Malzeme Bilimine Giriş Özet Ders Notları Mustafa GÖKGÖZ Ahmet Yesevi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği

1.1. Malzeme Nedir? Yararlı özellikleri nedeniyle uygulamalarda kullanılan cisimlere malzeme denir. Bu cisimler elementlerden oluşmuşlardır. Elementler ise kimyasal olarak daha fazla ayrılamayan basit maddeler olarak tanımlanabilir. Yani aynı atom numarasına sahip atomlardan meydana gelmişlerdir. Malzemeler tek bir elementten oluşabileceği gibi birden fazla elementten de oluşabilirler. 1.4. Malzemelerin Sınıflandırılması Metaller, Seramikler, Plastikler 1.4.1. Metaller Metalsel bağa sahip metallerde aynı ve benzer tür atomlar düzenli bir biçimde dizilerek kristal yapı oluştururlar; hacimsel atom yoğunlukları yüksektir, özgül ağırlıkları diğer sınıflara göre büyüktür. • Metaller serbest elektron içerdiklerinden ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksektir ve opaktır • Işığı iyi yansıtırlar. • Metallerin elastisite modülleri ve mukavemetleri yüksektir, çoğunlukla sünektirler • Plastik şekil vermeye elverişlidirler. Ayrıca

Endüstride kullanılan metaller ve metal alaşımı türleri binlercedir. Her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. Metaller demir esaslı ve demir dışı olarak gruplanırlar. Demir esaslı olanlarda demir ana elemandır ve karbon daima bir alaşım olarak bulunur. Demire karbon ilavesi ile çelik elde edilir. Demir dışı metallere en önemli örnekler alüminyum ve alaşımları ile bakır ve alaşımlarıdır. Demir dışı metaller, demir esaslı metallere göre hafiflik, korozyona dayanıklılık, yüksek ısıl ve elektriksel iletkenlik, güzel görünüş ve kolay işlenebilme özelliklerine sahiptir. Bununla beraber elastisite modülleri, dolayısı ile rijitlikleri düşüktür. Bir özellikleri de pahalı olmalarıdır. 1.4.2. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanların oluşturduğu iyonsal bileşiklerdir. Sodyum, Magnezyum, Demir ve Alüminyum gibi elektronegatif elementlerde, Klor, Oksijen gibi iyonsal bağ kurarak NaCl, MgO, FeO, SiO2 gibi çok çeşitli türde seramik meydana getirirler. Özgül ağırlıkları metallerle plastikler arasındadır.

• •

Alaşımlandırma ile soğuk şekil verme Işıl işlem ile sertlik ve mukavemetleri artırılabilir.

• • •
• • • •

Seramikler plastik şekil değiştiremez, sert ve gevrek olurlar. Bazıları sertliklerinden dolayı aşındırıcı olarak kullanılmaya elverişlidir. Ergime sıcaklıkları yüksek, ısıl ve elektriksel iletkenlikleri düşüktür. Elektrikli ısıtıcılarda, fırınlarda yalıtım malzemesi olarak kullanılırlar. Bazıları saydamdır, ışığı kötü yansıtırlar. Çekme mukavemetleri düşük olmakla beraber çoğunlukla basınç mukavemetleri yüksektir. Dış etkilere karşı dayanıklıdırlar. Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir

1.4.3. Plastikler

Plastiklere ayrıca polimer, organik malzemeler veya reçineler de denir.
Plastik kelimesi isim olarak malzeme türünü belirtir, bir sıfat olarak kalıcı şekil değiştirebilen cisim anlamındadır.

Plastikler sınıfına giren malzemelerin bir kısmı doğal, bir kısmı ise sentetiktir.


İnsanlar tarafından metallerden çok daha önce kullanılmaya başlanan ahşap, deri, yün ve benzeri lifler birer doğal polimerdir. Bugün endüstride kullanılan plastiklerin büyük bir çoğunluğu sentetik polimerlerdir.

Plastikler çevre koşullarına ve asitlere karşı dayanıklıdırlar ve sudan etkilenmezler. Yangına dayanıklı olamamakla beraber yavaş yanarlar (selülozikler hariç). Çoğunlukla 80 °C üzerinde yumuşarlar ve bu sınırın üzerinde kullanılmaya elverişli değildirler. Özgül ağırlıkları düşüktür. Polimerlerin ısıl ve elektriksel iletkenlikleri çok düşüktür, yalıtım malzemesi olarak kullanılmaya elverişlidirler. Plastiklerin Mukavemetleri ve elastisite modülleri düşüktür. 1.5. Genel Tanımlar ve Kavramlar Metalürji Metallerin ve diğer malzemelerin üretilmesi, işlenmesi ve insanlığın faydasına sunulmasını kapsayan bilim dalı ve mühendisliğidir. Mineral Yerkabuğunu teşkil eden ve doğal olarak belli bir kimyasal bileşime sahip homojen maddeler. Cevher Ekonomik şekilde üretime yarayan minerallere cevher adı verilir. Her cevher bir mineraldir ama her mineral bir cevher olamaz. Bileşik İki veya daha fazla atomun elektronlarının ilişkisi sonucu bir arada bulunmasına bileşik denir. Kimyasal olarak ayrılabilirler. Karışım İki veya daha fazla maddenin mekanik etkiye bir arada bulunmasına denir. Fiziksel olarak birbirinden ayrılabilirler. Özgül Ağırlık Birim hacimdeki bir cismin ağırlığıdır. Cismin Özgül Ağırlığı=Birim hacim içinde bulunan atomların sayısı x atomun ağırlığı Ergime ve Buharlaşma Katılarda kuvvetli bağlar, sıvılarda zayıf bağlar egemendir.

Plastiğin birleşimindeki temel element karbondur.

Katı halden sıvı hale geçmeye ergime, katı halden haz fazına geçmeye buharlaşma denir. Isıl (Termal) Genleşme Malzemelerin ısıl genleşmesi ergime sıcaklığı ile ters yönde değişir. • Ergime sıcaklığı yüksek malzemelerde bağ enerjisi daha büyüktür. • Termal genleşme ise daha düşüktür. Mukavemet Bir malzemeyi koparmak için birim alana uygulanan kuvvettir. Mukavemetin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetidir. Elastisite Modülü Bir malzemeden bir birim şekil değiştirme için uygulanacak gerilmedir.

• •

Katı halden sıvı hale geçerken kuvvetli bağlar koparlar. Sıvı halden katı hale geçerken zayıf bağlar koparlar.

Elektriksel İletkenlik Malzemelerde elektriksel iletkenlik, elektriksel alan etkisinde serbest elektron hareketleri ile sağlanır. Metallerde valans elektronlar serbest halde bulunduklarından kolaylıkla yüksek iletkenlik elde edilir. Isıl İletkenlik Isıl enerji, malzemelerde serbest elektron hareketi ve atomların ısıl titreşimleri iletilir. Optik Özellikler Metallerde ışık dalgası, serbest elektron bulutu tarafından yansıtıldığından geçemezler ve bu nedenle metaller saydam değildirler. Cisimlerde serbest elektron bulunmadığında ışık yansıtılmadığından kolayca geçebilir. Ancak içlerindeki katkı maddeleri ve içyapı kusurları saydamlığı azaltır, yarı saydam veya opak hale gelebilirler. 1.6. Malzemelerin İç Yapısı Malzemelerin özellikleri büyük ölçüde içyapılarına bağlıdır. İçyapıları atomlar arası bağ kuvvetleri etkisinde üç boyutlu uzayda dizilmeleri sonucu oluşurlar.

• •

Malzemenin elastisite modülü sıcaklıkla azalmaktadır. Malzemede serbest elektron yoksa iletken sayılmaz.

Atomlar arası bağlantıların oluşmasında ana etken elektron yapılarıdır. • Protonlar, pozitif yüklü Elektronlar negatif yüklü Nötronlar elektriksel bakımdan nötr taneciklerdir.

Maddenin en küçük yapı taşı olan atom, bir çekirdek ve etrafındaki elektronlardan meydana gelir. Çekirdek, proton ve nötronlardan oluşur.

Proton ve elektronların elektriksel yükleri birbirine eşit, fakat ters işaretlidir. Atomlar, proton ve elektron sayıları birbirine eşit olduğundan elektriksel bakımdan nötrdür. Bir atom çekirdeğini çevreleyen elektronlar, farklı enerji katlarında dönmektedirler. Malzemelerin özellikleri bağ türüne, bağ enerjisine ve atomların dizilişine büyük ölçüde bağlıdır. Atomlar arası bağ kuvveti atomları bir arada tutarak içyapıyı oluşturur ve bu uygulanan kuvvetlere karşı direnç gösterir (mukavemet), şekil değiştirmeyi ve kırılmayı önlemeye çalışırlar. Bağ kuvvetleri arttıkça malzemenin ergime sıcaklığı, elastisite modülü, mukavemeti artar ve ısıl genleşmesi düşük olur.

• •

1.6.2. Atomlar Arası Bağlar Atomlar, atomlar arası bağ kuvvetleri ile bir araya gelirler. Malzemenin en küçük yapı taşı olan atomları bağ kuvvetleri bir arada tutar. Atomların uzaydaki dizilişleri kristal ve amorf (düzensiz) yapı olmak üzere iki türlüdür. Metallerin tamamı, bazı seramikler ve plastikler kristal yapılıdır. Malzemelerin büyük bir kısmında atomlar rast gele dizilerek düzensiz amorf bir yapı oluştururlar. Gazlar, sıvılar ve katı olarak cam gibi maddeler amorf yapıya sahiptirler. • Kristal yapıda , atomlar üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilirler. • Atomların diziliş düzenine hacim kafesi denir. • Hacim kafesini meydana getiren basit geometrik şekillerle birim hücre denir. • Birim hücrelerde atomların bulunduğu mevkilere kafes noktaları denir. Bir kristal yapıda, bütün kafes noktaları özdeştir. • Birim hücrenin (kafesin) Şekil 1.3 kenar uzunluğuna kafes parametresi (a) adı verilir. • Şekil 1.4' de Yüzey Merkezli Kübik (Y.M.K), • Şekil 1.5' de Hacim Merkezli Kübik' li (H.M.K) • Şekil 1.6' da Hegzagonal Sıkı Paket (H.S.P) kristal kafeslerine ait birim hücreler görülmektedir.

Metalik Bağlar Metal atomlarını bir arada tutan kuvvete metalik bağ denir. Metalik bağ, metal atomlarının en dış kabuğundaki valans elektronların metal atomundan ayrılarak oluşturdukları elektron bulutunun, elektronlarını vererek pozitif iyon haline gelmiş atomları çevreleyerek, bir harç gibi atomları bir arada tutması ile ortaya çıkar. Örnek: Cr, Ni, Al.

molekül içi kuvvetli.İyonik Bağlar Metaller en dış kabuktaki valans elektronlarını vererek pozitif iyon. moleküller arası zayıf bağın etkisi ile aşağıdaki malzeme özellikleri ortaya çıkar.6. As 1. Enerjileri kuvvetli bağlarınkinin onda biri kadardır.3. Kovalent Bağlar Molekül içerisinde kovalent bağlı olanlar. metal ile ametalin oluşturduğu metal bileşiğine seramik malzeme adı verilir. Örnek Si. Van Der Walls Bağlar İkincil veya zayıf atomlar arası bağlar denen bu tür bağlar bütün cisimlerde bulunur.6. en dış kabuğundaki elektronları 8'e tamamlamak isteyen ametaller yeni elektronlar alarak negatif iyon oluştururlar. komşu atomlar arasında bir çift elektron ortaklığına dayanan bir bağdır. MgF2.4. Polimer malzemede. Kovalent bağlı malzemede molekül içinde kuvvetli bir bağ. ZnS 1. ancak moleküller arası zayıf bir bağ oluşur. Ga. Bu ortaklık. Örnek: NaCl. moleküller arasında zayıf bağlı ve molekül yapılı bir malzemelerdir. Ge. belli atomlar arasında olduğundan malzeme molekül (bir grup atomun oluşturduğu birim) yapısı gösterir. Bu nedenle onların yanında ihmal edilirler. Kovalent bağ. Bununla beraber bazı hallerde (lineer . Pozitif iyonlarla negatif iyonların birbirlerini kuvvetli bir çekim kuvveti ile çekerek meydana getirdiği bağa iyonik bağ.2.

BÖLÜM 2 KRİSTAL YAPILAR VE KUSURLAR Giriş: Kristal Yapılar Atomların üç boyutlu uzayda belirli bir düzene göre dizilmeleri sonucu oluşan yapıya kristal yapı denir. Van der Walls bağlar "elektriksel kutuplaşma" (dipol) sonucu doğar. Birim hücre olarak adlandırılan bir prizmanın açılarına ve kenarlarına özel değerler verilerek aşağıdaki Tablo 2. Bütün metaller önemli sayıda seramikler ve bazı polimerler kristal yapıya sahiptirler. Sıvı halde düzensiz biçimde dağılan atomlar katılaşırken belirli bir düzene göre dizilirler. Şekil 2. bunları yan yana dizerek yapının tamamı elde edilir. Örnek: inert gazlar ve organikler. • Gerçekten doğada 7 kristal türü veya kristal sistemi vardır. ısıl işlemle oluşan martenzit fazı tetragonal yapıya sahiptir. Geometri kuralları yardımı ile uzayın 7 farklı biçimde eşit hacimlere bölünebileceği kolayca gösterilebilir. Bu durumda cismin davranışını bu tür zayıf bağlar belirler. Kristal Türleri En küçük düzenli yapı birimi olan birim hücre basit bir geometrik biçime sahiptir ve uzayı düzlemlerle eşit hacimlere bölerek elde edilir. Çeliğin içinde Fe3C ortorombik. Uzayda en genel halde bir eksen takımı seçilsin. Düzenli yapının en küçük hacimsel birimine birim hücre denir.1' de görüldüğü gibi x ekseni boyunca a. • • Metallerin büyük bir çoğunluğu kübik kristal yapıya. . Düzenli diziliş tekrarlı karaktere sahiptir. kuartz kristali ve tuz kristali gibi). (kar taneleri. Herhangi bir doğrultu boyunca gidildiği zaman atomlar arası uzaklık ve atomların çevreleri birbirlerine özdeştir. Bu durumda kutuplaşma iki şekilde oluşur. ß. γ olsun ve uzay bu eksenler boyunca eşit aralıklı paralel düzlemler geçirerek eşit hacimlere ayrılsın. Birim hücre toplam kristalin bütün geometrik özeliklerine sahiptir. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır. y ekseni boyunca b ve z ekseni boyunca c aralıkları ile geçirilen düzlemlerin ayırdığı eşit hacimlerden birisi eğik genel prizma şeklindedir. bu eksenlerin aralarındaki açılar α. yalnız Zn ve Mg hegzagonal kristal yapıya sahiptir. Sürekli Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz.polimerlerde olduğu gibi) atomlar veya moleküller arası ilişkiyi sağlayan tek etken olabilirler. Bir kristal yapıyı tanımak için birim hücresini bilmek yeterlidir.1. Düzenli diziliş atomlar düzeyinde olduğundan pek az cisimlerde dış görünüşü etkilerler.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. Geçici Kutuplaşma: Simetrik olmayan moleküllerde artı elektrik yük merkezi eksi elektrik yük merkezi ile çakışmaz. 2. Dolayısıyla eksi yük merkezi biraz aşağıya kaymıştır.10' da görüldüğü gibi simetrik olmayan su molekülünde oksijen bireysel haldekine göre daha fazla elektronla kuşatılmıştır. Şekil 1. Şekil 1.1' de verilen 7 kristal türünün birim hücreleri elde edilir.

Buna göre (HMK) nın ortamsal dolgu faktörü. Kafes Yapıları Atomların kristal sistemlerindeki diziliş biçimi kafes yapıyı oluşturur. Atomun yarıçapı R olduğuna göre Şekil 2. • 14 tür kafes yapı olasılığı vardır. Bir köşede bir birim hücreye ancak 1/8' lik bir dilim düşer. Metallerin çoğunluğu yüzey merkezli ve bir kısmı da hacim merkezli kübik kafese sahiptirler. Tanelerden oluşan bir kütlede dolgu faktörünü bulmak için tanelerin toplam hacmi kapladıkları görünen dış hacme bölünür.b' de birim hücrenin kenarı a 'nın R cinsinden ifadesi verilmiştir. • Basit kübik • Hacim merkezli kübik • Yüzey merkezli kübik kafes oluşturulabilir.2. Bu durumda köşe atomlarının toplamı 8 X 1/8 = 1 ‘dir. Buna doluluk oranı denir.a ve 2. Hacim Merkezli Kübik Kafes (HMK) Küpün her köşesinde birer atom ve merkezinde de bir atom bulunur ve köşe atomları merkez atoma teğettir. sınırlama yoktur ve nispeten yoğun paketlenme ve dizilim vardır ve 3 ayrı basit kafes yapısında oluşurlar Burada yalnız kübik kafes yapılar ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Bu faktör atomların dolu küreler olduğu varsayılarak bulunan birim hücredeki atomların toplam hacmini birim hücre hacmine bölerek elde edilir.2. Kübik Kafes Yapılar: Geometrik yönden kübik kristale atomlar üç ayrı biçimde dizilebilir.1. Metalik kristal yapılar atomlar arası bağlar yöne bağlı değildir. . Gerçekte her köşedeki atom 8 komşu birim hücre arasında paylaşılmaktadır. • • Atomların diziliş sıklığını ifade etmek için atomik dolgu faktörü (ADF) kullanılır. Kütledeki toplam boşluk hacmi görünen hacme bölünürse boşluk oranı (porozite oranı) elde edilir. Basit kübik kafeste küpün her köşesinde bir atom vardır. • Birim hücrenin boyutlarına kafes sabiti veya birim boyutu denir. 2. ancak kararsız bir diziliş türü olduğundan doğada buna sahip bir cisim yoktur. Küpün merkezinde bulunan bir atomla birlikte birim hücredeki toplam atom sayısı 2 olur.2.2. Belirli bir kristal türüne atomları birden fazla biçimde dizme imkânı vardır.2.

2. Bu tür yapıda her köşedeki atom 8 ayrı hücre tarafından paylaşılır. (YMK) 'nin (ADF)'ü (HMK)' dekinden daha büyüktür. alt ve üst tabanda 2X1/2 = 1 ve içinde de 3 olmak üzere toplam 6 atom vardır. Yüzey merkezlerindeki atomların yarısı göz önüne alınan birim hücreye. Basit hegzagonal kafeste birim hücre içinde atom yoktur.2. • • Birim hücre kenarı: (aYMK)NaCl= (RNa+RCl) Birim hücre içinde 4 Na ve 4 Cl iyonu vardır. birim hücredeki atomların toplam ağırlığı (A). birim hücre hacmi (V) ve Avogadro sayısı (NA) bölerek elde edilir. 2. Böylece her hücrede 4 atom bulunmuş olur. Şekil 2. Birim hücrede biri köşelerde. Köşelerde 12X1/6 = 2.6333 tür. üçü yüzey merkezlerinde olmak üzere toplam 4 atom vardır. Yüzeylerdeki atomlar ise 2 ayrı hücre ile paylaşılırlar. (YMK)de ise 12 dir. Buradan görüldüğü gibi (YMK) de atomlar daha sık dizilmişlerdir. Birim hücrenin kenarı Şekil 2. Kusursuz bir kristalin yoğunluğu (teorik yoğunluk) birim hücredeki atomların sayısı (n). Kristal yapılı cisimlerin özgül ağırlığını hesaplamak çok kolaydır.2.2.4' te NaCl' in hücresi görülmektedir.5' de verilmiştir. Al gibi). yarısı da komşu birim hücreye ait olduğuna göre yüzeylerdeki toplam atom sayısı 6x1/2=3 tür. Bu şekilde bulunan özgül ağırlığın deneysel değerlere çok yakın oluşu diziliş modelinin gerçeğe uygunluğunun iyi bir kanıtıdır. Gerçekte (HMK) de koordinasyon sayısı 8. İyonsal bileşikler de (YMK) türü kafes sistemine sahiptir.3 de görüldüğü gibi a=4R/√2 dir. Yüzey Merkezli Kübik Kafes (YMK) Köşelerdeki ve yüzeylerin merkezindeki atomlar diyagonal boyunca birbirleriyle temas halindedirler. . (YMK) ‘nin atomik dolgu (paketleme) faktörü. Gerçekte her ikisinde de KS = 12' dir. atom sayısı =12 Yüzey merkezli kübik kafeste birim hücrenin köşelerinde birer ve yüzeylerin merkezinde de birer atom vardır. Taban merkezindeki atomun aynı düzlemde 6. Fakat (HSD) ile aynı olup aralarındaki tek fark Hegzagonal kafes her 2 düzlemde bir tekrar ederken (YMK) yapı her 3 düzlemde bir tekrar eder. Metaller çoğunlukla (YMK)' e sahiptir (Cu. Bu şekilden kolayca görülebilir. c/a = 1.2. (ADF) hesaplanırsa 0. (ADF) düşük olup bu tür kafese sahip eleman mevcut değildir.74 elde edilir ki bu (YMK) nin kine eşittir.1. alt ve üstünde de üçer almak üzere 12 komşusu vardır. Koordinasyon numarası: Biri biriyle temas halinde olan en yakın komşu Metallerde ADF serbest elektronların sayısını azami halde tutmak için oldukça büyüktür. Hegzagonal Kristaller Hegzagonal sık düzen kafesinin (HSD) birim hücresindeki atomların diziliş Şekil 2.

Doğrultuları belirtmek için Miller Endisleri kullanılır. (Şekil 2.4. Demir oda sıcaklığında (HMK). Bu doğrulara paralel olup orijinden başlayan ve bir sonraki birim hücre köşesinde sona eren doğrultu vektöründen yararlanılır.2. teorik yoğunluktan biraz küçüktür 2. [hkl] ile gösterilen bu tam sayılar dizisi o doğrultunun Miller Endisleri’dir.x) doğrultusunun (1) doğrultu vektörünün bu eksen üzerindeki bileşeni a. 1400 °C in üstünde de (HMK) kristallidir (Şekil 2.7) . Polimorfizm (Allotropizm) • • Bunun en ilginç örneği demirdir. Aynı bileşimde iki molekül değişik atomsal dizilişe sahipse bunlara izomer denir. Bu nedenle özelikler düzlemlere ve doğrultulara göre değişir. Kristal doğrultularını belirlemek için Miller Endisleri Kullanılır. Kafes yapıda herhangi bir doğrultuya paralel sonsuz sayıda doğru vardır. Kristal Doğrultuları (Yönleri) Kristallerin birçok özeliği kristal doğrultusuna bağlı olarak değişir.3. 910 °C üstünde (YMK). Kristallerin özellikleri incelenirken bunları geometrik yönden belirlemek gerekir. Değişik doğrultularda ve değişik düzlemlerde farklı atomsal diziliş görülür. bundan dolayı buna kafes yapı denir.6). Örneğin (0.2. Özellikle endüstride çeliklere uygulanan ısıl işlemler demirde 910°C da oluşan polimorfik dönüşme olayına dayanmaktadır. 2. diğerleri üzerinde sıfırdır. Bu amaçla aşağıda sözü edilecek Miller Endisleri kullanılır • • Malzeme özelliklerinin düzlemlere ve doğrultulara göre değişmesine ANİZOTROPİ denir.• Çeşitli türde kusur içeren gerçek kristalin deneyle bulunan yoğunluğu. buna ANİZOTROPİ denir. 2. Kristal Geometrisi Kristallerde atomların merkezlerini birleştiren doğrular uzatılacak olursa uzayda /kafes görünümünde bir yapı elde edilir. Benzer şekilde aynı kimyasal bileşime sahip değişik kristal yapılı cisimlere polimorflar ve bu özelliğe de polimorfizm denir.2. Ayrıca simetriklik nedeni ile bazı doğrultular ve düzlemler birbirleri ile eşdeğerdirler. Bu doğrultu vektörünün eksenler üzerindeki izdüşümleri kafes sabiti cinsinden ifade edilerek en küçük tam sayılar dizisi elde edilir.

Özellikle yüksek simetrikliğe sahip kübik sistemlerde önemli sayıda eşdeğer sistemler bulunur. (0 I 0) ve (00 I) düzlemleri de bu aileye aittir. 0 boyutsuz sayıları köşeli parantez içine konarak o doğrultunun Miller endisleri [100] elde edilir. Uygulamada b cm olarak verilir ve doğrusal atom yoğunluğu (atom sayısı/cm) ile belirtilir. . 0 dır. Atomsal diziliş yönünden aynı olmakla beraber vektörel işlemlerde yön önemli olduğundan doğrultuların işaretlerine dikkat etmek gerekir. Bazı hesaplarda iki doğrultu arasındaki açıya gerek vardır. fakat yönleri zıttır. Taban köşegeni (2)' nin doğrultu vektörünün bileşenleri a. [0Î0| ve [001] da bu aileye ait görünüyorsa da bunlar ilk üç doğrultunun özdeşleridir.7: Kristal doğrultularının Miller Endisleri ve düzlemleri. Hacim köşegeni doğrultusuna aynı yöntem uygulanırsa bu doğrultunun Miller İndisi' nin [111] olduğu kolayca görülür. Eğer doğrultu vektörü eksi bölgede bileşen verirse (-) sayısı endisin üstüne konur. Birim hücrenin üst yüzeyinin ortasından geçen (4) doğrultu vektörünün bileşenleri a. bulunan 1. (010) ve (001) dir.Şekil 2. Ayrıca(I 00). Bir kafes yapıda eşdeğer doğrultuların tümü bir eşdeğer doğrultular ailesi oluştururlar ve bu ailelerin Miller Endisleri <hkl> ile gösterilir. fakat yönleri farklıdır. a. Kafes yapı simetriklik özeliğine sahip olursa bazı farklı doğrultularda atomsal diziliş aynıdır. [100]. birim öteleme ile birbirlerine çakışırlar.5. Bu sıklık birim boydaki atom sayısı ile belirtilir ve buna doğrusal atom yoğunluğu denir. Bu bileşenler kafes sabitine bölünür. [010] ve [00Î] dir. 2a Miller endisleri [112] dir. (100) düzlemi (100) düzleminin özdeşidir. Simetrik kristallerde eşdeğer düzlemler ailesi vardır. 0 Miller endisleri de [1I0 ] olur. bu doğrultulara eşdeğer doğrultular denir. a cinsinden 1. -1. Örneğin kübik kafeste <100> eşdeğer doğrultu ailesinin üyeleri [Î00]. yani doğrultular aynı. <111> aile sinde ise 4 farklı doğrultu ve 8 değişik yön bulunduğu kolaylıkla görülebilir. [h1k1l1] ile [h2k2l2] doğrultusu arasındaki α açısının kosinüsü: 2. a. a cinsinden boyutsuz hale getirilirse Miller Endisleri [110] olur. {111} eşdeğer düzlemler ailesinde 6. Atomlar arası uzaklık b' ye Burger vektörü de denilir. Atomların diziliş sıklığı özeliklere etkir. {111} ailesinde ise 4 üye bulunduğu kolayca görülebilir. 0 dır. örneğin bir kübik kristalde {100} eşdeğer düzlemler ailesinin üyeleri: (100). 0.a. Eşdeğer düzlemler ailesi (hkl) ile gösterilir. Doğrusal Atom Yoğunluğu Atomlar arası tekrarlı uzaklık doğrultuya bağlı olarak değişir. Bunları ayrıca belirtmeye gerek yoktur. örneğin [100] ile [Î00] ayni doğrultuyu gösterirler. örneğin (5) doğrultusunun doğrultu vektörü bileşenleri a. . <111> eş değer doğrultu ailesinde 6 farklı doğrultu ve 12 değişik yön.

Şekil 2.Atomların diziliş sıklığı düzlemden düzleme değişir ve buda özellikleri önemli derece de etkiler. Kristal düzlemleri üzerindeki diziliş sıklığı birim alandaki atom sayısı olarak tanımlanır ve buna düzlemsel atom yoğunluğu denir: Birim hücre içindeki düzlemlerle ilgili hesap yapılırken yalnız merkezleri düzlem üzerinde olan atomlar göz önüne alınır. (h1. Bu nedenle uygulamada bir sonraki düzlem referans düzlemi olarak alınır. 1. 1/1 Bu sayılar uygun bir ortak çarpanla çarpılarak en küçük tam sayılar grubu elde edilir: 2 X (1. Bu şekilde verilen bir düzlemin Miller Endisleri aşağıdaki yöntemle saptanır. (111) düzlemininki ise [111] doğrultusudur.10' da görülen (100) düzleminin köşelerinde 1/4 atom dilimi vardır.6. 2. y.9 da (yz) düzlemi yeri ne buna paralel (1) no lu düzlem alınır. Bunları seçilen bir eksen takımındaki ilk birim hücre ile temsil etmek mümkündür.1/2. 2. Uzayda bir düzlem eksen takımı üzerindeki arakesit noktaları İle belirtilir.l1) düzleminin normali |h1. 2a ve a mesafelerinde kesmektedir. bir (HMK) kristalinin (100) düzlemindeki atomsal yoğunluk aşağıdaki şekilde hesaplanır: Atom yarıçapı R olduğuna göre birim hücre nin kenarı: a = 4R / √3.l1| doğrultusudur.k1. Şekil 2.9). Bir kübik kafesteki bazı ana kristal düzlemlerinin Miller Endislerini bulalım (Şekil 2. Bunlar bu düzlemin Miller Endisleri olup tırnak işareti içinde virgül koymadan verilir: (212). Gerçekte kafes yapıda birbirine paralel sonsuz sayıda düzlem vardır. ∞ ve ∞ ). 1. Örneğin. a ya göre boyutsuzlaştırılırsa: . Göz önüne alınan düzlem orijinden geçiyorsa eksen üzerinde ayırdığı doğru parçaları sıfır olduğundan dik doğar. Örneğin. 2. 1/1. z) de ayırdığı doğru parçaları nın uzunluğu: (a. Bu düzlemin (x. Kristal Düzlemleri Kristallerde atomlar düzlemler boyunca dizilirler. Sonra bu sayıların tersleri alınır. Kristal geometrisinde genellikle atom merkezlerinden ve orta noktalardan geçen düzlemler ilginçtir. Kafes yapıdaki bir düzlemi belirtmek için (h k l) şeklinde tam sayılardan oluşan Miller Endisleri kullanılır.k1.8' de verilen düzlem eksenlerini orijinden başlayarak a. (100) düzleminin normali |100| doğrultusu. Bu doğru kesitleri kafes sabiti a' ya göre boyutsuz hale getirilir: 1. özellikler de doğal olarak kristal düzlemlerine bağlı olarak değişir.1) = 2. 1/2. Belirli bir alan içindeki atomların tam kesitlerinin kesirleri toplanıp alana bölünerek düzlemsel atom yoğunluğu bulunur. Bu düzlemin içindeki toplam atom sayısı: 4X 1/4 =1 Düzlemsel atom yoğunluğu: δ (100) = 1(atom)/a2(cm2) Bir kristal düzlemi ile o düzlemin normali aynı Miller Endislerine sahiptir. Atomların diziliş biçimi ve diziliş sıklığı üzerlerinde bulundukları düzlemlere. Şekil 2.

(3')' nin eksenler üzerinde ayırdığı doğruların boyu: a. Tersleri (1. Bunlar ya katılaşma suresinde veya yüksek sıcaklıkta aşırı ısıl titreşimler etkisinde oluşurlar. gerçekte (3)'ün birim ötelenmesi (3')' ü verir. -1 ve 0)' dır. bazı kafes köşeleri boş (eksik atom). boyutu ve miktarı toplam kütleye göre çok azda olsa özelikleri büyük ölçüde etkirler.0 ve 0 olur. • Kusur birkaç eksik veya yer değiştirmiş atomdan oluşursa noktasal kusur denir • Eğer kusur kristalde boydan boya bir çizgi boyunca uzanıyorsa buna çizgisel kusur (dislokasyon) denir. Malzemelerin gerçek davranışını açıklayabilmek için bu kusurları yakından tanımak gerekir.7. • Kristaldeki kusur boydan boya çizgi halinde uzanıyorsa bu türe DISLOKASYON denir. bazı atomlar yerinden kaymış ve bazı kristal düzlemleri yarım olabilir. Bunların tersleri 1. Kristal Yapı Kusurları Şu ana kadar kusursuz kristallerin yapısı tanıtıldı. • Kristal kusurları noktasal. Diğer yandan eğer sayıları çok artarsa aralarındaki girişim nedeni ile metallerin mukavemetini yükseltirler. Bu yapılırken genellikle küp veya prizma şeklinde tek kristaller ele alındı ve kristal içinde bütün kafes köşelerinin aynı tür atomlar (arı metal) tarafından doldurulduğu. Birim hücre içindeki (3) düzleminin Miller indisleri bulunmak istenirse orijinden geçmenin verdiği belirsizlik ile buna özdeş olan soldaki (3) düzlemi alınır. çizgisel ve yüzeysel olmak üzere üç türe ayrılırlar. 2. Yukarıda sözü edilen tüm etkenler ve çok kristalli cisimlerde sınır bölgeleri kütlenin düzenli yapısını bozar ve kusurlu hale getirirler. a cinsinden boyutsuzlaştırılırsa: (1.(1. Gerçekte kusursuz kristal yoktur. O halde (1) düzlemi nin Miller endisleri: (100). İyonsal cisimlerde zıt işaretli iyon çifti eksikliği (Schottky kusuru) veya yer değiştirmiş iyon (Frenkel kusuru) biçiminde de olabilirler.12 de görülen eksik atom nedeni ile doğan boş kafes köşesidir ve ϑ simgesi ile belirtilir.-1 ve ∞) bulunur. 2. Noktasal Kusurlar Şekil 2. Bu bölümde yalnız arı kristallerdeki kusurlar ele alınacak ve bunların yapısı tanıtılacaktır. (2) düzleminde ara kesitler: (a. mukavemeti ve İletkenlikleri büyük ölçüde kristal yapı kusurlarına bağlıdır.1. Bunlar da kenar ve vida dislokasyonu olmak üzere iki türlüdür. Tam sayı olduklarından çarpana gerek yoktur. ∞ ) Bunun Miller Endislerinin (110) olacağı kolayca görülür. Diğer sonuncu kusur iki boyutlu olup kristallerin yüzeylerinde ve çok kristalli yapılarda kristal bireyleri (tane) arasındaki sınırlarda oluşur. Vida dislokasyonu ise kristalde kısmen kaymış bir bölgenin sınır çizgisi olarak belirir. . Örneğin 1010 atomdan bir tanesi dahi yer değiştirmişse bazı özeliklerde belirgin değişiklik olabilir (iletkenlik gibi). Bunlardan başka cisim tek yerine çok kristalli oluşabilir. Bu kusurların biçimi. Metallerin plastik şekil değiştirmesi. Sonuç olarak (3) düzleminin Miller Endisleri: (1 I 0). Kenar dislokasyonu kristal içinde oluşan eksik bir düzlemin kenarı biçimindedir. Çizgisel Kusurlar (Dislokasyonlar) Kristallerde en çok rastlanan çizgisel kusur türü dislokasyonlardır. Boş kafes köşesinin varlığı mekanik özelikleri etkilemez fakat atomsal yayınımı kolaylaştırır.2.7.7. Diğer bir bölümde yabancı atomların (alaşım elementleri) ve gerçek malzemelerin (katı ergiyik) oluşturduğu iç yapı değişiklikleri ele alınacaktır. Bu tür kusur (özellikle metallere plastik şekil değiştirme (süneklik) yeteneği sağlar ve bu yetenek büyük ölçüde bunların varlığına bağlıdır. bütün kristal düzlemlerinin ve doğrultularının kristal boyunca uzandığı varsayıldı. -a ve ∞ dur. Kristallerin içinde değişik boyutlu yabancı atomlar bulunabilir. ∞ ve ∞ ) elde edilir. a. 2.

3. Küçük kristal çekirdekleri aynı anda birçok noktada doğmaya başlarlar. böylece tane sınırları boyunca dağlama çukurları oluşur. Bu özelikten yararlanılarak gerektiği zaman iç yapının mikro yapı fotoğrafı çekilebilir. Kristal bireyleri arasında kalan atomlar komşu tanelerle uyum sağlayamazlar ve düzensiz bir bölge (amorf) oluştururlar. Bir sıvı damlasının küresel bir biçim alarak daha düşük enerji seviyesine dolayısıyla daha kararlı bir yapıya sahip olma eğilimi yüzey enerjisinin varlığı için belirgin bir kanıttır.16.17 ve Şekil 2.3.1.18). Her amorf fazda yarı düzenli bir yapı ve kimyasal bileşim farklılıkları bulunabilir. Yüzeydeki bu fazla enerjiye yüzey enerjisi denir. birbirlerine değdikleri yerlerde büyümeleri durur ve sonunda bütün kütleyi doldururlar. eğer yüzeyden atom koparılmak istenirse bir miktar enerji vermek gerekir.1. 2. İçerideki atomlar komşu atomlarla tamamen kuşatılmış olup düşük enerji konumundadırlar. sonra uygun bir kimyasal ayıraçla dağlanır. Taneler daha az etkilendiğinden yüzeyleri düzgünlüğünü korur. Tane Sınırları Sıvı metallerde atomlar arası bağlar zayıftır.1. Katılaşma süresinde atomlar birbirlerine göre düzenli bir şekilde dizilerek kristal yapıyı oluştururlar. Tane sınırı denen bu bölgenin kalınlığı yaklaşık olarak 2-3 atomlar arası uzaklık kadardır. hareket yetenekleri yüksektir ve düzensiz bir dizilişe sahiptirler.7. Uygulamalarda kullanılan malzemelerin önemli bir bölümü atomların düzensiz dizilişi sonucu oluşan amorf yapıya sahiptir. Sıvılar Sıvılarda atomlar veya moleküller arası bağlar zayıf olup kendi ağırlıkları etkisinde akarlar ve içinde bulundukları kabın şeklini alırlar. plastiklerin çoğunluğu ve çok aşırı hızla soğumuş bazı metallerde kristallerin tersine atomlar rasgele düzensiz bir biçimde dağılmışlardır. Yüzey atomlarının ise bir yanlarında komşu atomlar yoktur ve tarafından daha büyük bir kuvvetle çekilirler. 2.8. Kristal yapıların iki boyutlu kusur türlerinden bir diğeri de çok kristalli yapıda kristal bireyleri (tane) arasında kalan sınır bölgesidir (tane sınırı). Tane sınırlarının yüksek enerjiye sahip olmaları uygulamada önemli yararlar sağlar. Bu şekilde dağlanmış bir metal parçası yüzeyine metal mikroskobu ile bakıldığı zaman tane sınırları ağ şeklinde görülür (Şekil 2. Yüzeysel Kusurlar ve Tane Sınırları Bir cismin yüzeyinde bulunan atomlar enerji yönünden içeridekilerden farklıdır. bu nedenle de enerjileri daha yüksektir (Şekil 2. Yüzey enerjisi atomlar arası enerjisi ile ilgilidir. Tane sınırlarında düzensizlik nedeni ile koordinasyon sayısı düşük olur.2. örneğin taneler içinde 12 iken tane sınırında 10-11 kadardır. • Bu şekilde metallerin iç yapısını inceleyen bilim dalına metalografi denir. . Bölüm 3-AMORF YAPILAR VE CAMLAR 3. Amorf Yapılar Ve Camlar • Bütün gazlar ve sıvılar.15). Metallerin iç yapılarını incelemek için yüzeyleri parlatılır. Yüzeye atom eklenirse bir miktar enerji açığa çıkar. Ayıraç yüksek enerjili tane sınırlarından atomları daha kolay eriterek uzaklaştırır. kütle bağ • Atomların seyrek ve düzensiz dizilmeleri sonucu oluşan yüksek enerjiye sahip bölgelere “tane sınırı” denir. Katılaşma ilerledikçe bu kristaller büyürler. Atomların seyrek dizilmeleri sonucu tane sınırları yüksek enerjiye sahip olurlar.

Katı ergiyikte bir temel elementin (eriten) kafes yapısında yabancı atomlar (eriyen veya alaşım elementi) homojen olarak dağılmış durumda bulunurlar ve kafes yapısını değiştirmezler. düzenli yapı düzensiz olur. . bu yapıdaki her tane birbirine özdeştir. Katılaşan sıvının camsı veya kristalli yapıya dönüşmesi olayını hacmin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin şekline bakarak açıklamak mümkündür. Bakırın içine çinko katarak elde edilen pirinç alaşımının sertliği ve mukavemeti daha yüksektir. 3. Noktasal kusurların sayısı artan sıcaklıkla büyür. Katı ergiyikte A metalinin kafesinde B metalinin atomları homojen olarak dağılmış durumda bulunur. Amorf yapılı cisimlerde ise atomlar düzensiz dizildiklerinden karışım daha kolay olur ve aynı anda bulunan fazların sayısı oldukça azdır. koordinasyon sayısı (KS) azalır mesela (YMK) kristalinde KS 12' den 10 veya 11' e düşer. Katı Ergiyikler Arı (saf) metaller bazı üstün özellikleri nedeni ile endüstride kullanılırlar. sıcaklık yeter düzeyde ise bazı atomlar bulundukları denge konumundan başka bir denge konumuna geçebilir (atomsal yayınım veya difüzyon). örnek olarak su ve buz karışımı gösterilebilir. kafes yapıda yabancı atom içeren cisimlere katı ergiyik denir. ikinci faza da β fazı denir.3. yalnız kristal doğrultuları rasgele dağılmıştır. Sıvı haldeki düzensiz yapısını aynen koruyarak katılaşan cisimlere genellikle camlar denir Cama aşırı soğumuş sıvı da denir. bu nedenle bu tür cisimlerde faz sayısı yüksek olur. Bölüm 4-KATI ERGİYİKLER VE ALAŞIMLAR 4. Böyle karışımlara sıvı ergiyik denir. Birinci faza α. Bu nedenle sıvıların özgül ağırlığı katı hale göre biraz düşüktür (su hariç). Arı bir A metali katılaşınca çok kristalli (polikristalin) bir yapı oluşur. 3. Bu şekilde ana metalin kafes yapısına sokulan bu tür kusurların sistemin enerjisini. Ancak genellikle bunların mekanik özelikleri düşük olur. örneğin arı bakırın elektriksel iletkenliği yüksektir bu nedenle iletken tel üretimine elverişlidir. A metalinin B atomlarını ergitme yeteneği sınırlı ise ve B atomlarının miktarı bu sınırın üstünde ise katılaşma süresinde B atomlarının fazlası ikinci bir faz halinde ayrışır (Şekil 3.2. Bu karışımda su ve buz kimyasal yönden aynı olduğu halde yapılan ve özelikleri tamamen değişiktir. Bu şekilde birden fazla tür faz içeren sistemlere çok fazlı sistemler denir.• Katı halde kristal yapıya sahip bir metal ısıtılırsa atomların ısıl titreşimleri artar. Diğer bir deyimle. Ergime noktasına gelince belirli bir enerji (ergime ısısı) yutarak atomlar arası bağ kopar ve sıvı hale geçer. Camlar • • Atomlar birbirlerine bağlı fakat düzensiz yapılar oluştururlar. • Endüstride metalleri birbirleri ile karıştırarak alaşım üretme işlemi sıvı halde yapılır. • • • • Birden fazla tür elementin atomları sıvı halde kolaylıkla karışarak homojen bir yapı oluşturabilirler. dolayısıyla özelikleri değiştirmesi doğaldır. Bir malzeme içinde mevcut değişik tür kimyasal bileşimi olur veya olmayabilir. Aynı tür karışım katı halde de varlığını korursa katı ergiyik elde edilir. Bir cisim sıvı halden katı hale geçerken faz dönüşümü oluşur. Farklı bileşimde olan cisimler sıvı halde kolayca birbirleri içinde atomlar veya moleküller mertebesinde karışarak ergiyik meydana getirir. Sertlik ve mukavemetlerini arttırmak amacı ile başka elemanlar katılır. Her faz atomların homojen ve kendine özel olarak dizilmeleri sonucu oluşan belirli bir yapıya sahiptir. Genel olarak kristal yapılı cisimlerde atomlar belirli konumları almak zorunda olduklarından ergiyik oluşturma yetenekleri sınırlıdır.1.* Yabancı atomların boyutu ana atomların boyutundan farklı olduğundan ya kafesi biraz genişletir veya biraz daraltırlar dolayısıyla çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Ergime için gerekli ısı ile ergime sıcaklığı arasında aynı yönde bir ilişki vardır. Fazlar Bir malzemede iç yapı yönünden farklı ve homojen olan kısımlarına faz denir. A metaline sıvı halde B metali katılarak elde edilen ergiyik katılaşmadan sonrada karışımını korursa tek fazlı bir ergiyik oluşur. fakat farklı yapıları dolayısıyla fiziksel özellikleri farklıdır. ancak çok yumuşak ve düşük mukavemetlidir.4). Örneğin bakır-çinko sisteminde bileşime bağlı olarak katı halde 5 değişik faz oluşabilir.

Bu ikinci fazda bir kısım ana faz atomlarını içeren değişik kafes yapılı bir katı ergiyik sistemi olabilir. Bir iyonsal bileşikteki bir iyon iyonsal değeri aynı ve boyutları birbirine yakın başka bir tür iyonla yer değiştirebilir. B1 gr B metali bulunsun. Stoikiometrik olmayan demir oksitin yapısı oluşurken aşağıdaki bağıntı sağlanarak elektriksel yük dengesi korunur.iyonlarının miktarı örneğin a/o 51-53 civarında ise gerisi demir iyonlarıdır. Diğer taraftan Ca2+ iyonunun yarıçapı oldukça büyük olduğundan Mg2+ iyonlarının yerini alamaz. 4. İyonsal bir cisimde kararlılığın gereği olan net elektriksel yükün sıfır olması koşulu burada şu şekilde sağlanır: 3 adet Fe2+ İyonu 2 adet Fe3+ iyonu ile yer değiştirir ve bir adet boş kafes köşesi oluşur.3. Ancak atomların kafes yapıyı dolduran parçacıklar olduğu düşünülürse miktarlarını atomsal yüzde olarak belirtmek fiziksel yönden daha anlamlı olur. • 4. Birden fazla element içeren malzeme sistemlerinde fazların türü ve fazların dönüşümü sıcaklığa ve bileşime bağlı olarak değişir. Bu bileşiklerde farklı işaretli iyonların sayısı tam sayılı sabit bir orantı oluşturmaz.1/3) gibi. 3Fe2+ > 2Fe3+ + ϒ Atomları belirli sabit bir oranda olan bileşiklere stoikiometrik bileşikler denir. Örneğin MgO deki bir kısım Mg2+ iyonlarının yerini Fe2+ iyonları alabilir. • Alaşım elementinin miktarı ergime sınırının üzerinde ise katılaşma ve soğuma süresinde fazla olan atomlar ana fazın yanında bir ikinci faz (intermetalikler) oluştururlar. Bu durumda O2. bu değişim faz diyagramları yardımı ile gösterilir.4'te gösterilmiştir. Bileşiklerde Katı Eriyik Oluşumu Yer alan katı eriyiği metallerde olduğu gibi iyonsal bileşiklerde de oluşabilir. 100 gr alaşımda A1 gr A. Ancak bazı özel hallerde bu bileşiğin kristal kafesinde bazı demir atomları eksik olabilir. • Genel olarak metaller birbirlerini sınırlı oranda ergitebilirler. Hesaplarda kolaylık sağlamak için 100 gr alaşım göz önüne alınır. • Stoikiometrik bileşime sahip FeO de toplam atomların yarısı\ (a/o 50) Fe2+ diğer yarısı da O2-(a/o 50).2. Ağırlık yüzdesinden (%) atomsal yüzdeye (a/o) geçiş basit bir işlemle yapılabilir. B ninki PB olsun. H2O da 0 1/3 (a/o 33 . . Bu sayılar aynı zamanda ağırlık yüzdelerini verir. Alaşımların Bileşimi Uygulamada alaşımlar üretilirken kullanılacak metallerin miktarı tartarak ağırlık cinsinden ölçülür ve oluşan alaşımın bileşimi ağırlık yüzdesi olarak belirtilir. Buna örnek olarak kusurlu demir oksitin yapısı Şekil 4. Bileşiklerin büyük bir çoğunluğunda bileşiği oluşturan elemanların atomları tam sayılı sabit bir orantıya sahiptirler. Bu tür bileşiğe stoikiometrik olmayan bileşikler denir. A metalinin atomsal ağırlığı PA . MgO te 1/1 (a/o 50). bu nedenle Fe<1 O şeklinde gösterilir.Yabancı atomların kafes yapıda bulunuş biçimine göre katı ergiyikler iki türe ayrılır: • • Yer alan katı ergiyikleri Arayer katı ergiyikleri Atom yarıçapları yakın ve elektron yapıları benzer olan elementler kafes yapıda birbirlerinin yerini kolaylıkla alarak yer alan katı ergiyiğini oluştururlar • Küçük atomlar kafes yapıdaki atomlar arası boşluğa yerleşerek arayer katı eriyiği oluşturabilirler. Burada Fe iyonlarının sayısı O iyonlarının sayısından daha azdır.

lehim. Atom Hareketleri Malzemelerde üretim ve uygulama sırasında görülen katılaşma. tabakalı yapıya sahip grafitte kolaylıkla gözlenebilir. . Atomlarda Titreşimler Mutlak sıfır sıcaklığında (0 K veya -273 °C) atomlar statik haldedir ve potansiyel enerjileri minimumdur. Atomsal yayınım sonucu cismin yapısı ve bu nedenle de özelikleri değişir. sementasyon. Kristallerde atomların diziliş sıklığı doğrultuya bağlı olduğundan (anizotropi özelliği) ısıl genleşme katsayısı da doğrultu ile değişir.6 da görüldüğü gibi aralarındaki bağıl uzaklık sürekli değişir ve dolayısıyla sahip oldukları kinetik ve potansiyel enerjiler de değişir. * Birim sıcaklık artışının birim boyda oluşturduğu artışa da termal genleşme katsayısı denir.  İkincisi ise yine aynı etki ile bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketleridir. Enerji çukurunun minimum olduğu konumda potansiyel enerjileri minimum.1. Şekil 1. 5.Bölüm 5-DİFÜZYON VE UYGULAMALARI 5.1. tane büyümesi gibi olaylarla kaynak.  Birincisi ısıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleri. Atomlar arası bağ enerjisi çukurunun simetrik olmaması nedeni ile atomlar arası ortalama uzaklık artar ve buna termal genleşme denir. • • Isıl etki ile atomların kendi denge konumları çevresindeki küçük titreşim hareketleriyle bir denge konumundan diğerine atlayarak yaptıkları uzak mesafe hareketlerine difüzyon denir. Titreşimin uç noktalarında ise kinetik enerjileri sıfır (hareket yönü değişir).1. galvanizasyon gibi işlemler büyük ölçüde atomların kütle içinde hareketlerine bağlıdır. • • • Bu gerçek. çökelme. Bu hareketler iki farklı düzeyde oluşur. Uygulamada çok rastlanan bu olayın temel ilkeleri bu bölümde ele alınacaktır. * Yüksek enerji seviyesine sahip olan atom daime düşük enerji seviyesine sahip atoma göre daha kararsızdır. yeniden kristalleşme. Bu sonuncuya atomsal yayınım veya difüzyon denir. kinetik enerjileri ise maksimumdur. potansiyel enerjileri maksimum olur. Isıl enerji vererek sıcaklık arttırıldığı zaman atomlar kendi denge konumlan çevresinde titreşmeğe başlarlar.

. Bütün bunlar için gerekli aktivasyon enerjisi yayınım sisteminin bir özelliğidir ve deneysel olarak ölçülebilir. Yayınım bir atomun bir enerji engelini aşması için gerekli enerjiye aktivasyon enerjisi (Q.2 de görüldüğü gibi atom (1) den (2) ye geçerken aştığı enerji engeli * (2) den (1) e geçerken aştığı enerji engeli * den daha küçüktür. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. sıcaklığında bazı atomların enerjisi sıfıra yakınken bazılarınınki ise çok yüksek olabilir ve çoğunluğunun ki ortalama E1 enerjisi civarındadır. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler.2 de bir atomun iki değişik konumu enerji yönünden göz önüne alınıyor. (1) konumunda üzerine basınç etkiyen arayer atomunun E1 enerjisi. Bir yayınım sistemi bir ana faz (eriten sistem veya matris) ile onun içinde hareket eden atomlardan (eriyen sistem) oluşur.* Difüzyonun gerçekleşmesinde bir atomun bir enerji engelini aşması için gereken enerjiye aktivasyon enerjisi denir.2 ve 5. Genellikle atomlar yüksek konsantrasyonlu bölgeden düşük konsantrasyonlu bölgeye doğru yayınarak birim hacimdeki sayılarında net bir fark oluştururlar. Genellikle kristal kafes içindeki arayer atomları sıkışık durumda bulunurlar ve çevrelerinde bir gerilme alanı oluştururlar. Atomların kütle içinde yayınımı üç yöntemle oluşur. Birbirine değerek bir halka halinde bulunan atomlar aynı anda ve aynı yönde hareket ederek birbirlerinin yerini alabilirler. Alaşımlarda ise konsantrasyon farklı olduğu zaman iç yapı değişikliği kolayca izlenebilir. Her iki konumda da atom denge halindedir. Sıcaklık artınca ortalama enerji de artar. Şekil 5.3. Endüstriyel işlemlerde bu eğilimden geniş ölçüde yararlanılır. Bir kristal kafesinde varolan bir boş kafes köşesinin çevresindeki komşu atomların bu boş köşeye atlama ihtimalleri aynıdır (Şekil 5. volfram ve alümina gibi bileşik ve elementlerde yayınma için gerekli enerji seviyesi daha yüksektir. Yayınım arı metallerde de oluşur. köşesi kristalin yüzeyine kadar çıkabilir. Gazlar için verilen bu enerji dağılımı katılar içinde geçerli sayılabilir.) denir. Halka yayınımı denen üçüncü yöntemin oluşma ihtimali düşük olmakla beraber oldukça ilginçtir.3). Bu enerji engelleri bir atomsal yayınım sisteminin örnekleridir. Genelde yüksek ergime sıcaklığı olan ve bağları kuvvetli olan bor karbür. Uygulamada belirli bir E* enerjisinden fazla enerjiye sahip atomların olası sayısı önemli olabilir.3) ve oldukça yüksek enerji gerektirir. İkinci yöntem arayer atomunun kafeste mevcut atomlar arasından geçerek oluşturduğu harekettir. Benzer şekilde ara yer atomunu (1) konumunda içeren yüksek enerjili yapı yarı kararlı yapı. aynı atom (2) konumundaki boş kafes köşesinde iken sahip olacağı E2 enerjisinden daha yüksektir. Atomsal yayınım veya difüzyon denen bu olayda önce atomun çevresi ile bağları kopar. Birinci yöntem boş kafes köşesi yayınımı olup nispeten düşük bir enerjiyi gerektirir.1 de görülen enerji dağılım eğrisine göre bir T. ancak yüksek enerjili (1) konumu düşük enerjili (2) konumuna göre yarı kararlı (yerel kararlı veya metastabil) konumdur. Sıcaklık arttıkça yüksek enerjiye sahip atomların sayısı da artar. Yayınımın oluşabilmesi için aktivasyon enerjisi enerji engeline eşit olmalıdır. Katı yapı içinde yeterli düzeyde yüksek enerjiye sahip atomlar bir denge konumundan diğerine atlayarak atomsal yayınımı oluştururlar. 5. buna arayer yayınımı denir (Şekil 5.2 Enerji Konumları Şekil 5. 5. kal/mol. Böylece atom soldan sağa hareket ederken boş kafes köşesi de sağdan sola hareket etmiş olur. Atomsal Yayınım (Difüzyon) Sıcaklık yükseldikçe atomların ısıl titreşimleri artar ve bir kısmı içinde bulunduğu yapıda bir konumdan diğer konuma atlayarak yer değiştirir. Eğer boş köşenin solundaki atom buraya atlarsa atlayan atomun ilk konumu boş kafes köşesi olur.Bir kütle içinde bulunan atomlar veya moleküller herhangi bir anda aynı enerjiye sahip değildirler. Bu da şekildeki gibi eğrinin altında kalan taralı olanla gösterilir. Bu şekilde sürekli yer değiştiren boş kafes. (2) konumunda içeren düşük enerjili yapı kararlı yapıdır. Cisimlere yeterli imkan verilirse. • • Cisimlere yeterli imkan verilirse. Şekil 5. sonra atomlar arası boşluklardan geçer ve yeni konumda tekrar çevresi ile bağ kurar. örneğin ısıtılırsa daima daha düşük enerji seviyesine sahip kararlı yapılar oluşturmaya doğru eğilim gösterirler.

Q aktivasyon enerjisi (kal/mol). Do ve Q yayınım sistemine bağlı sabitler olup deneysel yolla ölçülebilirler. Belirli bir atom ergime sıcaklığı düşük. Nikel atomlarının C konsantrasyonu birim hacimde yer alan nikel atomunun sayısı olarak belirtilir (atom sayısı / cm3). Burada Do (cm2/sn) yayınım sabiti. Ara düzlemdeki konsantrasyon gradyanı dC/dx eksi işaretli olmasına karşın Ni atomlarının net yayınımı soldan sağa yani artı işaretli yöndedir. Atomlarda Yayınım Kuralları Bir yayınım sistemi genellikle bir anafaz (matris veya eriten sistem) ile o fazın yapısında hareket eden yabancı atomlardan (eriyen sistem) oluşur. Başlangıçta yüzeydeki bütün atomlar Ni' dir (siyah daireler). Bu süreç sonunda Ni atomlarının C konsantrasyonunun kristalin yüzeyinden itibaren x derinliği ile değişimi azalan bir eğri seklinde olacaktır. Yayınım sabitlerinin yayınım sisteminin türü ve yapısına bağlılığı aşağıdaki şekilde açıklanabilir: o o o o Küçük atomlar daha kolay yayınır.4 te kristalin yüzeyinde x kadar derinlikte ve yüzeye paralel A cm2 alandan t saniye içinde N adet Ni atomunun geçtiği varsayılsın. Örneğin Cu kafesinde yayınan Ni atomları gibi. yayınım sisteminin türüne ve yapısına bağlıdır. Sonsuz süre sonunda Ni. Bu nedenle faz dönüşümleri ve korozyon olayları tane sınırlarında başlar ve daha hızlı oluşur. Yayınımın yönü dC/dx in işaretinin tersi yönünde olduğu için denkleme eksi işareti konmuştur. dolayısıyla atomlar arası bağı daha zayıf olan ortamda daha kolay yayınır.4' te Ni kaplanmış bir bakır kristali göz önüne alınıyor.4. Burada D ye yayınım katsayısı denir ve birimi (cm2/sn) dir.1. Cu içinde homojen olarak yayılır (istatistiksel sonuç) ve C1 konsantrasyonu bütün kütle boyunca sabit olur. . Yüksek sıcaklıkta bir süre sonra istatistiksel kurallara göre kesikli çizgi ile gösterilen ara yüzeyden yayınım sonucu soldan sağa geçen Ni atomları ile sağdan sola geçen Cu atomlarının sayısı eşittir. Şekil 5. 5.5. Boltzmann D nin sıcaklığa bağlılığını aşağıdaki denklemle vermiştir. Fick Kuralı) Şekil 5. D yayınım katsayısı sıcaklığa.4. R gaz sabiti ve T Kelvin derecesi olarak sıcaklıktır. Atomsal dolgu faktörü düşük ortamlarda yayınım daha az enerji gerektirir. Düzensiz yapıya sahip ve atom sıklığı tanelere göre daha az olan tane sınırları boyunca yayınım daha kolay oluşur. Birinci Yayınım Kuralı (1. Atomsal yayınım akışı J: Birinci yayınım kuralına göre atomsal yayınım akışı o noktadaki konsantrasyon gradyanı dC/dx ile orantılıdır.

Cisme verilen ısıl enerjinin bir kısmı ısıl genleşmeye sarf edilir. dolayısıyla potansiyel enerji artar.5. işlenmesi kolaydır. Bu değişkenler etkisinde doğacak fazların türlerini ve bunların özeliklerini bilmek uygulama yönünden çok önemlidir. Bunun için gerekli bilgiler ancak denge diyagramları yardımı ile elde edilebilir. sıcaklık ve basınçtır. Bu diyagramlardan belirli bir malzeme sisteminde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşacak fazların türleri. Bu değişkenler yardımı ile faz dönüşümlerini kontrol ederek özellikleri ihtiyaca göre uyarlamak mümkündür.2. Sistemler daima sahip oldukları enerjiyi azaltan konumlara doğru yönelerek daha kararlı hale gelme eğilimi gösterirler. Bir cisim bağ kuvvetleri etkisinde denge halinde bulunan atomlar grubundan oluşur. sıcaklık ve basınca bağlı olarak katı. Homojen olarak dizilmiş atomlar belirli faz meydana getirirler. İkinci Yayınım Kuralı (2. atomlar başka bir denge konumuna geçerek değişik biçimde dizilir ve sonuçta yeni bir faz oluşur. Fizikte temel özelliklerden birisi enerjisi azalan bir cisimde kararlılığın artmasıdır. hatta iç yapılar da tahmin edilebilir. yüzeyi sert ve aşınmaya dayanıklı bir malzeme elde edilir. sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Bu şekilde faz dönüşümleri sonucu özellikler de değişir. Diğer bir deyimle bir faz bir başka faza dönüşür. zamanla konsantrasyon gradyanı azaldığından hız düşer ve tam homojen yapı için sonsuz süreye gerek vardır. Ancak çevre koşulları değişirse mevcut denge bozulur. Cisimlerde iç yapı oluşumunda en önemli etken enerjidir. H=E+PV . ancak aşınma mukavemeti düşüktür. Sementasyon işleminde az karbonlu çelik aktif karbon atomları içeren bir ortamda yüksek sıcaklıkta bir süre ısıtılır. Fick Kuralı) Bu ikinci kurala göre konsantrasyonun zamanla değişme hızı dc/dt konsantrasyon gradyanın 2. Çeliğe şekil verdikten sonra sürtünmeye maruz kalacak yüzeylere sementasyon işlemi uygulayarak yüzeysel karbon oranı arttırılır.1.1. 6. Fazların dengesine etkiyen üç ana değişken bileşim. Bu şekilde semente edilmiş çeliğe su verilirse içi yumuşak ve tok. 5. bileşimleri ve miktarları tayin edilebilir. diğer önemli bir kısmı ise ısıl titreşimleri arttırarak kinetik enerjiye dönüşür. sonra su vererek sertleştirilir. türevi ile orantılıdır: (4) nolu denkleminin fiziksel anlamına göre yayınım olayı başlangıçta çok hızlıdır. Fazların Dengesi Bir cisim denge halinde bulunan bir fiziksel kütle olarak tanımlanır.4. Endüstride malzeme üretiminde ve mekanik özelikleri değiştirmek için uygulanacak ısıl işlemlerde denge diyagramlardan büyük ölçüde yararlanılır. örneğin motorların krank millerinin sürtünen yüzeyleri sementasyon işlemi ile sertleştirilir. böylece yüzey aşınmaya dayanıklı hale getirilir. Bölüm 6-FAZLAR VE DENGE DİYAGRAMLARI Bu bölümde de iç yapıların nasıl oluştuğu ve iç yapı oluşumuna hangi etkenlerin ne şekilde etkilediği ele alınacaktır. Böylece amaca uygun özeliklere sahip malzeme üretimi sağlanabilir. Atomsal Yayınımın Oluştuğu Örnek Endüstriyel İşlemler  Sementasyon İşlemi Az karbonlu çelik yumuşak ve sünektir. Bu kütle içinde homojen dağılmış atomlar bulundukları konumu sürekli korurlar. Kütle halinde atomsal hareket sonucu iç yapı değişir ve yeni bir denge yapısı elde edilir. Arı cisimler tek bileşenli en basit yapılı sistemlerdir.5. atomlar bulundukları konumdan başka bir konuma geçmeye zorlanırlar. Birden fazla tür atom içeren çok bileşenli sistemlerin dengesi oldukça karışıktır. Bu amaçla endüstride çeşitli işlemler uygulanmaktadır. Ancak koşullar değişirse denge bozulur. Sıcaklık ve basıncın yanında bileşim de iç yapı oluşumunu etkiler ve bunlar değiştiği zaman değişik tür fazlar meydana gelebilir. Karbon atomlarının yayınması sonucu yüzeyde ince bir tabaka boyunca yüksek karbonlu bir yapı oluşur.

Gaz atomları veya molekülleri arasında etkileşme bulunmadığından farklı türdeki gazlar kolay karışır ve homojen bir yapı meydana gelir. F serbest enerjisi faz dönüşümlerinde kararlı denge yapısının oluşmasında önemli rol oynar.1' de de görüldüğü gibi serbest enerji sıcaklıkla sürekli azalır. Bu durumda bir cisme dQ ısıl enerjisi verildiği zaman dE iç enerji değişimi dH entalpi değişimine eşit olur. Bileşim ve sıcaklığın değişmesiyle faz da değişebilir.B karışımları arasında bir ayrıcalık yoktur.3. 6. Isıl düzensizlik sıcaklıkla arttığından S entalpisi de yükselir. Entalpi iki kısımdan oluşur. bu durumda A . Katı cisimler üzerindeki gözlemler genellikle sabit basınçta yapılır ve cisimdeki hacim değişimi ihmal edilir. Buna göre entalpi. şu şekilde olur. 6.A.2. Entalpi sıcaklıkla sürekli artar. F=H-TS 6. Bu durumda geriye iki değişken kalır. Entalpinin Ve Serbest Enerjinin Sıcaklıkla Değişimi Şekil 6. Bir arada bulunan elemanların karşılıklı etkileşmeleri önemlidir. Entalpiye yaklaşık olarak cismin ısı içeriği de denir. Bu nedenle değişik türde fazlar bir arada bulunabilir. biri F serbest enerjisi.2 Fazlar Kuralı Gibbs tarafından geliştirilen fazlar kuralı belirli sistemdeki fazların denge halinde bulunması için gerekli koşulları belirler. * Serbest enerji. A ve B gibi iki eleman arasında karşılıklı etkileşme yoksa A . Bir sistemin karışım oluşturma eğilimini belirleyen S entropisi sıcaklıkla çarpılarak karışım enerjisine dönüştürülür. Gaz karışımlarında durum böyledir. Sıvılarda atomlar arası bağ zayıftır. Bir reaksiyon sonucu oluşan fazın kararlı olması için serbest enerji değişiminin eksi olması gerekir. H Entalpisi ise minimumdur ve serbest enerjiye eşittir. diğeri de iç yapı düzensizlik derecesine bağlı karışım enerjisidir. Katı halde erime oranları genelde sınırlıdır.B ve B . Daima serbest enerjisi minimum olan yapılar kararlı olur. aşağıdaki bağıntıdan elde edilir.1.1. Laboratuar deneyleri genellikle sabit basınçta uygulandığından üçüncü etkenin sabit olduğu varsayılır. F+D=B+1 • • • F Bir sistemdeki mevcut fazların sayısı D Fazların dengede kalması için bağımsız değişken sayısı B Bir sistemde mevcut bileşenlerin sayısı . Katılara göre daha kolay karışarak sıvı eriyik oluştururlar.B karışımı kolayca oluşur ve denge halinde bulunur. Sıfır Kelvin sıcaklığında atomlar statik haldedir ve entropi sıfırdır. H=F+TS • Buradaki F serbest enerjisi cisimlerin denge yapılarını belirlemede kullanılır. A . Örneğin su buharlaşırken sıcaklık sabit kalır. Bileşenlerin Sistem Dengesi Birden fazla tür bileşen veya eleman içeren sistemlerin dengesi daha karışıktır.Bir cismin entalpisi (H) o cismin iç enerjisi (E) ile çevreye karşı yaptığı PV işinin toplamına eşittir.

Değişik bileşimde bir seri alaşım hazırlanarak ergitilir. iki bileşenli veya elemanlı metallerde 2 olur. Dengesiz soğuma dışı oluşan fazlar yarı kararlıdır. yavaş dengeli soğuma uygulanırsa gene kararlı denge yapıları oluşur ve dönüşmeler denge diyagramında gösterilen bölgelerde meydana gelir. Bu değerler fazlar kuralı denklemine konursa.T2 sıcaklık aralığında tamamlanır. 6. 2+D=l+l bağımsız değişken sayısı D=0 elde edilir. diğer bir deyimle dengeli soğuma süresinde oluşan fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını içerirler. Basitleştirmek amacı ile en yaygın olan yalnız iki bileşenli sistemlerin faz diyagramları ele . Eğrideki 2 noktasında sıvı ve katı olmak üzere iki faz vardır. altında ise yalnız katı faz bulunur. Bileşen sayısı B=2 olduğundan fazlar kuralından bağımsız değişken sayısı D=1 elde edilir. Bu durumda diyagramlardaki faz bölgeleri ve sınır eğrileri değişebilir. 6. dolayısıyla F=2 dir. Tc ergime sıcaklığı üstünde sıvı. üzerine çizilen soğuma eğrileri Şekil 6.2' de görülüyor. Bunlar ısıtılır.2' deki biçimde olurlar. A ve B metallerinden oluşan bir katı eriyik sisteminin soğuma diyagramı Şekil 6. iç yapıları ve kararlılık bölgelerini saptamada ve çeşitli ısıl işlemlerde kullanılırlar.4. Denge Diyagramları • Bir malzeme sisteminde fazların bileşime ve sıcaklığa bağlı olarak değişimini gösteren diyagramlara denge diyagramları veya faz diyagramları denir. Saf metallerde bileşen sayısı B 1. Saf metallerde katılaşma süresinde sıcaklığın sabit kalma zorunluluğu fazlar kuralı ile kanıtlanır.2' da görüldüğü gibi basamaklı olur. Buna göre katı eriyikler katılaşırken sıcaklık sabit kalmaz.3. • • • • Aşırı hızlı soğuma uygulanırsa dönüşmeler gecikebilir. Bu sonuca göre bu bölgelerde sıcaklık değişse dahi tek faz varlığını korur. Bir malzeme sisteminde fazlar ve faz dönüşümleri bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak değişir. Soğuma Diyagramları Denge diyagramlarını elde etmek için soğuma diyagramlarından yararlanılır. Saf metaller sabit sıcaklıkta katılaşırlar ve soğuma eğrileri Şekil 6. ergime sıcaklığında sıvı ve katı. Üç bileşenli sistemlerde İki bileşenin miktarı ve bir de sıcaklık olmak üzere üç değişken vardır ve bu nedenle üç boyutlu diyagramlar gereklidir. Bu değişmeler denge veya faz diyagramları ile gösterilir. katılaşma T1 . Bu diyagramlar normal koşullarda zorlanmadan. Katılaşmanın sürdüğü 2 bölgesinde iki faz vardır. Bu sonuca göre iki faz bir arada bulunduğu sürece bağımsız değişken yoktur.Bağımsız değişkenlerden biri bileşim. Aşağıda bu diyagramların elde edilişi ve kullanılışı ile ilgili bilgiler verilecektir. 1 ve 2 noktalarında fazların sayısı 1' dir ve bağımsız değişken sayısı D=1 olur. hatta kısmen veya tamamen önlenebilir. yani sıcaklık sabit kalmak zorundadır. Sıcaklık-zaman eksenleri. dolayısıyla F = 2 dir. Saf metal olduğundan bir bileşenlidir ve B=l' dir. diğeri de sıcaklık olabileceğine göre D en fazla 2 olabilir. Bileşimle sıcaklığın değişken olduğu iki bileşenli sistemlerin denge diyagramları iki boyutludur. sonra soğuma süresinde sıcaklığın zamanla değişimi ölçülür. Uygulamada büyük önemi olan bu diyagramlar malzeme üretiminde.

3 (a) da görüldüğü gibi bir sıcaklık-zaman eksen takımı üzerine çizilebilir Şekil 6. sonra bu alaşımların her biri için soğuma diyagramı deneysel yolla elde edilir. Gerçekte burada açıklanacak temel ilkeler bütün sistemler için geçerlidir.3 (b)' deki diyagramda düşey eksen sıcaklık.4 de görüldüğü gibi. Bu şekilde bir seri alaşım için elde edilen üst ve alt noktalar birleştirilirse bu sistemin faz diyagramı elde edilmiş olur. Şekil 6. Her bileşim için faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar soldaki soğuma diyagramlarından yataylar çizerek bu sıcaklık-bileşim diyagramında bileşim düşeyi üzerine taşınır. Şekil 6. yatay eksen B atomlarıma ağırlık % si cinsinden bileşimini gösterir. .Ni sistemi gibi).1. Likidüs denilen üst eğrinin üstünde yalnız sıvı faz. diğer bir deyimle A ve B atomlarının yüzdelerinin toplamı 100 dür. Faz diyagramları soğuma diyagramları yardımı ile elde edilirler. solidüs denen alt eğrinin altında da yalnız katı faz ve bu ikisinin arasında da sıvı + katı faz bulunur.3 (b) de görülen faz diyagramı birbirlerinin her sıcaklıkla sınırsız oranda eriten bir iki bileşenli sistemin denge diyagramıdır (Cu . (1) noktasında yalnız sıvı (2) noktasında da sıvı ve katı ve (3) noktasında da yalnız katı faz içerir.alınacaktır.5. A ve B metallerinden oluşan bir sistemde bileşimi % Bo olan bir alaşım. Normal olarak soğuma süresinden çok bileşime bağlı olarak faz dönüşümlerinin oluştuğu sıcaklıklar önemlidir. TA A metalinin ergime.5. Bir alaşımda B atomlarının yüzdesi verilmişse geri kalanı A atomlarıdır. Bu nedenle zaman eksenleri kaydırılarak bütün soğuma diyagramları Şekil 6. TB de B metalinin ergime sıcaklıklarıdır. A ve B metallerinden oluşan ikili bileşenli bir sistemde A ve B değişik oranda karıştırılarak bir seri alaşım üretilir. Faz Diyagramlarından Sağlanan Bilgiler • • • Fazların Türü Fazların bileşimi (Bağ çizgisi kuralı) Fazların miktarı (Levye kuralı) 6. 6. Fazların Türü Bir alaşım sisteminde verilen bir alaşımda belirli bir sıcaklıkta denge halinde mevcut fazların türü belirlenebilir.

A metaline bu sıcaklıkta B metali katılırsa sıvı eriyik oluşur. İki fazlı bölgedeki fazların miktarları ise aşağıda açıklanan "levye kuralı" yardımı ile bulunur. %B0 lık alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz alaşımda (1) noktasındaki sıvı faz % B0. Aynı düşünce ile hareket edilirse T1 sıcaklığında katı faz en çok % A2 kadar A veya en az % B2 kadar B atomu içerebilir. alaşım ele alınsın. solidüs eğrisini kestiği noktanınki de katı fazın bileşimini verir. Bu iki bilinmeyeni hesaplamak için iki denkleme gerek vardır. Fazların Bileşimi (Bağ Çizgisi Kuralı) Tek fazlı bölgede mevcut fazın bileşimi göz önüne alınan alaşımın bileşimine eşdeğerdir. Sıvı faz varlığını solidüs eğrisi üzerindeki b noktasına kadar sürdürür ve iki fazlı (a .6. (3) noktasında kail faz da %B0 bileşimindedir. Bu çizginin likidüs eğrisini kestiği noktanın bileşim ekseni üzerindeki değeri sıvı fazın bileşimini. B nin miktarı arttırılırsa likidüs eğrisi üzerindeki a noktasına kadar yalnız sıvı faz bulunur ve a noktasında % B1.b) aralığında daima % B1. Daha fazla B katılırsa sıvı fazın yanında katı faz oluşmaya başlar.5. Bunu açıklamak için %B0 alaşımı (2) noktasında ele alınıyor. (2)'den çizilen T1 yatayının sıcaklık eksenini kestiği c noktasında sıvı halde saf A metali vardır. İki fazlı bölgede çizilen sabit sıcaklık yatayının sınır eğrileri arasında kalan parçasına bağ çizgisi denir. bileşimine sahip olur. Örnek olarak Şekil 6. Bu alaşımın içinde T1 sıcaklığında (2) noktasında bulunan sıvı fazın ağırlığı PS ile katı fazın ağırlığı Pk nın hesaplanması isteniyor.2.4 de gösterilen bileşiminde P0 gr. 6. Bu şekilde uygulanan bu yönteme bağ çizgisi kuralı denir.b) bileşim aralığındaki katı fazın bileşimi daima % B2 olur. . Fazların Miktarı (Levye Kuralı) Bir fazlı bölgede mevcut fazın miktarı alaşımın miktarına eşittir.5. bileşimine ulaşınca B atomlarınca doymuş hale gelir. O halde (a . Yukarıda açıklandığı gibi İki fazlı bölgede herhangi bir (bileşim-sıcaklık) noktasında mevcut fazların bileşimini bulmak için bu bağ çizgisinden yararlanılır. bunlarda Mevcut A atomlarının yüzdesi: %A0=%100B0 İki fazlı bölgede fazların bileşimi alaşımın bileşiminden farklıdır.3.

.

6.1.4. Bu tür diyagrama sahip (Cu-Ni) sisteminde Cu' a Ni atomları % 0 dan başlayarak % 100 o kadar karıştırıldığında kafes yapı değişmeksizin Cu atomlarının yerini alır ve daima katı halde tek faz oluşur. bu nedenle ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır.5. Bu sistemde I alaşımı sıvı halden başlayarak soğutulacak olursa önce katı eriyik oluşumu ile α fazı meydana gelir.6'de birbirlerini yüksek sıcaklıkta her oranda. Gerçekte endüstride kullanılan sistemler birbirlerini çoğunlukla sınırlı oranda eritirler.6. Burada görülen eğriye çökelme veya ayrışma eğrisi denir.3'de birbirlerini her sıcaklıkta sınırsız oranda eriten sistemlerin faz diyagramı verilmiştir. Üstün mekanik özeliklere sahip ötektik yapılar uygulama yönünden çok önemlidir. altında sistem α ve β gibi iki fazın karışımından oluşur. Temel Faz Dönüşümleri Bir malzeme sisteminin sıcaklığı değiştiği zaman atomların hareket yeteneği de değişir ve imkan tanındığı zaman genellikle düşük enerjili kararlı denge yapısı oluşturma eğilimi doğar. Sıcaklık T1' e düşünce β fazı B atomlarınca doymuş hale gelir ve B atomlarının fazlası ß fazı halinde çökelir ve bu sıcaklığın. Aşağıdaki bağıntı ile tanımlanan bu dönüşüm sonucu tek fazlı yapı oluştuğundan uygulama yönünden ilginç sayılmaz . Peritektik reaksiyon: • Katılaşma süresinde bir arada bulunan bir sıvı fazla bir katı fazın sabit sıcaklıkta başka bir katı faza dönüşmesine peritektik reaksiyon denir. Birbirlerini Sınırlı Oranda Eriten Sistemler Şekil 6. fakat düşük sıcaklıkta sınırlı oranda eriten bir ikili sistemin faz diyagramı görülüyor. Bu tür sistemlerde bazı ilginç temel faz dönüşümü reaksiyonları görülür.  Ötektik reaksiyonu: Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı sistemlerin belirli bileşimdeki alaşımları sabit sıcaklıkta katılaşır ve ötektik reaksiyonu sonucu sıvı faz aynı anda iki ayrı katı faza dönüşür. 6. Şekil 6. Bu dönüşümler katılaşma dönüşümleri ve katı hal dönüşümleri olmak üzere 2 grupta toplanabilir. 6. Çökelme eğrisi yükselip solidüs eğrisi ile kesişince birbirlerini her sıcaklıkta sınırlı oranda eriten iki bileşenli bir sistem elde edilir.6.  Katı eriyik oluşumu: Sıvı eriyikten katı eriyik oluşumu Şekil 6. Katılaşma Dönüşümleri Bu tür faz dönüşümlerinde fazlardan biri sıvı olduğundan atomların hareket yeteneği yüksektir. Ötektik reaksiyonu aşağıdaki bağıntı ile tanımlanabilir: Bu tür reaksiyona sahip sistemlere ötektik sistemler denir. Aynı anda oluşan iki katı faz çok ince ve sık yapı meydana getirir. bu nedenle dönüşüm süresi çok kısadır. Belirli fazlardan oluşan bir denge yapısından değişik fazlardan oluşan diğer bir denge yapısına geçiş olayına faz dönüşümü denir. Genel olarak soğuma hızı dönüşme sıcaklığını etkileyemez ve dönüşmeler daima aynı sıcaklıkta oluşur. Bu tür dönüşümler üç türe ayrılabilir.3 de de görüldüğü gibi belirli bir sıcaklık aralığında tamamlanır ve sonuçta tek bir katı faz meydana gelir.

1. Ötektoid Reaksiyon Bu reaksiyon ötektik reaksiyona benzer. bu nedenle dönüşümlerin tamamlanması için belirli bir süreye gerek vardır. Bu şekilde oluşan polimorfik dönüşme aşağıda bağıntı ile de tanımlanabilir. tane boyutu küçük ve süre yeterli ise tane sınırlarında çökelmesi olanağı yüksek olur.2.3.6.6. Bir dönüşme olayı atomsal yayınım sonucu oluşur ve bu. . normal soğumadan beklenen kararlı denge yapısı yerine başka yarı kararlı denge yapısı oluşabilir. • Eğer soğuma hızı R dönüşüm hızından fazla ise dönüşüm kısmen veya tamamen önlenebilir.6. Polimorfik Dönüşme Bazı saf metallerde kafes yapı sabit sıcaklıkta diğer bir tür kafes yapısına dönüşür.2. 6.2. Uygulamada bu olaydan geniş ölçüde yararlanılır (çeliklere su verme işlemi). Katı hal dönüşümlerinin diğer bir özeliği de yeni doğan fazların mevcut ana faza göre belirli konumlar alması zorunluluğudur. Eğer sıcaklık yüksek. Katı hal dönüşümleri dört türe ayrılabilir: Bu reaksiyon hızı dönüşümün oluştuğu sisteme ve sıcaklığa bağlıdır. Elde edilen yeni yarı kararlı yapı üstün özeliklere sahip olabilir. Bu şekilde oluşan ötektoid yapı genellikle ötektik yapı gibi üstün mekanik özeliklere sahip olur. Katı Hal Dönüşümleri Katı halde atomların hareket yetenekleri çok kısıtlıdır.6. ancak burada bir katı faz sabit sıcaklıkta aynı anda diğer iki ayrı katı faza dönüşür. üç aşamada tamamlanır. Peritektoid Reaksiyon Bu reaksiyonda aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iki katı faz sabit sıcaklıkta diğer bir katı faza dönüşür: Sonuçta tek fazlı yapı oluştuğundan ilginç sayılmaz. Ötektoid reaksiyon aşağıdaki bağıntı ile de tanımlanabilir: 6.6.2. ikinci aşamada hareket ederek daha düşük enerjili konumlara gelirler ve son aşamada da yeni fazı oluştururlar. Aksi halde mevcut fazın kafes yapısı içinde kalarak tane içi çökelme meydana getirir. Bütün bu olayların tamamlanması için gerekli süre t ise bunun tersi R = l/t dönüşüm reaksiyon hızı olur. Özellikle yeni faza ait sınırların oluşması oldukça büyük enerjiyi gerektirir.2. 6. Birinci aşamada atomların çevresi ile bağları kopar. Burada da aynı anda yan yana oluşan yeni fazlar çok sık ve ince bir yapı meydana getirirler.

6. Faz diyagramı Şekil 6. Bu reaksiyon süresinde iki katı faz yan yana ince tabakalar halinde oluşarak ötektik yapıyı meydana getirir. Örneğin Şekil 6. Uygulamada bu çökelen fazın miktarı. Seramiklerin Faz Diyagramları Seramikler genellikle metal ile metal olmayan elementlerin iyonik bileşiklerinden oluşurlar.% B4 = % A4. 6. Cu-Zn sisteminde 5 peritektik ve 1 ötektik.* 6. Bölüm 7-FİZİKSEL ÖZELLİKLER 7. Β.5. Sıvı hale geçinceye kadar düzenli yapıları varlığını korur. 1 ötektoid ve 1 de peritektik reaksiyon bölgesi vardır. Bu şekilde hem ergime sıcaklığının düşürülmesi ve hem de üstün özelikli ince karışımın oluşması nedeniyle ötektik sistemler uygulamada özel bir önem taşırlar.2.6' de görüldüğü gibi soğurken belirli bir sıcaklık düzeyinde doymuş hale gelebilir. Katı Eriyikten Çökelme Tek fazlı bir katı eriyik Şekil 6. Birbirlerine göre düzenli olarak dizilirler ve düzenli bir yapı oluştururlar.2. Ara Fazlar ve İntermetalikler Özellikle endüstriyel faz diyagramlarından birden fazla temel faz dönüşümü reaksiyonlarına rastlanır. dolayısıyla özelikleri tamamen ana fazlardan farklıdır. a alüminyumun kafes yapısına sahip ana faz. çökelme yeri ve büyüklüğü kontrol edilerek daha yararlı yapılar oluşturulabilir. Örneğin Şekil 6. • NOT: En düşük ergime sıcaklığına sahip alaşıma monotektik adı verilir. Ötektik Sistem Birbirlerini sınırlı oranda eriten bazı iki bileşenli sistemlerde bileşenler birbirlerinin ergime sıcaklıklarını düşürür ve en düşük ergime sıcaklığına sahip bileşimdeki alaşım ötektik reaksiyon sonucu katılaşır.7. Birkaç iyonik bileşikten oluşan seramik malzemelerinde her bileşik bir bileşen rolünü oynar. Ana bileşikler aralarında ara katı eriyikler veya ara kompleks bileşikler de oluşturabilir. A metalinin β da oda sıcaklığında erime sınırı. ε da magnezyumun kafes yapısına sahip ikinci ana fazdır ve β ile δ ara fazlardır. Malzemelerin Fiziksel Özellikleri Malzemelerin sahip oldukları özellikler dört ayrı grupta incelenebilir: • • Elektriksel Özellikler o İletkenlik o Yarı İletkenlik o Dielektrik o Manyetik Mekanik Özellikler .11' de görülen Al-Mg sisteminde saf Al dan başlayarak α .4.2.6. % Be : ötektik bileşim Te : ötektik sıcaklık TA .% B3 = % A3.TB : Sırasıyla A ve B metallerinin ergime sıcaklığı % B1 : Oda sıcaklığında B metalinin α fazında erime sının % B2 : B metalinin α fazında en yüksek erime sınırı % B3 : % 100 . İntermetalik Bileşiklerin Avantajları • • • Bileşenler sabit bir orana sahiptir. Alüminyum alaşımlarına uygulanan yaşlanma sertleşmesi işlemi bu gerçeğe dayanır.1. Fe-C sisteminde ise 1 ötektik.6.10' de görülen bir ötektik sistemin yapısı aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. 6.12' de görülen Al Mg sisteminde üç ötektik.6. δ.6.2. A nın β daki en yüksek erime sınırı % B4 : % 100 . Bu ara fazlar ana fazlar arasında bir bileşime sahiptirler ve yapıları.6. ve ε fazları meydana gelir. Bu doyma noktasında katı eriyikte bulunan yabancı atomların bir kısmı ayrışarak ikinci bir faz halinde çökelir. iki bileşikten oluşan bir ikili sistemde sıcaklık ve bileşime bağlı olarak oluşan fazlar ve faz dönüşümleri faz diyagramları yardımı ile çok açık bir şekilde gösterilebilir. Bunun nedeni böyle sistemlerde ana fazların yanında ara fazların ve intermetaliklerin oluşmasıdır. Çökelen fazın miktarı sıcaklık düştükçe artar.

optik ve ısıl özelliklerde elektron yapıları ve elektron hareketleri ile yakından ilgili olduklarından bunları elektrik özellikler grubuna dahil etmek uygun olur. bağ türüne ve iç yapımına geniş ölçüde bağlıdır.2. ferroelektrik gibi önemli özelikler doğar.nin eksi 2q dür. Bunların uygulamada ayrı yeri olduğundan dielektrik özellikler ayrı bir bölümde incelenecektir. 7. Ancak metale Şekil 7. 7. piezoelektrik. Yayınan iyonların taşıdığı yük ise iyonsallık derecesine bağlıdır. örneğin Pb2+ nın yükü artı 2a. Bu hareketleri duran dalga hareketi türündedir. iletken boyu l (cm) ile doğru. Elektriksel yük taşıyıcılardan elektronlar ile yayınan eksi yüklü iyonlar (anyon) eksi yük taşıyıcı. Bir iletkenin içinden geçen akıma karşı gösterdiği direnç R (ohm). SO42. Bu Özeliklerin başında elektriksel iletkenlik gelir.• • o Şekil Değiştirme o Sertlik o Kırılma Termal Özellikler o Isıl Genleşme o Isıl İletkenlik Diğer Fiziksel Özellikler o Birim Ağırlık o Gözeneklilik o Geçirimlilik o Optik ve Akustik Özellikler İletkenlik. Gerçekte manyetik. yarıiletkenlik ve yalıtkanlık (dielektrik) gibi önemli elektriksel özellikler cisimlerin elektron yapısına. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. kesiti s (cm2) ile ters orantılıdır ve orantı katsayısına özgül direnç (ρ) denir. bu nedenle iletken sayılamazlar. Özgül direncin tersine σ. dolayısıyla serbest hareket edemezler. bu da elektrik akımını oluşturur.2. Ancak gerçekte serbest elektronları bulunmayan yarıiletkenlere yeterli elektriksel alan ve sıcaklık uygulanırsa yararlı sayıda elektron aktive edilerek serbest hale getirilir ve iletkenlik sağlanabilir.2' de görüldüğü gibi bir elektriksel alan uygulanınca artı elektroda doğru giden elektronlar hızlanır.2. neticede eksi kutuptan artı kutba doğru net bir sürüklenme görülür.1. Genel olarak bir yönde taşıdıkları yük sayısı zıt yönde taşınana eşit olduğundan net bir yük iletimi oluşmaz. Seramikler ve polimerler de elektronlar ana atomlara kuvvetle bağlıdırlar. genellikle komşu iletkenleri birbirinden ayırarak yalıtım amacı ile kullanılırlar. Özgül iletkenlik veya özgül direnç cismin 1 cm3 de bulunan yük taşıyıcı sayısı n ile orantılıdır. bunun sonucu yük birikimi. Elektriksel İletkenlik Cisimlerin elektrik akımını iletme yeteneğine iletkenlik denir.2. eksi elektroda doğru gidenler ise yavaşlar. özgül iletkenlik denir. Buna göre: Bu denklemden özgül direnç boyutunun (ohm-cm) olacağı görülür. Uygulanan elektriksel alanın büyüklüğü E aşağıdaki şekilde tanımlanır. Bir bireysel elektronun taşıdığı birim yük q = 0. Metalik İletkenlik Metallerde valans elektronlar kütle içinde serbest halde rasgele hareket halindedirler. Elektriksel Özellikler Malzemelerin elektriksel özelikleri elektron yapıları ve elektron hareketleri ile ilgilidir.16 X 10-18 kulondur. Yarıiletken malzemeler çok ilginç ve yararlı özelikleri nedeni ile elektronik endüstrisinde geniş uygulama alanına sahiptirler. . Özellikle yarıiletkenler elektronik endüstrisinde çok geniş uygulama alanı bulmaktadır. Uygulamada cisimler özgül dirençlerine veya özgül iletkenliklerini göre üç gruba ayrılırlar • • • İletkenler : ρ < 10-4 (ohm-cm) Yarıiletkenler: 10-4 < ρ < 104 (ohm-cm) Yalıtkanlar : ρ > 104 (ohm-cm) Metallerde kütle içinde serbest elektronlar bulunduğundan iletkenler grubunu oluştururlar. 7. elektron boşlukları ile yayınan artı yüklü iyonlar (katyon) artı yük taşıyıcılardır. Ancak bunlar elektriği iletmemelerine rağmen elektriksel alana tepki gösterirler. Bu nedenle bu malzemeler ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler.

Ancak iç yapıda mevcut kusurlar. V=µ . * 7. E elektriksel alanı ile orantılıdır. Yalıtkanın dielektrik sabitinin vakumun dielektrik sabitine oranına k bağıl dielektrik sabit ve uygulamada kısaca yalıtkanın dielektrik sabiti denir. yabancı atomlar ve ısıl titreşimler dalgaları saptırır. fakat uygulanan elektriksel alana karşı tepki gösterirler.2. Aşağıdaki eşitlikte ko orantı katsayısına dielektrik sabit denir. Enerji Bantları Bir bireysel atomu çevreleyen elektronlar belirli enerji düzeyine sahiptirler.E=V/d (volt/cm) Elektronların alan etkisinde sürüklenme hızı. Bir enerji düzeyi dolunca bundan sonra eklenen elektronlar bir üst enerji düzeyine geçerler. D=k0 V/d Elektrotlar arasındaki elektriksel alana vakum yerine bir yalıtkan cisim konursa elektrotlarda biriken elektriksel yük yoğunluğu artar.2. piezo elektrik ve ferro elektrik gibi özeliklerin doğmasına neden olur. Has yarıiletkenlik bazı arı malzemelerin kendi bünyelerinin özelliğidir. Has yarıiletkenlere katılan bazı yabancı atomlar iletkenliği çok daha arttırabilir. Elektronlar iletken ortamda duran dalga hareketi ile yayılırlar. camlar ve seramikler uygulamada elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar.5). Aralarında vakum olan iki paralel elektroda V gerilimi uygulanınca elektrot plaklarında bir miktar elektriksel yük birikir (Şekil 7. ortalama serbest yol azalır ve sonuçta özgül direnç artar.1. elektron eksikliği veya boşluğu içerenlere artı veya p-tipi yarıiletken denir. Çok atomlu kütlelerde ise ana atomlara zayıf bağlı çok sayıda valans elektronlarının enerji düzeyleri üst üste dizilerek enerji bantları oluşturur. Dielektrik Malzemeler (yalıtkanlar) Yalıtkanlar elektrik akımını iletmezler. Tablo 7.4. Bu dalgaların yansımadan veya saptırılmadan yayılabileceği ortalama serbest hareket yolu. Bunun başlıca nedeni yalıtkanda oluşan elektriksel kutuplaşma ve mevcut kutupların yön değiştirmesidir.2.2. 7. Aşağıda bu olaylar açıklanacaktır. Uygulanan elektriksel alanın şiddeti V/d (Volt/cm) ise oluşan elektriksel yük yoğunluğu bu alanın şiddeti ile orantılıdır. ne kadar büyükse elektronların sürüklenme hızı o kadar yüksek olur. Bunlar ancak 1954 yılından sonra geliştirilerek kısa sürede büyük boyutlu ve üretimi zor elektron tüplerinin yerini aldılar.2. v.san dir. Yarı iletkenler has yarıiletken (entrensek) ve katkılı yarıiletken (ekstrensek) olmak üzere iki gruba ayrılırlar.* 7. Özgül Direnci Arttıran Etkenler • • • Sıcaklık Yabancı atomlar Plastik şekil değiştirmedir. k dielektrik sabiti bütün yalıtkanlarda 1' den büyüktür. Bireysel atomda elektronlar ancak kendi atomu etrafında yörünge hareketi yaparlar.E Burada µ elektriksel yük taşıyıcıların ortamdaki hareket yeteneğidir ve birimi cm2/V. 7. Biriken elektriksel yük yoğunluğu D elektron/cm2 olarak belirtilir.3. Yarıiletkenler Elektronik teknolojisinde çığır açan transistörler yarıiletken malzemelerden üretilirler.2. Bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur ve bunların da dönme yönleri zıttır. iletkenlik azalır. . bu tür yarıiletkenlere de katkılı yarıiletkenler denir. Bu sayede elektronik aletleri çok kompakt ve basit hale getirilerek günlük yaşamda geniş uygulama alanı bulmuştur.1' de görüldüğü gibi. Bu özeliklere sahip plastikler. • Elektron fazlalığı içeren katkılı yarıiletkenlere eksi veya n-tipi. Bu tepki elektriksel yük birikimi.2.

Manyetik Alan Manyetik alanın varlığı yaptığı etki ile belli olur. Vakumda bu alanın doğurduğu manyetik akı yoğunluğu B. Buna elektriksel göçme denir. Eğer bir atomda dolmamış enerji düzeyi varsa ve toplam elektron sayısı tekse bireysel atomda manyetik alan doğar ve bu alanın bir çift kutbu (dipol) vardır.Yalıtkanların dayanabileceği elektriksel alan şiddeti sınırlıdır. * 7. Diyamanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-6 katı kadar daha azdır. Manyetiklik Türleri Üç tür manyetiklik vardır: Diyamanyetik özellikle manyetik alana gösterilen tepki eksi yöndedir. Eğer uygulanan gerilim kritik bir değeri aşarsa yalıtkanda. Manyetik alana gösterilen tepki. kimyasal bozulum. Atomdaki bir enerji düzeyinde en fazla iki elektron bulunur. Manyetik Özellikler Cisimlerin manyetik özellikleri elektronların gerek kendi eksenleri etrafında dönmeleri ve gerekse atom çekirdeği çevresinde yörünge hareketi yapmaları sonucu oluşur. Her yalıtkan bu göçmeye karşı belirli bir dielektrik dirence sahiptir. Bu şekildeki bireysel atomların manyetik kutupları rasgele yönlenmişse kütlenin net alanı sıfır olur.1. kuvvet çizgilerin sıklığı vakuma göre daha azdır.2. bunlar da kendi eksenleri etrafında bağıl olarak ters yönde döndüklerinden birbirlerinin manyetik alanını yok ederler. • Ancak bireysel atomların manyetik kutupları paralel olacak şekilde yönlenirse kütlede net bir manyetik alan doğar. η'nün ηo 'a oranı o ortamın vakuma göre bağıl manyetik geçirgenliğini verir. bunlar da diğer elektronlara çarparak bir elektron seli oluşturabilirler. Ortamda oluşan manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı da manyetik akı yoğunluğunu belirtir.3. boşluklar ve yüksek sıcaklık bu direnci azaltır. 7. Bunun sonucu olarak malzemenin yalıtkanlık özeliği kaybolur. aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. • • • Diyamanyetik Paramanyetik Ferromanyetik . dolayısıyla net manyetiklik yoktur. İç yapı kusurları. Burada ηo ortamın manyetik geçirgenliğidir ve değeri vakumda 4p x 10-7 Henry/m dir.3. Hareket eden her elektriksel yük bir manyetik alan oluşturur. özellikle kusurlu bölgelerde mevcut elektronlar enerji aralığını atlayarak serbest hale geçer. çatlaklar.3. Manyetik akı yoğunluğu B ise Weber m2 olarak ölçülür. İçinden akım geçen bir iletken tel bobinin oluşturduğu manyetik alanın şiddeti H. bobinin bir metresindeki sarım sayısı ile içinden geçen akımın çarpımına eşittir ve birimi (Amper X Sarım/m)' dir. 7.* Sıcaklık arttığı zaman iyonların ve moleküllerin hareket yeteneği artacağından kutuplaşma daha kolay olacağından dielektrik sabitler artar. • Bir malzemenin yalıtkanlık özelliğinin kaybolması olayına elektriksel göçme denir. Bir atomun enerji bantları tam dolu ise çift sayıda elektronu vardır. bundan dolayı her elektron çok küçük bir mıknatıs sayılır. içine konan cismin türüne göre değişir ve manyetik geçirgenlikleri vakumdaki ηo dan farklı olur.

3. (MnZn) Fe2O4 yumuşak seramik mıknatıs olarak TV ve FM alıcılarında yüksek frekanslı transformatör yapımına uygundur. kalıcı manyetiklik zayıftır ve küçük bir Hc ters manyetik alanı ile dolayca kaybolur. ya döküm veya toz metalürjisi yöntemi ile üretilirler. Sürekli mıknatısların yüksek kalıcı mıknatıslık ve yüksek koerzif kuvvet Hc ye sahip olmaları istenir. Bu mıknatıslarda histerezis eğrisinin alanı büyük olduğundan değişken manyetik alan etkisinde enerji kaybı yüksektir ve çok ısınırlar. Yüksek frekanslı uygulamalar için Fe-Ni alaşımlar (permaloy ve supermalloy) daha elverişlidir. Bu kapalı eğrinin alanı bir çevrimde kaybolan enerjiyi verir ve bu enerji ısıya dönüşür. Bi. Kuvvetli manyetiklik özeliğine sahip metaller ve bileşikler manyetik alanda gösterdikleri davranışa göre yumuşak ve sert manyetik malzemeler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Paramanyetik elementler Al. 780 ° C nin üstünde (Curie sıcaklığı) demirin manyetiklik özelliği kaybolur. Ferromanyetik elementler: Fe. Bunlar üretim süresinde yüksek sıcaklıkta kuvvetli manyetik alan uygulayarak mıknatıs haline getirilirler. Mekanik yönden de yumuşaktırlar. Yumuşak mıknatıslarda B. dolayısıyla bu tür malzemelerde değişken manyetik alanda enerji kaybı düşüktür. Yüksek sıcaklık ve mekanik darbe manyetikliği azaltır. ferromanyetik cisimler ise manyetik olan cisimler sayılır. ancak alternatif akımlar için elverişli değildir. Hc manyetik cismin koerzif kuvveti veya demanyetizasyona karşı direnci denir. Özellikle değişken akımlı uygulamada kullanılacak manyetik malzemelerde histerezis kaybının az ve içlerinde oluşacak girdap akımlarının küçük olması gerekir. Ferromanyetik özellikte ise manyetik alana karşı gösterilen tepki çok kuvvetlidir. Ag. Bir çevrimde B manyetik akımın H manyetik alan şiddeti ile değişimini gösteren kapalı eğriye histerezis eğrisi denir. Manyetiklik özeliğine göre mıknatıslar sert ve yumuşak olmak üzere iki türe ayrılırlar. Bd doyma noktasına erişmek için kuvvetli manyetik alana gerek vardır. Yumuşak mıknatıslarda manyetik geçirgenlik yüksek. . Demirin içinde % 2-5 Si katarak elektriksel direnç çok arttırılır ve ayrıca araları yalıtılmış çok ince saç halinde kullanılırsa girdap akımları düşük düzeye indirilir. Pt.3. Sert mıknatıslarda ise manyetik akıyı arttırmak zordur. bir manyetik alan ile manyetik akı hızla artarak Bd doyma noktasına erişir. Arı demir iyi bir yumuşak mıknatıs olabilir. Ni. manyetik kuvvet çizgilerinin sayısı vakumdakine göre çok artar. mıknatıs alaşımları ve oksit ve seramik türü mıknatıslar. • • • Diyamanyetik elementler: Cu. Bunların hem manyetik özelikleri iyi. Ferromanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinin 103-105 daha fazladır. O2. Sert mıknatıslar mekanik yönden de serttir. histerezis alanı küçüktür. ancak taşlama ile şekil verilebilirler. yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterleme ile kütle haline getirilerek biçim verilir. hem de elektriksel dirençleri yüksektir ve yalıtkan sayılırlar. Paramanyetik cisimlerin manyetik geçirgenliği vakumdakinden ortalama 10-5 katı kadar daha büyüktür. Sürekli mıknatıs üretiminde kullanılan sert manyetik malzemeler üç sınıfa ayrılır: Çelikler. ve sert (veya sürekli) mıknatıslar olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. kalıcı manyetiklik az. FeSi alaşımları dikkatle haddeleme ve tavlamaya tabi tutularak <100> doğrultuları ana doğrultuya paralel yapılır ve bu şekilde manyetik geçirgenlik çok daha fazla artırılır. şerit ve ince saç haline getirilerek bilgisayar ve manyetik amplifikatör transformatörlerinde kullanılır.Paramanyetik özellikte tepki artı yöndedir ve çok zayıf çekme oluşturur. bunlarda girdap akımı kayıpları yüksektir. Zn. Uygulamada diyamanyetik ve paramanyetik cisimler manyetik olmayan. Fe-Ni alaşımları tavlanıp manyetik alanda soğutulursa çok kolay manyetiklik kazanır ve histerezis alanı daha da küçük olur. Manyetik Malzemeler Bunlar yumuşak (veya geçici) mıknatıslar. Bunların yerine çok küçük parçacıklardan oluşan (50 mµ. dan az) demir oksitli bileşiklerinden yapılmış ferrimanyetik türde yumuşak seramik mıknatıslar kullanılır. histerezis eğrisinin alanı küçüktür. Co. 7. Dinamo sacı bu tür FeSi alaşımdan yapılır. Bu malzeme toz halinde bulunur. kuvvet hatları vakuma göre biraz daha sıklaşır. 106 Hz ten yüksek frekanslı uygulamalarda metal türü yumuşak alaşımlar mıknatıs yapmaya elverişli değildir. kalıcı manyetik akı yüksektir ve bunu yok etmek için büyük Hc manyetik alanına gerek vardır.

Elementlerin atom sayısı arttıkça elektronlarının sayısı da çoğalır. Opaklık Yansıtma Kırılma Yutma Renklilik Fotoiletkenlik Lüminesans • Kırılma indisi küçük olan malzemelerde ışığın yayılması kolaylaşır. o cismin k dielektrik sabitine eşittir. fakat ayrışmaz. Diğer taraftan cam gibi bazı yalıtkan (dielektrik) malzemelerin atomları geniş enerji aralığına sahip bulunduğundan ışık fotonları etkilenmeden geçebilir. Beyaz ışık değişik dalga boylu dalgalar spektrumundan oluşur. cisim ışığı yansıtır. bunun sonucu kırılma indisi de büyür. 7. örnek olarak (Al.3500 Å arasındadır. Kırılma indislerinin farkı çift kırılma ölçüsü olarak kullanılır. Bunlar önce su verilerek sertleştirilir sonra yüksek elektromanyetik alan etkisinde manyetik hale getirilir. Ni. fotonların sahip olduğu enerji ile orantılıdır ve orantı katsayısına Planck sayısı denir. dolayısıyla enerji de artar.1. Katılarda elektromanyetik.4. Ni. Dielektrik sabit frekansın fonksiyonu olduğundan ışığın bir katı içinde yayılma hızı da frekansa bağlı olur. . bu tür atomları içeren kristallerde kırılma indisi de büyük olur. Frekansla dalga boyu ters yönde değiştiğinden frekans arttıkça dalga boyu küçülür. Bu özellikler • • • • • • olarak sıralanabilir. kırılma indisi küçülür. Co) ve (Ag. Bazı frekanslarda iyi yansıtıcı olan bir cisim bazı frekanslarda ise iyi emici olabilir. Bu yolla oluşan radyasyon veya elektromanyetik dalgaların frekansı. Bu spektrumda her ışığın belirli dalga boyu vardır. boron . Saf silis camı (SiO2) görünen ışıkla dalga boyu 2000 A° e kadar olan ultraviyole ışınlarını. Al) alaşımları gösterebilir. Bu enerjinin foton denen küçük parçacıkların dalga hareketi ile yayıldığı varsayılır. Mor uca yaklaştıkça frekanslar dolayısıyla enerjiler artar. Işığı geçirmeyen bu tür malzemelere opak denir. Atomların çevresindeki elektronlar ancak belirli enerji düzeylerinde kararlı yörünge hareketi yaparlar. Katkı maddelerini değiştirerek emilen dalga aralığı da değiştirilebilir.* Işığın vakumdaki C hızının malzeme içindeki v hızına oranına o malzemenin n kırılma indisi denir. Ni. Metallerin büyük çoğunluğu iyi yansıtır. Optik Özellikler Işık elektromanyetik dalgalar halinde yayıldığından optik özeliklerle dielektrik özelikler yakından ilgilidir. Asimetrik olan tetragonal ve hegzagonal kristallerde iki farklı kırılma indisi vardır. Yalıtkanlar ise türüne bağlı olarak dalgaları kısmen yansıtır ve kısmen de geçirir. bu nedenle içeri giren ışık demeti hem yön değiştirir. Bu arada ortamdan geçerken yutulan dalga tayfta siyah bir şerit halinde görülür.Mıknatıs üretimi için alaşımlı çelikler kullanılabilir. Diğer mıknatıs alaşımlarında genellikle demir yoktur veya varsa az miktardadır. Işık dalgasının frekansı artarsa k dielektrik sabit azalır. Fe). dalgalarla kutup çiftleri arasında karşılıklı etkileşmeler nedeni ile dielektrik sabitler büyüktür. (Cu. Camda ve yüksek simetrikliğe sahip kübik kristallerde kırılma indisleri yöne bağlı değildir. dışarıya iki paralel demet halinde çıkar. Buna çift kırılma (birefrenjans) olayı denir. Bir silis camına (SiO2) Pb veya Ba katılırsa yoğunluk artar. Bir de malzemelerin ışığı yansıtma özeliği vardır. Cisimlerin elektron yapıları ışık dalgaları arasındaki etkileşmeler optik özellikleri belirler. hem de ikiye ayrılır. bu nedenle yoğunluk arttıkça kırılma indisleri de artar. ancak çok ince filim halinde (mikrondan az) kesilirse ışığı biraz geçirebilir.4. Fe). (Cu. Bunlara da saydam cisimler denir. Bu dalgalar da metalleri geçemezler. Görünen ışık bölgesindeki elektromanyetik dalgaların boyu 7400.silis camı 3000 Å e kadar ışınları. içeri giren ışık demeti yön değiştirir. Elektron bir üst enerji düzeyine geçerken belirli miktarda enerji yayar. Kırılma İndisi • • Saydamlık. Kırılma indisinin karesi. Genel olarak hiç bir katı cisim üzerine düşen radyasyon dalgalarını ne tam olarak yansıtır nede tam olarak geçirir. 7. dolayısıyla ışığın yayılma hızı artar. Endüstride geniş uygulama alanı olan lazerler ve güneş pilleri optik özeliklerden yararlanılarak geliştirilmiştir. Mn. Saydam ve prizmadan geçirilen beyaz ışık dalga boyları kırmızıdan mora doğru azalan bir renk tayfına ayrılır. Co.

Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. 7. Bu şekilde elde edilen lazer ışınları dağılmadan toplu olarak uzak mesafeye yayılır ve kolaylıkla bir noktaya teksif edilerek yüksek enerji verebilir. Üzerine kaynar su dökülen camın çatlaması. 10 mm kalınlıkta bir malzemeden geçen ışığın gelen ışığa göre yüzdesi geçirgenlik ölçüsü olarak kullanılır. Fe sarı-yeşil. 7.4. Geri yansıyan dalgalar sürekli olarak fotonların sayısını arttırırlar. 7. haberleşmede modülasyonla bilgi iletmede. Bu nedenle endüstride ergitme ve kesme işlerinde. Yukarıda belirtildiği gibi görünen ışık dalgaları 7400 . Aynı elemanın atomlarından yayılan fotonların dalga boyu aynıdır. Bundan esinlenerek termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip fonon denen parçacıkların davranışı ile temsil edilebileceği ileri sürülmüştür. Ti sarı. Saf Al2O3 kristali olan korondum saydam ve renksizdir. Haberleşme tekniğinde modüle edilmiş ışık dalgaları sinyal iletiminde kullanılırlar. Koronduma titan oksit katılırsa mavi renkli safir. Optik yönden izotrop ve saydam olan camsı polimerler kristalize olunca kırılma indisleri doğrultuya bağlı olarak değişir ve yarı saydam olurlar. ferrik oksit katılırsa sarı renkli topaz elde edilir. Bunlardan başka bazı özel sıcaklıklarda ergime veya buharlaşma gibi faz değişimleri de önemli miktarda ısı yutar.5. Co mavi ve Ni mor-kahverengi renk sağlar. Bir cisimden emilmeden dışarı çekilen ışık dalgaları o cismin rengini belirler. Mn mor. Termal (Isıl) Özellikler Bu bölümde termal enerji ile ilgili özgül ısı.pencere camı ise (soda . metil metakrilatta % 90. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. termal özellikleri tanıtmada ve bunların malzeme türüne göre değişimlerinin nedenini açıklamada önemli kolaylık sağlar. Bazı camlar ve polimerler gerilme etkisi altında optik yönden olur ve bifrefrenjen özeliği gösterirler. Bunlar doğada bulunan değerli minerallerdir. porselen kap yerine alüminyum kapla içilen çayın dudağı yakması. genleşmesi kısıtlanmış bir elemanın sıcaklık etkisi ile çarpılması veya kırılması günlük yaşantıda görülen termal olaylardır. Bu şekilde geliştirilen fonon teorisi ile elektronların enerji bantları teorisi. bir kısmı da ısıl genleşme yolu ile potansiyel enerjiyi arttırmaya sarf edilir. boyutları kararlı ve tıraş edilerek işlenmeye elverişli olduğundan en üstün optik malzemedir. Bu özeliğe sahip malzemeler fotoelastik malzemeler denir. termal iletkenlik ve termoelektrik etki gibi uygulamada önemi olan termal özelikler ele alınacaktır. Cam dış etkilere dayanıklı. silisyum yarı iletkeninde % 50 civarındadır. Cr sarıyeşil. Hafif ve çarpmaya dayanıklı olduklarından koruyucu gözlük ve emniyet perdeleri üretimine elverişlidirler. Katı cisimlere verilen ısıl enerjinin bir kısmı atomik titreşimlerin ve serbest elektronların kinetik enerjisini arttırmaya. tıpta ameliyatlarda. • Atomlarda termoelastik dalgaların belirli bir elastik enerji paketine sahip olan parçacıklarına fonon denir.5.1. dolayısıyla bunlara termoelastik titreşimler denir. Belirli elastik enerjiye sahip termo elastik dalgaların davranışı bir gaz içinde rasgele hareket eden atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Bu olayların nedenleri araştırılacak ve bağlı olduğu kurallar tanıtılacaktır. Genellikle iyonsal kristallere ve camlara geçiş (tranzisyon) ve nadir toprak metallerinin iyonları katılarak renklendirme sağlanır. Enerjileri çok yükselen aynı fazda yalın lazer ışınları yarı saydam uçtan dışarı çıkarak yayılırlar. Termoelastik Titreşimler Atomların ısıl enerji etkisinde kendi denge konumları etrafındaki titreşimleri atomlararası bağ kuvvetleri nedeni ile cismin elastik özeliklerine bağlıdır. Optik camda görünen ışık geçirgenliği % 100' e yakındır. boyutları kararsız ve hassas işlenmeleri zordur. Çok ince arı cam lifleri üzerleri kaplanırsa ışığı çok az kayıpla 1 km' den daha fazla uzağa iletebilirler. Bu titreşimler atomlar arası bağlarla komşu atomlara iletilerek termoelastik dalga halinde ses hızı ile yayılır. topografyada uzaklık ölçme işlerinde ve fotoğrafçılıkta geniş ölçüde kullanılır. Ancak ucuz plastik mercekler kalıpla üretilebilir. Bazı plastikler uygun kırılma indisine ve yüksek geçirgenliğe sahip olmakla beraber kolay çizilir.3500 Å arasındadır.2. termal genleşme. Optik Malzemeler Uygulamada kullanılan optik malzemelerin en önemli özelliği ışık geçirgenliğidir. örneğin polistiren fotoelastisite de deneysel gerilme analizinde kullanılır. içine katılan krom oksidin Cr2+ iyonları miktarına göre pembeden koyu kırmızıya dönen renk verir (yakut). * .kireç camı) 3000 Å e kadar olan ışık dalgalarını geçirirler.

Cisimlerde içyapı veya faz dönüşümleri için belirli termal enerjilere gerek vardır. yabancı atomlar. sıcaklıkla önce hızla artar sonra normal koşullarda pek değişmez. özgül ısıları yaklaşık olarak aynıdır ve gaz sabiti R' nin 3 katı kadardır. Gaz ve sıvı haldeki akışkanlarda ise ayrıca kendi içindeki atomların ve moleküllerin kütle halinde hareketi ile sağlanan konveksiyon yolu ile ısı iletimi vardır. orantı katsayısı cismin özgül ısısıdır. Fononların ve serbest elektronların davranışı bir gaz içinde bulunan atomların ve moleküllerin davranışına benzetilir. Amorf yapılı cisimlerde düzensiz dizili atomlar fonon dalgalarını yansıtır. Böylece ısıl enerji sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru iletilmiş olur. Fononların enerjisi aynı kalır.3. 7. Bir cismin içinden geçen ısıl enerji akışı q (kal/cm2. Metallerde ısıl iletimini sağlayan ana etken serbest elektron hareketleridir. Kusursuz kristaller 0° K de bir fonon dalgasının yayılması için ideal bir ortamdır. Ayrıca gerçek kristalde bulunan yabancı atomlar. yani sıcaklığın zamanla değişmediği haller için geçerlidir. Yüksek iletkenlerde (Cu ve Ag gibi) elektronların hem hızı hem de ortalama serbest yolu . Fonon dalgalarının yayılma hızı. Elektromanyetik dalgaları oluşturan fotonlar cismin yüzüne çarpınca bir kısım enerjilerini cisme verirler. (R=1. ν hızı ise değişmez. Yalnız özgül ısı C sıcaklıkla biraz artar. Bilindiği gibi güneş enerjisi yer yüzüne radyasyon yolu ile ulaşır. Sıcak bölgedeki yüksek enerjili fononlar termoelastik dalgalar halinde yayılır ve civarda soğuk bölgedeki fononlara çarparak bir kısım enerjilerini verir ve hareketlerini şiddetlendirir. iyonsal ve kovalan bağlı yalıtkanlarda ise yalnız fononların dalga hareketi ile iletilir. fononların sağladığı katkı ise önemsizdir. san °C) tır. Özgül ısı C 0° K' de sıfırdır. Eksi işaret ısının sıcak bölgeden soğuk bölgeye doğru aktığını gösterir. yapısına ve sıcaklığa bağlıdır. Sıvı katılaşırken açığa çıkan ısıda buharlaşma ısısına eşittir. Buna kondüksiyon yolu ile ısı iletimi denir. boş kafes köşeleri.5. &nu. Burada q birim alandan birim sürede geçen ısıl enerjiyi gösterir. Yansıma olmadan uzak mesafelere kadar yayılabilirler. pek azıda (yüzde birkaçı) elektronlara sarf edilir. Bir üçüncü tür ısı iletimi de elektromanyetik dalgaların taşıdığı enerjinin ışınım veya radyasyon yolu ile iletimidir. san) (veya enerjinin iletim hızı) rejim halinde sıcaklık gradyanı dT/dx (C/cm) ile orantılıdır. Dolayısıyla sayıları artan fonon dalgaları arasındaki girişimlerle kusurlar serbest yolu azaltır. k. ya cismin ısıl veya termal iletkenliği denir ve birimi (kal/cm. Isıl İletkenlik • Isı iletim mekanizmaları * o Kondüksiyon o Konveksiyon o Radyasyon Katı cisimlerden metallerde ısıl enerji fononların ve serbest elektronların dalga hareketi ile. Bütün bu etkenler göz önünde alınırsa genellikle kristallerde fononların sebep olduğu ısıl İletkenlik sıcaklık artışıyla azalır. Isıl kapasitenin suyun ısıl kapasitesine oranlanmış bağıl değerine de Özgül ısı (C) denir. Özgül Isı Bir cismin birim ağırlığının 1 °C arttırmak için gerekli ısıl enerjiye ısıl kapasite veya ısınma ısısı denir. cisimlerde termo elastik titreşimler benzerdir. Yukarıdaki bağıntı rejim hali. elektriksel iletkenlik ve atomsal yayınım arasında benzerlik vardır. Genellikle.7. Birim ağırlıkta bir katının sıvı hale geçmesi için gerekli ergime ısısı sıvının gaz halinde geçmesi için gerekli buharlaşma ısısı birer ısıl özellik sayılır. dolayısıyla ortalama serbest yol büyük olur.987 kal/gr mal °C). Isıl iletkenlik ortamın türüne.2. ancak sayıları sıcaklıkla orantılı olarak artar. Bir cisme verilen ısıl enerjinin büyük bir kısmı termoelastik titreşimlere veya fononlara. Sonuç olarak bu tür malzemelerde ısıl iletkenlik sıcaklıkla sürekli olarak biraz artar. dolayısıyla ortalama serbest yol çok küçüktür ve sıcaklıktan etkilenmez. Foton dalgaları boşlukta da yayıldığından iletici ortama gerek yoktur. Orantı katsayısı. Aynı şekilde yüksek enerjili serbest elektronlar da dalga hareketi ile ısıl enerjiyi soğuk bölgedekilere iletirler. ses hızına eşittir ve yaklaşık olarak sıcaklıktan bağımsızdır.5. dolayısıyla iç enerji de sıcaklıkla orantılı olarak yükselir. Genellikle ısıl iletkenlik. Cisimlerin özgül ısıları sıcaklıkla değişmez. dislokasyonlar ve tane sınırları bu dalgaları yansıtır ve serbest hareket yolu azaltır. ancak mutlak sıfıra yaklaşırken hızla azalarak sıfır olur. Ancak sıcaklık yükseldiği zaman fononların sayısı artar ve kristal yapıda kusurlar doğar.

N) yoğuşunca geriye vakum kalır. • Ani sıcaklık değişimi ile gerçekleşen olaya termal şok denir.4. . bu nedenle termos şişelerinde iki cidar arasında vakum bulunur.5.5. buna termal şok denir. İçlerindeki yabancı atomlar hem fonon hem de elektron dalgalarını yansıtırlar. İnce karbon tozlarında bu tür değişme olmaz. özelikle yüksek sıcaklıkta çalışan fırınlarda bu tür boşluklu malzemeler veya sinterlenmiş seramik tozlarından yapılmış tuğlalar kullanılır. 7. soğuyunca büzülür. Uygulamada yan yana konan ve birlikte çalışacak olan farklı termal genleşmeye sahip elemanlar arasında doğacak termal gerilmelerin kritik değerler altında kalması gerekir ve bunun için uygun önlemler alınır.5. amorf yapılı iseler biraz artar. Eğer bu tür termo plastiklerde kuvvetli çapraz bağ oluşur ve sayısı artarsa ısıl genleşme katsayıları azalır. malzemelerin ani sıcaklık değişmelerine çatlamadan dayanabilmelerini karşılaştırmaya yarar. termal şoka dayanması beklenir. Tek kristalli metallerde ısıl iletkenlik anizotropi nedeni ile kristal doğrultusuna bağlıdır. Bağ enerjisi eğrisinin asitmetriklik derecesi arttıkça ısıl genleşme de büyür. Gözenekli plastikler düşük sıcaklıkta vakuma yakın yalıtkanlık sağlarlar. Bu tür malzemeler uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kaldıkları zaman sinterleme etkisi ilerler. L boyundaki artış. Burada ΔT sıcaklık farkı. Isıl Yalıtkanlık En iyi yalıtkanlar yüksek boşluk oranlı veya gözenekli malzemelerdir. Buna neden atomlararası bağ enerjisi eğrisinin asitmetrik oluşu. dolayısıyla ısıl iletkenlik. Çok düşük sıcaklıkta gözeneklerdeki gazlar (O2. bu nedenle grafitten yapılmış refrakterler yüksek sıcaklıkta daha iyi sonuç verir. termal genleşme katsayısı düşük olursa termal şok direnci iyidir. Sürekli kovalent bağlı termoset türden bakalitler de ısıl genleşme diğer polimerlere göre daha düşüktür. Bu malzemeler kristal yapılı ise ısıl iletkenlikleri sıcaklıkla azalır. lyonik ve kovalent bağlı yalıtkanlarda ısıl enerji yalnız fonon dalgaları ile taşınır. Gözenekler içinde hareketsiz havanın. bundan dolayı ısıl genleşme katsayıları daha düşüktür. k küçük olur. Isıl iletkenliği düşük. bu nedenle ortalama serbest yol küçük. Hacimsel genleşme katsayısı α nın üç katıdır. Özelikle moleküller arası zayıf bağlara sahip lineer polimerlerde. boşluklar azalır ve yoğunluk artarsa yalıtkanlık özelliği düşer. Sıvı He ve Sıvı N kapları vakumla yalıtılır. dolayısıyla sıcaklıkla atomlararası uzaklığın artmasıdır. Gözenek çapı büyürse içinde doğacak hava akımı etkili olur ve iletkenliği biraz arttırır. iletkenliği çok küçüktür. bu nedenle ısıl iletkenlikleri. Yüksek sıcaklık uygulamalarında kullanılan yalıtkan malzemelere refrakter malzemeler denir. En iyi yalıtkan ortam vakumdur. 7. Termal Şok Kuvartz' ın (SiO2) ısıl genleşme katsayısı pencere camınkinin 15' de biri kadardır. Yüksek alaşımların iletkenliği arı metallerden daha düşüktür ve ortalama 1/10' u civarındadır. Isıl genleşme katsayısı birim sıcaklık değişmesinde birim boyda oluşan artma olarak tanımlanır. Eğer sıcaklık artarken faz dönüşümü oluşursa dönüşüm türüne göre ayrıca hacim ya artar veya azalabilir. bu nedenle ısıl şoka dayanır. Örneğin ostenitik çelikler pratik olarak bu bakımdan yalıtkan sayılırlar.5. α ise lineer ısıl genleşme katsayısıdır.fononlarınkinden 10-100 kat daha fazladır. dolayısıyla yüksek ergime sıcaklığına sahip olan cisimlerde bağ enerjisi çukuru daha derin ve simetrikliğe daha yakındır.1. Termal şok parametresi P. Bir cismin ısıl iletkenliği büyük.5. Termal Genleşme Bütün cisimler ısıtılınca genleşir. ısıl genleşme çok yüksektir. fakat ısıl genleşmesi yüksek cam üzerine sıcak su dökülürse gevrek olan cam bu ani bölgesel hacim artışına ayak uyduramaz ve çatlar. K Isıl iletkenlik katsayısı E Elastisite Modülü α Isıl Genleşme Katsayısı σ ç Çekme Mukavemeti Bu bağıntıdan görülebileceği gibi düşük mukavemetli malzemelerin elastisite modülü de küçük olursa plastiklerde olduğu gibi. Soğuk şekil değiştirmenin oluşturduğu izotropi de ısıl iletkenliği etkiler. ΔL. 7. metallerinkine göre çok düşüktür. Bu parametre aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır. Bu tür yalıtkanlar kriyojenlik (aşın düşük sıcaklık) uygulamalara elverişlidir. Bununla beraber elektronların sağladığı ısıl iletkenlik fononların 10-100 kat daha fazla olacaktır. ancak çok kristalliler izotrop sayıldığından bu özellik her doğrultuda aynıdır. Genellikle atomlar arası bağları kuvvetli. Bu nedenle yalıtım malzemelerinin çok sayıda küçük boşluklar içermesi tercih edilir.

Diğer taraftan malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğini temsil eden süneklik ile mukavemet ve sertlik gibi sınır gerilmelerle ilgili özellikler iç yapıya ve deney koşullarına büyük ölçüde bağlıdır. Bir katı cismin uygulanan kuvvetlere karşı gösterdiği tepki mekanik davranış olarak tanımlanır. yani tersinirdir. Çekme Deneyi . sertlik ve mukavemet ise 2-3 kat artabilir.1. Mekanik Davranışın Temel Kavramları Cisimlerin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği tepkiye mekanik davranış denir. Malzemelerin iç yapısında kalıcı değişim veya kırılma oluşturan herhangi bir gerilme sınırı mukavemet olarak tanımlanır. uygulamada zorlamaya maruz kalacak malzemelerin en önemli özelliğini oluştururlar. • Mekanik Davranışın Temel Kavramları • Çekme Deneyi • Şekil değiştirme işi ve tokluk • Basınç Etkisi Altında Davranış • Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış • Sertlik 8. Yapı sistemlerinin mukavemet hesapların da bu özelliklerin iyi bilinmesine gerek vardır. Malzemelerin Mekanik Davranışı Bu başlık altında aşağıdaki konulara değineceğiz. Bu durumda parçanın kesiti A ise normal gerilme: Teğetsel veya kayma gerilmesi ise: 8.2. sonra dayanımını yitirerek kırılır. Sürekli artan kuvvet altında önce şekil değiştirme oluşur.250°C ta %1' e düşer. Aradaki bu büyük farkı atomsal teoriler açıklayamaz. Atomsal teoriler birçok olayları niteliksel yönden açıklamada yararlı olmakla beraber nicelik yönünden yetersizdir. Mekanik özelliklerin kaynağı atomlar arası bağ kuvvetleri olmakla beraber iç yapıya ve çevre koşullarına büyük ölçüde bağlı olduklarından aralarında doğrudan bir bağ kurmak imkansızdır. Şekil değiştirme sürecinde atomların nasıl davrandıklarını ve iç yapıda ne gibi değişikliklerin oluştuğunu bilmek gerekir. nihayet yük bir sınırı aşarsa kırılma olur. Malzemelerde Mekanik Özellikler Mekanik özellikler. Bir malzemenin uygulanan dış kuvvetlere karşı gösterdiği davranış genellikle şekil değiştirme ve kırılma şeklinde kendini gösterir. Bu çelik oda sıcaklığında %35 lik bir şekil değiştirme sonunda kırıldığı halde uygun bir işlemle iç yapısı değiştirilirse (su verme işlemi gibi) aynı koşullarda bu değer % 1-2' ye düşer.2.2. Bu davranışın biçimi mekanik özellikleri belirler. 8. Gerilme belirli bir sınırı aşarsa kalıcı yani plastik şekil değiştirme oluşur. örneğin bir yapı çeliğinin sünekliği oda sıcaklığında %35 iken . Elastik şekil değiştirmeye karşı direnç veya rijitlik malzemenin elastisite modülü ile belirlenir. Bütün bu süreçlerde her cismin kendine göre davranış biçimi vardır ve bu davranış biçimi mekanik özelikleri belirler. İç yapıyı değiştiren etkenler özellikleri de değiştirir. Düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Bir cisme etki eden kuvvetler yerine parça boyutlarından bağımsız olarak zorlama şiddetini belirten gerilme esas alınarak.1. Düşük yük altında şekil değiştirmeler elastik. Ancak bu ayarlamalar doğal olarak sınırlıdır ve uygulayıcıların bu sınırları bilmesi gerekir. Mekanik özellikler değişik tür zorlamalar altında oluşan gerilme ve şekil değiştirmeleri ölçerek ve gözleyerek saptanır. Bölüm 8-MEKANİK ÖZELLİKLER 8. bunun için iç yapı değişimlerini göz önüne almak gereklidir. diğer bir deyimle tersinirdir. Bu etkenler ve uygulama yöntemleri iyi bilinirse iç yapıda gerekli değişiklikler yapılarak özellikler uygulama amacına uygun olarak ayarlanabilir.Refrakter tuğlalar örülürken tuğlalar arasında bırakılan genleşme payı (derz) buna bir örnektir. yük artarsa bazı malzemelerde kalıcı veya plastik şekil değiştirme meydana gelir. birim alana etki eden kuvvet gerilme olarak tanımlanır. Elastisite modülü bu tür bir özelik olup atomlar arası bağlar tarafından belirlenir ve iç yapıya duyarlı değildir. Cisimler artan dış zorlamalar altında önce şekil değiştirir. örneğin bir çeliğin bileşimi aynı kaldığı halde ısıl işlemle sertlik ve mukavemeti 2-3 kat arttırılabilir. Bazı mekanik özellikler iç yapıya ve deney koşullarına bağlı değildir.2.

standart numuneye devamlı olarak artan bir çekme kuvveti uygulandığında. (Şekil 8. Bu sınırın üstünde çok dar bölgede malzeme nonlineer elastik davranış görülür. aynı esnada da numunenin uzaması kaydedilir. esnek) malzeme denir.3a) N yükü etkisinde oluşan gerilme: σ= N/Ao . Bu bölgede yük artışı ile ekstansometre ibresinde önce bir artış yükün kaldırılmasıyla da ibre sıfıra döner. dolayısıyla kadran üzerinde okunabilir . Kesit alanı: Ao= Πdo2 / 4 Bu yük altında ilk boyu Io olan kısımda oluşan uzama Δl dir. Şekil 8.3b deki diyagram halinde gösterilebilir. Başlangıçta diyagram doğru şeklindedir. Ayrıca parçanın üstüne tespit edilen bir ekstansometre ile de uzamalar ölçülür. Bir hidrolik çekme makinesinin konik çeneler arasına bağlanan deney çubuğu basınçlı yağ etkiyen bir piston yardımı çekilir. Deney sırasında. • Elastisite modülü • Elastik sınırı • Rezilyans • Akma gerilmesi • Çekme dayanımı • Tokluk • % uzama • % kesit daralması Çekme deneyine tabi tutulan numunenin yukarıda belirtilen özelliklerin sıhhatli bir şekilde ortaya çıkarılabilmesi için. küçük olanlara fleksibl (kolay şekil alan. Cisimlerin çoğunda düşük gerilmeler altında şekil değiştirmeler elastik. Çekme deneyi genellikle yuvarlak veya dikdörtgen kesitli çubuklar üzerinde yapılır. Çekme deneyi sonucunda numunenin temsil ettiği malzemeye ait aşağıdaki mekanik özellikler bulunabilir. Örneğin metaller rijit.Io) / Io =Δl/Io Yükü kademe kademe arttırarak elde edilen gerilmelerle şekil değiştirmelerin değişimi Şekil 8.1' de çekme deneyinin yapılışı ve diyagramın çizilmesi gösterilmektedir. plastikler fleksibl malzeme sayılır.Çekme deneyi malzemelerin mukavemeti hakkında esas dizayn bilgilerini saptamak ve malzemelerin özelliklere göre sınıflandırılmasını sağlamak amacı ile geniş çapta kullanılır. • • • • Bu orantı sabitine elastisite modülü veya Young Modülü (E) denir. Gerilmeler elastik sınır σe yi aşacak olursa kalıcı plastik şekil değiştirmeler oluşur. alındığı malzemeyi tam olarak temsil edebilmesi şarttır. Yağ basıncından pistona etkiyen yük ölçülür. Şekil 8. Şekil değiştirme oranı (birim boydaki artış): ε = (l . Oluşan toplam şekil değiştirmenin bir kısmı elastik olup yük boşaltılınca kaybolur bir kısmı ise kalıcıdır ve ekstansometre ibresi sıfıra dönmez. belirli bir hızla ve sabit sıcaklıkta koparılıncaya kadar çekilmesidir. * Elastisite modülü büyük malzemelere rijit (zor şekil değiştiren). yani tersinirdir. yani gerilmelerle şekil değiştirmeler orantılıdır. Gerilmelerle şekil değiştirmelerin orantılı olduğunu gösteren σ= Exε bağıntısına Hooke kanunu denir ve yalnız lineer elastik şekil değiştirmeler için geçerlidir.2' de bir alüminyum alaşımı için gerilim-% uzama eğrisi görülmektedir. Çekme deneyi standartlara göre hazırlanmış deney numunesinin tek eksende. Gerilmeler orantı sınırı σp yi aşarsa Hooke kanunu geçerli olmaz.

Bu plastik bölgede yükleme ve boşaltma eğrisi de bir doğrudur ve diyagramın başlangıçtaki kısmına paraleldir. Buradan çıkan sonuca göre plastik bölgede de elastik şekil değiştirmeleri karekterize eden elastisite modülü aynıdır ve bunun için de Hooke kanunu geçerlidir. Elastik sınır için plastik bölgenin başlangıcı olarak akma sınırı alınır. (A, Akma sınırı veya akma mukavemeti % 0.2 plastik şekil değiştirme oluşturan gerilmedir. Bu tanımdan yararlanılarak akma sınırını bulmak için sürekli yükleme ile elde edilen ( σ-ε) diyagramının şekil değiştirme ekseni üzerinde % 0,2 noktası işaretlenir ve bu noktadan diyagramın doğrusal kısmına paralel çizilir. Bu paralelin eğriyi kestiği noktaya karşı gelen gerilme akma sınırıdır. Kuvvet arttırılmaya devam edilirse bir Nm maksimum kuvvetine ulaşınca artış durur, sonra azalmaya başlar ve bu anda çubuğun bir bölgesinde kesitin daraldığı, yani büzüldüğü görülür. Maksimum kuvvete kadar olan uzamalar üniformdur, silindir biçimindeki parça boyca artıp çapça daraldığı halde silindir biçiminde kalır. Büzülme başladıktan sonra yalnız bu bölgede ek uzamalar oluşur, kesit gittikçe daralır, diğer bölgelerde ise uzama olmaz dolayısıyla uzamalar üniform değildir. Büzülen bölgedeki uzamaları oluşturmak için daha az kuvvet gerektiğinden kuvvet ibresi düşmeye başlar ve sonunda Nk kopma kuvvetinde parça koparak ikiye bölünür. Çekme mukavemeti σç, çubuğun taşıyabileceği maksimum Nm kuvvetini ilk kesite bölerek elde edilir: σç = Nm/Ao Kopma mukavemeti (k , kopma anındaki Nk kuvvetini ilk kesit Ao' a bölerek elde edilir ( k = N k /A o Gerçek kopma mukavemeti (g k ise, kopma kuvveti Nk yi en dar kesit As, ye bölerek elde edilir. gk = Nk /As. Gerçek kopma mukavemeti σgk görünen kopma mukavemeti σk den çok daha büyüktür. Bir malzemenin plastik şekil değiştirme yeteneğine süneklik denir, Uygulamada işlenebilme yönünden önemli olan bu özelik çekme deneyinde kopma anında oluşan toplam plastik şekil değiştirme veya kopma uzama oranı ile belirtilir. Büzülme başlamadan önce oluşan şekil değiştirmeler üniformdur ve şekil değiştirme oranı ölçü boyu lo dan bağımsızdır. Ancak büzülme, başladıktan sonra uzamalar yalnız büzülme bölgesinde yerel olarak üniform olmayan bir biçimde artmaya devam eder ve bu bölge dışında durur. Uygulamada kolaylık amacı ile çubukların üzeri birer santim ara ile işaretlenir. Kopmadan sonra iki parça uç uca getirilir, lg ölçü boyuna karsı gelen çizgi sayısının yarısı kadar kopma bölgesinin solunda, yarısı kadarı da sağda sayılır, bu şekilde elde edilen iki sınır çizginin arası ölçülerek son boy ls bulunur. Çubuğun sünekliği εk aşağıdaki

bağıntıdan bulunur, Gerçek değerler şekil değiştirme süresinde cismin hacminin sabit kalması varsayımından yararlanılarak kolaylıkla bulunabilir. Gerçek gerilme: σg = N/A burada N, o anda uygulanan kuvvet, A gerçek kesittir. İlk hacim: Vo = Ao x lo, son hacim: V = A x l dir. lo çubuğun ilk boyu, l ölçme anındaki boyudur. Hacmin değişmemesi varsayımından V=Vo=Ao x lo = Axl Buradan: A = Ao x lo / l bu değer gerilme denklemlerinde yerine konursa σ =σ (1+ ε) elde edilir Toplam gerçek şekil değiştirme bu bağıntıyı entegre ederek elde edilir, εg =ln(1+ε) Gerçek, gerilme σp nin görünen σ gerilmesinden büyük, gerçek şekil değiştirme εg, nin ise görünen şekil değiştirme ε den daha küçük olduğu kolayca görülebilir. Deneyle bulunan görünen gerilme-şekil değiştirme eğrisinden hesapla nokta nokta gerçek gerilme-şekil değiştirme eğrisi elde edilir. şekil 8.3. de görüldüğü gibi bir A noktasındaki gerilme σ, şekil değiştirme ε den gerçek gerilme σg = σ (1 + e) bağıntısı hesaplanarak işaretlenirse A noktası düşey yönde B ye ötelenir. Gerçek şekil değiştirme εg = ln(l + e) bağıntısı ile bulunursa B noktası yatay yönde C ye ötelenir. Böylece görünen A noktasına karşı gelen C noktası bulunur. Bu yöntemle bulunan noktalar birleştirilirse gerçek gerilme şekil değiştirme eğrisi elde edilmiş olur. Uygulamada sistemler elastik bölgede çalıştırılır, dolayısıyla şekil değiştirmeler çok düşüktür ve çoğunlukla % 0,2 den azdır. Diğer taraftan proje mühendisleri hesaplarını şekil değiştirmemiş sistemlere göre yaptığından görünen gerilme şekil değiştirme eğrileri yeterli bilgi sağlar. Ayrıca görünen (σ - ε) eğrisini elde etmek oldukça kolaydır. Bununla beraber gerçek (σg - εg) eğrisinin malzeme mühendisleri için önemi büyüktür. Plastik şekil verme hesaplarında ve pekleşme özeliklerini saptamada bu eğriden yararlanılır. 8.2.3. Şekil Değiştirme İşi ve Tokluk

Bir cisimde belirli miktarda şekil değiştirme oluşturmak için gerekli iş hesaplanabilir. Şekil 8.4 de görülen çubuğun kuvvet (P) - uzama (Δl) diyagramı verilmiştir. Çubuğa P kuvvetinin uygulandığı ve Δl uzamasının oluştuğu varsayılır. Bu durumda çubuğun boyunu küçük δ1 kadar arttırmak için yapılacak iş (P - δ1) dikdörtgeninin taralı alanına eşittir:

Şekil 8.4: Şekil değiştirme işi ve tokluk. Burada P, δl aralığındaki ortalama kuvvettir. Bu bağıntıdan anlaşıldığı gibi bir cismin birim hacimde ε uzama oranı için oluşturulan şekil değiştirme enerjisi gerilme-şekil değiştirme (σ-ε eğrisi) alanının altında kalan alana eşittir.

Tokluk birim hacimdeki cismi kırmak için gerekli enerji olarak tanımlanır. *

Bu bağıntı bir cisimde plastik şekil değiştirme oluşturmaksızın depo edilebilecek maksimum elastik şekil değiştirme enerjisini verir. Bu malzeme özelliğine rezilyans denir, özellikle yay üretiminde kullanılacak malzemelerin yüksek rezilyansa sahip olmaları istenir. 8.2.3.1. Mukavemet Ve Tokluk Yönünden Değişik Tür Davranışlar Şekil 8.5' de tokluk ve mukavemet yönünden üç tipik malzeme davranışı görülmektedir. Birinci örnekte malzeme sünek davranış göstermesine rağmen tokluk ve mukavemeti düşüktür. İkinci örnekte hem tokluk hem de mukavemet yüksektir, malzeme büyük ölçüde enerji yutarak kırılır. Üçüncü örnekte ise mukavemet çok yüksek olmakla beraber tokluk düşüktür, malzeme çok az enerji ile gevrek türde kırılır. Az karbonlu çeliklerin mukavemeti, yüksek karbonlu çeliklere göre düşük olmasına karşılık tokluğu çok yüksektir. 8.2.3.2. Bazı Tipik Gerilme-Şekil Değiştirme Eğrileri

Çarpmaya maruz kalacak elemanların üretiminde, örneğin yol kenarlarındaki emniyet bariyerleri, araba tamponları gibi, yüksek mukavemetli çelik yerine düşük mukavemetli fakat yüksek tokluklu çelik tercih edilir. Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı gibi basit çekme deneyi ile elde edilen gerilme-şekil değiştirme diyagramları mekanik davranış yüzünden malzeme türleri hakkında çok yararlı bilgi sağlar. Bu diyagramlara bakarak malzemenin gevrek veya sünek olduğu saptanır. 8.2.4. Basınç Etkisi Altında Davranış Bir cismin yüzeyine etkiyen normal kuvvet bileşeni N (Şekil 8..6 b) dışarıdan içeriye doğru ise basınç gerilmeleri doğar. Metaller genellikle sünek cisimlerdir, basınç etkisinde de çekme etkisinde olduğu gibi elastisite modülü, orantılık sınırı elastik sınır ve akma sınırı vardır ve bunlar yaklaşık olarak çekmedeki değerlere eşittir. Basınç etkisinde kesit devamlı büyür, parça yassılaşır ve kuvvet uygulayan yüzeydeki sürtünme nedeni ile fıçı şeklini alır, gerilme sürekli artar, fakat ani kırılma görülmez (Şekil 8.7 a). Bu tür malzemelerde basınç deneyi yapmaya gerek yoktur. Taş, beton ve seramik gibi gevrek malzemeler basınç altında çok az şekil değiştirerek ya kayma veya yanal genişlemeden doğan çekme etkisi ile kırılırlar. Şekil 8.6 b' de görüldüğü gibi çekme ve basınç eğrileri birer doğru şeklindedir, fakat basınç mukavemeti çekme mukavemetinden çok daha büyüktür (ortalama 8 kat). Bu tür malzemelerde ise basınç deneyi zorunludur. 8.2.4.1 Basma Deneyi Basma deneyi işlem itibarı ile çekme deneyinin tamamen tersidir. Basma deneyi de çekme deneyi makinelerinde yapılır. Basma kuvvetlerinin uygulandığı malzemeler genellikle basma deneyi ile muayene edilir. Tatbikatta basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılan malzemeler genellikle gevrek malzemelerdir. Gri dökme demir, yatak alaşımları gibi metalik ve tuğla, beton gibi metal dışı malzemelerin basma mukavemetleri, çekme mukavemetlerinden çok daha yüksek olduğundan, bu gibi malzemeler basma kuvvetlerinin uygulandığı yerlerde kullanılırlar ve basma deneyi ile muayene edilirler. Basma deneyi ile de malzemelerin mekanik özellikleri tespit edilebilir. Basma deneyi sırasında numunenin kesiti devamlı olarak arttığından, çekme deneyinde görülen «Boyun» teşekkülü problemi yoktur. Basma deneyi bilhassa gevrek ve yarı gevrek malzemelerin sünekliğini ölçmede çok faydalıdır, zira bu malzemelerin sünekliği çekme

ancak çok aşınır. Bunun başlıca sebebi. Örneğin çeliklerde. konik veya küresel standart bir ucun malzemeye batırılmasına karşı malzemenin gösterdiği direnci ölçmekten ibarettir. çekme mukavemeti sertlik ile doğru orantılıdır. Yapılan sertlik ölçümlerindeki değerler birbirinden çok farklı ise. yalnız açılar değişir. 8. sonra su verme ile sertleştirilirse aşınma direnci çok artar. Bu çeliğe yumuşak halde kolayca şekil verilir. Sertlik ölçmeleri yapılırken kullanılan ölçme yöntemi ne olursa olsun.8' de görülen kayma şekil değiştirmesi λ dik açıda meydana gelen değişmedir. Uygulamada bu ilişkilerden yararlanarak çeşitli endüstriyel işlemler geliştirilmiştir. deneyin basit oluşu ve diğerlerine oranla numuneyi daha az tahrip etmesidir. Sertlik Malzemeler üzerinde yapılan en genel deney. kesmeğe ve plastik deformasyona karşı direnç olarak tarif edilir. Çok küçük kaymalar için. yapılan basit sertlik ölçmesi neticesinde malzemenin mukavemeti hakkında bir fikir edinmek ve karşılaştırma yapmak mümkündür. bilhassa çok pahalı malzemelerle çalışıldığında veya çok az miktarda malzeme bulunduğu durumlarda çok faydalıdır. çabuk ve kolay sonuç veren bir deney türüdür. Küçük gerilmeler altında malzemeler gene lineer elastiktir. Bu yöntemde standart bir uçla oluşturulan çizginin genişliği ölçülerek değerlendirme yapılır. kolay işlenir.5. Genel deyimle malzemenin sertliği test de elde edilen izin büyüklüğü ile ters orantılıdır. bir malzemenin sertliği ile diğer mekanik özellikleri arasında paralel bir ilişkinin bulunmasıdır. Uzun süredir uygulanan diğer bir sertlik yöntemi ise cismin yüzeyine bir standart bilye düşürüp sıçrama yüksekliğini ölçmeye dayanan Shore sertliğidir. numunelerin üzerinde birkaç ölçme yapılıp ortalamasının alınması gerekir. Basma deneyinin diğer bir avantajı da çok küçük numunelerin bile kullanılabilmesidir. Laboratuarlarda özel cihazlarla yapılan sertlik ölçümlerindeki değer. Uygun olarak seçilen sert uç. Gerçekte iç yapılarla mekanik özelikler arasında çok yakın ilişki vardır. Bu işlemler yardımı ile özelikler uygulama amacına göre ayarlanabilir. Endüstride en çok uygulanan. Malzemelerin Şekil Değiştirmesi Bu bölümde dış kuvvetler etkisinde malzemelerin nasıl şekil değiştirdiği. Bu malzemelerin çekmede % uzama ve % kesit daralması değerleri hemen hemen sıfırdır. Basma numunelerinde.deneyi ile hassas olarak ölçülemez. Kayma Gerilmeleri Etkisinde Davranış İkinci basit zorlama türü kayma gerilmeleridir. Şekil 8. bunlara makaslama veya kesme gerilmeleri de denir.2. Diğer avantajı ise. Fakat kare veya dikdörtgen kesitli numuneler de kullanılabilir. uniform bir gerilme durumu elde edilmesi gayesiyle yuvarlak kesitli numuneler tercih edilir. çizmeğe. özelliklerdeki bu önemli değişmeler ancak iç yapılardaki değişmeler göz önüne alınarak açıklanabilir. şekil değiştirirken atomların nasıl davrandığı ve iç yapıda ne tür değişmelerin oluştuğu. farklı değer ortalamaya dahil edilmeyip bu farkın mevcudiyeti mutlaka belirtilmelidir. t=Gy 8. çizilenden daha sert sayılır.6. Çizen cisim.2. İç yapıyı değiştiren her etken özelikleri de değiştirir. Bu iki sertlik ölçme yöntemi yeterli duyarlık sağlayamadıklarından endüstride kullanma alanları çok sınırlıdır. Bu avantaj. dolayısıyla. örneğin tavlı bir çelik yumuşaktır.8b de görüldüğü gibi olur. tatbik edilen bir yük altında malzemeye batırıldığında malzeme üzerinde bir iz bırakacaktır. malzemenin plastik deformasyona karşı gösterdiği dirençtir. Sertlik en ilkel çağlarda taşları birbirine sürterek ölçülmüştür. sertliğinin ölçülmesidir.3. 8. tan γ γ = Δl/h Kayma gerilmesi: t=T/Ao Deney yapılacak olursa kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi λ arasındaki bağıntı şekil 8. Sertlik ölçme genellikle. Daha önce mekanik davranış incelenirken malzemelerin sürekli bir ortam olduğu varsayılmış ve iç yapı değişimleri göz önüne alınmıştı. Basit kayma etkisinde cismin ana boyutları değişmez. Sertlik izafi bir ölçü olup sürtünmeye. diğer bir deyimle şekil değiştirme mekanizması ele alınacaktır. Bugün halen minerallerin sertliğini ölçmede uygulanan Mohs sertliği bu yönteme dayanır. .

yük kalkınca atomlar ilk konumuna döner ve şekil değiştirme kaybolur. Elastik şekil değiştirme direncini temsil eden elastisite modülü atomlar arası bağ kuvveti eğrisinin denge uzaklığındaki eğimi ile orantılıdır. Bu durumda şekil değiştirme çok kısıtlıdır.11). Atomların birer yayla bağlı olduğu varsayılarak bu davranış açıklanabilir. Mekanik deneyler genellikle oda sıcaklığında yavaş artan yük altında yapılır.1. kuvvet etkisinde birbirleri üzerinde kolayca kayarlar. Bu cisimler içlerinde mevcut kuvvetli bağların dağılışına göre iki gruba ayrılırlar. Bu sürede uygulanan yükle oluşan şekil değiştirme ölçülür. Çekme yanal şekil değiştirmesi eksi işaretlidir. Elastik şekil değiştirme kütle içinde homojen olarak yayılır. Bu tür yer değiştirmelere atomlar arası bağlar karşı koyar ve cismin elastik şekil değiştirme özeliklerini belirler. Şekil değiştirme iç yapıdan başka deney ve çevre koşullarına da bağlıdır. kısa süreli deneyde mukavemet yüksek. süneklik yüksek olabilir. Birinci grupta kuvvetli bağlar sürekli bir uzay ağı oluşturur. Bu araştırmalar sonucu kristallerin şekil değiştirmesini açıklayan oldukça sağlam ve başarılı kurallar geliştirilmiştir. ikinci grupta zincir şeklinde moleküller arası bağlar zayıftır.3. süneklik düşük iken. elastisite modülü denir. Metallerin hemen tümü ile polimerlerin ve seramiklerin bir kısmı kristal yapılı. Seramikler ve bazı polimerler buna örnek gösterilebilir. Davranışları yükleme hızına ve süresine bağlı cisimlere viskoelastik cisimler denir.3. Bazı malzemelerde yükleme hızı sonucu etkiler. beton ve ahşap bu tür davranışa sahiptirler. Elastisite Modülü Çekme halinde σ gerilmesi ile oluşan εx şekil değiştirmesi arasındaki oran lineer elastik cisimlerde sabittir ve bu sabite E. 8. ile orantılı olup orantı sabitine Poisson oranı denir (Şekil 8. % 300' den fazla şekil değiştiren kauçuk buna örnek olarak gösterilebilir.1.1. Diğer taraftan amorf cisimler düzensiz bir atomsal yapıya sahip olduklarından kristallerde olduğu gibi geniş kapsamlı temel kurallar henüz geliştirilememiştir. Bu nedenle elastik davranışı belirleyen elastik sabitler iç yapıya karşı duyarlı değildirler. özellikle metallerde dislokasyonların toplu davranışları sonucu oluşan plastik şekil değiştirme oldukça karışık bir olaydır ve bu olay aşağıda ayrıntılı olarak ele alınacaktır. uzun süreli deneyde mukavemet düşük. eksenel şekil değiştirme εx. Bu şekilde oluşan plastik şekil değiştirme ve plastik deformasyon için kayma gerilmesinin belirli bir değere ulaşması zorunludur. Amorf yapılı cisimlerin şekil değiştirmeleri de kristal yapılılarda olduğu gibi iç yapıya ve iç yapı türüne büyük ölçüde bağlıdır. Yüksek sıcaklıkta bütün malzemeler. örneğin çeliklerde plastik şekil değiştirme ve su verme işlemleri ile elastisite modülü değişmez. Bunların şekil değiştirme mekanizmaları farklı olduğundan ayrı ayrı ele almak gerekir.2. diğer malzemeler amorf yapılıdır. Gerilme belirli bir sınırı aşacak olursa bir kısım atom kalıcı olarak yer değiştirir.1.3. oda sıcaklığında ise plastiklerin çoğu. Poisson Oranı Aynı gerilme altında oluşan yanal şekil değiştirme εy . 8. Buna göre uygulamada kullanılan en önemli malzemeler çoğunlukla kristal yapılı olduklarından bunların davranışları ile ilgili yoğun araştırmalar yapılmıştır. yük kalkınca ilk konumlarına dönemezler. genellikle % 1' in altındadır. Poisson oranı artı işaretli bir malzeme sabiti olduğundan denkleme (-) işareti konmuştur. Kristal yapılı cisimlerde plastik deformasyon kayma etkisinde hareket eden dislokasyonlar tarafından oluşturulur. Elâstik Şekil Değiştirme Bir cisme çekme gerilmeleri uygulanırsa atomlar arası uzaklık gerilme doğrultusunda artar. bu tür deneye statik deney de denir. 8.Malzemeler iç yapılarına göre kristal yapılı ve amorf yapılı olmak üzere iki türe ayrılırlar. 5-10 dakika içinde parça kopartılır. Basit kayma halinde lineer elastik cisimlerde kayma gerilmesi t ile kayma şekil değiştirmesi γ orantılıdır . fakat elastik sınır ve mukavemet 2-3 kat artabilir. Malzemeler genellikle küçük gerilmeler altında elastik davranış gösterir. enine doğrultuda ise yanal ayarlamalar nedeni ile azalır.

Birinci şekilde 4 yarım düzleminin altındaki dislokasyon çizgisi üzerinde bulunan a atomunun aşağıdaki b ve c atomları ile bağı diğer komşularına göre daha zayıftır.3 arasındadır.48 civarındadır. Süreç ne olursa olsun plastik şekil değiştirmeden önce ve sonra kristal yapı genellikle kristalliğini korur. Atomların en sık dizili olduğu doğrultularda şekil değiştirme rijitliği dolayısıyla elastisite modülü en yüksektir. Bütün gerilme halleri.5. Şekil değiştirmiş bir kristalin yüzeyi parlatılıp dağlanınca kayma düzlemlerinin kenarı olan kayma çizgileri şekil 8. Genellikle düşük sıcaklıkta rastlanan ikizlenme olayında kristalin bir kısmı bir düzlem boyunca makaslanarak ilk kafes yapıya göre ayna görüntüsüne dönüşür. bağ kuvvetleri eğrisinin yeni denge mesafesinde eğimi azalır. bunlara homojen anizotrop malzemeler denir (ahşap.2 . n = 1/2 olursa K yani hacim modülü sonsuz olur.16).8 de görüldüğü gibi. Bu Özeliğe sahip cisme sıkıştırılamaz cisimdenir.3.1. daima kayma bileşeni meydana getirirler. Kusursuz bir kristalde kayma başlatmak için gerekli gerilme atomlar arası bağ kuvvetlerine dayanarak aşağıdaki şekilde hesaplanabilir. Basit çekme uygulanan bir metalin yüzeyinde akma sınırında gözlenen eğik kayma çizgileri bu gerçeğin açık bir kanıtıdır (Bkz. Basit çekme halinde maksimum kayma gerilmeleri kuvvet doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca etkir ve değerleri eksenel gerilmenin yarısına eşittir. Mukavemet Arttırıcı İşlemler Uygulamada belirli bir yükü mümkün olduğu kadar az malzeme ile taşımak hem hafiflik ve hem de maliyet yönünden önemlidir. 8. Bu nedenle şekil değiştirme hesaplarında kauçuk için sıkıştırılamaz cisim varsayımı kullanılır.2. Dislokasyonların Hareketleri Bir kenar dislokasyonunun x kayma gerilmesi etkisinde ne şekilde hareket ettiği şekil 8.3. Buna kayma koşulu denir. Bir cisim ancak kayma gerilmesi etkisinde plastik şekil değiştirebilir. Kayma Olayı Kristallerde kayma olayı incelenirken önce kusursuz bir tek kristal göz önüne alınacak. Şekil 7. Kristal Yapılı Malzemelerin Plastik Şekil Değiştirmesi Kristal yapılı malzemelerde plastik şekil değiştirme büyük ölçüde dislokasyon hareketlerinden doğan kayma olayı sonucu oluşur. Yalnız kauçukta Poisson oranı 0. Şekil 8.1. Bu nedenle daima elde mevcut malzemelerin mukavemetini arttırma yolları aranmıştır. dolayısıyla elastisite modülü küçülür. 8.17' de görülüyor. Elastisite Modülüne Etkiyen Etkenler 1)Sıcaklık: Sıcaklık yükselirse atomlar arası uzaklık artar.26x105 N/mm2 dir.4. kompozit malzemeleri gibi). 8. Ayrıca çok kristalli malzemelerde yüksek sıcaklıkta tane sınırı kayması ve gerilmeli yayınma da plastik şekil değiştirmeye katkıda bulunur. örneğin demirde atomlar [III] doğrultusunda en sık dizilidir ve elastisite modülü 2. Uygulamada kullanılan bazı malzemeler homojen olduğu halde yapıları dolayısıyla özellikleri doğrultuya bağlı olarak değişir.0. Bir kristal düzlemi boyunca kaymanın başlaması için kayma doğrultusundaki kayma gerilmesi bileşenin o kayma sisteminin kayma direncine eşit olması gerekir.Poisson oranı 1/2 den küçük olması gerektiğinden .16' deki gibi açıkça görülür.3. .1 x 105 N/mm2 olup doğrultudan bağımsızdır. Malzemelerin büyük bir çoğunluğunda n = 0. • Yüksek sıcaklıkta dislokasyonların hareketi kolaylaşır. 2)Kristal doğrultuları: Kristaller homojen anizotrop cisimler olduklarından özellikleri kristal doğrultularına bağlı olarak değişir. Ancak kaymanın kısıtlandığı bazı özel hallerde görülen ikizlenme olayı da bir miktar plastik şekil değiştirme meydana getirir.2. 8. hidrostatik gerilme hali hariç. Tek kristaller üzerinde yapılan deneylerde plastik sekil değiştirme sürecinde kristal düzlemleri boyunca yer yer kayma düzlemlerinin oluştuğu izlenmiştir. Çok kristalli demir istatistiksel yönden izotrop sayıldığından ortalama elastisite modülü 2. Atomların en seyrek olduğu K= [100] doğrultusunda ise 1.8x 105 N/mm2 dır. Bu durumda cisme uygulanan basınç sonsuz dahi olsa hacim değişmez.* 8.3.

Yüksek sıcaklıktaki bir metal soğurken faz dönüşümü söz konusu değilse soğuma hızı tane büyüklüğünü etkilemez. Genellikle (HMK) kafes yapılı kristallerde kafes sürtünmesi yüksek olduğu gibi daha başlangıçta birden fazla kayma. dislokasyonların hareketi zorlaşır. Düşük sıcaklıkta ise sıcaklık gradyanı büyük olduğundan çekirdeklenme hızı yüksek. hızlı veya yavaş soğutma işlemleri tanelerin türüne.5. bileşenlerin konsantrasyonuna. 8. 8. uygulanan döküm. dolayısıyla sertlik ve mukavemet artar. olan çok kristalli normal bir demirin akmasının 200 N/mm2 düzeyindedir. fakat büyüme hızı düşüktür. soğuk şekil verme. genellikle ısıl ve elektriksel iletkenlik azalır. dolayısıyla sertlik ve mukavemetin arttığı. Tane büyüklüğünün metallerin mukavemetinde ne derece etkili olduğu bu örnekten açıkça görülmektedir. büyüklüğüne. Mukavemet arttırıcı işlemler alaşımlandırma. Yavaş soğumada az sayıda fakat büyük taneler oluşur ve dolayısıyla kaba taneli yapı meydana gelir. Atomlar denge konumundan ayrıldığı ve iç yapı kusurları arttığı için sistemin enerjisi yükselir. sistemi etkin hale gerek birbirleri ile etkileşirler. Tane Büyüklüğünü Değiştirme Metallerde tane büyüklüğü azaldıkça birim hacimdeki tane sınırı alanının arttığı. Tane büyüklüğünü ayarlamak için uygulanan diğer bir yöntemde metale önce soğuk şekil verilir. Diğer taraftan (HMK) kafesli Fe' de ise pekleşme yeteneği yüksek olduğu görülüyor. sünekliğin ise azaldığı görülür.2.Malzemelerde iç yapılarla mekanik özelikler arasında yakın bir ilişki bulunduğu daha önce belirtildi. Metallerde katılaşma süresindeki soğuma hızı tane büyüklüğünü etkiler. Bunlar aşağıda ele alınarak kısaca nasıl uygulandıkları ve mekanik özelikleri nasıl etkiledikleri açıklanacaktır. Soğuk Şekil Verme Metallerin plastik şekil değiştirme süresinde pekleştiği. fakat yayınım. Bu ince taneli yapı ısıtılmaya devam edilirse taneler büyüyerek kaba taneli yapıya dönüşür. Şekil 8. 8. sertliği çok azalır. Yüksek sıcaklıkta oluşan yeni kristallerin çekirdeklenme hızı düşük. yabancı fazların türüne ve dağılışına. Bileşimler.3. Bununla beraber ısıl ve elektriksel iletkenlikleri yüksek ve korozyona daha dayanıklı olduklarından önemli uygulama alanlarına sahiptirler. tane büyüklüğünü ayarlama ve ısıl işlemler olarak dört grupta toplanabilir. Endüstride metallere uygulanan haddeleme. Ayrıca çok kristalli yapılarda pekleşme daha şiddetli oluşur.5.02 mm. Pekleşme özeliği kafes yapı türüne bağlıdır.5. tel çekme ve burma şeklinde soğuk şekil verme işlemlerinde sarf edilen enerjinin % 90' ı ısı şeklinde yayılır geri kalanı elastik şekil değiştirme enerjisi halinde depo edilir. mukavemet haddeleme doğrultusunda artar. Alaşımlandırma Arı (saf) metaller genellikle yumuşak ve düşük mukavemetli olurlar ve kolay şekil değiştirirler.1. fazların kararlı veya yan kararlı oluşuna. Şekil 8. uygulanan mekanik şekil verme ve ısıl işlem yöntemlerine bağlıdır.29 da görüldüğü gibi plastik şekil verme işlemleri anizotrop bir yapı oluşturur. Bu etkenleri kontrol ederek özelikleri amaca uygun olarak ayarlama olanağı vardır. Başlangıçta çok sayıda küçük yeni kristaller oluşur. Arı metallere katılan alaşım elemanları özellikleri önemli ölçüde değiştirir. sıcak ve soğuk şekil verme. Buna göre faz dönüşümü sıcaklığı üstündeki bir metalde hızlı soğuma sürecinde çekirdeklenme daha düşük sıcaklıklara kalacağı için tane sayısı çok fakat boyutları küçük olur ve sonuçta ince taneli yapı elde edilir. . sonra yeniden kristalleşme sıcaklığının üstünde ısıtılır. dolayısıyla şekil 8. haddelemeye dik doğrultu da biraz düşük olur. fakat süneklik azalır. pekleşme yeteneği yoktur. dolayısıyla özelliklere etkirler. üretim yöntemine. çökeltilerin türüne ve büyüklüğüne.24' de görüldüğü gibi sertlik ve mukavemetin yükseldiği sünekliğin ise azaldığı yukarda açıklanmıştır. sinterleme. dislokasyon hareketlerinin engellendiği.25' de görüldüğü gibi tek magnezyum kristalinde (HSD) kayma kolay oluşur. (YMK) kafese sahip bakırda başlangıçta pekleşme azdır daha sonra artar. dolayısıyla büyüme hızı yüksektir. Tek kristalden oluşan demirin akma sınırı 28 N/mm2 olmasına karşın ortalama tane çapı 0. Bu özelikler kimyasal bileşime.

* Yeniden kristalleşme sıcaklığı metalin ergime sıcaklığına uygulanan plastik şekil değiştirmenin büyüklüğüne ve tavlama süresine bağlıdır. fakat sünekliği azalarak gevrekleşir. 8.Soğuk işleme sonucu kristal yapı kusurları arttığından yoğunluk biraz düşer.1.6. Yeniden kristalleşmede atomsal yayınım oluştuğundan atomlar arası bağın yenilmesi gerekir.6. Soğuk haddeleme ve soğuk çekme bu sıcaklığın altında uygulanır. Bir parçaya son şekli bir aşamada verilemezse işlem sırasında arada bir yumuşatma tavlaması uygulanır. Çeliklere uygulanan su verme işlemi ileride metaller konusunda ele alınacak. Yumuşatma Tavlaması ve Yeniden Kristalleşme Metallerde plastik şekil değiştirme yeteneği sınırlıdır. Büyük ölçüde şekil verilecek parçalara ardışık tavlama ve şekil verme işlemleri uygulanır. Uygulamada bir parçaya yırtmadan ve kırmadan plastik şekil verebilmek için bu sınırın bilinmesine gerek vardır. Tane Büyümesi Tavlamanın başlangıcında aşırı şekil değiştirmiş bölgelerde yeni kristal çekirdekleri oluşur. Yeniden kristalleşme sıcaklığı üretim teknolojisinde çok önemlidir. kalıcı şekil değiştirme izleri görülmez. Bir metale Tr yeniden kristalleşme sıcaklığı altında plastik şekil verme işlemi uygulanırsa pekleşir. Isıtılarak tavlanan metal eski plastikliğini tekrar kazanır. Bir ana faz içinde çok küçük parçacıklar halinde çökelmiş ikinci bir faz şekil değiştirmeyi çok kısıtlar. Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ile bazı alüminyum alaşımlarına uygulanan çökelme veya yaşlanma sertleşmesi bunlara birer örnek olarak gösterilebilir. elektriksel ve ısıl iletkenlikler azalır. Bu durumda soğuma süresinde faz dönüşümleri zorlayıcı etki bulunmaksızın kendiliğinden tamamlanır. Pekleşmiş metaller belirli bir sıcaklığın üzerinde ısıtılırsa yumuşarlar ve pekleşmenin etkileri kaybolur. yüksek sıcaklıkta bu süre kısalır. 8. atomların hareket yeteneği yüksek olduğundan işlemden hemen sonra hızla yayınarak yuvarlak ve ince taneli bir yapı oluştururlar. kimyasal etkinlik artar ve korozyon dayanımı azalır. Genellikle bir metalin yeniden kristalleşme sıcaklığı Kelvin derecesi cinsinden ergime sıcaklığının yarısı veya üçte biri civarındadır. Denge diyagramları bileşim ve sıcaklığa bağlı olarak oluşan kararlı fazları ve faz dönüşüm sıcaklıklarını gösterirler. Soğuk ve Sıcak Şekil Verme İşlemleri Oluşan iç yapı değişikliği işlemden sonrada varlığını korur. Ancak kontrollü ısıtma ve soğutma işlemleri ile sağlanan aşırı koşullar altında (çok hızlı soğutma gibi) denge hali faz dönüşümleri kısmen veya tamamen önlenebilir. Ayrıca yayınma zamana bağlı bir olay olduğundan düşük sıcaklıkta uzun süre alır.4. bunlar zamanla bütün kütleyi kaplar. Başlangıçta ince taneli olan yapı uzun süre tavlanırsa tane büyümesi meydana gelir ve kaba taneli yapıya dönüşür. Bu ilkelere dayanarak endüstride çeşitli ısıl işlemler geliştirilmiştir. Bu yöntem birbirlerini sıcaklığa bağlı olarak sınırlı oranda eriten sistemlere uygulanır. Bu konu aşağıda ayrıca ele alınacaktır. Eğer metale yeniden kristalleşme sıcaklığı üstünde plastik şekil verme işlemi uygulanırsa şekil 8. 8. dolayısıyla Tr düşük olur. Örneğin eksiz ve kaynaksız olması gereken bir basınçlı tüp disk şeklinde bir metalden kalıpta dövme yöntemi ile şekil verilirken birkaç defa yumuşatma tavlamasına tabi tutulur. • Tane büyümesi sonucu süneklik artar fakat sertlik ve mukavemet azalır. çökelme sertleşmesi ise aşağıda kısaca açıklanacaktır. Bu ikinci faz genellikle aşırı doymuş bir fazdan kontrollü çökeltme yöntemi ile elde edilir.2.5. .6. Büyük ölçüde plastik şekil değiştiren metalde enerji yüksek olduğundan yayınma daha erken başlar. Atomlar arası bağ kuvvetleri de ergime sıcaklığı ile ilgilidir.29' den görüldüğü gibi metal hadde merdaneleri arasından geçerken taneler uzar ve şekil değiştirir. Bu koşullarda elde edilecek bazı denge dışı yarı kararlı fazlar üstün özeliklere sahip olabilirler. sertliği ve mukavemeti artar. Bunun en tipik örneği alüminyum-bakır alaşımlarıdır. 8. Isıl İşlemlerle Mukavemet Arttırma Metallerde dengeli soğuma süresinde oluşan yapılar kararlı olup belirli özeliklere sahiptirler. dolayısıyla sertlik ve mukavemeti artar. Soğuk haddelenmiş bir çeliğin sıcak haddelenmiş çeliğe göre daha çabuk paslandığı görülür. Bu bölgedeki şekil değiştirmeye veya uygulanan işleme soğuk şekil verme işlemi denir.

* ΖA 9.1). Basit çekme halinde akma mukavemeti σA ise kaymaların başladığı kayma gerilmesi = σA /2 olur. Yüzeyi parlatılmış bir yumuşak çelik numunesi üzerinde akma süresinde görülen eğik kayma çizgileri (Lüders çizgileri veya Lüders bantları) bu olay için açık bir kanıttır (Şekil 9. Malzemelerde Mekanik Özellikler Akma mukavemeti veya sınırı bir malzemenin plastik şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Özelikle dökümle elde edilen büyük metal kütleleri kaba taneli ve düşük mukavemetli olur. Bu durumda akmanın başlaması için gerilme bileşenlerinin belirli bir koşulu sağlaması gerekir. Bu nedenle uygulamada boyut hesapları için kritik gerilme olarak akma mukavemeti seçilir.Bu sıcaklık bölgesinde yapının şekil verme işlemine sıcak şekil verme işlemi denir. Ancak çok eksenli gerilme etkisinde kaymalar genellikle kısıtlandığı için akma oldukça karışık bir hal alır.2). Kırılma oluşum biçimine göre gevrek ve sünek olmak üzere iki türe ayrılır. Gevrek malzeme elastik sınırın sonunda kırılır ve elastik sınırla çekme mukavemeti aynıdır. Bu nedenle henüz tam olarak anlaşılamamış ve kesin kurallar geliştirilememiştir. Basit çekme deneyi ile saptanan σA akma mukavemeti uygun bir emniyet katsayısına bölünerek emniyet gerilmesi elde edilir. Sünek malzemelerin yorulma kırılması da bir gevrek tür kırılmadır.2. Maksimum kayma gerilmesi kritik bir değere erişince kayma. dolayısıyla akma başlar.1. Bütün gevrek malzemelerde mukavemet hesaplarında kritik gerilme olarak çekme mukavemeti alınır. Sıcak haddeleme sonunda ince ve sık taneli bir yapı elde edilir.1. dolayısıyla kalıcı etkiler oluşur. Bu tür kırılmanın nereden ve ne zaman oluşacağı önceden kestirilemediği için çok tehlikelidir.1. Sıcaklık haddeleme ve sıcak dövme gibi. Sünek kırılma belirgin ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur ve oldukça büyük enerji yutar (Şekil 9.2). • Bir cisme basit çekme uygulandığı zaman çekme doğrultusu ile 45° açı yapan düzlemler boyunca maksimum kayma gerilmeleri etkir. Yük taşıyıcı elemanlarda gerilmelerin hiç bir zaman akma sınırına ulaşmasına izin verilmez. Gevrek kırılma plastik şekil değiştirme olmaksızın aniden meydana gelir ve çok az enerji yutar (Şekil 9. Akma olayı ancak kayma gerilmesi etkisinde oluşabilir. Geçmişte önemli kazalara ve büyük kayıplara yol açtığından üzerinde yoğun araştırmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır. Bölüm 8-MALZEMELERDE MEKANİK DAVRANIŞLAR 9. 9. Akma Olayının Pratikte Uygulanması Akma sınırından sonra iç yapıda kaymalar. Gevrek kırılma çok çeşitli etkenlerin rol oynadığı karmaşık bir olaydır. Kırılma Malzemelerin dış kuvvetler etkisinde parçalara ayrılmasına kırılma denir. nereden oluşabileceği önceden görülebildiği için gerekli önlemler alınarak herhangi bir zarar vermesi önlenir. Sıcak hadde ürünü metaller dökümle elde edilen metallere göre mekanik özellikler yönünden daha üstündürler. . Bu maksimum kayma gerilmesi çekme gerilmesinin yarısına eşittir.

yüksek hızlı şekil değiştirmeler gevrek kırılma eğilimini arttırır. Sünek ve gevrek malzemelerde kırılma türlerinin değişimi mevcut koşullara bağlı olarak çatlak oluşması ve çatlak yayılmasındaki farklardan doğar. Genellikle bütün kırılma olayları önce çatlak oluşumu ve sonra çatlak yayılması sonucu oluşur. Kırılmanın türü malzemeden malzemeye değiştiği gibi çoğunlukla uygulanan gerilme halinde.3). sert parçacıklar gibi çeşitli kusurlar içerirler. Malzemelerde genellikle çentik. sıcaklığa ve şekil değiştirme hızına bağlıdır. . tekrarlı gerilmeler. parçanın geometrik biçimine. çatlak.Sünek kırılmada ise yukarıda da belirtildiği gibi kritik gerilme olarak akma sınırı seçilir. kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilmeler. Hatta başlangıçta yapısında bu tür kusur içermeyen kristal yapılı cisimlerde de şekil değiştirme sırasında dislokasyon yığılması sonucu çatlak oluşabilir (Şekil 9. boşluk. Düşük sıcaklık.

(Şekil 9. Burada E cismin elastisite modülüdür.1. dolayısıyla basit burmada kırılma.3' de görüldüğü gibi ayrılma biçiminde olan bu tür kırılma için gerekli gerilme o cismin kohezif mukavemetine (σc) eşittir.3) 9. yüzey hataları açılma veya büyüme etkisi göstererek malzemenin çekme mukavemetini azaltırken basma etkisi altında basma kuvvetleri çatlak ve boşlukları kapatmaya çalıştıklarından dolayı hem basma mukavemeti çekmeye göre yüksek olur hem de çekme gerilmesinde olduğu gibi gerilme yığılması oluşmayacağından kuvvetler çatlağın bir yüzünden diğer yüzüne iletilir. Şekil 9. Gevrek malzemeler (cam ve seramikler gibi) çekmeye karşı zayıf olup basmaya karşı daha mukavemetlidirler. Yüksek mukavemetli metaller. Daha önceki bölümlerde basınç etkisinde cisimlerin ya çekmeden veya kaymadan kırıldığı belirtilmişti.3. Atomlar arası bağ kuvvetlerine göre hesaplanan bu mukavemet yaklaşık olarak σc = 0. Sünek cisimlerde ise kayma mukavemeti en düşüktür.9. .3. Gevrek Kırılma Gevrek kırılmada malzemeler dış kuvvetler etkisinde plastik şekil değiştirme oluşmaksızın iki veya daha fazla parçalara ayrılır. Kusursuz bir malzemenin çekme etkininde kırılması atomlar arası bağ kuvvetlerinin kopması sonucu oluşur.4 (c)' de görüldüğü gibi basit burma uygulanan silindir biçimindeki gevrek malzeme çekme gerilmelerinin maksimum olduğu 45° lik düzlem boyunca kırılır. seramikler ve bazı polimerler genellikle gevrek davranış gösterirler. kayma gerilmelerinin maksimum olduğu eksene dik düzlem boyunca makaslanarak kırılır. Gevrek malzemelerin çekme mukavemeti kayma mukavemetinden daha küçüktür. Gevrek Kırılma Türleri Genellikle gevrek malzemelerde ortalama olarak basınç mukavemeti çekme mukavemetinin 8 katıdır. Özel koşullar altında üretilen kusursuz numunelerin mukavemetleri teorik olarak tahmin edilen değerlere yakın olduğu görülmüştür (Tablo 8.1xE dür.1). Ancak bu kohezif veya teorik mukavemet gerçekte gözlenen mukavemetlerden bir kaç mertebe daha büyüktür. Bu nedenle Şekil 9. Aradaki bu büyük farkın malzemelerde mevcut kusurlardan ileri geldiği saptanmıştır. Çünkü çekme kuvvetleri etkisinde mevcut çatlak ve boşluklar.

Bu nedenle standartlar betonun basınç deneyinde gerilme hızının 7-10 kgf/cm2 arasında kalacak şekilde uygulanmasını önerirler.9. yüzeye gelince 45° açı yapan düzlemler boyunca kayma kırılması şeklinde son bulur. Sünek malzemelerde çatlaklar genellikle iç yapıda bulunan oksit parçacıkları. Gevrek Malzemelerde Basınç Mukavemetine Etkiyen Etkenler Basınç makinesinin tablası ile deney numunesi arasındaki sürtünme kuvvetleri nedeni basit basınç gerilmeleri uygulamak mümkün değildir. Bu boşluklar da birleşerek çatlağa dönüşür. Kırılma yüzeyinin ortası taneli. sonra bu çatlak yayılarak ani kırılma ile son bulur. yükleme hızı ve sıcaklık etki eder. Hiç boşluk bulunmayan ve sert faz içermeyen sürekli yapıya sahip olan kristallerde dislokasyon yığılması sonucu çatlak doğabilir. Bu şekilde kısıtlanmış basınç deneyi basit basınç haline göre daha yüksek mukavemet verir. çevresi parlak koni şeklindedir. Bu çekme gerilmeleri sert parçacıklar çevresinde boşluk oluşturur. Küp veya silindir biçiminde olan numunenin ortası basınç etkisinde yanal doğrultuda serbest genişlerken başlıklardaki sürtünme kuvvetleri genişlemeyi kısıtlar ve bu bölgede çok eksenli gerilme hali doğar (Yandaki şekil). Bazen de sert fazın kendi içinde de çatlak doğabilir. Çatlak başlangıcına neden olan sert ve gevrek fazların miktarı çoğaldıkça gevrek kırılmaya doğru eğilimin artması doğaldır. . Ayrıca pekleşme ve plastik şekil değiştirmeyi kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri de sünekliği azaltır. Basınç mukavemetine numunenin biçimi. Bütün kırılma olaylarında olduğu sünek kırılmada da önce çatlak doğar. Gevrek malzemelerde deney numunesini boyutu arttıkça basınç mukavemeti azalır.2. Bu şekilde oluşan çatlaklar birleşerek dışarıya doğru yayılır. Üniform kesitli bir çubukta büzülme başladıktan sonra Şekil 9. Beton gibi oda sıcaklığında sünme gösteren malzemelerde hızlı yüklemede yüksek.5 de görüldüğü gibi büzülme bölgesinde eksenel σa gerilmesine ek olarak σy yanal çekme gerilmeleri meydana gelir.4. yavaş yüklemede düşük basınç mukavemeti elde edilir. büyüklüğü. boşluklar veya sert fazlar çevresinde oluşmaya başlar. Ancak % 100 büzülmenin oluştuğu çok özel halde çatlak oluşumu görülmez. Bazı hallerde sert uzun tel fırça şeklinde yükleme başlıkları da kullanılır. Tabla ile numune arasına yağ sürülür veya sürtünmesi düşük bir levha (teflon) konursa sürtünme etkileri azaltılır. 9. Karşılıklı kırılma yüzeyleri koni-çanak biçimini alır.3. Bu fark büyük numunelerde kritik kusurların bulunma olasılığının artması ile açıklanabilir. Sünek Kırılma Sünek malzemelerde kırılma önemli ölçüde plastik şekil değiştirme ve büzülmeden sonra oluşur.

Ayrılma mukavemetine bazen kohezif mukavemet de denir.* . Bu amaçla geliştirilen Charpy çarpma makinesi şekil 9.8 de görüldüğü gibi bir sarkaç çekiçten ibarettir. 9. Malzemelerde kaymayı kısıtlayan çok eksenli gerilme halleri (Şekil 9. Bir çekiç darbesi ile gevrek biçimde parçalanan asfalt uzun sürede kendi ağırlığı ile dahi akar. Kohezif mukavemetin ise sıcaklıkla değişimi önemsizdir. Şekil değiştirme hızı az olursa atomlar veya moleküller hareketleri için yeterli zaman bulabilirler.5. Çarpma Deneyi Süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı en kolay ve en güvenilir şekilde çarpma deneyi ile saptanabilir. ikinci kez önüne çarpma numunesi konursa onu kırıp geçerken bir miktar enerji vereceğinden daha düşük bir h yüksekliğine çıkar. İki yükseklik arasındaki fark numuneyi kırmak için sarfedilen enerji ile orantılıdır. bu nedenle sünek davranış görülür (Şekil 9.6' daki gibi T1 sıcaklığında sünek kırılma gösteren malzeme düşük T2 sıcaklığında kayma direnci arttığı için az bir plastik şekil değiştirmeden yerel aşırı gerilmeler kohezif mukavemete erişir ve gevrek tür kırılma oluşur. Böylece gerilme yığılması önemini kaybeder. Şekil 9. gevrek malzemelerde olduğu gibi aniden kırılarak tehlike doğurmaz. • Ayrılma mukavemeti kayma mukavemetinden küçük ise kırılma. Sünek ve gevrek kırılma oluşumu esas itibariyle cismin kayma mukavemetine ve ayrılma mukavemetine bağlıdır.6). Buna tipik bir örnek olarak asfaltın davranışı gösterilebilir. Maksimum kayma gerilmesi teorisine göre en büyük ve en küçük asal gerilmeler arasındaki fark basit çekmedeki akma sınırına eşit olunca akma başlar. Bunun tersi halde kayma mukavemeti kohezif mukavemetten küçük olunca önemli ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra sünek kırılma meydana gelir. Bu sonucu doğuran ana etkenler sıcaklık. Keskin çentik ucundaki yerel yüksek gerilme akma sınırına erişince plastik şekil değiştirme başlar. Doğrudan makinenin skalasında okunan kırma işi numunenin dolu kesitine bölünerek çarpma mukavemeti elde edilir. Süneklikten Gevrekliğe Geçiş Normal koşullarda sünek davranış gösteren bir malzeme özel koşullar altında gevrek kırılma eğilimi gösterebilir. 9. Bütün kesit plastik bölgeye girinceye kadar gerilmede önemli bir artış olmaz. şekil değiştirme hızı ve gerilme halidir. Çarpma mukavemetinin boyutu: N cm/cm = N/cm dir.5. Genellikle kayma mukavemeti sıcaklığa önemli ölçüde bağlıdır. Uniform kesitli bir çubukta eksenel çekme gerilmesi σa akma sınırına erişince akma başlar. atomların en az olduğu kristal düzlemeleri boyunca atomlar arası bağların kopması sonucu ayrılma şeklinde oluşur ve gevrek türdedir.1.7) gevrek kırılma eğilimini arttırır.Sünek malzemelerde çentik ve ani kesit daralması olan yerlerde meydana gelen gerilme yığılması gevrek malzemelerde olduğu gibi ani kırılma oluşturmaz. Sarkaç çekiç boşta iken ho yüksekliğine çıkar. keskin uç yuvarlaşarak kütleşir. Yüksek hızlı yüklemelerde ise gevrek kırılma eğilimi artar.

• Sünekliği yüksek malzemelere çentik açılarak çarpma deneyi uygulanabilir. Yorulma kırılması gevrek türde olduğundan nerede ve ne zaman oluşacağını önceden kestirmek olanaksızdır. Bu sıcaklığın üstünde sünek. sonra soğuk hava üfleyerek hızla soğutulur. Bu cama eğme veya çekme gerilmeleri uygulanırsa yüzeydeki basınç gerilmelerini yeninceye kadar önemli büyüklükte yük taşır. kapılarda ve benzer yerlerde güven yönünden geniş ölçüde kullanılırlar. Temperlenmiş camlarda çiziklerin derinliği basınç bölgesinde kaldıkça önemli sayılmazlar. Bu şekilde artık gerilmeler içeren cama temperlenmiş cam denir. Basit karbonlu çeliklerde bu geçiş sıcaklığı yaklaşık -20°C civarındadır. Temperlenmiş camların mukavemeti normal camların üç katına yakındır. Bu büküm noktasına karşı gelen Tg sıcaklığı süneklikten gevrekliğe geçiş sıcaklığı olarak tanımlanır.8' de görüldüğü gibi çekme deneyi ile bulunan Tg' geçiş sıcaklığı çarpma deneyi ile bulunan Tg sıcaklığından daha düşüktür. Çarpma deneyi hem daha basit hem de daha yüksek geçiş sıcaklığı verdiğinden daha güvenilir yöndedir. Sünekliği yüksek malzemelerde eğme şeklinde uygulanan Charpy deneyinde kırılma oluşmaz.8 deki gibi bir büküm noktası vardır. bu nedenle çok daha sık uygulanır. Dış yüzey önce hızla soğuyarak sertleşir. altında.Karbonlu çeliklerde çarpma mukavemetinin sıcaklıkla değişimini gösteren eğrilerin Şekil 9. Böylece dışarıda artık basınç içeride artık çekme gerilmeleri oluşur.7. Gevrek Malzemelerde Mukavemet Arttırıcı Önlemler Gevrek malzemelerde çekme mukavemeti çok düşük olmakla beraber oldukça yüksek basınç mukavemetinden yararlanma olanağı vardır. Bu amaçla cam önce yumuşama noktasına yakın ısıtılır. Alaşımlı çeliklerde ise böyle bir geçiş sıcaklığı yoktur. Kırılma türü ile kırılma için sarfedilen enerji arasında bir ilişki bulunduğuna göre çekme deneyi ile de kırma işi ölçülür. Bu tür temperlenmiş camlara duracam da denir. dolayısıyla geçiş sıcaklığı saptanabilir. Bu durumda deney parçasına çentik açılarak kırılma sağlanır. Yapı elemanında çekme gerilmelerinin bulunduğu bölgeye donatı konur. Temperlenmiş Cam. Bu önlemlere aşağıda kısaca değinilecektir. Yorulma Tekrarlı zorlamalar altında malzemenin mukavemeti azalarak çekme mukavemetinin çok altındaki gerilmeler kırılma oluşturabilir. Ancak Şekil 9. Çentikli çarpma deneyleri ile değişik malzemelerin çentik etkisine duyarlılığı saptanır. eğri az bir eğimle sürekli artar. . Daha sonra iç kısım soğuyarak büzülmeye çalışırken sertleşmiş olan dış kısım buna izin vermez. sıcak ve yumuşak olan iç kısım buna uyar. • • • Örneğin prizma şeklinde düz taş kiriş yerine taş kemer kullanılırsa taş çoğunlukla basınç gerilmeleri taşır Yapı elemanına çekme gerilmelerini minimumuma indirecek şekilde biçim vermek mümkündür. Bu artık gerilmeler dış kuvvetler yok iken kendi aralarında denge halindedir.* 9.6. 9. gevrek davranış görülür. buna yorulma denir. Bunlar taşıtlarda. Isıl işlemlerle cam yüzeyinde oluşturulan artık basınç gerilmeleri camın mukavemetini önemli ölçüde arttırır. Bazı önlemler almak veya uygun işlemler uygulayarak bu tür malzemelere çok daha fazla yük taşıtılabilir. parça eğilerek mesnetler (dayanaklar) arasından geçer.

sert parçacık ve ani kesit değişmeleri civarındaki gerilmeler ortalama gerilmeden daha büyüktür.7. Yorulmaya genellikle iç yapıda mevcut kusurlar civarında oluşan yerel gerilme yığılmaları neden olur. Yüzeyde çatlağın başladığı yorulma odağı ile onu çevreleyen midye kabuğunu andıran aynı merkezli eğriler ve bunların yanında taneli bir bölge görülür. Bu mikroçatlaklar zamanla yayılarak ani yorulma kırılması meydana getirir. • Yorulma deneyi bütün malzemelerde gevrek kırılma meydana getirir. Yorulma olayının nasıl oluştuğu tam olarak açıklanamamış olmakla beraber bu konuda bilinenler aşağıda özetlenmiştir.* 9. Bunun için hazırlanan numunelere belirli büyüklükte tekrarlı gerilme uygulanır ve bu gerilme etkisinde kırılmanın oluştuğu N. - Parçanın yüzey işleme kalitesi Sıcaklık Çevrenin kimyasal etkisi (korozyon) Frekans Gerilme koşulları sabit kaldığı zaman yukarıdaki etkenlerin oluşturacağı sonuçlar ayrı ayrı saptanabilir. İç yapıda bulunan çatlak. Diğer taraftan başlangıçta hiç bir bozukluk içermeyen yüzeyi parlatılmış üniform kesitli bir metalde elastik sınır altında da dislokasyonlar yerel olarak hareket ederek kayma bantları oluştururlar. 9. Yüzey işlemi kalitesi arttıkça yorulma mukavemeti artar. Şekil 9. gevrekliği artar ve sonunda mikroçatlaklar doğar. Yorulma çatlakları genellikle yüzeyde başlar ve içeriye doğru yayılır.7. . Bundan dolayı yorulma olayı iç yapıya çok bağlıdır. ortalama gerilme çok eksenli gerilme Yorulma çatlağı çoğu zaman yüzeyde başlayıp içeriye doğru yayıldığından yüzey işleme kalitesinin önemi büyüktür. Yorulma Deneyi Yorulma deneyi ile bir malzemenin belirli bir tekrar sayısı için güvenle dayanabileceği gerilme sınırı saptanır. dolayısıyla gerilme yığılmalarına neden olurlar. Yorulma Mukavemetine Etkiyen Etkenler Yorulma mukavemetine etkiyen başlıca etkenler aşağıdaki şekilde sıralanabilir. Bu gerilmeler etkisinde yerel plastik şekil değiştirme meydana gelir. Bununla beraber çok değişik etkenlerin rol oynadığı karışık bir olaydır. Bunların yanında ayrıca gerilme koşulları da yorulma mukavemetine etkir.Geçmişte birçok kazalara neden olduğundan üzerinde yoğun çalışmalar yapılmış ve halen de yapılmaktadır.1.N) veya Wöhler eğrileri denir. Değişik gerilme genlikleri ile bunlara karşı gelen N kırılma tekrar sayıları bir eğri halinde çizilir. Çatlak zamanla yavaş ilerlerken karşılıklı yüzeylerin sürekli birbirlerine sürtünmesi sonucu yorulma kırılması yüzeyi parlak görünür. dolayısıyla henüz tam anlaşılamamıştır.9 de görüldüğü gibi tekrarlı zorlanmalar altında belirgin olarak plastik şekil değiştirmesizin çatlar ve bu çatlak zamanla yayılarak ani kırılma ile sonuçlanır. Yorulma kırılması yüzeyinin ilginç bir görünüşü vardır. boşluk. çentik. Bu bantlar da yüzeyde çıkıntılar ve çöküntülerin doğmasına. Çatlak ilerleyip geri kalan dolu kesit normal yükü taşıyamaz hale gelince ani kırılma meydana gelir.2. tekrar sayısı ölçülür. Hatta çekme deneyinde büyük ölçüde plastik şekil değiştiren ve büzülerek kopan bir metal Şekil 9. Bütün bu hallerde tekrarlı zorlamalar etkisinde oluşan tersinir olmayan plastik şekil değiştirme sonucu malzeme pekleşir.10' de görülen bu yorulma eğrilerine (S . Yorulma bütün malzemelerde gevrek türde kırılma meydana getirir. bu yüzey de taneli görünüştedir.

Pekleşmede dislokasyonların hareketi. Sabit hızlı ikincil sünmede pekleşme hızı ile toparlanma hızı eşittir.3. uygulanan gerilme ve sıcaklık koşullarına bağlıdır. Çok yüksek frekanslarda plastik şekil değiştirme için daha az zaman kaldığından genellikle yorulma mukavemeti biraz artar. malzeme pekleşir.7. Çok eksenli gerilme hali yorulma mukavemetine etkir. 9. . Buralardaki maksimum gerilme ortalama gerilmenin çok üstünde olabilir. Özelikle değişken kesitli parçalarda çok eksenli gerilme hali doğar.11' de gösterilmiştir. dolayısıyla şekil değiştirme hızı zamanla azalır. çapraz kayma ve boş köşe difüzyonu ana etkenlerdir.11' de görüldüğü gibi bir levye şeklindedir. Normal koşullarda frekansın yorulma mukavemetine etkisi önemsizdir. Metallerde Sünme Metallerin sünme diyagramlarında genellikle dört bölge vardır. Parçanın mukavemetini azaltan bu tür gerilme yığılmalarını önlemek için kesit değişmelerine mümkün olduğu kadar büyük eğrilik yarıçapı verilir ve ani kesit daralmalarından kaçınılır. 9. dolayısıyla yerel olarak tersinir olmayan plastik şekil değiştirmeler meydana gelir.Yüzeydeki pürüzler çentik etkisi yaparak çatlak oluşumunu kolaylaştırır. dolayısıyla şekil değiştirme kısıtlanır. İkincisi hızı zamanla azalan birincil sünme bölgesi. Bu deneyler uzun süreli olduğundan en uygun deney teçhizatı Şekil 9. Sünme genellikle yüksek sıcaklıkta sorun oluşturur. Değişken gerilme altında çevrenin kimyasal etkisi daha da hızlanır. Dördüncüsü de hızı zamanla artıp kırılma ile sonuçlanan üçüncül sünme bölgesi Genellikle gerilme ile sıcaklık sünmeyi benzer şekilde arttırıcı yönde etkiler. Levye nin bir ucundaki kefeye P ağırlığı konur. Pekleşmenin nasıl oluştuğu daha önce açıklanmıştı. büzülmenin başlaması toparlanma hızını arttırır. Sıcaklık genellikle mukavemeti azaltıcı yönde etki ettiğinden yorulma mukavemetinin de azalması doğaldır. bunların arasında tane sınırlarında çatlak oluşumu. Üçüncüsü hızı sabit ikincil sünme bölgesi. Hidrolik yorulma makineleri 50 Hz' i geçmediği halde elektromanyetik kuvvet uygulayan makinelerde bu değer 400 Hz' e kadar çıkartılabilmiştir.7. Birincil sünmede pekleşme hızı yüksektir. Sünme Sünme (bazı kaynaklarda sürünme de denir) bir malzemede sabit gerilme altında zamanla sürekli oluşan şekil değiştirme olarak tanımlanır.1. Yüksek sıcaklıkta boş köşe sayısı arttığından difüzyon yükselir toparlanma dolayısıyla pekleşmenin tersi olan yumuşama artar. Sabit gerilme ve sabit sıcaklıkta şekil değiştirmenin zamanla değişim eğrileri Şekil 9. Sünme deneyleri ile ölçülen sünme hızı ile kırılma süresinin gerilmeye ve sıcaklığa bağlılığı uygulama için çok önemlidir. Bundan dolayı yorulma deneylerinde deney süresini kısaltmak için yüksek frekanslı gerilme uygulayan deney makineleri tercih edilir. Ayrıca kesitin ani değiştiği yerlerde gerilme yığılması meydana gelir. Ayrıca korozif bir ortamda demirli alaşımların S-N diyagramlarının sürekli azaldığı ve asimptotik bir değere ulaşmadığı görülmüştür. Metallerde sünme süresindeki davranışı belirleyen süreçlerden birini pekleşme. Bir cismin sünme şekil değiştirmesinin büyüklüğü ve hızı. • • • • Birincisi yük konur konmaz oluşan ani elastik uzama bölgesi. zamanla mikro çatlaklar doğar ve zamanla yayılarak kırılma oluşturur. Kristal yapılı metallerde mutlak ergime sıcaklığının yarısından az sıcaklıklarda sünme ihmal edilebilir fakat bunun üstünde sıcaklıkla artarak önem kazanır. etkin kesit azaldığından kısa sürede kopma oluşur. diğeri toparlanma veya yumuşamadır. Üçüncül sünmede ise çeşitli faktörler etkilidir ki. Eğer gerilme veya sıcaklık yüksek ise sünme hızı büyük olur ve kırılma meydana gelir. Düşük gerilme veya düşük sıcaklıkta sünme hızı yavaş olup kırılma oluşmayabilir.3. öteki ucuna bağlanan numunedeki şekil değiştirmeler bir ekstansometre yardımı ile ölçülür. Uygulamada korozyon yorulması önemli sorun yaratabilir. Bununla beraber polimerlerin çoğunda. ahşap ve betonda oda sıcaklığında da sünme oluşur.1. Toparlanmada ısıl enerji ile etkin hale gelmiş dislokasyon tırmanması. Yüksek sıcaklıkta zorlamaya maruz elemanların boyut hesaplarında bu değerlerden yararlanılır (gaz türbinleri gibi). Sünme deneyleri sabit yük altında ve belirli bir sıcaklıkta yapılır.1.

3. Sıvılarda gerilme etkisinde viskoz akış meydana gelir. Lineer viskoz akışta gerilme şekil değiştirme ile orantılıdır. . 9. bunun yerine bir belirli sıcaklık aralığında tamamlanır. sıcaklık arttıkça zincirlerin bağıl hareketi kolaylaşır. Yüksek sıcaklıkta sıvı halde kolaylıkla yer değiştiren ve yayınan atomlar sıcaklık azalınca hareket yetenekleri kısıtlanır. Kristal olmayan anorganik ve organik camların (kristal olmayan polimerler) çoğu yüksek sıcaklıklarda lineer-viskoz davranış gösterirler. Seramiklerde katı halde atomlar arasında sürekli kuvvetli bağ vardır.2. Sıcaklık azaldığı zaman basit elastik davranışla viskoz akışın karışımından oluşan bir davranışa sahip olurlar.3. ergime noktasına yakın bölgede bu akış çok daha belirgin olur. Uzay ağı türü termoset plastiklerde sürekli kovalan bağ bulunduğundan zamana bağlı davranışları çok kısıtlıdır. Gevşeme zamana bağlı bir davranıştır. dolayısıyla büyük ölçüde viskoz şekil değiştirirler. Mekanik davranışlar Bir taşıyıcı sistemde dış kuvvetler etkisinde oluşacak gerilmelerin bilinmesine gerek vardır. Bu durumda gerilme etkisinde sıcaklık seviyesine bağlı olarak bir miktar atomsal yayınım. birbirilerine göre sabit konumlar artar. Eğer yüksek sıcaklıkta çalışan civatada zamanla fazla. • Buradaki η' ye viskozite denir ve o cismin şekil değiştirmeye karşı direncini belirler. Lineer polimerlerde zincir şeklindeki moleküller arası bağ zayıf türdendir. Sünme olayının oluştuğu bir malzemede gevşeme de oluşabilir. Sıvı halde viskozite oldukça düşüktür. dolayısıyla viskoz akış oluşabilir. Bu amaçla yapılacak gerilme analizlerinde denge denklemleriyle kinematik bağıntılar yanında ayrıca bünye denklemlerine de gerek vardır.1. Sünme ve Vizkozite Seramikler ve polimerler genellikle amorf yapılı olduklarından bu cisimlerde sünmenin oluşum biçimi kristal yapılılardan farklıdır.• Sünme hızının bağlı olduğu faktörler* o Kırılma süresi o Gerilme o Sıcaklık 9. plastik ve viskoelastik olmak üzere üçe ayrılır. * • Seramik bir malzemenin şekillendirilebilmesi için * o Malzemenin sıvı ve akışkan hale getirilmesi o Malzemenin ergime sıcaklığına yakın yüksek sıcaklıkta ısıtılması gerekir 9. Sıcaklık azaldıkça vizkozite artar ve şekil değiştirme güçleşir. Bunlar sıvı haldeki amorf yapıyı koruyarak katılaştıklarından çoğu zaman aşırı soğumuş sıvı sayılırlar.7. Viskoz akış hızı gerilme ile orantılı ise lineer vizkoz cisim.8. Viskoz akışta şekil değiştirme hızı uygulanan gerilmenin bir fonksiyonudur.7. dolayısıyla katı hale geçmiş sayılır. viskozite azalır. Malzemelerin gerilme-şekil değiştirme bağıntılarını veren bu denklemler mekanik davranış türüne göre değişirler. gevşeme oluşursa gazın kaçması önlenmez. Bazı uygulama alanlarında gevşeme olayının göz önüne alınması gerekir. bu ön gerilme basınçlı sıcak gazların contadan dışarı kaçmasını önler. Bu tür cisimlerde sıvı halden katı hale geçiş kristal yapılılarda olduğu gibi sabit bir sıcaklıkta oluşmaz. Malzemelerin mekanik davranış türleri genellikle elastik. bu nedenle hemen hemen her sıcaklık düzeyinde sünme gösterirler. Motor silindirinde patlama olduğu zaman. aksi halde gerilmenin non lineer fonksiyonu ise nonlineer vizkoz cisim adını alır. Uygulamada taşıyıcı sistemlerin güvenliği yönünden bu gerilmelerin mukavemet sınırları altında kalması istenir.2 Gevşeme Sabit şekil değiştirme uygulanan bir malzemede gerilmenin zamanla azalmasına gerilme gevşemesi veya kısaca gevşeme denir. bu nedenle polimerler ve seramiklere bu bölgede şekil verilir. Örneğin patlarlı motorların silindir kapağını sıkan civatalar üzerinde yeterli bir ön gerilmeye gerek vardır.

geçmişte aldığı değerlere bağlı değildir. Ayrıca sıcaklık ta bu tür davranışta önemli bir etkendir. Akma koşulları bölümünde bu konuya bir ölçüde değinilmiştir. iç yapı değiştiğinden ve büyük ölçüde anizotropluk oluştuğundan plastik bölgede başarılı bir bünye denklemi geliştirmek mümkün olamamıştır. ν" veya poisson oranı denir.8. . aşağıdaki şekilde olup buna hook kanunu denir. • En kolay sünme ve gevşeme gösteren malzeme plastik malzemedir. Plastik şekil değiştirme zamandan ve yükleme hızından bağımsızdır. bu davranış non lineer olabilir. seramikler ve metaller yüksek sıcaklıklarda viskoelastik davranış gösterirler. Elastik Davranışın Bünye Denklemleri Lineer izotrop elastik bir cismin özelikleri her doğrultuda aynıdır.1) Elastik davranış Bir cisme şekil 9. yalnız gerilmenin geçmişte aldığı en büyük değerine bağlıdır.2. Yanal doğrultudaki şekil değiştirme ile eksenel doğrultudaki şekil değiştirme orantılı olup buna "orantı sabiti. yük kaldırılınca ani elastik toparlanmadan sonra geriye plastik şekil değiştirme kalır. Elastik cisimlerde şekil değiştirme gerilmenin son değerine bağlıdır. Gerilme sabit kalınca şekil değiştirme sabit kalır.1. Viskoelastik davranışta yükleme hızının ve yükleme süresinin şekil değiştirmeye etkisi vardır. Cisimlerin büyük bir çoğunluğu düşük gerilmeler altında lineer elastik davranış gösterirler. Herhangi bir andaki şekil değiştirme gerilmenin geçmişte aldığı bütün değerlere bağlıdır. diğer bir deyimle eş zamanlı olarak değişirse buna elastik davranış denir. • Bu şekilde özelikleri doğrultuya bağlı olan cisimlere anizotrop cisimler denir. Plastiklerin çoğunluğu oda sıcaklığında. 3) Viskoelastik davranış Bu tür davranışı gösteren cisme sabit gerilme uygulanınca ani elastik uzama sonra onu izleyen zaman sürekli artan uzama görülür.13' de görülen yükleme boşaltma programı uygulandığı zaman. Lineer ve Nonlineer Elastik Davranış Uygulamada kullanılan bazı tür malzemelerin yapısı doğrultuyu bağlı olarak değişebilir. Çekme etkisinde eksenel doğrultuda uzama olurken yanal doğrultuda daralma olur. şekil değiştirme gerilme ile aynı anda oluşur. 2) Plastik davranış Şekil 9. Bunlara örnek olarak ahşap ve tabakalı yapılardan oluşan kompozit malzemeler gösterilebilir. Basit çekme halinde bünye denklemi.* 9.8.13' de görüldüğü gibi akma sınırı üstünde gerilme uygulanınca ani elastik şekil değiştirme ve onu izleyen plastik şekil değiştirme kısa sürede oluşur zamanla değişme. Pek azında mesela kauçuk gibi. 9. Yük kaldırılınca ani elastik toparlanma ve sonra hızı zamanla azalan gecikmiş toparlanma oluşur. Uygulanan gerilmelerle oluşan şekil değiştirmeler orantılıdır. gerilme sıfır yapılınca şekil değiştirme de sıfır olursa.

su emmeyi. hesaplanabilir. Gerçek cisimlerde bulunan boşluk türleri Şekil 10.1b de görüldüğü gibi V görünen hacmi. korozyonunu. kompozit malzemelerde ve hafif yapı malzemelerinde değişik tür ve büyüklükte boşluklar ve çatlaklar bulunur. bazıları ise kapılıdır. Boşlukların Sınıflandırılması Bir boşluğun büyüklüğü içine sığabilen en büyük kürenin çapı ile belirtilir. Açık ve kılcal boşluklar su emme ve geçirimlilik yönünden önemlidir. Bu boşluklara porozite veya boşluk ya da gözenek adı verilir. Birim Ağırlık ve Boşluk Genellikle seramikler sınıfına giren malzemelerde. Şekil 10. d dolu hacimle v boşluk hacminin toplamına eşittir .Bölüm 10-DİĞER FİZİKSEL ÖZELLİKLER 10. dona dayanıklılığı. Büyüklüklerine göre boşluklar aşağıdaki gibi sıralanabilirler: • Boşluk türleri : Açık boşluk.1' de şematik olarak gösterilmiştir. V görünen hacmi. mukavemeti. 10. geçirimliliği. Porozite oranı malzemenin birim ağırlığını. Basit geometrik biçime sahip bir cismin boyutları ölçülerek.2. kapalı boşluk Bu boşlukların bazıları dışa açık.1. aşınmasını. ısı ve ses yalıtımını önemli derecede etkiler.2.kılcal boşluk.

Özgül Ağırlık ve Su Emme Ölçümü Yoğunluk veya birim hacmin ağırlığı veya kısaca birim ağırlık cismin Po kuru ağırlığını V görünen hacme bölerek elde edilir.Po numunesi kuru ağırlığı Po a bölünerek ağırlık yönünden su emme oranı Sa elde edilir. Emilen suyun hacmi P1 . Po ağırlığı ölçülür.2. • • Özgül ağırlık dolu hacme göre hesaplandığında daima birim ağırlıktan büyüktür. . Suya doyan numune çıkartılarak yüzeyi nemli bezle kurulanır ve havada tartılarak P1 ağırlığı bulunur. ortalama 48 saat süre ile kurutulur. Prizma veya silindir gibi basit geometrik biçime sahip malzeme numunesinin boyutları ölçülerek V görünen hacmi hesaplanır. Yukarıda anlatıldığı gibi numunenin önce kuru ağırlığı Po.10. P1 . sonra tartılır. sonra 74 mikron çaplı elekten elenir. Aynı numune Şekil 10. sonra suya koyarak 48 saat beklenir.2. sonra aynı kütle içinde inert sıvı bulunan bir dereceli kaba (piknometre) konarak hacmi ölçülür. Numune etüvde kurutulur. eğer boşluk yoksa eşittir. sonra suya doymuş halde havadaki ağırlığı P1 bulunur. Bir cismin kuru ağırlığını saptamak için önce etüvde 110 °C de ağırlığı sabit kalıncaya kadar.P2 ye bölünerek hacimsel su emme oranı Sh elde edilir. Bu yöntem oldukça zordur.2 de görülen Arşimet terazisi ile su içinde tartılarak P2 bulunur. * Ağırlık bu şekilde bulunan hacme bölünerek özgül ağırlık hesaplanır.P2 ağırlık azalması suyun kaldırma kuvvetine eşittir. 10.* Özgül ağırlığı ölçmek için boşluklu cisim öğütülerek ince toz haline getirilir.2. Porozitenin uygulama yönünden önemli olan dışa açık kısmı su emme deneyi ile ölçülebilir.3. Emilen suyun ağırlığı P1 . suyun özgül ağırlığı bir olduğundan bu kuvvet cismin görünen hacmi V ye eşittir. Hacimsel Su Emme Eğer numunenin biçimi düzgün değilse görünen hacmi Arşimet terazisi ile ölçülür. Aynı cismin özgül ağırlığı Po kuru ağırlığı d dolu hacmine bölerek elde edilir. Aşağıda bu deneye kısaca değinilecektir. • Elekten geçen kütlenin ağırlığı bulunur.

Belirli zaman aralıklarında yapılan ağırlık ölçmeleri ile emilen su miktarları bulunur. Doyma Oranı ve Uygulamaları Porozite su emme. Bir malzemenin su geçirimliliğini ölçmek için l boyundaki numune iki ucu açık bir silindirik kaba yerleştirilir. Bu iki büyüklüğün oranına doyma oranı denir. Ayrıca basınç olmaksızın doğal koşullarda kılcal etki nedeni ile boşluklu malzemelerde su geçirimliliği oluşabilir. Eğer boşluklar tam dolmuşsa buzun genleşmesi için yer kalmaz. diğer ucundan zamanla geçen su miktarı ölçülür.4. Bazen de suda kaynatılarak bu boşluklardaki havanın dışarı atılması sağlanır. Uygulamada kalınlığı 8-10 cm düzeyinde ince yapı elemanlarında su geçirimlilik katsayısı 10 7 -10 8 cm/sn den az ise malzeme geçirimsiz sayılır.3. .3. Bu koşullar altında yapılan su emme deneyi dışa açılan boşlukların hacmi hakkında daha gerçeğe yakın sonuç verir. geçirimlilik ve mukavemeti etkilediğinden bu iki büyüklüğü daha doğrusu boşluluğun bilinmesi gerekir. (Şekil 10. Ancak yapılan gözlemlere göre doyma oranı % 80 den az ise ve geriye % 20 den fazla boşluk kalmışsa malzemenin dondan genellikle zarar görmeyeceği kabul edilir. Suyun yüzey gerilimi sabit olduğuna göre borunun çapı küçüldükçe su daha yükseğe emilir. Kılcal borular ve sıkışıp kalan hava kabarcıkları suyun içeri girmesini önler.1. Bir ucundan p basıncında su uygulanır. sonra suyun yüzüne değecek şekilde kaba yerleştirilir. sonra basınçla su emdirilir (150 kgf/cm2). Örneğin genellikle yapılarda yağmur suyunun içeriye geçmemesi. cm su sütunu. su tekrar donunca çatlak daha da büyür. Bir taş yapılı malzemenin kılcallık özeliğini saptamak için Şekil 10. Basınçlı su geçirimliliği su depolarında ve barajlarda kullanılan malzemeler için önemlidir. boru çapı ile ters orantılıdır (Jurin Kuralı). Bu akışkanlara karşı malzemelerin geçirimliliği yapı mühendisliğinde önemli sorun sayılır.Hacimsel su emme oranı Sh. 10. ağırlık yönünden su emme oranı Sa birim ağırlık arasında bağıntı vardır. 10. l boyu cm olarak k nın boyutu cm/sn olur. Yukarıda anlatılanları normal koşullardaki su emme deneyi ile dışarıya açık boşlukların ancak bir kısmı ölçülebilir. Geçirimlilik Basınç altında akışkanların boşluklu malzemelerin içinden geçmesi doğaldır. Böylece tekrarlı donma ve çözülme çevrimleri sonucu malzeme yüzeyinde. Rejim halinde 1 cm2 alandan 1 saniyede geçen q cm3 su birim boydaki basınç farkı ile orantılıdır (Darcy kuralı): Burada l numunenin kalınlığı veya akma yönüne paralel boyutu olduğuna göre p/l basınç gradyanı sayılır. Ancak bu oran yaklaşıktır. Düşey boruda suyun yükselme miktarı suyun yüzey gerilimi ile doğru. Dış yüzeye bakan malzeme boşluklarında bulunan su 0 °C altında donar ve hacmi %10 artar. Uygulanan basınç p. kırılma ve dökülmeler görülür. buna karşılık su buharının içeriden dışarıya geçmesi istenir. sıvı haldeki akışkan da sudur. hacmi genişleyen buz çatlamalara neden olur. kapalı boşlukları içermez. Yapılan araştırmalara göre birim alandan emilen suyun hacminin karesinin t zamanı ile orantılı olduğu görülmüştür.3' de görülen prizma şeklinde numunenin önce kuru ağırlığı tartılır. Bunun için numunenin boşluklarındaki hava vakumla (20 mm Hg) boşaltılır. Basınç uygulanan yöntemlerle su emme oranı daha da arttırılabilir. Bu oran dışa açık boşlukların normal koşularda yüzde ne kadarının su ile dolabileceğini gösterir ve uygulamada seramik ve dış cephelerde kullanılan malzemelerin dona dayanıklılığını saptamada kullanılır.2. Kılcal Su Emme Kılcal su emme malzemenin suya değen yüzünden zamanla emilen su miktarı ile belirlenir. Bu şekilde elde edilen hacimsel su emme oranı Sh` normal koşullarda elde edilen su emme oranı SK den daha büyüktür.3 a). Yukarıdaki bağıntı şu şekilde yapılabilir. k ya geçirimlilik katsayısı denir. 10. Bu nedenle kullanılacak boya ve sıva malzemelerinin su ve buhar geçirimlilikleri deneylerle saptanır. Uygulamada en sık rastlanan gaz halindeki akışkan su buharı. Çok küçük çaplı boşluklar içinde kılcallık etkisi ile su yükselir. Buz eriyip su haline geldikten sonra çatlaklardan içeri girer.

daha fazla ise kısmen difüzyon. Bu sakıncaları önlemek için suyun girdiği yerlere zengin çimentolu sıvalar. Çok iyi parlatılmış ve sertleştirilmiş yüzeylerde abrazif aşınma en düşük düzeydedir. Adhezif aşınma denen bu tür aşınma en tahrip edici türdür. Sürtünen yüzeylerde oluşan korozyon ürünü sert parçacıklar halinde koparsa aşınma şiddetlenir. Abrazif aşınmada yumuşak parça tükenene kadar kararlı bir şekilde devam eder. boyalar.2-0. Belirli dış buhar basıncı altında birim kalınlıktaki numunenin birim alanından birim zamanda geçen buharı hesaplanır ve bu büyüklük buhar geçirimliliğini saptamada kullanılır. sürtünen yüzeylerin biçimine. miktarı malzemenin türüne.Burada K kılcallık veya geçirimlilik katsayısıdır. Buhar geçirimliliği karışık bir olay olduğundan basit bir kural geliştirilememiştir. Abrazif Aşınma Abrazif aşınmada sert bir malzeme veya sert bir parçacık bir malzeme yüzeyinden kazıyarak veya çizerek parça kopartır. bitümlü tecritler ve değişik türde katkı maddeleri kullanılır. Kutu belirli zaman aralıklarında tartılarak emdiği rutubet miktarı bulunur.1. sert ve homojen olmayan metaller arasında adhezif aşınma eğilimi daha azdır.4 de görüldüğü gibi çıkıntı noktalarındaki gerçek temas alanı görünen alana göre çok küçüktür. sonra silindir biçiminde hazırlanan numune kabın ağzına kapak gibi yerleştirilir ve çevresi parafinle tecrit edilir. Aşınma Aşınma sürtünen yüzeylerden malzeme kaybı olarak tanımlanır. * . sürtünme koşullarına ve çevrenin kimyasal etkilerine bağlıdır. Ancak belirli basınç farkı için bir ortalama buhar geçirimlilik katsayısı bulunabilir. Şekil 10. kısmen de kılcallık etkisi ile geçer. sonra sıcaklığı ve buhar basıncı sabit bir dolaba yerleştirilir. Bu çatlaklar zamanla yayılarak yüzeyden pul şeklinde malzeme kopar. CaCl2 su buharını emdiğinden kutu içinde buhar basıncı sıfırdır. Dış ortamdaki buhar basıncı etkisinde numuneden geçen su buharı sürekli olarak CaCl2 tarafından emilir. bu nedenle iki yüzey birbirine tam temas edemez. Metallerde bu çatlamanın yüzeyden 0.4. hatta aşırı halde değen yüzeylerle sarma olayı görülür. Yük uygulandığı zaman bu temas noktalarındaki gerilmeler kolaylıkla akma sınırına erişir ve adheziyon etkisi ile yerel kaynamalar oluşur. dolayısıyla aşınmanın daha şiddetli olduğunu göstermiştir. Bu katsayı buhar basıncı farkı ile non lineer olarak değişir. Aşınmayı tamamen önlemek olanaksızdır. titanyum ve gümüş şiddetle aşındığı halde dökme demir ile yüzeyleri çok sertleştirilmiş ve kromla kaplı çeliklerde aşınma daha azdır. Aşınma. Endüstride üretim teknolojisinde bundan yararlanılır. Bu durumda kutunun ağırlığı ölçülür. Korozyon Aşınması Korozif aşınmada mekanik etkenlerin yanında çevrenin kimyasal etkisi de olaya karışır. örneğin taşlama ve parlatma işlemleri bu aşınma türüne dayanır. Yüzey yorulması Yüzey yorulması birbiri üzerinde yuvarlanan parçalarda görülür. Bağıl nem % 50 den az ise buhar difüzyonla. bu durumda sistem kullanılamaz hale gelir. Ancak bu olayı yakından tanımanın. 10. Adhezif aşınma kadar şiddetli olmaz ve sarma olayı beklenmez. Ostenitik ve ferritik paslanmaz çelikler. Bu tür yüzey yorulmasını önlemek için yüzeylerin sertleştirilmesi ve iyi parlatılması gerekir. Yanal kuvvetlerin makaslama etkisi ile zayıf parçadan kopan malzeme yüksek mukavemetli parçaya transfer olur. • Yapılan araştırmalar özelikle yumuşak ve katı eriyik oluşturabilen homojen yapılı metallerde adhezyonun daha kolay oluştuğu. Ancak çok çeşitli etkenlerin rol aldığı bir olay olduğundan laboratuar koşullarından elde edilecek sonuçlara dayanarak uygulamadaki aşınma miktarını tahmin edecek bir bağıntı henüz geliştirilememiştir. Buhar geçirimliliği basit bir deneyle yaklaşık olarak saptanabilir. İki yüzey arasına giren sert parçacıkların aşındırma etkisi ilginçtir. Biri birine değen yüzeylerde plastik şekil değiştirme dolayısıyla pekleşme oluşur ve malzeme gevrekleşir. Aşınma Türleri Malzeme kaybına neden olan dört tür aşınma vardır: Adhezif aşınma: Makine elemanlarında işleme kalitesi ne olursa olsun yüzeyler daima pürüzlü olur.4.3 mm derinlikte başladığı saptanmıştır. q cm3 /cm2 ve t saniye olduğuna göre K nın birimi cm2/san dir. Yapılarda kılcallıkla su iletimi suların buharlaştığı yerlerde erittikleri tuzları bırakıp çiçeklenme yaparak sıvaları ve badanayı kirletmesi ve rutubet oluşturarak sağlık koşullarını bozması nedeni ile önemli sorunlar yaratır. etkiyen etkenleri iyi bir şekilde belirlemenin aşınmayı en düşük düzeyde tutma yönünde çok yararlı olacağı açık bir gerçektir. Karşılıklı iki yüzeyi arasında farklı buhar basıncı olan boşluklu malzemelerden buharın geçmesi beklenir. Gevrekleşen malzeme üzerinden tekrarlı geçen kuvvet etkisi ile çatlar. Büyük ekonomik kayıplara neden olduğundan üzerinde yoğun araştırmalar yapılmıştır. Bunun için kullanılan silindirik kutu içine su buharını emen higroskopik özelikli CaCl2 konur. 10. Diğer taraftan birbirlerinden farklı türde.

. Sert parçacıklar yükü taşır. kağıt. Dönerek yük ileten bir mil bir yatakla sabit zemine tespit edilir. Ancak laboratuar deneyleri ile farklı türde malzemelerin aşınma dirençleri biri birine göre karşılaştırılabilir ve bir sıralama yapılabilir. Ancak bu olayın temel ilkelerini bilmek korozyonu en düşük düzeyde tutmak için gerekli önlemleri belirlemede çok yararlı olmaktadır. Birim mesafede aşınan miktar aşınma direnci olarak tanımlanır. fakat bunlardan elde edilecek sonuçlarla uygulamadaki aşınma dayanımını önceden kestirmek mümkün olamamıştır. METALLER VE ALAŞIMLARI 11.2. Bu amaçla geliştirilen aşınma test makinesinde dönen yatay bir tabla üzerine deney numunesi sabitlenir. Çevresel hızları farklı seçilerek istenen kayma oranı sağlanır. mil ile tam temas edecek ve yerel basıncı azaltacak şekilde yumuşak matris içinde kolayca döner. özelikle metallerde önemli olan bu olay oldukça karışıktır. tekstil ürünleri ve benzeri malzemeler için özel aşındırıcı diskler kullanılır. Belirli bir kuvvet etkisi altında belirli bir süre deneye tabi tutulan parçalarda aşınma miktarı ağırlık veya hacim azalması ile ölçülür. ancak düşük yükler altında ve düşük sıcaklıklarda kullanılabilirler. * Bölüm 11-KOROZYON. Aşınma oluşturan hareketler kayma.5. Bunun üstüne malzeme türüne göre seçilen bir çift aşındırıcı disk belirli bir yükle bastırılır. Yataklar rulmanlı ve kaymalı olmak üzere iki türdür.6. Yağ emebilen gözenekli yatak alaşımları ile grafitli yatak alaşımları kullanma süresinde yağlama gerektirmez. Bu tür malzeme numuneleri döner yatay bir tablo üzerine belirli bir yükle bastırılır ve araya standart aşındırıcı bir toz konur. Korozyon Çeşitleri Korozyon iki türe ayrılabilir.10. Teflon. Ayrıca yumuşak matriste oluşan çukurcuklar yağ cebi vazifesini görür. Burada numunelerin ağırlık azalmasından aşınma miktarı saptanır. En iyi sonuç veren yatak alaşımları yumuşak bir ana faz (matris) ile içine dağılmış sert parçacıklarından oluşur.1. yuvarlanma veya kaymalı yuvarlanma şeklinde olur. • Beyaz metalden başka Cu-Pb. Diskler belirli bir kuvvetle bastırılır. Yatay tabla döndürülerek numunelerde belirli bir süre sonunda meydana gelen ağırlık azalması ölçülür. * Kaymalı yataklarda aşınma çok daha önemlidir. Makine hareket edip basınçlı yağ gelinceye kadar bu ceplerde biriken yağ ilk yağlamayı sağlar. Al-Sn. Aşınma test makinesi bu tür aşınma deneyi için geliştirilmiştir. Mil ve yatak burcu arasında hız farkı yüksek ve temas yüzeyi büyüktür. Korozyon ve Önemi Korozyon. Metallerin aşınma deneyinde birbirleri üzerinde kayarak yuvarlanan disk şeklinde numuneler kullanılır. Metalik malzeme içerisinde bulunduğu ortam tarafından korozyon vasıtasıyla tahribata uğrar ve bu olay halk arasında paslanma olarak tanınır. • Rulmanlı yataklarda yuvarlanan bilye ve rulmanlarla yuvarlanma yüzeyleri çok sert ve parlatılmış olursa yağlama ile aşınma en düşük düzeye iner. Seramik malzemelerde özellikle abrazif aşınma türü görülür. İyi bir yatak alaşımının sürtünme katsayısı düşük olmalı aynı zamanda iyi yağlanabilmeli. çevrenin elektro kimyasal etkisi ile oluşan malzeme tahribi ve malzeme kaybı olarak tanımlanır. Aşınma deneylerinde genellikle uygulamada aşınma oluşturan çalışma koşulları benzetilmeye çalışılır. kauçuk. Ag-Pb. Bu amaçla geliştirilmiş ve çok yaygın olarak kullanılan beyaz metal (85 Sn + 10 Sb + 5 Cu) böyle bir yapıya sahiptir. bronz gibi çeşitli alaşımlar yatak alaşımı • olarak kullanılır. Diğer taraftan aşınma davranışını saptamak için değişik deney yöntemleri geliştirilmiş. Aşınma Deneyleri Aşınma çeşitli etkenleri içeren çok karışık bir olay olduğundan bugüne kadar aşınma direnci kesin olarak tanımlanamamıştır. 11. 10. naylon ve polietilen gibi plastikler yatak burcu üretimine elverişlidir. Belirli bir süre sonunda oluşan kalınlık azalması ölçülerek aşınma miktarı elde edilir. Yatak Alaşımları Uygulamada aşınmanın en önemli olduğu yerler yataklardır. Büyük ekonomik kayıplara neden olan korozyonu tam önlemek imkansızdır. Aşınmayı azaltmak için yüzeyi sertleştirilmiş ve parlatılmış mil ile özel yatak alaşımından yapılmış yatak burcu kullanılır. Ahşap.

.• Uygulamada en sık karşılaşılan ve en fazla zarar veren korozyon türü Elektrokimyasal korozyondur. Her iki halde de görüldüğü gibi iyonlaşma kısa sürede denge haline gelerek durur. Demirin Korozyonu Demiri çevrede bulunan rutubet ve oksijenle birlikte galvanik eleman oluşturur ve sürekli olarak korozyona maruz kalır. katot ise etkisiz kalır. katot taraftaki ise korunur. * Bu şekilde galvanik çiftlerinde görülen korozyona elektrokimyasal veya galvanik korozyon denir.1. Bu seri de anot taraftaki metal katot taraftakine göre anot reaksiyonuna maruz kalır. Elektrokimyasal Korozyon Sıvı eriyikler içine daldırılan metaller aşağıdaki bağıntıda görüldüğü gibi iyonlaşır.* 11. Bu olay tersinir olup kısa sürede dengeye erişir. Elektron veren metal anot. Elektron kaybeden metalin iyonları eriyiğe geçerek korozyon oluşturur. Su içindeki (OH) kökü ile Fe+3 iyonu birleşerek aşağıdaki şekilde demir hidroksit oluşturur. Kimyasal bileşik şeklindeki korozyon ürünü kütleden ayrılır ve yenisi oluşursa tahribat sürekli olur. 11.1). Bunlar sıralanacak olursa yukarıdaki tabloda görüldüğü gibi bir elektromotif kuvvet serisi elde edilir (Tablo 11. elektron vererek korozyona uğrar. * Bir iletkenle birleştirilirlerse anottan çıkan elektronlar katoda geçer.1. • • • Aynı eriyik içine iki ayrı türde metal daldırılırsa aralarında bir gerilim doğar ve buna galvanik pil denir.2. Burada ele alınan demirin korozyonu bu türdür. • Her metalin hidrojen elektroduna göre ölçülen bir elektrot potansiyeli vardır.2. Demir su ile temas edince aşağıdaki şekilde iyonlarına ayrılır.1. elektron alan metal ise katot olur. Benzer şekilde suda da iyonlaşma oluşur.

11. Yandaki şekilde görüldüğü gibi eğilmiş çubuğun eğilme bölgesinde korozyon daha şiddetli oluşur.2. Konsantrasyonun yüksek olduğu bölgeler katot. Çivilerin uç ve baş kısımları gövdeden daha çabuk paslanır.1.2. Havadaki su buharının yoğuşarak yüzeylerde oluşturduğu su filmi bir elektrolit etkisi yapar. Metal parçalar üzerine sürülecek yağ veya gres filmi korozyona karşı korur. Galvanik Pil Türleri Korozyona neden olan galvanik pil türleri • • • bileşim pilleri gerilme pilleri konsantrasyon pilleri olmak üzere üç pil türü vardır.2.kökü ile birleşerek pas denen Fe(OH)3 meydana gelir (Şekil 11. bu bölgeler oksijeni fazla olan açık bölgelere göre daha şiddetli paslanırlar.1). ayrışarak dibe çöker. * 11.Bu birleşik gevşek ve süngerimsi suda erimez. Diğer taraftan rutubetli hava ile temas eden demir sürekli paslanır ve bir süre sonra yok olur. Bileşim Pilleri İki farklı türde metal arasında bir galvanik elemanı oluşabilir. Korozyona Karşı Korunma Elektrolitin bulunmadığı hallerde korozyon tamamen önlenebilir. İki metalden hangisinin katot. Konsantrasyon Pilleri Elektrolitin konsantrasyonu elektrot potansiyelini etkiler.2. aşağıdaki şekilde sürekli olarak (OH).1.2. Plastik bölgede eğilmiş veya burulmuş metallerde plastik bölgeler anot reaksiyonu gösterir. Yandaki şekilde de kapalı olan yerlerde oksijen azdır. hangisinin anot olacağı elektromotif kuvvet serisinden bulunabilir.2.1. düşük olduğu bölgeler anot reaksiyonu gösterir. .1. 11. • Böylece elektronu alınan Fe3+ iyonu (OH). ancak su içinde çok az (OH).2. Gerilme Pilleri Gerilme etkisinde atomlar en düşük enerjili denge konumundan ayrıldıklarından gerilmesiz bölgelere göre daha yüksek enerjiye sahiptirler.1. 11. Buradan çıkarılan sonuca göre uygulamada iki ayrı tür metali temas halinde yan yana koymamak gerekir.3.3.2. Bundan dolayı gerilme etkisindeki atomların elektrolit potansiyelleri daha büyüktür ve anot reaksiyonu gösterirler.kökü oluşur. 11. Ancak uygulamada bunu sağlamak çok güçtür. Benzer şekilde soğuk burulmuş tor çeliği çubukları sıcak haddelenmiş çelik çubuklara göre daha hızlı korozyona uğrarlar. Eğer su içine havanın oksijeni girerse.2.kökü bulunduğundan bu reaksiyon zayıf olur ve kısa sürede durur. Demirin çevresinde su veya oksijenden biri eksik olursa demir sürekli paslanmaz. Korozyona karşı alınan önlemler dört grupta toplanabilir.

5. Ayrıca üretim sırasında döküme. Demir . Endüstriyel Malzemeler Uygulamada kullanılan malzemeler metaller. Bütün bunlara karşılık diğer malzemelere göre dış etkilere (korozyona) genellikle daha az dayanıklı ve daha pahalıdırlar. Metaller demirli metaller ve demir olmayan metaller olmak üzere iki sınıfa ayrılırlar. mukavemetleri ise 5-20 katı kadardır. . soğuk şekil verme ve ısıl işlem uygulayarak sertlik ve mukavemetleri çok arttırılabilir. sonra ısıl işlemle sertlikleri çok arttırılabilir.8 kadar karbon katılırsa mukavemeti 100 kgf/mm2 olur. (YMK)' ye sahip demire ise ostenit denir. İlk önce arı demirin soğuma diyagramını ele alalım.Karbon (Fe-C) Denge Diyagramı Demir-karbon alaşımlarının denge diyagramını elde etmek için değişik bileşimde demir-karbon alaşımları oluşturarak bunların soğuma diyagramları saptanır. Bundan başka bu alaşımlar normal halde kolayca işlenip şekil verilir. ayrıca soğuk işleme veya su verme işlemi ile bu mukavemet 180 kgf/mm2 ye kadar çıkartılabilir. 910 °C' ta da (HMK) yapılı demirine dönüşür. perçin ve vida ile birleştirmeye elverişlidirler. Arı halde yumuşak ve düşük mukavemeti olmakla beraber alaşımlandırma. Metaller üstün mekanik ve fiziksel özelikleri nedeni ile en çok kullanılan ve en önemli malzeme sınıfını oluştururlar.5. Metallerin elastisite modülleri diğer malzemelerinkinin (beton.11. (HMK)' ye sahip demire ferrit. içine karbon katılarak sertlik ve mukavemeti büyük ölçüde arttırılır.1. Saf demirin çekme mukavemeti 30 kgf/mm2 civarında iken % 0.4' de görüldüğü gibi demirin üç ayrı polimorfu vardır. ahşap ve plastikler gibi) 20-50 katı. Şekil 11.4. plastikler ve seramikler olmak üzere üçe ayrılırlar. 1400°C' da bu yapı (YMK)' li demirine. Bütün bu üstün özelikleri nedeni ile demir-karbon alaşımları uygulamada en önemli malzeme grubunu oluştururlar. bu nedenle bu sınıfa demir-karbon alaşımları denir. keserek ve talaş kaldırarak işlemeye. Uygulamada kullanılan metallerle bunların alaşımlarının türleri binlerin üzerinde olup her biri belirli amaçlar için geliştirilmiştir. 11. 11. Demir-Karbon Alaşımları (Çelikler) Saf demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir. plastik şekil vermeye. kaynak. Sıvı halden katılaşırken (HMK)' li demiri oluşur. Demirli metallerde ana eleman demir olup bunun yanında karbon daima bir alaşım elemanı olarak bulunur.

ve fazları yanında ayrıca bir de demir karbür (Fe3C) fazı bulunur ve buna sementit denir.67 oranında C katılırsa bütün kütle sementitten oluşur.Şekil 11.5 deki denge diyagramında gösterilmiştir.8 C içeren alaşımda görülür. . 11.5. Demir-Karbon Sisteminden Denge Diyagramı Şekil 11. öteki uçta demir karbür fazı çok sert ve gevrektir. Bir uçta arı demir olan ferrit fazı çok yumuşak ve düşük mukavemetli. Demir karbür bir bileşik olup ağırlık yönünden % 6.1.1. sonra 727 °C ta ötektoid reaksiyonu sonucu bu katı eriyikten aynı anda ferrit ve sementit fazları oluşur.5: Demir-karbon sisteminde denge diyagramı Demir-karbon alaşımlarında fazların C oranına ve sıcaklığa bağlı olarak değişimi Şekil 11. ancak ikisinin ince karışımından oluşan çelikler hem yüksek mukavemete ve hem de yüksek tokluğa sahiptirler. Bu alaşım sıvı halden katılaşırken ostenit katı eriyiğine dönüşür.67 C içerir ve ortorombik kristal yapıya sahiptir. Bu sistemde en ilginç iç yapı %0. Demir içine % 6.4: Demirin soğuma diyagramı ve polimorfları Demir-karbon sisteminde bu .

67 * Çıkmış Soru . Si burada C' nun ayrışmasında katalizör etkisi yapar.2<C<%0. AC sıcaklığında Ostenit katı eriyiği karbonca doymuş hale gelir ve C'un fazlası tane sınırlarında ağ şeklinde sementit fazı halinde çökelir.8 C içerir. Birinci halde soğuma hızı yüksek (metal kalıpta döküm) ve Si < %1 ise diyagramda görülen fazlar elde edilir. Bu alaşım perlitik yapıya göre daha yumuşaktır. Sıcaklık düştükçe çökelen sementitin kalınlığı artar. Demirler : C<%0. bu nedenle buna kır dökme denir.2. 727°C ta geri kalan % 0.6: % 0. kırılınca beyaz görünür.1.5. bundan dolayı bu bölgede alaşımların çok sert ve gevrek olması doğaldır (Şekil 11.8'den az C içeren alaşımlar katılaşırken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. ikinci halde soğuma hızı yavaş (kum kalıpta döküm) ve Si > % 1 ise kararsız Fe3C bileşiği ayrışır. Şekil 11.8). Beyaz Dökme Demir ve Kır Dökme Demir C oranı % 2 den fazla olursa denge diyagramı iç yapı oluşumunu belirlemeye yetmez.1.10).5<C<%2 4. sementit çok sert ve gevrektir. bu nedenle.5. Ferrit çok yumuşak ve düşük mukavemetli.8-2 arasında C içeren alaşımlar soğurken önce ostenit katı eriyiğine dönüşür. Yüksek Karbonlu Çelikler : %0. Çeliklerin Sınıflandırılması Bu alaşımlar içerdikleri karbon oranına göre iki sınıfa ayrılırlar. bu metal kırıldığı zaman gri renkte görünür. 1.8C içerir ve bu sıcaklıkta perlite dönüşür. A3 sıcaklığına gelince Ostenitten ferrit çökelir.1 2. buna perlit denir.6. 11.5 3. 11. Oda sıcaklığında perlit ile onu çevreleyen sürekli sementit ağından oluşan bir yapı elde edilir.2 2. fakat bunların sık karışımından doğan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. Oda sıcaklığında ana kütlesi sementit ile bunun içinde dağılmış perlit adacıklarından oluşan bu metal çok sert ve gevrektir. % 0.10). perlitik ve karışık bir döküm yapısı elde edilir (Şekil 11. Soğuma Süresinde Oluşan İç Yapılar Oda sıcaklığında ferrit ve perlitten oluşan bir yapı elde edilir. 1. Az Karbonlu Çelikler : %0. Dökme Demirler : %2<C<%6.1<C<%0. Orta Karbonlu Çelikler : %0.Ferrit ve sementitin yan yana ardışık sık tabakalar halinde dizilmesi sonucu oluşan bu yapı kırıldığı zaman parlak inci şeklinde görülür.1<C<%2 Çelikler de dört alt sınıfa ayrılırlar. Ayrıca soğuma hızı ve Si içeriği oluşacak yapıyı etkiler.3.8 karbon içeren demir-karbon alaşımı 727°C da ostenitik yapıdan perlite dönüşümü % 0. Çelikler : 0. Karbonun ayrışma derecesine göre ferritik. Karbon ince uzun grafit levhaları halinde oluşur. bu nedenle buna beyaz dökme demir denir (Şekil 11. 727 °C ta geri kalan ostenit %0. 11. Dolayısıyla bu sıcaklıkta perlite dönüşür.

korozyona iyi dayanırlar. Sementit gevrek bir faz olduğundan % 1 C oranından sonra çekme mukavemetinde azalma olur. 3. 11. genellikle takım ve kalıp üretimine elverişlidirler. Genellikle galvanizli saçların ve boruların üretiminde kullanılırlar. Küreleştirme işlemi ile sertlik azalır ve şekil vermeden sonra su vererek sertleştirilir. Çelik Üretimi 11. Orta karbonlu çeliklerde akma basamağı görülmez ve oldukça sünektirler. ancak elastik sınırı arttırır. Ayrıca soğuk şekil verme ve su verme işlemleri elastisite modülünü değiştirmez.11. Çelikler: Az karbonlu çelikler genel amaçlar için kullanılan en ucuz çelik türüdür.7. Bu çelikler 700°C' de uzun süre tavlanırsa küresel karbür oluşur. kolay işlenir. Orta karbonlu çelikler genellikle daha yüksek mukavemetli olup su verme ile sertleştirilebilir. Demirler: Yüksek plastik işlenebilirlik özeliğine sahiptirler. fakat süneklik azalır. yapılarda ve makine parçaları üretiminde kullanılırlar. genellikle gevrek davranış gösterirler. Yüksek karbonlu çeliklerde ise mukavemet yüksek fakat süneklik az. su verme ile sertleştirilemez. Karbon Oranının Çeliklerin Alaşımlarının Mekanik Özeliklerine Etkisi * Çıkmış Soru Değerlendirme • • • • • • Arı demir yumuşak ve düşük mukavemetlidir.8. 2. Demir-karbon alaşımlarının gerilme şekil değiştirme diyagramlarının biçimi C oranına bağlıdır Az karbonlu çeliklerde belirgin akma basamağı vardır. Dökme demirler: a) Beyaz dökme demir: . Karbon oranı arttıkça sementit miktarı yükselir Sertlik ve mukavemet artar. Sünekliği yüksektir. Çeliklerin (Fe-C Alaşımı) Kullanım Alanları 1. büyük ölçüde plastik şekil değiştirmeden sonra kırılırlar ve yüksek tokluğa sahiptirler. toklukları düşüktür. Yüksek karbonlu çelikler sert olup işlenmesi zordur. Ayrıca galvaniz (çinko banyosuna daldırma) veya emaye (seramik bir filmle kaplama) edilerek korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır.9.

%8 Ni' li paslanmaz çelik. Genellikle aşınmaya dayanıklılık gerektiren yerlerde. Örneğin yapı çeliği Ç 52-2. Birinci grup nervürsüzdür. Bunlardan sonra gelen sayı o çeliğin sahip olması gereken minimum mukavemeti kgf/mm2 veya N/mm2 olarak verir. bileşimlerini belirtir ve uygulanacak deneyleri hakkında bilgi verir. yapılarda ve makine üretiminde kullanılan metallerin türleri 2000'in üstündedir.2 C'lu) çelik çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 34 kgf/mm2 dir. birleşimlerine. Şekil verdikten sonra su verme ile sertlikleri çok arttırılabilir. Bunlar türlerine. genellikle özel amaçlar için kullanılırlar.4C'lu) çubuklardır ve çekme mukavemetleri en az 50 kgf/mm2 dir. 2. V gibi çeşitli elemanlar alaşımlı çelik üretiminde kullanılırlar.1-0.10. Genel yapı çeliklerinin sınıfını belirten simgelerin başında Ç.3 -0. Örneğin. ÇI az karbonlu (% 0. Co. talaş kaldırılarak kolay işlenir. Ç II orta karbonlu (%0. fakat süneklik azalır ve gevrekleşir. TS 708 de beton çelikleri iki gruba ayrılmıştır. Sünekliği koruyarak mukavemeti arttırmak için alaşım elemanları katılır. örneğin bilyalı öğütme değirmenlerde. TS 708 beton çeliklerinin özeliklerini. W. Mo. Türk Standartları Enstitüsü her sınıf için hazırladığı standartta ayrıntılı bilgiler vermiş ve bunları birer numara ile belirtmiştir. TS 2162 Genel Yapı Çelikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verilmektedir. St veya Fe harfleri bulunur.Ana faz demir karbür olduğundan çok sert ve gevrektir. Si. ancak dökme ile şekil verilebilir. Sünekliği ve mukavemeti yüksek olan temper dökme demir karışık şekilli parçaların seri halde üretimine elverişlidir (boru ekleme parçaları) ( b) Kır (sfero) dökme demir: İçinde serbest halde uzun grafit parçacıkları bulunduğundan çekme mukavemeti düşük ve gevrektir. Dökümden önce sıvı halde iken içine biraz magnezyum katılırsa grafit kürecikler halinde oluşur. % 20' den fazla Cr içeren yüksek sıcaklığa dayanıklı kalıp çelikleri bu sınıfa girerler. Beyaz dökme demir yüksek sıcaklıkta uzun süre tavlanırsa kararsız Fe3C bileşiği Fe ile küçük parçacıklar halinde grafite ayrışır (Şekil 11. örneğin TS 708 Beton Çelik Çubukları. 11.14). fakat basınç mukavemeti yüksektir (Şekil 11. Alaşımlı Çelikler Basit karbonlu çeliklerde C arttıkça sertlik ve mukavemet yükselir . Bunlardan başka Mn. Genellikle yüksek mukavemetli yapı çeliği ve makine parçaları üretiminde elverişlidirler. Bu elemanlar yapıda ya katı eriyik veya karbür şeklinde bulunurlar. Kır dökme demir dökümden önce yüksek sıcaklıkta kızdırılırsa grafit çok ince parçacıklar halinde ayrışır. küresel veya sfero döküm denen bu metalin sünekliği ve mukavemeti yüksektir (Şekil 11. 2 veya 3 sayıları çeliğin kalitesini belirtir. Bu nedenle endüstride geniş kullanma alanı vardır.11. Türk Standartları TS 649 Yapı Çeliklerinin.13). Kolay dökülür. Metallerin Sınıflandırılması ve Standartları Endüstride. b) Yüksek alaşımlı çelikler: Bu çeliklerde alaşım elemanı %5 ten fazladır. % 18 Cr . titreşimi iyi söndürür ve en ucuz metaldir. Alaşım elemanları ayrıca çeliklerin sertleşme yeteneğini arttırmak ve özel amaçlı çelikleri üretmek için de katılır. mukavemetlerine ve kullanma amaçlarına göre sınıflara ayrılarak standartlaştırılmışlardır. . Bu şekilde elde edilen alaşımlı çeliklerin türü 2000' e yakındır. Çeliğe katılan her alaşım elemanının etkisi değişiktir. demiryolu vagonu fren pabuçlarında ve kazı makinelerinde kullanılırlar. kayaları delmek için kullanılan ve aşınmaya ve darbeye karşı çalışan % 14 Mn' li çelikler. Mukavemet belirten sayıdan sonra verilen 1. kalite basit karbonlu çelik olup çekme mukavemeti minimum 52 kgf/ mm2 dir. Alaşımlı çelikler alaşım elemanlarının miktarına göre az alaşımlı çelikler ve çok alaşımlı çelikler olmak üzere ikiye ayrılırlar: a) Az alaşımlı çelikler: Bunlarda alaşım elemanı %5' ten azdır. örneğin Ni yalnız katı eriyik. mekanik özelikler iyileşir. 11. Ti çoğunlukla karbür oluşturur. Bu yöntemle elde edilen metale temper dökme demir denir. En çok kullanılan alaşım elemanları Cr ve Ni dir. Cr çoğunlukla katı eriyik ve biraz karbür.13).

sementasyon çelikleri. kataloglardan ve el kitaplarından sağlanabilir (Ref. CuSn2 ise % 2 Sn içeren bronzu gösterir. Dökme çelikler DÇ. U. Metals Park. 11) Metals Handbook. Propertlies and Selection of Metals. . sıcak haddelenmiştir. paslanmaz çelikler. otomat çelikleri. Bu grupta bakır ve bakır alaşımları ile alüminyum ve alüminyum alaşımları burada kısaca ele alınacaktır. Buna göre I sınıfındakiler düşük mukavemetli. Ohio. % 15-20 kadarı demir olmayan metallerdir. 1974. Bunların simgeleri alaşım elemanlarının türüne.12. Beton IIIb çelik çubukları Ia çeliğinin soğuk burulması ile elde edilir. miktarına ve mukavemetine göre tayin edilmiştir. Almanya. 1. Beton IIIa çeliği orta karbonlu sıcak haddelenmiştir. Makine parçaları üretiminde çeşitli basit karbonlu ve alaşımlı çelikler kullanılır. plastik işlenebilme özeliği yüksek ve korozyona dayanıklıdır. özelikle dış ülkelerde görev yapan bir mühendisin yabancı kaynaklı bir ürüne ait simgenin ne tür bir alaşımı gösterdiğini bilmesi gerekebilir. çekme mukavemeti en az 34 kgf/mm2 dir. nervürler eksene paraleldir. Demir olmayan metallerin simgesinde alaşımda bulunan elemanları ve miktarları belirtilir. Vol. Örneğin. yüksek elektriksel iletkenliği nedeni ile de iletken tel üretiminde çok kullanılan bir malzemedir. Bunlar kullanma amacına göre sınıflara ayrılırlar. Yapılarda çatı kaplama malzemesi olarak kullanılır. nervürler spiral şeklinde görülür ve çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir. Bu metallerin en önemli sakıncaları pahalı olmalarıdır. Sahip oldukları özellikleri nedeniyle bazı hallerde demir-karbon alaşımlarına tercih edilirler.İkinci grup beton çelikleri nervürlü olup sınıf numarasının yanında a veya b harfleri vardır. 1967. III sınıfındakiler ise yüksek mukavemetli beton çelik çubukları sayılır. 11. Demir Dışı Metaller Demir olmayan metallerin bazı üstün özelikleri nedeni ile endüstride önemli uygulama alanları vardır. Beton Ia çeliği az karbonlu. yüksek sıcaklığa dayanıklı çelikler. çekme mukavemeti en az 50 kgf/mm2 dir.13. (Kaynaklar : Stahlschlüssel. Alaşımlandırma ile mukavemeti çok arttırılabilir. Bakır ve Bakır Alaşımları Arı bakır yumuşak. Yüksel termal iletkenliği nedeni ile ısıtma ve soğutma sistemleri üretiminde.S. 10 ve 11). beyaz dökme demir DDL simgesi ile gösterilir ve sonuna minimum mukavemet kgf/mm2 cinsinden eklenir. Bununla beraber elastisite modülleri. sertlik ve mukavemetleri daha düşüktür. yay çelikleri ve takım çelikleri gibi.A. 11. kazan çelikleri. örneğin CuZn40 % 40 Zn içeren pirinci.) Dünyada metal üreten her ülke ürünlerini kendi simgeleri ile anarlar. Bileşim ve özelik bakımından aynı olan bir ürün değişik ülkede farklı simgelerle gösterilir. Bu konuda ayrıntılı bilgiler standartlardan. ASM. Çeşitli ülkelerin çelikler için kullandıkları simgeleri ve bunların karşılıklarını içeren 10 numaralı kaynak bu konuda yararlı olabilir. D-7142 Marbach-Neckar. Verlag Stahlschlüssel Wegst KG. Endüstride kullanılan metallerin yaklaşık olarak % 80-85' i demir-karbon alaşımları.

Bakır alaşımları genellikle pirinçler ve bronzlar olmak üzere ikiye ayrılır. . Bunlardan en önemli olan ikisi aşağıda kısaca tanıtılacaktır. 11. ısıl ve elektriksel iletkenliği yüksektir. Alüminyuma Cu.14. Düralümin Piston Alaşımı Alüminyuma eloksal denen elektrokimyasal işlem uygulayarak korozyona dayanıklılığı daha da arttırılır. Özgül ağırlığı düşük olduğundan (2. Mg. Kolay işlenebilme. Alaşımlandırma ile mukavemeti önemli derecede arttırılır. Alüminyum ve Alüminyum Alaşımları Arı alüminyum yumuşak. S.7 gr/cm3) uçak ve benzeri hafif yapılar için çok elverişlidir. boyutların zamanla değişmemesi ve güzel görünüşü nedeni ile yapılarda doğrama malzemesi olarak kullanılır. Arı alüminyum büyük açıklıklı enerji hatlarında iletken tel olarak kullanılır. işlenmesi kolay ve korozyona dayanıklı. Ni ve Mn gibi çeşitli alaşım elemanları katılarak belirli amaçlar için değişik türde alaşımlar üretilir.

İç yapıları değiştirmek suretiyle sertlik.15. İç yapıları değiştirmek için uygulanan işlemler • Alaşımlandırma • Soğuk şekil verme • Isıl İşlem 11. Metallere uygulama amacına en uygun özelliği sağlamak amacı ile uygulanan kontrollü ısıtma ve soğutma işlemlerine ısıl işlem denir. sonra su vererek çok sert hale getirilir ve aşınma direnci çok arttırılır. mukavemet ve süneklilik uygulama amacına göre ayarlanabilir. İç yapıda değiştirilmesi mümkün yapısal faktörler tanelerin büyüklüğü ve biçimi. bileşimi.11. örneğin yumuşak olan bir orta karbonlu çeliğe kolayca şekil verilir. • • Yumuşatma tavlaması ve normalizasyon Çeliklere uygulanan su verme sertleşmesi ve temperleme işlemleri 11. Metallerin Mekanik Özelliklerini Değiştirmek İçin Uygulanan İşlemler Metallerin mekanik özelikleri büyük ölçüde iç yapıya bağlıdır.15.1. Isıl İşlemler • Bunlar genellikle iki ayrı grupta incelenir. fazların türü ve dağılış biçimleridir.15. Bir Çeliğe Su Verebilmek İçin Gerekli Koşullar .1.1.

Kaynak sırasında metallerde görülen doğal ergime ve katılaşma faz dönüşümleri oluşur.16. sertlik biraz azalmakla beraber tokluk önemli ölçüde artar. bu nedenle ince taneli yapı meydana gelir. Kaynak bölgesinde ergimiş metal çevredeki soğuk ana kütle tarafından hızla soğutulur. Bundan dolayı halk dilinde buna çifte su verme. Kaynak sırasında oksitlenmeyi önlemek ve oluşacak cürufu uzaklaştırmak için özel örtü maddeleri (kaynak pastası ve dekapan) kullanmak gerektir. metal parçalarına yüksek sıcaklıkta uygulanan birleştirme işlemidir. Kaynak sırasında sıvı hale gelen metaller birbirleri ile karışarak sürekli bir iç yapı oluştururlar. Ergitme kaynağı ve basınç kaynağı olmak üzere iki yöntem vardır. Bu sakıncayı gidermek için su vermeden sonra 300-350 °C' ta bir süre ısıtılır.Bir çeliğe su verebilmek için aşağıdaki koşullar sağlanmalıdır: Martenzit çok sert ve gevrek olduğundan çarpma mukavemeti düşüktür. Bunun için gaz alevi (oksi-asetilen alevi) veya elektrik arkı kullanılır. Metallerde Kaynaklı Bileşimler Kaynak. 11. 800°C' un üstünde tavlanan demir parçalar üst üste konarak presle bastırılır veya dövülürse temas yüzeyi boyunca atomsal yayınım nedeni ile sürekli bir yapı oluşur ve iki parça birbirine kaynar. Basınç kaynağı ise genellikle demire uygulanır ve buna demirci kaynağı da denir. Bu işleme temperleme denir. . Ergitme kaynağında birleştirilecek metal parçalarla dolgu olarak kullanılacak kaynak teli ergime sıcaklığına kadar ısıtır. ayrıca temperleme sıcaklığı civarında çeliğin yüzeyi mor-mavi bir renk aldığından menevişleme de denir. Bu işlem süresinde artık gerilmeler giderilir. Temperlemeden sonra bazıları çeliği suda soğutur.

Alüminyum ve bakır alaşımları da kaynakla birleştirilebilir. 12. bazıları da amorf yapılıdır. bazılarında da yalnız bir zincir boyunca düzenli. % 0. tuğla.* . aşındırma tozları. mikada olduğu gibi. Bazılarında üç boyutlu uzayda düzenli (kristal). bazılarında bir düzlem boyunca. bazılarında ise tamamen düzensiz (amorf) diziliş vardır. O ve OH kökü olmak üzere dört değişik tür yapısal birey vardır. Bu değerin üstünde özel önlemler ve uygun elektrot kullanılarak bu sakınca önlenmeğe çalışılır. BN ve ZrN gibi seramik bileşiklerin yapı ve özellikleri metallerle seramikler arasındadır. Seramiklerin yapısı karmaşık ve bağları kuvvetli olduğundan faz dönüşümleri oldukça yavaştır.1. Genellikle yüksek sıcaklığa dayanıklı. çatlamalar oluşabilir. Genellikle ısıl işlemle sertleştirilebilen yüksek mukavemetli çeliklerin kaynak bölgesinin mukavemeti ana kütleninkinden daha az olur. Bazı seramiklerin kristal yapısı.Soğuma hızı elektrik kaynağında daha hızlıdır. Seramiklerin Yapısı Seramik mineraller ve fazlar çoğunlukla metallerde olduğu gibi kristal yapılı. 11. dolaysıyla yapıları çok kararlıdır. Seramikler Seramikler metal ve metal olmayan elemanlardan oluşan inorganik bileşiklerdir. Bazı hallerde artık gerilmeleri giderici tavlama uygulanabilir. kaolen ve benzeri maddeleri yüksek sıcaklıkta pişirerek elde edilirler. bazıları iyonsal bağla kovalan bağın karışımına sahiptirler. Si3N4. SiC. Bindirme Kaynağı ve Alın Kaynağı Bu tür çeliklerde tüm kesiti yumuşatacak alın kaynağı yerine bindirme kaynağı uygulanır. Kaynak süresinde yüksek sıcaklık nedeniyle ana metalde yapısal değişiklik oluşabilir. Kaynak çevresinde sıcaklık farkları çok yüksek olduğundan özelikle kalınlıkları fazla ve değişik büyüklükte olan bileşimlerde önemli artık gerilmeleri doğar. Bu nedenle soğuma hızının iç yapı oluşumuna etkisi büyüktür. bindirme bölgesi kısmen ve kademeli olarak kaynatılır. Yüksek silisyumlu kaynak çubuğu kullanmak. kaynaktan önce parçayı ısıtmak ve yavaş soğutmak suretiyle bu sakıncalar önlenir. Dökme demir parçalara pirinç kaynağı da uygulanabilir. Ancak seramik kristallerinde atomların dizilişi çok daha karışıktır. ayrıca bazıları manyetik. İyi yalıtkandırlar. Si. Örneğin silika'nın (SiO2) düşük sıcaklıkta kuvartz. Bölüm 12-SERAMİKLER. bu nedenle elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Çeliklerde kaynak sırasında FeO oluşur ve buda C tarafından redüklenerek CO gazları meydana gelir. Bunlar çoğunlukla doğada kayaların dış etkilerle parçalanması sonucu meydana gelen kil. Seramiklerin bileşiminde çoğunlukla değişik türde silikatlar. piezo elektrik ve yarıiletkenlik özelliklerine sahiptir. sert ve gevrek olurlar.25' in altında C içeren çeliklerin kaynak kabiliyeti iyidir. Bu durumlarda artık gerilmeleri azaltacak önlemler almak gerekir. Bunun için özel kaynak elektrodları ve uygun örtü malzemesi (dekapan) kullanılır.16.1. Bu bileşikler genellikle iyonsal bağa. ÇİMENTO VE KOMPOZİTLER 12. alüminatlar ve bunların yanında bir miktar metal oksitleri bulunur. taş. Uygulamada çok kullanılan cam. • Dökme demirin kaynağında beyaz dökme demir ve sakıncalı artık gerilmeler doğar. büyük buhar kazanlarını 600°C civarında tavlayarak artık gerilmeleri gidermek zorunludur. kiremit. Eğer cam çok yavaş soğutulursa kısmen kristalleşme görülür. dıştan gözlenebilir. Yapı bireylerinin dizilişi değişik biçimde olabilir. beton. C oranı arttıkça kaynak bölgesinde kalan bu CO gazı kabarcıkları kaynak kalitesini azaltır. Soğuk burma ile sertleştirilmiş tor çeliklerde 600° C' un üstündeki sıcaklıklarda pekleşmenin oluşturduğu mukavemet artışı kaybolur. Örneğin basit bir kil olan Al2Si2O5(OH)4'ün kristal yapısında Al.1. nitekim mika belirli kristal düzlemleri boyunca ayrılarak kolayca kırılır. Refrakter özelliğe sahip karbür ve nitrürlerde metalsel ve kovalan bağlar karışık haldedir. pişmiş toprak esaslı malzeme anlamına gelir. genellikle daha homojen ve mukavemeti daha yüksek kaynak elde edilir. Silikatlar yapı ve özellikleri Karbon miktarı arttıkça kaynak kabiliyeti azalır.1. orta sıcaklık ta tridimit ve yüksek sıcaklıkta kristobalit olmak üzere üç polimorfu vardır. Örneğin. Bazı seramiklerde polimorfizm özelliği görülür. TiC. Bu nedenle halk dilinde seramik. Büyük yapılarda bu gerilmeler çatlamalara neden olabilir. porselen ve refrakter malzemeler bu sınıfa girerler. Sıvı halde amorf olan cam normal soğuma süresinde amorf yapıyı koruyarak katılaşır.

. Şekil 12. Bu durumda zincir boyunca sürekli kovalan bağ. kiremit. Bu türün en ilginç örneği baryum titanattır (BaTiO3). Yukarıda açıklanan iç yapı oluşumları göz önüne alınacak olursa silikatların polimerler de olduğu gibi zincir ve uzay ağı türü yapılara sahip olduğu görülür. yan atomlarda iyonsal bağ bulunur. bu nedenle elektrik elektronik endüstrisinde geniş ölçüde kullanılırlar. Silikatlarda temel yapı bireyi SiO4 dörtyüzlüsüdür. Al2O3. Her ikisinin de kimyasal bileşimi SiO2 dir.2: Silikatların oluşturduğu iç yapı türleri Silikat dörtyüzlüleri iki değerli metal iyonu ile bağ kurarsa Şekil 14. Bu şekilde birbirleri ile bağlanan dörtyüzlüler uzayda düzensiz dizilirse amorf silis.Xp türü kristaller: İkiden fazla tür eleman içeren bu çok elemanlı bileşiklerin yapısı çok daha karışıktır. Yüzey merkezli kübik kafesin köşelerinde ve yüzey merkezlerin de birer Cl iyonu. bu nedenle pikap iğneleri üretiminde kullanılır. 6 veya 8 olabilir. CaF2 yüzey merkezli kübik. Burada M bir iki değerli katyondur. Bunların yapıları aşağıda kısaca tanıtılacaktır.1.Bn. Kristal yapı oluşumunda olduğu gibi katılaşma sabit sıcaklıkta oluşamaz ve katılaşırken ani hacim azalması görülmez. Bu dörtyüzlünün merkezinde bir silisyum atomu. Beton. Bunlara örnek olarak CaF2 ve Al2O3 gösterilebilir. Diğer taraftan oksijen atomları bir değerli metal iyonları ile bağ kurarsa Şekil 12.2 (c)' de görüldüğü zincir şeklinde bir silikat yapısı oluşur (Mg2SiO4 gibi). Bundan başka bazı silikatların tabakalı yapısı vardır.1. hegzagonal sık düzenli birim hücreye sahiptir. İç yapı türlerinin şekillerini görmek için başlıklara tıklayınız.1. Soğuma süresinde hacmin sıcaklıkla değişimi yönünden polimerlerle camlar arasında bir benzerlik vardır.2 (a)' da oksijen atomlarının komşu dörtyüzlülerin Si atomları ile oluşturduğu sürekli kovalent bağ ağı görülüyor. 12. Ti4+ iyonunun asimetrik konumu nedeni ile piezo elektrik özelliğine sahip baryum titanat mekanik titreşimleri elektriksel büyüklüğe dönüştürür. Bu oksijen atomları ya komşu dörtyüzlünün Si atomu ile bir çift elektron paylaşarak veya bir metal atomundan bir elektron alarak valans elektronlarının sayısını sekize tamamlarlar ve böylece çok kararlı bir yapıya sahip olurlar. Yüzey merkezli kübik birim hücrenin köşelerinde Ba2+ iyonları yüzey merkezlerinde O2iyonları ve merkeze yakın bir yerde Ti4+ iyonu bulunur.nedeni ile inorganik polimer sayılırlar. Zincir türü yapıya örnek asbest lifleri. Xp türü kristaller: Bu tür kristalleri oluşturan elemanların oranı 1/2 veya 2/3 şeklindedir. köşelerinde birer oksijen atomu bulunur. Bu tür seramik mıknatıslar manyetiklik özelliğine sahip oldukları gibi elektriksel yalıtkandırlar. 6'lı koordinasyona sahip yüzlerce seramik bileşik vardır. MgO ve FeO te bu tür kristal yapıya sahiptir. tuğla. Şekil 12. 12. cam ve porselen yapı malzemeleri temel bileşimleri silikatlardır. kenar ortalarında da birer Na iyonu bulunur. uzay ağı türü yapıya örnek kuvartz ve tabakalı yapıya örnek mika gösterilebilir. A türü atomlarla B türü atomlar arasında düzenli bir ilişki kurarlar. Köşelerdeki O atomlarının valans kabuğunda bir boş enerji düzeyi vardır. Si ile O atomları arasındaki bağ kovalent türde olup çok kuvvetlidir. Am. Buna göre bir birim hücrede 4 Na ve 4 Cl atomu vardır. Bu yapısal benzerlikler nedeni ile seramiklere bazen inorganik polimerler de denir. . Am. Bu grubun diğer bir ilginç örneği MFe2O3 bileşikleridir. Koordinasyon sayıları 4. Birim hücrenin bir kenarı Cl iyonu ile Na iyonunun iyonsal çaplarının toplamına eşittir. eğer düzenli dizilirse kuvartz kristali oluşur. Silikatlar Seramiklerin büyük bir çoğunluğu çeşitli türde silikatlar içerirler.2 (b)' deki gibi sürekli bir yapı elde edilir (Mg2SiO4 gibi). Seramiklerde Kristal Yapılar Seramiklerde kristal yapılar aşağıda görüleceği gibi üç ayrı türe ayrılabilir.2. AX türü kristaller: En basit seramik bileşiklerde eşit sayıda metalsel ve metalsel olmayan eleman vardır. Doğada bol miktarda bulunan silikatlar bazı üstün özellikleri nedeni ile geniş ölçüde seramik malzeme üretiminde kullanılırlar. Ferrit türü seramikler denen bu malzemeler manyetik özelliğe sahiptir.

Kurşunlu Cam: Silikaya kireç yerine kurşun oksit (PbO) katılırsa elde edilen kurşunlu camın ışığı kırma ve yayma özelliği yüksek olur. Çok sert ve gevrek olan camın saydam oluşu en yararlı özelliği sayılır. Kil içinde bulunan demir oksit ve alkali bileşikler ergime sıcaklığını daha da azaltarak 900 °C 'a kadar indirir. porselen ve refrakter malzemeler (ateş tuğlası). a) Camlar: Silikatlar en çok cam üretiminde kullanılır. ergime sıcaklığı 1550 °C'a düşer. alümina 2050 °C ta ergir. . Pişmiş Kil Ürünleri Killer kayaların dış etkilerle ufalanması sonucu oluşurlar. Silikanın ergime sıcaklığı çok yüksek olduğu gibi (1710°C) yumuşak halde viskozitesi çok büyüktür. ergime sıcaklığı düşer (650-815°C) ve viskozite azalır. Plastik kıvamdaki kile kolayca şekil verilerek önce kurutulur. 12. alümina (Al2O3) ve sudur. Kilde ilk ergiyen bileşenler sıvı hale geçerek katı parçacıkların çevresini sararak boşlukları doldurmaya başlar. boşluklar azalır. Ayrıca parlak ve pırıltılı bir görünüşte olduğundan halk dilinde kristal denen değerli cam eşya üretimine elverişlidir. Burada başlıca dört tür camın yapısı ve genel özellikleri ele alınacaktır. yoğunluk artar. dolayısıyla kolay işlenir.2. Optik endüstrisinde kullanılan flint cam bu türdendir. Doğada çok değişik bileşimde ve özellikte kil vardır. Bunlardan başka demir oksitler.3. Yukarıda açıklandığı gibi silikat dörtyüzlülerinin ara oksijen atomları ile oluşturduğu sürekli bir kovalent bağ ağına sahiptirler. Temel bileşenlerden silika (SiO2) 1720 °C da.3. en sonunda bütün kütle hale geçerek tam camlaşma oluşur (1400°C civarında). Isıl genleşme katsayısı yüksek ve ısıl iletkenliği düşük olduğundan soda-kireç camı ısı şokuna dayanamaz. Killerin içinde bulunan temel bileşenler silika (SiO2). Bununla beraber ergime sıcaklığı yüksek. Silikaya % 6 alümina katılırsa ötektik reaksiyon oluşur. Camlaşma derecesi arttıkça porozite azalır. sert gevrek ve yüksek mukavemetli bir malzemeye dönüşür. Bu olaya camlaşma veya vitrifikasyon denir. Sıcaklık yükseldikçe ergiyen kısmın miktarı artar. b) Pişmiş kil ürünleri: Tuğla. boronsilikat camı ve silis camıdır. Yeşil renkte plastik kıvamda kil SiO2 ve Al2O3'ten başka demir oksitleri. Endüstride pyrex denen cam boron silikat camıdır. camlaşma derecesi yükselir.1. ısıl genleşme katsayısı düşük olduğundan termal şoka iyi dayanır. Kurutma çabuk olursa su hızla buharlaşır. dolayısıyla sıcaklığa dayanıklı cam eşya üretimine elverişlidir. CaO camın suya ve kimyasal etkilere direncini arttırır. Boron Silikat Camı: Silika alkali metal oksitleri yerine boron oksit (B2O3) katılırsa camdaki kuvvetli kovalent bağlar sürekliliğini korur. Yüzlerce cam türü bulunmakla beraber en önemlileri: soda-kireç camı (pencere camı). Laboratuar aletleri ve ateşe dayanıklı cam eşya üretiminde kullanılır. alkali ve toprak alkali bileşikleri bulunur. Seramiklerin Sınıflandırılması Endüstride geniş kullanma alanına sahip seramikler iki gruba ayrılarak incelenebilirler. bu nedenle işlenmesi zordur. Bu tür cam genellikle pencere camı ve ucuz cam eşya üretiminde kullanılır. geriye boşluklar bırakır ve mukavemet düşük olur. Bu tür camın ısıl genleşme katsayısı çok düşüktür (pencere camının üçte biri kadar). 12. kiremit.3. Ergime başladıktan sonra soğutulursa cam yapısına sahip bir matris ile onun çevrelediği inert parçacıklardan oluşan bir yapı meydana gelir. sertliğini yükseltir.12. kolayca çatlar. Genel olarak amorf yapıya sahiptirler. Cam genel anlamda ergimiş haldeki amorf yapısını koruyarak katılaşan inorganik malzeme olarak tanımlanabilir. fakat çekme mukavemeti çok düşüktür. bağı alkali bileşikleri ve % 20 kadar su içerir. kurşunlu cam. Soda-Kireç Camı: Silikaya soda (Na2O) ve kireç (CaO) katılacak olursa Si-O bağlarının sürekliliği yer yer bozulur ve açık kalır. kimyasal etkilere ve yüksek sıcaklığa dayanıklıdır.1. Cam Türlerinin Bileşimleri Ve Özellikleri Silis Camı: Silika (SiO2) en iyi cam oluşturan bir bileşiktir. Yapılarda kullanılan tuğla ve kiremit kilin pişirilmesi sonucu elde edilir. Basınç mukavemeti çok yüksek.

Ayrıca bazıları çok sert olduklarından aşındırıcı malzeme (abrazif) olarak geniş ölçüde kullanılırlar. Bu nedenle metalürji fırınlarında kullanılan refrakter tuğlası üretimine elverişlidirler. sonra kimyasal bileşimdeki suyun önemli bir kısmı uçar.5. Bunlara temperlenmiş cam veya duracam denir. (Örnek: bot. 12. Basınç mukavemetleri çok yüksek olmakla beraber çekme mukavemetleri çok düşüktür.3. ve Ni kullanılabilir. çimento ve su karışımından oluşur. çakıl. Bağlayıcı madde olarak Al. Yüksek dielektrik özelliğine sahip seramikler kondansatör üretiminde kullanılır. Elektriksel alan etkisinde oluşan kutuplaşma nedeni ile yüzeylerinde büyük ölçüde elektron depo edilebilir. MgO. Beton Beton kum. Fe. tekne ve su deposu yapımında ) Seramiklerin kaymaya karşı direnci çok yüksektir. Isıl işlemle yüzeyde artık basınç gerilmeleri oluşturarak çekmeye karşı mukavemetleri arttırılabilir. Refrakter Kilden veya diğer seramik oksitlerden (CaO. az miktarda demir oksit ve alçı taşıdır. Bileşiminden anlaşılacağı gibi beton seramik türü malzeme sayılır ve yapılarda büyük ölçüde kullanılır. bu durumda gözenekler azalır. Co. Elektriksel özellikler Seramikler genellikle yalıtkan veya dielektrik malzemelerdir. kalıp içine yerleştirilir ve zamanla sertleşir. 12. Baryum ferrit (BaO. Seramiklerde basınç mukavemeti ortalama olarak çekme mukavemetinin sekiz katıdır. TiC ve WC bileşikleri de çok serttir. Uygulamada en çok kullanılan bağlayıcı madde çimentodur. 12. Uygulamada kullanılan toz halindeki çimentonun da bulunan ana bileşenler aşağıdaki karmaşık bileşiklerdir. önce serbest su. kalkerde ise kireç (CaO) ve magnezya (MgO) bulunur. alümina ve magnezyum oksit içeren killerde kullanılır. Klinker bir miktar alçı taşı katılarak değirmende öğütülür ve toz haline getirilir. plastik şekil değiştirmeksizin kırılırlar.. Arı Al2O3 kristali (Karborandum) doğada elmastan sonra en sert cisimdir.4 Seramiklerin Özellikleri Mekanik Özellikler Seramikler genellikle çok sert ve gevrektirler. mukavemet artar. % 20 metal ve % 80 seramik içeren bu malzemelere sermetler ve uygulanan yönteme toz metallürjisi yöntemi denir. dolayısıyla çekme etkisinde kolay kırılırlar. alümina (Al2O3) ve demir oksit. Diğer taraftan manyetik özelliğe sahip seramikler yalıtkan olduklarından yüksek frekanslı uygulamalara elverişlidirler. bazik tuğlalarda magnezyum oksittir. 6Fe2O3) ve (MnZn) Fe3O4 bunlara örnek olarak gösterilebilirler. Bazı seramikler. çentikler. SiO2 ve Al2O3 ve ZrO2) üretilen refrakter malzemeler yüksek sıcaklığa dayanıklıdır ve iyi yalıtım sağlarlar. Alümina oranı arttıkça ateşe dayanıklılık artar. Tuğlanın rengi başlangıçta kırmızı olur. sıcaklık yükseldikçe siyaha döner. Elektriği iletmezler fakat elektrik alanına tepki gösterirler. Cr. yarıiletkenlik özelliğine sahiptirler. çizikler ve mikroçatlaklar gerilme yığılmasına neden olur. Kilin bileşiminde silis (SiO2). sıcaklık yükseldikçe vitrifikasyon artar. 800°C' ın üzerinde vitrifikasyon sonucu parçacıklar arasında bağlar oluşmaya başlar (buna sinterleme de denir) . FeO ve NiO gibi. Fe3O4. ergiyen metal katı parçacıkların arasını doldurur. Asidik tuğlalarında ana bileşen silika. . dolayısıyla mukavemeti cam çubukların mukavemetinin yüz katı kadar olabilir. Gevrek olduklarından iç yapı kusurları. Bu kütlede bağlayıcı madde olarak kullanılan çimento su ile karıştırılınca işlenebilir plastik bir kıvam alır. Yumuşama noktasına kadar ısıtılıp hızla soğutulmuş camın mukavemeti üç katına çıkabilir. Piezoelektrik denen bu özelliğe sahip seramikler elektronik endüstrisinde transdüser olarak kullanılır.Kurumuş kil fırında pişirilir.3. Cam lifleri epoksi veya poliyesterle yapıştırılarak çok yüksek mukavemetli kompozit malzemeler elde edilir. Seramik ve metal tozları karışımı metalin ergime sıcaklığına kadar ısıtılır. Zımpara tozu çoğunlukla Al2O3 içerir. Değişik büyüklükte kum. Bu amaçla yüksek oranda silika. Kuvars kristali ve baryum titanat (BaTiO3) mekanik etkiyi elektriksel etkiye çevirirler. Diğer taraftan iç yapı kusurlarını azaltacak şekilde üretilen camın çekme mukavemeti çok yükselir. Döner fırında pişirilen kil-kalker karışımı klinkere dönüşür. Aşağıda çimentonun bileşimi ve su ile karıştırılıp hamur haline getirildikten sonra oluşan sertleşme olayı kısaca tanıtılacaktır. Bunlar toz halinde elde edilirler. Çimento üretiminde kullanılan hammaddeler kil. Uygun bir metalle sinterlenerek sert kütle haline getirirler. Mo. SiC. basınç uygulayarak boşlukluk azaltılır (buna sıvı faz sinterlemesi denir). çakıl ve kırma taştan oluşan agrega iskeleti çimento hamuru yardımı ile birbirlerine bağlanarak sağlam ve dayanıklı bir kütleye dönüşür. kalker taşı. örneğin çok ince cam liflerinde kusur çok azdır.

5. Ancak uygulamada kompozit malzeme . Bunu önlemek için çimentodaki bileşenlerin miktarını uygun bir biçimde ayarlamak gerekir. Büyük beton kütlelerinde sertleşme süresinde sıcaklığın yükselmesi.5'da görüldüğü gibi.7 arasında bulunur. Bu duruma göre Şekil 12.1. Bu yalnız çimento miktarını azaltmakla kalmaz. Hidratasyon olayları sonucu mikro kristalli bir jel yapısı oluşur. Betona katılan su hidratların oluşmasında kullanıldığı gibi agreganın ıslanarak kaygan olmasını dolayısıyla iyi işlenebilmesini sağlar. 12. içeride tutulan hava kolaylıkla yok edilemez.5.4 .5. su-çimento oranı değişik sıkıştırma yöntemlerine göre optimum değerlere sahip olmalı. fazla su zamanla buharlaşarak kılcal boşluklar meydana getirir ve gene mukavemet düşer. Ayrıca ilk mukavemeti yüksek hidratasyon ısısı düşük ve sülfata dayanıklı portland çimentosu türleri vardır.1. örneğin kimyasal etkilere dayanıklılık. Akıcı betonlar şişlenerek veya kendiliğinden yerleşebilir. Yapılarında sürekli bir ana faz ile onun içinde dağılmış pekiştirici bir donatı fazı bulunur. Beton Su . bunlar boşluklar oluştursa dahi boşluklar küçük ve bağımsız küreler şeklinde olduğundan sakınca yaratmazlar. otomobil lastikleri ve sermetler bunlara birer örnektir. Çimentoların özellikleri bileşimlerine bağlıdır. Trikalsiyum silikat ve dikalsiyum silikatın hidratasyonları sonucunda 3CaO. Kompozit Malzemeler Birbirlerinin zayıf yönünü düzelterek üstün özellikler elde etmek amacı ile bir araya getirilmiş değişik fazlardan oluşan malzeme sistemine kompozit malzeme denir. Tek başlarına mekanik özellikleri elverişli olmayan ferrit ve sementitin mikroskopik düzeyde homojen karışımından oluşan perlit yüksek mukavemete ve yüksek tokluğa sahiptir. geçirimsizlik ve ateşe dayanıklılık gibi. Dişler taraftan su-çimento oranı yüksekse akıcılık artar.6.4).2.Çimento su ile karıştırılarak hamur haline getirildikten bir süre sonra hidratasyon (su ile reaksiyon) sonucu katılaşma ve sertleşme başlar. % 30 dikalsiyum silikat ve % 20 kadar diğer maddeler bulunur. Eğer bu oran düşükse işlenebilme azalır. çelik donatılı beton elemanlar.2SiO2 3H2O ve Ca(OH)2 bileşikleri oluşur. daha az geçirimli. Cam elyaflı poliyester levhalar. Bu çimento % 50 trikalsiyum silikat. Çimentonun Sertleşmesi Trikalsiyum silikat oldukça hızlı sertleşerek 30 günde alacağı son mukavemetin % 70 ine ulaşır. 12. Trikalsiyum alüminat ise 3 CaO . Betona değişik özellikler kazandırmak amacı ile çimento ağırlığının yüzde. Agregaların arasını dolduran bu sürekli faz zamanla griftleşerek kütleye mukavemet kazandırır. boşlukluluk artar ve mukavemet düşer. Kompozitler birden çok fazlı yani çok fazlı malzeme sayılırlar. Bu oran genellikle ağırlık cinsinden 0. Bununla beraber katılan fazla su ve karışımda sürüklenen hava betonun gözenekliliğini arttırır 12. İnşaat endüstrisinde en çok kullanılan çimento türü normal portland çimentosudur. 6 ay sonra son mukavemetin 2/3 üne erişir ve hidratasyon sırasında ısı açığa çıkar. Bunların dışında yüksek fırın cürufu çimentosu. fakat. Dikalsiyum silikatın sertleşmesi ise çok yavaş ilerler. inen agrega (kum) ile kalın agrega (çakıl veya kırma taş) oranı hacim cinsinden genellikle ortalama 1/2 seçilir. Beton Karışımları Beton karışımları hazırlanırken sıkı bir yapı elde etmek için agrega boyutlarının uygun bir şekilde dağılması gerekir (Şekil 12. Bunlar belirli özellik istenen yerlerde kullanılır. Al2O3. 6H2O bileşiğine dönüşür ve bu olay süresinde önemli miktarda su açığa çıkar. Bazı malzemelerde bu tür yapı üretim sırasında oluşabilir ve fazların karışımı mikroskopik düzeydedir. doğal veya yapay traslı çimentolar ve alüminalı çimentolar üretilmektedir. hatta binde bir mertebesinde katkı maddeleri katılır Örneğin betona katılan hava sürükleyici katkılar işlenebilirliği düzeltir. beton kolay işlenerek kalıbı doldurur.2. örneğin perlitik çelikte yumuşak ve düşük mukavemetli ferrit ile sert ve gevrek sementit yan yana ince tabakalar halinde dizilir. ancak plastik veya daha kuru betonlara vibrasyon uygulanır. 12.Çimento Oranı Özellikle su-çimento oranı betonun kalitesini etkiyen önemli bir etkendir. dona dayanıklılığı arttırır.0. dolaysiyle çatlamalara neden olur. daha sonra azalması önemli ısıl büzülmelere. dolayısıyla daha dayanıklı bir malzeme oluşturur.

Kompozitlerin Üretimleri ve Özellikleri En önemli kompozitler lifli olanlardır.2). Taş ise sert ve gevrektir. özellikle cam lifleri ile pekiştirilmiş plastiklerden oluşan kompozitler çok geniş kullanma alanına sahiptirler. viskoz ve düşük mukavemetlidir. Uygulamada donatı malzemesi olarak kullanılan lifler çoğunlukla kuvvetli kovalan bağlara sahiptirler. çatlayarak kolayca kırılabilir. Uygulamada bunlara sermet denir. Lifli ve tabakalı kompozitlerin sağladığı özelliklerdeki artış. Asfalt. kütle halinde fazla şekil değiştirmeden.olarak anılan sistemlerde bileşenler makroskopik düzeydedir ve bunlar sonradan bir araya getirilerek üstün özellikli bir kütleye dönüştürülmüştür. tanelilere göre daha yüksektir. Taneli kompozitler için en önemli örnek betondur.6). 12. Özellikle kıl (Whisker) halinde dislokasyon içermeyen cisimlerin mukavemeti normal boyuttakilerle oranla yaklaşık bin katı kadar daha fazladır. Aynı amaçla kullanılan metal liflerin mukavemeti de soğuk çekme ile çok arttırılabilir. Sert tanelerin sünek bir bağlayıcı madde ile birleştirilip aglomere haline getirilen kompozitlere diğer bir örnek asfalt yol kaplamalarıdır. Halbuki değişik boyutlu kırma taş ile asfaltın karışımından oluşan yol kaplama malzemesi hem sünek hem de yeter mukavemetlidir. Kompozitlere donatılı veya pekiştirilmiş malzemeler de denir. Pekiştirici bileşenin türüne ve düzenlenme biçimine göre üç gruba ayrılabilirler: Taneli kompozitler. . lifli kompozitler ve tabakalı kompozitler (Şekil 12. Tungsten karbür (WC) taneciklerinin Co metali ile yüksek sıcaklıkta basınç altında sinterlenmesi sonucu elde edilen seramik kompozit çok sert olup yüksek hızlı kesme takımı üretimine elverişlidir.7. Gerçekte birçok malzeme lif hâlinde çok daha yüksek mukavemetli olurlar (Tablo 12.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful