http://www.

İÇİNDEKİLER

KUR'AN'IN ELEŞTİRİSİ II
BÖLÜM III: KUR'AN'IN BİLİMSELLİK AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ Kur'an'ın Bilimsellik Açısından Eleştirisi I. Kur'an'daki Sonu Gelmez Tekrarlamalar ve Bundan Doğma Sakıncalar II. Kur'an'daki Uyumsuzluklar, Tutarsızlıklar, Kapalılıklar ve Anlaşılmazlıklar Hakkında ("Apaçık" Olduğu Söylenen Kur'an'ın "Apaçık" Olmayan Yönleri) III. "Apaçık" ve "Anlaşılır" Şekilde Gönderildiği Söylenen Kur'an, İster "Biçim", İster "Kapsam" ve İster "İçeriklik" Bakımından Olsun, Her Yönüyle "Apaçık" Olmaktan, "Anlaşılırlıktan" Uzaktır IV. Kur'an'ı "Apaçık" Olmak Üzere İndirdiğini Söyleyen Tanrı, Çoğu Zaman Onu Anlaşılamaz Nitelikte Kılmakta, Hatta Bazı Hallerde Anlaşılmamasından Yana Olmakta V. Kullarını İnanç Bocalamasında Bırakmamak İçin Tanrı, Bazı Ayetleri Anlaşılamaz Nitelikte Kılmış! VI. "Apaçık" Olduğu Söylenen Kur'an'ın, "Apaçık" Olmayan Yönlerinden Diğer Bazı Örnekler! (Devam) VII. Kur'an'daki "Anlaşılmazlıkların Nedeni, Sadece Ayetlerin "Apaçık" Olmayışı ile Değil, Gelişigüzel ve Karmakarışık Şekilde Sıralanmalarıyla da İlgilidir VIII. Kur'an'daki Anlaşılmazlıkların Diğer Nedenleri Hakkında (Devam) IX. Kur'an'daki Biçimsel Uyumsuzluklar ve Tutarsızlıklar Hakkında (Devam) X. İçeriklik ve Biçimsellik Bakımından, Kur'an'daki Tutarsızlıklar, Uyumsuzluklar ve Bilimselliğe Aykırılıklar (Devam) XI. "Kur'an Ayetlerinde Takdim-Tehir Vardır" Diyerek, Tutarsızlıkları, Uyumsuzlukları ve Anlamsızlıkları Göz Ardı Etme Çabalan XII. Kur'an'daki Kıssalar (Hikayeler, Masallar) Bölük Pörçük, Çoğu Kez Kopuk, Başı Sonu Belirsiz Şekilde Anlatılır

KUR'AN'IN ELEŞTİRİSİ
BÖLÜM III: KUR'AN'IN BİLİMSELLİK AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ KUR'AN'IN BİLİMSELLİK AÇISINDAN ELEŞTİRİSİ
19. yüzyılın ortalarında Avrupa'nın en geri kalmış iki ülkesinden biri Çarlık Rusya'sı, diğeri ise Osmanlı imparatorluğu idi. O dönemin ünlü bir düşünürü, bu iki ülkenin geleceğe yönelik durumlarını bilimselliğe vurarak şu kıyaslamada bulunmaktaydı: "Rusya muhtemelen gelişme sürecine girecek ve içinde bulunduğu atalet'ten sıyrılabilecektir; fakat Osmanlı İmparatorluğu için böyle bir ihtimal söz konusu olamaz; çünkü, Osmanlı Kur'an'a bağlıdır." Tarihi gelişme göstermiştir ki, bu sözlerde "kehanet" değil, gerçek yatmaktaydı. Nitekim, bilindiği gibi Rusya, 20. yüzyılda yeryüzünün iki "Süper Devletinden biri kertesine erişmiş, Osmanlı Devleti ise, bütün reform çabalarına rağmen, Kur'an'a saplanmışlık nedeniyle, yok olup gitmiştir. Atatürk'ün yarattığı Cumhuriyet, Kur'an rehberliği yerine, akıl rehberliğine dayalı olduğu içindir ki, yeryüzünde mevcut bütün İslam ülkelerinin önüne geçmiş, siyasal ve sosyal alanlarda uygarlık sürecine girmiş ve işte bugün Avrupa Birliği'ne üye olma şansına erişmiştir. Bu örnek, bir kez daha şu gerçeği ortaya vurmuştur ki, Kur'an'a dayalı olarak hiçbir toplum için siyasal, sosyal, ekonomik ve daha doğrusu fikirsel ve bilimsel yönde gelişme olasılığı yoktur. Nitekim, l400 yıllık İslam tarihi bunun böyle olduğunun kanıtıdır. Birçok yayınımızda değindiğimiz gibi, her ne kadar iki yüzyıl gibi kısa sürelik bir İslam uygarlığından söz edilirse de, bu uygarlık Kur'an'dan kaynaklanmış değildir; Eski Yunan bilimlerinden kaynaklanmış ve bu kaynaklardan koptuğu an son bulmuştur. Ne yazık ki, tarihsel gerçeğin bu olduğundan habersiz aydınlarımız ve onlara mihmandarlık eden mollalarımız, İslam vahyi demek olan "Kur'an" ile "akıl" arasında uzlaşmazlık bulunmadığını, Kur'an'ın akla hitap ettiğini ve onu kendisine "rakip" ya da "muhalif görmediğini söylemekten ve genellikle vahyi aklın önüne geçirme heveslerinden kendilerini alamazlar. Oysa İslam vahyi, akla önem ve değer vermez; vermek şöyle dursun ve fakat aklı, her hususta kendisine baş eğmekle görevli bir robot bilir. İslamda "vahiy" ile "akıl" arasında uzlaşma diye bir şey yoktur ve olamaz; çünkü, "vahiy" Tanrı'nın (yani "Yaratan"ın) iradesi, "akıl" ise insanın (yani "Yaratılan "in) iradesini yapan şey olarak kabul edilir. Tanrı'nın her şeyi bildiği, insanın ise hiçbir şey bilmediği faraziyesinden hareketle, vahyin akla rehberlik etmesi beklenir.

yeni eklemelerle. 30 vs. Ağustos 1997.) şeklinde ayetler var. Muhammed. ayet 28-29 vs. ne "sebep ve illet" ilişkilerinin incelenmesine. akıl. Bu çatışma. yanılmazlığın işareti ve "mutlak gerçeğin" ta kendisi olarak her şeyin üstünde görür. ayet 5) diye ayetler var.. köleliği Tanrısal bir kuruluş olarak doğal bilir ve örneğin. Tanrı'nın insanları kafir yapıp. Kaynak Yayınlan. bütün İslam ülkelerinde l 400 yıl boyunca doğal bir kuruluş olarak benimsenmiş ve ancak uygar ülkelerin baskıları sonucunda resmen uygulanmaktan çıkarılmıştır. insan sorunları alanında olduğu :adar evren ve doğayı kapsayan tüm sorunlar bakımından kendini belli der. İlhan Arsel. bazı kişilerin gönüllerini İslama ısındırabilmek için Tanrı'nın maddi çıkarlar sağladığına dair ayetler vardır ki (örneğin Tevbe Suresi. Nisa Suresi. doğa olaylarındaki "sebep" ve "illet" ilişkilerini akılcı yoldan ortaya vurabilmesiyle. ayet 28.. birinci basım." şeklindeki ayetler (bkz.Ne var ki. köle satmış. ayet 125. Bu ayetler l 400 yıl boyunca benimsenmiş ve uygulanmış şeyler. Bu hususlardan bir kısmına daha önceki çalışmalarımızla değinmiştik. İslamdan başka inançta olanlarla dost olmayı ya da onlara karşı sevgi ve saygı beslemeyi yasaklayan ayetler var (Al-i İmran Suresi. Kaynak Yayınlan. Kaynak Yayınları. çünkü.) Yine bunun gibi Kur'an.. Nitekim. Kur'an'da.( Bu konuda bkz. giyinmesine. aklın vahiy ile uzlaşamaz olduğu hususundaki sayısız örnekten şu birkaçını tekrar anımsatalım ki. yeniden düzenlenmiş ve gözden geçirilmiş on beşinci' basım.. Enam Suresi. O kendisini. vahyin rehberliğine tabi kılındığı an müspet ilim yapamaz durumda kalır. Kaynak Yayınları. İlhan Arsel. birbirlerine boğazlatan vahiyleri akılcı temele oturtmak düşünülebilir mi? (Bu konuda bkz. Şimdi soralım: Hiç bu tür ayetlerin sağlam bir akılla uzlaşabileceğini düşünmek mümkün olur mu? Hiç farklı inançtaki insanları birbirlerine düşman kılan. ayet 29). Şeriat ve Kölelik. ana baba ve kardeş gibi yakın akraba dahi olsalar "müşriklere".. ayet Vs. Kur'an'da Yahudileri ve Hıristiyanları. Kur'an'da. Mart 1997. vahiy ile aklın her konuda çatıştığıdır. "kafirlere" mağfiret dilenmemesini öngören ayetler var (Tevbe Suresi. Kur'an'da. ayet 3) içerir. ayet 60). Bu tür ayetlere dayalı olaraktır ki. aşağılık bir yaratık sayan vahiyler içermekte. 57-60. Kur'an'daki bu tür vahiyleri akıl ile uzlaştırmak mümkün değildir.). Saff Suresi. Bakara Suresi. "olay" ile "sonuç" arasında değerlendirme yapabilmesiyle elde edilebilen bir şeydir. ne deney ve eleştiriye. oturup kalkmasına. başka bir deyimle Kur'an'ın ne "Tanrı" anlayışı. gözden geçirilmiş ve yeniden düzenlenmiş üçüncü basını. köle almış. şahitlikte ya da miras paylaşmasında yarım saymaktan tutunuz da. bir kısmına da yeni yayınlarımızla ayrıca değineceğiz. Ekim 1997). üçüncü basım. Aralık 1996. "Müşrikleri öldürünüz" "Tevbe Suresi. akıl. köleleri kendi hizmetinde çalıştırmış. ödemedikleri takdirde onlara karşı savaş açılmasını gören ayetler var (Tevbe Suresi. akılcı verilerle bağdaşabilir nitelikte şeylerdir. deney ve eleştirilere girişebilmesiyle. Toplumsal Geriliklerimizin Sorumlu/arı Din Adamları. Rûm Suresi. Yine bu yüzdendir ki. kadını aşağılayan hükümlerle dolu! Kadını aklen ve dinen eksik olarak tanımlamaktan. farklı inançta olanları kötüleyen. aşağılayan daha nice ayet var. Kaynak Yayınları. birinci basım. hiçbir şeye gücü yetmeyen. katımızdan kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık harcayan (hür) bir kimseyi örnek verir. başkasının malı olmuş bir köle ile.. Bunlar hiç eşit olurlar mı?. Mide Suresi.. Kur'an'da. sokağa çıkmasına. Nahl Suresi. Kur'an'da "İslamdan başka bir ne yönelenler sapıktırlar" (Al-i İmran Suresi. ayet 51-52. ayet 85. kölelik. tez-antitez gibi "diyalog" usullerine dayalı olarak senteze ulaşabilmesiyle. "müspet ilim" denen şey. Oysa İslam vahyi. Aydın ve "Aydın". Yine aynı şekilde Kur'an. kadını. Hiç bu tür vahiylerin akıl tarafından benimsenmesi mümkün müdür? Yine bunun gibi Kur'an'da. ne "insan" anlayışı. sonra onları cezalandırmak için cehenneme attığını düşünmek mümkün müdür? (Örneğin. yaşamı boyunca köleler edinmiş. "Allah. bu nedenle hiçbir konuda akıl ile uzlaşma gereği hissetmez.) Söylemeye gerek yoktur ki. sesinin tonunu ayarlamasına. konuşmasına. aklın bağımsız olarak iş görebilmesiyle. ne tartışma usullerine. Şeriat ve Kaçtın. ayet 28. İslama Göre Diğer Dinler. İlhan Arsel. İstanbul. böylece köleliği İslamın temel kuruluşlarından biri haline getirmek hususunda kendinden örnekler vermiştir. ayet 113).) yanında. Kur'an'ı gözden geçirdiğimizde tanık olduğumuz ilk şey.) Ve hele hiç. çünkü. Müslümanlığı kabul etmemelerinin cezası olarak "cizye" (kafa parası) vermeye zorlayan.( Bu konuda bkz. fakat. Mart 1999. erkeklerin diledikleri kadar cariye (köle kadın) edinebileceklerine dair hükümleri (örneğin. ayet 75. kocasının seks ihtiyacını kusursuzca karşılamasına ya da kocası tarafından dövülmesine varıncaya kadar her hususta özgürlükten yoksun. Arabın ünlü ve güçlü . ne de "evren" anlayışı. köleliği insan şahsiyetinin haysiyetine aykırı bulur. ne de aklın özgür ve serbest işleyişine olanak tanır.

uzatıp döşemiş ve dağları da birer çivi (ya da "kazık") olarak çakmış ve şöyle demiş: "Biz yeri bir döşek. ayet 49-52 vs.( Ki. Kaynak Yayınlan.kişilerini (Müellefetü'l-Kulub) İslama kazandırmak maksadıyla konmuştur ve Taberi gibi yorumcuların açıklamalarına göre "rüşvet" anlamına gelir. ayet 46-78. Yeri döşek yapıp uzattığını ve dağlan da çivi (kazık) olarak çaktığını söylemekle Tanrı ne demek . Böylece yaşamını ve davranışlarını akıl ve mantık rehberliğiyle ayarlamak ve fikren gelişmek olasılığını bulur. insanlar arasında köle olanlar ve olmayanlar diye ayrım yapsın ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan bu tür bir eşitsizliğe yer vermekle övünsün? Neden Tanrı kadını aşağılasın ve kadını aşağılamanın bütün insanlığı aşağılamak olduğundan habersiz bulunsun? Neden Tanrı insanların gönüllerini açıp onları dilediği gibi Müslüman yapmak gücüne sahip olduğu halde. erkek kullarına "memeleri yeni sertleşmiş ceylan gözlü güzel kızlar". bunlara karşı her an isyan edercesine muhtemelen şu sorulan sorma ihtiyacındadır: İslamdan başka din ve inançtadırlar diye neden insanlar öldürülsün? Neden onlara karşı düşmanlık beslensin? Neden ana baba ya da kardeşler için. kenarından başlamakla dilinin yanmayacağını ve çünkü çanağın kenarlarının orta kısma nazaran daha ılık olduğunu deneysel ve biçimsel mantık yoluyla bellemiş olsa. Hişam oğlu Amr vs. tıpkı insanlar gibi. Nazik Suresi. Yine Kur'an'da Tanrı'nın. Tanrı fikrindeki kutsallığa inanmış bir akıl için. fakat onlardan çok daha büyük bir ustalıkla hile yaptığına. Öte yandan vahiylerden oluştuğu söylenen Kur'an'da. yer'i uzatıp döşemiştir ve onda yerleşik dağlar yapmıştır. ayet 3). Fakat. asla geçerli olamaz. onlara ganimetten pay ayırmak ya da güzel kadınlar sağlamak gibi usullere başvursun? Öte yandan vahiy. dağlan da birer çivi (evtad) yapmadık mı ? " (Nebe1 Suresi. Rahman Suresi. Örneğin vahiy. ayet 21). Yunus Suresi. Enfal Suresi. sırf gözü kapalı şekilde boyun eğsinler diye. düşünme gücüne ve yaratıcı zekaya yönelmekte güçlük çekmez. saymakla bitmeyecek kadar çok olan bu tür vahiylerle aklın uzlaşabileceğini düşünmek güçtür. değil midir? İslamdan başka din ve inançta bulunan. gelişmiş bir aklın ciddiye alamayacağı şeylerdir. insanlığa yararlı olmak. Akla hitap etmediği için akılcı nitelikteki bir gerekçeye yönelmez." Yine vahiy. iyi. 1990.) Söylemeye gerek yoktur ki. altın ve gümüş kapta yiyip içmenin günah olup yasaklandığını belirtmek ister. 232.74. Nice örnekten biri olarak şunu verelim: Kur'an'a göre Tanrı. aklın yaptırım gücü. Tanrı'nın bu tür yollara başvurarak iş görebileceğini kabul edemez. Al-i İmran Suresi. Tabu Can Çekişiyor: Din Bu I.. dürüst olmak. Yine bunun gibi vahiy. Vahyin ortaya vurduğu verilerde "sebep" ve "illet" ilişkisi ya da "olay" ile "sonuç" arasında nedensel değerlendirme diye bir şey söz konusu olmaz. anasına doğru azalır.. Habisoğlu Akra. Sad Suresi. Kişi yaşam kurallarının mantıksal anlamını ve amacını akılcı düşünce yoluyla öğrenmiş olsa." (Rad Suresi.. "Altın ve gümüş kaplarda yiyip içenlerin karınlarında cehennem ateşi kaynayacaktır" der. iyiliksever olmak vs. ayet 32). gibi kimseler vardır.. örneğin çorbayı içerken çanağın ortasından değil. insansever kimselere karşı neden sevgi beslenmesin? Neden Tanrı. "Çorba içerken ya da yemek yerken çanağın ortasından değil. Muhammed'e karşı önce kafa tutan Ebu Süfyan ya da Avf oğlu Malik. akıl. yeryüzünü (arz'ı) bir döşek yapmış. aksi takdirde şeytan gelir onları yer" der. deney ve diyalektik usullerine dayalıdır. Yani.. ayet 6-7. aralarında. Kuşku edilemez ki.. dürüst. İstanbul. vaat ettiği yazılıdır ki (örneğin. "Yemek yerken örtüye dökülen kırıntıları yiyin. ayet 54. Görüldüğü gibi. "olay" ile "sonuç" arasındaki nedensel ilişkilere dayalı olarak değerlendirmez. Çünkü. farklı inançtandırlar diye mağfiret dilenmesin? Önemli olan şey.. vahyin yaptırım gücü cehennem ateşiyle ya da cinler ve şeytanlarla korkutmalara dayalıdır ki. s. İslamcıların "ilim" diye tanımladıkları her şey akla ve bilimsel araştırmalara ters düşer nitelikte şeylerdir. Aksine akıl. kenarından başlayın" der ve ekler: "Çünkü Tanrı 'nın inayeti çanağın kenarında toplanmış olup. Yine aynı şekilde Kur'an'da Tanrı'nın. Turan Dursun. (Bu konuda bkz. "O. belirtirken bu yasağı. hiçbir şeyi akılcı yoldan ortaya vurmaz.). tuzak kurduğuna dair ayetler var ki (örneğin. o Tanrı'dır ki..) Tanrı fikrine saygılı bir akıl için kabul edilemeyecek nitelikte şeylerdir. ayet 30.

Kaf Suresi. O halde yaratan (Allah).. Tevrat'a göre. ayet 31. s. Bu ad. ayet 68-70). "Hala düşünmüyor musunuz?" diye sormakta! Sanki bu yukarıdaki anlatımlar. Fakat. "çiftçi" anlamındadır. Aksine bütün bunlar. Enbiya Suresi. dağlan çivi gibi çakmakla. Is the Holy Bible Holy? Is it The Word of God?. Hint dilindeki "Brama"dan gelir. dağlan. "vahiy" diye öne sürülen bu yukarıdaki sözler. 1979.istemiştir? Belli değil. ayet 67. Muhammed onu "hanif. Lloyd M. kullarıyla adeta alay edercesine. yeryüzüne birer çivi gibi çakıvermiştir.. sizi sallayıp çalkalamasın diye. Kur'an'da şöyle yazılı: "(Allah) daha nice alametler (yarattı). eski Hint efsanelerinden yararlanarak kendi kafalarından İbrahim'i yaratmışlardır. sarsılmasını önlemiştir: "Tanrı.. aklın bilimsel ve deneysel yollarla cerh ettiği şeylerdir.( Aynı doğrultudaki sözler için ayrıca bkz. tarihi verilere göre "İbrahim" diye bir kimse yok. "ilim" olsun diye sarf edilmiş değil. Deceptions and Myths of the Bibler.(Bu konuda pek çok yapıt var. deniz onu kıyıya atsın . ne var ki. New York. İbrahim Yahudi ırkının babası olarak kabul edildiği halde. Üstelik bir de şu var ki. ayet 10. deprem olmasın ve deprem yüzünden insanlar sarsıntıya ve sefalete uğramasın diye. ayet 101-111). akılcı düşünceye yer verir şeylermiş gibi! Yine bunun gibi Kur'an ayetlerinin büyük bir kısmı. uydurma olaylarla ve hayali nitelikteki kahramanlarla doldurulmuştur. "Musa'yı sandığa koy. Bu hikayelerin ve masalların hemen tümü. üstünlüğünü anlatmak için. s. yeryüzüne. bu sözlerde akılcı bilime yatkın hiçbir şey yok. Örneğin. Mısır'da firavunların zulmü altında yaşayan Yahudileri kurtarmak istemiş ve yeni doğan Musa'nın anasına. Hintlilerin "Yaratıcı" diye bildikleri şeydir. yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Hala düşünmüyor musunuz?" (Nahl Suresi. ayet 10. Bunun gibi daha nice alametler yarattım. İbrahim'in ilk adı "Abram1 'dır. Graham. ayet 27. Geniş bilgi için bkz. Tevrat'ı hazırlayanlar. Şimdi düşünün bir.. age. kere: yaratıcı olan ben mi üstünüm. ayet 16-17) Dikkat edileceği gibi Tanrı. ayet 161). Muhammed'in Tanrı tarafından onun dinine eriştirildiği (Nisa Suresi. Fussilet Suresi. ayet 125. sarsılmasın diye üzerine dağlan çivi gibi çaktım. tarih içerisinde "İbrahim Peygamber" diye bir kimse mevcut olmadığı halde. Mürselat Suresi.232) Anlaşılan o ki. Kitabı Mukaddes yorumcularının uydurmasına göre. İbrahim'in ne Yahudi ne de Hıristiyan olmayıp "ilk Müslüman" ve "Müslümanların babası" olduğu (Al-i İmran Suresi. yakılmak üzere ateşe atıldığı halde ateşin onu yakmadığı (Enbiya Suresi. Babilonya esatirinde (mitolojisinde) ise. Hintçe kökeni "Parabrahm" iken Farsçaya "Ahriman" olarak girmiştir ki. Kur'an'ın çeşitli surelerinde. Lokman Suresi. güya bu çiftçinin ahfadından biri ilk "tek Tanrı" fikrine sahip olarak Haran 'a ve oradan da Ken'an denen yere gitmiş ve İbranice "Abraham" olarak tanınmıştır. Turan Dursun. "Abarama" şekline sokulmuştur ki. ayet 101-113). Nitekim. Oysa İbrahim'le ilgili hikayeyi Muhammed. eski çağların esatirinden esinlenmiş bir şey. yerleşik dağlar koydu. ayet 61. ayet 37-41. fakat sadece Tanrı'yı putlardan daha güçlü imiş gibi göstermek için Muhammed tarafından Kur'an'a konmuş şeylerdir. ayet 78). Şu bakımdan ki. Kur'an'ın başka yerlerine serpiştirmiş bulunduğunu ayetlerle bildiriyor ve diyor ki. Söylemeye gerek yoktur ki. aklı dışlayan efsane niteliğindeki hikaye ve masallardan oluşur. Musa'nın yaşam hikayesiyle ilgili pek çok ayet var: Güya Tanrı. yoksa yaratma gücünden yoksun olan putlar mı?" Üstelik de üstünlüğüyle putlara meydan okuyan bu Tanrı. Tanrı. ayet 131-132). Neml Suresi.) Yine bunun gibi Musa ve onunla ilgili haberler konusunda da aynı şeyleri söylemek mümkün." (Nahl Suresi. ayet 15). Bunun nedenini Tanrı.110 vd. her ne olursa olsun gerçek anlamda İbrahim diye tarihi bir şahsiyetten söz etmek mümkün değil: gerek Tevrat'ta ve gerek Kur'an'da adı geçen "İbrahim". Nitekim. Saffat Suresi. ya da buna benzer hususlar belirtildikten sonra evlilik yaşamı ve çocukları (İshak ve İsmail) hakkında bilgi verilir (İbrahim Suresi. yeryüzünün (ve içindekilerin) sallanmasını. sonra onu denize (Nil Nehri'ne) bırak. Kur'an'da Tanrı'nın İbrahim'e "Müslim ol" dediği ve onun da "Müslim oldum" dediği (Bakara Suresi. Enam Suresi. bu konuda bkz. Tevrat'a göre. Ancak. "müslim" olarak Müslümanların isim babası saymıştır. Tevrat'tan almış ve bazı değişikliklerle Kur'an'a sokmuştur. ve sonra oğlu İsmail’i kurban olarak sunuşu hikaye edilir (Saffat Suresi. "Kötülük Tanrısı" (ya da "Karanlıklar diyarının hükümdarı" anlamındadır. Hac Suresi. ayet 7. hani sanki şöyle der gibidir: "Ben yeryüzünü yarattım.

Tanrı’nın günde elli vakit namaz kılınmasını emredip. Yahudi kaynaklarında (örneğin. mağaraya sığınmış gençlerin ve köpeklerinin 309 yıl boyunca uykuda kalmalarına. Tabu Can Çekişiyor: Din Bu adlı yapıtlarına bakınız. Gerçekten de. ayet 157) vs. Tevrat'ın ikinci kitabını (yani "Çıkış" adlı kitabı) yazan Yahudi din adamları. Denkmaler aus Agypten und Athiopien (Mısır ve Habeşistan Mezar Taşları) adlı 12 ciltlik yapıtında geniş bilgiler var (Berlin. Bunun böyle olduğunu bilimsel araştırmalar ortaya vurmuştur. Musa adındaki bir kahin. bir grup cüzamlı insanı peşine takmış. Firavun'lar döneminde Mısırlı bir kahinin adıdır. "sudan çıkartılmış kişi" anlamına gelir. ayet 78. yeniden canlandırılmasına. Musa ile ilgili olarak Mısır tarihinden çaldıkları bir hikayeyi kendi milli gereksinimlerine mal etmişlerdir. güya kendisine İslami esasları kapsayan bir kitap. taş fırlatan fillere. Mısır'da.( Bu konularda Karl Richard Lepsius'un. "Çünkü onu sulardan çıkardım" der. İlerideki bölümlerde Kur'an'ın bu tür hikaye ve masallarından başkaca örnekler vereceğiz. güya Musa büyüdükten sonra İsrailoğullarını Mısır firavunlarının zulmünden kurtarıp. Semud kavmine gönderilen Salih'in duası üzerine kaya parçasının içinden dişi deve çıkmasına. her ne olarsa olsun. sonra bu emrini Musa’nın Muhammed aracılığı ile yaptığı tavsiyeye uyarak günde beş vakit namaz şeklinde indirmesine (miraç hikayesine). bilimsel gerçek şu ki. yeni doğan üç aylık çocuğunu sazdan bir sepet içine koyup ırmağa bırakır. cin ve meleklerin vs. Eski Mısır dilinde "Musa" sözcüğü. "Çıkış".. cinlerin Müslüman oluşlarına. Tanrı'nın belli ettiği ülkeye götürmüştür (Şuara Suresi. 19. Bap 1-40). Nuh'un tufan masalına. hayal ürünü olmak üzere Tevrat'a geçirilen böyle bir Musa'dır. 1849-1860). ayet 53.) . Bunu duyan bir Yahudi. yaratılmasından tutunuz da. Yahudi din adamları tarafından Eski Mısır esatirinden esinlenerek. Süleyman'ın mührünü ele geçiren şeytanın marifetlerine. "Sudan çıkarılmış" anlamına gelen Musa adına uygun düşecek şekilde düzenledikleri hikayenin çok kısaltılmış şekli şöyle: İsrailoğullarını zulüm altında tutan Mısır Kralı. Musa büyüdükten sonra. Tevrat ve Haggada gibi kitaplarda) Musa diye adı geçen kişinin aslı yok. Ve göreceğiz ki. ya da saymakla bitmeyecek bu tür anlatımlara varıncaya kadar aklı dışlayan ne varsa her şeyi Kur’an’da bulmak mümkündür. ayet 48. Yahudi din adanılan. Turan Dursun. günahkar olarak cennetten kovulmalarına. Üzeyr'in eşe-ğiyle birlikte yüz yıl ölü kılınıp. firavunlar döneminde. büyücülükle suçlandırılmıştır (Yunus Suresi. Musa hikayesini de. kuş diliyle kuşlara hitap etmesine. ayet 1-28). Süleyman'ın karınca diliyle karıncalara. kesilen ineğin bir parçasıyla vurulan ölünün dirilmesine. O sırada Firavun'un kızı ırmakta yıkanmaktadır. günlerce balığın karnında yaşayıp Tanrı'ya dualar etmesine ve sonra Tanrı tarafından kurtarılmasına.( Bu konuda. ayet 38 vd. İlhan Arsel. Tanrı'nın şeytan aracılığıyla Eyüb'ü denemesine ve hile-i seriye yolunu seçmesine. Ala Suresi. yerin. Tanrı'nın yardımlarıyla Yahudileri Firavun'un egemenliğinden kurtarır ve yine Tanrı tarafından belli edilen ülkeye götürüp yerleştirir (Tevrat. ayet 36-37. Neml Suresi. Ve işte Muhammed. kendi kavimleri için bir tarih başlangıcı yapmışlardır. Yahudiler onu kendi peygamberleri olarak bilirler. dağların. cumartesi yasağına riayet etmeyen Yahudilerin maymun ya da sıçan şekline dönüştürülmüş olmalarına. Sepetteki çocuğu kendisine evlat edinir ve adını "Musa" koyup. Tanrı'nın Müslüman yapmak istediği Ümeyye'nin şeytanlar tarafından Müslümanlıktan uzak kılınmasına. Enbiya Suresi." demiş ve sonra güya. Muhammed'in selefi ve örnek bir Müslüman diye gösterilen Musa. Ve işte Kur'an'da. Yahudi kaynaklarından aktarmış ve aktarırken de kendine göre değişiklikler yapmıştır. Tevrat vahyedilmiştir (Bakara Suresi. yüzyılın ünlü bilim adamlarından Karl Richard Lepsius. ayet 10-67). 19).. göklerin. Fakat. diğer hikaye ve masallar gibi. kendi hayal güçlerine göre şekillendirmişler.) Ademle eşinin.. ayet 19). insanın. Firavun'un karısı onu sudan çıkarıp sarayda yetiştirmiştir (Taha Suresi. Kasas Suresi. Araf Suresi. bu Eski Mısır hikayesini. Mısır dışında bir bölgeye götürüp yerleştirmiştir.ve benim düşmanını ve onun düşmanı olan biri onu alsın. her doğan erkek çocuğunun öldürülmesini emreder. Yahudi adı da değil. ayet 13.. (Bu konuda bkz. Şeriat'tan Kıssa'lar ve Şeriat'tan Kıssalar 2 adlı kitapları. Esasen Musa adı. denizlerin. tarihi kazılar ve araştırmalar sonucu şunu kanıtlamıştır ki. gemiden denize atılan Yunus'un bir balık tarafından yutulduktan sonra. 28. Kur'an'daki Musa ile ilgili hikayenin aslı Tevrat'ın "Çıkış" başlıklı kitabında bulunmakta. güya Muhammed'in peygamber olarak geleceğini müjdelemiştir (Şura Suresi. güya kavmini putlara tapmaktan vazgeçirmek istemiş ve bu yüzden kötülenmiş.

Ne zaman ve nerede söylendiği belli olmayan sözler. Hemen belirtelim ki. bu gereksiz tekrarlamaların büyük bir rolü olduğu muhakkaktır.( Fakat. benzeri deyimlerle belirtilmiştir. Bütün bu hususları aşağıda kısaca ele alacağız. . ayetlerinde aynen tekrarlanmakta! Yine bunun gibi Mümin Suresi'nde. kitabın hacmi muhtemelen üçte bire inecektir. uyumsuzlukların. "Kitabın (Kur'an'ın) indirilmesi. bölük pörçük şekilde farklı surelere dağıtılmış olarak anlatılmıştır. " (Mümin Suresi. Ayetlerin birbirleriyle çelişki halinde bulunmaları bir yana. dünyaların efendisinin (alemlerin Rabbi'nin) indirmesidir" (Vakıa Suresi. Bizlere "Tanrı'dan başka hiç kimsenin bir benzerini ortaya koyamayacağı mükemmelliyette yapıt" olarak tanımlanan Kur'an (Örneğin bkz. sonu gelmez ve gereksiz tekrarlamaların. İstanbul.*** Daha önceki bölümlerde de değindiğimiz gibi. güçlü ve hikmetli Tanrı katındandır.. Kitapta yer alan tekrarların tümünü buraya sıkıştırmaya imkan olmadığı için.. ayet 80). yeminler ederek şöyle der: "Andolsun ki (Kur'an). Kur'an'ı akılcı usullerle incelemeye kalkıştığımızda. Casiye Suresi'nin 2. ayet 13-14. ayet 49-50. Kur'an sözcüğü. çoğu zaman hiç gereği ve yeri olmadan. Kaynak Yayınları. bunun dışında "furkan".. tümüyle akılcı düşünceye meydan okuyan verilerin varlığına tanık olmakla hayal kırıklığına uğrarız. uyumlu (istikrarlı) ve melodik bir şekilde işlemiş değillerdir. Bakara Suresi. anlamlarını dahi bilmeden Kur'an'ın orasına burasına serpiştirmişlerdir. "zikr" ya da "kitap" deyimleriyle de Kur'an'dan söz edilir. ayet 1-2) deniyor. Ve şu da muhakkaktır ki. Turan Dursun. Kur'an'ı derleyenler. Hud Suresi. Yunus Suresi. Kur'an Ansiklopedisi. Çoğu konulan Yahudilerin ve Hıristiyanların "kutsal" bildikleri kitaplardan (Tevrat'tan ve İncil'den) aktarırlarken. Her şeyden önce şuna işaret edelim ki. Çoğu ayetler pek belirsiz değişikliklerle farklı yerlerde sonu gelmezcesine tekrarlanmıştır. ayetlerinde aynen bulmaktayız. bazen birkaç ayet arayla ya da aynı surenin ya da farklı surelerin çeşitli yerlerinde sıralanmış olarak yer almıştır. hiçbir bilimsel tasnife ve tertibe bağlı olmaksızın bir araya getirilmiş olup birbirleriyle ilgisi bulunmayan konular ve olaylar şeklinde ardı ardına dizilivermişlerdir. fakat insan yapısı bir kitap olduğu kanısını pekiştirecek nitelikte şeylerdir. iç içe geçmiş olarak karşınıza dikiliverir. "efendiliği". ayetlerde 70 kez geçer. sure ve ayetlerdeki düzensizliklerin. Ahkaf Suresi'nin 2.. KUR'AN'DAKİ SONU GELMEZ TEKRARLAMALAR VE BUNDAN DOĞMA SAKINCALAR Kur'an bitmeyen ve bilimselliğe ters düşen tekrarlamalarla doludur: çoğu zaman aynı sözcükler ve aynı tümceler. ayet 37-39 vs. 1994. çelişki niteliğindeki tutarsızlıkların. ibadetle ilgili hükümler. Bu kotluda bkz. bu tekrarlamalar. Bu aynı sözler Şuara Suresi'nin 192. insan zekasının ve düşünme gücünün yıpranmassında. ayrıca da "kitap" sözcüğü şeklinde 75 kez yer alır ve bu ayetler en fazla tekrar olunan ayetlerdir.) Hemen hepsinde Kur'an'ın Tanrı'dan gelme olduğu konusu. ayet 23-24. Aynı dinsel olaylar ve aynı masallar. "hikmetliliği" ve "yüceliği" dile getirilmiştir. Kasas Suresi.233 vd. ayet 88. hukuk ya da ekonomik sorunları kapsayan hükümlerle birlikte. efsane ve hurafe türünden hikaye ve masalların. İslam dinbilirlerini ve Kur'an yorumcularını birbirlerine katmaya yeterlidir. Hakka Suresi'nin 43. fakat bir de anlamları üzerinde anlaşılmazlıklar ve anlamsızlıklar vardır ki. Vakıa Suresi'nde Tanrı. Örneğin.s.) gerek biçimsellik yönünden ve gerek içeriklik (muhteva) açısından tam manasıyla akılcı düşünceye meydan okur nitelikte bir kitaptır. İsra Suresi. "bilginliği". batıl inançların. Eğer bu tekrarlamalar ayıklanmış olsa. Örneğin. Aynı sözleri Zümer Suresi'nin L. birkaç örnekle yetineceğiz. hemen hiçbir konuyu sistemli. c.7. Kur'an'ın Tanrı yapısı değil. belirtilirken de Tanrı'nın "güçlülüğü".

AIIah güç ve hikmet sahibidir. ulu olan (mütekebbir) Allah'tır... 11. güçlüdür. geceyi gündüze kattığını. İnsan Suresi. ayet 1-2. s. ayet 23... peygamberlerini yalanladıkları. hükümran (melik). 74. fakat bazı kimselerin ve kavimlerin Muhammed'i ve Kur'an'ı inkara kalkıştıkları.. melekleri ikişer. esenlik veren (selam)." (İbrahim Suresi.236. Hac Suresi.. Göklerde ve yerde olanlar. Bu tema. 76). ayet 1-3. Kasas Suresi. Bir canlıya ömür verilmesi de. Bu arada putlarla rekabet halinde görünür ve kullarının kendisinden başkasına tapmamalarını. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. "Bu kitabın indirilmesi güçlü ve hakim olan Allah katındandır". ayet 16).. yarattıklarına şekil veren (musavvir) en güzel adlar kendisinden olan Allah'tır. övülmeye layık olandır" (Hac Suresi. kayyûmdur (uyumaz). özellikle Mekke döneminde indiği kabul edilen ayetlerin hepsinde bu minval üzere tekrarlanır: Zümer Suresi'nden (sure sırası 39) Ahkaf Suresi'ne (sure sırası 46) kadar olan surelere şöyle bir göz atmakla bunun böyle olduğunu anlamak mümkündür. onun ömründen azaltılması da mutlaka kitaptadır. ayet 12 vd. ayrıca bkz. ayet 11. Tanrı'ya ve Muhammed'e kulluk edenlerin cennete gidecekleri vs. hakimdir (hikmetlidir). Yasin Suresi. ayet 255). sizin çağırmanızı işitmezler. güzel yaratan (barı). Şuara Suresi. ayet 88. Fussilet Suresi. kendisinden başka Tanrı olmayan. hemen hemen aynı ve bazen ufak değişikliklerle tekrarlanarak sürüp gider (bkz. kendisine Arapça Kur'an verildiği.. ayet 6. geçmişte olanı ve gelecekte olacakları bildiğini vs. anlatırken kendi kendini övmek için yine yücelik tekrarlamalarına yönelir.. ayet 23. Zengin ve övülmeye layık olan ancak odur" (Fatır Suresi. bundan dolayı Tanrı tarafından cezalandırıldıkları. Vakıa Suresi. neden dolayı övülmeye layık olduğunu kanıtlamak üzere hep aynı şeyleri tekrarlayarak konuşur: gökleri ve yeri ve her şeyi yoktan var ettiğini. 13. güçlü (aziz). 70.). Fatır Suresi. diri.. Yüceliğini insanlara karşı da ilan ederek şöyle der: "Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. güvenlik veren (mümin)." şeklindeki ayetler her sure'de. Mümin Suresi. sonra meniden yarattı. merhamet eden.. O. Yine aynı biçimde.. Neml Suresi. ayet 4). ayet 35). bunların tıpkı eskiler gibi cehennemlik oldukları. Tanrı olmayan Allah'tır. İsra Suresi. üçer.. örneğin şöyle der: "Gökleri ve yeri yaratan. Sayısız denecek kadar çok ayetlerle bu şekilde övünen Tanrı. çok kutsal (kııddûs). ayet 1-3. Kıyamet günü de sizin ortak koşmanızı reddederler" (Fatır Suresi.. 15). ayet 37-39 vd. görüp gözeten (muheymin).. ". Şüphesiz bunlar Allah'a kolaydır" (Fatır Suresi. Yönelirken kendi kendisine "hamd" eyler. Ya da şöyle ekler: "AIIah sizi (önce) topraktan.. Tanrı'nın kendi kendine övünmesi ya da Muhammed'i övmesiyle ilgili ayetler sonu gelmez şekilde tekrarlanmıştır: "Doğrusu Allah. Bunlara benzer nice tekrarlamalar vardır. ayrıca bkz. anlatılmıştır.Kur'an'ın uydurulmuş bir kitap olmadığı ve bir benzerinin insanlar tarafından yapılamayacağı hemen hemen aynı sözcüklerle tekrarlanmıştır (örneğin Secde Suresi. Muhammed'in Tanrı tarafından "son peygamber" olarak seçildiği. "Kuşku yok ki Kur'an'ı biz indirdik. Yunus Suresi.. ayet 64). ( İbid. Bu arada putların güçsüz olduklarını anlatmaya çalışır: "Eğer (putları) çağırırsanız.. söyler durur: "O görüleni de görülmeyeni de bilen...".. alemlerin Rabbi'nin indirdiğidir.). kendisinden başka . ayet 43. ayet 61-66. buyruğunu her şeye geçiren (cebbar).. "Allah. Sonra sizi çiftler (erkek-dişi) kıldı. Onun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. O var eden (halik).. "Kur'an. ayet 1-2. ayet 48-50 vd.. merhametli olan Allah katından indirilmedir". " (Nur Suresi. Gelmiş ve geçmiş halkların Tanrı'yı ve peygamberlerini ." (Fatır Suresi. fakat bu ümmetlerin anlaşamayıp ayrılığa düştükleri. O..) Bunlardan birçoğunda." (Haşr Suresi. "Allah göklerin ve yerin nurudur. tapacak olurlarsa dünyanın sonunun geleceğini anlatır. O acıyıcı olandır (rahmandır).. ayet 22-24.. dörder kanatlı elçiler yapan Allah'a hamdolsun. göklerde ve yerde olan her şeyden haberli olduğunu. ayrıca bkz." (Bakara Suresi.. Tanrı'nın daha önce başka ümmetlere (örneğin İsrailoğullarına) kitap gönderdiği. Secde Suresi. acıyandır (rahmidir). ayet 14). ayet 9. "Bu kitap. ayet 1).. Faraza işitseler bile size cevap vermezler. göklerden su indirip yeri yemyeşil yaptığını. Göklerde ve yerde ne varsa onundur. her şeyin kendisine ait olduğunu. kendisinden başka Tanrı olmayan. onu tespih ederler.

kendisini ve ailesini. ayet 4) diye yazılıdır ve sanki "keyfilik". dilediğini de doğru yola iletir. Yine Nuh Suresi'ndeki. insanları tam bir keyfilikle dilediği gibi doğru yola soktuğu ya da saptırdığı. bil ki. Enbiya Suresi'nin 76.. Sebe' Suresi. bil ki. İsra Suresi'nin 97. ayet 39). Nitekim Enam Suresi'nde Tanrı.. ayetinde aynen tekrarlanmıştır. inananlar.. devamlı şekilde tekrarlanır. Kehf Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır.. ayet 17). özellikle Mekki ayetlerde. kafir yaptığını söyler. ayetlerinde karşımıza tekrar çıkar: "Nuh bize seslenmişti de. dilediği kişinin gönlünü açıp Müslüman yaptığını ve dilediğinin gönlünü daraltıp saptırdığını.. "De ki! Rabbim rızkı dilediğine genişletir ve bir ölçüye göre verir" (Sebe' Suresi.. Sebe' Suresi'nde yer alan. 22.. çoğu kez tekrarlanan şeylerdendir ki. "Eğer seni yalancı sayıyorlarsa. Sad Suresi'nde şu şekilde karşımıza çıkar: ". Çünkü. örneğin. bunun sonucu olarak Tanrı tarafından kovulması Kur'an'ın Bakara (ayet 34 vd. "Davud'la beraber tespih etsinler diye. Tanrı'nın. güç ve hikmet sahibidir" (İbrahim Suresi..). "Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı. 23) şeklindeki ayetlerin. Kehf (ayet 50) Araf (ayet 11-18). Hicr (ayet 31-34). ayet 25-36). az arayla tekrarı vardır. Fakat. ayet 14. ayet 17. 32. onun buyruğuna verdik. inananları ve yararlı işler işleyenleri. Beni inkar etmek nasıl olur?" (Fatır Suresi. onun buyruğu altına vermiştik" (Sad Suresi. onun duasını kabul edip. ayet 75-76).. 40). senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır" (Fatır Suresi. "Seni yalanlıyorlarsa. güç ve hikmet sahibi olmanın bir gereğiymiş gibi tanımlanmıştır. hemen hemen aynı ibarelerle tekrarlanarak anlatılır. İbrahim Suresi'nde. ayet 81-82) şeklindeki satırlar. ayet 62) şeklindeki ayet." (Nuh Suresi. ve 76. "Şüphesiz. Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onunla beraber tespih eden dağlan.. insanlar vardır" (Hac Suresi. "Doğrusu Allah. Örneğin. o. sık sık tekrarlanan şeylerdendir. Aynı surenin biraz daha aşağısında. ayet 8). ayet 4). ayet 3). Rızkın Tanrı'dan gelme olduğu sık sık tekrarlanan şeylerdendir.. ayetindeki. Onlar üzülmeyeceklerdir" (Bakara Suresi. Onlar için artık korku yoktur. Bakara Suresi'nin 62.. Yahudi olanlar. dağlan ve kuşları buyruk altına aldık." (Sad Suresi. "Bilmeden.. sanki bu tür bir keyfilik yetmiyormuş gibi.Allah dilediğini saptırır.. . O halde düşünüp öğüt alan yok mudur?" (Kamer Suresi.. Tanrı'nın Adem'i yarattıktan sonra meleklerini ona secde ettirmek istemesi ve meleklerin hep birden secde etmeleri..yalanladıkları konusu da. dalgıçlık yapan şeytanları onun buyruğu altına verdik.. ayet 36-38). Hac Suresi'nde birkaç ayet ara ve bir iki sözcüğün yer değiştirmesi suretiyle aynı şeyler şu şekilde tekrarlanmıştır: "Allah hakkında bilmeden tartışan. Kimleri de saptırırsa. ayet 79) şeklindeki sözler. Bunları biz yapmıştık.. bir iki sözcük farkıyla Maide Suresi'nin 69.. içlerinde ırmaklar akan cennetlere koyar" (Hac Suresi. ayeti de aynı nitelikte ve yazılıştadır. büyük sıkıntıdan kurtardık" (Enbiya Suresi. daha sonra Sad Suresi'nde ufak bir değişiklikle karşımızdadır: "Davud'u an. bir iki örneği şöyledir: "Kendilerinden önce gelenler de yalanlamışlardı.... Kamer Suresi'nin birçok ayetinde aynı sözcüklerle şu vardır: "Andolsun biz Kur'an'ı. ayetindeki.." (Enbiya Suresi. İsra (ayet 61) surelerinde ve diğerlerinde. Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin karındadır. ayet 125). fakat bu emre karşı iblisin kafa tutup kendisinin ateşten yaratıldığını.. bir de kafir kıldıklarını cehennemlerde yaktığını anlatarak "yüceliği"nin sınırsızlığını çizgilemiş gibidir (örneğin. Kur'an'ın bir öğüt olmak üzere gönderildiği hususu.. ". ayet 18-19).. kuşları. Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık" (Saffat Suresi. daha sonraki Saffat Suresi'nin 75. "Müslüman" ya da "kafir" yaptığı hususu da. artık onu doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın" (Kehf Suresi. onlardan öncekiler de yalanlan-mıslardı. "Nuh da. anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Allah hakkında tartışan vardır" (Hac Suresi. Sad (ayet 71-75). iki ayet sonra aynı sözcüklerle tekrarlanır (bkz. Beni inkar etmek nasıl olur?" (Sebe1 Suresi.. ayet 76) şeklindeki söyleniş.istediği yere (Süleyman'ın) buyruğu ile kolayca giden rüzgarı. Taha (ayet 116). duasına ne güzel icabet etmiştik. Yine Nuh Suresi'ndeki. bize yalvarmıştı. ayet 36) şeklindeki ayet. Adem'in ise çamurdan yapıldığını ve dolayısıyla ondan üstün olduğunu söyleyerek Tanrı ile tartışmaya girişmesi.. Enam Suresi. ayet 45)..

.. ayet 103 vd. 'Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı.' dediler.. 'Doğrusu biz sizden korkuyoruz!' demişti de. Namazlarına riayet ederler. ardından Ya'kııb'u müjdeleriz. Muhammed'in unutkanlıklarında ya da Yahudilerden. gökten su indirdiğini. 'Ey evin hanımı! Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olmuşken. ayet 25-32). Doğrusu bunlar yerilemezler. 'Korkma.. bu şekilde devamlı tekrarlamalar halindedir. elçilerimiz müjde ile İbrahim'e geldiler. 63 vd. Kasas Suresi.. Hud Suresi'ndeki hikaye Hicr Suresi'nde pek ufak bir değişiklikle yer almıştır. insanlar binsin diye gemiler ve hayvanlar ihsan ettiğini ya da buna benzer şeyler söyleyerek övündüğü görülür (bkz. Muhammed. Yukarıdaki ayetin Mearic Suresi'nin 29. Hıristiyan-lardan farklı zamanlarda ve farklı kişilerden olmak üzere öğrendiklerini bölük pörçük şekilde Kur'an'a sokmasında veya tekrarlamaların insan beyni üzerinde uyuşturucu etki yaptığını ve bu yoldan insanlara baş eğdirtmenin kolay olduğunu bilmiş olmasında aramak mümkündür. ibrahim de 'Selam size' demişti.. 16-17. Mümin Suresi. hep kesik kesik olmak suretiyle. kocam da ihtiyar olmuşken nasıl doğurabilirim? Doğrusu bu şaşılacak bir şey' dedi. İbrahim'in karısına bir oğlu olacağının müjdelenmesi olayı çeşitli surelerde aynı şekilde ve çoğu zaman aynı sözcüklerle tekrarlanmıştır. onların önüne sürüp 'yemez misiniz?' demişti. Görülüyor ki. ayet 6-8. Nahl Suresi. Örneğin Hud Suresi'nde.Hikaye ve masallar da. *** Kur'an'da yer alan tekrarlamaların nedenleri pek çeşitlidir. "Andolsun ki. ve 55.. nasıl Allah'ın işine şaşarsın?' (dediler). mahrem yerlerini herkesten korurlar. ve 36. 'Selam sana' dediler. umutsuzlardan olma' demişlerdi. farklı surelerde ele alınmış ve aynı olaylar şeklinde tekrarlanmıştır (bkz. İşte onlar.. 9-15. Yemediklerini görünce onlardan endişeye düştü. ayet 57-58. 'Seni gerçekten müjdeliyoruz.. işte bunlar aşırı gidenlerdir.). Şimdi 36 sürelik bir atlama yapalım ve Zariyat Suresi'nde aynı şeyleri tekrarlayan şu satırları okuyalım: "Onlar İbrahim'in yanına girip 'Selam sana' demişlerdi. ayet 69-74) diye yazılıdır. kendi kavimleri tarafından alaya alınıp inkar edildikleri. araya sadece "Şahitliklerini gereği gibi yaparlar" tümcesi sıkıştırılıvermiştir. doğrusu o. ayetleriyle aynen tekrarlandığını görmekteyiz." (Hud Suresi. biz Lût milletine gönderildik' dediler. ayetlerine göz atalım.. Rabbin söylemiştir. ayet 23-50. hakim olandır. ayet 4-7.. ayet 6-11). Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler. Bazen ibadetle ve hukukla ilgili ayetler. 'Korkma!' dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağım müjdelediler. Enam Suresi. o. 17-25. bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi.'dediler.. Onlar. biz saha bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik' demişlerdi. Muhammed'den önceki peygamberlerin." (Hicr Suresi.. eşleri ve cariyeleri dışında.). ayet 38 vd. Hemen ailesine giderek semir bir buzağı getirmiş. inkar edenlerin başına belalar geldiği sık sık tekrarlanan şeylerdendir. yolda yürünsün diye yollar yaptığını. çeşitli surelerde aynı sözcüklerle tekrarlanmıştır: "Onlar. temelli kalacakları firdevs cennetine varis olan mirasçılardır" (Müminun Suresi. Melekler. aynı olayın hiç yeri yokken şu şekilde tekrarlandığını görürsünüz: "İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. ayet 52-55). 'Korkma. Zuhruf Suresi.. Bu sınırları aşmak isteyenler. Şimdi üç sure sonraki Hicr Suresi'nin 52." (Zariyat Suresi. kendi unutkanlığının bilincine sahip . Gerçekten de İslam kaynaklarının bildirmesine göre. Her tekrar edilişte Tanrı'nın gökleri ve yeri yarattığını. Musa ile Firavun hikayesi. Duhan Suresi. 'Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?' deyince. iç içe girmiş olarak.. 'Bu böyledir. Bu arada ibrahim'in ayakta duran karısı gülünce 'Ona İshak'ı. yüzünü kapayarak 'Kısır bir kocakarı' dedi. Örneğin... Bu nedenleri.

kendilerini. içmez. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur.pek muhtemelen bu kadar katı yürekli bir çocuk için ölmenin yersiz olduğunu anlamış olmalıdır ki. Kur'an'ın 29. Kur'an'da 29. ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir." (Lokman Suresi... Hemen belirtelim ki. zira Lokman Suresi'nin nüzul (iniş) sırası 57. Annesi onu güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Bedir Yayınevi.. Kısaca fikir edinebilmek için Vakkas olayını özetleyelim: Ankebût ve Lokman surelerinde hemen hemen aynı sözcükler ve tümceler halinde yer alan iki ayet bulunuyor: Ankebût Suresi'ndeki ayet şöyledir: "Biz insana. Fakat. ayet 61). Dönünceye kadar yemek yemeyip aç kalacağını söyler.3844. fena halde üzülür ve oğlunun İslamdan çıkıp eski dinine.. ayetin yarısını kapsayacak şekilde gereksiz olarak tekrarlanmıştır. onun aç kalarak ölmesine razı olduğunu anlatmak için şöyle der: "Anneciğim. s. onlara itaat etme. "evlerinde" ve "veya" sözcükleri. Ankebut Suresi. eğer sen bu yeni dini bırakmazsan (yemin ederim ki) ben yemem. c. Nice örneklerden bir ikisini belirtelim: Nur Suresi'nin 61. birbirinin aynı nitelikte ayetler koymuştur. Ana.Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinizde olan evlerde veya dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur... aynı olaya başka bir surede devam etmesi ve ederken de tekrarlamalara başvurması. ayet 14-15).) Ve dediği gibi yapar. Lokman Suresi ise 31.. Bu sureden iki sure sonraki Lokman Suresi'nde yukarıdaki sözler. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de sorumluluk yoktur. sekiz kez "veya" sözcüğü yer almış bulunmakta. açlık grevine son verir ve yemek yemeye başlar. dilersen yeme. Ankebut Suresi'nin nüzul sırası ise 85'tir. şöyle der: "Ya Sa'd! Sen ne yaptın. onlara itaat etme. araya bazı tümceler sıkıştırılmak suretiyle aynen tekrar edilmiş ve şu şekle getirilmiştir: "Biz insana. iki gün iki gece yemez. Ve işte bu nedenledir ki Muhammed. sen de benim yüzümden: 'Hey anasının katili!'diye bed nam olursun.olduğu için. sırada. anasına çok düşkün olmasına rağmen. Nitekim." (Nur Suresi. yani putperestliğe dönmesini ister. aynı bir olay vesilesiyle Kur'an'ın Ankebut ve Lokman adlı iki ayrı suresine. birbirlerinden çok farklı zamanlarda inmiş olarak bilinirler. Elmalılı Hamdi Yazır." şeklindeki ayetleri.. bu iki sure arasında 28 sürelik bir zaman farkı bulunmakta! Pek muhtemeldir ki. Hak Bini Kur'an Dili. baba körü körüne bana ortak koşman için zorlarlarda. sekiz tümcelik bir tek ayet içinde on iki kez "evlerinde". bu yapılacak olursa . içmem. Ancak. şu olay vesilesiyledir: Sa'd İbn-i Ebi Vakkas'ın Müslüman olduğunu duyan anası Hamne." Oğlunun bu tutumu karşısında Hamne. tekrarlama yoluyla serpiştiriverir. her ne olursa olsun. nihayet ölürüm. sırada yer almıştır. ayet 8). Kur'an'ın yukarıdaki surelerine. sonu gelmez bu tekrarlamalar içerisinde düşünme gücünden yoksun kalıp. onlara itaat etme. durum şu ki. baba seni. süresidir. bilesin ki vallahi yüz canın olsa da birer birer çıksa.. Kişilerin. baba seni. bu hususta verilebilecek nice örneklerdendir. emredilen1 şeyleri yapmaya terk edeceklerini de bilirdi. Bunu böyle yapmış olmasına rağmen yersiz tekrarlamalara yönelmekten kurtulamazdı. unutkanlık yaratıp. bu zaman farkı.5. Bu sözcükleri tekrar etmekteki amacı da ifade etmek mümkün. Ankebut Suresi. insan beyninde uyuşturucu etkiler yarattığını bilirdi.. Sa'd İbn-i Ebi Vakkas'tan öğrenerek Ankebût Suresi'ne koyduklarını unutup. Öte yandan Muhammed. Yani.... Muhammed. istanbul. . " (Bkz. kafiyeli konuşmaların ve ahenkli tekrarlamaların (velevki gereksiz ve bıktırıcı nitelikte olsun). ben bu dini hiçbir şey için terk edemem. körü körüne bana ortak koşman için zorlarsa. takattan düşer. körü körüne bana ortak koşman için zorlarsa." (Ankebut Suresi. bir başka vesileyle Lokman Suresi'nde tekrarlaması ya da bir olayı anlatırken yanda kesip. Görülüyor ki. Ana. "Ana. 1993. Beyzavi gibi Kur'an yorumcularının söylemesine göre. her daim yanında gençlerden birini bulundurur ve ona olayları kaydettirirdi. yukarıdaki iki benzen ayetin Kur'an'da "tekrarlama" şeklinde yer almasına vesile olmuştur. ayetinde "yemek yemek" için kimlerin evine izinsiz olarak gidileceği şöyle anlatılmıştır: ". ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. artık dilersen (yemek) ye. Bu ayetler Sa'd'ı öylesine etkiler ki. yukarıdaki benzeri ayetlerin iki ayrı surede yer alması. bu iki sure..

. halalarınızın veya dayılarınızın veya teyzelerinizin. amacı ifade etmekten çok uzak. ".Evlerinizde veya babalarınızın. dostlarınızın evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinizde olan evlerde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. kimlerin evinde izinsiz yemek yenebileceği sıralanırken. bu şekilde sayıp sıralamanın bilimsel ve anlamlı bir yönü yok. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Yeryüzünde bulunan her şey fanidir. işin sihirli yönü kaybolmuş oluyor. Amaç. aynı sözcükleri tekrarlamakta yarar görülmüştür! Öte yandan bir de şu var ki. halalarınızın veya dayılarınızın veya teyzelerinizin. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Omlarda (cennetlerde). güzel kokulu otlar vardır. Kısaca bir fikir edinmiş olmak için surenin birkaç ayetini örnek verelim: "Allah.." "Ey insanlar ve cinler! Öyleyken. halazadeler vs. birbirine geçip karışmazlar. onların evinde yenmeyecek mi? Yine aynı şekilde. Pek iyi. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Onun emriyle denizde yürüyen dağlar gibi gemiler onundur. bunların çocuklarının (örneğin." "Öyleyken.. yapraklı taneler. konuya açıklık değil.. " "Öyleyken.Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" (Bu tümceyi şu şekilde de okumak mümkün: "Şimdi Rabbinizin hangi eltafina dersiniz yalan ?") diye bir tümce vardır ki. annelerinizin evlerinde. pişmiş çamura benzeyen kum balçıktan yaratmıştır." "Öyleyken. güneş ve ayın doğularının Rabbidir.." "Öyleyken. Cinleri de öz ateşten yaratmıştır... belli bir sınırlama konmak isteniyormuş kanısı yaratılmakta: örneğin. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır. ayeti bu şekle sokmakla." . evlerinde yemek yenebilecek olan akraba ve dostları. 31 kez karşınızdadır.. ancak yüce." "Öyleyken. Yukarıdaki hüküm.. anlamsızlık ve anlaşılmazlık getirmekte. hemen her iki satırda bir ve her bir ayetten sonra tekrarlanmıştır. kız kardeşlerinizin. amcalarınızın. Örneğin. bunu anlatmak için daha bilimsel ve genel bir ifade kullanmak uygun olurdu. Rabbinin varlığı bakidir..." "Öyleyken.amcalarınızın. evlerinde izinsiz yemek yemekte sorumluluk yok" deniyor. izinsiz yemek yemenizde sorumluluk yok" deniyor. yukarıdaki ayette belli kişilerin evlerinde izinsiz olarak yemek yemenin sorumluluk doğurmadığı bildirilmekte. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de sorumluluk yoktur. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "O. dinleyenleri sihirlemek olduğuna göre.." "Öyleyken.. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Onlar yakut ve mercan gibidirler. annelerinizin. Erkek kardeşin ya da kız kardeşin çocuklarının evlerinde yemek yenirse ne olacak? Aynı şekilde "... "erkek kardeşlerinizin veya kız kardeşlerinizin evlerinde yemek yemekte size sorumluluk yok" deniyor. ama "büyükbaba" ya da "büyükanne" zikredilmemiş. Söylemeye gerek yok ki. erkek kardeşlerinizin. bakışlarını yalnız erkeklerine çevirmiş (bakire) eşler vardır. batılarının Rabbidir. Daha başka bir deyimle ayette yer alan sıralama." "Öyleyken.. orada meyveler. Şu bakımdan ki.yukarıdaki ayet şu şekli alır: ". Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir. tekrarlamaları yok edip. " "Öyleyken. Fakat." Ancak. "babalarınızın. yeri insanlar için meydana getirmiştir. sözcüklerle birlikte tümcelerin de aynı şekilde tekrarlandığı görülür. aralarında bir engel vardır. 78 ayetten oluşan Rahman Suresi'ndeki bu tümce. amcazadeler. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Allah insanı. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Oralarda (cennetlerde) iyi huylu güzel kadınlar vardır.) evinde izinsiz yemek yemek sorumluluk mu doğuracak? Belli değil! Buna benzer nice sorulara yanıt verebilecek nitelikte değil yukarıdaki ayetler! Öte yandan bazı surelerde. Rahman Suresi'nde. salkımlı hurma ağaçlan.

Allah 'a baş eğip el vermiş sayılırlar" (Fetih Suresi. Yine bunun gibi yukarıdaki ayetlerde. ayet 13-78). her iki satırda bir karşısına çıkan. insan şahsiyetinin haysiyetini rencide etmek bakımından olumsuz bir tümce bu! Yine aynı şekilde. Kur'an'ı okuyan (ya da dinleyen) kişi. "Ey Muhammed! Şüphesiz. tıpkı her sanat yapıtında olduğu gibi. Kur'an'a koyduğu. anlaşılmazlık giderilmiş değildir. Muhammed'in de amacı esasen budur. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir" (Rahman Suresi. bir de soruyor: "Öyleyken. Tanrı'dan geldiği söylenen "nimetler"dir.. Görüldüğü gibi aynı sözleri içeren tümcelerden oluşma bu tekrarlamalar."Öyleyken. yukarıda "." Ve bunu söyleyen. kendisini. Cinleri de yalınlı bir alevden (öz ateşten) yaratmıştır. cinleri asil nitelikte sayılan öz ateşten var etsin? Kuşkusuz ki. her ne olursa olsun. Fakat. olumsuzluğunu ya da Tanrı'nın yüceliğini rencide edici yönlerini fark etmez. Furkan (ayet 53) ve Neml (ayet 61) surelerinde iki deniz ile bu iki denizin arasına konmuş olan engelden söz edilmekte ve bu denizlerden birinin suyunun tatlı... ayetinden 78. . Tanrı'nın insanları çamur gibi pis bir nesneden.." "Öyleyken. Rahman Suresi'nin 13. yukarıdaki eleştirileri geçersiz kılmak isteyeceklerdir.Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" şeklinde tekrarlanan tümcelerin arasına sıkıştırılmış diğer tümcelerin birçoğunu anlamak ya da değerlendirmek mümkün değil! Örneğin. Kendisine vaat edilen bu nimetler nedeniyle. itaat zorunluluğunda bulur ve mutlak şekilde "teslimiyet" halinde bulunur. Yorumcular arasında iki denizden birinin "deniz" değil ırmak olduğunu söyleyenler vardır. . gözü kapalı şekilde onlara. okuyucuyu ya da dinleyiciyi akılcı düşünceden yoksun kılıp gökten inme buyrukların kölesi haline sokmak ise. yani insanı aşağılık bir malzemeden yarattığını açıklayan Tanrı. "teslimiyet" anlamına gelmek üzere "İslamiyet" diye adlandırması da. cin de dokunmamıştır. yakut ve mercan gibi bakire dilberleri. Yerleştirdiği dini. böyle bir amaç insan varlığının gelişmesini engellemek bakımından sakıncalıdır.. sana baş eğerek ellerini verenler. bu ırmağın Dicle mi." "Öyleyken. kişi. Tanrı'ya ve onun "peygamberi"ne minnettar kalıp. kişiyi "teslimiyet" içerisinde tutup itaatkar kılabilmesinde bu yukarıdakilere benzer tekrarlamaların etkisi sınırsızdır. bir bakıma bundandır. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" Neden Tanrı insanları kötü. diğerininkinin tuzlu ve acı olduğu belirtilmekteyse de. Tanrı'ya baş eğdirtirken....Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" tümcesi yüzünden. ". cennetteki ceylan gözlü. "Her kitapta tekrarlamalar olur" diyerek. bayağı. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Onlara daha önce insan da.. Ne demektir bu? "İki deniz" deyimiyle ne kastediliyor? Belli değil! Her ne kadar Kur'an'ın Fatır (ayet 12). ". yukarıdaki ayetlerde cennetlerden ve bu cen-netlerdeki güzel kızlardan söz edilmekte! "Yüce" ve "cömert" olduğunu söyleyen Tanrı. eğer tekrarlamaların amacı. ayet 13-14) şeklindeki ayetler sayesinde. Arapları... yoksa Nil mi olduğu da ayrıca tartışmalıdır! Fakat. sevgili erkek kullarına vereceğini bildirmekte! "Hiç "yüce" bir Tanrı'nın yapacağı şeyler midir bu?" diye düşünmek mümkün. Kuşkusuz ki. cinleri ise asil bir malzeme sayılan ateşten yarattığına dair şöyle bir tümce var: ".Allah insanı. pişmiş çamura benzeyen kuru balçıktan yaratmıştır. yani aklen ve ruhen onları teslimiyet halinde tutabilmiştir. aşağılık nitelikte sayılan kuru kokmuş balçıktan yaratsın da. Rabbinizin nimetlerinden hangisini inkar edebilirsiniz?" "Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve • harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar. aynı zamanda kendisine baş eğdirtmiş. *** Pek muhtemeldir ki.Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir" şeklindeki bir tümcenin Rahman Suresi'nde hiç yeri ve gereği yoktur. ayet 10) ya da "Allah ve peygamberine kim boyun eğerse Allah onu bu cennetlere kor" (Nisa Suresi. bütün bir sure boyunca sürüp gitmekte! Dikkat ediniz. bu tekrarlamalar arasına sıkıştırılan sözlerin anlamsızlığını. aklında kalan tek şey. her kitapta tekrarlamalar olur. Ancak. ayetine kadar bu min'al üzere.Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir" deniyor. İslamcılar.

yine de benzerini ortaya koyamazlar'. yersiz ve gereksiz tekrarlamaların) bulunması doğaldır. eğer bu söylenenler gerçekten doğru olsaydı. sadece düşünme gücünü yıpratmak açısından değil.. hem de anlam. gibi şeyler. Fakat. birbirine yardımcı olarak. Ve göreceğiz ki. ayet 88.Öte yandan "tekrarlamaların" her kitap bakımından söz konusu olabileceğini öne sürerek. her şeyi en iyi bilen ve en mükemmel şekliyle var eden. Kur'an'daki tekrarlamaları "olası" saymak da doğru değildir. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an. "İnsanlar ve cinler. andolsun ki. "kusur". onda birçok tutarsızlık (aykırılık) bulurlardı" (Nisa Suresi. o da Kur'an'da tutarsızlık. ayet 82..) Ancak. anlaşılmazlıklarla doludur. fakat kitapta "hikmet" yatıyormuş kanısını yaratarak. andolsun ki. tutarsızlıklarla ve uyumsuzluklarla dolu olan bazı yönlerine değindik. İslamcıları güç durumda kılmaya yeterlidir. birbirlerine yardımcı olarak. Kitabımızın bu bölümünde.) Ve yine Kur'an'ın." (İsra Suresi. Hatta Muhammed'in söylemesine göre Tanrı. Kur'an'ın Tanrı yapısı değil. haberler ve gerçekleri ortaya vurmak bakımından tam bir tutarlılık. anlaşılmazlıklar ve anlamsızlıklarla dolu yönleri vardır ki.. bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler. ancak ve ancak Tanrı'dan gelebileceği söylenir.. Kur'an'daki tutarsızlıkları ve uyumsuzlukları yeniden ele almakla beraber asıl kapalılıklar konusuna eğileceğiz. bu kitapta birbirini tutmamazlık ve aykırılık olmadığı iddia olunur ve Tanrı'nın şöyle dediği örnek verilir: ".. ayet 88. Bunun kanıtı olmak üzere Tanrı'nın şöyle konuştuğu belirtilir: "(Ey Muhammed!) De ki. ne var ki. bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler. bütünlük ve uyumluluk arz ettiği.. asla kusur etmeyen bir Yaratan olduğu öne sürülüyor.. kişileri gözü kapalı şekilde boyun eğer durumda kılmak bakımından da sakıncalıdır. Bu nedenle insan yapısı her yapıtta. bu takdirde. emsalsizlik örneği olduğu öne sürülür ve böylesine mükemmel bir yapıtın insanlar tarafından meydana getirilemeyeceği. her kitapta (velev ki. Bundan önceki bölümlerde Kur'an'ın çelişkilerle. herkesin anlayabileceği şekilde. Şu bakımdan ki. . yine de benzerini ortaya koyamazlar. "yanılgı" vs. insanlar tarafından yapılamayacak kadar mükemmel ve mucizevi nitelikte bir yapıt olduğunu anlatmak için. insan yapısı kitaplarda olduğu gibi. Ve bu anlaşılmazlıklar. kusur ya da yanlış niteliğindeki şeylerin (örneğin.) Söylemeye gerek yoktur ki. Oysa Tanrı'nın.Eğer o (Kur'an) Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı. böyle bir gerekçe. "eksiklik". fakat insan yapısı bir kitap olduğu sonucunu doğurur. Böyle bir kıyaslama. mükemmel nitelikte sayılsın). apaçık olmaktan uzak olup. insana özgü şeylerdir.. Kur'an'da. uyumsuzluk ya da anlamsızlık gibi olumsuzlukların bulunması halinde bu kitabın Tanrı yapısı olmadığı sonucunun doğmasıdır. KAPALILIKLAR VE ANLAŞILMAZLIKLAR HAKKINDA ("APAÇIK" OLDUĞU SÖYLENEN KUR'AN'IN "APAÇIK" OLMAYAN YÖNLERİ) Kur'an'ın hem ifade ve anlatış gücü itibariyle. mucizevi nitelikte olmak üzere verdiği Kur'an'ın bir benzerinin hiç kimseler tarafından getirilemeyeceğini anlatmak maksadıyla yeminler etmiş şöyle demiştir: "İnsanlar ve cin'ler. yersiz ve gereksiz tekrarlamalar olmazdı! II KUR'AN'DAKİ UYUMSUZLUKLAR. Kur'an'ın bir de kapalılıklarla. İslamcıları ya-lanlayıcı nitelikte bir sonuç yaratabilir ki. TUTARSIZLIKLAR." (İsra Suresi. hüküm.

Kur'an'a ayetler koymuştur ki.. uygulanmasını sağlamak istemiştir! Yine Muhammed'in söylemesine göre. onun nimetlerine erişsinler!" Ve yine Muhammed'in söylemesine göre. Ya da onlara bir öğüt oluşturur" (Taha Suresi. Nahl Suresi. " (Duhan Suresi. ayet 12. yani her Arabın anlayabileceği şekilde indirdiğini bildirmiştir. ayet 174. ayet 18. ayet 49). Bunlar işte ayetleridir sana o mübin kitabın. Şeriat'tan Kıssalar 2. "apaçık Arapça" olarak. ayet 46). ayet 2. ayet 2). Ankebut Suresi. "Apaçık kitaba andolsun ki. s. ayet l. Şuara Suresi. çeşitli Arap kabilelerinin telaffuzla-rıyla. ayet 35. ilhan Arsel. ayet 17. Nisan 1997. "ne olduğu açık"." (İbrahim Suresi. Örneğin. apaçık anlatabilsin diye her peygamberi kendi diliyle gönder(dik).Muhammed'in söylemesine göre. Olur ki (Mekke pııtataparlan) korkarlar artık. Maide Suresi. ayet 59. ayet 1-4). gönderirken de şöyle demiştir: "Kendilerine. Kur'an'ın iyice ve kolaylıkla "anlaşılabilir" ve "akledilebilir" olmasını sağlayabilmek için. ayet 54. Kur'an'ın "elkitabi'l-mübin" (yani "apaçık bir kitap") olduğu anlatılmıştır. biz onu kutlu bir gecede indirdik. ayet 1. kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir" (Ankebut Suresi. Üstelik de Kur'an'ı. "(Ey Muhammed!) Andolsun ki. Yusuf Suresi'nin ilk ayetinde. "Bunlar apaçık kitabın ayetleridir" (Kasas Suresi. Kur'an'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık" (Duhan Suresi. "Elif. Neml Suresi. Teğabün Suresi. "Apaçık olan kitaba andolsun ki. Nisa Suresi. Biz onu bir Kur'an olmak üzere Arabi olarak indirdik. kendi içlerinden birini (Muhammed'i) seçtiğini ve onların anlayabilecekleri dilde. ayet 6. öğrensinler ve rehber edinsinler ve böylece "doğru yola" girsinler de "Tanrı'ya kulluk etsinler. sadece Arapça ve sadece Arabın çeşitli lehçelerinde (yani yedi lehçede) olarak değil..183 vd. bir kısmında Kur'an'ın "apaçık Arapça" olduğu anlatılmıştır.. daha doğrusu yedi lehçede olmak üzere gönderdiğini söylemiştir. ayet 2-3). bunun böyle olduğunu anlatmak üzere. sana apaçık ayetler indirdik" (Bakara Suresi. "Kur'an." (Nur Suresi. Yunus Suresi. 75. Yusuf Suresi. Araplara da. Ra.. ayet 195.) istemiştir ki. İstanbul. "Mubin" sözcüğü. Bunlar çeşitli ayetlerde şöyle sıralanmıştır: “İşte biz Kur'an'ı böylece Arapça olarak indirdik ve onda. ayet 15. ayet 58-59). sadece Arapça olarak değil. Tanrı. Tanrı. Bu ayetlerde. Yasin Suresi. 82.... "apaçık Kur'an" deyimi geçer. sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir kitaptır" (Hud Suresi. o kavim içinden peygamberler ve onların dilinden "kitap"lar göndermiştir. ayet 99). 103. ayet 2-3). Hud Suresi. onu. ayet 4). biz. Enam Suresi. "Ey Muhammed. "Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz ve Rabbinizden mağfiret dileyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış. Nur Suresi.. "Andolsun ki. Bakara Suresi. hem de ayetlerini "uzun uzadıya açıklayarak". akledesiniz diye Kur'an'ı Arapça okunan bir kitap kılmışızdır" (Zuhruf Suresi. yani Arapça olmak üzere Kur'an'ı gönderdiğini bildirmiştir. 92. Tanrı. korku konusu olanları ("vaidleri") sergiledik.)( Bu konuda . Hicr Suresi. Muhammed. 37 ayet 1. gerek ki akıl erdiresiniz!" diye yazılıdır.. bütün Araplar. "besbelli". bu kitabı kendi bildikleri ve konuştukları dil ve lehçede dinlesinler. "kendini anlatmaya kendi yeterli" demektir. 69. her kavme.. Lam. (Benzeri diğer ayetler için bkz. ayet 61.( Bkz. Kaynak Yayınlan. bilmediklerinizi size açık seçik bildiren ayetler indirdik. Kur'an'ın bu nitelikte olduğunu belirten ayetlerin bir kısmında. sayıları iki düzineyi bulur. ayet 113). Böylece buyruklarının anlaşılabilmesini.

Buhari'nin İbn-i Abbas'tan rivayetine göre. hem de ayetlerini "apaçık" nitelikte olmak üzere gönderdiğini söylemiştir.299. yine biraz önce değindiğimiz gibi.."." (Fussilet Suresi. tüm ihtiyaçları karşılayabilecek "mükemmeliyette" bir kitaptır ve güya Tanrı şöyle konuşmuştur: "Kitapta biz.5. ayet 44). 'Ayetleri uzun açıklamalı değil miydi? Bir Araba yabancı bir dille söylenir mi?' derlerdi. Yine bunun gibi Fussilet Suresi'nde Tanrı'nın Araplara hitaben şöyle dediği anlaşılıyor: "Eğer biz bu Kur'an'ı yabancı bir dille (yani Arapçadan başka bir dille) ortaya koysaydık. Kur'an'ı yedi lehçeyle göndermenin daha iyi olacağını. s. Türk. " (En'am Suresi. 'Bize de kitap indirilseydi biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk' demeyesiniz diye size (Kur'an'ı indirdik).) söylenir mi?" diye kafa tutacaklar ve "Bize anlamadığımız dilde bir kitap yolladın" deyip sorumluluktan sıyrılmak için fırsat ve bahane arayacaklardır.Bana uyun ve Allah'tan korkun ki. ayet . seçik ve eksiksiz" bir şekilde hazırlamış oluyor Tanrı! Ve yine bu aynı Tanrı. "hiçbir eksiği olmayan". Tanrı. bu konuda şöyle demiştir: "Bana Cibril Kur'an'ı bir okunuş üzerine okuttu. Her talebim Tanrı tarafından is'af olundu. bu kitabı anlamak istemeyenlere ya da anlaşılmasını dilemeyenlere ihtarda bulunmuş ve aşağıda örneklerini vereceğimiz bazı ayetlerde şöyle demiştir: "Size apaçık ayetler indirimsizdir. bunları inkar edenlere alçaltıcı azap vardır" (Mücadele Suresi. ayet 155-157). Tanrı istemiştir ki. c.. s.4211.. ayet 1-2) diye konuşurken düşünmüştür ki. "Biz onların dillerinden anlamıyoruz.. Yahut. Kur'an.27-28) Görülüyor ki. "Acem dinine mensup olan".bkz. ayet 2-3. "iyi söylenmeyen". c. ilk başta Kur'an'ı tek bir okunuş üzere. Muhammed'in söylemesine göre. Hintli.9.) Öte yandan Kur'an. ayrıca bkz. tüm ihtiyaçları karşılayan eksiksiz ve "apaçık" bir kitap olsun ve bütün Araplar tarafından iyice anlaşılsın. akledesiniz diye Kur'an'ı Arapça okunan bir kitap kılmışızdır" (Zuhruf Suresi.. Tanrı. Bunun böyle olduğunu yine Kur'an'dan anlamaktayız. farklı lehçelerle Arapça konuşan kabilelerin bu bir tek okunuştan pek bir şey anlayamayacaklarını düşünememiştir. Kur'an Ansiklopedisi. Ta yedi türlü okunuşa erişinceye kadar bu dileğimde ısrar ettim. gibi anlamlara geldiği konusunda bkz. c.. Bir kere En'am Suresi'nde Tanrı'nın. Muhammed. Yusuf Suresi. yine Muhammed'in söylemesine göre. Öte yandan Tanrı. Ya da Tevrat'ın ve İncil'in Arapça olmayan dillerde indiğini öne sürerek. onların anlayabilecekleri Arapça ile. iyice anlaşılabilmesini sağlamak üzere. Yani Muhammed'in söylemesine göre. "Bir Araba. Fars. s.2.. yabancı bir dille söylenir mi?" ya da "Bir Araba Acemce ("Acemce" deyiminin. hangi cinsten olursa olsun "fasih olmayan". Fakat. doğruluk rehberidir'." (En'am Suresi. Ve işte Araplara bu fırsatı bırakmamak için. çünkü ancak bu suretle bütün Araplar tarafından anlaşılacağını fark etmiştir. Arapların tümü anlayabilsin diye Kur'an'ı. 'Kitap. eğer Kur'an'ı Arapça olarak indirmeyecek olursa. Ey Muhammed de ki. size merhamet etsin.. Kur'an'ı. biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik' demeyesiniz diye. Arapların çeşitli lehçelerine göre ve daha doğrusu yedi türlü okunuşta yapmıştır. Ancak.. yani sadece Kureyşlilerin anlayabilecekleri lehçeyle indirmiştir.. hem de öylesine iyi anlaşılsın ki. indirirken. 1331.. Hadis No. 'Bu inananlara. Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi ve Şerhi.. Ben de durmadan bunun anması (ve Arabın bundan başka okuyuşlarıyla da okunmasını) istedim. hiçbir şeyi eksik bırakmadık. "Apaçık kitaba andolsun ki. "cahiliyet ortadan kalksın ve karanlık batsın!" Bundan dolayıdır ki.. age. bu sefer Araplar kendisine. Kur'an'ı yedi lehçeyle ve "apaçık ayetler" şeklinde indirirken. Muhammed'in yukarıdaki şekilde ısrarlı hatırlatmasından sonradır ki. ayet 38). Elmalılı Hamdi Yazır.”( Bkz. "Arapçanın başka bir dil". Kaynak Yayınlan. "Arabın başkası. yalnız bizden önceki iki topluluğa (Yahudilere ve Hıristiyanlara) indirildi." diyebileceklerdir.. şöyle konuştuğu yazılıdır: ". Turan Dursun. daha doğrusu Kureyş lehçesiyle. kitabı "açık.

bu açıklamalar ancak onların nefretini artırmıştır" (İsra Suresi. kuşkusuz ki. bunları yalanlamak ya da anlamaz görünmek için "sağır". anlaşılmazlıklarla doludur. ilk ve son . "apaçık" olmaktan çok uzak. Araplara hitaben Arapça ve "apaçık" olarak gönderdiğini söylediği Kur'an'ın. öğüt almaları için bu Kur'an'da bunları türlü türlü açıkladık. İSTER "KAPSAM" VE İSTER "İÇERİKLİK" BAKIMINDAN OLSUN. 39. herkesin Tanrı ve "peygamber buyruklarını" (örneğin. İslamda kişilerin. Kur'an ile kendilerini sorumlu tutmamaları gerekir. ayrıca bkz. kendi dillerinde kitap indirmekten başka yapacak bir şey bulamayacaktır! Fakat. çünkü. andolsun ki. Fakat.. Muhammed'in Tanrı'dan geldiğini söylediği bu yukarıdaki (ve benzeri) hükümler karşısında. Gerekçe olarak İslamın. "Ayetlerimizi yalanlayanlar. Muhammed'in Arapça ve apaçık olmak üzere gönderildiğini söylediği Kur'an Araplar bakımından dahi. Oysa. Daha doğrusu. söylediklerinin gerçeklerle ilgisi yoktur. Arapça bilmeyen kavimler tarafından anlatamayacağın. buyruklarımı anlayamayacağınız için. Araptan olmayan ve Arapça konuşmayan kavimlerin (örneğin. öylesine "apaçık" ve öylesine "anlaşılır" şekilde gönderilmiştir ki. ayet 82-85).. Neml Suresi. ne biçim. yaşam düzenini ve ibadetini bunlara göre sürdürebileceğini ve esasen Kur'an'ın "apaçık" bir kitap olduğunu söylerler. aksine hemen her yönüyle kapalılıklarla. Tanrı ile kul arasında aracı kabul etmediğini. "İslamda din adamına gerek yoktur" derler. bir de şu var ki. Tanrı'nın hiçbir diyeceği olamayacaktır. Bu vesileyle şu hususu belirtmekte yarar vardır ki. bizim dilimizde ve bizim anlayabileceğimiz nitelikte bir kitap vermen gerekirdi! " Böyle bir itiraz karşısında. hiçbir din. anlamadığımız bir dildir. "Kur'an'ı") öğrenip. ne düzen ne de içeriklik bakımından "apaçık" değil. Arapça ise bizim bilmediğimiz. 21. anlayabileceğiniz Arapça ile kitap indirdim' şeklinde bir gerekçe buldun.. HER YÖNÜYLE "APAÇIK" OLMAKTAN. bir dilden kitap gönderseydim. Türklerin). III "APAÇIK" VE "ANLAŞILIR" ŞEKİLDE GÖNDERİLDİĞİ SÖYLENEN KUR'AN. anlayarak onlara da anlayacaklar. kendi başlarına Tanrı ve "peygamber" buyruklarını okuyup an-lanmalarına imkan yoktur. zalimlerdir" (En'am Suresi. kapalı ve genellikle anlaşılamaz hükümlerle dolu bir kitaptır. İsra Suresi. sen Araplara. Mademki. ayet 41. 'Eğer size anlayamayacağınız. "dilsiz" yada "zalim" olmak gerekir. ayet 41). Çünkü. "Biz. Aşağıda bunu kanıtlayan bazı örnekler yer almıştır. o halde bu aynı gerekçeyi bizim bakımlınızdan da uygulamalıydın. Araptan olmayan kavimler Tanrı'ya şöyle diyebilirler: "Kur'an Arapçadır. Bu nedenle ben size. "ANLAŞILIRLIKTAN" UZAKTIR İslamcılar.5). Yani bizi sorumlu tutabilmen için. Surelerin ya da ayetlerin sayısının ne olduğu.. çünkü. ayet 3. Kur'an. ne anlam. sağır ve dilsizlerdir. güya ayetler. İslam kadar Tanrı ile kul arasında aracılık yapacak bir sınıfa gereksinim duymaz. Şu bakımdan ki. her yönüyle "apaçık" ve "anlaşılır" olmaktan çok uzak bir kitaptır. kendinizi böyle bir kitapla sorumlu tutmazdınız. İSTER "BİÇİM". onların bildikleri ve anladıkları dilde olmak üzere Kur'an'ı gönderirken. Yani. bütün bu hususlar bir yana.

"ezberden okumak". ayet 185). yoksa bir tek gecede mi indiği belli değil! Öte yandan." (Bakara Suresi. Oysa ki. surelerin başında bulunan başlangıç harflerinin ne olduğu. "mübarek" gecenin "kadir" gecesi mi. Kur'an ayetlerinin ne anlama geldiği konusundaki görüş ayrılıkları günümüze dek süregelmiştir. buna karşılık bir de gizli olan iç görünüşü olduğunu. ayet 1-5).. her ikisi de "mübarek" gecelerden sayılır. Kur'an'ın "Kadir" Suresi'nde anlatılmıştır: güya bu gece.. " (Duhan Suresi. ayet 185). Kur'an'ın indirildiği aydır. Şaban ayının on beşinci gecesidir. fakat bu "mübarek" gecenin ne olduğunu bildirmeyen ayet de var ki.. gibi daha nice sorunlar bir yana.. Muhammed'in sözü olarak benimsenmişti. Kadir gecesinin "mübarek" oluşu.) ve bu nedenle Batınilerin akidelerine itibar edilmemiştir. Kısaca fikir edinebilmek için bazı örneklerle yetinelim ve önce "Kur'an" sözcüğünden başlayalım: A) "Kur'an" Sözcüğünün Kökeni. "kadir gecesi" Ramazan ayının kesin olarak bilinmeyen bir gecesidir. kimileri "Arami". Kur'an'ın "apaçık" olduğu iddiasıyla zıtlık arz eder. Çünkü. gibi dini zorunluluklar yok farz edilmişti.. "Doğrusu. Kur'an'ın Ne Zaman. "Kadir" gecesi. Fakat. derin görüş ayrılıkları doğmuştur. Şu balamdan ki.. kökeninin ne olduğu tartışmalıdır: kimileri "Süryanidir" der. ayet 1-5). İslam takviminde dokuzuncu ay olan Ramazan ayının son on gününün gecelerinden biri "kadir" . Bu "mübarek" gecenin. Bundan dolayıdır ki.. "kadir" gecesi indiğine işaret eden ayetler de vardır (bkz. Kur'an'ın bir ayda mı. "Kur'an" sözcüğünün ne anlama geldiği de ayrıca tartışma konusudur: "Yazılı bir şeyi okıımak'tan tutunuz da. ayet 2-3). yoksa "beraet" gecesi mi olduğu hususunda tartışırlar. ayetlerinin ne kadarının indirildikten sonra kaldırıldığı (nesholunduğu). durumun Kur'an bakımından da böyle olduğunu söylemişlerdir. Daha doğrusu. Ancak. Şu bakımdan ki. Yorumcular. namaz kılmak vd. nasıl ve ne şekilde indiği hakkında da açıklık yoktur: "Ramazan" ayında indiğini belirleyen ayete karşılık (bkz. Yine bunun gibi ibadetin anlamını öğrenmiş kimseler için. Kur'an'ı okurken. biz onu (Kur'an'ı) mübarek (kutsal) bir gecede indirdik. "Kadir gecesi"nin hangi gece olduğu pek bilinmez. biz. yabancı kökenli olduğu kabul edilir. Hatırlatalım ki... "Kur'an" sözcüğünün "apaçık" olmamasından. (örneğin Batıniye mensupları) Kur'an'ın ancak "tevil" yoluyla (yani okunuşundan ya da bilinen anlamından farklı anlama sokularak) anlaşılabileceğini öne sürmüşlerdir. bir kere "Kur'an" sözcüğünün Arapça değil. daha doğrusu köken ve anlam bakımından tartışmalı bulunuşundan başlar. Apaçık kitaba andolsun ki. Batıniye inanışına göre Kur'an Allah'ın değil.ayetin hangisi olduğu. Kur'an bilimcileri arasında. ayet 1-5). Bakara Suresi. hangi gece olduğu belirtilmiyor. "apaçık" olmaktan uzak hükümler ve deyimlerle karşı karşıya bulursunuz. "toplamak". ne zaman.. "uyum içinde olmak" ya da "birbirine eklemek" gibi anlamlara varıncaya kadar çeşitli açıklamalara başvurulur. Ne Şekilde İndiği Konusundaki Anlaşmazlıklar ve Tartışmalar Kur'an'ın "apaçık" olmaktan uzaklığı. hep "apaçık" nitelikten uzak olup. daha ilk surenin ilk ayetlerinden itibaren kendinizi. Hatta bazıları. Anlamı. hem "kadir gecesi" hem de "beraet gecesi". bir aylık bir süreyi kapsayan "Ramazan" ayının bir gecesi olduğuna göre. Kadir Suresi. Bununla beraber. "beraet" gecesi ise. esenlik doludur ve bu gecede "Tanrı'nın izniyle melekler ve Cebrail her iş için iner dururlar" (Kadir Suresi. hangi ayetin Mekke'de ve hangilerinin Medine'de indiği vb. ortaya farklı bir Kur'an uygulaması çıkaracağı korkusunu yaratmış(O kadar ki. Kur'an'ın. Mim. bu sözcüğün nereden geldiği ve esas anlamının ne olduğu belli değildir. şöyledir: "Ha. kimileri de "İbranidir" diye direnirler. daha ilk anlardan itibaren Kur'an ayetleriyle ilgili hemen her hususta. "bildirmek"... "bin aydan hayırlıdır"." (Kadir Suresi. Kökeninin ne olduğu bir yana. her şeyin meydanda olan bir dış görünüşü. Bakara ve Kadir surelerinde şöyle yazılıdır: "Ramazan ayı. ayetlerin büyük bir çoğunluğunun ne anlamlara geldiği hususu. "tevil" yoluyla iş görmenin. bu iki ayetteki açıklama dışında "mübarek bir gecede" indiğini içeren. Kur'an'ı kadir gecesinde indirmişizdir.

53. İnkılap ve Aka Kitabeyi. "Kur'an'ın ilk ayetleri kadir gecesi nazil olmuştur" diyerek. (Ömer Rıza Doğrul. akıl sahiplerini kandırdıklarını sanırlar. Nitekim. böylece işin içinden çıkılmaz bir durum yaratmıştır.) Görülüyor ki. Ömer Rıza Doğrul. "rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla" demektir. Söylendiğine göre. Turan Dursun.( Bkz. İstanbul. ayetler halinde ve parça parça inmiştir.gecesidir.244. İstanbul 1980. yorumcular.7. Söylemeye gerek yoktur ki. Ebu Said Hudri'ye ve Şafii'ye göre yirmi birinci gece. bunun İslamiyetle bağdaşmadığını söylerler. İslam takviminde sekizinci ay olan Şaban ayının on beşinci gecesidir. İslamcılar. Kur'an Ansiklopedisi. "Rahman" sözcüğü "yeryüzünde nimetini herkese. "mübarek gecede" ya da "kadir gecesinde" inmiş olması ne demektir? İniş süresi 23 yılı bulan bir kitap. Tanrı Buyruğu. İmamiye'ye göre on dokuzuncu. Bunlardan biri şöyle: güya Kur'an. "Besmele" diye bilinir. Kur'an'daki "Biz Kur'an'ı kadir gecesi indirdik" (Kadir Suresi. soru sorma ihtiyacını gerektiren şöyle bir durum var: Muhammed'in söylemesine göre Kur'an. Bundan dolayıdır ki. Neden dolayı "yüce" ve her şeye kadir bir Tanrı'nın. kendisine "kadir gecesi hangi gecedir?" diye sorulduğunda. oysa ki. Kur'an Ansiklopedisi. durum. Ramazan ayında. Bu nedenle ortaya çeşitli yorumlar çıkmakta. Ramazan'ın on beşinden sonraki tek gecelerden birinin "kadir" gecesi olduğunu söylerler. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an'da bulmak mümkün değil. Kur'an'ın "kadir gecesi" indiğini benimseyenler çoğunlukta görünür. oradan insanları çağırdığını ve çağırmakla onların günahlarını bağışlamak istediğini bildirmiştir. (Bu konuda bkz. kadir gecesine tapmaya kalkışacaklarını. bir tek gecede ya da bir ayda nasıl inmiş olabilir? Bu sorunun yanıtını. Söylerken de. . 1994. bu kitabın ne zaman indirildiğinin "apaçık" bir şekilde açıklanması yok! Açıklama şöyle dursun. bu geceyi Müslümanlar "taat" ("Taat" sözcüğü "Tanrı buyruklarına uymak" anlamındadır. bu takdirde Kur'an'ın "Ramazan ayında". bu konuda hadislere başvurmak gerekiyor. "Bu iki mübarek geceden hangisinde Kur'an inmiştir?" diye sormak doğaldır. age. göklerin üst katından ses-lenemediğini. "apaçık bir kitaptır" dediği Kur'an'da. s. Kaynak Yayınlan. İstanbul. çünkü aksi takdirde (yani kadir gecesinin hangi gece olduğunun belirtilmiş olması halinde) Müslümanların ifrata kaçarak. Muhammed. Tirmizi'nin rivayet ettiği bir hadis hükmüne göre. "Rahim" sözcüğü ise. bütün bu kargaşalıklar. Bu iniş 23 yıl sürmüştür! Eğer bu böyle ise. s. c. bu gecenin açıklanmamasında hikmet yattığını. her yaratığa veren Allah" anlamına gelir. yirmi birinci ya da yirmi üçüncü gecelerden birinin kadir gecesi olması gerekir. bu kargaşalığı bertaraf etmek amacıyla. kadir gecesinde dünya göğünün birinci katına toptan inmiş (ya da inmeye başlamış) olup. ( Bu konularda bkz. her ne olursa olsun.) ve "ibadet" ile geçirirler ve günahlarının Tanrı tarafından bağışlandığına inanırlar. Tanrı'nın. "apaçık" olmaktan uzaklık bakımından aynıdır.) B) Kur'an'ın Başlangıç Sözcükleri Olan "Besmele"nin “Ayet” Olup Olmadığı ve Namazda Sesli Okunup Okunmayacağı Konusundaki Anlaşmazlık Kur'an'ın başında yer alan "el-Fatiha" Suresi "BismillahirrahmAnirrahim" sözcüğü ile başlar ki. bilindiği gibi bu gece. kitabın indirilişi konusunda işin içinden pek çıkamazlar. "Onu ayın son on günlerinde tek rakamlı gecelerinde araştırınız" diye yanıt vermiş. Tanrı'nın yeminler ederek. birinci dipnot. hiç de "apaçık" nitelik taşımamasından doğmuştur. Hanefiye'ye göre yirmi yedinci gece.688-689. ayet 1) şeklindeki sözlerin. bu "beraet" gecesinde. Bunlardan bir kısmı da. 1994. "Kur'an" ve "Ayet" maddeleri. s. göklerin alt katına indiğini. oradan. kadir gecesinin hangi gece olduğunun gizli tutulmak istendiğini. Bu nedenle bazıları bunun on yedinci ya da on dokuzuncu gece olduğunu iddia ederler. İslam yazarları. Ve öylesine "mübarek" sayılır ki. mantık kurallarını zorlayıp. Yine bunun gibi.) Biraz ileride belirteceğimiz gibi. durum bu olunca.) Beraet gecesine gelince. bu işi yapmak için göklerin alt katına inme zorunluluğunda kaldığını anlamak kuşkusuz kolay değil! Fakat. Muhammed. zaman ve olayların gereğine ve Tanrı'nın dilemesine göre ayetler halinde Muhammed'e bildirilmiştir. Kur'an'da yer alan "sure'ler ve "ayet'ler için dahi. tartışma yaratacak bir ortam var. Turan Dursun. diğer ayetlerinin başka gecede indiğini anlatmış olurlar.

Yahudileri ve Hıristiyanları. yedinci sure olan A'raf Suresi'nin başında "Elif. Mim. Ayn. "kesik" ya da "kesilmiş" demek olduğuna göre' yukarıdaki "elhurûfu'l-mukattaat" deyimini Türkçeye "kesik kesik harfler" şeklinde çevirmek mümkündür. bilinmez! C) Kur'an'daki "Elif". o da. insanları "Müslüman" ya da "kafir" yapan doğrudan doğruya Tanrı'nın kendisidir. cezalandırılmaya layık bulmuştur. bir kere besmele. ayetinde geçen besmele ayettir. "Mümin" demek. besmelenin "ayet" niteliğini taşıyıp taşımadığına dair mevcut olan diğer bir anlaşmazlıktır. Buna karşılık İmam Şafi'nin başını çektiği bir başka grup. Kur'an'daki Tanrı'nın söylemesine göre İslamdan başka gerçek bir din olmadığına göre.. Arapçada buna "el-hurûfu'l-mukattaat" adı verilmiştir. "Sin". Mim Sad" şeklinde tekrar karşımıza çıkar. "Elif. Çünkü. Ancak. Daha sonra on üçüncü Rad Suresi'nde. Kur'an'ın her suresinin başında yer almıştır: bunun tek istisnası Tevbe Suresi'dir.. on ikinci sure olan Yusuf sureleri'nde. çeşitli şekillerde olmak üzere. Lam. Bu aynı Tanrı. Bakara ve Al-i İmran surelerinde bu harfler şöyledir: "Elif. neden dolayı "besmele" şeklindeki ilk sözleriyle apaçık olmaktan uzak ve tartışma yaratıcı durumlara vesile olmuştur. anlaşılamaz nitelikte birtakım harfler yer almıştır ki. besmelenin. "Mukattaat" sözcüğü. Müslümanlar için her işe besmeleyle başlamak koşuldur. Lam. 1993. "Tanrı'ya inanmış olan kişi" demektir. Örneğin. namazda sesli olarak okunup okunamayacağı konusu da tartışmalıdır. Kur'an Ansiklopedisi." Bu sureleri izleyen dört sure boyunca bu harflere rastlanmaz. namazda sesli olarak okunmaması gerekir. yani Müslümanları üstün saymış ve onlara ahirette "özel" işlem yapmayı. "Kaf". "Ha". "Nün" Şeklindeki "Başlangıç Harfleri"nin Ne Anlama Geldiği Bilinmez! Kur'an'daki çoğu surelerin başında. Ankara.) Kur'an'da her şeyin "apaçık" kılındığını söyleyen Tanrı. on birinci sure Hud. Mim. Mim. Sin. hem kişiyi kafirliğe sürüklemesi hem de kafirdir diye cezalandırmasıdır.288. On dördüncü İbrahim ve on beşinci Hicr surelerinde "Elif. saptırdıklarını küfür bataklığında bırakmaktadır. c. Mim" ya da "Elif. "Sad". bilinen şu ki. Sonra tekrar kaybolur ve onuncu sure olan Yûnus. "Him". 1994. (Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali. İmanı Ebu Hanife'nin başında bulunduğu fıkıhçılara göre durum budur. bilinmez! Fakat. Ra" ya da "Kaf. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlan. insanları yaratmış ve onlara yeryüzünde nimetler vermiştir. ayet değildir. "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyete açar. sadece Neml Suresi'nin 30. Him" ya da "Ha. Mim. Gerçekten de bu harfler. Ha. Mim" ya da "Ha. Lam. Harfler. kimi de saptırmak isterse. besmelenin "ayet" olup olmadığı. hep "gazaba uğramışlar"dan. fakat. onlara göre. Lam. "Lam". anlaşılması olanaksız bir sonuç yaratmaktadır ki. "Bismillahirrahmanirrahim" şeklinde olmak üzere. Namaz kılmak da "ibadet" şeklinde bir "iş" olduğuna göre. bu keyfiliğini ortaya koymuştur. s. Turan Dursun. çelişkili olup. besmeleyi ayet niteliğinde sayıp namazda sesli olarak okunması gerektiğini savunurlar. ayetinin içinde besmele yer almıştır. Lam. sapmışlar"dan saymış. Muhammed'in Tanrısı. "Elif. Anlaşmazlığı yaratan şey. ortaya namaz sırasında besmele okuma sorunu çıkar. Söylemeye gerek yoktur ki. Mim. Çünkü. çünkü. Ra" şeklini alır. "Ra". çeşitli surelerin başında. Neml Suresi'ne ayet şeklinde girmiştir. Ra" olur. ayet 125) şeklinde konuşmak suretiyle. Ra" ya da "Elif. "Bismilllahirrahmanirrahim" sözcüğünden hemen sonra. Ya. Sad" ya da "Ta. bu sözler. s. "Elif. Ayrı. Kaf ya da "Nün" şeklinde yer almış bulunmaktadır. daha bu ilk sözleriyle insan aklını içinden çıkılmaz anlaşılmazlıklara sürüklemiş görünmektedir. Örneğin. "Mim". Tanrı'nın. Kaynak Yayınları. "Ta". Allah inanmayanları küfür bataklığında bırakır" (En'am Suresi. bu kullarından kendisine inananları.3. Bu nedenle. Tanrı. nimetler vermeyi kararlaştırmıştır. Sonra yine . Lam. Lam. Söylemeye gerek yoktur ki. Ra" şeklini alır.8. "Besmele ile başlamayan her iş güdüktür" demiştir. Neden dolayı Tevbe Suresi'nin başına konmamıştır da. Sin. "Mim". namazdayken besmelenin sesli okunup okunmaması konusunda anlaşmazlık vardır. Anlaşılan o ki."ahirette nimetlerini sadece müminlere veren Allah" anlamındadır. yani "müşrik"leri (putataparları). kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Lam. Lam. buna karşılık diğerlerini. Buna karşılık Nem! Suresi'nin 30. İslama soktuklarını ahirete alıp nimetlere boğmakta. Öte yandan. Sad" ya da "Elif. fakat. İstanbul. Ha" ya da "Ta. Örneğin. Fıkıh mezheplerinden ve fıkıh bilginlerinden bazılarına göre. surelerin başında yer alan besmele. "rahim" sözcüğünün karşılığının "ahirette sadece Müslümanlara nimet veren Allah" şeklinde anlaşılması gerekir. Muhammed.

Yirminci Ta-Ha Suresi'nde. bu tür başlangıç harflerine rastlanmaz. kırk ikinci Şûra Suresi'nde "Ha. başta Süyuti olmak üzere. Mim". Mi/n". Ha. Lam. bunu yaparken. Ha" şeklini alır. bu başlangıç harflerinin anlamının sadece Tanrı tarafından bilindiğini söyleyerek. "Allah" ile "Muhammed'i" aynılaştırmıştır! Kimine göre "Elif harfi. Kur'an'ın gizli "hikmetler" kaynağı olduğu kanısını yaratmak istemişlerdir.59. Sin". "Mim" harfi ise en üstten çıkan harftir. diğer yandan bu söylediklerini yalanlarcasına. bazılarında almamışlardır? Kimse bilmez! Bilgin geçinen herkes. Mim". Ra. "Kaf. İniş (Nüzul) Sırası ve Zamanı.. tıpkı insanların başvurdukları kurnazlıklarla iş gören bir varlıktır! Evet. Nedir bu harflerin anlamı? Neden bazı surelerin başında yer almışlardır da. bunu izleyen ve Kur'an'ın sonuncu suresi olan yüz on dördüncü Nas Suresi'ne kadar artık bu tür harflere rastlanmaz. Ayn. güya Tanrı. s. "Lam"ın karşılığı "Cebrail" ve "Mim"in karşılığı da "Muhammed"dir. Kur'an-ı Kerim ve Meali. Gibi Konular. Mim" şeklinde görünür. otuz birinci Lokman. Fakat. Sad" olarak belirir. İslam bilgini olarak tanınan nice ünlüler. Söylemeye gerek yoktur ki. Kur'an sözcüklerinin bu harflerden oluştuğunu anlatmak ve insanlar tarafından bir benzerinin yapılamayacağını kanıtlamak için konmuştur. Ankara. söz konusu bu harfler konusunda akla yatkın ve kesin bir şey söyleyememiştir! O kadar ki. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlan. Kimine göre de bunlar. Kaf". Anlamı bilinemeyen bir şeyi "apaçık" olarak tanımlamak. yirmi sekizinci Kasas Suresi'nde yine "Ta. Bundan dolayıdır ki. "Elif. oluşmuştur! (Bu konuda bkz. s. "Bunlar Tanrı'ya ait bir sır olup. Ya. anlaşılması imkansız bu tür harflere yer vermek yoluyla (ya da Kur'an'ı derleyenler). Kur'an'da bunu açıklayıcı bir şey yok! Aksine. "Elif. "Ta. Lam. insan hançeresinde en alttan. apaçık kitabın ayetleridir" (Yusuf Suresi. Kur'an'daki her şeyi. Ve güya bu harfler. "apaçık" olmaktan çok uzak bu harflerinin anlamım çözmek mümkün olamamıştır. Muhammed. Mim" olarak görünür. Altı sure boyunca kaybolur ve yirmi altıncı Şuara Suresi'nde "Ta. "apaçık" olduğu iddia olunan Kur'an'ın. Mim. "söze üstü kapalı olarak başlamak.. 11. çünkü. bugüne değin. Daha sonra. anlamlan hakkında bir şey söylenemez" deyip işin içinden çıkarlar. kırk üçüncü Zuhruf Suresi'nde ve kırk dördüncü Duhan surelerinde "Ha. yani l 400 yıl boyunca hiç kimse. Sin. 1958. Mim". Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali. hani sanki bu harfler "apaçık" şeylermiş gibi. Bunlar. kırk beşinci Casiye ve kırk altıncı Ahkaf surelerinde "Ha. okuyanları şaşkınlığa uğratır. kendi anlayışına göre kafadan bir şeyler uydurur. bu tür bilinmezliklerle. "Apaçık" . kırkıncı Mümin ve kırk birinci Fussilet surelerinde "Ha. yüzyıl dinbilirlerinden Bakıllani'nin İ'cazu'l-Kur'an) Kimine göre bunlar "öğrenmenin harflerle başladığına işarettir".) Hani sanki Tanrı. kişileri bir tür büyüleme yoluyla etkilemeye ("esrar'lı bir tarzda teshire) çalışmışlar. Ayn. şeklindeki bu harfler. Mim vd.. D) Kur'an'daki Ayetlerin Sayısı. yüceliğini anlatmak istemiştir! Ya da Elif. Sin. "Elifin karşılığı "Allah". otuzuncu Rûm. Kimi yorumculara göre bu harfler surelerin adıdır. yirmi yedinci Neml Suresi'nde "Ta. l. Altmış sekizinci sırada bulunan Kalem Suresi'nde "Nün" olarak tekrar ortaya çıkar. istanbul. A. Lam. yirmi dokuzuncu Ankebut. söz konusu harfler konusunda. Bütün Arap dili bu iki harf arasında doğup. dikkatleri toplamaya yararlı "bir edebi sanattır". ayet l) diyerek. Kimi yorumculara göre bunlar. Ayrıca bkz. işi biraz daha anlaşılamaz duruma getirmişlerdir. aslında karşısındakilere alay etmekten başka bir şey değildir. Gölpınarlı. bunlar birer bilmece niteliğinde şeyler olarak kalmışlardır! Pek muhtemeldir ki. Sin. 1993.. otuz ikinci Secde surelerinin başında. Kimi yorumcular.kaybolur ve on dokuzuncu Meryem Suresi'nde. Sonra yirmi üç sure boyunca. Tanrı'ya özgü adlarının birer ifadesidir: örneğin. sonra onu açmak daha fazla ilgi uyandırır(Bu konuda bkz. bir yandan Kur'an'ın "apaçık" (mübin) bir kitap olduğunu söylerlerken. hiç akıl süzgecinden geçirmeden ve düşünmeden kabul alışkanlığını pekiştirmişlerdir. "Buyrun siz de benzerini yapın!" diyerek. Kur'an'ın bizzat kendisi.

"aziz" (güçlü). ayet 278). 6210 olduğunu söyleyenler (örneğin. böyle yapılmamıştır. "Allah'a döndürüleceğiniz. yine belli bir sıraya ve düzene göre yerleşmiş olmaları gerekirken. Kur'an'ın bir benzerini hiç kimselerin yapamayacağını anlatmak amacıyla. Muhammed'e şöyle hitap etmekte: "De ki: 'insanlar ve cinler. ayet 88). Ayet sayısı konusundaki anlaşmazlık. bu da tartışmalıdır. "hakim" (hikmetli). Kur'an'daki tanıma göre "Mütekebbir" ("ulu" ve "yüce").Bu itibarla Kur'an. sonra da her şahsa hak ettiği eksiksiz verileceği. yani "mushaf tertibi "ne göre birinci sıradadır. Kimine göre ilk inen ayet. böyle de yapılmamıştır. "Ey bürünüp sarınan (Resulüm). bilimsellikle bağdaşmayan bir kitap göndereceğini düşünmek güçtür. Yine bunun gibi hangi surenin hangi ayetinin en son gelen ayet olduğunu bilen yoktur. bu surenin. Kur'an'da ikinci sırada yer alan Bakara Suresi'nin 278. Üstelik bir de şu var ki. hangisinin en son olarak indiği bilinmez." ya da ". ayetidir ki. Karmakarışık bir sıra izlenmiştir. "Oku. Kimi yorumculara göre en son inen ayet. Turan Dursun. Muhammed'e.( Bu konudaki görüşler için bkz. Şamlılar) vardır.. daha doğrusu 114 sureden ibaret olan Kur'an'da 96. ayetleri karmakarışık düzende bir kitap ineceğine elbetteki ihtimal verilemez! Pek muhtemeldir ki. Gerçekten de. Bu şekilde hazırlanmış olmasının nedenlerine dair. . Alak Suresi. Mekkeliler). andolsunki. çeşitli konularla ilgili ayetler karmakarışık şekilde dizilmiştir. ayet 1-2). hangi surenin hangi ayetinin ilkönce. birbirine yardımcı olarak.3. Medineliler) ya da 6 216 olduğunu öne sürenler (örneğin. sıra ve düzeni olmayan. Bu sure ise. sırada yer alan bir suredir." (Alak Suresi. sure olarak yer almıştır. Hem de öyle bir Tanrı ki. mantıken güçtür. Kimine göre "ayet" sayılan şey.. iniş sırası (nüzul sırası) itibariyle altıncı sırada yer almıştır. Eğer gerçekten inanıyorsanız halen mevcut faiz alacaklarınızı terk edin" (Bakara Suresi... sırada yer almıştır.. bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler.Olmaktan Çok Uzak. Fatiha Suresi. Kur'an'ın başına alınmıştır. "alim" (her şeyi en iyi bilen) olan bir Tanrı'nın. yine Bakara Suresi'nin 281. Genellikle bu sayının 6 666 olduğu kabul edilir. bir günden sakının" . 6214 ile 6217 arasında olduğunu söyleyenler (örneğin.. bunların. yine de benzerini ortaya koyamazlar" (İsra Suresi. Müddessir Suresi'nin. ayetidir ki. c..) Öte yandan..Kalk ve (insanları) korkut (uyar)!" şeklinde hitap eden ayetlerden önce indirilmiş olmasını kabul etmek. 149. doğal olarak Kur'an'ın en başında yer alması ve diğer ayetlerin de iniş sırasına göre ve nihayet en son inen ayetin de Kur'an'ın sonuna konması gerekirken. s. Kur'an'da (mushaf tertibine göre) 74. Hep Tartışmalı! Kur'an'daki ayetlerin sayısının gerçek olarak ne olduğu kesin olarak bilinmez: bu sayının 6 204 olduğunu söyleyenler (örneğin. Kimine göre en son ayet. Fakat. age. "ayet" deyiminden ne anlaşılması gerektiğinin bildirilmemesinden. Oysa ki. bir kere.. Kimilerine göre ise ilk inen ayetler "Fatiha" Suresi'ndedir ki. fakat Kur'an'da ("mushaf tertibi"ne göre) 96. Bunları söyleyen bir Tanrı'dan. Muhammed'in ölümünden sonra Kur'an'ı derleyenlerden gelmedir. şöyledir.. Muhammed'e "oku" emrinin verildiği Alak Suresi'nin şu ayetidir: "(Ey Muhammed) Tanrı'nın adıyla oku. Kur'an'ın sonlarında yer alan surelerden biridir. bu konu tartışmalıdır. kimine göre "ayet" değildir. bu düzensizlik. Kimine göre Kur'an'ın birinci ayeti. "riba ayeti" diye bilinir. Basralılar) yanında. Yani "nüzul" sırası itibariyle birinci. sure ve. Tanrı'dan geldiği söylenen ilk ayetin. anlaşılması mümkün olmayan bir düzende derlenmiştir. "Kalk ve (insanları) korkut (uyar)!" şeklindeki bir ikinci ayetle tamamlanır. şöyledir: "Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer bu ayetler "konu" esasına göre indirilmiş olsa. Kur'an'da bir açıklık da yoktur." diye başlayan ayetidir ki. daha doğrusu "ayet" tanımındaki kararsızlıktan doğmadır.

Ve yine bu yorumculara göre.. ayetlerinin son gelen ayetler meyanında gösterilmesine akıl erdirmek kolay değil. ayetler olduğunu söylerler.) İniş sırası (nüzul" tertibine göre sırası) itibariyle 87. Ve güya bu en son gelen ayet (yani Maide Suresi'nin 3.. örneğin. Tanrı. age. imanın ve ahlakın bütün esaslarını." (Maide Suresi.3. 102 vd. dördüncü sıradaki Nisa Suresi'nde (ayet 161) ve Otuzuncu sıradaki Rûm Suresi'nde (ayet 39) "faiz" konusunu hükme bağlayan ayetler bulunmakta. inen iki ayeti. "faiz" gibi önemli bir konuyu düzenli olarak belirtmesin de. Kur'an'ın en başlarında. mirasla ilgili olarak Nisa Suresi'nde yer alan 127. Kur'an'ın "nüzul tertibi"ne (iniş sırasına) göre 113. Görülüyor ki. Maide Suresi'nin son ayeti olarak bile değil. s. age. Kur'an'ın sonunda değil. zira ". Kur'an'da. başlarına konmuş demektir. sosyal kanunların en mükemmelini ve her şeyi gönderdiğini.Bugün size dininizi ikmal ettim.Bugün size dininizi ikmal ettim. Ancak. daha sonraki surelerde "faiz" anlamına gelen "riba" ile ilgili daha birçok ayet var. c. "Bu ayet. dokuzuncu sırada olmak üzere yer almıştır. Kur'an'ın en sonunda değil.(Bu hususta bkz.. s. söz konusu ayetin inişinden seksen gün kadar sonra Muhammed ölmüştür ve bu süre içerisinde Tanrı ne yeni bir ayet indirmiş ne de evvelce indirmiş olduğu ayetlerden herhangi birini "nehyetmiştir" (kaldırmıştır). 126 ve c. iş bununla bitmiş değil. ve 129.. Al-i İmran Suresi'nin 180.. her şeyi en iyi şekilde düzenleyen bir Tanrı. başkaca "tebligat" da olmayacağını ve koymuş olduğu hükümlerin artık asla kaldırılamayacağını bildirmiştir. yasaklar konusuyla ilgili bir . Tanrı'nın.(Elmalılı H. Tevbe Suresi. bu Bakara Suresi. ayet 281).) Hiç düşünülebilir mi ki. böylece Müslüman kullarına İslamın tamamını verdiğini. Fakat.. suredir. "en son gelen ayet" diye gösterilen bir ayet.5. ve 8. Maide Suresi'nin baştan üçüncü ayeti olmuştur. sure olarak indiği kabul edilir.( Turan Dursun. Kur'an'ın en başına geçirsin?! Yine bunun gibi kimi yorumcular. bu sure. 54) Eğer bu ayet.1568-1569. başlarında. Şu durumda en son surenin. Bu satırların açıklamasını yapanlara göre. 11. Çünkü. dördüncü sırada yer almış olan bir suredir ve 92. Muhammed'in "peygamberlik" görevinin artık sona ermiş olduğunun kanıtı sayılmıştır.. son söz olarak şöyle dediği yazılıdır: ".. ayetleri olduğunu söyleyenler de vardır. ve 12. bazı yorumculara göre.146. s. beşinci sırada olan bir suredir. Oysa bu ayet. Oysa Nisa Suresi. sondan bir önceki sure demektir. sure olarak kabul edilir. en son. c..Tanrı elçisinin ölümü zamanının yaklaştığını gösteriyor") demiştir. Fakat bu arada. İslam dininin bütün buyruklarını. Oysa. Maide Suresi ise. hiç yeri ve gereği olmadan. haramlar. l. ve 176. Kur'an'daki sıraya göre. Miras sorunları konusunda daha pek çok ayet vardır ki. Kur'an'ın en başlarına (yani beşinci sıraya) oturtulmuş. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. "Bu ayet Resulullahın vefatı takarrüb ettiğine delalet ediyor" (diğer bir deyimle. Hadid Suresi'nin 10. Miras sorunlarının sadece belli bir kesimini hükme bağlayan Nisa Suresi'nin 127. gerçekten Tanrı'nın en son indirdiği ayet ise." şeklinde olan ve "en son gelen ayet" diye bilinen bu sözler. ayeti). süresidir ki.(Bakara Suresi. s. üçüncü ayeti olarak görünmektedir. En son inen ayetlerin Tevbe Suresi'nin 128. Muhammed'in Medine'ye hicretinden sonra (yani kendisini "peygamber" olarak ilan edişinden on ya da on üç yıl sonra) ilk "nazil" olan sure olarak kabul edilir. bu takdirde şunu düşünmek doğaldır ki. Öte yandan söz konusu ayetler miras sorunlarından sadece bir kısmını kapsamaktadır. ayet 3). ayetin inişi sırasında Ebu Bekir ağlamaya başlamış ve sebebi sorulduğunda. Kur'an'ın orasına burasına serpiştirdiği ayetlerle anlatmaya çalışsın?! Ve bunu yaparken en son olarak indirdiğini söylediği bir ayeti. Elmalılı Hamdi Yazır. Kur'an'ın Maide Suresi'nin üçüncü ayetinde.2. Kur'an'ın başında yer almış olmakla beraber. Hemen hatırlatalım ki. baştan üçüncü sıradaki Al-i İmran Suresi'nde (ayet 130). başkaca verilecek bir şey kalmadığını. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. başlarında. Kur'an'da (Fatiha Suresi'nden sonra) baştan ikinci sırada yer alan bir suredir. age. en son ayet olarak Kur'an'ın en son suresinin en sonunda yer almalıydı. Kur'an'ın en sonuna değil. son inen ayetlerin. c. ayetleri olarak düzenlenmişlerdir. bununla beraber iniş sırası itibariyle 112. Yazır. Nisa Suresi'nin 7. ve 176...

eğer bu deyim başlı başına bir ayet sayılacak olursa. Bugün size dininizi ikmal ettim. Verilecek bir başka örnek. boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar. namazda sesli olarak okunması gerekir. Bugün kafirler. ayet 119. A'raf Suresi. eleştiriyi sürdürdükçe işin içinden çıkılmaz bir durum ortaya çıkmakta! Bu konuya.. leş.. Kur'an için hiç de son nitelikte olamayacak sözlerle karma yapılıvermiştir. yukarıda altını çizdiğimiz satırların. . gibi şeylerin ya da belli bir şekilde öldürülmemiş hayvan etlerinin yenilmesi yasak kılınmakta. kan.. her hususta "apaçık" olmaktan çok uzak kılmaktadır. Daha başka bir deyimle birbirini tamamlayan iki fikrin (yani. "alim" ve "bilgi sahibi" bir Tanrı. Dikkat edileceği gibi. 150-151. Görülüyor ki. domuz eti vs. Bu bildirildikten sonra.. Nahl Suresi. Artık onlardan korkmayın." şeklindeki satırlar konuvermiştir.. En'am Suresi.Bugün size dininizi ikmal ettim. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. Çünkü. Allah'tan başkası adına boğazlanan. İmam Ebu Hanife gibi fıkıh bilginlerine göre. kan. bu. yine birdenbire haram ve yasaklar konusuna dönülmekte ve açlık halinde haram etlerden yenebileceği eklenmekte. namazda sesli okunmaz. ayet 116). Nisa Suresi. Gerçekten de Maide Suresi'nin üçüncü ayeti aynen şöyle: "Leş. "kutsal" diye insanlara gönderdiği Kur'an gibi bir kitabı. hem de önemli sonuçlar doğuracak kertede tartışmalıdır. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. Yok. leş. kan. başka bir vesileyle. diğer surelerin başında yer alan "besmele" deyiminin -ki "Bismillahirrahmanirahim". Oysa ki İmam Şafi’nin başında bulunduğu fıkıhçılara göre besmele gerek Fatiha Suresi’nin gerekse diğer surelerin ilk ayetidir. haram ve haram yeme hallerinin ne olduğunu anlatan iki fikrin) arasına ".. gibi şeyleri sizlere yasak kıldım. putlar üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız. Bakara Suresi.. "Hiç de son nitelikte olamayacak sözler" diyoruz. Şu bakımdan ki.. sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Tevbe Süresi hariç. Kim gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). ayet 172-173.ayetin tam ortasına oturtulmuştur.. ayet 50. Tanrı'dan korkmaları gerektiği vurgulanmakta. Ve bu tür tartışmalar. eğer ayet ayet sayılmıyorsa. boğulmuş. domuz eti. Müslümanlara olan nimetini tamamladığı ve din olarak onlara İslamı seçtiği bildirilmekte. kafirlerin İslam dinine kötülük yapamayacakları anlatılmakta ve Müslümanların kafirlerden değil. ayet 93. benden korkun. ayet 3). tekrar döneceğiz. Böylece Tanrı'dan "en son" geldiği söylenen sözler.. Yine tekrar edelim ki. 160-161. Bunlar yoldan çıkmaktır. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an'ı. 144-146. Öte yandan “ayet” sayılıp sayılmaması Kur’an’daki ayet sayılarının saptanması bakımından da önemlidir. Kur'an'ın ilk ya da en son suresinin (ya da ayetinin) ne olduğu konusundaki tartışmalar bitmiş değildir. 138-140.. daha önceki ve daha sonraki satırlarla hiçbir ilgisi yok. domuz eti vs. sadece Neml Suresi’nde yer aldığı şekliyle ayet olarak kabul edilir. Bu yapıldıktan sonra birdenbire Tanrı'nın İslam dinini "ikmal ettiği" (kemale yetirdiği). "Ey Müslümanlar. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir" (Maide Suresi. fakat açlık halinde bunları yiyebilirsiniz" şeklindeki sözlerle bitirmiş olsun? Hani sanki insanlara en son olarak söylenecek başkaca bir şey bulanamazmış gibi! Kaldı ki haram ve yasaklarla ilgili olarak Kur'an'ın diğer birçok yerinde ayetler bulunmakta (örneğin bkz. Daha önceki satırlarla. ayet 33. size haram kılındı. Kur'an'daki "besmele" sözcüğüyle ilgili olarak şöyledir: Biraz önce değindiğimiz gibi. ilerideki bölümlerde. yani "rahman ve rahim olan Tanrı'nın adıyla" sözcüklerinden ibarettirbaşlı başına bir ayet olup olmadığı da tartışmalıdır. Al-i İmran Suresi. başlı başına bir ayet sayılmaz. çünkü düşünülebilir mi ki.

Görülüyor ki. onların kulaklarını ve gönüllerini açması beklenmez mi? . doğru yola sokanın ya da dar ve sıkıntılı kılıp saptıranın Tanrı olduğu yazılıdır. HATTA BAZI HALLERDE ANLAŞILMAMASINDAN YANA OLMAKTA! Biraz yukarıda Kur'an'ın apaçık bir kitap olduğunu belirleyen hükümlerden bazılarına değindik ve dedik ki. Tanrı.Onlardan seni (okuduğun Kur'an'ı) dinleyenler de vardır. hem Kur'an'ı anlamasınlar diye. seninle ahirete inanmayanların arasına gizleyin bir örtü çekeriz. İsra. sanki bunları hiç söylememiş gibi çıkı verir ve bu kez Kur'an'ın anlaşılmasını istemediğini ya da bazı ayetleri "muhkem" (kesin) ve bazılarını da "müteşabih" (çeşitli anlamlara gelecek) şekilde indirdiğini bildirir. ve Kehf gibi bazı surelerde. yukarıdaki ayette söz konusu edilen kişilerin. Araplar iyice arılayabilsinler diye Kur'an'ı Arapça olarak ve "apaçık" şekilde indirmiştir. Tanrı'nın.( İsra Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Biz Kur'an'ı okuduğun zaman. ayetlerinde "inanmanın" Allah'ın izni ve istemesiyle olacağı belirtilirken. gönülleri dilediği gibi açan ya da kapayan Tanrı'ya ait olması gerekmez mi? Ve esasen Kur'an'ı dinleyip anlamak için kulağın "kulak" olması ve "açık bir kalp" bulunması şart değil mi? Şu durumda Tanrı'nın. ayet 25.. 39). Sen. ayet 46. Ayrıca. hem de ayetleri anlamıyorlar diye onlara "sağır ve dilsizler" diyerek çatmaktadır! Her ne kadar Kur'an yorumcuları. gerisin geri dönüp giderler" (İsra Suresi. onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. 'Bu Kur'an eskilerin masallarından başka bir şey değildir' diyerek seninle tartışırlar" (En'am Suresi. "imansız" ya da "sapık" oldukları için Kur'an'ı dinlemek istemiyor iseler. Kur'an ayetlerini dinlemek istemeyen kimseler olduklarını ve Tanrı'nın bu yüzden kalplerini örttüğünü. Muhammed'in anlatmasına göre. yine de ona inanmazlar. Fakat. Kur'an'da Rabbinin birliğini yad ettiğinde. Kur'an ayetlerini dinlemek istemeyenlerin kalplerini örtecek ya da kulaklarına ağırlık koyacak yerde aksini yapması. Ancak. ayet 57). ÇOĞU ZAMAN ONU ANLAŞILAMAZ NİTELİKTE KILMAKTA. eğer bu ayetlerde sözü edilen kişiler "puta tapan". En'am. Yani Kur'an'daki Tanrı. ayet 45-46)). "Allah dileseydi puta tapmazlardı" (En'am Suresi. bunun sorumluluğunun. Bu yetmiyormuş gibi. Bunlardan bazı örnekleri ilerideki sayfalarda göreceğiz. kulaklarına ağırlık koyduğunu söylerlerse de. ayetinde) insanların gönlünü dilediği gibi açıp onları Müslüman yapanın. karanlıkta kalmış sağır ve dilsizlerdir" (En'am Suresi. gözlerine perdeler ve kulaklarına ağırlıklar koyduğu anlatılmıştır: ". Tanrı. Daha önce de değindiğimiz gibi. pek çok ayeti de hiç kimsenin anlayamayacağı bir şekilde gönderdiğini ekleyiverir. Allah'a karşı gelen. canları sıkılmış vaziyette.IV KUR'AN'I "APAÇIK" OLMAK ÜZERE İNDİRDİĞİNİ SÖYLEYEN TANRI. bu hükümlere göre Tanrı. ayet 107) denmiştir. insanların kalplerine örtüler ve kulaklarına ağırlık koyduğunu anlatmakta. Kur'an'ı anlaşılsın diye "apaçık" ve "Arapça" olarak gönderdiğini söyleyen Tanrı. ayet 27. Yine aynı surenin 107. birçok halde Kur'an'ın anlaşılmasını engellemek istediğini açıkça bildirmiştir.. bir de "muhkem" (kesin) nitelikte gönderdiği ayetleri anlaşılması imkansız kılmak yanında. Bu böyle olduğuna göre. bazı kişilerin Kur'an'ı anlamalarına engel olduğunu söylüyor ve biraz daha şaşırtıcı bir ifadeyle şunu ekliyor: "Ayetlerimizi yalanlayanlar. Kur'an'da (örneğin. En'am Suresi'nin 125. kulaklarına da ağırlık verdik. Örneğin. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile. ve 111. Kur'an'ı anlaşılmaz kılmak için insanların kalplerine örtüler. fakat şimdilik şunu belirtelim ki. İsra Suresi. Hatta o kafirler sana geldiklerinde. onlar. Kehf Suresi. doğru olanı söylemiş olmazlar. birdenbire karşımıza. yine Muhammed'in söylemesine göre. onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne perdeler.

BAZI AYETLERİ ANLAŞILAMAZ NİTELİKTE KILMIŞ! Muhammed'in söylemesine göre. "muhkem" sözcüğünü. 'Cehennemi hem cinlerden hem insanlardan bir kısmıyla dolduracağım' diye benden kesin söz çıkmıştır" (Secde Suresi. "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. Daha başka bir deyimle Tanrı.. Bu tanımlamalara göre. elbette herkese hidayetini verirdik. net olan". Tanrı. örneğin Al-i İmran Suresi'nin." (Hud Suresi. İsra Suresi. "Anlamı ve yorumu bilinen. "yalnızca tek anlamı olan" şeklinde tanımlarlar. "kanıtlıkları kesin... Tanrı'yı. kişilerin İslamı kabul etmemelerinin sorumluluğunun kendisinde değil. kişileri İslam yapamamanın sorumluluğundan kurtulmaya çalışmıştır. herkese "hidayetini" vermek olasılığına sahip olduğu halde vermiyor. İslamdan başka dinlere rağbet edenler tam bir sapıklık ve ziyan içindedirler" (Al-i İmran Suresi. Kehf Suresi. Yani. Daha başka bir deyimle onların kafir olmalarını ya da kafir olarak kalmalarını istemiştir. Muhammed bu tür ayetleri Kur'an'a koymakla.. başarısızlık damgasını yemekten sıyrılmak istemiştir. yine Muhammed'in söylemesine göre. anlaşılır olan". ayet 57) şeklinde konuşmuş olarak göstermekle de aynı taktiği izlemiştir. dilemiş olsa. Yine bunun gibi Hud Suresi'nde Tanrı'nın. ayet 7). "hükmü geçerli olan" (yani ortadan kaldırılmamış olan). ayet 118) dediği ve ". "kesin anlamlı olan". her ne kadar Kur'an'ı "apaçık" olmak üzere gönderdiğini bildirmekle beraber. bunlar kitabın esasıdır. Muhammed'in söylemesine göre. Ve bunu şu sözleriyle açığa vurmuştur: "(Ey Muhammed!) Sana (Kur'an'ı) indiren O'dıır. ayet 25. bazılarını da "müteşabih" (yani. insanları "ihtilafa" düşürtüyor ve dilediklerini cehenneme atmak suretiyle kendi kendine vermiş olduğu sözü yerine getirmiş oluyor! Hemen belirtelim ki... "Kesin olarak Tanrı katında (gerçek) din yalnızca İslamdır. bazı kişilerin kalplerini daraltmak suretiyle. (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki. kulaklarına da ağırlık koyduk" (En'am Suresi.. Bu nedenle.. Örneğin. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler.Fakat. "Onlardan seni dinleyenler vardır. Tanrı. Din bilginleri.Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağını" (Hud Suresi. Fakat. Tanrı'da olduğunu anlatarak. V KULLARINI İNANÇ BOCALAMASINDA BIRAKMAMAK İÇİN TANRI. Secde Suresi'nde Tanrı'nın şöyle dediği yazılıdır: "Biz dilesek. Kur'an'ı anlarlar diye. ayet 119) diye eklediği bildiriliyor. " (Al-i İmran Suresi. Bunun da sebebi."açık ve seçik" ya da "kesin" anlamlı). çünkü cehennemi insanlarla (ve cinlerle) dolduracağına dair kendi kendine yeminler etmiştir. kitabın bazı ayetlerini "muhkem" (yani. açıklamaları sağlam. ayet 13). "anlamı tam olarak anlaşılamayan "ya da "çeşitli anlamlı") nitelikte kılmaktan geri kalmamıştır. ayet 19 ve 85) şeklindeki . ayet 46. Diğerleri de müteşabihtir. kalplerine örtüler. Kur'an'ın onlar tarafından anlaşılmasına engel olmuştur. cehennemi insanlarla dolduracağına dair kendi kendisine söz vermiş olmasıdır.

65. "İç kesim" sayıldığı zaman.( Taberi. ayet 6) diye ekleniyor. yüzlerini. zira bir ayette yirmi Müslümanın iki yüz kafiri tepeleyeceğini söylerken. bu da güya fikir özgürlüğünü oluşturmak içindir. fakat. "boy aptesinden" ya da "tastamam yıkanın" deyiminden ne anlaşılması gerektiği bildirilmiyor." (Maide Suresi. age. Müslümanların zayıf oldukları dönemler için 65. daha sonraki 66. bu konuyu "çözümsüz" bir "çözüme"bağlayıvermiştir. o da şöyledir: Tanrı. ağza alınan bir şey.ne anlama geldiği. Kur'an'ın "Tanrı katında itibarlı bir elçinin getirdiği söz" olduğu bildiriliyor. Şu bakımdan ki. bu ayetlerde geçen "elçi" sözcüğünün.. 17 vd. ayetin geçerli olup olmadığı belli değil! Hiç değilse tartışmalı! Çünkü. Kimi yorumculara göre 65. yoksa "Muhammed" için mi kullanıldığı belli değil. Süyuti gibi din bilginleri." Fakat. Fahruddin Razi. Yine bunun gibi.ayeti.) Öte yandan biraz önce belirttiğimiz gibi. ayet. "Cebrail" için mi. l 400 yıl boyunca da bilinemediği içindir ki. Nesefi.Eğer cünüp oldunuz ise. Onu izleyen 66. Kimi yorumculara göre ise Tanrı. Lam. Görülüyor ki. şeklindeki harflerin -ki "el-hurüfu'l-mu-kattaat" diye tanımlanıyor. "anlamı hiçbir yolla bilinemeyen". Müslüman kullarının gücü konusunda kararsız ya da fikir değiştirmiş gibidir. ayette ise. ne için konduğu bilinmez. Sad" vd. namaz kılmaya kalkanların. böylece çeşitli durum ve ihtiyaçlara uydurulmalarına olanak sağlamak istemiştir ki. Kurtubi. bir Müslümanın on kafiri haklayacağı) yazılıdır. Kur'an'ın "muhkem" ve "müteşabih" ayetlerden oluşmasını bazı İslamcılar iki gerekçeye dayatırlar. bu takdirde cahil Araplara o anda akıllarının alamayacağı şeyleri söylemiş ve dolayısıyla onları tereddüt ve inanç bocalaması içinde bırakmış olurmuş! İkinci gerekçeye gelince. Bu gerekçelerden biri şudur: güya Tanrı. boy aptesi alın. ayeti... s.3. anlaşılsın diye Kur'an'ı "apaçık" olarak indirdiğini ısrarla söyleyen ve bu söylediğini Kur'an boyunca . gönderdiği bütün ayetler herkes tarafından anlaşılmasın. ayet kaldırılmamıştır.3. age. yutmadıkça. Örneğin. acaba cünüpken şart olacak mı? Yorumculardan bir kısmı "boy aptesi" deyimini "vücudun dış kesimi" olarak tanımlamakta. ayetinde Kur'an'ın ". Mim. "şüphe" uyandıracak nitelikte (müteşabih) ayetler de göndermekle istemiştir ki. geçerlidir. ama diğer hallerde yıkamak aptes için gerekli değil gibi! (Bu konuda bkz. 138. Ayetin bu kısmı. Muhyiddin İbn Arabi gibi kaynaklardan aktaran bkz. Bununla beraber "ağız" kısmı. Çünkü. 140.cünüpseniz tastamam yıkanın.. "birden çok anlama gelebilen" ya da "hükmü yürürlükten kaldırılmış olan" şeklinde anlarlar. ayetlerinde de.. "Bunların anlamım sadece Tanrı bilir" diyerek.. namaz aptesinde ağzı yıkamak şart değil. bunu. eğer her şeyi anlaşılır şekilde açıklamış olsaymış. savaşta iki yüz kafire galip geleceği (yani. Turan Dursun. kesin ve anlaşılır (muhkem) ayetler yanında. Hakka Suresi'nin 40. ayeti koymayı düşünmüştür. (Cerrahoğlu.. ve 20. bazen "dış kesim"e.. Bu nedenle 65. güçlendikleri dönem için 66. dirseklerine kadar ellerini.. bir Müslümanın iki kafiri haklayacağı) belirtiliyor.. tükürük orucu bozmuş olmuyor! Şu durumda "cünüp"ken ağzı yıkamak gerekli. c. "Dış kesim" sayıldığı zaman. bunların yorumlanmalarına. kafirlerden iki yüz kişiye galip gelecekleri (yani. bazen de "iç kesim"e giriyor. ayetleri çeşitli ve farklı anlamlara gelebilir şekilde göndermekle. bazı çevirilerde şöyledir: ". ".) Örneğin. diğer bir ayette yüz Müslümanın iki yüz kafiri haklayabileceğin söylemektedir. Tekvin Suresi'nin 19. Turan Dursun. "anlamım hiç kimsenin bilemeyeceği". her ikisi de "müteşabih" sayılıyor. s.. Bu iki ayet arasında çelişki olduğu için. c. "çeşitli anlamlı". Müslümanlardan yirmi kişinin. Biraz ileride göreceğiz ki. 62) Hemen belirtelim ki. surelerin en başında yer alan "Elif.çok şerefli bir elçinin sözü" olduğu yazılıdır. Hani sanki Tanrı. tekrar kısaca değinelim ki. *** Konuyu daha önceki bölümlerde ele almış olmakla beraber.. Maide Suresi'nde. Yine bunun gibi Enfal Suresi'nin 65.. her ikisi de "müteşabih" nitelikte ayetler sayılıyor. başlarını ve topuklarına kadar ayaklarını yıkamaları emredilirken. kesin ve apaçık anlamlı ayetlerdendir. s. age. ayet ile ortadan kaldırılmıştır. ayetinde. orucu bozmuyor.. Müslümanlardan yüz kişinin. bu gerekçelerin her ikisi de ve aklı çileden çıkarır nitelikte şeylerdir. "Müteşabih" sözcüğüne gelince.

Bütün bunlar bir yana. Turan Dursun. "din" anlamında olduğuna göre. "çeşitli anlamlı (müteşabih) ayetlerin anlam ve yorumunu Tanrı'dan başkası bilemez" şeklinde olması gerekir.) Bazıları ise. Ayşe. değil halktan kişiler.. c. yaralamadan. İşte kalplerinde eğrilik olanlar... sırf endişeye kapıldığı için. Eğer bunların yorumunu sadece kendisi biliyor ise. elbetteki apaçık bir şekilde ortaya koyar ve aklın üstünlüğünü. yani felaket demektir. akla ters düşen konulan reddetmek anlamına gelir. fitne çıkarmak ve onu tevil etmek (kendilerine göre yorumlamak) için ondaki müteşabih ayetlere yapışıp. orasını burasını kırması mümkün.. onlarla uğraşır dururlar. Öte yandan ayette dayak cezasının ne nitelikte olacağı da belli edilmemiştir.) Burada geçen "ilim" sözcüğü. Bu ayeti. bu takdirde "müteşabih" ayetlerin yorumu işinin. ancak Tanrı'nın dinde yüksek payeye eriştirdiği kimselere ait olması gerektiğini kabul gerekir ki. yerlerine yenilerini koymak mümkün sayılamadı-ğına göre. hafifçe dövebilirler" şeklinde yorumlayabilirsiniz. yorum yoluna başvurmanın anlamı ve faydası olur mu? Örneğin. bir an için diyelim ki. belki laf cambazlığıyla (ya da hadislere başvurarak). akılcı düşünce yoluyla oluşan bir şeydir ki. Fikir özgürlüğüne taraftar olan bir Tanrı. Kur'an'da.(Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Meali. "Serkeşliğinden endişe ettiğiniz karınızı dövün. dinde "ulema" olanlardır. bunu kapalı ifadelerle değil. anlaşılması mümkün olmayan hükümleri niye koysun? Eğer bazı insanların anlayış gücünden yoksun olduklarını ve bu nedenle "tereddüt ve inanç bocalaması" içerisinde kalacaklarını düşünüyor ise. (Bu inceliği) ancak akliselim sahipleri düşünüp anlar" (Al-i İmran Suresi. hem de insan haklarına ters bir nitelik taşımaktadır.. Hepsi Rabbimiz tarafındandır' derler. Oysa ki. karısını dövebilecektir. aklın kabul edemeyeceği bir şeydir. Görülüyor ki Tanrı. karısının serkeşliğinden (itaatsizliğinden) kuşkuya düştüğü an. koca. ayette geçen "ve'r-rasihûne" sözcüğünün başındaki "vav" harfini "atıf edatı" kabul edip. yukarıdaki ayetin okunuşu.tekrar eden bir Tanrı. yani henüz ortada suç diye bir şey yokken. "ilimde derinleşmiş" olanlar bile habersizdirler. eğer bu görüşü geçerli sayacak olursak. göndermenin anlamı nedir? Bazı yorumculara göre Tanrı. ayet 7).. İbn Abbas. her şeyi yapmaya kadir bir Tanrı olarak.. Tanrı." (Nisa Suresi. Bu ayet. esas itibariyle "yorum" sistemini getirmek. yukarıdaki ayeti. herkesin anlamasını istediği Kur'an'a.. çünkü kaldırmaya kalktığınız takdirde Tanrı'dan geldiği söylenen bir hükmü . anlaşılması olanaksız ya da kullarını (örneğin yorumcuları) birbirlerine düşürtecek nitelikte "müteşabih" ayetler koymak suretiyle yapması. kuşku üzerine ceza yoluna başvurmayı kabul etmez.. fakat ortadan kaldıramazsınız. Daha başka bir deyimle. bu da ortaya dinsel bir "oligarşi" ya da İran'dakine benzer "mollalar hükümeti" sistemini çıkarır. ama "fikir özgürlüğü" denen şey. "kocalar kanlarını. fikir özgürlüğünü sağlamak amacıyla öngörmüştür. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınlan.157.. Muhammed'in Tanrısı. ceza verme hakkını tanımakta! Yani. 1991. ayet 34) diye ayet var." demek suretiyle. istanbul.49. İlimde yüksek payeye erişenler ise. rehberliğini temel kılardı. öfkesine hakim olamayarak kadını aşırı bir şekilde dövmesi. hem bir yandan "müteşabih" nitelikte ayetler gönderdiğini söylüyor hem de bunların yorumunun sadece kendisine ait olduğunu ekliyor.Halbuki onun (yani müteşabih ayetlerin) tevilini (yorumunu) ancak Allah bilir. Ancak. s. Allah ve ilimde yüksek payeye erişenler bilir" şeklinde okurlar. Nitekim. (Bu konuda bkz. Bu durumda kocanın. "müteşabih" ayetlerle uğraşmanın ve bu ayetleri yorumlamanın dahi "fitne" çıkarmak olduğunu bildirmekte! Gerçekten de yukarıdaki ayetin bununla ilgili satırları şöyledir: ". s. aklın vahye üstünlüğü demektir. Kur'an'a. Evet. onlara neden anlayış gücü vermesin? Ve neden ayetlerin tümünün anlaşılmasını sağlamasın? İkinci gerekçenin mantıksızlığı daha da bariz bir şekilde ortadadır: fikir özgürlüğünü sağlamak isteyen bir Tanrı'nın. "müteşabih" nitelikteki ayetleri. kendisinden başka hiç kimsenin bilemeyeceği ayetler koyduğunu bildirmiştir. çeşitli anlamlı (müteşabih) ayetleri hiç kimse anlamasın diye indirmiştir ve bunların yorumunu kendisine saklamıştır. Bunların anlamından ve yorumundan. "çeşitli anlamlı (müteşabih) ayetleri. Oysa hukuk. Şu bakımdan ki. gibi kaynaklara göre. age. "Tanrı sözleri"dir diye kabul edilen Kur'an hükümlerini ortadan kaldırmak. böyle yapmak yerine. 'Ona imindik. ".3. kocaya. kalkıp da bu işi. Malik İbn Enes vs. hem hukuk anlayışına. Halbuki onun tevilini (yorumunu) ancak Allah bilir. "yüksek payeye erişenler"den maksat.

Hepsi Rabbimiz tarafındandır' derler. Kur'an eğitiminin..'İlimde yüksek payeye erişenler. bunu ilerideki sayfalarda kısaca özetleyeceğiz ve göreceğiz ki. çünkü. şu muhakkak ki. her ne olursa olsun. hem de buna takılanları kalplerinde eğrilik vardır diye kötülüyor! Olacak şey midir bu?! Fakat.İlimde yüksek payeye erişenler ise. Aklın "özgür" ve dolayısıyla "yaratıcı" nitelikte oluşabilmesi için. ona savaş açmış duruma düşersiniz. dilediği gibi onların kalplerini daraltan. şöyle demiştir: ". anlamı tanı olarak anlaşılamayan bu ayetlere inandık. "çeşitli anlamlı" ayetlerin anlamının ne olduğunu bilmeden "Biz. çıkamamışlardır. Çoğu yayımlarımda değindiğim gibi.. Bu tür çabalar aklın Kur'an'a teslimiyeti sonucunu doğurur ki. bir de Kur'an'daki çelişmeleri ve tutarsızlıkları göz ardı etmek için konmuştur. "müteşabih" ayetlere takılanların "kalplerinde eğrilik bulunanlar" olduğu bildiriliyor! Daha başka bir deyimle. şeriatçıların. Tanrı. Kur'an'da "kesin anlamlı" ve "çeşitli anlamlı" hükümler olduğunu belirten bu yukarıdaki ayet dahi. böyle bir teslimiyetten kurtarmak şarttır.yok etmiş sayılırsınız. ayetinde. ayet onlara bunu emretmiş. Bunun böyle olduğunu anlamak için. "Ben dilediğimin kalbini açar onu Müslüman yaparım. . Hepsi Rabbimiz tarafındandır' dediler" şeklinde konuşmanın da pek anlaşılır bir yönü yoktur. onu. daha doğrusu Tanrı'ya karşı gelmiş. gözlerine "perdeler" vs. aslında pek anlaşılır gibi değil! Gerçekten de kendilerini ilimde yüksek payeye erişmiş gibi görenler ve "müteşabih (çeşitli anlamlı) ayetleri Allah ve bilgide derinleşmiş olanlar ancak bilir" diyenler dahi. çoğu ayetlerin içinden çıkamazlar.. En'am Suresi. koyar: sırf bu bazı ayetleri anlamasınlar diye! Eğer bunu. içeriğini anlamadıkları halde. kulaklarını kapatan ve onları kafir yapan zaten kendisi değil midir?! Örneğin. *** Bu vesileyle üzerinde durulması gereken diğer bir husus da şu: Al-i İmran Suresi'nin yukarıdaki incelediğimiz 7. kadınları -hafif şekilde de olsa-dövülmeye layık saymak mümkün olamaz. Hele hayvanların bile dayakla değil. İlimde derinleşmiş olduklarını öne sürmekle beraber. dinsel ya da fikirsel birtakım cambazlıklarla. körü körüne kendisine inanmaya sürüklemek mi istemiştir? Bu soruların yanıtını yine Muhammed'in günlük siyasetinde bulmak mümkündür. ayetleri "muhkem" ve "müteşabih" olmak üzere ikiye ayıran bu yukarıdaki ayet. yani çeşitli anlamlara gelsin ya da kimse anlamasın diye koyuyor. yukarıdaki ayette (yani Al-i İmran Suresi'nin 7. "dayak" denen şey. ayet 125. "bu kişiler inanmayanlardandır. şimdilik tekrar şu somlara dönmekte yarar var: Neden acaba Tanrı. her türlü eleştiriden uzak kılmaya çalışmalarının ya da olumsuzlukları "olumlu" imiş gibi göstermeye uğraşmalarının yararlı hiçbir yönü yoktur. hepsi de Tanrı'dandır" diyecek olurlarsa. Fakat.) "Öte yandan.. ayet 7). kör bir inanca saplanmak bakımından cahil halk yığınlarına örnek teşkil etmiş olmazlar mı? Yoksa. anlaşılsın diye gönderdiği ayetlerden bazılarının anlaşılmasını istemez? Ve neden bazı kişilerin kulaklarına "ağırlıklar". özgür düşünce ve fikirsel gelişme açısından ne kerte sakıncalı olduğu hususunda bize kısaca bir fikir verecektir. Tanrı onları bu şekilde konuşturmakla. insan şahsiyetinin (özellikle kadın şahsiyetinin) haysiyetine aykırı bir şeydir. dilediğimin gönlünü kapar onu kafir yapanın!" şeklinde konuşan yine Tanrı değil midir? (Örneğin bkz. Görülüyor ki. çeşitli nedenler yanında. Bu örnekler. çeşitli anlamlı (nıüteşabih) ayetlere inandık.. her alanda. Kur'an'ın "müteşabih" nitelikteki ayetlerinin. Kur'an'ı.. "apaçık" olduğu söylenen Kur'an'ın.. ". anlayışla ve iyilikle eğitildiği bir çağda. akılcı düşünce ürünü olan fikir özgürlüğüne yer veren bir yönü yoktur. acaba cahil halk yığınlarını. bu "müteşabih" ayetlerin Tanrı'dan geldiğini kabul etmekle yetinirler. 'Ona (yani müteşabih ayetlere) inandık. kafirlerdendir" diye yapıyor ise." (Al-i İmran Suresi.. hem bazı ayetleri "müteşabih". ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar. özellikle fikirsel alanda gelişmezlik yaratır. "apaçık olmayan" yönlerinden bazı örnekleri gözden geçirmeye devam etmemiz gerekecektir. ayetinde) olduğu gibi. İlimde yüksek payeye erişenler. en hafif şekliyle dahi olsa. Oysa. Bunun böyle olduğunu biraz aşağıda vereceğimiz bazı örneklerle tekrar göreceğiz.

"Üstat" diye bilinen İslamcıların dahi tartıştıkları ve farklı şekilde yorumladıkları ayetlerden bazı örneklerle yetineceğiz: "Hakka" ve "Tekvir" Surelerinde Geçen "Elçi" Sözcüğünün Muhammed'i mi Yoksa Cebrail'i mi Kastettiği Bilinmez (Hakka Suresi. "Kur'an'ın namusunu kurtarma çabasından doğan bir yorumdur." (Hakka Suresi.Kur'an. Tanrı'dan aldığı vahyi Muhammed'e tebliğ etmiştir. göklerden yere indirdiği için Cebrail'in sözüdür. güçlü. ayet 56).VI "APAÇIK" OLDUĞU SÖYLENEN KUR'AN'IN. Muhammed. Örneğin. kendisine "salavat" getirir durumda göstermiştir. yoksa "Muhammed'in mi amaçlandığı tartışmalı olduğu içindir ki.) Büyük din bilgini Turan Dursun'un görüşüne göre. ayet 19-21). Tanrı'yı bile. 1958. Ahzab Suresi'nde şöyle yazılıdır: . düzenini kurduğu için Tanrı'nın sözüdür. "getirdiği" biçiminde bir ekleme yapmak gelenek olmuştur. Kitabü't-Tefsirü'l Kebir. çünkü güya Hakka Suresi'nin 41. dizgisini. Bu ayetlerde yer alan ve anlaşılmazlık yaratan deyimin Arapçası aynen şöyledir: "İnneû le kavlu resûlin kerim. Tanrı'nın sözü olduğuna ters düşen bir anlatım. Kimine göre ise "elçi" sözcüğünden maksat "Muhammed"dir. "Bu Kur'an. ayet 40). istanbul. Ayet 40." Bu sözler.. başkasının değil.getirdiği sözdür" diye anlam verirler. yorum yoluyla düzeltilmek istenmiştir.. "Allah ve melekleri.CXII. Kimine göre bu sözcükten anlaşılması gereken şey "Cebrail"dir. "Kur'an. Peygamber'e (Muhammed'e) çok salavat getirirler.( Abdülbaki Gölpınarlı. yürürlükten kaldırılıp kaldırılmadığı anlaşılmayan yönleri pek çoktur. sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözüdür" (Tekvir Suresi... Kur'an-ı Kerim ve Meali. surelerde geçen "resul" ("elçi") sözcüğünün gerçek anlamda "Cebrail"i mi. ve 43.( Bu satırlar. Turan Dursun'un ilhan Arsel'e yazmış olduğu 16 Temmuz 1988 günlü mektubundan alıntıdır. Fahruddin Razi'nin yorumu şöyledir: . Ve bu.. Kur'an'ın. Buradaki resul ile Cebrail'in amaçlandığını savunanlar ". 30/117). Ayet 19-21) Konuya daha önce değinmiş olmakla beraber burada tekrar şu hususları belirtmekte yarar vardır: ". şerefli bir elçinin getirdiği sözdür. Bunların tümünü burada ele almaya imkan yok. arşın sahibi katında değerli. ayetlerinde Kur'an'ın "şair" ya da "kahin" sözü olmadığı ve Tanrı'dan indiği yazılı olduğu için bunu böyle kabul etmenin daha doğru olduğu anlatılmıştır. Levh-i Mahfuz'a yazdığı. bu ayette yer alan ve "elçi" demek olan "resul" sözcüğüyle "Cebrail'in mi. Güya. onurlu (keremli) bir resulün (elçinin) sözüdür kesinlikle" anlamına gelmektedir. ayette geçen "sözüdür"ün başına. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab Suresi. s. "Cebrail".) Öte yandan şuna işaret etmemiz gerekir ki. Kur'an'a koyduğu ayetlerle. "Kuşku yok ki. . o (Kur'an).. "APAÇIK" OLMAYAN YÖNLERİNDEN DİĞER BAZI ÖRNEKLER! (DEVAM) Kur'an'ın anlam bakımından açık olmayan. kapalı ya da çeşitli anlam taşıyan. alıp halka ilettiği için de Muhammed'in sözüdür" (Fahruddin Razi. Remzi Kitabevi. Ancak. yoksa "Muhammed"i mi öngördüğü pek bilinmez. Tekvir Suresi.

Tevrat'tan alıntı yapılırken dikkatli davranılmamış olması nedenindendir. Beyzavi. bazı çevirilerde ise bunun yerine "Eyke halkı" deyimleri geçer.. ". s. İbn Kutayba vs. c.) Fakat.39.al-Sa'labi gibi kaynaklara göre.312." (Hicr Suresi. Buradaki. Zemahşeri.129 ve c.Fakat o dünyada meyletti ve hevesine uydu. gazaba gelmiş olarak şöyle konuştuğu yazılıdır: ".dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir" sözleriyle kimin kastedildiği kesin olarak bilinmez. bu kavmin oturduğu yerler ormanlıktır. Al-i İmran Suresi'nin 188.38-39. s. Ayet 188) "Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmeyi sevenlerin... biz de onların cezalarını vererek öç aldık. bunlardan birinde -ki Ebu Said-i Hudri'nin rivayetidir. al-Agani. Hicr Suresi'nde Geçen "Ormanlık Yerde Oturanlar" Deyiminin "Medyen" Halkına Ait Olup Olmadığı Konusunda Anlaşmazlık Var (Hicr Suresi. Yorumculara göre.. Buhari'de. (Onun) Durumu..( Ömer Rıza Doğrul. ayet 176).. ayette söz konusu edilen kimselerin Yahudiler olup. (İslam Ansiklopedisi.. gibi kaynaklara göre yukarıdaki ayetlerde sözü geçen kişi. Abi'I-Şalt olarak ya da Ümeyye bin Essalts şeklinde de yazılmaktadır). Celaleddin. ve 176. Ebi's-Salt hakkında inmiştir..) Bazıları da bunun Yahudilerden Bel'am b. Baûra adında biri olduğunu söylerler. s. 187. Tanrı Buyruğu. İbn-i Abbas'ın rivayetine dayalı diğer hadise göre ise. Razi.. bazı Kur'an çevirilerinde "Medyen yakınındaki ormanlık yerde" deyimi.. alaya. Ayetinin Ne Vesileyle indiği Konusunda Anlaşmazlık Var (Al-i İmran Suresi." (Al-i İmran Suresi. Abu'l-Farac. dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. bu ayetle ilgili iki hadis var ki.) A'raf Suresi'nde Geçen. muhakkak ki. fakat Muhammed'in savaştan dönüp geldiği zamanlar özür beyan edip. çoğu kez evlerinde oturup keyif çattıkları. Hadis No.) Ayetlerin "apaçık" olmaması.l l. Hadis No. sakın onların azaptan kurtulacaklarım sanma.. "Dilini Sarkıtıp Soluyan Köpek" (A'raf Suresi.2.. s. çünkü. 1688. Bel'am b. Baûra adında biri olup. Burada sözü edilen kişilerin kimler olduğu pek bilinmez. s. "Ormanlık yerde oturanlar da. işlemedikleri bir iş için kendilerine övgü yağdırılmasını istedikleri yazılıdır. s.ll. Bazı yorumculara göre bu kişi.(Sahih-i. Ebi's-Salt'tır (bu ad Ümeyye b.... Bunların münafıklar olduğunu söyleyenlerin yanında Yahudiler olduğunu söyleyenler de vardır.. s. s. ayet 188). c.4. Muhammed'i şiirleriyle kınayan.(Sahih-i. Ayetin "apaçık"olmaması nedeniyle. yukarıdaki ayetler Ümeyye b.. ayet 7879) diye yazılıdır. c. Ayet 175-177) Sözlerinin Kime Yönelik Olduğu Kesin Olarak Bilinmez A'raf Suresi'nin 175. Tanrı'nın. Kur'an'ı kendi sözleri olarak tanımlamasında şaşılacak bir şey olabilir mi? Fakat her ne olursa olsun durum şu ki.l01). bir kısım münafıkların arkada kaldıkları. Taberi. (Sahih-i.13. ayetlerinde. islam Ansiklopedisi. 10...74-75. 4 Sahih-i.. ayetin onlar hakkında "nazil" olduğu ve şu hale göre Müslümanlara -velev ki münafıklar olsunuygulanmayacağı anlatılmıştır. c.Tanrı'yı kendisine "salavat" getiriyormuş gibi gösteren ve müminleri de kendisine "tam bir teslimiyetle selam verir" duruma getiren Muhammed'in. 1689. Ayet 78-99) Kur'an'ın Hicr Suresi'nde.. c. zalimdiler. l0. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin durumu böyledir" (A'raf Suresi. Bununla beraber bunların Medyen halkı olup olmadıkları konusunda anlaşmazlık vardır. Yahudi ulemasından ya da .. "apaçık" olması gereken yukarıdaki ayetler "apaçık" olmaktan uzaktır.73-74.. Vakidi ya da al-Agani gibi kaynaklara göre.. Örneğin.464..Muhammed gazaya çıktığı zamanlarda. c.3. burada sözü edilen kimse Abu Amir b al-Nu'man adında bir rahiptir. Bunların ikisi de hala işlek yollar üzerindedirler. alan Arap şairlerinden Ümeyye b. ayrıca bkz. ayette sözü edilen kavim "Süayb" kavmidir. c. s.

Bazılarına göre bu mağaranın bulunduğu dağ ya da vadidir. daha önce de işaret ettiğimiz gibi. ayette geçen. Arapçada "li-zalike" sözlerinin karşılığı olduğu öne sürülür ve yorumcular bu sözlere iki anlam verirler.464-465. onları ihtilafa düşmüş olarak bırakması ve sonra da cehenneme atması. daha sonra "itikatsızlığa" düşmüştür (c. Ayetlerinde Geçen "Bunun için" Deyiminin Anlamı Üzerinde Anlaşmazlık Var "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. Hud Suresi'nin 118. Öte yandan. tümüyle açıklıktan uzak olmak yanında bir de adalet duygularını incitici niteliktedir.). bizim ayetlerimizden (sadece) Kehf ve Rakım sahiplerinin ibrete şayan olduklarım mı sandın?" (Kehf Suresi. ve 119 ayetleriyle ilgili olarak bkz. birbirini izleyen bu iki ayet. bir kere Tanrı'nın bütün insanları bir tek millet yapmak varken yapmayıp. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları. ayrıca bkz. Rabbinin. ayet 9). onlara karşı nasıl lanet edebilirim?" diyerek bunu yapmak istememiştir. 'Andolsunki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağım' sözü yerini buldu" (Hud Suresi. Anlamlardan biri şudur: "Zaten Rabbin onları bunun için. daha da anlaşılamaz şekle sokarlar. Bazılarına göre mağaradakilerden başka üç kişilik bir topluluktur.( Bu konuda bkz. Bazılarına göre mağarada bulunan kişilerin adlarının yazılı bulunduğu kitabedir. Fakat. Bunlardan hangisine itibar edileceği bilinmez.4. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler. buna rağmen. Ayet 9) Kur'an'ın Kehf Suresi'nde "mağaralı uyurlar'la ilgili bir masal var. "kitabe" (yani. Fakat.(Elmalılı . Dikkatlice okunacak olunursa.315 vd. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. s.2835-2838. her şeyden önce adalet duygusuyla bağdaşmayan bir tutumdur. "Zaten Rabbin onları bunun için yarattı" sözleri anlaşılmaktan uzaktır. c. ayetinde şu yazılıdır: "(Resulüm)! Yoksa sen. kendisine rüşvet verilmesi üzerine istenileni yapmıştır. s. Bel'am.) Dikkat edileceği gibi. 1308) adlı kitabında yazılanlara göre. Çünkü.4. Kehf Suresi'nde Geçen "Al-Rakim" Sözcüğünün Ne Olduğunu Kimse Bilmez (Kehf Suresi. ayetlerinde geçen kişinin ve bu kişi ile ilgili olayın kesin olarak ne olduğunu bilmez. Diyanet Vakfı açıklamasına.8.(İslam Ansiklopedisi. güya Tanrı tarafından bilgi ile donatılmış ve Tanrı'nın dinini iyice öğrenmiş olmasına rağmen. Ancak Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır. age. Surenin 9. Ayette yer alan "Bunun için" deyiminin. Esasen yorumcular bu ayetleri açıklamaya çalışırlarken. " Diğer anlam ise şudur: "Zaten Rabbin onları bunun için.) Bazılarına göre ise. ve 119. s. bu ayetler Tanrı'nın "yüceliği" ve "adaleti" fikriyle de bağdaşmaz nitelikte şeylerdir. Her ne olursa olsun gerçek şu ki. c. kendisinden Musa Peygamber'e ve İsrailoğullarına küfür ve lanet etmesini istemiş.Yemen veya Kenan diyarlanndandır.36 vd. hiç kimse Kur'an'ın A'raf Suresi'nin 175.2. Razi'nin Mafatih (Kahire. fakat o "Onları melekler koruyor. "Kehf sözcüğünün "Dağda bulunan büyük mağara" anlamına geldiği kabul edilmekle beraber "rakım" sözcüğünün ne ifade ettiği belli değildir.) Bel'am ile ilgili olmak üzere daha birçok rivayet mevcuttur. ve 176. age. yani rahmetine nail olmaları için yarattı”( Hud Suresi'nin 118. ayet 118-119). Öte yandan.Elmalılı Hamdi Yazır'ın yorumu için ayrıca bkz. ortada birbirinden çok farklı ve birbirine ters sonuç yaratan iki yorum ve iki uygulama var demektir. c.293. "yazılı taş" ya da "maden" gibi şeylerden yapılan "levha"} demektir. yani ihtilafa düşmeleri için yarattı. s. Turan Dursun. s. yine de Kur'an'ın "apaçık" bir kitap olduğundan kuşku etmez. Kur'an-ı Kerim. Güya halk.

(Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman idi). Al-i "İmran Suresi'nde. Ayet 52) Ahzab Suresi'nde şöyle bir ayet var: "Ey Muhammed! Bundan sonra sana hiçbir kadın. hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir" (Ahzab Suresi... Ya'kûbi gibi kaynaklar "hunafa" sözcüğünü Saul ile Davud'a karşı savaşan Filistililer için kullanmışlardır. Turan Dursun.4. bazı ayetlerde "kitab ehli olanların (yani. Kur'an'ın bazı ayetlerinde "hanif sözcüğü. age c 5) Arami ve İbrani dillerinde de aşağı yukarı aynı anlamda kullanıldığı söylenir. Müslüman kişilere dörde kadar kadın alma hakkı tanınmışken. o tarihten sonra yapacağı evliliklerini "cahiliye" geleneği gereğince yapabilmesi için. sadece Muhammed'in alacağı kadınların sayısını sınırlandırdığını öne sürerler. din bilginleri arasında en fazla tartışılan sözcüklerden biridir. biz.( Bu konuda bkz. Celaleddin Süyuti. gibi ünlülerin yapıtlarına ve Turan Dursun’un Kulleteyn adlı kitabına bakınız. Yorumculardan birçoğuna göre bu sözcük. Hıristiyanların) kısmen saptırılmış dinlerine karşıt olan dinden olmak" gibi anlamlarda olmak üzere kullanılmıştır. İslamın gelişinden sonra da sürdürülmüştür. "dosdoğru". c. iki erkeğin birbirleriyle karı değiştirmeleri usulü vardı ve bu usul. Bakara Suresi'nde "hanif sözcüğü. Muhammed'in o sıralarda 9 kadınla evli olduğunu. ayet 65-67).3225. ne Yahudi ne de Hıristiyan olmayıp "hanif bir Müslüman olduğu yazılıdır: "Ey ehl-i kitab! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil kesinlikle ondan sonra indirildi. Hak'ka. yanılmışlıktan. Tevrat ve İncil'in İbrahim'den sonra indirildiği ve bu itibarla İbrahim'in.) Kur'an'ın Pek Çok Ayetinde Geçen "Hanif" Sözcüğünün Esas Anlamının Ne Olduğu Bilinmez Kur'an'ın "anahtar sözcük'lerden sayılan "hanif (çoğulu hunafa) sözcüğü. ayet 135). Tanrı'nın onu bu sayıyla sınırlandırmak istediğini söylerler. 'Hayır. Cahiliye geleneğinde.. fakat o. Bununla beraber Mas'udi gibi kaynaklar. ayetin inmesinin nedeni. Tanrı ibrahim'i dost edinmişti" (Nisa Suresi. bazı ayetlerde "puta tapanlara karşı" olmak. O putataparlardan değildi. kendisini Tanrı'ya veren bir hanif. İbrahim ne Yahudi ne de Hıristiyan idi. esas kaynağının ve gerçek anlamının ne olduğu pek bilinmez. Ahzab Suresi'nin 52. Örneğin. yani dininin "haniflik" olduğu bildirilmekte: "İyilik yaparak kendini Tanrı 'ya veren ve hanif olarak İbrahim 'in milletine (dinine) uyan kimseden daha güzel dinli kim olabilir. 'Yahudi ya da Hıristiyan olun ki doğru yolu bulaşınız' dediler. age. Yahudilerin.) Muhammed'in Eş Değiştirmesiyle İlgili Olarak. ayet 52).. dosdoğru bir Müslüman olduğu anlatılmakta: "Yahudiler ve Hıristiyanlar (Müslümanlara)'. "kendisini Tanrı'ya veren bir hanif: dosdoğru bir Müslüman" şeklinde ya da "Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir Müslüman" olarak anlayanlar var. s. Bazı yorumcular. "gerçek ve asli din" sahibi olmak. bu usulün yasaklanması için olduğunu söylerler. Bazı yorumcular Muhammed'in. Allah'ın fıtratına kavuşmak gibi anlamlara geldiği söylenir. cariyelerin bir yana. Ayetinde Yer Alan Hükmün Kaldırılıp Kaldırılmadığı Belli Değil (Ahzab Suresi.Hamdi Yazır. ." (Al-i İmran Suresi. hanif olan İbrahim'in dinine uyarız.(Beyzavi.. söz konusu ayetin konmasının nedenini. Nisa Suresi'nde İbrahim'in milletinin." (Bakara Suresi.. batıla inanmışlıktan ya da kötülüğe kapılmışlıktan kurtularak. Putataparlardan değildi. güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin. İbrahim (Peygamber'in) putataparlardan olmayıp. Zemahşeri sun'un Kulleteyn adlı kitabına bakınız. "Hanef mastarından çıkma olup. bu sözcüğün Süryanice "hanifa" sözcüğünün Arapçalaştırılmış şekli olduğunu öne sürerler. Burada gecen "hanif bir muslini" deyimini. "Tek Tanrı'ya inanır" anlamına gelmekte. ayet 125). doğru olana. Her ne kadar bu ayetin kaldırılmış olduğunu söyleyenler varsa da. farklı görüşte olanlar ayetin kaldırılmayıp. bu ayetin konduğunu belirtirler. Bazı yorumcular. hanif bir müslimdi. De ki.

Bu itibarla dine "hanif olarak tutunmak..) Görüldüğü gibi. her şey belirsiz ve şaşkınlık yaratıcı! Yukarıdaki ayetler.. anası babası Yahudi ya da Hıristiyan (ya da Mecusi) yapar. yani Allah'ın yarattığı "hanif olan din"de doğar. Neden Musa böyle konuşmuştur? Neden genç bir adamla iki denizin birleştiği yere gitme kararındadır? Kimdir bu genç adam? Sözü edilen iki deniz hangi denizlerdir? Sözü edilen balık nereden çıkmıştır? Balığın denizde deliğe doğru yola koyulması ne demektir? Şeytan balığın varlığını neden unutturmuştur? Evet." (Rûm Suresi. Onu hatırlamamı bana şeytandan başkası unutturmadı'. Öyleyse İbrahim'in dinine uyun. c. Allah'ın yaratışında değişme yoktur.5. ayet 95). şaşılacak bir şekilde denizde yolunu tutup gitmişti. Balık.. hep çeşitli yorumlarla çözüme bağlanmak durumunda. Allah'ın insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. ayet 60-64). böylesine kapalı ve böylesine bilinmezliklerle dolu satırlara yer vermesi.. Musa genç adamına. Masalın ilk kısmında şöyle deniyor: "Bir vakit Musa genç adamına demişti ki. Muhammed'in söylemesine göre.. bu kaynaklara dayalı olarak farklı görüşler belirtirler. 'İşte aradığımız o idi' dedi. Allah'ın fıtratına sarılmak gerekir. Hanif olarak. iki denizin birleştiği yere varınca balıklarını unuttular. 'Durup dinlenmeyeceğim. "Yüzünü dine. bulunan ve oradan Kur'an'a aktarılan bir masalla ilgilidir. dine ve Allah'ın insanları ona göre yarattığı fıtratına çevir. İbrahim'in dinine (milletine) uyan kimsenin hanif olduğu anlatılmakta. "De ki. age.Ey Muhammed! 'İbrahim'in milletine (dinine) hanif olarak uy! İbrahim putataparlardan değildi' diye sana vahyettik" (Nahl Suresi.. "Apaçık" olduğu kabul edilen Kur'an'ın. İbrahim putataparlardan değildi" (Al-i İmran Suresi. ayet 30).Daha başka bir deyimle. Kur'an'ı "apaçık" olmak üzere gönderdiğini söyleyen Tanrı. "(Resulüm) Sen yüzünü hanif olarak dine.. şaşırtıcıdır. Aralarından Beyzavi.. ta ki. Her ikisi de. Ayet 60-64) Daha önce değindiğimiz Kehf Suresi'ndeki Musa ile balık masalına tekrar göz atalım. Tanrını beni doğru yola iletti. Hanif olarak. 'Kuşkusuz. İslam din-bilirlerini dahi birbirlerine düşürtecek tarzda konuşmakta! İki Denizin Birleştiği Yerde Balıklarını Unutan Musa'nın Hikayesi (Kehf Suresi. her doğan çocuk "fıtrat" üzere. O. ayet 105). Musa. denizde bir deliğe doğru yola koyulmuştu. ayet 123). onu. Buhari ve Zemahşeri gibi ünlülerin bulunduğu yorumcular. ." (Rûm Suresi. (Genç adam) 'Gördün mü!' dedi. O putataparlardan değildi" (En'am Suresi. Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi' dedi. (Buluşma yerlerini) geçip gittiklerinde. 'Kuşluk yemeğimizi getir bize. 'kayaya sığındığımız sırada balığı unuttum. ( Elmalılı Hamdi Yazır. kuşkusuz ki. "Yüzünü hanif olarak. Arabın anlayabileceği bir dil kullanmak şöyle dursun. ayet 161). ". Dosdoğru olan dine. İşte dosdoğru din budur.3824. s. çeşitli surelerin çeşitli ayetlerinde geçen "hanif sözcüğü kesinlik arz etmiyor. Sakın putataparlardan olma" (Yunus Suresi. aslı Tevrat'ta. yahut senelerce yürüyeceğim. Aşağıdaki ayetlerde bu konuyla ilgili şunlar yazılıdır: "Allah doğru söylemiştir. hanif olarak yönelt. ayet 30). Hemen izlerinin üzerine geri döndüler" (Kehf Suresi. Öyleyken. iki denizin birleştiği yere varacağım. İbrahim'in dinine.

sonunda bir erkek çocuğa rastladılar. dayanamadığın işlerin yorumunu sana anlatacağım" diyerek neden dolayı gemide delik açmak istediğini. neden dolayı kasabanın duvarını doğrulttuğunu anlatır (Kehf Suresi. biner binmez kul (Hızır) gemiyi delmeye başlar. cevapsız kalacak daha birçok soru sorma ihtiyacını duyarsınız. diğerinin ise "batın aleminin" denizi diye kabul edilen Hızır olduğunu söylerler. sanki kendisine kitap verilmemiş gibi. "Unuttuğum için bana çıkışma. Musa. Bazı yorumcular da bu iki denizden birinin. (Hızır) hemen onu öldürdü. Ağustos 1996) adlı kitabımızda belirttik. Musa da arkadaşına. Musa bu kez.. Şimdi bu satırları okurken. Bunu duyan arkadaşı. Hızır öfkelenir ve "Ben sana yaptığım işlere dayanamazsın demedim nü?" der. ayet 71). Bununla beraber yorumcuların söylemesine göre bu Tanrı kulu. Musa. "İşte bu.. Fakat. buna karşı bir ücret alabilirdin" der. her (sağlam) gemiyi gasbetmekte olan bir kral vardı" (Kehf Suresi. Bu masalın yorumcular tarafından açıklanmasını Şeriat'tan Kıssa'lar (bkz. anlam ve sonuç bakımından bağlantısızdır. gücümün yetmediği şeyden beni sorumlu tutma!" diye karşılık verir (Kehf Suresi. bir gemiye bindiklerini okuyoruz. Musa şaşırır ve korkar. Bu nedenle dayanamaz ve "Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın!" der (Kehf Suresi. Hızır "Peygamber"dir. böylece bu fakirlere yardım etmiştir. Bu rastladıkları kişinin adı yazılı değil. çok sevgili ve değerli Musa'sına vermemiştir? Kur'an'da yazılı değil! Fakat. Bazı yorumcular bu "iki deniz" deyiminden Hazar Denizi ile ve Karadeniz'in kastedildiğini söylerler. ayet 65). Kasaba halkı onları misafir ' etmek istemez. her yaptığını benimseyip. Musa'nın arkadaşı duvarı düzeltir. Kaynak Yayınları. ama Tanrı esasen Musa'ya kutsal kitabı verip doğru yolu göstermiş değil mi? Nasıl olur da. Ayetleri okumaya devam edecek olursanız. Onu kusurlu kılmak istedim. nereye gittikleri belli değil! Fakat. İstanbul. ikinci basım. eğer kendi kendinize. güya bu kuluna "rahmet ve ilim" ihsan etmiştir. doğrusu kötü bir şey yaptın!" diye çıkışır. (Çünkü) onların arkasında. o. Nün adında biri olduğunu söylerler. "Dileseydin. Tanrı kulundan (Hızır'dan) kendisine doğru yolu göstermesini ister. Gemiyi batırmak istemesinin nedenini şöyle anlatır: "Gemi var ya. her ne kadar masalın devamı gibi görünürse de. Bakınız neden: Musa'nın yukarıdaki teklifini Hızır şu şartla kabul eder: yapacağı işler hakkında Musa kendisine hiçbir suretle soru sormayacak. Musa bu şartı kabul eder (Kehf Suresi. Fakat Musa dayanamaz ve Hızır'a. yukarıdaki ayetleri izleyen ayetler. Bu anlaşma üzerine yola koyulurlar. "fakir denizcilerin" gemisidir ve Hızır. Dolayısıyla herkes yok olacaktır. Macma'al-Bahreyn'e doğru yola çıktıkları söylenen Musa ile "genç adam"." (Kehf Suresi. Ve bu işleri hep Tanrı'nın dileği ve emri olarak yaptığını ekler (Kehf Suresi. ayet 72-76). ancak. Hızır'dan 'Bana doğru yolu göster!' diye dilekte bulunur?" diye soracak olursanız. burada kısaca ekleyelim ki. sadece "kul" diye belirtiliyor (Kehf Suresi. Bazıları bunun Nil Nehri'nin Sudan'daki iki kolu olan "Beyaz Nil" ile "Mavi Nil" olduğunu ifade ederler. Musa'ya hizmet eden ve ondan "ilim" öğrenen Yûşa b. şimdi Musa. ayet 82). ayet 79). Tanrı. Bu konuşmadan sonra gemiden çıkıp yola koyulmuş olmalılar ki. geminin kral tarafından gasbedilmesi ihtimalini ortadan kaldırmış. Yani güya gemi. denizde çalışan yoksul kimselerindi. "zahir aleminin" denizi olduğu Musa. balığın yokluğunu fark edince geri dönerler ve yolda birisine rastlarlar. Neden Tanrı Hızır'a ilim vermiştir de. seninle benim ayrılmamızı gerektiriyor. Bu sırada kasabada yıkılmak üzere bulunan bir duvar görürler. Musa ondan ilim öğrenmek ister. gemide delik açılacak olursa sular dolacak ve gemi batacaktır. Hızır yine öfkelenir ve Musa'ya şartını hatırlatır. neden dolayı erkek çocuğunu öldürdüğünü. kabul edecektir. "Eğer sana bir daha soru sorarsam beni terk e mekte haklısın" şeklinde bir şeyler söyler (Kehf Suresi. Fakat. çünkü. "Evet. "Masum bir cana kıydın. gemiyi delip batırmakla. ayet 71-73) ve bir daha soru sormayacağını anlatır. ayet 72-76). Şu bakımdan ki. ayet 65-70). sorunuzun karşılığını bulamazsınız. ayet 77-82). Aynı ayette yer alan "iki deniz" deyimi ile ne anlatılmak istendiği ve bu iki denizin hangi denizler olduğu bilinmez. Kur'an'da şöyle yazılıdır: "Yine gittiler. bazı yorumcular bunun. Yine yola koyulurlar ve bir kasabaya varırlar.Ayette geçen "genç adam" sözcüğü ile kimin kastedildiği belli olmamakla beraber. .

ayet 125). Buna karşılık Abul-fida gibi yorumcular bunun. Bu ayetler "apaçık" olmaktan çok uzak.. ama bir insan. erkek çocuğunu öldürmesinin nedenini şöyle anlatmakta: "Erkek çocuğa gelince. Musa'yı. sen ancak İbrahim'i. bazı yorumculara göre bunlar Mekke'deki Kureyşli "müşrik'lerdir (puta tapanlardır). yukarıdaki masalı takiben. çocuğu öldürmüştür. yine muhtemelen Tanrı'nın emri gereğince. Her ne kadar Zü'1-Kameyn'in Tanrı'ya inanan (mümin) bir kimse olduğunda görüş ayrılığı yoksa da. Zü'l-Karneyn'e "her şeyin yolunu göstermiş"tir. Tanrı'nın kitabına sahip kılınmış iyi bir "mümin"dir (inananlardandır). "nankörlüğe" sürükleyen çocuk mu suçludur. Büyük İskender olmayıp. bu kişinin kim olduğu konusunda yorumcular arasında tam bir keşmekeş hüküm sürer. Zü'1-Karneyn. Şimdi bakalım bize bir peygamberden haber ver ki. bu Yemen . daha iyi olmaz mıydı acaba? Mademki Tanrı. Bunun için (çocuğun) onları azgınlık ve nankörlüğe boğmasından korktuk" (Kehf Suresi. ondan çok daha eski dönemlerde. Ayet 83-84) Yine Kehf Suresi'nde.. mümin kimselerdi. o halde Hızır bu işi. Kimler Muhammed'e soruyor bu soruyu? Belli değil!. görüldüğü gibi. Hızır'ın belirttiği gerekçeler "apaçık" olması gereken bir kitabın. bunun. güya Yahudilerden birtakım kişiler gelip Muhammed'e şöyle demişlerdir: "Ya Muhammed. ayet 83-84) diye yazılıdır. geminin kral tarafından "gasbedilmesini" sağlayamaz mıydı? Öte yandan Hızır. Doğrusu biz onu yeryüzüne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona göstermiştik. Allah. "Zü'1-Karneyn" hakkındaki soruyu kimlerin sordukları belli değil! Fakat. biraz daha güçleşiyor. bir başka insanı farklı bir inanca sürükleyecektir diye öldürür mü? Üstelik de Tanrı. Esfiyan b. insandaki düşünme gücünü ve fikirsel gelişme olasılığını yıpratmış olmuyor mu? Kehf Suresi'nde Sözü Edilen "Zü'I-Karneyn" Konusunda (Kehf Suresi. Cemşid adında biri olduğunu belirtirler. Kur'an'ın bu satırlarını anlamak. En'am Suresi. Beyzavi ve Süyuti gibi yorumcular. ayet 80). dilediği kimseyi "Müslüman" ve dilediğini "kafir" yapabileceğini bildirmemiş midir? (bkz. anlatılana göre Hızır. İsa'yı ve bazı peygamberleri zikrediyorsun. yoksa çocuğunun söylediklerine kanarak "azgınlığa" ve "nankörlüğe"kapılan mı? Söylemeye gerek yoktur ki." (Kehf Suresi. Hiç de "apaçık" olmayan bu yönler. erkek çocuğun kötü bir iş yapmasından.. İbn-i Abbas gibi kay. fakir denizcileri sahip oldukları gemiden yoksun bırakacak yerde. Ze-mahşeri. Bazılarına göre ise Yahudilerdir. Hızır'a "rahmet". Çünkü. O da. Evet. "O kimdir?" diye sormuş. onu Tevrat'ta ancak bir yerden başka zikretmemiştir. yani "vahiy ve peygamberlik" vermiştir (Kehf Suresi. onları zengin edecek şekilde yapamaz mıydı acaba? Örneğin. Ancak burada geçen Zü'l-Karneyn'in kim olduğunu bilen yok. yani Müslüman olan ana ve babasını "azgınlığa" ve "nankörlüğe" sürüklemesinden korktuğu için onu boğazlamıştır. Tanrı. çünkü onların haberlerini bizden işittin.. daha doğrusu İbrahim "Peygamber" zamanında yaşamış ve fetihleriyle ün yapmış olan Acem hükümdarlarından Afri-dun b. Daha doğrusu Tanrı kendisine. "Zü'I-Karneyn" sözcüğünde! Ayetlerden anlaşılan o ki. gemiyi delip batıracak yerde. Bir kere ayet.Gelin de şimdi siz bu yukarıdaki sözlerle ne anlatılmak istendiğini anlayın! Eğer gemi. fakir denizcilerin gemisi idiyse. Eski Yunan fatihi ve cihan egemeni Büyük İskender olduğunu söylerler. Kur'an herhangi bir açıklama getirmiyor. "açık" olmaktan uzak yönlerini yansıtmaktadır." Onların bu sorusuna Muhammed.. onlar da "Zü'I-Karneyn" demişlermiş! Görülüyor ki.-naklar göre ise. asıl güçlük. fakir denizcilerin sahip oldukları tek varlıktan yoksun kılmış olmuyor mu Hızır? Gemiyi batıracak yerde kralın onu gasbetmesine engel olsa.." diye başlamakta. çocuğun yapacağı şeyi söylemiştir. onlara iyilik etmek için gemiyi batırmak niye? Ve sonra kralın gasbedeceği ihtimaline dayanarak gemiyi batırmakla. daha başka bir deyimle. "(Ey Muhammed) Sana Zül-Karneyn'i sorarlar. onun ana babası. ayet 65). 'Onu size anlatacağım' de. Şu halde çocuğu öldürmek niye? Ana ve babasını "azgınlığa". "(Ey Muhammed) Sana Zü'1-Karneyn 'i sorarlar.

güya "(kadir gecesini) ayın son on günlerinde tek rakamlı gecelerinde araştırınız" demiştir. age.5964 vd) Bazı yorumcular. age. bunun böyle olmadığını ve İslamda "müt'a evliliğe" yer bulunmadığını söylerler.. Hadis No.3279. Muhammed'in damadı Ali'ye göre Zü'1-Karneyn. 1697. "Mut'a" Evliliğini "Helal" Kılmak İçin mi.4. Bilindiği gibi "Mut'a evlilik" ' denen şey. belli bir süre için kadın alabilmesi ve bu sürenin sonunda kadını terk edebilmesidir. "müt'a evliliğe" izin verildiğine kanıt olmak üzere inmiştir. "(Sahih-i. Muhammed. Kur'an'ın "kadir" gecesi vahyolunduğuna ve kadir gecesinde ibadet etmenin kutsal bir şey sayıldığına delil olduğunu ve bu nedenle bu adın verildiğini söylerler. ile 27. s.) Kadir Suresi'ndeki "Kadr" Sözcüğünün Anlamı Belli Değil! Kur'an'ın 97. ve 88. Maide Suresi'nin 87. kadın ihtiyacı içerisinde kıvrandıklarına ve kendisinden.. Bu ayetlerle "helal" kılınan şeylerin ne olduğu belli değil.II. " Okuduktan sonra askerlere "müt'a evlilik" için izin verir. Gibi Şeylerden Mahrum Kılmamalarını Sağlamak İçin mi İndiği Konusunda Anlaşmazlık Var Maide Suresi'nin 87. Bununla beraber. Tanrı'dan vahiy indiğini söyleyerek. Yoksa Müslümanların Kendilerini Et. Allah'ı seven ve Allah tarafından sevilen bir kuldur.92. kuşkusuz ki. Ramazan'ın 15. yukarıda belirttiğimiz ayeti okur: "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın.8. Abdullah b. askerlerin. kendisine Tanrı'nın kitabı verildiğine göre.. Ramazan'ın hangi gecesine isabet eder olduğunu belirten bir işaret de yoktur. c..hükümdarlarından biridir. çoğu yorumcular.. bu başlığı taşıyan sureye neden dolayı "Kadir" dendiği de pek bilinmez. gibi şeylerdir. Dalaşmalarının nedeni. Zü'1Karneyn'in Büyük İskender'den önce gelmiş "peygamberlerden" biri olduğuna inananlar da çoktur. Mes'ud'dan rivayetine göre.. ayet 87-88).( Elmalılı Hamdi Yazır. Ancak. s. Bu nedenle yorumcular. s. Yorumculardan bir kısmına göre ise "Zü'l-Karneyn"nin kim olduğunu araştırmaya kalkışmak. Muhammed. bazı yorumculara göre. Bazıları "Kadr" sözcüğünün Arapçada "sıkışmak" anlamına geldiğini ve o gece. "Ya Resulullah! Erkekliklerimizi çıkarıp hadım olalım mı?" şeklinde istekte bulunduklarına tanık olur. gazaya (savaşa) çıktığı günlerden birinde. "et yemek" ya da "kadınlara yanaşmak" vs. yoksa Medine'de mi indiği bilinmediği gibi. ücret karşılığında. suresi olan "Kadir Suresi'nin Mekke'de mi. Kadın vs. Buhari'nin Abdullah b. Öte yandan Kur'an'da. ve 88. kalabalık meydana getirmeleri nedeniyle bu adın kullanıldığını öne sürerler.. kadir gecesi konusunda Kur'an'da açıklık bulunmamasıdır.. sayılan fazla olan meleklerin yere inip. Biraz yukarıda belirttiğimiz gibi. Bazıları ise bu gecenin "asrı saadet"te bulunduğunu belirtirler. Onların iddialarına göre. Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun" (Maide Suresi... kadir gecesinin. erkeğin mal satın alır gibi. Bazı yorumculara göre "helal" kılınan şeyler.. yukarıdaki ayetlerin inmesine neden olan olay şudur: . geceleri arasında seçim yapmak üzere birbirleriyle dalaşırlar. 82) Görülüyor ki. Ayetlerinin.( Elmalılı Hamdi Yazır. c. Mes'ud şöyle diyor: "Resulullah bizi iğdişlenmekten nehyetti. Bazılarına göreyse "helal" kılınan şeyler arasında "Mut'a" evliliğine izin de vardır. Bundan sonra (muayyen bir zaman için) elbise (gibi ücret mukabilinde) kadın eş almamıza izin verdi. ayetleri şöyle: "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. c. Kur'an'ın hoşlanmadığı bir işi yapmak olur. Ve askerlerin şehvet gailesini gidermek ve böylece hadım olmalarım önlemek üzere. söz konusu ayet.

durmadan haram yerler. ". ayetiyle 49. fakat. Mikdad.. Muhammed. ayet 42). Daha doğrusu bu ayeti bu şekliyle anlamak mümkün değil. Osman b. namaz kılar ve uyurum.. Abdullah b. Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamalarına dikkat et. onun verdiği hükmü kabul edip etmemekte serbest olduklarına dair bir şey yok. o tarihte Medine'deki Yahudiler) arasındaki anlaşmazlıkları." Bunları söyledikten sonra Tanrı'dan yukarıda söz konusu ettiğimiz ayetlerin indiğini ekler. bu aynı Maide Suresi'nin 49. yukarıdaki ayette yer alan. Bunun üzerine Muhammed onlara böyle yapmamalarını söyleyerek şöyle der: "Vücut ve nefislerinizin sizde hakkı vardır. bu olayları burada açıklamaya gerek yok.. Ve eğer hüküm verirsen adaletle ver. Kitaplıların (örneğin Yahudilerin). Kitaplılar arasındaki anlaşmazlıklar hakkında hüküm vermek bakımından serbest değildir. Dikkat edileceği gibi burada. Ayet 42.. ".." diye bir buyruk var ki. Muhammed'i. çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler.. Maz'ûn gibi tanınmış kimseler vardır. ister onlardan yüz çevir. Haber Muhammed'in kulağına gider. et yememek. geceleri uyumadan namaz kılmak. Eğer onlardan yüz. nasıl giderileceği bilinmez! Gerçekten de.. ister aralarında hüküm ver. Mes'ud. ayet 49). ikincisinde ise hüküm vermek zorunluluğunda! Buna karşılık. ayeti çatışmakta: birisinde Muhammed. Görülüyor ki. ayet "apaçık" olmaktan çok uzak. Ancak.. fakat aynı zamanda orucunuzu açıp yiyin ve uyuyun." (Maide Suresi. hüküm verip vermemekte dilediği gibi davranabiliyor. Sana gelirlerse.Sana gelirlerse. Eğer (hükümden) yüz çevirirlerse bil ki (bununla) Allah ancak. kendisine başvuran Yahudiler arasındaki anlaşmazlığı. ona başvurup başvurmamakta. İnsanların birçoğu da zaten yoldan çıkmışlardır" (Maide Suresi. Kitaplılar (özellikle. Öte yandan yine ayette yer alan. Yani Muhammed.( Bu hususlar için bkz. Hatta kendilerini kısırlaştırmak sevdasına kapılırlar. oruç tutup namaz kılın. meğerki ayetle ilgili olaylar hakkında fikir edinilmiş olsun.Sohbetlerinden birinde Muhammed. Muhammed'in hüküm verip vermemekte serbest olduğu bildiriliyor: "Hep yalana kulak verir. Görüldüğü gibi." şeklindeki sözlerden anlaşılmaktadır ki. Bu sözlerden fazlasıyla etkilenen "sahabe "lerden bir kısmı -ki aralarında Ali. ister aralarında hüküm ver. eski püskü elbiselerle dolaşmak ve geri kalan ömürlerini bu şekilde geçirmek üzere karar alırlar. ayetinde Yahudilerin yalana kulak verip haram yedikleri belirtiliyor ve eğer herhangi bir konuda Muhammed'e danışacak olurlarsa. yukarıda sözünü ettiğimiz serbestiden yoksun kılacak nitelikte olmak üzere şöyledir: "(Ey Muhammed! Sana şu talimatı verdik) Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. isterse hükme bağlayacak.bir araya gelerek gündüzleri devamlı şekilde oruç tutmak. et yerim ve kadınlarıma yaklaşırım. günahlarının bir kısmını onların başına bela etmek ister.. İşte bütün bu . benim yolumdan çıkan benden değildir.. Kitaplıları (özellikle Yahudileri) Muhammed'in hakimlik ve hakemliğini kabul edip etmemekte serbest bırakmış gibidir." diye bir deyim var ki.) Görülüyor ki "Kur'an'ın "apaçık" olmaması nedeniyle. bu konuda farklı yorumlar ortaya çıkmaktadır.Sana gelirlerse. ayeti arasındaki uyumsuzluktan doğma bir durum vardır ki.. Diyanet Vakfı'nın Kur'an çevirisi. Kitaplılar'ın Anlaşmazlıkları Konusunda Muhammed'in Hüküm Verip Veremeyeceği Konusundaki Anlaşılmazlık (Maide Suresi. hüküm vermekle yükümlüdür. kadınlarla yatmamak. "(Ey Muhammed! Sana şu talimatı verdik) Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma. ister onlardan yüz çevir. Maide Suresi'nin 42. Ben. "hakem"'ya da "hakini" olarak çözüme bağlamak konusunda serbest bırakmakta. Maide Suresi'nin 42. ayetiyle 49. Üzerinde durduğumuz konu bakımından. "kıyamet"'ve "ahiret"ten söz eder. bu ikincisinde..49) Maide Suresi'nin 42. ayeti. oruç tutar ve iftar ederim. Muhammed'i. isterse bağlamayabilecektir. Kur'an'ın "apaçık" olmaması nedeniyle.

kapalılıklar ve anlaşılmazlıklar karşısında. Tanrı bunu neden apaçık bir şekilde belirtmesin ve örneğin. ayetiyle "neshedildi" (kaldırıldı) ise. Bir kere bu ayetlerin Mekke'de indiğini söyleyenler yanında.' 8). 8) Sonra kasem olsun o gün o naimden muhakkak sorulacaksınız" (Tekasür Suresi. fakat anlaşamadıkları için iki farklı uzlaştırma şekline yönelmişlerdir. kimine göre ise "mal. c. Kimi yorumculara göre burası. Bir kısım yorumcular ise. kimine göre "soy sop". kabirlerdeki ölülerin de göz . age. bir ayeti kaldırıp yerine başkasını koyuyor ve böylece yanılmış olduğunu ortaya vuruyorsun?" diye soracaklar ve muhtemelen cevapsız kalacaklardır. "çoğunluk" anlamındadır. "Eshmoğulları" buna itiraz ederler ve sayımın tekrar yapılmasını isterler. ayet l. Yine tekrar edelim ki. *** Bakara Suresi'nin 125. ayet ile "neshedilmiş" (kaldırılmış) olduğunu söylemişlerdir. Kimileri de bunu Kabe'yi kıble edinmek anlamına alırlar. 114. Medine'de indiğini söyleyenler var. ama şimdi bundan vazgeçtik. henüz Medine'deki Yahudilere baş eğdirebilecek kadar güçlü olmadığı zamanlar koymuştur. birbiriyle çatışan bu iki ayeti uzlaştırmak için çözüm yolu aramışlar.ancak Allah'ın indirdiği vahiy ile hükmedecektir" derler. burada sözü edilen "İbrahim'in makamı"nın ne olduğu bilinmez. Güçlendikten sonra. Maide Suresi'nin 42. s. ayetlerin iniş nedeni şöyle: Beni abdi menafi (Ali Menafoğulları) ile Beni eshm (Eshmoğulları). ilmelyakın bilseniz. " diye yazılıdır. "Çoğunluk olmak iddianız sizi o kadar meşgul etti ki. Bkz. nihayet kabirleri ziyaret ettiniz. ayetini (yani. ayetiyle ilgili açıklamasına bakınız.. ortada Tanrı'nın yanılgıya düşmüş olması diye bir şey yok! Sadece söz konusu ayetlerin. "Muhammed'e tanınmış olan seçim hakkı" (yani.41. s. Fakat. onu emin bir yer kıldık. Hayır! Yakında bileceksiniz! Elbette yakında bileceksiniz. ayetinde. 4) Sonra öyle değil.( Bu surenin Elmalılı tarafından çevirisi şöyle: "I) Oyaladı o çokluk kuruntusu sizleri. Fakat. Bu nedenle. Elmalılı Hamdi Yazır. ayeti yerleştirmiştir. İbrahim'in Kabe'yi inşa ederken üzerine çıktığı bir taştır ya da halkı hacca davet ederken üzerinde durduğu taştır. Sayım yapılır ve yarışmada "Menafoğulları"nın çoğunluk olduğu anlaşılır. 42.) *** Kur'an'ın Tekasür Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki. 7) Sonra kasem olsun onu çaresiz aynelyakin göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz" (Tekasür Suresi. ancak sayım yapılırken.8. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Muhammed. Kimileri bunu tüm Kabe olarak kabul eder..?) Ta.. bu sefer kendi kulları. bir de şunu sormak gerekiyor. age. Kur'an'ın "apaçık" olmaktan uzak yönleri. s.( 21 Ömer Rıza Doğrul.. Muhammed'in günlük siyasetinin gereksinimlerini karşılamak amacıyla konmuş olması var. ayet ile şu emri vermiştik. ileride bileceksiniz. ziyaret edişinize kadar kabirleri. Yahudiler arasında hüküm verip vermemekte serbest bulunduğunu ya da onların kendisini hakim ve hakem seçmekte serbest olduklarını öngören ayeti).493. 3) Öyle değil. Bir kısım yorumcular 42. ayeti." diye yazılı. 49. bu ayeti kaldırıp şimdi falanca ayeti koyduk" demesin? Söylemeye gerek yok ki.. bu takdirde ". her şeyi önceden ve en iyi şekilde gören bir Tanrı'sın. age. ayeti geçersiz kılıp.. hiçbir şekilde yanılmaz olduğunu söylersin! O halde nasıl oluyor da şimdi. c. bu şekilde konuşacak olan bir Tanrı'ya. ayetl-8). Kur'an'ın uygulanmasını bile engellemeye yetmektedir. 5) Öyle değil. "Hangimiz daha çoğuz?" diyerek birbirleriyle övünme yarışına girişirler. fakat eğer Muhammed hüküm vermeyi tercih edecek olursa. Hamdi Yazır. Kimi yorumculara göre burası"hac" görevini yerine getirirken ziyaret olunan yerlerden biridir.. İbrahim'in makamını namazgah edinin. hüküm verip vermemekteki özgürlük) kaldırılmamıştır. 6) Kasem olsun o eahimi çaresiz göreceksiniz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. "Biz Muhammed'e falanca. bu ayetlerdeki sözcüklerin hemen hepsi üzerinde tartışırlar. Burada "çokluk kuruntusu" (ya da "çoğunluk olmak iddianız") deyimiyle ne anlatılmak isteniyor? Kimi yorumculara göre bu deyim. Fakat.) Görülüyor ki. Şu bakımdan ki. Kimi yorumculara göre.( Diyanet Vakfı'nın. ileride bileceksiniz.6040. Öte yandan yukarıdaki ilk ayette. bütün bunlar bir yana. ayetin 49.l. onlara Kur'an ile hükmetme yetkisine sahip olduğunu öne sürerek 49. yorumcular ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Kur'an'ın Maide Suresi'nin 42. Yorumcular. "Pek güzel.) Dikkat ediniz ayetler baştan aşağı anlaşılmazlıklarla dolu. "Biz Kabe'yi insanlar için ziyaret yeri yaptık. dipnot. mülk çokluğu" olarak anlaşılmakta. Maide Suresi'nin 42. ama sen her şeyi bilen. Elmalılı.

8. insan gerçekten ziyan içindedir. Tanrı'nın bu anlamda olmak üzere yemin ettiğini söylerler.. bu vadide pek çeşitli balıklar bulunduğunu ya da bunun "Belascan" Sahrası'na doğru çıkan bir nehir ve bu nehrin çevresindeki köyler olduğunu öne sürenler de vardır.(Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi çevirisi böyle) Bazıları da yemini sadece "zaman" itibariyle yapılmış kabul ederler. Elmalılı Hamdi Yazır. "Ad.) Bazılarına göre yemin "asr" itibariyle yapılmıştır ve bu nedenle ayetin." diye yemin etmenin anlamı kalır mı? *** Furkan Suresi'nde Tanrı'nın. Görülüyor ki." diyerek konuşmaya başlamakta! Ancak. Yazır.. ayet 13). c. "Dirilerle övünmek olmaz. bir başka rivayete göre. c. yukarıdaki farklı anlamlardan hiçbirini hedef edinemeyip hepsine birden yemin etmiştir. Güya Beni Haris kabilesinden kişiler..( Elmalılı H. ayrıca bkz. "şeklinde okunması gerekir.5. "Bizde fülan ve fülan gibiler var" diyerek övünmeye başlamışlardır..8." (Fatır Suresi. ayet 1-2) şeklinde okunması gerekir. Bu itibarla Tanrı'nın bu yeminini neye göre yaptığı pek belli değil. c. haydin kabirlere gidelim... vaktiyle peygamberlerini öldüren Semûd kavminden kalanlar olduğunu. Elmalılı Hamdi Yazır. acayip bir vadi olduğunu. Ve işte bunun üzerine yukarıdaki ayetler inmiş olur. sayımı ölüleri de göz önünde tutarak yapalım" şeklinde konuşurlar.6041 vd. "meyvenin suyunu çıkarmak". (Beyzavi'nin yorumu böyle.) *** A'raf Suresi'nin 159. "Asra yemin ederim ki. age. "vergi vermek" ya da "bir şeyin vakti mahsusu" gibi anlamlara gelmekte. Bunu Şuayb'ın kavmi olarak ya da Yemame civarında bir köyün adı olarak kabul edenler yanında. Tanrı. bu takdirde yukarıdaki ayetlerin Mekke döneminde indikleri öne sürülmekte. Fakat.6041-6065..ikindi vakti". insan hiç şüphesiz hüsran içindedir. Antakya taraflarında ya da Hazramut'ta bulunan bir kuyunun sahipleri olduğunu söyleyenler vardır. s. ikindi namazının özel bir fazileti olduğunu. inkarcı kavimleri yok ettiğini anlatmak üzere. kimleri ifade ettiğini kimse bilmez. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler.8. birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır" (Asr Suresi. Tanrı. "Sizde fülan ve fülan gibiler var mı?" diye sorarlar. burada geçen "Keşliler" sözcüğünün ne olduğunu. Medine'de Ensar kabilelerinden Beni Haris ile Beni Hars kabileleri arasındaki çekişmeden dolayı inmiştir. s. Hep birlikte kabirlere giderler ve kabirlere işaret ederek.( Gölpınarlı'nın çevirisi böyle) İbn-i Cerir gibi yorumculara göre. age. ayet 8) diye konuşan ve buna benzer nice ayetler koyan Tanrı değil mi? Şu durumda "Asra yemin ederim ki. insanın "ziyan" içerisinde olduğunu ve ancak doğru yola yönelmiş olanların bunlar dışında kaldığını bildirmek üzere yapıyor! Pek güzel.. alınan cevaplara göre sayım yapılır. bu yeminini. ayetinde şu yazılıdır: . Eğer bu rivayet kabul edilecek olunursa." (Asr Suresi..3587 vd. Mukatil ve Katade gibi yorumcular. hatta insan cinsinin yaratılış zamanını andırdığını öne sürerek. "Semûd" kavmi de "Salih" Peygamber'in kavmi sayılıyor. ama insanları doğru yola sokan ya da doğru yoldan saptıran yine kendisi değil mi? Örneğin. "zaman". Her ne kadar "Res" sözcüğünün "örülmedik kuyu" ya da "pek acayip bir vadi" demek olduğu kabul edilirse de. "asr" sözcüğü çeşitli anlamları içeren bir sözcük: "Yüzyıl" demek olduğu gibi.) Bu rivayete göre ayetlerin Medine'de indiği anlaşılmakta! Surenin geri kalan ayetleri hep farklı görüşlere vesile yaratacak nitelikte şeyler..( Diyanetin anlayışı böyle.. c. s. Buna karşılık diğerleri. yorumculara göre Hud Peygamber'in kavmidir. Semûd milletleri ile Reşitleri ve bunların arasında birçok nesli de yerle bir ettik" (Furkan Suresi. age. insan gerçekten ziyan içindedir. ayetler. insan gerçekten ziyan içindedir. "Asra yemin ederim ki. Res'in. bunun ne olduğu pek bilinmiyor.( Sureyle ilgili olarak farklı görüşler için bkz. age... Burada geçen "Ad" kavmi.( Çeşitli görüşler için bkz.) Asr Suresi'nde Tanrı'nın yeminler ederek şöyle konuştuğu yazılıdır: "Asra yemin ederim ki. Elmalılı Hamdi Yazır. "ikindi vaktine andolsun ki.6067 vd. Sayım buna göre yapılır ve bu kez sayımda Eshmoğulları çok gelir. "Reslilere" gelince.önünde tutulmasını şart koşarlar: "Haydin hem sağ olanlarımızı..) Öte yandan Tanrı. dilediğini de doğru yola eriştirir.. Medyen civarında.. "Allah dilediğini saptır/r. ayet 38) diye konuştuğu yazılıdır. hem ölmüş bulunanlarımızı sayılalım" derler. s. Bazı yorumculara göre ayetin.

. " (Fetih Suresi. " (Fetih Suresi..4550 vd. çeşitli şeyler üzerine yeminler ederek şöyle konuşmakta: "Tûr'a. Zuhruf Suresi. ayet 1-5). Fakat. andolsun ki. kuvvetli bir kavme karşı.23.8.. age. ayet 159). ayrıca bkz. onlar Müslüman olana kadar savaşmaya çağrılacaksınız'. ". Bunu izleyen ayetlerde. Beyzavi'ye göre ise ikinci ihtimal galip gelir. başta Tur Dağı olmak üzere. ayet 1) ayetiyle başlar. suresi "Fetih Suresi" başlığını taşır ve "(Ey Muhammed!) Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik. sonra da onu döndürdük.( Bu konuda bkz. ayet 1-8) diye bir tümce var. s. age. Müseylime'nin kavmi Beni Hanife olduğunu söylerler. c. Ona engel olacak hiçbir şey yoktur" (Tür Suresi. s. Musa zamanında.yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş kitaba. en güzel bir surete sahip olarak yarattık.) Öte yandan. Bunların. Celaleddin'e göre birinci.... burada geçen "topluluk" sözcüğünün kimlere taalluk ettiği belli değil. yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış kitaba.. Bazılarına göre bu kavmin. gerçekten de biz insanı. ayet 4) yanında Kur'an'ın Levh-i Mahfuz'un bir kopyası olmadığını savunanlarda var. Görülüyor ki. bu kitabın Tevrat olduğunu söylerler. ayette geçen sözcüğün.6.... yemininde.( Elmalılı Hamdi Yazır.6.) . Aynı surenin 16. ayet 16). Tanrı'nın bu topluluğu oymaklar halinde on iki kabileye ayırdığı ve Musa'ya "Vur asan ile taşa" dediği ve Musa'nın vuruşu üzerine o taştan on iki pınar fışkırdığı yazılı. yükseltilmiş tavana. *** Tin Suresi'nin ilk ayetinde Tanrı'nın şu şekilde yeminler ettiği yazılıdır: "Andolsun Tin'e ve zeytine ve Sina Dağı'na ve bu emin şehre. dolu denize andolsun ki. mutlaka azap vereceğine ve buna kimsenin engel olamayacağına dair yemin etmekte ve yeminini. Burada yer alan "fetih" sözcüğünün "Hudeybiye" zaferi ile mi. s.. Levh-i Mahfuz'da. yoksa "Mekke'nin fethedileceği haberi ile mi" ilgili olduğu konusunda tartışma vardır. birçok şeye dayatma ihtiyacında! Ancak. yoksa Tanrı nezdinde bulunduğu söylenen Levh-i Mahfuz mu (yani. aşağıların en aşağısına attık" (Tin Suresi. Elmalılı Hamdi Yazır.4551. 'Güçlü. bu kitabın hangi kitap olduğu belli değil! Bunun Musa'ya verilen Tevrat mı. Bu ayette sözü geçen "güçlü bir millet" deyimlerinin Rumları mı Acemleri mi yoksa Muhammed'in rakiplerini mi kastettiği konusunda görüş ayrılıkları var. fakat. Beyzavi'ye göre kastedilen şey. yoksa Muhammed'e verilen Kur'an mı. Tür Dağı'nın.) *** Kur'an'ın 48. Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır." (Tür Suresi.( Gölpınarlı'nın çevirisi böyle."Musa'nın kavminden Hak ile doğru yolu bulan ve onun sayesinde adil davranan bir topluluk vardır" (A'raf Suresi. "kavimler" (ya da "milletler") değil. var olan her şeyin Kur'an'da bulunduğunu ve bu nedenle Kur'an'ın diğer bütün "kutsal" kitapların hükümlerini ortadan kaldırdığını söyleyenler (bkz. Tanrı. c. Musa'nın Tanrı sözlerini işittiği dağ olduğunu göz önünde tutanlar.. Turan Dursun. c. halkı doğru yola getirmek isteyenler olduğunu söyleyenler yanında. "bir kavim" (ya da "bir millet") olması ve ayetin Hudeybiye Seferi'nden geri kalanların savaşa çağrılmalarıyla ilgili olması nedeniyle bu iddianın geçerli bir yönü olmadığını eklerler. Hudeybiye zaferidir. ayet 1-8). *** Tür Suresi'nin baştan ilk sekiz ayetinde Tanrı. diğerleri ise Mekke fethini öngörürler. Muhammed'e iman eden bazı Yahudiler olduğunu öne sürenler de var. bunun henüz tanınmadık bir başka kitap olduğunu iddia edenler de vardır. Bazı yorumcular yukarıdaki ayetle hem Rumların hem de Acemlerin hedef alındığını iddia ederlerse de. ana kitap mı?) olduğu konusunda yorumcular farklı görüşlere sarılmışlardır. Beyt-i Ma'mûr'a. ayetinde şu ayet vardır: "Ey Muhammed! Bedevilerden geri kalmış olanlara de ki. Ancak. age.

. bu sözcüğün "cehennem" olarak anlaşılması gerektiğini belirtenler de vardır. Burada geçen "hendek kazıp ateş yakanların" kimler oldukları tartışmalıdır. bazıları "semanın kapıları". ateşle doldurarak onun çevresinde oturup. onları bakanlar için donattık. age. age.. "Neyi soruşturuyorlar? Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri. yoksa bunların ağaçlarıyla dolu olan iki dağ için mi söylendiği belli değildir. Bu ayın onuncu günü kurban bayramı olarak kutlanır.. yoksa Ramazan ayının son gecesi mi olduğu tartışmalıdır. Buradaki "şahit" sözcüğünün "Muhammed" mi. Zilhicce ayının ilk on gecesine andolsun.) Yine aynı şekilde. bu konuyu açıklığa kavuşturamamışlardır. s.. hacı olma töreni bu aydadır. ilk ayeti şöyledir: "İçinde burçları bulunan göğe andolsun. Beyzavi ve Yahya gibi ünlü yorumcular bu konuda anlaşamazlar.. yoksa İslam dininin saygın kişileri mi. "Cebrail ve melekler dizi dizi olup durdukları gün.( Gölpınarlı'nın yorumlan için bkz.( Ömer Rıza Doğrul'un çevirisine bakınız) Yine aynı ayetin. Yine Bürûc Suresi'nin 3. Hem öyle hem de böyle olduğunu ileri sürenler vardır..CXXIV. Öte yandan. "Burçlar" sözcüğünün "yıldızlar" anlamına geldiğini öne sürenler.o günde şahitlik edecek ve hakkında şehadet edecek olanlara andolsun ki.( Gölpınarlı. s. ayet 38) diye yazılıdır. dirilme haberini mi?" (Nebe Suresi. ayetteki..hazırladıkları hendekleri. Yine aynı surenin 38. ayetinde. ayet 3) diye yazılıdır. bazıları da "burçlar kuşağı" (zodyak) olduğunu söylerler.. ". yukarıdaki sözlerin. yoksa kıyameti gören veya onda şahitlik edecek olan herhangi bir kimse mi olduğu tartışmalıdır. bu yorumu kabul etmeyip . Arabi ayların on ikincisidir.) Nebe Suresi'nin ilk ayetlerinde. ".her şeyin çiftine de tekine de. 38. her şeyin çiftine de tekine de andolsun.. zeytinin ise "İslamiyeti" temsil ettiğini ve bunun böyle olduğunu bilmeden yukarıdaki ayeti anlamanın mümkün bulunmadığını öne sürenler vardır. Bu itibarla. "her günün sabahı" olduğunu söyleyenler yanında "Zilhicce'nin sabahıdır" diyenler vardır. "Andolsun ağaran sabaha. Daha sonraki ayette yer alan. rahmanın izin verdiklerinden başka orada bulunanlar hiç konuşmazlar. suresi "Bürûc" başlığını taşır ve Tanrı'nın "burçlar" üzerine yemin etmesiyle başlar. ayetinde. böyle olmayıp bunların Hıristiyan kişiler olduğunu belirtenler de vardır. yararlı yiyeceklerden sayılan "zeytin" ve "incir" için mi.. Yine bu aynı surede. sonra da onu döndürdük. "Kur'an" mı yoksa "kıyamet" mi olduğu tartışmalıdır. Hatta bütün bu değişik yorumları geçerli saymayıp." (Bürûc Suresi.Ayetin ilk satırında yer alan "tin" sözcüğü "incir" ya da "dağ" adıdır.. "Ruh" diyenler. "aşağılık" sözcüğünün "kocalık". on iki burçtan söz ederlerken. "akıl azlığı" ya da "bunaklık" anlamlarından birine geldiğini söyleyenler yanında.. en güzel bir surete sahip olarak yarattık.. bazıları "gökyüzündeki meleklerin bekçi olarak bekledikleri kaleler". Bunların Eski Akif'teki "Daniel" kitabında sözü edilen bazı kişiler olduğunu söyleyenler yanında. Konuşan da doğruyu söyler" (Nebe Suresi." (Hicr Suresi. aşağıların en aşağısına attık" şeklindeki satırlarında. daha doğrusu "Musa şeriatını". Tanrı'nın burada ne anlamda olmak üzere yemin ettiği kesin olarak bilinmez." (Fecr Suresi. Beyzavi ve Zemahşeri gibi yorumcular. Buna karşı ruhun meleklerden oluştuğunu iddia edenler ya da "Hayır ruh değil.. ayet 1).. "ilk on gece "den "arefe" günü mü.. ". ayet 1-4) diye yazılıdır. kıyamet günü saf halinde dizilecek olan ruhlar yanında. "biz insanı." (Bürûc Suresi. Buradaki "sabah" sözcüğünün hangi sabah olduğu bilinmez. Hicr Suresi'nde "burç" sözcüğüyle anlatılmak istenen şeyin "yıldızlar" olduğunu öne sürerek şu ayeti örnek verirler: "Gökte burçlar meydana getirdik.CXVI.. Burada geçen "haber" sözcüğünün. yoksa melekler mi. incirin "Museviliği"." (Bürûc Suresi.. Her ne kadar "bürûc" sözcüğü güneş dönencesindeki on iki burç anlamına gelirse de. ayet 16). diğer bazı yorumcular bunun "köşkler" ya da "kasırlar". 92) *** Kur'an'ın 85." sözlerinden "erkek-dişi. Burada geçen "Cebrail" sözcüğünün "ruh" anlamına gelip gelmediği tartışmalıdır... ayet 1-3) diye yazılıdır.( "Zilhicce". Kur'an'ın bir başka yerinde.. 5. *** Fecr Suresi'nin ilk ayetlerinde. bütün yaratıklar" anlamını çıkaranlar yanında. yoksa kurban bayramı gününün sabahı mı. İbn-i Cerir gibi yorumcular.. ayet 4-7) şeklinde ayetler var. bu sözcüğü "kafirler" şeklinde ele alanlar da bulunur. Cebrail'dir" diye ısrar edenler vardır. meleklerin de öylece sıralanacaklarını söylerler.

. ayet 1-7) . 'Yığın yığın mal tüketmişimdir' diyor..Ve sen onun içinde oturmuşsun" şeklinde anlayanlar var. s. zorluklara katlanacak şekilde yarattık.7... bunu Ad'ın büyükbabasının adı ya da onun yaşadığı şehrin adı olduğunu kabul edenler de vardır.. "İnsanın bu . Öte yandan "çift" sözcüğünün bayram gününe. bunlardan birincisi "Onun mağrur edalarını..( Elmalılı Hamdi Yazır.. ayetinde şöyle yazılıdır: "Ey Muhammed! Rabbinin.. c. Bu ayetlerin diğer bir çevirisi şöyle: "Bu beldeye yemin ederim -ki sen bu beldede oturmuşsun.sen bu beldede oturmuşsun" sözlerini.. s.... Bütün bu yorumları yanlış sayıp "tek" sözcüğünün "Adem Peygamber" anlamına geldiğini belirtenler ve "zevcesiyle çifttir" diyenler de vardır.'Ben yığın yığın mal teleettim' diyor." şeklinde ya da "Atayı ve onun getirdiği oğlu şahit tutarım ki. yahut gece kılınan üç nafile "rekat" olduğuna değinenler bulunur. "Sen bu beldede bir an için hıll halinde olacaksın. "doğuran ve doğurduğuna. ". ". ". ikinci ayette geçen "hil" sözcüğünden doğduğu öne sürülür. sana saldırı helal sayılıyor)...8. diğerinin. ) Bazıları bunu.7. "kıyamet günü"nün kastedildiğini ekleyenler çoktur.. bir başka anlamının. harem-i amin olan bu beldede senin hakkına hürmet edilmiyor. söylenenleri anlamak için müneccim olmak gerekir. İnsanoğlu. ayet 1-7). Fakat.ve bir validle veledine ki hakikaten biz insanı bir meşakkat içinde yarattık. s. 104. "Sen ki hıllsın bu beldede" (yani.. Ve nihayet "çift" sözcüğünün "Bütün günlerdeki geceler" demek olduğunu ve "tek"ten de artık gecesi bulunmayan. Kimi yorumculara göre.. gösteriş yapışını Allah görmüştür ve cezasını verecektir".. Yukarıdaki ayetlerin her iki şeklini incelediğimizde görürüz ki. age.. zorluklara katlanacak şekilde yarattık" şeklindeki sözleri.. Onu bir gören olmadı mı sanıyor?" sözlerinde sözü geçen kişinin kim olduğu belli değil. "Doğuran ve doğurduğuna andolsun ki. Üstelik bu satırların dahi iki anlam taşıdığı belirtilir ki. ikincisi ise "O yalan söylüyor.". Mekke'nin ileride fetholunacağına kanıt olduğunu söyler. burada bir ava bile saldırı haram iken.(Turan Dursun. age. "tek" sözcüğünün ise arefe gününe işaret olduğunu söyleyenler vardır. age. c. kimi yorumcular ". Surenin son kısmında yer alan.) Zira ikinci ayette geçen.. Yine Fecr Suresi'nin 7. Burada geçen "İrem" sözcüğünün bir "boy" adı olduğunu söyleyenler yanında. O.. *** Beled Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Yo! Kasem ederim bu beldeye -sen hıll iken bu beldede."çift" sözcüğünün gece kılınan iki "rekat nafile namaz" ve "tek" sözcüğünün ise bir "rekat". dilediğini yapmak sana helal olacak" olduğunu söylerler.İnsanoğlunu." şeklinde anlayanlar vardır.5825 vd. harcamadığı halde harcadım diyor" anlamındadır. doğurana ve doğurduğuna andolsun ki. baştaki "sen hıll iken" deyiminin birçok anlama geldiğini ve örneğin bunlardan birinin. kendisine kimsenin güç yetiştiremeyeceğini mi sanıyor?..O kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor. Surede geçen "validle veledine" deyiminin İbrahim ile oğlu İsmail demek olduğu söylenir. Yorumcular. 'Ben yığın yığın mal tele ettim' diyor. kimi yorumculara göre ise İbrahim'i ve ondan gelme kuşakları içermekte. "babaya ve ondan gelen çocuğa" ya da "atayı ve onun getirdiği oğlu. bir diğer anlamının. burada geçen deyimlerin ne olduğu kesin olarak bilinmez. İnsanoğlunu." sözleri Adem ile ondan gelme kuşakları ifade etmekte.Babaya ve ondan gelen çocuğa yemin ederim ki. "Sen bu beldeye helal iken" ya da ".) Yukarıdaki çevirinin ikinci şekline göz atalım: Surenin ilk ayetinde yer alan. hiçbir memlekette benzeri ortaya konmayan sütunlara sahip İrem şehrinde oturan Ad milletine ne ettiğini görmedin mi?" (Fecr Suresi.( Elmalılı Hamdi Yazır. Bu değişik anlamların.5822 vd.. O kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor. "Sen bu beldede bulunurken". Onu bir gören olmadı mı sanıyor?" (Beled Suresi. kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?" (Beled Suresi... Üçüncü ayette geçen ". "Buradan çıkıp da sonra feth ile gireceğin zaman". ayet 7). c." şeklindeki sözleri.insanı (yüz yüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık" şeklinde ele alıp. olduğunu kabul edenler vardır.

isterse "rahmetine nail olmaları" için yaratmış olsun. Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz" (Yunus Suresi. İnsanların tümünü doğru yola sokmayıp. Nitekim. "cehennemi insanlarla ve cinlerle dolduracağına" dair kendi kendine söz vermiştir! Daha başka bir deyimle Tanrı (tabii Muhammed'in söylemesine göre).(Rabbin) onları bunun için yarattı" diye bir tümce var ki. Zaten Rabbin onları bunun için yarattı. ayetleri daha da anlaşılamaz şekle sokmakta. O. Zemahşeri gibi yorumculara göre bu kişi. Beyzavi gibi yorumcular ise bunun Abu'l Esad b. (Fakat) onlar ihtilafa düşmeye devanı edecekler." Söylemeye gerek yoktur ki.( Ömer Rıza Doğrul çevirisinden. Bununla beraber. "Tarik" sözcüğünün "tark" aslından . ayete göre Tanrı bile. ".Bunlar (Muhammed'e) muhalefet için nice nice servetler yok ettikten sonra Peygamber'in muzaffer olduğunu görecekler ve o zaman bu servetleri boşuna harcettiklerini anlayacaklardır" şeklinde konuşurlar. bütün insanları bir tek millet ("Müslüman") yapabilecekken yapmadığını.onlar ihtilafa düşmeye devam edecekler" diye de ekliyor. Daha önce de konuya değindiğimiz gibi. tekrar belirtelim ki.. ve 119 ayetlerinde.41 Fakat.) Beyzavi gibi kimi yorumcular ise. bu ayetlerin tümü hem çelişkili tümcelerle dolu hem de "apaçık" olmaktan uzak. ister "ihtilafa düşmeleri" için. Beled Suresi'nin yukarıda söz konusu ettiğimiz ayetlerin-deki anlaşılmazlığı gidermiş olmazlar.deyimi üzerinde anlaşamazlar. insanlar arasında "merhamet ettiklerinin" bulunduğunu ve onları "ihtilafa düşmekten müstesna" kıldığını söylüyor. çünkü insanlardan bir kısmını cehennemde yakmak için kendi kendime söz vermiştim. Muğire'dir.... Muhammed'e muhalefet etmiş olan kimselere atıf olduğunu belirterek. "Ben dileseydim bütün insanları hidayete eriştirir.. 'Yığın yığın mal tüketmişimdir' diyor. Surenin geri kalan ayetlerindeki. Bu sözler Yunus Suresi'nde şöyle tekrarlanmaktadır: "(Resulüm) Eğer Rabbin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi.dünyadaki hayatı.. ve işte doğru yola sokmadıklarımı şimdi cehenneme atmaktayım" şeklinde konuşur mu? Tarik Suresi'nde Tanrı'nın gökyüzüne ve "tarık"a yeminler ederek şöyle konuştuğu yazılıdır: "Kasem olsun o semaya ve tanka." (Tarık Suresi. ayetteki "bunun için" -ki Arapçası "li-zalike" olarak geçmektedir.. müşküllerle savaşmak ile geçer. ayet 118-119). ". ayet 1-3). Tanrı'nın bu tutumu hem çelişkili. hem açıklıktan ve anlaşılmaktan uzak. "Bildin mi tarik ne?" ("Tankın ne olduğunu nereden bileceksin?") diye sormakta. *** Hud Suresi'nin 118. Nitekim Kur'an yorumcuları. inananlardan yapardım. Bildin mi tarik ne? O necmi sakıb. Tanrı. Konuya daha önce de değinmiş olmakla beraber. burada geçen "tarik" ve "necmi sakıb" deyimlerinin ne anlama geldiği pek belli değil. hem de pek insafsız bir nitelik taşımaktadır. dikkat edileceği gibi. Muhammed'e düşmanlık besleyen Velid b.. Hiç "yüce" ve "adil" olduğu söylenen bir Tanrı. hem bir yandan çelişkili şekilde konuşmaktan. Celde olduğunu söylerler. bir kısmına "merhamet" etmesinin.. Kureyşlilerden zulüm gören Muhammed'i teselli etmek için bu sözleri söylemiştir. kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?" şeklindeki sözlerle kastedilen kişinin kim olduğu tartışmalıdır. Tanrı tarafından Muhammed için sarf edildiğini söylerler: güya Tanrı. Bazı yorumcular.. bir kısmını da cehennemlik bilmesinin nedeni olarak şunu belirtiyor ki. yukarıdaki ayette bir de. kendisine kimsenin güç yetiştiremeyeceğini mi sanıyor?. Rabbinin merhamet ettikleri müstesnadır. "acımasız" imiş gibi görünmekten geri kalmamaktadır! Fakat. yani ihtilafa düşmeleri için yarattı." Diğer bir kısım yorumculara göre ise yukarıdaki deyimin anlamı şudur: "Zaten Rabbin onları bunun için. bu sözlerin. bu deyime birbirinden farklı iki anlam verirler. hem de cehennemi insanlarla doldurmak için kendi kendisine söz verdiğini söyleyerek.. kalkıp da. Kimine göre bu deyim şu anlamdadır: "Zaten Rabbin onları bunun için. Görüldüğü gibi. ". ayet 99). Hiçbir büyük maksat veya gayeye müşkilleri bertaraf etmeden varılamaz" diye açıklarlar. ne yaparlarsa yapsınlar. onları "ihtilaf (çatışma) halinde bıraktığını bildiriyor: ". Ancak. ama yapmadım. yukarıdaki satırların. yani rahmetine nail olmaları için yarattı.İnsanoğlu. ayetler birbirleriyle çelişkilidir. Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek millet yapardı. 'Andolsun ki cehennemi tümüyle insanlar ve cinlerle dolduracağını' sözü yerini buldu" (Hud Suresi. Rabbinin..

age. Kimisi vahiy indiği sırada yorganına bürünmüş olarak dua etmekte olduğunu ve hatta Ayşe'nin dahi (yorganın geri kalan kısmına sanlı olarak) onun yanında yatar bulunduğunu bildirirler..) Kimisi bunun bir balama Tanrı'nın Muhammed'i "intibaha" (pişmanlık duygusuna) çağırması ya da "Niye gizleniyorsun. deli değilsin" (Kalem Suresi.( Abdülbaki Gölpınarlı. age. Tanrı. niye zayıf davranıyorsun? Kalk!. s. sebep olarak da. yorganına bürünmüş uyumakta olduğunu ekler. bir müddet için kalk. "ışıklarının gücüyle zulmeti deliyor gibi görünen her yıldız" karşılığı olabileceği gibi. belli değil. istersen biraz önce" derken. Zira gündüz vakti..CXl. Öte yandan. ayet 1-2)." (Müzzemmil Suresi. ışığın şuurumuza çarparak "maddiyatımızı delip gönüllerimize sinmesi ve bizi imana getirmesi" gibi manevi bir anlamı olduğunu söyleyenler de vardır. "vahiy" geldiği zaman Muhammed'in Cebrail'den korktuğunu ve yorgana büründüğünü söyler. "sakıb" sözcüğü ise.gelme olduğu ve bunun da "tokmak vurur gibi şiddetle vuran"." şeklinde azarlaması olduğunu öne sürerler.5421 vd.) sözlerine bakarak.7.. Acaba Tanrı Muhammed'in gece yarısı uykudan uyanmasını mı istemiştir? "İstersen biraz sonra. age. bizleri yorumcuların insafına terk etmiş gibidir! *** Müzzemmil Suresi'nin ilk dört ayeti şöyledir: "Ey örtünüp bürünen Muhammed! Gecenin yarısında. Fakat. hiçbiri üzerinde anlaşamazlar. yerkürenin kabuğunu "Nün" üzerine döşemiş ve böylece ortaya yerküre çıkmıştır. c. s.(Elmalılı Hamd: Yazır.”( "Necm" deyimi yıldız anlamında. istersen biraz sonra. "Şüphesiz gece kalkışı tam bir uyuma ve sağlam" bir kıraata daha elverişlidir. Kimisi. "tarik" sözcüğünün. istersen biraz sonra. Ancak. "apaçık" olarak gönderdiğini söylediği Kur'an'da. bunun "kuş yukarı yükseldi" karşılığı olarak "yüksek yıldız". "Ey örtünüp bürünen Muhammed" sözlerindeki örtünüp bürünmenin neye delalet ettiğini bilmezler. bir müddet için kalk ve ağır ağır Kur'an oku" (Müzzemmil Suresi. "gönül hoplatan ziyaretçi" ya da "sabaha karşı doğan yıldız" anlamlarına geldiği anlaşılmaktadır. Müslüman yazarlar Muhammed'in bu yönüne hiç değinmezler. vahiy indiği sırada... s. bunu Tanrı adlarından biri olarak kabul edenler yanında "kalem" ya da "balık" olduğunu öne sürenler vardır.5699-5700." sözleri neyi ifade ediyor. ayetteki ".7. Volkanlardan etrafa sıçrayan şeylerden dağlar olmuş ve bu dağlar birer çivi işini görerek yerkürenin sarsılmasına engel yaratmıştır! Ve bunun böyle olduğunu da .) Yabancı yazarlardan bazıları Muhammed'in "sara" nöbeti geçirdiği için yorgan altına bürünmüş olduğunu söylerler. ne demek istemiştir? Gecenin yarısından az ya da çok olan kısmını mı? Dörtte üçünü mü? Dörtte birini mi. age.. burada geçen deyimlerin hiçbiri açık ve seçik nitelikte değil.. s. Zira burada geçen "Nün" sözcüğünün ne anlama geldiğini kimseler bilmez. Daha önce de gördüğümüz gibi.. Denilebilir ki.. Bu yazdığı şeylere göre Tanrı.5425 vd. yorumcular buradaki sözlerin. c. Hiç Tanrı böylesine kapalı konuşur mu? Konuşur ise ne maksatla konuşur? Öte yandan bu emrin Muhammed'e Kur'an okuması için verildiği yazılı. "pek parlak.7. Ne demektir bu? Kur'an gündüz okunmayacak mı?( Bu konudaki tartışmalar için bkz. ey Muhammed! Sen Rabbinin nimetine uğramış bir kimsesin. istersen biraz önce.. bundan habersiz olarak. kalemi yaratıp ona "yaz!" demiş ve kalem kıyamete kadar olacak şeyleri yazmıştır. ayet 1-4). belli değil. ışık" anlamlarına gelmekte. Elmalılı Hamdi Yazır. c. sana uzun bir meşguliyet var. "sabah yıldızı" ya da geceleyin gökyüzünde doğan herhangi bir parlak yıldızın göze çarpması halinde.) Kalem Suresi'nin ilk iki ayetinde Tanrı.( Beyzavi'nin görüşleri bu doğrultuda.. "geceleyin gelip kapı çalan". "Nün" her taraftan nefes alamayacak şekilde sıkıştırıldığı için deprenmeye başlamış ve volkanların oluşmasına sebep olmuş.) Her ne hikmetse. Kimisi. istersen biraz önce. yine yeminler ederek şöyle konuşmakta: "Nün! Kalem ve onunla yazılanlara andolsun ki. ayet 6-7) deniyor. Yukarıdaki ayette yer alan "o necini sakıb. Muhammed'in.) Güya Tanrı.. "Bir yandan bir yana delen".Gecenin yarısında.( Elmalılı Hamdi Yazır. "delip geçen".. yeminler etmesi bu ayetleri açıklığa kavuşturmuyor.

c. burada geçen hikayenin ne olduğunu açıklamıyor. ama buna güçleri yetmez. Diyanet Vakfı çevirisinde Kehf Suresi'nin bu ayetindeki iki kişinin kim olduğu hususu ile ilgili açıklama) *** Zuhruf Suresi'nin 61. Beyzavi ise zıt görüştedir. "O gün işin dehşetinden baldırlar açılır.LXXXI." Dikkat edileceği gibi. Bu nedenle Tanrı bela vermiş ve bağı kökünden yakıp yıkmış. kimlerden söz ettiği bilinmez. " (Kalem Suresi.7. Kimine göre. onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir afet (ateş) bahçeyi sarıverdi de bahçe kapkara kesildi. Abdullah olduğunu söylerler. Ayetin bir başka şekli şöyle: "O. Yine bu aynı Kalem Suresi'nde. Hani onlar (bahçe sahipleri). o sınırsız kudretiyle bu kişilerin kalplerini değiştirse daha iyi olmaz mıydı? Ya da bu güzelim bağı. Mohammad et le Fin du Monde. ayette sözü edilen iki kişinin. ayet 17-33).5278vd. ayetlerin anlamını keşfedebilmek için yorumculara muhtacız. "bahçe" sahiplerinden ve onların bahçelerinin Tanrı tarafından ateşe verildiğinden söz eden on altı ayet var ki." (Kalem Suresi. Bana itaat edin" (Zuhruf Suresi.4279 vd. dağlan da birer çivi (evtad) yapmadık mı?" (Nebe' Suresi. s.. İki ayet atlama ile karşımıza şu ayet çıkıyor: "İsa belgeleri getirdiği zaman demişti ki. Beyzavi gibi bazı yorumcular bu iki kişinin El-Esved Andul Eshed adındaki bir "kafır" ile Ümmü Seleme'nin ilk kocası Abu Selman b. bunlardan biri Muhammed olup. ayetinde yer alan. ondan Allah'ın hakkını verirmiş. her ikisinin de etrafım hurmalarla donatmış. "Ve hakikat o.( Ömer Rıza Doğrul. Yemen'de Savran denilen yerde yaşayan bir kimse imiş. Fakat. ama bahçeyi helak edecek yerde Tanrı. ayet 6-7) diyerek kanıtlamıştır.. ama kimdir bu "o"? Belki bunun ne olduğunu öğreniriz diye okumaya devam ediyoruz. Ayetler şöyle başlıyor: "Biz vaktiyle 'bahçe sahiplerine' bela verdiğimiz gibi. o cennet gibi bağ sabaha kadar sırıma dönüvermiş! Güzel. anlaşılamaz nitelikte.. ayet 43) şeklindeki sözlerin. Elmalılı H.. c. age. aralarına da ekinler bitirmiştik" (Kehf Suresi. Beyzavi gibi kaynakların bildirmesine göre. Celaleddin Süyuti gibi yorumcular bunu. ayrıca bkz. ayrıca bkz. onun için sakın o saatin geleceğinden şekk etmeyin (şüphe etmeyin) de bana tabi olun (bana uyun) ve işte bu yegane doğru yoldur" (Zuhruf Suresi. "kıyamet gününü mü?". adam ölünce oğulları bu geleneği değiştirmek istemişler. İsrailoğullarından olduğunu bildirirler. ayet 63). Bazı yorumcular. Ölünce çocukları onun bu geleneğini devam ettirmeyip. bazılarına göre ise İsa'ya atıftır. bir adam.. Ayrıca bkz. Nihayet bazı yorumcular ise bunların genel anlamda "iyiliği" ve "kötülüğü" temsil eden zihniyetin karşılığı olduğunu ileri sürerler. ayet 61) diye yazılı. s. "Onlara şu iki adamı misal olarak anlat: Bunlardan birine iki üzüm bağı vermiş. halkı bu bağın hayrından yoksun kılmışlarmış. Bazılarına göre.( Beyzavi'nin Anvar al-tanzil ve asrar al-tavü adlı yapıtına bakınız. diğeri Mekkeli müşrikleri temsil etmektedir.. age. ayet 32) diye başlayan ve on iki ayeti içine alan bir kısım var ki. ayette geçen "şu iki adam" deyimiyle "Mahzum" kabilesinden Mekkeli iki kardeş kastedilmiştir. Paris. o saatin geleceğinden şüphe etmeyin.. ayetin başında "o" diye bir sözcük var.5. "Biz yeri (arzı) bir döşek.. s. s. Kalem Suresi'nin yukarıdaki ayetindeki "Nün" sözcüğünü "hokka" olarak ya da "yazı yazacak divit" olarak anlarlar.. secdeye çağırılırlar. Taberi gibi ünlü yorumcular dahi işin içinden çıkamamışlardır. kıyametin kopacağını bildirir. ayetinde. yoksa "ölüm zamanını mı?" kastettiği konusunda anlaşmazlık vardır. "Apaçık" olduğu söylenen Kur'an. Fakat.) Yorumculardan bazılarına göre bağ sahibi olan bu adam. 'Size hikmetle ayrılığa: düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. güya yardımsever . Yazır. age. Bazı yorumculara göre ayetteki "o" sözcüğü "Kur'an" anlamındadır. s.634.(Abdülbaki Gölpınarlı. Bazılarına göre bunlar İsrailoğullarından iki kardeştir. bu doğru yoldur.Tanrı..(Elmalılı Hamdi Yazır. 1911.. saat için bir ilimdir. Bana uyun. bahçesinin ürünlerini fakirlere dağıtırmış.87. bağına iyi bakar.. Paul Casanova.) . Pek güzel. Bazı yorumcular..) Yine bu Kalem Suresi'nin 43. Bu yüzden Tanrı bahçelerini helak etmiş.. Onlar istisna da etmiyorlardı. "kıyamet günü"nün kesin kanıtı sayarlar. halka ihsan etse daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mıydı? Kehf Suresi'nde.. onlara da bela verdik. sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) dev gireceklerine yemin etmişlerdi. age.

Bilindiği gibi Bedir Savaşı. Fakat. Al-i İmran Suresi'nin ise 89. Tanrı. Muhammed'in söylemesine göre. ayet 13). düşman sayısını Muhammed'e az olarak göstermiş ve şöyle demiştir: "Tanrı. ayet 44). onları (düşmanları) uykunda (rüyanda) az gösterdi. bu surenin 88. Hicret'in ikinci yılında. bu meleklerin sayısının üç bin olduğu ve gerekirse beş bin olacağı yazıldığı halde. Enfal Suresi ise sekizinci sıradadır. Fakat." (Al-i İmran Suresi. yani Enfal Suresi Al-i İmran Suresi'nden sonraya konmuştur. ayet.. Muhammed'e ve Müslümanlara çeşitli yollardan yardım sağlayacağını bildirmiştir. farklı zaman ve sırada indirdiği sure ve ayetlerle. Ayetlerden birine göre. ayet 43).. onlar da üzerinize hemen gelirlerse. Daha başka bir deyimle. sure olmak üzere indikleri kabul edilir. Kur'an'da. anlaşılmazlık (muğlaklık) bakımından da şaşkınlık yaratan ayetler yer almıştır. Al-i İmran Suresi üçüncü.. Bedir'de Tanrı size yardım etti. güya Tanrı. Tanrı'nın çeşitli yardımlarından biri.. Al-i İmran ve Enfal surelerinde. biri Allah yolunda savaşanlardır. güya bu sayededir ki. bilinmez.. olacak işi oldurmak için. kafirleri kaçırtmak için Müslüman ordusunun sayısını onların gözünde iki misli göstermiştir: "Karsı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır. 123-125). Al-i İmran Suresi'nde. Hani sen şöyle diyordun inanırlara: 'Tanrınızın size gönderilmiş üç bin melekle size yardım etmesi. Tanrı. Ve (savaşa) ilişkin çekişmeye (tartışmaya) başlayacaktınız. güya Tanrı. Bütün işler dönüp Allah'a varır. Tanrı'nız size. ayet 9). Kur'an'ın Al-i İmran ve Enfal surelerinde. Tanrı. Fakat. Onları sana çok göstermiş olsaydı korkacaktınız.. Ancak. daha doğrusu anlaşılmış değil! Yine Bedir Savaşı'yla ilgili olarak. damgalı (bel konulmuş) beş bin melekle yardım edecektir" (Al-i İmran Suresi. Enfal Suresi daha önde gelir. nüzul (iniş) sırası itibariyle. bundan kendilerinin iki katı olarak gözleriyle gören inkarcı topluluğudur. birbirleriyle çelişkili olmak bir yana. Kureyş ordusunun sayısını Enfal Suresi'nin 43. Oysa o sırada siz güçsüz durumdaydınız. Bir diğer ayete göre ise. çünkü.Bedir Savaşı ile ilgili olarak.. birbiri ardından bin melek göndererek yardım edeceğim' diye karşılık vermişti. Neden Al-i İmran Suresi'nde Müslümanlara yardım için Tanrı'nın göndereceği meleklerin sayısı üç bin ve beş bin olarak belirtilmiştir de. sure olarak. Muhammed'in Mekkelileri (Ku-reyş'le) yapmış olduğu bir savaştır. Ama Tanrı sizi kurtardı.. iki ordunun mevcudunun Tanrı tarafından farklı şekillerde gösterildiğine ve böylece savaşın Müslümanlar lehine sonuçlandırıldığına dair iki farklı ayet var. diğeri. . Müslümanlar sayıca çok olan Kureyş ordusuna karşı zafer sağlamışlardır. " (Enfal Suresi. aynı konuya değinen Enfal Suresi'nde. Müslümanlara. 'Ben size. Allah dilediğini yardımıyla destekler. farklı ve yanıltıcı bilgiler vermiş gibidir! Öte yandan bir de şu var ki. O size. Enfal Suresi'ndeki bu ayetten hemen sonraki ayete göre. Kur'an'daki sıraya göre. eğer sabrederseniz ve Tanrı'ya karşı gelmekten sakınırsanız. size yetmiyor mu?' Evet." (Enfal Suresi. Gerçekten de Al-i İmran Suresi'ndeki ayet şöyledir: "Andolsun ki. Enfal Suresi'nde sadece bin olduğu anlatılmıştır.. onları gözlerinize azlık gösteriyor ve sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bu savaşta Müslümanların dört yüz civarında ve buna karşılık Kureyş ordusunun binden fazla olduğu söylenir. Enfal Suresi'nde sadece "bin" olarak zikredilmiştir.. ayetiyle az göstermiştir: korkmayıp savaşa gitsinler diye! Ancak. meleklerin sayısı farklı olarak şöyledir: "Hani Tanrı'nızın yardımına sığınıyordunuz da. Bedir Savaşı için." (Enfal Suresi. "kafirlerin" sayısının Müslümanlara "azlık" olarak gösterildiği ve Müslümanların sayısının ise "kafirlerin" gözünde azaltıldığı bildirilmiştir: "Karşılaştığınızda. melekler göndermek suretiyle olmuştur.

yine de görüş ayrılıklarına saparak. Kureyş'in sayısının 900 ile l 000 arasında olması gerektiğini anlar ve taraftarlarına açıklar. Bunun üzerine köleye Kureyş'in günde kaç deve kestiğini sorar. hem de Tanrı'nın kendilerine melekleriyle yardımda bulunduğuna dair sözleriyle şevke getirmek istemiştir. bilinmez.260.. Tanrı. gerçek bu değil. *** Biraz yukarıda Kur'an'da yer alan kıssalardan (masallardan) bir iki örnek verdik ve bunlarla ilgili anlamsızlıklara ve anlaşılmazlıklara değindik. savaş başladıktan sonra. hem de azlık olarak (Enfal Suresi. ayet 44) göstermiş olmaktadır. güya Muhammed'e. zira bu sayıları "tahmin" şeklinde olmak üzere ortaya atan bizzat Muhammed'dir. Tanrı." diyerek Tanrı'ya "nida" ettiği. Eski Ahit'te bu hikaye 42 bap halinde ve belli bir silsile esasına göre anlatılır. age. Eyüb'ün bağına gelen bela nedir ve neden gelmiştir. Üstelik de. Kureyş tarafından su almak için bu kuyulara gönderilen bir köleyi. güya savaş başlamadan önce. çünkü. Kureyş ordusunun Bedir mevkiine gelmiş olmasının nedeni de buydu. Şam'dan dönmekte olan zengin Mekke kervanına karşı Muhammed'in saldın tertiplemesi ve bunu öğrenen Kureyş'in harekete geçmesi sonucu olmuştur. Şeriat'tan Kıssa'lar adlı kitabımızda da değindiğimiz gibi. "Bir gün 9. Bedir kuyularının bulunduğu yere adam göndermiştir. köleyi sorguya çeker ve Kureyş'in sayısını sorar. daha doğrusu Eski Ahit'in (Ahd-i Atiyk'in) "Eyub" adlı kitabından alınmakla beraber. Müslümanların sayısını "kafirlere" çok göstermiş ve böylece "kafirlerin" korkup kaçmalarını sağlamıştır. Kureyş ile karşılaşmak üzere Bedir'e yakın bir yere konduğunda. Buna karşılık. yine açıklığa kavuşturulmuş değildir. Fakat. Tanrı. yorumcular. s. Bedir Savaşı'nda Müslümanların sayısını. ölümü göze alırcasına çarpışmaktan başka çare olmadığının farkındaydılar. hadislere ya da Tevrat'taki anlatılış şekline göre. Muhammed onları hem cennet. yeminini bozma demiştik. Hikayenin ana teması. 104) Öte yandan Kureyş'i savaşa sokmak amacıyla. Buna karşılık Müslümanlar. ayet 13). Oysa. Rabbine 'Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi' diye seslenmişti. Bütün bunlar Kur'an yorumcuları tarafından. masalı farklı sonuç doğuracak tarzda anlatırlar. Kureyş'in sayısını Tanrı'dan değil.Görüldüğü gibi. c. onu zenginliklere kavuşturduğu yazılıdır (Enbiya Suresi. Arap kaynaklarından öğrenmekteyiz ki. "Ey Eyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur. Gerçekten de bu hikaye. "Başıma bir bela geldi. Örneğin. Köle bilmediğini söyler.. çeşitli yollardan açıklığa kavuşturulmak istenir. Muhammed'in. Muhammed. Eyub'la ilgili hikaye. Muhammed'i kesin şekilde hezimete uğratıp tehlike olmaktan çıkarmaya kararlıydı. Beyzavi ve Celaleddin gibi yazarlara göre. ayet 83-84). savaş başlamadan önce ele geçirilen"bir kölenin söylediklerinden öğrenmiştir. Köle. Neden dolayı şeytan Eyub'a yorgunluk ve azap vermiştir. istemiştir ki. Tanrı'nın Müslüman ordusunu azlıkta göstermesinin de söz konusu olmaması gerekir. yorumcular gerekçe uydurmakta birbirleriyle yarışırlar. yani 38. Tanrı'nın bu duayı kabul edip. başka konuya geçilir. kendi günlük siyasetine uygun olmak üzere birtakım değişikliklere sokmuştur." diye emredilmiştir. hiç yeri olmadığı halde yeniden Eyub hikayesine dönülür. çoğunlukla Tevrat'tan (ve Eski Ahit'in diğer kitaplarından) ve İncil'den aktarılan kıssaları (masalları).. Müslümanların az sayıda olduklarını düşünüp savaşa girişsinler. kendilerinin az sayıda olduklarını bilerek. bu sayının az ya da çok olduğunu düşünmelerinden doğmuş değildir. fakat sokarken çoğu zaman anlaşılamayacak nitelikte kılmıştır.. Fakat. onun sayesinde ele geçirdikten sonra. (Biz de ona) 'Ayağım yere vur. Nitekim. "Ne için benimle .( Taberi. Muhammed bunları. Muhammed. kafirlerin gözünde hem "iki kat" çokluk (Enfal Suresi. "kafirler" Müslümanların sayısının çok olduğunu sanarak savaştan kaçmasınlar. İlerideki bölümlerde başkaca örnekler vereceğiz. ayet 41-44) diye sözlerini bitirip başka konuya geçer. Görüldüğü gibi.. daha başka bir deyimle. Savaşı kaybetmelerinin nedeni savaş taktiği konusunda anlaşmazlığa düşmeleridir. Müslümanların sayısını "kafirlere" az sayıda göstermiştir. "Kulumuz Eyüb'ü da an. Müslüman ordusunun sayısının azlığı ya da çokluğu. "Eline bir demet sap alıp onunla vur. Neden dolayı ve ne için Eyub'a. bir diğer gün 10 deve keserler" diye cevap verince. dalkavukluk etmeden doğru olanı açıkça söylemesi ve örneğin. Bu çelişmeyi açıklamak üzere.2. " (Sad Suresi. Yahudi kaynaklarından. 1966.. yeminini bozma. kesilen develerin sayısına göre. Eyüb'ün Tanrı'ya. 278. sana sığındım. bilindiği gibi Bedir Savaşı. anlaşılamaz şekle sokulmuştur. çünkü. bilinmez. on yedi sure sonra. işte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su' dedik" diye hitap eder ve Eyub'a bol miktarda varlık verdiğini ekleyerek. bunlar bildirilmez. sürekli şekilde Mekke kervanlarına karşı çete saldırılarında bulunmasından bıkmış olarak Kureyş. bu kaynaklara başvurarak anlamak güçtür. hem ganimet vaatleri. Savaşı kaybetmelerinin nedeni de. Nice örnekten biri şu: Enbiya Suresi'nde Eyüb'ün. Kureyş'i bu kararından vazgeçirecek değildi. Medine'ye hicret ettikten sonra. sure olan Sad Suresi'nde.

. açıklanmış değildir. Sale. Kur'an'ın 21. ben kötü değilim. ne de pek körpe. aralarında 35 sure vardır.'Ayağını vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su' dedik" (Sad Suresi. bunu izleyen ayet daha da şaşırtıcı: "Ey Eyub! 'Eline bir demet sap alıp onunla vur. Yani iki sure.. Enbiya ve Sad surelerine) serpiştirmiştir. ikisi ortası bir sığır olması gerektiğini ve boğazladıkları bu sığırın bir parçası ile kimin tarafından öldürüldüğü bilinmeyen bir kimsenin cesedine vurmalarının emredildiğini bildirdiği yazılıdır (Bakara Suresi. açıklığa kavuşmak mümkün değil! Hikaye Tevrat'tan alınmış. Enbiya Suresi'nde. fakat anlaşılamayacak şekle sokulmuş gibidir. "Sayılar" (Bap 19) ve "Tesniye" (Bap 21. Neden dolayı Eyub. kimisi de "7 yıl. bana bildir. alacasız. Musa'nın Yahudilere. bu kez kendi aralarında anlaşmazlığa düşerler. age. 21. Ve kıssanın anlatılışı. ayet 45). 17 sure sonra. ". sen balçık gibi bana şekil verdin. Sana sığındım.'Tanrı'ya sığınmıştır? Başına gelen bela nedir? Neden dolayı Tanrı onun duasını kabul etmiş. Doğrusu biz onu sabırlı bulmuştuk. 7 ay ve 7 saat sürmüştür" diye kesinlik arz eder. Eyüb'ün başına gelen felaketlerin kaç yıl sürdüğü konusunda farklı görüşler belirtirler: kimisi "18 yıl sürmüştür" der. Bap 10 ve 42). Enbiya Suresi. yarışırken.çekişiyorsun. işin daha da anlaşılmaz yönü. kusursuz. nimetlere kavuşturmuştur. s. ne pek kart. çünkü. Sad Suresi ise 38. Sad Suresi ile. Ve neden daha önce. The Koran. ayet 43). kimisi "13 yıl". Fakat. 1-9) adlı kitaplarda ayrı ayrı ve farklı sonuçlar yaratacak şekilde . Muhammed bu hikayeyi değiştirerek ve bölük pörçük şekilde olmak üzere Kur'an'ın orasına burasına (örneğin. başına gelen beladan dolayı. müteakib ayetle anlaşılmazlığı daha da pekiştiriyor: "Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere.96-97. şu ayetle karşımızdadır: "Ey Muhammed! Kulumuz Eyüb'ü da an. "Eyub". bilinmiyor... Benim fesadımı arıyorsun ve suçumu araştırıyorsun.5. sure olan Sad Suresi'nde Tanrı. 'Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi' diye seslenmişti" (Sad Suresi. Enbiya Suresi'nde zaten söylenmişti. daha önce. "Allah muhakkak bir sığır boğazlamanızı buyuruyor" dediği ve boğazlanacak sığırın parlak sarı renkli. biraz önce dediğimiz gibi. ayet 67-73). Bilirsin ki. Hatırla. ayet 83-84) şeklindeki iki ayet ile birdenbire karşımıza çıkar ve orada kesilir. niyaz ederim. o da belli değil! Fakat. 38. nüzul (iniş) sırası itibariyle. Tanrı'nın.. daha sonra inmiş olan Enbiya Suresi'ne göre anlatılmaya başlanır: Konu. Sen merhametlilerin merhametlisisin' diye Rabbine nida etmişti. Ve yine sen beni helak etmektesin. sırasında yer alan surelerdir. sure olarak. Sad Suresi ise 38. daima Allah'a yönelirdi" (Sad Suresi. ayet 41). s.. yukarıdaki ayeti takiben.) Yine bunun gibi Kur'an'ın Bakara Suresi'nde. Tevrat'ta bu hikaye. bilinmez! Olayla ilgili diğer konu. Kaldı ki. beni yarattın. Muhammed'e bu hatırlatmayı yapmaktadır. -17 sure ara ile Kur'an'da yer almışlardır. Bu ayetleri okuyup.323. Kur'an yorumcuları anlaşılması mümkün olmayan bu ayetleri anlaşılır kılmak için birbirleriyle yarışırlar. c. ona aile ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik" (Enbiya Suresi. ayet 42) şeklindeki konuşmasıdır.( Turan Dursun. yemini bozma' demiştik. Fakat. Senin ellerin her yanımdan bana şekil verdi. Örneğin. sure olan Enbiya Suresi'nde değil de. G. Enbiya Suresi 73. Şeytan ne sebeple ve ne şekilde Eyub'a yorgunluk ve azap vermiştir. sure olarak inmiş kabul edilir. Kur'an'daki hikaye burada bitiyor ve başka konuya geçiliyor.. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak olmak üzere." şeklinde konuşması ve Tanrı'nın da onu bu açık sözlülüğü yüzünden takdir ederek mükafatlara kavuşturması şeklindedir (bkz. Bu sözler. Bu sözlerin anlamının ne olduğunu Kur'an açıklamıyor. "Bir demet sap ile" kime vurulacak? Ve neden dolayı vurulacak? Bozulmaması istenilen yemin nedir? Bu soruların hiçbirine cevap yok. fakat yine yarım yamalak şekilde. Rabbine. Gaddarlık ediyorsun. ayrıca bkz. ona tekrar aile ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik" (Sad Suresi. "Apaçık" ve herkes tarafından anlaşılması için gönderildiği söylenen Kur'an. hiç kimsenin anlayamayacağı bu tür ayetlerle doludur. Ne iyi kuldu. Ahd-i Atiyk. Açıklamak şöyle dursun. burada tekrar etmenin anlamı nedir. Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Fakat. "Eyub da! 'Başıma bir bela geldi.

Güya bunlar cumartesi yasağına riayet etmedikleri için. Onlara. Bu da Tevrat'tan alınmış bir hikaye. nüzul (iniş) sırasına göre. Güya. ayet 259). yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk" (A'raf Suresi. Şu durumda "." diye yazılı. daha doğrusu Esavoğullarıdır (bkz. Bu vesileyle eklenmesi gereken bir husus var ki. görüş ayrılığı içerisinde işlerler. aklı şaşırtan masallardan bir diğeridir. başka günler geliniyorlardı. Masala göre. Bu hususlar. "İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. güya Bakara Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinde belirtilen topluluktur ve şöyledir: "Ey Muhammed! Onlara.. suresi olan A'raf Suresi'nde cumartesi yasaklarına uymayan bir kasaba halkından söz edilir ki. cumartesi günü yasağına aldırmadan balık tutmaya devam etmiş ve bu yüzden Tanrı tarafından maymuna çevrilmişlerdir. haftanın diğer günleri inmemelerini emretmiştir. yüz sene (ölü) kaldın.. Tafsil-al-Tabari. fakat Kur'an'daki şekliyle anlaşılmasına imkan yok. yiyeceğine ve içeceğine bak. eşeğine binmiş olarak geçtiği bu yıkık ve harabe yerin neresi olduğu bilinmez. Bu ayette geçen kişinin kim olduğu. Fakat. Adamcağız ne bilsin! Fakat. Bunu. c. Tanrı ona. Tanrı onu ve eşeğini öldürür.anlatılmıştır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlara ders olsun diye yaptık" (Bakara Suresi. söz konusu kasaba Kızıldeniz kıyılarında bulunan "Eyle" kasabasıdır ve bu kasabada yaşayanlar balıkçılıkla geçinen bir Yahudi kabilesi. Kur'an'a yukarıdaki . ve 66. Açıklamadığı için Kur'an yorumcuları birbirleriyle tartışırlar. kendi kudret ve azametini kişiye ispat etmiş olur (Bakara Suresi. "Ey Muhammed! Onlara. Tevrat'ın bildirmesine göre. Bakara Suresi'nde öncelik kazanıyor. Kasaba halkı aç kalmamak için. deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Kur'an'ın 7. Şu bakımdan ki. Taberi (Taberi. Tanrı'dan Tevrat'ı almış ve Yahudilere Tevrat'ı öğretmek için çaba sarf etmiştir. Sonra da ölü eşeğin kemiklerine et giydirir ve kişinin gözleri önünde eşeği diriltir. 1295 basımı. sadece cumartesi günü bu kıyılara inmelerini. Tanrı'yı cevapsız bırakmamak için. muhtemelen Yahudi din adamlarından duymuş ve Üzeyr'in adını zikretmeden." şeklindeki sorunun anlamı kalmamakta! *** Bakara Suresi'nin 259. Hani onlar cumartesi gününe saygısızlık gösterip haddi aşıyorlardı. Böylece Tanrı. Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk. Tevrat. çünkü Bakara Suresi'nin nüzul sırası 87'dir.. henüz bozulmamıştır. sonra tekrar dirilttik)" der.. Alınırken de..Onlara.. haftanın diğer günlerinde gelmezler? "Onlar" diyerek yoldan çıktığı söylenen kişiler kimlerdir?" Bütün bunlar birer muamma! Bu muammayı ancak Tevrat sayesinde çözmek mümkün." denmekte. eşeğine binmiş giderken yıkık ve harap olmuş bir kasabaya uğrayan bir kişiden söz edilir ki. 110) ve Süyuti gibi bazı yorumcular ise. Kur'an yorumcuları bu ayetleri. Bap 2: 8). A'raf Suresi 39. Kur'an'da ikinci sırada yer alan Bakara Suresi'nin biraz önce belirttiğimiz 65. Bundan dolayıdır ki. Tanrı balıklara. Tanrı tarafından sınanmışlardır.. deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. bilinmez! Fakat. sure olarak. Kur'an yorumcularının Tevrat'a başvurarak anlattıklarına göre.. Yahudilerin "Nehemya" diye bildikleri kitapta Üzeyr ile ilgili olarak geçen hikayeyi Muhammed. Cumartesi günü azgınlık edilen şey nedir? Edenler kimlerdir? Neden bu kişiler Tanrı tarafından maymuna çevrilmişlerdir.. deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Kur'an bunu açıklamamıştır.. "Tesniye". Ancak.439 vd. ayetinde.. 'Aşağılık birer maymun olunuz'. ayet 163). ayet 65-66). burada geçen topluluğun kim olduğu ve neden dolayı maymuna dönüştürüldükleri belli değil. hangi denizin hangi kasabasıdır? Sürüyle gelen balıklar neden cumartesi gelirler de. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor. bazı kullarını maymuna dönüştürdüğüne dair şu ayetler vardır: "İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Kur'an'ın 7.5. "Ölümünden sonra Allah bunları nasıl diriltir acaba?" diye konuştuğu için. Biz onları.Eşeğine de bak.. s. o da şu: Biraz yukarıda gördüğümüz gibi. çünkü. Yine Bakara Suresi'nde Tanrı'nın. bunun Üzeyr olduğunu söylerler. Bazı yorumcular bu kişinin kafirlerden biri olduğunu söyler. bu sözlerden bir şey anlamaya yine imkan yok! "Deniz kıyısındaki kasaba". 'Aşağılık birer maymun olunuz' dedik. ayetlerinde. İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden biridir. "Bir gün yahut daha az" diye karşılık verir. Ancak. Kişiyi yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltir ve ona ne kadar süre ölü kaldığını sorar. Üzeyr. Onlara. "Hayır. harabeye dönüşmüş bu kasabanın sokaklarındaki ölüleri gören bu kişi. sırasında yer alan A'raf Suresi'nde pek kapalı olarak ele alınmakta.

ayet 23-25). eşleri. bu konuda "en uygun görüş" şudur: "Allah Resulünün evlatları.. tanık bulup bunu kanıtlamak bile kolay olmasa gerektir. aklı şaşkın hale sokmaya yeterli niteliktedir. Bazılarına göre bu deyim. age. 'Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz' dediler. sözcükten ne anlaşılması gerektiği hususunda Kur'an yorumcuları arasında görüş ayrılığı vardır. Daha sonra gelen Ali. ayetinden 32.( Diyanet Vakfı'nın yorumuna göre. Kimisine göre bu isim meleklere tapanlara verilmiştir. babası Muhammed'in yanına gelmiş ve Muhammed de onu siyah abasının altına almış.şekilde geçirmiştir. Burada "ehl-i beyt" diye bir deyim geçmekte! Ne demektir bu. ayetinde. Gerçekten de. onları arıt. "Andolsun biz Kur'an'ı. "İman edenler ile Yahudiler. İkrime. ortada olaya tanık olabilecek kimse de yok demektir. Muhammed'in ev halkını ifade eder. aynı zamanda aklı şaşırtıcı nitelikte kılmıştır. ayetine kadar olan kısmında. Bu sözler. Yazır.") Kimi. ". Güya bir gün Fatıma. Örneğin.. bunlar ehl-i beytimdir. Muhammed'in eşlerini içerir. Arkam oğlu Zeyd'e göre de "ehl-i beyt". ayetinde. sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor" diye yazılı. zekat ve sadaka almaları haram olan Ukayl. c. ". Üzeyr'i. Şu durumda. Kanıtlamak söz konusu olamayacağına göre. ayet 32) diye konuştuğu yazılıdır. Örneğin.. o yalancı ve şımarığın biridir (dediler)'. daha hayırlı bir iş görmüş olmaz mıydı? Ahzab Suresi'nin 33. tertemiz et" demiştir. sadece Muhammed'i.. Sabiiler ve Hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur. Sonra bunlardan bir kişi deveyi kılıcıyla kesiyor. sonra tekrar dirilttik)" diyerek iş görmesinde ne fayda vardır ki?! "Yüce'liğini ve "güçlü'"lüğünü ortaya koymak isteyen bir Tanrı. peygamberlerini yalanlayan Semûd kavmini sınamak üzere. soyumdur. Çünkü. yüz yıl boyunca ölü kaldığını nasıl bilebilir?! Yaşamayan bir kimse yaşamadığını nasıl bilir?! Öte yandan. Tanrı'nın onlara dişi bir deve gönderdiği. Elmalılı H. kişiyi yüz yıl ölü bıraktıktan sonra diriltip. ayetinde de var. Abdülbaki Gölpınarlı'nın Kur'an çevirisi. Hüseyin ve damadı Ali. sen onlardan pisliği gider. hurafelerle dolu olup. Geçirirken.. Kimi yorumcular bunun hiçbir dini olmayanları içerdiğini söyler. aramızdan ona mı verildi? Hayır. kimisine göre bunlar Yahudiliğin ve Hıristiyanlığın bir kesimidir. Ali'yi. Abbas ve Ali ile bunların soyudur ki. kudret ve azamet gösterisinde bulunmak amacıyla onu öldürüp yüz yıl ölü bırakmasının. Burada geçen "Sabiiler" deyimi.Ey ehl-i beyt! Allah sizden. kimisine göre de bunlar yıldızlara tapanlardır. yorumculara göre "ehl-i beyt" deyimi. Hanefi mezhebinin imamı Ebu Hanife. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?" (Kamer Suresi. torunları olan Hasan ile Hüseyin'i ve damadı Ali'yi kapsar. Fakat. *** Kur'an'ın Maide Suresi'nin 69. Fatıma'yı ve Hasan ile Hüseyin'i kapsar. sonra onun gözleri önünde ölü eşeğini canlandırmasının anlamı yoktur.. daha doğrusu yüz yıl boyunca yaşayan pek olmadığına göre.5.( 60 Bu konuda bkz. "Allah'ım. Hac Suresi'nin 17. genellikle kısa olduğuna. Fakat. Tanrı'nın. söz konusu ayet anlaşılmazlık yaratacak niteliktedir. tüm insanları mutluluk içerisinde yaşatmış olsa. ayrıca bkz. kitab ehli olduklarını söylediği bu kimselerin kestiklerinin yenilebileceğini ve onların kadınlarıyla evlenilebileceğini savunur." diye yazılıdır. Bir kere ölü olan bir kimse.3892) Her ne olursa olsun. "peygamber" olarak gönderen bir Tanrı'nın. belli değil! Daha doğrusu bunun ne olduğu hususunda anlaşmazlık var. Ca'fer. anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. Kur'an'ın bu hükmünü. Tanrı için.. sadece "apaçık" olmaktan uzak değil.eşlerini. bunların "ehl-i kitab"dan olduğunu kabul edenler de vardır. bunu gören Tanrı onu kuru ota dönüştürüyor: "Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.Seni insanlara bir ibret kılalım diye (yüz sene ölü tuttuk. aynı sure'de yer alan ve anlaşılması mümkün olmayan dişi deve hikayesiyle ilgili olmak üzere söylenmiştir! Bu öyle bir hikayedir ki. Mukaatil ve İbn-i Abbas'ın rivayetlerine dayalı olarak Cübeyr oğlu Said bu görüştedir. onun yüz yıl boyunca ölü kaldığına kim tanıklık edebilir?! İnsan ömrü. torunları olan Hasan.. 'Vahiy. yani onun evlatlarını. Ehl-i Beyt'i teşkil ederler." *** Kamer Suresi'nde Tanrı'nın." (Kamer Suresi. Hasan ve Hüseyin'i de abasının altına alarak. s. Kimi yorumculara göre "ehl-i beyt" deyimi. . Kamer Suresi'nin 23. Üzeyr'i öldürüp yüz yıl sonra diriltecek yerde. bu deve ile suyu paylaşmalarını istediği yazılıdır. hepsine birden "Al-i Muhammed" denmektedir.

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış. bir gün de Semûd halkı. ayet 24-29.Yorumcuların açıklamalarına göre. Burada geçen "zulmedenler" deyimiyle kimin kastedildiği yazılı değil. Örneğin. hemen her sure'de Kur'an'ın "apaçık" olup. ayet 28). suyun aralarında paylaştırıldığı-nı haber ver. ayet 26-28). Ancak. Görülüyor ki. Her biri kendi içme sırasında gelsin" (Kamer Suresi. Sen onları gözetle ve sabret.. ayet 61-68. "Arkadaşlarını çağırdılar. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler" (Kamer Suresi. ayet 44). hem de Semûd kavmini sınamak için yaptıklarını. Ayette "arkadaşları" sözcüğü ile anılan kişi kim. ayet 11.. ayet 78). anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. İsra Suresi'nde ise. Kamer Suresi'nin dişi devenin kesilmesiyle ilgili ayetlerini şu sözler tamamlıyor: "Andolsun ki. Yorumcuların açıklamalarına göre. Onlara. A'raf Suresi'nde şöyle deniyor: "Bunun üzerine onları o (gürültülü) sarsıntı yakaladı da y larında dizüstü donakaldılar" (A'raf Suresi. ayet 59. yardım edenleri de olmamıştı.) Buna rağmen. Şuara Suresi. aynı hikayeden söz eden A'raf Suresi'nde. Bu yüzden. Semûd halkını korkunç bir sesin yakaladığı ve yurtlarından dizüstü çökekaldıkları bildirilmekte: "Zulmedenleri de korkunç ses yakaladı ve yurtlarında dizüstü çökekaldılar. hem bir yandan Kur'an'ı anlaşılsın ve öğüt alınsın diye kolaylaştırdığına dair yeminler etmekte. Semûd halkı tarafından ayaklan kesilmek suretiyle öldürüldüğü yazılıdır (A'raf Suresi. ayet 31). Tanrı'nın Semûd kavmini (iman edenler hariç) "kuru ot" şekline soktuğu yazılıdır: "(Bu azgınlara) azabım ve uyanlarım nasıl oldu! Biz onların üzerine korkunç bir ses gönderdik. bilemiyoruz! Bazı ayetlerde Tanrı'nın gönderdiği ve Semûdluların öldürdükleri devenin "dişi" olduğu yazılı! Neden erkek deve değil de dişi deve?! Anlaşılmazlıklar bununla da bitmiyor! Kamer Suresi'ndeki ayetlere göre. Zariyat Suresi'nde ise. Hûd Suresi'nde ise. devenin öldürülmesinden sonra. Kamer Suresi.. Hûd Suresi. biz Kur'an'ı. Şems Suresi. Tanrı tarafından kendilerine gönderildiği söylenen "peygamber"e karşı isyankar tutumu ve bu yüzden uğradıkları felaketler. ayet 59). ayet 77). bir kişi tarafından değil. bildirilmiyor.. bir gün deve su içecek. Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deve gönderen biziz. Zariyat Suresi. Ancak.. devenin. tutarsızlıklar kapsamadığı yazılıdır." (Zariyat Suresi. Buna karşılık. Tanrı'nın Semûd halkının bulunduğu yeri zelzeleye tuttuğunu anlatmaktadır." (Hûd Suresi." (Neml Suresi. farklı cezaların uygulandığı yazılıdır. burada söz konusu edilen kimse. Semûd kavminin bu tutumuna karşı.( Bazı örnekler şunlar: A'raf Suresi. yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir. Kur'an'ın çeşitli surelerinin çeşitli ayetlerinde farklı şekillerde ele alınmıştır. bunların Salih'e karşı gelenler oldukları söyleniyor. Tanrı Salih'e şöyle der: "Yarın onlar. Tanrı bunu güya "ilahi bir paylaştırma" örneği olarak yapmakta: hani sanki akla yatkın başkaca bir örnek verilemezmiş gibi. Bu farklı anlatılışlardan hangisi doğru ve hangisi geçerli. Salif adında biridir. İsra Suresi. "işte haksızlıkları yüzünden çökmüş evleri!. Sanki orada hiç oturmamışlardı. Semûd halkının. Kur'an'ın çeşitli surelerine . ayet 73-79. Yorumculara göre bu Semûd-lular arasında yaşayan. Tanrı. onlara yıldırım çarptığı bildirilmekte: "Rablerinin emrine karşı geldiler. Yine bunun gibi Neml Suresi'nde. devenin Semûd halkı tarafından boğazlanarak öldürüldüğü bildiriliyor (İsra Suresi. ayet 141-159. ayet 32). çelişkiler. fakat Araplardan olmayan Kudar b. ayet 43-45. Örneğin. Semûd kavminden olan "Salih Peygamber"dır. ayet 52) diye yazılıdır ki. o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti" (Kamer Suresi. fakat. ayet 4-5. bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi. karışıklık ve anlaşılmazlıklar bununla da bitmiş olmuyor! Çünkü. aynı hikayenin bölük pörçük anlatılmış olduğu diğer surelerde. Hakka Suresi. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?" (Kamer Suresi. ayet 67-68). Bunun üzerine Semûd halkı.

Bunlardan biri şöyledir: ". "apaçık" olduğu sanılan Kur'an'ın. ayetlerde "apaçık" olan bir nitelik yok! .. hiç anlaşılamaz bir şekilde belirtmekte! *** Lokman Suresi'nin 31.. dini tamamen Allah'a has kılarak (ihlasla) ona yalvarırlar. ayetleri. kendi üstünlüğünü pekiştirmek üzere "onları" karaya çıkararak kurtardığını ekliyor Tanrı. fakat yolda şiddetli bir fırtınaya tutulunca ne yapacağını şaşırmıştır. çok şükreden herkes için ibretler var. güya "çok sabreden" ve "çok şükreden" kimselere ibret olsun diye söylenmiştir. ve 32.yerleştirdiği ayetlerle bölük pörçük. bu yukarıdaki "ibret" örneğine ne gerek var? Ya da ". anlaşılmazlıklarla dolu olduğu için. yukarıdaki ayetlerde "onlar" diye söz konusu edilenlerin kimler olduğu belli değil. Muhammed'in yanına varıp af dileyerek Müslüman olduğunu bildirmiş ve bundan sonra ömrünün sonuna kadar Müslümanların safında cihat etmiştir. o takdirde bu ilahlar. birbirinden farklı iki anlama gelmekte. "iman sahibi olmak" ile "putperest olmak" arasında bir şey. ". Evet. arşın sahibi olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı" (İsra Suresi. Allah'ın lütfuyla gemilerin denizde yüzdüğünü görmedin mi? Şüphesiz bunda. ama insanları dilediği gibi doğru yola sokup Müslüman yaptığını söyleyen Tanrı. Dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman. Bir kısım yorumculara göre ise. Ayetin iniş nedenini belirtmek üzere söylenenler şu: güya Ebu Cehl'in oğlu İkrime..) *** İsra Suresi'nin 42. ayetinde şöyle yazılıdır: "De ki: Eğer söyledikleri gibi Allah ile birlikte başka ilahlar da bulunsaydı.. gemilerin kendi izniyle denizde yüzdüğünü örnek vererek." Diğer anlam ise şöyledir: ".Arşın sahibi olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı" sözleri. ibret sağlamak şöyle dursun.O takdirde onlar.. bu ayetin son kısmı olan. diriyor ve ". bu şaşkınlık içinde yaptıklarından pişmanlık duyarak. Bunun üzerine İkrime.Zaten bizim ayetlerimizi. arsın sahibi olan Allah'a üstün gelmek için çareler arayacaklardı. ve 32.. ululuğunu ve kudretini bildikleri arşın sahibi olan Allah'a yakınlaşmak ve ona itaat etmek için çareler arayacaklardı”( Diyanet Vakfı'nın Kur'an çevirisinde İsra Suresi'nin 42.O takdirde onlar.( Diyanet Vakfı'nın Lokman Suresi'nin 31.. çok sabreden. ayetleriyle ilgili açıklamasından.. yani iman üzere kalma. sonra da bu kurtardıklarından bir kısmının "orta yolu" tuttuklarını bil-. ayet 42). ancak nankör hainler bilerek inkar ederler" demek niye? Kişileri sapıtan. sıkıntı anında Allah verdiği söze sadakat göstermek" şeklinde anlaşılması gerekir. "nankör ve hain" yapan yine kendisiyken. Ancak.) Görülüyor ki... hiç de "apaçık" olmadığının yeni bir kanıtıdır: "Size varlığının delillerini göstermesi için. Tanrı. onların ayetleri inkar etmelerinden nasıl yakınabilir bu aynı Tanrı? Bütün bunlar bir yana. gemilerin denizde yüzdüğü örneğinden başka bir şey bulunamazmış gibi! Öte yandan. Dikkat edileceği gibi bu sözler. ayetinin yorumuna bakınız. deniz yoluyla kaçmaya çalışmış. Mekke'nin fethi sırasında. Yine bunun gibi ayette geçen "orta yolu tutar" sözleriyle anlatılmak istenen şey nedir. "Hak yol. Zaten bizim ayetlerimizi. bu aynı Tanrı değil mi? Dilediğini "kafir" ve "putperest" yapan yine o değil mi? O halde. Hani sanki böyle bir iddiayı desteklemek için. İslam kaynaklarına göre. okuyanları şaşkınlığa uğratacak niteliktedir. o da belli değil! Bir kısım yorumculara göre "orta yol"dan maksat. içlerinden bir kısmı orta yolu tutar. Allah onları karaya çıkararak kurtardığı vakit. ancak nankör hainler bilerek inkar ederler" (Lokman Suresi.Zaten bizim ayetlerimizi. ayet 31-32). yüceliğini kanıtladığını anlatmaktadır. ancak nankör hainler bilerek inkar ederler" diyerek sözlerini bitirip. başka bir konuya geçiyor. kurtulduğu takdirde Müslüman olacağına dair Tanrı'ya söz vermiş ve Tanrı da onu kurtarmıştır.

Ka'b'ın Mushafında olduğu gibi) vardır. esas itibariyle "ülfet etmek" ya da "alıştırmak" anlamına gelmekle beraber. Zira ayetleri okuduğumuzda. karışıklık yaratacak şekilde kullanılmıştır. fakat bir türlü gerçeğe varamadıklarını. iman edenlerin imanını artırsın. Enfal ve Berae (Tevbe) surelerini bir sayarak Kur'an'da 113 sure olduğunu söyleyenler yanında. ısındırmak" ya da "Kureyş'in alıştırılması.. *** Müddessir Suresi'nde. Kimi saf kişiler. Elmalılı H.)Görülüyor ki. böylelikle. ahitleşmeleri için. (Kureyş Suresi ile ilgili olarak. hem de müminler şüpheye düşmesinler. sureler sayısının kesinlik arz etmediğini ve nitekim bu sayının 112. hem kendilerine kitap verilenler. bunun da altı bin olduğunu söyleyenler yanında 6 666 olduğunu söyleyenler de vardır ki. "19" sayısının tam katı olmakla ilgisi yoktur.. . Süyuti'nin yapıtlarında belirtildiği gibi. İnsanın derisini kavurur. Kur'an'da 114 sure olduğunu ve bunun "19" sayısının tam katı olduğunu belirtirler. Diğeri ise. olduğu gibi) ya da iki "kunut" duasını Kur'an'dan sayıp. ayet 31).*** Kur'an'da 106. melekler sayısının neden dolayı 19 olarak tutulduğu bildirilmiyor. nihayet bilgisayar sayesinde bir çözüm sağlandığını iddia ederler. Ve bu durumda ayetin ilk tümcesini iki ayrı şekilde anlamak mümkün. Kur'an'ın içeriğinden habersizlik bir yana. Kur'an'da 114 sure olduğunu ve bunun "19" sayısının tam katından oluştuğunu öne sürerlerken. onları açlıktan doyurdu ve korkudan emin buyurdu" (Kureyş Suresi. cehenneme 19 melek seçmekle imanlı olanların imanını artırmak. cehennemdeki "muhafız melekler" sayısının Tanrı tarafından "19" olarak saptandığı bildirilmektedir: "Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım. bu ayette yer alan "ilafı" sözcüğü iki anlama gelmektedir. Görülüyor ki. Gerçekten de. 113 ya da 116 olduğunun öne sürüldüğünü düşünmezler. Yazır'ın Kur'an çevirisindeki açıklamasına bakınız. Arapçanın elastikiyetinden doğma anlam farkı Kur'an'a egemen olmuş gibidir. 'AIIah bu misalle ne demek istemiştir ki?'desinler. ayet 1-4). antlaşması.. "19" sayısında "mucizevi" bir anlam yattığını. alışması" anlamındadır. Ancak. Söylerken de. Örneğin." (Müddessir Suresi. anlaşması. Sen biliyor musun sekar nedir? Hem 'bütün bedeni helak eder. yüzyıllar boyunca insanların bu "19" sayısı konusunda tartıştıklarını. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de." Diğer şekil de şöyle: "Kış ve yaz seferi hakkında etraf ile ülfet ederek anlaşıp antlaşmaları." (Müddesir Suresi.. sefere ilafları yazın-kışın. bunları birer süre olarak ekleyerek Kur'an'ın 116 sureden oluştuğunu söyleyenler (Übey b. "Kureyş'in birbiriyle ya da başkalarıyla ahitleşmesi. sure sayısının 112 olduğunu öne sürenler (İbn Mes'ud'un Mushafında. Üzerinde 19 'muhafız melek' vardır. Nitekim. Örneğin. Bu yüzden karışıklık ortaya çıkıyor. Onların sayısını da inkarcılar için sadece bir imtihan (vesilesi) yaptık ki. gerçek anlamda anlatılmak istenen şeyin ne olduğu konusunda kesin bir sonuca varamıyoruz. ayette geçen 19 sayısının sırrı.. sırada yer alan Kureyş Suresi şöyledir: "İlafi için Kureyş'in. hiç olmazsa onun için kulluk etsinler Rabbine bu Beyt'in (Kabe'nin) ki. kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin. Felak Suresi ile Nas Suresi'ni Kur'an'dan saymayıp. Gerçekten de. Bu ayetlerde yer alan "ilaf" sözcüğü. ayet 26-30). Bir şekli şöyle: "Kureyş'in kış ve yaz seferde vardıkları yerlerde ülfet ve ünsiyete mazhar edilmeleri için. yorumculara göre. hiçbir şey bırakmaz'. çünkü bununla Kur'an'ın. imansızları da sınava çekmek istemiştir: "Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir.. Tanrı sözleri olduğunun kanıtlandığını söylerler. Daha sonraki bir ayetten anlaşıldığına göre. 1400 yıl boyunca bir türlü keşfedilememiştir. Kur'an'daki ayet sayısına gelince.. Bunlardan biri "Kureyş'i alıştırmak. ya da Kur'an'daki bazı deyimlerin "19" sayısı ile eşdeğer sağladığını söylerler.. bir de akılcı düşünceden ne kadar nasipsiz olduklarını ortaya koymuş olurlar. itilaf etmesi veya ettirilmesi" anlamındadır. Tanrı. hem 'eski hale getirip tekrar azap etmekten' vazgeçmez o.

ruhbanların da katıldığı bir toplantıya Müslümanları ve müşrikleri de çağırmış ve konuşma sırasında. onlar için böğürebilen bir buzağı heykeli icat etti. bir buzağı heykeli yaptığına.. bir yaz günü yıldırım indirmiş.. "Tanrı hakkında mücadele edenler" vardır ve bu yüzden Tanrı onları bir yıldırımla çarpmaktadır! Pek güzel." (Rad Suresi. güya Muhammed adamlarından birini göndererek belli bir kişiyi Müslüman yapmak istemiş. Bu soruya Cafer b.( Elmalılı H. Ebu Talib. o. Fakat. bizi (Hak'ka) şahit olanlarla beraber yaz'. Hikayenin bir yerinde şöyle bir ayet geçiyor: "Bu adam. Yazır.( Elmalılı H.241.3967. Bunun üzerine. age. başka bir hikaye naklederler: Güya Amr b.tanış çıktıktan sonra gözlerinden yaşlar boşanmıştır? Beyzavi. Tanrı Erbed'in tepesine. ayrıca bkz. Bu nedenle iki farklı şekilde yazılabilir ki. ama kimdir bunu söyleyenler? Neden dolayı Muhammed'e indirilene . sonra bu heykeli halka "Tanrı" olarak tanıttığına ve böylece halkı. fakat o belli kişi.Fakat onu unuttu" şeklindeki tümcesi iki farklı anlam taşıyor. ayetin.." (Ta-Ha Suresi. Fakat. Musa ile Harun'un hak dininden uzaklaştırdığına dair bir hikaye var. ayet 88).) *** Rad Suresi'nde şu ayet var var: "Gök gürültüsü Allah'ı hamd ile tespih eder.. Melekler de onun heybetinden dolayı tespih ederler. Necaşi. 'İşte' dediler. kendisine gelen kimseyle alay ederek. Fakat onu unuttu. Necaşi ağlamaya başlamış. 'bu. İsrailoğullarının Samire kabilesine mensup Samiri adında birinin. s. bunun üzerine Tanrı gazaba gelerek o kimseyi yıldırımla vurmuş! Bununla beraber. sizin de. c. Yorumculara göre.) *** Ta-Ha Suresi'nde. "Kimdir bu resul? Tanrı dediğin şey nedir? Altından mı. c. ayet 13). Örneğin. bunlardan biri şöyle: . age. Muhammed'e vahiy indirildiğini duyunca ağlamaya başlamışlar ve hemen Müslüman olmuşlardır! Evet. age.. Yani. G. bu arada. Habeş Hükümdarı "Necaşi" ile bazı papazlardır. Bazı yorumcular ise. bu ayetlerin o dönemdeki Medine Yahudilerini kapsadığını söylerler. Talabi.2. Ebu Talib'in başkanlığında Habeşistan'a hicret ettikten sonra. 'Rabbimiz! iman ettik.-"Evet vardır" deyince. onu da.bilgisayar ilmi dahi Kur'an'ın anlaşılmazlığını gidermeye yeterli olmamaktadır.1796 vd. ayet 83). "Sizin kitabınızda Hazreti Meryem'in zikri var mıdır?" diye sormuştur. Tanrı'yı yüceltmek üzere "suphanallah" diyor. Derler ki. Tüfeyl ile Erbed b. s. melekler de Tanrı'nın heybeti karşısında aynı şeyi yapıyorlar. Amr'a gelince. gönderdiği bir meleğin kanadıyla çarpıp yere devirtmiş ve veba hastalığına yakalatıp öldürtmüş. *** Maide Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Resule indirileni duydukları zaman tanış çıktıkları gerçekten dolayı gözlerinden yaşlar boşandığım görürsün.4. Güya Müslümanlardan bir kısmı Cafer b.. Yazır. ". Muhammed'i dinledikten sonra ağlaşmışlar ve Müslüman olmuşlardır. yoksa pirinç madeninden mi yapılmıştır?" diye sormuş. Fakat. Tanrı'ya ne yapmışlardır da Tanrı yıldırımlar gönderip onları çarpmıştır? Bütün bu hususlarda yorumcular farklı yanıtta bulunurlar." (Maide Suresi. Sale. Kimine göre bunlar Habeş Hükümdarının Muhammed'e gönderdiği 30 ya da 70 kadar kişidir ki. Celaleddin gibi kaynakların bildirmesine göre. Rebia.. Abul-fida. s. gök gürültüsü. Celaleddin gibi kaynaklara başvurunca farklı yorumlarla karşılaşıyoruz. Beyzavi gibi kaynaklar. ikinci dipnot. ama ayette geçen "onlar" deyimiyle kimler anlatılmak istenmiştir? Bu kişiler. Musa'nın da Tanrısıdır'... adamlarıyla birlikte Müslüman olmuştur. Yani ayete göre kimi kişiler. Mekke müşrikleri arkalarından bir heyet gönderip Necaşi'yi onlar aleyhine kışkırtmışlardır. gümüşten mi. Bunun üzerine bu kişiler def olup gitmişler. aralarında anlaşıp Muhammed'i öldürmek üzere yanına gitmişler ve konuşmaya başladıkları zaman Muhammed işi anlayıp Tanrı'ya dua etmiş. Kimine göre ayette sözü edilenler. Onlar. Allah hakkında mücadele edip dururken. yıldırımlar gönderip onlarla dilediğini çarpar..

Kur'an'ın en başına oturtulmuştur.) Bununla beraber ilk vahyin Alak Suresi'nin. sırasındadır. GELİŞİGÜZEL VE KARMAKARIŞIK ŞEKİLDE SIRALANMALARIYLA DA İLGİLİDİR Kur'an'daki ayetlerin ne anlamlara geldiği konusu bir yana. 68.. " Bu şekliyle ayetin anlatmak istediği şey. Diğer yorumculara göre ise söz konusu tümcenin şöyle olması gerekir: "İşte Samiri. Muhammed. fakat. "ilimde yüksek derecelere erişmiş kimseler" diye bilinirler. kalk da uyar. Müzzemmil ve Müddessir surelerinin indiği kabul edilir. age. c. Hira Dağı'nda "tevekkül" ederken Cebrail'in geldiğini görmüş ve derhal karısı Hatice'nin yanına dönerek üstüne bir örtü örtmesini istemiş ve işte bundan sonra güya Cebrail kendisine vahiyler getirmeye başlamıştır. Öte yandan Kur'an'ın. Kur'an'ın yine sonlarına doğru. Mekke döneminde. 73: 1. Alak Suresi. 96. age. sonradan indiği söylenenler ise Kur'an'ın başla-rındadır. Kalem. Allah'ı unuttu. Çünkü. sıradadır. fakat bu sure. Kur'an'ın başında değil. Kur'an'ın en başında ikinci sırada yer almıştır.(Bkz. İlk indiği sanılan ayetler ve sureler kitabın başında yer alacak yerde sonlarına atılmıştır. "(Ey Muhammed) Tanrı'nın adıyla oku!" (Alak Suresi. ayet 1-2) diye başlayan Müddessir Suresi olduğunu söylerler. Samiri'nin Tanrı'dan ve Musa aracılığıyla tebliğ edilen hak dinden yüz çevirdiğidir. Ve sanılır ki bu sure ve bu ayetler. "Hamd. alemlerin Rabbi. Daha önce de değinmiş olmakla beraber tekrar hatırlatalım ki... s. ayrıca bkz. s. Kur'an'ın "apaçık" bir kitap olduğuna dair iddiaları çürütmeye fazlasıyla yeter. din gününün sahibi Allah'a mahsustur.. Fatiha Suresi'nden önce. Her ne kadar ilk vahyin Fatiha Suresi olduğunu söyleyenler varsa da.) dahi bu konuda birbirlerine girerler. sırada yer almıştır. Beyzavi'nin yapıtlarına ve ayrıca Gölpınarlı'nın Kur'an çevirisi. Müddessir Suresi. Müzzemmil Suresi'nin.8. 110. . ilk indiği söylenen Alak Suresi.3. 125. merhametli olan. Kur'an'ın en sonlarında. sırada yer almıştır. dördüncü olarak inen sure olduğu halde. İddia olunur ki. c. iniş ("nüzul") sırası itibariyle birinci sure değil. Fatiha Suresi 5. bir de surelerin ve ayetlerin ne zaman. Tanrı'nın ilk olarak indirdiği şeylerdir. Müddessir Suresi.( Kur'an'ın Diyanet Vakfı çevirisindeki açıklama böyle!) Görülüyor ki. s. VII KUR'AN'DAKİ "ANLAŞILMAZLIKLARIN NEDENİ. "Ey örtüye bürünen Muhammed. s. Biraz ileride ayrıca belirteceğimiz gibi. 96. sırada yer alan bir suredir.CXIV. birbirinden farklı ve birbirine ters düşen iki yorumla karşı karşıyayız. Tanrı'nın indirdiği ilk sure olarak kabul edilir." (bkz.5943. en son indiği söylenen Nasr Suresi. ilk inen surenin. olarak indiği söylenen sure olduğu halde.) Alak Suresi ise. suresi olarak görünür." şeklindeki ayetiyle başlayan birinci suresi. 96. nerede ve ne amaçla indiğini bilmek olası değil. hangi ayetin ya da surenin ilk ya da en son olarak indiği dahi belli değil.. sonlarında. bu buzağının Tanrı olduğunu unuttu. Bu sure Kur'an'ın 74. Fatiha Suresi adını taşır ve yedi ayetten oluşur. süresidir. nerede ve niçin indiği kesin olarak bilinmez. Buna karşılık. bu sure Kur'an'ın en sonlarında.. Kur'an'da Fatiha Suresi'ni izleyen Bakara Suresi ise. İkinci olarak Kalem Suresi'nin indiği ("nazil" olduğu) söylenir. başta Beyzavi ya da Süyuti olmak üzere en ünlü yorumcular.CXIII. ayet 1) şeklindeki birinci ayeti olduğunu söyleyenler de vardır. 74:1. hangi ayetin sonra "indiği". bir kere hangi surenin ya da hangi ayetin önce. Kur'an üstatları (Bunlar Kur'an'daki tanıma göre. Kur'an'ın 74. 87. Elmalılı Hamdi Yazır. biraz önce dediğimiz gibi." Bu şekliyle tümce Musa'nın Allah'ı başka yerde aramaya kalktığını anlatmakta ve bunu söyleyenlerin de Samiriler olduğunu kanıtlamakta. sırasına konmuştur. Oysa. Yukarıda belirttiğimiz örneklere benzer daha birçok örnek var ki. Örneğin. Alak.( Turan Dursun. fakat bu sure Kur'an'ın 73. çok yıllar sonra Medine döneminde."Fakat Musa. beşinci suredir. Kur'an'ın sonuna değil. SADECE AYETLERİN "APAÇIK" OLMAYIŞI İLE DEĞİL. Tanrı tarafından üçüncü sure olarak indirildiği öne sürülür. Fatiha Suresi. sure olarak inmiş olduğu halde.

Bu ayetlerin Mekke döneminde indiğini iddia edenlere göre hikaye şudur: Kabe'de bulunan Hacer-i Esved'e (Kara Taş'a) kavuşmak ve onu öpmek ihtiyacıyla Muhammed Kureyşlilerden. sonlarında. aksine ilk başlarında. Yine bunun gibi hangi surenin ya da hangi ayetin.. Kur'an'ın en sonunda ve son ayeti olarak yer alması gerektiği aşikardır. sureye "geceleyin yol yürümek" anlamına gelen İsra adının verildiğini söylerler. 33. "O takdirde sana. Neden dolayı en son surenin en sonuna konulması gereken bu satırlar. Zira. Maide Suresi'nin 3. Fakat. onların putlarına saygı gösterecek olursa. ayet 74). Kara Taş. 5. en son indiği kabul edilenler Kur'an'ın başlarında yer almıştır. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. İçinde İsrailoğullarına ait olaylar geçtiği için. Maide Suresi 120 ayetten oluşuyor. bu surede Muhammed'in bir gece vakti Mekke'den Kudüs'e gidişi (yani miraç olayı) anlatıldığı için. Sakif kabilesinin bu isteklerine uyduğu takdirde. Tanrı. ayet 3) şeklinde satırlar vardır ki. ayetlerinin medeni olduğunu ileri sürenler vardır. izin vermek için Muhammed'in kendi putlarına saygı göstermesini isterler. ayetinin içine sıkıştırılmıştır.Bugün size dininizi ikmal ettim. Kur'an'ın en sonunda değil. buna karşılık. Hele Kur'an'da İsra Suresi adıyla yer alan bir sure vardır ki. kendisine dilediği kolaylığı göstereceklerini bildirirler. bilinmez! Bütün bunlar göstermektedir ki. Bu surenin bazı ayetlerinin (örneğin. izin almak ister. ".. bazılarına (örneğin. yoksa "Beni İsrail Suresi" olarak mı adlandırılması gerektiği hususunda da anlaşmazlık bulunmakta. kuşkusuz ki. hangi ayetin hangi ayetle yürürlükten kaldırıldığı hususunu çıkmaza sokmaya yeterlidir. Bu imtiyazlar arasında zekat verme zorunluluğunun dışında tutulmak. İşte yukarıdaki hikayeyi benimseyenlere nazaran. ayetinde. bu satırlar. 111 ayetten oluşan bu surenin tümünün Mekke'de nazil olduğunu söyleyenler yanında. ilk indiği söylenen sureler ve ayetler Kur'an'ın baş kısmında değil. ayet 73). Kur'an'da 102. Zira. 56. Fakat. Muhammed'den bazı imtiyazlar sağlamak istemiş ve eğer dilekleri yerine getirilecek olursa kendisine boyun eğeceklerini bildirmişlerdir.. İsra Suresi'nin 73. 32. ayete kadar olan kısmının Medine'de indiğini ya da sadece 26. ve 75. Eğer putları ziyaret edip saygı izharı yoluyla bu işi yapacak olursa. din bilgini diye yüceltilen ve Kur'an'ı hatmetmiş görünen kimselerin dahi içinden çıkamayacakları anlaşılmazlıklarla doludur.. bu surenin adının "Beni İsrail" olduğunu Öne sürenler var. buna karşılık bazıları. hayatın da ölümün de kat kat azabını tattırırdık " (İsra Suresi. 98. daha önce belirttiğimiz gibi. Tanrı'nın Müslümanlara tüm buyrukları vermiş olduğu kanısını yaratmak bakımından en son ayet olma niteliğini taşır. Oysa. Kureyşliler ona bu izni vermeye hazırdırlar. "Seni pekiştirmemiş olsaydık. ayetlerinin Mekke döneminde inmiş sayılması gerekir. Lat adlı putu muhafaza edebilmek ve günün belli saatlerinde ibadet külfetinden kurtulmak gibi şeyler vardır. sure olan Beyyine Suresi için de söz konusudur. Öte yandan. medenidir. Bu durum. 13. sana vahyettiğimizden ayırıp başka bir şeyi bize karşı uydurman için uğraşırlar. Çünkü. "nüzul" (iniş) bakımından. Nice örneklerden bir ikisini belirtmek gerekirse. bu takdirde. Böyle olunca da bu satırların. Mekke döneminde ve hangilerinin Medine döneminde indiği kesin olarak bilinmez.. fakat.. O zaman seni dost edinirler" (İsra Suresi. Onlara göre.Öte yandan. sure olarak bilinen Maide Suresi'nin 3. Prof. bütün buyruklarını kullarına bildirmiş ve artık söyleyecek bir sözü kalmamıştır. ayet 75). ayetinin satırları arasında görünmektedir. ve 75. onların koruması altındadır. bu .. söyleyeceklerini söylemiş. bir hayli tereddüde düşer. bazılarına (örneğin. kendi taraftarlarına karşı güç durumda kalacak ve muhtemelen onları kaybedecektir. 73. sırada yer alan Tekasür Suresi. az daha onlara meyledecektin" (İsra Suresi. Ve işte bu düşünceyle isteğinden vazgeçer ve Kur'an'a İsra Suresi'nin söz konusu şu ayetlerini koyar: "Ey Muhammed! Seni. Gölpınarlı'ya) göre ise. ayetten 80.. kendisine bağlanmaya hazır diğer kabileleri kaybedebileceğini ya da onlara da aynı imtiyazları tanımak gerekeceğini düşünen Muhammed. Aynı tartışma. bu satırları okurken sanırsınız ki. buna karşılık Beyzavi ve Celaleddin gibi bazı yorumcular farklı bir hikAyeye yer verirler. Diyanet İşleri Başkanlığı'na) göre mekkidir.. güya Sakif kabilesi. Kur'an'ın başlarında yer alan 120 ayetlik Maide Suresi'nin 3. ve 78. ayetlerin) Mekke'de mi yoksa Medine'de mi indiği hususu ayrıca önemli tartışmalara konu olmuştur. Kureyşlilerin bu istekleri karşısında Muhammed. bu surenin "İsra Suresi" olarak mı." (Maide Suresi.

Suriye'nin peygamberler ülkesi olduğunu söylemişler. eğer gerçekten peygamber ise Suriye'ye gitmesi gerektiğine dair öğüt vermişler ve bu ısrarlı öğütler üzerine Muhammed Suriye'ye gidip gelmiştir. ayet 76). O takdirde senin ardından onlar da pek az kalabilirler" (İsra Suresi. muhaliflerini susturma hırsıyla ya da buna benzer tutum ve davranışlarıyla bağlantılıdır. ayetinin Mekke'de mi. sure ya da ayetlerin inişi ve iniş yeri. ayetteki ifadeleri açıklıktan uzak. Beyzavi gibi yorumculara göre ayet Mekke'de inmiştir. Muhammed'in "vuruşu ile mi?" ikiye bölünmüştür. onlar (inkarcılar) bir delil görünce hala yüz çevirirler ve 'süregelen bir sihir' derler. Ayet şöyle: "Memleketinden çıkarmak için seni zorladılar. belli değildir! "Zaman" kavramını gizleyici ya da belirsiz kılıcı nitelikte anlamlar yaratmak. her iki şekliyle de oldukça muğlak nitelik taşır. Yahudilerden öç almış. Kur'an'daki ayetlerin "anlaşılmaz" ve "kapalı" nitelikte oluşunun nedenleri. şöyledir: "Kıyamet yaklaş/r. farklı yorumlara sebep olmuş gibidir. bilgi yetersizlikleriyle. Örneğin: Kur'an'ın Kamer Suresi'nin ilk başında. ama her işin bir sonucu vardır" (Kamer Suresi. O da onlardan Bedir Savaşı sırasında ilk intikamını almıştır. bazı yorumculara göre ayet "ay yarıldı". Aşağıda bu nedenlerden bazılarının özetini bulacaksınız. yoksa Medine'de mi indiğini tartışanlar için farklı hikayeler iş görür. kişileri duygusal bakımdan etkilemek. Görülüyor ki. VIII KUR'AN'DAKİ ANLAŞILMAZLIKLARIN DİĞER NEDENLERİ HAKKINDA (DEVAM) Eğer akılcı bir eleştiriye başvuracak olursak görürüz ki. Muhammed'in günlük siyasetinin gereksinimleriyle. bazı yorumculara göre bu ayet Medine döneminde inmiştir. adeta büyülemek kolaylığını bulmuştur. "ay ikiye bölündü") deyimi yer almakla beraber. çünkü güya Medine'deki Yahudiler Muhammed'e. Yalanlarlar da. Beni Nadir ve Beni Kureyza kabilelerini kılıçtan geçirmiştir. Ay yarılır. Anlaşılması güç ya da olanaksız sözler ve hükümler sayesinde. ayet 1-3). Ve işte bundan dolayıdır ki. Arapçanın özelliklerinden biri olduğu için. Ancak. yanı "nıüteşabih" nitelikte kılmıştır: nitekim. Muhammed. yukarıdaki ayetler Medine döneminde inmiştir. ayetle anlatılan eylemin gerçekten ne olduğu . bazılarına göre de "ay yarılır" yazılıştadır ki. Her ne kadar bazı Kur'an nüshalarında "Vakad inşakka'l Kamaru" (yani. "mucizevi" bir olay olarak ay'ın yarılmasıyla (Şakku'l-Kamer) ilgili ayetler vardır ki. çünkü Muhammed'i Mekke'den çıkarmaya zorlayan Kureyşlilerdir. esas yazılışa göre "ay". Tanrı'nın niyetleriyle değil. Yine aynı şekilde İsra Suresi'nin 76. Ve işte bu hikayeye itibar edenlere göre. kendi heveslerine uyarlar.istekleri reddeder ve yukarıdaki ayetleri Kur'an'a yerleştirir. hoşgörüsüzlükleriyle. yoksa "ilerideki bir tarih itibariyle mi?" bölünecektir. bu ayeti Kur'an'a koyarken. A) Günlük Siyaset Gereği Olarak ya da Bilgi Yetersizliği Nedeniyle Ortaya Çıkan Anlamsızlıklar Kur'an'ın pek çok ayetinin "muhkem" olmayıp "müteşabih" nitelikte olmasının Muhammed'e çok yararlı yönleri olmuştur. Fakat.

3..) Anlaşılan odur ki. ay'ın. Batı'yı ve Doğu'yu fetheden bir peygamberdir. Zü'l-Karneyn adının gerçek anlamını bilemediği ve çeşitli rivayetlere yer verdiği içindir ki. Pek çok örnekten sadece birkaçını özetleyelim: Kur'an yorumcuları arasında en fazla anlaşmazlık ve görüş ayrılığı yaratan şeylerden biri. daha sonra güneşin doğduğu bölgelerdeki iki dağ arasında yaşayan ve hiç laf anlamayan bir milletin dileği üzerine onlarla Ye'cûc ve Me'cûc'ler arasında set çekmesi istendiği bildirilmektedir.. bu ayetleri "müteşabih" nitelikte kılmayı. Bazılarına göre ise. fakat Muhammed'in günlük . asla doğru yola gelmezler" (Kehf Suresi. Elmalılı H. Turan Dursun. diğeri de öbür yanma ya da üstüne düşmüştür.29. s. parçalardan biri Hira Dağı'nın bir yanına. Mekke döneminde Mekkelilerin kendisinden mucize istemeleri üzerine parmağıyla ay'a işaret etmiş ve ay ikiye ayrılmış. s.. Çünkü.( Elmalılı H.89." şeklinde anlarlar. fakat Muhammed'den gelme olduğuna verilecek örneklerden biri.6. ayetinde.4621 vd…) Söylemeye gerek yoktur ki. Bundan dolayıdır ki. s. Buna karşılık Beyzavi ve Zemahşeri gibi yorumcular göre.( Kehf Suresi'nin 83. bazı yorumcular bu ayeti. Muhammed'in Arapça dilindeki esneklikten yararlanmak istemesidir. Gölpınarlı. ayrıca bkz.Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler" diye yakınıyor! Evet. ayetinin anlamı konusunda bkz. c. Sen onları doğru yola çağırsan da. age. söylendiğine göre. Kamer Suresi'nin yukarıdaki ayetlerini kendisinden mucize bekleyen ve bu yoldan peygamberliğini kanıtlamasını isteyenleri susturmak için Kur'an'a koymuştur: koyarken. c. Tanrı iradesinde değil. Oysa daha sonraki ayetlerde böyle bir açıklama yok. ayet 57). Öte yandan çoğu konularda yeterli bilgilere sahip olmamak nedeniyle de Muhammed. ne Celaleddin ne de diğer ünlü yorumcuların hiçbiri. İskender de "Zevs Amon"un -ki Koç adındaki bir ilahın adıdır. nasıl olur da onları sorumlu tutabilir? Kuşkusuz ki. Muhammed.3.LXXXII. "Yaklaştı saat (kıyamet).oğlu sayıldığı için. Bununla beraber kimi yorumculara göre Zü'l-Karneyn. bölünmüş olan ay'ın parçaları arasına girdiğine kanıttır. yukarıdaki yorumu kabul edenler vardır. Ve güya Mekkeli müşrikler. Kehf Suresi'nin şu ayetidir: "(Ey Muhammed!) Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına ağırlık koyduk. ayetlerin anlaşılamaz niteliklere bürünmesine sebep olmuştur. age. iyi adalet dağıtan bir padişahtır. ne Beyzavi. yukarıdaki ayeti anlaşılamaz nitelikte kılmıştır. s. yukarıdaki ayetin Kur'an'a girişini. Sadece Zü'1-Karneyn'in Tanrı tarafından yeryüzüne yerleştirildiği. Zü'l-Karneyn'in kim olduğu belli edilmemiştir. ay'ın bu görünüşü yüzünden hayrette kalarak bunu "büyü" şeklinde değerlendirmişlerdir. Muhammed.(Fahruddin Razi'nin Tefsir'inde (c. söz konusu ayet ile ay'ın geleceğe muzaf olmak üzere yarılacağı. Bu surenin 83.. Kur'an'daki anlaşılmazlıkların Tanrı'dan değil. İslam kaynakları ise bunun mucizevi bir olay olduğunu ve mucizeyi "mucize" olarak benimseyip bilime uydurmaya gerek olmadığını kabul ederler. sonra da Muhammed'e ". c. Daha başka bir deyimle.kesinlikle bilinememektedir. "Ey Muhammed! Sana Zü'lKameyn'i sorarlar. yarıldı kamer (ay). Zü'1-Karneyn'in kim olduğu açıklanacaktır. age. günlük siyasetinin gereksinimi olmak üzere yararlı bulmuştur. Bu sayededir ki. Turan Dursun. kendisinden mucize bekleyenleri yanıtlamış olmak istemiştir. kendisinden mucize bekler olanları tatmin edebileceğini düşünmüştür. ay'ın bir vuruşta ikiye bölündüğünü ya da ay'ın ileride ikiye bölüneceğini anlatır bir dil kullanmak suretiyle. Tanrı. age. Aslında sözlüklerde Zü'l-Karneyn sözcüğünün "iki boynuzlu" anlamına geldiği. ama bir yandan kişilerin kalplerine örtü ve kulaklarına ağırlık koymak suretiyle Kur'an'ı anlamalarına engel olan bir Tanrı. Yazır. ayet 83) diye yazılıdır.90." Hemen ekleyelim ki. Bundan dolayıdır ki. Yazır'ın çevirisi için bkz. Görülüyor ki. bütün bu karışıklıkları yaratan şey. Fakat. yani ikiye bölüneceği anlatılmak istenmiştir. Kimine göre Zü'1-Karneyn denen bu kişi Büyük İskender'dir. yol gösterildiği belirtilmekte ve sonra güneşin battığı bir yerde yaşayan bir millete azap etmesi için emir verildiği.) İbn-i Mes'ud'a göre bu ayet. Muhammed'in vuruşu ile ikiye bölündüğüne ve hatta Hira Dağı'nın. bunun kim olduğunu keşfedememişlerdir.28) yer alan bu görüşler için bkz. bazı kimselerin Kur'an'ı anlamalarını istemiyor ve bu nedenle onların kulaklarını ve kalplerini kapatıyor. s. Ayeti okuyanlar sanırlar ki. ne Zemahşeri. 'Onu size anlatacağım' de" (Kehf Suresi. Kehf Suresi'nde geçen "Zü'l-Karneyn" ile ilgilidir.

İşte bu gibi kişileri etkisiz kılmak amacıyla Muhammed." şeklindeki bir ayetle Tanrı'nın keyfiliğine dayatmıştır. neden dolayı "erkek deve" şeklinde (yani. bununla kalmamışlar..siyasetinde aramak gerekir. çoğu kişiler onu yalancılıkla ve Kur'an'ı kendi kafasından uydurmuş olmakla suçlamışlardır. çünkü Ebu Talib. Şöyle ki: İslam kaynaklarının bildirmesine göre. Arapçada devenin çeşitlerini belirleyen pek çok deyim var. onun sayesinde diğer birçok kişiyi İslama sokmak kolaylaşacaktır. ayet 40). Tanrı'nın bu kişileri Kur'an'ı anlamaktan alıkoyduğunu söylemiş ve Kur'an'a. "cemel" olarak) ayete alındığını bilmek için muhtemelen "müneccim" olmak gerekiyor! Çünkü. Muhammed. kalbini iyice daraltır.. dilediklerinin gönüllerini kapatıp "kafir" kıldığı ve "kafir" kıldıklarını da cehenneme attığı yazılıdır. Müşriklerin yerinin cehennem olduğunu söyleyen Muhammed. ayet 125). Fakat. anlamsız ya da anlaşılamaz ayetleri kapsar olmuştur. ölüm döşeğinde Muhammed'in teklifini geri çevirmiş ve "Ben Müslüman olmak istemiyorum. ayeti şöyle: "Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslama açar. "Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına ağırlık koyduk. Ancak. Kur'an'a. ayeti şöyle der: "Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp. Ebu Talib'i Müslüman yapamamış olma başarısızlığından uzak kılabilmiştir. dilediği gibi insanların gönüllerini açıp onları Müslüman yaptığı. Örneğin. Kur'an'a koyduğu ayetlerle onun Müslüman olmamasının nedenini. onlara karşı büyüklük tas-layanlara göğün kapıları açılmaz. Suçluları böyle cezalandırırız.. bu kişilerden biri kendisini bir baba gibi yetiştirmiş olan Ebu Ta-lib'dir. "Neden bu adamlar Kur'an'a inanmıyorlar? Sen peygamber olduğun halde neden onları Kur'an'a inandıramıyorsun?" diye soru sorabilecek taraftarlarına karşı. cemel (erkek deve) iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Şu balamdan ki. ayet 57) şeklinde ayetler koymuştur. sanki suç onlardaymış gibi cehennemde yaktığını bildirmesi. Örneğin. "dişi deve" için "nake" ya da "bedene" sözcükleri kullanılır. bu isteğinde bir türlü başarılı olamamıştır: Ebu Talib. kimi de saptırmak isterse. Ve işte alıntıların ya da aktarmaların. birkaç örnek daha vermekle yetinelim: Kur'an'ın A'raf Suresi'nin 40. aslına uygun tarzda yapılmamış olmasından dolayı da Kur'an. Müslüman yapmak isteyip de yapamadığı kişiler vesilesiyle koymuştur ki. atalarımın dininde öleceğim" diyerek müşrik (putperest) olarak ölmüştür. kimi de saptırmak isterse. bir de onun sözlerine inananları inançlarından uzaklaştırmak için. adil ve hakkaniyete yer verdiği kabul edilen bir Tanrı'nın. Yine bunun gibi Kur'an'ın pek çok yerinde Tanrı'nın. özellikle Tevrat'tan ya da incil'den aktarılma şeyler olduğu bilinen bir gerçektir. ayette "cemel" deyimi geçiyor ki. anlam bakımından anlaşılamaz niteliktedir. bu tür ayetleri Muhammed. "AIIah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslama açar... pek olası bir şey değil. Kureyşlilerin direnmesiyle karşılaşmıştır. "Siz sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" (İsra Suresi. Bunun bazı örneklerine yukarıda değindik. Ebu Talib'i Müslüman yapmak için çok uğraşmıştır. Allah inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir" (En'am Suresi. ama bunu yaparken. akla ters düşen ve anlaşılması mümkün olmayan ayetlerden birini daha eklemiştir. "Tanrı onların kalplerini ve kulaklarım tıkadığı için Kur'an'ı anlayamıyorlar!" şeklinde yanıt verme kolaylığını sağlamıştır. Fakat. Çoğu yayınlarımızda belirttiğimiz gibi. Kureyş'in en ileri gelenlerinden biridir ve eğer onu Müslüman yapacak olursa. keyfi olarak kişileri "kafır" yapıp.. ayet 41) diyerek ayartmaya çalışmışlardır. ifade bakımından anlaşılır olmakla beraber.. "erkek deve" demektir! "Deve" sözcüğünün. Her ne kadar bu ayet. Muhammed. En'am Suresi'nin 125. kalbini iyice daraltır. Dikkat edileceği gibi. Böylece taraftarlarına karşı kendisini.. B) Yabancı Kaynaklardan Yapılan Aktarmalardan Doğma Anlamsızlık ve Anlaşılmazlıklar Muhammed'in Kur'an'a koyduğu ayetlerin birçoğunun yabancı kaynaklardan alınma. "kulağı yarık deve" için "bahire" . sonra da. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler" (Kehf Suresi. "peygamberliğini ilan ettiği zaman."(A'raf Suresi. Böylece kendisine.

Suçluları böyle cezalandırırız" (A'raf Suresi. Bap: 10: 25. Bap: 19: 24. göğün kapıları açılmaz. bir de "deve" ile "iğne deliği" arasında ilişki bulunmadığını. yani bütün mal ve varlıklarını fakirlerle paylaşmaya sürüklemeyi düşünmemiştir.4...) Bu böyleyken yukarıdaki ayette neden dolayı sadece "cemel" (erkek deve) örneğine yer verildiğini anlamak güç. zenginin Allah'ın melekûtuna girmesinden daha kolaydır" şeklindeki sözleri.. Bazı çevirilerde. zenginin Allah'ın melekûtuna girmesinden daha kolaydır" (İncil. s. " İsa'nın bu sözlerini dinleyen varlıklı kişi. çalmayasın. Bap 18:25). muhtemelen kaybedeceğini bildiği içindir ki. Devenin iğne deliğine girmesi mümkün olmadığı için. fazilet niteliğindeki bazı davranışlarda bulunmak (örneğin. ayet 40). yukarıdaki ayet hükmünün İncil'den yapılan bir alıntıya dayatılmış olmasındandır. c.. kendisine şu yanıtı verir: "Bütün bunları çocukluğumdan beri zaten yaparım. age. cemel (erkek deve) iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Ayette yer alan Arapça sözcük "el-cemel" olduğu için. fakirlere dağıt.( Elmalılı H. göklerde hazinen olacaktır. İsa'nın dediği şekilde davranmaya.2161. Sadece kendisine karşı direnenlerin ve Kur'an ayetlerini yalanlayanların cennete giremeyeceklerini hatırlatmak için sokmuştur. Muhammed. farklı bir amaca yönelik olmak üzere. katletmeyesin. Yazır. "Mattaya Göre". hem "erkek deve" hem de aynı zamanda "urgan ve halat" (cü-mel=cüml=cümül) anlamına geldiğini bildirirler. bu şekliyle ayetin anlam taşımadığını öne süren yorumcular. her ne olursa olsun. dişi ya da kulağı yarık oluşuna göre tanımlamanın hiçbir anlamı yoktur. "deve" sözcüğü yerine "halat" (yani. sekiz aylık yüklü deve için "uşra" vs. söz konusu anlaşılmazlık. yukarıda belirttiğimiz 40. age. iğne deliğinden geçme eylemini devenin erkek. çünkü devenin iğne deliğinden geçmesi.) ne kadar güçlükle girerler. ta-raftarları arasında varlıklı olan kişileri (ya da cihada katılıp yağma ve talan yoluyla varlık sahibi olmuş olanları) tedirgin edeceğini. c. onlara karşı büyüklük tas-layanlara. Fakat. her ne kadar varlıklı olan kimseleri. kişileri Kur'an ayetlerini kabule zorlamaktır. Bu konuşmasında İsa." diye yazılıdır. "deve iğne deliğine girinceye kadar cennete giremezler.. Dikkat edileceği gibi.. Böyle bir şey yaptığı takdirde. Yani anlatmak ister ki. adları var. hiçbir zaman onları. çok varlıklı birisiyle konuşması yer almıştır. "Markosa Göre".) Hemen belirtelim ki. incil'deki "devenin iğne deliğinden geçmesi. o. Fakat. ayetine sokmuştur. fakirlere yardımda bulunmaya çağırmakla beraber.( Turan Dursun. 176 vd. "Lukaya Göre". devenin iğne deliğinden geçmesi kadar güç bir şeydir. farklı bir şekle sokup. s. gelişigüzel bunu buraya koyuvermiştir. Muhammed. muhtemelen erkek deveden söz etmenin daha etkili olabileceği düşüncesiyle "elcemel" deyimini seçmiştir. çevirinin "erkek deve" olarak yapılması gerektiği söylenir. yalan şehadet etmeyesin. Bunu yaparlarken "el-cemel" sözcüğünün. "melekler ve ruhlar alemi" anlamındadır. varlıklı kişileri İsa'nın öngördüğü fedakarlıklara çağırır şekilde sokmamıştır. Allah'ın melekûtuna ("Melekût" deyimi.3. . Bu bir yana. "Adak" diye kıra salınmış deve için "şaibe".deyimi var. anlatılmak istenen şey "güçlüğü yenmek" olduğuna göre.. "kalın ip") sözcüğünü tercih ederler." Fakat karşısındakinin tereddüt ettiğini görünce şöyle ekler: "Serveti olanlar. inkarcıların cennete asla giremeyeceklerini anlatmak istemiştir. " Bu yanıta karşı. İncil'deki sözleri Kur'an'a bu şekilde sokarken. Ayeti tekrar okuyalım: "Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp.. Gerçekten de İncil'in "Mattaya Göre". ebedi hayata kavuşabilmenin koşullarını sayar ve varlıklı olan kişiye şöyle der: "Zina etmeyesin. Söz konusu amaç. İsa'nın. İşte "devenin iğne deliğinden geçmesi" şeklinde incil'de yer alan sözleri Muhammed. Nen varsa sat. sahip bulunulan varlığı tümüyle terk edip fakirlere dağıtmak). fakat buna rağmen yapılması gerekir. "Markosa Göre" ve "Lukaya Göre" adlı kitaplarında. İsa şöyle ekler: "Bir eksiğin daha var. Aslında İncil'den aldığı tümcenin yeri burası olmadığı halde. babana ve anana hürmet et. Çünkü. Kur'an'ın A'raf Suresi'nin.

iki yüze (kafire) galip gelirler. ve 66. bazı yorumcular. hani sanki "erkek deve iğne deliğinden geçemez. ve sizi çoğaltacağım. biraz önce değindiğimiz gibi. Üstelik de "el-cemel" deyimini kullanmak suretiyle bu anlamsızlığı pekiştirmiştir. bir yandan 20 Müslüman askerinin 200 kafire bedel olduğunu öne sürerken. O halde sizden sabırlı 'yüz kişi bulunursa (onlardan) iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden yüz kişi olursa.) Yine bunun gibi. ve sizinle ahdimi sabit kılacağım" (Tevrat. Yahudilerin Tevrat'ında.. daha doğrusu Tevrat'ın "Levililer" (Bap 26: 8) ile "Yeşu" (Bap 23: 10) adlı kitaplarından esinlenerek koymuştur." (Enfal Suresi. iki yüze (kafire) galip gelirler. Bu şekliyle ayet. ayetlerden biri şöyledir: "Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. ayet 65). ve sizden yüz kişi on bin kişiyi kovalayacak. ayet 65).sadece Kur'an ayetlerini yalanlayanlara hasretmiş ve bu gibi kişilerin cennete. c. s. Çünkü. bu kitaplarda anlatılanların.. O halde sizden sabırlı yüz kişi .. savaşa girmiş olan her bir Yahudinin 20 ya da 100 düşmana bedel olduğunu ve düşmana karşı onlara yardımda bulunmak üzere cenk edeceğini bildirmekte! Ve işte bütün bunları Muhammed.. ayetlerinde. 100 Müslümanın kafirlerden l 000 kişiye ya da 100 Müslümanın 200 kafire galip geleceği bildirilmiştir: "Ey. ve 66. ve önünüzde kılıçla düşecekler.. Muhammed (ya da Kur'an'ı derleyenler) tarafından yanlış anlaşılmasından doğmuştur. çünkü Allah'ınız Rab. "el-cemel" sözcüğü. ayrıca bkz.. Yazır. Fakat." (Enfal Suresi. yükünüzü hafifletti.2161 vd. Birbirleriyle karşılaştırılınca anlamlarını yitiren yukarıdaki ayetleri Muhammed. Yukarıda belirttiğimiz gibi. "Yeşu". Bunu yaparken. kafir olanlardan bin kişiye galip gelirler. ayet 66). Daha başka bir deyimle Yahudilerin Tanrısı. Bundan dolayıdır ki. "Levililer". diğer yandan 20 yerine bu kez 100 Müslüman askerin 200 kafire bedel olduğunu bildirmenin çelişki ve anlamsızlık yaratmaktan başka bir sonucu olamaz. sizin için cenk eden odur" (Tevrat.( Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nce yapılan çevirideki açıklamaya bakınız. ayetler olarak) yerleştirmiştir. ama diğer deve cinsleri geçebilir" şeklinde bir anlam taşırmış ve inkarcılara göz kırparmış gibi bir anlam taşıyabilmektedir.asla giremeyeceklerini anlatmak istemiştir. sizde zayıflık olduğunu bildi. 20 Müslüman askerinin 200 kafire. biraz önce belirttiğimiz gibi "deve" ile "iğne deliği" arasında ilişki bulunmadığını ve bu itibarla "deve" sözcüğü yerine "halat" (yani. age. bu sözlerin. İncil'deki içeriğini yitirmiş ve adeta anlamsız kılmıştır. yükünüzü hafifletti.. Görülüyor ki. Ve sizden beş kişi. Gerçekten de Tevrat'ın "Levililer" kitabında şu yazılıdır: "Ve düşmanlarınızı kovalayacaksınız. yüz kişiyi kovalayacak. sizde zayıflık olduğunu bildi. ayette biraz farklı bir ölçü kullanılmaktadır: "Şimdi Allah. Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et. Elmalılı H. kendi günlük siyaseti bakımından yararlı bulmuş ve Kur'an'ın Enfal Suresi'ne. Bap 23: 10). "kalın ip") deyiminin kullanılması gerektiğini öne sürerler. kafir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Ve eğer sizden bin kişi olursa. Eğer sizden yüz kişi olursa. birbirini izleyen iki ayet halinde (65. Söz konusu çelişki. Kur'an'ın Enfal Suresi'nin 65. "Şimdi Allah. Bap 26: 7-9). "Yeşu" adlı kitapta da şu yazılıdır: "Sizden bir kişi bin kişiyi kovalayacaktır. Söylemeye gerek yoktur ki." (Enfal Suresi. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa..3. size söylediği gibi. bunu izleyen 66. Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa. Ve yüzümü size çevireceğim ve sizi semereli edeceğim. ve düşmanlarınız önünüzde kılıçla düşecekler. ayete göre l Müslüman 10 kafire bedel gösterilmekte. Allah'ın izniyle (onlardan) iki bin kişiye galip gelir. Arapçada "erkek deve" için kullanılan bir sözcüktür.

(Kur'an'daki yabancı sözcükler konusundaki görüş ayrılıkları için bkz Sahih-i c 4 s. çünkü. isabetli olmayan bir ayeti koyup. sonra bu hatasını düzeltmek amacıyla bir ayeti bir başka ayetle değiştirebileceğini ya da koyduğu bir ayeti (hani sanki yanlış bir şey yapmış gibi) tüm olarak ortadan kaldırabileceğini açıklamamıştır. ortada bir çelişki var. nasıl olur da yanılgıya düşüp. ayet tarafından ortadan kaldırılmış olması gerekir. Tanrı'nın yanılmazlığıyla bağdaştırmak güçtür.) Ve şunu eklerler ki. Hûd Suresi. Bu durumda 65. " (Al-i İmran Suresi. yukarıdaki mantığı tersyüz ederek. İbraniceden. savaş denen şeyi ortadan kaldırması uygun olmaz mıydı? Bu yukarıdakilere benzer örnekleri çoğaltmak mümkün.. Kur'an ayetlerinin anlaşılması için "uzun uzadıya açıklanmış olarak" gönderilmiş olduğuna dair söylediklerini (örneğin.. Ankara. ayetin. ayette. 1980. Muhtemeldir ki. ilk zamanlarda. bu takdirde 66.226.( Ömer Rıza Doğrul. Tevrat ve İncil'den aktarılan çoğu ayetler. ayet 66). Ve işte bütün bu olumsuzlukları örtbas edebilmek içindir ki. Tanrı. örneğin Bedir Savaşı'nda. Tanrı'nın ayrıca. bazı yorumcular 65. Her ne kadar bazı yorumcular. Tanrı Buyruğu. Tanrı'nın. ayetin. 1993. her şeyi mükemmel ve kusursuz şekilde var kılan ve asla hata yapmaz olan bir Tanrı'nın. ayet olarak inmesi gerekirdi. "sevgili Müslüman kullarına". Bedir Savaşı daha önceki bir tarihe rastlamakta. Ve eğer sizden bin kişi olursa. yoksa 10 kafire mi bedel. ayet 7) şeklinde ayetler eklemiştir. bunu yaparken.İstanbul. Muhammed Kur'an'a. belli değil! Kuşkusuz ki. Öte yandan Muhammed. ayeti göndermiştir. yani 65. işte bu durumu göz önünde tutan Tanrı'nın. Bu yollardan biri yabancı kökenli sözcüklere yer vermektir.. Tevrat'tan ve incil'den çeviri yaparlarken. ... diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. s.. ama eğer bu mantık doğru ise. Allah'ın izniyle .( Diyanet Vakfı Tercümesi'ne bakınız. "Kur'an'da. bu kez bir Müslüman askerinin on misli fazla sayıda "kafir"e galip geleceğine dair 65. l Müslümanın 2 "kafire" galip geleceğine dair bulunan 66. Öte yandan bazı yorumcular. Biraz ileride göreceğiz ki. Bundan dolayıdır ki. bu nedenle bir Müslüman askerinin on düşman ile savaşmak zorunda bulunduğunu. sayı esasına bakmadan yardımda bulunması gerekmez miydi? Ya da herkesi hidayete eriştirip. 66. sırf Araplar iyice adayabilsinler diye.) gayretleri boşadır. kesin anlamlı ayetler vardır. hiç kimselerin anlayamayacağı nitelikte şeyler olmuştur. Dikkat edileceği gibi. ayetin daha önce. ayetin 66. bir önceki ayette. karşı galip geleceği bildirilmişti! l Müslüman askeri 2 kafire mi. ama her şeye kadir olan bir Tanrı'nın. ancak iki ya da üç misli fazla olan bir kuvvetle uğraşabilecek durumda olduğunu. Bedir Savaşı sırasında konduğunu. bunu. (onlardan) iki bin kişiye galip gelir. daha sonra yanıldığını düşünerek onu ortadan kaldırdığını kabul etmek gerekir ki. Kur'an'ın. 103. ayet ile ortadan kaldırıldığını söyleyip işin içinden çıkmak isterler. Evet. Bu takdirde de Tanrı'nın. olumsuz ayetler gönderebileceğini. İnkılap ve Aka Kitabevi. Kur'an'daki ayetlerin bir kısmı. bu örnekler şunu göstermektedir ki. " (Enfal Suresi. "Kur'an'da yabancı sözcük yoktur" diye ısrar ederler ve yabancı kökenli görünen sözcükleri birtakım gülünç mantık oyunlarıyla yabancı sözcük değilmiş gibi göstermeye çalışırlarsa da.) Evet. 184. Buna karşılık bazı yorumcular. fakat daha sonra Müslümanların sayısı artınca. daha sonraları İslam ordusu güçlendiği ve on misli düşmanla savaşabilecek duruma girdiği için. Fakat. s. Muhammed'in "katib" olarak kullandığı kimseler. onların yükünü azaltmak için l Müslümanı 2 "kafir"e galip gelebilecek şekilde güçlendirdiğini söylerler. ayet l -3) unutur görünmüştür. Bundan dolayıdır ki. orantılı olarak bir Müslümanın iki "kafir"e galip geleceği bildirilmekte. Oysa.bulunursa (onlardan) iki yüz kişiye galip gelir. ya da Muhammed. bu ayette. yani 65. "Arapça" ve "apaçık" olarak indiğini söylemekle beraber. çünkü o tarihte İslam ordusunun henüz zayıf durumda bulunduğunu. gerçek şudur ki. Tevrat ve İncil hükümlerinin içerikliklerine nüfuz edilemeden yapılan aktarmalardır ve anlaşılmazlıkları (ya da çelişkili nitelikte bulunmaları) da bundandır. onların yükünü azaltıp l Müslümanın 2 "Kafir"le savaşmasını emrettiğini söylerler. Müslümanların sayısının az olduğunu. kendisine verilen bilgileri günlük siyasetinin gereksinimlerine oturtarak değerlendirmiştir. ayetlerin anlaşılamaz ya da çelişkili nitelik taşımalarının başkaca nedenlerin de rolü olmuştur. Kur'an. "Bir ayetin yerine diğer bir ayeti koyarız" şeklinde konuştuğunu öne sürmüştür. halkı sinirleyebilmek ve Kur'an'ın "hikmet ve derin anlamlarla" dolu olduğu kanısını yaratabilmek amacıyla başkaca yollar da denemiştir. Bunu yaparken. Çelişkili ya da anlaşılamaz nitelikteki hükümlerin varlığını meşru kılabilmek için. bir Müslüman askerinin 10 "kafir"e. muğlak ve yarım yamalak çevirilerde bulunmuşlardır. çünkü.

Habeşçeden, Süryaniceden, Acemceden, Rumcadan ve diğer yabancı dillerden alınmış sözcükler ve kavramlarla doludur.( Bu konuda geniş bilgi için bkz. Turan Dursun, age, c.7, s.267 vd.3) Daha önce değindiğimiz gibi, Kur'an sözcüğü bile Arapça değildir; "Arami" kökenlidir ya da "Süryanice" olduğu söylenir.( Bu konudaki görüşler için bkz. Turan Dursun, age, c.7, s.226-227.) Yine aynı şekilde "Kur'an" karşılığı olarak kullanılan "furkan" sözcüğü de "Arami" kökenlidir; "Kefaret" anlamına geldiği halde, Muhammed onu Arapçadaki "frk" sözcüğü ile karıştırmış ve "vahiy" anlamında kullanmıştır. Öte yandan, İbranicede "Tanrı" anlamına gelen "Elyon" sözcüğünü "İlliyim" şeklinde Kur'an'a aktarmış, örneğin Mutaffifin Suresi'nde "İlliyim cenneti" olarak kullanmıştır. Yine bunun gibi "rahman" sözcüğü İbranice olup, Yahudiler tarafından "Tanrı" olarak değil, Tanrı'nın bir adı olarak kullanılırken, Muhammed onu, "Tanrı" kavramının karşılığı yapmıştır. Yine bunun gibi "havariyun", "maide", "şeytan" gibi sözcüklerin kökeni Habeşçe olup, muhtemelen Tevrat'ın (Ahd-i Atiyk'm) Habeşistan'da uygulanan metninden gelmiştir.( Bu konuda geniş bilgi için bkz. Nöldeke, Sketch From Eastern History; London 1892, s.37vd...)

IX KUR'AN'DAKİ BİÇİMSEL UYUMSUZLUKLAR VE TUTARSIZLIKLAR HAKKINDA (DEVAM)
Muhammed'in söylemesine göre, Kur'an, Tanrı tarafından "dosdoğru bir hakim" olmak üzere indirilmiş kitaptır ki, içinde ne "biçimsellik" ve ne de "içeriklik" bakımından hiçbir tutarsızlık, uyumsuzluk, dolambaçlı-lık, çarpıklık, yalan ve yanlış yoktur. Tanrı, bunun böyle olduğunu özellikle Kehf Suresi'nin ilk ayetleriyle bildirmiş ve şöyle demiştir: "Hamdolsun Allah'a ki... kendisinde hiçbir (tezat ve) eğrilik bulunmayan dosdoğru kitabı indirdi" (Kehf Suresi, ayet 1-4). Yine Muhammed'in söylediklerine bakılırsa, Kur'an'daki her surenin ve her ayetin yeri, ayetlerin hangi surenin neresine gireceği hususu, Cibril tarafından bildirilmiştir; yani güya Tanrı, Kur'an'daki sure ve ayetlerin düzenlenmesi işini ("tertibi"ni) bizzat kendisi üstlenmiş ve Cibril aracılığıyla uygulamıştır. İbn-i Abbas'ın rivayetine göre, güya Cibril, Ra-.mazan'da her gece gelip, Muhammed'le birlikte oturur, Kur'an konusunda konuşurmuş; böylece Kur'an'ın Özel bir itina ile düzenlenmesini sağlamış imiş!( Bu konuda bkz. Sahih-i.... c.7, s.316, 319.) Muhammed'in kızı Fatıma'nın söylemesine göre, Muhammed, bir defasında Cibril'in, bu iş için, yılda iki kez geldiğini bildirmiş ve bunun sebebinin kendi eceliyle ilgili olduğunu eklemiş imiş!( Fatıma'nın rivayetine göre Muhammed şöyle konuşuyor: "(Her sene Cibril Kur'an'ı benimle mukabele ederdi. Bu sene ise iki defa arz ve mukabele eni. Herhalde ecelim yaklaştı zan ediyorum" (Sahih-i..., c.7, s.319).) Eğer bütün bu söylenenler doğru ise ve eğer Tanrı gerçekten "her şeyi hikmetle yapan ve her şeyi hakkıyla bilen " ise (-ki Kur'an'a göre böyle-bkz. En'am Suresi, ayet 83), bu takdirde Kur'an'ın bilimsel ve mantıki bir düzene dayalı, uyumlu, tutarlı ve her türlü çelişkiden uzak bir kitap olması gerekirdi. Ancak, Kur'an'ı, eleştirel akıl yoluyla şöyle dikkatlice okuyanlar, bu kitabın, hem şekil hem de içeriklik (muhteva) bakımından tertipsizliklerle, çelişkilerle, uyumsuzluklarla, tutarsızlıklarla, kopukluklarla dolu olduğunu görerek, Tanrı'nın böylesine bilimselliğe ters ve üstelik birtakım çarpıklıkları ve yanlışları kapsayan bir kitap meydana getirebildiğini kavramakta güçlük çekerler. Her ne kadar şeriatçılar, Kur'an'ın başlı başına "ilim" demek olduğunu iddia ederek, bu iddialarını Kur'an'dan alınma ayetlerle kanıtlanmaya çalışırlarsa da, bu çabaları, Kur'an'ın bilimselliğe aykırılığını gidermeye yeterli değildir. Kur'an'daki çelişkiler konusunu ayrı bir bölüm olarak incelediğimiz için, şimdi burada kısaca, Kur'an'ın, şekil ve içeriklik (muhteva) bakımından eleştiri konusu yapılabilecek

diğer yönlerine göz atalım. A) Kur'an'daki Kronolojik Tutarsızlıklar (Tertipsizlikler) Kur'an'ı okurken sanırsınız ki, Cibril (yani Tanrı emirlerini Muhammed'e ilettiği söylenen elçi), "kronolojik" kavramdan habersizdir. Şu bakımdan ki, bir kere anlattığı şeyleri tarih ve zaman sırasına göre düzenlemeyi bilmez. Örneğin, evrenin yaratılışı, göklerin ve yerin oluşumu ya da milletlerin ve "peygamber" diye tanımlanan kimselerin yaşamları açısından tarihsel bir sıra esasını izleme gereğini duymaz. Bakarsınız, "peygamberlerden" söz ederken, hangisinin önce, hangisinin sonra gelmiş olduğuna aldırış etmez. Pek çok örnekten bir ikisini görelim: En'am Suresi'nin 84. ve 86. ayetlerinde şöyle yazılıdır: "Biz ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u ihsan ettik, ikisini de doğru yola ilettik. Ondan önce Nuh'u doğru yola götürdük. Onun hürriyetinden (soyundan) Davud'a, Süleyman'a, Eyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a hidayet verdik. İyilik edenleri işte böyle mükafatlandırırız. Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'a da hidayet verdik. Bunların her biri doğru dürüst olanlardandı. İsmail, Elyesa, Yunus ve Lût'a da hidayet verdik. Hepsini de alemlere üstün kıldık" (En'am Suresi, ayet 84-86). Bu ayetlerde adı geçen "peygamberler", tarih sırası itibariyle zikredilmiş değillerdir. Ayetteki sıra tamamen tertipsiz ve daha doğrusu yanlıştır. Çünkü, bir kere İbrahim'in Tanrı tarafından doğru yola sokulduğu ve ona İshak ile Yakub'un bağışlandığı yazılı. Oysa, İbrahim'in ilk oğlu İsmail'dir; İshak ise daha sonra doğmuş olan oğludur. Bu nedenle sıranın "İsmail ve İshak" şeklinde olması gerekirken, İsmail listenin sonuna bırakılmıştır. Ayetlerde yer alan diğer adlar da, tarihi sıra esasına bağlı olmayarak belirtilmiştir. Üstelik de İsa -ki diğerlerinden sonra gelmiştir-, Yahya ile İsmail, Elyesa, Yunus ve Lût arasına alınmıştır. Kronolojik bir sıra gözetilmiş olsaydı, bu ayetlerde Nuh'un ilk sırayı, İsa'nın ise son sırayı işgal etmesi gerekirdi. Yukarıda sözü geçen ayetlerde yer alan bu tertipsizliği göz ardı edebilmek için, İslamcılar, her zamanki yanıltma usullerine başvururlar ve örneğin, "peygamberlerin" tarih sırasıyla zikredilmemiş olmasının nedenini, bunların kendilerine özgü bazı niteliklerde olduğunu söylerler. Bu söyledikleri şeyin yalan olduğunu anlamak için, Kur'an'ın, baştan aşağı bu tür tertipsizliklerle dolu olduğunu onlara anlatmak gerekir. Nitekim sadece "peygamberlerin" ya da geçmiş dönem olaylarının tarih sırasıyla belirtilmediğini değil, bunlar kadar önemli sayılan diğer konuların, örneğin evrenin ve insanın (Adem ile eşinin) yaratılışı, onların soyundan gelen kavimlerin ve milletlerin yaşamlarıyla ilgili olayların ya da "kıssa" şeklinde anlatılan olayların da tam bir tertipsizlik içerisinde Kur'an'da yer aldığını görmekteyiz. Oysa, böyle bir kitabın, her şeyden önce bu konuları ele alması ve tarih sırası itibariyle anlatılması gerekirdi. Böyle olsaydı, Kur'an'ın ilk başında, sırasıyla, arşın, göklerin, yerin, gece ve gündüzlerin, hayvanların ve insanın vd... yaratılışları yer alırdı. Oysa Kur'an bütün konulan, tıpkı diğer konular gibi, bölük pörçük ve anlaşılmaz bir şekilde, çeşitli surelerin çeşitli ayetleriyle, çoğu kez tutarsızlıklar, uyumsuzluklar içerisinde sergilemiştir. Konuya daha önce değinmiş olmakla beraber tekrar hatırlatalım ki, Kur'an'ı okumaya başladığımız zaman, karşımıza ilk çıkan şey yedi ayetlik Fatiha Suresi'dir ki, "açış yapan" ya da "açan" anlamına gelir. Ancak, "açış yapan" satırlar, daha ilk andan itibaren aklı şaşırtıcı ve çelişki yaratıcı nitelikte şeylerdir. Örneğin, surede, "(Allah) ceza gününün malikidir. (Rabbimiz)... Bize doğru yolu göster. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların yolunu değil..." diye yazılıdır (Fatiha Suresi, ayet 6-7). Dikkat edileceği gibi, Tanrı'ya yalvarıda bulunan kimseler, Tanrı tarafından lütuf ve ikramda bulunulmuş olan kimselerin yolunun kendilerine gösterilmesini istemektedirler. Daha başka bir deyimle, Kur'an'ı okumaya başlayan kişi, ilk olarak karşısında Tanrı'nın keyfiliğini dile getiren bir surenin hükümlerini bulmakta! Ancak, yorumculardan, bu surenin Tanrı'dan gelen ilk sure olmadığını öğrenmekle şaşırmakta. Çünkü, "açış yapan" anlamına gelen ve Kur'an'ın en başına konan bu Fatiha Suresi, Tanrı tarafından birinci sure olarak gönderilmiş değil; "nüzul" (iniş) sırası itibariyle 5. sure olarak gönderilmiş kabul edilmekte! Kur'an'ın birinci suresinin Alak Suresi olduğu söylenir.( Her ne kadar Fatiha Suresi'nin daha önce indiğini söyleyenler varsa da, genellikle kabul edilen şudur ki, Alak Suresi, ilk "nazil" olan suredir. Bu konuda bkz. Elmalılı H. Yazır, age, c.8. s.5943 vd...) Eğer, Kur'an bilimcilerinin dedikleri gibi, Fatiha Suresi, Kur'an'ın diğer surelerinin aslı ve kaynağı, yani "kökü ve

tohumu" olarak, daha doğrusu Kur'an'ın özü olarak anlam taşısaydı ve "açış suresi" olarak gönderilmiş olsaydı, (Elmalılı'nın deyişi şöyle: "Çünkü bu sure (Fatiha Suresi), diğer süver-i Kur'an'ın aslı ve menşei, yani kökü ve tohumu gibidir. Fatiha Kur'an'ın mebde ve maada müteallik, hikemi nazariyesini, ahkamı ameliyesini ve makasidi esasiye ve mulıteviyatı asliyesini tazamun eden ... bir ıınmuzecidir" (Elmalılı H. Yazır, age, c.l, s.6).) ilk gönderilen sure olurdu. Oysa bu sure, her ne hikmetse 5. sure olarak inmiş kabul ediliyor. Öte yandan, Fatiha Suresi'nin Müddessir Suresi'nden sonra indiği söylenir. Daha doğrusu Müddessir Suresi'nin 4. sure olarak, Fatiha Suresi'nin ise 5. sure olarak indiği öne sürülür. Ancak, Müddessir Suresi'nden sonra indiği söylenen Fatiha Suresi, biraz önce belirttiğimiz, gibi, Kur'an'ın en başına konduğu halde Müddessir Suresi Kur'an'da 74. sıradadır.( Diyanet Vakfı. Kur'an yorumu.) Daha başka bir deyimle, Tanrı'nın ardı ardına gönderdiği iki sure, yani Müddessir Suresi (iniş sırasıyla 4) ile Fatiha Suresi (iniş sırasıyla 5) Kur'an'da birbirlerinden 74 sure arayla yer almışlardır. Fakat, iş bununla bitmiş değil; şu bakımdan ki, Kur'an'da birinci sırada yer alan Fatiha Suresi'ni, Kur'an'ın ikinci suresi olarak Bakara Suresi izlemekte. Ancak, Bakara Suresi, 87. sure olarak inmiş ("nazil" olmuş) olarak kabul edilmekte. Yani, Fatiha Suresi'nin inişi ile Bakara Suresi'nin inişi arasında 82 sure yer almış oluyor; ama bu iki sure, Kur'an'da birinci ve ikinci sure olarak arka arkaya sıralanmışlardır. Öte yandan Fatiha Suresi'nin Mekke döneminde, Müddessir Suresi'nin ise Medine döneminde indikleri kabul edilir. Oysa, Mekke döneminin başlangıcı ile Medine döneminin başlangıcı arasında en azından 10 ya da 13 yıllık bir zaman farkı var! Böyle olduğu halde, bu iki sure, Kur'an'da, arka arkaya yer almış bulunmakta. Üstelik Bakara Suresi, hicretten sonra ilk inen sure olduğu halde, Kur'an'ın en son inmiş olan bir ayetini kapsamaktadır. (Elmalılı H. Yazır, age, c.l,s.146.) Bakara Suresi, içeriklik ve kapsadığı konular itibariyle, Kur'an'ın baştan ikinci sırasına konacak bir sure değildir. Surenin ilk başlarında, Kur'an'a inananların hidayet üzere oldukları, inanmayanların ise hidayete karşılık dalaleti satın aldıkları vs... belirtildikten ve Tanrı'nın azabından kurtulmak için ona kulluk etmeleri gerektiği belirtildikten (bkz. Bakara Suresi, ayet 1-21) sonra, "yer" ve "gök" sözcüklerinin ilk kez yer aldığı şu ayete geçilir; "O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de (kubbemsi) bir tavan, yaptı. Gökten su indirerek onunla, size besin olsun diye (yerden) çeşitli ürünler çıkardı. Artık bunu bile bile Allah'a şirk koşmayın" (Bakara Suresi, ayet 22). Görüldüğü gibi, bu ayetlerde "gök"ten, "yerküresi"nden, ''ürünler''den ve "su"dan söz edilmekte; ama bunların nasıl, ne zaman ve ne gibi bir sıraya göre yaratıldıklarına dair bir şey söylenmemekte! Oysa ki, Tanrı, göklerin ve yerin yaratılması olayının insanların yaratılmasından daha büyük bir olay olduğunu, başka bir surede, yani Kur'an'da kırkıncı sırada yer alan Mü'min Suresi'nde bildirmekte (Mü'min Suresi, ayet 57).7 Denecektir ki, Mü'min Suresi'nin "nüzul" (iniş) sırası 60'tır, yani Bakara Suresi'nden daha önce inmiştir (zira Bakara Suresi'nin nüzul sırası 87'dir). Yani belirtilmek istenecektir ki, yer, gök vs... konusunda Bakara Suresi'nde yer alan hususlar, daha önce inmiş olan Mü'min Suresi'nde açıklanmıştır. Böyle bir itiraza karşı verilecek yanıt, biraz yukarıda belirttiğimiz gibi surelerin nüzul sırasına göre değil, Kur'an'daki sıra esasına göre okunmakta olduğudur. Fakat, her ne olursa olsun söylemek istediğimiz şudur ki, Bakara Suresi'nde "gök"ün, "yerküresi"nın, "ürünler"in, "su"yun vs... oluşumuna ya da evrenin (kainatın) yaratılışına değinilmemiştir. Gerçekten de surenin yukarıdaki 22. ayetinden hemen sonra, gök ve yer konusuyla ilgili olmayan ayetlere geçiliyor; örneğin, Kur'an'a ve Tanrı'ya inanmak gerektiği, inanmayanların kafir olarak azaba çekilecekleri vs... tekrar ediliyor (Bakara Suresi, ayet 23-28). Böyle bir atlamadan sonra, 29. ayetle "gök" konusuna dönülüyor ve Tanrı'nın semaya yöneldiği ve onu "yedi kat" olarak yaratıp düzenlediği bildiriliyor: "O, yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Sonra semaya yöneldi, onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. O her şeyi hakkıyla bilendir" (Bakara Suresi, ayet 29).

177. direkleri. 41. ayetlerinde." (Fussilet Suresi. aklımızı çelen bir husus daha var ki. ayet 3. ayet 54). hiçbir insanla konuşmayacağım" (Meryem Suresi." diye konuşmakta! Görüldüğü gibi işin içinden çıkmak kolay değil! Fakat. Meryem Suresi'nin 26. bilindiği gibi.. Tanrı'nın. Şimdi 12. tersi yapılmış.. ayet 47. Tanrı'nın gökleri yedi kat olarak yarattığı konusunda karşımıza çıkan ilk ayet oluyor. Aslında böyle bir tutum şu soruyu cevapsız bırakmaya yeterli görünmekte: "Eğer Tanrı gün kavramından bin yıllık bir zamanı kast ediyor idiyse. ayet 26). "gün" kavramının Tanrı'ya göre değişik anlamlar taşıdığını öne sürerler ve örneğin. Yunus ve Hûd süreleriyle ortaya vurmalı değil miydi?" Kaldı ki. hem "bin yıl"lık bir zamandır. Belirtmediğine göre. ne de kronolojik bir sıraya göre . ve 11. ayetinde yer alan yukarıdaki sözler. ayetin bu iki tümcesi dahi. ayette şöyle dediği yazılıdır: "Böylece onları iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. "Ben gökleri ve yeri altı günde yarattım" şeklinde konuşmasının bir anlamı kalmıyor demektir. sırasında yer almışlardır. Talak Suresi'nin 12. aşağı yukarı aynı nitelikte olmak üzere diğer surelerde de belirtilmekte (örneğin bkz. iç. ne bilimsel bir esasa. üzerine dağlar oturttuğu ve dört günde bereketler yağdırdığı. ve 4. Ve işte çeşitli zamanlarda inmiş ve Kur'an'ın pek çeşitli yerlerine serpiştirilmiş sureler ve ayetlerle göklerin yaratıldığından söz edilmekte. Nebe' Suresi'nin 12.Bu ayet. yerkürenin yaratılmasından önce "gün" diye bir şey olmadığını kabul etmek gerekir. ayette Tanrı'nın her ikisini huzuruna çağırdığı yazılıydı. yerkürenin yaratılmasından önce "gün" diye bir şey olmadığını düşünmemiş görünüyor! Zira. Olmadığına göre. Kur'an'a göre Tanrı bir tek günü. zaman ve sıra esasına. Mü'minûn Suresi 40. s. bunu. ayet 4). Fakat.. Hadid Suresi. Kur'an'ın 65.Ona.( Meryem Suresi'nde Tanrı'nın Meryem'e şöyle seslendiği yazılı: "Ye. ve 13. sırasında. Mülk Suresi'nin 3. Oysa Talak Suresi. Tanrı'nın söylemesine göre.5. "gün" kavramından ne anladığını açıklamak için farklı olayların çıkmasını beklediğini kabul etmek gerekir ki. ayetleriyle birlikte tekrarlanacaktır. Bu konuda ayrıca bkz. daha önceki 11. ayet 5). bazen "elli bin yıl" olarak hesaplamıştır. dikkat edileceği gibi. yerkürenin kendi mihferi (ekseni) etrafında bir kez dönmesinden oluşan zamandan ibarettir ki. ayet 4). Mearic Suresi'nde. yukarıdaki ayetleri okurken. yerküreyi iki günde yaratıp. Daha başka bir deyimle.. duman halindeki göğe yöneldiği. 'Ben rahmana oruç adadım! Bugün (el yevm) kesinlikle. sonra bu gök içerisine yerleştirilen yerden söz edilmesi gerekirken. sırasında. Bu anlamsızlığı gidermek gayretkeşliğiyle çözüm bulmaya çalışan yorumcular. Hac Suresi. kronolojik sıraya ters düşecek şekilde dizilmiş. Mü'minûn Suresi'nin 17. sırasında. süsleri vs. surenin 9. bütün bu deyimler. iki günde yedi gök olarak yarattı. hem de "elli bin yıl"ın karşılığıdır! Fakat. burçları.. ayet 9-12). altı günde yaratmıştır" (A'raf Suresi. elli bin yıl uzunluğunda olan bir günde yükselerek" ulaşacakları yazılıdır (Mearic Suresi. var mıdır? Bunlar Bakara Suresi'nde değil. sure olan Fussilet Suresi'nde. Nebe' Suresi 78. ama bu nasıl bir göktür? Ne kadar zamanda yaratılmıştır? Kapılan. Kur'an'ın daha sonraki çeşitli surelerinin çeşitli ayetleriyle belirtilecektir. 12. güzün aydın olsun! Herhangi bir insan görecek olursan.. Tanrı'ya göre "gün". göğü ve yeri huzuruna çağırdığı belirtildikten sonra. kandilleri. bin yıl karşılığı olduğunun yazılı bulunduğunu söylerler (bkz. Aynı sözler.. Tanrı'nın. yedi kat gök ile yerküre! Çünkü. "Böylece onları. Önce göklerin ne şekilde düzenlendiği belirtilip. ayetinde geçen "el yevm" deyimi bunun karşılığıdır). hem "gece ve gündüzün toplamı" olan zamandır.)Böyle olunca. Secde Suresi. Yunus Suresi. "gün" denen şey. Hûd Suresi. gökleri ve yeri. sadece Hac ve Secde surelerinde değil. yedi kat gök ile yerin iki günde yaratıldığı bildirilmekte. Örneğin. age. Turan Dursun.. Evet. kronolojik yanlış bakımından ortada yeni bir örnek var demektir. c. ayette ise.. Mülk Suresi 67. göğün yedi kat olduğu ve yerküreyle birlikte 6 günde yaratıldıkları yazılıdır: "Sizin Tanrınız O Tanrı'dır ki. Bir kere Kur'an'da yedinci sırada bulunan A'raf Suresi'nde. "gün" deyiminden ne anladığını belirtmiyor. Ancak. Hac ve Secde süreleriyle Tanrı katınca bir günün. sadece "bin yıl" olarak değil. o da şu: göklerin ve yerkürenin altı günde yaratıldığını söyleyen Tanrı. "gece" ile "gündüz"ün toplamı olan zamanı kapsar (örneğin bkz. yani kronolojik ilkelere bağlı olmayarak. ayet 7.. Kur'an'da bu surelerden çok daha önceki sırada yer alan A'raf. bacaları. Semanın yedi kat üzerine yaratıldığına dair Bakara Suresi'nin 29. merdivenleri. Burada geçen "onları" sözcüğü.. meleklerin ve ruhun ". Şu durumda Tanrı'nın. Daha doğrusu.

. Furkan Suresi'nde şöyle deniyor: "Gökleri. ayet 11-12). ayet 3.. bu göklerin direkli mi. Ve biz. İkisi de 'İsteyerek geldik' dediler. Görülüyor ki. yedi kat gök ile yerkürenin iki günde yaratıldıkları bildiriliyor! Oysa. gökleri yarattıktan sonra arşa "istiva" ettiğini (hükmettiğini). "onları" iki günde yedi kat gök olarak yarattığı ekleniyor (Fussilet Suresi. geceyi ve gündüzü. ayetlerine tekrar göz atalım. Daha başka bir deyimle. Bu ayetlerde Tanrı'nın yerküreyi iki günde yarattığı. ve 10. Böylece onları. 'isteyerek veya istemeyerek gelin!' dedi. Kaf Suresi. gökleri ve yerküreyi altı günde yarattığını söyleyen Tanrı. yedi kat göklerin ve yerkürenin yaratılış şeklini tam olarak anlatmış değil. şimdilik göklerin ve yerin altı günde yaratıldığına dair yukarıdaki ayetler üzerinde biraz daha duralım ve değindiğimiz Fussilet Suresi'nin 9. ayrıca bkz. ayet 9-10). ayı ve yıldızları yarattığını söylemekte ve böylece kronolojik sıra esasına değer ve yer vermediğini 145 bir kez daha ortaya koymakta. Nitekim.. ayet 59. Ve bu. dört gününü de oraya dağlar yerleştirmek ve bereketler yağdırmakla geçiriyor. yakın göğü kandillerle donattık. sure olan Rad Suresi'nde.. bundan sonraki iki ayetle işler biraz daha karışmakta. Secde Suresi. Çünkü. Tanrı. Böylece altı gün dolmuş oluyor. suresi olan Lokman Suresi'nin 10. yeryüzünü yaratmak için iki gününü harcayan Tanrı. Oysa daha önce.. Bunu bir bilene sor" (Furkan Suresi. Görüldüğü gibi Tanrı. yeryüzünde sabit dağlar yerleştirdiği. Sonra semaya yöneldi. Bakara Suresi'nde Tanrı'nın yeri ve yerde ne varsa her şeyi yaratıp. sonra arşa istiva eden (hükmeden) rahmandır. Ancak. o da gökler ile yer arasında olanlarla ve arş ile ilgilidir! Örneğin.kullanılmıştır.. Fakat. bozulmaktan da koruduk.. Hûd Suresi. Tanrı. burada. yine de Tanrı. ayet 54. O her şeyi hakkıyla bilendir!" (Bakara Suresi. arşın göklerden önce değil. sonra yaratılmış olduğu başka surelerde bildirilmekte! Bu konuyu ayrıca ele alacağız. ayet 7. 13. ayet 29). Fakat. ona ve yerküreye. Yunus Suresi. ayette şu yazılıdır: "Sonra (Allah) duman halinde olan göğe yöneldi. Evet.).. iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. 11. isteseler de istemeseler de gelmelerini emrediyor. A'raf Suresi. ayet 4. Ancak. anlaşılan. ama nasıl iştir bu ki. şöyle denmişti: "(Tanrı) yerde ne varsa hepsini sizin için yarattı. biraz önce bahsettiğimiz gibi. yoksa direksiz mi olduklarının merak edilebileceğini düşünerek. sonra göğe yöneldiği. ayet 2). göklerin direksiz olduğunu bildiriyor: "Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten. ayet 4 vd. "onları" huzuruna çağırdıktan sonra yaratmıştır? Öte yandan dikkat edileceği gibi. onu yedi kat olarak yaratıp düzenlediği yazılıydı. Buna karşılık. orada bereketler yarattığı ve tam dört günde isteyenler için fark gözetmeden gıdalar takdir ettiği yazılıdır (Fussilet Suresi. ayetiyle. göğün duman halinde oluşundan bahsedilmiyordu. Kur'an'ın 31. Fussilet Suresi'nde. aziz ve alim Allah'ın takdiridir" (Fussilet Suresi. onu yedi kat olarak yaratıp düzenledi. ayet 11-12). ayet 38 vd. Allah'tır. gökleri direksiz yarattığına dair söylediklerini pekiştirmek ihtiyacını duymuş olmalı ki. sizi sarsmasın diye yere de dağlar koydu . Çağırdıktan sonra da.) Fakat. daha önceki surelerde. "duman" halinde bulunan göğe yönelerek onu ve yerküreyi huzuruna çağırıyor. güneşi. bu sözlere bir eklemede bulunuyor ki. Tanrı'nın "yer" ile "gök"ü huzuruna çağırdığı bildiriliyor. Hadid Suresi. aynı sözleri 18 sure sonra. diğer bazı surelerde. yeri ve 'ikisinin arasındakileri altı günde yaratan. " (Rad Suresi. gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yarattı. Yine bunun gibi. ayetiyle şöyle tekrarlamakta: "(Allah). göklerin ve yerin yaratılışının altı günde olduğu yazılıydı (bkz. A'raf Suresi'nin 54. Bunun üzerine her ikisi de isteyerek huzura çıkıyorlar.

. ayet 22) derken ve "Göğü korunmuş bir tavan yaptık. yorumcuların bu tür kehanetlerine bıraksın? Esasen Tanrı'nın aklından çekim kanunu diye bir şey geçmemiş olmalı ki. ama Kur'an'ı anlaşılsın diye apaçık gönderdiğini bildiren bir Tanrı. göklerin görülür bir direği olmaksızın yaratılmasından. age. Bu ikisi kayıp gitmiş (yok olmuş) olsalar.. "göğü korunmuş bir tavan yaptık. neden dolayı direksiz yarattığını henüz bildirmiş değil. bir başka sure olan A'raf Suresi'nin 40. ayet 32) diye eklerken. Tanrı'dan başka kimse bu ikisini artık tutamaz andolsun. 32). ayet 45). ta ki maksatlarına ulaşsınlar!" (Enbiya Suresi.. Örneğin. göğün merdivenleri vardır ve bunlar Tanrı'dandır. gökleri tutup onların birbirlerine çarpmalarını önleyen görünmez manevi bir direğin bulunduğu sonucunu çıkarırlar ve bu direğin "çekim kanunu" olduğu kehanetinde bulunurlar. işte onlara gök kapıları açılmayacak.155. elbetteki kapıları da olacak.) Tanrı. Fatır Suresi'nde. ayrıca bkz. ayet 6) diyerek övünmelerine devam eder. bunu "bina" olarak yaptığını söylemekten geri kalmaz: "(Tanrı). gök katlarına ve onun kapılarına erişebilmek için. bu kapılardan Tanrı katına." (Enbiya Suresi.. bina olduğuna göre. Bu söylediklerinin arasına da "Onları sarsmasın diye yeryüzünde birtakım dağlar diktik. çünkü. nüzul (iniş) sırası itibariyle de çelişmeli. Biz gökyüzünden su indirip. Görülüyor ki. Lokman Suresi'nin iniş sırası ise 57'dir. bu söylediğini biraz daha pekiştirmek amacıyla. 13 sure atlama yaparak. Ona melekler ve ruh. Enbiya Suresi'nde. göklerle yerin önce bitişik olduğunu. ayet 65. her ne kadar göğü direksiz ve yedi kat olarak yarattığını bil-. neden dolayı çekim kanununu insanlara açıklamasın da. süslemişiz. ayet 41.. Evet. Bu ikisi kayıp gitmesinler diye. Yine çeşitli surelerin çeşitli ayetlerine göz atmak suretiyle keşfedebiliyoruz ki. Göğü de. ayet 32)der. eşyayı ve denizde yüzen gemileri insanların hizmetine verdiğini söyleyerek övünürken. onun uzaklığı elli bin yıllıktır" (Mearic Suresi. Orada geniş yollar açtık. Ve ilginç olan şu ki. ayet 31) diye konuşur.. ayet 40)." (Enbiya Suresi. sure olan Mearic Suresi'nde şu yazılıdır: "Merdivenler sahibi Tanrı'dandır.. Oysa. Bundan dolayıdır ki.. ayetinin yorumuna bakınız).)( Turan Dursun'un çevirisi için bkz. Şu durumda anlaşılan o ki. c.göğü de size bina yaptı" (Bakara Suresi. onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya." (A'raf Suresi. bazı yorumcular . "." (Zariyat Suresi. göklerin ve yerkürenin kayıp gitmemeleri için göğü ve yeri tutanın kendisi olduğunu bildirir: "Kuşkusuz Tanrı tutmaktadır gökleri ve yeri.( Surenin başlığı olan "mearic" sözcüğüne.. yeryüzündeki yollan yapanın da Tanrı değil. sadece Kur'an'daki sıra itibariyle değil. zelzele sarsıntısı sırasında insanları koruduğu görülmediği gibi. yeri size döşek. O hilm'li ve bağışlayandır" (Fatır Suresi. cennetlere ve cehennemlere girilmekte. kendi izni olmadıkça.5. Allah yerdeki eşyayı ve emri uyarınca denizde yüzen gemileri silin hizmetinize verdi. "merdiven" gerek. Fakat. bir bakmazlar mı?" (Kaf Suresi. her ne kadar gökleri direksiz yarattığını bildirmekle beraber. göğün yer üzerine düşmeyeceğini ekler: "Görmedin mi. s. göğü de size bina yaptı" (Bakara Suresi. ayetine sıkıştırdığı bir tümceyle şöyle der: "Ayetlerimizi yalanlayıp da. pek muhtemelen.. ayet 70). Tanrı. "gök" denilen şeyi şimdi tavanı olan bir "bina" olarak tanımlamakta. kendi izni olmadıkça yer üzerine düşmekten korur.ve orada her çeşit canlıyı yaydı. ayet 10). Bu arada "Göğü ellerimizle biz yaptık. Hani sanki Tanrı bunu belirtmeyi unutmuş gibi. onları birbirlerinden koparıp ayırdığını söyler ve hemen ardından gökyüzünü korunmuş bir tavan yaptığını anlatır (Enbiya Suresi. 70.( Diyanet Vakfı Kur'an yorumu (Fussilet Suresi'nin 10. bu iki suredeki ifadeler. Fatır Suresi.. Oysa. yeryüzündeki dağların. üstlerindeki göğü nasıl yapmışız. Bununla beraber.. her ne kadar gökleri ve yerküreyi ayrı olarak yarattığını bildirmekle beraber.. ayet 47) ya da "Onlar. dirmekle beraber. ayet 22) dedikten sonra. Tanrı. Rad Suresi'nin iniş sırası 96. o Tanrı'dır ki. insanlar olduğu ortada! Tanrı. yorumcular.. bir günde yükselip çıkarlar ki. ayet 30. gök kapılarının nereye açıldığını burada belli etmiyor. orada her faydalı nebattan çift çift bitirdik" (Lokman Suresi." (Hac Suresi.

merdiven aramak. göklerden ve yerden önce yaratılmış bulunmakta.Bu açık bir . göklerin.) Altıncı sure olan En'am Suresi'nde. "peygamberlere" özgü bir mucize oluyor ve bu da Tanrı'nın iznine bağlanıyor. bu karmaşıklığı artıran bir husus daha var ki.. yorumcuların elinde "egemen olma" niteliğine bürünmüş ve "Tanrı'nın arşa egemen olması" şeklini almıştır." (Hûd Suresi. onlara bir mucize getiresin.) Ancak. "Odur ki. ayette sudan söz edilmemişken. yine birbirleriyle ilgisi bulunmayan ayetleriyle. ilkönceleri su üzerinde olmasıdır. durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten.. Muhammed'e. su. gökleri ve yeri yarattıktan sonra mı arşa egemen olmuş (ya da yaslanmış) oluyor? Öte yandan burada." (Hûd Suresi. "dayanma" anlamında olmakla beraber. ayet 7) deniyor. gökleri ve yeri altı günde yaratan. ayet 3. "Şüphesiz ki Rabbiniz. Örneğin.. sırf kullarını sınamak için arşı su üzerinde yarattığını belirtmek üzere şöyle devam ediyor: "O (Tanrı). ayetinde. bu 11.. ama neden daha önceki 7. ne de burada bunu anlatırken.. 'Ölümden sonra muhakkak dirileceksiniz' desen. sonra da güneşi. Turan Dursun. gökleri ve yeri altı günde yaratan. gökleri ve yeri 6 günde yarattığını bildirdikten sonra." (En'am Suresi.. başkaca bir şeyden söz edilmemekte. Kur'an'ın çeşitli surelerinde arş'ın sahibinin ve ona hükmedenin Tanrı olduğu yazılıdır. Buna karşılık 11. Tanrı. ayet 7). Fakat.. Onun arşı su üzerindeydi. "O (Tanrı) odur ki. Anlaşılan o ki. inkarcılara merdiven sahibi olup olmadıklarını sormakta ve merdivenleri var ise delil getirmelerini istemekte! Dikkat edileceği gibi.5.30.3. Nitekim. hatta bu ayetlerin birbirleriyle ilgisi bulunmayan tümceleriyle.) Pek güzel. ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Örneğin... kendi kullarını sınava çekmek amacıyla.. Bu husus. yedinci sure olan A'raf Suresi'nde. Hûd Suresi'nin ilk ayetlerinde Tanrı. age. diğer birçok surede belirtilmişti (örneğin. Göklerin ve yerin 6 günde yaratıldığı ise. ayı ve yıldızları yarattığım ekliyor! Bu karışıklığı pekiştiren diğer bir husus da arşın. birbirleriyle ilgisi bulunmayan surelerin. arş'ın ve göklerin yaratılışı hikayesi. Tanrı'nın Muhammed'e.3. daha önce A'raf Suresi'nin 54.( Bu sureler ve ayetler için bkz. Hûd Suresi. fakat yaratırken dahi şundan emindir ki. Biraz önce değindiğimiz gibi. yerin ve suyun yaratılış-lanyla ilgili ayetler. ölümden sonra dirilme olacağına inanmayacaklar ve ". Hanginizin daha güzel iş yaptığım denesin diye (yarattı). gökleri ve yeri altı günde yarattı.. Kafir olanlar derhal. onun tarafından müjdelenmek ve uyarmak için gönderilmiş bir peygamberim!. ayet 7) şeklindeki sözler bunu anlatmakta. 'Bu açık bir büyüden başka bir şey değildir' derler" (Hûd Suresi. ayet 7. "yaslanma". Anlaşılan. arş'ın. bilimsellik bir yana. 165.tarafından "dereceler". sure olan Tür Suresi'nin 38. Anlaşılan o ki." (Hûd Suresi. sure olan Hûd Suresi'nde.." (A'raf Suresi." (A'raf Suresi. pek karmaşık bir şekilde anlatılmakta. çünkü bunun "mirac"ın çoğulu olduğu ve nitekim Zuhruf Suresi'nin 33. Turan Dursun... c. ama Tanrı. ne orada. s. Turan Dursun. gökleri ve yeri altı günde yaratandır.( Bu konuda bkz. ". Burada geçen "istiva" sözcüğü. ". insanlara evrenin oluşumu hakkında bilimsel bir bilgi vermek için konuşmuyor Tanrı! Sadece kullarını sınamak ve Muhammed'e boyun eğdirtmek için bunları yapmış görünmekte. yeri ve her şeyi kapsadığı anlaşılan arşa egemen olduğunu (ya da yaşlandığını) belirtiyor. sonra arşa istiva eden. ayet 4 vd. ayet 54) diye yazılıdır. ayetiyle anlatılmıştı. ayet 54) deniyor. arşı yaratmıştır.31. c. geceyi. age. aklı durgunluğa sokacak şekillerde anlatılmıştır. "yerler-makamlar" anlamının verildiği. göklerin ve yerin yaratılmasıyla ilgili hususlar. bu surelerin sayısı yirmi dördü bulmaktadır. altı günde yaratıldığı belirtilen gökler ve yerküresi dışında. gökleri. Tanrı.. ayet 1-4) şeklinde konuşmasını emrettikten sonra. s. hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için arşı su üzerindeyken. fakat her ne olursa olsun.. age. oysa bunun doğru olmayıp. "Şüphesiz ki Rabbiniz. Onun arşı su üzerindeydi.) Dikkat edileceği gibi. ayette su ele alınmış oluyor? Yine bunun gibi. bu sözcüğü "merdivenler" karşılığı olarak kullanmak gerektiği. ayetinde de. A'raf Suresi'nin 54.Ben size. güneşi.. s. Yemin ederim ki (Resulüm!). Fakat. bu kullar. Hadid Suresi. 52. ayet 35) diye konuştuğu görülmekte. Tanrı. o da bütün varlıkları ve yaratıkları kuşatan. göklerin hepsinden de büyük olduğu anlaşılan arş'ın yaratılışıyla ilgilidir! Şu bakımdan ki. yorumcuları birbirlerine katmaya yeter bir karışıklık içerisinde düzenlenmiş bulunmakta. ayetinde de "mirac"ın "merdiven" anlamına geldiği hususunda bkz. Pek iyi.. sonra arşa istiva eden(dir). c. gökleri ve yeri altı günde yarattı.göğe çıkabileceğin bir merdiven ara ki. Yunus Suresi.

Tanrı. Görülüyor ki. kendi iradesi sınırları içerisinde hareket edecek olan bir halife yapacağını söylemekte." (Hicr Suresi. yeryüzünde fesat çıkaracak. orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?. İnsanı nasıl ve ne gibi bir malzemeden yarattığını bu Bakara Suresi'nde değil. iman etmezler. ama arşı. bilemiyoruz!. "kafirlerin" ise cehennemlik olacaklarını anlatmakla konuşmaya başlamıştır. bu sözleriyle melekler. "insan" denilen yaratığı. hiç yeri ve ilgisi olmadığı halde.. melekler.." diyeceklerdir. Hicr Suresi'nde Tanrı'nın. Pek güzel. nasıl. kalplerine "iman" koysa ve ölümden sonra dirilme olacağı inancını koysa daha iyi olmaz mıydı? *** İnsanın yaratılışı da. Kur'an'ı okurken şu kanıya varmaktayız ki. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır" (Bakara Suresi. Bildirdikten sonra. 164-166) ve diğer surelerde bildirecektir. Enbiya Suresi'nde (ayet 19-20). ayet 30) diye bildiride bulunur! Buradaki "yapacağım" sözcüğünün "halk edeceğim" (yaratacağım) karşılığı olup olmadığı tartışmalı. hem kişilerin kalplerini ve kulaklarını mühürleyip onların "kafir" olmalarına sebep oluyor." (Bakara Suresi. ne şekilde ve ne gibi bir nesneden yaratmış olduğunu bildirmeden önce. Fakat. üçer. bu aynı Bakara Suresi'nin ilk 30 ayeti boyunca. Ancak. kronolojik düzensizlik içerisinde ve müspet ilme ters düşer şekilde anlatılmıştır. ayet 50) ve bu meleklerden "hayır meleklerini" şerefli kılmak için seçtiğini (Enbiya Suresi. bu bilgileri pek dağınık ve hiçbir sıra esasına bağlı olmadan daha sonraki çeşitli surelerin çeşitli ayetleriyle belirtecektir. hani sanki her şeyi Tanrı'dan daha iyi bildiklerini ortaya koymuş gibidirler. Şimdi. Kur'an'da. Onların bu . ayet 7) söyleyecektir.. geliniz tekrar Tanrı'nın. insanları sınava çekmek için bu kadar zahmetlere girişecek yerde. Bu otuzuncu ayette.. birdenbire. bu doğrultuda olmak üzere sürdürür.. hem de onları "kafirdirler" diye cehennemlik sayıyor! Ve konuşmasını. Bundan anlaşılıyor ki. kafir olanları (azap ile) korkutsan da. Fakat. yeryüzünde kendisini tem-silen. Kur'an'da bunun tersi yapılmıştır. meleklerin kendisinden korkar olduklarını ekleyecek (Nahl Suresi. anlaşılan o ki. "Ben. "inananların" hidayete ve kurtuluşa erişeceklerini. balçıktan. ayet 28-29) dediği görülmekte. gözlerine de bir çeşit perde çekenin. onları ve insanı ne zaman. "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım (halife tayin edeceğim). "inanan"lar ile "kafir'ler ayrımıdır. kor-kutmasan da onlar için birdir. anlatırken. onları ikişer. Bakara Suresi'ndeki şu sözlerine dönelim: "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım. Tanrı. yani ortalıklarda "insan" diye bir varlık bulunmadan önce. meleklere hitaben. yerleri ve her şeyi dilediği gibi yaratabilen bir Tanrı. fakat anladığımız o ki. Her şeyden önce. melekleri kendisine kulluk etsinler diye yarattığını Nahl Suresi'nde (ayet 49). daha "insan" denen varlık yaratılmadan.. "kafir"rin. onları doğru yola soksa.büyüden başka bir şey değildir. 13 sure sonraki Hicr Suresi'nde belli edecektir. insanın yaratılış hikayesinin anlatılması ve sonra onun nitelikleri ve yaşam sorunlarının ele alınması gerekirken. işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağını. meleklere. gökleri. Kur'an'ın baştan ikinci sırasında yer alan Bakara Suresi'nde Tanrı. ama "inanan'lar ve "kAfir'ler "insan" olarak nasıl ve ne şekilde yaratılmışlardır.. " Bu sözleri söylemesiyle birlikte. insanın kötü... ayet 26-27). Pek güzel. belli değil! Zira. ayet 1).Bizler hamdinle seni tespih ve takdis edip dururken." (Bakara Suresi. "inanç" sorununa el atmış olmaktadır. dörder kanatlı "peygamberler" yaptığını (Fatır Suresi. insanı yaratmadan önce melekleri yaratmıştır. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürletniştir. Gerçekten de. fesatçı ve kan dökücü bir yaratık olacağını bilmişlerdir! Nereden bilmişlerdir. melekler endişeye kapılırlar ve Tanrı'ya şöyle derler: ". kendisi olduğunu bildirmekten geri kalmamaktadır: "Gerçek şu ki.. henüz insanı nasıl ve ne gibi bir malzemeden yaratmış olduğunu açıklamadan. ayet 6-7) Yani Tanrı.. şöyle ki: Kur'an'ı okumaya başladığımızda. hangi malzemeyle ve ne amaçla yarattığını burada bildirmez. kalplerini ve kulaklarını mühürle-yip. ilk olarak karşımıza çıkan şey. ayet 30). Örneğin. Daha doğrusu. içlerinde arşı yüklenenler olduğunu (Mü'min Suresi. Saffat Suresi'nde (ayet l -4.

sözlerini tamamlamadan başka konulara geçiyor ve 43 sure indirdikten sonra. yani Kur'an'ın 38. Tanrı'nın Adem'i çamurdan yaratmaya başladığı yazılıdır: ". sırada olan bir suredir ve Bakara Suresi'nden 12 sure sonra gelir-Tanrı "balçıktan. "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" (Bakara Suresi. Bakara Suresi'nden 30 sure sonraki Secde Suresi'nde -ki Kur'an'ın 32. 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım'.konuşmaları üzerine Tanrı. Secde Suresi 38.. Adem'i yaratmaya başladığını anlatırken. Bir başka sure olan En'am Suresi'nde. ayet 14) yarattığını söylüyor. buna karşılık Sad Suresi 75. Öte yandan. ayet 28-29). ayet 30) diye karşılık verir." (Secde Suresi. 75). Ve ruhundan üfürdü.(Tanrı) insanı (yani Adem'i) yaratmaya çamurdan başladı.Biz (insanı) yapışkan (ya da cıvık) çamurdan yarattık" (Saffat Suresi. çeşitli malzeme kullanarak yaratmıştır. yukarıdaki şekilde. onu yaratmaya başladığını bildiren Secde Suresi'nden daha sonra indiği kabul edilen Sad Suresi'nde bildiriliyor. bu iki surenin indiği tarihler arasında 43 sure inmiş bulunmakta. yani bu işi eliyle mi. ayet 75).Sizin bilemeyeceğinizi . Mü'minûn Suresi'nde.. ayet 30) dediğini belirten ayetten hemen sonra şu geliyor: "Allah Adem'e. Örneğin. bu işi iki eliyle yaptığını bildiriyor! Görüldüğü gibi. Sonra ona (yani Adem'e) biçim (adam biçimi) verdi."(Sad Suresi. Örneğin... Rûm Suresi'nde ". Tanrı'nın yarattığı insan. orada kan dökecek. insanı süzme çamurdan yarattık" (Mü'minûn Suresi. ayet 12) diyor. gözler ve yürekler verdi. ayet 11-12) diyor. Adem'i çamurdan yarattığı ve yaratırken de iki elini kullandığı anlaşılmakta: "Rabbin meleklere demişti ki. ayet 30) derlerken. diğer surelerde de.(Tanrı) sizi topraktan yaratmıştır" (Rûm Suresi. herhalde ben bilirim" (Bakara Suresi. insanı "pişmiş çamur gibi kuru balçıktan" (Rahman Suresi...( Sad Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Ey iblis!. fakat nasıl yarattığını bildirmiyor. sure olarak nazil olmuş (indirilmiş) sayılıyor. yeryüzünde fesat çıkarıp kan dökülmesine sebep olacaktır ve Tanrı.. 'Eğer sözünüzde samimi iseniz bunların isimlerini bana söyleyin' dedi" (Bakara Suresi. ayet 31).(Tanrı) sizi çamurdan yarattı.. Hicr Suresi'nde -ki 15. Saffat Suresi'nde. ayet .iki eli vardır ve Adem'i. Daha başka bir deyimle melekler Tanrı'ya.. Elmalılı Hamdi Yazır'ın Kur'an çevirisinden.yeryüzünde fesat çıkaracak. insanı mı halife kılıyorsun?. ". ayet 6-9). belli bir sıra ve düzenle anlatılmış değil. her şeyin isimlerini öğretti. ama nasıl. yani Secde Suresi'nden sonraki bir tarih itibariyle inmiş görünüyor. bu iki eliyle çamurdan yaratmıştır." (En'am Suresi. Allah! 'Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir?'.. Bunlara göz attığımızda fark ediyoruz ki. O benim iki elimle (bizzat) yarattığıma secde etmene ne mani oldu sana?. Ancak. hiçbir şey. suresi olan Sad Suresi'nde. Yani Tanrı'nın Adem'i yaratırken. Ancak. ". yoksa üfürmesiyle mi yaptığını belli etmiyor. Tanrı'nın. işlenebilen kara topraktan" bir insan yaratacağını bildirmekte (Hicr Suresi. kendisi de bundan yakınacaktır. Görüldüğü gibi Adem burada yaratılmış durumda! Evet... "insan" gerçekten fesat çıkaran ve kan döken bir yaratık olmuştur! Öte yandan. (Bunlar şöyle: Nah] Suresi. Ve size. birbirini tutmaz şekilde sürmekte. Sonra onun soyundan gelenleri aşağılık bir özsudan yarattı.. Yasin Suresi'nde. süresidir-. sonra onları meleklere gösterip. Rahman Suresi'nde. Bunu anlamak için. Dikkat edileceği gibi. ne zaman ve ne şekilde yaratılmış belli değil! Bu hususlar çok daha sonraki surelerde ele alınacak.yarattığını bildiriyor ve bu söylediğini Kur'an'ın 12 suresinde tekrarlıyor. Tanrı. çünkü. Tanrı Adem'i çamurdan yaratmaya başlıyor. Daha başka bir deyimle. ayet 2) diye bildiriyor." (Bakara Suresi. meleklerin dediği gibi. insanı bir "nutfeden -ki "meni" anlamındadır.) Bu ayetten anlıyoruz ki.. Kur'an'ın daha sonraki surelerinde anlatılanlardan öğrenmekteyiz ki. Tanrı insanı sadece çamurdan değil." (Sad Suresi.. Nitekim Secde Suresi'nden altı sure sonra.. sure olarak. kulak. ileride olabilecek şeyleri Tanrı'dan daha isabetli bir şekilde görmüşlerdir. "... Tanrı'nın. iki elini kullanmış olduğu hususu. "Andolsun ki.. ". ayet 20) diyor. ayet 4.. Tanrı'nın .. ayet 71.. Kehf Suresi. altı sürelik bir atlama daha yapmamız gerekmekte. Bu konudaki anlaşılmazlık ve düzensizlik..

bilimselliğe meydan okur bir mantıkla anlatmaya çalışmış gibidir. bilimselliğe ters düşmüyor mu? Bu soruya karşı. getirilirken de.. Dikkat edileceği gibi. ayet 49). erkeğin ve kadının zaten yaratılmış olması gerekmez mi? Oysa. ayet 19. ama "meni" ("meniyy") denen şey. sonra da "hilkati belli belirsiz bir çiğnem etten" yarattığını belirtiyor (Hac Suresi. birbirini tutmaz ifadelerle. Bazı çevirilerde ayet şöyle okunuyor: "(İnsan) atılarak dökülen bir sudan yaratılmıştır. ama Adem'i yarattığı zaman ortada kadın (yani. bu itirazın geçersizliğini ilerideki sayfalarda ele alacağız. bu konuda ayrıca bkz.( Çeviri şu şekilde de olabilir: ". Dikkat edileceği gibi.. cıvık. ayet 13-14. s. Yasin Suresi. çamur" deyimi yer almakta. Abese Suresi. Hani sanki insanı nasıl ve neden yarattığını kendisi de bilmiyor gibidir! Hele Kıyamet Suresi'ne yerleştirdiği bir ayet var ki. döl yatağından ve döl suyundan söz edilmekte. birdenbire başka bir dönemle ilgili . Bazı ayetlerde "çamur"dan söz edilmekte. Mü'min Suresi. farklı şekillerde belirtilmekte. Bazı ayetlerde "toprak" deniyor. o da şu: Kur'an'ın Tarik Suresi'nde şöyle yazılıdır: "İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılan bir sudan yaratıldı. Hac Suresi'nde. ayet 37). yani "dölsuyu". sonra pıhtılaşmış kandan. Nice örnekten biri. Mü'minûn Suresi. Adem'in ve dolayısıyla insanın yaratılışını. sonra da Tanrı'nın insanı yaratıp onu şekillendirdiği belirtilmekte! Kur'an'daki sıra esasına göre anlatılanlar. ayet 5).37. ayet 5. Kur'an'da gelişigüzel ve karmakarışık olarak sıralanmıştır. Tanrı'nın insanı çamurdan filan değil. Bazı ayetlerde "pişmiş çamur" ya da "kum çamur" söz konusu oluyor. kadının rahmi değil mi? Şu durumda. onun eşi Havva) yoktu ki! Görülüyor ki. ayet 5-8). ayet 5-8). derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmiştir.. sonra nutfeden. yılında cereyan eden Tebûk Seferi ile ilgili olarak şöyle: Tebûk Seferi vesilesiyle indiği söylenen ayetler sıralanırken ve örneğin cehennemi inkar etti diye Cidd bin Kays adındaki kişi yerilirken (bkz. Necm Suresi. 119.6. "Kur'an'da takdim-tehir vardır" denecek olursa. insan Suresi. başka bir surede "yapışkan. ayet 11. Muhammed'in Tanrısı. alaka (aşılanmış yumurta) olmuş. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar. Hac Suresi. erkeğin sırt omurgasından (sulbundan) ve kadının göğüs kemikleri arasından çıkan bir sudur.. Hicret'in 9... Fatır Suresi. Kur'an'ın çeşitli surelerinin çeşitli ayetlerinde. insanın yaratılışında kullanılan malzeme. (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi? Sonra bu. ayet 36-39). sudan yarattığı yazılıdır ve bu su. ayet 67. kan pıhtısını da "bir çiğnem et" kıldığını (Mü'minûn Suresi.Değil miydi bir nutfe dökülen meniden. insanı "süzme çamur"dan yaratıp. döl yatağına akıtılan meninin içinden bir nutfenin (spermin) aşılanmış yumurta olduğunu ve bunu insan biçiminde yaratıp şekillendirdiğini bildiriyor (Kıyamet Suresi. insanı topraktan. ayet 2. bu ayette. Kur'an'da izlediği sıra esasına göre.) Kıyamet Suresi'nde. "döl suyu"ndan ve "döl yatağı"ndan söz edebilmesi için. gerçekten şaşırtıcı nitelikte: "İnsan. Turan Dursun. yukarıdaki ayette. kronolojik sıra şöyle dursun. Mü'minûn Suresi'nde. İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir" (Tarik Suresi. çamurdan yaratıp "nutfe" (meni) şekline dönüştürüldüğü ve "nutfe"nin de "kan pıhtısı" kılındığı belirtiliyor."dölyatağı" denen şey de.") Ve bu meninin içinden bir nutfeyi Tanrı insan biçiminde yaratıyor. Öte yandan Muhammed'in yaşamı ile ilgili olaylar da. Evet. sonra onu nutfe (meni) yaparak sağlam bir yere yerleştirdiğini. erkeğin "erkeklik tohumu". ayet 12-16) bildiriyor. O su. yani erkek ve dişiyi var etmiştir" (Kıyamet Suresi. burada "döl yatağına akıtılan meni"den söz edilmekte. Pek güzel. ayet 77. Bazı ayetlerde insanın bir çiğnem et haline getirildiği. ayet 46. sonra nutfeyi "kan pıhtısı" yaptığını. başka bir yerde kullanılan çamurun "süzme çamur" olduğu bildirilmekte. c. Kıyamet Suresi. Tevbe Suresi. Bazı ayetlerde döl yatağına akıtılan meninin içinden bir nutfenin aşılanmış yumurta olduğunu ve bundan insan biçiminde yaratık şekillendirdiğini söylüyor! İlginç olan bir konu daha var ki. ayet 37. (erkeğin) sırt omurgası {sulb) ile (kadının) göğüs kemikleri arasından çıkar" (Tarik Suresi. Ondan da iki eşi. Daha başka bir deyimle. daha ortada insan denen yaratık olmadığı halde. age.

bu ayetler 23 yılda. Kur'an'ın 5. sure olmak üzere indiği söylenir. Bugün . bir kısmı da Medine döneminde inmiştir. Allah'tan başkası adına boğazlanan. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. diğer bazı konulara atlandıktan sonra 20 ayet arayla tekrar Tebûk Seferi'yle ilgili konuya dönülmüştür (Tevbe Suresi. size dininizi ikmal ettim. zaman ve anlam bakımından farklı dönemlere ait olması gereken deyimler. Çünkü. Kur'an'ın başında birinci sure olarak yer alan "Fatiha Suresi'nin. bunların "nüzul" sırasıyla Kur'an'daki sıraları birbirinden çok farklıdır. ayet 3). birtakım yiyecekleri ve işleri yasaklayan emirlerle başlıyor ve açlık ya da dara düşme hallerinde. ayetin ana teması ile ilgili hiçbir yönü yok.( Elmalılı H. bu satırlar. Görüldüğü gibi. tamamlanmış olan din buyrukları gereğince hareket etmelerini bildirmiştir. ayetinde. benden korkun. bilimselliğe ters düşer olacak şekilde ve tam bir düzensizlik. Nitekim. Medine döneminde inen ayetlere de "medeni" adı verilmiştir. bu din gereğince bütün nimetlerini vermiş olduğunu ve artık Müslümanların başkaca "tebligat" beklemeyip. Yani ayetin başında ve sonunda iki fikir yer almakta: birisi yiyeceklerle ilgili bazı hususlarda yasaklamayı öngören fikir. age. c. yan yana ve iç içe yer almış gibidir. boğulmuş.. Mekke döneminde inen ayetlere "mekki". Tanrı burada. age.. dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir" (Maide Suresi. bu ayetin inişinden sonra. Kur'an'ın açıklıktan yoksun ve çoğu kez anlaşılamaz oluşunda rol oynamaktadır. bunların iniş sırası ve zamanı konusunda tartışma vardır. Kur'an'ı oluşturan surelerin ve ayetlerin sayısının ne olduğu kesin olarak bilinmez. yukarıdan yuvarlanıp ölmüş. Muhammed aleyhinde söylenilenleri yermek üzere Tanrı'nın gazaba geldiği belirtilmiş (Tevbe Suresi. s.. sureler ve bu sureleri oluşturan ayetler. parça parça olmak üzere ve bir kısmı Mekke döneminde. gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haranı etlerden yiyebilir). Muhammed'in seksen gün kadar yaşadığı ve bu süre boyunca şeriat "ahkamında" (hükümlerinde) ne bir "ziyade" (fazlalık) ne de bir "nesh" (hükümsüz kılınmış ayet) bulunmadığı bildirilmekte.. ayet 60). Ve nitekim. Nice örneklerden bir ikisini inceleyelim: Yine daha önce değindiğimiz gibi. Öte yandan. biraz yukarıda değindiğimiz gibi. ağaç vb.." şeklindeki satırlar sıkıştırılmış. seçmiş olduğu bu dini tamamlamış bulunduğunu. diğeri ise.. bu yasaklara uyulmayabileceği hususunu belirten hükümle sona eriyor. hiç ilgisi ve yeri olmadığı halde. Yazır. sureler ve ayetler "nüzul" (iniş) sırasına göre. üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim. c.Bugün size dininizi ikmal ettim. Tevbe Suresi. ile) vurulup öldürülmüş. ilerideki sayfalarda bunlardan bazılarına değineceğiz. Muhammed'in söylemesine göre. Tanrı'nın Müslümanlar için gönderdiği buyrukları tamamladığı ve artık başkaca bir diyeceği kalmadığı kanısını yaratmakta. Fakat. çünkü. Kur'an'a alınmamışlardır. bu iki fikir arasına.1568-1569.7.(Bununla beraber "Enfal" ve "Tevbe" surelerini bir tek sure sayarak surelerin adedinin 113 olduğunu söyleyenler yanında. Kur'an'ın ikinci sırasında yer alan "Bakara Suresi'nin. kendi kullarına İslam dinini seçmiş olduğunu.288 vd. Ayet aynen şöyledir: "Leş. Daha nice benzeri örnekler vermek mümkündür ki. Bu satırların. boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar) ile canavarların yediği hayvanlar. s. B) Zaman ve Anlam Bakımından Farklı Dönemlere Ait Olması Gereken Hükümlerin Düzenlenmesindeki Tutarsızlıklar ve Uyumsuzluklar Daha önce de değindiğimiz gibi. ayet 61). Ancak. yasaklamanın istisnalarını belirten fikir. ayet 81).) Güya.konuya geçilmiş ve Hicret'in 8. Turan Dursun. sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir.) Hani sanki Tanrı. bunlar yoldan çıkmaktır. yılında olmuş bir olaya.. genellikle sure sayısının 114. Esasen. İbn Mes'ud'un Mushafında sure sayısının 112 olduğunu bildirenler de vardır. Tanrı'dan beşinci sure olmak üzere indiği kabul edilir. sırasında yer alan Maide Suresi'nin 3. Tanrı'dan 87. Bunun ardından. karışıklık içerisinde sıralanmıştır. daha doğrusu Hevazinlerden alınan ganimetin paylaşılması hikaye edilmiştir (bkz.2. ayet. (taş. domuzeti. Bugün kafirler.) ayet sayısının ise 6666 olduğu söylenir. Kim. kan.. Ayetler için de durum bu! Bütün bunlar. Artık onlardan korkmayın. önce belirttiğimiz ve ilerideki sayfalarda tekrar belirteceğimiz gibi. (Ayet sayısının esas itibariyle altı bin olduğu ve bundan fazlasının tartışmalı bulunduğu hususunda bkz. ". İslam dini ile . "Fatiha Suresi'nden sonra. Örneğin.

Oysa. neden aklı şaşırtıcı böyle bir is yapsın?" diye sormamıştır.ilgili olarak bütün söyleyeceklerini söylemiştir ve başkaca söyleyecek bir şeyi kalmamıştır! Daha başka bir deyimle. namazla ilgili emrin. Örneğin. Kur'an'da yer alan hükümlere göre. namaz kılma emri Mekke döneminde. tutarsız ve uyumsuz bir şekilde göndersin? Her şeyi akla en yatkın şekilde yaptığını söylediğiniz bir Tanrı. zamanına ya da uzunluk ve kısalık esasına göre değil. 227 ayetle Şuara Suresi. oysa yalandır. sonra da 165 ayetle En'am Suresi vd. ayet 9) derken dahi. Karışıklığı gidermek amacıyla. Çünkü. ) Aptessiz namaz söz konusu olamayacağına göre. Bir diğer örnek de şudur: Muhammed'in söylemesine göre. Yani. Fakat. fakat hükmünün daha önce. aptessiz kılındığını kabul gibi bir durum ortaya çıkmaktadır ki. Kur'an'da 114. Ancak. gelir. Maide Suresi'nin bu ayetinin indiği tarihe gelinceye kadar (yani Hicret'in 5.. sonra 206 ayetle A'raf-Suresi. kısa surelerin sona bırakıldığını öne sürerler. Öte yandan Nasr Suresi. yılları . aptes alma emri ise yıllarca sonra. aptes alınması hususunda herhangi bir buyrukta bulunmamıştır. kendisinden önce indiği kabul edilen Cum'a Suresi'nden önceki bir sırada yer almıştır... *** Şeriatçılar. Medine döneminde verilmiş görünmektedir. izlemesi gerekirdi. "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman. İslamın en önemli "amerlerinden olmak üzere yerleştirmiştir. yılları arasında. 114. bir kere surelerin sıralanmasında ayetlerin sayısı esas tutulmamıştır. yıllarına kadar) kılınan namazların." (Maide Suresi. hemen Allah'ı anmaya koşun. "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı (ezan okunduğu) zaman. Kur'an'ın en başında. yılında cuma namazından söz ederken ve örneğin.. Tanrı. Aptessiz namaz olamayacağına göre. 128. namaza kalkındığında ne yapılması gerektiğine dair hükümlerle (örneğin. 6 ayeti kapsar. s. sıradadır. Daha başka bir deyimle. sonra 200 ayetle Al-i İmran Suresi. c. içinden çıkılmaz güçlükler içerisinde kalmışlardır. Eğer uzunluk ve kısalık öğesine riayet edilmiş olsaydı. topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. en başlarında. sırada yer alan Nas Suresi'dir ki. birbirlerinden 56 sure ile ayrılmıştır. Kur'an'daki surelerin sıralanışındaki tertipsizliği göz ardı etmek ve gerçeği saklamak amacıyla. ve 7. arasında indirdiği Maide Suresi'nin 6. Kimse de kendilerine. Bundan dolayıdır ki. "vahyin" iniş sırasına. örneğin.. en kısa sure olan Nasr Suresi'nin (3 ayetten ibarettir) Kur'an'ın en sonuna konması gerekirdi. Muhammed'in söylemesine göre. bu satırlar. 176 ayetle Nisa. Maide Suresi. Buna karşılık. age. asıl şaşılacak husus şudur ki. en fazla ayet sayısıyla ilk sırada yer alan Bakara Suresi'ni -ki 286 ayettir-. 112. Cum'a Suresi ise. Maide Suresi. Kur'an'ın 5. ayetiyle belirtmiş. l. yüzlerinizi. 21. Şu hale göre. Turan Dursun. Kur'an'da 62. Tanrı'nın son sözleri olarak Kur'an'ın en sonunda. sure olarak indiği söylendiği halde. Nas Suresi. Mekke döneminde geldiğini belirtmişlerdir. en son ayet olarak konması gerekirken. başlı başına bir ayet olarak değil. Hicret'in 5. karışıklık yaratmaktadır. 75 ayetle Enfal. yorumcular.3. .. Hicret'in 5. sure olarak en son sırada yer alır. Gerçekten de. yedi ayetten oluşur. sırada yer almıştır. "birinci sure" olarak yer alan sure. sure olarak indiği kabul edildiği halde. Oysa ki. bütün bu karışıklığın. 165 ayetle En'am. "Neden Tanrı ayetin kendisini göndersin de. 206 ayetle A'raf. Daha sonra 200 ayetle Al-i İmran. namaz kılmak ve aptes almak gibi ibadet usullerini. Yine bunun gibi. suresinde yer alan bir ayettir. Kur'an'da en sondan beşinci sırayı işgal eder. s. aptesten söz etmemiştir. yani "mushaf" tertibine göre 110. bazı yasaklar getiren buyruklar arasına atılmış olarak Kur'an'da yer almıştır. bu sözler. surelerin ayet sayısına göre ayarlandığını ve uzun surelerin başa alınıp. aptes ayetinin Medine'de indiğini. 129 ayetle Tevbe vd. Tanrı. ve 7. yiyecekler konusundaki yasak ve haramları öngören bir ayetin sözleri arasına sıkıştırılmış bulunmakta. başlarınızı meshedip. ayet 6) demiştir. tamamen keyfi olarak ve genellikle tersyüz edilerek dizilmiştir. bu sure Kur'an'ın sondan beşinci sırasına konmuştur. Yine bunun gibi. Kur'an'daki tertipsizlikten doğduğunu kabul etmek gerekiyor. 120 ayetle Maide..20 ve c. ve 7. dirseklerinize kadar ellerinizi.( Bu konuda bkz. Kur'an'da yer alan sureler. aptes alma usulüyle) birlikte bildirilmesi beklenirdi. iki sure. Aptes konusunu. en son inen sure olarak kabul edildiği halde. eğer uzun surelerden kısa surelere geçilerek hareket edilseydi. "Fatiha" Suresi'dir ki. hükmünü sonraya bıraksın? Neden Kur'an ayetlerini belli bir sıra esasına göre değil de.. çok daha sonra." (Cum'a Suresi. her ne kadar Mekke döneminde namazın farz olduğunu bildirmekle beraber. Onu izleyen Bakara Suresi'nde ise 286 ayet vardır. Kur'an'ın en son suresi. İlk sure olan Fatiha Suresi 7 ayetten ibarettir. Hatta Hicret'in 1.

Mekke dönemi boyunca (yani. Nisa Suresi'nin 161. kendisini "peygamber" olarak ilan ettiği ve Medine'ye göç edeceği zamana kadar yaşadığı süre boyunca) indiği kabul edilen sureler." şeklindeki ayetiyle bir arada bulunması uygun olurdu.) Ancak. hangi surenin hangi ayetinin ilk olarak ya da önce gönderildiği pek bilinmez. Yani. 19 ayetten oluşan Alak Suresi'nin ilk inen (nazil olan) sure olduğu söylenirse de. bu surenin sadece ilk 5 ayeti ilk olarak inmiştir. sırada yer almış bulunmakta. Kur'an'daki sıra itibariyle ondan önceki yeri işgal eder.. Tanrı'nın İslam diniyle ilgili ne varsa her şeyi söylediği. en sonlarında. Biraz yukarıda değindiğimiz gibi. Her ne kadar.." (Müddessir Suresi. üzerinize olan nimeti tamamladım.. "Açış yapan" ya da "açan" anla-rmnda olmak üzere "Fatiha" denilmiş ve Kur'an'ın en başına alınmıştır. Daha önce dediğimiz gibi. Bazı yorumculara göre. din olarak sizin için İslamiyeti beğendim. Yine bunun gibi. Oysa Müddessir Suresi. fakat 112. Rabbini yücelt. Daha önce de değindiğimiz gibi. Buna karşılık "Nas" adını taşıyan 114. Alak Suresi'nde yer almıştır. ayet 1). Maide Suresi 120 ayetten oluşup. çünkü. ve 279. Rabbinin adıyla oku. en son inen sure olmadığı halde. Bazılarına göre Müddessir Suresi.Şu durumda. Bununla beraber Maide Suresi'nde. Muhammed'in. Rabbinin adıyla oku. Yani kendisinden önce indiği kabul edilen beş sureden öne alınmak suretiyle Kur'an'ın başına konmuştur. Dinin temel esaslarını kapsadığı. Örneğin.. Rûm Suresi'nin 39. Kur'an'ın baştan beşinci sırasında bulunmaktadır. buna karşılık Tanrı'dan en son geldiği söylenen sureler ve ayetler de Kur'an'ın ilk başlarına oturtulmuştur.. Oysa bu ayet.. Muhammed.. İslam kaynaklarının bildirmesine göre.." şeklindeki bu ayetinin. Al-i İmran Suresi'nin 30. aksine. ilk olarak gönderilmiş suredir. Medine döneminde indiğini ileri sürenler ve hatta hem Mekke hem de Medine'de indiğini söyleyenler vardır. Alak Suresi'nde şöyle bir ayet var: "Ey Muhammed!.Bugün size. birinci sure olarak Kur'an'ın en başına konmuş olmakla beraber. "Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da uyar. ". sure olarak Tanrı'dan indiği kabul edilir. Rabbini yücelt. güya Tanrı Muhammed'e ayetlerini göndermeye başladığını bildirerek "Oku!" diye hitap etmekte! Şu durumda böyle bir ayetin Kur'an'ın başlangıç ya da açış kısmında olması gerekir diye düşünmek doğaldır.. Kur'an'ın başına değil.. sırasında bulunmaktadır. Tanrı'dan gelen en son ayet olarak Kur'an'ın en sonunda yer alması beklenirdi. bu sure Kur'an'ın 96. Kur'an'ın en son suresi olarak kitabın en sonuna atılmıştır. ve 276. çünkü.... biraz yukarıda değindiğimiz gibi. bu surenin ilk ayetlerinde. Bazı yorumculara göre ise ilk inen sure Kalem Suresi'dir. "el-Vasfiye". bu sure Kur'an'da 68. Kur'an'ın başında değil. Kur'an'ın en sonunda değil." (Maide Suresi. Oysa bu ayet. Her ne kadar Fatiha Suresi. iniş (nüzul) sırası olarak dördüncü sırayı işgal etmektedir. bu ayetin inişinden sonra 80 ya da 81 gün yaşamış ve bu sure boyunca Tanrı'dan başkaca vahiy gelmemiştir. Alak Suresi'nin. sonlarına konmuş. . her ne hikmetse. Tanrı'dan geldiği söylenen ayetlerin en sonuncusunun ne olduğu bilinmez. bu da Tanrı'nın Muhammed'i uyarma işiyle görevlendirdiği anlamına gelmekte.. Maide Suresi'nin üçüncü ayeti olarak yer almıştır. her buyruğunu gönderdiği ve artık başkaca söyleyecek bir şeyi kalmadığı kanısını yaratmakta. ayet 1-2) diye bildirilmiştir ki. en son gelen ayetin Bakara Suresi'nde "faiz" (riba) ile ilgili 275. ana hatlarıyla İslamı anlattığı ya da birçok esası taşıdığı için "el-Esas". bu surede yer alan ayetler. sure.. ayetleri olduğunu öne sürenler vardır. Kur'an'ın baş kısmında bulunması gerekirken böyle yapılmamış. yine biraz önce değindiğimiz gibi. başlarında.Mekke döneminde indiğini söyleyenlerin yanında.. yorumculara göre. diye de adlandırıldığı söylenir. ayet 3) şeklinde bir ayet var ki. ayetler olduğunu söyleyenler yanında. Müddessir Suresi'nden sonra indiği halde.. Tanrı'dan ilkönce inmiş ayetler değildir. sure olarak yer almıştır.( Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan Kur'an'ın "Fatiha Suresi" yorumuna bkz.. "Ey Muhammed!.. Kur'an'da 74. "Ey örtüye bürünen Muhammed! Kalk da uyar. Görülüyor ki. sırada yer alan bir suredir. Müddessir Suresi'nin. Öte yandan bir de şu var ki. Şu hale göre. 278. Müddessir Suresi Kur'an'da 74. Maide Suresi'nin bu üçüncü ayetinin. Daha başka bir deyimle. iniş (nüzul) sırası itibariyle beşinci suredir. dininizi bü-tünlediın. "el-Kafiye" vs." (Alak Suresi. ilk indiği kabul edilen sureler ve ayetler.

Hicret'in dokuzuncu yılında indiği söylenen Tevbe Suresi izler. Hicret'ten önce inenlerle iç içe konmuştur. çoğu zaman yan yana sıralanmışlardır ya da Hicret'ten sonra inen ayetler. Tanrı. Kur'an'ın başka yerlerine serpiştirilmişlerdir. Güya. diğer kısmı ise Medine'de inmiş görünmektedir. Allah öldürdü. yani "Attığın zaman da sen atmamıştın.. sure olan İhlas Suresi'ne kadar olan 11 sure. Hemen ekleyelim ki. Muhammed'in Medine'ye yeni hicret ettiği tarihlere. içinde sadece iki adet mekki ayet bulunduğunu söylerler. Daha başka bir deyimle. bir ayetin bazı tümceleri Mekke döneminde. Mekke dönemine aittir ve Muhammed'e karşı bazı kişilerin tertipledikleri suikast ile ilgilidir. batıl ortadan kalktı. her ne olursa olsun. farklı tarihlerde indiği kabul edilen ayetler. on beş yıl arayla indiğini söylediği iki sure. bazıları da aksi görüştedirler: bu surenin Medine dönemine ait olup. birçok sure vardır ki. ayetinin metninde. otuz beş ayetten oluşan Ahkaf Suresi'nin. Hicret'ten önce inmiş olanlar da vardır. Mekke dönemine ait ayetlerle Medine dönemine ait ayetler. Mekke'nin fethinden sonra konmuştur. bu surenin otuz dört ayetinin Mekke'de ve sadece bir tek ayetinin -ki o da 10.genellikle Medine döneminde (yani. sureler olarak peşi peşinedirler. Oysa Hicret'in ikinci yılı ile dokuzuncu yılı arasında indiği söylenen birçok ayet. Mekke döneminde indiği söylenen sureler -ki ilk inen surelerdir-. Tipik örneklerden biri şöyle: Enfal Suresi'nin 17. Ancak." (Enfal Suresi. bu tarihten on beş yıl sonra Medine'de indiğini söylediği Nasr Suresi. bu on beş yıllık süre boyunca. Örneğin. Bu sureleri Medine döneminde inen iki sure izler. ilk Mekke döneminde. Hicret'in ikinci yılında "nazil" olduğu söylenen ayetleri içerir. ayet. 101. ayet 17) diye yazılıdır. ayetlerle anlatılanlar. Kur'an'ın ikinci sırasında yer alan sureden. bu ayetten önceki 73. bazı tümceleri de Medine döneminde inmiş olarak iç içe geçmiş durumdadır.. Muhammed'in Hicret'ten önceki dört yıl boyunca -ki Mekke döneminin sonlarına rastlaryerleştirdiği ayetler de vardır. tüm olarak Mekke'de indiğini söyleyenlerin yanında. Örneğin. Attığın zaman da sen atmamıştın. Kureyşlilere ödün (taviz) vermekten vazgeçtiği sıralarda yerleştirdiği Kafırûn Suresi ile. bu nedenle bunları "mekki" olarak kabul etmek daha doğru olur. belli bir ayetin bir kısım sözleri Mekke'de. "De ki! Hak geldi. dokuzuncu sırasındaki sureye kadar olan ilk yedi sure -ki en fazla sayıda ayeti kapsayan surelerdir-. bazı yorumculara göre Mekke'de inmiştir. Allah atmıştı. ayettirMedine'de indiğini söyleyenler vardır. Buna karşılık. ancak. Tevbe Suresi. Muhammed'in Medine'ye hicret ettiği tarihten sonra inmiş olmalarına rağmen. ve 80. Nasr Suresi'nin ilk üç ayetinin -ki zafer günü insanların akın akın İslama gireceklerini bildirir bu ayetler. Hicret'in ikinci yılında indiği söylenen Enfal Suresi'ni. Muhammed'in henüz şiddet yoluna başvurmadığı döneme ait sayılması gerekir. tartışmalıdır. Fakat.. genellikle Hicret'in dokuzuncu yılında indiği kabul edilen bir suredir. Kur'an'da yan yana yer almıştır. Muhammed'in Medine'ye hicret ettiği tarihten sonra) indiği söylenen surelerin önüne geçirilmiştir. Bedir Savaşı'nı Müslümanların lehine sonuçlandırdığını ve müşrikleri de öldürdüğünü söylemektedir. hepsi de ilk Mekke dönemine ait olmalarına rağmen. Fakat. lütufta bulunmak için yapmıştı. Oysa ki. yoksa sonra mı ya da Veda Haccı sırasında mı indiği bilinmez.. Örneğin. ..bu suredeki ayetlerin büyük çoğunluğu. ". Yani. Öte yandan.. yani sekiz dokuz yıl önceki zamanlara rastlar. üç ayeti "medeni". geri kalanları "mekki"dir. Kur'an'da 109.Mekke'nin fethinden önce mi. Muhammed'in. bu surenin ayetleri arasında. genellikle yumuşak nitelikte olup. yani "Onları siz öldürmediniz. Bu ayetin ilk tümcesi. Oysa ki. bu surenin içinde. ve 110. zaten batıl ortadan kalkmaya mahkûmdur" (İsra Suresi. Yine bunun gibi. Yine bunun gibi. İsra Suresi adını taşıyan on yedinci surenin içinde. adeta harman edilmiş gibidir. Bazılarına göre bu surenin sadece son. Kur'an'ın en sonuna yerleştirilmişlerdir. Yine bunun gibi. Allah atmıştı" sözleri Hicret'ten önceki döneme. Allah bunu inananlara . Kur'an'ın ilk başlarında yer almıştır. 75. daha doğrusu Medine dönemine aittir. sekizinci sure olan Enfal Suresi. Hatta. fakat içinde Medine dönemine ait ayetler vardır. başkaca sureler ve ayetler yerleştirmiş Kur'an'a! Kur'an'ın on üçüncü sırasında bulunan Rad Suresi. Kur'an'ın en sonlarında yer almıştır: örneğin.. sure olan Karia Suresi'nden 112.Onları siz öldürmediniz. ayet 81) şeklindeki 81. ayetin diğer tümcesi. bazılarına göre sadece Yahudilerle ilgili kırk ayet "medeni"dır. Buna karşılık. Allah öldürdü" sözleri Bedir Savaşı ile ilgilidir ve Hicretten sonraki döneme. on yıl ara ile indiği kabul edilen ayetler yan yana yer almışlardır.

Kur'an'ın son kısımlarında yer alan bazı sureler, örneğin, Tekasür (ki 102. suredir), Karia (ki 101. suredir), Adiyat (ki 100. suredir) ve Zilzal (ki 99. suredir) sureleri, bazı yorumculara göre mekki, kimine göre ise medenidir.( Diyanet İşleri Başkanlığı'na göre bunlar Mekke'de, din bilgini sayılan Gölpınarlı'ya göre ise Medine döneminde inmiştir.) Fakat, bu sureler Kur'an'ın en sonuna alınmışlardır; oysa ki, bunlardan sonra indiği kabul edilen sureler ve ayetler vardır. Yine aynı şekilde, İnsan Suresi adını taşıyan yetmiş altıncı surenin tümünün "mekki" olduğunu söyleyenler yanında, "medeni" olduğunu söyleyenler de vardır. Fakat, bu surenin 23. ayetinin "medeni" olup, gerisinin "mekki" olduğunu söyleyenler ya da sadece 24. ayetin "mekki" olduğunu öne sürenler de bulunmaktadır. Bu örnekleri çoğaltmak kolay. Bütün bunların ortaya koyduğu gerçek şu ki, elimizdeki Kur'an'ın sureleri ve ayetleri, bilimsel bir sıra esasına göre düzenlenmemiştir; aksine karmakarışık bir sıra esasına tabi tutulmuştur. C) Surelerin ve Ayetlerin Bilimselliğe Ters Düzende Yer Almalarının Yarattığı Olumsuzluklar Konusunda Görülüyor ki, "apaçık" ve "bilimsel" olduğu söylenen Kur'an'daki ayetlerin ve surelerin iniş (nüzul) zamanı ve sırası pek karışıktır; çoğu kez bilinmemektedir. Oysa, bunun bilinmesi birçok bakımdan önem taşıyor: bir kere, ayetlerin "geçerli" yada "geçersiz"olmaları bakımından önemli. Ayetlerden bazılarının "mensuh" (kaldırılmış, geçersiz) sayılması gerektiği öne sürülmekte. Ancak, bir hüküm, ancak kendisinden önce gelmiş olan bir hükmü geçersiz kalabileceğine göre, hangi ayetin önce, hangi ayetin sonra "indiğinin" bilinmesi koşuldur.26 Öte yandan, olayların, masalların ve bunlarla ilgili "nedenler"in anlaşılabilmesi için de, ayetlerin ve surelerin iniş sıralarının, Kur'an'a alınış zamanlarının önemi vardır. Surelerin sıralanmasında, ayet sayısını göz önünde tutmanın anlamı yoktur; çünkü, önemli olan şey sayı değil, sure ve ayetler arasındaki ilişki, uyum ve tutarlılıktır. Bu hususa riayet edilmediği içindir ki, Kur'an'daki olaylar ve hikayeler kopuk kopuk ve anlaşılamaz şekilde birbirleri üzerine yığılmıştır. Verilecek nice örneklerden biri, Ahkaf Suresi'nin onuncu ayetiyle ilgilidir: Otuz beş ayetten oluşan Ahkaf Suresi'nin tamamının Mekke'de indiğini söyleyenler varsa da, bu surenin 10. ayetinin Mekke'de değil, Medine'de indiğini öne sürenler de vardır. Bu ayetin Mekke'de ya da Medine'de inmiş olduğunun kabulü halinde, ortaya farklı anlamlar çıkmaktadır. Ahkaf Suresi'nin 10. ayetinde şu yazılıdır: "De ki, 'Şuna vicdanınızda bir rey (kanaat) edindiniz mi, eğer bu Allah tarafından da siz ona küfrettinizse ve Beni İsrail'den bir şahit onun misline şehadet edip iman getirdi de siz kibretmek istedinizse, şüphe yok ki Allah zalimleri doğru yola çıkarmaz!'..." (Ahkaf Suresi, ayet 10).( Yukarıdaki çeviri için bkz. Elmalılı H. Yazır. Diyanet Vakfı çevirisinde şöyle yazılı: "De ki. Hiç düşündünüz mü? Şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz AIIah, zalim/er topluluğunu doğru yola iletmez" (Ahkaf Suresi, ayet 10).) Bu ayetin, "...israil'den bir şahit onun misline şehadet edip iman getirdi... " şeklindeki tümcesinde yer alan, "İsrail'den bir şahit" deyimi ile "onun" deyiminin hangi anlama geldiği pek bilinmez. Eğer ayetin Mekke'de indiği kabul edilecek olursa, bu deyimlerin "Kur'an'ın Tevrat gibi Allah'ın kitabı olduğuna..." ve "Muhammed'in Musa gibi bir peygamber olduğuna..." şeklinde anlam taşıyacağının, "şahit" sözcüğünün "Musa"ya atıf olduğunun kabulü gerekir. Yok, eğer ayetin Medine'de indiği kabul edilecek olursa, bu takdirde "şahit" sözcüğünün Medine'deki Yahudilerden biri olan Abdullah b. Selam'a ve onun Müslüman olmasıyla ilgili bir olaya atıf olduğunu kabul gerekecektir. Bakınız neden: Yukarıdaki ayetin Medine'de indiğini kabul edenlerin, ayetle ilgili açıklamaları şöyle: Medine Yahudilerinin "alim"lerinden olan Abdullah b. Selam, İslama girmek ister ve Muhammed'e giderek,

onun "peygamber"liğine inandığını, Yahudilerin dahi onu Tevrat'ta yazılı olarak bulduklarını söyler. Eğer İslamı kabul ettiğinin diğer Yahudiler tarafından bilinmesi sağlanacak olunursa, onların da İslama gireceklerinin muhakkak olduğunu ekler ve şöyle bir plan teklif eder: "Beni evinde gizle ve Yahudilere adam gönderip onları bir araya topla ve benim hakkımda sor; çünkü onlar sana benim kendilerinin en alimi olduğumu söyleyeceklerdir; ben de o vakit çıkarım ve senin Resulullah olduğuna, bunun Tevrat'ta yazılı bulunduğuna, senin hidayet ve hak diniyle gönderildiğine şehadet ettiğimi bildiririm. " Bu teklifi pek uygun bulan Muhammed, Abdullah b. Selam'ı evinde gizler, Yahudileri çağırtır ve onlara sorar: "Sizin içinizde Abdullah b. Selam nedir?" Yahudiler cevap verirler: "Abdullah b. Selam alimlerimizdendir. Babası da öyledir!" Muhammed tekrar sorar: "O halde o Müslüman olduysa ne dersiniz?" Bunu işiten Yahudiler, "Olamaz!" derler ve dediklerini üç kez tekrarlarlar. Bunun üzerine Muhammed, evinde gizlediği Abdullah'ı çağırır; o da çıkar ve Muhammed'in "Resulullah" olduğuna tanıklık eder ve şöyle der: "...Muhammed'i Resulullah bilirim. (Ey Yahudi cemaati, size de) bildiririm ki, Allah'tan başka yoktur tapacak. Yine bilirim, bildiririm, Allah'ın elçisidir Mııhammed...”( Buhari'nin Enes'ten rivayeti için bkz. Sahih-i..., c.9, s.77 vd., Hadis No. 1368.) Bunu söylerken pek muhtemeldir ki, daha önce söylediklerini de tekrar etmiştir: "Musa'ya nazil olan Tevrat'ı Allah kelamı olarak kabul edip de, Muhammed'i ve ona nazil olan Kur'an'ı inkar etmek zulümdür." Fakat Yahudiler kendisine çatarcasına, "Ey Abdullah b. Selam! Biz senden bunu beklemezdik" derler ve "O bizim şeririmizdir, şeririmizin de oğludur" şeklinde küfürler ederek oradan uzaklaşırlar. Ve işte güya yukarıdaki ayet, bu olay dolayısıyla ve Abdullah b. Selam hakkında inmiş olur. Fakat, bazı yorumcular, söz konusu ayetin, Abdullah b. Selam hakkında "nazil" olmadığını, çünkü Abdullah'ın Medine'de Müslüman olduğunu, oysa ayetin Mekke döneminde indiğini söylerler. Daha doğrusu bu ayetin, esas itibariyle Muhammed'in, kendi kavmine (yani, Mekke'deki Araplara) karşı "ihticacı" (yani, "kanıtı") niteliğinde bulunduğunu, yani Tanrı'nın Kureyş müşriklerine karşı azarlaması olduğunu belirtirler; ayette yer alan, "Tevrat Kur'an gibi, Musa da Muhammed gibidir. Onlar Tevrat'a ve peygamberlerine iman ettiler de, siz inkar ettiniz" şeklindeki sözlerin bunu anlatmak istediğini eklerler. Yani güya Tanrı, Kur'an'ı ve Muhammed'i inkar eden Kureyşlilere bir bakıma şöyle demek istemiştir: "Biz vaktiyle Yahudilere Tevrat'ı kitap olarak, Musa'yı da peygamber olarak gönderdik ve onlar Tevrat'a ve peygamberlerine iman ettiler; şimdi de size Tevrat'ın misli Kur'an'ı ve Musa'nın misli bir peygamber olarak Muhammed'i gönderdik, ama siz Kur'an'a ve Muhammed'e küfretmektesiniz.”( Bu konuda Buhari'nin Sa'd İbn-i Vakkas'tan rivayeti için bkz. Sahih-i..., c. 10, s.23 vd., Hadis No. 1533). Yine Buhari'nin Enes b. Malik'ten rivayeti için bkz. Sahih-i..., c.9, s.79 vd.. Hadis No. 1368; ayrıca bkz. Elmalılı H. Yazır'ın. Ahkaf Suresi'nin 10. ayetiyle ilgili açıklaması için bkz. age, c.6, s.4336 vd..) Ayetin "medeni" olduğunu söyleyenlere göre ayet hükmü, Muhammed'in Medine'deki Yahudileri Müslüman yapmaya çalışmasıyla ilgili bir anlam taşımakta! Oysa, biraz önce belirttiğimiz gibi, ayetin "mekki" olduğunu söyleyenlere göre, ayet hükmü, Muhammed'in Mekke'deki Arapları Müslüman yapma çabalarıyla ve onların inkarcılıklarıyla ilgilidir.

İÇERİKLİK VE BİÇİMSELLİK BAKIMINDAN, KUR'AN'DAKİ TUTARSIZLIKLAR, UYUMSUZLUKLAR VE BİLİMSELLİĞE

AYKIRILIKLAR (DEVAM)
Çağdaş zihniyette görünmek hevesiyle İslamcılardan bir kısmı, Kur'an'ı olduğundan farklı şekilde tanımlamaktan ve örneğin hüküm ayetlerinin yaşam şartlarına göre biçimlendirilebileceği iddialarına sarılmaktan geri kalmazlar. Güya, Kur'an'daki hüküm ayetleri "inanç", "ibadet" ve "muamelat" hükümleri olarak üç grupta toplanmıştır. Ve güya bunlardan "inanç" ve "ibadet" hükümleri evrensel olarak değişmezlik vasfı taşırlar; bunlar İslamiyetin ilk gününden beri geçerli olmuşlardır ve ebediyetler boyunca da geçerli olacaklardır. Üçüncü grup-laki hüküm ayetleri ise hukukla ilgili ayetlerdir (örneğin, ceza hukuku, miras hukuku, borçlar hukuku, devletler hukuku vd...). Güya, bunlar yoruma dayalı ayetler olup, yaşam şartlarına göre ve kamu yararı düşünülerek yeniden biçimlendirilebilirler; yani, Kur'an bu bakımdan değiştirilebilir; Kur'an'ın değiştirilmezliğinin ileri sürülmesi, Kur'an'ın mantığına ve mesajına da aykırıdır.( Muğla Üniversitesi rektörü olan bir ilahiyat profesörünün bu doğrultudaki görüşleri için bkz. Hürriyet gazetesi, 12 Eylül 1999, s.8.) Oysa, bu söylenenler baştan aşağı yanılgıya dayalı şeylerdir. Kur'an'ın hiçbir yerinde, Tanrı sözlerinin şu veya bu şekilde biçimlendirilebileceğini, değiştirilebileceğini öngören Bir hüküm yoktur. Aksine, Tanrı sözlerinin beşer iradesiyle, insan yapısı özlerle değiştirilemeyeceği bildirilmiştir. Konuya daha önce değinmiş ve örneğin Maide Suresi'nin üçüncü ayetinde yer alan, "...Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslamı beğendim..." şeklindeki sözlerin ya da Kur'an'daki ayetlerin bir benzerinin insanlar tarafından ortaya atılamayacağına dair hükmün (Yunus Suresi, ayet 37-38) ya da bu doğrultudaki diğer buyrukların Kur'an bakımından değişmezlik işaretleri olduğunu görmüştük. Bu itibarla bunları burada tekrar etmeyeceğiz. Fakat, yukarıdaki iddiaların diğer yönüne değineceğiz ki, o da, Kur'an'daki ayetlerin içeriklik bakımından bilimsel bir nitelikte olmadığı hususuyla ilgilidir. Her şeyden önce şunu tekrar edelim ki, 114 sureden ve bu surelerin çeşitli sayıdaki ayetlerinden oluşan Kur'an, hem biçim (şekil) hem de içeriklik (muhteva) bakımından tam bir uyumsuzluk, tutarsızlık ve insicamsızlık örneği bir kitaptır. Bir kere, sureler, bilimsel bir sıralamaya tabi kılınmış değildir; uzunluk ya da kısalık bakımından tam bir tertipsizlik içerisinde dizilmişlerdir: kimi sureler, ölçüsüz şekilde uzun, kimisi de ölçüsüz şekilde kısadır. Örneğin, Bakara Suresi'nde 286 ayet, A'raf Suresi'nde 206, Al-i İmran Suresi'nde 200, Saffat Suresi'nde 182, En'am Suresi'nde 165 ayet bulunur; buna karşılık Asr, Kevser ve Nasr sureleri sadece üçer ayetten ibarettir; İhlas ile Kureyş sureleri dörder ayetten meydana gelmişlerdir. Uzunluk ve kısalık bu minval üzere gider. Daha önce değindiğimiz gibi, her ne hikmetse, çok sayıda ayeti kapsayan sureler, kitabın baş tarafına alınmış, az sayıda ayeti kapsayan sureler ise son tarafa konmuştur. Bunun tek istisnası, Kur'an'ın ilk başına konan sure Fatiha Suresi'dir. Bu sure yedi ayetten oluşur. Fakat, Fatiha Suresi'ni izleyen Bakara Suresi 286 ayetten oluşur; bunu izleyen Al-i İmran Suresi 195 ayeti kapsar. Beşinci sure olan Maide Suresi 120, altıncı sure olan En'am Suresi 165, yedinci sure olan A'raf Suresi 206, sekizinci sure olan Enfal Suresi 75 ayetten, dokuzuncu sure olan Tevbe Suresi 129 ayetten oluşur. Bu şekilde devam edecek olursak görürüz ki, surelerdeki ayetlerin sayısı, kitabın sonlarına gidildikçe azalmaya başlar; fakat bu azalma yine de tertipli bir sıraya göre değildir. Örneğin, 108. sure olan Kevser Suresi ile 110. sure olan Nasr Suresi her biri üçer ayetten oluşur. 112. sure olan İhlas Suresi 4 ayetten, daha sonraki Felak Suresi 5 ayetten ve nihayet en son sure olan Nas Suresi ise altı kısa ayetten oluşur. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, eğer surelerin ve ayetlerin "iniş" tarihleri kıstas olarak alınmış olsaydı, kuşkusuz ki, ilkönce indiği kabul edilen surenin ya da ayetin başa alınması ve zaman esasına göre sıralama yapılması gerekirdi. Oysa ki,böyle bir yola gidilmemiştir. Eğer surelerdeki ayet sayısının azlığına ya da çokluğuna göre bir düzenleme düşünülmüş olsaydı, bu takdirde, en kısa sureler (örneğin, Asr, Kevser) başa konur ve diğer sureler, ayet sayısı esasına göre dizilir ve en fazla ayeti kapsayan Bakara Suresi en sona konurdu. Eğer konu esasına dayalı bir düzenleme yapılmak işlenseydi, bu takdirde her konuya ve soruna ait

. "Biz bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturursak." şeklindeki bir anlatıma geçilir ve hemen sonra Musa'ya ve ehl-i kitab'a dair konuşmaya atlanır (Bakara Suresi. Medine'ye hicret ettikten çok sonra.. Tanrı'dan son olarak indiği söylenen beş sureden biridir. "namaz" ve "aptes" konularıyla ilgili ayetleri inceleyelim. Muhammed. bu ayetin Medine'de indiğini rivayet ederler. Mekke döneminde aptes konusunu hükme bağlayan bir ayet yoktur. Örneğin. hem de tersyüz edilmiş olarak. "Geceleri pek az uyuyanlar"dan. şu muhakkak ki. Oysa ki.aptes. oradan Yahudilerle Hıristiyanların peygamberlerine geçilir (Nisa Suresi. Cum'a Suresi. Ona göre "namaz". Oysa. Elmalılı H. bir bölümde.6. sonra tekrar yetimlere. birbiriyle ilgisi bulunmayan konulara ait tümceler yer almıştır. namazla ilgili ayetlerden daha sonra konulmak suretiyle: Muhammed.. oradan savaşın Müslümanlara farz kılındığına geçilir. mutlaka daha iyisini veya benzerini getiririz. dirseklerinize kadar ellerinizi. Bu ayetin Mekke'de indiğini söyleyenler yanında. ayet 23-24).. ayet 176). ayet 15-37). age. bu hususlar Kur'an'da.. namaz kılmanın imandan sonra ilk görev olduğunu daha Mekke döneminde bildirmişti. Namaz kılınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. gelişigüzel. Mağaradaki gençlerin masalı anlatılırken. her ne olursa olsun. ayrı ayrı ve farklı surelerin farklı ayetleri şeklinde olmak üzere ele alınmıştır. Medine'de indiğini söyleyenler de vardır. ayet 910). Her ne kadar ilerideki sayfalarda bununla ilgili örnekler vereceksek de. Bu kitapta belli bir konunun biteviye işlenmesi ya da bir olayın mantıki bir silsile esasına göre.. ayet 12) ve altmış dört ayetlik bir atlamadan sonra "ana baba bir" ve "baba bir" kardeşlerin miras haklan konusuna dönülür (Nisa Suresi. namaz ile aptes sorunlarını içeren hükümlerin bir arada." (Cum'a Suresi. hukukla ilgili ayetler belli bir düzende olmak üzere. "İbrahim'in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?" diye bir ayet belirir ki. ilgili ayetler başka bir bölümde olurdu. Kur'an'daki ayetlerin ve surelerin düzenlenmesinde. birdenbire. yan yana ve peşi peşine olmaları gerekirdi. Süleyman "Peygamber'in hikayesi anlatılırken. ayet 216-251). konu tamamlamadan fuhuş sorunlarına. Birbiriyle ilgisi olmayan sorunlar ve olaylar karmakarışık bir şekilde ve hiçbir bilimsel kıstasa dayanılmaksızın. hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın.ayetlerin bir araya getirilmesi ve surelerin de buna göre düzenlenmesi gerekirdi. ana bir kardeşlerin miras durumları belirtilirken. Mekke'de namazla beraber farz kılınmış" derlerse de yanlıştır. Hem de öylesine ki. İbrahim "Peygamber"in çok yaşlı olan karısının çocuk edinmesi olayıyla ilgilidir (Zariyat Suresi. bakarsınız karşınıza boşanma konusunda bir ayet çıkıverir (Ahzab Suresi. düzensiz. Örneğin." . bütün bunlar tamamıyla keyfilik esasına dayalı olarak hazırlanmıştır. Bunlara benzer örneklerin ortaya koyduğu gerçek şu ki. aptessiz namaz kılınmaz. başlarınızı meshedip. s. ". Her ne kadar İslamcılar. ayet 28-32). çünkü. "iman"dan sonra en önemli bir görevdi.4951. topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın. Fıkıh bilginlerine göre namaz kılmak aptesle olur. nüzul (iniş) sırası itibariyle 110. kesintisiz bir şekilde anlatılması diye bir şey yoktur. Eğer cünüp iseniz. birdenbire masal yarıda kesilir ve "İnşallah" demeden konuşmamak gerektiği hatırlatılır (Kehf Suresi. "Seher vaktinde istiğfar edenler"den ve Tanrı'nın kişilere semada rızık verdiğinden söz edilirken. c.. Müslümanlar bakımından.. Yazır...) Fakat. Maide Suresi'nin altıncı ayeti olarak Kur'an'a koymuştur: "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman. Bkz. burada şimdilik bir iki örnekle yetinelim. aptesle ilgili ayeti. sure olup. boy aptesi alın. Namazın en önemli şeklinin cuma namazı olduğunu şu ayetle belirtmişti: "Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı zaman.( Ayetin mekki olduğu İbn Yesar'dan rivayet olunmakta. yetimlerden ya da evlilik ve boşanmadan söz edilirken.. yüzlerinizi.. bazen bir ayetin içinde. birbirleriyle hiçbir şekilde ilgisi bulunmayan konulara ait ayetler iç içedir.. bakarsınız birdenbire şarap ve kumarın fayda ve zararlarına. ibadetle ya da ahlakilikle ya da kıssalarla vd. Muhammed. bilimselliğe yer veren hiçbir şey dikkate alınmamış. Müşriklerden ve Yahudilerden söz edilirken. buna karşın Buharı gibi kaynaklar. aptes almakla ilgili herhangi bir hüküm koymuş değildir.. ayet 102-106). bakarsınız karşınızda. Mekke döneminde Kur'an'a. yani aptes ile ilgili ayetler. evlilik ve boşanma konusuna dönülür (Bakara Suresi. Şu durumda. uyumsuz ve tutarsız tarzda kitabın orasına burasına oturtulmuştur.

. neden bu iki şeyi birlikte "apaçık" olmak üzere belli etmesin ve neden Mekke döneminde namazı. "İmran ailesi"nden söz eden ayetleri kapsadığı için. Maide Suresi'nin 6. ". Al-i İmran Suresi'nin daha önceki 154. ölmezlerdi. ayeti) ininceye kadar. yakınmadan söz edilmeden yakınmanın karşılığı verilmiştir.2.(Maide Suresi. "nüzul" (iniş) sırası itibariyle 112. güya Tanrı demektedir ki. "minareyi çalan kılıfını hazırlar" tekerlemesi gereğince. hem de önce gelmesi gereken ayetler sonraya bırakılmak suretiyle. Tanrı'dan geldiği söylenen en son üç sureden biridir. ölümleri yazılmış olan Müslümanlar. Görülüyor ki.) Görüldüğü gibi. "Elif.l. daha önceki 154. *** Öte yandan. tertipsiz ve dağınık olarak Al-i İmran Suresi'ne serpiştirilmiştir (Al-i İmran Suresi. ölmezlerdi" şeklindeki yakınmaların karşılığı.21. Lam. baştan otuz iki ayet "İmran'la ilgisi olmayan hususları kapsar. hani sanki Muhammed zamanında Müslümanlar. her ne suretle olursa olsun öleceklerdi. İçinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekini temizlemek için (böyle yaptı).. Kur'an'ı indirdiğine. "İmran" adı sadece 33. ayet 154. canlarınızı ölümden kurtarın bakalım' de" ise de. insanları ana rahminde dilediği gibi şekillendirdiğine. sonra Tanrı'nın yüceliğine. Çünkü. Yorumcuların bildirmelerine göre. O halde. ayet 6). bilimsel bir kıstas içerisinde bölümlere ve kesimlere ayrılmış da değildir. ve 35. s. ayetinde. Hemen ekleyelim ki.Bize itaat etselerdi. sadece "aptes" söz konusu edilmiştir.l. buradaki amaç. Uhud Savaşı'na çıkmayıp. s. ayetle karşılanmış olmaktadır. Turan Dursun. Yani. "Al-i İmran" Suresi.( Elmalılı H. "aptes ayeti" (yani. age. öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi.) Pek güzel. Oysa sure. benimsetip sağlamlaştırmak için böyle yapmıştır" şeklinde konuşurlar. ayetlerde geçer. Uhud Seferi'ne katılıp da ölenlerin ailelerinin "(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında.( Süyuti'nin El İtkan Fi Ulûm'l-Kıır'an adlı yapıtından aktarma için bkz. bu sure İmran ailesiyle ilgili bilgiler verecektir. c. Gerçekten de. ayet 154). öldürülmesi takdir edilmiş olanlar. age. aptes almadan namaz kılmışlardır! Gerek bu doğrultudaki düşünceleri ve gerek Kur'an'daki bilimselliğe ters düşen bu acayipliği gidermek amacıyla yorumcular. şeriatçılar öylesine kurnazdırlar ki. "aptes ayeti" diye bilinen Maide Suresi'nin bu ayetini. Her ne kadar ayetin devamı. Maide Suresi'nin bu ayetinde "namaza kalkış" değil. evlerinde kalmış olsalar bile. ". Al-i İmran Suresi'nin 168. ortada. yıllarca sonra Medine döneminde aptes konusunu ele alsın? Bir başka örnek olmak üzere Uhud Savaşı ile ilgili ayetlere göz atalım.. Başlığa bakarak sanırsınız ki.. onları sınamak için öldürtecekti. bu işleri daha önce hep birlikte yapacak yerde.. ayetindeki. namazı "ibadet" aracı yapmak değil.. 168). Kur'an'daki sureler ve ayetler. Örneğin.. "namaz" ve "aptes" konularıyla ilgili acayip bir durum var. age. güya Tanrı. c. ama her şeyi en iyi bilen bir Tanrı. bu iddiaya karşı şu söylenebilir: "Eğer aptes ile ilgili hüküm daha önce geldi ise. 'Bize itaat etselerdi. Turan Dursun.20. Man" şeklindeki anlaşılması imkansız bir ayetle başlar. çünkü Tanrı aptes işini yerleştirmek. "Bize uysalardı öldürülmezlerdi" şeklindeki yakınmanın asıl karşılığı. Bu ayetler. s." diye yakındıkları yazılı. Allah. bölüm başlığı ile ilgisiz hükümlerden ve olaylardan oluşmuştur. diğerini (aptes işini) daha sonraya bırakır mı? Mademki ibadet için namazı ve onunla birlikte aptesi "iman"dan sonra en önemli görev saymıştır.'Eğer doğru sözlü insanlar iseniz. c. "Hükmü önce gelip kendisi sonra inen ayetler"den sayarlar. aptes ayetini koymaya niye gerek görülsün ?" Ancak. ayetinde bulunmaktadır: "Evlerinizde kalmış olsaydınız bile. aptesin nasıl olacağını anlatmaktır." (Al-i İmran Suresi. . Maide Suresi ise. İmran ailesinini konu edinmiş olarak söze başlamaz. Al-i İmran Suresi'nin 168. Nice örnekten birisi şudur: Kur'an'ın üçüncü suresinin başlığı Al-i İmran'dır.) Kuşkusuz ki. Yani. fikir ya da olay silsilesine göre düzenlenmiş değildir. sure olup. birini (namazı) öne alıp. buna da yanıt bulurlar ve "Ayet gelmiştir. 1208. Bölüm işini gören sureler.. sure "Al-i İmran" adını taşır ve iki yüz ayetten oluşur.( Dürer gibi kaynaklardan çıkma bu iddialar için bkz. 157. Yazır.

inkarcıları lanetlediğine dair ayetler yanında. "kadınlar" demek anlamına geldiği için. birbirleriyle karıştırılmış gibidir. "Al-i İmran Suresi'nde adı geçen "İmran". yalandır. bunlar dışında 11 ayet. Oysa Harun. Adem'i.. Yahudilerin "kötülükleri"ni.. Görülüyor ki. Adadığımı kabul buyur. İmran'la ilgili olarak doğru dürüst bir bilgi edinmek mümkün değildir. Daha başka bir deyimle. çünkü.. Kitaplıların (Yahudilerin ve Hıristiyanların) sapıklıklarına ve bunlar gibi birbiriyle ilgisi olmayan hususlara değinerek devam eder. "İmran ailesi" denince akla ilk gelen şey Musa'nın babası olan İmran'ın oluşturduğu ailedir. Musa'nın kardeşi olup. "İmran ailesi" konusu. Al-i İmran Suresi 89. Hıristiyan inanışına göre." (Ta-Ha Suresi.) Nitekim. ayet 33-34) der. ayet 42-45. sırada bulunmaktadır. surelerin "nüzul" sırasına göre okuyacak olursanız. ". ayetine göz atmamız gerekir.Biz ona (İmran kızı Meryem'e) ruhumuzdan üfledik ve (o) Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti. Kur'an'daki sıraya göre. sıralarında yer alan bu surelerin nüzul (iniş) sırası daha da şaşırtıcıdır. bir kere Meryem Suresi'nde." (Al-i İmran Suresi. burada geçen Harun'u. Ve onların babaları olan İmran ile. 33. bu itibarla İsa'nın anası ile bir yakınlığı yoktur. Daha başka bir deyimle. her iki İmran ve her iki Meryem. Bunu. 49-50.. 16 sürelik bir atlama ile Meryem Suresi'ne geçmemiz ve orada Meryem'in İsa'yı nasıl doğurmuş olduğuna dair olan ilk 29 ayeti okumamız.( Her ne kadar yorumcular. ayet 33-35). 3. "AIIah birbirinden gelme bir nesil olarak. Meryem hakkında biraz daha bilgi edinebilmek için. Ta-Ha Suresi. bunları belli konular ve bilimsel bir sıra esasına göre hükme bağlayacaktır. ibrahim ailesi ile İmran ailesini seçip alemlere üstün kıldı. Bunlar dışında kalan ayetler. sanılır ki bu sure kadınların kişisel. Yukarıda değindiğimiz ayetleri.ayetleri "muhkem"ya da "müteşabih" olmak üzere nitelendirdiğine." (Al-i İmran Suresi. Örneğin. Musa'nın değil. ibrahim'in torunlarından olan İmran'ın kızıdır. kadınlarla ilgili bazı . nüzul (iniş) sırasına göre 92. Harun'un ve Meryem'in babalarıdır. Uhud'dan önce olmuş Bedir Savaşı'nı vd. Tanrı'nın bu duayı kabul ettiği ve "(Ey Musa) Haydi sen ve kardeşin (Harun) gidin ayetlerimle. İmran'ın karısından olma Meryem ile ve Meryem'in İsa'yı doğurmasıyla ilgilidir (Al-i İmran Suresi. Oysa böyle değil. İsa'nın anası Meryem'den söz eden ayetleri okurken. her ne kadar Nisa Suresi'nde. anlatır. onunla ilgili hususlar burada tamamlanmış değildir. Aksine. Ta-Ha Suresi'nde. Zira orada. Çünkü. ayet 31-35) diyerek dua ettiği.. İsa'nın anası olan Meryem'in kardeşi olarak gösterirlerse de.. ayet 12) diye yazılıdır. her ne olursa olsun. yukarıda görüldüğü gibi. sonra 33 sürelik yeni bir atlama ile Tahrim Suresi'nin 12.kocasıdır. Kur'an'ın çeşitli surelerinin çeşitli ayetlerine dağılmış olarak ve karmakarışık bir şekilde anlatılmış bulunmaktadır. Nuh'u. Kur'an'ın pek çok yerinde Harun. İbrahim'in torunu diye bilinen İmran'ın çocuklarından biridir." diyerek karşılık verdiği yazılıdır (bkz. Kur'an'da Meryem'in babası olarak belirtilen İmran. aynı zamanda Musa'nın da kız kardeşi olup. "Ailemden kardeşim Harun'u da bana yardımcı olarak ver" ya da "Harun'la beni güçlendir. Her ne kadar Kur'an'da dördüncü sure olarak yer almış ise de. 92-94). ayet 35) şeklindeki bir ayet izler. ayet 36-48). Al-i İmran Suresi'nde yer alan 200 ayetten sadece dördü İmran"dan ve karısından söz eder (Al-i İmran Suresi. Müslümanların durumunu ve Uhud Savaşı'nda Kureyşlilere karşı tutumunu.. Harun'un kız kardeşi olan Meryem. annen de iffetsiz değildi" (Meryem Suresi. Ve Kur'an'ın. ayet 36-60). Muhammed'in Yahudilerle olan ilişkilerini. "Al-i İmran"dan sonra gelen dördüncü sure "Nisa" başlığını taşır. hem Musa'nın hem de Meryem'in kardeşi olarak belirtilmiştir. sırada ve Tahrim Suresi 107. ayete gelince. İbrahim'in torunlarından olup. Tevrat'taki anlatışa ve Yahudi inanışlarına göre İmran. l 700 yıllık bir zaman aralığıyla yaşamış olan kimselerdir. karşımıza. Firavun'un yaptıklarına. onu işimde bana ortak yap. Bundan sonra Meryem'in İsa'yı doğurmasıyla ve ayrıca İsa ile ilgili haberlere geçilir (Al-i İmran Suresi. Bedir Sava-şı'na. Meryem Suresi 44. daha da anlaşılamaz durumlarla karşı karşıya kalırsınız. 200 ayetlik Al-i İmran Suresi'nde. İkiniz de beni anmakta gevşeklik göstermeyin. "imran'ın karısı şöyle demişti: 'Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım.. Meryem'den söz edilmekle beraber. Musa'nın. ve 66... Oysa "İmran ailesi" ile ilgili yukarıdaki ayette (yani. Al-i İmran Suresi'nin 33. "Nisa" sözcüğü. sırada. ayetinde) "İbrahim ailesi" de zikredilmiştir. sure olarak bilinir. ama Kur'an'da bu ayrıma yer verilmez ve hangi İmran ailesinden söz edildiği belli edilmez. hukuksal ve sosyal bakımdan durumlarını ele alacak. birdenbire. O gönülden itaat edenlerdendi" (Tahrim Suresi. İsa'nın büyükbabası sayılır ve İsa'yı doğuran Meryem'in anası Hanna'nın -ki Faruz'un kızı olarak bilinir. Öte yandan.. Fakat. 19. Musa'nın Tanrı'ya.. biraz önce değindiğimiz gibi. "Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi.. ayet 28) diye bir ayet çıkmakta.

ayetler bulunmakla beraber, bunlar, bilimsel bir düzenleme ile konmuş olmadıktan başka, kadın sorunlarını yeterince ve gereğince kapsar nitelikte şeyler de değildir. Kadınlarla ilgili önemli sorunlar, Kur'an'ın diğer surelerinin çeşitli ayetleri arasında yer almıştır. Gerçekten de, 176 ayetten oluşan Nisa Suresi'nin ilk 36 ayetinde, kadın sorunları konusunda bir şey yoktur. 36 ayet boyunca, Tanrı'nın insanı "bir tek nefisten" ve eşini de ondan yarattığı; insanların Allah'a ve akrabalık haklarına riayetsizlikten sakınmaları gerektiği; yetimlere haksızlık edilmemesi; erkeklerin dörde kadar kadın ve diledikleri sayıda cariye alabilecekleri; kadınlara mehirlerini gönül rızasıyla vermeleri gerektiği; evlilik çağına gelen yetimlere mallarının verilmesi; miras mallarının paylaşılmasında, kadınlara, erkeklere oranla yarım pay verilmesi; fuhuş yapmanın sonuçlan; boşama hakkının erkeklere ait olduğu; erkekler için haram sayılan kadınların kimler oldukları gibi hususlar belirtilmiştir. Geri kalan 140 ayet, başka konulara ve sorunlara ayrılmıştır. Kadınlarla ilgili hükümlerin pek çoğu, Kur'an'ın başka surelerine dağıtılmıştır. Örneğin, gebe kadınlar hakkında Talak Suresi'nin 4. ve 6. ayetlerinde; çocuk doğurmuş olan kadınlar hakkında Bakara Suresi'nin 233. ayetinde; aybaşılı kadınlar hakkında Bakara Suresi'nin 22. ayetinde; hiç aybaşı görmemiş ya da aybaşından kesilmiş kadınlar hakkında, Talak Suresi'nin 4. ayetinde; evde kalmış kadınlar hakkında Nur Suresi'nin 60. ayetinde; kısır kadınlar hakkında, Al-i İmran (ayet 40), Meryem (ayet 5, 8), Zariyat (ayet 29) surelerinde; dul kadınlar hakkında Tahrim Suresi'nin 5. ayetinde; kızlar hakkında Tahrim (ayet 5) ve Vakıa (ayet 37) surelerinde; kötü kadınlar hakkında, Nur Suresi'nin 26. ayetinde; güzel huylu kadınlar hakkında, Rahman Suresi'nin 70. ayetinde; iyiliksever ve Tanrı'yı anar kadınlar hakkında Ahzab Suresi'nin 29. ve 35. ayetlerinde; tevbe eden ve kocalarının mallarını koruyan kadınlar hakkında, Tahrim Suresi'nin 5. ayetinde; hırsız kadınlar hakkında Maide Suresi'nin 38. ayetinde hükümler vardır.8 Görülüyor ki, kadınlarla ilgili sorunlar, pek dağınık bir şekilde Kur'an'ın orasına burasına serpiştirilmiş bulunmakta. Nisa Suresi'nde bu sorunların pek az bir kısmı bulunmakta. Bu itibarla, surenin "kadınlar" (Nisa) anlamına gelen başlığı ile içeriği arasında pek büyük bir ilişki yok! Al-i İmran ve Nisa surelerini biraz ileride tekrar ele alacağımız için, burada şimdilik şunu belirtmekle yetinelim ki, Kur'an'ın her suresinde, surenin başlığı ile içeriği arasında uyumsuzluklar bir yana, bir de anlatış bakımından kopukluklar, hiç yeri yokken bir konudan bir başka konuya atlamalar, birbiriyle hiç ilgisi olmayan sorunlara dalmalar, bir olayı anlatırken anlatılanı yarıda kesip bir başka olaya sıçramalar, hukukla ilgili bir kural yanında, ibadetle ya da hurafe ile ilgili kurallara atlamalar görülür. Belli bir konuda düzenli olarak bilgi vermek diye bir şey yoktur: örneğin, dünyevi nitelikte hüküm konurken, bu iş daha tamamlanmadan, uhrevi nitelikte ya da batıl inanç doğrultusundaki hususlara ve o bitmeden bir başka masala geçilir; oradan ticaretle ilgili sorunlara el atılır; bu arada kadınlarla ilgili bazı hususlara değinilir, oradan cennetin ceylan gözlü hurilerine ya da cehennem tehditlerine, oradan da şiddet ve savaş yollarına sapılır; kısacası, karmakarışık usullerle Tanrı'nın söylemek istedikleri anlatılır. *** Evet, Kur'an, bütünü itibariyle, karşımıza tutarsızlıklarla, uyumsuzluklarla ve anlaşılmazlıklarla dolu içerikte (muhtevada) olarak çıkmakta. Bunun böyle olduğunu anlatmaya ciltler dolusu kitap yetmez. Biz burada, sadece birkaç örnekle yetineceğiz: Kur'an'ın ilk başlarında ikinci sure olarak yer alan Bakara Suresi, "Elif, Lam, Mim" şeklindeki bir ayet ile başlar; bununla ne anlatılmak istenmiştir, bilinmez! Daha önce de değindiğimiz gibi, Kur'an'ın çoğu surelerinin başında "el-hurûful-mukatta" adı verilen bu tür "harfler" vardır ki, anlamı açık olmadığı için, yorumculardan bazılarına göre "müteşabih" ayetlerden sayılır ve bunların gerçek anlamının sadece Tanrı tarafından bilindiği anlatılır. Pek güzel, ama "Eğer sadece kendi bilecek idiyse Tanrı bu ayetleri ne için koymuştur?" diye sormak mümkün! Fakat, muhtemelen böyle bir sorunun dinsizlik demek olacağı düşünüldüğü için, yorumculardan bir kısmı, bu harflere birtakım anlamlar vermeye çalışırlar; ancak bu çabalarıyla işi biraz daha anlaşılmaz kılarlar. Çünkü, onlara göre, güya Tanrı bu harfleri, dikkatleri toplamak için koymuştur! Ya da güya öğrenmenin harflerle başladığını anlatmak için koymuştur! Yine güzel, ama eğer maksat bu ise, neden Tanrı bu maksadını açıkça ortaya koymaz ve kullarını tartışmaya sürükleyip birbirine katar! Bakara Suresi'nin bu anlaşılması mümkün olmayan birinci ayetinden sonra, Kur'an'ın "şüphe" götürmeyen bir kitap olduğunu ve "müttakilere" (yani, Tanrı'nın azabından korkan ve onun

buyruklarına karşı gelmekten sakınanlara) "yol gösterici" nitelikte olduğunu bildiren ikinci ayet gelir. Bunu da üçüncü ayet izler: "Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar" (Bakara Suresi, ayet 3). Burada geçen "onlar" deyimi, Kur'an'a inanmış olup, onun buyruklarına uyanlar için kullanılmıştır. "Gayba inanırlar" deyimi "görülmeyene inanırlar" demektir ki, burada, "Tanrı'ya inanırlar" anlamına gelmektedir. Ayetin geri kalan kısmı, "namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar" şeklinde. Görülüyor ki, burada söz konusu edilen şey, "namaz" ile "zekaf'tir. Daha ilk başlarda yer alan bu ayeti okurken, sanırsınız ki, İslam bu iki temel üzerine oturtulmuştur. Oysa, İslamın, "gayba iman"dan sonra beş temel şartı vardır ki, bunlar, "kelime-i şahadet, namaz, zekat, oruç ve hac" olarak tanımlanır. Ancak, Bakara Suresi'nin üçüncü ayetinde, bu beş temel şarttan sadece ikisi, yani sadece "namaz" ile "zekat" zikredilmiştir. Diğer üç temel şart, Kur'an'ın başka yerlerinde yer alacaktır. Örneğin, hac göreviyle ilgili olarak "...insanları hacca çağır..." şeklindeki sözleri kapsayan ayet, Kur'an'ın 22. suresi olan "Hac" Suresi'nin 27. ayeti olarak yer almıştır. Kabe'yi "hac" biçiminde ziyaret etmenin, Müslümanlar için bir görev olduğu, "Al-i İmran" Suresi'nin 97. ayetiyle belirtilmiştir. Hac aylarının ne olduğu, Bakara Suresi'nin 189. ve 197. ayetlerinde; hac sırasında "Safa" ile "Merve" tepeleri arasında koşmak gerektiği, Bakara Suresi'nin 235. ayetinde; Mi-na'daki ibadetin iki günde bitirilmesi, Bakara Suresi'nin 203. ayetinde; Hac sırasında ihramdayken avlanmanın haram ya da sevap olduğu Maide Suresi'nin l. ve 2. ayetlerinde; haccın üç temelinin ne olduğu Maide Suresi'nin 95. ve 97. ayetlerinde; "büyük hac günü"nün ne olduğu, Tevbe Suresi'nin 1. ve 3. ayetlerinde bildirilmiştir. Görüldüğü gibi, hacla ilgili sorunlar, çeşitli surelerin çeşitli ayetlerinde ve kopuk kopuk olmak üzere ele alınmış bulunuyor. "Oruç" konusunda da aynı kopukluk söz konusu! Kur'an, İslamın bu diğer temel şartına, Bakara Suresi'nin 183. ayetinde değinerek şöyle demektedir: "Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelmiş geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi, size de farz kılınmıştır. Umulur ki, korunursunuz. Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı)..." (Bakara Suresi, ayet 183-185). Oruç gecesinde, kadınlara yaklaşmanın "helal" olduğu, sabah aydınlığının gece karanlığından ayırt edilmesine kadar yemek yiyip, sonra akşama kadar orucu tamamlamanın gerekli bulunduğu, yine Bakara Suresi'nin 187. ayetinde belirtiliyor. Dikkat edileceği gibi, Kur'an'ın daha bu ilk başlangıcında, İslamın temel beş şartı konusunda göze batar nitelikteki kopukluklar ve anlaşılmazlıklarla karşı karşıya bulunmaktayız. Şimdi, yukarıda kaldığımız yerden devam edelim ve Bakara Suresi'nin 4. ayetine geçelim: burada, Tanrı'nın Muhammed'e şöyle dediği yazılıdır: "Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar" (Bakara Suresi, ayet 4). Görülüyor ki, ayet, Muhammed'e "indirilen" şey ile -ki bu "Kur'an" oluyor-, Muhammed'den önce "indirilen" şeyden söz etmekte. Pek iyi, ama nedir bu "önce indirilen" şey? Bunu anlamak için, yine Kur'an'ın başka yerlerine göz atmak gerekiyor. O zaman öğreniyoruz ki, Tanrı, daha önce Yahudilerden Musa'ya Tevrat'ı, Davud'a Zebur'u ve İsa aracılığıyla Hıristiyanlara da İncil'i vermiştir. Örneğin, Kur'an'ın 28. sırasında yer alan Kasas Suresi'nde, "Andolsun biz... Musa'ya... o kitabı (Tevrat'ı) vermişizdir" (Kasas Suresi, ayet 43) diye yazılı. Beşinci sure olan Maide Suresi'nde de, "Onların ardından... Meryem oğlu İsa'yı gönderdik. Ona İncil'i verdik..." deniyor (Maide Suresi, ayet 46). Pek güzel, ama acaba Tanrı, Bakara Suresi'nin 4. ayetinde, "Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler..." derken, neyi kastetmiştir? Kur'an'a uymak gerektiği gibi, Tevrat'a, Zebur'a, ve İncil'e de uyulmasını mı emretmiştir? Eğer bu böyle ise, Kur'an'dan daha önce gönderilmiş

olan kitapların, yani Tevrat ile İncil'in tahrif edilmiş olduklarına ve bu nedenle Kur'an'dan başka uyulacak kitap bulunmadığına dair ayetlere ne demeli? Gerçekten de, Kur'an'ın birçok yerinde, Yahudilerin ve Hıristiyanların, kendilerine verilen kitapları tahrif ettikleri (örneğin, Al-i İmran Suresi, ayet 78, 187-188) ve bu nedenle Kur'an'dan başka uygulanacak kitap olmadığı bildirilmektedir. Yani, Müslümanlar gibi Yahudilerin ve Hıristiyanların da uygulayacakları tek kitap Kur'an olmaktadır. Nitekim, Nisa Suresi'nde, "Ey ehl-i kitab! Size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimiz (Kur'an'a) iman edin. Allah'ın emri mutlaka y erine gelecektir" (Nisa Suresi, ayet 47; ayrıca bkz. Beyyine Suresi, ayet 1-4). Bu böyleyken, yani daha önceki kitaplar (Tevrat ve İncil) tahrif edilmişken, Bakara Suresi'nin bu 4. ayetinde yer alan, "Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar" (Bakara Suresi, ayet 4) şeklindeki sözlerin anlamı olur mu? Bu hususlarla ilgili örnekleri çoğaltmak kolay; fakat, anlatmak istediğimiz şudur ki, Bakara Suresi'nin 2. ayetinde, Muhammed'e indirilmiş olan Kur'an'a uymak gerektiği bildirilmişken, bir ayet atlama ile, yani Bakara Suresi'nin 4. ayetiyle, Muhammed'den önce indirilmiş kitaplara Tevrat ile İncil'e iman etmek gerektiği emredilmekte! Bu çelişkiyi çözebilmek için, Kur'an'ın daha sonra gelen surelerini ya da ayetlerim önceden okuyup bilmek gerekiyor! Daha başka bir deyimle, Kur'an'ı baştan sona doğru değil, sondan ya da orta kısımlardan başlayıp başa doğru gelmek, yani Bakara Suresi'nin bu ilk ayetlerini okumak gerekiyor. Bunları yapınca şu anlaşılıyor ki, daha önceki kitaplar (Tevrat ve İncil) değiştirilmiş, tahrif edilmiş olduğu için, Yahudiler ve Hıristiyanlar bakımından uygulanması gereken tek bir kitap vardır, o da Kur'an'dır. Bakara Suresi'nin yukarıda değindiğimiz ayetlerinden sonrakileri okumaya devam edecek olursak, konular ve sorunlar bakımından aynı uyumsuzluklara, kopukluklara, çelişki ve anlaşılmazlıklara tanık oluruz. Gerçekten de, bu surenin ilk 29 ayeti boyunca, Tanrı'dan başka "Tanrı" olmayışından, "iman"dan, "kafir'lerden, "münafik"lardan, vb... söz edilirken (Bakara Suresi, ayet 2-29), birdenbire Tanrı'nın meleklere hitaben, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım..." (Bakara Suresi, ayet 30) dediği görülür! Hemen bir ayet sonra, "Allah Adem'e bütün isimleri öğretti..." (Bakara Suresi, ayet 30) diye yazılı! Ama ortada henüz Adem yok! Daha başka bir deyimle, Tanrı, daha evreni, evrendeki varlıkları, bu arada Adem'i (yani, insanı) nasıl ve ne şekilde yarattığım anlatmaya başlamadan önce, "inanan'lardan ya da "inanmayan" insanlardan söz etmekte! Oysa, mantıken ve bilimsel olarak yapılması gereken şey, önce evrenin, varlıkların ve insanın (Adem'in) yaratılışını, yaratılıştan sonra insanların ne yaptıkları, tutum ve davranışlarını anlatmaktı. Oysa, böyle yapacak yerde Tanrı, Kur'an'ın baştan ikinci sırasında yer alan Bakara Suresi'nin en başına, bunlarla ilgisi bulunmayan 29 ayet koyuyor ve sonra 30. ayetle meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" (Bakara Suresi, ayet 30) diye sesleniyor. Buna karşı melekler de ona, "...Bizler hamdinle seni tespih ve seni takdis edip dururken, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı mı halife kılıyorsun?" diye soruyorlar. Tanrı da onlara, "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" (Bakara Suresi, ayet 30) diye karşılık veriyor. Bunu izleyen ayette, Tanrı'nın Adem'e, eşyanın ve her şeyin adını öğrettiği ve meleklere dönerek, "...Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerini bana bildirin" dediği yazılı (Bakara Suresi, ayet 31). Güya, bu soruyu sormakla melekleri sınamakta ve onların Adem'e nazaran daha aşağı durumda olduklarını kanıtlamaya çalışmaktadır Tanrı! Ancak, Adem kimdir; Tanrı onu ne zaman, nasıl ve neden yaratmıştır; peygamber midir; eşi var mıdır; var ise o nasıl ve neden yaratılmıştır, bunlar burada belli edilmiyor! Bu konularda fikir edinebilmek için, Kur'an'ın başka surelerine atlamak, başka ayetlerine başvurmak gerek. Örneğin, Secde Suresi'nde -ki Kur'an'ın 32. sırasında yer almıştır-, Adem'in çamurdan yaratıldığı (Secde Suresi, ayet 6-9); Al-i İmran Suresi'nde Tanrı'nın Adem'i seçtiği (Al-i İmran Suresi, ayet 33); Zümer Suresi'nde Adem'i ve Adem'den de eşini yarattığı (Zümer Suresi, ayet 6); A'raf Suresi'nde -ki 7. suredir-, Adem'in eşiyle birlikte şeytan tarafından kandırıldığı ve bunun üzerine her ikisinin de cennetten atıldıkları yazılıdır (A'raf Suresi, ayet 19-22, 24-25). Görüldüğü gibi, her şey kopuk kopuk anlatılmakta. Eğer Adem'le ilgili yukarıdaki hususları, surelerin ve ayetlerin nüzul (iniş) sırasına göre bellemeye kalkışacak olursak, konunun biraz daha anlaşılamaz şekle girdiğine tanık oluruz; çünkü, Bakara Suresi 87. sırada, Secde Suresi 75. sırada, Al-i İmran Suresi 89. sırada, A'raf Suresi 39. sırada olmak üzere inmiş sayılırlar.

Şimdi, biraz önce kaldığımız yere dönelim ve Tanrı'nın, "...Eğer siz sözünüzde sadık iseniz, şunların isimlerim bana bildirin" (Bakara Suresi, ayet 31) diyerek sorduğu soruyu ele alalım. Melekler bu soruyu bir türlü cevaplandıramazlar; cevaplandıramayınca, Tanrı Adem'e emreder; "Ey Adem! Eşyanın isimlerini meleklere anlat... " Pek güzel, ama "eşyanın isimleri" derken, Tanrı neyi kastediyor, belli değil! Bu konuda yorumcular çeşitli şeyler rivayet ederler. Kimine göre bu isimler insanların birbirleriyle tanışmalarına, anlaşmalarına sebep olan isimlerdir; örneğin, insan, hayvan, yerküre, deniz, dağ vd... gibi her şeyin ismi. Kimine göre duygular, nitelikler, keyfiyetler...'' Fakat, her ne olursa olsun, Tanrı, bu şekilde buyurduktan hemen sonra, melekleri ve cinleri Adem'e secde ettirmeye çalışır (Bakara Suresi, ayet 3233). Sonra da, "Ey Adem! Sen ve eşin beraberce cennete yerleşin; orada kolaylıkla istediğiniz zaman her yerde cennet nimetlerinden yiyin; sadece şu ağaca yaklaşmayın... " (Bakara Suresi, ayet 35) der. Fakat, şeytan Adem'le eşinin ayaklarını kaydırıp, onların cennetten atılmalarına sebep olur (Bakara Suresi, ayet 36-39). Dikkat edileceği gibi, bu anlatılanların hepsi de anlaşılmazlıklar ve kopukluklarla dolu: Şeytan ne yapmıştır, Adem ile eşine neler vaat etmiş ve onların ayaklarını ne şekilde kaydırmıştır, belli değil! Adem'in eşi nereden çıktı, adı nedir, bunlar burada anlatılmıyor! Çünkü, Adem'le ilgili hikaye burada birdenbire kesiliyor ve karşımıza bambaşka bir konu çıkıveriyor ki, o da İsrailoğullarının tarihi ile ilgili! Şöyle başlar: "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki, ben de size vaat ettiklerimi vereyim. Yalnızca benden korkun" (Bakara Suresi, ayet 40). Ve bu söylenenler de, tıpkı diğerleri gibi, bilinmeyen ve anlaşılamayan şeylerle dolu: bir kere kimdir bu İsrailoğulları? Nereden türemişlerdir? Tanrı'nın onlara verdiği nimetler nedir ki, hatırlatmada bulunuluyor? Onlardan aldığı söz nedir ki, "bana verdiğiniz sözü yerine getirin" diyor? Sözlerini yerine getirdikleri takdirde onlara vereceğini söylediği vaat nedir? Hiçbir şey belli değil! Çünkü, daha önceki ayetlerde bu hususlar hiç belirtilmemiş! Ve Tanrı devam ediyor: - "Elinizdeki (Tevrat'ın aslını) tasdik edici olarak indirdiğime (Kur'an'a) iman edin. Sakın onu inkar edenlerin ilki olmayın! Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın, yalnız benim azabımdan . korkun" (Bakara Suresi, ayet 41). Yine anlaşılmazlıklarla karşı karşıyayız! Neden dolayı Tanrı, İsrailoğullarına Tevrat yerine Kur'an'a iman etmelerini söylemekte? Neden dolayı, "...Ayetlerimi az bir karşılık ile satmayın!" diye onları ikaz etmekte, belli değil! Ve bunları belli etmeden Tanrı İsrailoğullarına namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrediyor (Bakara Suresi, ayet 43-46) ve sonra, "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın" (Bakara Suresi, ayet 47) diyerek, birkaç ayet önce yapmış olduğu hatırlatmayı, "...sizi (bir zamanlar) cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın", eklemesiyle yineliyor. Yeryüzünde birçok ümmet varken, neden dolayı İsrailoğullarını üstün kılıp onlara nimetler vermiştir ve neden dolayı şimdi onlardan şikayetçidir, belli değil! Bunlar belli değilken, konuşmasına şöyle devam ediyor Tanrı: "Hatırlayın ki, sizi, Firavun taraftarlarından kurtardık. Çünkü, onlar size azabın en kötüsünü reva görüyorlar; yeni doğan erkek çocuklarınızı kesiyorlar (fenalık için), kızlarınızı hayatta bırakıyorlardı. Aslında o size reva görülenlerde Rabbinizden büyük bir imtihan vardı (Bakara Suresi, ayet 49). Yine bilinmezlikler içindeyiz! Neden dolayı Firavun taraftarları, İsrailoğullarının yeni doğan erkek çocuklarını kesip kızları bırakıyorlardı da, Tanrı İsrailoğullarını onlardan kurtarmıştır? Bu ayeti 50. ayet izliyor: "Bir zamanlar biz sizin için denizi yardık, sizi kurtardık. Firavun'un taraftarlarını da, siz bakıp dururken denizde boğduk" (Bakara Suresi, ayet 50). Neden dolayı deniz yanlıyor ve yarılan bu deniz hangi denizdir, belli değil! Bu ayetten sonra karşımıza

hiç ilgisi olmadığı halde. (kesilen ineğin) bir parçasıyla vurun" dediği ve "Böylece Allah.. Öldürülen adam kimdir? Neden dolayı öldürülmüştür? Bunlar belirtilmeden. sonra dinle ilgili olarak oruç konusuna yer verir (Bakara Suresi... ayet 103-104) ve Yahudilerden ve Hıristiyanlardan Müslümanlara hayır gelmeyeceğini bildirir (Bakara Suresi. tekrar "Tanrı'nın tek oluşu" konusuna döner (Bakara Suresi. "Evlere arka tarafından değil. ayet 67-71). biz Musa'ya kitabı verdik. sonra. "Kadınlarınız sizin ekin alanınız. kavmine bir sığır kesmelerini emrettiği. hayz durumlarına) atlar (Bakara Suresi. rüşvetle hakimlere koşmayın" der (Bakara Suresi. O halde (ön organ olan) tarlanıza ne şekilde isterseniz o şekilde varın. ayet 122) diyerek. Halbuki Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktır" (Bakara Suresi. Yahudilerle Hıristiyanların çekişmelerinden ya da kafirliklerinden söz eder (Bakara Suresi. "Birbirinizin mallarını yemeyin. böylece. birdenbire bundan vaz geçer ve yine hiç yeri ve gereği olmadığı halde. Bunu izleyen ayetlerde. ayet 88-91) ve sonra Muhammed'e hitaben. ayet 102). ayet 189). ayet 73).. Ve işte Tanrı.. sonra iman edenlere buyruklar indirir (Bakara Suresi. hukuk dışı konulardan. Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış. fakat kavminin kendisini alaya aldığı ekleniyor (Bakara Suresi. İsrailoğullarının Tanrı emirlerine başkaldırmaları. Kimdir bu Musa? Babası kimdir? Kimden doğmuştur? Kimler tarafından yetiştirilmiştir? Buzağının İsrailoğulları tarafından "Tanrı" edinilmesi nasıl olmuş. hukukla ilgili konulara atlamış olur. hemen peşinden "(müşrikleri) bulduğunuz her yerde öldürün!. onun hakkında birbirinizle alışmıştınız. Yine birdenbire Yahudilere. Daha sonra. "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zamanlar) cümle aleme üstün kılmış olduğumu hatırlayın" (Bakara Suresi. ederken. ayet 223). İsrailoğullarına yeniden sitem etmeye başlar. Ve onu Ruhül Kudüs ile destekledik. ayet 72) diye devam ediyor.. ayet 87) şeklindeki bir konuşma ile Tanrı. adet. tarlanızdır. ayet 164-167). ayet 225-238). ayet 92-101). Ondan sonra art arda peygamberler gönderdik. ön kapısından girin" diye ekler (Bakara Suresi." diye kadınlarla cinsi münasebet usullerinden söz eder ve cinsi münasebet sırasında onlara "arka organlarından" temas edilmemesi gerektiğini belirtir (Bakara Suresi. ayet 124) diyerek. yine Musa ile Yahudiler arasındaki çekişmelere ve Kur'an'ın Muhammed'e indirilmesine değinir (Bakara Suresi. Meryem oğlu İsa'ya da mucizeler verdik. Sonra.. "Andolsun ki. bir kısmım da öldürdünüz" (Bakara Suresi. ayet 105). Ve sonra Tanrı. Sonra haksızlık ederek buzağıyı (Tanrı) edindiniz" (Bakara Suresi.. ayet 222). fakat. hemen sonra. ve sonra fitneden. ayet 6566). ayet 238-239). daha önce birçok kez söylemiş olduğu hatırlatmayı aynen yineler." diye emirler verir (Bakara Suresi. onlara. İsrailoğullarının "aşağılık maymunlar" şekline dönüştürüldükleri bildiriliyor (Bakara Suresi. Musa'nın. tekrar hukuk sorunlarını ele alır ve boşanma konusuna değinir (Bakara Suresi. ". "Hani siz bir adam öldürmüştünüz de. onun İsmail ile birlikte Kabe'nin yapımı işine başlayışını anlatır (Bakara Suresi. sonra Süleyman'ın hükümdarlığına geçer (Bakara Suresi. İbrahim. ayet 188 vd. İsa'dan vd. ayet 106-121). bu konuyu . ayeti çıkıyor: "Musa'ya kırk gece (vahyetmek üzere) söz vermiştik. ayet 168 vd.. 'Ben seni insanlara önder yapacağım' demişti. ayet 17-183). olayları tersyüz ederek. ayet 125 vd. sonra "haramlar" konusuna geçer (Bakara Suresi. Musa'dan. (Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız. Tanrı'nın. Tanrı ile çekişmeleri belirtiliyor (Bakara Suresi. haram aylardan. Bu arada. Süleyman'dan.. cinsi münasebetle (seksle) ilgili bu emirlerden hemen sonra. "Haydi şimdi (öldürülen) adama. Ve işte hukukla ilgili bu kuralları belirtirken (Bakara Suresi. Oysa ki." (Bakara Suresi.) sonra "kısas" ve "vasiyet" gibi ceza ve hukuk konularına değinir (Bakara Suresi. hacdan söz ederek (Bakara Suresi. çok önce yaşamıştır. namaz kılma usullerine ve bununla ilgili kurallara) döner (Bakara Suresi.. Ve sonra İbrahim hikayesine geçer: "Bir zamanlar. bir süre bu şekilde konuştuktan sonra. hiçbir şey belli değil! Daha sonraki ayetlerde Musa ile kavmi arasındaki 'çekişmeler ele alınmış. ayet 240-242). ölüleri diriltir ve düşünesiniz diye ayetlerini gösterir" diye eklediği görülmekte (Bakara Suresi. daha önceki Allah'ın peygamberlerini neden öldürüyordunuz?' deyiver" der (Bakara Suresi. ayet 188) ve hemen ardından haccın ifası için yeni doğan aylardan söz eder. onları tam olarak yerine getirince.(Ey Muhammed).51. ayet 192-221) kadınların özel durumlarına (örneğin.. Ve yine birdenbire. "boşanma" ve "hülle" konularını hükme bağlar. ayet 191). ibadetle ilgili bir konuya (örneğin. Allah yolunda harcamalardan. ayet 51). ayet 91).).. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karşı büyüklük tasladınız.).. 'Şayet siz gerçekten inanıyor idiyseniz.. Bu arada onları Kur'an'a ve Muhammed'e inanmamakla suçlar (Bakara Suresi. ayet 74-86). "Cumartesi günü azgınlık" ettikleri için.

cihada (savaşa) çıkma gereğine değinir ve vaktiyle İsrailoğullarına savaş farz kıldığından. ayetinde). kimi yerde de bu kaderin Tanrı tarafından çizildiğine dair ayetler var. "Hayy ve kayyum olan. "Kim iyi bir iş yaparsa faydası kendisinedir. "Elif. ancak ve ancak insanları birbirleriyle dövüştürtmek suretiyle sağlayabileceğinden söz eder (Bakara Suresi. aynı tutarsızlıklarla. bu Bakara Suresi. belli değil! Aynı konu... ayet 2) şeklindeki ikinci ayet izler ki. ayet 6). Lam. aynı karışıklıklarla. bunlar ilgili olarak yeterince fikir vermeden. bunlar arasında. "Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren odur. surelerin iniş sırasına göre incelemeye kalkışacak olursak. Henüz. ayet 125). 200 ayetten oluşan bu surenin. Allah'tan başka ilah yoktur" (Al-i İmran Suresi.. surenin başlığı ile içeriği arasında pek az ilişki vardır.işlemeden ve yine hiç yeri gelmemişken. Üstelik de sure "İmran ailesi" konusunu ele alan ayetlerle başlamaz. İsra Suresi'nde. Örneğin. daha başka bir deyimle. kim yoldan sapmışsa kendisi sapıtmıştır ve b kişi başkasının yükünü yüklenmez" (İsra Suresi. Tevrat ile İncil'in tahrif edilmiş oldukları ve bu nedenle Kur'an'dan başka uygulanacak kitap bulunmadığı. İncil'i ve Furkan'ı (Kur'an'ı) indirmiş olduğunu. faiz ve ticaret sorunlarına geçer (Bakara Suresi. ayet 3-4). "zekat" ve "sadaka" konularını ele alır (Bakara Suresi. birinden diğerine atlayarak Bakara Suresi'ni sona erdirir! Yine hatırlatalım ki. "Allah dileseydi puta tapmazlardı. bu aynı Kur'an'da. kendi kendimize soru sormak ihtiyacını duyarız: Tevrat ve İncil'de yer alan ayetler geçerli mi? Yahudileri. Bunu. daha önce Bakara Suresi'nde yer alan ve Tanrı'nın kendi yüceliğiyle övünmesini belirten 255. birbiriyle ilgisi olmayan konulara ve sorunlara değinerek. surelerin Kur'an'daki sıralarına göre değil de. Tevrat'ı. Ancak. " diye başlayan ve Tanrı'nın "güç ve hikmet sahibi" olduğunu bildiren ayet izliyor (Al-i İmran Suresi. hiç kimseler tarafından anlaşılmış değildir. Kur'an'da. hiç yeri ve ilgisi olmadığı halde borçlar hukukunun. ayet 5). Hıristiyanları ve Müslümanları bağlar mı? Bu soruyu sormak ihtiyacını duyarız. Hatta. Mim" şeklindeki harflerle başlar. 12 ayet sonra (yani. "Al-i İmran Suresi" adını taşır. Kur'an'ın diğer sure ve ayetlerinde. ayet 286). Tanrı indinde İslamdan başka bir din olmadığı ve Yahudilerle Hıristiyanların. Talût'un ya da Calût'un kim olduklarını bildirmez! Neden insanları birbirlerine boğazlatmadan iş göremediğini de belirlemez! Az geçmeden. her gizli olan şeyi bildiği yazılıdır (Al-i İmran Suresi.. görürüz ki."Kim doğru yolu bulmuşsa. ayet 46. sırada olarak yer alan Al-i İmran Suresi'nde de aynı düzensizlikleri görmekteyiz: Sure. Ve yukarıda değindiğimiz sorunları ve konuları. kendilerine "ilim" (Tevrat ve İncil) geldikten sonra ayrılığa düştükleri yazılıdır. Fakat.. ayet 244-252). özgür iradeyi yok eden ve insan kaderinin daha ana karnındayken Tanrı tarafından çizildiğini bildiren nice hükümler yer almıştır ki.. ayet 273-274). Al-i İmran Suresi'nin 19.. 3. Bunu. ancak kendisi için bulmuştur. Bunlara bakarak. yoksa aynı zamanda kaderi de mi Tanrı tarafından keyfi olarak şekillendirilmiştir." (En'am Suresi. kendi kaderini kendi çizdiğine. sadece şekli ve biçimi mi. her insanın irade özgürlüğüne sahip ve kendi kaderine egemen olduğu sanılır. akabinde yeryüzüne gönderdiği "peygamberler" arasında ayrım yapmadığını belirtir (Bakara Suresi. Ya da Fussilet Suresi'nde. Bakara Suresi'nden sonra.. çünkü. ayetin kısaltılmış şeklidir. Kur'an'ın önceki kitapları onayladığını ve Allah'ın ayetlerini inkar edenlerin azaba uğrayacaklarını bildiren iki ayet izler (Al-i İmran Suresi. kimi de saptırmak isterse. kalbini dar ve sıkıntılı kılar. "Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz.. ayet 7) şeklinde ayetler var. İsa'nın anası Meryem'in babasının mensup bulunduğu "İmran'ın ailesinden söz eden ayetleri kapsadığı için. Kur'an'da baştan ikinci sırada yer almakla beraber. kim kötülükte bulunursa zararı kendisinedir" (Fussilet Suresi. Al-i İmran Suresi'nin dördüncü ayetinden hemen sonra. pek az bir kısmı bu konuya ayrılmıştır. onun kalbini İslamiyete açar... Al-i İmran Suresi'ne şöyle bir göz atacak olursak. Tanrı'dan indiği söylenen surelerin seksen yedincisidir. Talût ve Calût ordularının bozguna uğratıldığından söz eder ve yeryüzü düzenini. ilk birinci ayet. Bunu. " (En'am Suresi. Fakat. Yahudilerin ve Hıristiyanların dahi Kur'an'la bağlı bulundukları bildirilmiştir. aynı uyumsuzluklarla ve aynı çelişmelerle karşılaşırız. " (Tekvir Suresi. ayet 15) diye yazılıdır. ayet 285) ve hemen sonra kişiye takatinden fazla yük yüklemediğini bildirir (Bakara Suresi. "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.. Bunları okurken. ayet 106) şeklinde olanları vardır. irade özgürlüğünü hem var sayan hem de yok kılan ayetler. İsra Suresi. Tanrı'nın. ayet 29). biraz önce değindiğimiz gibi. ayet 275-284). . Kur'an'ın diğer sure ve ayetlerinde de çelişkili şekilde tanımlanmıştır: kimi yerde kişinin. Tanrı'nın insanlara doğru yolu göstermek üzere. Yine bunun gibi. ayet 30). Burada geçen "dilediği gibi şekillendiren" deyiminden anlaşılması gereken nedir? İnsan denen varlığın. "Allah kimi doğru yola sokmak isterse." (İnsan Suresi. Böylece. bazen peşi peşine sıralanmışlardır.

birden çok anlama gelebilen ayetler için kullanılması gerekir!( Turan Dursun." (Al-i İmran Suresi. Muhtemelen bunun fark edileceğini bildiği içindir ki. bunlar. "... Halbuki. fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşabih ayetlerin peşine düşerler... daha sonraki ayet.. 'Ona inandık. anlaşılır olan ayet demektir. s. bazı ayetlerin "muhkem" ve bazılarının "müteşabih" olduklarına dair 7. sadece tek bir anlamı olan ayetler için. eğer bu ayetler." diye yazılı. bunların ne olduğu ve bu sözcüklere ne anlam verilmesi gerektiği hususunda. 192) Öte yandan. kişi Tanrı'dan öğüt alabilir. bir başka çelişki yaratacak nitelikte olmak üzere şöyledir: "(Onlar şöyle yakarırlar) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bundan dolayıdır ki. Dikkat edileceği gibi. Tanrı'nın bunu dilemesi koşul! Ve yine Kur'an'a göre kişi. 137 vd. ayeti ile askıya alınmışa benzer." (Al-i İmran Suresi. bazı ayetlerin ise "müteşabih". insanları doğru yola ileten ve ilettikten sonra kalpleri eğriltebilen Tanrı'dır. Nitekim.. "müteşabih ayet" ise. Örneğin. 150. Bununla beraber.. Kıyamet Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Dileyen (düşünüp Tanrı'dan) öğüt alır. ne yapacağımızı şaşırmışken. Taberi'ye göre "muhkem ayet". 151. hepsi de Rabbimiz tarafindandır' derler. Tanrı'ya şu şekilde yalvarma durumundadır: "Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Nitekim. c. hükmü yürürlükten kaldırılmış olan ayettir. yani "anlamı anlaşılamaz" nitelikte olduğuna dair ayet koyma gereğini duymuştur. anlamı ve yorumu bilinen. bunlar kitabın esasıdır. yorumcular arasında görüş ayrılıkları vardır. Bize tarafından rahmet bağışla. Kur'an'ın bazı ayetlerinin "muhkem". ister kapalı anlamlı olsun. Kimine göre "muhkem" deyimi. ayet 55-56).. Razi gibi yorumculara göre "muhkem" ayet. faydası ne? Eğer anlamı bilinmeden bellenmek üzere kondu ise. ayetlerdir. "muhkem" ve "müteşabih" ayetler konusuna doğru dürüst bir açıklama getirilmiş değil. Kur-tubi gibi yorumculara göre. doğru yola yönelmek ya da sapıtmak hususunda irade özgürlüğünden yoksun bulunduğuna öylesine inanmıştır ki. age. Kalplerinde eğrilik olanlar.. Bize tarafından rahmet bağışla. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir ki. çelişki sorununu çözümlermiş gibi görünen bu ayet. yani "anlamı açık ve seçik". ve 152. hükmü geçerli olan ayettir. hepsi de Rabbimiz tarafındandır' derler. ayet dikiliverir karşımıza: "Sana kitabı indiren odur. Diğerleri de müteşabihtir. Muhammed. "müteşabih" ayet ise. Bu . hiç kimse için mümkün olamayan ayettir. "müteşabih" ayetlerin yorumunun sadece Tanrı tarafından bilindiği anlatılmakta! Daha önce de dediğimiz gibi. "ilimde yüksek payeye erişenler" dahi.. ama alabilmesi için.İlimde yüksek payeye erişenler ise." (Kıyamet Suresi. "müteşabih" deyimi ise. ayet 7).. ayet 8). Bir kere. "müteşabih" ayet ise. ister açık. sadece Tanrı tarafından bilinmek üzere Kur'an'a kondu ise. Anlaşılan o ki. bizzat kendi içinde çelişkilidir.3. Bu inceliği ancak aklı selim sahipleri düşünüp anlar" (Al-i İmran Suresi. İlimde yüksek payeye erişenler ise. Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. hepsi de Rabbimiz tarafindandır" demek durumundalar! İrade ve fikir özgürlüğü ile bu nasıl bağdaştırılabilir? Bütün bu hususlar.Örneğin. En'am Suresi'nin sadece üç ayetidir ki. Tanrı'nın insanlara verdiği bilgi yollarından herhangi bir yolla anlamının öğrenilip bilinmesi. anlamı hiçbir yolla bilinemeyen ayettir. 'Ona inançtık. "muhkem ayet" demek. ayet 8). onun tevilini ancak Allah bilir. Yani. anlamı sadece Tanrı'nın bildiği ayetleri körü körüne kabul edip. bu takdirde kulların düşünme gücünden yoksun kalmaları sonucunu doğurmaz mı? Yukarıdaki ayette... Yine Razi'ye göre "muhkem" ayetler. Al-i İmran Suresi'nin şimdi üzerinde durduğumuz ayetinin anlaşılmazlığı karşısında. her hususta ve her konuda olmak üzere Kur'an'ın tüm surelerinde ve ayetlerinde yer etmiştir. "anlamı anlaşılabilen bir hükme ve sonuca varılabilen" ayettir. "Ona inandık. Bu tür çelişkiler ve bu tür tutarsızlıklar. Ancak. Al-i İmran Suresi'nin şimdi üzerinde durduğumuz 7.

kaldığımız yerden okumaya devam edelim. A'raf Suresi'nde. bkz. sayısız denecek kadar çok hadis hükümlerini) incelemek gerekir ki. kıyamet hakkında gelişigüzel bir fikir edinebilmek için. ayet 9). ayetin anlamı hakkında bir fikir öne sürebilmek için. düzensizlik bir yana.7.. "el.7. ikide bir Muhammed'e.88 vd. insanların kıyameti yalanladıkları ve "kıyamet günü ne zamanmış?" diye sordukları yazılıdır (Kıyamet Süresi. ". Görülüyor ki. Turan Dursun. aynı zamanda "evlatlardan söz ediyor (ki "veled" karşılığı "oğullar" demektir). bazı yerinde "şaet" (gelecek olan an ya da saat). ayet 187. Pek güzel. haşr (toplanma günü). Al-i İmran Suresi'ni. daha sonra gelen ve bir öncekiyle ilişkisi bulunmayan ayete ilişmekte: "Rabbimiz! Gelmesinden şüphe edilmeyen bir günde. ayet 42-46)... ayet 125).doğrultuda. bazı ayetlerinde de yalanlayanların. ama "gelmesinden şüphe edilemeyen gün" nedir ve Tanrı'nın kulları bunu nereden bilmişlerdir! Eğer bu gelecek olan günden maksat "kıyamet" ise. .. inkar edenlerin ne malları ne de evlatları (oğullan) Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. Kur'an'da kıyametle ilgili olarak çeşitli surelere dağıtılmış 150'den fazla ayet bulunduğuna göre. s. Kur'an'ı karıştırmamız ve muhtemelen 72 sürelik bir atlama yapıp. öyle değil. Kur'an'ın "apaçık"oluşuyla da bağdaşmaz. Allah asla sözünden dönmez" (Al-i İmran Suresi. Oysa. s. çünkü bu Piskopos'un Muhammed'i "peygamber" olarak kabul ettiği halde. ayet 34. Tanrı'nın. Fakat. kıyametin ne olduğunu. Örneğin. age. ayet 9). ayet 55-56). "Kıyamet gününe yemin ederim" sözleriyle başlamakta ve insanların.) sıkıştırılmış 150'den fazla ayeti (ayrıca da. insanları mutlaka toplayacak olan sensin. İşte onlar cehennemin yakıtıdır" (Al-i İmran Suresi.) nasıl bir ameliye ile karşı karşıya kaldığımız ortadadır. Kur'an'ın bazı ayetlerinde. Bu itibarla. Kur'an'ın diğer sureleri içerisine. öyle değil. Onuncu ayet şöyledir: "Bilinmelidir ki.. ayet sadece "ma/"lardan değil. bu takdirde onları mükafatlandırmanın ya da cezalandırmanın ne anlamı olabilir? Bu soruyu sorarken. ayeti) hakkında fikir edinebilmek için. şimdi üzerinde durduğumuz ayet (yani. ayet 10). yine Kur'an'dan öğrenmekteyiz ki. Daha başka bir deyimle. En'am Suresi'nde. De ki. Onun vaktini ondan başka belirtecek yoktur.. dilediği gibi insanların kalplerini açıp Müslüman yaptığı ya da kapayıp kafir kıldığı yazılı (En'am Suresi." (A'raf Suresi. Tanrı'nın. Al-i İmran Suresi'nin 9. Rum krallarından edindiği malları elinden kaçırmamak için Müslüman olmaktan kaçındığını söylerler. Bu konuda daha geniş bilgi için bkz. Kur'an'ın.Allah asla sözünden dönmez" diyerek kıyametin zamanı konusunda şüphe etmediklerinden söz edilmekte (Al-i İmran Suresi. 'Onu ancak Rabbim bilir. Dikkat edileceği gibi. pek çeşitli deyimlerle (Kur'an'ın bazı yerinde "yevmııl-kıyame" (kıyamet günü). örneğin Kıyamet Suresi'nde. 75.Oysa. sırasında bulunan ve "Kıyamet" başlığını taşıyan sure. "kızlar" ya da başkaca şeyler belirtilmemiştir? Ve ne sebeple inmiştir bu ayet? Bazı yorumcular bu ayetin Necran Piskoposu vesilesiyle indiğini. çünkü. Turan Dursun.. Kur'an'ın başka bir yerinde. ayet 55-56). Kur'an'da pek çok ayet var. kıyametin ne zaman geleceği hakkında Muhammed'in de pek bilgisi yoktur. çünkü. Nedir anlatılmak istenen şey? Neden mallar ve oğullar Allah huzurunda inkarcılara fayda sağlamayacaktır? Neden sadece "matlar" ve "oğullar" anlamına gelen "evlatlar" zikredilmiştir de.. gözümüz. Örneğin. Hatta bu konuda öylesine habersizdirler ki. ne zaman geleceğini sormaktan geri kalmazlar. ölümden sonra diriltilip hesaba çekileceklerini anlatmakta. Naziat Suresi. ama şöyle bir düşünelim: eğer insanı doğru yola sokan ya da doğru yoldan çıkaran Tanrı ise. Lokman Suresi. c. Tanrı bize kıyamet hakkında yeterince bilgi verecektir.( Kıyametle ilgili olarak Kur'an'da yer alan bu ayetler hakkında bkz. kıyametin yalanlandığından (Kıyamet Suresi. bu 150 ayeti. surelerin nüzul sırasına göre incelemeye kalkışacak olursak. buradaki anlatış öylesine yetersiz ki. Eğer. gelmesinden şüphe edilemeyecek olan bir gün vardır ve o gün Tanrı insanları toplayacaktır! Pek iyi.age.karia" (gürültüsü ile felaket kapısını çalacak olan gün). bazı yerinde "el-vakıa" ya da "el-hakke" (gerçekten gelecek olan gün). Surenin başlığına bakarak sanılır ki. Kur'an'ın başka yerlerine atlamalar yapmamız gerekiyor.. işin içinden hiç çıkamayız! Ve ilginç olan husus şu ki. c. burada konuşanlar Tanrı'nın kullarıdır ve konuşmalarından şunu anlıyoruz ki. deyimleri geçer.. kıyametin saatinin sadece Tanrı tarafından bilindiğine dair şu var: "Ey Muhammed! Kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar.88 vd.

. Ayetin bir başka okunuşu şöyledir: "Ey bürünen (Müddessir) . içinden çıkılmaz sorunlarla karşılaşmaktayız! Al-i İmran Suresi'nde kaldığımız yerden devam edecek olursak.. Hayır. Velid. örneğin. Hem. birbiriyle ilişkisi olmayan hükümlerini okumaya devam ederek biraz daha ilerideki ayetlerine göz atalım. mallara ve oğullara sahip olmanın kendilerine sağlayabileceği bir fayda yoktur... hayır. Tek olarak yarattığım o kimseyi bana bırak! Hem uzun boylu mal verdim.. orada da şu satırlar yer almıştı. Bundan dolayıdır ki. Şu bakımdan ki. Fakat.. Sonra da tama eder ki. işte onlar cehennemliklerdir..." (Müddessir Suresi.ve 26. kendisine bol bol mal. çünkü o bizim ayetlerimize karşı inat kesildi.) Velid.. iman etmeyenlere şunu hatırlatmaktadır ki. bu aynı Al-i İmran Suresi'nin biraz önce incelediğimiz 10. orada şöyle deniyor: "Ey Muhammed!.. Yahudilerin ve Hıristiyanların kafirliklerinden söz eden 116. kendi çalışmasıyla ve kendi alnının teriyle varlık edinemez. daha artı rayım.( Bu yorumlar için bkz Elmalılı H. bol miktarda mal ve oğullar vermek suretiyle nimetlendirmektedir. ayetiyle karşılaştıralım! Dikkat ediniz. onlar orada ebedi kalacaklardır" (Al-i İmran Suresi. yarım yamalak dahi olsa. . ve 29. Al-i İmran Suresi'nin söz konusu ettiğimiz bu onuncu ayeti hakkında. oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi bana bırak. Yorumculara göre bu ayet. Bu minval üzere devam ederek. Tanrı onu neden mal ve oğul sahibi yapmıştır? Tanrı. Müşriklerin kötülüklerinden. Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar. fikir edinmek şöyle dursun. 121. aynı kopukluklarla karşılaşırız. bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır. cezasını ben vereyim.7. çünkü. c... yine başladığımız noktaya. İşte onlar cehennemin yakıtıdır" (Al-i İmran Suresi. evladından. inkar edenlerin ne mallan ne de evlatları (oğulları) Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır.5456 vd. Kur'an'a) inanmayacak olursa. İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım. Tanrı'nın buyruklarına (örneğin. eğer kişi. Ayetten anlaşılmaktadır ki. ayet 10-16.. ayrıca Diyanet Vakfı Kur'an çevirisinde Müddessir Suresi'nin 11 . mallara (ya da oğullara) sahip olmanın hiçbir hayrını görmeyecektir." (Müddessir Suresi. Hem göz önünde oğullar. yani 110 ayet öncesine dönmüş olmaktayız. oğul sahibi olmayı. Çünkü. s. ayete geldiğimizde karşımıza şu çıkıyor: "İnkar edenler var ya. onu varlık sahibi yapan Tanrı'dır. ayete gelelim. kölesinden ayırıyor" şeklinde konuşmuştur. yaslayacağım onu sekara (cehenneme). Sadece servetinin çokluğu ile değil. ama eğer bu böyle ise. ticaret yoluyla büyük servet edinmiş bir kimsedir. aynı uyumsuzluklarla. Hayır. aynı anlaşılmazlıklarla. Tanrı. ayetlerinin açıklanmasına bakınız. kişiyi ailesinden. Bundan çıkan bir diğer sonuç da şu olmaktadır ki. ayetleri üzerinde durmamız gerekiyor. "Bilinmelidir ki. Mekke ile Taif arasında mal ve arazileri ve ayrıca Taifte yaz kış meyveleri eksik olmayan bostanı vardı. ayet 11-14. çünkü. mallara ve arazilere sahip olmak kadar önemli saymaktadır. age. İslam olmaya ve Muhammed'i "peygamber" olarak kabule eğilimliyken. yeğeni Ebu Cehil'in kışkırtması üzerine Muhammed hakkında olumsuz şeyler söylemiş. Kureyş'in ileri gelenlerinden olup. Muğire'nin tutum ve davranışı vesilesiyle inmiştir. "her şeyi bilen" ve "ileriyi gören" değil midir? Üstelik de. Velid b. Pek güzel. ateşe atılmaktan kurtulamayacaktır. onların malları da evlatları (oğulları) da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Şimdi bu ayeti. ayet 116). dilediği kişileri.26). oğullarının sayısının çokluğu ile de ün salmıştı. Tek olarak yaratıp. Yazır. çünkü o.. Yeni bir örnek olarak. kendisine bir döşetiş döşedim. söylendiğine göre. geliniz şimdi bu surenin... kişi. "Muhammed bir sihirbazdır. ayet 10). on ya da on üç oğlu vardı.Müddessir Suresi'nin 11. Karşımıza birdenbire ve hiç beklenmedik yerde. bundan dolayıdır ki. 26). kendi yarattığı kullarını doğru yola sokan ya da saptıran o değil midir? Görülüyor ki.

. Uhud Savaşı'dır. sizler güçsüz olduğunuz halde.. sonra Tanrı'nın inkarcılara süre verip onların günahlarının artmasını istediğine (Al-i İmran Suresi. ayet 187)." denilerek cehennemden uzaklaştırılıp cennete konulanların kurtuluşa ermiş olacakları anlatılıyor (Al-i İmran Suresi.. yorumculara göre bunlar Yahudilerdir (Al-i İmran Suresi... Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Fakat. Fakat.. Bir sonraki ayette. ama bununla hangi savaş anlatılmak isteniyor. ". ayet 121). Kureyş'ten korkarak İslamı terk eden bir kavim hakkında. bunu onların gönlünü rahatlatmak için yapacağı yazılıdır (Al-i İmran Suresi. sonra "Her canlı ölümü tadacaktır. Bedir'de de size yardım etmişti.. her ne olursa olsun. bu konu tamamlanmadan.. Tanrı'nın onlara "nişanlı beş bin melek"le yardımcı olacağı. Allah." (Al-i İmran Suresi. ekonomi ile ilgili bir konu. Şu halde. 184). Yorumculardan ve Muhammed'in Kur'an olmayarak bıraktığı verilerden (hadislerden) öğreniyoruz ki. Tanrı hakkında olumsuz şey konuşanlara. . ayetin kimler hakkında indiği tartışmalı: kimine göre ayet Medine'deki Müslümanları korkutmak amacıyla Mekkelilerin gönderdikleri Nuaym adındaki kişi vesilesiyle ve "Küffarı Kureyş" hakkında. ayet 176177). faiz konusu çıkıveriyor ve şöyle emrediliyor: "Ey inananlar! Faizi kat kat alarak yemeyin. onlardan söz aldığı. Ölümle karşılaşmadan önce onu biliyordunuz" (ayet 141-144) diye devam olunuyor. benden korkun" (ayet 175) şeklindeki bir ayetle başka bir konuya atlanıyor ki.(Al-i İmran Suresi. ayet 122). ayet 186). kimine göre "münafıklar" hakkında.." diye konu edilen savaşın ne olduğu.. ayet 127-128)." denilerek." (Al-i İmran Suresi..mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler" (Al-i İmran Suresi. sabreden kimselerin iyi bir iş yapmış olacakları hatırlatılıyor (Al-i İmran Suresi. ". "Eğer siz bir yara aldıysanız. kendi dostlarını korkutur. sonra Tanrı'ya itaat görevi hatırlatılıyor (ayet 149-152) ve sonra tekrar Uhud Savaşı'na dönülüyor (ayet 153-174).. akabinde Muhammed'in "Ancak bir peygamber" olduğu söyleniyor (ayet 144-148). onu gizlemeyeceksiniz" diyerek. ayette söz konusu olan savaş. ne zaman. 121. eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın. şüphesiz o topluluk da benzeri bir yara almıştır. sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. ayet 124). ayet 181. "Gerçekten Allah fakir. kafirlerden bir kısmının kökünü kesmek amacıyla. "İşte o şeytan. kimine göre "küffardan" Müslüman olup da. fakat onların buna kulak asmayıp. bilemiyoruz! Daha sonraki ayette. eğer Müslümanlar sabır gösterecek ve Tanrı'dan sakınacak olurlarsa. sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. fakat "Hani sen (Ey Muhammed!). Ve işte bu ayetleri okurken karşımıza. ne sebeple ve kimler arasında çıktığı bildirilmiyor. Pek güzel. ayet 125-126). Bedir Savaşı örneği veriliyor. bu ayetten sonra. Daha sonraki ayette.. "onu az bir dünyalığa değiştirdikleri" belirtiliyor -ki yorumcuların söylemesine göre burada. sonra insanların hasisliğine değinilerek "cimri"lik konusuna atlanıyor ve cimri olanların kıyamet gününde cezaya uğrayacakları anlatılıyor (Al-i İmran Suresi. ve bir konudan bir başkasına sıçraya sıçraya Al-i İmran Suresi sona erdiriliyor! .. ayet 178).onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız. yine hiç yeri ve gereği olmadan.. belli değil! Bunu izleyen ayetlerden de bir şey anlamak mümkün değil! Nitekim bir sonraki ayet şöyledir: "O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Nedir burada sözü geçen "iki bölük"ten maksat.savaşla ilgili şöyle bir ayet çıkıveriyor: "Hani sen (Ey Muhammed!). ayet 185). sonra. Tevrat ve İncil sahiplerinin bu kitaplardaki bazı şeyleri gizledikleri ve bu kitapları tahrif ettikleri açıklanmaktadır.. Sonra kişilere Tanrı'yı anmaları için öğütler veriliyor (ayet 131-140) ve sonra tekrar Uhud Savaşı olaylarına dönülerek. Yine dikkat edileceği gibi. sonra Tanrı'nın ehl-i kitab'a (Yahudilere ve Hıristiyanlara).. biz ise zenginiz" diyen ve peygamberlerini haksız yere öldürenlere ve Müslüman olmamak için bahane ileri sürenlere değiniliyor ki. inkarcıların Allah'a zarar veremeyeceklerine (Al-i İmran Suresi. kimine göre ise Yahudiler hakkında inmiştir. fakat.. Tanrı'nın Müslümanlara yardımda bulunduğu eklenmekte (Al-i İmran Suresi. örneğin. ayet 130).Allah hakkıyla işiten ve bilendir" (Al-i İmran Suresi. ayet 180). ayet 123) deniyor ve Tanrı'nın Bedir Savaşı'nda Müslümanlara üç bin melekle yardım ettiği ekleniyor (Al-i İmran Suresi. birdenbire. "Andolsun. daha sonra.

iman edenlerin inkarcılara üstün olmalarıyla. 176 ayetlik bu surenin.. belli değil! Hani sanki Tanrı onun adını zikretmeye bile gerek görmemiş gibi! Zira. Bakara Suresi. Adem ile eşinin yaratılışı ve onların birbirleri karşısındaki durumları üç sure arayla. "kadınlar" anlamına geldiği için sanılır ki. Rabbinizden sakının. Nuh'a ve daha sonraki "peygamber"lere (örneğin. haramlarla.. örneğin Bakara Suresi'nde. temizi pis olanla değişmeyin. bunun. İshak'a. bu sure. İbrahim'e. ayet 3). Tevrat. mirasla. bu sure. Adem'in adını anarak ve onu meleklere üstün kılarak konuştuğu halde. yetimlerin (öksüzlerin) haklarına riayet edememekten korkarsanız.18 Daha önceki surelerden farklı olarak. erkeklerin kadınlar üzerinde üstün dereceleri olduğunu bildiren hükmünü hatırlamak gerekiyor. eğer onlara karşı da adil davranamayacağını düşünürse. bu surede hem mekki hem de medeni ayetler bulunduğu kabul edilir. aptes alma. karısını dövme hakkına sahip olduğunu belirten bir hüküm buluyoruz. Bap I: 27 ve Bap II: 21).. hiçbir bilimsel esasa ve sıraya bakılmaksızın sıralanmışlardır. İkinci ayet "yetim" deyiminden ne anlaşılmak gerektiğini dahi açıklamadan. Muhammed'in kaynak edindiği Tevrat'ta. Şimdi burada Adem'den de eşinin yaratıldığı bildiriliyor. ayet 30-31). kadınlarla ilgili olan ayetlerinin sayısı on ya da on beşi geçmez. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın. daha ilk birinci ayette. kadına hak ve eşitlik sağlayan hükümleri kapsamaktan çok uzaktır. gusletme ve namaz kılma gibi durumlarla. bu ayette.. yani. Her ne kadar Nisa Suresi'nin birinci ayetinde. bu surenin başında. Mekke'de (daha doğrusu Medine'ye hicret sırasında) indiğini iddia edenler de vardır. ayetinde. erkeğin "evvel" ve kadının "tali" (ikinci derecede) olduğunu anlatmakta. onların haklarına riayet edememekten korkan erkeklerin dörde kadar kadın almaya. yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Fakat. Tanrı'nın Adem'i yarattığı ve Adem'in kaburga kemiğinden de eşini. İsa'ya.) şeklinde işaretler bulunmamakta.. Mim vs. Nedir Adem'in eşinin adı. her hususta olduğu gibi. kadının ne şekilde ve Adem'in neresinden yaratıldığı belirtilmemiş ise de. Bunu okurken. ayet 3): "Eğer (Kendileriyle evlendiğiniz takdirde). bunu izleyen ayet. 176 ya da 177 olduğunu öne sürenler de vardır. Bu adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır" (Nisa Suresi. dördüncü sırada olmak üzere yer almıştır. en başlarında. aslında Nisa Suresi'nin daha ikinci ayetiyle kendisini belli etmektedir.. diğer ayetler başka konulara ayrılmıştır ki. ". onların mallanın kendi mallarınıza katarak yemeyin. Muhammed'in Kur'an olmadan koyduğu hükümlerden öğrenmekteyiz ki. ayet 1) diye yazılıdır. Şu bakımdan ki. ayet 2) diyor. biraz sabredip Nisa Suresi'nin daha sonraki 34. kadın haklarıyla ve kadının özgürlükleriyle ilgili hususları işlemektedir. yetimlerin durumu ele alınmış. bu takdirde bir tek kadın ve dilediği sayıda cariye edinmeye hakları olduğunu açıklamakta (Nisa Suresi. Havva'yı yaptığı yazılıdır (bkz. Ayetten anlam çıkarmak her bakımdan olanaksız. beğendiğiniz (veya size helal olan) kadınlardan. Yakub ve torunlarına. cihada çıkmakla. kadının yaratılışında pek öyle iç açıcı bir durum yok gibi! Çünkü. Elif. Oysa. Yahudilerin ve Hıristiyanların tutum ve davranışlarıyla. çünkü. ikişer. Nisa Suresi'nde de 34 ayet arayla ele alınmıştır. bu. bunlar yetimlerle. Çünkü. dörder alın. Davud'a) Tanrı tarafından verilenlerle ilgili olup. Tanrı'nın Adem'i yarattığı bildirilmişti (örneğin. Eyub'a. ayetine gelecek olursak. bu ifade. hurafat (örneğin. münafıkların. Yorumcular ayete açıklık getirmek için. aklı şaşkınlığa sürükleyici ne varsa yaparlar. orada Tanrı'nın insanlardan bir kısmını. bu hususta da. "kadın"denen yaratık. söylendiğine göre aslında Tanrı'nın indirdiği surelerin doksan ikincisidir! Ama her ne hikmetse. "Yetimlere mallarını verin. Surenin başlığı olan Nisa sözcüğü.Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratan. Fakat. Medine'de indiği sanılırsa da. Bir kere ne demektir "yetimlerin haklarına riayet etmekten korkarsanız"? Buna bir cevap bulmak hususunda yorumcular bir hayli bocalarlar. Oysa. "Tekvin". Adem'in eşinin adını ağzına bile almamış. Kadının durumu konusundaki bu kopukluk. müşriklerin. yetimlerle evlenip de. kadının yaratılış itibariyle hiç de övünülecek bir durumu olmadığı daha bu ilk ayetten belli olmakta. "Dılı" sözcüğü kaburga kemiklerinden biri olduğuna göre. kadın sorunlarını kapsayan ayetler. Görülüyor ki. Yunus'a. "Adem'in bir dılından yaratılmıştır". Kur'an'ın sonlarında değil. Harun'a. Fakat. Lam.Kur'an'ın dördüncü suresi olan Nisa Suresi'ne göz atalım: Daha önce de değindiğimiz gibi. fakat yine kopukluklara boğulmuştur.. büyük ve küçük günahlarla. İsmail'e. Örneğin. Ayetlerin sayısının 175 olduğunu söyleyenlerin yanında.. Üstelik bu ayetler. erkeğin kadın üzerinde egemenliği bulunduğunu. esas itibariyle kadın sorunlarıyla. Süleyman'a. üçer. yani başka konularla ilgili ayetler arasında yer almış olarak karşımıza çıkar." (Nisa Suresi. diğerlerine üstün kıldığını ve bu doğrultuda olmak üzere. daha önceki surelerde. Öte yandan evlilik . Öte yandan. surenin orasına burasına serpiştirilmiş olarak. büyük bir günahtır" (Nisa Suresi. daha önce Bakara Suresi'nin 228.

. giydirin. kadınlara mehir verme konusuyla ilgili (Nisa Suresi." (Nisa Suresi. erkeklere ve kadınlara paylar olduğu (Nisa Suresi. derken. öksüzle kim evlenir? Velev ki. bu kızlarla evlenmekle haksızlık yapacağını sanıyor ise. bu takdirde onlarla evlenmeyip. Diyanet Vakfı çevirisi şöyle: "Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (vermeyin). öksüzle evlenen. çocuklar hakkında erkeğe iki dişinin hissesi kadar pay ayrılacağı (Nisa Suresi.21 Evet. adalet öğesine konu edinilmemiştir? Bu sorulardan hiçbirine mantıklı bir karşılık bulamazsınız! Ayetin ne vesile ve maksatla indiği bile yorumcular arasında tartışmalı. Muhammed kadınları "aklen ve dinen dûn yaratıklar" olarak tanımlamıştır. ayet 5).. çünkü. öksüz kızların hakkım korumak amacıyla bu ayet inmiştir. Ayetin inişi konusunda İkrime ve Fahruddin Razi gibi diğer bazı yorumcular da farklı görüşteler: güya. tekrar yetim konusuna dönülerek. ayet 7)." (Nisa Suresi. daha doğrusu "reşit olmayanlar" için olduğu kadar. Bu ayetten hemen sonra. neden yetim sahibi olup olmamakla ilgili kılınsın? Yetimlerin haklarına riayet etmekten korkan erkek. kadınların hak ve özgürlükleriyle bağdaştırmak ya da adalet duygusuna oturtmak mümkün değil." (Nisa Suresi. Bu ayeti şöyle okumak mümkün: "Allah'ın sizi başına diktiği mallarınızı sefihlere vermeyin de. neden bir tane ile yetinsin ya da dilediği sayıda cariye alabilsin? Cariye insandan değil midir ki. Daha sonra ana babanın bıraktıklarından.. ayet 12).. Daha başka bir deyimle. erkeklerin sayısından çok olmasını da göz önünde tutmuş ve erkeklere dörde kadar kadın alma hakkını vermiştir. öksüzün malı. ama ayetin böyle bir olasılık sağlayan yönü yok. ayet 3).. eşlerin çocuk bırakmadan ya da bırakmış olarak ölmeleri halinde mirasın ne olacağı belirtiliyor. Çünkü. başka kadınlardan dörde kadar alabilecektir! Güzel.. Ve işte yine güya. ayet 11). Yani. "Ben de filan gibi niye birçok kadınla evlenmeyeyim?" demişmiş! Ve işte yukarıdaki ayet bu nedenlerle inmiş imiş! Görülüyor ki. . Nisa Suresi'nin bu aynı üçüncü ayeti. giydirin. Bundan sonra. onu gören bir başkası. henüz evlenme sorunlarına yer verilmeden. ayet 4). Nisa Suresi'nin ayetini izleyen ayet. erkeklere sayısız cariye ile birlikte yaşama hakkını tanımakta: ". Bir sonraki ayet ise şöyledir: "Allah'ın sizi koruyucu kılmış olduğu mallarınızı beyinsizlere vermeyin. ayet 8-10). "sefihler" deyimi "aklı ve dini dûn (eksik)" olanlar için kullanılmıştır. her ikisi de aynı anlama gelmekte.. sınırsız sayıda kadın almak olasılığım ortadan kaldırmıştır. genellikle kadınlar için de kullanılmış sayılır. yahut sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. yetimlerin malına yönelmiş imiş! Yine bunun gibi bir başka adam on kadar kadınla evli imiş. evlenmek. çocukları da öksüz kalmışlardır. üçer ya da dörder kadın alsın? Eğer bu suretle adalet yapamayacağından endişe ederse. başka kadın alamayacak mı? Sadece bir yetimle mi evli kalacak? Öte yandan. Zira. bunlarda yapacağınız tasarruf ile onları besleyin. eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen inallarını kendilerine verin. Uhud Savaşı'ndan sonra inmiştir. verirken de. yetimlerle olan ilişki esasına mı bağlanmış oluyor bu ayetle? Yetim sahibi olmayanlar ne yapacak? Eğer bir erkek.. ayet 5) (Çeviri Elmalılı'nındır. parası olsun! Öte yandan. "Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin. miras konulan ele alınmış oluyor. çünkü. düşkünlere ve yakınlara pay bulunduğu (Nisa Suresi. yetimlerin haklarına riayet etmekten korkmuyor ise. ayet 5)) Dikkat edileceği gibi. kendilerim bunların geliriyle rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin" (Nisa Suresi. " (Nisa Suresi. miras paylaşımıyla ilgili hükümlere geçiliyor. güya Uhud Savaşı'nda 700 Müslümandan yetmiş kadar kişi şehit edilmiş ve onların kanlan dul. kendi malı tükendiği için. burada "beyinsizler" ya da "sefihler" diye deyimler yer almıştır ki. paylaşma sırasında yetimlere. neden ikişer. ama dört kadın almak varken. Kureyş'ten bir adamın birçok kadını. ayet 6) denmekte..Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın. Bu arada anaları bir olan kardeşlerin paylarının ne olacağı da hükme bağlanmıştır (Nisa Suresi. savaş yüzünden kadınların sayısının. o mallarla onları besleyin. ayeti bilimsel bir açıklamaya oturtmak. Kimi yorumculara göre bu ayet.denen şey.. eğer bir erkek. ayrıca da yetimleri varmış. başkaca kadın alamayacak mı? Yorumculara göre bu ayet.

her ümmete kendi içinden "peygamberler" seçildiği ve Araplara da Muhammed'in "peygamber" olarak gönderildiği bildirilir (Nisa Suresi. Bununla beraber. yer ve gök halklarının tümüyle yok olmaları üzerine Tanrı'nın bütün bunlara mirasçı olacağı açıklanmakta. onlar.8. sırasında yer alan Nur Suresi'nin ikinci ayeti ile kaldırıldığını söylerler. Allah tevbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir" (Nisa Suresi.. Bu bildirildikten .Bu on ikinci ayeti şu ayet izler: "Bunlar Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. ana baba bir ve baba bir kardeşlerin miras paylarının ne olacağı belirtilmemiştir. "fuhuş" konusuna geçilmiştir: "Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Muhammed'in uygulaması böyle olmuştur. Bu zikrettiğimiz son iki surede. 164 ayetlik bir atlama yaparak. Yine yorumcuların söylemesine-göre. ayeti okumamız gerekiyor. birdenbire başka bir konuya atlanır ve Tanrı'nın "kafirlere aşağılık bir azap" hazırladığı hatırlatılır (Nisa Suresi. Eğer şahitlik ederlerse. ceza hukukuna dahil olan fuhuş konusuna atlanılmıştır. miras sorunlarını tam bir çözüme bağlamış değilken. doğru dürüst bir sonuca varamazlar.) Fakat. ikincisinde fuhuş yapan her iki tarafın tevbe edip.Görülüyor ki. "medeni hukuk" kuralları niteliğinde şeylerdir. ayet 40). zina eden erkekler için uygulanır. Çünkü. Hemen sonra ve yine hiç yeri yokken. örneğin Al-i İmran Suresi'nin 180. ayeti ile Hadid Suresi'nin 10.. "inallarını insanlara gösteriş için sarf edip Allah'a inanmayanlar" ele alınır (Nisa Suresi. aslında mirasla ilgili hususlar tamamlanmış değildir. Her ne kadar fuhuş yapan kadınlara ceza verilmesi böylece öngörülmüş olmakla beraber. Nisa Suresi'nin en son ayeti olan 176. anaları bir olan kardeşlerin miras payları hükme bağlanmış olduğu halde. Bu söylenirken. ikincisinin ise bekarların zinası hakkında konduğunu söylerler. evlilikte erkeğin üstünlüğüne. bunlar anlatılırken." şeklinde başlayarak. evlerde kapatın (Nisa Suresi. bir başka sureye. Allah onu devamlı kalacağı ateşe sokar." (Nisa Suresi. Bir kısım yorumcular ise. eğer tevbe eder. yukarıdaki ayetlerle. Bir kısım yorumcular.. örneğin. bundan sonra kadınların fuhuşu ve fuhuş yapan iki tarafa verilecek cezalar konusuna geçilmiştir. Zira. " (Nur Suresi. Nisa Suresi'ndeki hükümleri okurken görüyoruz ki. Kur'an'ın 23. Evlenme konusu işlenirken. o da tekrar medeni hukuk sorunlarıyla ilgili evlenme konusudur. uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin. age. uslanma yolunu tutmakla cezadan kurtulacağı hükme bağlanmakta. göklerin ve yerin mirasının Allah olduğu. medeni hukuk alanına giren mirasla ilgili konular tamamlanmadan. bu ayette öngörülen ceza. o kadınları ölüm alıp götürün-ceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar. bu fikre karşıdırlar. fuhuş konusu da tamamlanmadan başka bir konuya geçilmiştir ki. ayet 38). bu kez evlenme işleriyle ilgili hükümlere (Nisa Suresi. her ne olursa olsun. Nisa Suresi'nin ilk başlarındaki mirasla ilgili hükümler. . Turan Dursun. kadının "tabiliğine" değinilir. s. Ve işte onların miras paylarının ne olduğunu anlamak için. ayet 20-25) yer verilmiştir. ayet 13-14). "İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa ceza verin. ayet 15)... c.. Nur Suresi'nin ikinci ayetinde ise. bir sonraki ayette. Bu ayet. Bu karışıklığı gidermek için yorumcular birbirleriyle sürtüşürler.. Oysa. çünkü. Bütün bunlar. yukarıdaki ayetlerden birincisinin evlilerin zinası. bir de mirasın gerçek sahibinin kim olduğu hususu var ki. iki ayet birbiriyle çatışmakta. Yani. çünkü. bunu anlamak için de. Eğer. Sanırsınız ki. Kim Allah'a ve Peygamberi'ne karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa. bu ayetlerin. ayetlerine göz atmak gerekir. birincisinde fuhuş yapan kadınların ölünceye kadar eve kapatılmalarından söz edilirken.266. miras konusu burada tamamlanmış ye miras paylaşımıyla ilgili sorunlar çözüme bağlanmıştır. onlara "recm" (taşlayarak öldürme) cezası uygulanır. "Senden (miras paylaşması hakkında) fetva isterler. ayet 36). ayet 2) diye yazılıdır. Nisa Suresi'nin bu yukarıdaki ayetleriyle "fuhuş" (zina) konusu kesin hükümlere bağlanmış değil.. aksine içinden çıkılmaz bir şekle sokulmuş! Fakat her ne olursa olsun. fakat.( Yorumcuların bu konudaki görüşleri için bkz. evli bir erkek ve kadın zina etmişlerse. ana baba bir ve baba bir kardeşlerin miras paylarının ne olacağını hükme bağlamakta. ayet 16) diye yazılıdır:Dikkat edileceği gibi. "Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun.

" (Maide Suresi. Ancak ne var ki. mirasla ilgili sorunlar. aptes alınması) (Nisa Suresi. çünkü. Kur'an'ın beşinci sırasında yer alan Maide Suresi'ne geçelim. s.. "cünüb" iken ya da "gusledene" kadar namaza yaklaşılmaması (Nisa Suresi. hukuk devletinin en önemli hususiyetini teşkil eder. ayetlerine atlanarak ve oradan 176. "Ey Meryem oğlu ha. söylendiğine göre bir tek ayeti Mekke'de inmiş olup -ki 3. gibi hususlarla ilgili hükümler). fakat her halükarda keyfilik yerine kanunun üstünlüğü ilkesini sağlamak olduğunu söylerler. sure.. kişiler ya da kişilerle toplum-devlet arasındaki akdi ilişkilerin niteliği belirtilecektir. cihada çıkmalardan. yukarıda belirttiğimiz hükümler (örneğin. bkz. suredir. 12. Böylece. "devlet" denen kuruluşun başlıca görevinin. "akit" denen şey. bu sureye "Maide" başlığının verilmesi 112. Tanrı insanın efendisidir. başkasına yönelik olarak kendini bağlaması ya da karşılıklı olarak bağlanması demektir. "Akitlere riayet. Hani sanki Tanrı. Her ne kadar. Bundan sonra yine bunlarla ilgisi olmayan konulara atlanır (Nisa Suresi. toprakla "teyemmüm" edilmesi (toprakla. "Ey iman edenler! Akitleri(n gereğini) yerine getiriniz. daha ilk başlangıçta ele alınan miras hükümlerinden birinin tekrarlanmasıyla sona ermiş olur (Nisa Suresi.1547-1548. Şu durumda. onu "kul" olarak yaratmıştır. Yazır'ın görüşü böyle. gibi toplum yaşamı bakımından son derece önemli konularda ayet göndermeyi düşünmemiş gibi! Şimdi geliniz. kendi kendisini "peygamber" olarak ilan ettiği tarihten 13 ya da 14 yıl sonra) inmiş kabul edilir. "ayettir-.. Kur'an'ın baştan beşinci sırasında yer almış olmakla beraber. her ne kadar "itikat" ile ilgili "akitleri" kapsar ise de. irade ve istek yoluyla karşılıklı olarak anlaşma anlamına gelir. Bu sure. bir kısım yorumcular. yani 164 ayet arayla. Fakat. Çünkü. İslam. age. hem kişinin hem de toplumun hak ve menfaatlerini gözetmek ve gerektiğinde. c.. Elmalılı H. bu surede.. ayet 112-114). Yazır. Bu vesileyle şunu da ekleyelim ki. ayet 106-175) ve nihayet koskoca bir Nisa Suresi. ayet 42) ve hemen sonra su bulunmadığı zamanlar... Oysa.( Maide Suresi'nin birinci ayetinin Diyanet Vakfı'na göre açıklanması böyle.. sonra tekrar "kafirlere ve inkarcılara" karşı savaş konusu ele alınır (Nisa Suresi. 1546). kulluk edeceksin" ya da "benim uğrumda cihat edeceksin" ya da "benim önümde yerlere serilecek. ve 8. hiç de böyle bir şey yok! Her ne kadar bazı yorumcular "iman"ın dahi bir akit olduğunu. ayet 45-101). ayetlerinden 11. diğerleri Hicret'in altıncı yılında Medine'de inmiştir..( Elmalılı H. şeklinde konuşmuştur. ayet 102-103). sadece. ayete sıçranarak. hukukun temel konularından biri olan "akit" konusu ele alınıp. birbirleriyle uyumsuz olan konulara ait ayetler doldurulmuştur. anlam olarak (ve hatta onların tanımına göre dahi) bir kimsenin bir şeyi kendi için gerekli sayması.hemen sonra. esas itibariyle hukukla ilgili bir hüküm niteliğindedir. 120 ayetten oluşuyor.( Nitekim Elmalılı H. sure olarak bilinir ve biraz önce değindiğimiz gibi. asıp kesmelerden söz edilir (Nisa Suresi." diyerek. gibi konularla ilgilidir. "yemekli sofra" anlamına gelir..) Ve sanırsınız ki. Oysa. Yazır'ın söylemesi şöyle: ".. çünkü dinin özetinin Allah ve kullarla sağlam birtakım "Uhud ve mukavelat akdetmek" ve akdedilen akitlerin hükümlerini yerine getirmek olduğunu söylerlerse de. seni ben bunun için yarattım" vs. Rabbin bize gökten. . evlenme. sonra aniden yine ibadet ve namaz usullerine dönülür (Nisa Suresi.) Ki bir bakıma taraflar arasında. hiç değilse geniş hatlarıyla işlenecek ve örneğin. sahibidir. ayet 176). birbirleriyle ilgili olmayan. Medine döneminde (ve daha doğrusu Muhammed'in. Konuşmasını cehennem korkutmalarına ve cennet vaatlerine dayatarak iş görmüştür.) bu söyledikleri İslamın temel ilkeleriyle pek bağdaşmaz. "yemek sofrası" konusuyla ilgili olarak başlamaz. daha doğrusu kopuk kopuk bir şekilde olmak suretiyle düzenlenmiş olur. Maide Suresi.... toplum menfaatlerini kişi menfaatlerine tercih etmek. ayet 104105).. "İman etmiş kimseler işenil Allah'tan korkun" diyerek Tanrı'dan bir sofra indirmesini istemesi nedeniyledir (Maide Suresi. Nisa Suresi'nin 7. "sarhoş" halde. Nitekim. Tanrı ile "insanlar" arasında herhangi bir anlaşmaya yer vermiş değildir. "Maide" sözcüğü. ayet 1) diye başlar ki. ve 14. ve 114. asli lügatte sıkı bağlanmak ve düğümlenmek. İslamın gelişinden çok sonra konmuş demektir. nüzul (iniş) sırası itibariyle 92. ibadet edeceksin. İslama göre. yaratırken "bana baş eğeceksin. evlilik ya da miras vs. yiyecek içecek vd. nüzul (iniş) sırası itibariyle 112. miras vs. Çünkü. Tanrı'nın en son indirdiği sureler arasında yer almıştır.. age. s.2.2. donatılmış bir sofra indirebilir mi?" diye soru sormaları ve İsa'nın da onlara. ayet 33) belirtilir ve sonra Mekke'de kalıp da hicret etmeyenlerden ve inkarcılardan ya da Yahudilere karşı saldırılardan. muhkem bağ ve düğüm demek olııb bundan naklen bir kimsenin bir sey'i iltizam veya ahare ilzam ederek kendini veya diğerini bağlamasına veya mütekabilen bağlanmalarına akıl tesmiye olunmuştur.. c.Ya'ni akıd." (bkz. ayetlerde havarilerin İsa'ya. Nisa Suresi. Bunların arasına da. bütün bu süre boyunca. Böyle olunca sanılır ki. ayetin bu ilk tümcesi vesilesiyle.

haram aya ya da Beyt-i Haram'a vs. Hıristiyanlardan da aynı şekilde "söz alındığı". Oysa. Sonra. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. ayet 8). İsrailoğııllarından söz almıştı. Kur'an'ın en sonudur. ayet 12) diyerek. ayet 15).. İhramlı iken avlanmayı helal saymamak üzere (aşağıda) size okunacaklar dışında kalan hayvanlar. en sonuncu ayet olarak konması gerekirdi.. Kur'an'a. kurban edilecek hayvanların boğularak ya da taş.. sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Örneğin. bunu belirtirken Tanrı. Tanrı buyruklarına gözü kapalı şekilde baş eğmek zorunluluğunda bırakılmıştır... bunlardan hemen sonra. İslam dinini tek din olarak seçmiş ve bu dinle ilgili her şeyi. Fakat. Yahudilere ve Hıristiyanlara çattığı ve onları lanetlediği anlatılır. yüzlerinizi. Allah onlara şöyle demişti. İnsan. her buyruğu kullarına açıklamıştır. yönelmiş kimselere saygı gösterilmesini bildirirken. daha doğrusu şehadette bulunurken "adaletle" hareket etmek gerektiğine dair bir ayet izler (Maide Suresi.. "Allah" yerine koyanlara lanet edilir (Maide Suresi." diye başlayan hükme yer veriliyor (Maide Suresi. benden korkun. bu nedenle Tanrı tarafından lanetlendikleri anlatılır (Maide Suresi. dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanların haram olduğunu ve bunun gibi fal oklarıyla kısmet aramanın haram kılındığını belirtir. iradesini tek taraflı olarak kabul ettirmiştir.. ayet 12-13). sizin için helal kılındı. yani kendi içerisinde bilimsellikten yoksundur.. "Andolsun ki. hem hukukla hem de ilahiyatla ilgili tümceleri içermektedir. sonra İsa'yı. Allah'ın koyduğu helal ve haram şeylerle ve kurban kesimiyle ilgili bir tümceyle başlar: örneğin.. ile vurularak değil. fakat onların da sözlerini tutmadıkları belirtilir ve Muhammed'in. ayet. Artık onlardan korkmayın.. ve sizin için din olarak İslamı beğendim. yani böyle bir ayetin. Yani ortada Tanrı ile insan arasında serbest irade esasına dayalı bir akit yoktur. Allah dilediğine hükmeder" (Maide Suresi. Tanrı'nın. Allah. Böylece "ilahiyat" ve "hukuk" kuralları. Dikkat edileceği gibi ayet. "Leş.." Fakat bunu söyler söylemez Tanrı. Fakat bir an için İslamcıların söylediklerini kabul ederek "iman"ın dahi "akit" olduğunu kabul etsek. dirseklerinize kadar ellerinizi. peygambere inanmak gibi hususlarda vermiş oldukları sözü tutmadıkları. üzerinize nimetimi tamamladım. yine hiç yeri ve ilgisi olmadan ve çok daha şaşırtıcı bir şekilde şöyle der: ". Kuşkusuz ki. Fakat. ayet 6). fakat. Tanrı'nın üstünlüğünü inkar etmek olur. başka bir konuyla ilgili bir ayet. bu nedenle artık başkaca söyleyeceği bir şey kalmamıştır. "akit"lere bağlılıktan. hemen sonra ve birdenbire. İbadetle ilgili bu ayeti. domuz eti"nin haram olduğunu. yine "haram" ve "helal" olan şeyler konusunda iki ayet izlemekte. ağaç vb. görüldüğü gibi. olduğunu öne sürmek. Kur'an'ın baştan beşinci suresinin üçüncü ayetinin içinde bulunan tümceler arasına sıkıştırılmıştır! Maide Suresi'nin bu üçüncü ayetini. "ihramlı" iken avlanmaktan. Kur'an ile birlikte. "Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman. Daha sonraki ikinci ayet. namaz kılmanın kurallarına geçiliyor ve örneğin. topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın. böyle bir tümcenin yeri burası değil. Maide Suresi'nin 12. zekat vermek. Şu bakımdan ki.Bugün kafirler. yine de değişen bir şey yok. o da "kafirlerden korkmamak gerektiğini" içeren bir tümcedir ve şöyledir: ". ayet l).Bugün size dininizi ikmal ettim. birdenbire konuyla hiç ilgisi bulunmayan bir tümceye geçer ki. . Şimdi bu ikinci ayeti izleyen üçüncü ayete gelelim." (Maide Suresi. "helal" ve "haram"lardan söz etmekte. Tanrı. ayet 17). birdenbire Musa ile kavmi arasındaki ilişkilere yer verilir.." Bu tümceyi okurken sanırsınız ki. boğazlanarak öldürülmeleri gerektiğini. ayetinde.. Yahudilerin namaz kılmak. kan. ihramdan çıkınca avlanma olasılığından söz etmekte! Görülüyor ki. başlarınızı meshedip.Daha doğrusu.. Bu minval üzere giderken. Bu ayet. birbiriyle iç içe yerleştirilmiş olarak karşımıza çıkar. Maide Suresi'nin birinci ayetinin tümü şöyle: "Ey iman edenler! Akitleri(n) gereğini yerine getiriniz. ehl-i kitab'a (Yahudilere ve Hıristiyanlara) gönderilmiş olduğu belirtilir (Maide Suresi.

ayetlerdir.. Kur'an'ın diğer bazı surelerinin çeşitli ayetlerindeki hükümlerle anlatılmıştır. Kur'an'ın Fetih Suresi'nin 18. Enfal Suresi'nin 1. ayet 114).. ganimet konusunu ele alacak. Her şeyi önceden. surelerini bilmek gerek. Enfal Suresi'nde. ayet 85-86). Ancak. Uyumsuzluk. Yani. Oysa. sonra avlanma konusundaki hükümlere dönülür (Maide Suresi. ayet 87-88). "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun. Nitekim. bu konu ile ilgili sorunlarla ilgili ayetleri koyacak. Tevrat ve incil'i öğretmiştim. ayet 68-84) birdenbire cennet ve cehennem konularına atlanır (Maide Suresi. 'Beni ve anamı. Sana kitabı (okuyup yazmayı). Allah'tan başka iki Tanrı bilin1 diye sen mi dedin?. sen beşikte iken de yetişkin çağında insanlarla konuşuyordun. ayet 1). Mekke dönemine ait olduğu söylenir ki. Enfal Suresi'nin birinci ayeti. O.Daha sonra. her ne suretle olursa olsun. ayet 90-91). en iyi şekliyle öngören ve Kur'an'ın bilimsel bir yapıt olduğunu söylemekten geri kalmayan bir Tanrı'dan bu beklenirdi.. ne miktar bölüştürüleceği hususlarının hükme bağlanması gerekirdi. ayet 110) şeklinde konuştuğu belirtilir. Kur'an'da baştan sekizinci sırada olmakla beraber. ayet 120). ayet 104-105)." (Maide Suresi. bunlardan on ya da on beş yıl sonra Medine'de indiği söylenen ayetlerin gerisine atılmıştır. ganimet konusu ile ilgili sadece bir iki husus hükme bağlanmıştır. bu sevaba ek nitelikte. hikmeti. "nefel'in çoğulu olduğu ve "nefel" sözcüğünün de "fazla" ya da "ziyade" şey demek olduğu söylenir ve buradaki anlamının. sonra Kur'an'a uymak istemeyenlerin durumuna (Maide Suresi. Yahudilerden. Enfal Suresi. De ki. ve 69. ve 7. Enfal Suresi'ne geçelim. Haşr Suresi'nin 5.. Kur'an surelerinin tamamını burada ele alıp anlatmak ve bütün bunları bir tek cilde sığ-. vasiyetname yapmaya ve yaparken tanık gösterme usullerine yer verilir (Maide Suresi. yerin ve içindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır." diye başlamaktadır (Enfal Suresi. Böyle bir soru cevaplandırılırken. 'Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir. ayetlerinden başka. hemen sonra İsa ve Meryem olaylarına geçilir. 41. bunlar 30. ye 36. Surenin başlığı olan "enfal" sözcüğünün. ayet 101). böyle değil. Güya. savaşlarda ele geçirilen mal ve esirlerin durumundan. ayet 94-96) (oysa. Mekke döneminde indiği söylenen ayetler. Ölüleri benim iznimle (hayata) çıkarıyordun. Allah ve Resulüne itaat edin " (Enfal Suresi. savaşa katılanlara sevap kazandırmaktadır ve savaşta elde edilen ganimet de. Enfal . Diğer hususlar. sonra Tanrı'ya ve peygamberine itaat gereğine geçilir (Maide Suresi. Maide Suresi'nin başındaki ilk beş ayetle bu ele alınmıştı!). ele geçirilecek olan savaş ganimetlerinin kimlere ait olacağı ve kimler arasında bölüştürüleceği. ayet 89).. görüldüğü gibi ayet. dırtmak mümkün değil! Bu nedenle. Örneğin. Surenin başlığını ve bu birinci ayetini okurken. Tanrı'dan seksen sekizinci sure olarak inmiş kabul edilir. yemek yeme işine (Maide Suresi. oradan içki ve kumara (Maide Suresi. ve nihayet. şimdi birkaç sürelik atlama yaparak. Nisa Suresi'nin 94. her şey hakkıyla kadirdir" şeklindeki ayetle sona erdirilir (Maide Suresi. sonra soru sorma yasaklarına (Maide Suresi. bunların paylaşımından söz edecektir. sanırsınız ki.. Geri kalan yetmiş üç ayetin Medine döneminde indiği kabul edilir. bu Enfal Suresi. ve 21. ayet 106-108). ayet 1). Tevrat'tan. ganimetlerin bölüştürülmesi konusunda hoşnutsuzluk gösteren Müslümanların. daha sonra yemin ve yemin keffaretine (Maide Suresi." diyerek çıkıştığı ve İsa'nın da ona böyle bir şey yapmadığını bildirdiği anlatılır (Maide Suresi. İslam adına girişilen savaşlar. "Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara. ayet 94-96). yetmiş beş ayetten oluşur. biraz önce gördüğümüz gibi.. "Göklerin. Hıristiyanlardan söz edilirken (Maide Suresi.. savaşlarda elde edilen "ganimet mallar" karşılığı olduğu kabul edilir.. Muhammed'e soru sor-malarıyla ve Muhammed'in de onlara verdiği cevapla ilgilidir. Bu yetmiş beş ayetin iki ayetinin. aranızı düzeltin.. ganimet mallarının Tanrı'ya ve Muhammed'e ait olduğunu anlatmak üzere şöyledir: "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. Benim iznimle çamurdan. O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah'tan korkun. ganimet konusunda fikir edinebilmek için. Nitekim. yani fazladan edinilmiş bir kazançtır. İsa'nın Tanrı'dan bir sofra indirmesini istediği (Maide Suresi. "Sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh ile desteklemiştim. ayet 116-119) ve sure bu tür uyumsuzluklarla ve tutarsızlıklarla sürdürülüp götürüldükten sonra. çünkü. Bu sure. hemen sonra. surenin ilk ayeti. Tanrı'nın İsa'ya. Tanrı'nın İsa'ya. sonra miras konusuna. tutarsızlık ve kopukluk konusunda.

Bedir Savaşı'nda ele geçirilen ganimetin paylaşımı konusunda çıkan anlaşmazlık üzerine sorulmuştur. şimdi anlıyoruz ki. Muhammed.O vakit AIIah sana onları rüyanda az gösteriyordu... iki ordunun birbiri ile karşılaştığı gün kulumuza indirdiğimize inanmışsanız. ganimetle ilgili sorunun sadece bir kısmı cevaplandırılıyor ki. kimine göre ayet Bedir Savaşı'nda inmiştir. onlarsa öte yamacında. kırk ayetlik bir atlama yapıp. çünkü söylendiğine göre. ayete gelince. bu husus. fitneden sakınmaları gerektiği bildirilmekte. Bu gibi hallerde. ganimet konusu yine de çözüme bağlanmış değildir..3. soru. geri kalan da savaşa katılan müminler arasında dağıtılacaktır.. orada şu yazılıdır: ". gerçek müminlerin Tanrı'ya ve peygambere baş eğmeleri. o da ganimetin Tanrı'ya ve Muhammed'e ait bulunduğudur: "Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. esas itibariyle Tanrı'ya ve Muhammed'e ait olmakla beraber. Örneğin. vuruşmasız savaş yoluyla ele geçirilmiştir. ".. ne kadarlık miktarının savaşa katılanlara ait olacağı hakkında bir şey söylenmiyor. "O vakitsiz. ayeti arasında yer alan ayetler.. vadinin beri yamacında idiniz.. ganimetten kendilerine düşecek miktarın ne olacağını merak etmektedirler. Bedir Savaşı'na ait bazı hususlara değinilmekte. bu konuda farklı görüş belirtirler. ayeti ile 41. c. savaşsız olarak fethedilen yerlerden alınan ganimetlerin ne olacağı belli edilmediği için ne yapılacağı belli değil! Birazdan göreceğimiz gibi. daha sonraki iki ayette yer alan." (Enfal Suresi. ganimet mallarının ne şekilde paylaştırılacağıyla ilgili bu ayet.. bunu bilebilmek için. ganimet mallarının ne şekilde paylaştırılacağını da bildirmekten geri kalmamıştır. 59. ganimet. kimine göre ise Bedir'den bir ay üç gün sonra Beni Kaynuka "gazvesinde" (savaşında) inmiştir. Yazır.2407. bunların." (Enfal Suresi. yani hiç savaş yapmaksızın da ele geçirilebilir. onların sorusuna karşı yukarıdaki ayeti okumakla beraber. Resulüne. yoksullara ve yolculara aittir. ayet 41). ayet 42-43) şeklindeki sözlere bakarak. 'Ganimetler Allah ve Peygamber'e aittir.bilin ki. Nadiroğullarına ait olan araziler ve mallar. " (Enfal Suresi. Yani. Resulüne. "iki ordunun birbiriyle karşılaştığı gün" indirilmiştir. savaş ganimetleri. ayet 1). Kureyzaoğullanyla olan savaştan söz edilmekte ve diğer konulara yer verilmekte. fakat.. sure olan Haşr Suresi'nde (ayet 6) ele alınıp hükme bağlanacaktır. onun akrabalarına. Enfal Suresi'nde savaş verilerek alınan ganimetler dışında. ama iki ordunun birbiriyle çarpıştığı gün hangi gündür ya da hangi savaştır. Pek güzel. yoksullara ve yolcuya aittir. Ve işte birbirinden kırk ayet arayla yazılmış hu satırları okuduktan sonra. namazlarını dosdoğru kılan ve kendilerine verilen rızkı Allah yolunda harcayan kimselerin gerçek mümin sayıldıkları (Enfal Suresi. yetimlere. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a. ayetin Bedir Savaşı'nda indiğine dair görüşün ağır bastığı söylenebilir. tekrar ganimet konusuna dönülmekte ve ganimet mallarının paylaşılmasının nasıl olacağı belirtilmekte: "Eğer Allah'a ve hak ile batılın ayrıldığı gün.". Muhammed'e sorulan yukarıdaki sorunun temelini teşkil etmektedir. ayet 2-3). ne kadarlık bir miktarı Tanrı ile Muhammed'e. Allah her şeye hakkıyla kadirdir" (Enfal Suresi. Oysa. ayetini okumamız gerekir. bambaşka konulara yönelik bulunmakta: örneğin.. yetimlere. . ve kumanda da nizaa düşecektiniz ve lakin Allah selamete bağladı.Suresi'nin bu birinci ayetinde. Enfal Suresi'nin 41. vuruş-malı savaş yoluyla ele geçirilebileceği gibi vuruşmasız şekilde. buna rağmen. Enfal Suresi'nin ganimetle ilgili 1.. ganimetlerin nasıl bir usule göre paylaştırılacağı. süvarileri de tam sizden aşağıda idiniz. Çünkü. Bunlar anlatılırken 41. bilin ki.( Elmalılı H..) Bununla beraber. onun akrabalarına. bu husus başka bir surede. Ancak. belli değil! Yorumcular. Muhammed'e bu soruyu soranlar. ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah'a. De ki. eğer sana çok gösterseydi korkacaktınız. Görülüyor ki. s. savaşa katılanlar arasında paylaşılması gerekir ve paylaşma sırasında bunların beşte biri Tanrı'nın ve Muhammed'in payı olarak ayrılacak. ganimetler kime ait olacak ya da nasıl paylaşılacak. bu husus burada yazılı değil. bu husus burada belli edilmemiş. ayet 41). age.

surenin inişi. miskinlere ve yolda kalmışlara" dağıtılacağı bildirilirken. Haşr Suresi. ayetlerinde. Kur'an'ın. vs. Enfal Suresi. yetimlere. Medine'ye iki mil kadar uzakta yaşayan Beni Nadir adındaki Yahudi kabilesine karşı giriştiği savaş vesilesiyle koymuştur Kur'an'a. birbirinden farklı surelerine ve hatta bu surelerin birbirinden farklı ayetlerine (örneğin.. her şeyden önce Mekke döneminde inen ayetlerle Medine döneminde indiği kabul edilen ayetlerin. Ondan başka ilah yoktur. Bu tertipsizlik. Yani Tanrı ve Peygamber payı olarak ayrılan beşte bir miktarındaki ganimetin ne miktarının Muhammed'e. her konuda olduğu gibi ganimet konusundaki hükümler bakımından da sistemli bir şekilde düzenlenmiş değildir. ayete kadar sürüp gidiyor. ayet 41. . vuruşmasız savaş yoluyla. surenin en sonuncu iki ayetinde. her ne olursa olsun. ne miktarının yetimlere. Oysa. ganimet mallarının paylaşımıyla ilgili yukarıdaki ayet açıklıktan uzak. Kur'an'daki tertipsizlikler bakımından nice örneklerden bir diğeridir. ayetler). daha önceki bir tarih itibariyle indiği söylenen ayetler (örneğin. Muhammed'in peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkışından 18 ya da 19 yıl sonraya rastlıyor demektir. Ganimetle ilgili bilgi edinmek için. (Ey Muhammed) Yüz çevirirlerse de ki: 'AIIah bana yeter. ayet 5-7) göz atmak gerek. 129 ayetten oluşan bu surenin. Kur'an. onun yalçınlarına.).. Eğer bu böyle ise. daha sonraki bir tarih itibariyle inmiş olan ayetlerin en sonuna konmuştur.. Çünkü.Fakat. ayet 94. sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. daha doğrusu Enfal Suresi'nden 52 sure sonraki sırada yer alan Haşr Suresinde şu şekilde ele alınıyor: "Allah'ın.. bunların miktarının ne olacağı bildirilmemiştir. Kur'an dışı kaynaklara gitmek zorunluluğu var! Dokuzuncu sure olan Tevbe Suresi. ayetinden sonra yine araya başka hususlar giriyor ve 69.. ve 129. Bununla beraber ganimet konusu yine tamamlanmış değil. onlardan (mallardan) peygamberine verdiği ganimetler için siz at ve deve koşturmuş değilsiniz. Ancak... Allah. daha geniş bilgi edinebilmek için. Muhammed'in Tanrı tarafından Araplara "peygamber" olarak gönderildiğini bildiren şu sözler var: "Andolsun. miskinlere ve yolda kalmışlara verilmesi gerektiğini söylerlerse de. yani 128. yetimlere. yetimlere. Bütün bunlar gösteriyor ki. Ben sadece ona güvenip dayanırım'. yukarıda zikrettiğimiz ayetler vuruşmalı şekilde cereyan eden savaşlarda elde edilen ganimet mallarının paylaşımıyla ilgili. yani savaş verilmeden ele geçirilen ganimetin ne olacağı ele alınmamıştır! Biraz önce değindiğimiz gibi. 69. sıradadır. ayet hükmüne göre ganimetin beşte biri "Tanrı"ya ve "peygamber"e (ve onun akrabalarına. Fetih Suresi. Tevbe Suresi'nin en sonuncu ayetleri olan 128. Enfal Suresi'nin şimdi söz konusu ettiğimiz 41. Yaya olarak çıkılan bu sefer sonucu çarpışma olmadan ele geçirilen ganimetler (araziler vs. ayet 6). ayet 128-129). yani zaman itibariyle birbirinden ayrı dönemlere ait ayetlerin. Tanrı'ya karşı gelmekten korkup sakının.) Muhammed'e ait sayılmış ve o da bu ganimetlerin büyük kısmını kendisinin ve ailesinin geçimine tahsis etmiş bir kısmını da ashaptan bazı kişilere vermiştir: sırf onları hoşnut edip kendisine iyice baş eğdirtebilmek için. Tanrı'ya ait beşte bir payın Muhammed'e ve onun "akrabalarına. gereksiz yere bir araya getirilmesiyle ilgilidir. Daha başka bir deyimle. Fakat. Bu ayeti Muhammed.. Tanrı. yani en son iki sureden biridir. Hicret'in dokuzuncu yılında. Kur'an'da dokuzuncu sırada yer almış olmakla beraber. Nitekim. bu husus başka bir surede. ayet 18-21. size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki. kuşkusuz bağışlayan ve acıyandır" (Enfal Suresi. ayet 69)." (Tevbe Suresi. miskinlere ve yolda kalmışlara verileceği belirtilmemiştir. nüzul (iniş) sırası itibariyle 113. Nisa Suresi. Gerçekten de. 69. Her ne kadar yorumcular beşte bir miktar ganimetin sırf Allah için olup bunun beşe bölünmesi ve bu bölümlerden her birinin. peygamberini dilediği kimselere karşı üstün kılar" (Haşr Suresi. Bu dahi yeterli değil. Kur'an'da böyle bir şey yok. Üstelik de. ayetle yine ganimet konusuna dönülüyor ve şu söyleniyor: "Ganimetten elde ettiklerinizi 'helal' ve 'temiz' olarak yiyin. geri kalan beşte dördü de "gazilere" ayrılacaktır. yani Mekke'nin fethinden bir yıl sonra indiği kabul edilir. çünkü. ve 129. sırasıyla Muhammed'e.

ayete gelinir. 'İnsanları . içlerinde Ebu Süfyan. Kureyş'in yenilgiye uğratılması. İslamı kabul edecek olurlarsa din. 95 ve 96. üç ayet sonra. İbrahim'in bu yüzden babasından uzaklaştığı anlatılır (Tevbe Suresi.. birdenbire başka bir konuya geçer ki. Bundan sonra yine değişik sorunlara değine değine. Kur'an'ın onuncu suresi. ayeti bununla ilgilidir. "kalpleri Müslümanlığa ısındırılacak olanlara" zekat verileceğinden söz edilir ki (Tevbe Suresi. kısaca belirtelim ki. onlar Allah'ı ve peygamberini inkar ettiler. kardeşi sayılacakları (Tevbe Suresi. Kur'an'da onuncu sırada bulunmakla beraber. -akraba bile olsalar. Örneğin. 109 ayetlik bu surede. Oysa. gibi önemli kişiler vardır. ayet 113). Yunus Peygamber'le ilgili şeyler anlatılacaktır. Tebûk Seferi konusunda halk hiç istekli görünmemiştir. ayet 114). ayet 29-32). tekrar Yahudilerle Hıristiyanlar ele alınır ve aşağılatılır (Tevbe Suresi. "müşrikler''e ve "ehl-i kitab"a (Yahudilere ve Hıristiyanlara) uygulanacak esaslar ele alınmıştır. "İçlerinden bir adama.. ve 129.. Fakat. fakat birdenbire Tebûk Seferi'ne katılmak istemeyenlerle ilgili hükümlere geçilir. ayet 117). 1-127 ayetler) çok daha sonra Medine'de inmiş olmaktadır ve Mekke döneminde inen ayetler. surenin başlarında yer alan ayetler. Bundan sonra yine değişik konulara değinilerek 81. İşte bunlar hikmet dolu kitabın ayetleridir" şeklindeki bir tümce ile başlar ki. ve nihayet 127 ayet boyunca anlatılanlarla hiç ilgisi olmayan ayetlere gelinir ki. yani Mekke döneminin ilk başlarında indiği kabul edilen ayetlerdendir. ayet 38-57). "müellefetü'l-kulub" diye bilinen kimselerdir ki. ayet 84) diye hükme bağlanmıştır. "Elif. Tanrı tarafından kabul edildiğine değinilir (Tevbe Suresi.. 109 ayetten oluşan bu surenin dört ayetinin Medine'de -ki bunlar 40.. hiç gereği ve yeri olmadan Medine döneminin ayetleriyle bir araya getirilmiştir.cehennemlik oldukları hatırlatılır (Tevbe Suresi. sonra Muhacirlerle Ensar'dan kişilerin tevbelerinin. biraz önce değindiğimiz gibi. ayet 120). Lam. Tevbe Suresi'nin 38. ayet 115-117). "Ey inananlar! Size ne oldu ki 'AIIah yolunda savaşa çıkın' dendiği zaman yere çöküp kaldınız. bunlar. ne iniş ("nazil oluş"). ayettir. daha sonra Yahudiler ve Hıristiyanlar konusunda hükümler getirilir (Tevbe Suresi. "Yunus Suresi" başlığını taşır. İşte bu gibi kimseler konusunda Muhammed. Bütün bunlar bölük pörçük olmak üzere sıralanmıştır. içlerinden gitmeyip evlerinde kalanlar olmuştur. iki ayet sonra. surenin başlarında söz konusu edilenlerle. Sonra tekrar "müşrik"lere dönülür (Tevbe Suresi. Daha önce başka bir vesileyle belirttiğimiz gibi. Fakat. ne de konu itibariyle. bunlardan dördünün hürmetli aylar olduğu ve bu aylar çıkınca putperestlerle savaşmak gerektiği tekrarlanır (Tevbe Suresi. bunları söylerken. o da 98. fasik olarak öldüler" (Tevbe Suresi. hemen sonra Tanrı'nın dilediği kimseleri doğru yola sokup. her nerede olursa olsun.Bu iki ayetin Mekke döneminde indiği kabul edilir. Oysa. anlamını hiç kimseler çözmüş değildir. geri kalan 127 ayeti (yani. Tanrı'dan elli birinci sure olarak inmiş kabul edilir. ki. ve 129. bunlar. bu ayetlerden hemen sonra. geri kalan kısmının Mekke'de indiği söylenir. Bunlar. Bu ayet. İslama dil uzatacak olurlarsa onları öldürmek gerektiği bildirilir (Tevbe Suresi. Muhammed. Böylece. kendileriyle antlaşma yapılan müşriklere dört ay süre verildiğini belirtmekle başlar. ayet 30-33). ayet 60). ayların sayısının "on iki" olduğu. 128. bu arada Tebûk Seferi'yle ilgili olaylara da doku-nulmuştur. ayetlerdir. ayet 1-11). mezarı başında da durma! Çünkü. Sonra tekrar Tebûk Seferi'yle ilgili konuya dönülür ve savaştan kaçan üç kişiden söz edilir (Tevbe Suresi. Ümeyye oğlu Safvan. İşte Tevbe Suresi'nin 60. Sure. Ra. daha doğrusu 17 ya da 18 yıl öncesinde. surenin daha önceki l'den 127'e kadar olan ayetleriyle ilişkilidir. ayetine. Bu ünlü kişilerden yararlanmak amacıyladır." diye başlayan hükümler koyar (Tevbe Suresi. ayet 58-59). bu son iki ayet. aynı konu 31 ayet arayla yine karşımıza çıkarılmıştır. Muhammed'in Araplara "peygamber" olarak gönderildiğini bildiren. çünkü. o da sadaka konusunda kendisini eleştirenleri azarlamaya yönelik hükümlerdir (Tevbe Suresi. Tevbe Suresi'nin sadece iki ayeti (yani. ayetleri) Mekke'de. surenin başlığı "Yunus" olduğu için sanılır ki. ayetlerdir-. Avf oğlu Malik vd. Hevazin Savaşı'nda elde edilen ganimetlerden onlara bol pay vermiştir. Şu hale göre. Mekkelilerin İslam olmaya zorlanmaları ile ilgili olaylar. Yunus konusunda sadece bir tek ayet bulunur ki. Muhammed. yani Tebûk Seferi'ne katılmaktan kaçınanlarla ilgilidir. Bu vesileyle. sonra bedevilerin kötülüğüne değinilir (Tevbe Suresi. 94. ayet 34-35).. birdenbire müşriklerin (puta tapan Arapların). onlara bol ganimet mallan ve hatta "sarışın kadınlar" vaat ettiği halde. dilediklerini saptırdığı tekrarlanır (Tevbe Suresi. Tebûk Seferi Hicret'in sekizinci yılına rastlar. Bundan sonra münafıklar konusu ele alınmış ve "Onlardan ölenlerin namazını sakın kılma. ayet 3637). Diğer ayetler pek çeşitli ve birbirleriyle ilgisi olmayan konulara yönelik şeylerdir. Ancak. Tevbe Suresi'nde Mekke'nin fethi. ayet 12). ayet 118). "Hürmetli" aylar çıkınca. 128. müşriklerin (putataparların) öldürülmeleri gerektiği. Bunu.

. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın'. Görülüyor ki.. zira bir sonraki ayetle.. kafir olanların ise "kaynar sudan bir içki içecekleri" ve elem verici bir azaba uğrayacakları bildiriliyor (Yunus Suresi. aynı meydan okuma. bundan sonraki ayet. ayetin son tümcesi.34 Bu ayeti okurken sanılır ki. ikinci tümcesi ise Tanrı'nın izni olmadan hiç kimsenin şefaatçi olamayacağını bildirmekte! Ne ilgisi var bu iki tümcenin! Ve iş bununla bitmiş değil. "Kur'an'ın bir tek suresine benzer bir sure meydana getirin de." diye başlıyor ve hemen sonra. iddianızda samimi iseniz. "Kur'an'ın bir tek suresine benzer bir sure meydana getirin de göreyim sizi" şeklinde konuşurken. Oysa öyle değil. "Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz. Allah'tan başkası tarafından uydurulmuş değildir. ayet 4). İşte o Rabbiniz. sonra da işleri yerli yerine idare edecek arşa istiva eden Allah'tır. ayet 77 vd. göreyim sizi" der gibi konuşmaktadır. de ki. bu konuda bilgi verilecektir. Rableri katında onlar için yüksek bir doğruluk makamı olduğunu müjdele' diye vahyetmemiz. Kur'an'ın bir benzerinin insanlar tarafından yapılamayacağını anlatmak için birbiriyle uyumsuz kıyaslama yapmakta... sonra Lût'a (Hûd Suresi. çünkü. ayet 3) diye son buluyor. ayetin ilk tümcesi göklerin altı günde yaratılmasından söz etmekte. Tanrı'nın. 'Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin..)." (Yunus Suresi.. Bu ayeti izleyen beşinci ayette. Şimdi yine bir atlama yaparak. sakınan bir kavim için elbette nice deliller vardır" deniyor (Yunus Suresi. evvelce. Bu minval üzere devam eden ayetlerde Tanrı'nın. şimdi. Kur'an'ın on birinci suresi olan Hûd Suresi'nde aynı söyleyişle. Çünkü.uyar ve iman edenlere. O halde ona kulluk edin. 'Öyleyse onun surelerine benzer uydurma on sure meydana getirin.). daha sonra Ad milletine kardeşleri Hûd'un gönderildiği bildirilerek. "bir tek sure" kıstasını yeterli bulmayıp. Hala düşünmüyor musunuz?" (Yunus Suresi. bununla ilgili haberler belirtilir (Hûd Suresi. az sonra tekrar.. zaman ve mekan itibariyle birbirleriyle ilişkisi olmayan hikayeler ve konular anlatılır. Hemen sonra tekrar Nuh olayına dönülür ve onun nasıl gemi inşa ettiği anlatılır (Hûd Suresi.) atlanarak. Tanrı güya insanlara meydan okuyarak... Ey Muhammed! Senin için. 'Onu uydurdu' diyorlar. iddianızda samimi iseniz. Görüldüğü gibi.. Muhammed tarafından uydurulma-dığını anlatmak üzere Tanrı'nın şöyle konuştuğu bildirilir: "Bu Kur'an. insanlar için şaşılacak bir şey mi oldu ki. '(Kur'an'ı) uydurdu' diyorlar. ayet 5-6). Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.. ayet 71 vd... bir yerde "tek bir surenin benzerini yapın da göreyim" diyor. Fakat. yukarıdaki hususlar anlatılırken. örneğin. Kimdir ayette geçen "Bu adam"? Kimlere hitaben konuşmaktadır. ayet 13).. 'Bu elbette apaçık bir sihirbazdır' dediler!" (Yunus Suresi. "bu adam "dan kasıt Muhammed'dir. "iman" edenlerin "mükafat"a erişecekleri. ayetlerinde zaten değinilmişti-." (Hûd Suresi.). birdenbire Nuh ile ilgili olaylara geçilir. Muhammed'in Tanrı tarafından "peygamber" olarak seçilmesine şaşmışlar ve Allah'ın insanlardan bilgisiz bir kişiye vahiy vermesini. sonra İbrahim ile karısına (Hûd Suresi. 111 . ayet 35). ayet 96 vd. sonra Firavun'un yaptıklarına (Hûd Suresi..Hala düşünmüyor musunuz?" şeklindeki bir soruyu kapsıyor! Evet. insanlarla "güç" yarışmasına giriştiği ve kendisinin her hususta insanlara üstün olduğunu tekrar ettiği görülür. belli değil! Yorumcuların açıklamalarından öğreniyoruz ki. Kur'an'ın on yedinci suresi olan İsra Suresi'ne geçelim. ayet 50 vd. insanlara insandan bir peygamber göndermesini Allah'a yakıştırmamışlar ve Muhammed'i sihirbazlıkla suçlamışlardır. Fakat. Örneğin. ayet 36 vd. aynı sözcüklerle yine karşınıza çıkacaktır. gökleri ve yeri altı günde yaratan. "on sure" esasını benimsemiş olarak şöyle konuşur: "(Ey Muhammed) Senin için.. ayı da parlak kıldığı. güya Kureyşliler. Tanrı sanki fikir değiştirmiş gibidir. "Şüphesiz Rabbiniz." şeklindeki uyarıya yer verilir (Hûd Suresi. Tanrı. güneşi ışıklı. ama neyi düşünelim? Düşünmekle ayeti açıklığa kavuşturmak mümkün değil ki! Çünkü.... Kur'an'ın "emsalsiz" ve insanlar tarafından benzeri yapılamayacak bir kitap olduğunu. "Ey Muhammed! Sana 'Kur'an'ı uydurdu' derler.). öyle mi? De ki.. yılların sayısı bilinsin diye aya menziller takdir ettiği söyleniyor ve "Allah'ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde. ayet 37-38).. Allah'tır. ". Diğer bir yerde "On surenin benzerini yapın da göreyim" diyor! Öte yandan bu aynı Hûd Suresi'nde. ve 85. bütün insanların dönüşünün "ona" olacağı belirtildikten sonra. o kafirler. Ancak bu kez. öyle mi? De ki. sonra Medyen halkına gönderilen Şuayb'a dair bölük pörçük haberler verilir -ki daha önce A'raf Suresi'nin 84. ayet 2) şeklindeki ikinci ayet izler. bu sure.

ayet 11-18). 53. cennetten "Burak" adında katır ile eşek arası büyüklükte bir hayvan göndermiştir. Sonra gök katlarını dolaşa dolaşa inerek Musa'nın katına gelir. ayetlerdir-. Bunun üzerine Muhammed Tanrı'ya döner ve ricada bulunarak elli vakit namazdan indirim yapmasını ister. Musa'nın yanına geldiği zaman Musa bunu da çok bulur. Musa'ya bir kitap verdiğini ve bu kitabı hidayet rehberi kıldığım bildirmekte (İsra Suresi. bu olay. Tanrı tarafından Mescid-i Haram'dan (Mekke'den) Mescid-i Aksa'ya (Kudüs'e) götürüldüğü yazılıdır: "Bir gece. bu husus. Kur'an olmayarak söylemesine göre. Muhammed'in. o engin bilgisine ve ileri görüşlülüğüne rağmen. Fakat bu sure'de. Tanrı'nın yanına gidip gelerek nihayet Tanrı'yı günde beş vakit namaza razı kılar.. '33. Oysa.ayetten oluşur. Ve bu ayetten anlaşılan o ki. bununla hiç ilgisi olmayan bir ayet izler ki. Muhammed tekrar Tanrı katına çıkar ve namaz sayısını günde 40 vakit namaza çevirtir. Görülüyor ki.kendisine. Orada şöyle deniyor: "Muhammed'in gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı. 32. Musa'nın hatırlatmasıyladır ki. İslamın "miraç mucizesi" olarak benimsediği en önemli olaylarından biridir. Tanrı. 73. Surenin ilk birinci ayetinde. Muhammed Cebrail'i. gerek at üzerinde "gece yürüyüşü" anlamına gelir. beşinci katta Harun. sadece o değil. "Benden başkasına dayanılıp güvenilen bir Rab aramayın" diyerek. "miraç mucizesi" denen bu olay. bu "göğe dayalı bir merdiven"dir. gerek yaya olarak. ayet 1).. derken sarktı. Musa bunu da çok bulur. bir döşek üzerinde. Bunu biraz olsun anlaşılabilir şekle sokmak üzere hadisler öne sürülür. Yine Necm Suresi'nde.. o da. bir başka surede. Muhammed emri alıp Musa'nın yanına gelince. . üçüncü katta Yahya ve İsa ile. Musa bunun da çok olduğunu söyler. dördüncü katta İdris. sure olan Necm Suresi'nde atıf var. Tanrı'ya git ve bunun azaltılmasını iste" der. bunun böyle olduğuna. Fakat. Sonra. Tekrar Tanrı'nın yanına çıkar ve beş vakit daha indirim yaptırtır. Musa'dan çok önceki bir döneme atlayıp Nuh'la ilgili bir hususa yer veriyor: . Musa'nın ısrarlarına uyarak.. İsra Suresi'nin miraçla ilgili olan birinci ayetini.. Musa. kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Haram'dan. başka bir inişte de görmüştür. Ve işte İsra Suresi'nin bu birinci ayetinin anlamı bu hikayede yatıyor. sınırın sonunda (Sidre-i Münteha'da). 26.. ve 80. Muhammed bu merdiven ile göklerin yedinci katına çıkar. Muhammed'in." (İsra Suresi. elli vakit namaz emrinden vazgeçip namaz sayısını beş vakit olarak insaflı ve ölçülü bir ibadet şekline sokmuştur. orada geçmiş peygamberlerden birine rastlar. Derken kuluna vahyedeceğini vahyetti" (Necm Suresi. altıncı katta Musa ve yedinci katta da İbrahim ile buluşup selamlaşır. ayet 8-10). Sonra kendisine miraç getirilir ki. Muhammed bu hayvanın sırtına binmiş olarak Mekke'den Kudüs'e gelir. İsra Suresi'nin bu ikinci ayetini izleyen üçüncü ayet ise. İlk katta Adem'le. fakat bu 111 ayetten on bir ayetin -ki bunlar. İsra ve Necm surelerinde. daha doğrusu "Sidre-i Münteha" denen son sınıra kadar çıkar. Tanrı. Tanrı'nın İsrailoğullarına. Buna göre Muhammed. her gök katına geldikçe. Tanrı. "Ümmetin bunun altından kalkamaz. günde 50 vakit namazın aşırı bir şey olduğunu ve kullarının buna tahammül yetiştiremeyeceğini takdir edememiştir. çok daha sonra Medine'de indiği söylenir. derken iki yay tutrağı (gibi) oldu ya da daha da yaklaştı. hem dağınık hem de hiç anlaşılamaz şekilde anlatılmakta. Tanrı'nın Muhammed'e yaklaştığı yazılıdır: "Sonra yaklaştı. "İsra" deyimi.. ayet 2). Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisiyle tartışır mısınız? Andolsun ki. Muhammed de bunu düşünememiştir.57. İsra Suresi'nde bildirilmiyor. ancak. çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir."-(Necm Suresi. surenin Mekke'de "nazil" olduğu. bu yürüyüş sırasında neler yaptığı bildirilmiyor. Fakat.. bu konu Kur'an'ın diğer surelerinde sayısız kez tekrarlanmıştır. Cebrail'in kanadına yaslanmış olarak gök katlarını dolaşa dolaşa birinci kat gökten. Muhammed. meleğin gidebildiği yere kadar gider ve orada Tanrı'dan günde elli vakit namaz emrini alır. Muhammed'in nasıl ve ne şekilde bu gece yürüyüşüne çıkarıldığı-. Oysa. Tanrı beş vakit indirme ile günde 45 vakit namaz emrini verir. Orada kendisini Cebrail (Cibril) karşılar. ikinci katta Yusufla. yedinci katın sonuna kadar.

Görüldüğü gibi. ayet 4). ilahi takdirin bir gereği olduğunu. çok şükreden bir kul idi" (İsra Suresi.. birdenbire Tanrı'nın keyfiliğine yönelik bir husus belirtilmekte: "Bir ülkeyi helak etmek istediğimizde. Nuh. kişinin kaderiyle ilgili birkaç ayet izlemekte (İsra Suresi. ayet 46-47).İşte biz. . ayet 33). kitapta İsrailoğullarına. bu yukarıdaki sözlerden hemen sonra. Kur'an'ın niteliğine değiniliyor ve kişilerin sorumluluklarıyla ilgili bir ayete geçiliyor: "Şüphesiz bu Kur'an en doğru yola iletir. sağlık ve yaşayış güzelliği bakımından.. tartılacak şeyleri doğru terazi ile tartmak gerektiğine (İsra Suresi.. ana ve babaya karşı iyi davranmak ve onlara Tanrı'dan rahmet dilenmek gerektiğine (İsra Suresi. birdenbire gece ile gündüzün yaratılmasına atlanıyor: "Biz. zinanın hayasızlık olduğuna (İsra Suresi. Nitekim Rabbinizin nimetlerini araştırmanız. ayet 29). böylece o ülke helake müstahak olur" (İsra Suresi. ayet 9-11). dilediğine daraltır. Tanrı'nın övülmeye değer bulunduğuna (İsra Suresi. ayet 30) diye ekleyerek bu keyfiliğini belli etmiş değil mi? Belli ederken. Nuh ile gemide taşınan kişiler kim? Ve bunların nesli nedir? Hiçbir şey belli değil! Ve belli edilmeden. böbürlenmenin kötü bir şey olduğuna (İsra Suresi. "servet. her şeyi açık açık anlattık" (İsra Suresi. ayet 37). İşte biz. kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler" (İsra Suresi. ama bunları söyleyen Tanrı. ama burada Nuh'a seslenmenin alemi var mı? Konu zaten başka surelerde. peygamberlerden bazılarının üstün kılındığına (İsra Suresi. müşriklerin kalplerine Tanrı tarafından kapalılık getirildiğine ve kulaklarına ağırlık verildiğine (İsra Suresi. Sonra. ayet 16). ve 21. ayet 3). ayet 35). hep birbiriyle ilgisi olmayan konulara değinilmekte: müşriklerin kınanmış olduklarına (İsra Suresi. dördüncü ayet ile yine İsrailoğulları konusuna dönülüyor: "Biz. ayet 31). Bu suretle. konu yarım yamalak ele alınmışken. ayrıca yılların sayı ve hesabını bilmeniz için gecenin karanlığını silip (yerine. ". yine bu aynı Tanrı. "Baksana. müşriklerin olumsuz davranışlarına (İsra Suresi. 'Sizler yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve azgınlık derecesinde bir kibre kapılacaksınız' diye bildirdik" (İsra Suresi. Muhammed'i inkar eden kişilerin durumlarına (İsra Suresi. ayet 55). geceyi ve gündüzü birer ayet (delil) olarak yarattık. mevki. sıkı elli ya da açık elli olmanın kötülüğüne (İsra Suresi. İsra Suresi'nin 20. ayet 59). ayet 44). ayet 23-26). ayet 34). ayet 12). Güzel. her ne kadar ayetin sonunda. o ülkenin varlıklı ve şımarmış kişilerini çoğaltırız. fakat. Kur'an'ın okunmasını anlamasınlar diye. insanlar arasındaki farkların. her şeyi açık açık anlattık" diye yazılı ise de. onlar kötülük işlerler. kullarına yeryüzünde eşitlik sağlamaktan aciz olduğunu anlatmış olmuyor mu? Daha sonraki ayetlerde. o bütün yüceliğine ve gücüne rağmen.. ayet 32).. haklı bir sebep olmadan cana kıyılmamasına ve kısasa (İsra Suresi. yetimin mallarına en güzel bir şekilde yanaşılmasına (İsra Suresi. bölük pörçük de olsa ele alınmamış mıydı? Öte yandan.) Ortaya koyarken de. geçim endişesiyle çocukların öldürülmemelerine (İsra Suresi. ayet 21) diyerek ve birkaç ayet atlama ile "Rabbin dilediğine bol verir. Semûd kavmine mucize olmak üzere dişi bir deve verildiğine ve onların bu deveyi boğazlayıp bu yüzden zalim olduklarına (İsra Suresi. açık ve anlaşılır olan hiçbir şey yok! Bunu. dolayısıyla bu dünyada mutlak eşitliğin imkansızlığını" ortaya koymuş olmuyor mu?( Diyanet Vakfı'nın. " (İsra Suresi. ayet 22). ayet 48-54). ayet 13-16). Bu husus birkaç ayetle işlendikten sonra. ayetleriyle ilgili açıklamasına bakınız. ayet 40-42). eşyayı) aydınlatan gündüzün aydınlığını getirdi. dilediğini varlıklı ve dilediğini varlıksız kılan ya da dilediğini doğru yola sokan ve dilediğini de saptıran bir Tanrı değil miydi? Nitekim. Evet."(Ey) Nuh ile.. " (İsra Suresi. biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır!. birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin nesli! Şunu bilin ki. iyi davranışlarda bulunan müminlere.

Bu ayeti.Başlık bu olduğu için sanılır ki. ayet 76-78) dair ayetler. 110 ayetten oluşan Kehf Suresi'nin "mağaraya sığınanlar"la ilgili ayetlerinin sayısı sadece 2l'dir -ki bunlar 9. Burada yer alan "rakım sahipleri" deyiminden ne anlaşılması gerektiğini bilen yok. insanlara azap haberini verdiği. Hakikaten onlar. her ne olursa olsun. burada sözü edilen "mağara" neyin nesidir ve nerededir. Bir kere. Ve üstelik Kehf Suresi. " (Kehf Suresi. surenin baştan ilk sekiz ayetinde. Onların kalplerini metin kıldık. ayet 66-70). kimi yorumcular bunun "Şam"da. bunun Endülüs'teki "Dekyus" şehri olup olmadığı tartışmalıdır. ayet 71). bizim ayetlerimizden (sadece) kehf ve rakim sahiplerininin ibrete sayan olduklarını mı sandın?" (Kehf Suresi. hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık" (Kehf Suresi.söz edildiği için. Tanrı şöyle diyor: "Sonra da iki gruptan. insanı şaşırtıcı bilinmezliklerle dolu bir başlangıcı vardır. 110 ayetten oluşur. hikayenin. Fakat yorumculara göre. "mağara arkadaşları") ve diğeri ise bunların hasımlarıdır. burada iki gruptan söz edilmekte! Neyin nesidir bu gruplar? Ve hesap edilmesi gereken "süre" nedir? Hiçbir şey belli değil! Yorumcuların söylemesine göre bu gruplardan biri "Ashab-ı Kehf (yani. Muhammed'i Mekke'den çıkaranların Mekke'de kalamayacaklarına (İsra Suresi. Kur'an'ın on sekizinci sırasında yer alan surenin başlığı Kehftir: Mekke'de indiği ve nüzul (iniş) sırasının altmış dokuz olduğu kabul edilir. ayet 11). insanoğlunun çok nankör olduğuna (İsra Suresi. Fakat. ama neden Tanrı. surenin sonuna kadar bu tutarsızlıklar içerisinde sürüp gider. ayet 60). sure bu konu ile ilgili olarak inmiştir ya da hiç değilse bu konu ile başlamaktadır. ayet 10) şeklindeki ayet izler ki. Rablerine inanmış gençlerdi. ayet 9) der. hiç öyle değil. "Allah oğul edindi" diyenleri uyarmak üzere Muhammed'e Kur'an'ı indirdiği ve yeryüzündeki her şeyi kupkuru toprak yapacağı yazılıdır. kimisi "Endülüs'te. Görüldüğü gibi. bu hikaye ile başlamaz. bir sonraki ayet daha şaşırtıcı. "O yiğit (gençler) mağaraya sığınmışlar ve 'Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla' demişlerdi" (Kehf Suresi. Evet. Tanrı'nın. Tanrı'nın lütfuna nail olmaları için. ayet 73-75). bunları söyledikten sonra Tanrı. İbn Cebir'in İbn-i İshak'tan rivayetine göre. mağaranın bulunduğu şehir "Dekinos" adıyla bilinen bir yerdir.38 Fakat. bununla beraber 28. surede "Ashab-ı Kehf'ten -ki "mağaraya sığınanlar" ya da "mağara arkadaşları" anlamındadır. Biz de onların hidayetini artırdık.Muhammed'e gösterilen görüntülerin ve Kur'an'da lanetlenen ağacın Tanrı tarafından insanları sınamak için meydana getirildiğine (İsra Suresi. ayetleri içine alır. bilen yok! Yorumcular görüş ayrılığı içerisinde bocalarlar. Bundan hemen sonra Tanrı Muhammed'e. Muhammed'in Tanrı sayesinde sapıklığa yönelmekten kurtulduğuna (İsra Suresi. belli değil! Fakat. amel defteri sağdan verilen kulların haksızlığa uğramayacaklarına (İsra Suresi. kendisinden rahmet isteyen bu kişilerin kulaklarına perde koyuyor? Yine belli değil! Bir sonraki ayeti okumaya devam ediyoruz. Ancak. ayetin Medine'de indiği söylenir. Evet. ve 26. sureye bu başlık verilmiştir.. Kehf sözcüğü. Meleklerin Adem'e secde ettiklerine ve sadece iblisin bunu yapmaktan kaçındığına ve Tanrı'ya kafa tuttuğuna (İsra Suresi. Oysa.37 Öte yandan. Ebu Hayyam'a göre. "sığınma" anlamına gelir.. "mağara". ayet 13). mağaradaki gençlerin hikayesini anlatacağını bildirmek üzere Muhammed'e şöyle der: "(Ey Muhammed!) Biz sana onların başından geçenleri gerçek olarak anlatıyoruz. ama eğer bu gençler "Rablerine inanmış" kişiler idiyseler ve Tanrı onların kalplerini metin kıldı . "mağaraya sığınanlar'la ilgili hikayenin başlangıcı sayılır. zira. burada Tanrı şöyle konuşmakta: "Bunun üzerine biz de o mağarada onların kulaklarına nice yıllar perde koyduk (uykuya daldırdık)" (Kehf Suresi. yukarıdaki ayette sözü edilen "O yiğit gençler" kimlerdir? Sayıları nedir? Neden dolayı mağaraya sığınmışlar ve kurtulmak için Tanrı'ya yalvarıda bulunmaktadırlar. ayet 61-63). kimisi "Rum"da olduğunu söylerler. bu anlamıyla sureye "Mağara Suresi" demek mümkün. çünkü. denizlerdeki gemilerin Tanrı tarafından yüzdürüldüğüne. ayet 12). "(Resulüm)! Yoksa sen.

Zira. Kureyşliler onu bir gün. geliniz size onun anlattıklarından daha güzelini anlatayım" der ve başkalarından öğrendiği masalları anlatırmış. göklerin ve yerin Rabbidir. Öyle ise Ashab-ı Kehf hakkında delillerin dışında acık olması haricinde bir münakaşaya girişine ve onlar hakkında (ileri geri konuşanların) hiçbirinden malumat isteme" (Kehf Suresi." (Kehf Suresi.. Utbe b. ayet 32) ayetiyle başka bir hikaye anlatılır.. 'Bizim Rabbimiz. ayet 11) söyler? Daha sonraki 14. Bu ayetlerin "mağara" hikayemizle hiçbir ilgisi yok. Haris adında Kureyşli birinin Muhammed'i huzursuz kılması nedeniyle inmiştir. şu iki adamı misal olarak anlat.. sırasında bulunan bir başka surede. neden kalkıp onların kulaklarına perde koyduğunu (Kehf Suresi. ayetinden 22. eğer bu . Bunu izleyen ayette Tanrı. Biz ondan başkasına Tanrı demeyiz.. Yukarıdaki satırlarla hikaye sona erdirilerek. Yine. Şimdi geliniz. Ancak. "Şu üç soruyu Muhammed'e sorun. 'Bunu yarın yapacağını' deme." (Kehf Suresi. ayet 14).. Tanrı sözünü dinlemeyenlerin başına gelen kötülükleri Kureyşlilere anlatmaya çalıştığı zamanlar. Allah'ın vadinin hak olduğunu.. Yorumcuların söylemelerine göre bu ayetler. Bu ayetleri okurken anlıyoruz ki. 'Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. "Onlara. (Ey Muhammed!) De ki. ayet 23-24).. Yahudilerin "enbiya ilmi"nden ("peygamberler" tarihinden) haberli olduklarını düşünürlermiş. ".O yiğitler (o yerin hükümdarı karşısında) ayağa kalkarak dediler ki. (Bunlar) bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. yukarıdaki "mağaraya sığınan" ve orada "üç yüzyıl ve ayrıca dokuz yıl" uyudukları anlatılan gençlerle ilgili ayetlerin arasına sıkıştırılan. hikaye burada sona ermiş değil. tekrar mağara hikayesine dönülür: "Onlar. bilsinler. Bunun.ise. 'Beş kişidir: altıncıları köpekleridir' diyecekler.. Yoksa saçma sapan konuşmuş oluruz'.. 'Onlar üç kişidir.. mağaralarında üç yüzyıl ve buna ilaveten dokuz yıl kalmışlardır. (Kimileri de).. çünkü. Fakat. Hani onlar aralarında Ashab-ı Kehf in durumunu tartışıyorlardı. "(Ey Muhammed!) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşallah demedikçe) hiçbir şey için. bilemiyoruz! Bir sonraki ayette bu gençler. ayetine kadar olan kısım "Ashab-ı Kehf" ile ilgili olarak yukarıdaki hususları kapsamaktadır. başka bir konuya geçilir ve birkaç ayet sonra. Kur'an'da bu ayetin neden ve ne vesileyle indiğine dair bir şey yok. ayet 21-22).. bilinmezliklerle ve anlaşılmazlıklarla dolu bu hikaye tamamlanmadan. ayet 23-24) şeklindeki ayetlere. ayet 25-26). Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve 'Umarım Rabbini beni. ayet 15). kendi mensup oldukları kavmin Allah'tan başka Tanrılara tapmakta olduklarını söyleyerek yakınmaktalar (Kehf Suresi. Nadr b. Ve iki ayetlik bu saptırmadan sonra. birdenbire hiç beklenmedik bir şekilde karşımıza Muhammed'in "inşallah" demeden iş görmesiyle ilgili şu iki ayet çıkıyor: "(Ey Muhammed!) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşallah demedikçe) hiçbir şey için. Gök/erin ve yerin gizli bilgisi ona aittir. kendisinin her şeyi bilir. Burada sözü geçen "hükümdar" kimdir.. üzerine Nadr Medine'ye giderek Yahudilerle görüşür. ayette. Hikayesi şöyledir: Güya Muhammed. Müayt ile birlikte Medine'deki Yahudilere gönderip Muhammed'in "peygamberliğini" sınamak amacıyla onlardan bilgi almak isterler. fakat kullarının hiçbir şey bilmez olduklarını anlatmak ihtiyacındadır." (Kehf Suresi. bunlar. Yahudiler kendisine. Nadr b. De ki. Tanrı. tekrar göz atalım. hikayenin tam bu kısmında. Duha Suresi'nde ele alınmıştır. (İnsanların kimi). Muhammed'in "inşallah" demeden iş görmüş olmasıyla ilgili bir başka hikayeye aittir ki. O kendi hükümranlığına kimseyi ortak etmez" (Kehf Suresi. dördüncüleri de köpekleridir' diyecekler. Kehf Suresi'nin 9.. doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletti'' de" (Kehf Suresi. Görüldüğü gibi "mağara" hikayesi anlatılırken. bununla ilgisi bulunmayan bir başka hikayeye geçilmiştir. mağa-radakilerin sayısının ne olduğu konusundaki tartışmalara değinmekte: "Böylece (insanları) onlardan haberdar ettik ki. Haris onun arkasından halka. Onlar hakkında bilgisi olan çok azdır. 'Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir'. sekizincisi köpekleridir' derler. Kur'an'ın 93. 'Bunu yarın yapacağım' deme. 'Onlar yedi kişidir. "Vallahi ben (Muhammed'den) daha güzel konuşunun.

sessizliğin bastığı. Tanrı'nın sözlerinin bitmesinden önce denizlerin tükeneceğine değinilerek ve "(Ey Muhammed) De ki. Verememesinin nedeni. Muhammed. Buna karşılık. s. "Kehf Suresi" ile "Duha Suresi". ayet 110) şeklindeki ayet ile sure sona erdirilir. on beş gün boyunca verecek cevap bulamaz. Fakat. "Muhammed bize ('sorduklarınızı yarın haber veririm') dedi. ayet 23-24).. Kur'an'ın 18. doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletir' de" (Kehf Suresi. sure olarak indiği kabul edilir. sonra birdenbire Musa ile ilgili masallara geçilir ve Musa'nın.3218. sure olarak indiği kabul edilir. ona darıldı" diye konuşurlar. yukarıda anlatılan iki hikaye.soruları yanıtlayabilirse onun peygamberliğine inanın" şeklinde konuşurlar. ayet 1-3).( Elmalılı H.. Örneğin." (Kehf Suresi. Dikkat edileceği gibi. Bedir Savaşı'ndan söz edilir (Kehf Suresi. age. Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı an ve 'Umarım Rabbim beni. güneşin parlayıp yükselmeye başladığı zamana) ve "sükûna erdiğinde geceye" (yani.) Daha başka bir deyimle. Tanrı'dan 102. sıra olduğu söylenir. genç arkadaşlarıyla birlikte iki denizin birleştiği bir yerde balıklarını unuttuğuna dair olan "kıssa" anlatılır ki (Kehf Suresi. Muhammed'in cevap vermekte gecikmiş olmasının sebebi. Ve bunu. yukarıda belirttiğimiz gibi. geceye) yeminler ederek Muhammed'e darılmadığını bildirmekte! Ancak. Ancak. Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı" (Duha Suresi. Mekkeli inkarcılardan söz edilirken ve Kur'an'ı anlamasınlar diye Tanrı'nın bu inkarcıların kalplerine ve kulaklarına ağırlıklar koyduğu belirtilirken. fakat Muhammed cevap veremez: "Sorduklarınızı yarın haber veririm" der. Bu vesileyle hatırlatalım ki. halk arasında ileri geri konuşanlar olur. 'Bunu yarın yapacağım' deme. ayet 60-82). ertesi gün şöyle dursun. "nur" sözcüğünün kapsamıyla ilgili hükümleri ele alacaktır. daha doğrusu doksan üçüncü sırasında bulunan Duha Suresi'nde yer almış bulunmakta! Fakat. açık ve anlaşılır nitelikte şeyler değildir. o da Kehf Suresi'ndeki şu ayetleri kapsar: "(Ey Muhammed!) Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inşallah demedikçe) hiçbir şey için.. 'Ben. Fakat. Başlık bu olduğuna göre. Şimdi birkaç sürelik bir atlama ile Kur'an'ın yirmi dördüncü suresine göz atalım. Her ne kadar Kur'an'da yirmi dördüncü sırada ise de. fakat bu konuda doğru dürüst bir bilgi verilmeden kıyamet gününe. Kur'an'ın en sonlarında. Kur'an'ın 93. sırasında bulunan Duha Suresi'nin "nüzul" (iniş) sırasının 11. karanlığın çöktüğü. çünkü. c. Ancak. Daha sonra "Zülkarneyn" masalına atlanır (Kehf Suresi. yalnızca sizin gibi bir beşerim'. düzenli. Yazır. inkarcılara. pek muhtemelen. kimi kişiler. sanılır ki bu sure. cevap verirken her şeyden önce Tanrı'nın kendisine gücenmediğini. bu ayetler. biraz önce dediğimiz gibi. Bu üç soru Muhammed'e sorulur. halbuki bugün on beş gün (oluyor) sorduğumuza cevap vermiyor" diye dedikoduya başlarlar. Bu sözler Muhammed'i oldukça rahatsız eder. ayet 52-59). anlatılanların hiçbiri. "Tanrı'dan vahiy gelmedi" diyerek anlatmaya çalışır. anlaşılması mümkün değildir. sorular hakkında bilgi edinememesindendir. Kimileri de "Tanrı Muhammed'i terk etti. birbirlerinden çok farklı olan surelerdir. kendisine soru soranlara "Sorduklarınızı inşallah yarın haber veririm" diyecek yerde. şimdi incelediğimiz Kehf Suresi'nde değil. sureyi oluşturan altmış dört ayet içerisinde sadece bir ayet Tanrı'yı göklerin ve yerin nuru olarak tanımlamaktadır: . sırasında yer alan Kehf Suresi'nin Tanrı'dan 69. Oysa surenin başlığı ile içeriği arasında hemen hemen hiçbir ilişki yok gibidir. Ve nihayet onlara verecek cevaplan elde eder. ayet 83-98). sadece "Sorduklarınızı yarın haber veririm" dediği için (yani. Bu sure "Nur Suresi" başlığını taşır ve 64 ayetten oluşur. kafirlerin durumuna. fakat ö bunu. "inşallah" sözcüğünü kullanmadığı için) vahyin geciktiğini söylemektedir. Görülüyor ki. karmakarışık ve hiç de anlaşılamaz bir şekilde bu surelerin ayetleri içerisine sokulmuştur. darılmadığını anlatmak üzere Kur'an'a şu ayeti koyar: "Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki. "inşallah" demeden iş görmüş olmasına bağlanmıştır ki. hep bu tür kopukluklar ve tutarsızlıklarla dolu. Tanrı "kuşluk vaktine" (yani. Kehf Suresi'nin bundan sonraki ayetleri de.4.. Kehf Suresi'ndeki "mağaraya sığınanlar" hikayesiyle ilgili ayetlerin araşma sıkıştırıvermiştir. gerek Kur'an'daki sıra ve gerek iniş sırası itibariyle. hiç yeri yokken.

ayet 8. Turan Dursun.121.. ayet 61).) Örneğin. bir bakıma "cisim"dir ve Allah'ı "cisim" şeklinde düşünmek mümkün değildir. işte kurtuluşa erenler onlardır" (A'raf Suresi. onların içinden bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah." (Nur Suresi..O Peygamber'e inanıp ona saygı gösteren. O lamba kristal bir fanus içindedir. " (Bakara Suresi.2. Onlara asla zulmedilmez" (Zümer Suresi. küfredenlerin ise velileri tağuttur. Kimi yorumculara göre Allah. "Kur'an" anlamında olmak üzere şöyledir: ". Allah dilediği kimseyi nuruna eriştirir.( Bu konuda bkz. ayet 157). Razi gibi yorumculara göre Tanrı. İbnü'l-Cevzi gibi bazı yorumcular ise. kafirler istemeseler de Allah nurunu (İslamı) tamamlayacaktır" (Saff Suresi.. Örneğin. s. age. içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. onları zulümattan nura çıkarır. kimi yerde "iman". yüceler yücesidir" (Furkan Suresi. Bakara Suresi'nde "nur" sözcüğü "iman" karşılığı olarak şöyle yer almıştır: "Allah. gökyüzündeki "ay" için kullanılmıştır: "Gökte burçları var eden. Fakat."Allah. batıya da nispet edilemeyen bir ağaçtan. kimi yerde "ayın aydınlığı". Tevbe ve Saff surelerinde "nur"sözcüğü "islam" karşılığı olmak üzere kullanılmıştır: "Onlar (kafirler) ağızlarıyla Allah'ın nurunu (İslamı) söndürmek istiyorlar. yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Rabbinin nuru ile aydınlanır. kimi yerde "Kur'an" vs.) Ancak. Bununla beraber yorumcular. Belki düşünüp öğüt alırsınız diye onda açık seçik ayetler indirdik" (Nur Suresi. kendisine ateş değmese dahi ışık verir. altmış dört ayetlik koskoca "Nur Suresi'nde.. onları nurdan zulümata çıkarırlar. c. Zira.. O'nun nurunun temsili. bu nedenle Tanrı'ya "mır" denebileceğini ileri sürerler. kitap konulur. "nur" sözcüğü Kur'an'da pek çeşitli anlamlarda olmak üzere yer almış bulunmaktadır.. neredeyse. "aydınlık") anlamına gelen "nur" sözcüğü ile tanımlanamaz. bütün alemin ve alemdeki bütün duygusal nurların ve "idrak edici güçlerin" aydınlığa çıkarıcısı olduğu için. şimdi üzerinde durduğumuz "Nur Suresi'nde ele alınmış değil. bu arada Tanrı'nın niteliği olarak da kullanılmıştır. ayetinin Diyanet Vakfı çevirisindeki yorumuna bakınız. Tanrı'ya "mır" denip denemeyeceği konusunda tartışırlar. "Allah göklerin ve yerin ışığıdır" demekten geri kalmazlar. ayrıca bkz. o da anlaşılması güç tümcelerle dolu! Üstelik bu sure.. ayet 257). o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki. Furkan Suresi'nde "nur" sözcüğü. peygam-berler ve şahitler getirilir ve aralarında hakkaniyetle hüküm verilir. Kur'an'ın diğer surelerinde "nur" sözcüğünün farklı anlamlarda kullanıldığı görülür. Örneğin. surenin ilk ayeti aynen şöyledir: "(Bu) Bizim inzal ettiğimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kıldığımız bir suredir. kimi yerde "gündüzün aydınlığı". bu hususlar. A'raf Suresi'nde "nur" sözcüğü. "nur" sözcüğünü içeren ya da ilgilendiren bir ayetle dahi başlamıyor.. Kur'an'ın. ayet 1). Yukarıdaki birkaç örnekten anlaşılıyor ki. ayet 32). göklerin ve yerin nurudur. kimi yerde "hidayet" kimi yerde "peygamber". "ışık" (yani. olarak anlam taşır.( Nur Suresi'nin 35. "mır" sözcüğünün "yol gösterici" anlamına geldiğini. Halbuki. doğuya da. Buna karşılık yorumculardan bir kısmı. çünkü. iman edenlerin velisidir. nur sözcüğü ile ilgili bir tek ayet bulunmakta. Zümer Suresi'nde "nur" sözcüğü "adalet" anlamında olmak üzere şöyledir: "Yeryüzü. "nur". ona yardım eden ve onunla birlikte gönderilen nura (Kur'an'a) uyanlar var ya. (Bu) nur üstüne nurdur. ayet 69). bu ayet "göklerin ve yerin nuru" olarak tanımlanmıştır. Tevbe Suresi. Ve biraz önce bahsettiğimiz gibi. Onun yağı. kimi yerde "islam" demektir. . ayet 35).

( Bu hükmün sadece Muhammed'in eşleri için değil.. ayet 60).. zina eden kadınlarla. Eğer size.. "(Kadınlar) süslerini. ayete kadar sıralanmıştır." (Ahzab Suresi. bedel vermek isteyen kölelerin bedellerinin kabul edilmesi gereğinden (Nur Suresi. kocaları veya babaları veya kayınpederleri veya oğullan veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kız kardeşlerinin oğulları veya kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler veya kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. ayet 33). örtünme konusu. 29 ayet atlama ile (yani. ayetle) tekrar ele alınmış bulunmakta. Allah. Ayet bu kişilerinin kimler olduğunu belirtmiş ve konu böylece bir sonuca bağlanmıştır. Tanrı'ya inananların mükafata ulaşacaklarından (Nur Suresi. bu arada. yine kadınların örtünmeleriyle. ayet 30). daha doğrusu. birbirleriyle hiç ilgisi bulunmayan hususlar ve konular ardı ardına bu şekilde 60. size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Bu satırları okurken sanırsınız ki. erkeklere karşı tutum ve davranışları konusunda görüşlerini belirtmiş. Ahzab Suresi'nin nüzul sırası 90'dır: . bütün Müslüman hanımlara uygulanmak üzere konduğu kabul edilir. sonra. Kur'an'ın 33. Nur Suresi'nin nüzul (iniş) sırası 102 olup. 60. 'Geri dönün' denilirse. ayet 29) şeklindeki öğütlere yer veriliyor. Zira. Nur Suresi'nden dokuz sürelik bir atlama yaptıktan sonra. kadınların örtünmeleri ve süslerini gizlemeleri. birazdan göreceğimiz gibi. 60. başka konular hükme bağlanmakta. ayeti şöyledir: "Evlerinizde oturun. eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. tutum ve davranışlarıyla ilgili hükümler çıkacaktır. örtünmeleri ve süslerini gizlemeleri belirtiliyor. hiç de öyle değil. cariyelerin fuhuşa zorlanmamalarından (Nur Suresi.Dikkat edileceği gibi burada Tanrı. sonra. bekarların ve cariyelerin evlendirilmelerinden (Nur Suresi. gizlediğinizi de bilir" (Nur Suresi. hemen sonra "mümin" kadınların iffetlerini korumaları. ayet 33). ama sakınmaları kendileri için daha iyi olur. ayeti izleyen ayetlerde. Oysa. ayet 36).. dış esvaplarını çıkarmaktan ötürü sorumluluk yoktur. ayet 33). Tanrı'nın indirdiği ve hükümlerini insanlara farz kıldığı şeyler değil midir ki. ama Kur'an'ın diğer sureleri. ayet 11-26). açılıp saçılma-maları. sakınmaları gereken kimselerden söz ediliyor ve şöyle deniyor. ayet 37) vd. sonra "(O evde) hiç kimse bulamadınızsa. insanların Tanrı'yı daima tespih ettiklerinden (Nur Suresi.) Oysa. zira.. hemen dönün. Tanrı'nın dilediği kişileri nura kavuşturacağından (Nur Suresi. Pek güzel. ayet 32). Tanrı. ayet 2-10). sonra. birbirlerinden çok farklı zamanlarda ve on iki sürelik bir ara ile inmiş görünmekte. kadınlar. ayet 28) ya da "İçinde kendinize ait eşyanın bulunduğu oturulmayan evlere girmenizde herhangi bir sakınca yoktur. Fakat. "(Bu) Bizim inzal ettiğimiz ve (hükümlerini üzerinize) farz kıldığımız bir suredir... erkeklerin kadınlara ve kadınların da erkeklere gözlerini dikmemeleri bildiriliyor (Nur Suresi. Bütün bu karışıklıklara ve tutarsızlıklara rağmen sanırsınız ki. başkalarının evine girerken selam vermek gerektiğine değiniliyor. söz edilmiştir.. Nur Suresi ile Ahzab Suresi. belli kişiler dışında hiç kimselere süslerini göstermemekle emredilmişlerdir." diye konuşmakta. yani 31. yaptığınızı bilir" (Nur Suresi. ayetten 60. ayet 31). ihtiyarlayıp oturmuş kadınlara. ayet 35). ayete kadar olan ayetlerle. çünkü. süslerini açığa vurmamak şartıyla. Ahzab Suresi'nin 33. sırasında yer alan) Ahzab Suresi'nde karşınıza. söyleyeceklerini söylemiştir. sizin açığa vurduğunuzu da. (yani. başka bir konuya geçilerek Muhammed'in eşlerinden biri hakkında iftirada bulunanlarla ilgili hususlara atlanıyor (Nur Suresi. ayette karşınıza yine birdenbire kadınların örtünmeleri ve süslerini gizlemeleri gerektiğini öngören şu hüküm çıkar: "Evlenme ümidi kalmayan. böyle değil. 31.. Örneğin. Allah." (Nur Suresi. zira. Ancak. Fakat.. sadece Nur Suresi'nin başına böyle bir ayet konmuştur?! Nur Suresi'nin bu sözünü ettiğimiz birinci ayetini. zina eden erkeklerden her birine yüz sopa vurulmasını öngören ayetler izlemekte (Nur Suresi." (Nur Suresi.

"Re-sullullah". "topal" ve "hasta" ki-. fakat sıralarken "babalarınızın. Resul". onu yüceltici nitelikte olmak üzere "Nebi". "Bunlar. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Ahzab Suresi'nin daha önceki bir ayetinde (ayet 56) şu bildirilmiştir ki. Muhammed'i sadece adıyla çağırmak doğru değildir. adının başına. siler bakımından "sorumluluk yoktur" diyor! Ne demektir bu. Muhammed'i. sure olarak Mekke döneminde indiği söylenir. çünkü. 227 ayetlik bu surenin dört ayeti Medine döneminde inmiştir -ki bunlar 224. belki hoşlanmazlar diye çekinmesin istenmiştir. anlamlan hiç kimselerce bilinmeyen "Ta.) Hemen ekleyelim ki. apaçık kitab/n ayetleridir" (Şuara Suresi. Ve eğer uyum sağlamak amacıyla belli bir sıra izlemek isteniyor ise. iş bununla bitmiş olmuyor: İbrahim olayları anlatıldıktan sonra Nuh . olayların tersinden başlanmıştır. ayet 2) şeklindeki bir ayet izler ve sure. bunu izleyen iki ayet. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinizde olan evlerde veya dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. "Allah'ın salat ve selamı onu üzerine olsun") demeleri gerekir. Mim" şeklindeki harfleri içeren ayetle başlar. Söylemeye gerek yoktur ki. birdenbire Musa ile Firavun masalını anlatmaya başlar ve Firavun'u nasıl denizin dibine yolladığını söyler. "müşriklere" tehditler savurmaktadır (Şuara Suresi. Şu bakımdan ki. ayet 3-4) diyerek onu teselli ederken. Bunu bitirince bu sefer. "müşrik"lerin alaylarına ve saldırılarına karşı korumak amacıyla konuşmaktadır: "(Resulüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaktın. Musa'nın yaşadığı dönemden çok önceye rastlar. böyle yapılmayıp. İbrahim dönemini daha öne almak gerekirdi.3540." (Nur Suresi. bu gibi kimseleri kendi evinden başka akrabadan birinin evine yemeğe götürecek olsa. ayet 5-9). Dikkat edileceği gibi. Ancak. Öte yandan bir de "kör". "Bismillahirrahmanirrahim" şeklindeki "besmele"yi müteakip. kimlerin evinde izinsiz yemek yeneceği hususlarını hükme bağlayan bir "adab-ı muaşeret" kuralı geliverir: "Kör için bir sorumluluk yoktur. ayet 69) der ve İbrahim'in kendi babası ve kavmi ile olan sürtüşmelerini anlatmaya başlar (Şuara Suresi. Yazır. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de sorumluluk yoktur. Biz dilesek. Ahzab Suresi'nin 56.. belli değil! Kimi yorumculara göre bununla şu anlatılmak istenmiştir ki." (Şuara Suresi. Muhammed'in adı söylenince bütün Müslümanların. İbrahim olaylarını. Bununla beraber. "(Ey Muhammed!) Onlara İbrahim'in haberini de naklet" (Şuara Suresi. age.( Elmalılı H. Kur'an'ın yirmi altıncı sırasında bulunan Şuara Suresi'ne geçelim. kimlerin evinde izinsiz olarak yemek yenebileceğini sıralamakta. Bunların arasına birbirleriyle ilgisiz hususlar yerleştirilmiştir. hani sanki bu birinci ayetle çelişme olsun diye. ayet 70-104).(Diyanet Vakfı çevirisinde. "Habibullah" ya da "Efendimiz" şeklinde bir şeyler koymak gerekir. onların üzerine gökten bir mucize indiririz de. birbirinden altı ayet ara ile belirtilmiştir. s. Muhammed'i yüceltmek için sarf edilmesi gereken sözler bile. Bu anlattıklarının müşriklere aktarılmasını ister (Şuara Suresi. ayet 62-63). Ya da bir kimse. İbrahim dönemi. c. Yorumcuların söylemelerine göre anlatılmak istenmiştir ki. Muhammed'le toplantı yapacak olanların. Topal için bir sorumluluk yoktur. Musa ile ilgili hikayeleri anlayabilmek için. analarınızın. ayet 10-68). Kadınlara süslerini açığa vurmamalarını ve örtünmelerini emreden hükmün hemen arkasından. ayet. Güya Tanrı. ayetlerdir-. Fakat. "Sallallahu aleyhi ve sellem" (yani. evlerinde izinsiz yemek yiyebilirsiniz" şeklinde kural koyacak yerde. Bu surenin Tanrı'dan 47. Bunu. ayet 62). bir arada değil.. ona boyunları eğilip kalır. Musa olaylarından önce anlatmak gerekirdi. Sin. Şimdi.. Fakat.) Fakat. Şuara Suresi. kör. ve 227.4. topal ve hasta gibi kimselerle ya da bunların evlerinde oturup yemek yemekte sakınca yoktur. toplantıyı izinsiz olarak terk etmelerini engellemek ya da Muhammed'e saygı izharında bulunmayı sağlamak amacıyla konmuştur (Nur Suresi. ayetinin açıklanmasına bakınız. kız kardeşlerinizin vd. kimlerin evinde izinsiz yemek yenebileceği hususu laf kalabalığına boğulmuş ve yine anlaşılmazlığa sokulmuştur. Ancak. Musa. bu kişilerden her biri için aynı tümceyi kullanıyor... erkek kardeşlerinizin.Şimdi tekrar Nur Suresi'nde kaldığımız yere dönelim. Görülüyor ki. İbrahim'in torunlarının torunudur. hiç de "apaçık" olmayan ayetlerle devam edip gider..

Zira. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın " (Şuara Suresi. "Nuh'u cin tuttu" şeklinde konuşmuştur.) Fakat her ne olursa olsun. yani Şuara Suresi'nde. ayetleriyle ilgili yorumuna bakınız. Lût'un karısı da. O geride kalanlardan (oldu)" (Şuara Suresi. ayet 106-122). Ve işte Şuara Suresi'nin 171. tıpkı Nuh'un karısı gibi... Neml Suresi. "Eyke" halkının da peygamberleri yalancılıkla suçladığı ve Şuayb'ın onlara. Oysa benzeri bir ayet. Öte yandan bu surede. şimdi burada. kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında . Kur'an'ın bildirmesine göre. Nuh'un torunlarından biridir ve şu hale göre. ve 79. bir kocakarı müstesna. "sık ve birbirine karışmış ağaçlarla dolu bir tür orman" anlamına geldiği için. Kocaları Allah'tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. ateşe girenlerle beraber siz de girin' denildi" (Tahrim Suresi. ayet 80-81. ancak alemlerin Rabbidir" (Şuara Suresi. kocalarına karşı "hain". Şuara Suresi'nde Lût'la ilgili bu hikaye anlatılırken. bir aralık Lût'un. "Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın. oysa bunlar da İbrahim'in zürriyetindendirler. bildirilmiyor! Beyzavi ve Celaleddin gibi yorumcuların söylemelerine göre. Yazır'ın. "Eyke" sözcüğü. "Bilin ki. "Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar" (Şuara Suresi. bunu izleyen ayetlerde Salih'ten..( Diyanet Vakfı'nın. Buna karşı sizden hiç bir ücret istemiyorum. Ve bu tertipsizlik bu şekilde devam edip gider. kocasını ziyaret etmek üzere Sodom şehrinden gelen cinsel sapıkları haber vermek için gece ateş yakıp gündüzleri de duman çıkarmıştır. Onlara.. "Doğrusu. Nuh'un karısı ile Lût'un karısını misal verdi. ayet 178-180) dediği bildiriliyor. Benim ücretimi verecek olan. belli değil! Hatırlatalım ki. Lût'tan ve eski peygamberlerin kendi halkları tarafından inkar edilişlerinden söz edilmektedir (Şuara Suresi. Zira. ayet 10). ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim" diyerek. daha önce. On bir sürelik bir arayla.. ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar" diye yal-vardığı görülür (Şuara Suresi.. kimi yorumculara göre Şuayb. Kur'an'ın 66. "Eyke halkı da gerçekten zalimdiler" (Hicr Suresi. Şuayb'ın yukarıdaki şekilde konuştuğundan söz edilirken. . ayet 74-81. inkar edenlere.. bozgunculukla ilgili hükümler arasına sıkıştırılmıştır: ". Hûd Suresi. Ancak. kocasına ihanet eden bir kadın olduğu yazılıdır: "Allah. Neden orada Şuayb'dan bahis yok? Öte yandan. Nuh ile ilgili olayların. Lût. kendi kavminden Tanrı'ya şikayette bulunduğu ve "Rabbim! Beni ve ailemi. "Beni ve bütün ailemi onların yapageldiklerinden kurtar!" diye yal-varıda bulunmuş ise de. ayet 35) diye geçmişti. güya Nuh'un karısı. burada yerleşik halktan çıkmış sayıldığı halde. 'Haydi. belli değil! Anlamak için kırk sure atlama yaparak. Oysa ki. Lût'un karısının.) kimi yorumculara göre Ey-keli değildir. Hicr Suresi'nin 78. güya Muhammed'e. ayet 168-169). İbrahim ile birlikte aynı topluma peygamber olarak göndermiştir (A'raf Suresi. ayetiyle ilgili yorumuna bakınız. ayet 170-171). Evet." (Şuara Suresi.( Elmalılı H.. İbrahim'in kardeşinin oğludur ve güya Tanrı onu. ayetinde "kocakarı" diye geçen deyim bu kadınla ilgili oluyor! Ve her ne kadar Lût Tanrı'dan. sırasında yer alan Tahrim Suresi'nin 10. ayet 153-175). Bu ikisi. Ancak. İbrahim'le ilgili olaylardan önce ele alınması gerekirdi. ayet 181-182). Burada sözü edilen "kocakarı" kimdir. ama Nuh'un ve Lût'un karıları ne yapmışlardır da. kendi kavmi ile olan ilişkilerini anlatır (Şuara Suresi. Tanrı onun bu yalvarışını kabul ederek şöyle konuşur: "Bunun üzerine onu (Lût'u) ve bütün ailesini kurtardık. iken onlara hainlik ettiler. "suçlu" durumuna düşmüşlerdir. ayet 78) diye geçmişti. Kimdir bu Eyke halkı? Ve Eyke halkının Şuayb'la ne ilişkisi var. Hemen belirtelim ki.olaylarına geçiliyor. ayetine başvurmak gerek.. bu aynı hüküm. Tevrat'ın bildirmesine göre İbrahim. "Eyke" adı. ayet 183). burada yerleşik bulunan halka "Eyke halkı" dendiği anlaşılmakta. ayet 54-55). ayet 105) diyerek. birdenbire alışveriş sırasında doğru terazi kullanılmasıyla ilgili bir ayet çıkmakta karşımıza: "Ölçüyü tastamam yapın. zira." (İsra Suresi. Tanrı onun karısını helak etmiş olmaktadır. daha önce İsra Suresi'nde de. ayetinde Tanrı. Şuara Suresi'nin 105. Doğru terazi ile tartın. Şuara Suresi'nin 176. orada. on beşinci sure olan Hicr Suresi'nde. ona Nuh'un..

. Amacı. (Ankebût) ve 50. başka bir anlam taşır. yine de azabı görmeden iman etmezler" der ise. bölük pörçük bir şekilde değinilmiştir. Çünkü. eğer kalkar da. (A'raf). Tanrı şimdi Şuayb'la ilgili hususları tamamlamadan." (Şuara Suresi. "Kur'an"a gönderme yapmak üzere konmuş ise. her iki yorum da Tanrı'yı kendi kendisiyle çelişmeli durumuna sokmakta. başka bir anlam. bununla . başka bir konuya atlamıştır. Bunu söyleyebilen bir Tanrı. elbette ki Araplar için onu anlamak ve dolayısıyla ona inanmak olanağı bulunmayacaktı. Buna karşılık. yine de azabı görmeden iman etmezler. bunu onlara okusaydı. "Onu günahkarların kalplerine böyle soktuk. 15. Şuayb'ı yalancı saydıkları için. bunlar Kur'an'ın "Arapça" ve "apaçık" bir kitap olarak indirildiğini bildirmektedir: "Muhakkak ki. anlamım kalplerine iyice soktuk.. (Hûd). Kur'an'ın daha önceki ve daha sonraki surelerinde. suredir). Kur'an'daki Tanrı. ayet 200-201) diye bir ayet geliyor ki. Şuayb'la ilgili hikayeye. biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz. acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler" (Şuara Suresi. c. 29. yukarıda belirtilen hususlar yer almakta. ayetleriyle ilgili yorumuna bakınız. 18. onlar için bir delil değil midir?" (Şuara Suresi. Tevrat ve incil'de Muhammed'in adının ve niteliklerinin zikredikliğini söylemekteydiler.Buna karşı halk Şuayb'a. yoksa İsrailoğullarına mı? Bazı yorumculara göre Beni İsrail ulemasından bir kısmı. ve 201. bu aynı Tanrı. şöyle ekler: "Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de.3645.( Elmalılı H.. "Medyen'e de kardeşleri Şııayb'ı gönderdik.. En'am Suresi.5. (Hicr). ayet 198-199). Bu aynı surede. azabı açıkça görmeden imana gelmezler.. ayet 185-186) diye yanıt veriyor.) Kur'an'ın Muhammed'e verildiğinden ve orada yazılı olanların. "Beni İsrail bilginlerinin onu bilmesi." diye yazılı. konuyla ilgisi olmayan ayetler izler ki. Kur'an Arapça bilmeyen birine ya da bir yabancıya indirilmiş olması halinde. ayet 188-189). Şayet doğru sözlülerden ise. Mekke döneminin ortalarında indiği söylenen Şuara Suresi'nde (ki Kur'an'da 26. Böylece karışıklık biraz daha göze batmaktadır. şüphesiz. daha önceki milletlere verilen kitaplarda da bulunduğundan söz etmektedir. Ancak. s. 16. tartışmalıdır. Şuayb'la ilgili hususlar bu ayetlerle tamamlanmış değildir. "Kur'an'ı kendi dilleriyle indirdik. (Nahl). daha öncekilerin kitaplarında da vardır.) Öte yandan. Şuayb'la ilgili olarak şimdi üzerinde durduğumuz Şuara Suresi'nin yukarıdaki ayetlerini. sırada bulunmakta). Salih ve Lût'tan sonra peygamber olarak gönderildiği bildirilmekte. anlamını kalplerine iyice soktuk. Görülüyor ki. apaçık Arapça diliyle. o (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir.Sen olsa olsa iyice büyülenmiş birisin! Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. ayet 125). bunu söylemek için Tanrı mı olmak gerekir? Bütün bunlar bir yana. Hûd. 11. onu Müslüman yapabilirim. bu sözler biraz şaşırtıcı! Şu bakımdan ki. bu halkı helak ediyor (Şuara Suresi. senin kalbine indirmiştir. ". "küfür"e gönderme yapmak amacıyla konmuş ise." "Kur'an'ı kendi dilleriyle indirdik.) Ancak. dilediğim kimsenin de gönlünü kapar kafir yaparım" şeklinde konuşmuştur (örneğin bkz. (Kaf) surelerinde. üstümüze gökten azap yağdır" (Şuara Suresi. Bil ki.. ne anlam taşıdığı pek bilinmez. burada geçen "onu" zamirinin neye atıf olduğu. bu ayetlerden hemen sonra. çünkü. Ayette yer alan "onu" sözcüğü. okuyucu bakımından içinden çıkılmaz bir durum yaratmaya yeterli. Yazır. uyarıcılardan olasın diye. ve işte Kureyş'ten kişiler gidip onlardan bu haberi öğrenmişlerdir. Şuayb'ın. "Ben dilediğimin gönlünü açar. Bundan dolayıdır ki.( Çünkü Şuayb'la ilgili olarak Mekke döneminin sonlarında "nazil" olduğu söylenen Hûd Suresi'nde (ki 11. örneğin 7. Muhammed'in söylemesine göre. Fakat. Onun için. ayet 197) diye bir ayet sıkıştın verir! İsrail bilginlerinin Kur'an'ı bilmiş olmaları neden ve kimler için "delil" oluyor! Ve ayette geçen "onlar" sözcüğü kimlere atıftır? Araplara mı.. Kur'an'ın Arapça olarak Araplara gönderildiğini açıklamak olmalı ki. Şu nedenle ki. yine ona iman etmezlerdi" (Şuara Suresi. ayet 192-196). age. (Resulüm!) Onu (Cebrail). O...”( Diyanet Vakfı'nın Şuara Suresi'nin 200. yorumcular bu ayeti iki şekilde anlatmaya çalışırlar: "Kendi günahları yüzünden soktuğumuz küfür öyle yerleşmiştir ki. (Kehf). Tanrı. Ancak. yukarıdaki sözlerinin arasına.

Ayeti okurken. fakat yorumcuların açıklamalarına göre burada anlatılmak istenen şey.. kötülük yapanların ceza göreceklerinden." (Ankebût Suresi.Mekke'de indiği. önemli bir haber verecekmiş gibi. Ve işte Şuara Suresi bu ayetlerle sona erer. ama yine de onu Müslüman yapamadık!" derse. Mekke'de bir taşın üstüne çıkıp. Beyzavi'nin bildirmesine göre. birdenbire çocuklar ile ana baba arasındaki ilişkilere geçer. onlara da sapıklar uyarlar" (Şuara Suresi.. anası ona darılmış. ayet 8). bu ayet. başkadır. iman edip iyi işler yapanlar.. şairlerin halkı etkileme gücüne sahip olduklarını bildiği için.. daha henüz Muhammed'in "peygamberliğini" ilan etmediği bir tarihe aittir ki. Sa'd b. onlara itaat etme. ayet 224-227). ve 227. ayet 14). ne mekan. hiçbir şekilde uyumlu değil. ne zaman ne de anlam bakımından. İslam adına cihat edenlerin ancak kendileri adına cihat etmiş olacaklarından. ayet 8). dilediğinin de. şairlerle ilgilidir ve "Şairlere (gelince).... yakınlarını ve halkı etrafına toplamaya çalıştığı dönemle ilgilidir! Biraz önce bahsettiğimiz gibi. "Allah dilediğinin gönlünü açar onu Müslüman yapar. gönlünü kapar kafir yapar" (En'am Suresi. "Allah dilediğini saptırır ve dilediğini de doğru yola sokar" (İbrahim Suresi. Muhammed'in yaşamı ile ilgili olarak. Muhammed.. İnsanların sınavdan geçirileceklerinden. bu aczin ifadesi olmaz mı? Fakat. hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa. Tanrı'ya ve dolayısıyla kendisine boyun eğen. Vakkas ile anası arasında geçen bir olaydır.. Bu dört ayet. hiç kalkıp da. bu tanımlamanın dışında kılmıştır. Allah'ı çok ananlar. Nuh'un hikayesinden söz edilir.Eğer (anan baban) seni. ayetleri kapsar ki. Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi? Ancak. yeminler ederek şunu anlatır ki. güya İbn Vakkas Müslümanlığı kabul ettiği zaman. onlara itaat etme. Yirmi dokuzuncu sure olan Ankebût Suresi bir başka ilginç örnek. ayet 224) diye başlar ve Muhammed'in daha sonraki yaşamıyla ilgili olmak üzere "iyi" şairlerle "kötü" şairler arasındaki farklı durumu konu edinir. 224.. oğlu eski dinine dönünceye kadar buna devam edeceğini bildirmiş.. İşte bunun üzerine Muhammed. Tanrı'dan geldi diyerek yukarıdaki ayeti Kur'an'a koymuş: ". "Allah dileseydi puta tapmazlardı. İslamdan başka bir inanca bağlı olan ana babaya itaat etmemek gerektiğini bildirir ve şöyle der: ". fakat üç gün sonra vazgeçmiş. birdenbire başka bir konuya geçilerek. Bu nedenle. Kur'an'da.. Güzel. Nuh'u kavmine göndermiştir ve onu 950 yıl yaşatmıştır: . 227 ayetten oluşan Şuara Suresi'nin . ayet 107). kendisini övüp yücelten şairleri." (Şuara Suresi. genel olarak şairleri yalancı ve sapık kimseler olarak ilan etmiş." (Ankebût Suresi. iman edip iyi iş görenlerin kötülüklerinin örtüleceğinden söz ederken (Ankebût Suresi.... Çünkü. ayet 1-7). buna karşılık. Kur'anda açıklama yok. surenin bu kısmında karşınıza. onları birbirlerine düşman yapmak niye? Ankebût Suresi'nin kafirlikten söz eden yukarıdaki ayetlerinden sonra. onlara da sapıklar uyarlar. ayet 214) diye başlayan bir ayet çıkmakta ki. Tanrı. fakat bu ayetlerden dördünün Medine dönemine ait bulunduğu söylenir. çocuklar ile ana babanın arasını açmak.sadece çelişmeye düşmüş değil. "Biz falancayı Müslüman yapmak üzere Kur'an'ı kalbine iyice soktuk." (En'am Suresi. Daha doğrusu. şairler tarafından hicvedilmenin kendisi bakımından nasıl bir tehlike yaratabileceğinden haberdardı. Bu vesileyle Tanrı'nın şöyle konuştuğunu söyler: "Şairlere (gelince).Eğer (anan-baban) seni. neden dolayı böyle bir ayet koyma ihtiyacı duyulduğunu kendi kendimize sorma ihtiyacını duyarız. ayet 125) diye yazılı değil mi? Eğer puta tapanları "putatapar" yapan ya da "kafir'leri "kafir" kılan Tanrı ise. onu bundan vazgeçirtmek için açlık grevine başlamış. hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zırlarlarsa. daha önceki ayetlerle. "(Önce) en yakın akrabanı uyar" (Şuara Suresi. ama müşrikliğe (putataparlığa) izin veren ya da dilediğinin kalbini kapayıp saptıran kim? Tanrı değil mi? Örneğin. aynı zamanda aczini itiraf etmiş olmaz mı? Dilediğini Müslüman ve dilediğini kafır yapabilen bir Tanrı..

şimdi üzerinde durduğumuz Ankebût Suresi'nde söyle yazılıdır: "Karun'u. ayetlerini ve yirmi yedinci sırasında bulunan Neml Suresi'nin 54. bunu yapmakla. yine de açıklığa kavuşmuş olamıyoruz!. Fakat. Haman. ayet 6). Eğer bilmiş olsanız. İbrahim'le ilgili olaylar anlatılacak. Tevrat'la anlatılan Musa. gibi anlamlara gelir. ". Yazır'ın yorumuna bakınız) Anlaşılan Tanrı insanları öylesine beyinsiz görmektedir ki. ayet 38). ayet 39 vd. ayet 14). "birkaç kişilik takım" demek olan "hızb"ın çoğunluğu olup. ayet 31) ve onunla ilgili olarak on sekiz sure önce (yani. ve 81. ayet 39). "cemaat". Firavun'un adamı (muhtemelen veziri) olarak tanımlanmıştır. Hemen sonra Ad ve Semûd aşiretleriyle ilgili masallara (Ankebût Suresi. fakat burada kısaca belirtelim ki. 950 yıllık sürenin uzunluğunu anlatmak için böyle konuşmuştur!( Elmalılı H. Haman ve Musa ile ilgili masallara gidiliyor (Ankebût Suresi.. asılsız sözler uyduruyorsunuz. sadece."Ve celalim hakkı için. ayet 26) deniyor. ne zaman ne de mekan itibariyle. ve 83.. Görüldüğü gibi. ". bu konu tamamlanmadan Lût'tan söz eden ayete geçiliyor ve "Bunun üzerine Lat ona iman etti ve (İbrahim). Oysa. birbirleriyle karıştırılmış olarak alınmış olmasından doğmuştur. ayet 15) diye konuştuğunu belirten bir ayet var! Nerden çıktı bu gemi ve kimdir gemidekiler? Bunlardan hiç söz edilmeden birdenbire. Nuh'u kavmine gönderdik de içlerinde elli yılı müstesna bin sene durdu. Kur'an'daki bu yanlışlık. Haman Firavun'un değil.. 950 yıllık bir yaşamın. "Siz Allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor. 11.. ayet 36) ve bu konuda A'raf ve Şuara surelerinde söylenmiş olanlar tekrarlanıyor. ayet 17) şeklindeki sözlerle. on birinci sırasında bulunan Hûd Suresi'nin 74." (Ankebût Suresi." (Ankebût Suresi. Kur'an'ın yedinci sırasında bulunan A'raf Suresi'nin 80. "İbrahim'i de gönderdik. 'Doğrusu ben Rabbim'e (emrettiği yere) hicret ediyorum'. "Lat" nereden çıktı ve ne oldu da İbrahim'e iman etti.. Yukarıdaki ayetten hemen sonra. Tanrı'nın Nuh'u ve gemidekileri kurtardığına dair. Örneğin.. Tekrarlanırken de. ille de "bin" sayısını onların gözlerine kakmak ve ". İshak.. Burada geçen "Haman" ile ilgili sözler Kur'an'ın Mü'min (ayet 23-24). ayet 2730).. Neden "950 sene durdu" denmemiştir de. sonra Şuayb'ın Medyen'e gönderildiğine dair hikayeye geçiliyor (Ankebût Suresi. hep zulmediyorlardı" (Ankebût Suresi. burada Nuh'un yaşamıyla ilgili olarak. o da Haman'ın. ayetlerini. Üstelik Musa ve Haman farklı dönemlerde yaşamışlardır. sonra tekrar İbrahim'e dönülüyor (Ankebût Suresi. ayet 18-23). Firavun ve Haman ile ilgili hikayelerin. . Lût'un İbrahim'e ilk iman edenlerden olduğunu öğrenmekle beraber.. Tanrı. çok uzun bir zamanı kapsar okluğunu anlatmak için. Sonra yine İbrahim masalına dönülüyor ve bırakıldığı yerden devam ediliyor (Ankebût Suresi. Musa onlara apaçık deliller getirmişti de. "elli yılı müstesna bin sene durdu" denmiştir. Konuyu ileride ayrıca ele alacağız. ayet 24-25). Kur'an'ın otuz üçüncü sırasındaki Ahzab Suresi'ne geçelim: "Ahzab" sözcüğü.) Bu arada bir yanılgıya saplanılıyor ki. ayet 16) denilmekte! Bundan sonra. her ne kadar Lût ile İbrahim'in kardeş çocukları olduklarını. hiçbir ilişki yoktur.elli yılı müstesna bin sene durdu" şeklinde konuşmak gerektiğini düşünmüştür? Fakat.. ayetten sonra. müşriklerin uyarılmasına geçiliyor (Ankebût Suresi." (Ankebût Suresi. oradan da atlana atlana Firavun. derken onları tufan yakalayıverdi. sure olan Hûd Suresi'nde) söylenmiş şeyler tekrarlanıyor. ve 55.elli yılı müstesna bin sene durdu" deniyor. Acem krallarından Ahaşveroş'un veziridir..O kavmine şöyle demişti: 'Allah'a kulluk edin. Yakub ve Lût olaylarına geçiliyor (Ankebût Suresi. Mısır hükümdarı Firavun'un veziri (ya da adamı) olarak gösterilmesiyle ilgili. "grup" vd. Kasas Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Ve o yerde onları hakim kılmak: Firavun ile Haman'a ve ordularına onlardan (İsrailoğullarından gelecek diye) korktukları şeyi göstermek (istiyorduk)" (Kasas Suresi. Şimdi. ayet 16-18). Andolsun ki. onlar yeryüzünde büyüklük taşlamışlardı. belli değil! Yorumculara göre. ayetlerini gözden geçirmemiz gerekiyor... Firavun'u ve Haman'ı da helak ettik.. tarihsel açıdan Haman ile Firavun arasında." diye başlayan bir ayetle İbrahim ele alınıyor (Ankebût Suresi.. ve Kasas (ayet 5-6) surelerinde de tekrarlanmıştır.. Ona karşı gelmekten sakının. "Fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu alemlere ibret yaptık" (Ankebût Suresi.. Sanılır ki. Oysa.. bu sizin için daha hayırlıdır" (Ankebût Suresi. çünkü. "topluluk". belli değil! Fikir edinebilmek için. Ancak.

. zıhar yaptığınız eşlerinizi. ve Zuhruf Suresi'nin 65. biz de seni. olay vesilesiyle münafıkların başvuracakları iftira ve yalanların hükmü olmayacağını. Allah yanında en doğrusu budur. Ra'd Suresi'nin 36.. ama birbirleriyle ilişiği olmayan bu hükümlerden ne anlaşılmak gerekiyor? Bazı .( Bu konuda bkz. evlatlık edinme.Tanrı'dır.270) Biraz önce bahsettiğimiz gibi Ahzab Suresi'ndeki ayetlerin büyük çoğunluğu. Yazır. Zeyneb olayı. kendi oğulluğu olan Zeyd'in karısı Zeyneb'e aşık olmuş. senin inançlarında serbest bırakalım" demişlerdir). Öte yandan "ahzab" sözcüğü. Mim" şeklindeki harflerden sonra. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. anlaşmazlık bununla bitmiş değil. Allah'a güven. Tanrı. "Ey peygamber! Allah'tan kork. Güya." (Ahzab Suresi. hiç kimseye iki kalp vermemiştir. Örneğin. Muğireoğullarını ve Ebu Talha ailesini anlatmak için kullanılmıştır. Bu ad. onlara boyun eğilinmemesini bildirmiştir. birbiriyle hiç ilgisi bulunmayan konuları kapsar: bunlar arasında İslam adabına ait hükümler. "Kafirlerin. 'zıhar' yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlatlarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. besmeleden ve "Elif. bu görüşme sırasında Kureyşliler. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola o eriştirir. Bilindiği gibi Muhammed. Ahzab Gazası ile başlamamakla beraber. kAfirlerin ve münafıkların söylediklerine aldırış edilmemesini.l. yorumcuların söylemelerine göre Hûd Suresi'nin 17. bu aynı surenin daha sonraki ayetlerinde. bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi.. Muhammed'e saygı vd. "Sen bizim taptıklarımızı diline dolamaktan vazgeç ve 'Onlar menfaat sağlayabilir. Ve işte güya bunun üzerinedir ki.. yukarıdaki şekilde Muhammed'e hitap ederken. Übey'in evine misafir olduktan sonra Muhammed ile konuşmalarıyla ilgilidir. Diğer bazı yorumculara göre Ahzab Suresi'nin ilk üç başlangıç ayeti. zıhar. Tanrı Muhammed'e. Kur'an'ın diğer surelerinin ayetlerinde de on bir kez olmak üzere yer almış olup. Bunun dışında kalan ayetler. Kur'an'da yazılanlara göre. c. Zeyd bunu anlayınca Zeyneb'i boşamış ve böylece Muhammed Zeyneb'le evlenmiştir. bu ayetlerle ilgisi olmayan şu iki ayet dikilir: "Allah. bu nedenle onların yaygaralarına aldırış etmemek gerektiğini anlatmak üzere.Silah ve savaş araçlarına sahip insanlara ya da "toprağı katı ve kalın olan yere" de bu ad verilir. peygamber kanları. s. bu savaşla ilgili olarak sadece yirmi bir ayet içerir ki. Meryem Suresi'nin 37. Hicret'in beşinci yılında Medine'yi kuşatan ve "Handak" (Hendek) Savaşı'na vesile olan Kureyş cemaati için de kullanılmıştır (bu savaşa "Handak" Gazası dendiği gibi "Ahzab" Gazası da denir). Muhammed'e karşı savaşmak üzere. daha doğrusu 36.. Fakat. age.) Hemen ekleyelim ki. bu olayın dedikodu konusu olması ihtimali olduğu için. biz de seni Rabbinle baş başa bırakalım" şeklinde konuşmuşlardır (ya da "bizi kendi inançlarımızla serbest bırak. sana vahyoluna uy" demek ister şekilde yukarıdaki ayetleri göndermişti. Fakat. gibi hususlar bulunmaktadır. ayetlerinde ise "Hıristiyanlar" (Nasara) anlamındadır. Elmalılı H. c. Oysa. Bu ayetlerin ne anlam taşıdığı pek bilinmez. şefaat edebilir' de. anneleriniz gibi kendinize haram saymanız için yaratmamıştır. ayet 4-5). Ümeyyioğullarını. Arap geleneklerine göre oğullukların eşleriyle evlenmek haram sayıldığından. bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp edindiğiniz kimseler olarak kabul edin. Bu ayetlerin özeti şu: "Allah. kafirlere ve münafıklara boyun eğme.. ayet 1-3) şeklindeki ayetlerle başlar.3868.5.( Bu tür yorumlar için bkz.. Ahzab Suresi'nin ilk üç ayetinin anlamı üzerinde anlaşmazlık var. Fakat. münafıkların sözlerine kulak verme. Ahzab Savaşı ile ilgili bulunmayan ve hepsi de birbirinden farklı konuları kapsayan hükümlerden oluşur. Bir kere sure. konu Handak Savaşı'dır. yetmiş üç ayetten oluşan bu sure. ve 40. Vekil olarak Allah yeter" (Ahzab Suresi. s. Muhammed'e. Uhud Savaşı'ndan sonra birtakım müşriklerin Medine'ye gelip. bunlar 8-29 ayetlerdir. farklı anlamlarda kullanılmıştır.. bu üçüncü ayetten sonra karşınıza. miras. münafıkların reisi Abdullah b. age. Lam. Kimine göre Tanrı. Muhammed ile barış içerisinde yaşamak üzere ona. Rabbinden sana vahyedilene uy. onun Zeyneb'le evlenmesini isteyen .. orada bulunan Müslümanlar buna öfkelenip onları öldürmek istemişlerdir. Çünkü. ayetlerinde geçen "ahzab" sözcüğü. ve Sad Suresi'nin 112. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız. evlatlarınızı da oğullarınız gibi tutmanızı meşru kılmamıştır!" Evet. yorumcular farklı görüşler belirtirler. Bu savaşla ilgili hususlar anlatılacaktır. ayetlerle ele alınacak ve yarım yamalak anlatılacaktır. Turan Dursun. Ancak. Görülüyor ki. Surenin başlığına bakıldığında sanılır ki. Zeyd ve Zeyneb olayını göz önünde tutmuştur. evlenmekle ilgili hükümler. Onları (evlat edindiklerinizi) başkalarına nispet ederek çağırın. kadınların örtünmeleriyle ilgili hükümler.

Bir kere ilk tümce. hiçbir kimseye iki vicdan verilmemiştir ve hiçbir kimse kalbinde bire iki demez. biraz önce değindiğimiz gibi. Bütün bunlar bir yana. Muhammed'in Medine'ye hicretinden çok sonra. yani Mekke dönemine rastlar. Muhammed'in eşleri. aynı bir surenin birbirinden 47 ayet aralıklı iki ayeti ile (yani. ayet. bir kimse kendi karısına. evlatlıkların eşleriyle evlenme geleneği kötü bir şey idiyse. daha sevgili olduğunu anlatmaktadır ki. Daha başka bir deyimle. yani "Peygamber müminlere kendi canlarından daha yakındır.. Şimdi Ahzab Suresi'nin 6. ve 53. Hicret'in beşinci yılında konmuştur. Tanrı insanlara iki kalp vermediği için." Bu tümcenin. bu geleneği Muhammed. "Müminlerin peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir" şeklindeki bu sözleri. Muhammed. birbiriyle ilgisi olmayan konulan kapsamaktadır. ayetleriyle ele alınmıştır. Ayetin bu ilk tümcesini şu tümce izlemekte: "Onun eşleri onların anneleridir. sadece şunu anlatmaktadır ki. Doğrusu bu Allah katında büyük bir şeydir (bir günahtır)" (Ahzab Suresi. ayet 6). o da "zıhar". bir de şu var ki. birbiriyle uyuşmayan tümcelerden oluşmuştur ve birazdan göreceğimiz gibi. Muhammed'in eşlerinin "nikahları haram. Allah'ın kitabında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. ve 5. Müslümanlar için "peygamber". hiç kimse Muhammed'in boşadığı ya da ölümünden sonra geride bırakacağı eşleriyle evlenemez. ayet 53). "Peygamber'in emirlerine uymak gerekir". birinci tümcenin anlattığı şudur ki. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Muhammed Tebûk Savaşı'na hazırlanırken ve taraftarlarını kendi peşinden sürüklemek amacıyla sarf etmiştir. hem annelik hem de zevcelik ya da hem başka soydan evlatlık hem de gerçek evlatlık vasfı birleşemez. Ahzab Suresi'nin 6." şeklindeki sözleri kullanmıştır. Çünkü. Ahzab Suresi'nin daha sonraki 36. görüldüğü gibi bu fikrini. olay. bir insanda iki kalp bir arada bulunamayacağı gibi..yorumculara göre.Bundan sonra ne Allah'ın peygamberini üzmeniz. fakat. Fakat. onun eşleri onların anneleridir. hakkın birliğinin tanığıdır! "Bu o/masa insan kendini tanıyamazdı. çok öncelere. Yani artık onu boşamış olur. ama evlatlıkların. çünkü kalp. akraba olanlar. bazı kimseler gelip kendisine. bu geleneği ortadan kaldırmak için Tanrı'nın Muhammed'i Zeyneb'e aşık kılıp onunla evlendirmesi mi gerekirdi? Söz konusu ayetlerdeki bütün bu karışıklıklar ve anlaşılmazlıklar Muhammed'in günlük siyasetinin gereksinimlerinden doğma şeylerdir! Ahzab Suresi'nin 4. Güya. Yani. lerine ya da izin vermelerine değil. Eğer. "Analarımızdan ve babalarımızdan izin isteyelim" demişlerdir. yukarıdaki ayetin ilk tümcesini. Zira. kendi evlatlığı olan Zeyd'in karısı Zey-neb'e aşık olup onunla evlendikten sonra kaldırmıştır ki. boşadığı ya da ölümünden sonra geride bırakacağı eşlerinin başka erkeklerle nikahlanmalarını önlemek amacıyla. Evet.. ta'zimleri (saygın tutulmaları) farzdır". kendilerinden daha yakın. Dikkat edileceği gibi bu ayet. başka soydan evlatlık ile gerçek evlatlık vasfı birleşemiyor idiyse. Bu kitapta yazılı bulunmaktadır" (Azhab Suresi. Bu geleneğe göre. yukarıdaki hükümleri koymuştur. Tebûk Seferi'yle ilgilidir. ve 40. bu aynı surenin daha sonraki bir yerine. Oysa Muhammed'in Zeyd'i evlat edinmesi. ne de onun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Hemen belirtelim ki. Bu hususu biraz daha açıklığa kavuşturmak amacıyla. ayetlerini izleyen 6.. gerçek evlat sayılmasıyla ilgili geleneğin kaldırılmasını öngören bu ayetin yeri burası değil ki! Çünkü. Müslümanlar için birer "anne" durumundadırlar. Tebûk Seferi'ne çıkılmasını emrettiği zaman. Muhammed. ayetini okumaya devam edelim: ." Diğer bazı yorumculara göre yukarıdaki ayet Araplar arasında yerleşik bir gelenekle ilgilidir ki. yani 53. Ahzab Suresi'nin oğulluklarla ilgili bu ayeti. Tanrı bu işi daha önce. yine bambaşka bir konuda şu hükmü sevk eder: "Müminlerin peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir. ana ve babadan daha önemlidir ve ana babanın söz-. "Sen bana anamın sırtı gibisin" şeklinde konuştuğu an. miras hususunda. yorumcuların bildirmelerine göre. ayetlerine sıkıştırdığı tümcelerle) açığa vurmuştur. onun eşlerine saygı göstermek şarttır. Muhammed'in müminlere.. Daha doğrusu anlatmak istemiştir ki. yani Mekke döneminde hükme bağlamalı değil miydi? Öte yandan. ayetine şu hükmü koymuştur: ". o kadın ona kendi anası gibi sayılır ve artık o kimse karısına yanaşamaz.. ne daha önceki ne de daha sonraki tümceyle ilgisi var. Ve işte onları sefere sokabilmek içindir ki. kıskançlık denen şeyi "fazilet" olarak tanımladığı içindir ki.

. 'Eşini yanında tut. oğul edinmiş olan kimselere helal kılmakta? Oğul edinenlerin. her türlü özgürlüğünü kısıtlamakta! Bu kısıtlamadan sonra. geliniz size boşanma bedellerinizi vereyim de. Musa ve İsa ile toplantı yapıp.Akraba olanlar. ayet 6).. Zeyd'in karısıyla evlendirme gereğini duymuştur? Daha önce gelip geçenler . Evlerinizde oturun. o da Handak (Hendek) Savaşı'yla ilgilidir (Ahzab Suresi.Zeyd diye adı geçen kişi kimdir? Tanrı ona ne nimet vermiş ve Muhammed ona nasıl bir iyilikte bulunmuştur? "O kadın" diye sözü edilen kişi kimdir? Neden Tanrı oğullukların karılarını.din kardeşi yapmış ve onları birbirlerine varis kılmıştı. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilecek." (Ahzab Suresi. ayet 3435). birbiriyle ne kerte tutarsız şekilde düzenlenmiş olduğunu anlamış oluruz. kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. bir başka tutarsızlık izler ki. Bir kere Muhammed'in "çekinerek" içinde gizlediği şey nedir?. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın adeti böyle idi. Bu hususlar uyumsuz şekilde anlatıldıktan sonra. ayetinin). Fakat. iş bununla bitmiyor. böylece akraba olan kimselerin mirasçılık durumlarının eski hale dönmesini sağlamıştır. Bunu yapmakta güçlük çekmemiştir. yine başka bir konuya geçilir ki. Şimdi bütün bu söylediklerimizi tekrar gözden geçirecek olursak. ayet 9-26). Allah'ın kitabında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Zeyd. her bir satırı bilinmeyen şeylerle dolu. çünkü. onlardan söz aldığına dair olan sözleriyle başlayan ayetlerdir (Ahzab Suresi. İbrahim.. eşlerini boşama-sıyla. sizi güzellikle salıvereyim. giderek büyüyen tedirginliği önlemek amacıyla yukarıdaki hükmü koymuş. insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. akraba olan kimseleri etkilemiş. birdenbire başka bir konuya atlanır ki. Oysa. ayet 37-38). Görülüyor ki.. Bu ayetleri. o kadından ilişiğini kesince. yine hiç yeri ve ilgisi olmadan miras konusuna değinen bir tümce girmiş ayetin içine! Bu tümcelerin anlamını kavramak için şunu bilmek gerek: Muhammed.. Bu kitapta yazılı bulunmaktadır" (Ahzab Suresi. Fakat. çeşitli çete saldırıları ye savaşlar sayesinde elde ettiği ganimet mallarından muhacirlere paylar vermek suretiyle onları Ensar'a muhtaç olmaktan kurtarmıştı. Ahzab Suresi'nin bu üzerinde durduğumuz ayetlerinin (özellikle 6. ayet 32-33). örtünmeleri ve konuşurken seslerini ayarlamaları ile ilgilidir: "Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: 'Eğer dünya diriliğini ve süsünü istiyorsanız.. Tanrı Muhammed'i. yazılmış bir kaderdir" (Ahzab Suresi. kendi oğulluklarının kanlarıyla evlenmeleri bu kadar önemli ve ahlaki bir şey midir ki.. bu sayede En-sar'dan kişilerin mirasçısı olmuşlardır. Medine'deki Müslümanlarla -ki "Ensar" diye adlandırılmışlardı. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın. Fakat. Bu konuda doğru dürüst fikir verilmeden. İşte bundan dolayıdır ki. ayeti. sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. eşlerinin tutum ve davranışlarıyla. Muhammed'in Beni Kureyza adındaki Yahudi kabilesi üzerine saldırıya geçişiyle ilgili konuya geçilir ki. Kuşkusuz ki. "Zeyd" adım içeren şu ayetler çıkıyor: "(Resulüm) Hani Allah'ın nimet verdiği.". Allah'tan kork!' diyordun. zira. Allah'ın açığa vuracağı şeyi. ayet 36). Allah'ın kendisine helal kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebal yoktur. biz onu sana nikahladık ki. ayet 7-8). Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye. o da Tanrı'nın vaktiyle Nuh. Muhammed.. evlatlıkları. Görülüyor ki. bu durum. Allah'ın emri yerine getirilmiştir. ayetler. Ey peygamber hanımları! Siz. kendisiyle birlikte hicret eden Müslümanları -ki "muhacirler" diye adlandırılmışlardı-. yukarıdaki şekliyle anlamak imkansız. o da Muhammed'in eşleriyle olan ilişkileriyle ilgilidir. onların miras haklarına dokunmuş ve tedirginlik yaratmıştı. eski cahiliye adetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. tam bu noktada karşımıza şimdi. başka bir konuya atlanıyor ve Tanrı'nın "mağfiret ve büyük mükafat" hazırladığı Müslüman kişilerin tanımı yapılıyor (Ahzab Suresi. ayet 26-27). tutarsızlıklarla dolu bu 6. kanlarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. çünkü. ayrıca da Tanrı'nın ve "peygamberinin" buyruklarına karşı gelenlerin sapıklığa düşmüş olacakları bildiriliyor (Ahzab Suresi. Genellikle yoksul durumda bulunan muhacirler. kadının giyinip kuşanmasına ve "edalı" şekilde konuşmasına varıncaya kadar. iki ayetten oluşur (Ahzab Suresi. asıl korkmana layık olan Allah'tır. miras hususunda. iki ayet sonra. örneğin. Medine'ye hicret ettiği zaman.

Muhammed'in Zeyneb'le evlenmesini kolaylaştırmak için konmuştur. ayet 41). onun boşadığı Zeyneb'i haremine katma olasılığını sağlamıştır. Fakat. ayet 50-52). Eski Arap geleneklerine göre. karşımıza. Hatice tarafından Muhammed'e hediye edilen bir köledir ve Muhammed onu. Muhammed'in eşlerinin yakınları. Tanrı istemiştir ki. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab Suresi. şunu öğrenmekteyiz ki. ayet 56). Medine'ye hicret ettikten sonra." (Ahzab Suresi. bu sorulan sorarken. Zira Muhammed.arasında Tanrı'nın uyguladığı "adet" nedir? Eğer. adını da Zeyd b. bu noktada hukuk konuları yanda kesilir. bu ayet.. Zeyd'in karısı ile evlenmek Muhammed'in yazılmış bir kaderi idiyse. azat etmiş olduğu Zeyd'i kendisine oğul edinmiş ve ona kendi adını vermişti. Fakat o. sonra da kendi halasının kızı Zeyneb ile evlendirmiştir. Fakat. oğul edindikleri kimselerin karısıyla evleneme-dikleri için. Zeyd adındaki kişi. Harise olarak eski şekline dönüştürmüş ve yukarıdaki ayeti koymuştur. Kimlerin perde arkasından isteyecekleri belirtilmediği için. O halde onları (bir bağış ile) memnun edin ve güzel bir şekilde serbest bırakın" (Ahzab Suresi. meleklerle birlikte Muhammed'e salavat getirdiğidir: "Allah ve melekler. yani Müslümanlar. bu engeli yıkmak üzere Muhammed. "Biz de mi perde arkasından konuşacağız?" diye sordukları anlaşılıyor. çünkü. Dikkat edileceği gibi. Fakat. Tanrı'dan başka kimseden korkmaz olduklarını vurgulayan bir ayet gelmekte (Ahzab Suresi. hemen sonra. Bu sefer İslam adabıyla ilgili konuya geçilir ve örneğin davet edilmeden Muhammed'in evine yemeğe gidilmemesi emredilir. Bu soruların yanıtını Kur'an'da bul-s maya imkan yok. oğullukların eşleriyle evlenmenin haram olduğunu öngören Arap geleneği değişsin. ayet 53). Bunu açıklığa kavuşturmak için. "peygamber'lerin Tanrı emirlerini uygulayan kimseler olup. . kendi oğulluklarının eşleriyle evlendirir nü?" şeklinde sorular sormak ihtiyacını duyarız. ayet 49). Hemen sonra evlenme ve boşanma konusunda Muhammed'e tanınmış olan ayrıcalıklar belirtilir. Davet edilip de gidildiğinde fazla sohbete dalın-mayıp hemen dağılmak gerektiği. böyle yapmayanların Muhammed'in üzülmesine sebep oldukları belirtilir. oğul edinenler. kendi kendimize.. Zeyneb'e olan aşkının su yüzüne çıkması ve bu yüzden Zeyd'in Zeyneb'i boşaması üzerine onunla evlenmiştir. onu Zeyneb'le evlendiren Tanrı'dır. Bu söylendikten sonra. İslama ilk girenlerden olduğu için azat edip kendisine oğul edinmiş. Böylece Zeyd'i kendi oğlu durumundan çıkarmakla. ayet 40) şeklinde bir ayet var ki.. Hadislere başvurmak suretiyle de. o halde neden Tanrı bu işi Zeyd'in yuvasını yıktırmak sureliyle yapmıştır? Görülüyor ki. yine birdenbire nikah ve boşanma sorunlarına geçilir: "Ey iman edenler! Mümin kadınları nikahlayıp da. yine ne olduğu belli değil! Kur'an dışı kaynaklardan öğrenmekteyiz ki. oğullarının. herkes tarafından Zeyd b. "Hiç Tanrı böyle bir şey yapar mı? Oğul edinen kimseleri. Ve sonra.. bunlar bir bakıma medeni hukukla ilgili konulardır (Ahzab Suresi. Muhammed'in hanımlarından bir şey istendiğinde. kardeş oğullarının vd. O andan itibaren Zeyd. Bütün bu ayetleri okurken. ayet 55). o da Tanrı'nın. Fakat. doyurucu bir sonuca erişmek mümkün değilse de. Muhammed (Muhammed'in oğlu Zeyd) olarak çağrılmıştır. bunun perde arkasından istenmesi eklenir ve Muhammed'in ölümünden sonra onun kanlarıyla nikahlanmanın hiçbir Müslüman erkek için caiz olmadığı bildirilir (Ahzab Suresi. Zeyd'in kendi oğlu olmadığını anlatmak istemiş ve onun adını Zeyd b. onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. yukarıdaki ayetler sonu gelmez sorulara olanak yaratmakta. peygamber kadınlarının babalarının. Peygamber'e çok salavat getirirler. sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. birdenbire bambaşka bir konuya atlanır ki. Muhammed (Muhammed'in oğlu) yapmıştır. Bu bir uyarıdır ve bu uyarıyı izleyen yedi ayet Tanrı'nın Muhammed'i yüceltici sözlerini yansıtır (Ahzab Suresi. henüz zifafa girmeden onları boşarsanız. Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. ayet 39). "Muhammed. bu yasağa dahil olmadıkları anlatılır (Ahzab Suresi. kendilerine oğul edindikleri kimselerin kanlarıyla evlenebilsinler! Bu yukarıdaki iki ayetten hemen sonra. ayet 42-48). kardeşlerinin. biraz önce belirttiğimiz ayetlerle ilgisiz şu ayet çıkıverir: "Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin" (Ahzab Suresi.

Tanrı'nın münafık ve müşrik olanlara azap edeceği. Kur'an'ın en sonlarında yer almış birkaç sureyi gözden geçirelim ve örneğin 111.. yukarıdaki ayette görüldüğü şekilde. "elinde avucunda bir şey kalmasın". ayet 60-61). Tanrı'nın "kahrolası" şeklinde beddua etmesinin karşılığı olmaktadır. "insan" denen yaratığın "Doğrusu çok zalim. sırada bulunan Tebbet Suresi'nden başlayalım. bizi bunun için mi çağırdın?" diye onunla alay etmiş imiş! Bununla da kalmamış. beni tasdik eder misiniz?" diye bağırdığı zaman. hatta "Yuh!" diyerek karşılık vermiş olmaktadır. tutum ve davranışlarıyla Muhammed'e karşı gelen. yakalanır ve mutlaka öldürülürler" (Ahzab Suresi. Şimdi yine atlamalar yaparak. "tebab" aslından gelme olup. Oysa "apaçık" bir Kur'an'ın bunları belirtmesi gerekmez miydi? Surede anlatılmak istenen şeyin ne olduğunu bilebilmek için. bir de Muhammed'e her bakımdan karşı koymuş. O alevli bir ateşte yanacak. güya Tanrı ona. seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz). onu yalancılıkla suçlayan bir kimsedir. ") şeklinde beddua olarak kullanmak mümkündür. ama hiç "Yüce" olduğu söylenen bir Tanrı bunları yapar mı? . çok cahil olduğu" vurgulanır. Sonra Musa'ya eziyet edenlerin kötülükleri. "alev babası" demek olan Ebu Leheb adını takmış ve bununla anlatmak istemiştir ki. kişinin hüsrana uğraması. İslamın gelişmesini önlemeye çalışmış imiş! Karısı da ona bu konuda yardımcı olmuş imiş! Ve işte bundan dolayıdır ki. Tanrı'nın bu şekilde konuşması şaşırtıcıdır. Bununla beraber. Yorumcular bunu "eli kurusun". kul diye yarattığı Muhammed'e salavat getirir mi.Kuşkusuz ki. Muhammed'e ve İslama karşı ateş püskürtmek isteyip de kendini cehenneme atmış olan kafirlerin temsilcisidir! Çünkü. emeğin helak olması (boşa gitmesi). beş ayetten oluşan bu sure. kalplerinde hastalık bulunanlar (fuhuş düşüncesi taşıyanlar). Hepsi de lanetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse.. söylendiğine göre Muhammed. Tanrı'nın Ebu Leheb'i lanetlemesiyle ilgilidir ve şöyledir: "Ebu Leheb'in iki eli kurusun. insanları kendisine taptırmak ve salavat getirmek için yarattığını Kur'an boyunca her vesile ile tekrarlayan bir Tanrı. Tanrı'nın "emaneti" göklere ve dağlara teklif ettiği. Ebu Leheb." şeklinde okurlar.. bunu "yuf olmak" ya da "yuh olmak" ("yuh sana. örneğin hadislere başvurmak gerekiyor. inanan kadın ve erkeklerin tevbelerini kabul edeceği anlatılarak.. Pek güzel. "Ben size şu dağın arkasından birtakım atlar çıkacak diye haber versem. "Yuh oldu iki eli Leheb'in. "her tuttuğu boşa çıksın" ya da "yuh olsun" şekline sokarak anlatmaya çalışırlar ki. Bunları okurken sormaktan kendimizi alamıyoruz: Evet. "Tebbet" sözcüğü. Ebu Leheb. tapar mı?" Bu şaşkınlığımız geçmeden. Muhammed'e salavat getiren bir varlık imiş gibi çıkmaktadır! Bunları okurken kendi kendimize sorarız: "Hiç yüce ve bir eşi bulunmayan bir Tanrı. çünkü.. Kur'an'ın daha önceki ya da daha sonraki surelerinde de bilgi verilmiyor bu konuda.. fakat onların bunu yüklenmekten ve sorumluluk altına girmekten çekindikleri. Kimi yorumcular ayetin ilk tümcesini. ikiyüzlüler. sure bu uyumsuzluklar. gibi anlamlara gelir ki. Kurudu da! Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. şimdi karşımıza. Tanrı'nın Musa'yı temize çıkardığı anlatılır. ama bu surenin burada işi ne? Ve nedir anlatılmak istenen şey? Kimdir Ebu Leheb? Kimdir onun "odun taşıyıcı" karısı? Ne yapmışlardır da. Ebu Leheb... insanın onu yüklendiği açıklanır. Kur'an dışı kaynaklara. halkı uyarmak için ilk başlarda Safa'ya çıkıp avazı çıktığı kadar. Nitekim. bozgunculuk yapanlara ölüm saçan sözleri çıkar: "Andolsun. ayet 1-5). beddua ederek. aslında Muhammed'in amcalarından biridir ve esas adı Abdül'uzza'dır. inkarcılara çatılır. bu tutarsızlıklar ve bu anlaşılmazlıklarla sona erdirilir (Ahzab Suresi. Tanrı'nın bedduasına uğramışlardır? Hiç "yüce" bir Tanrı "yuh olsun!" şeklinde bir dil kullanır mı? Bu soruların hiçbirine yanıt bulamıyoruz. "Yuh sana. şehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse. Bu yapılınca anlaşılıyor ki. kendi de yuh. ayet 62-73). Fakat. fitnecilere lanetler yağdıran. Hemen sonra din konusunda soru soranlara. Odun taşıyıcı olarak ve boynunda hurma lifinden bükülmüş bir ip olduğu halde karısı da (ateşe girecek)" (Tebbet Suresi. karşımıza bu kez Tanrı'nın. Tanrı ona ve karısına.

Onun hilkati nasıl? Bazusu nasıl? Kolu nasıl?" (bize Tanrı'nın niteliklerini anlat. o eşyanın halikıdır" der ve ayrıca Meryem gibi doğurmadığını ve İsa gibi doğurulmadığını eklermiş. Tanrı'nın doğmadığını. "kıskanç kişinin şerrinden". dahi denildiği anlaşılmakta. bir de sure ve ayetlerin "nüzul" (iniş) sırasına göre aynı incelemeyi . Ve işte onların bu sorularını karşılamak içindir ki. rahatsızlandığı zamanlar her gece yatağına yatacağı sırada bu sureleri okuyup ellerine üfleyerek başını ve vücudunu mesheder ve bunu üç kez tekrarlarmış. "düğümlere üfürük yapan üfürükçülerin şerrinden". Yine yorumcuların söylemelerine göre. Tanrı'nın kendisiyle ilgili nice ayetler. bu surenin ne vesileyle indiği konusunda yorumcular tartışırlar. Söylendiğine göre. 'O. Bunun üzerine Muhammed adamlarını gönderip kuyudaki düğümü çıkartmış ve çıkartır çıkartmaz dizbağından çözülmüş gibi ayağa kalkmış. bu yukarıda belirtilenler. "Velayet Suresi" vs. Tanrı tarafından müşriklere yanıt olmak üzere inmiş imiş! Kimi yorumculara göre bu sure. Mekke'de. çünkü. diğeri altı ayetten oluşan bu sureler.Hiç "Yuh olsun sana!" der gibi konuşur mu? Öte yandan insanların gönüllerini açıp dilediği gibi Müslüman yapabilen bir Tanrı (örneğin bkz. "samimi olmak". Tanrı konusundaki bu surenin yerinin burası olmaması gerekirdi. Şimdi geliniz. "Sana (Yahudilerden cahil bir adam) sihir yaptı. yukarıdaki şekilde beddua edecek yerde. batıl inançlara böylesine yer veren sure ve ayetlerle sona ermekte. kimilerine göre Medine'de "nazil" olduğu (indiği) söylenen ve biri beş. Allah sameddir. Kur'an. Bu ayetlere göre Tanrı. kolu var mıdır?). Yahudilerin sorularını karşılamak için inmiş imiş! Çünkü. "Rabbim bir şeyden değildir. Allah birdir.. Ebu Leheb'i ve karısını Müslüman kılmış olsa daha iyi bir iş görmüş olmaz mıydı? Tebbet Suresi'nden sonra gelen ve Kur'an'da 112. A'sam adında bir Yahudi. "dine içtenlikle sarılmak" gibi anlamlara gelir. ayet 125). Burada geçen "samed" sözcüğünden. aynı zamanda aklı dışlar nitelikteki hususlardır. bunun üzerine Cebrail gelip Muhammed'e. "gecenin şerrinden". örnek olmak üzere verdiğimiz bütün bu yukarıdaki sure ve ayetlerde söz konusu olan şey. Yine tekrar edelim ki. Onun hiçbir dengi yoktur" (İhlas Suresi. "insanların kalplerine vesvese sokan cin ve şeytanların şerrinden" Tanrı'ya sığınmasını bildirmektedir. bu surelerin inmesine sebep olan olay. sureler olarak Kur'an'ın en sonuna konmuş olan Felak ve Nas başlıklı surelere! Kimi yorumculara göre. daha önce değindiğimiz gibi "Muavvizeteyn sureleri" adıyla bilinir ve batıl inançlara yer verir nitelikte şeylerdir. "Bize Tanrı'nın niteliklerini anlat. ve 114. Allah'ın "nesebden münezzeh" (arı) olduğunu bildirirmiş ve sure. denginin bulunmadığını anlatan bu satırları okurken. aksine her şeyin ona muhtaç olduğu anlaşılmakta. ikide bir gelip Muhammed'e sorarlarmış: "Bize Rabbini vasfet. Muhammed de onlara. Tanrı tarafından Hıristiyanların bu sorularını karşılamak için inmiş imiş! Fakat. ayet 1-4). akla. Ve işte yukarıdaki sure. sadece uyumsuzluk ve anlamsızlık değil. Dört ayetten oluşan sure aynen şöyledir: "(Ey Muhammed!) De ki. Tanrı'nın hiçbir şeye muhtaç olmayıp. iyileşmiş imiş! Ve işte yukarıdaki sureler bu olay nedeniyle inmiş imiş! Görülüyor ki. Kur'an'ın çeşitli surelerine darmadağınık bir şekilde serpiştirilmiştir. bunda şaşılacak bir şey yoktur. Söylemeye gerek yoktur ki. Bununla beraber bu sureye. müşrikler (puta tapan Araplar) gelip Muhammed'e sık sık. Nasreddin Hoca'nın sözleri gelmekte: "Allah yoktur diyeceğim ama ağzım varmıyor!" Fakat. doğurmadığını. Muhammed'i uyarmakta ve ona. Ancak. sure ve ayetlerin Kur'an'daki sıralarına göre belirtilmiştir. O. Muhammed. Muhammed'e bu tür sorulan soranlar Hıristiyanlarmış! Onlar da gelip. yukarıdaki sure inmiş imiş! Diğer bazı yorumculara göre ise. O. Muhammed'e sihir yapmış ve Muhammed bu yüzden hastalanmış.. "Tevhid Suresi". senin için filan kuyuda şöyle şöyle birtakım (düğümler dövdü)" demiş. Muhammed'e sihir ve büyü yapılmasıyla ilgili imiş! Bir rivayete göre Lebid b. ne şeyden. "Tefrid Suresi". ne cevherden(dir)?" derlermiş. "Necat Suresi". Onun yaratılıştaki hali nedir? Bazusu. Muhammed de onlara. "Tecrid Suresi". Kimi yorumculara göre. Şimdi gelelim 113. sırada bulunan surenin başlığı "İhlas"tır ki. En'am Suresi. doğurmamış ve doğmamıştır. güya Yahudiler. "Allah'ın nesebini bize anlat" derlermiş.

Beyzavi gibi kaynakların bildirmesine göre. sadece Tanrı'dan ilk "nazil" olduğu (indiği) kabul edilen Alak Suresi ile en son son indiği söylenen Nasr Suresi'ne göz atalım. Bu tutarsızlığı geçiştirmek amacıyla. hayır! Eğer vazgeçmezse. Ebu Cehil'e tehditler savuruyor.." diyerek. " Yani. hem zaman bakımından birbirlerinden çok farklı nitelikte şeylerdir. Konuyu daha önce incelediğimiz için burada durmayacağız. hem konu bakımından.derhal onu alnından (perçeminden). ona indirdiği vahiydir. bu ilk beş ayeti izleyen.. Yorumcuların söylemesine göre. sure bomboş bir şekilde mi en son olarak inmiş oluyor? Görülüyor ki. onu namaz kılmaktan alıkoyan. Mekke'nin fethi Hicret'in sekizinci yılma rastladığına göre. Oysa. Gerçekten de üç ayetten oluşan bu sure aynen şöyledir: "Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de. hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. insanların tümüne gönderdiğini söylediği Kur'an'a. bu ayetlere göre Tanrı. o. sadece şunu hatırlatalım ki.. nüzul sırası itibariyle en son. o yalancı. . Biz de zebanileri çağıracağız. Fakat. Mekke'nin fethi tarihinden Muhammed'in ölümü tarihine kadar üç ya da dört yıllık bir süre var ki. yukarıdaki konu ile hiçbir ilgisi olmayan şeylerdir ki. günahkar alından (perçeminden) yakalarız (cehenneme atarız)" diyerek korkutuyor. bu üç dört yıllık süre boyunca Tanrı'dan hiçbir sure gelmemiş gibi bir durum var demektir. sure sayılmakla beraber Kur'an'da 110. ayet itibariyle değil. burada sözü edilen kişi Ebu Cehil'dir. "Oku" dediği şey. bir başka tutarsızlıkla giderme çabasındalar.. hemen gidip meclisini (kendi taraftarlarını) çağırsın. Muhammed'e kafa tutan. "Oku" diye hitap etmesiyle ilgili.yapalım. ayet 1-3). Biz de zebanileri çağıracağız. fazla uzatmamak için.. surenin inişi ile ayetlerin inişi farklı tarihlerde olmuş oluyor! Açıklamayı anlamak biraz güç! Çünkü. Hani sanki Ebu Cehil kendisinin akranı imiş gibi! ". Kur'an'da 96. Nasr Suresi'nin en son nazil olan sure şeklinde kabul edilmesi anlaşılmaz gibi görünüyor. O. Nasr Suresi ise. eğer Nasr Suresi en son sure olarak Hicret'in sekizinci yılından önce inmiş ise. Nasr Suresi'ni Mekke'nin fethinden önce değil. Hayır! Ona uyma! Allah'a secde et.. bu sure indikten seksen gün sonra Muhammed ölmüştür..O. her vesileyle onu yalanlayan bir kimse hakkında Tanrı'nın gazabını dile getirir. o yalancı. ayet 6-19). ". Tanrı'nın Muhammed'e yardım ederek ona fetihler (özellikle Mekke fethini) sağlayacağı haber verilmekte. bir tutarsızlığı. sure itibariyle Kur'an'ın en son nazil olanıdır. Daha önce değindiğimiz gibi. sonra inmiş gibi kabul etmek gerekiyor. nüzul sırası itibariyle genellikle birinci sure olarak kabul edilmekle beraber. Tanrı'nın Muhammed'e. ilk surenin ayetleri olarak yerleştiriyor! Olacak şey midir bu!? Tanrı'dan en son olarak nazil olduğu söylenen ve nüzul (iniş) sırası itibariyle 114. fakat bu ayetlerden çok sonra indiği kabul edilen on dört ayet. o (Peygamber) doğru yolda ise yahut takvayı emrediyorsa! Ne desin o (men eden Peygamber'i) yalanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa! (Bu adam) Allah'ın (yaptıklarını) gördüğünü bilmez mi? Hayır. Şu hale göre. İlk beş ayet. Bu ayetlerde Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: ". Dikkat edileceği gibi.Namaz kılarken bir kulu (Muhammed'i namazdan) men edeni gördün mü? Ne dersin. surede. tev-beleri çok kabul edendir" (Nasr Suresi. Fakat. sıradadır. Öte yandan İbn Ömer'den gelen rivayete göre. sırayı işgal eder. derhal onu alnından (perçeminden). Mekke'nin fethinden önce inmiştir. İslamcılar şöyle derler: "(Nasr Suresi).. günahkar alından (perçeminden) yakalarız (cehenneme atam). eve (yalnızca ona) yaklaş" (Alak Suresi. adeta onunla sürtüşüyor! Ve bütün bunları. Çünkü. yani 114. Çünkü. Eğer bu ayetler farklı bir tarihte indi ise. Nasr Suresi esasen üç yetten ibaret. Alak Suresi. sırada yer alan Nasr Suresi'ne gelince! Her ne kadar en son nazil olduğu söylenirse de. Tanrı'dan ilk olarak indiği söylenen ve on dokuz ayetten oluşan Alak Suresi'nin ilk beş ayeti ile geri kalan on dört ayeti. İslamcılar. insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbine hamdederek onu tespih et ve ondan mağfiret dile.

sure. Kimi yorumculara göre sureden anlaşılması gereken şey.Kimi yorumculara göre. sure ve ayetlerin "takdim-tehir" esasına göre tertiplenmesinde "hikmet" yattığını öne sürmek yanlıştır. Öte yandan. aynı zamanda kalplerin "iman ve İslama fethi" demektir. gerek "nüzul" (iniş) sırasına göre dizili surelerden gelişigüzel seçilmiş bazı örneklerdir. kendilerine özgü bir mantıkla "Kur'an ayetlerinde tak-dim-tehir vardır" derler. surelerin iniş sırasına göre tertibi ile Kur'an'a alınış sırası (mushaf tertibi) birbirinden farklıdır. Çünkü. Tanrı'nın sadece Kureyş'e ya da Araplara karşı yardımda bulunacağını bildirmesi ve Mekke fethinin özelliklerini açıklaması ya da hatta tüm fetihleri haber vermesi değil. surelerin sayısının 114 olduğu kabul edilmekte. Kur'an'daki sıra esasına). yukarıda gördüklerimiz. Muhammed'in ölümünden seksen gün önce inmiş olması söz konusu olamaz. eğer Kur'an'ı okurken surelerin "mushaf sırasına göre tertibi ile nüzul (iniş) sırasına göre tertibini göz önünde bulunduracak olursak. Fatiha Suresi (nüzul sırası 5). Fakat. bir araya getirilmiştir ve bunda bir "hikmet" vardır. uyumsuzluklar ve anlaşılmazlıklar Kur'an'ın bütün sureleri ve bütün ayetleri için hep bu doğrultudadır. Yani İslamcıların söylemelerine göre. XI "KUR'AN AYETLERİNDE TAKDİM-TEHİR VARDIR" DİYEREK. Bilindiği gibi. Mekke'de ve Medine'de inen sure ve ayetler. hem sen nasın Allah dinine fevç fevç girmeye başladıklarını göreceksin. . Kur'an'ın gerek sure ve gerek ayet tertibinde. Yani demek isterler ki. İbn Ömer'in dediği gibi. Kur'an'daki sıraya) göre ele almakla. anlam ilişkisine göre "mezc" edilip. gerek mushaf tertibine (yani. tutarsızlık. "takdim-te-hir" esası uygulanmıştır. Bu itibarla. Sırf bir fikir edinmek için mushaf sırasına (yani. gerçek şu ki. bu örnekleri daha fazla çoğaltmaya gerek yok. sure. sureler ve ayetler. "nüzul" (iniş) sırası gözetilmeyip. ne "mushaf tertibi" ne de "nüzul sırası" bakımından. TUTARSIZLIKLARI. Bunun böyle olduğunu anlamak için. " Şu durumda Nasr Suresi'nin. uyumsuzluk diye bir şey görülmeyecektir! Bu iddialarının geçerli olan hiçbir yönü yoktur. düzensizlikler. Bu konuda başkaca görüş öne sürenler de vardır. Kur'an'daki uyumsuzlukları ve tutarsızlıkları göz ardı edebilmek için. her iki okunuş da. Tanrı'dan iniş (nüzul) sırasına göre Kur'an'a alınmamışlardır. bu ayetlerle Tanrı. tutarsızlıklar. "nüzul" sırasına göre incelemek yeterlidir. sureleri "mushaf sırasına göre inceledikten sonra. bütün bunlar Kur'an'ı bilimsellikle uzlaşmaz nitelikte kılmaya yeter şeylerdir. Güya. Muhammed'e şunu demek istemiştir: "Ya Muhammed! Seni gönderen. sureleri "mushaf sırasına (yani. 2. UYUMSUZLUKLARI VE ANLAMSIZLIKLARI GÖZ ARDI ETME ÇABALARI İslamcılar. zira. Kur'an'daki sıraya) göre tertiplenmiş olan surelerden ilk beşine göz atalım: 1. "nüzul" sırasına göre ele almak arasında. bir kere sureler. aynı olumsuz sonucu doğurmaktadır. tutarsızlık. uyumsuzluk ve anlamsızlık bakımından hiçbir fark yoktur. anlam ilişkisine göre "mezc" edilmemişlerdir. senin yegane mabudun olan Allah'ın nusreti (yardımı) ile fetih gelecek. Bakara Suresi (nüzul sırası 87).

o ümmi peygambere uyanlar (var ya). Kur'an'ın yetmiş beşinci sırasında bulunan Kıyamet Suresi'nde şöyle yazılıdır: "(Ey Muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. sırada). Yani Tanrı. 5. surelerin nüzul (iniş) sırasına göre düzenlenmiş olsaydı ilk beş sure şöyle olacaktı: 1. 'Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize. ayet 16-18. "Oku" diye hitap etmektedir! Bütün bunlar. sırada). Bunlardan biri olarak Muhammed'in okumasız oluşu konusundaki ayetlerin bulunduğu surelere şöyle bir göz atalım ve bu sureleri önce mushaf sırasına. Kıssalarla ilgili olarak biraz ilerideki bölümde bu hususları ayrıca ele alacağız. Bu ayeti izleyen 158. sen onun . 3. olarak indiği kabul edilen sure Müddessir Suresi (Kur'an'da 74. Bütün bu surelerdeki ayetlerde Tanrı. ayet 158. söz konusu sure ve ayetlerde sadece tutarsızlık ve uyumsuzluk değil. Yine Kur'an'dan öğrenmekteyiz ki.. olarak indiği kabul edilen sure Müzzemmil Suresi (Kur'an'da 73. 4.. sure A'raf Suresi. Tanrı. sırada). Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okumak bize aittir. Eğer Kur'an. ona göndermiş olduğu vahiylerin okunmasını kendi üstüne almıştır. bu yukarıdaki sure ve ayetlerle söylediklerini unutmuşçasına Muhammed'e. Görülüyor ki. daha önce. Nisa Suresi (nüzul sırası 92). Burada geçen "ümmi peygamber" deyimiyle. sure Kıyamet Suresi. sırada).. 75.. Nitekim. Görülüyor ki. sonra da nüzul sırasına göre inceleyelim. ayetle Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: "(Ey Muhammed!) De ki. "Oku" diye emretmektedir. göklerin yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim." (A'raf Suresi. olarak indiği kabul edilen sure Kalem Suresi (Kur'an'da 68. ayet 158). ayet 157). Muhammed'in okuma yazma bilmediği anlatılmak isteniyor. burada da Tanrı. Muhammed'in "ümmi" olduğunu açık ve seçik bir deyişle bildirmektedir. sırasında yer alan Alak Suresi'nde Tanrı. olarak indiği kabul edilen sure Alak Suresi (Kur'an'da 96. Ancak. Bakınız nasıl: Kur'an'ın yedinci sırasında yer alan A'raf Suresi'nin 157. 29. sure. aynı zamanda Tanrı fikrini zedeleyici hususlar olduğunu ortaya koymaktadır. Muhammed'in okuma yazma bilmeyen bir "peygamber" olduğunu tekrarlamakta. Muhammed'in okumasız olduğunu bildiği için. O halde biz onu okuduğumuz zaman.. Fakat. olarak indiği kabul edilen sure Fatiha Suresi (Kur'an'da 1. Bunları kendi aralarındaki ilişkiye göre inceleyecek olursanız. sırada). 2. burada bir iki örneği gözden geçirmek yararlı olacaktır. Öyle ise Allah'a ve ümmi peygamber olan Resulüne.. Al-i İmran Suresi (nüzul sırası 89). Maide Suresi (nüzul sırası 112)..3. işte o peygamber onlara iyiliği emreder. iman edin. sure.. sure Ankebût Suresi." (A'raf Suresi. iki ayrı tertibe göre karşımızda farklı sureler bulunmakta. Daha başka bir deyimle Tanrı. Muhammed'in "ümmi" (okumasız) oluşunu sergileyen sure ve ayetler Kur'an'da şu sırada bulunmaktadır: 7. kendi kullarına. 5. Muhammed'in okumasız olduğunu bildirmekte. sure. ayet 47-48. tutarsızlık ve anlaşılmazlık bakımından hiçbir fark bulunmadığını ve hele anlam itibariyle hiçbir şeyin "mezc"edilmediğini göreceksinizdir. Kur'an'ın 96. 4. okumasız olarak tanımladığı Muhammed'e. ayetinde Muhammed'in "ümmi" (okumasız) oluşu ile ilgili olarak şu ayet yazılıdır: "Yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları o elçiye. hani sanki okuma bilirmiş gibi.

Oku! O keremine nihayet olmayan Rabbindir.. Yorumcuların açıklamalarına göre. neden dolayı Muhammed'i okumasız (ümmi) yaptığını anlatmakta. Ve derken de. Gerçekten de bu surenin 47. 3." (Alak Suresi. Tanrı ona. batıla uyanlar kuşku duyarlardı" (Ankebût Suresi. insana bilmediği şeyleri öğretti. Şimdi geçelim Kur'an'ın yirmi dokuzuncu sırasında yer alan Ankebût Suresi'ne. melek Tanrı'nın vahyini. "Ben okumak bilmem ki ne okuyayım?!" deyince. güya Muhammed. "(Ey Muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. melek üçüncü kez onu sıkıştırıp. şaşırıp kalıyoruz. insanı pıhtılaşmış kandan yaratan Rabbinin adıyla oku. Ancak.. Tanrı'nın bu şekildeki emrine karşı: "Ben okuma bilmem ki. En sonunda Muhammed. daha doğrusu Alak Suresi'nde.3." (Kıyamet Suresi. Muhammed'e bizzat kendisi okumuştur!( Buhari'nin Ayşe'den rivayeti için bkz. bu ayetle şunu anlatmak istemiştir ki. Görülüyor ki. Hadis No. bu surelerdeki ayetlerle Tanrı. yine aynı şekilde. Yorumcuların açıklamalarına göre Tanrı. Kur'an'ın 7. ne okuyayım?" diye cevap vermiştir! Ve "Ben okumak bilmem ki ne okuyayım?" dediği zaman. c. ya da Tevrat ve İncil gibi kitaplardan çaldı" şeklinde iftiralarda bulunacaklardır. gelen vahyi unutmamak için.) Bu satırları okurken. Kur'an'ın daha sonraki bir suresinde. Muhammed'i. ayet 47) dedikten sonra. Bunun böyle olduğunu anlamak için... Ve işte bu tür konuşmalara fırsat bırakmamak içindir ki. Yazır'ın çevirisinden. Oku! Kalemle öğreten.. O. okuma bilenler sayesinde bilgi edinmek ve kitaplarda yazılanları öğrenmek kadar doğal ve kolay ne vardır ki! Nitekim Muhammed. henüz kendisine okunup bitirilmeden önce.İstanbul) .(Elmalılı H. şimdi ona "Oku!" diye emretmektedir! Okuması olmayan bir insana "Oku!" diye emredilir mi? Ve nitekim İslam kaynaklarının bildirmesine göre.. şimdi geliniz Kur'an'ın 96. s.. ayet 1-5). Hani sanki şu ya da bu konuda ya da kitaplarda yazılanlar hakkında bilgi edinmek için okuma yazma bilmeye gerek varmış gibi! Okumasız olup da. Kur'an'ın daha önceki surelerinde Muhammed'in okumasız olduğunu ve böyle olmasında hikmet bulunduğunu bildiren Tanrı. insana bilmediğini bildiren Rabbin. ne de elinle onu yazardın. "Oku!" diye ısrar etmiştir.. güya melek ona sarılıp takati kesilinceye kadar sıkıştırmış ve "Oku" emrini tekrarlamıştır? Bunun üzerine Muhammed. ayet 16-18). sırasındaki Ankebût ve 75." dermiş. ayetinde Tanrı. Muhammed'in "ümmi" (okumasız) olduğunu yukarıdaki şekilde açıklayan Tanrı. "(Ey Peygamber'im!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. "Bu Kur'an 'ı Muhammed uydurdu. Muhammed kendisi bile. Kalem ile öğreten de. çünkü insan muhakkak tuğyan (azgınlık) eder. vahyi okumanın kendisine (yani Tanrı'ya) ait bir iş olduğunu tekrarlarmış. çünkü. "Ben okuma bilmem!" diye konuştuğunda.. Muhammed'in okumasız olduğunu tekrar bildiriyor ve neden dolayı onu okumasız kıldığını ekliyor: "(Ey Muhammed!) Sen bundan önce ne bir yazı okur.. bu konu hakkında ayrıca bkz. bu vahyi aceleyle tekrarlamaya çalışır olduğu için... en büyük kerem sahibidir." (Alak Suresi. Tevrat'ı ve İncil'i bilenlerden yararlanmamış mıdır? Bu böyle olduğuna göre hiç Tanrı kalkıp da yukarıdaki şekilde konuşur mu? Görülüyor ki. Kaynak Yayınları. Diyanet Yayınları. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın çevirisi şöyle: "Ey Muhammed! Yaratan. Şeriat'tan Kıssa'lar. sırasında yer alan ve yukarıdaki ayetlerle taban taban zıt nitelik taşıyan Alak Suresi'nin şu ilk beş ayetini beraberce okuyalım: "(Ey Muhammed!) Yaratan Rabbinin adıyla oku! İnsanı bir alaktan yarattı.. sırasındaki Kıyamet surelerindeki ayetlere göre Tanrı.okunuşunu takip et. Tanrı Muhammed'in "ümmi" olmasını istemiştir. Sakın okumamazlık etme. Muhammed'in okuma bilmez olduğunu belirtmektedir.." (Ankebût Suresi.l. Bu surede Tanrı. 'Sahih-i. Muhammed'in "ümmi" (okumasız) olduğunu açıkça söylüyor ve "ümmi" oluşunun hikmetini insanlara bildiriyor. Öyle olsaydı. ayet 48). inkarcılar onun hakkında. sırasındaki A'raf ve 29. ayet 1-5). okuması varmış gibi göstermekten geri kalmıyor. eğer Muhammed okuma yazma bilmiş olsaydı.

Kur'an'da buna benzer daha nice örnekler var ki. önceki sure ve ayetlerde Muhammed'in okumasız olduğunu söylerken. ayet 1-5). O. İslamcıların bu iddialarının ciddiye alınacak bir yönü yoktur. "nüzul" (iniş) sırasına göre inceleyelim. "takdim-tehir" esası uygulanmıştır ve bunda bir hikmet vardır. ister "kronolojik". nüzul sırası 85 (mushaf sırası 29). sure Ankebût Suresi. biraz yukarıda Muhammed'in okumasızlığı konusunda verdiğimiz örnek vesilesiyle değindiğimiz sure ve ayetleri ele alıp. Kıyamet Suresi. Kur'an'da "takdim-tehir" olduğunu öne sürerler. sureleri şu sıraya koymamız gerekiyor: Alak Suresi. sure A'lak Suresi. ayet 158. ilkönce Muhammed'i "okumasız" imiş gibi göstermiş. Kur'an'daki sıraya göre şöyledir: 7. bunları "nüzul" esasına göre inceleyecek olursak. bu konudaki sureler.. fakat Alak Suresi'nde ona "Oku!" diye emretmiştir. 75. sure A'raf Suresi. nüzul sırası l (mushaf sırası 96). sure Kıyamet Suresi. Nitekim.. hep aynı olumsuz sonucu doğuracak niteliktedir. ona "Oku!"diye emretmiştir? Ve Kur'an'daki bu anlatım. Ankebût Suresi. insana bilmediği şeyleri öğretti... Tanrı. hiç de farklı bir sonuca varmayız. Şimdi bu sıraya göre konumuzla ilgili ayetleri okuyalım. bütün bu "olumsuzluklarda".. nüzul (iniş) sırasına ya da anlam ilişkisine göre okumaya kalkışacak olursak. Çünkü. Yani derler ki. isterse diğer bakımlardan olsun. 96. fakat buna rağmen ona. mushaf tertibine (yani Kur'an'daki sıraya) göre değil de. "tutarsızlık" yokmuş gibi göstermek amacıyla. "olumsuzluk". sanki okuması varmış. "anlamsızlıklar" ve Tanrı fikrini "yozlaştırmaklıklar" olacaktır. Birinci olarak nazil olan Alak Suresi'nde. Kıyamet sureleri ile). süre ve ayetleri Kur'an'daki sıraya göre okuduğumuz zaman. Kur'an'daki sıraya göre değil de. ayet 47-48. çünkü. surelerin ve ayetlerin Kur'an'daki sırasına göre Tanrı. hiç Muhammed'in okumasız olduğunu bilmez midir ki. nüzul sırası 39 (mushaf sırası 7). Kalem ile öğreten de. gerekse sure tertibinde "nüzul" (iniş) sırası gözetilmeyip." . ayet 16-18. A'raf. yukarıdaki sure ve ayetleri. sureleri ve ayetleri. en büyük kerem sahibidir. yukarıdaki ilk üç sıradaki surelerle (yani. Biraz önce belirttiğimiz gibi. insana bilmediğini bildiren Rabbin. insanı bir alaktan pıhtılaşmış kandan yaratan Rabbinin adıyla oku! Oku! Kalemle öğreten.Görülüyor ki." (Alak Suresi.. gibi görünen yönlerini. İslamcılar. o keremine nihayet olmayan Rabbindir. 29. Tanrı fikrini zedelemiş olmuyor mu? Hemen ekleyelim ki. nüzul sırası 31 (mushaf sırası 75). Oku. varacağımız sonuç yine aynı şekilde "tutarsızlıklar". Her şeyi bilir diye kendini tanımlayan bir Tanrı. Az yukanda değindiğimiz gibi. Ankebût. A'raf Suresi. Bu ayetin bir başka okunuşu şöyledir: "(Ey Muhammed!) Yaratan Rabbinin adıyla oku! İnsanı bir alaktan yarattı. Muhammed'i "okumasız" imiş gibi göstermiş. ayet 1-5. gibi "Oku!" diye emretmiştir. Bununla anlatmak isterler ki. daha sonraki surelerde aksini söylüyor ve Muhammed'i sanki okuma bilirmiş gibi gösteriyor. Şimdi geliniz. Tanrı'nın kendi kendisiyle çelişkiye düştüğüne tanık olmaktayız.. Tanrı'nın Muhammed'e "Oku!" diye emrettiği görülüyor: "Ey Muhammed! Yaratan. Bunu yapacak olursak. "anlaşılmazlıklar". Kur'an'ın "tertipsizmiş" ya da "kopukmuş" ve "tutarsızmış" . Kur'an'ın gerek ayet. bunun böyle olduğunu anlarız. sure ve ayetlerin "nüzul" (iniş) sırasına bakarak çözümlememiz gerekir! Tekrar belirtelim ki.

. Alak Suresi Tanrı'dan "nazil olan" (inen) birinci sure olarak bilinmekte. Ancak.Alak Suresi'nin geri kalan on dört ayeti başka bir konuya ayrılmış ve başka bir zamanda inmiş bulunmakta. "Ben okumak bilmem ki.. ne okuyayım?" şeklindeki konuşmasından sonra. Tanrı'nın kalkıp da ona "Oku!" diye emretmesi söz konusu olmayacaktı.. Bunu yaparken. ayet 14. Bunun üzerine melek üçüncü kez Muhammed'i sıkıştırıp "Oku!" diye ısrar etmiş ve Muhammed yine aynı şekilde. ayet 11-2.. Çeviride geçen. Hadis No. Çünkü." (A'raf Suresi... İnsan Suresi. Fatır Suresi.. Saffat Suresi. Mü'minûn Suresi. Tekrar hatırlatalım ki.. iki bakımdan şaşırtıcı bir iş görmekte. bir kere "alak" deyiminin ne demek olduğu belli değil. Ve bundan sonra Tanrı. ayet 11. gizli ve bilinmeyen her şeyi bilen bir Tanrı'nın bu şekilde konuşmasında şaşılacak bir şey olmamak gerekir.3. yaratılmış olduğu yazılıdır. Görüldüğü gibi Tanrı. Bu satırları okurken ve kendi kendimize soruyoruz: Nasıl oluyor da Tanrı burada. ayet 45-46. "nutfe"den. ayet 2 vd. Tarık Suresi.. "bir çiğnem et"ten. onun gerçekten okumasız olduğunu öğrenmiş gibi davranmış ve Muhammed'i hep "okumasız peygamber" olarak anımsayagelmiştir! (Bkz.. ayet 67. Tanrı'nın. ". çünkü. En'am Suresi. Rahman Suresi. iman edin.. Yasin Suresi. Esasen.. ayet 5-7. "atılarak dökülen bir su"dan. ayet 11-12. ayet 158).. s..l. ne okuyayım?" diye karşılık vermiştir. Sahih-i.( Yukarıdaki çeviri Elmalılı H. Öyle ise Allah'a ve ümmi peygamber olan Resulüne. ama eğer Tanrı." olarak geçiyor. ayet 12-16. Şu bakımdan ki. Kur'an'ın diğer sure ve ayetlerinde insanın "toprak"tan. Muhammed'e "Oku!" diye emrederken insanı "alak"tan yarattığını eklemekte. "pişmiş çamur"dan. Evet. Mü'min Suresi. "kırmızı. uyuşuk kan". O halde biz onu okuduğumuz zaman. ayet 5. şimdi farklı şekilde konuşmaktadır? Acaba Muhammed okumasızdır da Tanrı'nın bundan haberi mi yoktur? Bunları düşünürken. daha önce neden ona "Oku!" diye emretmiştir? Bu soruyu sorarken.) Daha önce Alak Suresi'ndeki ayetlerle ona "Oku!" diye emir vermiş değil miydi! Bu verdiği "Oku!" emrine ne oldu da. "İnsanı alaktan yaram" deyimi.) Fakat.( Örneğin bkz.. Muhammed'e "Oku!" diyerek hitap etmekte ve ona indirmiş olduğu vahyin onun tarafından okunmasını istemektedir.. Alak Suresi'nden sonra bu konuda indirdiği Kıyamet Suresi'nde Muhammed'in okuma bilmez olduğu yazılıdır: "(Ey Muhammed!) onu (vahyi) çarçabuk almak için dilini kımıldatma. asıl ilginç olan husus şu ki. sen onun okunuşunu takip et.. burada Tanrı.onu okutmak bize aittir. burada Tanrı Muhammed'in "ümmi" (okumasız) bir "peygamber" olduğunu açıkça bildirmektedir. ayet 77. Bu satırları okurken şaşkınlığımız artıyor. Bazı yorumcular bunu "ilişken ve yapışkan nesne"." (Kıyamet Suresi. c.. Gar-ı Hira diye bilinen mağarada bulunduğu bir sırada "Oku!" diye emretmiştir. "Oku!" diye emrettiğine göre. Abese Suresi. Necm Suresi. "insanı pıhtılaşmış kandan yaratan. ayet 16-18). Fakat Muhammed'in "Ben okumak bilmem ki. Yazır'ın. 3).. sen onun okunuşunu takip et. Hac Suresi. ne okuyayım?" demesi üzerine melek onu yakalayıp takati kesilinceye kadar sıkıştırmış ve "Oku!" emrini tekrarlamış ve Muhammed yine "Ben okuma bilmem" diye konuşmuştur.. ayet 34-40. Kimileri de bunun "aşk ve muhabbet" demek olabileceğini öne sürmüşlerdir.. 'Ey insanlar! Gerçekten ben sizin hepinize. Diyanet Vakfı'nın çevirisinde." diye konuşabiliyor? (Daha önce de belirttiğimiz gibi. Müddessir Suresi. göklerin yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim.) Fakat.. Şüphesiz onu toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. Bunun üzerine melek yukarıdaki ayeti Muhammed'e kendisi okumuştur. "İnsanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. O halde biz onu okuduğumuz zaman. yine bu konuda A'raf Suresi'nden sonra indiği kabul edilen Ankebût Suresi'nin şu ayetlerine takılıyoruz: . Muhammed'in okumasız olduğunu biliyor idiyse." şeklindedir. eğer Muhammed okumasız olmuş olsa. Muhammed'in okuma bildiğini düşünmüş olmalıdır.. Diyanet Başkanlığı'nın çevirisinde ise. ayet 17-23. "Ben okumak bilmem ki. Tanrı'nın bu konuda Kıyamet Suresi'nden sonra indirdiği A'raf Suresi'nin şu ayetleriyle karşılaşıyoruz: "(Ey Muhammed!) De ki. "pıhtılaşmış kan" şeklinde anlamışlardır. hani sanki Muhammed'in. kaynaklara göre Tanrı Muhammed'e. "bulaşan-yapışan (lazib) çamur"dan.

"(Ey Peygamberim!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. ayet 87-88). İslamcıların öne sürdükleri "takdim-tehir" usulleriyle göz ardı etmek mümkün değildir. Biz de ona cevap verip. anlamsızlıkları ve Tanrı anlayışındaki hırpalanmaları. Muhammed'in okumasız olduğunu bildiğini iyice ortaya koymaktadır. öfkelenerek giderken kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. ayet 98) var. kendisine vahiy indirilen bir kimse olduğu yazılıdır (Nisa Suresi. Daha başka bir deyimle. *** Kur'an'ın sure ve ayetlerinde tutarsızlık olmayıp. olumsuz bir sonuca varmak bakımından pek fark yoktur. o kadar. böylesine bir gerekçe öne sürmüştür? Muhammed'in okumasızlığı konusundaki sure ve ayetlerle ilgili olarak. dördüncü sırasında bulunan Nisa Suresi'nde. gözden geçirilmeye değer: Kur'an'ın 21. eğer Muhammed'i okuma bilir olarak yaratmış olsa idi. doğrusu ben haksızlık edenlerdenim' diye seslenmişti. önce Muhammed'e "Oku!" diye emir vermek suretiyle onun okuma bilir olduğunu anlatmakta. onun okumasızlığında "hikmet" yatar olduğunu bildirmekte. fakat daha sonra onun okumasız olduğunu görünce. fakat bu söyledikleriyle çelişkiye düşercesine ona "Oku!" diye emretmektedir. Söylemek gereksizdir ki. ayetlerinde şunlar yazılı: "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. sure ve ayetleri hangi sıraya göre okursak okuyalım. sen münezzehsin. batıla uyanlar kuşku duyarlardı" (Ankebût Suresi. (Ey Muhammed!) Sen bundan önce ne bir yazı okur. Görülüyor ki. Nisa ve . sırasında bulunan Enbiya Suresi'nin 87. Görülüyor ki. farklı şekiller altında aynı kalmaktadır. İkinci halde ise (yani sure ve ayetleri nüzul sırasına göre okuduğumuzda) Tanrı. Muhammed'i önce okumasız imiş gibi göstermekte. 'Senden başka Tanrı yoktur. Tevrat ve İncil'de) olan şeyleri öğrenebileceğini düşünemez miydi ki. "nüzul" (iniş) sırasına göre okumak arasında. Nitekim. Kur'an'daki sıraya göre) okumakla.. sureleri "mushaf tertibine göre" (yani. Yunus'un kavminin Tanrı'ya inanmak sayesinde azaptan kurtulduğuna dair bir tek ayet (Yunus Suresi. tutarsızlıkları. O. belli değil! Neden "karanlıklar" içinde Tanrı'nın tekliğine inanmış olduğunu söylemiş ve bu sayede kurtuluşa ermiştir." diye buyrukta bulunmakta! Tanrı'nın Zünnûn hakkında söyledikleri nedir. ayet 47-48). onu üzüntüden kurtarmıştık. fakat sonunda karanlıklar içinde. Yunus'un. okuma yazma bilenlerin aracılığıyla başka kitaplarda (örneğin. sadece Kur'an'ın başlarında. ne de elinle onu yazardın. ama Tanrı. Kur'an'daki Yunus kıssası ile ilgili ayetlerdir ki.. burada Tanrı. bunlardaki tutarsızlık ve anlaşılmazlıklar. Ve anlatmasına göre bu "hikmet" şudur ki. bilemiyoruz.. acaba okuması olmayan bir kimsenin. ve 88. "takdim-tehir" nedeniyle tutarsızlık varmış kanısının doğduğunu söyleyen İslamcıların verdikleri örneklerden bir diğeri. ayet 163). örneğimizdeki birinci halde (yani sure ve ayetleri Kur'an'daki sıraya göre okuduğumuzda). tıpkı diğer peygamberler gibi. çünkü. onun okumasız olmasını sağladığını ve bunda bir "hikmet" yattığını anlatmaktadır. Bu satırlardan hiçbir şey anlamak mümkün değil! "Zünnûn" diye geçen şey nedir? Neden Tanrı'nın kendisine güç yetiremeyeceğini sanarak öfkelenmiştir ve nereye gitmektedir. önce söylemiş olduklarını göz ardı edip bu kez onu okumasız bir "peygamber" olarak tanıtmakta ve okumasızlığında bir hikmet yattığını anlatmaktadır. Tanrı. Öyle olsaydı. Bir de Kur'an'ın onuncu suresi olan Yunus Suresi'nde. Tanrı fikri aynı şekilde hırpalanmaktadır. üstelik de. yukarıda söylediklerimizi özetleyecek olursak görürüz ki. İnananları böyle kurtarırız" (Enbiya Suresi. Muhammed'in "ümmi" olmasını istemiştir Tanrı! Pek güzel.. Kur'an'ın daha önceki surelerinde bu konuda söylenmiş pek bir şey yok. "Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. belli değil! Ve bütün bu belirsizlikler yanında bir de Tanrı Muhammed'e. Ve işte bundan dolayıdır ki. inkarcılar Kur'an'ın onun tarafından uydurulduğunu ya da başka kitaplardan aşırma yaparak Kur'an'ı hazırladığını sanacaklardı.

gemide "onlarla" karşılıklı kura çektiği ve yenildiği için denize atıldığı. sırayı işgal etmekte ise de. Kur'an'daki sıraya göre) okurken rastlayacağımız çeşitli karışıklık ve uyumsuzluk yanında. bu takdirde "tutarsızlık" olmadığı ortaya çıkacaktır. onu yüz bin ve daha çok kişilik bir kavme peygamber olarak gönderdiği. sırayı işgal ederse de. Dikkat edileceği gibi. Yani. Tanrı tarafından balığın karnından dışarıya "halsiz bir halde" çıkarıldığı. Kur'an'da belirtilen sıra dışında okumak ve bu doğrultuda bir değerleme yoluna sapmak. Saffat Suresi'nin bu ayetleri. Enbiya. Gemide onlarla karşılıklı kura çekmişlerdi de yenilenlerden olmuştu. ayetleri "mushaf sırasına göre" (yani. Çünkü.. biraz yukarıda belirttiğimiz Enbiya Suresi'nin. Saffat ve Enbiya surelerinde "takdim-tehir" olduğunu söyleyerek derler ki. bunu açıkça bildirir ve örneğin derdi ki. neden Tanrı Yunus için geniş yapraklı bir bitki yetiştirmiştir? Ve sonra Tanrı onu hangi kavme peygamber olarak göndermiştir? Evet. Bu itibarla.Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. canlı kalmıştır. Yunus kıssası (masalı) ile ilgili ayetleri. Tanrı'ya karşı gelmek olmaz mı? Bundan çıkan sonuç şu ki. kendi kendisine şunu sorması gerekiyor: "Pek iyi. Yenilgiye uğramışken. Ve esasen İslamcıların söylemelerine göre.. Muhammed'in söylediği gibi. oysa böyle bir şey yok. onu bir balık yutmuştu.. Bundan dolayıdır ki. Çünkü. sonra Tanrı'nın ona geniş yapraklı bir bitki yetiştirdiği. Eğer surelerin ve ayetlerin nüzul (iniş) sırasına göre okunmalarını istemiş olsaydı. Üstelik bir de şu var ki. bu soruların hiçbirinin cevabı yok! Buna rağmen İslamcılar. Kur'an'ın 37. ayetlerin nüzul (iniş) sırasına göre ayarlamamıştır. Kur'an ayetlerinde "takdim-tehir" söz konusu olduğu içindir ki. Yunus'un "peygamberlerden biri olduğu. bilinemeyen.. "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. 73. Sonunda ona inandılar... Bu itibarla. Bu sebeple denize atılmıştı. İslamcılara göre dahi Tanrı'nın iradesine aykırılık demektir. çünkü. Kur'an'ı. Enbiya Suresi'nin. bir kere. surelerin ve ayetlerin Kur'an'daki sıralarını düzenleyen ve Kur'an'ın buna göre okunmasını emreden bizzat Tanrı ise. ama Tanrı Yunus'la ilgili ne demişti ki.. buradaki her bir tümce.' diye buyurmaktadır?" Bu soruyu yanıtlayabilmek için. bunun dışında bir yol aramak. kitabı surelerin ve ayetlerin nüzul sırasına göre okuyun". Eğer. "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. şimdi Muhammed'e '." şeklindeki satırlarını açıklamaya yeterli değil. ayet 139-149).. Kur'an'daki surelerin ve ayetlerin nüzul sırası konusunda kesinlik olmadığı söylenir. sırasında bulunan Saffat Suresi'ne atlamamız gerekiyor. orada. Bu yapılacak olursa ve örneğin Enbiya Suresi'nden daha önce nazil olmuş olan (inen) Saffat Suresi'nin Yunus'la ilgili ayetlerini okuduktan sonra. Tanrı'nın da onları bir süreye kadar geçindirdiği yazılıdır: "Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir. Kur'an'daki surelerin ve ayetlerin sırasını saptayan. bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar geçindirdik" (Saffat Suresi. hangi surenin ve hangi ayetin ne zaman ve nerede indiği hususu tartışmalıdır.. Kur'an'ı) okurken. İslamcılara göre. 56. tekrar diriltilecek güne kadar dirilmemek üzere balığın karnında ölmüş olacaktı.. her ne kadar Kur'an'da 21. Enbiya Suresi'nden daha önce inmiştir: Saffat Suresi. Eğer Allah'ı tespih edenlerden olmasaydı. "Surelerde ve ayetlerde takdim-tehir vardır. Suresi ise. surelerin Kur'an'daki sırasına göre değil. Enbiya Suresi'ndeki aynı konu ile ilgili ayetler okunacak olursa. Çünkü. Tanrı tarafından balığın karnından çıkarıldıktan sonra. sözü edilen gemi nedir? Yunus bu gemiye nasıl ve neden binmiştir? Kimlerle beraberdir ve beraber bulunduğu bu kimselerle neden kura çekmiştir? Kura sonucunda neden denize atılmıştır? Denizde bir balık tarafından yutulunca nasıl ölmemiş. "(Ey Muhammed!) Zünnûn hakkında söylediğimizi de an. denizde bir balık tarafından yutulduğu ve balığın karnındayken Tanrı'ya inandığını açıkladığı için. onu sondan ya da orta kısımdan başlayıp başa doğru okumayız! Kitaptaki sıraya göre okur ve okuduklarımızı bu sıraya göre değerlendiririz. yani sureleri "nüzul" sırasına göre göre okumak." tümcesinin anlatmak istediği şey kolaylıkla anlaşılmış olacaktır! Hemen belirtelim ki. "takdim-tehir" vardır diyerek. bu kavmin ona inandığı. Onu yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik. bir kitabı (örneğin." şeklindeki sözlerinin açıklamasıdır. "nüzul" (iniş) sırası 73'tür. İslamcıların bu iddialarının geçerli ve bilimsel nitelikte hiçbir yönü yoktur. düzenleyen bizzat Tanrı'dır ve Tanrı bu sırayı. sure olarak "nazil olmuştur" (inmiştir). Saffat Suresi. Halsiz haldeyken kendisini dışarıya çıkardık. anlaşılamayan şeylerle dolu: örneğin. bir de surelerin ve ayetlerin "nüzul" sırasının ne olduğunu . sure olarak "nazil" olmuştur (inmiştir). okuyucunun.Yunus surelerindeki bu ayetler. Enbiya Suresi'nin. her ne kadar Kur'an'da 37. Onun için geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik. "nüzul" (iniş) sırasına göre okuyup anlamak gerekir.

" (Kalem Suresi. Diyanet'in çevirisi şöyle: "Ey Muhammed! Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret. yine de Yunus kıssası ile ilgili hükümlerin tertipsizliğine. ayeti. 68. sure olarak inmiştir. 49. Ne bu surede. ayet 48-50). bir an için İslamcıların dedikleri şekilde yapsak ve Kur'an'daki ayetleri "takdim-tehir" esasına göre okumuş olsak dahi. bir kere "sahibi hut" (sahib-ül-hut) diye birisinden söz edilmekte! Ne demektir "sahibi hut" ve kimdir bu "sahibi hut"? Tanrı daha önce bir şey bildirmemiş ki bilelim! Bu ayetlerde "hut" sözcüğü "balık" karşılığı olarak kullanılmış oluyor ki. ne de daha önceki Alak Suresi'nde bu konuda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Enbiya Suresi 73.. öfkeliyken Tanrı'ya dua edip yalvardığını (nida ettiğini) söylüyor. daha doğrusu bu ayetlerin Yunus'la ilgili olduğunu bilemiyoruz. Rabbinden bir nimet yetişmiş olmasa idi. Fakat Rabbi ona istifa buyurdu da salihinden kıldı. ayet 48-50). ve 50. pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti. Tanrı'dan ikinci sure olarak "nazil" olduğu (indiği) söylenen Kalem Suresi'nin 48."(Kalem Suresi.araştırmaya kalkışacak olursak. dediğimiz gibi. Tanrı'dan ikinci sırada olmak üzere nazil olduğu (indiği) söylenen Kalem Suresi'nin ilgili bu ayetlerini okumakla hiçbir şey anlayamıyoruz. sıradaki Enbiya Suresi'nin 87.( Elmalılı H.. Şimdi geliniz. kendisini fazaya (yani. Yunus Suresi 51. Kur'an'daki yerlerine) göre sıraları şöyle: 4. Saffat Suresi 56. Rabbinin katından ona bir nimet ulaşmasaydı. ayetleri. Muhammed'e sabretmesini ve "sahibi hut" gibi olmamasını bildiriyor. İslamcıların sözünü ettikleri "takdim-tehir" esasına. sıradaki Yunus Suresi'nin 98. Rabbi onu seçip iyilerden kıldı. ayetleri. kınanmış olarak sahile atılacaktı.. Bildirirken de. daha doğrusu surelerin ve ayetlerin "nüzul" (iniş) sırasına göre "Yunus" ve "Yunus kıssası" hakkındaki hükümlerden fikir edinmeye çalışalım. . sure olarak inmiştir. "ıssız bir diyara". sure olarak inmiştir. sure olarak inmiştir. balık sahibi Yunus gibi olma.. Yukardaki sure ve ayetleri. "Eğer Tanrı 'dan bir nimet yetişmemiş olsaydı. Yazır'ın çevirisinden. bu ayetler. 49.. Bakınız neden: Yunus'la ilgili sure ve ayetlerin "mushaf tertibine" (yani. ona. ayeti. 10. elbette o fazaya fena bir halde atılacaktı. nüzul (iniş) sırasına göre yan yana dizerek inceleyecek olursak durum şu olur: Kalem Suresi 2. Nisa Suresi 76. bu şekliyle "sahibi hut" deyimi "balık sahibi" anlamına geliyor. hani öfkeye boğulmuştu da nida etmişti. çünkü.. sıradaki Saffat Suresi'nin 147 vd. o zaman tam anlamıyla işin içinden çıkılmaz bir durum yaratmış olmaz mıyız? Bütün bunlar bir yana. Tanrı'nın Alak Suresi'nden sonra ikinci sure olarak indirdiği Kalem Suresi'nin ayetleridir. ama kimdir bu "balık sahibi" denen kişi ve neden dolayı ona bu lakap uygun bulunmuştur? Bilmemize imkan yok. 21. ayetlerinde şöyle yazılıdır: "(Ey Muhammed!) O halde sabret Rabbinin hükmüne de sahibi hut gibi olma.) Yani. ona vahiy verdiğini ve onu "salihlerden" (iyilerden) kıldığını anlatıyor! Görülüyor ki. ve 50. "çıkarıldığı açıklığa") atılmış bulacaktı" diye ekliyor. Çünkü. Ve nihayet Tanrı'nın onu seçtiğini. bu kıssa hakkında doğru dürüst bir fikir edinme olasılığını bulamayız. Pek güzel.. bu ayetlere göre Tanrı. ayeti. sıradaki Kalem Suresi'nin 48. sure olarak inmiştir. sıradaki Nisa Suresi'nin 163. "sahibi hut"un öfkeye boğulduğunu. 37. tutarsızlığına ve anlamsızlığına tanık olur. o.

Kalem Suresi'nde geçen "sahib-ül-hut" deyimiyle anlatılmak istenen kişi "Yunus Peygamber'dir. inandığı zaman. ama neden Yunus öfkelenmiştir ve neden Tanrı Muhammed'e. ayettir: "Bir kasaba halkı inanmalı değil miydi ki. İyi. dolu bir gemiye binip kaçmıştı. Kalem Suresi'nden sonra Yunus kıssası ile ilgili olarak indirdiği ayetler. daha sonra 73. fakat. Tanrı'nın da onu seçtiği ve "salihlerden" kıldığı yazılı. kavmi. kaybedenlerden oldu. Tanrı'nın daha sonra indirdiği sureleri ve ayetleri okumamız gerekecektir. Kalem Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinden sonra 49 sürelik bir atlama ile Yunus Suresi'ni indirmiş. Tanrı. o da 98. sırada olmak üzere indirdiği Enbiya Suresi'nde. sıradadır). Gerçekten de. daha sonra inmiş olduğu kabul edilen sureleri incelememiz gerekiyor. pek muhtemelen bu anlatılanların yetersiz olduğunu düşünmüş olmalıdır ki. belli değil! Bu sorulara yanıt bulabilmek için. bu sure. Gemide olanlarla karşılıklı kura çektiler de. Yunus'un balığın karnının içinde kaldığını ifade etmektedir.. Daha başka bir deyimle. sırada nazil olduğu (indiği) kabul edilen Saffat Suresi'nde -ki bu sure Kur'an'da 37. yine Yunus konusuna değinmiş bulunmakta (bu sure Kur'an'da 21. sırayı işgal etmekte. ayetiyle yer vermiştir. ve bundan dolayıdır ki. Ne olmuş da Yunus "dolu" bir gemiye binip kaçmıştır? Neden dolayı gemidekilerle kura çekmiştir? Neden dolayı kendini kınamıştır ve nasıl olmuş da kendini kınarken balık tarafından yutulmuştur? Balığın karnında ne kadar kalmıştır? Ve nasıl olmuş da balığın karnında canlı kalabilmiştir? Ve neden Tanrı.. Bu--rada Yunus kıssası anlatılmak isteniyor. Görüldüğü gibi. Ve üstüne kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Okuyalım ayetleri: "Hani o (Yunus). Onu. yine de yeterli bir bilgi vermiş değil! Sadece iki ayetlik bir değinmeyle yetinmiş! Enbiya Suresi'nin 87. fakat. bu deyim. Konuya Yunus Suresi'nin 98. bu satırlardan anlam çıkarmak mümkün değil. ve 88. 109 ayetten oluşan Yunus Suresi'nin sadece bir tek ayeti Yunus'la ilgilidir ki. Tanrı. dünya hayatında rezilliği gerektiren azabı onlardan kaldırdık ve onları bir süre daha bu dünyada geçindirdik" (Yunus Suresi. Hemen belirtelim ki. kıssa olabilecek yeterlilikte bile değil! Nitekim. ayet 139) dediği yazılıdır. sıradadır. Yunus. Gerçekten de 56. burada Yunus hakkında bilgi verilecek ya da Yunus kıssası anlatılacaktır. bir gemide giderken denize atılmış ve bir balık tarafından yutulmuş. yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik. ayetleri şöyledir: . Tanrı'dan gelecek azabı hissedince pişman olup Tanrı'ya yalvarıda bulunmuş ve Tanrı da onları bağışlamıştır. onu balığın karnından "halsiz" olarak çıkardıktan sonra. ama yetersiz bırakılıyor. ancak pek yetersiz bir şekilde. niyaz ettiği. Oysa hiç de öyle değil! Çünkü. ama neden dolayı Tanrı. Yunus Suresi'nde bulunmakta. Yunus kendini kınayıp dururken. nüzul sırası itibariyle 51.Tanrı'nın. bilemiyoruz! Çünkü. Bunu yaptığımız zaman yarım yamalak şunu anlıyoruz ki. bir süre balığın karnında kalmış ve sonra Tanrı tarafından kurtarılmıştır. Bunu izleyen sekiz ayet Yunus kıssasından söz etmekte. "Sen Rabbinin hükmünü sabırla bekle. Eğer Allah'ı tespih edenlerden olmasaydı. bütün bunlar hurafe niteliğinde şeyler. Tanrı onu bu yukarıdaki surede "sahibi hut" olarak çağırmıştır ki. Sonunda da ona iman ettiler. tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. Halsiz bir vaziyette kendisini dışarı çıkardık. Tanrı'nın. Tanrı daha önce bununla ilgili bir şey söylemiş değil! Bütün bu bilemediğimiz şeyler hakkında fikir edinebilmemiz için. surenin başlığına bakılarak sanılır ki. " (Saffat Suresi.. fakat bu 49 sure boyunca Yunus kıssasına değinmemiştir. bu kişinin "Yunus" olduğunu açıklamaz da. Görüldüğü gibi burada karşımıza Yunus ve Yunus'un milleti çıkmakta! Ancak kimdir bu Yunus ve kimlerdir Yunus'un milleti? Ne yapmışlardır da azaba sokulmuşlar ve sonra azaptan kurtarılmışlardır. imanları kendilerine fayda versin! İşte Yunus'un milleti.Yorumcuların söylemesine göre. ayet 98). "Doğrusu Yunus da gönderilen peygamberlerdendi" (Saffat Suresi." demektedir. ayet 140-148). kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirmiştir? Ve nihayet onu kimlere peygamber olarak göndermiştir? Evet. Ve işte şimdi Yunus'un bir peygamber olarak iş gördüğünü anlıyoruz. Pek iyi. onu "sahibi hut" diye tanımlar? Ve neden "sahibi hut" diye tanımladığı Yunus hakkında herhangi bir bilgi vermez? Yine bunun gibi. kendi kavmi tarafından inkar edildiği için öfkelenerek aralarından ayrılmıştır. O zaman anlayacağız ki.. yukarıdaki ayetlerde "sahibi hut"un öfkeye kapılıp Tanrı'ya seslendiği. bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık. onu bir balık yuttu. Yunus.

Neredeyse sarsıntıdan batacaktır. Eyub'a.10 Şu hale göre. bu surede Yunus kıssasıyla ilgili herhangi bir açıklama yok! Sadece Yunus'un adı var. fikir silsilesi dairesinde anlatılmıştır. anlatılanlar hep bölük pörçük bir şekilde ve başı sona. konu hakkında fikir edinmek için Kur'an ayetleriyle birlikte hadisleri de göz önünde tutmak gerekir. Gemidekiler . Harun'dan. onu üzüntüden kurtarmıştık. Dikkat edileceği gibi. kendisinin Tanrı'dan kaçmak istemesi yüzündendir. onlardan öne alınmış. Öte yandan gemide bulunanlar birbirlerine. Enbiya Suresi'nden sonra "nazil" olan (inen) sure Nisa Suresi'dir. doğrusu ben haksızlık edenlerdenim' diye seslenmişti. 'Senden başka Tanrı yoktur. Görüldüğü gibi ayet. İsa. "Zün"'sözcüğü "sahip" demektir. kendisine güç yetiremeyeceğimizi sanmıştı. Eyub'dan. O. fırtınanın şiddetinden gemi sallanmaya başlar. Süleyman'dan ve Davud'dan sonra anılması gerekirken. belki Allah bizi anar da helak olmayız" der. Davud'a da Zebur'u verdik" (Nisa Suresi. Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Bunun üzerine gemidekiler. Yunus kıssası konusunda da fikir edinebilmek için Yahudilerin Tevrat'ına başvurmamız gerekir. ama bunu dahi yapmış olsak ve örneğin Sahih-i Buhari'ye ya da Abu İshak al-Şa'labi'nin Ara'is al-macalis ya da Tafsir al-Tabari ve ayrıca Tarih al-Tabari gibi kaynaklara göz atsak bile yine de olumlu bir sonuç almamız mümkün değil. çünkü onların kötülüğü benim önüme kadar geldi. Kura çekerler ve kura Yunus'a isabet eder. Tıpkı diğer konularda olduğu gibi. balığın karnındayken (karanlıklar içindeyken) Tanrı'ya dua ettiğini ve "Ben haksızlık edenlerdenim" dediğini. Nisa Suresi'ndeki ayet şöyledir: "Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. bu başlarına gelen bela hakkında Yunus'tan bilgi edinmek isterler. İsmail'e. Biz de ona cevap verip. Nisa Suresi Kur'an'da dördüncü sıradadır). sonra Tanrı tarafından üzüntüden kurtarıldığını bildirmiş olmakta! Ancak. Yunus'la ilgili hususları içermek bakımından. sıralamada en sonda olması gerekirken ortaya alınmış. kendi kavminden öfkelenerek uzaklaştığını. "Zünnün" deyimi "balık sahibi" demek oluyor. Öte yandan. sureleri. Nineve (Musul'daki bir şehir) denen büyük bir kentin halkının kötülüklerinden haberdar olur. öfkelenerek giderken. Bütün bu yukarıda belirttiklerimizden anlaşılıyor ki. Yakub'a. "Zünnün" deyimi "Zün" ile "Nün" sözcüklerinden oluşmuş bir deyimdir. ister mushaf sırasına (Kur'an'daki sıraya) göre. esbata (torunlara). ayet 163). bu halkı yola getirmek için Amitay'ın oğlu Yunus'a emreder: "Kalk. ayet 87-88). İshak'a. "Nün" ise. Yunus onlara anlatır ki. sırada. Tunus'tan. denizin -kabarması. Yunus kıssası hakkında fikir edinmemiz mümkün değil. Tevrat'ın (Ahd-i Atiyk'in) "Yunus" başlığını taşıyan kitabında anlatılan Yunus kıssasını kısaca özetleyelim: Tanrı. "peygamber'lerin adlarını karmakarışık bir şekilde sıralamış: örneğin. Yunus kıssası hakkında yine de doğru dürüst bir fikir vermiş değil. Bazı yorumcular Yunus'u yutan balığın "ennûn" adında bir balık olduğunu söylerler. sonu başa geçirilmiş olarak anlatılmıştır. Ve (nitekim) İbrahim'e. karanlıklar içinde Tanrı'ya seslenerek pişmanlık gösterdiği. Bu kıssa orada. "nüzul" sırasına göre Enbiya Suresi 73. sen münezzehsin. Geminin kaptanı Yunus'u uyandırır ve "Kalk. Tanrı'nın da onu üzüntüden kurtardığı anlatılmakta! Pek güzel. kendi Allah'ını çağır. Ve işte yukarıdaki ayetler. bu sözcüklerle anlatılmak istenen kişi Yunus'tur. Tanrı'nın bu emrini duymamazlıktan gelip Yafa'ya kaçar ve orada Tarşiş'e giden bir gemiye biner. inananları böyle kurtarırız" (Enbiya Suresi. Gemidekiler telaşa kapılırlar ve kendilerine hafiflik olsun diye gemide bulunan birçok şeyi denize atarlar! Yunus ise geminin dip ambarında derin bir uykuya dalmış olarak yatmaktadır. Enbiya Suresi'nin bu ayetleri. denizin üzerine büyük bir rüzgar gönderir. burada "Zünnün" deyimi geçiyor ve "Zün-nûn"un öfkelenerek gittiği. isterse nüzul (iniş) sırasına göre ele alalım. Bunu gören Tanrı." Fakat Yunus. İsa'nın adı. Nineve 'ye. Evet. fakat sonunda karanlıklar içinde. yorumcuların söylemesine göre "büyük balık" anlamındadır. sonra büyük bir balık tarafından yutulduğunu."(Ey Muhammed!) Zünnün hakkında söylediğimizi de an. sıradadır (bilindiği gibi. "Gelin de kura çekelim ve bilelim kimin yüzünden bu bela başımıza geldi" derler. daha başka bir deyimle. Şimdi geliniz. Yunus'a. Yunus'un. Yani. Nisa Suresi ise 76. İsa'ya. o büyük şehre git ve ona karşı çağır. Muhtemelen denecektir ki. Zira. ama kimdir bu "Zünnün"? Bunun kim olduğunu anlamaya çalıştığımız zaman görüyoruz ki.

birbirleriyle ilişkisiz çeşitli ayetleri arasına hiçbir suretle anlaşılamayacak şekilde sıkıştırılmış bulunmakta. Tanrı. yaşamaktan iyidir" diyerek kendisi için ölüm diler. Böylece kente ne olacağını uzaktan görebilecektir. Bap 4: 1-11. kurban kesip adak adayacağını anlatır. daha önceki "peygamberlerin" kendi kavimleriyle olan ilişkilerini örnek vermek suretiyle. Tanrı da onlardan azabı kaldırıyor. fakat kavmi onu inkar ediyor ve o da kızarak aralarından ayrılıyor. Tanrı ona. Yazır.661 vd. Tevrat'taki hikayeye göre Yunus. o kabak ki.( Elmalılı H." Ve Allah.) Ancak. az geçmeden Yunus'un kavmi. Fakat. karnındaki Yunus'u kusup karaya bırakır. öfkelenip. "Ya Rab! Niyaz ederim canımı benden al" der. acımayayım mı ? O şehir ki. nice örneklerden biri olarak vermesi bundandır. onu alaya almışlardı. yukarıda belirttiğimiz şekle sokmuş. Nineve için. onun haber verdiği azabın geleceğini anlayıp pişmanlık duyuyor ve Tanrı'ya yalvarıyorlar. kentin doğu kısmında bir yere gider. Yunus kentten çıkıp. o büyük şehre git ve sana söyleyeceğim sözleri ona çağır" der. zira biraz yukarıda gördüğümüz gibi.. ona öfkelenmekte haklı olmadığını anlatmak için şöyle der: "Sen emeğini çekmediğin ve büyütmediğin asmakabağma acıyorsun. kendisini Mekke'de "peygamber" olarak ilan ettiği zaman kendi kavminin insanları. Gölgesiz kalan Yunus. çevresindekileri etkileyebileceğini düşünmüştür.. Tevrat'taki Yunus masalını. o büyük şehir için.( Tevrat. nadim olur ve onları bağışlar. kendi kavmini putataparlılıktan kurtarmak ve Tanrı'ya inandırmak istiyor. Yunus'un başına gölge olsun diye bir asmakabağı hazırlar. hiç değilse başı sonu belli ve masal şeklinde okunup geçilecek şekilde anlatılmış.4. Kur'an'ın çeşitli surelerinin. "Yunus". büyük bir balık hazırlar.) Mekke döneminde henüz güçlü olmadığı ve kılıç yoluyla iş göremeyeceğini bildiği için Muhammed. . "Benim için ölmek.. Yunus alınganlık gösterir ve Tanrı'ya. bir gecede çıktı ve bir gecede yok oldu. Yunus." Ve sonra Yunus'u yakalayıp denize atarlar. Ancak. Bunun üzerine Tanrı. yalvarıyoruz. "Yunus". Fakat. Şimdi sorulacak olan soru şudur: Neden dolayı Muhammed Tevrat'taki Yunus kıssasına özenmiş ve bu hikayeyi Kur'an'a aktarmak istemiştir? Sebep şu: Yukarıda belirttiğimiz gibi. Ve sonra bir fermanla halkı kötülüklerden ve zorbalıklardan vazgeçmeye çağırır: "Kim bilir? Belki Allah.) Tevrat'taki Yunus hikayesi burada bitiyor. Bunu duyan halk. Yunus. orada sağını solunu seçemeyen yüz yirmi binden ziyade insan var. hemen kalkar. anlatılanlar akla. Tanrı. Yunus'u kötü halinden kurtarmak için bir plan düşünür: bu plan gereğince. balığın karnında üç gün üç gece kalır (Tevrat (Eski Ahit). öfkelenmenin iyi bir şey olmadığını hatırlatır.. yok olmayız. attıkları an denizin kudurması yatışır. ben daha memleketimdeyken bunları söylemedim mi?" diye yakınır. kaftanını çıkarıp çula sarınarak kül üzerine oturur. kendisine bir çardak yapar. bu adamın (Yunus'un) canından ötürü helak olmayalım ve suçsuz kanı üzerimize yükleme. hemen kurban kesip adak adarlar. Yunus buna çok sevinir. "Ya Rab. Bap I: 1-17) ve kaldığı süre boyunca yalvarıp yakarın Tanrı'dan başka "Tanrı" olmadığını. Oysa. yaşamaktansa ölmeyi tercih ettiğini belirterek. balığa buyrukta bulunur ve balık. "Yunus". Bu yalvarılardan hoşnut olan Tanrı. sokarken de tutarsızlıklar ve anlaşılmazlıklar yaratmıştır. Ve işte Tevrat'ta anlatılan bu hikayeyi Muhammed. "Kalk. Tanrı'ya inandıklarını söylerler ve oruç ilan ederler. güneşin kavurucu sıcağı ve Tanrı'nın ayrıca gönderdiği yakıcı "doğu yeli" yüzünden bayılır.. Tanrı. Kur'an'da durum çok farklı. burasına dağıtılmamış. Nineve'ye. Bunu görünce Tanrı'dan korkmaya başlarlar. Yunus hikayesi. Yani bölük pörçük bir şekilde Tevrat'ın orasına. Bap 2: 1-10) Ve Tanrı tekrar Yunus'a emrederek. Tevrat'ta anlatılanları aynen almış olmamak için. Tanrı'nın dediği gibi yapar ve Nineve'ye giderek halkı uyarır: "Daha kırk gün var ve Nineve yıkılacak" der. ertesi gün sabah olurken bir ağaç kurdu gönderir ve kurt asmakabağını kemirip kurutur. görüldüğü gibi. age. c. Ya ben. Bap 3: 1-10. mantığa ve Tanrı'nın yüceliği fikrine ters düşen ve hurafe niteliğinden ileri geçemeyen şeyler olmakla beraber.. Ancak. birçok da hayvan var”( Tevrat. amacı Yunus'u bu balığa yutturmaktır.( Tevrat. "Yunus".Tanrı'ya yalvarırlar: "Ah ya Rab. "peygamberlik" gibi bir görevi ona yakıştıramamış. Mekkeliler kendi aralarında. Nineve halkının doğru yola girdiğini anlayınca. nadim olur ve kızgın öfkesinden döner de. "Allah Ebu Talib'in yetiminden (Muhammed'den) başka bir resul bulamadı mı?" diye konuşmaktaydılar. kendi içinde bulunduğu durumu göz önünde tutarak Kur'an'a almıştır. Bütün bu olan bitenlerden haberdar olan Nineve Kralı. s. Çünkü.

Leyl (ayet 3). Secde (ayet 6-9). ondan yediğin günde mutlaka ölürsün" dediği. Necm (ayet 45). bundan başka bir de şu var ki. çünkü. fakat bu suçlarının Tanrı tarafından keşfedilmesi üzerine her ikisinin de cennet bahçesinden çıkarılıp yeryüzüne kondukları ve daha sonra Adem'in zürriyetinden gelen kuşakların oluştuğu vd. Adem ve eşi ile ilgili hikaye hakkında doğru dürüst bir fikir edinmek mümkün değildir. çeşitli surelerin ayetleri arasına gelişigüzel serpiştirilmiş olarak anlatılmıştır. Kur'an. ilk insan sayılan Adem'in (ve eşinin) yaratılışları anlatılmadan önce. Verilebilecek örnekler pek çok. bu bahçenin ortasına güzel bir ağaç diktiği. ÇOĞU KEZ KOPUK. Adem'in kim olduğunu. Her ne kadar bu anlatılanların bilimsel ve deneysel bir değeri olmamakla beraber. başı sona alınmış ya da çeşitli surelerin çeşitli konuları arasına dağınık olarak dağıtılmıştır. ve sonra Adem'in kaburga kemiğinden birini alıp etle sardığı ve böylece Adem'e eş olarak Havva'yı verdiği. Al-i İmran (ayet 33). Adem ile eşinin hikayesine değinilir. yeri ve bütün evreni oluşturduktan sonra Adem'i topraktan yaptığı. "Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye. çoğu kez hikayenin sonu başa. Bunlardan birkaçı şöyle: Kur'an'ın en önemli kıssalarından biri olan Adem ile eşinin hikayesini Muhammed. Havva'nın teklifi üzerine Adem'in dahi yasak ağaçtan yediği. Tevrat'ın "Tekvin" kitabından almıştır. isterse "takdim-tehir" esasına göre okunsun. "kıssa" şeklinde anlatılan masallar ve efsanevi hikayeler de. Ta-Ha (ayet. gökleri. bundan sonra Tanrı'nın Adem ile eşini yaratıp cennete koyduğu belirtilmiş. çeşitli surelerin çeşitli ayetleri arasına atılmış olarak anlatılmıştır. Sad (ayet 75-83) gibi surelerin çeşitli ayetlerinde. Kur'an'ın baştan ikinci sırasında yer alan Bakara Suresi'yle ilk kez karşımıza çıkar. cennetteki yaşamları ve şeytan tarafından kandırılmaları ele alınmış. bazı değişikliklerle. Örneğin.. Fakat sure. 117-123). fark etmez. aynı uyumsuzluk ve tutarsızlık içerisinde. daha sonra Adem'in eşinin şeytan tarafından kandırılmasına dönülmüş ve bunun sonucu olmak üzere onun Adem'le birlikte yasak emrini çiğnemeleri sergilenmiş ve böylece Adem hikayesi ne başı. Kur'an'da karmakarışık bir şekilde.. Örneğin. bu aynı hikaye Kur'an'a. ne de sonu belli olmaz bir şekle sokulmuştur. Bakara (ayet 30). fakat tam anlamıyla uyumsuz. her ne şekilde okunursa okunsun. Ancak. çoğu kez başı sona ve sonu başa gelecek şekilde. Oysa ki. BAŞI SONU BELİRSİZ ŞEKİLDE ANLATILIR Biraz yukarıda gördük ki. Hucurat (ayet 13). fakat hayvanların en hilekarı olan yılanın Havva'yı kandırıp ona bahçedeki yasak ağacın meyvelerinden yedirttiği.XII KUR'AN'DAKİ KISSALAR (HİKAYELER. "Tek-vin"de bu hikaye bir dizi şeklinde ve okuyucu tarafından kolaylıkla anlaşılır olmak üzere anlatıldığı halde. neyle emrolunduğunu. tutarsız. daha sonra Adem'in Tanrı tarafından peygamber olarak seçilmesi anlatılmış. fakat iyiliği ve kötülüğü bilme ağacından yemeyeceksin. hayali nitelikte dahi olsa. bu ağacı "iyilik ve kötülüğü bilme" ağacı olarak adlandırdığı ve sonra Adem'e. birbiriyle ilgisi olmayan konuların uyumsuz ve tutarsız şekilde yan yana ya da iç içe getirilmiş olarak yer aldığı bir kitap görünümündedir. nasıl yaratıldığını. Üstelik de. MASALLAR) BÖLÜK PÖRÇÜK. hep düzenli ve anlaşılır şekilde anlatılmıştır. Bakınız neden: Adem'le ilgili hikaye.. bir şeyler bellettiği ortadadır. Herhangi bir olayın ya da hikayenin başı ve sonu belli değildir. hiçbirinde bu hikaye tamam olarak ve anlaşılır şekilde ele alınmış değildir. A'raf (ayet 19-25). Fakat. Kıyamet (ayet 39).. Adem hikayesi. anlaşılması olanaksız şekillere sokulmuştur. Tevrat'ta Tanrı'nın. onun burnuna hayat nefesi üflediği ve onu Aden bahçesine yerleştirdiği. ya da olaylar çeşitli surelerde ve hiç gereği olmayan yerlerde bölük pörçük anlatılmıştır. Gerçekten de. anlatan ayetlerle . ister surelerin ve ayetlerin Kur'an'daki sırasına göre. edinebilmek için Tevrat'ı incelemek gerekir. çeşitli surelerde yarım yamalak tekrarlanmalarla ele alınmıştır. hiç değilse okuyucuya. Fakat.

sadece benim iradelerimi. bu iddiayı ciddiye alamayız. l. yukarıdaki ayette onlara hitaben "Yeryüzünde bir halife yapacağım" diyerek konuşmaktadır. nüzul (iniş) sırası itibariyle 87. Kur'an'ın dördüncü sırasında bulunan Nisa ve 39.) demek istemiş olur. ayetleri "takdim-tehir" yoluyla inceleyip anlamaya dahi olanak yoktur. eğer ayetteki deyimin "halife yaratacağım" şeklinde anlaşılması gerekiyorsa. Bunun böyle olduğunu anlamak için. yani. Adem'in eşi hakkında bilgi edinebilmek için. o bana izafeten ve bana niyabeten bütün yaratıklar üzerine birtakım eylem ve işlemlerde bulunacaktır.l. sırasında yer alan Zümer surelerine atlamamız gerekiyor. insan sorunlarıyla ilgilidir. ayet 30). Daha başka bir deyimle. oysa. Öte yandan. ama bu Adem nereden çıktı? Ne şekilde yaratıldı? Adem'in eşi var mıdır. Adem'le ilgili hikayeye. Oysa Tevrat'ta Adem'in eşinin Havva adını taşıdığı bildirilmiştir. daha sonraya bırakılmış.. kudret ve sıfatımdan bazı yetkiler ve-receğim. Evet. benim bir naibim. Zira orada. Kur'an'ın "şüphe" götürmeyen ve "müttaki"ler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için yol gösterici bir kitap olduğundan. nasıl bir "vekil" ya da nasıl bir "temsilci" yaratmak niyetindedir? Yaratacağı "halife" ne gibi yetkilere sahip olacaktır? Acaba bu şekilde konuşurken Tanrı. Kur'an'a inananların kurtuluşa çıkacaklarından. bu hususlar hiç anlatılmadan. bu takdirde insanın yaratılışının anlatılmasına geçilmesi gerekirdi ki. hiç yeri ve ilgisi yokken." (Bakara Suresi. Elmalılı H. ayet 30) şeklindeki ayetin yorumu için bkz. Adem'in eşinin Adem'den yapıldığı yazılı. insanın yaratılışıyla ilgili herhangi bir açıklama yok. bütün bunlar Kur'an'ın diğer yerlerinde bölük pörçük ele alınmıştır. ikinci sırada bulunmakla beraber. Tanrı." (Bakara Suresi. 'Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım. 30. Öte yandan. s. kafirlerin azaba sokulacaklarından söz edilir. ayetinde. yine belli değil Bunlar daha önce anlatılmak gerekirken. bu deyimle Tanrı.. yok mudur? Eşi varsa o ne şekilde yaratılmıştır? Adı nedir? Hiçbir şey belli değil. Çünkü. "Yarattığım halifeye (yani insana) kendi irademden. bu kitabın arka ya da orta sayfalarından başlayarak okumak diye bir şey olamayacağına göre. her ne kadar Kur'an'ın başında. "Halife yapacağım" ile "halife yaratacağım" şeklindeki ifadeler birbirinden farklı sonuç yaratacak nitelikte deyimlerdir. Kur'an'da bu ad'a yer verilmemiş... benim emirlerimi. yani savaş hallerinde Tanrı'nın orduları olarak iş görmekteler Görülüyor ki... Bakara Suresi'nin 30. yoksa aynı zamanda Tanrı'nın gücünü maddi şekilde ortaya koymak mıdır. bu şekilde konuşurken ne demek istediği pek belli değil. "Ben yeryüzünde bir halife yapacağım" diyerek Adem'den söz ettiği görülür (Bakara Suresi. oysa daha önce inmiş olan sure ve ayetlerde insanın yaratılışı hikaye edilmiştir! Bu itibarla sure ve ayetleri "takdim-tehir" esasına vurmak gerekir! Daha önce de değindiğimiz gibi.başlamaz. ayetinde Tanrı.Rabbin meleklere. eşyanın isimlerini meleklere anlat. Yazır.299-301) Fakat anlaşılan o ki. yaratılmış olan bir kişiye halifelik görevinin verilmesi anlamını taşır. Tanrı'nın birdenbire bütün meleklere hitaben. Ayette geçen "yapacağım" sözcüğünün "halkedeceğim" ("yaratacağım") anlamına gelip gelmediği tartışmalıdır. fakat ona verdiğim yetkileri kendine özgü şeyler olarak kullanmayacaktır. Örneğin. Bunu. daha ilk takdim şekliyle anlaşılmazlık ve tutarsızlıklarla dolu görünmekte. bir kalfam olarak tasarrufta bulunacak. ayet 31) şeklindeki bir ayet izler. adının ne olduğu açıklanmıyor. ama Tanrı. ayete gelinceye kadar anlatılanlar. fakat. Nitekim. "Halife" sözcüğü. Adem'le ilgili hikaye. Surenin ilk başlarında yer alan otuz ayet boyunca. insanın yaratılmış olduğunun kabulü gerekir. melekler hem Tanrı'nın vahiylerini gelip "peygamberlere" bildirmekte. suredir. "Ben yeryüzünde bir halife ya-ratacağım" diye konuşmakta! Ancak. o da yok! Böylece. ama bu melekler neyin ne-sidir? Ne zaman. Birazdan be-lirteceğimiz gibi. Yazır. benim kanunlarımı uygulayacaktır. c. Kur'an'ın daha sonraki surelerinden öğrenmekteyiz ki. Ancak. herhangi bir kitabı okurken. "Ey Adem.. "halife yapacağım" deyimi. sadece "Adem'in . Eğer bu böyle ise. ama insanın nasıl ve neden yaratıldığı hakkında fikir vermiş değildir! Bakara Suresi'nin 30. daha önceki ayetlerde. biraz ileride göreceğimiz gibi. ne şekilde ve ne maksatla yaratılmışlardır? Görevleri sadece Tanrı emirlerini "tebliğ" etmek midir. ayetiyle başlanır. s. bana niyabeten nıahlukatım (yaratıklarım) üzerinde birtakım tasarrufata sahip olacak(tır). "vekil" ya da "temsilci" anlatılarına gelmekte. “(Elmalılı H. Şimdi bu anlaşılmazlıkları ve bu tutarsızlıkları göz ardı edebilmek için İslamcılar muhtemelen diyeceklerdir ki. "Kendi irademden kudret ve sıfatımdan ona bazı salahiyetler (yetkiler) vereceğim ve o bana izafeten.299. sonra onun arakasından gelenler ve ona halef olarak görev yapanlar bulunacak" mı demek is-temiştir. çünkü.. biraz yukarıda kaldığımız yerden devam edelim: Bakara Suresi'nin 30. hem de "cihat". belli değil! Bazı yorumculara göre böyle görünmekte!( ". age. c. Evet. Bakara Suresi. Adem'i (insanı) yaratmadan önce melekleri ya-ratmıştır. age. Tanrı'nın Adem'i "halife yapacağı anlatılmakta! Pek güzel.

fakat nüzul (iniş) sırası itibariyle 54. sudan ve suyun süzülmüşünden) yarattığını bildirmiştir (örneğin bkz. ayet 27). çamur sülalesinden. sadece yarım yamalak bir şekilde anlatılmaya başlanmıştır. ayet 1-29). anlatılan konularla uyum sağlamak diye bir şey söz konusu değil! Hicr Suresi'nde Tanrı. daha önce meleklere insanı çamurdan ve balçıktan yaratacağını bildirmiş olduğunu belirtir: "Hani Rabbin meleklere demişti ki. ayet 5. pişmiş topraktan. Mü'min Suresi. Oysa. Secde Suresi. yeryüzünde bir halife yapmak hususunda kararlı olduğunu bildiriyor. ayet 14. Kur'an'ın baştan ikinci sırasına yerleştirilen Bakara Suresi'nde belirtilmesi gereken hususlar. Kur'an'da 15. Fatır Suresi. Görülüyor ki. Tanrı'nın "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" (Bakara Suresi. ayet 2. nutfeden. on üç sürelik bir atlama ile Hicr Suresi'ne geçmemiz gerekiyor. " (Hicr Suresi. orada kan dökecek insanı muhalife kılıyorsun?" (Bakara Suresi. kemikten. Ona şekil verdiğim ve ruhumdan üflediğim zaman. ayet 30) demesi üzerine melekler direnirler. kulak hırsızlığı yapanlar müstesna belli bir kişinin peşine açık bir alev sütunu düşürdüğünden. Mü'minûn Suresi. Adem'in nasıl ve neden yaratıldığı hakkında bir fikir edinebilmek için. rızık sağladığından. malzeme olarak "kupkuru çamur" ve "kara balçık" kullandığını söylüyor. Çünkü.Bizler hamdinle seni tespih ve seni takdis edip dururken. daha sonraki surelerde (örneğin. şimdilik yukarıda kaldığımız yere dönelim. ayet 34-40. hiç yeri yokken orada ele alınmış olmakta. insanı yaratmadan önce cinleri yaratmıştır (Hicr Suresi. ayet 30). Müddessir Suresi. insanları diriltip öldürdüğünden. yani. ayet 17-23 vd. "kadın" denen yaratığın "kötülük" kaynağı ve ikinci sınıf bir yaratık olduğu düşünülerek böyle yapılmıştır. cin denilen şey nedir? Cinleri ne şekilde yaratmıştır. Rahman Suresi. Tanrı Adem'i nasıl ve ne şekilde yarattığını açıklasın! Oysa. Fakat. Adem'in ne zaman. yeryüzünü kana bulayacağını düşünürler ve düşündüklerini Tanrı'ya bildirirler: ". ayet 11. "inkarcı 'lardan söz ederek konuşmaya başlar. bunu izleyen ayette Adem'in yaratılması olayıyla ilgili bir şey yok. nasıl ve şekilde yaratıldığı belirtilmeden. anlatılanlarda bilimsel sıra ya da bilimsel nitelik diye bir şey yok. Alınırken. şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.). çeşitli topraktan. En'am Suresi..eşi" denmiştir: muhtemelen.. Bunu dedikten sonra. ayet 26) deyiverir. Ve işte Adem'in yaratılışı hikayesi. meleklerin tahmin ettikleri gibi. suçluların kalplerine inkarcılık denen şeyi soktuğundan. ayet 7-9. fesat çıkaracak ve meleklere hitaben. ayet 12-16. birazdan göreceğiz ki. Abese Suresi. pek çeşitli malzemeden (örneğin. Tanrı'nın insandan "halife" yapmasını istemezler. "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" demekle yetiniyor (Bakara Suresi. 'Ben kupkuru bir çamurdan. ayet 2. cinlerden söz eder. Tanrı'nın yarattığı insan. yeri uzatıp yaydığından. pişirilmiş çamurdan.. siz hemen onun için secdeye kapanın'. rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdiğinden. Evvelce göndermiş olduğu peygamberlerden. Öte yandan. bu şekilde konuşmaktadırlar? Ve bu şekilde konuşmakla Tanrı'yı bilgisiz bir duruma sokmuş olmuyorlar mı?" Fakat. insanı yaratırken. Kur'an'ın 15. Hicr Suresi'nin ortalarına doğru. akıtılan bir meni damlasından. "Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim" diyen Tanrı yanılmış olacaktır! Fakat. sırada bulunan bir suredir. Dikkat edileceği gibi. Daha başka bir deyimle Kur'an'daki Adem hikayesi. ayet 454-456. yukarıdaki ayete göre Tanrı.. Necm Suresi. ayet 30). Bu satırları okurken kendi kendimize soruyoruz: "Melekler insan denen yaratığın fesat çıkaracağım nereden ve nasıl bilmişlerdir? Geçmişi ve geleceği bilen bir Tanrı insanların fesat çıkaracaklarını bilmez mi? Melekler Tanrı'dan daha mı ileriyi görmüşlerdir ki. bir çiğnem etten. sadece. Alak Suresi.. Kur'an'ın diğer yerlerinde insanı. birdenbire insanı nasıl yarattığı konusuna geçer ve "Andolsun biz insanı (pişmiş) kuru bir çamurdan. kıyamet günü insanları toplayacağından söz ederken (Hicr Suresi. sırasındaki Hicr Suresi'nde ve diğer surelerde) ele alınmıştır. sırada yer alan. Hicr Suresi. yani bir konudan bir başka konuya atlayarak konuşurken. pıhtılaşmış kandan. anlaşılan o ki. yeryüzünde fesat çıkaracak. gökte yarattığı burçlardan. belli değil! Bunu söyledikten sonra. Ancak. Tanrı onlara bunu sormuyor. şekillenmiş kara balçıktan yarattık" (Hicr Suresi. ayet 28). ayet 67. fakat. Hac Suresi. insanın fesat çıkaracağını. Şimdi geliniz . yukarıdaki konuşmadan sonra beklenir ki.. Bu hususu birazdan tekrar ele alacağız.

ayet 17). Tanrı'nın emrini yerine getirince. "Ey Adem! Onlara isimlerini söyle" şekline sokmuştur. sen aşağılıklardansın" (A'raf Suresi. Fakat. insanları nasıl kandıracağını bildirecek (A'raf Suresi. "Bana (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver" diyecek ve her ne hikmetse Tanrı ona bu mühleti verecektir (A'raf Suresi. Dikkat edileceği gibi burada birdenbire karşımıza. ileride. ama iblis neyin nesidir? Arapçada "iblis" diye bir sözcük yok. ayet 16) diyecek. Görülüyor ki.İblis hariç bütün melekler Adem'e secde ederler. Kur'an'ın dördüncü suresi olan Nisa Suresi ile otuz dokuzuncu suresi olan Zümer Suresi'ne atlamamız gerekiyor: . ayet 31). orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin. Evet. fakat kibredip onu beğenmemesi nedeniyle de kafir olmuştur! Kimine göre. ayet 32). İblis hariç hepsi secde ettiler. Tanrı'nın emri gereğince Adem isimleri söyler (Bakara Suresi. beş sürelik bir atlamayla A'raf Suresi'nde anlatılmış oluyor. Oradan öğreneceğiz ki. Adem'in de bütün sığırlara ve göklerin kuşlarına isim koyduğu yazılıdır (Tevrat. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. hiç yoktan Adem'in eşi çıkıverdi! Tanrı. ". Şüphesiz alim ve hakim olan ancak sensin" diye cevap verirler (Bakara Suresi. ayet 34). diledikleri gibi yiyip içmelerini. Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. senin bize öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. hile yoluyla Adem'i ve eşini aldatacak. onu çamurdan yarattın" (A'raf Suresi. ayet 34) diye konuştuğu bildiriliyor.. iblisin bu "küstah" tutumu karşısında Tanrı'nın ne yaptığı burada belli edilmiyor. Bakara Suresi'nin biraz önce kaldığımız ayetine dönelim ve oradan devam edelim: Meleklerin Adem'e secde etmeleri üzerine Tanrı. şanların isimlerini bana bildirin" der (Bakara Suresi. çünkü beni ateşten yarattın. and içerim ki. ayet 14-15). ayet 12) diyecektir. Allah'ı inkar etmediği halde ona karşı kafa tuttu diye kafır olmuş sayılıyor! Fakat.Ya Rab! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Sadece. belli değil! Oysa ki. Çık! Çünkü. Bu arada da Adem'e. ayet 20-28). ben de onları saptırmak için senin doğru yolun üstüne oturacağım" (A'raf Suresi. "Adem'e secde edin" diye emreder. "Eğer siz sözünüzde sadık iseniz. Bap 2: 20). ayet 33). "Öyleyse beni azdırmana karşılık. Adem ile eşine cennette kalmalarını. "Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?" diye soracak ve iblis de Tanrı'ya. İblis büyüklük taslayıp inkar edenlerden. Tanrı'nın sorusunu karşılayıcı bir yanıt da bulamazlar. Tevrat'ta anlatılan bu hususları Kur'an'a alırken. daha henüz Adem'i yaratmadığı halde. iblisin Adem'e secde etmemesi üzerine Tanrı. Yani. belli değil! Adem isimleri sayarak. Arapçaya başka dilden girmiş. 'Adem'e secde edin' demiştik. daha doğrusu Kur'an'ın yedinci sırasında bulunan A'raf Suresi'nde ve Adem olayının tekrarı sırasında ele alınıp giderilecektir. şu ağaca yaklaşmayın. yoksa zalimlerden olursunuz" (Bakara Suresi. bu kopukluk. Ancak. Sonra zalimlerden olursunuz" (A'raf Suresi. biraz daha küstahlaşarak. onların Tanrı tarafından cennetten atılmalarına sebep olacaktır (A'raf Suresi. sadece belli bir ağaçtan yememelerini bildirir: "Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal. "Hani biz meleklere (ve cinlere). bu isimleri o nereden öğrenmiştir. Tanrı'nın iznine karşılık iblis. "Ey Adem! Onlara isimlerini söyle" diye emreder (Bakara Suresi. Adem'e dönerek. iblis. Ve işte Muhammed. "Tekvin". "Öyleyse in oradan. ". Tevrat'ta ("Tekvin" kitabında). bunun üzerine Tanrı onu yeniden kovacak. fakat ona kıyamete kadar yaşamak ve insanları kandırmak fırsatını tanıyacaktır. Şimdi geliniz. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı. Tanrı'nın Adem'e hitaben. Yorumculardan kimine göre iblis. Fakat.Adem hikayesine ilk kez değinen Bakara Suresi'nde kaldığımız yere tekrar dönelim: Tanrı. "İsimlerini söyle" dediği şey nedir.bütün isimleri" Adem'e öğretmiş gibi yapar ve sonra isimlendirdiği bu şeyleri meleklere gösterip... Tanrı'nın her kır hayvanını ve göklerin her kuşunu topraktan yaptığı ve onlara isim koyma işini Adem'e bıraktığı. "Ben (Adem'den) daha üstünüm. ayet 19) diyerek uyaracaktır. yine anlaşılmazlıklar içerisindeyiz! Zira.. Bunun üzerine Tanrı ona. "Ey Adem! Sen ve eşin cennette yerleşip dilediğiniz yerden yiyin. böylece kafirlerden oldu" (Bakara Suresi. onu ne zaman ve neden yaratmıştır? Adını ne olarak koymuştur? Belli değil! Bunu anlamak için. Tanrı'nın emrini dinlemediği için "kafir" olmuş sayılıyor! Kimine göre sadece Tanrı'nın emrine karşı kafa tutması değil. Böylece hikayenin bu noktasında yeni bir kopukluk yaratılmış oluyor. Bakara Suresi'nde anlatılması gerekirken. ayet 35). Görülüyor ki. Bunun üzerine Tanrı. ayet 33). kafirlerden olur (Bakara Suresi. ayet 13) diye emredecek ve iblis Tanrı'dan. bütün bu hususların. Bunun üzerine melekler. bu sefer Tanrı meleklere. bir başka surede.

2. yoksa zalimlerden olursunuz" (Bakara Suresi. Muhammed. kaymaktan lezzetli ve baldan tatlı bir şey olduğunu söylerler. age.. orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin. birbirleriyle çalışmaktalar. Yazır. ayet 35).10 Görülüyor ki. eğriliğiyle ondan faydalanmaya bak”(Buhari ile Müslim'in Ebu Hüreyre'den rivayeti için bkz. Adem'den yarattığını söylüyor. age. Adem'i yarattıktan sonra ona. sersemlik verir). "beden" mukabili olarak ruh anlamına da gelir ve özellikle "ruhi emri" denilen "nefsi natıkaya" (düşünüp söyleme niteliğine) karşılık tutulur. sayılan yedidir. Adem'e şu buyrukta bulunuyor: "Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal.orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin. İmam Gazali. 1273). yoksa zalimlerden olursunuz" (Bakara Suresi. "Kadın eğe kemiği gibidir. bu itibarla Nisa Suresi'nin 1. neresinden yarattığını ve adının ne olduğunu da bildirmiyor. bunu derken Tanrı. Tanrı'nın Adem'e ve eşine.. Adem'in "eğe kemiği"nden yapılmıştır.7 Bilindiği gibi "dıl" (yani "eğe") kemiği denen şey. Adem'in bir dılından (eğe kemiğinden) yaratıldı" şeklinde haberler bırakmakla bunun böyle olduğunu bildirmiştir. incir ise kurtlu bir incirdir. İstanbul. ayetinde geçen "sizi bir tek nefisten yaratan" sözleriyle "bir tek nefis"ten üretildiği bildirilen varlığın Adem'in eşi. Şu durumda Havva. c. "iyilik ve kötülüğü bilme" ağacını göstererek. s... Onu doğrultmak istersen kırarsın. Adem'i de bu bahçenin bakımı işiyle görevlendirir. geçersizdir." (Nisa Suresi. Ve herhalde bir humarı vardır (baş ağrısı. bu bahçeye görünüşü güzel ve yenilmesi iyi olan ağaçlar yerleştirir. İhya-i Ulumi'd Dm.Nisa Suresi'nde. Çünkü. "Allah sizi bir tek nefisten yarattı" derken. "Tekvin". yani erkeği. Adem'i "bir tek nefisten" yaratmış ve ondan da eşini yapmış oluyor. Sadece "sizi bir nefisten. 1975. ayetlerde Adem'in "nefis" olarak yaratıldığı ve ondan da eşinin yapıldığı çok açık bir şekilde belirtilmekte. Bakara Suresi'nde Tanrı.Anlaşılan o ki. üzüm ise şarap üzümüdür. c. c.. İbn Abbas bunun "sümbül" ağacı. "Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan. kendi hayal güçlerine göre." (Zümer Suresi. biraz önce işaret ettiğimiz gibi.2. Bazıları da "Biz bu ağacı tayin edemeyiz" deyip işin içinden sıyrılmak isterler. Tanrı Adem'in eşini. Ye-mani gibi yorumcular bunun "sığır yüreği" büyüklüğünde "bir cennet buğdayı" olup. Oysa.( Çağdaş görünmek isteyen bazı mollalarımız.. s. "AIIah sizi bir tek nefisten (Adem'den) yarattı.) ya da "Havva.. Zümer Suresi'nde de. Tevrat'tan öğrenmekteyiz ki. Kur'an bilginlerinin söylemelerine göre.4115. Kur'an bilginleri. bu ayetlerde geçen "bir tek nefis" deyiminin "erkek" anlamına alınamayacağını. hem "beden" hem de "ruh" olmak üzere yarattığını anlatmaktadır. Tanrı bunu . tahdit ve ubudiyet için (sınırlamak ve baş eğdirtmek için) konulmuştur" derler. bahçenin tam ortasına hayat ağacını oturtur ve ayrıca da "iyiliği ve kötülüğü bilme" ağacını yerden bitirir. Çünkü.9 Bununla beraber. sonra da ondan eşini yarattı" diyor. ".5. "eşi" deyiminden de "Havva"nın kastedildiği hususunda ittifak ederler. fakat iyilik ve kötülük biline ağacından yemeyeceksin" der (Tevrat. Nitekim. "Eğer bu buğday ise delice bir buğdaydır. Yazır. Adem'i topraktan yaptıktan sonra "Aden" denilen yerde bir bahçe diker. İbn Mes'ud "asma" ya da "üzüm ağacı" ve diğerleri de incir ağacı olduğunu öne sürerler. yenilmek için değil. ayet 1) diye yazılı. ne de eşini nasıl ve ne şekilde yarattığını bildirmeden. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. daha başka bir deyimle. Tanrı. Gerçekten de Tevrat'ın "Tekvin" adlı kitabına göre Tanrı. "Bahçenin her ağacından istediğin gibi ye. Bedir Yayınevi. dikkat edileceği gibi. Cennette bu. yani ne Adem'i.) Muhammed'in bu konudaki sözlerinden de anlaşılacağı gibi. Adem'i. erkeklerin kadınlara üstün. bu hususları hiç açıklamadan. Bap 2: 15-17).) "nefis" denen şey. yani kadın olamayacağını ve bu nedenle Kur'an'da kadının erkekten yaratıldığına dair hüküm bulunmadığını öne sürerlerse de. 4127. Ancak. ayet 6) diye yazılı.. Fakat. Kur'an yorumcularına göre (Elmalılı H.. s. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. Görülüyor ki.(Elmalılı H. Çünkü. Tanrı. görevlendirirken de. Havva. Ve o humar aklı alır ve Allah'ı unutturur. sonra ondan da eşini yarattı. Kur'an'ın açıklamadığı bir şeyi. göğüs kemiğine dayalı kemiklerdir ki. kadınların erkeklere tabi (boyun eğer) olmalarını anlatmak amacıyla böyle konuşmuştur. Adem'in göğüs kemiğinden yaratılmış olmaktadır. ayet 35) dediğidir. "Bu ağaca dokunma" demiş ve sonra onun kaburga kemiklerinden birini alıp etle kapatarak eşini yaratmıştır.. yorumcular kendi hayal güçlerine göre açıklamaya çalışırlarken. "şu ağaç" deyimiyle neyi anlatmak istediğim açıklamıyor! Bu nasıl bir ağaçtır? Kur'an'da sözü geçen yirmi dört ya da yirmi beş ağaçtan hangisidir bu ağaç?8 Bu konuda yorumcular. ama Adem'in nesinden. Kur'an'da belirten husus. Bunu yaptıktan sonra. bu ayetlerde geçen "bir tek nefis" deyiminden Adem'in. farklı görüşlere sarılırlar: Vehb b. Zümer Suresi'nin 39. Ancak. bu hususlar Kur'an'a alınmamıştır.119.

Havva'nın. fakat. yukarıda belirttiğimiz hususlar. altı sure sonraki A'raf Suresi'nde anlatılmıştır. "Ben. Daha sonraki surelerde. " Bu şekilde konuşan şeytan. Ama konu Kur'an'da.. Eğer. onların ayaklarını kaydırtıp cennetten çıkarttı. Evet. ardından her ikisini birbirlerine düşman ederek cennetten kovar (A'raf Suresi. biraz önce belirttiğimiz gibi. on beşinci sırasındaki Hicr ve otuz dokuzuncu sırasındaki Zümer surelerinde yer alan ayetlerle anlatılmaktadır. şeytan her ikisinin de ayağını kaydırtır. Yine görülüyor ki.. Bakara Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinden hemen sonra şöyle deniyor: "Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı" (Bakara Suresi. bölük pörçük tekrar ele alınıp anlatılacaktır. ayet 6). zira...(AIIah) sizi bir fek nefisten (Adem'den) yarattı. yani arada otuz beş sure var. "takdim-tehir" yoluna başvuracak olur ve bu sureleri "nüzul" (iniş) sırasına koyacak olursak. nasıl kaydırttığı burada yazılı değil. Ta-Ha.). Nisa Suresi'nin birinci. Bu kopukluk. Bap 2: 22). Örneğin.. Bakara (nüzul sırası 87). "Ben size o ağacı yasaklamadım mı? Ve şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye azarlar. cennetten atılırlar. gerçekten size öğüt verenlerdenim" diye yeminler eder (A'raf Suresi. Bunlara birazdan değineceğiz. A'raf.sizi bir tek nefisten (Adem'den) yaratan. Bütün bu olan bitenleri seyreden Tanrı da. birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve 'Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı'. birbirinden ayrı ve farklı surelere dağıtılmış olarak ve anlaşılamaz şekle sokulmuş olarak anlatılmaktadır! Yine. sistematik bir şekilde değil. belli değil! Bu kopukluk daha sonraki surelerde (örneğin. cennet bahçesinde yaşarlarken. Kur'an'ın ilk başında yer alan Bakara Suresi'nde Adem'in bir eşi olduğu belirtiliyor. bu eşin ne zaman. ondan eşini yarattı. Şeytan tarafından kandırılan ve bu nedenle yasak emrine aykırı davranan Adem ile eşi. ayet 22). bilinmez! Fakat. Zümer (nüzul sırası 59). ayet I). fakat şimdi yine Bakara Suresi'ndeki hikayemize kaldığımız yerden devam edelim." (Nisa Suresi. ayet 22 vd. verdiği özgürlüğün sınırsız olmadığını ve eğer bu sınırı aşacak olurlarsa günah işlemiş olacaklarını bildirmiştir. ayet 20-21). yine tekrarlayalım ki. şu sıraya göre ele almamız gerecek: A'raf (nüzul sırası 39). yedinci sırasındaki A'raf. Hicr (nüzul sırası 54). Böylece iblis onları.. dördüncü sırasındaki Nisa. hile ile aldatmış olur.. Zümer Suresi ise otuz dokuzuncu sırasında yer alıyor. ondan da eşini ya-ratan. Kur'an'ın ikinci sırasındaki Bakara. her ikisinde de Adem'in "bir tek nefis"ten ve eşinin de Adem'den yaratıldığı bildirilmekte: ". " (Zümer Suresi. dikkat edileceği gibi. Şeytan ne yaptı ve Adem ile eşine ne dedi ki. adının ne olduğu anlatılmıyor? Bakara Suresi'nin bu ayetlerinde bir açıklama yok.. Tanrı bunu fark ederek Adem ile eşine. Yer yemez "ayıp" yerleri kendilerine görünür (A'raf Suresi.demekle Adem'e (ve eşine). Zümer Suresi'nin altıncı ayetleriyle giderilecektir ki.. Bakara Suresi'nde anlatılması gereken şeyler. bu ayetler. nasıl ve ne gibi bir şeyden yaratıldığı. "Tekvin". Adem'le ilgili yukarıdaki verileri. Bakara Suresi'nde kaldığımız yere dönelim: Tanrı'dan yasak emrini alan Adem ve eşi. ". Adem'den yaratılmış olduğuna dair Tevrat'ta yer alan hükmün Kur'an'a alınmış şeklidir (Tevrat. Fakat. fakat. cennette çok büyük bir özgürlük vermiştir. Bu sözler üzerine Adem ile eşi yasak ağacın meyvesinden yerler.. Şimdi yukarıdaki hususlarla ilgili ayetleri bu sıraya göre okumaya kalkınız ve nasıl içinden çıkılamayacak bir durumda kalacağınızı anlayınız! Şimdi geliniz yine dönelim Adem'in eşi konusuna! Daha önce işaret ettiğimiz gibi. A'raf Suresi'nde şöyle yazılıdır: "Derken şeytan. Neden Tanrı otuz beş sure ara ile aynı şeyleri söyler. ayet 36). Nisa Suresi Kur'an'ın dördüncü sırasında. ama nedir bu sınır? Bu bile belli değil! Fakat.. Nisa (nüzul sırası 92). onları birbirlerine . Sad ve Zümer surelerinde) Adem hikAyesinin tekrarlanması sırasında ele alınacaktır. Fakat..

daha önce Bakara Suresi'nde de buna yakın deyimlerle anlatılmış ve iblisin Tanrı emrine aykırı olarak Adem'e secde etmediği bildirilmişti. Hikayenin eksik kalan ve kopuk bırakılan kısımlarını öğrenebilmemiz için. ama Tanrı burada sadece Adem ile eşine hitap etmekte. Kur'an'ın baştan ikinci suresi olan Bakara Suresi'nde yarım yamalak bir şekilde.) Görülüyor ki. "Ey inananlar! Sizi bir fek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan. anlaşılmazlıklarla dolu olarak anlatılmıştır.düşman ederek yeryüzünde yaşamaya mahkûm talar. burada bunlarla ilgili bir şey yazılı değil. kimisi Medine'de inmiş olmak üzere. Allah tevbeleri kabul eden ve merhameti bol olandır" (Bakara Suresi. Secde. "Evet" demekle beraber. tevbesi neden kabul edilmemiştir? Neden Tanrı.. s. bilinmez! Daha doğrusu. suresi olan A'raf Suresi'nde. "Hepiniz cennetten inin. on birinci ayetle tekrar karşımıza çıkar. Rabbinden birtakım ilhamlar aldı ve derhal tevbe etti.Bir kısmımı diğerine düşman olarak ininiz. sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır" (Bakara Suresi. dediğini unutmuşçasına. ayet 36). Tanrı'ya şöyle der: "Ya Rab. Kıyamet. güya Tanrı yeminler ederek şöyle demektedir: "Andolsun ki. suredir) Mekke'de." (Nisa Suresi. c. Tanrı'nın İsrailoğullarına söylediklerine. suredir) Medine'de inmiştir. Adem'in yaratılışıyla ilgili Hicr Suresi (ki 15. zira. Çünkü. Kur'an'ın 7.I. Kur'an'ın "ruhuna" dayalı olarak anlatmaya çalışırlar. ayet 1) diye değinilir. ayet 11). belli değil. Daha sonra bu hikaye. Bu böyle olduğuna göre. Al-i İmran. hani sanki Adem'den ders alır gibidir. age. Ancak.. Belli olmayan bir şey daha var ki o da şu: Bakara Suresi'nin 37.. melekler tarafından secde edilişi ve iblisin secde etmeyişiyle ilgili hususların tekrarı niteliğindeki Sad Suresi (ki 38.. Görüldüğü gibi. hiç yeri ve gereği yokken. Tanrı burada. suredir) çok daha sonra Medine'de. iblisten başka hepsi secde etti. neden cennetten çıkarmıştır? Ve üstelik çıkarırken. örneğin. suredir) Mekke'de.. Sad ve Zümer surelerine atlamamız gerekir ki. İbn Abbas'ın rivayetine göre Adem. Adem'in sorduklarına "Evet" diyecek idiyse. "Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz" derken ve "bir kısmınız" deyimini kullanırken neyi kastetmiştir. Adem hikayesi. kimisi Mekke'de. iblisin bu itaatsizliğine . sen beni kendi elinle halk etmedin nü?" Tanrı bu soruya. Evet. Çünkü. sonra meleklere: 'Adem'e secde edin' dedik. kopukluklarla. Adem'in yaratılışı. eşiyle düşman durumda kılmıştır? Öte yandan Adem'in eşi ne olmuştur? O da tevbe etmiş midir? Etmiş ise. Bu nedenle yorumcular Tanrı ile Adem arasında geçen konuşmayı. Böylece Adem hikayesiyle ilgili ayetler. Adem hikayesinden ilk kez söz eden Bakara Suresi (ki 2. sonra şekil verdik. Bakara Suresi'nde tutarsız bir şekilde anlatılan ve yarım bırakılan Adem hikayesine. suredir) Medine'de inmiştir. Anımsanacağı gibi bu husus. "Ya Rab. o secde edenlerden olmadı" (A'raf Suresi. Adem yine sorar: "Ya Rab senin rahmetin (merhametin) gadabını sebketmiş (öfkeni aşmış) değil inidir?" Tanrı buna da "Evet" diye karşılık verir. Ancak. "Evet" diye yanıt verir. sizi yarattık. Adem'in ve eşinin yaratılışı ile ilgili Zümer Suresi (ki 39. Adem. hem de şaşkınlık yaratıcı bir şekilde. Kur'an'ın ilerideki surelerine. A'raf. Tanrı da onun tevbesini kabul eder. Tanrı'nın bu emri üzerine... Bakara Suresi'nin bundan sonraki ayetleri başka konulara (örneğin.. ben tevbe eder ve ıslahı hal eyler isem (huylarımı düzeltirsem). ayet 38) diyerek. Fakat kılarken şöyle der: ". ayetine göre. Adem'in Tanrı'dan aldığı "ilhamların" ne olduğu bil-dirilmiyor. Fakat. neden onu. onun sorduklarına hep "Evet" diyerek ve adeta ona hep hak vererek konuşmaktadır. ayet 37).( Elmalılı H.325. Bu sefer Adem. oralarda da birtakım tekrarlamalarla ve anlaşılmazlıklarla ele alınmıştır. yine Tanrı'dan birtakım "ilhamlar" alır ve derhal tevbe eder. sen beni yine cennetine irca eder misin?" Bu soruya da Tanrı "Evet" der. Bu vesileyle hatırlatalım ki. fakat Adem'in Tanrı tarafından ikaz edilmesi ve şeytan tarafından kandırılmasının tekrarıyla ilgili Ta-Ha Suresi (ki 20. Adem'e yaptığı gibi eşine de "ilham" yağdırmamıştır. Aynı konunun tekrarı ile ilgili A'raf Suresi (ki 7." (Bakara Suresi. Örneğin. Kur'an'da şöyle yazılıdır: "Bu durum devam ederken Adem. yani "zaman" esasına göre de tutarsız bir anlatılışla okuyucuya sunulmuştur. TaHa. Yazır. Kur'an'ın dördüncü suresi olan Nisa Suresi'nde.) geçer ve birbiriyle ilgisiz sorunlara atlayarak sürüp gider. suredir) yine Medine'de. onları cennetten kovar ve yeryüzüne indirir. Çünkü.

ayet 12). Tanrı'dan ilhamlar alarak tevbe ettiği ve tevbesinin kabul edildiği yazılıydı (Bakara Suresi. ben ondan üstünüm" (A'raf Suresi. 38. Bununla beraber Adem'e dönerek. ayet 24-25) dediği anlatılmakta. sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım. Her ne hikmetse Tanrı. ayet 14). ayet 18) der. yasak kıldığı ağacın ne olduğunu burada da belirtmemiştir. ayet 36). ayet 23) dedikleri yazılı! Üstelik. ayet 27) diyerek biraz daha şaşkınlık yaratır.karşı. "Birbirinize düşman olarak inin. Oysa. daha önceki Bakara Suresi'nde böyle bir şey yok. onları bulundukları yerden çıkardı" (Bakara Suresi. cennet yapraklarından oralarına örtmeye koyuldular. çok farklı olarak Adem ile eşinin Tanrı'ya yalvardıkları ve ". "Sen erteye bırakılanlardansın" (A'raf Suresi. ayet 12). bu durum devam ederken Adem'in. merhamet sahibi olduğu söylenen Tanrı'nın. andolsun ki. Fakat iblis. ayet 13) der. Adem ile eşini ne şekilde kandırdığına dair olan kısımdır. yani A'raf Suresi'nde. insanlara hitap ederek ayıp yerlerini örtmelerini. insanları Tanrı'ya karşı itaatsizliğe ve düşmanlığa sürüklemekte kararlıdır.bize merhamet etmezsen biz kayedenlerden oluruz" (A'raf Suresi. siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz. "Biz şeytanları. Tanrı iblise sorar: "Sana emrettiğim halde. Her şeye kadir olduğu kabul edilen "güçlü" ve "yüce" bir Tanrı'nın. şeytana kanmamalarını söyler (A'raf Suresi. iblisin. küfürler savurarak kükrer: "İn oradan. ayet 15) diyerek onun dileğini kabul eder. onların pişmanlığına aldırış etmeyip. ayet 71-83). Şimdi A'raf Suresi'nde şunlar ekleniyor: "Şeytan. Bakara Suresi'nde anlatılanlar. şeytanları (iblisleri) yok etmemesinin . asıl merak uyandıran husus. "Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı. sen alçağın birisin" (A'raf Suresi. orada büyüklenmek sana düşmez. seni secdeden alıkoyan nedir?" (A'raf Suresi. insanları hile yoluyla kandırma fırsatını sağlamış olur. inanmayanlara dost kılarız" (A'raf Suresi. iblisin kabadayılığı karşısında. ayet 22). omdan def ol. Görüldüğü gibi iblis. Ve sonra Tanrı. artlarından. sadece küfürler ederek huzurundan kovduğuna. ". ufak tefek değişiklikler ve eklemelerle burada. iblise karşı bir şey yapmaz. bunları söyledikten hemen sonra. İblis cevap verir: "Beni ateşten.yerilmiş ve kovulmuşsun.. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü. Böylece ona. İblisin bu sözlerine fena halde öfkelenen Tanrı. onu çamurdan yarattın. Buna rağmen Tanrı. sadece öfkesini belli ederek. Ancak. Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim. tanık olmak.. Bu eklemelerden biri. Orada yaşar. Orada. İşte şimdi A'raf Suresi'nde bu kopukluk giderilmek istenmiş olmalıdır ki. Hemen ekleyelim ki. Dikkat edileceği gibi. hepinizi cehenneme dolduracağım" (A'raf Suresi. hemen hemen aynı deyimlerle ve aynı şekilde. yalnız şu ağaca yaklaşmayın. bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" (A'raf Suresi.. "Ey Adem! Sen ve esin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin. def ol. 'Ben sizi o ağaçtan men etmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim?' diye seslendi" (A'raf Suresi. şimdi burada. Bunun üzerine Adem ile eşi pişmanlık gösterip özür dilerler ve "Rabbimiz! Kendimize yazık ettik. birbirlerine düşman olarak cennetten çıkarılıp yeryüzüne gönderildikleri (Bakara Suresi. senin doğru yolun üzerinde olanlara karşı duracağım. orada ölür ve orada dirilirsiniz" (A'raf Suresi. "insanların tekrar dirilecekleri güne kadar beni ertele" diyerek Tanrı'dan dilekte bulunur (A'raf Suresi. bu düşüncelerini ortayca koymaktan kaçınmamaktadır. andolsun ki. Rableri onlara. sonra önlerinden. yani A'raf Suresi'nde yeniden tekrarlanmıştır. sure olan Sad Suresi'nde. ayet 16-17). Tanrı'nın ne yaptığı orada yazılmamıştı. Muhtemelen kullarını merakta bırakmak için! Ancak. ayet 23) diyerek yalvar yakar olurlar. Bu tutumuyla şu kanıyı yaratmış olur ki. ayet 26-27). iblisin yapmış olduğu kötülüğü ve daha da yapabileceği kötülükleri bildiği halde. bir hayli şaşırtıcıdır! Fakat. biraz daha kısa olmak üzere tekrarlanacaktır (Sad Suresi. Tanrı'nın bu sözlerine karşı iblis biraz daha küstahlaşır ve ona kafa tutarcasına şöyle der: "Beni azdırdığın için. çoğunu sana şükreder bulamayacaksın" (A'raf Suresi. ayet 36) denmişti. sonra da ona kötülük yapabilmesi için mühlet tanıdığına.. yoksa zalimlerden olursunuz" (A'raf Suresi. ayet 37). Bakara Suresi'nde sadece. kendisine ve insanlara zararı dokunacağını bildiği iblisi neden dolayı yok etmeyip. Kur'an'ın yedinci suresi olan A'raf Suresi'nde anlatılan şeyler. Tanrı'nın bir şey yapmaması ya da yapamamasıdır. şeytan tarafından kandırılan Adem ile eşinin. insanlardan sana kim uyarsa onları ve sizi. ' Böylece onların yanılmalarını sağladı. ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: 'Rabbinizin sizi bu ağaçtan men etmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir. ayet 19) demekten geri kalmaz. Oysa.

onu çamurdan yarattın" (A'raf Suresi. orada sadece şöyle demişti: "Beni azdırdığın için. onlardan kim sana uyarsa. daha önceki A'raf Suresi'nde iblis. Muhakkak kıyamet gününe kadar lanet senin üzerine olacak" (Hicr Suresi. Meleklerin Adem'e secde ettikleri." (Hicr Suresi. İblisin. ayet 18). Sadece Tanrı'nın iblise. Fakat. ayet . dilediğini de "kafir" yapan ya da dilediğini putperest bırakıp dilediğini de doğru yola sokan kendisidir.12 Fakat. sonra önlerinden. çoğunu sana şükreder bulamayacaksın" (A'raf Suresi. Tanrı'nın. ayet 77-79). kimi de saptırmak isterse. "Ben (Adem'den) daha üstünüm. şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım. Bu açıklama burada eksik.nedeni. A'raf Suresi'nde Tanrı'nın iblise cevabı şöyle idi: "Haydi.. ayet 34-35) dediği yazılı. senin doğru yolun üzerinde olanlara karşı duracağım. inanmayanları "inanmaz" yapan da yine bu aynı Tanrı'dır. "Ancak onlardan ihlaslı kulların müstesna" şeklinde bir ekleme yapmıştır.. Bu sözler üzerine iblis. hem de hiç beklenmedik bir yerde. onlardan ihlaslı kulların müstesna" (Hicr Suresi." (En'am Suresi. İsrailoğullarına verilen öğütler hatırlatılır (Ta-Ha Suresi. A'raf Suresi'ndeki konuşmasında böyle bir şey yok. fakat iblisin Tanrı emrine karşı gelerek secde etmediği. Bu böyle olduğuna göre. A'raf Suresi'nde) söylediğinden farklı bir şekilde konuşmuş olmaktadır iblis! Zira. sağlarından ve sollarından onlara sokulacağım. buradaki konuşmasında. Hicr Suresi'ndeki sözlerine karşı Tanrı'nın cevabı da. şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim" dediği görülür (Hicr Suresi. daha önceki surelerde (örneğin. çünkü. andolsun ki. ayet 12) diyerek secde etmeyişinin nedenini biraz daha açıklayarak bildirmişti. Gerçekten de bu surede Musa'nın başına gelenler anlatılırken (Ta-Ha Suresi. ayet 28-29) şeklindeki .. bunu derken. Örneğin. kalbini dar ve sıkıntılı kılar. "Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun. Ancak.Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. çünkü.73). Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Hicr Suresi'nde Tanrı iblise şöyle diyor: "(AIIah) şöyle buyurdu: 'İşte bana varan dosdoğru yol budur. Oysa.. Tanrı'dan kıyamet gününe kadar mühlet ister ve Tanrı ona bu mühleti tanır (Hicr Suresi. ayet 41-42). Bu mühleti aldıktan sonra iblis. ayet 9. yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık! Andolsun ki. Ona şekil verdiğim ve ruhumdan üflediğim zaman. Samiri'nin onları saptırdığına ve . dikkat edileceği gibi. En'am Suresi'nde Tanrı şöyle konuşmuştur: "Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyete açar. biraz farklı bir şekle sokulmuş olarak ve "Hani Rabbin meleklere demişti ki: 'Ben kupkuru bir çamurdan. bunun üzerine Tanrı'nın ona. 15. Hicr Suresi'ndeki Adem hikayesi. sure olan Ta-Ha Suresi'ne geçersek. Oysa. Şimdi beş sürelik bir atlama yaparak 20. Oysa.. sure olan Hicr Suresi'nde. "Ey iblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir?" diye sorduğu.. beni ateşten yarattın. ayetlerle tekrar karşımızdadır. Tanrı'ya şöyle der: ". cennete ve cehenneme gidecek olan insanlardan söz edilir (Ta-Ha Suresi. ayet 80-85). siz hemen onun için secdeye kapanın" (Hicr Suresi. Çünkü. ayet 74-76) ve tekrar Musa hikayesine dönülür (Ta-Ha Suresi. Ancak. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna. sizin hepinizi cehenneme dolduracağım" (A'raf Suresi. ayet 16-17). doğru dürüst anlatılmadan ve tamamlanmadan bu nokta da kesikliğe uğrar ve İbrahim'le ilgili hikayeye geçilir. artlarından.. dilediğini "Müslüman".39-40).. ayet 32-33). onları "inanmayanlarla" dost kılmak içindir. Muhakkak cehennem onların hepsine vaat olunan yerdir'. iblisin "Ben kuru bir çamurdan. ayet 36-37). "kafır" yaptığı kimseleri "şeytanlarla" dost kılmasını anlamak biraz güçleşmiyor mu? Kur'an'ın ikinci suresi olan Bakara ve yedinci suresi olan A'raf surelerinde yer alan Adem hikayesi. A'raf Suresi'ndekine nazaran biraz farklı. Adem hikayesini tekrar karşımızda buluruz. ayet 125). pek çok ayetiyle Tanrı bizzat kendi ağzıyla şunu bildirmiştir ki.

. yarım yamalak zaten söz edilmiştir. Kur'an'da sadece yukarıda belirttiğimiz ayetler var. Meleklere. otuz sekizinci sure olan Sad Suresi'yle.) dedi ki. A'raf. ayet 99-115).. Hicr ve Ta-Ha surelerinde anlatılan Adem hikayesi. Eyub'la ilgili bu ayetlerden sonra Tanrı. burada sadece dokuz ayetle yetinilir ve Eyub'a geçilir. ayet 13-16). Turan Dursun. 'Adem'e secde edin' demiştik. ayet 85-98). Elyesa'yı. Eyüb'ün zenginliğinden dolayı Tanrı'ya şikayette bulunmuş. derken Davud'un yaşamına ve onunla ilgili olaylara el atılır (Sad Suresi. ayet 24-25). hastalıklar getirmiş ve bunun üzerine Eyub. ayet 116-123). yemini bozma'. Oysa. bunlara biraz daha anlaşılmaz bir şekilde kısaca yer yerilir." şeklindeki sözler? Söylenenlerin ne demek olduğunu anlamak için Tevrat'tan kaynaklanma yorumlara başvurmak gerekir.( Bu yorumlar için bkz. " (Ta-Ha Suresi.96-97.. Eyüb'ün başına gelen belalardan. age. Bakara. Tanrı'ya karşı gelmekten sakınanların "Adn" cennetlerine alınacakları müjdelenir ve şöyle denir: . ayet 4-12). ayet 17-26). daima Allah'a yönelirdi. sonra Muhammed'e verilen kitabın Arapça okunmak üzere indirildiği bildirilir (Ta-Ha Suresi. Orada yaşar."! Ya da ne demektir. iblisten başka hepsi secde etmiş. "Eğer zengin olmamış olsa sana kulluk etmezdi. daha önceki A'raf Suresi'nde Tanrı'nın. "güçlü ve anlayışlı" kullarından İbrahim'i. Hemen sonra. kim benim hidayetime uyarsa o sapmaz ve bedbaht olmaz'. daha önce Adem'e ahd vermiştik. yani Sad Suresi'nde.. Bu vesileyle belirtelim ki.. şeytan. İshak'ı ve Yakub'u. Doğrusu biz onu sabırlı bulmuştuk. bu olaylar Kur'an'ın daha önceki ve daha sonraki surelerinde birçok kere esasen tekrarlanmıştır. sonra Nuh'tan itibaren "peygamber'leri yalanlayan milletlere atıflar yapılır (Sad Suresi. Rabbine. Ey Eyub! 'Eline bir demet alıp onunla vur. "Andolsun ki. daha önceki surelerde Adem'le ilgili olarak anlatılanlar.. burada. Bunlar söylendikten hemen sonra birdenbire. Davud'a bahşedilen Süleyman'la ilgili olaylara atlanır (Sad Suresi. yemini bozma' demiştik. c." (Ta-Ha Suresi. 300) Fakat. daha sonra. birbirlerine düşman olarak yeryüzüne indirdiğini bildiren şu ayetle sona erer: "(Sonra Rabbi. Eyub ayağını yere vurunca yerden su fışkırmış ve nihayet Eyub bu sudan içince iyileşmiştir. Adem ile eşini cennetten kovması şöyle idi: "Birbirinize düşman olarak inin. 'Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su' dedik. "Ayağım yere vur!" demiş. Görülüyor ki.. Zülkifl'i anması için Muhammed'e emrettiği görülür (Sad Suresi. inkar edenlerin sanısıdır. siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz. daha önceki surelerde. örneğin şöyle denir: "Ey Muhammed! Kulumuz Eyüb'ü da an. s." (Sad Suresi. Bu yapıldığı takdirde görülür ki. Tanrı da kendisine. 'Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan (cennetten) inin! Artık benden size hidayet geldiğinde. ayet 29). Geçildikten sonra.. İsmail'i. 'Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi' diye seslenmişti. Oysa ki. "Göğü.. farklı surelerde bazı değişikliğe sokularak anlatılıvermiştir... bunun üzerine Tanrı şeytana yetki vermiş ve şeytan aldığı bu yetkiyle Eyüb'ün başına belalar. ayet 27) diyerek.. Tanrı'nın Adem ile eşini. denemek' için bana yetki ver" demiş. ayet 41-44). yine hiç beklenmedik bir anda ve hiç gereği olmayan bir yerde yeniden karşımızda! Sure. belli belirsiz değişikliklerle tekrarlanır ve hikaye. o çekinmişti. kendisini bütün bu kötülüklerden kurtarması için Tanrı'ya yalvarmış. Bunun boşuna olduğu. ayet 115) diyerek Adem hikayesine geçilir. ayet 1-3). Görüldüğü gibi bu satırlardan hiçbir şey anlaşılamıyor. ayet 30-39). aynı olay. hemen sonra Muhammed'e kafa tutanlara karşı tehditlere atlanır (Sad Suresi. örneğin Nisa ve Enbiya surelerinde. "Ey Eyub! 'Eline bir demet alıp onunla vur.Harun'un yaptıklarına değinilir (Ta-Ha Suresi. Tanrı'nın geçmiş dönemlerde inkarcıları yok ettiğini bildirmesiyle başlar (Sad Suresi.. Ne iyi kuldu. dediğimiz gibi bu hususlar Kur'an'da yok. yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. ayet 45-49)..5.. Ne demektir "İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su dedik.. Muhammed'e Kur'an'ın "mübarek" olduğunu hatırlattığı ve aklı olanların ayetlerden öğüt almaları gereğini tekrarladığı görülür (Sad Suresi. Vay ateşe uğrayacak olanların haline" (Sad Suresi. orada ölür ve orada dirilirsiniz" (A'raf Suresi. bu arada Tanrı'nın.

anlaşılır olmaktan çıkarmıştır. Allah. ceza gününe kadar lanetim senin üzerindedir!' buyurdu. Allah. onların Müslüman olmayan hısım ve yakınlarıyla savaştırmanın ancak bu şekilde mümkün olabileceğini düşünmüştür. Fakat. Her ne kadar Tanrı onu cezalandırmakla beraber. sonu başa gelecek şekle sokmuş. Tanrı bu iki kardeşten Habil'e daha yakınlık gösterdiği için Kain öfkelenir ve kıskançılığa kapılarak Habil'i öldürür. Habil'i öldürmüş olması nedeniyle "kötülük" denen şey. Allah'tan başka Tanrı yoktur" diye hitap edilerek. Adem'i yaratmış olduğuna nadim olur ve yeryüzündeki bütün insanları ve yaratıkları yok etmek üzere kendi kendine şöyle der: "Yarattığını adamı ve hayvanları. zorbalıklar devam edip gitmektedir. esas itibariyle "peygamber" sayılmadığı halde. Mü'minûn. Adem hikayesi çıkıverir: "Rabbin meleklere demişti ki. fakat kendi günlük siyasetine uygun düşecek şekle sokmuş. Sad. hikayenin Tevrat'ta (Tevrat'ın "Tekvin" kitabında) anlatılmış şeklini bilmek gerekir ki. kendi yalanlan olan babalarına ya da oğullarına karşı savaşmalarını sağlayabilmiştir. İblis. ayet 50-54). Bunu gören Tanrı. ne şekilde anlatılırsa anlatılsın. Hemen sonra Muhammed'e. anlaşılması mümkün olamayacak niteliktedir. 'Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver' dedi. iki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi. hırsızlıklar. Adem'in zürriyetiyle dolmaya başlar. Çünkü. Bunun böyle olduğunu anlamak için. Ankebût. her ne şekilde sunulmuş olursa olsun. çoğu kez tersyüz edilerek ya da özetlenerek anlatılır. Ancak. daha önceki surelerde söylenenler hemen hemen aynen tekrarlanarak sunulmakta. "kafir" olarak ilan ettiği Kureyşlileri hısım ve akrabalıkları vardı. çocukları ve torunları olur. 'Haydi sen bilinen güne kadar mühlet verilenlerdensin' buyurdu. toprağın yüzü üzerinden . 'Ben sadece bir uyarıcıyım. O büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. Müslümanlığı kabul etmiş olan kendi taraftarlarını. bunlar Doğu'ya ve Batı'ya göç ederek çoğalırlar."Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler. onu çamurdan yarattın' dedi. yine de Adem ve eşi ile ilgili hikayenin oluşumu hakkında doğru dürüst bir fikir edinmek mümkün değil! Edinebilmek için Tevrat'a başvurmak gerek. Çünkü.' Bütün melekler toptan secde ettiler. onlardan Masa erdirilmiş kulların bir yana. 'Ey iblis. Bu nedenle insanlar arasında cinayetler. Nitekim. içine ruhumdan üfürdüğüm zaman derhal ona secdeye kapanın. Öte yandan Tevrat'ta. Nuh'un hikayesi açık. Şuara. Nuh kıssası. Hûd. Fakat. Kamer. Saffat. düzenli ve anlaşılır bir şekilde anlatıldığı halde. yoksa yücelerden misin?' dedi. adeta anlaşılamaz yapmıştır. dünya yaşanamayacak bir yer haline dönmüştür. Kain evlenir. hepsim mutlaka azdıracağım'dedi. *** Konumuzla ilgili olarak bir başka örnek verelim ve Kur'an'daki Nuh'la ilgili kıssayı inceleyelim. Muhammed onu ilk peygamberlerden biri olarak göstermiştir.. İblis. Bundan sonra cehenneme atılacaklardan söz edilir (Sad Suresi. Sen artık kovulmuş birisin. " (Sad Suresi. ayet 55-64). Ve işte bu noktada birdenbire karşınıza hiç beklenmedik bir şekilde ve geçmiş su-relerdekinin tekrarı niteliğinde olmak üzere... Bedir Savaşı bunun ilginç örneklerinden biridir. Muhammed onları kafirlerden sayıp Tufan'da boğulanlar arasına katmıştır. başkaları tarafından öldürülmesini önler ve onu Aden'in doğusunda bulunan Nod diyarında yaşamaya bırakır. Kendi taraftarlarından (yani Müslümanlardan) pek çoğunun. Böylece yeryüzü. 'Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın. Dikkat edileceği gibi. başı sona. Ve işte bu sıhriyet ve akrabalığın Tanrı katında değeri olmadığını Nuh örneği ile ortaya koymak istemiş ve böylece Bedir Savaşı'nda birçok sahabenin. ayet 71-83). Tevbe.. özetle şöyle: Cennetten kovularak yeryüzüne yerleşen Adem ve Havva'nın iki oğulları olur: Kain ile Habil. Kur'an'ın A'raf. İblis. Tevrat'tan almış.. Yanlarında. Mücadele ve Nuh surelerine dağıtılmış olarak. 'Çık oradan (cennetten). Tevrat'a göre Nuh. Bu arada Adem ile Havva'nın başkaca oğullan olur. Tevrat'la Nuh'un karısı ve oğlu kafirlerden sayılmadığı halde. Kain'in. gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır. sürünenleri ve göklerin kuşlarını. 'Senin mutlak kudretine andolsun ki. daha sonraki kuşaklara da bulaşıp geçmiştir. Yalnız iblis secde etmedi.. İşte bu hesap günü için size söz verilenlerdir. Allah. Onu tamamlayıp. "Ey Muhammed! De ki. Şûra." (Sad Suresi. ayet 65-70). Tanrı'nın büyüklüğü dile getirilir (Sad Suresi. 'Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım. tıpkı diğer hikayeler gibi. Muhammed bu hikayeyi. Muhammed hikayeyi bölük pörçük. O kadar ki.

Bununla beraber.. Nuh'a seslenerek. Tanrı'nın emrettiği gibi yapar: kendi karısını. "Tekvin". yağmur yağdıracağını ve yeryüzünde her yaşayan şeyi öldüreceğini söyler. bir de onun ahfadı olacak olan Kenan'a lanetler eder: "Kenan lanetli olsun. yer üzerinde kırk gün tufan olur. (Gerisin geriye girmelerinin nedeni. Kardeşlerine kullar kulu olacaktır. bu kez güvercin. ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağı ile geri gelir. küçük oğlu Ham'a karşı kin beslemekten kurtulamaz. tufandan sonra 350 yıl daha yaşar ve 950 yaşındayken ölür (Tevrat. Nuh geminin pencerelerini açar ve suların azalıp azalmadığını anlamak için yanındaki güvercini gönderir. gemiyi yaptıktan sonra kendi karısını. bilinmez! Nuh. geminin üç yüz arşın uzunlukta. Nuh'u ve oğullarını mübarek kılarak. artık bir daha insanlar yüzünden toprağı tekrar lanetlemeyeceğine ve yaşayan şeyleri tekrar vurmayacağına dair kendi kendine söz verir (Tevrat. Bu kez güvercin geri gelmez. adı Nuh'tur. Suların yükselmesi yüz elli gün devam eder ve sonra Tanrı yağmurları sona erdirir Ve yerin üzerinden bir rüzgar geçirterek suların yükselmesini durdurur. suların yeryüzünden eksilmiş olduğunu anlar. Bap 9: 1-17). sular henüz azalmamıştır! Aradan yedi gün daha geçince. "Tekvin".. babalarının çıplaklığını görmemek içindir. gökler altındaki bütün yüksek dağlar sularla örtülür ve yeryüzünde ne kadar canlı insan ve hayvan varsa hepsi ölür. yeryüzü ile beraber yok etmeye karar verdiğini söyler ve kendisine . oğullarını. sular yükselir ve gemi yüzmeye başlar. Ham'ın ahfadına. oğullarını. Nuh. ihtiyar babalarının bu durumuna üzülürler ve bir esvap alıp gerisin geriye çadıra girerler. Fakat. Nuh'un oğulları Sam. Tanrı'yı hoşnut etmek amacıyla. Ham ve Yafet'in zürriyetleri.). Sam ile Yafet'in . oğullan ve oğullarının karıları olmak üzere gemideki bütün canlıları alarak dışarı çıkmasını ve yeryüzünde çoğalmalarını emreder." Nuh'un bu şekilde konuştuğunu gören Tanrı hoşnut olur ve lanetlemeye katılır.) Ellerindeki esvabı babalarına giydirirler. Nuh tekrar güvercini gönderir. "Tekvin". yeryüzünü doldurmaya başlar (Tevrat. "gofer" ağacından bir gemi yapmasını.. yani Sam ile Yafet'e anlatır. Bundan sonra Nuh şarap içmeyi bırakır.. Nuh'un üç oğlu vardır: Sam. Bunun üzerine Tanrı Nuh'a yeryüzündeki temiz olmayan hayvanlardan erkek ve dişi olarak ikişer ve her teiniz hayvandan ve ayrıca göklerin kuşlarından erkek ve dişi olarak yedişer tane almasını ve çünkü yedinci günden sonra yeryüzü üzerinde kırk gün kırk gece. Nuh geminin örtüsünü kaldırır ve bakar ki toprak kurumuştur. muhtemelen babasının sarhoşluğu ve çıplaklığı ile alay etmiştir. Gemi yedinci ayın on yedinci gününde Ararat dağlan üzerine oturur. Tam bu sırada Tanrı. Bap 6: 6-7). oğullarının kanlarını ve ayrıca yeryüzünde yaşayan her cins canlıdan erkek ve dişi ikişer yaratığı alarak gemiye girmesini emreder. bilemiyoruz! Fakat. kendisiyle beraber karısı. Bap 8: 1-22). Ham ve Yafet. "Tekvin". "Tekvin".sileceğim. Bundan sonra Nuh. babasının çıplaklığını görüp dışarıya çıkar ve durumu diğer iki kardeşine. Anlaşılan o ki. yani şarabından ayrılır. Nuh. Neden Tanrı ona bunu haber vermemiştir. Bap 10 vd. Kovmakla da kalmaz. Ham kovulduktan sonra Afrika'ya göç eder ve oradaki zenci ırkının atası olmuş olur. "Semereli olun ve çoğalın ve yeryüzünü doldurun " der ve yeryüzünde hareket eden ne varsa her şeyi onların emrine verdiğini bildirir. elli arşın genişlikte ve otuz arşın yükseklikte olmasını. çünkü onun kendisine kötülük yaptığını düşünür. Bununla beraber yedi gün daha bekler ve güvercini tekrar gönderir. Sonra. bu nedenle bütün insanları ve canlı yaratıkları (beşeri). Neden dolayı Tanrı. güvercin ayağını basacak bir yer bulamadığı için geri gelir. gemiden çıkar çıkmaz ilk iş olarak Tanrı'ya bir mezbah yapar ve her temiz hayvandan ve her temiz kuştan alarak mezbah üzerinde yakılan takdimeler arz eder. bu nedenle Ham adındaki bu oğlunu evinden kovar. Tanrı bundan pek hoşlanmış olmalı ki. Günlerden bir gün Tanrı Nuh'u karşısına alır ve ona. bir gün fazlaca şarap içerek sarhoş olur ve çadırının içinde çıplak olarak dolaşmaya başlar. Fakat. ayrıca da bu şeylerden nasıl yararlanacaklarını belirtir (Tevrat. Ve zamanla bu lanetlemeyi gerçekleştirir. Tanrı'nın inayetini kazanmış bir kişi bulunmaktadır ki. çiftçiliğe başlar ve bir bağ diker. zorbalıklarla dolduğunu. oğullarının karılarını ve hayvanları ve' kuşları alarak gemiye girer ve kapıları kapar. Fakat. Bunun üzerine Tanrı yağmur yağdırtmaya başlar. yani suçu ve günahı olmayan ilerideki bir kuşağa lanet etmiştir. üç oğlu ile birlikte işe koyulur ve Tanrı'nın emrettiği şekilde bir gemi yapar. O sırada Nuh'un yanında bulunan küçük oğlu Ham. yerine getirir. Bu öylesine bir tufandır ki. Bap 7: 1-24). 9: 18-29). Sam ile Yafet. "Tekvin". yeryüzünün. Bap. çünkü onları yarattığıma nadim oldum" (Tevrat. Söylendiğine göre. Böylece Nuh. Nuh. Sadece Nuh ve kendisiyle beraber gemide olanlar kurtulmuş olur (Tevrat. Bu büyüklükteki bir geminin tahtadan yapılmasına imkan olmamakla beraber.

hem Kur'an'ın son kısımlarına atılmış. daha önceki surelerde. Daha başka bir deyimle. alırken kendi günlük siyasetinin gereksinimlerine göre değiştirmiş. Gerçekten de. altı ayetlik bir anlatışla yarım yamalak bırakılmış ve başka konulara atlanmıştır. hemen ekleyelim ki. onlar kör bir kavimdi" (A'raf Suresi. kendisine iman etmediler diye terk etmiş gibi tanımlamıştır. Fakat. her ne kadar "Nuh" başlığım taşıyan bir sure var ise de. kendi kavmini Tanrı'ya kulluk etmeye çağırmak ve korkutmak üzere gönderilmiştir. ilk olarak Kur'an'ın yedinci suresi olan A'raf Suresi'nde rastlanır. sizin ondan başka Tanrınız yoktur. Şuara. Sad. üstünüze gelecek. çoğu kez tekrarlamalarla anlatılmıştır: Nuh hikayesine. Yapmış olduğu değişikliklerden biri. Mü'minûn. Nuh. Oysa. Ve kavmine şöyle der: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. ayarlarken Nuh'un gemisinin ne olduğunu. Nuh'u gemiye binerken karısını ve oğullarından birini. kendisini "peygamber" olarak ilan ettikten sonra. hiç değilse belli bir düzen ve silsile ile ve anlaşılır şekilde anlatılmıştır. Nuh'la ilgili hikaye. İkincisi de. Sarılırken de. Hikayeden bahseden son sure ise. onu yalancılıkla. Ancak. Bu vesileyle ekleyelim ki. Tevbe. Doğrusu ben. Kur'an'ın baştan yedinci sırasında bulunan A'raf Suresi'nin. ayet 59). Size Rab-bim'in vahyettiklerini duyuruyorum. Nuh'u ve onunla beraber gemide bulunanları kurtarıp. Şûra. bazan tersyüz ederek Kur'an'a koymuştur. Saffat. suresi olan Nuh Suresi'dir. edilmeden Ad ve Semûd kavimleriyle ilgili hikayelere geçilir. Muhammed. ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk! Çünkü. Onların bu suçlamaları üzerine Nuh şunları söyler: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yoktur. yeryüzünün diğer milletlerini oluştururlar. burada sözü edilen gemi nereden çıkmıştır? Gemiyi kim inşa etmiştir? Ne sebeple inşa etmiştir? Geminin içinde bulunanlar kimlerdir? Suda boğulan kavim hangi kavimdir? Bunlar hiç belli. Ancak. biraz önce belirttiğimiz gibi. bu sureyi okumakla. göre.. Nuh efsanesi hakkında fikir edinilemez. hikayeyi kendi içinde bulunduğu duruma göre ayarlamıştır. onlara Tanrı'dan başka "Tanrı" olmadığını anlatmış. Görüldüğü gibi hikaye. Tevrat'ı bilenlerden öğrenip almış. hem de diğer surelerde anlatılanlara göre eksiklikler ve değişikliklerle ele alınmıştır: Nuh hikayesine. yalanlayanları suda boğduğunu bildirir: "(Nuh'u) yalanladılar. örneğin A'raf. ne için gönderildiği belli edilmemiştir. tersyüz edilmiş olarak sıralanmış gibidir. kavminin ileri gelenleri onu yine yalanlarlar. bu birkaç ayetle Nuh hikayesini. Sadece şu belirtilmiştir ki. Ve işte onları korkutmak için Muhammed. ayet 61-62). Bir kere Nuh Suresi." (A'raf Suresi. Bunun üzerine Tanrı. Nuh hikayesi. fakat ben alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Fakat. kendi kavmi olan Kureyş'i Tanrı'ya kulluk etmeye çağırmış. fakat tutarsız ve belli bir fikir silsilesine yer vermeyerek. biz de onu ve onunla beraber gemide bulunanları kurtardık. aynı hikaye ile ilgili diğer sureler yer almıştır. Nuh'u elçi olarak kavmine gönderdik. Ancak. "Andolsun ki. ayet 59) şeklindeki ayetle başlandığı görülür. Fakat söz dinletemez. Nuh başlığını taşıyan sure. bu iki sure arasında. bütün bu sureler. kavminin ileri gelenleri Nuh'u dinlemezler ve onu sapıklıkla suçlarlar. ne maksatla ve ne şekilde yapıldığını belirtmemiştir. biraz önce değindiğimiz gibi. içinde bulunduğu kendi durumuna göre ayarlamış gibidir. yani Mekke dönemindeyken. Kamer. hangi kavme mensup bulunduğu. Kur'an'ı okumakla Nuh kıssası hakkında doğru dürüst bir fikir edinmek mümkün değildir. Fakat. size öğüt veriyorum ve ben sizin bilmediklerinizi Allah'tan (gelen vahiy ile) biliyorum" (A'raf Suresi.. Nuh'un kim olduğu. zira. henüz Medine'ye hicret etmeden önce. Ankebût. fakat Kureyş ileri gelenleri. Çünkü. Mücadele ve Nuh surelerine dağıtılmış olarak ve birbirlerinden farklı şekillerde. Nuh'u "peygamber" olarak göstermektir. Ve işte bu efsaneyi Muhammed. Bunu . sapıklıkla suçlamışlardır. büyük bir günün azabından korkuyorum" (A'raf Suresi. Kur'an'da yetmiş birinci sırada yer almıştır. ayet 64). Nuh'un hikayesinin özeti budur. Nuh hikayesine sarılmıştır.zürriyetleri. akıl dışılıklarla dolu olmakla beraber. Hûd. Kur'an'ın 71. Kur'an'da. Ve işte Tevrat'a. Zira.

Ve hatırlar ki. çünkü onlar suda boğulacaklardır" (Hûd Suresi. Nuh'un aklı..gemiden uzakta bulunan oğluna. belli değil! Babasına iman etmediği için gemiye alınmadığı anlaşılıyor. Sizin bizden üstünlüğünüz de yoktur'. gemiden uzakta kalıp dalgalarda boğulan oğlundadır. Tanrı'nın. Tanrı ona." (Hûd Suresi.." sözlerinden. onun yaptığı kötü bir iştir..) Ve bunu. Nitekim. "buharlı bir vapur" olduğu sonucunu çıkarırlar. çünkü. o da Kur'an'ın Muhammed tarafından uy-durulmadığıyla ilgilidir: "Ey Muhammed! Sana 'Kur'an 'ı kendiliğinden uydurdu derler'. ayet 46)... ayet 35). bunu Nuh dahi bilmemektedir. bazı yorumcular. Pek az kişi onunla beraber inanmıştı. Tanrı'nın konuşması şöyledir: "." (Hûd Suresi. 'Senin ancak kendimiz gibi bir iman olduğunu görüyoruz.Buyruğumuz gelip sular kaynamaya başlayınca. ayette Nuh'un.. ayet 45). oğlunun kötü bir iş yaptığını ve ailesinden sayılamayacağını anlatır. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. de ki.. birdenbire hikayeyi yanda keser ve başka bir konuya geçer ki. fakat tekrar ederken.( Diyanet Vakfı'nın Hûd Suresi'nin 40. 'Yavrucuğum! (Sen de) bizimle beraber bin. sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Bunun üzerine Tanrı.. Böylece aralarına dalgalar girer ve Nuh'un oğlu boğulanlardan olur (Hûd Suresi.. "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Muhammed'in söylemesine göre. 'Uydurdumsa suçu bana aittir.. Her ne kadar bu ayetlerde. çocuk şöyle konuşur: "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım. 'Ben sizin için apaçık bir uyanayım. Senin vadin ise elbette haktır. yine Nuh hikayesine döner ve Nuh'a. ayet 42) diye seslendiği görülmekte.Ey Nuh! O asla senin ailenden değildir. Kur'an'ın "bilim" kaynağı olduğuna kanıt sayarlar! Fakat. Bu surelerden biri. Nuh. Ancak. bu çocuk Nuh'un oğullarından hangisidir. Ama nasıl "kötü bir iş" yapmıştır. 'Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları (iman edenleri) gemiye bindir' dedik. bazı yorumcular. Görülüyor ki.. Kur'an'daki hikayeye göre. Sen hakimler hakimisin" (Hûd Suresi. Haksızlık yapanlar için bana başvurma.. nasıl bir gemi yapılmasını istediği belirtilmemişse de. sular çekilir ve gemi Cudi Dağı'nın üzerine oturur..daha sonraki surelerde ele alacaktır.gözcülüğümüz altında... ayet 25-34). biz Nuh'u kendi milletine gönderdik. "O zalimler topluluğunun canı cehenneme" der (Hûd Suresi... "Ey yer suyunu tut! Ve ey gök (suyunu) tut" diye emreder.. ayet 44). ayetiyle ilgili açıklamasına göre. ayet 40).... Kur'an'ın 11. ayet 41) der ve gemi dağlar gibi dalgalar arasında gitmeye başlar. Fakat.. Ve ekler: ". Bu yersiz ve gereksiz saptırmadan sonra Tanrı." (Hûd Suresi." Nuh da ona. ".. Tanrı. A'raf Suresi'nde anlattıklarını. Bu nedenle Tanrı'ya şu yalvarıda bulunur: ".Ey Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Nuh'un gemisinin yelkenli bir gemi değil.Buyruğumuz gelip sular kaynamaya başlayınca.. ayet 36-37) diye emrettiğini söyler.. dört sure sonraki Hûd Suresi'nde tekrar ele almıştır." (Hûd Suresi. Milletinin inkara ileri gelenleri dediler ki. bunun "vapurun ocağı yandı ve harekete hazır duruma getirildi" demek olduğunu öne sürmüşlerdir. ". ".. ailesini kurtaracağına dair daha önce söz vermiştir. Nuh'un yukarıdaki şekilde çağrısına karşı. . daha önceki A'raf Suresi'nde anlattıklarını burada tekrar etmekte." (Hûd Suresi.. Çünkü. Tanrı'dan başka koruyucu olmadığını bildirir. Nuh'un gemiye binmeyen bir oğlu olduğu ve onu çağırdığı anlaşılıyor. Hûd Suresi'nde Nuh'u kendi milletine göndererek milletini imana çağırttığını bildirir ve Nuh ile milleti arasındaki sürtüşmeyi belirtir: "Andolsun ki. ayet 43). Ve Tanrı. Yani Muhammed. Tanrı ona. Tanrı. kafirlerden olma'.. O halde hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmamam tavsiye ederim" (Hûd Suresi. oysa ben sizin işlediğiniz günahlardan uzağım'. "sular coşup yükselmeye başlayınca" deyimini "tandır kaynayınca" şeklinde anlayıp.' dedi. zira. sırasında yer alan Hûd Suresi'dir. Ancak.

. bu ayetleri Kur'an'a koymakla. birden fazla ümmetler olduğu kanısını yaratacak nitelikte olmak üzere. En'am Suresi. neden dolayı Nuh'a gemi yaptırıp tufan yaratsın ve nasıl olsa "kafir" olacaklarını bildiği insanları kurtarsın? Eğer bu böyle olacak idiyse.Kendilerini (dünyada)faydalandıracağımız.Onu. yeryüzündeki yaratıklardan birer çift ile birlikte kendi ailesini ve "inananları" almasını emretmişti. Nuh'la ilgili hikayenin anlatılışı. Enbiya Suresi'nin 77. ayet 76-77). Nuh'un kavmi hem Hak'kı yalanlamış. Bedir Savaşı'na katılan Müslümanlar. Bu ayetin yorumunu yapan Beyzavi'nin söylemesine göre. Gerçekten onlar fena bir kavim idi. Nuh efsanesine yer vermenin alemi var mı? Kur'an'da 11. Böylece kendisini ve (iman eden) yakınlarını büyük sıkıntıdan kurtarmıştık. İslama girmemiş olan yakınlarına karşı yabancı kılabilecek ve savaştırabilecektir.. ayette Tanrı'nın. şimdi burada. düşman saymak gerektiğini anlatmak istemiştir. İslamdan farklı bir inanca bağlı olanları (velev ki.(Ey Nuh) Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in!. Tanrı. "Biz dilediğimizin gönlünü açar Müslüman yaparız. bu yüzden topunu birden (suya) gömdük" (Enbiya Suresi.. "seninle beraber olan ümmetlere bizden selam. Ve işte bu yukarıdaki uyan üzerine Nuh. Tanrı onları helak etmişti. ancak bu suretle İslama girmiş olan kimseleri.Muhammed. imandan çıkmaya kalkışanlara ders vermek istiyor idiyse.. ayet 48). gemiye binerken. sırada olan Hûd Suresi'nde. Evet. Nuh'a. yukarıdaki ayetle sona erer ve başka konuya geçilir. daha önce değindiğimiz gibi. bunlar ana. Bunun üzerine Tanrı Nuh'a gemidekilerle birlikte inmesini emreder ve şöyle der: "Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız. Yirmi birinci sure olan Enbiya Suresi'nde. Yani gemide bulunanların Nuh ile yakınları olduğu bildirilmekte. yine anlaşılmazlıklar ve karışıklıklarla karşı karşıyayız. bu nedenle. " dediği yazılı! Yani Tanrı. Onu.." (Hûd Suresi. ayetlerimizi inkar eden kavimden koruduk. dilediğini "Müslüman". Çünkü. ben ziyana uğrayanlardan olurum!" (Hûd Suresi. hem de kötü işler yapmışlardı.( Diyanet Vakfı çevirisinde. çocuklar ya da hısım-akraba olsun) "kafir" bilip. Nuh'tan söz edilmez. biz onun duasını kabul etmiştik. dilediğini de "kafir" yapıyor ise. yani Hûd Suresi'nde. Nitekim. ayetinin açıklamasına bakınız. ayet 125) demenin anlamı olur mu? Eğer Tanrı." deyimi geçiyor! Öte yandan. Dikkat edileceği gibi. ayet 48). boğulmaktan kurtulan imanlı insanlardan bir kısmının "kafir" olacaklarını ve onlara elem verici azap hazırladığını bildirmekte. en yakın olan babalarına. ümmetlerden söz edilmemekte. "Daha önce Nuh da dua etmiş.. Nuh ile birlikte gemiye girip de. gemiye başka ümmetlerin de alındığı yazılıydı: ". fakat ona inanmayan kavminin suya gömüldüğü yazılı. Nuh'la ilgili iki ayet karşımıza çıkar. Daha doğrusu Nuh ve yakınları dışında olanların boğulduğu anlatılmakta: ". baba.) Oysa on sure önce. ayet birtakım karışıklıklar yaratmakta! Bir kere. yani yirmi birinci sureye gelinceye kadar. ". ayetlerimizi inkar eden kavimden koruduk. Nuh ve yakınlarından başka. on sure boyunca. Bundan sonra. sonrada bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır. ayet 77). ama eğer böyle bir durumun ortaya çıkacağını biliyor idiyse... bu yüzden topunu birden (suya) gömdük" diye yazılıdır (Enbiya Suresi. bu takdirde tufandan önceki dönemde "imansız" olanları boğdurtmak niye? Eğer tufan yaratıp imansız kişileri boğdurtmak suretiyle. "İnananlar" bir tek ümmet olduğuna göre.. sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır" (Hûd Suresi. ayet 47) diyerek Tanrı'dan özür diler. kardeşlerine ya da oğullarına karşı savaşmışlardır. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen. daha önceki ayetlere göre Tanrı. Nuh'un daha önce dua ettiği ve duasının Tanrı tarafından kabul edildiği yazılı! Neydi bu dualar ve neydi Tanrı'nın sağladığı şeyler? Öte yandan Nuh'un ve yakınlarının sıkıntıdan kurtarıldığı. Gerçekten onlar fena bir kavim idi.Bir kere burada. bu takdirde... Ayetlerden birinde. Görülüyor ki. . "Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan bir şeyi istemekten sana sığınırım. dilediğimizin gönlünü kapar onu kafir yaparız" (örneğin.

bu son sözlerden sonra. biz Nuh'u kendi kavmine gönderdik de. Kur'an'ın apaçık oluşundan.. Görülüyor ki. fakat yine de tam olmayarak burada ele alınmıştır. insanların sınavdan geçirileceklerini ve sadece "iman ettik" demekle kurtuluşa erişemeyeceklerini belirtmekle başlar ve on dört ayet boyunca imandan. her cinsten birer çifti ve . Ankebût Suresi'nden. Şimdi geliniz. Sanırsınız ki. daha önceki surelerde anlatılanlar ufak tefek değişikliklerle. onları salimen karaya çıkarınca. ayet 16) diye başlayan ve diğer peygamberlerin gönderi-lişleriyle ilgili. 'Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun' de. Şimdi.Görüldüğü gibi. Nuh'la ilgili hikaye. Milletinin inkarcı ileri gelenleri. "İbrahim'i de gönderdik... ayet 32-50).. buyruğumuz gelip sular kaynayınca. dünya yaşamının oyun olup ahiret yaşamının gerçek oluşundan vd. hiç yeri olmadan yine Nuh'la ilgili şöyle bir ayete geçilir: "Gemiye bindikleri zaman.. 'Bu. Sure. onlara. ayet 24-27). yanındakilerle birlikte gemiye Yerleştiğinde. Kur'an'ın 23. Bunların ardından başka nesiller var ettik" deniyor (Mü'minûn Suresi. birdenbire iki ayetlik bir anlatımla Nuh hikayesine geçer: "Andolsun ki. Bunu da yeterli bulmayıp bir de Nuh'u kendisine dua ettirir: "Sen. Fakat. Böylece aynı sure içinde elli ayetlik bir atlama ile tekrar Nuh'un gemisinden söz edilmektedir. Ancak... ayet 28-29).. 'Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Muhammed'in okumasızlığından. "Doğrusu bunlarda dersler vardır.. Ve de ki. daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışında aileni gemiye al. Sizden üstün olmak istiyor'. bir bakarsın ki. Tanrı'nın diğer ümmetlere gönderdiği peygamberlerden ve bu "peygamberlere" karşı halkların direnmesinden söz ettiği yazılı (Mü'minûn Suresi. altı sürelik bir atlama ile Ankebût Suresine geçelim. Sonra."(Mü'minûn Suresi. söz edildikten sonra (Ankebût Suresi. ayet 14-15). burada bildirilmiyor! Sadece. Hûd Suresi'nden sonra. Sen iskan edenlerin en hayırlısısın'. Nuh'u milletine gönderdik.. Dikkat edileceği gibi bu sözler. Nuh ile ilgili hikaye burada sona ermiştir. gemi ne olmuştur? İçindekiler kurtulmuş mudur yoksa dalgalara kapılıp sularda boğulmuş mudur.. Nuh'un dua ve yalvarmalarına karşı Tanrı'nın ne yaptığı burada açıklanmıyor: yani. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken.. Fakat. Sonra. biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu alemlere bir ibret yaptık" (Ankebût Suresi. ayet 65). sırasında yer alan bir suredir ve Tanrı'nın şu şekildeki yeminleriyle başlar: . Burada Tanrı. ayet 23).' dedi.. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır" diye emreder (Mü'minûn Suresi. daha önce Hûd Suresi'nde söylediklerini tekrarlayarak Nuh hikayesine şöyle başlar: "Andolsun ki. "Gözcülüğümüz altında. (Allah'a) ortak koymaktalar" (Ankebût Suresi. kuşkusuz ki Nuh'un gemisidir."(Mü'minûn Suresi. dini yalnız ona has kılarak Allah'a yalvarırlar. tufan kendilerini yakalayıverdi. yani Nuh ile ilgili olmayan ayetler (ve Firavun hikayesi) izler. sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap. Burada sözü edilen gemi. Biz şüphesiz. Çünkü. bu Kur'an'ın 29. Mü'minûn Suresi'nden sonra. sırasında yer alan bir suredir. sırasında yer almaktadır. bu sure. sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. ayet 30-31)." (Ankebût Suresi. Allah'a kulluk edin. ayet 39-64). Bunu dedikten sonra.. Kur'an'ın 37.. kafirlikten söz eder. daha önce Nuh ile ilgili olarak anlatılan hikayenin özeti gibi bir şey.. yedi sure daha ileride olan Saffat Suresi'ne bakalım. iki sürelik bir atlama ile Mü'minûn Suresi'nde tekrar ele alınmıştır. insanları denemekteyiz. Bu sure. Bunu. Kur'an'ın indirilmesinden. Kur'an'a iman eden ve etmeyenlerden. 'Ey milletim. her an tutarsızlıklarla karşı karşıya bulunmaktayız. o bin yıldan elli yıl eksik bir şiire onların arasında kaldı.

ancak. Muhammed'e yapılan eziyetlerden. Onlar ne oldu? Bu ayet ile Tanrı. Saffat Suresi. "Ey Rabbim! Ben senden hakkında bilgim olmayan bir şeyi istemekten sana sığınırım."Saf saf dizilmişlere. başka ümmetlerden iman etmiş olanlar da var. daha önceki bir surede. bütün bunların "gökcisimleri". Nuh'un . toplayıp sürenlere... Tanrı'nın isteği üzerine şöyle bir yalvarıda bulunmuştu: "(Ey Nuh). İşte biz.. "alimler" anlamına geldiği. bu anlatışta açıklık yok! Bir kere." (Mü'minûn Suresi. ayet 47) diye konuşmuştu. fakat Tanrı onun bu yalvarmasını kabul etmemiş ve bunun üzerine Nuh.Sana ve seninle beraber olan ümmetlere. zürriyet bırakmadan ölmelerini sağladıysa.. ayet 77-82). eğer Tanrı. cennetteki hurilerden. Yorumculara göre. ilahınız birdir" (Saffat Suresi. sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.. Bu durumda.. yani Saffat Suresi'nde buna mı gönderme yapılıyor? Yoksa Nuh'un Mü'minûn Suresi'ndeki yalvarışına mı gönderme yapılmakta? Anımsanacağı gibi. örneğin Hûd Suresi'nde Tanrı Nuh'a. iniş sırası (nüzul sırası) itibariyle. "Kur'an okuyanlar". sure olarak inmiş olan bir suredir. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz.Üstelik de Mü'minûn Suresi. yeryüzü ile gökler arasındakilerden.. Mü'minûn Suresi'nde Nuh. zikir okuyanlara yemin ederim ki.. Nuh'un ne hususta yalvarıp yakardığı belli değil! Daha önceki surelerden birinde. Hûd Suresi'nde.. ayet 75) demesi biraz çelişmeli olmuyor mu?..haykırıp sürenlere. kafirlikten. "ruhlar".Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık. ama gemide Nuh'un kendi ailesinin dışında. Dikkat edileceği gibi burada Tanrı." (Saffat Suresi. Nuh bize yalvarıp yakardı... ben ziyana uğrayanlardan olurum!" (Hûd Suresi.. Tanrı şöyle devam ediyor: "Biz yalnız Nuh 'un soyunu kalıcı kıldık.. Bütün alemlerden Nuh'a selam olsun. edenlerin en hayırlısının'. Nihayet ötekileri suda boğduk" (Saffat Suresi. "Toplayıp sürenlere. ". kendisinden başka "Tanrı" olmadığını anlatmak için yeminler ediyor. "Biz yalnız Nuh'un soyunu kalıcı kıldık. kendisinden çok sonra indiği kabul edilen Mü'minûn Suresi'nin bir ayetine göndermede bulunacağını düşünmek abes olmaz mı? Nuh'tan yukarıdaki şekilde yalvarıda bulunmasını istedikten sonra.. "saf saf dizilmişlere. dirilikten. gemi dışında kalıp sulara gömülen oğlunun kurtarılması için yalvarmış.." diyor! Evet.. Görüldüğü gibi. 56. 'Rabbim! Beni bereketli bir yere indir." deyimi kimi yorumculara göre. Kendilerinden (dünyada) faydalandıracağımız. Ölümden. Saffat Suresi'nden sonraki bir tarihe rastlamakta. Ve de ki..Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in." şeklinde de olabilir ve bundan "cihat eden bütün ordular" ya da "bu ordulara kumanda edenler" şeklinde de anlaşılabilir. Tanrı'nın." derken neyi kastettiğini bildirmiyor.. Saffat Suresi'nde. Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık.. ayet 1-74).. Nuh'un zürriyetinden başka hiçbir soyu kalıcı kılmamış gibi görünmekte! Oysa.. ".. Tanrı'nın gökleri yıldızlarla süslediğinden. sure olarak inmiş bulunmakta. Saffat Suresi'ndeki bir ayetin. birdenbire Nuh ile kavminin hikayesine geçilir: "Andolsun ki.. ayet 28-29). Bu böyle olunca. bizim inanmış kullarımızdan idi. acaba bu durumda bütün insanlar... yaratma gücü itibariyle insanlara ve putlara üstün olduğundan. "Andolsun! Nuh bize yalvarıp yakardı. Kendisini ve ailesini büyük felaketten kurtardık" (Saffat Suresi. buna karşılık Mü'minûn Suresi. söz edilir (Saffat Suresi. Bunu izleyen ayetlerde. Zira o. Yani Tanrı. Yetmiş dört ayet boyunca bu tür şeylerden söz edilirken." demektedir! Öte yandan. ". iyileri böyle mükafatlandırırız.. "kudsi cevherler" ya da "Kur'an ayetleri" şeklinde anlaşılabileceğini söyleyenler vardır. gökyüzünü "itaat dışına çıkan şeytanlardan" koruduğundan. "Zikir okuyanlar.. Acaba şimdi burada. ayet 48) demiş idi. ayet 1-4). "deyiminin. Şu durumda Tanrı. cehennemlerden vd... ". Saffat Suresi'ne göre. bir diğer surede ise bu söylediğini unutmuş görünerek. Sen iskan." (Hûd Suresi. Nuh'un dışında olanların. Nuh'la ilgili olarak bir surede. 74. bununla "melekler" ya da "beş vakit namazlarda bağlanan saflar" anlaşılabilir. Eğer beni bağışlamaz ve esirgemezsen.. üzerine yemin ettiği şeylerin ne olduğu belli bile değil! Örneğin.." diye konuşurken. ayet 75-76).

Semûd.( Beyzavi ve Celaleddin gibi yorumcuların yapıtlarına bakınız. Kes halkını ve bunlar arasında daha birçok nesli de (inkarcılıklarından ötürü helak ettik" (Furkan Suresi. Yemame Çayı üzerinde bulunan bir köyün adı olup.) Buna benzer ayetler pek çok (örneğin bkz. Mü'min Suresi'nde Tanrı'nın şöyle konuştuğu yazılıdır: "Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini)'engellemeye. bu getirdiği nesil. Diyanet Vakfı'nın Furkan Suresi'nin 38. Bazılarına göre bu. ayet 12). her ümmet kendi peygamberini (yakalayıp öldürmeye) azmetmişti. Fakat. kişi iradesine değil. bundan sonra artık onun hiçbir dostu yoktur. eğer insanları Müslüman ya da kafır yapan Tanrı ise. Semûd. Şuayb o civarda oturan bir halka gönderilmiş. "peygamberlere" karşı gelen ve Müslüman olmak istemeyen bir nesil olmuştur! Ancak. Bazılarına göre Medyen'deki bir kuyunun adıdır ki.) . Fakat. ayet 44) der ve bunu demekle. Lût vd." şeklinde yapmış olduğu tavsiyeyi. Şimdi. Tanrı'nın. belli değil! Öte yandan. Lût kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar. gibi. Semûd kavminden kalanların oluşturduğu bir halktır. ayetinde de şu şekilde yer almıştı: "Ad'ı. En'am 125). ayet 12-13). fakat onları imana getirememiştir. Burada geçen "Nuh kavmi".. Hadramut'ta bulunan bir kuyudur ve ora halkı peygamberlerini öldürdükleri için helak edilmiştir. Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun. Bunları okurken.. Ad kavmi. bir sonraki surede Müslüman olmanın. daha önceki surelerde tamamlanmayan Nuh hikayesine burada. Tanrı. Ve unuttuğunu altı sure sonraki Kaf Suresi'nde.. Yorumculardan bazıları Res halkının Şuayb kavmi olduğunu söylerler. yeni bir ekleme yapılmış olduğunu sanırsınız. Şûra Suresi'nde. ayrıca bkz.. sonraki mi. "Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin.. aynı konuda yakınmaktan geri kalmadığı görülüyor. İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedirler" (Zümer Suresi. ayet 13).. iki sure sonra. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır" (Sad Suresi. Semûd'u. kazıklar sahibi Firavun. Sad Suresi'nde şöyle yazılıydı: "Onlardan önce Nuh kavmi. Çünkü. İsa'ya ve'Muhammed'e de yapacağını hatırlatır gibidir (Şûra Suresi. Bir kez daha anlaşılıyor ki. İbrahim hikayesine geçilir.. ayet 5). Saffat Suresi'nin yukarıdaki ayetinden sonra. ayet 83) şeklinde başlayan satırlarla. ayetiyle ilgili açıklaması. bu takdirde Tanrı'nın Nuh neslinden Ad.." (Kaf Suresi. bunun üzerine bu halk kuyunun sularında kalıp boğulmuştur. "Allah kimi saptırırsa. işte cezalandırmamın nasıl olduğunu gör!' (Mü'min Suresi.zürriyetinden mi sayılacaklardır? Bütün bunlar Kur'an yorumcuları arasında tartışma konusudur. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak yakaladım. Örneğin. hangi kavim? Tufandan önceki mi... ayet 22. kötülük yaptıkları için ümmetleri tufanda yok edip. otuz bir ayet sonra. "Şüphesiz İbrahim de onun milletinden idi" (Saffat Suresi. Bu şekilde yakınan Tanrı. insanları dilediği gibi Müslüman ya da kafir yapıp ayrılığa düşürenin bizzat kendisi olduğunu yine unutmuşa benzer. peygamberlere karşı kafa tutan kavimlerin çıkmış olmasından dolayı yakınması gerekir mi? Buna rağmen. Nuh'a. Fakat. o. Nuh ile ilgili şu satırlarla pekiştirmiş olur: "Onlardan önce Nuh kavmi. yoksa her ikisi de mi. Bazılarına göre bu. Res halkı ve Semûd da yalanlamıştı. daha iyi olacaktır diye Nuh'un ve beraberindekilerin neslini getirmek bakımından yanılgıya düşmüştür. Tanrı'nın keyfine bağlı bir şey olduğu tekrar edilmekte: "Allah kimin gönlünü İslama açmışsa. ayet 38). "Res halkı" deniyor! Kimlerdir bu halk? Yine belli değil! Bu deyim daha önce Furkan Suresi'nin 38. yani Saffat Suresi'nde." (Şûra Suresi. aynı şekilde daha sonra İbrahim'e. yerlerine.. Musa'ya.

Fakat. 'Ben yenik düştüm. takdir edilmiş bir işin olması için birleşmişti" (Kamer Suresi. Ayın ne zaman ve nasıl yarıldığı belirtilmeden. Ve (Nuh. sanılır ki. Onlardan (insanlardan) kimi doğru yoldadır. on yedi sure arayla burada yapılmış gibi bir durum var. Andolsun ki. Yeryüzünde kaynaklar fişkırdı. davetten vazgeçmeye) zorlandı. ayet 22. Zira. Dikkat edileceği gibi. derli toplu ve anlaşılır bir şekilde sunulacaktır. ayet 26).. "Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık. içlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır" (Mücadele Suresi. peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik. Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. fakat sadece şöyle: "Andolsun ki. Nuh'un söylemesinden öğreniyoruz ki. kısaca yeni baştan ele alınmış ve tamamlanmadan bırakılmıştır. Görülüyor ki. daha önceki surelerde çeşitli şekillerde anlatılan Nuh hikayesi. Başlık bu olduğuna göre. daha önceki Saffat Suresi'nde geçen. ancak başarı sağlayamamıştır. Görülüyor ki. Surenin ilk ayeti şöyledir: "Kendilerine yakıcı bir azap gelmeden önce kavmini uyar diye Nuh'u kendi kavmine gönderdik" (Nuh Suresi. (Her iki) su. ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki. çivilerle çakılmış gemiye bindirdik. Bu yalvarıyı Tanrı. "Andolsun ki. gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Kur'an'ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. biz. Kamer Suresi'nden dört sure sonra. yani Kur'an'ın 71.. yukarıdaki ayetten sonra. Onları ikna etmek için Nuh çok çalışmış. (Ondan) öğüt alan yok mu?" (Kamer Suresi. (Ondan) öğüt alan yok mu?" şeklindeki ayetler sıkıştırılıyor (Kamer Suresi. tufanın anlatılışı. malı ve çocuğu kendi ziyanım artırmaktan başka işe yaramayan kimseye uydular. onu bir ibret olarak bıraktık. bütün bu uyanlara. 'O delirdi'dediler. bana yardım et!' diyerek yalvardı" (Kamer Suresi. ayet 13-16). ayet 1). ay et 9-10). o da Nuh'un gemisinin tahtadan yapılmış ve çivilerle çakılmış olduğunu belirtmekte: "Nuh'u da tahtalardan yapılmış. ayet 1). Nuh bize yalvarıp yakardı. kavminin insanları kafa tutmuşlardır. ayet 11-12) diyerek yanıtlamakta. 32)." (Saffat Suresi. İnkar edilmiş olana (Nuh'a). hem de kulumuzun yalancı olduğunda ısrar edere. Mücadele Suresi'nde yine Nuh hikayesine değinme var. Semûd.Şimdi Kaf Suresi'nden dört sürelik bir atlama yapalım ve Kur'an'ın elli dördüncü suresi olan Kamer Suresi'ne gelelim. Bunlarda büyük hileler. ayet 18-42) ve bunların arasına "Andolsun ki. Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vadeye kadar tehir etsin (muaheze etmeden yaşatsın)" (Nuh Suresi. Mücadele Suresi'nden on üç sure sonraki. ibret alan yok mu? Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!" (Kamer Suresi. bu yüzden Tanrı'ya şu şekilde yakınmaktadır: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana karşı geldiler de. Firavun hikayelerinin tekrarlamaları izliyor (Kamer Suresi. Ve dediler ki. ayet 24). sırasındaki sure Nuh başlığını taşıyor. Bundan sonra Nuh'un kendi kavmine şunları söylediği görülür: "Allah'a kulluk edin. ayet 75) şeklindeki sözlerin açıklaması. hele . ayet 17) diye bir ayet geliyor ve onu Ad. Fakat. Kıyametin yaklaştığını haber veren birinci ayet ayın yarıklığını bildirmekte (Kalem Suresi. burada bir açıklama daha var ki. Bunun üzerine. kafirlerden söz edilmekte ve birdenbire yine Nuh kıssasına yer verilerek şöyle denmekte: "Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı. bir mükafat olmak üzere. diğer surelerdekinden biraz farklı burada. 'Sakın ilahlarınızı bırakmayın. büyük desiseler kurdular. Oysa hiç de öyle değil. daha önce bölük pörçük anlatılmış olan Nuh kıssası burada. Rabbine. "Andolsun. mucizeye inanmayanlar kötülenmekte.

hani sanki suda boğulma olayından önceye dönülmüş de yeniden başlanıyormuş gibi. yalnız ahlaksız. Yine dikkat edileceği gibi Nuh burada.Rabbim!. ardından da ateşe sokuldular. günahtan yüzünden suda boğuldular. zira onunla ilgili olarak Kur'an'a. Nuh'un kavmini hile ve desise ile kandırıp saptıran kişilerden söz edilmekte! Bunların "malı ve çocuğu kendi ziyanım artırmaktan başka işe yaramayan" kimseler olduğu anlatılmakta! Kimdir bunlar. sanki ileriyi göremezmiş.. Suva. belli değil! Kimi yorumculara göre bunlar. zalimlerin de ancak helakini artır" (Nuh Suresi. Nuh'un Tanrı'ya şu dileğiyle devam edilir: ". zira Nuh. ayet 5-24). ama ne Nuh'un gemisinin.. tufandan öncekilerin olduğu kadar. o da suda boğulanların ateşe sokulduklarıdır. Yeryüzünde kafirlerden hiç kimseyi bırakma!" (Nuh Suresi. kendisine muhalefet eden Velid b. Tanrı'yı. Öte yandan Nuh Suresi'nin yukarıdaki ayetlerinde.Ved'den. iş bununla da bitmiş görünmüyor.. Dikkat edilecek olursa burada. Kimi yorumculara göre de bunlar. ne gemiye alınanlardan.. Nuh Suresi'ndeki Nuh ile ilgili hikayemize. ardından da ateşe sokuldular ve o zaman Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar" (Nuh Suresi. diğerlerinden de anlaşılamaz bir şekle sokulmuş bulunmakta. ne suların durulmasından. Ye'ûk ve Nesr adındaki ilahlardan söz edilmekte! Neyin nesidir bu ilahlar. (Böylece) onlar gerçekten birçoklarını saptırdılar. günahları yüzünden suda boğuldular.. Yeğûs. sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar. belli değil! Muhtemel ki. nankör (insanlar) doğururlar (yetiştirirler)" (Nuh Suresi.soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine.. Muhammed. Tanrı'yı.. Daha başka bir deyimle Muhammed. yukarıda kaldığımız yerden devam edecek olursak. kendi sorunlarını Nuh efsanesine bürüyerek günlük siyasetine çözüm yollan aramıştır. Fakat. (Rabbim!) Sen de bu zalimlerin ancak şaşkınlıklarını artır" (Nuh Suresi. Nuh'un Tanrı'ya şu şekildeki yalvarısıyla sona ermekte: "Rabbim! Beni. daha önce pek söylenmeyen bir şey var ki. ayet 27). iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. kendi yarattıklarının ne yapacaklarını bilemezmiş de. hikayeye. Nuh Suresi. Ye'ûk'tan ve Nesr'den asla vazgeçmeyin'. Bu satırları okurken şaşırıp kalıyoruz. aksine burada. Bir kere "evime girenleri. kendisine kafa tutanlar için bir örnek olması amacını gütmüştür. Nuh'un yakınması üzerine Tanrı'nın şu şekilde konuştuğunu görmekteyiz: "Bunlar. Pek güzel. bağışla" diye konuşmakta Nuh! . yapılmasından. Kur'an'a göre.... kafirleri "kafır" yapan esasen Tanrı değil iniydi? Fakat. ayet 28). Nuh'un uyarmasına muhtaç imiş gibi bir tanıma sokmaktadır. yine doğru dürüst ve anlaşılır bir şekilde anlatılmış değil. ne tufandan. hani sanki her şeyden habersizmiş. bu ayetleri koyarken. ". ana babamı. Ancak. ne suların taşmasından. daha önceki surelerde anlatılan Nuh hikayelerinde yer almayan şeylerdir bunlar. Bir kere burada. daha sonraki dönemlerde Arapların taptıkları putlardır. ayet 26). mal ve oğulları vardır diye sakın boyun eğme" (Kalem Suresi. ne de geminin bir dağ üzerine oturmasından söz edilmiştir bu surede! Sadece "Bunlar. Muğire gibi kimseleri göz önünde tutmuş ve hikayenin. yok edilmiş değil miydi? Öte yandan. Suva'dan. hiçbir şeyi düşünemezmiş ve gereken kararlan başkalarının tavsiyesi olmadan veremezmiş gibi bilgisiz bir durumda kılmış gibidir: ". Nuh'un kendi kavminin taptığı putlardır. Ved.. ayet 25). ayet 8-14) şeklinde ayetler koymuştur. Yeğûs'tan. Görülüyor ki Nuh hikayesi. daha önce belirtilmeyen şeylere değinilmiş olarak. iman etmiş olarak evime girenleri.onları bırakırsan kullarını saptırırlar" derken." demekle ye-tinilmiştir. kafirlerin yok edilmesini isterken sözlerini şöyle tamamlıyor: "Çünkü. ama yeryüzündeki kafirler zaten suda boğulmuş.

istemiştir ki. aktarırken. Nuh'un kendi kavmi tarafından yalanlanması üzerine oluşturmuştur. Fakat. başı ve sonu belli olmaksızın birbirinden farklı surelere dağıtılmış olarak anlatılan ve bu nedenle Kur'an'ı "apaçık" olmaktan uzak kılan hikayelerden bir diğeri 'Eyub'la ilgilidir ki.. Gerçekten de. Nuh ile birlikte gemiden çıkacak olan ümmetlerden bir kısmının günah işleyeceklerini. sure ve ayetlerin Kur'an'daki sıralarına göre değil de. asıl önemli konu olan gemiden neden söz edilmiyor? Ve sonra neden ". İbrahim'den İsa'ya varıncaya kadar "peygamber" diye tanımlanan kişilerle ilgili hikaye ve masallar. Kimisi Nuh'un evinden maksadın "mescit" ya da "gemi" olduğunu bildirmekteler.Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerim (dünyada) faydalandıracağımız. kendi "peygamberlerine" kötülük yaptıklarını ve bu yüzden helak edildiklerini bu tür hikayelerle anlatarak. Arapları (daha sonra Yahudileri ve Hıristiyanları) kendisine itaatkar kılmaya çalışırken bu karışıklıklara sebep olmuştur. şeytan aracılığıyla denemek ister ve onun başına felaketler yağdıran Bu felaketler ve haksızlıklar karşısında Eyub sabır gösterir. tutarsız ve çoğu zaman anlaşılamaz şekilde yer almıştır Kur'an'da. doğru yoldan saptıran yine bu aynı Tanrı değil mi? Bütün bu yukarıda söylediklerimizden kolaylıkla anlaşılacağı gibi. bu ayrım nerden çıkıyor? Daha önceki surelerde yarım yamalak anlatılanlar. eğer Nuh kıssasını.. ayet 48). sık sık tekrarladığımız gibi. Ev nereden çıktı. tufan olayına başvurmasının faydası ve anlamı ne? Ve sonra. çeşitli surelerin çeşitli ayetlerinde. yukarıda belirttiğimiz gibi. iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Eyub hikayesi. Bunlardan Eyüb'ü bir başka örnek olarak verelim. her şeyden önce hikayenin Tevrat'ta (Eski Ahit'te) anlatılan şeklini kısaca özetleyelim.Oysa. çok iyi bir insan olan Eyüb'ü. çünkü. neden burada "ev" deniyor? Ve sonra başlığı "Nuh" olan bir surede. Kur'an'daki diğer hikayeler gibi Nuh hikayesini de bu şekillere sokan Muhammed'dir. bunu da bölük pörçük ve anlaşılamayacak şekle sokmuştur. Ettikten sonra Nuh'a.. tıpkı diğer hikayelerde yaptığı gibi. gemiden inmesi için emir verirken şöyle demiştir: ". yukarıdaki sayfalarda değinilmiş olmakla beraber. burada kısaca tekrar ele alınmaya değer. ama eğer bunun böyle olacağını biliyor idiyse. fakat karısı ona şöyle der: "(Ey . yani kendilerine gönderilecek peygamberleri yalanlayacaklarını ve bu nedenle onları azaba sokacağını bildirmektedir! Evet. kopukluk. daha önceki kavimlerin. kafır kılan. Nuh'u. ailesini ve iman eden ümmetleri bir gemiye bindirtmiş ve yeryüzünü tufana boğup günahkarları yok etmiştir. belli değil! Yorumcular bu konuda kararsızdırlar. hep efsane olmaktan ileri gitmeyen anlatışlar olarak.. Nuh'un gemisine giren "mümin'lerin dışında kalan "mümin'ler de var mıdır ki böyle deniyor?! Eğer böyle ise. özeti şudur: Tanrı. kimisi bunun manastır olduğundan söz eder! Evet. ama daha önceki surelerde "gemi" denirken. 42 bap halinde. insanları putperest yapan. Nuh ile ilgili hikaye anlatılırken. "deniyor? Yani. *** Sadece Nuh hikayesi değil. Görülüyor ki. doğru yoldan ayrılacaklarını. Tanrı. Muhtemelen İslamcılar." (Hûd Suresi.iman etmiş olarak evime girenleri. belli bir düzen ve silsile esasına göre anlatılır. Ancak. Tevrat'ta.. sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır. neden doğru dürüst bir şekilde ele alınmıyor? Öte yandan bir de şu var: Kur'an'daki anlatışa göre. nüzul (iniş) sırasına göre incelemeye kalkışacak olursak.. Tanrı tufan denen şeyi. Kur'an'da yer alan Nuh kıssası. Bundan dolayıdır ki.. gemidir. kendi buyruklarına ve elçisine karşı gelerek günah işleyenler gebersin ve onların yerine "Hak yolunu" seçen kuşaklar yetişsin. hiç olmadık tekrarlamalar. saptırmalar ve anlaşılmazlıklarla anlatılmıştır. düzensizlik ve mantık ilkelerine terslik içerisinde. tam bir uyumsuzluk. yani bölük pörçük bir şekilde.. söz konusu olması gereken şey ev değil. bu kez daha da içinden çıkılmaz tutarsızlıklarla ve anlaşılmazlıklarla karşılaşmış oluruz. yine sure ve ayetlerde "takdim-tehir" olduğundan söz edecekler ve yukarıdaki tutarsızlıkları bu kurnazlıklara dayalı olarak göz ardı edeceklerdir. Muhammed hikayeyi Tevrat'tan aktarmış.

Bap: 3-39).. Eğer adalet için ise. Kim ona.. çünkü kulum Eyub gibi benim için doğru olanı söylemediniz. hakimlerinin gözlerini kapayan odur. ben Kadir'e söyleyeyim. kocuyorlar da kudretleri artıyor?. sana sorayım da bana anlat: senin için kulaktan işitmiştim. Örneğin şöyle der: ". Senin ellerin her yanımdan bana şekil verdi... Eğer kuvvet için ise.. dinle de." (Tevrat. Yardım diye bağırıyorum da. işte o kuvvetlidir.. beni yarattı. Ancak.. Ve tozda ve külde tövbe eylemekteyim" (Tevrat. Allah'a diyeyim: Beni mahkûm etme.. Ve iki kere söyledim ve artık etmem. Günlerim az değil mi? Artık kes ve beni bırak da biraz ferah bulayım. "Eyub".. Sana sorayım da. Tanrı'nın bu sözlerine karşı Eyub şöyle der: "Sen her şeyi yapabilirsin. adalet yok. Benim fesadımı arıyorsun ve suçumu araştırıyorsun... Allah öfkesini geri döndürmez. acılığa beni doyuruyor.Allah önünde insan nasıl haklı çıkabilir? Eğer onunla çekişmek istese.. Şimdi ise seni gözüm görsün.. Ben kaygısızdım ve beni o paraladı. Bundan dolayı kendimi hor görmekteyim. ve bana cevap yok. üç dostu ile konuşmaya giriştiğinde isyan edercesine Tanrı'ya kafa tutar ve onun adaletsizliğinden yakınır.. kendi ellerimin emeğini hor görüyorsun ve kötülerin niyetine ışık veriyorsun. O ki beni kasırga ile eziyor.. Bunu üzerine Tanrı.... ben söyleyeyim. Hükmümü de sen boşa mı çıkaracaksın. sana ne cevap vereyim. Gerçek benim dudaklarım haksızlık söylemez. Allah gibi sende bazu var mı? Ve onun gibi bir sesle gürleyebilir misin? Şimdi azametle ve rıfatla süslen. Hakkımı elimden çekip alan Allah'ın varlığı hakkı için. Ve hiçbir muradın al/konmaz... ne için benimle çekişiyorsun. Allah'la davalaşayım. Eyüb'ün bu sözlerini dinleyen Tanrı cevap verir: "(Ey Eyub) Kadir'in (Yaratıcının) işini kötü gören onunla çekişir mi? AIIah ile davalaşan cevap versin. Niyaz ederim. Yoluma çit çekti ve geçemiyorum. Öfkenin taşkınlıklarını boşalt. Gerçek. suçsuzların mihneti ile eğlenir. "Eyub". Eğer kar suyu ile yıkansın ve ellerimi kül suyu ile te-mizlesem..... ona cevap veremez binde birine.. Birdenbire bela ölüm saçınca.. Ve şimdi bildim ki. Haklı çıkanlasın diye. Dünya kötülerin eline verilmiş. davamda beni Allah yıktı. ben değersiz bir şeyim.' 'Ne yapıyorsun?' der. Evleri selamettedir..... Allah'ın sopası da üzerlerinde değil." Bunun üzerine Eyub Tanrı'ya cevap verir: "İşte. ve benim dilimden yalan çıkmaz. beni bırakmıyor ki.. Ve şimdi kendiniz için yedi boğa ve yedi koç alın ve kulum Eyub'a gidin. "Ahmak kanlardan biri nasıl söylerse sen öyle söylüyorsun. Nasıl? Allah'tan iyilik kabul edelim de kötülük kabul etmeyelim mi?" (Tevrat. İşte. zorbalık diye feryat ediyorum. "Eyub". Takdiri bilgisizce karartan bu adam kim? Bundan ötürü anlamadığım şeyleri söyledim." Fakat. bana anlat. Yine sen beni helak etmedesin... beni mi suçlu çıkarıyorsun. Bap 2: 1-10). bana bildir. o der ki: Kim beni mahkemeye çağırır?. ve kendiniz için . Üzerimden izzetimi soydu. Bap 42: l-6). Bununla beraber Eyub. ve isterim ki.Eyub!) Sen hala mı kemalini sıkı tutmaktasın? Allah'a lanet et de öl. Eyüb'ün doğru sözlü oluşunu takdir ederek Temanlı Elifaza adındaki kuluna şöyle der: "Sana ve iki dostuna karşı öfkem alevlendi. bilirim.... ve beni kötülerin eline atıyor. Ve beni ağı ile sardı.. eğer o değilse kimdir?. Allah beni dinsizlere veriyor. erkek gibi. Gaddarlık ediyorsun.. bu senin için iyi nü?. ve izzet ve haşmet giy. ve her kibirliye bakıp onu çökert ve oldukları yerde kötüleri ayak altında çiğne. " Bu sözleri işiten Tanrı kasırganın içinden Eyub'a seslenir: "Şimdi kuşağını beline vur.. soluğumu alayım. yine pislik çukuruna beni batırırsın. Bap: 40: 1-34). "Eyub". Kötüler niçin yaşıyorlar. Kim ona serteldi de selamet buldu?. Hayatımdan canım bıktı.. Eyub karısının bu sözlerini uygunsuz bulur ve ona.." (Tevrat. Ve boşuna yaralarımı çoğaltıyor.

'Basıma bu dert geldi. "Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere Eyub'a. daha önceki Enbiya Suresi'nde Eyüb'ün Tanrı'ya. Daha önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u. Bu ayeti okurken kendi kendimize sorarız: "Eyub kimdir? Başına ne den gelmiştir ve hangi dertten dolayı Tanrı'ya niyazda bulunmuştur?" Bu sorulara cevap yok! Sadece Tanrı'nın Eyüb'ün duasını kabul ederek. Hani Rabbine. fakat İsa'dan. Ne demektir bu? Ayağını yere vurmakla çıkaracağı su. on yedi sürelik bir atlama ile Sad Suresi'nde yine karşımızdadır.. Bu düzensizlik.. merhametlilerin en merhametlisisin' diye niyaz etmişti" (Enbiya Suresi. Görülüyor ki. Eyüb'ün "peygamber" olarak gönderildiğini bildiren Nisa ve En'am surelerindeki ayetlerle başlar: "Biz Nuh'a. ayet 85 vd. şöyle bir ayetle karşılaşılır: "(Ey Muhammed!) Eyüb'ü da (an). Harun'dan.yakılan takdime arz edin. Tevrat'taki bilgilere göre. Eyüb'ün ". Eyub'la ilgili haberler. En'am. bu da Kur'an'ın 21. Zünnûn'a. suresi olan Sad surelerine ve yine karmakarışık bir şekilde serpiştirilmiştir: Enbiya Suresi'nde İbrahim'le ilgili hikayeden Lût'a. tersyüz ederek. Eyub 140 yıl daha yaşar ve günlerine doymuş olarak ölür. İbrahim'e. Süleyman'ı. Eyub'a. ve kulum Eyub sizin için dua etsin. ayet 41) şeklinde konuşmuş gibi görünmekte. Davud'a da Zebur'u verdik" (Nisa Suresi..'Başıma bu dert geldi. O.). Süleyman'dan ve İsa'dan sonra değil. Zira. bu iki ayette. Zülkif'e. çünkü ona itibar ederim de size karşı ahmaklığınıza göre davranmayayım." (Enbiya Suresi... Sad Suresi'nde belirlendirilmek istenmiştir. Zira. "Eyub". Tevrat'taki bu hikayeyi Muhammed. Eyüb'ün peygamberler sıralamasında Davud'dan. Eyüb'ü. ". İsa'ya. şeytan tarafından yorgunluk ve eziyet içerisinde bırakıldığına değinmekte. Eyüb'ün dertlerini nasıl giderecektir? Bunlara cevap beklerken karşımıza. İdris'e. Oysa.. Sad surelerine) aktarmıştır. ayet 83). Lût.şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi" demesi üzerine Tanrı. bu ayetten hemen sonra şu var: . Eyub'la ilgili bu iki ayetten sonra. Zekeriyya'ya ait anımsamalara geçiliyor (Enbiya Suresi.. Yakub'a.. merhametlilerin en merhametlisisin'. örneğin. ayet 51-82). ayet 43) şeklindeki sözleri çıkmakta.. Neden Tanrı Eyüb'ün duasını ve niyazlarını kabul etmiştir. ayet 84). ayet 83) diye seslendiği yazılıdır. fakat bu kez çok farklı olarak. Davud'dan ve Süleyman'dan sonra yaşamış gibi gösterilmiştir. "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" (Sad Suresi.. Tanrı'nın.. Sen." (Tevrat. yani. suresi olan Enbiya ve 38. bunu izleyen ayetler yeniden belirsizlikler yaratmakta.. Bap 42: 7-16). Oysa. dertlerini ve sıkıntılarını giderdiği ve ailesiyle birlikte ona nimetler verdiği ekleniyor (Enbiya Suresi. Sanılır ki. İsmail'e. sonra Nuh'a. Enbiya. Yunus'a. Yusuf u. ayet 42) diye konuşur. Bundan sonra Tanrı Eyub'a nimetler yağdırır. Musa'yı ve Harun'u doğru yola iletmiştik. Eyüb'ün. Anlaşılan o ki. 'Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi' diye seslenmişti" (Sad Suresi.. ayet 163). karmakarışık bir sıraya göre sıralanmış ve bu arada Eyub. Ancak. sonra Davud'a ve Süleyman'a ve onlarla ilgili hikayelere değinildikten sonra (Enbiya Suresi. Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Sen. Yu-nus'tan. baş kısmını sona ve son kısmını başa geçirmiş olarak ve adeta anlaşılamayacak şekle sokarak. önce belirtilmesi gerekirdi. esbata (torunlara). peygamberler. hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık" (Sad Suresi. Oysa. Eyub. burada Tanrı. Enbiya Suresi'nde belirsiz olarak anlatılan bir husus. Nuh'un soyundan. ismail'e. Rabbine. "Biz ona (İbrahim'e) İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik. Kur'an'a (daha doğrusu Kur'an'ın Nisa. bilindiği gibi İbrahim'in kardeşinin oğlu olduğuna göre. çünkü kulum Eyub gibi benim için doğru olanı söylemediniz. yarım yamalak bir anlatışla Eyub hikayesi böylece sona ermiştir. biraz yukarıda bahsettiğimiz gibi değiştirerek." (En'am Suresi. Eyub'la ilgili hikaye'ye gelince. Esauoğullarından olup Amos ile Lût'un kızlarından birinin oğludur. İshak'a... belli değil! Zira. "(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyüb'ü da an.. ayet 84).

"Eline bir demet sap al da onunla vur. "Apaçık" olmak üzere gönderildiği söylenen Kur'an. Sen. "Eline bir demet sap al. işaret olarak ve sırf sınamak amacıyla Semûd kavmine bir dişi deve göndermiş ve onlara kendi sularından deveye su verilmesini emretmiş. ". Daha başka bir deyimle. Elyesa. hiçbir yönüyle anlaşılamadan. malının bir mislini verir. ayet 44).(Ey Tanrım). biraz daha anlaşılamaz durumlar yaratmak bir yana.. Muhammed'in Kureyş ile olan ilişkilerine tıpatıp uymakta. Örneğin. hiç kimsenin anlayamayacağı bu tür anlatımlarla doludur. s. bir de kendi aralarında anlaşmazlığa düşerler. O.. Bu örnek. Çünkü. kavmi tarafından alaya alınmıştır. güya Salih.). Sınamayı iblis aracılığıyla yapmayı kararlaştırır. varlıklı ve kalabalık bir aile sahibi. insanı şaşkınlığa sürüklemekte. Ancak.. Eyüb'ü kandırması. kocası için böylesine fedakarlık etmiş olan kadını koruyacak yerde. "yüce" olduğu söylenen bu Tanrı. yeminini böyle yerine getir. bu satırların hiçbiri anlaşılır gibi değil. buna da bir çözüm bulur ve yemini geçersiz kılmak için Eyub'a "hile-i şeriye" yolunu gösterir. merhametlilerin en merhametlisisin'. s. Bu yüzden Eyub. İsmail.) Bu konuda verilebilecek bir başka örnek. Kureyşlileri etkilemek istemiştir. kimisi "13 yıl". Zira bundan sonraki ayetlerle İbrahim. 'Basıma bu dert geldi. 323. 96-97. onlar deveyi öldürüp Tanrı'ya başkaldırmışlar. eski bir Arap kavmi olan Semûd kavmine "peygamber" olarak gönderildiği söylenen Salih'le ilgili sure ve ayetlerdir ki. fakat. bu iş için onlardan herhangi bir ücret istemediğini bildirmiş. Çünkü. onlardan kötü muamele görmüş. Yarışırken. Tanrı onu sınamak ister. Bunun üzerine Eyub. şaşkınlık verici bu ayetle sona ermekte. G. Eyub da yüz tane ekin sapından yapılmış bir demetle karısına yüz kez vurur. Hatta Tanrı'ya dua ve niyaz etmesini tavsiye eder. Turan Dursun. halinden şikayet ediyor görünmek istemez. age. kavminin kudret ve varlık sahibi olanlarını inandıramamıştır. ayet 45 vd. Bu örnekle Muhammed. Fakat. her şeyin "takdiri ilahi" olduğuna inandığından. Dikkat edileceği gibi. ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi" (Sad Suresi. azap ve işkenceye sokması için iblise yetki verir. aynı tertipsizlikler ve kargaşalıklarla dolu olarak Kur'an'da yer almıştır. Kur'an dışı kaynaklara (özellikle Tevrat'a) başvurulmak suretiyle yorumcular tarafından anlaşılabilir şekle sokulmak istendiğinde. Eyüb'ün başına gelen felaketlerin kaç yıl sürdüğü hususunda farklı görüşe saplıdırlar. "Bir demet sap ile" kime vurulacak? Ve neden dolayı vurulacak? Bozulmaması istenilen yemin nedir? Bu soruların hiçbirine cevap yok. dindar ve sabırlı bir kimsedir. Eyub. yorumcular birbirleriyle yansırlar. Bunun üzerine Tanrı da onları helak etmiştir! Salih'le ilgili bütün bu veriler. age. bu nedenle Tanrı'dan herhangi bir dilekte bulunmaz..' sana yüz değnek vuracağım" diye yemin eder.. mal ve mülkünün yok olduğunu görür. Ve işte Tanrı." (Enbiya Suresi. . 7 ay ve 7 saat sürmüştür" diye kesinlik sağlamak ister. Sale. ayet 44) der. Muhammed'in "peygamber'lik iddialarım pekiştirmeye yararlı nice örnekten biridir. yeminini böyle yerine getir. buna karşılık kavminin zayıf ve fakir olan sınıfları ona inanmış ve nihayet Tanrı. Zülkifl gibi kişilerin anılmasına ve başka konulara atlanmakta (Sad Suresi.. Anlaşılması olanaksız hüküm ayetlerini anlaşılabilir kılmak için. böylesine sabırlı görünen Eyub. bir demet sap ile ona karısını dövdürtmüş olur: hem de hile-i seriye yollarına başvurtarak! Anlaşılır şey midir bu! Yine görülüyor ki. İshak. fakat. Üstelik de. evinin yıkıldığını ve ailesi efradından birçoğunun helak olduğunu. Tanrı da ona acır ve hastalığını giderip eski haline sokar. Yakub. " (Sad Suresi. Ancak. buna rağmen karısı. Bütün bu anlaşılmazlıklar. buna rağmen. fakat ne yaparsa yapsın. c. anlaşılması şöyle dursun. sağlığına kavuşunca karısına yüz değnek vuracağına dair daha önce yapmış olduğu yemini yerine getirmek gerektiğini düşünür. kimisi de "7 yıl. bu felaketli günleri sırasında ona büyük fedakarlıklarda bulunarak yardımcı olur. bir sebepten dolayı karısına kızar ve "Eğer bir gün iyileşir ve huzura kavuşursam. yıllarca süren hastalıklara uğrar.. her bir satır.. kendi kavmini putataparlıktan kurtarıp tek bir Allah'a taptırmak istemiş. Gerçekten biz Eyüb'ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk. ayet 8. Eyub'la ilgili hikayenin şu olması gerektiği ortaya çıkıyor: Eyub. Fakat. ayrıca bkz. Ve işte Eyub'la ilgili hikaye. kendi içinde bulunduğu koşullara yatkın olmak üzere tanımladığı Salih örneğiyle.3) diye Tanrı'ya niyazda bulunur.(Bu konuda bkz. kimisi "18 yıl sürmüştür" der. onunla vur. ona dayak atmak hususunda yersiz ve haksız şekilde yemin eden Eyüb'ü üstün kılıp. taptırtabilmek için onlara Tanrı tarafından sağlanan nimetleri ve lütufları hatırlatmış. 5.

surelerin Kur'an'daki sıralarına göre A'raf Suresi ile (ki 7.. Zariyat Suresi'nin 43. eğer putları bırakıp Tanrı'ya kulluk etmeyecek ve kendisini peygamber olarak kabul etmeyecek olurlarsa.. Ancak. ve 157. Büyüklük taslayanlar. ayet 74). 62. bir de Salih'e meydan okurcasına. Dikkat edileceği gibi Salih. Bununla da kalmazlar. Kur'an'ın. ayaklarını keserek öldürürler. Zariyat Suresi 112. ayetinde. bunu dedikten sonra Salih. ayet 61). belli bir düzen ve uyum içerisinde sıralanmış da değildir. geliniz bunu birlikte yapalım.. Onu bırakın Allah'ın arzından yesin (içsin). ve 67. ve 29. "Şüphesiz biz onunla ne gönderilmişse ona inananlarız" diye yanıt verirler (A'raf Suresi. ve 39. ve 7. ayetlerini bir araya getirip incelemek (ayrıca hadislere göz atmak) gerekir. bu sureler. Biz burada Salih kıssasını.Ey Salih! Eğer sen gerçekten peygamberlerdensen bizi tehdit ettiğin azabı bize getir" derler (A'raf Suresi. hem de nüzul (iniş) sıralarını göz önünde tutmaya kalkışacak olursanız. Surelerin iniş sırasına (nüzul sırasına) göre inceleyecek olursak görürüz ki. Hele konuyu incelerken. sure olarak inmiş kabul edilir) ve Zariyat Suresi ile son bulur (çünkü..kendisi de. Size Rabbinizden açık bir delil gelmiştir. Salih kıssası bakımından da. Neden dolayı deveyi işe karıştırmıştır. zihni allak bullak edici bir durum vardır ortada. 74. çeşitli surelerin çeşitli ayetlerine. Ancak.. surelerin hem Kur'an'daki sıralarını. O halde. Çünkü. Ve onlara. Rabbim (kullarına) çok yakındır. Şuara Suresi'nin 142. surelerin Kur'an'daki sırasına (mushaf tertibine) göre ele alacağız. İsra Suresi'nin 59. sure olarak inmiş kabul edilmektedir)..Ey Kavmim! Allah'a kulluk edin. sizin ondan başka Tanrınız yoktur.. Oysa kendisinden mucize olarak deve isteyen olmamıştır. ayet 79). ve Şems Suresi'nin 12. bunu sağlamak için Salih'le ilgili hikayeyi bir okuyuşla ve anlaşılır bir şekilde anlatmış değildir. Salih kıssası. Bunun üzerine Salih onlardan yüz çevirir (A'raf Suresi. ". Şems Suresi ile başlar (çünkü. belli değil! Fakat. bu yanıta karşı. farklı şekillerde serpiştirilmiş olarak ve anlaşılamaz hale sokularak anlatılmıştır. kendi kavmi olan Kureyş'i putlardan uzak kılıp Tanrı'ya tapar duruma getirmek için aynı şeyleri yapmış görünmekte.Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Bunlar hakkında fikir edinebilmek için. gerçekten içinden çıkılmaz bir duruma düşmüş olursunuz. O sizi yerden (topraktan) yarattı. onlara nimetler verdiğini ve bu sayede onların evler ve saraylar yaptıklarını belirtir ve yeryüzünde "fesatçılar" olarak karışıklık çıkarmamalarını söyler (A'raf Suresi. suredir) son bulur. Kamer Suresi'nin 24. onlar da.. Kısaca fikir edinmek için. sonra da ona tevbe edin. diğer kıssalar bakımından olduğu gibi. Hûd Suresi'nin 61.7.. ayetini okuyalım (Hûd Suresi'nin iniş sırası 52). surelerdir. ayetlerine. Burada. Bunun üzerine onları bir sarsıntı yakalar ve ".. Fakat yapmadan önce şunu belirtelim ki. 26. ayet 76-77). Tanrı'nın "mucize" olarak bir deve gönderdiğini ve devenin serbestçe otlamaya bırakılmasını emrettiğini söylemektedir. Şems Suresi... Semûd kavmine Salih'i gönderdiğini ve Salih'in onlara şöyle dediğini bildirmekte: ".. Fakat. "Siz Salih'in. Ve sizi orada yaşattı. Daha başka bir deyimle. Daha başka bir deyimle Salih kıssası. Semûd kavminin uğradığı felaketlere uğrayacaklarını anlatmak amacındadır. "Biz de sizin inandığınızı inkar edenleriz" derler ve dişi deveyi. Zira Tanrı. ayet 75). iniş (nüzul) sırası itibariyle 26.yurtlarında dizüstü donakalırlar)" (A'raf Suresi. size bir mucize olarak Allah'ın şu devesidir. ve 44. Kur'an'ın yedinci sırasında yer alan A'raf Suresi'nin 73. O da. Tanrı'ya kul yapmak istediğini. kendilerini atalarının dininden uzaklaştırmak istediğini. sonra sizi elem verici bir azap yakalar" (A'raf Suresi. Kur'an'ın bu ayetlerinin bulunduğu A'raf Suresi'nden dört sürelik bir atlama yaparak on birinci sure olan Hûd Suresi'nin 61. fakat Tanrı konusunda kuşku içerisinde olduklarını söylerler: . Sizin ondan başka Tanrınız yoktur. ona kötülük etmeyin. yukarıda anlatılan olayın biraz değişik bir şekli var. ayet 73).. ondan mağfiret isteyin. Hakka Suresi'nin 4. A'raf Suresi'nin 73. Bu sözler üzerine Semûdlular Salih'e çatarlar. Tanrı'nın Semûd kavmine Salih'i gönderdiği ve Salih'in onlara şöyle dediği yazılıdır: ". Tanrı'nın Ad kavminden sonra Semûd kavmini yeryüzüne yerleştirmiş olduğunu. Salih kıssası. onun bu şekilde konuşmasına karşılık. suredir) başlar ve Şems Suresi ile (ki 91. 145.. tıpkı yukarıdaki diğer örneklerde olduğu gibi. Rabbi tarafından gönderildiğini biliyor musunuz?" diye sorarlar. Semûd kavminin ileri gelenleri büyüklük taslarlar ve içlerinden zayıf gördükleri kimselere. Bu konuda Kur'an'a koyduğu ayetler. ayet 78). Şimdi.. (dualarım) kabul eden-dir!" (Hûd Suresi.

yorumcuların söylemelerine göre.. ayet 153-154). Şimdi geliniz. Allah'ın arzından yesin (içsin). Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin. fakat farklı bir ifadeyle anlatılmakta. yirmi beş sure atlayarak Kur'an'ın Zariyat başlığını taşıyan 51. burada. sure olarak nazil olduğu söylenir). haydi bize bir mucize getir" (Şuara Suresi. Görüldüğü gibi burada Salih olayı. Ona kötülük dokundurmayın. Semûd kavmi bu şekilde konuşmakla. Burada. "."Ey Salih! Sen bundan önce içimizde ümit beslenen birisiydin. yalancı ve şımarığın biridir" (Kamer Suresi. Eğer doğru söyleyenlerden ise. Salih de onlardan. Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen aşırı gidenlerin emrine uymayın.. Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Burada Salih olayına iki ayetle değinilmekte ve Semûd kavminin Tanrı emrine karşı geldiği ve bu yüzden yıldırıma çarptırıldığı bildirilmekte. "Haydi bize mucize göster" diye konuştukları yazılı. bunun "apaçık bir delil" olduğunu öne sürerek. ayet 63) der.. Üç sure sonra.. Salih hakkında ". Yine dikkat edileceği gibi.İşte (mucize) bu dişi devedir. Hûd Suresi'nde Salih.. Sonra bu deve kendisi gibi büyükçe bir yavru doğurmuştur. ayet 23-25) dedikleri yazılı. Orada aynı olay. ayet 155-156) der. onları ikna etmek üzere. Görülüyor ki. olsa olsa iyice büyülenmiş birisin. ayet 141-152).18 Ve işte güya bundan dolayıdır ki. Siz burada bahçelerin. suresine geçelim (surenin iniş sırası 112). (Şimdi) babalarımızın taptıklarına tapmaktan bizi engelliyor musun? Doğrusu biz. Salih'in bu sözlerine karşı kavminin insanları. farklı bir şekle sokulmuş olarak anlatılmakta. kendisine Tanrı tarafından "peygamberlik" verildiğini. A'raf ve Hûd surelerinde. Dikkat edileceği gibi. "Sen büyülenmişsin" diyerek açıkça kendisinden mucize göstermesini isterler: "Sen. Oysa daha önceki anlatımda halkın Salih'e.o yalancı ve şımarığın biridir. belli bir günün içme hakkı da sizindir. hani sanki onların seviyesine inmiş gibi şöyle konuşur: ." şeklinde konuşmasına kızan Tanrı tehditler savurur. yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir" (Şuara Suresi. ayet 62)." (Şuara Suresi. hikaye yeni baştan. yine farklı bir şekle sokulmuş olarak Salih'in şu sözleriyle başlıyor: "Semûd (kavmi) de peygamberleri yalanlamışlardı. "Buna ne dersiniz?" (Hûd Suresi. Onu bırakın. pınarların içinde. bizi kendisine (kulluğa) çağırdığın şeyden ciddi bir şüphe içindeyiz" (Hûd Suresi. ancak alemlerin Rabbidir. o kadar! (Zariyat Suresi. salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)? (Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz. kendilerine gönderilen "uyarıcıları" yalanladıkları ve "Vahiy aramızda ona mı verildi? Hayır o. burada yeni bir durum var ki. ekinleri.. Benim ecrimi verecek olan. iman edeceklerine dair söz aldıktan sonra namaz kılıp Allah'a dua etmiş ve bunun üzerine Allah büyük bir kayadan büyükçe bir deve çıkarmıştır. onun bir su içme hakkı vardır. ayet 43-44). Semûd kavminin. "Ey kavmim! işte size mucize olarak Allah'ın devesi. Ona bir kötülükle ilişmeyin. yani Şuara Suresi'nde. Halkın. yani elli dördüncü sırada yer alan Kamer Suresi'nde. Görülüyor ki. deve ile ilgili husus biraz açıklığa kavuşturulmakta (Kamer Suresi'nin 37. Daha önceki A'raf ve Hûd surelerinde.. birbirinden farklı şekilde anlatılmakta! Şimdi yeniden bir atlama yaparak Kur'an'ın yirmi altıncı sırasında yer alan Şuara Suresi'ne geçelim (bu surenin iniş sırası 47). Salih'ten mucize olarak kayadan deve çıkarmasını istemişlerdir.. Tanrı'nın var olup olmadığı konusunda kuşkulu olduklarını ortaya koymaktadırlar. o da Semûd kavminin Salih'ten açıkça bir mucize istemeleri! Salih de onlara. ayet 64) diye ekler. sonra sizi yakın bir azap yakalar" (Hûd Suresi. Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. "Sen büyülenmişsin" diye konuştuğu yazılı idi. Semûd kavminin Salih'ten açıkça mucize istediklerine dair bir kayıt yokken. Fakat.. Salih'in konuşması ve halkın ona karşı tutumu. Her ne kadar burada yazılı değilse de. Kardeşleri Salih onlara söyle demişti: '(Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız? Bilin ki ben size gönderilmiş bir elçiyim..

o da şöyle: "Semûd'a gelince: onlar pek zorlu (bir sarsıntı) ile helak edildiler" (Hakka Suresi.( Diyanet Vakfı yorumu. Oysa daha önceki surelerde. burada Tanrı'nın ceza olarak Semûd halkı üzerine "korkunç bir ses" gönderdiği ve bu ses yüzünden onların "hayvan ağılına konan kuru ot gibi" oluverdikleri yazılı. daha önceki anlatımlarda deveyi öldürenin bir kişi değil. Sen onları gözetle ve sabret. ayet 26). ayet 31). Görülüyor ki. Ama onlar. belli değil! Yorumcuların açıklamalarına göre bu. o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti" (Kamer Suresi. Salif adında bir zorbadır ve deveyi öldüren de odur. Semûd'la) ilgili şu ayetlerini okuyalım: "Semûd kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı. Ve nihayet Kamer Suresi'nden yirmi iki sürelik bir atlama yapıp.) Taksimin "ilahiliği" nedendir ve neden Tanrı ille de deve ile (hem de dişi deve ile) onları sınamak istemiştir. bir gün de Semûd kavmi içecektir sudan! Tanrı'nın söylemesine göre bu "ilahi" bir taksimdir. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında. günahları sebebiyle. "Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında dizüstü donakaldılar" (A'raf Suresi.( Diyanet Vakfı yorumu. Aynı surede şu yazılıdır: "Arkadaşlarım çağırdılar. Bunun üzerine Tanrı. Semûd halkını sınamak için dişi deve gönderdiği yazılı. Burada olayımıza sadece bir satırla değinilmekte ki. Bunun üzerine Rableri. ne yaparsa yapsın onları imana getiremiyor Tanrı. Kudar b. Oysa." demişti (Kamer Suresi. doksan birinci sure olan Şems Suresi'nin. oysa daha önceki konuşmalarında Tanrı. ayet 29). karşımızda yine tutarsız ve anlaşılması mümkün olmayan ayetler bulunmakta ve yine Tanrı. "sarsıntı "dan söz etmeyip. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler. Semûd halkı olduğu yazılı idi.. ayet 27-28).korkunç bir ses gönderdik. onlara büyük bir felaket gönderdi de hepsini helak etti. onu yalanladılar ve deveyi kestiler."Yarın onlar. ". Dikkat edilecek olursa burada Tanrı'nın. örneğin. aynı konu ile (yani. Her biri kendi içme sırasında gelsin" (Kamer Suresi. ayet 31). ayet 11-15).. suyun aralarında paylaştırıldığını haber ver. ayet 5). bilinmiyor! Kur'an'da yazılı değil! Fakat. yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir" (Kamer Suresi. Allah'ın Resulü onlara. deprem yaratma yolunu) seçmiş görünmekteydi. A'raf Suresi'nde.. "(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu?" der ve azabının nasıl olduğunu belirler: "Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. (Allah bu şekilde azap etmenin) akıbetinden korkacak değil ya!" (Şems Suresi.. olayla ilgili olarak Kamer Suresi'ndeki konuşmasında Tanrı. zira onlar Tanrı'ya aldırış etmeyip deveyi öldürmek hevesindedirler. Salih'ten mucize göstermesini isteyenlerin Semûd halkı olduğu yazılıydı. Tanrı'nın emrine göre deve ile Semûd halkının suyu paylaşacakları anlaşılmakta: bir gün deve içecek. ayet 78) diye yazılıdır. onları imtihan etmek için dişi deve gönderdiğini ekler: "Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. bir önce konuştuğundan farklı konuşmakta! Olayla ilgili olarak Kamer Suresi'ndeki . Öte yandan yine bu ayette. farklı bir ceza şeklini (örneğin. Dikkat edileceği gibi. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi olııverdiler" (Kamer Suresi. 'Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın'' dedi. Onlara.) Oysa ki. Burada geçen "arkadaşları" sözcüğü kime atıftır. Ve sonra. Şimdi otuz sekiz sürelik bir atlama yapalım ve Kur'an'ın altmış dokuzuncu sırasında yer alan Hakka adlı sureye gelelim (surenin iniş sırası 78).

onlar. sure olarak Tanrı'dan geldiği kabul edilmekte.. vurup öldürdüler. "Semûd kavmi") olduğunu bildirmekte ve ". sadece kendisine iman etmeyip deveyi kesenleri değil. Bütün bunlar. iniş (nüzul) sırası itibariyle Şems Suresi'nin 26. Öte yandan. ayet 29) diyerek deveyi kesenin bir kişi olduğunu söylerken. *** Kıssalarla (hikaye ve masallarla) ilgili olmak üzere yukarıya aldığımız örnekler. sure ve ayetlerin Kur’an’daki diziliş tarzınsda doğmuş değildir.. Kur’an’daki tertipsizliklere. "Arkadaşlarını çağırdılar. . o da kılıcını kaptı ve deveyi kesti" (Kamer Suresi. tutarsızlıklara ve uyumsuzluklara verilebilecek nice örnekten birkaçı! Yine tekrar edelim ki. hepsini birden helak ettiğini bildirmiştir.o nakayı devirdiler. “yani takdim-tehir” öğesini göz önünde tutmuş olsak dahi aynı olumsuzluklarla karşı karşıya kalmaktan kurtulamayız. c.. çünkü Zariyat Suresi. yine bu ayetlere göre Tanrı. age. sırasında yer alan Şems Suresi ile Salih kıssası sona etmekte. bu tutarsızlıklar ve anlamsızlıklar. Ve işte Kur'an'ın 92. Salih kıssası gerçekten burada sona ermiş olmuyor. Kur’an okuyucusunu “fikirsel silsile” ve “akılcı düşünce” doğrultusunda bocalamaya zorlayan ve bilimsel gelişme olasılığından yoksun kılan nedenlerden bir kısmıdır.konuşmasında. çocukları...5864) (Şems Suresi. kadınları) dahi cezalandırmış. yani Şems Suresi'nde deveyi kesenin "onlar" (yani.7. şimdi burada. Surelerin Tanrı'dan gelişine göre bu kıssanın Zariyat Suresi ile sona ermiş olması gerekir. yüz on ikinci sure olarak Tanrı'dan nazil olmuş (inmiş) kabul edilmektedir. ayet 11-15) demektedir. suçu olmayan kimseleri (örneğin. Yazır. Demek ki. s. onu yalanladılar ve deveyi kestiler.." (. Ancak. bu sure ve ayetleri nüzul (iniş) sırasına göre incelemiş olsak...)( Elmalılı H.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful