You are on page 1of 36

Dikkat: Bu e-Kitapçığı “Zoom” ayarınızı %100 ’e ayarlayarak okumanız tavsiye edilir .

Materyalist mistisizm akımı


Enneagram
Ali Ünal

http://ferid_hakki.sitemynet.com
tarafından derlenerek size e-kitapçık olarak sunulmuştur.
Basım : Mart-2006
Kaynak: www.zaman.com.tr

http://ferid_hakki.sitemynet.com

Yayın Listemiz >>> Sayfa 30


2

- yorumsuz bildiri -
İnsanlığa gerçekleri anlattığına inandığımız düşünürlerin,
yazarların, aydınlanmışların ilimsel üretimlerini
sizlerle paylaşmaktan başka bir arzumuz yoktur.
Biz bir başka insanı değişim-dönüşüme uğratamayız.
Bizim yapabileceğimiz tek şey;
değişim-dönüşümün meydana gelebileceği,
hoşgörü ve sevginin girebileceği bir alan, bir boşluk yaratmaktır.
Dileğimiz size yararlı olabilmek...
Evreni (algılayamadıklarımız dahil) yöneten ve
farklı adlarla işaret edilen Yüce Gücün,
bu arzumuzu yerine getirmemiz için, önümüzü açık etmesini diliyoruz;
‘Eğer bu duanın gerçekleşmesi, bizler ve tüm yaşam adına en iyisi olacaksa...’

http://ferid_hakki.sitemynet.com
3

Materyalist mistisizm akımı


Enneagram
Ali Ünal

İçindekiler
Sayfa Sayfa
04 - Enneagram: Bir materyalist mistisizm akımı 20 - Temel felsefesiyle Enneagramın eleştirel tahlili
05 - Enneagram teorisi 25 - Büyü ve insanları uzaktan yönlendirme
09 - Enneagram kişilik tipleri 27 - Sonuç
17 - İnsanî öz ve çocuklukta kirlenme iddiası 30 - Yayın Listemiz
18 - Sıradan kişilik testleri

http://ferid_hakki.sitemynet.com
4

Materyalist mistisizm akımı


Enneagram
Ali Ünal

Enneagram: Bir materyalist mistisizm akımı


Enneagramın babası: Georges Ivanovitch Gurdjieff

Enneagram (ennea=dokuz, gram =çizgi-çizim), ilk defa, asıl ismi itibarıyla George Georgiades,
kendine verdiği isimle Georges Ivanovitch Gurdjieff’in öğretilerinde ortaya çıkar. Gurdjieff, kesin
olmamakla birlikte, 1866 yılında Ermenistan’da Gumri şehrinde Yunanlı bir baba ve Ermeni bir
anneden dünyaya geldi.

Hıristiyan kültürüyle, bu arada deneye dayalı bilime de açık olarak yetişti. Yazılarından oluşan
Meetings with Remarkable Men ’de (Seçkin Kişilerle Buluşmalar) anlatıldığına göre, “insan
hakkında semavî dinlerin de modern bilimin de veremediği bilgiler” edinmek için Tibet, Hindistan,
Mısır, Mekke, Medine, Buhara’da seyahatlerde bulundu. Seyahatleri esnasında, kendi iddiasına
göre M.Ö. 2500 civarında Babil’de kurulmuş bulunan Sarmoung veya Sarmonî Kardeşlik adlı
gizli bir toplumun yine gizli bir manastırına kabûl edildi. Bu manastırın bulunduğu yere Buhara’
5
dan gözleri bağlı olarak 12 gün süren bir yolculuktan sonra ulaştırıldı. Burada, daha sonra
öğretisinde önemli bir yer teşkil edecek olan kutsal dansla birlikte batınî bilgileri aldı.

Gurdjieff , öğretisini yaymaya 1912 yılında Rusya’da başladı. 1914’te filozof Petyr D.
Ouspensky ve az bir süre sonra da bestekâr Thomas de Hartman’la karşılaştı. 1922’de kendi
adlandırmasıyla “Batınî Hıristiyanlığı ” öğretmeye başlayan Gurdjieff , 1949’da öldü.

Paris’te şehir dışında Avon’un yakınında Chateau du Prieuré at Fontainebleau’da Institute


for the Harmonious Development of Man (İnsanın Ahenkli Gelişmesi Enstitüsü)nü kuran
Gurdjieff’in görüşlerindeki hareket noktası, 1922’de yayınladıkları bir broşürde şöyle
açıklanıyordu:

Enneagram teorisi
Günümüz medeniyeti, insanı, içinde yaşaması gereken normal şartların dışına çıkarmış
bulunmaktadır. Bu medeniyetin bilim ve ekonomik hayat sahasında insana yeni yollar açtığı
doğrudur. Fakat onu daha üst bir bütüncül gelişim seviyesine çıkarmak yerine, sadece
tabiatının bazı yönlerini, bir kısmını toptan mahvettiği diğer fakülteleri rağmına
geliştirebilmiştir.
6
Modern insanın dünyayı idraki ve yaşama biçimi, bütün bir varlık oluşunun şuurlu
ifadesi olmaktan çıkmıştır . Bu bakımdan, psişik hayatımız , hem dünyayı idrakimiz hem
de onu tezahür ettirmemiz açısından bir bütün ortaya koymaktan uzaktır . Bunun yerine
o, zihnî, hissî ve davranışlarla ortaya konan hayat olarak üç ayrı parçaya ayrılmış durumdadır.

Bu tezden hareketle, önce düzenli kâinat (kozmos) ve varlığın meydana çıkması teorisi geliştiren
Gurdjieff , bu teorisine “Yaratılış Şuası ” adını vermiştir. Bu şua, yukarıdan aşağıya her birine
bir notanın da tekabül ettiği Mutlak (do), bütün dünyalar (si), bütün güneşler (la), güneş
(sol), bütün gezegenler (fa), yeryüzü (mi), ay (re) ve mutlak (do)’tan oluşmaktadır. Bu
şuada Mutlak yaratılışın aslî kaynağıdır ve kâinat, Mutlak’tan sayısız dallanmalarla
meydana gelmektedir .

Enneagram , Gurdjieff’in öğretisinde bir “kâinat sembolüdür ve kâinat hakkında, onun


temsil ettiğini ileri sürdüğü matematik kanunlarına dayalı bir bilgi kaynağıdır ”. Ona
göre, 3 ve 7 kutsal rakamlar olup, kâinattaki her şeyin temelinde Üç (3) Kanunu ve Yedi (7)
Kanunu yatmaktadır. Kâinatın (kozmos) Mutlak’ın birliğine dönüş arzusunu 1’in 3 ve 7
ile bölünmesi temsil eder . 1’in 7 ile bölünmesiyle kesir ondalıklar olarak, 1-4-2-8-5-7 ve
tekrar 1 elde edilir.

İşte Enneagram , şekilde görüldüğü gibi, çevresinde birbirine eşit uzaklıkta 9 noktanın bulunduğu
7
ve bu noktaların 9’dan başlayarak sağa doğru 1, 2, 3, ... 8 olarak işaretlendiği bir çemberdir. Bu
sayılardan 3, 6 ve 9, 3 ve 3’ün katları, diğerleri ise 1’in 7’ye bölünmesiyle elde edilen ondalık
sayılardır.

Söz konunu bölünmede sıralama 1, 4, 2, 8, 5, 7 şeklinde değil de, sayıların sırasına göre 1, 2, 3,
4... şeklinde olur.

Çemberin en tepe noktasına 9 yerleştirildikten sonra, sağa doğru sırayla ve eşit aralıklarla elde
edilen 8 noktaya 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 yazılır.

Sonra bu rakamlar, ikişer ikişer birbirleriyle eşleştirilip birleştirilir. Ama bu eşleştirme ve


birleştirmede 1’in 7’ye bölünmesiyle elde edilen rakamların sırası takip edilir. Yani, 1 ile 4, 4 ile
2, 2 ile 8, 8 ile 5, 5 ile 7 ve 7 ile tekrar 1 eşleştirilip birleştirilir ve bu birleştirme, ilk sayıdan
diğerine, yani 1’den 4’e, 4’ten 2’ye, 2’den 8’e, 8’den 5’e, 5’ten 7’ye, 7’den 1’e uzatılacak bir
çizgi ile yapılır ve her bir çizgiye uzama yönünü gösteren bir ok işareti konur.

Daha sonra 3’ten 9’a çizilecek bir çizgi ve çizgi üzerine 9 yönünde konulacak bir okla 3 ile 9, 9’
dan 6’ya çizilecek bir çizgi ve 6 istikametinde konulacak bir okla 9 ile 6, 6’dan 3’e çizilecek bir
çizgi ve çizgi yönünde konulacak bir okla 6 ile 3 birleştirilir.

Gurdjieff, Enneagram üzerindeki noktaları kişilik tiplemesinde kullanmadı. Bu noktaları kişilik


8
tiplemesinde ilk kullanan ve temelde 3, 3’e ait her 1 tipte de 3 olmak üzere 9 kişilik tipi olduğunu
ileri sürerek, Enneagon adını verdiği Enneagram’ı sistemleştiren Bolivyalı Oscar Ichazo oldu.

Ichazo, Bolivya’da doğdu, Peru’da yetişti. Çocukken batınî (ezoterik) bilgilere ilgi duyuyordu. 19
yaşında Arjantin’in başşehri Buenos Aires’te, “çeşitli batınî şuur değiştirme teknikleri hakkındaki
bilgilerini paylaşmak” üzere küçük bir gruba katıldı. Bu teknikler içinde Zen, Tasavvuf, Kabala
ve Gurdjieff’in teknikleri de vardı. 1950’lerde Asya, Hong Kong, Hindistan ve Tibet’te
seyahatlere başladı ve judo, karate gibi Uzak Doğu savaş sanatları, Yoga, Budizm,
Konfüçyanizm, simya ve eski Çin kehanet ve hikmet kitabı olup, Değişiklikler Kitabı olarak da
anılan I Ching üzerinde çalışmalar yaptı.

1964’te Bolivya’ya döndü ve babasının evine yerleşip bir yıl inzivada kaldı. Bu arada, yedi
günlük bir “İlâhî koma hali ” veya “trans hali”ne girdiğini ve 7 günün sonunda bu halden, o ana
kadar öğrendiklerini öğretmesi gerektiği inancıyla uyanarak çıktığını iddia etti. Öğretilerini
yaymak için Arica’da bir enstitü kurdu. Daha sonra, Kuzey Amerika’nın pek çok şehrinde Arica
enstitüleri kurma kararına vardı ve merkezini New York’a taşıdı.

Ichazo , çocukluk yıllarında Buenos Aires’te Gurdjieff ’in öğrencileriyle bir arada kalmış olmakla
birlikte Enneagram ’ı, Afganistan’daki bir tasavvuf tarikatında gördüğünü, fakat oradaki
tarikat ehlinin ondaki derin manâyı bilmediğini, dolayısıyla bu derin manâyı ve 9 kişilik tipini
9
kendisinin keşfettiğini iddia eder. Bu keşif de, iddiasına göre, bir trans ânında Cebrail , Yeşil
Kutup veya en büyük baş melek olarak nitelendirdiği Metatron gibi adlarla andığı bir varlıkla
teması ânında gerçekleşmiştir. Arica Enstitüsü’nde verilen eğitimde de öğrenciler daha yüksek
varlıklarla, bizzat Ichazo’nun “kendisiyle temasta olduğu” Metatron’la temas için hazırlanırlar.
Buradaki eğitimin maksatlarından biri, belli bir mesafe almış öğrenciyi bu “iç üstad ”la temasa
geçirmektir ki, bu temasın eğitimin bir merhalesinde gerçekleşmesi beklenir.

Enneagram kişilik tipleri


Enneagram kişilik teorisinde genel kabûl gören hususlar şunlardır:

1. Yukarıda anlatılan Yaratılış Şuası veya kozmosta en derin seviyede zihni ve kalbiyle
yer alan insan , kendi içinden de geçen ve kozmik planda gerçek tesir sahibi aslî gücü
kendilerinde barındıran şuurlu enerjilerin farkında değildir ve bunları
kuşanamamaktadır . O, ekonomik bir makineye dönmüş olup, etrafını çevreleyen kültür ve
medeniyetin etkisiyle uykudadır . Düşünceleri, fikirleri, davranışları, dıştan ve içten gelen
uyarılara karşı mekanikî tepkilerden ibarettir. İçindeki ve etrafındaki her hadise, onun
şuurlu katılımı olmaksızın meydana gelmekte , üstüne üstlük, insan, içinde bulunduğu
kültür ve medeniyet sebebiyle bunun da farkına varmamaktadır .
10
2. Gurdjieff’ten sonra aldığı şekliyle bir “insan benliği haritası ” olarak nitelendirilen
Enneagram teorisi ne göre insanın bir özü vardır . Bu öz, insanın aslî benidir , varlığıdır,
güzeldir, asildir. Bununla birlikte her insan, dokuz aslî ve hakim insan tipinden birine ait
olarak doğar . Bu dokuz tip, şunlardır:
• Tip 1: Reformcu veya mükemmeliyetçi tip: Gayelidir, kendini kontrol eder.
• Tip 2: Yardımcı tip: Cömerttir, insanları memnun etmeye çalışır.
• Tip 3: Başarılı tip: Hırslıdır, uyum sağlayabilir, kendine güvenlidir.
• Tip 4: Ferdiyetçi tip: İçe dönüktür, romantiktir, kendisinin farkındadır.
• Tip 5: Araştırmacı tip: Entelektüeldir, meraklıdır, bağımsızdır.
• Tip 6: Sadık tip: Adanmıştır, güvenlik ve güvenilirliği öne alır, sorumludur.
• Tip 7: Şevkli-neşeli tip: Meşguldür, üretkendir, dışa dönüktür.
• Tip 8: Meydan okuyucu tip: Güçlüdür, kendine güvenir, kararlıdır.
• Tip 9: Barışçı tip: Kolay geçinilir, istikrarlıdır, iyimserdir.
Her insan, bu 9 tipten birine ait olarak; fakat saf ve mükemmel bir özle dünyaya gelir. Tipi
tayin eden hakim özellik, çocukluğumuzda çevre mize adaptasyon biçimimizle birlikte,
anne-babamıza şuurumuz dışı yönelişimiz i de belirler. Bu adaptasyon ve yönelişimizin neden
böyle olduğunu bilmeyiz. Bunların tesirinde her bir çocuk, 4-5 yaşında iken özünün
üstünde, onu kuşatan ve onun tersine bir kişilik geliştirir . Artık o, bu kişilik
11
çerçevesinde dünyaya ve hadiselere dahil olur .

3. Bu 9 kişilik tipini, önce temelde 3 ana grupta ele alabiliriz. Bunlardan biri, içgüdüsel veya
hareket grubu dur ki, 9, 1 ve 8 tiplerinden oluşur. Hissetme grubu 2, 3 ve 4 tiplerinden,
Düşünme Grubu ise 5, 6 ve 7 tiplerinden meydana gelir. Bu grupları belirleyen, tipler
arasındaki ortak özelliklerdir.

4. Her bir insan, bir tipe ait ise de her şeyiyle bu tipten değildir. Onun kişiliğinde etkili daha bazı
en az 2 veya 3 tip özellikleri daha vardır. Bu yan etkili tipler ise daha çok Enneagram ’daki
yakın noktalara tekabül eden tiplerdir. İşte bu ikincil tiplere kanat adı verilir. Kanat, kişiliği
tamamlar, ona önemli, bazen zıt unsurlar katar. Meselâ bir insan 9 tipinde ise ona yakın olan 1 ve
8 tipinden de özellikler taşır.

5. Kişiliği tanımada bir diğer husus, üç içdürtü dür. İnsan tabiatının önemli bir yanı, biyolojik
varlıklar olarak sahip olduğumuz dürtülerde yatar. Dolayısıyla her birimizin korunma içdürtüsü ,
cinsel içdürtüsü ve sosyal içdürtüsü vardır. Her bir insanda bu dürtülerden biri daha önde
veya üstte, diğer ikisi ise belli derecelerde daha arkada veya alttadır. Bu üçü birden, üç katlı
pasta gibi, içdürtüsel yığınımızı oluşturur.

6. İnsanın özü, kendinde hakim bulunan tipe ait faziletlere sahiptir. Enneagram eğitimiyle
12
keşfedilmesi gereken bu faziletler, 9-1-2-3-4-5-6-7-8 tip sıralamasına göre:
• Hareket ,
• Hilim (ağırbaşlılık),
• Tevazu ,
• Doğruluk ,
• Kabûl-sakinlik ,
• Hırstan kurtulmuşluk ,
• Cesaret ,
• Ayıklık ,
• İffet ’tir.
İnsanın özüyle teması kaybetmesinin meydana getirdiği realiteye verilen şuur dışı
duygusal tepki ise kuvvetli (tepki) duygularını meydana getirir ki, bunlar da şunlardır:
• Hareketsizlik ,
• Öfke ,
• Gurur ,
• Aldatma ,
• Kıskançlık ,
13
• Hırs ,
• Korku ,
• Yiyip-içmeye düşkünlük ,
• Şehvete düşkünlük .
Enneagram felsefesi nde Varlığın Birliği ( panteizm ) hakimdir. İnsanın aslî özü, varlığın
birliğini tanıma perspektiflerine sahiptir . Özün bu dual olmayan perspektifleri,
uyanmış ve gerçeği olduğu gibi görebilen insanda kendiliğinden ortaya çıkar . Bunlara
Kutsal Fikirler denir ki, şunlardır:
• Kutsal sevgi,
• Kutsal mükemmellik,
• Kutsal irade (kutsal özgürlük),
• Kutsal hukuk (kutsal papa),
• Kutsal menşe,
• Kutsal bilgi (kutsal şeffaflık),
• Kutsal inanç,
• Kutsal hikmet (kutsal plan),
• Kutsal gerçek.
Kutsal fikri kaybeden insan egosu , kendinde hakim tipe göre bir noktada güçlü duygusal
14
tepkilerin zıttına daha pasif duygular geliştirir. Bunlara saplanma noktaları
(fixations-saplantılar) denir. Bu saplantılar da şöyle sıralanır:
• Tembellik,
• Alınma,
• Tabasbus (koltuklama),
• Kendini beğenme,
• Melankoli,
• Cimrilik,
• Korkaklık,
• Planlama,
• Kin.
Her bir insanın kozmik yükselme merdiveni nde yukarılara tırmanarak, büyük varlık
zincirindeki gerçek yerini alması ve böylece insanlığın geleceğinin de kurtarılması gerekmektedir
ve bunun için o, içinden geçen; fakat farkına varıp da kuşanamadığı evrensel şuurlu
enerjileri kuşanabilmelidir . Gurdjieff ve ondan naklen talebesi Ouspensky , bunları Gıda
Diyagramı olarak adlandırır. Bu kuşanma, her bir insan ferdinin içten tekâmül üne bağlıdır ve
bu tekâmül, bizzat insanın içinde gerçekleşecektir . Buna, iyileşme veya restorasyon
denmektedir.
15
Esasen özü yeniden keşfedip onunla bütünleşmeyi ifade eden iyileşme ve restorasyon,
yıllar alacak bir süreci gerektirir. Bu süreçte insan , önce bir suçluluk psikolojisine girmeden
kendisini tanımalı , geçmişinde biriken “bagaj ” da ne olup ne bittiğini görmeli , bir açıdan
kendisiyle yüzleşmelidir .

Bu yüzden enneagram felsefesi , kendini tanıma , bilme felsefesi olarak da


değerlendirilmektedir. Kişinin kişilik seviyesinde kendini tanıması, kendisiyle yüz yüze gelmesi
işine değişik kişilik testleriyle başlanmaktadır. Bu, tamamen ezoterik , içe dönük bir süreç ve
kanun olup, hariçten bir tesir beklenmemelidir .

Bu çabayla bir yandan kendimizi tanırken, tanıma ölçüsünde kendiliğinden veya birtakım
tekniklerle iyileşme de başlar. Artık vücudumuzdaki enerjileri asimile eder hale geliriz .
Her merhalede değişik meditasyon türleri (Kök, Göbek, Kalb, Boğaz, Üçüncü Göz, Taç Çarka
meditasyonları gibi), vücuttaki enerjileri düzenleme için belli noktalara uygulanan akupunktur
benzeri akupressure (akubaskı)lar, grup ve ikili çalışmalar, tartışmalar, konferanslar, beden işleri,
bilhassa kutsal danslar ve müzik gibi tekniklerle devam eden kendini tanıma ve tanırken iyileşme
sürecinde insan, kişiliğin olumsuz yanlarından kurtulur, öz ile kişilik arasındaki denge
kişilikten öze doğru kaymaya başlar .

Bu süreçte, hiçbir zaman bir tipten diğerine geçilemez. Fakat, iyileşmek için bir tip, diğer bir tiple
16
etkileşime girer ve girmelidir. Bu etkileşim ise ancak enneagram ’da çizgi ile birbirleriyle
birleşen iki çift arasında, fakat birleşmenin yönünün, yani okun tersine bir etkileşim olmalıdır.

Meselâ, tip 1 kişiliği enneagram üzerinde, kendisinden çıkan bir çizgiyle ok yönünde 4 ile
birleşirken, 7 ise 1 ile birleşmektedir. Dolayısıyla, iyileşme sürecinde okun zıttı yönünde bir
etkileşim olmalı, tip 1 kişiliği 7 gibi, tip 4 kişiliği ise tip 1 gibi olmaya çalışmalıdır.

Enneagramın arkasındaki felsefeye geçmeden önce, onun günümüzde işyerlerinde, ailede, eş


seçiminde, eleman tercihinde kullanılması noktasında birkaç söz söylemek gerekiyor:

Her şeyden önce, temel insan tabiatı veya tipini belirleyen özelliğin 9 olduğu tamamen bir
varsayımdır ve bu iddianın dayandığı temel hiçbir gerçek yoktur. Bu varsayım, 3 ve 7
rakamlarına atfedilen kutsallıktan kaynaklanmaktadır ve ayrıca, hem Gurdjieff’te hem de Izhaco
’da kendilerinden makul ilham, hattâ vahye benzer bir iddiaya dayanmaktadır.

Bunun gibi, herhangi bir tipteki insanın restorasyonu, yani özüne dönmesi için kendisiyle iletişime
girmesi gereken tipin seçimi de, aynı şekilde keyfîdir ve hiçbir temele dayanmamaktadır. Bu
varsayım da, 1’in 7’ye bölünmesinden elde edilen ondalık sayılardaki sıraya dayandırılmakta;
fakat burada da, yine nereden kaynaklandığı belli olmayan tersine bir yöneliş ileri sürülmektedir.
17

İnsanî öz ve çocuklukta kirlenme iddiası


Ayrıca, bir insanın baskın bir karakterde doğup, onun başka bir karakter geliştiremeyeceği, bu
karakter veya kişilik tiplerinin 3’le, 9’la sınırlı olduğu, onda mutlaka bir tipin hakim olduğu da yine
temelsiz bir varsayımdır.

Evet, İslâm ahlâkçıları ve eğitimcileri, Cenab-ı Allah’ın isimleri nden bir veya birkaçının bir
insanda hakim, daha başka isimlerin tecellilerinin de onlara yardımcı olarak ikinci-üçüncü
derecede tesirli olduğu düşüncesindedirler. Fakat bu, 3’le, 9’la sınırlandırılamaz; ayrıca, hangi
insanda hangi isim tecellisinin baskın olduğu , insanın bu tecelliye hangi kapasitede mazhar
bulunduğu yoruma, müşahedeye açık olduğu gibi, iyi bir zihin ve kalb eğitimiyle insanın
başka esmâ tecellilerine de açılabileceği inkâr edilmemektedir. Ayrıca, kendinde baskın bir
veya birkaç isim tecellisi bulunan insanın ancak bir başka insan tipiyle iletişime geçip,
özünü bulabileceği gibi bir iddia ise gerçekle de, İslâm ahlâkçı ve eğitimcilerinin
görüşleriyle de bağdaşmaz .

İnsanın saf ve mükemmel bir özle doğmuş olması da yine gerçekle ve İslâm’la bağdaşır bir iddia
değildir. Kur’an-ı Kerim, açık olarak “Allah, sizi annelerinizin karnından, siz hiçbir şey bilmez
halde iken çıkarır.” buyurur (Nahl/16: 78). Âyetin devamında, “Sizin için işitme duyusu, gözler ve
kalbde iç idrak merkezleri var etti.” denmektedir. Bediüzzaman Hazretleri, bu gerçeklerden
18
hareketle, insanın iman ve öğrenme ile tekâmül etmesi gereken bir varlık olduğu neticesini
çıkarır. Kısaca insan, belli bir mükemmeliyette doğmaz; mükemmelliği kazanmak için onu
kazanabilecek ve geliştirilip kabiliyet haline getirilmesi gereken bir kapasite ile doğar. Şu halde,
insanın eğitiminden maksat, dünyaya geldiğinde sahip olduğu iddia edilen mükemmel özü yeniden
keşfetmek değil, iman, ibadet ve öğrenmekle mükemmelleşmektir.

Sıradan kişilik testleri


Bunlardan ayrı olarak, her bir insanın 4-5 yaşında çevresiyle münasebetleri ve hem içinden hem
çevresinden gelen uyarıcılara verdiği şuur dışı tepkiler sonucunda özü örten bir kişilik kazandığı
da, yine hiçbir gerçek temeli olmayan bir başka varsayımdır. Bunu bütün çocuklara genellemek
ise bir başka yanlıştır. Eğitimde, doğuş ânına dönüş de hedeflenmez. Ayrıca, enneagram ı bir
eğitim modeli gibi benimseyip savunanlar da, eğitime insanın en azından kendisini tanımaya
başladığı, kendisi ve karakteri hakkındaki sorulara cevap verecek hale geldiği bir yaşta
başlıyorlar ve başlamaları gerekiyor. Bu durumda, doğum ile bu yaş arasında geçen uzun bir
dönemi, her insan için yitirilmiş bir özle geçirilmiş bir kayıp ve tefessüh etmiş karakter dönemi
olarak kabûl etmek gerekmeyecek midir?

Ayrıca, enneagram kişileri tanımaya, kişilik testleriyle başlamaktadır. Bu testlerin, her zaman
her yerde rastladığımız testlerden bir farkı yoktur. Ayrıca, kişilerin verdikleri bilgilere
19
dayanmaktadır ve dolayısıyla bu bilgileri veren insanın kendisini tanımasını gerektirmektedir.
Aksi halde, çıkacak sonuç yanlış olacaktır. Sonra, farklı testler pekalâ farklı sonuçlar
verebilmektedir. Yine, çıkan sonuçların yorumlarında, kişi geniş yelpazeli olarak sorulara verdiği
cevapları bulmaktadır. Bütün bu tutarsız ve temelsiz varsayımlarına rağmen, enneagram niye
bazılarınca kabûl görüyor?

Bir defa (manevî-ahlâkî kemale henüz ermemiş) insan, Bediüzzaman Hazretleri’nin ifade
buyurduğu gibi, her şeyden önce kendisini hem de kendisine perestiş edecek derecede sever.
Dolayısıyla onda kendini tanıma zaafı vardır ve o, kendinde var gördüğü kabiliyet ve birtakım
güzel sıfatların, hele bilimselmiş gibi görünen bir test sonucunda ortaya çıkıp, kendisine ifade
edilmesinden nefsanî haz alır. Ayrıca enneagram , tipini, karakterini, özelliklerini söylediği
insana, “Bunları kötü görme! Önce kabûllen. Çünkü bütün mesele, kendini keşfetmeye bağlı.
Kendini keşfettikçe kendindeki menfi özellikler de yok olacak ve özünü bulacaksın” demekte ve
insana bir rahatlama sağlamaktadır.

Enneagram , Türkiye’de bazılarınca sadece bir eğitim sistemi gibi uygulanmaktadır. Bu sistem
ise modern psikoloji ve eğitim sistemlerinden sadece biridir ve her sistem gibi başarılı-başarısız,
bazıları için başarılı bazıları için başarısız, bazı şartlarda başarılı bazı şartlarda başarısız yanları
olacaktır. Dolayısıyla, onu başka sistemlerden başarılı ve üstün görmenin ciddî ve gerçekçi bir
kriteri yoktur.
20
Enneagramın Batı’da, pek çok akımdan bir akım olarak kendine taraftar ve öğrenci bulması da
katiyen abartılacak bir husus değildir. Bilhassa 19’uncu asırdan itibaren Batı’da her sahada pek
çok akım ortaya çıkmaktadır. Enneagram, İslâm tasavvufu değil, tasavvuf felsefesi,
Budizm, Hinduizm, Hıristiyanlık, Zen, I Ching, Kabala gibi “klasik” geleneklerden
alınan unsurlara, modern psikoloji ve fizyolojiyle birlikte, Uzakdoğu’ya ait meditasyon
ve akupunktur tipi birtakım klasik uygulamalar da katılarak üretilmiş bir mistik
materyalizm veya materyalist mistisizm akımıdır . Seanslarına daha ziyade aktörlerin,
aktristlerin, sosyete mensuplarının, zengin dulların katılması da onu tanımaya yetebilir.

Temel felsefesiyle enneagramın eleştirel tahlili


Enneagram , modern çağın materyalist-ezoterik akımlarından biridir . Batı’da 19 ve 20’
nci asırlar, bilim temelli pozitivist ve materyalist akımlarla birlikte yeni
ezoterik-okültist (gizilci) akımların üremesine veya tarihte kalmış akımların
diriltilmesine şahit oldu .

Gurdjieff tarafından temeli atılan enneagram da sadece bu akımlardan biridir. O, ne İslâm’a,


ne İslâm tasavvufuna ne de Risale-i Nur’a yamanabilir ve Bediüzzaman Hazretleri,
Risalelerde enneagramı, iddia edildiği gibi bırakın dantel dantel işlemeyi, onun inancı ve
düşüncesi, diğer ezoterik-okültist akımlar gibi enneagramı da bütünüyle reddetmektedir .
21
Çünkü, enneagramda Hinduizm’deki Brahman-Atman ilişkisine benzer bir Yaratıcı ve
genel dünya-kâinat ruhu telâkkisi söz konusudur . İkinci olarak, Gurdjieff , enneagram
teorisi ni Dördüncü Yol adı altında oluştururken, “modern medeniyet ve kültürün meydana
getirdiği büyük boşluğu doldurmak için gerekli Yeni Tip İnsan’ı artık dinî vahiylerin
“yaratamadığı” iddiasıyla ortaya çıkmıştır ve bu insanı “yaratacak” olanın kendi yolu
olduğu” iddiasındadır. Bu yolda, İslâm’ın bize anlattığı Allah yoktur, Kitap yoktur, Peygamber
yoktur, vahiy yoktur, Âhiret yoktur.

Enneagram da Kabala ’daki beden-pisiş-ruhtan meydana gelen hayat ağacı diyagramı nı


görmek mümkün olduğu gibi, Hint metinlerinden Vedanta’daki ruhun egodan kurtulup
Brahman’a katılması doktrini ni, Brahmanizm’deki Brahman-Atman-Samsara üçlüsünü
ve ilişkisini, Hıristiyanlığın temelini oluşturan Baba İlah, Oğul İlah, Ruhu’-Kudüs İlah
teslisini , yine Hıristiyanlık’taki en büyük yedi günah kabûlünü, bazı Müslüman filozofların
(İslâm’ın değil) yaratılışı izah için ileri sürdükleri 10 Akıl doktrini ni, İbn Miskeveyh
gibi Müslüman ahlâkçılardaki insan, insandaki başlıca kuvveler, bunların ifrat-tefrit noktaları ve
terbiye edildiğinde ortaya çıkan faziletler değerlendirmesini, Pisagorculuğu , Hurûfîliği görmek
de mümkündür.

Enneagramdaki insan eğitimiyle İslâm’daki insan eğitimi arasında da münasebet


yoktur .
22
İnsanı doğuşunda var olduğunu iddia ettiği özüne döndürme gayesi güden Enneagram
teorisi nde eğitim teknikleri olarak, daha önce de anıldığı üzere, kişilik testleri, ikili ve grup
çalışmaları, bedenî çalışmalar, konferanslar, tartışma ve müzakere, grup olarak gerektiğinde
yıllarca birlikte kalma, her merhalede değişik meditasyon türleri (Kök, Göbek, Kalb, Boğaz,
Üçüncü Göz, Taç Çarka meditasyonları gibi), vücuttaki enerjileri düzenleme için belli noktalara
uygulanan akupunktur benzeri akupressure (akubaskı)lar, kutsal danslar ve müzik söz
konusudur. Oysa, bunların hiçbirinin İslâmî ahlâk ve maneviyat eğitimiyle bir alâkası yoktur.
İslâmî ahlâk, maneviyat ve şahsiyet eğitimi önce imana ve imanın gereği olarak ibadete,
haramlar karşısında nefsi gemlemeye, sabır ve şükre, gerektiğinde riyazet gibi yollara dayanır.
Buna karşılık, enneagramda ne iman vardır, ne ibadet.

Enneagram ile İslâm ve Risale-i Nurlar arasında müsbet bir münasebet asla kurulamaz.
Enneagram felsefesinin, Bediüzzaman ’ın 30. Söz’de derinliğine ele aldığı insan benliği, enesi,
egosuyla hiçbir müspet münasebeti yoktur.

Bu münasebeti kurmak isteyenler, “ben, benlik” manâsına gelen Arapça “ene” ile enneagramın
dokuz manâsına gelen “ennea”sı arasında bile bir münasebet aramaktadırlar ki, nasıl bir zorlama,
hattâ çarpıtma ile karşı karşıya olduğumuz açıktır.

İkinci olarak, Bediüzzaman, enneagram ı da pekalâ içine dahil edebileceğimiz felsefenin; insan
egosunu şişirme, ona sahip olduğu iddia edilen kendi gücünü kazandırma, âdeta
23
tanrılık verme, teşebbüh-ü bi’l-Vâcip, yani egoyu varlığı zaruri olan Zât’a, Allah’a
benzetme, hattâ O’nun yerine koyma hedef ve gayretinde olduğunu , buna karşılık,
Peygamberlikle temsil edilen İslâm’ın ise, “ene”nin hiçliğini, mutlak zaaf, acz ve
bilgisizliğini kavrayarak, bu mutlak zaaf, acz ve bilgisizlik içinde Mutlak Kudret,
Mutlak İrade ve Mutlak İlmi göstermesi yolu olduğunu ısrarla vurgular.

Enneagram ın temelde 3 ve bu 3’ün her birinden 3 kişiliğin daha türemesiyle 9 kişilik tipi
teorisiyle, Bediüzzaman Hazretleri’nin Yirmidördüncü Söz’de, Allah’a ulaşma yolları ve bu
ulaşmada temel kabiliyetler açısından Zühre, Katre, Reşha başlıkları altında incelediği ve
sonunda 9 taifeye çıkardığı insan gruplaması arasında da münasebet aramak, yine bir zorlama ve
çarpıtma olur.

Enneagram , terbiye, hakikati bulma, Allah’a ulaşma adına 9 insan tiplemesi değil , kendinde
hakim aslî özelliğe göre 9 karakter tiplemesi teorisidir. Bediüzzaman ’ın anlattığı yolda ise insan,
Allah’ın kendisine verdiği hususi kapasite ile hakikate ve Allah’a ulaşmaya çalışır . Bu
çalışmada tarih boyu başlıca üç yol ortaya çıkmıştır: Ehl-i fikir , ehl-i velâyet ve ehl-i
nübüvvet in yolu. Bu her bir yol da, kendi içinde üç grubu barındırabilir. Açıktır ki, bu yürüyüşte
ortaya çıkan yolları belirleyen kişilik tipi veya karakteri değildir. Ehl-i fikir içinde de, ehl-i
velâyet içinde de, ehl-i nübüvvet içinde de, enneagramdaki dokuz karakter tipinden
her biri bulunabilir .
24
Bediüzzaman Hazretleri, “her batıl yolda, her dalâlet yolunda bir hakikat tanesi bulunur ”
der. Ama bu tane, o yolu bâtıl ve dalâlette olmaktan kurtarmaz . Ayrıca, dinler,
felsefeler, sistemler arasında ortak noktaların bulunması da tabiîdir, fakat bu ortak
noktalar, onları birbirleriyle özdeşleştirmez .

Bu sebeple, Yirmidördüncü Söz’de 3 ve onun şubeleri olarak 9 yoldan söz edilmesi, Risale-i Nur
ile enneagram arasında bir münasebet kurulmasını asla gerektirmeyeceği gibi, enneagramda
“Kendini tanıma” görüşü ile, “Kendini bilen Rabbini bilir” sözü arasında da hiçbir
münasebet yoktur . Tasavvuftaki “Kendini bilen Rabbini bilir ” sözü, Bediüzzaman
Hazretleri’nin ifade ettiği gibi, insanın mutlak acz, fakr ve cehaletiyle, kendine malik
olmaması ile, faniliğiyle, Cenab-ı Allah’ın mutlak Kudret, İrade ve İlmi’ne, her şeyin
Mâliki, ezelî-ebedî ve varlığı kendinden bir Vâcibü’l-Vücud olduğuna aynalık yapması
demektir.

Ayrıca, ondaki, meselâ görme, işitme gibi sıfatlara bakarak, bunları verenin Allah olduğunu,
insanın sonlu, yaratılmış olmasından dolayı eksik ve kusurlu olarak sahip kılındığı bu sıfatlara
Cenab-ı Allah’ın sonsuz nitelikte sahip olmasını idrak etmek demektir. Enneagram’ın kendini
tanıma teorisi ise, nihayette Brahmanizm’deki, insanda Brahman’ın yansıması olan
dünya ruhu Atman’ı, Hıristiyanlıktaki Ruhu’l-Kudüs’e tekabül eden Yeşil Kutup veya
Metatron aracılığıyla Oğul’un haşa Allah olduğunu keşfetmektir . Yani, hulûl-ittihad söz
25
konusudur .

Büyü ve insanları uzaktan yönlendirme


Yine, iddia edildiği gibi, enneagram daki dokuz insan tiplemesiyle, Bediüzzaman Hazretleri’nin
İhlâs Risalesi arasında, ihlâsın faydaları olarak anlatıldığı iddia edilen, oysa Müslümanlar
arasındaki ihtilâfları gidermede dikkat edilmesi gereken hususlar olarak sunulan 9 madde
arasında da en küçük bir münasebet yoktur. Kitap ortada: Müslümanların izzetinin, onların
arasındaki ihtilafın ikinci sebebi olarak zikredildiği ve incelendiği yerde, bu izzetin ihtilaf sebebi
olmaması için ifade edilen dokuz çarenin birincisinde “İhlâs, en büyük esastır” diye bir şey
söylenmemekte, yani, iddia edildiği gibi, enneagramdaki 1 No’lu kişiliğin kuralcılığı nazara
verilmemektedir. Aynı şekilde, 2. maddede, “En büyük kuvvet ihlâstır” denmediği gibi, bu
manâya gelecek bir sözde de söylenmemekte, yani, iddia edildiği üzere, enneagram daki 2 No’lu
kişiliğin kuvvet arayışına seslenilmemektedir. İnsan, İslâmî veya değil, bir felsefeye gönül
verebilir, bir teoriyi, bir sistemi benimseyebilir, ama bunu başkalarına kabûl ettirmek için dini,
Bediüzzaman gibi önemli zatları ve eserlerini yanlış yorumlar, yanlış misaller ve çarpıtmalarla
kullanmaya kimsenin hakkı olmamalıdır.

Enneagram konusunda yazılan ve enneagram öğretmenlerinin yazdıkları kitaplara baktığımızda,


dinin ve dine dayalı metafiziğin yerine, sözde bilimsel bir mistisizmin oturtulmaya
26
çalışıldığını da görürüz. Meselâ, enneagram çevresinde ve enneagramcılar tarafından yazılıp
tanıtılan Charles Tart ’ın Waking Up: Overcoming the Obstacles to Human Potential (Uyanma:
İnsanî Potansiyeldeki Engelleri Aşma), States of Consciousnes (Şuurun Halleri), Body, Mind
and Spirit: Exploring the Parapsychology of Spirituality (Beden, Zihin ve Ruh: Ruhçuluğun
Parapsikolojisini Keşfetme) gibi kitapların tanıtımında bu husus ön planda görülmektedir: “Bir
zihin bilimi; bilim ve ruhçuluk arasındaki münasebette dönüşüm: ilgili bilim adamlarıyla yapılan
atölye çalışmasına dayanan Charles Tart , aramızda bulunan pragmatik ve bilimsel eğilimli
kişilerin, dinî bir temel ve birikim olmadan zihnî şuur ve dikkati günlük hayata nasıl
taşıyabileceklerini gösteriyor… Normal ötesi olguların birer gerçek olup olmadığını tartışmakla
vakit harcamak yerine, mevcut bilimin sınırlarını aşan bir bilimsel paradigma ortaya koyuyor.”

Şimdi dikkat edin: İlgili diğer modern mistik akımlar gibi, enneagram da kaçınılmaz olarak
büyü türü uygulamalardan kopuk değildir . States of Consciousness (Şuurun Halleri) kitabını
satan yayınevi, “Bu kitapla ilgilenenler, şu kitaplara da ilgi duyabilir” diyerek, bu gerçeği ortaya
koymaktadır:

Occult and Pagan Stuff (Gizli İlimler ve Putperestlik Malzemesi): Büyü yapma, Sözle büyü,
Muskalar ve daha pek çok şey. How to Do Real Witchcraft (Gerçek Büyü Nasıl Yapılır):
Erkek-kadın gerçek büyücüler tarafından ifşa edilen büyü gizlilikleri.
27
The Secret of Magic (Büyünün Sırrı): Parmak uçlarınızdaki son derece etkili büyüler ve ritüeller.
Benzeri teori ve uygulamalarda olduğu gibi enneagramda da kişilerin zihinlerini etkileme,
onlara uzaktan kumanda etme gibi hususlar da söz konusudur . Nitekim, William Braud
tarafından kaleme alınan Distant Mental Influence: Its Contributions to Science, Healing, and
Human Interactions (Studies in Consciousness) [Zihni Uzaktan Tesir Altına Alma: Bunun
Bilime, Tedaviye ve İnsanî İlişkilere Katkıları (Şuur Üzerine Çalışmalar)] isimli kitap hakkında
yazılanlar ise şöyle: Modern psikoloji, davranış tıbbı ve psikoneroimmunoloji
profesyonelleri, hipnoz, görselleştirme, dikkat, niyet ve daha başka kendini ayarlama
biçimleriyle vücudumuzu zihin kontrol ve tesirine alma yollarını ortaya koyuyorlar . Bu
teknikleri, başkalarını, hattâ uzak mesafedekileri tesir altına almada da kullanabilir miyiz
? Uzak-yakın başka şahısların düşüncelerini, davranışlarını ve psikolojik tepkilerini
etkilememiz mümkün müdür ? Bu tesirler, gelecek-geçmiş zamandaki olaylara da
teşmil edilebilir mi ?”

Sonuç olarak da...


Enneagram teorisi , eski metafizikî ve batınî akımlardan, dinlerden, felsefelerden
ödünç aldığı unsurları, Freudculuk dahil, modern psikolojiyle harmanlayarak, onlara
bilimsel bir elbise giydirmeye çalışmıştır . Esasen, üzerinde durulması gereken bir noktadır
burası. Çünkü, enneagram gibi modern ezoterik akımların hepsi Din’in yerini almaya
28
yeltenmekte ; şuur, irade, hayat gibi gerçekleri izah edemeyen modern bilimsel
materyalizm, Uzakdoğu, Kabala ve Hıristiyanlık menşe ’li birtakım ezoterik-okültist
(Batınî-gizilci) unsurları da yedeğine alarak, güya Din’in manevî yanını da
bilimselleştirerek, Din’in dirilmesine mani olmaya çalışmaktadır .

Bu arada bu çalışmalardan büyük güçler ve onların istihbarat servisleri de geniş ölçüde


faydalanmakta , bir bakıma bu çalışmalar, bu servislerle birlikte yürütülmektedir .
Enneagramın da, benzer materyalist mistik akım lardan biri olarak aynı gaye ile gündeme
taşınıp, gündemde tutulmadığını söylemek mümkün değildir. Nitekim, Russel Targ ve Jane
Katra tarafından yazılan Miracles of Mind: Exploring Nonlocal Consciousness and Spiritual
Healing (Zihnin Mucizeleri: Mahallî Olmayan Şuuru Keşfetme ve Ruhsal Tedavi) kitabının
tanıtımında Gail Hudson şöyle demektedir: “Targ, ilk defa olarak, Soğuk Savaş süresince
CIA’nın zihin casusluğu üzerindeki denemelerinin insanı yerinden oynatıcı sonuçlarını
açıklıyor .”

Son söz : Geliştirdikleri ve sahip oldukları rehberlik hizmetleriyle insan eğitiminde kendilerini
ispatlamış bulunan ve en gerçekçi eğitim prensiplerine sahip olan insanların ve müesseselerin,
enneagram gibi başka felsefe ve teoriler peşinde koşmaları karşısında, onlara sorulacak en
anlamlı soru, herhalde “Nereye?” olmalıdır.
Kaynaklar:
29
Bu çalışma, Jacob Needleman (Felsefe profesörü, San Francisco State University), Mitchell Pacwa, S.J., H. P.
Blavatsky, Ed Hird ve daha başka pek çok yazarın, aşağıdaki web sayfalarında yer alan makale ve çalışmalarından
faydalanılarak hazırlanmıştır:
http://www.enneagraminstitute.com/
http://www.enneagraminstitute.com/intro.asp
http://www.enneagraminstitute.com/history.asp
http://www.enneagraminstitute.com/spirituality.asp
http://www.enneagraminstitute.com/TrainPro.asp
http://www.enneagraminstitute.com/workshops.asp
http://www.enneagraminstitute.com/TrainP_1.asp
http://www.enneagraminstitute.com/TrainP_2.asp
http://www.enneagraminstitute.com/TrainP_3.asp
http://similarminds.com/test.html
http://skepdic.com/enneagr.html
http://www.eclecticenergies.com/enneagram/test.php
http://www.bmrc.berkeley.edu/people/misc/School.html#Meetings
http://skepdic.com/gurdjief.html
http://skepdic.com/enneagr.html
http://www.iclnet.org/pub/resources/text/cri/cri-jrnl/web/crj0146a.html
http://www.natcath.com/NCR_Online/documents/ennea2.htm
http://www.blavatsky.net/blavatsky/arts/NumberSeven.htm
http://www3.bc.sympatico.ca/st_simons/arm04.htm

BİTTİ Yayın Listemiz >>> Sayfa 30


30

Yayın Listemiz
Aşağıdaki e-Kitap ve programlar sizin için hazırlanmıştır.
http://ferid_hakki.sitemynet.com adresinden
Ücretsiz indirebilirsiniz !.

http://ferid_hakki.sitemynet.com

• Benim Adım CENİN -2-


• Benim Adım CENİN -1-
• Meşhurların Rüyaları- Kapıları Aralayan Şifre
• Orta Dünya’nın İşgali
• Muhyiddin-i Arabi-Risalelerden Alıntılar
• Ortadoğu - Vaat Edilmiş Topraklar
• Kuantum Düşüncede İslami Motifler
• Terör Tekeli A.B.D.
• İnsan ve Din -2-
31
• İnsan ve Din -1-
• Amerika’nın Matruşkası
• Aşk Penceresinden Asr-ı Saadet
• Dünyayı Yöneten gizli Örgütler
• Okunası, Çok Önemli Konular
• Cuma Notları -2-
• Avrupa Birliğine NEDEN HAYIR !
• Kur’anla Kucaklaşmak
• Psikolojik Harekât
• “B” SIRRINA ERMEK
• Gerçeğin Öğretisi/TASAVVUF
• Oruç’un Sırları
• Türkiye ya “Büyük Türkiye” olacak ya da “Yok” Olacak !
• Yeni Keşifler -2-
• İstihbarat
• Bilinç Ötesi Boyut RÜYALAR
• Parapsikoloji ve Parapsikolojik Harp
• Kıyamet Halleri
• CFR ve Yeni Dünya Düzeni
• Yorumsuz Seyir
32
• Yeni Büyük Oyun / Yeni Soğuk Savaş
• İnternette Tıp Haberleri -1-
• Yeni Keşifler -1-
• Ölüm Terapisi
• Ölmeden evvel Ölmek
• Cemil Meriç Anısına
• Vatikan’ın Gizli yüzü
• İz Bırakanlar
• Sonsuz Boyuta Açılmak – Zikir
• Bilinmeyen Vatikan II
• Cuma Notları I
• Bilinmeyen Vatikan I
• Tapınak Şövalyeleri - Gizli Dünya Devleti
• Günün Yorumu
• Allah’ı Bilmek
• Tsunami Altındaki gerçekler -H. A. A. R. P
• Sorgulayan Beyinlerin Kendine Soruları
• Allah indinde DİN 2. Bölüm
• Avrupa Birliği’nin Türkiye Politikaları
• Allah indinde DİN 1. Bölüm
33
• Mir’at ül İrfan (İrfan Aynası)
• G. O. P ya da HAÇLILAR MI?
• AVRUPA BİRLİĞİ VE CHRISTENDOME KAVRAMI
• MARDUK ya da KAOS
• [Astroloji-Program] Astro Yükselen
• GİZ’li Gülşen 1
• Depresyon
• Psikospritüel Kriz
• [Astroloji-Program] Yıldızlar Altında
• Aynadaki Evren
• Din’i Anlamada Reform
• Tao’cu Uygulamanın Temelleri (Kültür Serisi-1)
• En Büyük Sır- İlluminati Şeytani Bilinci
• MARDUK ‘Yakın Gelecek ‘ mi?
• Metafizik Mucizeler ya da Yanılgılar
• Kur’an-ı Kerim Meali (Microsoft Reader formatında)
• Hz. İbrahim’in Mirası Hz. Musa’nın Asa’sı ve KUNDALİNİ
• Dik Bahçene Solayım!
• Uzaylılar
• Düşünen Beyinlere Hiç Okunmamış Yazılar II
34
• Sonsuzluğu kucaklamış aşkın sembolü Hallac-ı Mansur
• Din, Maneviyat, Psikoloji, Psikiatri
• İbn Arabi ile ilgili araştırma Serüvenim
• Evrenin Sırları
• Etkili Sözler III
• Beynimizi Kim Kullanıyor ?
• Yorumsuz Katalog (Güncellendi)
• Zamansızlık (timelessness)
• Hangi Evreni Algılamaktayız?
• Gönül Uyandırma
• Kıyametin Deşifresi
• Yorumsuz Katalog
• Çağdaş Bakışla Allah
• Taş’taki Güç... Mutluluğunuz için...
• Etkili Sözler II
• Çağdaş Bakışla Cennet, Cehennem
• Rüya Yorumu
• Kader Gerçeği
• Evrensel Sırlar
• Rüyanın Dışındaki Rüya
35
• [Astroloji-Program] Canopus
• Düşünen Beyinlere Hiç Okunmamış Yazılar
• Holografik Beyin ve Evren
• Mesajlar I
• Uzaylıların İçyüzü
• Tanrı yok Allah var
• Reenkarnasyon Aldatmacası
• Astroloji-Yeni Millennium’un Popüler Bilimi
• [Astroloji-Program] Planetium
• Modern Bilim ZİKİR’i Keşfetti
• Etkili Sözler I
• Yıldızların Altında
• Çağdaş Bakışla Din
• [Astroloji-Program] PopHR
• [Kullanım kılavuzu] PopHR Rehber v. 2

http://ferid_hakki.sitemynet.com
36