Grupları dağıtım şirketleri BBD ve Yay-Sat’ı birleştirerek dağıtımda bir anda piyasanın tamamına yakınını kontrolleri altına almışlardır. Tek olduğu zaman rahatsızlık yaratır. bu yolla hem küçük gazete ve dergileri kendilerine bağımlı kılmakta.’ Bir Tanrı tektir. medya grupları için önemli bir güç olmakta. hem de sektördeki reklam pazarını denetleme olanağını elde etmektedirler. Zaten dağıtım tekeli yanlış bir işti. 1998 yılında gazete dağıtımı piyasasında Yay-sat %65. Turgay Ciner.12.

açık ve net.Ş adlı iki şirketi ile gazete ve dergi dağıtımı faaliyetinde pazarın hakimi konumundadır. etmez. kafasına odun indirerek. Kim başarılıysa. Bunlardan biri “dağıtımda doğal bir rekabet ortamı içinde piyasada birden fazla aktörün faaliyet göstermesi gerektiğini ve bu işin nefes borsunun açık olması gerektiğini” ifade eden Turgay Ciner’e ait olan Merkez Dağıtım Pazarlama Sanayi ve Ticaret A. Herkes önce benim gazeteciliğe girdiğimi tahmin etti. dergi dağıtımı piyasasında ise %36’lık bir pazar payına sahiptir (Rekabet Kurumu.Ş. Ben bunu hiçbir şekilde yapmayacağım. kim daha iyi mal üretiyorsa bu rekabet ahlakı içinde bu işin yapılması gerekir. Hareket tarzım tamamıyla demin dediğim sistem çerçevesinde olacaktır. ve YaySat Yayın Satış Pazarlama ve Dağıtım A. . bir gecenin karanlığında yere ip gerip adama çelme atarak iş görmeye gerek yok. Yani rekabetin gücü. Daha fazla üretmek için de daha fazla kaliteye yönelmeye çalışacağız. Kalite göreceli bir kavramdır. Bizim yaptığımız iş gayet basit.” Ciner. dört. aynı söyleşide “Yeni dağıtım şirketi hayata geçtikten sonra hâlâ gruplar arasında o eski. Bel altından vurarak. taşıma suyla değirmen döndürmeyeceğim. azalıyorsa kötüye doğru gittiğimizi göreceğiz.” Günümüz medya piyasasında dağıtım sektörü iki büyük şirket tarafından paylaşılmaktadır. dergi dağıtımında ise %64’lük bir paya sahip olan Doğan Grubu ile paylaşmaktadır. Ciner. kıran kırana rekabet devam eder mi?” sorusuna “kalitenin okuyucu talebine göre oluşacağını” ifade ederek. Yani. Bu talep arttıkça iyiye doğru gittiğimizi. şu şekilde yanıt vermektedir: “Hayır. piyasayı gazete dağıtımında %61. Bu işin nefes borusunun açık olması lazım. Sektörde bir boşluk gördük. Merkez Dağıtım Pazarlama 2007 yılının ilk beş aylık döneminde gazete dağıtımı piyasasında %39. 2007). üç. Çünkü önemli bir iş. beş vs. taleple doğru orantılı olacaktır. Ama göstergesi de okuyucunun artan talebidir.’dir. Doğan Grubu. ama ben bu sektöre dağıtımdan girdim. Ama iyiye doğru gittikçe sistem ne üretirse onu paylaşacağız. Doğan Dağıtım ve Pazarlama A. olması lazım.100 Hatta.Ş. Bu sistem ne kadar üretiyorsa o kadar kullanım yapacağız.

101 Görüldüğü gibi gazete ve dergi dağıtımı piyasası ülkemizde düopol niteliğindedir ve dağıtım ağı kurmanın maliyetli olması ve bu ağı besleyecek ölçeğe ulaşmanın zor olması nedeniyle.4. TMSF’nin Ciner Medya Grubu Şirketlerine El Koyma Süreci 2000’li yılların başında medya sektörüne girişi ile çok konuşulan Turgay Ciner’in medya serüveni rakiplerine oranla çok da fazla sürmemiş. Böylece TMSF. 2007 yılının Nisan ayında yaşanan gelişmelerle Sabah ve ATV’nin satışıyla ilgili olarak kamuoyunda da geniş yankı uyandıran ilginç gelişmeler yaşanmıştır. Fon ile Medya Grubu arasında imzalanan 17 Kasım 2003 tarihli ve Fon. Etibank’ın hakim ortağı Dinç Bilgin ile Merkez Grubu’nun doğrudan veya dolaylı hakim ortağı Turgay Ciner arasında imzalanan 1 Ekim 2002 tarihli lisans sözleşmeleri. 4. Dinç Bilgin ve Turgay Ciner arasında gizli bir ortaklık olduğunun anlaşılmasıyla yayınların yönetim ve denetimini devralmıştır. gazete ve dergi yayıncılığı alanında belirli bir büyüklüğe ulaşamayan teşebbüslerin piyasanın dağıtım seviyesine girmeleri beklenmemektedir (Rekabet Kurumu. Medya ve Merkez Grubu firmaları arasında imzalanan 3 Mayıs 2005 tarihli protokollerin imzası aşamasında mevcut olduğu halde protokol taraflarınca Fon’un bilgisinden gizlenen 12 Haziran 2002 tarihli protokol ve 8 Ağustos 2002 tarihli sözleşmeler. Fon tarafından muvafakat verilen satış ve devir protokollerini geçersiz hale getirmiştir. 2007). Bilgin ve Merkez Grubu’nun medya sektöründe faaliyet gösteren 63 adet şirketinin yönetim ve denetimleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca TMSF tarafından devralınmıştır. El koyma işleminin ardından TMSF tarafından 1 Nisan 2007 tarihinde yapılan açıklamada şöyle denmiştir: “Etibank hakim ortağı Dinç Bilgin ile Turgay Ciner arasında imzalanmış olan gizli sözleşmelerin yeni ortaya çıkması sonucunda. aralarında Sabah gazetesi ve ATV olmak üzere Turgay Ciner’a ait Merkez Grubu çatısı altındaki 63 medya şirketine el koymuştur. . TMSF.2.

hak ve varlıklardan oluşan tüm medya sektöründe Turgay Ciner ile ortak olduğu. TMSF bir süre sonra şirketlerin tüm hisselerine de el koymuştur. 1 Ekim 2002 tarihli ilk lisans sözleşmelerinden itibaren başlayan bu sürecin tamamında ortak hareket ettikleri. Bu nedenle. Turgay Ciner ve Dinç Bilgin arasında bir inanç sözleşmesi yapıldığını ve aslında Dinç Bilgin’in şirketlere yüzde 50 oranında ortak olmaya devam ettiğini ortaya çıkarmıştır. Park Grubu tarafından Merkez Grubu varlıklarının satış işlemlerinin Fon tarafından gerçekleştirilmesi.org.102 Bu hukuki durum karşısında.tr).” (www. şikayet ve dava haklarından peşinen feragat etmeleri öngörülmüş olup. Açıklamadan da anlaşılacağı üzere ortaya çıkan 12 Haziran 2002 tarihli protokol ve 8 Ağustos 2002 tarihli sözleşmeler. TMSF ve Ciner’in şirketi arasında. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince Medya Grubu (Dinç Bilgin Grubu) ve Merkez Grubu şirketlerinin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimleri fon tarafından devralınmıştır. satış bedelinin tahsili. şikayet. takip ve itiraz yoluna müracaat etmemeleri. aynı çerçevede Merkez Grubu’nun oluşumu ve faaliyetleri aşamasında Dinç Bilgin Grubu’ndan intikal eden varlıklar . Turgay Ciner’le anlaştığını açıklayarak satış sürecini başlatmıştır. Bu gelişmenin ardından kısa bir süre sonra TMSF. Dinç Bilgin’in Merkez Grubu da dahil olmak üzere yukarıda zikredilen protokollere konu mal. dağıtımı ve Dinç Bilgin Grubu’ndan olan Fon alacaklarına Fonun dilediği şekil ve tutarda mahsubuna yönelik olarak Fon tarafından gerçekleştirilecek bütün işlemleri tamamen ve kayıtsız şartsız kabul etmeleri. Fon ve/veya Merkez Grubu ve/veya Medya Grubu aleyhine dava. Bu ortaklığın çerçevesinin çizildiği gizli inanç sözleşmesinin ortaya çıkması ile birlikte TMSF. El koyma operasyonu ile birlikte Turgay Ciner ile TMSF arasındaki satın alma protokolü de yürürlükten kaldırılmıştır. 29 Ağustos 2007 tarihi itibariyle imzalanan protokolün ayrıntıları TMSF tarafından 4 Eylül 2007 tarihinde yapılan bir açıklama ile şöyle duyurulmuştur: “Bahse konu protokol ile.tmsf. yapılan bütün işlemlerle ilgili tüm itiraz. 1 Nisan 2007 tarihinde şirketlerin yönetim ve denetimine el koymuştur. hileye dayalı ve muvazaalı işlemlerle Fon’u yanılttıkları belgelenmiştir.

Sabah. Global Enerji Merkez. Günaydın. 1956 yılında Hopa’da doğmuş. Yeni Aktüel. Arena gibi dergilerin Ciner’e verilmesi kararlaştırılmıştır. Radyo City. Şamdan Plus.103 arasında yer almayan.000 ABD Doları bedelle satışa çıkarmıştır” denilmiştir.100.Ş’ye bağlı olarak yayımlanan Marie Claire. TMSF tarafından aynı gün içinde yapılan bir açıklama ile aralarında ATV ve Sabah’ın da bulunduğu yaklaşık 20 medya kuruluşunun satış işleminin başlatıldığı bildirilmiştir. varlık ve şirketlerin Park Grubu’na iadesi düzenlenmiştir. Anadolu Endüstri’nin Irak’taki taahhütlük işlerini devralan Ciner. 1990’da Rusya’dan televizyon ekipmanları ithal edip stanbul Talimhane’de açtığı bir yedek parça dükkanı ile .000. 4. Para. Home Art Merkez.3. Medya/Merkez Grubu borçlularının mülkiyetinde bulunan televizyon ve gazete varlıklarından oluşan ATV-Sabah Ticari ve ktisadi Bütünlüğünü 1. Yapılan açıklamada “Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu. FHM Merkez. Açıklamaya göre satışa konu Ticari ve ktisadi Bütünlük kapsamında başlıca ATV Televizyonu. Merkez Grubu’nun faaliyetleri sırasında edinilen veya Park Grubu’ndan aktarılmış olan nakit değer.” Bu kapsamda Kanal 1 ve GD Gazete Dergi Sanayii A. Transport. Hukuki Perspektifler Dergileri bulunmaktadır. daha sonra 1988 yılında Anadolu Endüstri Holding’in ortaklarından Osman Yazıcı ile birlikte Yazeks’i kurmuştur. iş hayatına oto yedek parçacılığı ticareti ve ardından başlamıştır. Sofra Merkez. Turgay Ciner Kimdir? Türk medya sektörünün önemli isimlerinden biri olan Turgay Ciner. Sinema Merkez. 1984 yılında Almanya’dan Mercedes ithalatına başlayan Ciner. Takvim. Yeni Asır ve Pas Fotomaç gazeteleri ile Bebeğim ve Biz Merkez.

Evrensel gazetesi 25 Ekim 2000 tarihli sayısında Turgay Ciner ve enerji sektöründeki isimlerin bağlantısına şu şekilde yer vermiştir: “. 1990 yılında Türkiye’de özel sektöre devredilen ilk termik elektrik santrali olan Çayırhan Termik Santrali’nin işletme devrini 20 yıllığına devralarak tekstil sektöründeki yatırımlarını. Ceyhan’daki Ceytaş plik Fabrikasını ş Bankası’ndan satın alarak tekstil sektörüne giriş yapan Ciner. eski M T Personel Müdürü Kemal Hacıbeyoğlu. Grup.. ağırlıklı olarak Özbekistan ve Tacikistan ile iş yapmaya başlamış. Ciner Grubu’nun sahibi olarak bilinmesinin yanında kamuoyunda özelleştirme ihalelerine olan yakın ilgisi ile de tanınmaktadır. ardından 1994’te Mensucat Santral’i alıp adını Taç Santral olarak değiştirmiş ve Penyelüks’ü de alarak Gruba katmıştır. eski Dış Ticaret . enerji ve madencilik sektörüne yönlendirmiştir. Silopi Elektrik. Park Demir. 1991 yılında Körfez Krizi’nin başlamasıyla. Park Maden. Eti Soda. Ceytaş Madencilik.. Park Toptan Elektrik. Turgay Ciner. Park Elektrik. 1993’te. bugün enerji ve madencilik sektöründe Park Termik. Park Teknik. 1990’lı yılların başından itibaren tekstil sektöründen çekilmeye başlayarak özelleştirme projeleri ile enerji ve madencilik alanında yatırımlara başlayan Ciner Grubu. Irak pazarını bırakıp Orta Asya’ya yönelen Ciner. Özelleştirmeleri gerçekleştiren bürokratlarla Ciner’in yakın ilişkileri medyada sık sık gündeme gelen konular arasında yer almıştır. eski THY Yönetim Kurul üyesi Atilla Çelebi. Park Enerji. Örneğin HAVAŞ’ın satışını gerçekleştiren Özelleştirme daresi Başkanı Tezcan Yaramancı. Park Alüminyum şirketleri ile faaliyet göstermektedir. Özbekistan’da devlet için anahtar teslim entegre tekstil fabrikaları kurmuştur.104 Türkiye’de monte ederek satmaya başlamıştır.Özelleştirmeleri gerçekleştiren bürokratlarla Ciner’in yakın ilişkileri dikkat çekici ve pek de rastlantı gibi durmuyor.

TEAŞ Genel Müdür Yardımcısı Ünal Peker’e de 30 bin dolar rüşvet vermekten mahkum olmuştur. Yine Hürriyet gazetesinin 21 Ağustos 2003 tarihli haberine göre TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu. bu bağlantılarının yanı sıra. Komisyon.. Habere göre Aygün’ün ‘‘rüşvet’’ serüveni bununla da kalmamış. Geniş yankı uyandıran rüşvet haberlerinin hemen ardından Çayırhan Termik Santrali’nin devir işlemi bu kez de usulsüzlük iddiaları ile gündeme gelmiştir. TBMM Yolsuzluk Komisyonu bu mahkumiyet kararını aynen raporuna geçirmiştir.105 Müsteşarı Namık Kemal Kılıç. Çayırhan Santrali’nin devrinde rüşvet iddiaları basında geniş yer almış Hürriyet gazetesinde yer alan 20 Ağustos 2003 tarihli bir haberde. 2000 yılında patlak veren ve enerji ihalelerindeki yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla düzenlenen Beyaz Enerji Operasyonunda “rüşvet iddiaları” ile gündeme gelmiştir. Habere göre Ciner’in sağ kolu Erhan Aygün. Çayırhan Termik Santrali’nin işletme hakkı ihalesinde TEAŞ Genel Müdürü Muzaffer Selvi’ye 100 bin dolar. enerji sektöründe girmiş olduğu ihaleler ile adı sık sık rüşvet ve usulsüzlük iddiaları ile gündeme gelen bir iş adamı olmuştur. TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu. Aygün hakkında savcılığa ‘‘rüşvet ve benzeri yöntemler kullandığı’’ gerekçesiyle suç duyurusunda bulunma kararı almıştır. 20 Ağustos 2003). Ciner’in sahibi olduğu Park Holding’de çalışmış kişiler. Çayırhan Termik Santrali’nin devir işlemi. Aygün. Mahkeme bu suçu nedeniyle Aygün’ü 1 trilyon 144 milyar 953 milyon lira ağır para cezasına çarptırmıştır (Hürriyet. yargılandığı ‘‘Beyaz Enerji’’ davasında. ‘Beyaz Enerji’ davasında iki bürokrata 130 bin dolar rüşvet vermekten mahkum olmuş.. işadamı Aygün ile ilgili Beypazarı’ndaki trona madeni ihalesinde yaşanan bir rüşvet olayını daha ortaya çıkarmıştır. Ciner Şirketi’nin Çayırhan Termik Santrali ihalesinde Türkiye Elektrik Üretim letim Anonim Şirketi (TEAŞ) yönetimine rüşvet dağıttığı ve rüşvetin 130 bin dolarlık bölümünün belgelendiği yazılmıştır.” Turgay Ciner. Ö B’den önce özelleştirmeyi yürüten Kamu Ortaklığı daresi’nin yöneticileri Ökkeş Özuygur ve Süleyman Yaşar ve de eski Enerji Bakanlığı Müsteşarı Uğur Doğan. Çayırhan Termik Santrali’nin .

Mehmet Ağar’ın kardeşi Yunus Ağar’ın Turgay Ciner’le yakın ilişki içinde olduğu ifade edilen Raporda. 1995 yılında ABD Büyükelçiliği Uyuşturucuyla Mücadele Birimi.’yi (HAVAŞ) alarak hizmet sektörüne girmiştir. HAVAŞ’ın özelleştirilmesi sürecinde ilginç bir gelişme daha yaşanmış. Alınan kararın altında imzaları bulunan Muzaffer Selvi. ana statüsü gereği en az dört kişiyle toplanıp. 25. olmuştur. Ciner’in servetinin kaynakları. Topal’ın HAVAŞ ihalesine Park Holding arkasına gizlenerek ve gizli ortak olarak katıldığı ve holdingin gizli ve kirli işlerinin bulunduğu iddialarıyla da çeşitli yorumlar getirilmeye çalışılmaktadır” denilmiştir (Evrensel. Eroin işinde kilit bir isim olan. özelleştirmelerin yaygınlaşmasıyla birlikte 1995 yılında özelleştirmeden 36 milyon dolar karşılığında Havaalanları Yer Hizmetleri A.Ş.Ş. en az dört kişiyle karar alması gerekirken Santralin devir işlemine ilişkin kararın üç kişiyle alınmıştır. Mehmet Ağar’ın kardeşi Yunus Ağar ile de ortak çalıştığı öne sürülmüştür (Milliyet.12.1996). HAVAŞ özelleştirilmesi sürecinde Turgay Ciner adı mafya bağlantıları ile de sık sık gündeme gelmiş Turgay Ciner’in tüm işlerini öldürülen kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal’ın parasıyla yaptığı. Komisyon Raporuna göre TEAŞ Yönetim Kurulu’nun. 1990’larda. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ın hazırladığı Susurluk Raporunda da Ciner.10.106 “işletme devir hakkının” Turgay Ciner’in şirketi Park Holding’e devrinde usulsüzlük olduğunu belirlemiştir. HAVAŞ ihalesi. HAVAŞ ihalesini onun adına kazandığı. 26. Birsel Sönmez ve Ünal Peker “Beyaz Enerji Operasyonu” kapsamında yargılanan isimler arasında yer almıştır (Evrensel.bölüm). kumarhaneler kralı Ömer Lütfi Topal ve uyuşturucu kaçakçılığı bağlantısıyla yer almıştır (TBMM Susurluk Komisyonu Raporu.06. Grup. Özelleştirme . “Topal’ın öldürülmesiyle ilgili olarak Park Holding. Böylece HAVAŞ’ın yeni sahibi Ciner Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Yazeks A.2000). 19.2003). 8.

ş Sendikası. halen TAV ve Ciner Grubu ortaklığında bulunmaktadır. HAVAŞ hisselerinin yüzde 40’ını satın alarak Ciner Grubu ile birlikte şirketin ortağı konumuna gelmiştir. 2005 yılı Temmuz ayı itibari ile HAVAŞ’ın yüzde 60 hissesi. 1997’de 30 yıllığına 4 milyon dolara Hopa Limanı’nı devralmış. HAVAŞ satışının ardından Hava .107 Yüksek Kurulu’nu. yüzde 40 Swissport hisse payları ile HAVAŞ ortaklığı devam etmiş. Satın alma işleminin ardından yapılan açıklamada. Bu hukuki karara rağmen HAVAŞ’ın özelleştirilme sürecindeki işlemlere devam edilmiş ve 1998 yılında sviçreli Swissport. ortaklık anlaşmasından kaynaklanan şartlar nedeniyle Swissport’a ait yüzde 40’lık hisseyi almak zorunda kalmıştır. Liman-iş Sendikasının açtığı dava sonucunda bu satış için 17 Haziran 1997’de ‘‘yürütmeyi durdurma kararı’’ verilmiştir. madencilik ve medya sektöründe odaklanmayı hedeflediği kaydedilmiştir. Ciner Grubu’nun kurumsal stratejileri çerçevesinde enerji. Bu açıklama ile havacılık sektöründen çekilmeyi planlayan Grup. Liman. HAVAŞ. Ciner. No’lu dare Mahkemesi’ne satışı iptal başvurusunda bulunmuş ve satışın iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. HAVAŞ ihalesinde yüzde 60’lık pay için en yüksek teklifi veren Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfi Topal’ın uyuşturucu bağlantısı olduğu konusunda uyarmıştır. 105 milyon dolar karşılığında Tepe-Akfen Ventures (TAV) tarafından satın alınmıştır. Dönemin Başbakanı ve Özelleştirme daresi Başkanlığı Başkanı hakkında mahkeme kararını uygulamamaktan Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ancak savcılık takipsizlik kararı vermiştir.ş Sendikası . Ankara 5. HAVAŞ özelleştirmesine en yüksek teklifi veren Ömer Lütfi Topal’ın aynı günlerde nterpol tarafından aranmasının basına sızdırılması ve Topal’ın ihaleden çekilmek zorunda kalarak ihalenin Turgay Ciner’e kalması da özelleştirme sürecinde ardında en çok soru işareti bırakan olaylar arasında yer almıştır. 2005 yılı Temmuz ayına kadar yüzde 60 Ciner Grubu. 6 Nisan 1997 tarihinde iptal davası kazanılmış ancak iptal kararının uygulatılması işlemlerinden bir sonuç alınamamıştır.

Liman. ‘yurda 19 adet kaçak Mercedes marka otomobil soktuğu’ iddiasıyla gözaltına alınmış. Ankara Beypazarı’nda trona yataklarının işletilmesi amacıyla ilk doğal soda kürü pilot üretim tesisi açılmış.Ş’nin yurtdışından kaçak olarak getirilen Mercedes marka otoları satıp satmadığı konusunda araştırma yapmasını istemiştir. Turgay Ciner. Özelleştirme öncesi kârlılıkları dikkate alındığında kamunun 560 milyon dolarlık gelirden mahrum edildiği anlatılan raporda. 19. davaya konu şirketle hiçbir ilgisi olmadığını iddia etmiş. ‘Oto ithalatında eksik gümrük vergisi ödediği’ gerekçesiyle gözaltına alınan Ciner. Özelleştirmeler sonucunda Hazine’ye ödenmesi gereken 165 milyon doların da tahsil edilemediği belirtilen raporda şu görüşlere yer verilmiştir: "1998’den bu yana bu limanlar özel alıcılarca işletilmiş.11. aralarında Hopa Limanı’nın da yer aldığı yedi limanla ilgili sendikanın açtığı davalarda. Danıştay 10. 2004 yılında Türkiye’nin Eti Maden şletmeleri Genel Müdürlüğü ile Park Holding’in ortak şirketi Eti Soda A.108 tarafından limanların özelleştirilmesiyle ilgili hazırlanan raporda. otomobillerin evraklarının eksik olduğunu ve yurda yasal olmayan yollardan sokulduğunu belirlemiştir (Radikal. işletme hakkı devredilen. ödenmeyen borçlar nedeniyle teminatlara el konulduğu anlatılmıştır. toplam zararın da 725 milyon dolar olduğu savunulmuştur (Radikal. şirkette bulunan 19 adet lüks Mercedes otonun belgelerini inceleyen polis. Dairesi’nin verdiği iptal kararları ortaya konulmuştur.Ş tarafından. 8. 1998 yılında. yapılan bir başvuru üzerine Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı. Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla.ş Sendikası’nın raporunda. Ciner Grubu böylece madencilik alanında önemli bir hamlede daha . şirketlerin işletme hakkı devir bedellerini 2000 yılından itibaren ödememeye başladıkları.1998).2005). Mali polis tarafından düzenlenen bir baskında. Park Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve kayıtlarda halen Turgay Ciner’in şirketi olarak gözüken Cinerler Otomotiv A. Mali Şube’den. kısa bir süre sonra dosya üzerinden karar verilerek serbest bırakılmıştır. zaten doğal olarak kârlı olan bu kuruluşların kârları da bu kişilere aktığı için kamu çifte zarara uğramıştır".8.

2005 yılında ise Aytemiz Petrolle akaryakıt. Adı pek çok suça karışan bu ismin 2000’li yılların başında medya sektörüne yönelmesi ardından pek çok soru işaretini de beraberinde getirmiştir. Aydın Doğan ve Turgay Ciner’in medya sektöründeki rekabetinin akaryakıt sektörüne taşınması olarak yorumlanmıştır (Aksiyon. Görüldüğü gibi Turgay Ciner. Ciner Grubu. . LPG ve doğalgazda yüzde 50-50 oranında ortaklık kurmuştur.2006).9. 2006 yılında Akpet adıyla süren ortaklık.109 bulunmuştur. iş dünyasında başarılı bir isim olarak anılmasının yanı sıra kamuoyunda ve basında sık sık çeşitli iddialar ve suçlamalar ile gündeme gelmiştir. 11.

Esas faaliyet alanları enerji. “24 Ocak kararları” olarak anılan yeni ekonomik istikrar programı ile ithal ikameci sanayileşme stratejisinden ihracata yönelik sanayileşme stratejisine geçilmiş. medya dışı alandan aktarılan ve daha çok bankacılık ve müteahhitlik sektörlerinden kaynaklanan sermaye ile bütünleştiği görülmektedir. endüstri. taşımacılık ve hizmet vb. devletin ekonomi içindeki payının azaltılması ve dış ticaretin serbestleştirilmesi hedeflenmiştir. 1980’li yıllardan 1990’lara kadar uzanan süreçte medya kuruluşlarının. 1980’lerin ekonomik ikliminde hayat bulabilmiştir. Türkiye’de 1980’lerle başlayan bu süreç. bu büyük sermaye grupları için bir yandan kâr kapısı olarak görülürken bir yandan da medyanın sinerjisinden yararlanılarak sermayeyi daha da büyütmek amaçlanmıştır. finans. 1990’lı yıllarda yaşanan gelişmelerle birlikte medyayı da tümüyle farklı bir alana taşımıştır. 1980 sonrasında değişen bu medya ortamının en önemli unsuru. Medya sektörü. Kapitalizmin yeniden yapılanma sürecinin başlangıcı olarak kabul edilen 1980’li yıllarda Türkiye. inşaat. sektörler olan yani medya sektörünün dışında kalan çeşitli sektörlerdeki sermaye grupları. medya alanına yönelik yatırımları artmıştır. iktisat politikası tercihlerinde radikal değişikliklere gitmiştir. . Gerek ulusal gerekse uluslararası alanda özellikle özelleştirme uygulamaları ile önü açılan sermayenin. yatırımlarını bu alana yöneltmişlerdir.SONUÇ Türkiye’de medyanın mülkiyet ve sahiplik yapısında 1980‘li yıllardan itibaren belirgin bir biçimde bir değişim yaşanmış ve zamanla yalnızca yayıncılık işini kapsayan geleneksel medya sahipliği yerini medya dışı sektörlerde faaliyet gösteren sermaye gruplarının medya ile bütünleştiği bir mülkiyet yapısına bırakmıştır. Bu büyük sermaye gruplarının medya sektörüne yönelik yatırımları. mülkiyette ve alanda yatırım yapan sermayenin niteliğine ilişkindir.

sektörün şartlarına uyum gösteremeyen eski oyuncuların bir bölümü sektör dışında kalmıştır. Bunların yerini alan yeni sermaye gruplarının benimsediği kurallar da esasında dünya ölçeğinde yeniden yapılanmakta olan ekonominin ve teknolojik olanakların medya şirketlerine dayattığı büyüme kurallarından farklı değildir. Medyada tekelleşme/yoğunlaşma sorunu. rekabeti engellediği. daha sonra uzun yıllardır yayın hayatını sürdüren birçok gazetenin piyasadan çekilmesi veya el değiştirmesiyle ciddi bir boyut kazanmıştır. medya çalışanlarının örgütlenmesine karşı sermayenin elini güçlendirdiği ve medyayı yalnızca birkaç büyük sermaye grubunun yönlendirdiğine yönelik eleştirileri de beraberinde getirmektedir. 1980’lerden itibaren sektör dışında da yatırımları olan büyük sermaye grupları olmuştur. Ancak bu büyük sermayenin özellikle 1980’lerden itibaren uygulanan yeni liberal politikalarla . Türk medyası bugün özellikle bazı sektörlerde iki büyük grubun etkin olduğu oligopolistik bir yapıyla karşı karşıya kalmıştır. lk olarak Asil Nadir tarafından gerçekleştirilen satın almalarla gündeme gelen tekelleşme tartışmaları. 1990'lara gelindiğinde medyada tekelleşme olgusunu da gündeme getirmiştir. yatay ve çapraz büyüme yoluyla nüfuz etmek ve medyanın sinerjisinden yararlanmak başlıca kural veya yöntem olarak belirginlik kazanmaktadır. Daha sonra 1980 yılında Milliyet gazetesini satın alan Aydın Doğan'ın 1994 yılında da Hürriyet gazetesini satın almasıyla devam eden bu yeni sürecin devamında. Buna göre medyanın olası bütün alanlarına dikey. bugün medya sektörünün karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biridir. Medya endüstrisindeki tekelleşmeyi artıran nedenlerin en başında göreli olarak kârlı olan bu sektöre yapılan yatırımlar için önemli ölçüde büyük sermayeye gereksinim duyulması yer almaktadır. Türk basın sektöründe yoğunlaşmanın motor güçleri. Yoğunlaşma oranının yüksek olduğu medya sektöründe bu durumun çoğulculuk ilkesini zedelediği. Gerçekten de bu süreç içerisinde.111 Basın sektörünün mülkiyet yapısında meydana gelen bu değişiklik.

112

yaşam bulduğu, bir devlet politikası olarak özelleştirme uygulamaları ile önünün açıldığı ve zaman zaman siyasetçilerin politikalarıyla destek gördüğü, teşvik edildiği de unutulmamalıdır. Piyasada yoğunlaşma oranı, endüstrideki bir ya da birkaç firmanın piyasanın yüzde kaçını kontrol altında tuttuklarını gösteren bir orandır. Türkiye’de faaliyet gösteren dört büyük medya grubunun, ulusal kanallar açısından ve gazete - dergi yayıncılığı alanlarındaki net satış adetlerine göre pazar paylarına bakıldığında medyadaki yoğunlaşma oranının ne kadar yüksek olduğu gözlemlenebilir. Bu bağlamda 2007 yılının ilk beş aylık verilerine göre ulusal kanallar açısından Doğan Grubu’nun pazar payı %45, Ciner Medya Grubu’nun pazar payı %2110, Çukurova Grubu’nun pazar payı %15, Doğuş Grubu’nun pazar payı ise %9’dur. Bu oranlardan da görüleceği üzere televizyon yayıncılığı piyasası, toplam piyasa payının %90’ına sahip dört büyük medya grubu ve bunun yanı sıra kalan %10’luk kısmı paylaşan ve sektör için küçük sayılabilecek teşebbüslerin faaliyetlerini sürdürdükleri bir görünüm sergilemektedir. Merkez Grubu’nun sahibi olduğu ATV ve Kanal 1 kanalları, 2007 yılının ilk 5 aylık döneminde yüzde 21’lik bir payla pazarın en güçlü ikinci hakimi konumundadır. Doğan Grubu’nun son üç yıldır yaklaşık %40-%45 arasında seyreden pazar payı ise, söz konusu Grubun hakim durum tespiti bakımından çok kritik bir konumda olduğunu ortaya koymaktadır. Doğan Grubu’nun gazete yayıncılığı alanında net satış adedine göre pazar payı %35,77, Ciner Grubu’nun pazar payı %19,86, Çukurova Grubu’nun bu alandaki pazar payı ise %7.69’dur. Gazete yayıncılığı piyasasına genel olarak bakıldığında, net satış adedi açısından dört büyük grubun (Doğan, Merkez, Zaman ve Çukurova) pazar payları toplamının %75’i geçtiği ve reklam gelirleri açısından da %95’in üzerinde paya sahip olduğu;
10

Sonuç ve Değerlendirme kısmında, Ciner Medya Grubu’nun pazar paylarına yönelik kullanılan bu veriler, TMSF tarafından Grubun bazı medya şirketlerine el koyulmadan önceki süreci içeren verilerdir.

113

hatta Merkez ve Doğan Gruplarının piyasada oluşan reklam gelirlerinin %85’ini elde ettikleri görülmektedir. Doğan Grubu’nun dergi yayıncılığı alanında net satış adedine göre pazar payı %33, Ciner Grubu’nun pazar payı %24,53 iken, Doğuş Grubu’nun bu alandaki pazar payı ise %7.07’dir. Görüldüğü gibi bu üç pazarda da Doğan Grubu pazarın hakimi konumunda bulunmakta onu, rakibi Ciner Medya Grubu izlemektedir. Dört büyük Grup arasında paylaşılan pazar payıyla medya sektörünün 2, 3 veya 4 oyuncunun hakimiyetinde şekillenen piyasa (oligopol) niteliğinde olduğu görülmektedir. Bir başka önemli sektör olan ve zaman zaman rekabetin kızıştığı dağıtım piyasası ise düopol niteliği arz etmektedir. Nitekim 2007 yılının ilk beş aylık verilerine göre Doğan Grubu’nun gazete dağıtımı piyasasındaki pazar payı %61’ken Ciner Medya Grubu’nun bu alandaki pazar payı %39’dur. Doğan Grubu’nun dergi dağıtımı piyasasındaki pazar payı %64, Ciner Grubu’nun bu alandaki pazar payı ise %36’dır. Dağıtımın medya sektöründe pazarın kontrolü için en önemli bileşenlerden biri olduğu göz önüne alındığında bu iki Grubun dağıtım sektöründeki hakimiyetleri ile piyasayı kontrol gücünü elinde bulundurdukları söylenebilir. Burada dikkat çeken bir diğer nokta da büyük sermaye gruplarının yatay, dikey ve çapraz bütünleşmeler ile piyasanın neredeyse tamamına hakim konumda bulunmasıdır. Örneğin gerek Doğan gerekse Ciner Grubu sektörün yalnızca bir dalında değil hemen hemen bütün dallarında büyük pazar payına sahiptir. Merkez Grubu, yayıncılık faaliyetinin yanı sıra basım ve dağıtım faaliyetlerini de gerçekleştirmekte olup bu anlamda dikey bir bütünlük içindedir. Grup ayrıca kendi ürünlerinin dışında başka yayıncılara ait yayınların da basımını ve dağıtımını gerçekleştirmektedir. Bunların yanı sıra,

114

Merkez Grubu çeşitli radyo ve televizyon kanallarına da sahiptir ve bu çerçevede çapraz bir bütünleşme içindedir. Özellikle, pazar payı açısından en büyük dört grubun reklam yeri pazarlama şirketleri, film/müzik prodüksiyon şirketleri, haber ajansı sahipliği, televizyon yayıncılığı ile reklam/ilan yeri pazarlama şirketleri şeklindeki zincir içinde dikey biçimde entegrasyona yöneldikleri görülmektedir. Ciner Medya Grubu’nun sahibi Turgay Ciner, medya patronlarının özelleştirme uygulamalarına yönelik ilgisi açısından da önemli bir örnek teşkil etmektedir. Rakipleri gibi Ciner de medya sektöründeki özelleştirme uygulamalarının yakın takipçisi olmuştur. Bu anlamda Ciner’in medya sektöründeki ilk girişimi, Dinç Bilgin’e ait medya şirketlerine önce ortak olması ardından da TMSF’ye devredilen bu medya şirketlerini satın alması olmuştur. Medya sektörüne yönelik girişimlerini daha çok “kârlı gördüğü” için gerçekleştirdiğini ifade eden Ciner, gerçekleştirdiği bir basın açıklamasında kapitalist dünyanın önemli bir gerçeğini şu sözlerle ifade etmektedir: “Bir kapitalistin ilk işi para kazanmaktır. Sosyal sorumluluk bunların türevidir.” Özellikle enerji ve madencilik sektörüne yönelik girişimleri ve bu alandaki özelleştirme ihalelerine yönelik ilgisi ile tanınan Turgay Ciner, adının karıştığı pek çok suçlama, rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ile de eleştirilere uğrayan bir isim olmuştur. Bu eleştiriler, Ciner’in medya sektöründe faaliyet göstermeye başlaması ile daha fazla gündeme gelmiş, Türkiye’nin alışık olduğu bir manzara olan “mafya-siyaset ve medya patronu” tartışmalarını yeniden alevlendirmiştir. Zaman zaman yaptığı açıklamalarla Grup olarak medya sektöründe daha da büyüyecekleri ve Türkiye’nin en büyükleri arasında anılmayı hedeflediklerini açıklayan Ciner’in medya serüveni, şimdilik TMSF tarafından Grup medya şirketlerine el koyulmasıyla kesintiye uğramış gözükmektedir. Ciner, gelişen süreç içerisinde bazı medya şirketlerinin mülkiyetine yeniden sahip olsa da medya sektöründeki en güçlü varlıklarından biri olan ATV’yi ve Sabah gazetesini kaybetmiştir.

. bir yandan da bu egemenliği güçlendiren düşünsel ve ideolojik üretimin gerçekleştirildiği bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. eleştirel ekonomi politik bir yaklaşım ile ele alınmaya çalışılmıştır. Bir başka deyişle maddi üretim araçlarını elinde bulunduran kapitalist sınıfın egemenliğine ve onun çıkarlarına göre belirlenen medya. Egemen üretim ilişkilerinin ivme kazandığı Sanayi Devriminden 1980’li yıllara ve ardından günümüze kadar uzanan süreçte kitle iletişim araçlarının bu üretim ilişkileri çerçevesinde nasıl şekillendiği incelenmeye çalışılmıştır. bu belirlenimin tek taraflı olmadığını göstermektedir. Bunun yanı sıra bu araçların içinde şekillendikleri kapitalist yapının yerleşiklik kazanmasında ve onun yeniden üretilmesinde oynadığı rol.115 “Türk Basınında Mülkiyet Ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: Ciner Medya Grubu” adlı bu çalışmada medya sektörünün kapitalist üretim ilişkileri çerçevesinde şekillenen mülkiyet ve sahiplik yapısı.

1-10. KEJANLIOĞLU. Gülseren 2001 “Yayıncılık Alanında Mülkiyet ve Kontrol”. G. BAŞARAN. Fikret BAŞKAYA. KAYA 1993 Radyo-Televizyonda Yeni Düzen. ERDOĞAN. 145-204. . Cumhuriyet Döneminde Türkiye’de Bilim: Sosyal Bilimler II. Ankara: Erk Yayınları.Ü letişim Fakültesi Yayını. . ADAKLI (Der). ALEMDAR. Ankara: G. Ankara: TOBB Yayınları. BORATAV. Medya Politikaları. Korkut 2003 Türkiye ktisat Tarihi: 1908-2002. D. B LG .KAYNAKÇA ADAKLI. ALEMDAR. ALEMDAR Korkmaz. iletişim Sosyolojisi Üzerine Bir Deneme”. BEAUD. çev. Ankara: mge Yayınevi. Michel 2003 Kapitalizmin Tarihi.B. 2002 Öteki Kuram. S. Ankara: Ütopya Yayınları. Korkmaz ve R. Korkmaz 1999 “Osmanlı Basınına Genel Bakış”. Korkmaz ve . Ankara: Dost Yayınevi. Osmanlı Basın Yaşamı Sempozyumu. Funda 1999 letişim ve Emperyalizm: Türkiye'de Telekomünikasyonun Ekonomi Politiği. ERDOĞAN 1998 " letişim". ÇELENK. Korkmaz 1981 “Türkiye’de Çağdaş Haberleşmenin Tarihsel Kökenleri. Alaattin 1992 Kapital Özet ve Kılavuz. Ankara: mge Yayınevi. Ankara: Yurt Kitap-Yayın. Ankara ktisadi ve Ticari limler Akademisi Yayınları: 165 ALEMDAR. Ankara: TÜBA. ALEMDAR.

YAYLAGÜL 2006 “Akademik Bir Disiplin Olarak letişim: Tarihsel Materyalist Bir letişim Denemesi”. MARX 1998 Komünist Manifesto ve Komünizmin ERDOST.tr/word/4donemuzmantez/ gecgil. stanbul: Minevra Yayınları. ENGELS. Noam ve E.117 BOYD-BARRET.. A. T. S.gov. 145-204. DAĞTAŞ. YAYLAGÜL (Der). Çiler 2001 TV Haberlerinde deoloji. Ankara: Dalbaz Yayıncılık. Ankara: Erk Yayınları ERDOĞAN. Nazif 1999 “Medya ve Ekonomi: Türk Basın Endüstrisinde YoğunlaşmaToplulaşma-Tekelleşme Yapısı”. Levent YAYLAGÜL. Ankara: mge Kitapevi. EKZEN. CHOMSKY. AKYOLDAŞ. stanbul: Afa ve TÜSES. HAN ve başk. Kalkınma. çev. Ankara: Sol Yayınları. çev. M.doc). MARX 1999 Alman deolojisi. Ankara: Erk Yayınları GEÇG L. 327-348. 1-13. ENGELS. Oliver 2006 “Ekonomi Politik Yaklaşım”. Erdal ve L. Kitle iletişiminin Ekonomi Politiği. Ankara: Dalbaz Yayıncılık. Postmodernizm ve letişim.20. ERDOĞAN. Bayram 2005 “Medya Piyasalarında Hukuki Düzenlemeler Ve Rekabet Hukuku Uygulamaları” (www. BELL . L. DURSUN. Medya Gücü ve Demokratik Kurumlar. çev. rfan 2000 Kapitalizm. (Erişim Tarihi: 2. çev. B. HERMAN 1999 Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir?: Kitle letişim Araçlarının Ekonomi Politiği.2007) . rfan 2002 letişimi Anlamak. Kitle letişiminin Ekonomi Politiği. A.rekabet. Friedrich ve K. KAYA (Der). lkeleri. Ankara: Sol Yayınları. Friedrich ve K.

Beybin 2004 Türkiye’de Medyanın Dönüşümü. stanbul: Gerçek Yayınevi. Raşit 1999 “Türkiye’de 1980 Sonrası Medyanın Gelişimi ve Gereksinimi”. stanbul: Alan Yayıncılık. Alpaslan 1983 Bir Başka ktisat Yeni Muhafazakâr. KEJANLIOĞLU. Haluk 2003 letişim ve Teknoloji Uluslararası Birikim Düzeninde Yeni “ Medya Politikaları. KEPENEK. Osmanlı Basın Yaşamı Sempozyumu. 9-33. Sorunları ve Özelleştirmeleriyle Türkiye’de Kamu ktisadi Teşekkülleri. IRMAK. Ankara: Siyasal Kitapevi. Basın 80-84. Yakup 1990 100 Soruda Gelişimi. Metin 2005 Kitle letişim Teorilerine Giriş. IŞIKLI. KAYA. GÜNGÖR. Friedmancı. GERAY. Haluk 2005 “ ktisat ve letişim lişkisi Üzerine” F. Ankara: Ütopya Yayınevi. Nazife 1999 “Osmanlı Basın Yaşamı Sempozyumu Üzerine Genel Bir Değerlendirme”.ş Yıllığı. BAŞARAN ve H. stanbul: Etki Yayınları.Ü letişim Fakültesi Yayını. IŞIK. Gülten 1995 Yeni Ekonomik Düzende Türkiye’nin Yeri. Ankara: ÇGD Yayınları. letişim Ağlarının Ekonomisi. 633-660. Ankara: G. Türk. D. stanbul: Altın Kitaplar Yayınevi. deoloji KAZGAN. cilt: 2. GERAY (Der). Esin 1992 Dünden Bugüne Kapitalist Gelişme Ve Türkiye Ekonomisi. Ankara: mge Kitapevi. Konya: Eğitim Kitapevi. .118 GERAY. Monetarist Görüş Üzerine ncelemeler ve Öneriler. Raşit 1984 “Demokratikleşme Açısından Araştırmacının Ölçütleri”. KAYA.

H.119 KOLOĞLU. Erol 2004 “Cumhuriyet’in lanından Günümüze Basın Özgürlüğü”. Ankara: letişim Yayınları. Ankara: ÇGD Yayınları. POLITZER. N K T N. Ankara: Sol Yayınları. 90-107.7-20. ŞENEL. Mustafa 2004 “Türkiye Medyasında Yeni Sahiplik Yapısı: Cepheler ve Profiller”. Karl 1993 Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı. Mustafa 2003 Filler ve Çimenler: Medya ve Finans Sektöründe Doğan/Anti Doğan Savaşı. Sungur 1998 “Yeni Dünya Düzen(sizliği). P 1995 Ekonomi Politik. letişim ve Ekonomi Politik”. ÖNDEROĞLU. GOLD NG 1991 “Kültür. SÖNMEZ. Ankara: ÇGD Yayınları. Ankara: Sol Yayınları. D. 64-90. Küreselleşme. William 2001 Dünya Tarihi. Özelleştirme”. Ankara: Sol Yayınları SAVRAN. D. P. NEB LER. Ankara: Bağlam Yayınları. TILIÇ (Der). Orhan 2004 “Bab-ı Ali’den kitelli’ye Geçerken Gazetecilik”. 26-37. KONUR. stanbul: Sarmal Yayınları. SÖNMEZ. TILIÇ (Der). Ankara: Türk Tabipler Birliği. Türkiye’de Gazetecilik. KÜÇÜKÖMER. Türkiye’de Gazetecilik. . çev: A. MCNELL. Ankara: ÇGD Yayınları. MURDOCK. S. D. Çev: H. Ankara: Bilim ve Sanat Yayınlar/Ark Kitapları. TILIÇ (Der). Graham. Georges 1990 Felsefenin Temel lkeleri. Türkiye’de Gazetecilik. dris 2002 Düzenin Yabancılaşması. Medya Kültür Siyaset. RVAN (Der). Yeni Dünya Düzeni ve Özelleştirmeler. Halil 1995 Medyanın Ekonomi Politiği: Türk Basınında Tekelleşme ve Basın Ahlakının Çöküşü. MARX. Ankara: mge Kitapevi.

ŞAYLAN. Ankara: mge Yayınevi. TALAS. . Özgürlük Dünyası Aylık Sosyalist Teori ve Politika Dergisi. Alev 1998 Medya Ekonomisi ve Türkiye Örneği. 1994 Değişim Küreselleşme ve Devletin Yeni şlevi. sayı: 67. stanbul: Anahtar Kitaplar YÖRÜKOĞLU. Oya 1992 Temel Gazetecilik. Ankara: mge Yayınevi. Gencay. Doğan 2004 Türkiye’de Gazetecilik. Ankara: mge Yayınevi. TILIÇ. Ankara: Haberal Eğitim Vakfı. Hakan 1994 “Bab-ı Ali’den kitelli’ye”. 33-38. Ankara: ÇGD Yayınları TUNCEL. ULUÇ. Sayı: 64. TOKGÖZ.120 SÖYLEMEZ. Cahit 1999 Ekonomik Sistemler. Birikim. Alper 1993 “Burjuva Ekonomi Politiği Ve Bunalım”. Güliz 2003 Küreselleşen Medya: ktidar Ve Mücadele Alanı: OlanaklarSorunlar-Tartışmalar.

Koç'tan Şahenk'ten zengin mi?” Vatan Ocak 2006.htm) .23 (http://kuvayimedya. s:45 Ocak 1981.tripod.121 GAZETE VE DERG LER “Medyayı çok sevdik” “Aydın Bey icazet makamı mı?” “Neden 1 numara olmayım?” “Ciner’den 5 yılda 1.2 milyon dolarlık yatırım” “Sabah en iyi ortağı buldu” “Ciner’in borcunu devlet mi ödedi?” “Rüşvetçi Ciner” “Çayırhan’ı Ciner’e usulsüz vermişler” “HAVAŞ’ın sahibine ağır suçlama” “Ciner bir rüyanın peşinde” “Ciner’e sürpriz gözaltı” “Cumhuriyet’e ortak” “Yargı limanlara uğramadı” “Ceketimi alıp çıkıyorum” “Eve dönüş” “Sabah’ın zirve koşusu sürüyor” “Ciner şirketleri kârlılığını artırdı” “En zengin 100 Türk” “Merkez Dağıtım 5’inci yılını kutluyor” “Ciner’in 5 sürprizi var” “Doğan-Ciner kavgası büyüdü” “Milliyetin arkasındaki yeni adam” Evrensel Evrensel Hürriyet Hürriyet Milliyet Referans Radikal Radikal Radikal Sabah Sabah Sabah Sabah Sabah Sabah Turkish Time Aksiyon Erkekçe.com/sayi252. s. 25 Ekim 2000 19 Haziran 2003 20 Ağustos 2003 21 Ağustos 2003 26 Aralık 25 Aralık 3 Eylül 1996 2004 2002 Akşam Cumhuriyet Cumhuriyet Dünya 25 Aralık 22 Eylül 25 Aralık 25 Aralık 2004 2002 2004 2004 19 Kasım 1998 8 Ağustos 2005 30 Kasım 2000 8 Ocak 23 Aralık 27 Aralık 4 Eylül 28 Aralık Eylül 2001 2002 2006 2007 2006 s:614 16 Ağustos 2006 “Ciner.

evrensel.gov.tr. ekutup.5. www. (Erişim Tarihi.com.2007) Medyatava Medya Haberleri Sitesi.tr.8. www.2007) Rekabet Kurumu.rekabet. www.2007) Dünya Gazetesi.tr.radikal.dpt.tr.7.com.cukurovaholding.org.7. (Erişim Tarihi: 24.tr.10.2007) Doğuş Grubu.2007) Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu. www.hurriyet.tr.2007) Sabah Gazetesi. (22.tr.net/default.gov.gov. (Erişim Tarihi: 5.10.4.com.tr.cinergroup.bilgibeykoz.doganholding.8. (Erişim Tarihi: 24.milliyet. (15.2007) .aspx?pid=19546&nid=6508. 15. www.8.tr. www.2007) Milliyet gazetesi. (Erişim Tarihi. www. “TMSF Tarafından Merkez Grubu Medya Şirketlerinin Satışı Hakkında 1998/4 Sayılı Rekabet Kurulu Tebliği Çerçevesinde Hazırlanan Rekabet Kurumu 2.tr/word/dergi12/bbd.tr.iso.ımkb.7. (24.9. (Erişim Tarihi: 24.7.sabah. www.org.2007) Devlet Planlama Teşkilatı. (Erişim Tarihi: 5.tr.9.2007) Kıymetler Borsası. 19. (Erişim Tarihi. (Erişim Tarihi: 5. www.tr.medyatava.dunyagazetesi.9.dogusgrubu. (Erişim Tarihi: 15. Rekabet Dergisi.9.10.com.com. www.tr.2007) TBMM Susurluk Komisyonu Raporu.doc. Beşinci ve Altıncı Kalkınma Planı. www. (Erişim Tarihi: 24.2007) Sermaye Piyasası Kurulu. www.tr.gov.2007) Hürriyet Gazetesi. (Erişim Tarihi: 5. www.gov.2007) Radikal Gazetesi. (Erişim Tarihi.com.com.2007) stanbul Menkul 21. www.tmsf.net. www.2007) Doğan Holding.2007) Rekabet Kurumu.doc.com. www.2007) Çukurova Holding. Daire Görüş: 2007.9.9. www. (Erişim Tarihi: 24.tr. 24.9.com.com. (Erişim Tarihi: 24.rekabet. (Erişim Tarihi: stanbul Sanayi Odası.tr/word/dergi12/bbd.122 NTERNET ADRESLER Ciner Grubu.2007) Evrensel Gazetesi.spk. www. 15.

ÖZET Aras Özlem. Ciner Medya Grubu’ndan yola çıkılarak. eleştirel ekonomi politik bir yaklaşım sergilenmiştir. ekonomik ve siyasi süreçler çerçevesinde ele alınmıştır. Türk medya sektörünün ekonomik yapısına yönelik bir değerlendirme yapılmıştır. Türk medya sektörünün önemli temsilcilerinden biri olan Ciner Medya Grubu’nun. Medya 4. Türk Basınında Mülkiyet ve Sahiplik Yapısı Bağlamında Özelleştirme Uygulamaları: C ner Medya Grubu. Özelleştirme . 1980’lerle birlikte gerek dünya çapında gerekse Türkiye’de girilen yeniden yapılandırma sürecinin. letişim 2. Bu çalışmanın konusu. öncelikle dünya çapında yaşanan tarihsel. Türk basın sektöründe mülkiyet ve sahiplik yapısında yaşanan değişim süreci ve bu süreç içerisinde bir örnek olarak Ciner Medya Grubu’nun sahibi olduğu medya kuruluşlarıdır. medya faaliyetlerinin ve sektördeki konumunun ekonomik olarak analiz edildiği çalışmada. Kapitalizm 3. Bu değerlendirme yapılırken yalnızca Türkiye’deki gelişmelerle sınırlı kalınmamış. Anahtar Sözcükler: 1. Mülkiyet 5. Bu bağlamda çalışma verilerinin özellikle Ciner Medya Grubu’na yönelik analizlerin yapılacak diğer bilimsel çalışmalara ışık tutması umut edilmektedir. bütünsel ve tarihsel bir çalışma ortaya koymak amacıyla. Türk medya sektörünün mülkiyet ve sahiplik yapısı üzerindeki etkilerini ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada.

which is one of the important representatives of Turkish media sector. While this evaluation has been done. it was handled within the frame of historical. In this context. first of all. that has been gone into worldwide as well as Turkey wide by 1980’s. the media establishments owned by Ciner Media Group. starting from Ciner Media Group. Media 4. In this study that is aiming to display the effect of re-organisation period. economic and political periods that have been lived worldwide.ABSTRACT Aras Özlem. the study was not only limited to the developments in Turkey. Key Words: 1. on the structure of the ownership and possession of Turkish media sector. The Privatization Implementations in Turkish Press in the context of Ownership and Possession Structure: Ciner Media Group. Ownership 5. Communication 2. has been economically analyzed. an evaluation of the economic structure of Turkish media sector has been done. In the study in which media activities and sectoral position of Ciner Media Group. a critical economy politic approach has been followed. Capitalism 3. it is hoped that the data of the study enlightens other scientific studies in which especially analysis of Ciner Media Group will be done. The subject of this study is the period of change in the structure of the ownership and possession in Turkish press sector and as an example. Privatization . by the purpose of displaying an holistic and historical study.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful