You are on page 1of 128

""'

4/
>" /l//,H/

JEAN-FRANOIS
Q.

3
- LYOTARD
3 Postmodern Durum

eviren: isnet Birkan


tD
-
(Q
CD

g> BilgeSu
POSTMODERN DURUM

Jean-Franois Lyotard

BilgeSu
Postmodern Durum
Jean-Franois Lyotard

eviri
smet Birkan

ISBN 978-9944-795-57-9
LCondition pastmodeme
Jean-Frinois Lyotard

1967 by Les Editions de Minuit


BilgeSu Yaynclk
Yaync Sertifikas: 19366

1. Bask, 2013 (1000 adet)


Felsefe: 29

Ata 2 Sok. 65/1


Kzlay-Ankara
Tel : 312. 425 93 76
Faks : 312. 425 93 77
e-mail: bilgesu@bilgesuyayincilik.com. tr

Kapak
Ali mren

Dizgi
TurgutKaya

Bask
Ankamat Matbaaclk
Tel: 312. 394 54 94
Sertifika no: 13256
POSTMODERN DURUM
Jean-Franois Lyotard

eviri
ismet Birkan

BilgeSu
Ankara 2014
NDEKLER

Giri ..................................................................................................... 7

. Alan: Biliim Teknolojisine Sahip Toplumlarda Bilgi.. ...... ll

2. Problem: Merula[tr]ma. ..................... . ............ ... . . ........ . .... .... . l9

3. Yntem: Dil Oyunlan. . . . . . .. .. .. . .. .. . .. .


.... . . . . ... . ... . ... .. .. .. .. ... .............. 23

4. Sosyal Ban Mahiyeti: Modem Seenek. ..... ... .. . ........... ....... . 27

5. Sosyal Ban Mahiyeti: Postmodem Perspektif.. .. . . . .. .. . 34 . . . . ... .

6. Aniatsal Bilginin Pragmatii ..... .. . ... . .. . . . . . ........ ... . .... ..41


.. . . . .. .. .. . . .

7. Bilimsel Bilginin Pragmatii ... .. .... ... . .. . . .


.. . .. ........ .. . . .. .. . .... . 50
... . .. .

8. Aniatsal ilev ve Bilginin Merula[trl]mas. . . .. .. .. ..... .57 . ... . .

9. Bilgiyi Merulatrma Anlatlar ..............................................63

10. Gayrimerulatrma ............ . . .. ...... .... . . .. . .


. . ..... .. . . . ..
...... . ... . .... . . 74
.. .

11. Aratrma ve Performativite ile Merulatrlmas.... .. ..... 82 . .

12. retim ve retimin Performativite ltne Gre


Merulatrlmas . . . .. .. . .. . . . .. . . ... . . ... . . . . 93
. .. . .. ... .. .. . ...... .. .. .... . . ... .... ...

13. istikrarszlklarn Aratrlmas Olarak


Postmodem Bilim . .. . .. . . .. .. .. . . . . . .
.. .... . . .. .... . . . .. .. . ... . ..... . ... .. . ... . . 104
. . . .

14. Paraloji ile Merulatrma . ...... . .. .. . .. .. .. . ....


. . .. . . .. . .... . . . .... .... 1 1 5
. . . . .
GiRi

Bu incelemenin konusu, en gelimi (ileri) toplumlarda bil


ginin durumu. Bu durumun "postmodern" diye adlandrlna
sna karar verilmi. Szck Amerika ktasnda, toplumbilimci
ve eletirmenlerin kaleminden, geni lde kullanlyor. XIX.
yzyl sonundan itibaren bilim, edebiyat ve sanatta oyunun
kurallarn etkilemi olan dnmlerden sonra kltrn iine
dt yeni hali gsteriyor. Burada, sz konusu dnm
lere, aniallarn bunalmyla ilikisi erevesinde yer verilecek.
Bilim daha kkeninde anlahlarla alma halindedir. Onun
kendine zg endazesine vurulacak olursa, bunlarn ounun
masal olduu ortaya kar. Fakat bilim, kendini birtakm ie
yarar kurall durumlar dile getirme abasna indirgemedii ve
doruyu arad lde, kendi oyun kurallarn da gerekele
riyle ortaya koymak zorundadr. te o zaman kendi stats
hakknda bir gerekelerne sylemi kullanr ki, buna felsefe den
mitir. Bu meta-sylem aka, Tin'in diyalektii, anlamn her
menutii, usyrten ya da alan znenin zgrlemesi, zen
ginliin yaylmas gibi, u ya da bu byk anlahya bavurdu
unda, kendini hakl karmak iin buna gnderme yapan bi
limi "modern" diye adlandrmaya karar verilir. Bu ekilde, r
nein, hakikat deeri tayan bir sylemin gndericisiyle alcs
arasndaki uzlann kural, ancak tm usyrtc zihinlerin
olas oybirlii perspektifinde yer alyorsa kabule ayan sayla
cakhr: Aydnlanma devrinin byk anlahsdr bu; orada kah
raman iyi bir etik-politik ama, yani evrensel bar uruna al
r, didinir. Bu rnek zerinde grlyor ki, bilgiyi bir tarih
felsefesini de ima eden bir st-anlah ile merulahralm der
ken, sosyal balar yneten kurumlarn geerliini de sorgula
maya yneltildiimizi grrz: Zira kurumlar da merulah
rlmak istemektedirler. Bylece adalet de, hakikatle ayn sebep-
8 Postmodern Durum

ten, byk anlahya dahil edilmi olur.


Ar basitletirilmi bir ifadeyle diyebiliriz ki, "poshno
dem" saylan tutum, st-aniatlara kar inanszlktr. Bu ku
kusuz bilimlerdeki ilerlemenin bir sonucudur; ancak sz konu
su ilerleme de zaten bunu varsayyor. st-anlahsal merulatr
ma dzeneillin eskimiliine, zellikle metafizik felsefe ile
ona bal niversite kurumunun dt bunalm denk geli
yor. Aniatsal ilev ileyenlerini, byk kahraman, byk teh
likeleri, byk servenleri ve byk hedefi yitiriyor. Anlatsal,
ama ayn zamanda, her biri sui generis [kendine zg] pragmatik
deerler tayan, gsterici, normlayc, betimleyici, vb. dilsel
e bulutlar halinde dalyor. Her birimiz bunlardan biro
.
unun kavanda yayoruz. lle de istikrarl, kalc dilsel ya
plar kurmuyoruz; kurduklarmzn zellikleri de mutlaka ile
tilebilir olmuyor.
Bylece, gelen toplum (yapsalclk veya sistem kuram gibi)
Newtoncu bir antropolojiden ziyade, pragmatik dil paracklar
ile anlahlabilir oluyor. Birok farkl dil oyunu mevcut; bu du
rum elerin eitlilii demek. Bunlar ancak plaka plaka kuru
ma yol aabiliyor; bu da yerel gerekircilik demek.
Yine de karar vericiler bu toplumsallk bulutlarn, elerin
lebilirliklerini ve btnn belirlenebilirliini ima eden bir
manta gre, girdi/ kt matrisleri erevesinde ynetmeye
alyorlar. Hayatmz onlar tarafndan gcn arttnlmasna
adanm bulunuyor. Buna gre, bilimsel hakikat gibi toplumsal
adalet konusunda da hayahmzn gerekesi, sistemin perfor
mansnn optimalletirilmesi, yani i grclk veya sonu al
clk oluyor. Bu ltn tm oyunlarmza uygulanmas, yu
muak veya sert bir miktar terr yaratmaktan da geri kalmyor:
grr, yani aranzda ltrlebilir olun ya da yok olun.
Bu en iyi performans gstereni arama manh, kukusuz
birok bakmdan, zellikle sosyo-ekonomik alandaki eliki
asndan, kendi iinde tutarsz: Hem (retim maliyetlerini d-
Giri 9

rmek iin) daha az emek hem de (almayan nfusun top


lumsal ykn hafifletmek iin) daha fazla ernek istiyor. Fakat
zaten inanszlk artk o kerteye vann ki, bu tutarszlklardan
Marx'n yapt gibi kurtarc bir k yolu beklenrniyor.
Ancak yine de postmodern durum, rneruiyetsizletirmenin
(delegitimation) kr krne pozitifliine olduu kadar umut
krklna da yabanc. Kald ki, st-anlatlardan sonra, merui
yet nerede yer alabilir? grrlk lt teknolojik bir ey, bil
gisel ve ahlaki doru stne hkm vermek iin elverili deil.
Habermas'n dnd gibi tarhmayla varlacak uzlada m?
Byle bir ey dil oyunlarnn eitliliine bask uygular. Ayrca
bulu da her zaman fikir ve duygu ayrl iinde gerekleir.
Postmodern bilgi iktidarlarn aleti olmakla kalmyor; farkiara
kar duyarlmz keskinletirip ortak lye vurulamayan
kaldrma yeteneimizi kuvvetlendiriyor. Kendisi de varolu
nedenini uzmanlarn homolojisinde deil, rnucitlerin paraloji
sinde buluyor.
nmzdeki sorun yle: Toplumsal ban bir ekilde me
rulahrlrnas, adil bir toplum, bilimsel etkinliinkine benzer
bir paradoksa gre uygulanabilir, gerekletirilebilir bir ey
mi? yle ise nasl bir ey olacaktr?
Aadaki metin belli bir durum gerei yazlm bir yaz. En
gelimi toplumlarda bilginin durumu hakknda, Quebec H
krneti'ne bal niversiteler Konseyi Bakan'nn talebi ze
rine, ad geen kuruma sunulmu bir rapor. Bakan bunun
Fransa'da yaymianmasna izin verrnek ltfunda bulunduu
iin kendisine kranlarm sunarm.
Ancak u da var ki, raporun sahibi bir uzman deil, bir filo
zof. Birincisi ne bildiini ve ne bilmediini bilir; ikincisiyse bil
mez. Biri sonuca varr, br sorgular; bunlar iki dil oyunudur.
Burada ikisi karm bulunuyor, yle ki ne biri ne br bir
sonuca gtrlm deil.
Hi olmazsa filozof, rapora temel olan felsefi ve etik-politik
lO Postmodern Durum

baz merulabrma sylemlerinin biimsel ve pragmatik anali


zinin kendisinden sonra ortaya kacan dnerek, kendini
teselli edebilir. Rapor belki, biraz sosyolojiye kaan, sreci k
saltan ama yerine de yerletiren bir yan yoldan, bu analize bir
tr giri tekil edebilecektir.
Onu mevcut haliyle, ad geen niversitenin ortadan kalk
ma, ad geen enstitnnse doma riskinin bulunduu u pek
poshnodem anda, Paris VIII (Vincennes) niversitesi'nin Pali
teknik Felsefe Enstits'ne ithaf ediyoruz.
.
Alan: Biliim Teknolojisine
Sahip Toplumlarda Bilgi

alma hipotezimiz, toplumlar post-endstriyel aa, kl


trier postmodem aa girerken bilginin de stat deitirdii
dir) Bu gei sreci en ge SO'li yllarn sonundan itibaren ba
lamhr ki, bu tarih Avrupa'nn kendini yeniden ina srecinin
sonuna denk gelmektedir. Svre lkelere gre ve lkelerdeki
faaliyet sektrlerine gre, az veya ok hzl ilerlemitir; bundan
doan zaman uyumazlnn genel bir tablo karmay kolay
lahrd sylenemez.2 Buradaki betimlemelerin bir ksm ister
istemez tahminlere dayanacakhr. Ayrca ftrolojiye ar bel
balamann tedbirsizlik olaca da bilinmektedir.3
Tamam olamayaca batan belli bir tablo karmaktansa,
konumuzu dorudan belirleyen bir tipik zellikle balayacaz.
Bilimsel bilgi bir sylemdir. imdi, denebilir ki, krk yldan beri,
"u" diye nitelenen en ileri bilim ve teknikler de hep dili konu
almaktadr: Fonoloji ve dilbilim kuramlar4, iletiim ve sibeme-

1 A. Touraine, La societe postindustrielle, Denoel, 1969; D. Bell, The


Coming of Post-Industrial Society, New York, 1973; Thab Hassar, The
Dismemberment of Orpheus: Toward a PostModern Literature, New York,
Oxford U.P., 1971; M. Benamou ve Ch. Caramello, ed., Performance in
Postmodern Culture, Wisconsin, Center for XXth Century Studies & Co
da Press, 1977; M. Khler, "Postmodernismus: ein begriffgeschichtli
cher Ueberblick", Amerikastudien 22, 1 (1977).
Bu konunun arhk klasiklemi bir edebi ifadesi M. Butor tarafndan
sunulmutur: Mobile. Etude pour une representation des Etats-Unis, Galli
mard, 1962.
3 Jif Fowles, ed., Handbook of Futures Research, Westport, Conn., Green

wood Press, 1978.


4 N.S. Troubetzkoy, Grundzge der Phonologie, Prague, T.C.L.P., VII,
1939; Fr. ev. Cartineau, Principes de Phonologie, Paris, Klincksieck, 1949.
12 Postmodern Durum

tik sorunlars, modem cebirler ve biliim (bilgi-ilem)6, bilgisa


yarlar ve kullandklar diller7, dillerin biribirine evrilmesi so
runlar ve dil-makine badaabilirliklerinin arahrlrnass, bel
Iekleme sorunlar ve veri bankalar9, telematik ve "akll" termi
naller gelitirilrnesilo, paradoksolojill: te bir sr ak tank,
stelik listenin alhna izgi ekilmi de deil.
Bu teknolojik dnmlerin [sre ve rn olarak] bilgi
zerindeki etkilerinin olduka derin olaca dnlebilir. Ni
tekim bilgi srecinin bunlardan iki belli bal ilevi asndan
etkitenmi olduu grlecektir: Bilginin (connaissance) arah
rlmas ve iletilmesi. Birinci ilev iin uzman olmayanlarn da

5 N. Wiener, Cybernetics and Society. The Human Use of Human Beings,


Boston, Houghton Miflin, 1949; Fr. ev. Cybernetique et Societe, Deux
Rives, 1949, 10/18, 1960. W.R. Ashby, An Introduction to Cybernetics,
Londra, Chapman and Hall, 1956.
6 Bkz. Johannes von Neumann'n eserleri (1903-1957).
7 S. Bellert, "La formalisation des systemes cybemetiques", Le concept
d'information dans la science contemporaine ierisinde, Minuit, 1965.
8 G. Mounin, Les problemes theoriques de la traduction, Gallimard, 1963.

Bilgisayarlarda devrimin, yeni nesil 360 IBM computer leriyle 1965'te


' ,

balad kabul ediliyor: R. Moch, "Le toumant informatique", Docu


ments contributifs, ek IV, L'Informatisation de la societe, La Documenta
tion franaise, 1978. R.M. Ashby, "La seconde generatian de la micro
electronique", La Recherche 2 (Haziran 1970), 127 ve sonras.
9 C. L. Gaudfeman ve A. Taib, "Glossaire", P. Nora ve A. Mine,
L'informarisation de la societe ierisinde, La Documentation franaise,
1978. R. Beca, "Les banques de donnees", Nouvelle informatique et
nouvelle croissance, ek I, L'informatisation ..., loc. cit.
o L. Joyeux, "Les applications avancees de l'informatique", Documents

contributifs, loc. cit. International Resource Development'in raporuna


gre, ev terminalleri (Integrated Video Terminals) 1984'ten nce, yak
lak 1400 Amerikan dolar fiyatla, saha sunulacakhr: The Home Ter
minal, Conn. I.R.D. Press, 1979.
11 P. Watzlawick, J. Helmick-Beavin, D. Jackson, Pragmatics of Human
Communication. A Study of Interactional Patterns, Pathologies and Para
doxes, N.Y., Northom, 1967; Fr. ev. J. Mosche, Une logique de la
communication, Seuil, 1972.
Alan: Biliim Teknolojisine Sahip Toplumlarda Bilgi 13

eriebilecei bir rnek, kuramsal paradignasuu sibernetikten


alan genetik olabilir. Ama baka yzlerce rnek daha buluna
bilir. kincisi iinse daha bugnden alet ve aygtlarn kltl
mesi, standartlabrlmas ve ucuzlahlmasyla, bilgileri edinme,
snflama, kullaruma hazrlama ve yarar amacyla kullanma
operasyonlarnun nasl deiime uratld bilinmektedir.12 Bil
gi ilem makinelerinin oalmasnn bilgi dolamuu, nce in
san dolam aralarnn (ulabrma) sonra da ses ve grnt
dolam aralarnn (media13) etkilemi olduu kadar etkiledi
ini ve etkileyeceini talunin etmek akla uzak deil.
Bu genel dnmn iinde bilginin mahiyeti de hi dei
meden olduu gibi kalamyor. Yeni kanallara geip igrr

"Ekonomik ve teknolojik sistemler analiz ve yneylem grubu"ndan


(GAPSET) J.M. Treille yle diyor: "zellikle yan-iletkenler ve lazerler
sayesinde bellein yaygnlatrlmas yolundaki yeni imkanlardan ye
terince sz edilmiyor. (... ) Yakn bir gelecekte her birey istedii kadar
bilgiyi dk fiyatla stoklayabilecei gibt stelik elinin altnda kiisel
bilgi ilem olanaklar da bulunabilecek" (La semaine media 16, 15 ubat
1979). National Scientific Foundation'un bir anketine gre, iki lise
rencisinden birinden fazlas imdiden dzenli olarak bigisayar hizmet
lerinden yararlanabiliyor; 1980'li yllarn bandan itibaren btn okul
lar birer bilgisayara sahip olacak (La semaine media, 13, 25 Ocak 1979).
13 L. Brunel, Des machines et des hommes, Montreal, Quebec Science,
1978. J. L. Missica ve D. Wolton, Les reseaux pensants, Librairie techni
que et doc., 1978. Quebec'le Fransa arasnda video-konferans alkan
lk haline gelmekte: 1978 kasm ve aralk aylarnda, (Symphonie uydu
su zerinden) bir yandan Quebec'le Montreal, br yandan Paris (Pa
ris Nord niversitesi ve Beaubourg Merkezi) arasnda, drdnc canl
video-konferans dizisi gerekletirildi (La semaine media 5, 30 Kasm
1978). Bir baka rnek de elektronik gazetecilik. byk Amerikan
haber a ABC, NBC ve CBS dnyann drt yannda prodksiyon
stdyolarn o kadar oalttlar ki, hemen hemen olup biten her ey
artk elektronik ortamda ileme tabi tutulup uydular zerinden ABD'
ye aktarlabiliyor. Yalnz Moskova brolar film zerinden almaya
devam ediyor ve filmlerini uydudan yaymlanmak zere Frankfurt'a
gnderiyorlar. Londra byk packing point ("paketleme noktas") ol
mu (La semaine media 20, 15 Mart 1979).
14 Postmodern Durum

hale gelmesi ancak "enformasyon niceliklerine" evrilebilme


siyle mmkn oluyor.l4 Dolaysyla bundan u ngrye van
labilir: Eldeki bilgi stounda byle evrilebilir olmayan tm
geler braklacak, yeni aratrmalarn dorultusu da elde edi
lecek sonularn makine diline evrilebilirlii kouluna tabi
olacaktr. Bilginin "reticileri" icat etmeye, kullanclar ise
renmeye/retmeye altklar eyleri bu dillere evirecek im
kanlara sahip olmak zorunda kalyorlar ve kalacaklardr. Sz
konusu evirmen-makineler stne aratrmalar imdiden hay
li ilerlemi durumda.s Biliimin hegemonyasn kurmasyla
birlikte, belli bir mantk, dolaysyla "bilgiden" saylacak sy
lemiere ilikin yeni bir kurallar btn kendini dayatyor.
O zaman, bilginin "bilen" karsnda byk lde darlkl
bir konuma tanmas beklenebilir; hem de o derecede ki, bilen
de bilme srecinin iinde onun nenesi olarak yer alyor. Bilgi
edinme olaynn, zihin hatta kiilik oluumunun (Bildung) ay
rlmaz paras olduunu ileri sren eski ilke gittike gndem
den dyor ve daha da decek. Bilginin tedarikileriyle kul
lanclarnn bilgiyle ilikisi, ticari metalarn reticileriyle tke
ticilerinin onlarla ilikisinde grlen ayn biime, yani piyasa
deeri biimine, brnmeye doru gidiyor ve daha da gidecek.
Baka deyile bilgi de arhk sallmak iin retiliyor ve yeni bir

14 Enformasyon birimi bit. Bit'in tanmlar iin, bkz. Gaudfeman ve


Taib, "Glossaire", loc. cit. Tarhmas iin, R. Thom, "Un probe de la
semantique: !'information" (1973), Modeles mathematiques de la morpho
genese ierisinde, 10/ 18, 1974. Mesajlarn saysal koda evrilmesi zel
likle mulaklklarn elenmesini mmkn klyor: bkz. Watzlawick vd.,
op. cit., 98.
15 Craig ve Lexicon firmalar piyasaya "cep evirmenleri" srdklerini
haber veriyorler: Farkl dillerde, her biri belleiyle birlikte 1500 keli
melik, ezamanl kullanlabilen drt modl. Weidner Communication
Systems Ine. orta boy bir eviri makinesinin kapasitesini saatte 600 ke
limeden 2400 kelimeye karnay salayan bir Multilingual Word Proc
essing sistemi retiyor. katmanl bir bellee sahip: ki dilli szlk,
eanlamllar szl, dilbilgisi dizini (I. semaine media 6, 6 aralk 1978, 5).
Alan: Biliim Teknolojisine Sahip Toplumlarda Bilgi 15

retimde deerlendirilmek iin kullanlyor: Yani her iki du


rumda da mbadele iin... Ve gittike daha ok byle olacak.
Baka deyile, kendisi iin bir ama olmaktan kyor, "kulla
nm deerini" yitiriyor)6

Son onyllarda bilginin balca retim gc haline geldii17,


bunun en gelimi lkelerde alan nfusun bileimini imdi
den kayda deer lde deitirdiila ve gelime halindeki l
kelerde de geliimin nndeki balca darboaz oluturduu
bilinmektedir. Post-endstriyel ve postmodem ada da bilim,
ulus devletlerin retim kapasiteleri envanterinde nemini ko
ruyacak ve kukusuz daha da glendirecektir. Hatta bu du
rum, gelimi lkelerle gelime halindeki lkeler arasndaki ak-

16 J. Habermas, Erkenntnis und Interesse, Frankfurt 1968; Fr. ev. Brohm


ve Clemenon, Connaissance et interet, Gallimard, 1976.
17 "retimin ve zenginliin temeli (Grundpfeiler) ( ... ) sosyal bnye ola

rak insann hayatnda zekaile doaya hakimiyet oluyor", yle ki "ge


nel sosyal bilgi, knowledge, dolaysz retim gc haline geliyor":
Grundrisse der Kritik der politischen Oekonomie'de (1857-1858) Marx by
le yazyor (Berlin, Dietz Verlag, 1953, 594; Fr. ev. Dangeville, Fonde
ments de l'economie politique, Anthropos, 1968, I, 223). Ancak Marx bilgi
nin "soyut bilgi eklinde deil, sosyal pratiin dolaysz organ olarak",
yani makineler eklinde, retim gc olduunu da kabul ediyor; bun
lar "insan beyninin, nesnellemi bilme gcnn insan eliyle yaratl
m organlar." Bkz. P. Mattick, Marx and Keynes, The Limits of the Mix
ed Economy, Bostan, Sargent, 1969; Fr. ev. Bricianier, Marx et Keynes,
Les limites de l'economie mixte, Gallimard, 1972. Tartmas, J.-F. Lyo
tard, "La place de l'alienation dans le retoumement maxiste" (1969),
Derive apartir de Marx et Freud ierisinde, 10/18, 1973.
18 Amerika Birleik Devletleri'nde emeki gcnn (labor force) bilei
mi yirmi ylda (1950-1971) aadaki gibi deiime uramtr:
1950 1971
Fabrika, hizmet ve tarm iileri % 62,5 % 51,4
Serbest meslek ve teknisyenler 7,5 14,2
Bro memurlan 30 34
(Statistical Abstracts, 1971).
16 Postmodern Durum

ln gelecekte daha da genileyerek sreceini19 dndren


nedenlerden biridir.
Ne ki, iin bu yn, tamamlaycs olan baka bir ynn
unutturmamaldr. retim gc iin mutlaka gerekli biliimsel
meta biimi albnda bilgi, dnya lsndeki iktidar yannda,
imdiden bellibal ekime konularndan biri, hatta belki en
nemlisidir ve yle kalacaktr. Ulus devletlerin, nce toprakla
ra hakim olmak, ardndan hammaddelerin ve ucuz iglerinin
konum ve iletimlerine hakim olmak iin savatklan gibi, ge
lecekte bu kez bilgilere hakim olmak iin savaacaklar d
nlebilir. Bylece, hem snai ve ticari hem de askeri ve siyasi
stratejiler iin yeni bir alan alm oluyor.o
Ancak, bu ekilde alan perspektif sylendii kadar da ba
sit deil, zira bilginin byle metalamas, bilgilerin retimi ve
yayln konusunda modem ulus devletlerin ellerinde tuttuk
lar ve tutmaya devam edecekleri ayrcal da etkilememezlik
edemeyecektir. Bu srelerin, toplumun "beyni" veya "ruhu"
demek olan devlete ait olduu fikri, toplumun ancak iinde
dolaan mesajlarn bilgice zengin ve deifresi kolay olduu tak
dirde var olup ilerleyebileceine dair aksi ilke glendike,
yprarup eskiyecektir. Bilgilerin ticarilemesiyle atba giden bir
iletiimsel "saydamlk" ideolojisi asndan, devlet bir opaklk
ve "parazitlik" faktr olarak grlmeye balayacakhr. Ekono
mik karar merciieriyle devletin karar merciieri arasndaki ili-

19 Bir yksek teknisyen ya da ortalama bilim insannn "imalat" sresi


nin, hammadde karma ve sermaye/para transferininkine oranla da
ha uzun olmas yznden ... 60'l yllarn sonunda Mattick az gelimi
lkelerdeki net yatrm orannn GSMH'nn % 3-S'i, gelimi lkeler
deyse % 10-15'i olduunu hesaplamh (op. cit., Fr. ev., 287).
20 Nora ve Mine, L'informatisation de la soeiete, loc. cit., zellikle ilk b
lm: "Les defis". Y. Stourdze, "Les Etats-Unis et la guerre des com
munications", Le Monde, 13-15 Aralk 1978. Dnya tele-iletiim aralar
pazarnn 1979 yl deeri: 30 milyar dolar; bu rakamn on yl iinde 68
milyara ulaaca tahmin ediliyor (La semaine media 19, 8 Mart 1979, 9).
Alan: Biliim Teknolojisine Sahip Toplumlarda Bilgi 17

kiler sorunu da tam bu adan yeni bir ivedilikle gndeme gel


me riski tamaktadr.
Zaten daha nceki onyllarda da birinciler (ekonomik mer
ciler), okuluslu irketler ad verilen yeni sermaye dolam bi
imleri gelitirmek suretiyle, ikincilerin (devlet mercilerinin)
istikrarn tehlikeye drebilmilerdi. Bu biimler, yatrmlara
ilikin kararlarn, hi olmazsa ksmen, ulus devletlerin deneti
minden kmasn ieriyor.z Biliim teknolojisi ve telematikle
birlikte bu sorun daha da dikenli hale gelme riski tayor. r
nein, IBM gibi bir firmann, iletiim uydular ve/ veya bilgi
bankalar yerletirmek zere, dnyann yrngesinde belli bir
alana ruhsat aldn varsayalm. Oraya kim eriebilecek? Ya
sak kanal veya verileri kim tanmlayacak? Devlet mi? Yoksa o
da salt kullanclar arasnda bir kullanc m olacak? Bylece
yeni hukuk sorunlar ve onlarn zerinden u temel soru ortaya
kyor: Bilen kim olacak?
Demek ki, bilginin mahiyetinin dnm, kurulu kamusal
iktidar organlar stnde, onlar byk irketlerle ve daha ge
nel olarak sivil toplumla hukuki ve fiili ilikilerini yeniden
gzden geirmeye zorlayacak bir geri-tepme etkisi icra edebilir.
Kresel pazarn yeniden almas, iddetli bir ekonomik reka
betin tekrar balamas, Amerikan kapitalizminin mnhasr he
gemonyasnn ortadan kalkmas, sosyalist seenein zayflama
s, in pazarnn serbest mbadeleye alma olasl ve birok
baka faktr, yaadmz 70'li yllarn sonunda kagelerek
devletleri, 30'lu yllardan beri oynamaya alm olduklar rol,
yatrmlar koruma ve ynlendirme hatta planlama roln, cid-

21 F. de Combret, "Le redeploiement industriel", Le Monde, Nisan 1978;


H. Lepage, Dernain le capitalisme, Paris, 1978; Alain Cotta, La France et
l'imperatif mondial, P.U.F., 1978.
18 Postmodern Durum

di biimde gzden geirmeye hazrlanbr.22 Bu balamda ye


ni teknolojiler, kararlara yararl verileri (dolaysyla denetim
aralarn) daha da hareketli ve korsanla maruz hale getirme
lerinde tr, sz konusu gzden geirmeyi daha da ivedi kl
maktadr.
Bilgilerin "insan yetitirici" deerleri ya da siyasal (idari,
diplomatik, askeri) nemleri nedeniyle yaylacak yerde, para
ile ayn alar zerinden dolama karlnas dnlebilir; o
zaman onlarla ilgili uygun ayrm izgisi de bilgi/ cehalet ol
maktan karak, parada olduu gibi, "deme bilgisi" /"yatrm
bilgisi" aynnma dnr. Yani: "gnlk hayatn idamesi (ka
yp emek gcnn yerine konmas, 'varkal') erevesinde de
itoku edilen bilgiler" versus "bir programn performansn
optimize etmek amacyla alan bilgi kredileri" ...
Bu durumda, liberalizm iin sylenenler saydamlk iin de
sylenebilir. Liberalizm nasl para aklarnda birilerinin ilevi
nin karar vermek, dierlerininse salt demek olmasna engel
deilse, btllla paralel olarak, bilgi aklarnn da ayn trden
eyler olup ayn kanallardan geecei, fakat baz bilgiler "karar
vericilere" ayrlrken, dierlerinin her bireyin sosyal baa kar
hi snmeyen borcunu demeye yarayaca dnlebilir.

22"dareyi zayflatmak", "asgari devlete ulamak" sz konusu. Bu,


1974'te balayan "bunalm" ile balantl olarak Welfare State'in [Refah
Devleti'nin] inie gemesidir.
2.
Problem: Merula[tr]ma

Bilginin stats sorununu iinde ele almay arnaladrnz


alaru belirleyen alma hipotezi ite byle bir ey. Tamamen
baka bir anlayla neriise de "toplumun biliimsellernesi"
ad verilen senaryonun akrabas olan bu senaryonun orijinal
olmak, hatta doru olmak gibi bir iddias yok. Bir alma hi
potezinden istenen, gl bir ayrt edici yetenektir. En gelimi
toplumlarn biliimsellemesi senaryosu, hatta belki ar b
ytrne pahasna da olsa, bilginin dnmnn ve bunun ka
musal iktidar ve sivil kururnlar zerindeki etkilerinin baz yn
lerini tam olarak aydnlatmaya imkan veriyor ki, bu etkiler ba
ka perspektifler iinde belki pek iyi alglanrnayabilecekti. Do
laysyla, bu senaryoya gereklik balamnda bir ngr sa
lama deeri deil, sorulan soru balamnda stratejik bir deer
atfetrnek gerekir.
Yine de inarolabilirlii olduka gldr ve bu anlamda bu
hipotezin seimi keyfi diye grlemez. Tanmlanmas oktan
uzmanlarca gelitirilmi olup, imdiden kamu ynetiminin ve
tele-iletiim alarn ynetenler gibi, iin iinde en dolayszca
yer alan irketlerin baz kararlarna rehberlik etmektedir. De
mek ki imdiden ksmen de olsa gzlenebilir gereklikler iinde
yer almaktadr. Nihayet, .. rnein kresel enerji probleminde
zmszln srp gitmesinden ileri gelebilecek genel bir
durgunluk veya resesyon durumu istisna edilirse, bu senaryo
nun yartan birinci kma ans yksektir: Zira ada tekno
lojilerin, toplurnun biliirnsellemesine alternatif olabilecek ba
ka nasl bir dorultu tutturabilecekleri tahmin edilememektedir.

1 La nouvelle informatique et ses utilisateurs, annexe III, "L'informatisa


tion, ete." loc. cit.
20 Postmodern Durum

Baka trl sylersek, bu hipotez "beylik" bir hipotez. Fakat


-pek doal olarak ekonominin bymesi ve sosyopolitik iktida
rn gelimesinde de yanksn bulan- bilim ve tekniklerdeki iler
lemenin genel paradigmasn yeniden tarhmaya amad l
de byle. Bilimsel ve teknik bilginin biriktii, irdelenme iste
meyen apak bir olgu olarak kabul ediliyor, olsa olsa bu biri
kimin biimleri tarhlyor, kimileri bunu dzenli, srekli ve
elikisiz, kimileriyse dngsel, kesintili ve elikili olarak ta
savvur ediyor.2
Oysa bu apaklklar yanltc. Bir kere, bilimsel bilgi bilginin
tm deildir; her zaman, burada basitletirerek anlahsal (nar
ratij) adn vereceimiz ve ileride zelliklerini tanmlayacaz
baka bir tr bilginin stne eklenmi, onunla yarm ve a
lmtr. Bu, sz konusu bilginin bilimsel bilgiye stn gelebi
lecei demek deil elbette, ama onun modeli i denge ve "kafa
denklii" (convivialit)3 kavramiarna bal ki, bunlarn yannda
bilimsel bilgi snk kalyor, hele "bilen" karsnda dne gre
daha gl bir dsaliamaya ve kullanclar karsnda daha
gl bir yabanclamaya urayacaksa. Bu durumun aratr
mac ve retimcilerde sebep olduu moral bozukluu o kadar
ihmal edilemeyecek boyutlara vard ki, bilindii gibi btn en
gelimi lkelerde, 60'l yllarda, bu meslekleri icraya hazrla
nanlar yani renciler arasnda patlama eklinde kendini gs
terdi ve bu dnem boyunca, buna bulamaktan kendilerini ko
ruyamam olan laboratuvar ve niversitelerin randmann his-

2 B. P. Lecuyer, "Bilan et perspectives de la sociologie des sciences


dans les pays occidentaux", Archives europeennes de sociologie XIX (1978)
(bibliogr.), 257-336. Angiasakson lkelerindeki akmlar stne doyu
rucu bilgi veriyor: 1970'li yllarn balarna kadar Merton Okulu'mn
hegemonyas, zellikle Kuhn'un verdii ivmeyle oluan bugnk da
nklk; Alman bilim sosyolojisi stne az bilgi ieriyor.
3 Bu terim Ivan lllich, Tools for Conviviality, N.Y. Harper & Row, 1973'te

dolama sokuldu; Fr. ev. La convivialite, Seuil, 1974.


Problem: Merula[r]ma 21

sedilir lde yavalafu.4 Tab bundan, sk sk yapld gibi,


umutla olsun korkuyla olsun bir devrim beklemek o zaman sz
konusu olmad gibi imdi de deil; sanayi-sonras uygarlkta
ilerin gidiat da elbette bu yzden akamdan sabaha dei
meyecek Fakat, bilimsel bilginin halihazr ve gelecekteki stat
sn deerlendirmek sz konusu olduunda, bu ok nemli bi
leeni, bilim insanlarndaki gvensizlii, gz nne almamak
da imkansz.
Hele bu gvensizlik, ikinci olarak, asl temel problemle, yani
merula[tr]ma (legitimation) sorunuyla, etkileip karyorsa ...
Biz bu terimi burada, ada Alman kurarnclarn otorite soru
nunu tartrken verdiklerinden daha geni bir anlamda kul
laruyoruz.S Bir medeni hukuk yasasn ele alalm; yle tertip
ediliyor: Filan kategoriye mensup yurttalar falan trden bir
eylem icra edeceklerdir. Merula[tr]ma, bir yasakoyucuyu bu
yasay norm olarak yrrle koymaya yetkili klan sretir.
Bir bilimsel sylemi ele alalm; u kurala tabii: Bir sylem bilim
sel kabul edilebilmek iin filan koullar dizisini yerine getirme
lidir. Merula[tr]ma burada, bilimsel sylem hakknda konu
an bir "yasakoyucuyu", bir sylemin bu sylemin paras ola
bilmesi ve bilim camias tarafndan kaale alnabilmesi iin, sz
geen koullar (genellikle i tutarllk ve deneysel dorulana
bilirlik koullar) norm olarak koymaya yetkili klan sretir.
Bu yakniatrma biraz zorlama gibi grnebilir, ama yle
olmad ileride grlecek. Bilimi merulatrma sorunu Pla
ton' dan beri yasakoyucuyu merulatrma sorunuyla ayrlmaz
biimde balantl olagelmitir. Bu perspektif iinde, neyin epis
temolojik olarak doru olduuna karar verme hakk, neyin [etik

4 Bu "moral bozulmas" konusunda, bkz. A. Jaubert ve J.-M. Levy


Leblond ed. (Auto)critique de la science, Seuil, 1973, I. Blm.
s J. Habermas, Legitimationsprobleme im Spiitcapitalismus, Frankfurt,

Suhrkamp, 1973; Fr. ev. Lacoste, Raison et Iegitimite, Payot, 1978


(bibliogr.).
22 Postmodern Durum

olarak] doru olduuna karar verme hakkndan bamsz de


ildir, ayr iki otoritenin onayna sunulan sylemler farkl ma
hiyette olsalar bile. Neden mi? Bilim denen dil ile etik ve politik
denen dil arasnda ikizlik ilikisi vardr da ondan: Her ikisi de
ayn perspektiften ya da -yelenirse- ayn "tercih"ten hareket
eder ki, bunun ad da Bat'dr.
Bilimsel bilginin bugnk stats incelerirse, birtakm d
glere her zamankinden daha baml grnmesine, hatta on
larn aralarndaki ekimelerin belli bal konularndan biri ha
line gelme riskine dmesine karn, sz konusu ifte meru
la[tr]ma sorununun, snklemek yle dursun, daha da id
detli bir ivedilikle ortaya kmaktan geri kalamayaca grlr.
Zira en tamam biimiyle, yani bilme ile yapabilmenin ayn so
runun iki yz olduklarn ortaya koyan tersinirlik (reversion)
zelliiyle, ortaya kyor: Bilginin ne olduuna kim karar veri
yor? Hangi karar vermenin uygun olduunu kim biliyor? Bili
im anda bilgi sorunu, her zamankinden ok daha byk l
de bir iktidar sorunudur.
3.
Yntem: Dil Oyunlar

Buraya kadar sylenenlerden, bu problemi belirlemi oldu


umuz erevede analiz etmek iin belli bir sre semi oldu
umuz herhalde anlalmhr: Dil olgularn ve bu olgularn da
zellikle pragmatik ynlerini, n plana almak, vurgulamakl
Metnin devamnn okurunasn kolaylatrmak iin bu terimle
ne kastettiimiz hakknda zet eklinde de olsa bir fikir vermek
yararl olacak.
Bir konuma veya grme erevesinde dile getirilen "ni
versite hasta[drl" gibi bir saptayc (denotatif) sylem2, vericisini
(destinateur, syleyen), alcsn (destinataire, dinleyip anlayan)

1 Ch. S. Peirce'in "semiyotik" biliminin uzanhsnda, sentaktik, seman


tik ve pragmatik alanlar arasnda ayrm Ch. W. Morris tarafndan u
almada yaplmtr: "Foundations of the Theory of Signs", O.
Neurath, R. Camap & Ch. Morris ed., International Encyclopedia of Uni
fted Science ierisinde, I, 2 (1938), 77-137. Biz bu terimle zellikle u
kaynaklara gnderme yapyoruz: L. Wittgenstein, Philosophical Inves
tig'tions, 1945 (Fr. ev. Klossowski, Investigations philosophiques, Galli
mard, 1961); J. L. Austin, How to Do Things with Words, Oxford, 1962
(Fr. ev. Lane, Quand dire c'est faire, Seuil, 1970); J. R. Searle, Speech
Acts, Cambridge U.P., 1969 (Fr. ev. Pauchard, LRs actes de langage,
Hermann, 1972); J. Habermas, "Unbereitende Bemerkungen zu einer
Theorie der kornrnunikativen Kompetens", Habermas ve Luhmann,
Theorie der Gesellschaft oder Sozialtechnologie ierisinde, Stuttgart, Suhr
kamp, 1971; O. Ducrot, Dire et ne pas dire, Hermann, 1972; J. Poulain,
"Vers une pragrnatique nucleaire de la communication", daktilog.,
Uruversite de Montreal, 1977. Bkz. ayrca Watzlawick vd., op. cit.
2 Denotasyon terimi burada, mantklarn klasik kullanmna gre, be
timleme kavramna denk geliyor. Quine, denotalif yerine true of ( ...
hakknda doru) deyimini neriyor. Bkz. W. V. Quine, Fr. ev. Dopp
ve Gochet, IR mot et la chose, Flarnrnarion, 1977, 140, n.2. Austin, op. cit.,
39 ise descriptif (betimleyici) yerine constatif (saptayc) terimini tercih
ediyor.
24 Postmodern Durum

ve gndergesini (konu, ierik) zel bir tarzda yerlerine koyar:


Verici bu sylemle "bilen" konumuna (niversitenin halini o
bilmektedir), alc bu ierii kabul veya reddetme durumuna
yerletirilmi, ierik de bu tr saptayc ifadelere zg bir bi
imde, yani ilgili sylernde doru olarak tehis ve ifade edil
mesi gereken bir ey olarak, kavranm olur.
Ancak, retim ylnn banda (niversitede retim balar
ken) bir rektr veya dekantarafndan dile getirilen "niversite
miz almtr" eklinde bir sylemi ele alacak olursak, yukar
daki zgl belirlemelerin ortadan kalkt grlr. Elbette yine
sylemin konusunun anlalmas gerektir, fakat bu her trl
iletiimin genel koulu olup sylem trlerini ve onlarn zgl
sonularn ayrdetmeyi salamaz. "Performatif"3 denilen ikinci
tr sylemin yle bir zellii vardr: Syleniiyle, ierii ze
rindeki etkisi akr: Bu koullarda niversitenin alm oldu
unun sylenmesiyle birlikte niversite alm olur. Dolay
.
syla, ieriin, bu ekilde yaratlm olan yeni balamda hemen
yerini alan alcnn tartma, kabul veya reddine sunulmas sz
konusu deildir. Vericiye gelince, bu sylemi dile getirecek yet
keye sahip olmas gerekir; fakat bu koul tersine de iletilebilir:
Bir rektr veya dekan, ancak bu tr sylemleri dile getirir ge
tirmez gerek sylemin ierii yani niversite, gerek alclar yani
retim yeleri zerinde ad geen sonucu (niversitenin al
masn) elde edebildii lde, sz konusu otoriteyle donanm
saylabilir.
u tip sylemler farkl bir durum oluturur: "niversiteye im
kanlar tanyn". Bunlar yaptrm (prescription) ifadeleri olup emir,

3 Dil kuramnda, performatif terimi Austin'den beri zel bir anlam ka


zanmtr (op. cit., 39 ve passim). Onun aada (zellikle bir sistemin)
artk genelgeer olmu "girdi/ kh oran eklinde llebilen etkili
lii" anlamnda- performance ve performativite ("yaph i" ve "i yapa
bilirlik") gibi zellikleriyle balanhl olarak kullanldn greceiz.
Ancak iki anlam biribirine tamamen yabanc deildir. Austin'in perfor
matifi, optimum performans' gerekletiren eydir.
Yntem: Dil Oyunlar 25

kumanda, ynerge, tavsiye, talep, rica, istirham, vb. ekillerinde


yaplandrlabilirler. Burada vericinin geni anlamda (bir g
nahkarn, kendini merhametli olarak sunan bir tanr zerindeki
otoritesi dahil) otorite konumunda olduu, yani alcdan gn
derme yaplan eylemin icra edilmesini bekledii grlyor. Bu
son iki makarn da, "yaptrc" (prescriptif> pragmatik iinde, "e
anl" (concomitant) etkilere maruz kalrlar.4
Bir sorunun, vaadin, edebi betimlernenin, anlatrun vb. etki
lilii de daha baka ve farkl durumlar oluturur. Bu konuyu
ksa kesiyoruz. Wittgenstein dili incelerneyi sfrdan balahp
dikkatini sylemin etkileri stne younlatrdnda, bu e
kilde ayrrdettii ve bizim de yukarda birkan zikrettiirniz
eitli sylemiere dil oyunlar adn veriyor.s Bu terirnle, bu e
itli sylem kategorilerinin her birinin, onlarn zelliklerini ve
kullanl tarzlarn aka belirten kurallarla belidenebilmesi
gerektiini kastediyor; hpk satran oyununun, talarn zel
liklerini ve uygun yer deitiri tarzlarn gsteren bir grup ku
ralla tamrnlanrnas gibi.
Dil oyunlar stne gzlernde bulunmakta yarar var. Bi
rincisi, kurallar kendi balarna onlarn meruiyetleri dernek ol
mayp oyuncular arasnda ak veya zrnni bir szlemenin ko
nusunu tekil ediyorlar (tabii bu, oyuncular tarafndan uydu
rulduklar anlamna gelmiyor). kincisi, kural olmazsa oyun da
olrnuyor6, bir kuralda yaplan en kk deiiklik bile oyunun
tm rnahiyetini deitiriyor ve kurallara uymayan bir "hamle"

4 Bu kategorilerin bir analizi Habermas, "Unbereitende Bemerkungen


..." de yaplyor ve J. Poulain, art. cit. de tartlyor.
s Investigations philosophiques, loc. cit., 23.

6 J. von Neumann ve O. Morgenstem, Theory of Games and Economic

Behavior, Princeton U.P., 1944, 3. ed., 1954; 49: "Oyun, kendisini be


timleyen kurallar btnnden ibarettir." Bu, Wittgenstein'in anlay
na yabanc bir forml, zira ona gre oyun kavram bir tanmla kayt
altna alnamaz, nk zaten tanm da bir dil oyunudur (zellikle op.
cit., 65-84).
26 Postmodern Durum

ya da bir sylem, onlarn belirledii oyuna ait alamyor. n


c gzlem de sz arasnda anln oldu: Her sylem bir oyunda
yaplan bir "hamle" olmak zorunda.
Bu sonuncu gzlem, en bata bizim yntemimizin altyapsn
oluturan bir ilkeyi kabul etmeye gtryor: Konumak, oyna
mak anlamnda, savamakhr, dil edimleri7 de genel bir tart
maclk (agonistique)B erevesinde yer alrlar. Ancak bu, illa ki
kazanmak iin oynanr anlamna gelmez. Srf bulu zevki iin
de bir hamle yaplabilir: Halk dili ya da edebiyaln dilde ger
ekletirdii hrpalama operasyonunda yaplanlar bundan ba
ka nedir ki? Sz dzeyinde yeni deyi, kelime ve anlamlarn (ki
bunlar dilin evrimini mmkn klan eylerdir) srekli olarak
icat edilip kullanlmas byk sevinlere vesile olur. Fakat bu
zevk herhalde en az bir hasmdan -ama ne hasm!- yani yerleik
dilden, yananlamlardan (connotation)9, ske ske kazanlm belli
bir zafer duygusundan da bamsz deildir.
Bu dil agonistii fikri, onun tamamlaycs olan ve analizimizi
ynlendiren ikinci ilkeyi gizlememelidir, ki o da udur: Gzlene
bilir sosyal ba dil "hamlelerinden" oluur. imdi bu nermeyi
akla kavutururken, konunun asl gbeine girmi oluyoruz.

7 Terim, J. H. Searle'den geliyor: "Dil ediroleri (les actes de langage) dil


sel iletiimin temel minimal birimleridir" (op. cit., Fr. ev., 52). Biz on
lar iletiimden ziyade agn'run (ekime, atma, aytma) emsiyesi
altna alyoruz.
s "Agonistik", Herakleitos'un ontolojisiyle sofistlerin diyalektiinin

(ilk tragedyaclar da cabas) ilkesinde yer alr. Aristoteles, Topikler'de


ve Sofistlerin rtmeleri zerine'nde diyalektik stne dncesinin
byk ksmn buna ayrr. Bkz. F. Nietzsche, "La joute chez Homere
[Homeros'ta aytma]", "Cinq prefaces a cinq livres qui n'ont pas ete
ecrits" ["Yazlmam be kitaba be nsz"] iinde (1872), Ecrits posthu
mes 1870-1873, Fr. ev. Backes, Haar ve de Launay, Gallimard, 1975,
192-200.
9 L. Hjelmslev'in saptad anlamda: Prolegomena to a Theory of lin
guage, ng. ev. Whitfield, Madison, U. Wisconsin Press, 1963; Fr. ev.
Una Canger, Prolegomenes a une theorie du langage, Minuit, 1968. Tek
ran, R. Barthes, Elements de semiologie (1964), Seuil, 1966, IV, 1.
4.
Sosyal Ban Mahiyeti: Modern Seenek

En gelimi ada toplumda bilgi hakknda konumak iste


nirse, nce karmza bir sorun kar: Sz konusu toplun hak
knda kafamzdaki metodik tasavvurun ne olduuna karar ver
mek. Bu konuda, olguyu son derece basitletirerek, en azndan
son yarm yzyl boyunca, sz konusu tasavvurun ilke olarak
iki model arasnda payiald sylenebilir: "Toplum ilevsel
bir btndr" ve "toplum ikiye blnmtr". Birinciye (en
azndan sava-sonras haliyle) Talcott Parsons'un ad ve okulu,
ikinciye ise Marksist akm rnek olarak alnabilir (Marksizmi
oluturan btn okullar, ne denli farkl olsalar da, snf kavgas
ve sosyal birimi iin iin ileyen ikilik olarak diyalektik ilkesini
kabul ederler).
Toplum hakknda iki byk sylem tarz belirleyen bu me
todolojik yarlma XIX. yzyldan mirastr. Toplumun organik
bir btn oluturduu, bu olmazsa toplum olmaktan kaca
(ve sosyolojinin konusunun da ortadan kalkaca) fikri Fransz
okulunun kurucularnn zihniyetine egemendi; ancak SO'li yl
larda Parsons toplumu z-dzenlenimli (auto-regule) bir sisteme
zdeleyince, baka bir grnm ald. Kuramsal, hatta madde-

1 Bkz. zellikle Talcott Parsons, The Social System, Glencoe, Free P.,
1967; id., Sociological Theory and Modern Society, N.Y., Free P., 1967.
ada toplumun Marksist kuramnn kaynakas elli sayfay geerdi.
P. Souyri'nin pratik gncellernesi (dosyalar ve eletirel bibliyorafya)
Le marxisme apres Marx, Flammarion, 1970'e baklabilir. Bu iki byk
sosyal kurarn akm arasndaki atma ve bunlarn karm stne il
gin bir gr, A. W. Gouldner, The Coming Crisis of Western Sociology
(1970), Londra, Heineman, 2. ed., 1972'de veriliyor. Bu atma, hem
Frankfurt Okulunun varisi olan hem de Alman sosyal sistem kura
myla, zellikle Luhmann'nkiyle polemik yrten J. Habermas'n d
ncesinde de nemli bir yer igal ediyor.
28 Postmodern Durum

sel model arhk canl organizma olmayp kinci Dnya Sava


iinde ve sonrasnda bu ynde uygularnalarn gittike oaltan
sibernetikten alnyordu.
Parsons'ta sistemin ilkesi, deyim yerindeyse, hala iyimserdir:
Byme ekonomileriyle bolluk toplumlarnn, arlklar gide
riliDi bir welfare state'in (refah devleti) himayesinde istikrar ka
zanmas fikrine dayamr.2 Bugnn Alman kuramclarndaysa
Systemtheorie teknokratik, hatta "kinik", hatta tamamen umut
suzdur: Birey veya gruplarn ihtiya ve umutlaryla sistemin
salad ilevler arasndaki uyum arhk sistemin ileyiinin
marjinal bir bileeninden ibarettir; sistemin gerek nihai hedefi,
urunda kendini akll bir makine gibi programlad asl ama,
girdileriyle khlarnn global orannn optimizasyonu, yani sis
temin etkililii (performativite) olmutur. Kurallar deise, yeni
likler devreye girse, grevler, krizler, isizlik veya siyasal dev
rimler gibi ileyi bozukluklar baka bir seenek olduu kan
sn yaratsa ve birtakm umutlar uyandrsa bile, bundan ancak
baz sistem-ii yeniden ayarlamalar kabilir ve onlarn sonu
lar da ancak sistemin "hayahnn" iyiletirmesi olabilir; bu "per
formansn yetkinletirilmesi" srecine tek alternatif ise entropie'
dir, yani sistemin zlmesi)

2 Bu iyimserlik R. Lynd'in kard sonularda aka grlr: Knowl

edge for What?, Princeton U.P., 1939, 239; zikreden M. Horkheimer,


Eclipse of Reason, Oxford U.P., 1947; Fr. ev. Laize, Eclipse de la raison,
Payot, 1974, 191: Modern toplumda bilim, hayatn amalarn tanmla
mak iin "arhk tel tel dklecek kadar ypranm" olan dinin yerini
alacakhr.
3 H Schelsky, Der Mensch in der Wissenschaftlichen Zeitalter, Kln, 1961,
24 sq.: "Devletin egemenlii artk salt iddet kullanmay tekeline alm
olmasyla (Max Weber) ya da istisnai durumlara karar vermesiyle
(Carl Schmitt) deil, her eyden nce bnyesinde mevcut tm teknik
ara ve imkanlarn etkililik derecesine karar vermesi, etkililii en yk
sek olarlar kendine ayrmas ve kendisini bakalarna dayath bu
ara ve imkarlarn uygulama alanrun dnda konumlandrabilme
siyle kendini gsteriyor." Bunun bir sistem kuram deil, bir devlet
Sosyal Ban Mahiyeti: Modern Seenek 29

Burada da, sosyal kuramn sosyolojisini yapmak basitliine


dmeksizin, toplumun bu "kah" teknokratik versiyonu ile 60'l
yllardan itibaren kresel ekonomik savan yeniden balamas
balamnda, "ileri liberalizm" adna olsa bile aslnda rekabeti
olmak (dolaysyla "rasyonelliklerini" arttrmak) amacyla, ge
limi sanayi toplumlarndan istenen kanaatkarlk gayreti ara
snda en az bir paralellik saptamadan gemek zor.
Comte gibi birinin dncesinden kalkp Luhmann gibi bi
rinin dncesine varmann temsil ettii byk kaymann te
sinde, toplumsallk konusunda arka planda hep ayn ve tek fik
rin bulunduu seziliyor: Toplum birleik bir btnlk, bir "bir
lik"tir. Parsons bunu aka dile getiriyor: "Dinamik bir anali
zin doru olabilmesi iin en belirleyici koul, analizde her prob
lemin sistematik biimde, bir btn olarak dnlen sistemin
durumuna gnderme yoluyla ele alnmasdr (... ). Bir sre ve
ya bir koullar btn ya sistemin srdrlmesine (veya geli
mesine) 'katkda bulunur' ya da sistemin btnlk ve etkilili-

kuram olduu sylenebilir. Fakat Schelsky ilave ediyor: "Sanayi uy


garl yle istedii iin, devletin kendisi de bu ilkelere tabi: Yani
amalar aralar belirliyor ya da daha dorusu, teknik imkanlar kendi
kullaml tarzlarn [devlete de] dayatyorlar." Habermas bu yasaya,
teknik ara btnlklerinin ve bir amaca dnk rasyonel eylem sis
temlerinin hibir zaman zerk biimde gelimedikleri fikriyle kar
kyor: "Consequences pratiques du progres scientifique et technique
[Bilimsel ve teknik gelimenin pratik sonular]" Theorie und Praxis ie
risinde, Neuwied, Luchterhand, 1963; Fr. ev. Raulet, Theorie et praxis,
Payot, II, 115-136. Bkz. ayrca J. Ellul, La technique et l' enjeu du siecle, Pa
ris, Arnand Colin, 1954; id., Le systeme technicien, Paris, Calmann
Levy. Grevierin ve genel olarak gl emeki rgtlerince uygulanan
kuvvetli basknn, sonunda sistemin "performatiflii" asndan olum
lu bir gerginlik yaratt, sendika yneticisi Ch. Levinsan tarafndan
aka belirtiliyor; Levinsan Amerikan sanayiinin teknik ve idari a
dan ne gemi olmasm bu gerginlikle aklyor (alnt: H.-F. de Vi
rieux, Le Matin, Aralk 1978, zel say, "Que veut Giscard?").
30 Postmodern Durum

gne zarar vermek anlamnda 'ileyi bozukluu' saylr."4


imdi, bu fikir ayn zamanda "teknokratlarn" da grdr.s
nanlrl da buradan gelir: Kendini gerek klma imkaruna sa
hip olduundan, kantlarn kabul ettirme imkaruna da sahip
olmuhr. Yani Horkheimer'in akln "paranoyas" dedii ey . 6 . .

Yine de sistemsel z-dzenlenimin gerekilii ve olgu ile


yorumlarn smsk kapal emberi, ancak ilke olarak onlarn
ekim alan dnda kalan bir gzlemevine sahip olmak -ya da
sahip olma iddiasnda bulunmak- artyla paranoyak saylabi
lir. Marx'tan itibaren, toplum kuramnda snf mcadelesi ilke
sinin ilevi de budur.
"Geleneksel" kurarn hala sosyal btnn programlanma
sna, bu btnn performansn optimalletirmeye yarayan ba
sit bir alet olarak dahil edilme tehdidi altndaysa, bunun ne
deni kendi niterlik ve totalletirme arzusunun da sistemin
yneticilerinin niter ve totalletirici uygulamalarna elverili
olmasdr. "Eletirel"7 kurarn ise, ilkesel bir ikilie dayand

4 T. Parsons, Essays in Sociological Theory Pure and Applied, Glencoe,


Free P., 1957 (yeni basm), 46-47.
5 Kelime burada bureaucratie'nin (brokrasi) akla getirdii anlamda de
il, J. K. Galbraith'in Le nouvel Etat industriel. Essai sur le systeme econo
mique americain'de (Gallimard, 1968) technostructure terimine ya da R.
Aron'un Dix-huit leons sur la societe industrielle'de (Gallimard, 1962)
structure technico-bureaucratique terimine verdii anlamda kullanlyor.
Brokrasi terimi ok daha "kah" dr, nk ekonomik olduu kadar da
politiktir ve balangta i Muhalefeti (Kollontai) tarafndan Bolevik
iktidarna, ardndan Trokist muhalefet tarafndan Stalinizme ynelti
len bir eletiriden kmtr. Bu konuda bkz. Cl. Lefort, Elements d'une
critique de la bureaucratie, Cenevre, Droz, 1971; burada eletiri brokra
tik toplumun btnn kapsyor.
6 Eclipse de la raison, loc. cit., 183.
7 M. Horkheimer, "Traditionnelle und kritische Theorie" (1937), Fr. ev.
Maillard & Muller, Theorie traditionnelle et theorie critique, Gallimard,
1974. Ayrca bkz.: Fr. ev. Collectif du College de philosophie, Theorie
critique, Payot, 1978. Ayrca Frankfut Okulu'nun aklamal bibliyog-
Sosyal Ban Mahiyeti: Modern Seenek 31

ve sentez ve badahrmalara kukuyla yaklah iin bu ka


derden kanabilecek durumda olmaldr.
Demek ki Marksizme baka bir toplum modeli (ve orada
retilebilecek ve ondan elde edilebilecek bilginin ilevine dair
baka bir fikir) rehberlik etmektedir. Bu model, geleneksel sivil
toplumlarn kapitalizm tarafndan kuatlmasna elik eden
mcadeleler iinde douyor. Burada bu srecin, yz yl akn
bir dnemin sosyal, politik ve ideolojik tarihini dolduran btn
aamalarn izlemek mmkn deil. Bugn karlabilen bilan
oyu hahrlatmakla yetineceiz, zira bunlarn yaam olduklar
kader arhk biliniyor: Liberal ve ileri-liberal ynetimli lkeler
de, sz edilen mcadelelerin ve organlarnn sistemin dzen
leyici aletlerine dnmesi; komnist lkelerdeyse, bizzat Mark
sizm ad altnda, totalletirici modelin ve totaliter sonularnn
geri gelmesi ve sz konusu mcadelelerin dpedz varolma
hakkndan yoksun braklmas.s Ayrca her yerde, eitli gerek
elerle ve eitli adlar altnda, ekonomi politiin Eletirisi
(Marx'n Kapital'inin alt bal buydu) ve onun korelatifi olan
yabanclam toplumun eletirisi, sistemin programlanmasn
da malzeme olarak kullanlyor.9
Elbette eletirel model bu sre karsnda, Frankfurt Okulu
ya da Socialisme ou barbarie [Sosyalizm mi Barbarlk m] grubu o
gibi aznlklarda, varln srdrd ve daha rafine hale geldi.
Fakat blnmlk ilkesinin toplumsal taban, snf mcadele-

rafyas (Franszca, 1978'de bitiyor) Esprit 5 ierisinde (Mays 1978),


Hoehn & Raulet.
s Bkz. Cl. Lefort, op. cit.; id., Un homme en trop, Seuil, 1976; C. Cas

toriadis, La societe bureaucratique, 10/18, 1973.


9 Bkz. rnein J.-P. Gamier, Le marxisme lenifiant, Le Sycomore, 1979.
o 1949'dan 1965'e kadar yaymlanan "organe de critique et d' orienta

tian revolutionnaire [devrimci eletiri ve dorultu organ]" bu bal


tayordu; balca redaktrleri (eitli takma adlarla) unlardr: C. de
Beaumont, D. Blanchard, C. Castoriadis, S. de Diesbach, Cl. Lefort, J.
F. Lyotard, A. Maso, D. Mothe, B. Sarrel, P. Simon, P. Souyri.
32 Postmodern Durum

si, her trl kktencilii yitirecek derecede silikleme duru


munda kaldndan, sonunda kuramsal tabann da yitirerek
bir "topyaya", bir "umuda"ll indirgenmek; insan veya akl
veya yarahclik adna ya da artk olaslk d kalm eletirel
zne ilevine apar topar atanan, nc dnya veya renci
genlik gibi herhangi bir sosyal kategori adna, srf onuru ko
rumak uruna ykseltilen bir protesto durumuna dmek teh
likesine de maruz kald,l2
Bu ematik (veya iskeletimsi) hahrlatmann, ileri sanayi top
lumlarnda bilgi sorununu iine yerletirmek niyetinde oldu
umuz genel sorunsal netletirmekten baka ilevi yok. Zira
bilginin iinde yer ald toplum hakknda hibir ey bilinmi
yorsa, bilginin encam, yani geliim ve yaylmnn bugn ne
gibi problemlerle karlah hakknda da bir ey bilinemez.
stelik bugn, her zamankinden daha fazla, o toplum hakkn
da bir ey bilmek, nce onu nasl sorgulayacamz -ki bu ayn
zamanda onun bize nasl yant verebilecei demektir- bilmek
anlamna geliyor. Bilginin en nemli rolnn, toplumun ileyi
inin vazgeilmez bir gesi olduuna karar vermek ve ona kar
bu gre uygun biimde davranmak, ancak daha nce top
lumun byk bir makine olduuna karar verilmise mmkn-
.
dur. 3
.

Aksi ynde, bilginin eletirel ilevini hesaba almak ve geli


im ve yaylmn bu dorultuya ynlendirmek de ancak onun

11 E. Bloch, Das Prinzip Hoffrung (1954-1959), Frankfurt, 1967. Bkz. G.

Raulet ed., Utopie-Marxisme seZon E. Bloch, Payot, 1976.


12 Bu, Cezayir ve Vietnam savalarnn ve 1960'lardaki renci hare

ketlerinin yanks olarak rptrlan derme atma kurarnsal alma


lara yaplan bir irnadr. Bu konuda tarihsel bir panorama iin, bkz. A.
Schnapp ve P. Vidal-Naquet, Journal de la Commune etudiante, Seuit
1969, Sunu.
13 Lewis Murnford, The Myth of the Machine. Technics and Human De

velopment, Londra, Secker & Warburg, 1967; Fr. ev. Le mythe de la


machine, Fayard, 1974.
Sosyal Ban Mahiyeti: Modern Seenek 33

trnleik bir btn oluturmadna ve iinde bir tarhma/


sorgulama hayaletinin dolalna karar verilmise mmkn
drl4. Alternatif aka grlyor: Sosyalliin iyapsal trde
lik veya ikilii, bilginin ilevsellik veya eletirellii; ancak karar
verilmesi zor, verilse de keyfi olacak gibi grnyor.
Bu ikilemden kanmak iin iki bilgi tr ayrdetmek yolu
da denenmitir: Biri, insanlara ve malzerneye ilikin teknikiere
kolayca uygulanabilen, sistem iin vazgeilmez bir retici g
olmaya elverili pozitif bilgi; br, dorudan ve. dolayl bi
imde deerler veya amalar stne sorgulama yaparak her
trl "geri-kaz anma" (recuperation) engel olan eletirel veya
hermeneutik bilgi. s

1 4 Bu iki varsaym arasnda dlen tereddt, entellektellerin sisteme


kahimalarna ynelik bir arya da damgasn vuruyor: Ph. Nemo,
"La nouvelle responsabilite des clercs", Le Monde, 8 Eyll 1978.
15 Naturwissenschaft ile Geistwissenschaft arasndaki kuramsal kartln

kkeni W. Dilthey'e (1863-1911) kar, Fr. ev. Remy, Le monde de


l'esprit, Aubier-Montaigne, 1947.
s.
SOSYAL BAGIN MAHiYETi: POSTMODERN PERSPEKTiF

Biz bu ayrma zmn benimsemiyoruz. zmeye alb


, ancak yeniden retmekten baka bir ey yapamad altema
tifin bizi ilgilendiren toplumlar nezdinde anlaml olmaktan k
ln ve kendisinin de zaten, postmodem bilginin en canl ve di
renli modlarna tekabl etmeyen, kartlklar temelinde alan
bir dnce tarzna ait olduunu veri olarak koyuyoruz. Kapi
talizmin bugnk evresindeki, teknik ve teknolojilerin derin de
iiminin de yardmyla gerekleen ekonomik "yeniden yay
lm" (redeploiement), yukanda belirtildii gibi, devletlerin ilevinde
meydana gelen bir deiimle birlikte gidiyor; bu sendromdan ha
reketle, yukarda alternatif halinde sunulan yaklamlan ciddi bi
imde gzden geirmeyi zorunlu klan bir toplum imgesi oluu
yor. Ksa kesrnek iin yle diyelim: Dzenleme (regulation), dola
ysyla kopyalama (reproduction) ilevleri, gittike daha byk l
de, yneticilerden alnp atomatlara veriliyor ve verilecek. Asl
byk mesele, doru kararlarn alnabilmesi iin bunlarn bellek
lerinde bulunmas gereken bilgileri (informations) el allnda bu
lundurmak oluyor ve olacak. Bilgilerin elde edilmesi her trden
uzmanlarn ii oluyor ve olacak. Ynetici snf arhk karar vericiler
snf oluyor ve olacak. Zaten imdiden geleneksel politikaclardan
deil, irket yneticileri, yksek brokratlar ve byk mesleki,
sendikal, siyasi ve dini rgtlerin nderlerinden oluan karma bir
katmandan ibaret.l

Fransa Planlama Kurumu bakan M. Albert yle yazyor: "Plan


[lama Kurumu] hkmetin bir tr ett brosudur. (...) Ayn zamanda
ulusun, iinde fikirlerin yorulduu, grlerin karlap yarh ve
deiimierin olutuu byk bir kavak alandr. (. . ) [Plan yaparken]
.

yalnz olmamalyz. Bakalar tarafndan aydnlatlmalyz. ( . .) (L'Ex


. "

pansion, Kasm 1978). Karar problemi haknda bkz. G. Gafgen, Theorie


der wissenschaftlichen Entscheidung, Tbingen, 1963; L. Sfez, Critique de
Sosyal Ban Mahiyeti: Postmodern Perspektif 35

Yenilik u ki, ulus devletlerin oluturduu eski ekim ku


tuplar, partiler, meslekler, kurumlar ve tarihsel gelenekler ca
zibelerini yitiriyorlar ve en azndan alk olduklar lde, yer
lerine bakalar gelecekmi gibi de grnmyor. Kta Ko
misyonu (Commission tricontinentale) popler bir ekim veya
ilgi oda deil. Byk ahsiyetlerle, gncel tarihin kahraman
laryla "zdelemek" gittike zorlayor.2 Fransa Cumhurba
kan'nn yurttalarna hayatlarnn amac olarak nerir grn
d gibi kendini "Almanya'y yakalamaya" adamak hi de
eaturucu bir ey deil. Zaten bu yzden de gerek bir hayat
amac olamaz, Bu ama her bireyin kendisine braklm. Her
birey kendisine geri gnderiliyor, ama bu kendinin pek kymeti
harbiyesi olmadn da herkes biliyor.3
leride incelediimiz, byk Aniahiarn bu "paralanmas",

kimilerinin sosyal ban erimesi ve sosyal kollektivitelerden


sama bir Brown hareketiyle alkalanan bireysel atomlardan
olumu ekilsiz bir ktleye geilmesi olarak analiz ettikleri

la decision (1973), Presses de la Fondation nationale des sciences po


litiques [Ulusal Siyasal Bilimler Vakf Basmevi], 1976.
2 Adeta devrimle zdelemi Stalin, Mao, Castro gibi adlarn son

yirmi yl iinde ne denli prestij kaybna uradklar izlensin. Watergate


Skandal'ndan sonra ABD bakannn imajnda meydana gelen at
laklar dnlsn ...
3 R. Musil'in Der Mann ahne Eigenschaften adl romannn ana temas da

bu (Hamburg, Rowohlt); Fr. ev. Jacottet, L'homme sans qualites, Seuil,


1957. [Trke ev. Ahmet Cemal, Niteliksiz Adam, YKY, 1999-2009.] J.
Bouveresse serbest bir yorumda, bu Kendi'nin "eriyip gitmesi" (derelic
tion) temas ile XX. yzyl bandaki bilimlerin "bunalm" ve E. Mach'
n epistemolojisi arasndaki yaknl vurguluyor ve u imgeleri veri
yor: "zellikle bilimin hali bu olduuna gre, bir insan ancak ne oldu
u syleniyorsa ondan veya olduu eyle ne yaplyorsa ondan oluu
yor. (... ) Yaanan olaylarn insandan bamszlat bir dnya bu. ( ... )
Bir znesiz olu dnyas, bir eylerin kimsenin bana gelmeksizin,
kimseye sorumluluk yklemeksizin meydana geldii bir dnya", No
raft (Arras) 234 & 235 (Aralk 1978-0cak 1979; yaymlanan metin yazar
tarafndan gzden geirilmemi).
36 Postmodem Durum

olay meydana geliyor.4 Ancak durum hi de byle deil; bu


bize yitirilmi "organik" bir cennetsi toplum tasavurunun du
maruna boulmu bir gr gibi geliyor.
Kendi, evet, fazla bir ey deil, ama tecrit edilmi de deil,
her zamankinden daha karmak ve daha aynak bir ilikiler
ana yakalarun durumda. Gen veya yal, erkek veya kadn,
zengin veya yoksul, her zaman, kck de olsa birtakm ileti
im devrelerinin "dm" noktalarnda bulunuyor.s Belki y
le demek daha uygun: eitli mahiyette mesajlarn getii ara
duraklarda yer alyor. Ve asla, en elverisiz durumda da olsa,
iinden geerek kendisini gnderici, alc, ya da gnderge (refe
rent) olarak konumlandran bu mesajlar zerinde belli bir m
dahale gcnden yoksun deil. Zira dil oyunlarnn (btnlarn
sz konusu olduu herhalde anlalmbr) bu etkileriyle ilgili
olarak konum deitirmesi hi olmazsa (her ne kadar bulank
olsa da) belli snrlar iinde kabul edilebilir, hatta sistemin, per
formansn iyiletirmek iin kendine uygulad dzenleme ve
zellikle yeniden ayarlama sreleri tarafndan tetiklenebilir.
Hatta denebilir ki, sistem kendi entropisiyle mcadele ettii ve
beklenmedik bir "hamleye" ya da olaya bulam filan par
tnerin veya partner grubunun da korelatif olarak yer de
itirmesine tekabl eden bir yenilik sisteme, istemeye ve t
kebneye dayamad o ilave performativiteyi salad lde,
bu konum deitirmelerini tevik edebilir ve etmelidir.6

4 J. Baudrillard, A l'ombre des majorites silencieuses, au la ftn du social,

Utopie, 1978.
5 Sistem kuramma zg sz daarc sz konusu; rnein, Ph. Nemo,

loc. cit.: "toplumu, sibemetik anlamnda bir sistem olarak tasavvur


edelim. Bu sistem, iletiimin her yandan gelip topland ve sonra ye
niden dalld kavaklardan olumu bir iletiimler adr. ( ... )
"

6 J.-P. Garnier'nin (ap. cit., 93) verdii bir rnek: "H. Dougier ve F.
Bloch-Laine tarafndan ynetilen, Sosyal novasyon Bilgilendirme Mer
kezi'nin rol, gnlk hayattaki (eitim, salk, adalet, kltrel etkin
likler, ehireilik ve mimarlk vb.) yeni deneyimler stne bilgiler top-
Sosyal Ban Mahiyeti: Postmodern Perspektif 37

Yukanda nasl bir perspektif iinde genel yaklam yntemi


olarak dil oyunlarn nermi oldutmuz herhalde imdi anla
lmaktadr. Btn sosyal ilikilerin bu trden olduunu iddia
etmiyoruz; bu nokta burada zlmemi bir sorun olarak kala
cak; fakat, bir yandan, dil oyunlarnn ortada toplum diye bir
ey olabilmesi iin mutlaka istenen minimum iliki tr oldu
unu kabul ettirmek iin uzun uzuri hikaye anlatmaya gerek
yoktur: nsan yavrusu daha doumundan nce, en azndan
kendisine verilen adla, evresinin anlatt tarihin gndergesi
konumuna yerletirilmi olur ki,7 daha sonra bu konuma gre
yerini deitirme durumunda kalacaktr. Ya da daha basit ola
rak: Sosyal ba sorunu, sorun olarak, bir dil oyunu olan sor
gulama olaydr ki, soruyu soran, sorunun muhatabn ve so
runun konusu gndergeyi hemen yerlerine yerletirir; bu soru
daha o aamada sosyal badr.
te yandan, iletiimsel bileenin hem gereklik hem de
problem olarak her gn daha ak hale geldii bir toplumdas,
dilsel ynn yeni bir nem kazand da kesindir; ancak bunu,
bir yandan, geleneksel "maniple edici sz ve mesajn tek yanl
aktarm" alternatifine, br yandan "serbest ifade ve diyalog"
kartlna indirgemek yzeysel bir yaklam olur.
Bu son nokta stne son bir uyar. Bu problemi basit ileti
im kuram terimleriyle adlandrrsak iki eyi unutmu oluruz:
Mesajlar, rnein betimleyici (denotatif>, buyurucu (prescriptif>,
deerlendirici (evaluatif>, performatif vb. olularna gre, birbi
rinden tamamen farkl biim ve sonularla donanm olup srf

lamak, zmlernek ve yaymaktr. 'Alternatif uygulamalar'la ilgili bu


veri bankas, 'sivil toplum'un medeni bir toplum olarak kalmasn
salamakla grevli devlet organlarna hizmet sunar: Planlama Ku
rumu, Sosyal Eylem Sekreterlii, DATAR, vb .. ".
7 S. Freud bu "n-yazg" biimi stnde zellikle durmutur. Bkz.
Marthe Robert, Roman des origines, origine du roman, Grasset, 1972.
8 Bkz. M. Serres'in eserleri, zellikle Hermes 'ler I ila IV, Minuit, 1969-

1977.
38 Postmodern Durum

bilgi iletileri lsnde etkide bulunmadklar kesindir. Onlar


bu iieve indirgemek, sistemin grne ve yalnz onun ka
rna haksz yere ayrcalk taruyan bir bak as benimsernek
olur. Zira bilgi yakhyla ileyen ey sibemetik makinedir, ta
mam, ama rnein programlanmas srasnda ona verilmi olan
hedefler, rnein performansnn maksimizasyonu, ileyii esna
snda dzeltemeyecei performatf ve deerlendicici sylemler
trndendir. Kald ki performans ykseltiminin sosyal sistem
iin her zaman en iyi hedef olduu nasl garanti edilebilir? Her
hal ve karda toplumun maddesini oluhran "atomlar" bu sy
lemler, zellikle de bu soru konusunda salahiyet sahibidirler.
kinci olarak, iletiim kuramnn atageldik sibemetik ver
siyonu, belirleyici nemi olan -halihazrdaki dikkati ektiim
bir eyi skalar: Toplumun agnostik (atmac) boyuh. Atom
lar pragmatik ilikilerin kesiim noktasnda yer almaktadrlar;
ancak ayn zamanda biteviye bir hareket ierisinde kendilerini
dntren mesajlar tarafndan da yerleri deitirilmektedir.
Dilin her bir orta, kendisiyle ilikli bir "hamle" gerekleti
inde yalnzca alc ve gnderilen olarak deil, ayn zamanda
gnderici olarak da niteliini etkileyen bir tr deiime, "yer
deitirmeye" maruz kalr. Sz konusu "hamleler" zorunlu
olarak -"iyi" bir hareket deil de, salt tepkisel olduunu herke
sin bildii- "kar hamleler" e neden olur. Tepkisel hamleler,
kar koyann stratejisindeki programlanm etkilerden fazlas
deildir; bunlar muarzn ekmeine ya srer ve bu nedenle
g dengesi zerinde hibir etkisi yoktur. Yani, oyunlardaki
yer deitirmenin oalmasnn ve hatta yolunu artmasnn
nemi, bu ekilde beklenmedik bir "hamle" (yeni bir ifade) ya
ratmasdr.
Sosyal ilikileri, hangi lekte ele alnrsa alnsn, bu tarzda
anlamak yalnzca bir enformasyon kuram deil, ayn zamanda
n-varsaymlarnda agonistik de ieren bir oyun kuramdr.
imdiden farkediliyor ki, bu balamda, istenen yenilik basit bir
"yeniletirme"den ibaret deil. Dilbilimciler ve dil felsefecile
rini saymasak bile, ada kuaa mensup birok sosyal bilim-
Sosyal Ban Mahiyeti: Postmodern Perspektif 39

cide de bu yaklanu destekleyen grler bulunuyor.9


Sosyal gerekliin byle esnek dil oyunu alar halinde
"atomizasyonu", daha ziyade brokratik kirelerone yznden
eklemleri tutulmu olarak tasavvur edilen bir modem gerek
likten hayli uzak grlebilir. o Bu balamda hi deilse oyun
lara snrlar koyan, dolaysyla oyuncu taraflarn yeni hamleler
bulma yeteneklerini kstlayan kurumlarn arl argman
olarak ne srlecektir. Fakat bu bize zel bir glk karr
gibi grnmyor.
Szn, sylemin normal ve sradan kullanmnda, rnein
iki dost arasndaki sohbette, konuanlar akllarna gelen her
imkan kullanarak sylemden syleme oyunu deitirebilirler:
Soru, rica, iddia, anlah vb. karmakark biimde ayrmann
kazanna atlr. Geri bu da tamamen kuralsz deildir, ancak
kurallar sylemlerde daha fazla esneklie izin verir, hatta bu
nu tevik eder.
imdi, bu adan baklnca, bir kurum bir tartmadan her
zaman farkldr, u anlamda ki, sylemleri iine kabul etmek
(geerli saymak) iin ilave kstlamalar koyar. Bu kstlamalar,
sylemin glerine taklm szgeler gibi igrr, iletiim a
lar zerinde oluabilecek baz balantlar keserler: Sylene
meyecek eyler de vardr. Baz sylem trlerine, bazen bir tek
syleme ise ayrcalk tanr, bu sylemin ar basmas da o ku-

9 rnein, E. Goffman, The Presentation of Self in Everyday Life, Edin


burgh, U. of Ed. P., 1956, Fr. ev. Accardo, La mise en scene de la vie
quotidienne (1. La presentation de soi), Minuit, 1973; A.W. Gouldner, ap.
cit., bl. 10; A. Touraine, La voix et le regard, Seuil, 1978; id. et al., Lutte
etudiante, Seuil, 1978; M. Callon, "Sociologie des techniques?", Pandare
2 (ubat 1979), 28-32; P. Watzlawick et al. ap. cit.
10 Bkz. yuk. not 41. Modern toplumlarn gelecei olarak genel brok
rattama temas ilk nce B. Rizzi'nin eserinde ileniyor: La bureaucra
tisation du monde, Paris, 1939.
Bkz. H.P. Grice, "Logic and Conversation", P. Cole ve J. J. Morgan,

ed., Speech Acts III, Syntax and Semantics ierisinde, N.Y., Academic P.,
1975, 59-82.
40 Postmodern Durum

rumun syleminin karakterini belirler: sylenecek eyler ve


onlar sylemenin belli bir tarz vardr. rnein: Ordularda
emir sylemleri, tapnaklarda dua sylemleri, okullarda be
timleyici sylemler, aile iinde anlah sylemleri, felsefe bala
mnda sorgulama sylemleri, irketlerde performans sylem
leri gibi ... Brokratizasyon bu eilimin en son srurdr.
Ancak, kurum stne kurulan bu varsaym da hala biraz
"ar", nk kurulmu olan hakknda "eyci" (chosiste) bir g
rten yola kyor. Bugn biliyoruz ki, kurum tarafndan dilin
"hamle" bulma potansiyelinin karsna karlan snr gerekte
(resmen konmu saylsa bile) hibir zaman konamyor. Daha
ziyade, kendisi de kurumun iinde ve dnda yrtlen dil
stratejilerinin geici sonucu veya ekime konusu oluyor. r
nekler: Dil stne deney oyununun (poetika) niversitede yeri
var m? Bakanlar Kurulu'nda hikaye anlahlr m? Klada hak
aramaya kalklr m? Yantlar ak: niversite yaralclk atl
yeleri aarsa, evet; Bakanlar Kurulu yneylem (prospectif) se
naryolaryla alyorsa, evet; stler astlarla oturup konumay
kabul ediyorlarsa, evet. Baka deyile: Eski kurumun snrlar
yer deitirmise, evet.3 Buna karlk, bu snrlarn ancak e
kime konusu olmaktan klklar lde istikrar kazanacaklar
sylenecektir.
Bilgiyle ilgili ada kurumlara ite bu espri iinde yakla
nann uygun olacan sanyoruz.

12 Probleme fenomenolojik bir yaklam iin, bkz. M. Merleau-Ponty


(ed. CL Lefort), Resumes de cours [Ders zetleri], Gallimard 1968, 1954-
1955 yl dersleri. Psiko-sosyolojik yaklam iin, R. Loureau, L'analyse
institutionnelle, Minuit, 1970.
1 3 M. Callon, loc. cit., 30: "Sosyolojik olgu, aktrlerin, sosyal olanla sos
yal olmayan, teknik olanla teknik olmayan, hayali olanla gerek olan
arasnda farklar ve snrlar oluturma ve koyma hareketidir: bu snrla
rn nerelerden geecei bir ekime konusudur ve burada, total ege

menlik durumu hari, hibir ortak tutum oluturmak mmkn deil


dir." A. Touraine'in "sociologie permanente" [srekli sosyoloji] dedii
eyle kar., La voix et le regard, loc. cit.
6.
ANLATISAL Bi LGiNiN PRAGMATiGi

En ileri toplumlarda bilginin arasal (instrumental) bir e


olarak tasarianma yukanda (birinci blmde) iki itirazda bu
lunmutuk. Bilgi, hele ada biimi altnda, bilim deildir ve
bu biim, onun meruiyeti problemini gzden karabilmek
yle dursun, en az epistemolojiklii kadar sosyo-politik de
olan btn geniliiyle nmze koymamazlk edemez. nce
"anlatsal" bilginin mahiyetini netletirelim; bu inceleme, kar
latrma yoluyla, ada toplumda bilimsel bilginin ald bi
imin baz tipik zelliklerini daha iyi farketmemizi salayacak,
ayrca bugn meruiyet sorusunun nasl sorulduunu ve nasl
sorulmadn anlamamza da yardm edecektir.
Genel anlamda bilgi, bilime, hatta algsal bilgiye (connais
sance) indirgenemez. Bu ikinci tr bilgi, btn dier sylemler
dnda nesneleri betimleyen ve doru ya da yanl olduklar
sylenebilen sylemlerin btndr. Buna gre bilim de bu
bilginin bir alt kmesi olacaktr. Onun gibi betimleyici sy
lemlerden oluacak, ancak bunlarn kabul edilebiiirliklerine iki
ilave art koacaktr: Atfedildikleri nesneler tekrar tekrar erii
lebilir, yani ak gzlem koullar iinde olmal ve bu sylem
lerden her birinin uzmanlar tarafndan uygun grlen dile ait
olup olmadna karar verilebilmeli.2

1 Aristoteles, apoplu:ntika dedii eyi tanmlamak suretiyle, "savoir"m


nesnesini gl biimde snrlandrr: "Her sylem bir anlam (se
mantikos) tar; fakat her sylem betimleyici (apophantikos) deildir;
byle olan, yalnzca doru veya yanl demenin ait olduu sylemdir.
Oysa bu her durumda olmaz: rnein dua (rica) da bir sylemdir,
ama ne doru ne yanltr" (Peri hermeneias 4, 17a).
2 Bkz. K. Popper, Logik der Forschung, Viyana, Springer, 1935; Fr. ev. Thys
sen-Rutten ve Devaux, La logique de la decouverte scientifique, Payot,
1973; id., "Normal Science and its Dangers", I. Lakatos ve A. Mus
grave, ed., Criticism and the Growth of Knowledge ierisinde, Cambridge
(G.B.) U.P., 1, 1970.
42 Postmodern Durum

Fakat bilgi (savoir) terimiyle sadece bir betimleyici sylemler


kmesi kastedilmiyor, iin iine yapmay-bilme, yaamay-bil
me, dinlemeyi-bilme vb. gibi kavramlar da giriyor. O zaman,
salt belirlemeyi ve tek doruluk ltn uygulamay aarak,
etkililik (teknik kalifikasyon), adalet ve/veya mutluluk (etik
bilgelik), sessel ve renksel gzellik (iitsel, grsel duyarlk) vb.
gibi baka ltlere kadar uzanan bir kompetans sz konusu
oluyor. Byle anlalnca, bilgi bir insan "iyi" betimleyici sy
lemler kadar "iyi" buyurucu sylemler, "iyi" deerlendirici
sylemler vb ... dile getirmeye de yetenekli klan ey oluyor. Di
erleri hari yalnz bir tr, rnein bilisel, syleme ait bir ni
telikten ibaret deil. Tersine, birok sylem nesnesi hakknda
"iyi" performanslara, bilmeye, karar vermeye, deerlendirme
ye, dntrmeye... vb. imkan veriyor. Balca zelliklerinden
biri de buradan kyor: Yaygn bir yeterlilik "forrnasyonu" ile
rtyor, bir zneyi oluturan eitli yetki trlerinin o znede
temessl ve tecessm eden tek formu oluyor.
Vurgulanacak bir baka tipik zellik de byle bir bilginin
adet ve grenekle (coutume) olan yaknl. Nitekim, doru bir
buyurucu veya deerlendirici sylem, betimleme veya teknik
konusunda "iyi" bir performanstan baka nedir ki? Her ikisi de
doru veya "iyi" saylyor, nk "bilen"in muhataplarndan
oluan ortamda geedii kabul edilmi ltlere (srasyla ada
let, gzellik, doruluk ve etkililik) uygunlar. lk filozoflar3, sy
lemlerin bu ekilde merulahrlmasna karu adm veriyorlard.
Byle bir bilginin snrlarn izmeyi ve bileni bilmeyenden (ya
banc, ocuk...) ayrdetmeyi salayan uzla ise bir halkn kl
trn oluturan eydir.4
"Bilgi" anlamnda bilginin kltrle(n)me ve kltr olarak

3 Bkz. Jean Beaufret, Le poeme de Parmenide, P.U.F., 1955.

4 Yine Bildung (ng. culture) anlamnda, "kltralizm"in gndeme ge


tirdii ekliyle. Terim romantizm ncesine ve romantizme ait; kr.
Hegel'in Volksgeist kavram.
Aniatsal Bilginin Pragmatii 43

nasl bir ey olabileceine dair bu ksa hahrlatma, aslnda yet


kesini etnolojik betimlemelerden alyor.s Fakat hzl gelien
toplurnlara dnk bir antropoloji ve bir edebiyat, oralarda da,
en azndan baz alanlarda, bu anlayn srdne dair izler
bulabiliyor.6 Zaten gelime kavramnn kendisi, eitli yeterli
liklerin bir gelenein birlii iinde toparianm olduu ve z
gl yenilik, tartma ve incelemelere konu olacak kalifikasyon
lar halinde ayrmad bir geliememe ufkunu nceden-varsa
yar. Ancak bu kartlk, ille de "ilkeller" ile "uygarlar" arasn
da7 bilginin durumuna ilikin bir mahiyet deiikliini iermi
yor; "yaban dnce" ile bilimsel dnce arasndaki formel
zdelikB teziyle, hatta grnte ncekinin kart, greneksel
bilginin, kompetanslarn amzdaki danklna stnl9
teziyle, badaabiliyor.
Denebilir ki, btn gzlemciler, bilginin grenekler an
daki haliyle bilim andaki hali arasndaki farkll dramia
trmak ve anlamak iin nerdikleri senaryo ne olursa olsun, bir
nokta zerinde oydayorlar ki, o da geleneksel bilginin dile
getirilmesinde aniatsal biimin ne kyor olmas. Kimileri bu
biimi kendiliinde (bamsz bir olgu olarak) ele alyoro,
kimileri onda, kendilerine gre tam anlamyla orada i banda
olan bilgiyi oluturan yapsal operatrlerin artzamanl boyutta

s Bkz. Amerikan kltralist okulu: C. DuBois, S. Kardiner, R. Linton,


M. Mead.
6 Bkz. XVIII. yzyldan itibaren romantizmle ilikili olarak Avrupa
folklorlarnn inceleme ve retimi: Grimm kardelerin, Vuk Karadi'
in (Srp halk masallar) aratrma ve incelemeleri.
7 Bu, zellikle L. Levy-Bruhl'n teziydi: La mentalite primitive, Alcan,
1922.
8 CL Levi-Strauss, La pensee sauvage, Plon, 1962.
9 R. Jaulin, La paix blanche, Seuil, 1970.
o Vl. Propp, "Morphology of the Folktale", International Journal of

Linguistics 24,4 (Ekim 1958); Fr. ev. M. Derrida, Todorov ve Kahn,


Morphologie du conte, Paris, Seuil, 1970.
44 Postmodern Durum

giydirilmi halini gryor, kimileriyse ona Freudcu anlamda


"ekonomik" bir yorum neriyor.U Burada sadece anlahsal for
mun aklda htmlmas yeterli; anlah sz konusu bilginin tipik
ve yetkin biimi, hem de birka anlamda.
Bir kere, bu halk hikayelerinin kendileri, pozitif veya negatif
formasyonlar (Bildungen) ad verilebilecek eyleri, yani birta
km kahramanlarn giriimlerini sonlandran baar veya baa
rszlklar anlahyorlar; bu baar veya baarszlklar da ya
toplumun baz kurumlarna meruiyetlerini veriyor (mitlerin
ilevi) ya da yerleik kurumlarla btnleme konusunda olum
lu veya olumsuz modeller (mutlu veya zavall kahramanlar)
tekil ediyorlar (efsane ve masallarn ilevi). Demek ki bu anla
hlar bir yandan iinde anlatldklar toplumda geerli olan ye
terlilik ltlerinin tanmlanmasna, br yandan, bu ltler
sayesinde, orada gsterilen veya gsterilebilecek performansla
rn deerlendirilmesine imkan salyorlar.
kinci olarak, anlatsal biim, bilgi syleminin daha gelimi
biimlerinden farkl olarak, iinde ok ve eitli dil oyunu ba
rndrabiliyor. Anlahda, rnein gkyz, mevsimler, bitkiler
ve hayvanlar stne betimleyici sylemler, ayn gndergeler
ya da akrabalk, cinsiyet ayrm, ocuklar, komular, yabanclar
vb. gibi konularla ilgili olarak ne yaplmas gerektiini belirle
yen devlendirici (deontique) sylemler, rnein sorunla kar
lama (defi) gibi durumlarda ortaya kan sorgulama (soru
sorma, yant verme, bir kmeden bir birim seme) sylemleri,
deerlendirme sylemleri vb. kolayca yer bulabiliyor. Anlat
nn ltlerini koyduu veya uygulad edinler bylece sk

11 Cl. Levi-Strauss, "La structure des mythes" (1955), Anthropologie


structurale ierisinde, Plon, 1958; id., "La structure et la forme. Re
flexions sur un ouvrage de Vladimir Propp", Cahiers de l'Institut de
science economique appliquee 99, seri M, 7 (Mart 1960).
12 Geza Roheim, Psychoanalysis and Anthropology, N.Y., 1950; Fr. ev.
Psychanalyse et anthropologie, Paris, 1967.
Aniatsal Bilginin Pragmatii 45

bir doku, anlah dokusu, halinde biribirine karm ve bu tr


bilginin tipik zellii olan btnsel bir perspektif iinde d
zene sokulmu bulunuyorlar.
Biraz daha uzunca inceleyeceimiz bir nc zellik daha
var ki, sz konusu anlahlarn aktarn ile ilgili. Bunlarn anla
tlmas ou zaman uygulamasn (nerede ve nasl anlahlacak
larn) da belirleyen kurallara gre oluyor. Elbette bu, falan
toplumun anlahc roln kurumsal olarak filan ya veya cinsi
yet kategorisine, aile veya meslek grubuna vermesi anlamna
gelmiyor. Burada halk hikayelerinin adeta iyapsal (intrinse
que) diyebileceimiz bir uygulamadan bahsetmek istiyoruz.
rnein, bir Cashinahua meddah13 hikayesine yle basmaka
lp bir dile getirile balyor: "Bu ... 'nn hikayesi, bunu hep
byle dinledim, imdi size de anlatacam, siz de dinleyin."
Ayn ekilde basmakalp bir baka dile getirile bitiriyor: " ...'nn
hikayesi burada sona eriyor. Onu size anlatan ... [Cashinahuaca
ad], Beyazlarda ... [ispanyolca veya Portekizce ad] ."14
Bu ifte pragmatik uyarnn stnkr bir analizi bile unu
ortaya karyor: Anlatc, hikayeyi aniatma yeterliliini srf
daha nce onun dinleyicisi olmu olmasndan tretiyor. O s
rada karsndaki dinleyen (narrataire) de, onu dinlemi olmak
la, potansiyel olarak ayn otoriteye [anlatma yetkesine] erimi
oluyor. Anlahnn birinden "nakledilmi" olduu (anlatma per
formans byk lde uydurma ierse bile) ve "teden beri"
byle aniahid beyan ediliyor: Demek ki kahraman -bir Cas
hinahua- da vaktiyle ayn yknn dinleyicisi, belki de aniah
cs olmutur. Bu konum benzerlii nedeniyle, o sradaki anla
tcnn kendisi de bir anlahnn kahraman olabilir, hpk o
Ata'nn olduu gibi. Nitekim gerekten de, hatta ister istemez
yledir, nk hikayesinin sonunda aklad, Cashinahua so
yadlarnn dahmn merulahran resmi anlah uyarnca ken-

13 Andre M. d'Ans, Le dit des vrais hommes, 10/18, 1978.


14 Ibid., 7.
46 Postmodern Durum

disine verilmi bir ad tamaktadr.


Bu rnekle aklanan pragmatik kural elbette evrenselleti
rilemez. s Fakat geleneksel bilginin genellikle tannm bir zel
liine dair bir ipucu verir: Aniat "postalar" (gnderici, alc,
kahraman) o ekilde datlmtr ki, birini -gndericilii- igal
hakk brn -alcl- daha nce igal etmi ve tanan ad
sayesinde, daha nce bir anlatda anlablm, yani baka aniat
seanslarnda diegetique gnderge konumunda bulunmu ol
maya dayanr.16 Bu aniatlarn tad bilgi, srf szeeleme
(enonciation) ilevlerine balanmak yle dursun, ayn anda hem
anialmak iin ne sylemek gerektiini, hem konuabilmek
iin ne dinlemek gerektiini hem de bir anlatya konu olabil
mek iin (diegetique gereklik sahnesinde) ne rol oynamak ge
rektiini belirlemi olur.
Demek ki, bu tr bilgi iin geerli ve yerinde olan dil edim
leri17 yalnzca konuan tarafndan deil, kendisine konuulan
ve hatta hakknda konuulan nc kii tarafndan da icra
ediliyor. Byle bir dzenekten karlabilen bilgi, bizim "geli
mi" dediimiz bilgiye kart olarak, "tkz" (compact) olup, an
latlar geleneinin nasl ayn zamanda, iinde topluluun ken
disiyle ve evresiyle ilikilerinin oynand l bir yeterlilik
(diye-bilmek, duya-bilmek, yapa-bilmek) tanmlayan bir lt
ler gelenei de olduunu aka grmemizi salyor. Anlat
lada aktarlan ey, sosyal ba oluturan pragmatik kurallar
kmesidir.
Bu aniatsal bilginin drdnc bir yn de, ki zenle ince-

s Biz onu, aniatlarn aktanmn evreleyen ve antropolojinin bizi

zenle bilgilendirdii pragmatik "etiket" (muaeret) nedeniyle buraya


aldk. Bkz. P. Clastres, Le grand Parler. Mythes et chants sacres des Indiens
Guarani, Seuil, 1974.
16 Pragmatik boyutu da devreye sokan bir aniatbilim (narratologie)
iin, bkz. G. Genette, Figures 111, Seuil, 1972.
1 7 Kr. not 34.
Aniatsal Bilginin Pragmatii 47

lenmeyi hak eder, [tempo anlamnda] zaman zerine yapl


etkidir. Anialsal form bir ritimle uyumlu yrr, dzenli pe
riyodlarla tempo tutan bir vezinle, bunlardan bazlarnn uzun
luk veya genliini deitiren bir aksann sentezidir.lB Bu titre
imli ve mzikal zellik baz Cashinahua masallarnn ritel
eklinde icrasnda aka ortaya kar: erginleme koullarnda,
mutlak sabit bir biim altnda, kelime daarnn ve gramer ya
plarnn urad kurald basklar allnda mulaklam bir
dilde aktarlan bu masallar, sonu gelmez monoton ezgiler ek
linde terennm edilir.19 "Ne garip bilgi..." diyesi gelir insann,
seslendii gen insanlara bile kendini anlatlramyor!
Oysa ok yaygn bir bilgi bu: ocuk tekerlemelerinin bilgisi,
gnmzde tekrarlayc mzik topluluklarnn yeniden bulma
ya, hi olmazsa yaklamaya allklar bilgi. artc bir zel
lii var: Szl veya szsz sesli icralarda, vezin giderek iveye
stn geldike, tempo ezberlemenin dayana olmaktan ka
rak bellekle ilgisiz bir vurular dizisi oluyor; bu tekdze "dm
tek"te, periyodlar arasnda dikkate deer fark olmadndan,
onlarn saylmasn nlyor ve unutulma kahna gnderiyor.o
Olas kk anial paracklarna ya da eski aniatlarn bo ka
lplarna benzeyen ve ada sosyal yapnn eitli katlarnda
hala dolamay srdren zdeyi, atasz, darbmesel vb. gibi
sylemlerin biimi sorgulanacak olursa, prozodisinde bizim
bilgimizin alhn kural olan unutmamakla gs gse ar
pan bu garip zamansallamann (temporalisation) izleri fark
edilecektir.

18 Ritmi yapan ve bozan vezin/ aksan ilikisi Hegel'in speklasyon s


tne dncesinin merkezini igal eder. Bkz. Phenomenologie de l'esprit,
nsz, IV.
19 Bu malumah A.M. d'Ans'n nezaketine borluyuz; kendisine kran
larmz sunarz.
o Bkz. D. Charles'in analizleri, Le temps de la voix, Delarge, 1978 ve Do
minique Avron, L'appareil musical, 10/18, 1978.
48 Postmodern Durum

mdi, aniatsal bilginin bu uyutucu ilevi ile yukarda zik


rettiimiz, lt oluturma, vasf birletirme ve sosyal dzen
leme ilevleri arasnda bir uygunluk olmas lazm. Basitletirici
bir tasavvur olffiak zere, anlaty edincin anahtar-formu ya
pan bir topluluun, tm beklentilere aykn olarak, gemiini
hatriayabilmeye ihtiyac olmad varsaylabilir. Bu topluluk
sosyal ban zn salt anlatt hikayelerin anlamnda deil,
onlarn aniatlma eyleminde buluyordur. Aniatlarn gnder
gesi gemi zamana ait olabilir, gerekteyse hala aniatma ey
leminin adadr. Her defasnda Ben byle sylendiini iittim
ile imdi siz de iiteceksiniz arasndaki geici zamansall ortaya
koyan, imdiye ait bu eylemdir.
Bu tr anlatrnn pragmatik protokollerinde nemli olan,
anlatnn btn icralarnn ilkesel zdeliini belirtmeleridir.
Aslnda durum hi de byle olmayabilir; bu etikete gsterilen
saygdaki mizah (humour) ya da korku gesine de gzleri ka
pamamak gerekir. Ne var ki, asl nem her icradaki perfor
mansn aksanca dierlerinden farkna deil, anlatllarn ve
zinli temposuna atfedilir. Bylece, bu zamansalln hem uup
yitici hem de bellek-d olduu sylenebilir.2
Son olarak, ncelik ve stnl anlatc forma veren bir
kltrn, gemiini hatrlamaya ihtiyac olmad gibi, her
halde aniatlarna otorite salamak iin zel prosedrlere de
ihtiyac yoktur. nce anlatc makam dierlerinden ayrp ona
aniatlarn pragmatiinde ayrcalk tanyaca, sonra bu suretle
dinleyenle ve diegese'le (gndergeyle, konuyla) balants ko
pan anlatcnn, anlattn anlatmaya hakk olup olmadn sor
gulayaca, nihayet kendi meruiyetinin analizine veya bunun
la ilgili bellek taramasna (anamnese) giriecei, dorusu pek
kolay tasavvur edilemez. Aniatlarn dayand otoriteyi anla
lmaz bir aniat znesine aifedebileceini dnmekse daha

Bkz. Mircea Eliade, Le mythe de l'eternel retour: Archetypes et repeti


tions, Gallimard, 1949.
Aniatsal Bilginin Pragmatii 49

da akla uzakbr. Aniatlarn otoritesi kendilerindedir. Bir an


lamda halk onlar edimletiren eden ibaret olup, bunu da on
lar salt anlatarak deil, dinleyerek de, onlara kendini aniallira
rak da, yani kurumlarnda onlar "oynayarak" da; demek ki,
anlahc "makamndan" baka dinleyici ve diegese makamlarna
geerek de, yapar.
Bylece, daha batan merulabrc olan halk anlah pragma
tii ile, Bah'da bilinen bir dil oyunu olan meruiyet sorunu,
daha dorusu soru sorma oyununun gndergesi olarak me
ruiyet arasnda bir ltrelemezlik vardr. Grdmz gibi,
aniatlar yeterlilik ltleri belirler ve/veya bunlarn uygula
nlarn rneklerle gsterirler. Bylece, kltrde denilmeye ve
yaplmaya hakk olan eyleri tarumlam olurlar ve kendileri de
kltrn bir paras olduundan bu zellikleri dolaysyla me
rulam olurlar.
7.
BiLiMSEL BiLGiNiN PRAGMATii

Klasik tasarnundan kanlan ekliyle, zet olarak da olsa,


bilimsel bilginin pragrnatiinin tipik zelliklerini gstermeye
alalm. Burada arahrma oyunu ve retme oyunu diye iki
oyun ayrdedilecektir.
.
Kopemik gezegenlerin yrngelerinin dairesel olduunu
bildiriyor) Bu nerme ister doru olsun ister yanl, iin iin
deki pragmatik makamlarn -gnderici, alc, gnderge- her bi
ri zerinde etki icra eden bir grup gerginlik ieriyor. Bu "ger
ginlikler", sylemin "bilimden saylma" niteliinin kabul edile
bilmesini dzenleyen bir tr buyurucu kurallar.
nce, gndericinin gnderge yani gezegenlerin yrngeleri
hakknda doru syledii varsaylyor. Peki, bu ne demek? Bir
yandan dediinin kantlarn gsterebileceinin, br yandan
ayn gndergeyle ilgili her trl kart veya elikili nermeyi
rtlebileceinin varsaylmas demek.
Soma, alcnn da iittii nermeye geerli bir ekilde ona
yn verebilecei (ya da onu reddedebilecei) varsaylyor. Bu,
onun da potansiyel olarak gnderici olduunu ima ediyor; zira
onayn veya reddini dile getirdiinde, o da fiili gnderici
Kopemik'in tabi olduu ayn ifte koula, yani kantlama veya
rtme zorunluluuna tabi olacaktr. Dolaysyla, potansiyel
olarak onunla ayn nitelikleri tad varsaylyor: Yani onun
eitidir; fakat bu ancak konutuu zaman ve bu koullarda
belli olacakhr. Daha nce ona bilgin denemez.
nc olarak, gndergenin, yani Kopemik'in bahsettii
gezegenlerin yrngesinin, bu sylernde ne ise ona uygun bi-

1 Bu rnek Frege'den alnyor: "Ueber Sinn und Bedeutung" (1892);


ng. ev. "On Sense and Reference", Philosophical Writings, Oxford,
Blackwell, 1960.
Bilimsel Bilginin Pragmatii 51

imde "ifade edildii" varsaylyor. Fakat onun gerekte ne ol


duu ancak Kopernik'inkiyle ayn statde sylemlerden bilin
dii iin, uygunluk kural sorun kanyor: Dediim doru, n
k karutlyorun; ama kanbmm doruluunun kaml ne?
Bu gln bilimsel zm bir kural iftinin izlenmesin
den ibaret. Birincisi diyalektik, hatta hukuksal tipten retorik2:
Gnderge diye, tarhmada kant ve delile konu olabilen eye
denir. Forml yle deil: Karutlayabilirim, nk gereklik
dediim gibidir; fakat yle: Kantiayabildiim srece gerek
liin dediim gibi olduu dnlebilir} kinci kuralsa metafi
zik: Ayn gnderge tutarsz veya elikili birden ok kant su
namaz veyahut "Tanr" insan aldatnaz.4
Bu ifte kural, XIX. yzyl biliminin dorulama, XX. yzyl
bilimininse yanllama adn verdii eyin taycs.s Taraflarn
-gnderici ile alcrun- tarhmasna bir uzla ufku almasn
salyor. Geri her uzla hakikat gstergesi deildir; fakat bir
sylemin doruluunun uzlaya yol anamazlk ederneyecei
varsaylyor.
Bu dediklerimiz arahrma hakknda. Grlyor ki, arahr
ma, gerekli tamamlaycs olarak retneyi adeta aryor. Zi
ra bilim insanna sras gelince gnderici, yani i orta olabile
cek bir dinleyici lazm. Yoksa, yeterlilikterin yenilenmemesi
kartlar arphran bir tarhmay imkansz klacandan, sy
leminin dorulanmas da byle bir tarhma yokluunda im
kansz olur. stelik bu tarhmada sz konusu olan ey bilim
insannn srf syleminin doruluu deil, kendi yeterliliidir

2 Br. Latour, "La rhetorique du discours scientifique", Actes de la


recherche en sciences sociales 13 (Mart 1977).
3 G. Bachelard, Le nouvel esprit scientifique, P.U.F., 1934.

4 Descartes, Meditations metaphysiques, 1641, Meditation IV.


5 rn. bkz. K. Hempel, Philosophy of Natural Science, Englewood Cliffs
(N.J.), Prentice Hall, 1966; Fr. ev. Saint-Semin, Elements d'epistemologie,
Arnand Colin, 1972.
52 Postmodern Durum

de; zira yeterlilik asla kendi kendine edinilir olmayp nerilen


sylemin, eitler arasndaki bir lehte ve aleyhte akl yrtme
sreci iinde tarhlabilir saylp saylmayacana baldr.
Demek ki sylemin doruluu ve syleyenin yeterlililii, bu
bakmdan eitler topluluunun onayna tabidir. Demek ki, bu
eitleri yetitirmek gerekir.
te eitim bu retimi salyor. Aratrmadaki eitim oyun
dan farkl. Ksaca belirtelim, ilk n-varsaym alcnn, yani
rencinin, gndericinin bildiini bilmiyor olmasdr ki, zaten bu
sebepten dolay renecek bir eyi vardr. kinci n-varsaym
ise rencinin bunu renebilecei ve hocasyla ayn yeterli
likte bir uzman olabileceidir.6 Bu ifte gereklilik bir ncs
ne yol aar: yle sylemler vardr ki, bunlar hakknda, ara
trma pragmatiini oluturan argman tokuturma ve kant
gsterme sreci yeterli noktaya varm saylabilir ve buna da
yanlarak bunlar olduklar gibi, tarhlmaz hakikatler olarak,
retime aktarlabilir.
Baka deyile, ne biliniyorsa o retiliyor: Uzmanlk byle
bir ey. Ancak, renci (didaktiin alcs) yeteneini gelitir
dike, uzman ona henz bilmedii ama bilmeye alh (tabii
kendisi ayn zamanda aratrmacysa) eylerden de haber vere
biliyor. Bylece renci de aratrmaclarn didaktiine, yani
bilimsel bilgi oluturma oyununa, dahil olmu oluyor.
Bu pragmatik anlahsal bilgininkiyle karlatrlacak olursa,
u zellikler ne kyor :
1. Bilimsel bilgi belli bir dil oyununun, betimleyici olann,
tecrit edilmesini ve dierlerinin dlanmasn gerektirir. Bir
sylemin kabul edilme lt, hakikat deeridir. Geri burada
soru sorma (" . . . olay nasl aklanabilir?") ya da huyurma ("Bir
saylabilir elemanlar dizisini ele alalm... ") gibi baka tr veya
snftan sylemiere de rastlanabilir, ama bunlar orada diyalek-

6 Bu iki varsaymn kard glkler burada ele alnamaz. Bkz.


Vincent Descombes, L'inconscient malgre lui, Minuit, 1977.
Bilimsel Bilginin Fragnatii 53

tik akl yrtmede slupsal boluk doldurma elerinden iba


ret olup akl yrtmenin betimsel bir sylemle sonulanmas
gerekir.7 Demek ki, ancak bir gnderge hakknda doru bir
sylem dile getirilebiliyorsa (bu anlamda) bilgin; ancak uzman
larm eriebildii gndergeler hakknda dorulanabilir veya yan
llanabilir sylemler dile getirilebiliyorsa bilim insan (scien
tifique) olunabilir.
2. Bylece bu bilgi, birleimleri sosyal ba oluturan dier
dil oyunlarndan ayrlm olur. Artk, aniatsal bilgi gibi bu do
kunun dolaysz bir paras deildir. Fakat dalayl bir bileeni
dir, nk meslek haline gelip kurumlarn kurulmasna yol
aar; oysa modern toplumlarda dil oyunlar nitelikli i ortak
lar, profesyoneller tarafndan iletilen kurumlar biimi altnda
toplanr. Bilgi ile toplum (yani, profesyonel bilim insam olma
mak kouluyla, genel agonistik iindeki i ortaklarnn btn)
arasndaki iliki kendini da vurur. Bylece yeni bir problem
ortaya kar: Bilim kurumunun toplumla ilikisi. Bu problem
acaba didaktikle, rnein her sosyal atomun bilimsel yeterlilii
edinebilecei n-varsaymyla, zlebilir mi?
3. Aratrma oyunu iinde aranan yeterlilik yalmz gnderici
makamyla ilgilidir. Alcnn zel vasfa sahip olmasna gerek
yoktur (bu ancak didaktikte istenir: rencinin yeterince zeki
olmas lazmdr). Gndergede ise hibir vasf yoktur. nsan bi
limleri sz konusu olduunda bile, insan davramlarnn u
veya bu yn olan gnderge, ilke olarak, bilimsel diyalektiin
taraflar karsnda dsal bir konuma tanm bulunur. Burada
aniatsal bilgide olduu gibi, bilginin olunduunu syledii
ey olmay bilmeye gerek yoktur.
4. Bir bilimsel sylem, nakledilmi olmaktan hibir geerlik
kazanmaz. Pedagojik srete bile, ancak her zaman gncellik

7 Bu gzlem, anlahnn incelenmesinde de pekala ortaya kabilecek


nemli bir gl gzden saklyor: Dil oyunlaryla sylem trleri
arasndaki ayrm sorunu. Bunu burada ele almyoruz.
54 Postmodern Durum

iinde argmanlama ve kantlarla dorulanabilir olduu l


de retilir. Kendiliinde, hibir zaman "yanllama"dan
bak deildir.s Bu ekilde, daha nce kabul edilmi sylem
lerin birikiminden olumu bilgi her an red edilir veya rt
lebilir. Ancak tersine, her yeni sylem de, ayn gnderge s
tne daha nce kabul edilmi bir baka sylemle elikili ise,
ancak o sylemi argman ve kantla rtebildii takdirde ge
erli kabul edilebilecektir.
5. Demek ki bilim oyunu rtk biimde artzamanl bir za
mansallk, yani bir bellek ve bir proje ieriyor. Bilimsel bir sy
lemin fiili gndericisinin, gndergesiyle ilgili nceki sylem
lerden haberdar olduu (kaynaka) varsaylyor ve ayn konu
daki yeni sylemi ancak ncekilerden farkl olduu lde
nerebiliyor. Her performansn "aksan" dediimiz ey burada
"vezin"e oranla ncelik kazanyor, ayn sebeple bu oyunun po
lemik ilevi de yle. . . Bilgiyi bellekte depolama ve yenilik ara
trmay varsayan bu artzamanllk (diachronie) ilke olarak biri
kirnci (cumulatij) bir sre belirliyor. Bunun "ritmi" ise, ki ak
sann vezne oran demektir, deiken.9
Bu zellikler biliniyor. Ancak iki nedenle yeniden hatrla
himay hak ediyorlar. nce, bilimin bilimsel olmayan (anla
tmc) bilgiyle paralele konmas, birincinin varlnn ikinciden
daha fazla, veya daha az, zorunluluk tamadn anlatyor ya
da en azndan hissettiriyor. Her ikisi de sylem beklerinden
oluuyor; bunlar genel kurallar erevesinde oyuncularca ya
plan "hamleler"; bu kurallar iki bilgi trne ayr ayr zg ve
birinde iyi veya doru saylan "hamleler", rasiantlar hari,
brnde ayn nitelikte saylmayabiliyor.
Demek ki, aniatsal bilginin ne varl ne de deeri bilimsel
den hareketle yarglanabilir ve tabii ne de bunun tersi yapla-

8 Yukarda doksannc dipnotta verilen anlamda.


9 Th. Kuhn, The Structure of Scientific Revolutions, Chicago U.P., 1962;
Fr. ev. La structure des revolutions scientifiques, Flammarion, 1972.
Bilimsel Bilginin Pragmatii 55

bilir: Geerli ltler birinde ve brnde ayn deildir. Olsa


olsa, bitki ve hayvan trlerinin eitlilii karsnda nasl a
yorsak, sylem trlerinin okluu karsnda da yle yapabili
riz. Postmodernlikte "anlamn kaybna" at yakmann balca
anlam, orada bilginin artk aniatsal olmamasna zlmek de
mek. Bu bir tutarszlk Ondan kk olmayan bir tutarszlk
daha var: Bilimsel bilgiyi (gelime vb. gibi operatrlerle) aniah
sal bilgiden hareketle tretmeye veya retmeye almak, sanki
ikincisi birincisini embriyo halinde ieriyormu gibi. . .
Yine de, canl trleri gibi dil trlerinin de aralarnda birta
km ilikiler vardr ve bu ilikiler uyumlu olmaktan uzakhr.
Bilimin dil oyununun zelliklerini zet halinde olsun hahrlat
may hakl klan br neden, tam da onun anlabmc bilgiyle
olan ilikisine temas ediyor. Bu ikincinin kendini merulahr
ma sorununa deer tanmadn, akl yrtmeye ve kant sun
maya bavurmadan srf aktarlnn pragmatiiyle kendi ken
dini "akredite" ettiini sylemitik. Bu yzden, bilimsel syle
min sorunlarn anlayamaynn yan sra, ona belirgin bir
hogr de gsterir: nce onu anlahmc kltrler ailesinin de
iik bir tr olarak alr.JO Ancak bunun tersi doru deildir.
Bilim insan anlahsal sylemlerin geerliini sorgular ve onla
rn hibir zaman akl yrtme veya kanta tabi olmadklarn
tespit eder ve onlan baka bir zihniyet snfna koyar: Vahi,

10 Kr. Okulda ilk fen derslerinde ocuklarn tuhmu ya da yerli halk

larn etnologlarn aklarnalarn yorumlay tarzlan (bkz. Levi-Strauss,


La pensee sauvage, loc. cit., bl. 1, "La science du concret").
11 rnein, Metraux Clastres'a yle der: "lkel bir toplumu ince
leyebilmek iin, o srada biraz olsun rm olmas gerekir." Gerek
ten de yerli bilgilendiricinin (informateur) [toplumunu] etnolog gzy
le inceleyebilmesi, kurumlarnn ileyii hakknda, dolaysyla merui
yeti hakknda, kendi kendine sorular sorabilmesi gerekir. Clastres,
Ache kabilesindeki baarszl stne dnrken, szn yle
balar: "Bunun iin, Ache'ler hepsi birden, talep etmedikleri hediye
leri kabul ediyor, ama nerilen diyalog denemelerini reddediyorlard,
56 Postmodern Durum

ilkel, az gelimi, geri kalm, yabanclam; karulardan, gre


neklerden, otoriteden, nyarglardan, cehalette, ideolojilerden...
olumu ... Anlatlar, kadn ve ocuklara uygun birtakm masal,
mit ve efsanelerden ibarettir. En iyi yorumla, bu karanlk dn
yaya biraz k sokulmaya, uygarlahrmaya, eitmeye, gelitir
meye allacakhr.
Bu eitsiz iliki, her iki oyuna zg kurallarn iyapsal bir
sonucudur. Bunun belirtileri bilinmektedir. Bu, Bab'nn balan
gcndan bu yana kltr emperyalizminin btn tarihidir. Bu
tutumun ierdii z bilmek nemlidir: Gdc ilkesi meru
la[hr]ma gerekliliidir.

nk btna ihtiya duymayacak kadar kuvvetliydiler; ancak hasta ol


duklar zaman konumaya balayabilecektik" (alntlayan: M. Cartry,
"Pierre Clastres", Libre 4 [1978]).
8.
ANLATISAL iLEV VE BiLGiNiN MERULA[TIRIL]MASI

Bu merula[hr]ma problemi gnmzde artk bilimin dil


oyumnda bir zafiyet olarak grlmyor. Aslnda kendisinin
de problem olarak, yani bulgu yolu (ressort heuristique) olarak
merulam olduunu sylemek daha doru olur. Fakat onun
bu ekilde ters yz edilerek el alnnas yakn dneme ait. Bi
limsel bilgi bu noktaya (yani kimilerinin pozitivizrn dedii e
ye) gelinceye kadar, baka zmler de arahrd. Bu zmle
rin uzun sre, aka veya zmnen, aniatsal bilgiye ait olan ba
z prosedrlere bavurmaktan kanamam olmalar ise dik
kate deer bir olgu.
Anlatsaln, u veya bu biim altnda, aniatsal olmayann
iine bu geri dn, kesin olarak alm bir olgu olarak g
rlmemeli. Kaba bir kant: Bir "bulu"un ardndan televizyona
arlan, gazetelere mlakat veren bilim insanlar ne yapyor
lar? Tamamen destanslk d olan bir bilginin destann anla
tyorlar. Bylece anlah oyununun kurallarn yerine getirmi
oluyorlar ki, bunun basks, yalnz medya kullanclarnda de
il, kendi ilerinde de hala ciddi lde hissediliyor. mdi, byle
bir olgu ne dikkate demez ne de marjinal bir ey saylrnal; zira
bilimsel bilginin "popler" bilgiyle ya da bundan ne kalmsa
onunla, ilikisini gndeme getiriyor. Devlet, bilirnin kendini bir
destan olarak tasavvur edebilmesi iin hayli masrafa girebiliyor;
zira onun zerinden kendini inanlr klyor, kendi karar verici
lerinin ihtiyac olan kamusal rza veya onay yaratyor.

1Bilimci (scientiste) ideoloji konusunda, bkz. Survivre 9 (Austos-Eyll


1971); Jaubert ve Levy-Leblond ed. op. cit., 51 ve devamnda tekrar ele
alnyor. Bu derlemenin sonunda, bilimin sistemin egemenliine giri
inin eitli biimlerine kar mcadele eden sreli yayn ve eylem
gruplarnn bir bibliyografyas yer alyor.
58 Postmodern Durum

Dolaysyla, aniabsala bavurmann kanlmaz olmas, en


azndan bilime zg dil oyunu sylemlerinin doru olmasn
istedii, ama onlar kendi imkanianya merulabramad l
de, ihtimal d deildir. Bu durumda, yukarda ksaca de
indiimiz gibi, habrlamak ve proje yapmak ihtiyac (tarihsel
lik ihtiyac, aksan ihtiyac) olarak deil, tersine unutma ihtiyac
(metrum, vezin ihtiyac) olarak anlalacak indirgenemez bir ta
rih ihtiyac olduunu kabul etmek gerekecektir (albnc blm) .
Fakat bu noktaya gelmek iin henz erken. Yine de, aa
daki fikir ve dnceler ifade edilirken, u nokta hep aklda
tutulacak: Merulatrma problemine imdiye dek nerilmi
olan, grnte eskiyip gndemden dm zmler, aslnda
ilke olarak byle olmayp yalnz brndkleri ifadelerde bu
izlenimi verirler; dolaysyla, bugn baka biimler albnda var
lklarn srdrmelerine amamak gerekir. Nitekim biz de u
anda burada, Bab bilimsel bilgisinin statsn netletirmek
iin, bir hikayesini kurmaya ihtiya duymuyor muyuz?
Yeni dil oyunu, daha balangcndan itibaren, kendi me
ruiyeti sorununu ortaya koyar: Temsilcisi Platon'dur. Diyalog
lar'n, bilim pragmatiinin aka tema olarak, zmnen n-var
saym olarak yerini ald pasajlarnn tefsirini yapmann yeri
buras deil. Diyalog oyunu, kendine zg gerekleriyle, ara
trma ve retme gibi iki ilevi birden iine alarak, bu prag
matii zetliyor. Orada daha nce saylan kurallarn bazlarn
buluyoruz: Srf uzla (homologia) amal akl yrtme, uzlama
imkannn gvencesi olarak gndergenin teklii, tartmann
taraflar arasnda eitlik, hatta bunun bir kader deil bir oyun
olduunun dolayl olarak tannmas (nk zaaf ya da kabalk
yznden kurallar kabul etmeyen btn taraflar darda bra
klyor).2
Ne var ki, oyunun kendisinin meruiyeti sorununun da, bi-

2 V. Goldschmidt, Les Dialogues de Platon, P.U.F., 1947.


Aniatsal ilev ve Bilginin Merul[trl]mas 59

limsel mahiyette olduuna gre, diyalogcia sorulan sorulara


dahil olmas gerekiyor. yi bilinen ve daha batan bu sorunu
sosyo-politik otorite sorununa balayan bir rnek, Devlet'in VI.
ve VII. kitaplarnda veriliyor. Bilindii gibi, burada yant, en
azndan ksmen, bir anlahdan oluuyor: nsanlarn neden hi
kaye istediklerini ve bilgiyi tanmadklarn anlatan maara
alegorisi. Bylece, bilgi, ehadetinin hikayesiyle temellendiril
mi oluyor.
Ama dahas var: Meruiyet gayreti bizzat formunun iinde,
yani Platon'un Diyaloglar'nda, silahn anlahya tes ediyor;
zira bunlarn her biri daima bir bilimsel tarhmann hikayesi
biimini alyor. Tarhmann hikayesinin nakledilmekten ok
gsteriliyor, aniahimaktan ok sahneye konuyor olmasnn3,
dolaysyla epikten ok trajik tre uymasnn, burada nemi
yok. Bilimi balatan Platoncu sylem bilimsel deil, hem de
onu merulahrma iddiasnda olduu lde ... Bilimsel bilgi
doru bilgi olduunu br bilgiye, anlahya, bavurmadan bi
lemez ve bildiremez; anlah onun iin bilgi-olmayandr, o ol
mazsa kendi kendini n-varsaymak zorunda kalr ve bylece
reddettii duruma, sav kantsamaya, nyargya der. Ama
zaten anlahnn otoritesine yaslanarak da ayn duruma dm
olmuyor mu?
Anlatsaln, bilimsel sylemin merulatrlma sylemleri
iinde -ki bunlar, ksmen de olsa, byk antika, ortaa ve
klasik a felsefeleridir- tekrar tekrar ortaya klarn izleme
nin yeri buras deil. Bu bitmeyen bir ikence. Descartes'nki
kadar kararl bir dnce bile bilimin meruiyetini ancak
Valery'nin bir tinin tarihi4 dedii eyde ya da gerekte bir for
masyon roman (Bildungsroman) olan Yntem zerine Konu-

3 Terimler G. Genette, Figures III, loc. cit. den alnd.


4 P. Valery, Introduction a la methode de Leonard de Vinci (1894), Gal
lirnard, 1957 (ayn kitapta "Marginalia" [1930], "Note et digression"
[1919], "Leonard et les philosophes" [1929] da yer alyor).
60 Postmodern Durum

ma' da serimleyebilnitir. Aristoteles, bilimsellii beyan edilen


sylemlerin tabi tutulaca kurallarn betimlenmesini (Orga
non), onlarn meruiyetlerinin varlk stne bir sylernde aran
masndan (Metafizik) ayrmak suretiyle ve hele bilimsel dilin,
gndergenin varln dile getirme iddias da dahil olmak ze
re, srf akl yrtme ve kantlardan, yani diyalektiktens, yapl
m olduunu nererek, herhalde bu alanda en modemlerden
biri olmutur.
Modem bilimin geliiyle, merula[tr]ma sorunsalnda iki
yeni bileen ortaya kyor. nce, "kant nasl kantlanr?" ya
da daha genel olarak, "doruluk koullarna kim karar verir?"
sorusuna yant vermek iin, metafizik bir ilk kant ya da akn
bir otorite aramaktan vazgeilerek, doruluk koullarnn, yani
bilim oyununun kurallarnn, bu oyunda ikin olduklar, ken
disi de bilimsel olan bir tarhma dnda baka bir yoldan be
lirlenemeyecekleri, ve kurallarn "iyi" olduuna uzmanlarn uz
lasn salam olmaktan baka kant olmad kabul ediliyor.
Modemitenin, bir sylemin koullarn bu koullar stne
bir sylemle tanmlamak eklindeki bu genel tavr ve tutumu,
daha yeni domakta olan hmanizm hareketinde ve eitli e
killerde Aydnlanma'da, Sturm und Drang'da, Alman idealist
felsefesinde, Fransz tarihseki okulunda, anlahsal (popler)
kltrlerin saygnlnn iadesiyle birlikte gidiyor. Aniat olay
merulatrmann bir dil srmesi olmaktan kyor. Bilgi so
runsalnda anlatya bu ak ar, burjuvazinin geleneksel oto
riteler karsnda kendi iradesine, hak ve zgrlklerine sahip
kyla balantl yryor. Aniatlarn bilgisi Bat'ya yeni oto
ritelerin meruiyetine zm getirmek iin geri geliyor. Anla
tya dayal bir sorunsalda, u soruya yant olarak bir kahraman
adnn beklennesi doaldr: Toplum adna karar vermeye ki
min hakk var? Buyruklar, onlara tabi olan insanlar iin norm

5 P. Aubenque, Le probleme de l'Etre chez Aristote, P.U.F., 1962.


Aniatsal Ilev ve Bilginin MeruLa[trl]mas 61

deeri tayan zne kim?


Sosyo-politik meruiyelin bu ekilde sorgulanmas, yeni bi
limsel tutumla birleiyor: Kahramann ad halk, meruiyelin
alameti onun uzlas, normlatrma tarz da konuup tartma.
lerleme fikri buradan doal olarak kyor: Aslnda bilginin bi
rikimini salad varsaylan hareketten baka bir eyi temsil
etmiyor, fakat bu hareket yeni sosyo-politik zneyi de iine
alacak ekilde geniliyor. Bilginler topluluunun doru ve yan
l konusunda kendi iinde tarhmas gibi, halk da hakl ve
haksz konusunda kendi kendisiyle grp danma halinde;
o topluluk nasl bilimsel yasalar biriktiriyorsa, halk da ayn e
kilde medeni yasalar biriktiriyor; topluluk nasl yasalarn yeni
bilgilerin nda gzden geirip yeni "paradigmalar" reti
yorsa6, halk da ayn ekilde kurucu hkmlerle uzlasnn ku
rallarn yetkinletiriyor.
Grlyor ki, bu "halk", geleneksel anlabsal bilgilerde ie
rilen halktan her ynyle ayrlyor; zira bu bilgiler, yukarda
belirttiimiz gibi, hibir kurucu tarhma, hibir birikirnci iler
leme, hibir evrensellik iddias iermiyor; bu saylanlar bilimsel
bilginin operatrleri. Buna gre, bu yeni "halk"la merula
hrma ynteminin temsilcilerinin ayn zamanda, arhk kaderleri
ancak kara cehalet olabilecek aznlk ya da potansiyel ayrlk
lar olarak alglanan halklarn geleneksel bilgilerinin aktif yok
edicileri olmalarna amamak gerekiyor?
Ayn ekilde, ister istemez soyut olan (nk tek bilen zne,
yani dier dil oyunlarnn tamamen dnda sadece doruluk
deeri tayan betimleyici sylemlerin gnderid-alcs mode
line gre tasarlanm) bu znenin gerek varlnn, iinde tar-

6 P. Duhem, Essai sur la notian de theorie physique de Platon a Galilee,


Hermann, 1908; A. Koyre, Etudes galileennes (1940) Hermann, 1966; Th.
Kuhn, op. cit.
7 M. de Certeau, D. Julia ve J. Revel, Une politique de lq langue. La
Revolutionfranaise et les patois, Gallimard, 1975.
62 Postmodern Durum

hp karar verdii kabul edilen ve tamamen ya da ksmen dev


leti de kapsayan, kurumlara asl olmas da anlalr bir ey.
Bylelikle devlet sorunu da bilimsel bilgi sorunuyla sk biim
de i ie gemi oluyor.
Ama te yandan bu i ieliin basit bir ey olamayaca da
grlyor, zira aslnda ulus hatta insanlk demek olan "halk",
zellikle siyasal kurumlarnda, bilmekle yetinmiyor; yasa da
koyuyor, yani norm deeri tayan buyruklar dile getiriyor.s
Demek ki yeterliliini sadece doruluk alaruna ait betimsel
sylemler konusunda deil, "adalet" iddias ieren buyurucu
sylemler konusunda da icra ediyor. Dediimiz gibi, anlabsal
bilginin, kavramrun da tremi olduu tipik zellii ite byle:
Her iki vasf birlikte ieriyor, tab geri kalanlan da . . .
Bahsettiimiz ve bilginin geerlii olarak anlaby yeniden
devreye sokan merulabrma tarz bylece, anlabnn znesini
bilisel veya pratik olarak, yani bir bilgi kahraman ya da bir
zgrlk kahraman olarak, tasavvur ettiine gre, iki farkl
dorultu alabiliyor. Ayrca bu alternatif nedeniyle, merula
trma her zaman ayn anlam tamamakla kalmyor, anlabnn
kendisi de bunun tamam bir versiyonunu vermekte yetersiz gi
bi grnyor.

s Buyruk (prescription) ile norm arasndaki aynm konusunda, bkz. G.

Kalinowski, "Du metalangage en logique. Reflexions sur la logique


deontique et son rapport avec la logique des normes", Documents de
travail 48 (Kasm 1975), UniversW di Urbino.
9.
BiLGiYi MERULATlRMA ANLATILAHI

Merulabrma aniabsnn iki versiyonunu inceleyeceiz; biri


daha ziyade siyasi br daha ziyade felsefi, ama her ikisi de
ada tarihte, zellikle bilginin ve bilgi kurumlarnn tarihin
de, byk nem tayor.
Biri, zgrlk kahraman olarak insanl konu alan sylem:
Btn halklarn bilime haklar vardr. Sosyal zne zaten bilim
sel bilginin de znesi olmaldr; olamamsa, rahipler ve dikta
trler tarafndan engellenmi olmas yzndendir... Bilim hak
k yeniden ele geirilmelidir. Bu anlahnn niversite ve Yksek
Okullardan ziyade ilkretim politikasn ynlendirmesi anla
lr bir durumdur.t [Fransa'da] III. Cumhuriyet'in [1875-1940]
milli eitim politikas bu n-varsaymlarn gayet ak uygula
masdr.
Yksek retime gelince, bu aniat onun alan ve arln
snrlandrr grnyor. rnein, Napolyon'un bu konuda y
rrle koyduu hkmler, genellikle devletin istikrar iin
gerekli olan idari ve mesleki vasflar retmek kaygsna bala
nr.2 Ama bu, bir noktay gzden karmak olur: zgrlk an-

Bu politikann bir izi, orta retimin sonuna bir felsefe snf eklenme
sinde karmza kyor. Ayrca, "Groupe de recherches sur 1' enseigne
ment de la philosophie"nin [Felsefe renimi Aratrma Grubu], orta
retimin birinci devresinden itibaren rencilere "felsefe okutma"
projesinde: GREPH, "La philosophie declassee, Qui a peur de la philoso
phie?" [Kme den felsefe, Kim korkar felsefeden?], Paris, Flammarion,
1977. Quebec'te CEGEP'in programlanrun, zellikle felsefe programla
nnn, yapsn belirleyen ynelim de bu imi gibi grnyor (bkz. rn.

Cahiers de l'enseignement collegial l975-l976, felsefe programlar).


2 Bkz. H. Janne, "L'Universite et les besoins de la societe contempo
raine", Cahiers de l'Association internationale des universites lO (1970), 5;
alntlayan: Commission d'etude sur les universites, Documents de con
sultation, Montreal, 1978.
64 Postmodern Durum

lahlar perspektifi iinde devlet de meruiyetini kendinden de


il, halktan alr. Yksek retim kurumlarnn imparatorluk
politikasyla devlete ve ikincil dzeyde sivil topluma, vasfl
kadro yetitirmek iin fidelik olmaya adand doruysa, bun
lann marifetlerini icra edecekleri ynetim ve meslek kurumlan
yoluyla, yeni bilgilerin halk iinde yaylmas sayesinde, ulusun
kendisi de zgrlklerine kavumu olacak demektir. Ayn
uslamlama, daha gl gerekelerle, asl zgl bilimsel kurum
larn kurulmasnda da geerlidir. Devlet ne zaman "halkn"
ulus ad alhnda eitimini ve ilerleme yoluna sokulmasn do
rudan doruya stlense, zgrlkler anlahsna bavuru hemen
karmza kyor.3
br merulahrma anlahsyla ise bilim, ulus ve devlet ara
sndaki ilikiler tamamen farkl bir biimde ele alnp deer
lendiriliyor. Bu olgu 1807-1810 yllar arasnda Berlin niversi
tesi'nin kuruluu srasnda ortaya kar.4 XIX. ve XX. yzyl
larda gen lkelerde yksek retimin yaplanmas zerindeki
etkisi byk olacakhr.
Bu kurulu vesilesiyle, Prusya Hkmeti'ne Fichte'nin bir
projesi ile Schleiermacher'in buna kart grleri sunuldu. Ke
sin karar vermek de Wilhelm von Humboldt'a dt. Hum-

3 Brmrm "kab" (nerdeyse mistik-askeri) bir ifadesi Julio Mesquita Fil


ho, Discorso de Paraninfo da primeiro turma de Licenciados pela Faculdade
de Filosofia, Ciencas e Letras da Universidade de Sa Paulo (25 Ocak
1937)'de; Brezilya'da gelimenin modem problemlerine uyarlanm bir
ifadesi de Relatorio do Grupo de Trabalho, Reforma Universitaria, Brasilia,
eitim, kltr, plan vb. bakanlklar, Austos 1968'de grlebilir. Bu
belgeler Brezilya'da niversite konulu bir dosyann ierii olup, Sa
Paulo niversitesi'nden Helena C. Chamlian ve Martha Ramos de Car
valho tarafndan bana ulabnlrnbr; nezaketlerine teekkr ediyorum.
4 Bu dosya, Miguel Abensour ve College de philosophie'nin himmeti
sayesinde, Franszca bilen okurlarn eriimine srmulmutur: Philoso
phies de l'Universite. L'Idealisme allemand et la question de l'universite
(Schelling, Fichte, Schleiermacher, Humboldt, Hegel'den metinler),
Payot, 1979.
Bilgiyi Merulatrma Aniatlar 65

boldt il.Gncinin daha "liberal" olduu nerisi lehine gr bil


dirdi.
Humboldt'un bu konudaki muhbras okununca, tm bilim
sel kurum politikasn u nl formle indirgemek eilimi ar
basar: "Bilimi kendisi iin aramak". Ancak bu, Schleiermacher'
in daha btnlk iinde serimlediine ok yakn olan ve bu
rada bizi ilgilendiren merulabrma ilkesinin hakimiyetinde
bulunan sz konusu politikann nihai amalar hakknda yanl
mak olur.
Humboldt elbette bilimin kendi kurallarna tabi olduunu,
bilimsel kurumun "srekli olarak kendi hayatiyetiyle yaayp
kendini yenilediini" bildirir. Fakat niversite'nin kendi mad
desini, yani bilimi, "ulusun manevi ve ahlaki 'geliimine' (Bil
dung) hasretmesi gerektiini" de ilave eder.s Peki, bu Bildung
etkisi kar gzetmeyen bir bilgi arayndan nasl treyebilir?
Devlet, ulus, tm insanlk kendisi iin aranan bilgi anlayna
kaytsz deil midir? Nitekim, Hunboldt'un da itiraf ettii ze
re, onlar ilgilendiren ey saf bilgi deil "karakter ve eylem" dir.
Hkmetin danman bylece nemli bir anlamazln
karsnda yer alm olur; bu durum Kant eletirinin bilmekle
isternek arasnda meydana getirdii kopmay; yani srf doru
luk ltne tabi betimleyici sylemlerden (denotations) oluan
bir dil oyunu ile, etik, sosyal, politik uygulamalar belirleyen ve
ister istemez kararlar ve mecburiyetler de ieren bir dil oyunu
arasndaki, baka deyile, yalnz doru deil adil de olmas bek
lenen ve dolaysyla son tahlilde bilimsel bilgi alanna ait olmayan
sylemler arasndaki anlamazl, hatrlatnyar da deildir.
Ancak bu iki sylem btnnn birletirilmesi Hunboldt
projesinin hedefledii ve salt bireylerin bilgi edinnesi deil,
bilgi ve topluma gre tamamen "merulam" bir znenin ye
titirilmesi demek de olan Bildung iin vazgeilmez bir koul-

5 "Berlin' de yksek bilim kurumlarnn i ve d yaplamas hak


knda" (1810), Philosophies de l'Universite ierisinde, loc. cit., 321.
66 Postmodern Durum

dur. Bylece Humboldt bir Tin'i yardma arr, ki Fichte buna


Hayat diyordu; bu Tin l bir zlemle, daha dorusu kat
niter bir zlemle, hareket eder: "her eyi kkensel bir ilkeden
tretme zlemi", ki bunrm karl bilimsel etkinliktir; "her
eyi bir ideale balama zlemi", ki etik ve sosyal pratii yne
tir; "bu ilkeyle bu ideali tek bir ide'de birletirme zlemi", ki
bilirnde doru sebeplerin arahrlmasnn, moral ve politik ha
yatta adil amalarnn peinden koulmasyla akmamazlk
etmemesini salar. Meru zne de bu nihai sentezden oluur.
Humboldt sz arasnda bu l zlernin "Alman ulusunun
entelektel karakterine" ait olduunu da ilave etmeden ge
mez.6 Aslnda bu br anlahya, yani bilginin znesinin halk ol
duu fikrine, verilmi bir dndr, ama vurgulanmam bir
dn. Aslna baklrsa bu fikir Alman idealizminin nerdii
bilginin merulahrlmas aniatsna uygun olmaktan uzaktr.
Schleiermacher, Humboldt, hatta Hegel gibi ahsiyetlerin dev
lete kar duyduklar kuku bunun iaretidir. Schleiermacher
iktidar kurumlarna bilim konusunda klavuzluk eden dar ka
fal milliyetilik, korumaclk, faydaclk ve pozitivizmden kor
kuyorsa, bunun nedeni bilimin ilkesinin dalayl biimde bile
olsa bunlarda mndemi olmamasdr. Bilginin znesi halk de
il, speklatif zihniyettir (esprit). Bu zihniyet, Devrim' den son
ra Fransa'da olduu gibi bir Devlet'te somutlamaz, bir Sis
tem' de somutlar. Merulatrma dil oyunu siyasal-devletsel
deil, felsefidir.
niversitelerin yerine getirmek zorunda olduklar byk i
lev "bilgileri btnsellikleri iinde serimiemek ve her trl bil
ginin ilkeleriyle birlikte temellerini de meydana karmak"hr,
zira "speklatif zihniyet olmakszn yaratc bilimsel yetenek
de olmaz" .7 Burada speklasyon, bilimsel sylemin merulah-

6 Ibid., 323.
7 F. Schleiermacher, "Pensees de circonstance sur les universites de
canception allemande" (1808), ibid., 270-271.
Bilgiyi Merulatrma Aniatlar 67

rlrnas stne sylemin tad ad oluyor. Okullar ilevseldir,


niversite ise speklatif, yani felsefi. B Sz konusu felsefe, labo
rahvarlarda ve niversite ncesi retim kurumlarnda zel
bilimler halinde dank bulunan bilginin birliini yeniden ye
rine koymaldr; bunu ancak, onlar lin'in oluu iinde, dernek
ki rasyonel bir anlah ya da meta-aniat iinde, birtakm anlar
olarak biribirierine balayan bir dil oyunu zerinden yapabilir.
Hegel'in Ansiklopedi'si (1817-27), daha nce Fichte ve Schelling'de
de Sistem idesi olarak mevcut olan bu trnletirme (totalisation)
projesini gerekletirneye alacakhr.
Anlahsal bilginin geri dn ite burada, ayn zamanda bir
zne de olan bir Hayatn bu geliim dzeneinde, zellikle
gze arpyor. Tin'in evrensel bir "tarihi" vardr, tin "hayat"tr
ve bu "hayat"n kendisi olduu eyin hem serirnlenirni hem
forrnllenirnidir, kulland ara da btn forrnlaryla ernpirik
bilimlerde dzenlenmi olan bilgidir. Alman idealizminin an
siklopedisi bu zne-hayaln "tarihinin" anlahsdr. Ancak, ret
tii ey aslnda bir st-anlahdr (metarecit); zira bu anlahy an
latan, geleneksel bilgilerinin zel pozitifliine smsk sarnm
bir halk olmamal, ama ayn ekilde uzmanlk daUarna tekabl
eden profesyonalizrnleriyle snrlanm bir bilginler topluluu
da olmamaldr.
Bu [anlahc] ancak hem ernpirik bilimlerin sylemlerinin
hem de popler kltrlerin dolaysz kururnlarnn meruiye
tini fornllendirrnekte olan bir st-zne olabilir. Bu st-zne,
bunlarn ortak temellerini dile getirerek, rtk nihai amalarn
gerekletirmi olur. karnet ettii yer speklatif niversitedir.
Pozitif bilim ve halk onun ham formlarndan ibarettir. Ulus
devletin kendisi de halk geerli biimde ancak speklatif bilgi
stne dnrnek suretiyle ifade edebilir.
Berlin niversitesi'nin hem kuruluunu merulatran hem

8 "Felsefi retim genel olarak her trl niversiter etkinliin temeli


olarak tannyor" (ibid., 272).
68 Postmodern Durum

de ileride gerek onun gerek ada bilginin geliimlerinin de


vindirici gc olacak olan felsefeyi ak biimde ortaya kar
mak gerekiyordu. Sylendii gibi, bu niversite yaplanmas,
XIX. ve XX. yzyllarda, bata ABD olmak zere birok lkede,
yksek retimin kuruluuna veya reformlarna modellik et
mitir.9 Ama daha nemlisi, bugn bile zellikle niversite or
tamnda kaybolmu olmaktan henz uzak olan bu felsefeo, bil
ginin meruiyeti problemine getirilen bir zm hakknda zel
likle canl bir tasarm nermektedir.
Bilginin arahrlp yaylmas bir kullanl ilkesiyle meru
latrlmyor. Bilimin, devletin ve/veya sivil toplumun karla
rna hizmet etmesi gerektii asla dnlmyor. nsanln
bilgiyle ve bilgi sayesinde onur ve zgrlke ykseldiini
syleyen hmanist ilke ihmal ediliyor. Alman idealizmi, hem
bilginin hem toplumun hem de devletin gelimesini, Fichte'nin
"ilahi Hayat" Hegel'inse "Tin'in Hayah" adn verdii bir z
ne'nin "hayahnn" gereklemesi zerine temeliendiren bir st
ilkeye bavuruyor. Bu bak asna gre, bilgi meruiyetini n
ce kendinde buluyor; dolaysyla devletin, toplumun vb. ne ol
duunu syleyebilen de o oluyor. Fakat bu rol de ancak
adeta salanlk deitirerek, yani kendi gndergesinin (doa,
toplum, devlet, vb.) pozitif bilgisi olmaktan karak ve ayn
zamanda bilgilerin bilgisi haline, yani speklatif hale gelerek,
oynayabiliyor. Hayat, Tin gibi adlar alhnda aslnda kendi ken
dini adlandrm oluyor.
Speklatif dzenein dikkate deer bir sonucu da, akla ge-

9 A. Touraine bu organ nakli operasyonundaki elikileri u eserde in


celiyor: Universite et societe aux Etats-Unis, Seuil, 1972, 32-40.
o R. Nisbet'in vard sonularda bile kendini hissettiriyor: The Deg
radation of the Academic Dogma: the University in America, 1945-1970,
Londra, Heinemann, 1971. Yazar Kaliforniya niversitesi'nde (River
side) profesrdr.
ll
Bkz. G.W. Hegel, Philosphie des Rechts (1821), Fr. ev. Principes de la
philosophie du droit, Gallimard, 1940.
Bilgiyi Merulatrma Aniatlar 69

lebilecek btn gndergeler stne retilecek tm bilgi sy


lemlerinin, dolaymsz hakikat deerlerine gre deil, Tin ya
da Hayat'n gzergahnda belli bir yer ya da baka bir deyile
speklatif sylemin anlath Ansiklopedi'de belli bir konum
igal etmelerinden dolay kazandklar deere gre ele alruna
sdr. Bu sylem bildiini kendisi iin serimleyerek, yani kendi
kendini serimleyerek, dier bilgi sylemlerini yalnzca zikre
der. Bu perspektif iinde hakiki bilgi her zaman dolayl bir bil
gidir: Nakledilmi ve meruiyetini garanti eden bir znenin
st-anlahsna dahil edilmi sylemlerden oluan dolayl bir
bilgi..
Aslna baklrsa btn sylemler iin de durum byledir,
bilgi sylemi olmasalar bile, rnein hukuk veya devlet sy
lemi gibi . . . ada hermeneutik sylem de12, son kertede bili
nebilecek bir anlam olduunu temin eden ve bylelikle tarihe,
zellikle de bilginin tarihine, meruiyetini baleden bu n-var
saymdan kmtr. Sylemler burada kendi kendilerinin ean
lamllar olarak alnyor13 ve birbirlerini rettikleri kabul edilen
bir hareketin iine konuyorlar. Speklatif dil oyununun kural
lar byle. niversite ise, dndan da anlald gibi, bunun
mnhasr kurumu.
Ancak, demitik yukarda, meruiyet problemi br yoldan
da zlebilir. Bunun farkn belirtmek lazm: Meruiyetin bi
rinci versiyonu bugn, bilginin stats dengesini yitirmi ve
speklatif birlii paralanm grnrken, yeni bir canllk ka
zanm bulunuyor.

12 Bkz. P Ricoeur, Le conflit des interpretations.Essais d'hermeneutique, Pa


ris, Seuil, 1969. H. Gadamer, Warheit und Methode, Tbingen, Mohr, 2.
ed., 1965, Fr. ev. Write et methode, Seuil, 1976.
13 ki sylem alalm: (1) Ay dodu; (2) /ay dodu/ sylemi betimleyici bir
sylemdir. Burada, (2) numaradaki /ay dodu/ beinin, (1) numarann
eanlamls olduu syleniyor. Bkz. J. Rey-Debove, Le metalangage, Le
Robert, 1978, Blm IV.
70 Postmodern Durum

[Bu grte] bilgi geerliini kendi kendisinde, kendi bilme


imkanlarn edimletirerek gelien bir znede deil, insanlktan
baka bir ey olmayan pratik bir znede buluyor. Halk hare
kete geiren itici ilke kendi z-merulam iinde bilgi deil,
kendi z-kurulumu ya da baka bir deyile, z-ynetimi iinde
zgrlk. zne, somut ya da yle saylan bir zne; destan da
kendi kendini ynetmesine engel olan her eye kar verdii
kurtulu mcadelesini.ri hikayesi. Kendisi iin koyduu yasala
rn adil olduu kabul ediliyor, herhangi bir d doaya uygun
olduklarndan deil, yasalar koyanlar temel yasa gerei o ya
salara tabi yurttalardan bakas olmadndan ve sonuta, ya
sann adaleti salama iradesi -ki yurttan iradesidir- yasa
koyucunun iradesiyle -ki adaletin yasa olmasdu- rttn
den dolay.
radenin zerklii zerinen gerekleen bu merula[hr]ma
tarz14, grld gibi, Kant'n buyruk (imperatif) adn verdii,
ada yazarlarnsa kural-koyucu (prescriptif) dedikleri tama
men farkl bir dil oyununa ncelik veriyor. nemli olan, epis
temolojik doru (vrai) ltne tabi Dnya gnein etrafnda d
ner trnden betimleyici sylemleri merulatrmak deil, ya
da salt bu deil, ahlaksal doru (juste) ltne ait, K.arthaca yok
edilmeli ya da asgari creti x lira olarak belirlemek lazm trnden
kural koyucu sylemleri de merulahrmak. Bu bak asn
dan, pozitif bilginin, pratik zneyi, kural-koyma ileminin iin
de icra edilecei gereklik hakknda bilgilendirmekten baka
rol olmuyor. zneye, icra edilebilir olann, yaplabilecek eyin

14 Bunun ilkesi, en azndan aknsal etik konusunda, Kant' a: bkz. Pratik


Akln Eletirisi. Politika ve empirik etik alanndaysa Kant temkinlidir:
Kimse kendini aknsal normatif zneyle zdeleyemeyeceinden,
kuramsal olarak mevcut otoritelerle uzlamak daha doru olur. Bkz.
rnein: Antwort an der Frage: "Was ist 'Aufkliirung'?", (1784), Fr.
ev. Piobetta, "Qu'est-ce que les Lumieres?" Kant, La Philosophie de
l'Histoire ierisinde, Aubier, 1943.
Bilgiyi Merulatrma Anlat/ar 71

snrn iziyor. Fakat icra operasyonunun kendisi, ne yaplaca


; ona ait deil. Bir giriimin mmkn olmas baka, do
ru/ adil olmas baka. Bilgi zne deil, znenin hizmetinde; tek
meruiyeti (ama olduka arlkl bir meruiyet), ahlaksalln
gereklik olmasn salamak.
Bylece, bilgiden topluma ve onun devletine doru belli bir
iliki devreye sakuluyor ki bu, ilke olarak, aratan amaca do
ru bir iliki. u da var ki, bilim insanlar buna ancak devletin
politikasn, yani koyduu kurallar btnn, ahlaken doru
bulduklar takdirde onay vermeliler. yesi olduklar sivil top
lumun devlet tarafndan gerektii gibi temsil edilmedii fik
rindeyseler, devletin koyduu kurallara sivil toplum adna kar
kabilirler. Bu trden bir merulatrma onlara, pratik insan
bireyleri sfatyla, haksz yani tam anlamyla zerklik zerine
kurulmam grdkleri bir siyasal iktidara bilgin olarak yar
dm reddetme yetkesini tanr. Hatta sz konusu zerkliin
toplumda ve devlette nasl gereklememi olduunu gster
mek iin, bilimlerini kullanmaya kadar gidebilirler. Bylece,
bilginin eletirel ilevi de yeniden gndeme gelmi olur. Ama
u bir gerek olarak kalr ki, bilginin, zerk insan topluluu
demek olan pratik znenin hedefledii amalara hizmet et
mekten baka nihai bir meruiyeti yoktur. s
Merulatrma giriimindeki bu rol dalm, bizim amz-

15 Bkz. I. Kant, art. cit.; J. Habermas, Strukturwandel der Oeffentlichkeit,


Frankfurt, Luchterhand, 1962; Fr. ev. de Lanay, L'espace public. Ar
cheologie de la publicite comme dimension constitutive de la societe bour
geoise, Payot, 1978. Buradaki public (kamusal) ve publicite (kamuya
aklk) terimleri "rendre publique ne correspondance privee" ["zel
bir yazmay kamuya amak"], "debat public" ["kamuya ak tarh
ma"] vb. deyimlerindeki gibi anlalmal. Bu Oeffentlichkeit [aklk,
saydamlk] ilkesi 1960'l yllarn sonlannda birok bilim insaru grubu
nn, zellikle "Survivre" hareketi, "Scientists and Engineers for Social
and Political Action" (ABD) ve "British Society for Social Responsabil
ity in Science" (ngiltere) gibi gruplann, faaliyetlerini ynlendirmitir.
72 Postmodern Durum

dan, sistem-zne kuramnn tersine, bir st-sylernde dil oyun


Iamu birletirme veya tmletirme imkan olmadn varsay
d iin ilgin. Burada aksine, pratik znenin dilinden kan
kural-koyucu sylemiere tannan ncelik, onlan ilke olarak, ad
geen zneyi bilgilendirmekten baka ilevleri olmayan bilim
sylemlerinden bamsz klyor.
ki noktaya dikkat ekiyoruz :
1. Marksizmin betimlediimiz iki anlahsal merulahrma
tarz arasnda tereddtte kaldn gstermek hi de zor olmaz
d. [Birinci tarzda] niversitenin yerini Parti, halk veya insan
ln yerini proletarya, speklatif idealizmin yerini diyalektik
materyalizm vb. alrd; bundan sonu olarak Stalinizm ve onun
bilimlerle zel ilikisi kard ki, bunlar da zaten tinin hayatnn
edeeriisi olan sosyalizme doru yry st-aniabsnda bi
rer alnb (citation) olarak yer alrd. Fakat Marksizm bunun ak
sine, ikinci versiyona uygun olarak, sosyalizmin sz konusu
zerk znenin oluumundan baka bir ey olmad ve bilimle
rin tm merulatrlma iinin de empirik zneye (proletar
yaya) yabanclama ve ezilmeden kurtulup kendi kaderini eli
ne alma imkanlarn vermekten ibaret olduu ilkesini koyarak,
pekala eletirel bilgi halinde de geliebilirdi; bu gr kabaca
Frankfurt Okulu'nun konumu olmutur.
2. Heidegger'in 27 Mays 1933'te Freiburg-im-Brisgau ni
versitesi rektrlne atanma treninde yaph Konuma6, me
rulatrma iinin talihsiz bir aamas olarak okunabilir. Spek
latif bilim orada varln sorgulanmas haline gelir. Varlk ise
"tarihsel-manevi halk" denen Alman halknn "kaderi" olur.
hizmet, alma, savwuna ve bilgi, bu zneye verilecektir.
niversite bu hizmetinin st-bilgisini, yani bilimi salar.
Demek ki merulahrma idealizmdeki gibi, bilim ad verilen ve
ontolojik iddia da tayan bir st-sylemle yaplr. Fakat bu st-

16 G. Granel, Annates de l'universite de Toulouse-Le Mirail'n eki Phi'de


bunun bir Franszca evirisini yayrnlarnhr (Toulouse, Ocak 1977).
Bilgiyi Merulatrma Aniatlar 73

sylem tmelletinci deil, sorgulaycdr. te yandan, bunun


durduu yer olan niversite bu bilimi, alarak, savaarak ve
bilerek onu gerekletirmeyi "tarihsel misyon" olarak stlen
mi bir halka borludur. Bu halk-znenin yce grevi ise in
sanln zgrlemesi deil, kendi "hakiki tin dnyasnn" ger
eklemesidir ki, bu da "kendi toprak ve kan glerini en derin
biimde koruma gcnden" ibarettir. Bilgiyi ve bilgi kurumla
rn merulatrmak iin tin anialsna bylelikle rk ve emek
anlahlarnn sokulmas iki ynl bir talihsizliktir: Kuramsal
adan bir tutarszlk rnei, ama mevcut politik balamda fe
laket denebilecek bir yank bulmaya yeterli olmas. ..
10.
GAYRi MERULATlRMA

ada toplum ve kltrde, sanayi-sonras toplum ve post


modem kltrde, bilginin merulahrlmas sorunu artk ba
ka terimlerle ortaya konuyor. Byk anlat, kendisine yklenen
birletirme tarz ne olursa olsun, yani ister speklatif aniat is
ter zgrleme anlats sz konusu olsun, artk inanlrln yi
tirmitir.
Aniatlarn byle gzden dnde, kinci Dnya Sava
'ndan itibaren teknik ve teknolojilerde grlen ve vurguyu
eylemin amalarndan ziyade aralar zerine kaydran byk
atlmn ya da ileri kapitalizmin, 1930-1960'l yllar Keynesi
liin korumas altnda nispeten ekingen kalarak geirdikten
sonra yeniden harekete geip yaylyla yaratt, komnist se
enei saf d ederek mal ve hizmetlerden bireyselce yarar
lanma ilkesini tekrar deerlendiren yeni zihniyetin sonucunu
grmek mmkndr.
Aslnda bu yaptmz trden nedensellik araylar her za
man d krc olmutur. Bu seeneklerden herhangi birini ka
bul ettiimizi varsaysak bile, bu kez de ad geen eilimler ile,
byk speklasyon ve zgrletirme anlatlarnn birletirici
gcnn zayflamas arasndaki korelasyonu aklamak gere
kecektir.
Bir yandan kapitalizmin tekrar devreye girmesi ve yaratt
refahn, br yandan tekniklerdeki akllar karhrc gelime
nin bilginin stats zerine yapabilecei arpc etki elbette an
lalabilir bir ey. Fakat, ada bilimin sz konusu etkiye he
nz ortada yokken nasl duyarl olabileceini anlamak iin,

1 Bkz. not 1 . Postmodernizmin baz bilimsel ynleri u almada der


lenmitir: I. Hassan, "Culture, Indeterminacy and lmmanence: Mar
gins of the (Postmodern) Age", Humanities in Society 1, (K 1978), 51-85.
Gayrimerulatrma 75

daha nce XIX. yzyln byk anlahlarnn yapsnda ierilmi


olan "gayrimerulahrma" (delegitimation)2 ve nihilizm tohum
larn arayp bulmak gerekiyor.
nce, speklatif dzenek bnyesinde, bilgiyle ilikisi a
sndan, bir tr mulaklk (equivoque) barndryor. Bilginin an
cak, kendi sylemlerini onlar merulatran ikinci dereceden
bir sylem (autonymie) iinde alntlamas (citation) yoluyla ken
dini ikiye katlad (se redouble) veya ykseldii (hebt sich auj)
lde adna layk olduunu gsteriyor. Bu bir bakma u de
mek oluyor: Herhangi bir gndergeyle (bir canl organizma, bir
kimyasal zellik, bir fizik olay vb.) ilgili betimleyici sylem,
dolayszl iinde alndnda, gerekte bildiini sand eyi
bilmiyor. Pozitif bilim bir bilgi deil. Speklasyon ise onun
ortadan kaldrlmasndan besleniyor. Bylelikle, Hegelci spe
klatif aniat kendi iinde, bizzat Hegel'in de itiraf ettii gibi3,
pozitif bilgiye kar bir phecilik iermi oluyor.
Meruiyetini bulamam bir bilim sahici bilim deildir; hele
onu merulatracak olan sylemin kendisi de, "avam ii" (vul
gaire) bir anlatyla ayn statde bilim-ncesi bir bilgiye ait g
rnyorsa, en alt sraya, ideoloji veya g arac derekesine d
er. Empirik olmakla eletirdii bilim oyununun kurallar ken
disine kar evrildiinde, bu durum ister istemez meydana
gelir.
yle bir speklatif sylemi alalm: "Bir bilimsel sylem an
cak ve yalnz kendisi de evrensel bir dourma srecinde yer
alabiliyorsa bir bilgidir." Bu sylem hakknda sorulacak soru
udur: Bu sylemin kendisi de belirledii anlamda bir bilgi mi?
Tabii ancak kendisi de evrensel bir dourma srecinde yer ala-

2 Cl. Mueller The Politics of Communication, loc. cit., 164'te "a process of
delegitimation" ["bir gayrimerulahrma sreci"] deyimini kullanyor.
3 Hegel Tin'in Fenomenolojisi'nin nsznde, speklatif feverarun doal
bilgi zerindeki etkisini anlatmak iin, "phenin yolu ( .. ) umutsuz
. ,

luun yolu ( ...), phecilik" diye yazyor.


76 Postmodern Durum

biliyorsa byle olacaktr. mdi, bunu yapabilir. Bunun iin bu


srecin (Tin'in Hayah) var olduunu ve kendisinin de bunun
bir ifadesi olduunu n-varsaymas yeter. Hatta bu n-varsa
ym speklatif dil oyunu iin vazgeilmezdir, zira yaplmazsa
merulahrma dilinin kendisi meru olmayacak ve bilimle bir
likte anlamszlk denizine dalacaktr, en azndan idealizme ina
rulrsa ...
Ancak... Bu n-varsaym tamamen baka ve bizi postmo
dem kltre yaklatran bir anlamda da anlalabilir: Bu du
rumda, daha nce benimsemi olduumuz perspektife gre,
bunun speklasyon oyununu oynamak iin gereken kurallar
beini tarumlad sylenecektir.4 Byle bir deerlendirme ise,
ilk nce bilgi dilinin genel ileyi tarz (mode) olarak "pozitif"
bilimlerinkim benimsemeyi, ikinci olarak bu dilin daima ak
lamak zorunda olduu (formel ve aksiyomatik) n-varsaym
lar rttn kabul etmeyi gerektiriyor. Baka terimlerle
ifade edersek, Nietzsche de "Avrupa nihilizmi"nin, bilimsel
hakikatin art kotuu gereklerin, bu gerekierin kendilerine
uygulanmasndan ktn gsterirken farkl bir ey sylemi
olmuyordu. s
Bylece, hi olmazsa bu adan, dil oyunlarnnkinden pek
uzak olmayan bir perspektif fikri yzeye kyor. Burada, itici
gc merulatrma gereklilii olan bir gayrimerulatrma s
reciyle kar karyayz. Alametleri XIX. yzyl sonundan itiba
ren gittike oalan bilimsel bilginin "bunalm", bilimlerin sa-

4 Metni ar arrlahrmamak iin bu kurallar topluluunun incelen


mesini baka bir almaya brakyoruz.
5 Nietzsche, "Der europaische Nihilismus" (yzm N VII 3); "der Nihi

lism ein normaler Zustand" (yzm W II 1); "Kritik der Nihilism" (yzm
W VII 3); "Zum Plane" (yzm W II 1), Nietzsches Werke kritische Gesamt
ausgabe ierisinde, VII, 1 & 2 (1887-1889), Berlin, de Gruyter, 1970. Bu
metinler K. Ryjik'in bir yorumuna konu olmutur: Nietzsche, le manuse
nt de Lenzer Heide, daktilo ed. metin, Felsefe Blm, Vniversite de Pa
ris VIII (Vincennes).
Gayrimerulatrma 77

ysnn rastlansal olarak ar derecede arhnasndan ve kapita


lizmin gelimesinden deil, bilginin meruiyet ilkesinin ieri
den anmasndan ileri geliyor. Bu anma, speklasyon oyu
nunun iinde i banda bulunuyor; her bilimin iinde kendi
yerini bulmas gereken ansiklopedik dokuyu geveterek bi
limlerin balarn alp gihnelerine izin veren de o ...
eitli bilimsel alarlarn snrlarnn klasik belirlenimleri de,
ayn etki altnda, bir yeniden sorgulama almasna konu olu
yor: Kimi disiplinler ortadan kalkyor, bilimlerin snrlarnda
rtmeler, geineler meydana geliyor, buradan yeni alanlar
douyor. Bilgilerin speklatif hiyerarisi yerini, snrlar dur
madan yer deitiren arahrmalardan oluan ikin ve adeta
"yatay" bir aa brakyor. Eski "faklteler" atiayp eit eit
enstit ve kurumlar halinde dalyor, niversiteler speklatif
merulatrma ilevlerini yitiriyor. Speklatif anlatnn bodu
u aratrma sorumluluu stlerinden kalknca, yerleik kabul
edilen bilgileri aktarmakla yetiniyor ve didaktik yoluyla bilgin
den ziyade profesr yetitirmeyi salyorlar. Nietzsche onlar
ite bu durumda buluyor ve mahkfun ediyor.6
br merulatrma srecine, Aufkliirung'dan gelen zgr
le[tir]me (emancipation) dzeneine gelince, onun ieriden yp
ranm. gc de speklatif sylernde etkili olandan aa deil.
Ancak baka bir yn etkiliyor. Tipik zellii, bilimin merui
yetini, doruyu, etik, sosyal ve siyasal pratik iinde eyleyici
durumundaki muhataplarn zerklii stne temellendirmek.
Oysa grdk ki bu merulatrma daha batan problem yarat
yor: Bilisel deerli betimleyici bir sylemle pratik deerli bu
yurucu bir sylem arasndaki fark, yerindelik (pertinence), de
mek ki vasf fark. Bir realitenin ne olduunu betimleyen bir
sylem doru ise, etkisi zorunlu biimde onu deitirmek ola
cak buyurucu sylemin de doru (juste) olduunu hibir ey

6 "retim kurumlarmzn gelecei hakknda" (1872), Fr. ev. Backes,


F. Nietzsche, Ecrits posthumes 1870-1873 ierisinde, Gallimard, 1975.
78 Postmodern Durum

karutlayamaz.
Kapal bir kapy ele alalm. "Kap kapal dan "Kapy a n "a
"

nermeler manh anlamnda bir sonu (consequence) beklentisi


yok ki sylem, farkl yerindelikler, dolaysyla farkl yeterlilii
belirleyen iki ayr zerk kural beine bal. Burada, akln by
lece bir yanda bilisel veya kurarnsal br yanda pratik olnak
zere ikiye blnmesi, bilimsel sylemin meruiyetine saldr
sonucunu veriyor, ama dorudan doruya deil dalayl olarak,
onun kendine zg kurallara sahip bir dil oyunu olduunu
aa vurarak (Kant'taki, bilginin a priori koullar bu kurallarn
ilk grnmlerinden biri); fakat pratik oyunu (kald ki estetik
oyunu da) kurala balamak ynnde hibir grev stlenmeye
rek. . . Bylece o oyun da dierleriyle eitlik durumuna konmu
oluyor.
Bu "gayrirnerulatrma" biraz ileri gtrlr, kapsam bi
raz daha geniletilirse, -ki Wittgenstein'n ve Martin Buber,
Emrnanuel Levinas gibi dnrlerin kendi usullerince yap
tklar da buL postmodernliin nemli bir akmna yol ayor:
Bilim kendi oyununu oynar, dier dil oyunlarn merulahra
maz. rnein, kurallarna, norm koyma oyunu, onun erimi d
ndadr. Ama asl nemlisi, her eyden nce, speklasyonun
varsayd gibi kendi kendini de rnerulahramaz.
Dil oyunlarnn bu dalp gitme srecinde, sosyal znenin
kendisi de eriyip kaybolur gibi grnyor. Sosyal ba dil ze
rinden kuruluyor, ama bir tek liften ibaret deil. Farkl kural
lara tabi en az iki tr, gerekteyse belirsiz sayda dil oyununun
kesitii bir doku veya rg bu. Wittgenstein yle yazyor:

7 M. Buber, fe et Tu, Aubier, 1938; id., Dialogisches Leben, Zrich, Ml


ler, 1947. E Levinas, Tatalite et inftni, La Have, Nijhoff, 1961; id., "Mar
tin Buber und die Erkenntnistheorie (1958)", Divers, Philosophen des 20.
Jahrhunderts ierisinde, Stuttgart, Kohlhammer, 1963; Fr. ev. "Martin
Buber et la theorie de la connaissance", Noms propres, Montpellier, Fata
Morgana, 1976.
Gayrimerulatrma 79

"Dilimizi eski bir ehir olarak grebiliriz: darack sokaklar ve


kk meydanckla,r, eski ve yeni kk evler ve yeni dnem
lerde bytlm baka evierden olumu bir labirent; btn
bunlar, cetvelle izilmi geni caddelerin kenarlarna dizili hep
bir rnek evierden oluan birok yeni varolarla kuatlm."B
Ve tektmellik (unitotalite) ya da bir bilgi, st-syleminin oto
ritesi altnda sentez ilkesinin uygulanamaz olduunu daha iyi
gstermek zere, u soruyu sorarak dil "ehrini" eski zincir
leme kyas paradoksuna tabi hhyor: "Ka ev veya ka sokak
tan itibaren bir ehir ehir olmaya balar?"9.
"Kimyasal sembolizm, notation infinitesimale" gibi yeni dil
ler gelip eskilere ekleniyor ve ehrin varalarn oluhruyor
lar.o hz be yl sonra, bunlara makine-diller, oyun kuram
matrisleri, yeni mzik notasyonlar, betimleyici olmayan man
tklarn (zaman mantklar, dev mantklar, modal manhklar)
notasyonlar, genetik ifrenin dili, fonolajik yaplarn yazmlar
vb. gibi dilleri de ekleyebiliyoruz.
Bu paralanp dalmadan ktmser bir izienim edinilebili
yor: Kimse bu dillerin hepsini konuamyor, evrensel bir st
dilleri de yok, sistem-zne projesi baarsz, zgrleme proje
sinin bilimle hibir ilgisi yok, u veya bu zel bilginin poziti
vizmine dalp gitmiiz, bilginler bilimci olmu, mantar gibi o
alan aratrma grevleri hi kimsenin hakim olamad para
ck-aratrmalar olmu ; te yandan speklatif veya hmanist

s Investigations philosophiques, loc. cit., 18.


9 Ibid.
10 lbid.

11 Bkz. rnein, "La taylorisation de la recherche", (Auto)critique de la


science ierisinde, loc. cit., 291-293. zellikle, D.J. de Solla Price (Little
Science, Big Science, N.Y., Columbia U.P., 1963); bu yazar, (yayn say
syla llen) yksek retimli az sayda aratrmac ile dk retimli
byk bir aratrmac kitlesi arasndaki yarlmay vurguluyor. ikinci
lerin says birincilerin saysnn karesiyle orantl olarak artyor, yle
ki birincilerin says gerek anlamda ancak yirmi ylda bir artyor.
80 Postmodern Durum

felsefe de kendi merulatrma ilevlerini iptal etmek zorunda


kalyor ki, bu da tam ha.la onlar stlendiini iddia ettii
yerde iine dt bunalm ya da tam gerekilik gerei
mantklarn veya dnce tarihlerinin incelernesinden vazge
tii yerde onlara indirgenmesini aklyor.13
Bu ktmserlik Viyana'da yzyl ba kuan besleyen
duygudur: Musil, Kraus, Hofrnannstahl, Loos, Schnberg, Broch
gibi sanatlar, ayn zamanda Mach ve Wittgenstein gibi filo
zoflar da.14 Bunlar kukusuz gayrimerulatrmann kurarnsal
ve sanatsal bilin ile sorumluluunu mmkn olduu kadar
ileri gtrrnlerdir. Bugn, bu yas tutma grevinin artk ye
rine getirilmi olduu sylenebilir. Yeniden balamann gerei
yoktur. Buradan, Viyana evresi'nin gelitirmekte olduu po
zitivizrns kapsndan kmamak ve dil oyunlar stne aratr
masnda perforrnatiflikten baka bir tr merulatrmann pers
pektifini izrnek Wittgenstein'in gl yan olmutur. Postmo
dem dnyann ii imdi bununla. nsanlarn ou iin, kaybo-

Price buradan sosyal varlk olarak bilimin demokratik olmad (59) ve


the eminent scientist'in [byk insanlarnn] the minimal one'a [kk
olanlara] gre yz yl nde olduu (56) sonucuna varyor.
12 Bkz. J. T. Desanti, "Sur le rapport traditionnel des sciences et de la
philosophie", La philosophie siZendeuse au critique des philosophies de la
science,Seuil, 1975.
13 niversite dzeyinde felsefenin insan bilimleri arasnda snflanmas
bu adan meslein kayglarn ok aan bir nem tayor. Biz meru
latrma abas olarak felsefenin yok olmaya mahkum olduuna inan
myoruz; fakat bu ii belki ancak niversite kurumuyla balarn gz
den geirmek suretiyle yapabilecek veya hi olmazsa ilerletebilecektir.
Bu konuda bkz. Projet d' un institut polytechnique de philosophie'nin diba
esi, Felsefe Blm, Universitede Paris VIII (Vincennes), 1979.
14 Bkz. A. Janik ve St. Toulmin, Wittgenstein's Vienna, N.Y., Simon &
Schuster, 1973. J. Piel, ed., "Vienne debut d'un siecle", Critique, 339-340
(Austos-Eyll 1975).
1s Bkz. J. Habermas, "Dogmatisme, raison et decision: theorie et prati
que dans une civilisation scientifisee" (1963), Theorie et pratique II, loc.
cit., 95.
Gayrimerulatrma 81

lan anlah- nostaljisinin kendisi de arhk kaybolmutur. Ama


bundan hi de onlarn barbarla mahkum olduklar sonucu
kmaz. Oraya dmelerini engelleyen, merulahrmann ken
di dilsel pratiklerinden ve aralarndaki iletiimsel etkileimden
baka bir yerden gelemeyeceini bilmeleridir. Her trl baka
inancn nnde, "sakalnn arasndan glmseyen" bilim on

lara gerekiliin zahmetli kanaatkarln retnitir.16

16 "La science sourit dans sa barbe" [bilim sakalrun arasndan giilm


syor] cmlesi Musil'in Niteliksiz Adam romannda bir baln addr;
alnh ve yorum: J. Bouveresse, "La problmatique du sujet...", loc. cit.
11.
ARATIRMA VE PERFORMATiViTE
iLE MERULATIRILMASI

Bilime dnelim ve nce arahrmarun pragmatiini inceleye


lim. Arahrma bugn temel kurallarnalarnda iki nemli dei
ikliin etkisi albnda: akl yrtmenin zenginlemesi, karutlar
ne srmenin karmaklamas.
Aralarnda Aristoteles, Descartes, Stuart Mill vb.'nin da bu
lunduu birok dnr, zaman zaman, betimleyici deerde
bir sylemin, alcsnn onayn elde etmek iin uymak zorunda
olduu kurallar saptamay denemitir) Bilimsel arahrma bu
yntemlere pek aldn etmez. Dediimiz gibi tarutlayc zel
likleri adeta klasik dnrlerin aklna meydan okur grnen
dil oyunlar kullanabilir ve kullanr. Sachelard bunlarn bir bi
lanosunu karmh, ama imdiden eksik kalmtr bu.2
Ancak bu dillerin kullanm kuralsz deildir. Pragmatik
denebilecek bir koula tabidir ki, bu da kendi kurallarn bizzat
belirlemek ve alcdan bunlar kabul etmesini isternekten iba
rettir. Bu koul yerine getirilerek bir aksiyomlar bei (axioma
tique) tanmlarur; bu da nerilen dilde kullamlacak simgelerin
tarumn, bu dilin deyim ve deyilerinin alc tarafndan kabul
edilebilmek iin uymak zorunda olduu formlar (doru ku
rulmu ifadeler) ve sz konusu deyimlerle yaplmasna izin ve
rilecek ve asl aksiyomlarin tanmlad ilemleri kapsar.3

1 Aristoteles Analitikler'de (yakl. -330), Descartes Regul<E ad directionem


ingenii (1628) ve Principes de la Philosophie'de (1644), Stuart Mill Systeme
de logique inductive et deductive'de (1843).
2 G . Bachelard, Le rationalisme applique, P.U.F., 1949; M. Serres, "La
reforme et les sept peches", L'Arc 42 (Bachelard zel says), 1970.
3 D. Hilbert, Grundlagen der Geometrie, 1899; N. Bourbaki, "L'architecture

des mathematiques" in Le Lionnais ed., Les grands courants de la pensee


mathematique, Hermann, 1948; R. Blanche, L'axiomatique, P.U.F., 1955.
Aratrma ve Performativite ile Merulatr/mas 83

yi ama, bir aksiyarnlar beinin ne ierdii veya iermesi


gerektii nasl bilinecek? Yukanda saylan koullar biimsel.
Bir biimsel dilin, bir aksiyomatiin biimsel koullarn yerine
getirip getirmediini belirleyen bir st-dil olmas lazm, ki bu
da manln dili. . .
Burada, sras gelmiken, bir nokta akla kavuturulmal.
Bilim insannn ie aksiyarnlar beinin tespitle balayp sonra
ona gre kabul edilebilir sylemleri ondan karmas ya da ak
sine, nce olgular ortaya koyup dile getirilmesi ve sonra onlar
dile getirmekte kulland dilin aksiyomlar beinin bulmaya
almas mantksal deil ancak empirik bir alternatif olutu
rur. Bu, aratrmac iin, ve tabii filozof iin de, elbette byk
nemi haizdir, fakat sylemlerin geerliini salama sorunu
her iki durumda da ayn ekilde konmutur.4
Merulahrma iin daha yerinde bir soru u: Mantk, bir
aksiyarnlar beinde istenen zellikleri hangi ltlere gre
belirliyor? Bir bilimsel dil modeli var m? Bu model tek mi?
Dorulanp yanllanmas mmkn m? Biimsel bir sistemin
sentaksndan genel olarak istenen zelliklers, tutarllk (rnein
"olumsuzlama" konusunda tutarl olmayan bir sistem, bir
nermeyle onun karhn ayn ekilde bnyesine kabul eder),
sentaktik btnlk (fazladan bir aksiyom eklenirse sistem tu
tarln yitirir), kararverebilirlik (herhangi bir nermenin sis
teme ait olup olmadna karar vermeyi mmkn klan etkili
bir yol mevcut) ve -son olarak- aksiyomlarn birbirlerine gre
bamszldr. imdi Gdel, aritmetik sisteminde, sistem iin
de ne kantlanabilen ne rtlebilen bir nermenin varln
etkili biimde ortaya koymutur; bundan, aritmetik sisteminin

4Bkz. Blanche, op. cit., bl. V.


s Burada R. Martin'i izliyoruz: Logique contemporaine et formalisation,
P.U.F., 1964, 33-41 ve 122 ve devanu.
84 Postmodern Durum

btnlk koulunu yerine getirmedii sonucu kmaktadr.6


Bu zellik genelletirilebilir olduundan, formel sistemlerde
de birtakm i snrlamalar olduunu kabul etmek gerekir.7 Bu
snrlamalar u anlama gelir: Manhk asndan, bir yapay dili
(aksiyomlar beini) betimlemek iin kullanlan st-dil, "doal
dil" ya da "gnlk dil"dir; bu dil evrenseldir, nk btn di
er diller ona tercme edilebilir; ancak, "deilleme" asndan
tutarl deildir: Paradokslar olumasna imkan verir. s
Bu yzden, bilginin merulatrlmas sorusu baka ekilde
soruluyor. Betimleyici karakterde bir sylemin doru olduu
sylendiinde, iinde kararverilebilir ve kantlanabilir olduu
aksiyarnlar sisteminin de formllendirilmi olduu, muhatap
larca bilindii ve biimsel olarak mmkn olduu kadar tat
minkar kabul edildii varsaylyor. rnein, Bourbaki grubu
nun matematii byle bir anlay iinde gelimitir.9 Fakat ben
zer gzlemler baka bilimler iin de yaplabilir. Onlar da sta
tlerini, ileyi kurallar kendileriyle kantlanamayan, ancak
uzmanlar arasnda bir uzlaya konu olabilen bir dilin varlna
borludurlar. Bu kurallar, en azndan ilerinden bazlar, istek

6 K. Gdel, "ber formal unentscheidbare Satze der Principia Mathe


matica und verwandter Systeme", Monatschrift fr Mathematik und Phy
sik 38 (1931). Gdel teoreminin meslekten olmayanlarn da anlayabile
cei bir serimlernesi iin, bkz. D. Lacombe, "Les idees actuelles sur la
structure des mathematiques", Divers, Notian de structure et structure de
la connaissance iinde, Albin-Michel, 1957, 39-160.
7 J. Ladriere, Les limitations internes des formalismes, Louvain & Paris,
1957.
B A. Tarski, Logique, semantique, metamathematique I, Armand-Colin,
1972. J.P. Desdes ve Z. Guentcheva-Descles, "Metalangue, metalan
gage, metalinguistique", Documents de travail 60-61, Universita di Urbi
no (Ocak-ubat 1977).
9 Les elements des mathematiques, Hermann, 1940 ve sonras. Bu alma
nn uzak k noktalar, k.lid geometrisinin baz "postlalarnn" ilk
karotlanma giriimlerinde bulunuyor. Bkz. L. Brunschvicg, Les etapes
de la philosophie mathematique, P.U.F., 3. ed., 1947.
Aratrma ve Performativite ile Merulatrlmas 85

biimindedir; istek, norm koymann bir modalitesidir.


Demek ki, bir bilimsel sylemin kabul iin istenen akl y
rtmede de, "birincil" olarak, akl yrtmenin aralarn tespit
eden kurallarn kabul kouluna tabidir (gerekte bu koul, yi
neleme ilkesi uyarnca, srekli olarak yenilenir). Bu bilginin iki
dikkate deer zellii buradan gelir: Aralarnn esneklii, yani
dillerinin okluu; pragmatik karakteri, yani taraflar arasnda
yaplm bir szlemeye bal olarak, orada yaplan "hamlele
rin" kabul edilebilirlii (yeni nermelerin devreye sokulabil
mesi). Yine buradan, bilgide grlen iki tr "ilerleme" arasn
daki fark: Biri, yerleik kurallar erevesinde yerii bir hamleye
(yeni akl yrtmeye), br yeni kurallar icadna, dolaysyla
bir oyun deitirme ilemine tekabl ediyor. o
Bu yeni duruma, doal olarak, akl kavramnda meydana
gelen nemli bir yer deitirme tekabl ediyor. Evrensel bir
st-dil ilkesi yerini, betimleyici sylemiere sav salayabilecek
formel ve aksiyometrik sistemlerin oulluu ilkesine brak
yor; bu sistemler de evrensel fakat tutarl olmayan bir st-dilde
betimleniyor. Klasik ve modem bilirnde paradoks hatta para
lojizm saylan eyler, sz konusu sistemlerin herhangi birinde
yeni bir inandrma gc bulabiliyor ve uzmanlar topluluunun
onayn elde edebiliyor.11 Burada izlediimiz dil oyunlarna da
yal yntemi de, iddiaszca, bu dnce akmna ait sayyoruz.
Aratrmann, kantlarn kullanlmasn ilgilendiren br
nemli ynne dndmzde, bambaka bir dorultuya s
rkleniyoruz. Bu i, ilke olarak, yeni bir sylemi, adli retorik
durumunda tanklk ya da kant olarak kabul ettirmeye ynelik
akl yrtmenin bir paras.12 Fakat zel bir problem karyor:

1o Th. Kuhn, The Structure... , loc. cit.


11 Manlksal-matematiksel paradokslarn bir snflamas urada bulu
nabilir: F.P. Ramsey, The Foundations of Mathematics and Other Logical
Essays, N.Y., Harcourt, Brace & Co., 1931.
12 Bkz. Aristoteles, Rhetorique II, 1393 a ve devam.
86 Postmodern Durum

Gnderge (gereklik), bilim insanlar arasndaki tarhmaya


onunla anlyor ve orada yer buluyor.
Kant sorrmrmrm problem kardn, zira kanln da kant
lanmas gerektiini sylemitik. Hi olmazsa kanln aralar,
dier bilim insanlarn sonuca gtrm olan sreci tekrarlaya
rak sonutan emin olabilsinler diye, aka ortaya konabilir.
Ama yine de bir kant ne srmek bir olguyu tespit ettirmektir.
Ama byle bir tespit nedir? Gz, kulak, bir duyu organ tara
fndan yaplan bir kayt m?13 Duyular aldahcdr; ayrca erim
alan ve ayrc g asndan da snrldrlar.
Burada teknikler devreye giriyor. Balangta brmlar insan
organlarnn veya fizyolojik sistemlerinin, verileri almak veya
balan etkilemek ilevi stlenmi protezleri olup 4, bir tek il
keye tabidirler: Performanslarn optimizasyonu, yani output'un
[ktnn] (elde edilecek bilgiler veya deiiklikler) arttrlmas,
bunlar elde etmek iin harcanan input'rm [girdinin] azaltlma
s.s Demek ki bunlar, yerindelik lt ne doruluk ne hakllk
ne gzellik vb. olup sadece etkililik olan oyunlar: Teknik bir
"hamle", bir bakasndan daha iyi sonu verdii ve/veya daha
az harcama yapt zaman "iyi" saylyor.
Teknik yeterliliin bu tanm son dnemlere ait. Bulular
uzun zaman, tesadfi ya da . bilgi kadar veya bilgiden ok sa
natlar (tekhnai) ilgilendiren aratrmalar vesilesiyle, birbirin
den kopuk olaylar eklinde yaplagelmitir. rnein klasik de
vir Yunanllar bilgiyle teknikler arasnda kapsaml bir iliki

13 Bu ayn zamanda tanklk ve tarihsel kaynak problenidir: Olay ku


laktan dolma olarak m, de visu [gzle grlerek] mi renilmi? Bu
ayrm Herodotos'ta bile ortaya kyor. Bkz. Fr. Hartog, "Herodote
rapsode et arpenteur", Herodote 9 (Aralk 1977), 56-65.
14 A. Gehlen, "Die Technik in der Sichtweise der Anthropologie",
Anthropologische Forschung, Hamburg, 1961.
s A. Leroi-Gourhan, "Milieu et techniques", Albin-Michel, 1945; id., Le
geste et la parale I, Technique et langage, Albin-Michel, 1964.
Aratrma ve Performativite ile Merulatrlmas 87

kurmuyorlard.16 XVI. ve XVll. yzyllarda bile "perspec


teur"lerin almalar ha.la merak kurcalayc gsteriler ve sa
natsal yenilik.ler kategorisindedir.I7 XVIII. yzyl sonuna kadar
durum byle olacakn. s Ve gnmzde de, bazan amatr be
cerileriyle (bricolage) akraba "vahi" teknik bulu etkinlik.leri
nin, bilimsel tartma ihtiyacnn dnda, hala varlklarn sr
drmekte oldukian savunulabilir.19
Buna karn, bilgiyi kanta dayandrma ihtiyac, bilimsel bil
ginin pragmatii geleneksel veya vahyedilmi bilginin yerini
aldka, kendini gittike daha gl biimde hissettiriyor. Daha
Discours'un banda Descartes laboratuvar kredisi talep eder. O
zaman problem artk ortaya konmutur: Kant sunma amacyla
insan vcudunun performanslarn optimize eden aygtlar faz
ladan bir harcama gerektirir. Demek ki, kant yoksa sylemle
rin dorulanmas da yok, yani para yoksa hakikat de yok . . . Bi
limsel bilginin dil oyunlar zenginlerin oyunlar olacak, bu
oyunlarda en zengin olan en ok hak.l kma ansna sahip ola
caktr. Zenginlik, etkililik ve hakikat arasnda bir denklem ku
rulmaya balamtr.
XVIII. yzyl sonunda, birinci sanayi devrimi esnasnda
meydana gelen bir olay da mtekabiliyetin (reciprocite) kefi
dir: Zenginlik olmadan teknik olmuyor, ama tekniksiz zen-

16 J. P. Vemant, Mythe et pensee chez les Grecs, Maspero, 1965, zellikle


bl. 4: "le travail et la pensee technique".
17 J. Baltrusaitis, Anamorphoses ou magie artificielle des effets merveilleux,
O. Perrin, 1969.
18 L. Mumford, Technics and Civilization, N.Y., 1934; Fr. ev. Montanier,
Technique et civilisation, Seuil, 1950. B. Gille, Histoire des techniques, Gal
limard (Pleiade), 1978.
19 Bunun arpc bir rnei M.J. Mulkay ve D.O. Edge tarafndan ince
lenmitir: "Cognitive, Technical and Social Factors in the Growth of
Radio-astronomy", Social Science Information (1973), 25-61 : izafiyet ku
ramnn baz ngrlerini kontrol etmek iin amatr radyo istasyonla
rnn kullanlmas.
88 Postmodern Durum

ginlik de olmuyor. Teknik dzenek bir yatrm gerektiriyor;


fakat, madem ki uyguland performans optimize ediyor,
ayn ekilde bu iyilemi performansn retecei art deeri
de optimize edebilir. Bunun iin bu art deerin gerekleme
si, yani performansn rnnn satlmas yeter. Ve sistem de
kendi zerine yle kapablabiliyor: Sz konusu satn gelirinden
bir para, performans daha da iyiletirmeyi amalayan aratrma
fonu tarafndan yutuluyor. te bilim tam burada bir retim gc,
yani kapitalin dolamnda bir an haline geliyor.
Teknikiere nce performanslar iyiletirme ve art-rnleri
gerekletirme zorunluluunu dayatan faktr, bilgiden ziyade
zenginleme arzusudur. Tekniin karla "organik" ortakl bi
limle el ele vermesinden nce geliyor. Teknikler ada bilgi
nin iinde ancak genellemi performativite zihniyeti dolay
myla nem kazamyorlar. Bugn bile bilgide ilerlemenin tek
nolojik yatrma bal ve tabi olmas dolaymsz deil.2D
Fakat kapitalizm kagelip aratrma kredileriyle ilgili bilim
sel probleme kendi zmn getiriveriyor: Dorudan do
ruya, almalarm ncelikli olarak performativite ve piyasa

20
Mulkay tekniklerle bilimsel bilginin greli bamszl iin esnek bir
model gelitiriyor: "The Model of Branching", The Sociological Review
XXXIII (1976), 509-526. National Academy of Sciences'n Science and
Public Committee'si bakan ve "Brooks Raporu"nun (OCDE, Haziran
1971) ortak yazar H. Brooks, 60'l yllarda AR-GE yatrmlarnn yap
l tarzn eletirirken yle diyordu: "Aya ulama yarnn sonula
rndan biri, teknolojik innovasyonun maliyetini dpedz karlanama
yacak dereceye kadar arttrmas olmutur. ( ...) Arahrma zgn anla
myla uzun vadeli bir faaliyettir; ar bir hzlanma veya yavalama iti
raf edilmeyen baz masraflara ve birok da yetersizlie sebep olur.
Entelektel retim de belli bir ritmin dna kamaz." ("Birleik Dev
letler'in bir bilim politikas var m?>>, La Recherche 14, Temmuz 1971,
611). Mart 1972'de, Research Applied to National Needs (RANN) fik
rini ortaya atan Beyaz Saray bilim danman E. E. David Jr. da ayn
ynde sonulara varyordu: Arahrma iin geni ve esnek bir strateji,
gelime iinse daha zorlayc bir taktik (La Recherche 21, Mart 1972, 211).
Aratrma ve Performativite ile Merulatnlmas 89

kayglarnn "uygulamalara" ynlendirdii, irketlerin ar-ge


blmlerini finanse ederek; dalayl biimde, niversite blm
lerine, arabrma laboratuariarna veya bamsz aratrma
gruplarna program baznda kredi tahsis edecek zel, kamusal
veya karma aratrma vakflar kurarak . . . Bunlarn almalar
nn sonularndan hemen kar beklemeden, r ac dolay

syla ok karl bir innovasyon elde etme anslarn arttrmak


iin arabrmalarn belli bir sre karlksz (Ct: fonds perdus) des
teklenmesi gerektii ilkesi uyarnca . z Ulus devletler de, zel
. .

likle Keynesi dnemlerinde, ayn kural izliyorlar: Uygula


maya dnk arabrma, temel arabrma. eit eit ajanslar
araclyla irketlerle ibirlii yapyorlar.22 irketlerde yrr
lkte olan alma organizasyonu normlar uygularnal ett
laboratuvarlarna da giriyor: Hiyerari, almann belirleyici
lii, ekip oluturma, bireysel ve kollektif verim deerlendirme,
satlabilir programlar gelitirme, mteri aratrmalar vb . . 23 .

21 1937'de Princeton niversitesi'nde sonradan Mass Communication


Research Center olacak olan blm kurmay kabul ederken, Lazars
feld'in kotuu artlardan biri de buydu. birtakm gerginlikler ya
ratmadan yrmedi. Radyo irketleri projeye yahrm yapmay red
dettiler. Lazarsfeld'in ortaya birtakm fikirler ath, ama hibir ey
gerekletirmedii syleniyordu. Kendisi de Morrison'a yle diyor
du: "I usually put things together and hoped they worked." [Genellikle bir
eyleri bir araya getirir ve almalarn umut ederim.] Alnhlayan D.
Morrison'dan: "The Beginning of Modem Mass Communication Re
search", Archives europeennes de sociologie XIX, 2 (1978), 347-359.
22 ABD'de federal devlet tarafndan aratrma-gelitirmeye ayrlan fon
larn tutar, 1956 ylnda zel sermayeterin tutarna eitti.; o zamandan
beri bunu gemitir (OCDE, 1965).
23 Nisbet, op. cit., bl. 5'te, higher capitalism'in [yksek kapitalizmin], b

lmlerin bamsz arahrma merkezleri eklinde niversitelere nfuz


ediinin buruk bir tablosunu iziyor. Bu merkezlerdeki sosyal ilikiler
akademik gelenekleri sarsyor. Bkz. ayrca, (Auto)critique de la science'ta
u blmler: "Le proletariat scientifique", "Les chercheurs", "La crise
des mandarins".
90 Postmodern Durum

"Saf" arahrma merkezleri daha az zarar gryor, ama yarar


landklar krediler daha dk.
Bylece, ilke olarak kendisi de bilimsel mesajn alclarnn
onayn almaya ynelik bir akl yrtmenin bir paras olan
kant ne srme ii de, bir baka dil oyununun kontrolne ge
mi oluyor: Kaplacak payn hakikat deil performativite, yani
en iyi input/output [girdi/kh] orfln olduu bir oyunun...
Devlet ve/veya irket bu yeni hedefi hakl gstermek iin ide
alist veya hmanist merulatrma anlahsn terkediyor; bug
nn finansrlerinin syleminde tek inamlr hedef, g (puissan
ce). Bilginler, teknisyenler, aygt ve aparatlar hakikati ren
mek iin deil, gc arthrmak iin sahn alnyor.
Ancak sorun, g syleminin nasl bir ey olabilecei ve bir
merulahrma lt tekil edip edemeyecei. lk bakta bunu
yapmasna engel gibi grnen ey, gelenein kuvvet ile hak,
kuvvet ile bilgelik arasnda, yani kuvvetli olan, hakl olan ve
doru olan arasnda yaph ayrm. Biz de yukarda, dil oyun
lar kuramnn terimleriyle, bu ltrlemezlik durumuna
gnderme yaparak, yerindeliin doru/yanl ltne ait ol
duu betimleyici oyun, hakl/haksz ltne ait olduu bu
yurucu oyun, ve etkili/ etkisiz ltne gre belidendii teknik
oyunu biribirinden ayrmhk. "Kuvvet" sadece, tekniinki
olan bu sonuncu oyunda yer alabilir grnyor. Tekniin terr
yoluyla i grd durumu istisna ediyoruz. Bu durum dil
oyununun dnda kalyor, nk o zaman kuvvetin tm etki
lilii, partnerinkinden daha iyi bir "hamle" bulma abasyla
deil, partneri ortadan kaldrma tehdidiyle kendini gsteri
yor. Etkililik, yani peinden koulan sonucun elde edilmesi, ne
zaman "unu syle veya yap, yoksa bir daha konuamazsn"
tehdidine dayansa, terr alanna girilmi, sosyal ba koparlm
oluyor.
Ancak u da var ki, performativite, kant sunma yeteneini
arttrarak, hakl kma ansn da arthryor: Ktle halinde bi
limsel bilgi alanna dahil edilen teknik lt, hakikat ltn
Aratrma ve Performativite ile Merulatr/mas 91

de etkilemekten geri kalmyor. Adalet ile performativite ara


sndaki iliki konusunda da ayn ey sylenebilmitir: Buna
gre, bir emrin adil saylma ans, icra edilme ansyla birlikte,
icra edilme ans da emri verenin performativitesiyle artacaktr.
te bu balamdadr ki, Luhmann sanayi-sonras toplumlarda
yasalarn nonnativitesinin yerini yol ve yntemlerin perfonna
tivitesinin aldna tank olunduuna inaruyor.24 Bu takdirde,
"balamn kontrol", yani balan (ister "doa" olsun ister in
sanlar) oluturan partneriere kar gerekletirilen performans
larn iyiletirilmesi, bir tr merulatrma olarak ilev grebi
lir. 25 Yani bu fiili bir merulatrma olabilir.
Bu yol yardamnn ileyi ufku yle: "Gereklik" bilimsel
akl yrtme iin kantlar; hukuki, etik ve politik nitelikteki
buyruk ve vaatler iin de sonular salayan merci olduuna
gre, btn bunlara hakim olmak iin "realiteye" hakim olu
nuyor; bunu mmkn klan ise teknikler. Teknikleri glen
dirmek suretiyle gereklik, yani adil grnmek, hakl kmak
anslar "glendiriliyor" . Buna mukabil, teknikler de bilimsel
bilgiye ve karar verme yetkesine sahip olunciuu lde g
lendirilmi oluyor.
Bylece, g yoluyla merulatrma yntemi yava yava
vcut buluyor. Bu sadece iyi performativite deil, ayn zaman
da iyi tahkik ve iyi hkm. Bilimi ve hukuku etkililikleriyle,
etkililii de bilim ve hukukla merulahryor. Performanslar
nn optimizasyonuna gre ayarlanm bir sistemin yapar g-

24 N. Luhmann, Legitimation durch Verfahren, Neuwied, Luchterhand,


1969.
25 Cl. Mueller, Luhmann' yorumlarken yle yazyor: "Gelimi sa
nayi toplumlarnda yasal-rasyonel merulatrmann yerini, ne yurt
talarn inaniarna ne de genel anlamda ahlaka nem (significance) at
feden teknokratik bir merulatrma alyor." (The Politics of Commu
nication, /oc. cit., 135). Teknokratik sorun hakknda almanca bir kay
naka iin, bkz. Habermas, Theorie et pratique II, loc. cit., 135-136.
92 Postmodern Durum

rnd gibi, kendi kendini merulatryor.26 mdi, genelle


mi enformatizasyonu salayan da balam zerinde kurulan
bu kontrol. Betimleyici olsun, buyurucu olsun, bir sylemin
performativitesi, gndergesi hakknda elde bulunan bilgiyle
(information) oranhl olarak arhyor. Bylece gnmzde gcn
artmas ve kendini merulatrmas, eitli bilgilerin retimi,
bellee kayd, eriilebilirlii ve igrrlnden geiyor.
Bilimle tekniin ilikisi tersine dnyor. O zaman akl y
rtrnelerin karmaktamas zellikle karutlama aralarru daha
inceltilmi kld ve performativite de bundan yarar gr
d iin ilgin grnyor. Aratrma fonlarnn devlet, ir
ketler, ve karma kurumlar tarafndan datlna sreci, bu
g arttrma mantna gre iliyor. Sistemin performansia
rna dolayl da olsa katklarn iyi savunamayan aratrma
sektrleri, kredi kanallarnca terkedilip ecellerini beklerneye
braklyor. Performativite lt ynetim organlar tarafn
dan, u ya da bu aratrma merkezini yeniden canlandrmay
reddedilerini hakl gstermek iin, aka ileri srlyor.27

26 Hakikatin kontrolnn dilbilimsel bir zmlemesi G. Fauconnier


tarafndan yaplyor: "Comment contrler la verite?", Actes de la recherche
en sciences sociales 25 (Ocak 1979), 1-22.
27 Bu balamda rnein 1970'te ngiltere University Grants Commit
tee'sinden "retkenlik, uzmanlama, konularn temerkz ve maliyet
leri snrlanmak suretiyle binalarn denetimi alannda daha pozitif bir
rol oynamas" istenmitir (The Politics of Education: E. Boyle & A. Cra
siand parlent ii M. Kogan, Penguin Education Special, 1971). Bu yuka
rda (not 156) geen Brooks'unkilere benzer beyanlada elikili gr
nebilir, ancak: 1) Edwards'n da baka yerde dedii gibi "strateji" libe
ral ama "taktik" otoriter olabiliyor; 2) iktidar organlarnn hiyerarisi
iinde sorwnluluk ou kez en dar anlamyla, yani bir projenin he
saplanabilir performativitesini karlayabilme olarak anlalyor; 3) ik
tidar organlar da, performativite ltleri dolaysz biimde zorlayc
olan zel gruplarn bask etkilerinden bak deil. Her ne kadar ara
trmada yenilik getirme ans hesaba gelrniyorsa da, kamu yarar, belli
bir vadede sonu alma amacndan baka koullar altnda, her trl
aratrmaya yardm edilmesindeymi gibi grnyor.
12.
GRETiM VE GRETiMiN PERFORMATiViTE
LTNE GRE MERULATIRILMASI

Bilginin br yamacna, aktanmna, yani retime gelince,


performativite ltnn onu etkileyi biimini betimlemek ol
duka kolay grnyor.
Saptanp yerlemi bilgiler olduu fikri bir kez kabul edilince,
bunlarn aktanlmas sorunu pragmatik olarak bir dizi soruya ay
ryor: Kim aktaryor? Neyi? Kime? Hangi yolla? ve hangi bi
imde? Hangi amala?l niversite politikas denilen ey de bu so
rulara verilecek tutarl bir yantlar btnnden oluuyor.
Yerindelik (pertinence) lt varsaylan sosyal sistemin per
formativitesi olunca, yani sistem kuram perspektifi benimse
nince, yksek retim de o sosyal sistemin bir alt-sistemi ola
rak dnlyor ve problemlerinin her birine ayn performa
tivite lt uygulanyor.
Elde edilmek istenen sonu, yksek retimin tm sosyal
sistemin performativitesinin arttnlmasna optimal katks; de
mek ki, sosyal sistem iin mutlak gerekli olan vasflar yeti
tirmek zorunda. Bunlar iki trl: Birileri zellikle kresel l
ekteki rekabeti gslerneyi amalyor ve ulus devletin veya
byk eleman yetitirme kurumlarnn kresel piyasada sata
bilecekleri "uzmanlklara" gre deiim gsteriyorlar. Kurdu
umuz genel varsaym doruysa, incelememizin banda be
lirttiimiz ve nmzdeki yllarn asl ekime alan olacak
olan en u sektrlerin uzman ihtiyalar, yksek ve orta ka
deme ynetici kadro talepleri artacakhr: Bu durumda, "tele-

1 1939-1940'ta Lazarsfeld'in ynettii Princeton Radio Research Center


seminerleri esansnda, Laswell iletiim srecini yle tanmlamtr:
Who says wlat to wlom in wlat clannel witl wlat effect? Bkz. D. Mor
rison, art. cit.
94 Postmodern Durum

matik" formasyonla ilikili btn disipliniere (biliim, siberne


tik, dilbilim, matematik, mantk ... ) retim alannda ncelik ta
nnd grlse gerektir. Hele bu uzmanlarn oalmas byk
olaslkla, tp ve biyolojide grld gibi, dier bilgi alanla
rndaki aratrmalar da hzlandracak olduuna gre ...
te yandan, yine ayru genel varsayma gre, yksek re
timin sosyal sisteme, i tutarln korumaktan ibaret olan ken
di isteklerine uygun vasflar yetitirmeye devam etmesi gere
kecektir. Daha nce bu grev, ou kez zgrleme anlatsyla
merulatrlan bir hayat modelinin oluturulup yaylmasndan
ibaretti. Gayrimerulatrma balamnda, niversiteler ve dier
yksek retim kurumlan artk idealler deil, vasflar yeti
tirmek talebiyle kar karya: u kadar doktor, u ve u disip
linlerde u kadar profesr, u kadar mhendis, u kadar yne
tici vb ... Bilgi aktarma artk ulusa zgrleme yolunda nderlik
edebilecek bir elit grubu yetitirmeyi amalar grnmyor; sa
dece sisteme, kurumlarn ihtiyac olan pragmatik grev nokta
larnda rollerini gerektii gibi oynamaya yetenekli oyuncular
salyor.2
Yksek retimin amalar ilevsel, tamam, peki alclarn
durtunu ne? Alc, yani renci iyice deimi ve daha da dei
ecektir. O artk "liberal elitler"3 evresinden kma, zgrle-

2 Parsons bunu "arasal aktivizm" olarak tanmlyor ve "rasyonel bil


gi" ile ayn sayacak derecede vgsn yapyor: "Rasyonel bilgiye
doru ynelim, arasal aktivizmin ortak kltrnde rtk olarak mev
cuttur; fakat ancak bunu mesleki etkinliklerinde kullanan en iyi re
nim grm sosyal kategorilerde az ok aklk kazanr ve en yksek
dzeyde deerlendirilir" (T. Parsons ve G.M. Platt, "Considerations on
the American Academic Systems", Minerva VI [Yaz 1968], 507; alnhla
yan: A. Touraine, Universite et societe..., loc. cit., 146).
3 Mueller'in, technical intelligentsia'ya kart tutarak professioual intelli

gentsia adn verdii ey. Mueller, J.K. Galbraith'in izinde, teknokratik


merulahrma karsnda bunun duyduu rahatszlk ve gsterdii
direnci anlahyor.
retim ve retimin Performativite ltne Gre Merulatrlmas 95

me olarak anlalan byk sosyal gelime greviyle yakndan


veya uzaktan ilgili bir gen insan deil. Bu anlamda, girite
eleme yapmayan, kii bana maliyet/ renci oran dn
lrse renci hatta toplum iin dk maliyetli, fakat ok say
da renci kaydeden4 ve modeli de zgrlemed hmanizm
olan "demokratik" niversite bugn performansa yetersiz g
rlyor.s Yksek retim imdiden, hem idari nlemlerle hem
de yeni kullanclardan gelen, pek iyi denetlenemeyen, reti
min ilevlerini iki byk hizmet trne ayrma eilimi tayan
bir sosyal taleple ynlendirilen nemli bir yeniden yaplanma
srecinin etkisinde.
Yksek retim profesyonelletirme ileviyle hala liberal
elitlerden kma genlere hitap ediyor, onlara meslein gerekli
grd vasf kazandrlyor; bunlara bir de, u ya da bu yolla
(rnein teknoloji enstitleri zerinden), fakat ayn didaktik
modele gre, yeni teknik ve teknolojilere bal yeni bilgilerin
alclar ekleniyor, ki bunlar da henz "aktif" olmayan gen
ler ...

4 1970-1971 yllar banda, 19 ya grubunda, yksek renime kaytl


olanlarn oran Kanada, ABD, Sovyetler Birlii ve Yugoslavya'da %30-
40; Almanya, Fransa, ngiltere, Japonya ve Hollanda'da %20 dolayla
rndayd. Yani btn bu lkelerde, 1959 yl oranlarn ikiye veya e
katlamt. Ayn kaynaa gre (M. Deveze, Histoire contemporaine de
l'Universite, Paris, SEDES, 1976, 439-440), 1950 ile 1970 arasnda
renci nfusunun genel nfusa oran Bah Avrupa'da %4'ten %10'a, Ka
nada' da %6,1'den %21,3'e, ABD'de %15,1'den %32,5'e kmhr.
s Fransa'da 1968'den 1975'e kadar yksek retim kurumlarnn top
lam btesi (CNRS hari), x1000 Frank olarak, 3.075'ten 5.454'e, yani
GSMH'nn yaklak %0.55'inden %0.39'una deimitir. Mutlak rakam
olarak grlen artlar, Maa ve cretler, letme Masraflar ve Burslar
kalemlerini ilgilendirmektedir; arahrma sbvansiyonlar kalemi be
lirgin biimde yerinde sayntr (Deveze, op. cit., 447-450). 1970'li yllar
konusunda E.E. David, bir nceki onyldakinden ok daha fazla dok
tora (Ph.D.) gerekli olmadn bildiriyordu (art. cit., 212).
96 Postmodem Durum

"Profesyonel entelijansiya" ile "teknisyen entelijansiya"y6


meydana getiren bu iki kategori dnda, niversitede okuyan
dier genlerin byk ksm i arama istatistiklerinde hesaba
girmemi isizler. Gerekten de okuduldan disipliniere (edebi
yat ve insan bilimleri) denk den i olanaklarna oranla say
lar fazla. Gerekte, yaiarna karn, bilgi aktannnn yeni al
clar kategorisine aitler.
Zira, bu profesyonelletirme ilevinin yan sra, niversite
sistemin performanslarnn slah . erevesinde yeni bir rol oy
namaya balyor veya balasa gerek ki bu da hizmet ii eitim
veya srekli eitim.7 Profesyonel amal niversite, blm veya
kurumlar dnda bilgi arhk genlere aktif hayata girilerinden
nce blok halinde, bir defalk ve bir defada aktanlnyor ve
aktarlmayacak; zaten aktif olan veya olmay bekleyen yeti
kinlere, kompetanslarn arthrmak ve terfilerini kolaylatrmak
zere, ama ayn zamanda meslek hayatlarnn ufuklarn ge-

6 Cl. Mueller'in terminolojisine gre, op. cit.


7 M. Rioux ve J. Dofny'nin "Kltrel Formasyon" bal altnda ele al
dklar ey: J. Dofny ve M. Rioux, "Inventaire et bilan de quelques
experiences d'intervention de l'universite", L'universite dans son milieu:
action et responsabilite ierisinde (AVPELF Sempozyumu), Vniversite
de Montreal, 1971, 155-162. Yazarlar, Kuzey Amerika'nn iki tip ni
versitesi dedikleri eyin eletirisini yapyorlar: retimle aratrmann
sosyal talepten tamamen koparlm olduu liberal art colleges ve top
lumun bedelini demeyi stlendii her trl retimi vermeye hazr
multiversity. Bu son forml hakknda, bkz. C. Kerr, The Uses of the
University. With a Postscript 1972 Cambridge (Ma), Hatvard V.P., 1972.
- -

Dofny ve Rioux'nun tavsiye ettikleri niversitenin topluma mdaha


lesi hari benzer bir ynelim iin, bkz. M. Alliot'nun ayn sempoz
yumda sunduu gelecein niversitesinin tasviri, "Structures optima
les de l'institution universitaire">>, ibid., 141-154. M. Alliot szn
yle balyor: "Biz yaplara inanyoruz, oysa mmkn olduu kadar
az yap olmas gerekirdi." Centre experimental, sonra Vniversite de Pa
ris Vlll'in (Vincennes) 1968'deki kuruluu srasnda resmen ilan ettii
uras da byle. Bu konuda bkz. dosya Vincennes ou le desir d' appren
dre, Alain Moreau, 1979.
retim ve retimin Performativite ltne Gre Merulatr/mas 97

niletmelerini, teknik ve etik deneyimlerini badahrmalarn


salayacak bilgilerin, dillerin ve dil oyunlarnn kazandnimas
amacyla, "alakart" servis ediliyor ve edilecek.B
Bilgi aktann srecinin girdii yeni r, anlamazlklar
olmadan yrmyor; zira mesleki ilerlemeyi tevik, sonucu na
sl olsa tm sistemin performanslarn iyiletirmek olaca iin,
ne denli sistemin ve dolaysyla karar vericilerinin karna ise,
sylemler, kurumlar ve deerlerin deney tahtasna evrilmesi,
bunun yansra mfredatlarn maruz kald kanlmaz "bo
zukluklar", bilgilerin ve retimin kontrol ve stelik bunlarn
sosyo-politik yan etkileri de o denli az ilevsel gibi grnyor
ve bunlardan sistemin ciddiyeti adna en kk bir kredi bile
esirgeniyor. Ne var ki yine de burada ana izgileriyle belir
meye balayan ey, ilevsekiliin dna bir k yolu, hele
izmi olan da bizzat ilevsekilik olduuna gre, kesinlikle gz
ard edilmemesi gereken bir yol.9 Ancak bunun sorumluluu
nun niversite d aiara tevdi edilmesi dnlebilir.lO
Ne olursa olsun, performativite ilkesi, her durumda izlene
cek politikaya ak ve net biimde karar vermeyi salamasa
bile, genel bir sonu olarak yksek retim kurumlarnn siyasi

8 mza sahibi burada Vincennes' deki birok blmn deneylerinin ta

nkln yapm oluyor.


9 12 Kasm 1968 tarihli yksek retim genel dorultu yasas, (mesleki
eitim olarak anlalan) srekli eitimi yksek retimin grevleri ara
snda sayyor: Buna gre yksek retim "ykselme anslarn arttr
mak ve mesleki etkinliklerini dntrmelerine imkan vermek zere,
eski rencilere ve renim grme frsah bulamam dier kiilere de
ak olmaldr."
10 Televizyonun ikinci kanalnda yaymlanmakta olan Holocauste dizi

sini devlet okullarndaki rencilere resmen tavsiye etmi olan (daha


nce grlmemi bir olay) Fransa Eitim Bakan, Tele-sept-jours 981'e
verdii bir mlakatta (17 Mart 1979), eitim sektrnn kendine zerk
bir grsel-iitsel medya aygh oluturma giriiminin baarszla u
radn ve "eitsel grevlerin birincisinin ocuklara -eitli kanallar
dan- kend i programlarn semeyi retmek" olduunu ifade ediyordu.
98 Postmodern Durum

iktidara baml hale gelmesini getiriyor. Arhk bilginin kendi


iinde ide'nin gereklemesi ya da insanlarn zgrlemesi gibi
bir amac kalmad andan itibaren, aktann da yalnzca bil
ginierin ve rencilerin sorumluluu olmaktan km oluyor.
"niversite zgrl" fikri arhk baka bir aa ait. 1960'l yl
larn sonlarndaki krizin ardndan niversitelere tannm olan
"zerklikler", retim yesi kurullarnn hemen hibir yerde
kurumlarna ne kadar bte ayrlacana karar verme yetkile
rinin olmay gibi kitlesel bir olgu karsnda fazla arlk ta
myor ; bu kurullar sadece kendilerine tahsis edilen denek
leri datma yetkisine sahip, stelik de yalnz yolun sonun
da . .12
.

imdi de bakalm yksek retimde ne aktarlyor? Profes


yonelleme sz konusu olduuna gre ve skca ilevseki bir
adan baklnca, aktarlabilir materyalin z, bir organize bil
giler stoundan ibaret. Yeni tekniklerin bu stoa uygulanmas,
iletiimin tayc kanal stne nemli bir etki yapabiliyor. Bu
kanaln, bir profesr tarafndan sessiz renciler karsnda
krsden takrir usulyle verilen, soru sorma zamannn bir
asistann ynettii "pratik almalar" seansna telendii bir
ders olmas mutlaka gerekli grnmyor. Bilgiler biliim diline
evrilebilir olduklar lde ve zaten geleneksel retmen de
bir bellekle zdeleebilir olduu lde, retme ii klasik
bellekleri (ktphane vb.) ve veri bankalarn rencilerin hiz-

11 Devletin, niversitelerin -kapital ve iletme sermayesi olarak- har


camalarna katlmnn 1920 ile 1960 arasnda %30'dan %80'e km
olduu Byk Britanya'da, University Grants Committe, niversitelerin
sunduu ihtiya ve gelime planlarn inceledikten sonra, yllk sb
vansiyonlar kurumlar arasnda dahyor. ABD de ise tm yetkiler
Trustee'lerin (ynetim kurulu yelerinin) elinde.
z Yani, Fransa'da, iletme ve donanm harcamalar blmleri arasn

da. Kadro d alan personel hari cretler onlarn yetkisinde deil.


Projelerin finansman, yeni blmler almas vb... niversitenin yetki
sine braklan eitim-retim faslndan karlanyor.
retim ve retimin Performativite ltne Gre Merulatr/mas 99

metine sunulmu akll terminaHere balayan makinelere ema


net edilebilir.
Pedagojinin bundan mutlaka zarar grecei sylenemez, zi
ra ne de olsa rencilere bir ey retmek gerekecek: erikler
deil, terminallerin kullanl, yani bir yandan yeni diller, br
yandan soru sorma denen dil oyununun daha incelmi bir oy
nan tarz: Soruyu nereye sormal, yani bilmek istenen ey iin
en uygun bellek hangisi? Yanl anlalmalardan kanmak iin
soru nasl ekillendirilmeli vb? 3 Bu bak asndan, giri se
viyesinde bir biliim ve zellikle bir telematik formasyonunun,
rnein bir yabanc dilin rahata kullanlabilecek dzeyde
renilmesiyle ayn gerekelerle, bir yksek renime hazrlk
programnda zorunlu olarak yer almas gerekecektir.4
retmenierin yerini ksmen makinelerin almas sadece b
yk merulatrma anlatlan, tin'in hayat ve/veya insanln
zgrlemesi, perspektifinde kusurlu, hatta kabul edilemez g
rnebilir. Fakat bu anlahlarn, artk bilgiye gsterilen ilginin
itici gcn tekil etmiyor olmalar pek muhtemel. Bu itici g
ise, klasik didaktiin bu yn, sorunumuzun dnda kalyor.
Uzmanlam renci, devlet veya yksek retim kurumunun
sorduu soru artk "doru mu?" deil, "neye yaryor?" sorusu.
Bilginin metalamas balamnda bu ikinci soru ou zaman
"satlabilir mi?" anlamna geliyor. Gcn arttrlmas balamnda
ise "etkili mi?" manasna. mdi, eldeki performansl bir vasf yu
kanda betimlenen koullarda pekala satlabilir grnyor ve za
ten tanm gerei etkili . Etkili olmaktan kan o deil, baka l
. .

tlere, rnein doru/yanl, hakl/haksz vb. ltlerine gre


belirlenen vasf ve tab genel olarak zayf performativite.

13 M. Mc Luhan, D'ceil ii oreille, Denoel-Gonthier, 1977; P. Antoine,


"Comment s'informer?">>, Projet 124 (Nisan 1978), 395-413.
14 Akll terminal kullanmnn Japonya'da okul rencilerine retil
dii biliniyor. Kanada'da baz niversite ve kolej merkezleri de bunlar
dzenl i olarak kullanyor.
100 Postmodem Durum

nmzde geni bir ilevsel vasf piyasas perspektifi var. Bu


tr bilgilere sahip olanlara teklifler yayor ve yaacak, hatta si
yasal ayartma ekimelerine de konu olacaklar.s Bu adan,
nmzde beliren fenomen bilginin sonu deil, tam tersi .. . Ya
rnn Ansiklopedisinin veri bankalar. Bunlar her kullancnn
yeteneklerini ok ayor. Postmodem insan iin "doa" bunlar. 16
Yine de aklda tutulmal ki, eitim-retim malumat akta
rrnndan ibaret deil ve yeterlilik de, performatil bile olsa, iyi
bir veri belleille veya makine-beliekiere erimede iyi bir yete
nee sahip olmaya indirgenemez. "imdi ve burada" zlecek
problem iin uygun ve yerinde olan verileri edimletirme (actu
aliser) ve etkili bir strateji erevesinde dzene koyma yeteneinin
nemini vurgulamak da artk pek sradan bir davran saylr.
Oyun eksik bilgi zerinden oynandka, avantaj bilenin ve
ilave bilgi elde edebilenindir. renme durumunda bulunan
rencinin durumu, tanm gerei, byledir. Ancak eksiksiz
bilgi zerinden oynanan oyunlardat7, en yksek performatiflik,
varsaym yoluyla, byle bir ilave bilgiye erimekten ibaret ola
maz. Tam anlamyla bir "hamle" tekil eden verilerin yeni bir
dzenieni tarzndan kar. Bu yeni dzenieni ou kez o za
mana dek bamsz saylm olan veri dizilerinin balantya
sokulmasyla elde edilir. s Bu ekilde, eklenmi olmayan eyleri

15 Amerikan aratrma merkezlerinin kinci Dnya Sava'ndan nce


izledikleri politika bu idi.
16 Nora & Mine yle yazyor (op. cit., 16): "Gelecek onyllarda kar
karya kalacamz balca meydan okuma, insanln ilerlemi ku
tuplar iin, artk maddeye hakim olma yeteneinde deil. O i oldu
bitti. Sorun, enformasyonla organizasyonu birlikte ilerietecek ba a
larnn kurulmasnda karlalan glk."
17 A. Rapoport, Fights, Games and Debates, Ann Arbor, Un. of Michigan
Press, 1960; Fr. ev. Lathebeaudiere, Combats, debats et jeux, Dunod, 1967.
18
Bu, Mulkay'in Branching Model'i (bkz. not 156). G. Deleuze bu olay
serileTin aprazlanmas terimleriyle incelemitir: Logique du sens, Mi
nuit, 1968 ve Difference et repetition, P.U.F., 1968.
retim ve retimin Performativite ltne Gre Merulatr/mas 101

bir araya getirip eklemleme yeteneine hayalgc denebilir.


Bunun bir zellii de hzdr.l9
imdi, postmodern bilgi dnyasru, verilerin ilke olarak b
tn uzmanlara ak olmas anlamnda, tamam enformasyonlu
bir oyunla ynetiliyor gibi tasavvur etmekte saknca yok: Yani
bilimsel sr yok. Demek ki, bilginin edinilmesinde deil de
retiminde, yeterlilik eit olmak kaydyla performativitede g
rlecek fazlalk son kertede, kah yeni bir hamle yapmay kah
oyunun kurallarm deitirmeyi salayan bu hayalgcne ba
l oluyor.
Eitim-retim yeterlilik salt yeniden retilmesini deil,
gelitirUmesini de salamak zorundaysa, o zaman bilginin ak
tarlmasnn enformasyon aktarmyla snrl kalmayp bilginin
geleneksel organizasyonunda kskanlkla birbirinden ayrlan
alanlar balantlandrma yeteneini gelitirebilecek btn s
relerin retilmesini de kapsamas lazm. zellikle '68 krizin
den sonra yaylan, ama ok daha nce gndeme getirilmi olan
disiplinleraraslk akm da bu ynde gider grnyor. Bunun
niversitelerdeki feodalist kalntlarla att syleniyor. As
lnda ok daha fazlasyla almtr.
Humboldtu niversite modelinde, her bilim, doruktaki
tahtta speklasyonun oturduu bir sistemde kendine ayrlm
yeri igal eder. Bir bilimin bir bakasnn alaruna mdahalesi
ancak kafa karkl, sistemin ileyiinde "parazitler" dou
rur. birlikleri ancak speklasyon dzeyinde, filozoflarn kafa
snda, mmkn olabilir.
Disiplinleraraslk fikriyse tam tersine, zel olarak gayrime
rulatrma dnemine ve onun acil empirizmine ait. nsann bil
giyle ilikisi tin'in hayatnn gerekletirilmesi ya da insanln
zgrletirilmesi zerinden deil, karmak bir kavramsal ve

19Zaman, dinamik biliminde g biriminin belirlenmesinde denkleme


giren bir deikendir. Bkz. aynca, P. Virilio, Vitesse et politique, Galilee,
1976.
102 Postmodern Durum

maddesel aygtlar btnn kullananlar ve bunun performan


sndan yarar salayanlar zerinden kuruluyor. Bunlar, sz ko
nusu btnn nihai amalarn ve doru kullanmn formle
balayan bir st-dil veya st-anlahya sahip deiller. Fakat per
formansn glendirmek iin brain storm ing leri [beyin frtna
'

lar] var.
Ekip almasnn deer kazanmas da bilirnde bu per
formatif ltn hakim olma srecinin bir paras; zira doru
sylemek veya hakl hkm vermek sz konusu olduunda,
saynn konuya hi etkisi yoktur. Ancak hakllk ve doruluk
nispeten daha olas baar terimleriyle dnld zaman bir
etkisi olabilir. Nitekim ekip almasyla, sosyal bilimlerin ok
tan beri netletirdii koullar alhnda, performanslar genel ola
rak ykselmektedir.20 Dorusunu sylemek gerekirse, ad ge
en bilimler ekip almasnn performativite asndan baar
sn zellikle belli bir model erevesinde, yani bir grevin ye
rine getirilmesi iin, tespit etmilerdir; yeni modeller "hayal
etmek" sz konusu olduunda, yani tasariama (conception) iin,
iyileme o kadar emin grnmyor. Anlaldna gre bunun
rnekleri mevcut.z Ama ne olursa olsun, baarda ekibin bt
nne ait olanla ekip yelerinin bireysel zekalarma ait olan
ayrmak ha.la kolay deil.
Bu ynelimin, bilginin aktarrnndan ziyade retimini (ara
hrmay) ilgilendirdii gzden kamayacakhr. Geri bu ikisini
tamamen ayr tutmak, ilevsekilik ve profesyonalizm ereve-

20 J. L. Moreno, Who shall Survive? (1934), N.Y., Beacon, 2. ed. 1953; Fr.
ev. Maucorps ve Lesage, J.L. Moreno, Fondements de la sociometrie ie
risinde, t. V, "Perspectives de l'avenir: qui survivra?", P.U.F., 1954.
21 En nllerinden birka: The Mass Communication Research Center
(Princeton), The Mental Research Institut (Palo Alto), The Massachusett
Institut of Technology (Boston), Institut Jr Sozialforschung (Frankfurt). C.
Kerr'in Ideapolis adn verdii ey lehindeki akl yrtmenin bir ksm,
kolektif aratrmalarla elde edilen icat gc kazanc ilkesine dayam
yor. (op. cit., 91 ve devam.).
retim ve retimin Performativite ltne Gre Merulatr/mas 103

sinde bile, soyut ve olaslkla zararl bir ey. Yine de dnyann


her tarafnda bilgi kurumlarnn fiilen yneldikleri zm, di
daktiin bu iki ynn, "basit" yeniden retimle "geniletil
mi" yeniden retimi, ayrma eklinde tecelli ediyor; kurumlar
olsrm, kurumlardaki dzeyler veya dngler olsrm, yeni ku
rum gruplamalar olsun, yeni disiplin gruplamalar olsrm,
her trden varlklar arasnda ayrmlar yaplyor; bunlarn ki
mileri profesyonel yeterliliklerin seilip yeniden retilmesine,
kimileri "hayali gl" zihinlerin ilerlemesine ve "aha kald
rlmasna" adanyor. Birincilerin hizmetine verilen aktarma ka
nallar basitletirilip kitleselletirilecek; ikincilerse aristokratik
eitilik ortamnda alan kk gruplara hak kazanacaklar.22
Bunlarn resmen niversitelerin paras olup olmamalar ise
pek nem tamyor.
Fakat kesin grnen u ki, her iki durumda da gayrimeru
lahrma ve performativitenin hakim duruma gemesi, profesr
ann ecel anlarn alyor: Bu kii yerleik bilgiyi aktarmakla
bellek alarndan; yeni hamleler ve yeni oyunlar tasavvur et
mekte de disiplinleraras ekiplerden daha uzman deil.

22D. J. de Solla Price (Little Science Big Science, loc. cit.)'da bilimin bili
mini kurmay deniyor. Sosyal nesne olarak alnan bilimin (istatistiksel)
yasalarn saptyor. Demokratik olmayan ayrma yasasna s. 79, l l .
notta iaret etmitik. B ir baka yasa, "grnmez kolejler" yasas, ya
ynlarn oalmas ve bilimsel kurumlardaki enformasyon kanallarnn
doygunlua ulaarak lkannas olayn betimliyor: Bilginin aristok
ratlar o zaman buna tepki olarak, en fazla yz kadar ortaklaa seil
mi yesi olan kiileraras istikrarl temas alar kurmaya yneliyorlar.
D. Crane bu "kolejlerin" ["encmenler"] sosyometrik bir yorumunu
vermitir: Invisible Colleges, Chicago & Londra, The Un. of Chicago P.,
1972. Bkz. Lecuyer, art. cit.
13.
iSTiKRARSlZLlKLARl N ARATIRILMASI OLARAK
POSTMODERN BiLiM

Bilimsel aratrma pragmatiinin, zellikle yeni savlar ara


y olarak, yeni "hamleler", hatta dil oyunlarnda yeni kurallar
bulmay n plana kardn daha nce gstermitik. imdi, bi
limsel bilginin bugnk durumunda belirleyici olan bu yn
biraz daha vurgulamak nem tayor. Bilimsel bilgi hakknda,
paradi kabilinden, denebilir ki, "krizden bir k yolu" aryor;
sz konusu kriz ise determinizmin krizi. Determinizm, perfor
mativiteyle merulatrmann dayand varsaymdr: Perfor
mativite belli bir input 1 output [girdi/kt] oranyla tanmland
ndan, input'un [girdinin] iine sokulduu sistemin istikrarl
halde bulunduunu farz etmek gerekir; yani sistem, output'un
[ktnn] gerektii gibi nceden tahminini salayacak olan s
rekli ve tretilebilir ilevi hesaplanabilen dzenli bir "yrn
gede" hareket eder.
Etkililiin pozitivist "felsefesi" bu. Burada karsna birka
dikkate deer rnek karmakla, merulatrmaya ilikin nihai
tarhma kolaylatrlmak isteniyor. zetle, birka somut rnek
zerinde postmodern bilimsel bilginin pragmatiinin aslnda
performativite arayyla pek de yaknl bulunmadn gs
termek sz konusu.
Bilimin genileyip yaylmas etkililiin pozitivizmine gre
olmuyor. Tam tersine: Kantla almak, kart-rnei, yani an
lalmaz, aratrmak ve icat etmek demektir; savlada almak,
"paradoksu" aramak ve usavurma oyununun yeni kurallaryla
merulatrmaktr. Her iki dunnnd a da etkililik kendisi iin
araruruyor, denekleri tahsis edenler nihayet olayla ilgilendik-
istikrarszlklarn Aratrlmas Olarak Postmodern Bilim 105

leri zaman fazladan geliyor, bazen da ge geliyor. Fakat yeni


bir kuram, yeni bir varsaym, yeni bir sylem, yeni bir gzlem
vb. ile gelmemezlik ve tekrar gelmemezlik edemeyen ey me
rulatrma sorunu; zira bu soruyu felsefe bilime deil, bilim
kendi kendine soruyor.
Modas gemi olan, neyin doru neyin hakl olduunu
sormak deil; bilimi pozitivist ve Alman idealistlerinin onda
grdkleri o merulahrlmam bilgiye, o yar-bilgiye mah
kum olarak tasavvur etmek. Senin savn ne yazar, senin kantn ne
yazar? sorusu o derecede bilimsel bilginin pragmatiinin ayrl
maz paras ki, sz konusu savn veya kantn muhatabnn ye
ni bir sav veya yeni bir kantn alcsna dnmn, dolay
syla hem bilimsel sylemlerin hem bilim insan kuaklarnn
yenilenmesini o salyor. Bilim bu soruyu gelitirerek geliiyor,
gelitiini kimse tartmyor. Ayrca bu sorunun kendisi de,
gelie gelie, bizi u soruya, daha dorusu u st-soruya ya da
merulatrma sorusuna gtryor: Senin "ne yazar"n ne ya
zar?2
Sylediimiz gibi, postmodem bilimsel bilginin arpc zel
lii, sylemin, kendisini geerli klan kurallar zerinde kendi
kendine apak ikinlii.3 XIX. yzyl sonunda meruiyetin
kayb ve felsefi "pragmatizme" ve mantksal pozitivizme d-

1 B. Mandelbrot (Les objets Jractals. Forme, hasard et dimension, Flamma


rion, 1975) kitabnn Ek'inde (172-183), bulularnn verimliliine kar
n ilgi alanlarnn gariplii yznden ge tannan veya tannmanu
kalan matematik ve fizik alanlarndaki aratrmaclara ait "biyografik
taslaklar" veriyor.
2 Buna nl bir rnei, kuantum mekanii tarafndan determinizm s
tne balatlan tarhmadr. Bkz. rnein, M. Bom'la A. Einstein ara
sndaki yazmann (1916-1955) J. M. Levy-Leblond tarafndan sunu
mu, "Le grand debat de la mecanique quantique", La recherche 20
(ubat 1972), 137-144. nsan bilimleri tarihi de yz yldan beri antro
polojik siiylemin byle st-dil dzeyinde pasajlaryla doludur.
3 I. Hassan, "Culture, Indeterminacy and Immanence"ta, loc. cit., ikin
lik (immawnce) dedii eyin bir "imgesini" veriyor.
106 Postmodern Durum

olarak grlebilmi olan olay bir yol kazasndan ibaret ol


mu, bilim buradan, bilimsel syleme yasa deeri tayan sy
lemlerin geerlenmesi stne sylemi dahil ederek, silkinip
kalkmtr. Bu dahil edi, yukarda grdk, basit bir operasyon
deil, en yksek derecede ciddi kabul edilen "paradokslara" ve
bilimin erimine ilikin, aslnda onun yapsndaki deiiklikler
olan "snrlamalara" meydan veriyor.
Ucu Gdel teoremine varan st-matematiksel arahrma, bu
yap deiikliinin gerek bir paradigmas.4 Fakat dinamik bili
minin dnm de yeni bilim anlay iin en az onun kadar
rnek deeri tayor, hem de bizi zellikle ilgilendiriyor; nk
zellikle toplum kuram konusunda performans tartmasna
youn biimde dahil edilen bir kavram dzeltmek zorunda b
rakyor: Sistem kavram.
Performans kavram, istikrar salam sistem kavramn ima
eder, nk bir oran ilkesine dayanr: Is ve i, scak kaynak ve
souk kaynak, input ve output arasnda ilke olarak her zaman
hesaplanabilen oran... Bu, termodinamikten alnma bir fikirdir;
btn deikenleri bilinmek kouluyla sistemin performanslar
nn ngrlebilir biimde evrilecei tasavvuruyla birlikte gider.
Bu koul, Laplace'n "cini" imgesiyle, limit olarak aka ifade
edilmitir:s Evrenin t anndaki halini belirleyen btn deiken
ler elinde olmak kouluyla, cin onun t'>t anndaki halini nce
den tahmin edebilir. Bu tasavvur, tm fizik sistemlerin, sistemler
sistemi olan evren de dahil olmak zere, birtakm dzenliliklere
uygun davrandklar ve dolaysyla evrimlerinin ngrlebilir
bir yrnge izdii ve "normal" srekli fonksiyonlara (ve de
ftrolojiye ... ) yer verdii ilkesiyle de destekleniyor.
Kuanhun mekanii ve atom fizii iin iine girince, bu ilke
nin kapsam snrlanmak zorunda. ma ettikleri sonular ayn
arlkta olmayan iki ayr adan... lk nce, sistemin balan
gtaki halinin yani tm bamsz deikenlerinin tanmlanma-

4 Bkz. not 142.


5 P. S. de Laplace, Exposition du systeme du monde, I & Il, 1796.
stikrarszik/arn Aratrlmas Olarak Postmodern Bilim 107

s, etkili olmas istenirse, en az tanmlanacak sistemin tketti


ine eit bir enerji harcamas gerektirecektir. Sistemin bir hali
nin eksiksiz olarak lmn yapmann bu fiili imkanszlnn
popler bir versiyonu Borges'in bir notunda grlyor: Bir
imparator imparatorluunun tam, kusursuz ve ayrntl bir ha
ritasn kartmak istemi. Sonu lkenin ykm olmu: Nfu
sun tamam tm emek ve enerjisini harHacla harcam. 6
Brillouin'in savyla,7 bir sistemin, performanslarn iyiletir
mesi beklenen, mkemmel denetimi fikri (veya ideolojisi), e
likiyle ilikisinde tutarsz grnyor; zira ykselttiini iddia
ettii performativiteyi dryor. Bu tutarszlk devletsel ve
sosyo-ekonomik brokrasilerin zaafn ksmen aklyor: Bun
lar kontrol ettikleri sistem veya alt-sistemleri bouyor, onlarla
birlikte kendileri de bauluyorlar (negatif feedback). Byle bir
aklamann ilginlii, sisteminkinden baka bir merulatr
maya, rnein insan aktrleri ar bir otoriteye kar ayaklan
dran zgrlk drtsne, ihtiya duymamas. Toplumun bir
sistem olduu kabul edilirse, kontrol -ki balang halinin
ak ve net tanmn tazammun eder- etkili olamaz, nk by
le bir tanm yaplamaz.
Ancak bu snrlama salt net ve kesin bir bilgi ile ondan kan
gcn etkililiini sorguluyor; bunlarn ilke olarak imkarn ol
duu gibi kalyor. Klasik determinizm, sistemlerin bilgisinin
ar pahal fakat tasavvur edilebilir snrn tekil etmeye de
vam ediyor.B

6 Bilimin kesinlik ve netlii stne, Histoire de l'infamie, Monaco, Roc


her, 1951. Sz konusu not Borges tarafndan Suarez Miranda'ya at
fediliyor: Viajes de Varones Prudentes IV, 14, Lerida, 1658. Burada veri
len zet ksmen aslndan farkl.
7 Enformasyonun kendisi de enerjiye mal olur, yad-entropi olmasna
karn entropi yaratr. M. Serres sk sk bu sava gnderme yapar, rne
in Hermes Ifl. La traduction, Minuit, 1974, 92.
8 Burada I . Prigogine ve I. Stengers'i izliyoruz: "La dynarnique, de
Leibniz a I ,ucrece", Critique 380 (Serres zel says) (Ocak 1979), 49.
108 Postmodern Durum

Kuantum kuram ve mikrofizik bizi, srekli ve ngrlebilir


yrnge fikrini ok daha radikal biimde gzden geirmeye
mecbur ediyor. Kesinlik aray maliyetinden gelen bir snra
deil, maddern doasna gelip arpyor. Bu zellik arttka
kesinsizliin yani kontrolszln azald yanl, zira o da
artyor. Jean Perrin bir krern iindeki havann gerek yo
unluunun (ktle/hacim oran) ls rneini veriyor. Yo
unluk, krenin hacmi ooo m3'ten cm3'e dtnde nemli
lde deiiyor; cm3'ten ;ooo mm3'e dtnde pek az
deiiyor, fakat bu aralkta, dzensiz biimde meydana gelen
milyarda bir dzeyinde younluk deimeleri gzlenebiliyor.
Krern hacmi bzlp kldke bu deimelerin byk
l artyor: ; o mikron3 dzeyinde bir hacim iin, deime
ler binde bir dzeyine kyor; ;oo mikron3 iinse bete biri
buluyor.
Hacim daha da kltlrse molekl yarap dzeyine va
rlyor. Krecik bolukta iki hava molekl arasnda bulunu
yorsa, iindeki havann gerek younluu sfr oluyor. Ancak,
yaklak binde bir kez, kreciin merkezi bir molekln iine
"decektir" ki o zaman sz konusu noktadaki ortalama yo
unluk gazlarn gerek younluu denilen deer dolaynda.
Atom-ii boyutlara kadar inilirse, kreciin bolukta bulunma
ans yksek, younluu da yine sfr. Fakat nilyonda bir kez
merkezi bir paraca veya atomun ekirdeille ratlayabilir, ki
o zaman younluu suyun younluunun birka milyon kat
oluyor. "Krecik daha da bzlrse ( ... ), ortalama younluk da
gerek younluk gibi olaslkla sfr olacak ve yle kalacaktr,
ncekilerden defalarca yksek deerlere ulaaca pek ender
baz konumlar hari."9
Demek ki, havann younluuna ilikin bilgi, mutlak surette
badaahilir olmayan, ancak syleyence seilmi bir lee g-

9 J. Perrin, Les atomes (1913), P.U.F., 1970, 14-22. Metin Mandelbrot tara
fndan Objets fractals, loc. cit.'e Giri olarak kullanlmtr.
stikrarszlklann Aratnimas Olarak Postmodern Bilim 109

re greselletirilince badar hale gelebilen birok sylem ha


linde dalyor. te yandan, baz leklerde, bu lmn sy
lemi basit bir olumlama eklinde deil, u tipte rnodalize bir
ifade eklinde zetlenebiliyor: Younluun sfra eit olmas
mmkn, fakat n says ok yksek olmak zere lOn olmas da
dlanabilir deil.
Burada, bilim insannn syleminin "doa"nn "ne dedii"
ile ilikisi eksik enforrnasyonlu bir oyuna ait grnyor. Birin
cinin syleminin rnodalizasyonu (koullarla snrlandrlmas),
ikincinin syleyecei fiili, tekil sylernin ngrlebilir olmad
n ifade ediyor. Hesaplanabilir olan, bu sylemin unu deil
de bunu dile getirme ans. Mikrofizik dzeyinde, "daha iyi"
yani daha performansl bir enformasyon elde edilemiyor. So
run, hasnn ("doa") ne olduunu bilrnek deil, hangi oyunu
oynadn bilmek sorunu. Einstein 'Tanr'nn barbut oyna
d" fikrine isyan ediyordu. o Oysa [szn ettiimiz] ey pe
kala "yeterli" istatistik dzenlilikler saptamay salayan bir
oyun (Yce Belirleyici'nin imaj biraz sarslacak, ama n' apalm).
Bri oynasayd, bilirnin karlah "birinci! raslanhlar" zarn
kendi yzleri arasnda taraf tutmayma deil, hile veya kur
nazla, yani birden ok mmkn saf strateji arasnda kendisi
de raslanhya braklm bir seime atfedilecekti.

1 0 Alntlayan:Heisenberg, Physis andBeyond, N.Y., 1971.


11 Bilimler Akademisi'nde yapt bir sunuta (Aralk 1921) Borel, "en
iyi oynama tarznn mevcut olmad oyunlarda" (eksik bilgili oyun
lar), "batan seilmi ve deimez bir kodun yokluunda, avantajl
oynamak iin oyunu eitlendirmenin mmkn olup olmadnn
aratrlabileceini" ima ediyordu. Von Neumann da bu ayrmdan
yola karak, bizzat kararn olaslatrlmasnn da baz koullarda "en
iyi oynama tarz" olduunu gsteriyor. Bkz. G. Th. Guilbaud, Elements
de la theorie mathematique des jeux, Dunod, 1968, 17-21. Ayrca J. P. Seris,
La theorie des jeux, P.U.F., 1974 (Derlenmi metinler). "Postmodern" sa
natlar bu kavramlan sk sk kullanyor; bkz. rnein, J. Cage, SiZence ve
A Yearfrom Monday, Middletown (Conn.), Wesleyan U.P., 1961 ve 1967.
110 Postmodem Durum

Genel olarak doann tarafsz ama hile yapmayan bir hasm


olduu kabul edilir ve doa bilimleriyle insan bilimleri bu fark
zerinden ayrlr.12 Pragmatik terimleriyle bu, u anlama geli
yor: Birinci durumda "doa" sessiz ama pek ok kez allan bir
zar kadar deimez kalan, hakknda bilim insanlarnn -kar
lkl yaptklar hamlelerden ibaret olan- betimleyici sylemler
teatisinde bulunduklar gnderge iken, ikinci durumda, gn
derge insan olduundan, ayn zamanda konuarak bilim insa
nnn stratejisi karsnda -karma dahil- bir strateji gelitiren

bir partner de oluyor: O zaman bilim insannn gelip arph


raslanh, obje veya kaytszlk deil, davran ve strateji, yani
agonistik oluyor. 3
Bu problemlerin mikrofizii ilgilendirdii ve sistemlerin ev
riminin ngrsn gl bir olaslk erevesinde mmkn
klabilecek kadar yaklak srekli fonksiyonlarn saptanmasna
imkan verdii sylenecektir. Bylece sistem kuramclar, ki ay
n zamanda performansla merulahrmann da savunucular

drlar, hak ve yetkilerine tekrar kavutuklarna inanyorlar. Ne


var ki ada matematikte, insan leinde objelerin dakik l
mn ve davranlarnn ngrsn tekrar tarhmaya aan
yeni bir akmn belirmeye balad grlyor.
Mandelbrot arahrmalarn Perrin'in yukarda yorumlad
mz metninin otoritesi alhna koyuyor, fakat bu metnin kap

samn beklenmedik bir ynde geniletiyor. yle yazyor: "T


revli fonksiyonlar en basitleri, ilenmesi en kolay olanlar, ama
istisna tekil ediyorlar; ya da geometri diliyle syleyecek olur-

12 I. Epstein, "Jogos", Ciencia et filosofia, Revista Interdisciplinar, uni


versidade de Sa Paulo, 1 (1979).
13 "Olaslk burada bir obje yapsnn kurucu ilkesi olarak deil, bir

davran yapsnn dzenleyici ilkesi olarak tekrar kendini gstermi


tir" (G. G. Granger, Pensee formelle et sciences de l'homme, Aubier-Mon
taigne, 1960, 142). Tanrlarn, diyelim, bri oynad fikri daha ziyade
Platon-ncesi Yunan dncesinin bir varsaym olabilirdi.
stikrarszik/ann Aratrlmas Olarak Postmodern Bilim lll

sak, teeti olmayan eriler kural, ember gibi dzgn eriler


ise ilgin durumlar olmakla birlikte ok zel."14
Bu saptama sadece basit soyut bir merak konusu olarak il
gin deil, deneysel verilerin ou iin geerli. Tuzlu sabunlu
suyun bir damlasnn d izgileri ylesine girintili knhl bir
grnm veriyor ki, gzn, damla yzeyinin hibir noktasna
bir tanjant [teet] tespit etmesi imkansz. Burada model Brown
hareketinden geliyor; bilindii gibi bunun bir zellii, [hareketi
sz konusu olan] paracn bir noktadan itibaren yer deitir
me vektr izotrop, yani mmkn olan btn ynler eit de
recede olas.
Fakat ayn problem allm lekte de karmza kyor:
rnein Bretagne'n kylar, kraterlerle kapl Ay yzeyi, yldz
maddesinin uzayda dalm, bir telefon konumasnda parazit
"czrtlar", genel olarak trblanslar, bulutlarn ekilleri, ksa
cas insan eliyle dzenlenme srecine tabi olmam kontur iz
gilerinin ve nesne dalmlarnn ou dakik olarak llmek
istendiinde de ayn ey oluyor.
Mandelbrot bu tr verilere tekabl eden geometrik figrn
onlar tretilir olmayan srekli fonksiyonlara tekabl eden e
rilere akraba kldn gsteriyor. Bunun basitletirilmi bir mo
deli von Koch erisilS; bunun i homotetisi var; zerine kurul
duu hornoteti boyutunun bir tam say olmayp log4/log3 ol
duu formel olarak gsterilebiliyor. Byle bir erinin, "boyut
says" 1 ile 2 arasnda olan bir uzayda yer aldn, dolaysyla
sezgisel olarak izgiyle yzey arasnda bir ey olduunu sy
lemeye hakkmz var. Mandelbrot da zaten ilgili hornoteti bo
yutlar bir kesir olduu iin bu objelere kesirsel diyor.

14 Op. cit., 4.
15 homotetili dorultulamayan srekli eri. Mandelbrot tarafndan
betimleniyor, op. cit., 30. 1904'te H. von Koch tarafndan bulunmu.
Bkz. Objects Jractals, kaynaka.
1 12 Postmodern Durum

Rene Thom'un almalan da benzer bir ynde gidiyor.16 Bun


lar dorudan doruya Laplace hatta olaslk determinizmde
n-varsaylan istikrarl sistem kavramn sorguluyor.
Thom, belirlenmi olaylarda sreksizliklerin formel olarak
nasl meydana gelebildiklerini ve beklenmedik biimler olu
masna sebep olduklarn betimlemeyi salayan matematik dili
kuruyor; bu dil, katastrof kuram denen kuram meydana geti
riyor.
Bir kpein halinin bir deikeni olarak saldrganl alalm;
bu davran kontrol deikeni olarak alnan kzgnlyla doru
orantl olarak artyor.17 llebilir olduunu varsayarsak, kz
gnlk belli bir eii anca saldrganlk eklinde kendini gste
riyor. kinci kontrol deikeni olan korku ise bunun aksi etki
yapacak ve belli bir eie gelince ka eklinde kendini gste
recektir. Ne kzgnlk ne korku olan durumlarda kpein dav
ran ntrdr (Gauss erisinin doruu). Fakat iki kontrol de
ikeni birlikte artarsa, iki eie ayn zamanda yaklalm ola
caktr: Bu durumda kpein davran ngrlemez oluyor,
aniden saldrdan kaa veya katan saldrya dnebiliyor.
O zaman sistem istikrarsz deniyor. Kontrol deikenleri srekli
olarak, hal deikeniyse sreksiz olarak deiiyor.
Thom, bu istikrarszln denkleminin yazlabileceini ve
kpein davrann temsil eden noktann btn hareketlerini
ve bu arada bir davrantan brne ani geiini belirleyen
grafiin ( boyutlu, nk iki kontrol deikeniyle bir hal de
ikeni var) izilebileceini gsteriyor. Bu denklem, kontrol
deikenleriyle hal deikenlerinin saysyla (burada 2 + 1) be
lirlenen bir katastrof tipini karakterize ediyor.
"Sistemler istikrarl m istikrarsz m? Determinizm var m

16 Modeles mathematiques de la morphogenese, 10/ 18, 1974. Katastrof


kuramnn meslekten olmayanlarn da anlayabilecei bir versiyonu K.
Pomian, "Catastrophes et determinisme", Libre 4 (1978), Payot, 1 15-
136'da veriliyor.
17 rnek Pomian tarafndan E. C. Zeeman'dan alnm: "The Geometry
of Catastrophe", Times Literary Supplement (lO Aralk 1971).
istikrarszlklarn Aratrlmas Olarak Postmodern Bilim 113

yok mu?" tarhrnas burada bir k yolu buluyor ve Thom


bunu bir postla ile ifade ediyor: "Bir srecin az veya ok be
lirlenmi (determine) oluu, bu srecin yerel hali tarafndan be
lirlenir."s Determinizm, kendisi de determine olan bir tr ile
yi tarzdr: Doa her koul alhnda en az karmak yerel mor
folojiyi gerekletirir, ancak bunun yerel balang verileriyle
badak olmas gerekir.19 Fakat sz konusu verilerin bir for
mun istikrar kazanmasn engellernesi de mmkn, hatta en sk
rastlanan durumdur; zira ou zaman birbirleriyle ahma ha
lindedirler: "Katastroflar modeli her trl nedensel sreci, sez
gisel gerekesi problem karmayan bir tek srece indirger: He
rakleitos'a gre her eyin anas olan ahmaya . . . 2o Kontrol de
ikenlerinin biribirleriyle badaarnaz olma ans, badar
olma ansndan daha yksektir. Demek ki, dnyada ancak "de
terminizm adacklar" vardr. Katastrofik antagonizrn terimin
z anlamyla kuraldr: Serilerin genel agonistiinin kurallar
vardr; bunlar oyundaki deikenierin saysyla belirlenir.
Thom'un almalarna Palo Alta okulunun arahrmalarn
da, zellikle Double Bind Theory adyla bilinen, paradoksolojinin
izofreninin incelemesine uygulanmas ynteminde, (geri hay
li hafiflemi) bir yank bulmak olmayacak ey deiPI Burada
bu yaknl annakla yetineceiz. Zira tekillikleri ve "lt
rlemezlikleri" merkez alan arahrrnalarn, gndelik hayatn
en sradan glklerinin pragmatiine kadar genilemesini
anlatabilmeye imkan veriyor.
Bu aratrmalardan (ve daha biroklarndan) edinilen fikir,
bilginin ve ngrnn paradigmas olarak trevli srekli fonk
siyonun nceliinin kaybolrnakta oluu. Postmodern bilim ka
rarverilemezlerle, kontrol dakikliinin snrlaryla, kuanturnlar-

18 R. Thom, Stabilite structurelle et morphogenese. Essai d'une theorie gene


rale des modeles, Reading (Mass.), Benjamin, 1972, 25. Alnhlayan: Po
mian, loc. cit., 134.
19 R. Thom, Modeles mathematiques ... , loc. cit., 24.
20
Ibid., 25.
21
Bkz. zellikle Watzlawick vd., op. cit., bl. VI.
114 Postmodern Durum

la, eksik enformasyonlu atmalarla, "kesir"lerle, katastroflar


la, pragmatik paradokslada megul olmak suretiyle, kendi ev
riminin kuramn da sreksiz, katastrofik, dorultulamaz, pa
radoksal olarak kurmu oluyor. Bilgi (savoir) kelimesinin anla
mn deitiriyor ve bu deiikliin nasl olabileceini syl
yor. Bilinen deil bilinmeyen retiyor. Ayrca bir merulatr
ma modeli neriyor ki, hibir bakmdan en iyi performansa da
yal deil, paraloji olarak anlalan ayrma (difference) dayalP
almalar ayn ynde giden bir oyun kuram uzmannn
pek iyi ifade ettii gibi: "Peki, bu kuramn yarar ne? Bana so
rarsanz, oyun kuram, gelitirilen her kurarn gibi, birtakm fi
kirler dourmas anlamnda yararldr."23 te yandan P. B.
Medawar da24 "fikirlere sahip olmann bir bilim insau iin en
byk baar olduunu", "bilimsel yntem" diye bir ey olma
dn25, ve bilim insannn her eyden nce "hikayeler anla
tan", ancak bunlar dorulamak zorunda olan biri olduunu
sylyordu.

22 "Bilimsel bilginin retim koullarn retilen bilgiden ayr tutmak la


zmdr. ( ...) Bilimsel snn oluturan iki aama vardr: Bilineni bilinme
yen yapmak, sonra bu bilmeme halini bamsz simgesel bir st-sistem
olarak yeniden dzenlemek. (... ) Bilimin zgl nitelii ngrlemezli
inden gelir." (Ph. Breton, Pandore 3, Nisan 1979, 10).
23 A. Rapoport, Theorie des jeux a deux personnes, Fr. ev. Renard, Du

nod, 1969, 159.


24 P. B. Medawar, The Art of the Soluble, Londra, Methuen, 6. ed. 1967,
zellikle "Two Conceptions of Science" ve "Hypothesis and Imagina
tion" balklar.
s P. Feyerabend, de Against Method, Londra, N.L.B., 1975'te bunu Ga

lile rneine dayanarak aklyor ve Popper'le Lakatos'a kar episte


molojik "anarizm" veya "dadaizm" olarak zerinde hak iddia ediyor.
14. PARALOJi iLE MERULATlRMA

Bugn bilginin merulahrlmas probleminin verilerinin


amacmz asndan yeterli derecede aa karlm olduuna
karar verip burada duralm. Byk aniatlara bavuru artk ko
nu d; demek ki, postmodem bilimsel sylemin geerlilik ge
rekesi olarak ne Tin'in diyalektiine hatta ne de insanln z
grlemesine bavurulabilir. Fakat grdmz gibi "kk
anlah", en bata bilimde, hayalgcne dayal bulular iin hala
en tipik ve yetkin form olarak kalyor.l te yandan, geerlilik
lt olarak uzla ilkesi de yetersiz grnyor. Uzla, bilen
akllar ve zgr iradeler olarak insanlarn diyalog yoluyla sa
ladklar mutabakattr. Nitekim onu Habermas'ta bu biim al
tnda gelitirilmi buluyoruz. Ancak bu tasarm zgrleme an
lahsnn geerliine dayanyor. Uzla bir baka anlamda, sis
tem tarafndan, performanslanru korumak ve iyiletirmek ama
ayla, bileenlerinden biri olarak maniple edilmekte2, Luhrnann'
n verdii anlamda idari prosedrlere konu olmaktadr. O za
man, ancak gerek nihai hedef iin, yani sistemi merulatran
ama iin, g iin, bir ara olarak deer tayacaktr.
Demek ki sorun, sadece paralojiden yetki alan bir merula-

1 Bu inceleme erevesinde, anlatnn merulahrma sylemine geri


dnnn ald biimleri analiz etmek mmkn olamad; rnein
unlar: Ak sistematik, yerellik, anti-yntem ve genel olarak burada
paraloji ad altnda topladmz her ey.
2 rnein, Nora ve Mine Japonya'nn biliim alannda elde ettii baa
rlar, Japon toplumuna zg saydklar "sosyal uzlann younlu
una" atfediyorlar (op. cit., 4). Sonuta yle yazyorlar: "Bunun [ok
geni bir sosyal biliimlemenin dinamiinin] yarataca toplum krl
gandr; bir uzlann oluturulmasn kolaylahrmak zere kurulmu
olduundan, onun varln n-varsayar ve onu elde etmeyi baara
mazsa kendi kendini bloke eder" (ap. cit., 125). Y. Stourdze de, art. cit.,
bugn tank olunan, ynetim organlanru kural ineme, istikrar boz
ma eylemleriyle zayftatma eiliminin, toplumda devletin performa
tivitesine olan gveninin yitirilmesinden beslendii zerinde duruyor.
116 Postmodern Durum

tmnarun mmkn olup olrnaddr. Ancak, asl paraloji denen


eyi yeniletirrneden ayrmak lazmdr. Yenilerne sistem tara
fndan etkililiini arttrmak iin smarlanmakta, her hal ve kar
da kullanlmaktadr; paraloji ise, bilgiler pragmatiinde yap
lan ama nemi yapld anda pek anlalnayan bir hamledir.
Gereklikte birinin brne dnmesi sk sk grlmekle bir
likte art deildir ve varsaym iin de mutlaka rahatsz edici
deildir.
Tekrar bilimsel pragmatiin betimlenrnesinden (7. blm)
hareket . edersek, vurgunun bundan byle uzlaamarna (dissen
timent) zerine yaplmas gerekiyor. Uzlama bir ufuk, hibir
zaman ulalamyar. Bir paradigmarun3 toparlaycl altnda
yaplan aratrmalar bu sayede dengeli olma eiliminde; tekno
lojik, ekonomik, sanatsal bir "fikrin" iletilmesi, veriminin aln
mas gibi bir durum. Bu az ey deil, ancak her zaman birinin
kagelip "akln" dzenini bozmas da dorusu arpc. Ak
lama yeteneklerini sallantl klan ve yeni zeka normlar koy
mak veya baka deyile, bilimsel dil oyununa yeni bir aratr
ma alan belirleyen yeni kurallar nermek eklinde kendini d
a vuran bir gcn varln tasavvur etmek gerekiyor. Bu, bi
limsel davranta, Thom'un morphogenese dedii ey. Bizzatihi
kuralsz deil (katastrof snflar var), fakat belirlenimi daima
yerel oluyor. Bilimsel tartmaya tanp zaman perspektifine
yerletirilince, bu zellik "keiflerin" ngrlemezliini iinde
tayor. Saydamlk idealine kart olarak, bir opaklklar yarat
ma faktr, uzlama ann daha sonraya erteliyor.4
Bu taparlayc aklama, sistem kurarnnn ve nerdii me
rulatrma trnn hibir bilimsel temeli olmadn aka
ortaya karyor: Ne bilimin kendisi, pragrnatii iinde, bu ku
ramn kabul ettii sistem paradigmasna gre alyor; ne de

3 Kuhn'un verdii anlamda, op. cit.


4 Pomian, art. cit., bu tr (katastrof yoluyla) ileyiin hibir ekilde He
gel diyalektiine uymadn gsteriyor.
Paraloji ile Merulatrma 117

toplum, ada bilimin terirnleriyle, bu paradigmaya gre be


timlenebiliyor.
Bu adan, Luhmann'n akl yrtmesinin iki nemli nokta
sn inceleyelim. Bir yandan, sistem ancak karmakl dre
rek ileyebiliyor; br yandan, bireysel beklentilerin kendi ama
larna uyarianmasn da gerekletirrnek zorunda.s Karmak
l azaltmak sisternin gle ilgili vasfnn istedii ey. Btn
mesajlar btn bireyler arasnda serbeste dolaabilseydi, ye
rinde seimler yapmak iin hesaba kahlmas gereken bilgi mik
tar kararn vadesini, dolaysyla performativiteyi, byk l
de geriye atard. Gerekten de hz, btnn gcnn bir bile
enidir.
Vahim dzensizlikler gze alnmak istenrniyorsa, bu mole
kler-boyutlu grlerin de ister istemez hesaba kahlmas ge
rekir eklinde bir itiraz gelebilir. Luhrnann, ki bu ikinci nokta,
bunu yle karlyor: Sistemin kararlaryla badar hale gel
meleri iin, bireysel beklentileri "her trl dzensizlikten aza
de" renmeye ok benzer bir srele ynlendirmek mmkn
dr. Bu kararlarn o beklentileri kaale almalar gerekmez; bek
lentilerin, hi olmazsa sonular bakmndan, o kararlar bek
lernesi gerekir. dari sreler, performatif olmak iin sisteme
gerekli olan bireylere istetecektir.6 Telematik tekniklerin bu yak-

5 "Kararlarn merulatrlmas temelde, her trl dzensizlikten ko


runmu aktif bir renme srecini ierir. Bu, u genel sorunun bir y
ndr: Beklentiler nasl deiir, siyasi ve idari alt-sistem, kendisi bir
alt-sistemden ibaretken, birtakm kararlarla toplumun beklentilerini
nasl yeniden yaplandrabilir? Bu 'segment' etkili bir eylemi, ancak
-ister kiiler ister sosyal sistemler sz konusu olsun- mevcut dier sis
temlerde yeni beklentiler yaratabilecek yetenekteyse icra edebilecek
tir." (Legitimation durch Verfahren, loc. cit., 35).
6 Bu varsaymn bir versiyonu daha eski almalarda da bulunuyor:
D. Riesman, The Lonely Crowd, Cambridge (Mass.), Yale U.P., 1950, Fr.
ev. La foule solitaire, Arthaud, 1964; W.H. Whyte, The Organization
Man, N.Y., Simon & Schuster, 1956, Fr. ev. L'homme de l'organisation,
118 Postmodern Durum

lam iinde nasl kullamld ve kullanlaca grlyor.


Balarnn kontrol ve Mkimiyetinin, soyut ilke olarak, kont
rol ve hakimiyet yokluundan daha iyi olduu fikrinin ikna
gcnden tamamen yoksun olduu sylenemez. Performati
vite ltnn de birtakm "avantajlar" var. ilke olarak meta
fizik bir syleme kahlmay dlyor, masallarn bir yana bra
klnasm istiyor, ak zihinler ve souk iradeler gerektiriyor,
zleri tanmlamann yerine etkileimleri hesaplamay koyuyor,
"oyunculara" yalnz nerdikleri sylemlerin deil, kabu1 edile
bilir klmak iin onlar tabi tuttuklar kurallarn da sorumlulu
unu yklyor. Bilginin pragmatik fonksiyonlarru, etkililik l
t kapsanuna girer grndkleri lde, gn na kar
yor: akl yrtmenin, kant ne srmenin, bilineni aktarmann,
hayalgc raklnn vb. pragmatikleri...
Ayrca btn dil oyunlarn, kanonik bilgi erevesine dahil
olmasalar bile, kendi kendilerinin bilgisi dzeyine ykseltneye
katkda bulunuyor; gnlk sylemi bir tr st-syleme aktar
maya yneliyor: Sradan sylemler kendi kendilerini alnt
lama, eitli pragmatik merciler de kendilerini dalayl olarak
ilgilendiren aslnda aktel mesajla ilikilenme ynnde eilim
gsteriyorlar? Bilim camiasnn, kulland eitli dilleri boz
ma-yapma almalarnda karlah i iletiim problemleri
nin, aniatlar kltrnden yoksun kalnca kendi kendisiyle ile
tiimini snamak ve bunu yaparken kendi adna verilen karar
larn meruiyetini sorgulamak zorunda kalan sosyal toplulu
unkilerle karlatrlabilir nitelikte olduunu ima edebiliyor.
Skandal yaratmak pahasna, sistem avantajlar arasnda ka
tln da sayabilir. G lt erevesinde, bir talep (yani bir

Plon, 1959; Marcuse, One Dimensional Man, Boston, Beacon, 1966, Fr.
ev. Wittig, L'homme unidimensionnel, Minuit, 1968.
7 J. Rey-Debove (op. cit., 228 sq.) ada gnlk dilde dolayl ifade veya
"autonymique" yan anlam belirtilerinin aaldn kaydediyor. Oysa,
diye hatrlatyor, "dolayl sylem gvenilir deildir."
Paraloji ile Merulatr11UI 119

kural koyma biimi), tatmin edilmemi bir ihtiyacn verdii


acdan ileri gelmi olmasndan hibir meruiyet karlnesi kar
maz. Hak[llk] shraptan deil, shrabn tedavisinin sistemi da
ha performatif klmasndan doar. En yoksul kesimlerin ihti
yalan ilke olarak sisteme dzenleyicilik etmemelidir; zira bun
lar tatmin tarz zaten bilindiinden, tatmin edilmeleri sistemin
performansn iyiletiremez, sadece masraflarn arttrr. Buna
kar ne srlebilecek tek itiraz, ihtiyalarn tatmin edilmeme
sinin btnn istikrarn sarsna ihtimalidir. Kendini zayfla
gre ayarlamak kuvvetin doasna karthr. Fakat "hayat"
normlarnnB yeniden tanmlanmasna yol aaca kabul edilen
yeni talepler yaratmak bu doaya uygundur. Bu anlamda, sis
tem kendini, insanl nce insanlndan karp sonra baka
bir normatif yetenek dzeyinde tekrar insanlatrarak peinden
srkleyen avangardist makine olarak sunuyor. Teknokratlar
toplumun, ihtiyalan olarak gsterdii eylere gvenmedikle
rini beyan ediyorlar; bunlar yeni teknolojilerden bamsz de
ikenler olmad iin toplumun kendiliinden bunlar bile
meyeceini "biliyorlar".9 Karar vericilerin kibri ite bu boyutta;
krlkleri de . . .

8 Oysa, G. Canguilhem'in dedii gibi, "insan ancak birka norma gre


yaayabildii, normalin stnde olabildii zaman gerek anlamda
salkldu" ("Le normal et le pathologique" (1951), La connaissance de la
vie, Hachette, 1952, 210).
9 E. E. David (art. cit.), toplumun ancak bugnk teknolojik ortamnda his
settii ihtiyalan bilebileceini kaydediyor. Teknik ortam yeniden biim
lendirecek ve ngrlememi ihtiyalar yaratacak bilinmeyen zellikleri
kefetmek temel bilimin zgl niteliidir. Yazar, amplifikatr olarak kah
maddenin kullanlru ve kahlar fiziinin gelimesini rnek gsteriyor.
Sosyal etkileimierin ve ihtiyalann bu ekilde ada teknik tarafndan
"negatif kurallanmasrun" eletirisini R. Jaulin yapyor: "Le mythe tech
nologique", Revue de l'entreprise 26 ("Ethnotechnologie" zel Says, Mart
1979), 49-55. Yazar burada u almann zet ve tanhmru yapyor: A.G.
Haudricourt, "La technologie culturelle, essai de methodologie", B. Gille,
Histoire des techniques ierisinde, loc. cit.
120 Postmodern Durum

Bu "kibir" onlarn kendilerini, mmkn olduu kadar per


formatf bir birliin peinde koan bir tmellik olarak sosyal
sistemle zdeledikleri anlamna geliyor. Ancak, bilimin prag
matiine dnersek, o bize tam da byle bir zdelemenin mm
kn olmadn retiyor: ilke olarak hibir bilim insan bilgi
nin enkamasyonu deil ve bir aratrmann "ihtiyalarru" ve
ya bir aratrmacnn beklentilerini tmellik olarak "bilim" iin
performatif olmad gerekesiyle gz ard etmiyor. Aratrma
crun taleplere normal yant daha ok: "Grelim bakalm, hele
hikayeni bir anlat" eklinde.o Yine ilke olarak, sonunn artk
zld veya yeniden ele alnrsa "bilimin" g bakmndan
zarar grecei nyargsnda da bulunmuyor; hatta tam tersini
dnyor.
Tabii gereklikte iler her zaman byle gitmiyor. "Hamlesi",
yalnz niversite ve bilim hiyerarisinde deil problematikte de
yerleik konumlar fazla iddetle sarst iin, bazen onyllarca
gz ard edilen veya bastrlan bilim insanlarnn says belli de
il.ll Bir "hamle" ne kadar kuvvetliyse, ondan gereken mini
mum uzlay esirgemek de o kadar kolay oluyor, nk o
hamle stnde uzla salanm olan oyunun kurallarn deiti
riyor. Fakat, bilim kurumu bu ekilde iledii zaman, tutum ve
davran homeostaz [mevcut halini koruma] esasna gre ayar-

10 Medawar (ap. cit.) bilim insanlarnn yazl ve szl sl1plarru kar

labnyor. Birincisi "tmevarmc" olmal, yoksa ciddiye alnmaz; ikincisi,


laboratuvarlarda her zaman iitilen bir dizi deyim ve deyi ieriyor ki,
bunlardan biri: My results don't nuike a story yet. [Vardn sonular henz
bir hikaye oluturmaya yetmiyor]. Yazar szn balyor: "Bilim insan
lan aklayc yaplar kuruyor, hikayeler anlatyorlar (...) ."
11 nl bir rnek iin, bkz. L. S. Feuer, The Conflict ofGenerations (1969),

Fr. ev. Alexandre, Einstein et le conflit des generations, Bruxelles, Com


plexe, 1979. Moscovici'nin Franszca eviriye koyduu nszde vur
gulad gibi, "izafiyet kuram, hibiri fiziki olmayan, sadece mhen
dislerle amatr filozoflardan oluan derme atma bir 'akademi' de
domutur."
Paraloji ile Merulatrma 121

laruru olan sradan bir iktidar organ gibi davraruru oluyor.


Bu davran, Lulunann'n betimledii sisteminki gibi, ter
rist bir davran. Terr terimiyle, bir partnerin, kendisiyle oy
nanmakta olan oyunun dna atlmasndan veya atlma tehdi
dinden salanan etkililik kastediliyor. Partner susacak ya da
onayn verecektir, ama sav rtld iin deil, oynama
imkanndan yoksun kalma tehdidi altnda olduundan (ok
eitli yoksunluk trleri vardr). lke olarak bilimlerde edeer
Iisi olmayan karar vericilerin kibri, bu terr icra etmek anla
mna geliyor; yani yle diyor: Beklenetilerinizi bizim koydu
umuz amalara uyarlayn, yoksa . . .
eitli oyunlara kar msamaha veya hogr bile perfor
mativite arbna balanyor. Hayat normlarnn yeniden tanm
lanmas, sistemin g konusunda performansnn ykseltilme
sinden ibaret. Bu, telematik tekniklerin devreye sokulmasnda
zellikle aka grlyor: Teknokratlar bunda dili kullananlar
arasndaki etkileimierin liberalleme ve zenginleme umudu
nu gryorlar, ancak ilgin sonu u ki, bundan sistemin iinde
yeni gerilimler doacak ve onun performansn iyiletirecek.B
Bilim, ayrmlatrc olduu lde, pragmatiinde istikrarl
sistemin kar modelini de sunar. Her sylem, bilinenden fark
ieriyorsa, ciddiye alnabilir, akl yrtneye konu olabilir ve

12 Orwell'in paradoksu. Brokrat konuuyor: "Biz istemeden raz olu


nan negatif bir itaatle, hatta en aalk biimde boyun emeyle yetin
meyiz. Sonunda bize teslim olduunuz zaman, bu kendi iradenizle
gereklemi olmal" (1984, N.Y., Harcaurt & Brace, 1949; Fr. ev. Gal
limard, 1950, 368). Bu paradoks oyun dilinde: zgr ol! veya: istediini
iste! gibi bir buyrukla ifade edilebilir. Watzlawick vd., ap. cit., 203-
207'de analiz ediliyor. Bu paradokslar iin, bkz. J. M. Salanskis, "Ge
neses 'actuelles' et geneses 'serielles' de l'inconsistant et de l'hetero
gene", Critique 379 (ubat 1978), 1155-1173.
13 Bkz. Nora ve Minc'e gre, kitlesel biliimlemenin Fransz toplu

munda yarataca tansiyonlarn tasviri (op. cit., Sunu).


122 Postmodern Durum

kantlanabilir. Bilim bir "ak sistem" modelidir14; orada syle


min uygunluk ve yerindelii "fikirler dourmas", yani baka
sylemiere ve baka oyun kurallarna yol amasdr. Bilirnde
btn dier dillerin evirisinin ve deerlendirilmesinin yapla
bilecei genel bir st-dil yoktur. Sistemle zdelemeyi ve her
ey hesaba kahlnca, terr men eden budur. Karar vericilerle
uygulayclar arasnda ayrma bilim topluluunda da mev
cutsa (ki mevcuttur), bilimsel pragmatie deil sosyo-ekono
mik sisteme ait olup bilgisel hayalgcnn gelimesinin nn
deki balca engellerden biridir.
Genelletirilmi merulahrma sorunu u hale geliyor: Bi
limsel pragmatiin sunduu kar model ile toplum arasndaki
iliki nedir? Bu model toplumlar oluturan devasa dilsel mad
de bulutlarna uygulanabilir mi? Yoksa sadece bilgi oyununa
mnhasr m kalr? Durum buysa sosyal ba karsnda ne rol
oynar? Ulalamayacak bir ak toplum ideali mi? Kendisi iin
reddettii performativite ltn toplum iin kabul eden ka
rar vericiler alt-kmesinin vazgeilmez bileeni mi? Ya da, ter
sine, kredi yokluu yznden tm aratrma imkanlarnn
kayb riskini gze alarak, iktidar organlaryla ibirliinin reddi
ve kart-kltre gei mi? s
Bu incelemenin bandan itibaren, eitli dil oyunlarn, zel
likle betimleyici veya bilgisel olanla buyurucu veya eylemsel
olan, biribirinden ayran salt biimsel olmayp ayn zamanda
pragmatik de olan fark vurguladk. Bilimsel pragmatik betim
leyici sylemleri merkez alyor, ve bu yanyla bilgi kurumla
rna (enstitlere, merkezlere, niversitelere vb.) hayat veriyor.

14 Bkz. not 181. Kr. Watzlawick vd., ap. cit., 117-148, ak sistemlerin
tartlmas. Ak sistematik kavram J. M. Salanskis'in bir incelerne
sine de konu oluyor: Le systematique ouvert, yayrnlanacak, 1978.
s Kilise ile devletin ayrlmasndan sonra, Feyerabend (ap. cit.) ayn
"laik" anlay iinde bilimle devletin de ayrlmasn talep ediyor. Peki,
ya Bilimle Parann ayrlmas?
Paraloji ile Merulatrma 123

Fakat onun postmodem geliimi belirleyici bir "olguyu" n


plana karyor ki o da u: Betimleyici sylemlerin tartlmas
bile baz kurallar gerektiriyor. Oysa bu kurallar betimleyici de
il buyurucu sylemler ki, karkla meydan vermemek iin
bunlara st-buyurucu demek daha uygun olur (dil oyunlarn
daki hamlelerin kabul edilebilir saylmak iin nasl olmas ge
rektiini buyuruyorlar). Bugnn bilimsel pragmatiinde ya
hayalgc ya da paraloji kaynakl ayrmlatrc etkinliin i
levi, bu st-buyrucular ("n-varsaylmlar"16) ortaya kar
mak ve taraflardan byle daha baka sylemleri de kabul et
melerini talep etmek. Neticede byle bir talebi kabul edilebilir
klan tek merulahrma lt u: nk bu yeni fikirler, yani
yeni sylemler douracak.
Sosyal pragmatikte bilimlerinkinin "basitlii" yok. O, bi
imce eitli sylem snf (betimsel, buyruksal, performatif,
teknik, deerlendirici, vb .. ) alarnn i ie gemesiyle olumu
aznan bir masal devi. Btn bu dil oyunlar iin ortak st-bu
yurucular belirlenebileceini ve belli bir anda bilim camiasnda
yrrlkte olana benzer gzden geirilebilir bir uzlann, top
luluk iinde tedavlde bulunan sylemler btnn dzenle
yen st-buyurucular btnn kucaklayabileceini dnrnek
iin hibir neden yok. Hatta geleneksel olsun "modem" olsun
merulatrma anlatlarnn (insanln zgrlemesi veya Tin'
in evrimi) gnmzdeki gzden dml de bu inancn
terkedilmesine bal. "Sistemin" ideolojisinin hem tmelleti
rici iddiasyla gelip doldurduu hem [dayath] performativite
ltnn kinizmi ile ifade ettii boluk da ayn inancn yiti
rilmesinden ibaret.
Bu nedenle, merulatrma probleminin tartlma srecini,

16 O.Ducrot, op. cit daki sorunsala ait olan bu terim (metaprescriptif), en


.'

azndan bir adan byle (presuppose olarak) anlalabilir.


124 Postmodern Durum

Habermas'n yapt gibi17, Diskurs adn verdii ey, yani akl


yrtmenin diyalou yoluyla evrensel bir uzla arayna yn
lendirmek mmkn, hatta ihtiyatl grnmyor. s
Gerekten de bu, iki eyi varsaymak oluyor. Birincisi, btn
dil kullamclarnn btn dil oyunlan iin evrensel olarak ge
erli kurallar ya da st-buyurucular stnde mutabk kalabile
cekleri; oysa bu oyunlarn heteromorf olduklar ve heterojen
pragmatik kurallarla ynetildikleri ak.
kinci varsaym, diyalonn nihai amacnn uzla olduu.
Fakat bilimsel pragmatii analiz ederken gstermitik ki, uzla
tartmalarn amac deil belli bir halidir. Ama daha ziyade
paralojidir. Bu iki tespitle (kurallarn heterojenlii, uzlamama
aray) ortadan kalkan ey, hala Habermas'n aratrmasna
can veren bir inan, yani kolektif zne olarak insanln, btn
dil oyunlarnda izin verilen "hamlelerin" kurala balarunas
yoluyla ortak zgrlemesinin peinde olduu ve herhangi bir

17 Raison et legitimite, loc. cit., passim, zellikle 23-24: "Dil bir transfor
matr gibi alr: ( . ) kiisel bilgiler sylemlere, ihtiya ve duygular
. .

normatif beklentilere (buyruk veya deerlere) dnr. Bu dnm,


bir yandan niyetin, istemin, haz ve elemin znellii ile br yandan
evrensellik iddias tayan ifade ve normlarn arasndaki nemli fark
dourur. Evrensellik, bilginin nesnellii ve yrrlkteki normlarn
meruiyeti demektir. Bu nesnellik ve bu meruiyet, yaanan sosyal
dnyann oluumuna gerekli ortakl (communaute, Gemeinsamkeit)
salar." Grlyor ki, sorunsaln snrlar bu ekilde meruiyet sorunu
bir tip yanta kilitlenerek izilince, evrensellik bir yandan (birincinin
zellii olan kavramsal evrensellii, ikinciye ufuk ilevi gren ideel
evrensellikten ("st-duyarl doa") ayr tutan Kant eletirinin aksine)
bilginin znesiyle eylemin znesi iin merulatrmalarn zde oldu
unu n-varsayyor; te yandan, uzlay (Gemeinschajt) insanln ha
yat iin mmkn olan tek ufuk olarak koruyor.
s Ibid., 22 ve evirmenin notu. Kural-koymann (prescription) st-buyu

rucularnn, yani yasalarn normlatrlmasnn, Diskurs' a balanmas


rnein s. 146'da ak: "Normatif geerlik iddiasnn kendisi de bili
seldir, u anlamda ki, rasyonel bir tartmada her zaman kabul edile
bilir olduunu varsayar."
Paraloji ile Merulatrma 125

sylemin meruiyetinin de bu zgrlemeye katksnda yath


inanc.19
Habermas'n Luhrnann'a kar bu akl yrtmenin bavuru
sunun ilevinin ne olduu anlalyor. Diskurs orada istikrarl
sistem kuramma kar konulan son engel. Savunulan dava do
ru, ama kullanlan savlar deil.2D Uzla arhk rnodas gemi ve
kukulu bir deer oldu. yle olmayansa adalet. Dernek ki, uz
la fikir ve pratiine bal olmayan bir adalet fikir ve pratiine
ulamak gerekiyor.
Dil oyunlarnn zt-biirnliliinin (heteromorphie) tannmas,
bu ynde atlm birinci adm. Pek tabii, bunlarn e-biimlili
ini (isomorphie) varsayan ve gerekletirmeye alan terrden
vazgeilmesini ieriyor. kincisi, her oyunu ve orada yaplacak
"hamleleri" tanmlayan kurallar zerinde uzla varsa, bu uz
lann yerel, yani fiili partnerlerden elde edilmi ve gerekti
inde iptal edilebilir olmak gerektii ilkesi. O zaman, sonlu, ya
ni st-buyurucular ilgilendiren ve uzay-zamanda snrl st
akl yrtmelerin okluu olgusuna ynelmi oluruz.
Bu ynelim sosyal etkileimierin evrimine tekabl eder; [bu
srelerde] belli bir zaman iin yaplm szleme, mesleki,
duygusal, cinsel, kltrel, ailevi, uluslararas konularda, siya
sal alanda da olduu gibi, fiilen srekli kurumun yerine geer.
Bu evrim geri ikircirnlidir: Zaman-snrl szleme sistem tara
fndan daha esnek, daha az maliyetli oluu, ona elik eden mo
tivasyon kaynamas -ki bunlarn hepsi sistemin daha iyi ile
mesine katkda bulunuyor-nedeniyle tercih ediliyor. Fakat ne

19 G. Kortian, in Metacritique, Minuit, 1979, Ksm V, Habermas d


ncesinin bu aujkliirer ynnn eletirel incelemesini yapyor. Bkz.
ayru yazar, "Le discours philosophique et son objet", Critique, 1979.
zo Bkz. J. Poulain, art. cit., burada not 28; ve Searle ile Gehlen'in
pragmatiinin daha genel bir tartmas iin, J. Poulain, "Pragmatique
de la parole et pragmatique de la vie", Phi zero 7, 1 (Eyll 1978),
Vniversite de Montreal, 5-50.
126 Postmodern Durum

olursa olsn, sisteme "saf" bir alternatif nermek sz konusu


deil: u bihnekte olan 70'li yllarda hepimiz biliyoruz ki, o da
sisteme benzeyecektir. Geici szlemeye eilimin ikircimli ol
masna sevinmek lazm; zira bu eilim sadece sistemin nihai
amalarna ait deil, -sistem yalnz onu hogryor- iinde bir
baka nihai ama daha barndryor: Dil oyunlarnn oyun ola
rak bilinmesi ve kurallaryla sonularnn sorumlulunun st
lenilmesi; sonulann balcas da kurallarn benimseronesini ge
erleyen ey, yani paraloji aratrmas.
Toplumlarn enformatizasyonuna gelince, onn bu sorrm
sal nasl etkilediini nihayet gryoruz. Bilgiye kadar geni
lemi ve mnhasran performativite ilkesiyle ynetilen piyasa
sisteminin kontrol ve kurallanmasnn "ryalardaki" aleti ola
bilir. O zaman kanlmaz biimde terr de ierecektir. Ya da
st-buyurucular stne tartma gruplarna, neyin ne olduu
nu bilerek karar vermek iin ou kez ellerinde bulunmayan
mah1mat salayarak, hizmet edebilir. Onu bu ikinci yola sap
trmak iin izlenecek izgi ilke olarak pek basit: Halkn zgr
ce belleklere ve veri bankalarna eriebilmesi.21 O zaman dil

Bkz. Tricot vd., Informatique et libertes, hkmete sunulmu rapor, La


Documentation franaise, 1975. L. Joinet, "Les 'pieges liberticides' de
l'informatique", Le Monde diplomatique 300 (Mart 1979): Bu "tuzaklar",
"insan topluluklarnun kitlesel ynetimine 'sosyal profiller' tekniinin
uygulanmas ve toplumun otomatizasyonunun rettii gvenlik man
b". Bkz ayrca Interferences 1 ve 2'deki (K 1974, lkbahar 1975)
.

dosya ve analizler; bunlarn temas, popler multimedya iletiim ala


rnun kurulmas: Amatr radyo istasyonlar (ve zellikle Ekim 1970'
teki F.L.Q. ve Mays 1972'deki 'Front commun' [Ortak Cephe] olaylar
srasnda Quebec'teki rolleri hakknda; ABD ve Kanada'da cemaat
radyolar hakknda; basnda redaksiyonel alma koullarna bilii
min etkisi hakknda; korsan radyolar hakknda (bunlarn talya'da ge
limesinden nce); idari filerneler ve biliimsel sabotajda IBM tekeli
hakknda... Yverdon (Vaud kantonu, svire) belediyesi (198l'de hiz
mete girecek) bir bilgisayar sabn almaya karar verdikten sonra, baz
kurallar koydu: Hangi verilerin toplanaca, bunlann kime ve hangi
Paraloji ile Merulatrma 127

oyunlar, oynama annda eksiksiz bilgi (information complete)


oyunlan haline geleceklerdir. . . Ama ayn zamanda toplarm sfr
olmayan oyunlar da olacaklar ve bu nedenle tarhmalar, e
kime konularrun tkenmesi yznden, asla minimal denge
konumlar zerine aklp kalmayacakhr. Zira o zaman eki
me konulan da bilgilerden (ya da malfunattan) ibaret olacaktr;
bilgi rezervleri -ki dildeki mmkn sylemleri ieren daar
dr- ise tkenebilir deildir. Bylece, hem adalet arzusunun
hem de bilinmeyenin sayg grecei bir politika izilmeye ba
lyor.

artlarda verilecei konularnda yetki mnhasran belediye meclisinin


olacak; btn veriler talep halinde (parasyla) her yurttaa verilebile
cek; her yurttan kendi bilgi fii (sicili) zerindeki verilere (elli kadar
bilgi) erime ve onlar dzeltme, onlarla ilgili olarak belediye mecli
sine ve gerekirse Dantay'a bavuruda bulunma hakk olacak; her
yurttan kendisiyle ilgili hangi bilgilerin kimlere verildiini (talep
zerine) renme hakk olacak (La semaine media 18, 1 Mart 1979, 9).
J EAN-FRANOIS
LYOTARD
Po stm odern D u r u m
J. F. Lyotard, yalnzca felsefe tarihinde deil,
dncenin ibanda olduu her yerde bir dnm
noktasn i aret eden elinizdeki metninde
modernizm ile esastan bir hesaplamaya giriyor
ve "postmodern" denince e l abukluuyla
birtakm klieleri ne srmeyi alkanlk haline
getirmi galatmehurlarn aksine bilgi felsefesi
erevesinde dnyor. "Postmodern durum"un
ncelikle bilginin statsndeki bir deime
olduunu dile getirip buna bal olarak bir dizi
tematik tartmaya giriyor. Bilginin statsndeki
deiirnin btn dnyay ve bu dnyay anlama
tarzlarmz saran bir deiime nasl vardn
temel uraklarna yakndan bakarak gsteriyor.

Lyotard bu kitapta yalnzca modernst anlatnn


e l e ti r i s i n i yapmakla k a l myor, sklkla
s a n l d n n a k s i n e modernizmin t e m e l
kategorilerinin yerine dneeye payanda
olabilecek yeni bir kavramsal alan da icat ediyor.

ISBN 978-9944-795-57-9

ll Illi
9 789944 7 9 5 5 7 9 BilgeSu