You are on page 1of 87

OSMANLININ GENEL YAPISI

• Merkeziyetçi bir yönetim anlayışına sahiptir.


• Teokratik ( dini karakterli) bir devlettir.
• En uzun ömürlü Türk devletidir.
• Çok uluslu bir devlettir.
• Üç kıtaya yayılan tek Türk devletidir.
• Tek bir hanedan tarafından yönetilmiştir.
• Hunlardan sonra çağ açıp çağ kapatan ikinci Türk devletidir.
• Son Türk İslam devletidir.

OSMANLI DEVLETİNİN KISA ZAMANDA BÜYÜME SEBEPLERİ

• Bizans'ın sınırlarında kurulmuş olması (Coğrafi Konum)


• Hakimiyetin tek elde toplanması (Merkeziyetçi yapı)
• Başlangıçta güçlü Anadolu Beylikleri ile mücadele etmemesi.
• Bizans'ın zayıf duruma olması.
• Başlangıçta yetenekli padişahlar tarafından yönetilmesi.
• Anadolu ve Balkanların siyasi birlikten yoksun oluşu.
• Yoğun Türkmen göçleriyle nüfusun ve askeri gücün artması.
• Başarılı bir iskan siyaseti uygulamaları.
• Devlet teşkilatlanmasının başarılı temellere oturtulması.
• Hoşgörüyü devlet politikası haline getirmeleri.
• Tımar sisteminin olumlu katkıları.
• Başarılı bir fetih politikası izlemeleri.(Gaza ve cihad anlayışı)

OSMANLI DURAKLAMA DÖNEMİ ISLAHATLARI (XVII.YY)

Sokullu'nun ölümünden (1579) Karlofça Antlaşmasının imzalanmasına (1699) kadar geçen dönemdir.

Duraklama dönemi iç ve dış nedenleri şunlardır :

İÇ NEDENLER

Devlet Yönetiminin Bozulması


• Padişahların yönetimde yetersiz olması yönetimin sadrazam ve saray kadınlarına kalması
• Tahta geçen padişahların küçük yaşta ve tecrübesiz olması.
• Sancak usulünün bırakılarak kafes usulüne geçilmesi.
• Devlet görevlerine rüşvet ve iltimasla yeteneksiz kişilerin getirilmesi. İmparatorluğun
Genel Yapısı
• İmparatorluğun çok uluslu bir karaktere sahip olması.
• Duraklama döneminden sonra Osmanlı maliyesinin bozulması sonrası milliyetçilik akımının da etkisi ile
Osmanlıya bağlı ulusların ayaklanması.

Ordu ve Donanmanın Bozulması


• III. Murattan itibaren Yeniçeri Ocağına usulüne uygun olmayan askerlerin alınması Yeniçeri Ocağının
bozulması.
• Tımarların dağıtılmasmdaki adaletsizlik, tımarlı sipahilerin bozulmasına yol açar. (Yerini daha sonra iltizam
sistemi alır.)
• Padişahın ordularının başında sefere katılmaması.
• Avrupada'ki askeri teknik gelişmelerin takip edilmemesi, donanmaya gereken önemin verilmemesi.

Maliyenin Bozulması
• Uzun süren savaşlardan dolayı masrafların artması.
• Gelirlerin azalmasına karşın israfın ve masrafların artması.
• Ulufe ve cülus bahşişlerinin artması (saray masraflarının artması)
• İpek ve Baharat yollarının önemini kaybetmesi.
• Kapitülasyonların olumsuz etkisi.
• Kapıkulu askerlerinin sayısının artması, Tımarlı sipahi sayısının azalması.
• Osmanlı parasının değer kaybetmesi.

İlmiye Teşkilatının Bozulması


• İlmi makamlara iltimasla atama yapılması.
• Pozitif bilimlere önem verilmemeye başlanması (I. Ahmet sonrası)
• Beşik ulemalığının ortaya çıkması.
• Ulema sınıfının siyasi entrikalara karışması.
• Medreselerin yozlaşması.- ( Sadece dini eğitime önem verilmesi)

DIŞ NEDENLER

• İmparatorluğun doğal sınırlarına ulaşması.


• Avrupalıların Osmanlıya karşı ittifak oluşturmaları.
• Avrupa'nın gelişen bilim ve teknolojisine Osmanlının ayak uyduramaması.
• Kapitülasyonların İngiltere,Fransa'ya tanınan) olumsuz etkisi (Ticaret yollarındaki yön değiştirme
kapitülasyon verilmesine yol açar)
• Coğrafi keşiflerin olumsuz etkisi.
• Avrupa da güçlü merkezi krallıkların oluşması.

DURAKLAMA DEVRİ (XVII YY) ISLAHATLARI GENEL ÖZELLİKLERİ

• Islahatların temel amacı bozulan eski düzeni tekrar kurmaktı.


• Islahatlar düşünce aşamasında kalmıştır.
• Avrupa'nın etkisi yoktur.
• Baskı ve şiddet uygulandığı için benimsenmemiştir.(yüzeysel)
• Köklü çözüm yollan aranmamış geçici çözümler alınmıştır.
• Islahatlar devlet politikası olmamış şahıslara bağlı kalmıştır.
• Islahatlar duraklamayı durduramamıştır.
• Islahatlara çıkarları zedelenen devlet adamları ve yeniçeriler karşı çıkmıştır.
• Dönemin ıslahatçıları ; I.Ahmet, II. Osman, Kuyucu Murat Paşa, IV. Murat, Tarhuncu Ahmet Paşa (Lüksü
yasaklar,denk bütçe yapar, öldürülür. IV. Mehmet dönemi)
• IV. Murat, döneminde Koçi Bey Risalesinde sorunlara köklü çözümler sunulmuş, kuvvet ve şiddet yoluyla
devlet otoritesi sağlanmıştır.(içki,tütün ve gece sokağa çıkma yasağı,kahvehanelerin kapatılması)
• I.Ahmet döneminde "Ekber ve Erşad" sistemi getirilmiştir. Kuyucu Murat Paşa, baskı ve şiddetle devlet
otoritesini sağlamış. (Celali isyanlarını bastırmış) II. Osman, Yeniçeri Ocağını kaldırmak istemiş, saray dışı
evlenmek istemiş, ama öldürülmüştür.
• Köprülüler (Köprülü Mehmet Paşa ,Fazıl Ahmet Paşa,Fazıl Mustafa Paşa) askeri ve
mali düzenlemeler yapmış, devlet otoritesini sağlamıştır.

DURAKLAMA DÖNEMİ (XVII.YY) İSYANLARI


İstanbul (Merkez) İsyanları Nedenleri:
• Kapıkulu askerlerinin ve yeniçerilerin maaşlarının zamanında ödenmemesi ve maaşların değeri düşük
akçelerle ödenmesi.
• Yeniçeri Ocağına uygun olmayan kişilerin alınması. Cülus dağıtımındaki aksaklıklar.
• Devlet adamları ve çıkarları zedelenen ulemaların orduyu kışkırtması.

Sonuçları:
• Merkezi otorite zayıflamıştır.
• Yönetimde ordunun etkisi artmıştır.
• Halkın orduya güveni azalmıştır.
• İstanbul'un huzur ve güvenliği bozulmuştur.

Celali İsyanları (Anadolu- Taşra) Nedenleri:


• Halktan alman vergilerin artması.
• Tımar sisteminin bozulması.
• Vergi toplanmasındaki usulsüzlükler.
• Köylünün ekonomik zorluklar yaşaması.
• Eyalet sisteminin bozulması. Sonuçları:
• Anadolu da halkın can ve mal güvenliği kalmamıştır.
• Eyalet yönetimi bozulmuştur.
• Devletin geliri azalmıştır.
• Anadolu halkının devlete olan güven bağlılığı azalmıştır.

Eyalet İsyanları
• XVIII. yy'da devlet otoritesinin zayıflaması ile Erdel, Boğdan, Eflak gibi bağlı
beyliklerle Yemen, Bağdat, Basra, Trablusgarp gibi uzak eyaletlerde çıkan isyanlar.
Amaç Osmanlıdan ayrılarak bağımsız olmak.

GERİLEME DÖNEMİ (XVIII. YY)

• Karlofça Anlaşmasından (1699) ,Yaş Anlaşmasına kadar geçen dönemdir.


• Karlofça Anlaşması ile yitirilen topraklar geri alınmaya çalışılmış ama başarılı
olunamamış daha çok toprak kaybı olmuştur.
• İlk kez batının bilim ve teknolojisinden yararlanılmaya çalışılmıştır.
• Batının her alandaki üstünlüğü kabul edilmiştir.
• Askeri yenilgilerin üzerinde durularak askeri alanda ıslahatlar yapıldı.
• Dönemin ıslahatçılarından;
• Lale Devri Islahatları (1718-1730)

■ 1718 Pasarofça Anlaşmasından 1730 Patrona Halil isyanına kadar geçen süredir.
■ Dönemin padişahları III. Ahmet,sadrazamı Damat İbrahim Paşadır. Dönemin
yenilikleri:
■ İbrahim Müteferrika ve Sait Efendi tarafından ilk Türk matbaası açıldı.(1727) Matbaa'da dini kitapların
basımı yasaklanmıştır. Basılan ilk eser "Vankulu Lügatı'dır. Matbaa Avrupa'dan alman ilk teknik yeniliktir.
■ Matbaanın kağıt ihtiyacı için Yalova'da kağıt fabrikası açıldı.
■ Yeniçerilerden oluşan itfaiye teşkilatı kuruldu.(Tulumbacılar)
■ İlk çiçek aşısı uygulaması yapıldı.
■ Kumaş fabrikası ve Çini imalathanesi açıldı.
■ Avrupa'nın önemli merkezlerine ilk geçici elçilikler kuruldu.(ilk elçi Çelebi Mehmet)
■ Doğu klasiklerinden bazı eserler Türkçe'ye çevrildi .(Tercüme bürosu)
■ Klasik Osmanlı tarzı mimari terk edildi. Avrupa tarzında Rokoko ve Barok tarzı mimari eserler yapıldı.
■ Askeri alanda önemli bir ıslahat yapılmamıştır.
■ Kütüphaneler açıldı. Resim,minyatür,edebiyat ,azda olsa bilim alanında gelişmeler oldu.
■ Avrupa tarzında ilk ıslahatlar yapılmıştır.
■ Dönem Patrona Halil İsyanı ile son bulmuştur.

• I.Mahmut döneminde : Humbaracı (topçu) ocağı oluşturuldu, ordu onlu sisteme göre düzenlendi,
Mühendishane-i Berri-i Hümayun (Kara Mühendishanesi Avrupa tarzında ilk teknik okul) açıldı. Kont de
Bonneval(Humbaracı Ahmet Paşa) ocağın başına getirildi.
• III.Mustafa döneminde : Mühendishane-i Bahri-i Hümayun(Deniz Mühendishanesi) açıldı. İç
borçlanmaya gidildi(Esham senedi). Gereksiz masraflar kısıldı. Hazine açığı kapatıldı. Sürat topçuları ocağı
kuruldu.(Baron de Tott) Sadrazam Koca Ragıp Paşa ıslahatlara destek oldu.
• I.Abdülhamit devrinde : Sürat topçuları gelişti, yeniçeri sayımı yapıldı, istihkam okulu açıldı. Sadrazam
Halil Hamit Paşa ıslahatları desteklemiştir.
• III. Selim Dönemi (1789-1807): III. Selim dönemi ıslahatlarına genel anlamda Nizam-ı Cedid denir. Bu
dönem ıslahatlarının ağırlık merkezi askeri ıslahatlar olmuştur.Yaptığı yenilikler gerçek anlamda reform
niteliği taşıyan ilk Padişahtır. Yeniçerilerin yetersizliği üzerine Nizam-ı Cedid adı verilen ordu kurulur. Bu
ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için İradı Cedid hazinesi oluşturulur. Nizam-ı Cedid ordusu yabancı
subaylarla eğitildi.(ilk başarısı Napolyon'a karşı Akka Kalesi)

■ Kara ve deniz mühendishanelerinde yeni düzenlemeler yapıldı.


■ Yeniçerilere bazı günlerde eğitim zorunlu hale getirildi.
■ Avrupa'daki gelişmeleri takip etmek amacı ile daimi elçilikler kuruldu. (Paris,Londra,Berlin,Viyana'ya
elçiler gönderildi)
■ Ülkenin parasının değerini korumak için yerli malı özendirildi.
■ Fransızca devletin ilk yabancı dili oldu. Askeri okullara Fransızca dersi konuldu. Pek çok eser Türkçeye
çevrildi.
■ Resmi devlet matbaası kuruldu.
■ Eyalet yönetiminde düzenlemeler yapıldı.
■ Şeyhülislamın yetkileri kısıtlandı.
■ III. Selimin ıslahatları, yeniçerilerin tepkisi, İradı Cedid için konulan vergilerin hoşnutsuzluğu, devlet
adamlarının lüks ve israfa dalmaları nedeni ile başarılı olamamış Kabakçı Mustafa isyanı ile son
bulmuştur.

GERİLEME DÖNEMİ (XVIII. YY) ISLAHATLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ

• Yapılan ıslahatlar genelde askeri alanda olmuştur.


• Avrupa'nın gerisinde kalındığı anlaşılmış Avrupa örnek alınarak yenilikler yapılmıştır. (İlk kez batı ile
ilişkilere girilmiştir)
• Duraklama dönemi ıslahatlarına göre daha kalıcı ıslahatlar yapıldı.
• Islahatlar padişahlar ve devlet adamları tarafından yapılmış halkın desteği ve isteği olmamıştır.
• Islahatlar ulemaların ve yeniçerilerin tepkisi yüzünden devamlı olamamıştır.

XIX. Y.Y ISLAHATLARI : II. MAHMUT DÖNEMİ (1808-1839)

• Osmanlı Devletinin her alanda ıslahatlar yaptığı dönemdir.


• Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşanın, Kabakçı Mustafa isyanını bastırması sonucu II.Mahmut padişah
olur.

Sened-i İttifak (1808): Padişah ile ayanlar arasında yapılan sözleşme .Devlet otoritesine uymayan
ayanlar üzerinde devlet otoritesini güçlendirmek amacı ile yapılmış,ayanlar devlet denetimine alınmaya
çalışılmış.Bu sözleşme ile:
• Ayanlar devlet otoritesini tanıyacak ıslahatları destekleyecek.
• Buna karşılık aynanlar da halka adil davranacak bulundukları yerde devlet adına vergi ve
asker toplayacak.

Önemi ve Özellikleri:
• İlk demokratikleşme hareketidir.
• İlk defa padişahın yetkileri sınırlandırılmış ve padişah kendi otoritesi yanında bir gücü kabul etmiştir.
(Magna Cartaya benzer)
• Osmanlı ayanları tanıyarak hukukileştirmiştir.
• Anayasal monarşiye ilk adım olarak nitelendirilebilir.
• Devletin kendi ayanlarına bile söz geçiremeyecek kadar güçsüz bir durumda olduğunu gösterir.
• Alemdarın ölümü ve merkezi otoritenin güçlenmesi ile gündemden düşmüştür.
ASKERİ ALANDA ISLAHATLAR

Alemdar Mustafa Paşa Nizam-ı Cedid'in devamı olarak Sekban-ı Cedit adıyla yeni bir ocak kurdu. Bu ocağa karşı
yeniçeriler ayaklanıp, Alemdarı öldürür ve ocak kaldırdı.(1808) İkinci Ocağı (1825) : Yeniçerileri disiplin
altına almak amacı ile II. Mahmud'un yeni çmlerden belli bir grup alarak oluşturduğu ordudur. Başarılı
olamamış, padişah kendi kurduğu için kendi kaldırmıştır.
Vaka-yı Hayriye (1826) : II. Mahmut'un halk, öğrenci, esnaf ve topçu birlikleri ile yeniçeri
ocağına son vermesidir. Bu olay ile merkezi otorite güçlenmiş, padişah yönetime egemen
olmuştur. Ayrıca yeniliklere engel olan bir kurum ortadan kaldırılmış, Bektaşilik tarikatı'da
yasaklanmıştır.
Asakir-i Mansure-i Muhammediye (1826): Yeniçeri ocağının yerine kurulan askeri ocaktır.
Redif Birlikleri: Eyaletlerde tımarlı sipahilerin kalkması ile doğan boşluğu doldurmak amacı ile
kurulmuş, daha sonra Müşirliklere bağlanmıştır.

• Ordu yönetimi için seraskerlik( başkomutanlık) makamı oluştu.


• Tıbbiye ve Harbiye adında batı tarzında askeri okullar açıldı.
• Mızıka-yı Hümayun (bando) okulu açıldı.
• Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı.
• Askerlik işlerini düzenlemek için Dar-ı Şura-yı Askeri kuruldu.
• İlk silah fabrikası açıldı.

İDARİ(YÖNETİM) ALANDAKİ ISLAHATLAR

• Divan örgütü kaldırılarak yerine Bakanlıklar( Nazırlıklar) kuruldu.


• Devlet memurlarına rütbe ve nişan verilmesi kabul edildi
• Devlet memurları dahiliye ve hariciye diye ayrıldı.
• Tımar ve zeamet kaldırılarak devlet memurlarına maaş bağlandı.
• Müsadere usulü ( ölünce kişilerin mallarına devletin el koyması) kaldırıldı, miras hakkı tanındı özel
mülkiyetçilik için adım atıldı.
• Osmanlı uyruğundaki herkese din ve mezhep özgürlüğü tanındı.
• İller merkeze bağlandı ayanlık kaldırıldı. Valiler görevlendirildi.
• Posta ve polis örgütleri kuruldu. Karantina servisleri açıldı.(Toplumsal)
• Memurlara fes ve pantolon giydirildi.(Toplumsal)
• Köy ve mahalle muhtarları kuruldu.
• Yurtdışında pasaport uygulaması başlatıldı.(Toplumsal)
• Devlet dairelerinde padişah portresi asmak zorunlu oldu.(Toplumsal)
• Adalet işlerini düzenlemek, kanunları çıkarmak için Meclis-i Vala-yı Ahkamı Adliye kuruldu.

• Maliye işlerini düzenlemek için Dar-ı Şura-i Bab-ı Ali kuruldu.(Danıştay)

EĞİTİM ALANINDAKİ ISLAHATLAR

• Medreseler yanında Avrupa tarzı eğitim kurumları açıldı.(ikilik)


• İstanbul'da ilköğretim zorunlu oldu.
• Rüştiye mektebi (ortaokul) ve Mekteb-i Ulum-u Edebiye açıldı.(Orta dereceli okul)
• İlk kez Avrupa'ya öğrenci gönderildi.
• Takvim-i Vekayi adlı ilk resmi gazete çıkarıldı.
• Devlet memuru yetiştirmek için okullar açıldı.(Mektebi Maarifi Adliye)

EKONOMİK ISLAHATLAR
• Yerli malı elbiseyi giymek zorunlu hale getirildi
• Çuha imalathanesi kuruldu
• Vergi sistemi düzenlendi, herkesten gelirine göre vergi alındı.
• II. Mahmut ülkeyi tanımak için yurt gezisine çıkan ilk padişahtır.
Sonuç: Yenilikleri kabul ettirmek için baskı kullanılmış, yinede yenilikler şekilden öteye gidememiş, eskiyle
birlikte yaşaması halk tarafından iyi karşılanmamıştır. Ayrıca yeniliklere sahip çıkacak kadroda yoktur. Yenilikler
Tanzimat Fermanının oluşmasına ortam hazırlamıştır.

TANZİMAT DÖNEMİ (1839-1876)


Padişah Abdülmecit döneminde Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanan ve Gülhane parkında okunan (Gülhane
Hatt-I Hümayunu) Tanzimat Fermanı (3 Kasım 1839) şu esasları içerir:
• Müslüman, hristiyan herkesin can mal güvenliği sağlanacaktır. ( Osmanlı tarihinde ilk defa müslüman
hristiyan eşitliği kabul edilmiştir.)
• Vergiler herkesin gelirine göre alınacak. (Sosyal adalet sağlanmak istenmiş)
• Askerlik işleri düzene konacak, askerlik meslek değil vatan görevi olacak.
• Mahkemeler halka açık olacak, herkes yasa önünde eşit sayılacak .Kimse yargılanmadan
cezalandırılmayacak, haksız idam kalkacak.
• Herkese mülkiyet ve miras hakkı tanınacak.
• Rüşvet ve iltimas kaldırılacak.
• Padişah dahil herkes yasalara uyacak. (Buna göre padişah kendinden üstün bir yasa kuvvetini kabul
etmiştir)

Tanzimat Fermanının İlan Edilme Sebepleri :


• İmparatorluğu dağılmaktan kurtarmak ve devamını sağlamak.
• Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmasını engellemek.
• Devleti toplumu demokratik yapıya kavuşturmak isteği.
• Azınlıkların Osmanlı'dan ayrılmasını engellemek.
• Avrupalı devletlerin desteğini (İngiltere-Fransa) sağlamak.(Mısır sorunu çözümü için)
Önemi ve Sonuçları:
• Padişahın kararlara uyacağına dair söz vermesi kanun gücinün üstünlüğünü gösterir.
• Anayasacılığa geçişin ilk aşamasıdır. Ferman anayasa taslağı olarak kabul edilmektedir.
(ama anayasa değildir)
• Padişah kendi isteği ile fermanı yayınlamıştır. (Padişah ile halk arasında yapılan sözleşme değildir)
• En çok hukuk ve yönetim alanında ıslahat yapılmıştır.

Tanzimat Dönemi Yenilikleri :


• Yasaları hazırlama görevi Meclis-i Ahkam-ı Adliyeye verildi.
• Avrupa hukukundan yararlanarak ceza, memurlar ve ticaret yasaları çıkarıldı. İlk banka
Bank-ı Derseadet (İstanbul bankası) adıyla açılmış, bunu takiben Bank-ı Osmani (Osmanlı Bankası) açıldı.
• Askerlik herkes için zorunlu hale getirildi.
• İltizam kaldırıldı, vergiler tahsildar denilen memurlar tarafından toplanmaya başlandı.
• 1873'te Bank-ı Şahane-i Osmani (Merkez Bankası) açıldı.
• Eyalet kaldırıldı. Memleket yönetim bakımından il, sancak, kaza, nahiye ve köy birimlerine ayrıldı.
(Vilayet Nizannamesi)
• İl meclisleri kuruldu.( Valiye yardımcı)
• Mahkemeler herkese açık hale getirildi.
• Arazi kanunu ile toprak mülkiyeti yaygınlaştı.
• Avrupa'dan ilk borç para alındı.(1854)
• İlk üniversite, kız öğretmen okulu, sanat okulu, idadi (lise) mülkiye mektebi, (yönetici yetiştirmek için )
açıldı. Ceride-i Havadis, Tasvir-i Efkar ve Tercüman-ı Ahval gazeteleri çıkarıldı.
• İlk defa kağıt para basıldı. (Kaime)
• İlk kez telgraf kullanıldı. Mecelle hazırlandı.
• Vatan, millet, eşitlik gibi kavramlar yaygınlaştı.
• Türkçe sadeleştirildi.Tiyatro ,roman,makale türleri edebiyata girdi.
• Yabancı devletlere okul açma izni verildi.(Robert Koleji)
• İlk demir yollan yapıldı.
• Şirketi Hayriye denilen deniz yolu işletmesi kuruldu.
• Avrupa etkisi ile Nizamiye Mahkemeleri kuruldu.
• Avrupa'ya çok sayıda öğrenci gönderildi. Avrupa da ki okullarda ve yeni açılan modern okullarda eğitim
gören Osmanlı aydın kadrosu(Genç Osmanlılar) oluştu. Batılılaşma yoğunlaştı.
Sonuç: Fermana Müslüman Türkler tepkilidir. Avrupalı devletler iç işlerimize karışmaya devam etmişlerdir.

ISLAHAT FERMANI (1856)

Tanzimat Fermanının tamamlayıcısı ve pekiştiricisidir.

Nedenleri:
• Kırım Savaşında İngiltere ve Fransa'nın Osmanlı'ya yardım etmesi.
• Azınlıklara yeni haklar vererek Osmanlıdan ayrılmasını engellemek.
• Osmanlıyı dağılmaktan kurtarmak.
• Avrupa kamuoyunun beğenisini kazanmak.
• Paris konferansında Avrupalı devletlerin desteğini kazanmak.
• Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmasını engellemek.
• Hıristiyanlara yeni haklar tanınması Türkler tarafından hoş karşılanmamıştır. (Fransa'nın isteğiyi
doğrultusunda hazırlanmıştır.)

Fermanla Azınlıklara Tanınan Haklar:


• Gayrimüslümlere tam bir din ve mezhep özgürlüğü tanındı.
• Gayrimüslümleri küçük düşürücü sözler (gavur...) yasaklandı.
• Hıristiyan ve Museviler devlet memuru olabilecek çeşitli okullara girebilecek.(En önemli ayrılık giderildi)
• Hıristiyanlar için bedelli askerlik uygulaması getirildi.
• Cizye kaldırıldı.
• İşkence dayak ve angarya yasaklandı.
• Hıristiyanlar il meclislerine üye olabilecek
• Mahkemeler açık olup herkes kendi dinine göre yemin edecek.
• Yabancı uyruklular bedelini ödemek kaydı ile mülk sahibi olabilecek.
• Herkes şirket ve ticari amaçlı kurumlar kurabilecek.
Önemi ve Sonuçları:
• Islahat fermanı Tanzimat fermanında ki hükümleri teyid ve tekrar etmekle beraber onları geliştirmiştir.
• Özellikle Hıristiyan halka tanıdığı haklan açığa kavuşturmuştur.
• Fermanın amacı müslüman-gayri müslüm eşitliğidir.
• Azınlıkların haklarının geliştirilmesi amaçlanmıştır.
• Bu ıslahat müslüman Türk tebaaya hiçbir yenilik getirmemiştir.
• Azınlıklara en geniş ayrıcalıklar veren belgedir.
• Bütün bu haklara rağmen batılı devletler azınlık haklarını bahane ederek Osmanlı iç işlerine karışmaya
devam etmişlerdir.
I. MEŞRUTİYET DÖNEMİ (23 ARALIK 1876-14ŞUBAT 1878)

Nedenleri:
• Osmanlıyı dağılmaktan kurtarmak (temel neden)
• Avrupalıların Osmanlının iç işlerine karışmasını engellemek.
• Azınlıkları yönetime katarak Milliyetçilik akımını ve Panslavizm çabalarını engellemek. ( Dış etki İstanbul
konferansı)
• Osmanlı'da birliği sağlamak.(İç etki Genç Osmanlıların çalışmaları)
• Halkı yönetime katmak.
• Padişahın yetkilerini sınırlamak. Demokratikleşme çabalan.
Meşrutiyet: Padişahın başkanlığındaki parlamentolu yönetim biçimidir. Hükümdarın etkilerinin
anayasa ve meclis ile sınırlandırıldığı bir yönetimdir.
• I. Meşrutiyetin ilanında etkin olan grup Genç Osmanlılardır.Bu kişiler Mithat Paşa, Ziya
Paşa, Avni Paşa, Namık Kemal, Agah Efendi, Şinasi gibi fikir adamlarıydı.
• Osmanlıcılık düşüncesi yaygınlık kazanmıştır.
• Mithat Paşanın gayretleri ile Kanuni Esasi hazırlanarak I. Meşrutiyet ilan edilmiştir.
• Osmanlı'nın ilk anayasası Kanuni Esasiye Göre : Yasama yetkisi Mebuslar ve Ayanlar
meclisine , yürütme yetkisi padişah,sadrazam ve bakanlara yargı yetkisi, mahkemelere
verilmiştir.
• Kanuni Esasiye Göre Padişahın Yetkileri: Meclisi açma kapama, ayan meclisi üyelerini
atama, dilediklerini sürgüne gönderme, meclisçe kabul edilen yasaları veto etme hükümeti denetleme
(hükümet padişaha karşı sorumlu)

Önemi ve Sonuçları:
• I. Meşrutiyetle dolaylıda olsa halk ilk kez yönetime katılmıştır.
• İlk kez anayasal düzene geçilmiştir.
• I. Meşrutiyetin en önemli zaafı padişahın milli iradenin üzerinde olmasıdır.
• II. Abdülhamit 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşını bahane ederek meclisi kapatır ve
anayasayı askıya alır. Mithat paşayı ve Jön Türkleri sürgüne gönderir.

BASKIDÖNEMİ VE ÖNEMLİ OLAYLARI

• II. Abdülhamit'in 93 Harbini bahane ederek Meclis-i Mebusanı kapattığı 1878'den II.Meşrutiyetin ilanına
kadar geçen döneme verilen addır.(1908)
• Jön Türkler sürgüne gönderilmiş basına sansür getirilmiş.
• Donanma haliçte çürümeye terk edilmiş.
• Demiryolu yapımına hız verilmiş.
• Halk üzerinde monarşik baskı uygulanmış.
• Mecelle Ahmet Cevdet Paşa tarafından hazırlanmış İlk Osmanlı Medeni kanunu yürürlüğe girmiştir.
• Avrupalılar alacaklarını tahsil için (Muharrem Kararnamesi sonrası) Duyun-u Umumiye idaresini
kurmuşlardır.
• Meşruti idareyi sağlamak için İttihat-Terakki Cemiyeti kurulmuştur.
• 1881 Tunus'u Fransızlar , 1878'de Kıbrıs'ı İngilizler, 1882'de Mısır'ı İngilizler işgal ettiler.
• 1883'te Sanayi-i Nefise Mektebi(Güzel sanatlar), 1900'da yeni bir üniversite(Darülfünun) açıldı.

• Halepa fermanı ile Rumlara birtakım haklar verilmiş, 1897'de Giritli Rumların ayaklanması üzerine
yapıları Dömeke Meydan savaşıylada Yunanlılar yenilmiş ve İstanbul antlaşması imzalanmıştır.Bu anlaşma
ile : Girit'in yönetimi Yunan ailesinden bir prense verilmiştir.(Özerklik) Yunanlılar Osmanlıya tazminat
ödemiştir.
• Berlin Antlaşması ile Doğu Rumeli'ye Hıristiyan vali atanmıştı. Bulgarlar valiyi uzaklaştırıp Doğu
Rumeli'yi topraklarına kattılar.
• İlk kez Ermeni sorunu ortaya çıkar.(Berlin Anlaşması)

OSMANLININ DAĞILMASINI ÖNLEME ÇABALARI (FİKİR AKIMLARI)

Osmanlıcılık: Tanzimat dönemi sonlarında Genç Osmanlılar tarafından ortaya atılan fikir
akımıdır. Amacı; Osmanlı sınırları içinde yaşayan bütün milletleri dil, din, ırk farkı
gözetmeksizin aynı hak ve yetkilere sahip kılarak birlik ve bütünlüğü sağlamaktır.Osmanlı
içindeki azınlıkların bağımsızlık faaliyetleri ile Osmanlıdan ayrılması ve Milliyetçilik akımları
bu akımın etkisini kaybettirmiştir. I. Meşrutiyet döneminde etkili olmuştur.
İslamcılık ( Ümmetçilik) : 93 Harbi sırasında önem kazanmıştır. Bütün Müslümanların
halifenin etrafında birleşmesi gerektiğini savunmuştur. II. Abdülhamit taraftardır. XIX. yy'm
sonlarına doğru etkili olmuş. I. Dünya Savaşında Arapların İngilizlerin yanında yer alması ile
etkisini kaybetmiştir.
Turancılık: Dünya üzerindeki bütün Türkleri bir bayrak altında birleştirmeyi amaçlar. En
büyük savunucusu Ziya Gökalp'tir. II. Meşrutiyet döneminde taraftar bulmuş İttihat-Terakki
desteklemiştir. I. Dünya Savaşının kaybedilmesi ile etkisini kaybetmiştir. Kurtuluş Savaşı
sonrası tamamen reddedilir.
Türkçülük ( Milliyetçilik) : Bu akım milletleri dil ,din soy, kültür ve ülkü birliğinin
oluşturduğunu savunur. Misak-ı Milli sınırları esastır. Kurtuluş Savaşının kazanılmasında rol
oynamıştır. Halen geçerliliği devam etmektedir.Irkçı değildir.
Batıcılık: II. Meşrutiyet döneminde düşünce akımı haline geldi. Batılılaşma, batının bilim ve
teknolojisini alma ve yenilikler akımın amacıdır.
Adem-i Merkeziyetçilik (Federalcilik) ıMerkezi hükümetin yetkilerinin azaltılması yerel
yönetimlerin yetkilerinin artınlmasıdır.(Temsilcisi Prens Sabahattin)
XIX. YÜZYIL SİYASİ OLAYLARI

Sırp İsyanı: Milliyetçilik akımları, Rusların kışkırtmaları, Osmanlıların Sırplar üzerindeki baskısı nedeni ile çıkan
Sırp isyanı sonrası Sırplar Bükreş Anlaşması ile ayrıcalık elde etmiş, Edirne Anlaşması(1892) ile özerk duruma
gelmiş, Berlin Anlaşması ile bağımsız olmuştur. Bağımsızlık amacı ile Osmanlıya karşı ayaklanan ilk millet
Suplardır.

Yunan İsyanı : Milliyetçilik akımları ve Rusların kışkırtmaları, Etniki Eterya Cemiyetinin çalışmaları, Avrupalı
devletlerin yardımları sonucu ayaklanan Rumlar İngiltere, Fransa ve Rusya'nın desteğiyle Edirne Anlaşması ile
bağımsızlığını kazanırlar.(1829) Anlaşma öncesi Navarin olayı ile Osmanlı donanması yakılmıştır. (1827)

Mısır Sorunu-Mehmet Ali Paşa İsyanı: Nedeni ; Mora ve Yunan isyanını bastıran Mehmet Ali Paşaya Mora
ve Girit valiliklerinin verilmemesi.Sonucu: İsyan çıkar .Mehmet Ali Paşanın Anadolu'ya girmesi ve İstanbul'u
tehdit etmesi üzerine II. Mahmut Rus donanmasını İstanbul'a çağırır. Bunun üzerine İngiltere Fransa devreye
girer ve Osmanlı ile Mehmet Ali Paşa arasında Kütahya Anlaşması imzalanır. Bu anlaşma ile Mısır, Suriye, Girit
valiliği Mehmet Ali Paşaya Cidde ve Adana valiliği oğlu İbrahim Paşaya verilir.(1833)

Hünkar İskelesi Anlaşması: Kütahya Anlaşması sonrası Mehmet Ali Paşa tehlikesine karşı kendisine destek
arayan Osmanlı İngiltere-Fransa'ya güvenmeyerek Rusya ile anlaşarak Hünkar İskelesi Antlaşmasını imzalar. Bu
anlaşmayla ; savaş zamanı iki ülke yardımlaşacak, Osmanlı saldırıya uğrarsa Rusya asker gönderecek Rusya
saldırıya uğrarsa Osmanlı boğazlan kapatacaktır. Bu anlaşma ile Boğazlar sorunu ortaya çıkar.

1838 Balta Limanı Ticaret Anlaşması: Osmanlının İngiltere'nin desteğini almak için ingiltere'ye tanıdığı ticari
ayrıcalık anlaşmasıdır. Bu anlaşma ile gümrük vergisi ihracatta artmış, ithalatta azalmış, bunun sonucu yabancı
mallar Türk pazarına egemen olmuş, Türk tüccarları iflas etmiş, Osmanlı açık pazar ve sömürge olmuş, dışa
bağımlı hale gelmiştir.

Londra Konferansı (1840) :Mısır sorununu çözmek amacıyla imzalanan anlaşmadır. Bu anlaşmayla; Mısır
Osmanlıya bağlı kalmış, yönetimi Mehmet Ali Paşaya bırakılmış, Mısır Osmanlıya her yıl vergi vermeyi kabul
etmiş, Suriye, Adana ve Girit Osmanlı'da kalmıştır.

Londra Boğazlar Sözleşmesi (1841) : Hünkar İskelesi Anlaşması ile Rusya'nın boğazlar üzerindeki
hakimiyetini engellemek isteyen İngiltere ve Fransa'nın isteği ile Londra Boğazlar Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu
anlaşma ile boğazlar Osmanlının egemenliğine verilerek barış zamanı boğazlar savaş gemilerine kapalı olmuştur.
Bu anlaşma ile boğazlar uluslar arası statü kazanmış, Rusya boğazlar üzerindeki haklarını kaybetmiştir.

Kırım Savaşı (1853-1856) : Nedenleri : Rusya'nın Hünkar İskelesi Anlaşması ile elde ettiği
hakları geri istemesi, Rusya'nın İngiltere'ye Osmanlıyı paylaşma teklifi götürmesi,
İngiltere'nin bu teklifi kabul etmemesi. Kutsal yerler sorunu.( Fransa'nın Katoliklere Ruslar'ın
Ortodokslara haklar istemesi)
Rus elçisi Mençikofun Ortodoks idaresini istemesi.
İngiltere ve Fransa Rus'ların Doğu Akdeniz'de üstünlük kurmasını engellemek için Osmanlı ile
anlaşarak Rusya'ya savaş ilan eder ve savaşı Avrupa'nın desteğini alan Osmanlı kazanır.

Paris Anlaşması (1856): Maddeleri:


• Osmanlı Avrupa devletler hukukundan yararlanacak ve Avrupa devleti sayılacak. (Osmanlı ilk kez Avrupa
devleti sayılmış) Bu karar Osmanlı lehine bir karardır.
• Osmanlı toprak bütünlüğü Avrupa'lı devletlerin güvencesi altına almayacak.( Rusya'nın Osmanlıyı
parçalaması engellenmiş ve Osmanlı devletinin güçsüzlüğü ve kendi topraklarını koruyamayacak durumda
olduğu görülmüştür.)
• Karadeniz tarafsız olacak savaş gemilerine kapalı, ticaret gemilerine açık olacak.
• Osmanlı ve Rusya Karadeniz'de savaş gemisi bulundurmayacak ve tersane açamayacak. (Osmanlı galip
geldiği halde yenik duruma düşmüştür)
• Eflak ve Boğdan' a özerklik verilecek.(Osmanlının iç işlerine karışmasına neden olmuş)
• Savaşta alman yerler karşılıklı geri verilecek.
• Avrupalı devletler Osmanlının Islahat Fermanını kabul edecek.
• Boğazlarla ilgili olarak 1841 Londra anlaşması geçerli olacak.

Sonuç:
• Rusya birçok hakkını kaybetmiştir.
• Osmanlı Avrupalı devletlerle yakınlaşmış.
• Osmanlının XIX. yy'da galip olarak imzaladığı son anlaşmadır.
• Osmanlı ilk defa dışardan(İngiltere'den) borç almıştır.
• İngiltere ve Fransa Akdeniz de ki çıkarlarını güvence altına almıştır.
• Bu savaş Avrupa devletlerinin Osmanlıya topluca fiili destek sağladıkları bir anlaşmadır

1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı Nedenleri:


• Rusya'nın Paris Anlaşmasındaki Karadeniz'in tarafsızlığı ilkesini tanımaması.
• Rusya'nın Panslavizm politikası.
• Rusya'nın Bulgaristan'ı istemesi.
• Osmanlının İstanbul konferansı kararlarını (iç işlerine karışma olarak görerek) kabul etmemesi.
• Savaşta İngiltere ve Fransa'nın desteğini alamayan Osmanlı ağır yenilgi alır. Ayestefanos ve Berlin
Anlaşmaları imzalanır.
• Ayestefanos Anlaşmasında Büyük Bulgaristan kurulması Rusya'nın lehine bir durum yaratmış bu durum
diğer devletler tarafından kabul edilmeyerek Berlin Anlaşması imzalanmıştır.

Berlin Anlaşması (1878):


• Bulgaristan üçe ayrılacak, Bulgaristan üzerindeki Rusya hakimiyeti sınırlandırılacak.
• Bosna Hersek Osmanlı toprağı sayılacak ama Avusturya tarafından yönetilecek, (özerk)
• Sırbistan, Karadağ, Romanya bağımsız olacak.
• Kars, Ardahan, Batum Rusya'ya Doğu Beyazıt Osmanlıya verilecek.
• Girit ve Ermenistan da ıslahat yapılacak. ( Ermeni sorunu)
• Osmanlı Rusya'ya savaş tazminatı ödeyecek.
• Teselya Yunanistan' a verilecek.
• Bu anlaşma ile ; Osmanlı büyük toprak kaybına uğramıştır.
• Osmanlının dağılması hızlanmıştır.
• Osmanlının denge politikasında İngiltere'nin yerini Almanya almıştır.

II.MEŞRUTİYET DÖNEMİ (1908-1918)

• 23 Temmuz 1908'den Osmanlının I. Dünya savaşını kaybetmesine kadar (1918 Ekim)


geçen dönemdir.
İlan Edilme Nedenleri:
• İttihat ve Terakkinin çalışmaları.
• 1908 Reval Görüşmeleri ile İngiltere ve Rusya'nın Osmanlıyı parçalaması ve Makedonya'nın
özerkliğinin istenmesi.
• II. Abdülhamit' in baskıcı yönetimine son vermek.
• Reval görüşmeleri haberini alan İttihat Terakkiciler ( Niyazi Bey, Enver Bey) ayaklanır, isyan çıkar. Bunun
üzerine II.Abdülhamit 23 Temmuz 1908' de II.Meşrutiyeti ilan eder.

II. Meşrutiyet döneminde :


• Padişahın yetkileri daha çok sınırlandırıldı.
• Padişahın meclisi dağıtma yetkisi kaldırıldı.
• Meclisin üstünlüğü kabul edildi.
• Padişah ve Hükümet Meclise karşı sorumlu oldu.
• Cemiyet ( dernek) kurma, toplantı hakkı verildi.
• İlk defa çok partili yaşama geçildi.(İttihat Terakki, Ahrar Fırkası, Hürriyet ve İtilaf par.)
• II. Meşrutiyette İttihat ve Terakki en güçlü siyasi teşkilat oldu.
II. Meşrutiyet İlanı Sonrası:
• Bulgaristan bağımsızlığını ilan eder.
• Avusturya Bosna Hersek'i topraklarına katar.
• Yunanistan Girit'i topraklarına katar.

31 MART OLAYI

Nedenleri:
• II. Meşrutiyetin getirdiği özgürlük ortamından yararlanan meşrutiyet karşıtları Ahrar Partisini kurarlar.
• Gericiler (Meşrutiyet karşıtları) meşrutiyete son vererek eski yönetime dönmek için isyan çıkarırlar. (Temel
neden) (13 Nisan 1909)
• Ayaklanma Mahmut Şevket Paşa ve Mustafa Kemalinde görev aldığı Hareket ordusu tarafından bastırılır.

Sonuçları:
• II. Abdülhamit tahttan indirilerek yerine V. Mehmet Reşat getirilir.
• Padişahın yetkileri sınırlandırıldı.
• İttihat Terakkinin etkinliği ve gücü arttı.
• 31 Mart olayı sistemi değiştirmeye yönelik ilk gerici ayaklanmadır.( Şeyh Sait İsyanı ve Menemen olayı ile
benzerliği var)

TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)

Sebepleri:
• Birliğini geç tamamlayan İtalya'nın sömürge elde etmek istemesi.
• Osmanlının Trablusgarb'ı karadan ve denizden savunacak durumda olmaması.
• Trablusgarb'ın ticaret bölgesi olması( yol üzerinde)
• Bölgenin İtalya'ya olan coğrafi yakınlığı.
• İngiltere ve Fransa'nın İtalya'ya onay vermesi( Tampon bölge)
• İtalya'nın daha önceki Habeşistan yenilgisini unutturmak istemesi.
Yukarıda sayılan nedenlerden Trablusgarb'a saldıran İtalyan'lara karşı bölge gönüllü subaylar tarafından
savunulmuştur. (Enver Bey- Mustafa Kemal)
• Osmanlının zaten bölgeye karadan ve denizden asker gönderme imkanı yoktu.(Mısır İngiltere'de, donanma
Haliçte çürümeye terk edilmiş)
• Başarılı savunma savaşları üzerine İtalyanlar Osmanlıyı barışa zorlamak için Çanakkale boğazını topa
tutarlar. 12 adayı işgal ederler. Fakat bu sırada Balkan Savaşlarının çıkması Osmanlının barış istemesine
neden olur. Uşi Anlaşması imzalanır. Bu anlaşmaya göre:
• Trablusgarb ve Bingazi İtalya'ya bırakılır.
• Rodos ve 12 ada Balkan Savaşları sonunda Osmanlıya verilmek şartıyla geçici bırakılır. (Adalar savaş
sonrası geri verilmedi ve II. Dünya savaşı sonrası Yunanistan adaları aldı) (1947)

Sonuçları: Osmanlının Kuzey Afrika da ki son toprağı elinden çıktı. Osmanlı Trablusgarpla dini yönden
kültürel bağını devam ettirdi. Bu savaş Mustafa Kemal'in sömürgeciliğe karşı yaptığı ilk savaştır.

BALKAN SAVAŞLARI (1912-1913)

I.BALKAN SAVAŞI: Genel Nedenleri:


• Rusya'nın Panslavizm politikası.
• Fransız ihtilali sonrası Milliyetçilik akımları.
• Osmanlının zayıflaması ve bu durumun Trablusgarpta ortaya çıkması.
• Balkan devletlerinin Osmanlının Balkanlardaki topraklarını alarak paylaşmak istemesi.
• Avrupalıların Balkan uluslarını desteklemeleri.

• Osmanlının batıya ayak uyduramayıp bilim ve teknolojik açıdan çağın gerisinde kalması. Trablusgarb Savaşı
devam ederken Rusya'nın gayretleriyle Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan ve Karadağ Osmanlıyı Balkanlarda
atmak için ittifak kurarlar. Yapılan savaşı Osmanlı ağır bir yenilgi alarak kaybeder. Osmanlının I. Balkan Savaşını
kaybetme nedenleri:
• Orduda particilik ve ikicilik olması.(En önemli neden)
• Ordunun terhis edilmiş olması.
• Osmanlının bir çok cephede savaşmış olması.
• Cepheler arası haberleşme imkanının sağlanamaması.
• Ordunun ihtiyacının karşılanamaması ve gerekli desteğin verilmemesi.

• Savaş yönetiminde hatalar yapılması. ( Savunma yerine gereksiz saldırıların yapılması) Savaş sonunda
Bulgarlar Çatalca'ya kadar ilerler, Osmanlı barış ister, sonunda Londra Anlaşması imzalanır.

Bu anlaşma ile ;

• Midye-Enez çizgisinin batısındaki tüm Balkan topraklan kaybedildi.(Osmanlının Balkan varlığı sona erdi)
• Osmanlının savaş öncesi elinde bulunan Arnavutluk, Batı Trakya, Makedonya ve Ege adaları elinden çıktı.
• Arnavutluk bağımsız devlet oldu.
Bab-ı Ali Baskını : Londra Konferansı sonrası İttihat Terakki Partisi konferansı bahane ederek askeri bir darbe
ile Hürriyet ve İtilaf partisine ait Kamil Paşa hükümetini devirip İttihat Terakki partisine ait Mahmut Şevket Paşa
hükümetini kurmuştur.( Darbe niteliği taşır) Bu olayla İttihat Terakki iktidarı ve ağırlığı I. Dünya Savaşı sonuna
kadar devam eder.

ILBALKAN SAVAŞI

Nedeni:Osmanlıyı Balkanlardan çıkaran Balkan devletleri ele geçirdikleri topraklan paylaşamayarak Londra
Anlaşması ile en büyük payı aldığı düşünülen Bulgaristan'a saldınr. Osmanlı durumdan yararlanır Edirne ve
Kırklareli'yi geri alır. Savaş sonunda şu anlaşmalar imzalanır:

Bükreş Anlaşması
• Balkan devletlerinin kendi aralarında imzaladığı anlaşmadır.
• Bu anlaşmayla Londra Anlaşmasında Bulgaristan'ın aldığı topraklar diğer Balkan devletleri arasında
paylaşılır.

İstanbul Anlaşması
• Osmanlı ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır.
• Edirne ve Kırklareli Osmanlıya bırakılmış( Dimetoka dahil)
• Meriç sınır kabul edilmiş.
• Bu anlaşmayla Bulgaristan da ki Türk azınlığa mülkiyet, Türkçe öğrenim hakkı ve din özgürlüğü tanındı.

Atina Anlaşması
• Osmanlı ile Yunanistan arasında yapılmıştır.
• Girit, Selanik ve Yanya Yunanistan'a bırakılır.
• Gökçeada ve Bozcaada hariç diğer adalar Yunanistan'a bırakılır.
• Yunanistan da ki Türklere azınlık statüsü tanınmıştır.

İstanbul Anlaşması:
• Osmanlı ile Sırbistan arasında imzalandı.
• Sırbistan'da yaşayan Türk ve Müslüman azınlığın haklarını korumak için yapılmış ve Müslümanlara azınlık
statüsü tanınmıştır.

Sonuçları:
• Osmanlının Balkan hakimiyeti sona erdi.
• Osmanlının Ege Denizi hakimiyeti sona erdi.
• Osmanlıcılık fikri önem kaybetti Türkçülük fikri önem kazandı.
• Azınlık sorunları ortaya çıktı.
• Osmanlı Almanya yakınlaşması başladı.
• Ordudaki bozulma görülerek orduda yenileşmeye gidildi.
I. DÜNYA SAVAŞI (1914-1918)

Genel Nedenler :
• Sanayi inkılabı sonrası sömürgecilik yansı.
• Fransız ihtilali sonrası Milliyetçilik akımları.
• Devletler arası ekonomik yarış.
• Hammadde ve pazar arayışı.

Özel Nedenler :
• Almanya ve İngiltere arasındaki ekonomik yarış.(En önemli neden)
• Rusya'nın Panslavizm politikasının Avusturya Macaristan'ı rahatsız etmesi.
• Fransa'nın Almanya'dan Alsas Loren'i almak istemesi.
• Japonya'nın Asya da yayılmak istemesi.
• Silahlanma yarışı ve bloklaşma.
• Avusturya Macaristan'ın Sırbistan'ın iç işlerine karışması.

I. Dünya savaşındaki bloklar


itilaf Devletleri ittifak (Bağlaşma) Devletleri

ingiltere Fransa Rusya Sonradan Almanya Avusturya Macaristan italya


katılanlar Sırbistan Romanya Sonradan katılanlar Osmanlı ve
Yunanistan Japonya ABD İtalya Bulgaristan

Not: İtalya savaş sırasında tarafsız olur daha sonra itilaf grubuna girer.
• Avrupa da güçler dengesinin bozulmasına Almanya ve İtalya'nın ortaya çıkışı neden olmuştur. I.
Dünya savaşını Avusturya-Macaristan veliahdının Sırplı bir milliyetçi tarafından öldürülmesi
başlatmıştır.
• Avusturya-Macaristan'ın Sırbistan'a savaş açması üzerine diğer devletler (itilaf-ittifak gurubu)
birbirlerine savaş ilan eder. Önce Fransa'yı saf dışı etmek isteyen Almanya Marn Savaşında
Fransa'ya yenilir. Almanlar bundan sonra Rusya üzerine yürür. Savaşa en son Yunanistan katılır.

Osmanlının Savaşa Girme Nedenleri:


• Kaybettiği topraklan geri alma düşüncesi.
• İttihat Terakkinin Alman hayranlığı.
• Osmanlının kapitülasyonlardan, borçlardan kurtulma isteği.
• Osmanlının siyasi yalnızlıktan kurtulma isteği.
• İttihat Terakkicilerin Turancılık düşüncesini gerçekleştirmek istemesi.
• Alman hayranlığı ve savaşı Almanların kazanacağı düşüncesi.
• İngiltere ve Fransa'nın Osmanlıya güven vermeyen politika izlemesi.
• Emperyalist devletlerin sömürgesindeki Türk ve Müslüman ülkelerin bağımsızlığına
kavuşturabileceği düşüncesi.
Osmanlı savaş öncesi tarafsızlığını ilan etmiş, boğazlan kapatmış, kapitülasyonları tek taraflı kaldırmış, genel
seferberlik ilan etmiştir. Bu sırada 2 Alman savaş gemisinin Osmanlıya sığınması
( Goben ve Breslav) ve bu gemilerin Ya\"uz ve Midilli adını alarak Rus limanlarını topa tutmasıyla Osmanlı
savaşa girer. ( Kasım 1914)
Almanya'nın Osmanlıyı Kendi Yanında Savaşa Sokma Nedenleri:
• Yeni cepheler açarak savaşın kendi üzerindeki yükünü hafifletmek.
• Osmanlının jeopolitik konumundan yararlanmak ( En önemli neden)
• Halifelik gücünden yararlanmak İngiltere'yi sömürgelerinde zor durumda bırakmak.
• Osmanlının Orta Doğu petrollerinden yararlanmak. (Musul- Kerkük)
• Osmanlının insan ve asker gücünden yararlanmak.
• İngiltere'nin sömürge yollarını kesmek, boğazlan kapatmak.
• İtilaf devletlerinin Rusya ile bağlantısını kesmek.

OSMANLININ SAVAŞTIĞI CEPHELER

SALDIRI CEPHELERİ
Kafkas Cephesi: Osmanlının açtığı ilk cephedir. Açılış nedeni:
• Almanya'nın doğudaki yükünü hafifletmek.
• Enver Paşanın Turancılık düşüncesini gerçekleştirmek istemesi.
• Baku petrollerini ele geçirmek.
• Kaybedilen toprakları alma (Kars, Ardahan, Batum)
• Rus saldırılarını önlemek.

Gelişimi: Rusların saldırısı sonucu cephe açılır. Osmanlı bu saldırıları durdurduktan sonra karşı saldırıya geçer.
(22 Aralık 1914) Sarıkamış Harekatı adı verilen bu saldırı başarısızlıkla «nuçlanır. ( Ulaşım yetersizliği,
hastalıklar, uygunsuz hava koşullan) Bunun üzerine Ruslar ıckrar saldırıya geçerek Erzurum, Muş, Bitlis,
Trabzon ve Erzincan'ı ahrlar.(1916 başları) .ıkkale savaşından sonra Doğu cephesine görevlendirilen Mustafa
Kemal Ruslardan Muş ve 3ıtlısi geri alır.(1916) Ayrıca Çanakkale cephesinden beklenen yardımı alamayan Rus
Çarlığı 1917 Ekimde çıkan Bolşevik ihtilali soması yıkılır. Bunun üzerine 3 Mart 1918'de Birest Litovvsk
anlaşması imzalanır. Bu anlaşmaya göre ;
• Rusya I. Dünya savaşından çekilmiş,
• Kafkas cephesi kapanmış,
• Osmanlı 1878 de Berlin anlaşmasıyla kaybettiği Kars,Ardahan,Batum'u geri almıştır. Tehcir Kanunu
(1915): Rus işgali ile birlikte Ermeniler Doğu Anadolu da büyük bir katliama pr.ştiler. Osmanlı bu katliamı
önlemek için Tehcir Kanununu çıkararak Ermenileri Suriye'ye zorunlu göçe tabi tuttu.
Kanal (Mısır) Cephesi: Açılış nedenleri ;
• Almanya'nın isteği ile açılmıştır.
• İngilizlerin sömürgeleri ile bağlantısını kesmek,
• Mısır'ı geri almak,
Gelişimi: Cemal paşa komutasındaki Türk birlikleri Süveyş Kanalına saldınr.Ancak Îerekli Alman desteğinin
gelmemesi sonucu yapılan saldınlar İngilizler tarafından durduruldu.

SAVUNMA CEPHELERİ
Çanakkale Cephesi: İtilaf Devletlerinin saldırısı sonucu açılmıştır. Nedenleri:
• İstanbul ve Boğazları ele geçirerek Osmanlıyı savaş dışı bırakmak.
• Savaşı kısa sürede bitirmek.
• Rusya'ya askeri ve teknik yardım götürerek Rusya'nın savaşa devamını sağlamak.
• Savaşa girmeyen Balkan devletlerini kendi yanlarına çekmek.
Gelişimi: İtilaf devleti 1915 Şubat'mda Çanakkale Boğazına saldırır. Başarılı olamaz. Daha sonra karadan
Gelibolu yarımadasına asker çıkarır. Bu savaşta 19.Tümen Komutanı Mustafa Kemal, Anafartalar, Arıburnu,
Kireçtepe, Conkbayın, Seddülbahir mevkilerinde başarılı olur. İtilaf Devletleri Çanakkale'yi geçemeyeceklerini
anlayınca Ocak 1916'da geri çekilir.
Sonuçları:
• I. Dünya savaşının süresi uzamıştır.( Kısaltan ABD'nin savaşa girmesi)
• Bolşevik ihtilaline zemin hazırlamış, Rus Çarlığının yıkılışı hızlanmıştır.
• Osmanlı tarihindeki en büyük savunma savaşını yapmıştır.
• Bulgaristan ittifak grubunda savaşa girmiş, Osmanlının Almanya ile kara bağlantısı sağlanmıştır.
• Yarım milyona yakın insan ölmüştür.
• Mustafa Kemal'in içte ve dışta tanınmasını sağlamıştır.
• Bu savaş Kuvay-i Milliyenin doğmasında etkili olmuştur.
• İstanbul ve Boğazlar işgal tehlikesinden kurtuldu. Irak Cephesi:
Nedeni
• * Kara yolu ile Rusya ile birleşmek ve yardım götürmek.
• Irak ( Abadan-güney İran) petrollerini ele geçirmek.
• Osmanlının Hindistan'a ulaşmasını engellemek. ( Sömürge yollarını koruma) Gelişimi: İngilizler Basra'ya
asker çıkarır. Osmanlı Kütü'l Amare de başarılı olur ve
İngiliz tümenini esir alır. Bunun üzerine İngilizler bölgeye kalabalık yedek kuvvetler gönderirler ve Bağdat'a
kadar ilerlerler. Cephe İngilizlerin üstünlüğü ile sonuçlanır. İngilizler bu cephe ile Musul harici bütün Irak
topraklarını ele geçirirler. Mondros sonrasmdada Musul'u işgal ederler.

Suriye-Filistin Cephesi: Kanal cephesinde yenilen Osmanlı geri çekilerek Suriye-Filistin hattında
savunmaya geçer. Bu cephe Mustafa Kemal'in I. Dünya savaşında görev aldığı son cephedir. Mustafa Kemal bu
bölgede 7. ordu komutanı olarak İngilizleri Halep önlerinde durdurmuştur. Cephe Mondros'la kapanmıştır.
Hicaz Yemen Cephesi: Türk kuvvetleri bu cephede kutsal yerleri korumak amacıyla İngilizler ve Mekke
Şerifi Hüseyin ile savaşmışlar ama başarılı olamamışlardır.

YARDIMCI CEPHELER
Osmanlı sınırları dışında müttefikleri olan Avusturya Macaristan, Almanya ve Bulgaristan'a yardım etmek
amacıyla Galiçya, Makedonya ve Romanya' da mücadele etmişlerdir.

I. DÜNYA SAVAŞINDA YAPILAN GİZLİ ANLAŞMALAR

İstanbul (Boğazlar) Anlaşması (Nisan 1915): İngiltere, Fransa ve Rusya arasında yapılmıştır. ;.-.giltere ve
Fransa'nın Çanakkale Boğazı'na saldırması üzerine Rusya'nın isteği ile yapılmış bir gizli anlaşmadır. Bu anlaşma
ile boğazlar ve çevresi Ruslara bırakılmıştır. Londra Anlaşması (Nisan 1915): İtilaf Devletleri'nin İtalya'yı
kendi yanlarında savaşa :nek için yaptıkları anlaşmadır. Bu anlaşma ile İtalya'ya; Rodos, Oniki Ada, Antalya
Konya, Libya ve Somali verilir.
Mac Mahon Anlaşması ( Ocak 1916): İngiltere'nin Mısır valisi Mac Mahon ve Hicaz Emiri >erifi Hüseyin
arasında imzalanmıştır. Bu anlaşma ile İngiltere Araplara bağımsızlık vaat ederek Arapları kendi yanına
çekmiştir. >aint Petersburg ( Petograd Sözleşmesi) Anlaşması ( Mart 1916) : Bu protokolle İngiltere
E Fransa boğazlara ek olarak Doğu Karadeniz kıyılarını da (Trabzon'a kadar ) Rusya'ya - ıraktı. Rusya da Sykes

Picot Anlaşması'nı kabul etti.


^\kes Picot Anlaşması (Nisan 1916) : İngiltere ve Fransa arasında yapıldı. Bu anlaşma ile Arap toprakları ve
petrol bölgeleri İngiltere ve Fransa arasında paylaşıldı Saint Jean Maurienne Anlaşması ( Nisan 1917) :
İtalya ile İngiltere, Fransa arasında ılmış. Bu anlaşmayla İtalya'ya; İzmir, Aydın, Antalya ve Konya verildi. İtalya
Sykes Picot --.iaşmasını kabul etti. Sonuç: Gizli anlaşmalar Rusya'nın savaştan çekilmesi sonrası 1918
ilkbaharında Bolşevikler
-rafından dünya kamuoyuna açıklanmıştır. Bu durum İngiltere'nin, Araplar ve batılı devletlerle masını açmıştır.
Ayrıca İngiltere'nin yaptığı işgaller anlaşmaları geçersiz kılmıştır.

I. DÜNYA SAVAŞI SONUÇLARI

• Dünya haritası (Avrupa) yeniden şekillendi.


• Osmanlı, Almanya, Avusturya Macaristan ve Rus Çarlığı parçalandı.
• Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Avusturya, Macaristan gibi yeni devletler kuruldu.
• Cemiyet-i Akvam kuruldu.
• Yani siyasal rejimler ortaya çıktı. (Cum. Sos.)
• Savaştan en karlı çıkan devlet İngiltere oldu.
• Avrupa ekonomik yönden zayıfladı, enflasyon ve işsizlik arttı.
• Yenilen devletlere uygulanan ve ağır şartlar içeren barış anlaşmaları II. Dünya Savaşı'nm başlamasına
neden oldu.
• İlk kez kimyasal silahlar, denizaltı ve tank kullanıldı.
• Sömürgecilik şekil değiştirdi; manda himaye oldu.

WİLSON İLKELERİ ( 8 OCAK 1918)

ABD başkanı Wilson'un, I. Dünya Savaşı sonlarına doğru yapılacak olan barış anlaşmalarının esaslarını
belirlemek amacıyla yayınladığı programdır.

İlkelerin Yayınlanış Amaçları:


• ABD'yi dünya politikasında ön plana çıkarmak.
• Emperyalist devletlerin yeni sömürgeler elde etmelerine engel olmak. (Güçlenmelerini önlemek)
• Dünyada kalıcı bir barış sağlamak.

• Savaşı kısa sürede bitirmek (Bu bildiri ile İttifak Devletleri'ne güvence vererek savaşı bitirmek).
• İtilaf Devletleri aleyhine olan bu maddeleri ABD'nin desteğini almak için kabul etmişler, savaş sonrası
ilkeleri çıkarlarına uygun olarak değiştirmişler ve uygulamışlar.
• ABD savaşa girmek için bu şartları (ilkeleri) öne sürmüştür.

İlkeler:
• Yenen devletler yenilen devletlerden toprak ve tazminat almayacak.
• Devletler arası, gizli anlaşmalar yapılmayacak, (açık diplomasi)
• Savaş sonrası dünya barışını korumak amacıyla Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) kurulacak.
• Boğazlar bütün devletlerin gemilerine açık olacak. (komisyon var)
• Uluslararası ekonomik engeller kaldırılacak.
• Silahlanma bırakılacak sömürgecilik yapılmayacak.
• Belçika ve Rusya'ya ait topraklar boşaltılacak.
• Almanya Alsas Loren'i Fransa'ya geri verecek.
• Polonya Devleti kurulacak.
• Osmanlı'da Türk nüfusunun çoğunlukta bulunduğu bölgelere egemenlik hakkı tanınacak
• Her millete kendi devletini kurma hakkı verilecek (Çoğunlukta olduğu yerlerde)
• Yenen devletler yenilen devletlerden toprak ve tazminat almayacak maddesi sömürgeciliğe karşı bir madde
olup emperyalist devletlerin güçlenmesini önlemeye yöneliktir.
• Her millete (azınlıklara) çoğunlukta olduğu yerlerde devlet kurma hakkı verilmesi Osmanlı'yı parçalamaya
yöneliktir.
• Boğazlarla ilgili madde Osmanlı'nın boğazlar üzerindeki hakimiyetini sona erdirmeyi amaçlamıştır.

MONDROS ATEŞKES ANLAŞMASI (30 EKİM 1918)

Osmanlının I. Dünya savaşını kaybetmesi üzerine Talat Paşa hükümeti 8 Ekim'de istifa eder. (İttihat terakki
dönemi sona erer) Yerine İttihatçı olamayan Ahmet İzzet Paşa hükümeti kurulur. Wilson ilkelerine güvenerek
Bahriye Nazın Rauf Orbay ateşkesi imzalamakla görevlendirilir. Osmanlı Egemenlik Haklarını Kısıtlayan
Hükümler
• Çanakkale ve İstanbul Boğazları itilaflara bırakılacak( İstanbul ve Osmanlının varlığı tehdit altına girmiştir.
Ayrıca Anadolu ve Trakya'nın bağlantısı kesilmiştir)
• İtilaf devletleri güvenliklerini tehlikede gördükleri herhangi bir stratejik bölgeyi işgal edebilecekler^
Ateşkesin en tehlikeli maddesidir. Zaten işgallerde bu maddeye dayanılarak yapılmıştır. Wilson'a ters
düşmemek için güvenliği sağlamayı gerekçe göstermişler Türk ulusuna hayat hakkı tanımamışlardır.
• Doğudaki altı vilayette (Van, Bitlis, Sivas, Elazığ, Erzurum, Diyarbakır) karışıklık çıkarsa itilaf devletleri bu
illeri işgal edebileceklerdir.(24.madde)
(Bu madde ermeni devleti kurulmasına ortam hazırlar)
• Tüm haberleşme istasyonları ( telsiz, telgraf vb.) itilaf devletlerinin denetiminde bırakılacak (İtilaf
Devletleri haberleşme hatlarını ele geçirerek kendilerine karşı hareketleri ve direnişleri bastırmayı amaçlar.
Türk halkının örgütlenmesi önlenmeye çalışılır.)
• Osmanlının diğer devletlerle ilişkilerine İtilaf Devletleri müdahale edecek Askeri Hükümler
• Sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanması dışındaki birliklerin harici terhis edilecek Bütün savaş
gemilerine, ordunun taşıt araç gereç silah ve cephanesine el konulacak. (Osmanlı askeri yönden
savunmasız bırakılmak istenmiştir. Bu durum işgalleri kolaylaştırır.)
• Osmanlının elindeki savaş esirleri serbest kalacak, buna karşılık Türk tutsakları İtilaf Devletlerince
tutuklanacak.(savaş suçlusu) (Devletlerin eşitliği ilkesine uyulmamış barış anlaşması gibi hareket
edilmiştir.)
• İran ve Kafkasya'ya giren Osmanlı birlikleri derhal geri çekileRek, terhis edilecek Anadolu dışındaki
Osmanlı birlikleri en yakın İtilaf Devletleri komutanlıklarına teslim olacak Tüm askeri malzemelere el
konacak
Ekonomik Hükümler:
• İtilaflar tüm liman ve tersanelerden yararlanacaklar.
• Ülkenin ihtiyaçları karşılandıktan sonra geri kalan kömür, akaryakıt ve deniz gereçleri dışarı satılmayacak.
İtilaflar bu kaynaklan Osmanlıdan karşılayacak.
• Demiryolları denetim altına alınacak.
Bu maddeler ile İtilaf devletleri ağır ekonomik yükümlülükler koyarak Osmanlının ekonomik bağımsızlığını
elinden almışlardır.)

Sonuçları:
• Osmanlı fiilen sona ermiştir.( Egemenlik haklarını kısıtlamış)
• İtilaf Devletleri Mondros'un 7. maddesine dayanarak işgale başlarlar.
• Osmanlının tamamının işgal edilebilmesine ortam hazırlamıştır.
• Kayıtsız şartsız teslimiyeti içeren bir anlaşmadır.
• Ateşkesten çok barış anlaşması niteliği taşır.
• İşgaller Kuvayi Milliyenin doğmasına neden olmuştur.
• 24. madde ile Ermeni Devleti kurulmasına ortam hazırlanmıştır.

MONDROS SONRASI İŞGALLER

Mondros sonrası anlaşmaya itiraz eden Mustafa Kemal 13 Kasım 1918'de İstanbul'a gelir.

Aynı İtilaf Devletleri filosu İstanbul limanına demirledi. Boğazlar İngilizlere teslim edildi.
İşgaller İngiltere: Musul (ilk işgal edilen yer) daha sonra Urfa, Antep, Maraş (Fransa'ya verilir)
Giresun, Merzifon, Batum, Kars, İzmit, Boğazlar, İskenderun, (asker göndermişler) Batum ve Kars'ın işgali
Ermeni devletini kurulmasını sağlamak.
Fransa: Trakya demiryolunun önemli istasyonları, Adana, Dörtyol, Mersin ve Afyon (Hatay)
İtalya:Antalya, Konya , Bodrum, Kuşadası, Fethiye, Marmaris
Yunanistan: Paris barış konferansı kararlan gereğince İzmir ve çevresi Doğu Trakya da bazı yerler.

PARİS BARIŞ KONFERANSI( 18 OCAK 1919)

Konferansın toplanma amaçları:


■ I. Dünya Savaşı sonrası yapılacak banş anlaşmalarının temel ilkelerini belirlemek.
• Osmanlının paylaşımını görüşmek.
Konferansa 32 ülke katılmıştır. İngiltere ve Fransa Konferansa Yunanlıları, Ermenileri ve arapları çağırarak
çoğunlukta oldukları bölgeleri iddia ettikleri yerlerde haklarını . savunmalarını istedi. Bu ulusların
getirdikleri sahte belgeleri gerçek gibi kabul ettiler.
Alman Kararlar:
• Batı Anadolu da güçlü bir İtalya istemeyen İngiltere Fransa'yla anlaşarak sahte belgelerle ABD'yi
kandırarak İzmir ve çevresini Yunanlılara bırakmıştır. Bu durum İtalya'yı rahatsız etmiş ve İtilaflar arasında
ilk ayrılıklar başlamıştır.
• Milletler Cemiyetinin kurulması kararlaştırıldı.
• I. Dünya Savaşında mağlup olan devletlerle yapılacak anlaşma şartlan belirlendi.
• Savaş onarımı (tazminat yerine) manda himaye (sömürgecilik yerine) sistemi İngiltere ve Fransa tarafından
ortaya atılır.
• Doğu Anadolu da Ermeni Devletinin kurulması kabul edildi.
• Gizli anlaşmalar gereği paylaşmalar yapıldı.
• ABD Monroe Doktrinine göre Avrupa siyasetinden çekildi. Bundan sonra İngiltere ve Fransa dünya
siyasetinde etkili oldu.
• Ege Bölgesinin Yunanlılarca işgali kararlaştırıldı.(Gerekçe Türklerin Rumları katlettiği ve Rumların çokluğu)

İZMİRİN İŞGALİ (15 MAYIS 1919)

• Paris Barış Konferansında Ege Bölgesinin Yunanlılara verilmesi sonrası Yunanistan Mondrosun 7.
maddesine dayanarak Ege'deki Rumların güvenliğini sağlamak amacıyla işgale girişti.
• Yunanlıların amacı Megola ideayı gerçekleştirmekti.
• İşgallerde Yunanlılara ilk kurşunu Hasan Tahsin sıktı.

Sonuçları:
• İzmir'in haksız işgali, yapılan katliamlar, Osmanlının kayıtsız kalması milletin uyanmasına, şuurlanmasma,
mitinglerin yapılmasına ve silahlı direnişe geçerek Kuvay-i Milliye hareketinin başlamasına neden oldu.
• Ulusal bağımsızlık bilinci gelişmiştir.
• İşgal Kurtuluş Savaşının başlamasını hızlandırmıştır.

Amiral Bristol Raporu (11 Ekim 1919)


Osmanlının başvurusuyla Amerikalı Amiral Bristol'ün başkanlığında hazırlanan rapordur. Rapora göre:
• Yunanlıların katliam bildirilerinin gerçek olmadığı,
• Yapılan katliam ve zulümlerin sorumluluğunun Yunanlılara ait olduğu,
• Yunanlıların İzmir'i haksız yere işgal ettiği bildirilir.

Önemi:
• Bu raporla Türk milli mücadelesinin haklılığı uluslar arası bir komisyon tarafından dünya kamuoyuna
açıklanmıştır.
• Türk milli mücadelesini destekleyen uluslar arası ilk belgedir.
• Milli mücadeleciler belgeyi mücadelelerin haklılığında kullanmışlardır.
• İtilaflar raporu dikkate almadılar.
Mondros'tan sonra İtilaf Devletlerinin işgali, Osmanlıyı denetim altına almaları, orduların terhisi azınlıkların
faaliyetleri gibi nedenler Anadolu'nun çeşitli yerlerinde zararlı ve yararlı cemiyetlerin kurulmasına yol açtı.
Cemiyetler milli mücadele karşıtı (zararlı) ve milli mücadele yanlısı (milli cemiyet yararlı) olmak üzere
iki ana guruba ayrılır.

ZARARLI CEMİYETLER YARARLI CEMİYETLER

Azınlıkların Kurduğu Türk ve Müslümanlar » Trakya Paşeli Cemiyeti


Zararlı Cemiyetler Kurduğu Zararlı Cem. »İzmir Müdafai Hukuk C.
• Mavri Mira Cemiyeti » Sulh ve Selameti Osmaniye »İzmir Reddi İlhak C. »
• Pontus Rum C. Fırkası Trabzon Müdafai Hukuk C.
• Etnik-i Eterye C. • Teali İslam C. • Kilikyalılar cemiyeti
• Kordos Cemiyeti » Kürt Teali C. » Milli Kongre Cemiyeti
• Taşnak ve Hınçak C. • İngiliz Muhbirler C. • Doğu Anadolu Müdafai
• Musevi Alyans C. » Wilson İlkeleri C. Hukuk Cemiyeti
• Hürriyet İtilaf Fırkası

INLIKLARIN KURDUĞU ZARARLI CEMİYETLER

Mavri Mira Cemiyeti:


Bizans İmparatorluğunu yeniden canlandırmak ( Megola İdea) ve Yunan işgalini kolaylaştırmak amacı güder.
Alt kolları şunlardır:
• Rum İzcilik Okulları
• Fener Rum Patrikhanesi
• Kordos Cemiyeti
• Yunan Trakya Komitesi
Cemiyet Rum Azınlıkları tarafından İstanbul'da kurulmuştur.

Pontus Rum Cemiyeti:


Doğu Karadeniz'deki eski Pontus Rum Devletini yeniden kurma amacı taşıyordu.(Fatih -■ 1 "de almıştı)

Etnik-i Eterya Cemiyeti:


1814'te kuruldu. Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasında rol oynadı. Bir süre çalışmalarına Tİ verdi. 1894'te
Yunan subayları tarafından tekrar kuruldu. Yunanlıların tarihi cemiyetidir. Rumların yaşadığı bütün topraklan
( Rum-Bizans İmparatorluğu) Yunanistan’a bağlamak amacı taşır.Rum dernekleriyle ortak çalışmıştır.

Kordos Cemiyeti:
Amaçlarını gizlemek için "Rum Göçmenleri Merkez Komutanlığı" adını kullanmışlardır, Amacı düzeni bozmak
Yunanistan'dan gelen görevlileri göçmen gibi gösterip Karadeniz'e yerleştirip Rum azınlığın sayısını
arttırmaktır.

Ermeni Taşnak ve Hmçak Cemiyetleri


Wilson ilkelerinden yararlanarak Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermeni Devleti kurma amacı taşır.
Ermeni Patriği Zaven Efendi himayesinde kurulmuştur

Musevi Alyans( İsrailit) Cemiyeti


Amacı; Osmanlının yıkılması durumunda Filistin'de kurulacak olan İsrail Devletine yardımcı olmaktır. Fazla etkili
olmamıştır. İstanbul'da Yahudilere haklar istemiştir.

Azınlık Cemiyetlerinin Özellikleri:


• İtilaflar tarafından kışkırtılmış ve desteklenmiştir.
• Osmanlının parçalanmasını amaçlamışlardır.
• Türk topraklarının işgallerini kolaylaştırmışlardır.
• Çete faaliyetleri ile halkımızı zor durumda bırakmışlardır.
• Bağımsız devlet kurmayı amaçlamışlardır.
• Wilson ilkelerini kendilerine temel almışlardır.

TÜRK VE MÜSLÜMANLARIN KURDUĞU ZARARLI CEMİYETLER

Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası


Osmanlının kurtuluşunun padişah ve halifeye sıkı sıkıya uyulması ile sağlanacağını savunmuşlardır. Damat Ferit
Hükümetine tam destek vermişlerdir. İttihat ve Terakki karşıtı olup Hürriyet ve İtilaf Fırkasıyla uyum içinde
olmuşlardır. Barış yanlışıdırlar.

Teali İslam Cemiyeti


Şeriatı ve İslam birliğini savunmuş Kurtuluşun dini esaslara bağlı kalmakla mümkün olacağını ileri sürmüşlerdir.

Kürt Teali Cemiyeti:


Wilson ilkelerine dayanarak bağımsız Kürt Devleti kurmayı amaçlar. Bu amacı ile diğer cemiyetlerden ayrılır.
Bölücüdür.

İngiliz Muhipler Cemiyeti:


İngiliz mandasını savunmuşlardır. İngiltere ile Osmanlı arasındaki dostluğu kuvvetlendirmek amacı ile
kurulmuştur. Cemiyetin gizli amacı milli bilinci yok etmek, yabancı müdahalesini kolaylaştırmaktır. Rahip Frew
desteklemiştir. Vahdettin ve Damat Ferit üyeleridir.

Wilson Prensipleri Cemiyeti


Amerikan mandasını savunan gazeteci ve yazarlar kurmuştur. Üyelerin bir kısmı daha sonra Milli Mücadelecilere
katılmıştır. Sivas kongresinde tam bağımsızlığın kabul edilmesi karşısında etkili olamamıştır.

Hürriyet ve İtilaf Fırkası:


İttihat ve Terakkiye karşı kurulmuş partidir.(1911) Amacı ülkede çok partili bir yönetim oluşturmaktır. Milli
mücadelenin karşısında yer almıştır.
Özellikleri
• Bu cemiyetlerden bazıları itilaf devletleri ile iş birliği yapmışlar.
• İşgallere karşı sessiz kalmışlar, işgalleri kolaylaştırmışlar.
• Bağımsızlık mücadelesine zarar vermişlerdir.
• Saltanat ve halife yanlışıdırlar.
• Manda ve himaye taraftarıdırlar.
MİLLİ CEMİYETLER

Trakya Paşaeli Cemiyeti


İşgaller sonra kurulan ilk yararlı cemiyettir. Merkezi Edirne, amacı Trakya'daki Rum taşkınlığını önlemek,
Trakya'nın Yunanistan'a katılmasını önlemektir. Osmanlının yıkılması durumunda bağımsız bir devlet kurmayı
amaçlamışlardır. Daha sonra Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk cemiyetinin şubesi olmuştur.

İzmir Müdafai Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti


İzmir ve çevresinin Yunanistan'a verileceğinin duyulması üzerine kurulmuştur. Amacı İzmir ve Batı Anadolu'nun
Yunanistan'a katılmasını önlemek, basın yayın yolu ile seslerini duyurmaktır.

İzmir - Reddi İlhak Cemiyeti:


İzmir’in işgalinden bir gün önce (14 Mayıs 1919) kurulmuştur. İşgalden sonra silahlı direnişe geçmiştir.
Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerinin toplanması ve Kuvayi Milliyenin oluşmasında

Kilikyalılar Cemiyeti:
Fransız ve Ermenilerin Adana ve çevresindeki işgallerine karşı kurulmuştur.

Trabzon Müdafai Hukuk-u Milliye Cemiyeti


Pontus Rum Cemiyetinin kurulmasını engellemek amacıyla kurulmuştur.

Doğu Anadolu Müdafai Hukuk Cemiyeti


Doğu Anadolu'da Ermeni Devleti kurulmasını engellemek amacıyla kuruldu. Erzurum . esini düzenledi. Doğu
Anadolu'nun Türk yurdu olduğunu ispatlamaya çalıştı. Bunun için ölmeyecek, Doğu Anadolu'nun Türk yurdu
olduğu duyurulacak, Doğu vilayetlerinin uğrayacağı bir saldırıya karşı direnilecek.

Milli Kongre Cemiyeti


Amacı:Türkler aleyhine yapılan propagandalara basın yayın yolu ile karşı koymak, Türklerin savunmaktı.
Kuvayi Milliye tabirini ilk defa kullanan siyasi teşkilat Milli Kongre Cemiyetidir. Cemiyetleri tek çatı altında
toplamayı da amaçlar.

Cemiyetlerin Ortak Özellikleri


• Bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır.
• Milliyetçilik düşüncesi ön plandadır.
• Türk milletinin hak ve hürriyetini koruyan milli bir harekettir. Basın yayın yoluyla
haklarını savunmuşlar.
• Gerektiğinde silahlı direnişe başvurmuşlardır.
• işgal güçleri azınlıklar ve İstanbul Hükümetiyle mücadele etmişlerdir.
Birbirinden kopuk olan bu cemiyetler Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti adı
altında birleştirildi.

KUVAY-I MİLLİYE

Oluşma Nedenleri:
• Osmanlının I.Dünya savaşından yenik çıkması.
• Mondros'a göre Türk ordusunun terhis edilmiş olması.
• Osmanlının işgallere tepkisiz kalması
• İtilaf Devletlerinin Anadolu'yu işgal etmesi.
• Kuvay-ı Milliye (Milli Kuvvetler) düzenli ordunun kurulmasına kadar işgal güçlerine karşı silahlı mücadele
eden direniş kuvvetidir.
• İşgallere karşı ilk silahlı direniş Güney cephesinde Fransızlara karşı (Hatay Dörtyol) başladı.
• İşgallere karşı ilk cephe ise Batı Anadolu'da(Ayvalık, Soma, Akhisar, Nazilli) kurulan Batı cephesidir.
• İzmir'in işgali sonrası milli kuvvetler arasındaki beraberliği sağlamak amacıyla Balıkesir'de kongre toplandı.
( Ali Fuat Paşa başkanlığında) Kongrede milli mücadelenin çete savaşı görünümünden çıkarılması
kararlaştırıldı.
• Alaşehir ve Nazilli'de yapılan kongrelerde batı cephesinde teşkilatlanma çalışmaları 'yapılmıştır.
• Kuvay-i Milliyenin görevi düzenli ordunun kurulması ile sona erdi.

Kuvay-ı Milliyenin Yararlan ve Özellikleri:


• Yunanlıların rahatça ilerlemelerini engellemiştir.
• Türk köylerini Ermeni ve Rum çetelerine karşı korumuşlardır.
• İç ayaklanmaları bastırmışlardır.
• Düzenli orduya zaman kazandırmışlardır.
• İşgalci güçlere kayıplar verdirmişlerdir.
• Güney cephesinde Urfa, Antep, Maraş'ı Ermeni ve Fransızlardan alırlar.
• İhtiyaçlarını kendi imkanları ile karşılamışlardır.
• Kendi bölgelerini kurtarmaya çalışmışlardır.
• Ulusal bilincin uyanmasına yardımcı olmuşlardır.
• Düzenli ordunun temelini oluşturmuşlardır.

Kuvay-ı Milliyenin Kaldırılmasının Nedenleri:


• İşgalleri kesin olarak durduramamaları,
• İhtiyaçları için halka baskı yapmaları,
• Hukuk dışı davranmaları,
• Düzenli ve disiplinli olmamaları,
• Anadolu'nun kesin işgalden kurtarılmak istenmesi,

KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIK DÖNEMİ

M. Kemal'in İstanbul'a Gelişi:


• Son olarak Suriye cephesinde görev yapan M. Kemal Mondrosun imzalanması sonrası 13 Kasım 1918'de
İstanbul'a gelir. Aynı tarihte İngiliz donanması İstanbul'a gelmiştir. (Geldikleri gibi giderler)
• M. Kemal A. İzzet Paşa kabinesinde Harbiye nazın olup, ordunun terhisine silah ve cephanenin itilaf
Devletlerine teslimine engel olmak istemiş ama bu isteği gerçekleşmemiştir.
• M. Kemal'in İstanbul'da vatanın kurtulması ile ilgili girişimleri, Padişah ve çevresinin kurtuluşu İngiliz
mandasında görmeleri nedeni ile başarılı olamamış ve kurtuluş için aradığı desteği bulamamıştır.

M. Kemal'in Samsun'a Çıkışı:


• Doğu Karadeniz'de (Samsun ve çevresi) Pontusçu Rumlarla Türkler arasında çatışma olmuş, İngilizler
çatışmaların durdurulmasını ve bu olaylar hakkında inceleme yapılmasını Osmanlı'dan istemişlerdir.
• M. Kemalin girişimleri ile bu görev 9. Ordu müfettişliği ile kendisine verilir. Görevin M. Kemale
verilme nedenleri şunlardır:

■ I. Dünya savaşma girilmesine karşı çıkması.


■ İttihatçılardan ayrılması.
■ I. Dünya savaşı ve Çanakkale'de gösterdiği basanlar.
■ Vahdettin'in Almanya gezisinde M. Kemalin yanında götürmesi ve onu tanıması, Askeri ve sivil yetkilere
de emretme yetkisi alarak 19 Mayıs 1919'da (Kurtuluş Savaşının başlangıç tarihi) Samsun'a çıkan
M. Kemal'in gerçek amacı, ulusu uyandırıp, ulusal bilinci sağlayarak vatanın bağımsızlığını
gerçekleştirmektir.Halkı örgütlemek)

İstanbul hükümetinin M. Kemal'e verdiği görevler şunlardır:


■ Görev bölgesinde asayişi sağlamak,
■ Türk ordusunun terhisini tamamlamak,
■ Türk halkının elindeki silah ve cephaneyi toplamak,
" İşgallere karşı milli kuruluşları ortadan kaldırmak,

Samsun Raporu (22 Mayıs 1919) :


Kemal'in Samsuna çıktıktan sonra genel durumu İstanbul hükümetine bildirmek amacıyla İstanbul'a
gönderdiği rapordur. Bu raporda M. Kemal şunları dile getirmektedir:
■ Karadeniz'de Rumlar siyasi isteklerinden vazgeçerse olaylar önlenebilir.
■ İzmirin işgali ordu ve milleti derinden yaralamıştır. Ulus bu işgali kabul etmeyecektir.
■ Türklüğün yabancı güdümüne ve kontrolüne tahammülü yoktur.
■ Türk milleti hakimiyeti ve Türk milliyetçiliğini kabul etmiştir.
Samsun raporu ile M. Kemal hem İstanbul hükümetiyle hem de İngiltere ile ilk defa görüş ayrılığına düşmüş
fakat İstanbul Hükümeti ve İngilizler henüz M. Kemal'e karşı herhangi bir tepki göstermemiştir.

HAVZA GENELGESİ (28-29 MAYIS 1919)

Samsun'un İngiliz işgalinde olması, Rum çete faaliyetleri ve güvenliğinin yetersiz olması nedeniyle M. Kemal 25
Mayıs'ta Samsun'dan Havza'ya geçer.

■ Yayınlanma Amacı: İzmir'in işgalini Anadolu'nun her tarafına duyurarak milli bilinci _> andırmak, ulusal
bilinci sağlamak. Genelgede yer alan esaslar şunlardır:

■ İzmir'in işgaline karşı protesto ve mitingler yapılmalıdır.

■ Yapılacak mitingler de azınlıklara kötü davranılmamalıdır.


( Bu madde ile artan işgallerin durdurulması amaçlamıştır.)
Anadolu'nun her yanında direniş cemiyetleri oluşturulmalıdır.

Önemi ve Sonuçlan:
• Ulusal bilincin oluşmasında atılan ilk adımdır.
• Türk Milletinin Kuvayi Milliye etrafında bütünleşmesi istenmiştir.
• Ulusal birliğin sağlanmasına katkısı olmuştur.
• Genelge sonrası ilk miting 30 Mayısta Havza'da daha sonra da İstanbul ve Anadolu'nun her tarafında
yapılmıştır.
• Genelgenin yayınlanması ( İtilaf devletinin İstanbul Hükümetine baskı yaparak) M. Kemal'e İstanbul'a geri
dönmesi emri verdirtmiş, ama M. Kemal bu çağrıya uymayarak Amasya'ya geçmiştir(12 Haziran 1919)

AMASYA GENELGESİ( 22 HAZİRAN 1919)

•M. Kemal Havza'dan Amasya'ya geçtikten sonra genelgeyi yakın arkadaşları Ali Fuat (Cebesoy), Rauf Bey
(Orbay), Refet Bey (Bele)'e imzalatmıştır. ( Kazım Karabekir bilgilendirilmiş) Amaç Türk Kurtuluş Hareketini
kişisellikten kurtarmak, milli bir hareket haline getirmektir. Genelgenin çok imzalı olmasındaki diğer bir amaçta
halk üzerindeki etkisinin arttırılmak istenmesidir.
• Genelgenin yayınlanmasındaki bir amaçta Müdafai Hukuk cemiyetlerini tek çatı altında toplamak, ulusal
kongre düzenlemektir.

Genelgenin Kararlan:
1. Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
Yorum:
• Kurtuluş savaşının gerekçesi belirtilmiştir.
• Resmi bir belgeyle vatanın kötü durumu millete duyurulmuştur.
• Bölgesel kurtuluşu arayanlar uyarılmıştır.
• Kurtuluş için birlik ve beraberlik çağnsı yapılmıştır.

2. İstanbul hükümeti üzerine aldığı görev ve sorumlulukları yerine getirememektedir. Bu


durum milletimizi yok olmuş göstermektedir.
Yorum:
• İstanbul Hükümetine ilk defa karşı çıkılarak görevini yerine getiremediği millete duyurulmuştur.
• Kurtuluş Savaşının gerekçesidir.
• Kurtuluş Savaşının ihtilal safhası başlatılmıştır.

3. Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azmi ve kararı kurtaracaktır.


Yorum:
• Kurtuluş Savaşının yöntemi belirlenmiştir.
• Kurtuluş Savaşının amacı belirlenmiştir.
• İsyan niteliği taşımaktadır.(Padişah ve İşgal güçlerine karşı)
• Cumhuriyet rejiminin kurulacağı (dolaylı olarak) anlaşılmaktadır.
• Ulusal egemenlikten ilk kez bahsedilmiştir.
• Kurtarıcı olarak millet ve milliyetçilik duygusu görülmüştür. Bu karar Türk inkılabının evrensel olduğunu
gösterir.
• İhtilal niteliği taşır yeni düzeni ön görür.

4. Ulusun sesini tüm dünyaya duyuracak her türlü etki ve denetimden uzak milli bir kurulun .oluşturulması
gereklidir.

Yorum:
• İlk kez Erzurum'da oluşturulan ve Sivas'ta genişletilen Temsil Kurulundan (oluşturulmasından) ilk kez söz
edilmiştir.
• Kurtuluş mücadelesi kişisellikten çıkarılarak kurumsallaştırılmaya çalışılmıştır.
• Milli mücadeleyi tek elden yürütmek amaçlanmıştır.

5 Anadolu'nun en güvenilir yeri olan Sivas'ta Ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
Yorum:
• Ulusal bir kongre olan Sivas Kongresine çağrı Amasya Genelgesinde yapılmıştır.
• Mili bir kongre toplayarak milli birlik ve beraberliği sağlamak cemiyetleri birleştirmek düşünülmüştür.
• İstanbul Hükümetine karşı milli bir hükümet oluşturulması düşünülmüş, nitekim Sivas Kongresinde Temsil
Heyeti Ali Fuat Paşayı batı cephesine atayarak hükümet gibi hareket etmiştir.

Bunun için (kongre için) bütün illerden halkın güvenini kazanmış üç delegenin mümkün olduğunca süratle
yola çıkarılması ve bu durumun ulusal bir sır olarak saklanması gerekmektedir, (kimlikler gizlenecek)
Yorum:
• Kararlar halkın istekleri doğrultusunda alınmaya çalışılmıştır.
• Milli mücadelenin ilk aşamada zarar görmemesi için gizli tutulmuştur.

Doğu illeri adına 10 Temmuz'da Erzurum'da bir kongre toplanacaktır. Kongreye katılan :^eğeler daha sonra
Sivas Kongresine de katılacaklar.

• Delege seçimlerini Müdafa-i Hukuk , Reddi İlhak dernekleri ve belediyeler yapacaktır. Yorum:
• Milli cemiyetler ve yerel idareler etkin duruma getirilmiştir.
• Milli cemiyetlerin güvenini kazanmış milli mücadele yanlısı kişilerin seçilmesine çalışılmıştır.

Askeri ve ulusal birlikler dağıtılmayacaktır. Yorum:


• Alınan kararların uygulanması için ordu görevlendirilmiştir.
• Mondros sonrası işgallere karşı çıkılmıştır.

Önemi ve Sonuçları:
• Kurtuluş Savaşının amacını gerekçesini ve yöntemini bildirmiştir(en önemli özelliklerden)
• Milli egemenlik kavramından ilk kez söz edilmiştir.
• Ulusal egemenliğe dayalı yeni bir Türk devleti kurulması yolunda atılan ilk adımdır. (Zemin hazırlama var)
• Bir isyan ve ihtilal bildirgesidir.(Anadolu ihtilalini başlatır)

MİLLİ CEMİYETLER

Trakya Paşaeli Cemiyeti


İşgallerden sonra kurulan ilk yararlı cemiyettir. Merkezi Edirne, amacı Trakya'daki Rum taşkınlığını önlemek,
Trakya'nın Yunanistan'a katılmasını önlemektir. Osmanlının yıkılması durumunda bağımsız bir devlet kurmayı
amaçlamışlardır. Daha sonra Anadolu ve Rumeli Müdafai hukuk cemiyetinin şubesi olmuştur.

İzmir Müdafai Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti


İzmir ve çevresinin Yunanistan'a verileceğinin duyulması üzerine kurulmuştur. Amacı İzmir ve Batı Anadolu'nun
Yunanistan'a katılmasını önlemek, basın yayın yolu ile seslerini duyurmaktır.

İzmir Reddi İlhak Cemiyeti:


İzmir'in işgalinden bir gün önce (14 Mayıs 1919) kurulmuştur. İşgalden sonra silahlı direnişe geçmiştir. Balıkesir
ve Alaşehir Kongrelerinin toplanması ve Kuvayi Milliyenin oluşmasında etkili oldu.

Kilikyahlar Cemiyeti:
Fransız ve Ermenilerin Adana ve çevresindeki işgallerine karşı kurulmuştur.

Trabzon Müdafai Hukuk-u Milliye Cemiyeti


Pontus Rum Cemiyetinin kurulmasını engellemek amacıyla kurulmuştur.

Doğu Anadolu Müdafai Hukuk Cemiyeti


Doğu Anadolu'da Ermeni Devleti kurulmasını engellemek amacıyla kuruldu. Erzurum Kongresini düzenledi. Doğu
Anadolu'nun Türk yurdu olduğunu ispatlamaya çalıştı. Bunun için göç edilmeyecek, Doğu Anadolu'nun Türk
yurdu olduğu duyurulacak, Doğu vilayetlerinin uğrayacağı bir saldırıya karşı direnilecek.

Milli Kongre Cemiyeti


Amacı; Türkler aleyhine yapılan propagandalara basın yayın yolu ile karşı koymak, Türklerin -aklarını
savunmaktı. Kuvayi Milliye tabirini ilk defa kullanan siyasi teşkilat Milli Kongre Cemiyetidir. Cemiyetleri tek çatı
altında toplamayı da amaçlar.

Milli Cemiyetlerin Ortak Özellikleri


• Bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır.
• Milliyetçilik düşüncesi ön plandadır.
• Türk milletinin hak ve hürriyetini koruyan milli bir harekettir.
• Basın yayın yoluyla haklarını savunmuşlar.
• Gerektiğinde silahlı direnişe başvurmuşlardır.
• İşgal güçleri azınlıklar ve İstanbul Hükümetiyle mücadele etmişlerdir.
• Birbirinden kopuk olan bu cemiyetler Sivas kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti adı
altında birleştirildi.
• İstanbul Hükümetinin Türk milletine karşı görevini yerine getirmediği ilk kez belirtilmiş ve Türk milleti isyana
davet edilmiş.
• Genelgeden sonra İstanbul Hükümeti M. Kemal'i bir kez daha İstanbul'a çağırmış dönmeyince de görevinden
almıştır. Zaten M. Kemal de 7-8 Temmuz'da görevinden istifa etmiştir.(İstanbul Hükümeti onu görevden
almadan hemen önce)
• Genelge sonrası M. Kemal İstanbul'a çektiği telgraflarda "Artık İstanbul, Anadolu'ya egemen değil bağlı
olmak zorundadır" demiştir.
• Amasya Genelgesi M. Kemal'in resmi görevle yaptığı son çalışmadır.
• Amasya Genelgesi, yeni bir Türk devleti kurulmasında önemli bir katkısı olan hukuki ve siyasi bir belge
değeri taşır.

ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ -7 AĞUSTOS 1919)

Kongrenin Toplanma Amaçlan:


■ Doğu Anadolu'yu Ermenilere karşı savunmak.
■ Doğu illerinin güvenliğini sağlamak.
■ Doğu Anadolu da ki Türkleri azınlıklara oranla daha güçlü hale getirmek.

• Kongre Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti'nin çalışmaları sonucu toplanır. (Bölgesel olarak
toplanmıştır)
• Kongre öncesi tutuklanma emri çıkarılan M. Kemali, Kazım Karabekir "Emrinizdeyim Paşam" diyerek
karşılamış ve onun Kurtuluş Savaşı lideri olmasına öncülük etmiştir.
• Kongrede 2 sorun ortaya çıkar. M. Kemal'in ve Rauf Orbay'm kongreye katılımı ve başkan seçilme sorunu.
İki delegenin istifası ve M. Kemalin başkan seçilmesi ile sorunlar çözümlenmiştir.Kongre 54 delegenin katılımı
ile çalışmaya başlamıştır.

Kongrede Alınan Kararlar:


1. Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
Yorum:
• Milli sınırlardan ilk kez söz edilmiş, Misakı Milli kararlarına öncülük etmiştir.
• Türk vatanının bölünmezliğini bildiren ulusal bir karardır.

2. Her türlü yabancı işgali ve yabancı müdahalesine karşı Osmanlı dağılacak olursa, millet
hep birlikte savunma yapacak hakkını savunacak
Yorum:
• Ulusal kurtuluş için ulusal direniş ilkesi belirlenmiştir.
• Kurtuluş Savaşanın başlatılması gereği Amasya'dan sonra bir kez daha belirtilmiştir.

3. Vatanın ve bağımsızlığın korunmasında İstanbul Hükümeti başarısız olursa geçici bir


hükümet kurulacaktır. Bu hükümet milli kongre tarafından seçilecek kongre
toplanmamışsa seçimi Temsil Kurulu yapacaktır.
Yorum:
• İlk defa geçicide olsa yeni bir hükümetin kurulmasından söz edilmiştir.
• İstanbul Hükümeti yok sayılmıştır.
• Ulusal hükümetin kurulması için ilk adım atılmıştır.
4. Kuvayi Milliyeyi etken, milli iradeyi hakim kılmak esastır.
Yorum:
• Saltanatın kaldırılarak yerine millet egemenliğine dayalı yeni bir devletin kurulacağı açıklanmıştır.
• Amasya Genelgesindeki "Ulusun bağımsızlığını yine ulusun azmi ve karan kurtaracaktır" maddesi karar
haline dönmüştür.
• Ulusal irade kavramı yerleştirilmeye çalışılmıştır.

5. Hristiyan azınlığa siyasi hakimiyetimizi ve sosyal dengemizi bozan ayrıcalıklar verilemez


Yorum:
• Tam bağımsızlık amaçlanmıştır.
• Tanzimat ve Islahat fermanıyla azınlıklara verilen haklara tepkidir.

6. Manda ve himaye kabul olunamaz.


Yorum:
• Tam bağımsızlık hedeflenmiştir.
• Manda ve himaye ilk kez reddedilmiştir.

7. Ulusal meclisin (Mebusan Meclisi) hemen toplanması ve hükümet işlerinin meclisin denetimine alınmasına
çalışacak.
Yorum:
• Bu karar ulus egemenliğine önem verildiğini gösterir.
• Mebusan Meclisinin açılması kararlaştırılmış, hükümetin faaliyetlerinin denetim altına alınmasına çalışılmıştır.
8. Ulusal irade ve ulusal güçler padişahlık ve halifelik makamını kurtaracaktır.
Yorum:
• Ulusal egemenliğe ters düşen bu kararın alınmasının temel nedeni ortamın böyle bir
değişikliğe hazır olmamasıdır.

Önemi ve Sonuçları:
• Toplanış açısı bakımından bölgesel alman kararlar açısından ulusaldır.
• Kararları Sivas Kongresi ve Misakı Milliye öncülük etmiştir.
• ilk kez Temsil Kurulu oluşturulmuş başkanlığına M. Kemal seçilmiştir.
(Doğu illeri adına bölgesel 9 kişilik heyet)
• Milli egemenliğin koşulsuz olarak gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır.(2.madde)
• Ulusal mücadelenin kararlan belirlenmiştir. (Kararların onaylanması ile)
M.Kemal'e Kurtuluş Savaşı önderliğini açan yoldur.
• Doğuda birlik sağlanmıştır. (Doğudaki tüm cemiyetler birleşti)
• Diğer direniş cemiyetlerine olumlu etki yapmıştır.
• Cumhuriyet rejiminin kıvılcımlarını sezmek mümkündür.
• Yeni Türk Devletinin kurulması fikri ortaya atılmıştır.
• Milli mücadele hareketi teşkilatlanmaya başlamış.( Temsil Kurulu)
• İtilaf Devletleri ve İstanbul Hükümeti kongrenin engellenmesi ve M. Kemal'in
tutuklanması için girişimlerde bulunduysa da başarılı olamamıştır.

BALIKESİR KONGRESİ(26-30 TEMMUZ 1919)

• Erzurum Kongresinin devam ettiği günlerde Batı Anadolu'daki vatanseverlerde Yunan


saldırılarına karşı koymak, direnmeleri birleştirmek, Kuvayi Milliye'ye yardımcı olmak
ve bu birliklerin düzenli hale getirilmesini sağlamak için toplanmıştır.
Alman Kararlar ve Önemi:
• Yunan hareketi sürdükçe seferberlik devam edecek.
• Bölgesel bir kongredir.
• Batı Anadolu'yla ilgili kararlar alınmıştır.
• Amasya Genelgesini benimsemiş, padişaha bağlılığı bildirmiş.( farkı)
• Batı Anadolu direniş hareketlerinin örgütlenmesi ve Batı cephelerinin oluşmasında önemli rol oynamıştır.
• Kuvayi Milliyeye yardımcı olmuştur.

ALAŞEHİR KONGRESİ (16-25 AĞUSTOS 1919)

• Erzurum ve Balıkesir kararlarını gözden geçirmek bölgedeki direnişi genişletmek, askeri teşkilatı geliştirmek
amacıyla toplanmıştır.

Önemi ve Özellikleri:
• Amasya Genelgesi kararları onaylanmıştır.
• Bölgeseldir.
• Gerekirse Yunanlılara karşı itilaf devletlerinden yardım istenecektir.(Bu madde yunanlıların zulüm yaptığını
ayrıca bağımsızlık bilincine ulaşılmadığını gösterir)
• Batı cephesinin teşkilatlanmasında etkili olmuştur.
• Kuvayi Milliyeyi desteklemiştir.

SİVAS KONGRESİ(4-ll EYLÜL1919)

Amasya Genelgesinde yapılan çağrı doğrultusunda ulusal güçleri birleştirmek ve


mücadeleyi tek elden yürütmek amacıyla toplanmıştır. Kongrede bazı sorunlarla
karşılaşıldı.
Bu sorunlar şunlardır:
• Kongre öncesi İstanbul Hükümeti kongrenin toplanmasını engellemek ve M. Kemal'i tutuklatmak için Elazığ
Valisi Ali Galip'i görevlendirmiş, bu girişim M. Kemal'in aldığı tedbirlerle engellenmiştir.
• M. Kemal'in kongre başkanlığına bir grup karşı çıkmış ama M. Kemal oyların çoğunluğunu alarak yine kongre
başkanı seçilmiştir.
• Manda ve himaye bir kez daha gündeme getirilmiş ama M. Kemal'in tam bağımsızlık (ya istiklal ya ölüm)
parolası doğrultusunda kesin olarak reddedilmiştir.
Kongrede Alınan Kararlar:

1. Erzurum Kongresi kararları bazı değişiklik ve ilavelerle kabul edilerek tüm ulusa mal edilmiş.
Yorum:
• Erzurum Kongresi kararlan milli bir kongre tarafından onaylanarak tüm ulusa mal edilmiştir.
• Erzurum Kongresi kararlan bölgesellikten kurtarılmış.
2. Yurttaki bütün milli cemiyetler "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" adı
altında birleştirilmişlerdir.
Yorum:
• Ulusal güçler birleştirilerek tek elde toplanmıştır.
• Bölgesel savunmanın yerine milletçe savunma ve direnme kararı alınmıştır.

3. Manda ve himaye kesin olarak reddedilmiştir.


Yorum:
• Tam bağımsızlık amaçlanmıştır.
• Ulusal bağımsızlığa ters düşmüş reddedilmiştir.

4. Temsilciler Kurulunun yetkileri bütün vatanı temsil edecek şekilde genişletildi.


Yorum:
• Erzurum Kongresi sonucu kurula 6 yeni üye ilave edilmiş ve sayı 15'e çıkarılmıştır.
• Temsilciler Kurulu yürütme yetkisini alarak Ali Fuat Paşa'yi Kuvayi Milliye komutanlığına tayin etmiştir.
(Hükümet gibi)
• Temsilciler Kurulu TBMM açılıncaya kadar hükümet gibi görev yapmıştır. TBMM'nin açılması ile görevleri sona
erer.
• Sivas Kongresi sonrası kurul İstanbul Hükümetine bağlı olmadığını göstermek için Anadolu'ya atanan
komutan ve valileri kabul etmemiş İstanbul ile ilişkileri ve haberleşmeyi kesmiştir.

5. Misakı Milli esasları ve ulusal sınır belirlenmiştir.

6. Devletin ve milletin bağımsızlığı zedelenmemek kaydıyla herhangi bir devletten ekonomik yardım alınabilir.

7. İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılması kararlaştırıldı.

Yorum:
• Bu gazete İstanbul basının aleyhte yayınlarına karşı Temsil Kurulunun Ankara'ya gelişi
sonrası "Hakimiyet-i Milliye" adıyla yayın hayatına başlamıştır.

8. Osmanlı Mebusan Meclisi derhal toplanmalıdır.


Yorum:
• Milli iradeyi temsil için bu zorunluydu.
• Osmanlı ile ulusal irade birleştirilmeye çalışılmış.
• Ulusal egemenliğe önem verilmiş.
• İstanbul Hükümetinin keyfi kararları kısıtlanmak istenmiş.

Kongrenin Önemi ve Sonuçları


• Kongrenin en önemli özelliği her yönüyle ulusal bir kongre olmasıdır.
• Ulusal bir temsil kurulu oluşturulmuştur.
• Temsil kurulu başkanlığına bir kez daha seçilen M. Kemal ulusal lider olmuştur.
• Padişahın izniyle değil, halkın kendi arzusuyla ülkenin çeşitli yerlerinden gelen delegelerin katılımı ile
toplanmış milli bir kongredir.
• Ulusal egemenlik ilkesinin saltanat ve hilafeti kurtaracağı görüşü saltanatın üstünde milli egemenlik ilkesinin
olduğunu gösterir.
• Sivas Kongresi kararlarının izlerini Misak-ı Millide, TBMM'de milli mücadelenin tüm aşamalarında görmek
mümkündür.
• Kongrenin aldığı kararlar ve İstanbul'la ilişkinin kesilmesi sonucu Damat Ferit Paşa Hükümeti yıkıldı. Yerine
milli mücadele yanlısı Ali Rıza Paşa hükümeti kuruldu. Bu olay Temsil Kurulunun İstanbul Hükümetine karşı
ilk siyasi başarısıdır.(2 Ekim 1919)
• Kongreden sonra M. Kemal Anadolu da millet temsilcilerinden oluşan meclis toplamak, bu meclisin hükümeti
ile milli mücadeleyi tek merkezden idare etmek için çalışmalarına başlamıştır.

AMASYA GÖRÜŞMELERİ (PROTOKOLÜ) (20-22 EKİM 1919)


• Temsil Kurulu adına M. Kemal ile İstanbul Hükümeti adına Salih Paşa arasında yapılmış.
• Temsil Kurulunun amacı, siyasi varlığını İstanbul Hükümetine kabul ettirmek ve vatanın bağımsızlığını
sağlamak için iş birliği yapmaktı.
• İstanbul Hükümetinin amacı, Temsil Kurulunu denetim altına alarak çalışmalarına engel olmaktı.
Protokolde Alman Kararlar:
1. İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarını kabul edecek.
2 Hükümetle Temsil Kurulu arasında uyuşma olmuş ve hiçbir anlaşmazlık kalmamıştır.
3. Türk illeri düşmana terk edilmeyecek,Türk vatanının bağımsızlığı ve bütünlüğü korunacak
4. Manda ve himaye kabul edilmeyecek.
5. Müslüman olmayan azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilmeyecek.

6. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ve Temsil Kurulu hukuki bir kuruluş olarak İstanbul
Hükümetince tanınacak.
7. İtilaf Devletleri ile Osmanlı arasında yapılacak barış görüşmelerine Temsil Kurulu tarafından uygun görülen
kişilerde katılacak. Temsil Kurulunun rızası olamadan barış görüşmeleri yapılmayacak.
Yorum:
• Temsil Kurulu vatanın geleceği ile ilgili kararlarda Türk milletinin temsilcisi olarak katılmak istemiştir.
• İstanbul Hükümeti merkezi otoriteyi korumak için bu maddeyi kabul etmemiştir.
8. Mebusan Meclisi derhal toplanmalı ve millet vekili seçimleri serbest ve müdahalesiz
yapılmalıdır.
Yorum:
• İstanbul Hükümeti bu kararı kabul etmiştir.
• İtilaf Devletleri seçimlerin yapılmasına ses çıkarmamıştır.
9. Mebusan Meclisinin güvenlikte olmayan İstanbul'da toplanması uygun değildir.
Yorum:
• Meclisin nerede toplanacağı anlaşma sağlanamayan tek sorundu.
• M. Kemal İstanbul'da toplanacak meclisin görüşlerini özgürce ortaya koyamayacağını düşünüyordu. Ayrıca
İstanbul güvenilir değildi. M. Kemal'in bu konudaki haklılığı İstanbul'un İşgali ile ortaya çıkar. M. Kemal ile
Salih Paşa arasında gizli kararlarda alınmıştır bunlar:

■ İzmir'in kurtarılmasına çalışılacak.


■ İngiliz Muhipler Cemiyetinin çalışmaları sınırlandırılacak.
■ Zararlı cemiyetlerin ve gazetelerin çalışmalarına son verilecek.
• Salih Paşa kararlan İstanbul Hükümetine kabul ettireceğini kabul edilmezse görevinden
istifa edeceğini söyler. Mebusan Meclisinin İstanbul'da toplanması dışında hiçbir kararı
kabul ettiremez görevinden de istifa etmez.

Protokolün Önemi ve Sonuçları:


• İstanbul Hükümeti Temsil Kurulunu resmen ve hukuken tanımıştır.
• Taraflar ilk defa birlikte hareket etmişlerdir.
• Artık İstanbul Hükümeti tavrını Anadolu'ya göre düzenlemeye başlar.
• Meclisin İstanbul'da toplanması dışındaki kararlar kabul edilmemiştir.
• İtilaf Devletleri seçimlere karışmamıştır sebebi ise; seçimleri saltanat taraftarlarının kazanacağı
düşünmeleridir.
• Seçimleri Müdafaa-i Hukukçular kazanmıştır.
• M. Kemal Mebusan meclisine Erzurum'dan millet vekili seçilmiştir.

TEMSİL KURULUNUN ANKARA'YA GELMESİ (27 ARALIK 1919)

• M. Kemal ve Temsil Kurulu İstanbul'da toplanacak Mebuslar Meclisinin çalışmalarını


yakından izlemek için Ankara'ya geldi.(27 Aralık 1919)
Ankara'nın merkez seçilmesinin nedenleri şunlardır:
■ İstanbul'daki gelişmeleri yakından izlemek.
■ Ankara'nın Anadolu'nun ortasında merkezi bir yerde olması.
■ İstanbul'la iletişim ve ulaşım imkanının olması.
■ Ankara'nın işgal edilmemiş güvenli bir yer olması.
■ İstanbul'a ve Batı cephesine yakın olması.
■ Ankara'nın Ali Fuat Paşanın kontrolünde olması.
■ Ankara halkının milli mücadele hareketini desteklemiş olması.

• Ankara bundan sonra milli mücadelenin ve milli egemenliğin merkezi durumuna gelmiştir.
• 10 Ocak 1920'den sonra Temsil Kurulu İrade-i Milliye gazetesini Hakimiyet-i Milliye adıyla çıkarmaya başladı.
• Milli mücadele yanlısı diğer gazeteler şunlardır: Öğüt, Açıksöz, Albayrak, Tasviri Efkar, Vakit, İldam,
İleri,Yenigün.
• Milli Mücadele karşıtı gazeteler: Alemdar, Peyam-ı Sabah, Aydede, Ümit
• Amasya Görüşmesi sonrası seçimlerin yapılmasının ardından M. Kemal Müdafaa-i Hukuk yanlısı millet vekilleri
ile Ankara'da meclis açıldığında izleyecekleri politikaları kararlaştırmıştır.

Bu politikalar doğrultusunda alınan kararlar şunlardır:
Millet vekilleri İstanbul'a gittiklerinde Müdafaa-i Hukuk grubunu kuracaklar ve M.
Kemal'i başkan seçecekler.
Yorum:
• Millet vekilleri İstanbul'a gidince sözlerini tutmamışlar, Padişahın ve İtilaf Devletlerinin etkisinde kalarak
Müdafaa-i Hukuk grubu yerine Felah-ı Vatan grubunu kurmuşlar M. Kemal'ide başkan seçmemişlerdir.
• M. Kemal'in başkan seçilmeyi isteme nedeni Meclisin dağıtılması halinde başkan sıfatı ile meclisi başka bir ilde
toplamaktır.
• Müdafaa-i Hukuk grubu oluşturma nedeni vatanın bağımsızlığı yönünde gruba kararlar aldırmaktı.
Misak-ı Milli kararları meclise onaylatılacak.

SON OSMANLI MEBUSAN MECLİSİNİN AÇILMASI


(12 OCAK 1920) MİSAKI MİLLİ (ULUSAL YEMİN) (28 OCAK 1920)

• Amasya Görüşmelerinde alman kararlar gereği Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de İstanbul'da
toplanır.
• Mebusan Meclisi 28 Ocak 1920'de gizli bir oturumda vatanın bütünlüğüyle ilgili olarak Misak-ı Milliyi kabul
etmiştir.
• Temeli Erzurum ve Sivas Kongresine dayanan Misak-ı Milli tam bağımsızlık bilincini yansıtan ve razı
olunabilecek asgari şartları belirlediğinden bir barış taslağı niteliği taşır.
• Yaklaşık olarak bugünkü yurt sınırlarımızı belirleyen Misak-ı Millide alman kararlar şunlardır:
Misak-ı Milli Kararları:
1. Mondros'un imzalandığı gün işgal altındaki Arap memleketlerinin durumu yöre halkının
vereceği oya göre belirlenecektir. Bunun dışında kalan o gün işgal edilmemiş Türk ve
Müslüman çoğunluğun bulunduğu topraklar bir bütündür, parçalanamaz.
Yorum:
• Mondros sonrası işgaller reddedilmiştir.
• Ulusal sınırlar içerisinde vatanın bölünmez bir bütün olduğu Erzurum ve Sivas Kongresinden soma bir kez
daha onaylanmıştır.
• Vatanın bölünmez bütünlüğü Mebusan Meclisince onaylanmıştır ve işgalci devletlerle mücadele edileceği
ortaya konulmuştur.
• Türk devletinin milli sınırları belirlenmiştir.
2. Halk oyu ile anavatana katılan üç sancakta (Kars-Ardahan-Batum) gerekirse halk oyuna
tekrar başvurulabilir.
Yorum:
• Bu şehirlerde Türk nüfusunun üstün olduğunu kanıtlar.
3. Batı Trakya'nın hukuki durumunun belirlenmesi halkın tam bir serbestlikle verecekleri
oylarla belirlenecektir.
4. İstanbul ve Marmara'nın güvenliği sağlanırsa Boğazlar uluslar arası ticaret gemilerine
açık tutulabilir.
• Boğazların Türklerin denetiminde olması gerektiği vurgulanmış.
5. Azınlık hakları komşu ülkelerdeki Müslümanlara tanınan haklar kadar olacaktır.
Yorum:
• Devletin ve milletin eşitliği ortaya konulmuş.
• Türkiye'deki azınlıklara verilecek hakların ölçüsü belirlenmiş.
• Komşu ülkülerdeki Müslümanların haklan korunmaya çalışılmış.
6. Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olan sınırlandırılmaları kaldırılması gerekir.
(Ekonomik gelişmeyi sağlamak için) Payımıza düşen dış borçların ödenmesi de bu esasa
bağlı olacaktır.
Yorum:
• Kapitülasyonlara tepkidir.
• Türkiye'nin gelişmesini engelleyen faktörler ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.

Önemi ve Sonuçları
• Milli ve bölünmez Türk vatanının sınırlan çizilmiştir.
• Misak-ı Milli Osmanlı parlamentosundan geçen son karardır.
• Erzurum ve Sivas Kongresi kararlan Osmanlı Mebusun Meclisi'nce kabul edilmiştir.
• Türk milletinin en temel hakkı istenmiş.
• Kapitülasyonlar, boğazlar, dış borçlar, sınırlar, azınlık hakları ile ilgili sorunlar gündeme getirilmiştir.
• Ülkenin geleceği ile ilgili önemli kararlar alınmıştır.
• Türk ulusu tam bir bağımsızlık şuuruna ulaşmıştır.
• Türk milletinin kabul edebileceği asgari barış şartlan belirlenmiş.
• Misak-ı Milli, milli mücadelenin siyasi programıdır.
• İtilaf Devletleri hükümete (Ali Rıza Paşa Hükümeti) ve meclise baskı yaparak Misak-ı Milli kararlarından
vazgeçilmesini istemişler kabul edilmeyince Ali Rıza Paşa Hükümeti istifa eder Salih Paşa Hükümeti kurulur.

İSTANBUL'UN İŞGALİ (16 MART 1920)

• Salih Paşa hükümetinde de Misak-ı Milli kararlarının iptal edememesi üzerine İtilaf Devletleri İstanbul'u işgal
ederler.(16 Mart 1920)
• Mebuslar Meclisi dağıtılır. Bir çok millet vekili tutuklanır ve sürgüne gönderilir.
• İşgal M. Kemal'in doğruluğunu ortaya koyar. M. Kemal Ankara'da meclis açmak üzere harekete geçer. İşgali
protesto ederek halkı durumdan haberdar etmeye çalışır.

Aldığı önlemler şunlardır:

■ İstanbul'la telefon ve telgraf görüşmeleri kesildi.


■ Anadolu'daki itilaf devleti subayları tutuklandı. Eskişehir ve Afyondaki İngiliz'lerin çıkarılması
kararlaştırıldı.
■ İtilaf Devletlerinin askeri sevkıyatlarını önlemek için Geyve ve Ulukışla demiryolları ve köprüler havaya
uçuruldu.
■ Osmanlı'ya ait Anadolu'daki para pul ve kıymetli eşyaların İstanbul'a gönderilmesi yasaklandı. (Resmi
özel bütün mali kuruluşların gelirleri)
• İşgal sonrası İstanbul'daki milletvekillerinin haklarının sabit tutulacağı ve Ankara'daki
meclise katılacakları bildirilmiştir.(Birlik beraberlik sağlanmak istenmiş.)

İşgalin Sonuçları:
• İstanbul'un işgali M. Kemal'e ulusal mücadeleyi padişah adına yürüttüğü olanağını sağlamıştır.
• İşgal İstanbul'dan kaçan aydın asker ve milletvekillerinin milli mücadeleye TBMM'ye katılımını artırmıştır.
• Salih Paşa Hükümeti de istifa etmiş yerine 5 Nisan 1920'de Damat Ferit Paşa Hükümeti kurulmuştur.
• Mebusan Meclisinin kapatılması milli iradenin yok sayıldığını gösterir.
• Damat Ferit Paşa Şeyhülislam fetvasıyla Kuvayi Milliye aleyhinde faaliyetlere başlar.
• İstanbul Hükümeti ve Padişah işgalle tamamen İtilaf Devletleri denetimine girer.
• Bütün bu gelişmeler TBMM'nin kurulmasına zemin hazırlar.
• İşgal Kuvayi Milliye hareketinin güçlenmesine neden olur.
• Osmanlı'nın hiçbir fonksiyonu kalmamıştır.

TBMM'NİN AÇILMASI (23 NİSANI920)

• I. TBMM yeni Türk Devletini kuran (kurucu), Osmanlıyı yıkan (ihtilalci) ve bağımsızlığı sağlayan bir meclistir.
• Kuruluş amaçları: Ulusal birliği geliştirmek, ulusal iradeyi hakim kılmak.
• 23 Nisan 1920'de 120 milletvekilinin katılımı ile I. TBMM açıldı. Mecliste memur, aydın, asker, din görevlisi,
çiftçi, tüccar, aşiret reisi gibi üyeler bulunmaktaydı.
• TBMM'nin ilk başkanı M. Kemal'dir. M. Kemal başkan seçildikten sonra yapılacak işler konusunda meclise
önerge vermiştir.24 Nisan'da meclise sunulan önergede yer alan esaslar şunlardır :

TBMM'nin Aldığı İlk Kararlar:


1. Hükümet kurmak gereklidir.
Yorum:
• İstanbul Hükümeti ile çalışılamazdı.
• Yasama yetkisi meclisteydi, yürütme yetkisini de almak gerekiyordu.
• Ayrıca yeni hükümet milli egemenlik açısından daha yararlıydı.

'2. Geçici olarak bir hükümet başkanı tanımak ya da padişah vekili atamak doğru değildir.
Yorum:
• Meclisin kararlarında bağımsız olması düşünülmüştür.
• Kurulacak hükümetin sürekli olacağı belirtilmiştir.

3. Mecliste toplanmış milli iradeyi vatanın geleceğine hakim kılmak temel ilkedir.TBMM'nin
üstünde bir güç yoktur.
Yorum:
• Bu karar ile saltanat iradesine karşı çıkılmış TBMM'nin üstünde bir güç olmadığı belirtilerek Osmanlı yok
sayılmıştır.
• Millet egemenliğinin gerçekleştirilmesine çalışılmıştır.

4. TBMM yasama ve yürütme yetkisine sahiptir. Meclisten seçilecek bir kurul hükümet
işlerini yürütür. Meclis başkanı hükümetinde başkanıdır.(Bu hükümete İcra Vekiller
Hükümeti denir)
Yorum:
• Güçler birliği ilkesi ve meclis hükümeti sistemi kabul edilmiş.
• Demokrasiye ters düşmesine rağmen milli mücadelenin olağanüstü şartlarından ve çabuk karar alabilmek
için bu sistem seçilmiştir.
• TBMM yargı gücünü İstiklal Mahkemelerini kurarak kullanmıştır.

5. Padişah ve Halife üzerinde bulunduğu baskıdan kurtulduktan sonra meclisin çıkaracağı bir
yasa ile yerini alır.
Yorum:
• Vatanın kurtuluşuna öncelik verilmiş birlik beraberlik sağlanmaya çalışılmıştır.
• TBMM'nin üstünlüğü belirtilir. Çünkü padişahın durumunu belirleyen bir güç olmuştur.
• TBMM padişah taraftarlarının tepkisini çekmek istememiştir.

I. TBMM'nin Önemi ve Özellikleri:


• Üyelerinin hepsi vatanseverdir.
• Düşmanı yurttan atma konusunda görüş birliği içerisindedirler.
• Kurucu bir meclistir.
• İnkılapçı ve ihtilalcidir.
• Ulusal egemenliğe dayalı yeni Türk Devletinin kurulması sağlanmıştır.
• Güçler birliği esasına bağlıdır.
• Meclis hükümet sistemini benimsemiştir.
• Vatanın bağımsızlığını sağlamıştır.
• Kurtuluş harekatının zarar görmemesi için padişahlık ve halifelik kurumlarına dokunulmamış bu konular
tartışmaların dışında tutulmuştur.
• Olağan üstü yetkilere sahiptir.
• Gerçekleştirdiği tek inkılap saltanatın kaldırılmasıdır.
• Azınlıklara yer vermediği için ulusal bir meclistir.
• Anayasasız kurulmuş daha sonra (20 Ocak 1921) Teşkilat-ı Esasiye Kanunu adıyla yeni bir anayasa
hazırlamıştır. (Kurucu sıfatı verilmiştir)
• Meclis 1921 anayasası ile "Şeriat hükümlerinin yürürlüğünü sağlama görevini" kendi üzerine almış ve böylece
devlet yönetimi tek organda toplanmıştır.
• 2 Mayıs 1920'de TBMM hükümeti kurulmuş, bu hükümet kendini tanımayanlara ve karşı çıkanlara varlığını
tanıtmak için 30 Nisan 1920'de Hıyaneti Vataniye kanununu çıkarmıştır.
• TBMM'nin açılmasıyla Temsil Heyetinin görevi sona ermiştir.
• TBMM adı, yeni kurulan devletin milliyetçi düşünceler taşıdığını Türk milletine dayandığını gösterir.
• Kurucu meclis olduğu halde bu adı kullanmamıştır.
• 30 Nisanda TBMM'nin kurulduğu tüm dünyaya bildirilerek Osmanlının yapacağı anlaşmaların tanınmayacağı
söylenmiştir.
• I TBMM zor şartlar altında yıpranmış ve 1 Nisan 1923'te meclisin yenilenmesi kararı alınarak, 11 Ağustos
1923'te II. TBMM açılmıştır.

TEŞKİLAT-I ESASİYE KANUNU (20 OCAK 1921)

• Yeni Türk devletinin ilk anayasasıdır.


• TBMM'nin varlığı yasallaştırılmıştır.
• I. İnönü'nün kazanılmasından sonra kabul edilmiştir. 1921 Anayasasının
Bazı Maddeleri
• Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
• Yasama, yürütme ve yargı gücü TBMM'ye aittir.
• Türkiye devleti B.M.M. tarafından yönetilir hükümeti de TBMM hükümeti adını alır.
Meclis hükümeti sistemi benimsenmiştir.

Özellikleri:
• Olağan üstü koşullarda hazırlanmış ihtilal anayasası olup, demokratik niteliklidir.
• Resmi din belirtilmemiştir.
• Meclis hükümeti ve güçler birliği sistemini benimsemiştir.
• Ulusal egemenlik anlayışını benimsemiştir.
• Seçimler 2 yılda bir yapılır seçme yaşı 18'dir
■ TBMM'nin varlığını hukuki olarak belgelemiştir.
• Anayasaya yapılan en önemli ekleme 1923'te " Türkiye Devletinin yönetim şekli
Cumhuriyettir" maddesidir.
Anayasaya daha sonra eklenen maddeler:
■ Dini İslam'dır,
■ Dili Türkçe'dir,
■ Devletin başkanı Cumhurbaşkanıdır.
■ Cumhurbaşkanlığı süresi 4 yıldır.
■ Seçmen yaşı 22'dir.
■ Seçimler 4 yılda bir yapılır.
■ Kabine sistemi esastır.
■ Başkenti Ankara'dır.
• 1921 Anayasası din işlerini yürütme yetkisini de TBMM'ye vermiştir. Bundaki amaç
halifeliğin kötü amaçlarla kullanılmasını engellemektir.

TBMM'YE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR

• 1919 yılında başlayan, 1920 yılında yaygınlaşan, 1921 sonlarında büyük bölümü bastırılan ayaklanmalar
TBMM'yi çok zor duruma düşürmüştür.
• Ayaklanmaları çıkaranlar halkın dini duygularını, geleneklere bağlılığını, eğitim düzeyinin düşüklüğünü, uzun
savaşların getirdiği bıkkınlığı ve halkın padişaha halifeye olan bağlılığını kullanmıştır.
• İstanbul'un işgalinden sonra kurulan Damat Ferit Paşa Hükümeti halkın dini duygularını kullanarak halkı
TBMM'ye karşı kışkırtmıştır.

Nedenleri
• Anadolu halkı üzerindeki egemenliğini yitirmek istemeyen İstanbul Hük. kışkırtmaları. Milli mücadelenin
padişah ve halifeye karşı yapılan bir hareket olduğunun söylenmesi.
• İngilizlerin boğazların her iki yanında tampon bölge oluşturmak istemesi(boğazları koruma)
• Askeri kaçakların Anadolu'daki otorite boşluğundan yararlanmak istemesi.
• Kuvayi Milliyenin düzenli orduya katılmak istememesi.
• İstanbul hükümetinin milli mücadeleyi ittihatçı ve bolşevik olarak nitelendirmesi.
• İşgallerden yararlanmak isteyen azınlıkların kendi başlarına devlet kurmak istemeleri.
• M. Kemal ve arkadaşlarının vatan haini ilan edilmeleri dinsizlikle suçlanmaları ve haklarında gıyaben idam
cezası verilmesi.(Dürrizade Abdullah Efendinin fetvası var)
• TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaları dört grupta inceleyebiliriz :

1. DOĞRUDAN İSTANBUL HÜKÜMETİNCE ÇIKARILAN AYAKLANMALAR


• Ayaklanmaların hepsinde İstanbul Hükümetinin kışkırtıcılığı vardır. Ancak bazıları
özellikle İstanbul hükümeti tarafından çıkarılmış ve yürütülmüştür.
Bu ayaklanmalar:

Anzavur Ayaklanması:
İngilizlerin boğazları elde tutmak için Kasım 1919'da Manyas, Susurluk, Gönen ve Ulubat dolaylarında çıkardığı
ayaklanmadır. (Ahmet Anzavur) Amaç bölgedeki milli kuvvetleri yok etmektir. Ayaklamayı Çerkez Etem ve Ali
Fuat Cebesoy bastırır.

Kuvayi İnzibatiye(Halifelik Ordusu) Ayaklanması: Boğazların güvenliğini sağlamak Sakarya ve Geyve'deki


milli kuvvetleri yok ederek bölgenin güvenliğini sağlamak için çıkarılan ayaklanmayı(İngiliz yardımı
var)Ali Fuat Paşa bastırmıştır. İngilizler her iki ayaklanmada da boğazlar ve çevresinde tampon bölge
oluşturmak istemiştir.

1. İSTANBUL HÜKÜMETİ VE İTİLAF DEVLETLERİNİN KIŞKIRTMASIYLA ÇIKAN AYAKLANMALAR

En yaygın ayaklanmalardır. Şeyhülislamın kışkırtması ve halkın dini duygularının istismarıyla çıkmıştır.


İtilaf Devletleri milli mücadele hareketini yok etmek, boğazlan denetim altında tutmak, Anadolu'da karışıklık
çıkarmak, azınlıklardan yararlanmak amacıyla İstanbul Hükümetini kullanarak ayaklanmalar çıkarmışlardır.
Önemlileri şunlardır:

Bolu,Düzce,Hendek ve Adapazarı Ayaklanması:


İngizlerin isteği ve desteğiyle boğazların güvenliği için Adapazarı'ndan Bolu'ya kadar olan bölgelerde "din ve
halifelik elden gidiyor" sloganıyla çıkarılan ayaklanmayı Ali Fuat Paşa ve Refet Bele bastırmıştır.
Yozgat Ayaklanması:
XVIII. yy'dan beri yarı bağımsız hayat süren Çapanoğlu ailesi tarafından çıkarılan isyan Kuvayi Milliye
tarafından bastırılmıştır.( Çerkez Etem'in yardımı da var)
Afyon Ayaklanması:
Yunanlıların kışkırtması ve Fransa'nın desteği ile Çopur Musa tarafından çıkarılmıştır. Ayaklanma Kuvayi
Milliye ve Refet Bele tarafından bastırılır.(Musa Yunanlılara sığınır)
Konya Ayaklanması:
Konya halkının dini duyguları istismar edilerek Yunan, Fransız ve İtalyan'ların desteğini alan Delibaş
Mehmet'in çıkardığı isyandır. Düzenli ordunun çalışmaları ile bastırılır.Delibaş Mehmet Fransızlara sığınır.
Milli Aşiret(Urfa) Ayaklanması:
Urfa'yı Fransız işgalinden kurtaran Mili Aşiret bağımsız Kürt Devleti kurmak için ayaklanır. (Fransızlarla
işbirliği yapar) TBMM'ye bağlı kuvvetler ve Kuvayi milliye tarafından bastırılır
Anadolu'da görülen diğer ayaklanmalar: Ali Batı, Şeyh Eşref, Cemil Çeto, Koçkiri

3. AZINLIKLARIN ÇIKARDIĞI AYAKLANMALAR

Bu ayaklanmalar en uzun süren ayaklanmalardır. Rum isyanı Şubat 1923'te bastırılmıştır. 1920-1923 arası )
Kurtuluş savaşının kazanılmasına paralel olarak bastırılmışlardır. Bu ayaklanmalar daha çok Ermeni ve Rumlar
tarafından çıkarılmıştır.

4.KUVAYİ MİLLİYE YANLISI OLUP SONRADAN AYAKLANANLAR


Düzenli ordunun kurulmasına karşı çıkan bazı Kuvayi Milliye şefleri tarafından çıkarılmıştır. Önemlileri Çerkez
Etem, Demirci Mehmet Efe, Yörük Ali Efe ayaklanmalarıdır. L İnönü'nün kazanılmasıyla ayaklanmalar bastırıldı.

TBMM'NİN AYAKLANMALARA KARŞI ÖNLEMLERİ

• Hıyaneti Vataniye kanunu çıkarıldı.


• Kanunu uygulamak ve Meclisin otoritesini sağlamak için 18 Eylül 1920'de İstiklal Mahkemeleri kuruldu.
• Kuvayi Milliye kaldırılıp düzenli orduya geçildi.
• Milli mücadele lehine fetvalar yayınlandı.
• İstanbul'la haberleşme kesildi. (Her türlü resmi ilişkide kesildi)
Ayaklanmaların Sonuçlan
• TBMM'nin gücü ve otoritesi arttı.
• TBMM'nin Anadolu'ya hakim olması sağlandı.
• Milli Mücadelenin başarısını geciktirdi.(Kurtuluş Savaşı gecikti)
• Yunanlıların işgali kolaylaştı.
• Düzenli ordunun kurulması hızlandı.
İlk TBMM'nin Yerine Getirdiği Önemli Görevler
• Hıyaneti Vataniye kanununu çıkarıp İstiklal Mahkemelerini kurarak ayaklanmaları bastırdı.
• Kuvayi Milliyeyi kaldırıp yerine Türk ulusunu zafere taşıyacak düzenli orduyu kurdu.
• Yeni Türk devletinin ilk anayasası (Teşkilatı Esasiye Kanunu ) hazırlandı.
• Kurtuluş Savaşını kazandı. (En önemlisi)

SEVR BARIŞ ANLAŞMASI (10 AĞUSTOS 1920)

• Bu anlaşma İtilaf Devletlerinin I. Dünya Savaşından soma Osmanlı ile imzaladıkları son barış anlaşmasıdır.
• Sevr Anlaşmasının geç imzalanma nedenleri şunlardır:
■ İtilaf Devletlerinin Osmanlıyı aralarında paylaşamamaları,
■ İzmir'in Yunanlılara verilmesi ile çıkan anlaşmazlıklar,
■ Anadolu' da kurtuluş hareketinin başlaması
• Sevr Anlaşmasının İmzalanma Nedenleri
■ I. TBMM'nin açılması, yeni Türk Devletinin kurulması ve milli mücadele hareketinin başarılı bir şekilde
devam etmesi İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerini telaşa düşürmüş bir an önce anlaşmayı
imzalayarak TBMM'yi ve milli mücadeleyi bitirmek istemişler.
■ İstanbul Hükümetinin varlığını sürdürmek istemesi.
■ Yunan kuvvetlerinin 22 Haziran 1920'de Bursa-Uşak çizgisini aşarak taarruza geçmesi
San Remo Konferansı (24 Nisan 1920)
Sevr Anlaşmasının taslağını (ana hatlarını ) belirlemek amacıyla İtilaf Devletlerinin bir araya geldiği
konferanstır. Konferansta İtilaf Devletleri Osmanlı ile yapacakları barışın esaslarını saptarlar. Osmanlı
konferansa temsilci olarak Tevfık Paşayı gönderir. Tevfık Paşa şartları ağır bulur imzalamadan geri döner.
Bunun üzerine İtilaf Devletleri Yunan işgalini yoğunlaştmr. Telaşa kapılan İstanbul Hükümeti ve Padişah
anlaşmayı imzalamak için 5 kişilik bir Saltanat Şurası oluşturur. Saltanat Şurasında alman kararla Sevr'e giden
Hadi Paşa başkanlığındaki Osmanlı Heyeti Türk tarihinin en ağır anlaşmasını imzalar.
Anlaşmanın Maddeleri:
• İstanbul Osmanlının başkenti kalacak fakat Osmanlı anlaşma şartlarına uymazsa İstanbul alınacak
(Osmanlıyı fiilen sona erdirmiş)
• Boğazlar savaş zamanı bile bütün devletlerin gemilerine açık olacak yönetimi uluslar arası bir komisyona
bırakılacak.
• Doğu Anadolu'da Ermenistan ve Kürdistan devletleri kurulacak.
• Azınlıklara her alanda geniş haklar verilecek.
• İzmir, Ege Bölgesi, Doğu Trakya, Bat Anadolu Yunanlılara;
• Mardin, Urfa, Antep, Suriye, Lübnan Fransa'ya;
• Güneybatı Anadolu, Antalya, Konya, Muğla İtalya'ya;
• Arabistan, Musul, Hicaz, Irak, Ürdün, Filistin İngiltere'ye verilecek.
• Rodos ve 12 Ada İtalya'ya Ege adaları Yunanlılara bırakılacak.
• Osmanlının ordusu 50700'ü geçmeyecek ağır silahlar olmayacak.
• Kapitülasyonlar en ağır biçimde uygulanacak.
• Osmanlı'ya İstanbul ve dolaylan ile Anadolu'da küçük bir bölüm bırakılacak.
• Savaş tazminatları tüm işgal devletlerine verilecek.

Anlaşmanın Önemi, Özellikleri, Sonuçları

• Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir. (Osmanlıyı fiilen sona erdiren diğer gelişmeler Mondros ve İstanbul'un
işgali)
• Osmanlının imzaladığı son anlaşmadır.(Şartlan en ağır koşullu anlaşma)
• Sevr Anlaşması hukuken geçerliliği olmayan bir anlaşmadır, Çünkü;

■ Kanun-i Esasiye göre Osmanlının imzaladığı anlaşmalar Mebusan Meclisi tarafından onaylanmalıydı. Oysa
meclis dağıtılmış üstelik dağıtılmadan hemen öncede Misak-ı Milliyi kabul etmişti.
■ Osmanlı işgal altındadır yöneticiler kararlarında bağımsız değillerdir.

• TBMM Sevr'e büyük tepki göstermiş imzalayanları vatan haini ilan etmiş, Türk vatandaşlığından çıkarmıştır.
• Sevr uygulanamamış kağıt üzerinde kalmış ölü bir anlaşmadır.
• Sevr Türk ulusunu köleleştiren bağımsızlığını elinden alan bir anlaşmadır.
• Sevr Anlaşmasının yerine Lozan Anlaşması imzalanmıştır.

DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI (KASIM 1920)

• Kuvayi Milliye birlikleri, her bölgenin kendi olanakları ile oluşturduğu yerel güçlerdi. Kuvayi Milliye; Yunan
işgallerini oyalıyor ama durdurup geri püskürtemiyordu.( Kesin sonuç elde edemiyordu) Başlarına buyruk
hareket ediyorlar, otorite altına alınamıyorlardı. Hukuk dışı davranışlarda bulunuyorlar, halkta güvensizliğe
neden oluyorlardı. Oysa işgal kuvvetlerini yurttan çıkarmak için bütün kuvvetleri büyük ve disiplinli ordular
haline dönüştürmek ve tek elden idare ve sevk etmek şarttı. Kuvayi Milliye ile Kurtuluş Savaşını kazanmak
imkansızdı.
• Gediz Muharebelerinde Sivas Kongresi sonrası Kuvayi Milliye komutanlığına atanan Ali Fuat Paşa başarılı
olamamış görevinden alınarak Moskova elçiliğine atanmıştı. (Kasıml920 )Yerine Batı cephesine İsmet Bey
tayin edildi. Gediz Muharebesi düzenli ordunun gereksinimini iyice su yüzüne çıkarmış ve Kasım 1920'de
TBMM'nin aldığı kararla Batı cephesindeki kuvvetler birleştirilerek düzenli ordu kurulmuştur.
• Doğu Anadolu'da I. Dünya Savaşından kalma tek düzenli ordu vardı. Doğu cephesi komutanlığına 15.
Kolordu komutanı Kazım Karabekir getirildi.
• Batı cephesi kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrıldı. Kuzey İsmet Bey'e, güney Refet Bey'e verildi. II
İnönü'den sonra bu cepheler birleştirilip İsmet Paşaya verildi.

Düzenli Orduya Geçişte Yapılanlar


• Asker kaçaklarını önlemek için sert tedbirler alınmış.( İstiklal Mahkemeleri)
• Düzenli orduya katılmak istemeyen Kuvayi Milliyeciler ikna edilmeye çalışılmış, katılmayanlara kuvvet
gönderilmiştir.
• Ordunun çatısı yetenekli subaylardan oluşturulmuş. (Subay Mektebi)
• Halkın düzenli orduya katılması istenmiş.
• İç güvenlik amacıyla seyyar jandarma birlikleri kurulmuş.

KURTULUŞ SAVAŞINDA CEPHELER VE SAVAŞLAR

DOĞU CEPHESİ
• Ermeniler XIX. yy'm sonlarına kadar Osmanlı'ya bağlılıklarını sürdürmüşlerdi. Ancak İngiltere ve Rusya'nın
kışkırtmaları, Milliyetçilik akımlarının etkisi gibi nedenlerle Ermeni sorunu ortaya çıktı. Berlin
Anlaşmasındaki" Ermenilerin bulunduğu yerlerde ıslahat yapılacaktır" maddesi Ermeni sorununu resmen
başlatmıştır.
• Kışkırtmalarla bağımsız devlet kurmak isteyen Ermeniler çeteleşti komiteler kurarak isyanlar çıkardı.
• I. Dünya savaşında Rusların kışkırtmaları ile Ermeniler katliamlara girişince Osmanlı Techir Kanununu
çıkararak ( Nisan 1915) Ermenileri zorunlu göçe tabi tutarak Suriye'ye gönderdi.
• Birest Litowsk Anlaşması ile Rusya savaştan çekilince Kars, Ardahan, Batum Osmanlıya bırakılmış,
Ermenilerde Kafkasya'ya çekilmeye başlamışlardır.
• Mondros imzalanınca Osmanlı Kafkasya'dan çekilmek zorunda kaldı. Bunun sonucunda Kafkasya da
Ermenistan ve Gürcistan Devletleri kuruldu. 1920 yılma gelince Ermeniler Kars ve Ardahan'ı işgal etmişlerdi.
Bunun üzerine Kazım Karabekir komutasındaki (XV.kolordu)

TBMM'nin emri üzerine Ermenilere karşı taarruza geçerek Gümrü'ye kadar ilerlediler. Ermeniler barış istemek
zorunda kaldı ve 3 Aralık 1920'de Gümrü Anlaşması imzalandı. Bu Anlaşmaya göre;
■ Kars, Sarıkamış ve İğdır Türklere verilecek. ( Ardahan,Artvin,Batum Gürcülerde)
■ Ermeniler Sevr Anlaşmasını tanımayacak.
■ Ermeniler Türklere düşmanca bir tutumda bulunmayacak.
■ Karşılıklı olarak askeri ve siyasi yardımlaşma olacak.

Önemi ve Sonuçları
• TBMM hükümetinin imzaladığı ilk anlaşmadır.
• TBMM'nin uluslar alandaki ilk başarısıdır.(Askeri,siyasi)
• Türk orduları ilk askeri başarıyı Doğu Cephesinde Ermenilere karşı almışlardır.
• Sevr Anlaşması ile kendisine tanınan haklardan ilk vazgeçen Ermeniler olmuş, böylece Sevr'in
uygulanamayacağı anlaşılmıştır.
• Doğu cephesi kapanmış birlikler batıya kaydırılmıştır.
• Ermeniler Sevr'in geçersizliğini kabul etmişler.
• TBMM'nin siyasal varlığını ilk tanıyan Ermeniler olmuştur. Anlaşmada Osmanlı adı kesinlikle geçmemiştir.
• Cephenin kapanması diğer askeri birlikleri rahatlatmış.
• TBMM'nin uluslar arası alandaki varlığı ilk kez kanıtlanmış.
• 5 Aralık 1920'de Sovyet'lerin Ermenistan'ı işgal etmesi nedeni ile Gümrü Anlaşması yürürlüğe giremedi.
Ayrıca Gürcülerle yapılan Batum Anlaşması da (23 Şubat 1921) yürürlüğe giremedi. Bu anlaşmaların
kesinleşmesi Sovyetlerle imzalanan Moskova Anlaşması ile sağlandı.(16 Mart 1921)
• Şubat 1921'de Gürcistan'la yapılan Batum Anlaşması ile Ardahan, Artvin Türklere bırakıldı.
• 16 Mart 1921 Moskova anlaşmasıyla Batum Gürcistan'a iade edilmiş( Gürcistan Rusya işgalinde)Ardahan ve
Artvin Türklere verilmiştir.
• Daha sonra yapılan Kars Anlaşması ile (13 Ekim 1921) Kafkas Cumhuriyetinin topraklan belirlenmiş ve
bugünkü doğu sınırımız kesin olarak çizilmiştir.
NOT: TBMM'ye elçi gönderen ilk devlet Gürcistan'dır.

GÜNEY CEPHESİ
• Bu cephede asıl mücadele Fransızlarla olmuştur.
• Mondros'tan sonra Urfa, Antep, Maraş yörelerine önce İngilizler girmiş sonra da buraları Fransızlara
bırakmışlardı.
• Fransızlar yöredeki Ermenileri Türk halkına karşı kullandılar. Bunun üzerine bölge halkı ve Kuvayi
Milliyecilerle işbirliği yapılarak büyük bir mücadele başlatıldı.
• Fransızlar Şubat 1920'de Maraş'tan, Nisan 1920'de Urfa'dan çıkarıldı. Antep ise Şubat 1921 'de Fransız
işgalinden kurtarılamadı ve teslim oldu.
• Fransızlar amaçlarına ulaşamayacaklarını anlayınca 20 Ekim 1921'de TBMM ile Ankara Anlaşmasını imzalamış
bölgeyi terk etmiş, bu anlaşma ile Hatay dışında bu günkü Suriye sınırımız çizilmiştir.
• Güney cephesini diğer cephelerden ayıran en önemli fark bu cephenin düzenli ordunun katkısı olmadan
yöresel direnişlerle kurtarılmış olmasıdır.(Maraş'ta Sütçü İmam, Antep'te Şahin Bey, Urfa'da Ali Saip Bey)
Bundan dolayı TBMM daha sonra bu illerden Urfa'ya Şanlı, Antep'e Gazi, Maraş'a Kahraman unvanı vermiştir.
• Güneyde Antalya cephesinde ise İtalyanlarla silahlı çatışmaya girilmedi.(Sebebi Paris Barış Konferansı)
İtalyanlar II İnönü savaşından sonra Anadolu'dan ayrılmaya başlamışlar Sakarya Savaşı sonrası Anadolu'yu
tamamen boşaltmışlardır.
BATI CEPHESİ
• Türk ulusunun kaderini belirleyen savaşlar genelde Batı Cephesinde Yunanlılara karşı yapılmıştır.
• Bu cephede düzenli ordu savaşmıştır.
• Kurtuluş Savaşının sona ermesinde bu cephede kazanılan başarılar etkili olmuştur. Çerkez Ethem Olayı:
Milli mücadelenin başlangıcında iç ayaklanmaları bastırmış,
Kuvayi Milliyenin kurulmasında etkili olmuştu. TBMM'nin hoşgörülü durumundan dolayı şımaran Çerkez Ethem
Yunan saldırılarının durdurulamamasından ve ayaklanmalardan TBMM'yi sorumlu tutmaya başladı. Batı cephesi
komutanlığına İsmet Beyin atanması sonucu düzenli orduya katılmak istemeyen Çerkez Ethem isyan eder. Aralık
1920 sonlarında harekete geçen İsmet Paşa karşısında tutunamayan Çerkez Ethem Yunanlılara sığınır.
(5 Ocak 1921)

I. İNÖNÜ SAVAŞI (6-10 OCAK 1921)

I. İnönü savaşı öncesi Yunanlıların amacı şunlardı;


• Sevr'i TBMM'ye kabul ettirmek.
• Eskişehir'i alarak üs yapmak.
• İtilaf Devletinin güvenini kazanmak,gücünü göstermek.
• Çerkez Ethem isyanından yararlanmak Çerkez Ethem'le işbirliği yaparak ona yardımcı olmak.
• Ankara'yı alarak milli mücadeleyi sona erdirmek.
İsmet Paşa komutasındaki düzenli ordu başarılı bir savunma savaşı yaparak Yunanlıları geri püskürtmüştür.
(10 Ocak 1921) Önemi ve Sonuçları
• TBMM'nin düzenli ordusunun Batı cephesindeki ilk askeri başarısıdır.
• Halkın meclise ve orduya olan güveni artmıştır.
• TBMM'nin gücü ve otoritesi artmıştır.
• Çerkez Ethem olayı tamamen bitmiştir.
• Kuvayi Milliye yerini tamimiyle düzenli orduya bırakmıştır.
• Türk ordusuna katılımlar artmıştır.
• Türk ulusunun Kurtuluş Savaşını kazanacağına olan inancı artmış.
• İtilaf Devletleri arasında görüş ayrılıkları ortaya çıktı.
• İtilaf Devletleri Sevr'i yeniden görüşmek üzere Londra'da bir konferans düzenlerler ve konferansa TBMM'yi
de çağırırlar.

I. ve II. İnönü Zaferleri Arasındaki Önemli Gelişmeler :


• Yeni Türk devletinin ilk anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) yürürlüğe girmiş. (20
Ocak 1921)
• Londra Konferansı toplandı.(23 Şubat 1921)
• Afganistan ile dostluk anlaşması imzalandı. (1 Mart 1921)
• İstiklal marşı kabul edildi.(12 Mart 1921)
• Sovyet Rusya ile Moskova Anlaşması imzalandı.(16 Mart 1922)

LONDRA KONFERANSI (23 ŞUBAT -12 MART 1921)

• Konferansın toplanma amacı: Yunan ordusunun cephede yapamadığını masa başında yapmak ve TBMM'ye
Sevr benzeri bir anlaşmayı imzalatmaktır.(Sevr'in koşullarını hafifleterek)
• İtalya ve Fransa aracılığı ile TBMM konferansa çağırılır. (Öncelikli olarak İtalya vasıtasıyla çağrılmıştır. Zaten
ilk olarak resmi teklif yapılmamış ,TBMM'de tanınmak için resmi teklif yapılmasını istemiştir.)
• İtilaf Devletleri hem TBMM'yi hem de Osmanlı'yı konferansa çağırmışlardır. Böyle davranmalarındaki
amaçları şunlardır:

■ İki hükümet arasında anlaşmazlık yaratmak,


■ İki hükümet arasında ikilikten yararlanmaktır.

• Tevfık Paşa konferansta söz hakkını TBMM temsilcisi Bekir Sami Beye bırakarak itilafların bu oyununu suya
düşürmüştür.
• TBMM'nin konferansa katılma amaçlan:

■ TBMM'nin hukuken İtilaf Devletleri tarafından tanınmasını sağlamak,


■ Misak-ı Milliyi dünya kamuoyuna duyurmak ,
■ Barış yanlısı bir politika izlediğini göstermek,
• Bekir Sami Bey konferans da Sevr benzeri olan taslağı kabul etmemiş ve sonuç
almamadan konferans dağılmıştır.
Önemi ve Sonuçları
• TBMM ilk kez İtilaf Devletleri tarafından resmen tanınmıştır.
• Misak-ı Milli tüm dünyaya duyurulmuştur.
• Türk milleti haklı davasını tüm dünyaya duyurmuştur.
• İtilaflar arasındaki anlaşmazlık görülmüştür.( özellikle İtalya ve Fransa'nın tutumuna karşı İngiltere ve
Yunanlıların tutumları farklı)
• Konferans soması Bekir Sami Bey İtilaf Devletleri ile "esir değişimi ve ekonomik konularda" anlaşmalar
yapmış, TBMM bu anlaşmaları" milli hakimiyet ve eşitlik prensibine "aykırı bulduğu için (kapitülasyonlar gibi)
kabul etmemiş Bekir Sami Bey'i Dış İşleri Bakanlığı görevinden almıştır.
• Konferans İtilaf Devletlerinin Sevr Anlaşmasından taviz vereceklerini ortaya koymuştur.
• Konferanstan soma İtilaflar Yunanlılara tekrar taarruz emri vermişlerdir.
NOT: İtilaf Devletinin konferanstaki bir amaçlan da TBMM'nin Sovyetlerle yakınlaşmasını
engellemek ve Yunan ordusuna zaman kazandırmaktır.

MOSKOVA ANLAŞMASI (16 MART 1921)


1917 devrimiyle Çarlık düzen yıkılmış yerine sosyalist bir düzen kurulmuştu. Devrim sonrası SSCB İtilaflara
karşı TBMM'nin yanında yer almış ve TBMM'ye yardımda bulunmuştu.
• TBMM'nin Ermenilere karşı başarısı ve I. İnönü'nün kazanılması sonrası TBMM ile SSCB arasındaki ilişkiler
yeniden düzenlenmiş ve 16 Mart 1921'de Moskova Anlaşması imzalanmıştır.
Bu Anlaşma ile :
• SSCB Misak-ı Milliyi, TBMM'yi tanımıştır.(Misak-ı Milliyi tanıyan ilk büyük devlettir)
• SSCB Sevr Anlaşmasını kabul etmemiş ,tanımamıştır.
• Osmanlı ve Rus Çarlığının sona erdiği kabul edilmiş ve daha önce yaptıkları anlaşmalar geçersiz sayılmıştır.
• Daha önce Çarlık Rusya'ya tanınan kapitülasyonlar kaldırılmıştır.
• Bir tarafın tanımadığı bir anlaşmayı diğer tarafta tanımayacaktır.
• Batum Rusya da kalmak kaydıyla (Gürcistan'a iade edilir)doğu sının çizilmiştir.
( Misak-ı Milliden ilk taviz : Batum)
• Her iki tarafta aralarındaki ilişkileri geliştirmeye çalışacak.

II. İNÖNÜ SAVAŞI (23 MART-1 NİSAN 1921)

• Londra Konferansından bir sonuç elde edilememesi üzerine Yunanlılar tekrar taarruza
geçer. Amaçları Eskişehir üzerinden Ankara'ya yönelmek, TBMM'yi dağıtmak, Sevr
Anlaşmasını zorla kabul ettirmekti. Yaşanan savaşı bir kez daha Yunanlılar kaybetti.
Savaşın kazanılması sonrası M. Kemal İsmet Paşaya " Siz orada yalnız düşmanı değil
Türk ulusunun makus talihini de yendiniz" telgrafını çekmiştir.
Sonuçları
• TBMM'nin kendine olan güveni ve otoritesi daha da artmıştır.
• Cephenin kuzey ve güneyindeki birlikler birleştirilerek rütbesi generalliğe yükseltilen İsmet Paşa komutasına
bırakılmış bu bölgedeki Refet Bele'nin görevine son verilmiştir.
• İtalya yavaş yavaş Anadolu'dan çekilmeye başlar ve çekiliş Sakarya sonrasına kadar tamamlanır.
• Fransa Zonguldak bölgesini boşaltma karan almıştır.
• Fransa TBMM'ye barış teklifi yapmış ancak ağır şartlar içerdiği için kabul edilmemiştir.
• Türk ordusu Yunanlıları dağıtmak için Aslıhanlar ve Dumlupınar yörelerine saldırdıysa da bir sonuç alınamadı.
Bu durum Türk ordusunun henüz saldın gücüne ulaşamadığını gösterir. Zaten İnönü savaşları düşmanı
oyalamak suretiyle zaman kazandırma açısından önem taşır.

KÜTAHYA -ESKİŞEHİR MUHAREBELERİ (10-24 TEMMUZ)

• Aslıhanlar ve Dumlupmar saldınsıyla Yunanlıların dağıtılamaması üzerine Yunanlılar karşı saldırıya geçerek
Kütahya, Eskişehir ve Afyon'u alarak Polatlı'ya kadar ilerlediler.
• M. Kemal savaşın kaybedilmesi üzerine Türk ordusuna Sakarya'nın doğusuna çekilme emrini verir.(25
Temmuz 1921)
Sonuçlan
• Kütahya Eskişehir savaşları TBMM'nin düzenli ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı aldığı ilk ve tek yenilgidir.
• Fransa barış teklifinden vazgeçmiştir.
• Yenilgi üzerine TBMM'de sert tartışmalar yaşanmıştır.
• M. Kemal karşıtları yenilgiden M. Kemali sorumlu tutarlar.
• Meclisin Kayseri'ye taşınması tartışılır.
• Mustafa Kemal'in yenilgiden sorumlu tutulması üzerine ordunun başına geçmesi istenmiş, M. Kemal'de bu
görevi TBMM'nin tüm yetkilerinin 3 ay süre ile (Başkomutanlık yetkisi) kendisine verilmesi koşuluyla etmiş
ve bu yetki Meclis tarafından kendisine 5 Ağustos 1921 'de kanunla verilmiştir.
• M. Kemal Başkomutanlık yetkisi ile ilk olarak ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için 8 Ağustos 1921'de Tekalif-
i Milliye emirlerini yayınladı. Böylece top yekûn seferberlik ilan edildi. Emirlerin yerine getirilmesi için İstiklal
Mahkemeleri yetkili kılındı.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ ( 23 AĞUSTOS-13 EYLÜL 1921)

• Yunanlılar Kütahya-Eskişehir savaşında yenilen Türk ordusuna son bir darbe vurmak amacıyla Sakarya
nehrinin doğusundan saldırmaya başlarlar.
• 22 gün süren savaşta M. Kemal "Hatt-ı Müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır"
diyerek bütün yurdun savunulmasını istemiştir. Savaşı Türkler kazanır.

Önemi ve Sonuçları
• Bu savaş Türk ordusunun kazandığı en önemli savaşlardan biri olup Türk milletinin var oluş mücadelesidir.
• Türklerin 1683 Viyana bozgunundan bu yana Avrupa karşısındaki geri çekilişi sona ermiş, Türkler saldın
Yunanlılar savunma konumuna geçmiştir.
• Sakarya Savaşı Türklerin son savunma savaşıdır.
• İtilaf Devletleri dağılmış İngiltere politik yalnızlığa düşmüştür.
• İtilafların Yunanlılara olan güvenleri sarsılmıştır.
• TBMM Mustafa Kemal'e Mareşallik rütbesi, Gazilik unvanı vermiştir.
• İtalya işgal bölgesini tamamen terk etmiştir.
• SSCB'nin isteğiyle TBMM ile Kafkas Cumhuriyeti arasında ( Ermenistan, Gürcistan,
Azerbaycan) Kars Anlaşması imzalandı. Kafkas Cumhuriyetinin sınırlan belirlendi doğu
sınırımız kesin olarak çizildi.(13 Ekim 1921)
• İngilizler 22-26 Mart 1922'de sundukları barış önerisinde özellikle "Türkiye ve Yunan ordularının İtilaf
devletlerinin denetiminde olması" maddesi nedeniyle TBMM'ce reddedilmiştir. Bu madde bağımsızlık ilkesine
ters düşmektedir. Aslında İtilaf devletlerinin ateşkes önerisinin asıl amacı Yunan ordusuna zaman
kazandırmaktı.
• İngilizlerle esir değişimi anlaşması yapılmıştır.
• M. Kemal'in isteği ile başkomutanlık yetkisi uzatılmıştır.
• Fransa ile Ankara Anlaşması imzalandı.(20 Ekim 1921) Bu anlaşma ile ;
■ Fransa Hatay ve İskenderun hariç bütün güney illerinden çekilmiş, güney cephesi kapanmış, Hatay
Fransa'ya bağlı özerk bir bölge olmuş, ancak resmi dil Türkçe olmuştur.(Bu durum Misak-ı Milliden
verilen bir ödündür.)
• TBMM' yi tanıyan ilk İtilaf Devleti Fransa' dır.
• İtilaf bloğu parçalanmıştır.

BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ BÜYÜK TAARUZ


(26 AĞUSTOS-9 EYLÜL 1922)

• Sakarya'dan sonra Türk ordusu düşmana son darbeyi vurabilmek için taarruz hazırlıklarına başlamış bu
hazırlık gizlilik içinde yaklaşık bir yıl sürmüştür.
• 20 Temmuz 1922'de Mustafa Kemal'in Başkomutanlık mücadelesi süresiz uzatıldı.
• Taarruz öncesi sefer hazırlıkları şunlardı: Seferberlik ilan edildi, askerlere eğitim verildi, İtilaf Devletlerinin
depolarından silahlar ele geçirildi, silah cephane eksikleri giderilmeye çalışıldı.
• 26 Ağustos sabahı Türk topçusunun yoğun ateşiyle başlayan taarruz Yunanlıları şaşkına çevirir.( Afyon
Kocatepe de savaş başlar)
• 30 Ağustos Dumlupınar'da Yunan ordusu meydan savaşında yenilgiye uğratılır.(imha, yok etme savaşı)
İmhadan kaçan Yunanlılar hızla geri çekilir ve M. Kemal bu sırada şu tarihi emri verir.
• "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri" Yunanlılar kaçtıkları yerdeki evleri tarlaları yakarlar. Son olarak Türk
ordusu İzmir'e girer. 18 Eylül'e kadar ülke tamamen temizlendi.
• Büyük Taarruz sonrası Kurtuluş Savaşının silahlı çatışma dönemi sona ermiş siyasi aşama başlamıştır. İtilaf
Devletleri şartsız ateşkes teklifinde bulundu.

MUDANYA ATEŞKES ANLAŞMASI ( 11 EKİM 1922 )

• Ateşkesin imzalanmasına ortam hazırlayan etmenler:


■ Yunanlıların kesin olarak yenilgiye uğratılması.
■ İngiltere'nin yeni bir savaş olasılığı karşısında yalnız kalması.
■ İngiltere sömürgelerinin savaşmak istememesi.
■ Fransa ve İtalya'nın savaşı bitirmesi için İngiltere'ye baskı yapması.
■ M. Kemal'in çabaları ile SSCB'nin Türklerin yanında yer alacağını dünya kamuoyuna duyurması.

• Batı Anadolu'nun temizlenmesinden sonra sıra Boğazlar, Trakya ve İstanbul'un alınmasına gelir. Bu amaçla
boğazlar üzerine Türk ordusunun yürümesi karşısında İngilizler yukarıda sayılan nedenlerden dolayı ateşkes
ister.
• Ateşkes görüşmelerine İngiltere, Fransa, İtalya ve TBMM (İsmet Paşa) katılır.Yunanlılar görüşmelere
katılmamış ancak daha sonra Ateşkesi onaylamıştır.( İsmet Paşanın ilk diplomatik etkinliğidir.)

Alman Kararlar
• 14-15 Ekim gecesinden başlayarak silahlı çatışmalar duracak.
• Yunan ordusu 15 gün içinde Doğu Trakya'yı boşaltacak.
• Meriç nehri Türk Yunan sınırı sayılacak bölgenin güvenliği için Doğu Trakya'ya Türk jandarma birliği
gönderilecek.Doğu Trakya en geç 1 ay içerisinde TBMM'ye teslim edilecek.
• Barış imzalanıncaya kadar İtilaf Devletleri askerleri İstanbul'da kalacak.
• Boğazlar ve İstanbul TBMM'nin yönetimine bırakılacak.( İtilaf Devletlerinin Osmanlıyı hukuken sona
erdirdiğini gösterir.)

Önemi ve Sonuçları
• Askeri zaferi tamamlayan siyasi bir zaferdir.
• İstanbul Doğu Trakya ve Boğazlar savaşılmaksızın kurtarıldı.
• İtilaflar TBMM' yi resmen tanımışlar .(İstanbul' u TBMM' ye bırakarak)
• Osmanlı devleti İtilaflar tarafından hukuken sona ermiştir.
• Lozan Barış Anlaşmasına zemin hazırlamıştır.
• İngiltere'de hükümet değişikliği olmuştur.
• Kurtuluş savaşının sıcak çatışma dönemi sona ermiştir.
• Damat Ferit Paşa görevden alınır Tevfık Paşa Hükümeti kurulur.

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI ( 24 TEMMUZ 1923)

• Mudanya Ateşkes Anlaşmasının imzalanması sonrası sıra barış anlaşmasına gelmişti. TBMM konferansın
İzmir'de toplanmasını ister fakat devletler arası geleneklere göre tarafsız bir ülkede yapılması gerektiği için
Lozan'daki görüşmeleri kabul eder.
• Konferansa Mudanya'da gösterdiği diplomatik başarıdan dolayı İsmet Paşa, Hasan Saka ve Rıza Nur temsilci
olarak gönderilmiş.
• Rauf Bey saltanatın kaldırılması sırasındaki tavrından dolayı tercih edilmemiştir.( Ayrıca Mondros'u
imzalaması da olumsuz etki yaratır.)
İlk konferans 22 Kasım 1922 - 4 Şubat 1923 tarihleri arasında toplanmış; "kapitülasyonlar, devlet borçları,
azınlıklar, Irak sının(Musul), boğazlar" konusunda anlaşma sağlanamadığı için kesilmiştir.
• Konferansa katılan devletler; TBMM, İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Yugoslavya, Japonya, Romanya
ve boğazlarla ilgili olarak da SSCB ve Bulgaristan katılmıştır.(ABD gözlemci)
• İlk görüşmelerin kesilmesinin ardından Türk ordusu boğazlar ve Musul üzerine yürüme kararı alır. Bunun
üzerine 23 Nisan 1923'te görüşmeler yeniden başlar ve 24 Temmuz 1923'te Lozan Anlaşması imzalanır.
• Konferansta görüşülen konular: Sınırlar (Suriye, Irak, Batı, Doğu, Ege Adaları)-Kapitülasyonlar-
Azmlıklar-Savaş tazminatlan- Dış borçlar-Boğazlar-Patrikhane.
• Konferansta taviz verilmeyen konular: Kapitülasyonlar, Ermeni sorunu
• Konferansta Fransa ile dış borçlar ve kapitülasyonlar; İngiltere ile Musul ve kapitülasyonlar konusunda
yoğun tartışmalar olmuştur.

ANLAŞMA HÜKÜMLERİ Sınırlar


• Suriye Sınırı (Güney) : 20 Ekim 1921 Ankara Anlaşması esas alınmıştır. Hatay dışında güney sınırımız
çizilmiştir.(Hatay Misak-ı Milliden taviz verilen yerdir)
• Irak Sınırı : Musul sorunu nedeniyle anlaşma sağlanamamış, daha sonra (9 ay içinde) İngiltere ve
Türkiye'nin bu konuda anlaşmaları istenmiştir.( Çözüme kavuşturulamamış) Musul daha sonra 1926 Ankara
Anlaşması ile İngiltere'nin sömürgesi olan Irak'a bırakılır ve Irak sının çizilir.
• Batı Sınırı: Doğu Trakya ( Edime Kırklareli) Türkiye'de kalacak, Batı Trakya Yunanistan'da kalacak,
Karaağaç savaş tazminatı olarak Türkiye'ye bırakılacak, Gökçeada ve Bozcaada haricindeki adalar
silahsızlandırmak şartıyla Yunanistan'a bırakılacak . Meriç nehri Türk Yunan sının olacak. Ayrıca tüm çabalara
rağmen Rodos ve 12 ada alınamamış İtalya'ya bırakılmıştır.
• Doğu Sınırı: SSCB ile 1921'de yapılan Moskova ve Kars Anlaşmaları ile belirlendi.
• Kapitülasyonlar: Her türlü kapitülasyonlar kaldırılmıştır.( Duyun-u Umumiye idaresi dahil) Böylece
ekonomik bağımsızlığın sağlanmasında önemli bir adım atılmıştır.
• Azınlıklar : Türkiye sınırlarında yaşayan bütün azınlıklar Türk vatandaşı kabul edildi. Ayrıca İstanbul'daki
Rumlarla, Batı Trakya'daki Türkler dışında, Yunanistan'daki Türklerle Anadolu'daki Rumların değiştirilmesi
kabul edilmiştir. Azınlıklar konusunda ödün verilmemiştir.
• Dış Borçlar: Borçlar Osmanlıdan ayrılan devletlere paylaştırılacak Türkiye'nin payına düşen borç
taksitlendirilerek kağıt para şeklinde ödenecek. Fransa ile dış borçlar konusunda tartışılmış, borçlar 1954'te
bitmiştir.
• Savaş Tazminatı: Yunanistan verdiği zararın karşılığı olarak Karaağaç'ı vermiştir
• Yabancı okullar: Yabancılar tarafından açılan okullar ve diğer kurumlar Türk yasalarına uyacak. Uymayanlar
kapatılacak.
• Boğazları Başkanı Türk olan uluslar arası bir komisyon yönetimine bırakılacak.Boğazın her iki yakası
askerden arındırılacak Uluslar arası ticarete açılacak.
• Ermeni sorunu: İtilaf Devletleri Ermenistan konusundaki isteklerinden vazgeçmişlerdir.
• İstanbul'un boşaltılması: Anlaşmanın TBMM'de onaylanmasından sonraki 2 ay içinde İstanbul İtilaf
Devletleri tarafından boşaltılacak.
• Patrikhane sorunu: İstanbul'daki Fener Rum Patrikhanesi kaldırılamamış, İstanbul'da kalmıştır.

Önemi ve sonuçları
• Yeni Türk devletinin varlığı, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, tüm dünya tarafından tanınmış.
• Kurtuluş Savaşını sona erdiren son barış anlaşmasıdır.
• Misak-ı Mili büyük ölçüde gerçekleşmiştir.
• Osmanlı Devleti uluslar arası alanda tamamen sona ermiştir.
• Geçerliliğini günümüze kadar devam ettiren tek anlaşmadır.
• Türk dış politikasının temelleri belirlenmiştir.
• Bağımsızlık savaşı veren milletlere örnek teşkil etmiştir.
• Ermeni sorunu ve Rum iddiaları ortadan kalkmıştır.
• İnkılaplar için uygun ortam oluşmuştur.

Lozan'da istediğimiz şekilde çözülemeyen sorunlar: Boğazlar, Hatay sorunu, Batı Trakya ve Ege
Adaları, Patrikhane, Musul Lozan'da çözülemeyip sonraya bırakılan tek sorun Musul sorunudur.
CUMHURİYET DÖNEMİ İNKLAPLARI VE SİYASAL GELİŞMELERİ Türk İnkılabının Nedenleri

Özellikleri ve Amaçları:

Nedenleri
• Osmanlı İmparatorluğundaki bozukluklar.
• Fransız İhtilalinin olumsuz yada olumlu etkileri.
• Osmanlı Devletindeki yenileşme hareketlerinin sonuçsuz kalması.
• Osmanlı Devletinin yıkılış sürecine girmesi.
• Emperyalizmin Osmanlı üzerindeki olumsuz etkileri.
• Çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma gerekliliği.

Özellikleri
• İnkılap dışa karşı bağımsızlıkla başlamıştır.
• Ulusal Egemenlik ilkesine dayanır.
• Gerektiği takdirde "zor" kullanılmıştır. (Tepeden inme)
• Çağdaş bir devlet ve toplum oluşturmayı amaçlar.
• İkili uygulamalara son vermiştir.
• Ezilen halklara örnek olmuştur.
• Batılılaşmayı örnek almış, modern zihniyet getirmiştir.
• Milli şuuru ve millet olma ruhunu uyandırmıştır.
• Kurtuluş ve kuruluş aşamalarından geçmiştir.(Hazırhk safhası yok)
• İnkılaplarda akıl ve bilim ön planda olmuş, sırası geldikçe yapılmıştır.
• Dış kaynağı: Aydınlanma çağı ve Fransız devrimidir.

Amaçları
• Genel Amacı: Bağımsızlık temelinde çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma.
• Siyasal Amacı: Kişi egemenliği yerine ulus egemenliğini getirme geliştirme.
• Toplumsal Amacı: Eşit ve çağdaş bir toplum oluşturma.
• Kültürel Amacı: Kültürel öğeleri, çağdaşlık ulusallık temelinde oluşturma kültür ikiliğine son verme.
• Hukuksal Amacı: Çağdaş, laik, eşit hukuk düzeni oluşturma hukuk ikiliğine son verme.
• Ekonomik Amacı: Milli bir ekonomik yapı gerçekleştirme halkın ekonomik refahını arttırma.
Devrimlerin yapıldığı alanlar : Siyasal -Hukuksal-Toplumsal-Eğitim-Ekonomik

SİYASAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

SALTANATIN KALDIRILMASI (1 KASIM 1922) Nedenleri


• 23 Nisan 1920'de kurulan TBMM'nin milli egemenlik esasına dayanması saltanatın milli egemenlik esasıyla
bağdaşmaması.
• Saltanatın milli mücadeleye karşı olması düşmanla işbirliği yapması.
• Osmanlı hükümetinin hala kendisini meşru bir hükümet gibi görmesi.
• Lozan Görüşmelerine İstanbul Hükümetinin de çağrılması (Kaldırılmasını hızlandırmıştır)
• Saltanatın iç isyanları çıkarmış olması.
• Devlette ve yönetimde ikilik olması, (çift hükümet var)
• Cumhuriyet yönetimine geçiş için bir engel teşkil etmesi.
Bu nedenlerden dolayı TBMM 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı. Vahdettin 17 Kasımda İngiltere'ye sığındı.
Barışın yapılmamış olması, halkın hazır olmaması, etkili kişilerin halife yanlısı olması nedeniyle halifelik
kaldırılmamış. Osmanlı ailesinden Abdülmecit bazı şartlara uymak koşulu ile halife olmuştur. Ayrıca Meclis
saltanatın aslında 16 Mart 1920'de sona erdiğini karara bağlamıştır.

Önemi ve Sonuçları
• Osmanlı resmen sona erdi.
• Cumhuriyete giden yolda önemli bir adım atıldı.
• Siyasi otorite ve dini otorite ayrıldı. Laiklik için ilk adım atıldı.
• I. TBMM'nin gerçekleştirdiği en önemli inkılaptır.

CUMHURİYETİN İLANI (29 EKİM 1923) Nedenleri


• Ulusal Egemenliğin gerçekleştirilmek istenmesi.
• Saltanatın kaldırılmasından sonra ortaya çıkan devlet başkanlığı sorununu çözmek.
• Bazı çevrelerin eski düzeni geri getirme çabalan.
• Meclis Hükümeti sistemi nedeniyle hükümet bunalımı yaşanması, hükümet kurulamaması yürütme görevinin
aksaması (İlanı hızlandıran gelişme)
• TBMM'nin açılmasıyla kurulan yeni devletin rejimini belirleme ve bu konudaki tartışmalara son verme.
• TBMM'nin açılması ve 1921 anayasasıyla egemenliğin millete verilmesi.

Önemi ve Sonuçları
• Rejimin adı konulmuş .
• Devlet başkanlığı sorunu çözülmüş.
• Kabine sistemine geçilerek hükümet bunalımı ortadan kalkmış.
• Yürütme hız kazanmış.
• İnkılaplar için ortam hazırlanmış.
• Eski düzen yanlılarının umutlan tükenmiştir.
29 Ekim 1923'te Anayasada bir değişiklik yapılmış" Türkiye Devletinin yönetim şekli Cumhuriyettir" maddesi
eklenmiştir.Ayrıca dini İslam, başkenti Ankara, dili Türkçe ilaveleri de yapılmıştır.
• Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, ilk Başbakanı İsmet İnönü
ilk Meclis Başkanı Ali Fethi Okyar'dır.

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI (3 MART 1924) Halife: İslam devletinde din


ve devlet başkanı.
• Halifelik Osmanlıya Yavuz döneminde geçmiştir.
• Gerileme döneminde padişahlar bu makamı İslam unsurlarını devlet içinde tutmak için kullanmıştır.
• I. Dünya savaşında etkisini kaybetmiş, milli mücadele döneminde ulusalcılara (fetva vererek) karşı
kullanılmıştır.

Kaldırılma Nedenleri
• Saltanatın kaldırılması, Cumhuriyetin ilanından sonra önemini yitirmesi.
• Devrim karşıtlarının umudu haline gelmesi, (sığındıkları yer olması)
• Ümmet toplumundan ulusal topluma geçilmesi.
• Devlet başkanlığında ikilik yaşanması. (Halifeyi devlet başkanı gibi görmeleri)
• Abdülmecit'in devlet başkanı gibi hareket etmesi, kurallara uymaması, gösterişli ve masraflı cuma alayları
düzenlemesi.
• Laikliğin ve çağdaşlaşmanın önünde önemli bir engel olması.
• Rejime karşı olanların "Halife meclisin, meclis halifenindir" görüşünü yayması. Bu nedenlerden
dolayı 3 Mart 1924'te halifelik kaldırılmış. Aynı gün ;
• Seriye ve Evkaf Vekaleti (Din işleri Başkanlığı) kaldırıldı yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ile Vakıflar Genel
Müdürlüğü kuruldu.(Laiklikle ilgili)
• Erkan-ı Harbiye Vekaleti (Savaş Bakanlığı) kaldırıldı. Genelkurmay başkanlığının siyaset dışına çıkması
sağlandı.
• Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarıldı. Bu kanun ile öğretim birliği sağlandı.Bütün okullar M:E.B.'na bağlandı.
(Laik eğitim)
• Osmanlı hanedanının yurtdışına çıkarılması kararlaştırıldı.
• Ancak "Devletin dini İslam'dır" cümlesi anayasaya eklendi.

Önemi
• Laik düzene geçişte en önemli engel ortadan kalktı.
• İnkılapların önündeki en önemli engel ortadan kalktı.
• Devlet başkanlığındaki ikilik ortadan kalktı.
• Eskiye dönme ümidi olanların ümitleri yok oldu.

ÇOK PARTİLİ HAYATA GEÇİŞ DENEMELERİ


• Çok partili hayata geçmekteki asıl amaç, halkın değişik emelleri ve düşüncelerinin meclise yansımasını
sağlamak, hükümeti denetlemek ve demokrasiyi tam olarak yerleştirmektir.
• Mecliste muhalefetin yer alması demokratik yönetimin temel koşuludur.
• Kurtuluş Savaşı yıllarında gruplar vardı (I. Grup M. Kemal yanlısı, II Grup karşıtı) ama siyasal partiler
Kurtuluş Savaşma zarar vereceği için yoktu.
• Kurtuluş Savaşı kazanıldıktan sonra M. Kemal devrimleri gerçekleştirmek için yeni bir meclis ve kadroya
ihtiyaç duyup II. TBMM'yi açtı. A.R.M.H.C yerine Halk Fırkası kuruldu.(9 Eylül 1923)
• Bir ülkede demokrasinin olabilmesi için şu koşullar gereklidir.
■ Tam bağımsızlık—Ulusal Egemenlik—Kişi haklarına saygı—Düşünce özgürlüğü— Örgütlenme hakkı—Kanun
önünde eşitlik—Seçme ve seçilme hakkı—Katılım ve çoğulculuk—Çoğunluk kurallarına uyma, azınlık
haklarına saygı.

Cumhuriyet Halk Fırkası (9 Eylül 1923)


• A.R.M.H.C'nin siyasal partiye dönüşmesi ile kurulmuştur.
• Yeni Türk Devletinin ilk siyasal partisidir.
• Cumhuriyetin ilanından sonra Cumhuriyet Halk Fırkası adını almıştır.
• M. Kemal ölümüne kadar partiye başkanlık yapmıştır.
• Devrimler bu partiye dayanılarak yapılmıştır.
• Ekonomide devletçilik benimsenmiştir
• 1935'te Atatürk'ün altı ilkesi tüzüğe alınmıştır.
• Laiklik ve Cumhuriyetçilik ilkesi benimsenmiştir.
• 1923-1950 arasında iktidar partisidir.

Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası (17 Kasım 1924)


• Cumhuriyet tarihinin ilk muhalefet partisidir.
• Cumhuriyet Halk Fırkasının meclisteki baskısını ortadan kaldırmak muhalefet oluşturmak amacı ile
Cumhuriyet Halk Fırkasından ayrılan milletvekilleri tarafından kurulmuştur.
• Kurucuları: Rauf Orbay, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Adnan Adıvar
• CHF ile aralarındaki temel görüş ayrılığı laik devrimlerdir.
• CHF laik devrimlerin bir an önce yapılmasını isterken TPC Fırkası bu devrimlerin zamana bırakılmasını ister.
(Evrimci)
• Halifeliğin kaldırılmasına tepkilidirler.
• Liberal ekonomik modeli savunmuşlardır.
• Dine saygılı olduğunu belirtmiştir.
Yeni kurulan parti M. Kemal'i memnun etmiş (gerçekte demokratik düzen istiyor) ancak partinin "Partimiz
din kurallarına saygılıdır" parolası partiye halifelik yanlılarının ve devrimlere karşı olanların sızmasına neden
olmuştur.Bu sırada Şeyh Sait isyanının çıkması ve isyanda parti ileri gelenlerinin de parmağının da olduğu
düşüncesi nedeniyle parti Takriri Sükun Kanununa dayanılarak kapatılır.

CHP'nin tek Parti Kalmasının nedenleri:


• Devrimlerin yerleşmesini sağlamak.
• Halkın belli bir siyasal olgunluğa erişmesini beklemek.
• Kalkınmayı hızlandırmak.
• Ulusal birlik beraberliği sağlamak. (1946'ya kadar tek partili sistem uygulandı)

Şeyh Sait Ayaklanması (13 Şubat 1925)


• Laik devrimlerden dolayı, doğrudan rejimi yıkmaya yönelik dini karakterli bir ayaklanma
• İsyan çıkmasında Terakki Perver Partisinin uyguladığı politika, dini propaganda ve İngiliz ajanlarının
kışkırtmaları etkili olmuştur.
• İsyan Musul için yapılan Türk—İngiliz mücadelesinin en kritik döneminde çıkmıştır.
• İsyanın iç boyutu Laiklik, dış boyutu Musul'dur.

Ayaklanmaya Karşı Önlemler ve Ayaklanmanın Bastırılması


• Ayaklanma karşısında etkisiz kalan Fethi Okyar Hükümeti istifa etti yerine İsmet Paşa Hükümeti kuruldu.
• 4 Mart 1925'te Takrir-i Sükun Kanunu çıkarıldı. 4 yıl yürürlükte kaldı. Kısmi seferberlik ilan edildi.İstiklal
Mahkemeleri açıldı.
• Ayaklanma konusunda hükümete tam yetki verildi.
• TCF'nın parti şubeleri kapatıldı.
• Takrir-i Sükun Kanunun katkısıyla muhalefetsiz bir ortamda (1925-1929) bir çok devrim gerçekleştirildi.
• Ayaklanma bastırıldı, isyancılar cezalandırıldı, TCF kapatıldı, Musul kaybedildi. NOT: Tarihimizde
İstiklal Mahkemeleri 3 kez kuruldu.

1. Ayaklanmalar sırasında Hıyanet-i Vataniye Kanununu uygulamak için,


2. Sakarya Savaşı öncesinde Tekalifi Milliye Kanununu uygulamak için,
3. Şeyh Sait İsyanı sonrasında Takrir-i Sükun Kanununu uygulamak için.
M. Kemal'e Suikast (İzmir Suikastı) (16 Haziran 1926) Nedenleri
• Devrimlerin derinlik kazanması devrim karşıtlarının bu durumu içlerine sindirememeleri.
• İttihatçıların yönetimde etkinlik kazanmak istemeleri.
• M. Kemal'e karşı duyulan kişisel öfke.(TCF'nm bazı üyeleri ve ittihatçılar)
Sonuçlan
• M. Kemal'in İzmir'e 1 gün geç gitmesi suikast planının ortaya çıkmasına neden olmuş, suikastçiler
yakalanmış, suikast gerçekleşmemiştir. ( Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama T.C
ilelebet yaşayacaktır.)
• Suikastçilerle sınırlı kalmayan tutuklamaların TCF'nin kurucularına kadar uzanması halkta huzursuzluk
yaratınca Kazım Karabekir, Ali Fuat gibi paşalar serbest bırakılmıştır.
• İttihatçıların etkinliklerine son verilmiştir.

Serbest Cumhuriyet Fırkası (12 Ağustos 1930)


• M. Kemal'in önerisi ile Fethi Okyar tarafından kurulmuş, Türkiye'nin üçüncü siyasi
partisi, ikinci muhalefet partisidir.
Kurulma Nedenleri
• İ929 Dünya ekonomik bunalımının Türkiye'yi olumsuz etkilemesi.
• Hükümetin mecliste tek parti olması, denetlenememesi ve demokrasiye geçme düşüncesi.
• Yeni bir ekonomik modele (Liberal ekonomi) ihtiyaç duyulması Parti Programı
• Devletçiliğe karşı liberal ekonomiyi benimsemesi.
• Cumhuriyetçilik ve Laiklik esaslarına bağlı kalması.
• Kadınlara siyasi hakların tanınması gibi kararlar almıştır.
• Bu partininde laiklik karşıtlarının odağı haline gelmesi üzerine parti kendisini fes etmiştir. (17 Aralık 1930)

Menemen Olayı (23 Aralık 1930)


• Serbest Cumhuriyet Fırkasının kapatılmasından sonra rejim karşıtı bir grubun Derviş Mehmet önderliğinde
dini propaganda yaparak çıkardığı ayaklanmadır. Ayaklanmanın amacı dini kurallara dayalı düzen kurmaktır.
• Olaya müdahale eden yedek subay Kubilay şehit edilir. Suçlular cezalandırılır. (31 Mart olayı, Şeyh Sait
İsyanı, Menemen olayı benzerlik gösterir.)İsyanlar bastırılır bu olaylar çok partili hayata hazır olunmadığını
gösterir.
• Bu olaydan sonra II. Dünya Savaşının çıkma tehlikesi belirince çok partili hayata geçilememiş. Ancak II.
Dünya Savaşından sonra Demokrat partinin kurulmasıyla (1946) tekrar çok partili hayata geçilebilmiştir.
Demokrat Parti meclise muhalefet olarak girmiş 1950'de seçimleri kazanarak iktidar olmuştur.

HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

• Osmanlı hukuk sistemi iki temele dayanıyordu. Bunlardan şer'i hukuk kaynağını Kur'an ve hadislerden
alırken, örfi hukuk töre ve padişah fetvalarına dayanıyordu.
• Osmanlıda hukuk birliği yoktu. Şer'i mahkemeler, karma mahkemeler, konsolosluk mahkemeleri, batı tarzı
mahkemeler vardı.
• Osmanlı İslam hukukuna dayalı olarak Mecelle adı verilen Medeni Kanunu hazırladı ama kanun Sünni
mezhebe göre hazırlandığı için yetersiz kaldı. Halbuki devlet bütün vatandaşları için aynı hukuku
uygulamalıydı. Hukuk birliği olmalıydı.
• Yeni kurulan Türk Devletinde Osmanlıdan farklı ilkelere dayandığı için yeni kurallar koymak, yeni hukuk
düzeni oluşturmak gerekiyordu.
• Yeni Türk devleti mezhep ayrılığı olmaksızın herkese uygulanacak laik hukuk sistemine geçmeliydi.

Hukuk Alanında İnkılabın Nedenleri


• Hukuk birliğinin olmayışı.
• Eski hukuk sisteminin modern hayatın gereksinimlerine cevap verememesi.
• Devletin laik bir hukuk sistemine ihtiyaç duyması.
• Kadın hakları ile ilgili kanunların yetersizliği.
• Ekonomik ve ticari hayatı düzenleyen kanunların yetersizliği.
• Yeni Türk devletinin milliyetçilik esasına dayanması.

Türk Medeni Kanununun Kabulü (17 Şubat 1926)


Medeni Kanun özel hukukun en önemli bölümüdür. Kişi haklan, nişan, evlenme, boşanma, miras paylaşımı,
mal, kişi ilişkileri kanun kapsamındadır. Osmanlıda bu alan şer'i hukuk kurallarını düzenliyordu. 19. yy'daki
Mecelle kişi haklan, miras ve aile kanunlarına yer veriyordu. Bundan dolayı Türk medeni kanunu İsviçre'den
alınarak Türk toplumuna uyarlandı ve yürürlüğe girdi.

Medeni Kanunun Kabul Edilme Nedenleri (İsviçre)


• Avrupa'daki medeni kanunların en iyisi olması.
• Akılcı ve pratik çözümler getirmesi.
• Kadın erkek eşitliğine dayanması.
• Avrupa kanunlarının tümünden yararlanmış olması—Demokratik olması
• Türk toplumunun yapısına uygun olması—Hakimlere geniş hak tanıması

Medeni Kanunun Getirdiği Yenilikler


• Kadın erkek arasında sosyal, ekonomik eşitlik sağlandı.
• Kadınlar her meslekte çalışabilecekti.
• Tek eşlilik getirildi—Evlenmede kadının rızası şart koşuldu.
• Boşanma hakkı kadına tanındı.
• Resmi nikah zorunlu olurken dini nikah isteğe bağlandı.
• Mirasta ve şahitlikte eşitlik getirildi.
• Vatandaşlar din, mezhep, hak ve yükümlülük bakımından eşit hale geldi.
• Anne babaya ailevi yükümlülükler getirildi.

Hukuk Alanındaki Yenilikler


• Seriye ve Evkaf Vekaleti kaldırıldı.(3 Mart 1924)
• Seriye Mahkemeleri kapatıldı. (8 Nisan 1924)
• 1924 anayasası kabul edildi.
• Kanuni Esasiye son verildi.
• Ankara Hukuk Mektebi açıldı.(5 Kasım 1925)
• Medeni kanun kabul edildi.(22 Nisan 1926)
• Mecelle kaldırıldı—Ceza kanunu kabul edildi. (İtalya 1 Mart 1926)
• İsviçre'den borçlar kanunu alındı. (22 Nisan 1926)
• Devletin dini İslam'dır hükmü anayasadan çıkarıldı, anayasa laikleşti. (10 Nisanl928)
• Atatürk ilkeleri Anayasaya alındı.(5 Şubat 1937)
Kadınlara Siyasal Hakların verilmesi
• Kadınlara, 193 O'da Belediye seçimlerine katılma,1933'te Muhtarlık seçimlerine katılma,
1934'tede milletvekili seçilme ve seçme hakkı verildi. Türkiye'deki kadınlar siyasal
haklarını bir çok Avrupa ülkesinin kadınlarından daha önce kazanmıştır.

SOSYAL (TOPLUMSAL) ALANDA İNKILAPLAR

Amaç: Çağdaş, laik, ulusal kültür değerlerine sahip toplum oluşturmak.—Kanun önünde eşitliği sağlama—
Ayrıcalıksız eşit toplum oluşturma.

Kılık Kıyafet Devrimi (Şapka Kanunu) (25 Kasım 1925)


• Osmanlıda her azınlık grubunun, her din ve mezhep topluluğunun kendine özgü bir kıyafeti vardı. Kıyafet
birliği yoktu.
• Kıyafet devrimindeki amaç; İçsel değişimin yanında biçimsel değişimi tamamlamak, çağdaş görünümlü bir
toplum oluşturmak, kıyafet ve başlıkların belli bir toplumsal statüyü göstermesine son vermektir.
• ' M. Kemal bu amaçla Kastamonu gezisinde foter şapkasını halka tanıtmış ve 25 Kasım
1925'te Şapka Kanununu çıkarmıştır.
• Kadın başlığı ile ilgili yasal düzenleme yapılmamış, bu durum zamana bırakılmıştır.
• 1934 yılında çıkarılan bir kanunla Diyanet İşleri Başkanı ve ruhani liderler haricinde hangi din ve mezhepten
olursa olsun bir din adamının mabetler ve ayinler dışında dini kıyafetlerle dolaşmaları yasaklanmıştır.
• 1935'te peçe, örtü, çarşaf yasaklanmıştır.

Tekke Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)


• Osmanlının kuruluş ve gelişmesine katkısı olan tarikatlar zamanla siyasi ilişkiler ağı içinde yer alarak
bozuldular.
• Toplum gelişmesini engelleyen kurumlara dönüştüler.
• Tarikatlar arası mücadele toplum yapısını bozmaya başladı.
• Bazı tekke ve zaviyeler hurafe ve çıkar ocağı haline gelmişti.
• Ayrıca halk türbelerden medet umarak onlara kurtarıcı gözüyle bakıyordu.
• 30 Kasım 1925 'te çıkarılan kanunla ;

■ Tarikatlar yasaklanmış, tekke zaviye ve türbeler kapatılmış, türbedarlık yasaklanmıştır


■ Fatih, Kanuni, Mevlana vs. kişilerin türbeleri açık tutulmuştur.
■ Şehylik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük yasaklandı.
Sonuç: Bu kanunla; Cumhuriyet karşıtı kişilerin örgütlendiği kurumlar kaldırılmış, Türk toplumunun
çağdaşlaşması ve laikleşmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır.(Laiklikle ilgili)

Soyadı Kanunu (1934)


• Osmanlıda soyadı yoktu. Bu durum özellikle devlet ve toplum yaşamında karmaşaya
neden oluyordu. Ayrıca bazı aileler kendilerini üstün gösteren unvanlar kullanıyordu. Bu
durum toplumda sınıf ayrıcalıklarına neden oluyordu. 21 Haziran 1934'te çıkarılan bir
kanunla;
■ Her Türkün soyadı taşıması,
■ Soyadının Türkçe olması,
■ Gülünç ve ahlaka aykırı soyadı kullanılmaması karara bağlanmıştır.
• Bu kanundan sonra TBMM bir kanunla M. Kemal'e "Atatürk" soyadını verir.( Bu soyadını başka kimse
kullanamaz)
• Kasım 1934'te çıkarılan bir kanunla ağa, bey, paşa, molla, hacı, efendi vs. gibi ayrıcalıklar belirten unvanlar
yasaklandı.
Sonuç: Bu kanunla ; devlet ve toplum yaşamındaki karmaşıklıklar kaldırılmaya çalışılmış halk arasındaki
eşitsizliklerin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. (Atatürk ilkelerinden Halkçılıkla örtüşür)

Takvim Saat ve Ölçülerde Değişiklik :


Avrupa ile olan ticari ilişkileri kolaylaştırmak amacı ile ;
• 1 Ocak 1926'da Miladi Takvim kabul edildi. Yeni saat sistemine geçildi.
• Latin rakamları kabul edildi (24 Mayıs 1928)
• 1931 'de ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirildi.
• 1935'te hafta tatili Cuma'dan Pazar'a alındı.
• Bu yenilikler çağdaşlaşmayla ilgili olup İnkılapçılık ilkesini gerçekleştirmeye yöneliktir.

EĞİTİM ve KÜLTÜR ALANINDA İNKILAPLAR

• Osmanlıda eğitimde birlik yoktu .Bu durum kültür çatışmalarına neden oluyordu.
• Eğitim sistemi dine dayanıyordu.
• Yabancı okullar ve cemaat okulları devlet denetimi dışındaydı.

Atatürk'ün Eğitim Politikasının Esasları Şunlardır :


• Eğitim milli ve çağdaş olmalıdır.
• Eğitim ulusun yaşamsal ihtiyaçlarını karşılamalıdır.
• Eğitim milli, laik, bilimsel düşünen nesiller yetiştirmelidir.
• Eğitim ülke bütünlüğü ve bağımsızlığı düşüncesini aşılamalıdır.
• Eğitimde birlik olmalı merkezi bir birlik tarafından yürütülmelidir.
• Türkçe eğitim kültür dili olmalı, bilimsel ve karma olmalıdır.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)


• Bütün eğitim öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır.
• Eğitim ve öğretimde birlik sağlanmıştır.
• Kültür çatışmasına son verilmiştir.
• Azınlık ve yabancı okulların dini ve siyasi öğretim yapmaları önlenmiştir.
• Eğitim öğretime milli ve laik bir karakter verilmiştir.

Medreselerin kapatılması:
• Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile medreseler Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmıştır.
• Medreselerin görevini üslenecek din adamları yetiştiren İlahiyat Fakültesi ve İmam Hatip okullarının açılması
üzerine medreseler kapatılmıştır.
• Medreselerin kapatılmasıyla eğitimde ikiliğe son verilmiştir.
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (2 Mart 1926)
• Bu kanun ile eğitim hizmetleri Tevhid-i Tedrisat Kanununun ilkeleri doğrultusunda yeniden
düzenlendi.Böylece eğitim sisteminin ana hatları ortaya çıktı.
• Devlet izni olmadan okul açılamayacağı belirtilerek ilk ve orta öğretimin temel kuralları belirlendi.
• Çağdaşlığa uymayan dersler programdan çıkarıldı.

Harf İnkılabı (1 Kasım 1928)


• Arap harfleri ses uyumu yönünden Türkçe'ye uygun değildi.
• Okuma yazma güçlüğü doğuruyordu .Bu durum Türk kültür hayatını zorlaştırıyordu.

Yeni Harflerin Kabul Edilme Nedenleri:


• Türk dilinin okunup yazılmasını kolaylaştırmak.
• Eğitim ve öğretimin yaygınlaşmasını sağlamak .
• Halkın kültür düzeyini yükseltmek.
• Eğitimi çağdaşlaştırmak. Sonuçları:
• Okuma yazma kolaylaştı, okur yazar oranı arttı.
• Millet mektepleri açılarak (1929) yeni harflerin kısa sürede geniş halk kitlelerine öğretilmesi sağlandı ve
böylece okuma yazma oranı arttı.
• 1932'de Halk Evleri açılmış kültür politikaları topluma yayılmaya çalışılmıştır. 1951'de kapatılmışlardır.
(Not :Köy Enstitüleri 1940'ta açılmıştır)
• Ankara Hukuk Mektebi, Yüksek Ziraat Enstitüsü, Devlet Konservatuarı ,Güzel Sanatlar Akademisi, İstanbul
Üniversitesi açıldı.(1933)

Türk Tarih Kurumu'nun Kurulması (12 Nisan 1931) Osmanlıda Tarih:


• Osmanlıda İslam tarihi ve Osmanlı tarihi okutuluyordu.
• Ümmetçi, Osmanlıcı bir tarih anlayışı vardı.
• Ulusçu tarih anlayışının öğretilmesi gerekiyordu.
• Batı kamuoyu Türkler aleyhine yanlış bilgiler veriyordu. Bunlarında asılsız olduğunu ispatlamak gerekiyordu.
• Türklerin dünya medeniyetine katkıları ve dünya medeniyeti içindeki yerlerinin belirlenmesi gerekiyordu.
• Bu nedenlerden dolayı yapılan çalışmalar sonucu ilk olarak 1930'da "Türk Tarihinin Ana Hatları"adlı bir eser
bastırıldı.
• 1931'de tarih konusunda bilimsel araştırmalar yapmak üzere TTK kuruldu. TTK'nm görevi Türk tarihini
ulusalcı bir anlayışla araştırmak ve sonuçlara varmaktı.

Türk Dil Kurumu'nun Kurulması (12 Temmuz 1932)


• Osmanlıda dil birliği de yoktu.
• Halk Türkçe aydınlar Osmanlıca konuşuyordu.
• Türk dili Arapça ve Farsça'nın etkisi altındaydı. Bu nedenlerlen dolayı dil birliğini sağlamak için; Türkçe
eğitim ve öğretim dili oldu. Arapça ve Farsça, etkisinden kurtarıldı, Türkçenin kurallarını belirlemek,
terimlere karşılık bulmak, sadeleştirmek. bilim dili yapmak için TDK kuruldu.

EKONOMİK ALANDA İNKILAPLAR

• M. Kemal siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlığa bağlı olduğunu çok iyi biliyordu.
• Bunun için daha Kurtuluş Savaşı yıllarında ekonomi çalışmalarına başladı ve 1 Mart 1922'de TBMM'de
ekonomik program belirlenirken şu kararlar alındı:

■ Tarım ve sanayi kuruluşları korunmalı ve geliştirilmeli.


■ Madenler ulusal çıkarlar doğrultusunda işletilmeli.
■ Halkın yararına olan ekonomik örgütler devletleştirmeli.
■ Çağdaş araç gereçlere tarıma dayalı endüstri geliştirmeli.
■ Bütçe ekonomik yapıya uygun olarak denkleştirilmeli.

MİLLİ EKONOMİ İLKESİ İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923 )


Amaç: Yeni devletin ekonomi politikasının temel ilkelerini belirlemek ve ekonomik bağımsızlığa ulaşmada
izlenecek yolu belirlemek.

Misak-ı İktisadi: Kongrede siyasal bağımsızlıktan ödün vermeden ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmekle
ilgili kararlar alındı ve bu Misak-ı İktisadi (Ekonomi Yemini) adıyla yayınlandı.
Alınan Kararlar :
• Yerli kaynaklara dayalı ulusal sanayi kurulmalı.
• Yabancı tekellerden kaçınılmalı.
• Küçük işletmelerden süratle fabrikalara geçilmeli.
• Özel teşebbüsçe yapılmayan işler devletçe gerçekleştirilmeli.
• Özel teşebbüsçe kredi sağlayacak devlet bankası kurulmalı.
• Milli bankalar ve Anonim şirketler kurulmalı.
• Sanayi teşvik edilmeli, yerli malı kullanılmalı.
• İşçilerin haklarını düzenlemek için sendikalar kurulmalı.
Alınan bu kararlar ekonomik politikanın temelini oluşturmuş Türk milletinin milli bağımsızlığından taviz
vermeden ekonomik gelişmenin ve kalkınmanın milli bağımsızlık doğrultusunda gerçekleştirilmesi karara
bağlanmıştır.

KALKINMA ÇABALARI

Tarım Alanında Gelişmeler


• Aşar vergisi kaldırıldı, devlet halkçı niteliğini ortaya koydu. (1925)
• Ziraat Bankası köylüye kredi vermekle görevlendirildi.
• Tarım Kredi Kooperatifleri kurularak köylünün kooperatifleşmesi sağlandı.
• Yüksek Ziraat Enstitüsü açılarak köylüye tarım konusunda yardımcı ve rehber olacak elemanlar
yetiştirildi.( Tarım uzmanı)
• 1929'da Toprak Reform Kanunu (topraksız çiftçiye toprak dağıtmak için) çıkarıldı ancak uygulanamadı.
• Devlet üretme çiftlikleri ve tohum ıslah istasyonları açılır.
• 1923—1929 döneminde en çok tarım gelişir. Bunda savaş sonrası erkek nüfusun tarıma dönmesinin, tarıma
dönük olumlu siyaset izlenmesinin ve en önemlisi de Aşar'ın kaldırılmasının rolleri vardır.

Ticaret Alanında Gelişmeler :


• Lozan'da kapitülasyonların kaldırılmasıyla ticaret alanında en önemli engel ortadan kalkmıştır.
• 1924'te yerli tüccara kredi vermek amacıyla İş Bankası(ilk özel banka) kuruldu.
• 1925'te ticaret ve sanayi odaları kuruldu.
• 1926'da Kabotaj Kanunu çıkarıldı.Deniz bank kuruldu.( Türk denizlerinde yalnızca Türk gemileri yük ve yolcu
taşıyabilir)
• 1930'da Türk parasının değerini korumak para işlerini düzenlemek için Türkiye Cumhuriyeti Merkez
bankası kuruldu.
• Ticaretin gelişmesiyle bankacılık, sigortacılık gelişti, yeni şirketler ve sektörler oluştu.
• Ticaretin gelişmesi için yeni demiryolları yapmaya başlandı, yabancıların elindeki demiryolları
millileştirildi.

Sanayi Alanındaki Gelişmeler


• Cumhuriyet dönemine kadar sanayi alanında yeterli çalışmalar yapılmamıştı.(Birkaç dokuma fabrikası var)
Bundan dolayı kalkınmak için sanayileşmeye ağırlık verilmeliydi.
• İlk olarak 1924'te sanayiciye kredi vermek için Sanayi Bankası kurulur.

Teşvik-i Sanayi Kanunu (28 Mayıs 1927)


• Cumhuriyet'in ilk yıllarında milli ekonomiyi gerçekleştirmek için daha ziyade "Özel Girişimi Destekleme
Politikası" izlenmiştir. Özel sektörün sanayi alanında etkin rol oynaması için Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarıldı.
Fakat bu kanun ve politikalar; sermaye yetersizliği, yetişmiş iş gücü olmayışı, deneyim ve bilgi eksikliği ve
1929 Dünya Ekonomik buhranı nedeniyle başarılı olamamıştır. Özellikle Teşvik-i Sanayiden olumlu sonuç
alınamaması ve dünya ekonomik bunalımı Devletçilik'e geçişte etkili olmuştur.
• 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı nedeniyle hammadde ihracatımız geriledi. Bu durum devletin ekonomi
üzerindeki etkisini arttırdı.
• 1933 yılında I. Beş yıllık Kalkınma Planı hazırlanarak planlı ekonomiye geçildi.(Devlet eliyle)
• 1934-1939 yıllan arasında plan uygulandı ve özel sektörün yapamadığı işler devlet eliyle yapılmaya başladı.
Bu amaçla dokuma, demir, kağıt, cam, kimya alanında bir çok fabrika açıldı.
• II. Beş yıllık Kalkınma planı ise II. Dünya Savaşından dolayı uygulanamamış. Bu savaş devletçilik ilkesinin
uygulanmasına da engel olmuştur.
• 1933'te Sümerbank, 1935'te Etibank ve MTA Enstitüsü 1939'da Karabük Demir-çelik Fabrikası açılarak
sanayide devletçilik ilkesi iyice yerleşmiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİ İÇ POLİTİK GELŞMELER

Vagon-Li Olayı : Vagon-li isimli bir Fransız şirketinin Türkiye'deki bürolarında Fransızca konuşma
zorunluluğu olması Türk halkı tarafından tepkiyle karşılandı. Bir gün şirketten bir memura Türkçe konuştuğu için
hakaret edilmiş,ceza verilmiştir.Bu olayın duyulması üzerine olaya gençlik tepki göstermiş, şirkette bulunan
Atatürk resmi alınarak halk evine teslim edilmiştir.(25 Şubat 1933). Olay Türk ulusunun diline sahip çıkması
yönünden önemlidir.
Razgard Olayı (1933): Bulgaristan'da Türk'lerin mezarlarının yağmalanması üzerine Türk gençliği olayı
protesto ederek Bulgar mezarlığına siyah çelenk koyar.

Atatürk'e İkinci Suikast (1935) : Ekim 1935'te Çerkez Ethem ve kardeşi Atatürk'e suikast düzenlemek
amacı ile yetiştirdikleri 5 kişiyi gizlice yurda sokar. Bu kişilerden biri yakalanınca olay öğrenilir. Üniversite
gençliği olayı kınamak için büyük bir gösteri yapar. Türk gençliğinin M. Kemale bağlılığını gösteren bir olaydır.

Bursa Olayı (1 Şubat 1933) : M. Kemal Türkçe'ye önem vermiş ve 1930'dan başlayarak Türkçe'yi bilim-
kültür dili haline getirmeye çalışmıştır. Bu amaçla İsmet İnönü'nün isteğiyle 1 Şubat 1933'te Bursa Ulu Cami'de
ezan ve kamet Türkçe okunmuştur. Halkın bir kısmının olaya tepkisi üzerine olay büyümeden önlenmiştir.

Tunceli Olayları: 1937 ilkbaharında Cumhuriyet Hükümeti Tunceli'ye yol, okul, karakol yapımı gibi imar
faaliyetlerine başlar.Bölgedeki bazı aşiret reisleri bu faaliyetleri kendi çıkarları doğrultusunda beğenmedikleri için
ayaklanırlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır.

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

Temel İlkeler
• Yurtta barış, dünyada barış.(Ulus yaşamı tehlikede olmadıkça savaşmamalı)
• Her koşulda siyasal bağımsızlığı korumak.
• Bağımsızlığa saygı duyan ülkelerle ilişkileri geliştirmek.
• İç işlerine karışılmasını önlemek, başka ülkelerin iç işlerine karışmamak.
• Ülke sınırlarına saygı duymak.
• İyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek.
• Uluslar arası sorunları silahsız diplomasiyle çözmek.

1923—1932 Dönemi Dış Politika


• Bu dönemde Lozan'ın sağladığı düzeni devam ettirme,
• Lozan'dan kaynaklanan sorunların çözümüne öncelik vermek amaçlandı.
• Türkiye bu dönemde; Yabancı okullar, Musul sorunu, Nüfus mübadelesi sorunları ile uğraşmıştır.

Yabancı Okullar Sorunu (1925)


• Lozan'daki çözüm: Türk kanunlarına tabi olacaklar.
• Osmanlı Döneminde: Ticaret ve misyonerlik amacı ile Osmanlıya gelen yabancıların amacı kendi kültürlerini
yaymaktı. Denetimsizlikten dolayı bu okullar Türk devleti aleyhine yetiştiriliyordu.
• Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile bütün okullar M.E.B.'na bağlandı.
• Yabancı okullara getirilen düzenlemeler şunlar:

■ Okullarda en az bir Türk idarecinin olması.


■ Türk müfettişler tarafından denetlenmesi.
■ Tarih, Coğrafya ve Türk dili derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması.
■ Misyonerlik çalışmalarında bulunulmaması.
■ Ders kitaplannda Türkiye aleyhine yazılar olmaması.

• Bu koşullara uymayan ve kabul etmeyen bir çok okul kapatılmıştır.


• Yabancı okulların çoğu Fransız olduğu için bu konuda Fransa ile sorun yaşanmış bu nedenle iyi ilişkilerin
kurulması gecikmiştir.
• Fransa yabancı okullarla ilgili düzenlemelere karışmak istemiş ama Atatürk bunu içişlerine karışmak olarak
görmüş kabul etmemiştir.

Musul Sorunu—Irak Sının (5 Haziran 1926)


• Lozan'da Çözüm: Türk İngiliz görüşmelerine bırakılmıştır.(9 ay)
• İngilizler zengin petrol yataklarının bulunduğu Irak'ta manda yönetimi kurmuş bu nedenle Musul'u Türkiye'ye
vermek istememiştir.
• Türkiye, Türk nüfusunun olmasından dolayı halk oylaması önerisinde bulunmuş bu teklifte kabul
edilmemiştir.
• Lozan hükümleri gereği sorunun çözümü için Milletler Cemiyetine başvurulur. Cemiyet Musul'u Irak'a verir.
Türkiye bu duruma sosyal ve ekonomik kalkınmaya öncelik verme ve Şeyh Sait isyanı nedeniyle göz
yummuştur.
• Bunun üzerine Türkiye ile İngiltere arasında Ankara Antlaşması imzalanır.

■ Buna göre: Musul ve Kerkük Irak'a bırakılacak,


■ Irak bölge petrolünden sağlanan gelirin %10'nu 25 yıl süreyle Türkiye'ye verecek,
■ Hakkari sınırında Türkiye lehine bazı düzeltmeler yapılacaktır.
• Musul'da yaşayan Türklerle ilgili önemli bir karar alınmamıştır.

Nüfus Mübadelesi (10 Haziran 1930)


• Lozan'da Çözüm : İstanbul'daki Rumlarla, Batı Trakya'daki Türkler dışında, Yunanistan'daki Türklerle,
Türkiye'deki Rumlar değişecek.
• Anlaşma sonrası Yunanistan İstanbul'da daha fazla Rum bırakmak isteyince ilişkiler gerginleşir.
• Sorun Milletler Cemiyetine, Lahey adalet divanına götürüldüyse de sonuç alınamadı. Bunun üzerine karşılıklı
olarak mülklere el konulur.
• 1930 yılında anlaşma sağlandı ve İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri yerleşik sayılarak mübadele
dışında tutuldu. Bunun dışındakiler mübadeleye tabi tutuldu.
• Bu sorunun çözümü sonrası iyi ilişkiler kuruldu.(1930'dan 1954'e kadar) 1954'te Kıbrıs sorunu ilişkileri
yeniden bozmuştur.

1932—1939 Dönemi Dış Politika


• Bu dönemde bölgesel ittifaklara öncelik verilmiş.
• Yeni dengelerin oluşması Lozan'ı tekrar gündeme getirmiştir.
• Savaşın politika aracı olmasına karşı kurulan paktlara üye olunmuş.
• Dönemin olayları; Milletler Cemiyetine Giriş, Balkan Antantı, Montrö Sözleşmesi, Sadabat Paktı, Hatay
Meselesidir.
• Boğazlar ve Hatay barışçı yollarla çözülmüştür.
Türkiye'nin Milletler Cemiyetine Girişi (18 Temmuz 1932)
• Milletler Cemiyeti Wilson ilkeleri ve Paris Barış Konferansı kararlan sonrası 1920'de kurulmuştur.
• Musul Sorununun çözülmesi, mübadele sorununun banşçı bir yolla halledilmesi Türkiye'nin davet edilmesine
neden olmuştur.
• Türkiye'de barış ve güvenlik içinde varlığını devam ettirmek istiyordu.
• Bu nedenlerle 18 Temmuz 1932'de Türkiye dünya barışına katkıda bulunmak için Cemiyeti Akvam'a üye
olmuştur.(Bu cemiyetin İngiltere ve Fransa lehine politika izlemesine ve Musul Sorununu Türkiye aleyhine
çözmesine rağmen)

Balkan Antantı (9 Şubat 1934)
• Güçlenen Almanya ve İtalya'nın dünya barışını tehdit eden yayılmacı emelleri paktın imzalanmasında önemli
bir rol oynamıştır.
• İtalya'da Faşist Partisi (Mussolini), Almanya'da Nazi Partisi (Hitler) Balkanlarda egemenlik kurma siyasetini
gütmeye başlamışlar. Bunun üzerine Türkiye öncülüğünde Yunanistan ,Yugoslavya ve Romanya'nın
katılımlarıyla Balkan Antantı imzalanır.

NOT : Bulgaristan'da Balkanlarda egemenliğini genişletmek istediği için pakta girmemiştir.


Pakt İle:
■ Sınırlara saygılı olunacak,
■ Balkanlar dışından gelebilecek saldırılara birlikte karşı konulacak,
■ Balkanlı olmayan ülkelerle yapılacak anlaşmalar için birbirlerine danışılacak, Sonuç: Ortak savunmayı ön
gören bu pakt ile Türkiye batı sınırlarını güvence altına almıştır. Balkanlarda barış dönemine katkıda
bulunmuştur.

Montrö Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936 )


• Japonya'nın Mançurya'ya saldırması, İtalya'nın Habeşistan'ı işgal etmesi, Almanya'nın Versay Anlaşmasını
tanımayacağını ilan etmesi gibi olumsuz gelişmeler Lozan Boğazlar sözleşmesinin yeniden gündeme
gelmesine neden olmuştur.
• Lozan'da boğazların silahlandırılmasının yasak olması diğer devletlerden gelebilecek saldırı karşısında
boğazların nasıl korunacağı sorununu ortaya çıkarmıştır.
• Türkiye bunun üzerine ilgili devletlere nota vererek sözleşmenin yeniden düzenlenmesini ister.Bu istek uygun
bulunur ve İsviçre'nin Montrö şehrinde konferans toplanır (Haz 1936)

Alınan Kararlar
■ Lozan'daki komisyon kaldırılacak boğazlarla ilgili bütün yetkiler Türk devletine bırakılacak.
■ Türkiye boğazlar ve çevresinde asker bulundurabilecek. (En önemli maddesi)
■ Ticaret gemilerinin geçişi serbest olacak.
■ Savaş gemilerinin geçişi sınırlandırılacak.
■ Türkiye savaşa girerse boğazlan istediği gibi kapatıp açılabilecek. Sonuçları:
■ Türkiye'nin boğazlar üzerindeki egemenlik hakları tam olarak sağlanmıştır.
■ Türkiye'nin uluslar arası alanda yeri ve önemi artmıştır.
■ Ulusal egemenliğimizi sınırlayıcı maddeler kaldırılmıştır.
■ Günümüzde geçerli olan bir sözleşmedir.

Sadabad Paktı ( 8 Temmuz 1937 )


• Ortadoğu'da egemenlik kurma politikası güden İtalya'ya karşı yapılmıştır.
• Sınır güvenliği sağlanmıştır.
• Yakın doğuda barış ve güvenliği sağlamak amacıyla Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Sadabad
Paktı kurulmuştur.
Sonuç: Bu anlaşma ile Türkiye doğu sınırını güvenlik altına almıştır. NOT: II. Dünya Savaşının çıkması bu
paktların (Balkan ve Sadabad ) işlevlerini yitirmelerine neden olmuştur.

Hatay'ın Türkiye'ye Katılması (30 Haziran 1939)


• 1921 Ankara Anlaşması ile Hatay'da Türk haklan güvence altına alınmış ve Hatay Fransa'nın mandası
Suriye'ye bırakılmıştır.
• 1936'da Fransa Suriye mandasını Almanya'nın saldırgan tutumu nedeniyle bırakır. Suriye'de Hatay'a sahip
çıkar.
• Bunun üzerine Türkiye Milletler Cemiyetine başvurarak halk oylaması ister.
• 1938'de halk oylamasını Türkler kazanır ve Hatay Türk Devleti kurulur.
• 1939'da Hatay Meclisi Türkiye'ye katılma karan alır.(30 Haziran)
• Lozan'da Türklerin aleyhine çözülen Suriye sınırı Hatay'ın anavatana katılması ile Misak-ı Milli
doğrultusunda gerçekleşmiştir.
• Atatürk son dönemlerinde en çok bu konu ile uğraşmıştır.
• Almanya ve İtalya'nın saldırgan Mumlan Türkiye'nin lehine gelişmelere neden olmuştur. (Montrö ve Hatay)

II. DÜNYA SAVAŞI ( 1939—1945 )

Nedenleri
• I. Dünya Savaşından sonra yapılan ağır koşullu anlaşmalar.
• Almanya'nın Versay Anlaşmasına uymaması.
• I. Dünya Savaşı sonrası çizilen smırlann çatışmalara neden olması (Milliyetçilik esaslanna
uyulmamış)
• Almanya'da Nazizmin İtalya'da Faşizmin etkili olması.
• Irkçılık ve saldırganlığın ön plana çıkması.
• Rusya ile Almanya arasındaki ideolojik savaş.
• Milletler Cemiyetinin başansız olması ve İngiltere çıkarma hizmet etmesi.
• Emperyalist ülkeler arası rekabet.
Mihver Devletler : Almanya—İtalya—Japonya
Müttefik Devletler: İngiltere—Fransa—ABD—SSCB

Savaşın Gelişimi:
• Almanya'nın Polonya'yı işgali ile savaş başlar.
• Kısa sürede Almanya Balkanları, Fransa ve Belçika'yı işgal eder.
• Japonya pasifikte ABD'ye saldırır.
• Almanya "Rusya seferini başlatır.
• 1943'ten sonra savaş Almanya aleyhine döner.
• Normandiya çıkarması ile Almanya düşüşe başlar. (Fransa ve ABD'nin asker çıkarması)

Türkiye ve Savaş:
• Türkiye savaşın dışında kalmak için çaba verir.
• Almanya'nın sınırlarımıza dayanması üzerine savaş hazırlıklarına başlanır.
• Alman—Türk saldırmazlık anlaşması yapılır.
• Müttefiklerin baskılarına rağmen Türkiye tarafsız kalmaya devam eder.
• 23 Şubat 1945'te Türkiye Mihver Devletlere sembolik savaş ilan eder.

Sonuçları
• Irkçı akımlar etkisini kaybetmiş.
• Sömürgeci devletler sömürgelerini bırakmıştır. (Mısır,Pakistan,Hindistan,Cezayir, Libya, Tunus)
• Milletler Cemiyeti Birleşmiş Milletler adı ile kuruldu.
• Almanya ikiye aynldı. (Doğu ,Bati)
• ABD Japonya'ya atom bombası kullandı.
• Dünya ülkeleri NATO ve Varşova Paktı diye ikiye aynlır.
• Soğuk savaş dönemi başlar. (1955—1990)
• Türkiye: Çok partili siyasal yaşama geçer.(Birleşmiş Milletlere üye olmanın koşulu) 1951 'de Kore Savaşma
katılır, 1952'de NATO'ya üye olur.

Locarno Paktı (1925)


• Avrupa barışını korumak, I. Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan düzeni sürdürmek amacıyla yapılmış bir dizi
anlaşmadır.
• Almanya, Belçika, Fransa, İngiltere, İtalya anlaşmaları.
• Anlaşmalar 1938'de Almanya tarafından ihlal edilmiştir.

Kellog—Briand Paktı (1928 )


Savaşı yasaklamak amacıyla ABD-Fransa Dışişleri Bakanları tarafından yapılmış, Birleşmiş Milletler öncesi
barışı korumak için yapılan önemli bir girişimdir. Savaş suçlan konusunda ortaya koyduğu ilkeler savaş
suçları mahkemelerinin kurulmasında etkili olmuştur.Türkiye 1929'da pakta üye olur.

NATO (Kuzey Atlantik Paktı) (1949)


• Birleşmiş Milletler çerçevesinde üyelik güvenliğini sağlamak istikrarın gelişmesine yardım etmek amacıyla
kurulmuştur.
• Üye sayısı 16 olup savunma ittifakı amacını taşır.
• Sovyet yayılmacılığını önlemek için Avrupa ülkelerinin oluşturduğu savunma gücüdür.

Varşova Paktı (1955)


• NATO'ya karşı Rusya'nın öncülüğünde kuruldu.
• Bu pakta üye (doğu bloğu) devletler Polonya, Doğu Almanya, Macaristan, Romanya, Çekoslovakya ve
Bulgaristan'dır.
• Bu pakt 1990'larm başında SSCB'nin dağılmasıyla sona erer.

Avrupa Topluluğu (AT) (1951)


• Avrupa'nın birleşmesi ve bütünleşmesini amaçlar. Daha ileri bir hedef olarak da Avrupa'nın ekonomik
gelişmesini hedefler.
• Üyeleri—Belçika, Fransa, Almanya, İtalya, Lüksenburg, Hollanda daha sonra Danimarka, İrlanda, Yunanistan,
İspanya, Portekiz üye olur.
• Türkiye AT'ye tam üyelik başvurmuş ama henüz kabul edilmemiştir.Türkiye'nin durumu adaylık
statüsündedir.

Avrupa Güvenlik İşbirliği Konferansı (AGİK)


• Avrupa'da güvenlik, insan haklan, ekonomik dayanışma konularında ülkeler arasında işbirliğini artırmak,
barış istikrar ve refahı sağlamak amacıyla kurulmuştur.
• 1973'te Helsinki'de 32 Avrupa ülkesinin ABD ve Kanada'nın katılımıyla yapılan konferans Helsinki Nihai
Senedinin kabulüyle sona erer.
• Türkiye AGİK sürecine katılmış her safhasında aktif rol oynamıştır.

Uluslar Arası Adalet Divanı


• Birleşmiş Milletlerin yargı organıdır. Uluslar arası anlaşmazlıklarda taraflan bir araya
getirir, çözüm üretir.

Avrupa Konseyi(1949)
• Teknolojik gelişmelerin kişisel değer ve özgürlüklere zarar vermesini önleyerek insani
değerleri ön plana çıkaran bir Avrupa toplumu yaratma amacı güder.20 Avrupa ülkesi ve
Türkiye üyedir.

ATATÜRK İLKELERİ

Atatürkçülük:
• Temel esasları Atatürk tarafından belirlenen, devlet hayatına, ekonomik hayata, fikir hayatına, ilişkin
gerçekçi fikirlere ve ilkelere denir.
• Amaç ve hedefi: Türk ulusunu tam bağımsızlığa huzur ve refaha kavuşturma, aklın ve bilimin rehberliğinde
Türk milletini ve devletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmayı amaçlar.
• Bir düşünce sistemidir. İlerleme ve yenileşme amacı güder.
• Türk inkılapları fikir ve ideal yönü olarak Atatürkçülük diye ifade edilir.
• Dışarıdan alınmış kalıplaşmış bir ideoloji değildir.
• Atatürkçülük bir kurtuluştur, milletçe bağımsızlığa kavuşmadır, millete değer veren ve milli egemenliği
benimseyen sistemdir.
• Katı donmuş kurallar içermez, akla ve bilme dayalıdır.

Atatürk İlkeleri
• 1935'de CHP kurultayında kabul edilmiş.1937 yılında T.C Anayasasına dahil edilmiştir.
• Türk milletinin ihtiyaçlarından doğmuştur.(En önemli özellik) (Modern toplum olma)
• Ulusal bünyeye göre uyarlanmış ilkelerdir.Yenileşme amacı güder.
• Hedefte ve uygulamada bir bütünlük taşır.Akla bilime dayanır.
• Milliyetçilik bütün ilkelerin temelidir.
• Milli mücadele döneminde oluşmaya başlamış sistemli ve planlı bir biçimde ilerlemiştir.
• Türk milletini çağdaş uygarlık seviyesine çıkarma amacı taşır.

Temel İlkeler Bütünleyici İlkeler


Cumhuriyetçilik ----- Milli Egemenlik
Milliyetçilik ---- Milli birlik ve beraberlik, Milli bağımsı;
Halkçılık ----- Yurtta barış-dünyada barış, eşitlik
Laiklik --- Akılcılık ve Bilimsellik, Çağdaşlık
Devletçilik ---- Ülke kalkınması, ekonomik kalkınma
İnkılapçılık ---- Çağdaşlaşma, Batılılaşma

İlke alan ilişkisi


Siyasal ---- Cumhuriyetçilik ---- (1919-1924)
Kültür Eğitim ---- Milliyetçilik ---- (1930-1933)
Sosyal ---- Halkçılık ---- (1926-1938)
Hukuk ---- Laiklik ---- (1922-1926)
Ekonomi ---- Devletçilik ---- (1929-1938)
Çağdaşlaşma ---- İnkılapçılık ---- Dönemin tümü

CUMHURİYETÇİLİK

• Millet egemenliğine dayanan, yöneticilerin halk oyu ile belirli bir süre için seçilmesiyle oluşan yönetim
biçimine "Cumhuriyet" denir.
• Bu ilke milliyetçi, demokratik, özgürlükçü ve çoğulcudur.
• Devletin yönetimi, bir sınıfın, zümrenin, grubun elinde değil milletin elindedir.
• Bu ilke ve laiklik ilkesi tartışma konusu yapılmamıştır.
• Cumhuriyet çeşitleri(Sosyalist Cum.-İslam Cum.-Aristokratik Cum-Demokratik Cum.)
• Cumhuriyet devletin temel yapısını ve biçimini belirler.
• Cumhuriyetçilik -»Halkçılık ve milli egemenlik ile doğrudan ilgilidir.
• Cumhuriyet hem devlet hem hükümet şeklidir. Demokrasi içinde işleyen en ideal rejimdir. Demokrasi halkın
kendi kendisini yönetmesidir. Demokrasinin gerçekleşmesi cumhuriyet ile mümkündür. Her Cumhuriyet
demokrasi değildir. Halkın çıkarları ne kadar gözetiliyor, halk yönetime ne kadar katılıyorsa o kadar
demokrasi olmaktadır.
• Temel ilke seçimdir, çok partili siyasal yaşam öngörür.
• Değişmez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez.

İnkılaplar
• TBMM'nin açılması
• Saltanatın kaldırılması
• 1921 Anayasası
• Cumhuriyetin ilanı
• Çok partili hayat (Siyasi partiler)
• Ordunun siyasetten ayrılması
• Kadınlara seçme seçilme hakkı verilmesi
• Halifeliğin kaldırılması (dolaylı olarak)

MİLLİYETÇİLİK

• İmparatorluk, Osmanlıcılık, Ümmetçilik anlayışına karşı ortaya çıkmış başarılı olmuştur.


• Ayırıcı değil birleştiricidir.
• Misak-ı Milli ile belirlenen sınırlar içinde temeli Türk olan bir devletin kurulması ile ortaya çıkmıştır. (1907)—
Eşitliği savunur.
• Amaç ait olduğu milletin varlığını sürdürmek ve yüceltmektir.
• Manevi değerlere sahip çıkar.—Bütün ilkelerin temelidir.
• Birlikte yaşama isteğine dayanır.—Irkçı değildir, din esaslarına dayanmaz.
• Milli birlik ve beraberliği destekler.—Yayılmacı değildir, Laiktir.
• Dini, mezhebi, soyu, dili ne olursa olsun kendini Türk hisseden herkesi Türk olarak kabul eder.
• Ortak kültür, dil, tarih, ideal, manevi değerler ve Misak-ı Milli milli birlik ve beraberlik ilkeyi güçlendiren
unsurlardır.
• Türk Milletinin refahı zenginliği ve mutluluğunu sürdürmeyi amaçlar.

İnkılaplar
• Milli bir Türk devletinin kurulması—TBMM'nin açılması
• İzmir iktisat kongresi—Kapitülasyonların kaldırılması
• Kabotaj kanunu—TTK—TDK—Yabancı okulların MEB bağlanması (Tevhid-i Tedrisad Kanunu)
• Yabancı okullarda Türkçe, Tarih, Coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından okutulması.
• Yabancı işletmelerin satın alınması—Kültürel inkılaplar
• Anayasalar(Egemenliğin millete verilmesi)—Cumhuriyetin ilanı
• Saltanatın kaldırılması—Halifeliğin kaldırılması

HALKÇILIK

• Bir ulusun içinde yer alan meslekler ve grupların (halk) yararına bir siyaset izlemesidir.
• Halkçılık; yönetimde, siyasette, kalkınmada, gelirin dağılımında devlet ve ulus olanaklarının kullanılmasında
halk yararının gözetilmesidir.
• Halkçılık; Milliyetçilik ve Cumhuriyetçilik ilkelerinin doğrudan sonucudur.
• Yasalar önünde herkes eşittir, sınıf zümre ayrımı yoktur.
• Sınıf mücadelesi yerine toplumsal dayanışma vardır.
• Çalışma ve yetenek ölçüsünde herkesin aynı haklara sahip olmasını öngörür.
• Bütünleyici ilkelerden eşitlikle doğrudan ilgilidir.
• Sosyal adalet ve fırsat eşitliğini ön görür.
• Halkın kendi kendisini yönetmesidir.(Demokrasi)
• Ulus yararını, kişi ve grup çıkarı üzerinde görür.
• Özellikle yoksul kesimin korunmasını amaçlar.
• Sosyal devlet anlayışını ön görürür.

İnkılaplar
• Medeni kanunla kadın erkek eşitliği.
• Soyadı Kanunu ile ayrıcalık belirten unvanların kaldırılması.
• Kadınlara seçme seçilme hakkı.
• Hukuk birliği kanun önünde eşitlik.
• Azınlıkların Türk vatandaşı sayılması aynı haklara sahip olması.
• Aşar vergisinin kaldırılması.
• Eğitimde fırsat eşitliği.
• Okuma yazma eşitliği.
• Kılık kıyafet kanunu.

DEVLETÇİLİK
• Devletçilik; devletin ekonomik alanda müdahalesini ön gören bir sistemdir. Kamu yararına öncelik verir.
• Devletçilik halkçılığın zorunlu bir sonucudur.
• Devlet ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmanın temel faktörüdür.
• Devletçilik; özel sektörün yapamadığı toplumu ilgilendiren sahalarda devletin rol oynamasıdır. Bunu
yaparken devlet aslında müteşebbisine engel olmaz bilakis işlerini kolaylaştırır. Onları üretim ve ticaret
işlerine özendirir.(özel girişimi reddetmez)
• Atatürk'ün devletçilik anlayışı "karma ekonomi"olarak tanımlanır.
• Bu ilke Türkiye'yi ilk defa planlı ekonomiye geçirmiştir.
• Tüm üretim araçlarının devletin elinde toplanmasını ön görmez.( Sosyalist modele uymaz)
• 1931'den itibaren uygulanmaya başlar. 1923-1929 arası uygulanan liberal politikanın istenen kalkınmayı
sağlayamaması üzerine temel yatırımların devlet tarafından gerçekleştirilmesi zorunluluğundan doğmuştur.
• Kısa sürede sanayileşmeyi gerçekleştirme amacı güder.

İnkılaplar
• Merkez Bankası—KİT'ler—Sümerbank—MTA—Etibank—Demir Çelik Fabrikası—I. Beş yıllık kalkınma planı—
Eğitim sağlık yatırımları—Fabrikalar—Devlet Bankalar
• Faiz oranlarının ve temel tüketim mallarının fiyatlarının devlet tarafından belirlenmesi
• Milli iktisat ilkesi ile dışa bağımlılığın azaltılması.

LAİKLİK

• Laiklik, devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayanmasıdır.
• Din ve devlet işlerinin ayrılması.
• Kişinin dini inancı ve vicdan hürriyetine karışılmaması, herkesin din ve inancının gereklerini rahatça
yerine getirmesine olanak sağlama.
• Bu ilkeyle ilgili bütünleyici ilkeler akılcılık ve bilimsellik, çağdaşlaşma ve batılılaşma
• Devletin resmi dini yoktur.
• Devletin egemenlik gücü ilahi kaynaklara değil millet iradesine dayandırılır.
• Türk toplumunun batılılaşması ve çağdaşlaşmasına ortam hazırlamıştır.
• Dini faaliyetlerin çıkar amacıyla kullanılmasını önlemiştir.

İnkılaplar
• Saltanatın kaldırılması—Halifeliğin kaldırılması—Tevhid-i Tedrisad Kanunu—Seriye ve Evkaf Vekaletinin
kaldırılması—Medreselerin kapatılması—
• Şeriat Mahkemelerinin kapatılması.
• Tekke zaviye türbe ve tarikatların kapatılması—Medeni Kanun
• 1928'de "Devletin dini İslam'dır" ibaresinin anayasadan çıkarılması.
• Laiklik ilkesinin anayasaya girmesi.
• Ekonomi, hukuk, eğitim ve sosyal yaşamda dinden kaynaklanan uygulamalara son verilmesi.

İNKILAPÇILIK

• Batılılaşma ve çağdaşlaşma yolunda ileriye çağdaş uygarlığa yönelme.


• Bu ilke diğer ilkelerin canlı kalmasını sağlamıştır. Atatürkçülüğün durağan bir düşünce olmadığını
göstermiştir.
• Değişimi gerçekleştirme, gerçekleşeni koruma geliştirme yenileme.
• Çağın ihtiyaçlarına cevap verme.
• Dinamik kalma.
• TBMM'nin açılması Türk inkılabının başlangıcı olarak kabul edilir.
• Türk inkılabı bir bütündür.
• Türk inkılabı insancıl ve akılcıdır.
• Bu ilke diğer ilkelerin destekçisidir, onları korur.
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ

Türk Adının Kullanımı: Türk adının anlamı hakkında iki genel görüş vardır. İlk anlam; doğan türeyen
çoğalan, İkinci anlam; kuvvetli kudretli olarak belirtilmiştir. Türk adı ilk defa Göktürk Anıtlarında "TÜRK"
şeklinde geçer.

Türk Adını Taşıyan Devletler: Göktürkler, Türkiye Cumhuriyeti, Hatay Türk Devleti, Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti.Coğrafi terim olarak Türkiye ilk defa VI' cı yüzyılda Bizans kaynaklarında yer almıştır. XII' ci
yüzyıldan itibaren Anadolu'nun ismi bir daha değişmemek üzere Türkiye olmuştur.

Türklerin Ana Yurdu: Türklerin ilk ana yurdu Orta Asya'dır. Orta Asya kuzeyinde Sibirya, güneyinde
Himalaya dağlan, doğuda Kingan dağları, batıda Hazar denizi ile sınırlandırılır. Son araştırmalarla anayurdun
sınırlan Ural Altay dağlan ile Aral gölü üçgeni içinde kalan bölge olarak belirlenmiştir.

Coğrafi Koşullar ve Sonuçları:


• Sert karasal iklimin hüküm sürdüğü Orta Asya bitki örtüsü bozkırdır.
• Bozkırlar hayvancılık yapmaya elverişlidir.
• Otlak sulak arayışı halkı göçebe yaşamaya zorlamıştır.
• Tarım çok az yapılır.(evcilleştirilen hayvanlara yonca ekimi)
• Bozkırlann zor koşulları Türklerde güçlü irade özgüven ve dayanıklılığa neden olmuştur.

ORTA ASYA KÜLTÜR MERKEZLERİ


Anav Kültürü: (M.Ö 4 bin) Bilinen en eski kültürdür. Batı Türkistan'da görülen Türk kültürüdür. Tarım,
hayvancılık, dokuma gelişmiş.

Afanesyova Kültürü: (M.Ö 3000- 1700) Altay dağları çevresinde görülür. Orta Asya Uygarlığının temelini
oluşturur. Hayvancılık, kartal resimleri, bakır eşya, kemik iğneler.

Kelteminar Kültürü: (M.Ö 3000) Aral Gölü çevresi. Balıkçılık, bıçaklar, avcılık.

Andronava Kültürü: (M.Ö 1700- 1200) Altay-Ural çevresinde görülür. Bugünkü Türklerin atalan olarak da
kabul edilir. Bakır, bronz işlemeciliği.

Karasuk Kültürü: (M.Ö 1200- 700) Karasuk Irmağı ve çevresi. Dönemin icatlan dört tekerlekli araba keçe
çadırı, demir.

Tagar-Taştık Kültürü: (M.Ö. 700- 100) Altay çevresi. En genç kültürdür. Metal silahlar ve hayvan üslubu,
sanat objeleri

GÖÇLER

Nedenleri:
• Otlak ve sulak alanların yetersiz kalması
• İklimin elverişsizliği
• Nüfus artışına bağlı toprak yetersizliği
• Kuraklık
• İç çatışmalar
• Fetih arzusu
• Dış baskılar
• Salgın hastalıklar

Sonuçları:
• Göç edilen yerlerde yeni devletler kurulmuş ve Türk kültürü yayılmıştır.
• Türkler yerleştikleri bölgelerde yerli halk ile kaynaşarak yeni kültürlerin oluşmasını sağlamıştır.
• Türkler yerleştikleri bölgelerin etkisiyle birbirlerinden farklı özellikler gösterdiler; bu durum Türk tarihinin
bütün olarak incelenmesini zorlaştırdı.
• Türkler kavimler göçüne neden olmuş Avrupa'nın siyasal yapısının değişmesine neden olmuşlardır
• Göç etmeyerek ana yurtta kalanlar güçlü devletler kurmuşlar. (Asya Hun, Göktürk, Uygur)
• Bazı Türk boylan göç ettikleri bölgenin etkisi ile milli benliklerini kaybetmişlerdir.
• Batıya göç eden topluluklar: Avrupa Hun, Avarlar, Hazarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Oğuzlar, Macarlar,
Kumanlar.
• Türk topluluklarının göçebe olarak yaşamaları araba ve tekerleği kullanmaları, atı evcilleştirmeleri, göçleri
kolaylaştırmıştır. Türkler göçler sonucu Mezopotamya, Anadolu, Çin, Hindistan, Orta Avrupa, Balkanlar ve
Sibirya' ya yerleşmişlerdir.
İskitler(Sakalar):
• Türklerin etkin olduğu ilk siyasal topluluktur.
• Halkın çoğunluğu İran' lıdır.
• Atlı göçebe uygarlığının yaratıcılarıdır.
• Hayvan üslubu sanat tarzını yaratmışlardır.
• İskitlerin yaşam tarzları, gelenekleri, dilleri ve sanatları diğer Türk topluluklarına
benzemektedir. Orta Asya kökenli olmaları Türk kavmi olduklarını güçlendirmektedir.

İLK TÜRK DEVLETLERİ

Asya Hun lan:


• Tarihte bilinen ilk Türk devletidir.
• Orta Asya 'da yaşayan bütün Türkleri bir bayrak altında toplayan ilk Türk devletidir.
• İlk askeri teşkilatı ve devlet teşkilatını oluşturmuşlardır. (Mete Han-onlu sistem)
• Ötüken merkez olmak üzere kurulmuşlardır. (M.Ö.220)
• Bilinen ilk hükümdarları Teoman, en önemli hükümdarı Mete' dir.
• Teoman döneminde Hun akınlarını durdurmak için Çin Şeddi yapılmıştır.(M.Ö.214)

Mete Han:
• Devlet ve orduda düzenleme yapmış, ipek yolunu almış, Çin'i vergiye bağlamış, Türk topluluklarını bir
bayrak altında toplamıştır.
• Mete'nin ölümü, Çin entrikaları, ipek yolunun kaybedilmesi ile zayıflayan Hunlara Çinliler ve Siyenpiler son
vermiştir.
• Milliyetçi bir politika izlemiştir.
• Mete ulusal kimliğini korumak için Çin'e yerleşmemiş ve vergiye bağlamıştır, (kalabalık Çin nüfusu içinde
eriyeceğinden korkmuştur.)

KAVİMLER GÖÇÜ (375)

Asya Hun devletinin bağımsızlığından sonra Kuzey Hunları batıya göç ederek Orta Avrupa'ya kadar
ilerlemişlerdir. Bu göç esnasında Hunların önünde duramayan Avrupa kavimleri de göç etmek zorunda kalırlar.
Tarihte bu olaya Kavimler Göçü adı verilir.

Sonuçlan:
• Avrupa uzun yıllar karışıklık içinde kaldı.
• Avrupa'nın etnik yapısı değişti yeni milletler oluştu.(İng. Fr. İsp)
• Barbar kavimlerin topraklarına girmesini önleyemeyen Roma İmp. 395'te Doğu ve Batı olarak ikiye
ayrılmıştır. 476 yılında Batı Roma İmp. yıkılmıştır.
• Germen kavimleri arasında Hıristiyanlık yayılmış, Avrupa da klişe ve papa ün kazanmıştır.
• Otorite boşluğu merkezi krallığın güç kaybetmesine neden olurken feodalite (derebeylik) rejiminin
kurulmasına ve yaygınlaşmasına neden olmuştur.
• İlk çağ sona ermiş Orta Çağ başlamıştır.
• Skolastik düşünce gelişti. Avrupa Hun Devleti kuruldu.

AVRUPA HUN DEVLETİ (375- 469)

• Kavimler göçü sonrasında kurulmuştur.(Orta Avrupa)


• Bilinen ilk hükümdarları Balamir'dir.
• Uldız zamanında dış siyaset belirlenmiş, Rua zamanında topraklar genişlemiştir.
• En güçlü dönemi Atilla zamanında yaşanmıştır.
• Margos ve Anatolyos anlaşmaları yapılarak Bizans vergiye bağlanmıştır.(Balkan seferi)
• Atilla Batı Roma seferi ile (Galya seferi, İtalya seferi) Batı Roma'ya üstünlüğünü kabul ettirmiş papanın ricası
üzerine barış yaparak geri dönmüştür.
• Atilla'nın ölümünden sonra oğullan başarılı olamamış, bağımsız toplulukların ve Bizansın saldırıları ile
yıkılmıştır.(469)

GÖKTÜRK DEVLETİ(552-659)

• Türk adı ile kurulan ilk Türk devletidir.


• Bumin Han tarafından Avar hakimiyetine son verilerek Ötüken'de kurulmuştur.(552)
• Bumin devleti doğu batı olarak ikiye ayırmıştır. Kardeşi İstemi Yabgu'yu batı bölümüne atamıştır.
• İstemi Yabgu ipek yoluna sahip olabilmek için Sasanilerle anlaşıp Akhunları yıkmış, sonrada Bizans'la
anlaşarak Sasanileri zayıflatmıştır.
• En parlak dönemi Mukan Kağan dönemidir.
• Batı Türkistan'ın Türkleşmesini sağlamıştır.
• İç mücadeleler Çin kışkırtmaları sonucu ikiye ayrılmıştır.(582) (Doğu Göktürkleri 630, Batı Göktürkleri
659'da Çin egemenliği altına girdi).
• Kendilerine ait alfabeleri vardır.( 38 harf)
• Milliyetçi bir politika izlemişlerdir.
• Hunlardan sonra Türkleri bir bayrak altına toplayan ikinci Türk devletidir.

II. GÖKTÜRK (KUTLUK) DEVLETİ (682- 745)

• Türk adını taşıyan ikinci Türk devletidir.


• 50 yıl Çin egemenliği sonrası Kutluk Kağan önderliğinde ayaklanarak Kutluk devletini kurmuşlardır.
(682 ).(ilteriş unvanı almıştır).
• Kutluk Devleti; Çini baskı altında tutarak, Orta Asya'daki dağınık halde yaşayan Türkleri kendi bünyesinde
toplama politikası gütmüştür, (ulusçu anlayış)
• Bilge Kağan, Kültigin, Tonyukuk döneminde devletin sınırlan genişlemiş onların ölümü ile Basmil, Karluk ve
Uygurlann isyanı sonucu yıkılmıştır.(745)
• Orhun yazıtları bu dönemde dikilmiştir. Bu yazıtlar Türk tarihinin ve edebiyatının ilk yazılı örnekleridir.

UYGURLAR (745 -840 )

• Uygurlar, Basmil ve Karluk boylarının yardımıyla II. Göktürk devletini yıkarak kendi devletlerini kurdular.
Kurucusu Kutluk Bilge Kül Kağandır.
• Devletin başkenti Ordu-Balık (Karabalsagun) dur.
• Talaş savaşında Çin'in Araplara yenilmesiyle topraklarını genişlettiler.
• Böğü Kağan döneminde Mani dini kabul edilir. ( İlk din değiştiren topluluk)
• Mani dininin et yemeyi yasaklaması sonucu Uygurlann savaşçı özelliklerini kaybetmesi, Çin'in politikalan,
hanedan değişiklikleri, ekonomik sorunlar nedeniyle zayıflayan Uygurlara 840 yılında Kırgızlar son verir.
• Dağılan Uygurlar Kansu ve Turfan bölgesine yerleşerek yeni devletler kurarlar ve ticarette gelişirler. Zamanla
Moğol egemenliğine girerler.

Özellikleri:
• Yerleşik hayatı benimseyen ilk Türk Devletidir.
• Türk tarihinde ilk defa kent ve kasaba kurarak mimarinin gelişmesini sağlamışlar.
• İlk kez kağıt ve matbaayı kullanmışlardır.
• Bilim ve sanat alanında gelişmişlerdir.
• Değişik dinleri benimsemişler. (Manihaizm-Budizm)
• Tarım ve ticaretle uğraşmışlardır. Siyasi alandan çok kültürel alanda varlık göstermişlerdir.
• Moğolların Türkleşmesinde, teşkilatlanmasında ve devlet yönetiminde etkili oldular.

DİĞER TÜRK DEVLETLERİ

Avarlar :
• İstanbul'u kuşatan ilk Türk devletidir.
• Orta Asya' da Göktürklere yenilmiş Avrupa ya göç etmişlerdir.
• Slav topluluklarının oluşmasında devlet ve askeri teşkilatlarında rol oynamışlar.
• Franklar tarafından yıkılmışlar.

Kırgızlar :
• Ötüken'i başkent olarak kullanan son Türk devletidir.
• Daha sonra ötükeni terk ederler.
• 1207'de Moğol egemenliğine girerler.
• Manas destanı Kırgızlara aittir.
• Uygurlar'ı yıktılar.(840)
Hazarlar:
• Kafkaslarda Müslüman Araplarla savaştılar.
• Yahudiliği benimseyen tek Türk devletidir.
• Din konusunda hoş görülü olmuşlardır.
• Ticarete önem vermişlerdir.
• Rusları devlet ve ordu teşkilatı yönünden etkilediler.
• Rus saldırıları sonucu yıkıldılar.(958)

Bulgarlar:
• Avarlarm baskılarından kurtulup Büyük Bulgarya devletini kurdular, daha sonra Hazar baskısıyla Tuna ve İtil
Bulgarları olarak ikiye ayrıldılar.
• Tuna Bulgarları Hıristiyanlığı kabul edip Türklük özelliğini kaybederken .İtil Bulgarları müslüman tüccarların
etkisiyle İslamiyeti kabul etmiş, Moğol hakimiyetine girmiştir.
• Kazan Türklerinin temelini oluşturmuşlardır.

Türgişler:
• Emevilerle mücadele ederek Orta Asya'nın Araplaşmasını önlemişlerdir.(Sulu Han)
• İlk metal parayı kullandılar.
• Göç etmemişler.
• Karluklar tarafından yıkıldılar.

Sihirler ( Sabarlar):
• Sibirya ismi Sihirlerden gelir.
• Avar baskısıyla batıya göç etmiş, Sibirya ve Kafkasya'ya yerleşmiş, Anadolu'ya girmişlerdir.
Hazarların çekirdeğini oluştururlar.

Macarlar :
• Peçenek baskısıyla Macaristan'a yerleşmiş 1000 yıllarında Hıristiyanlığı benimseyerek
asimile olmuşlardır. Buna rağmen Türkçe kökenli birçok sözcüğü kökenlerinde barındırırlar.

Peçenekler:
• Malazgirt savaşında Selçuklu yanında yer aldılar.
• Siyasi birlik kuramamışlar dağınık halde yaşamışlardır.
• Ücretli askerlik yaptılar.
• Hıristiyanlığı benimsediler.
• Slavların birleşmesini ve Karadeniz'e inmesini engellediler.

Kumanlar (Kıpçaklar):
• Rus prenslikleri ile mücadele ettiler.
• Rusların Karadeniz'e inmesini engellediler.
• Hıristiyanlığı kabul edip asimile oldular.
• Oğuzlarla mücadeleleri Dede Korkut Hikayelerine konu olmuştur.

Karluklar :
• Göktürklerin yıkılmasında rol almışlar,
• Talaş savaşında müslüman Arapların yanında yer almışlar,
• İslamiyet'i kabul eden ilk Türk toplulukları arasında yer almışlardır.
• Ayrıca Karahanlılarm kurulmasında etkili olmuşlar Moğol egemenliğine girmişler.

Oğuzlar:
• Türk milletinin en kalabalık ve en önemli topluluğudur.
• Hun ,Göktürk ,Uygurlara bağlı yaşamışlar daha sonra Oğuz Yabgu devletini kurmuşlardır.
• Toplu halde İslamiyet'i kabul etmişlerdir.
• Önemli Türk devletlerini kurmuşlardır. Günümüz İran, Irak, Suriye, Azerbaycan, Türkiye ve Balkanlarda
yaşayan Türklerin ataları Oğuzlardır. Müslüman Oğuzlara Türkmen adı verilirdi.

İLK TÜRK DEVLETLERİNDE KÜLTÜR MEDENİYET

A -DEVLET YÖNETİMİ :
• Devlet boyların birleşmesinden oluşan feodal bir yapıya sahiptir.
• Siyasi teşkilatlanmanın en üst basamağını "il" denilen devlet oluştururdu.
• Hükümdara hükümdarlık görevinin Tanrı tarafından verildiğine ve bunun kan bağı yoluyla devam ettiğine
inanılırdı.( Kut anlayışı) Bu durum hakana bağlılığı artırır. Ayrıca kut anlayışına göre ülke hanedanın ortak
malıdır. Hanedanlığın her üyesinin hükümdar olma hakkı vardır.

Hükümdarın Görevleri: Ordu komutanlığı, halkını savunmak, doyurmak, çoğaltmak ve • giydirmekti.
( Sosyal devlet anlayışı) Ayrıca kurultay başkanlığı yapardı. Kut anlayışı taht kavgalarına ve devletin kısa sürede
yıkılmasına sebep olmuştur.

Hükümdarın eşi olan Hatun: Kağanların bazı yetkilerini kullanabilme kağana vekalet etme kurultaya
katılma, elçi yollama ve kabul etme gibi yetkileri vardır.

Hükümdarlık Sembolleri :Otağı, tuğ, sancak, bayrak, taht ,davul, ferman ,buyruktur.
Kurultay -Kengeş :
• Danışma ve devlet meclisidir.
• Yılda iki kez toplanır.
• Yasak koyar.
• Savaş barışa karar verir.
Üyeleri : Hakan, hatun, hanedan mensupları, boy beyleri hükümet üyeleridir. Meclise katılma hakkı
olanlara toygun denir.

Toy Meclisi : Kazançlı seferler sonrası verilen eğlence ve ziyafettir. Bu şölende çeşitli sorunlarda ele alınır
ve şölenin sonunda hükümdarın evi yağmalanırdı.(Hanı yağmalama geleneği) Bu durum sosyal dayanışmayı
sağlar.

Ülke yönetimi : Ülke sağ-sol veya doğu-batı olarak bölünerek yönetilirdi .Büyük kağan merkez doğu yada
sağda otururdu. Solda ise (batı) yabgu unvanı ile genellikle kağanın kardeşi bulunurdu. Ayrıca tigin ve şad
denilen valiler ülkeyi yönetirdi.
Hükümet : Başında Kağanın bulunduğu hükümet üyeleri şunlardır: Buyruk (Bakan) ,Bitigci (Katip) ,
Tamgacı (Dış Politika) , Aygucı (Başbakan) , Tarkan (askeri yönetici) , Apa (sivil yönetici) Tudun (vergi
denetim), Ağılığ (hazine görevlisi) Türklerde ilk devlet yönetimini Mete Han yapmıştır. (Orta Sağ Sol)

Toplum Yapısı: Aile (oguş ), Urug (soy,sülale), Boy, Budun, İl.


Aile :Çekirdek aile-Ataerkil-tek eşlilik - Evlenen çocuk aileden ayrılır. Baba evi küçük erkek çocuğa kalır.

B-SOSYAL HAYAT
• Toplum sağlam bir aile yapısına dayanıyordu.
• Hayat tarzı göçebe olup hayvancılıkla uğraşıyorlardı.
• Atın önemli bir yeri vardı. '-
• Savaşçılık ortak yetenekti.
• Yaylak ve kışlak hayatı vardı.
• Yerleşik yaşama geçildikten sonra sosyal yaşam değişmiş mimari kent kültürü ortaya çıkmıştır.
• Sosyal hayat sınıfsızdır.
• Kölelik soyluluk yoktu.
• Dini milli bayramlar şölenler toplumsal dayanışmayı artırır.

C-EKONOMİ
• Orta Asya'da iklim şekilleri nedeniyle ekonominin temeli hayvancılığa dayanıyordu.
• Elverişli yerlerde tarımla da uğraşılmış arpa darı buğday ekilmiş.
• Yerleşik yaşamdan sonra tanımsal faaliyetlerde artar.
• Hun ve Göktürklere ait sulama kanalı bulunması ve saban kullanılması tarıma verilen önemi gösterir.
• Türkler ticaret yaptıkları ülkelere canlı hayvan, konserve, et, deri, kösele, kürk satmışlar; tahıl ve giyim
eşyası almışlardır. İpek ve kürk yolu en önemli gelirdir.

D-HUKUK
Töre: Türklerin, adetleri, gelenekleri, kurultay kararlan ve toplum hayatını düzenleyen yazısız hukuk
kurallarına töre denirdi.
• Töre toplum yaşamını da siyasal yaşamı da düzenler.
• Töre kuralları zamanla oluşur hakan, kurultay, boy beyleri kural koyabilir.
• Törenin değişmez kuralları iyilik, eşitlik, yararlı olma işi idi.
• Yerleşik hayata geçince törenin bazı kuralları yazılı hale getirilmiş.(Uygurlar)
• Hükümdar başta olmak üzere herkes töreye uymak zorundadır.(Kanunun üstünlüğü)
• Devlete karşı çıkma, adam öldürme, ordudan kaçma gibi suçların cezası ölümdü.
• Türklerde göçebe yaşamdan dolayı hapis cezası uzun süreli olmamıştır.
• Cezaların kesin hükme bağlanması ve devlet tarafından takip edilmesi kan davasını önlemiştir.
• Uygurlarla birlikte yazılı hukuk anlayışı da gelişir.
• Yüksek mahkeme hükümdar başkanlığında toplanır yargıçlar, yargucu ve yargan adını alırdı.

E-ORDU
• Türklerde her Türk savaşa hazır olduğu için askerlik özel bir meslek değildi. Ordunun
özellikleri:
• Ücretli değildir.
• Her Türk asker sayılırdı.
• Temeli atlı askerden oluşurdu.
• Ordu millet kavramı vardır.
• Daimi düzenli ve disiplinli ilk Türk ordusunu onlu sisteme göre Mete Han kurmuştur.
• Çin , Roma ve Bizans askeri alanda Hun ordusunu örnek almıştır.
• Ayrıca savaşlarda turan taktiği kullanılmıştır.

F-DİN VE İNANIŞ Gök Tanrı Dini:


• Türklerin en eski dinlerindendir.
• Tek tanrılı cennet cehennem inancı olan ve en önemli ibadetin kurban kesme olduğu bir dindir.
• Eski Türklerde tanrı sonsuzdur her hangi bir şekle sokulamaz onun için putçuluk yoktur.
• Başlangıçta tabiat kuvvetlerine inanma şeklinde başlayan din, ölmüş atalarının ruhlarına inanma şeklinde
(atalar kültü) devam etmiştir.
• Şamanizm de ise insanlarla ruhlar arasındaki ilişkiyi kam yada şaman adı verilen din adamları sağlardı.
• İnancın kaynağı iyi yada kötü ruhlar olmuştur.
• Eski Türklerde ölü gömme törenlerine Yuğ adı verilirdi.
• Ölen kişilerin mezarlarına öldürdüğü kişi kadar taş dikilirdi. Buna balbal, mezarlara da kurgan adı verilirdi.
• Din adamları ayrıcalıklı değildi.(ruhban sınıfı yok)
• Dini hoşgörüden dolayı Türkler arasında Manihaizm, Budizm, Musevilik, Hıristiyanlık Müslümanlık gibi
dinlerde kabul edilmiştir.
• Eski Türklerde cennete Uçmağ, cehenneme Tamu adı verilirdi.

• Türklerde devlet işlerine din adamları karışmazdı.(Laiklik)


• İslamiyet dışındaki dinleri benimseyen ve bulundukları bölgelerde azınlıkta kalan Türkler zamanla Türklük
özelliklerini kaybetmişlerdir.
• Tek tanrı inancı, dinsel hoşgörü, coğrafi değişim, ticari ilişkiler, siyasal hakimiyet Türklerin
çeşitli dinlere girmelerine neden olmuştur.
• Eski Türklerde din değiştiren ilk devlet Uygurlardır.

• G-DİL VE EDEBİYAT
• En eski Türk sözlü edebi eserleri destanlardır. Sözlü edebiyat ürünlerinin diğerleri Savlar(ata sözleri),
Sagular (ağıt), efsaneler, koşuklar (müzik eşliğinde söylenen şiir), halk türküleridir.
• Destanlar milletlerin kahramanlıklarının ve yaşam tarzlarının anlatıldığı manzum hikayelerdir.
• Önemli Türk destanları şunlardır:
Hun : Oğuz Kağan
Göktürk : Ergenekon ve Bozkurt
Uygur : Türeyiş ve Göç
İskitler : Alper Tunga ve Şu
Kırgızlar : Manas

Yazı: İslam öncesi ilk yazıtlara, Kırgızlara ait Yenisey mezar taşlarında rastlanır ama bu yazıtlar bir alfabe
oluşturmazlar.

Orhun Yazıtları: Tonyukuk (727), Kültigin (732), Bilge Kağan (735) adına dikilmiştir. (II.Göktürk)Göktürk
devletinin kuruluşu, yönetici ve halkın karşılıklı görevleri, dönemin siyasi olayları hukuk ve din hakkında bilgi
verir.

Önemi:
• Türklerin ilk yazılı belgeleridir.
• İlk Türk alfabesi kullanılmıştır.
• Türk devlet geleneğini yansıtan ilk milli kaynaktır.
• Ulusalcı anlayışla yazılmıştır.
• Tarihi döneme bu yazıtlarla geçilmiştir.
• Yöneticiler halka hitabet ettiği için hitabet eseri de sayılır.

• Göktürk yazıtları Yolluğ tigin tarafından yazılmış Danimarkalı W.Thomson tarafından (1892) okunmuştur.
• Diğer önemli yazıtlar ise Kırgızlara ait Yenisey yazıtları ile Uygurlara ait Karabalsagun yazıtlarıdır.
• İlk Türk alfabesi Göktürk alfabesi olup 38 harften oluşurdu. İkinci Türk alfabesi 18 harften
oluşan Uygur alfabesidir.
• Bunların haricinde Türkler Sogd ,Kiril ,Arap ve Latin alfabesi kullanmıştır.

H-BİLİM VE SANAT
• Türklerde 12 hayvanlı Türk takviminin olması astronomi bilimi ile ilgilendiklerini ve bu alanda
ilerlediklerini göstermektedir.
• İlk Türk matbaası Uygurlar döneminde kurulur bazı eserler (Çin, Hint) Türkçe'ye çevrilir.

Sanat:
• İlk Türk devletlerinde göçebe yaşam sanat eserlerinin deri, metal, ahşap, oymacılık ve taş işçiliği gibi
taşınabilir malzemelerden yapılmasına yol açmıştır.
• Dokumacılıkta gelişen Türk sanatı halıyı dünya medeniyetine katmıştır.
• Ayrıca çadır sanatı, silah yapımında gelişmişlerdir .
• İskit kaynaklı hayvan üslubuda Türkler tarafından eşyalar üzerine işlenmiştir.
• Uygurlarla, yerleşik yaşama geçince sanat eserlerinde de değişiklik olur. Saraylar, Manastırlar yapılmaya
başlar. Şehircilik gelişir, resim sanatı gelişir, Fresk (duvar resmi) minyatür (kağıt tahta üzerine yapılan resim)
eserleri ortaya çıkar. Uygur minyatürleri daha sonra gelişen islam minyatürlerinin kaynağını oluşturur. Ayrıca
Uygurlarda heykeltıraşlık ve maden işlemeciliği de gelişmiştir.
• Eski Türklerde eğlencelerde kopuz ve davul kullanılırdı.

TÜRK İSLAM TARİHİ

İlk Türk İslam İlişkileri: İlk Türk-İslam ilişkileri Hz.Ömer'in Sasani imparatorluğuna son verip, Iran ve Irak'ın
bir bölümünü fethederek Horasanda yaşayan Türklerle sınır komşusu olması sonucu başlamıştır. Müslüman
Araplar Ceyhun nehrine ulaşınca Türklerle ilk savaşlar başlamıştır. Ama en yoğun Türk-Arap mücadelesi Emeviler
döneminde yaşandı. Emevilerin ırkçı ve baskıcı politikaları Abbasiler döneminde terk edilmiş, hoşgörü temel
alınmış, iki ulus arasında Çin'e karşı ittifak yapılması Türklerin kitleler halinde müslüman olmasına ortam
hazırlamıştır.(751 Talaş Savaşı) Türk-İslam devletinin kurulması bu olaydan sonra başlamıştır.

Talaş Savaşı (751) : Orta Asya'da kurulan Uygur federasyonu tam anlamıyla siyasi birliği sağlayamadan
Orta Asya'ya egemen olmak isteyen Çin'in harekete geçtiğini görüyoruz. Çin ordusunu tek başına
yenemeyeceğini anlayan Araplar Türklerden yardım istediler. Türk ve Arap orduları Talaş Nehri kıyısında yapılan
savaşta Çin ordusunu mağlup ettiler. Talaş Savaşından sonra Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri islamiyeti kabul
eden ilk Türk boylandır.

Türklerin müslüman olmalarında:


• Müslümanlarla ticari ilişkilerin gelişmesi
• Türkler arasında tek tanrı inancının yaygın olması ve aile yapısının uygun olması
• Türklerdeki cihan hakimiyeti anlayışının İslamiyet'teki fetih anlayışına benzemesi
• İslam dini ile eski Türk inançları arasında benzerlik bulunması (ahiret, cennet,
cehennem, kurban kesme)
• Abbasilerin ırkçı bir politika takip etmemesi
• İslamiyet öncesi Türk toplumunda görülen eski ozan ve kamların, islam evliyaları ve dervişleri ile benzerlik
göstermesi etkili olmuştur.
Türkler İslamiyet'i kabul ettikten soma;
• İslamiyet daha geniş bir alana yayılmıştır.(Pakistan, Afganistan, Hindistan, Balkanlar)
• İslam dünyasındaki ayrılıkları ortadan kaldırarak Abbasi halifesini korumuşlardır.
• Haçlı seferlerine karşı koyarak İslam dünyasını korumuşlardır.

• Büyük fikir, sanat ve bilim adamları (Farabi, İbni Sina, Mimar Sinan, Ali Kuşçu
Akşemseddin.) yetiştirmişlerdir.

İlk Türk İslam Devletleri:

l. Karahanlılar (840-1212): İlk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılan Karluk, Yağma , Çiğil Türkleri
kurmuştur. Doğu ve Batı Türkistan'da kurulmuşlardır. Satuk Buğra Han döneminde islamiyeti kabul etmiş ve
islamiyetin yayılmasını hızlandırmışlardır. Halkın tamamı Türktür ve Uygur alfabesini kullanmışlardır. İslam
kültürü yanında Türk geleneklerini de devam ettirmişlerdir. En parlak dönemini Yusuf Kadir Han döneminde
yaşamışlar, ölümünden sonra duraklama dönemine girmişler, doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmışlardır.
Karahitaylar ve Harzemşahlar tarafından yıkılmışlardır. Bu dönemde Türk-İslam edebiyatı gelişmiştir. Yusuf Has
Hacip- Kutadgu Bilig Kaşgarlı Mahmut -Divanı Lügat-it Türk

2. Gazneliler (963- 1187) : Afganistan'ın Gazne şehrinde Alp Tigin tarafından kurulmuştur. Sebuk Tigin
zamanında güçlendiler. Ölünce yerine Gaznelilerin en büyük hükümdarı Sultan Mahmut geçti. En parlak dönem
S.Mahmut döneminde yaşandı. Hindistan'a 17 sefer düzenleyerek K.Hindistan'a hakim olmuşlar ve İslamiyeti
yaymışlardır. Gazneli Mahmut, Abbasi Halifesini Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtarmış ve bu
davranışından dolayı Abbasi Halifesi kendisine "sultan" unvanını vermiştir. Türk hükümdarlarından "sultan"
unvanını ilk kez Gazneli Mahmut kullanmıştır. Sultan Mahmut ölünce yerine oğlu Mesut geçti. Bu dönemde
Selçuklular ile Gazneliler arasında Dandanakan (1040) savaşı yapıldı. Bu savaşta yenilen Gazneliler dağılma
sürecine girdiler. Gaznelilerin bir çok ulusu (Türkler, İranlılar, Gurlar) bünyesinde bulundurmaları
parçalanmalarında ve yıkılmalarında önemli rol oynamıştır.
• Pakistan devletinin temellerini atmışlardır.
• Sarayda Türkçe konuşulduğu halde ,bilim dili Arapça,edebiyat dili Farsçadır.
• Çok uluslu oldukları için ağır yasalar hazırlamışlardır.

3. Tolunoğulları (868-905) : Mısır'da kurulan ilk Türk İslam devletidir. Kurucusu Tolunoğlu
Ahmet'tir. Tolunoğulları döneminde Mısır en bayındır ve zengin dönemini yaşamıştır. Abbasilere karşı kurulmuş
Abbasiler tarafından yıkılmıştır. Kurucusu Türk halkı Araptır. Ulu Cami (Tolunoğlu Cami) -Mısır'daki Türk mimari
eseridir.

4. Akşidler: Mısır'da kurulan ikinci Müslüman Türk devletidir.Ferganalı Mehmet tarafından


kurulmuştur.Kutsal toprakları ( Hicaz) topraklarına katan ilk Türk devletidir.Fatımiler tarafından yıkılmıştır.
Not: Tolunoğulları ve Akşidler'in yöneticileri ve askeri güçleri Türktür fakat hakim oldukları toplum farklıydı.
Bu sebeple çok çabuk yıkılmışlardır. Akşitlerden sonra sırası ile Mısır'da Fatımiler, Eyyubi ve Memluk Devletleri
kurulmuştur.

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040 - 1157 )

Oğuz adı ve Anlamı: Oğuzlar, Türklerin bir kolu olup, İslamiyet'ten önce ve sonra pek çok devlet
kurmuşlardır. Arapların Guz ,Bizanslarm Uz, Rusları Tor adını verdikleri Oğuzlar İslamiyeti kabul ettikten sonra
Türkmen adını almışlardır.Oğuzlar VI. Yy dan başlayarak değişik bölgelerde birçok devlet kurdular.( Büyük
Selçuklu .Devleti ,Anadolu Selçuklu Devleti , Osmanlı Devleti ,Türkiye Cumhuriyeti.)
Selçuklular Oğuzların Üçok kolundan kinik boyuna mensuptur. Oğuz Yabgu devletinde komutan olarak görev
yapan Selçuk Bey, Oğuz Yabgusu ile anlaşamamış ve boyu ile birlikte Cend şehrine gelmiştir. Daha sonra
Maveraünnehir bölgesine yerleşmişlerdir. Selçuk Bey'in ölümünden sonra yerine Arslan Yabgu geçti. Kendisi
Gazneli Mahmut tarafından tutsak edildi ve tutukluluğu sırasında öldü. Bunun üzerine yerine Çağrı ve Tuğrul
Beyler geçti.

Devletin Kuruluşu ve Yükselişi


Yurt edinmek için Gazne Devleti ile mücadeleye giren Tuğrul ve Çağrı beyler,bir yandan da Anadolu'ya keşif
amacıyla akınlar düzenledi.

Dandanakan Savaşı (1040 ) : 1035 yılında Horasan'a gelen Selçuklular, Gazneli Mesuttan buraya
yerleşmek için izin istediler.G.Mesut bunu kabul etmeyince savaş yaşandı. Nesa(1035), Serah (1038) savaşlarını
kazanan Selçuklular Nişabur da ilk kez bağımsızlıklarını ilan ettiler. 1040 yılında yapılan Dandanakan savaşını
Selçuklular kazandı ve Gazneliler ağır bir yenilgiye uğratıldı.Böylece;
• Gazne devleti çöküş sürecine girerken ,Selçuklular tüm kurumlarıyla bir devlet haline geldiler.
• Büyük Selçuklu Devleti resmen kurulmuş oldu.
• Abbasi Halifesinin onayı ile Sultan ilan edilen Tuğrul Bey Rey şehrini başkent yaptı ve Horasan'daki
egemenlik kesinleşti.
Tuğrul Bey Büyük Selçuklu Devletinin hükümdarlığını, kardeşi Çağrı Bey ise askeri işleri üslendi. İran , Irak ve
Azerbaycan'ı ele geçirdi. Tuğrul Bey döneminde Bizans ,Gürcü ve Ermeni birleşik ordusuyla 1048'de Pasinler
Savaşı yapıldı ve Büyük Selçuklular bu savaşı kazandılar.Bu savaşla;
• Trabzon'a kadar olan yerler ele geçirildi.
• Anadolu'da İlk büyük basan kazanılmış oldu.
• Bu olay Türk -Ermeni ilişkilerinin başlangıcı oldu.
• Selçuklular ile Bizans arasındaki ilk savaştır ve Bizans bu savaşla Büyük Selçuklu'yu resmen tanımıştır.
Abbasi halifesi, Şii Büveyhoğullarma karşı Tuğrul Bey'den yardım istedi. 1055'te Bağdat'a giren Tuğrul Bey;
• Büveyhoğullarını yıkarak halifeyi kurtardı,
• Doğunun ve Batının Hükümdarı unvanını aldı. Böylece Büyük Selçuklu Devleti İslam dünyasının siyasi
liderliğini üslenmiştir.
• Halifenin dini üstünlüğü devam etmiştir. (Laiklik)
• Bu olay ileride Halife-Sultan çekişmesine sebep olmuştur.
• Selçuklular Halifeliğin koruyuculuğunu üslenmişlerdir .

Alparslan Dönemi: Tuğrul Beyin vefatından sonra tahta Alparslan geçti. Bu dönemde, Batı yönündeki
seferler devam etmiş Azerbaycan ,Gürcistan ve Anadolu'ya seferler düzenlenerek Ani ve Kars kaleleri ele
geçirilmiştir.
Malazgirt Savaşı (1071) : Türklerin Anadolu'ya seferlerinin artması sonucu Bizans harekete geçti. Romen
Diyojen komutasındaki Bizans ordusu ile Türk ordusu arasında yapılan savaşı, Türkler kazandı. Sonuçlan:
• Anadolu'nun kapıları Türklere açıldı ve Türkiye tarihi başladı.
• İslam dünyası üzerindeki Bizans tehdidi son bulmuş ve Anadolu Türklerin yeni yurdu olmuştur
• İlk Türk denizciliği başlamıştır. Haçlı seferlerine neden olmuştur.
• Anadolu'da ilk Türk beylikleri kuruldu.(Saltuklular , Artuklular , Mengücekler , Danişmentler,
Çaka Beyliği)

Not Malazgirt Savaşı bu sonuçları itibari ile Anadolu'da günümüze kadar süren ve günümüzde de
devam etmekte olan Türkiye Tarihi'nin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Not:Sultan Alparslan ,Malazgirt Savaşından sonra Türkmen beylerini görevlendirerek Anadolu'ya
fetihler düzenlemesini istemiştir ve fethettikleri toprakların kendilerine ait olduklarını belirtmiştir. Bu
durum Büyük Selçukluda merkezi otoriteyi sarsmışsa da, Anadolu'nun hızlı bir şekilde fethedilmesini
sağlamıştır.Anadolu'da kurulan birinci dönem Türk beylikleri de bu siyasetin sonucu olarak ortaya
çıkmıştır.

Melikşah Dönemi : Bu dönemde Büyük Selçuklular en geniş sınırlara ulaştılar.Batı sınırları Marmara ve
Akdeniz'e kadar uzanmıştır. Güneyde toprakları Mısır ve Basra Körfezine kadar genişlemiştir. Özellikle bu
dönemde Anadolu hızlı bir şekilde Türkleşmiştir. Melikşah döneminde Batıni mezhebinin taraftarları zararlı
faaliyetlerini arttırmıştır. Batmilik hareketinin amacı Selçukluları içeriden çöküntüye uğratmaktı. Batmilik
hareketine karşı ülke genelinde Nizamiye Medreseleri yaygınlaştırılmış ve insanlar bilinçlendirilmeye
başlanmıştır. Batmiler düzenledikleri faaliyetler sonucu bir suikast sonucu Nizam-ül Mülk'ü (ünlü vezir)
öldürmüşlerdir.
Bu dönemde ayrıca Büyük Selçuklu yönetiminde İran kökenlilerin ve İran kültürünün etkisi artmıştır. Bu durum
Türklerle saray arasındaki bağın kopmasına , Türkmen isyanlarının çıkmasına neden olmuştur. Melikşah
döneminde mali işlerin düzenlenmesi amacı ile güneş yılı hesabına göre takvim düzenlenerek uygulamaya
konulmuştur.
Melikşah'ın ölümü ile taht kavgaları başladı. Suriye , Anadolu , Kirman , Irak ve Horasan Selçukluları merkezden
ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Dağılma döneminde Büyük Selçuklu tahtına Berkyaruk , Mehmet Tapar ve
Sencer geçmiştir .Sencer başa geçince Büyük Selçuklular tekrar toparlanmaya başladıysa da, doğudan gelen
Karahitay baskısı ve göçebe Türkmen baskısı artmıştır. Nitekim 1147'de Karahitaylarla yapılan Katvan Savaşı
kaybedilince Büyük Selçukluların yıkılışı hızlanmıştır. Sencerin'de ölümü ile (1157) devlet tamamen
parçalanmıştır.

Büyük Selçuklu Parçalanma Nedenleri:


• Taht kavgaları ve Selçuklu Prenslerinin ayaklanmaları.
• Atabeylerin zararlı faaliyetleri
• Devlete küstürülen Oğuzların ( Türkmenlerin) ayaklanması
• Şii Fatımilerin ve Batmilerin zararlı faaliyetleri
• Haçlı seferlerinin zararları
• Halifelerin ( Abbasiler ) eski gücüne ulaşmak istemesi
• Moğol baskılarının yoğunlaşması

BÜYÜK SELÇUKLULARIN TARİHTEKİ ROLLERİ

• Anadolu'yu Türk yurdu haline getirmişler ve Türkmen kitlelerini Anadolu'ya yerleştirmişlerdir


• Abbasi Halifesini Şii tehdidinden korumuşlardır .
• İslam dünyasını Haçlı seferlerine karşı korumuşlardır.
• Kendilerinden sonraki Türk devletlerine örnek olmuşlardır.
• Türk siyasi tarihi ve sosyal hayatı ,hukuk ,örf ve geleneklerinin İslam dünyası -kültürü ile kaynaşması Büyük
Selçuklular ile pekişti.
• Bağdat'ta açtıkları Nizamiye Medreseleri ile Dünya bilim ve kültür tarihine önemli katkılarda bulunmuşlardır.
(Nizam-ül Mülk ünlü vezir)

Büyük Selçuklu Devletinin Zayıflaması ile Kurulan Devletler ve Atabeylikler


Devletler Kirman Selçukluları, Horasan Selçukluları, Irak Selçukluları,
Suriye Selçukluları Anadolu Selçukluları, Harzemşahlar

Atabeyler İldenizoğullan Atabeyliği (Azerbaycan),


Solgurlar Atabeyliği (Fars) Börioğullan Atabeyliği
(Şam) Zengiler Atabeyliği (Musul) Begteginoğullan
Atabeyliği (Erbil)

Atabeylik Sistemi :Büyük Selçuklularda Şehzadelerin (Melik) yetiştirilmesinden sorumlu ,bilgili, tecrübeli
kişilere "Atabey" denmiştir. Şehzadelere danışmanlıkta yaparlardı. Bu sistemle şehzadelerin iyi bir devlet adamı
olarak yetiştirilmesi sağlanmıştır.
Atabeyler merkezi otoritenin zayıfladığı dönemlerde bağımsızlıklarını ilan ederek devletin parçalanmasına neden
olmuşlardır.

Batınilik: Hasan Sabbah'm Şii temeline dayanarak kurduğu bir tarikattır. Bunlar Kuran-ı Kerim'i kendi
düşüncelerine göre yorumlamışlardır. Merkezleri İran'daki Alamut Kalesi'dir. Şii Fatımi Devletinden destek
görmüşlerdir. Abbasilere ve Büyük Selçuklulara karşı zararlı faaliyetlerde bulunmuşlardır.

TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE UYGARLIK

DEVLET YÖNETİMİ
• İslamiyet'ten önce Türkler arasında yaygın olan hükümdarların tanrı adına ülkeyi yönettiği görüşü
İslamiyet'ten sonrada devam etmiştir.( Kut Anlayışı)
• İslam devlet anlayışında hükümdarlığın halife tarafından tasdik edilmesi kuralı Gazneliler ve Karahanlılar'da
işletildi. Ama devletin hükümdarları hiçbir zaman hakimiyetlerini Abbasi Halifeleri ile paylaşmadılar. Selçuklular
Halifeyi dini lider olarak kabul etmişlerdir.
• Devlet hükümdar ve ailesinin ortak malı idi. Devlet çok genişlediği için bazı devletlerin yönetim şekillerinden
yararlanarak gelişmiş bir devlet teşkilatı kurdular.
• Devlet yan bağımsız eyaletlere ayrılıyordu. Melik ve Şıhne denilen prensler yönetiyordu.
• Hükümdarlar Bey, Sultan ve daha sonrada Sultan-ı Azam unvanını aldılar.
• Nizam-ül mülk zamanında devlet teşkilatı daha da gelişti. Önemli devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı
yer "Divan"dır. Büyük devlet işleri Divan-ı Saltanatta görüşülürdü. Büyük divana bağlı ikinci derecedeki divanlar
şunlardır :

■ Tuğra Divanı : Yazışmalara bakar,


■ İstifa Divanı: Maliyeye bakar,
■ Arz Divanı : Ordunun ihtiyaçlarına bakar,
■ İsraf Divanı: Askeri ve hukuki işler hariç diğer konulara da bakar,

• Şehzadelerin yetiştirilmesi için yanlanna Atabeyler verilirdi.


• Hükümdarlar Karahanlılar'da "Han",Gazneli ve Selçuklularda "Sultan" unvanını kullanmışlar.

Sultanın Görevleri : Ağır siyasi suçlar, onların başkanlığındaki özel mahkemelerde hükme
bağlanırdı.Haftamn belli günlerinde devlet ileri gelenleri ve komutanları kabul ederdi.Halkın şikayetlerini dinler ve
onlara çare bulurdu. Kadıları tayin ve görevden alma , iktalann dağılımı, valilerin tayini ,ordulara
başkumandanlık başlıca görevleriydi.
• Hacip saray divan ilişkilerini yürütürdü. Amil ise eyaletlere bakan sivil görevliydi.
Orduda İranlıların çoğunluğuna karşı Türklerin sayısı fazladır. Karahanlıların ordusunun temeli Karluk Yağma
ve Çiğil Türklerinden oluşmuştur. Gazne ordusu çeşitli ülkelerden toplanmış müslüman askerlerden
oluşmuştur. Orduda ücretli askerlerde bulunmaktaydı. Devrin en büyük ordusu Selçuklularındı. Ordu şu şekilde
oluşurdu :

Guleman-ı Saray : Çeşitli milletlerden seçilerek toplanırdı. Devşirme usulüne dayanan ordu doğrudan sultana
bağlı olup saray muhafızı olarak görev yaparlardı. Maaşlıdırlar. Hassa Ordusu :Her an savaşa hazır birliklerdir.
Çeşitli Türk boylarından toplanan askerlerden meydana gelirdi. Her türlü masrafları devlet tarafından
karşılanırdı.

Tımarlı Sipahiler : Eyaletlerdeki ikta sahiplerince yetiştirilen atlı askerlerdi. Bunların masrafları ikta sahiplerince
karşılanırdı.Savaş zamanında ikta sahiplerinin komutasında hükümdarın ordusuna katılırlardı.
Yardımcı Kuvvetler: Bağlı beylik ve devletlerden gelen askerler gönüllüler ve Türkmenler bu gruba dahildi.
Savaş zamanında orduya katılırlardı.

ADALET SİSTEMİ Hukuk Seri ve Örfi hukuk diye ikiye ayrılır. Seri davalara (evlenme, boşanma, miras vb.)
kadılar bakardı. Kadıların başında Kad-ı ül-Kudat bulunurdu ve kadıları kontrol ederdi. Örfi yargı düzeni bozan
ve kanunlara uymayanların davalarına bakardı. Örfi yargının başında Emiri Dad bulunurdu. Örfî hukuk kamu
hukukudur, devletin koyduğu kurallardır. Ordu içindeki anlaşmazlıklara Kadıasker (Kazasker) bakardı.
Bunların dışında sultanın başkanlık ettiği Divan-ı Mezalim denilen yüksek mahkeme vardı.

SOSYAL HAYAT Halkın çoğu göçebe hayat yaşıyordu.Yerleşik hayat yaşayanlar tarım,ticaret,el sanatları ile
meşgul oluyordu. Göçebe yaşayanlar hayvancılıkla uğraşıyordu.
Esnaf ve sanatkarlar kendi meslek gruplarına ait loncalar kurmuşlardır. Büyük devlet memurlukları babadan
oğula geçerdi.Yönetimde İranlıların etkisi vardı.
Toplumda kesin çizgilerle belirlenmiş bir tabaka söz konusu değildi. Herkesin yükselme şansı vardı. Köylü ve
şehirli tam bir hürriyete sahipti. Gayrimüslimlere adil davranılmıştır. İlk Türklerde maddi-manevi her alanda bir
yapı değişikliği yaşadılarsa da Ordu-Millet şuurunu sımsıkı korumuştur.

İKTİSADİ HAYAT

Tolunoğullan ve Akşidler tarıma önem vermişlerdir ve ülkelerinden geçen Baharat yolundan önemli gelirler
elde etmişlerdir.
• Karahanlıların egemen olduğu Maveraünnehir önemli bir tarım bölgesiydi. Bunun yanında satılan ürünlerden
ve gümrüklerden alman gelirlerde önemli yer tutmaktaydı.
• Türk-İslam devletinde ekonomik hayat Selçuklular döneminde büyük gelişme göstermiştir.
• Ticaret yollan üzerinde hanlar ve kervansaraylar inşa edilmiştir. Tüccarların güvenliği sağlandı
• Ev, bahçe, ağıl gibi yerler özel mülkiyete dahildir. Tarım arazisi, ormanlar, yaylak ve otlaklar devlet malı idi.
• Vergiler, ipek ve baharat yolu üzerindeki kervanların bıraktığı gümrük vergisi, orman , tuzla , maden , bağlı
beylik ve devletlerin vergileri, ganimetler önemli gelir kaynağı idi.

TOPRAK YÖNETİMİ

Kullanış amaçlarına göre topraklar dörde ayrılmıştır :


1. Has toprak : Geliri hükümdar ve hanedan üyelerine ayrılan toprak.
2. Mülk Topraklar :Kişilere ait satılabilen , miras bırakılabilen,bağış yapılabilen topraklar.
3. İkta Topraklar :Geliri hizmet karşılığı komutanlara ,askerlere ve devlet adamlarına verilen topraklardır.
Paranın bir kısmı ile asker beslenirdi .İkta sahipleri kafalarına göre halktan vergi toplayamazdı. İkta sisteminin
faydalan şöyledir:

• Hazineden para almadan büyük ve güçlü ordu oluşturulurdu.


• Üretimin sürekliliği ve artışı sağlanmıştır. Vergi verirler maaş almazlardı.
• İkta sipahilerinin bulundukları yerlerde idare ve güvenlik sağlanmıştır.
4. Vakıf Topraklan : Hayır kurumlarının eğitim ve sosyal müesseselerin ihtiyaçlarını
karşılamak için ayrılmış topraklar .
Ayrıca Türk-İslam Devletinde ticaret, tarım, demircilik, dokumacılık gibi sanayi dallan el sanatları ve hayvancılık
gelişmiştir.
Asker ve memur maaşları, sefer masraflan, sosyal tesislerin yapımı şehir ve yollann bakımı önemli gider
kaynakları idi.

DİL VE EDEBİYAT
Orta Asya da ilk Müslüman-Türk devleti olan Karahanlılar, Orta Asya Türk kültürü ile İslam kültürünün
kaynaşmasını başlatmış bu etkileşim Selçuklular döneminde olgunlaşmıştır.
Türk-İslam Devletleri edebiyatta Farsça'yı, bilimde Arapça'yı yaygın olarak kullanmışlardır.Bu durum
Türkçenin gelişmesini yavaşlatmıştır. Halk Türkçe konuşmaya devam etmiştir.
Karahanlılarda ise devlet, konuşma ve edebiyat dili Türkçe olmuştur. Resmi dilleri Türkçe'dir. Karahanlılar
Türkçeye çok önem vermişlerdir. Karahanlılar döneminde önemli eserler verilmiştir:
1. Kutadgu Bilig : Yazarı Yusuf Has Hacip'tir. Mutluluk veren bilgi anlamındadır. İlk Türkçe eserdir. Türkçe bir
siyasetnamedir.Türk devlet anlayışı kanun ve siyasetleri üzerine görüşler ve hükümdarlara çeşitli öğütler
içermektedir.
2. Divan -ı Lügat-it Türk :Yazarı Kaşgarh Mahmut'tur. Türk dilinin zenginliğini ve güzelliğini göstermek ve
Araplara Türkçe'yi öğretmek amacı ile yazılmıştır. İlk Türkçe ansiklopedi ve dilbilgisi kitabıdır. Türkçenin
Arapçadan üstün olduğunu savunur.
3. Atabetül Hakayık : Edip Ahmet tarafından Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır.Ahlak kitabı niteliğindeki eserde
bilimin yol gösterici olduğundan ve insanları üstün kılan erdemlerden bahsedilmiştir.
4. Divan-ı Hikmet: Yazarı Ahmet Yesevi'dir. Tasavvuf şiirlerini içermektedir.
5. Siyasetnane : Yazan Nizam-ül Mülk'tür (Selçuklu dönemi)
6. Rubailer :Ömer Hayyam -Şiirler yer alır. (Selçuklu dönemi)
7. MuhakemetüT Lugateyn : Ali Şir Nevai - Türkçenin Farsçadan üstünlüğü(Timur Dönemi) anlatılır.
8. Şehname :Firdevsi - Tarih-i Yemin : Utbi (Her ikiside Gazneliler dönemi)

• Gazneliler farklı milletleri ve kültürleri içlerinde bulunduruyordu. Bilim dili Arapça Edebiyat dili Farsça'dır. Halk
ordu saray Türkçe konuşurdu.
• Büyük Selçuklularda resmi dil ve edebiyat dili Farsça'dır. Eğitim ve bilimsel çalışmalarda Arapça
kullanılmıştır. Ancak halk ve ordu Türkçe'yi kullanmışlardır.

BİLİM

Bu dönemde başlıca eğitim kurumlan medreselerdir. İslami bilimlerin yanı sıra matematik, tıp, astronomi,
kimya, tarih, coğrafya gibi dersler okutuluyordu. İlk Selçuklu medresesi Tuğrul Bey döneminde Nişaburda açıldı.
Türk-İslam devletlerinin birçok medrese kurmalarında:
• Batınilerin yıkıcı propagandalarını etkisiz hale getirme,
• Devletin din adamı ihtiyacını karşılama,
• Yoksul ve yetenekli öğrencileri topluma kazandırma,
• Sınırların genişlemesine bağlı olarak memur ihtiyacını karşılama etkin olmuştur.
En tanınmış eğitim-öğretim kurumlan Nizamiye Medreseleridir. (Nizamül Mülk-Bağdat 1067) Din ilimleri
yanında edebiyat, dil felsefe ve matematik dersleri de okutulmuştur. Bu açıdan dünyanın ilk üniversitesi sayılır.
Melikşah dönemindede rasathane açılmıştır. Önemli Türk İslam bilim adamları şunlardır :

Harezmi (780 -850 )


Büyük bir matematikçi olana Harezmi, astronomi ve coğrafya alanında da dönemin otoriteleri arasında yer
almıştır. Bağdat'ta Beytül Hikme de yöneticilik yapmış ve cebirle ilgili önemli çalışmalarda bulunmuştur. Cebr'i
sistemleştirmek matematiği önemli bir hale getirmiştir. Bu konu ile ilgili ünü eseri Kitabü'l Cebr ve'l Mukabele'dir

Farabi (870-950 )
İslam felsefesinin ve siyaset biliminin kurucusudur. Aristo başta olmak üzere eski yunan filozoflarının
düşüncelerini çok iyi açıklamış bu nedenle ikinci öğretmen adıyla tanınmıştır. Felsefe, Matematik, Astronomi,
Siyaset, Fizik alanında eserler vermiş, bu eserler batı dillerine çevrilerek pek çok üniversitede ders kitabı olarak
okutulmuştur. Pozitif bilimi başlatmıştır.
İhsaü'l Ulum (ilimlerin Tasnifi ) :Bu eserinde ilimleri sınıflandırmıştır.
MedinetüT Fazıla (Erdemli Kent ) : Bu eserinde devlet başkanında bulunması gereken özellikleri
anlatmıştır.
Kitabü'l Müsiki'l Kebir :Bu eseri müzik ile ilgili yazdığı eserdir. Aynca Farabi birleşmiş milletler idealini de
ileri sürmüştür.

Biruni (973-1037) : Çeşitli bilim dallarıyla ilgilenmiş pek çok dalda eser vermiştir. Fizik alanında yaptığı
çalışmalarla 16 maddenin özgül ağırlığını gerçeğe yakın olarak tespit etmiştir. Olaylara tarafsız yaklaşmış
gözlem ve deneylere dayanmıştır. Serbest düşünceye dayanmıştır. Dünyanın güneş etrafında dönüşünün bir
yılda olduğundan söz etmiştir.
Asakirü'I Bakiye : Adlı eserinde Asyalı milletler hakkında bilgi vermiş ve astronomiden bahsetmiştir.

İbn-i Sina (980-1037)


Farabinin öğrencisidir. Pek çok alanda birçok eseri vardır. Doktor ve bilim adamı olmasının yanı sıra, siyaset
ve seyyah adamı olarakta bilinir. İlk kez bedensel hastalıklann psikolojik nedenlerine dikkat çeken medikal
psikologdur. Asıl şöhretini tıp alanında yapmıştır. En önemli eseri "El-Kanun Fi't Tıp"dır. Yaptığı çalışmalarla
küçük ve büyük kan dolaşımını tespit etmiştir.

Gazali (1058-1111):
Nizamiye medreselerinde mühendislik yapmıştır. Sonradan Tasavvuf yolunu seçmiştir. Ona göre din
felsefeden üstündür.
Tehafüt: adlı eserinde İslam fiazoflannı tutarsız olmalarıyla suçlamıştır. İhyaüT Ulümiddin
ünlü eseridir.

Ömer Hayyam (... 1123)


Zamanın bilim adamlarından oluşan bir heyet cetveli ile Celali Takvimini düzenlemiştir. Selçuklular
döneminin ünlü bilgin ve şairlerindendir. Rubaileri ile ünlüdür.

İbn-i Batuta : Coğrafya bilgini

Uluğ Bey : Astronomi bilgini

El Razi: Kimyager

İbn-i Haldun : İslam Tarihçisi

SANAT

Türkler İslamiyet'i kabul ettikten sonraki dönemde Arap ve Fars sanatından aldıkları örnekleri kendi
anlayışlarıyla devam ettirmişlerdir. Türkler hat, tezhip, taş işçiliği, minyatür, seramik,, kuyumculuk gibi birçok
alanda sanat eserleri ortaya koymuşlardır. En fazla mimari gelişmiştir. İlk Türk İslam mimari örneği Tolunoğlu
Ahmet Camiidir. İslam mimarisinin ilk örneklerine Karahanlılarda rastlanır. Çinicilik, hat, minyatür, süsleme
sanatı gelişmiştir.

Tezhip: El yazması kitap ve levhaları çiçek ve nakışlarla süsleme sanatı.


Hat: Arap harflerini çeşitli şekillerde yazma sanatı. Cami, türbe gibi mimarilerde kullanılmıştır.
Fresko: Resim ve heykel sanatlarında insan ve hayvan biçimi.
Minyatür: Türk-İslam sanatında en çok kullanılan resim türüdür. Kitap sayfalannda kullanılan resim
türüdür. Figürlerde kişinin önemine göre büyüklük küçüklük vardır.Uygurlar tarafından geliştirilmiştir.İlk İslam
minyatür okulu Bağdat'ta Büyük Selçuklular zamanında kurulmuştur.
Heykeltıraşçılık: Türklerde İslamiyetten önce var ama İslamiyetten sonra terkedilmiştir.
Müzik: Hükümdarın kapısında beş vakit nevbet çalınması egemenlik anlayışını yansıtır.Türklerde müzik
anlayışı Uygur-Oğuz müzikleri ve ele geçirilen ülkelerden alman esintilerle gelişmiştir.
Not: Büyük Selçuklular insan figürünü kullanmışlar fakat bitki ve hayvan figürünü kullanmamışlardır.

Mimari: Türk-İslam devletinde mimariye önem verilmiş birçok eser ortaya çıkmıştır. Camiler, saraylar,
hastaneler, çarşılar, han, hamam, kervansaraylar, türbe, oymacılık gibi pekçok alanda mimari eserler verilmiştir.
Arap Ata Türbesi Karahanlılar dönemine ait Zafer kuleleri, Leşker-i Bazar'daki Ulu Cami Gazneliler dönemine
aittir.

Büyük Selçuklu Sanat Eserleri


Büyük Selçuklunun mimariye getirdikleri yeni unsurlar üst üste çift kubbe, silindirik minareler, beş köşeli
mihraptır.

Dini Mimari

Camiler: Mescidi Cuma


Gülpeyegan Cami
Zavere Cami
Medreseler: Nizamiye Medreseleri (Bağdat, Nizam-ı Mülk)

Nişabur'da yapılan medrese (Tuğrul Bey ,Nişabur) Horasan Hargıt


medresesi (Melikşah tarafından)
Türbe ve Camiler :Kümbet-i Ali
Cihil Duhteran kümbeti (Kırgızlar)
Harrekan Kümbetleri
Demavent Kümbetleri
Kümbet-i Surh
Sultan Sencer Türbesi Sivil Mimari:
Ribat-ı Zafarani
Ribat-ı Şerif
Ribat-ı Anuşirvan
Ribat: Konaklama ve savunma amaçlı tesisler.
Kümbet: Anıt mezar

ANADOLU TARİHİ

• Anadolu'ya ilk Türk akınları, Avrupa Hunlan, Sibirler tarafından yapılmıştır. Ayrıca Abbasi hizmetine giren
Türklerde Anadolu'ya girmiştir. Ama bu hareketler yerleşme amacı içermez.
• Anadolu'yu yurt edinmek amacıyla keşif hareketlerini başlatan Çağrı beydir.(1015-1021)
• Anadolu'ya sistemli ve planlı Türk akınları Tuğrul Bey dönemi sonrası (1038) başlar. Alparslan'la devam
eder.
• Malazgirt zaferi Türkiye tarihinin dönüm noktası ve başlangıcıdır. Anadolu tarihi şu devirlere ayrılır:
• İlk Türk Beylikleri dönemi
• Anadolu Selçukluları devri
• Anadolu Türk Beylikleri devri
• Osmanlı İmparatorluğu devri
• Türkiye Cumhuriyeti devri

ANADOLUDA KURULAN İLK TÜRK BEYLİKLERİ

Alparslan'ın emriyle Türk komutanları Anadolu da fethe başlarlar. Melikşah'ın emriyle bağımsız hareket eden
beylikler şunlardır :
1. Saltuklular : Erzurum da kurulmuş ilk Türk beyliğidir.(Saltuk Bey) Gürcülerle savaştılar.
2. Danişmentliler : Sivas Kayseri dolaylarında kurulur. Kurucusu Danişmet Gazi'dir. Haçlı ve Bizanslılarla
mücadele eden en güçlü Türk beyliğidir.
3. Mengücekliler : Erzincan dolaylarında kurulur.Gürcülerle savaşmışlar.
4. ArtukIular:Hasankeyf, Harput ve Mardin olmak üzere üç kol halinde yaşamışlardır.
Çaka Beyliği İzmir de denizcilikte gelişmiştir. (İlk Türk denizcisi)
Bu beyliklerin tamamına (Hasankeyf ve Mardin Artuklulan hariç) Anadolu Selçukluları son vermiştir.
Anadolu'da Kurulan İlk Türk Beyliklerinin Özellikleri
• Anadolu'nun feth edilmesinde önemli rol oynadılar.
• Anadolu'nun Türkleşmesini sağladılar.
• Anadolu'daki Türk varlığını Bizans , Gürcü, Ermeni, Haçlı saldırılarına karşı korudular.
• Anadolu'da kültür ve sanat eserleri meydana getirdiler.
• Anadolu'da yer adlarını Türkçeleştirmişlerdir.

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1077-1308)

• Süleyman Şah : Devletin kurucusu (İznik)


• I. Kılıçarslan : I. Haçlı seferi nedeniyle merkezi Konya'ya taşıdı.Çaka beyliğine son verdi.
• I. Mesut: II. Haçlı seferine karşı başarılı mücadele verdi.Adına ilk bakır parayı bastırdı.

• II. Kılıçarslan : Anadolu'da Türk siyasal birliğini sağlamaya çalıştı. Miryokefalon Savaşı: Bizans'ı yendi.
Bu zaferle Bizans'ın Türkleri Anadolu'dan atma istekleri tamamen sona erdi. Anadolu Türk yurdu oldu. Adına
gümüş para bastırdı.

• I. Gıyaseddin Keyhüsrev : Antalya'yı aldı. Venediklilerle ticaret anlaşması yaptı. Trabzon Rum
İmparatorluğunu yenerek Karadeniz ticaretini güvence altına aldı. Donanma kuruldu ve denizcilik faaliyetleri
başladı

• I. İzzeddin Keykavus : Sinop'u aldı. İlk tersaneyi kurdu. Kıbrıs ile ticaret anlaşması yaptı. Kervansaray
yapımına önem verdi.

• I. Alaaddin Keykubad : Devletin en gelişmiş dönemidir. Anadolu Türk birliği büyük ölçüde sağlandı.
Alanya'yı aldı tersane kurdu. Kırım'ın Suğdak limanı alındı. Harzemşahlan Yassıçemen savaşında yendi.
Moğollara karşı ittifaklar aradı. Kervansaray yaptırdı.

• II. Gıyaseddin Keyhüsrev : Yeteneksiz bir hükümdardır. Baba İshak isyanı çıktı. 1243 Kösedağ Savaşında
Moğollara yenildi. Devlet dağılma dönemine girdi. Anadolu Moğol hakimiyetine girdi. Anadolu Türk birliği dağıldı.
Siyasi ekonomik istikrar bozuldu. Beylikler ortaya çıktı.

Anadolu Selçuklularının Yıkılma Nedenleri:


• Baba İshak ayaklanması
• Haçlı seferleri
• Kösedağ Savaşının etkisi
• Merkezi otoritenin bozulması.
• Anadolu beyliklerinin kurulması

İkinci Beylikler Dönemi:


Kösedağ savaşından sonra bazı beylikler kurulmuş bu beylikler İlhanlı devletinin yıkılması ile bağımsız
olmuşlardır. Beylikler şunlardır :

• Osman oğulları : Söğüt Domaniç (ilk Karacadağ )


• Karaman Oğullan : Konya
• Germiyen Oğulları: Kütahya
• Karasi Oğulları: Balıkesir
• Hamit Oğulları: Antalya
• Menteşe Oğulları: Muğla
• Candar Oğulları: Kastamonu , Sinop
• Aydın Oğulları: Aydın
• Saruhan Oğulları: Manisa
• Ertna Oğulları: Sivas Kayseri
• Dulkadir Oğulları: Maraş
• Ramazan Oğulları: Adana
• Sahip Ata Oğulları :Afyon
• Pervane Oğulları: Samsun Beyliklerin Genel

Özellikleri
• Moğol ve Bizans'la savaşmışlar.
• Anadolu Türk birliğini kurmak ve Türkiye Selçuklularının yerini almak için birbiriyle mücadele etmişler.
• Anadolu'nun uç noktalarını Türkleştirmişler, kültür ve uygarlığın yayılmasında rol oynamışlardır.
• Karasioğulları ve Eretna Beyliği dışında hepsi Ankara Savaşı sonrası bağımsız olmuşlar.
• Yıldırım döneminde birçok beylik egemenlik altına alınmış, Anadolu Türk birliği sağlanmıştır.
• Osmanlı'ya ilk katılan beylik Karasioğulları, Osmanlıyı en çok uğraştıran beylik Karamanoğulları, Osm 'ya en
geç katılan beylik Ramazanoğulları'dır.
• Menteşe, Aydın, Saruhan, Karasi, Hamit, Candar, Pervaneoğullan beylikleri denizcilikle
uğraşmışlardır.
• Karasioğullarının Osmanlı donanmasına büyük katkısı olmuştur.

ANADOLU SELÇUKLULARI VE BEYLİKLER DÖNEMİ KÜLTÜR VE MEDENİYET

DEVLET YÖNETİMİ
Devlet teşkilatı Büyük Selçuklular örnek alınarak düzenlenmiştir. Anadolu Selçuklularında ülke hükümdar ve
ailesinin ortak malı idi. Sık Sık taht kavgaları görülüyordu. Anadolu Selçukluları Anadolu'nun coğrafi bir bütün
olması sayesinde merkeziyetçi bir yönetim oluşturmaya çalışmışlardır. Hükümdarlar sultan unvanını taşıyorlardı
ve yetkileri sınırlı değildi . Devlet işleri Büyük Divan (Divan-ı Saltanat) ve diğer alt divanlarda yürütülüyordu.
• Niyabet-i Saltanat Divanı : Hükümdar başkentten ayrıldığında devlet işlerini yürütür. Hükümdara vekalet
eder. Vezirden sonra ünlü komutan ve devlet adamlarının oluşturduğu divandır.
• Divan-ı İstifa : Mali işleri yürüten divan.
• Divan-ı Arz : Ordunun ihtiyacını karşılayan divan,
• Divan-ı İsraf: Yazışma işlerine bakar,
• Divan-ı Tuğra : İç ve dış yazışmaları denetler, Hükümdar ve
vezirden başka divanın diğer üyeleri:
• Müstevfi: Maliye işlerine,
• Pervaneci: Dirliklerin dağıtılmasına,
• Tuğracı: Yazışma işlerine,
• Müsrif: Askeri ve hukuki işler dışında devletin tüm işlerini denetlerdi.
• Arz : Ordunun ihtiyacı ile ilgilenir.
• Kadıleşker : Askeri davalara bakardı.

NOT:
• Büyük Selçuklulardan farklı olarak Anadolu Selçuklu devletinde Niyabet-i Saltanat Divanı vardır.
• Büyük Selçuklularda toprak kayıtlarını tutan pervaneci denilen memur Anadolu'da vezirlik rütbesine
yükselmiştir.
• Anadolu Selçuklularında meliklerin yetkileri sınırlandırılmış Büyük Selçuklularda daha geniş yetkileri vardır.
Adalet işlerine bakan Emr-i Dad kararlarında bağımsız olması için divana dahil edilmezdi. Memleket yönetim
bakımdan illere (eyalet) ayrılırdı. Bu iller yönetim bakımından üçe ayrılırdı. Bunların birincisini Melikler, ikincisini
Subaşılar, üçüncüsünü ise Bizans sınırlarında bulunan uç beyleri yönetirdi. Melikler başkentte olduğu gibi Divan
kurarlardı . Subaşılar bulundukları yerlerin askeri komutanlığını yap tıklan gibi asayiş ve güvenliğe de bakarlardı.
NOT:
• Büyük Selçukluda konumu nitelik kazanmış Uç Beyliği Anadolu Selçuklular döneminde kurumlaşmıştır.
Sultanlar yeni gelen Türkmenleri Bizans sınırlarına yerleştirirdi. Onların beylerini resmen tanırdı. Bey'in yanında
sultanın temsilcisi bulunurdu. (Mirliva) Kösedağ Savaşından sonra birçok beylik bu nedenden dolayı ortaya
çıkmıştır.
• Başkent önce İznik daha sonra Konya olmuştur. Anadolu Selçukluları müslüman oldukları halde devlet
yönetimi hiçbir zaman teokratik olmamıştır. Devlet işleri büyük bir düzen içinde yürütülürdü. İllerin ve kalelerin
arazi mal ve nüfusu ayrıntılarına kadar deftere yazılırdı.
• Belediye işlerine "Muhtesip" denen kişiler bakardı.

ORDU VE DONANMA
Büyük Selçuklu teşkilatı ile aynıydı. Anadolu Selçuklularında ordunun esasını Hassa birlikleri (Kapıkulu
askerleri) ve Tımarlı sipahiler meydana getirirdi. NOT:
• Büyük Selçuklulardan farklı olarak Anadolu Selçuklularında deniz gücü bulunuyordu. Deniz Kuvvetleri
komutanı Emir-i Sevahil 'dir.
• Ayrıca Büyük Selçuklularda ücretli asker yoktu Anadolu Selçuklularında vardı.
• Sinop ,Alanya, Antalya ve Samsun gibi merkezlerde tersaneler kurmuşlardır.
• Ordu komutanına Emir'ül Ümera donanma komutanına Reis'ül Bahr denmiştir.

TOPRAK YÖNETİMİ
Toprak yönetimi de Büyük Selçuklularda olduğu gibi dörde ayrılırdı.(Has,İkta,Mülk,Vakıf) Büyük Selçukludan
farklı yanlar:
• Anadolu fetihle alındığı için toprakların büyük bir kısmı sultana ait sayılmıştır.
Bu nedenle Mülk arazi azdır.
• Topraklar geniş olmadığından İktalar sınırlandırılmıştır.
• Vakıflara tahsis edilen araziler miktar bakımından geniş tutulmuştur. Sebebi Kervansaray ve külliye
yapım ve işletmesine çok önem verilmesidir.
Büyük Selçuklularda özel toprak sahipliği yerine miri (mülkiyeti devlete işletmesi halka ait) toprak sisteminin
uygulanması büyük bir yenilikti. Bu uygulama sayesinde Hıristiyan halk kölelikten kurtulmuştur. Daha önce
Bizans'ın yönetiminde ezilen Hıristiyan halk toprağa , eve ve hürriyete kavuştu. Türk yönetimini tercih edişlerinin
temel sebebi buydu.
Toprakta kiracı olarak bulunan kişilerden elde edilen ürünler ödenecek vergiler "tahrir" defterine yazılırdı. Köylü
toprağı ekmezse, sipahi (memur ) görevlerini yapmazsa azledilir ve toprağı elinden alınırdı.

HUKUK SİSTEMİ
Büyük Selçuklular ile aynı özellikleri taşıyor.
Şer'i Hukuk : Kadılar bakar ( Kadı'l Kudad baş kadı)
Örfi Hukuk : Emir -i Dad (Adalet bakanı) Selçuklu hanedanı dışında her yöneticiyi tutuklama ve sorgulama
yetkisine sahip.Kadi'l Leşker = Kazasker ( Askeri Kadı)

SOSYAL VE İKTİSADİ HAYAT


Halk göçebe, şehirli ve köylü olmak üzere üç guruba ayrılmaktaydı.
Tarım: Her türlü tarım ve hayvancılık köylüler ve göçebeler tarafından yapılıyordu. Şehir hayatında ise
meyveciliğin ve bağcılığın önemli bir yeri vardı. Devlet köylüye tohum, saban öküz sağlamada yardımcı
oluyordu. Devletin bu yardımlarından Gayri Müslimler de yararlanırdı.

Sanayi : Sanayi büyük ölçüde esnaf teşkilatı ( Ahiler ) tarafından organize ediliyordu. Selçuklu devletinde tüm
esnaf loncasına üye idi.
Dokumacılık , çinicilik, silah yapımcılığı madencilik ileri sanayi kollandır. Dericilik Türklerin ve Hıristiyanların
oldukça ileri oldukları alandı. Maden işçiliğiyle daha çok Ermeni ve Rumlar uğraşıyordu.

Ahilik:
• Dini-ahlaki öğretinin çerçevesi içinde gruplaşan zanaatkarlar topluluğu.
• Loncalar şeklinde örgütleşmişlerdir. (sendikal örgütlenme )
• Her iş kolunun ayrı loncası vardır.
• Loncaların başında Pir, şeyh denilen genellikle tarikat ilişkisi olan kişiler bulunur.
• Ahiler dergah denilen yapılarda bir araya gelir.
• Kazançları ortak bir havuzda toplanır.
• Dergahlarda yabancılarda misafir edilir.
• Kösedağ Savaşından sonra sarsılan toplumu ayakta tutan en etkili kurum olmuştur.

Loncalar (sendikalar):
• Mesleki eğitim verilir.
• Üretim kotalarını belirler.
• Fiyatları denetim altında tutarlar.
• Kalite kontrolü yaparlar.
• Rekabeti önler.
• En güçlü oldukları kent Ankara'dır.

NOT : Loncalar sadece ekonomik nitelik taşır. Ahilik ekonominin yanı sıra dini, ahlaki, sosyal ve hukuki nitelik
taşımaktadır.

Ticaret:
Bu dönemde Anadolu ekonomik bakımdan dünyanın en zengin şehirlerinden biri oldu. Ekonominin temelini
de ticaret oluşturuyordu. Anadolu'da ticaretin gelişme sebepleri :
• Anadolu'nu doğu-batı güney-kuzey ticaret yolları üzerinde bulunması ve kıtaları birbirine bağlaması
• Ticaret yolları üzerinde kervansarayların kurulması. Anadolu'da ilk kervansaray II.Kılıçarslan
zamanında kurulmaya başlamıştır.
• Ticaret amaçlı fetihlerin yapılaması. (Suğdak ,Sinop ,Antalya,Alanya)
• Mallan zarar gören veya kervanı soyulan tüccarların zararlarının ödenmesi.(Mallan sigortalanması- ilk)
• Gümrük vergilerinin hafifletilmesi.
• Ticari önemi olan merkezlere Türk ve Müslüman tüccarların yerleştirilmesi.
• Anadolu'da en çok İran, Suriye, Mısır, Venedik, Ceneviz, Floransa gibi İtalyan cumhuriyetleri
ile ticarette bulunuluyordu.
• İhraç ürünlerinin başlıcaları tahıl, pamuk, ipek, halı, kilim, çeşitli kumaşlar ile boyalı ve işlenmiş deri gibi
mallardır. Koyun ve atta ihraç ediliyordu.
• İlk para I. Mesut , İlk gümüş ve altın para ise II. Kılıçarslan zamanında bastmldı.Gümüş paraya "akçe"
deniyordu.
• Hazine-i Hassa (padişah hazinesi) ve Hazine-i Amirane (devlet hazinesi) olmak üzere hazine ikiye ayrılırdı.
Devletin Başlıca Gelir Kaynakları
• Müslüman köylülerden alman öşür ve hayvan vergisi.
• Müslüman olmayanlardan alman arazi vergisi. (Haraç)
• Müslüman olmayanlardan alman kafa vergisi.
• Gümrük gelirleri.
• Maden, tuzla, orman işletmelerinin gelirleri.
• Savaştan elde edilen ganimetlerin beşte biri.
• Bağlı beyliklerin göndermiş olduklan vergi ve hediyeler.
NOT : Moğol istilası, Orta Anadolu kentlerindeki ticari faaliyetin Marmara bölgesine (Bursa) kaymasına
neden oldu.

DİL VE EDEBİYAT
Dil : Resmi dil ve edebi dil Farsça, bilim dili Arapça'ydı. Ordu saray ve halk Türkçe konuşuyordu.
Anadolu Selçuklularının İlhanlı egemenliğine girmesi ve İran'dan gelen şairlerinde etkisi ile resmi dil Farsça
olmuştur. Bu durum Türkçe'nin gelişiminde yavaşlamaya neden olmuştur. Moğol istilasından dolayı pek çok
bilgin ve edebiyatçı Anadolu'ya gelerek bilim ve fikir hayatının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Türkçe yazılır
ve yoğun olarak konuşulurdu. Karamanoğlu Mehmet Bey, yabancı dillere tepkisini Türkçe'yi ilk defa resmi dil
ilan ederek göstermiştir.
Yunus Emre, Hoca Dehhani, Sultan Velet, Gülşehri, Aşık Paşa, Nesimi gibi Türk aydınlan eserlerini Türkçe
yazdılar. Bu dönemde Anadolu Türk toplumunun inanç, ahlak ve ruh yapısının oluşmasında Battal Gazi ve
Danişment Gazi destanlarının etkisi büyüktür.
Edebiyat: Anadolu'da Türk edebiyatı XIII yy. sonlarında en parlak dönemini yaşadı. Bu dönemde Edebiyat;
Halk, Tasavvuf ve Divan olmak üzere üç kolda gelişmiştir.
Din ve İnanış : Anadolu Selçuklu ve Beylikler Anadolu'nun İslamlaşmasına büyük katkı sağlamıştır. Tekke
ve zaviyeler kurulmuş. Nakşibendi, Mevlevi, Bektaşi, tarikatları ortaya çıkmıştır.

BİLİM VE SANAT
Anadolu da ilk medrese XII.yy'm yarısında Danişmendoğullan oğulları tarafından Niksar'da kuruldu.
(Yağıbasan Medresesi) Anadolu Selçuklularının ilk medresesi II. Kılıçarslan tarafından Aksaray'da kuruldu.
Anadolu'da bilim hayatının en çok geliştiği dönem I. Alaeddin Keykubat zamanı olmuştur. İslam dünyasının ünlü
düşünürleri bu dönemde Anadolu'ya gelmiştir.

Bu dönemde yaşayan ünlü fikir adamları;


l.Muhiddin-i Arabi : Türkiye'de tasavvufun gelişmesinin temelini oluşmuştur.Tasavvufla ilgili fikirleri son
derece derin ve karışıktır.
2.Sadreddin Konevi: Büyük bir filozoftu. Öğrencisi olduğu Muhuddin-i Arabi'nin fikir ve düşüncelerinin
yayılmasını ve anlaşılmasını sağladı.
3.Mevlana : Tasavvufçudur. Çok hoşgörülüydü. Müslüman olmayanlarda kendine saygı duyuyordu.
Eserlerini Farsça yazdığı için fikirleri geniş halk tabakasına yayılmamıştır.
4Yunus Emre : Türkçe yazdığı şiirleriyle ün yaptı. Tasavvuf aşkı ile Türkçe'nin şaheserlerini yarattı. Arapça
ve Farsça bilmesine rağmen eserlerini Türkçe yazması şöhretinin yayılmasında etkili olmuştur.
Halk Edebiyatı: Battalname, Cengizname, Danişmendname Konusu kahramanlık olan destanları, şiirleri
ozan denilen halk şairleri kopuz veya saz çalarak söylerdi.
Şeyh Ahmed Gülşehri: Kuşların dili ve felekname Aşık Paşa : Garipname
• Beylikler döneminde Farsça etkisini yitirmiştir.
Tasavvuf Edebiyatı: Mevlana : Divan-ı kebir, Mesnevi, Fihi Mafih
Yunus Emre : Divan , Risalet'ün Nushiye
Divan Edebiyatı: Hoca Ahmed Dehhani ile başlamıştır. Ahmedi, Şeyhoğlu Mustafa
Bilim : Kadı Siraceddin : Kelam - mantık
Şirazi: Coğrafya - Astronomi Hacı Paşa: Tıp
Mehmet Ravendi: Tarih İbni Bibi: Tarih
Sanat:
• En çok mimari gelişmiştir, (cami, mescit, medrese, kümbet ,külliye ,darüşşifa, köprü...)
• Ayrıca halı dokuma sanatı, tezhip, minyatür, hat, çinicilik, heykel ve kabartma sanatları da gelişmiştir.
• Diğer Türk devletlerinden farklı olarak resim sanatı da gelişmiştir.
• Selçuklular döneminde Konya, Kayseri, Sivas ve Tokat önem kazanırken ,Beylikler döneminde Bursa,
İznik, Kastamonu
• Devletin imar ve inşaat faaliyetlerini "Emr-i Mimar" başkanlığında bir heyet yürütüyordu.
• Yapılan eserler devlet bütçesinden, sultanlar, yakınları veya devlet adamları tarafından inşa ettiriliyordu.
• Yurdun her yerinde öğrencilere, yolculara, fakir halka sabah akşam yemek dağıtılan "imaretler"
kurulmuştur.
• Yol boyunca inşa edilen zaviye han ve kervansaraylarda yolcular parasız olarak üç güne kadar yedirilir ve
yatırılırdı.
• Görülen "Kübik İnşaat" Selçuklu mimarisinin tipik özelliğidir.
• Taş ve ağaç oymacılığı da ön plandadır.
Süslemeler : Taş ,Tuğla, Çini, Ahşap, Alçı, Bitki, Hayvan ,İnsan,Geometrik şekiller ve yazı
ayrıca
Anadolu Selçukluları, Beylikler döneminde; dini mimari öğelerden kümbet (anıt mezar)
mimarlığı gelişmiştir. Orta Asya Türk çadır sanatı etkisini sürdürmüştür.
Çini : Duvar kaplaması olarak kullanılan renkli ve genellikle bezeli ve sırlı ince fakat
saydam olmayan toprak işleri.
Cami :Anadolu'da ilk cami Diyarbakır Ulu Cami
İlk Selçuklu Cami: Konya'da Alaaddin Cami
Asıl Selçuklu Cami: Eşrefoğlu (Beyşehir) Cami
Mengücek : Divriği Ulu cami
Artuklular : Mardin Ulu Cami Bu eserlerin Çoğu dikdörtgen ,üstü düz , içi bol sütunlu ULU
CAMİ tipidir. Mescitler : Mihrabı olmayan mahalle camileri Konya Küçük Karatay Medreseler :
Anadolu'da ilk medreseler Yağıbasan Tokat-Niksar (Danişmentler)
Erzurum ve Sivas : Çifte minareli Medrese
Sivas : Gök-Buruciye
Konya : Karatay İnceminareli
Kırşehir: Caca bey
Kayseri : Huand Hatun
En büyük olan Erzurum Çifte Minareli
En zengin süslemeler : Gök ve Karatay Medreseleri Kümbetler :
Silindirik gövdeli konik çatılı mezar anıt
En çok Van havzasıyla, Kayseri civarında var.
Kayseri :Öner Kümbet
Ahlat: Ulu Kümbet Anadolu Selçukluları mezar anıtları kümbetlerdir. Osmanlı'da yerini dört duvar
üzeri türbeye bırakacaktır.
Darüşşifalar: Hastane -Tıp okulu (ücretsiz) Kayseri : Gevher Nesibe
Sivas : Keykavus Kayseri : Keyhüsrev Kervansaray: Ticari yapılar ( en
yaygın eserlerdir) Konya : Sultan han (En büyük olan) Kayseri Sivas
Yolu : Sultan Han Aksaray Kayseri Yolu : Alay Han
Özgün yapılardır başka yerlerde benzeri yoktur. Korunaklıdır. Üç gün ücret alınmaz, savaş
sırasında orduda yararlanır. Şehir dışında anayollar üzerinde inşa edilir. Çevrelerinde
Türkmen pazarları bulunur. Pazar sözcüğü Avrupa diline "Bazaar" olarak geçmiştir
Köşk ve Saraylar:Kayseri : Kubadiye Beyşehir : Kubadabat
Külliyeler: Çeşitli ihtiyaçları bir arada karşılayan kompleks, kampus gibi. (Cami ,Medrese,
Hastane, İmarethane, Hamam, Bedesten)
Kayseri : Gevher Nesibe, Konya : Sahip Ata, Kayseri : Huand Hatun
■ Külliyelerin ana yapısı camidir.
■ Hamam ve bedesten gelir getirici yapılardır.
■ Diğer yapılardan ücretsiz yararlanılmıştır. Bedesten : Değerli mal
alışverişi yapılan korunaklı yapılar.
Köprü-Liman-Tersane : Malabadi Köprüsü , Tercan Kötür Köprüsü; Alanya Tersanesi Askeri Kale ve
Surlar : Niğde ve Bayburt Kalesi.
Anadolu'da Tarikatlar
Yesevilik : Anadolu tarikatlarının tümünü etkilemiştir. Öğretisi Türkçe'dir.(Ahmet
Yesevi'nin takipçileri)
Babailik: Göçebe Türkler arasında etkilidir. Devlet ile ilişkileri olumsuzdur. Anadolu'da ilk
dini siyasi ayaklanmayı çıkardılar.
Bektaşilik ".Hoşgörü esasına dayanır. Konya dışında taşrada etkindir.
Mevlevilik: Mevlana eserlerini Türkçe yazmadığı için etkisi özellikle Konya'daki Türk
entelektüel çevresi ile sınırlı kalmıştır. Bir çok bilgin ve şair bu tarikatın içinden çıkmıştır.
Mevlana evrensel bir düşünürdür.
Ekberiye : Uzun zaman Anadolu'da kalmıştır.Yunus Emre'yi etkilemiştir. Saadettin
Konyevi tarikatının esaslarını belirlemiştir.

OSMANLI -KÜLTÜR-UYGARLIK

Devlet Yönetimi:
• Osmanlı devlet anlayışının temelinde Orta Asya Türk geleneği ile Türk-İslam devletlerinin etkileri görülür.
• Osmanlıların geçmişten aldıkları yönetim, kültür ve medeniyet alanındaki mirası yaşadıkları dönem koşullarına
uygulayarak geliştirdiler.
• Kut anlayışı egemendir. Yöneticilere kuruluş aşamasında "Bey" denirdi. I. Murattan itibaren "sultan" yükselme
döneminde de "Padişah" denilmeye başlandı. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethi ilede "Halife" unvanı
kullanılmaya başlandı.
• Mutlak yönetici padişah gibi görünse de padişahın yetkilerini; gelenek-görenek, hukuk kuralları (islam) ve
divan kararları sınırlandırırdı. Kısaca Osmanlı Türk gelenek ve görenekleri, İslam hukuku ve fethedilen
yerlerin kanunlarına göre yönetiliyordu.
• Memleket hanedanın ortak malıydı .Bu taht kavgalarına neden oluyordu.
• I. Murat döneminde "memleket padişahın ve oğulların ortak malıdır"prensibi kabul edildi.
• Fatih sultan Mehmet çıkardığı bir yasa ile tahta çıkan şehzadeye kardeşini öldürme yetkisi verdi.
(Kanunname-i Ali Osman ) Amaç taht kavgalarını önlemek.(Böylece Türk tarihinde merkeziyetçilik kurulmuş
oldu.)
• I. Ahmet döneminde veraset sisteminde değişiklik yapıldı ve hanedanın en yaşlı en olgun üyesinin tahta
geçme geleneği getirildi.(Ekber ve Erşed yasası) Bu sistem devletin yıkılışına kadar sürdü.
• Senedd-i İttifak (1808), Tanzimat Fermanı (1839), Islahat Fermanı (1856) ve Meşrutiyet (1876-1909) ile
Padişah yetkileri sınırlandırılmıştır.
• Osmanlı padişahlarının erkek çocuklarına "şehzade" kız çocuklarına "sultan" denirdi. Şehzadeler : Erkek
çocuklar belli bir yaşa gelince lala denilen hocaları gözetiminde vali olarak sancaklara atanırdı. Böylece
yönetim konusunda tecrübe kazanırlardı. Fakat III. Mehmet'ten itibaren (1595-1603) sancağa çıkma
usulüne son verildi ve "Kafes Usulüne"" geçildi. Bu durum şehzadelerin tecrübesiz kalmasına neden oldu.
• Devleti yönetmek, savaşlarda komutanlık yapmak, yüksek devlet memurlarını atamak gerektiğinde divana
başkanlık etmek, padişahın görevidir.

Padişahın Egemenliğini Kullanma Biçimleri:


Ferman : Padişahın buyruğudur. Nişancı tarafından padişahın imzası atıldığı andan itibaren
resmiyet kazanır. Her konuda çıkartılabilir.
Kanunname : İlkini Fatih yapmıştır. Pek çok kanun bir arada ele alınır. Tuğra ile yürürlüğe
girer.
Adaletnemeler: Reayanın (halkın) haklarını askeri sınıfa karşı koruyan padişah fermanıdır.
Müsadere sistemi : Bir kimsenin mallarına el koyma. İşlediği suçun durumuna göre mallar
müsadere edilir, (kanunsuz mal elde eden kişinin) Bu kişi padişah tarafından ölüm cezasına
da çarptırılabilir. Bu sistem özel mülkiyet güvencesinin olmadığını gösterir.(II. Mahmut
tarafından kaldırılmıştır.)
Divan-Hümayun :
• Devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı, bu günkü bakanlar kuruluna benzer bir teşkilat
• Hangi din ve mezhepten olursa olsun herkese açıktır.
• En yüksek yargı organıdır.(önemli davalara bakar)
• Temeli Orhan Bey döneminde atılmıştır. Son şeklini Fatih verdi.
• Fatih'ten itibaren başkanlığa sadrazamlar getirilmiştir.Bu durum sadrazamın önemini artırır. Divan-ı
Humayun'un günümüzdeki Bakanlar Kurulundan farkı;
• Halk tarafından seçilmemiş olması ve mahkeme gibi çalışıyor olmasıdır.
• Haftanın belirli günlerinde Topkapı Sarayın da toplanırdı. Padişah alman kararlara uymak
zorunda değildi. II. Mahmut tarafından kaldırılmıştır.
Diğer Divanlar:
Ayak Divanı :Padişahm halk ve askerle görüştüğü divandır.
Galebe Divanı: Asker maaşlarının (ulufe) dağıtıldığında toplanılırdı.
Sefer Divanı: Savaş sırasında toplanırdı.
Divan Üyeleri:
Vezir-i Azmam : Padişahın mutlak vekilidir. Onun adına tüm yetkileri kullanabilir.Başlangıçta 1 vezir
vardı.Topraklarm genişlemesi ile sayısı arttı. Padişahın mührü ile atanır, mührün geri alınması ile görevinden
alınırdı.
Vezirler : Günümüzdeki devlet bakanı konumunda idiler.Vali olarak atanabilirlerdi. Vezir-i Azam seferde ise
vezirlerden biri ona vekalet ederdi.
Yeniçeri Ağası: Yeniçeri ordusunun güçlenmesi ile birlikte divan üyesi oldu. İstanbul'un denetimi ve
güvenliği ondan sorulurdu.
Kaptan-ı Derya : Kanuni zamanından itibaren divanın üyesi olmuştur. Donanmadan sorumludur.
Defterdar: Devletin mali işlerinden sorumludur. Anadolu ve Rumeli olmak üzere iki tanedir. ,
Nişancı: Padişah fermanlarını hazırlar. Beratların üzerine padişahın tuğrasını çeker. Fethedilen arazinin
kayıtlarını tutar. Dirlikleri dağıtır.Tapu ve kadastro işleri ile uğraşır. XVII. yy'dan itibaren yerini Reisü'l Küttaba
bırakmıştır.

Kazasker: Şer'i ve Örfi hukuk işlerinden sorumludur. Anadolu ve Rumeli olmak üzere iki tanedir. Kadı
atamaları, müderris atamaları, din görevlisinin atanması, Kadı kararlarını bozma değiştirme görevleri
arasmdadır.XVI. yy'dan itibaren yetkilerinin çoğunu Şeyhülislama devretti
Şeyhülislam: Halifeliğin alınmasından sonra gücü oldukça arttı. Divanın doğal üyesi olmamasına rağmen
kendisine danışılmak üzere divanda .bulunmuştur. (Fetva verici) Atamasını Vezir-i Azam önerir yada padişahın
kendisi yapardı.Ulema sınıfının başı olarak Din, Hukuk Yargı, Eğitim alanlarını denetim altına almıştır. (Ebu Suud
Efendi XVI. yy'da ünlü Şeyhülislam)
Fetva : Şeyhülislamın gücünün kaynağıdır. Dini alanla ilgili sorulara verilen cevaptır. Teokratikleşmenin
gelişmesi fetvanın gücünü arttırır. Savaş-barış yeni kanunlar padişahın tahttan alınması gibi konularda fetva
verilebilir.
Reisü'l Küttab : Divan-ı Hümayun katiplerinin başıdır. XVII. yy'dan itibaren dışişlerini yönetmiştir.( Divan
kararlarını mühimme denilen defterlere kaydederdi.)

MEMLEKET ( ÜLKE ) YÖNETİMİ

Ülke Eyaletlere bölünerek yönetilmiştir. Eyaletler merkeze uzaklık, vergilendirme şekli, etnik yapısı gibi
özellikler temel alınarak oluşturulmuştur.Eyaletler üç bölüme ayrılırdı:
1. Merkeze Bağlı Eyaletler: Dirlik sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Bu eyaletler dirliklere ayrılır asker
ve görevlilere verilirdi. Bu eyaletlere yıllıksız (salyanesiz) eyaletlerde denirdi. Çok yaygın olan bu eyaletlerin
yöneticileri doğrudan merkezden atanırdı. Başta 2 taneydi, (Anadolu ve Rumeli )sonradan sayılan artmıştır.
(Anadolu, Rumeli, Bosna, Şam,Trabzon ,Kıbns, Diyarbakır...)
Eyaletlerin yöneticisi " Beylerbeyi"(En yüksek devlet görevlisi)
Asayiş <=> Subaşı
Adalet <=> Kadı

Eyalet, sancak , kaza ve köylere ayrılırdı.

Sancak Yönetim <=> Sancakbeyi


Asayiş <=>Subaşı
Asayiş => Kadı

Kaza Yönetim <=> Subaşı


Asayiş <=> Kadı

Köy Yönetim <=> Tımar Beyi


Asayiş <=>Tımar Beyi
Adalet <=> Kadı Naibi

NOT : Beylerbeyine " Has" denilen dirlikler verilirdi. Savaş zamanı kendine bağlı sancakbeyleri ve
askerlerinin başında orduya katılırdı.
NOT : Şehzadelerin atandığı sancaklara sancakbeyi atanmazdı.

2. Özel Yönetimli ( Salyaneli ) Eyaletler: Merkezden uzak ve tımar sisteminin uygulanmadığı eyaletlerdir. Bu
eyaletlerin vali ve askerlerine salyane denilen maaş verilirdi. Bu eyaletlerin yıllık vergileri iltizam yolu ile
mültezimler tarafından toplanırdı.(Mısır ,Bağdat, Yemen ,Cezayir,Tunus)

İltizam Sistemi: Bir yerin vergisinin açık artırma yolu ile ihale edilmesidir. Mültezim devlete peşin ödeme
yapar zamanı gelince devletin yerine bölgenin vergisini toplardı.

3.Bağlı ( İmtiyazlı) Eyaletler: İç işlerinde serbest (özerk) eyaletlerdir.Merkeze


bağlıdır.Yöneticiler kendi halkı tarafından seçilirdi.Yıllık vergi verir, asker yollardı. Bey ,
Han, Şerif, Voyvoda denilen kişiler tarafından yönetilirdi.(Erdel, Eflak, Boğdan, Hicaz,
Kırım, Lehistan)

• Hicaz vergi ve askerden muaftı.(dini kent)


• Kuruluş devrinde Osmanlı merkezleri sırasıyla Söğüt, Bilecik, Yenişehir, İznik, Bursa. Edime olmuştur.

OSMANLI ORDUSU

• Osmanlı ordusu Anadolu Selçukluları, İlhanlılar ve Memlüklüler örnek alınarak oluşturulmuştur.


• Orhan Bey döneminde Yaya ve Atlı (müsellem) ordusu kurulmuştur.
• I. Murat döneminde Kapıkulu ocağı kurulmuştur.
• XV. yy'da Osmanlı ordusu kara ve deniz olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.

1- Kara Ordusu : Ücretli olup 3 ayda bir "ulufe" denilen maaş alırlardı. Merkez ordusudur ve padişah
değiştiğinde "Culüs" denilen bahşiş alırlardı. Piyade ve Süvari olmak üzere iki kısımdan oluşurdu.
I Piyadeler (Yaya) : Acemi Oğlanlar Ocağı : Devşirme sistemi ile toplanan Gayri Müslim çocuklar Türk-
İslam kültürü alarak yetiştirildikten sonra önce Acemi oğlanları ocağına daha sonra da Yeniçeri ocağına
alınırdı.
Yeniçeri Ocağı: Kapıkulu askerlerinin en önemli kısmıdır. Savaş ve barışta padişahı korumakla
görevlidir.Evlenmeleri başka bir işle uğraşmaları yasaktı. Ocak II. Mahmut tarafından kaldırıldı.
Cebeciler: Ordunun silahlarını yapan, koruyan, onaran sınıf. Topçu Ocağı:
Topları döken ve savaşta kullanan kısım.
Humbaracılar : Havan topu ve el bombası yapan ocak.
Lağamcılar: Kale kuşatmalarında tünel kazan patlayıcı döşeyen ocak.
Süvariler (Atlı)
Sipah ve Silahtar: Savaş zamanı hükümdarın sağ ve sol yanında durarak hükümdarı
korurlar.
Sağ ve Sol Ulufeciler -.Savaşta sancakları korurlar.
Sağ ve Sol Garipler: Savaşta ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlar.

II Eyalet Askerleri (Tımarlı Sipahiler)


• Dirlik sahiplerinin beslemek zorunda oldukları atlı askerlerdir.
• Maaşları dirlik sahiplerince karşılanır.
• Barış zamanı toprakların işlenmesine katkıda bulunurlardı.
• Bu sistem devletin ekonomik yükünü azaltmıştır.
• Ordunun en kalabalık ordusu ve devletin dayandığı en büyük kuvvettir.
• Her bir atlı askere "Cebelü" denirdi.

III Yardımcı Kuvvetler:


• Bağlı Beylik ve kuvvetler: Kırım, Eflak, Boğdan
• Yaya ve Müsellemler.
• Gönüllüler.
• Sakalar: Ordunun su ihtiyacını karşılarlar.
• Azaplar : Bekar Türk gençleri.
• Akıncılar: Uç ve sınır boylarında keşif hizmeti yaparlar.
• Derbentçiler: Geçitleri denetim altında tutarlar.

2. Donanma :
Karesi beyliğinin ve daha sonraki dönemlerde Saruhanoğulları, Menteşeoğulları ve Aydınoğullan
beyliklerinin alınması ile Osmanlı denizciliği gelişmeye başladı. İlk büyük tersane Osmanlı tersanesi Yıldırım
döneminde Gelibolu'da kuruldu. En büyük tersane Haliç tersanesi idi.
• Donanma Kanuni döneminde en parlak zamanını yaşadı.
• Osmanlı donanması ile son fethedilen yer Girit'tir.(1639)
• Çeşme, Navarin, Sinop baskınlarında Osmanlı donanması Rus donanması tarafından yakılınca bir daha
toparlanamadı.
• II. Abdülhamit döneminde kara ordusuna ağırlık verilmiştir.
• Donanma komutanına "Kaptan-ı Derya "deniz askerine de "Levent" denirdi

OSMANLI TOPRAK DÜZENİ

Ekonominin temeli toprağa dayanıyordu. Toprakların büyük kısmı devlete ait olup işletmesi reayaya
bırakılmıştır. Topraklar mülkiyet hakkı bakımından 3'e ayrılmıştır.(Mülk,Miri,Vakıf)
Mülk Arazi: Devlet kurulduğunda mülkü olanlar vardı. Ayrıca devlet hizmeti ve askeri alanda üstün başarı
gösteren kimselere devletin bağışladığı topraklar da vardı. Bu topraklar satılabilir, miras bırakılabilir,
vakfedilebilirdi.
Vakıf Topraklar: Geliri dini ve sosyal kuruluşların yapımı için ayrılmış topraklardı. Vergiden muaf tutulan
bu araziler alınıp satılamazdı.
Miri Arazi: Doğrudan devlete ait arazilerdir. Ekilip-biçilip işlenmesi amacı ile çeşitli kişilere bırakılmıştır.
Miri arazi çeşitli bölümlerden meydana gelmekteydi.
Dirlik, Ocaklık, Yurtluk, Mukataa, Paşmaklık ve Malikane.
Dirik Arazi: Miri arazinin en önemli bölümüdür. Gelirleri komutanlara ve devlet memurlarına dağıtılan
topraklardı. Bu araziyi ekip biçenler devlete ödemeleri gereken vergiyi devletin göstereceği memurlara ve
sipahilere öderlerdi. Böylece devlet hazinesinden maaş çıkmadan maaşlar ödenmiş oluyordu. Dirlik araziler
gelirlerine göre Has, Zeamet ve Tımar olmak üzere 3'e ayrılmıştır
Has: Yıllık geliri 100 bin akçeden fazla olan dirliklerden padişah ve ailesine, şehzadelere, divan üyelerine,
sancak beylerine verilirdi.(üst dereceli kişiler)
Zeamet: Yıllık geliri20 bin ile 100 bin akçe arasında olan dirliklerdir. Orta dereceli devlet memurlarına
verilirdi.
Tımar :Yıllık geliri 3 bin ile 20 bin akçe arasında olan dirliklerdir. Savaşlarda yararlılık gösteren sipahilere
verilirdi.
Ocaklık Arazi: Gelirleri kale muhafızları ve tersane giderlerine ayrılan arazilerdir.
Yurtluk Arazi: Gelirleri sınırlan korumakla görevli askerlere ayrılan topraklardır.
Mukataa Arazi: Geliri doğrudan hazineye ayrılan topraklardır.
Paşmaklık Arazi:Geliri padişah hanım ve kızlarına ayrılan topraklar.
Malikane Arazi: Üstün hizmet karşılığı devlet görevlilerine verilen topraklardır. İskeleler, Madenler, Pazarlar,
Geçitler, Mukataa konusu olabilir.

Tımar Sisteminin Yararlan

• Nakit para harcamadan maaşların karşılanması.


• Gerekli insan gücünün çalıştırılması.
• Güvenliğin sağlanması.
• Üretimin sürekli hale getirilmesi.
• Bayındırlık işlerinin yürütülmesi.
• Devlet otoritesinin her tarafta hissedilmesi.

Tımar Sisteminde
• Çıplak mülkiyet padişaha aittir.
• Kullanım hakkı köylüye aittir.
• Vergi geliri tımar sahiplerine aittir.

Tımar Sistemin Bozulması (II. Mahmut kaldırdı)


• Tahrirlerin sık sık ve gerçeğe uygun yapılmaması.
• Rüşvetle tımar dağıtılması.
• Köylerin boşalması.
• Çift bozanların artması.
• Devletin giderlerinin çoğalması nedeni ile iltizamın yoğunluk kazanmasına yol açmıştır. İltizam Sisteminde;
• Devletin nakit paraya duyduğu ihtiyaç yüzünden önce uzak sonra tüm bölgelerin vergileri iltizama verilir.
• Defterdarın denetiminde yapılan bir ihale işlemidir.
• Açık arttırmada kim devlete en yüksek bedeli peşin ödüyorsa o kişi iltizama sahip olur.
• En önemli sakıncası halk ile mültezimin karşı karşıya kalmasıdır.( Mültezim halktan daha fazla vergi
toplayabiliyordu.)
• Halkın devlete güveni azaldı.
• 1839 yılında kaldırıldı.

OSMANLI'DA HUKUK

Osmanlı'da hukuk Türk-İslam devletleri ile aynıdır.Yani ikili bir karaktere sahiptir.
• Şer'i Hukuk
• Örfi Hukuk
Şer'i Hukuk: İslam özel hukukudur. Fetva ile yeni durumlara cevap aranmaya çalışılır.
Yargılama Usulü Yargılamaları kadı yapar. Kadı kararlarına itiraz kazaskere yapılır. Kadı şer'i hukuku
uygulayan yargıçtır. Doğrudan kazaskere bağlıdır.
Örfi Hukuk : Şeriatın dışında sultanların örf ve geleneklerine göre koydukları kurallardır.
Yargı Usulü: Kadılar ve asker kadılar davalara bakar. İtiraz yine kazaskere yapılır.Örfi hukuka aykırı
eylemler genelde doğrudan cezalandırılır. Askeri davalara bakan kadı, asker değilse hüküm verilmesini
kazaskere bırakır.
Mahkemelerin verdiği kararları kabul etmeyenler bir üst mahkeme olan Divan-ı Hümayun'a müracaat
edebilirler.

OSMANLIDA EĞİTİM-ÖĞRETİM

Sibyan/Mahalle Mektepleri:
• Eğitimin ilk basamağıdır.
• Camilerin yanında bulunurdu.
• Öğretmenler özel eğitim görmüş kimseler değildi.
• Belli süre ve sınıf yoktu.
• İslam ile ilgili ilk bilgiler verilirdi.
• Karma eğitim yapılırdı.

Medrese:
• En önemli eğitim kurumlarıdır.(İhtiyaçlarını vakıflar karşılıyordu)
• İlk Osmanlı medresesi Orhan Bey tarafından İznik'te açıldı.
• Bilim-adalet-yönetim kademelerinde görev alanların önemli bir kısmı medresede eğitim görmüştür.
• Giderleri vakıf tarafından karşılanırdı.
• Dersleri müderris denilen öğretmen verirdi.
• Eğitim dili Arapça 'dır.
• Dini bilimler pozitif ve Sosyal Bilimler okutulurdu.
XVII. yy.'dan itibaren medreseler bozulmaya başladı ve pozitif bilimler terk edildi. XIX. yy.'dan itibaren
batı tarzında modern okullar açıldı. Medreselerinde varlığını sürdürmesi eğitim ve kültür alanında ikiliğin
ortaya çıkmasına sebep oldu.

Azınlıklar ve Yabancı Okullar:


• Azınlıklar 1856 Islahat Fermanı ile kendi okullarını açmaya başladılar.
• Kapitülasyonların verildiği imtiyazlara dayanan yabancılar da pek çok okul açmışlardır.
Bu okullar ;

• Osmanlı düşmanlığını körüklemiş,


• Misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuş,
• Devlet bunları denetleyememiştir.

Enderun (Devlet Akademisi)


Tam olarak Fatih döneminde kuruldu. Önceleri gayr-i müslim çocuklar gençler alınırdı. Sonraları
Müslümanlar da alındı. Eğitim Türkçeydi. Askeri işler, Saray işleri, Beden Eğitimi, Sanat, İslami bilimler
konusunda eğitim veren ve devlet adamı yetiştiren okullardır. Mezunlar idareci, komutan, usta ve sanatkar
olurlardı. 1909'da kapanmıştır.
Loncalar:
• Kalfalık-ustalık-çıraklık gibi eğitimleri iş içinde verirlerdi.
• Ahilik kültürü öğretilirdi.
• İş-Ahlak temelinde eğitim görürlerdi.

OSMANLI DEVLETİNDE EKONOMİ DÜZENİ

Tarım:
• Ekonominin temelini oluştururdu.
• Tarım yöntemini belirleyen en önemli uygulama tımar sistemiydi.
• Vergilerin büyük kısmı tarımsal faaliyetlerden alınırdı.
• Osmanlı ekonomisine büyük katkı ağlamıştır.
Ticaret:
• Osmanlı Devleti ticarete Anadolu Selçukluları gibi bakmamıştır.
• Ülkenin coğrafi konumlarının sağladığı avantaj lan kullanarak gümrük vergilerini arttırmıştır.
Çünkü İpek ve Baharat yollarının önemli bir mesafesi Osmanlı sınırları içerisindeydi.
• Ticari faaliyetleri birden fazla gümrük ile vergilendirmiştir.
• Kervansaraylar, hanlar, bedestenler, kapalı çarşılar ticarete yönelik çalışmalardır.

Sanayi:
• Maden kaynakları iltizama verilmiştir.
• Silah hammaddesinin çıkarılmasına öncelik verilmiştir.
• En önemli sanayi kuruluşları devlete aittir.
• Lonca teşkilatı önemlidir. Ekonomik hayatın temeliydi. Başlıca görevleri;

• Ürünlerin kaliteli yapılmasını sağlamak ve fiyat belirlemek,


• Esnaf ile hükümet arasındaki ilişkiyi düzenlemek,
• Ürünlerin zararını karşılamak ve kredi sağlamak, Batıda başlayan sanayi
inkılabının etkisi ile yerli sanayi çöktü.

Hayvancılık:
• Ülkede göçebelik-yarı göçebelik hayatı vardı.
• Göçebeler ve yarı göçebeler hayvan sayısının üzerinden vergilendirilirlerdi.

Şer'i Vergiler:
Öşür: Müslümanlardan alman ürün vergisi. Alman oran bölgeden bölgeye değişir. 1925'te kaldırıldı.
Haraç: Gayr-i Müslimlerden araziye bağlı olarak alınan ürün vergisidir. Islahat Fermanı ile kaldırıldı.
Cizye: Gayr-i Müslimlerden alman kafa vergisidir. Askerlik yapmaya uygun kişilerden
alınırdı. Islahat Fermanı ile kaldırıldı.
Örfi Vergiler:
Avarız: Olağan üstü durumlarda topluluktan topluca alınan ve doğrudan hazineye aktarılan vergidir.
Ağnam: Hayvan vergisi olarak alınır.Domuzlardan da alınırdı.(2 koyundan5 akçe)
İspence: Çift resminin Gayr-i Müslimlerden alınması.
Çift Resmi: Toprağı kullanma karşılığı olarak alınırdı.
Çifte Bozan: Toprağı boş bırakan köylüden alınır.
Para İlk bakır para <=> Osman Bey
İlk gümüş para <=>OrhanBey
İlk altın para <=> Fatih
İlk kağıt para <=> Abdülmecit
NOT: Kapitülasyonlar, Sanayi devrimi, Ticaret anlaşmaları Osmanlı ekonomisinin
çökmesine neden olmuştur. 1838'de İngiltere ile yapılan Balta Limanı Antlaşması ile
Osmanlı yerli sanayisi çökmüştür.

Maliye:
• İlk mali teşkilat I. Murat zamanında hazırlandı.
• İlk bütçe Tarhuncu Ahmet Paşa tarafından oluşturuldu.
• Vergiler tahrir defterlerine yazılırdı.
• Vergilere Tekalif denirdi.

Resim:
• Portresini yaptıran ilk padişah Fatih'tir
• Resim öğrenimi için ilk kez Fatih tarafından İtalya'ya öğrenci gönderilmiştir.
• XIX. yy.'dan itibaren askeri okullara resim dersi konulmuştur.
• Bu nedenle ilk ressamlar asker kökenlidir.(Şeker Ahmet Paşa)
• 1872'de ilk kez resim sergisi açılmıştır.
• Daha çok manzara resimleri yapılmıştır.

Osman Hamdi Bey: Ressam, Arkeolog, Arkeoloji müzesi ve Sanay-i Mektebi Alisi kurucusudur. Eski Türk
hayatını canlandıran resimleri ile ünlüdür.

Matrakçı Nasu : Barbaros'un Akdeniz seferi ve Kanuni'nin Macaristan seferinin minyatürlerini çizmiştir.
Önemli minyatürcüdür.

Nigari (Haydar Reis) :Kanuni, Barbaros, II. Selim'in portrelerini çizmiştir.

Levni: Son büyük minyatür ustasıdır. III. Ahmet dönemini canlandıran minyatürleri vardır.

Şeyh Hamdullah: Osmanlı Hattatlarının piri sayılmıştır.

Hafız Osman: Yazdığı Kur'an çoğaltılarak İslam dünyasına yayılmıştır.

Minyatür :
• Kitap resmidir, derinlik yoktur, kişiler mevkilerine göre çizilir.
• Gelenekçidir.
• Gerçek olduğu gibi yansıtılmaya çalışılır.
• Sürname - Hünername : Minyatür kitapları bu adı taşır. Sanat alanında; süsleme, hat, tezhip, minyatür,
çinicilik ve ciltçilik gelişmiştir. Bilimde; Matematik-Ali Kuşçu, Tıp-Akşemseddin, Tarih-Lütfı paşa, Coğrafya-
Piri Reis önemli bilim adamlarıdır.

Dil:
Resmi dil : Türkçe
Edebiyat dili: Farsça
Eğitim dili : Arapça
Bu üç dilin karışımından Osmanlıca dili ortaya çıkmıştır.

Divan Edebiyatı: Konu : Aşk,güzellik,tasavvuf


Nesimi,Ahmedi ,Fuzuli, Baki, Nefı, Nedim (önemli temsilcileri)
kaside, mesnevi, rubai, gazel, şiir (Şiir biçimleri)

Halk Edebiyatı: Sözlü geleneğe dayanır.


• Saz şairleri tarafından temsil edilir.
• Pir Sultan, Öksüz Dede, Köroğlu, Karacaoğlan ve son dönemde Dadaloğlu
Tekke Edebiyatı: Dini değerleri temel alır.
Hem halk edebiyatı hem de divan edebiyatı ile iç içe bir gelişme gösterir. Hacı Bayram,
Kaygusuz Abdal, Şeyh Galip.

OSMANLI TOPLUMU

Askeri Reaya
Devlet çalışanıdır. Askeri sınıf dışında
kalanlar
Vergi vermez. Köylü
Müslüman olmak ve Türkçe bilmek zorunludur. Göçebe
Islahat Fermanından sonra Gayr-i Müslimlerde Şehirli
memur yapıldı. Tüccar
Mallan müsadereye tabi tutulabilir. Vergi verirler.
Seyfiye: Vezir ,Beylerbeyi ,Sancakbeyi
Kalemiye: Nişancı, katip, defterdar.
İlmiye : Kazasker, müftü, şeyhülislam.
l.Erken (ilk) Dönem Osmanlı Sanatı: Devletin kuruluşundan 1501 tarihinde Klasik devrin başlangıcına
kadar sürmüştür.
2.Klasik Dönem Osmanlı Sanatı: Osmanlı Sanat alanında en parlak dönemini yaşamıştır.XV. yy'ın
ikinci yansından XVIII yy.'a kadar sürmüştür.
3.Geç Dönem: Osmanlı Mimarisi:XVIII yy.dan itibaren başlar Lale devri ile başlayan bu dönemde
Batılılaşmanın etkileri görülmeye başlar.Osmanlı mimarisi batılılaşma dönemine Lale devri olarak adlandırılan
geçiş dönemi ile adım atar.
Anadolu Hisarı I. Beyazıt tarafından yaptırılmıştır.
Rumeli Hisarı Fatih tarafından yaptırılmıştır.