You are on page 1of 3

Acıların Dindirici Tanrısı

Ece Ayhan

YILDIZLARIN ÜSTÜNDEKİ GÖZ
Uzakta, yıldızın üstündeki göz
beni ve O-gi-no-ha’yı yan yana görür
Belki de bizi kardeş sanır
Oysa ben O-gi-no-ha’yı tanımam
(Haluk Bengisu)
Birinci korkudan önceki olumsuz korku (eksi korku): Sabahleyin. Efendi beyaz bıyıklarıyla
öldükten sonra, gün ışığı bir uşağı ne denli kazanmış kılabilirse o denli kıldı. Pencerelerden deniz
kokusu geliyordu. Yaz aylarında. Yosun kokuyor. Yosunlar yeşildir. Bu yeşillik gözlerine
yapışacak gibi.
Bu odadan çıkmalıyız.
Beyaz bıyıkları bırakıp.
Gitmeli.
Ayaklar öteki odalara doğru.
Gidiyor zaten.
Şimdi bu ayaklardan biri.
Hiç tutmuyor.
Galiba soldaki.
Kemik kırılmıştır.
İnsan bu durumda.
Odalarda
Efendisiz bir yalnızlığın
Mutluluğu var.
Kapı mandalları önce
Pirinçsi pirinçsi
Parlıyorlardı.
Duvardaki resimlerin hiçbiri uşağa kayıtsızlıkla bakmadılar bu kez. Kaygı duydukları kaçırmak
istedikleri yüzlerinden belli oluyordu. Kaçırmak istedikleri? Ne oluyoruz? Son efendi de öldü ha?
Yeryüzünde. Ne sanıyordunuz? Ama ne de olsa hiç ummuyorlardı bunu. Yüzleri sabitleşiverdi.
Merdiven tırabzanlarında bir çift el var. Eski bir kinle dokunuyor. Durmadan dokunuyor.
İstedikleri gibi tozlu kalabilirler. Evet, istedikleri gibidir. İstediklerini sormak kimin usuna
gelmiştir. Sormak.
Açılmayan kapılar, açılmayan dolaplar açılıyor. Durulması yasak olan kapı eşiklerinde duruyor
uşak. İşte. Bu, kıskançlık. Siz kıskançlığı öldürebilir misiniz? Uyu sen. Artık ziller bile
işitilmiyor. Zorlansalar bile işitilmeyecekler işte. Yaşasın örümcekler. Ve çalmayan bir zili en
hassas bir farekulağı bile duyamaz.

karanlıktayken bir ışık sönmüştü. herkes korkabilir. Külrengi duvarlar Bir de. karanlık içinde yükselen evi seçti. Düşen. Canını kurtaran az. balkonda çamaşır asan bir uşağa meydan okuyordu. Gözleri. yıllarca önce. Neden mi yitirdi? Birinci korkudur bu. Sahi. Bir uşak balkonda kendini yitirdi. Bu eski silik uşak denize karşı bir iki kez sallandı durdu bir ara. Yıldız bana yaklaşıyor. Çamlar matlaşmaya başladı. Karanlıktayken bir ışık sönmüştü sanki.Çiçekler kendilerini bekleyen yeni alınyazılarını kavramış görünüyorlar. sona yaklaşıyorlardı. İpler Açık bir kapı Yaldızlar Aynalar Tavan Döşeme Ah. (Bu evler neden hep yükselir) bilmem. Daha gövde ve baş aşağı inmeden önce kendini yitirdi. Sonra.) Bu yüzden bir sersemliğe kapıldı gitti. Eşyaları ayırt edemiyorum. Bu uşak yakılmamış ocakları yaktı. Merdiveni iniyordu. (Sizi anlıyorum. Başa çıkılmaz deniz. Uşak çimenlerin üstünde yatıyordu. Bunca yıldır sıkıntıdan bunalan eşyaların bir uşağın eliyle bu denli bir erinçle kırılması. Ayşe Hanım Nerede kaldı? Ayşe Hanım Her cumartesi Şehre iner. dönmeyecek mi? Hiç dönmeyecek mi? . Kitaplıklarda hiç bulunmayacak kitaplar aradı. Dönmüş dolanmış efendisinin odasına gelmişti yine. Açıkçası. Önemsiz Bir ölümdü bu Ağırbaşlı bir yanı Yoktu henüz. Bugün cumartesi Peki. Bir sersemlik bir yalnızlığın içinde daima böyle ölüp gider. yıllarca önce. kırılan vazolar ancak eski alışılmış seslerini verebiliyorlardı. Ve uşak sadece gülmüştü. önceleri yadırganıyordu ama. Dehşet vericiydi bu. Geliyor. Ya da dehşet verici geldi. kendisini aşağıda ölümün şarkı söyleyerek beklediği yere atıvermişti balkondan. Çevremi görmek İsterim ben. Bir yıldız büyük pencereleri boydan boya kaplamıştı. Şimdi Her şey Yukarda kalmıştır. Hava kararmış. Böylece gün bittiğinde uşak tükenmez odalardan birindeydi. Havanın karardığını kim biliyor? Çarşaflarla balkona çıktığında biraz dalgındı.

Diye yanıtlıyordu. sonsuz ve kurumayan bir ıslaklıkla. Ağacından. Sen Bu kavramı silemezsin. Oysa Sizi öpeli çok oldu. Hiç de değil. Aldı onu. Ne diye bağırıp duruyor. Karatahtadan. Ağacından. Geç kalmış olamaz. Perdeler Arkada Sallanıp duruyor Bu ne demek? Uşak uşak demektir. Ayşe Hanım. (Seçilmiş Hikâyeler Dergisi) . Bağırmayın. Diye korkuyorsunuz. Tahtanın ağacından o.Hoş bir kadın Hele sepetiyle Ne diyorsun? Kim bilir? Yıldız çok büyümüş. Uşak güzelim giysileriyle suya uzandı boylu boyunca. Hiç de değil. Uşaksan uşak kalırsın. Kimse silemez onu. Korkuyorum. Korkuyor musunuz? Şimdi DE Kimseyi sevemeyeceksiniz. Ayşe Hanım nerede kaldı? Ayşe Hanım. Baş her zamanki gibi ağır geldi. Önce saçlar ıslandı. Acıların dindirici tanrısı aldı onu. Tutun bu adamı.