You are on page 1of 169

Alain Badiou

Baka Bir Estetik


SANATLAR N KK BR KILAVUZ

metis
Alain Badiou
Baka Bir Estetik
Sanatlar iin Kk Bir Klavuz
Rabat (1937) doumlu filozof Alain Badiou, Ecole normale su-
prieure'de (ENS) okudu; Louis Althusser'in rencisi oldu ve
Jacques Lacan'n seminerlerini takip etti. Akademik kariyerinin
yan sra siyasal alandaki militan kiiliiyle de tannr. Fransz
Gen Komnistler Birlii'nin nde gelen yelerinden biri olan
Badiou, dalncaya kadarda L'Organisation politique adl r
gt iinde siyasal mcadelesini srdrd. ENS'de hocalk yap
t ve Paris'teki Uluslararas Felsefe Okulu'nda dersler, seminer
ler verdi. Birok roman, oyun ve deneme de kaleme alm olan
yazarn Metis'te yaymladmz dier eserleri unlardr: Etik:
Ktlk Kavray zerine Bir Deneme (2004), Sonsuz D
nce (2006), Dn Bugn Jacques Lacan (Elisabeth Roudines-
co ile birlikte, 2013). Dier balca eserleri: Thorie du sujet
(1982; zne Teorisi), L'tre et l vnement (1988; Varlk ve
Olay), Manifeste pour la philosophie (1989; Felsefe in Ma
nifesto, Ara-lk, 2005), Deleuze (1997), Saint Paul. La fonda
tion de l universalisme (1997; Aziz Pavlus. Evrenselciliin Te
meli), Le Sicle (2005; Yzyl, Sel, 2011 ), La logique des mon
des (2006; Dnyalarn Mant). Ayrca yazarn L aventure de
la philosophie franaise (2012; Fransz Felsefesinin Serveni)
balkl kitab Metis yayn programndadr.
Metis Yaynlar
pek Sokak 5, 34433 Beyolu, stanbul
Tel: 212 2454696 Faks: 212 2454519
e-posta: nfo@metiskitap.com
www.metiskitap.com
Yaynevi Sertifika No: 10726

Baka Bir Estetik


Sanatlar in Kk Bir Klavuz
Alain Badiou
Franszca Basm:
Petit manuel d'inesthtique
ditions du Seuil, 1998
ditions du Seuil, 1998
Trke Yaym Haklar Metis Yaynlar, 2010
eviri Eser Aziz Ufuk Kl, 2010

lk Basm: Ekim 2010


kinci Basm: Ekim 2013

Yayma Hazrlayanlar: Sava Kl, Tuncay Birkan


Kapak Tasarm: Emine Bora
Kapak Resmi: Platon'un maara alegorisi.
Antrum Platonicum", The RepublicBook V//'den.

Dizgi ve Bask ncesi Hazrlk: Metis Yaynclk Ltd.


Bask ve Cilt: Yaylack Matbaaclk Ltd.
Fatih Sanayi Sitesi No. 12/197-203
Topkap, stanbul Tel: 212 5678003
Matbaa Sertifika No: 11931

ISBN-13: 978-975-342-787-6
Alain Badiou
Baka Bir Estetik
SANATLAR N KK BR KILAVUZ

eviren:
Aziz Ufuk Kl

metis
iindekiler

1 Sanat ve Felsefe 11

2 Bir iir Nedir ve Felsefe


iir Hakknda Ne Dnr? 27
3 Fransz Filozof PolonyalI Bir aire
Yant Veriyor 41

4 Felsefi Bir Grev: Pessoa'nn ada Olmak 49

5 iirsel Bir Diyalektik: Lebd Bin Rebia


ve Mallarm 59
6 Dncenin Metaforu Olarak Dans 72

7 Tiyatro zerine Tezler 87

8 Sinemann Sahte Hareketleri 93

9 Varlk, Varolu, Dnce: Dzyaz ve Kavram 105


10 Kr Tanrsnn Felsefesi 142

Yararlanlan Metinler 167


Baka bir estetik ile, "estetik-olmayan" (inesthtique) ile
kastm, sanatn kendi bana hakikatler rettiini ne s
ren, ama sanat herhangi bir biimde felsefenin nesnesi
yapmaya kalkmayan bir iliki, felsefenin sanatla kur
duu zel bir ilikidir. Estetiin speklasyonuna muka
bil, estetik-olmayan, kimi sanat eserlerinin bamsz va
roluunun rettii o tam anlamyla felsefe-ii etkilerin
izini srer.

Alain Badiou, Nisan 1998


1

Sanat ve Felsefe

TEDEN BER hastalk belirtileri gsterm i, gelgitli, arpntl olm u


bir iliki.
Kaynanda Platon'un iir, tiyatro ve mzik hakknda verdii ih
ra hkm var. Zamannn btn sanatlarn yakndan tand gayet
ak olan felsefenin kurucusunun, Devlet'te btn sanatlar arasn
dan yalnzca askeri mzik ile vatansever arklara yer verdiini be
lirtmek gerek.
teki uta ise, sanata ynelik sofuca bir kendini adamay, yani
teknik nihilizmin bir tezahr olarak dnlen kavram'm (dnyay
kendi aresizliinin gizil Aklk'na sunmas bakmndan benzersiz
olan) iirsel sz nnde pimanlkla diz kmesini buluyoruz.
Ama her ey bir yana, sofist Protagoras sanat reniminin eiti
min anahtar olduuna ta o zamandan iaret etmiti. Protagoras ile
air Simonides arasnda bir ittifak vard; Platon'un Sokrates'i de, bu
ittifakn kopard ngar boa karmaya, dnlebilir younlu
unu da kendi gayesinin hizmetine komaya alyordu.
Aklma yle bir imge geliyor, analojik bir anlam matrisi: Lacan
iin Efendi ile Histerik kadm nasl birbiriyle elemise, felsefe ile
sanat da tarihsel olarak birbiriyle yle elemitir. Bilindii gibi his
terik, efendiye gidip yle der: "Hakikat benim azmdan konuu
yor, ite buraya, ayana geldim; sen ki bilensin, syle bana kimim
ben." Biz de u kadarn tahmin edebiliriz: Efendinin yant ne kadar
bilgi dolu bir giriftlie sahip olursa olsun, histerik, yantn henz o
olmadn, orada'lnn efendinin kavrayna teslim olmadn,
kendisini memnun etmek iin her eyi batan almak ve ok al
mak gerekeceini retecektir efendiye. Histerik bylece efendinin
12 BAKA BR ESTETK

stne kp sahibesi* olur. Sanat da zaten hep buradadr, dnre


dile gelmeyen ama gz krpan bir soruyu, kim olduu sorusunu y
neltir; ama bu arada kendini srekli yenileyip dntrerek, filozo
fun sanata dair tm sylediklerinin kendisinde hayal krklna ne
den olduunu belirtir.
Eer histeriin efendisi, ak kleliine, insan tketen ve daima
hayal krklna uratan bir bilgi retimiyle bedelini demek zo
runda kalaca bir tapnmaya burun kvryorsa, tek seenei histe
rii sopalamaktr. Filozof efendi de, ayn ekilde, sanat karsnda
tapnma ile yasaklama arasnda iki arada bir derede kalmtr. Ya
genlere, mezlerine diyecektir ki akln her trl erkeke eitimi
nin z Yaratk'tan uzak durmaktr; ya da hakikatin hangi yolla bil
gi retilmesini emrettii konusunda bizi yalnzca onun, yani tutsa
olmaktan baka elimizden bir ey gelmeyen u donuk, k geirmez
parlakln aydnlatabileceini teslim edecektir.
Zihnimizi kurcalayan ey de sanat ile felsefenin birbirine d
mlenmesi olduuna gre, bu dmlenmenin biimsel olarak iki
emaya uygun ekilde dnlm olduu grlmektedir.
Birincisine didaktik ema adn vereceim. Bu emann tezi, sa
natn hakikate kdir olmad ya da her trl hakikatin sanatn dn
da olduudur. Sanatn (tpk histerik gibi) kendini fiili hakikat ola
rak, yani dolaysz ya da plak hakikat olarak takdim ettii kabul edi
lecektir elbette. Ve bu plakln sanat hakiki olann saf bys ola
rak tehir ettii de. Daha dorusu: Sanatn temellendirilmemi, ka
ntlanmam bir hakikatin, orada-olmaklyla tkenen bir hakikatin
grn olduu. Ama sanatn bu iddias, bu ayartmas ki Pla-
ton'un sanata kar verdii mcadelenin anlam budur geri evrile
cek, reddedilecektir. Platon'un mime sis \&ilgili kavgas, sanat eya
nn deil, hakikat etkisinin taklidi olarak tarif eder. Bu taklit de g
cn dolayszlndan alr. O halde Platon unu savunacaktr: Haki
katin dolaysz imgelerinden birinin tutsa olmak, dolaylamadan
(dtour) alkoyar. Hakikat by olarak var olabiliyorsa, diyalektik
abann, lke'ye dn hazrlayan yava akl yrtmenin hkm
kalmayacaktr. yleyse sanatn dolaysz hakikat iddiasn sahte bir
hakikat olarak, hakikat etkisine zg hakikatimsilik olarak ifa et

* Fr. matresse, ayn zamanda "retmen ve "metres", -.n.


SANAT VE FELSEFE 13

mek gerek. Sanatn ama yalnzca sanatn tanm da budur: Bir


hakikatimsinin (un semblant de vrit) cazibesi, bys olmak.
Bundan kan sonu, sanatn ya mahkm edilmesi ya da salt bir
ara olarak ele alnmas gerektiidir. Sk gzetim altndaki sanat,
dardan buyrulacak bir hakikate grnn (le semblant) ya da
bynn geici hkmn kazandrabilir. Kabul edilebilir sanat, ha
kikatlerin felsefi gzetimi altnda olmaldr. Sanat, meram ikinli-
e terk edilemeyecek bir duyu retimidir. Sanatn normu eitim
olmaldr. Eitimin normu ise felsefedir. te terimimizin, un
surumuzun ilk dm.
Bu gr asnda aslolan sanatn denetimidir. Olanakl bir de
netimdir bu. Neden? nk sanatn kdir olduu hakikat ona da
rdan geliyorsa, sanat eer bir duyu retimiyse, bundan kan so
nu ki bu canalc bir noktadr u olacaktr: Sanatn "iyi" z
sanat eseriyle deil, eserin halk zerindeki etkileriyle hsl olur. Ro
usseau yle yazacaktr: "Gsteriler halk iin yaplr; mutlak nite
likleri de ancak halk zerindeki etkilerine gre belirlenebilir."
yleyse bu didaktik emada, sanatn mutlakl, grnn halk
zerindeki etkilerinin denetimi altndadr; bu etkilerin ls de
dsal bir hakikattir.
Romantik ema adn vereceim ey ise bu eitsel buyruun mut
lak anlamda kartdr. Romantik emann tezi, yalnz sanatn haki
kate kdir olduudur. Ve bu anlamda, felsefenin iaret etmekten te
ye gidemedii eyi sanatn gerekletirdiidir. Romantik emada,
sanat hakiki olann gerek bedenidir. Ya da Philippe Lacoue-Labart-
he ve Jean-Luc Nancy'nin "edebi mutlak" adn verdikleri eydir.
Bu gerek bedenin anl bir beden olaca aikrdr. Felsefe, emek
liye ayrlm, hikmetinden sual olunmaz bir Baba olabilir pekl.
Sanat ise, efaat edecek olan kurtarc, ileke Oul'dur. Deha, ar
mha gerilme ve dirilmedir. Bu anlamda eitici olan sanatn kendi
sidir, nk biimin ileli i uyumuna hapsolmu sonsuzluk gcn
retir. Sanat bizi kavramn znel oraklndan kurtarr. Sanat z
ne olarak mutlak olandr, ete kemie brnme'dir.
Bu arada, didaktik yasaklama ile romantik yceltme arasnda
(z itibariyle zamansal olmayan bir "ara"dr bu), sanat ile felsefe
arasnda sanki bir grece bar a var gibidir. Sanat sorunu Des-
cartes'n, Leibniz'in ya da Spinoza'nn ban artmam gibidir. Bu
14 BAKA BR ESTETK

byk klasikler, denetimin kabal ile balanmann esriklii ara


snda seim yapmak durumunda kalmamlardr anlalan.
Nitekim Aristoteles de ok nceden sanat ile felsefe arasnda bir
tr bar antlamas imzalamam myd? Evet, apak grnen o ki
nc bir ema vardr: Klasik ema... Bu emann en batan bala
yarak sanat histeriden arndrdn syleyeceiz.
Aristoteles'in kurduu haliyle klasik dzenek iki tez zerine a
tldr:
a) Sanat hakikate kdir deildir (didaktik emann savunduu
gibi), z mimetiktir, ait olduu dzen grnn dzenidir.
b) Bu durum (Platon'un sandnn aksine) vahim bir durum de
ildir. Vahim deildir, nk sanatn erei hakikat deildir kesinlik
le. Elbette sanat hakikat deildir, ama hakikat olmak iddiasnda da
deildir; yleyse masumdur. Aristoteles sanat bilginin deil, bam
baka bir eyin dzenine dahil edecek, bylelikle Platon'un kurun
tusundan aklayacaktr. Bu baka ey kimi zaman catharsis diye
cektir Aristoteles buna tutkularn, grne yaplan bir aktarmla
bertaraf edilmesidir. Sanatn kesinlikle bilisel ya da ifa edici deil,
saaltc bir ilevi vardr. Sanat kuramsal olana deil terimin en ge
ni anlamyla etik olana baldr. Bundan kan sonu udur: Sana
tn ls, ruhun duygulanmlarnn tedavisi bakmndan gsterece
i yararllktr.
Sanata ilikin byk kurallar da klasik emann bu iki tezinden
hemen karsanabilmektedir.
lk olarak, sanatn lt "hoa gitmektir. "Hoa gitmek" hibir
bakmdan bir kan kural, saysal ounluk kural deildir. Sanat "ho
a gitmelidir", nk "hoa gitmek" catharsis'in etkili olduunun bir
iaretidir, ihtiraslarn sanatla saaltmnn gerek balantsdr.
kinci olarak, "hoa gitme"nin gndermede bulunduu ey her
neyse, onun ad hakikat deildir. "Hoa gitmek", yalnzca bir haki
katten zdeleme dzenlemesini ekip karan eye smsk bal
dr. Hakiki olana "benzerlik" yalnzca bir lde, yani sanatn izle
yicisini "hoa gitme"ye, bir baka deyile bir zdelemeye dahil et
tii lde gereklidir; ihtiraslarn aktarmn ve dolaysyla bertaraf
edilmesine zemin hazrlayan ey bu zdelemedir. Bu hakikat k
rnts daha ziyade bir hakikatin imgesele hapsettii .jey'dir. Bir ha
kikatin, bu ekilde bordasndaki her trl Gerek safras atlp "im
SANAT VE FELSEFE 15

geselletirilmesi"ne, klasikler "geree-benzerlik" (vraisemblance)


adn verirler.
Son olarak, sanat ile felsefe arasndaki bar, btnyle hakikat
ile geree-benzerlik arasndaki snrn tespit edilmesine baldr.
Bu nedenle de snr izgisini ilan eden ve sanatn yan banda fel
sefenin haklarn sakl tutan en l klasik dstur udur: "Hakiki olan
geree benzemeyebilir." Felsefenin kendine geree benzememe
olanan tand grlyor. Felsefenin klasik tanm: geree ben
zemeyen hakikat.
Peki bu ban iin denen bedel nedir? Kukusuz sanat masum
dur, ama bunun nedeni her trl hakikatten masum olmasdr. Yani
imgesel'in siciline kaytl olmas. Klasik emada en dar anlamyla
alnan sanat, bir dnme/dnce deildir. Sanat btn olarak ken
di edimi iinde ya da kamusal ileyii ierisinde kalr. "Hoa gitme",
sanat bir hizmet kapsamna sokar. yle de sylenebilir: Klasik g
rte sanat, bir kamu hizmetidir. Zaten sanatn ve sanatlarn mutla-
kiyetilik tarafndan "vassallatnlmasnda" olsun, modem dnemin
"fon ayrma" denen grlt patrtsnda olsun, devlet de sanat byle
anlamtr. Bizim iin nemli olan dmlenme bakmndan devlet
(belki bir hayli didaktik olan sosyalist devlet hari) znde klasikidir.
zetleyelim.
Didaktizm, romantizm ve klasisizm, sanat ile felsefe arasnda,
nc unsuru znelerin, zellikle de genlerin eitilmesi olan d
mn olanakl emalardr. Didaktizmde felsefenin sanatla birbiri
ne dmlenmesi, sanatn hakiki olana dsal olan erekliliinin eit
sel adan gzetimi erevesinde gerekleir. Romantizmde sanat,
dea'mn felsefi sonsuzluunun mmkn kld her trden znel ei
timi sonluluk ierisinde gerekletirir. Klasisizmde ise sanat arzuyu
esir alacak ve arzu nesnesinin bir benzerini nererek arzu aktarmn
eitecektir. Felsefe bu noktada yalnzca bir estetik felsefesi olarak
arlr meclise: "Hoa gitme"nin kurallar konusunda gr bildirir.

Yirminci yzyla zelliini veren ey, bana gre, kitlesel lekte ye


ni bir ema ileri srmemi olmasdr. Her ne kadar bu yzyln "son
lar" n, kopularn, felaketlerin yzyl olduu iddia edilmise de, bi
zi ilgilendiren dmlenme asndan, ben onu daha ziyade tutucu
ve semeci bir yzyl olarak gryorum.
16 BAKA BR ESTETK

Yirminci yzylda dncenin kitlesel eilimleri nelerdir? Top


luca saptanabilecek tekillikler nelerdir? Benim grdklerim u n
den ibaret: Marksizm, psikanaliz ve Alman yorumbilgisi.
Sanata ilikin dnleri bakmndan Marksizmin didaktik, psi
kanalizin klasik, Heideggerci yorumbilgisinin ise romantik olduu
gayet ak.
Marksizmin didaktik olduu, sosyalist devletlerin keyfi uygula
malar ve zulmleriyle kantlanmak zorunda deil. Marksizmin di
daktik olduunun en salam kant Brecht'in incelikli ve yaratc d
ncesinde bulunuyor. Brecht'e gre, genel ve d kaynakl bir haki
kat vardr, bilimsel nitelikte bir hakikat: Yeni rasyonalitenin temeli
ni oluturduundan Brecht'in asla kukuya dmedii diyalektik
materyalizm. Bu hakikat znde felsefidir ve Brecht'in didaktik di
yaloglarnn klavuz kiisi "filozoftur; diyalektik hakikat denen r
tk varsaym asndan sanatn gzetim altnda tutulmas sorumlu
luu ondadr. Ayrca Brecht bu bakmdan Stalinisttir tabii Stali-
nizmden anladmz ki zaten byle anlamak gerekir siyaset ile
diyalektik materyalist felsefenin bu kincisinin yarglama yetkisi al
tnda kaynatrlmas olduu takdirde. Ya da yle diyelim: Brecht'
in uygulad, Stalin enili bir Platonculuktur. Brecht'in nihai he
defi bir "diyalektiin dostlan cemiyeti/toplumu" yaratmakt; tiyat
ro da pek ok bakmdan byle bir topluma ulamann aracyd. "Ya-
banclatrma/mesafelendirme" (distanciation, Verfremdung) dedi
i ey ise tiyatronun eitsel amalarnn felsefe tarafndan "bilfiil"
gzetim altnda tutulmasna ilikin bir protokold. Grn kendi
kendisiyle mesafelendirmek gerekiyordu ki, o mesafede hakiki ola
nn d kaynakl nesnelliini gstermek mmkn olsun.
Son tahlilde, Brecht'in bykl Platon gibi var olan sa
natlar iyi ve kt diye snflandrmakla yetinmeyip, Platoncu (di
daktik) bir sanatn ikin kurallarn inatla aram olmasndadr. Brecht'
in "Aristotelesi olmayan" (yani: klasik olmayan ve sonuta Platon
cu olan) tiyatrosu, "sanatn tabi klnmas" denen dnmsel unsur
iinde birinci snf bir sanatsal bulutur. Platon'un anti-teatral dzen
lemelerini teatral olarak fiiliyata geirmitir Brecht. Sanat d kay
nakl hakikatin olanakl znelleme biimlerine odaklayarak yap
mtr bunu.
Kald ki epik boyutun nemi de buradan gelir. Zira epik, oyunun
SANAT VE FELSEFE 17

aralnda hakikat cesaretini tehir eden eydir. Brecht'e gre sanat


hibir hakikat retmez; sanat, hakiki olann varsaylmas sayesinde,
hakikat cesaretinin koullarnn aydnlatlmasdr. Sanat gzetim al
tnda bir korkaklk tedavisidir. Genel anlamda korkakln deil,
hakikat karsndaki korkakln tedavisi. Galileo figrnn merke-
zilii de phesiz bundandr bu oyunun Brecht'in sancl baya
pt olmas, "hakiki olann dsalln konu alan isel bir destan" ol-
ma diye tanmlanabilecek paradoksun kendi etrafnda dnp durdu
u bir yapt olmas da bundandr.
Heideggerci yorumbilgisinin romantik olduu da bence yeterin
ce ak. Grnte bu yorumbilgisi, airin syleyii ile dnrn
dnnn birbirinden ayrt edilemeyecek biimde i ie getii
ni gzler nne serer. Yine de stnlk airde kalr; zira dnr,
aresizliin doruunda tanrlarn kp gelecei duyurusundan, geri
dnecei vaadinden, varln tarihselliinin geriye-etkimeli (rtro
active) olarak aydnlatlmasndan baka bir ey deildir. air ise,
kendisini ilgilendiren ey uruna, Aklk'n rselenmi bekiliini
yapar dilin teninde.
Denebilir ki Heidegger, Nietzsche'nin "sanat-filozof'unu terse
katlayarak, dnr-air figrn ortaya karmtr. Ama bizim iin
nemli olan ve romantik emaya karakterini veren ey, sanatla fel
sefe arasnda dolamda olan hakikatin ayn hakikat olmasdr. Var
ln geri ekilmilii iir ile iirin yorumunun birlemesi zerinden
gelir dnceye. Yorumun yapt, iiri sonluluun sarsntsna tes
lim etmekten ibarettir; dnce sonlulukta varln geri ekilmili-
ine berraklk olarak bakarak katlanmaya alr. Dayanma iin
deki dnr ile air, szn kapanmnn aln szde ete kemie
brndrrler. Bu bakmdan iir, tam anlamyla benzersizdir.
Psikanaliz ise Aristotelesidir, mutlak anlamda klasiktir. Buna
kani olmak iin, Lacanm tiyatro ya da iir zerine, Freud'un resim
zerine denemelerini bir daha okumak yeter. Psikanalizde sanat, ar
zu nesnesinin ki aslmda simgeletirilemez tam da bir simgele
tirmenin doruunda bir eksilme olarak boy gstermesini tanzim
eden ey olarak dnlr. O biimsel atafatyla yapt, yitirilmi
nesnenin dile gelmez parltsnn yitip gitmesine neden olur; yitiril
mi nesne araclyla kendini yapta aan kimsenin bakn ya da
kulan kar konulamaz biimde emrine koar. Sanat yapt bir ak
18 BAKA BR ESTETK

tarm devreye sokar, nk zel ve etrefilli bir konfigrasyon


iinde, Simgesel'in Gerek tarafndan kemirilmesini, (arzunun ne
deni) objet a 'hm (simgeselin hzinesi) teki karsndaki dtanl-
m* tehir eder. Bu nedenle nihai etkisi, imgesel niteliini korur.
Bu durumda ben unu syleyeceim: Sanatla felsefenin birbiri
ne dmlenmesine ilikin retileri znde deiiklie uratma
m olan 20. yzyl, yine de bu retilere doymutur. Didaktizm, ta
rihte devlet tarafndan halka hizmet olarak icra edilen sanatla doy
gunlua ulat. Romantizm, Heideggerci dzenlemede yine da
ima tanrlarn dn varsaymna bal olan saf vaat adna bulu
nan ey neyse, onunla doygunlua ulat. Klasisizm de belli bir arzu
kuramnn tam olarak alp serpilmesinin salad benlik bilinciy
le doygunlua ulat: Nitekim psikanalizle sanat arasndaki ilikinin
her zaman iin aslnda psikanalize sunulmu bir hizmetten sanatn
sunduu bedava bir hizmetten baka bir ey olmad ynndeki
zararl (tabii sanatn "uygulamal psikanaliz" olduu serabna kapl
mamsak, zararl) kan da buradan gelmektedir.
emann bu ekilde doygunlua erimi olmas, bugn sz
konusu unsurlar arasndaki dmn bir bakma zlmesine, sa
nat ile felsefe arasndaki ban kopmasna ve ikisi arasnda dola
m olan eyin eitim temasnn tam anlamyla kne ne
den olmaktadr.
Dadaizmden sitasyonizme yzyln avangardlan, ada sana
tn gerekletirdii ilemlerin ieriine uygun birer isim olamam,
ada sanata elik eden birtakm deneylerden ibaret kalm, d
mlemeden ziyade temsil etme rol oynamlardr. Bu avangard-
lar, bir ara ema didaktik-romantik ema arayndan, umutsuz
ve istikrarsz bir araytan baka bir ey olamadlar. Sanata son ver
me arzularyla, sanatn yabanclamlm ve sahicilikten yoksun
luunu ifa etmeleriyle, pekl didaktiktiler. Sanatn mutlaklk ola
rak, kendi z ilemlerinin btnsel bilinci olarak, kendi kendinin
dolaysz biimde okunabilir hakikati olarak yeniden domas ge
rektii eklindeki inanlaryla da bir o kadar romantiktiler. Didak

* Extimite: Lacan'm bir neolojizmi; intime'in ("iten, samimi, mahrem") jn'ini


ex olarak terse eviriyor, -.n.
SANAT VE FELSEFE 19

tik-romantik bir ema nerisi olarak ya da yaratc ykmn mutlak-


l olarak dnlen bu avangard deneyler, her eyden nce klasik
kartydlar.
Avangardlann karlarna kan snr, ne didaktik emann ne de
romantik emann ada biimleriyle kalc bir ittifak kuramam
olmalar oldu. Ampirik olarak: Breton'un ve srrealistlerin kom
nizmi alegorik kald tpk Marinetti'nin ve ftristlerin faizmi
gibi. Avangardlar, klasik kart birleik bir cephe olmay ki bi
linli hedefleri buydu baaramadlar. Devrimci didaktizm roman
tik yanlarndan dolay mahkm etti onlan: Topyekn ykmn ve hi
yoktan var edilmi benlik bilincinin goizmi, geni apl eylemler
de bulunmaktan ciz olmalar, kk gruplara blnm olmalar
nedeniyle. Yorumbilgisel romantizm ise didaktik yanlan dolaysyla
mahkm etti onlan: Devrimcilie yakmlklan, entelektalizmleri,
devleti horgrmeleri dolaysyla. En nemlisi de, avangardlann di-
daktizminin ayrt edici zelliinin estetik iradecilik olmas nedeniy
le. rade ise, bilindii gibi, Heidegger'e gre ada nihilizmin son
znel figrdr.
Bugn avangardlar kalmad artk. Son aamada genel durum u:
Miras alnm emann doygunlua ulamas, 20. yzylda de
nenmi tek ema olan didaktik-romantik emann ki aslnda sen
tetik bir emayd bu her trl etkisinin kapan.

Baka Bir Estetik belli bir tez etrafndaki bir dizi eitlemeden iba
rettir. Tezi yle ifade edebiliriz: Bir doygunluk ve bir kapanm du
rumu olduu gz nne alnrsa, yeni bir ema, yani felsefe ile sa
nat arasnda bir drdnc dmlenme tarz nermeye almak
gerekir.
Aratrma yntemi nce negatif olacak: Miras alnm ema
da didaktik, romantik, klasik ortak olan ve bugn kurtulmamz
gereken neler var? Sanyorum ki emada da "ortak" olan ey, sa
nat ve hakikat ilikisiyle ilgili.
Bu ilikinin kategorileri ikinlik ve tekilliktir. "kinlik u soru
ya gnderecektir: Hakikat, yaptlarn sanatsal etkisine gerekten i
sel midir? Yoksa sanat yapt dsal bir hakikatin hepi topu arac m
dr? "Tekillik" ise baka bir soruya gnderecektir: Sanatn tanklk
20 BAKA BR ESTETK

ettii hakikat mutlak anlamda sanata has mdr? Yoksa eser reten
dncenin baka sylem trlerinde de dolama girebilir mi?
imdi, ne gryoruz? Romantik emada hakikatin sanatla iliki
sinin sahiden de ikin olduunu (sanat deamn sonlu nzuln te
hir eder), ama tekil olmadn (zira burada Hakikat sz konusudur
ve dnrn dn airin syleyiinin fa ettiinden baka hi
bir eye uyum gstermez). Didaktizmde ise iliki kesinlikle tekildir
(yalnz sanat grn biiminde bir hakikat sergileyebilir), ama i
kin deildir, zira hakikatin konumu kesin bir biimde dsaldr. Ve
son olarak klasisizmde sz konusu olan hakikat, geree-benzerlik
kategorisi erevesinde hakikatin imgesele tkt eyden ibarettir.
Miras aldmz bu emalarda, sanatsal yaptlarn hakikatle ili
kisi asla hem tekil hem ikin olamamaktadr.
yleyse bu ezamanlln olumlanmas gerek. yle de syle
yebiliriz: Sanat bizzat bir hakikat usuldr. Ya da: Sanatn kimlii
nin felsefi olarak belirlenmesi, hakikat kategorisi kapsamna giren
bir itir. Sanat bir dnmedir, bu dnmenin yaptlar Gerek'tir
(etki deil). Ve bu dnme, ya da etkinletirdii hakikatler, baka
hakikatlere ister bilimsel, ister siyasal, ister aka ilikin hakikat
ler olsun indirgenemez. Bu ayn zamanda u anlama gelecektir:
Tekil dnme olarak sanat felsefeye indirgenemez.
kinlik: Sanat bol bol yaratt hakikatlerle birebir e-yaylm-
ldr (coextensif).
Tekillik: Bu hakikatler sanattan baka hibir yerde verili deildir.
Peki byle bir grte, dmn nc unsuru, yani sanatn
eitsel ilevi ne olmaktadr? Sanatn eitici olmasnn ok basit bir
nedeni vardr, o da hakikatler retiyor olmas; "eitim"le kastedilen
de (baskc ya da sapm dzenlemeler dnda) hibir zaman undan
baka bir ey olmamtr: Bilgileri herhangi bir hakikatin onlarda bir
gedik aabilecei biimde dzenlemek.
Sanatn eitim vermekteki yegne amac da kendi varoluudur.
Mesele bu varolula karlamaktan ibarettir, yani bir dnmeyi
dnmekten.
Buradan itibaren felsefenin, her trl hakikat usulyle olduu
gibi sanatla da ilikisi, sanat olduu gibi gstermekten ibarettir. Ni
tekim felsefe, hakikatlerle karlamalarn aracsdr, hakiki olann
patandr. Nasl ki gzellik, hibir biimde patanda deil,
SANAT VE FELSEFE 21

karlalan kadnda olmalysa, hakikatler de aynen yle sanatsal,


bilimsel, aki ya da siyasaldr, felsef deil.
O zaman btn mesele, sanatsal srecin tekilliine, yani bu s
reci szgelimi bilimden ya da siyasetten ayran indirgenemez fark
ll temellendiren eye odaklanmaktadr.
Bariz basitlii, hatta neredeyse safdilliinin altnda, sanatn i
kin, tekil, nevi ahsna mnhasr bir hakikat usul olduu eklinde
ki bu tezin, gerekten de mutlak olarak yeniliki bir felsefi nerme
olduunu grmek gerek. Bu tezden kan sonularn byk ksm
nn hl st rtl; tezin kendisi de hatr saylr bir yeniden for
mle etme almasn gerektiriyor. Bu durumun semptomlarndan
birini, rnein Deleuze'n Hegelci "dea'nm duyumsanabilir for
mu" eklindeki sanat motifiyle paradoksal bir sreklilik iinde kala
rak, sanat bizatihi duyumsanabilirin (duygu, alg) tarafna yerle
tirmesinde grmekteyiz. Deleuze bylelikle, dnme olarak sana
tn asl ereini yine btnyle grnmez brakan bir ayrma kiplii
uyarnca, sanat (yalnzca kavramlar icat etmeye yazgl olan) felse
feden koparmaktadr. Sorun u ki, hakikat kategorisini bu meseleye
katmakszn sanat, bilim ve felsefe arasndaki farkllamann ze
rinde iledii ikinlik dzlemi kurulamayacaktr.
Bana yle geliyor ki, asl zorluk u noktayla ilgili: Sanat haki
katlerin ikin retimi olarak dnmeye giritiimizde, "sanat" ad
verilen eyin ilgili birimi ne olur? Sanat yapt, yani bir yaptn te
killii mi? Yoksa yazar, yaratc m? Yoksa baka bir ey mi?
Sorunun z, gerekte sonsuz ile sonlu arasndaki iliki soru
nuyla balantl. Bir hakikat, sonsuz bir okluktur (multiplicit).
Burada bu noktay baka yerde yaptm gibi kantlayarak or
taya koyamam. yle diyelim: Romantik emay benimsemi olan
lar bunu gayet iyi grm, ama sonluluun estetik diyagramnda,
yani sanaty dea'nm sa's olarak gren tasavvur iinde derhal ip
tal etmilerdi keiflerini. Ya da daha kavramsal olmak gerekirse: Bir
hakikatin sonsuzluu, sz konusu hakikatin yerleik bilgilerle basit
ve saf zdelikten syrlmasn salayan eydir.
Oysa bir sanat yapt z itibariyle sonludur. Hem de anlam
da sonludur. lk olarak, kendini meknda ve/veya zamanda sonlu
bir nesnellik olarak tehir eder. kincisi, Greklere zg bir tamam-
lanmlk ilkesine tabidir daima: Kendi snrn doldurarak devinir,
22 BAKA BR ESTETK

kdir olduu mkemmeliyetin tmn kullandn gsterir. Son


olarak ve zellikle, kendi sonuna ilikin soruyu kendi iinde arat
rr; sanat yaptnn sonluluunun en ikna edici sreci bizzat kendisi
dir. Kald ki hibir noktada ikame edilemez olmasnn nedeni de bu-
dur (onu hakiki/doru olann treyimsel sonsuzundan ayran bir
baka zellik): Bir kez kendi ikin sonuna "brakld" m, artk son
suza kadar ne ise o olacaktr; ona yaplacak herhangi bir rtu ya da
deiiklik ya zsellikten yoksun ve beyhude ya da ykc olacaktr.
Dorusu, sanat yaptnn var olan tek sonlu ey olduunu bile sa
vunabilirim. Yani sanatn sonluluk yaratm olduunu. Yani dzen
lemesini kendi sunumunun sonlu kesiti iinde/araclyla tehir
eden ve masaya pey olarak kendi snrlln sren isel olarak son
lu bir okluun yaratm.
yleyse, yaptn hakikat olduu savunuluyorsa, yaptn sonsuz-
hakiki olann sonlulua nzul olduu da savunulmaldr. Ama son
suzun sonluya nzul, sanat ete kemie brnme olarak dnen
romantik emann zn oluturur. Bu emann Deleuze'de de var
ln srdrdn grmek arpc; Deleuze'e gre sanatn kaotik
sonsuzla ilikisi, tam da bu kaotik olan sonlunun iine kurduu iin,
baka her ilikiden daha sadk bir ilikidir.
Ne klasik, ne romantik, ne de didaktik olacak bir felsefe-sanat
dm emas nerme arzusu, en azndan sanatn kdir olduu ha
kikatler balamnda yaplacak bir incelemede yaptn ilgili birim sa
ylmasyla badamyor gibi durmaktadr.
stelik buna eklenen bir zorluk daha var: Her hakikatin kayna
nda bir olay vardr. Bu sav da aksiyom olarak brakyorum. y
le diyelim: Hibir ey olup bitmiyorsa, "meydandan baka hibir
ey meydana gelmediyse" (rien n'a eu lieu que le lieu), herhangi bir
eyin icat edilebileceini hayal etmek bounadr (ve her hakikat bir
icattr). Zira o zaman, "dehaya dayal" ya da idealist bir icat kavra
mna geri dnlr. Bizi megul etmesi gereken sorun, yaptn hem
bir hakikat hem de bu hakikate kaynaklk eden olay olduunu sy
lemenin olanaksz olmasdr. Sanat yaptnn yapdan ziyade olaysal
tekillik olarak dnlmesi gerektii ok sk savunulur. Ama olay
ile hakikatin her tr kaynamas bizi "sevi" (christique) bir hakikat
grne geri gtrecektir, nk bu durumda bir hakikat hakikatin
olay olarak tecellisinden baka bir ey olamayacaktr.
SANAT VE FELSEFE 23

zlenmesi gereken yol birka nermeyle erevelenebilir.


Genel kural olarak, yapt bir olay deildir. Yapt sanatn bir
olgusudur, sanat denen usuln dokusunu meydana getiren eydir.
Yapt bir hakikat de deildir. Bir hakikat bir olay tarafndan
balatlan sanatsal bir usuldr. Bu usul yalnzca yaptlardan oluur.
Ama hibir yaptta kendini sonsuzluk olarak aa vurmaz.
yleyse yapt, bir hakikatin yerel mercii (instance locale), diferan
siyel noktasdr.
Sanatsal usuln bu diferansiyel noktasna sanatn znesi di
yeceiz. Bir yapt, ele alman sanatsal usuln ya da yaptn ait oldu
u sanatsal usuln znesidir. Bir baka deyile: Bir sanat yapt bir
sanatsal hakikatin zne noktalarndan biridir.
Bir hakikatin yaptlardan baka varl yoktur; hakikat yapt
larn treyimsel (sonsuz) bir okluudur. Ama bu yaptlar bir sanat
sal hakikatin varln yalnzca art arda meydana gelilerinin rast-
lantsallna bal kalarak dokur.
u da sylenebilir: Bir yapt yerel olarak fiiliyata geirdii ya
da sonlu bir fragman olduu hakikat zerine olay mahallinde yap
lan bir soruturmadr.
Bylelikle, yapt bir yenilik ilkesine tabidir. Zira bir sorutur
ma, meydana gelmemi bir soruturma olarak, bir hakikatin dokusu
nun emsali grlmemi bir zne noktas olarak, gerek bir sanat ya
pt olarak geriye-etkimeli biimde geerlilik kazanr.
Yaptlar, bir sanatsal konfgrasyonun basksn (contrainte)
tesis eden olay-sonras boyutta, bir hakikat olutururlar. Son olarak
bir hakikat, bir olay tarafndan balatlm (bir olay genellikle bir
yaptlar grubudur, yaptlardan oluan tekil bir okluktur) ve bu ola
yn zne noktalan biiminde rastlant sonucu kvrmlar alm bir
sanatsal konfigrasyondur.

yleyse ikin ve tekil bir hakikat olarak sanata ait olan dnmenin
ilgili birimi, sonu olarak yapt ya da yazar deil, (genellikle nce
ki bir konfigrasyonu geersiz klan) bir olaysal kopuun balatt
sanatsal konfigrasyondur. Bir treyimsel okluk olan bu konfg-
rasyonun ne zel ad, ne sonlu kontr, hatta ne de tek bir yklem
altnda toplanma olana vardr. Konfigrasyonu tketmek mm
kn deildir, ancak noksan bir biimde betimlemek mmkndr.
24 BAKA BR ESTETK

Bu konfigrasyon sanatsal bir hakikattir ve hakikatin hakikati ol


madn herkes bilir. Genelde soyut kavramlarla tarif edilir (fig-
rasyon, tonalite, trajedi...).

"Sanatsal konfgrasyon"dan tam olarak ne anlamak gerek?


Konfigrasyon ne bir sanattr, ne bir sanat tr, ne bir sanatn ta
rihinin "nesnel" bir dnemi, ne de "teknik" bir dzenektir. Konfig
rasyon saptanabilir, olaysal olarak balatlm, gcl olarak sonsuz
bir yaptlar kompleksinden olumu bir sekanstr; bu sekansn, sz
konusu sanata kesin ikinliiyle, bu sanatn bir hakikatini rettii,
bir sanat-hakikat rettii sylenebilir. Konfgrasyonun hangi an
lamda hakikat kategorisi tarafndan kavranabildiim gsterecek ol
mas anlamnda, felsefe bu konfgrasyonun izini tayacaktr. Ayr
ca, tersinden baklacak olursa, hakikat kategorisinin felsefi montaj
da zamann sanatsal konfigrasyonlan tarafndan tekilletirilecek-
tir. Dolaysyla, bir konfgrasyonun ounlukla sanatn fiili sreci
ile sanat kavrayan felsefelerin birbirine eklemlendii yerde d-
nlebildii dorudur.
rnek olarak Platon'dan Aristoteles'e ya da Nietzsche'ye kadar
defalarca konfigrasyon olarak kavranm olan Grek trajedisini ala
lm. Balatc olayn ad "Aiskhylos"tur; ama her olaysal ad gibi bu
ad da arkl iirin nceki durumunda bulunan merkezi bir boluun
ifadesidir daha ok. Euripides'le birlikte konfigrasyonun doygun
lua ulat biliniyor. Mzikten verebileceimiz rnek, tonal sis
temden ziyade, Charles Rosen'in bahsettii anlamda, Haydn ile Be
ethoven arasnda saptanabilen bir sekans olarak klasik sluptur. Ro
mann da Cervantes'ten Joyce'a kadar dzyaz konfigrasyonunun
adlarndan biri olduunu syleyeceiz phesiz.
una dikkat etmeliyiz ki, bir konfigrasyonun doygunlua ula
mas (anlatsal roman Joyce dolaylarnda, klasik slup Beethoven
dolaylarnda, vb.) hibir biimde konfigrasyonun sonlu bir okluk
olduu anlamna gelmez. Zira konfigrasyonu ieriden snrlayan
ya da kendi sonuna maruz brakan hibir ey yoktur. zel adlarn
nadirlii ve sekansn ksal, herhangi bir sonucu olmayan ampirik
verilerdir. Kald ki konfigrasyonun anlaml rnekleri olarak ya da
treyimsel gzerghnn "arpc" zne noktalan olarak elde tutulan
SANAT VE FELSEFE 25

zel adlarn tesinde, gerekte daima gcl olarak sonsuz sayda


minr, grmezden gelinen, fazladan vb. zne noktas vardr ki, bun
lar varln sanatsal konfigrasyonun meydana getirdii ikin ha
kikatin de paralandr. Elbette, konfigrasyonun artk netlikle alg
lanabilir yaptlara ya da kendi hakknda belirleyici nitelikte soru
turmalara meydan vermedii olur. Konfigrasyonun hesaplanamaz
bir olay tarafndan, yeni bir konfigrasyonun basklan uyannca, ge
riye dnk olarak geersiz gsterildii de olur. Ama bu durumlann
hepsinde maddesini oluturan yaptlann aksine bir konfigrasyon-
hakikat isel olarak sonsuzdur. Bu da aka, konfigrasyonun hi
bir doruk noktas, hibir son aama tanmad anlamna gelir. Kal
d ki belirsizlik dnemlerinde konfigrasyonun yeniden kavranma
s ya da yeni bir olayn adlandnlmasmda yeniden eklemlenmesi her
zaman iin mmkndr.
Bir konfigrasyonun "dnlebilir" diye niteleyebileceimiz
aa kanlnn genellikle felsefenin kylannda gerekleiyor
olmasndan nk felsefe tekil hakikat olan ve dolaysyla sonsuz
konfgrasyon olarak tanzim edilen sanatn kouluna tabidir zel
likle kanlmamas gereken bir sonu varsa, o da sanat dnme
grevinin felsefeye dt sonucudur. Aslnda bir konfgrasyon
kendisini oluturan yaptlarda kendi kendini dnr. Zira, unut
mayalm ki, bir yapt konfigrasyonla ilgili icat amal bir sorutur
madr, dolaysyla konfigrasyonun (sonsuz tamamlanml var
saymyla) alaca dnme biimini dnen bir soruturmadr.
Daha dorusu: Konfgrasyon, kendisini ezamanl ve yerel olarak
oluturan, geleceini izen ve zamansal erisini geriye-etkimeli
olarak yanstan bir soruturma deneyimi iinde dnlr. Bu bak
asndan, yaptlann "hakikatteki" konfgrasyonu olan sanatn, her
noktada, tekabl ettii dnme'nin dnlmesi olduunu savun
mak gerekir.
O halde bize katmanl bir sorun miras kalmaktadr:
ada konfgrasyonlar nelerdir?
Bylelikle sanatn kouluna tabi felsefenin durumu nedir?
Eitim temas bunlann neresindedir?

Birinci noktay bir yana brakacaz. Sanat konu alan btn ada
dnce, yzyla damga vurmu sanatsal konfgrasyonlar hakkn
26 BAKA BR ESTETK

da dizisel mzik, romanesk dzyaz, airler a, figrasyondan


kopu, vb. heyecan verici olan birtakm soruturmalarla doludur
ou zaman.
kinci noktayla ilgili olarak elimden tek bir ey geliyor, o da ken
di inanlarm yeniden ifade etmek: Felsefe, daha dorusu bir felse
fe, daima bir hakikat kategorisinin gelitirilmesidir. Felsefe kendi
bana hibir fiili hakikat retmez. Hakikatleri kavrar, gsterir, sergi
ler; hakikat diye bir eyin olduunu dile getirir. Bunu yaparken, za
man ebediyete doru dndrr, zira her hakikat, treyimsel sonsuz
luk sfatyla, ebedidir. Nihayet, ayr ayr hakikatleri birlikte-mm-
kn klar ve bundan dolay, iinde iledii zamann ne olduunu o
zaman ierisinde ortaya kan hakikatlerin zaman olduunu sze
dker.
nc nokta hakknda u hatrlanmaldr: Eitim ancak haki
katler ile eitim olarak var olur. Kendini srekli hatrlatan sorun u
ki hakikat diye bir ey vardr; olmasayd zaten felsefi hakikat kate
gorisi bombo kalr, felsefe edimi de kl krk yaran akademik tart
malardan ibaret olurdu.
Bu "var", hakikatler reten sanata, ve bu hakikatlerin var olma
lar kouluyla onlar gstermek gibi ok zor bir dev ve hedefi olan
felsefeye ortak bir sorumlulua delalet eder. Hakikatleri gstermek
znde u demektir: onlar kandan ayrt etmek. yle ki bugnn
sorusu u sorudan baka bir ey deildir: Kandan baka bir ey var
m? Yani kkrtmay mazur grn (ya da grmeyin), "demokrasi"le-
rimizden baka bir ey?
Ben de dahil biroumuz, "Evet," diye yantlyoruz. Evet, sanat
sal konfigrasyonlar var, onlarn dnen zneleri olan yaptlar var,
btn bunlar kamdan ayrmak iin felsefe var. Zamanmz, onca
vnd demokrasiden ok daha iyisine layk aslnda.
Okurda bu inanc beslemek iin, ncelikle sanatlarla ilgili bir
ka felsefi kimlik saptamasna gideceiz. iir, tiyatro, sinema ve
dans vesile olacak buna.
2

Bir iir Nedir ve


Felsefe iir Hakknda Ne Dnr?

DEVLET'N 10. kitabnda yer alan iir sanatyla (posie) ilgili radikal
eletiri, Platon'un dea felsefesinin kendine has snrlarm m aa
vurmaktadr? Yoksa, bizatihi felsefenin, "felsefe olarak" felsefenin,
kurucu jestlerinden biri midir ve bu ekilde felsefenin en batan iti
baren iirle (pom e ) badamayacak bir ey olduunu mu aa
vurmaktadr?
Tartmann yavanlamamas iin, Platon'un iirle ilgili jestinin
kendi gznde ikincil nitelikte ya da polemik amal olmadn
kavramak nemlidir. Gerekten canalc nemde bir jesttir bu. Pla
ton hi tereddt etmeden ilan eder: "Az nce ilkesini belirlediimiz
kent-devlet, en ok da iire kar aldmz nlemler sayesinde, kent-
devletlerin en iyisidir."
Bu olaanst ifadedeki keskin yann mutlaka korunmas gerek.
Laf dolandrmadan syledii udur: "Siyasal ilkenin ls" ile
vini gren ey, iirin dlanmasdr. Ya da en azndan, Platonun iir
sel olann "taklit boyutu" diye adlandrd eyin dlanmas. Haki
ki siyasetin yazgs, iire ynelik tavrnn salamlna baldr.
Peki nedir hakiki siyaset, nedir iyi temellendirilmi politeia (kent-
devlet)? Felsefenin ta kendisi dncenin, kolektif varoluu, ya
ni insanlarn bir araya gelmi okluunu smsk kavramasn sala
yabildii srece felsefe. yle diyelim: Politeia kendi ikin hakika
tine varm topluluktur. Ya da dnce denen mihenk tana vurula-
bilen topluluk.
28 BAKA BR ESTETK

yleyse, Platon'un yolundan gidecek olursak, unu ne srmek


gerekecektir: Bir araya gelmi insanln ad olan kent-devlet, an
cak kent-devlet kavram iirden korunabildii takdirde dnlebi
lir. Kent-devletin kendini dnceye amas iin, kolektif znellii
iirin gl cazibesinden korumak arttr. Ya da: Kolektif znellik
"iirselletirildii" takdirde dnceden de eksiltilmi olur, dn
ceye bigne kalr.
Bildik yorum ki Platon'un metni byk lde izin verir bu
yoruma udur: dea'dan iki kat uzak bir konumda (birincil taklit
olan duyumsanabilir'in ikincil taklidi) bulunan iir en yksek ilkeye
her trden eriimi engeller; oysa kolektif olann hakikatinin kendi
akmlma ulamas bu ilkeye baldr. Demek ki airlerin kovulma
s protokol, iir sanatnn takliti doasndan ileri gelmekteydi. i
iri yasaklamak ile mimesis' i eletirmek ayn eydi.
Oysa bana yle geliyor ki bu yorum Platon'un metnindeki idde
tin seviyesine kamyor. Platon bu iddetin bizzat kendisine ynel
tilmi bir iddet olduunu, iirin tam da kendi ruhu zerinde uygu
lad engellenemez gce yneltilmi olduunu gizlemez. Taklidin
makul eletirisi, kiinin byle bir gcn etkilerini kendinden skp
atmas gerekliliini temellendiremez tam anlamyla.
Bir kere sorunun kaynann mimesis olmadn ifade edelim.
Kent-devleti dnebilmek iin iirsel syleyii sekteye uratma
nn gerekli olmas, mimesis' in ncesinde kurucu nitelikte bir yanl
anlamann olmasn gerektirir.
yle grnyor ki, felsefenin dnd biimiyle dnce ile
iir arasndaki uyumsuzluk ve uyumazlk, imgeler ve taklitle ilgili
olan uyumsuzluktan ok daha kkl ve ok daha eskidir.
Platon da "eskidir felsefe ile iir sanatnn uyumazl" (palaia
tis diafora filosofa te kai poietike) diye yazdnda, yle sanyorum
ki, bu eski ve derin uyumazla deiniyordu.
Bu uyumazln eskilii belli ki dnmeyle, dnmenin kim
liinin saptanmas ile ilgilidir.
iir sanat, dnme'de neyin karsna koyar kendini? Doru
dan doruya idrak'in (l'intellect), nous'xm, fikirlerin sezinlenmesi-
nin karsna deil. Kavranabilir olann (l'intelligible) en yksek bi
imi olan diyalektiin karsna da deil. Platon bu noktada ok net
tir: iirin yasaklad ey, gidimli (discursive) dnmedir, dianoia'
BR R NEDR 29

dr. iir, der Platon, "dinleyenlerdeki gidimlilii mahveder". Diano-


ia kateden dnmedir, balant kuran ve karm yapan dnme.
iir ise, olumlama ve hazzetmedir; katetmez, eikte durur. iir ku
rala balanm ama deil; adaktr, yasasz nerme ve sunudur.
Bu yzden Platon diyecektir ki, iire kar alnacak asl nlem
"l, say ve tartm"dr. Ruhun iirsel olmayan ksm, "hesaplayan
logos'un emeidir", ton logistikon ergon. Ayrca yle diyecektir:
Teatral iirde haz ve ac ilkesi, yasa ve logos'&stn gelir.
Dianoia'nn, yani balant kuran ve kateden dnmenin, yasa
ya tabi bir logos olan dnmenin bir paradigmas vardr: matema
tik. yleyse iirin dnme'de kendisini neyin karsna koyduu
konusunda unu savunabiliriz: iir tam da matematiksel kopuun,
matheme'in* kavranabilir gcnn dnme zerinde sahip olduu
yarglama yetkisine kardr.
Son tahlilde kurucu kartlk udur: Felsefe ancak iirin otorite
sinin yerine matheme'in otoritesini koymak kouluyla balayabilir
ve siyasal Gerei ele geirebilir.
Matheme ile iir arasndaki bu kartln derininde yatan motif
iki katmanldr.
Bir yandan ve daha bariz olan yandr bu iir hl imgenin,
yani deneyimin dolaysz tekilliinin klesidir. Oysa matheme saf fi
kirden yola kar ve sonrasnda tmdengelimden baka hibir eye
yaslamaz srtn. Bu da demek oluyor ki, iir ile duyumsanabilir de
neyim arasndaki ba, dili duyumsamann snrlaryla kar karya
getiren kirli/katm bir badr. Bu bak asndan, iire ait bir d
nmenin gerekten var olduu, bir baka deyile iirin dnd,
her zaman iin phelidir.
Platon'a gre pheli bir dnce, dnce-olmayan'dan ayrt
edilemeyen bir dnce, nedir peki? Sofizmdir. iir gerekte sofiz
min ba ibirlikisi olabilir pekl. Nitekim Protagoras diyalou da
bunu dndrr. Zira Protagoras, air Simonides'in otoritesi ardna
saklanarak unu ilan eder: "Bir erkein eitiminde en nemli nokta,
iir konusunda yetkin olmasdr."

