ELEMENTLER KİMYASI

ÜNİTENİN BÖLÜM BAŞLIKLARI










1. BÖLÜM: EVRENDE VE DÜNYADA ELEMENTLER
2. BÖLÜM: ELEMENTLER NASIL ELDE EDİLİR?
3. BÖLÜM: ALAŞIMLAR
4. BÖLÜM: HİDROJEN
5. BÖLÜM: ALKALİ VE TOPRAK ALKALİ METALLER
6. BÖLÜM: TOPRAK GRUBU ELEMENTLERİ
7. BÖLÜM: 4A GRUBU ELEMENTLERİ
8. BÖLÜM: 5A GRUBU ELEMENTLERİ
9. BÖLÜM: KALKOJENLER
10. BÖLÜM: HALOJENLER
11. BÖLÜM: GEÇİŞ ELEMENTLERİ

1. BÖLÜM: EVRENDE VE DÜNYADA
ELEMENTLER
HAFİF ELEMENTLERİN OLUŞUMU VE
BÜYÜK PATLAMA
BİG BANG (BÜYÜK PATLAMA) TEORİSİ
• Big Bang (Büyük Patlama) Teorisi basitçe şöyle özetlenebilir:
13,7 milyar yıl önce evren bir nokta olarak var edildi ve
genişletildi. Bu teoriye göre evrenin bir başlangıç noktası
vardır. Bu başlangıç noktasından önce madde ve zaman
yoktur.
• Evrenin başlangıç noktası denildiğinde, noktanın boyutunun
1

olmadığı bilinmelidir.
• Var ediliş ve genişleme, bir emirle başlamıştır ve devam
etmektedir.

PLANCK ZAMANI
–43

• 10 saniyeye kadar geçen süre Planck Zamanı olarak
adlandırılır.

SÜPERNOVA PATLAMASI
• Yıldız yakıtını tüketince soğumaya başlar, bundan dolayı
yıldızın dış tabakası çöker. Bu çökme çok büyük şok
dalgaları yaratır ve yıldızın büzülmüş olan dış tabakası uzaya
dağılır. Bu olaya Süpernova Patlaması denir.

CERN’DE YÜZYILIN DENEYİ SONUCUNDA,
MADDENİN BAŞLANGICININ OLDUĞU
DENEYSEL OLARAK DA İSPAT
EDİLECEKTİR
• CERN Cenevre’dedir.
• CERN’de 2008 yılının eylül ayında büyük bir deney
gerçekleştirilmiştir.
• CERN’de görevli bilim adamlarının bazıları Türk bilim
adamıdır. Ancak CERN’e üye değildirler.
• Maddenin başlangıcının olduğu, başka bir ifade ile maddenin
belli bir başlangıçtan itibaren var edildiği konusu, CERN’deki
deneylerin sonucunda deneysel olarak da ispat edilecektir.
• Big Bang (Büyük Patlama) teorisine göre madde zaten ezelî
(öncesiz) değildir.
• İlk var edilişin nasıl olduğunu tam olarak bilemeyiz; çünkü
göklerin ve yerin yaratılışına şahit tutulmadık.
• Zamanı geriye götürüp bu gerçeğe şahit olma konusu ise
2

önemli bir husustur.

BÜYÜK HADRON ÇARPIŞTIRICISININ İNŞA
EDİLMESİNİN ESAS SEBEBİ
KEŞFEDİLMEMİŞ ATOM ALTI PARÇACIK
OLAN HİGGS PARÇACIĞI (HİGGS
BOZONLARI) KEŞFİ İÇİNDİR
• Higgs parçacığı (Higgs bozonları), günümüzdeki madde
kuramının henüz keşfedilmemiş taneciğidir. Higgs bozonları
atom altı parçacıklardandır.
• Higgs bozonlarının esir olabileceği düşünülmektedir.
• Cenevre’de Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN)’in
yerin altındaki büyük laboratuarına dünyanın en büyük süper
iletken mıknatısı indirilmiştir. Mıknatıs, Büyük Hadron
Çarpıştırıcısında (LHC) “parçacık çarpıştırma deneyi” için
kullanılacaktır. Büyük Hadron Çarpıştırıcısının niçin inşa
edildiğini tek bir cümleyle yanıtlarsak bu yanıt “Higgs
bozonlarının keşfedilmesi amacıyla inşa edildiği” şeklinde
olacaktır.
• Higgs kelimesinin sözlük anlamı “çok büyük bir sıçrama”
demektir.

HİGGS BOZONLARININ ESİR OLABİLECEĞİ
DÜŞÜNÜLMEKTEDİR
• 19. asrın sonları ve 20. asrın başlarında bilim dünyasının
yoğun bir şekilde tartıştığı esirin varlığı konusunda
günümüzün bilim adamları arasında birlik olduğu söylenebilir.
Yine de bazı kişilerin kabul etmediğini söyleyebiliriz.
• Esir, atomdan çok küçüktür. Esirin de zerreleri vardır.
Günümüzün bilinen en küçük parçacığı, esirin zerreleridir.
• Önce esir, sonra atom var edilmiştir. Atom esirden yapılmıştır.
3


Atomun yapı taşları esirdendir.
Esir, atomların tarlasıdır. Esiri bir deryaya benzetirsek onda
yüzen varlıklar; atomlar, moleküller, iyonlar, formül–birimler
ve galaksiler olur. Yeryüzü de esir denizinde yüzen bir gemi
gibi düşünülebilir.
Esir, su gibi akıcıdır. Hava gibi nüfuz edicidir. Esirin nüfuz
etmediği madde yoktur.
Isı, ışık, elektrik ve sesin yayılması esirin varlığını gösterir;
çünkü boşlukta bunların yayılması düşünülemez. Dolayısıyla
uzay boşluğu yoktur. Uzayın derinlikleri, sonsuza kadar
uçsuz bucaksız bir boşluk değil; uzay, kesinlikle esir
maddesiyle doludur. Gezegenler arasındaki çekme ve itme
kanunları da ancak esirin varlığıyla açıklanabilir. Yine uzay
boşluğu dışındaki her çeşit boşlukta da esir vardır.
Atomların yapı taşı birdir. Proton, nötron ve elektronun farklı
adetlerinin bir araya gelmesiyle farklı atomlar ortaya çıkıyor.
Bunun gibi proton, nötron, elektron ve diğer atom altı
parçacıklarının da aynı yapı taşının farklı adetlerinin bir araya
gelmesiyle ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
Buz ile su buharının birleşmesinden su oluşabiliyor. Bunun
gibi atom içinde de birleşmeler, dönüşümler ve eşitlikler
gerektiğinde oluyor.

ATOM ALTI PARÇACIKLAR İÇİN YAPILAN
ÇALIŞMALAR BÜYÜK PATLAMA’YA NASIL
DELİL OLUYOR?
• Atom altı tanecik araştırmalarında daha derinlere inildikçe,
çok küçük kütleli, kütlesiz, çok hızlı ve çok kısa ömürlü
taneciklerin varlığı bize şunları düşündürüyor: Madde her an,
sanki varlık–yokluk sınırından ve hatta yokluktan var ediliyor.
• Atom altı dünyası sabit ve hareketsiz değildir. Var edildikten
sonra kendi hâline bırakılmamıştır.
• Bu kadar küçük, hızlı, her an oluşan ve başka şeylere
4

dönüşen bu kadar çok taneciğin var edilmesi bizim,
büyüklüğü, ilmi, hesabın inceliğini ve sonsuzluğu anlamamız
içindir.

TANECİK DÖNÜŞÜMLERİ, ENERJİ VE ESİR
İLİŞKİSİ







Bu birleşme, dönüşüm ve eşitliklerden bazıları şunlardır:
Proton + Elektron → Nötron
Nötron → Proton + Elektron
Bu durum bize hem esir maddesinin enerji ile ilgili olduğunu
ispat eder hem de atomdaki taneciklerin yapı taşının aynı
olduğu konusunda fikir verir.
Esirde tabir caiz ise büyük bir enerji olduğu düşünülüyor.
Kandiller bir zaman zeytinyağı ile yakılır. Sonra petrol ve
elektrik enerjisi devreye girer. Petrolün devrinin bitmesi yakın
görünüyor. Yer ve gök hazinelerinin üstündeki perdenin
kalkacağı ve yeni enerji kaynaklarının açılacağı bir dönem
beklenmektedir. O dönemin ulaşım vasıtaları temiz enerjiyle
veya enerjiye bile lüzum görülmeden çalışacaktır.
Maddenin 4 hâli olduğu gibi esirin de hâlleri vardır.
Maddenin hâllerinde formül aynı kalmakla beraber isimler ve
görünüşler farklı oluyor. Su buharı, su, buz örneğinde olduğu
gibi gaz, sıvı ve katı üç tür maddenin de formülü H2O’dur.
Bunun gibi esir maddesi de esir kalmakla beraber, diğer
maddeler gibi farklı şekil alabilir ve ayrı suretlerde bulunabilir.
Hem madde esirden yapılmıştır hem de madde içinde esir
vardır.
Esirin farklı şekillerinden bir kısmı tartı ve ölçüye gelir, bir
kısmı ise tartı ve ölçüye gelmez. Demek ki ölçülemeyen de
bilim oluyor. Esir, tartı ve ölçüye gelmeyen ortamları da
oluşturur. Esir; madde ve mana âlemlerinin arasında bir
yapıya sahiptir. Bu nedenle esir maddesi, manevi varlıkların
da yaşama ortamı olarak düşünülebilir.
Demek ki bilimin konusu maddeyle sınırlı değildir; metafizik
5

de bilim kabul edilmelidir. Esir ruha yakın bir yapıda olup
vücudun en zayıf mertebesidir. Esirle ilgili ortaya çıkacak
ispatlar, bizi, din ile ilmin buluştuğu noktalara götürebilir.
• Maddenin % 96’sını oluşturan ve günümüzde bilinmeyen
madde olan karanlık maddenin esir olabileceği
düşünülmektedir.

ATOM ALTI PARÇACIKLAR DA ESİRDEN
YAPILMIŞ OLABİLİR
• Esir maddesi atom altı parçacık olduğu gibi diğer atom altı
parçacıklar da esirden yapılmış olabilir.

EVRENİN BİR NOKTASINDA BİR PARTİKÜL
YARATILINCA ONUNLA BİRLİKTE ZIT İKİZİ DE
MEYDANA GELİR
• Kâinatın herhangi bir noktasında bir partikül yaratılınca
onunla birlikte zıt ikizi de meydana gelir.
• Elektronun zıt ikizi pozitron, protonun zıt ikizi anti proton,
nötronun zıt ikizi anti nötron, nötrinonun zıt ikizi anti
nötrinodur.

KUARK, EVRENİN VAR EDİLİŞİNDE İLK
OLUŞAN ATOM ALTI PARÇACIKLARDANDIR
• Kuarklar; proton ve nötronları oluştururlar. Kuark adı verilen
partiküller de çiftler hâlindedir: Yukarı kuark–aşağı kuark, üst
kuark–alt kuark, tuhaf (garip) kuark–tılsım kuark.
• Kuarklar; hem elektromanyetik kuvvet, zayıf kuvvet ve
nükleer kuvvetin ortaya çıkmasına sebeptir hem de bunların
etkilerini duyarlar.

6

EVREN VAR EDİLDİĞİNDE, EŞİT MİKTARDA
MADDE VE ANTİ MADDENİN YARATILDIĞI
TAHMİN EDİLMEKTEDİR
• Bildiğimiz atoma karşılık çekirdeği negatif, elektronu pozitif
(pozitron) atomlar da vardır. Bu atomlardan oluşan madde;
maddenin zıt eşi veya anti madde olarak adlandırılır.
Sebepler dünyasında her şeyin çift yaratılmış olmasını, anti
madde ile evren bazında da görmüş oluyoruz.
• Madde, enerjinin yoğunlaşmış şekli olarak da tarif edilebilir
ve tekrar enerjiye dönüşebilir.
• Fisyon ve füzyon reaksiyonlarında, kütlenin binde bir, on
binde bir gibi çok küçük bir kısmı enerjiye dönüşür. Geri
kalan kısmından ise başka element oluşur.
• Anti madde, kuantum mekaniğinin en sırlı konularındandır.
• Dünyada anti madde yoktur.
• Anti maddenin varlığı CERN’de tanecik hızlandırıcılarda
ortaya konulmuştur. Atom altı parçacıkların ışık hızına yakın
hızda parçalanmasıyla CERN’de çok küçük miktarda bir
görünüp bir kaybolan anti madde ispatlanmıştır.
• Anti madde bazı yıldız sistemlerinde bulunmaktadır.
• Evren var edildiğinde, eşit miktarda madde ve anti maddenin
yaratıldığı tahmin edilmektedir.

ANTİ MADDE, EVRENİN BAŞLANGICINDAN
BERİ YÜKSEK SICAKLIK ŞARTLARINDA
MEVCUTTUR
• Beta bozunmasında, nötron protona dönüşür ve dışarıya bir
elektron ile bir anti nötrino denilen tanecik neşrolunur.
• Nötron → Proton + Elektron + Anti nötrino
• Bazı nadir izotoplarda ise çift beta bozunması görülür.
• Çift beta bozunmasında, nötronların ikisi birden aynı anda
bozunur. İki protona dönüşür. Bu esnada iki elektron ile iki
7





anti nötrino yayılır.
Çift beta bozunmasının farklı bir versiyonunda ise anti nötrino
oluşmaz.
Beta bozunmasında dışarıya bir anti nötrino neşredilir. Çift
beta bozunmasında ise dışarıya iki anti nötrino neşredilir. Bu;
bir nötronda bir anti nötrino bulunduğu anlamına gelir.
2Nötron → 2Proton + 2Elektron
Çift beta bozunmasının farklı versiyonunda oluşan anti
nötrino çekirdekten dışarı çıkamadan, çekirdekteki bir başka
nötron tarafından absorbe edilir. Bizim bunu gözlemimiz, anti
nötrinonun bir görünüp bir kaybolması şeklinde olur. Buna,
anti nötrinonun gizlenmesi de diyebiliriz. Dünyada anti
maddenin olmayışı, anti maddenin gizlenmesinden dolayı
olabilir. Şayet böyleyse; nötronun yapısında gizlenmiş anti
nötrino maddenin temel parçacıkları arasında ayrı bir yer
alacaktır.
Anti madde, tanecikler arasında müstakil olarak mevcut
değildir.
Anti madde, evrenin başlangıcında yüksek sıcaklık
şartlarında mevcuttu.

EVREN VAR EDİLDİĞİNDE ANTİ MADDE
YARATILMIŞ VE GİZLENMİŞTİR
• Anti madde ile madde birbirine temas ettiğinde her ikisi de
büyük bir enerji açığa çıkararak ortadan kaybolurlar.
• Madde ile anti madde karşılaştığında; maddenin %100’ü
enerjiye dönüşür. Bu, patlayan bir hidrojen bombasının
bıraktığının 143 katı daha fazla enerji demektir.
• Şayet dünyada anti maddenin gizlenmesi olmasaydı dünya
olmayacaktı.

ELEKTRON İLE POZİTRON BİRBİRİNİN ANTİ
MADDESİDİR
8

• Elektron ve pozitron arasındaki temas neticesinde, 511000
elektron volt gibi enerjiye sahip gama ışınları meydana gelir.
• Elektronun (madde) atom numarası –1, kütle numarası 0’dır.
Pozitronun (anti madde) atom numarası +1, kütle numarası
0’dır.
• İkisini topladığımızda atom numarası da kütle numarası da 0
olan gama ışını oluşur ve enerji açığa çıkar.

BÜYÜK PATLAMA İLE OLUŞAN FOTONLAR
(IŞIK PARÇACIĞI)





Foton, evrenin en hızlı parçacığıdır.
Kütlesiz ve elektrikçe yüksüzdür.
Saniyede 300 milyon km yol alır.
Fotonun görevi, güneşteki enerjiyi dünyaya taşımaktır.
Elektromanyetizmanın taşıyıcısıdır.
Elektrik yüklü parçacıklar üzerine etkir.

FOTONLARDAN ATOM ALTI TANECİKLERİN
MEYDANA GELİŞİ
• İlk var edildiği yer güneşin merkezidir. Güneşin merkezindeki
sıcaklık 15 milyon °C’tır. Güneşin merkezinde var edilen her
bir foton ilk başta yüksek enerjiye sahipti.
• Fotonlar güneşin merkezinde çarpışmalar sonucu soğudu;
farklı özellikte, düşük enerjili birçok değişik foton ve başka
atom altı tanecikler meydana geldi.
• Güneşten çıkan foton, yaklaşık 8,5 dakikada dünyaya ulaşır.
• Foton çeşitlerinden zararlı olanları, dünyamıza ulaşamaz.
Ozon tabakası, bunları tutmakla görevlidir.
• Güneşte füzyon sonucu 4 adet hidrojen çekirdeğinden, 1
adet helyum çekirdeği oluşur ve 2 adet pozitron meydana
gelir. Böylece her saniye 564 milyon ton H (hidrojen)
elementi, He (helyum) elementine dönüşmüş olur.
• Bu dönüşüm esnasında güneş, her saniye kütlesinden
9





E=mc2 formülüne göre 4 milyon ton kaybeder.
Bu azalan kütle enerjiye dönüştürülür.
Güneş enerjisi hâlinde dünyamıza gelir.
Foton ve nötrinolar da böylece meydana gelir.
Foton adı verilen parçacıklara da atom altı parçacık denebilir.
Fotonlar çeşitlidir.

FOTON (IŞIN) ÇEŞİTLERİ









Alfa ışını (kozmik ışın)
Beta ışını
Gama ışını
X ışınları
Ultraviyole (mor ötesi) ışınlar
Görünen ışık
İnfrared (kızıl ötesi) ışınlar: IR ışını
Mikro dalgalar
Radyo dalgası
Lazer ışını

NÖTRİNO
• Nötrino atom altı parçacıklardandır.
• Nötrino da; fotonlar gibi, güneşte, hidrojenin helyuma
dönüşmesi anında, maddenin enerji karşılığı olarak meydana
gelir.

GLUON (GULON)
• Atomun yapısında gluon adı verilen parçacık da
belirlenmiştir.
• Şiddetli çekirdek kuvveti, gluon diye bilinen sekiz parçacık
tarafından taşınır.
• Kütlesiz ve elektrik yüksüzdür.
• Elektromanyetik kuvvet ve zayıf kuvvete karşı duyarsızdır.
10

LEPTON
• Çekirdek kuvvetinden etkilenmez.
• Yalıtılmış bireyler olarak gözlemlenir.

MUON

Uzaydan dünyaya gelen muon adı verilen parçacıklara da
atom altı parçacık denebilir.

TAKYON (TACHYON)
• Takyon, Latince’de “çok hızlı” demektir.
• Takyonlar ışıktan hızlı, kütlesi eksi, boyutları sıfırdan küçük
olan atom altı parçacıklardır.
• Takyonların keşfi, enerjinin ışıktan hızlı gidebileceğini
göstermiştir.

GYRON (JAYRON)
• Bazı bilim adamlarına göre gyron (jayron) denilen atom altı
parçacık, esir maddesinin temelini teşkil eder ve evrenin en
küçük parçacığıdır.
• Bir adet atomda yaklaşık 1020 gyron vardır.

ATOMUN MADDEYE DEĞİŞMESİ
• Ağaca giren çeşitli atomların yaprak, çiçek ve meyvelere
eksiksiz bir şekilde ayırt edilip dağılmaları atomun maddeye
inkılabıdır.
• Mideye giren karışık gıdaların içindeki atomların çeşit çeşit
uzuvlara ve hücrelere noksansız ayrılmaları atomun
maddeye inkılabıdır.
• Yer altında karışık vaziyette bulunan atomların, tohumun
11

sümbül zamanında tohuma geçmesi ve kemaliimtiyazla
tefrikleri atomun maddeye inkılabıdır.

İNSAN VÜCUDUNDAKİ ATOMLAR DEĞİŞİR
Mİ?
• Her senede iki defa, derece derece ve yavaş yavaş; insan
vücudunun atomları tazelenmektedir.
• Her bir ruh kaç yıl yaşamış ise; o kadar sene, insan
bedenindeki atomlar komple yenilenmektedir.
• 5–6 senede insanın bütün atomları değişmektedir.

ATOMLARIN YARIŞI (ATOMLAR CANLI
MIDIR?)
• Bitki, hayvan ve insan olmak üzere üç grup canlı varlık vardır.
• Her bir cansız atom; canlı olan insan, hayvan, hatta bitki
cismine girince, orada adeta canlılık kazanır. Bu canlı
bünyeler, cansız atomlar için bir nevi misafirhane, kışla ve
okul gibidir. Burada bir talim ve terbiye yarışındadırlar. Bu
yarış; bütün atomların hayat sahibi olduğu bir yerde
bulunabilmek içindir.
• Bu dünyada madde olarak atom ve atom altı parçacıklardan
var edildik. Ancak bütün atomların hayat sahibi olduğu öteki
dünyadaki varlığımızın özellikleri hakkında kesin ve net
konuşmaktan kaçınmalıyız. Orada insan, atom ve atom altı
parçacıkların ötesinde bir maddeden veya atom ve atom altı
parçacıklara esas teşkil edecek olan daha farklı bir
maddeden var edilebilir. Sonraki hayatta insan varlığını
oluşturan yapı taşlarına madde denilebileceği de aslında
bizce meçhuldür.
• Aslında dünyadaki atomlarda hayat yoktur. Atomlar hayata
mazhar* olmak için benzersiz ve insanda hayret uyandıran
tavırlardan geçerler.
(mazhar*: Bir şeyin göründüğü, açığa çıktığı yer.)
12

• Hayat çeşitlerinin en basiti bitki hayatıdır. Bitki hayatının
başlangıcı, çekirdekte ve tohumda hayat düğümünün uyanıp
açılmasıdır.

ATOMLARIN HAREKETİ
• Cesedimiz, atomlardan oluşur.
• Cesedimiz, ruhumuzun evidir; elbisesi değildir.
• İnsan vücudundaki atomların belli bir ömrü vardır.
Organizmadaki atomlar, sürekli değişmektedir.
• Vücudun değiştirilmesi ve devamı için; yıkılan, atılan
atomların yerini dolduracak, onlar gibi çalışacak yeni atomlar
lazımdır.
• Yeni atomların insan vücuduna gelmesi için çeşitli bileşiklere
ihtiyaç vardır. Bu bileşikler, alınan gıdalarla sağlanır.
• Gıdalarla alınan bileşiklerdeki atomlar, giden atomların yerine
dağıtılır.
• Örneğin; kalsiyum kemiklere, demir kana, flor dişe, kükürt
saça, fosfor beyne gider.
• Beyinde ölen bir fosfor atomunun yerine gelen fosfor atomu;
topraktan bitkiye, bitkiden hayvana, hayvandan insana,
yenilen gıdalar ile geçmiş ve sonunda da beyne sevk
olunmuştur.
• Fosfor atomu bu yolculuğunda hangi şeye girmiş ise;
görüyormuşçasına, duyuyormuşçasına, biliyormuşçasına
muntazam hareket edip ve sonuçta gerekli olduğu yerine ve
hedefine giderek, örneğin; beyne girmiş, oturmuş ve
çalışmasına başlamıştır.
• Bu bize, başlangıçta, o fosfor elementinin; hangi kişinin beyni
içinse, o kişi için planlı olduğunu gösterir. “Her adamın
alnında rızkı yazılıdır.” bilimsel bir gerçektir.
• Atomlar, vücudun her parçasının gereksinimlerine göre
önceden belirlenmiş bir kanun ile pay edilir ve bedenin her
tarafına apaçık bir nizam ile düzenli, sürekli ve düzgün bir
biçimde dağıtılır.
13

• Atom, hangi yere girerse, o yerin nizamına boyun eğer; hangi
tavra geçtiyse, onun özel kanunuyla iş yapar ve hangi
tabakaya misafir gitmiş ise, muntazam bir hareket ile sevk
edilmiştir.
• Atomların hareketi boşu boşuna değildir. Kendilerine uygun
bir yükselme içindedirler: Elementteki atomlar maden
derecesine, madendeki atomlar bitki hayat tabakasına,
bitkideki atomlar hayvanın otlanması sonucu hayvan
mertebesine, hayvandaki atomlar insanın beslenmesiyle
insan hayatı makamına, insanın vücudundaki atomlar da
süzüle süzüle saflaşarak beynin ve kalbin en ince ve kritik
yerine çıkarlar.
• Canlıların çekirdek ve tohumlarındaki atomlar, ağaca bir ruh
hükmüne geçer. Ağacın bütün atomları içinde bir kısım
atomların bu düzeye çıkmaları, o ağacın hayata sahip olması
ve hayata hizmet etmesi gibi önemli görevleri yerine
getirmesiyle anlaşılır.
• Atomu aksiyona sevk eden yerinde duramamasıdır ve
şevkidir.

ATOM BAŞIBOŞ DEĞİLDİR
• “Bir tek atom bile başıboş değildir.” sözünde atomlar
arasındaki sımsıkı ilişki ve çekimden, mükemmel ahenkten,
belli gayelere yönelik, çok sayıda hikmet ve maslahatı içeren
davranış ve hareketten söz edilmektedir ki bütün bu
faaliyetlerde kimyasal bağ görev yapmaktadır.
• Molekül ve molekülü teşkil eden atomlardaki bu faaliyetin
gösterdiği işaret vardır.
• Her bir insan da atom gibi olmalıdır. Zaten insanlığı tam
yaşayan gerçek insanlar, atom parçası gibidir; başıboş
değildirler.
• Aile, bütün fertleriyle bir moleküldür. Akrabalık, milliyet vb.
irtibatlar vardır.
• Medeniyet, insan sevgisi doğurur. Rus ve Ermeni ile olan,
14

hürriyet tanıma bağımız bile, hakiki dünya birliği şuurunun
temelini oluşturmaktadır.

EVREN, YERKÜRE (DÜNYA), HAYAT VAR
EDİLİŞLERİ
• Arzın (yerküre) ağırlığından dolayı suya batıp kaybolması
mümkün iken böyle olmamıştır. İnsanlar için bir mesken ve
nimetler için bir sofra olarak tefriş edilmiştir.
• Evrende ilk oluşan aciniye maddesi, hamur gibi yoğrulmuş
cisimdir. Kâinatta ilk yaratılan boyutsuz bir maddedir. Boyutu
olmayan bu madde, yaratılışta evrenin çekirdeği olmuştur.
• Güneş, dünya ve gezegenler, başlangıçta şekilsiz bir hamur
hâlinde beraberdiler. Zamanı gelince o hamur açıldı,
gezegenler yerlerine yerleşti. Güneş ve dünya bugünkü
yerlerini aldı.
• Dünya soğudukça top biçiminde bir sıvı hâline geldi. Daha
sonra sıvı sertleşerek taş oldu. Taş da daha sonra toprağa
dönüştü. Sıvı kalsaydı canlıların yaşamasına elverişli
olmazdı. Sıvı, taş olduktan sonra demir gibi sert olsaydı,
istifade mümkün olmazdı.
• Arz (dünya), taş gibi katı ve sert değildir ki üzerinde
yaşanılmasın. Su gibi sıvı da değildir ki ziraat yapmak ve
istifade etmek mümkün olmasın. Orta bir durumda var
edilmiştir ki hem mesken hem de tarla olsun.
• Şüphesiz ki buna bu vaziyeti veren, dünyadaki canlıların
ihtiyaçlarını bilen, gören ve bundan dolayı da en uygun
şekilde hazırlayandır.
• Daha sonra, atmosfer tabakası ve su meydana geldi.
Semadan yağmurun yağması, güneşten ısı ve ışığın
gelmesiyle hayat başladı.
• Hayat sahibi milyonlarca bitki ve hayvan türü meydana
gelmiştir. Fosiller, her bir canlı türünün var olduğu günden
beri değişikliğe uğramadığını ispat eder. Türler arası geçiş
15

olmadığını, her bir türün bir evvel babası olduğunu kanıtlar.

İNSANIN YARATILIŞI
• İnsanın maddi kaynak olarak topraktaki elementlerden ve
insana gıda olarak giren bu elementlerin insanda meydana
getirdiği bir sıvı veya protein çorbasından yaratılmıştır.
• İnsan, varlıklar hiyerarşisinde en yüksek ve en son
mertebededir.
• Önce dört unsur (su, hava, ateş, toprak) sonra sırasıyla
madenler, bitkiler, hayvanlar ve nihayet insan yaratılmıştır.
• Allah, kendi nurundan bir latif ve azim cevher var edip ondan
bütün kâinatı vücuda getirmiştir.

NAZZAM’IN PARTİKÜL TEORİSİ İLE İLGİLİ 12–
13 ASIR ÖNCEKİ KEŞFİ
• Atom teorisini ilk ortaya koyan Yunan bilginleri maddenin en
küçük parçasının atom olduğunu söylerken bir İslam âlimi
olan Nazzam, maddenin sonsuz denecek ölçüde
parçalanabileceğini söylemiş ve günümüzün ilim
adamlarından biri gibi konuşmuştur.
• Bugünün partikül teorisi perspektifinden atom altı parçacıklar
düşünülerek bu meseleye bakıldığında Nazzam’ın 12–13 asır
önce, çok derin şeyler söylemiş olduğu iddia edilebilir.

HAFİF ELEMENTLERİN VE AMETALLERİN
SERBEST YA DA BİLEŞİK OLARAK DOĞADA
BULUNMASIDAKİ KURAL
• F2 gazı ve Cl2 gazı, tabiatta bulunmaz. Doğada florür
bileşikleri ve klorür bileşikleri vardır.
• Bu ikisinden başka bütün ametaller; hem elementel hâlde
hem de bileşiği hâlinde bulunur.
16

AĞIR ELEMENTLERİN OLUŞUMU
ATOM NUMARASI 26’YA KADAR OLAN
ELEMENTLER YILDIZLARIN İÇİNDE OLUŞUR
• Yıldızlarda demirin fisyon (çekirdek parçalanması)
reaksiyonları gerçekleşir; bu nedenle de yıldızlarda atom
numarası 26’ya kadar olan elementler vardır.

ÇEKİRDEĞİNDE NÜKLEON BAŞINA DÜŞEN
BAĞLANMA ENERJİSİNİN EN YÜKSEK
OLDUĞU ELEMENT: DEMİR
• Demirin bağlanma enerjisi en yüksektir.
• Bağlanma enerjisinin en yüksek oluşu, ileride demir çekirdeği
parçalanabilir anlamına gelebilir.
• Yerkürenin çekirdeğinde demir vardır.
• Çekirdekte ağaca ait özelliklerin tamamı bulunur.
• Günümüzde dünyada yaklaşık 90 doğal element tespit
edilmiştir. Element sayısı 114’tür.
• Demir dünyanın çekirdeği olduğuna göre acaba demirde de
dünyadaki doğal elementlerin bütünü var mıdır?
• Magma tabakasındaki yüksek sıcaklığın, demirin nükleer
reaksiyonundan kaynaklandığı bilinmektedir. Bu yüksek
sıcaklık, demiri eritmektedir.
• Demirde elementlerin çoğunun geçtiği bugün keşfedilmiştir.
• İşte bunlardan dolayı ileride demir çekirdeğinin parçalanarak
çeşitli elementlerin elde edilebileceğini söyleyebiliriz.

METALLERİN SERBEST YA DA BİLEŞİK
OLARAK DOĞADA BULUNMASIDAKİ KURAL
17

• İndirgenme yarı pil gerilimi listesinde; indirgenme potansiyeli
hidrojenden yüksek olan elementler, soy (altın, platin, gümüş)
metaller ve yarı soy (bakır, cıva) metallerdir.
• Soy metaller doğada yalnız elementel hâlde bulunur,
bileşikleri hâlinde bulunmaz.
• Yarı soy metaller ise hem elementel hâlde hem de bileşiği
hâlinde bulunur.
• Amalgam diş dolgular; cıva ve gümüş içerir. Altın diş dolgusu
da vardır. Platin metali ise, protezlerde kullanılır. Bütün bu
kullanımlarda altın, platin, gümüş ve cıva; aynen doğadaki
gibi metalik hâldedir. Sıfır değerliklidir. Bu nedenle de sağlığa
zararları yoktur.
• Bakır ve cıva da soy metaller gibi genelde doğada serbest
hâlde bulunur.
• Bakır ve cıva metallerine, yarı soy metal denmesinin sebebi;
doğada doğal bileşiklerinin de olmasıdır.
• Bu 5 element dışındaki bütün metaller, yaklaşık 70 metal
doğada yalnız bileşikleri hâlinde bulunur, hiçbiri serbest hâlde
bulunmaz.
• Örneğin doğada Na, Ca, Al yoktur. NaCl (yemek tuzu),
CaCO3 (mermer), Al2O3 (alüminyum metalinin elektroliz
yöntemiyle elde edildiği boksit cevheri) vardır.
• Tabiatta bulunan, genellikle suda çözünmeyen, elde
edilmeye değer miktarda bir veya birden fazla element içeren
minerallere başka bir ifadeyle doğal inorganik metal
bileşiklerine cevher (filiz) denir. Formülü basit olan cevherler
olduğu gibi, kompleks olanları da vardır.
• Genellikle kaya tuzu gibi suda çözünenler yerin
derinliklerinde, suda çözünmeyenler ise yerin üstündedir.
• Demir ve nikelin indirgenme potansiyeli hidrojenden az
olmasına rağmen, yerkürenin merkezinde erimiş elementel
hâlde de bulunurlar.

ELEMENT OLARAK KULLANDIĞIMIZ DOĞAL
18

KAYNAKLARIMIZIN BULUNDUĞU YERLER
• Alüminyum, Hakkâri’de, Seydişehir’de ve Toros dağlarında
bulunur.
• Ülkemizdeki toryum madeni kaynakları Eskişehir–Sivrihisar–
Beylikahır–Kızılcaören köyünde ve Malatya’da Hekimhan–
Kulancak’tadır.
• Titanyum Isparta’da bulunur.
• Altın, Hatay ve Konya’da bulunur.
• Bakır, Ergani ve Murgul’da bulunur.
• Bor; Kütahya–Emet, Balıkesir–Bandırma, Balıkesir–Bigadiç,
Eskişehir–Kırka ve Bursa–Kestelek’te bulunmaktadır.
• Uranyum; Ağrı dağında, Soma’da ve Van gölünde vardır.

HANGİ ELEMENTTE DÜNYADA BİRİNCİYİZ?
• Dünyadaki borun % 76’sı Türkiye’dedir.
• Dünyadaki toryumun % 80’i Türkiye’dedir.
• Dünyadaki titanyumun % 100’ü Türkiye’dedir.

ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDA ÜLKELERİN MADEN
YÜZDELERİ NİÇİN FARKLIDIR?
• Bir element, farklı cevherlerden elde edilebilir. Şayet
herhangi bir elementin; cevherdeki yüzde içeriği azsa ve
günümüz tekniğine göre henüz o cevherden elde edilmesi
ucuz yolla gerçekleştirilemediyse, o kaynak yok sayılıyor.
• Ülkemizde çok bulunan titanyumun bir görevi de, uydu
haritalarında maden kaynaklarımızı tam göstermemesidir.
• Hazinelerin üstünü örtme konusu, kaynaklarımızın üstüne
üşüşülmesini önlemesi açısından günümüzde önem
taşımaktadır.

ELEMENTLERİN BOLLUK ORANLARI
19

EVRENİN %90’ı ELEMENTEL HİDROJENDİR
• Yıldızlarda ve gezegenlerin birçoğunda elementel hidrojen
bulunur. Evrende en çok bulunan elementtir. Evrenin %90’ı
elementel hidrojendir. Elementel hidrojen, sıfır değerliklidir.
Elementel hidrojene serbest hidrojen de denir.

EVRENDE EN ÇOK BULUNAN ELEMENTLER





Evrende en çok bulunan elementler sırasıyla şunlardır:
1- Hidrojen
2- Helyum
3- Karbon
4- Oksijen
5- Azot

DÜNYADA EN ÇOK BULUNAN ELEMENT
OKSİJENDİR
• Dünyada en çok bulunan elementler şunlardır: Dünyada en
çok bulunan element oksijendir (% 46,4). % 27,7 ile silisyum
ikinci, % 8,1 ile alüminyum üçüncüdür. Daha sonra sırasıyla
% 5 demir, % 3,6 kalsiyum, % 2,8 sodyum, % 2,6 potasyum,
% 2,1 magnezyum, % 0,4 titanyum ve % 0,1 ile hidrojen
gelmektedir.

CANLI VE CANSIZ VARLIKLARDA BULUNAN
ELEMENTLER
• Canlılardaki elementlerin % 96’sını C, H, O ve N elementleri
oluşturur. Bu dört madde, eşyanın asıl kaynağıdır.
• Canlılarda; karbonhidrat, yağ ve protein olmak üzere başlıca
üç grup madde vardır.
• Karbonhidratlar ve yağlar; C, H, O elementlerinden oluşur.
• Proteinler; C, H, O ve N elementlerinden oluşur. Enzim ve
20






hormonlar da proteindir.
Bunun dışındaki kısma mineral maddeler (madensel tuzlar)
denir. Mineral madde olarak % 2 Ca, % 1 P vardır. Kalan
diğer bütün maddeler % 1’i oluşturur. % 1’lik kısmın en
önemlileri S, Na, K, Mg ve Fe’dir. Mineral maddeler, iyonik
hâldedir.
Doğal 90 elementin hepsi insanda vardır.
C (karbon), organik bileşiklerin temel maddesidir.
C, H, O ve N elementlerine; dört temel unsur denir.
Dört temel unsur denince hava, toprak, su ve güneş de
anlaşılır. Hava, toprak, su, güneş de başlıca C, H, O ve N
elementlerinden oluşmuştur.
Hava, toprak, su, güneş, insan, hayvan, bitki gibi tüm canlı ve
cansız varlıklarda C, H, O ve N elementleri ile beraber az
veya eser miktardaki bütün elementler bulunur.
İnsanda bütün elementlerin bulunduğu bilinmektedir.

YER KABUĞUNDAKİ BİLEŞİKLER
DÜNYADA EN ÇOK BULUNAN
ELEMENTLERİN YER KABUĞUNDAKİ
BİLEŞİKLERİ
• Dünyada en çok bulunan elementler sırasıyla oksijen,
silisyum, alüminyum, demir, kalsiyum, sodyum, potasyum,
magnezyumdur.
• Bu elementler yer kabuğunda genellikle silikat, oksitler ve
alümina silikat hâlinde bulunur.
• Yer kabuğundaki bileşiklerin çoğunun yapısında bulunan en
önemli anyon silikattır. Dünyada en çok bulunan
elementlerden ilk ikisi % 46,4 ile oksijen ve % 27,7 ile
silisyumdur; ikisi arasında formülü (SiO3)-2 olan ve yer
kabuğundaki bileşiklerin yapısında yer alan silikat oluşur.
21

Silikat anyonunun yer kabuğundaki başlıca bileşikleri;
alüminyum silikat, demir silikat, kalsiyum silikat, sodyum
silikat, magnezyum silikat ve potasyum silikattır.
• Yer kabuğundaki kayaçların yapısı genelde silikattır. Oksit ve
alümina silikat türünde kayaçlar da vardır.
• Al2O3 (alüminyum oksit) bileşiği yer kabuğunda oksit tipi
kayaçların yapısında bulunana örnektir.
• Yer kabuğunda silikat, oksit ve alümina silikat tipi kayaçların
bol olması yer kabuğundaki oksijen, silisyum ve
alüminyumun doğal bolluğunun göstergesidir.

2. BÖLÜM: ELEMENTLER NASIL
ELDE EDİLİR?
ALTIN, GÜMÜŞ, PLATİN BAKIR, AZOT VE
OKSİJEN ELEMENTLERİNİN ELDE EDİLMESİ
• Altın, gümüş, platin gibi soy metaller doğadan doğrudan
alınır.
• Bakır gibi yarı soy metaller de doğadan doğrudan alınır.
• Azot ve oksijen havadan fiziksel yöntemle elde edilir.

AZOT GAZININ DİĞER ELDE EDİLME
YOLLARI
• NH4NO2 → N2 + 2H2O (Tepkime 300 °C sıcaklıkta
gerçekleşir.)
• 2NaN3 → 3N2 + 2Na (Tepkime 300 °C sıcaklıkta
gerçekleşir.)

BROM ELDE EDİLMESİ
• Deniz suyundan Cl2 geçirilerek elde edilir.
• Cl2(g) + 2Br-(suda) → Br2(s) + 2Cl-(suda)
22

İYOT ELDE EDİLMESİ
• Deniz suyundan Cl2 gazı geçirilerek elde edilir.
• Cl2(g) + 2I-(suda) → I2(k) + 2Cl-(suda)

HİDROJENİN LABORATUVARDA ELDE
EDİLME YOLLARI
• Kızgın demir üzerine su buharı yollanmasıyla elde edilir:
2Fe(k) + 3H2O(g) → Fe2O3(k) + 3H2(g)
• 2HCl(suda) + Zn(k) → ZnCl2(suda) + H2(g)
• 2Na(k) + 2H2O(s) → 2NaOH + H2(g)
• 2Al(k) + 2KOH(aq) + 6H2O → 2KAl(OH)4 + 3H2(g)
• CaH2(k) + 2H2O(s) → 2Ca(OH)2(aq) + 2H2(g)

HİDROJENİN ENDÜSTRİDE ELDE EDİLME
YOLLARI
• 2H2O(s) → 2H2(g) + O2(g)
• C(k) + H2O(g) → CO(g) + H2(g)
• CO(g) + H2O(g) → CO2(g) + H2(g) (Tepkime 400 °C’ta
gerçekleşir.)
• CH4(g) + H2O(g) → CO(g) + 3H2(g) (Tepkime 1100 °C’ta ve Ni
katalizörlüğünde gerçekleşir.)
• Tepkimede metan yerine başka hidrokarbon da kullanılabilir:
CnHm + nH2O(g) → nCO(g) + (m/2+n)H2(g)

AMORF BOR ELDE EDİLMESİ
• B2O3 + 3Mg → 3MgO + 2B(k)
• Amorf bor, kahverengidir.
• Bazı çelik alaşımlarında bulunur ve nükleer reaktörlerde
kullanılır.
• Safsızlık içerir (BO, B4O5).
23

KRİSTAL BOR ELDE EDİLMESİ
• B2O3 + 2Al → Al2O3 + 2B(k)
• Safsızlık içerir (AlB2).

ÇOK SAF BOR ELDE EDİLMESİ
• KBF4 + 3Na → KF + 3NaF +B(k)

APATİT FİLİZİNDEN FOSFOR ELDE EDİLMESİ
• APATİT FİLİZİNDEN FOSFOR ELDE EDİLMESİNİN
TEPKİME DENKLEMİ
3Ca3(PO4)2.CaF2+9SiO2+15C → 9CaSiO3+CaF2+3/2P4+15CO
• Ayrıca kemikten de fosfor elde edilir.

KLOR GAZI ELDE EDİLMESİ
• 4HCl(g) + O2(g) → 2Cl2(g) + 2H2O(g)
• 2NaCl(s) → 2Na(k) + 2Cl2(g) (Elektroliz)

CEVHERDEN METAL ELDE ETME
SÜRECİNDEKİ İŞLEM BASAMAKLARI



Kırma-Öğütme
Zenginleştirme
Kavurma
İndirgeme

ÇEVRE KİRLİLİĞİNE VE ASİT
YAĞMURLARINA NEDEN OLAN MADDE
• Sülfürlerin bol hava ile ısıtılarak oksidine dönüştürülmesi
işlemi olan kavurma sonucunda açığa çıkan SO2 (kükürt
dioksit) gazı, çevre kirliliğine ve asit yağmurlarına neden olur.
24

GANG
• Cevherler genellikle kum, kil ve granit gibi istenmeyen yan
maddeler içerir. Bu maddelere gang denir.

KOROZYON
• Metal veya metal alaşımlarının oksitlenme veya kimyasal
etkilerle aşınmasına korozyon denir.

TENÖR
• Cevherde bulunan veya cevherin zenginleştirilmesi veya
işlenmesi sonucunda elde edilen ürün içerisindeki kıymetli
elementin yüzdesel oranına tenör denir.

HAYATIMIZDAKİ BAŞLICA METALLERİN
ELDE EDİLME REAKSİYONLARI
• Metaller genelde doğada oksitleri hâlinde bulunur.

ELEKTROLİZLE ALÜMİNYUM ELDE
EDİLMESİ
2Al2O3 → 4Al + 3O2

CIVA ELDE EDİLMESİ
HgS + O2 + yüksek sıcaklık → Hg + SO2

NİKEL ELDE EDİLMESİ
NiO + H2 + yüksek sıcaklık → Ni + H2O

DEMİR ELDE EDİLMESİ
25

Fe2O3 + 3C + yüksek sıcaklık → 2Fe + 3CO

KURŞUN ELDE EDİLMESİ
PbO + C + yüksek sıcaklık → Pb + CO

ÇİNKO ELDE EDİLMESİ
ZnO + C + yüksek sıcaklık → Zn + CO

ANTİMON ELDE EDİLMESİ
Sb2O3 + 3C + yüksek sıcaklık → 2Sb + 3CO

KROM ELDE EDİLMESİ
Cr2O3 + 2Al + yüksek sıcaklık → 2Cr + Al2O3

KALAY ELDE EDİLMESİ
SnO2 + 2C + yüksek sıcaklık → Sn + 2CO

SİYANÜR YÖNTEMİYLE ALTIN ELDE
EDİLMESİNE AİT KİMYASAL REAKSİYON
DENKLEMLERİ
• 4Au + 8NaCN +2H2O + O2 → 4NaAu(CN)2 + 4NaOH
• 2Na + 2Au(CN)2 + Zn → 2Au + Na2Zn(CN)4

3. BÖLÜM: ALAŞIMLAR
ALAŞIMLARIN YAPILMA SEBEPLERİ
• Metallerin fiziksel ve mekaniksel özelliklerini değiştirmek
26




suretiyle daha elverişli malzemeler üretmek
Çok sayıda ve değişik özelliklere sahip metal geliştirerek
ihtiyaçlara cevap vermek
Isıl işlemlere uygun metal üretmek
Malzemelerin maliyetini düşürmek
Malzemenin aşınmadan ve dış şartların yıpratıcı etkisinden
korunmasını sağlamak

ALAŞIM OLUŞTURMA BİÇİMLERİ
• Alaşım oluşturma biçimlerinden birisi yer değiştirme ile
oluşan alaşımlardır. Diğeri ise örgü boşluğu tipi alaşımlardır.
• Yer değiştirme ile oluşan alaşımlar ikiye ayrılır. Bunlardan
birinin adı rastgele yer değiştirme ile oluşan alaşımlardır.
Diğerinin adı ise süper örgü alaşımıdır.

BİLEŞİK TİPİ ALAŞIM
• Metaller arasında bileşik oluşabilir.
• Alaşımı oluşturan metal atomları arasındaki elektronegatiflik
farkı büyük olduğunda metal atomları arasında bileşik tipi
alaşım oluşur.

BAŞLICA ALAŞIMLAR
ALAŞIMIN ADI
PİRİNÇ
BRONZ (TUNÇ)
LEHİM
SAÇMA
MATBAA HARFİ

BİLEŞİMİ
% 63 Cu
% 37 Zn
% 70–95 Cu
% 5–30 Sn
% 60 Sn % 40 Pb
% 99,5 Pb
% 0,5 As
% 73 Pb
% 15 Sb
% 12 Sn
27

AMALGAM DİŞ
DOLGUSU
22 AYAR ALTIN

% 40–55 Hg
% 45–60 Ag
% 91,7 Au % 5 Ag
% 2 Cu
% 1,3 Zn

ALTIN ALAŞIMLARI
Renk Ayar Alışımdaki Elementlerin
Yüzdeleri
Sarı 22
Altın 91,67%
Gümüş 5%
Bakır 2%
Çinko 1,33%
Kırmızı 18
Altın 75%
Bakır 25%
Gül

Renk

Ayar

Pembe 18
Beyaz 18
Beyaz 18
Gri–
18
Beyaz

18

Altın 75%
Bakır 22,25%
Gümüş 2,75%

Alışımdaki Elementlerin Yüzdeleri
Altın 75%
Bakır 20%
Gümüş 5%
Altın 75%
Palladyum veya Platin 25%
Altın 75% Palladyum 10%
Nikel 10% Çinko 5%
Altın 75%
Demir 17%
Bakır 8%

28

Yeşil

18

Renk

Altın 75%
Gümüş 25%
Ayar

Açık Yeşil 18
Yeşil

18

Koyu
Yeşil
Beyaz–
Mavi
Veya
Mavi
Mor

18
18

Alışımdaki Elementlerin Yüzdeleri
Altın 75%
Bakır 23%
Kadmiyum 2%
Altın 75%
Gümüş 20%
Bakır 5%
Altın 75% Gümüş 15%
Bakır 6% Kadmiyum 4%
Altın 75%
Demir 25%
Altın 80%
Alüminyum 20%

Renk

Ayar Alışımdaki Elementlerin Yüzdeleri

Sarı

22

Altın 91,6%
Bakır 2,9%

Sarı

18

Altın 75%

Yoğun 22
Sarı
Sarı
14

Gümüş 5,5%
Gümüş 16%

Bakır 9%

Altın 91,6% Gümüş 3,2%
Bakır 5,1%
Altın 58,5% Gümüş 30%
Bakır 11,5%

29

Koyu
Sarı

9

Altın 37,5% Gümüş 31,25%
Bakır 31,25%

4. BÖLÜM: HİDROJEN
HAYATIMIZDA HİDROJEN
• Hidrojen, su yapıcı demektir. Sıvı H2 (hidrojen), roket
yakıtıdır. H2 gazı; margarin elde edilirken sıvı yağların
doyurulması işleminde, NH3 (amonyak), HCl (hidroklorik asit),
CH3OH (metil alkol) bileşiklerinin sentezinde ve uçan
balonlarda kullanılır. Uçan balonlarda helyum gazı tercih
edilir, çünkü hidrojen gazı patlayıcı ve yanıcıdır. Havanın
hacimce % 0,00005’i hidrojendir.

HİDROJEN KAYNAKLARIMIZ
• Karadeniz’in derinliklerindeki H2S (hidrojen sülfür)’den elde
edilebilecek olan H2
• Bor bileşiğinden elde edilebilecek olan H2
• Güneşte gaz hâlindeki H2
• Güneş enerjisi yardımı ile H2O’yu ayrıştırarak elde edilen gaz
hâlindeki H2

EVRENİN %90’ı ELEMENTEL HİDROJENDİR
• Yıldızlarda ve gezegenlerin birçoğunda elementel hidrojen
bulunur. Evrende en çok bulunan elementtir. Evrenin %90’ı
elementel hidrojendir. Elementel hidrojen, sıfır değerliklidir.
Elementel hidrojene serbest hidrojen de denir.
• Dünyada elementel hidrojen çok azdır. Dünyamızdaki
hidrojen kaynağımız sudaki hidrojendir. Sudaki hidrojen +1
değerliklidir.
• Hidrojen, dünyada bolluk yönünden 9.elementtir. Dünyada en
30

çok bulunan element oksijendir.

HİDROJEN İZOTOPLARI
• Hidrojenin; hidrojen, döteryum ve trityum olmak üzere 3
izotopu vardır. Trityum radyoaktiftir.
• Hidrojen (H): Atom numarası 1, kütle numarası 1
• Döteryum (D): Atom numarası 1, kütle numarası 2
• Trityum (T): Atom numarası 1, kütle numarası 3

HİDROJENİN LABORATUVARDA ELDE
EDİLME YOLLARI
• Kızgın demir üzerine su buharı yollanmasıyla elde edilir:
2Fe(k) + 3H2O(g) → Fe2O3(k) + 3H2(g)
• 2HCl(suda) + Zn(k) → ZnCl2(suda) + H2(g)
• 2Na(k) + 2H2O(s) → 2NaOH + H2(g)
• 2Al(k) + 2KOH(aq) + 6H2O → 2KAl(OH)4 + 3H2(g)
• CaH2(k) + 2H2O(s) → 2Ca(OH)2(aq) + 2H2(g)

HİDROJENİN ENDÜSTRİDE ELDE EDİLME
YOLLARI
• 2H2O(s) → 2H2(g) + O2(g)
• C(k) (kok) + H2O(g) → CO(g) + H2(g) ) (Tepkime 1000 °C’ta
gerçekleşir.)
• CO(g) + H2O(g) → CO2(g) + H2(g) (Tepkime 500 °C’ta ve Fe/Cu
katalizörlüğünde gerçekleşir.)
• C(k) (linyit) + 2H2O(g) → CO2(g) + 2H2(g) ) (Tepkime 1000 °C’ta, Ni
katalizörlüğünde gerçekleşir.)
• CH4(g) + H2O(g) → CO(g) + 3H2(g) (Tepkime 1100 °C’ta ve Ni
katalizörlüğünde gerçekleşir.)
• Tepkimede metan yerine başka hidrokarbon da kullanılabilir:
CnHm + nH2O(g) → nCO(g) + (m/2+n)H2(g)
• Kızgın demir üzerine su buharı yollanmasıyla elde edilir:
31

3Fe(k) + 4H2O(g) → Fe3O4(k) + 4H2(g)
Fe3O4(k) + 4CO(g) → 3Fe(k) + 4CO2(g)
• 2H2O(s) → 2H2(g) + O2(g) (Sanayide suyun elektrolizi)

HİDROJENİN KULLANIM ALANLARI
• Hidrojen, amonyak sentezinde kullanılır. Sentezde katalizör
olarak Fe, Al veya Si gereklidir. Amonyağın kimyasal sentezi
Fritz - Haber prosesi olarak bilinir. Amonyak sentezinin
kimyada özel bir yeri olduğundan tepkime, bulan kimyacının
adıyla anılmaktadır:
N2 + 3H2 + yüksek sıcaklık ve basınç ⇌ 2NH3 + 22 kcal
• Hidrojen; hidrojenlendirmede, özellikle de margarin imalinde
kullanılır. Doyurma işlemi Ni katalizörlüğünde, 200 °C
sıcaklıkta ve 30 atmosfer basınçta gerçekleştirilir.
• Hidrojen, güneş pillerinde kullanılır.
• Hidrojen, metanol sentezinde kullanılır. Metanol, yakıtlarda
oktan sayısını attırmak için kullanılır.

HİDROJEN BİLEŞİKLERİ VE KULLANILDIĞI
YERLER
• H2O
• D2O (Ağır su): Ağır suyun erime sıcaklığı 3,81 °C, kaynama
sıcaklığı 101,42 °C, yoğunluğu 1,04 g/mL’dir.
• H2S dericilikte tüy dökmek için kullanılır.
• Na2S zırnık adıyla bilinen maddedir. As elementine de zırnık
denilir.
• Hidrürler

HİDRÜRLER
• Hidrojen, bileşiklerinde -1 yükseltgenme basamağında ise bu
bileşiklere hidrür bileşikleri denir.
• Hidrürler, yüksek sıcaklık ve yüksek basınçta oluşur.
32

• 1A grubunun hidrürleri iyonik bileşiktir.
• 2A grubunun hidrürleri BeH2 hariç iyonik bileşiktir; BeH2
kovalent bileşiktir.
• 3A grubunun hidrürleri kovalent bileşiktir.
• Hidrürler, kuvvetli indirgendir ve kuvvetli baz özelliği
gösterirler:
• H–1(suda) + H2O(s) → H2(g) + OH–1(suda)
• 2NaH + O2(g) → Na2O + H2O(s)

HİDROJEN ENERJİSİ (SU İLE ÇALIŞAN
ARAÇLAR)
• Bir yönüyle “Aracın benzin deposuna su koyacağız, araç
gidecek.” diyebiliriz.
• Sudaki hidrojen elektrolizle elementel hidrojene ayrıştırılır.
• Ayrıştırma işlemi için uygun olanı güneş enerjisidir.
• Elde edilen elementel hidrojen, havadaki oksijenle birleşerek
enerji verir. Su veya su buharı da açığa çıkar.
• Açığa çıkan su veya su buharından tekrar hidrojen üretilir.
• Bu şekilde çalışan sisteme hidrojen pili denir.

GELİŞMİŞ ÜLKELERDE HİDROJEN
ENERJİSİYLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR
• Çalışmalar henüz deneme amaçlıdır; çünkü güneş enerjisini
belirli bir noktada odaklayarak elektrolizin gerçekleştirilmesi
zor bir işlemdir. Yaygın olarak yapılamamaktadır.
• Buna rağmen gelişmiş ülkelerde hidrojenle çalışan piller ticari
olmuştur.
• Hidrojenle çalışan otomobil, otobüs ve uçak yapılmıştır.
• İnsanların merak konusu olduğundan dolayı gelişmiş
ülkelerde su ile çalışan araç kiralamak mümkündür.

HİDROJEN ENERJİSİ VE TÜRKİYE
33

• “Uluslar Arası Hidrojen Enerjisi Birliği” başkanı Nejat
Veziroğlu’dur.
• Nejat Veziroğlu, Miami Üniversitesi profesörlerindendir. Bu
üniversitenin Temiz Enerji Araştırma Enstitüsü’nde görev
yapmaktadır.
• Nejat Veziroğlu, 2000 yılında Nobel’e aday gösterilmiştir.
• Nejat Veziroğlu, aynı zamanda İstanbul’da kurulan UNIDO–
ICHET müdürlüğünü de yürütmektedir.
• UNIDO (United Nations Industrial Development
Organization), “Birleşmiş Milletler Endüstriyel Gelişim
Organizasyonu”dur.
• UNIDO’nun alt kuruluşu olan ICHET (International Centre for
Hydrogen Energy Techologies) ise “Uluslararası Hidrojen
Enerjisi Teknolojileri Merkezi”dir.
• Karadeniz bölgesinde, özellikle Samsun’da mavi akım projesi
adı altında hidrojen araştırması yapıyoruz.

FÜZYON (BİRLEŞME)
• Küçük kütleli çekirdeklerin birleşerek büyük kütlede
çekirdeğe dönüşmesidir. Bu olayda fisyondan çok daha
büyük enerji açığa çıkar. Güneş’teki enerji, füzyon ile ortaya
çıkar. Hidrojen bombasında açığa çıkan enerji de, kontrolsüz
füzyon reaksiyonu neticesindedir.

YARILANMA SÜRESİ MADDENİN SONRADAN
VAR EDİLDİĞİNİ GÖSTERİR
• Radyoaktif maddeler yarılanma sonucunda bitmediğine göre
bir başlangıçları var demektir. Şayet madde ezeli olsaydı
(maddenin başlangıcı olmasaydı) radyoaktif maddeler çoktan
bitmiş olacaktı. Bitmediğine göre sonradan var edilmiştir.
Öyleyse madde ezeli değildir.

34

BAĞLANMA ENERJİSİ (NÜKLEER ENERJİ)
Çekirdekteki nükleer enerjinin görevi, birbirlerini iten pozitif yüklü
protonların bir arada durmalarını temin etmektir. Bağlanma
enerjisi denmesi, bu sebepledir.
Einstein, çekirdekteki nükleer enerjiyi E=mc2 formülü ile açıklar.
Formüldeki m maddenin kütlesi, c ışık hızı, E ise enerjidir.
Hidrojen dışındaki bütün atomların, bir tartılan kütlesi bir de
hesap edilen kütlesi vardır. Tartılan kütle, mutlak surette her
zaman daha az çıkmaktadır. Bu azalan miktar kadar madde,
daha ilk oluşumda, hidrojen hariç tüm atomların çekirdeğinde,
enerjiye dönüşmüştür. İşte bu enerji, nükleer enerjidir.
Nükleer enerji, çekirdek reaksiyonları, radyoaktivite, radyoaktif
atom, radyasyon, kararlılık kuşağı, kararsız atom gibi tabirleri
konuyu iyi anlamak için bilmek gerekir.
Işın yayan atomlara radyoaktif atom, bu konuya da radyoaktivite
denir.
Atomun çekirdeğinde pozitif yüklü protonlar bulunmaktadır.
Aynı yükler birbirini iter. Çekirdekte birden fazla proton bulunursa
bunlar, pozitif yüklü, yani aynı yüklü oldukları için birbirlerini
iterler.
Hidrojen hariç bütün atom çekirdeklerinde birden fazla proton
bulunur.
Çekirdekteki nötronlar da, protonların birbirlerini itmelerini
önleyerek bağlayıcı rol oynar.
Bu da protonlar, nötronsuz bir arada bulunamazlar demektir.
Bunun tersi de söz konusudur; nötronlar da her zaman
protonlara muhtaçtır; çünkü onlar da tek başlarına kaldıkları
zaman 13 dakikada yarısı bozulmaya uğrayarak proton ve
elektron çıkartırlar.
Nötron = Proton + Elektron
Atom çekirdeği büyüdükçe proton ve nötron sayısı eşit olarak
değil, nötron sayısı daha fazla olacak şekilde artar.
Tabii her şeye rağmen bu artışın yine de bir sınırı ve ölçüsü
vardır: Nötron sayısının proton sayısına oranı en az 1, en çok da
35

1,5 olmalıdır. Şayet nötron sayısının proton sayısına oranı bu
ölçüyü geçmişse atom çekirdeği kararsız bir durum arz eder. Bu
atomlara kararsız atom denir. Kararsız bir çekirdek de kendi
içinde meydana gelen radyoaktivite ile kararlı hâle kavuşur.
Çekirdeğinde 83 ve daha fazla proton bulunan elementler ne
kadar çok nötrona sahip olurlarsa olsunlar kararsızdır. Bu kadar
çok pozitif yük, atom çekirdeğinde devamlı tutulamaz. Çekirdek
küçülerek kararlı bir duruma düşer.
En istikrarlı atom hidrojen, en istikrarsız atom ise uranyum
atomudur.
Uranyum atomunun protonları, bulundukları yerde sürekli
gürültü ve infilaklara sebebiyet verir.
Onun için atom bombasında da temel unsurlardan biri olarak
uranyum kullanılmaktadır.
Uranyumun atom numarası 92’dir. Proton sayısı da 92 olur.
Nötron sayısı ise 238–92=146 olur.
Alfa ışıması yapmak, helyum çekirdeği yaymak demektir.
Alfa ışıması yapan atomun atom numarası 2, kütle numarası 4
azalır.
238
U (Uranyum–238) atomu, bir alfa parçacığı neşrederek proton
sayısını 92’den 90’a, nötron sayısını da 146’dan 144’e düşürür.
90 protona 144 nötron biraz fazladır.
Uranyum bu defa bir beta parçacığı neşreder.
Beta ışıması elektron yaymaktır. Beta ışıması yapan atomun
atom numarası 1 artar, kütle numarası ise değişmez.
Neşredilen beta ışını sonucunda uranyum çekirdeği proton
sayısını bir arttırır, nötron sayısını değiştirmez. Böylece proton
sayısı 91 olur, nötron sayısı 144’te kalır. Beta bozunması
sırasında çekirdekteki nötronlardan biri, proton ve elektrona
parçalanmıştır.
Nötron → Proton + Elektron
Proton sayısının her değişmesinde farklı bir element oluşur. Bir
seri hâlinde bu iş devam eder gider. Nihayet uranyum atomu
çekirdeği, 82 protonlu ve 124 nötronlu olan kararlı kurşun atomu
çekirdeğine dönüşür.
36

Radyoaktif bozunma, yalnız nötron–proton dengesizliğinden
(nötron sayısının proton sayısına oranının yüksekliğinden)
kaynaklanmaz.
Bazen sadece proton sayısının yüksek oluşu da buna sebep
olabilir (pozitron bozunması).
Pozitron, elektronun zıt ikizidir; kütlesi elektronun kütlesine
eşittir; her şeyi elektronla aynı, sadece yükü farklıdır. Elektronun
yükü –1, pozitronun yükü ise +1’dir. Pozitron bozunmasında;
atom numarası 1 azalırken, kütle numarası değişmez.
Çekirdekteki nötronlar, elektrik bakımından yüksüzdür. Yüksüz
oldukları için bir madde içinde uzun yol alabilirler. Bu ağır
parçalar, ağırlıklarına göre süratlenirler. Hızları, ışık hızından
saniyede birkaç km’ye kadar değişir. Nötronların bazıları çok
ağırdır; bu ağırlıklarından dolayı öyle hız kazanabilirler ki, en
kesif maddelerin bile bir tarafından girip öbür tarafından
çıkabilirler.
Nötronlar bu süratle, 30 cm kalınlığındaki demir ve kurşundan
bile geçebilir. Ancak atom çekirdeğiyle çarpışmalarında
enerjilerini kaybederler.
Kuş havada ne kadar rahat uçuyor veya balık denizde ne kadar
rahat yüzüyorsa, nötronlar da o hız sayesinde o kadar rahat
hareket ederler.
Bu özellikleri taşıyan nötronlar, çekirdek içinde enerjilerini,
protonları bir arada tutmak için kullanırlar.
Hidrojen hariç bütün atom çekirdeklerinde, mutlaka nükleer
enerji bulunur. Hidrojen atomunun çekirdeğinde proton 1 adet
olduğundan, hem nötrona hem de nükleer enerjiye ihtiyaç
yoktur.
Einstein, çekirdekteki nükleer enerjiyi E=mc2 formülü ile açıklar.
Formüldeki m maddenin kütlesi, c ışık hızı, E ise enerjidir.
Nükleer reaksiyonlarda, atom numarası ve kütle numarası
korunmaktadır; bu durum kütlenin korunduğu anlamına gelmez.
Nükleer reaksiyonlarda kütle kaybı olur.
Hidrojen dışındaki bütün atomların, bir tartılan kütlesi bir de
hesap edilen kütlesi vardır. Tartılan kütle, mutlak surette her
37

zaman daha az çıkmaktadır.
Bu azalan miktar kadar madde, daha ilk oluşumda, hidrojen
hariç tüm atomların çekirdeğinde, enerjiye dönüşmüştür. İşte bu
enerji, nükleer enerjidir.
Olay, saatin kurulup bırakılması gibi de değildir: Protonların
birbirlerini itmemeleri için başlangıçta maddenin enerjiye
dönüşmesiyle başlayan görevi, nötronlar her an
sürdürmektedirler. Ayrıca var etme her an sürmektedir.

YALNIZ HİDROJEN ATOMUNUN
ÇEKİRDEĞİNDE NÖTRON
BULUNMAMASININ SEBEBİ
• Nötronun görevi, protonların birbirlerini itmesini önlemektir.
• Hidrojen atomunun çekirdeğinde 1 tane proton
bulunduğundan, böyle bir görev söz konusu değildir. Bu
nedenle de hidrojen atomunun çekirdeğinde nötron yoktur.

GÜNEŞTE HER SANİYE 4 MİLYON TON
MADDE NÜKLEER ENERJİYE DÖNÜŞÜR
• Güneşte her saniye 564 milyon ton H (hidrojen) elementi, He
(helyum) elementine dönüşür.
• Bu esnada güneş, her saniye kütlesinden E=mc2 formülüne
göre 4 milyon ton kaybeder.
• Madde, nükleer enerjiye dönüşmüş olur. Güneş enerjisi
hâlinde dünyamıza gelir.
• Bu nükleer enerji, güneşteki füzyondur. Çekirdek birleşmesi
veya çekirdek kaynaşması da denir.
• Belli bir zaman sonra güneşteki hidrojenin tamamı helyum
hâline dönüşecektir. Güneş soğuyarak ölecektir. Bu da
dünyadaki hayatın sonu olacaktır.
• Her an güneşte yeni bir keyfiyet meydana gelmektedir. Var
etmenin her an olduğu güneşte apaçık görülmektedir.
38

ÇEKİRDEĞİNDE NÜKLEER ENERJİ
BULUNMAYAN TEK ELEMENT OLMASINA
RAĞMEN EN BÜYÜK ENERJİ KAYNAĞI:
HİDROJEN (H2)
PERİYODİK CETVELİN
İLK ELEMENTİ OLAN
HİDROJENE BENZEMEK
(KENDİNİ SIFIRLAMAK)
• Atomlardan yalnız hidrojen atomunun çekirdeğinde nükleer
enerji (bağlanma enerjisi) yoktur. Buna rağmen bütün
enerjilerin kaynağı olmuştur.
• Hidrojen hariç diğer bütün atomların çekirdeklerinde nükleer
enerji vardır.
• Bu enerji, nükleer isminden de anlaşılacağı gibi çok büyük bir
enerjidir. Maddenin enerji karşılığıdır, çekirdekte saklıdır.
• Atom bombası veya nükleer santrallerde açığa çıkan enerji,
çekirdekte saklı olan bu enerjinin dışarı çıkmasıdır.
• Hidrojen atomunun çekirdeğinde yalnız bir adet proton
olduğundan, protonların birbirini itmesi diye bir şey söz
konusu olmadığından, böyle saklı bir nükleer enerjinin
çekirdekte bulunması gereksiz bir iş olacaktı.
• Zaten abes ve hikmetsizliğin çekirdeğin içine girmesi
düşünülemezdi.
• Bu nedenle de hidrojen atomunun çekirdeğinde nükleer
enerji yoktur.
• SORU: O hâlde güneşte hidrojenin helyuma dönüşmesinde
açığa çıkan enerji, çekirdekte enerji bulunmadığına göre
nereden çıkmaktadır?
39

• CEVAP: Bu enerji, maddenin enerjiye her an
dönüştürülmesiyle anında açığa çıkan enerjidir.
• Biz de hidrojen atomunu örnek alıp, kendimizi sıfırlayıp,
etrafımıza enerji kaynağı olmalıyız.
• Yok, yoksa var olur.

EN KÜÇÜK ATOM: Hidrojen
EN BÜYÜK ATOM: Uranyum
HİDROJENİN ENERJİSİ (FÜZYON), URANYUMUN
ENERJİSİNDEN (FİSYON) DAHA FAZLADIR.
FÜZYON GÜNEŞTEDİR, FİSYON İSE NÜKLEER SANTRAL,
NÜKLEER LABORATUVAR VEYA ATOM BOMBASINDADIR.

EN İSTİKRARLI (KARARLI) ATOM: Hidrojen
EN İSTİKRARSIZ (KARARSIZ) ATOM: Uranyum

FÜZYON NİÇİN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ?
• Füzyon, güneşte 15 milyon °C’ta gerçekleşir.
• Füzyon için dünyada 100 milyon °C’lık sıcaklık gerekir; çünkü
dünyadaki basınç güneştekinden daha düşüktür.
• Bu sıcaklığa erişilebilmesi mümkün değildir.

5. BÖLÜM: ALKALİ VE TOPRAK
ALKALİ METALLER
ALKALİ METALLER
• Li
40





Na
K
Rb
Cs
Fr

TOPRAK ALKALİ METALLER





Be
Mg
Ca
Sr
Ba
Ra

ALKALİ VE TOPRAK ALKALİ METALLERİN
KULLANIM ALANLARI
ALKALİ METALLERİN KULLANIM ALANLARI
LİTYUM METALİNİN KULLANIM ALANLARI
• Metalik lityum çok az oranda bazı alaşımların yapısına girer.
Berilyum ve magnezyum elementleriyle olan alaşımları sert
olup ve düşük yoğunluğa sahip bulunduğundan dolayı uçak
endüstrisinde ve uzay aracı yapımında kullanılır.
• Erimiş metaller içindeki gazların giderilmesi için erimiş bakır
içerisinde bulunan %0,005’lik lityum sıvısı kullanılır.

SODYUM METALİNİN KULLANIM ALANLARI
• Sodyum, iyi iletken olduğu için çekirdek reaktörlerinde
soğutma sıvısı olarak boru içinde kullanılır.
• Sodyum, organik bileşik sentezlerinde kullanılır.
• Sodyum, yüksek ısı geçirgenliği nedeniyle uçak motorlarının
soğutma sisteminde kullanılır.
41

• Sodyum metali titanyum, hafniyum ve zirkonyum gibi
metallerin elde edilmesinde kullanılır.
+4
Ti + 4Na → Ti + 4Na+1
Hf+4 + 4Na → Hf + 4Na+1
Zr+4 + 4Na → Zr + 4Na+1
• Yüksek basınçlı sodyum buharlı lambalar (çevre aydınlatma
ampulleri), en uzun ömürlü lambalardır. Parlak beyaz-sarı
renkte ışık yayarlar. Bu lambaların en verimli tipi şeffaf cam
tüplü olanlarıdır. Bu tür lambaların ömürleri, içlerindeki
seramik tüp sayesinde 30 bin saate kadar çıkar. Sodyum
buharlı lambalar özellikle futbol sahaları, spor salonları, park
ve bahçeler gibi büyük alanlar olmak üzere, şehir içindeki yol,
cadde ve sokakların, yüzme havuzlarının ve büyük
akvaryumların aydınlatmasında kullanılır.

POTASYUM, FOTOSEL OLARAK KULLANILIR
• Potasyum aktif metal olduğundan ultraviyole ışığında
elektron verir. Potasyumun bu özelliğinden yararlanılarak
alkali foto hücreleri yapılır. Photo cell dilimize fotosel ya da
foto hücre olarak geçmiştir. Fotosel için alkali metaller
özellikle de potasyum tercih edilir. Üzerine düşen ışığın
şiddetiyle orantılı olarak voltaj üreten ışık algılayıcısıdır.
• Fotoseller, fotoelektrik olay prensibiyle çalışır.
• Fotoseldeki cam kürenin iç kısmı lityum, sodyum, potasyum
gibi alkali metallerle kaplıdır; çünkü alkali metallerin
elektronları, yüksek enerjili beyaz ışığı alınca (güneş ışığı)
kopar ve anot ucuna çekilirler.
• Büyük boyutlu potasyumlu foto hücreler güneş pili olarak
kullanılır, ışık enerjisiyle elektrikli aletleri doğrudan
çalıştırılabilirler.
• Alkali fotoseller, televizyon kameralarında ışığın elektrik
sinyallerine dönüştürülmesinde ve film ses kayıtlarının
okunmasında da kullanılır.

42

RUBİDYUM METALİNİN KULLANIM ALANLARI
• Rubidyum, vakum tüplerinde, fotosellerde ve özel cam
yapımında kullanılır.
• Rubidyum, yüksek sıcaklıkta iyonlaşma özelliğinden dolayı
buhar türbinlerinde jeneratör çalıştırıcı olarak kullanılır.

SEZYUM METALİNİN KULLANIM ALANLARI
• Sezyum, elektron yayma özelliğinden dolayı fotosellerde ve
elektron borularının yapımında kullanılır.

FRANSİYUM METALİNİN KULLANIM
ALANLARI
• Radyoaktif elementtir. Enerji üretimi ve ışın elde edilmesinde
kullanılır.

TOPRAK ALKALİ METALLERİN KULLANIM
ALANLARI
BERİLYUM METALİNİN KULLANIM ALANLARI
• Berilyum bazı alaşımların bileşimine girer. Bakır içine
karıştırılan %3 oranında berilyum, bakırın elektriksel
özelliğine olumsuz etki etmezken kopma direncini altı katına
kadar arttırır.
• Çekirdek reaktörlerinde moderatör maddesi (nötronları
yavaşlatmak için kullanılan madde) ve nötron yansıtıcı olarak
kullanılır.
• Berilyumun atom numarası küçük olduğundan elektronları ve
röntgen ışınlarını kolayca geçirir. Bu özelliğinden dolayı ince
berilyum plakaları, röntgen borularında ve siklotron adı
verilen parçacık hızlandırıcılarda pencere olarak kullanılır.
43

MAGNEZYUM METALİNİN KULLANIM
ALANLARI
• Magnezyumun en önemli kullanım alanlarından birisi organik
kimyada Grignard reaktifinin hazırlanmasındaki kullanımıdır.
• Birçok hafif alaşımın da bileşimine giren magnezyumun en
çok kullanılan alaşımı duralümindir. Duralümin sert, dayanıklı
ve çok hafif bir alaşım olduğundan uçakların ve füzelerin
yapımında kullanılır.
• Bazı alaşımları ev eşyası yapımında kullanılır.
• Ayrıca fotoğrafçılıkta flaş olarak kullanılır.

RADYUM METALİNİN KULLANIM ALANLARI
• Radyoaktif elementtir. Enerji üretimi ve ışın elde edilmesinde
kullanılır.

ALKALİ VE TOPRAK ALKALİ METALLERİN
ÖNEMLİ BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
ALKALİ METALLERİN ÖNEMLİ BİLEŞİKLERİ
VE KULLANIM ALANLARI
LİTYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• Li2CO3 (Lityum karbonat): Tıpta manik depresif hastaların
tedavisinde kullanılır.
• Lityum bileşikleri pillerin, seramiklerin, sabunların, sentetik
yağların ve gres yağlarının bileşimine girer.
44

SODYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• NaOH (Sodyum hidroksit): Sud kostik adıyla bilinir, yaygın
adı kostiktir. Birçok inorganik ve organik bileşik sentezinde ve
beyaz sabun üretiminde kullanılır. Kostik; zeytini, normal
süresinden çok daha kısa sürede, yaklaşık 5–6 günde
sarartır. Kostikli zeytinlerin farklı istenmeyen bir kokusu olur.
Yapay bir maddedir.
• Na2SO4.10H2O (Sodyum sülfat dekahidrat): Glauber tuzu
adıyla bilinir. Tekstil endüstrisinde kullanılır.
• NaClO (Sodyum hipoklorür): Çamaşır suyu adıyla bildiğimiz
renksiz ve saydam saf sıvıdır.
• NaHCO3 (Sodyum bikarbonat): Yemek sodası, soda ya da
kabartma tozu adıyla bilinen maddedir. Gıda endüstrisinde
kullanılır.
• Na2CO3.10H2O (Sodyum karbonat dekahidrat): Yaygın adı
çamaşır sodasıdır. Deterjan endüstrisinde kullanılır.
• Na2CO3.NaHCO3.2H2O (Trona): Tabiatta doğal olarak
bulunan soda minerallerinden en yaygın bulunanıdır.
• Na2CO3 (Sodyum karbonat): Soda külü adıyla bilinir. Sabun,
deterjan, ilaç elde edilmesinde, suyun arıtılmasında,
yiyeceklerde katkı maddesi olarak ve cam endüstrisinde
kullanılır.
• NaCl (Sodyum klorür): Yaygın adı sofra tuzudur. Sofra tuzu
olarak kullanılır. Serum fizyolojik, % 0,9’luk NaCl çözeltisidir.
• NaNO3 (Sodyum nitrat): Yapay gübre üretiminde kullanılır. Şili
güherçilesi de denir. Doğada bulunmaz, yapay elde edilir.
• C17H33COONa (Sodyum stearat): Zeytinyağından elde edilen
sabununun formülü ve kimyasal adıdır.

VAN GÖLÜ SODA (ÇAMAŞIR SODASI)
KAYNAĞIDIR
45

• Van gölü suyu, çamaşır sodası çözeltisidir. Ancak, içinde her
çeşit deterjan da vardır.
• Soda saf hâlde Beypazarı’nda bulunur.
• Doğada beyazımsı renksiz, şeffaf ve taş şeklindedir.
Piyasadaki sodalar, sodanın toz edilmişidir.
• Van gölündeki çamaşır sodası, dünyanın ihtiyacını
karşılayacak kadar çokluktadır.
• Formülü temelde Na2CO3 (sodyum karbonat)’tır. Bileşiminde
temel madde olarak Na2CO3’ı içeren yaklaşık 15 çeşit farklı
formülde doğal soda çeşitleri vardır. Van gölünde bu soda
çeşitlerinin hepsi bulunur.
• İleride sabun ve deterjanın yerini alacak kıymette bir
kaynağımızdır.
• Soda denildiğinde genelde çamaşır sodası anlaşılır, yemek
sodası anlaşılmaz.

POTASYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• KOH (Potasyum hidroksit): Teknikteki adı potas kostiktir.
Yapay gübre ve arap sabunu sentezinde kullanılır. Bazı
akümülatörlerde elektrolit maddesidir.
• KAl(SO4)2 (Potasyum alüminyum sülfat): Şap veya kan taşı
adıyla bilinir; damar daraltıcı özelliği vardır.
• KCl (Potasyum klorür): İlaç endüstrisinde ve fotoğrafçılıkta
kullanılır.
• C17H33COOK (Potasyum stearat): Zeytinyağından elde edilen
arap sabununun formülü ve kimyasal adıdır.
• KNO3 (Potasyum nitrat): Yaygın adı güherçiledir. Gübre
endüstrisinde, kibritlerde ve barut yapımında kullanılır.

RUBİDYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
46

• RbAg4I5 (Rubidyum pentaiyodoargentat): İnce film şeklindeki
pillerin yapımında kullanılır.

TOPRAK ALKALİ METALLERİN ÖNEMLİ
BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM ALANLARI
BERİLYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• BeO (Berilyum oksit): Seramik eşya ve özel tip cam
yapımında, floresan tüplerinde ve nükleer reaktörlerde
kullanılır.

MAGNEZYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• Mg(OH)2 (Magnezyum hidroksit): İlaç endüstrisinde antiasit
mide ilaçlarının bileşimine girer.
• MgO (Magnezyum oksit): Yaygın adı sinter ya da
magnezyadır. Ateşe dayanıklı tuğla yapımında kullanılır.
• MgSO4.7H2O (Magnezyum sülfat heptahidrat): Epsom tuzu
yaygın adıdır. Eczacılıkta ve gübre imalinde kullanılır.
• MgCO3 (Magnezyum karbonat): Doğada bulunan magnezit
adıyla bilinen filizdir. MgO (magnezyum oksit) elde
edilmesinde, izolasyon, mürekkep, cam, seramik, boya, ilaç
ve kozmetik endüstrisinde kullanılır.

KALSİYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• Ca(OH)2 (Kalsiyum hidroksit): Sönmüş kireç ismiyle satılan,
suda çözünmeyen beyaz tozdur. İnşaatlarda harç yapımında
kullanılır. Kireç denince, sönmüş kireç anlaşılır. Badana
47




yapımında kireç süspansiyonu kullanılır. Kireç suyu; doymuş
veya doymamış Ca(OH)2 çözeltisidir. Harç; Ca(OH)2’in kum,
çimento ve suyla olan karışımıdır.
Ca(ClO)2 (Kalsiyum hipoklorür): Kireç kaymağıdır.
CaC2 (Kalsiyum asetilenür): Karpit adıyla tanıdığımız kirli
beyaz görünümlü taştır. Olgunlaşmamış muzlar, olgun
gösterilmek için karpitlenir; sağlık açısından dalında
olgunlaşmışı tercih edilmelidir. Ayrıca karpit üzerine basit bir
düzenekle su dökülür, asetilen gazı açığa çıkar; açığa çıkan
asetilen gazı ile de kaporta kaynağı yapılır.
CaCO3 (Kalsiyum karbonat): Kalsiyum karbonatın piyasa adı,
kireç taşıdır. Mermer taşı, % 98 ile % 100’lük; kalker taşı ise
% 90 ile % 98’lik kalsiyum karbonat bileşiğidir. CaCO3’tan;
çimento, tuğla, fayans ve harç gibi çeşitli maddeler üretilir.
Çimento; CaCO3’ın pişirme, soğutma ve öğütme
işlemlerinden geçirilmesiyle elde edilir.
CaF2 (Kalsiyum florür): Doğada bulunan florit filizidir.
CaCl2 (Kalsiyum klorür): Nem çekicidir. Gelişmiş ülkelerde,
toz kalkmasını önlemek amacıyla yollara serpilir.
Laboratuvardaki hassas elektronik cihazları nemden
korumak için kullanılır. Örneğin; üstü camekânla kapalı
hassas elektronik terazilerde, camekânın içinde, naylona
sarılı CaCl2 bulunur.
CaO (Kalsiyum oksit): Sönmemiş kireçtir. Çimento
yapımında, metalürjide, suların yumuşatılmasında kullanılır.
CaSO4 x 2H2O (Kalsiyum sülfat dihidrat): Cevher adı jipstir.
Alçı taşı olarak bilinen doğal bileşiktir. Piyasada alçı olarak
satılır. Alçı şeklinde dekoratif işlerde, dişçilikte kalıp
alınmasında ve hazır duvar üretiminde kullanılır.

STRONSİYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• SUDA AZ ÇÖZÜNEN STRONSİYUM BİLEŞİKLERİ: Strese
karşı iyi gelir. Suda çözünmeyen herhangi bir stronsiyum
48

bileşiği, içme suyunun içine konur veya odanın bir köşesinde
bulundurulur. Sinir ilaçlarının içinde etken madde olarak
SrBr2 (stronsiyum bromür) vardır.
• SrCl2 (Stronsiyum klorür): Şeker üretiminde kullanılır.
• Sr(NO3)2: Stronsiyum nitrat, piroteknik (havai fişek)
endüstrisinde aleve verdiği koyu kırmızı renk dolayısıyla
havai fişeklerde kullanılır.

BARYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• Ba(OH)2 (Baryum hidroksit): Diğer adı barittir. Barit suyu,
doymuş veya doymamış Ba(OH)2 çözeltisidir.
• BaS (Baryum sülfür): Fosforesans özelliğe sahiptir.
Fosforesans özellik, bazı katı maddelerin gün ışığına veya
diğer uyarıcı şualara maruz bırakıldıktan sonra ışıldaması
veya ışık saçmasıdır.
• BaSO4 (Baryum sülfat): Ameliyat esnasında kullanılan sargı
bezi, pamuk, makas vb. steril ameliyat malzemeleri baryum
sülfat çözeltisine batırılmıştır. Ameliyat esnasında vücudun
içinde unutulan ameliyat malzemelerini, röntgen çekiminde
BaSO4 gösterir. Ayrıca BaSO4 ve hint yağı karışımı, XM
solüsyonu adındaki ilaçtır. Röntgen filmi çekiminden az önce
hastaya içirilir. İçirilen sıvının mideden bağırsağa kaç
dakikada geçtiği BaSO4 ile anlaşılır, geçiş süresine göre
hastalığa teşhis konur.

RADYUM BİLEŞİKLERİ VE KULLANIM
ALANLARI
• Ra(OH)2 (Radyum hidroksit): Kuvvetli baz olarak kullanılır.

FELDSPAT
• Feldspat, kil endüstrisinin ana ham maddesidir. Volkanik
49

kayaların yapısında üç tip feldspat bulunur.
• Potas feldspat: K2O.Al2O3.6SiO2 (potasyum oksit) (alüminyum
oksit) (silisyum dioksit)
• Soda feldspat: Na2O.Al2O3.6SiO2 (sodyum oksit) (alüminyum
oksit) (silisyum dioksit)
• Kireç feldspat: CaO.Al2O3.6SiO2 (kalsiyum oksit) (alüminyum
oksit) (silisyum dioksit)

PERLİT
• Cam gibidir. İnci taşı da denir. Doğaldır, volkanik kayadır.
Feldspat cinsindendir. Pudra hâline getirilerek yem
maddelerinin preslenmesinde kullanılır. Bileşiminde
aşağıdaki bileşikler vardır:
Na2O
K2O
CaO
Al2O3
SiO2

6. BÖLÜM: TOPRAK GRUBU
ELEMENTLERİ
TOPRAK GRUBU ELEMENTLERİ (3A GRUBU)
B, Al, Ga, In, Tl
• Toprak grubu elementleri B (bor), Al (alüminyum), Ga
(galyum), In (indiyum) ve Tl (talyum) olmak üzere 5
elementtir.
• Bor, yarı metaldir; diğerleri metaldir. Aynı grupta yukarıdan
aşağıya doğru inildikçe metalik özellik artar; talyum metalik
özelliği en yüksek olanıdır. Metalik özelliklerinin artışına göre
toprak grubu elementleri şöyle sıralanır: B, Al, Ga, In, Tl
50

BOR
BOR ELEMENTİNİN DOĞAL MİNERALLERİ
BOR CEVHERLERİ (DOĞAL BOR
BİLEŞİKLERİ)
• Bor doğada genelde oksijenli bileşikleri olarak bulunur.
• Na2B4O7.10H2O (SODYUM TETRABORAT DEKAHİDRAT):
Formülü Na2O.2B2O3.10H2O şeklinde de yazılabilir. Tabiattaki
boraks bileşiğidir.
• NaBO2H2O2.3H2O (KATI PETROL): Doğadaki bor filizinin en
önemlisidir. Bu bileşikten elde edilen H2 ile havadaki O2
yakılarak enerji elde edilir.
• NaBO3.4H2O (SODYUM PERBORAT TETRAHİDRAT):
Otomobil camı imalinde yaygın olarak kullanılır.
• KALSİNE TİNKAL: % 33 B2O3 bileşiği içeren bor cevheridir.
Bileşim; CaO de ihtiva eder.
• KOLEMANİT: Formülü Ca2B6O11.5H2O’dur.
2CaO.3B2O3.5H2O şeklinde de yazılabilir. % 45 B2O3 bileşiği
içeren bor cevheridir. Bileşiminde CaO de ihtiva eder.
Formülü 2CaO.3B2O3.5H2O ile gösterilir. Ca2B6O11.5H2O
şeklinde de yazılabilir.
• KERNİT: Formülü Na2B4O5.(OH)4.2H2O ile gösterilir.
• ÜLEKSİT: NaCaB5O9.8H2O
• PROBERTİT: NaCaB5O9.5H2O

BOR MADENİ TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK
ÖNEME SAHİPTİR
• Dünya bor rezervinin % 76’sı Türkiye’dedir. Bor madeninin
üretiminde ve ihracatında Türkiye dünyada birinci sıradadır.
51

• Ülkemizde bor Kütahya–Emet’te bulunmaktadır. Bolu tüneli
havalisinde de bor bulunmuştur. Bolu tüneli yapımı 15 sene
sürmüştür. Ülkemizdeki bor üretim merkezleri; Balıkesir–
Bandırma, Balıkesir–Bigadiç, Eskişehir–Kırka, Bursa–
Kestelek’tedir.
• Bor, doğada genelde cevherleri hâlinde bulunur.
• Nadiren elementel hâlde de bulunur.
• Elementel hâldeki kullanım alanları ve yakıt olarak kullanımı
aslında çok daha önemlidir.
• Çeşitli yöntemlerle, doğal bor bileşiğinden bor elementi elde
edilir. Türkiye’de bu üretime henüz başlanmamıştır.
• Borun dünya fiyatını Türkiye belirlemektedir.
• Bor madeni Türkiye için stratejik öneme sahiptir, ülkemizi
ilerilere götürecek bir kaynaktır.

BOR ELEMENTİNİN VE BOR ALAŞIMLARININ
KULLANILDIĞI YERLER
BOR ELEMENTİNİN KULLANILDIĞI YERLER
• Bor elementi, nükleer reaktörlerde nötron soğurucu olarak
kullanılır. Kütle numarası 10 olan bor atomu 1 adet nötron
soğurur, kütle numarası 11 olan bor atomu oluşur.
• Kütle numarası 11 olan radyoaktif bor atomu alfa ışıması
yapar, kanser tedavisinde kullanılır. Kütle numarası 7 olan
lityum atomu ve helyum çekirdeği oluşur.
• Borun elementel hâldeki kullanım alanları, alaşımları
hâlindeki kullanım alanları ve yakıt olarak kullanımı aslında
çok daha önemlidir.

BOR ALAŞIMLARININ KULLANILDIĞI YERLER
• Önemli bir kullanım alanı bor alaşımlarıdır. Borun çelikle olan
alaşımı elastikiyet kazanır. Bu özelliğinden dolayı 150 katlı
52









binalarda kullanılır.
Uzay mekiği yapımında da bor alaşımları kullanılmaktadır.
LCD televizyon ekranı yapımında da bor alaşımları
kullanılmaktadır.
Küçük atom numarasına sahip olması borun alaşım sayısını
arttırır.
Çeşitli bor alaşımları 400 farklı alanda kullanılmaktadır.
Bor alaşımları yalıtım malzemesi imalinde kullanılır.
Bor alaşımlarının hızlı tren rayı yapımında kullanılmasının
ayrı bir önemi vardır.
Bor telleri, plastik ve metallerle kullanılırsa, bu malzemelerin
dayanıklılığını arttırır.
Borun magnezyumla yaptığı alaşımlar bilgisayarın 4 kat daha
hızlı çalışmasını sağlar.
Ferrobor alaşımlarının kullanıldığı yerlerin ayrı bir önemi
vardır.

FERROBOR ALAŞIMLARININ KULLANILDIĞI
YERLER
• Farklı bileşen ve yüzdedeki borlu çeliklerin geniş kullanım
alanı vardır.
• Demir bor (ferrobor), nikel bor ve kobalt bor alaşımları
Yüksek Teknoloji Seramik ve Kompozitleri Araştırma Merkezi
(YTSKAM) laboratuvarlarında geliştirilmiş derin daldırmalı ark
ocağında, borik asidin yüksek sıcaklıkta karbonla
indirgenmesi ile üretilmektedir.
• %0,04-%4,2 bor içeren demir bor (ferrobor) alaşımları ve
yüzeyinde ince FeB tabakası olan borlanmış çelikler, 800°C
ile 1000 °C arası sıcaklığa kadar oksidasyona dayanıklıdır.
Bu nedenle yüksek sıcaklıkta korozyona uğrayabilecek
alanlarda kullanılır.
• Nd-Fe-B (neodyum ferrobor) mıknatısları ticari olarak en
yüksek mukavemete ve yüksek yoğunluğa sahiptir. 850 g’lık
Nd-Fe-B mıknatısı, 3 kg’lık ferritin yaptığı işi yapmaktadır.
53

• Ferrobor alaşımı, yüksek oranda Mn, Ni, Cr ve Mo’in
sağlayabileceği sertleşebilirlik özelliğini düşük oranlarda
sağlar.
• Ferrobor alaşımı, paslanmaz çeliklerde kaynak kabiliyetini
yükseltir.
• Ferrobor alaşımı, nükleer reaktörlerde regülatör çubuğu
yapımında kullanılır.
• Ferrobor alaşımı, otomobillerin sileceklerinde ve marş
motorlarında kullanılır.
• Ferrobor alaşımı, hadde merdaneleri üretiminde kullanılır.
Haddehanelerde metaller merdanelerden geçirilerek tel
durumuna getirilir, metallere ezmek suretiyle şekil verilir.
Kullanılan hadde makinesinin türlü çapta delikleri vardır ve
ferrobor alaşımından yapılmıştır.
• Ferrobor alaşımı, yassı ve derin çekme işlemine tabi
tutulacak çeliklerde kullanılır.
• Demir bor alaşımları, çeliklerde yüzey sertleştirme amacıyla
kullanılır.
• Ferrobor alaşımı, mineralleri manyetik ayırmada kullanılır.
Manyetik ayırım, cevherleri oluşturan mineralleri farklı
manyetik duyarlılığına göre ayırma işlemidir.
• Ferrobor alaşımları, cep telefonlarında, EKG vb. cihazların
sensörlerinde, metalik cam üretiminde ve yüksek frekanslı
trafo çekirdeklerinde kullanılır. Trafo çekirdeği, trafonun
merkezidir.

BOR BİLEŞİKLERİ, BOR BİLEŞİKLERİNİN
ÖZELLİKLERİ VE BOR BİLEŞİKLERİNİN
KULLANIM ALANLARI
KATI PETROL ADIYLA BİLİNEN BOR
CEVHERİNDEN (NaBO2H2O2 x 3H2O)
54

HİDROJEN ELDE EDİLMESİ
• Katı petrol de denilen NaBO2H2O2 x 3H2O bileşiğinden bir dizi
reaksiyon sonucu önce NaBH4 (sodyum borohidrür) elde
edilir.
• NaBH4 bileşiğinin H2O ile tepkimesinden NaBO2 (sodyum
metaborat) oluşur.
NaBH4 + 2H2O → 4H2 + NaBO2
• Son olarak da oluşan H2 (hidrojen) gazı havadaki O2 (oksijen)
ile yanarak enerji verir.
2H2 + O2 → 2H2O + enerji

KOLEMANİT CEVHERİNDEN BORİK ASİT
ÜRETİMİ
• Ca2B6O11.5H2O + 2H2SO4 + 6H2O → 2CaSO4.2H2O + 6H3BO3

BORİK ASİTTEN B2O3 ELDE EDİLMESİ
• 2H3BO3 ⇄ B2O3 + 3H2O
• Tepkime ısı etkisiyle gerçekleşir.
• Çift yönlü tepkime olduğundan oluşan su, ortamdan çekilerek
tepkimenin ileri yönde gerçekleşmesi sağlanır.
• Tepkime iki basamakta gerçekleşir; ilk basamakta metaborik
asit (HBO2), ikinci basamakta bor trioksit (B2O3) oluşur.
• 2H3BO3 ⇄ 2HBO2 + 2H2O
• 2HBO2 ⇄ B2O3 + H2O
• Kütahya-Gediz’de bulunan Ilıca Kaplıcası’nın suyu doğal
olarak metaborik asit (HBO2) içerir.

B2O3
• B2O3 bileşiği borik asit elde edilmesinde kullanılır:
B2O3 + 3H2O ⇄ 2H3BO3
B2O3 + 3H2O ⇄ 2B(OH)3
• B2O3 bileşiğinin başlıca reaksiyonları şunlardır:
55

B2O3 + 8HCl → 2HBCl4 + 3H2O
B2O3+6KCl+H2SO4 → 2BCl3+K2SO4+3H2O

YAPAY BOR BİLEŞİĞİ: H3BO3 (BORİK ASİT)
• Borik asit H3BO3 veya B(OH)3 formülü ile gösterilir.
• Alerjik göz kaşıntılarında borik asit çözeltisi göz damlası
olarak kullanılır.
• Borik asitli göz damlalarının antiseptik özelliği de vardır. Bazı
göz pomatları ve talk pudraları da borik asit içerir. Bu ilaçların
içine genellikle %5-10 konsantrasyonunda katılmaktadır.
• Borik asit, kâğıt gibi selülozik malzemelerin alev almasını
önlediği için, evlerde kullanılan duvar kâğıtlarına yangın
riskini azaltmak için %5 oranında eklenir.
• Borik asit, nikel kaplamada kullanılır.
• Borik asit, beyaz toz hâlinde katı bir bileşiktir.
• Kütahya Emet’te, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğüne
ait devletin borik asit fabrikası vardır.
• Borik asit yapay bir bileşiktir.
• Kütahya Emet’te borik asit fabrikasında; yine Emet’te
çıkarılan bor cevherinden, borik asit elde edilmektedir.
• Günümüzde bor Türkiye’de, en çok borik asit olarak ihraç
edilmektedir.
• Borik asit, pek çok sektörde yaygın olarak kullanılmaktadır.

BORAKS (Na2B4O7.10H2O)
• Formülü Na2O.2B2O3.10H2O şeklinde de yazılabilir.
• Tetraborik asidin (H2B4O7) sodyum tuzu olup sulu çözeltisi
bazik özellik gösterir.
• Boraksın 320 °C ile 400 °C arasında ısıtılmasıyla susuz
boraks kristalleri elde edilir.
• Boraks, ısı değişikliğine dayanıklı pyreks cam yapımında
kullanılır.
• Toz hâlindeki boraks, renkli cam imalinde camı
56

renklendirmek için katkı maddesi olarak kullanılır; örneğin
boraks, kobalt oksitle ısıtılırsa mavi renkli bir pigment
oluşturur. Bu pigment cama katıldığında mavi renkli emaye
imalinde kullanılan cam elde edilir. Co(BO2)2 boraks incisi
adıyla bilinir.
Na2B4O7 + CoO → 2NaBO2 + Co(BO2)2
• Boraks, suların sertliğinin giderilmesinde kullanılır.
• Boraks, glazür (kaplama, sır) çamurlarının bileşenlerindendir.
Glazür çamurları ile emaye, porselen vb. malzemelerin iç ve
dış kısımları kaplanır.
• Bakteri öldürücü niteliği, suda kolay çözünmesi, mükemmel
su yumuşatıcı özelliği nedeniyle sabun ve deterjanlarda %10
boraks kullanılır.

BORAKS VE BORİK ASİDİN ORTAK
KULLANIM ALANLARI
• Boraks ve borik asit, bakteri öldürücü niteliği, suda kolay
çözünmesi, mükemmel su yumuşatıcı özellikleriyle
sabunlarda, temizleyicilerde, deterjanlarda, çok çeşitli
ilaçların yapımında, tekstil boyamalarında, çeşitli
malzemelerin uzun süre korunmasında, hafif-dayanımlı
alaşımların yapılmasında ve tarım endüstrisinde çok yaygın
kullanım alanlarına sahiptir.
• Ahşap malzemelerin kullanım sürelerinin uzatılması için,
boraks ve borik asitten elde edilen bir çözelti kullanılır. Bu
çözelti ile muamele görmüş ahşap malzemeler, yavaş yavaş
kurutulduğunda bozulmadan ve çürümeden uzun süre
kullanılabilir.

SODYUM PERBORAT TETRAHİDRAT
(NaBO3.4H2O)
• Otomobil camı imalinde yaygın olarak kullanılır.
• Boraks ve hidrojen peroksit çözeltisinden kristalizasyon
57

yoluyla sodyum perborat yapay olarak da elde edilebilir.
• Sodyum perborat, bor atomuna köprü şeklinde bağlanmış
bulunan peroksi grupları (-O-O-) sayesinde renkleri
soldurmayan ağartıcıların imalinde kullanılır.
• Toz deterjan üretiminde, deterjanın beyazlatıcı etkisini
arttırmak için % 10–20 arasında sodyum perborat katılır.

BORANLAR (B-H)







B ile H arasında oluşan bileşiklere boranlar denir.
En kararlı boranın formülü: B2H6
Boranların oran formülü: BnHn+4 ve BnHn+6
B2H6: Gaz
B9H15: Sıvı
B10H14: Katı
Bor oranı arttıkça gazdan katıya doğru geçiş olmuştur.
Boranlar, hidrojence zengin oldukları için enerji ham
maddesi olarak kullanılırlar. Hidrojen kimyasal olarak metal
hidrür, yarı metal hidrür olarak depolanabilmektedir.
• Metalik magnezyum, bor trioksit ile ısıtılıp oluşan ürün
asitlerle etkileşirse bir gaz oluşur. Bu gaz, uçucu bir madde
olan bor hidrür bileşiklerini içerir.
• Bor hidrürler, bor atomunun sayısına göre diboran (B2H6),
tetraboran (B4H10), pentaboran (B5H11) gibi isimler alır.
• Diboran (B2H6), renksiz bir gazdır ve yüksek sıcaklığa kadar
ısıtıldığında hidrojen ve saf bora ayrışır.
B2H6(g) → 2B + 3H2(g)
• Boranlardan tetraboran (B4H10), yakıt olarak füzelerde
kullanılır. Bu nedenle bor, uzay araştırmalarında stratejik bir
öneme sahiptir.

SODYUM BOROHİDRÜR (NaBH4)
• Sodyum borohidrür (NaBH4), oto endüstrisi bakımından
58

önemli bir bileşiktir. Susuz bir çözücüde çözünmüş bor
triklorürün sodyum hidrür ile tepkimesinden elde edilir.
4NaH + BCl3 → NaBH4 + 3NaCl
• Sodyum borohidrür (NaBH4) organik kimyada çok kullanılan
bir indirgendir.
• Sodyum borohidrürün iyi bir hidrojen kaynağı olmasından
dolayı füze katı yakıtlarında, yüksek enerjili jet motorlarında
ve roketlerde saf hidrojen kaynağı olarak kullanılması
hususunda çalışmalar yapılmaktadır.
• Sodyum borohidrür (NaBH4) herhangi bir yüzeyin nikel ile
kaplanmasında kullanılır.

BN (BOR NİTRÜR)
• BN (Bor nitrür) bileşiğinin elde edilmesine ait tepkime sıcakta
gerçekleşir.
B2O3 + 2NH3 → 2BN + 3H2O
• Bor nitrür bileşiği matkap ucu olarak kullanılır. Ayrıca
sertleşmede aşınmayı önleyici olarak ve kaplama malzemesi
olarak kullanılır.

BOR BİLEŞİKLERİNİN GENEL KULLANIM
ALANLARI
• Bor bileşikleri, hidrojen kaynağıdır. Bordan elde edilen
hidrojen, yakıt olarak kullanılır. Bor bileşiğinin içerdiği
hidrojen yakıtıyla çalışan arabalar vardır. Bunlara bor
arabaları denir. Borun yakıt olarak kullanılması, en önemli
kullanım alanıdır. Bu alanda, gelecekte çok ileri gelişmelerin
olacağı tahmin edilmektedir.
• Bor cevherinden elde edilen hidrojenin, hava oksijeniyle
yanması suretiyle çalışan bor pili ve bor reaktörü de vardır.
• Dezenfektan olarak kullanılır.
• Cam elyafının yapısında kullanılır.
• Cam ile borat karışımı pyreks camını oluşturur, pyreks
59




camından yapılmış mutfaklarda kullanılan kaliteli cam kaplar
borcam adıyla bilinir.
Bor; deterjan, seramik, ısı izolasyonu, ilaç, elektronik, tarım,
sağlık, tekstil, cam vb. pek çok sektörde yaygın olarak
kullanılır.
Bor; deterjan, seramik, ısı yalıtımı, ilaç, elektronik, tarım,
sağlık, tekstil, cam, çimento, kozmetik, fotoğrafçılık, dericilik,
kâğıt vb. pek çok sektörde yaygın olarak kullanılır.
Tekstil endüstrisinde tekstil boyalarının bileşenlerindendir.
Bor bileşikleri kaplama endüstrisinde elektrolit sıvısı olarak
kullanılır.

BOR ALLOTROPLARI
• AMORF BOR
• KRİSTAL BOR
• YÜKSEK SAFLIKTA BOR

B2O3 BİLEŞİĞİNDEN AMORF BOR ELDE
EDİLMESİ
• B2O3 + 3Mg → 3MgO + 2B(k) (Tepkime, ısı etkisiyle
gerçekleşir.)
• Amorf bor, kahverengidir.
• Bazı çelik alaşımlarında bulunur ve nükleer reaktörlerde
kullanılır.
• Safsızlık içerir (BO, B4O5).

KRİSTAL BOR ELDE EDİLMESİ
• B2O3 + 2Al → Al2O3 + 2B(k)
• Safsızlık da içerir (AlB2).
• Daha saf kristal bor elde etmek için bor triklorür hidrojen ile
indirgenir.
• 2BCl3 + 3H2 → 2B(k) + 6HCl
60

• Kristal bor, elmastan sonra elementlerin en sertidir. Sertlik,
çizilmeye karşı dirençtir; sertliğin ölçüsü Mohs birimiyle ifade
edilir.

YÜKSEK SAFLIKTA BOR ELDE EDİLMESİ
• KBF4 + 3Na → B(k) + KF + 3NaF
• KBF4 (potasyum floroborat) bileşiğinin elektroliziyle de yüksek
saflıkta bor elde edilir.

BOR NİÇİN ÖZELLEŞTİRİLMEDİ? (BOR
POLİTİKAMIZ)
• Yakın bir geçmişte Türkiye’deki bor rezervlerini uluslararası
tröstler ele geçirmeye çalıştılar.
• Özelleştirme günlerinde bora talipmiş gibi gözüken yerli
firmalar, yabancıların taşeronuydu.
• Bu ayak oyunlarından dolayı bor özelleştirme kapsamından
çıkarıldı.
• Bor, Eti Maden İşletmeleri tarafından çıkarılmaktadır ve
işlenmektedir. Eti Maden İşletmeleri, bir devlet kuruluşudur.
• Bor madeni Türkiye için stratejik öneme sahiptir, ülkemizi
ilerilere götürecek bir kaynaktır.

DAVY (DEVİ)
• Elektrolizle bor elementini elde etmeyi başaran Davy (Devi)
adlı bilim adamıdır.

ALÜMİNYUM
• Alüminyum doğada elementel hâlde bulunmaz.
• Bileşikleri hâlinde bulunur.
• Alüminyum doğada oksit, hidratlanmış oksit ve silikat hâlinde
bulunur. Alüminyum oksit doğada bulunan hemen hemen her
mineralde mevcuttur. Fakat alüminyum elde edilmesinde bu
minerallerin hepsi kullanılmaz; çünkü bu minerallerdeki
61

alüminyum miktarı azdır.
• Manavgat suyu adı altında Toros dağlarında Al araştırıyoruz.
• Doğadaki başlıca alüminyum mineralleri feldspat, kil, mika,
boksit ve turkosit cevherleridir.

DOĞADAKİ ALÜMİNYUM MİNERALLERİNİN
FORMÜLLERİ



Feldspat: (K2Na2Ca)O.Al2O3.6SiO2
Mika: K(Mg, Fe)3.AlSi3O10.OH
Boksit: (Al2O3.H2O) (Al2O3.3H2O)
Turkosit: Al2(OH)3PO4.H2O

FELDSPAT
• Kil endüstrisinin ana ham maddesidir. Volkanik kayaların
yapısında üç tip feldspat bulunur.
• Potas feldspat: K2O. Al2O3. 6SiO2 (potasyum oksit)
(alüminyum oksit) (silisyum dioksit)
• Soda feldspat: Na2O. Al2O3. 6SiO2 (sodyum oksit) (alüminyum
oksit) (silisyum dioksit)
• Kireç feldspat: CaO. Al2O3. 6SiO2 (kalsiyum oksit) (alüminyum
oksit) (silisyum dioksit)

KİL
• Hidratlı alüminyum silikattır.
• Seramik endüstrisinde ve ısıya dayanıklı ateş tuğlası
yapımında kullanılır.
• Kil adıyla bilinen birçok mineral vardır. Bunlardan en saf olanı
Al2O3. 2SiO2. 2H2O formülüyle gösterilen kaolindir. Kaolin;
feldspatın, su ve karbon dioksit ile ayrışması sonucu oluşur.
K2O. Al2O3. 6SiO2 + CO2 + 2H2O →
K2CO3 + Al2O3. 2SiO2. 2H2O + 4SiO2
Yapısında demir oksitleri içeren kaolin, adi kil adı ile bilinir.
Seramik, fayans, porselen, emaye ve tuğla yapımında kil
62

kullanılır.
• Kil mineralleri tabakaları arasında bulunan Na+1, K+1, Ca+2,
Mg+2 gibi katyonlar, birtakım inorganik ya da organik anyon
ve katyonlarla yer değiştirebilirler; bu katyonlara değişebilen
katyonlar denir. Değişebilen katyon olarak Na+1 içeren bir kil,
CaCl2 çözeltisi ile karıştırıldığında çözeltideki 1 adet Ca+2
iyonu, 2 adet Na+1 iyonunun yerini alır. Bu işleme katyon
değiştirme denir. Kil mineraliyle yapılan çalışmalarda katyon
değişimi önemlidir.

BOKSİT
• Hidratlanmış alüminyum oksit mineralidir, alüminyum oksidin
monohidrat (Al2O3.H2O) ve trihidratlarının (Al2O3.3H2O)
karışımıdır.
• Türkiye’de Seydişehir, Antalya, Adana, Gaziantep ve
Muğla’da geniş boksit yatakları bulunmaktadır.

ALÜMİNYUM ÜRETİM YÖNTEMİ
• Doğada bulunan alümino silikat minerallerinden alüminyum
elde edilmez; çünkü bu mineraller kararlıdırlar ve diğer
minerallerle karışmış durumda bulunurlar.
• Endüstride alüminyum üretimi için yalnızca boksit minerali
kullanılmaktadır.

BOKSİT CEVHERİNDEN ALÜMİNYUM ELDE
EDİLMESİ İKİ BASAMAKTA
GERÇEKLEŞTİRİLİR
• 1. Boksitten (Al2O3.H2O ve Al2O3.3H2O karışımı) saf alümin
(Al2O3) üretimi
• 2. Alümin (Al2O3) bileşiğinin elektrolizi ile metalik alüminyum
(Al) üretimi
63

BOKSİTTEN (Al2O3.H2O VE Al2O3.3H2O
KARIŞIMI) SAF ALÜMİN (Al2O3) ÜRETİMİ
• Yüksek tenörlü boksit cevherlerine Bayer Yöntemi (Yaş
Yöntem), düşük tenörlü boksit cevherlerine Kuru Yöntem
uygulanır.
• Cevherde bulunan veya cevherin zenginleştirilmesiyle ya da
işlenmesiyle elde edilen ürünün içindeki kıymetli elementin
yüzdesine tenör denir.

ALÜMİN (Al2O3)’İN ELEKTROLİZİ İLE METALİK
ALÜMİNYUM (Al) ÜRETİMİ
• Metalik alüminyum, saf alümin (Al2O3)’in kriyolit (Na3AlF6)’li
ortamda elektrolizinden elde edilir.
• Katotta alüminyum, anotta oksijen elde edilir.
• 2Al2O3 → 4Al + 3O2 (toplam tepkime)
• 4Al+3 +12e–1 → 4Al (katot tepkimesi)
• 6O–2 → 3O2 +12e–1 (anot tepkimesi)
• Elektroliz işlemi esnasında oluşan metalik alüminyum,
hücrenin dibine çöker ve belirli sürelerle buradan alınır.
Hücreden alınan alüminyum genellikle % 99,5–99,9 arasında
saflıktadır ve içerdiği ana safsızlıklar demir ve silisyumdur.
• Elektroliz işleminden sonra elde edilen alüminyum; blok,
levha, kütük, çubuk ve külçe hâlinde piyasaya sürülür.

ALÜMİNYUM METALİNİN ÖZELLİKLERİ
• İyi bir indirgendir.
• Asitlerle ve bazlarla tepkimeye girer.
• Toz alüminyum hava ile veya diğer yükseltgenlerle kolayca
yükseltgenir.
• % 99,9 saflaştırılmış alüminyum ısı ve elektriği daha iyi iletir,
daha kolay işlenebilir ve daha dayanıklıdır.
64

ALÜMİNYUM METALİNİN KULLANILDIĞI
YERLER






Otomobil, gemi, vagon ve uçak yapımında, elektrik ve kimya
endüstrisinde, mutfak araç–gereçlerinin ve elektrikli ev
aletlerinin imalinde kullanılır.
Vagonlar, alüminyum metalinden olmalıdır; çünkü alüminyum
metali hafiftir. Vagonlara demir taşıtmamalıdır.
Alüminyum folyo yapımında kullanılır.
Roket yakıtlarında ve patlayıcılarda kullanılır.
Yapı malzemesi, refraktör ve iletken yapımında kullanılır.
Alüminyum, büyük ölçüde alaşım yapımında kullanılır.

ALÜMİNYUM ALAŞIMLARI, ÖZELLİKLERİ VE
KULLANILDIĞI YERLER
• Duralümin (% 94 Al, % 4 Cu, % 1 Mn, % 1 Mg ve az miktarda
Si): Sert ve hafiftir, fiziksel ve kimyasal aşındırıcılara karşı
dayanıklıdır. Havacılık, otomobil, gemi ve kimya endüstrinde,
fotoğrafçılık ve spor malzemeleri imalinde, bazı ev eşyaları
ve hassas ölçü aletlerinin yapımında kullanılır.
• Silumin (% 84 Al, % 16 Si): Kimyasal etkilere karşı
dayanıklıdır. Kimya endüstrisinde kullanılan metal kapların
yapımında kullanılır.
• Titanal (% 85,5 Al, % 7 Zn, % 2,5 Mg, % 1,7 Cu, % 0,1 Zr):
Darbeye karşı direnç, çekmeye karşı dayanım ve esneklik
gibi yüksek mekanik özellikler gösterir. Yüksek performans
sağlaması istenen spor malzemelerinin üretiminde (kayak,
snowboard) kullanılır.
• Magnoks (Al, Mg): Korozyona karşı dayanıklıdır. Nükleer
reaktörlerde kullanılır.
• Mangalyum (% 70-% 90 Al, kalan kısım Mn)
65

• Linit (% 87-% 95 Al, kalan kısım Cu, Zn, Fe, Mg)

ALÜMİNYUMUN DOĞAL FORMLARI
(ALÜMİNA ÇEŞİTLERİ)
• Alümina: Al2O3 (Alüminyum oksit)
• �-Al2O3 (Alfa alümina): Oksit kristalleri sıkı istiflenmiştir,
düzgün dörtyüzlüdür. Alüminyum katyonları, kristaldeki
tetrahedral boşluklara girer.
• �-Al2O3 (Gama alümina): Düzensiz makro kristallerdir. Alfaya
göre daha yumuşaktır.

ALÜMİNYUM OKSİT (Al2O3) İÇEREN DEĞERLİ
TAŞLAR




Rubin: Kırmızı yakut
Mavi safir: Gök mavisi yakut
Beyaz safir: Saf korundum
Amoraid: Yeşil zümrüt
Bu dört değerli taş da �-Al2O3 (Alfa alüminyum oksit) içerir.

YAYGIN ALÜMİNYUM BİLEŞİKLERİ VE
KULLANILDIĞI YERLER
ALÜMİNA (Al2O3)’NIN KULLANILDIĞI YERLER
• Alümina olarak bilinen alüminyum oksidin (Al2O3) çeşitli
yapıları mevcuttur. Kristal yapıdaki alüminyum okside
korundum denir. Beyaz safir olarak bilinen saf korundum,
değerli bir taştır.
• Değerli taşlar genelde az miktarda geçiş metali de içerir.
• Yakut ve safir minerallerinin iyi kristalleri mücevhercilikte
kullanılır.
• Değersiz olanları ise metal kesme, parlatma ve aşındırma
66

işlerinde kullanılır. Kıyafete hasar vermeden iyi bir aşındırma
yapmak için tekstil sektöründe ve metalleri aşındırmak için
disk şeklindeki bileme taşlarının imalinde kullanılır.
• Alümina, alüminyum üretimi dışında yalıtkanların, bujilerin ve
daha pek çok ürünün yapımında kullanılır.

ALÜMİNYUM SÜLFAT VE KULLANILDIĞI
YERLER
• Alüminyum sülfat, sülfürik asidin hidratlı alüminyum okside
etki ettirilmesiyle elde edilen renksiz, şeffaf bir tuzdur.
• İlaç, kozmetik, yangın söndürücü gibi çeşitli sanayi dallarında
değişik amaçlarla kullanılır.
• Tekstil endüstrisinde mordan maddesi olarak kullanılır.
• Gıda katkısı olarak kullanılır.
• Boyacılıkta ve kâğıt fabrikalarında kâğıdı tutkallamak için
kullanılır.
• Beton için su geçirmezlik ajanı, katı ve sıvı yağlar için
berraklaştırma ajanı, petrol rafinerilerinde koku ve renk
giderici ajan olarak kullanılır.
• İçme suyu ve pis atık suyu (lağım suyu) arıtımında sudaki
kirlilikleri dibe çöktürmek için çöktürme ajanı olarak kullanılır.

ŞAP VE KULLANILDIĞI YERLER
• Boya endüstrisinde mordan madde olarak kullanılır.
Mordanlama tekstil elyafını doğal boyar maddelerle boyamak
için kullanılan bir ön işlemdir. Metal tuzlarını tekstil elyafına
bağlama işlemine mordanlama, bu amaç için kullanılan
maddelere de mordan maddeler denir. Mordan maddeler
olarak suda çözünen metal tuzları kullanılır.
• En önemli mordan maddesi şaptır.
• Şapın kimyasal adı potasyum alüminyum sülfattır.
• Şap, çift tuzdur.
• Şap, kan taşı adıyla bilinir; damar daraltıcı özelliği vardır.
• Formülü, KAl(SO4)2’tür.
67

• Tekstil, gübre, deri ve kâğıt endüstrisinde de kullanılır.

ALÜMİNYUM KLORÜR (AlCl3) VE
KULLANILDIĞI YERLER
• Eritilmiş alüminyumun gaz hâlindeki klorla tepkimesi
sonucunda meydana gelir.
• Birçok organik bileşiğin sentezinde katalizör olarak, petrol
endüstrisinde ve kauçuk elde edilmesinde kullanılır.
• Kristal alüminyum klorür ise tekstil endüstrisinde, bazı özel
sabunların yapılmasında ve suyun temizlenmesinde
kullanılır.
• Antipersperant etkiye sahiptir. % 10-15’lik alüminyum klorür
çözeltisi aşırı terlemeye karşı kullanılır, ter kanallarını
tıkayarak etki eder.

ALÜMİNYUM HİDROKSİT VE KULLANILDIĞI
YERLER
• Formülü, Al(OH)3’tür.
• Su geçirmez kumaş yapımında kullanılır.
• Antiasit mide pastillerinin bir kısmı alüminyum hidroksittir.

ALÜMİNYUM HİDRÜR (AlH3) VE
KULLANILDIĞI YERLER
• Önemli bir indirgendir.
• Polimerize bir katıdır.
• Tetrahidro alüminatların elde edilmesinde kullanılır.

LİTYUM ALÜMİNYUM HİDRÜR (LiAlH4) VE
KULLANILDIĞI YERLER
• Organik kimyada aldehit ve ketonların alkollere
68

indirgenmesini sağlarlar; bu tepkime organik kimyada
oldukça önemli bir tepkimedir.

GALYUM, İNDİYUM VE TALYUM
GALYUM
• Galyumun erime noktası (29,78 °C) ve kaynama noktası
(2403 °C) arasındaki farktan yararlanılarak yüksek sıcaklık
termometreleri yapılmaktadır.
• Galyum dişçilikte de dolgu alaşımı yapımında çok az da olsa
kullanılır.
• Galyum, tuzlarından elektroliz yoluyla elde edilen mavi-beyaz
renkli bir metaldir.
• Eridiği zaman hacim azalması gösterir.

İNDİYUM
• İndiyum, tuzlarından elektroliz yoluyla elde edilir.
• Dişçilik ve kuyumculukta kullanılan alaşımlara az oranda
katıldığında matlaşmayı önler.
• İndiyumla kaplanan metal yüzeyler, aşınmaya ve atmosfer
etkilerine karşı dayanıklılık kazanır; bu nedenle yarış arabası
ve uçaklarda kullanılır.
• Çok sert bir metaldir.
• Optik aygıtlarda indiyumlu ayna kullanılır.

TALYUM
• Talyum, tuzlarından elektroliz yoluyla elde edilir.
• Kurşuna benzeyen mavimsi beyaz renkte parlak görünümlü
bir metaldir.
• Talyumun hem +1 hem de +3 yükseltgenme basamağında
bileşikleri vardır. En önemli bileşikleri arasında TlCl, TlCl3,
TlAl(SO4)2.12H2O (talyum şapı) bulunur.
69

• Yüksek sıcaklıkta yeşil renkli bir alevle yanarak talyum oksit
oluşturur.
• Talyum bileşikleri çok zehirli olduğundan fare öldürücü olarak
kullanılır.

7. BÖLÜM: 4A GRUBU ELEMENTLERİ
C (KARBON) VE ALLOTROPLARI
• Kömür, elmas ve grafit olmak üzere başlıca üç allotropu
vardır. Kömür yakacak, elmas ziynet eşyası, grafit ise elektrot
ve kurşun kalem ucu olarak kullanılır.
• Kömür amorf yapıdadır.
• Elmasın koordinasyon sayısı 4’tür. C-C atomları arasındaki
bağ uzunluğu 1,54 Å’dür. Elektriği iletmez. Kristal yapıdadır.
• Grafitin koordinasyon sayısı 6’dır. C-C bağ uzunluğu 1,32
Å’dür. Elektriği iletir. Grafit de amorf yapıdadır.
• Fulloren (fullorin) veya C60 adıyla bilinen dördüncü bir
allotropu vardır.

ŞEKERİN KÖMÜRLEŞMESİ
• C12H22O11 → 12C + 11H2O

C (KARBON) VE İZOTOPLARI

12

C, 13C, 14C olmak üzere 3 izotopu vardır.

CO (KARBON MONOKSİT)
• 800 birim havada 1 birim CO varsa ve 30 dakika solunursa
ölüm meydana gelir.
• CO bileşiğinin Lewis yapısında C ile O arasında 1 adet üçlü
bağ (3 adet ortaklanmış elektron çifti) ve hem C hem de O’da
1 adet ortaklanmamış elektron bulunur.
70

• CO + H2O → CO2 + H2

CO2 (KARBON DİOKSİT)



C + O2 → CO2
CH4 + 2O2 → CO2 + 2H2O
Kuru buz: Katı CO2
Sera etkisi: CO2 gazı dünyanın çevresinde hava kirliliği
nedeniyle kalın bir tabaka oluşturuyor, bunun sonucunda
aşırı ısınmaya sebep oluyor, neticede dünyanın dengesi
bozuluyor. İşte buna sera etkisi denir.

KARBONATLAR
• NaHCO3 (SODYUM BİKARBONAT): Yemek sodası ve
kabartma tozu olarak satılan maddedir.
• H2CO3 (KARBONİK ASİT): Kola ve gazoz gibi içeceklerdeki
gazın esas maddesidir. H2CO3, CO2 (karbon dioksit)
çözeltisidir.
• Na2CO3 (SODYUM KARBONAT): Soda, çamaşır sodası,
trona diğer isimleridir. Doğal bileşiktir.
• CaCO3 (KALSİYUM KARBONAT): Kalsiyum karbonatın
piyasa adı, kireç taşıdır. Mermer taşı, % 98 ile % 100’lük;
kalker taşı ise % 90 ile % 98’lik kalsiyum karbonat bileşiğidir.
CaCO3’tan; çimento, tuğla, fayans ve harç gibi çeşitli
maddeler üretilir. Çimento; CaCO3’ın pişirme, soğutma ve
öğütme işlemlerinden geçirilmesiyle elde edilir.

SODA (ÇAMAŞIR SODASI)
• Van gölü suyu, çamaşır sodası çözeltisidir. Ancak, içinde her
çeşit deterjan da vardır.
• Soda saf hâlde Beypazarı’nda bulunur.
• Doğada beyazımsı renksiz, şeffaf ve taş şeklindedir.
• Piyasadaki sodalar, sodanın toz edilmişidir.
71

• Çamaşır sodasına, trona da denir.
• Van gölündeki çamaşır sodası, dünyanın ihtiyacını
karşılayacak kadar çokluktadır.
• İleride sabun ve deterjanın yerini alacak kıymette bir
kaynağımızdır.
• Soda denildiğinde çamaşır sodası anlaşılır, yemek sodası
anlaşılmaz.
• Kristal suyu içereni Na2CO3 x 10H2O formülü ile gösterilir.

DİĞER ANORGANİK KARBON BİLEŞİKLERİ
• CaC2 (KALSİYUM ASETİLENÜR): Karpit adıyla tanıdığımız
kirli beyaz görünümlü taştır. Olgunlaşmamış muzlar, olgun
gösterilmek için karpitlenir; sağlık açısından dalında
olgunlaşmışı tercih edilmelidir. Ayrıca karpit üzerine basit bir
düzenekle su dökülür, asetilen gazı açığa çıkar; açığa çıkan
asetilen gazı ile de kaporta kaynağı yapılır.
• CaO (KALSİYUM OKSİT): Sönmemiş kireçtir.
• Ca(OH)2 (KALSİYUM HİDROKSİT): Sönmüş kireç ismiyle
satılan, suda çözünmeyen beyaz tozdur. Kireç denince,
sönmüş kireç anlaşılır. Badana yapımında kireç
süspansiyonu kullanılır. Kireç suyu; doymuş veya doymamış
Ca(OH)2 çözeltisidir. Harç; Ca(OH)2’in kum, çimento ve suyla
olan karışımıdır.

ORGANİK KARBON BİLEŞİKLERİ
• Karbon bileşikleri denilince tüm organik bileşikler anlaşılır.
• Organik bileşiklerin tamamı karbon içerir. Bu nedenle organik
bileşiklere karbon bileşikleri de denir.
• Karbonhidrat, protein, yağ, hidrokarbon, alkol, eter, aldehit,
keton, ester, karboksilli asit vb. bileşiklerdir.
• CH3COOH (ASETİK ASİT)
• C6H12O6 (GLİKOZ)
72











C12H22O11 (ŞEKER)
CH4 (METAN)
C2H2 (ASETİLEN)
C3H8 (PROPAN)
C4H10 (BÜTAN)
C8H18 (OKTAN)
C2H5OH (ETİL ALKOL)
C2H4 (ETİLEN)
COCl2 (FOSGEN)
CCl4 (KARBON TETRAKLORÜR)
CS2 (KARBON SÜLFÜR)

Si (SİLİSYUM)
• Dünyada oksijenden sonra en çok bulunan element
silisyumdur.
• Kuvars SiO2 kristalidir.
• Silis denildiğinde SiO2 bileşiği anlaşılmalıdır.
• Silikon (RSiO)n formülündedir. R, fenil veya etildir.
• Orto silikat: (SiO4)–4
• Piro silikat: (Si2O7)–6

Silikat: (SiO3)–2

Si (SİLİSYUM) İÇEREN DEĞERLİ TAŞLAR
• Kuvars (kuvartz), akik taşı ve çakmak taşı silisyum kristalidir.
• Akik taşlarının her çeşidi stres ve gama iyi gelir.
• Kırmızı akik taşı meni noksaniyetini tamamlar, kan dolaşımını
düzenler.
• Mavi akik taşı, düşünce yeteneğini geliştirir ve güzel
konuşmayı sağlar.
• Pembe akik taşı, kötü duygulara fırsat vermez, sempati
kazandırır.
• Mor akik taşı, ametist olarak bilinir.
• Kuvars kristali, enerji verir ve tansiyonu düzenler.
73

SİLİSYUM TEPKİMELERİ





Si + 2F2 → SiF4
Si + 4HCl → SiCl4 + 2H2
Si + O2 → SiO2 + 799 kJ
Si + 2H2O → SiO2 + 2H2
SiO2 + 4NaOH → Na4SiO4 + 2H2O
SiO2 + Na2CO3 → Na2SiO3 + CO2

SİLİSYUM CEVHERLERİ





Asbestos: H4Mg3Si2O9
Zeolit: Na2(Al2Si3O10)2H2O
Talk (Pudra): Mg3Si2O5(OH)4
Beril: Be3Al2Si6O18
Mika: K2Al2 (AlSiO3O10) (OH)2
Zirkon: ZrSiO4

DOPLAMA
• Elektrik iletkenliğinin arttırılmasına doplama denir.

Ge (GERMANYUM)






Çinko cevherlerinin içinde safsızlık olarak bulunur.
Dünyada en az bulunan elementtir.
Argirodit: GeS2.4Ag2S
Germanit: 2GeS2.3Cu2S.FeS
Germenat: GeO2
GeCl4
GeO

Sn (KALAY) ALLOTROPLARI
• 3 allotropu vardır:
• Gri kalay: 13 °C’ın altında kararlıdır. Koordinasyon sayısı
74

4’tür. Elmas yapısındadır.
• Beyaz kalay: 161 °C’a kadar kararlıdır. Koordinasyon sayısı
6’dır (basit küp).
• Rombik kalay: 161 °C ile 232 °C arasında kararlıdır.
Koordinasyon sayısı 6’dır (basit küp).

KALAY BİLEŞİKLERİNİN TEPKİMELERİ
• SnO2 + 2C → Sn + 2CO
• SnO2 + 2CO → Sn + 2CO2
• SnCl4 + 2H2O → SnO2 + 4HCl

KALAY BİLEŞİKLERİNİN OLUŞUM
TEPKİMELERİ



Sn + O2 → SnO2 (Tepkime sıcakta gerçekleşir.)
Sn + 2H2O → SnO2 + 2H2
Sn + 2X2 → SnX4
Sn + 2HCl → SnCl2 + H2

STANNOZ (Sn+2) BİLEŞİKLERİ VE STANNİK
(Sn+4) BİLEŞİKLERİ
• Sn+2 bileşiklerine stannoz bileşikleri denir.
• Sn+4 bileşiklerine stannik bileşikleri denir.

Pb (KURŞUN) ELEMENTİNİN KULLANILDIĞI
YERLER VE KURŞUN ALAŞIMLARI
• Matbaacılıkta, çatıların kaplanmasında, boru, halat, akü ve
boya yapımında kullanılır. Lehim; kurşun ve kalay karışımıdır.
Saçma; kurşun ve arsenik karışımıdır. Matbaa harfi; kurşun,
kalay ve antimon karışımıdır.

RADYASYONU VÜCUTTAN ATMAK İÇİN:
75

KURŞUN
• Kurşun geniş bir kapta eritilip insanın etrafında gezdirilir.
• Daha sonra suya dökülür.
• Suya döküldüğünde çıkan sesten sonra kurşun
dağılmadıysa, külçe hâlinde kaldıysa radyasyon yoktur.
Saçma tanesi gibi dağıldıysa radyasyon var demektir.
• Aynı işleme, kurşun dağılmayıncaya kadar devam edilir.

RADYASYONU VÜCUTTAN ATMAK İÇİN
GEREKLİ OLAN BAŞLICA İKİ GIDA
• Kimyon
• Limon

RADYOAKTİF BOZUNMA SERİLERİ
• Uranyum, toryum ve aktinyum serisi olmak üzere 3 seri
vardır. Her 3 seride de atom çekirdeği, bir seri değişim
sonucunda 82 protonlu olan kararlı kurşun atomu çekirdeğine
dönüşür.
• Her bir değişimde atomlar enerjisini dışarı verir. Enerjinin
dışarı verilmesiyle atom kararlı hâle geçer. Zaten kararlı
elementlerin sonuncusu kurşundur.

ATOM NUMARASI EN BÜYÜK KARARLI
ELEMENT: KURŞUN
Bazı kaynaklarda bizmut geçmektedir. Bizmut şu yönlerden
olamaz:
• Bizmutun n/p oranı 1,5’tan büyüktür.
• Kararsız atom çekirdekleri, bir seri değişim sonucunda 82
protonlu olan kararlı kurşun atomu çekirdeğine dönüşür.
Bizmutta karar kılınmaz, kurşunda karar kılınır.
• Kurşun radyoaktiviteyi alır, bizmut radyasyon yayar.
76

KURŞUN BİLEŞİKLERİNİN KULLANILDIĞI
YERLER
• PbO2: Kurşun(IV)oksit göze çekilen sürmedir. Erkekler gece,
kadınlar her zaman kullanırlar. Gözü radyoaktiviteden korur.
PbO2 akülerde katot olarak da kullanılır.

KURŞUN CEVHERLERİ
• PbS: Galen
• Galen çinko blend olarak bilinen ZnS cevheri ile beraber
doğada bulunur.

KURŞUN ELEMENTİNİN VE KURŞUN
BİLEŞİKLERİNİN TEPKİMELERİ



Pb+2 + H2O + ClO–1 → PbO2 + 2Cl–1 + 2H+
Pb + 2HCl → PbCl2 + H2
PbCO3 → PbO + CO2 (Tepkime sıcakta gerçekleşir.)
PbO + 2H+ → Pb+2 + H2O

8. BÖLÜM: 5A GRUBU ELEMENTLERİ
N, P, As, Sb, Bi




N: Ametal
P: Ametal
As: Metal
Sb: Metal
Bi: Metal

AZOT (N2)
77

• Havanın hacimce % 78’i azottur.
• Azot; amonyak ve nitrik asit üretiminde kullanılır.
• Sıvı azot dondurucu olarak gıda ürünlerinin dondurulması ve
taşınmasında, canlı dokuların dondurularak korunmasında,
dermatolojide cilt yaralarının dondurularak alınmasında
kullanılır.

AZOT GAZININ ELDE EDİLME YOLLARI
• Azot gazı havadan elde edilir.
• NH4NO2 → N2 + 2H2O (Tepkime 300 °C sıcaklıkta
gerçekleşir.)
• 2NaN3 → 3N2 + 2Na (Tepkime 300 °C sıcaklıkta
gerçekleşir.)

ASİT YAĞMURU TEPKİMELERİ
• N2 + O2 ⇌ 2NO (Tepkime 2500 °C sıcaklıkta veya şimşek
çakmasıyla gerçekleşir.)
• 2NO + O2 → 2NO2
• 2NO2 + H2O ⇌ HNO3 + HNO2N2 (AZOT): Havanın hacimce
% 78’i azottur. Azot; amonyak ve nitrik asit üretiminde
kullanılır.

AZOTUN KULLANIM ALANLARI
(ENDÜSTRİDE AMONYAK ELDE EDİLMESİ)
• Azot, amonyak sentezinde kullanılır. Sentezde katalizör
olarak Fe, Al veya Si gereklidir. Amonyağın kimyasal sentezi
Fritz - Haber prosesi veya Haber prosesi olarak bilinir.
Amonyak sentezinin kimyada özel bir yeri olduğundan
tepkime, bulan kimyacının adıyla anılmaktadır:
• N2 + 3H2 + yüksek sıcaklık ve basınç ⇌ 2NH3 + 22 kcal
(Tepkimede % 98 verim elde edilebilir.)

LABORATUVARDA AMONYAK ELDE
78

EDİLMESİ
• NH4–1 + OH–1 → NH3 + H2O
• N–3(suda) + 3H2O → NH3 + 3OH–1
• NH4Cl → NH3 + HCl (Tepkime sıcakta gerçekleşir.)

AZOT BİLEŞİKLERİNİN TEPKİMELERİ






NH4NO3 → N2O + 2H2O (Tepkime sıcakta gerçekleşir.)
NH4NO2 → N2 + 2H2O
4NH3 + 3O2 → 2N2 + 6H2O
2NH3 + 3Cl2 → N2 + 6HCl
NH3 + HCl → NH4Cl
NH3 + Cl2 → NH2Cl + HCl
NH2COONH4 ⇌ NH2CONH2 + H2O

NİTRİTLER
• Zehir etkisine rağmen et ürünlerinin işlenmesinde kullanılır.
• Hemoglobinle pembe renkli kompleks oluşturduğundan
dolayı etin renginin kahverengiye dönmesine engel olur.
• Jambon, sosis ve diğer et ürünlerinde bulunur.

NİTRATLAR
• 4KNO3 → 2K2O + 2N2 + 5O2 (Tepkime 500 °C sıcaklıkta
gerçekleşir.)
• 4NaNO3 → 2Na2O + 2N2 + 5O2 (Tepkime 500 °C sıcaklıkta
gerçekleşir.)

PATLAYICILAR
• Patlayıcılar genelde yapay azot bileşikleridir. Patlama
sonunda azot gazı açığa çıkar.

PATLAYICILAR (NH4NO3)
• NH4NO3 → N2O + 2H2O(g) (Tepkime 200 °C ile 300 °C
79

arasında bir sıcaklıkta gerçekleşirse patlama olmaz; 300
°C’ın üzerinde patlama olur. Yukarıdaki tepkime, sıcaklığın
300 °C’ın altında olduğu zaman patlamanın olmadığı
tepkimedir.)
• 2NH4NO3 → 2N2 + O2 + 4H2O(g) (Yandaki tepkime 200 °C ile
300 °C arasında bir sıcaklıkta gerçekleşirse patlama olmaz,
N2 gazı açığa çıkmaz; 300 °C’ın üzerinde patlama olur.
Yukarıdaki tepkime, sıcaklığın 300 °C’ın altında olduğu
zaman patlamanın olmadığı tepkimedir.)

PATLAYICILAR (DİNAMİT)
• Nitrogliserin C3H5N3O9(s) formülünde sıvı bir maddedir.
Gözenekli silikaya emdirilirse dinamit olur.
4C3H5N3O9(s)→6N2(g)+12CO2(g)+10H2O(g)+O2(g)

PATLAYICILAR (TNT)
• TNT, trinitrotoluen bileşiğinin kısaltılmış adıdır.
• TNT; C6H2(CH3)(NO2)3 veya tam kapalı yazarsak C7H5N3O6
formülüyle gösterilir.
2C7H5N3O6(k)→3N2(g)+12CO(g)+5H2(g)+2C(k)

NaN3
• NaN3 bileşiği hava yastıklarında kullanılır.
• 2NaN3 → 2Na + 3N2
• Bu tepkimenin gerçekleşmesi için 300 °C sıcaklık gereklidir.
Trafik kazasındaki çarpışma anında bu sıcaklık, moleküler
düzeyde ayrı bir sistemle sağlanır.
• Hava yastığının NaN3, KNO3 ve SiO2 olmak üzere 3 bileşeni
vardır.
• Çarpışma esnasında açığa çıkan Na, KNO3 birleşerek toz
hâlindeki camı oluşturur.
• 10Na + 2KNO3 → K2O + 5Na2O + N2
• Oluşan toz hâlindeki camın bileşenleri: K2O, Na2O ve SiO2

80

HİDRAZİN
• Hidrazin bileşiğinin açık formülü H2N–NH2 şeklidedir.
• Roket yakıtı olarak kullanılır.
• Amonyak ve hidrojen peroksidin tepkimesinden elde edilir.
2NH3 + H2O2 → H2N–NH2 + 2H2O

AZOT OKSİTLER






NO
NO2
NO3
N2O
N2O3
N2O4
N2O5

AZOTUN ELEMENTEL HÂLDE VE
BİLEŞİKLERİNDE ALDIĞI DEĞERLİKLER










N2O azotu +1 değerliklidir.
NO azotu +2 değerliklidir.
N2O3 azotu +3 değerliklidir.
NO2 azotu +4 değerliklidir.
N2O4 azotu +4 değerliklidir.
N2O5 azotu +5 değerliklidir.
NO3 azotu +6 değerliklidir.
N2 elementel azottur, 0 değerliklidir.
NH2OH azotu -1değerliklidir.
NH2NH2 azotu -2 değerliklidir.
NH3 azotu -3 değerliklidir.

FOSFOR FİLİZLERİ
• Fosforit: 3Ca3(PO4)2.Ca(OH)2 (Fosforit filizi; 3 mol 3Ca3(PO4)2
ile 1 mol Ca(OH)2’in karışımından oluşur.)
• Apatit: 3Ca3(PO4)2.CaF2
81

• Vivianit: Fe3(PO4)2.8H2O

APATİT FİLİZİNDEN FOSFOR ELDE EDİLMESİ
• APATİT FİLİZİNDEN FOSFOR ELDE EDİLMESİNİN
TEPKİME DENKLEMİ
• 2Ca3(PO4)2.CaF2+6SiO2+10C → 6CaSiO3+CaF2+P4+10CO
• Ayrıca kemikten de fosfor elde edilir.

FOSFOR ALLOTROPLARI
• Beyaz fosfor
• Kırmızı fosfor
• Siyah fosfor

BEYAZ FOSFOR
• Beyaz fosfor: Yumuşak mum görünümündedir. Erime noktası
44,2 °C, kaynama noktası 280 °C’tır. Beyaz fosfor (P4)
düzgün dörtyüzlüdür.
• Havayla temas ettiği hâlde tutuşur ve beyaz dumanlar
çıkararak yanar. En aktif allotrop beyaz fosfordur, bu nedenle
suda saklanır.
• En önemli özelliği karanlıkta ışıldaması ve çok zehirli
olmasıdır.

KIRMIZI FOSFOR
• Kırmızı fosfor, beyaz fosforun 230 °C ile 300 °C arasında
ısıtılmasıyla elde edilir.
• P4(beyaz) → P4(kırmızı) + 18,4 kJ
• Kırmızı fosfor, kibrit üretiminde kullanılır.
• Kırmızı fosfor en kararlısıdır.
• Beyaz fosforun aksine kolayca tutuşmaz, ışıldamaz ve zehirli
değildir.

SİYAH FOSFOR
• Siyah fosfor, beyaz fosforun havasız ortamda ve basınç
82

altında ısıtılmasıyla elde edilir. Siyah fosfor yarı iletkenlerin
yapımı için gerekir.

FOSFOR ALLOTROPLARININ BİRBİRİNE
DÖNÜŞÜMÜ
• Siyah fosfor, bekleyince beyaz fosfora dönüşür.
• Siyah fosfor, ışıkta kırmızı fosfora dönüşür.
• Beyaz fosfor, sıcakta ve 12 000 atm basınçta havasız
ortamda siyah fosfora dönüşür.
• Beyaz fosfor, ışıkta kırmızı fosfora dönüşür.
• Kırmızı fosfor, 250 °C’ın üzerinde bir sıcaklıkta beyaz fosfora
dönüşür.

BAŞLICA FOSFOR BİLEŞİKLERİ



PCl3
PCl5
P4O6
P4O10

PCl3




Kaynama noktası 76 °C, donma noktası ise -92 °C’tır.
Renksiz sıvıdır.
P4 + 6Cl2 → 4PCl3(s)
PCl3(s) + 3H2O → H3PO3 + 3HCl
2PCl3(s) + O2 → 2POCl3

PCl5
• P4 + 10Cl2 → 4PCl5(s)
• PCl3(s) + Cl2 → PCl5
• PCl5 → PCl3 + Cl2

P4O6
• 2P4 + 8O2 → P4O6 + P4O10
• P4O6 + 6H2O → 4H3PO3
83

• P4O6 + 6H2O → PH3 + 3H3PO4

P4O10
• Fosforun bol oksijenli ortamda yakılmasından elde edilir.
• 2P4 + 8O2 → P4O10 + P4O6

GÖL VE AKARSULARDA YOSUNLARIN
AŞIRI BÜYÜMESİNE NEDEN OLAN MADDE
• Göl ve akarsularda fosfat maddesinin birikimi yosunların aşırı
büyümesine neden olur.

FOSFORUN ELEMENTEL HÂLDEKİ
DEĞERLİĞİ VE BİLEŞİKLERİNDE ALDIĞI
DEĞERLİKLER









P4 elementel fosfordur, 0 değerliklidir.
+1 değerlikli fosfor yoktur.
+2 değerlikli fosfor yoktur.
P4O6 fosforu +3 değerliklidir.
P4O8 fosforu +4 değerliklidir.
P4O10 fosforu +5 değerliklidir.
+6 değerlikli fosfor yoktur.
–1 değerlikli fosfor yoktur.
PH2PH2 fosforu -2 değerliklidir.
PH3 fosforu -3 değerliklidir.

• Sn (KALAY): Teneke, kalaylanmış sacdır. Sac, ince demir–
çelik ürünüdür. Bronz (tunç) alaşımı; kalay ve bakırın
karışımıdır. Lehim; kurşun ve kalay karışımıdır. Matbaa harfi;
kurşun, kalay ve antimon karışımıdır.

As (ARSENİK)
• Ağır metaldir. Ağır metallerin hepsi, hem kendileri hem de
84

bileşikleri zehirdir. Kaynak sularında bulunmazlar. Yer
altından gelen ağır metal içeren sular Burdur gölü, Acı göl
gibi göllerde, ağır olduklarından toplanır; yeryüzüne çıkamaz.
Diğer sularla bulunan arsenik, çevre kirlenmesi sebebiyledir.
Halk arasında zırnık adıyla bilinen madde arseniktir.

ARSENİK İLE ZEHİRLEME
• Arseniğin zehir olarak kullanılması çok eskidir. Roma
tarihinde Hıristiyanlara karşı kullanmışlardır, eskilere
dayanmaktadır. Fatih Sultan Mehmet, Yavuz Sultan Selim
başta olmak üzere çok sayıda Osmanlı padişahının,
günümüzde de Turgut Özal’ın, Bülent Ecevit’in zehirlendiği
söylenmektedir. Zehirlenenler genelde iyi insandır, vücutları
çürümeden duruyordur.
• Formülü As2O3 olan arsenik (III) oksit bileşiği zehir olarak
kullanılır.

TARİHÎ ŞAHSİYETLERİN MEZARLARI
AÇILARAK ZEHİRLENDİKLERİ AÇIĞA
ÇIKARILMALI MI?
• Böyle tarihî şahsiyetler için bu yapılmalıdır. Mezarları açılmalı
ve adli tıpa gönderilmelidir, bunun hiçbir mahzuru yoktur, en
azından mesele kestirilip atılarak konu kapatılmış olur.

Sb (ANTİMON)
• Donarken genleşen alaşımların yapımında kullanılır.
• Kurşunsuz lehim alaşımların yapımında kullanılır.
• Formülü Sb2S3 olan antimon (III) sülfür bileşiği kibrit
yapımında kullanılır.

Bi (BİZMUT)
• Radyoaktif elementtir. Enerji üretimi ve ışın elde edilmesinde
85

kullanılır.

9. BÖLÜM: KALKOJENLER
O, S, Se, Te, Po




O
S
Se
Te
Po

O2 (OKSİJEN)
• Havanın hacimce % 21’i oksijendir; oksijen solunum
maddesidir. Kaynakçılıkta ve çelik endüstrisinde kullanılır.

O2 (OKSİJEN) GAZININ LABORATUVARDA
ELDE EDİLMESİ
• O2 (oksijen) gazı laboratuvarda MnO2 katalizörlüğünde KClO3
bileşiğinden ısıtılarak elde edilir.
• KClO3 → KCl + 1,5O2 (MnO2 katalizörlüğünde)

H2O2 (HİDROJEN PEROKSİT)
• Derişik H2O2 % 30’luktur, perhidrol adıyla bilinir. Eczanelerde
oksijenli su diye satılan çözelti, % 3’lük H2O2 çözeltisidir; tıpta
yaraları temizlemek için yararlanılır. Saçları hafif sarartmak
için de oksijenli su kullanılır. Boyamadan önce saçın doğal
rengini gidermek için de 3–4 kez seyreltilmiş perhidrol
kullanılır. Perhidrol açık renk saçlarda 3 kez sulandırılır, koyu
renk saçlarda ise 4 kez sulandırılır. Saçı boyamadan önce
rengini açmak için kullanılan yaklaşık % 10’luk H2O2 ciddi bir
ilaçtır. Bu nedenle sanatkâr, işinin ehli kişilere saç
86

boyatılmalıdır; insan, saçını kendisi boyamamalıdır. Dikkatli
olmalıdır. Saçın derisine H2O2 değdirilmemelidir; çünkü
sıcaklık, 50 °C– 60 °C’a çıkar. Temas durumunda; kafada
şişmeler, yaralar, alerjik reaksiyonlar olur. Ayrıca H2O2
pamuklu kumaş endüstrisinde renk ağartıcı olarak kullanılır.

O3 (OZON)
• Oksijenin allotropu olan O3 (ozon); havanın hacimce %
0,00006’sıdır. Ozon tabakası, güneş ışınlarının zararını filtre
eder.
• Ozonun özellikleri oksijenden çok farklıdır.
• Ozonun molekül yapısı doğrusal değil, açısaldır. Bu açı
nedeniyle ozon UV ışınlarını soğurur. Ozon tabakası, güneş
ışınlarının zararını filtre eder.
• Ozon keskin bir kokuya sahiptir, solunum yoluyla alındığında
öldürücü etki yapabilir.
• Ozon mavi renkli bir gaz olup atmosferin yüksek
katmanlarında (stratosfer) bulunur.
• Ozon O2 (oksijen) moleküllerinden, güneş ışınlarının etkisiyle
veya şimşekle doğal olarak, yüksek gerilim kaynaklarının
elektriksel enerji sağlaması suretiyle de ozonizatör denilen
alette yapay yolla elde edilir.
O2 → 2O·
O· + O2 → O3
• Ozon patlayıcı bir gazdır.
• Ozon çok kuvvetli yükseltgen özelliğe sahiptir. Altın ve platin
dışındaki diğer metaller ozonla yükseltgenir. Ozon, metal
sülfürleri sülfatına yükseltger.
4O3 + PbS → PbSO4 + 4O2
• Ozon tabakasında gerçekte bir delik yoktur. Delik olarak
adlandırılmasının nedeni ozon konsantrasyonunun o bölgede
az olmasıdır.
• Ozon; tiyatro ve sinemaların havasını temizlemede, atık
gazların kokusunun giderilmesinde, tekstilde ve yağların
87

ağartılmasında, içme sularının arıtılmasında kullanılır.

OZON AZALIMINA YOL AÇAN BAŞLICA
KİRLETİCİLER
• Uçak motorlarının yüksek sıcaklığı sebebiyle oluşan azot
oksitleri
• Aerosol, soğutucu vb. kaynaklarda kullanılan
kloroflorokarbonların (CFC) fotolitik bozunmasıyla oluşan klor
atomları

MONTREAL PROTOKOLÜ
• Ozon tabakasını korumak için ülkeler Montreal Protokolü
olarak bilinen bir anlaşmayı imzalamışlardır.

SU ARITIMINDA OZON KULLANIMININ
OLUMLU YÖNLERİ
• Uçak motorlarının yüksek sıcaklığı sebebiyle oluşan azot
oksitleri
• Diğer dezenfektanlardan daha etkilidir. Sudaki virüsleri bile
öldürebilir, her türlü mikroorganizmaya karşı hızlı ve yüksek
derecede bir etkiye sahiptir.
• Dezenfeksiyon için gerekli temas süresi kısadır.
• Tat ve koku giderilmesinde etkilidir.
• Klorlamayla oluşan zararlı yan ürünler ozonlamada oluşmaz.
Ozonlama sonucu da bazı yan ürünler, doz ve pH
ayarlanamazsa meydana gelir.
• Suyun pH’ını normal dozda etkilemez.
• Arıtma sonucu suda fazla kalan ozon, kendiliğinden oksijene
dönüştüğü için, suda artık madde bırakmaz. Sudaki oksijen
konsantrasyonunu arttırır.

88

SU ARITIMINDA OZON KULLANIMININ
OLUMSUZ YÖNLERİ
• Ozonla arıtılmış su sisteme verildikten sonra, sistemden
gelebilecek mikroorganizmaların üremesini engelleyemez.
• Ozonlama yapılacak tesisinin maliyeti yüksektir.

OKSİT, PEROKSİT, SÜPEROKSİT
• Na2O
• Na2O2
• KO2

H2O VE H2S MOLEKÜLLERİ ARASINDAKİ
FARK
• Tanecikler arası kimyasal bağlardan olan hidrojen bağı H2O
molekülleri arasında olmasına rağmen H2S molekülleri
arasında yoktur.

KÜKÜRT (S8)
• Yer kabuğunun % 0,05’i kükürttür.
• S8 molekülünde S atomları tek bağla bağlıdır.

TABİATTA BULUNUŞLARI




Elementel kükürt
Sülfür ve sülfat mineralleri
Doğal gazda H2S (hidrojen sülfür)
Karadeniz’in derinliklerindeki H2S (hidrojen sülfür)
Petrol ve kömürde organo kükürt bileşikleri

KÜKÜRT FİLİZLERİ
• Galen: PbS
• Pirit: FeS2
89




Sinebar (Zinober): HgS
Barit: BaSO4
Jips: CaSO4.5H2O
Çinko blend (Sfalerit): ZnS

ELEMENTEL KÜKÜRT ELDE EDİLMESİ
• Galen: PbS
• Petrol ve doğal gaz kuyularında oluşan H2S’ün bir kısmı önce
SO2’ye yükseltgenir.
2H2S + 3O2 → 2SO2 + 2H2O
• Ortamda kalan H2S ile oluşan SO2’in tepkimesinden de
elementel kükürt elde edilir.
2H2S + SO2 → 3S + 2H2O (300 °C ve Al2O3 katalizörlüğünde)

KÜKÜRT ELEMENTİNİN KULLANILDIĞI
YERLER
• Elementel kükürt tarımsal mücadelede kullanılır.
• Akülerin sıvısı olan sülfürik asit üretiminde kullanılır.
• Vulkanize kauçuk üretiminde kullanılır.

H2S (HİDROJEN SÜLFÜR)
• Petrol rafinerilerinde yan ürün olarak elde edilir. Petrolün
oluşumu sürecinde bitki ve hayvanlardaki kükürtlü
proteinlerin bakteriler aracılığıyla bozunması sonucu H2S
oluşur.
• Renksiz bir gazdır.
• Çürük yumurta gibi kokar.
• Sudaki çözeltisi zayıf asittir.
• H2S yanabilen bir gazdır.
• H2S bileşiğinin kaynama noktası suyun kaynama
noktasından çok düşüktür.
• Metal sülfürler üzerine seyreltik asitlerin etki ettirilmesi
90

sonucunda elde edilir.
FeS + H2SO4 → FeSO4 + H2S
• H2S, bütün metaller ile türlü şekil ve renkte sülfürler meydana
getirdiğinden, nitel ve nicel analizde katyonların tanınması ve
diğerlerinden ayrılmasında kullanılan önemli bir gazdır.

Na2S (SODYUM SÜLFÜR)
• Endüstride Na2SO4’ın C ile indirgenmesinden elde edilir.
Na2SO4 + 4C → Na2S + 4CO
• Laboratuvarda Na ve S’ün tepkimesinden elde edilir.
2Na+ S → Na2S
• Na2S, deri endüstrisinde kıl dökücü olarak ve kâğıt
endüstrisinde kullanılır.

FeS
• Demir (II) sülfür, Fe ile S’ün ısıtılmasından elde edilir.
Fe+ S → FeS
• H2S üretiminde kullanılır.

ÇEVRE KİRLİLİĞİNE YOL AÇAN KÜKÜRT
BİLEŞİKLERİ




SO2
SO3
H2S
H2SO4
Na2SO3

ASİT YAĞMURU
• Endüstride atık madde olarak oluşan SO2 ile NO2 tepkimeye
girerek SO3’e dönüşür.
SO2 + NO2 → SO3 + NO
• SO3 atmosferdeki su buharıyla tepkimeye girerek asit
yağmurlarına neden olabilir.
91

H2O + SO3 → H2SO4
• H2SO4 ciddi solunum rahatsızlıklarına sebep olmaktadır.
• Sülfürlerin bol hava ile ısıtılarak oksidine dönüştürülmesi
işlemi olan kavurma sonucunda açığa çıkan SO2 (kükürt
dioksit) gazı, çevre kirliliğine ve asit yağmurlarına neden olur.
• Sülfürik asit, topraktaki kalsiyum iyonları ile reaksiyona
girerek kalsiyum sülfat oluşturur. Kalsiyum sülfat suda
çözünmediğinden toprak içinde sabitleşir ve bitkiler
tarafından alınamaz.
• Asit yağmurları, göllerin kirlenmesine, mermer ve kireç
taşlarının erozyonuna neden olur.

SO2 BİLEŞİĞİNİN KULLANILDIĞI YERLER
• H2SO4 üretiminde
• Kayısı, üzüm, incir vb. kuru meyvelerde ağartıcı ve koruyucu
olarak
• Kâğıt endüstrisinde ağartıcı olarak

SO2
• SO2 + H2O → H2SO3
• SO2 + 2NaOH → Na2SO3 + H2O
LABORATUVARDA SENTEZİ
• NaHSO3 + H2SO4 → NaHSO4 + SO2 + H2O
• Cu + 2H2SO4 → CuSO4 + SO2 + 2H2O
ENDÜSTRİDE SENTEZİ
• S + O2 → SO2
• 4FeS + 7O2 → 2Fe2O3 + 4SO2

SO3

SO2 + ½ O2 → SO3 (V2O5 katalizörlüğünde)

SÜLFÜRİK ASİT BİLEŞİĞİNİN ELDE EDİLMESİ
92

• 1.YÖNTEM
S + O2 → SO2
2NO + O2 → 2NO2
SO2 + NO2 + H2O → H2SO4 + NO
• 2.YÖNTEM
SO3 + H2SO4 → H2S2O7
H2S2O7 + H2O → 2H2SO4

SÜLFÜRİK ASİT BİLEŞİĞİNİN ÖZELLİKLERİ



Renksiz, yağımsı bir sıvıdır.
Kuvvetli asittir.
Su çekicidir.
Yükseltgen olduğundan kimyada çok amaçlı kullanılır.

SÜLFÜRİK ASİT BİLEŞİĞİNİN KULLANILDIĞI
YERLER
• Gübre, boya, patlayıcı, akü yapımında ve tekstil
endüstrisinde kullanılır.
• Sülfat tuzlarının elde edilmesinde kullanılır.
2NaCl + H2SO4 → Na2SO4 + 2HCl
Ca(OH)2 + H2SO4 → CaSO4 + 2H2O

CuSO4 x 5H2O (BAKIR SÜLFAT
PENTAHİDRAT)
• Çiftçilerin göz taşı veya gök taşı dedikleri bileşiktir. Mavi
kristallerden oluşan, suda çok çözünen bir maddedir.
Elmanın kabuğu, çok faydalı olmasına rağmen yenmemelidir.
Elma, kabuğu soyularak yenmelidir; çünkü elma ağaçları
CuSO4 çözeltisiyle ilaçlanır. Bol suyla yıkansa bile kabukta
Cu+2 kalır. Cu+2 sapta en çoktur. Cu+2 düzeyinin kanda
yükselmesi ile Wilson adı verilen ölümcül karaciğer hastalığı
baş gösterebilir. Yapay bir maddedir.
93

CaSO4 x 2H2O (KALSİYUM SÜLFAT DİHİDRAT)
• Cevher adı jipstir. Alçı taşı olarak bilinen doğal bileşiktir.
Piyasada alçı olarak satılır. Alçı şeklinde dekoratif işlerde,
dişçilikte kalıp alınmasında ve hazır duvar üretiminde
kullanılır.

TİYONİL KLORÜR (SOCl2) BİLEŞİĞİNİN ELDE
EDİLMESİ VE KULLANILDIĞI YERLER
• SO2 + SCl2 + Cl2 → 2SOCl2
• Boya, pigment ve ilaç endüstrisinde kullanılır.

POTASYUM SÜLFAT(K2SO4) BİLEŞİĞİNİN
ELDE EDİLMESİ VE KULLANILDIĞI YERLER
• 2KCl + H2SO4 → K2SO4 + HCl
• Gübre ve seramik endüstrisinde kullanılır.

Po (POLONYUM)
• Radyoaktif elementtir. Enerji üretimi ve ışın elde edilmesinde
kullanılır.

10. BÖLÜM: HALOJENLER
FLOR



2Na(k) + F2(g) → 2NaF(k) ∆H=-1147 kJ
2H2O(s) + 2F2(g) → 4HF + O2(g) ∆H=-758,7 kJ
En aktif halojendir.
Eskiden soğutucularda freon gazı (F2Cl2C) kullanılırdı.
Günümüzde kullanılmamaktadır.
• Teflon, tetrafloretilendir.
94

FLOR FİLİZLERİ
• Florspar: CaF2
• Kriyolit: Na3AlF6
• Floroapatit: Ca5F(PO4)3

KLOR
• 4HCl(g) + O2(g) → 2Cl2(g) + 2H2O(g)
• 2NaCl(s) → 2Na(k) + Cl2(g)

ÇAMAŞIR SUYU KLOR KATYONU (KLOR +1)
İÇERİR
• Çamaşır, bulaşık, fayans, ıslak zemin, tuvalet, banyo
temizliğinde kullanılır.
• Çamaşır ve bulaşıkta; 2 litre suya 1 yemek kaşığı çamaşır
suyu katılır.
• Diğer temizliklerde; saf olarak kullanılabilir.
• Çamaşır suyunun formülü NaClO’dir. Sodyum hipoklorür
veya sodyum hipoklorit diye okunur.
• Saf (% 100’lük) sıvıdır; çözelti değildir.

TUZ RUHU
H2(g) + Cl2(g) → 2HCl(g)
HCl(g) + su → % 36’lık derişik HCl
Temizlikte doğrudan kullanılan asit, tuz ruhu adıyla bilinir.
Doymuş HCl çözeltisidir. Fayans, taş vb. ıslak zemindeki ağır
kirlerin temizlenmesinde kullanılır. Özellikle tuvalet temizliğinde
yaygın olarak yararlanılır. Sağlığa zararlı olduğundan
kullanılmamasında fayda vardır.

ÇAMAŞIR SUYU VE TUZ RUHU BİRLEŞİNCE
AÇIĞA ÇIKAN KLOR GAZI ÖLDÜRÜR
95

NaClO + 2HCl → NaCl + H2O + Cl2
Tuvalet temizliğinde aynı anda hem çamaşır suyu hem de tuz
ruhu kullanılmamalıdır. Açığa çıkan Cl2 öldürücü dozdadır.

ŞEHİR SULARININ TEMİZLENMESİ
• Büyük belediyelerde Cl2 (klor) gazı katılarak şehir suyu
temizlenir.
• Küçük belediyelerde NaClO (sodyum hipoklorit) sıvısı
katılarak şehir suyu temizlenir.
• Eczanelerde musluk suyunun dezenfekte edilmesi için
satılan bileşik ise kireç kaymağı diye bilinen Ca(ClO)2
(kalsiyum hipoklorit) tabletleridir.
• En zararlısı Cl2 gazıyla yapılan klorlamadır.
• Cl2 gazı yeşil renklidir.
• NaClO (sodyum hipoklorit), renksiz ve saydam sıvıdır.
• Ca(ClO)2 (kalsiyum hipoklorit) ise beyaz tozdur.

KLOR YERİNE ÇAM ÇIRASI KULLANILABİLİR
Mİ?
• Çam çırasının sudaki dezenfektan etkisi, ispatlanmıştır.
• Dezenfektan etki; mikrop üremesini engelleyen ve mikrobu
öldüren etkidir.
• Eskiden su depolarına çam çırası konurdu.
• Çam ağacından imal edilmiş su testileri, geçmişte çok
yaygındı.

BROM



Uçucu, kırmızı sıvıdır.
Buharı çok zehirlidir.
AgBr bileşiği fotoğrafçılıkta kullanılır.
Yakıt katkısıdır.
96

• Kimyasal ilaçlarda kullanılır.
• Deniz suyundan Cl2 geçirilerek elde edilir.
• Cl2(g) + 2Br-(suda) → Br2(s) + 2Cl-(suda)

I2 (İYOT)
• Mor renkte uçucu katıdır.
• En az aktif olan halojendir.
• Tentürdiyot; I2 (iyot) ve KI (potasyum iyodür)’ün C2H5OH (etil
alkol)’deki çözeltisidir. Tentürdiyot kullanımı günümüzde
iyottan dolayı büyük ölçüde bırakılmıştır.
• Radyoaktif izotopu, hipertiroidizimde kullanılır.

İYOT ZEHİRLENMESİ
• İyot zehirlenmesi, iki tür ortaya çıkar.
• Tentürdiyot çözeltisinin ağız yolu ile vücuda girmesiyle
gerçekleşen türünde iyot mide çeperini yakar, kusma ve ishal
baş gösterir, hafif bir sarhoşluk görülür, sinirsel bozukluklar,
titremeler ortaya çıkar. Kalp atışı ve kan dolaşımı zayıflar,
nabız çok yavaş atar. Sonunda hasta bilincini bütünüyle
kaybederek koma hâline girer.
• İyot zehirlenmesi, sürekli iyot buharı ile temas edenlerde de
görülür. Bu çeşit iyot zehirlenmesinin başlıca belirtileri ise
soluk borusu ve gırtlak mukozalarının yanması, ruhsal
gerginlik, uykusuzluk, zayıflama, ateş yükselmesi, ergenlikte
görüldüğü gibi deri üstünde meydana gelen sivilcelerdir.

İYOT FİLİZLERİ
• Lauterit: Ca(IO3)2
• Dietzelit: 7Ca(IO3)2.8CaCrO4

İYOT ELEMENTİNİN ELDE EDİLMESİ
• Deniz suyundan Cl2 gazı geçirilerek elde edilir.
• Cl2(g) + 2I-(suda) → I2(k) + 2Cl-(suda)
97

At (ASTATİN)
• Radyoaktif elementtir. Enerji üretimi ve ışın elde edilmesinde
kullanılır.

11. BÖLÜM: GEÇİŞ ELEMENTLERİ
• Zn (ÇİNKO): Pirinç alaşımında çinko ve bakır vardır. Çatı
kaplamalarında, otomobil endüstrisinde, kaplamacılıkta ve
boyar madde üretiminde kullanılır.
• Hg (CIVA): Termometre yapımında, bileşik elde edilmesinde,
barometre üretiminde, cıva buharlı lamba imalinde kullanılır.
Amalgam alaşımı, diş hekimliğindeki diş dolgu maddesidir;
cıva ve gümüşten oluşur.
• Ti (TİTANYUM): İlk olarak titan uydusunda keşfedildiğinden
bu isim verilmiştir. Tıpta beyin tümörlerinin tedavisinde,
güdümlü mermi ve uçak gövdesi imalinde, uydu alıcılarını
saptırmada ve aşınmayan balata üretiminde kullanılır.
Titanyum ile krom karışımından oluşan alaşımdan, elektrik
israfının olmadığı elektrik kablosu yapımında faydalanılır.
• W (VOLFRAM VEYA TUNGSTEN): Ampullerin içindeki teller
volframdır.
• Mn (MANGAN): Sert çelik imalinde kullanılır. Panzer paletleri,
manganlı çeliktir. Madeni para alaşımında da, mangan metali
de vardır.
• Pt (PLATİN): Platin tel ve platin elektrot gibi laboratuvar
araçlarında, takı yapımında, sanayide sıvı yağlardan
hidrojenlendirmeyle margarin elde edilmesinde katalizör
98

olarak, cerrahide ve diş protezlerinde kullanılır.
• Cu (BAKIR): Elektrik kablosu, mutfak aracı, elektrot ve süs
eşyası yapımında kullanılır. Bronz (tunç) alaşımı; kalay ve
bakırın karışımıdır. Pirinç; bakırın çinkoyla olan alaşımıdır.
Bakırın erime noktası düşüktür. Bu nedenle bakırın eritilmesi
eskiden beri önem kazanmıştır. Bakır, yeryüzünde elementel
hâlde bulunan beş metalden birisidir. Bakır, korozyona karşı
dayanıklı bir metaldir. Bu sayılan özelliklerinden dolayı;
eskiden beri, hatta günümüzde de bakırdan faydalanılmıştır.
İnsanoğlunun geçmişten günümüze medeniyette ilerlemesi ve
maddi güç yönüyle önemli bir kalkınma elde etmesi; bakırın
eritilmesi ile tel ve levha hâline getirilmesi ile olmuştur.
• Fe (DEMİR): İnsanlık, sosyal yaşamında demire çok
muhtaçtır. İnşaat sektöründe, harp sanayisinde, otomotiv ve
ulaşım alanında demir–çelik endüstrisinin önemi çok
büyüktür. Mekanik, elektronik vb. her dalda kullanılan, her
çeşit alet demirden yapılır. Demiri hamur gibi yumuşatmak,
tel gibi inceltmek ve şekil vermek, endüstriyel kalkınmanın
aslı, anası, esası ve kaynağıdır. Bu sebeple demirin önemine
vurgu için; “Demir yerden çıkmıyor, gökten iniyor.” denmiştir.
Yerkürenin merkezi; erimiş demir ve erimiş nikel karışımıdır.
Semadan düşen taşlara, gök taşı denir. Düşen gök taşlarının
tetkik edilen parçalarında; demir, çelik ve başka maddeler
karışık olarak bulunmaktadır.
• Ni (NİKEL): Paslanmaz çelik üretiminde, madeni para
yapımında kullanılır. Magma; erimiş demir ve erimiş nikeldir.
• Os (OSMİYUM): Kaliteli tükenmez kalemlerin ucu
osmiyumdur.

BİLEŞİKLERİNDE DEĞİŞKEN DEĞERLİĞİ
99

OLAN GEÇİŞ METALİ KATYONLARININ ÖZEL
İSİMLERİ





Hg (I) bileşikleri: Merküro
Hg (II) bileşikleri: Merküri
Cu (I) bileşikleri: Kupro
Cu (II) bileşikleri: Kupri
Fe (II) bileşikleri: Ferro
Fe (III) bileşikleri: Ferri adıyla bilinir.

Au (ALTIN)
• Altın, kadınlarda yüksek ahlakın temini içindir.
• Altın, hem erkekte hem de kadında kadınlık hormonunu
arttırır.
• Erkek ile kadın arasındaki muhabbeti altın, şayet kadın
takarsa arttırır.
• Altının bakır ve gümüş alaşımları, altının yumuşaklığını
gidermek için üretilir.

ALTIN REZERVLERİMİZ NEREDEDİR?
• Altın yatakları ülkemizde Hatay ve Konya’da bulunmaktadır.
• Bakır madeninin bulunduğu her yerde altın da çıkarılır. Bakır
ile altın, beraber bulunur.
• Fırat nehri Murgul’dan geçmektedir. Murgul’da bakır madeni
vardır. Henüz bulunmasa da Murgul’da altın rezervi
araştırmaları sürdürülmektedir.

ALTIN REZERVİNDE DÜNYA
DOKUZUNCUSUYUZ, KAYNAKLARIMIZI
İSPAT ETTİĞİMİZDE DÜNYA İKİNCİSİ
OLACAĞIZ
• Dünyada takı olarak kullanılan 650 000 ton altının 65 000
100

tonu Türkiye’dedir.
• Fırat’ın suyu çekilince altından altın çıkacağı söylenmektedir.

“FIRAT’IN SUYU ÇEKİLİR VE ALTIN
MADENİNDEN BİR DAĞ ZUHUR EDER.”
SÖZÜNDE HANGİ OLAYLARA İŞARETLER
VARDIR?
• Fırat suyunun altın değerinde olabileceği bir döneme mecaz
olarak işaret olabildiği gibi yapılacak barajlardan elde
edilecek gelirlere de altın sözüyle işaret olabilir.
• Fırat’ın suyu tamamen çekilerek, altında çok büyük altın ve
petrol yataklarının çıkacağı da bildirilmiş olabilir. Ayrıca,
toprak çökmeleri neticesinde altın madeninin de bulunması
olasıdır.
• Sözün devamındaki “Kim orada bulunursa bir şey almasın.”
sözünden de o bölgenin, bünyemizde, bir dinamit gibi,
potansiyel bir tehlike olduğunun anlatılmasında şüphe yoktur.

GÜMÜŞ VE ALTIN CİNSİNDEN OLMAYAN
HAZİNELER
• Peygamber Efendimiz buruk bir tebessümle “Müjde
Tâlekan’a! Orada Allah'ın gümüş ve altın cinsinden olmayan
hazineleri var.” demiştir.
• Tâlekan, petrol yatakları bol olan bir mıntıkanın adıdır.
Tâlekan bölgesinde bulunan Kazvin şehrinde petrol
çıkmaktadır. Kazvin, günümüzde İran sınırları içerisindedir.
• İleride o bölgede uranyum, elmas vb. başka değerli madenler
de bulunabilir.
• Raif Karadağ “Petrol Fırtınası” adında bir kitap yazmış, otel
odasında öldürülmüştür.

TOPRAKTAKİ ALTINI SİYANÜR YÖNTEMİYLE
101

ÇIKARTMAK ZARARLI MIDIR?
• Bergama’da altının çıkartılmaması için, uzun zaman yürüyüş
yapıldı. Necip Hablemitoğlu ölümünden az önce siyanür
yürüyüşünün bahane olduğunu açıklamıştı.
• Bergama’da altın çıkarılmaya başlandı. Senede 100 ton
siyanür kullanılıyor, tamamı yok ediliyor. Bu sebeple çevreye
zararı olmuyor.
• Ülkemizde çevreye başka sebeplerle atılan zaten 265 000
ton siyanür vardır.

SİYANÜR YÖNTEMİYLE ALTIN ELDE
EDİLMESİNE AİT KİMYASAL REAKSİYON
DENKLEMLERİ
• 4Au + 8NaCN +2H2O + O2 → 4NaAu(CN)2 + 4NaOH
• 2Na + 2Au(CN)2 + Zn → 2Au + Na2Zn(CN)4

ALTININ AYARININ BELİRLENMESİ (ALTIN
SAHTECİLİĞİNİN ÖNLENMESİ)
• Cabir bin Hayyan; HCl formülüyle gösterilen hidroklorik asidi
(tuz ruhu), HNO3 formülüyle gösterilen nitrik asidi (kezzap)
elde etmiştir.
• Cabir bin Hayyan bu iki buluşundan başka bir de; 3 hacim
derişik HCl ile 1 hacim derişik HNO3 karışımından oluşan,
günümüzde de bütün dünyada kullanılan kral suyunu
keşfetmiştir.
• Altın, yalnız kral suyuyla kimyasal reaksiyona girer. Kral
suyu, başka hiçbir elementle kimyasal reaksiyona girmez.
• Bu özellikten, hem altının saf olup olmadığının
anlaşılmasında hem de altın alaşımlarındaki altının yüzde
bileşim miktarının bulunmasında (altının ayarının tayini)
yararlanılır.
102

• Altının saflığının belirlenmesi ve özellikle sahteciliğin
önlenmesinde günümüzde de kullanılan dört işlem basamağı
olan en yaygın ve önemli bir yöntemdir.
• Birinci basamakta; altın yüzdesi tayin edilmek istenen metal
karışımından oluşan bileşimden (ayarından veya
sahteliğinden şüphe edilen altın) hassas tartım alınır.
• İkinci basamakta; üzerine kral suyu ilave edilir. Kral suyuyla,
yalnız altın kimyasal reaksiyona girdiğinden yalnız altının
bileşikleri oluşur; gümüş, bakır, nikel, çinko gibi altınla
beraber bulunması muhtemel olan metallerin bileşikleri
oluşmaz. Altın yükseltgenmiş; diğer metaller ise kimyasal
reaksiyona girmemiş olur.
• Üçüncü basamakta ise; ikinci basamakta oluşan altın
bileşiğindeki altın katyonu, tekrar sıfır değerlikli altına
indirgenir. Bu işlem şöyle yapılır: Altın bileşiğindeki altın
katyonu, Fe+2 çözeltisi ile reaksiyona sokulur; böylece altın
katyonu tekrar elementel altına indirgenir, Fe+2 ise Fe+3’e
yükseltgenir.
• Dördüncü (son) basamakta ise; ele geçen saf altın tartılır;
baştaki tartımla oranlanarak altının yüzde safiyeti bulunmuş
olur.

ALTIN ALAŞIMI FOTOĞRAFLARI

103

Mor

Mavi – Yeşil – Pembe

Beyaz

Gül

Sarı (24 Ayar)
Sarı (22 Ayar)

URANYUM
235

238

• Uranyumun U ve U olmak üzere iki izotopu vardır.
• Uranyum bileşiklerinde doğal olarak 235U izotopu % 0,7
oranında bulunur. 238U izotopu ise % 99,3 oranında bulunur.
• Nükleer enerji elde edilmesinde uranyum bileşikleri yakıt
olarak kullanılır.
• Önce zenginleştirme işlemi yapılmalıdır.
• Nükleer enerji 235U’ten elde edilir.
• Zenginleştirme; uranyum bileşiklerindeki % 0,7 olan 235U
izotopu oranının arttırılmasıdır.
• Uranyumun nükleer santrallerde yakıt olarak kullanılabilmesi
için, zenginleştirme oranı; % 2 – % 5 arasında olmalıdır.
• Nükleer araştırma laboratuvarlarında % 80 oranında
zenginleştirme olmalıdır.
• Atom bombasında zenginleştirme % 90 oranında olur.
• Uranyum, nükleer reaktörlerde hâlen kullanılan yakıttır. Ağrı
dağında, Soma’da ve Van gölünde uranyum yatakları vardır.

104

DOĞAL URANYUM BİLEŞİKLERİ
• U3O8 (UO2+2U3O8)
UCl4

UF6

UCl6

KUF5

UO2

UO3

UF5

TÜRK MİLLETİ URANYUM ELEMENTİ
GİBİDİR
• Uranyum, elementlerin sonuncusudur. Türk milleti de
dünyada kıyamete kadar insanlığa hizmet edecek milletlerin
sonuncusudur. Sonuncusu olduğuna göre eskideki durumunu
tekrar kazanacak, belki de geçecektir.
• Uranyum doğalların sonuncusudur. Türk milleti de uranyum
gibi doğaldır; samimidir, yapmacık değildir, suniliği sevmez.
• Elementler içinde uranyumun, milletler içinde de Türk
milletinin şanı yücedir.
• Uranyum gibi, Türk milleti de enerjisini etrafına verir.
• Uranyum, bağlanma enerjisi en yüksek olan
elementlerdendir. Türk milletinin de fertler arasındaki irtibatı
ve diyaloğu kuvvetlidir. Ancak demir kadar değildir. Zaten
bağın kuvvetliliği, biraz da zayıflıktan kaynaklanır.
• Uranyum çekirdeğinin verdiği enerjinin nükleer reaktör veya
nükleer laboratuvardaki enerji olması için kontrol edilmesi
şartı vardır. Nötronun çekirdeğe çarpması ve çekirdeğin
kontrollü dağılmasıyla enerji verir. Kontrolsüz olanı atom
bombasındaki enerjidir. Türk milleti de dış etkiyle parçalanır.
Parçalanması aynı anda enerji vermek demektir.
Parçalanması zincirleme devam eder. Bu nedenle kontrolün
iyi yapılması gerekir. Türk milleti asker millettir.
• Türk milleti akıllı ve zekidir. Kalplerinden hürmet ve
105


merhamet çıksa, akıl ve zekâları onları, dehşetli ve acımasız
hâle getirir ve idareleri mümkün olmaz.
Türk milleti, Müslümanlar içinde en çok nüfusa sahip üstün
bir ırktır. Dünyanın her tarafında olan Türkler, Müslüman’dır.
Diğer ırklar gibi Müslüman olan ve olmayan olarak iki kısma
ayrılmamıştır. Nerede Türk topluluğu varsa Müslüman’dır.
Bir şeyin en iyisi bozulunca en kötüsü olur; bunun gibi
Müslümanlıktan çıkan veya Müslüman olmayan Türkler,
Türklükten dahi çıkmışlardır (Macarlar gibi). Hâlbuki küçük
ırklarda bile, hem Müslüman hem de gayrimüslim vardır. Bu
nedenle biz Türkler, atom bombası olma riskimiz
olduğundan, özellikle çok dikkat etmeliyiz.
Bazı Türk kabileleri eski zamanda yanlarına bir kısım başka
kabileleri beraber alarak kaç defa Avrupa’yı hercümerç
etmişlerdir.
Fransız ihtilali ile gelişen hürriyetin arkasından sosyalistlik
doğdu. Sosyalistlik komünistliğe inkılap etti. Komünistlik;
insani ve ahlaki kuralları dinlemediğinden, anarşistlik
meyvesini verdi. Anarşistlik fikrinin tam yeri ise dünyanın yedi
harikasından birisi olan Çin seddinin yapılmasına sebep olan
bir kısım Moğol ve Kırgız Türk kabileleridir.
Bu bilgiler ışığında, Türk milletini karalamaya girmemelidir.
Hercümerce neden olan topluluklar aslen Türk değildirler.
Özellikle Moğollar, Türkler ile irtibatlandırılmıştır. Anadolu,
memerriakdam olmuştur; daha önceleri çok farklı
toplulukların gelip geçtiği yaşam yeridir.
Türk milleti, izole edilmediği takdirde; gökten gelen şualarla,
her zaman infilak eder ve dünyanın değişik yerlerinde kendini
hissettirir. Türk milletini izole eden unsurlar; ondaki hak,
hukuk, adalet, temkin, başkalarını rahatsız etmeme, hürmet,
merhamet, birleşen su damlaları gibi olma vb. üstün
hasletlerdir. Uranyumun, 235U ve 238U olmak üzere iki izotopu
vardır. Nükleer enerji 235U’ten elde edilir. Uranyum bileşiğinde
% 0,7 oranında 235U izotopu; % 99,3 oranında ise 238U izotopu
bulunur. Tüm uranyum bileşiklerinde 235U izotopunun etrafı,
106

238





U izotopu ile izole edilmiştir.
Günümüzde uranyumun kötüye kullanılmasına karşı, tüm
insanlığın tepkisi vardır; bu başka meseledir. Türk milleti,
uranyum elementi gibi olduğunu bildiğinden ötürü, başka bir
deyimle kendini tanıdığından dolayı, kuru gürültüye pabuç
bırakmamaktadır. Kalbin gayesi, müşahededir. Müşahede;
feraset, basiret, sezgi, sezi, altıncı his, kalp gözü açıklığı,
ilhama mazhar olma gibi meziyetlerle kendini belli eder. Bu
üstün meziyetlerin %90’ı Türk milletine verilmiştir; %10’u ise
diğer ırklara dağıtılmıştır. Aslında herkes potansiyel olarak
buna açık var edilmiştir. Bu yolda; peygamberler, doğruluktan
şaşmayan akıl, kusursuz kalp ve temiz duygu/düşünce
taşıyan kalp sahipleri başta olmak üzere Türkler vardır. Bu
başarı, mevhibeiilahiye olarak verilen bir başarıdır;
kendimizden bilmemeliyiz.
Bütün dünya Türk milletinin vatanıdır. Türk milleti, gittiği her
yeri vatanı bilir. Hem sahip olduğu güzellikleri oralara götürür
hem de gittiği yerlerden alacağını alır. Bununla beraber ana
vatan başkadır. Vatan, çok önemlidir. Vatan sevgisi
imandandır. Vatanı olmayanın, tüm dünya vatanı olamaz. Bu
nedenle; kırmızıçizgiler, mutlak anlamda hiçbir zaman
kalkmaz.
Bizim milliyetimiz, dinimizle et ile kemik gibi birleşmiştir;
ayrılmaları mümkün değildir. Ayırırsak mahvoluruz.
Türk milleti, tarihte mefahiri çok bir millettir. Türk milletinin
İslamiyet’ten önceki övünülecek her şeyi İslamiyet defterine
geçmiştir.
Türk milleti, büyük insaniyetin bayraktarıdır. Dünyada en
mukaddes ve en muhterem bir mevkii kazanmışlardır.
Türk milleti fen ve sanatı, mana ile yoğurarak ileri gittiği gibi
ileride de gidecektir. Hakiki medeniyete sarılarak insanlığa
rehber yine olacaktır.
Türk milleti, tarihinin şahadetiyle cihana bütün güzellikleri
neşretmiştir. Eski çağlarda cihangir Asya’da kahraman Türk
askerleri ve Türk milleti 1000 sene insanlığa hizmet etmiştir.
107

500 senedir yatıyoruz. Uyanmalıyız. Gaflet ve uykuyu
bırakmalıyız. Ancak böylece hakiki medeniyet inkişaf
edecektir.
• Vahşet ve gaflete düşmemek için birleşen su damlaları gibi
olmalıyız. Dünyayı kirlerden temizlemeliyiz.

TORYUM
• Günümüzdeki nükleer santrallerin tamamı uranyum yakıtıyla
çalışmaktadır. Önümüzdeki yıllarda nükleer reaktörlerin
yakıtının toryum olması için çalışmalar sürmektedir. Bu
konuda sona yaklaşılmıştır. Toryum madeni Türkiye için
stratejik öneme sahiptir, ülkemizi ilerilere götürecek bir
kaynaktır.
• Dünyada bulunan 1 071 000 ton toryumun 789 000 tonu
Türkiye’dedir. Bu miktar, dünya rezervinin yaklaşık % 80’ine
karşılık gelmektedir.
• Toryumun nükleer yakıt olarak kullanıldığı nükleer santral,
henüz dünyada yoktur. Toryuma dayalı nükleer santrallerin
kurulma çalışmaları, deneme safhasındadır. Dünyada
deneyler devam etmektedir.
• ABD, Fransa ve Japonya’da devam eden bu çalışmalarda
Türk mühendisler de bulunmaktadır.
• Toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması, CERN’deki atom
hızlandırma çalışmalarıyla da ilgilidir. 2007 yılında
Isparta’daki uçak kazasında vefat eden rahmetli Engin Arık’ın
CERN’deki atom hızlandırma çalışmalarına katılmasının
sebebi toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması içindi.
Toryum kaynaklı yeni nesil santral kurulması çalışmaları
Türkiye’de ekip hâlinde hızla sürdürülmektedir. Isparta’daki
uçak kazasında 6 ekip üyesinin vefat etmesine rağmen
çalışmalar durmamış, ilerlemiştir. Isparta’daki toryum
toplantısına giderken uçak kazasında vefat eden öğretim
üyeleri, Boğaziçi ve Doğuş Üniversitesi’ndeki toryum
çalışması yapan öğretim üyeleriydi.
• Ülkemizdeki toryum madeni kaynakları Eskişehir–Sivrihisar–
108






Beylikahır–Kızılcaören köyünde ve Malatya’da Hekimhan–
Kulancak’tadır.
Toryumun, ileride uranyumun yerini alacağına kesin bir gözle
bakılmaktadır.
Toryuma, kısaca tor da denmektedir.
Toryum santralleri işletilmeğe başlanırsa, Çernobil’in benzeri
kasıtlı patlatma tehlikesi olmayacaktır.
Kasten meydana getirilen patlama anında bile, reaktörün fişi
çekilecek, her türlü işlem duracak; bu suretle de hiçbir tehlike
yaşanmayacaktır.
Toryum, yerli ham madde olmasından ötürü de çok önemlidir.
Nükleer santral kurulduğunda, dışa bağımlılık olmayacaktır.
Elimizdeki toryumun kıymetini bilmeliyiz. Gerçek değerinden
düşük fiyata zamanından önce satmamalıyız. Toryumla
çalışan reaktörler devreye girdiğinde değerinin artacağını
unutmamalıyız.

NÜKLEER ENERJİ POLİTİKAMIZ
• Türkiye’deki uranyum ve toryum rezervlerinin uluslararası
tröstlerce ele geçirilmeye çalışılabileceği unutulmamalıdır.
Nükleer santral inşa etmeye talipmiş gibi gözüken yerli
firmalardan bazılarının da yabancıların taşeronu olabileceği
göz ardı edilmemelidir. Yakın geçmişimizde, bor madeninde
bu durumlar yaşanmıştır.
• Belki de bu tür ayak oyunlarından dolayı nükleer reaktör
inşası gecikiyordur.
• Uranyum ve toryum devlet tarafından çıkartılmalıdır ve
işlenmelidir. Nükleer reaktörü devlet inşa etmelidir. Yerli
sermayeye dayalı toryum veya uranyum santrali kurmalıyız.
Nükleer santral, özel sektöre işlettirilmemelidir; devlet
işletmelidir. Devletin patron olduğu güvenilir özel sektör,
kontrollü kabul edilebilir. Aslında nükleer santral devletin
işidir, özel sektörün işi değildir.
• Uranyum ve toryum Türkiye için stratejik öneme sahiptir.
Ülkemizi ilerilere götürecek kaynaklardandır.
109

SOY GAZLAR
• Sir William Ramsay (1852–1916) ve Lord Rayleigh (1842–
1919) 1898 yılında bu grubu bulmuşlardır. 1904 yılında
Ramsay ve Rayleigh’e Nobel ödülleri verildi.
• 1962 yılında Neil Bartlett (1932–2008) PtF6, XePtF6
bileşiklerini sentezlemiştir.

ELEMENTEL HÂLDE OLAN SOY GAZLARIN
HAVADA HACİMCE BULUNMA YÜZDELERİ
GAZIN ADI

HACİMCE YÜZDESİ

Helyum

0,0005

Neon

0,0012

Argon

0,94

Kripton

0,0001

Ksenon

0,000009

SOY GAZLARIN KULLANILDIĞI YERLER
• He: Balon yapımında, soğutucularda, roket yakıtı olarak,
anestezik gazların seyreltilmesinde
• Ne: Kırmızı ışık elde edilmesinde
110

• Xe: Araba farlarında
• Rn: Kanser tedavisinde

SOY GAZLAR YAPAY BİLEŞİK OLUŞTURUR
• Soy gazlardan He (helyum), Ne (neon), Ar (argon)
elementlerinin hiçbir bileşiği yoktur. Kr (kripton), Xe (ksenon)
ve Rn (radon) elementleri ise özel şartlarda O2 (oksijen) gazı
ve F2 (flor) gazıyla bileşik oluştururlar.
• Neden soy gazlardan ilk üçü bileşik yapmıyor da son üçü
bileşik yapıyor?
• Neden yalnız O2 ve F2 elementleriyle bileşik oluşturuyorlar?
• Elektronegatiflik; bağ elektronlarını çekme kabiliyetidir.
• Elektronegatiflik, periyodik tabloda soldan sağa doğru artar.
Soy gazların elektronegatifliği diğer gruplara göre yüksektir.
Bununla beraber O ve F elementlerinin elektronegatifliği; Kr,
Xe ve Rn’dan daha fazladır. He, Ne ve Ar elementleri için
elektronegatiflik söz konusu değildir. Oksijenin
elektronegatifliği 3,5, florun 4, kriptonun 3, ksenonun 2,6,
radonun ise 2,4’tür.
• Oksijen ve florun elektronegatifliği ile son üç soy gazın
elektronegatiflikleri arasında fark azdır. Bu nedenle oluşan
bileşik, kovalent özelliktedir. Elektronegatifliği az olan Kr, Xe
ve Rn kısmi pozitif konumunda; elektronegatifliği fazla olan O
ve F ise kısmi negatif konumundadır.
• Soy gaz bileşikleri, yapaydır. Araştırma amaçlı üretilmiştir.
• Kullanım yerleri yoktur.
• Oluşturulma reaksiyonları, endotermik olduğundan
masraflıdır.
• Kararsız bileşik, hemen bozunan bileşik anlamına gelir.
• Soy gaz bileşikleri, ametal– ametal bileşikleri gibi adlandırılır.
• Soy gazlar, havada bulunan elementlerdir.

KSENONUN OKSİJENLE YAPTIĞI
111

BİLEŞİKLER
XeO3
XeO4
Na4XeO6 x nH2O
2Ba2XeO6 x 3H2O

KSENONUN OKSİJENLE VE FLORLA YAPTIĞI
BİLEŞİKLER
XeO2F2
XeOF2
XeOF4
KXeO3F
(NO)2XeF8

KSENONUN FLORLA YAPTIĞI BİLEŞİKLER
XeF2
XeF4
XeF6
XeF6 x SbF5
XeF6 x AsF5
XeF2 x 2SbF5
XeF2 x 2TaF5
XeF6 x BF3
RbXeF7
NaXeF8
K2XeF8
Cs2XeF8
Rb2XeF8

KRİPTON VE RADONUN FLORLA YAPTIĞI
BİLEŞİKLER
112

KrF2
KrF2 x SbF5
KrF4
RnFn

SOY GAZLARIN REAKSİYONLARI



Xe + 2F2 → XeF4(k)
3XeF4 + 6H2O → XeO3(aq) + 3/2O2 + 3Xe +12HF
XeO3(aq) + OH–1(aq) → HXeO4–1(aq)
2HXeO4–1(aq) + 2OH–1(aq) → XeO6–1(aq) + Xe(g) + O2 + 2H2O

HER İNSAN FARKLI BİR MADEN GİBİDİR
• Her insan farklı bir maden gibidir. Bazısı altın, bazısı gümüş,
bazısı fosfor, bazısı toryum, bazısı bor, bazısı bakırdır; ama
her insan bir madendir. Bu yönüyle her insandan olumlu
yönde faydalanılabilir.
• Elmasla kömür arasında bir sıçramalık fark vardır. Hazreti
Ebubekir elmas, Ebucehil ise kömür gibidir.
• Türkiye’de altın gibi insan az olmakla beraber Allah’ın her an
yoktan altın yaratacağına, maddi manevi altın rezervlerimizi
arttıracağına inancımız da tamdır.
• Acaba madenlerin bulunduğu ülkedeki yüzdesi ile o ülkenin
insanlarının karakteri arasında bir benzerlik var mıdır?
Türkiye’de altının az olması ne anlama gelmektedir?

ELEMENT OLARAK KULLANDIĞIMIZ DOĞAL
KAYNAKLARIMIZIN BULUNDUĞU YERLER
• Alüminyum; Hakkâri’de, Seydişehir’de ve Toros dağlarında
bulunur.
• Ülkemizdeki toryum madeni kaynakları Eskişehir–Sivrihisar–
Beylikahır–Kızılcaören köyünde ve Malatya’da Hekimhan–
Kulancak’tadır.
• Titanyum Isparta’da bulunur.
113

• Altın, Hatay ve Konya’da bulunur.
• Bakır, Ergani ve Murgul’da bulunur.
• Bor; Kütahya–Emet, Balıkesir–Bandırma, Balıkesir–Bigadiç,
Eskişehir–Kırka ve Bursa–Kestelek’te bulunmaktadır.
• Uranyum; Ağrı dağında, Soma’da ve Van gölünde vardır.

HANGİ ELEMENTTE DÜNYADA BİRİNCİYİZ?
• Dünyadaki borun % 76’sı Türkiye’dedir.
• Dünyadaki toryumun % 80’i Türkiye’dedir.
• Dünyadaki titanyumun % 100’ü Türkiye’dedir.

ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDA ÜLKELERİN MADEN
YÜZDELERİ NİÇİN FARKLIDIR?
• Bir element, farklı cevherlerden elde edilebilir. Şayet
herhangi bir elementin; cevherdeki yüzde içeriği azsa ve
günümüz tekniğine göre henüz o cevherden elde edilmesi
ucuz yolla gerçekleştirilemediyse, o kaynak yok sayılıyor.
• Ülkemizde çok bulunan titanyumun bir görevi de, uydu
haritalarında maden kaynaklarımızı tam göstermemesidir.
• Hazinelerin üstünü örtme konusu, kaynaklarımızın üstüne
üşüşülmesini önlemesi açısından günümüzde önem
taşımaktadır.

114

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful