You are on page 1of 120

.. .

• •
• • • • ..
Keşfetmek,
tekrarlarnaktan büyüktür

# EnerjimizBitmez

www.tupras.com.tr

~Koç OTüpra§
! HeritageFair !heritageist CD ! Heritageistanbul

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GERE(;İNcE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLl(;İ) DENErtMtNDE DÜZENLENMEKTEDİR KO!EB
i Editörden ...
VAROLUŞUNDAN BUGÜNE: SAVAŞ VE İNSAN
I990'lı )'lllardı. Televizyon hayatımıza yerleşmiş, pembe diziler ve Ameri-
kan dizileri bizi televizyonun karşısında iyice sabitlemişti. Derken her şey-
den daha heyecanlı bir sahne yakaladık: canlı savaş haberleri... Dakikası
dakikasına, saati saatine, ölüm ve yaşamın hikayesine değil, savaşta güçlü
olanın anlatıldığı bir anın cazibesine kapılmıştık, Bir film sahnesi gibi anla- AKTÜEl ARKEOıoıi BASıN
YAYıNCılıK TURiZM ORG.LTD. şrt
tılan canlı savaş sahnelerinin içinde büyüdük ve buna alıştık. Savaş, tepkisiz www.aktuelarkeoloji.com.tr
bir gerçeklik olarak hayatımızın bir parçası oldu. Yaklaşık 30 yıl böyle geçti. Yazı işleri Müdürü Murat NA(;IŞ
Yüzlerce savaş seyrettik. muratnagis@aktuelarkeoloji.com.tr
Yayın Koordinatörü Ayşe TATAR
Bugün neredeyse dünyanın her yerinde irili ufaklı onlarca savaş hala sürmek- aysetatar@aktuelarkeoloji.com.tr
te. En yakımızda olan Suriye, Irak, Azerbaycan, Ermenistan, Afganistan, Fi-
Editör Deniz GENCEOLU
listin, İsrail, Ürdün ve özellikle yoksul Afrika ülkelerinde bitmek bilmeyen iç denizgenceolu@aktuelarkeoloji.com.tr
savaşlar gözlerimizle beraber duygularımızı da köreItti. Görsel Yönetmen ısmail YILDIZ
grajik@aktuelarkeoloji.com.tr
Bugünün savaşlarını anlamak çok kolayolmasa da, savaşların sebebi ve so-
Asistan Seda ÜLGER
nuçlarına ilişkin tarihsel kaynaklar ve arkeolojik veriler bize çok fazla bilgi sedaulger@aktuelarkeoloji.com.tr
sunmakta. Homo Sapiens ile Neanderthal'ler arasındaki var olma savaşı, avcı Fotoğraf Editörü Aykan ÖZENER
toplayıcı toplumlar arasında kaynaklara sahip olma ile başlayan savaşlar, aslın- jotograj@aktuelarkeoloji.com.tr

da günümüz savaşlarının sebeplerinden çok da uzak değil, Amaç hep benzer. Bilişim Danışmanı )BM Interactive
intemet@aktuelarkeoloji.com.tr
Kaynaklara sahip olmak ve kaynakları korumak için güçlü kalmak.
'> Çeviriler Ayşe TATAR, Deniz GENCEOLU
En erken çağlarda yani avcı toplayıcı toplumlarda bu kaynak, en güçlü savaş
aletinin yapıldığı obsidiyendi. Obsidiyene sahip olniak önemli bir güçtü ve ARKEOLOJi TRAVEL
bu uzun yıllar böyle devam etti. Sonrasında tarım toplumları ile yeni bir savaş www.aktue/arkeolojitravel.com
injo@aktuelarkeoloji.com.tr
dönemi başladı. Bu savaşlar aynı zamanda uygarlığın ilerlemesi için itici güç
oldu. Yerleşimlerin etrafı surlar ile çevrilmeye başladı. Daha fazla insana, daha ARKEOLOJi DÜKKANı
fazla üretime ve daha fazla güce sahip olmak karmaşık toplumların daha doğ- www.arkeolojidukkani.com

rusu yönetici sınıfların güçlenmesini sağladı. Zamanla savaş teknolojisi diğer Proje Koordinatörü Gülfem ORAN ER
gu/femoraner@arkeolojidukkani.com
tüm teknolojilerin de itici gücü haline geldi. Savaş kazanmak için her türlü
yöntem ve teknoloji geliştirildi. Binlerce yıl boyunca birbirinin tekrarı olan AKTÜEl ARKEOLOJi YAYıNLARı
sonsuz savaşlar yapıldı. www.aktuelarkeolojiyayinlari.com

Bugün geriye dönüp baktığımızda, yapılan hiçbir savaşın kazananı olmadığını Yazınsal ve Görsel Katkıda Bulunanlar
söyleyebiliriz... Çünkü ne Kserkses'iYokeden İskender ve imparatorluğu kaldı, Prof. Gary Becernan Prof JeffP. Emanuel, Prof. Nicholas Sekunda, Prof.
William M Murray, Prof. Mark Schwartz, Prof. Philip de Souza Doç. O[
ne tüm dünyaya egemen olan Augustus ve Roma Imparatorluğu ... Toplumlar Rüsrem Aslan, Yrd. Doç. Dr. Gaye Şahinbaş Erginöz. Yrd. Doç. Dr. Gürkan
Ergin. Yrd. Doç. Dr Hasan Peker. Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Sami Öztürk. Yrd
da, devletler de canlı organizma gibi doğdular, büyüdüler ve zamanı geldiğin- Doç. Dr. Mahmut Bilge Baştürk Eren Karakoc Tolga Pelvanoğlu
de yok olup tarih sahnesinden silindiler. İnsanlık tarihi boyunca sürekli var
Kapak Görseli
olan bir toplum, bir devlet veya bir güç hiç olmadı .•Güce ve kaynaklara sahip ıskender Lahd, Istanbul ArkeoIoji Müze1eri

olma savaşı insanlık tarihi boyunca hiç bitmeyen bir döngü olarak devam etti. Yönetim Yeri
Bu nedenledir ki insanlık tarihi savaşların tarihi olarak da anılır. istiklalCaddesi. Asmall Meseit Mahallesi, Balyoz Sokak. Güzel
iıham, NO.8 KatA Beyoğlu34430 Istanbul (+90) 212 244 25 02
Bazı savaşlar insanlık tarihinin hafızasında uzun süre yer etti. Kadeş, Traya, www.aktuelarkeoloji.com.tr· www.arkeolojidukkanLcom
info@aktuelarkeolojLcom.tr
İssos, Maraton bunlardan yalnızca birkaçı. .. Bu savaşlar sonuçla~mından
insanlık tarihini de etkiledi. Özellikle Troya, Doğu ile Batı arasında psikolojik ISSN 1307 5756

bir duvar olarak durdu.ı Gerçekten yaş~şanmadığı kanıtlanmaksızın Tro- Dağıtım YAYSAT
ya Savaşı,çağlar boyu kültürel çatışmanın bir simgesi olarak görüldü. Kaynak-
Basım Yeri
lara sahip Doğu, kaynaklara ulaşmaya çalışan Batı ve bu ikisi arasındaki hiç Şan Ofser Matbaacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.
www.sanofset.com
bitmeyen ezeli çatışma bugün bile hayatlarırnızı etkilemekte.
Hamidiye Mah. Anadolu Cad. No50 Kağıthane i Istanbul
Tel, +90 212 289 24 241 Sertifika No, 12049
20I8'in güzelliğin, barışın, sevginin hayatımızda daha fazla yer edindiği bir yıl
olması dileği ile... Mutlu Yıllar! Yazılarm tüm sorumlu/uğu yazar/ara aittir. Dergınin Dili Türkçedir
2 aylık süre/i yayın/an,,; basın meslek ilkelerine uyar. Tarih, Kiiltür Sanat
Arkea/oji. konulcmnda yayın/anır. Yayın çalışmaları veyönetim- idari
İyi okumalar,
MVRAT NACIŞ çalışmalar kişi/erin gönü/lü kcw/ımı ile gerçekleşmektedir. ':Aktüel Arke%ji
Dergis!'nin yaym projesi TÜPRAŞ,n desteği ile sürdürüfmektedir~ .

2 Aktüel Arkeoloji
04 HABER 50 GAYE ŞAHiNBAŞ ERGiNÖZ
Geyre Vakfı 30 Yaşında Mısır ve Hitit Ordularında Savaş Arabaları

10 MARKSCHWARTZ 60 MAHMUT BiLGE BAŞTÜRK


Antik Yakın Doğu'da Savaşın Kökeni Urartu Ordusu

18 GARY BECKMAN 70 HASAN PEKER,TOLGA


Antik Yakın Doğu'da Diplomasi, Savaş ve PELVANOGLU
Antlaşmalar Kadeş Savaşı

28 JEFFREY P. EMANUEL 76 RÜSTEM ASLAN


Tunç çağı Sonunda ilk Deniz Savaşları Troya Savaşı ve Arkeoloji

40 HÜSEYiN SAMi ÖZTÜRK 86 RÜSTEM ASLAN, EREN


Servilius vatıarun Korsan-Haydut Savaşları KARAKOÇ, GÜRKAN ERGiN,
PHILIP DE SOUZA, NICHOLAS
44 TOLGA PELVANOGLU" SEKUNDA, WILLIAM M. MURRAY
Hititlerde Savaş Tarihe Yön Veren Antik çağ Savaşları
-----
ArkeoHaber

IC-OIY\O , •• • •

A fR001S1AS A nn K KErtTl'f11f1
DESTEKÇisi GEVRE UtlKfl 30 VtlŞlf1Dtl
Afrodısıas Antik Kentı kazılarına destek vermek ıçın kurulan
Geyre vakfı; 30 yaşında Usta fotoğrafçı Ara Culer'irı katkılarıyla
1958 yılında gLindeme gelen ve 1961 yılında Prof Dr Kenan
Erım'in başkanlığında kazılmaya başlanan Afrodisıas Antik
Kenti, 2017 yılında Unesco Durıya Mırası Kalıcı Listesine girdi

York Üniversitesi himayesinde devam


eden kazı çalışmaları şu anda Oxford
Üniversitesiden Prof. R.R.R. Smith tara-'
fından yapılıyor.
Bu önemli antik kentin kazılarına destek
vermek için kurulan ve başkarılığını Ömer
M. Koç'un yaptığı Geyre Vakfı,bu sene 30.
kuruluş yıldönümünü kutluyor. Kurulu-
şundan bu yana Afrodisias için sağladığı
kaynaklar 15 milyon dolara ulaşan vakıf,
uzun yıllardır Afrodisias'ın dünya kamu-
oyunda tanınması için çalışıyor.
Vakıf, kuruluşundan itibaren kazı çalış-
malarına maddi destek vermenin yanı
sıra, antik kentin UNESCO Dünya Kül-
tür Mirası listesinde yerini alabilmesi
için Alan Koruma Planını hazırlatmak ve
Afrodisias'taki eserlerin teşhirine imkarı
veren Sevgi Gönül Salonu gibi mekanlar
yaratmak için faaliyetlerini aralıksız sür-
dürüyor. Geyre Vakfı Yönetim Kurulu
Başkanı Ömer M. Koç, vakfu130. kuruluş
yıldönümü nedeniyle yaptığı açıklamada
şunları söyledi: "Afrodisias, heykel oku-
lu, stadyumu, tiyatrosu, Tetrapylon ve
Sebasteion Tapınağı gibi anıtsal yapıları,
yakın çevresindeki mermer ocakları, ge-
lişmiş şehir yapısıyla fevkalade bir Roma
Şehri. Geyre Vakfı olarak 30 yıldır Ana-
dolu ve dünya kültür mirasının en önem-
Temmuz 2017 tarihinde Polon- olojik sitlerden) ~ge denizine 200 km. li kentlerinden birisi olan Afrodisias'ı ve

9 ya nın Krakow şehrinde yapılan


UNESCO 41. Dünya Miras Ko-
mitesi toplantısında, UNESCO
Dünya Mirası Kalıcı Listesi'ne giren
Afrodisias Antik Kenti, Antik Yunan
uzaklıkta) Menderes nehrinin güneyin-
deki verimli bir ovada yer alan kentin
kazıları 1961aen 1990'a kadar New York
Üniversitesi tarafından, Prof. Kenaiı
Erim yönetiminde yapılıyordu. 1990 yı-
Afrodisias kazılarını desteklemekten gu-
rur ve mutluluk duyuyoruz. Bu projenin
gerçekleşmesini çok arzu eden başta rah-
metli halam Sevgi Gönülolmak üzere,
öncülük eden, emeği geçen herkesi say-
ve Roma dönemine ait en önemli arke- lında Prof. Erim'in vefatından sonra New gıyla anıyoruz:'

4 Aktüel Arkeoloji
üelArkeoloji Dergisi, 21. yüzyılda yerellikten evrenselliğe açılan özel ve kamu kurumlarına,
firmalara ve iş dünyasına "Akademi Arkeoloji" ile Anadolu'yu keşfetme imkanı sunuyor.
Danışmanlıktan gezilere, atölye uygulamalarından sergi ve tasarımlara kadar geniş
bir alanda Akademi Arkeoloji'den destek alabilirsiniz.

arkeoloji

StRGI Vt
TASARıM

ARKtOlOJI
StMINtRltRI

• •

B LG
FIKR N
ZENGINliGıDıR
iletişim ve bilgi için:
www.akademiarkeoloji.com
1915 yılında yayımlanan Hutchinson's
..-
History ofthe Natlons adlı
eserde yer alan resim, dünyanın ilk imparatof,u,olaraf<,anılan Akkad kralı,
Büyük Sargon'un Kuzey Suriye kıyıların!!a ya,ptl~i bir seferi,betimliYor.
H"" .' "_0 .'1"'.... ....,.,..
Mark SCHWARTZ üşmana karşı üstün gelme ihtiyacı dönüşümüne yol açmadığı sayısız örnek
tarih boyunca, teknolojik gelişmeleri görülmektedir. Yakın Doğuda dünyanın
teşvik etmiş ve toplumsal değişimlerin ilk medeniyetlerinin doğuşu ve gelişimi
meydana gelmesine neden olmuştur. ile savaşlar arasındaki ilişki ise son
İkinci Dünya Savaşı sırasında hızlı bir derece karmaşık ancak bir o kadar da
şekilde gelişen radar, bilgisayar, atom etkileyicidir.
silahları, jet uçakları ve sentetik kauçuk
~avaşın ilk ortaya çıkış tarihini
gibi icatlar, çatışmalar sırasında ortaya
~irlemek son derece güçtür çünkü
çıkan spesifık ihtiyaçlara yanıt vermek
şiddet sonucu meydana gelen ölüm
amacıyla tasarlanmış
vakalarına dair bulgular, kesin olarak
birçok icattan yalnızca
gruplar arası bir çatışma yaşandığı
birkaçıdır. Savaş ile
anlamına gelmez. Savaş konusu üzerine
örgütsel karmaşıklık
çalışan akademisyenler çoğunlukla
gibi diğer yenilikler
kemik kalıntılarına odaklanarak,
arasındaki olası
kemikler üzerinde tespit edilen
bağlantı ise
JebelSahaba
çokça tartışılan travma izlerinin hangi silahlarla ilişkili
mezarlık
alanından şiddet
bir konudur. olduğunu belirlemeyi hedefler. Bunun
bulgusu içeren
kafatası örneği. Tarihçi ve sosyolog yanı sıra arkeolojik alanlardaki yıkım
Charles Tilly'nin bir izlerini ve savaş sahnelerini betimleyen
sanat eserlerini incelerler. Tüm bu
Savaş ile zamanlar Orta çağ ve
modern Avrupa milletleri veriler ışığında yapılan yorumlamalarla
ilişkilendirebilen üzerine dediği gibi: "Savaş bile kesin sonuçlara ulaşmak mümkün
değildir çünkü savaş spesifık olarak,
en erken tarihli devleti, devlet savaşı yara~
Savaşın antik çağdaki rolü ve gruplar veya toplumlar arasında çatışma
arkeolojik bulgulardan erken medeniyetlerin ortaya çıkışı anlamına gelir.ıToplumlar büyüyüp
daha teşkilatlı hale geldikçe, çatışmalara
biri, Sudan'daki, MÖ ile olan muhtemel bağlantısı, birçok
akademisyen için merak konusu daha fazla sayıda insan katılır.
ıı.000 dolaylarına olmaya devam etmektedir. Kimi
tarihlenen Jebel Sahaba akademisyenler savaşın, top~arın
NatufKÜıtürü ve Çanak Çömleksiz
büyümesine ve gitgide daha hiyerarşik
mezarlık alanıdır. bir yapıya sahip olmasına neden olan
Neolitik Dönem
başlıca unsurlardan biri olduğunu Savaş ile ilişkilendirebilen en erken
Mezarlıkta yer alan tarihli arkeolojik bulgulardan biri,
savunurken, kimileri ise savaşın, &ılıa
birey lerin önemli bir küçük ölçekli toplumların maddi Sudan'daki, MÖ 11.000 dolaylarına
zengirılik elde etmesine ve fethedilen tarihlenen Iebel Sahaba mezarlık
kısmı, yaklaşık yüzde topraklardan alınan esirlerle bir aıt sınıf alanıdır. Mezarlıkta yer alan bireylerin
40' ı, şiddet sonucu oluşturmasına olanak sağladığını söyler. önemli bir kısmı, yaklaşık yüzde 40'ı,
J
şiddet sonucu hayatını kaybetmiştir.
hayatını kaybetmiştir. Bazı akademisyenler ise tam
Jebel Sabaha mezarlık alanının keşfı,
tersine, büyük ölçekli savaşların
Jebel Sabaha mezarlik medeniyetlerin ortaya çıkışının bir akadernisyenler tarafından daha
önceleri barışçıl olarak tanımlanan avcı
alanının keşfi, daha nedeni olmaktan ziyade bir sonucu
toplayıcı toplulukların, çok da barışçıl
olduğunu savunmaktadır., Savaş bir
önceleri barışçılolarak yandan toplumsal büyümeye yol olmadıklarını göstermesi açısından
büyük önem taşır. Kuzeyde, Levant
tanımlanan avcı toplayıcı açarken, sürekli devam eden savaşlar
bölgesinde ise, NatufDöneminde, yani
ise istikrarsızlık ve parçalanmaya neden
toplulukların, çok da olabilir. Dünya üzerindeki toplumların yaklaşık MÖ 13.100-9.600 arasında
geneline bakıldığında, savaşların yaşamış avcı toplayıcı topluluklarda
barışçılolmadıklarını iskelet travmaları gözlenmektedir ancak
toplumsal büyümeye veya toplumların
göstermiştir. daha büyük siyasi birimlere birçok akademisyen bunların savaştan

8 Aktüel Arkeoloji
Toplu şiddet ve savaş bulguları elde edilen Teli Brak'tan bir toplu mezar.
;;;:=-
ziyade bireyler arası şiddet vakalarından TÜfkiyeaeki Nevali Çori ve Suriye'deki
kaynaklandığı görüşündedir. Çanak Abu Hureyra gibi yerleşmelerde bulunan
Çönıleksiz Neolitik Dönemd;;y;ıni Neolitik Dönem iskeletleri üzerinde
yaklaşık MO 9.600-6.400 arasında sivri ok uçlarına rastlanırken, Levant
ise tarırnın ortaya çıkışı ve yerleşik bölgesinde Erken Neolitik Dö~
10plumların genişlemesiyle birlikte tarihlenen insan iskeletlerinde travma
nispeten düşük düzeyli savaşların izleri oldukça nadirdir. Dahası, Eriha'da
yaşanmaya başladığı görülmektedir. ortaya çıkarılan 9 binYillık duvarlar ve
;:>-

Kimi akademisyenler yerleşik avcı büyük taş kulenin bir savunma sistemine
toplayıcılıktan tarımcılığa geçişin yalnızca ait bölümler olduğu görüşü, henüz genel
Jebel Sabaha'dan el kemiği örneği.
düşük düzeyde savaşların varlığı halinde anlamda kabul görmemiştir. Hatta,
gerçekleşmiş olabileceği görüşündedir. Eriha'daki büyük duvarla~ aslında Bununla birlikte, Kuzey Irak'taki
Günümüzden ıO bin yıl öncesinde savaş kenti yağmacılardan değil, sel sularından Qermez Dere yerleşmesinde bulunan
eğer çok yaygın olsaydı, tarımın ortaya korumak için inşa edildiği anlaşılmıştır. çok sayıda kırık, sivri ok ucunun varlığı,
çıkışı belki de asla yaşanmayacaktı. Anadolu'ya bakıldığında, Neolitik bunların av amaçlı kullanılan objeler
Birçok akademisyen ayrıca, bölgeciliğin Dönem yerleşmelerinin etrafında sur olmaktan çok, yerleşme içerisinde
artmasıyla birlikte, insanların duvarları bulunmadığı, bunun yanı sıra fırlatılrnış objeler olduğuna işaret
topraklarına ve depoladıkları besin Nevali Çori ve Göbekli Tepe gibi kilit etmektedir. Kuzey Irak'taki bir diğer
fazlasına daha bağımlı hale geldiğini ve merkezlerinin, barışçıl biçimde bir arada yerleşme olan Nemrik ise, etrafı vadilerle
bu durumun diğer yerleşmelerden gelen varoluşun göstergesi olarak, yerleşmeler çevrili bir tepe üzerinde, son derece iyi
yağmacılar için cazip bir ganimet olarak arasındaki alanlarda kuruldukları savunulabilir bir alanda kurtlImuştur.
görüldüğüne dikkat çekmektedir. görülmektedir. Nemrik'te bulunan çeşitli iskeletler

~
Aktüel Arkeoloji 9
Günümüz Suriye sınırları içerisinde yer alan Teli Brak, MÖ 4. binyılda Yukarı Mezopotamya'nın en büyük kentlerinden biri haline gelmiştir.
-:::=
NeIv\r\'L
üzerinde kemiklere gömülü halde tespit Konya Ovası'ndaki bu önemli obsidiyen
.~dilen ok uçları, uzak bir mesafeden kaynaklarından birinin yakınında
~~a:'1I' gelerek yerleşmeye saldırıda büIunan yer almaktadır. Çatalhöyük'te MÖ 7.
birtakım kişilerin varlığına işaret binyıla tarihlenen gömütler içerisinde
etmektedir. Tüm bu bulgular bir araya bulunan topuz başları ve baltalar, savaşın
getirildirmde, meydana gelen şiddet varlığına işaret eden önemli buluntular
olaylarının basit bir bireyler arası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlar
çatışma değil de savaş olabileceğine yakın çarpışmada kullanılan silah türleri
dair sağlam deliller ortaya çıkmaktadır. olduğundan, av amaçlı kullanılmış
Dolayısıyla birçok akademisyen burada olabileceklerini düşünmek mümkün
Yukarı Mezopotamya'nın önemli kentlerinden Hamoukar. meydana gelen olayların Yakın Doğu'da değildir. Diğer yandan, yerleşmede
savaşın en erken belirtileri olduğu ele geçen topuz başlarının sembolik
:r Erken Neolitikten düşüncesindedir. bir anlam taşıdıkları ve statü ile ilişkili
objeler olarak mezarlara yerleştirilmiş
Mezopotamya ve Yakın Doğu'nun
Geç Neolitiğe geçişte, savunma amaçlı ilk sur duvarları da olabilecekleri de ihtimaller arasındadır.
duvarlarla çevrili }'İI!ebu bölgede ortaya çıkar,MÖ 7.
binyıla tariWenen ve üzerinde kuleler
olmayan açık alanlar bulunan devasa bir sur duvarı ile çevrili
Çanak Çömlekli Neolitik ve
Kalkolitik Dönemler
görünümündekiküçük Tell Maghzaliyah t"erleşmesinde çok
Güney Levant'ta Çanak Çömlekli
sayıda obsidiyen parçası ele geçmiştir.
boyutlu yerleşmeler Yerleşmenin, Anadolu'daki obsidiyen Neolitik Dönemde yani yaklaşık MÖ
kaynaklarını düzlüklere bağlayan bir 6.400-4.500 arasında topuzlara sık
yerını savunma rastlanmaktadır ancak bunlar etkili
ticaret yolu üzerindeki konumu ile
duvarları bulunan savunma ihtiyacı duyınası arasında silahlar olamayacak kadar küçük
muhtemel bir bağlantı olduğu boyutludur. Anadolu'da ise MÖ 6.
büyük yerleşmelere düşünülmektedir. Konya'daki ünlü binyılda aralarında Hacılar'ın da
bırakmaktadır. Neolitik yerleşmesi çatalhöyük de bulunduğu bazı yerleşmelerde sur

10 Aktüel Arkeoloji
Aşağı Mezopotamya bu dönemde,
son derece verimli bir tarım sistemi ile
taşımacılıkta büyük randıman alınmasını
sağlayan bir kanallar ve su yolları sistemi
sayesinde büyük avantajlar sağlamıştır.
Elde edilen tarımsal üretim fazlası ile
birlikte genişleyen nüfus, işgücü oranında
artışa olanak sağlamıştır. Ancak bölge,
yeni gelişmekte olan bir medeniyet
için hayati önem taşıyan maden, taş ve
ahşap gibi kaynaklardan yoksundur. Bu
kaynaklara olan ihtiyaç, kilometrelerce
ötedeki günümüz Suriye, Türkiye ve
İran topraklarında Uruk "kolonileri"
kurulmasına yol açmış olmalıdır.
Birçok bulgu bir araya getirildiğinde
savaşın, Aşağı Mezopotamya'da
dönemin kültürel coğrafi görünümünün
önemli bir parçası haline geldiği
görülmektedir. Bu dönemde Uruk
Suriye'deki bir diğerYukarı Mezopotamya yerleşmesi olan Hamoukar'da ele geçen,
kentinde henüz sur duvarlarına
ıayııı 2 bini geçen, kilden yapılmış ["Iatma uçlarından örnekler. rastlanmasa da, Uruk Döneminin
duvarlarının ortaya çıktığını görürüz. görürüz. Genele bakıldığında, Erken sonlarında Habuba Kabira gibi bazı
ticaret kolonilerinin duvarlarla çevrili
Mersinyakınlarındaki Yumuktepe Neolitikten Geç Neolitiğe geçiş;:-
olduğu görülmektedir. Bazı büyük
yerleşmesinde yapılan kazılarda duvarlarla çevrili olmayan açık alanlar
yerleşmelerin arasında konumlanan
ortayaçıkarılan bir toplu mezardaki görünümündeki küçük boyutlu
terkedilmiş alanlardan oluşan tampon
bireylerin tümü yanmıştır;:,Toplu yerleşmelerden, savunma duvarları
bölgeler, büyük merkezler arasında bir
mezarlar genellikle münferit bir olay bulunan büyük yerleşmelere doğru bir
tür rekabetin varlığına işaret etmektedir.
sırasında meydana gelen ölümlerle değişim izlenmektedir.
=-=--- Uruk'un bu dönemde göç almasının
ilişkilendirildiğinden, Yumuktepedeki bu
MÖ 4. binrı başlarına gelindiğinde, nedeninin çatışmadan kaçan ve
keşiftarihöncesi savaşlara dair önemli bir Aşağı Mezopotamya'nın sulama sığınacak yer arayan insanlar olabileceği
bulgudur. Bu vahşi saldırının ardından
yapılan bölgelerinde (Güney Irak ve de düşünülmektedir. Bu döneme ait
yerleşmeyeanıtsal bir kapı ve yüksek
Güneybatı İran) kentsel toplumların silindir mühür baskılarından bazıları
duvarlar eklenmiştir. ortaya çıkmaya başladığını görürüz. üzerinde savaş betimli sahneler yer
YukarıMezopotamya'daki Arkeologlar tarafından Uruk olarak almaktadır. Bir silindir mühür baskısı
yerleşmelerden bazılarında, bir yıkım adlandırılan bu dönemde (MÖ 3.700, örneğinde, bağlanmış esirlerin önünde
tabakasının ardından Halaf Kültürü 3.100) Uruk kenti büyük bir hızla ayakta durmakta olan bir kral, bir
olarak adlandırdığımız yeni bir maddi büyüyerek, 80 hektardan 250 hektarlık diğer örnekte ise bir grup insana
kültürün ortaya çıktığı görülmektedir. bir boyuta ulaşmıştır. Mezopotamya yay ile ok atmakta olan lider benzeri
Halafyerleşmelerinin en önemli ' tanrılarından Anu ve İnanna'ya adanmış .bir figür betimlenmektedir. İkinci
unsurlarından biri obsidiyen ticaretidir. büyük tapınak kompleksleriyle ünlü &nekte merkezde duran figürün
Bazıakademisyenler bu dönemde Uruk'ta ayrıca, yazının öncüsü olduğu spesifık saç şekli, bu figürün daha geç
obsidiyen kaynaklarının kontrolünün bilinen kil tabletler bulunmuştur. dönemin krallarından biri olduğunu
savaşıiklimsel değişikliklerden daha Bölgedeki diğer yerleşmeler de aynı göstermektedir. Mühür baskılarında
fazlatetiklediğini öne sürmektedir. şekilde bu dönemde büyüme göstermiş, resmedilen çatışmalarda olasılıkla
Aşağı Mezopotamya'daki Ubeyd gitgide daha fazla insan küçük köylerini Mezopotamyalı diğer gruplar veya
yerleşmelerine baktığımızda ise, bu terk eden;k, büyük merkezlere İran'ın güneybatısında yeni ortaya çıkan
dönemde hala sur duvarı olmadığını yerleşm~ kentlerin yer aldığı düşünülmektedir.

Aktüel Arkeoloji 11
i

Antik Mezopotamya'nın önemli Sumer kentlerinden Ur'da, kraliyet mezarlarında bulunan ve Ur Standardı olarak bilinen üzeri mozaik kakmalı eserin iki yüzünde farklı sahneler yer
almaktadır. Bır yuzu 'Savaş dıger yuzu ıse Barış konularını sımgelemektedir. Sumer ordusunun en erken tarihli betimlemelerinden biri olan 'savaş'yüzünde yer alan sahnede,
Sumer askerleri, atlı savaş arabaları ve esir alınan düşman askerleri betimlenmektedir. British Museum, Londra

Uruk kentinin gelişirni ile aynı farklı yorumlamalar da getirilebilir. ihtiyaç duyulduğu yönünde bir algı
dönemde, Yukarı Mezopotamya'da Teli Brak'ta ise, yaşları ergenlik dönemi yarattı mı? Bazı bireyler, daha fazla
Teli Brak ve Hamoukar gibi sur sonları ile 30'lu yaşların başları güç elde etmek adına bu ihtiyacı kendi
duvarları ile çevrili kentsel merkezlerin arasında farklılık gösteren yüzlerce amaçlarına yönelik kullandı mı?
ortaya çıktığı görülmektedir. Bu insanın gömülü olduğu toplu mezarlar Kimi akademisyenler, Hamoukar ve Teli
önemli yerleşmelerin her ikisinde de bulurırnuştuı:; Burada yaşanan şiddet Brak'ın, Anadolu ile Yakın Doğu'nun
toplu şiddet ve savaş bulguları eld~ olaylarına, bir istiladan çok, surlarla diğer bölgeleri arasındaki obsidiyen
edilmiştir. I;Iamoukarüaki yangın çevrili kente gelen kitlesel akınlardan ticaretinin önemli merkezlerinden
geçirmiş yıkıntılar arasında, yaklaşık doğan iç çatışmaların neden olduğu olduğunun altını çizerek, önemli
3 metre yüksekliğindeki sur duvarının izlenirni oluşmaktadır:~, Uruk'tan kaynakların ticaret ve kontrolünün
parçaları ile 2.000üen fazla, kilden gelen bir ordu tarafından ele geçirilip savaşın etkenlerinden biri olabileceğini
yapılmış, sivri uçlu fırlatma objesi geçirilmediği konusunda tartışmalar öne sürmektedir. Her iki yerleşmede de
ortaya çlkffilştır. Bazılarının savaş •
devarn etmektedir. Tüm bu bulgular
.::::ı.
obsidiyen işlendiğine dair bulgular elde
'sırasında üretilcllği anlaşılan bu fırlatma ışığında, bu dönemde savaşın var edilmiş, Teli Brak'ta ayrıca obsidiyenden
uçlarının üzerinde duvara çarpma olduğunu kabul edersek, çatışma için 'yapılmış bir içki kabı gibi yüksek değere
etkisiyle oluşmuş izler tespit edilmiştir. bir veya birden çok neden belirleyebilir sahip statü objeleri bulunmuştur.
Bu yanmış yıkım evresinin hemen miyiz? Savaş, Yakın Doğu toplumlarının Antropolog ve tarihçiler, 16. yüzyıldan
ardından Uruk çanak çömleğine büyürnesi ve gelişmesinde etkili oldu itibaren Güney Amerika'ya girişi
rastlanması, çatışmanın güneyden mu? Savaş tehdidi, insanların surlarla sağlanan dış ticaret ürünlerinin benzer
gelen ve kente saldırarak fetheden bir çevrili büyük yerleşmelere sığınmasına şekilde yerli topluluklar arasında
ordu tarafından gerçekleştirildiğini neden olmuş olabilir mi? Savaş, daha şiddetli rekabet ve savaşı tetiklediğini
göstermektedir. Ancak bulgular üzerine fazla güç ve otoriteye sahip liderlere gözlemlemiştir.

12 Aktüel Arkeoloji
Akkad Dönemine ait savaş sahnesi betimli serpantin taşından silindir mühür.
MÖ 2350-21 50 Metropolitan Sanat Müzesi, ABD.

Liderlerin daha güçsüz ve gücün daha dağınık


olduğu küçük ölçekli toplumlarda, savaşa
katılma karan yalnızca birkaç bireyin değil, tüm
toplumun sorumluluğundadır.
çıkışı ve gelişimi, çatışmarun boyutu ve Erken Hanedanlık Dönemi
yoğunluğunun artmasına sebep olmuştur.
Antik Mezopotamya tarihinin Erken
Daha kalabalık bir nüfus hem daha Hanedanlık Dönemi (MÖ 2.900-
fazla asker, hem de silah, zırh ve gerekli 2.350), bu döneme ait buluntuların
diğer ekipmanların üretimini sağlayacak çeşitliliği bakımından araştırmacılar
Güneyebaktığımızda ise, savaşı mesleki uzmanlaşmanın ortaya için büyük kolaylık sağlamaktadır.
tetikleyengücün bu bölgede çok daha çıkmasına neden olmuştur. Döneme ait buluntular arasında savaş
farklıbir yöne sahip olabileceğini Liderlerin daha güçsüz ve gücün ve tarihselolayları anlatan çiviyazılı
görmekteyiz.KJmileriJ\şağı tabletler, asker ve savaş betimli sanat
daha dağınık olduğu küçük ölçekli
Mezopotamya'dakisınırlı tarımsal eserleri, tunç silahlar ve sur duvarı
toplumlarda, savaşa katılma kararı
kaynaklarınsavaşı tetikleyen faktörler yalnızca birkaç bireyin sorumluluğunda kalıntıları yer almaktadır. Aşağı
arasındaolabileceğigörüşündedir. Öte değil, tüm toplumun sorumluluğundadır. Mezopotamya nüfusunun yaklaşık
yandanbu faktörün, Mezopotamya Arıcak daha karmaşık toplumlarda, yüzde 50-80'inin kentlerde yaşadığı bu
tarilıindenehirlerin su seviyesinin şef veya kralların çatışmayı başlatma döneme, yükselen "şehircilik' damgasını
alçalmasıve nüfusun artmasıyla ortaya veya hazırlık yapma yetkisi vardır. vurmaktadır. Bu dönemde surlarla
çıktığıbilinmektedir. Elimizdeki Küçük ölçekli toplumlar fethedilen çevrilen Uruk kentinin peşi sıra diğer
bulgular,hem Yukarı hem de Aşağı insan gruplarına hükmedecek kentsel merkezlere de sur duvarları
Mezopotamya'dadevlet oluşumunun inşa edilmiştir. Bu kentlerin her biri,
bir teşkilatlarrmadan yoksundur,
erkendönemlerinde savaşın var siyasi anlamda birbirinden az çok
medeniyetler ise bunu kolaylıkla
olduğımugöstermekle birlikte, bağımsız olmakla birlikte, bazı kentlerin
yapabilir. Devletleşmiş topluluklarda
savaşındönemin günlük yaşantısında dini prestij, zenginlik veya nüfuz gibi
genellikle, teşkilatlı yönetime sahip
önemlirol oynamadığına ve bölgede özellikleri bakımından diğerlerinden
kurumsallaşmış bir ordunun parçası olan
medeniyetinortaya çıkışına yol açan daha yüksek statüye sahip olduğu
savaş uzmanları bulunur. Dolayısıyla,
faktörlerdenbiri olmadığına işaret anlaşılmaktadır.
savaşın doğası ve sebepleri küçük ölçekli
etmektedir.Aslına bakılırsa, işleyen topluluklar ile toplumsal tabakalaşmaya Önceki dönemlere kıyasla bu dönemde
bir bürokrasiye sahip, daha büyük sahip büyük ölçekli topluluklar arasında savaş çok daha yaygınmış gibi görünse,
ölçekli,örgütlü toplulukların ortaya farklılık gösterir. çatışmanın kaçınılmaz veya aralıksız

Aktüel Arkeoloji 13
Irak'ın Tello kenti yakınlarında yer alan antik Sumer kenti Girsu'da bulunan ve Sumer kabartmalarının en iyi bilinen örneklerinden biri olan Akbabalar Steli'nde Lagaş kentinin,
komşusu olan Umma kentine karşı kazandığı zafer betimlenmektedir. Stelin arka yüzünde, ayaklarına kadar uzanan kalkanları arkasında miğferii, uzun kargılı Sumer askerleri
görülmektedir. Askerlerin ayakları altında ölen düşman askerleri betimlenmiştir. Sumer Medeniyeti, MÖ yaklaşık 2500, Erken Hanedanlık Dönemi III, Louvre Müzesi, Paris.

devam eden bir durum olmadığını etmek için gerekli işgücü gibi sorunlar, Akbabalar Steli de işte bu dönemde,
da belirtmek gerekir. Kent devletleri Umma ve Lagaş'ın birbirleriyle Eannatum'um Umma üzerinde
arasında siyasi birlik ve diplomasi çatışma ihtimalini kuvvetlendiren kazandığı zaferin ardından dikilmiştir.
dönemleri olduğu da görülmektedir. koşulları yaratmıştır. Antik metinler, Taştan yapılmış, üzeri kabartmalı bu
Örneğin, "Kiş kralı" Mesilim'in Mesilim'in tartışmaya açık bu bölgede zafer anıtı, bu dönemde savaşın birçok
yaptığı bir antlaşma, Umma ve Lagaş sınırı belirleyen bir taş stel diktiğini yönüne dair son derece detaylı, önemli
kentleri arasında bir arabulucu görevi göstermektedir. Kiş önemli bir bilgiler sağlamaktadır. Akbabalar Steli
görmektedir. Birbirine komşu iki kent kenttir, "Kiş kralı" unvanı ise unvanı bizlere, Sumerlerin, dönemin diğer
konumundaki Umma ve Lagaş uzun
taşıyanın çok önemli bir kişi olduğunu birçok halkı gibi, savaşların yalnızca
yıllar boyunca, kentler arasındaki
göstermekte ve Mesilim'e, her iki taraf insanlar için veya insanlar tarafından
"ovanın sonu" anlamına gelen Guedena
tarafından saygı duyulan bir yerleşme gerçekleştirilmediği, tanrılar
adlı verimli, sulak arazi üzerinde
yaratma yetkisi vermektedir. tarafından da yönetildiği yönündeki
anlaşma sağlayamamıştır. Birbirine 30
kilometre uzaklıkta bulunan kentlerin Umma'nın antlaşmanın eşit olmadığını düşüncelerini göstermektedir. Stelde,
her ikisi de, tarımın yalnızca sulama öne sürerek, sınırı belirleyen taşı Lagaş kentinin baş tanrısı Ningirsu,
ile mümkün olduğu bir arazi üzerine yıkmasının ardından bölge, Lagaş bir elinde bir topuz, diğer elinde ise
kuruludur. Bu dönemde Dicle Nehri'nin kralı Eannatum'un dönemine kadar içerisine tutsak düşman askerlerinin
su seviyesindeki azalma ve kanal inşa Umma egemenliğinde kalmıştır. Ünlü konduğu bir ağ tutmaktadır.

14 Aktüel Arkeoloji
Eannatum tarafından önderlik edilen ve tekrar başlayan çatışmalar daha geç arasında meydana gelen savaşlar, iki
vekalkan ile mızraklarıyla sık saflar dönemdeki bir Umma kralının başarılı kent arasındaki verimli arazinin bir
halinde betimlenmiş Lagaş ordusu ise bir şekilde bölgede geniş çaplı bir şeridi yüzünden meydana gelmiş
düşman askerlerin vücutları üzerinde hakimiyet elde etmesine kadarki süreç gibi görünmektedir. Her iki kent de
yürümektedir. Lagaş ordusunun bu boyunca devam etmiştir. bu arazi olmadan ayakta kalabilir
betimlernesi, Klasik Yunan Dönemi miydi? Buradaki var olma mücadelesi
Aşağı Mezopotamya'da savaş, bölge
ordularındaki "phalarıx" düzenine öngörülen bir gereklilik miydi yoksa
toplumu üzerinde önemli etkiler
benzemektedir. Stelin en alt sırasında gerçek anlamda bir ihtiyaç mıydı?
bırakmıştır. Bu dönemde başlayan
ise,Eannatum'un, iki tekerlekli atlı Bu mücadelede başka etınenler de
silahlarıma yarışı sonucunda gelişmiş
savaşarabasının öncüsü olan savaş roloynadı mı? Yüzyıllar süren bu
silahlar ve zırhlar üretilmeye başlanmış,
arabasından cirit attığı görülmektedir. anlaşmazlıkta haksızlığa uğramışlık
savaş günlük yaşamın baskın bir
Eannatum'un arkasında ise sıralar hissi, intikam arzusu, hükümdarların
özelliği olarak ön plana çıktıkça, askeri
halinde mızraklı askerler yer kişisel hırsları, daha fazla zenginlik
seferlerdeki önemli rolleri nedeniyle
almaktadır. Bu sahnenin hemen elde etme arzusu, kendi davasının
kralların gücü daha da artmıştır.
yanında ise ceset yığınlarından oluşan doğruluğuna olan inanç ve tanrıların
Birbirine rakip bu iki şehir devletinin takdirine olan inanç gibi etmenlerin
bir mezar tepesi betimlenmektedir. Stel
üzerinde yer alan yazıt Eannatum'un savaşmasının nedenleri ne olabilir? Bu ne gibi rolleri oldu? Bir Sumer kralının
zaferini şöyle tasvir etmektedir: sorunun yanıtı belki de düşündüğümüz başarılı bir seferden nasıl fayda
"Eannatum Umma'yı vurdu. Neredeyse kadar basit değildir. Umma ve Lagaş sağlayabileceğirıi rahatlıkla görebiliriz.
3.600 ceset vardı [...J. Ben, Eannaturn, Akbabalar Steli'nden bir diğer sahnede Kral Eannatum'un askerlerinin Umma kentini fethi betimleniyor. Sumer Medeniyeti,
şiddetli ve öfkeli bir rüzgar gibi,fırtınayı MÖ yaklaşık 2500, Erken Hanedenlık Dönemi III, Louvre Müzesi, ~aris

üstlerine saldıml", Stelin en tepesinde


ise,düşman askerlerinin akbabalar
tarafından parçalandığı dramatik bir
sahne betimlenmektedir. Anıt adını bu
sahneden almaktadır.

Elimizdeki bulguların çoğu,


Akbabalar Steli gibi kraliyet
yazıtları veya hükümdarın askeri
faaliyetlerine dikkat çekmek için
yazdırdığı kayıtlardan geldiğinden,
stelde betimlenen çatışma türünün
Erken Hanedanlık Dönemi
Mezopotamya'sında ne derece yaygın
olduğunu saptamak güçtür. Akbabalar
Steli'nin bölümlere ayrılmış olması
Lagaş'ın kazandığı zaferin ardından
neler yaşandığı hakkında ipuçları
vermektedir. Umma kralı ant içmeye
zorlanmış ve bir tampon bölge
oluşturulmak istenmiş olmasına
karşın, yeniden patlak veren çatışmalar
sonucunda Umma'nın yeni kralı
sınır anıtını parçalayarak tartışılan
bölgenin bir kısmını ele geçirmiş ve
Guederıa kanalındaki suyu başka yöne
çevirmiştir. Umma daha sonra Lagaş
tarafından yeniden bozguna uğratılmış

Akrüel Arkeoloj i 15
Akkad İmparatorluğu'ndan sonraki
dönemlere ait metinlerde büyük fatih
olarak anılan Sargon'dan daha geç tarihli
Eski Babil Dönemine ait metinlerde ise
şöyle bahsedilmektedir: "Uruk kentini
fethetti ve duvarlarını yıktı. Savaşta
Uruka [galip]geldi, [kenti fethetti],
çatışma sırasında [Urjuk kralı [Lugal-z]
age-si'yi esir aldı ve boynuna zincir
bağlayıp onu Tanrı Enlil'in kapısına
götürdü.". Aynı döneme ait bir diğer
metinde Sargon'un fetihleri şöyle
anlatılmaktadır: "Sargon, dünyanın
kralı, 34 savaşta zafer kazanmıştır.
Mağlup ettiği kentlerin duvarlarını
deniz kıyısına gelene kadar yıkmıştır.".
Metnin devamında ise, Arap Yarımadası
ve İndus Nehri'nden gelen gemilerin
başkente nasıl getirildiği ve Sargon'un
imparatorluğunun nasıl aşağı denizden
(Basra Körfezi) yukarı denize (Akdeniz)
kadar uzandığı anlatılmaktadır.
Sargon'un imparatorluğu Lübnan'ın sedir
ormanlarını ve Anadolu'nun gümüş
dağlarını da kapsamaktadır. Bölgede
yapılan araştırmalarda geçmişte bağımsız
olduğu bilinen bazı alanlarda, askeri
koloniler ve yeni yönetime işaret eden
Sargon'un torunu Akkad kralı Naram-Sin'in ünlü zafer stelinde, kralın elinde eğri yay tuttuğu görülmektedir. Burada
arkeolojik veriler elde edilmiştir.
tasvir edilen yay kompozit bir yayolup, birden çok malzemenin bir araya getirilmesiyle üretilmiştir.
Sargon böylesine kısa bir sürede, bu
kadar büyük bir alanı fethetmeyi
Zafer kazanmış her lideri bekleyen dönemi, kendisinden önceki tüm
nasıl başardı? Kimi akademisyenler
toprak, köleler, zenginlik ve artan hükümdarların başarılarını gölge de
bu başarının sırrının, yeni silahlar ve
güç gibi faktörlerinin hepsi savaşı bırakan Sargon tarafından bozguna
savaş taktiklerinin Sargon'a, Akbabalar
tetikleyen etmenler arasında uğratılması ile son bulmuştur.
Steli'nde betimlenen türden ordulara
sayılabilir. Kariyerine Kiş kralının sakisi olarak
karşı sağladığı üstünlük olabileceğini
başlayan Sargon, bir darbe sırasında
öne sürer ve özellikle, Sargon'un torunu
Akkad İmparatorluğu tahta geçmiş, olağanüstü bir askeri Naram-Sin'in ürılü zafer stelinde elinde
lider ve yönetici olması sayesinde, tuttuğu eğri yaya dikkat çeker. Burada
MÖ 2.340'a kadar, Güney Irak'taki
Mezopotamya'daki tüm şehir tasvir edilen yay kompozit bir yayolup,
şehir devletleri arasında yüzyıllar
devletlerini tek bir siyasi birim altında yalnızca ahşaptan değil, birden çok
süren birçok savaş meydana gelmiştir.
toplayarak tarihin ilk imparatorluğunu malzemenin bir araya getirilmesiyle
Tüm bu savaşların sonunda, bir
LUGAL yani bir kral çok sayıda şehir kurmuştur. Yaşamı boyunca, Suriye ve üretilen bir yaydır. Ahşap, tutkal ve
devletini fethetmeyi başarmıştır. olasılıkla Anadolu'ya da seferler yapan boynuzun kat kat birleştirilmesiyle
Bu kral, Aşağı Mezopotamya'da Sargon, farklı şehirler, etnik gruplar oluşturulan bu yay türünün esnekliği
50 şehir devleti fethettiğini öne ve halkları tek bir hükümdar altında ve kompresyon (sıkıştırma) gücü gibi
süren Umma kralı Lugalzaggesi'dir. birleştiren bir imparatorluk kurmayı benzersiz özellikleri, son derece ciddi
Kralın 20 yıl süren hükümdarlık başarmıştır. bir kuvvet oluşmasını sağlar. Ancak bu

16 Aktüel Arkeoloji
yaytürlerinin, Sumer orduları tarafından Büyük Resim dönemden döneme farklılık gösterir.
Akkadİmparatorluğu öncesinde de
Savaş yalnızca, kuraklık gibi iklimsel Genel bir değerlendirme yapmak
kullanıldığıbilinmektedir. Günümüz
faktörlere karşı doğan tepkilerden gerekirse, savaşın Mezopotamya'nın
Suriyetopraklarında yer alan antik Mari
veya çaresizliklerden kaynaklanan bir birçok bölgesinde eşzamanlı
kentindebulunan bir plaka üzerinde
var olma mücadelesi değildir. Bugün olarak ortaya çıktığını ancak ilk
betimlenensahnede, elinde eğri yay tutan
birçok kişi nüfus artışı ve kaynakların medeniyetlerin ortaya çıkışının
birasker ile onu, yukarıya doğru fırlattığı
azlığının savaşın en belirgin nedeni ardındaki temel itici gücün savaş
büyük,kavisli bir kalkan ile korumakta
olduğu öne sürse de, arkeolojik, olmadığını söylemek mümkündür.
olanbir diğer asker görülmektedir.
etnografık ve tarihsel veriler savaşların Savaş, kaçınılmaz veya tersine
Buradabetimlenen askerlerin olasılıkla
yalnızca gereklilikten değil, daha fazla çevrilemez değil, kendi kendini
düşmanbir kentin duvarları üzerinde
maddi zenginlik veya daha büyük iş güçlendiren bir olgudur. Çatışma bir
kentikoruyan askerlere karşı mücadele
gücü elde etmek ve ticari çıkarlarını kez başladı mı, yavaş yavaş daha büyük
verdiğidüşünülmektedir.
korumak gibi nedenlerle de meydana ve daha yaygın bir şiddet eylemi halini
Sargonve haleflerinin elde ettiği geldiğini göstermektedir. Kaynakların alır. Savaşın kökenlerini ve savaşa yol
asılüstünlük, silah teknolojisi değil azlığı elbette ki şiddetli çatışmalara yol açan nedenleri daha iyi anladıkça,
teşkilatlanmaalanındadır. Akkad açabilir ancak bu kaçınılmaz bir sonuç günümüzdeki çatışmaları önlemek
hükümdarları, birbirinden ayrı siyasi değildir. Savaşa yol açan sayısız neden adına daha iyi yöntemler geliştirmek
birimleri,tek bir merkezileşmiş vardır ve bunlar bölgeden bölgeye, mümkün olacak.
imparatorluk çatısı altında birleştiren
bir bürokrasi kurmayı başarmıştır.
Gelişmişsilahların orduya önemli
avantajlarsağladığı şüphesizdir ancak
uzun süreli askeri mücadeleler için
lojistikçok daha önemli bir konudur.
Savaşlarsırasında orduya ikmal yapmak,
uzun mesafeli seferler düzenlemek ve
çok sayıda askeri bir araya getirmek için
üst düzey idari becerilere sahip olmak
gerekmektedir. Askerlerin uzun mesafeler
kat etmesini gerektiren büyük çaplı askeri
seferlerdüzenlemek, yalnızca gelişmiş
toplumların üstesinden gelebileceği
bir lojistik başarıdır. Askerlere yiyecek
ve silah ikmali yapmak, yoğun bir
teşkilatlanma ve işleyen bir merkezi idare
sisteminin varlığını gerektirmektedir.
Daha kalabalık ve daha karmaşık
toplumlar daha büyük bir askeri güce
sahiptir.Çiviyazılı tabletlerde yer alan
"5.400 adam Sargonun huzurunda
günlük yiyeceklerini yedi" ifadesi, bazı
akademisyenlerce bir ordu veya askerler
veyöneticilerden oluşan bir grubun
varlığışeklinde yorumlanmıştır. İç
çatışmalar,isyanlar, iklim değişikliği
ve istilalar nedeniyle zayıflayan Akkad
İmparatorluğu, yalnızca bir yüzyıl kadar
ayaktakalmıştır.

Aktüel Arkeoloji 17
Yüzyıllar boyunca yazılmış metin ve yazıtlarda
kuşatmalar, denizde yolu kesilen gemiler,
kıyılara yapılan baskınlar ve bu baskınlara
karşı savunma denemeleri gibi denizden gelen
tehditlere ilişkin sayısız gönderme yer alır.

eniz, insanlık tarihi da aynı şekilde, deniz saldırıları ve

D
boyunca bir geçirn zayıf kıyı devletleri ve karakollarının
yolu, ulaşım ve iletişim kendilerini savunma çabalarını
aracı olmuş, aynı betimleyen örneklere rastlamaktayız.
zamanda bir tehlike Miken Uygarlığı'nın en önemli şehri
ve ölüm mekanı olarak d insana korku olan Miken'de yapılan kazılarda ortaya
salmıştır. Gemilerin ilk kez yük alarak çıkan 4 No.lu Kuyu Mezarda, üzerinde
sefere çıktığı dönemlerden itibaren, denizden gelen askerler ile bir tepe
denizde gemileri gasp etmek veya üzerinde çatışma sahnesi betimlenen
yağmalayacak mal aramak üzere kıyı MÖ 16. yüzyıl tarihli "Kuşatma
kentlerirıe saldırmak için gemilere Ritorıu" adlı bir eser bulunmuştur. Bu
iki sahnenirı bir arada resmedilmesi,
pusu kuran korsanlar var olmuştur.
kıyıya yapılan baskın karşısında
Kuşkusuz, Tunç çağı sonlarında,
gerçekleştirilen savunmaya işaret
yaklaşık olarak MÖ 1.200'lerde, çağın
etmektedir. Yunanistan'ın Santorirıi "Kuşatma
kaotik sonunun ve devamında gelen Riton"u
(Thera) Adası'ndaki Akrotiri adlı
Demir çağı başlangıcının öncesinde üzerirıde
Mirıos yerleşmesinde ortaya çıkarılan
de durum buydu. Yüzyıllar boyunca betimlenen
Batı Evi'nin 4 No.lu Odası'nda yer
yazılmış metirı ve yazıtlarda kuşatmalar, sahne ve
alan ünlü mirıyatür freskte de yine,
denizde yolu kesilen gemiler, kıyılara daha geç tarihli
bir savaş sırasında gernilere birırnekte
yapılan baskırılar ve bu baskırılara karşı metirıler bizlere, kıyı
olan, ellerirıde mızraklarla betimlenmiş
savunma denemeleri gibi denizden yerleşmelerini baskırılara
askerler ve denizde, kıyının hemen
gelen tehditlere ilişkin sayısız gönderme karşı savunmak amacıyla
açıklarında su üzerinde süzülen cesetler
yer almaktadır. Tunç çağı sanatında görülmektedir. -kimi zaman aceleyle- askeri

28 Aktüel Arkeoloji
Kynosantik kentinde bulunan savaş gemisi betimH krater üzerinde başları bir bölmenin arkasında kalan ve yalnızca gövdeleri görülen ve
yarımay biçiminde bir gövde ile temsil edilen kürekçiler görülüyor.

Akrüel Arkeeton 29
Savas Gemilerı ve .J

Denizcilik Teknolojisı
kuvvetlerin seferber edildiğini bahsedilmektedir. Büyük Ramses, ile buluşturularak, daha fazla avantaj
göstermektedir. Bunlara ek olarak, Merneptah ve III. Ramses gibi Mısır elde edilmesi sağlanmış ve bu gemi
özellikle bir gemi batığından, Kaş firavunları tarafından yaptırılan ve insanlar kıyı kentlerini kasıp
yakınlarındaki Uluburun kıyılarında yazıt ve kabartmalarda ise gemilerle kavurmuştur. Bu dönemde gemicilik
batan 14. yüzyıl sonlarına tarihli bir taşınan ve etkisi donanmalarındaki alanında meydana gelen gelişmelerin
tüccar gemisinden edindiğimiz bilgiler, gemi sayısından çok daha büyük Akdeniz denizciliğinin çehresini binyıllar
gemilerin korsanlarla karşılaşma olan yağmacılara karşı verilen çoklu boyıınca değiştireceğini söylemek hiç de
ihtimallerine karşı kendilerini mücadeleler anlatılmaktadır, abartı olmaz.
savunmak amacıyla, denizde veya
Alaşya (Kıbrıs'ın antik dönemdeki
karada, bugünkü özel güvenlik
adı) valisi tarafından Ugarit kralı Batı'da Ege'ye Doğru
güçlerine benzer bir güvenlik hizmeti
Ammurapi'ye yazılmış Uragitçe bir
aldıklarını göstermektedir. Uluburun MÖ 1.200 civarında denizden gelen
metinde "20 düşman gemisi -dağa
Batığı'nda 10 ton bakır ve 1 ton kalay tehditlerin artışı yalnızca Akdeniz'in
(kıyılarına) ulaşmadan daha önce-
bulunmuştur. Bu, 3 binden fazla tunç doğu kıyıları ile sınırlı değildi. Ege
etrafta fazla durmadı ve hemen yola
kılıç ve mızrak ile 1 milyondan fazla Denizi boyunca, Kıta Yunanistanda
koyuldu, nerede kamp kurduklarını
ok ucu yapılmasına veya 300 kişilik bulunan Lineer B yazısı ile yazılmış
bilmiyoruz" ifadeleri yer almakta ve
bir ordunun kılıç, kalkan ve zırhlarla tabletlerin, kıyılardan gelen tehdide
Ammurapiden "haberdar olması"
tamamıyla donatılmasına yetecek bir karşı bir tepki olarak, eşgüdümlü bir
istenmektedir. Kral Ammurapi
miktardır, Batık içerisinde külçeler büyük ölçekli savunma faaliyeti veya
tarafından isimsiz bir Alaşya kralına
halinde bulunan bakır ve kalayın yanı tahliye planı oluşturma çabalarının bir
yazılmış bir diğer mektupta ':..
sıra, ok uçları, mızrak başları, topuz ve göstergesi olabileceği düşünülmektedir.
hançerler ve bir balta ile Yakın Doğu Düşman gemileri geldi. Kentlerimi Peloponez (Mora) Yarımadası'nın
stilinde bir zırh ve üç farklı kültürü, ateşe verdiler ve ülkeme zarar verdiler." batı kıyısındaki bir kent olan ve
ifadeleri yer almaktadır, Metin "yedi Homeros destanlarındaki Nestor ile
Kenan, Miken ve İtalyan kültürlerini
temsil eden 4 kısa kılıç tespit edilmiştir. düşman gemisi gelerek, bize zarar ilişkilendirilen Pylos'ta bulunan bu
verdi" sözleri ve herhangi bir gemi metinler üç grup halinde incelenebilir.
görmeleri durumunda kendilerine Bunlardan ilki, o-ka tabletleri olarak
Denizden Gelen Tehditlerde Artış haber vermeleri yönündeki talepleriyle bilinen grup, "kıyı bölgeleri gözlemek"le
Tunç Çağında yazılmış ve bu dönemde sonlanmaktadır. Bu kadar az sayıda görevli askeri kadronun (gözcüler
yaşamış kişilerin bakış açısını yansıtan geminin böylesine korku dolu bir de dahil olmak üzere) düzeninden
bazı belgelerden anladığunız üzere, tepkiye yol açmış olması şaşırtıcı gibi bahsetmektedir. Tek bir tabletten
Tunç Çağının MÖ yaklaşık ı.zooae görünse de, bu olayların yaşandığı On 829) oluşan ikinci grup, Pylos
sona ermesiyle birlikte, denizden dönemde bir denizcilik devriminin tapınaklarında bulunan ve "mızrak
gelen tehditlerde bir artış olmuştur. gerçekleşmekte olduğu da göz önünde ucu ve kargı" yapımında kullanılacak
Anadoluda Hitit İmparatorluğu ve bulundurulmalıdu. Bu devrimle tunç yığınını kayıt altına almaktadır.
Hititlere bağlı kıyısal bir vasal devlet birlikte ortaya çıkan daha hafif daha "Kürekçi Tabletleri" olarak adlandırılan
olan Ugarit tarafından yazılmış hızlı ve daha fazla manevra yapabilen üçüncü grup ise adını kürekçiler
mektuplarda, kıyılarda oluşan gemiler, savaşabilecek güçte insan anlamına gelen Miken "e-re-ta"
tehditler ve deniz savaşlarından gruplarından oluşan mürettebatlar kelimesinden alu.

30 Aktüel Arkeoloji
Miken'de,4 No.lu Kuyu Mezar'da bulunan üzerinde denizden gelen askerler ile bir tepe üzerinde çatışma sahnesi betimlenen MC 16. yüzyıl tarihli "Kuşatma Rttonu"

~s.a;a
Lineer B tabletleri, mimar Michael Yakın Doğu'daki çağdaşlarının aksine,
Kürekli kadırganın Ventris'in Lineer B yazısının Yunan edebi bir içeriğe veya bir yazışma
gelişimi, denizcilik dilinin eski bir formu olduğunun metnine sahip olmamasıdır. Şimdiye
farkına varmasının ardından 20. yüzyıl dek bulunan bütün haldeki tabletler
tarihinin en önemli ortalarından itibaren okunabilmeye bile, kayıt listeleri ve envanterlerden
gelişmelerinden başladıysa da, Miken belgelerini ibarettir. Bu dönemde okur-yazarlık
tamamıyla anlamak henüz hala çok yalnızca saray yetkilileri ile sınırlı
biridir. zor. Bunun bir nedeni de bu belgelerin, olduğundan, bu kayıtların içeriği, Miken

32 Aktüel Arkeoloji
Pylos yakınlarındaki Tragana'da bulunan, MÖ 12. yüzyıl tarihli pyxis üzerindeki gemi tasviri.

yaşamının yalnızca sarayın ilgisini çeken


veyaüzerinde etkisi olduğu yönlerini
yansıtmaktadır. Dolayısıyla yazılı
kayıtlarda, gemi yapımı ve uluslararası
ticaret gibi Mikenlerin ciddi ölçüde
yatırım yaptığı girişimler gibi konular da
dahil olmak üzere büyük eksikler vardır.
Lineer B kayıtlarındaki bir diğer
sınırlama, metinlerin pişmemiş kil
tabletler üzerine yazılmış, dolayısıyla
uzıın süreler boyunca saklanma
Sademgediği Tepe yerleşmesinde bulunan Miken stilindeki krater üzerinde güverte altında duran, son
amacı taşımıyor olmalarıdır. Aksine, derece detaylı olarak betimlenmiş kürekçiler görülüyor.

Mikenlerin bu belgeleri yalnızca 1 yıl olduğunu, Kıta Yunanistan'dan Batı


çağının sonunda, Doğu Akdeniz'in
gibikısa bir süre boyunca saklayıp, daha Anadolu'ya uzanan coğrafyada ele
geri kalanı ile birlikte Yunanistan'ın
sonra yeniden kullanıyor olabilecekleri başına gelen büyük tehlikelerin geçen bir diğer buluntu grubu olan
düşünülmektedir. Bu nedenden dolayı, boyalı çanak-çömlekten de biliyoruz.
işaretleri miydi?
günümüze ulaşan yegane belgeler, Seramik örnekleri üzerinde gemiler
kentte çıkan yangınlarda tesadüf Lineer B tabletlerinin, denizden gelen
ve kürekçilerin yanı sıra, hepsi benzer
eseri pişen tabletlerdir. Bu tabletler de bir tehdide karşı sarayın verdiği bir
kıyafetlerle donatılmış ve hepsi aynı
olasılıkla, kentin en fazla 1 yıl öncesine tepki olarak ortaya çıktığını kabul etsek
tipte bir gemiye binmekte olan eli
kadarki sürecini temsil etmektedir. bile, bu tepkinin içeriğinin nelerden
mızraklı savaşçılar betimlenmektedir.
oluştuğunu bilmemiz irrıkansızdır.
Dolayısıyla bu tabletlerin belirli bir Helladik tipi kürekli kadırga olarak
zamanda vuku bulan olayları ne derece Akademisyenler bu konu üzerine birçok
bilinen bu gemi, ilk olarak bu
ihtimal öne sürer. Bunlar arasında,
temsil ettiği konusu tartışmalıdır. dönemde görülen ince bir savaş
yalnızca kendilerini kurtarmak
Örneğin, tabletlerde bahsi geçen gemisidir.
"gözcüler" kıyılarda düzenli olarak isteyen Miken soylularının kentleri
mı görevlendiriliyorlardı? Tabletlerde tahliye etme çabaları veya bir deniz
bahsedilen tapınaklardaki tunç, savaşına hazırlanmak üzere mürettebat En Kusursuz Antik Savaş Gemisi
çağrılması gibi öneriler bulunmaktadır.
düzenli olarak silah yapımında mı Kürekli kadırganın gelişimi, denizcilik
kullanılıyordu? Gemilere adam Neyse ki bu döneme ait tek bilgi tarihinin en önemli gelişmelerinden
sağlamak için çevredeki yerleşmelerden kaynağımız Lineer B arşivleri biridir. Kürekli kadırgarun ortaya
düzenli olarak zorla kürekçiler mi değil. Bu dönemde, Ege sularında çıkışının öncesinde Akdeniz sularında
alınıyordu? Yoksa tüm bunlar Tunç deniz savaşlarının meydana gelmiş sefer yapan gemiler ağır ve geniş olup,

Aktüel Arkeoloji 33
r
(

baş ve kıç kısmındaki sırasıyla "yarda" biçimli kapaklı seramik kap) üzerinde
ve "bumba" olarak adlandırılan yatay yer alan bir gemi tasvirinde, geminin
direklere bağlı büyük kare biçimli güverte seviyesinin altında 24 adet
yelkenlere sahiptir. Bu "bumba dikey çizgi yer almaktadır. Bu çizgilerin,
ayaklı kare yelkenler"in en etkin puntel veya destek direklerini temsil
kullanım şekli, rüzgar yönünde veya ettiği ve bunların kürekçilerin
rüzgar arkadayken seyredilmesidir. bulunduğu alanı, 25 kiirekçi için
Kadırga ise bundan tamamen tasarlanmış 25 bölüme ayırdığı
farklıdır. Uzun, dar ve hafif olan düşünmektedir.
bu gemiler, gerektiğinde çabucak Bu sayıya yakın bir mürettebattan
karaya çekilebilir ve yeniden denize Pylos'ta bulunan Kürekçi Tabletleri'nde
açılabilir. Daha da önemlisi, gemi de bahsedilmektedir. Örneğin, '~
tamamen farklı bir motor tipine 610" adlı tablet yaklaşık 600 kürekçiyi
sahiptir: kürekçilerden oluşan bir kayıt altına alırken, "An 1" adlı tablet
mürettebat. "Pleurona gidecek kürekçiler'den
Kadırga ayrıca "serbest ayak" 30'unu listelemektedir. Gemi sayısı
adı verilen yeni bir yelken tipi ve mürettebatın büyüklüğünü
ile donatılmıştır. Bu yelken, bir arada değerlendirdiğirnizde,
geminin rüzgar yönüne daha az küçük "filo'Iardan oluşan yağmacı
bağımlı hale gelmesini ve çatışma grupların oluşturduğu tehlikeyi
sırasında savaşçıların güvertede daha net görebiliriz. Örneğin, Pylos
daha geniş bir hareket alanına tabletinde bahsi geçen 600 kişinin
sahip olmasını sağlamıştır. Diğer pentekonterlere ait mürettebat
bir deyişle kadırga, kendisinden olduğunu kabul edersek, bu kişi
önceki Tunç çağı gemilerinin sayısının 12 gemiyi dolduracağını
aksine, hız ve manevra hesaplayabiliriz. Ugarit ile Alaşya
kabiliyeti için tasarlanmıştır. arasındaki yazışmalardan birinde
Kıyı baskınlarına en hızlı şekilde bahsi geçen 20 geminin pentekonter
ulaşılmasını sağlayan bu gemiler, olduğunu varsayarsak, bu gemilerin,
açık denizdeki çatışmalar için de aynı zamanda savaşçı olarak da
uygundur. Bu nedenden dolayıdır görev yapan yaklaşık 1000 kürekçiyi
ki, kadırgaların en erken ve en canlı taşıdığını tahmin edebiliriz. Bu sayı,
tasvirlerinin, deniz savaşları sahneleri savaşçıların kıyıya ayak basmalarına
bağlamında olması hiç de şaşırtıcı olanak sağlandığı takdirde, hazırlıksız
değildir. veya zayıfbir savunmaya sahip bir
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, kıyı kentine büyük hasar vermek için
parmakla gösterilecek kadar az sayıda yeterlidir.
gemi, güçlü Doğu Akdeniz kentlerine
büyük bir korku salmayı başarmıştır.
"Deniz Kavimleri" Göçüne Giriş
Bunun nasıl mürnkiin olduğunu
anlamak için, öncelikle bu gemilerin Kaş açıklarında Tunç çağı sonlarında meydana gelen
batan Uluburun
mürettebat sayısını bilmek gerekir. gemisinin kıyı saldırıları, kentlerin yıkılışı ve
kargo bölümünün

Kadırgaların Ege ve Mısır sanatında rekonstrüksiyon


çlziml. esamoet
büyük imparatorluklarının çöküşü
betimlenmeye başladığı dönemde, Um, INA
gibi birtakım olaylar, uzun yıllardan
aynı zamanda pentekonterlerin de 25 adet kürek yeri bulurırnaktadır. beri, ağırlıklı olarak MÖ 13.-12.
kullanıldığına dair bulgular elde Yunanistan'ın güneybatısında, Pylos yüzyıllara tarihli Mısır kaynaklarında
edilmiştir. 50 kürekli gemi anlamına yakınlarındaki Tragana'da bulunan, bahsi geçen "Deniz Kavimleri" ile
gelen pentekonterlerin her iki yanında MÖ 12. yüzyıl tarihli bir pyxis (silindir ilişkilendirilmektedir. Henüz tam

34 Aktüel Arkeoloji
olaraktanımlanıp, anlaşılamaması isimlerden bazıları, örneğin Sherden, bu kez karadadır. Ağırlıklı olarak
bakımındanbazı akademisyenler Mısır kaynaklarında birçok kez, Libyalılardan oluşan, 10 birılerce güçlü
tarafındanhayal ürünü olarak da sıklıkla da deniz savaşları ile bağlantılı adamın bir araya gelmesiyle ortaya
görülen"Deniz Kavimleri" olarak olarak karşımıza çıkmaktadır. çıkan bu ordunun göç hareketleri
adlandırılanbu olgu, çeşitli gizemli kapsamında Mısır'a batıdan saldırdığı ve
Büyük Ramses olarak da bilinen
halklarınbir araya gelerek oluşturduğu, firavunun ordusu tarafından bozguna
Firavun II. Ramses, MÖ 13. yüzyıl
koalisyonbenzeri bir yapıya sahip uğratılmasının öncesinde 1 ay süreyle
başlarında "cesur bir biçimde savaş
gruplarolarak açıklanmaktadır. Öyle ki, Havzanın batısının büyük bölümünü
gemileriyle denizin ortasından gelen"
buolguyuanlatmak için kullandığımız işgal ettiği belirtilmektedir.
"ôzunde isyankar Sherden"ı bozguna
isim,antik Mısır kaynaklarında
uğrattığını iddia etmektedir. II. Deniz Kavimleri'nin en ünlü
yeralanbir cümlenin modern bir
yorunılarnasıdır.Mısır kaynakları, Ramses, bununla ilişkili olduğu temsilieri, Mısır'daki Teb kentinde
düşmanolarak nitelendirdikleri bu düşünülen ayrı bir yazıtta, "Büyük bulunan Medinet Habu Tapınağı'nın
gruplardan "denizden gelenler" veya Yeşil (Deniz)'den gelen savaşçıları duvarlarında yer almaktadır. İçerisinde
"denizinortasındaki adalardan gelenler" yok ettiğini" ve böylelikle halkının Firavun III. Ramses'in mezarının da
şeklindebahsetmektedir. Daha belirgin geceleri "rahat uyumasıru" sağladığını bulunduğu, sıklıkla bir "cenaze tapınağı"
olarakSherden, Shekelesh, Peleset, söylemektedir. Bu tarihten on yıllar olarak anılan Medinet Habu'nun
Denten,Tjekker, Ekwesh, Teresh, sonra, yaklaşık olarak 13. yüzyılın duvarları, firavunun tarırılara olan
Lukkave Weshesh gibi isimlerle anılan son yıllarında, Büyük Ramses'in oğlu hürmeti ve 30 yıllık hükümdarlık süresi
bugrupların isimleri de, kökenleri gibi Merneptah yeniden Deniz Kavimleri (MÖ yaklaşık 1183- 1152) boyunca
birmuanırna oluşturmaktadır. Bu ile karşılaşır, ancak karşılaşma meydana gelen olayları anlatan

Mısır kaynakları, düşman olarak nitelendirdikleri Deniz


Kavimleri'nden "denizden gelenler" veya "denizin ortasındaki
adalardan gelenler" şeklinde bahsetmektedir.
Mısır'daki Teb kentinde bulunan Medinet Habu Tapınağı'nın duvarlarında Deniz Kavimleri tasvirleri almaktadır.

Aktüel Arkeoloji 35
kabartma ve yazıtlarla kaplıdır. Medinet betimlerımektedir, Denizden gelen gemilerirıdeki çatışma yöntemi, boğıılma
Habu Tapınağı'nın duvarlarını süsleyen yağmacılara karşı verilen çatışmaların tehlikesirıi bir kenara bırakırsak, genel
kabartmaların birçoğunda Deniz daha erken tarihli temsilieri de vardır anlamda karadaki çatışmalar ile benzerdi.
Kavimleri tasvirleri yer almaktadır. Bu ancak bu sahne büyük ölçüde, denizde Gemiler birbirirıe belirli bir uzaklıktayken
tasvirlerde özellikle başlıkları ile ayırt meydana gelen gemiler arasındaki bir mızraklar ve oklar atılıyor, yakın dövüş
edilen bu irısan gruplarının kimilerinirı mücadelenirı ilk temsilidir. Bu sahne içirı yeterli mesafeye ulaşıldığında ise kılıç
başlıkları kuş tüyleriyle, kimilerinirıki ayrıca, denizcilik teknolojisi ve dönemirı ve kalkanlar dahil oluyordu.
ise boynuzlarla ön plana çıkmaktadır. deniz savaşı yöntemleri hakkında birçok Yukarıda anlattığımız deniz savaşı
Medirıet Habudaki Deniz Kavimleri bilgi sağlaması açısından da önem taşır, sahnelerirıin en belirgirı örneklerirıi,
tasvirleri arasından özellikle ikisi dikkati biri Orta Yunanistan'daki Livanates'te
çekmektedir. Bunlardan ilki, büyük (antik Kynos), diğeri Batı Anadoludaki
Denizde Savaş
çapta bir kara savaşını betimleyen Bademgediği Tepe yerleşmesirıde
bir sahnedir. Bu sahnede yer alan İlk deniz savaşları nasıl yönetiliyordu? bulunan Miken stilinde iki çömlek
ve Deniz Kavimleri savaşçılarının Antik çağlarda deniz çatışmalarını üzerinde görmekteyiz. Geniş ağızlı
aralarında betimlenen öküz arabaları, düşÜlldüğümüzde,aklımızdagenellilde çömlek olarak tanımlanan ve krater adı
kadırılar ve çeşitli yaştan çocuklar, pruvaları üzerirıde birbirirıe vurmakta verilen bu iki antik kaptan günümüze
bu istilanın Egeden Batı Anadolu'ya olan tunç mahmuzlar bulunan çok ulaşan parçalar üzerirıde, güverteleri
doğru bir göç hareketinirı bir parçası kürekli gemiler canlanır, Ancak üzerirıde ellerirıde mızraklarla
olabileceği izlenimini vermektedir. mahmuzun, Tunç çağı sonlarından betimlenmiş savaşçılar bulunan,
İkirıci sahnede ise, mürettebatı olasılıkla epey geç bir tarihte, en azından MÖ birbirlerine karşı karşıya pozisyonda
bir kıyı baskınına katılmış kürekli 9, yüzyılda icat edildiğini biliyoruz, iki gemi tasviri yer almaktadır. Her
kadırgalardan oluşan bir fıloyu yok Dolayısıyla, Tunç çağı sonunda iki betimlemede de güverte altında
etmekte olan Mısır savaş gemileri gördüğümüz, tarihirı bu ilk savaş kürekçiler görülmektedir, Bademgediği

Medinet Habu Tapınağı'nın duvarlarından Deniz Kavimleri tasvirleri.

36 Aktüel Arkeoloji
Medinet Habu Tapınağı'nın duvarlarından Deniz Kavimleri tasvirleri.

Tepede bulunan krater üzerinde Kavirrıleri'nden olmayan katılımcıların eden metin, Mısırlı asker ve denizcilerin
kürekçiler son derece detaylı biçimde yer aldığı tek temsildir. fırlattıkları mızrak, ok ve borda
betirnlenirken, Kynos'ta bulunan kapta III. Ramses'in deniz savaşı tasvirinde, kancaları ile düşman gemisi üzerinde
isebaşları bir bölmenin arkasında kalan dönemin denizcilik sanatının eşsiz yarattıkları tahribattan bahsetmektedir:
veyalnızca gövdeleri görülen kürekçiler, bir öğesi yer almaktadır. Medinet "Adalarında duran kuzey ülkeleri,
yarımay biçiminde bir gövde ile Habu'nun duvarlarında yer alan Deniz bedenleri içinde tir tir titriyorlardı.
temsil edilmektedir. Kynos'ta bulunan
Kavimleri'ne mensup olduğu düşünülen Nehir ağızlarının kanallarından gizlice
kapta, gemi direğinin üzerindeki çift figürler, Miken seramiklerinde yer alan girdiler. .. Oldukları yerde alabora oldular
boğatanın varlığı, geminin istinga savaşçılara benzer şekilde, güvertenin ve ağır bir yenilgiye uğradılar. Kalpleri
ipliyeni bir yelken teçhizatına sahip
üzerinde, ellerinde mızrak ve kılıçları yerinden söküldü, ruhları uçup gitti.
olduğuna işaret etmektedir.
ile betimlenmiştir. Mısırlı denizciler Silahları denize saçıldı. Oku, aralarından
Her iki savaşçı grubu da, Ege vazo de aynı şekilde mızraklar, yay ve oklar dilediği kişiyi delip geçmiş ve kaçak
sanatında resmedildikleri haliyle kirpiye ile betimlenmiştir ancak buna ek denize düşmüştü."
benzemeleri nedeniyle yaygın olarak olarak borda kancası adı verilen, deniz Boğazköy'de bulunan bir Hitit metni,
"kirpi başlık" olarak adlandırılan bir savaşları için özelolarak üretilmiş yeni III. Ramses'in Deniz Kavimleri'ne karşı
başlık takmaktadır. Bu başlık stilinin, bir silah türünü kullanmaktadırlar.
Mısır kabartınalarında görülen kuş Medinet Habu kabartmasında
tüylü başlıkların bir Ege adaptasyonu görüldüğü üzere borda kancası adı Medinet Habu'nun
olduğu düşünülmektedir. Kynos ve verilen bu silahın işleyişi oldukça
duvarlarında yer alan
Bademgediği Tepe kraterlerinde görülen basittir. Mısırlı denizci öncelikle, borda
savaşçıbaşlıklarının Deniz Kavimleri'ne kancasını kendi güvertesinden düşman bir sahnede, mürettebatı
ait olduğunu kabul edersek, Ege'deki geminin armasına fırlatır. Kanca olasılıkla bir kıyı
bu ilk deniz savaşı betimlemelerinin düşman gemisine takıldığında, Mısır
yalnızca Deniz Kavimleri'ne ait gemileri gemisi düşmana dik açıyla (bir "T"
baskınına katılmış kürekli
değil,aynı zamanda Deniz Kavimleri'ne formu oluşturarak) manevra yapar. Bu kadırgalardan oluşan bir
katılan grupları da temsil ettiğini noktada, Mısır gemisinin mürettebatı filoyu yok etmekte olan
kabul etmemiz gerekir. Dolayısıyla, hızla geriye doğru kürek çekerek,
Medinet Habu'daki deniz savaşı betirrıli düşman gemisinin alabora olmasını Mısır savaş gemileri
kabartma, bu döneme ait Deniz sağlar. Deniz savaşı kabartmasına eşlik betimlenmektedir.
Aktüel Arkeoloji 37
Medinet Habu'daki Deniz Kavimleri savaşçıları betimlemeleri üzerinden çizim.

denizde ve karada verdiği mücadelelere sunar. İstinga ipi, serbest ayaklı yelken ait stel üzerinde yer alan, Ramses'in
benzer bir mücadeleden bahseder. II. ve tepeye monte edilmiş karga yuvası bu savaştan bahsettiği kayıtlar dikkatle
Şuppiluliuma'ya atfedilen bir mücadeleyi gibi özellikler, birbiriyle tamamen incelendiğinde, MısırWarın bu savaşı
anlatan bu metinde şu ifadeler yer aynı şekilde, hem Deniz Kavimleri'nin layıkıyla anmak amacıyla, savaş
almaktadır: "Alaşya gemileriyle üç kez gemilerinde hem de Mısır gemilerinde gemisi anlamına gelen yeni bir kelime
denizde mücadele verdim, ve onları görülmektedir. Gemilerde ayrıca, üretmeye zorlandıkları görülmektedir.
vurdum; ve gemilerini elegeçirdim ve savaşçıların düşman gemilerini abawafJ3 m-bry-ib p3 yın şeklinde
onları denizde ateşe verdim. Ancak mızraklarıyla tutmasını sağlayan bir yazılan bu kelime ''denizin ortasında
karaya ayak bastığımda, çok sayıda kısmi güverte de mevcuttur. Deniz savaşan gemiler" anlamına gelmektedir.
Alaşyalı düşman bana savaş açtı. Onlarla Kavimleri'nin gemileri, yukarıda Bu dönemde Mısır ordusunun açık
savaştım ..." Düşmanın kuzeyde Mukişte bahsettiğimiz kürekli kadırga tipi gemi denize çıkmaya elverişli gemileri
(Amik Ovası bölgesinde) bir köprübaşı ile aynı türdendir. Deniz savaşında tasvir
hattı kurduğunu anlatan, Ugarit'te edilen Mısır gemileri ise ne kadırga, ne
bulunmuş metne benzer bir diğer metin, de geleneksel Mısır gemileridir. Aksine,
kara ve deniz saldırılarının bileşiminden istinga ipi, serbest ayaklı yelken ve karga
oluşan deniz baskınlarının, bu dönemde yuvası gibi yeni özellikler ile nehirde
bazı grupların izlediği bir yöntem seyahat etmeye uygun eski gemi
olduğunu anlatan mektuplarla da mimarisinin bir araya getirilmesiyle
ilişkilendirilebilir. geliştirilen yeni bir tür melez savaş
gemisidir.
Denizcilik Alanında Yeni Bu yeni özelliklerin Mısırda nasıl
Gelişmeler benimsendiğini tam olarak bilmemiz
Medinet Habu kabartmaları, bu mümkün olmasa da, bunda yukarıda
dönemde deniz savaşlarının nasıl bahsi geçen, Büyük Ramses ile Sherden
yönetildiğini anlamamıza yardımcı arasında bir yüzyıl önce meydana
olmasının yanı sıra, dönemin denizcilik gelen deniz savaşının etkisi olmuş
mimarisine ilişkin de önemli bilgiler olabileceği düşünülmektedir. II. Tanise

38 Aktüel Arkeoloji
birsüren beridir kullanıyor olduğu ve dilimirıe sahip olduklarını düşünebiliriz. adlı Yunan savaş demişi ortaya çıkmıştır.
literatürlerinde bu gemileri tanımlayan Sonuç: Denizcilik Teknolojisinin Takip eden yıllarda, bahsi geçen Tunç
birçokkelime olduğu bilinmektedir. Gelişimi çağı gruplarının birçoğunun soyundan
Savaşgemisi için bütünüyle yeni gelen gruplar, Fenikeliler, Yunanlar ve
Doğu Akdenizde Tunç çağının sonuna
birterirnin üretilmesi, ya Sherden en nihayetinde Romalılar, çok daha
gelirıdiğirıde, denizden gelen düşmanlar
tarafından kullanılan gemi türü ya da büyük ölçekte denizcilik faaliyetlerirıde
dönemirı büyük güçleri için öylesine
bu gemilerin kapasitesi üzerine deneyim bulunmuştur. Kolonileşme ve deniz
büyük bir tehlike halirıe gelmiştir
eksiklikleri olduğuna işaret etmektedir. savaşlarının da dahil olduğu bu
ki, bunun sonucunda açık denizde
Elimizde MÖ 12. yüzyıl öncesine dair faaliyetler varlığını, MÖ 1.200 civarında
savaşacak ilk donanmalar savaşa
görselbir bulgu bulunmamakla birlikte, meydana gelen denizcilik teknolojisi
katılmak üzere sefere çıkmıştır. Bu
Mısırlıdenizcilerin Büyük Ramses'irı alanındaki gelişmelere borçludur.
dönemirı hemen ardından medeniyetirı
hükürndarlığının erken aşamalarında, Assur kralı Sahberib"ın (MÖ 705-681) sarayında bulu-
çöktüğü ve devamında gelen Demir nan taş kabartma üzerinde deniz savaşı sahnesi.
istingaipi, karga yuvası ve diğer
çağının çok daha farklı toplumlarına
benzersiz teknolojileri, bu isyankar
yer açtığı söylense de, kürekli kadırganın
ruhlu düşmanlarından öğrendiklerini
gelişimi kesintisiz olarak devam etmiş
kabul edersek, Mısırlı denizcilerirı bu
ve en nihayetinde, birerne
teknolojileri deneyimleyip, önceki
adlı Fenikelilere
bilgileriile harmanlayarak kendi
ait kürekli
gemilerini üretmek ve Medirıet Habuda
savaş
gördüğümüz deniz zaferirıde betimlenen
gemisi
kusursuz formlar halirıe getirmeleri
ile dieres
içinneredeyse bir yüzyıllık bir zaman
Hüseyin SAMİ ÖZTÜRK

SERVILIUS VATIA'NIN
KORSAN-HAYDUT SAVAŞLARı
i. Mithridates Savaşı 'nın yarattığı kargaşa ortamında ele geçirdiği ganimetler
ve zekası sayesinde de büyük bir güç haline gelen Zeniketes, Mithridates'in
ordusunda sıradan bir korsan iken, zamanla "korsanlar kralı" olmuştur.

40 Aktüel Arkealaji
D
oğu Lykia uzun zamandır Zeniketes tarafından adandığı düşü- dır. Lykia Birliği'nin üç oy hakkına sa-
kanunsuzların, asilerin, ka- nülen Dodona'daki bir adak yazıtında hip altı kentinden biri olan Olympos'un
çakların, haydutların ve kor- geçen epyaa(a kelimesi ile onun demir ne zaman ve ne şekilde Zeniketes'in eli- .
() sanıarın yuvası olmuştu. Söz bakımından zengin Kilikia'dan demir ne geçtiği tam olarak bilinmemekle bir-
konusu bu grupların başında, kendisi- işçisi olarak Phaselis'e göç ettiği ve daha likte, kentin en azından, MÖ 82 yılın-
ne ~a()LAn)<; unvanı veren ve tıpkı bir sonra haydutluğa başladığıdır. Bir baş- dan itibaren Zeniketes'in hakimiyetine
kral gibi Doğu Lykia ve Pamphylia'ya ka görüş ise, Zeniketes'in Pontas Kralı girmiş olduğu düşünülebilir.
hükmeden Zeniketes adında bir kor- Mithridates'in ordusunda paralı asker Doğu Lykia'da sadece Olympos değil,
sanşefi vardı. Zeniketes'in kim olduğu olarak görev yaptığı ve bu dönemde aynı zamanda bölgenin diğer büyük
sorusuna kaynakların yetersizliğinden generalliğe kadar yükseldiğidir. ı. Mith-
kentlerinden biri olan Phaselis ilebirlikte,
dolayı,tam olarak cevap vermek müm- ridates Savaşı'nın yarattığı kargaşa orta- stratejik öneme sahip Solyma Dağı (Tah-
kün değildir: Bu konudaki ilk tahmin, mında ele geçirdiği ganimetler ve zekası talı Dağı), Marmara/Mnara (Kavakdağı)
sayesinde de büyük bir güç haline gelen ve Termesos egemenlik alanında yer
illüstrasyon ©Ece Zeber
Zeniketes, Mithridates'in ordusunda alan Kitanaura (Saraycık) ile antik adları
sıradan bir korsan iken, zamanla "kor- bilinmeyen Gavurpazarı (Olympos'un
sanlar kralı" olmuştur. 7-8 km kuzey-kuzeybatısı; Phaselis'in
Bir süre sonra ise Doğu Lykia ve 7-8 km güney-güneybatısı) ve Erentepe
Pamphylia'nın stratejik önem taşıyan (Olympos'un 6 km batısı) gibi yerleşim-
kentlerini ve tahkimatlı mevkileri- ler de Zeniketes'in egemenliğine girmiş
ni tek tek ele geçirmiş ve Gelidonya olmalıdır. Zeniketes tarafından ele ge-
Körfezi'nden Attaleia'ya kadar olan kıyı çirilen sözünü ettiğimiz bu yerleşimler,
bölgesinde bir "krallık" kurmuştur: Bu stratejik açıdan büyük önem arz etmek-
krallık, muhtemelen güneyde bugünkü teydiler: Özellikle Salyma Dağı'na (Tah-
Kumluca Ovası'ndan kuzeye, Solymos talı Dağı) egemen olmak, bütün Doğu
Dağı istikameti doğrultusunda devam Lykia sahilleri ile Çandır Vadisi (Antalya
ederek, Çandır Vadisi'ne oradan da Merkez) aracılığıylaPamphylia'ya kadar
Attaleia'ya kadar uzanmaktaydı. Kral- uzanan bölgenin kontrol edilebilme-
lığın merkezi de Olympos kenti; kalesi sine olanak vermekteydi. Yine Kemer
ise Olympos'a bağlı olan bugünkü Musa ilçesinin üstünde yer alan Kavakdağı'na
Dağı'ndaki tahkimatlı yerleşim olmalı- lokalize edilen Mnara kentinden Kesme

(eneviz Koyu, Olympos. ©Hüseyin Sami Öztürk

~~~-------------------.

Aktüel Arkeoloji 41
LI

i Lykia Birliği donanmasının korsanlar


üzerinde yeterince etkili olamaması ve
Romalı tüccarların bölgedeki çıkarları-
nın ciddi bir tehlike içinde olmasından
ötürü, Servilius Vatia önderliğindeki
Roma lejyonları, Pamphylia seferinden
sonra Doğu Lykia kentleri üzerine yü-
rüyüşe geçmişlerdir: İlk önce Phaselis
ve Korykos'u fethedenServilius, hemen
ardından Toros Dağları'nın yamaçların-
da, Musa Dağı'ndaki Zeniketes'in ko-
runaklı kalesini abluka altına almıştır.
Romalıların kuşatmasına uzun süre da-
yanamayacağını anlayan Zeniketes ise,
Servilius'un eline canlı olarak geçmek-
Aikhmon'un Ksanthos'ta onurlandırıldığı yazıtlardan biri (The Canadiarı Epigraphic Mission of Xanthos - Letoon ll.ycial. tense, kendisini ailesiyle birlikte ateşe
vererek ölmeyi tercih etmiştir.
Olympos'un düşmesinden sonra Servi-
lius, Doğu Lykia'da Zeniketes'e ait olan
veya onu destekleyen bütün yerleşim-
leri de tek tek ele geçirmiştir. Korsan-
lara ve haydutlara yardım ve yataklık
yapan tüm yerleşimler cezalandırılmış,
toprakları ise ager publicus yapılmıştır.
Bunlardan biri olan Olympos, bir süre-
Zeniketes'e ait olduğu iddia edilen "Kral Zeniketes"yazıtının yer aldığı striglis (C. (arapanos, Dodone et ses ruines:
liğini Lykia Birliği'nden çıkartılmış ve
Planches, Paris 1878: Plate 26, no. 8; 8bis). MS ı. yüzyılın ortasına kadar bir daha
Birliğe dahil edilmemiştir. Olympos
Boğazı, Kitanaura kentinden ise, Alakır dan kaldırmak için Lykia Birliği MÖ 82 gibi, birlikten ihraç edilen Phaselis de,
Vadisinden Attaleia'ya (Antalya) giden yılında Aikhmon emrinde bir donanma teritoryumunun bir kısmını ager pub-
yol gözlenerek, Phaselis'in hinterlandı- oluşturmuştur. Aikhmon Olympos'un licus olarak Roma'ya vermek zorunda
nın kontrol altında tutulması sağlan- yakınlarındaki Gelidonya Körfezi açık- kalmış; fakat kısa bir süre sonra tekrar
maktaydı. Bugün Tekirova/Beycik (An- larında korsanlara karşı 3 kez deniz sa- Birliğe alınmıştır.
talya) sınırları içinde yer alan ve antik vaşı yapmış; ancak bu savaş çok başarılı Bölgede, korsanlara ve haydutlara yar-
ismi bilinmeyen Gavurpazarı ile Kumlu- geçmemiş ve Zeniketes varlığını güçlü dım ve yataklık ettikleri için ceza olarak
ca sınırları içindeki Erentepenin elde tu- bir şekilde sürdürmeye devam etmiştir. topraklarını kaybeden kentlerin yanı
tulması da, büyük bir olasılıkla Olympos Aslında bu deniz savaşının başarılı geç- sıra, Termessos gibi Roma taraftarı bir
ve Korykos'un hinterlandının güvence memesindeki en büyük nedeni, Doğu politika takip ettikleri için egemen-
altında tutulması demekti. Lykia kentlerinin isteyerek mi yoksa zor- lik alanları genişleyen kentler de var-
Lykia'nın hatırı sayılır bu kentlerinin, la mı korsanlarla işbirliği yaptıklarında dı: Termessoslular, olasılıkla, yalnızca
haydutların ve korsanların eline geç- aramak lazımdır. Kanaatimizce Olympos korsan savaşları sırasında Roma'nın
mesi ve Lykia Birliği'nin de buna karşı başta olmak üzere bölgedeki bazı önemli dostu olmakla kalmamışlar, aynı za-
ciddi bir önlem almamış olması ol- yerleşimler Zeniketes'i desteklemişlerdir manda Servilius'u Zeniketes'e karşı
dukça düşündürücüdür. Bunlardan bir ki bunun en açık göstergesi Olympos ve desteklemişlerdir. Çünkü kısa bir süre
tanesi, Ksanthoslu Aikhmon önderli- Phaselis kentlerinde daha geç bir tarihte sonra, Termessos'un MÖ 72 yılında çı-
ğinde gerçekleştirilmiştir. Oldukça ge- yani MS 2.-3. yüzyıllara tarihli iki mezar kartılan Lex Antonia de Termessibus
niş bir coğrafyaya hakim olan "Kral" yazıtında "Zeniketes" adına rastlanmış adlı yasa ile Roma'dan hem özel bir ay-
Zeniketes'in söz konusu krallığını orta- olmasıdır. rıcalık elde ettiğine, hem de egemenlik

42 Aktüel Arkeoloji
alanınaKitanaura'yı da dahil ettiğine şa- Servilius korsan seferini bitirdikten sonra sat bilen korsanlar ve haydutlar, saklan-
hitolmaktayız. bölgenin idari düzenlemesine geçmiştir: dıkları yuvalarından çıkarak eskisinden
Korsanlarınkaradaki üsleri ile haydut- Cilicia Eyaleti'ni, Dağlık Kilikia ve Pamph- daha büyük bir dert haline gelmişlerdir.
larınyerleşim birimlerini yok etmenin ylia sahilleri ile Pisidia ve Lykaonia'nın Bu işi sonlandırmak Pompeius Magnus'a
gerekliliğinikavrayan ilk Romalı olan kalacaktır.
bazı yörelerini de içine alacak şekilde ge-
ServiliusVatia, seferinin ikinci bölümü- nişletmiştir. Kilikia'da bir donanına üssü
nülsaurialılar ve Orondeis halkına karşı kuran Servilius; gelecekte bu bölgeden
gerçekleştirmiştir. Önce Kilikia sahili- lllüstrasyon ©Ece Zeber
Küçük Asya'nın içlerine doğru yapılabi-
ni korsanlardan temizleyen Servilius,
lecek seferler için de askeri bir yol inşa
daha sonra bölgenin hinterlandındaki
ettirmiştir. Böylece Romalılar için Kilikia
kabilelere karşı seferler düzenleyerek,
Sideya da Kuzeydoğu Pisidia üzerin- üzerinden Lykaonia ve Kappadokia'nın
den Toroslar'ın kuzeyindeki Lykaonia güneyirıe, oradan da Pontosa kadar giden
Bölgesi'nde yer alan Isauna'ya ilerle- güvenli bir yol açılmış oluyordu.
miştir. Haydut yatağı olan Isauna'nın
Küçükasya'nın güneyinde geçiren Servi-
en büyük iki kenti Servilius tarafından
lius, bölgeyi belirli ölçüde korsanlardan
fethedilmişve bu zaferin ardından Ser-
ve haydutlardan temizlemiştir. Fakat
viliusVatia, Isauricus unvanını almıştır.
ne yazık ki, Servilius'un Doğu Lykia,
lsauria'nınfethini tamamlayan Servilius
lsauricus,diğer bir huzursuzluk bölgesi Pamphylia, Kilikia, Isauria ve son olarak
olanPisidia'daki Oroanda ile henüz 10- da Pisidiadaki kabileIere karşı yaptığı se-
kalizeedilemeyen Aperensis ve Gedu- ferler, Roma'ya Küçükasya'nın güneyin-
sanusdolaylarına da sefer düzenleyerek, de, dolayısıyla da Doğu Akdeniz'de kalı-
haydutların elinde olan bu kısımları da cı bir otorite sağlamamıştır. Servilius'un
Romahakimiyeti altına almıştır. MÖ 74 yılında bölgeyi terk etmesini fır-

GelidonyaAçıkla". ©Hüseyin Sami Öztürk

--------------~------------------------------------------~

Aktüel Arkeoloji 43
• •
HITITLERDE SAVAŞ
VAZILI BELGELER 1)leJINDA ANADOLU'NUN iLK
iMPARA TORLUeJUNUN ASKERi ETKiNliKLERi

E
skiçağda devletlerin kılıcı vardır. Kaya kabartmalarında
ekonomisi büyük görüldüğü gibi belinde bir kılıç
ölçüde savaş yoluyla veya hançer taşımayan bir figür
elde edilen ganimetlerle yoktur. 1991 yılında Boğazköy'de
ayakta durabilmekteydi. Bu yapılan kazılardan Hitit kralı LI
nedenle devletler orduya büyük II. Tuthaliya dönemine ait bronz
önem veriyordu. MÖ 17. yüzyılın kılıç bulunmuştur. Kılıcın üzerinde
ortasında, çorum ilinin Sungurlu çiviyazısıyla Akkadça "Büyük Kral
ilçesi yakınlarında Hattusa'da Hitit Tuthaliya, Assuva ülkesini yerle bir
Devleti kuruldu ve bu devlet bir ettiği zaman bu kılıçları efendisi
süre sonra Önasya coğrafyasının Fırtına Tanrısına adak olarak sundu."
hakim gücü konumuna geldi. ifadesi yer almaktadır. Metinlerde
Hititlerin bu yükselişinin geçen gümüş, altın ve demir daha
sebeplerinden biri de, büyük ve çok kültsel silahların yapımında
düzenli bir orduya sahip olmasıydı. kullanılıyordu ya da bir başka devletin
Hitit kaynaklarından edinilen kralına Rediye olarak gönderiliyordu.
bilgiler doğrultusunda, Hitit Bu duruma bir örnek Hitit Kralı III.
Devleti'nin kara savaşlarını deniz Hattusili'nirı Assur kralı ı. Şalmanassar
savaşlarına oranla daha fazla yaptığı ya da Adad-Nirari'ye gönderdiği bir
söylenebilir. Karada yapılan bu mektupta Hitit kralı, Assur kralına
savaşlar iklimsel sebeplerden dolayı şöyle söylemektedir: "Şimdi sana
sadece yaz aylarında yapılabiliyordu. demirden bir hançer yolluyorum".
Yılın geri kalan zamanlarında yollar Aynı mektuptaki Assur kralının talebi
bir ordunun hareket etmesi için olan daha büyük miktardaki sevkiyat
uygun değildi. belki de güç dengesini değiştirmernek
amacıyla yapılmamış olmalıdır.
Hitit ordusunun askeri teçhizatı
arasında tunçtan yapılmış kılıç, Hitit ordusunun kullandığı diğer silahlar
mızrak ve balta bulunuyordu. arasında bir saldırı silahı olan ve uzak
Hititler, bu silahları yakın dövüşte menzilde de etkili olan yay ve ok idi.
tercih ediyorlardı. Yakın dövüşte Kullanılan savunma silahları arasında
kullanılan silahlar arasında ise, miğfer, kalkan ve vücudu koruyan
yer alan kılıç, Hitit ordusunun zırhlı giysiler yer alıyordu. Hititlerin
en etkin silahlarındandır. Kılıç bir savunma silahı olarak kullandıkları
ayrıca prestiji olan bir silahtır. kalkanlar, ahşap bir çerçeveye geçirilmiş
Hatti ülkesinde her askerin deriden oluşuyordu ve bel kısmı fazla
olduğu gibi her kralın, her yüksek ince olmayacak şekilde tasarlanmıştı ve
memurun, askerin ve tanrının bir 8 şeklindeydi.
Solda: 111ı. Tuthaliya'nın
Fırtına Tanrısına
adadığı kılıç. Çorum
Arkeoloji Müzesi

Boğazkale (Hattuşa)
Kral Kapısı. ©Tolga
Pelvanoğlu Arşivi
Hitit ordusunun belki de en önemli ordusunun kullandığı bazı savaş
aracı savaş arabaları idi. Bu savaş stratejileri öğrenilebilir. Özellikle kral
arabaları sayesinde Hitit ordusu II. Murşili dönemine ait yıllıklar bu
düşmanına hızlı bir şekilde saldırıp konuda önemli bilgiler içermektedir.
bitirici vuruşu yapabiliyordu. Kadeş Hitit kralı Batı Seferi sırasında,
Savaşı sırasında Hitit ordusu, zaferi Puranda kentine kaçan düşmanını
sadece savaş arabalı askerlerle elde önce kuşatır, ardından bu dağlık
etmiş, ordunun asıl gücünü oluşturan bölgeyi besleyen su kaynaklarını
yaya askerleri ise, neredeyse hiç savaşa keserek düşmanı yenmeye çalışır.
katılmamıştır. Ayrıca Hititli komutanların uyguladığı
taktikler arasında gece baskınları,
HititKraiıiI. Hitit kaynakları incelendiğinde deniz
Murşili'ye ait gizlice yapılan gece yürüyüşlerinden.
mühür. savaşlarının çok olmadığı, daha çok
sahte geri çekilmelerden ve düşman
karada savaştığı sonucuna varılır. Fakat
hareketlerinin izlendiğine dair bilgiler
"Büyük Kral az da olsa elimizde deniz savaşlarına
dair belge vardır. Hitit kralı II.
de alınır. Hitit kralı ı. Hattuşili'ye ait
bir belgeden anlaşıldığı kadarıyla gece
Tuthaliya, Assuva Şuppiluliuma dönemine ait bir belgeden
saldırıları da Hititlerin kullandığı savaş
anlaşıldığı kadarıyla Alaşiya (Kıbrıs)
taktikleri arasında yer alırdı. "Zippaşna
ülkesini yerle bir gemileri, Hitit donanmasına karşı üç kez
kentini gecenin karanlığında yendim.
savaşır ve Hitit donanması tarafından üç
ettiği zaman bu kez yenilgiye uğratılır.
Halkıyla savaştım ve toza gömdüm.".
Metnin bu pasajından anlaşıldığı
kılıçları efendisi Ordu her ne kadar sağlam bir
eğitimden geçse ve iyi bir donanıma
kadarıyla Hitit kralının uyguladığı
bu strateji olumlu sonuç vermiş ve '
Fırtına Tanrısına
'ii

sahip olsa da savaş meydanında iyi Hititler şehri ele geçirmiştir. Hititleriri
bir strateji uygulamadığında, elindeki uyguladığı bir başka strateji ise,
adak olarak sundu." silahların ve orduda yer alan asker kendi vasallarından olan bir kraldan
sayısının hiçbir fonksiyonu yoktur. destek alarak kenti her iki yönden
Yazılıkaya A Odasında kayaya işlenmiş
"Tanrılar Geçidi" kabartması. Çiviyazılı metinler aracılığıyla Hitit sıkıştırmaktır. Tuniya Mektubu bu
durumu destekleyecek niteliktedir.
"Hizmetkarım, Turuyaya söyle: Labarna,
Büyük Kral (şöyle) der: Hizmetkarım
olarakbenim tarafımda ol, ve ben seni
hizmetkarım olarak koruyacağım.
Tikunan(i) benim kentim ve sen benim
hizmetkôrımstn ve senin ülken benim
ülkem ve bu nedenle seni korurum.
Benim yolum açık (askeri sefer başladı).
Buyüzden Hahhum Kralı ile olan ilişkide
erkekol! (ona karşı gel). (Onun ağzından)
lokmayı bir köpek gibi kopart. Alacağın
(yağmalayacağın) büyük baş hayvanlar
senin olacaktır. Alacağın koyun ve keçiler
desenin olacaktır. Onunla olan ilişkinde
erkekol! Ben bu taraftan (saldıracağım),
seno taraftan (saldır). Onların Nihriya
kentinden geri getirdikleri demir ve aslanı
bana hemen yolla. Ve onun düşmanca
sözlerini dinleme! Boğanın boynuzunu
tut ve aslanın tarafında ol, her zaman
düşmanca şeyler yapan tilkinin tarafını
tutma! Zalpa'ya davranmış olduğum
gibi,ona da öyle davranacağım. Sağdan
soldansözleri dinleme (kimsenin
sözünü dinleme)! Benim sözlerime
uy.".Metinden anlaşıldığı kadarıyla,
Hititkralı vasalına hem savaşta
uygulayacağıtaktiği vermektedir. Hem
dekendi tarafında kalması gerektiğini
vurgulayıp,alacağı ganimetlerin ise
ondakalacağının garantisini verir.
i. Hattuşilidönemine ait bir başka
metinise Urşu kuşatmasıdır. Bu metin,
Hititlerinkuşatmalarda kullandıkları Boğazköy'de yer alan Hitit kral kabartmasında kral bir elinde ucu yere basan bir
mızrak, diğer elinde omuzuna taktığı yay ile betimlenmektedir.
yöntemlerigöstermesi açısından
oldukçaönemli bir metindir. "Hurriler 1. Şuppiluliuma'nın gerçekleştirmiş ele geçirdikten sonra Mısırdan ilginç
(tarzında) koçbaşı yapın, ve o kullanılsın! olduğu bir Karkamış kuşatması vardır. bir mektup alır. Mektupta olaylar şu
Bir ''dağ''yapın! ve onu kullanın! Bu kuşatma sırasında kral kenti 7 gün şekilde anlatılmaktadır: "Babam aşağıda
Haşşukenti Dağlarından büyük bir boyunca kuşatmıştır ve 8. gün kenti Karkamış Ülkesi'nin içindeyken, Lupakki
koçbaşıkesin ve o kullanılsın! Toprak ele geçirmiştir. II. Murşili dönemirıde ve Tarhunta(?)-zalma'yı Amka'nın
yığmaya başlayın! Bitirdiğınizde herkes yazılan ve babası 1. Şuppiluliuma içine yolladı. Onlar Amka'ya saldırdılar
yerinialsın!". Metnin bu pasajından dönemini anlatan "Şuppiluliumanın ve babamın önüne (ganimet olarak)
anlaşıldığıkadarıyla, kral kuşatma İcraatları" metninde, Karkamış sığırlar ve koyunlar getirdiler. Mısır halkı
sırasındayapılacak olanların talimatını kuşatması şu şekilde anlatılır: "Onu Arnkaya saldırıldığını duyduklarında
vermektedirve Hititlerirı kuşatma 7 gün kuşattı ve 8. gün onun için bir korktular. Ayrıca efendileri Nibhururiya
sırasındakoçbaşını kullandıkları gün savaştı ve 8. günde [bir] gün içinde ölmüş olduğundan, bu yüzden
anlaşılmaktadır.Hitit krallarından korkunç bir mücadele ile aldı.". Kral kenti Mısır'ın Kraliçesi Dahamunzu(?) bir

Aktüel Arkeoloji 47
Hutchinson's History of the Nations'de yer alan resimde Hitit güçleri ile Mısır güçlerinin karşı karşıya geldiği an betimleniyor.

habereiyi babama yolladı. Ve ona Mısır kaynaklarından öğrenilen gümüş heykellerini ülkesine getirdi ve
şunları yazmıştı: "Adamım (kocam) bilgiler aracılığıyla, Mısır ordusu iki onları kendi tanrı ve tanrıçalarının
öldü. Bir oğul sahibi değilim. Ama casusu ele geçirir ve bu ele geçirilen tapınaklarına koydurdu". Ayrıca
söylediklerine göre oğulların çokmuş. iki casus firavun II. Ramsese Hitit metinlerden ele geçirilen şehirlerin
Eğer oğullarından birini bana ordusunun uzakta ve korku içinde krallarının ya da yöneticilerinin de
verecek olursan, o kocam olacaktır. olduğunu söyler. Kendini daha kağnıya koşulduğuna dair bilgiler
Asla kölelerimden birini alıp kocam güvende hisseden firavun, Hitit de mevcuttur. "Ben, Yüce Kral,
yapmayacağını .... korkuyorum.". Hitit ordusunu hazırlıksız yakalamak için Haşşuva'yı ve Hahha'yı yıktım. ateşle
kralı Mısır'dan gelen bu mektuba ilk harekete geçer ve Hitit ordusunun yaktım. çıkan dumanı gökyüzünün
başta inanmaz ve durumun ciddiyetini tuzağına düşer. Hitit metinlerinin Fırtına Tanrısı'na armağan ettim.
öğrenmek için Mısır'a bir elçi gönderir. verdiği bilgiler ışığında fethedilen Haşşuva ve Hahha krallarına
Mısır'dan dönen elçi durumun kentlerin sıkça yakıldığı, teslim olan kağnıları çekiirdim". Metinde yer
doğruluğunu krala iletir. Bu durumu kentlerin ise bağışlandığı öğrenilir. alan bilgiler doğrultusunda, Hitit
fırsat bilen Hitit kralı oğlunu Mısır'a Ele geçirilen kentlere ait değerli kralı I. Hattuşili'nin, kendisine
gönderir fakat bunun için biraz geç eşyaların büyük bir çoğunluğu direnen Haşşuva ve Hahha krallarını
kalmıştır. Mısır'daki muhalif güçler ganimet sayılıyordu ve başkent cezalandırdığı anlaşılır.
yönetimi ele geçirir ve bu sırada Mısır Hattuşaya taşınıyordu. Hititlerin
ülkesine gelen Hitit Prensi, Mısırlı Çiviyazılı belgelerden Hitit ordusunda
bilinen ilk kralı olan I. Hattuşili'ye
muhalifler tarafından öldürülür. görevli komutanlara ait bazı rütbelerin
ait bir belge, bu duruma verilecek
Oğlunun öldürüldüğü haberini alan en güzel örneklerden bir tanesidir. adları da öğrenilmektedir. Bunlar
Hitit kralı derhal kuvvetlerini Mısır arasında "muhafızların başı'; "onbaşı',
"Güneş tanrıçası, gözdesi Büyük Kralı
ordusunun üzerine gönderir ve onları "atların beyi', "arabalı savaşçıların başı"
dizlerine oturttu, onun elinden tuttu
yener. Böylece Hatti-Mısır ülkeleri gibi unvanlara sahip subaylar vardır.
ve savaşa onun önünde koştu, artık
arasında Kadeş Savaşı'na kadar sürecek Tüm bu verilerden anlaşıldığı kadarıyla
kentler birbiri ardından düşüyor,
çatışmalar başlamış olur. Hititlerin oldukça düzenli bir orduya
Büyük Kral bir arslanın pençesiyle
Hititlerin uyguladığı bir başka strateji yaptığı gibi ülkeleri yeniyordu. Altın sahip olduğunu gösteriyordu. Bu
ise, casuslar aracılığıyla düşman ve gümüşün ne başı ne sonu vardı, düzenli ordu sayesinde Hititler yaklaşık
arduyu yanıltmaktır. Bu strateji ünlü Hattuşa'yı ganimetle doldurdu ... 400 yıl kadar Eski Yakın Doğu'nun
Kadeş Savaşı'nda kullanılmıştır. aldığı kentlerin tanrılarının altın ve büyük güçleri arasında yer almıştır.

48 Aktüel Arkealaji
ArkeoKitap

~_. .-
Medya Arkeolojisi Nedir?

~ı.-..--
--- Jussi Parikka
...-'-- '-ı
MEDYA ARKEOLOJİsİ NEDİR?

Iussi Parikka konuya dair en güncel ve kapsamlı çalışma olan "Medya Arkeolojisi Nedir?"de
yaşamımızı idame ettirirken kullandığımız ifadelerin ya da medya aracılığıyla yaşanan pratiklerin
varoluş koşullarını araştınyor, Bu temel sorunun peşine düşen Parikka, medya arkeolojisinin
gündelik hayata kök salmış olduğunu vurguluyor.

Koç Üniversitesi Yayınları

AKTOPRAKLIK TASARLANMıŞ PREHİsTORİK BİR KÖY


AKTO
_ ....
PRAKLI K
Tasarlanmıt Pıehistorik BI. U,

Bukitabın konusu olan Aktopraklık Höyük; Gusir, Çayönü, Göbekli Tepe ile başlayan kültürel
oluşumun Batıya, Balkanlar'a yayılım sürecini yansıtan en önemli buluntu yerlerinden biri
olarakün yapmıştır.

EgeYayınları

..Y..

MEZOPOTAMYA MİTOLOJİsİ

"Mezopotamya Mltolojisi''nin yazarları Jean Bottero ve Samuel Noah Kramer, Antik Yakın Doğu
uygarlıkları söz konusu olduğunda ilk akla gelen uzmanlardır. Dünyaca ünlü iki yazar, bilinen en
eski uygarlıklara beşik olmuş Mezopotamya'da keşfediimiş en eski mitlerden günümüze gelebiimiş
elli miti derleyip, çevirip yorumlamışlardır. Kitap Türkçeye kazandırılmış en kapsamlı ve bütünlüklü
derleme olmasının yanı sıra dünya üzerinde de eşine az rastlanır bir çalışmadır.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Bu kitaplara arkeoloji dükkanından ulaşabilirsiniz. www.arkeolojidukkani.com

Aktüel Arkeoloji 49
MÖ 2. BİNYILDA HİTİT VE MISIR ORDULARıNıN YAPıSı

•..

Gaye ŞAHİNBAŞ ERGINOZ


İnsanlık tarihi, aynı zamanda savaşlar ta-
rihidir. Büyük bir kısmı, stratejik önemi
olan merkezlerin kontrolü için yapılan bu
savaşların başlıca sebepleri arasında top-
rakları genişletme, ekonomik gücü arttırma
veya koruma amaçları yer almaktadır. Sa-
vaş, insanlık tarihinin her evresinde olduğu
gibi Eskiçağda da yaygındı. MÖ 2. binyılda
Hititler ile Mısırlılar Eski Önasya'nın iki
büyük gücü idi. Bu dönemin savaşlarında
arabalı birliklerin önemli yeri olduğu an-
laşılmakla birlikte, bu iki toplumun savaş
arabalarının yapım ve kullanım teknikleri
arasındaki farkların da etkisiyle, savaşlar-
da ayrı stratejiler izledikleri görülmektedir.

Arabanın Ortaya Çıkışı ve Savaş Amaçlı


Kullanımı

E
skiçağda kullanılan arabalar hakkında hem
görsel hem de yazılı malzemelere dayanı-
larak bilgi edinmek mümkündür. Ele ge-
çen görsel malzeme arasında araba parçası
buluntularının yanı sıra, çeşitli eşyalar (kap-kacak,
MC 2. binyıl Hitit
savaş arabası kemerler, sikkeler, mühürler vb.) üzerindeki araba
canlandırması. tasvirleri de sayılabilir.
Neolitik Çağdan itibaren değiş-tokuş ticaretinin uzak
bölgelere taşınması ihtiyacının doğmasıyla birlikte
ticaretin sınırları da genişlemiştir. Tunç Çağından iti-
baren gittikçe artan ticarifaaliyetler, uzak mesafelere
daha hızlı gidebilen ve çok yük taşıma kapasitesine sa-
hip tekerlekli araçların ortaya çıkmasına sebep olmuş-
tur. Hayvan sırtında yapılan yük taşımacılığına kıyasla
daha verimli olan tekerlekli araçların (arabaların) kul-
lanılması böylece yaygınlaşmaya başlamıştır.
Bilindiği kadarıyla Eski Önasya'da tekerlekli araba
ile ilgili ilk kayıtlar Mezopotamya'da .bulunmuştur,
Tekerlekli taşıt kullanımına ait en eski belge Güney
Mezopotamya'da bir Sumer şehri olan Uruk'ta kil
tabı et üzerine yapılmış olan basit piktografik işa-
retlerdir. MÖ 4. binyıla ait olan bu işaretlerde, dört
yekpare tekerlek üzerinde duran ve kızağa benze-
yen arabalar görülür. Yük ve insan taşıma amaçla-
rının yanında, arabalar savaş aracı olarak da kulla-
nılmıştır. Arabanın savaş amaçlı kullanımı MÖ 3.
binyıla tarihlendirilir. Bu ilk savaş arabaları, MÖ 2.
binyılda geliştirilen hafif arabaların teknolojisinden
daha farklı yapıdadır. Sumerler tarafından kullanılan ilk savaş kendisini korumasına elverişli olmasının da önemi vardır. Bir
arabaları, ağır giden ve hareket kabiliyeti sınırlı arabalardır. başka ifadeyle, araba hem saldırıya hem savunmaya elverişli ola-
Tahtadan yapılmış dört yekpare tekerleği bulunan bu araba- cak şekilde tasarlanmalıdır. Hititlerin savaşlardaki başarılarının
ların, atlardan ziyade öküzler, katırlar veya eşekler tarafından temelinde de, doğru savaş taktiklerinin yam sıra, iyi organize
çekilen ve manevra gücü yeterli olmadığı için savaş meyda- edilmiş savaş arabaları bulunmaktadır. Dönemin diğer devletle-
nına genelde malzeme ve asker taşınmasında kullanılan ağır rinde olduğu gibi, hareket kabiliyeti açısından Hititlerin de baş-
arabalar olduğu anlaşılmaktadır. Zaman içinde bu arabalar yer- lıca silahı, atlar tarafından çekilen hafif savaş arabalarıdır. Dört
lerini at koşumlu, hafif ve hızlı savaş arabalarına bırakmışlardır. at tarafından çekilen bir arabaya kıyasla iki atla çekilen bir araba
hem daha hızlı hem de daha yüksek manevra kabiliyetine sahip
Arabanın savaş aracı olarak kullanılması, atın evcilleştirilmesi-
olur. Büyük Krallık Dönemi Hitit savaş arabaları iki atın koşuldu-
ni de beraberinde getirmiştir. Ele geçen kemik buluntularından,
ğu, altışar parmaldı iki tekerleği bulunan, hafif ve hızlı arabalar-
Anadoluda atın günümüzden binlerce yıl önce var olduğu anlaşıl-
dır. Yapılan denemeler bu arabaların 30-35 kilometre hıza kadar
mıştır. Atlardan daha önce evcilleştirilmiş olan öküzlere vurulan
ulaşabileceğini göstermiştir. Hititlerin arabalı savaşlarda üstün
boyunduruklar atlara uygun değildir. Hörgüçleri sebebiyle öküz,
olmasının sebepleri arasında hız ve manevra yeteneğini saldın
kolay boyunduruk altına alınabilen bir hayvandır. Tahta boyun-
ve savunma gücüyle birleştirmiş olmaları sayılabilir. Hititler, çok
duruk, hörgüçlerin önüne yerleştiriliyor ve kayışlarla tutturularak
sayıda savaş arabasına sahip olmalarından ziyade, bu arabalan
kalkmaması sağlanıyordu. Tüm yükün, boyunduruğa bağlı boyun
kendi amaçlarına uygun şekilde tasarlayıp kullanmış oldukları
kolanı tarafından karşılandığı bu tür koşum takımı, boyunduruğa
için savaşlarda zaferler elde etmişlerdir.
kuvvet aktarabilecek hörgüçleri olan öküzler için idealdir. Ancak
atlar hassas hayvanlardır. Bu yöntem ata uygulanamaz. Öküzlere MÖ 3. binyıldan itibaren atın Önasya'da dört tekerlekli arabala-
uygun olan koşum takımı atın boynunu gereğinden fazla sıktığı ve ra koşulmaya başlandığı düşünülmektedir. Hititlerde savaş ara-
yükün tamamı atın omzuna ve boynuna bindiği için hayvanın ha- bası kullanımına ait en eski yazılı belge, Kuşşara ve Kaniş beyi
reket gücünü azaltır. Atlara vurulan boyunduruğun konumu, atın Anitta'ya (MÖ 18. yüzyıl) aittir. Assur Ticaret Kolonileri evresi-
kürek kemiğinin arkasında bulunan ense ve sırt kısmı olmalıdır. nin sorılarına doğru, Kızılırmak kavsi içindeki bölgeyi savaşa-
Ancak kürek kemiği arkasına yerleştirilen boyunduruk kolanını, rak ele geçiren Anitta'nın ordusunda 1.400 yaya asker ile çift at
boyun dışında ata tutturmak güçtür. Boyunduruğa bağlanan bir koşumlu 40 savaş arabası olduğu bilinmektedir. Bundan yüz yıl
çatal, atın ensesine yastık aracılığıyla geçirilerek boyunduruğun kadar sonra, merkezi krallığın ilk kralı ı. Hattuşili devrinde (MÖ
hayvanla doğrudan temas etmemesi sağlanmış ve çatalın uçla- 17. yüzyıl), Güneydoğu Anadolu'daki Ursum şehrinin 80 araba
rına bağlı olan kayışların daha aşağıda bulunması sebebiyle, bu ile kuşatılmasının anlatıldığı bir kaynak vasıtasıyla, Hitit savaş
kayışlardan biri atın boynu yerine göğsünden, diğeri de altından arabalarının sayısının iki katına çıktığı görülmektedir. Buradan
geçirilmiştir. Atın boynu, öküz boynu kadar güçlü olmadığından, da Hititlerin, bu dönemden itibaren, arabada kullanmak üzere
arabaya koşulan atlara deriden yapılmış bir boyunluk takılmış ve at eğitimi uyguladıklarım söyleyebiliriz. Ancak savaş arabasına
hızı arttırmak için de aynı arabaya birden fazla at koşulmuştur. koşulacak atların düzenli eğitiminin, daha geç dönemde Hurri
kültür çevresinden Hititlere girdiği anlaşılmaktadır.
Araba, savaş aracı olarak kullanılmaya başlanınca, yekpare teker-
leğin yetersizliği de ortaya çıkmış, içi boş ve geniş çaplı tekerlek- Eski Krallık Döneminde (MÖ 17.-15. yüzyıllar) kullanılan Hi-
lerin daha hızlı olduğu görülmüştür. Sonraları geliştirilen hafif tit savaş arabalarını gösteren oldukça az sayıda maddi kültür
savaş arabaları bu şekilde parmaklı iki tekerleği bulunan ve atlar belgesi ele geçmiştir. Bunlar arasında yer alan bir silindir mü-
tarafından çekilen, hızlı ve manevra kabiliyeti yüksek araçlardır. hür üzerindeki sahnede, tek at koşulu bir savaş arabası tasvir
Hafif ve hızlı olan bu atlı savaş arabalarının meydan savaşlarında edilmiştir. Arabanın üzerinde, elinde oku ve yayı ile savaşmak-
kullanımı sonucunda, savaşların yapısında da değişiklikler ortaya ta olan bir savaşçı yer almaktadır. Hemen arkasında arabaya
çıkmış, bu da yaya askerlerin gücünü daha sınırlı hale getirmiştir. binerken gösterilmiş olan ve savaşçı olabileceği düşünülen bir
Arabalarla yapılan ani saldırılar sayesinde piyade hatlarımn ko- başka figür bulunmaktadır. Arabanın üzerindeki savaşçı, ya-
layca aşılması mümkün olmuş ve böylece araba, savaş alanların- ralanmış halde yerde yatan bir başka savaşçıya ok atar şekilde
da zaferi etkileyen önemli bir silah haline gelmiştir. tasvir edilmiştir. Araba, her biri yedi parmaklı olan iki teker-
leğe sahip olup, tek at tarafından çekilmektedir. Siperliksiz ve
kasasız olarak gösterilmiş olan bu tür araba formlarının, son-
Hitit ve Mısır Savaş Arabalan
raki dönemlerde değiştiğini görmekteyiz. Sonraları tekerlek
Savaştaki başarı hareket, saldırı ve savunma gücünün ortak ürü- parmaklarının sayısı ve araba kasasının formunda değişiklikler
nüdür. Bunun için arabanın yapıldığı malzemenin hafif1iğikadar, yapılmış ve savaşlarda tek at yerine çift at koşurrılu arabalar kul-
sarsıntının en aza indirgenmesi ve araba gövdesinin, savaşçının lanılmıştır.

52 Aktüel Arkeoloji
" Krallık Döneminden (MÖ 15.-13. yüzyıllar) itibaren kul- dönemine) tarihlenen Hitit savaş arabası tasvirleri de bulunmak-
aya başlanan Hitit savaş arabalarının kasası tahtadandı. tadır. Bu tasvirlerde Hitit savaş arabaları, üstleri zırhlarla koru-
i açık olan bu kasaların üstü hayvan derisi ile kaplanıyor- nan iki at tarafından çekilen ve altışar parmaklı iki tekerleği olan
Kasa,üstünde iki tekerleğin bulunduğu geniş bir mil üzerine arabalar olarak gösterilmiştir. Bu savaş arabalarında biri sürücü
yordu. Her tekerleğin altı adet parmağı vardı. Araba göv- diğeri ise sırtırıda sadak ve elinde yay taşıyan savaşçı olmak üzere
., alt kısmından geçen araba okunun her iki yanına birer iki kişi bulunmaktayken, Kadeş Savaşı'nda bu sayısının üçe çıktı-
koşuluyordu. MÖ 2. binyılın ikinci yarısından itibaren Hitit ğı görülmektedir.
alarında dingil, araba kasasının alt orta kısmından biraz öne
dırılarak kullanılmaya başlanmıştır. Arabanın iki tarafına ok
torbasıasılıyor, arka tarafına da mızrak konuluyordu. Arabanın
hızınınve manevra kabiliyetinin yüksek, sarsıntısının ise en az
Kültepe'de bulunan
düzeydeolması için araba okunun konumu ve uzunluğunun Assur Medeniyetleri
çağına ait
doğruayarlanmasının yanı sıra, araba gövdesinin yapısının sa- akıtacağında ayakta
vaşçınınkendisini korumasına elverişli olması da gereklidir. İki duran çift at fıgürünün
sırtında dizleri üzerine
attarafından çekilen ve altışar parmaklı iki tekerleği bulunan bu çökmüş bir erkek
fıgürü bulunan kil
atlısavaş arabaları hareket yeteneği konusunda Hi- testi. Ankara Anadolu
tit1erintemel silahıydı. Hititler, bu yeni araba Medeniyetleri Müzesi

teknolojisini Hurrilerden öğrenmişlerdi.


Atlar tarafından çekilen hafıf arabalar
bir savaş aracı olarak önem kazanınca,
bunların verimli kullanılabilmesi için
atların ve sürücülerin düzenli eğitil-
mesi gerekiyordu. Savaş arabasının
bakımı ve arabaya koşulan atların
eğitimi zahmetli ve zor bir süreçti.
Atkoşulu savaş arabasında iyi yetiştirilmiş ata
ihtiyaçvardır. Arabanın hızlı gidebilmesi, atların manevra
kabiliyetlerinin yükseltilmesi, uzun mesafelere ve gece yü-
rüyüşlerine dayanıklı hale gelmeleri için düzenli bir şekilde
eğitilmeleri gerekir. Bu sebeple savaş arabalarında kullanılan
atların eğitimi ile ilgili yönetmelikler hazırlanmıştı.
Hititlerde at yetiştiriciliği ile ilgili bilinen en eski yazılı kaynak,
Hattuşa arşivinde ele geçen ve MÖ 15. yüzyıla tarihlendirilen,
"Kikkuli metni" olarak adlandırılan tabletlerdir. Bu metinden
Kikkulirıin, Hurrili bir at yetiştiricisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu
tabletlerde savaş arabalarına koşulacak atların seçimi, idmanlara
ne zaman başlanacağı ve ne kadar süreceğı, nasıl bir antrenman
uygulanacağı, atların koşturulması, dirılenmeleri ve yiyecekleri-
ne kadar her türlü bilgi ayrıntılı olarak verilmiştir. Metinden, bu
dönemde atın değerli bir hayvan olduğu ve at yetiştiriciliğinin de
oldukça zor ve pahalı bir iş olduğu anlaşılmaktadır.
Hititlerden günümüze kalan birkaç vazo parçası ve mührün
dışında, kullandıkları savaş arabalarını gösteren en zengin gör-
sel kaynaklar MısırWara aittir. Hititlerin Kadeş Savaşı'nda (MÖ
13. yüzyıl) kullandığı savaş arabaları, Mısırda çeşitli tapınakla-
rın duvarlarında resmedilmiş olarak karşırruza çıkmaktadır. Bu
tasvirlerde Hitit savaş arabaları, üzerinde üç kişinin durabileceği
genişlikte ve "D" şeklinde bir kasaya sahip olarak gösterilmiştir.
Mısır kabartmalarında Kadeş Savaşı'ndan daha eskiye (I. Seti
mızrakla donanırnlı savaşçı olmak üzere iki kişi bulunuyordu.
Mısırlılar savaş arabasını, düşman saflarında karışıklık yarata-
cak biçimde uzak mesafelere atış yapabilen, oldukça hareketli
saldırı platformları olarak görüyorlardı.
Askeri seferlerde Hitit ordusuna yük kervanları eşlik ediyordu.
Hafif ve küçük savaş silahları ile ordunun ihtiyacı olan yiyecek-
ler, atların savaş öncesinde yorulmaması için, savaş meydanına
kadar eşek veya katırların sırtında taşınıyordu. Savaş arabaları
gibi ağır yükleri taşımak için de, öküzlerin çektiği dört teker-
lekli arabalar kullanılıyordu. Savaş sırasında kullarulan araba-
lar, hızlı olması için hafif malzemeden yapılırdı. Bu arabalar
engebeli arazi geçilmesini gerektiren uzun mesafe yolcuklarına
uygun olmadığından, savaş meydanına gelene kadar yük ara-
balarıyla taşınırdı. Kadeş Savaşı'nı gösteren Mısır rölyeflerinde,
öküzler tarafından çekilen bu tür yük arabaları tasvir edilmiştir.
MÖ 2. binyılda Önasya'da görülen kavimler hareketinin
bir parçası da, Hiksosların Mısırda yaklaşık yüz yıl süren
hakimiyet dönemidir. Bu kavrnin Mısır'a getirdiği savaş tekni-
ği ve malzemesi ile ilgili yeniliklerin başında, atlar tarafından
çekilen hafif ve hızlı savaş arabaları gelmektedir. Aynı şekilde
Mısır'daki Nubia kentinde II. Ramses tarafından inşa ettirilen Ebu Simbel Tapınağı'nın Mısır'a atın da, arabada kullanılacak şekilde ilk defa Hiksoslar
duvarlarında Kadeş Savaşı betimleniyor.
vasıtasıyla girdiği düşünülmektedir. Savaş arabasına koşulan
II. Murşili döneminde biri ok ve yayla donanımlı savaşçı, di- atların eğitimi kadar, arabalı savaşçıların eğitimi de önemliydi.
ğeri de sürücü olmak üzere iki kişilik personeli bulunan savaş Araba üzerinde savaşmak kolay değildi. Arabayı manevra ve
arabalarını kullanan Hititler, sonraları II. Muvatalli zamanın- hız kabiliyetini üst düzeyde tutacak şekilde sürecek sürücülere
da savaş arabalarını üç kişi taşımaya uygun hale getirmişlerdir. ve hızla giderken hedefi tutturabilecek yetenekte iyi okçulara
Bu üçüncü kişi, araba üzerindeyken savaşçıyı korumak için ihtiyaç vardı. Bunun için yayın doğru tutulmasının dışında, ok
bir kalkan taşıyordu, yakın dövüşte ise takviye kuvvet görevini uçlarının yeterince keskinleştirilmesi de gerekiyordu. Bütün
üstlenmişti. İki kişi taşıyan Mısır arabalarına kıyasla, üç kişilik bunlar için de okçuların iyi eğitilmiş olması gerekliydi.
Hitit arabalarının daha yavaş ve daha az manevralı olması ge- Mısır görsel kaynakları sayesinde sadece Hititlerin değil, Mı-
rekmektedir. Bu yüzden de Hitit savaş arabalarında kullanılan sırlıların kullandığı savaş arabalarını da görmek mümkündür.
ana silahın yakın mesafede etkili saplama mızrağı olduğu anla- Mısır arabalarının kasaları arkadan öne doğru daralır. Bu ka-
şılmaktadır. Bu kabartmalarda, Mısır arabalarının aksine, Hitit salar sadece iki kişinin ayakta yan yana durabileceği genişliğe
arabalarında okçu bulunmamaktadır. sahiptir. Arabaların tabanı "D" şeklirıde olup, ham deriden ya-
Hititler arabayı çok amaçlı bir silah haline getirmişlerdi. Hitit- pılmış sicimlerle ağ şeklirıde döşenmiştir. Yandan bakıldığında
lerin arabalı savaş anlayışı Mısırdan farklıydı. Onlara göre sa- araba gövdesinin arkaya doğru yuvarlak bir şekil aldığı görülür.
vaş arabaları, düzenli bir saldırı sırasında piyade hatlarını yarıp Kikkuli tableti. Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi

geçen ağır donanımlı savaş güçleriydi. Bu sebeple Hititlerde


yakın mesafede etkili mızraklar kullanılmış ve dingil arkaya de-
ğil, araba gövdesinin alt orta kısmına yerleştirilmiştir. Böylece
zaman içinde Hitit savaş arabaları bir sürücü, mızrak taşıyan
bir savaşçı ve bu ikisini korumak için kalkan taşıyan bir asker-
den oluşan üç kişilik arabalar halini almıştır. Hitit savaş araba-
ları Mısır arabalarıyla hemen hemen aynı büyüklükteydi; ama
Hititlerde araba içinde üç savaşçı bulunabiliyordu. Bu da savaş
meydanında Hititlere asker sayısında üstünlük sağlıyordu. İki
kişilik Mısır arabalarına göre, Hitit arabaları daha ağır yük ta-
şıma kapasitesine ve yakın mesafe savaş için fazladan bir kişi-
ye sahipti. Mısır savaş arabasında ise biri sürücü, diğeri ok ve

54 Aktüel Arkeoloji
ır savaş arabasında dingil, araba kasasının alt arka tarafına bu parmaklar birbirine önce yapışkan bir madde ile tutturulur,
yerleştirilmiştir.
Amarna çağı Mısır arabalarında aşağı doğru al- sonra ham deriden yapılmış şeritlerle bağlanırdı.
çalantekparça ve düz bir araba oku bulunmaktadır. Bu tip araba Mısır savaş arabalarının yapımında en çok karaağaç, ilgın, huş
oklarıMÖ L.6S0'lerden itibaren Hiksoslar vasıtası ile Mısır'a gir- ağacı ve kabuğundan faydalanılmıştır. Bu ağaçların Mısır'a Kuzey
miştir.Eski Önasya'da önceleri koşum hayvanı, ağzındaki halka- Kafkasya ve Anadoludan getirildiği bilinmektedir. Huş ağacı ka-
!arabağlanankayışlarla idare ediliyordu. MÖ 16. yüzyıldan itiba- buğu, tekerlek parmaklarını sağlamlaştırmada da kullanılmıştır.
reniseMısırda atın idaresi, omzu üzerindeki bir halka vasıtasıyla ıV. Thutmosis'in her biri sekiz parmaldı iki tekerleği olan savaş
sağlanmayabaşlanmıştır. Buna omuz halkalı dizgin idaresi denir. arabasında, tekerlek parmaklarının başlığa geçtiği ve ispitle bir-
İkitekerlekli Mısır savaş arabası tasarımlarında, zaman içinde leştiği kısımlar huş ağacı kabuk lifi ile bağlanarak sağlamlaştırıl-
yapılandeğişlikler sonucunda, tekerlek parmaklarının sayısında mıştır. Mısır arabalarında ayrıca, dingil ve tekerlek parmakları
artmaolmuştur. II. Amenophis'in krallığı zamanında (MÖ 15. için meşe kerestesi, diğer eğilip-bükü1en kısımlar için ise dişbu-
yüzyıl)dört parmaklı tekerlekler biliniyordu. Ondan sonra tahta dak kerestesi kullanılmıştır.
geçenıV. Thutmosis döneminden itibaren itibaren altı ve sekiz Mısırda arabanın tahta kısımları deri ve metalle kaplanarak sağ-
parmaklıtekerlekler kullanılmaya başlamıştır. Bu tür tekerlekle- lamlaştırılıyordu. Deriden yapılan ya da deri ile kaplanan kısım-
rinkullanımı 19. Sü1aleDönemi'nde de devam etmiştir. 1.Seti ve larda koyun, keçi, dana, öküz, inek, antilop, deve, hipopotam,
II.Ramses'in (MÖ 13. yüzyıl) araba tekerlekleri de altı parmaldı aslan ve leopar derileri kullanılıyordu. IS. Sülale Dönemi'nde
idi.EskiMısırda tekerlek parmakları tek parça keresteden yapılır, kullarıılan atlı savaş arabalarının tekerleklerinin dış çevresi, aşın-

Savaştakibaşarı hareket, saldırı ve savunma gücünün ortak ürünüdür.


Bununiçin arabanın yapıldığı malzemenin hafiffiği kadar, sarsıntının en
aza indirgenmesi ve araba gövdesinin, savaşçının kendisini korumasına
elverişli olmasının da önemi vardır.
EbuSimbel Tapınağı'nın duvarlarında yer alan Mısır savaş arabası ve üzerinde ok atan asker betimlemesi.

Aktüel Arkeoloji 55
Ebu Simbel Tapınağı'nın duvarlarında yer alan Kadeş Savaşı betimlemesinde savaş arabaları görülüyor.

mayı önlemek için deri ile kaplanınıştır. İki yarım daireden IV Thutmosis'in mezarından deri koşum takımlan ve deri
oluşan tekerlek çemberleri birbirine düz bir tahta parçası ile kamçılar çıkarılmıştır. Tahta boyundurukların arabaya bağlan-
bağlanarak tutturuluyor, tunç akslar da tekerleklere deri şerit- masını sağlayan kayışlar da deriden yapılıyordu.
ler yardımıyla bağlanıyordu. Tutankamon'un
mezarında ham ve tabaklanmış deri ile
kaplanınış tahta tekerlek çemberleri, Hitit ve Mısır Ordulan ve Kullandıklan Silahlar
tekerlek parmakları ve tekerlek göbe- MÖ 1.650-1.200/1.190 yılları arasında Anadolu'da merkezi
ğinin yanı sıra deriden döşeme parçaları anlamda ilk siyasi birliği Hititler kurmuştur. Hititlerin üzerin-
bulunmuştur. Çeşitli mezar tasvirlerinde de de yerleştiği Anadolu topraklan, kaynak açısından zengin ve
tekerlek yapımını ve deri şeritlerin kesimini verimlidir. Hitit ülkesinin etrafı, bu kaynaklara ulaşmak için
gösteren sahneler yer almaktadır. mücadele eden güçlerle çevrilidir. Hitit politikasını belirleyen
Mısır savaş arabalarında kullanılan ok temel hedef ise bu kaynakların ve onlara giden yolların savu-
nulmasıdır. Bu amaçla Hitit kralları topraklarını ve ellerindeki
ve yay kılıfları da deriden yapılıyordu.
Tutankamon'un mezarında, yeşil deriden kaynakları denetleyerek üstünlüklerini korumuşlardır. Bu de-
netimin sürekliliği, Hititlere bağlı (vasal) krallıklarla yapılan
yapılmış bir ahşap koruyucu
içinde, deriden yapılmış antlaşmalar ve Hitit ordusunun gücü sayesinde sağlanmıştır.
bir ok kılıfı bulunmuş- Tarihleri boyunca Hititler kendilerine bağlı krallıkların yanı
tur. Araba ve at koşum sıra, bağımsız büyük devletlerle de ortak bir düşman karşısında
takımlarının özellikle ittifak yapmışlardır.
Tunç at ve insan
heykelciği. louvre kayış ve bağlantı yerle- Hitit Devleti, sınırlarının içinde ve dışında sürekli savaş halinde
Müzesi, Paris. rinde kullanılan başlı- bulunuyordu. Hem geniş bir coğrafyaya yayılan toprakların dış
ca malzeme deriydi. güçlere karşı korunması hem de barış zamanında iç güvenliğin
sağlanmasıiçin daimi bir orduya ihtiyaç vardı. Her yıl ilkbaharın kıyor ve zırhlı üniformalar giyiyorlardı. Askerler tepesi sivri, ense,
başındasefer hazırlığına girişilirdi. Anadolu'nun iklimi sebebiyle kulak ve yanakları kapatan, sırtlan aşağı doğru uzanan sorgucu
askeriseferler genelde ilkbahar ve yaz aylarında yapılır, sonbaha- olan miğferler kullanıyorlardı. Kısa üniformalarının altına, uçları
radoğru ordu döner, kış aylarında ise kışlaya çekilirdi. Ancak her hafif yukarı doğru kıvrımlı olan ayakkabı veya kısa çizmeler giyi-
baharyeni bir ordunun kıırulması hem pratik hem de stratejik yorlardı. Kral Kapısı'ndaki savaş tanrısı ile Yazılıkaya'daki on iki
açıdan uygun olmadığı için, devlet, belirli sayıda askeri sürekli tanrı kabartınası Hitit askeri kıyafetlerini gösteren en iyi tasvirler
beslemek zorundaydı. Hitit devletinin askeri gücünü, savaş za- arasında yer alır. Kadeş Savaşı'nı gösteren Mısır tasvirlerinde ise,
manlarıdışında kışlalarda beslenen askerlerden oluşan bu daimi Hitit askerlerinin üniformaları diz üstünde değil de, uzun olarak
ordunun yanı sıra, yapılacak savaşın büyüklüğüne göre, vasal tasvir edilmiştir. Bu askerler ayrıca Sami ırkına özgü yüz hatlarına
krallıklardan sağlanan takviye birlikler ile paralı askerler oluş- sahip olarak gösterilmişlerdir. Mısır ve Hitit kaynaklarındaki bu
turuyordu. Daimi ordu içinde yaya askerler (piyadeler), arabalı farklar, Hitit ordusunun heterojen yapısıyla açıklanabilir.
savaşçılar,öncü birlikler (lağımcılar) ve habercilerin yanı sıra Hitit inançlarına göre, savaşların kaderini tanrılar belirler. Bu
kralın muhafız birliği de yer alıyordu. Piyadeler, sınır kaleleri
sebeple harekatın nasıl yapılması gerektiği konusunda tanrıların
arasında devriye gezerek, çıkan ayaklanmaları bastırmaktan so-
önerilerini öğrenmek için savaş öncesinde failara başvurulurdu.
rumlu askeri kadroyu oluşturuyorlardı. Piyadeler arasına zaman Ayrıca savaş öncesinde kral, kışlalarda devamlı beslenen asker-
zaman ücretli yabancı asker alındığı bilinmektedir. Arabalı sa- leri denetler ve birliklerini yeterli sayı ve güce ulaştıracak çalış-
vaşçılar,Hitit ordusunun vurucu gücünü oluşturuyordu. Lağım- maları yapardı. Savaş açılacak ülkeye önce diplomatik mektuplar
eılarkuşatınalarda ve karargah kıırulmasında görevleri olan ve
gönderilir ve boyun eğdirilmeye çalışılır, eğer bunda başarı elde
istihkam kazan öncü birliklerdi. Kralın özel muhafız birliğinin edilemezse fiilen savaşa girişilirdi. Hitit kralları sebepsiz savaş
uymasıgereken kıırallar, yönetıneliklerle belirlenmişti. Hatta bu
yapmamaya özen göstermişler ve her zaman savaş ilanını meşru
talimatnamelerde, tuvalete gitıne bahanesiyle, asıl görevlerini ih-
göstermeye çalışmışlardır. Savaş sebepleri arasında, ülkeyi eko-
maletmelerine engel olmak amacıyla, nöbetçi askerlerin tuvalete
gitmesini düzenleyen kıırallar bile bulunuyordu. Mısır'daki Ebu Simbel Tapınağı'nın duvarlarında yer alan Kadeş Savaşı betimlemesinin
canlandırıldığı Jean-Francois Champollion'a (1790-1832) ait resim.
Hititordusunun başkomutanı Hitit kralı idi. Ordunun büyüklü-
ğü devletin genişlemesiyle paraleldi. Merkezi devlet kıırulmadan
önce Anitta döneminde (MÖ IS. yüzyıl) orduda sadece 1.400
yayaasker ve 40 savaş arabası vardı. MÖ 13. yüzyıla gelindiğin-
deise, yaya askerlerin sayısı 30 bine, savaş arabalarının sayısı ise
3.500e ulaşmıştır. Bu devirde henüz süvari birlikleri yoktu. At
biniciliğivardı ama savaş alanında atlı asker kullarulmıyordu. At,
sadece askeri haberleşmeyi sağlayan ulakların hızlı olmak için
kullandığı bir ulaşım aracı idi. Hitit ordusunda ve çağdaşı olan
diğer Önasya devletlerinin ordularında süvari birlikleri yoktu;
savaşta gereken hız, arabalı savaşçılar tarafından sağlanıyordu.
Orduda süvari birliği kııllanımı MÖ 9.-S. yüzyıllarda yaygınlaş-
mışve bunlar zamanla savaş arabalarının yerini almıştır.
Dönemin devrim niteliğindeki silahı olan hafif savaş arabaları-
nın geliştirilmesi için ön koşul, at yetiştirilmesinde ilerlemekti.
Hititlerde at yetiştiriciliği ve eğitimi çok saygın bir iş olarak gö-
rülüyordu. MÖ 2. binyılda Eski Önasya'da at eğitiminin geliştiril-
mesi ve eğitimli atların koşulduğu savaş arabalarının kullanımı
önemli bir dönüm noktası olmuştur. At, Hititlerin esas saldırı
silahıolan savaş arabalarını çekmede kııllarulıyordu. Hitit ordu-
sunda askeri malzeme ve erzak ise öküz arabalarıyla veya eşekle-
rin sırtında taşınıyordu.
Hititler silah olarak uzak ve kısa mesafe mızrakları, ok ve yay,
orakbiçimli palalar, düz kılıçlar, çift taraflı baltalar, hançerler kul-
larııyorve kalkan taşıyorlardı. Kullandıkları savaş aletleri genelde
bakırve tıınç malzemeden yapılıyordu. Hitit askerleri miğfer ta-

Aktüel Arkeoloji 57
içinde iyi bilinenlerinden biri ise Kadeş Savaşıdır, Askerlere
yapılan ödemede, savaştan kazanılan ganimet miktarı rol oy-
nuyordu. Ancak bu ücret sisteminin bazı sakıncaları da vardı.
Kadeş Savaşı'nda askerlerin, savaş alanını tamamen ele geçir-
meyi beklemeden Mısır ordugüluru yağmalamaya girişmeleri,
kolayca kazanılacak bir zafere engel olmuştur.
MısırWar için de ordunun önemi büyüktü. Eski Mısır tari-
hi boyunca iç düzenin sağlanması, ülkenin dış saldırılardan
korunması, önemli merkezlerin ve ticaret güzergahlarının
güvenliğinin sağlanması ve Mısır'ın bölgedeki üstünlüğünün
sürdürülmesi Mısır ordusunun temel görevleri arasında yer
almıştır. Özellikle MÖ 2. binyılda daha da genişletilerek güç-
lendirilmiş olan Mısır daimi ordusunda disiplinin önemi bü-
yüktü. Askerlere, uzun yürüyüşleri de kapsayan sıkı bir eğitim
verilirdi. Hitit askerlerinde olduğu gibi Mısır askerleri de silah
olarak en çok ok, yay, kılıç ve mızrak kullanıyorlar, savunma
amaçlı olarak da kalkan taşıyorlardı. Savaş silahları genelde
tunç malzemeden yapılıyordu. Kalkanlar, yuvarlak formda
tahta bir çerçeve üzerine hayvan derisi gerilerek hazırlıyordu.
Mısırlılar, siyasi tarihe göre Hiksos istilasının gerçekleştiği
İkinci Ara Dönemden sonra, Hiksoslardan öğrendikleri savaş
Bazalt ortostat üzerinde betimlenen sahnede sol elinde kalkanı, sağ elinde atının dizginleri
ve sırtında okdanlığı ile bir erkek fıgür süvari olarak görüntülenmektedir. Geç Hitit Beylikleri arabalarını da savaş meydanlarında kullanmaya başlamışlar-
Dönemi, Zincirli, Gaziantep, istanbul Arkeoloji Müzeleri
dır. Hiksos hakimiyeti sonrasında yeniden genişlemeye yöne-
nomik bakımdan daha güçlü hale getirme isteği, düşman top- lik bir dış siyaset izleyen Mısır firavunları, ordunun gelişmesi-
raklarına sığınan Hititlilerin iade talebinin reddedilmesi, Hitit ne ayrı bir önem vermişlerdir. Mısırda adar tarafından çekilen
şehirlerine zarar verilmesi ve Hititlere bağlı iken düşmanla birlik savaş arabalarının kullanımı, Yeni Krallık Döneminden iti-
olmak gibi nedenler yer alıyordu. Düşman teslim olduğunda ise baren yaygınlaşmıştır. 19. Sülalenin ilk kralı olan i. Ramses,
çoğu zaman Hitit kralına bağlılık yemini etmesi yeterli olmuş, Mısır'ın ekonomik durumunu güçlendirecek girişimlerde bu-
yenilgiyi kabul eden düşmanın toprakları elinden alınmamış lunmuş; ondan sonra tahta geçen oğlu i. Seti de Suriye ve Fi-
ve yapılan antlaşmalarla bağlı krallık haline getirilmiştir. Askeri listin üzerine başarılı seferler düzenleyerek, Mısır'ı Önasya'da
operasyonlarda tanrılara ve tapınaklara saygı gösteriliyordu. Ele yeniden etkin bir konuma getirmiştir. i. Setiden sonra oğlu
geçirilen ülkenin tanrı heykelleri başkente taşınıyor, tanrıları da II. Ramses (MÖ l3. yüzyıl) de babasının yolundan giderek
Hitit panteonuna dahil ediliyordu. Böylece bu tanrılara inanan yayılmacı bir politika izlemiş; Amurru devletinin Hititlerden
ülke halkının Hitit devletine bağlı kalması sağlanıyordu. koparılarak Mısır'a bağlanmasını sağlamış ve Mısır'ın daha
kuzey bölgelere (Suriye) yayılmasının önünü açmıştır. Bu
Hitit ordusunda sıkı disiplin ve eğitim esastı. Ordunun ba-
genişleme döneminde tam donanımlı ve düzenli bir teşkilata
şındaki krallar tam bir strateji ustasıydılar. Kral yıllıklarında
sahip hale getirilmiş olan Mısır ordusu içinde savaş arabala-
anlatılan savaşlardan, Hititlerin uyguladıkları savaş taktikleri
rının ayrı bir önemi vardı. Aldıkları eğitim ve sahip oldukları
öğrenilmektedir. Bunların başında gece baskınları, şaşırtma ve
yetenekleriyle savaş arabalı askerler, Mısır ordusunun en seç-
kuşatma gelir. Hitit devletinin kuruluş yıllarından itibaren Hi-
kin ve gözde sınıfını oluşturuyordu. Gerek arazi ve savaş esiri
tit kralları savaşlarda "gece baskını" taktiğini uyguluyorlardı.
bağışını gösteren belgeler gerekse görevde yükseltme ile ilgili
i. Hattuşili'nin Piyuşti'yi bir gece baskınıyla yenerek, Hattuşu
belgelerden, savaş arabalı birlikler içinde yer alan asker sınıfı-
(Hattuşa) ele geçirdiği bilinmektedir Hitit savaş taktiğinin özü,
na ayrı bir önem ve değer verildiği anlaşılmaktadır. Hatta bazı
düşmanı şaşırtmaktı. Gece saldırıları ve dağlık bölgelerde piya-
durumlarda savaş arabası sürücülerinin, diplomatik görev-
deler ön plana çıkıyordu. Savaş arabalarından en fazla fayda ise
lerde firavunun elçileri olarak da görev yaptığı bilinmektedir.
düşman ordusuna açık alanda saldırırken sağlanıyordu. Değişik
Mısır ordusu içinde kendilerine çok güvenilen bu atlı savaş
savaş durumlarına uygun silah tipleri kullanan Hitit ordusun-
arabası askerleri daima ön saflarda savaşırlardı.
daki heterojen yapının sebebi, ordunun değişik bölgelerden ve
vasal krallıklardan katılımcılarla zenginleştirilmesiydi. Hititler, Hititlerde olduğu gibi Mısırda da ani sefer durumlarına kar-
pek çok savaşta stratejik hünerlerini sergilemişlerdir. Bu savaşlar şı her zaman için hazırlıklı daimi bir ordu bulunuyor; askere

58 Aktüel Arkeoloji
ve eğitim programları sürekli uygulanıyordu. Eski Krallık siyasi ve ekonomik gelişiminde büyük etkisi olduğu anlaşılmak-
"nemindenitibaren, dışarıdan (Libya, Suriye vb.) getirtilen pa- tadır. Böylece savaşlarda üstünlük kazanma ve hız ile bağlantılı
askerlerdende savaşlarda faydalanılmıştır. Mısır ordusu için- olarak araba yapısında da bazı değişiklikler yapılmıştır. Atlar ta-
yayaaskerler ve savaş arabalı birliklerin yanı sıra, istihbarat rafından çekilen ve parmaklı tekerlekleri olan hafıf ve hızlı sa-
levazunbirlikleri de yer alıyordu. Yeni Krallık Döneminden vaş arabaları Eskiçağda savaşların boyutunu değiştirmiştir. Daha
. arengenişletilen ordu her birinde 4000 piyade ve 1000 at ara- sonraları savaşlarda arabalardan çok piyadelerin ve süvarilerin
askerbulunan dört birlikten oluşuyordu. Bu birliklerin her öneminin artması, arabalı savaşların eski önemini kaybetmesine
.. ikiyüzer yaya asker ve yirmişer adet ikişer kişilik atlı savaş sebep olmuş; atlı arabalar savaşlardan ziyade, yarış ve törenlerde
arabasınasahip yirmi bölüğe ayrılmıştı. kullanılmaya devam etmiştir. Ayrıca, arabalara koşulan atların
bakırnımn zor ve pahalı olması da, atlı arabaların sadece zen-
gin sınıflar veya devlet erkanı tarafından kullanılmasında etkili
olmuştur. Savaşta atlı arabaların kullanılması, günümüzde öne-
Tekerlekliarabaların ortaya çıkışında etkili olan taşımacılık ve mini çoktan kaybetmişse de, tekerleğin sağladığı dairesel hareket
ticaretfaktörleri, zaman içinde yerlerini savaş faktörüne bırak- lokomotiften uçağa kadar, günümüz ulaşım araçlarının hemen
mıştır.Eskiçağda kullanılan savaş arabalarının devletlerin askeri, hepsinde kullanılmaya devam etmektedir.

Karkamış'ta bulunan bazalt kabartma üzerinde savaş arabası içinde biri ok atan, diğeri arabayı süren iki Hitit askeri betimleniyor. MÖ 8. yüzyıl Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi

Aktüel Arkeoloji S9
Mahmut Bilge BAŞTÜRK

Van Kalesi'nden Van şehrine bakış. ©A. Fatih Sönmez

Ordunun Yapısı ve Bileşenleri


Urartu devletinin başı ve savaşçı bir elitler sınıfından oluşan hanedanın lideri olarak
Urartu kralı, savaşta ordunun yönetimini üstlenen komutan olarak karşımıza çıkar.
Bu durum, sadece Urartu yazıtlarında aktarılan sembolik bir unvan değildir ve Urartu
krallarının doğrudan savaşlara katıldıkları, hatta defalarca ölümle yüz yüze kaldık-
ları Assur kaynaklarından da bilinmektedir. İlk krallardan son krallara dek pek çok
Urartu yöneticisirıirı, Assura karşı kılıca davrandığını, Arame, i. Sarduri, II. Sarduri, i.
Rusa gibi kralların meydan savaşlarını yönettiğini bilmekteyiz. Urartu kralları sadece
Assur yayılmacılığı karşısında değil, kendi yayılmacı amaçları, isyanların bastırılması
veya Kimmerler gibi istilacılar karşısında da defalarca hayatlarını tehlikeye atmışlar-
dır. Assur İmparatorluğu'ndan bildiğimiz "turtanu" (mareşal - ordu komutanı) ben-
zeri bir rütbenirı Urartu Krallığı'nda var olup olmadığı bilirımemektedir, ancak belli
durumlarda kralın kendi yerirıe komutarıları - generalleri görevlendirerek orduyu
savaşa gönderdiğirıi de görmekteyiz. Metal teker. Van Arkeoloji Müzesi ©A. Fatih Sönmez

Ordunun daha alt kademelerindeki rütbeler ise daha az nettir. Yazıtlar incelendiğin- Urartu kralları sadece
de, eyalet yöneticilerinin, çağrıldıkları zaman kendi birlikleriyle gelerek orduya katıl-
dıkları ve kralın vekili veya ordu generali olarak görev yaptıkları arılaşılmaktadır: "Üç Assur yayılmacılığı
eyalet yöneticisi çağrıldı. Üçfarklı yerde sefer yürüttüm" (UKN I, 55 E). Daha alt düzey- karşısında değil, kendi
deki komutarıların ise ordunun değişik bileşenlerirıden oluştuğu görülmektedir. Ör-
neğin seferirı gerçekleşeceği yere bağlı olarak savaşa katılmaya çağrılan aşiretler veya
yayılmacı amaçları,
kabileler, kendi yöneticilerirıin emrinde bulunmaktadır. Ordunun bir diğer önemli isyanların bastırılması
bileşeni ise elbette ki müttefık kuvvetlerdir ve bunların da Urartulu üst subaylar altın-
da kendi ordularıyla savaşa katıldıkları görülmektedir. Dolayısıyla Urartu ordusunun
veya Kimmerler gibi
bileşenlerirıi kabaca şöyle sıralayabiliriz: 1) Urartu kralına doğrudan bağlı bir düzenli istilacılar karşısında da
krali ordu; 2) Eyaletlerden gelen tımarlı diyebileceğimiz eyalet birlikleri; 3) Aşiret-
lerden veya kabilelerden alınan birlikler; 4) Müttefık kuvvetler. Elbette ki tüm ordu,
defalarca hayatlarını
savaş zamanında kral veya atadığı komutarıların emrirıdedir. Urartu ve Assur yazıtlan tehlikeye atmışlardır.
62 Aktüel Arkeoloji
Urartu ordusu içinde onbaşı veya yüzbaşı alabilmek için kalkanlar asılı bulundurulur. Arabalardaki savaşçı sayısı bazen iki, bazen
~bitim- manga - birlik komutanlarının üç kişi olarak karşımıza çıkar ve sürücü - atıcı veya sürücü - atıcı - kalkancı şeklinde
I'arlığınıgöstermektedir ve elimizdeki belirgin bir görev dağılımı göze çarpar. Savaş arabaları, Urartu ve çağdaşı tüm devlet-
verileraz olmasına rağmen, ordu içinde lerde olduğu üzere ordu içindeki sıradan bir sınıftan oldukça farklıdır ve bu araçlarla
enalttanen üste çok sıkı bir hiyerarşik savaşa giden kişilerin aristokratlar olduğu anlaşılmaktadır. Urartu sefer kayıtları, ister üç,
düzenbulunduğu anlaşılmaktadır. ister iki kişilik olsun, savaşa katılan savaş arabaları personelinin savaştaki asker sayısının
ancak yaklaşık yüzde I'ini oluşturduğunu göstermektedir. Ancak bunun aksine, Toprak-
kale tableti incelendiğinde, savaş arabası personeli olarak yorumlanan "mare-adarrıları-
Askeri Sınıflar
Urartuyazıtları incelendiğinde, ordunun At koşurn
takımları
temelolaraküç bölümden oluştuğu anla- ve kullanım
şılmaktadır.Bunlar savaş arabaları, süva- yerleri.

rivepiyadeolarak sıralanır.
Savaş arabalan: Betimlerneler, savaş
arabalarının -günümüzde sinema en-
düstrisininaklımıza kazıdığının aksine-
düşman ordusuna doğrudan saldıran
aletlerolmadığını, aksine çoğunlukla ok,
bazenmızrak, hatta nadir dururrılarda
sapanatmak için kullanılan seyyar atış
platformlarıolarak kullanıldığını göster-
mektedir.Ana silah oktur ve mızraklar
araba içinde tutulmaktadır. Arabaların
kenarlarındaise hem dışarıdan gelecek
saldırılara karşı, hem de gerektiğinde

Bronzkemer üzerinden detayda atlı savaş arabaları görülüyor. Rezan Has Müzesi, Istanbul

Aktüel Arkeoloji 63
birliklerinin piyadeye oranının bu denli
yüksek olması, bir şekilde mümkün gö-
zükmektedir: Savaş kayıtlarındaki süva-
rilerin büyük bir kısmı, dağlı aşiretlerden
sağlanan kuvvetler olmalıdır. Bu şekilde
edinilen hafif süvari birliklerinin desteği,
ordunun kanatları ve ikmal hatlarının
korunması, koyaklarda gözcülük veya
takip için önemli değerde ancak düşük
maliyetli bir kuvvet olarak kullanılabilir.
Süvarileri, betimlemeler ışığında iki alt
sınıf altında incelemek mümkündür:
Düzenli süvari ve okçu süvari. Düzenli
süvari olarak adlandırabileceğimiz sınıf
betimlemelerde çoğunlukla omzunda
bir kalkan taşımaktadır. Bu atlı savaş-
çıların ellerinde genelde bir çift mızrak
bulunur. Bazı betimlemelerde mızrağın
Kemer üzerinde süvari tasviri. Rezan Has Müzesi, Istanbul
biri atılırken diğeri elde tutulmaktadır
nın" saray sakinleri içindeki oranı yaklaşık yüzde 20 olarak görülür. "Mare-adamla- veya geçit betimlemesiyse bu iki mızrak
rı'; Karmir-Blur yazıtında da önemli kurban törenlerine katılma hakkı olan bir sınıf tek elde taşınmaktadır. Dolayısıyla süva-
olarak karşımıza çıkar. Elbette ki Urartu topraklarının çok önemli bir kısmının dağ- ri mızraklarının hafif, çifti tek elle taşı-
lardan oluştuğu düşünüldüğünde, savaş arabalarının orduda ana işlev yük1enmekten nabilen ve atmak için tasarlanmış savaş
çok, komuta kademesi veya aristokrasi için bir araç olduğu varsayılabilir. aletleri olduğu görülmektedir. Gerçekten
de Urartu kazılarından ele geçen bilgiler,
kabaca büyük ve küçük olmak üzere iki
Süvari
tip mızrak ucu kullanıldığını göstermek-
Bazı arkeolojik betimlemeler ve buluntularda, ister savaş arabasına koşulu, ister binek tedir. Orta Çağda görünen savaş teknik-
olarak kullanılsınlar, atların diskler, gözlükler, sorguçlar, alınlıklar, göğüslükler veya lerinin aksine, karşılıklı mızraklı süvari
çanlar gibi eşyalarla süslendikleri görülür. Elbette ki betimlemelerle savaştaki uygu- çarpışması veya düşman içine mızrak-
lamaların birbirine benzeyemeyeceğini ve atların dikkatini dağıtabilecek veya onları
korkutabilecek nesnelerin gerçek savaş alanında kullanılmamış olabileceğini de akılda çavuştepe
Kalesi'nden
tutmak gerekir. Urartu süvarisi, atlarını dizginleyebilmek için, savaş arabalarında da tunç miğfer.
olduğu gibi tunç veya demir gem kullanmaktadır. Hiçbir betimleme veya arkeolojik Van Müzesi.

buluntu, bir eyer yerine geçebilecek herhangi bir koşum takımına işaret etmez. Urartu
süvarisi ata çıplak binmektedir ve belki de bu yüzden betimlemelerdeki süvariler atla-
rın omuz kısmında ve ayaklarını omuz tepesine doğru çekerek oturmaktadır. Atların
tamamında gözüken ve boynun üstünden göğse inen koşumların, atları koruyan deri
veya kumaş parçaları olması yanında, biniciye rahatlık sağlayan bir işlevi de olabilir.
Süvari sınıfı incelendiğinde ilginç bir durum göze çarpar. Çağdaşı tüm ordularda
(hatta günümüzde de) ordunun omurgasını piyadenin oluşturmasına rağmen, Urar-
tu sefer yazıtlarında süvariler, savaşa katılan askerler içinde piyadeye kıyasla bazen
iki, hatta bazen üç katı sayılarla ifade edilmektedir, örneğin: "İşpuini güçlüydü, Menua
güçıüydü. Orduda 106 savaş arabası, 9174 süvari, 2704 piyade vardı ... " (UKN I, 24).
İster krali orduda, ister eyaletlerde tımar benzeri bir sistemle yetiştirilsinler, bu sayıda
süvarinin (ve elbette ki atların) eğitimi, bakımı, silahlandırılması ve zırhlandırılma-
sı oldukça masraflı ve zor bir süreçtir. Özellikle de Urartu'nun dağlık arazisinde de-
vamlı intikal, çatışmak veya savaşmak zorunda kalan bir orduda eyersiz, nalsız süvari

64 Akcüel Arkeoloji
larıyladalan süvari birlikleri görülmez. Urartu uygarlıklarının tarihin derinliklerin taşıdığı bir kültür değildir ve genelde bu
Betimlemelerdegörülen savaş tekniği tip savaşçıların ortaya çıkışı, MÖ 9. yüzyılın sonlarından itibaren Kimmerler, İskitler
incelendiğinde,savaş alanındaki süvari ve hatta Medler gibi kavimlerin Yakın Doğu sahnesinde gözükmesiyle başlar. Ata tek
günümüzün cirit oyununa olduk-
varlığı başına hakim, hatta geri dönerek atış yapabilecek kadar usta süvarilerin varlığı, Urartu
çabenzetilebilir:Düşmana mızrak atma Krallığı'nın ilerleyen dönemlerine ait olmalıdır. Hatta MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısına
mesafesindehızlıca yaklaşmak, eldeki ait Assur yazıtlarında Urartu, Kimmer ve İskit isimlerinin sıklıkla beraber anıldıkları
mızrağıhedefe göndermek, sonra hızlı hatırlanırsa, bu askerlerin Urartu ordusunda bir şekilde dahil olan Atlı Kavimlerden
birdönüşle tekrar pozisyon almak veya oldukları da varsayılabilir.
yedekınızrağı kullanmak. Süvarilere eklememiz gereken üçüncü bir sınıf daha olabilir: Krali Süvari. Betirrılemelerde
İkincitip süvari ise okçu süvaridir. El- kapaklı kılıfları içinde içinde ok ve yay, uzun birer mızrak, omuzdan asılı birer büyük kal-
lerindefarklı tiplerde yay taşıyabilen kan taşıyan süvariler, belki de Assur kralı II. Sargon'un 8. Seferi'nin kayıtlarında bahsettiği
busınıf, Urartu sanatında oldukça az kişiler olabilir: "Subaylarım, yöneticilerini ve süvari sınıfını oluşturan krali soyundan 260
resrnedilmiştir.Bazen standart atış, ba- kişiyi esir ettim .. ." (LAR II, 154) veya ''süvarisini oluşturan krali soydan 260 kişi.. ." (LAR II,
zende at üstünde geriye dönerek atış 20). Bu kişiler, belli ki i. Rusanın krali süvari sınıfını, belki muhafız alayım oluşturmaktadır
yaparken(Part atışı) resmedilen bu sı- ve Urartu kayıtları bu kişilerle ilgili bilgi vermese de II. Sargon'un kendi özel kuvvetleri için
nıf,bazı örneklerde çift süvari olarak verdiği bilgiler, yukarıda verdiklerirrıizle oldukça örtüşmektedir: "Savaş için eğitilmiş, yay,
resrnedilir.İkili örneklerde, Assur sana- kalkan ve mızrak taşıyan, 1000 çetin siivari" (LAR II, 166).
tındanbildiğimiz şekilde, süvarilerden
biri atları idare ederken ikinci süvari
atışı yapmaktadır. Elimizdeki veriler Piyade
bir kronoloji oluşturmamıza tam ola- Piyade sınıfı, hemen her dönemde düzenli ordular için ana savaş gücüdür ve yukarıda da
rakimkan tanımasa da bazı çıkarırnlar bahsedildiği üzere, Urartu Krallığı için de durumun farklı olmaması gerekir. Yazıtlarda
yapılabilir:Doğrudan at üzerinde sava- detay verilmemesine rağmen, betirrılemeler aracılığıyla piyade sınıfını iki temel başlık al-
şanokçu hafif süvari kültürü, Assur ve tında incelememiz mürrıkündür: Mızraklı piyade ve okçular.

Miğfer üzerinde çeşitli motif ve figürlerle birlikte işlenmiş savaş taşıtları.

Aktüel Arkeoloji 65
değil de çoğunlukla mezarlardan ele geç-
mesi, bunların etkin savaş aletlerinden
çok prestij silahları olduğunu göster-
mektedir. Gerçekten de kısa (60-70 cm),
el korumasız bu kama benzeri silahlar,
savaş hattında ancak kişinin son çare
olarak davranacağı veya savaş dışı du-
rumlarda kendilerini korumak için kul-
lanabilecekleri birer yan silahtır ve savaş
hattında düzenli piyade birliklerine çok
faydası olmayacağı açıktır.
Okçular ise Demir çağ ordularının ay-
rılmaz bir parçasıdır. Urartu okçusu,
pek çok betimleme üzerine çok farklı
şekillerde resmedilmektedir. Farklı şe-
killerde yaylar taşıyan ve kazılarda da
tespit edilen tunç sadaklarını bazen
sırtlarına, bazen bellerine taktıkları an-
laşılan okçular, geçit törenlerinde okları
ve yayları ellerinde resmedildikleri gibi
ayakta veya diz çökmüş şekillerde atış
yaparken de görülebilir. Ok uçları, çift
mahmuzlu ağır tunç ok uçlarından kü-
çük, çift kanatlı "İskit tipi" ok uçlarına
veya farklı boyutlarda üretilmiş demir
örneklerden kemik örneklere kadar
değişiklik göstermektedir. Elbette ki bu
uçların her birinin beraber kullanılaca-
ğı yay, sap veya amaç farklı olmak zo-
rundadır ve yay tiplerinde gördüğümüz
çeşitliliğin ok uçlarındaki bu çeşitlilik
Kemer üzerinden bir detay. Rezan Has Müzesi, Istanbul
ile ilişkili olması gerekir.
Mızraklı piyade sınıfı, ateşli silahların gelişmesine ve yayılmasına dek tüm düzen-
li ordularda asıl gücü oluşturur, daha açık söylemek gerekirse, piyadenin asıl silahı
Savaşta Urartu
mızraktır. Urartu betimlemeleri dikkatli şekilde incelendiğinde ise karşımıza iki farklı
mızraklı piyade çıkar. Bunların ilki, omuzdan asılı büyük birer kalkan taşıyan, bir Hangi sınıftan olurlarsa olsunlar Urartu
adam boyu veya daha uzun mızrakları iki elleriyle tutan, "ağır piyade" olarak adlan- askerlerinin tamamında benzer kıyafet
dırabileceğimiz sınıftır. Diğer grup ise, omuz yüksekliğinde, öncekilere kıyasla daha görülmektedir. Hemen her asker, arkeo-
kısa mızraklar taşıyan ve daha hareketli oldukları anlaşılan, "hafif piyade" diyebilece- lojik kazılarda da tespit edilebilen konik
ğimiz gruptur. Urartu kazılarında ortaya çıkartılan mızrak uçlarına bakacak olursak, tunç miğferler takmakta ve kalın kemer-
çok önemli bir kısmının 15-20 cm narnlulu küçük mızraklara ait olduğunu görebil- li bir tunik giymektedir. Nadir de olsa
mekteyiz, Bu hafif silahların, yukarıda süvariler konusunda bahsettiğimiz gibi, tek Urartu askerlerinin bir kısmının, muh-
elle hızlı bir şekilde kullanmak, gerekirse atmak amaçlı olmaları gerekir. Yine kazılar- temelen yukarıda bahsettiğimiz ağır pi-
da daha az bulunan, sap kısmı ile birlikte 60 cm uzunluğa ulaşabilen mızrak uçlarının, yade veya krali süvarinin, birbirlerine ip
ağır piyadenin iki elle kullandığı uzun mızraklar olduğunu varsaymak için yeterli ne- veya deri ile bağlı küçük tunç levhalar-
den vardır. Demir çağ uygarlıklarında savaş alanında kılıcın yeri, modern algımızın dan oluşan bir zırh giydiği anlaşılmak-
aksine, neredeyse yok denecek kadar azdır. Kılıç, Urartu kazılarında mızraklar veya tadır. Arkeolojik kazılarda tespit edilen
ok uçlarına kıyasla çok çok nadir buluntular arasındadır ve bu silahların kalelerden ağır tunç kalkanlar ağır piyade tarafın-

66 Aktüel Arkealaji
danomuzdan asılarak kullanılabileceği Elbette ki bozguna uğrayan düşmanın takibi de bu birimlerin görevidir. Ancak cephenin
~bi,tek elle rahatlıkla kullanılabilecek çekirdeğini, belirli bir hat oluşturan piyade oluşturacaktır. Piyade okçular, at üzerindeki
ahşaptanveya diğer organik malzeme- okçuların aksine daha isabetli ve seri atış yapabilmeleri nedeniyle savaş hattının önünde,
denkalkanlar da kullanılıyor olmalıydı. düşmanın ilerlemesini engelleyebilecek en etkili güçtür. Mızraklı piyade ise, bu tip bir sa-
Askerveya savaşçı betirrılemeleri, nadir vaş düzeninde en son görev düşen fakat en önemli birimdir, çünkü menzilli atışları aşarak
örnekler dışında yukarıda saydığımız temas noktasına gelen düşmanı sadece bu grup durdurabilir. Elbette merkezde düzenli
sınıflarısadece kendi silahları ile gös- piyade ile beraber yukarıda "krali süvariler" olarak adlandırdığımız seçkin savaşçılar ve
termektedir. Bir diğer değişle, hafıf pi- onların başında, savaşçı bir elitler sınıfının kan bağıyla lideri olan kral bulunacaktır. Mer-
yade- ağır piyade - okçu - süvari gibi kezin çökmesi, sadece savaşın kaybı değil, kral ve yanındakilerin y~n yakın dağ tepesine
• sınıfların keskin derecede ayrılmış ve ya da başkente dek çekilmelerine neden olacaktır ki Urartu tarihi incelendiğinde bu du-
bunagöre donatılmış oldukları anlaşıl- rurrıla pek çok kez karşılaşıldığı görülür.
maktadır.
Dolayısıyla Urartu ordusu, çekirdeğinde düzenli piyadenin bulunduğu, onun önünde ve
Urartuordusunun savaş düzeni hakkın- etrafında menzilli silahlar taşıyan hareketli birliklere sahip bir düzene sahip gözükmek-
dayeterli verirniz ne yazık ki bulunma- tedir. Urartu ordusunun bu şekildeki savaş düzeni, çevresindeki dağlı halklar veya daha
makta.Elbette ki savaşın sıcağı ve zorlu- zayıf siyasal birirrıler üzerinde oldukça etkili olmuştur. Diğer yandan bu sistemin, büyük
ğuiçinde her asker, kendisine önceden kısmı kalabalık hafif süvari birliklerinden oluşan Kimmer orduları veya disiplinli, iyi eği-
öğretilentaktikleri bir kenara bırakabilir tirrıli ve donanımlı Assur birlikleri karşısında çok ciddi bir varlık gösteremediği de orta-
veözellikle işler kötü gittiğinde hayatı- dadır, fakat bu iki gücün karşısında kaç ordu durabilmişti ki? Güçlü Urartu kaleleri veya
nı kurtarmak için farklı tercihlerde bu- aşılmaz dağların, ordunun başarısızlığı söz konusu olduğunda çok da yeterli olmadığının
lunabilir. Ancak sıralanan verileri bir en güzel örneğini Urartu tarihi ortaya koymaktadır.
araya getirdiğimizde belirgin bir sahne Urartu ordusu, kendisinden önce merkezi bir krallıkkurulmamış dağlık coğrafyada varlık
oluşmakta: Urartu ordusunun savaş gösteren yeni devletin en önerrıli dayanağı, hatta nedeni olmasının yanısıra, Urartu kül-
düzeninde menzilli silahlar özel bir yer türünün en önerrıli öğelerinden birini oluşturmuştur. Urartu tanrıları içinde silahsız bir
tutmalıdır. Ok atan savaş arabaları ve tanrı görmek neredeyse imkansızdır, Urartu kalelerinde ve yerleşimlerinde tespit edilen
süvariler düşmanı belirli mesafeden yıp- buluntuların büyük çoğunluğu ise (seramikten sonra) silahlar ve diğer savaş malzemesi-
ratma görevi görebilecekleri gibi, mızrak dir. Seçkin bir savaş çı sınıf etrafında kümeleşmiş gözüken bu dağlı savaşçıların kurduğu
atan hafif süvarinin düşmana yaklaşma siyasal irade, çok kısa süre içinde organize ettikleri orduyla beraber güçlü bir devlete dö-
ve kısa menzilden hızlı şekilde düşma- nüşmüştü ve burada Urartu ordusu olarak andığımız yapı, elbette ki devletin çeperindeki
nı yıpratması veya bozması söz konusu baş eğmeyen halklar için kan ve esaret anlamına gelmekteydi. Yaklaşık 250 yıl boyunca
olabilir. Hafif süvari elbette kanatlarda sayısız zafere ve yenilgiye imza atan Urartu ordusu da kendisini yaratan hanedanın çökü-
ve cephe gerisinde savaş hattının gü- şü ile beraber yerini daha güçlü, daha iyi silahlı, daha kalabalık ve daha gaddar ordulara
venliği için de vazgeçilmez bir birimdir. bırakarak tarih sahnesinden çekilmiştir.

ii. Aşurnasirpal'ın (MÖ 883-859) başarılarını gösteren bronz kapı süsü. Kapı süsü üzerinde savaş sahneleri ile esirlerin ya da savaş aracının kral önüne getirilmesi sahnesi tasvir ediliyor.

Akcüel Arkeoloji 67
GEÇ TUNÇ ÇAGININ İKİ SÜPER GÜCÜ SURİYE'DE KARŞI KARŞıYA
• • •• •
~'i
KARDEŞLIK vı IYI BARIŞ'TA_
O_CE KADEŞ SAVAŞı

ii. Ramses'in Ebu Simbel Büyük


Tapınağındaki Kadeş Savaşı tasviri.
ıf tarihinin en kudretli firavunları arasında yer alan II.Ramses tahta çıkışından
ört yıl sonra, imparatorluğunun Doğu Akdeniz'deki gücünü arttırmak ve böl-
nin tek hakimi olmak isteyen Hitit İmparatorluğu'nun bu ilerleyişini durdur-
ak için, Suriye-Filistin bölgesine sefer düzenler. Firavun düzenlediği bu se-
rde Doğu Akdeniz'in güneyinde yer alan Sur (Iyre), Gubla / Byblos ve adı
eçen bu kentlere göre kuzeyde konumlanan Irkata'yı hakimiyeti altına alır.
ısır tarihinin en Dünya Tarihi'nde oldukça önemli bir yere sahip olan Kadeş Savaşı, Eski Hitit

M kudretli firavunları
arasında yer
alan II. Ramses
tahta çıkışından dört yıl sonra,
imparatorluğunun Doğu Akdeniz'deki
Devleti Krallarından I. Mursili'nin Babil'i ele geçirmesi olayında olduğu gibi
Hitit kaynaklarında fazla yer bulmadığından savaşın nasıl gerçekleştiği ve nasıl
sonuçlandığına dair bilgiler Hitit kaynaklarında yoktur. Savaşa, Hitit kralı II.
Muvattalli'nin komutası altında "Yukarı Ülke'nin Kralı" unvanıyla katılan III.
Hattuşili'ye ait bir ferman metninde, Muvattalli'nin Mısır Firavunu ve Amurru
gücünü arttırmak ve bölgenin Kralı'na karşı sefere çıktığı ve onları yenilgiye uğrattığı bilgisi yer almaktadır. III.
tek hakimi olmak isteyen Hitit Hattuşili'nin ardılı IV Tuthaliya döneminde yapılan Şauşgamuva Antiaşması'nda
İmparatorluğu'nun bu ilerleyişini Amurru Krallığı'nın Hatti ülkesi'ne ihanet etmesi ve Amurru Kralı'nın Hitit
durdurmak için, Suriye- Filistin Kralı için ettiği sadakat yeminini bozması savaşın sebebi olarak gösterilir. Ayrıca
bölgesine sefer düzenlemiştir. aynı belgede II. Muvattalli'nin Amurru için Firavun II. Ramses ile savaştığı ve
Firavun, düzenlediği bu seferde firavunu yendiği bilgisi yer almaktadır. Mısır kaynaklarına göre savaşa Hitit
Doğu Akdeniz'in güneyinde yer tarafında Anadolu'dan katılan güçler Arzava, Dardanaya, Kaşka, Masa, Pitassa,
alan Sur (Tyre), Gubla / Byblos ve Aravanna, Karkişa, Lukka ve Kizzuvatna'dır. Suriye bölgesinden katılan güçler
adı geçen bu kentlere göre kuzeyde arasında ise Karkamış, Halep, Ugarit, Nuhaşşe, AIşe, Muşnatu, Kebesu ve Kadeş
konumlanan Irkata'yı hakimiyeti yer almaktadır.
altına alır. Boyunduruğu altına aldığı II. Ramses'in belgelerine göre düşman kudretli ve büyük bir orduya sahipti.
bu kentlerle II. Ramses'in hedefleri Bu ordu, 3.500'ü arabalı savaşçı, 37.000'i piyade olmak üzere 47.500 kişiden
arasında sadece Amurru Krallığı ve oluşmaktaydı. Mısır ordusu ise, Amon, Re, Ptah ve Seth adlarını taşıyan dört
Kadeş Krallığı kalır. Bu seferinde askeri birlikten oluşuyordu ve bu askeri birliklerin her biri 5.000 kişiydi. Ayrıca
II. Ramses kısmen amacına ulaşır firavunun kişisel muhafızları Şerdenler'den ve Firavun'a ait Na'arin'lerinden
ve Hitit vasalı olan Amurru kralı oluşan bir öncü birlik ile birlikte Mısır Ordusu'nda yer alan toplam asker sayısı
Benteşina'yı kendisine bağlı bir kral en az 25.000 kişi olmalıydı. Mısır'ın başkenti Piramses'terı yola çıkan II. Ramses
haline getirir. Mısır'ın izlediği yayılma Kuzeydoğu Delta'da yer alan sınır kenti Sileden geçerek, eski kıyı yolunda
politikasından rahatsız olan Hitit yer alan Megiddo ve Hazor'a varır. Ardından firavun Kadeş'in güneyinde Asi
kralı II. Muvattalli, vasalı Amurru'yu Nehri kıyısında yer alan Şabtuna kentine ulaşır. Firavun kişisel muhafızları
tekrar boyunduruğu altına almak ve arkasında Amon birliği ile Asi Nehri kıyısında Şabtuna kenti yakınlarında
Byblos / Gubla ve diğer Doğu Akdeniz Labui Ormanı'na geldiğinde diğer üç Mısır birliği ile arasında 55 km'lik bir hat
limanlarına açılan Humus Geçidi'ni oluşturur. Bu bölgede firavuna sadakatlerini sunmak üzere geldiğini söyleyen ve
kontrol altında tutabilmek ve Kadeş muhtemelen Hitit casusu olan iki Şosu bedevisi II. Ramsese Hitit kuvvetlerinin
ile beraber bölgedeki hakimiyetini Tunip'in kuzeyinde Halep Ülkesi'nde olduğuna dair bilgi verir. Fakat Hitit
kaybetmemek için bölgeye sefer ordusu Kadeş'te beklemektedir. Firavun, Hititlerin kurduğu bu tuzağa düşer ve
düzenler. II. Ramses'in tahttaki hızla Kadeş kentinin Kuzey batısına doğru ilerler.
beşinci yılında çıktığı seferde, II. Margaret Davastan'a ait 1915 yılında Hutchinson's History of the Nations
Muvattalli'nin Hitit ordusu ile adlı eserde yayımlanmış resimde Kadeş Savaşı tasvir ediliyor.

çarpışması tarihe ünlü Kadeş Savaşı


(MÖ 1274) olarak geçer.
Kadeş Savaşı, Mısır kaynakları firavun
II. Ramses'in kahramanlıklarını
öven ve Mısır ordusunun bu
çarpışmadan galip geldiğini belirten
birçok anlatıma ve tasvire sahiptir.
Mısır belgelerinde yer alan bu
tasvir ve anlatımlar Krallar Vadi si
yakınlarında bulunan Ramesseum'da
(Rarnses'in Ölüm Tapınağı), Karnak,
Luksor, Abydos ve Ebu Simbel
tapınaklarının duvarlarında yer alır.

72 Aktüel Arkealaji
'"
Allan Stewart (1865-1951) tarafından yapılan resimde ii. Ramses Hititlerle yaptığı anlaşmanın bir örneğini alırken tasvir edilmiştir. Dünya tarihinin bilinen en eski barış
anlaşması olan Kadeş Anlaşması; Ebedi Anlaşma ya da Gümüş Anlaşma olarak da biliniyor. Sağda: Ebu Simbel Tapınağı'nın duvarlarında tasvir edilen Hititli esir.

II. Ramses, Amon birliği ile kamp birliği sahneye çıkar ve Amurru sahil bölgesinden öncü Na'arin kuvveti savaş
kurarken, bölgeyi keşfetmek için meydanına gelir. Gelen destek ile kıskaç arasında kalan Hitit arabalı savaşçıları
gönderilen bazı Mısır askerleri iki üstünlüğünü kaybeder ve tehlike altına girer. Firavun'un anlatımına göre bu
Hitit casusunu ele geçirir ve Hitit noktadan sonra Hitit ordusu için rüzgar tersine eser ve ordu Asi Nehri'ne doğru
ordusunun bulunduğu gerçek yer sürülür, aralarında II. Muvattalli'nin iki oğlunun da bulunduğu 16 Hitit soylusu
öğrenilir. Bu sırada II. Muvattalli öldürülür. Halep Prensi Asi nehrini geçerken boğulur. Mısır kaynaklarında yer
komutasındaki Hitit Ordusu, alan bilgiye göre, II. Muvattalli firavuna bir elçi gönderir. Bu bilgiye göre kral
yürüyüş halinde bulunan Re birliğine "Barış savaşmaktan iyidir, bize hayat soluğu ver" mesajını iletir. Bu bilgiye göre
2.500 arabalı savaşçısıyla saldırır. II. Muvattalli, Firavun'a barış için yalvarır ve Ramses, Muvattalli'nin teklifine
Re birliğinin savaş düzeni bozulur "Barış iyidir" cevabını vererek bu barış teklifini kabul eder. Fakat savaş sonunda
ve kuzeye kaçan Mısırlı askerler bölgede Hitit lehine oluşan politik yapı göz önüne alındığında, II. Ramses'in ilk
ile saldırının şiddeti firavunun saldırının şokunu atlattıktan sonra kuzeyden gelen destek kuvvetinin yardımıyla
çevresinde bulunan Amon birliğinin ordusunu savaş düzenine sokup, kademeli olarak güneye geri çekilmiş olduğu
de bozulmasına neden olur. Hititler, açıktır. Her iki tarafın da ağır kayıplar verdiği Kadeş Savaşı, Mısır kaynaklarının
firavunun kampına doğru ilerler ve yanlı ve abartılı anlatımına karşın Hitit kaynaklarının suskunluğu ile akıllarda
bu ilerleyiş Mısır askerleri tarafından soru işaretlerini barındırmaya devam edecektir.
durdurulamaz. Firavun ve ailesi
Savaşın sonucunda ortaya çıkan tabloya bakıldığında, Mısır ve Hitit
batıya doğru geri çekilirken geride
imparatorluklarının hakimiyet alanlarının genişletilmesinden ziyade, doğrudan
kalan Ptah birliğine savaşın haberi
nüfuz sahalarının kalıcı olarak belirlenmesi sonucunu doğurduğu ortaya
gönderilir. Hitit ordusunda yer alan
çıkmaktadır. Kadeş Savaşı'nın sonucu Hititolog, Mısırbilimci ve tarihçiler
bazı yardımcı kuvvetlerin (Maşa,
tarafından tartışılmaya devam edecek gibi gözükmektedir.
Karkişa, Kaşka ve Lukka'dan gelen
kuvvetler) Mısır kampına yağmaya Daha sonra Kadeş Savaşı'nın komutanlarından II. Muvattalli'nin kardeşi III.
başlaması sonucu Hitit ordusu savaş Hattuşili yasal varis yeğeni III. Mursili'yi tahttan indirecek ve bu büyük savaştan
disiplininden kopar. II. Ramses 15 yıl sonra (MÖ 1259) yine uygarlık tarihimizin mil taşlarından biri olan Kadeş
etrafındaki Hititli düşmana karşı var Barış Antlaşması'nın gerçekleşmesi için büyük çaba gösterecektir. Geç Tunç
gücüyle saldırır. Mısır için umutsuz çağının imparatorlukları yıkımın eşiğindeyken Kadeş Barış Antlaşması tarihe
bir anda unutulmuş bir Mısır ilk uluslararası yazılı barış antlaşması olarak geçecektir.

74 Aktüel Arkeoloji
Rüstem ASLAN

Karfmann kazılarında bulunan Son Tunç


çağına ait ok uçları ©Troia Projesi Arşivi

Troya Savaşı'nın gerçek olup olmadığı sorunu antik dönem-


den beri tartışılagelmektedir. Kimileri anlatılanların hayal
ürünü olduğunu ileri sürmüş, kimileri Homeros'un İlyada
Destanı'nın gerçek bir savaşı yansıtlığına inanmış, kimileri
ise 'tarihsel bir arka plan'ın varlığından söz etmiştir.
roya Savaşı'nın gerçek sürdüğü görüşünü (yani Schliemann'ın Yani Homeros destanlarının
olup olmadığı sorunu çok büyük bir yanılgıya kapıldığını) tarihselliğine inananlar artık sadece
antik dönemden beri devam ettirmiş ve Troya Savaşı'nın Dörpfeld'in mi yoksa Blegen'in mi haklı
tartışılagelmektedir. Kimileri Troya VI kentine denk düştüğünü iddia olduğuna karar vermek durumunda
tılanların hayal ürünü olduğunu etmiştir. 1932-38 yılları arasında kazılar kalmışlardır. Ancak bu konu o kadar
ri sürmüş, kimileri Homeros'un yapan Amerikalı Carl Blegen'in vardığı da basit değildir. Kimi eski çağ filoloğu,
ada Destanı'nın gerçek bir savaşı sonuç ise Troya VI'nın bir depremle arkeolog ve tarihçiler bu görüşün
sıttığına inanmış, kimileri ise yıkılmış olduğu, bu nedenle de Troya tersini savunmaktadırlar. "İlyada bir
tarihselbir arka plan'ın varlığından Savaşı için aranan kentin Troya Vlla tarih kitabı değildir" diyerek Homeros
söz etmiştir. Bu tartışmalar özellikle, olacağıdır. BIegen sonuç olarak şunları destanlarındaki tarihsel arka planı
Schliemann'ın 1871 yılından itibaren söylemektedir: "Günümüzdeki bilgiler inkar edip, tartışmayı provoke edici
kazısonuçlarını yayımlanmasıyla daha ışığında, herkesin kabul ettiği bir bir alana çeken Eskiçağ tarihçisi Franz
daartmıştır. Schliemann ömrünün krallık altında toplanan Akhalar ya Hampl'in yanı sıra, meslektaşı Moses 1.
sondöneminde hatasını anlamış da da Mikenler'in müttefikleri ile; Troya Finley de "Homeros'un Troya Savaşı'nı
olsa,ölümüne kadar yani 1890 yılına halkı ve müttefikleri arasında tarihsel Grek Tunç çağı tarihinden kovmak"
kadargerçekleştirdiği kazılarda, bir Troya Savaşı'nın olduğu konusunda şiarıyla yayınlar yapmıştır.
Iroya II dönemindeki "yan ık kent"in artık kuşkular ortadan kalkmıştır.". Son dönemlerde ise, kendi uzmanlık
Troya destanındaki kent olduğuna Antik dönem kaynaklarında Troya dallarında tanınmış ve kabul görmüş
kesinolarak inanmıştır ve 1873'te Savaşı ile ilgili tarihlerin olduğunu olup, konuya olumlu bakan bilim
bulupkaçırdığı hazineleri 1200 yıllık kabul eden Humphry D. F. Kitto ise, adanılarının sayısı hızla artmıştır.
birhata ile "Priamos'un Hazinesi" 1957 yılında yazdığı kitapta şunları Örneğin Udo Hölscher, Ronald Hampe,
olarakadlandırmıştır. Schliernann'ın söyler: "Üst üste kurulu 9 kent arasında Fritz Schachermeyer, Kurt Bittel,
mimarı ve halefi Wilhelm Dörpfeld ise Troya VI kenti yangınla, hem de antik [oachim Latacz, Manfred Korfmann
1894yılında bitirdiği çalışmalarının dönemden beri Troya Savaşı için verilen vd. gibi ... Bu gruba dahil olan bilim
sonuncunda daha önceki yıllarda ileri tarihte (MÖ 1194-1184) yıkılmıştır". adanıları böyle bir olayın tek başına

Homeros Dönemi (Troia Vı-Vıı)


oc.
Troia'sı ve çevresi. Haussner
uydurulamayacağını, yüzde yüz MÖ 1200 - 900 arasındaki dönem)
kanıtlanması imkansız da olsa, tarihsel öyle eskiden inanıldığı gibi tümden
bir arka planın mutlaka olması bir kopukluğun olmadığı, söz konusu
gerektiğine "inanmaktadırlar". Peki bu dönemde görece bir kültürel
ama neden? devamlılığın var olduğu ile ilgili
Yaşayan en önemli Homeros kuşkuları ortadan kaldırmıştır.
uzmanları arasında kabul edilen J. Latacz'a göre Troya Savaşı, filolojik
Latacz'a göre Troya Savaşı, İlyadadaki verilere göre kesinlikle MÖ 1450'den
bilgilere göre Miken Döneminin sonra ve 1 L. yüzyıldan öneeye
en dorukta olduğu zamana denk tarihlenmektedir ve büyük olasılıkla,
düşmektedir. Bugüne dek elde edilen Yunanların Anadolu'nun batı kıyıları
arkeolojik buluntu ve yazılı kaynaklar ve buradaki adalara göçlerinden
da bu tezi doğrular niteliktedir. önce gerçekleşmiş olmalıdır. Savaşın
Kuşaktan kuşağa aktarılan, tarihsel özünün yüzde yüz bir
heksametron düzenindeki dizelerle kesinlikte ispatlanması mümkün
korunagelmiş bu anılar, yaklaşık değildir. Destanların Miken krallıkları
450 ile 350 yıl arasındaki bir zaman döneminde uzak Wilios'u konu
diliminden, yani bazılarının olanaksız alan bir tür fantastik öyküler dizisi
gördükleri "Karanlık Çağlar"dan olabileceği inancı ise geçersizdir
geçerek Homeros'a ulaşmıştır. Zaten çünkü son dönemdeki Hitit ve Mısır
son dönemde ortaya çıkarılan metinlerinde, Son Tunç Çağında
arkeolojik buluntular da Son Tunç bu ikisi arasındaki güç kavgasında.
çağı ve Demir çağı arasında (yani politik-diplomatik ilişkilerin oldukça
Karanlık Çağlar olarak tanımlanan yoğun olduğunu gösteren bilgilere

Troya kalesinin planı. ©c. Haussner, Troia Projesi Arşivi

ulaşılmıştır. Latacz'a göre savaşa ait


tarihsel bir özün olup olmadığı sorusu
tek başına destanlardan yola çıkılarak
yanıtlanamaz.
Mikenler ve Troyalılar arasında
gerçekleştiği düşünülen bu savaş
konusuna Troya ören yeri bir açıklık
kazandırabilir mi?
Bu sorunu açıklığa kavuşturmak için
Troyadaki kalıntılara yôneldiğimizde,
buluntuların ilk bakışta bizleri ikna
edebilmesi pek kolay gözükmüyor.
Ancak kesin olarak bilinen bir şey
varsa o da, Ege Tunç Çağı tarihlerne
sisteminde MÖ 1300-1250 ve 1200'lü
yıllarda en az iki tahribat evresinin
olduğudur. Bu tahribatlar Troya
VI ve VIIa dönemlerinin şiddetli
bir şekilde son bırlduğuna işaret
etmektedir. Troya VIIa döneminin
ise kaybedilen bir savaş sonunda
son bulduğu arkeologlar tarafından

78 Aktüel Arkeoloji
tabakasında yeteri kadar sapan taşı önemli Hititologlardan Trevor Bryce'a
bulunmuştur. Hatta yine aynı yangın ait 1988 tarihli "Hitit Krallığı" isimli
tabakasında, savaş dönemlerinde kitabın bir bölümünün bu konuya
olduğu gibi çok aceleyle gömülü bir kaç ayrıldığını görürüz: "Troya Savaşı: Mit
mezar da bulunmuştur. Sonuç olarak mi Gerçek mi?". Bryce'ın en son verilere
yeni dönem kazılarında Troya'nın Son dayanarak yaptığı çalışmalarda elde
Tunç çağı döneminde "savaşların' ettiği sonuç; Troya Savaşı destanında
olduğuna dair yeni pek çok buluntu tarihsel bir özün olduğudur. Onun
ortaya çıkmıştır. bu görüşünü destekleyen veriler ise
Troya Savaşı konusunda Troya şunlardır:
dışındaki kaynaklara bakacak olursak, 1- Miken Grekleri özellikle MÖ 13.

1893 Dörpfeld Kazıları. Doğu duvarı ve kent girişi.


©Troia Projesi Arşivi

Iroya antik kenti. Havadan görünüş. ©Troia Kazı Arşivi

kabuledilmektedir. Blegen, bir


depremle yıkılan Troya VI'dan hemen
sonra Troya VIla'nın kurulmaya
başlandiğını kabul etmektedir. Ancak
sondönemlerde Troya VI'nın bir doğal
felaketsonucunda yıkıldığı görüşünün
doğru olmayabileceği. savaşa işaret
edenbir kuşatmayla da yıkılmış
olabileceği görüşü öne sürülmektedir.
Bugörüşü kabul ettiğimizde ise,
silahlar, savaş izleri ve mezarlara neden
rastlanılmadığı sorusuyla karşı karşıya
kalmaktayız. Bu soruya getirilebilecek
açıklama ise aşağı şehre ait bir savunma
duvarının olduğudur. Aşağı şehir
savunma duvarının amaçlarından
en önemlisi, kaledeki insanları o
dönemin etkili silahları olan ok, sapan
taşı gibi uzun menzilli silahlardan
korumaktır. Yani kale ile aşağı şehir
savunma duvarları arasında bir koruma
alanı vardır. Yeni dönem kazılarında
Troya VI dönemi sonundaki yangın

Aktüel Arkeoloji 79
yüzyılda Batı Anadolu'daki politik ve dizi saldırıyla karşı karşıya kalmıştır. Troya Savaşı destanın arkasında
askeri konularda öne çıkmışlardır. Mikenlerin bu saldırılara doğrudan Akhaların gerçekleştirdikleri tek
ya da dolaylı olarak katılma olasılığı bir güçlü saldırının olduğu tezi
2- Bu dönem sırasında bir Hitit
oldukça fazladır. Bu tür saldırıların ağırlık kazanmıştır. Milet'teki (Hitit
beylik kenti (vasal) olan Wilusa bir
birinde Wilusa bölgesi düşmanlar metinlerindeki Millawanda) yeni
, 893 Dörpfeld kazıları. ©Troia Projesi Arşivi
tarafından işgal edilmiş ve bir kazı sonuçları, bu tezin ağırlık
keresinde ise Wilusa kralı tahttan kazanmasında büyük roloynamıştır.
indirilmiştir. Bu kazılardan çıkan arkeolojik
3- Wilusa Kuzeybatı Anadolu'daki buluntular MÖ 13. yüzyılın ikinci
Troas bölgesinde yer almaktadır. yarısında Milet'te ani bir güç
değişikliğini, yani Mikeni Akhalarda
4- Filolojik olarak Wilusa
olan iktidarın, Hititlere geçtiğini
Yunancadaki (W)ilios ile özdeştir.
açıkça göstermektedir. Milet'teki bu
Bütün bu verilere rağmen Bryce, arkeolojik buluntular aslında 19S0'li
birçok saldırı olma olasılığının, tek
yıllardan beri Millawanda/Milet'in
bir büyük saldırı olasılığına göre daha
dönem dönem farklı güçlerin tarafına
yüksek olduğuna inanmaktadır. Ancak
geçtiği tahminini ispatlamıştır.
Bryce'ın bu tezi kesin doğruluğunu
farklı yönlerden yitirmektedir. Zaten MÖ 13. yüzyılın ikinci yarısında
kendisi de bu tezinin spekülatif Milawanda bölgesindeki güç
bir tez olduğunun farkındadır. Bu değişikliğine işaret eden bir diğer
kitabın yayımlanmasından sonra yeni buluntu ise MÖ 2000 yılında
(bitiriliş tarihi 1996) pek çok Milet'e giden geçit yolundaki
yeni gelişmeler ortaya çıkmış ve Latmos Dağları'nda kayaya kazınmış
Hititçe yazıtlardır. Bu yazıtlardan
şimdiye kadar İzrnire pek uzak
olmayan Karabel ve Akpınar'da
rastlanmıştır. Büyük Hitit krallarının
kabartmalarının olduğu bu yazıtlarda
o dönemin dünyasına ait sembolik
mesajlar yer almaktadır: "Bu bölge
Hattilerin hükümdarlığı altındadır".
Bu buluntular göz önüne alındığında
Troya Savaşı konusunda aşağıdaki gibi
bir senaryo canlandırılabilir.
Ahhiyawa (Hitit metinlerindeki
Akhalar) MÖ 2. binin ikinci yarısında
Akdeniz Bölgesi'nde önemli bir
güce sahiptir. MÖ ıs. yüzyılda
Girit Adası'nı egemenliği altına
alan ve Minos hükümdarlığının
yıkılmasından sonra, Anadolu'ya da
yayılmaya başlayan Ahhiyawa; önce
Milet'i kontrol altına almış, daha
sonra ise Anadolu'nun içlerine doğru
yayılmak için çaba göstermiştir. Bu
bölgedeki Miken buluntuları ve Hitit
metinleri bu konuda kuşkuya pek yer

80 Aktüel Arkeoloji
vermemektedir. Ahhiyawa'nın Büyük tersini kanıtlayacak bir veri ortaya kendilerine açılmıştır. Bütün bu
HititKrallığı'na zarar vermek için koymamaktadır. Tam tersine böyle bir gelişmeler olup biterken Miken
BatıAnadolu kıyılarında başlattığı saldırı olasılığı gittikçe güçlenmektedir. yüzyıllarına ait gelenekler devam
saldırılar,karşı bir Hitit saldırısıyla Eskiden bu konuya hakim olan karanlık etmiş ve doğudan gelen sanatsal ve
sonbulmuş ve Ahhiyawalar kendileri noktalar gitgide azalmaktadır. dinsel etkiyle yeni bir biçim almıştır.
içinBatı Anadolu'daki köprü görevini Homeros'un ilyada'yı yazıya Ticaret ve politik ilişkilerin şekillendiği
görenMilet'i kaybetmişlerdir. geçirdiği dönem genelde bir gelişme bütün Akderıiz'i ve kısmen Karadeniz
Ahhiyawakralı bu yenilgiyi kabul coğrafyasını içine alan bu bölge,
ve çağ atlama dönemidir. Grekler
etmekistemiştir. Ancak Ahhiyawaların arkalarında bir "Karanlık çağ" Horneros'un dünyası olmuştur.
BatıAnadolu'daki bereketli kentlere bırakmışlardır. Kendilerini büyük Anadolu topraklarındaki ozanımız o
olanilgileri yüzyıllarca devam etmiş bir gelişme çağı beklemektedir. 8. dönemde kültürün, tarihin ve şiirin
veMÖ ı ı 75'lerde son bulan Hitit yüzyıldaki kolonizasyon hareketi ile hızlı atan damarını tutmuştur. Ama
direncinden sonra da ortaya çıkmıştır. uzak coğrafyaların kapıları tekrar Homeros neden kendisine bir başka
MÖ ı l Oü'lerde başlayan Grek doğu
kolonizasyonu ise belirgin bir çizgide
Homeros'un İlyada'yı yazıya geçirdiği dönem genelde
ilerlemiştir. Milet gibi kaybedilen
biryere tekrar saldırmak stratejik bir gelişme ve çağ atlama dönemidir. Grekler arkalarında
açıdan pek akıllıca olmayacaktır. bir "Karanlık çağ" bırakmışlardır. Kendilerini büyük bir
Ama saldırıyı bu kez Batı Anadolu
kıyılarındaki ticaretin dorukta olduğu
gelişme çağı beklemektedir.
zengin ve stratejik açıdan önemli başka Kemalpaşa-Torbalı yolundaki Karabel Geçidi yakınlarında bulunan Karabel Anıtı.

bir yerden denemek daha mantıklı


olacaktır. Akla ilk gelebilecek bu yer
iseTroya'dır. Ancak MÖ 13. yüzyılın
sonunda Mikeni Ahhiyawa Greklerinin
gerçekleştirdiği bu tür bir saldırının
gerçek olduğunu kabul edecek olursak,
Miken merkezi saray kültürünün
MÖ ı200'lerde çöküşünü de izah
edebilmeliyiz. Bu soruna getirilebilecek
bir açıklama ise dünya tarihinde de
birçok örneğini gördüğümüz, yayılmacı
devletlerin en dorukta oldukları ya da
öyle gözüktükleri bir anda yaşadıkları
iflasın yanı sıra, pek çok farklı faktörün
de bir araya gelmesiyle o devletlerin
tümüyle yıkılmasıdır.
Troya Savaşı'nın tarihselliği konusunda
sonuç olarak şunlar söylenebilir:
bu konuyla ilgili olarak farklı bilim
dallarından elde edilmiş bilgiler
sonucunda tarihsel bir özün olup
olmadığını kesin olarak söyleyemeyiz.
Ancak Troya/(W)ilios tarihçesinin
arkasında, Greklerin Batı Anadolu'daki
güç merkezlerine düzenlemiş oldukları
bir saldırı bulunuyor olabilir. Son
yirmi yılın araştırma sonuçları bu tezin

Aktüel Arkeoloji 81
Karfmann kazılarında bulunan ilk yazılı metin, Luvi Mührü. ©Troia Kazı Arşivi

konuyu değil de Troya'yı seçmiştir? hissetmiyorlar kendini. Bunları bilen


Neden bu koca destanı on yıl süren dinleyiciler de kendilerini tümüyle
bir savaşın sadece son 5 ıgününü, ozanın anlattıklarına verebiliyorlar.
aslında gerçekte son 6 gününü ele Dinleyiciler için savaşın nasıl bir savaş
almaktadır? olduğu ya da ne zaman meydana
İlyada'nın ana teması iki kralın, geldiği o kadar önemli değildir,
Agamemnon ve Akhilleus'un köle ne de olsa bütün olanlar uzak bir
TroiaVI
Briseis'i sahiplenme savaşıdır, geçmişe aittir. Troya ve savaş, İlyadada
dönemine
ait Anadalu
Soyluların hayatını ilgilendiren anlatılanlar için bir tür kulis niteliği
kökenli tunç
asker figürini.
konular hakimdir destana: sadakat, görmektedir. Bütün anlatılardan
©Troia Kazı
Arşivi direniş, tutku, kazanma hırsı, zafer, Homeros dönemi saraylarındaki
ölüm, kahramanlık ... Homeros soyluların çıkardığı pek çok ders
olmalıdır.
dinleyicilerini ilgilendiren konular
bunlardır. Ozanımız da, destanında Homeres'un ya da diğer ozanların
bütün bu konuları ele alıp, yaşadığı İlyada'yı kendi yaşadıkları dönemde
dönemden mitolojik döneme uydurmadıklarını, İlyadada geçmişe
geçişler yaparak akıldaki soruları ait olayların anlatıldığını kabul
cevaplamaktadır. Kahramanları edersek, o zaman İlyadada MÖ
hazırdır. Homeres'un dinleyicileri 2. bine ait öğeler bulmalıyız. Peki
kahramanların kendi yaşadıkları nedir İlyadadaki geçmişe ait bu
dönemden çok daha önce yaşadığını, öğeler? Miken saraylarında bulunan
Troya'ya yapılan saldırıları da Lineer B yazısının çözülmesinden
bilmektedirler. Uzun zamandan sonra artık Mikenlere ait bazı tipik
beridir devam ettirilen Homeros kelimeleri, isimleri ve nesneleri kesin
araştırmaları, İlyada'yı dinleyenlerin olarak bilmekteyiz. Miken Dönemi
olayların akışını bildiklerini ya buluntuları arasında en iyi tanınan,
da destanı anlamak için bilmeleri sapı gümüş işlemeli olan bir tunç
gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. kılıçtır. Bu kılıçtan İlyadada iki
Olayların akışı dinleyiciler tarafından kez söz edilmektedir. İlkinde, ölen
bilindiğinden ozana daha az görev Patroklos'un onuruna düzenlenen
düşüyor, kimin kim olduğunu, kimin oyunlarda Akhilleus tarafından
kimin düşmanı olduğunu açıklamak birinciye verilecek ödülolarak anılır
gibi ayrıntılara girmek zorunda bu kılıç:
"Öncekim saldırıp dokunursa ötekinin
Girit,
güzelderisine, Archanes'te
bulunmuş
geçiriptuncun, kara kara kanın içinden Minos
Dönemine
öncekim daldırırsa etlere kargıyı, ait Lineer A
yazıtlı kil tablet
parçası. MÖ
gümüş kakmalı hançeri vereceğim ona ..." yaklaşık 1SOO

(İlyada XXIIII 805-808)

İkincisindeise Hektor'a karşı savaşan


Aias'ınelinde görmekteyiz bu kılıcı:
"Önceünlü Hektor attı kargısını Aias'ın
üstüne
Aias dönmüştü Hektor'a doğru,
yanılmadı Hektor, göğsünden vurdu
onu,
İlyada'nın ana teması iki kralın, Agamemnon ve
iki kayışın gerildiği yerden vurdu,
Akhilleus'un köle Briseis'i sahiplenme savaşıdır.
kay/şın biri yarardı kalkanını taşımaya,
Soyluların hayatını ilgilendiren konular hakimdir
ötekigümüş kakmalı kılıcını taşımaya ..."
destana: sadakat, direniş, tutku, kazanma hırsı,
(İlyada xrv i 400-405)
zafer, ölüm, kahramanlık ...
Mikenakropolisinde bulunan MÖ 1200-1100 tarihli "SavaşçıVazosu' üzerinde kısa khiton, zırh göğüslük. miğfer ve baldır zırhı giymekte olan savaşçilar betimlenmektedir. Atina Ulusal Arkecloji Müzesi

Aktüel Arkeoloji 83
Arkeolojik buluntu envanterleri, İlyada'daki Miken Dönemi
tanımlara uyan bu tür kılıcı şimdiye kalıntılarından bir başkası da savaş
kadar sadece MÖ 15. yüzyıldan kalma arabalarıdır. İlyada'daki tanımlamalara
buluntulardan tanımaktadır. Daha uyan savaş arabaları, Miken freskleri
sonra ise MÖ 7. yüzyıldan (yani ve mezar stellerinde de resmedilmiştir.
Homeros'tan sonra) tanımlara uyan Bu arada savaş arabaları tasvirlerine
bu tür kılıçlar tekrar ortaya çıkar. daha eski dönemlerde Mısır ve
Miken mezarlarında ilyada'daki gümüş Mezopotamya'da da rastlanıldığını
işlemeli tanımına uyan bu tür pek çok belirtmek gerekmektedir. İlyada'daki
kılıç ve hançer bulunmuştur. Silahlar tek kişilik savaş arabaları tasvirleri
ve savaş kıyafetleri Schliemann ve arkeolojik buluntularla örtüşmektedir.
Dörpfeld'den beri arkeologları oldukça İlyada'daki askeri giysilere işaret eden
yakından ilgilendirmiştir. Bu konuda en önemli buluntusu ise Miken ve
oldukça ilginç buluntular da ele Tirynse pek uzak olmayan Midea
geçmiştir. Aias'ın, biçimi açık bir bölgesindeki Dendra'da, kazılar
şemsiyeyi andıran o ünlü kule sırasında mezar odasında açığa
biçimli kalkanının benzerlerini, çıkartılan dövme tunçtan yapılmış
Miken mühürlerinde ve zırhtır. Zırh göğüs, sırt, boyun ve
mezarlardan çıkan işlemeli omuzları koruyan çok sayıda tunç
hançerlerde (MÖ 16. yüzyıl) levhadan oluşmaktadır. Bu zırh
görmek olasıdır. İlyada'da sözü buluntularıyla birlikte ayakları ve başı
edilen metal eserler ve 18. korumaya yarayan miğfer parçaları
bölümde tanımlamaları yapılan bulunmuştur. Savaş teçhizatı arasında,
kalkanların, özellikle Akhilleus'un adı eski metinlerde geçen, üstündeki
kalkanındaki doğu metal sanatının domuz dişleri nedeniyle "erkek domuz
etkileri de arkeologlar tarafından kesin dişli miğfer" olarak anılan ve yukarıda
Miken Dönemine ait, yaban domuzu dişinden
miğfer giyen savaşçı başı heykeli. MÖ yaklaşık olarak saptanmıştır. da adı geçen miğfere Yunanistan'ın
1300 Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi

Dendra'da bulunan Geç Miken Dönemi özellikleri gösteren pek çok bölgesinde bazen resmedilmiş
Homeros' un dinleyicileri zırh. Nafplio Ulusal Arkeoloji Müzesi, Nafplio, Yunanistan
olarak, bazen de buluntu olarak
rastlamaktayız. Genç Tunç Çağında
kahramanların kendi
oldukça yaygın olduğu anlaşılan bu
yaşadıkları dönemden miğfer türü İlyada'nın l O. bölümünde
çok daha önce Odysseus'a kalmış eski bir miğfer
olarak da tanımlanmaktadır:
yaşadığını, Troya' ya
"Meriones yayını, okluğunu, kılıcını
yapılan saldırıları da verdi Odysseus'a
bilmektedirler. U zun Odysseus öküz derisinden bir miğfer
zamandan beridir devam geçirdi başına,
ettirilen Homeros kayışlarla iyice geçirilmişti
tolganının içi,
araştırmaları, İlyada'yı
dışında bir yaban domuzunun ak
dinleyenlerin olayların dişleri
akışını bildiklerini ya çepeçevre, sık sık, ustaca dizilmişti,
da destanı anlamak için dibine de keçe döşenmişti.
bilmeleri gerektiğini Ormenosoğlu Amyntor'un sağlam evine
açıkça ortaya koymuştur. girdiğinde

84 Aktüel Arkeoloji
Autolykos, Eleon'dan getirmişti onu, üstüste katlanan bir levhaya / yazdı bir yakıldıktan sonra, küllerin bir kabın
Skandeia'da Kythereli Amaphidamas'a sürü ölüm yazıları. İlyada VI/ 170- içinde gömüldüğü görülmektedir. Son
vermişti, 174) Homeres'un yaşadığı dönemden Tunç çağına ait bu tür ölü gömme
kaynaklanmadığını, çok daha da eski geleneğine ait arkeolojik buluntular
Amaphidamas da Molotos'a konukluk
olduğunu ispatlamıştır. Yunanistan'da olduğu gibi, Troya'nın
armağanı diye vermişti, limanı olarak kabul edilen Beşik
İlyadadaki sarayların anlatımları
o da oğlu Myriones'e vermişti, giysin Koyu'ndaki mezarlık kazılarında da
da büyük bir olasılıkla eski bir
diye, bulunmuştur.
geleneğe dayanmaktadır. Örneğin
Myriones de işte o gün Odysseus'un Priamos'un, Menalaos'un ve İlyada Destanı'nda 2. bine ait şimdiye
kafasma geçirmişti." Odysseus'un saraylarında bir bodrum kadar tespit edilen buluntular daha
kat bulunmaktadır. Bu tür yapılara da uzatılabilir. İleride daha başka
(İlyada X /260-2071)
hem Miken'deki hem de Troyadaki buluntular da karşımıza çıkabilir.
İlyada'daki anlatımlar MÖ 13. yüzyıla Homeros araştırmaları da, Troya
kazılarda yeteri kadar rastlanmıştır.
ait bulunmuş miğferlere oldukça kazıları da devam ediyor, edecek.
uymaktadırlar. İlyada'daki Son Tunç Destanda anlatılan gömü törenlerinin
Ancak antik dönemden beri Homeros,
çağına ait öğelerden bir diğeri ise, de eskiye dayandığı ortaya
İlyada ve Troya Savaşı'yla ilgili
uzun yıllardır bilinmekte olan Kaş çıkmıştır. İlyada'nın 23. bölümünde
sorulara "vardır veya yoktur ..." gibi
kıyılarındaki bir Son Tunç çağı Patroklos'un, 24. ve son bölümünde kesin cevaplar vermek mümkün
batığındaki araştırmalarda ortaya ise Hektor'un cenazelerinin nasıl değildir. Ancak Homeros diye bir
çıkartılmış, fildişi menteşelerle yakıldığı ayrıntılı bir şekilde şairin yaşadığı ve İlyada Destanı'nda
tutturulmuş bir ahşap bir yazı anlatılır. Miken Döneminde pek sık anlattığı Troya Savaşı'nın tarihsel
panosudur. Bu buluntu bize öncelikle, görülmeyen ölü yakma geleneği MÖ bir öze dayandığı olasılığı her geçen
yazının saray arşivi dışında da ıı. yüzyılın ortalarından itibaren gün biraz daha güçlenmektedir.
kullanıldığını ve İlyadada bu konuyla daha da yaygınlaşmaktadır. Destanda Bu olasılığın tersini iddia eden
ilgili anlatılanların (Gönderdi onu bütün kahramanların, Akhalar gibi argümanlar ise yarım yüzyıl
Lykia'ya / eline uğursuz işaretler verdi, / Troyalı kahramanların da cenazeleri öncesinden farklı değildir.

Akrotiri'de bulunan Mihos Dönemine ait MÖ


yaklaşık 1600 tarihli kabartmada kalkan, yaban
domuzu dişinden yapılmış miğfer ve inek
derisinden yapılmış dikdörtgen biçim ii mızraklar.
sahip askerler betirnlenmektedir.: .;"

Aktüel Arkeoloji 85
Rüstem ASLAN


gBRÇBK ILB

MITOS ARASINDA
Ö 8. yüzyılda, günümüz İzmir bölgesinin olduğu bölgede

M doğduğu kabul edilen ozanlar ozanı Homeros'un İlyada


Destanı aslında büyük bir destanlar dizisinin sadece küçük
bir bölümünü oluşturmaktadır. Destanda, Akhaların Troya'ya yaptık-
ları seferin LO yılı ve sadece son 51 günü anlatılmaktadır. 24 bölüm-
den oluşan İlyada, aynı zamanda Troya Savaşı'nın da sadece küçük bir
bölümünü kapsamaktadır. İlias ya da İlyada "Ilyon destanı" anlamına
gelmektedir. Toplam 15.693 dizeden oluşan bu des-
tanda savaşın geçtiği yer, 106 kere İlios ve sadece
49 kere de Troya olarak anılır.
Troya kuşatmasının onuncu yılında Ak-
haların kahramanı Akhilleus ile ordu
komutanı Agamernnon'un içinde
oldukları kampta bir veba salgını
başlar. Salgının nedeni, Agamem-
non'nun, Apollon'un rahiplerin-
den Kyryses'in kızı Khryseis'i ba-
basına geri vermek istememesidir.
Buna kızan tanrı Apollon, Akha
ordusuna veba salgını yollar. Bunun
üzerine Agamemnon, Akhilleus'un
esiri Briseis'in kendisine verilirse,
Khryseis'i babasına geri yolla-
yacağı sözünü verir. Akhilleus
buna çok kızar ve öfkelene-
rek savaş alanını terk eder. "Söyle, tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus'un öf-
Öte yandan Akhilleus'un kesini söyle.
annesi deniz tanrıçası
Acı üstüne acıyı Akhalara o kahreden öfke
Thetis ise, Zeus'a, oğlu sa-
getirdi,
vaşmadığı sürece Akhala-
ulu canlarını Hades'e attı nice yiğitlerin,
ra savaşı kazandırmaması
için yalvarır. Zeus da, gövdelerini yem yaptı kurda kuşa.
Akhaların tarafını tutan Buyruğu yerine geliyordu Zeus'un.
eşi Hera'ya karşı gelerek
ilk açıldığı günden beri araları
Thetis'in isteğini yerine
getireceği sözünü verir. Ve erlerin başbuğu Atreusoğluyla tanrısal Ak-
destan başlar: hilleus'un"

86 Aktüel Arkeoloji
Pompei'deki Tragedya Şairi'nin Evi'nde bulunan freskte Troya Savaşı'ndan bir sahne, köle Briseis'in Akhilleus'un yanından alınarak
Agamemnon'a verilme sahnesi betimleniyor. Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi, Napoli, ıtalya

(İlyada.L 1-8. Türkçesi A. Erhat. A. Kadir)Akhilleus, kavga isteğine göre bir Troyalılara, bir Akhalara güler. Hatta bir
ettiği Agamemnon'un üzerine kılıcıyla yürümek üzereyken, ara, iki taraf da sonu gelmeyen bu savaştan vazgeçip, sadece
tanrıça Athena gökten inip elini tutarak onu engeller. Söz da- iki kahramanı, Menelaos ve Paris'i tek başlarına çarpıştırıp,
laşı bir süre daha devam eder. Daha sonra ise Agamemnon kazanana Helena'yı verip, sorunu çözmek üzere anlaşırlar,
iki elçisini Akhilleus'un barakasına gönderir ve köle Briseis'i Ancak Aphrodite, Paris'i savaş alanından kaçırınca, bu plan
aldırır. Akhilleus onlara iyi davranır ve sorun çıkarmadan gerçekleştirilemez. Tanrıların farklı görüşte olmaları ve bir
kölesi Briseis'i onlara verir. Bunun üzerine Thetis Olympos'a türlü anlaşamamaları, savaşın gereksiz yere uzamasına ve
gider, köle Khryseis ise bir gemiyle babasına yollanır. Tan- iki tarafın da ağır kayıplar vermesine neden olur. Bütün
nlar Olympos'a geri döndüğünde Thetis Zeusa gider ve ona «bunların arasında ayrıca Grek yurdundan gelen ordula-
yalvarır. Bunun üzerine Zeus ile karısı arasında şiddetli bir rın dizilişleri ve Troyalılarla birlikte savaşan müttefik taraf-
tartışma çıkar. Kölesi Briseis'in elinden alınmasına çok üzü- ların listesi verilir. Bu listede Troya'yı Akhalara karşı savun-
len ve kızan Aklıilleus çadırına çekilir. Savaş, şans tanrıların mak için gelen pek çok Anadolulu kavrnin ismi geçer.

Aktüel Arkealaji 87
Troya kralı Priamos ve ailesi çok zor ve korkulu günler geçirirler. Tro-
yalıların en önemli kahramanı Hektor savaşa ara vererek kente döner
ve annesi Hekabe, baldızı Helena ve sadıkkarısı Andromakhe ile bulu-
şur. Troya'nın Skaia (batı) kapılarındaki buluşmada oldukça dokunaklı
sahneler yaşanır. Hektor Troya'nın sonunda yakılıp yıkılacağını bildiği
halde, bir kahraman gibi davranır ve savaş alanına geri döner:

"Ne görümeelerine gitti, ne güzel rubalı yengelerine, ne de güzel örgülü


Troyalıların yakardığı Athene'nin tapınağına gitti.
Çıktı İlyonnun büyük kalesine, eridiğini duymuştu Troyalıların,
duymuştu Akhaların çok ağır bastığını, kaleye doğru gitti çıldırmış gibi,
yanında dadı çocuğu taşıyordu.
Kadın böyle dedi, Hektar da fırladı dışarı.
Gene o yoldan, düzgün sokaklardan gitti.
Geçti koca ili, vardı Batı kapılarına."

"Adromakhe karşıladı Hektor'u, dadı da arkasından geliyordu,


memedeki yavrucağızı taşıyordu kucağında,
Hektar'un gözbebeğiydi o, ışıldayan yıldıza benziyordu."

"Ünlü Hektar böyle dedi, uzattı oğluna ellerini,


çocuk ağladı, iyice sokuldu güzel kuşaklı dadıya,
sevgili babasının görünüşü onu korkutmuştu,
ürkmüştü tunç tolgadan, tepesinde sallanan yeleden ürkmüştü."

"Zavallı karım benim, üzme canını,


günüm gelmeden kimse Hades'e atamaz beni,
ama doğduğu günden bu yana hiçbir insan kaçamaz kaderinden.
İster korkak olsun, ister yürekli.
Hadi sen eve git, bak işlerine, geç tezgahının başına,
hizmetçilerine buyruklar ver.
Savaşla biz uğraşacağız, başta ben,
İlyon'da doğmuş büyümüş bütün erkekler.

Ünlü Hektar böyle dedi, yeleli tolgayı yerden aldı.


Sevgili karısı da yaılandı eve, dönüp dönüp geri bakıyordu,
yaşlar dökülüyordu tane tane. "

88 Aktüel Arkeoloji
Troya Savaşı acılar ve hüzünlerle devam ederken, her iki
Troya Savaşı
taraf da ölülerini yakıp gömmek için ara verirler. Bir gün-
lük aradan sonra savaş, İda Dağı'nda oturan tanrıların acılar ve
müdahaleleriyle yeniden başlar. Ancak Akhaların durumu hüzünlerle
pek iyi değildir. Savaşı neredeyse kaybedecek durumdadır-
lar. Komutanlar toplanarak, küskün ve kızgın Akhilleus'a
devam ederken,
savaşa geri dönmesi için elçi yollarlar. Hatta Agamemnon, her iki taraf da
Akhilleus'a kölesi Briseis'i geri bile verir ama Akhilleus bu
ölülerini yakıp
isteği geri çevirir. Troyalılar kentin dışında bir karargah
kurarak saldırılarını buradan yapmaktadırlar. Akhalar ise gömmek için
bu saldırılardan kendilerini korumak için bir sur yapmaya ara verirler.
başlarlar. Ancak Hektor'un güçlü saldırıları sonunda bu
savunma duvarı yıkılır. Akhalar korunmak için gemi-
Bir günlük
lerine geri dönerler. Tanrıça Hera ve deniz tanrısı aradan sonra
Poseidon'nun Akhaların tarafını tutmasına rağ-
savaş, lda Dağı'nda
men Zeus, Thetlse verdiği sözden geri dön-
memektedir. Bir ara Troyalılar, Akhaların oturan tanrıların
gemilerine kadar yaklaşarak bazı gemile- müdahaleleriyle
ri ateşe verirler. Bu duruma daha fazla
dayanamayan Akhilleus'un en iyi dos-
yeniden başlar.
tu Patroklos, Akhilleus'un silahlarını
kuşanarak savaşmak ister. Akhilleus
silahlarını dostuna verir. Patroklos'un
ilk saldırısıyla Troyalıları biraz
da olsa geri püskürtmeyi ba-
şarır. Zeus'un oğlu Lykia-
lı kahraman Sarpedon,
Patroklos'la çatışmaya
başlar. Bunun üzerine

Floransa'daki, Pasquino Grup


olarak bilinen ve Hellenlstik
Dönemde yapılmış
tunç heykellerln Roma
Dönemi kopyala" olan
heykel grubunun
bır parçası olan bu
örnekteki figürlerin
kim oldulju sorusu
tartışmalıdır. Heykel,
önceleri Patroklos'un
ölü bedenini taşıyan
Menelaos olarak tanımlansa
da, bugün bu figürlerin
Akhllleus ve onun ölü
bedenini taşıyan Ajax
oldulju yaygın olarak
kabul edilmektedir.
Loggla del Lanzl,
Floransa, ıtalya
lOismali Yıldız
tanrılarkatında büyük tartışmalar olur. Sonunda Zeus, oğlu Troya'nın kapılarına kadar gelir. Surların üstünden savaşı
Sarpedon'u feda etmek zorunda kalır. Patraklos, Troya sur- seyreden Priamos ve karısı Hekabe, Hektor'u kente sığın-
larınakadar ilerler. Savaştan kısa bir süre uzaklaşan Hektor ması için ikna etmeye çalışırlar ama o bunu reddeder. Fakat
birdenbire ortaya çıkar ve Patraklos'la mücadele ederek onu daha sonra Akhilleus'un iyice yaklaştığını görünce korkuya
öldürür. Patroklos can vermeden kısa bir süre önce Hektora kapılarak kente sığınır. Aklıilleus Hektor'u kovalamaya baş-
savaştan sağ çıkamayacağını söyler. Hektor, Patroklos'un si- lar, kent surlarının etrafında dört kere dönerler. Savaş iyice
lahlarını alıp Iraya'ya götürür. Akhilleus'un atları bu duruma kızışmaktadır.
üzülüpağlarlar.
Tanrılar tanrısı Zeus kader terazisinde Hektor ile
Patroklos'un ölüm haberi Akhilleus'a ulaşır, Akhilleus acısın- Akhilleus'un ölümünü tartar, ve Hektor'unki ağır basar.
dan öyle bir çığlık atar ki, denizin diplerindeki annesi Thetis Bu arada erdem tanrıçası Athena iki kahramanı savaş-
bilebu çığlığı duyar ve onun yanına gelir. Akhilleus savaşa geri maları için kışkırtır. Korkunç bir mücadeleye sahne olur
dönmeye karar verir ama silahı yoktur. Annesinden yeni si- Troya'nın görkemli duvarları. Sonunda Aklıilleus Hektor'u
lahlarister. Annesi istemeyerek de olsa ona yeni silahlar için öldürür. Sadece öldürmekle de kalmaz, iki ayağını topuk bi-
sözverir. Demircilerin tanrısı Hephaistos o gece Akhilleus için lekleri arasından delip, savaş arabasının arkasına bağlar ve
altınve gümüş kakmalı bir kalkan, bir zırh, miğfer ve dizlikler Hektor'un cesedini yedi kez Traya kentinin surları etrafında
yapar.Akhilleus yeni silahlarıyla savaş alanına geri döner ve sürükler. Troyalılar bu korkunç anı kale surlarının üstünden
kimizaman tanrıların da katıldığı savaş en acımasız halini alu. seyretmektedirler.
Aklıilleus önüne gelen her Trayalıyı öldürerek ilerler. Öl- Priamos ve Hekabe ağlayıp yakarmaktadır, onların sesine
dürdüklerini Skamandras ırmağı'na atmaktadır. Kanla kızı- çıkıp gelen Hektor'un karısı Andromaklıe gördükleri kar-
la boyanan ırmak gittikçe kabarır. Aklıilleus bir süre sonra şısında düşüp bayılır. Traya kralı yaşlı Priamos oğlunun ce-

Güney ıtalya'da bulunmuş kırmızı figürlü amphora üzerinde Troya Savaşı sahnesi, Akhilleus ile Memnon'un çarpışma sahnesi betimleniyor. MÖ yaklaşık 300
sedine yapılanlara dayanmamaktadır artık. Akşam olunca İkisi de daldılar anılara: Priamos yığılıp kalmıştı
Priamos, Akhilleus'un barakasma gidip, oğlunun cansız Akhilleus'un ayağı dibinde, yiğit öldüren Hektor'a ağlıyordu
bedenini Troya'ya getirmek istediğini söyler. Bütün Troya- hıçkıra hıçkıra, Akhilleus'da bir yandan babasına ağlıyordu,
lılar karşı çıkar buna. Yaşlı kral Priamos her şeye rağmen bir yandan Patroklos'a ağlıyordu bağıra çağıra.
yanma zengin armağanlar alarak Akhilleus'un barakasma Hıçkırıklar, çığlıklarla doldu evin içi."
gider ve yerlere kapanarak yalvarmaya başlar:
(İlyada xxıv 485- 515)

"Saygı göster tanrılara, Akhilleus, bana da acı, ne olur,


kendi babanı getir aklına, ben daha acınacak durumdayım Akhilieus ve Priamos acı kaderlerine yanar, birlikte gözyaşı
ondan, yeryüzünde hiçbir ölümlü katlanmadı benim kat- dökerler. Akhilieus, gözü yaşlı ihtiyar kralı elinden tutarak
landığıma: yerden kaldırır ve oğlu Hektor'un ölüsünü yıkattırıp, giydi-
rerek Priamosa teslim eder. Acılı Priamos, Hektor'urı cena-
Oğlumu öldürenin ağzına uzatıyorum yalvaran elimi.
zesiyle birlikte, güzel duvarlı, sağlam Troya kalesindeki sara-
İhtiyar Priamos böyle dedi, babasına ağlamak isteği uyan- yma geri döner. Troyalılar Hektor'a ağıtlar yakarlar. Dokuz
dırdı Akhilleus'ta. gün dokuz gece cenaze töreni için odun toplanır. Ve onun cu
Elinden tuttu, yavaşça itti ihtiyarı. gündeki törenle destan biter:

Sonunda
Akhilleus
Hektor'u
öldürür. Sadece
öldürmekle
de kalmaz, iki
ayağını topuk bilekleri
arasından delip, savaş
Güney ıtalya'da
bulunan MÖ 40(). arabasının arkasına bağlar
380 tarihli, kırmızı
fıgürlü seramik parçası
üzerinde Troya kralı
ve Hektor'un cesedini yedi
Priamos'un oğlu Hektar'un
ölüsünü fidye karşılığı aldığı kez Troya kentinin s.urları
sahne betimlenmektedir.
Metropolitan Sanat Müzesi, ABD etrafında sürükler.
92 Aktüel Arkeoloji
'Sonrayaşlı Priamos seslendi adamlarına:
Haydi, Troyalılar, şimdi odun getirin
kente,
korkmayın pusu kurar diye Argoslular;
Akhilleus kara gemilerinden buraya
gönderirken beni,
On ikinci şafak sökmeden size bir şey
yapmam, dedi.
YaşlıPriamos böyle konuştu.
Onlar da öküzleri, katırları koştular
arabalara;
Az sonra da toplandırlar kentin önün-
de.
Dokuz gün odun taşıdılar yığın yığın.
Ölümlülerle parlayan şafak sökünce onuncu
günü,
gözyaşı içinde götürdüler Hektar'un ölüsünü,
koydular yığınların tepesine, verdiler ateşe.
Gül parmaklı şafak sabah erken parlayınca,
ünlü Hektar'un ölüsü çevresinde toplandı bütün halk.
Hepsi geldi bir araya, topluluk kuruldu,
Troya kralı Priamos'un Akhilleus'tan Troya Savaşı'nda ölen oğlu Hektor'un ölüsünü fidye
parıldayan şarapla söndürdüler odun yığınını. karşılığı istediği sahne. Kırmızı figürlü Attika kabı. MÖ 490-480. Louvre Müzesi, Paris

söndürdüler ateş gücünün sardığı her şeyi, Troya'nın yakılıp yıkılması, kentin talan edilmesi gibi hika-
yeler ise, Homeros'un diğer büyük destanı olan Odysseia'da
sonra topladı kardeşleri, dostları ak kemikleri,
anlatılır. Bu destan kronolojik olarak da İlyada'dan yirmi
hepsinin yanaklarından iri yaşlar dôkuluyordu. yıl kadar sonraki bir zaman diliminde yazılmıştır. Troya
Kemikleri alıp koydular bir altın kutuya, Savaşı'na katılan İthaka kralı Odysseus'un Troya'dan yurdu-
na dönüşünü anlatan bu destanda, geri dönüşlerle, Troya'nın
erguvan rengi yumuşak örtülerle sardılar kutuyu.
nasıl yıkıldığından da bahsedilir. Akhaların en kurnaz sa-
Sarar sarmaz indirdiler derin bir çukura, vaşçılarından olan Odysseus, Troya'yı tahta at hilesiyle al-
ekli kocaman taşlarla ördüler üstünü. mayı planlar. Tahta at geceleyin Troya surlarının önü bıra-
kılır. Akhalar daha sonra, gemileriyle geri dönüyormuş gibi
Sonra bir mezar tümseği yapmaya başladılar,
yaparak, tenedosun arkasına gizlenirler. Sabah olduğun-
gözcüler diktiler çepeçevre, dört bir yana, da ise Troyalılar, atı kente alıp almamakta kararsızdırlar.
mezar bitmeden Akhalar saldırmasın diye. Priamos'un küçük kızı Kassandra'nın tüm uyarılarına rağ-
men, sonunda atın tanrıça Athena'ya bir armağan olarak su-
Bir mezar tümseği olunca toprak, kabara kabara,
nulduğuna inanılır ve tahta at kentin içine sokulur. Savaşın
gerisin geri döndü hepsi kente, bittiğine inanan Troyalılar içer, eğlenirler ve on yıldan beri
toplanıp bir güzel kutladılar çok ünlü şöleni ilk kez rahat bir uykuya dalarlar. Atın içine gizlenmiş Ody-
sseus ve arkadaşları, atın karın bölgesindeki saklandıkları
Zeus oğlu Kral Priamos'un sarayında.
yerden çıkarlar ve tenedostan dönen Akhalı askerlere kentin
İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektar'un cenaze töreni." kapılarını açarlar. Böylece yıllarca direnen kent, bir tahta at
(İlyada xxrv 778-805) hilesiyle yakılır, yıkılır.

Aktüel Arkeoloji 93
YUNAN PERS
SAVAŞLARI
Eren KARAKOÇ

A
ntik Dünyanın en etkileyici iki kavmi olan Yunan ve Perslerin yaptıkları
savaşlar, hem içinde bulundukları çağda, hem de sonraki çağlardan gü-
nümüze ulaşan uzun bir süreç içerisinde etkisini sürdürmüştür. Bu iki
kavrnin yolları ilk olarak, Pers kralı ve imparatorluğun kurucusu Büyük Kyros'un
(MÖ 553-530) zamanında kesişmiştir.
Büyük topraklara sahip Med İmparatorluğu'nun bir tebaası iken, akıllı bir ayak-
lanma ile bu devlete hakim olan Kyros, hemen sonrasında hızlı atılımlarla ülke-
sini kurumsallaştırıp kalkındırmıştır. Seçkin Perslerden oluşan ünlü ölümsüzler
(Amrtaka) birliği ile Kyros, Anadolu, Mezopotamya ve Orta Asya topraklarında
büyük fetihler gerçekleştirmiştir. Perslerin Yunanlarla karşılaşmaları ise Anadolu
topraklarında olmuştur.

Ö 546'da Perslerle Lid-

M
Anadolu'daki Yunan şehirlerinin bir
yalılar, Kızılırmak Nehri kısmı zorlama ile bir kısmı ise ikna
civarında karşılaşmışlar, yolu ile Pers hakimiyetini kabul et-
ancak savaş sonuçsuz kalmıştır. Bu- miştir. Antik Dünya'yı etkileyen
nun üzerine çekilen Lidya ordusu- Yunarı-Pers savaşlarının tohumları
nu takip eden Pers ordusu, Lidya da, bu dönemde atılmıştır.

Pers
Başkenti Sardes'te Kral Kroisos ve Yunan ve Perslerin karşılaşmaları
imparatorluğu'nun
başkenti
ordusunu bozguna uğratmış ve top- hakkında birçok görüş sunulmuştur.
Persepolis'ten raklarına hakim olmuştur. Bundan Bu görüşler incelendiğinde, genel-
Pers askeri betimli
kabartma. sonraki birkaç yıllık süreçte Batı likle Yunanların kahramanlıkların-
ıskender Lahdi'nden detayda Yunan-Pers Savaşları betimleniyor. MÖ 4. yüzyıl. istanbul Arkeoloji Müzeleri

dan, yurtlarını dev bir imparatorlu- Persler tarafından bakıldığında ise ğu etkileyecek bir kapasiteye sahip
ğa karşı başarıyla savunmalarından, bu olay, İmparatorluğun kuzeyba- değildi. Çünkü bu bölgeler, im-
hatta Persleri bu belli başlı savaşlarda tısındaki uzak bir bölgeye yapılan paratorluğun hakim olduğu geniş
yenmelerinin bugünkü Avrupa kül- başarısız bir seferdir sadece. Ancak topraklarla kıyaslandığında ufacık
türünün oluşmasında etkili olduğun- bu başarısız seferin sonucunda ger- kalmaktaydı. Zaten Pers yönetimi,
dan söz edilir. çekleşen olaylar İmparatorluğun da en geç MÖ 4. yüzyılın başlarında bu
Küçük bir ülkede, birbirleriyle dur- kaderini etkilemiştir. Batı Anadolu bölgelerle birlikte, Batı Anadolu'yu
madan savaşan Yunan şehir devlet- kaybedilmiş, Atina önderliğinde At- da tekrar hakimiyetine alarak, bir
lerinin, o zamanki bilinen dünyanın tik-Delos Deniz Birliği kurulmuş ve 70 sene daha bu bölgeleri başarıyla
çoğuna hükmeden bir imparatorluğa bu birlik Ege Denizi'nde egemenliği elinde tutmuştur. Bu durum, Persle-
karşı birleşerek karşı durmaları, bu sağlayarak Kıbrıs ve Mısır gibi Pers rin bu bölgelerde başarılı bir politika
imparatorluğun topladığı devasa or- İmparatorluğu için önemli olan böl- uygulamalarıyla birlikte, organize ve
dularını yenmeleri, Yunanlar açısın- gelerdeki ayaklanmalara karışmıştır. güçlü bir orduya sahip olduklarını
dan büyük bir başarıdır. Ancak bu olaylar bile İmparatorlu- kanıtlar bir durumdur.

Aktüel Arkeoloji 95

lonia Is anı
MÖ S.yüzyıl nadolu Yunanları, Lydia Krallığı'nı MÖ 546-545'te yıkan Perslerin

A
tarihli kyliks
üzerinde Yunan egemenliği altında sakin şekilde yaşıyorlardı. Hatta ı. Darelos'un
hoplit ve Pers
askeri arasında
meşruluğu tartışmalı tahta çıkışında da bu tavırlarını sürdürmüşlerdi. Ne
geçen çalışma var ki Perslerin Mısır, Karadeniz ve Thrakia'da genişlemesi imparatorluğun
belimleniyor.
Atina Ulusal vergi ihtiyacını arttırmış, bir yandan Yunanların Akdeniz'deki pazar payını
Arkeoloji Müzesi
azaltırken diğer yandan da paralı askerliği meslek edinmiş büyük bir kesimin fırsatlarını
elinden almıştı. Böylece "barbar" hükümdarlarına, onların arka çıktığı
tiranlara ve empoze edilen zorunlu askerliğe karşı Ionia şehirleri
Miletoslu siyasi lider Aristagoras'ın öncülüğünde MÖ
499'da bir ayaklanma başlatıp şehirlerindeki tiranları
sürgüne gönderdiler. Bu arada Atina ve Eretria'dan
hatırı sayılır miktarda bir kuvvet, şehirlerin Pers
satraplık başkentine karşı giriştikleri saldırıya
katıldı. Ardından Karialılar, Hellespontos
halkları ve Kıbrıslılar da ayaklanmaya
da destek verdi. Ne var ki Samos ve
Lesbosluların farklı amaçlar gütmesi,
para kaynaklarının yetersizliği ve daha
önce benzer bir askeri ya da siyasi
birlik kurmamış şehirler arasındaki
liderlik tartışmaları Yunanların
kararlılığına sekte vuruldu.

Perslerin ordu toplayıp harekete


geçmesi doğalolarak zaman
almıştı, ancak bir kez geçtiklerinde
Ephesos, Kıbrıs ve Labraunda
kuvvetlerini yendiler. Ardından
deniz ve karadan şehir şehir ilerleyen
Perslerin 600 Fenike kadırgası, Miletos
açıklarındaki Lade Adası civarında
yapılan nihai deniz savaşında 353 savaş
gemisini dolduran 70.000 Yunan askeriyle
karşı karşıya gelerek onları yok ettiler.
Aralarında eski husumetlerin devam ettiği
Khios, Samos, Miletos ve Lesbos birlikleri savaşın
ilerleyen saatlerinde disiplinlerini kaybettiler. Kaba
kuvvetin yeterli gelmediği durumlarda Persler rüşvet ve
hediyelerde istedikleri sonucu aldılar. Sonunda MÖ 494'te

96 Aktüel Arkeoloji
Miletosyağmalandı; sakinleri ya genel temayla ilişkilendirilir. Uzun İsyan birkaç önemli sonuç doğurdu: Pers
öldürüldü ya esir edildi ya da sürgüne vadede bakıldığında isyanın baştan generali Mardonios Batı Anadolu'daki
gönderildi. Persler lonia şehirlerinin itibaren başarısızlığa mahküm sevilmeyen Yunan tiranları yerine daha
tapınaklarını ve daha sonra Atina'daki olduğu söylenebilir: lonialılar kendi demokratik rejirrılerin kurulmasına
eskiAthena tapınağını yaktıklarında, artbölgelerini elinde tutan bir güce karşı önayak oldu. Artaphernes şehirlerden
bunu lonialıların Sardeis'teki Kybele koymayı denemişlerdi ve bunu yaparken alınacak haraçları belirledi. Perslerin
Tapınağı'nın yakmasının intikamı de kendi gemilerini değil, Perslerin batıya doğru ilerlemeleri gecikti. İsyan
olarakgöstereceklerdi. bölgedeki gemilerini kullanmışlardı, sonrası Atina ve Herodotos'ta lonia
zira gemi sayılarından da anlaşılacağı karşıtı hislerin kuvvetlenmesi, uzun
Yunanların bakışını yansıtan
üzere, bu kadar büyük bir filo lonia süren Pers egemenliğinin bölgeyi
Herodotos'un taraflı anlatımı,
şehirlerinin altından kalkamayacağı çok Yunanistan'ın kültürel ve sosyal
PersSavaşları'nın yarattığı
ciddi bir altyapı gerektirmekteydi. Bu hayatında uzak tutması ve Miletos, Teos,
ortamdan geriye bakarak Anadolu
da lonialıların uzun soluklu, maliyetli Phokaia gibi lider şehirlerin fethi ve
Yunanlarının organizasyon
ve lojistiği sağlam bir mücadeleyi yağmalanması yüzünden lonia Yunan
sorunlarını, basiretsiz tiranlarını ve
yürütmede zorlanacaklarına işaret tarihinin ana seyrinden bir süre uzak
askeriaçıdan isteksizliklerini öne kaldı.
etmektedir. lonia'nın doğallideri
çıkarırken anakaradaki Yunanları
konumundaki Miletos'un tahribinden
yüceltmekte, lonialıların başarılarını
sonra da lonia başka bir başkaldırı
önemsizleştirmektedir. Herodotos
şansını büyük ölçüde
Miletos'un isyanı başlatma nedenini,
yitirmiştir.
şehrin tiranı ve Pers memuru
Histaios'un kişisel ihtiraslarına
bağlarken, Pers Savaşları'ndaki
başarısızlıklar "talihin
dönüşü" gibi anakara
Yunanlarını
sorumlu
tutmayan
bir
Yunan hoplitler
ile Pers askerleri
arasındaki
savaş sahnesini
betimleyen
siyah figürlü
Yunan vazosu.
MÖ 490, Atina
Ulusal Arkeoloji
Müzesi

MÖ490
Maraton Eren KARAKOÇ
Savaşı
Ö 490 Temmuz'unda sefere çıkan alana dizilmiş, Atina-Platea birlikleri ise Perslerin

M Pers ordusu ve donanması, kısa


zaman zarfında Ege ad aları nın
çoğunu ele geçirdikten sonra,
Eretria şehrini ise kuşatma altına alınarak, 6
gün sonra ele geçirmiştir. Pers Donanması,
karşısına, dar bir geçite dizilmişlerdir. İki ordu
birbirine 5 gün boyunca saldırmamıştır. Fakat
beşinci günden sonra Pers komutanları askersiz
kalan Atina'ya saldırma kararı vermişlerdir.
Pers ordusundaki hareketlenmeyi gören
6 Ağustos'ta. Atina'nın 40 km kuzeyinde Yunanlar, Miltiades komutasında saldırıya
yer alan Maraton Koyu sahiline asker geçmiştir. Bilindiği gibi falankslar, düşmana
çıkarmış, bunu haber alan Atinalılar karşı saflarını düzgün tutarak ve ağır ağır
ise, ünlü komutanlar Miltiades ve yürürlerdi. Ancak Miltiades'in emriyle
Temistokles'in de yer aldığı falankslar, düşmana karşı "alalagmoe"
10.000 kişiden oluşan bir denen naralar atarak koşmuşlardır. Hoplit
hoplit birliği göndermişlerdir. birliklerinin Pers birliklerine ilk çarpışı
Pers Donanması yaklaşık 600 şiddetli olmuştur. Muhtemelen çarpışmanın
savaş gemisinden oluşan devasa ilk sırasında, deri, keten zırhlara ve tahta
bir birlikti. Kara ordusu ise 30.000 kalkanlara sahip Pers birlikleri arasında
kişiden oluşmaktaydı. Bunların çoğu birçok kayıp verilmiştir. Ancak Atina
imparatorluğun her milletinden gelen birlikleri, bu başarıyı tüm bölümlerde
çeşitli piyade birlikleriydi. Yaklaşık sürdürememişlerdir. 2 saatten biraz fazla
3.000 kadarı ise süvari birliğiydi. süren bu kanlı muharebe sonucunda
Birlikleri Datis komuta etmekteydi. Pers birlikleri bozguna uğramışlardır.
Persler, denize sırtlarını vererek Ancak Pers birliklerinin çoğu

98 Aktüel Arkealaji
halagemilerde bulunmaktaydı. Bu
nedenleMiltiades, emir vererek orduyu
hızlaAtina'ya yürüyüş e geçirmiştir.
Miltiades'in hızlı kararı, birliklerin
muharebeden yarım gün sonra Atina'ya
ulaşmasını sağlamıştır. Bu durumu
görenPers donanması, Atina'nın ele
geçirilemeyeceğini anlayıp sefere
sonvermiştir. Maraton Muharebesi,
Atinabaşta olmak üzere, Yunanlar
açısından kesin bir başarıdır. Persleri
büyük bir muharebede ilk olarak yenen
Yunanlar, Perslerin de yenilebileceğini
anlamışlardır. Bunun yanında, Perslerin
Çıktığıbu sefere de başarısız denilemez.
Çünkü çıkılan bu sefer sonucunda
İmparatorluk, Ege adalarının çoğunu
hakimiyeti altına almış ve Eretria'yı
Pers kralı i. Darius'un Susa'da inşa ettirdiği sarayın apadana adı verilen çok sütunlu kabul salonunu süsleyen sırlı tuğladan
cezalandırmaya muvaffak olmuştur. yapılmış kabartmalı duvarlar üzerinde"Ölümsüzler"adl verilen askerler betimlenmektedir. Louvre Müzesi, Paris

1915'te yayımlanan Hutchinsons's History of the Nations adlı eserde yer alan AIIan Stewart'a ait resimde Yunan-Pers savaşları betimleniyor.
r
[
)\
.:\!i\ S )
L

Mö 481

Termapil Sa vaşı Eren KARAKOÇ

Ö 481 yılında Sardese Leonidas, yanına 300 kişiden oluşan seçkin lochos birliğini ve helotlardan

M gelen Kserkses,
imparatorluğun
dört bir yanından gelen devasa
oluşan 900 kişiyi alarak yola koyulmuştur. Plana göre, Carneia bayramı bitip
bütün Sparta ordusu Leonidas'a katılana kadar, Persler Termopil'de sabit
tutulacaklardı. Bu tarihlerde Termopil Geçidi, Malian Körfezi'nin güney
ordularını burada toplamıştır. kıyısı boyunca uzanan dar bir geçitti. Uzunluğu yaklaşık olarak 6,5 km olan
Atina'da ise, MÖ 482'den Termopil'in en dar bölgesi 15 metreydi. Pers-M~d piyadeleri, İskitler ve
itibaren komutan Temistokles ölümsüzler birliğiyle Pers ordusu 300.000'i bulmaktaydı. Bu devasa rakamlara
önderliğinde, donanma kurma karşılık, Yunan ordusu ise 7.000 kişiden oluşmaktaydı. Bunlardan 3.100'ü
faaliyetlerine başlanmıştır. Bu Peloponnes şehirlerinden gelen hoplitler, 300'ü seçkin Sparta birliği ve geri
sırada Kserkses, elçileri daha önce kalanları da çevre şehirlerden toplananlardı.
öldürdükleri için MÖ 481 yıhnda Spartah Leonidas birliklerini, 15 m ile en dar yer olan kısıma yerleştirmiştir.
Atina ve Sparta hariç bütün Seçilen bu alan, falanks için en uygun bölgeydi. Kserkses, donanmasının
Grek şehir devletlerine, boyun bölgeye vardığı 5. gün saldırıyı başlatmıştır. İlk olarak, 5.000 piyadeye
eğme anlamına gelen "toprak ve oklarını salmalarını emretmiştir. Pers okları, geniş kalkanlarının ardına
su" talebini elçileri vasıtasıyla kapanan hoplitlere fazla zarar verememiştir. Bunun üzerine Kserkses,
iletmiştir. Yunanistan'ın çoğu ordunun merkezinde yer alan profesyonel 10.000 kişilik Pers-Med piyade
şehri talebi kabul etmeyerek, birliğini hoplitlere karşı taarruza geçirmiştir. Bu kuvvetler dalgalar halinde
Atina ve Sparta'nın yanında yer bir cephe taarruzuna girişmişlerdir. Yunan kuvvetleri ise geçidin en dar
almış ve bu sayede Yunan ittifakı yerinde, büyük kalkanlarının gerisinde omuz omuza dövüşmüşlerdir.
kurulmuştur. Pers ordusu acele Spartalılarla ölümsüzlerin çatışması gün sonuna kadar sürmüş, bu süre
etmeden Makedonya içlerinde içerisinde, ölümsüzlerin çoğu savaş alanında öldürülmüştür.
ilerlemekte, Pers donanması
Perslerin birçok seçkin askeri ve Kserkses'in kardeşleri bu çatışma sırasında
ise onları kıyıdan takip
ölmüştür. Bu sırada güneyden gelen seçkin Pers birliği savaş alanına girmiştir.
etmekteydi. Spartah
Kuşatılan Yunanlar, yakında bulunan bir yükseltiye çekilerek, kalkanlarının
Leonidas'a Pers ordusunu
ardında mevzilenmişlerdir. Bunun üzerine Kserkses'in emriyle Pers birlikleri,
Termopil'de
yükseltiyi ok yağmuruna tutarak, buradaki tüm Yunanları ve Leonidas'ı
durdurma
öldürmüşlerdir. Bu sırada denizde de ağır kayıplar veren Yunan donanması,
görevi
Leonidas'ın ve tüm askerlerinin öldürüldüğünü duyarak, Artemision
verilmişti.
Boğazı'ndan çekilmiştir. Persler saldırı sırasında 20.000 asker kaybetmişlerdir.
Yunanlar ise 300 Spartah olmak üzere 1.900 asker kaybetmişlerdir.
Gerçekleşen bu savaş, Yunanlar tarafından bir övünç kaynağı kabul
edilmektedir. Spartahların kahramanhkları ise sonraki nesiller tarafından
örnek ahnacak efsanelere dönüşmüştür. Öte yandan, Perslerin kayıplarının
ağır olmasına rağmen, amaçlarını gerçekleştirdikleri açıktır. Yunanların
planı, Boiotia'yı ve Attika'yı korumak, asıl kara ordusu gelene kadar, hem
denizde hem karada Persleri durdurmaktı. Ancak Persler bu geçitle ri aşarak,
Boiotia ve Attika'yı (Atina'nın yer aldığı bölge) işgal etmişlerdir. Bu açıdan
bakıldığında Perslerin zafer kazandıkları kesindir.

i\
1915'te
yayımlanan
Hutchinsons's
History of the
Nationsadlı
esetdeyer
alan resimde
T,ı!rmopil
Gaçldl'nde P~rs
askerlerine
karşıkoyan
Yunan askerleı'!
betlmilfılyor.
Salamis Deniz Savaşı'nı
anlatan, papirüs üzerine
yazılmış Miletaslu
Timatheus tarafından
kaleme alınmış belge.
MÖ 5.-4. yüzyıl

Mö480
Salamis Deniz Savaşı
Eren KARAKOÇ

L
eonidas'ın kuvvetleri şehir, Korint kıstağında savunma mürettebatın yanında yaklaşık 35
Termopil'de yok edildikten yapmayı, donanmayı da buraya hoplit bulunmaktaydı.
sonra, Yunan donanması çekmeyi istemiştir. Fakat MÖ 480 yılının Eylül'ünde, Atina
Atina'ya giderek halkın tahliyesine Atina komutanı Temistokles, şehrinin batısındaki güneye bakan
yardım etmiştir. Kserkses ise donanmanın savunmada kalmayıp, dar Salamis Körfezi'nin boğazında
ordusunu ilerleterek Yunan Pers donanmasını Salamis toplu halde muharebe düzeni almış
kentlerini yağmalayıp körfezine çekerek bu dar körfezde olan Yunan İttifakı Donanması'na
yıkmıştır. Daha savaşılmasını istemiştir. doğru ilerleyen Pers Donanması,
sonra tahliye Pers filosu yaklaşı L.200 savaş kalabalık olduğundan giderek
edilmiş Atina'ya gemisinden oluşmaktaydı. Her sıkışık ve düzensiz bir hal almaya
ilerleyen Pers ordusu, gemide ı70 kişilik mürettebatın başlamıştır. Yunan Donanması ise
Eylül ayının yanında yaklaşık 40 asker düzenli ve bir arada, muharebeye
sonlarında bulunmaktaydı. Yunan donanması girmek için hazırdı. Ancak Yunan
şehre girmiştir. ise Artemision'daki kayıplardan gemileri ilk anda saldırıya geçmek
Bu gelişmeler sonraki bir ay süresi içerisinde yerine, bunu göze alamamış gibi
üzerine Yunan 370 savaş gemisi çıkarmayı geri çekilmişlerdir. Muhtemelen bu
birliğindeki çoğu başarabilmiştir. Her gemide, hareket, daha iyi pozisyona geçmek
ve uygun rüzgarın çıkışına kadar Bu nedenle tüm donanmada kaçmaya başlamıştır. Yunanlar ise
zaman kazanmayı amaçlıyordu. düzen bozulmuştur. Pers Filosu kalan gemileri ele geçirip askerlerini
Daha sonra tüm Yunan İttifakı geri atılırken birçok gemi sahilde öldürmüşlerdir.
Donanması geri dönerek iyiden karaya oturmuştur. Geri kalan Salamis Muharebesi Yunanlar için
iyiye düzensiz hale gelmiş olan Pers Pers gemileri ise serbest manevra bir dönüm noktası olmuştur. Persler
Donanması hatlarına saldırmışlardır. yapamayınca Yunan gemileri için ise bu yenilgi, büyük bir prestij
Perslerin ilk saftaki gemileri savaşa tarafından bordalanmışlardır. Bu kaybıydı. Bu savaşta hem birçok
girince arkadaki sıkışan gemiler şekilde ağır kayıplar veren Pers asker kaybı yaşamışlar, hem de gemi
birbirlerine çarpmaya başlamışlardır. Donanması parça parça körfezden sayıları 300'e düşmüştür.

Hutchinsons's History of the Nations'da yayımlanan 20. yüzyıl başlarına tarihlenen resimde Yunan ve Pers donanmaları arasındaki bir savaş sahnesi betimleniyor.
Mö479

Platea Savaşı
Eren KARAKOÇ

alamis'teki yenilginin

S
üzerine Mardonius, Attika'dan
ardından i. Kserkses, çekilerek kışı Kuzey Yunanistan'daki
Babil'de de büyük bir Teselya'da geçirmiştir. Bu
ayaklanmanın patlak sayede Atinalılar yağmalanmış,
verdiğini duymuştur. Bu sebeple ateşe verilmiş kentlerine geri
Anadolu'ya geçme kararı dönmüşlerdir.
almış, ordusunun bir kısmı ile General Mardonius, Atina'yı ve
çekilirken, seçkin piyade ve süvari filosunu kazanmak için Makedonya
unsurlarından oluşan bir orduyu, Kralı i. Aleksandros'un aracılığı
Yunanistan'ın fethine devam ile barış teklifinde bulunmuştur.
etmesi için General Mardonius Barış önerisinin reddedilmesi
komutasında bırakmıştır. Bunun üzerine Mardonius, kuvvetlerini

104 Aktüel Arkeoloji


1915'te yayımlanan Hutchinsons's History of the Nations adlı eserde yer alan Allan Stewart'a ait resimde Yunan-Pers savaşları betimleniyor.

güneye doğru yürüyüşe geçirmiştir. yakınındaki tepeye mevzilenmiştir. de etkilemiştir. Bundan kısa süre
Bunun üzerine Atina yeniden tahliye sonra Mardonius'un savaş alanında
Taraflar arasındaki kuvvetlere
edilmiş ve kent Pers kuvvetlerinin öldürülmesi ise, Pers ordusunda
bakıldığında Perslerin 70.000
insafına bırakılmıştır. Sparta bozguna ve çoğunun öldürülmesine
piyade ve 10.00 süvarileri ile, çevre
kralı Pavsanias, 10.000 hoplit ve yol açmıştır. Kalan 12.000 kişi ise
bölgelerden Pers davasına katılan
kölelerden oluşan 35.000 hafif Yunanistan'ı terk etmiştir.
15.000 kişilik bir Yunan ordusu
piyadesini kuzeye doğru yürüyüş e Platea Savaşı'nın gerçekleştiği
bulunmaktaydı.
geçirmiştir. Sparta ordusunun yola sıralarda, Yunan Donanması, Pers
çıktığını duyan Mardonius, Atina'yı Her ne kadar tecrübeli birlik de
Donanması ve ordusunun bir kısmı
yakıp yıkarak, ordusunu kuzeye olsalar, hafif zırhlara ve tahta
ile Batı Anadolu kıyısındaki Mykale
çekmiş ve süvarisini kullanabileceği kalkanlara sahip Persler, hoplitlerin, körfezinde karşılaşmıştır. Yapılan
açık bir alanda mevzilenmiştir. hele ki Spartalı hoplitlerin mücadelede Batı Anadolu'daki
Bu sırada Pavsanias'ın yönettiği karşısında duramazlardı. Cesurca İyon şehirlerinden destek gören
orduya, 8.000 Atinalı hoplit ve bir o savaşmalarına rağmen, Yunanların Yunan donanması, Persleri burada
kadar başka şehirlerden gelen asker uzun mızrak ve kılıçları, Pers da büyük bir bozguna uğratmıştır.
katılmıştır. Bu eklemeyle güçlenen piyadesini alt etmiştir. Pers piyade Bu başarıdan kısa süre sonra
ordu, Perslerin kamplarının saflarının geri atılması ve düzeninin çoğu Batı Anadolu şehri, Pers
karşısına, Platea şehrinin bozulması, diğer Pers birliklerini boyunduruğundan kurtulmuştur.

Aktüel Arkeoloji 105


MÖ 6. yüzyıl
sonlarına tarihli
altın Korint
miğferi.

MO 431-404
PELOPONEZ SAVA i
Ö 431'de, Antik Yunanistan'ın Atina'nın Kıta Yunanistan'da kurmuş öngörüyordu. SpartaWar ve mütte-
M en güçlü iki şehir devleti olan
Atina ve Sparta, MÖ 404 yılına ka-
olduğu kapsamlı denizcilik impa-
ratorluğu ile birlikte artan gücü ve
fıkleri Attika bölgesini yakıp yıktığı
sırada, Atinalılar da trireme adı veri-
dar sürecek bir savaşa girdi. Savaşın bölgesel hırslarının, Sparta ve müt- len büyük savaş gemilerinden oluşan
başlamasına doğrudan yol açan ne- tefikleri üzerinde korku uyandırması fıloları ile Peloponez çevresinde karşı
denler, Atina ve Korint arasındaki, olduğunu söyler. baskınlarda bulunuyordu. MÖ 430'da
Epidarrınus (günümüz Arnavutluk Savaşın ilk yıllarında, Atinalı devlet Atina'yı kırıp geçen bir veba, hem
topraklarındaki Durres kenti) ve adamı Perikles tarafından planlanan Perikles'in hem de birılerce kişinin
Potidaea kentleri üzerine olan tar- strateji, büyük askeri taahhütlerden ölümüne sebep olmuş ancak ne veba
tışmalardı. Bununla birlikte, savaş kaçınmayı ve kent ile Piraeus'taki ne de SpartaWarın Atina yönetimine
sırasında yaşamış Atinalı tarihçi (Pire) limanları çevreleyen devasa tah- bağlı kentleri Atina'dan ayırma de-
Thukydides, savaşın asıl nedeninin kimat duvarlarının içerisinde kalmayı nemeleri iki şehir devleti arasındaki
Ksanthos'ta buluna ve bugün Londra'daki British Museum'da yer alan Nereidler
bu anlaşmazlığın sonuçlanmasını
Anıtı üzerinde Yunan askerleri betimleniyor. MÖ yaklaşık 400 sağlayabilmiş ve MÖ 42l'de bir barış
antlaşması imzalanmıştır. MÖ 415
yılında, Atinalıların Sicilya'yı kontrol
altına alma girişimleri sonrasında iki
şehir devleti arasındaki savaş kaldığı
yerden devam etmiştir. MÖ 415-413
arasında Sicilya'daki, adanın önde ge-
len Yunan kentlerinden Siraküza'ya
(Syracuse) karşı iki yıl süren bir sefer
düzenleyen Atina, bu sefer sırasında
130 gemi ve 60 binin üzerinde adam
görevlendirmiştir. Kent en nihayetin-
de ele geçirilmiş ancak bu sırada Ati-
nalıların mücadele gücü ciddi ölçüde
zayıflamış ve bu durum bir siyasi kri-
zin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
Atina'da kurulan kısa ömürlü bir oli-
garşik hükümet MÖ 411 yılında Sparta milerden tamamen inmesini bekleyen Klasik Dönem Yunan büstünün Roma Dönemi
kopyası olan Perikles büstü. MS 2. yüzyıl
ile barış yapmak istese de, demokrasi Lysander, beşinci gün beklenmedik British Museum, Londra

düzeni kısa sürede yeniden kurulmuş bir saldırı gerçekleştirerek, Atinalıları


ve savaş kaldığı yerden devam etmiş- bozguna uğratmıştır. Bundan böyle
tir. Bununla birlikte Spartalılar, Ati- gemilerinin tedarik rotalarını savuna-
nalıların denizcilik alanında kurduğu cak ve imparatorluğu kontrol edecek
imparatorluğu bir dizi deniz savaşı ile bir fılosu kalmayan Atinalıların savaşa
kontrol altına alma çabalarında Pers devam etmeleri mümkün olmamıştır.
kralının fınansal desteğini kazanmıştır. Sparta'da antlaşma şartları konuşuldu-
Uzun yıllar devam eden Peleponez ğu sırada, Lysander gemilerini Piraeus
Savaşı, MÖ 405 yılında, Gelibolu'nun açıklarına demirleyerek beklemiştir.
kuzeyinde, Gelibolu Yarımadası'ndaki Müttefıklerinin Atina'yı yok etme ve
Aegospotarni Nehri yakınlarındaki bir halkını köleleştirme yönündeki çağrı-
bölgede meydana gelen muharebe ile larına karşı koyan Spartalılar yalnızca
sonlanmıştır. Lampsakos (modern Lap- Atinalıların geriye kalan gemilerini tes-
seki) kentindeki kuşatmayı hafıfletmek lim etmelerini ve bu kadar uzun süre
için bir Atina fılosunun gönderilmesiyle direnmelerini sağlayan sur duvarları-
başlayan muharebe sırasında, birbirini nı yıkmalarını ister. Flütler eşliğinde
takip eden beş günün ardından, Spartalı Spartalıların taleplerinin gerçekleştiri-
kumandan Lysander, Atinalıların savaş lişine tanıklık eden tarihçi Ksenofon,
çağrısını reddederek, Aigospotami'ye birçoklarının bu olayı "Yunanların öz-
doğru seyretmiş ve gemilerini burada gürlüğü" şeklindeki yeni bir dönemin
demirlemiştir. Atinalı mürettebatın ge- habercisi olarak gördüğünü yazar.
Petrtyl'e ait
, 909 tarihli
resimde Granikos
Savaşı sırasında
Granikos Nehri'ni
geçen askerler
betimleniyor.
ıskender Lahdi'nin uzun yüzlerinden birinde Persler ile Yunanlar arasındaki savaş sahnesi betimlenmektedir. Istanbul Arkeoloji Müzeleri

• MÖ 333
15505 ve Gaugamela Nicholas SEKUNDA

üyük İskender'in Batı kapılardan geçerek Anadoludan çıkar. savaş başlar. Muharebe, batıda

B Anadoludaki Pers
satrapları tarafından
toplanan sınırlı bir kuvveti
yok ettiği Granikos Savaşı, nispeten
yerel bir olayolarak kayıtlara
Kilikya'da kısa bir süre duraklayan
İskender daha sonra kıyılardan
güneye, Suriye yönüne doğru
hareket eder. Bu sırada beklenmedik
bir şekilde dağlardan gelen Darius,
deniz, doğuda ise dağlar tarafından
engellenen ve manevra kabiliyeti
oldukça sınırlandığı için kafa kafaya
çarpışmak zorunda kalan her iki
ordu için de son derece zorluydu.
geçmiştir. Pers kralı III. Darius'un İskender'in arkasından dolaşarak,
Büyük İskender, bu zorlu
bizzat topladığı iki merkezi ordunun hastalar ve yaralılar da dahil olmak
muharebenin ardından ordusuna
Büyük İskender tarafından bozguna üzere kamptaki herkesi esir alır.
ödenek sağlamak amacıyla Pers kara
uğratıldığı İssos ve Gaugamela Geri dönen İskender, kuzeye ordusuna eşlik eden hazineyi ele
savaşları ise, bütünüyle büyük çaplı Kilikya'ya doğru hareket eder. geçirmek için hızla Şam'a hareket
muharebelerdir. Darius ise güneye devam eder. İki eder, Büyük İskender'in stratejik
Büyük İskender, Pers ordusu Kilikya ordunun, MÖ 333 yılı Eylül ayında ve eylemsel planlaması bu andan
Kapıları'ndan içeri girmeden önce İssosda karşılaşmasıyla birlikte itibaren, finansal sınırlamaları aşar

110 Aktüel Arkeoloji


ve ordusu bu noktadan sonra ilk kez, bir ordu toplamıştır. Savaşın adamları, kuşatıldıkları takdirde her
Areadiadarı aldığı paralı askerler ile gerçekleşeceği alanda hazırlık yapan yönde savaşabileceklerdi". Diğer bir
önemli ölçüde genişler. Daha sonra Persler, doğal engebeleri kaldırmış deyişle İskender, ordusunu içi boş
Fenike kıyılarına gelen İskender, uzun ve manevra için hayati önem taşıyan bir kare biçiminde hizalarmştır. Bu,
ama başarılı bir kuşatmanın ardından alanlara boğadikenleri yerleştirerek, kendisinden üstün süvarilerle karşı
Tyre'yi ele geçirir ve sonrasında Mısır'ı savaş arabaları ve süvarilerin karşıya gelen piyade ordularının
işgal eder. etkisini arttırmış ve düşman geleneksel olarak aldığı bir savaş hattı
kuvvetlerinin hareket kabiliyetini biçimidir.
Darius ise yeni bir ordu toplamak
sınırlandırmıştır. Gaugamela Savaşı sonrasında
için bir yıldan fazla bir süre
kazanmıştır. İskender, Darius'a İskender bu gücün karşısına, yalnızca İskender, Akhaemenid güçlerini
MÖ 331'de bir kez daha, doğu 5 bin 800 süvari ve 37 bin 500 yakından takip etmek için
yönünden saldırır. Ardından, aynı piyade ile çıkmıştır. Frontinus'un büyük çaba göstermiştir. Amacı,
yılın 30 Eylül'ü veya ı Ekim'inde Strategemata adlı eserinde bu herhangi bir düşman oluşumunun
Gaugamela'da kesin sonuca savaş şöyle tasvir edilmektedir: savaştan kaçmasını engellemek ve
ulaştıran bir muharebe gerçekleşir. "Düşmanın sayısından korkan İmparatorluğun İran merkezindeki
Darius bu muharebe için, 45 bin ancak yine de kendi birliklerinin işgaline karşı bir güç oluşturmaktır.
süvari, 200 bin piyade er ve 200 cesaretine güvenen İskender, her yöne Bu amaç uğrunda, binden fazla at
savaş arabasından oluşan büyük bakan bir savaş hattı çizdi. Böylece sakatlanmıştır.

Pompei'deki Pan Evi'nde bulunan iskender Mozaiği'nde Büyük iskender ile Pers kralı ııı. Darius arasındaki bir savaş betimlenmektedir.
MÖ216

CANNAE SAVASI Gürkan ERGİN

Aj diUS Nehri'nin (modern Ofanto) doğu kıyı-


sında yer alan Apulia şehri Cannae (modern
Canne), II. Kartaca Savaşı sırasında, MÖ 216'da
annibal ile Romalıların karşı karşıya geldiği ve
Romalıların yenilgisiyle sonuçlanan önemli bir savaşa sahne
devam eden mücadeleden sonra, ilerlemiş saftaki Kartaca
piyadeleri ağır baskı sonucunda pes ettiler. Lejyonlar olu-
şan açıktan içeri girmeye başladılar ve disiplinsiz büyük bir
kalabalık haline gelerek formasyonlarını kaybettiler. Bunlar
merkeze hamle yaptığında, Hannibal'in her iki kanadında
olmuştur. Taraflar II. Kartaca Savaşı boyunca farklı savaş sa- oyalarna amaçlı geride tuttuğu Libyalılar tarafından çevril-
halarında çarpışmışlardı. İtalya'daHannibal MÖ 217 baharın- diler. Bu sırada Hannibal'in sol kanattaki süvarileri Roma
da güneye doğru harekete geçip, Etruria'daki Trasimene Gölü süvarilerini uzaklaştırdıktan sonra, sağ kanattaki Kartaca sü-
civarında kazandığı ezici galibiyetten sonra, Cannae'da iki varisine Romalı müttefıklerin süvari birliği karşısında destek
Romalı konsülü ağır bir bozguna daha uğratmıştır. vermek için ilerlerdi. Ardından da Roma ordusunun gerisi-
ne sürekli saldırdı. Neredeyse tarnarnen sarılmış durumdaki
Romalılar Hannibal'in 40.000 kişilik ordusunun iki katı bir
Romalılar muhtemelen tarihte tek gün içinde bir ordunun
kuvvete sahip görünmektedir, ancak bunların 15.000 kada-
rı belki de gerideki ordugahı korumak üzere bırakılmıştı. verdiği en büyük kayıpları yaşamışlardır. Roma gibi asıl gücü
Öte yandan Kartaca'nın 10.000 kişilik süvari birliği Roma- saldırı olan bir orduda Romalı generallerin agresif taktikleri,
lıların 6.000 kişilik süvarisinden sayıca ve nitelik açısından Cannae'da olduğu gibi düşmanlara avantaj vermiştir. Polybi-
üstün durumdaydı. Romalılar bunu bildiklerinden Aufi- os Romalı generallerin her konuda kuvvete başvurduklarını,
dius Nehri'yle Cannae civarındaki yüksek arazi arasında Apulia şehri Cannae (günümüzde Barletta kenti) yakınlarında yapılan kazılarda
bulunan ve Carınae Savaşı'nda ölen askerlere ait olduğu düşünülen gömütler.
kalan dar savaş alanını seçtiler. Amaç kanatlarını düşman
süvarisinin kuşatmasından kurtarmaktı. Savaş merkezde-
ki ağır piyadelerle kazanılacaktı ve bunlar geleneksel esnek
bölük yapılarını terk ederek katı ve derin bir formasyon
aldılar. Hannibal ise Romalıların gücünü kendilerine karşı
çevirmeyi planlıyordu; ağır süvarisi solda Roma süvarisinin
karşısında konuşlanmıştı. Sağ kanattaki Numidia hafif süva-
risine de Roma müttefıklerinin süvarilerini kısa süreli çar-
pışmalarla oyalarna emrini vermişti. Ana safı ise İspanyol ve
Gallia'lı piyadelerden meydana gelmekteydi. Savaş başladı-
ğında Hannibal merkez piyadesini ileri sürerek Romalıların
hemen saldırıya geçmesini sağladı. Kartaca safının her iki
kanadının arkasında çok disiplinli Libya piyadeleri yer alı-
.~ yordu. Savaş ön safların bir sonuca varmayan kısa
süreli çarpışmalarıyla başladı. Ardından
Hadsrubal'ın komutasındaki
Kartaca ağır piyadesi saldı-
rıya geçerek Roma süvarisini
bozguna uğrattı. Bu sırada
Roma piyadesi İspanyol ve
Gallialı askerlerle temasa
geçmişti. Bir süre
karada kendilerine denk kuvvetlere saldırıda genellikle başa-
rı kazandıklarını, fakat denizde aynı inatla taktiği olumsuz
hava koşullarına karşı bile kullandıkları için büyük kayıplar
verdiklerini söyler.
Cannae Roma için büyük bir bozgun oldu. Anlatılanlara göre
Roma senatosu kadınların tüm şehri sarmış ağıtlarından öy-
lesine rahatsız olmuştu ki yas süresinde sınırlamaya gitmişti.
Asıl darbe ise Güney İtalya'daki müttefiklerinin çoğunu kay-
betmesiydi. Capua şehrine ilaveten Samnitler, Lucanialılar
ve Bruttii kavminin Hannibal'in yanına geçmesi, Roma'nın
ittifak ve vatandaşlık ağına dahil olmalarına rağmen yerel
halkların özgün kimlikleri ve siyasi hedeflerini koruduk-
larına işaret etmektedir. Bununla birlikte tıpkı Müttefıkler
Savaşı'nda (MÖ 91-89) görüleceği gibi, Roma'nın 1. Kartaca
Savaşı öncesi ve sonrasında kurmuş olduğu Latin kolonileri
onun yanında durarak şehrin bu zor durumlardan çıkmasına
katkı sağladılar.
Cannae kentinin kalıntıları ve Cannae Savaşı anıtı.

Wilhelm Wagner'e ait 1877 tarihli gravürde Hannibal'ın askerlerinin Cannae Savaşısonrasında ölü askerleri yağmalama sahnesi betimleniyor.
• MÖ 31
AKTIUM SAVASI William. M. MURRAY

Ö2 Eyliıl Sl de, Yunanistan'ın batı nihayete ermiş oldu. Antonius, MÖ 32üe, partneri Kleopatra

M kıyılarında, Ambracian Körfezi'nin


girişinde antik çağın son deniz savaşı
gerçekleşti. Savaşın meydana geldiği alan,
Aktium adındaki denize doğru uzanan alçak, kumlu bir
kara parçasıydı. Savaşta yer alan taraflar ise tarihin ünlü
ile, 19 birlik ve 500 savaş gemisi ile batıya doğru sefere çıkarak
Octavianus'a meydan okudu ve İtalya'yı kontrol altına alma .
girişiminde bulundu. Antonius'un bu ilerleyişini engellemek
isteyen Octavianus, Antionius Epirus'un güneyine büyük bir
birlik gönderdiği sırada, onun Yunanistan'daki mevzilerini
isimlerindendi: Marcus Antonius, Mısır kraliçesi VII. vurmak üzere amirali Marcus Agrippa'yı görevlendirdi. İki
Kleopatra ve daha sonraları İmparator Augustus olarak ordu, MÖ 31 yazında, Antonius'un fılosunu demirlediği ve
anılacak olan Octavianus. Gaius [ulius Caesar'ın varisi güney kıyılarını işgal ettiği Ambracian Körfezi'nde karşılaştı.
Octavianus ile Caesar'ın baş teğmeni Antonius arasında 10 Kısa bir çatışma sonrasında, Octavianus körfezin kuzey
yılı aşkın süredir devam eden huzıırsuzluklar bu savaş ile kıyılarını kontrol altına aldı.
MS 1. yüzyıl tarihli Aktium Savaşı betimli mermer kabartma. Duques de (ardona Koleksiyonu, Cordoba, ispanya
i~--~~~~~ ~~~;--~~--~~------.
Agrippa, yaz boyunca düzenli olarak Antionius'un
Yunanistan'daki üslerini ele geçirdi. Bu durum, Antonius'un
Aktiurn'daki ikmal hatlarını kötü etkilemişti. Ağustos
ayına gelindiğinde, askerlerin yiyecek sıkıntısının yanı sıra
morallerinin düşük olması, hastalık ve fuar gibi sorunlarla
boğuşmaları üzerine, kumandan körfezin güneyinde
yeniden gruplanmak üzere filosunu geri çekti. Firari askerler
Antonius'un bu planını Octavianusa anlatmıştı. Octavianus
zaten Antonius'un karargahının bulunduğu taraftan tüten
dumandan durumu anlarruştı. Antonius, mürettebatı
bulunmayan tüm gemilerin, düşmanın eline geçmesindense
yanmasını emretmişti. Bu sırada esen kuvvetli bir rüzgar,
onun körfezden çıkışını geciktirdi. Antonius, 2 Eylül'de,
mevsim şartları yeniden elverişli hale geldiğinde geri
çekilmeye başladı.
2 Eylül'de meydana gelen bu savaş uzun vadeli etkilere
neden olduysa da, günümüze ulaşan kaynaklar galip tarafın 1893'te yayımlanan Cassell's IIlustrated Universal History'de yer alan
gravürde Aktium Savaşı betimleniyor.
propagandasını yansıttığından savaşın yönü, karakteri ve
süresi konusunda kesin verilere sahip değiliz. Bu kaynaklarda düşmanın sağlam ilerleyişi karşısında gemilerin baş tarafı ile
Antonius, Mısır kraliçesinin etkisinden dolayı gözleri düşmanınkiler arasında bir deniz mili mesafe bırakmaları ve
kamaşmış, karakteri tamamen yozlaşmış biri olarak tasvir cepheden gelebilecek çarpışmalardan sakınmaları söylenmişti.
edilmektedir. Her alanda aşırılığa kaçmaya eğilimli bir Gün ortasında batı yönünden deniz meltemi esmeye
karakter olarak betimlenen Antonius'un filosuna devasa başladığında, filolar sonunda karşı karşıya geldi. Antonius'un
büyüklükte savaş gemilerini dahil ettiği söylenmektedir. mürettebatı düşman gemilerine cepheden darbe yapmayı
Kaynaklarda bu savaş gemilerinin, Octavianus'un Romalı başaramadı ve Octavianus'un sayıca üstün filosu, düşmana
cesur askerlerle doldurduğu görece daha küçük, daha hızlı ve ikiler ve üçler halinde saldırdı. Tam bu sırada, Kleopatra'nın
çok daha etkili savaş gemileri karşısında son derece elverişsiz 60 gemiden oluşan filosu Antonius'un cephesinin ortalarında
kaldığı belirtilmektedir. Bu ve diğer bazı abartılı durumların açılan bir boşluktan batıya doğru ilerledi ve yelkenlerini açarak
aksine, savaşın genel seyri ve boyutu çok daha net bir şekilde Leukas etrafından güneye doğru kaçtı. Antonius'un büyük
görülmektedir. Her iki tarafın gemi sayısına dayanarak polyremeleri cephede pek başarılı değildi. Tarentum veya
ortalama bir tahmin yürütmek gerekirse, savaşta 200 binden Brundisium gibi Güney İtalya'nın surlarla çevrili limanlarını
fazla askerin çarpıştığı söylenebilir. kuşatmak için tasarlanmış bu gemiler, en nihayetinde çevreleri
Antonius, MÖ 2 Eylül 31 sabahı, körfezin girişine 170 sarılarak ele geçirildi. Günümüze ulaşan en iyi kaynaklar
gemi göndererek, kıyı boyunca kuzeybatıdan güneydoğuya savaşın, Antonius'un filosunun yanmasıyla sonuçlandığını
uzanan bir savaş hattı çizdi. Kleopatra ise, ilave 60 gemiden söyler. Octavianus, geriye kalan birkaç düşman gemisinden
oluşan bir birlik ile Antonius'un hattının arkasında ikinci aldığı tunç mahmuzları, karargahırun bulunduğu alana
bir hat oluşturdu. Kleopatra böylelikle diekploi yani cepheyi diktirdiği zafer anıtının ön cephesinde sergilemiştir. Bu anıt
yaran saldırıların mücadele gücünü kırmayı hedefliyordu. bugün hala, savaşı takip eden yıllarda kurulan yeni zafer kenti
Antonius'un planı, gün ortasından hemen önce deniz Nikopolis'te görülebilmektedir.
melteminin esmeye başladığı ana kadar bekleyip, daha sonra Zaferin tam boyutu savaş ertesinde tam olarak anlaşılamasa
filosunu batıya doğru, yelkenlerini açabilecekleri yere kadar da, Aktium.'da meydana gelen bu savaş, bir yıl sonra Mısır'ın
yönlendirmek ve güneyde Leukas Adası'nı aşıp, yeniden ele geçirilmesine ve Büyük İskender'in halefi olan son
gruplanmak üzere güneye Peloponeze doğru kaçmaktı. Bu Hellenistik krallığına son verilmesine doğrudan sebep
sırada eğer Octavianus'un gemilerine cepheden darbe ile hasar olmuştur. Daha sonraları Aktium Savaşı olarak anılmaya
verebilirlerse çok iyi olacaktı ancak temel amaç kaçmaktı.
başlayan bu savaş en nihayetinde, Octavianus'un Akdeniz
Octavianus'un, Agrippa tarafından yürütülecek olan planı dünyasının tek hükümdarı haline gelişi ve bunun sonucunda
ise, Antonius'un körfezden çıkışını yaklaşık 400 gemiden bugün Roma İmparatorluğu olarak andığımız olgunun
oluşan bir savaş hattı ile engellemekti. Dümencilere, doğuşuna sebebiyet vermiştir.

Aktüel Arkeoloji 115


Ne Ay~ys~vv.
AYR,eolo' ı t:>üR,R,t;I Jl\,l,V\
'rkiye Müşterinin Sesi Araştırması, 2015 yılından bu yana Ipsos tarafından KaiDer işbirliğinde
rçekleştirilmektedir. Araştırma, Şubat-Aralık 2016 döneminde, 18 yaş üzeri toplam 21.533 kişi
başarılıgörüşmeler üzerinden, telefonla anket yöntemiyle (CATl) yapılmıştır. Her sektör en az
00 yanıt üzerinden raporlanmıştır. Araştırma kapsamında, il sınırlaması olmadan Türkiye'de
ameteden 340.000'i aşkın tüketiciyle temas edilmiştir. Her bir sektördeki marka pazar paylarına
umgözetilerek, gerekli durumlarda ağırlıklandırma kullanılarak raporlanmıştır. Ka/De,
..I~~SI.
TURKIVE MUŞTERININ SESI
'"
Teknoloji

Değişim
Yenilikçilik

Verimlilik
Sorumluluk

Yönetişim

Üretim

www.tupras.com.tr

~Koç