* Mathme'. "birim" anlam veren sonek -me ile retilmi bir baka Lacan ne-
olojizmi: posie'den ("genel anlamda iir/iir sanat) pom e ("bir iir/manzume")
ya da thorie'den thorme gibi, mathesis'ten mathme. -.n.
30 BAKA BR ESTETK

O halde filozof iin matematik ne ise sofist iin de iir sanat


odur, denebilir. Bu durumda felsefeyi hazrlayan disiplinlerdeki
mathme ile iir (pome) kartl, felsefenin kendini sylemsel
ikizinden, kendisine benzeyenden ve bu benzerlik sayesinde felse
fenin dnme edimini yozlatran eyden sofizmden ayrma
yolunda sarf ettii dur durak bilmeyen abaya destek verecektir. i
ir, tpk sofist gibi, kendini olanakl bir dncenin dilsel gc iin
de sunan bir dnce-olmayan olacaktr. Bu gc sekteye uratmak
da mathme'in grevi olacaktr.
Ama dier yandan ve daha derinde bir iir dnmesinin var
olduu, ya da iirin bir dnme olduu varsaylsa bile, bu dn
me duyumsanabilir olandan aynlamaz, dnme olarak ayrt edil
mesi ya da ayrlmas mmkn olmayan bir dnmedir. yle diye
lim: iir, dnlemez bir dnmedir. Matematik ise kendini do
laysz biimde dnme olarak ifade eden, tam da yalnzca dn
lebilir olduu lde var olan bir dnmedir.
O halde u da ileri srlebilir: Felsefe iin iir sanat dnme
olmayan, dnlebilir bile olmayan bir dnmedir. Ama zaten fel
sefenin meselesi dnmeyi dnmektir; dnmeyi, dnmenin
dnlmesi olarak saptamaktr. yleyse felsefe mathme'in gidim-
li dolaylamalarna yaslanarak, her trl dolaysz dnmeyi kendi
alanndan dlamaldr.
"Geometri bilmeyen buraya girmesin": Platon dncenin belir
tik prosedr sfatyla ya da kendini ancak dnme olarak sergile-
yebilen dnme sfatyla matematii n kapdan ieri alr. Hal by
le olunca iir sanat da gzden uzak merdivenlerden dar kmak
zorundadr. O iir sanat ki Parmenides'in duyurusunda da Heraklei-
tos'un cmlelerinde de, bir bakma her yerde mevcuttur mevcut ol
masna ama, felsefi ilevi andrmaktadr; nk iir sanatnda d
nme belirtik olmama hakkn tanmaktadr kendine; gcn d
nme olarak tezahr eden dnmeden deil dilden alan eyi kendi
hakk saymaktadr.
Ama bu arada, dildeki mathme'in effafl ile iirin metafor-
dan ileri gelen karanl arasndaki kartlk, korkutucu sorunlar
karmaktadr biz modemlere.
Zaten Platon bile sonuna kadar bal kalamaz mathme'i terfi et
tirip iire kapy gsteren bu dstura. Kalamaz, nk dianoia'mn,
BR R NEDR 31

yani gidimli dncenin snrlarn kendisi de fark eder. En stn il


ke, yani Bir ya da yi sz konusu olduunda Platon, epekeina tes ou-
sias (yani "tzn tesinde") olduumuzu, dolaysyla dea'nm sun
duu dilimde grnen her eyin uzanda olduumuzu kabul etmek
zorunda kalr. Bu en stn ilkenin dncede veriliine, yani olan'm
0tant) tesindeki varln dncede veriliine hibir dianoia'mn
nfuz edemediini itiraf etmek zorunda kalr. Kendisi de, szgelimi
gne gibi imgelere, "saygnlk" ya da "gllk" gibi metaforlara,
ller krallndan geri gelen Pamphylia'l Armenios olu Er gibi
mitoslara bavurmaktan baka are bulamaz. Ksacas: Tam da me
sele dnmenin dnlebilir olann ilkesine almas olduunda,
yani dnmenin kendisini dnme olarak tesis eden eyi kavrayp
derinlerine dalmas gerekince, u ie bakn, Platon'un kendisi kalkp
dili iirsel syleyiin gcne tabi klmaktadr.
Ama biz modemlerin nasl olup da iir ile mathme arasndaki
dilsel mesafeye katlandmza baktmzda, yolumuzun bir Grekin-
kinden ok farkl olduu grlyor.
Her eyden nce, biz yalnz iirin Say'ya neler borlu olduu
nun deil, iirin kavranabilir olana ne kadar yatkn olduunun da ta
mamyla farkndayz.
Bu konuda Mallarm ok iyi bir rnek oluturuyor: iirsel zar
atmnn meselesi pekl, "baka bir say olamayacak olan biricik
say" adn verdii "yldz kkenli" eyin belirivermesidir. iir zo
runluluun ideal rejimine tabidir, duyumsanabilir arzuyu deann
rastlantsal beliriine tabi klar. iir dnmenin bir devidir:

Gloire du long dsir, Ides


Tout en moi s'exaltait de voir
La famille des irides
Surgir ce nouveau devoir.

Uzun zlemin an, dealar


imdeki her ey yceldi
Grnce ssengillerin
Bu yeni deve doru uzandn.

Dahas, bizzat modem iir kendi kimliini "dnme/dnce" ola


rak saptamaktadr. Modem iir yalnzca dilin bedeninde sunulmu
32 BAKA BR ESTETK

bir dnmenin fiili varoluu deil, bu dnmenin dnlmesini


salayan ilemlerin toplamdr ayn zamanda. Byk iirsel mecaz
lar ister Mallarm'deki Takmyldz, Mezar ya da Kuu sz konu
su olsun; ister Rimbaud'daki sa, i, ya da Cehennemi E rasge
le metaforlar deildir. Bu mecazlar, tutarl bir dzenek (dispositif)
kurar ve iir bu dzenek iinde bir dnce rejiminin duyumsanabi-
lir sunumunu hazrlar: Mallarm'de eksiltme ve yaltma, Rimbaud'
da mevcut klma (prsence) ve kesintiye uratma.
Sylediklerimin simetrii olarak, biz modemler unu da biliyo
ruz ki, oklu-varln konfigrasyonlann dorudan doruya d
nen matematii, lsn kendi kendine veremeyecei bir babo
luk ve arlk ilkesi katetmektedir. Cantor'un, Gdel'in, Cohen'in b
yk teoremleri mathme'in kmazlarna birer mim koymutu bu yz
ylda. Kme aksiyomatii ile kategorik betimleme arasndaki uyu
mazlk, matematiksel ontolojiyi yle dnce seeneklerine mec
bur brakmaktadr ki, hibir saf matematiksel buyruk bu seimi bir
kurala balayamamaktadr.
iir tekabl ettii dnmenin iirsel dnmesine eritii hal
de, mathme kendini bir kr nokta (point de fuite) etrafnda kurmak
ta, mathme'in Gerei, o noktada biimselletirme abalannn k
mazna saplanp kalmaktadr.
yle diyebiliriz: Modernlik grnte iiri idealize etmekte, mat
hme ise sofstikeletirmektedir. Bu yolla da Platoncu yargy tepe
taklak etmektedir stelik Nietzsche'nin "tm deerlerin tmden-
deerlendirilmesi" suretiyle yapmak istediinden daha kesin bir bi
imde.
Bu tepe taklak olu, felsefe ile iir arasndaki ilikide canalc bir
yer deitirmeye neden olur.
Zira byle bir iliki artk duyumsanabilir ile kavranabilir, ya da
gzel ile iyi, ya da imge ile dea kartl zerine kurulamaz. Du
yumsanabilir olan kendini ne kadar iir fikrinin sregelen ciz nos
taljisi diye sunarsa, modem iir de dea'nm duyumsanabilir biimi
olmaktan o kadar uzak kalr. Mallarm'nin Bir Kr Tanrsnn le
den Sonras'nda, monolog yapan "kii", grd ehvetli ryann do
ada, duyumsanabilir manzarada muhtemel bir izinin olup olmad
n sorar kendine. Su, arzu edilen kadnlardan birinin soukluuna
delil deil midir? Rzgr, tekinin ehvetli iekilerini anmsatmaz
BR R NEDR 33

m? Ama bu varsaym bir kenara braklr, nk sanatn su ve rz


gr fikirlerini artrma gcyle karlatrlnca su ve rzgr bir
hitir:

le matin frais s'il lutte,


Ne murmure point d'eau que ne verse ma flte
Au bosquet arros daccords; et le seul vent
Hors des deux tuyeauxprompt s'exhaler avant
Quil disperse le son dans une pluie aride.
C'est, l'horison pas remu d'une ride,
Le visible et serein souffle artificiel
De l'inspiration, qui regagne le ciel.

[Boarak scaklara] serin sabah kar koyarsa eer,


Hi mrldanan su yok, akorlarla sulanm
Aala fltmden dklenden baka;
orak yamura sesi samadan nce
flenmeye hazr iki boru dnda tek rzgr da,
En kk bir krn zedelemedii ufukta
Ge yeniden ykselen grnr ve dingin,
Yapay soluudur esinin.

iir, yapayln grnrl ki ayn zamanda iirsel dnmenin


dncesidir bu sayesinde, duyumsanabilir olann kdir olduu
eyi gcl olarak amaktadr. Modem iir mimesis'in zdddr. Nes
nesi ve nesnellii birer solgun kopyadan ibaret olan bir dea'y te
hir etmektedir gerekletirdii ilemle.
Demek ki felsefe, iir ile mathme iftini haz alnabilir imge ile
saf fikir arasndaki basit kartlk zerinden kavrayamaz. Bu iki d
nme rejiminin dildeki ayrmasn, felsefe, nereden geirecektir o
halde? Ben derim ki, her iki dncenin de kendi adlandnlamayan'm
bulduu noktadan.
Platon'un airleri kovmasmn aprazna u edeerlilii koya
lm: Felsefenin bulunduu noktadan incelenince iir de mathme de
"bir hakikat usul" diyebileceimiz genel biimin yeleridir.
Matematik varlk olarak varln ilksel tutarszl olarak kav
ranan saf okluktan var eder hakikati.
iir sanat ise hakikati dilin snrlarna varm mevcudiyet olarak
kavranan okluktan var eder. Bir baka deyile, saf bir mefhum olan
34 BAKA BR ESTETK

"vardr" (il y a) tam da ampirik nesnelliinin silinii iinde mevcut


klma (prsentifier) yetenei olarak kavranan dilin ezgisinden.
Rimbaud'nun iirsel bir tarzda ebediyetin "gnele birlikte / git
mi deniz" olduunu sylerken, ya da Mallarm'nin duyumsanabilir
olann diyalektik olarak deaya bindirilmesini (transpozisyon) "ge
ce, umutsuzluk ve ilenmi talar" ya da "yalnzlk, mercan, yldz"
szckleriyle zetlerken yapt ey, duyumsanabilirin zamansal ola
rak ortadan kayboluunu zamansz olarak var edebilmek amacyla
szcklere yapan gndergeyi adlandrmann potasnda eritmektir.
Bu bakmdan bir iirin "szn simyas" olduu her zaman do
rudur. Ama bu simya, br simyann aksine, bir dnmedir, bura
da olann dncesidir bundan byle dilin iini boaltma ve a
rtrma glerine bal olan "bura"nn.
Matematiin hakikati iinden karp var ettii sunulmam ve
duyumsanamaz okluun amblemi boluktur, bo kmedir.
iirin hakikati iinden karp var ettii, ortadan kaybolmadan
hemen nce tutulmu o verili ya da kabuundan km okluun
amblemi ise Yeryz'dr Mallarm'nin u ekilde ilan ettii, olum-
layc ve evrensel Yeryz:

Oui, je sais qu'au lointain de cette nuit, la Terre


Jette d'un grand clat linsolite mystre.

Evet biliyorum, bu geceden uzakta, Yeryz


Byk bir parltyla pskrtyor o tekinsiz esrar.

imdi, ister hesaplamaya bal olsun ister doal dilin ezgisinden


karlp var edilmi olsun, her hakikat ncelikle bir gtr. Kendi
sonsuz-oluu zerinde nfuzu vardr. Hakikat, bu oluun tamamla
namaz evrenini ancak ksmen ngrebilir. "Yrrlkteki bir hakika
tin btn etkileri bu evrende snrsz olarak ileseydi, acaba bu ev
ren nasl bir evren olurdu," gibi bir varsaym zorlayabilir hakikat.
Yeni ve gl bir teoremin dnceyi baka ynlere ynlendiren
ve yepyeni uygulamalara sevk eden sonulan ite bu ekilde kesti
rilir.
Kurucu bir poetikadan, yalnzca bir mevcudiyet panltsnn haz
z deil, iirsel dncenin yeni yntemleri byle kanlr, dilin ola-
naklanna dair yeni bir keif de byle yaplr.
BR R NEDR 35

Rimbaud'nun "Yntem, bamzn tacsn!" diye haykrmas, ya


da "yeri ve forml bulmann telanda" olduunu ifade etmesi bo
una deildir. Ya da Mallarm'nin iiri bir bilim olarak tesis etmeyi
nermesi:

Car j installe, par la science,


L'hymne des coeurs spirituels
En loeuvre de ma patience
Atlas, herbiers et rituels.

Bilim sayesindedir ki evirebiliyorum


Maneviyat gl kalplerin ilahisini
Sabrmn eserine: Atlaslara,
Bitki ve ayin atlaslarna.

iir, bir yandan, ortadan kaybolu denen bir arkaplan nnde ce


reyan eden mevcudiyet dncesi olarak dolaysz bir eylemdir, bir
yandan da her yerel hakikat figr gibi ayn zamanda bir dnme
programdr, gl bir ngrdr, dilin hem ikin hem de yaratlm
bir "baka" dilin boy gsteriiyle zorlanmasdr.
Ama her hakikat, bir g olmakla birlikte bir gszlktr ayn
zamanda. Zira hakikatin yarglayabilecei ey, btnlk (totalit)
olamaz.
Hakikat ile btnln badamaz olmalar kukusuz modernli
in en kesin ya da post-Hegelci dersidir.
Jacques Lacan bunu mehur aforizmasyla yle ifade eder: Ha
kikat "btn" olarak sylenemez, olsa olsa yarm yamalak sylene
bilir. Ama ondan nce Mallarm, "eyi bir btn halinde alp gste
riyorlar," diyerek eletirmiti Pamasyenleri. Bu ekilde "gizemi s
kalyorlar," diye eklemiti ardndan.
Bir hakikatin her neyin hakikati olursa olsun o eyi "btn
olarak" kuatt ya da onun btnsel bir gsterilii olduu iddia edi
lemez. iirin aa karma gc, bir giz etrafnda dner; yle ki bu
gizin nokta-hedef klnmas, hakiki olann gcnn gsz Gerei
ni meydana getirir. Bu anlamda, "harflerdeki/edebiyattaki gizem"
sahici bir kouldur. Mallarm "iirde daima gizem olmas gerekti-
i"ni savunurken, bir gizem etii kurmaktadr; bu gizem etii, bir ha
kikatin gcnn kendi yumuak kamna sayg gstermesini ngrr.
36 BAKA BR ESTETK

Sz konusu gizem znde udur: Her iirsel hakikat, mevcudi


yete getiremedii eyi kendi merkezinde brakr.
Daha genel bir biimde yle sylenebilir: Bir hakikat, kuatt
eyin bir noktasnda yle bir eie varr ki, orada kendisinin Btn'
n benlik bilinci deil, bu tekil hakikat olduu kantlanr.
Gerek olandaki en az bir zayf nokta, her ne kadar sonsuza git
se de her hakikatin ayn zamanda bir tekil prosedr olduunu kant
lar; ya da Mallarm'nin dedii gibi: "bir kaya, hemen buharlap si
se dnen, sonsuza set eken sahte malikne".
Her hakikat, kendi tekilliinin kayasna toslar; bir hakikatin var
olduu da ancak burada, gszlk eklinde telaffuz edilir.
Bu toslanan eye adlandrlamayan diyelim. Adlandnlamayan,
bir hakikatin zorla adlandramayaca eydir. Hakikat olarak ortaya
konulmasn bekleyemeyecei ey.
Her hakikat rejimi Gerek'te kendi adlandnlamayan zerine ku
rar kendini.
imdi Platoncu iir ile mathme kartlna dnerek unu sora
lm kendimize: Matematiksel hakikatler ile iirsel hakikatleri "Ger
ek'te" ve dolaysyla kendi adlandnlamayanlan bakmndan
farkllatran nedir?
Matematiin diline niteliini veren ey, tmdengelime sadakat
tir. Bununla kastm bir eklemleme yeteneidir: Szceleri birbirine
yle bir eklemler ki, bu eklemlenme mecburi olur ve elde edilmi
szceler kmesi tutarllk snavndan baaryla geer. Zorlayclk
(contrainte) etkisi matematiksel ontolojinin temelinde yatan man
tksal kodlamadan ileri gelir. Tutarllk etkisi merkezidir. Nitekim
tutarl bir kuram nedir? inde birtakm olanaksz szcelerin bu
lunduu bir kuram. Ancak kuramn dilinde "kurala uygun" (correct)
olan ama kuramn erevesine kaydedilemeyecek veya kuramn
"hakikate uygun" (vridique) saymad bir szce bulunduu tak
dirde, bir kuram tutarl olacaktr.
Bu bak asndan, kuramn tekil dnme olduuna tanklk
eder tutarllk. Zira her szce kurama kabul edilebilseydi, bu durum
"dilbilgisel olarak doru (correct)" szce ile "kuramsal olarak do
ru (vridique)" szce arasnda hibir fark olmad anlamna gele
cekti. O zaman da kuram bir dilbilgisinden ibaret olacak, hibir ey
dnmeyecekti.
BR R NEDR 37

Tutarllk ilkesi, matematii bir dnce varl durumuna geti


ren ey, matematiin basit bir kurallar kmesi olmamasn salayan
eydir.
Ama Gdel'den beri biliyoruz ki tutarllk tam da matematiin
adlandrlamayan noktasdr. Bir matematiksel kuramn kendi tu
tarllyla ilgili szceyi hakikate uygun bir szce olarak kurmas
mmkn deildir.
imdi iir sanatna dnersek, onun etkisini niteleyen eyin biz
zat dilin glerinin gsterilmesi olduunu grmekteyiz. Her iir bir
kudreti dile getirir kendini sunan eyin ortadan kayboluunu ebe
diyen sabitleme kudretini. Ya da bizzat mevcudiyeti kendini su
nan eyin ortadan kayboluunu iirsel olarak muhafaza etmek sure
tiyle dea eklinde retme kudretini.
Ama bu arada dilin bu kudreti, ite tam da iirin adlandramad-
eydir. iir kaynaklarn dilin gizil ezgisinden, olanaklarnn son
suzluundan, dzenleniinin yeniliinden devirerek, dili kuvve
den fiile karr. Ama tam da dilin kudretini bir kayboluun muhafa
za edilmesine yneltmek amacyla dilin sonsuzluuna bavurduu
iindir ki, iir bu sonsuzluun kendisini sabitleyemez.
yle diyelim: Mevcudiyet dzenine sokulmu sonsuz g ola
rak dil, tastamam iirin adlandnlamayandr.
Dilsel sonsuz, iirin g etkisine ikin gszlktr.
Bu zayf ya da adlandnlamaz nokta Mallarm tarafndan en az
iki ekilde temsil edilmitir.
lk olarak, iir etkisinin ki bu etkiyi iirin kendisi oluturma
d gibi, iirsel olarak geerli klmaz da bir gvence bulunduu
nu varsaymasyla. Bu gvence dzen olarak kavranm dildir, yani
szdizimi: "Peki deniyor bu tezatlar arasnda anlalabilirlik
iin nasl bir nirengi noktas olacak? Bir gvence gerek Szdizi
mi." iirde szdizimi gizil kudrettir; szdiziminde buradalk ile or
tadan kayboluun (hilik olarak varlk) tezat, anlalabilir olana su
nabilir kendini. Ama szdizimi, ne kadar zorlarsam zorlayaym, i
irselletirilemez. Kendini sunmadan iler.
ikinci olarak, Mallarm ak ak iirin iiri diye bir eyin, yani
bir meta-iirin olamayacan belirtir. "Ptyx" denen u hibir eyin
ad olmayan adn, u "kof sesin hkmsz biblosu"nun yegne an
lam budur. "Ptyx"in kukusuz iirin kdir olduu eyin ad olmas
38 BAKA BR ESTETK

isteniyordu: Daha nce olanaksz olan bir mevcudiyete geliin dil


den sudur etmesini salamann. Gelin grn ki bu ad bir ad deildir,
bu ad herhangi bir eyi adlandrmaz. yle ki air (Dilin Efendisi) bu
sahte ad kendisiyle birlikte mezara gtrr:

Car le Matre est all puiser des pleurs au Styx


Avec ce seul objet dont le nant shonore

Zira Efendi Styx'ten gzyalar toplamaya gitti


Hilik'in onuru olan u tek nesne ile.

iirin kendisi, dilin sonsuzluunu yerel olarak fiiliyata geirdii l


de, iir iin adlandnlamaz niteliini korur. Dilin gcn a
a vurmaktan baka grevi olmayan iir, onu hakikate uygun biim
de adlandrmaktan cizdir.
Kendi iirsel giriimini "delilik" diye yaftalayan Rimbaud'nun
da demek istedii budur. Elbette, iir "dile getirilemeze mim ko
yar", ya da "badnmelerini sabitler". Ama bu mim koyma ve sabit-
lemelerin genel ve derinlerdeki kaynan iirin yeniden ele geire
bileceine ve adlandrabileceine inanmak deliliktir. Kendi gcn
adlandramayan etkin dnce demek olan iir, ilelebet bir temel
den mahrum kalacaktr. Bu durum da iiri Rimbaud'nun gznde
sofizmle akraba klar: "Sihirli sofizmlerimi szcklerin verdii san
ryla aklyordum".
Kald ki Rimbaud, ilk eserlerinden beri, znel olarak kavranan
iirde daima bir sorumsuzluk olduuna iaret ediyordu. iir, dili is-
temd kateden bir kudret gibidir adeta: "yazk kendini keman ola
rak bulan aaca", ya da "bakr trompet olarak uyanrsa, kabahat
onun deil".
Son tahlilde Rimbaud'ya gre iirsel dnmenin adlandnla-
mayan, bizzat bu dnmenin kabuundan k hali, boy gsterme
halidir. Bu ayn zamanda dilin sonsuzluunun ezgi olarak, ya da
mevcudiyeti byleyen senfoni olarak geliidir: "dncemin ka
buundan kma ahit oluyorum: ona bakyorum, onu dinliyorum;
bir ok atyorum: senfoni rpnyor derinlerde, ya da bir srayta
sahneye kyor".
yle diyelim: Mathme'in kendine zg adlandnlamayan di
lin tutarlldr, iirin kendine has adlandnlamayan ise z gc.
BR R NEDR 39

Felsefe de, hem hakikati syleme (veridicite) gleri hem de


gszlkleri yani adlandramadklan bakmndan, iirin ve
matheme'in temsil ettii iki koula tabi olacaktr.
Hakikat tarafndan birbirlerine dmlenmi varlk ve olayn
genel kuramdr felsefe. Zira bir hakikat, yitip gitmi, geriye bir tek
ad kalm bir olayn varlk indindeki almasdr.
Felsefe, ortadan kaybolann muhazafaza edilmesine arda bu
lunan her trl olay adlandrmasnn, olaysal mevcudiyetin her tr
l adlandrmasnn znde iirsel olduunu kabul edecektir.
Her olaya-sadakatin, varlk indinde btnyle temelsiz bir y
nergenin yol gsterdii her trl almann, paradigmas matema
tik olan bir kesinlie sahip olmas ve srekli bir basknn disiplini
altna girmesi gerektiini de kabul edecektir.
Ama matheme'in adlandrlamayanmm tutarllk olmasndan
felsefenin karaca ders, tam bir dnmsel temellendirmenin
olanaksz olduu ve her sistemin bir ak gedik (entame) noktas,
hakiki olann glerinden muaf bir nokta barndrd olacaktr. Ne
olursa olsun hibir hakikatin gcyle zorlanamayacak bir nokta.
iirin adlandnlamayannn dilin sonsuz gc olmasndan da,
bir yorumun ne kadar kuvvetli olursa olsun ulaaca anlamn
asla anlamlama yeteneini temellendirmeye yetmeyecei kacak
tr. Bir baka deyile, hibir hakikatin asla anlamn anlamn vere
meyecei.
Platon iirsel dnmenin dncenin dnlmesi olamayaca
ndan endie ettii iin kovdu iiri. Bize gelince, biz iiri bamzn
stne buyur edeceiz, nk iir bir dncenin tekilliinin yerine
bu dncenin dnlmesini koyabileceimiz ynndeki varsa
ymdan kurtarmaktadr bizi.
Felsefe, matheme'in tutarll ile iirin gc bu iki adlandn-
lamayan arasnda kendini eksilten eyi tkayan adlan saptamak
tan vazgeer. Bu anlamda felsefe iir ile matheme'den sonra, ve
bunlann dnme kouluna tabi olarak dnmelerin okluunu
konu alan hep eksik kalacak dnmedir.
Gelgelelim, felsefe ancak iiri yarglamaktan ve u ya da bu
airden almma rneklerle bile olsa ona birtakm siyasal dersler
vermekten kand takdirde tayabilir bu vasf. Felsefenin iire
ders verme isteinin anlam hemen her zaman nitekim Platon da
40 BAKA BR ESTETK

iire verilecek siyasal dersi byle anlyordu u olmutur: iirden


gizemini datmasn istemek, dilin gcne pein pein birtakm s
nrlar koymak. Adlandnlamayan zorlamak, modem iir karsn
da "Platonculatrmaya bavurmak" demektir bu da. Byk airle
rin bile bu anlamda Platonculatrmaya bavurduklar vakidir. te
bir rnei...
Fransz Filozof
PolonyalI Bir aire Yant Veriyor

BUNDAN birka yl nce, sosyalist devletler kmeye balaynca,


Dou'dan bir air geldi, hakiki bir air. Halk tarafndan takdir edil
mi bir air. Tarafszlnn verdii gvenceyle, Kuzey'in dnyaya
her yl Byk Yazarlar'm byk bir ciddiyetle iaret etmek iin ver
dii dlle takdir toplam bir air.
Bu air bizlere kardee bir ders vermek istemiti. Peki kimdi bu
"biz"? Biz, Bat'nn insanlar ve en yakn gemiteki airlerimizle
dilsel ilikimiz iinde zellikle biz Franszlar.
Czeslaw Milosz'un dediine gre, biz ve bizimle birlikte Bat,
Mallarm'den beri, umutsuz bir hermetizm iine kapanmz. iirin
kaynan kurutmuuz. Filozofun soyutlamas, iirsel topran bu
zullamas gibiymi. Ve aclarn kuanm, yaayan sznn beki
si Dou, koca bir halkn terennm ettii bir iire giden yolu geri ve
rebilirmi bize.
Bu byk Polonyal bize aynca unlar sylemiti: Bat'nn iiri,
kkeni znel bir arlk, yani dnyann ve nesnenin unutulmas
olan bir kapalla, bir geirmezlie (opacit) teslim olmutur. iire
den de kendini sunan eyin snrsz zenginliine adanm bir bil
giyi muhafaza ve takdim etmektir.
Konu hakknda duyup dndklerimi ifade etmeye davet edi
lince, belli bal noktalan ele alan u ksa lemeyi yazmtm.
42 BAKA BR ESTETK

a) H e rm etizm

Mallarm hermetik bir air midir? iirinin gizemli bir yzeyinin bu


lunduunu inkr etmenin bir yaran olmaz. Peki ama bu gizem, ile
minin gnll paylamndan baka neye davet ediyor bizi?
u fikir son derece nemli: iir ne bir betimleme ne de bir da-
vurmadr. Dnyann yaylmnn (tendue) duygulu bir resmi de de
ildir. iir bir ilemdir. Dnyann kendini bir nesneler koleksiyonu
olarak sunmadn retir bize. Dnceye kar kan ey deildir
dnya. iirin ilemlerine gre dnya, mevcudiyeti nesnellikten da
ha zl olan eydir.
Mevcudiyeti dnmek iin iirin, dolambal bir kapma ilemi
ne bavurmas gerekir. Grn ve kanlann aldatmacasn meyda
na getiren nesneler cephesini olsa olsa bu dolamballk yerinden
edebilir. iir prosedrnn dolambal olmas, iir tarafndan ele
geirilmeyi deil, iirin iine girmeyi art koar.
Mallarm "asla dorudan deil, imal" szcklerle yol alnmas
n istediinde sz konusu olan, bir nesnesizletirme (dsobjectiva-
tion) buyruudur nesnesizletirmeli ki "saf mefhum" adn verdi
i bir mevcudiyet meydana kabilsin sonunda. yle yazyor Mal
larm: "yleyse bir nesnenin Mefhum n nesnenin saf imdi'sinin
kendine yansd andr, ya da imdiki/mevcut safldr." iir, nes
nenin kendi imdiki/mevcut safl iinde eritilmesine younlar;
bu eritme nnn kurulmasdr iir. "Hermetizm" ad verilen ey, an
lk bir eydir iirde; bu anlk olana yalnzca bir dolamballkla erii
lebilir ve gizem bu dolamballn habercisidir. Okur mevcudiyetin
anlk noktasna varmak iin gize nfuz etmelidir. Yoksa iir ilemez.
Aslnda, ancak gizli bilimler sz konusu olduunda ve anlamak
iin yorumun anahtarlanna gerek olduunda hermetizmden sz edi
lebilir. Mallarm'nin iiri yorum istemez; anahtan da yoktur. iir
kendi ileminin iine girilmesini ister; gizem de bu istein ta kendi
sidir.
Kural basit: iirin neden sz ettiini bilmek iin deil, iirde
olup biteni dnmek iin iirin iine girmek. iir bir ilem olduu
na gre, ayn zamanda bir olaydr. iir meydana gelir. Yzeysel gi
FRANSIZ FLOZOF POLONYALI BR ARE 43

zem, bu meydana-geliin belirtisidir, bize dildeki bir meydana-geli-


i takdim eder.
Olup bitenin iirselletirilmesi olan iir sanat (posie) ile olup
bitenin getii yer olan, bir dnce geidi olan iiri (pome) birbi
rine kart sayacam.
iire ikin olan bu dnce geidine Mallarm "transpozisyon"
der.
Transpozisyon bir ortadan kaybolua airin ortadan kaybolu
una zemin hazrlar: "Saf yapt, airin hitabi (locutoir) olarak
ortadan kaybolmasn gerektirir". Byle bir iirin znel olduunu
sylemenin ne kadar yanl olduunu da geerken belirtelim. Mal-
larm'nin istedii bunun tam tersidir yani iirin znesinin radikal
adszl.
Transpozisyon dilin kovuunda bir dea retir kesinlikle bir
nesne deil. iir "soyutlamalarn szsz havalan"dr. "Havalan"
iirin duyumsanabilir devinimini tarif etmektedir; "szsz", her tr
l znel gevezeliin braklm olduunu; "soyutlama" ise en so
nunda bir saf mefhumun, bir mevcudiyet fikrinin belirdiini. Bu
fikrin amblemi Takmyldz, Kuu, Gl ya da Mezar olacaktr.
Son olarak transpozisyon, airin hitabi olarak ortadan kaybolu
u ile saf mefhum arasnda bizatihi ilemi yani gizemin istei
zerine gizem klnda bamsz olarak eylemde bulunan transpo
zisyon ve anlam tanzim eder. Ya da Mallarm'nin dedii gibi:
"Gml anlam kprdar ve yapraklan koro halinde tanzim eder."
Anlam iirin deviniminde, tanzimindedir, gndergesi olduu var
saylan eyde deil; bu devinim, znenin tutulmas (clipse) ile nes
nenin dalmas arasnda meydana gelir; rettii ey de bir dea'dr:
Byle bir eyi anlatmak iin "hermetizm" hi de uygun bir szck
deil.
Sulama olarak kullanlan "hermetizm", zamanmzn zihinsel
kavrayszlmn slogandr. Bu slogan nemli bir yeniliin stn
rtmektedir: iirin zne izlei ile de, nesne izlei ile de bir ilgisi
yoktur. iirin hakiki ilikisi, bir zneye ait olmayan dnce ile nes
nenin tesine geen mevcudiyet arasnda kurulmaktadr.
iir yzeyinin gizemine gelince, o bizim iirin ilemlerinin iine
girme arzumuzu uyandrmaldr daha ziyade. Eer bu arzu karsn
da geri ekiliyorsak, nazmn karanlk lts yldnyorsa bizi, ii
44 BAKA BR ESTETK

mizdeki pheli bir baka istein galebe almasna izin veriyoruz


demektir: Mallarm'nin dedii gibi, "nn basksyla hareket eden
iportaclar gibi, eyleri bozulmaz bir nplanda gzmze sokarca-
sna tehir etme" isteinin.

b) iir K im e H ita p Eder?

iir, rnek bir biimde, herkese hitap eder. Matematiin herkese hi


tap etmesinden ne bir fazla ne bir eksik. iir de matematik de "kii"
kabul etmedikleri iin, dilin iki zt ucunda en saf evrensellii temsil
ederler.
Dnemin kanlarnn duyumsanabilir biimini elinde tuttuu
iin herkese hitap ettiine inanan demagojik nitelikli bir iir olabi
lir. Ticaret ve teknolojinin sunduu frsatlarn hizmetine girip yoz
lam bir matematik de olabilir. Ama bunlar kstl tasavvurlardr
ve insanlar hitap edilenleri koullara gre aldklar konumlar
la tanmlarlar. nsanlar, eitliki bir biimde, dnme yeteneiyle
tanmlanrsa ki eitliin en kstl haline yklenebilecek tek an
lam budur o zaman iirin ilemleri ile matematiin tmdengelim
leri herkese hitap eden eyin en iyi rnei olur.
Bu eitliki "herkesi" Mallarm "kalabalk" diye adlandrr; me
hur bitmemi Kitap'nn muhatab da bu kalabalktan bakas deildi.
Kalabalk, imdi'nin mevcudiyetinin kouludur. ann eitlik
i bir kalabaln yokluundan ileri gelen sebeplerden tr im-
di'den yoksun olduunu Mallarm kesin biimde gsterir: "imdi
diye bir ey yok, hayr, mevcut bir imdi yok. Meerki Kalabalk
'Ben varm,' desin."
Bugn Dou ile Bat arasnda iirin kayna bakmndan bir fark
olup olmadn greceiz, zira henz grmedik, ama eer varsa,
bunu ekilmi aclara deil, Leipzig'den Pekin'e kadar kalabaln
(belki) "Ben varm," demesine, kendini ilan etmesine atfetmek ge
rektii kesindir. Bu ilan ya da ilanlar ki tarihseldirler bir im-
di'yi meydana getirmekte ve belki de iirin koullarm deiiklie
uratmaktadrlar. iirin ilemi, bir olayn adlandrlmasnda kalaba
ln gizilini kapabilir. O zaman genel eylem olarak iir olanakl
olur.
FRANSIZ FLOZOF POLONYALI BR ARE 45

Eer, Batda u bedbaht 1980'lerde ve Mallarm'nin zamannda


olduu gibi, kalabalk "Ben varm," demiyorsa, o zaman iir yalnz
ca Mallarm'nin kstl eylem adn verdii biimde olanakl olur.
Kstl eylem iirin muhatabnn eitliki kalabalk olmasn hi
bir biimde deitirmez. Ama kstl eylemin balang noktas olay
deil, olayn eksikliidir. Bylelikle iir, bir takmyldzn belirme
si iin, kalabalk iindeki ilan edilmi vcuda geliini (suscitation)
deil, sancsn, zlemini malzeme olarak kullanr. airin, bir b
ykln feda edilmesiyle ilgili komediyi sahnelemek iin gerekli
malzemeleri yetersiz bir durum iinden semesi gerekir. Kstl ey
lem, dea'y ngrmesi iin, airin en mahrem dnekliklerini, en ka
ytsz mahallerini, en ksa sevinlerini sahnelemesini gerektirir. Ya
da Mallarm'nin muhteem biimde dedii gibi: "Yazar metinde
sanclarnn, besleyip bytt canavarlarn veya neesinin mane
vi soytars olarak kurmaldr kendini."
Bugn Dou ile Bat arasnda bir fark varsa, yukardan aaya
doru, yani iirin muhatab bakmndan deildir: iirin muhatab her
zaman ve her yerde yasas gerei Kalabalk'tr. Aadan yukanya
doru, iirin koullan bakmndan bir fark olabilir: iir Dou'da ge
nel eylem gcne sahipken, Bat'da u an iin kstl eyleme mecbur
galiba. Bu siyasal ngrlerin dorulandn varsayarsak ki ke
sin deil , benim Milosz'a hak verebileceim tek ey budur.
Bu aynm deadan ok dea'nn malzemesini etkiler. iirin i
lemlerinden ziyade bu ilemlerin oyuna katt dil boyutlann aynr.
Ya da, Michel Deguy'nin bir kategorisine bavuracak olursak, iirde
"u unun gibidir," diyebileceimiz eyin ne olduunu bilmektir
btn mesele. Saf mefhumun iinden doduu "gibi"nin uygulama
alan Bat'da kstl, Dou'da muhtemelen genel durumdadr.
Zira iir iindeki fark, dillerin arasndaki farktan ziyade, dil iin
de, belli bir anda iirin ilemlerinin muamele edebildii, kullanabil
dii slup trleri arasndaki fark olarak kurulur.

c) Paul Celan

1920 Czemowitz doumlu Paul Antschel Doulu mudur? 1948'den


beri yaad Paris'te 1970'te len, Gisle de Lestrange'la evli u
46 BAKA BR ESTETK

Paul Celan Batl mdr? Bu Almanca yazan air Orta Avrupal m


dr? Baka bir yerli midir bu Yahudi, yoksa heryerli mi?
Ne diyor bizlere, Mallarm ve Rimbaud ile balayan, hi kuku
suz Trakl', Pessoa'y ve Mandelstam' da iine alan ve uzak pey
gamberi Hlderlin olan iirin u koskoca ann bana gre son
airi?
Celan bize nce unu der: amz iin dnme yn, ak bir
uzamdan, Btn'n kavranmasndan kaynaklanamaz. amz y
nn kaybetmitir; genel bir ad da yoktur amzn. iirin dar bir
geitten geebilmek iin iki bklm olmas (yine kstl eylem izle-
iyle kar karyayz) gerekmektedir.
Ama iirin zamann darlndan ieri girebilmesi iin bu dar ge
idi narin, krlgan ve rasgele bir eyle iaretlemek ve atlatp geni
letmek gerekir. amz bir dea'nn, bir anlamn, bir mevcudiyetin
su yzne kabilmesi iin, iirin ilemleri iinde bir edimin az bu
uk grnen darl ile bir iaretin tehlikeli krlganlnn birleti
ini varsaymaktadr. Celan' dinleyelim:

Dikili iaretlerimizin
en lmcl olannn
at
ince atlaktan da,
bir anlam u verir.

Ardndan Celan ne kadar dar ve tehlikeli olursa olsun yol hakknda


da iki ey bildiimizi syler:
lki, modem sofizmin ilanlarnn dier yznde sabit bir nok
ta vardr. Dil oyunlar ya da durumlarn nemsiz deikenlii her
ey deildir. Varlk ve hakikat, Btn' kavrama kabiliyetinden yok
sun braklm olsalar bile, yitip gitmi, buharlam deildir. B
tn'n tam da kendi hiini nerdii yere varlk ve hakikatin narin bir
biimde kk sald fark edilecektir.
kincisi, dnya balarnn tutsa olmadmz biliyoruz.
Daha nemlisi, ba ya da iliki fikri yanltcdr. Bir hakikatin ba
zlmtr ve iir bu zlmeye doru, bir ban bozulduu u ye
rel noktaya doru, mevcudiyete doru iler, i grr.
Hem sabit olandan, tutunan ve dayanandan, hem de ba zl
m olana doru savrulmaktan sz eden Celan'a kulak verelim:
FRANSIZ FLOZOF POLONYALI BR ARE 47

Burada kk salan kam, yarn


yine burada olacak, ruhun seni
nereye estirirse estirsin,
zgrlnde.*

Son olarak Celan bize ba zlm olann hkmyle uyum iinde


unu retecektir: Bir hakikati ayakta tutan ey tutarllk deil, tu
tarszlktr. Mesele doru yarglar oluturmak deil, aynmsanamaz
olann uultusunu retmektir.
Aynmsanamaz olann uultusunun retilmesinde belirleyici olan
kaydetmedir, yazdr, ya da Jean-Claude Milner'e zg bir kategori
den yararlanrsak, harftir (lettre). Bir tek harf ayrt etmeden fiiliya
ta geirir.
Ben unu ekleyeceim: Harfin birok eidi vardr. Nitekim mat-
heme'm kk harfleri var, ama iirin "Harflerdeki/Edebiyattaki gi
zemi" de var, bir siyasetin harfi harfine anlad ey de, ak mektup-
lan*da.
Harf herkese hitap eder. Bilgi, eyleri ayrt edip birtakm blme
ler dayatr. Aynmsanamaz olann uultusuna katlanan harf blme
siz olarak yneltilir.
Her zne harf tarafndan katedilebilir, her zne baka harflere
dklebilir. Dncede zgrle ilikin benim tanmm eitlik
i bir zgrlk u olacak: Ne zaman ki bir dnce, baka harfle
re dklebilir, yani matheme'm kk harflerine, iirin gizemli harf-
lerine/lafzlanna, siyasetin eyleri harfi harfine anlamasna ve ak
mektubuna dklebilir, ite o zaman dnce zgrdr.
Harflerdeki/edebiyattaki gizem ki iirdir karsnda zgr
olmak iin, okurun kendini iirin ilemlerine hazrlamas, buna har
fiyen hazrlanmas yeterlidir. Okur bizzat kendisinin baka harflere
dklmesini istemelidir.

* Trkesi: Paul Celan, Btn iirlerinden Semeler, ev. Ahmet Cemal, stan
bul: Kavram, 1995, s. 100. Franszca eviride "zgrlnde" ifadesi iin "dans le
non-lie" (baszlkta, kkszlkte) karl kullanlm, -y.n.
Lettre "harf; lafz, yani szn manasndan ziyade biimi" anlamna geldii
gibi, ayn zamanda "mektup" demek; oulu olan lettres "edebiyat" anlamna da
gelebiliyor. Prendre la lettre ise "harfiyen almak, harfi harfine anlamak, lafzna
bakmak" anlamnda bir deyim, -.n.
48 BAKA BR ESTETK

Tutarszlk, aynmsanamaz olan, harf ve isten arasndaki bu d


m Celan yle adlandrr:

Tutarszlklara
yaslanmak:
fiske
dipsizlikte,
karalama defterlerinde
dnya uuldamaya balar,
bir tek sana bal.

iir burada dnce iin yksek bir buyruk ifade etmektedir: Evren
sel olarak yneltilen harf/lafz her trl tutarll kesintiye uratsn
ki, dnyann hakikatlerinden biri uuldayabilsin.
Birbirimize iirsel olarak, "bir tek sana bal," diyebiliriz. Sen,
ben, iirin ilemlerine davet edilmiiz, aynmsanamaz olann uul
tusunu dinliyoruz.
Ama iirin tannaca ne malum? Talihliyiz, zira Mallarme'nin
Batl da Doulu da olmayan bir son szle altn izdii gibi: "Her
a airin varln kendiliinden bilir."
Ama dncemizi bu talihle canlandrmakta bazen geciktiimi
zi kabul etmeliyiz. Milosz kukusuz bu noktaya da deiniyordu. B
tn diller glerini hayran olunas iirlerden almlardr ve emperyal
yazgmzdan uzun zamandr emin olan biz Franszlann bunu kefet
mek iin bazen yllar, hatta yzyllar harcadmz da ok doru.
Dillerin eitlilii iinde iirin evrenselliine saygm sunmak
iin, imdi bir Portekizli air ile ok daha uzak gemiten bir Arap
airinin olaanst nemini en sonunda nasl kavradm aklaya
cam. Dncemizin, felsefemizin, bu airlerden de olutuunu gs
tereceim.
4

Felsefi Bir Grev:


Pessoa'nn ada Olmak

1935TE LEN PESSOA Fransada lmnden ancak elli yl sonra, az


ok tannabildi. Ben de bu utan verici gecikmeden payma deni
aldm. Utan verici, nk yzyln en belirleyici airlerinden biri
sz konusu, zellikle de onu "felsefenin olanakl koulu" diye d
nmeye alrsak.
Sorumuz da yle ifade edilebilir: Son on yln felsefesi de dahil
olmak zere 20. yzyln felsefesi Pessoa'nn iirsel giriiminin ko
ulu altna yerleebildi mi, yerlemeyi baarabildi mi? Elbette Hei
degger kendi speklasyonunu Hlderlin'in, Rilke'nin ya da Trakln
dnsel koulu altna yerletirmeye almt. Lacoue-Labarthe,
Heidegger'in giriiminin gzden geirilmesi iini stne alm bulu
nuyor; bu gzden geirmenin meselesi Hlderlin'dir, hayati nem
deki ilemcisi ise Paul Celan. Ben de felsefenin artk Mallarm'nin
iirsel ilemleriyle ada olabilmesini arzu ettim. Peki ya Pessoa?
Jos Gil'in, bir btn olarak Pessoa'nn eserini gerektii gibi kabul
edip tayabilecek filozofemler icat etmeye deilse de, en azndan
bir hipotezi dorulamaya altm belirtelim: Bu yaptn zel
likle de Alvaro de Campos mahlasyla yazd yaptn Deleuze'n
kimi felsef nermeleriyle badaabilecei hipotezini. Grdm
kadaryla, Pessoa'nn iirini metafizik sorunu bakmndan btn
olarak deerlendirmeye girien bir tek Judith Balso var. Ama o da
bu deerlendirmeye bizatihi iir sanat ynnden varyor, dorudan
doruya felsefenin tezlerinin yeniden ekillendirilmesine isel olan
bir hareketle deil. O halde felsefenin henz Pessoa'nn kouluna
50 BAKA BR ESTETK

bal olmad sonucuna varmak gerekir. Felsefe henz Pessoa'nn


irtifasnda deil.
"Neden olmal ki?" diye sorulacaktr elbette. Portekizli aire at
fettiimiz ve felsefenin adeta bir grev olarak boy lmesi
gerektii bu "irtifa" nedir peki? Buna modernlik kategorisini de ii
ne alan dolayl bir yant vereceiz. Felsefi modernliin hibir yerle
ik figrnn Pessoa'nn at mstesna dnce izgisinin gerili-
mini tamaya kdir olmadn savunacaz.
Felsefi modernliin geici tanm olarak, Nietzsche'nin Deleuze
tarafndan da benimsenen slogann alalm: Platonculuun tersyz
edilmesi. Nietzscheyle birlikte yzyln btn abasnn "Platon
hastalndan kurtulmak olduunu syleyelim.
Bu slogann ada felsefenin envai eit eilimlerinin yaknsa
masn hazrlad phe gtrmez. Anti-Platonculuk, amzn,
deyimin dzanlamyla ortak yeri'ir*
Anti-Platonculuk en bata bizzat Nietzsche'den Bergson aracl
yla Deleuze'e kadar, yaam felsefelerinin ya da gcl olann gc
ne (puissance du virtuel) odaklanan felsefelerin dnce izgisinin
odamdadr. Bu dnrlere gre kavramn akn ideallii yaamn
yaratc ikinliine yneltilmitir; hakiki olann/dorunun ebedili
i, her olan' kendi farkl enerji kapasitesine gre yapabileceklerin
den ayran ldrc bir kurgudur.
Ama anti-Platonculuk kart eilimde, yani gramerci ve dilci fel
sefelerde Wittgenstein, Carnap ya da Quine'm adlaryla maruf b
tn o analitik dzenekte de en az bir o kadar etkindir. Bu akma
gre, idealliklerin var olduu ve her trl bilginin kaynanda zihin
sel bir sezginin zorunlu olduu yolundaki Platoncu varsaym sama
lktan baka bir ey deildir. Zira genel anlamyla "vardr" (le "il
y a"), yalnzca duyumsanabilir verilerden (ampirist boyut) ve du-
yumsanabilir verilerin hakiki bir znesiz, akn ilemcisi olan dil ya
ps (mantksal boyut) tarafndan dzenlenmesinden meydana gelir.
Ayrca Heidegger'in ve ona sahip kan btn bir yorumbilgisi
akmnn, varlk dncesine dea'y ilk kesit olarak dayatan Platon
cu ilemde, Varlk'n unutulmasnn ilk admn, metafizikte son ker

* Fr. lieu commun deyimi mecazi olarak "basmakalp, beylik dnce; harc
lem fikir" anlamna gelir, -.n.
FELSEF BR GREV 51

tede nihilist olan eyin ilk hamlesini grd de bilinmektedir. Zira


dea, varln anlamnn tecrbe ettii almann matematiksel
bir anlama yetisinin tanzim ve tefti ettii biimiyle olan'm teknik
hkimiyeti vastasyla stnn rtlmesidir zaten.
Eski SSCB Bilimler Akademisi szlnn bn bn kle sahip
lerinin ideologu muamelesi yapt Platon'un, Ortodoks Marksistler
nezdinde de hibir saygnl yoktu. Onlara gre Platon felsefedeki
idealist eilimin tam kaynanda duruyordu; deneyime daha duyar
l, siyasal toplumlann pragmatik incelemesine daha eilimli olan
Aristoteles'i ak arayla tercih ederlerdi.
te yandan '70'li ve '80'li yllarn azgn anti-Marksistleri, de
mokratik ve etik siyaset felsefesinin takipileri, Glucksmann gibi
"yeni filozoflar", flozof-kral despotik biimde araya sokup de
mokratik anariyi yi'nin aknl buyruuna tabi klmak isteyen
Platon'u totaliter efendi-dnrn ilk rnei olarak gryorlard.
Demek ki felsefi modernlik yol iaretlerini hangi ynde ararsa
arasn, "Platonculuun tersyz edilmesi" istei kanlmaz bir yafta
olarak karmza kmaktadr.
O halde Pessoa'ya ilikin sorumuz u biimi alyor: Farkl yorum
laryla Platonculuk Pessoa'nn iirsel yaptnda ne durumdadr? Ya
da daha dorusu: Pessoa'da iir sanatnn dnce olarak dzenlen
mesi, "Platonculuun tersyz edilmesi" anlamnda modem midir?
Pessoa'nn iirinin temel zelliklerinden birinin, nmze bir de
il drt airin btn yaptlarn koymak olduunu hatrlatalm. u
mehur baka-ad (heteronyme*) dzenei yani. Caeiro, Campos, Re
is ve bizzat Pessoa adlan altnda, ayn elden kma olsalar da, baat
motifleri ve dilsel angajmanlan bakmndan her biri bal bana bir
sanatsal konfigrasyon oluturacak kadar farkl olan drt iir kme
si var karmzda.
Peki, iirde baka-ad dzeneinin anti-Platonculuun mnferit
bir eilimi olduunu ve bu anlamda modernliimizde pay olduu
nu mu syleyeceiz?
Yantmz olumsuz olacak. Pessoa felsefeye ynelik benzersiz

* Heteronyme in genel karl "takma ad, mahlas". Ama "baka"l vurgula


mak burada daha nemli olduu iin, harfi harfine bir eviriyle "baka-ad" kul
landm. -.n.
52 BAKA BR ESTETK

bir meydan okumay temsil ediyorsa, eer onun modernlii hl


bizden ndeyse ve baz bakmlardan kefedilmemise, bunun nede
ni onun iir-dncesinin Platoncu da anti-Platoncu da olmamay
baaran bir yol amas'dr. Pessoa herkesin birletii Platonculu-
un tersyz edilmesi sloganndan gerek anlamda m uaf bir dnce
nin mesken tutaca yeri iirsel olarak tanmlamtr; felsefe ise bu
gn itibaryla bunu deerlendirebilmi deil.
Ne var ki, bir ilk incelemenin gsterdii zere, Pessoa yzyln
btn anti-Platoncu eilimlerini boydan boya kavram, hepsini ka-
tetmi ya da ngrmtr.
"Campos" baka-adyla yazlm metinlerde, zellikle byk od
larda, zincirinden boanm bir dirimselcilik grnts bulmakta
yz; Gil'in hipotezine hak verdiren de budur. Duyumsamann har-
lanmas iirsel soruturmann balca yntemi gibi grnyor; be
denin okbiimli bir uzuvsuzlatrmaya maruz braklmas, arzu ile
sezginin gcl zdeliini artryor. Campos'un dhiyane fikir
lerinden biri de, makinalama ile dirimsel atlm arasndaki kartl
n tamamen greli olduudur. Campos modem makinalamann ve
byk metropollerin airidir ya da, yaratm aralar olarak, doal
analojiler olarak kavranan ticaret, bankerlik, fabrika iiliinin a
iri. Deleuze'den epey nce, arzuda makinavari bir tr tekanlamllk
(univocite) olduunu dnr Campos; iir bu arzunun enerjisini kap-
m aldr yceltmeden, idealize etmeden, ama ayn zamanda mu
lak bir ikirciklilik iinde datmakszn, bir tr varlk hiddetinin ken
disindeki ak ve kopular kavrayarak yapmaldr bunu.
Zaten her eyden nce, dncenin dilsel gdm (vection) iin
iirin seilmi olmas, isel olarak anti-Platoncu deil midir? Zira
Pessoa iiri gevetilmi ya da geriye evrilmi bir mantn prose
drleri iine yerletirir. Bu mantk da idealist diyalektiin netliiyle
badamaz gibidir. Szgelimi, Jakobson'un ok gzel bir makalede
gsterdii zere, oksimorun* sistematik kullanmn ele alalm. Pes
soa bu yolla btn yklem atflarnn dengesini bozar. iirin gl
tutarll iinde, neredeyse her terim neredeyse her yklemi alabi-

* Vurgulu bir ifade elde etmek iin kart anlaml iki szcn yan yana geti
rilmesi, sfat tamlamasnda niteleyen ile nitelenen arasnda elikinin bulunmas;
en bilinen rnei "kuru su"dur. - .n.
FELSEFBRGREV 53

liyorken ve zellikle etkiledii terimle kar-uyumdan (cortre-con-


venance) baka ilikisi olmayan bir yklemi alabiliyorken, nasl va
rlabilir ki dea'ya? Ayn ekilde, labirenti andran bir olumsuzlama
kullanmnn da mucididir Pessoa; olumsuzlama dizelere yle bir
biimde yaylr ki, olumsuzlanan terimi kesin olarak tespit etmek hi
bir zaman mmkn olmaz. Bu ekilde olumsuzlamann Mallarm1
deki kat diyalektik kullanmnn tam tersine, bir yzergezer olum
suzlama bulunmaktadr; bu olumsuzlamann amac, olumlama ile
olumsuzlama arasndaki srekli bir ikirciklilii iirin ta iine ile
mektir. Daha dorusu, nihayetinde varln glerinin en aaal d
avurumlarnn znenin en srarl geri ekilmeleriyle andnlmas-
na izin veren, olumlayc ekimserliin ok kolay tannabilecek bir
trn ilemektir iire. Bu ekilde Pessoa elimezlik ilkesinin iir
sel altst oluunu gerekletirmektedir. Ayn zamanda, zellikle Pes
soa imzal iirlerinde, nc halin imknszl ilkesini reddet
mektedir. Nitekim iir verevine yol alr; ele ald ey, ne bir yamur
perdesi ne de bir katedraldir; ne plak olarak eydir ne de eyin
yansmas; ne kta dorudan grmedir ne de camn k geirmez-
lii. Bu durumda iir, bu "ne... ne"yi retmek iin ve evet/hayr t
rnden hibir kartln kavrayamad daha baka bir ey olduu
nu dndrmek iin vardr.
Klasik olmayan bir mant, yakalanamayan bir olumsuzlamay,
varln bir aprazn, yklemlerin bir aynlamazlm icat etmi
olan bu air, nasl Platoncu olabilir ki?
Kald ki unu savunmak da pekl mmkn: Pessoa, (tanmad
) Wittgenstein'la ayn dnemde (ya da hemen hemen ayn dnem
de), dnce ile dil oyunlar arasndaki zdeletirmenin bilinen en
radikal biimini nermitir. nk baka-adllk bu zdeletirme
deilse, nedir? unu asla unutmayalm ki, baka-adlln maddi ya
n, proje ya da dea kategorisine ait deildir; yazyla, iirlerin fiili
eitliliiyle ele verilir. Judith Balso'nun dedii gibi, baka-adllk
ncelikle airlerde deil, iirlerdedir. Bu durumda mesele, pekl
kendine has kurallar ve indirgenemez i tutarllklar olan elemez
nitelikte iirsel oyunlar var etmektir. Bu kurallarn da dn alnm
kodlar olduu savunulabilir; yani baka-ad oyununun bir tr post
modem kompozisyonu var karmzda. Caeiro, Baudelaire'in ok
daha nceleri arzu etmi olduu gibi, dzyaz ile nazm arasndaki
54 BAKA BR ESTETK

ikircikli ileyiin vard nokta deil midir? "Dizelerimin dzyaz


sn yazyorum," diye yazmam mdr nitekim? Campos'un odla
rnda bir tr sahte Whitman, Reis'inkilerde ise mimar Bofll'in s
ra stunlarnda olduu gibi sonradan benimsenmi bir sahte An
tik vardr. ndirgenemez oyunlar ile mimesis' in aldatc bileimi
anti-Platonculuun doruu bu deil midir?
stelik Pessoa da, Heidegger gibi, Sokrates ncesine dnmeyi
nermektedir. Caeiro ile Parmenides arasndaki yaknlk kuku g
trmez. Zira Caeiro'nun iire verdii dev udur: Her trl znel
dnce rgtlenmesinden nce varln zdeliini yeniden tesis
etmek. iirlerinden birindeki "dncenin ak yoluna yaslanma
mak" slogan, "oldurmak"la (laisser-etre) edeerlidir ve bu bakm
dan Heidegger'in Kartezyen znellik motifinin ynelttii eletiriye
ok benzer. Totolojinin (bir aa bir aatr ve bir aatan baka
hibir ey deildir, vb.) ilevi, ey'in dolaysz boy gsteriini iir-
selletirmektir bilisel kavrayn daima eletirel ya da olumsuz
protokollerine bavurmaya gerek kalmadan iirselletirmek. Caei
ro'nun "dnce-olmayann metafizii" dedii ey pekl budur;
byle bir tanm Parmenides'in dncenin varlktan baka bir ey
olmad yolundaki savma da z bakmndan ok yakndr. Bu de
mek oluyor ki, Caeiro kendi iir sanatn, bilmenin dolaymlanmas
olarak anlalan Platoncu dea'nm karsna koyar btnyle.
Son olarak, sosyalist ya da Marksist olmaktan ok uzak olmas
na ramen Pessoa'nn iir sanat idealizasyona ynelik gl bir ele
tiridir. Bu eletiri, gkyzndeki ayda gkyzndeki aydan baka
ey grenlerle, "hasta airler"le dalga geen Caeiro'da ayan beyan
bellidir. Ama Pessoa'nn yaptnn btnnde ok zel bir tr iirsel
maddecilik konusunda duyarl olmal. Her ne kadar artc imge
nin byk bir ustas da olsa, bu airin iirsel syleyiinin daha ilk
okumada kuru denecek kadar net olduu fark edilir. iirsel byye
allmadk dozda soyutlama zerk edebilmesinin nedeni de budur.
iirin birebir ne sylyorsa ondan baka bir ey sylememesi kay
gsn gden Pessoa, bize aurasz bir iir nermektedir. iir-dn-
cenin oluu, kesinlikle tnsnda, yanal titreiminde deil, harfi har
fine kesinliinde aranmaldr. Pessoa'nn iiri ayartmaya ya da tel
kinde bulunmaya almaz. Dzenlenii ne kadar karmak olursa
olsun, daima smsk ve youn bir biimde kendi kendisinin hakika
FELSEF BR GREV 55

tidir. Pessoa Platon'a kar unu der gibidir: Yaz, ideal bir baka ye
rin her zaman iin kusurlu olan karanlk bir ans deildir. Tersine,
dncenin ta kendisidir, olduu gibi dncedir. yle ki Caeiro'
nun materyalist hkm ("bir ey, yorumlanmaya yatkn olmayan ey
dir") btn baka-adlara genellenir: Bir iir maddi bir ilemler a
dr, asla yorumlanmamas gereken eydir.
Peki Pessoa tam bir anti-Platoncu air midir? Ben kesinlikle by
le okumuyorum. Zira yzyln tm anti-Platoncu durularnn air
tarafndan katedilmi olduunu gsteren d gstergeler, ne Pessoa'
nm Platonla yz yze, kar karya durduunu gizleyebilir, ne de
Pessoa'nn kurucu iradesinin yzylmzn bbrlendii gramerci
yapbozumlardan ziyade Platon'a yakn olduunu. Bu ynelimin
belli bal birka kantn sunalm.

1. Platoncu ruhu grr grmez tanmamz salayan amaz gs


tergelerden biri, hem varlk dncesiyle hem de hakiki olann giz
leriyle ilikili olarak matematiksel paradigmann savunulmasdr.
Pessoa, iiri varln matematiinin kapsam iine almay hedefler
aka. Hatta matematiksel hakikat ile sanatsal gzelliin temeldeki
zdeliini olumlar, zira "Newton'un binomu Milo Vens kadar
gzeldir". Sorunun, bu hakikatin bilgisine pek az kiinin sahip ol
mas olduunu ekleyerek, iiri u Platoncu talimata tabi klar: Cahil
dnceyi, hakiki olan ile gzel olan arasndaki ontolojik karlkl
ln ikin kesinliine doru tamak.
Pessoa iirinin dnce projesi, dolaysyla, yle ifade edilebi
lir: Modem bir metafizik nedir? Geri bu proje, Judith Balso'nun
son derece girift dolambalarn kefettii "metafiziksiz metafizik"
gibi bir paradoks biimini alr. Ama sonuta Platon da, Sokrates n
cesi filozoflarla girdii tartmada, meta-fizikten yani fiziin ya
da doann nceliinden muaf bir metafizik ina etmek istemiyor
muydu?
Pessoa'da szdiziminin byle bir projenin arac olduu savunu
labilir. Zira bu airde, sanki imgelerin ve metaforlann altnda, yle
bir daimi szdizimsel dzenekleme vardr ki, karmaklyla du-
yumsanabilir olann nfuz etmesini ve doal duygulanmann ege
menliini srdrmesini engeller. Her durumda Pessoa bu bakmdan
Mallarme'yi andrr: ou zaman dea'nn grnrdeki imgeyi ka-
56 BAKA BR ESTETK

tetmesi ve amas iin, cmle ikinci bir kez okunmal, yeniden ku


rulmaldr. Zira Pessoa, ne kadar eitli, artc ve antnc olur
sa olsun, dile yeralt bir kesinlik kazandrmak ister: Biz bu kesinli
in cebirsel bir kesinlik olduunu ilan etmekte tereddt etmeyece
iz. Pessoa iirinin bu yn, Platon'un diyaloglarndaki benzersiz
cazibe, srekli yaznsal ayartma ile akl yrtmenin aman vermez
katl arasnda bulunan ittifaka benzetilebilir.
2. "Grnr olana bavurmann arketipsel ontolojik kaidesi" di
ye adlandrabileceimiz ey daha da Platoncudur. Zira bu bavuru,
sonuta iirde duyumsanabilir tekilliklerin deil, duyumsanabilir
tekillikler tipinin, onto-tipinin sz konusu olduunu grmezden
gelmemizi engeller. Bu nokta, zellikle Campos'un (ve btn yz
yln) en byk iirlerinden olan Denize vg'nn banda, gerek
ve imdiki rhtmn isel Byk Rhtm olduunun aa kt yer
de, grkemli bir biimde ortaya konulur. Ama tm baka-adlarda ve
Bemardo Soares'in "yan-baka-adl" dzyaz kitabnda (artk ok
tannan Huzursuzluun Kitab nz) da her yerde karmza kar:
Yamur, makina, aa, glge, geip giden kadn, ok eitli yn
temlerle srekli olarak Yamur'a, Makina'ya, Aa'a, Glge'ye, Ge
ip Giden Kadm'a dntrlm, bu ynde iirselletirilmitir. Hat
ta Campos'un baka bir nl iirinin sonundaki ttnc dkkn sa
hibinin glmsemesi bile, yalnzca bir Ebedi Glmseme ynnde
vuku bulur. iirin gc de bu yn kkeni olan mevcudiyetten ki
ok kk de olabilir asla ayrmamasnda yatar. dea eyden ay
rlmamtr, akn deildir. Ama Aristotelesteki gibi bir maddeyi ta
lim eden ve dzene sokan bir form da deildir. iirin ilan ettii ey
udur: eyler dealaryla zdetir. Bu yzden grnr olann ad
landrlmas, bir varlk tipleri ann gzergh olarak gerekleir;
szdizimi bu gzerghn klavuzudur. Platoncu diyalektiin bizi e
yin dncesi ile dea'nn sezgisinin birbirinden ayrlmaz olduu nok
taya gtrmesinin tpatp ayns.
3. Bizzat baka-adllk bir znel dram olarak deil, dnce d
zenlemesi olarak kavranldmda bir tr ideal yer oluturur; orada
figrler arasndaki ballam ve ayrmalar Platon'un So/s/'indeki
"nihai cinsler" arasndaki ilikileri akla getirir. Eer Caeiro'yu "ay
n" figryle zdeletirirsek ki bu mmkn Campos'un da
FELSEF BR GREV 57

"bakas" figr olmas gerektiini hemen grrz. Eer Campos,


ele avuca smayan acl bakalk olarak, paralanmaya ve okbi-
imlilie maruz kalma olarak, biimsizle ya da Timaios'un "serseri
neden"iyle zdeletiriliyorsa, Reis'in biimin kat otoritesi olmas
gerektiini grrz. Pessoa'nn kendisini ikircikliliin, araln, ne
varlk ne de varlk-olmayan olann airi olarak tanmlarsak, iirden
en katisndan bir tekanlamllk bekleyen Caeiro'nun mezi olma
mak bakmndan tek olduunu anlarz. Ve eer modem pre-Sokra-
tik Caeiro sonlunun saltanatn stleniyorsa, Campos iirin enerjisi
nin sonsuza kamasn salayaca iindir. Bylelikle baka-adll-
n kendisi, anlalr yerin olanakl imgelerinden biridir, yani d
ncenin kendi kategorilerinin mnavebeli oyunuyla terkip edilme
sinin.

4. Pessoa'nn siyasal projesi bile Platon'un Devlette amlad


projeye benzer. Pessoa Portekiz'in yazgsn konu alan Mesaj ba
lkl bir iir kitab yazmt. Bu iirlerde ne Portekiz'de o gnk ko
ullara bal yaam sorunlarna uygun bir program sz konusudur,
ne de siyaset felsefesinin genel ilkelerinin incelenmesi. Sz konusu
olan bir amblemler sistematiinden hareketle ideal bir yeniden ina
dr. Nasl Platon var olmayan ama belirlenmi, evrenselletirilebilir
bir Grek kent-devletinin rgtlenmesini ve meruluunu ideal bi
imde saptamak istiyorduysa, Pessoa da ayn ekilde hem (Portekiz
tarihini birtakm hanedan armalaryla yeniden anlatmas dolaysy
la) tekil, hem de (ideal olarak bir "beinci imparatorluk"un ad ola
bileceini ilan etmesi dolaysyla) evrensel olan bir Portekiz fikrini
iir yoluyla zihinde canlandrmak ister. Ve nasl Platon bir kr nok
tann (adil kent-devletin yozlamas kanlmazdr; nk kent-dev-
letin temelini atan Say'nn unutulmas, jimnastiin sanat eitimine
demagojik olarak galebe almasna yol aacaktr) bulunduuna ia
ret ederek kendi yeniden inasnn ideal salamln zayflatmsa,
Pessoa da iirsel ulus ideasnn oluunu gizli kraln ngrlemeyen
geri dnne balayarak, baka bakmlardan gayet iyi yaplanm
giriimini btnyle sis ve esrara brndrr.

Bu durumda Pessoa'da bir tr Platonculuk bulunduu sonucunu mu


karmal? Hayr tpk onu yzyln anti-Platonculuu kapsam
58 BAKA BR ESTETK

na da almamak gerektii gibi. Pessoamn modernlii, Platonculuk/


anti-Platonculuk kartlnn geerliliini kukuya drmesinde
yatar: iir-dncenin grevi, ne Platonculua ballktr, ne de
onun tersyz edilmesi.
Biz filozoflarn henz tam olarak anlamad ey de budur ite.
Henz Pessoa'nm irtifasnda dnmyor olmamz bundandr. Pes-
soa'nn irtifasnda dnmenin anlam u olmal: Duyumsanabilir olan
ile dea'nn ortak-yaylml olduunu kabul etmek, ama Bir'in akm-
lna hibir dn vermemek. Yalnzca oklu tekilliklerin var oldu
unu dnmek, ama bundan ampirizme benzer bir ey karmamak.
te Pessoa'y okurken yaadmz o ok tuhaf duyguyu, onun
kendi kendine yettii duygusunu, Pessoa'ya nispetle ge kalm ol
mamza atfedebiliriz. Pessoa'nm kapan atmzda onun ebedi
yen tutsa olduumuz hissini, baka kitaplar okumann yararsz ol
duu ve her eyin orada olduu izlenimini ediniriz hemen.
Elbette bu izlenimin nedeninin baka-adllk olduunu sanabili
riz nce. Pessoa bir eser yazm olmaktan ok, koca bir edebiyat,
yzyln dncesinin tm sorunlarnn kaydedildii bir edebi kon-
fgrasyonu amlamtr. Bu bakmdan, Mallarme'nin Kitap proje
sini ak arayla amtr. Zira bu projenin Bir'in, yani yazarn ege
menliini korumak gibi bir zaaf vard, bu yazar adsz olacak kadar
kendini Kitap'ta yok etse bile. Mallarme'ci adszlk, yazarn aknl-
nm tutsa olarak kalr. Baka-adlar (Caeiro, Campos, Reis, ah
sen Pessoa, Soares), Bir ya da Btn iddiasnda olmayp okluun
olumsalln en baa yerletirmekle, kendilerini adsz olann kar
sna koyarlar. Bu yzdendir ki, Kitap'tan daha iyi bir evren meyda
na getirirler. Zira gerek evren ayn zamanda oklu ve olumsaldr,
btnletirilemez.
Ama daha da derinde, kendimizi zihinsel olarak Pessoa'ya kap
trmamz felsefenin modernlii hibir biimde tketmemi olma
sndan ileri gelir. yle ki bu airi okuduumuz, onda bir buyruk
kefettiimiz takdirde kendimizi ondan alamayz; henz nasl itaat
edeceimizi bilmediimiz bu buyruk, airin bizim iin at, Pla
ton ile anti-Platon arasndaki yolu, yani hakiki bir okluk, boluk ve
sonsuzluk felsefesinin yolunu tutmaktr. Tanrlarn ebediyen terk et
tii bu dnyaya hakkn olumlayc biimde verecek bir felsefe.
iirsel Bir Diyalektik:
Lebd Bin Rebia ve Mallarm

KARILATIRMALI EDEBYATA pek inanmam. Ama byk iirlerin


evrenselliine inanrm her zaman felakete yakn sonular veren
bir yaklaklk diye tanmlayabileceimiz eviri araclyla sunul
mu olsalar bile. "Karlatrma" da bu evrenselliin bir tr deney
sel dorulamas olabilir.
Benim karlatrmam Arapa bir iir ile Franszca bir iir ara
snda olacak. Arap iirini kefettiim gnden beri sylediim ne
denlerden dolay ge, ok ge bu karlatrma benim iin ka
nlmaz olmutu. Szn ettiim iki iir muazzam bir uzakln san
ki daha canl kld, ama ayn zamanda boduu bir dnsel ya
knl ifade ediyor bana.
Franszca iir Mallarm'nin Bir Zar Atm. Hatrlatalm, bu iir
de, mehul bir deniz zerinde yal bir Efendi, zarlan tutan elini g
ln bir biimde sallar ve zarlan atmadan nce o kadar uzun sre
duraksar ki, daha atp atmama karan verilemeden sulara gmlecek
gibidir adeta. O zaman, der Mallarm:

Rien, de la mmorable crise o ce ft l'vnement accompli en vue de


tout rsultat nul humain, n'aura eu lieu (une lvation ordinaire vers
labsence) que le lieu, infrieur clapotis quelconque comme pour disper
ser l'acte vide abruptement qui sinon par son mensonge et fond la per
dition dans ces parages du vague en quoi toute ralit se dissout.

Hibir ey (o anmsanmaya deer krizden, hani o kriz ki zerre kadar


insani olmayan her trl sonu uruna olay gereklemi olacakt, o kriz
60 BAKA BR ESTETK

den hibir ey) meydana gelmi olmayacak (sradan bir ykseli boca
eder yokluu) meydandan baka (sanki bo edimi aniden datmak iin
lalettayin alak bir prt, ki aksi takdirde tm gerekliin eriyip gittii
u dalgann dolaylarnda batn temelini atacakt yalanyla o bo edim).*

Fakat son sayfada gkyznde bir Takmyldz, adeta burada aa


da asla karara balanamayacak olann gksel ifresi/yldz k
kenli say gibi beliriverir.
Arapa iir, slam ncesi denilen dnemin byk kasidelerinden
biridir: Buraya Andr Miquel'in evirisiyle aldm, Lebd bin Re-
bia'ya atfedilen bir muallaka.** Bu iir de radikal bir kn sap
tanmasndan doar. Daha ilk dizesinden itibaren haykrr: "Viran ol
mu konaklama yerleri, bir gnlk olan da, mrlk olan da". iir,
konuann konaklama yerine dnnn ln dnyle karla
masndan doar. Burada da, yerin plakl, yeri doldurmas bekle
nen gerek ve simgesel tm varoluu yutmu gibi grnyor. "Hara
beler! Herkes kam! Yeryz bo, ssz!" diyor air. Ya da: "Bir za
manlar dolu olan yerler plak, bir sabah erken terk edilmi, / e ya
ramaz hendekler, metruk l."
Ama iir, l hayvanlarnn merkezi diye niteleyebileceimiz me
cazi bir rol oynad, burada tekrarlamayacam ok hassas bir di
yalektikle, kabile ve soy methiyesine doru ilerleyip, tercihin ve ya
sann efendisi figrn balangtaki boluun gayesi olarak zikre
decek en sonunda:

Hep grlr, kabileler toplanp biat ederler


Bizden birine, karar veren ve grlerini benimseten.
Haklarm verir kabiledekilerin,

* Mallarme'nin tipografik tasarmn burada sunmak mmkn olmadndan


ve karmak szdizimini bir nebze olsun anlalr klmak iin parantezlere bavur
duk. -.n.
" Cahiliye devri Arap edebiyatnda Kbe'nin duvarlarna aslan yedi nl ka
sideden biri. Arapadan Franszcaya, Franszcadan Trkeye yaplacak bir iir e
virisi ok salkl olmayaca iin, Lebd'in iirini Arapa aslndan Trkeye e
virmi olan Ord. Prof. erafettin Yaltkaya'nn mensur almasndan (Yedi Ask,
stanbul: M.E.B., 1985, s. 64-80) da yeri geldike yararlanarak karlatrdk. An
cak Badiounun yorumlad metin sonuta Franszca evirisi olduu iin, kendi
ne zg niteliklerini de bozmamaya altk, -y .n .
RSEL BR DYALEKTK 61

Pay eder, azaltr ya da artrr; tek efendisidir


tercihlerin. yi yreklidir, herkesi yle olmaya tevik eder,
Merhametlidir, az bulunur erdemlerin hasadn toplar.

Ayn ekilde Mallarme'de de efendinin tercihte bulunmasnn


imknsz olduu grlr; iire gre u olgu bulunur: "Saklad sr
dan ayrlm koluyla kadide dnm Efendi tereddt eder, gz
dnm gekin gibi oyunu dalgalar adna oynamaktansa." Meydan
dan baka hibir eyin meydana gelmemesi tehlikesi de, ardndan
gksel ifrenin gelmesi de, bu tereddtten kaynaklanr.
Lebd bin Rebia iin k noktas plak yerdir, yokluktur, le
zg gzden kaybolutur. Hakkaniyetli tercihi yapma, yani herkes
tarafndan kabul edilebilir karan verme erdemine sahip olan bir
efendiden bahsedebilmek iin gereken kaynak buradan devirilir.
Bu iki iir arasnda on yzyl var; birinin balam mparator
luk Fransas'nn burjuva salonu, dierininki Arabistan lnn yk
sek uygarlklannn gebelii. Dilleri akraba deil, uzaktan bile.
Aralanndaki mesafe neredeyse her trl kavramn tesinde.
Ve fakat! Bir an iin efendinin bat ardndan ngrlemez bi
imde ortaya kan Takmyldz'n, Mallarme'nin dea ya da hakikat
dedii eyin bir simgesi olduunu kabul edelim; ayn ekilde, airin
dedii gibi insanlara emniyet salamay bilen, herkesin payn bol
latrmay ve srdrmeyi, "bizim iin ulu bir ev ina etmeyi" bilen,
hakkaniyetli bir efendi olduunu kabul edelim evet, byle bir
efendinin, ayn zamanda, bir halkn adalet ve hakikat asndan ger
ek anlamda harc olduunu kabul edelim. O zaman, bu iirlerin iki
sinin de, aralanndaki lye gelmeyen mesafede ve bu mesafe sa
yesinde, bize benzersiz ve mstesna bir sorudan sz ettiklerini g
rrz: Yer, efendi ve hakikat arasndaki ilikiler nelerdir? Adaletin
ya da hakikatin ve bunu tayan efendinin yazgsnn birbirine tam
tamna uygun olduunun telaffuz edilebilmesi iin, neden yerin bir

* Yaltkaya'nn evirisinden burada sz konusu olann "ganimetlerden den


pay" olduu anlalyor. Son dizedeki "az bulunur erdemlerin hasadn toplar" - l
gebeleri iin "hasat" eretilemesinin uygunsuzluu aikr- ifadesi ise, ganimet
leri pay edenin paynn "az bulunur erdemler" olduunu ifade edecek biimde
"bunlan ganimet bilir" diye tercme edilmi, -y.n.
62 BAKA BR ESTETK

yokluk yeri ya da plak yer olmas, yalnzca meydann meydana


gelmesi gerekmektedir?
Yok olmu konaklama yeri karsnda duran gebe ile Okyanus
zerinde ebedi bir zar atm vehmeden okumu Batl arasndaki
muazzam mesafe, kafalarn megul eden sorunun bulunduu nok
tada kapanr: Hakikatin efendisi, hakikatin amac ya da temeli olan
yerin eksikliini katetmek zorundadr. Evrenin kaytszlnn kesin
intikamna en yakn yere srmelidir iir denen peyi. Yalnzca bel
ki ln, yalnz uurumun olduu yerde bir hakikate iirsel ola
rak ans verebilir. Hibir eyin meydana gelmedii ve gelmeyecei
yerde. Bir baka deyile, efendi tam da iirin kaynann ortadan
kaybolmu grnd yerde girmelidir iir riskine. Lebd bin Re-
bia'nm kasidesi bunu olaand bir kesinlikle sylyor. Nitekim or
tadan kaybolmu konaklama yeri "ta zerine kaznd halde an
m bir yazdan geriye kalan"a benzetilir. Konaklama yerinin son iz
leri ile kum zerine yazlm yaz arasnda dorudan bir mtekabi
liyet kurulur:

Kamptan geriye selin ortaya kartt bir resim kalr,


Satrlar kalemle yeniden canlandrlm bir metin gibi.

Hatta air yoklua yaplan iirsel arnn dilini gerekte bula


madn da ilan eder:

Neye yarar armak


Sar bir ebediyeti, eyay ayrt etmekten ciz dile?*

yleyse, plak yerin ve yokluun tecrbe edilmesinin, ayn za


manda, metnin ya da iirin olas siliniinin tecrbe edilmesi olduu
aktr. Yamur ve kum her eyi eritecek, her eyin stn izecektir.
Ama Mallarm ok yakn terimlerle "tm gerekliin eriyip git
tii u dalgann dolaylan"ndan ve efendiyle ilgili olarak u neredey-
se-kesinlikten sz eder: "insann dorudan bat, kayksz, her ne
redeyse bouna".

* Bu son derece modem ifadeyi Franszcaya evirenin yaratclna vermek


gerek belki de. Yaltkaya'nm mensur ve aklamal evirisi yle: "Durup o izlere
sevgiliyi sordum. Sz sylemesi olmayan ve oldu olasya burada duran ve daha da
duracak olan u kat talara sormamz bilmem nasl olur!..." (s. 67) -y.n.
RSEL BR DYALEKTK 63

Birleik sorumuz bu durumda netleiyor: Eer yerin eksiklii ile


dilin eksiklii ayn eyse, efendi ile hakikat denen iirsel kiliyi bu
eksiklikle ilikilendiren paradoksal deneyim nedir?
Arapa kaside ve Franszca iir bu sorunun elbette iki versiyo
nunu ya da iki farkl ifadesini verir bize.
Lebd bin Rebia iin, yok olmu konaklama yerinin ve ciz dilin
l akla getiren deneyimi, efendinin yeniden yerine oturtulmas,
hatta neredeyse yoktan var edilmesi sonucuna gtrr. ki aamada.
lk olarak Kadn figrnden hem yoklukla, hem de kum ve ya
mur tarafndan bir metin gibi silinen izlerle boy lebilecek tek
hayal destek alan nostaljik bir aama:

Hasretle gznde canlanr o yola koyulmu kadnlar,


Hevdeler,* balan zerinde hrdayan pamuktan cibinlikler,
Perdeler, glgelerin sanp sarmalad
Ahap hevde zerindeki ince ilemeler.

Sonra, ikinci aama, gebenin binek hayvanlannn deve ya


da ksrak ve benzedikleri vahi hayvanlann kurtlar ve aslan
lar zikredilmesiyle uzun bir sre sonunda yeniden enerji topla
nr. Sanki kabilenin armas bu zikredilen enerjiden hareketle olu
mu gibidir.
Bu armann canevine efendi ve adalet gelip yerleecektir. D
ncenin iirsel yolu, boluktan arzulayan nostaljiye, arzudan hare
ketin enerjisine, enerjiden armaya ve armadan efendiye uzanr. Bu
dnce tm eylerin geri ekiliini daha en batan Aklk'n iine
yerletirir; ama geri ekiliin kendisini o balatr, nk gyaben
zikredilen eylerin emsalsiz bir iirsel enerjisi vardr; efendi de bu
aa kan enerjiye mhrn vurur. O halde hakikat, ortadan kay
bolu endiesinin bnyesinde bannm ve bu endieyi kuatm
olan bir arzunun ne srebilecei eydir.
Mallarme'nin sz soruyu baka trl ifade eder. Bo olan yere
bir batn kalntlan musallat olmutur ve efendinin kendisi de da
ha imdiden yan yanya batmtr. Kasidedeki gibi yoklua dikkat
kesilmi bir tank deildir; o da kaybolu araclyla yakalanr ya

* Kadnlarn deveye binebilmesi iin kullanlan st rtl mahfe, -.n.


64 BAKA BR ESTETK

da kavranr. Dediim gibi, zarlar atmakta tereddt eder, zan atmak


la atmamay birbirine edeerli klar. te o zaman Hakikat, gece se
masna nakedilmi ideal bir zar atm gibi beliriverir. Kukusuz
yle demek gerekirdi: lk olan, tm eylerin geri ekilmesidir, efen
di de dahil. Aklk'n boy gsterebilmesi iin, geri ekilmenin yle
bir geri ekilme olmas gerekir ki, eylemek ya da eylememek, zar
lar atmak ya da atmamak, edeerli tutumlar olmaldr. Bu da tam
tamna her trl efendiliin iptal edilmesi demektir, zira kasidenin
rnek biimde dedii gibi, efendi dediin tercihin tek efendisi olur.
Mallarme'ye gre, efendinin ilevi tercih ile tercihsizlii birbirine
edeerli klmaktr. O zaman yerin plaklna sonuna kadar katla
nr. Ve bsbtn adsz/gayriahsi olan hakikat terk edilmi yerin
zerinde ortaya kar.
yleyse, zetlemek amacyla yle dnebiliriz:
1. Hakikat ancak bir koulda olanakldr, o da hakikatin yerinin
olmayan bir yer olarak, bo braklm ve l gibi bir yer olarak ka-
tedilmesidir. Her hakikat bir tehlikeye maruzdur; o tehlike de kayt
sz yerden, kumdan, yamurdan, okyanustan, uurumdan baka hi
bir eyin var olmamasdr.
2. iirsel syleyiin znesi, bu deneyimin ya da bu tehlikenin
znesidir.
3. Her eyin yitip gitmi olduu yere geri gelen kimse olarak z
ne, bu tehlikenin tan da olabilir, yokolutan geici olarak hayatta
kalmay baarm biri de.
4. Eer tanksa, dili boluktan hareketle, kendi cizliinden ha
reketle canlanmaya zorlayacaktr; sonunda bir efendiye dnm
olacak ve kesif bir efendi figr peyda edecektir.
5. Eer zne hayatta kalmay baarm biriyse eylemin ve ey
lemsizliin karara balanamaz olmasn ya da znede varlkla var
olmamann kesin olarak zde olmasn salamaya alacaktr. O
zaman dea adsz olarak boy gsterecektir.
6. Bu durumda yer, efendi ve hakikat arasndaki ilikiyle ilgili
sorumuzun olanakl iki yant var galiba:
Hakikat, boluun ve yokluun tecrbe edilmesine tekabl
eden yerin, nce nostaljik olarak, daha sonra etkin olarak, hakikate
kdir olan bir efendi kurgusunu dourmasndan kaynaklanr.
Hakikat, efendinin bo yerin adszl/gayriahsilii iinde
RSEL BR DYALEKTK 65

kaybolmasndan ve, ksacas, hakikatin var olabilmesi iin kendini


feda etmesinden kaynaklanr.
Birinci durumda, yerin boluu ve endie deneyimi, efendi ile
hakikatin bir birleimini yaratr.
kinci durumda, yerin boluu efendi ile hakikatin ayrmasna
yol aar: Efendi uurum iinde kaybolurken, mutlak olarak kiisel
olmayan hakikat adeta bu ortadan kayboluun zerinde su yzne
kar.
kinci yolun, yani Mallarm'nin tuttuu yolun gc, tam da haki
kati efendinin her trl tikelliinden ayrmaktadr, denilebilir. Psika
nalizin diliyle syleyecek olursak, aktarmz bir hakikattir bu.
Fakat iki ynl bir zaaf barndrr:
znel bir zaaf, nk bir feda etme retisi sz konusudur.
Efendi sonuta Hristiyan bir efendidir, hakikatin ortaya kabilme
si iin kendisi ortadan kaybolmak zorundadr. Fakat bizim istedii
miz, kendini feda eden bir efendi midir?
Ontolojik bir zaaf, nk son durumda varln iki sahnesi,
iki kayt yeri vardr. lki, okyanusun uunumu ve ntr yeri, ki bura
da efendinin jesti battr. kincisi, yukanda, Takmyldz'm ortaya
kt ve Mallarm'nin dedii gibi "belki de yerin telerle kayna
t yer kadar yksekte" olan gkyzdr. Baka bir deyile Mallar
m ontolojik bir ikicilii, bir bakma Platoncu bir hakikatin aknl-
fikrini korumaktadr.
Lebd bin Rebia'nm iiri sz konusu olduunda, felsefi gler ve
zaaflar bambaka bir dalm gsteriyor.
Bir ikinlik ilkesini kesin bir biimde korumak, byk bir g
tr. Armann canevinde hakkaniyetli efendinin peyda edilmesi ola
na, iirsel olarak yerin boluundan hareketle kurulur. Sanki terk
edilmi konaklama yerine geri geldiinde airin tank olduu u
"anm yaz"y, u "satrlar kalemle canlandrlm metni" ama
nn bir eklidir bu. Asla bir ikinci sahnemiz, varlk iin bir baka ka
yt yerimiz olmayacaktr. Asla akn bir dsallmz olmayacaktr.
Efendinin bile telerde olmadn, Mallarm'nin Takmyldz' de
il "bizden biri" olduunu sylyor iir.
Dier yandan, bu efendi ilk Hristiyanlar gibi kendini feda etme
ye hazr deildir kesinlikle. Aksine, yeryzne zg niteliklerin do
ru ls iine yerletirilmitir. Efendi, iyiyreklilik ve merhameti
66 BAKA BR ESTETK

temsil eder; daha da iyisi, "doann armaanlarn paylatrr"; y


leyse bu armaan paylatrma iine uygundur. Kasidenin peyda etti
i efendi, ikin bir efendi olduu iin, doa ile yasann ll uyu
muna adn o verir.
Ama sorun u ki, hakikat efendi figrnn tutsa olarak kalr,
ondan ayrlamaz. Hakikatin mutluluu tek bir eyde yatar: Efendi
ye itaat. iirin dedii gibi: "Egemen efendinin iyilikleriyle mutlu
ol!" Ama bir egemenlik uyarnca paymza denle mutlu olabilir
miyiz? Her durumda, hakikat burada efendiye yaplacak aktarma
bal kalacaktr.
te sorunumuzun canevine gelmi bulunuyoruz.
Dncenin bu iki ynelimi arasnda radikal bir tercih mi yap
maya davet ediliyoruz? Bu ynelimlerden biri, hakikat ile efendili
i birbirinden ayrp, aknlk ve fedakrlk talep etmektedir. Bu y
nelimde, efendiyi sevmeden hakikati istemek mmkndr, ama bu
isteme Yeryz'nn tesine lme endeksli bir yere kaytldr.
Dieri, bizden ne aknlk ne de fedakrlk talep etmektedir, ama
bedeli hakikat ile efendilik arasnda kar konulamayacak bir birle
medir. Bu ynelimde, hakikati Yeryz'n terk etmeden ve lme
hi dn vermeden sevmek mmkndr. Ama efendiyi koulsuz
olarak sevmek gerekmektedir.
Ben, kendi payma, ite bu tercih ve bu tercihin olanakszln
"modernlik" diye adlandryorum.
Elimizde bir yanda bilimin evreni var, dnen tekilliiyle deil,
parasal ve teknolojik rgtlenmesinin gcyle. Bu evren, adsz, her
trl kiisel efendi figrnden btnyle kopuk bir hakikati tanzim
eder. Ne var ki, modem kapitalizm tarafndan toplumsal olarak r
gtlenmi haliyle hakikat, Yeryz'nn feda edilmesini gerektirir. Bu
hakikat, bilinlerden oluan kitle iin, btnyle yabanc ve dsal
dr. Herkes bu hakikatin etkilerini/sonularm bilir, ama kimse kay
nana hkim deildir. Kapitalist ve teknolojik rgtlenmesiyle bi
lim, uruna zaman ve meknn feda edilmesi gereken akn bir gtr.
Bilimin teknolojik ve parasal rgtlenmesine, phesiz, modem
demokrasi elik etmektedir. Peki modem demokrasi nedir? Kimse
nin bir efendiyi sevmeye mecbur olmamas hepsi bu. rnein
Chirac' ya da Jospin'i sevmek mecburiyetinde deilimdir. Hakikat
u ki, kimse onlar sevmemektedir, herkes onlarla dalga gemekte,
RSEL BR DYALEKTK 67

hatta alenen alaya almaktadr. Demokrasi budur. te yandan, bili


min kapitalist ve teknolojik rgtlenmesine mutlak olarak itaat et
mek zorundaym. Pazarn ve pazarlamann yasalar, sermaye dola
mnn yasalar, size baka hibir perspektif, sahici hibir tercih
ans brakmayan gayriahsi bir gtr. Tek bir siyaset var, biricik
bir siyaset. Mallarm'nin efendisi gibi, bilimsel hakikat de teknolo
jik ve kapitalist toplumsallamas ierisinde akn yoluna devam ede
bilsin diye, her trl tercih efendiliini feda etmem gerekiyor.
br yandan bu bilimsel, kapitalist ve demokratik modernliin
reddedildii her yerde, bir efendinin olmas ve onu sevmenin mec
buri olmas gerekir. O byk Marksist ve komnist giriimin cane-
vinde de bu duruyordu. Sz konusu giriim, bilimin kapitalist rgt
lenmesini kesintiye uratmak istiyordu. Bilimsel hakikatin ikin ol
masn, herkesin ona vkf olmasn ve halk gc bnyesinde pay
latrlmasn istiyordu. Hakikatin btnyle yeryzne zg olma
sn ve illaki tercihleri feda etmeyi gerektirmemesini istiyordu. n
sanlarn bilim ve bilimin retimsel rgtlenmesi tarafndan seilme-
sindense, insanlarn onu semesini istiyordu. Hakikatler zerinde
kolektif bir hkimiyet/efendilik kurulmas fikriydi komnizm. Ama
ne oldu? Her yerde bir efendi figr beliriverdi, nk hakikat artk
efendiden kopuk deildi. Son tahlilde de hakikati istemek ve sev
mek, o efendiyi sevmek ve istemek demekti. Ve eer onu sevmezse
niz, size bu sevme mecburiyetini hatrlatacak bir ey vard: terr.
Bugn hl ayn noktadayz. Mallarm ile muallaka arasnda,
deyi yerindeyse. Bir yanda bizi efendi sevgisinden kurtaran, ama
bizi meta yasalarnn benzersiz aknlna tabi klan ve ortak yazg
mz zerindeki her trl hkimiyeti/efendilii, siyasal tercihin olan
ca gerekliini ortadan kaldran demokrasi. br yanda ikin ve is
tenir cinsten bir ortak yazg arzusu, sermayenin otomatizminden
kopma arzusu. Ama o zaman da terrist despotizmi ve efendiyi sev
me mecburiyeti.
Modernlik, efendilik ile hakikat arasndaki ilikide makul bir
tercih yapamyor. Hakikat efendiden kopmusa, demokrasidir. Ama
o zaman da hakikat kapkaranlktr: Teknik ve kapitalist rgtlenme
nin akn dzeneidir. Hakikat efendiyle birlemise, bir tr ikin
terrdr, amansz bir sevgi aktarmdr, Devletin polisiye gc ile
znenin titremesinin duraan biimde kaynamasdr. Efendi ister
68 BAKA BR ESTETK

adsz/gayriahsi bir g iin feda edilsin, ister sevgimizden dolay


kendimizi ona feda etmemizi istesin, her durumda tercih olana or
tadan kalkmaktadr.
Benim inancma gre yaplmas gereken, dnceye geriye do
ru bir adm atmasn nermektir. Mallarm ile slam ncesi dneme
ait kasidede ortak olan eye, yani le, okyanusa, plak yere, bolu
a doru bir adm. Efendi figrn katetmeden boluun zerinde
dile getirilmi bir hakikat dncesini zamanmz iin yeniden terkip
etmek gerekmektedir. Ne feda ne de peyda edilmi efendi.
Ya da ilk biimi itibariyle tercihin ve kararn efendilii olmaya
cak bir tercih ve karar retisi kurmak.
Bu ok nemli bir noktadr. Sahici hakikat yalnzca hakikatin
tercih edilebilmesi kouluyla vardr, bu kesin. Felsefenin teden be
ri hakikat ile zgrl birbirine balamas kukusuz bu yzdendir.
Hakikatin znn zgrlkten baka bir ey olmadn sylemeyi
neren bizzat Heidegger'di. Bu tartlmaz.
Ama hakikat tercihi illa efendilik biiminde mi olacaktr?
Lebd'in yant da, Mallarm'nin yant da, "Evet"tir bu soruya.
Bo yerin ve mlkszln tecrbe ediliini sonuna kadar gtre
bilmek iin, bir efendi gerekmektedir. Arapa kasidenin efendisi,
doal ve blmc bir hakikat tercihi yapar. Mallarm'ninki, biz
zat tercihi feda etmek gerektiini, seme ile sememenin edeerli
liini hayata geirmek gerektiini, ancak o zaman kiisel olmayan
bir hakikatin belirdiini gsterir. Tpk gnmz demokrasisinde
olduu gibi: u ya da bu bakan semek, sememekle kesin olarak
edeerlidir; zira bilimin kapitalist rgtlenmesinin aknl ile pi
yasann rastlantlar tarafndan komuta ediliyor olaca iin, siyaset
hep ayn kalacaktr.
Ama her iki durumda da, balangta, tercihin doasna karar
veren bir efendi vardr. ada dncenin balca meselesi kanm
ca udur: Efendi figrn katetmeden, efendi figrn dourmadan
ve feda etmeden, boluktan hakikate giden bir tercih ve karar d
ncesi bulmak.
Arapa kasideden hakikatin yere ikin kaldm, dsal olmad
n, kiisel olmayan akn bir g olmadn almak gerek. Ama bir
efendi peyda etmemeli.
Franszca iirden, hakikatin adsz/gayriahsi olduu, boluktan
RSEL BR DYALEKTK 69

zuhur ettii, efendiden kopuk olduu inancm almak gerekir. Ama


bu efendiyi ortadan kaldrmak ve feda etmek gerekmemeli.
Sorumuzu u ekilde yeniden ifade edebiliriz: Hakikat, ayn an
da hem adsz, yani gayriahsi, hem de ikin ve yeryzne zg ola
cak biimde dnlebilir mi, nasl dnlebilir? Ya da: Hakika
tin, balangtaki boluk ve plak yer tecrbesi iinde seilebilece
i bu tercihin efendisi olmak ya da bu tercihi bir efendiye emanet
etmek gerekmeksizin nasl dnlebilir?
Benim felsefemin iirin koulunu kabul ederek yapmaya alt
ey budur. Bana gre sorunu zmek iin gerekli olan birka mo
tife iaret edeyim:
a) Hakikat diye bir ey yoktur, hakikatler vardr; bu oulluk
son derece nemlidir. Hakikatlerin indirgenemez okluunu benim
seyeceiz.
b) Her hakikat bir sretir bir yarg ya da eylerin bir hali de
il. Bu sre, yasas gerei, sonsuz ya da tamamlanamazdr.
c) Bu sonsuz hakikat usulnn sonlu her urana bir hakikatin
znesi denir. yleyse znenin hakikat zerinde hibir hkimiyeti/
efendilii yoktur ve ayn zamanda zne hakikate ikindir.
d) Her hakikat usul bir olayla balar; olay, ngrlemez, kesti
rilemez. Olay, durumun eklentisidir. Her hakikat ve dolaysyla her
zne, bir olayn beliriine baldr. Bir hakikat ve bir hakikat zne
si, var olandan deil, baa gelenden kaynaklanr.
e) Olay durumun boluunu aa kanr. nk var olann ha
kikatsiz olduunu gsterir.
zne bu boluktan hareketle kendini bir hakikat usulnn frag
man olarak kurar. Onu durumdan ya da yerden ayran, emsalsiz bir
gzergha kaydeden de ite bu boluktur. yleyse, boluun tecr
be edilmesi, yerin boluk olarak tecrbe edilmesi bir hakikat znesi
kurar; ama bu tecrbe hibir hkimiyet/efendilik kurmaz. Olsa olsa,
en genel biimiyle, bir znenin bir hakikatin militan olduu syle
nebilir.
f) zneyi hakikate balayan tercih, varla devam etme tercihi
dir. Olaya sadakat. Bolua sadakat.
zne, boluun yerin varlnn ta kendisi olan boluun
bu aa knn yaratt kendi kendisiyle arasndaki mesafede se
bat etmeyi seendir.
70 BAKA BR ESTETK

Bylelikle kalk noktamza dnm bulunuyoruz. Zira bir haki


kat daima boluu adlandrmakla, ssz yerin iirini yapmakla yola
kar. Bir znenin sadk olduu ey, tam da Lebd bin Rebia'mn bi
ze syledii eydir:
Yukarda, rzgrn toz gibi savurduu
Kum tepelerine gelmeden, tek bir aacn altnda
Akam gizli yldzlardan bir bulut olur.

Mallarm'nin bize syledii de budur:


L'Abme blanchi, tale, furieux, sous une inclinaison plane dsesp
rment d'aile, la sienne par avance retombe d'un mal dresser le vol.
Uurum, beyaza kesmi, hiddetli, szlyor aresizlik iinde sarp bir
yamacn kanad altnda, kendi kanad krlp dm en batan, uamyor.*

Bir hakikat bir boluk iiriyle balar, devam etme tercihiyle de


vam eder ve yalnzca kendi sonsuzluunun tkenmesiyle tamama
erer. Hi kimse efendisi deildir onun, ama herkes ona kaydolabilir.
Herkes unu diyebilir: Hayr, her ey varolandan ibaret deildir. Bir
de baa gelmi olan ve benim imdi, burada kalcln tadm
ey vardr.
Kalclk m? Sayfa zerine yldzlar gibi ebediyen kaydedilmi
olan iir, kalcln rnek bekisidir. Ama olayn ele avuca smaz-
lma, imal ortadan kayboluuna, hakiki olann oluu iinde sabit
lenmemi olan eye kendini adam baka sanatlar da yok mudur?
Efendi kmazndan muaf sanatlar? Hareketliliin ve "tek bir kere"

* Bilindii gibi Mallarm, herhangi bir ifadeye birden fazla anlam yklemek
iin, szdiziminin tand tm olanaklardan yararlanmak ister genelde, hatta sz-
dizimini alabildiine zorlar. Bu tr ifadelerin benzerlerini ikinci bir dilde yarat
mak ok zor, hatta bazen dpedz olanakszdr. Bu alnt da byle rneklerden bi
ri: Franszca cmlenin ikinci ksmnda, kua benzetilen uurumun "en batan ka
nadnn krk" olduu ve uamayp dm olduu sylenirken kullanlan -v e
hayli zorlama grnen- mal dresser (le vol) sz, m aladresse'i (sakarlk, bece
riksizlik) artrmak iindir. Keza cmlenin ilk ksmndaki tale (fiil olarak: a
mak, burada kanat amak; sfat olarak dingin, sakin) ve dsprment ( "kanat a
mak/szlmek fiiline de balanabilir, "alabildiine" anlamyla "sarp yamaa
da) kelimeleri birden ok deer alacak biimde kullanlm. Biz tekanlaml, dz
bir eviri yapmaktan baka are gremedik, -y.n.
RSEL BR DYALEKTK 1

nin sanatlar yok mu? Peki ya dansa ne demeli, bize auildanm


unutturan u hareketli bedenlere? Ya Deleuze'e gre zaman-imgc-
nin ak olan sinemaya? Ya her gece ayn olsa da hep baka bir oyu
nun oynand, bir gn oyuncular lp dekorlar yklr, ynetmeni
kaale alnmazsa, kendisinden geriye hibir ey kalmayacak olan ti
yatroya? Bunlarn emperyal iirin aksine daha tandk, yorulmaya
daha elverili ve stelik bir araya gelebilen baka trden sanatsal
konfigrasyonlar olduklarn sylemek gerek. Peki felsefe, bu ka
muya ak sanatlarla ilikisinde, iirle arasndaki ilikide ya l
mne atma ya da ittifak olduu kadar rahat mdr?
Dncenin Metaforu Olarak Dans

NIETZSCHE'YE dans neden dncenin kanlmaz metaforu gibi


gelmitir? nk dans, Zerdt-Nietzsche'nin byk dmanna,
"arlk ruhu" adn verdii dmana kar kan eydir. Dans her
eyden nce her trl arlk ruhundan muaf bir dncenin imgesi
dir. Bu muafiyetin teki imgelerini de saptamak gerekir, zira bu im
geler dans smsk bir metafor a iine kaydeder. rnein ku. Zer
dt duyurur: "Arlk ruhundan nefret ettiimden, kula akrabal
m." Dans ile ku arasndaki ilk metaforik ba budur. yle diye
lim: "Bedenin iindeki ku" denebilecek olan eyin dans eden bir fi-
lizlenii, bir douu vardr. Daha genel olarak da bir uma imgesi.
Zerdt unu da syler: "Umay renen kimse, yeryzne yeni bir
ad verecek. Hafif olan, diyecek ona." Nitekim bu, yani dansn yer
yzne verilmi yeni bir ad olduunu sylemek, dansn ok gzel
ve yerinde bir tanmdr. Sonra bir de ocuk var. ocuk: "masumi
yet ve unutu, yeni balang, oyun, kendiliinden dnen tekerlek,
ilk hareket, yaln olumlama". Sz edilen, Zerdt'n bandaki
nc bakalam: Dansn kart olan deveden ve yeniden bala
m yeryzn hafif diye adlandramayacak kadar vahi olan aslan
dan sonraki bakalam. Nitekim unu da sylemek gerekir: Dans
ki hem ku hem uutur ocuun tarif ettii her eydir ayn za
manda. Dans masumiyettir, nk bedenden nceki bir bedendir.
Unututur, nk kstllm, arln unutan bedendir. Yeni ba
langtr, nk dans etme jesti adeta kendi balangcn kendi icat
eden bir ey gibi olmak zorundadr. Elbette oyundur, nk bedeni
her trl toplumsal mimikten, her trl ciddiyetten, her trl grg
DNCENN METAFORU OLARAK DANS 73

den uzaklatnr. Kendiliinden dnen tekerlek: Dans iin kullanla


bilecek ok gzel bir tanm. Zira dans meknda bir ember gibidir,
ama kendi kendisinin ilkesi olan, dardan izilmemi, kendi ken
dini izen bir ember. lk hareket: Dansn her jesti, her izgisi, ken
dini bir sonu olarak deil, hareketliliin kaynann ta kendisi ola
rak sunmaldr. Yaln olumlama, nk dans olumsuz bedeni, utan
dolu bedeni, sevinle bo brakr.
Ayrca Nietzsche, yine arlk ruhunu zndren imgeler ba
bnda pnarlardan da sz edecektir. "Ruhum fkran bir pnar"; el
bette dans eden beden, tam anlamyla, yerden yukar, kendi dna
doru fkrma halindedir.
Son olarak, hepsini zetleyen hava ya da hava unsuru var bir de.
Dans tam da yeryzn "havai" diye adlandrmaya izin veren ey
dir. Dansta yeryz srekli havalandrlan bir yer olarak dnlr;
dans yeryznn soluk aldn, soluu olduunu varsayar. nk
dansn odandaki soru, dikeylik ile ekim arasndaki ilikidir, dans
eden bedenin iinden geen ve paradoksal bir olana aa vurma
sna izin veren dikeylik ve ekim: Hava ile topran konumlarn de
i toku etme, birbiri iine geme olana. te btn bu sebepler
den dolay dnce dansta bulur metafomnu; ku, pnar, ocuk ve
elle tutulmaz havadan meydana gejen diziyi zetler dans. Elbette,
bu dizi fazla masum, hatta ocuksu grnebilir; hibir eyin arlk
ya da nem tamad ocuk yklerine benzeyebilir. Ama yle
anlamak gerek: Bu dizi, Nietzsche tarafndan dans tarafndan
bir g ve hiddet ile ilinti iinde katedilir. Dans ayn anda hem dizi
nin unsurlarndan biri, hem de dizinin iddet dolu katediliidir. Biz
zat Zerdt syleyecektir ayaklarnn "kudurmu bir dansnn ayak
lan" olduunu.
Dans masumiyetin gcl olarak katediliini temsil eder. Pnar,
ku, ocukluk gibi grnen eyin gizli zehrini aa vurur dans. Ger
ekte dansn dncenin metaforu olmasn temellendiren ey, Ni-
etzsche'nin dncenin bir younlama olduu ynndeki inanc
dr. Bu inan, dnceyi gerekleme kipi dsal olan bir ilke olarak
gren savn ilkece tam kartdr. Nietzscheye gre dnce verili
olduu yerden baka bir yerde kendini fiiliyata geirmez; dnce
"olduu yerde" fiilidir; adeta kendi zerine younlaan eydir, ya da
kendi younluunun devinimidir.
74 BAKA BR ESTETK

Bu durumda dans imgesi doaldr. kin younlama eklindeki


dnce dea'sn dans imgesi grsel olarak aktarr. Daha dorusu
yle diyelim: Belli bir dans grn. Nitekim metafor ancak bir
artla geerlidir; o da dans uysal bir bedene dandan dayatlm bir
zorlama olarak, dandan ayarlanm bir dans eden beden jimnasti
i olarak tasarmlayan her trl temsilin devre d braklmasdr.
Nietzsche dans adyla and eyi byle bir jimnastiin tam kars
na koyar. Sonuta dansn bize itaat eden ve kasl bir beden sergile
diini, hem muktedir hem de boyun emi bir bedeni sergilediini
tasavvur etmek mmkndr. Koreografiye itaat etmek iin gcn
kullanan bir beden rejimi, szgelimi. Ama Nietzsche'ye gre, byle
bir beden dans eden bedenin, hava ile topra isel olarak dei to
ku eden bedenin kartdr.
Nedir Nietzsche'nin gznde dansn kart? Alman'dr, kt Al
man, tanmn da yle verir: "taat ve gl bacaklar". Bu kt Al
manya'nn z, askeri geit'r, yani hizaya girip rap rap yryen,
birtakm sesler karan kleletirilmi beden. Sert admlarla tutturu
lan ritmin bedeni. Oysa dans havai ve yerden kopmu bedendir, di
key bedendir. Kesinlikle rap rap yryen beden deil, "parmakucu
zerinde duran" bedendir, sanki bulutmu gibi yere doru pike ya
pan bedendir. Hepsinden de te, askeri geitte sert admlarn kar
d grltnn ngrd bedenin aksine, sessiz bedendir. Son ola
rak Nietzsche'ye gre dans, dikey dnceye, kendi yksekliine
doru uzanm dnceye delalet eder. Ak bir biimde olumlama
izleiyle ilintilidir bu da; Nietzsche'ye gre olumlama gnein do
rukta olduu "Byk le imgesinde sakldr. Dans kendi doruu
na adanm bedendir. Ama belki daha da derinde Nietzsche'nin dans
ta hem dncenin imgesi hem de bedenin Gerei olarak kavra
nan dansta grd ey, kendi kendine smsk bal bir hareket
liliktir, dsal bir belirlenime dahil olmayan ve kendi merkezinden
ayrlmadan hareket eden bir hareketlilik. Sanki kendi merkezinin
genilemesiymi gibi alan, dayatlm olmayan bir hareketlilik.
Elbette dans Nietzsche'nin "olu olarak dnce", "etkin g
olarak dnce" fikrine karlk gelir. Ama bu yle bir olutur ki, bu
olu iinde benzersiz bir olumlayc isellik aa kar. Hareket bir
yer deitirme ya da bir biim deitirme ilemi deildir; bir olum
lamann ebedi biricikliinin katettii ve destekledii bir izgidir.
DNCENN METAFORU OLARAK DANS 75

yle ki dans bedensel itilimin, asl olarak meknda kendi dna fr


latlma yeteneinden ziyade, bu itilimi yakalayan!alkoyan olumla-
yc bir ekime kaplma yeteneine iaret eder. Belki de en nemli
si budur: Dans, hareketlerdeki gsteriin ya da d hatlardaki evik
liin tesinde, hareketlerin yakalanmasndaki kuvveti aa karr.
Elbette yakalanmann gc yalnzca hareketle gsterilebilir, ama
nemli olan bu yakalanmann gl okunaklldr.
Bu ekilde kavranan dansta hareketin z meydana gelmemi
olandr, fiiliyata gememi ya da bizzat hareket iinde yakalanm
olandr.
Bu arada, dans fikrine negatif ekilde girmenin baka bir yolu
olabilir bu. Zira yakalanmam itilime, annda itaat edilmi ve aa
vurulmu bedensel uyarya (sollicitation) Nietzsche amiyanelik ad
n verir. Her trl amiyaneliin uyarya direnememekten ileri geldi
ini yazmtr. Ya da amiyaneliin tepki vermeye mecbur olmak ol
duunu, "her drtye itaat edilmesi" olduunu. Dolaysyla dans
her trl amiyanelikten azade olan bir beden hareketi diye tanmla
yacaz.
Dans serbest kalm bedensel itki deildir asla. Aksine itkiye ita
atsizliin bedensel olarak gsterilmesidir. tkinin hareketin iinde
nasl etkisiz klnabileceini, harekette nasl itaatin deil, yakalama
nn ibanda olacan gsterir dans. Dans rafine edilmi dnce
dir. Dans bedenin ilkel esrimesi ya da unutkan rpnmas olarak
gren her trl retinin kar kutbundayz u anda. Dans hafif ve
incelikli dncenin metaforudur; nk harekete ikin olan yaka
lan m a y gsterir ve bylece bedenin kendiliinden amiyaneliine
kar koyar.
Hafiflik olarak kavranan dans temas erevesinde sylenilenle
ri gerektii ekilde dnebiliriz artk. Evet, dans arlk ruhunun
kartdr; evet, dans yeryzne yeni adn verir: "hafif olan". Peki
son zmlemede hafiflik nedir? "Arln yokluudur" demekle
pek yol alnamaz. Hafiflikten anlalmas gereken, bedenin biz
zat kendisi tarafndan da zorlanmam beden olarak, kendi drt
lerine itaat etmeksizin kendini aa vurma yeteneidir. Bu itaat
edilmeyen drt Almanya'nn ("taat ve gl bacaklar") kartdr,
ama zellikle bir yavalk ilkesini art koar. Hafifliin z hzl
olann gizli yavaln aa vurma yeteneidir ve dans bu yzden
76 BAKA BR ESTETK

hafifliin en iyi imgesidir. Dansn hareketi elbette son derece evik


tir, hatta hz bakmndan virtzdr; ama hareketin yakalanmasnn
olumlayc gc olan gizil yavalk harekette bulunduu zaman y
ledir ancak. Nietzsche yle diyor: 'radenin renmesi gereken,
yava ve temkinli olmaktr". Biz de yle diyelim: Dans, beden-d-
ncenin yaval ve temkinliliinin genilemesi olarak tanmlana
bilir. Bu anlamda dans iradenin neleri renebileceini gsterir.
Bundan kan apak sonu, dansn znn fiili hareketten ziya
de gcl hareket olduudur. yle diyelim: Fiili hareketin gizli ya
val olarak gcl hareket. Daha dorusu, dans en u virtz e
vikliinde bile yle bir gizli yavalk sergiler ki, meydana gelen ey
ile onun yakalanmas birbirinden ayrt edilemez. Sanatn doruuna
varm dans yalnzca eviklik ile yavalk arasndaki edeerlilii
deil, jest ile jestsizlik arasndaki tuhaf edeerlilie de delalet
eder. Hareket meydana gelmi olsa bile, meydana gelmi olmann
gcl bir meydana-gelmemilikten (non-lieu) ayrt edilemez oldu
una delalet eder. Dans, yakalanmasnn tasallutu altnda bir biim
de kararsz kalan jestlerden oluur.
Benim dncem ya da doktrinim asndan, bu Nietzsche yoru
mu u anlama gelmektedir: Dans tm hakiki dncenin bir olaya
bal olmasnn metaforudur. Zira bir olay tam da meydana gelme
ile meydana gelmeme arasnda kararsz kalan, ortadan kaybolutan
ayrt edilemeyen ortaya ktr. Var olana fazladan eklenir, ama bu
eklentiye iaret edilir edilmez, "vardr" haklarm geri alarak her e
yi el altna alr. Bir olay sabitlemenin tek yolunun ona bir ad ver
mek olduu, onu yeni bir ad olarak "vardra kaydetmek olduu
ak. "Kendisi" ortadan kaybolutan baka bir ey deildir, ama bir
kayt onu ortadan kaybolmann yaldzl eiinde tutabilir. Ad, mey
dana gelmi olmaya karar verendir. O halde dans olay olarak dn
ceye delalet eder, ama henz ad olmadan nceki, hakiki ortadan
kayboluunun en u snrnda, adn korumas olmadan yitip giden
dnceye. Dans henz karar verilmemi dnceyi taklit eder. Do
utan ya da sabitlenmemi dnceyi. Evet, dansta sabitlenmemi
olann metaforu vardr.
Bylelikle dansn meknda zaman oynamak zorunda olduu
akla kavumaktadr. Zira bir olay adla sabitleniinden yola ka
rak tekil bir zaman kurar. izilmi, adlandrlm ve kaydedilmi
DNCENN METAFORU OLARAK DANS 77

olay, "vardr"n iinde, durama bal kalarak, bir nce ile bir sonra
resmeder. Bir zaman var olmaya balar. Ama dans addan "nceki
olayn metaforu olmakla birlikte, adn blmlemesinin tek bana
kurduu bu zamandan payna deni alamaz. Dans zam ansal karar
dan mahrumdur. yleyse dansta zamandan nce, zaman-ncesi bir
ey vardr. Bu zaman-ncesi e meknda oynanacaktr. Dans za
man meknda asl tutan eydir.
L 'Ame et la Danse'ta (Ruh ve Dans) Valry dansya hitaben y
le der: "Yaknlnla nasl da olaanstsn! " Nitekim dans zaman-
sal yaknla yem olma tehlikesiyle kar karya olan bedendir, di
yebiliriz. Ama yakn olan, pekl, var olacak zamandan nceki za
mandr. Zamansal yaknln meknsallamas olarak kavranan dans,
tm dncenin temellendirdii ve dzenledii eyin metaforu ola
caktr. yle de denebilir: Dans, adlandrmadan nceki olay oynar
ve dolaysyla adn yerinde sessizlik vardr. Tam da zamandan nce
ki mekn olduu iindir ki, addan nceki sessizlii aa karr.
Elbette hemen mziin rolne ilikin bir itiraz gelecektir. "Dans
mziin yetkisi altndayken, sessizlikten nasl sz edebiliriz ki?" de
necektir. Dans mzie maruz kalan, daha dorusu ritme maruz ka
lan beden olarak kavrayan bir anlay vardr kukusuz. Ama bu kav
ray, yine hep "itaat ve gl bacaklar", ar Almanya'y akla geti
rir itaatin efendi olarak tand ey mzik bile olsa. Mzie itaat
eden her dansn, sz konusu mzik Chopin ya da Boulez bile olsa,
mzii askeri bir mzik haline getirdii ve kt Almanya'ya dn
tn sylemekte hi tereddt etmeyeceiz biz.
Ne kadar paradoksal olursa olsun, savunulmas gereken udur:
Dans asndan mziin tek grevi sessizlie mim koymaktr. y
leyse mzikten vazgeilemez, nk sessizliin sessizlik olarak a
a vurulabilmesi iin iaretlenmesi gerekir. Neyin sessizlii? Adm
sessizlii. Eer dans gerekten de adm sessizlii iinde olayn ad
landrlmasn oynuyorsa, bu sessizliin yerini mzik belirtir. Bu ga
yet doaldr: Dansn kurucu sessizliini ancak en ar ses younla
mas sayesinde belirtebilirsiniz. Sesin en an younlamas da m
ziktir. yleyse, dansn "gl bacaklar"nm mziin talimatna itaat
ettiini syleyen grne ramen, unu grmek gerekir: Aslnda
mzie komuta eden danstr, nk mzik kurucu sessizlie mim
koyarken, dans rastlantsal ve ortadan kaybolan adn ekonomisi
78 BAKA BR ESTETK

iinde doutan dnceyi sunmaktadr. Tm dncenin olaysal


boyutunun metaforu olarak kavrandnda, dans destek ald m
zikten nce gelir.
Bu giriten dansn ilkeleri diyeceim birtakm sonular karla
bilir. Kendinden, teknii ve tarihinden kalkarak dnlen dansn
deil, felsefenin barndrd ve hsnkabul gsterdii dansn ilke
leri.
Bu ilkeler Mallarm'nin dansa ayrd, ksa olduu kadar derin
likli iki metinde benim gzmde konuya nokta koyan metinlerdir
bunlar alabildiine berraktr.
Tespit ettiim alt ilkenin tm dans ile dnce arasndaki ili
kiyle ilgilidir ve tm dans ile tiyatro arasnda yaplan st rtl
bir karlamann gdmndedir.
te ilkeler:
1. Meknn zorunluluu;
2. Bedenin anonimlii;
3. Cinsiyetlerin silinmi heryerdelii;
4. Kendi kendinden karlm/eksilmi olma;
5. plaklk;
6. Mutlak bak.

imdi srayla aalm bunlar.


Eer dansn meknda zaman oynad, zamansal yaknln
meknn varsayd doruysa, o zaman dansn mekn diye bir zo
runluluu vardr. Mallarm bunu yle ifade ediyor: "Bana yle ge
liyor ki, gerek bir mekna yalnz dansn ihtiyac olabilir." Dikkat
edelim, yalnz dansn. Dans mekna muhta olan tek sanattr. Tiyat
ronun durumu byle deil oysaki. Dans, dediim gibi, adlandrma
dan nceki olaydr. Tiyatro ise, tersine, yalnzca oynanm bir ad
landrmann sonucudur. Metin var olduu andan itibaren, ad verildi
i andan itibaren, mekn deil zaman diye bir art vardr tiyatro
nun. Masa banda okuyan bir kimse tiyatro yapabilir. Elbette bu ki
iye ayrca bir sahne, bir dekor verilebilir, ama Mallarm'ye gre as-
lolan bu deildir. Mekn tiyatro iin isel bir zorunluluk deildir.
Oysa dans mekn zyle btnletirir. Bunu yapan tek dnce fi
grdr, yle ki dansn dncenin meknsallatnlmasm simgele
dii savunulabilir.
DNCENN METAFORU OLARAK DANS 79

Peki bundan ne anlamalyz biz? Bir kez daha dncenin olay-


sal kkenine dnmek gerekiyor. Bir olay daima bir durum iinde
belli bir yerdedir; durumu asla "btn" olarak etkilemez: "Olay ma
halli" adn verdiim bir ey var. nce mahal vardr, adlandrma ola
yn durumu kendi hakikati olarak "iledii" zaman kurmadan n
ce. Mademki dans addan ncesinin gsterilmesidir, o halde bir ma
hallin katedilii olarak amaldr kendini. Saf bir mahallin. Dansta
Mallarm'nin ifadesidir bu bir tr "mahal bekreti" vardr. Ve
ekler: "akla hayale gelmemi bir mahal bekreti. Ne demektir "ak
la hayale gelmemi"? Olay mahallinin dekor tahayylleriyle bir ii
yok, demektir. Dekor tiyatroya aittir, dansa deil. Figratif ssleme
leri olmayan dansn bizatihi kendisi mahaldir. Mekn ve aral art
koar, o kadar. lk ilkeye dair syleyeceklerimiz bu kadar.
kinciye bedenin adszlma gelince, szcn yokluuy
la, ad-ncesiyle karlayoruz yine. Mahalle geldii haliyle, zaman-
sal yaknlk iinde meknsallat haliyle dans eden beden, bir be-
den-dncedir, asla bir kimse deildir. Mallarm bu bedenler hak
knda unu sylyor: "Bunlar yalnzca amblemdir, asla belirli bir
kimse deil." Amblem ncelikle taklidin kartdr. Dans eden be
den bir kiilii ya da bir tekillii taklit etmez. Hibir eyi mecazen
temsil etmez. Tiyatronun bedeni ise daima bir taklit tarafndan kap
lr, rol tarafndan ele geirilir. Dans eden beden hibir roln safna
katlmaz; saf boy gsteriin amblemidir o. Ama "amblem" ayn za
manda her tr davurum biiminin kartdr. Dans eden beden hi
bir iselliin ifadesi deildir; btnyle yzeyde, grlr biimde
yakalanm younluk olan iselliktir. Taklit de davurum da olma
yan dans eden beden, mahallin bekretine yaplan ziyaretin* amble
midir. Dans eden beden, dncenin, yani olaysal ortadan kaybolu
a bal olan hakiki dncenin, gayriahsi bir znenin karsanma-
s anlamna geldiini gstermek iin gelir buraya. Bir dncenin
(ya da bir hakikatin) znesinin gayriahsi olmas, o zneye izin ve
ren olaydan nce o tr bir znenin olmamasndan ileri gelir. yley
se zneyi "bir kimse" gibi kavramann lemi yoktur. te dans eden
bedenin, balatan beden olmasyla, bir ilk beden gibi olmasyla, im
leyecei ey budur. Dans eden beden gzlerimizin nnde beden

* Fr. visitation, Bakire Meryem'in Elieva'y ziyareti, -.n.


80 BAKA BR ESTETK

olarak domasndan dolay adszdr. Ayn ekilde, bir hakikatin z


nesi peinen ne kadar ilerlemi olursa olsun o tekabl ettii
"kimse" deildir.
nc ilkeyi cinsiyetlerin silinmi heryerdeliini Mallar-
m'nin grnte elikili olan birtakm beyanlarndan karabiliriz.
"Heryerdelik" ile "silinmi" arasnda kurduum kartlkla ortaya ko
nan elikidir bu. Dansn iki cinsel konumun ("adam" ve "kadn bu
konumlarn adlandr) bulunduunu evrensel biimde aa vurdu
unu ve ayn zamanda bu ikilii soyutladm ya da onun stn iz
diini syleyelim ilk nce. Mallarm bir yandan, "dans pmenin
gizemli bir kutsal yorumundan ibarettir," diyecektir. Dansn odan
da iki cinsin birlemesi vardr ve buna cinsiyetlerin heryerdelii ad
n vermek gerekir. Dans, cinsiyetli konumlann birlemesi ve ayn-
masndan oluur btnyle. Tm hareketlerin younluu, "adam"
ve "kadn" konumlann ekim kuvvetiyle nce birletirip sonra ay
ran gzerghlarda bulunur. Ancak dier yandan Mallarm una da
dikkat ekecektir: "Dans kadn, bir kadn deildir". Nasl olur da
btn dans pmenin cinslerin birlemesinin ve adl adnca sy
leyecek olursak cinsel eylemin yorumu olur, amma ve lkin dan
sz "kadn, dolaysyla dansr de "adam" olarak adlandnlamaz?
yle ki, dans, cinsellemenin, arzunun, akn saf bir biimini korur
ancak: Kar karya gelme, kenetlenme ve aynlma lsn dzen
leyen biimi. Bu terimi dans teknik olarak kodlar (kodlar bir hay
li eitlilik gstermekle birlikte, daima i bandadrlar). Bir koreog
raf bunlann meknsal dmleniini dzenler. Ama sonunda kar
karya gelme, kenetlenme ve aynlma ls, kendi yazgsndan ko
pan bir youn yakalana eriir.
Gerekte, dansr ile danszn farknn ve dolaysyla cinsiyetle
rin farknn "ideal" heryerdelii, yalnzca yaklama ile aynlma ara
sndaki ilikinin organon'u olarak yle bir kullanlr ki, dansr/dan-
sz ifti birer ad olarak adam/kadn iftiyle rtmez. Cinsiyetlere
ynelik her yerde bulunan imalar, son zmlemede olmak ile orta
dan kaybolmak arasndaki, meydana gelme ile ortadan kaldnlma
arasndaki karlkl ilikiyi oyuna dahil eder; kar karya gelme,
kenetlenme ve aynlma, bu ilikiyle ilgili tannabilir bir bedensel kod
lama sunar.
Cinsiyetlilie kodlanm olan aynma enerjisi, olay olarak ola
DNCENN METAFORU OLARAK DANS 81

yn yani varl tmyle ortadan kaybolmaya bal olan eyin


metaforunun hizmetine koulmutur. Bu yzden, cinsiyet farkl
lnn heryerdelii silinir (ya da ortadan kaldrlr). Sz konusu her-
yerdelik dansn temsil amac deil, izgisiyle ortadan kayboluun
yaratc gcn mekna aran biimsel bir enerji soyutlamasdr.
Drt numaral ilke kendi kendinden karlm/eksilmi ol
ma konusunda, Mallarm'nin ok tuhaf bir szne yaslanmak ye
rinde olur: "Dansz dans etmez." Danszn bir kadn olmadm
grmtk, ama "dansz" de deilmi tabii "dansz" kelimesin
den anladmz ey bir dans icra eden kimseyse. Bu sz bir ba
ka szle yaklatrabiliriz: Dans, diyor Mallarm, "her trl yazma
aracndan azade iir"dir. Bu ikinci sz en az ilki ("dansz dans et
mez") kadar paradoksaldr. Zira iir tanm gerei, zellikle de Mal
larm'nin kavraynda bir iz, bir kayttr. Dolaysyla, "her trl yaz
ma aracndan azade iir", tam anlamyla iirden azade iirdir, kendi
kendinden karlm/eksiltilmi iirdir; tpk dans etmeyen dans
zn danstan karlm/eksiltilmi dans olmas gibi.
Dans yazya geirilmemi ya da kda dklmemi bir iir gi
bidir. Dansn kendisi de danssz bir dans gibidir, danstan arndrl
m bir dans. Burada ne kan ey, dncenin eksiltme boyutudur.
Her hakiki dnce, kurulmasn salayan bilgiden mahrum edilir.
Dans, tam da kendi olaysal beliriinin biimini tayan bir dnce
nin bilginin tm n varoluundan karlm /eksiltilmi olduuna
bedenin aralaryla delalet ettii iin, dncenin metaforudur.
Peki dans bu eksilmeye ne ekilde delalet eder? Nasl "hakiki"
danszn asla dansn bilen dansz gibi grnmemesi gerekiyorsa
ite yle. Jestinin saf beliriiyle ilgili bilgisini (ki teknik bilgidir, en
gindir, zahmetle elde edilmitir) bir himiesine kateder. "Dansz
dans etmez", u demektir: Grdmz ey, hibir zaman, bir bilgi
nin gereklemesi deildir her ne kadar bu bilgi grdmz e
yin batan aa maddesini ya da mesnedini oluturuyor olsa da.
Btn danszlk bilgisinin mucizevi biimde unutuluudur dansz;
jestin karara balanmamlm aa vuran o yakalanm youn
luktur. Aslnda dansz bilinen tm dans ilga eder, nk bedenini
sanki icat edilmi bir ey gibi kullanr. yle ki dans gsterisi, her
trl beden bilgisinden eksiltilmi beden, kabuundan k olarak
kavranan bedendir.
82 BAKA BR ESTETK

Byle bir bedenin bu da beinci ilke plak olduunu sy


lemek gerek. Ampirik olarak plak olup olmamasnn pek nemli
olmad gayet ak, nk zsel olarak plaktr. Dans nasl saf ma
halli ziyaret ediyorsa ve dolaysyla (ister olsun ister olmasn) de
korla ii yoksa, olay kisvesine girmi beden-dnce olan dans eden
bedenin de (tts ister olsun ister olmasn) kostmle ii yoktur. Bu
plaklk hayati nem tar. Ne diyor Mallarm? Dans, kavramlar
nn plakln teslim eder sana". Ardndan ekliyor: "ve sessizce
yazacaktr senin hayatn". O halde "plaklk" yle anlalmaldr:
Dncenin metaforu olarak dans, dnceyi bize beliriinin p
laklyla, kendisinden baka eylerle ilikisiz halde sunar. Dans
ilikisiz dncedir; hibir ey nakletmeyen, ilikiye de sokmayan
dnce. "Dans dncenin saf olarak tketilmesidir, de denilebi
lir, nk dncenin her trl ssne burun kvrr. Bu yzden
dans iffetli plaklk gsterisi olma eilimindedir, yani sslerini so
yunmaya dayanmayan, tersine her tr ssten nceki plaklk, her
tr ssten nce olayn addan "nce" verilmesi gibi verili olan
plaklk.
Altnc ve son ilke danszle, hatta dansla da deil, izleyiciyle il
gilidir. Dans izleyicisi nedir? Mallarm'nin bu soruya verdii ce
vapta ta bir hayli yksektir. Zira nasl dans asla belirli bir kimse
deil de bir amblem ise, dans izleyicisi ayn ekilde kesinlikle gay-
riahsi olmaldr. Dans izleyicisi, hibir ekilde izleyen kimsenin te
killii olamaz.
Nitekim birisi dans izlerse, ister istemez dansn dikizcisi olur.
Bu nokta dansn ilkelerinden, znden kaynaklanr (cinsiyetlerin
silinmi heryerdelii, plaklk, bedenlerin adszl, vb.). Bu ilke
ler, ancak izleyicinin kendi bakndaki her trl olas tekillik ve ar
zudan vazgemesi artyla fiiliyata geebilir. Baka her trl gste
ri (zellikle de tiyatro) izleyicinin sahneyi kendi arzusuyla kuat
masn gerektirir. Bu adan dans bir gsteri deildir. Deildir, n
k arzulayan bak hogrmez; arzulayan bak, ortada bir dans ol
duu andan itibaren, olsa olsa dikizci bir baka dnebilir ve dans
eden eksilmeler bu bakta birbirlerini gtrrler, silerler. yleyse
Mallarm'nin "gayriahsi ya da imek gibi akan mutlak bir bak"
dedii ey gereklidir. etin bir art, deil mi? Ama dansr ve dan
szlerin zsel plakl bunu gerektiriyor.
DNCENN METAFORU OLARAK DANS 83

"Gayriahsi"den sz ettik biraz geride. Dans doutan dnce


yi mecazen temsil eder, doru; ama bunu ancak evrensel bir sesle
nile yapabilir. Bir arzunun tekilliine seslenmez dans; kald ki, bu
arzunun zamanm bile kurmu deildir henz. Dans, kavramlarn
plakln sergileyen eydir. Bu nedenle izleyicinin bak dans
larn bedeninde arzu nesneleri aramaktan vazgemelidir: Bu nesne
ler ss olarak plakla ya da fetiist plakla atfta bulunur. Kav
ramlarn plaklna varmak, "amiyane" bedenin (derdi Nietzsche
olsa) taycs olduu nesnelere ynelik her trl arzu arayn saf
ra gibi kesip atm, masum ve ilksel dnce-bedene icat edilmi
ya da kabuundan km bedene varabilen bir bak gerektirir.
Ama kimsenin bak yle bir bak deildir.
"imek gibi akan: Dans izleyicisinin bak, olmann ortadan
kaybolmayla ilikisini kavramaldr, bir gsteriyle tatmin olamaz.
Ayrca dans daima sahte bir btnlktr. Bir gsterinin kapal sre
si yoktur onda; olaysalln ele gemezliinin, varl ile hiliinin
kararsz edeerliliinin srekli olarak gsterilmesi vardr. Buna da
ancak bir bakn imek gibi bir anda ak uygun debilir, youn
dikkati deil.
"Mutlak": Dansta mecazen temsil edilen dnce, ebedi bir ka
zanm saylmaldr. Dans tam da mutlak olarak gelip geici bir sanat
olduu iin zira meydana gelmesiyle ortadan kaybolmas bir
olur en gl ebedilik ykn elinde tutar. Ebedilik, "olduu gi
bi kalmak" ya da bir sre meselesi deildir. Ebedilik, tam da ortadan
kayboluu koruyan eydir. "akan" bir bak, bir yitip gidii kendi
ne kattnda, onu ancak saf biimde, yani her trl ampirik annn
dnda saklayabilir. Ortadan kaybolan saklamann tek bir yolu var
dr, o da ebedi olarak saklamaktr. Ortadan kaybolmayan ise koru
mann eskitme etkisine maruz brakarak koruyabilirsiniz. Ama ha
kiki izleyici tarafndan kavrandnda dans eskimez, nk bu dans
tam da dansla karlamann mutlak gelip geiciliinden baka bir
ey deildir. Dansa bakn mutlakl ite bu anlamda var olur.
imdi, alt ilkesini inceleyecek olursak, dansn hakiki kartnn
tiyatro olduunu saptayabiliriz. Elbette askeri geit de var, ama bu
olumsuz bir karttr. Tiyatro ise dansn olumlu kartdr.
Tiyatronun bu alt ilkeye uymadn zaten baz ilkeler zelinde
belirtmitik. Tiyatroda metin adlandrma iini grd iin, saf ma
84 BAKA BR ESTETK

hal zorunluluu olmadna ve oyuncunun her ne olursa olsun adsz


bir beden olmadna da geerken iaret ettik. Tiyatroda cinslerin si
linmi heryerdelii bulunmad, tersine abartl cinsiyetlilik oyu
nunun olduu da kolaylkla gsterilebilir. Tiyatro oyununun ken
dinden kanlmanm/eksiltilmenin en uzanda durduu, kendin
den fazlalk olduu da: Dansz dans etmez, ama oyuncunun y
kmlldr oynamak oyunu ve be perdeyi oynamak. Tiyat
roda plaklk da yoktur hibir zaman, mecburi kostm vardr; p
lakln kendisi de bir kostmdr, stelik en gze arpc kostmler
den biridir. Tiyatro izleyicisine gelince, ondan hibir biimde mut
lak ve imek gibi akan bir bak beklenmez; zira tiyatroya uygun
olan, arzunun sresiyle harmanlanm bir zeknn uyarlmasdr.
Dans ile tiyatro arasnda zsel bir kartlk vardr.
Nietzsche bu kartl olabilecek en basit ekilde ele alr an-
ti-teatral bir estetik araclyla. zellikle son dneminde, Wagner'den
tamamen kopuu erevesinde Nietzsche iin modem sanatn haki
ki slogan u olmutur: Teatralliin nefret edilesi yoz egemenliin
den kurtulmak, kendini eksiltmek (bunun sonucunda da yeryzne
verilmi yeni ad olarak dans metaforunun g kazanmas).
Sanatlarn teatral etkiye boyun emesine Nietzsche "soytarlk"
adn verir. Burada dansn kar olduu eyi buluruz: amiyanelik.
Wagner'in soytarlna son vermek, tiyatronun yalanc amiyaneli
ine kar dansn hafifliini koymaktr. Wagner'in teatral mziine
kar yani dansn sessizliine mim koymak yerine oyunun ar
lklarnn altnn izilmesi olduu iin soysuzlam mzie kar
"Bizet" ad "dans eden" mzik idealini adlandrmaya imkn salar.
Teatralliin btn sanatlarn yozlamasnn temel ilkesi olduu
fikri benim fikrim deil. Bu kitabn devamnda grlecektir bu.
Mallarm'nin fikri de deil. Hatta Mallarm tiyatronun "stn bir
sanat" olduunu yazdnda, tam tersini sylyordu. Dansn ilkele
ri ile tiyatronun ilkeleri arasnda bir eliki olduunu birebir gr
mtr o. Ne var ki bundan kard sonu, tiyatronun soytarca de
ersizlii yle dursun, sanatsal stnldr; bununla birlikte, dan
sn kavramsal saflk rtbesini de tenzil etmez.
Peki bu nasl mmkndr? Anlamak iin, kkrtc ama kanl
maz bir sz ne karmak gerekiyor: Dans bir sanat deildir. Ni-
etzsche'nin hatas, dans ile tiyatro arasnda, sanatsal younluklarna
DNCENN METAFORU OLARAK DANS 85

tekabl edecek ortak bir l olduuna inanmakt. Kendi tarzna uy


gun biimde Nietzsche, tiyatro ile dans bir sanat snflandrmas
iine yerletirmeye devam eder. Buna karlk Mallarm, tiyatronun
stn bir sanat olduunu ilan ederken, bununla kast kesinlikle ti
yatronun dansa stnl deildir. Elbette, "Dans bir sanat deil
dir," demez; ama dansn alt ilkesinin hakiki anlamna nfuz edebi
lirsek, onun yerine biz diyebiliriz bunu.
Dans bir sanat deildir, nk bedene kaydedilmi sanatn ola-
nakllmn gstergesidir.
Bu dsturu biraz aklayalm. Spinoza diyordu ki, daha bedenin
neye kdir olduunu bile bilmediimiz halde dncenin ne oldu
unu bilmeye abalyoruz. Ben diyeceim ki, dans tam da bedenin
sanata kdir olduunu ve verili bir anda tam olarak ne lde kdir
olduunu gsteren eydir. Ama bedenin sanata kdir olduunu sy
lemek bir "beden sanat" yapmak deildir. Dans bedenin bu sanata
kdir olduuna iaret eder, ama belirli bir sanat tanmlamaz. Bede
nin beden olarak sanata kdir olduunu sylemek, onu bir beden-
dnce olarak gstermektir. Bir bedene kapatlm bir dnce de
il, dnce olan bir beden olarak. Dansn grevi budur: Kendini
sanata kdir olmann uucu iareti olarak gsteren beden-dnce.
Herkesin dansa duyarll dansn Spinoza'nn sorusuna kendine z
g bir tarzda yant vermesinden ileri gelir. Bir beden, beden olarak
neye kdirdir? Sanata kdirdir, yani doutan dnce olarak gste
rilebilir. Gayriahsi ve mutlak bir "imek gibi akan baka" kdir
olduumuzda bizi saran heyecan nasl adlandrmal peki? yle di
yeceim: Kesinlii olan bir ba dnmesi.
Bir ba dnmesidir, nk dansta sonsuzluk grnr bedenin
sonluluu iinde gizil olarak tezahr eder. Eer bedenin yetenei
sanata yetenek biiminde doutan dnceyi gstermekse, bu sa
nat yetenei sonsuzdur ve dans eden bedenin kendisi de sonsuzdur.
Tam da o havai zerafetini gsterdii anda, sonsuz. Burada, snrl bir
yetenek olan bedenin glerinin kullanlmas deildir sz konusu
ve ba dndrc olan; sanatn, kendisine talihini baheden olaya
kk salm her trl sanatn sonsuz yeteneidir.
Bu arada bu ba dnmesi kesinliklidir. Zira eninde sonunda,
nemli olan sonsuzluu aa karan yakalanm kesinliktir, gizli
yavalktr gzle grlr virtzlk deil. Jest ile jestsizlik ara
86 BAKA BR ESTETK

sndaki ilikinin had safhada, milimetrik kesinliidir bu.


Bylece en deimez kesinlikte verili sonsuzluk kaynakl bir
ba dnmesi vardr. Bana yle geliyor ki, dansn tarihine hkmeden
ey, ba dnmesi ile kesinlik arasndaki ilikinin srekli yenilenii-
dir. Gcl kalacak olan nedir? Fiiliyata geecek olan nedir ve yaka
lanma nasl olacak da sonsuzluu serbest brakacaktr? Dansn ta
rihsel sorunlardr bunlar. Bu icatlar, dnce katlandr. Ama dans
bir sanat olmayp yalnzca bedenin sanata kdir olduunun bir gs
tergesi olduu iin, tam anlamyla "sanatlar"n rettii hakikatler
de dahil btn hakikatler tarihini ok yakndan takip eder bu icatlar.
Dansn, ba dnmesinin kesinliinin, neden bir tarihi vardr?
nk Hakikat diye bir ey yoktur. Olsayd, nihai bir esrik dans, ola
yn byl szcklerle antnlmas gibi bir ey olurdu. Semaya
duran dervi herhalde byle olduuna kanidir. Ama var olan, birbi-
riyle uyumaz hakikatlerdir, dnce olaylannn rastlantsal bir ok
luudur. Dans bu okluu tarihte kendine mal eder. Bu da ba dn
mesi ile kesinlik arasndaki ilikinin srekli yeniden dalmn var
sayar. Bugnn bedeninin kendini beden-dnce olarak gsterme
ye kdir olduunu durmakszn yeniden kantlamak gerekmektedir.
Ama bu arada, bugn, yeni hakikatlerden baka bir ey deildir as
la. Dans bu hakikatlerin doutan olaysal izleini oynayacaktr. Ye
ni ba dnmesi, yeni kesinlik.
Bylelikle baladmz yere dnmek gerek. Evet, dans her de
fasnda bedenin yeryzne verdii yeni bir addr. Ama hibir yeni
ad sonuncu ad deildir. Hakikatlerin nadmn (prnom) bedensel
sunumu olan dans, yeryzn durmakszn yeniden adlandrr.
Nitekim dans bu bakmdan, ne yeryzyle, ne yeryznn ady
la, ne de hatta bir bedenin neye kdir olduuyla hibir ilgisi olma
yan tiyatronun br yzdr. Zira tiyatro bir yandan devletin ve si
yasetin, dier yandan arzunun cinsiyetler arasnda dolamnn o
cuudur. Polis ile Eros'un pii. Tiyatroyu ite bu ekilde, aksiyoma-
tik olarak tanmlayacaz bir sonraki blmde.
7

Tiyatro zerine Tezler

1. Btn sanatlar iin gerektii ekilde tiyatronun da dndn


ortaya koymak. Burada "tiyatro"dan ne anlamak gerek? Bal oldu
u tek kural hava ile topra dei toku edebilen bir beden olan (ve
mziksiz bile olabilecek olan) dansn aksine, tiyatro bir dzenleme,
bir aranjmandr. Tek varl temsil olan, son kertede uyumsuz mad
di ve fikri bileenlerden oluan bir dzenleme. Bu bileenlerin (bir
metin, bir yer, bedenler, sesler, kostmler, klar, bir izleyici kitle
si...) bir olayda, yani temsilde, bir araya getirilmi olmas ve bu tem
silin akamdan akama tekrar ediliyor olmas, onun her defasnda
olaysa], yani tekil, olmasn hibir biimde engellemez. O halde bu
olayn gerekten tiyatro olduu, yani tiyatro sanat olduu za
man bir dnce olay olduunu ne sreceiz. Bu da bileenle
rin dzenlemesinin dorudan doruya birtakm fikirler rettii an
lamna gelir (dans ise daha ziyade bedenin fikir taycs olduu
fikrini retir). Bu fikirler bu nokta son derece nemli birer ti-
yaro-fkirdir. Yani bu fikirler baka hibir yerde, baka hibir usul
le retilemez. Ve bileenlerden hibiri, metin bile, tek bana ele
alndnda birtakm tiyatro-fkirler retemez. Fikir temsilde ve
temsil vastasyla boy gsterir. ndirgenemez biimde teatraldir ve
"sahneye" gelmeden nce var olduu sylenemez.
2. Bir tiyatro-fkir her eyden nce bir k huzmesidir. Antoine
Vitez, tiyatronun amacnn bizi durumumuz konusunda aydnlatmak,
tarihte ve hayatta bize yn gstermek olduunu sylerdi. Tiyatro
karmakark hayat okunakl klmaldr, diye yazmt nitekim. Ti
yatro, tipik bir arplma ifrappe) neticesinde kazanlan ideal sadeli-
88 BAKA BR ESTETK

in sanatdr. Bu sadelik de yaam denen kemekein iine yu


valanmtr. Tiyatro maddi ve metinsel bir sadeletirme deneyimi
dir. Kark ve bulank olan ayrr ve bu ayrma onun kdir olduu
hakikatlere klavuzluk eder. Ama bu arada sadeliin elde edilmesi
nin basit bir i olduu sanlmasn. Matematikte bir problemi ya da
kantlamay sadeletirmek genellikle ok youn bir zek kullanm
gerektirir. Ayn ekilde, tiyatroda karmakark yaam ayrmak ve
sadeletirmek, en eitli ve en zor sanat yntemlerini gerektirir. Ta
rihin ya da hayatn aleni olarak kavranan tiyatro-fkir, ancak
sanatn doruunda doar.
3. Karmakark yaam esasen iki ey demektir: Cinsiyetler ara
snda tedavl eden arzu; siyasal ve toplumsal iktidann cokun ya da
lgn figrleri. Trajedi ve komedi, bunlardan hareketle var olmu
tur, hl var olmaktadr. Trajedi, Byk ktidar ile arzunun kmaz
larnn oyunudur. Komedi kk iktidarlarn, iktidar rollerinin ve
arzunun fallik dolamnn oyunudur. Trajedi arzunun eninde sonun
da devletle snanacan dnr. Komedi ise arzunun aileyle sna
nacan. kisinin arasnda olma iddiasndaki her tr, ya aileye dev
let muamelesi yapar (Strindberg, bsen, Pirandello...), ya da devlete
aile veya ift muamelesi yapar (Claudel...). Son zmlemede tiyat
ro, yaam ile lm arasnda alm meknda, arzu ile siyasetin d
m stne dnr. Bu dm olay klnda, yani entrika ya da
felaket klnda dnr.
4. Metindeki ya da iirdeki tiyatro-fkir, tamamlanmam halde
bulunur. nk bir tr ebediyet iinde tutulur. Ama tiyatro-fkir
ebedi biimiyle var olduu srece, henz kendisi deildir. Tiyatro-
fkir ancak temsilin (ksa sreli) zamannda boy gsterir. phesiz
tiyatro, ebediyeti kendisinde eksik olan "anlk"la tamamlamak zo
runda olan tek sanattr. Tiyatro ebediyetten zamana gider, zamandan
ebediyete deil. yleyse, yaygn bir biimde anlalann aksine, ti
yatronun bileenlerini yneten sahneye koyma iinin bylesine
ayr trlerde olan bileenler ne kadar ynetilebilirse bir yorum ol
madn anlamak gerek. Teatral edim tiyatro-fkir'in tekil bir ta
mamlanmasdr. Her temsil bu fikrin olanakl gerekletirmelerin
den biridir. Beden, ses, k vb., fikri gerekletirmek iin arz en
dam eder (ya da tiyatro kendi kendinden mahrum bir tiyatro ise, fk-
TYATRO ZERNE TEZLER 89

ri metindekinden bile daha tamamlanmam klmak iin). Tiyatroda


geici olan ey, dorudan doruya temsilin balamas, bitmesi ve
geride sadece birtakm mehul izler brakmas deildir. Her eyden
nce, tiyatronun, gerekletii o anlk deneyim iinde tamamlan
mam ebedi bir fikir olmasdr.

5. Zaman snamasnn bnyesinde nemli bir rastlant pay bulu


nur. Tiyatro daima ebedi fikrin ksmen gdml rastlant tarafndan
tamamlanmasdr. Sahneleme, ou zaman rastlantlarn dnlp
tasarlanarak ayklanmasndan baka bir ey deildir. Bu rastlantlar
fikri bilfiil tamamlayabilecei gibi, gizleyebilir de. Tiyatro sanat
hem son derece bilinli hem de rasgele bir seime baldr (byk
rejisrlerin nasl altklarna baknz): (Ebedi) fikri kendisinde ek
sik olan anla ve bazen ok ayartc olsalar da dsal kalan ve fikrin
tamamlanmamln daha da derinletiren baka konfgrasyon-
larla tamamlayan rastlantsal sahne konfigrasyonlan arasnda ya
plan bir seime. yleyse u aksiyoma doruluk kazandrmak ge
rek: Bir tiyatro temsili, rastlanty asla yok edemez.

6. zleyiciyi de rastlantnn bir paras saymak gerek. Zira izle


yici, fikri tamamlayan eyin bir parasdr. Teatral edimin izleyici
nin belli zelliklerde olmasna bal olarak tiyatro-fkir'i tamamla
yp dnyaya getirdiini veya getirmediini bilmeyen var m?
zleyiciyi bir cemaat olarak, bir kamusal tz olarak, tutarl bir birlik
telik olarak gren her trl kavraya kar kmak gerekir. zleyici
tam da tutarszlyla, sonsuz eitliliiyle insanl temsil eder. z
leyici (toplumsal bakmdan, ulusal bakmdan, yurttalk bakmn
dan...) ne kadar btnleikse, fikrin tamamlanmas bakmndan o
kadar ie yaramaz, fikrin ebediliine ve evrenselliine zamanda da
yanak olmaktan o kadar uzak olur. e yarar tek izleyici tr vardr:
Treyimsel (gnrique), rastlantsal izleyici.

7. Eletiri izleyicinin rastlantsalln gzetmekle ykmldr.


Eletirinin grevi tiyatro-fikir'i almlad gibi iyi ya da kt
burada-olmayan'a ve adsz'a tamaktr. Eletiri insanlar kendi pay
larna fikri tamamlamaya davet eder. Ya da bu fikrin, u ya da bu
gn fikri tamamlayan rastlantsal deneyimdeki haliyle daha geni
bir izleyici rastlantsyla onurlandnlmaya layk olmadn d
90 BAKA BR ESTETK

nr. Yani eletiri de tiyatro-fikirlerin oklu biimlerde boy gster


mesi iin alr. "lk" temsilden, her biri kendi bana bir prmiyer
olan daha sonraki temsillere gei salar (ya da salamaz). Elbette
fazlasyla snrl, fazlasyla cemaati, toplumsal olarak ayan beyan
belirtilmi bir kesime (sa ya da sol bir gazete, yalnzca belli bir
"kltrel" grubu ilgilendiren gazete, vb.) sesleniyorsa, izleyicinin
treyimselliine kar alt da olur. yleyse gazetelerin ve ele
tirilerin bizzat rastlantsal olan okluuna bel balanmaldr. Ele
tirmenin gzetim altnda tutmas gereken, tarafll deil bu iste
nen bir zelliktir moday izleme, yknme, dizisel gevezelik,
"bakalarnn kazand baardan nemalanma", ya da fazlasyla d
a kapal bir cemaat zellii gsteren bir izleyici kitlesine hizmet et
me eilimidir. Bu bakmdan, iyi yani bir rastlant figr olan iz
leyicinin hizmetindeki eletirmenin, kaprisli, ne diyecei belli ol
mayan bir eletirmen olduunu kabul etmek gerek. Ne kadar can
yakarsa yaksn. Eletirmenden adil olmas deil, kamusal rastlant
nn bilgili temsilcisi olmas istenmelidir. Bunlarn stne eletirmen
bir de tiyatro-fikirlerin boy gsteriinde hi yanlmyorsa, byk bir
eletirmen olacaktr. Oysa bir kumpanyadan "byklk" ykml
ln tzne kaydetmesini istemenin hibir yarar olmaz.

8. Zamanmzn en byk sorununun dehet, ac, kader ya da a


resizlik olduuna inanmyorum ben. Bu tr mefhumlara doymu
durumdayz; ayrca bunlar durmakszn tiyatro-fikirler olarak bl
np paralanyorlar. Merhametli koro tiyatrosundan baka tiyatro
gremiyoruz. Bizim sorunumuz, olumlayc cesaret ve yerel enerji
dir. Bir noktay yakalayp tutmaktr. yleyse sorunumuz modem
trajedinin koullarndan ziyade, modem komedinin koullan soru
nudur. Tiyatrosu doru biimde tamamlandnda nee verici olan
Beckett, bunu biliyordu. Aristophanes'e ya da Plautus'a dnmeyi
beceremeyiimizin verdii tedirginlik, Aiskhylosa can vermeyi ba
ardmz bir kere daha teyit etmenin verdii sevinten byktr.
Zamanmz bir icat gerektiriyor, arzunun iddetiyle kk yerel ik-
tidann rollerini sahnede birbirine balayan bir icat. Popler bilimin
kdir olduu her eyi tiyatro-fikirlere aktaran bir icat. Biz insann
ne kadar ciz olduunu deil, nelere kdir olduunu gsteren bir ti
yatro istiyoruz.
TYATRO ZERNE TEZLER 91

9. ada komik enerjiye giden yoldaki engel tipletirmenin


mutabakatla reddidir. Mutabakat "demokrasisi" kendisini meydana
getiren znel kategorilerin her trl tipletirmesinden dehet duyu
yor. Bir papay, medyatik bir doktoru, insani yardm kurumlanndan
birinin tepesine reklenmi birini ya da hemireler sendikasnn
yneticilerinden birini sahnede tepindirip glnle bomay de
neyin hele! Greklerinkilere nispetle bizim tabularmz sonsuz. Bun
lar yava yava ykmak gerekiyor. Tiyatronun grevi, birka esas
tipten hareketle oluturulmu yaam durumlarn sahnede kurmak
tr. Komedideki klelerin ve hizmetilerin gnmzdeki edeerli
si, bu dlanm ve grnmez insanlar tiyatro-fkir'in etkisi sayesin
de sahnede birdenbire zek ve kuvvet, arzu ve efendilik olarak var
etmektir.

10. Her ada tiyatronun genel sorunu devletle ilikisidir. Zira


hep devlete dayamtr srtn. Peki bu bamlln modem biimi
nedir? Hassasiyetle ele alnmas gereken bir mesele bu. Tiyatroyu
baka meslekler gibi cretli bir meslek, kamuoyunun inim inim in
leyen bir kesimi haline, kltrel bir memuriyet haline getiren her
trden polemik vizyonla araya mesafe koymak gerek. Ama siyase
tin alkantlarna uygun ekilde kendisine uaklk edecek saray lo
bilerini tiyatroya yerletiren hkmdar olgusundan da uzak durmak
gerek. Bunu yapabilmek iin byk ounlukla devletin blnme
lerini ve mulak kald noktalan kullanan bir genel fikir gerekir
(rnein Molire gibi bir sarayl-komedyen, kendi feodal ve ruhban
evresiyle grlecek hesab olan kralla su ortakl yaparak soylu,
zppe ya da sofu izleyicilere kar ayaktakmn kullanabilmekte
dir; komnist ynetmen Antoine Vitez de Michel Guy tarafndan
Chaillot Tiyatrosu'na atanabilmektedir, nk zevk sahibi adamn
bakan olmuu Giscard d'Estaingin "modemlii"ne akaklk eder,
vb.). Devlet nezdinde tiyatro-fikirlerin retilmesi zorunluluunu
koruyabilmek iin bir fikir (merkezsizleme, halk tiyatrosu, "herkes
iin sekinci" tiyatro, vb.) gerektii dorudur. Bu fikir u an iin ke
sinlikten ok uzak; alaklmz da bu yzden. Tiyatro kendi fikrini
dnmelidir. Bize bugn her zamankinden de ok klavuzluk ede
bilecek tek bir inan vardr; o da dnd srece tiyatronun bir
kltr verisi deil, bir sanat olduudur. zleyici tiyatroya kltr
92 BAKA BR ESTETK

edinmek iin gitmez. zleyici yeniyetme bir sevgili de deildir, ana


kuzusu da. Tiyatro kstl eylemin alanna aittir ve "izlenme oran"
terazisine karlmak tiyatronun lm olur. zleyici tiyatroya ar
plmaya gelir. Tiyatro-fikirler karsnda arplmaya. Ve tiyatrodan
kltr edinmi olarak deil, dalgn, yorgun (dnmek yorar), ha
yallere dalm halde kar. En uh kahkahada bile, kendisini tatmin
edecek bir eyle deil, varln aklna bile getirmedii fikirlerle
karlamtr.

11. Belki de bahtsz tiyatroyu rakibi olan sinemadan stelik


paylatktan onca ey varken: olay rgs, senaryo, kostm, seans...
ama her eyden ok oyuncular, u ok sevilen haydutlar ayrt
eden budur: Tiyatroda nemli olan, alenen, neredeyse fiziksel ola
rak, bir fikirle karlamak iken, sinemada nemli olan en azn
dan birazdan savunacak olduum zere bir fikrin, hatta neredey
se hayaletinin gelip geiidir.
8

Sinemann Sahte Hareketleri

BR FLM grnr olandan ekip aldklaryla i grr; filmde grn


t ncelikle kesilir/kurgulanr. Hareket engellenmi, askya aln
m, yolundan saptrlm, durdurulmutur. Yalnzca montaj sonucu
deil, ncelikle kadraj sonucunda ve grnr olann kontroll bi
imde arndrlmas dolaysyla, kesme/kurgulama mevcudiyetten
daha temel nemdedir. rnein Visconti'nin bir sekansnda gsteri
len u ieklerin Mallarme'vari iekler olmalar, yani hibir demet
te bulunmamalar, sinema iin mutlak bir nem tar. Ben bu iek
leri grdm, ama bir kurgu tarafndan kendine has bir tarzda yaka
lanm olmalardr onlara blnmez bir tekillik ve ideallik salayan.
Filmin resimden fark udur: Filmde dea'y dncede kuran,
bu iekleri grmek deil, grm olmaktr. Sinema bir ebedi ge
mi sanatdr: Sinemada gemi, uray zerine kuruludur. Sinema
ziyarettir: Grm ya da duymu olacaklarmn fikri, urad sre
ce kalr aklmda. Fikrin uramasnn grnr olan ieriden oka
masna hazrlk yapmak: te sinemann ilemi budur ve bu olana
her sanatnn kendine zg ilemleri icat eder.
Dolaysyla sinemada hareket farkl biimde dnlmelidir.
Bir yandan, hareket fikri bir geiin/urayn, bir ziyaretin/akla
geliin paradoksal ebediliiyle ilikilendirir. Paris'te "Ziyaret Gei
di" adnda bir sokak vardr, Sinema Soka denebilirdi pekl ona.
Burada sz konusu olan, btnsel hareket olarak sinemadr. Bir
yandan da hareket karmak ilemleri sayesinde grnty kendi
kendinden karan/eksilten, kaydedilmi olsa bile sunulmam k
lan eydir. Zira kurgulamann etkileri harekette vcut bulur. zel-
94 BAKA BR ESTETK

likle de Straub'da olduu gibi, grnr olann iinin boaltlml


yerel hareketin grnte durmasyla grnr klndnda. Ya da
Mumau'daki gibi bir tramvayn ilerleyii, aalarn glgesindeki
bir bulvarn kesitli topolojisini tanzim ettiinde. Bu rneklerde ye
rel hareket edimleri bulunduunu syleyebiliriz. Son olarak da ha
reket, dier sanatsal etkinliklerin toplamnn iindeki kark dola
mdr; hareket, hedeflerinden koparlm sanatlara yaplan kartlk
ve eksiltme tayan gnderimin iine yerletirir fikri.
Nitekim sinemay bir tr genel meknda dier sanatlarla bala
rn kavramakszn dnmek mmkn deildir. Sinema ok zel
bir anlamda yedinci sanattr. Dier alt sanatla ayn dzlemde onla
ra eklenmez, onlan ima eder, dier sanatlarn art-bir'idir. Onlar ze
rinde, onlardan hareketle, onlar kendi kendilerinden eksilten bir ha
reketle i grr.
Szgelimi Wim Wenders'in Sahte Hareket'inin Goethe'nin Wil
helm Meister'me, neler borlu olduunu soralm kendimize. Bu nok
tada iin iine sinema ve roman girer. Pekl kabul etmek gerekir ki,
roman olmasayd film olmazd, daha dorusu olmayacakt. Ama bu
koulun anlam nedir? Ya da daha dorusu, bir filmin romanesk ko
ulu sinemaya zg hangi koullarda olanakldr? Sancl, zor bir
soru. Burada iki ilemcinin bir araya getirildii iyi grlyor: Orta
da bir anlat ya da anlat glgesi olmaldr ve karakterler ya da ka
rakterlere yaplan bir ima olmaldr. Filmdeki bir ey, filme zg bir
yank olarak, rnein Mignon kiiliinin yanks olarak iler. Ama
bu arada romanesk dzyaz, grnr sonsuzluu en incelikli betim
lemeye bile teslim olmayan bedenleri gz nne koymama zgrl
ne sahiptir. Burada bedeni sunan bir aktristir; ama "aktris" tiyat
rodan alnma bir szcktr, bir temsil szcdr. Film daha bu aa
mada, teatral elkoyma yoluyla, romanesk olan kendi kendinden ko
partr. imdi, filmsel fikir olarak Mignon'un tam da ksmen bu ko
partlmada var olduu gayet ak grlmektedir. Fikir, tiyatro ile ro
man arasna yerlemitir, ama ayn zamanda bir "ne biri ne de te-
ki"ne de yerlemitir; Wenders'in btn sanat/marifeti bu geidi
tutmaktadr.
imdi bir de Viscontinin Venedik'te lmnn Thomas Mann'
n Venedik'te lm'ne ne borlu olduunu soracak olursam, mzi
e doru kaym olurum hemen. Zira geiin zamansallm belirle
SNEMANIN SAHTE HAREKETLER 95

yen al sekansn gzmzn nne getirelim Thomas Mann'


m prozodik ritminden ok, Mahler'in Beinci Senfoni'sinin adacyo-
sudur. Varsayalm ki buradaki fikir, akn hzn, meknn zgnl
ile lm arasndaki ilinti olsun. Visconti bu fikrin ziyaretini dz
yaznn yokluunda, yani mziin grnr olana at gedikte gs
terir; zira orada hibir ey sylenmeyecek, hibir ey metinsel ol
mayacaktr. Hareket romanesk olan dilden eksiltir ve onu mzik ile
mekn arasndaki oynak snrda tutar. Ama sras gelince mzik ve
mekn da kendi deerlerini dei toku eder, yle ki her trl resim-
sel sabitlik mziin iinde eriyip giderken, mziin kendisi resim-
sel gnderimlerle ortadan kaldrlr. te bu aktarmlar ve znme
ler, sonunda, fikrin geiinin Gereini oluturur.
"Hareket" szcnn anlamnn birbirine dmlenmesine
"sinemann poetikas" denebilir. Bu poetikann etkisi dea'nn du-
yumsanabilir olan ziyaret etmesinden ibarettir. Ama dea'nm du-
yumsanabilir olanda cisimlemediinde srar edeceim. Sinema,
"Sanat dea'nm duyumsanabilir biimidir," diyen klasik teze ters d
er. Zira dea'nm duyumsanabilir olan ziyaret etmesi, dea'ya beden
vermez. dea ayrlamaz; dea, sinemada yalnzca urad esnada
var olur. dea'nm da kendisi ziyarettir.
Bir rnek verelim. Sahte Hareketteki nemli kiilerden biri, de
falarca varln ilan ettii iirini nihayet okuduunda ne olur?
Btnsel harekete gnderme yapyorsak, bu okumann btn gru
bun serserilikleri ile babo gezintilerinden bir kesit olduunu sy
leriz. Bir aralk etkisi, bir kesinti etkisi sayesinde iir, iir fikri ola
rak tesis edilir. Bylece, u fikir geer: Her iir, basit bir iletiim ara
c olarak kavranan dilin maruz kald kesintidir. iir dilin kendi
zerinde duraklamasdr. Ama elbette dil burada, filmsel olarak, ko
uturmadan, takipten ve rkerek nefesini tutmaktan ibarettir.
Yerel harekete gnderme yapyorsak, unu syleriz: iiri okuya
nn grnrl, kendi rkml, onu metinde ve brnd ad-
szlk iinde benliinin hilenmesine maruz kalm halde gsterir.
iir ve air birbirini ortadan kaldrr. Artakalan, bir tr varolu a
knldr belki de bu filmin hakiki konusu olan varolu aknl.
Son olarak sanatlarn kank hareketini gz nne alrsak, film
deki iirselin gerekte iirde varsaylan iirselliin kendi kendisin
den kopartlmas olduunu grrz. Zira nemli olan tam da kendi
96 BAKA BR ESTETK

si romansal vehenin katklatrlmas olan bir oyuncunun iir ol


mayan bir iiri okumasdr; yle ki bambaka bir fikrin yani bu
kiinin ok arzulamasna ramen kendini br kiilere balayama-
mas, asla balayamayacak olmas, o kiilerden hareketle kendi var
l iin bir sabitlik kuramamas fikrinin geii salanabilsin. Va
rolu aknl, ilk dnemindeki (yani, deyi yerindeyse, melekler
den nceki) Wenders'de genelde olduu gibi, tekbenci bir unsurdur;
bir Almann sknet iinde baka Almanlara uyum salamasnn,
ba kurmasnn olanaksz olduunu meerki bugn Alman varl
, ne ise o olarak, tam bir siyasal aklk iinde dile getirilebilsin
ok uzaktan da olsa syler. Dolaysyla filmin poetikas, hareke
tin birbirine dmlenmesi asndan bakarsak, basit olmayan bir
fikrin geiidir. Platon'da olduu gibi sinemada da hakiki fikirler bi
rer harmandr; her trl tekanlamllk giriimi de poetikay bozar.
Bizim rneimizde, bu iir okumas, fikirler aras bir ba fikrinin be
lirmesini ya da gemesini salamaktadr: iirin ne olduu, varolu
aknl ve ulusal belirsizlik arasnda, tam anlamyla Alman usul
bir ba bulunmaktadr. te sekans ziyaret eden fikir budur. Ve fik
rin karmaklnn, karma niteliinin bizi dnmeye davet edebil
mesi iin, hareketin birbirine dmlenmesi gerekmitir: Fikri,
fikrin geiinden ibaret klan btnsel hareket; fikri ayn zamanda
olduundan baka, grntsnden baka klan yerel hareket; fikrin
terk edilmi sanatsal varsaymlar arasndaki oynak snrlarda barn
masn salayan kark hareket.
iir nasl dil zerinde, dilin kullanmnn kodlanm bir mamul
nn etkisi sayesinde yaplan bir duraklamaysa, sinemann poetikas-
nn birbirine dmledii hareketler de aslnda sahte hareketlerdir.
Btnsel hareket sahtedir, nk hibir l ona uygun dmez.
Teknik altyap sreksiz (discret) ve tekbiimli bir ak ayarlar; ama
sanat tam da bunu hibir biimde kaale almamaktr. Planlar ya da
sekanslar gibi kurgu birimleri sonuta bir zaman lsne gre de
il, bir komuluk, bir anmsatma, bir vurgulama ya da kopma ilke
sine gre kompoze edilir; bu ilkenin hakiki dncesi, bir hareket
ten ziyade bir topolojidir. Adeta bu kompozisyon mekn ki film
ekiminin bandan beri mevcuttur tarafndan filtre edilmi oldu
u iindir ki, fikrin gei olarak verilmesini salayan sahte hareket
kendini dayatr. Bir kompozisyon mekn olduu iin fikir vardr;
SNEMANIN SAHTE HAREKETLER 97

bu mekn kendini btnsel zaman olarak teslim ettii ya da sergile


dii iin gei vardr. rnein, Sahte Harekette ki birbirini syrarak
geen ve uzaklaan trenler sekans, btn kompozisyon meknnn
metonimisidir. Bu sekansn hareketi znel yaknlk ile uzakln bir
birinden ayrt edilemez olduu bir mahallin saf olarak sergilenme
sidir; nitekim bu Wenders'de ak fikrine karlk gelir. Btnsel ha
reket bu mahallin sahte-anlatsal biimde gerilmesinden ibarettir.
Yerel hareket sahtedir, zira hem imgenin hem de syleyiin ken
di kendinden eksiltiliinin etkisinden ibarettir. Burada artk kken-
sel bir hareket, kendinde bir hareket yoktur. Kstlanm bir grnr
lk vardr ve bu grnrlk herhangi bir eyin yeniden retimi ol
mayp geerken syleyelim; sinema dier sanatlardan daha az
mimetiktir, bu grnr olann bir bakma "grnt dnda" ve d
nce tarafndan onaylanmas iin, zamansal bir katedi etkisi yara
tr. rnein Orson Welles'in Bitmeyen Balay (Touch of Evil) filmin
de, alacakaranlk bir saatte kp gelen iriyan polis memurunun
Marlene Dietrich'i ziyaret ettii sekans dnyorum. Burada yerel
zaman bilgisinin verilmesinin tek nedeni, Welles'in gerekten de
Marlene Dietrich'i ziyaret etmesi ve fikir ile grnt yam ba
n alm bir fahieyle bir polis memuru grnts olmas gereken
grnt arasnda hibir rtmenin olmamasdr. Dnce gr
nrdeki bu grnty yle bir noktaya kadar katetmelidir ki, kurgu
ya ilikin deerlerin tersyz olmas sayesinde, burada bir polis me
muru ve bir fahie deil, Marlene Dietrich ile Orson Welles sz ko
nusu olmaldr bu grmenin neredeyse trensi yaval ite
bundan ileri gelir. Bu sayede grnt kendi kendinden koparlp si
nemann gereine iade edilmitir. Bu arada burada yerel hareket
kark harekete doru ynelmektedir, zira bitmekte olan bir sanat
lar kuana ait olan fikir, film olarak sinema ile konfgrasyon ya
da sanat olarak sinema arasndaki snra, sanat olarak sinemann ve
kendinin snrna, ya da fiiliyat olarak sinema ile gemie ait bir ey
olarak sinema arasndaki snra yerlemektedir.
Son olarak kark hareket btn hareketlerin en sahtesidir, zira
gerekte bir sanattan dierine hareket etmenin hibir yolu yoktur.
Sanatlar birbirine kapaldr. Hibir resim asla mzie dnmeye-
cektir, hibir dans da iire. Bu yndeki tm dorudan giriimler bo
unadr. Fakat sinema tam da bu olanaksz hareketlerin rgtlenme
98 BAKA BR ESTETK

sidir. Yine de sinema bir eksiltmeden ibarettir. Dier sanatlarn gn


dermelerle alntlanmas ki sinemada kurucu bir yer tutar bu i
lemler o sanatlar kendilerinden kopartr; geriye kalan tam da si
nemann ve yalnzca sinemann ziyaretine izin verdii biimde, fik
rin gemi olaca andrlm snrdr.
Filmlerde var olduu haliyle sinema, bu ekilde sahte hareke
ti birbirine dmler. Bu katmanllk sayesinde bizi ele geiren
karmal, katkl, saf gei olarak dourur.
Sinema katk bir sanattr. Sanatlarn asalak ve tutarsz art-bir
idir tam anlamyla. Ama sahip olduu ada sanat gc, tam da bir
gei zaman iinde her trl fikrin katkln bir fikre dntr
mesinden ileri gelir.
Ama bu katklk, tpk fikrin katkl gibi, bir filmden srf
sz edebilmek iin bile, tuhaf dolambalar, Platon'un felsefi bakm
dan zorunlu olduklarn ortaya koyduu u "uzun dolamba'ian art
komaz m? Grnen o ki, sinema eletirisi empatik gevezelik ile
teknik tarihilik arasnda asl durmaktadr hl tabii yky an
latmaktan (lmcl romanesk katklk) ya da oyuncular vmek
ten (teatral katklk) baka bir ey yaparsa. Bir film hakknda ko
numak bu kadar kolay olabilir mi?
Bir filmden sz etmek iin kullanlan tarzlardan ilki, "Houma
gitti," ya da "Beni heyecanlandrmad," demekten ibarettir. "Hoa
gitme" kural, lsn gizli brakt iin, bu konuma biimi be
lirginlik tamaz. Yarg hangi beklentiye gre verilmektedir? Bir
polisiye roman da hoa gidebilir veya gitmeyebilir, iyi ya da kt
olabilir. Bu ayrmlar sz konusu polisiye roman edebiyat sanatnn
bayapt haline getirmez. Daha ziyade, o romanla birlikte geiril
mi olan zamann niteliini, rengini tarif ederler. Ardndan, ilgisiz
likten kaynakl bir hafza kayb gelir. Szn bu ilk evresine "belir
ginlememi yarg" adn verelim. Bu yarg vazgeilmez kan al
veriiyle ilgilidir; bu alveriin konusu genellikle daha zamana
ilikin deerlendirmenin ilk nndan itibaren yaamn vaat ettii
ya da eksilttii ho ve krlgan anlardr.
Bir filmden sz etmek iin bavurulan ikinci bir tarz var ki, fil
mi belirginlememi yargya kar savunma yoludur. Bu tarzda gs
terilen -ki bu da birtakm savlarn bulunduunu varsayar ey u
dur: Film yalnzca haz ile unutu arasndaki bolua yerletirilebi
SNEMANIN SAHTE HAREKETLER 99

lecek bir ey deildir. Mesele yalnzca filmin iyi olmas, kendi t


rnde iyi olmas deil, kendisiyle ilgili bir dea'nm ngrlmesine
ya da saptanmasna elverili olmasdr. Bu dzey deiiminin y
zeysel gstergelerinden biri, filmin auteur'nn* anlmas, auteur
olarak anlmasdr. Oysa belirginlememi yarg, ncelikli olarak
oyunculardan, efektlerden, arpc bir sahneden veya anlatlan hik
yeden dem vurur. Bu ikinci tarz yarg, amblemi auteur olan bir te
killii tarif etmeye alr. Bu tekillik, belirginlememi yargya di
renen eydir. Film hakknda sylenen eyi genel kannn hareketin
den ayrmaya alr. Bu ayrma ilemi, ayn zamanda tekillii alg
lam ve adlandrm bir izleyiciyi, izleyici kitlesinden ayran ey
dir. Bu yargya "ayrc (diacritique) yarg" adn verelim. Bu yarg
filmin slup olarak deerlendirilmesini savunur. slup belirginle
memi olann kart saylr. Ayrc yarg, slubu auteur'le balant-
landrarak sinemaya ait bir eylerin kurtarlmasn, sinemann haz-
lann unutulmas dediimiz eyin insafna braklmamasn nerir.
Sinemann birka adnn, figrnn, zaman iinde fark edilmesini
nerir.
Aync yarg gerekte belirginlememi yargnn krlgan bir
olumsuzlamasndan baka bir ey deildir. Deneyim, aync yarg
nn filmlerden ziyade yazarlarn zel adlarn, sinema sanatndan zi
yade birtakm dank slup unsurlann kurtarmaya yaradn gs
terir. Hatta unu diyeceim neredeyse: Belirginlememi yarg oyun
cular iin neyse, aync yarg da auteur' 1er iin odur, yani geici bir
hatrlamann belirtisi. Son zmlemede, aync yarg, kannn so
fistike ya da diferansiyel bir biimini tanmlar. "Kaliteli" sinemay
tarif eder, oluturur. Ama kaliteli sinemann tarihi uzun vadede hi
bir sanatsal konfigrasyon oluturmaz. Daha ziyade sinema eletiri
sinin her zaman iin artc olan tarihinin ana izgilerini izer. Zi
ra aync yargya kerteriz noktalann veren ey, her ada eletiridir.
Eletiri kalitenin adn koyar. Ama bunu yaparken hl yeterince be
lirginlemi deildir. Sanat en iyi eletirinin bile varsayabilecein-
den sonsuz kez daha ender grlr. Eski edebiyat eletirmenlerini
diyelim ki bir Sainte-Beuve' okuduumuzda bugn, bunu za
ten anlyorduk. Bu eletirmenlerin inkr edilemeyecek kalite sezgi-

*Fr. "yaratc, yazar; otorite (yazar)". -.n.


100 BAKA BR ESTETK

Ieri, ayrc titizlikleri, kendi yzyllarna ilikin olarak sanatsal ba


kmdan absrd bir vizyon sunar.
Gerekte ikinci bir unutu elbette belirginlememi yargnn
neden olduu unutuunkinden farkl ama sonuta en az onun kadar
zamanamna tabi olan belli bir sre iinde, ayrc yargnn etki
lerini kuatr. Bylece bir auteur'ler mezarl olan kalite, bir dne
min sanatndan ziyade sanatsal ideolojisini tanmlayacaktr.
yleyse filmden sz etmek iin, belirginlememi ve aync ol
mayan bir nc tarz tasavvur etmeliyiz. Ben bu tarzn iki dsal
zellii olacan dnyorum.
lk olarak, yargya kaytszdr. Zira her trl savunma konumu
terk edilmitir. Filmin iyi olmas, hoa gitmi olmas, belirginleme
mi yargnn nesneleriyle ortak-ll olmamas, onu ayrt etmenin
gereklilii btn bunlar, sz edilen eyin film olmas gereiyle
st rtl olarak varsaylmaktadr zaten; varlacak hedef kesinlik
le bu deildir. Gemiin yer edinmi sanat eserlerine uygulanan ku
ral bu deil mi? Aiskhylos'un Oresteia'snn ya da Balzac'n nsan
lk Komedyas'mn "gayet houmuza gittiinin/gitmediinin" her
hangi bir anlam olduunu dnen var m? "Harbiden, fena deil
mi ya," diyen? Belirginlememi yarg, bu noktada glntr. Ama
aync yarg da bir o kadar glntr. Mallarme'nin slubunun Sully
Prudhomme'unkinden (bu arada syleyelim, kendi dneminde en
stn slup saylrd) daha stn olduunu kantlamak iin kendini
helak etmenin lemi var m? O halde film hakknda konuulacaksa
sanata duyulan inanca koulsuz biimde angaje olunarak konuula
caktr; ama bu inanc yerletirmek iin deil, sanat inancnn sonu-
lanna ulamak iin. yle diyelim: Normatif, belirginlememi yar
gdan ("Bu iyi") ya da aync yargdan ("Bu stn"), u veya bu fil
min dnce iin etkilerinin ne olduunu soran aksiyomatik bir tav
ra geilecektir.
yleyse aksiyomatik yargdan sz edelim biraz.
Sinemann dea'y bir ziyaret ya da bir uray olarak ele ald
ve bunu aresiz bir katklk unsuru iinde yapt doruysa, bir
filmden aksiyomatik biimde bahsetmek bu filmin bir dea'ya ken
dince yapt muamelenin sonulann incelemek demektir. Biim,
kurgu, plan, btnsel ya da yerel hareket, renk, cisimsel unsurlar,
ses, vb. ile ilgili deerlendirmelerin dkm, ancak dea'nm "doku
SNEMANIN SAHTE HAREKETLER 101

nuuna ve doutan katklnn kaplmasna katkda bulunduk


lar takdirde yaplmaldr.
Bir rnek: Mumau'nn Nosferatu sunda, ller prensinin mahal
line gidii anlatan planlarn sekans. Uzun uzadya gsterilen ayr
lar, rkm atlar, frtnal kesitler btn bunlar, zamansal yakn
ln dokunuunun, gecenin gndze yapmas beklenen ziyaretin,
yaam ile lm arasnda iki tarafa da ait olmayan bir yerin dea'sm
gzler nne serer. Ama ayn zamanda bu ziyaretin kirli bir kark
l vardr; gereinden fazla aa vurulmu iirsel bir ey, grnt
y bize yerleik konturlan iinde greceimiz biimde vermeyip,
onu bekleyie ve tedirginlie doru teleyen bir askda olma hali.
Bu noktadaki dnmemiz, temaaya dalan bir dnme deildir;
dea'y ele geirmekten ziyade onun eliinde yolculuk eden, srk
lenen bir dnmedir. Bundan kardmz sonu da kurgulamadan
ok yitirerek kavramaya tekabl eden, dea'y kateden bir iir-d-
nce dnmesinin olanakl olduudur.
Bir filmden sz etmek, filmin yitirme gc sayesinde bizi belli
bir dea'ya nasl ardn gstermek demektir genellikle. Burada
durum, szgelimi, ince ayrntlaryla ve btn olarak verili dea sa
natnn en stn rnei olan resimdekinin tam tersidir.
Bu tezat bir filmden aksiyomatik olarak bahsetmenin temel zor
luu saydm eyin iine srklyor beni. Zorluk, filmdenfilm ola
rak bahsetmekte. Zira film dea'nm ziyaretine gerekten zemin ha
zrlad zaman ve konutuumuza gre hazrlam olduunu var
sayyoruz bir ya da birok baka sanatla daima eksiltmeli ya da
eksikli gedikli bir iliki iinde olur. Eksikliin mecrasnn doluluu
nu deil, eksikliin hareketini tutmak, en hassas meseledir. zellik
le de birtakm szde "katksz" flmsel ilemlere gtren biimci
yol, kmazdan baka bir ey olmad iin. Bir daha syleyelim: Si
nemada hibir ey katksz deildir, sinema isel olarak ve tepeden
trnaa sanatlarn art-bir'i olduu iin katk durumdadr.
rnek olarak bir kez daha Visconti'nin Venedik'te lm'nn
banda kanallarn boylu boyunca katediliini ele alalm. Gemekte
olan ve filmin geri kalannn hem teyelledii hem de skt
fikir, "hayatta yapmas gerekeni yapm ve dolaysyla bir sonun ya
da bir baka yaamn eiinde duran bir adam fkri"dir. imdi, bu
fikri tanzim eden ey, ok sayda bileenin uyumsuz biimde bir
102 BAKA BR ESTETK

arada bulunmasdr: Oyuncu Dirk Bogarde'm yz, bu yzn opak-


l ve soru sorar hali (ki istesek de istemesek de oyuncunun hne
rinden ileri gelir); Venedik slubunun saysz sanatsal yanks (ta
mamna ermilik, kapanmlk, tarihten geri ekilmilik gibi ta Gu-
ardi ya da Canalettoda bile bulunan resimsel temalarla ve Rousse-
au'dan Proust'a uzanan edebiyata ait temalarla smsk balantldr);
bana gre bu byk Avrupa saraylar ziyaretisi tipinde, incelikli bir
belirsizlik yanks vardr (rnein Henry James'in kahramanlarnn
iledikleri trden bir yank); hem topyekn bir melankolinin, hem
tonal senfoninin, hem de onun ses dzenlemesinin (burada yalnzca
yayllar) genlemi, an uyanlm tamamlanmlna tekabl eden
Mahler'in mzii. Bu ieriklerin, tam da fikri veren ve gei ve
katklk olarak veren bir tr amlk araclyla zlerek, hem
birbirlerini glendirdikleri hem de yprattklan da gayet kolay gs
terilebilir. Ama burada tam anlamyla film nedir?
Eninde sonunda sinema ekim ve montajdan baka bir ey deil
dir. Baka hibir ey yoktur. "Film" adna baka hibir ey yoktur,
demek istiyorum. Dolaysyla savunulmas gereken u: Aksiyoma-
tik yargya uygun biimde ele alnd takdirde bir film fikrin gei
ini ekim ve montaj erevesinde sergileyen eydir. Fikir, yakala
nna, hatta apansz yakalanna nasl ram olmutur? Ve nasl mon
te edilmitir? Ama zellikle de u soru: Sanatlann uyumsuz art-
bir'i erevesinde ekilmi ve monte edilmi olmak, bize hangi te
killii ve bu fikre dair daha nce bilemeyeceimiz ya da dneme
yeceimiz neyi ifa eder?
Visconti'nin filminde ekim ile montajn, bir "sre" kurmak iin
ibirliine girdii aktr. Bu sre ihlal edici bir sredir, Mahler'in
adacyosunun duraanlyla, Venedik'in ii bo tutulmasyla ve hep
yalnzca yz grlmek istenen eylemsiz bir oyuncunun perfor
mansyla trde bir sre. Sonu olarak varlna ya da arzusuna as
l kalm adam fikrinden burada kaplan, aslnda byle bir adamn
kendiliinden eylemsiz olduu fikridir. Eski kaynaklar kurumutur,
yeni olanaklar da yoktur. Her biri kendi noksanna emanet edilmi
birok sanatn eitlemesiyle terkip edilmi olan filmsel sre, znel
bir hareketsizliin ziyaretidir. Bir karlamann keyfiliine emanet
edilmi adam byle olacaktr artk. Samuel Beckett'in diyecei gibi
celladnn yani yeni arzusunun nceden kestirilemez olan key-
SNEMANIN SAHTE HAREKETLER 103

f yerine gelinceye kadar tabii eer gelirse "karanlkta hareket


siz duran" bir adam.
Gelgelelim, burada geii salayan ey, bu fikrin hareketsiz yan
nn verilmi olmasdr. Dier sanatlarn, ya dea'y bahetme olarak
aa kardklar resim bunlarn doruudur ya da dnlebilir
olann nfuz alannn konfigrasyonlann kefe ktklar bu bap
taki sanatlarn doruundaysa mzik vardr gstermek mmkn pe
kl. Sinema ekimde ve montajda, kendisine has bir olanak olan di
er sanatlar sunmakszm, onlardan bir alam yapma yntemiyle
hareketsiz olann geiine zemin hazrlayabilir, hazrlamaldr da.
te yandan geiin hareketsizliine de zemin hazrlayabilir; ni
tekim Straub'un baz planlarnn edebi metinle, metnin ritmiyle,
ilerleyiiyle kurduu ilikilerde kolaylkla gsterilebilir bu durum.
Ya da Jacques Tati'nin Playtime'inin banda, bir kalabaln hare
keti ile kalabaln atomik kompozisyonu diye adlandrlabilecek
eyin ii boluu arasnda kurulan diyalektikte. Tati bu ekilde me
kn hareketsiz bir geiin koulu olarak ele alr. Bir film hakknda
aksiyomatik biimde konumak daima hayal krklna yol aacak
tr, zira daima onu dier sanatlarn kaotik rakibinden ibaret klmaya
eilim gsterecektir. Ama u ipe tutunabiliriz: Baka hibir eyin
kefettiremedii eyi kefedeceimiz ekilde bu filmin bizi bu fikir
le nasl yolculua kardn gstermek. Yani, Platon'un daha o za
manlar dnd gibi, deann katklnn bir hareketsizliin ge
mesi, ya da bir geiin hareketsiz olmas anlamna geldiini. Ve fi
kirleri unutmamzn da bu yzden olduunu.
Platon unutmaya kar bir ilk gr ve anmsama mitosuna ba
vurmutur. Bir filmden sz etmek her zaman bir anmsamadan sz
etmektir: u veya bu fikir bizim iin ne tr bir tezahre, ne tr bir
anmsamaya kdirdir? Hakiki her film ite bu noktay ele alr tek tek
her fikriyle. Katk olann, hareketin ve duraanln, unutmann
ve anmsamann ilikileri. Ne bildiimizden ziyade ne bilebilecei
miz. Bir filmden sz etmek, dncenin elinin altndaki olanaklar
dan ziyade, bu kaynaklar dier sanatlarn tarzyla gvenceye alnn
ca, dncenin neler yapabileceinden sz etmektir. Ne olduunun
yan sra ne olabileceine iaret etmek. Ya da katksz olann kat
klatrlmasnn nasl baka katkszlklann yolunu atn gs
termek.
104 BAKA BR ESTETK

Bu yolla sinema edebiyatn buyruunu tersyz etmektedir: Ka


tk dilin arndrlmasnn, rnei grlmemi katklklara yol a
masn salamak. Aynca tehlikeler de birbirinin zdddr. Sinema
u byk katklatrc fazlasyla hoa gitme, yani alalmann
brnd ehre olma tehlikesiyle kar karyadr her zaman iin.
dnsz bir arndrma olan hakiki edebiyat, sanat etkisini geveten
ve dzyazy (ya da iiri) felsefeye teyelleyen bir kavramn yaknla
rnda yoldan kma tehlikesiyle kar karyadr.
Samuel Beckett sinemay ok severdi, aynca kulaa hayli Pla-
toncu gelen bir balkla Film (le Film) adnda bir film de yazm,
ynetmiti. Beckett her yksek edebiyatm maruz olduu tehlikenin
kylannda dolanmay severdi: Artk benzeri grlmemi katk
lklar retmemek, onun yerine kavramn grnr anl iinde ha
reketsiz kalmak. Ksacas, felsefe yapmak. Dolaysyla da hakikat
leri retmekten ziyade onlara mim koymak. Snrlardaki bu ba
bo gezinmenin en kusursuz tan hl Worstward Ho'dur.
9

Varlk, Varolu, Dnce:


Dzyaz ve Kavram

a) Diller-aras ve Varln Stenografisi

Samuel Beckett Worstward H yu 1982'de yazp 1983'te yaymlar.


rkilmeler (Stirrings Stili) ile birlikte vasiyet niteliinde bir metindir
bu. Beckett bu metni Franszcaya evirmemitir, bu yzden Worst-
ward Ho Samuel Beckett'in ana dili olan ngilizcenin Gereini ifa
de eder. Bildiim kadanyla Samuel Beckett'in Franszca yazd
tm metinler yine kendisi tarafndan ngilizceye evrilmitir. Oysa
ngilizce yazp Franszcaya evirmedii birka metin, yani Fransz-
cann bu mstesna sanats iin ngiliz dilindeki daha kkensel bir
eyin kalntlan niteliini tayan birka metin bulunuyor hl. Za
ten bu metnin Franszcaya evrilmesini Samuel Beckett'in fazla zor
bulduu "syleniyor". WorstwardHo ngiliz diline ylesine zel bir
biimde dmlenmitir ki, dilsel bir g bu metin iin son derece
zordur.
Biz metnin Franszca versiyonunu inceleyeceiz, dolaysyla
lafzi poetikas bakmndan ele alamayacaz. Elimizdeki bu gerek
ten baanl Franszca metin, tam olarak Samuel Beckett'in deil.
Ksmen evirmen Edith Foumier'ye ait. Bu metnin anlamn doru
dan doruya metnin lafzi dolaymyla ele alamyoruz, nk eli
mizde gerekten bir eviri var.
Beckett zelinde eviri karmak bir sorundur, nk bizzat
kendisi iki dilin arasna yerlemitir. Hangisi hangisinin evirisidir
sorusu, neredeyse karar verilemez bir sorudur. Yine de, yakndan
106 BAKA BR ESTETK

bakldnda ngilizce ve Franszca "eitlemeler" arasnda yalnz


ca dilin poetikasma deil, ayn zamanda felsefi tonlamasna ilikin
anlaml farklar olduu halde, Beckett bir dilden baka bir dile gei
i her zaman "eviri" diye adlandrmtr. ngilizce metinde Fransz-
cadakinde tam olarak bulunmayan mizahi bir pragmatizm vardr;
Franszca metindeyse ngilizce metinde yumuatlm, hatta bazen
kanmca biraz sulandrlm bir kavramsal akszllk vardr.
Worstward Ho sz konusu olduunda, Franszca eitlemesi yapl
mam mutlak anlamda ngilizce bir metin, bir de bildiimiz anlam
da bir eviri var nmzde. Bundan dolay, srtmz lafzdan ziya
de anlama dayamaya mecburuz.
kinci bir zorluk daha var; bunun nedeni de bu metnin mutlak
anlamda bilinli biimde btn zetleyen bir metin olmas, yani
Samuel Beckett'in dnce giriiminin btnnn bilanosunu
karan bir metin olmasdr. Bu metni batan sona inceleyecek olsay
dk, metnin yeni bir gzle irdelenecek ve belki yalanlanacak ya
da deiiklie uratlacak, gelitirilecek olan nceki metinlere
gndermelerle, o metinlerdeki kuramsal varsaymlarn yeniden ele
alnmasyla meydana getirilmi smsk bir a olduunu ve Bec
kett'in yazlarnn okluunu szp temel varsaymsal sistemine in
dirgeyen bir tr filtre gibi olduunu gstermek gerekirdi.
Byle olmakla birlikte, iki zorluk birletirilirse, Worstward Ho'
yu ksa bir felsefi inceleme gibi, varlk sorununun stenografisi gibi
ele almak pekl mmkndr. Bu metin daha ncekiler gibi gizil bir
iirin hkmettii bir metin deildir. rnein III Seen III Said (Eksik/
Kt Grlm Eksik/Kt Sylenmi) gibi dilin karlatrmal
tekilliinin ve gcnn iine dalan bir metin deil. Bu metin belli
bir soyut kuruluu kastl olarak korur ve bu kuruluu zellikle n
gilizcede ritme gsterilen byk zenle telafi eder. yle diyelim:
Bu metin, dncenin konfigrasyonundan ziyade ritmini aa
karmaya alan bir metindir; III Seen li Said iin ise durum bunun
tam tersidir. yleyse bu metne ihanet etmeden, kavramsal olarak
ele almak mmkndr. Bu metni asl olarak bir dnce a olarak
ya da varlk sorununun stenografisi olarak ele almak metne uygun
dur, nk metin Beckett'in btn yaptnn bir tr iindekiler tablo
sunu oluturmaktadr. Kaybedeceimiz ey ise ritim diye adlandr
dm duraklandrma (scansion) zellii bu metinde dil kesitle
VARLIK, VAROLU, DNCE 107

ri/duraklar genellikle son derece ksadr: hepi topu birka szck,


yani metne zg olan ve ngilizcede dilin zel ritmiyle uyumlu olan
stenografik zelliktir.

b) Syleyi, Varlk, Dnce

Cap au pire (stikamet: En Kt Worstward //onun hayranlk


uyandrc evirisi), Beckettin btn ge dneminde olduu gibi,
paragraflardan oluan son derece youn bir rg sunar; daha ilk oku
mayla bu rgnn drt merkezi kavramsal temay sorular ("soru"yla
ne kastettiimi birazdan syleyeceim) halinde aaca anlalr.
lk tema syleme buyruudur. Beckett'te ok eskiden beri bulu
nan bir temadr bu en tannm, ama baz bakmlardan da en ok
yanl anlalm temas. Syleme buyruu, yaznn incipit'* olarak
"bir daha" talimatdr, yazy devam etme olarak belirleyen talimat
tr. Beckett'te balang daima bir "devam etme"dir. Balayan her
ey "bir daha"nm ya da yeniden-balamann talimatyla, kendisi
hibir zaman balamam bir balang varsaymyla balar. Metin
syleme buyruu tarafndan epeevre kuatlmtr, denebilir. y
le balar:

Bir daha. Bir daha syle. Bir daha sylensin. yi kt bir daha.

Ve yle biter:

Bir daha asla sylenmesin.

yle ki, Cap au pire'i "Bir daha sylensin"den "Bir daha asla sy-
lenmesin"e geile zetlemek mmkndr. Metin, "Bir daha asla sy-
lenmesin"in olanakllnn "bir daha"nm temel bakalamlarndan
biri olarak ortaya kmasn salar. Olumsuzlama (bir daha asla), "bir
daha"nm artk olmadnn kantdr. Ama gerekte, mademki "Sy
lensin, o halde "Bir daha asla sylenmesin" geii "bir daha"nm bir
deikesidir ve syleme buyruunun basks altndadr.

* lk szckler -.n.
108 BAKA BR ESTETK

kinci tema Beckett'in btn yaptnda birinci temann dorudan


ve zorunlu karl olan saf varlktr, olduu haliyle "var"dr. Sy
leme buyruu, hakknda bir eyler sylenecek olanla, yani tam da
"var"la dorudan doruya karlkl iliki iindedir. Syleme buyru
unun var olmasnn yan sra, "var" da vardr.
"Var"m, yani saf varln bir deil iki ad bu byk bir sorun
dur vardr: Boluk ve alacakaranlk. Hemen belirtelim ki, bu iki ad
boluk ve alacakaranlk arasnda en azndan grnte bir ast-
st ilikisi ayrt edilebiliyor: Boluk, metnin asl snanma dzlemi
olan ortadan kayboluun icrasnda alacakaranla tabidir. Dsturu
udur:
Boluun ortadan kaybolmas kabil deil. Alacakaranln kayboluu
hari. O zaman her eyin kayboluu.
yleyse ortadan kaybolmann canalc snavndan geen boluk
zerklikten yoksundur. Her eyin ortadan kayboluuna, yani alaca
karanln kayboluuna bamldr. Eer "her eyin ortadan kaybo
luu", yani hilik olarak dnlm haliyle "var", alacakaranlk ta
rafndan adlandnlyorsa, boluk kanlmaz olarak ast konumunda
olan bir adlandrmadr. Eer "var" kendi hiliinin snavnda var
olan ey olarak kabul edersek, ortadan kayboluun alacakaranln
ortadan kayboluuna tabi olmas, "alacakaranl" varln en stn
ad haline getirir.
nc tema, "varlk iine kaytl olan" diye adlandrabilecei
miz eydir. Burada sz konusu olan, kendini varlk noktasndan su
nandr ya da alacakaranlkta grnr olan. Kaytl olan, bizatihi
alacakaranln belirme dzeyinde tanzim ettii eydir.
"Alacakaranlk" varln en stn ad olduu iindir ki, kaytl
olan alacakaranlkta belirendir. Ama unu da sylemek mmkn:
Sz konusu olan, bir boluk kesitinde verili olandr. Zira eyler "var"
m iki olanakl adna gre telaffuz edilecektir. Alacakaranlkta beli
ren ey, alacakaranln glge olarak ortaya kard ey vardr
yani alacakaranlktaki glge. Bir de boluu belirenin aralnda ve
dolaysyla eer boluk yalnzca fark ya da ayrlk olmaya me
mursa boluun yozlamas olarak, aralk olarak ortaya karan
ey vardr. te bu nedenle evren, yani beliren her eyin toplam,
Beckett tarafndan "glgelerin t bir boluk" diye adlandr
VARLIK, VAROLU, DNCE 109

labilecektir. Bolua glgelerin mesi, onun glgeler arasndaki


bir aralk figrne indirgenmesi demektir. Ama glgeler arasndaki
bu araln eninde sonunda yalnzca alacakaranlk olduunu asla ak
lmzdan karmayalm; bu da varln ilk-kkensel sergilenmesi
olarak kavranan alacakaranla gnderme yapar.
Varlkta kaytl olann glgeler saylmaya elveren ey oldu
u da sylenebilir. Say bilimi, glgelerin saysnn bilimi, Bec-
kett'in temel temalarndan biridir. Bizatihi varlk deil, varlkta ne
rilmi ya da varla kaydedilmi olan, saylmaya elverili olandr;
oulluk iinde olan, saynn alanna ait olandr. Belli ki say, bo
luun ya da alacakaranln bir sfat deildir: Boluk ve alacakaran
lk saylmaya elvermez, ama varlkta kaytl olan verir. Varlkta ka
ytl olan, ilksel olarak 1,2,3 diye saylabilir.
Son eitleme: Varlkta kaytl olan, ktle(iril)ebilir. "Ktle
(tir)mek" Cap au pire'in zsel terimi olan ktle(tir)mek metnin
radikal ilemidir temel anlam, sylenmi olduu halden de kt
sylenmesi demektir.
Bu sfatlar alacakaranlkta grnr olan, boluk bakmndan
aralkl olan, saylmaya elveren, ktlemeye ya da daha kt sy
lenmeye yatkn olan okluu altmda treyimsel bir ad bulunur:
"glgeler". Glgeler alacakaranlkta sergilenmi olandr, diyebiliriz.
"Var"n alacakaranlk ad altmda sergilenmi oulluudur glgeler.
Cap au pire'de glgelerin sunumu minimal olacak, sayma ilemi
ancak e kadar gidecektir; neden daha az olamayacan da gre
ceiz. Kategori olarak, saylmaya elvereni saymaya kalktnzda
en az e kadar saymanz gerekir.
lk glge dik glgedir; bu bir saylr. Dorusu, o birin ta kendi
sidir. Dik glge "diz km" ya da "iki bklm/eilmi" de ola
caktr bu bakalamlar bizi artmasn. Farkl adlandr bunlar
onun. Birer halden ok, birer addr. 45. sayfadan itibaren, bir yerine
saylan bu glgenin yal bir kadn olduu dile getirilir:

Bir kadmnki olduunu kantlayan hibir ey yok, ama yine de bir ka-
dmnki.

Ve Beckett, daha sonra akla kavuacak olan u sz ekler:


Yumuayan yumuak maddeden bir kadnn szleri szd.
110 BAKA BR ESTETK

Bir'in temel sfatlan bunlardr ite: Bir dediin, diz km gl


ge ve bir kadndr.
Ardndan iki saylan ift gelir. ift, iki saylan biricik glgedir.
Beckett'in deyiiyle "serbest iki ve bir eden iki", bir glge. Ve ift
adlandnld andan itibaren, bu iftin kurucu glgelerinin bir yal
adam ve bir ocuk olduu da kesinletirilmi olur.
Bir'in ancak ok sonralan kadn diye adlandmldna, oysa iki'
nin en batan "yal adam ve ocuk" diye adlandmldna dikkat
edelim. Buna karlk, sz konusu olann bir adam ve bir ocuk oldu
unu hibir eyin kantlamam olduu ise daha sonra sylenecektir.
Her durumda adam, kadn, ocuk belirlenimlerini kantlayan hibir
ey yoktur, yine de bu byledir. Yalnz, bir-kadm iin ve iki-adam-
ocuk iin syleyiin kiplii ayn deildir. Bir'in yal bir kadn ol
duu ancak ok sonralan sylenirken, iftin bileimi (yal adam-
ocuk) hemen o dakika ilan edilir ve bylece canalc ifade gecikti
rilmi olur: Kantlayan hibir ey yok, ama yine de. Bu da eril cins
konumunun apak ortada olduuna ve buna dair bir kant sunmann
olanakszln anlamann zorluuna delalet eder. Bu arada diil cins
konumu apak olmayp, onu kantlamann olanakszl ayn l
de aktr.
iftte sz konusu olann teki olduu, "biri-ve-teki"* olduu
aktr.
Burada tekiyi imleyen ey isel ikilii, iki olmasdr. Baka bir
ekilde syleyelim: "Serbest iki [glge] ve bir tek eden iki"dir o.
Ama, tersinden alrsak, iki eden birdir: Yal adam ve ocuk. Bu du
rumda yal adam ile ocuun ayn glge-insan olduunu, yani iki
ucu ocukluk ile yallk arasndaki insan yaam, glge olarak
insann yaam kendisini ikiye blen eyde, kendinden-bakalk-
olarak-iftin birlii olmasnda verili olan yaam olduunu var
saymamz gerekiyor.
Varlkta kaytl olann sonuta grnr insanlk olduu sylene
bilir iki bklm kadn (bir); saynn birlii iinde ift olan adam.
nemli yalar, Beckett'te hep olduu zere, iki ayn utur: ocuk ve

"Burada bire bir "biri-ve-teki" diye evirdiimiz Fr. ifade l'ut et l'autre, "bu
da teki de; ikisi de; ikisi birden" diye karlayabileceimiz bir anlama gelmekte
dir. -.n.
VARLIK, VAROLU, DNCE 111

yal. Yetikin neredeyse gz ard edilen, nemsiz bir kategoridir.


Son olarak, drdnc tema beklenecei zere dncedir. Gr
nr insanln konfigrasyonlan ve syleme buyruu dnce iin
ve dnce iinde vardr.
Dnce birinci ve nc temalarn bir araya getirilmesidir:
Syleme buyruu vardr, varlkta kaytl olan da vardr ve bu dn
ce "iin" ve dnce "iinde"dir. Hemen belirtelim, Beckett'in soru
su udur: Dncenin (drdnc tema) syleme buyruu (birinci te
ma) ile grnr insanln tutumunun odak noktas ya da bir araya
getirilmesi olduu bilinerek, ikinci tema hakknda, yani varlk soru
nu hakknda ne ileri srlebilir? te btn metne yaylm en geni
dzenleme budur. Felsefi adan soru yle kurulacaktr: Syleme
buyruu ile glgelerin deiiminin, yani grnr insanln dola
mnn ayn anda verili olduklar yerde, dnce noktasndan bizati
hi "var" hakknda sz sylemeye imkn veren ey nedir?
Cap au pire'in mecazlar arasnda, dnceyi bir kafa temsil
eder. "Kafa" (la tte) ya da "Kafatas" (le crne) da denecektir ayn
zamanda. Tekrar tekrar "her eyin merkezi, her eyin tohumu" diye
sz edilir dnceden. Byle adlandrlr, nk syleme buyruu
ve glgeler onun iin vardr; varlk sorunu da onda var olur.
Dncenin bileimi nedir? Beckett'in organik yntemi olan sa
deletirme yntemi uyarnca, tam tamna ilksel kurucu unsurlarna
indirgenirse, elde bir grnr olan vardr, bir de syleme buyruu.
"Eksik/yanl/kt grlm, eksik/yanl/kt sylenmi" var
dr. Dnce budur: "eksik grlm, eksik sylenmi". Bundan u
sonu kar: Kafann sunumu, zl bir biimde, bir yandan gzlere,
dier yandan beyne, szcklerin szp kt beyne indirgenecektir:
Bir beyin zerinde iki delik... ite dnce.
Tekerrr eden u iki temann kayna budur: Gzler temas, kay
na beynin yumuak maddesi olan szcklerin akmas temas...
ite zihnin maddi ehresi.
Bu temalar netletirelim.
Gzler iin "falta gibi kapal bakan" (carquills clos, clenc
hed staring) denilecektir. "Falta gibi kapal bakma" hareketi Cap
au pire'de temel niteliindedir. Bizatihi grmeyi tarif eder. Aka
an vurgulu bir biimde yan yana gelmi olan u "falta gibi kapa
l bakma", eksik grlmn amblemidir tam anlamyla. Grmek
112 BAKA BR ESTETK

her zaman eksik grmektir ve dolaysyla grmenin gz "falta gi


bi kapal bakar".
Grmeden sonra dncenin ikinci sfat olan szcklere gelin
ce, unu syleyebiliriz: "Zihnin yumuak maddesinden iyi kt ak
yorlar". Bu iki dstur, "falta gibi kapal bakan" gzlerin varoluu
ve szcklerin "zihnin yumuak maddesinden iyi kt akmalar",
drdnc temay belirler: kafatasnn varolu kipliinde dnce.
Kafatasnn ilave bir glge olduunu saptamak son derece nem
li. Kafatas, diil eilmenin bir'i ve yal adam ile ocuun ift halin
deki teki'sininyam banda, eder. Dnce daima nc srada
gelir. 24. sayfada bu temalarn son derece nemli bir yeniden serim-
lemesi bulunur:

Bundan byle, diz km olan, bir. Yine bundan byle, ift iki. Bir
olarak zar zor giden ift. Yine bundan byle kafa, .

Beckett ifti sayd zaman, onun gerekten de ikinin altna d


tn, ama iki olmadn, iki'nin ta kendisi (le deux) olduunu be
lirtir. ift ikinin ta kendisidir, ama bir'e eklendiinde etmez. Bir
ile ift'i toplaynca yine iki eder: Bir'den sonra teki'nin ikisi. Yal
nzca kafa eder. , dncedir.

c) Vazgeilmez -Dnce

Beckett'in metninin sk sk radikal giriimlerle ilediini ve Bec-


kett'in bu giriimlerden bizzat o metnin iinde caydn belirtmek
gerek. rnein kafa, kafadan vazgemeye ynelik maddeci bir giri
imden, yer ile bedenden baka hibir eyin olmayaca bir giriim
den sonra belirttiimiz ekilde eklenir, yani nc srada gelir.
En bata Beckett unu der: Bir yer, bir beden. "Zihin yok. Zaten
yok. En azndan bu." yle anlalmal: "Bu da bir kazanm". Sanki
btncl bir maddilik meknndaym gibi davranlacak, ama bu gi
riim baarsz olacak ve sonunda kafay eklemek zorunda kalacak
tr. Beckett'in szdaannda bu, zihnin daima birtakm kalntlar
olaca anlamna gelir; bu kalntlar da bir yandan falta gibi kapa
l bakan gzler, dier yandan szcklerin yumuak maddeden ak
malarnn bir-daha'sidir.
VARLIK, VAROLU, DNCE 113

Kafann mecazen temsil ettii bu zihin kalnts glgelerin Bir'i


ve tki'si iin art koulan bir eklenti olacaktr. Beckett engellenemez
' tmdengelimle elde eder. Ama eer kafa saylyorsa, alaca
karanlkta olmas gerekir. Alacakaranln dnda deil. Metnin in
ce hamlelerinden biri, saf maddeci giriime yani yer ve bedenden
baka hibir ey olmamasna kafann eklenmesi gerekecek ve
bylelikle iki deil saylacak olmasdr. O zaman maddeciliin
ierimi deiir. Maddecilik unu art koar: Kafay yerin bir'lii
iinde tutmak, onu baka bir yer klmamak, her ne kadar 'e kadar
gitmek kanlmaz olsa ve 'n byk ayartmas (dnce) iki'yi
baka yer'de saymak olsa da, asla kkensel bir ikilie yer amamak.
Metnin canalc metafizik gerilimi budur ite.
Bu verileri Beckett yeniden anlatmlarla bezeli bu metinde bir
ka defa sralar. rnein 38. sayfada:

S alg la d szc k lerin s y le d i i. B y le s y len m i bolu u n . B y le


s y len m i alacakaranln. B y le s y len m i g lgelerin . B y le s y le n
m i, her ey in yeri v e tohum u.

Burada kurucu tema btn olarak nmzde bulunuyor: "var"


var olan, syleme buyruu uyannca "salglad szcklerin sy
ledii"; varlk sorunu: "Byle sylenmi boluk" ve "byle sylen
mi alacakaranlk"; "var.'n iindeki "var sorunu, ya da grn so
runu: "Byle sylenmi glgeler." Son olarak, "byle sylenmi her
eyin yeri ve tohumu", kafa ve kafatas sorunu, dnce sorunu.
Btn bunlar, Beckettin syleyiin "bir daha"sna bir istikamet
belirleyen minimal dzenek olarak grd eyi meydana getirir.
Yani sorunun var olmas iin herhangi bir sorunun kck ya da
minimal bir anlam olmas iin gereken minimal dzenek, en az, ya
ni en kt/eksik dzenek (en az ile en ktnn ayn ey olduunu
greceiz).

d) Soru ve Bir Sorunun Koullar

Bir soru nedir? Bir soru istikametini syleyiin "bir dah"sna evi
ren eydir. "Bir daha"nm seyrinin bir istikameti olmasna soru ad
114 BAKA BR ESTETK

verilecektir. Ve bu istikamet en ktye evrili daha ktnn istika


meti olacaktr.
Sorunun olabilmesi, yani istikametin en kt olabilmesi iin, bi
raz nce sraladmz elerden oluan minimal bir dzenein ol
mas gerekir. Bu gr asndan, Cap au pire'in kendisi minimal bir
metindir, yani sk bir indirgeme yntemi uyarnca her trl olanak
l sorunun temel malzemelerini yerli yerine koyan bir metin. Bir so
runun olanakll bakmndan gereksiz ya da fazladan hibir unsur
sokmamaya alan bir metin.
Bir sorunun var olaca minimal dzenein ilk koulu, kuku
suz, saf varln olmasdr; saf varln zel ad boluktur. Ama var
ln sergilenmesinin de var olmas gerek yani yalnzca bizatihi
varlk deil, kendine zg varl uyarnca sergilenmi varlk, ya da
fenomenin fenomenlii, yani bir eyin kendi varlnda belirmesi
nin olanakllnm var olmas gerek. Bir eyin kendi varlnda be
lirmesinin olanakll da boluk deildir; boluk bizatihi varln
addr. Belirmenin olanakll olarak kavranan varln ad alacaka
ranlktr.
Varln varlna dair bir soru olduu srece, yani varlk belir
menin varlnn kayna olan soruya maruz olduu srece, alaca
karanlk varlktr.
Neden bir deil iki ad (boluk ve alacakaranlk) olmas gerekti
ini aklayan ey de budur. Soru olmas iin varln iki adnn ol
mas gerekir. Heidegger de varlk ve olan kavramlaryla grmt
bunu.
Sorunun ikinci koulu dncenin var olmasdr. Buna bir kafa-
tas-dnce diyelim. Bir kafatas-dnce ki, eksik/kt grmek
ve eksik/kt sylemektir, ya da falta gibi kapal bakan bir gz ve
bir ad sznts. Ama kafatas-dncenin bizzat sergilenmi olmas
hayati nem tayan bir noktadr. Varlk onun iindir, diye bir tanm
la geitirilemez; varln kendisinden pay alr, sergile(n)me iine
skp kalmtr. Beckettin szdaanyla sylersek, her eyin yeri
ve tohumu olan kafa ya da kafatas alacakaranln iindedir. Ya da
kafatas-dnce nc glgedir. Ya da saylamaz alacakaranln
iinde saylmaya izin verir kafatas-dnce.
Bu durumda bir tr sonsuz gerilemeye maruz kalp kalmad
mz sorulacaktr. Eer bizatihi dnce varlkla ortak-aidiyet iin
VARLIK, VAROLU, DNCE 115

deyse, bu ortak-aidiyetin dncesi nerededir? Kafann alacakaran


ln iinde olduu nasl sylenmektedir? yle grnyor ki, kafa-
tesinin (meta-tete) byle bir ifade kurma riskini gze alabilir
sek zorunluluunun kysndayz. Bunu drt saymak gerekecek
tir, sonra be, ondan sonra da sonsuza kadar gidecektir.
Bu kapanm protokoln salayan ey, cogito'dur; kafann kafa
tarafndan sayldn ya da kafann kendini kafa olarak grdn
kabul etmek gerek. Ya da falta gibi kapal bakan bir gzn falta
gibi kapal bakan bir gz iin var olduunu. Beckett'in dncesinin
Kartezyen izgisidir burada sz konusu olan. Hibir zaman aksi id
dia edilmemi ve aslnda ilk yaptlarndan beri hep bulunmutur bu
izgi, ama Cap au pire'de alacakaranlk ne iin varsa onun da alaca
karanlk iinde olmasna izin veren yegne ierde-tutma kural ola
rak ite bu izgiye iaret edilmitir.
Son olarak, hl sorunun asgari koullan balamnda, "var"dan
ve dnce-kafatasndan baka alacakaranlkta birtakm glge ka
ytlarnn bulunmas gerekmektedir.
Glgeleri iliki ynetir. lk olarak, bir ya da iki ilikisidir, ya
da ayn ile baka ilikisi. Bu Platoncu kategorilerde ayn ile baka
nn figrleri saylacak olan diz km bir ile yryen ifttir. kinci
olarak, ayn zamanda ifti de bir klan iki ayn uta duran yalann
ilikisidir, yani ocukluk ve yalln. nc olarak cinsiyetlerin
ilikisi, yani kadn ve adamn.
te alacakaranlkta kalabalk yapan ve bolua en glgele
rin kurucu ilikileri bunlardr.
Bir parantez. Cap au pire'de yalnz ima yoluyla da olsa ok
nemli bir nokta var: Grm olduumuz gibi, cinsiyetlerin kant
lanmam olmas. Hatta cinsiyet, zgl olarak kantlanmam olan
tek eydir. Glgenin yal kadn ya da yal adam olduunun ortaya
kmasnn kesin olsa da asla kant yoktur. Bu da Beckett'e g
re u anlama gelir: Cinsiyetlerin farkllamas hem mutlak anlamda
kesindir, hem de mutlak anlamda kantlanamaz. Bu yzden ona saf
aynma adn veriyorum ben.
Niin saf aynma? Kadn ve adamn var olduu kesin, u durum
da yal kadn ve yal adamn olduu da, ama bu kesinlik hibir zel
yklemsel nitelikten karsanamaz. yleyse u anlamda dil-ncesi-
dir: Sylenebilmektedir, ama bu syleyi baka hibir syleyiten
116 BAKA BR ESTETK

ileri gelmemektedir. Bir ilk syleyitir bu. "Kadn ve adam var," de


nebilir, ama bu hibir zaman baka bir syleyiten, zellikle de be-
timleyici ya da ampirik bir syleyiten karsanamaz.

e) Varlk ve Varolu

Bir ile iki'nin ilikisi, iki ayn uta duran yalarn ilikisi ve cinsiyet
lerin ilikisi erevesinde glgeler, varla deil varolua delalet
ederler. Nedir varolu ve nedir varoluu varlktan ayrt eden?
Varolu, ktleebilenin treyimsel zniteliidir. Ktleebilen
ey var olur. "Ktlemek" falta gibi kapal bakan gzn grmesi
ne ve szcklerin akntsna maruz kalmann etkin kipliidir. Bu
maruz kalma varolutur. Ya da belki daha temel bir adan yle
sylenebilir: Karlamaya elverili olan ey var olur. Varlk, kar
lama tarznda olduunda, var olur.
Boluk da alacakaranlk da, karlamaya elverili bir ey tarif
etmez; nk her trl karlama, karlalan kesip blen ola
nakl bir boluk kesitinin, bir araln ve kendini sergileyen her e
yin sergilenii olan alacakaranln var olmas kouluna baldr.
Karlamaya elverili olan eyler, glgelerdir. Karlamaya elve
rili olmak ve ktlemek ayn eydir; glgelerin varoluunu tarif
eden de budur. Boluk ve alacakaranlk, varln adlandr; onlar var
olmazlar.
yleyse minimal dzenek u ekilde de ifade edilebilir: Varlk,
dnce ve varolu. Varlk, dnce ve varolu figrlerine, ya da
bunu sylemek iin szcklere, ya da Beckett'in diyecei gibi bunu
eksik/kt sylemek iin szcklere, bu deneysel ve minimal sy
leyi dzeneine sahip olduumuzda, birtakm sorulan dzenleye
bilir, istikamet belirleyebiliriz.

f) Syleyi Aksiyomu

Demek ki metin istikametle, dncenin ynyle ilgili hipotezlere


uygun biimde dzenlenecektir. Szn ettiimiz hipotezler varlk-
alacakaranlk, glge-varolu ve kafatas-dnce lsn birbiri
ne balayan, birbirinden koparan ya da etkileyen hipotezlerdir. Cap
VARLIK, VAROLU, DNCE 117

au p ire varlk/varolu/dnce lsn u kategoriler erevesin


de ele alacaktr: boluk, ayn ile baka, ile grme/syleme kar
maas.
Hipotezleri ifade etmeden nce, ilk balanmalar ve ilk kopma
lar kuran belli sayda aksiyomdan destek almak gerek. C a p au p i-
re'in neredeyse tek baln da esinlemi olan aksiyomu, Bec-
kett'in eski aksiyomlanndandr; bu metinde icat edilmi olmad
gibi, en eskilerinden biridir. Bu aksiyom yle ifade edilebilir: Sy
lemek eksik/kt sylemektir.
"Sylemek eksik/kt sylemektir"in zsel bir zdelik oldu
unu iyi anlamak gerek. Syleyiin z eksik sylemektir. Eksik
sylemek syleyiin baarszl deil, tam tersidir: Her syleyi,
bizatihi varoluu iinde, bir eksik syleyitir.
"Eksik/kt syleyi" rtk olarak "tam/iyi syleyi"in kart
dr. Nedir "tam sylemek"? "Tam sylemek" bir denkletirme (a d
quation) hipotezidir: Syleyi sylenene denktir. Ama Beckett'in
temel sav, sylenene denk syleyiin syleyii ortadan kaldrd
ynndedir. Syleyi ancak ve ancak sylenenle kaynam olma
d, sylenenin otoritesine tabi olmad zaman, bir zgr syleyi
ve zelde bir sanatsal syleyitir. Syleyi syleme buyruuna, "bir
daha" buyruuna baldr; sylenen tarafndan kstlanmaz.
Eer denkletirme yoksa, eer syleyi "sylenen"in ynergesi
ne deil de bir tek syleyiin kuralna tabiyse, o zaman eksik syle
mek zgr syleyiin zdr, ya da syleyiin ynergeler veren
zerkliinin olumlanmasdr. Eksik sylemek iindir sylemek. Ve
syleyiin doruu olan iirsel ya da sanatsal syleyi, tam da eksik
syleyiin kontroll olarak ayarlanmasdr; bu da syleyiin yner
ge verme zerkliini doruuna karr.
Beckett'te eksik sylemek, skalamak/baarsz olm ak/yenil
mek (ra ter!fait), vb. szcklerle karlatmzda ite bunlar anla
mak gerek. Eer sz konusu olan dilin eylere iyi ya da kt biim
de yaptn ngren ampirist bir dil retisi olsayd, hibir ilgin
lii olmaz, metnin kendisi de olanaksz olurdu. "Iskalamak/baar
sz olmak" ya da "eksik/yanl sylemek" ifadelerinden ancak sy
leyiin kendi ynerge verme kuralyla kendi kendini olumladn
anladmz zaman iler metin. Beckett bunu daha en batan ak
ak belirtmitir:
118 BAKA BR ESTETK

Sylenmi olsun diye sylemek. Eksik/yanl sylenmi olsun diye.


Bundan byle sylemek eksik/yanl sylenmi olsun diye. (s. 7)

g) Ayartma

Btn bunlardan kan kesin sonu, syleyiin lsnn "baarsz


olma" olarak tanmlanddr. Elbette, syleyiin normunun baar
szlk olmas, Beckett'in mkemmelen tespit ettii gibi zne asn
dan bo bir umut uyandrr: Sizi dilden ve syleyiten bir rpda
sonsuza dek tiksindirme meziyetine sahip olacak bir azami baar
szln, bir mutlak baarszln bulunduu umudu. Kendini syle
me buyruundan muaf klma ayartmas bu utan verici ayartma.
Artk "bir daha"nn olmamas, artk o katlanlmaz eksik/yanl sy
leme ynergesine tabi olmama ayarts.
Tam /iyi sylemek olanaksz olduu iindir ki, tek umut ihanette
dir: Ynergenin kendisinden btnyle vazgemeye, syleyii ve
dili terk etmeye yol aacak kadar sahici bir baarszla ulamak.
Bunun anlam, bolua kavumaktr: Bo ve boalm, her trl y
nergeden arndrlm olmak. Son olarak ayartma, varlk iin var
olmaya son vermektir. Bolua, yani saf varla eriilmitir; bu da
Wittgenstein'n Tractatus'unun son nermesinde ykledii an
lamla "mistik ayartma" diye adlandrlabilir. Sylemek olanaksz
olduuna gre artk yaplmas gereken tek eyin onu susturmak ol
duu noktaya varmak. Syleyiin olanaksz olduu bilincinin, yani
mutlak olarak baarsz olduu bilincinin, sizi buyrulann artk sy
lemek deil susturmak olduu bir buyruun iine yerletirecei nok
taya varmak.
Beckett'in szdaannda buna "brakp gitmek" denmektedir.
Neyi brakp gitmek peki? Valla, insanl. Aslnda Beckett de Rim-
baud gibi brakp gitme diye bir eyin olmadn dnr. nsanl
brakp gitme ayartmasn mutlak anlamda tanr: Dilden ve syle
yiten tiksinecek kadar baarsz olmak. Varoluu bir rpda sonsu
za dek brakp gitmek, varla kavumak. Ama Beckett bu olana
hem dzeltir hem de son tahlilde reddeder.
Baarszln arl, yani syleyiin mutlak baarsyla nere
deyse bir ve ayn ey olan an baarsz olma nedeniyle "brakp
gitme" noktasna ve bolua erimekten bahsedilen bir metin:
VARLIK, VAROLU, DNCE 119

Bir daha dene. Bir daha yenil. Bir daha daha iyi. Ya da iyi kt. Bir
daha daha da kt yenil. Bir daha daha da kt. Adamakll tiksininceye
kadar. Adamakll kusuncaya. Adamakll terk edinceye. Ne biri ne de
tekinin adamakll olmad yerde. Bir rpda sonsuza dek adamakll,
(s. 8-9)

Ayartma budur: Artk glgenin olmad, syleme buyruuna


tabi hibir eyin olmad yerde, brakp gitmek.
Ama daha ileride birok pasajda bu ayartma reddedilecek, sa
vuturulacak, batan atlacaktr. rnein 49. sayfada, "iyi kt bir
daha..." fikrinin tasarlanamaz olduunun ilan edildii yerde:

Geri dnp iyi kt syleneni geri almak dnlemez. Eer daha


karanlk daha az kl ise o zaman iyi kt daha karanlk. yleyse daha
iyi syleneni iyi kt geri almak [dnlemez]. En az daha az iyi kt
kadar [dnlemez]. Belki de daha ok. yi kt ne? Syleyi mi? Sy
lenen mi? Ayn ey. Ayn hi. Gene o hi.

Temel nokta u: "Adamakll kusmak, bir rpda sonsuza dek"


diye bir ey yok, nk btn "ayn hi"ler gerekte "gene o hi"tir.
Bizi buyruun insanlndan muaf klacak radikal bir "brakp git
me" hipotezi, bir susma talimatnn zsel ayartmas, ontolojik ne
denlerden dolay hibir yere varamaz. "Ayn hi" gerekte daima
"gene o hi" ya da "hemen hemen o hi"tir, ama asla bizatihi "ayn
hi" deildir. Dolaysyla, saf "hi"in boy gstermesi adna ya da
mutlak baarszlk adna syleme buyruundan kendimizi muaf
klmamz iin hibir zaman hakl bir gereke yoktur.

h) Ktletirmenin Yasalar

Bu noktadan itibaren metne hkmeden temel yasa udur: Dilin k-


dir olduu en kt, yani ktletirme, hilik tarafndan kaplamaz.
Daima "gene o hi"in iindeyizdir, ama asla hilik tarafndan kapl
mann gerekleecei u "adamakll brakp gitme" noktasnda ola
mayz. Bu hilik alacakaranlk ya da bolua deil, syleyi yner
gesinin ortadan kaldrlmasna karlk gelir.
yleyse dilin yalnzca daha aza kdir olduunu savunmak ge
rek. Dil hilie kdir deildir. Dilin, diyecektir Beckett, "indirgeyen
120 BAKA BR ESTETK

szckleri" vardr. ndirgeyen szcklerimiz var ve bu indirgeyen


szckler sayesinde "en ktye evrili istikamet"i, yani baarszl
n merkeze alnmas hedefini koruyabiliriz.
Mallarme'nin "asla dorudan olmayan imal" szckleri ile Bec-
kett'in "indirgeyen szckleri" arasnda apak bir akrabalk var.
Sylenecek eye, sylenmiin ya da eyin gvencesiyle syleneme
yecek olduu bilinciyle yaklamak, syleyi ynergesinin radikal
olarak zerkletirilmesine gtrr bizi. Bu serbest syleyi asla
dorudan olamaz; ya da Beckett'in szdaannda serbest syleyi
indirgeyendir, ktletirendir.
Baka deyile, dil en iyi en kt'nn asgarisini umut edebilir,
ama ortadan kaldrmay umut edemez. te "azal(t)an szckler"
(leastening w ords ) ifadesinin de getii asl metin:

Daha kt daha az. Dahas dnlemez. Daha iyi bir daha az olma
d iin daha kt. Daha az en iyi. Hayr. Hi en iyi. Hayr. En iyi en k
t. Hayr. En iyi en kt deil. Hi, en iyi en kt deil. Daha az en iyi en
kt. Hayr. En az. En az en iyi en kt. En az asla hi deil. Asla hie in
dirgenemez. Asla hile hilenemez. Hilenemeyen en az. Bu en iyi en k
ty syle. En aza indiren szcklerle en az en iyi en kty syle. En
ktnn daha kts olmad iin. Daha ok azaltlamaz en az en iyi en
kt. (s. 41)

Ktletirmenin yasas "en az asla hi deil"dir. "En iyi en kt


y sylemek", "hilenemeyen en az"dr. "Daha ok azaltlamaz en
az en iyi en kt" asla ortadan kaldrmayla ya da hilikle kartrl
mamal. Wittgenstein'in anlad anlamda "Susmak gerek" dsturu
nun uygulanamayaca anlamna gelir bu. stikametimiz en ktye
evrili halde kalmak zorundayzdr. stikam et: En K t, bu balk
sadece bir betimleme deil, bir buyruktur.
O halde syleme buyruu srekli yeniden balama olarak teza
hr eder; deneme, aba, emek dzeyine aittir. Kitap kendini ad s
zntsna sunan her eyi ktletirmeye alacaktr. Metnin byk
e bir blm "ktletirme temrinleri" diye adlandrabileceimiz
eye ayrlmtr. stikam et: En K t, syleyi ynergesinin kendi
kendini olumlama figr olarak kavranan ktletirme protokol
dr. Ktletirmek, baarszln arl iinde egemen bir edayla
adlandrmaktr; bu da "asla dorudan olmayan imal szckler"le
VARLIK, VAROLU, DNCE 121

zihinde birtakm eyler uyandrmakla ayn eydir; ktletirmek/


eksiltmek ile hilik arasnda Mallarm iirindekinin tpatp ayn
s olan almaz bir yaknlk vardr.
Dili sanatsal gerilimi iinde kullanmak demek olan ktletirme
iki eliik ilemle gerekletirilir. Uygulamada nedir ktletir
mek? Glgeleri gz nnde tutarak syleyiin egemenliini icra et
mek. Dolaysyla hem daha ok sylemek hem de syleneni snrla
maktr. lemler ite bu yzden eliiktir. Ktletirmek daha az
hakknda daha ok sylemektir. En aza daha iyi indirmek iin daha
ok szck.
Metnin hakikaten tzn oluturan ktletirmenin paradoksal
yan buradan gelir. Saflatrmann baarsz olduu apak ortada
olacak biimde "sylenmi olan" en aza indirebilmek iin, yeni
szckler devreye sokmak gerekecektir. Bu szckler birer ekleme
deildir toplama yaplmaz, toplamlar elde edilmez ama en aza
indirmek iin, dolaysyla karma yapmak iin daha ok sylemek
gerekir. Dilin kurucu ilemi budur. Ktletirmek, "en aza indirmek
iin daha ok syleme"nin yol almasn salamaktr.

i) Ktletirme Temrinleri

Metin, glgelere ilikin koca bir fenomenal veriler alan stne ve


treyimsel insanlk konfigrasyonu stne ktletirme temrinle
riyle dolu. yle:
bir'i, yani diz km kadn ktletirmek;
ikiyi, yani yal adam-ocuk iftini ktletirmek;
kafa'y, yani gzleri, szan beyni, kafatasm ktletirmek.
Zira glgenin fenomenal belirlenimlerini oluturan glgedir
bunlar.

Bir'i ktletirmek. Bu temrin 26. ve 27. sayfalarda yer alr:

lk nce bir. lk nce bir'i daha iyi skalamaya al. Orada ok kt


biimde yanl olmayan bir ey var. O haliyle kt olmad iin deil.
Olmayan surat kt. Olmayan eller kt. Olmayan . Yeter. Kahrolsun
kt. Yalnzca kt. Daha ktye yer a. Daha da kty beklerken. lk
nce daha kt. Yalnzca daha kt. Daha da kty beklerken. Eklemek
122 BAKA BlR ESTETK

bir . Eklemek? Asla. Daha aa bk onu. Daha aa bklsn. yice


aa. apkal kafa ortadan kaybolmu. Daha ok bel gitmi. Uzun pard-
s daha yukardan kesilmi. Kaladan aa hibir ey. Bklm belden
baka hibir ey. Tepesi taban olmayan, arkadan grlen gvde. Kapka
ranlk. Grnmeyen dizler zerinde. Alacakaranlk bolukta. yi kt
byle. Daha da kty beklerken.

Adlarn byle, ilk glgeyi daha ok sayda eksiltme sfatyla ku


atarak anmas, ayn zamanda onun kslmas ya da indirgenmesi
demektir. Neye indirgenmesi? B ir izgisi diye adlandrmas gereke
cek olan eye, yani yalnz glgeyi verecek bir izgiye indirgenmesi.
Bunun iin gerekli szckler "bklm bel". Bir bklme, hepsi
bu. Yalnzca bir bklme: "Daha da kt "nn ideallii byle bir ey
olacakt elbette ki, ksma ilemi yalnz szcklerle gerekleti
inden bklmenin ortaya kmas iin daha ok szcn gerekti
ini anlamak kouluyla. Bylece an bir ad bolluu ilemi Bec-
kett'te an bolluk daima grelidir zsel bir ksnty hedefler.
Ktletirmenin yasas budur: Bacaklar, kafa, pards kesilir;
kesilebilecek her ey kesilir, ama her kesme ilemi gerekte eklenen
eksiltme aynntlan sayesinde saf bir izginin boy gstermesine
odaklanmtr. Iskalamanm/baanszln nihai izgisini saflatr
mak iin eklemek gerekir.
imdi de iki'nin ktletirilmesi temrini:
Sonra iki. Ktden daha ktye. Ktletirmeye al. Yalnzca kt
den hareketle. Eklemek . Eklemek? Asla. Botlar. Botsuz iyi kt. p
lak topuklar. Bazen iki sa. Bazen iki sol. Sol sa sol sa devam. Yaln
ayak uzaklamadan devam. yi kt byle. Byle hi yoktan biraz daha
iyi daha kt. (s. 28-9)

Botlar, "bot" gibi adlar, olaanst soyut bir dokusu olan bu dz


yazda, pek fazla gemez. Ama getiklerinde de hakikaten riskli bir
ilem vardr. Bunu biraz sonra zsel bir somut szck balamnda,
"mezarlk"m beliriverii esnasnda greceiz. Bu arada, bir anda
oraya gelen bot yalnzca silinmek, st izilmek iindir: "Botlar.
Botsuz iyi kt."
eylerin bir ksm, yalnzca izilmek iin verilir ilemin eli
kili doas da budur ite , yalnzca eksiltilmek iin metnin yze
yinde boy gsterir. Ktletirmenin mant, ki dilin egemenliinin
VARLIK, VAROLU, DNCE 123

mantdr, ekleme ve karmay birbiriyle zdeletirir. Mallarm'


nin usul de farkl deildir: Boy gstermesi ortadan kalkmasn ge
rektiren bir nesnenin (kuu, yldz, gl...) belirmesini salamak, ona
gre tam da iirin iidir.
Son olarak da kafay ktletirmek. Alntlanan pasaj gzlerle
ilgilidir (kafatasnn beyne alm deliklerden meydana geldiini
hatrlataym):

Gzler. Ktletirmeye alma zaman. yi kt ktletirmeye a


l. Gevet. Falta gibi ap bak syle. Bembeyaz ve gzbebei. Beyaz
karanlk. Beyaz? Hayr. Yalnz gzbebei. Kapkara delikler. Salnmayan
uurum. Byle sylensinler. Ktletiren szcklerle. Artk byle. Daha
ktye doru iyiletirilmi bu noktada hi yoktan daha iyi byle, (s. 34-5)

Bu pasajdaki yaz mant tam anlamyla tipiktir. Anlamn daha


nce sylediimiz "falta gibi kapal bakan" sznden hareketle bir
alma giriimi var. "Falta gibi kapal bakan"dan (carquills clos),
semantik olarak trde bir veri olan "ak bakan"a (carquills ou
verts) geilecek. "Ak" ise yeri gelince beyaz verecek; beyaz da
fesholup siyah verecek. Dolaysz zincir byle. Kapaldan aa,
aktan beyaza geiliyor, sonra siyah lehine beyazn st iziliyor.
Ktletirme ileminin sonucu udur: Artk elimizde "falta gibi ka
pal" yerine "kara delikler" var; bundan byle gzler sz konusu ol
duunda, "gzler" szc bile kullanlmayp, yalnzca iki kara de
lik zikredilecek.
unu saptyoruz: Aklk ile beyazn ilem rgs iinde ortaya
kmalar yalnzca gzlerden kara deliklere gemek iindir; bu k
tletirme ileminin hedefi de bizleri kara delikleri grnrln
kr odaklan olarak kabul etmeye sevk edemeyecek kadar fazla be-
timleyici, fazla ampirik, fazla tekil bir szck olan "gzler"den kur
tarmaktr. Bizatihi gz, ortadan kaldrlmtr. Bundan byle, eli
mizde bir delikle denkletirilmi bir saf grmeden baka bir ey
yoktur; bir delikle denkletirilmi bu saf grme de, gzn aklk ile
beyazn fazladan ve feshedilmi dolaym tarafndan ortadan kald-
nlmasyla ina edilir.
124 BAKA BR ESTETK

j) En Ktye evrili stikameti Korumak

Ktletirme bir alma sreci, syleme buyruunun yaratc ve


zahmetli bir almayla fiiliyata geirilmesidir. Bal bama bir a
ba demek olan en ktye evrilmi istikameti korumak, yrek ister.
aba gstermek iin gereken bu cesaret nereden gelir? Bu soru
benim gzmde ok nemli bir soru, nk hangisi olursa olsun bir
hakikat usuln koruma cesaretinin nereden geldii sorusuna teka
bl eder genel anlamda. Soru son kertede udur: Hakikat cesareti
nereden gelir?
Beckett'e gre hakikat cesareti, bizzat varlk ile gerekleecek
bir rtmeyle ya da suskunlukla dllendirileceimiz fikrinden
geliyor olamaz. Bunu grmtk: Syleyiin feshi ya da boluun
boluk olarak zuhuru diye bir ey olmayacak. B ir-dah a 'y silmek
mmkn deildir.
O zaman nereden gelir cesaret? Beckett'e gre cesaret, szck
lerin kulaa "doru/hakiki"ymi gibi alnma eilimlerinden gelir.
An gerilim belki de yazar Beckett'in istidaddr bu cesaretin
szcklerin ktletirme ilemindeki kullanmlanna kart bir nite
lie bal olmalanndan ileri gelir. Szcklerde adeta bir denkletir
me auras vardr ki, paradoksal biimde, tam da bizi bu denkletir
meye balayan zinciri krmak, yani en ktye evrili istikameti ko
rumak iin ondan cesaret alnz.
aba gsterme cesareti daima abann yneldii hedefin tersin
den devirilir. Buna syleyiin yn deitirmesi (torsion ) diyece
iz: abann devam iin gereken cesaret bizzat szcklerden dev
irilir, ama hakiki hedefleri olan ktletirmenin ters ynndeki
szcklerden.
aba burada sanat ya da iir abas dili ktletirme tem
rinlerinin dzenine sokmaya ynelik ksr bir almadr. Ama bu
ksr aba enerjisini dilin hayrl bir eiliminden devirir: Dile bir
tr denkletirme hayaleti musallat olmutur ve bu hayaletle ba et
me cesareti adeta dilin kendisinden devirilebilecekmi gibi, ona
geri dnlr. Bu gerilim C ap a u p ir e d e ok gzel birtakm pasajla-
n n yazlmasna vesile olmutur. te ilki:
VARLIK, VAROLU, DNCE 125

Her kimin szckleriyse, onlar da. En ktye ne yer braklm ama!


Nasl da bazen sanki doruymu/hakikiymi gibi alnrlar kulaa! An
lamszlktan ne kadar da yoksunmu gibi! Gece krpe heyhat de ve cesa
ret al. Ya da uykusuz bir gece daha heyhat de iyi kt. "Son bir uykusuz
luk daha"mn kalnts. Ve cesaret al. (s. 26)

Kulaa sanki doru/hakikiymi gibi alman bir ey sylenebil


dii, iire dair hakiki "gibi" olann sylenebildii ve ondan cesaret
alnabildii srece, en ktye evrili istikamet korunur. "Gece kr
pe heyhat de ve cesaret al." Gerekten muhteem! Ve bu tema ze
rine bir eitleme:

O zaman hangi szckler ne iin? Nasl da neredeyse kulaa alm


yorlar hl. Sanki her naslsa zihnin yumuak maddesinden szyorlar.
Ondan onun iine szyorlar. Nasl da anlamszdan baka her eyler. Azalt
maya yanamadmz azaltlamaz son asgariye varncaya kadar. Zira i
te o zaman nihai alacakaranlkta sylenmi en asgariyi geri al. (s. 43)

Her ey ne kadar da "azaltmaya yanalmadm", bu abann ne


derece verimsiz olduunu gsteriyor. Azaltmaya yanalmaz, nk
szckler "anlamszdan baka her ey"dir, nk szck sanki do
ru/hakikiymi gibi alnr kulaa; cesaret de buradan alnr. Ama ne
iin cesaret almak? Dorusu, tam da eksik/kt sylemek iin, ya
ni bizi cesarete aran hakiki tn yanlsamasna kar durmak iin.
yleyse syleyiin yn deitirmesi hem abann ksrln aydn
latan eydir (szcklerin aydnln daha ktye doru amak ge
rek) hem de bu ksrl ele almamz salayan cesarettir.
En ktye evrili istikameti korumak, ikinci bir sebepten dolay
da zordur: Bizatihi varlk ona direnir, varlk en ktnn mantna
bakaldnr. Ktletirme glgelere tatbik edildii srece, varlacak
yer alacakaranln kys, boluun kysdr; orada ktletirmeye
devam etmek daha bir zordur. Adeta varln deneyimi ktletir
menin kmazlarndan birine deil de, bu ktletirmenin gitgide
byyen ve daha rahatsz edici olan zorluuna ya da dorudan do
ruya ktletirme abasna tanklk eder.
Ksr ve titiz bir grnlerin ktletirilmesi temriniyle varl
n kysna varldnda, bir tr deimezlik tedirgin eder syleyii
ve sanki syleme buyruu orada kendisine en uzak ya da en ya
126 BAKA BR ESTETK

banc olanla karlam gibi ac bir deneyime maruz kalr. Bu iki


biimde sylenecektir: Ya alacakaranla atfla, ya da bolua atf
la. Alacakaranlk, boluk ve syleyi buyruu arasndaki bu iliki,
ontolojik sorularn canevine gtrr bizi.
Alacakaranln varl sergileyen eyin ad olduunu hatrlata
lm. Bundan alacakaranln asla tam karanlk olamayaca, yani
syleme buyruunun kendi olanaksz olarak arzulad karanlk ola
mayaca sonucu kar. En asgariyi arzulayan syleme buyruu, ala
cakaranln mutlak anlamda karanlk olaca fikriyle kutuplanm
tr. Metin, bu arzunun tatmin edilebilecei ynnde birok varsa
ymda bulunur. Ama bu varsaymlar sonunda reddedilir, zira varl
n daima minimal bir sergilemesi vardr. Bo varln varl ken
dini alacakaranlk olarak sergilemektir, ya da varln varl kendi
ni sergilemektir ve sergile(n)me karanln mutlakln dlar. Ser
g ile n m e azaltlabilse bile, bizatihi karanla varlamaz. Alacaka
ranlk iin "beteri olmayan bir beter" denilecektir.

te byle istikamet en aza evrili. Alacakaranlk srdke. Kapkara


ya kesmemi alacakaranlk. Ya da daha da karaya kesmi. En kara alaca
karanla. En kara alacakaranlktaki en asgari. En son alacakaranlk. En
son alacakaranlktaki en asgari. Beteri olmayan beter, (s. 42-3)

Dnce en asgaride, en son alacakaranlkta hareket edebilir;


ama bizatihi karanla eriim yoktur. Daima daha da az olan bir ey
vardr. Temel aksiyomu yeniden syleyelim: "Daha az asla hi de
ildir". Akl yrtme gayet basit: Alacakaranlk varln sergilen
mesi ve en ktye evrili istikametin koulu olduuna gre, syle
yie maruz brakan ey olarak syleyiin dzenine btnyle dahil
edilemez. stikameti hilie deil, ancak en ktye evirebiliriz.
Tam da alacakaranlk istikametin koulu olduu iindir ki, hilie
evrili istikamet yoktur. Dolaysyla da neredeyse-karanlk olan,
hemen hemen karanlk olan savunmak mmknse de, alacakaran
lk kendi varl iinde alacakaranlk olarak kalr. Eninde sonunda
alacakaranlk ktle(tir)meye direnir.
VARLIK, VAROLU, DNCE 127

k) Ktletirilemez Boluk

Boluk deneyimde verilidir. Alacakaranln glgelerine ait aralk


ta. Boluk, ayrandr. Aslnda boluk varln zeminidir, ama sergi
lenen boluk saf uurumdur (cart). Glgeler ya da ift hakknda
Beckett yle diyecektir: "aradaki engin boluk". te boluk bu su
retle verilir.
Ktletirme bizatihi bolua yaklamay hedefler: Yalnzca
boluun aralk boyutuna deil, bizatihi bolua, yani sergileniin
den geri ekilmi varla erimeyi hedefler. Ama boluk kendi ser
gileniinden eksiltilebiliyorsa, o zaman ktletirme srecinin kar
l olamaz, zira ktletirme sreci yalnzca glgeleri ve glgele
rin bo aralklarn iler. yle ki "kendinde" boluk ktletirme ya
salar uyarnca ilenmeye elverili deildir. Aralklar eitlendire-
bilirsiniz, ama bizatihi boluk radikal olarak ktletirilemez olma
niteliini korur. Gelgelelim, boluk kkten bir biimde ktletiri
lemez bir eyse, o halde eksik/kt sylenmesi bile mmkn deil
dir. Bu ok hassas bir noktadr. "Kendinde" boluk eksik/kt sy-
lenemeyendir. Bu onun tanmdr. Boluk an cak sylenebilir, telaf
fuz edilebilir. Bolukta, syleyi ile sylenen akr; bu da eksik/
kt sylemeye engel olur. Byle bir akmann anlam, boluun
kendi bana yalnzca bir ad olduudur. "Kendinde" bolua dair
elinizde yalnzca onun ad vardr. Beckett'in metninde bu ok ak
biimde aadaki gibi ifade edilmitir:

Boluk. Nasl sylemeye almal? Nasl skalamaya almal? De


nemeden skalanmaz. Yalnzca syle (s. 20)

Boluun eksik /kt syleyiten muaf olmas boluu konu


alan bir sanat olmad anlamna gelir. Boluk, dili sanat nerisi ha
line getiren eyden, yani ktletirme mantndan muaftr. "Bo
luk" dediinizde sylenebilir her eyi sylemi olursunuz ve bu
syleyiin bir bakalam sreci yoktur. Bu syleyiin metaforu ol
madn syleyeceiz ayn ekilde.
Boluk, znellik dzeyinde, yalnzca bir ad olarak ortadan kay
bolu arzusundan baka hibir ey uyandrmaz. Boluk, kafatasn
128 BAKA BR ESTETK

da, olanaksz ktletirme srecini deil, bu saf adn mutlak sabr


szln akla getirir, ya da boluun boluk olarak ya da ki ola
nakszdr hilenmi olarak sergilenmesini.
Aralk nitelii tamayan "kendinde" bolua temas ettiimiz
andan itibaren, Beckett'te syleme buyruundan muaf bir ontolojik
arzunun figr olan eyin iinde, yani boluk ile alacakaranln
hilikte kaynatrlmas iinde buluruz kendimizi. Ayrca, boluun
adnn neredeyse itkisel bir biimde bir ortadan kaybolu arzusunu
beraberinde getirdiini de sylemeliyiz; ama bu kaybolu arzusu
nun nesnesi yoktur, nk sonuta addan baka bir ey yoktur bura
da. Ve boluk her trl kaybolu srecinin karsna tam da ktle
tirmeden muaf olmasn karacaktr; boluk sz konusu olduunda
"azami" ile "neredeyse"nin ayn ey olmas meydana getirir bu du
rumu. Alacakaranla gelince, durumun byle olmadna dikkat
edelim; alacakaranlkta varln iki ad ayn ekilde ilemez. Alaca
karanlk kapkaranlk olabilir, en asgari en karanlk olabilir, ama bo
luk olamaz. Boluk yalnzca sylenebilir, saf ad olarak kavranabilir
ve her trl deikenlik ilkesinden, dolaysyla metafor ve bakala
m ilkesinden m uaf tutulabilir, nk onda "azami" ile "neredeyse"
mutlak anlamda akr. te bolukla ilgili o harika pasaj (s. 55-6):

Boluk hari her ey. Hayr. Boluk da. Ktletirilemez boluk. As


la daha az deil. Asla daha ok deil. Asla nk nce sylenmi asla ge
ri alnmam asla daha kt sylenmi olmayan asla kaybolmu olma ar
zusuyla kemirilmeden deil.
Ortadan kaybolmu ocuu syle. [...]

"Ortadan kaybolmu ocuu syle": Beckett sorunu dolayl yol


dan ele almaya alyor. Ktletirilemeyen boluk kaybolamaz;
ama mademki elimizde glgelerin t bir boluk var, szgeli
mi bir glgeyi kaybediyorsak, bunun nedeni belki de daha byk bir
bolua sahip olmamzdr. Bu byme, boluu dil srecine teslim
edecektir. Devamnda betimlenen deneyim budur:

Ortadan kaybolmu ocuu syle. Kaybolmu kadar iyi. Boluktan.


Falta gibi baktan. O zaman boluk o kadar byk deil mi? Kaybol
mu yal adam syle. Kaybolmu yal kadn. Kaybolmu kadar iyi. Bo
luk yine o kadar ok deil mi? Hayr. Neredeyse iken en ok boluk. N e
VARLIK, VAROLU, DNCE 129

redeyse iken en kt. O zaman daha m az? Btn glgeler kaybolmu ka


dar iyi. yleyse o kadar ok deilse o kadar az m? O zaman daha m az
kt? Yeter. Kahrolsun boluk. Artrlamaz azaltlamaz ktletirilemez
ezel ebet neredeyse boluk.

Deneyimin baarszla urad grlyor. Boluk katiyen


"ktletirilemez", dolaysyla da saf adlandrma olarak "sy
lenemez niteliini korur.

1) Belirmek ve Ortadan Kaybolmak. Hareket

Bolukla ilgili savlar, varsaylan ortadan kaybolu ve beliri hare


ketleriyle birlikte, Platon'un en yksek idealannn tamamn bir ara
ya getirir. Elimizdekiler unlardr: varlk, (boluk ve alacakaranlk
tr); ayn (bir-kadndr); baka (iki-yal adam/ocuktur). Bu nokta
da bilinmesi gereken ey, Sofist 'in be ilksel cinsi arasnda nihai ka
tegoriler olan hareket ile hareketsizlik konusunda durumun ne oldu
udur.
Hareket ve hareketsizlik sorunu iki soruyla boy gsterir: Orta
dan kaybolabilen nedir? Ve deiebilen nedir?
Kesinlikle vazgeilmeyecek bir tez var: Mutlak ortadan kaybo
lu, alacakaranln kayboluudur. "Mutlak olarak kaybolabilen ne
dir?" diye sorulacak olursa, yant alacakaranlktr. rnein 22. say
fada:

Boluk ortadan kaybolabilir demeyi geri almak iin bir daha dn.
[Boluun kayboluunun alacakaranln kayboluuna tabi olduunu da
ha nce sylemitim. A. B.] Boluk ortadan kaybolamaz. Alacakaran
lk hari o kaybolabilir. O zaman her ey kaybolur. Henz her ey kay
bolmu deil. Alacakaranlk yeniden belirinceye kadar. O zaman her ey
yeniden belirmi olur. Henz her ey kaybolmu deil. Bir kaybolabilir.
ki kaybolabilir. Alacakaranlk ortadan kaybolabilir. Boluk ortadan kay
bolamaz. Alacakaranlk hari. O zaman her ey kaybolur.

Kendini bizzat sergile(n)menin ortadan kayboluu olarak, yani


alacakaranln ortadan kayboluu olarak sunacak bir mutlak kay
bolu hipotezi her zaman iin olanakldr. Ama bu hipotezin syle
yiin dnda olduunu, syleme buyruunun alacakaranln orta
130 BAKA BR ESTETK

dan kaybolmasnn mmkn oluuyla hibir ilgisi olmadn unut


mamak gerek. Dolaysyla alacakaranln ortadan kayboluu da
yeniden belirii gibi, formle edilebilecek trden soyut bir hipotez
dir; ama hibir deneyimin, syleme buyruunda hibir protokoln
ortaya kmasna yol amaz. "Alacakaranlk ortadan kaybolabilir,"
ifadesinde dnlebilir trden bir mutlak kaybolu ufku vardr. Fa
kat bu ifadenin metnin genel protokolyle bir ilgisi yoktur.
O halde sorun glgelerin ortadan kayboluu ve belirii zerine
odaklanacaktr. Bu dnme sorunuyla ilintili olan, bambaka bir
dzene ait bir meseledir; oysa alacakaranln ortadan kaybolmas
hipotezi dnme d ve syleyi ddr. Daha genel anlamda, so
run glgelerin hareketi ile ilgilidir.
Bu noktann aratrlmas pek kolay deil ve ben burada yalnz
ca sonulann sunacam.
lk olarak, bir'in hareket yetenei yoktur. Elbette, Bir'in zellii
olan yal kadn figr iin "iki bklm", daha sonra "diz km"
denecektir; bu da yle grnyor ki deiimden ileri gelmektedir.
Ama bu noktada canalc bir incelik var: Bunlarn asla temel an
lamyla hareket deil yalnzca syleyie ilikin ynergeler, daha
ktnn kurallar olmalardr. Bir'in diz kt ya da iki bklm
olduu doru deildir. Metin daima diz km, iki bklm vb. d e
nilecek der. Btn bunlar ktletirmenin iindeki azaltma mant
nn ynergesine tabidir, ama bir'in herhangi bir hareket yetenei ol
duunun belirtisi deildir.
yleyse ilk tez Parmenidesidir: Bir saylan ey ancak bir sayl
d srece harekete kaytsz kalabilir.
kinci ifade: Dnce (kafa, kafatas) ortadan kaybolu halinin
dndadr. Bu noktayla ilgili birok metin bulunuyor. te biri:

Kafa. Ortadan kaybolabilir mi diye sorma. Hayr de. Sormadan hayr.


O kaybolamaz. Alacakaranlk hari. O zaman her ey kaybolur. Kaybol
alacakaranlk! Adamakll kaybol. Tam adamakll. Bir rpda sonsuza
dek adamakll, (s. 26)

Bu "Kaybol alacakaranlk!" etkisiz kalr. Daha nce de grd


mz gibi, "Kaybol alacakaranlk!" demeniz her zaman mmkndr,
ama alacakaranlk hi oral olmaz.
VARLIK, VAROLU, DNCE 131

Bizim iin nemli olan kafann ortadan kaybolma halinin dn


da olmasdr, elbette alacakaranln kayboluu hari, ama o zaman
zaten her ey kaybolur.
Bu nedenle, ortadan kaybolma meselesiyle ilgili olarak kafann
bolukla ayn statye sahip olduuna dikkat etmek gerek. Birebir
Parmenides'in dsturudur bu: "Ayn olan, hem dnmek hem ol
maktr." Parmenides, dnce ile varln ontolojik bakmdan zde
edeerli bir ift olduunu sylyor. C ap au p ire de bizzat varln
snav olan ortadan kaybolma meselesi ile ilgili olarak, kafatas ile
boluun ayn sancan glgesinde durduunu ilan eder.
Bu da demek oluyor ki, son olarak ve bu nc tezdir yal
nzca teki/baka, ya da iki, hareketi destekler.
Klasik tez, Grek tezi. Yalnzca iftin hareketi vardr, yani yal
adam ile ocuun. Onlar yryp giderler. Hareketin bakalama
olarak kavranan tekiye/bakaya tz bakmndan bal olduu fik
ridir bu da. Ama ilgin ve anlaml olan ey, sz konusu hareketin bir
biimde hareketsiz olmasdr. Yal adam ile ocuk hakknda yle
metnin hakiki bir laytmotifidir bu denecekti:

Durmadan ar ar ilerler, ama hi uzaklamazlar, (s. 15)

Hareket var, ama bu harekette isel bir hareketsizlik var. Gidi


yorlar ama hi uzaklamyorlar. Ne demek bu? Hareket var demek
elbette (gidiyorlar), ama yalmzca bir varlk durumu var, yalnzca bir
ontolojik durum var demektir bu. Ayn zamanda yalmzca bir yer
var, demektir. Bu da balarda u dsturla aklanmtr:

Yer yok bu biricik yerden baka, (s. 13)

Tek bir yer ya da tek bir evren, tek bir varlk figr var, iki deil.
iftin bilfiil uzaklamas iin, giderken mesafe alabilmesi iin, ba
ka bir yere geebilm esi gerekirdi. Oysa baka yer diye bir ey yok:
"Yer yok bu biricik yerden baka." Yani varlkta ikilik yoktur. Var
lk yeri bakmndan Bir'dir. te bu yzden, hareket daima kabul
edilmeli, ama greli olarak almlanmaldr; nk yerin biricikli
inden kmaya izin vermez hareket; ift balamnda dorulanan da
yine budur.
132 BAKA BR ESTETK

m) Ak

Bu hareketsiz g, yani iki'nin g, uzaktan uzaa Beckett'in ak


anlayndan izler tar. Burada sz konusu olan yal adam ve o
cuk, ama bunun pek nemi yok. Zira elimizde iki'nin dsturu var ve
ak hakknda Enough (Yeter) baln tayan muhteem metinde
Beckett bize akn iki'sini kendi zerine bir g olarak sunar. Akn
z budur. G bir yerden bir baka yere gemeyi salamaz, yer
iinde bir yer deitirmedir ve bu ikin yer deitirmenin paradig
mas akn iki'sidir. Bu durum, C ap au p ire 'de yal adam ve ocuk
la ilgili pasajlarda neden ok zel bir gizli duygunun izleriyle kar
latmz aklar: Hareketsiz g akn meknsall diyebilecei
miz eyi tarif eder.
te, gl bir soyut efkatin duyulduu, Enough' yanklayan o
metinlerden biri:

El ele ar aksak birbirilerine ayak uydurmu gidiyorlar. Serbest elle


rinde hayr. Serbest elleri bo. kisi de arkas dnk iki bklm ar
aksak birbirilerine ayak uydurmu gidiyorlar. ocuun eli tutulacak ele
uzanmak iin kalkm. Tutulacak yal eli tutmak. Tutmak ve tutulmak.
Ar aksak gitmek ve uzaklamamak. Yava yava hi duraklamadan ar
aksak gidiyorlar ve hi uzaklamyorlar. Arkalan dnk. kisi de iki bk
lm. Tutan tutulan ellerle birlemiler. Ar aksak tek bir kimse gibi gidi
yorlar. Tek bir glge. Baka bir glge, (s. 14-5)

n) Belirmek ve Ortadan Kaybolmak. Deiim. Kafatas

Kafatasyla ilgili ilk elden eriilebilecek hipotezlerden biri u olabi


lir: Bir kaybolu ile bir yeniden beliri arasnda glgeler deiime
urar. Bu hipotez sayfa 16'da gndeme getirilip ileniyor, ama sy
leyile ilgili hipotez olarak sunulduu da aka belirtiliyor:

Usul usul kayboluyorlar ortadan. Bazen biri. Bazen ift olarak. Bazen
ikisi. Usul usul yeniden beliriyorlar. Bazen biri. Bazen ift olarak. Bazen
ikisi. Usul usul? Hayr. Birdenbire ortadan kaybolu. Birdenbire yeniden
beliri. Bazen biri. Bazen ift olarak. Bazen ikisi.
VARLIK, VAROLU, DNCE 133

Deimemiler mi? Deimemi olarak birdenbire yeniden mi beliri


yorlar? Evet. Evet de. Her defasnda deimemi olarak. Bir biimde de
imemi. Hayra kadar. Hayr demeye kadar. Deimemi olarak birden
bire yeniden beliriyorlar. Bir biimde deimi. Her defasnda bir biim
de deimi.

Gerek deiimlerin olabilecei, yani beliri ile ortadan kaybo


lu arasnda meydana gelmi deiiklikler olabilecei, glgenin var
ln etkileyebilecek bir hipotez deildir, ama syleme ynergesi
nin muhtemelen formle edebilecei bir hipotezdir. Az nceki "Kay
bol alacakaranlk!" gibi ya da "diz km", "iki bklm", vb. der
ken olduu gibi biraz. Bizzat glgenin zniteliklerinden biri ile sy
leme ynergesinin glgeyi tabi klabildii varsaymsal deiimi
ayrt etmek gerekir.
Son tahlilde, bir (kadn) ve iki (yal adam ile ocuk) tiplerinde
glgeler sz konusuyken harekete tanklk eden tek bir ey vardr:
iftin hareketsiz g.
Bylece sonunda denen glgenin yani szcklerin szd,
syleme ynergesinin szd kafatasnn deiimi meselesine
havale edilmi oluyoruz. Burada elbette daha nce szn ettiimiz
durma noktas cogito yaps araya girer. Kafatasnn her trl
deimesi, ortadan kayboluu, yeniden belirii ya da bakalam,
kafatasnn kendi kendini alacakaranlkta kavrayan ey olarak tem
sil edilmesi gerektii olgusu tarafndan bloke edilir.
yleyse, her eyin kafatas iinde kaybolduunu varsayanlayz.
Kafatasnn verecei bir ynergeyle glgelerin topyekn ortadan
kaybolmasna neden olacak bir radikal kuku hipotezi, Kartezyen
radikal kukuyu kendiliinden snrlayan sebepler yznden, tasav
vur edilemez. te o pasaj:

Kafatasnda her ey kaybolmu. Her ey mi? Hayr. Her ey kaybola-


maz. Alacakaranlk kayboluncaya kadar. O zaman yalnzca iki kaybol
mu de. Kafatasnda bir ve iki kaybolmu. Boluun dna. Bakn d
na. Kafatasnda kafatas hari her ey kaybolmu. Falta gibi. Alacaka
ranlk bolukta birbalanna. Bir tek onlar grlecek. Alacakaranlkta g
rlecek. Kafatasnda grlecek yalnz kafatas. Falta gibi gzler. Alaca
karanlkta grlen. Falta gibi gzler tarafndan, (s. 32)
134 BAKA BR ESTETK

Glgelerin ortadan kayboluu hipotezi, glgelerin kafatasnda


kaybolmu olaca ve dolaysyla grme ya da kt grme katego
risine ait olmayacaklarna irca edildiinde, her eyin ortadan kay
boluunu, zelde btn glgelerin ortadan kayboluunu getirmez
beraberinde, nk kendisi bir glge olan kafatas kendisi iin orta
dan kaybolamaz.
Kartezyen matris ister istemez formle edilir: "Kafatasnda ka
fatas hari her ey ortadan kaybolmu". Dnyorum, yleyse
alacakaranlkta bir glgeyim. Kafatas glge-znedir, kaybolamaz
ortadan.

o) Kafatas Olarak zneye Dair. steme, Ac, Sevin

Kafatas olarak zne temelde syleyi ile grmeye indirgenebilir;


falta gibi gzler ile beynin bileimidir. Ama Descartes'ta olduu
gibi, baka duygulanmlar da vardr. zellikle de isteme, ac ve se
vin yeri geldike her birine iaret edilmitir metinde. Bu duygu
lanmlar ktletirme yntemine gre, yani kendine ait zsel "azal-
tlamaz en az iinde incelenecektir.
stemenin zsel "azaltlamaz en az" nedir? En son biimiyle ve
rilmi istemedir, yani istememeyi isteme veya artk isteme olmama
snn istenmesi, yani kendi kendini istememe olarak isteme ya da,
Beckett'in diyecei gibi, bou bouna istemenin ortadan kaybolma
snn istenmesi:

oktandr her trden istei/zlem i yitirmi, byle sylenmi zihni is


tiyordu. Byle eksik/kt sylenmi zihni. imdiye dek bu kadar kt
sylenmi. oktandr zlemi yitirmeyi istemekten. oktandr bou bou
na istemekten. Ve hl istemekten. Hl belli belirsiz istemek. Belli belir
siz bou bouna hl istemek. Daha da belirsiz olsun diye. En belirsiz.
Belli belirsiz bou bouna en az istemeyi istemek. stemenin azaltlamaz
en az. Yattmlamayan en son bo zlem hl.
Her ey kaybolsun istei. Alacakaranlk kaybolsun. Boluk kaybol
sun. zlem kaybolsun. Bou bouna istemenin kaybolmas ynndeki
bo zlem kaybolsun, (s. 47-8)

Bu pasaj ile normatif irade/isteme retileri arasndaki ilikiler


zerine pek ok yorum yaplabilir. stemenin syleme buyruundan
VARLIK, VAROLU, DNCE 135

kalp halinde karlm olduu ve "her ey kaybolsun"un "zlemin


kaybolmas ynndeki bo zlem"in artk kaybolmas isteinin is
temenin indirgenemez izi olduu ya da istemenin tpk syleme
buyruu gibi devam etmekten baka aresi olmad sylenebilir.
Ac bedenden gelir (sevin ise szcklerden). Ac bedenin hare
ketini kkrtan eydir ve bu bakmdan zihnin kalntlarna ilikin ilk
tanktr. Glgeleri harekete geiren ey olarak ac, zihin kalntlar
nn varlnn bedensel kantdr:
Ayakta duruyor. Ne? Evet. Ayakta duruyor demek. Sonunda ayaa
kalkmak ve ayakta durmak zorunda kalm. Kemikler de. Kemik yok
ama kemikler demek. Zemin demek. Zemin yok ama zemin demek. Ac
diyebilmek iin. Zihin yok, ya ac? Ayaa kalkmaktan baka seenek kal
mayana kadar kemikler ac verebilsin diye evet demek. Bir biimde kalk,
dur. Ya da iyi kt kalntlar. Acya izin verecek hibir ey yokken zihnin
kalntlar demek. Kalkmak ve durmaktan baka are kalmayncaya ka
dar kemiklerin acs. Bir biimde kalk. Bir biimde dur. Ac iin hibir
ey yokken zihnin kalntlar. Burada kemikler iin. Gerekirse baka r
nekler vermeli. Ac rnekleri. Acnn dinmesi. Deimesi, (s. 9-10)

Sevin sonuta szcklerin taralndadr. Sevinmek, sylenecek


olan sylemek iin bu kadar az szck olmasna sevinmektir. Se
vin, daima szcklerin kifayetsizliiyle anlalr. Sevin veya se
vinme halinin, hatta sevinenin alameti farikas, bu hali anlatacak
szckleri bulamamasdr. Nitekim dnecek olursak, ok doru
dur bu. Had safhada sevin, kendini anlatmak iin ok az szck
bulabilen ya da hi bulamayan sevintir. Bundan dolay, ilan akta
"Seni seviyorumdan baka diyecek sz bulunamaz; bu sz de son
derece kifayetsizdir, nk sevin unsurunun bir parasdr.
Richard Strauss'un E le k trd smda, Elektra'nn Orestes'i tand,
ok iddetli bir "Orestes" arks syledii ve mziin fel olduu
sahneyi dnyorum. Burada fortissim o , ama mutlak anlamda e
kilsiz ve olduka uzun bir mzikal blm vardr. Ben bu blm ge
nellikle fena bulmam. Burada dile gelmez had safhadaki sevin/ne
e, mziin kendi kendini fel ediiyle mzikal olarak verilir adeta;
mziin i melodik konfgrasyonu (ki ok gemeden cvk valsler-
le tekrar tekrar arz endam edecektir) bir aczle malul gibidir sanki:
Kifayetsiz adlandrma olana olan "sevinme/neelenme" n var
dr bu blmde.
136 BAKA BR ESTETK

Beckett bunu gayet ak seik ifade eder. Kifayetsiz zihin kaln


tlarnn var olmas ve bu kifayetsiz zihin kalntlar iin kifayetsiz
szcklerin var olmasyla ilintilidir bu durum:

yleyse hl zihin kalntlar. Hl yeter. Kimin nerede nasl hl ye


ter. Zihin yok, ya szckler? Hem de bylesi szckler. yleyse hl ye
ter. Sevinmek iin hl yeter. Sevinmek! Yalnz onlar diye sevinmek iin
tam yeteri kadar hl. Yalnz! (s. 37-8)

Grme ve syleyiten baka znel yetilerin ncelikle belli bal


iin (isteme, ac, sevin) durum budur. Sonuta bu da klasik bir
duygular retisi vermektedir bize.

p) Bir zne Nasl Dnlr?

Hal byleyken, zne incelemesinde daha ileri gidilmek isteniyorsa,


eksilterek yol almak gerek. Beckett'in yntemi temelde Husserl'in
poch 'sinin ters evrilmii gibidir. Husserl'in poch 'si dnya tezi
ni eksiltmek, "var" eksilterek bu "var" hedefleyen saf isellik ak
na ya da hareketine doru dnmektir. Husserl, Kartezyen kuku de
nen silsileye mensuptur. Bilincin ynelimsel ilemlerinin tezli (th-
tiqu e ) evreninden geri ekilinir ve her trl dnya tezinden bamsz
olarak bu ilemleri yneten bilinli yap almlanmaya allr.
Beckett'in yntemi bunun tam tersidir: Varln bana ne geldi
ini grmek iin zne eksiltilir, askya alnr. rnein szcksz bir
grme hipotezinde bulunulur. "Grmesiz szckler" eklinde bir hi
potez de kurulur. Szcklerin ortadan kayboluu hipotezi gelitiri
lir. Ve en iyi grmenin o anda olduu saptanr. te bu deneyimin
protokollerinden biri:

Szcklerin ortadan kaybolduu zaman iin bo yerler. Hibir ekil


de bir-daha iin. O zaman her ey yalnzca o zamanki gibi grlm. Ka
ranlktan kanlm. Szcklerin karartt her ey karanlktan kanl-
m. Byle grlm her ey sylenmemi. O zaman sznt yok. Hl sz
dnda yumuak madde zerinde iz yok. Onun iinde yine szar. Szn
tyla grlm olan grlm iin yalnzca sznt. Karartlm. Karanlk
tan kanlmam olarak grlen iin sznt yok. Daha aresiz zaman iin.
Sznt kaybolduu zaman iin sznt yok (s. 53).
VARLIK, VAROLU, DNCE 137

Metni ayrntl olarak aklamak iyi olurdu. Ama bizim iin bu


noktada nemli olan, yalnzca szcklerin kayboluu hipotezinde,
yani syleme buyruunun gerek sonu hipotezindeki Husserl'in
epoche 'si gibi saf soyut, savunulamaz ve uygulanamaz bir hipo
tez "karanlktan karlm grme" protokoldr. Bu hipotezde
varla dair bir ey aydnlanr. Ters ynde deneyde bulunmak, yani
grmeyi eksiltmek, grmeden ve eksik/kt grlmten kopartl
m bir eksik/kt sylemenin yazgsnn ne olduunu sormak da
mmkndr.
Bu deneyleri gelitirmeyeceim; ama sonuta, ortadan kaybolu
meselesini zetleyecek olursak, nerme elde ederiz.
lk olarak, alacakaranln sergilenmesi iinde ele alnd an
dan itibaren boluk ktleemez. Bu da demektir ki varln deneyi
mi yoktur, yalnzca ad vardr. Bir ad bir syleyie hkmeder, ama
bir deneyim syleyi deil eksik/kt syleyitir.
kincisi, kafatas ya da zne grme ve syleyiten gerekten ek-
siltilemez; zellikle de daima kendisi iin ortadan kaybolmam ol
duundan yalnzca biimsel deneyimlerde eksiltilebilir.
Sonuncusu, glgeler, yani ayn ile baka, ktleebilir (kafatas
asndan); dolaysyla bunlar deneyim nesneleri, sanatsal sergile
me nesneleridir.
Btn bunlar baka pek ok eyle birlikte sergilenmi, sylen
mi, rlmtr. Burada koca bir zaman, mekn, eitlemeler re
tisi ve birtakm baka eyler vardr.
En azndan 60. sayfaya kadar. Zira o noktadan sonra, sonuna va
rabilmek iin yine uzun aklamalar gerektirecek karmaklkta
baka bir ey olur. Bunun zne iaret etmekle yetineceim.

q) Olay

Altmnc sayfaya kadar varl, varoluu ve dnceyi birbirine


dmleyen minimal dzenein verileri iinde kalnr. Ama ondan
sonra dar anlamyla bir olay meydana gelir: Bir kesinti, Beckett'in
son hal dedii ey tarafndan hazrlanm bir olay. Son hal kabatas
lak az nce sylediimiz eydir: Halin son hali olarak son hal, eya
nn halinin son syleyi hali. Bu hal, alacakaranln ortadan kaybo
138 BAKA BR ESTETK

luu hari hi oluun ki syleyi d bir hipotez olarak kalr


olanakszl iine hapsolmutur.
Olay ki gzerghn da sylemek gerekecek syleme buy
ruunun kesintiye uramasna indirgenmi bir syleme buyruunu
dzene sokacak ya da plak brakacaktr. Koullar olaysal olarak
yle bir deiiklie uratlacaktr ki, "bir daha"mn ierii kati bir
biimde "hibir ekilde bir daha"yla (plus m che encore, nohow on)
snrlanacaktr. Sylenecek olandan kalan, artk sylenecek bir ey
olmad olacaktr yalnzca. Bu ekilde de elimizde mutlak anlam
da azami saflama derecesine varm bir syleyi olacaktr.
Her ey son halin zetlenmesiyle balar:

Herkes iin ayn sarp yama. Ayn engin mesafeler. Ayn son hal. En
son hal. Bir biimde daha az bouna olana kadar. Bouna daha kt. Her
eyi kemiriyor hi olma arzusu. Hi, asla olamaz, (s. 61)

"Son hal", "sonlandnlamaz" diyerek ktleme srecinin defte


rini drer. Dsturu "bouna daha kt"dr. Ama zetleme ilemi ta
mamland andan itibaren, "birdenbire"yle balayan, bu halin san
ki dil iinde mutlak bir geriye ekili trnden snr bir konuma var
d grlr. Sanki sylenmi olan her ey son haliyle sylenebilmi
olmaktan dolay kendini o anda dil buyruuna sonsuz kk bir me
safede bulmu gibi.
Bu hareketin Mallarm'nin B ir Z ar Atm'mn sonunda Takmyl
dzn belirivermesiyle mutlak anlamda kout olduunu belirtmek
gerek. Kanmca benzerlik bilinlidir, nedenini de greceiz. Adeta
artk Mallarm'nin "meydandan baka bir ey meydana gelmedi"
biiminde syledii "ite eyann hali, varln eylerinin h alen
den baka syleyecek bir ey olmadnda, metnin orada sona ere
ceini dndmz, bu dsturu syleme buyruunun kdir oldu
u son eyin zerine son sz olarak kapadmz zaman, adeta ele
alnan sahnenin uzanda bulunan baka bir sahnede bir tr ekleme,
ani, kesinti halinde, sergilemenin bakalamlarndan birinin verili
olduu, yldzsal bir bakalam ya da bir donakalma meydana ge
lir. Alacakaranln kayboluu deil, varln kendi snrna ekil
mesidir sz konusu olan. Ve nasl Mallarm'de zar atm meselesi
Byk Ay takmyldznn beliriiyle son buluyorsa, burada da ala
cakaranlkta saylm olan ey ok yakn bir metaforla ine delii
VARLIK, VAROLU, DNCE 139

olarak belirlenmektedir. te "Yeter" kopu cmlesiyle balayan pa


saj:

Yeter. Birdenbire yeter. Birdenbire en uzakta. Hareket yok ama bir


denbire en uzakta. Her ey en az. ine. Bir ine delii. Kapkaranlk
alacakaranlkta. Engin uzaklarda. Snrsz boluun snrlarnda. Ki ora
dan uza yoktur. yi kt uza olmayan. Daha az olmayan. Daha kts
olmayan. Daha hii olmayan. Dahas olmayan. Dahas olmayan densin,
(s. 62)

Yalnzca birka nokta zerinde duracam.


Bu snrlara yerlemenin metin-ii olaysal nitelii, "birdenbire"
nin hareketsiz olmasyla belirginleir: "Birdenbire en uzakta. Hare
ket yok ama en uzakta." yleyse bu bir deiim deil, ayrlmadr;
daha nce kurulmu sahnenin ikizi baka bir sahnedir.
kincisi bana bu nesnenin Mallarme'vari konfigrasyonunun
hakikaten bilinli olduunu dndren u pasaj: "Engin uzak
larda. Snrsz boluun snrlarnda", kulaa ununla kesinlikle
komu gibi geliyor: "Belki de bir yerin teyle kaynat ylesine
uzak ykseklikte [...] bir takmyldz". ine ile yedi yldzn ay
n ey olduuna inanyorum kesinlikle.
Nitekim dncede bu ayn eydir: stikrarl varlk figrnden
baka syleyecek sz kalmad anda, kavram olmayan bir ltuf
olarak birdenbirelikte, bir btnsel konfigrasyon belirir ve bu kon-
figrasyon iinde "hibir ekilde bir daha" demek mmkn olacak
tr. Yani glgelere emredilmi ya da ynerge olarak verilmi bir "bir
daha" deil, dpedz "hibir ekilde bir daha", yani urayabilecei
olas kesilmenin saflna indirgenmi olan syleyiin "bir daha" s.
Ama bu arada, bu syleyebilme konfigrasyonu artk bir varlk
hali, bir ktletirme temrini deildir. U zak ' yaratan bir olaydr.
Hesaplanamaz bir mesafelendirmedir. Poetika asndan, bu olaysal
konfigrasyonu, bu "birdenbire"yi estetik ya da poetik olarak hazr
layan bir figr olduunu gstermek gerekirdi. Mallarme'de Takm-
yldz' hazrlayan, deniz yzeyinde boulmakta olan efendi figr
dr. Beckett'te kesinlikle hayranlk verici bu fgrsel hazrlk, bir-
kadnn bsbtn ngrlemez bir biimde, imgedeki sreksizli
iyle bizi uyarmas gereken bir pasajda, mezar tama dnmesiyle
olur. Hemen nce, snrdaki olaydan bir sayfa nce u var:
140 BAKA BR ESTETK

Hibir ey, yine de bir kadn. Yal, yine de yal. Grnmez dizleri
stnde. Baz eski mezar talarnn eildii gibi eilmi sevimli an. O
eski mezarlkta. Adlar silinmi, ne zamandan ne zamana. Yoklarn mezar
lar zerine sessiz eilmiler, (s. 61)

Bu pasaj tam anlamyla mstesna bir pasajdr; buraya kadar sy


lediklerimizle paradoksal bir ilikisi vardr. nk ncelikle glge
lerin olduu noktada bir metaforun boy gstermesini salar. Bir-ka-
dn, bir-kadn'n eilmesi, harfiyen bir mezar ta olur. Ve bu mezar
tana eilme zerinde zne artk yalnzca adnn silinmesiyle, ad
nn ve varolu tarihinin silinmesiyle verilir.
Denebilir ki "yeter" bu "yoklarn mezarlar" fonunda, bu yeni
eilme zerinde, olayn olanakllna delalet eder. Eilme adn hal
lerine alr, adsz mezar yldza benzer ineye. Yer unsuru kendi
sinden baka bir eye dnebildii iin, B ir Z a r Atmnda, takm
yldzn olaysal kopuu olanakl olmutur.
C ap au p ire 'de elimizde bir mezar var bu mezar yal kadnn
kendisidir, "bir-mezar"dr; Mallarme'nin iirinde ise tekneye dn
en ve dnerek teknenin kaptann, vb. douran kpk grlr.
Glge kimliinin mezar figrne gmesi (transm igratior ) var; eli
nizde mezar olunca, yerin gmesi de olur: Alacakaranlk, boluk
ya da adlandnlamaz yer, bir mezarla dnr. Ben buna "figrsel
hazrlk" diyeceim.
Nitekim her olayn bir figrsel hazrl kabul ettii, bir olay-n-
cesi fig r' n daima olduu sylenebilir. Bizim metnimizde, glge
ler bir varoluun varlk simgesi olduklar andan itibaren figr veri
lidir. Bir varoluun varlk simgesi ad da doum ve lm tarihleri de
silinmi bir mezar tandan baka nedir ki? Varoluun, kendi kendi
sinin varlk simgesi olarak sunulmaya ve nc adm almaya elve
rili olduu an: Boluk ya da alacakaranlk deil, mezarlk.
Mezar syleyie isel bir transmtasyon sonucu varoluun bir
varlk simgeselliine ulaaca ve varlk hakknda telaffuz edilebi
lecek olann burada doa deitirdii andr. Bakalam bir ontolo-
jik sahne son halin ikizi olur, ama bu hal bylece son deil yalnzca
en son haldir. Son halin stne bir hal daha vardr: Tam da birdenbi
re kurulan hal. Bir olay, figrsel olarak hazrlanm olup, varln
bir halinin son hal olmamasn salayan eydir.
VARLIK, VAROLU, DNCE 141

Peki sonunda geriye ne kalacaktr? Dorusu, hi fonu zerine,


ya da gece fonu zerine bir syleyi: "Bir daha"nn syleyii, "hi
bir ekilde bir daha"nn syleyii, olduu haliyle syleme buyruu.
Temelde bu kendi harabesi etrafnda dnen ve her eyin yeniden
balayabilecei ve balamas gerektii bir tr yldzsal dilin son
noktasdr. Bu engellenemez yeniden balang iin yle denebilir:
Syleyiin adlandnlamayan, onun "bir daha"sdr. Ve iyiliin, ya
ni syleyite iyiliin kendine zg kipi, "bir daha"y desteklemek
tir. Bu kadar. Adlandrmakszm desteklemek. "Bir daha"y, gr
nrdeki tek ierii "hibir ekilde bir daha" iken, yani en u akkor
halinde desteklemek.
Ama bunun iin bir olayn varln son halinin tesine gemesi
gerek. O zaman devam edebilirim ve etmeliyim. Meerki bu buyru
a itaat etmenin koullarn yeniden yaratmak iin biraz uyumak,
boluk simlasyonu iinde varln alacakaranlm ve olayn sar
holuunu birletirmek gereksin. Belki de Beckett ile Mallarm
arasndaki btn fark budur: Birincisi lm yasaklad gibi uyku
yu da yasaklar. Uyank kalmak gerek. kincisine greyse, iirsel a
lmann ardndan sorunun askya alnmas kurtarc kesinti sa
yesinde glgeye yeniden kavuulabilir. Zira Mallarm bir Kitap'n
olanakl olduunu bir rpda sonsuza dek ne srdkten sonra "da
ha iyiyi gzeten denemeler"le yetinebilir ve iki giriim arasnda
uyuyabilir. Bu noktada Mallarm'nin rlandal bir uykusuzdan ziya
de Fransz bir kr tanrs olmasn takdirle karlyorum.
10

Kr Tanrsnn Felsefesi

Yol aretleri

Mallarm 1865'te M onologue d'un fau n e (Bir Kr Tanrsnn Mono


logu) balkl bir tiyatro oyunu zerinde alr. Bu metin, hareket
leri ve durular belirten ok sayda ibarenin de tanklk ettii gibi,
gerekten sahneye konulmak zere tasarlanmtr. Taslaklarda
ksml bir dzenleme vardr: Bir kr tanrsnn leden sonras, su
perilerinin syleisi, kr tanrsnn uyan. Dramatik yap temelde
son derece basittir: Meydana gelmi olan nakledilir ve kiiler sunu
lur, sonra, uyanta, btn bunlar rya boyutu iinde ait olduklar
yerlere yerletirilir.
Bu ilk versiyonun ilk dizeleri unlardr:
J'avais des nymphes. Est-ce un songe? Non: le clair
Rubis des seins levs embrase encore l air
Immobile.
Su perilerim vard. Bu bir rya m? Hayr: Dimdik gslerin ak
Yakut rengi hl yakyor
Hareketsiz havay.

"Monolog"un tiyatroda alcs olmaynca, Mallarm on yl son


ra 1875'te Im provisation d'un fau n e (Bir Kr Tanrsnn Doalama
s) bal altnda yle balayan bir ara versiyon yazar:

Ces nymphes, je les veux merveiller.


u su perileri var ya, bylemek istiyorum onlan.
KIR TANRISININ FELSEFES 143

Sonunda 1876'da bildiimiz metin, Manet'nin bir desenini ta


yan lks bir plaket eklinde yaymlanr. Son hamle udur:

Ces nymphes, je les veux perptuer.

u su perileri var ya, ebediletirmek istiyorum onlar.

rnek bir gzergh. lk versiyon, arzu nesnesinin gereklii


("su perilerim vard") zerine bir tartmay hedefliyor ve bu tart
maya sonunda nokta koyuyor (meer bir ryaym). kinci versi
yon, nesnenin stats ne olursa olsun, sanatsal yceltme ad verile
bilecek bir buyruk belirliyor ("bylemek"). nc versiyon d
nceye bir grev tayin ediyor: Bir kere belirivermi olan yitip git
se bile, iir onun ebedi hakikatini gvenceye almaldr.

Mimari: Hipotezler ve Ad

iir btn olarak u iaret sfat ile ebedi klma buyruunu tayan
ben arasndaki aralkta durur. u berim douuyla u su p erileri' nin
grnteki nesnellii arasndaki iliki nedir? Nasl olur da bir z
ne, yitip gitmi ve tek tan o berim kendisi olan bir nesneden des
tek alr? Snan salt adlandrmada "u su perileri" bulan bir
zne btn varln iir sayesinde bir ortadan kaybolutan alr.
Sz konusu olann bu ad altna su perileri- dt asla ku
ku konusu olmayacaktr. Adlandrma iirin sabit noktasdr ve kr
tanrs onun hem rn hem de kefilidir. iir de bu ada uzun sreli
bir sadakattir.
Ad altnda kaybolmu olan ey, ancak varsaylabilir. Ad (u su
p erile ri) ile ben arasndaki aralkta, kr tanrsn yava yava ina
eden de ite bu varsaymlardr.
Bu aralk, kukunun iledii ve birbiriyle balantlandrd ar
dk hipotezler araclyla, adn sabitlii erevesinde igal edilir.
Nelerdir bu hipotezler? Kendi iinde dallanp budaklanan belli
bal drt hipotez var.
1. Su perileri kr tanrsnn arzu gc tarafndan yalnzca hayali
olarak yaratlm olabilirler (yani "onun masals duyularnn bir di
lei "nden ibaret olacaklardr).
144 BAKA BR ESTETK

2. Su perileri kr tanrsnn (ki mzisyendir kendisi) sanatnn


yaratt birer kurgudan ibaret olabilirler.
3. Su perileri pekl gerektirler, boy gstermeleri denen olay
vuku bulmutur; ama kr tanrsnn acelecilii (yani bir tr erken ol
gunlam cinsel kavray), onlar blm ve ortadan kaldrmtr.
Kr tanrsnn "su"u budur.
4. Belki de su perileri tek bir adn ele avuca smaz cisimleme
leridir yalnzca: Vens'n brnd ehrelerin addr "su perileri".
Tanklk ettikleri olay anmsanamayacak kadar eskidir ve boy gs
termesi gereken ad, bir tanrann kutsal addr.

Hipotezlerin birbirine dmlenmesiyle oluturulmu iki kesin


lik aydnlatr iiri ve kr tanrsnn "ben"ini oluturur:
Sonuta su perileri artk orada deildir. Onlar artk "u su pe-
rileri"dir. Ve onlarn ne olduklarn dnmek nemsiz, hatta tehli
kelidir. Olay ortadan kalktktan sonra, hafza hibir biimde ona
bekilik edemez. Hafza bir tr olayszlamadr, zira adlandrmay
yeniden bir anlam ile balantlandrmaya alr.
Bundan byle, nemli olan her trl bellei ve her trl ger
ei bir kenara brakp, adn akbetinin ne olacan bilmektir:

Couple, adieux; je vais voir l'ombre que tu devins.

Elveda ift, dntn glgeyi grmeye gidiyorum ben.

Bu hipotezler iire bir sadakat kural belirlemeyi nermektedir.


Bir olayn adna sadakat.

Kukular ve zler

Bir hipotezden dierine yntemli kukularla geilir. Her kuku bir


nceki hipotezden nbeti devralr ve her devralmada da adn varsa
ylan gndergesinin imdiki durumda brakmas beklenen izler so
runu kendini gsterir. Bizzat bu izlerin birtakm izlerden ibaret ol
duuna yeniden karar verilmesi gerekmektedir, zira hibiri olayn
vuku bulduuna (su perilerinin ampirik olarak o yerde bulunmu ol
duklarna) dair "nesnel" kant deerinde deildir:
KR TANRISININ FELSEFES 145

Mon sein, vierge de preuve, atteste une morsure


Mystrieuse, due quelque auguste dent.

G sm her tr delilden ri, gizemli bir srn izi var


zerinde yalnz,
Herhalde heybetli bir diin eseri.*

Dizeye gre izler var, ama bu izler delil tekil etmedikleri iin
yeniden karar verilmeli. Eer sadakat iindeysek olayn adna du
yarl balantlar buluruz; ama hibiri olmu olann olduuna dair bir
kant deeri tamayacaktr.
Kuku, ad askya alarak alttan alta una arac olur: iirin sonun
da meydana gelecek olan, Sanat'm ve bizzat iirin kapt ve sapta
d biimiyle arzunun hakikatidir. Elbette, iirin bu hakikati yalnz
ca birbirini hipotezler ve bu hipotezlere etki eden kukular tarafn
dan karara balanamazl gsterilmi bir olayn adlandrlmas so
nucunda raptiyelediini kabul ederek. "u su perileri"ni ebediletir
mek isteyen balang "ben"inin de hakikati bu olacaktr: O bizatihi
karara balanamaz olann znesidir.

sel Dzyazdan iire

iirde italik dizilmi ve trnak iine alnm, byk harflerle giril


mi uzun pasajlar vardr: ANLATI, ANILAR. Btn bunlar kafa kan-
tran, an vurgulu bir noktalama dzeni meydana getirir. Byk
harflerle yazlm buyruklarla balayan olduka basit bir anlat s
lubu buluruz. taliklerle ve trnak iaretleriyle kuvvetli biimde alt
izilmi bu anlatlar, hangi koullarda araya girmektedir? iir ak
a syler bunu: Bu anlatlardan ( tane) hibirinin, hangisi olursa
olsun, su perilerinin bedensel mevcudiyetinden dem vurarak olay
kurtarmak yolunda en kk bir ans yoktur. Bir olay adlandnlr,
ama anlatlamaz ya da yklenemez.

* Mallarm'nin Bir Kr Tanrsnn leden Sonras balkl metninden yap


lan alntlar iin mer Aygn'n (Mallarm: Profil, stanbul: YKY, 2003, s. 66-9)
evirisinden de yer yer yararlanm olmakla birlikte, burada metnin anlalabilir
liini artrmak amacyla, gerektiinde dzyazya yaklamak pahasna, baka bir
eviri sunma yoluna gittik, -y.n.
146 BAKA BR ESTETK

Bu durumda anlatlarn tek bir ilevi vardr, o da kukuya mal


zeme sunmak. Anlatlar zndrlecek birer an fragmandr. Bel
ki tm anlatlarn ilevi de budur. Anlaty "hakknda kuku olan
ey" diye tanmlayalm. Anlat z gerei kukuludur, gerek olma
d iin deil, (iirsel) kukuya malzeme salad iin. yleyse
sz konusu olan dzyazdr. Anlat ile kukunun her trl eklemlen
mesine "dzyaz" diyelim. Dzyaz sanat, anlat sanat da deildir,
kuku sanat da; birinin brne nerilmesinin sanatdr. Bununla
birlikte dzyazlar yle bir ltle snflandrmak mmkndr:
Anlatma zevki mi yoksa ciddiyetle kukuya takdim edilme mi ar
basyor? Birinci dzyaz tipi iirden en uzak olandr, kincisi ise
ona yle yakndan maruz kalr ki, bozulma tehlikesiyle kar kar
ya kalr.
B ir K r Tanrsnn leden S onras 'nn italik ve trnak iindeki
pasajlar bu iirin dzyaz anlardr.
iir her zaman anlaty dzyazsal biimde iirin kukusuna ma
ruz brakmal mdr, brakmamal mdr? Hugo'nun epik slubu ha
metle "Evet!" yantn verir bu soruya. Baudelaire'in yant nansla
r daha ok gz nnde tutar, ama K tlk iekleri 'nde gl bir
yerel dzyazclk olduuna, kuku gtrmez bir anlat ilevi oldu
una sk sk dikkat ekilmitir. Mallarme'nin 1865'ten lmne ka
dar geirdii evrimin anlam, Hugo'dan da Baudelaire'den de srek
li uzaklamaktr. Zira tm dzyaz anlarn karp atmak gerekiyor
dun Bu durumda iirin merkezi gizdir, kendi uygulamasnn malze
mesi olarak anlatya sahip olmakszn olumlamaya dnerek
zlmesi gereken bir kukunun gizi. Haksz biimde "Mallarmenin
hermetizmi" diye adlandrlan eyin baka nedeni yoktur.
K r Tanrs henz "hermetik" deildir; orada dzyaz, snrland
rlm ve neredeyse alay edilmi biimde de olsa, italiklerin ve tr
naklarn ar kullanmyla boy gsterir.

Mzikte on kesit (section ) olduu sylenebilecei gibi, bu iirde de


on urak vardr.
Sfnnc kesit, yani hesap d braklan kesit, ilk dizenin ilk par
asdr: "u su perileri var ya, ebediletirmek istiyorum onlar." Bu
kesitin iirin genel program olduunu sylemitik: Ortadan kay
KIR TANRISININ FELSEFES 147

bolmu ve karara balanamaz bir olaya sadk kalarak bir zneye


destek olmak.
Bu on kesiti inceleyelim.

1) Olayn Olduu Varsaylan Yerde znmesi

si dair,
Leur incarnat lger, qu'il voltige dans l'air
Assoupi de sommeils touffus.

yle effaf ki
Brnm olduklar hafif beden,
Uuuyor derin uykulara dalm havada.

Havann effafl ve uykunun gizillii. Tpk Z ar Atm'nddki


gibi, kalem* uurumun zerinde durur, "zerine salmadan ve on
dan kamadan"; ortadan kaybolmu, bir renk grnmne indir
genmi su perileri, kr tanrsnn kendisinin uyup uyumadn bil
medii yere (belki) doluuyorlar.

2) Kukunun Devreye Sokulmas

Aimai-je un rve?
Mon doute, amas de nuit ancienne, s'achve
En maint rameau subtil, qui, demeur les vrais
Bois mmes, prouve, hlas! que bien seul je m'offrais
Pour triomphe la faute idale de roses
Rflchissons...

Bir rya myd sevdiim?


Kukum, kadim gece yn, son bulur
Saysz incecik dalda onlar ki hakiki aalardr,
Kantlarlar (heyhat!) bir bama
Gllerin ideal kabahatini utku olarak sunduumu kendime
Bir dnelim...

' La plume: "ty", "kalem1' ya da "yazma tarz" anlamnda yerleik kullanm


olan bir metonimi. Metinde bulunan hafiflik, uumak, salmak balamnda ale
gorik bir ilev gryor, -.n.
148 BAKA BR ESTETK

Buradaki kuku hibir biimde kukucu bir kuku deil. Buy


ruk: "Dnelim." iirin btn ilemi, hatrlama (yani anamnez) de
il, bir dnce ilemidir; kuku da iirin olumlu ilemlerinden biri
dir ve bu durum da su-perileri-olaynn izlerinin ngrd kurala
uygun ekilde olay yeri incelemesi yapmaya izin verir. lk karm
btnyle olumsuz (yalnzdm, "meydandan baka hibir ey mey
dana gelmedi") olduu halde.

3) Arzudan Mzie

ou si les femmes dont tu gloses


figurent un souhait de tes sens fabuleux!
Faune, l illusion s'chappe des yeux bleus
Et froids, comme une source en pleurs, de la plus chaste:
Mais, l'autre tout soupirs, dis-tu qu'elle contraste
Comme brise du jou r chaude dans ta toison?
Que non! P ar limmobile et lasse pmoison
Suffoquant de chaleurs le matin frais s'il lutte,
Ne murmure point d'eau que ne verse ma flte
Au bosquet arros d'accords; et le seul vent
Hors des deux tuyeauxprompt s exhaler avant
Qu'il disperse le son dans une pluie aride,
C'est, l'horison pas remu d une ride,
Le visible et serein souffle artificiel
D e l'inspiration, qui regagne le ciel.

ya bahsedip durduun kadnlar


Masals duyularnn bir dileini hayaline getiriyorlarsa!
Kr tanrs, en iffetlisinin mavi ve souk
Gzlerinden, yalara boulmu bir pnar gibi, kap gidiyor
yanlsama:
Ama ya sessizce i eken teki, ister misin gr salarnda
Scak gndz meltemi gibi tezat olutursun?
Hi de deil! i gemi baygnlyla, kprdamadan,
Boarak scaklara serin sabah kar koyarsa eer,
Hi mrldanan su yok, akorlarla sulanm
Aala fltmden dklenden baka;
orak yamura sesi samadan nce
KIR TANRISININ FELSEFES 149

flenmeye hazr iki bora dnda tek rzgr da,


En kk bir krn zedelemedii ufukta
Ge yeniden ykselen grnr ve dingin
Yapay soluudur esinin.

Arzunun uydurmas hipotezinden sanatn yaratmas (su scitati


on ) hipotezine geie izin veren, iki su perisinin "elementsel" dn
mdr. Nitekim su perileri, belirilerinin karara balanamazl
iinde, pnar ve meltemle, su ve havayla edeerli olabilmektedir.
Sanat teden beri kdirdir bu eski edeerliliklere.
Bu kesit bir daha ayrlmayacak olan iki eyi i ie geirir: Arzu
nun ve akn tarafnda bulunan bir prosedr ile sanatsal prosedr.
Sanatsal prosedrn ikili bir stats vardr: Kr tanrsnn mzikal
sanat sayesinde iirin iinde tasavvur edilmi olduu iin, sanatsal
prosedr bizzat iirin oluudur. Son zmlemede i ie gemi
dzey vardr: Su perilerinin plaklyla varsaymsal karlama
ya bal arzu; elementsel kurgular yaratcs olan kr tanrsnn (m
zisyen) sanat; airin sanat. Erotik ar bir iir-ii iir metaforuna
edeerlilik dnmleri ve silsileleri tarafndan arzunun varsa
ymsal oyunuyla st ste bindirilmi bir metafora dayanak olur:
su perileri ->mavi ve souk gzler gzyalar - >pnar -> flt m
rlts -> iirin kudreti.

4) Olayn Adn yerden Koparp Almak

O bords siciliens d'un calme marcage


Qu' l'envi de soleils ma vanit saccage,
Tacite sous les fleurs d'tincelles, CONTEZ
"Que je coupais ici les creux roseaux dompts
Par le talent; quand, sur l'or glauque de lointaines
Verdures ddiant leur vigne des fontaines,
Ondoie une blancheur animale au repos:
Et qu'au prlude lent o naissent les pipeaux
Ce vol de cygnes, non! De naades se sauve
Ou plonge..."

Ey sakin batakln Sicilya'vari kylan,


Kibrimin gnelere hasedinden harap ettii kylar,
150 BAKA BR ESTETK

Kvlcm iekleri altnda suskun kylar, ANLATIN


"Burada kestiimi hnere rm olan kamlar,
Dinlenen bir hayvann beyazl
Asma bahelerini emelere peke ekmi uzak yeilliklerin
Soluk altn sars zerinde dalgalanrken;
Ve u sr sr kuular, hatta rmak tanralarnn,
Kavallarn doduu o ar prelde katn
ya da daldn..."

Burada elimizde Mallarm'nin iirlerinin kukusuz en genel de


vinimi olan eyin ok basit bir rnei var: Yerin sunumu, ardndan
orada yitip gitmi bir olayn kantm ayrmsamann ayarts.
Bu pasaj trnak iine alnm, italik anlatnn ilk kesitini ier
mektedir. Sanki kendisine musallat olan olay itiraf edecekmi gibi
yer'e atfedilen bu anlat, dzyazya ait bir saf zamandr. Srf bu bile
bizi anlatnn kukudan baka var noktas olmadna ikna ede
cektir. Kald ki bu var "kuular" ile "rmak tanralar" arasndaki
soru sormaya matuf gidip gelmede kaytldr; bu gidip gelme, ger
ekliin (gl kulan) imgesel (kadnlarn plakl) tarafndan al
tst edilmesi olanan ak brakr. Son olarak, anlat bizi, kr tanr
sn ilk ayartmayla kar karya getirmi olan yerin sszlna geri
gtrebilir.

5) lk ayartma: esriklikle kendini yerde yok etmek

Inerte, tout brle dans lheure fauve


Sans marquer p a r quel art ensemble dtala
Trop d'hymen souhait de qui cherche le la:
Alors m'veillerais-je la ferveur premire,
D roit et seul, sous un flo t antique de lumire,
Lys! et l'un de vous tous pour l'ingnuit.

Hareketsiz, her ey yanyor kzl vakitte,


La'y arayann istedii nafile bekret
Nasl bir hileyle kap gitmi belli etmeden:
O zaman ilk evke uyanacam
Dik ve yalnz, eski bir k dalgas altnda
Zambaklar! Ve iinizden biri kadar saf.
KIR TANRISININ FELSEFES 151

Madem yerin anlats bize beyhude bir andan baka bir ey ner
medii iin bizi ikna edemiyor, neden iz arayndan vazgemeye
lim o zaman? Neden manzarann nda yanp gitmeyelim? Sada
katsizlik ayartmasdr bu, olay ve ada yani "su perileri"ne sada
kat sorunundan feragat etmek olur byle bir ey. Nasl hakikat daima
bir olaydan trerse (yoksa sahip olduu yenilik gc nereden gelirdi
ki?), hakikate kar her ayartma da olaydan ve olayn adlandrlma
sndan vazgeme ve saf "var"la, salt yerin nihai gcyle yetinme
ayartmas olarak sunar kendini. le gneinin yakp kavurduu kr
tanrs, sorunundan kurtulmu olacak, artk kararlatnlamaz olana
teslim olmu znel tekillik olmaktan kp "iimizden biri" olacakt.
Yerle ilgili her trl esriklik, yorucu bir hakikatin terk edilmesidir.
Ama bir ayartmadan baka bir ey deildir bu. Kr tanrsnn arzusu,
mzii ve son olarak iir, gsterge arayna devam ederler.

6) Bedenin Gstergeleri ve Sanatn Gc

Autre que ce doux rien par leur lvre bruit


Le baiser, qui tout bas des perfides assure,
Mon sein, vierge de preuve, atteste une morsure
Mystrieuse, due quelque auguste dent;
Mais, bast! Arcane tel lut pour confident
Le jon c vaste et jumeau dont sous l'azur on joue:
Qui, dtournant soi le trouble de la joue,
Reve, dans un solo long, que nous amusions
La beaut d'alentour par des confusions
Fausses entre elle-mme et notre chant crdule;
Et de faire aussi haut que l'amour se module
Evanouir du songe ordinaire de dos
Ou de flanc pu r suivis avec mes regards clos,
Une sonore, vaine et monotone ligne.

Dudaklarndan yaylan u tatl hiten,


Vefaszlarn uradn haber veren pckten baka,
Gsm her tr delilden ri, gizemli bir srn izi var
zerinde yalnz,
Herhalde heybetli bir diin eseri;
Ama yeter! Srda seilmi gizem,
152 BAKA BR ESTETK

Gn mavisi altnda flenen geni ve ikiz kam:


Yanaktaki szy kendine getirerek, dlyor,
Uzun bir soloyla, evredeki gzellii elendirdiimizi
Safdil arkmzla arasnda rasgele badatrmalar kurarak;
Seyrediyorum bunca zamandr kapal baklarm,
Srt ya da saf gsn ryasndan artk flesek de,
Havada uusa, akn terennm edildii kadar yksekte,
Tumturakl, beyhude ve monoton bir satr.

Bu kesitin ilk iki dizesinde kr tanrs pckten ya da pcn


ansndan baka bir izin olduunu anlatyor. "Kendinde" pck saf
hi olutur, bir "tatl hi"tir. Ama iz vardr: gizemli bir srk. Ayn di
zedeki "delilden ri" ile "bir srn izi var" arasndaki bariz eliki
elbette dikkatlerden kamaz. Bu eliki bir tezdir: Bir olayn bilinen
hibir izi, olayn meydana gelmiliinin kant deerini tamaz. Olay
kanttan muaftr; byle olmasayd, karara balanamaz nitelikteki yi
tip gitme boyutunu kaybederdi. Ama bir izin bir gsterge olmas da
btnyle ihtimal d deildir; ne var ki byle bir gsterge bir kant
olmadna gre, nasl yorumlanacan belirleyemez. Bir olay pe
kl birtakm izler brakabilir, ama bu izler kendi balarna hibir za
man tekanlaml olmaz. Gerekte bir olayn izlerini sorgulamann tek
bir yolu vardr: Adlandrma hipotezi. Ancak bu hipoteze nceden ka
rar verilmi olduu takdirde izler olay imleyebilirler. Batan beri
karar verilmi sabit ad olan "su perileri" ad altnda "gizemli" bir s
rn izine rastlayabilir, ama kantlayamayabilirsiniz bunu.
Mallarm'nin gizem mefhumunun z budur ite: Delil nitelii
tamayan bir iz, gndergesi zorunlu olmayan bir gsterge. Ne za
man bir ey bir yorumu zorunlu klmadan gsterge ilevi grrse,
ite o zaman gizem vardr. Zira gsterge, adn sabitlii erevesin
deki karara balanamazn gstergesidir.
42. dizenin "ama"sndan itibaren ("Ama, yeter"), Mallarm ger
ekte bu gizemli izin kendisinin bir sanat rn olduu hipotezini
gelitirir. Birinci versiyonla karlatrlrsa, burada ok farkl bir d
zenek vardr. lk versiyonda gizemli srk hakknda "diil" denmek
suretiyle yorum sabitlenmiti. Harflerde/edebiyatta gizem yoktu.
1865 ile 1876 arasnda Mallarm tekanlaml delil fikrinden yoruma
ak, gizemli iz fikrine geer. Bunun nedeni birinci versiyonun bilgi
denen sylem trne ait olmasdr. Tiyatroya ynelik olmasna va-
KIR TANRISININ FELSEFES 153

nncaya kadar btn iire can veren soru budur: Olup bitene dair ne
biliyoruz? Delil (diil srk) ile bilgi birbirine baldr. Son versi
yonda kant gndergesi askya alnm bir gstergeye dnr. Soru
artk olup biteni bilmek deil, karara balanamaz bir olay hakikat
klmaktr. D ile gerek hakkndaki eski romantik sorunun yerine,
Mallarm hakiki olann olaysal kkeni ile hakiki bir yerin verilii
arasndaki ilikinin ne olduu sorusunu koyar. Bunlardr gizemin bi
leenleri.
iir unu der: Benim sanat fltm has srda olarak, srrm a
t kimse olarak, byle bir gizem semitir kendine. Bu durumda
"gizem", fltn mzisyen "ben"ine karlk veren ey ilevini grr
ve gizemin gndergesinin aktan ziyade sanatla ilgili olduu y
nndeki hipotezin yenilenmesine alr.
ok etrefilli grnen, 45'ten 48'e kadarki ("Yanaktaki szy
kendine getirerek..." diye balayan) dizeler, arzunun ya da efkrn
alameti olabilecek eyi kendine eken fltn yalnzca sanat adna
mzikal bir rya meydana getirdiini ifade ediyor. Sanat ve sanat,
yerin gzellii ile safdil arklar arasna ikircikler yerletirerek de
koru elendirmektedir. Sanatnn gkkube altnda ald flt, ar
zunun tm gcllklerini kendine getirerek, byle bir gizemi kendi
sine srda yapabilmitir. arksyla yerin gzellii arasna daimi bir
ikirciklilik sokarak yerin gzelliini elendirir. Akn kdir olduu
younluun aynsyla, u veya bu bedene dair sahip olunabilecek
hayaleti andran ryann yitip gitmesini, dalp gitmesini salama
y hayal eder. Bu d malzemesinden "tumturakl, beyhude ve mo
noton bir satr" karma gc vardr onda.
Bu pasajda gze arpan yapmacklk, yaltaklanma amal kibar
lk, arzulanm bedenlerin yitip gitmi ryasyla ilgili gizemin sa
natn bir etkisinden ibaret olabileceini ve bir olay varsaymm illa
ki zorunlu klmadn vurgular. Karlamas olmayan, gerek nes
nesi olmayan bir arzu ("badatrmalar" yerletirmeye kdir olan)
sanat tarafndan kaplrsa, gizemli bir iz brakabilir o zaman du-
rum'da.
Sanatsal iz gizemlidir, nk yalnzca kendi kendisinin izidir.
Mallarm'nin fikri udur: Sanat, ancak kendi yoluyla ilikilen-
mek suretiyle dnyada kendi gizemi zerine kapanm bir iz retebi
lir. Sanat karlalm nesnesi (gerek nesne anlamnda) olmayan
154 BAKA BR ESTETK

bir arzunun izini yaratabilir. te buradadr btn gizemi. Sanatn her


trl nesneden tasarruf edilen arzuyla edeerli olmasnn gizemi.
Bu da ikinci ayartmayla kar karya getirir bizi.

7) kinci Ayartma: Sanatsal Simulakrumla Yetinmek

Tche donc, instruments des fuites, maligne


Syrirvc, de refleurir aux lacs o tu m attends!
Moi, de ma rumeur fier, je vais parler longtemps
, D es desses; et p ar d'idoltres peintures,
A leur ombre enlever encore des ceintures:
Ainsi, quand des raisins j'ai suc la clart,
Pour bannir un regret par ma feinte cart,
Rieur, j lve au ciel d't la grappe vide,
Et, soufflant dans ses peaux lumineuses, avide
D'ivresse, jusqu'au soir je regarde au travers.

yleyse ura dur ey kalarn algs hnzr


Syrinx, beni beklediin gllerde yeniden yeermeye!
Bense mrltmla marur, daha ok sz edeceim
Tanralardan; ve putperest resimlerle
karacam glgelerinden yine kemerlerini:
te byle, zmlerden emince btn
Gya boverdiim efkrm datmak iin,
Glerek ge kaldryorum bo salkm
Ve effaf kabuklarn fleyerek, sarholua tene olan ben,
Bakyorum aralarndan akama kadar.

nceki hipoteze gre her ey sanattan geldii iin, bu gei b


lmnde muhatap flttr. iir unu diyor: Sen, sanatn arac, yeni
den ie koyul. Bense, arzuma geri dnmek isterim, senin edeerli
olduunu iddia ettiin arzuma.
Bu noktada arzulayan kr tanrs ile sanat kr tanrs birbirin
den ayrlr. Ayn zamanda erotik sahne saf bir hlya olarak sunul
mu ve dolaysyla olay (su perilerinin gerek boy gsterii) hilen-
mitir. Burada ikinci ayartma olan znel olarak simulakrumla yetin
me yani nesnesiz arzuyla yetinme ayartmasyla kar karya-
yz. Bu ayartma iin bir nceki hipotezin sapkn bir yorumu diyebi
KIR TANRISININ FELSEFES 155

liriz. Bu yorumu yle ifade edebiliriz: Bu gizemi yaratan belki be


nim sanatmd, ama ben arzulu bir simulakrumla dolduracam onu.
Benim hazzm bu olacak. O zaman bu ekilde kavramlatnlm bir
simulakrumun her trl hakikate srt evirten bir sarholuk olmas
esastr. Simulakrum olanaklysa sadakate ihtiyacm yoktur; nk
mevcut bulunmam olan bir boluk olarak, ayn zamanda duyum-
sanabilir bir boluk (havayla imi zmler) olarak taklit edebilir,
yapaylatrabilirim. Bir simulakrum daima olaya sadakatin yerine
konulan bir boluk mizansenidir.
Olayla ilgili sorunda, boluk merkezi bir ilev grr; zira olayn
bir araya getirdii, baa getirdii ey, durumun boluudur. Olay
gerei "orada olmu olmayan"n tarafna kaydrarak, "var"m varl
nn boluk olduuna tanklk eder. Doluluk grnn bozar. Bir
olay bir doluluun skartaya karlmasdr.
Ama olay yitip gittiine ve geriye addan baka bir ey kalmad
na gre, bu boluu ele almak iin hakikate uygun tek bir tarz var
dr o da bu fazlalk ada (su perilerine) sadk olmaktr. Ama bu
nunla birlikte, olayn billrlat anda arld haliyle bolua
duyulan zlem yerli yerinde kalr. Dolu bir boluun, yaanabilir bir
boluun, ebedi bir esrimenin ayartc zlemidir. Bunun iin elbette
sarholuun krlne gerek vardr.
te kr tanrs bu sarholua brakr kendini ve buna kar tek a
resi anlatc hafzaya hoyrata yeniden bavurmaktr.

8) Su Mahalli

nymphes, regonflons des SOUVENIRS divers.


"Mon oeil, trouant des joncs, dardait chaque encolure
Immortelle, qui noie en l'onde sa brlure
Avec un cri de rage au ciel de la fort;
Et le splendide bain de cheveux disparat
Dans les clarts et les frissons, pierreries!
J'accours; quand, mes pieds, s'entrejoignent (meurtries
De la langueur gote ce mal d'tre deux)
Des dormeuses parmi leurs seuls bras hasardeux;
Je les ravis, sans les dsenlacer, et vole
A ce massif, ha par l'ombrage frivole,
De roses tarissant tout parfum au soleil,
156 BAKA BR ESTETK

Ou notre bat au jour consum soit pareil."


Je tadore, courroux des vierges, dlice
Farouche du sacr fardeau nu qui se glisse
Pour fuir ma lvre enfeu buvant, comme un clair
Trsaille! La frayeur secrte de la chair:
Des pieds de l'inhumaine au coeur de la timide
Que dlaisse la fois une innocence, humide
D e larmes folles ou de moins tristes vapeurs.
"Mon crime, c'est d'avoir, gai de vaincre ces peurs
Tratresses, divis la touffe chevele
De baisers que les dieux gardaient si bien mle:
Car, peine j'allais cacher un rire ardent
Sous les replis heureux d'une seule (gardant
Par un doigt simple, afin que sa candeur de plume
Se teignit lmoi de sa soeur qui sallume,
La petite, nave et ne rougissant pas:)
Que de mes bras, dfaits par de vagues trpas,
Cette proie, jamais ingrate se dlivre
Sans piti du sanglot dont j'tais encore ivre."

Ey su perileri, yeniden kabartalm trl ANILARI.


"Kam oyarak gz dikiyordum her lmsz boyuna,
Yann boan, serin dalgalarn suyuna,
Ormann gne hiddetli bir lkla;
Ve silinir gider rpetilerle klar iinde,
Harika sa saana, ey mcevherler!
Yetitim, dolanrken birbirine ayamn (u iki-olma
lletinden gelen dermanszlkla bitkin dm) dibinde
Uyuyan iki kadn birbirlerinin tehlikeli kollarnda;
Karyorum onlar, birbirinden ayrmadan,
Ve uuyorum hafifmerep yapraklarn nefret ettii

Gnete her kokuyu kurutan gllerin u gr tarhna,


Gn gibi tkeninceye dek oynatmz yere."
Sana tapyorum, ey bakirelerin gazab,
Ey kutsal, plak ykn yaban hazz,
ince alev alev dudamdan, akan bir imek gibi,
szlp kaan!
Tenin o gizli rknts:
Hem lgn gzyalanyla hem de pek hznl olmayan
KIR TANRISININ FELSEFES 157

Buharlarla slanm bir masumiyetin


Terk ettii amanszn ayaklan, rkmn kalbi.
"Bu hain korkular yenmenin evkiyle,
zmekmi suum tanrlarn zenle
Dolatrd pcklerin yuman:
Zira ateli bir kahkahay gizleyeceim derken,
Birinin stn kvrmlar altna (bir parmamla tutuyordum
Kk, toy ve yz kzarmak bilmeyeni,
Yanp tutuan kz kardeinin ehvetine brnsn diye o
ty gibi safl:)
Belli belirsiz vefatlarla zlen kollarmdan
Kurtuluyor u ezelden nankr avm
Beni hl sarho eden hkra aldr etmeden."

Bu uzun kesit, isel dzyaz stne, yani anlat italikleri ve anm


samann beyhude iddias stne kuruludur. Laf dolandrmadan, n
ce kr tannsnn su perisi iftini nasl kardn, sonra kollan ara
sndayken birdenbire buhar olup uan bu iki gzellii nasl kaybet
tiini anlatr. Burada erotizm, vurgulu ve neredeyse amiyanedir ("pek
hznl olmayan buharlarla slanm", "yanp tutuan kz kardei",
vb.). Bu ne Verlaine'in (bilindii gibi mstehcen bir airdir) "mu
lak edebiyat"dr, ne de Mallarme'nin (o da bir o kadar mstehcen bir
airdir: "fridin Sarst Siyahi Kadn" bir okuyun) "asla dorudan
olmayan, imal szckleri".
lk anlat 4. kesitteydi ve olay yerinin zikredilmesi rejimine ta
biydi. "Sakin bir batakln Sicilya'vari kylan"nn, kendilerini et
kilemi olan su perileri olaym itiraf etmeleri gerekiyordu. Bu 8. ke
sitin iki anlats dorudan doruya hafzaya braklmtr ("yeniden
kabartalm trl ANILARI"). Anlatlann akmas m peki burada
sz konusu olan? Tam deil. Dzyaznn ilk ortaya knda yalnz
ca su perilerinin ortadan kayboluu anlatlr. Olayn yitip gitme bo
yutuna odaklanlmtr. Bu defa, ad saptayan ("u su perileri") ve
adn oulluunu onaylayan (iki kadn net biimde birbirinden ay-
nlm, ama tannlar onlan birbirlerine dolatrd iin birbirlerin
den grece farksz olduklan da belirtilmitir) olumlu bir betimleme,
biim bakmndan erotik bir sahne var nmzde.
Ama bu arada, iirin hakiki-oluu asndan, anlardaki erotiz
min aynntlan ne ifade eder?
158 BAKA BR ESTETK

Hafzann yle bir zsel ikirciklilii vardr: Adn sanca gl


gesinde durur. Yer pekl olay konusunda masum olabilir, ama ha
fza kesinlikle deildir, nk adlandrma tarafndan nceden yap
landrlmtr. Hafza bize olay olduu gibi verme iddiasndadr,
ama sahtekrlktan baka bir ey deildir bu, nk hafzann anla
tsn yneten ad buyruudur ve hafzann "u su perileri" eklinde
ki nermesinin bu kk kazmamayacak nermenin sebep ol
duu mantksal ve geriye etkimeli bir temrinden ibaret olmas
mmkndr pekl.
Saf olayn ans diye bir ey yoktur kesinlikle. Saf olayn ortadan
kalkma vehesi hafzayla balantl deildir. Bu noktada hakl olan,
yerin masumiyeti, izlerin ikircikliliidir. Yalnzca adn sabitliinin
akla getirebilecei eyin ans vardr. Bu yzden ne kadar ayrntl
olursa olsun, bu kesit kukuya yeni malzeme nermekten teye git
mez.
Kesitin iki anlatsndan birincisi iki su perisinin sarma dola
uyumalarm ve kr tanrsnn arzusu tarafndan yakalanmalarn an
latr. kincisi, bu iki bal plan zoraki blnmeyle ortadan kay
boluunu.
Fantazmatik nvenin lezbiyen nitelii apak ortada. Bu fantaz-
ma Baudelaire tarafndan balatlm, resim de dahil olmak zere
(Courbet'nin uyuyan gzellerini dnn) btn bir yzyl katet-
mitir. Bu bildik motifin altnda Bir ile ki'ye ("iki-olma illeti"ne)
dair bir dnm bulunmasn bekleyebiliriz. Zira her ey, aynnn
aynyla sarma dola oluundadr.
ki nemli an var: Biri 71. dize ("Karyorum onlar, birbirin
den ayrmadan"), dieri 82. ve 83. dizeler ("zmekmi suum tan
rlarn zenle / Dolatrd pcklerin yuman"). Sarma dola
olma ve ayrlma. ki'nin Bir'i ve Bir'in lmcl ki'si.
Sarma dola iki kadn kendi kendine yeten bir btn oluturu
yor; kendi stne kapanm, aynya ynelmi, tekisiz bir arzu fan-
tazmas "iten hadm edilmi* mi demeli buna? Her durumda,
B ir ola rak ki'nin arzusu. te kr tanrsnn arzusunu uyandran ve

* Fr. incastre. Bu neolojizm encastre'den ("gml", "ie yerletirilmi" anla


mnda) hareketle tretilmi. Ama "hadm edilmi" anlamndaki castre 'yi de a
rtryor. -.n.
KIR TANRISININ FELSEFES 159

kaybolmasma da neden olacak olan, bu kendi stne kapanm ar


zudur. Zira kr tanrsnn anlamad udur: Su perileriyle karla
mas kendi arzusu iin alelade bir karlama deil, Arzu ile kar
lamadr. Kr tanrs tam da her trl nesneden vazgeip saf arzu fi
grn sunarak, "ancak bir btnlk olarak var olabilen eye" nes
ne muamelesi yapar (ve dolaysyla blmeye, "ksmi" biimde ele
almaya alr).
Kr tanrsnn ald ac verici ders udur: Hakiki bir olayda sz
konusu olan asla arzunun nesnesi deil, bizatihi arzu, saf arzudur.
Lezbiyenlik alegorisi ite bu safln kapal sunumudur.
Bu kesitin iki anlatsn ayran pasaj (italiklerin arasna giren 75
ila 81. dizeler) zel olarak deerlendirilmelidir. Zira bu pasaj arzu
nun ilan edildii, temel anlamyla znellemi tek andr ("Sana ta
pyorum, ey bakirelerin gazab").
lan etmeyi adlandrmadan ayrt etmek gerekir. Adlandrma ("u
su perileri") meydana geldikten sonra, bu adlandrmayla ilikisinin
dile getirilmesine "ilan etme" diyelim. znenin olayn ad kapsa
mnda tmevarmla ortaya konulduu canalc andr bu. Her zne
kendini adlandrmayla kurulmu bir iliki olarak, dolaysyla da
olaya arzulu bir sadakat iinde ilan eder ("sana tapyorum").
Kr tanrsnn ilan, ilki Bir'in sanca altnda, kincisi blnme
nin sanca altnda olan iki anlat n arasna skr. Saf arzunun Bir'
ine sadk kalamadn itiraf etme nnda bu ilanda bulunur kr tan
rs.
nk ne zaman ilan etmenin adlandrmayla trde olmad ya
da adlandrmann dayattndan baka bir znel diziye dahil olduu
anlalsa, her defasnda sadakatsizlik vardr. Kr tanrsnn "suu"
budur ite.
Heterojen bir arzu ilannn sanca altnda (iki su perisiyle ayr
ayr erotik olarak birleme istei) yle bir ie kalkm olmaktr
su: ki'yi zmseyen saf arzu olduu iin, Birlik'i tanrlar tarafn
dan korunan, olaysal beliriin ayrlmaz gc sfatyla korunan eyin
ayrtrlmas. Nesneden bambaka bir biimde beliriveren eyi nes
ne yapmaktr su. Bir olayn zneletirme kuvveti nesne arzusu de
il, arzunun arzusudur.
Demek ki Mallarm bize unu sylyor: Her kim olayn hep ye
rinden ettii nesne kategorisini yeniden yerine koymaya alrsa,
160 BAKA BR ESTETK

yeniden saf ve basit yokolua havale edilecektir. Yepyeni bir arzuy


la karlam olmann gereini yapmak yerine, su perilerini arzusu
nun nesnesi yaptn iddia edenin kollarnda buharlap gidecektir
su perileri. O kimse iin olaydan geride kalacak tek iz, yitirme duy
gusu olacaktr.
Olay varken, nesneletirme ("su") yitirmeyi getirir beraberin
de. Olaya sadakatin, sadakat etiinin en byk sorunu budur: Nes
neyi ve nesnelii yeniden var etmemek iin ne yapmal?
Nesneletirme analizdir, ayn zamanda hafzann anlatclk de
nen kt huyudur. Kr tanrs bir any analiz edip nesnellik iinde
kaybolup gider.
Kr tanrs, en azndan hafzann kr tanrs, yani dzyazsal kr
tanns, olayn bize art kotuu ey olmay, yani nesnesiz bir zne
olmay baaramamtr.

9) nc Ayartma: Biricik Kutsal Ad

Tant pis! Vers le bonheur d autres m'entraneront


Par leur tresse noue aux cornes de mon front:
Tu sais, ma passion, que, pourpre et dj mre,
Chaque grenade clate et d'abilles murmure;
Et notre sang, pris de qui le va saisir,
Coule pour tout l'essaim ternel du dsir.
A l'heure o ce bois d'or et de cendres se teinte
Une fte s'exalte en la feuille teinte:
Etna! c'est parmi toi visit de Vnus
Sur ta lave posant ses talons ingnus,
Quand tonne un somme triste ou s'puise la flamme.
Je tiens la reine!
O sr chtiment...
Non,

Ne yapalm! Mutlulua bakalar gtrecekmi beni


Ahumdaki boynuzlara dolanm rgleriyle:
Bilirsin, tutkum sen, olgunlap kzarm
Her narn atladn, anlarn vzldadn;
Ve kendini ele geirecek olana tutkun kanmz,
Arzunun her ebedi kovan iin akar.
KIR TANRISININ FELSEFES 161

Bu ormann altn ve klrengine brnd vakitte


Snm yapraklarda bir amata kopuyor:
Ey Etna, senin lavlarna basarak masum ve yaln ayaklaryla
Ziyaretine geldiinde Vens, hznl bir uyku grlediinde
ya da alev tkendiinde.
Kralieyi tutuyorum!
Ey kesin ceza...
Hayr,

Hl sadakatsiz olan kr tanrs, nce olayn znesi olmaktan


vazgeen klasik konumu benimser: Benzersiz bir ey olmu deil,
biri giderse ellisi gelir, vb. Tekilliin yinelemeyle feshedilmesi. "u
su perileri"nin yerine "bakalarTnm gelebilecek olmasnn delalet
ettii gibi, kendini adlandrmadan muaf klmaktr bu phesiz. Ar
tk soyut arzunun tekdzeliinden baka bir eyin bulunmad bu
yinelemeye bal bakalk, her trl hakikati terk etmenin brnd
geleneksel kisvedir. Ayrca bir hakikat, tedirgin zihnin "yi ya!"
syla iaret edilemeyecei gibi, gl zihnin "Ne yapalm!"yla da
ifade edilemez.
Ama yitirme duygusunun hkim olduu bu kamufle edilmi ha
yal krklnn altnda, bir baka duru, khinvari bir duru, yitiril
mi olann geri gelii mutusu olgunlamaktadr. Bu da daha ilgin
bir figrdr. Artk kayboluundan baka hibir eyi zneletirilme-
yen bir olay sz konusu olunca geri dn hatta (ebedi) Dn
kehanetinde bulunulabilir, zira arzunun yitirmeye endeksli kuvveti
her daim oradadr. Adsz arzunun, anonim arzunun el altmdal
besler dn mutusunu. Zira "arzunun her ebedi kovam" iin ms
tesna karlama vuku bulmamtr, dolaysyla da arzunun ilkesi
geri gelebilir.
Suu ebediletiren zorluk, bu dnn kanlmaz olarak nesne
nin dn olmasdr. Hatta greceimiz gibi, nesnenin Nesnele-
mesidir: ey, ya da Tanr.
Hafzaya pek gvenmemek gerekir, bu kesit de bunu tasdik eder:
Suu akn sonularna varncaya kadar andrmaktan baka bir
ey yapmaz hafza. "Ne yapalm!"n gya neeli sanca altnda,
analitik ve nesnel dzenleme yerli yerinde durur. Bu yzden de ge
ri gelecek olan znde "u su perileri"nin yitirilmesi demek olan yi
tirmedir.
162 BAKA BR ESTETK

Tersinden yaklaacak olursak, sadk olunabilen eyin temel nite


lii yinelenmemektir. Hakikat, yinelenemezin temelinde yatar. Nes
nenin ya da yitirilenin (ayn ey) yinelenmesi hakiki olann yinele-
nemez tekilliine kar ilenmi, hayal krkl uyandran bir sada
katsizlikten baka bir ey deildir.
Kr tanrs mutlak bir nesne artrarak bu hayal krkln
batan telafi etmeye alacaktr. Artk kadnlar deil, Kadn; aklar
deil ak tanras, dii tebaa deil kralie. Soyut arzuya eklemle
nen kovan imgesi iinde rlm Vens, hakikatin halanlarnn var
olmayan kraliesi olarak iner yere.
Bylece nc ayartma sahneye girer: Kesin ve ezeli bir ad u
runa karlamann tekilliini terk etmeyi salayan, biricik ve kutsal
bir adla adlandrma ayartmas.
Bu kutsal adn boy gstermesi zenle, teatral bir slupla sahne
ye konulmutur. Bir k ve dekor deiiklii grlr. iirin alacaka
ranlna girilir. Gneli gln yerine yanarda ve lav motifi ("altn
ve klrengine brnm orman") gelmitir. "Ne yapalm!"m mant
hayal krklnn yats vakti atmosferine hazrlk yapar ("hzn
l bir uyku grlediinde ya da alev tkendiinde"). Yapay bir akm-
ln belirme koullarnn iyi bir imgesi: Hep ok ge gelmek, tanr
nn znde vardr. Tanr dediin, son ayartmadan baka bir ey de
ildir.
Ani, gerekesi aklanmayan "kesin ceza", kr tanrsnn (ve a
irin) bilinli bir irkiliine delalet eder: Kutsaln ayartmas, olayn
adlandrlmasnn kurban gidecei biricik ad ayartmas, mnferit su
perilerinin yerine geecek olan Vens'n ayartmas, tm gerei or
tadan kaldracak Nesne ayartmas, bereberinde ok vahim sonular
getirecektir (aslnda iirin bir tr romantik khinlie savrulmas de
mektir bu). Ayartma savuturulmutur.

10) Uyku ve Glgenin Anlam (Sonu Yerine)

mais l me
De paroles vacante et ce corps alourdi
Tard succombent au fie r silence du midi:
Sans plus il faut dormir en loubli du blasphme
KIR TANRISININ FELSEFES 163

Sur le sable altr gisant et comme j'aime


Ouvrir ma bouche l'astre efficace des vins!

Couple, adieu; je vais voir l'ombre que tu devins.

Ama szlerden boalm ruh da


Hantallam u gvde de
Yenik der sonunda le vaktinin marur sessizliine:
Artk uyumak gerek kfr unutup
Susam kumun zerine uzanarak; ne ok severim
Amay azm arabn cmert yldzna!

Elveda ift, dntn glgeyi grmeye gidiyorum ben.

Alacakaranlk ve klden Tanra figrn phe iinde savutu


ran kr tanrs, hakikatinin le vaktinde yerine kavumutur yeni
den. Uykusunda yeniden kavuaca ey, ite bu figr, yani askya
alnm hakikattir.
Bu uykuyu, yani daha nce mzikal simulakrumla birlikte gelen
sarholuktan ok farkl olan bu ikinci sarholuu, son aamadaki
glge motifiyle ve glgenin dnecei eyin incelenmesi motifiy
le ilikilendirmek nemlidir. "u su perileri" adnn iirde ebediyen
rettii ey olacaktr iftin glgesi. Kr tanrs yle diyor bize: "u
su perileri", yani bu deimez ad ne olacakt, bunu gidip adn s
nanda bir greyim. Glge dea'dr, iirsel resmigeidinin gelece
inde tamamlanm olacak dea.
Kr tanrsnn ebediletirmek istedii karlamann, su perile
riyle karlamasnn hakikatidir glge. Kukusu sayesindedir ki,
kr tanrs birbiri pei sra gelen ayartmalara direnebilmitir. Uyku,
kr tanrsnn addan adn hakikatine yani btn olarak iire ve
"kr tanrs"ndan adsz "ben"e ki btn varl su perilerini ebedi
letirmi olmaktan ibarettir geip mesken tutabilecei inat ha
reketsizliktir.
Bu uyku youn sadakattir, inatlktr, devamllktr. Bu son sa
dakat olumu znenin ediminin ta kendisidir, "szlerden boalm"
tr, nk artk hipotezleri snamaya ihtiyac yoktur. Ve "hantalla
m beden"dir, nk artk arzunun ajitasyonuna ihtiya duymamak
tadr.
Lacan'm szckler tarafndan imal edilmi znesinin aksine,
164 BAKA BR ESTETK

Mallarme'nin iirsel hakikatinin znesi ne ruhtur ne de beden, ne


dilyetisi ne de arzu. Edim ve yerdir, kendisine en uygun metaforu
"uyku"da bulan adsz diretmedir.
"Gidip greceim", yani bir btn olarak iirin mmkn olduu
yeri. "Ben" bu iiri yazacam. Bu uykuda grme yle balayacak
tr: "u su perileri var ya, ebediletirmek istiyorum onlar."
"u su perileri" ile onlann ebediletirilmesinin "ben"i arasnda,
plak gzelliklerin olaysal ortadan kayboluu ile kendini uykuya
brakm kr tanrsnn adszl arasnda, iirin sadakati olacaktr.
Ebediyen kalan yalnz odur.

zet

1) O lay
iir olayn karara balanamazln anmsatr. Mallarme'nin en
nemli izleklerinden biridir bu. Bir durumun iinde hibir ey (sa
lon, mezar, gl ya da denizin yzeyi) olayn olay olarak tannmas
n zorunlu klamaz. Olayn rastlantsall, aidiyetinin karara bala-
namazl sorunu yle bir sorundur ki, ne kadar ok izi olursa olsun
olay olayn ilan edilmesine asl kalr.
Olayn iki yz vardr. Varl bakmndan dnldnde olay,
adsz eklenti, kesin olmay, arzunun gidi geliidir. Su perilerinin
boy gstermesini gerekten betimleyemeyiz. Ad bakmndan d
nldnde, olay bir sadakat buyruudur. u su perileri orada ola
caklard; ama bu durum, iirin bu olmu olmay hakiki klan o buy
rua itaatinden baka bir ey deildir.

2) A d

Ad sabittir. "u su perileri", kukuya ve ayartmalara karn, dei


meyecektir. Bu deimezlik yeni duruma, uyanan kr tanrsnn du
rumuna aittir. Ad olayn imdisidir, tek imdisidir. Hakikat sorunu
yle ifade edilebilir: Adcl bir imdiyi ne yapmal? iir seenekle
ri tketir ve bu ad evresinde bu seeneklerin en ktleri de dahil:
imdi'nin armaann hibir ey yapmama ayartlan katedilmesi-
ne tekabl edecek bir hakikatin yaratld sonucuna vanr.
KIR TANRISININ FELSEFES 165

3 ) Sadakat

a) Negatif olarak ifade edersek, iir sadakatsizlie dair tam bir kura
mn taslan izer. Sadakatsizliin en dolaysz biimi hafzadr, an
latc ya da tarihi sadakatsizliktir. Bir olaya sadk kalmak demek
kesinlikle onu anmsamak demek deildir; tersine, olayn adyla ne
yapldn anlatr. Ama bu iir hafza denen tehlikeden baka,
ayartc figr ya da feragat etme tarzn tehir eder:
Yerle zdeleme, ya da esrime figr. Fazladan-ad terk ede
rek bu figr zneyi yerin ebedilii iinde ortadan kaldrr.
Simulakrumun tercih edilmesi. Adm kurgusal olduunu ka
bul ederek, bu figr kendi boluunu arzu ykl bir dolulukla dol
durur. O andan itibaren zne, boluk ile doluluun birbiri iinde eri
dii esrik kdiri mutlaklktan baka bir ey olmaz.
Olayn tekilliinin stne kp onu ezen ezeli ve biricik bir
adm tercih edilmesi.
yle syleyelim: Esrime, doluluk ve kutsal, bunlar olaysal bir
beliriveriin yozlamasn ve yadsnmasn ierden rgtleyen
ayartmadr.
b) Pozitif olarak ifade edersek, bu iir bir sadakat ilemcisinin
varln ne srer: Sz geen ilemci, hipotezler ve hipotezlerin
maruz kald kuku kilisidir. Buradan hareketle, sabit ad kapsa
mnda durumun btnn kefe kan, deney yapan, ayartmalarn
stesinden gelen ve byle bir gzerghn znenin gelecek tamam-
lanmlnda olumu olduu sonucuna varan bir gzergh ekille
nir. Burada ele alman gzergh trleri, "u su perileri" adna tav
olan ben"in belirlenimi bakmndan, aksal arzu ve iirsel retim
den kaynaklanr.

Bir znenin bilmeden var edip dntrd bu tekil hakikat


le rlebilmesi, ortadan kaybolmu eyin adna teyellenmi arzuya
yeter ki bu arzu bir kez savuturulmu olsun baldr.
Yararlanlan Metinler

Bu kitab hazrlarken yararlanlan yaymlanm metinler:


"Art et philosophie" (Sanat ve Felsefe), Christian Descamps (haz.), A r
tistes et Philosophes: ducateurs? iinde, Paris: Centre Georges Pom
pidou, 1994.
"Philosophie et posie au point de l'innommable" (Adlandinlamayan
Noktasndan Felsefe ve iir), Posie, 1993, no. 64.
"La danse comme mtaphore de la pense" (Dncenin Metaforu Ola
rak Dans), Ciro Bruni (haz.), Danse et pense iinde, Paris: GERMS,
1993.
"Dix thses sur le thtre" (Tiyatro zerine On Tez), Les Cahiers de la
Com die-Franaise, 1995.

"Le cinma comme faux mouvement" (Sahte Hareket Olarak Sinema),


L'art du cinma, 1994, no. 4.

"Peut-on parler d'un film?" (Bir Film Hakknda Konuulabilir mi?),


L'Art du cinma, 1994, no. 6.
METS I FELSEFE

Alain Badiou
E T K
Ktlk Kavray zerine
Bir Deneme
eviren: Tuncay Birkan

Son yirmi-otuz yldr ideolojilerin sonunun geldii sylen


di - aslnda ima edilen sadece Sol'un sonuydu. Daha sonra
ayn ekilde, temsilin, felsefenin, doann ve hatta insann
"sonu"nun geldii ilan edildi, bazen arsz bir nee, bazen de
melankolik bir kederle. Badiou bu postmodernist mutaba
katn dnda kald iin, uzun yllardr yazmasma ramen
deeri yeni yeni teslim edilen byk bir dnr. Dnce
sistemine polemik mahiyetinde bir giri saylabilecek Etik
kitabyla kendisini Trkede arlamaya balyoruz.
Badiou, bu kitabnda son yllarda postmodern dnce
iklimi iinde gittike ne kan anlayn, btn o tekine/
farklla sayg retoriiyle sahici bir Etik'in gelimesini na
sl engellediini, mevcut neoliberal iktidar yaplaryla nasl
bir suortakl iine girdiini gsteriyor. Dncenin fark
lla kaytsz olduunu, oysa asl herkes iin Aym olann,
yani evrensel hakikatin nemli olduunu sylemeye cret
ediyor! nsan aciz bir kurban olarak grerek onu maruz
kalabilecei Ktlklere kar korumaya dayal bir insan
haklan perspektifine temelden kar karak, "nce ortaya
pozitif bir yi anlay koymak gerekir," diyor. Bu anlay
ise kendine zg ierikler kazandrd olay, hakikat, sada
kat, okluk, durum gibi kavramlar etrafnda gelitiriyor.
Son dnemin en zgn, en militan, en siyasi felsefe ya
ptlarndan biri. Hakikatin retildii drt alan sayarken bi
lim, sanat ve siyasetin yanma ak' da katan bir dnr,
"sonlar"dan bezmi olan herkese taze bir "balama" heye
can bulatracaktr diye dnyoruz.
METS YAYINLARI

Alain Badiou
SONSUZ DNCE
eviri: Tuncay Birkan, Ik Ergden

Gnmz koullarnda felsefeden ne bekleyebiliriz? Arzu,


hakikat, siyaset, psikanaliz, iir, sinema, ak gibi genel, "Te
rrizme Kar Sava" ve "Komnizmin lm" gibi gncel
kavram ve temalar ele alan bu yazlarda cevap aranan temel
soru bu.
Kitabn plan daha ilk yazyla birlikte aa kyor. Ba
diou felsefenin, her birinin gnmz dnyasndan gelen
gl saldrlara maruz kalan drt boyutu olduunu syl
yor: Felsefe, diyor, "temelde bir isyan boyutunu ierir: D
nme dnyann mevcut haliyle yz yze geldiinde bir
honutsuzlua kaplmyorsa felsefe de olmaz. Ama felsefe
nin arzusu mant da ierir; yani muhakeme ve akln gc
ne duyulan bir inanc. Dahas, felsefenin arzusu evrensellii
de beraberinde getirir: Felsefe dnen varlklar olarak b
tn insanlara hitap eder. Son olarak, felsefe risk alr: Dn
me bamsz bak alarm destekleyen bir karardr daima."
Gnmzn baat felsefi ynelimleri, yorumbilgisel, anali
tik ve postmodern felsefeler, hakikatin yerine anlam ikame
ettikleri ve kendilerini dil oyunlar okluunu tasvir etmek
le kstladklar iin felsefeyi felsefe yapan bu drt boyuta
ynelik saldrlara karlk vermekten cizler. Badiou bu
yzden yeni bir "felsefe slubu" oluturmaya ihtiya duyul
duunu dnyor.
Sonsuz Dnce, ite byle bir felsefi slubun, iirden si
yasete, sinemadan psikanalize uzanan geni bir alanda ne
kadar ufuk ac olabileceini gsteriyor. Birbirini gsteren
aynalar misali oalan genelgeer kanaatlerin dnme zan
nedildii bir ortamda, Badiou bizi tekrar dnmenin gc
ne inandryor.
METS YAYINLARI

Svetlana Boym
TIRNAK NDE LM
Modem airle lgili Kltrel Mitler
eviren: Emine Ayhan

lm burada trnak iinde, nk bu lm varsaylan, sy


lemsel bir lm. Sanat, edebiyat eletirmeni ve aratrma
c Svetlana Boym, 60'l yllarda Roland Barthes ve Michel
Foucault tarafndan ortaya atlan ve giderek bir efsane hali
ni alan "yazarn lm" tezini sorguluyor, yazarn lm
nn tam da Barthes'n kulland anlamda ada bir "sy-
len"den ibaret olduunu ne sryor.
Rus Biimciliinden, Amerikan Yeni Eletirisi ve Fran
sz Post-yapsalclma kadar uzanan bir alanda modem
eletirinin biyografi ile edebiyat arasndaki ilikileri nasl
ele aldm, ne gibi nkabullerden yola ktn benzeri az
grlen bir rahatlk ve akc bir dille inceleyen yazar, Fran
sz iirinden Mallarm, Valry ve Rimbaud'yu, Rus iirin
den Mayakovski ve Marina Tsvetayeva'y zmlemeleri
nin merkezine yerletiriyor. Genelde edebiyat ile hayat, zel
de airin hayat ile iiri, ve asl olarak da, airin retorik l
m ile gerek lm arasndaki iliki yazarn temel ilgi oda
. air veya yazarn "metinde" ld ynndeki yaygn
efsanenin -evet, bir efsane, nk ldn gururla ilan
eden air metinde daha gizli yollardan boy gsterebilmek
iin rpnp durmuyor mu?- yirminci yzyln ikinci yan
snda edebiyat eletirisinde niin bu kadar rabet grm ol
duunu kltrel-tarihsel bir veri olarak anlamaya, anlam
landrmaya alyor.
Edebiyat metinlerindeki bu "lm"n, eletiriye ilgi du
yanlar kadar, kltr incelemelerine ve felsefeye ilgi duyan
okurlar tarafndan da zevkle okunacan dnyoruz.
METS YAYINLARI

Jacques Rancire
ZGRLEEN SEYRC
eviren : E. Burak aman

"Gren, grmeyi bilmez": Tuhaftr ama, Platon'un maara


sndan bugnn gsteri toplumuna yneltilen eletirilere ka
dar btn tarih boyunca benimsenen nkabul budur. Herke
sin kendi yerini bilmesini isteyen filozofun da, ezilenleri bu
lunduklar yere mahkm eden yanlsamalardan kurtarmak
isteyen devrimcilerin de benimsedii ilke budur. Bakar kr
lkle mcadele etmek iin hl iki strateji ne kyor. Bun
lardan biri krlere gremediklerini gstermek istiyor (seyir
ciyi eitmek): Mze simsarlarnn aklayc pedagojisinden
tutun, "grmeyen" yurttalara tketim toplumunun imgele
rinin istilasna uradklarn anlatmaya alan enstalasyon-
lara kadar benimsenen strateji hep budur. Dier strateji ise
(eyleme geirmek) gsteriyi icraya ve izleyiciyi eyleme ge
ebilen bir insana dntrmek suretiyle grme denen kt
ln kkn kazmak istiyor.
Rancire, bu iki stratejinin karsna basit ama sarsc bir
hipotez karyor: Grme olgusu herhangi bir zaaf barndr
maz; eylem konusunda birtakm kstlamalara ve hiyerari
lere tabi olduu varsaylan kiilerin seyirciye dntrlme
si, toplumsal konumlarn altst edilmesine katkda buluna
bilir pekl. O halde seyircinin zgrlemesi demek, seyir
cinin grdne ilikin ne dneceini ve ne yapacan
bildiini kabul etmek demektir. Bu hipotezin nda kitap,
ada sanat iinden u sorulara cevap vermeye alyor:
Siyasal sanat veya sanatn siyasallndan ne anlamak gere
kir? Eletirel sanat geleneinin ve hayat sanatsallatrma ar
zusunun neresindeyiz? Meta ve grntlerin tketilmesine
yneltilen militan eletiriler nasl oldu da birden meta ve g
rntlerin her eye kdir olduunun melankolik bir ekilde
kabulne veya "demokratik insan" hedef alan gerici bir
eletiriye dnebildi?
METS YAYINLARI

Edward W. Said
BALANGILAR
Niyet ve Yntem
eviren: F erit Burak Aydar

Trkede daha ok arkiyatlk ve Filistin sorunu hakkn-


daki eletirel almalaryla tannan Edward W. Said'in ede
biyat eletirisi alanndaki en nemli almasdr Balang
lar. Yazar bu kitabnda Milton, Hopkins, Wordsworth gibi
byk airler ile, Dickens, Hardy, Conrad, Mann, Proust gi
bi romanclarn eserlerini, zellikle Vico, Auerbach ve Fou-
cault'dan hareketle gelitirdii kendine zg kuramsal pers
pektiften okuyarak, bir eser yazmaya "balama"nn filolojik,
felsefi, psikolojik ve tarihsel boyutlarn analiz ediyor.
Sekler, insan rn ve srekli yeniden gelitirilen bir
kavram olarak grd "balang", ilahi, mitik ve ayrca
lkl bir kavram olan "kken"den ayrt ederek ie balyor
Said: Bat kltrnde romann 18. ve 19. yzyllarda kazan
d nemin, sanat, deneyim ve bilgi alanlarnda "balang-
lar"a zel, otorite kazandrc, kurumsal bir rol yklemi ol
masnda yattm ne sryor. Bu fikrin Freud'un bulgulan
ve modernist yazarlarn romanlarnda oynad rol ele al
dktan sonra da balama sorununun eletiri sylemindeki ve
Foucault'daki yerini analiz ediyor.
Said, btn eserlerinde olduu gibi, bu kitabnda da ede
biyat tarihten, felsefeden ve toplumsal sylemden koparma
y reddederek, edebiyat eletirisinin bu ret sayesinde neler
kazanabileceinin ok parlak bir rneini sunmu oluyor.
METS YAYINLARI

Peter Wollen
SNEMADA
GSTERGELER
VE ANLAM
eviri: Zafer Aracagk,
Blent Doan

Sinema kuram ve eletirisinin temel yaptlarndan biri


olan Sinemada Gstergeler ve Anlam, sinema dilini kav
ramada yeni ve verimli ynlere eker okurunu - film se
yircisini salt seyirci olmaktan kp filmi okumaya davet
eder. Peter Wollen, zellikle Eisenstein, Hawks, Ford ve
Godard'n sinemasna younlaarak, genel gstergebilim
almalarnn sinemaya uyarlanmasnn ilk rneini ver
mitir.
lk kez 1989 ylnda yaymladmz kitabn uzun sre
dir basks yoktu, aranyordu - bu yeni basmna yazarn
Lee Russell adyla N ew Left Review dergisinde yaymlan
m yazlarn ve Lee Russell'n yazarla yapt 1997 ta
rihli syleisini de ekledik.
Alain Badiou
Baka Bir Estetik
"Didaktizm, romantizm, klasisizm... sanat ile felsefenin birbirine d
mlenmesine ilikin olas emalar bunlardr; sz geen dmn
nc unsuru da znelerin, zellikle de genlerin eitimidir.

"Ancak, bana gre, sona ermekte olan yzylmzn ayrc zellii,


bu emaya doymu olduu halde yeni bir ema gelitirmemi ol
masdr. Bunun bir sonucu olarak gnmzde, dmn unsurlar
arasnda bir zlme, sanat ile felsefe arasnda umutsuz bir balan
tszlk, bu ikisi arasnda gidip gelen eyin (eitim izleinin) tam an
lamyla gerilemesi sz konusudur.

"Bu kk kitabn etrafnda dnd tez de ite bu gzlemden ge


litirilmitir: Byle bir doyma ve kapanma hali karsnda yeni bir e
ma, felsefe ile sanat arasnda drdnc bir dmleme biimi, ner
meye almak lazm." Alain Badiou

Badiou'nun "baka bir estetii" aratran bu klavuzu, estetii felse


fenin bir alt disiplini olarak deil, estetik rnlerin dile getirdikleri
ni bal bana bir felsefe olarak okumaya dnk bir giriim. Bunun
iin iir, dans, tiyatro ve sinemay kateden ve tekrar iire dnen ya
zar, sanatn, daha dorusu bata Mallarm, Pessoa ve Beckett olmak
zere sanatlarn kendi felsefelerinin peine dyor. Baka bir es
tetik: artk estetik-olmayan bir estetik. Duyumsadn bugnk yeri
nin karsna yerlemi bir estetik. Belki ancak estetiin iinden ge
erek oluturulabilecek bir estetik.