You are on page 1of 378

n

Norgunk Yaynclk 2005


Sertifika No: 11140
ISBN 978 975 8686-78-0

Deleuze & Guattari Kitaplar

Logique du sens
1969 by Les Editions de Minuit

Cet ouvrage a benefcie du soutien des Programmes d'aide


ala publication de l'Institut franais/Ministere franais des alfaires etrangeres
et du developpement international.

Yayna katk program erevesinde yaymlanan bu yapt,


Fransa Dileri Bakanl' nn/Fransz Kltr Merkezi' nin
desteiyle gerekletirilmitir.

Birinci Bask
Mart 2015

eviri
Hakan Ycefer

Redaksiyon
Orun Trkay

Kapaktaki Eser
Alice Lunaparkta (detay)
Ufuk sterman

Bask ve Cilt
Mas Matbaaclk A..
Hamidiye Mahallesi Souksu Caddesi No: 3 Kathane 34408 stanbul
T. (212) 294 10 00 / F. (212) 294 90 80
Sertifika No: 12055

Norgunk Yaynclk
ehit Erdoan ban Sokak Aka! C/8 Akarlar 34335 stanbul
T. (212) 351 48 38
info@norgunk.com / www.norgunk.com
GILLES DELEUZE

Anamn

Norgunk
EVRYLE LGL AI

Kitabn kavramsal tutarlln korumak asndan, eviri boyunca


birka istisnai yer hari ayn Franszca kavram ayn Trke szckle
karlamaya zen gsterdim. Belli bal kavramlarn ve evirisi tartmal
olabilecek szcklerin bir listesini kitabn sonuna ekledim. Deleuze'n
kulland yabanc (Yunanca, Latince ... ) szcklerin Trkelerini de yine
kitabn sonuna eklediim bir dizinle belirttim. Metnin anlalmas iin
ek aklamalarn gerekli olduunu dndm yerlerde dipnotlara
bavurdum.
Deleuze' n baka kitaplardan yapt alntlar evirirken mevcut
Trke evirilerden olabildiince yararlanmaya altm. Bu evirileri epeyce
deitirerek kullandm yerlerde bile okura kolayca karlatrma yapma
olana sunmak iin referanslar keli parantezlerle ya da dipnotlarla
belirttim. Deleuze baka metinleri alntlarken bazen serbest alntlama
denebilecek bir ynteme bavuruyor, yani metni genelde ou slupla ilgili
olan kk deiiklikler yaparak alntlyor. Anlamn Mant'n ngilizceye
eviren Mark Lester, Deleuze'n alntlarn alntlanan metinlerle kar
latrarak dzeltmi. Bu serbest alntlamalarn da Deleuze'n yazm
tarznn bir paras olduunu dndm iin Lester'n aksine alntlar
Deleuze'n deitirdii ekliyle braktm (sadece bir yerde, epeyce
deitirilerek alntlanan bir metnin esas halini de dipnotta belirttim) . te
yandan, Deleuze'n kendi dipnotlar da belli bir serbestlik sergiliyor, bazen
tarihler bazen balklar eksik olabiliyor. Gerekli olmadka dzeltmeler
yapmamaya, bu serbestlii korumaya altm.

H. Y.
NDEKLER

NS Z: LEWIS CARROLL:DAN STOACI LARA 15

B R NC PARAD OKSLAR D Z S : SAF OLU HAKKINDA 17

ll eylerle deli-olu arasndaki Platoncu ayrm - Sonsuz


zdelik - Alice' in maceralar ya da ''olaylar''.

K NC PARADOKSLAR D Z S : YZEYDEK SONULAR HAKKINDA 20


Cisimler ya da ey durumlaryla cisimsiz sonular ya da olaylar
arasndaki Stoac ayrm - Nedensel ilikinin ikiye blnmesi -
Yzeye karmak ... - Lewis Carroll'da yzeyin kefi.
'

NC D Z : NERME HAKKINDA 29
aret-etme, da-vurma, imleme: bunlar arasndaki ilikiler
ve dngsellik - nermenin drdnc bir boyutu var m? -
Anlam, ifade ve olay - Anlamn ikili doas: nermenin
ifade-edilebiliri ve ey durumuna atfedilen, iten-ie-olu ve
varlk-dlk.

D RD NC D Z : K L KLER HAKKINDA 41
Cisim-dil, yemek-konumak - ki szck tr - nermenin
iki boyutu: iaret-etmeler ve ifadeler, tketimler ve anlam - ki
dizi.

BE NC D Z : AN LAM HAKKINDA 46
Sonsuzca oalma - Yaltk olarak tekrar ortaya kma -
Tarafszlk ya da zn nc hali - Samalk ya da olanaksz
nesneler.
ALTINCI Di Z : D Z LET RME ZER NE 55
Dizisel biim ve heterojen diziler - Dizilerin kuruluu - Bu
diziler neye doru yaknsyor? - Lacan paradoksu: tuhaf e (bo
yer ya da hibir yerde bulunmayan ey) - Koyunun dkkan.

YED NC D Zi : EZOTER K S ZC KLER HAKKINDA 61


Ayn dizi zerinde sktrmaya dayal sentez (bititirme) -
ki dizinin birlikte-dzenleniine dayal sentez (balama) -
Dizilerin ayrlmasna ya da dallanp budaklanmasna dayal
sentez: valiz-szckler problemi.

SEK Z NC i D Z : YAPI HAKKINDA 67


Uvi-Strauss paradoksu - Bir yapnn koullar - Tekilliklerin
rol.

DOKUZUNCU D Z: PROBLEMATK HAKKINDA 71


Tekillikler ve olaylar - Problem ve olay - Elendirici
matematik - Rastlantsal nokta ve tekil noktalar.

ONUNCU D Z : DEAL OYUN HAKKINDA 77


Sradan oyunlarn kurallar - Srad bir oyun - Zamann iki
okumas: Aion ve Khronos - Mallarme.

ON B R NC D Z : AN LAMSIZLIK HAKKINDA 86
Paradoksal enin zellikleri - Paradoksal enin anlamszlk
olmasnn sebebi; anlamszln iki figr - Bunlardan doan
(imlemeden yoksun) iki samalk biimi - Anlamszln
anlamla birlikte-mevcut olmas - ''Etki'' olarak anlam.

ON K NC D Z : PARAD OKS ZERNE 94


Saduyunun doas ve paradoks - Ortak duyunun doas
ve paradoks - Anlamszlk, anlam ve dilin ikincil denilen
rgtlenmesi.
ON NC D Z : ZOFREN VE K K KIZ HAKKINDA 102
Antonin Artaud ve Lewis Carroll - Yemek-konumak ve
izofrenik dil - izofreni ve yzeyin k - Patlayan
harf deerleriyle etkilenme-szck, eklemlenmemi vurgu
deerleriyle etkileme-szck - Derinlik anlamszl ve
yzey anlamszl, dilin ilksel dzeni ve ikincil rgtlenmesi
arasndaki ayrm.

ON D RD NC Di Zi : i FTE NEDENSELL K HAKKINDA 1 16


Cisimsiz sonu-olaylar, bunlarn nedeni ve yar-nedeni -
Nfuz-edilemezlik ve oluum - Husserl'in teorisi - Hakiki
bir oluumun koullar: Ben'in ve bireyleme merkezinin
olmad bir aknsal alan.

ON BE NC i D Z : TEK LLi KLER HAKKINDA 122


Sava - Aknsal alan bilin biimine sahip olamaz - Kiisiz
ve birey-ncesi tekillikler - Aknsal alan ve yzey - Bireyin
sylemi, kiinin sylemi, dipsiz sylem: drdnc bir sylem
var m?

ON ALTINCI D Z : ONTOLOJ K STAT K OLUUM HAKKINDA 13 1


Bireyin oluumu: Leibniz - Bir dnyann ''bir-arada
olanakll''nn ya da dizilerin yaknsamasnn koulu
(sreklilik) - Olayn ykleme dnmesi - Bireyden kiiye -
Kiiler, zellikler ve snflar.

ON YED NC Di Zi : MANTIKSAL STAT K OLUUM HAKKINDA 140


nermenin boyutlarna gei - Anlam ve nerme - Anlamn
tarafszl - Yzey ve ikizlik.

ON SEK Z NC D i Z : F LOZOF MGES HAKKINDA 148


Felsefe ve ykseklik - Felsefe ve derinlik - Yeni bir filozof tipi:
Stoac flowf - Herkl ve yzeyler.
ON DOKUZUNCU D Z : M ZAH HAKKINDA 155

mlemeden iaret-etmeye - Stoaclk ve Zen - Klasik sylem


ve birey, romantik sylem ve kii: ironi - Dipsiz sylem -
Tekilliklerin sylemi: mizah ya da ''drdnc tekil ahs''.

Y RM NC D Z : STOACILARDA AHLAK PROBLEM ZER NE 1 62

Ahlakn iki kutbu: eylerin fiziksel kehaneti ve temsillerin


mantksal kullanm - Temsil, kullanm ve ifade - Olay
kavramak, istemek, temsil etmek.

Y RM B RNC D Z : OLAY HAKKINDA 1 68

Olayn ebedi hakikati - Gerekleme ve kar-gerekleme:


aktr - Olay olarak lmn iki yn - Olay istemek ne
demektir?

Y RM K NC D Z : PORSELEN VE VOLKAN 174


''atlak'' (Fitzgerald) - ki sre ve bunlarn ayrt edilmesi
problemi - Alkoliklik, manik depresyon - Psikedeliye vg .

Y RM NC D Z : A ON HAKKINDA 1 83

Khronos'un zellikleri ve Khronos'un derinliklerdeki bir


olu tarafndan tersine evrilmesi - Aion ve yzey - Aion'dan
doan rgtlenme ve bunun Khronos'tan farklar.

Y RM D RD NC D Z : OLAYLARI N LET M HAKKINDA 1 90

Mantkd badamazlklar problemi - Leibniz - Pozitif


uzaklk ve olumlayc ayrlma sentezi - Ebedi dn, Aion ve
dz izgi: daha da korkun bir labirent ...

YRM BE NC D Z : TEK-AN LAM LILIK HAKKINDA 1 99

Birey ve olay - Ebedi dne devam - Tek-anlamlln


anlam.
Y RM ALTINCI DZ: D L HAKKINDA 203

Dili olanakl hale getiren ey - Dilin rgtlenmesinin gzden


geirilmesi - Fiil ve mastar.

YRM YED NC D Z: ORALL K HAKKINDA 208

Dinamik oluum problemi: derinliklerden yzeye - Melanie


Klein'a gre ''konumlar'' - izofreni ve depresyon, derinlik ve
ykseklik, Simlakr ve dol - lk aama: grltden sese.

YRM SEKZNC D Z: C NSELLK HAKKINDA 218

Erojen blgeler - Dinamik oluumun ikinci aamas:


yzeylerin oluumu ve eklemlenmesi - mge - Oidipus
kompleksinin doas, genical blgenin rol.

Y RM DOKUZUNCU D Z: Y N YET CEZASINI BULUR 225

Yzeyin kuruluuyla ilikisi iinde Oidipusu giriim -


Onarmak ve geri getirmek - Hadm edilme - Kategori
olarak niyet - Oluumun nc aamas: fiziksel yzeyden
metafizik yzeye (iki ekran) .

OTUZUNCU DZ : FANTAZM HAKKINDA 233

Fantazm ve olay - Fantazm, ben ve tekillikler - Fantazm, fiil


ve dil.

OTUZ B R NC DZ : D NCE HAKKINDA 241

Fantazm, gei ve balang - ift ve dnce - Metafizik


yzey - Ruhsal yaamn ynelimi, az ve beyin.

OTUZ K NC DZ : FARKLI D Z T RI,ER ZERN E 248

Diziler ve cinsellik: bicitirici dizi ve erojen blge, balayc


dizi ve eklemlenme - nc cinsel dizi biimi, ayrlma ve
raksama - Fantazm ve yanklanma - Cinsellik ve dil: dizi
tipi ve bunlara karlk gelen szckler - Sesten sze.
OTUZ NC D Z : ALICE'N MACERALARI HAKKINDA 259

Lewis Carroll'daki ewterik szck eidinin


anmsatlmas -Alice Harikalar lkesinde ve Aynann
linden'in karlatrmal zeti - Psikanaliz ve edebiyat,
nevrotik aile roman ve sanat yapt-roman.

OTUZ D RD NC DZ: LKSEL D ZEN VE


KNCL RG TLENME HAKKINDA 265

Fantazmn sarkl yaps: yanklanma ve zorlama hareket -


Szden fiile - Dinamik oluumun sonu - lksel ve ikincil
bastrma - Hiciv, ironi, mizah.

EKLER

I . SM LAKR VE ANTK FELSEFE 279

1. - PLATON VE SIMLAKR 279


Platoncu diyalektik: blmenin anlam - Taliplerin seilmesi .
Kopyalar ve simlakrlar - Simlakrn zellikleri.
Temsilin tarihi.
Platonculuu tersine evirmek: modern sanat yapt ve
simlakrlarn rvan - Ebedi dnn grnrdeki ierii
ve rtk ierii (Platon' a kar Nietzsche) - Ebedi dn ve
simlasyon - Modernlik.

2. - LUCRETUS VE SIMLAKR 293

eitli olan - Doa ve btnletirilemez toplam - Varln,


Bir'in ve Btnn eletirisi.
Nedensellik ilkesinin farkl ynleri - Yntemin iki boyutu -
Clinamen ve zaman teorisi.
Gerek sonsuz ve sahte sonsuz - Ruhtaki huzursuzluk -
Derinlikten gelen yaylmlar, yzey simlakrlar, teolojik,
dsel ve erotik fantazmlar - Zaman ve yntemin birlii -
Sahte sonsuzluun ve ruhsal huzursuzluun kkeni.
Doalclk ve mitoslarn eletirisi.

II. FANTAZM VE MODERN EDEB YAT 309

1. - KLOSSOWSKI YA DA DiL-BEDENLER 309

Beden ve dil asndan ayrc tasm - Pornografi ve teoloji.


Grmek ve konumak - Yansmalar, yanklanmalar ve
simlakrlar - Ele verme - Bedenin ve dilin bklmesi.
Dei toku ve tekrar - Tekrar ve simlakr - Donup kalm
sahnelerin rol.
kilem: beden-dil - Tanr ve Deccal: iki dzen.
Kant'n ayrc tasm teorisi - Tanr'nn rol - Klossowski'de
teorinin dnm.
Deccal'in dzeni - /ntentio: yeinlik ve ynelimsellik -
Fantazm olarak ebedi dn.

2. - MICHEL TOURNIER VE BAKASININ OLMADIGI DNYA 332

Robinson, eler ve erekler - Sapknlk problemi.


Algda bakasnn etkisi Apriori yap olarak Bakas -
-

Zamanda bakasnn etkisi - Bakasnn yokluu - kizler ve


eler.
Bakasnn yitiminin anlam - Simlakrtan fantazma.
Bakas ve sapknlk.

3. - ZOLA VE ATLAK 353


'

atlak ve kaltm - gdler ve nesneleri.


ki kaltm - lm gds ve igdler.
Hayvanlaan insan.
Fantazm nesnesi - Trajik olan ve epik olan.

Trke-Franszca Kavram Dizini 367


Metinde Geen Yabanc Szckler 37I
NSZ

LEWIS CARRO LL'DAN STOACILARA

Lewis Carroll'n yapc gnmz okurunun houna gidecek her


eye sahiptir: ocuklar iin, tercihen kk kzlar iin kitaplar; parlak,
tuhaf, ezoterik szckler; anahtarlar, ifreler ve ifre zmleri; resimler
ve fotoraflar; derin bir psikanalicik ierik, rnek bir mantksal ve dilsel
biimcilik. Bu gncel zevkin tesinde baka bir ey daha: anlamn ve
anlamszln bir oyunu, bir kaos-kozmos. Ama dilin ve bilindnn
izdivac zaten yle farkl tarzlarda ortaya kondu ve kutland ki bu
bulumann Lewis Carroll'da cam olarak ne ifade ettiini, onda, onun
sayesinde neyle ilikilendirildiini ve neyin kutlandn aratrmak gerekir.
Anlam teorisini meydana getiren paradoks dizileri sunuyoruz. Bu
teorinin paradokslardan ayrlamaz oluu kolayca aklanr: anlam var
olmayan bir olmadr, stelik anlamszlkla ok zel ilikiler iindedir.
Lewis Carroll'n ayrcalkl konumu anlamn paradokslarnn ilk byk
dkmn, ilk byk sahneleniini ortaya koymasndan kaynaklanr;
onlar bazen bir araya getirerek, bazen yenileyerek, bazen icat ederek, bazen
hazrlayarak. Scoaclarn ayrcalkl konumu Sokraces-ncesi dnrlerden,
Sokratesilik ve Platonculuktan kopu iinde yeni bir filozof imgesinin
ncleri olmalarndan kaynaklanr, bu yeni imge de zaten anlam teorisinin
paradoksal kuruluuna sk skya baldr. Bylece her diziye yalnzca
tarihsel deil topik ve mantksal olan figrler karlk gelir. Adeta saf bir
yzey zerinde, bir diziye ait belli bir figrn baz noktalar baka bir
figrn baka noktalarna gnderme yapmaktadr: karlk gelen zar
atmlar, tarihler ve yerlerle bir problem-takmyldzlar kmesi, karmak
bir yer, ''karmakark bir yk'' - bu kitap mantksal ve psikanalicik bir
roman denemesidir.

Lewis Carroll'dan Stoaclara s


Ekler ksmnda nceden yaymlanm be makale sunuyoruz. Maka
lelerde deiiklikler yaptk, ama konu ayn kald, nceki dizilerde ksaca
deinilmi olan baz noktalar gelitirildi (balantlar her seferinde
dipnotlarla belirttik). Makaleler unlar: 1 ) ''Renverser le platonisme'',
Revue de metaphysique et de morale, 1967; 2) ''Lucrece et le naturalisme'' ,
Etudes philosophiques, 1 96 1 ; 3) ''Klossowski et les corps-langage'', Critique,
1 965; 4) ''Une theorie d'autrui'' (Michel Tournier), Critique, 1967;
5) ''lntroduction a la Bete humaine de Zola'', Cercle precieux du livre,
1967. Makaleleri tekrar kullanmamza izin veren yaynclara teekkr
borluyuz.

16 Anlamn Mant
BRNC PARADOKSLAR DZS

SAF OLU HAKKINDA

Hem Alice Harikalar lkesinde, hem de Aynann inden ok zel


eylerden oluan bir kategori karyor karmza: olaylar, saf olaylar.
''Alice byyor'' dediimde kastettiim ey onun az nce olduundan
daha byk hale gelmesidir. Ama ayn nedenden dolay, Alice u an
olduundan daha kk hale de gelmektedir. Alice ayn anda hem daha
byk hem daha kk deildir elbette. Ama ayn anda bunlara dnr.
O u an daha byk, az nce daha kktr. Ama ayn anda, tek bir
hamleyle olduumuzdan daha byk hale geliriz ve yeni halimizden daha
kk oluruz. z imdiden kurtulmak olan oluun ezamanll budur
ite. imdiden kurtulan olu ncenin so11rada1, gemiin gelecekten
koparlmasna ya da ayrt edilmesine izin vermez. Ayn anda iki yne birden
gitmek, iki yne birden ekmek oluun zne aittir: Alice klmeksizin
bymez ve tersi. Saduyu her eyde belirlenebilir tek bir yn olduunu
kabul etmektir, 1 oysa paradoks iki yn birden kabul etmektir.
Platon bizi iki boyutu birbirinden ayrmaya davet eder: 1 ) snrl
ve li.il eyler boyutu, ister srekli ister geici olsun, hep duraanlklar,
duraklamalar varsayan, imdilerin belirlenmesini, znelerin saptanmasn
varsayan sabit nitelikler boyutu: buna gre, bir zne belli bir anda belli
bir bykle, belli bir kkle sahip olmaldr; 2) lsz, saf bir
olu, daima imdiden kurtularak, gelecekle gemii, artyla eksiyi, fazlayla
az dikbal bir maddenin ezamanllnda rttrerek iki ynde de

1 Deleuze, Franszcada bon sens n hem saduyu hem doru taraf, doru yn anlamna
'

gelmesine dayanarak btn kitap boyunca kullanaca bir szck oyunu yapyor ve doru
olan tek yne dayanan saduyuyla iki yne birden alan paradoks arasnda kartlk kuruyor.
(. n.)

Saf Olu Hakknda 17


durmakszn ilerleyen tam bir deli-olu (''daha scak hi durmakszn artar,
daha souk da yle. Halbuki belirli nicelik olduu gibi kalr ve artarsa
varolmaktan kar''; ''daha gen olan daha yal olandan yal, daha yal
olan daha gen olandan gen hale gelir. Onlarn yapamayaca ey bu
oluu tamamlamaktr, nk oluu tamamlasalard olu iinde olmay da
brakrlard , olurlard ... ").2
Bu Platoncu ikilii tanyoruz. Sz konusu olan, zihinsel olanla duyu
lur olan arasndaki, deayla madde, dealarla cisimler arasndaki ikilik
deildir elbette. Duyulur ve maddi cisimlere gml, daha derin, daha
gizli bir ikiliktir bu: deann etkilemesine maruz kalanla bu etkilemeden
kaan arasndaki yeralt ikilii. Modelle kopya arasndaki deil, kopyalarla
simlakrlar arasndaki ayrm. Saf olu, snrsz-olan, deann etkilemesinden
kurtulup ayn anda hem modele hem kopyaya kar koyan simlakrn
maddesidir. ll eyler dealarn altndadr, ama eylerin de altnda,
dealarn dayatt ve eylerin maruz kald dzenin berisinde alttan-alta
olan, dipten gelen bu delice e yok mu? Platon bu saf oluun dille ok
zel bir iliki iinde olup olmadn da sorgulamtr: bizce Kratylos diyalo
gunun temel anlamlarndan biri budur. Belki de bu iliki dile zseldir;
tpk bir sz ''ak''ndaki gibi, hi durmakszn, gnderme yapt eyin
zerinden kayp gitmeyi srdren delice bir sylem olamaz m? Yoksa iki dil

ve iki eit ''isim'' mi var, birinciler Ideann etkilemesine tabi duraklamalara


ve duraanlklara iaret-ederken ikinciler isyankar hareketleri ya da olular
m ifade ediyor? j Ya da bunlar genel olarak dile isel iki ayr boyut mu, biri
hep dieri tarafndan rtlm, ama dierinin altnda ''dipten gelmeyi'' ve
alttan-alta-olmay srdren iki boyut?
imdiden kurtulma gcne sahip bu saf oluun paradoksu sonsuz
zdeliktir: ayn anda iki ynn, gelecein ve gemiin, dnn ve yarnn,
artnn ve eksinin, fazlann ve azn, etkileyenin ve etkilenenin, nedenin ve
sonucun sonsuz zdelii. Snrlar (mesela fazlann balad an) sabitleyen

2 Platon, Philebos, 24 d [Trkesi: Philebos, S. E. Siyavugil (ev.), MEB Yaynlar, 1 997,


s. 35, eviriyi deitirdim]; Parmenides, 1 54 - 1 5 5 [Trkesi: Parmenides, S. Babr (ev.),
mge Kitabevi, 1 996, s. 81, eviriyi tamamen deitirdim].

3 Platon, Kratylos, 437 vd. Buraya dek sylenenlerle ilgili olarak bkz. Ek I, 1 . yaz
(s. 279-292).

18 Anlamn Mant
ey dildir, ama snrlarn tesine geen ve onlar snrsz bir oluun
sonsuz denkliine teslim eden de dildir ('' kzgn bir maay elinizde fazla
tutmayn, sizi yakacaktr, parmanz fazla derinden kesmeyin, parmanz
kanayacaktr'') . Alice'in maceralarna yol aan tersine evrilmeler buradan
doar. Bymenin ve klmenin tersine evrilmesi: ''hangi yne, hangi
yne?'' diye sorar Alice, daima ayn anda iki yne birden gittiini sezerek;
hatta bir keresinde optik bir yanlsama yznden boyu ayn kalr. imdiden
daima kurtulurken dnn ve yarnn tersine evrilmesi: ''dnn ve yarnn
reeli, ama asla bugnn deil." Artnn ve eksinin tersine evrilmesi: be
gece tek bir geceden be kat daha scaktr, ''ama ayn sebepten dolay be
gecenin be kat daha souk olmas da gerekir''. Etkileyenin ve etkilenenin
tersine evrilmesi: ''kediler yarasalar yer mi?'' sorusu ''yarasalar kedileri
yer mi?'' sorusuna denktir. Nedenin ve sonucun tersine evrilmesi: su
ilemeden nce cezalandrlmak, srlmadan nce barmak, pay etmeden
nce servis yapmak.
Sonsuz zdelik iinde ortaya kan tm bu tersine evrilmeler ayn
sonuca gtrr: Alice'in kiisel zdeliinin tartmal hale gelmesi,
zel ismin yitimi. zel ismin yitimi Alice'in btn maceralar boyunca
yinelenen maceradr. nk zel ya da tekil isim bir bilginin devamll
tarafndan gvenceye alnmtr. Bu bilgi duraklamalara ve duraanlklara
iaret-eden, zel ismin daimi bir iliki iinde olduu genel isimlerde,
isimlemi szckler ve sfatlarda ete kemie brnr. yleyse kiisel
benlik, genel olarak Tanr' ya ve dnyaya gereksinim duyar. Ama isimlemi
szckler ve sfatlar kmeye baladnda, duraklama ve duraanlk
isimleri saf olu fillerince srklenip olaylarn diline kaydnda, benliin,
dnyann ve Tanr'nn btn zdelii kaybolur. Bilginin ve ezberin sna
ndr bu; szckler tersten gelirler, fiiller tarafndan dolambal yollara
srklenirler, bu da Alice'i zdeliinden karr. Adeta olaylar dil yoluyla
bilgiye ve kiilere iletilen bir gerekdln hazzn yaamaktadr. nk
kiinin kendinden emin olmamas olup bitenden bamsz bir kuku deil,
olayn kendisinin nesnel bir yapsdr. Olay daima ayn anda iki yne birden
gider ve bu ifte gzergaha bal olarak zneyi paralar. Paradoks nce tek
yn olarak saduyuyu, sonra da sabit zdeliklerin saptanmas olarak ortak
duyuyu ykan eydir.

Saf Olu Hakknda 19


KNC PARADOKSLAR DZS

YZEYDEK SONULAR HAKKINDA

Stoaclar da iki eit eyi birbirinden ayrrlar: 1) Gerilimleri, fiziksel


nitelikleri, ilikileri, etkileme ve etkilenmeleriyle cisimler ve onlara
karlk gelen ''ey durumlar''. Bu ey durumlar, etkileme ve etkilenmeler
cisimlerin karmlaryla belirlenir. Son kertede, ilksel bir Ate sayesinde
btn cisimler birlik iindedir; cisimler bu ilksel Atete yanp tkenirler
ve ondan itibaren karlkl gerilimlerine gre geliirler. Cisimlerin ve ey
durumlarnn tek zaman imdidir. nk yaayan-imdi edime elik eden,
etkin olann etkilemesini, edilgin olann etkilenmesini ifade eden ve len
zamansal uzamdr. Ama cisimler arasnda birlik olduu lde, etkin ilke
ve edilgin ilke birlik iinde olduu lde, kozmik bir imdi btn evreni
kucaklar: uzayda yalnzca cisimler, zamanda ise yalnzca imdi vardr.
Cisimler dzeyinde nedenler ve sonular 1 yoktur: btn cisimler nedendir,
birbirlerine gre, birbirleri iin nedendir. Kozmik imdinin uzamnda,
nedenler arasndaki birlik Yazg diye adlandrlr.
2) Btn cisimler birbirleri iin, birbirlerine gre nedendir, ama neyin
nedeni? Cisimler bambaka bir doaya sahip birtakm eylerin nedenidir. Bu
sonular cisim deil, tam anlamyla ''cisimsiz''dir. Sz konusu olan, fiziksel
nitelikler ve zellikler deil mantksal ya da diyalektik atfetmelerdir. eyler
ya da ey durumlar deil olaylar. Bunlarn var-olduklarn syleyemeyiz,
daha ziyade alttan-alta-olduklarn ya da iten-ie-olduklarn, bir ey
olmayana, var-olmayan bir olmaya uygun den asgari bir varla sahip

1 Sonu diye evirdiimiz ejfet szc ayn zamanda etki anlamna da geliyor. Deleuze
kitap boyunca bu szc kullanrken hep iki anlam da hesaba katyor. Bkz. 11. dizinin
4. dipnotu. (. n.)

20 Anlamn Mant
olduklarn syleyebiliriz. Bunlar isim ya da sfat deil fiildir. Erkin ya da
edilgin deil, etkileme ve etkilenmelerin neticeleri, ''nfuz-edilemezler''
- nfuz-edilemez neticeler. Yaayan-imdiler deil mastarlar: snrsz
Aion, daima imdiden kurtularak sonsuzca gemie ve gelecee blnen
olu. yle ki zaman iki kez, biri dierini dlayan iki tamamlayc tarzda
kavranmaldr: hem etkileyen ve etkilenen cisimlerde yaayan-imdi olarak
zaman, hem de cisimlerin, onlarn etkileme ve etkilenmelerinin neticesi
olan cisimsiz sonularda sonsuzca gemi-gelecee blnebilir unsur olarak
zaman. Zamanda sadece imdi var-olur ve gemile gelecei birletirir,
kendinde eritir, ama zamanda sadece gemi ve gelecek iten-ie-olur ve
her imdiyi sonsuzca bler. Zamann ardk boyutu deil iki ezamanl
okunuu.
Emile Brehier'nin Stoac dnceyi gzelce sergiledii bir almasnda
syledii gibi: ''Neter eti kestiinde, birinci cisim ikincisi zerinde yeni
bir zellik deil yeni bir atfetme retir, kesilmi olmann atfedilmesi. Bu
atfetme hibir gerek zellie iaret etmez. . . , aksine (o) daima bir fiille
ifade edilir, bu da onun bir varlk deil bir olma tarz olduunu gsterir...
Bu olma tarz bir bakma varln snrnda, yzeyinde bulunur ve onun
doasn deitiremez: aslna baklrsa o ne etkin ne edilgindir, nk
edilginlik etkiye maruz kalan bir cisimsel doa gerektirecektir. Sadece ve
sadece bir neticedir o, varlklar arasnda snflandrlmamas gereken bir
sonu ... (Stoaclar) onlardan nce kimsenin yapmad eyi yapp iki olma
dzlemini batan sona (birbirinden ayrrlar) : bir yanda derin ve gerek
varlk, kuvvet vardr, dier yanda ise varln yzeyinde ortaya kan ve
sonsuz bir cisimsiz olmalar okluu meydana getiren olgular dzlemi." 2
Yine de cisimler iin bymek, klmek, kesilmek gibi olaylardan
daha isel, daha zsel ne olabilir? Stoaclar cisimlerin kalnlnn karsna
sadece yzeyde ortaya kan, ayrdaki buhar gibi olan (hatta buhardan
da az, nk buhar da bir cisim) bu cisimsiz olaylar kararak ne demek
istiyorlar? Cisimlerde, cisimlerin derinliinde var-olan ey karmlardr: bir
cisim dierine nfuz eder ve paralarnn tamamnda onunla birlikte-var
olur, denizdeki arap damlas ya da demirdeki ate gibi. Bir cisim dierinden
ekilir, kasedeki sv gibi. Genel olarak karmlar niceliksel ve niteliksel ey

2 Emile Brehier, La 7heorie des incorporels dans l'ancien stoi'cisme, Vrin, 1928 , s. 11-13.

Yzeydeki Sonular Hakknda 21


durumlarn, bir btnn boyutlarn ya da demirin kzdrlmln, bir
aacn yeilini belirlerler. Oysa ''bymek'', ''klmek'' , ''kzdrlmak'',
''yeermek'' , ''kesmek'', ''kesilmek'' vb. derken kastettiimiz bambaka bir
eydir: artk sz konusu olan, ey durumlar ya da cisimlerin derinlerindeki
karmlar deil, bu karmlarn neticesi olan, yzeydeki cisimsiz olaylardr.
Aa yeeriyor . . 3 Bir felsefenin dehas her eyden nce varlklara ve
.

kavramlara getirdii yeni dalmlarla llr. Stoaclar bir snr izmekte,


bu snr daha nce kimsenin snr grmedii bir yerden geirmektedirler:
bu bakmdan dnce de tamamen yer deitirmektedir.
Stoaclar ncelikle nedensel ilikiyi yepyeni bir biimde ikiye blerler.
Bu ilikiyi paralarna ayrp her iki tarafta tekrar birer birlik meydana
getirirler. Nedenleri nedenlerle ilikilendirip nedenler arasnda bir
bant olduunu ne srerler (yazg). Sonular sonularla ilikilendirip
sonular arasnda baz balar olduunu kabul ederler. Ama bunu ayn
ekilde yapmazlar: cisimsiz sonular asla birbirlerinin nedeni deildir,
her bir durumda belki gerek nedenleri olarak bal olduklar cisimlerin
greli birliini ya da karmn ifade eden yasalar uyarnca sadece ''yar
neden'' <lirler. yle ki zgrlk iki tamamlayc ekilde kurtarlm olur:
hem nedenlerin bants olarak yazgnn iselliinde, hem sonularn ba
olarak olaylarn dsallnda. Bu sayede Stoaclar yazgyla zorunluluu
kartlk iine sokabilirler.4 Epikurosular da nedenselliin yine zgrl
temellendiren bir baka blmleniini gerekletirirler: onlar nedenle
sonucun homojenliini korurlar, ama nedensellii, karlkl bamszlklar
clinamen tarafndan gvenceye alnm atomik dizilere gre paralara
ayrrlar - bu kez zorunluluksuz yazg deil, yazgsz nedensellik vardr. 5
Her iki durumda da, Aristoteles'in yapt ya da Kant'n yapaca gibi

3 Bu rnekle ilgili olarak bkz. Brehier'nin yorumlar, s. 20.


4 Gerek i nedenler ve snrl "ortak-yazgllk" ilikilerine giren d nedenler arasndaki
ayrmla ilgili olarak bkz. Cicero, Defoto, 9, 13, 15 ve 16.
5 Epikurosularn da Stoaclarnkine ok yakn bir olay anlay vardr: Epikuros,
Herodotos'a Mektup, 39-40, 68-73 ve Lucretius, De rerum natura, I, 449 vd. [Trkesi:
Evrenin Yaps, Turgut Uyar - 'fomris Uyar (ev.), Norgunk, 20 1 1 ] . Lucretius
"Tyndareos'un kz karld ..." olayn inceler. Eventa'y (klelik-zgrlk, yoksulluk
zenginlik, sava-bar) conjuncta'yla (cisimlerden ayrlamaz olan gerek nitelikler) kartlk
iinde dnr. Olaylar [eventa] tam olarak cisimsizlere benzemese de Lucretius onlarn

22 Anlamn Mant
nedensellik tipleri ayrt etmek yerine nedensel ilikiyi ayrtrmakla ie
balanr. Bu ayrtrma da bizi daima dile gtrr; ya nedenler dzeyinde
bir isim ekiminin varlyla, ya da greceimiz gibi sonular dzeyinde bir
fiil ekiminin varlyla karlarz. 6
Cisimler ya da ey durumlaryla sonular ya da cisimsiz olaylar
arasndaki bu yeni ikilik felsefede bir altst olua yol aar. rnein
Aristoteles'te, btn kategoriler Varla bal olarak sylenir; fark da
varln iinden, birincil anlam olan tzle tze ilinek olarak yklenen dier
kategoriler arasndan geer. Oysa Stoaclar iin, ey durumlar, nicelikler
ve nitelikler de en az tz kadar varlktrlar (ya da cisimdirler), tzn
parasdrlar ve bu bakmdan, var-olmayan olma olarak cisimsizi kuran bir
varlk-dnn karsnda yer alrlar. O halde en yksek terim Varlk deil
Herhangi-bir-eydir, aliquid'dir, bu Herhangi-ey varl ve var-olmayan,
var-olular ve iten-ie-olular kapsar.7 stelik Stoaclar, Platonculuun
ilk byk tersine evriliine, radikal tersine evriliine girimilerdir. nk
durumlar, nitelikleri ve nicelikleriyle cisimler tzn ve nedenin btn
zelliklerini stlenirken, bunun tersine deann zellikleri de dier tarafa,
bu nfuz-edilemez, yaltk, etkisiz varlk-dna, eylerin yzeyine der:
desel olan, cisimsiz olan, artk bir ''sonu' t' an baka bir ey olamaz.
Bunlardan kan sonu son derece nemlidir. nk Platon'da
eylerin derinliinde, topran derinliinde, deann etkilemesine boyun
eenle bu etkilemeden kap kurtulan arasnda (kopyalar ve simlakrlar
arasnda) karanlk bir mcadele srp gitmekteydi. Sokrates her eyin,
kln, kirin, amurun bile bir deas var m - yoksa hep inatla deadan

kendi bana var-olmadn, nfuz-edilemez olduunu, maddenin hareketlerinin, cisimlerin


etkileme ve etkilenmelerinin saf neticeleri olduunu syler. te yandan, grne gre,
Epikurosular bu olay teorisini gelitirmemitir; bunun nedeni belki de olay homojen bir
nede1selliin gereklerine uydurmu ve kendi simkkr anlaylarna tabi klm olmalardr.
Bkz. Ek[, 2. yaz (s. 293-308).
6 Deleuze, declinaison ve conjugaison szcklerinin farkl anlamlaryla oynuyor.
Declinaison, hem isim ekimini belirtiyor, hem de sapma anlamna geliyor ve Epikurosularn
aromlarn sapmasn ifade etmek iin kullandklar clinamen szcn karlyor. Benzer
biimde, conjugaison hem fiil ekimini belirtiyor, hem de birleme, birletirme anlamna
geliyor ve Stoaclarn sonular arasnda kurduklar ilikiyi ifade ediyor. (. n.)
7 Bkz. Plotinos, VI, [, 25: Stoac kategorilerin serimlenii (ayrca Brehier, s. 43).

Yzeydeki Sonular Hakknda 23


kaan eyler mi var? diye sorduunda bu mcadelenin yanks hissedilir.
Ancak Platon'da da bu eyler tamamen gmlm, tamamen bastrlm,
cisimlerin derinliine itilmi, okyanusta boulmu deildir. te imdi her ey
tekrar yzeye kyor. Stoac mdahalenin neticesi budur: snrsz-olan tekrar
ykselir. Deli-olu, snrsz-olu artk uuldayan bir dip deildir, eylerin
yzeyine kar ve nfuz-edilemez hale gelir. Artk sz konusu olan, dipten

kurtulan ve her yere szan simlakrlar deil kendi yerlerinde ortaya kan
ve ileyen sonulardr. Nedensel anlamda sonular, ayrca iitsel, grsel ya
da dilsel ''etkiler'' - bundan daha az ya da ok daha fazlas, nk onlarda
artk cisimsel hibir ey yoktur ve onlar imdi tmyle idedir. . . deadan
kaan ey yzeye, cisimsiz snra ykselmitir ve artk olanakl btn
ideal/ii o temsil eder, ideallik nedensel ve zihinsel etkililiinden yoksun
braklr. Stoaclar yzeydeki sonular kefetmilerdir. Simlakrlar yeralt
isyanclar olmay brakp sonularn/etkilerini ortaya karrlar (bunlar
Stoac terminolojiden bamsz ekilde ''fantazm'' olarak adlandrmak da
mmkndr). En derine gml olan, en grnr hale gelir, olula ilgili
btn eski paradokslarn yepyeni bir genlik iinde tekrar ekillenmesi
gerekir - dnm.
Snrsz-olu olayn ta kendisi haline gelir; gelecekle gemii, etkileyenle
etkileneni, nedenle sonucu kendine zg biimde tersine eviren idesel,
cisimsiz olay haline gelir. Gelecek ve gemi, art ve eksi, fazla ve eksik,
zaten ve henz-deil tersine evrilir: nk sonsuzca blnebilir olay daima
her ikisi birdendir; ebediyen, olup bitmi olan ve olup bitecek olandr,
ama asla olup biten deildir (fazla derinden kesmek ve o kadar derinden
kesmemek) . Etkileyen ve etkilenen tersine evrilir: nk nfuz-edilemez
olan olay, bunlarn biri ya da dieri olmad, ortak neticesi olduu lde
(kesmek-kesilmek) etkilemeyi ve etkilenmeyi kolayca birbirinin yerine
geirir. Neden ve sonu tersine evrilir: nk olaylar, asla sonulardan
baka bir ey olmadklar iin, birbirleriyle yar-neden fonksiyonlarna ya da
hep tersine evrilebilir yar-nedensellik ilikilerine kolayca girerler (yara ve
yarann kabuk balamas) .
Stoaclar paradokslara merakldrlar, paradokslar icat ederler. Diogenes
Laertios'un birka sayfaya sdrd artc Khrysippos portresini bir kez
daha okumak gerekir. Stoaclar belki de paradoksu yepyeni bir biimde,
hem dil iin bir analiz arac olarak hem de olaylar iin bir sentez yolu olarak

24 Anlamn Manr
kullanyorlar. Diyalektik cam da, nermelerde ifade edilen cisimsiz olaylarn
ve nermeler aras ilikilerde ifade edilen olay balarnn bu bilimidir.
Diyalektik aslnda birletirme [conjugaison] sanatdr (bkz. confatalia ya da
birbirlerine bal olan olay dizileri). Ama hem snrlar koymak hem de bu
snrlarn tesine gemek dilin iidir: dil durmadan kapsam deien ve ele
alnan dizideki bantnn tersine evrilmesine olanak veren terimler ierir
(rnein fazla ve eksik, ok ve az) . Olay olula, olu ise dille ayn kapsama
sahiptir; o halde paradoks znde ''soric''cir, yani olua bal olarak art arda
gelen eklemeler ve karmalarla ileyen bir soru nermeleri dizisidir. Her ey
eylerle nermelerin snrnda olup bitmektedi r. Khrysippos unu retir:
''Bir ey diyorsan, bu senin azndan kyor; araba diyorsun, o halde araba
senin azndan kyor." 8 Burada, benzeri ancak Zen Budizminde ya da
ngiliz ve Amerikan nonsense'inde bulunabilecek bir paradoks kullanm
vardr. Bir yandan en derin olan, dolayszdr; dier yandan dolaysz olan,
dildedir. Paradoks derinliin yerinden edilmesi, olaylarn yzeye serilmesi,
dilin bu snr boyunca almas olarak ortaya kar. Derinliklerin ya da
yksekliklerin sanat olan khne ironi karsnda, mizah yzeyin sanatdr.
Zaten sofistler ve Kynikler mizah Sokracesi ironiye kar felsefi bir silaha
dntrmlerdir, ama Scoaclarla birlikte mizah kendi diyalektiine,
kendi diyalektik ilkesine ve doal yerine, kendi saf felsefi kavramna
kavuur.
Scoaclarn balatt bu giriimi kendi adna Lewis Carroll da
gerekletirir. Daha dorusu, onu kendi adna devam ettirir. Carroll'n
btn yaptnda, varlklardan, eylerden ve ey durumlarndan farkl
olarak olaylar sz konusudur. Ama Alice Harikalar lkesinde'nin ba
(ilk yars) , olaylarn ve ierdikleri snrsz oluun gizini hala topran
derinliinde, gitgide ukurlaan ve derinleen kuyularda ve yuvalarda,
birbirlerine nfuz eden ve birlikte-var-olan cisimlerin karmlarnda
aramaktadr. Oysa anlat ilerledike, derinlere inme ve gmlme
hareketleri yerini soldan saa ve sadan sola, enlemesine kayma
hareketlerine brakr. Derinliklerdeki hayvanlar nemsizleirler, yerlerini
kalnl olmayan iskambil figrlerine brakrlar. Eski derinliin yaylp

8 Diogenes Laercios, nl Filozoflarn Yaamlar ve retileri, C. encuna (ev.), YKY,


2003, s. 367-368. (. n.)

Yzeydeki Sonular Hakknda 25


serildii, en haline geldii sylenebilir. Snrsz olu imdi tamamen bu
tersyz edilmi ende bulunmaktadr. Derin olmak bir iltifat olmaktan
kmtr. Yalnzca hayvanlar derindir, stelik de en soylular deil, en
soylular dz hayvanlardr. Olaylar kristaller gibidir, ancak kenarlardan,
kenarlar zerinde olu iine girerler ve byrler. Kekemenin ya da solan
asl gizi buradadr ite: derinlere inmek deil yzey boyunca kaymaktr
sz konusu olan, yle ki artk eski derinlik hibir ey deildir, yzeyin ters
ynne indirgenmitir. Ancak kayp giderek dier tarafa geilebilir, nk
dier taraf ters ynden ibarettir. Perdenin arkasnda grlecek hibir ey
yoktur, nk grlebilir her ey ya da daha dorusu btn olanakl bilgi
perde boyunca uzanmaktadr. Yerleri deitirmek, san sol olmasn ve
tersini salamak iin perdeyi olabildiince uzaa giderek ve olabildiince
dmdz, olabildiince yzeysel olarak izlemek yeterlidir. O halde Alice' in
birok maceras deil tek bir maceras vardr: yzeye k, sahte derinlii
reddedii, her eyin snrda olup bittiini kefetmesi. Bu yzden Carroll
ngrm olduu ilk balk olan ''Alice'in Yeralt Maceralar''ndan
vazgeer.
Aynann inden iin daha da dorudur tm bunlar. Bu kez,
eylerden radikal biimde farkl olan olaylar artk derinlikte deil
yzeyde, cisimlerden kap kurtulan o incecik cisimsiz buharda, cisimleri
saran hacimsiz zarda, onlar yanstan aynada, dzleme datan satran
tahtasnda aranr. Alice artk derinlere inemez, cisimsiz ikizini serbest
brakr. Cisimlerden cisimsize gemek iin snr izlemek, yzey boyunca
ilerlemek gerekir. Paul Valery' nin derin bir sz vardr: ''en derin olan
tendir'' der. Byk bilgelik gerektiren ve bir etii beraberinde getiren
Stoac keif. Sadece kenarlardan byyp klen kk kzn kefidir
bu: kzarmak ve yeermek iin bir yzey. Kk kz, olaylarn btn o
derinliksiz uzanm katettii lde cisimlere etkide bulunduunu, onlar
kestiini ve zedelediini bilir. Daha sonra, byk insanlar dip tarafndan
yutulurlar, aa yuvarlanrlar ve fazlasyla derin olduklar iin hibir eyi
anlamazlar. Neden Stoacla zg, aa yeeriyor, neter kesiyor, sava
ya olacak ya olmayacak trnden rnekler Lewis Carroll iin de birer
esin kayna olmay srdryor? Alice ismini aalarn nnde yitirir,
Humpty Dumpty Alice' e bakmakszn bir aala konuur. Ve ezbere
sylenen szler savalar ilan eder. Her yerde yaralar, kesikler. Peki rnek

26 Anlamn Manr
mi bunlar? Yoksa her olay bu trden mi, orman, sava ve yara m? stelik
bu, yzeyde olup bittii lde her ey daha derin, cisimler boyunca
ilerledii lde her ey daha cisimsiz deil mi? Tarih bize doru yollarn
temelinin olmadn, corafya ise topran ancak ince bir katmanda
verimli olduunu retir.
Stoac bilgeliin tekrar kefedilmesi kk kzla snrl deildir.
Lewis Carroll'n genelde olan ocuklarndan nefret ettii dorudur.
Olanlarda fazlaca derinlik, dolaysyla fazlaca sahte derinlik, sahte
bilgelik ve hayvanlk vardr. Alice Harikalar lkesinde'de erkek bebek
domuza dnr. Genel bir kural olarak, yalnz kk kzlar Stoacl
anlarlar, olay duygusuna sahiptirler ve cisimsiz ikizlerini serbest brakrlar.
Ama kk bir olann kekeme ve solak olmas, bylelikle yzeyin iki
yn olarak anlam fethetmesi mmkndr. Lewis Carroll'n olanlara
ynelik nefreti, derin bir bocalamadan ziyade tmyle Carroll'a zg bir
kavramla, yzeysel ters evirmeyle aklanabilir. Sylvie ve Bruno'da, kk
olan mucit roln stlenir, derslerini her yoldan, tersten, dzden, stten
ve alttan (ama asla ''temelden'' deil) renir. Sylvie ve Bruno adl byk
roman, Alice Harikalar lkesinde'de tasla beliren, Aynann inden'de
devam eden geliimi u noktasna tar. lk ksmn hayranlk verici sonu
blm Dou'ya bir vgdr, btn iyi eyler Dou'dan gelmitir: ''hem
umut edilen eylerin tz hem grnmez eylerin varl." Barometre bile
ne iner ne kar, enlemesine yanlara doru gider ve yatay zaman sunar. Bir
ekip uzatma makinesi arklar bile uzatr. Fortunatus'un bir Mbius eridi
olarak betimlenen para kesesi ise d yzeyi i yzeyiyle devamllk iinde
olacak ekilde in the wrong way dikilmi mendillerden yaplmtr: o btn
dnyay sarp sarnalar ve ieride olann darda olmasn, darda olann
da ieride olmasn salar. 9 Sylvie ve Bruno'da, gerekten de ve cisimlerden
cisimsize gei teknii oaltlm, batan sona yenilenmi, mkemmellie
vardrlmtr. Ama daima yzey boyunca, snr boyunca ilerleyerek, bir
halka sayesinde dier tarafa geilir. Tersle yzn devamll tm derinlik
katmanlarnn yerini alr; btn olaylar iin geerli olan tek bir Olaydaki

9 Para kesesiyle ilgili bu betimleme, Lewis Carroll' n yazd en gzel sayfalar arasndadr:
Sylvie and Bruno concluded, VII. blm.

Yzeydeki Sonular Hakknda 27


yzey sonular oluu ve paradokslarn dile ykselcir. 10 Lewis Carroll'n 7he
Dynamics ofa Parti-ele balkl bir makalede dedii gibi, ''Dz yzey belli
bir sylemi niceler. . . "

1 O Yzeyin bu kef, derinliin bu elecirisi modern edebiyatn temel bir unsurunu


oluturur. Robbe-Grillet' nin yapt bunlardan beslenir. Baka bir ekilde, ayn temalar
Klossowski'd e, Roberte'in stderisiyle eldiveni arasndaki ilikide de buluruz. Klossowski'nin
bu konudaki saptamalar iin bkz. Lois de l'hospitalite 'nin "sonsz", s. 335, 344. Ya da
Michel Tournier, Vendredi ou fes limbes du Paciflque, s. 58-59 [Trkesi: Cuma ya da Pasifik
Arafi, M. F.ce (ev.), Ayrnc Yaynlar, 1 994, s. 56, eviriyi deicirdim]: "Krce derinlie
yzeysellikten daha ok deer veren ve yzeysel'in geni boyutlu deil az derinlikli, buna
karlk derin' in az yzeysel deil ok derinlikli demek olduunu savunan ne garip bir yan
tucma. Oysa ak gibi bir duygu, eer byle bir duyguyu lmek mmknse, bana yle
geliyor ki derinliinin derecesinden ok yzeyselliinin byklyle llr... " Bkz. Ek il,
1 . yaz (s. 309-33 1) ve 2. yaz (s. 332-352).

28 Anlamn Manc
NC DZ

NERME HAKKINDA

Bu sonu-olaylarla dil arasnda, hatta dilin olanakll arasnda zsel


bir iliki vardr: ifade edilmek ya da ifade edilebilir olmak, en azndan
olanakl nermelerle dile getirilmek ya da dile getirilebilir olmak olaylara
zgdr. Ama nermede birok iliki var; bunlardan hangisi yzeydeki
sonulara, olaylara karlk geliyor?
Birok yazar nermede ayr iliki olduunu kabul etmede uzlar.
Bunlarn ilki iaret-etme ya da belirtme olarak adlandrlr: bu, nermenin
dsal bir ey durumuyla (datum) ilikisidir. ey durumu bireylemitir,
u ya da bu cismi, cisim karmlarn, nitelikleri ve nicelikleri, ilikileri
kapsar. aret-etme, szcklerle ey durumunu ''temsil etmesi'' gereken zel
imgelerin birbirlerini artrmas yoluyla iler: szcn, nermedeki
herhangi bir szcn artrd tm imgeler arasndan verili duruma
karlk gelenleri semek, ayrmak gerekir. O halde iaret-edici sezgi,
''budur'', ''bu deildir'' eklinde kendini ifade eder. Szcklerle imgelerin
birbirini artrmasnn ilksel mi tremi mi, zorunlu mu rastlantsal m
olduu sorusunu henz soramayz. u an iin nemli olan, her halkarda
nermedeki baz szcklerin, baz dilsel paracklarn imgelerin seimi iin,
dolaysyla tek tek ey durumlarna iaret-etmek iin bo biimler olarak
kullanlmasdr. Bu szckleri evrensel kavramlar olarak ele almak yanl
olur, salt ''iaret-edici'' ya da Benveniste'in dedii gibi belirtici rolne
sahip biimsel tekil/erdir bunlar. Bu biimsel belirticiler bu, u, o; burada,
orada; dn, imdi vb.'dir. zel isimler de belirtici ya da iaret-edicidir,
ama onlarn ayr bir nemi vardr, nk yalnz zel isimler tamamen
maddi tekillikler oluturabilir. Mantksal olarak, iaret-etmenin lt ve
temel unsuru doru ve yanltr. Doru, bir iaret-etmenin ey durumu

nerme Hakknda 29
tarafndan gerekten doldurulmas, belirticilerin gereklemesi ya da uygun
imgenin seilmesi demektir. ''Her durumda doru'' , doldurmann seime
gerek kalmadan, szcklerin artrabilecei zel imgeler sonsuzluu
iin meydana gelmesi demektir. Yanl, ya seilen imgelerdeki bir hata,
ya szcklerin artrabilecei bir imge retmenin radikal olanakszl
yznden iaret-etmenin doldurulmam olmas demektir.
nermedeki ikinci iliki ou kez da-vurma olarak adland rlr. Sz
konusu olan, nermenin konuan ve kendini ifade eden zneyle ilikisidir.
O halde da-vurma nermeye karlk gelen arzu ve inanlarn dile
getirilii olarak ortaya kar. Arzular ve inanlar armlar deil nedensel
karmlardr. Arzu, karlk gelen nesnenin ya da ey durumunun varoluu
bakmndan bir imgenin i nedenselliidir; bununla balantl olarak inan,
varoluu dsal bir nedensellik tarafndan retilmesi gerekecek ekilde bu
nesnenin ya da ey durumunun beklenmesidir. Buradan da-vurmann
iaret-etmeye gre ikincil olduu sonucuna varamayz: aksine da-vurma
iaret-etmeyi olanakl hale getirir ve karmlar armlarn tredii
sistematik bir birlik olutururlar. Hume bunu derinlemesine grmtr:
neden-sonu armnda, ''ilikiye dayal karm'' ilikinin kendisinden
nce gelir. Da-vurmann bu ncelii dilbilimsel analiz tarafndan
dorulanr. nk nermede zel paracklar olarak ''da-vurucular'' vardr:
ben, sen; yarn, her zaman; baka yerde, her yerde vb. zel ismin ayrcalkl
bir belirtici olmas gibi, Ben de temel da-vurucudur. Ama Ben' e bal olan,
sadece dier da-vurucular deildir, belirticiler kmesi de ona dayanr. 1
Belirtme ya da iaret-etme bireysel ey durumlarn, zel imgeleri ve tekil
iaret-edicileri kapsyordu, oysa Ben bata olmak zere da-vurucular, tm
olanakl iaret-etmeler iin temel oluturan kiisellik alann kurar. Son olarak,
iaret-etmeden da-vurmaya geerken, mantksal deerlerde Cogito'nun
temsil ettii bir deiiklik olur: artk doru ve yanl deil doruculuk ve
aldatclk vardr. Descartes, balmumu parasna ilikin mehur analizinde,
balmumunda kalc olann ne olduunu aratrmaz, metinde bu problemin

1 Benveniste tarafndan ortaya konan "balayclar" teorisi iin bkz. Problemes de


linguistique generale, Gallimard, 20. blm [Trkesi: ''Adllarn z Nitelii", Genel Dilbilim
Sorunwr, E. ztokat (ev.), YKY, 1 995, s. 173-1 78]. "Yarn" dnden ve imdiden ayryoruz,
nk "yarn" ncelikle bir inan ifadesidir ve ancak ikincil olarak belirtici deere sahiptir.

30 Anlamn Mant
szn bile etmez, cogito'da da-vurulan Ben'in balmumuna zdelik
kazandran iaret-etme yargsn nasl temellendirdiini gsterir.
mleme terimini nermenin nc boyutu iin kullanmalyz: bu kez
szcn evrensel ya da genel kavramlarla, sentaktik bantlarn kavram
ierimleriyle ilikisi sz konusudur. mleme asndan, nermenin elerini
daima kavram ierimlerinin ''imleyen''i olarak ele alrz ve bu ierimler
nermemizin nclleri olarak kullanlabilecek baka nermelere gnderme
yapabilir. mleme bu kavramsal ierim dzenince belirlenir. Bu dzen iinde,
ele alnan nerme ancak szcn en genel anlamyla bir ''tantlama''nn
esi olarak, yani ya ncl ya sonu olarak devreye girer. O halde esas
dilsel imleyenler ''ierir'' ve ''yleyse'' dir. erim ncllerle sonu arasndaki
ilikiyi belirleyen imdir; ''yleyse'' , ierimler sayesinde varlan sonucu kendi
bana kabul etme olanan belirleyen ne srme imidir. En genel anlamyla
tantlamadan sz ederken, nermedeki imlemenin daima kendisine karlk
gelen dolayl bir ileyi iinde, yani sonucu olduu ya da tersine sonucunu
olanakl kld baka nermelerle iliki iinde olmasn kastediyoruz.
Buna karlk, iaret-etme dolaysz ileyie dayanr. Tantlama yalnzca dar
anlamyla tasmsal ya da matematiksel olarak deil, ayn zamanda fiziksel
adan olaslklar anlamnda ya da ahlaki adan sz-vermeler ve balanmalar
anlamnda da anlalmaldr; bu son durumda sonucun ne srlmesi,
verilen szn gerekten tutulduu anla temsil edilir.2 mlemenin ya da
bu ekilde anlalan tantlamann mantksal deeri artk doruluk deil,
ierimlerin hipotetik kipinin de gsterdii gibi doruluk kouludur, bir
nermenin doru ''olmasn'' salayan koullar btndr. Koullu olan
ya da sonu olarak ulalan nerme yanl olabilir, var-olmayan bir ey
durumuna fiilen iaret-ettii lde ya da dolayszca dorulanmad lde
nerme yanltr. mleme doruluu temellendirirken hatay da olanakl hale
getirir. Bu yzden doruluk koulu yanlla deil samayla kartlk iindedir.
Sama, imlemesi olmayan, ne doru ne yanl olabilen eydir.

2 rnein Brice Parain, isimlendirmeyi (iaret-etmeyi) tantlamayla (imlemeyle)


kartlk iine sokarken, tantlamay yerine getirilmesi gereken bir programdaki, tutulmas
gereken bir szdeki, gerekletirilmesi gereken bir olanaktaki ahlaki anlam da kapsayacak
ekilde anlar, tpk bir "ak tantlamas''nda ya da "seni hep seveceim" cmlesinde olduu
gibi. Bkz. Recherches sur la nature et !esfonctions du langage, Gallimard, V. blm.

nerme Hakknda 31
mleme de da-vurmaya ve iaret-etmeye gre birincil midir sorusu
ancak karmak bir biimde yantlanabilir. nk da-vurmann iaret
etmeye gre birincil olmas, kurucu olmas, belli bir adan bakldnda
geerlidir. Klasik bir ayrma bavurarak, bunun sz asndan byle
olduunu syleyelim (sessiz bir sz de olabilir bu). Szn dzeninde,
balayan ve mutlak olarak balayan, Ben'dir. O halde bu dzen iinde,
Ben, sadece temellendirdii tm olanakl iaret-etmelere gre deil, ierdii
tm imlemelere gre de birincildir. Tam da bu adan bakldnda,
kavramsal imlemeler kendi balarna geerli deildirler ve kendi balarna
aa kmazlar: kendini kendi da-vuruluuna zde, dolayszca anlalr
bir imlemeye sahip olarak sunan Ben tarafndan ima edilmenin tesine
gemezler. Bu yzden Descartes, insann akl sahibi hayvan olarak
tanmlann Cogito olarak belirleniiyle kartlk iinde dnebilir:
nk bunlarn ilki, imlenen kavramlarn belirtik biimde gelitirilmesini
gerektirir (hayvan nedir? akl sahibi nedir?), oysa ikincisinin sylenir
sylenmez anlald varsaylr. 3
O halde da-vurmann yalnzca iaret-etmeye gre deil imlemeye
gre de bu ncelii, imlemelerin doal olarak rtk kald bir ''sz''
dzeni iinde anlalmaldr. Benlik sadece sz dzeni asndan kavramlara
gre, dnyaya ve Tanr'ya gre biricildir. Ama eer imlemelerin kendi
balarna geerli olduklar ve gelitikleri bir baka dzen varsa, o zaman
imlemeler o dzende birincil olurlar ve da-vurmay temellendirirler. Bu
dzen tam da dilin dzenidir: bir nerme dil dzeninde ancak ncl ya
da sonu olarak ortaya kabilir, bir zneyi da-vurmadan, hatta bir ey
durumuna iaret-etmeden nce kavramlarn imleyeni olarak kendini
gsterir. te bu adan, Tanr ya da dnya gibi imlenen kavramlar, da
vurulan kii olarak benlie ve iaret-edilen nesneler olarak eylere gre
daima birincildir. Daha genel olarak, Benveniste sadece szcn (ya da
daha dorusu szcn iitsel imgesinin) kavramla ilikisinin rastlantsal
deil zorunlu olduunu gstermitir. Sadece szcn kavramla ilikisi
dier ilikilerin sahip olmad bir zorunluluk sergiler; dier ilikiler
dolaysz olarak ele alndklar srece rastlantsallk iinde kalrlar ve ancak
bu ilk ilikiye dayandrldklarnda rastlantdan kurtulurlar. Dolaysyla,

3 Descarces, relsefenin ilkeleri, 1, 1 O.

32 Anlamn Mant
szcn artrd zel imgeleri deitirme olana, ''bu deildir,
budur'' eklinde bir imgenin yerine dierini geirme olana ancak imlenen
kavramn sabitliiyle aklanr. Ayn ekilde, eer arzularn ve inanlarn
da-vurulmasn salayan szckler ncelikle bu arzular ve inanlar
imleyici klan kavramlara ve kavram ierimlerine gnderme yapmasayd,
arzular ihtiyalarn sradan aciliyetinden ayr bir beklentiler, hatta devler
dzeni oluturamazd, inanlar sradan kanlardan ayr bir karmlar
dzeni meydana getiremezdi.
Bununla birlikte, imlemenin iaret-etmeye gre nceliini varsaymak
hassas bir problemi de dourur. '' yleyse'' dediimizde, bir nermeyi
sonu olarak ele aldmzda, onu bir ne srmenin nesnesi haline getiririz,
yani nclleri bir yana brakrz ve sonucu kendi bana, bamsz olarak
kabul ederiz. Sonucu, onun imlemesini kuran ierimlerden bamsz
olarak, iaret-ettii ey durumuna dayandrrz. Ama bunun iin iki koul
gereklidir. lk olarak, ncllerin gerekten doru olarak kabul edilmesi
gerekir; bu da zaten bizi saf ierim dzeninden kmaya zorlar, nclleri de
nceden varsaydmz iaret-edilen bir ey durumuna dayandrrz. Ama
sonra, A ve B ncllerinin doru olduunu varsaysak bile bunlardan sz
konusu Z nermesini karabilmek, bu nermeyi ncllerinden koparp
ierimden bamsz olarak kendi bana kabul edebilmek iin, A ve B
doru olduu takdirde bu nermenin de doru olacan kabul etmemiz
gerekir. Bu da bir C nermesi oluturur, ierim dzeni iinde kalan, ondan
kurtulmay baaramayan bir C nermesi; nk o da A, B ve C doruysa Z
de dorudur diyen bir D nermesine dayanr. . . ve sonsuza dek byle gider.
Btn sembolik ierim ve imleme teorisi iin belirleyici bir nem tam
olan, mantn temelindeki bu paradoks, Lewis Carroll'n '' Kaplumbaann
Akhilleus' a dedii'' adl mehur metninde ele ald paradokstur. 4 zetle:
bir elimizle sonucu ncllerden koparrz, ama daima dier elimizle
sonucun koparlamaz olduu baka ncller eklemek kouluyla. Bu da
aslnda imlemenin asla homojen olmadn, '' ierir'' ve ''yleyse'' imlerinin
tmyle heterojen olduunu, ierimin iaret-etmeyi temellendirebilmek

4 Bkz. Lewis Carroll, Logique sans peine iinde, Gatregno ve Coumet (ev.), Herman1.
Carroll'n bt paradoksuyla balantl geni edebi, mantksal ve bilimsel bibliyografya
hakknda Ernest Coumet'nin yorumlarna baklabilir, s. 2 8 1 -288.

nerme Hakknda 33
iin onun nce ncllerde, sonra sonuta zaten hazr halde bulunduunu
kabul etmesi gerektiini sylemektir.
aret-etmeden da-vurmaya sonra imlemeye, ama imlemeden de
da-vurma ve iaret-etmeye bir ember iinde srkleniyoruz, nermenin
emberi iinde. Bu boyutla yetinmeli miyiz, yoksa drdnc bir boyut
olarak anlam da bunlara eklememiz mi gerek sorusu ekonomik ya da
stratej ik bir sorudur. nceden verili boyutlara karlk gelecek a posteriori
bir model ina etmek zorunda olduumuz iin deil. Daha ziyade modelin
kendisinin ieriden a priori olarak ileyebilmesi gerektii iin. Model,
uuculuu nedeniyle dardan deneyim yoluyla tannmas mmkn
olmayan ek bir boyutu iin iine katmak zorunda kalabilir. O halde, sz
konusu olan yalnzca de Jacto deil, de jure bir sorudur. te yandan, de
Jacto bir soru da var ve onunla balamak gerekiyor: anlam bu boyuttan
birine, iaret-etme, da-vurma ya da imlemeye yerletirilebilir mi? lk
olarak, bunun iaret-etme iin olanaksz grnd yant verilebilir. aret
etme, doldurulduunda nermenin doru olmasn, doldurulmadnda
ise yanl olmasn salayan eydir. Oysa anlamn nermeyi doru ya da
yanl klan eyden ibaret olmad aktr, anlam bu deerlerin gerekletii
boyutta olamaz. stelik iaret-etme, ancak szckler ve iaret-edilen eyler
ya da ey durumlar arasnda bir karlkllk olduu gsterilebildii lde
nermenin arln tayabilir: Brice Parain byle bir hipotezin Yunan
felsefesinde ortaya kard paradokslarn bir dkmn yapmtr.5 Dier
paradokslar bir yana, azmzdan bir araba kmasn nasl nleyebiliriz?
Lewis Carroll daha da dolaysz sorular sorar: isimlerin ''yant-vericileri''
nasl olabilir? Herhangi bir eyin kendi ismine yant vermesi ne demektir?
Eer eyler kendi isimlerine yant vermiyorsa, onlarn isimlerini yitirmesini
nleyen nedir? Bu durumda hibir eyin yant vermedii iaret-etmelerin
rastlantsallndan ve ''bu'' tipinde biimsel belirticilerin ya da iaret
edicilerin boluundan baka geriye ne kalacaktr - bunlarn her biri
anlamdan yoksun deil midir? Her iaret-etmenin anlam varsayd ve bir
iaret-etme gerekletirmek iin birdenbire anlama yerletiimiz kesindir.
Anlam da-vurmayla zdeletirmek daha ok baar ansna sahip
tir, nk iaret-edicilerin kendileri de nermede da-vurulan bir Ben

5 Brice Parain, a.g.e. , III. blm.

34 Anlamn Manc
sayesinde anlam tarlar ancak. Bu Ben, sz balatt iin gerekten
de birincildir; Alice'in dedii gibi, ''yalnzca size konuulduunda
konusaydnz, kimse bir ey syleyemezdi''.6 Buradan anlamn kendini
ifade edenin inanlarnda (ya da arzularnda) bulunduu sonucu
karlabilir.7 ''Ben bir szc kullandmda, diyor Humpty Dumpty
de, o szck ne anlama gelmesini istiyorsam o anlama gelir, ne eksik ne
fazla . . . Asl sorun, bir ustalk sorunudur, o kadar." 8 Ama inanlar ve
arzular dzeninin imlemenin kavramsal ierimler dzeni zerine kurulu
olduunu ve hatta konuan ya da Ben diyen benliin zdeliinin ancak
baz imlenenlerin (Tanr, dnya . . . gibi kavramlarn) devamll sayesinde
gvencede olduunu grmtk. Ben'in sz dzeni iinde birincil ve
yeterli olabilmesi iin, dil dzeni iinde kendi balarna gelitirilmeleri
gereken imlemeler barndrmas gerekir. Bu imlemeler kerse ya da kendi
balarna temellenmezse, tpk Alice'in ac iinde deneyimledii gibi kiisel
zdelik yitip gider. Bu koullarda Tanr, dnya ve benlik belirsiz birisinin
ryasndaki bulank kiiliklere dnr. Bu yzden son are anlamla
imlemeyi zdeletirmek gibi grnyor.
te yine embere dndk ve imlemenin asla nihai temel roln
oynayamad ve indirgenemez bir iaret-etmeyi nceden varsayd Carroll
paradoksuna tekrar dtk. Ama belki de imlemenin baarsz olmasnn
ve temelin temellenenle ember oluturmasnn ok genel bir sebebi vardr.
mlemeyi doruluk koulu olarak tanmlarken, ona anlamla ortaklaa sahip
olduu, zaten anlama ait bir zellik veriyoruz. Peki imleme bu zellii
kendi adna nasl stleniyor, onu nasl kullanyor? Doruluk koulundan
sz ederken, dorunun ve yanln tesine ykseliriz, nk yanl bir
nermenin de bir anlam ya da bir imlemesi vardr. Ama ayn zamanda, bu
st dzey koulu sadece nermenin doru olma olana olarak tanmlarz.9
Bir nermenin doru olma olana, nermenin olanakllk biiminden baka

6 Deleuze Alice'in cmlesini ksaltarak alntlyor. Bkz. Lewis Carroll, Aynann inden,
T. Uyar (ev.), Can Yaynlar, 200 1 , s. 1 26- 1 27. (. n.)
7 Bkz. Russell, !:jignification et verite, Devaux (ev.), f<'lammarion, s. 2 1 3-224.
8 Aynann inden, s. 86-87. (. n.)
9 Russell, a.g.e. , s. 1 98: "Anlam tayan bir szce yoluyla ortaya konan her eyin bir tr
olanaklla sahip olduunu syleyebiliriz."

nerme Hakknda 35
bir ey deildir. nermelerin birok olanakllk biimi vardr: mantksal,
geometrik, cebirsel, fiziksel, sentaktik. . . Ariscoceles mantksal olanakllk
biimini nermenin terimlerinin ilinee, zgle, cinse ya da tanma
ilikin ''yerlerle'' ilikisi zerinden belirler. Kant da iki yeni olanakllk
biimi icat eder: aknsal olanakllk ve ahlaki olanakllk. Ama biim ne
ekilde belirlenirse belirlensin, koullanandan koula ykselip koulu
koullanann olanakl l olarak kavramaya dayanan tuhaf bir yntem sz
konusudur. te bir temele ulayoruz, ama temellenen, onu temellendiren
ilemden bamsz olarak, ondan etkilenmeden, nceden olduu gibi
kalyor. aret-etme onu koullayan dzenin dnda kalyor; doru ve yanl,
birinin olanaklln belirlerken onun dieriyle eski ilikisini srdrmesine
izin veren ilkeden etkilenmiyor. yle ki srekli olarak koullanandan
koula, ama kouldan da koullanana gitmek zorunda kalyoruz. Doruluk
koulunun bu eksiklikten kurtulabilmesi iin, koullanann biiminden
ayr, zgn bir eye sahip olmas gerekirdi, iaret-etmenin ve dier
nerme boyutlarnn gerek bir oluumunu salayabilecek koullanmam
bir eye sahip olmas gerekirdi: o zaman doruluk koulu artk kavramsal
olanakllk biimi olarak deil idesel madde ya da ''katman'' olarak, yani
imleme deil anlam olarak tanmlanabilirdi.
Anlam nermenin drdnc boyutudur. Scoaclar onu olayla birlikte
kefetmilerdir: anlam nermenin ifade-edilenidir, eylerin yzeyindeki o
cisimsizlik, indirgenemez karmak bir olma, nermede iten-ie-olan ya
da alttan-alca-olan saf olaydr. Bu keif, ikinci kez 14. yzylda, Ockham
okulunda, Gregorius de Arimino ve Nicolas d'Autrecourc tarafndan
yaplmtr. nc kez ise 19. yzyln sonunda, byk filozof ve mantk
Meinong tarafndan. o Kukusuz bu dnm noktalarnn sebepleri vardr:
Stoac kefin Placonculuun tersine evriliine dayandn grdk; ayn
ekilde, Ockham mant Tmeller problemine, Meinong ise Hegel
mantna ve onu devam ettirenlere bir tepkidir. Soru udur: ne nermeyle
ya da nermenin terimleriyle, ne nermenin iaret-ettii nesne ya da ey

1 0 Huberc Elie, ok gzel bir kicapca (Le Complexe significabile, Vrin, 1 936), Gregorius
de Arimino ve Nicolas d'Aucrecourc'un recilerini aklar ve yorumlar. Bunlarn nasl
Meinong'un ceorilerine son derece benzediini, 19. ve 14. yzyllarda nasl ayn polemiin
ortaya kcn gsterir, ama problemin Stoac kkenine iarec etmez.

36 Anlamn Ma11
durumuyla, ne nermede kendini ifade edenin yaants, temsili ya da
zihinsel etkinliiyle, ne de kavramlar, hatta imlenen zlerle bir tutulabilecek
bir ey, bir aliquid var m? Eer varsa, anlam nermenin ifade-edileni
olarak, bireysel ey durumlarna da, zel imgelere de, kiisel inanlara da,
evrensel ve genel kavramlara da indirgenemez olacaktr. Stoaclar bunu dile
getirmeyi baarmlardr: szck deil, cisim deil, duyulur temsil deil,
akla dayal temsil deil. 1 1 Dahas, anlam belki de ''tarafsz'' olacaktr; genele
de zele de, evrensele de tekile de, kiisel olana da olmayana da tmyle
kaytsz kalacaktr. Bambaka bir doas olacaktr onun. Ama fazladan
byle bir merci olduunu kabul etmeli miyiz - yoksa elimizdekilerle, iaret
etme, da-vurma ve imlemeyle bamzn aresine bakmak m zorundayz?
Her dnemde polemik tekrar balamtr (Arimino'ya kar Andre de
Neufchateau ve Pierre d'Ailly, Meinong'a kar Brentano ve Russell). nk
aslnda bu drdnc boyutu ortaya karma abas Lewis Carroll'n Snark
avna benzer biraz. Belki de aba bu avn ta kendisidir, anlam da Snark'tr.
Szcklerle, eylerle, imgeler ve fikirlerle yetinmek isteyenlere yant vermek
zordur. nk anlamn var-olduu bile sylenemez: o ne eylerdedir ne
zihinde, ne fiziksel varolua sahiptir ne zihinsel varolua. Anlamn faydal
olduunu ve salad fayda iin onu kabul etmek gerektiini syleyebilir
miyiz en azndan? Bu bile sylenemez, nk anlam etkisiz, nfuz-edilemez
ve yaltk bir parlaklkla donanmtr. Bu yzden, de facto onu ancak
dolayl olarak, nermenin sradan boyutlarnn bizi srkledii emberden
itibaren karsayabileceimizi syledik. Yalnzca tpk Mbius eridi iin
yapld gibi emberi krdmzda, uzunlamasna atmzda, dzletir
diimizde, anlam boyutu kendi bana ve indirgenemezlii iinde belirir,
o zaman anlamn isel a priori bir nerme modelini harekete geirecek
oluturucu gc ortaya kar. 1 2 Anlamn mant batan sona ampirizmden

11 Cisimsizler ve cisimsel izlerden olumu akla dayal cemsiller arasndaki Scoac farkla
ilgili olarak bkz. E. Brehier, a.g.e. , s. 1 6- 1 8.
1 2 Bkz. Alberc Laucman'n Mbius eridiyle ilgili saptamalar: eridi1 "sadece tek bir
caraf vardr ve bu esasen dsal bir zellikcir, nk bunun farkna varmak iin eridi kesmek
ve dzletirmek gerekir, bu da eridin yzeyine dsal bir eksen etrafnda bir dn varsayar.
Yine de bu tek-yzll tmyle isel bir zellik yoluyla nitelemek mmkndr. . ." vb.
Essai sur !es notions de structure et d'existence en mathematiques, Hermann, 1 938, cilc 1, s. 5 1 .

nerme Hakknda 37
esinlenmitir, nk sadece ampirizm grnr olann deneyimsel boyut
larn dealara dmeksizin amay ve uzunlamasna serilmi, alm bir
deneyimin snrnda bir hayaletin izini srmeyi, ona bavurmay, belki onu
retmeyi baarmtr.
Husserl bu nihai boyutu ifade olarak adlandrr: ifade iaret-etmeden,
da-vurmadan ve tantlamadan ayrdr. 1 3 Anlam ifade-edilendir. Tpk
Meinong gibi Husserl de Stoaclktan gelen canl kaynaklar tekrar kefeder.
rnein, Husserl ''algsal noema''y ya da ''alg anlam''n sorgularken, onu
hem fiziksel nesneden, hem psikolojik yaantdan, hem zihinsel temsillerden,
hem mantksal kavramlardan ayr tutar. Onu ne fiziksel ne zihinsel varolua
sahip, ne etkileyen ne etkilenen bir nfuz-edilemez, bir cisimsiz olarak, saf
netice, saf ''beliri'' olarak sunar: gerek aa (iaret-edilen) yanp tutuabilir,
bir etkilemenin znesi ve nesnesi olabilir, karmlara girebilir; aa noema's
bunlar yapamaz. Ayn iaret-edilenin birok noema's ya da anlam vardr:
akam yldz ve sabah yldz iki ayr noema'dr, yani ayn iaret-edilenin
ifadelerde sunulmasnn iki farkl tarzdr. O halde, Husserl noema'nn bir
sunuluta belirdii haliyle alglanan, ''olduu gibi alglanan'' ya da beliri
olduunu sylediinde, bundan sz konusu olann bir duyu verisi ya da
nitelik deil, aksine alg ediminin ynelimsel balla olan nesnel idesel
bir birlik olduunu anlamalyz. Herhangi bir noema bir algda (ya da bir
anda, bir imgede) verili deildir; noema'nn, ister algya, ister imgeleme,
ister anya ya da temsile dayanan bir nerme olsun, kendisini ifade eden
nermenin dnda var-olmamaktan gelen bambaka bir konumu vardr.
Duyulur renk ya da nitelik olarak yeili noematik renk ya da atfetme
olarak ''yeermek'' ten ayryoruz. Aa yeeriyor. Aacn renginin anlam son
kertede bu deil mi, aa aalayor da aacn btncl anlam deil mi?
Noema, (terminolojik sebeplerden tr Husserl bu ekilde konumasa
bile) saf olayn, aa olaynn ta kendisi deil mi? Husserl'in beliri olarak
adlandrd ey de yzeydeki bir sonutan baka ne olabilir? Ayn nesnenin,
hatta farkl nesnelerin noema'lar arasnda, Stoac diyalektiin olaylar
arasnda kurduu balara benzer karmak balar kurulur. Fenomenoloji
yzeydeki bu sonularn kesin bilimi olabilir mi?

1 3 Husserl terminolojisi iinde, "imleme"nin zel bir ekilde, "anlam"la zdeleecek ya


da ona balanacak ekilde kullanldn hesaba katmyoruz.

38 Anlamn Mant
Anlamn ya da ifade-edilenin karmak konumuna bakalm. Bir
yandan, o, kendini ifade eden nermenin dnda var-olmaz. fade-edilen,
ifadenin dnda var-olmaz. Bu yzden anlamn var-olduu deil, ancak
iten-ie-olduu ya da alttan-alta-olduu sylenebilir. Ama dier yandan,
o asla nermeyle ayn ey deildir, apayr bir ''nesnelie'' sahiptir. fade
edilen, ifadeye benzemez. Anlam atfedilir, ama nermeye atfedilmez, eye
ya da ey durumuna atfedilir. nermeye atfedilen, yklemdir; rnein
yeil gibi niteliksel bir yklem. Bu yklem nermenin znesine atfedilir.
Oysa eye atfedilen, rnein yeermek gibi bir fil ya da daha dorusu
bu fil tarafndan ifade edilen olaydr. Bu, znenin iaret-ettii eye ya da
nermenin btnnn iaret-ettii ey durumuna atfedilir. ce yandan, bu
mantksal atfetme de fiziksel ey durumuyla, bu durumun bir nicelii ya da
ilikisiyle ayn deildir. Atfetme bir varlk deildir ve bir varl nitelemez;
bir varlk-ddr o. Yeil, bir nitelie, eylerin bir karmna, bir klorofilin
yapran btn ksmlaryla birlikte-var-olduu bir aa ve hava karmna
iaret-eder. Yeermek ise aksine eydeki bir nicelik deil, ey hakknda
sylenen bir atfetmedir, eye iaret-ederken onu da ifade eden nermenin
dnda var-olmayan bir atfetme. te yine baladmz yere dndk: anlam
nermenin dnda var-olmaz. . . vb.
Ama burada bir ember yoktur. Daha ziyade, enlemesine giderek
birinden dierine getiimiz kalnlksz iki yzn birlikte-var-oluu sz
konusudur. Birbirinden ayrlmaz biimde, anlam nermenin ifade-edilebiliri
ya da ifade-edileni ve ey durumuna atfedilendir. Bir yz eylere, bir yz
nermelere dnktr. Ama kendisini ifade eden nermeyle ayn olmad
gibi nermenin iaret-ettii ey durumu ya da nitelikle de ayn deildir.
Anlam cam olarak nermelerle eylerin snrdr. Hem varlk-d hem icen
ie-olu olan aliquid'dir, iten-ie-olulara uygun den o asgari varlkcr. 14
te bu bakmdan anlam ''olay'' dr: ama olay bir ey durumundaki uz.ty
z.tmansal gereklemesiyle kartrmamak kouluyla. O halde bir olayn
anlamnn ne olduunu sormaya gerek yoktur: olay anlamn ta kendisidir.
Olay z gerei dile aittir, dille zsel bir iliki iindedir, ama dil eyler
hakknda sylenendir. Jean Gaccegno, Carroll'n masallaryla klasik cad

14 Bu terimlerin, yani iten-ie-olu ve varlk-d'nn hem Meinong'un terminolojisinde,


hem Stoaclarn terminolojisinde karl vardr.

nerme Hakknda 39
masallar arasndaki fark iyi ortaya koymutur: Carroll'da, olup biten her
ey dilde olup bitmekte ve dilden gemektedir; ''o bize yk anlatmaz,
sylem sunar, birok paras olan bir sylem ... " 1 5 Lewis Carroll btn
yaptn anlam-olayn ya da ifade edilebilir-atfetmenin bu dz dnyasna
yerletirmitir ite. Carroll imzal masals yaptla Dodgson imzal
matematiksel-mantksal yapt arasndaki iliki buna dayanr. Bazlarnn
yapt gibi, masals yaptn sadece, mantksal yaptta sergilenen kurallara
ve yasalara uymadmzda iine dtmz tuzaklarn ve glklerin bir
derlemesini sunduunu sylemek bizce zordur. Mantksal yaptta da birok
tuzak bulunduu iin deil yalnzca; baka trl bir dalm olduunu
dndmz iin. Mantksal yaptn tamamnn dorudan imleme ile,
ierimler ve sonularla ilgili olduunu ve ancak dolayl ekilde - cam da
imlemenin zemedii, hacca yaratt paradokslar araclyla - anlama
yneldiini fark etmek arpcdr. Buna karlk, masals yapt dolaysz
olarak anlam ile ilgilidir ve ona dorudan paradoksun gcn aktarr. Bu
da anlamn, deJacto ve de jure, a posteriori ve a priori iki durumuna karlk
gelir. Bunlarn biri sayesinde anlam dolayl olarak nermenin emberinden
karsarz, dieri sayesinde ise emberi nermeler ve eyler arasndaki snr
boyunca aarak anlam kendi bana ortaya karrz.

15 Logique sam peine iinde, a.g.e. , nsz, s. 1 9-20.

40 Anlamn Mant
DRDNC DZ

KLKLER HAKKINDA

lk byk ikilik nedenlerle sonular, cisimsel eylerle cisimsiz olaylar


arasndayd. Ama sonu-olaylar onlar ifade eden nern1elerin dnda var
olmadna gre, bu ilk ikilik eylerle nermeler, cisimlerle dil arasndaki
ikilie dnr. Lewis Carroll'n btn yaptn kateden ikilem buradan
doar: yemek ya da konumak. Sylvie ve Bruno 'da, ikilem udur: '' bits of
things'' ya da '' bits of Shakespeare''. Alice' in ta giyme yemeinde, size
takdim edileni yemek ya da yiyeceiniz eye takdim edilmek. Yemek ve
yenmek cisimlerin ileyi modelidir, derinlikte karmalarnn tipi, etkileme
ve etkilenmeleri, birbirleriyle i ie birlikte-var-olu tarzlardr. Oysa
konumak yzeyin, ideal atfetmelerin ya da cisimsiz olaylarn hareketidir.
Hangisinin daha tehlikeli olduu sorulabilir, yiyeceklerden konumak m,
yoksa szckleri yemek mi? Beslenme takntlar olan Alice, yutmayla,
yutulmayla ilgili kabuslardan kurtulamaz. Duyduu iirlerin yenebilecek
balklarla ilgili olduunu fark eder. Yiyeceklerden konuurken, besin olarak
kullanlabilecek bir eye bundan sz etmekten nasl kanmal? Mesela
Alice' in fareye yapt gaflar. Takdim edildiimiz tatly yemekten kendimizi
nasl alkoymal? stelik sylenen szckler yalpalanmaktadr, adeta szel
sanrlarla birlikte cisimlerin derinliine ekilmektedir, tpk (her eyi
azna gtrmek, nne gelen nesneyi yemek, dilerini gcrdatmak gibi)
kontrolsz oral davranlarn dil bozukluklarna elik ettii hastalklarda
grld gibi. ''Eminim doru szckler bunlar deil'' der Alice,
yiyeceklerden sz eden kiinin yazgsn zetleyerek. Oysa szckleri
yemek bunun tam tersidir: cisimlerin ileyii dilin yzeyine tanr, bu
meydan okumayla btn dili tehlikeye atmak pahasna da olsa cisimler eski
derinliklerinden koparlarak yukar ekilir. Bu sefer bozukluklar yzeydedir,

kilikler Hakknda 41
enlemesine, sadan sola uzanmtr. Kekelemek gafyapmann yerini almtr,
yzeyin fantazmlar derinliklerin sanrsnn yerini almtr, hzla kayp
gitme dleri sancl gmlme ve yutma kabuslarnn yerini almaktadr.
Cisimsiz ve anoreksik ideal kk kzla kekeme ve solak ideal kk olan
doymak bilmez, obur ve ikide bir gaf yapan gerek imgelerinden kurtulmak
zorundadr.
Ama bu ikinci ikilik, cisim-dil, yemek-konumak ikilii yeterli deildir.
Anlamn onu ifade eden nermenin dnda var-olmasa bile yine de
nermeye deil ey durumlarna atfedildiini grmtk. Olay dilde alttan
alta-olur, ama eylerin bana gelir. eyler ve nermeler radikal bir ikilik
iinde olmaktan ziyade anlamn temsil ettii bir snrn iki yannda yer
alrlar. Bu snr onlar birbirine kartrmaz, birletirmez (dalizm olmad
gibi monizm de sz konusu deildir), snr daha ok aradaki farkn eklem
lenmesi gibidir: cisim/dil. Olay ayrdaki buharla karlatrmay gze
alrsak, bu buhar tam da eylerin ve nermelerin snrndan, kenetlenme
noktasndan ykselmektedir. yle ki ikilik her iki tarafta, yani tek tek her
iki terimde yeniden ortaya kar. ey tarafnda, bir yandan ey durumunun
kurucusu olan fiziksel nitelikler ve gerek ilikiler, dier yandan cisimsiz
olaylar belirten ideal mantksal atfetmeler vardr. nerme tarafnda ise bir
yandan ey durumuna iaret-eden isimler ve sfatlar, dier yandan olaylar
ya da mantksal atfetmeleri ifade eden fiiller vardr. Bir yandan, lleri,
duraklama ve duraanlklar, mevcudiyetleri belirten tekil zel isimler,
genel isimler ve sfatlar; dier yandan, oluu ve onun tersine-evrilebilir
olay silsilesini kendileriyle birlikte srkleyen ve imdinin sonsuzca
gemie ve gelecee blnmesini salayan fiiller. Humpty Dumpty iki
szck eidini kuvvetle birbirinden ayrr: ''Szcklerin bazlar karakter
sahibidir, zellikle de fiiller: bunlar en gururlulardr. Sfatlarla dilediini
yapabilirsin, ama fiillerle yapamazsn. Yine de ben hepsini canmn istedii
gibi kullanabiliyorum! ine-girilmezlik! te sylediim bu." 1 Sra tuhaf
bir szck olan ''iine-girilmezlik''i aklamaya gelince, Humpty Dumpty
gayet ll bir yant verir (''bu konuda yeterince gevezelik ettiimizi
kastediyordum''). Aslnda iine-girilmezlikle baka bir ey kastediliyor.
Humpty Dumpty olaylarn nfuz-edilemezliiyle cisimlerin etkileme ve

1 Aynann inden, s. 87. (. n.)

42 Anlamn Mant
etkilenmelerini, anlamn tketilemezliiyle eylerin yenebilirliini, kalnl
olmayan cisimsizlerin iine-girilmezliiyle tzlerin birbirine karmasn
ve i ie gemesini, yzeyin direnciyle derinliklerin gevekliini, ksacas
fiillerin ''gururlu oluuyla'' isimlerin ve sfatlarn kaypakln kar karya
getirmektedir. ine-girilmezlik, bunlar arasndaki snr da belirtir - snrda
oturan kii ise tpk darack bir duvarn tepesinde oturan Humpty Dumpty
gibi, iki tarafa da hakim olur, bunlar arasndaki farkn eklemleniinin iine
girilmez efendisi haline gelir (''yine de ben hepsini canmn istedii gibi
kullanabiliyorum'') .
Ama bu da yeterli deildir. kiliin son sz, Kratylos'un hipotezine
dnmek deildir. nermedeki ikilik iki isim eidi arasnda, duraklama
isimleri ve olu isimleri, tz ya da nitelik isimleri ve olay isimleri arasnda
deil, nermenin kendisinin iki boyutu arasndadr: iaret-etme ve ifade,
eylere iaret-etme ve anlam ifade etme arasnda. Aynann iki taraf gibidir
bunlar, ama bir tarafta olan dier tarafta olana benzemez (''geri kalan
her ey olabildiince farklyd ... "). Aynann iinden gemek, iaret-etme
ilikisinden ifade ilikisine gemektir - aradakilere, da-vurma ve imlemeye
taklp kalmadan. Dilin artk iaret-edilenlerle deil, yalnzca ifade
edilenlerle yani anlamla ilikide olduu bir blgeye ulamaktr. kiliin son
yer deitirii budur ite: o artk nermenin iinden geer.
Farenin anlattna gre, derebeyleri taht Fatih William' a vermeyi
tasarladklarnda, ''bapiskopos bunu akllca bulm utu''. - ''Neyi bul
mutu?'' diye sordu rdek. - '' Bunu bulmutu, diye yantlad fare sinirli
sinirli, bunun ne demek olduunu biliyorsunuz herhalde. - Bir ey
bulduumda bunun ne demek olduunu biliyorum, dedi rdek, genelde
bir kurbaa ya da solucan olur bu. Mesele u: bapiskopos neyi bulmu?'' 2
rdein bunu'yu olanakl btn eyler, ey durumlar ve nitelikler iin
bir iaret-etme terimi (belirtici) olarak kulland ve anlad aktr.
Hatta rdek iaret-edilenin temelde yenen ya da yenebilecek bir ey
olduunu da belirtir. aret-edilebilir olan ya da iaret-edilen her ey ilke
gerei tketilebilirdir, iine-girilebilirdir; Alice baka bir yerde yalnzca
yiyecekleri ''hayal edebildiini'' fark eder. Oysa fare bunu'yu bambaka bir
ekilde kullanmt: bir nceki nermenin anlam olarak, nermenin ifade

2 Alice Harikalar lkesinde, T. Uyar (ev.) , Can Yaynlar, 200 1 , s. 30. (. n.)

kilikler Hakknda 43
ettii olay olarak (taht William'a verecek olmak) . O halde bunu'yla ilgili
belirsizlik iaret-etme ve ifade arasndaki ikilie uygun bir dalm sergiler.
nermenin iki boyutu, bunu gibi mulak bir terimle ancak sonsuzda
yaknsayan iki di.i halinde rgtlenir, nk bu diziler sadece durmakszn
boylamasna katettikleri snrda karlarlar. Dizilerden biri kendi tarznca
''yemek''i stlenirken, dieri ''konumak''n zn damtr. Bu yzden
Carroll'n pek ok iirinde, biri daima tketilebilir olan ya da tketim kab
ilevi gren iaret-edilen nesnelere, dieri daima ifade-edilebilir anlamlara
ya da en azndan dilin ve anlamn taycs nesnelere gnderme yapan
iki ezamanl boyutun bamsz ekilde gelimesine tank oluruz. Bu iki
boyut ezoterik bir szckte, tanmlanamaz bir aliquid'de yaknsar ancak.
rnein Snark'n nakarat: ''Yksklerle de izini srebilirsin onun, zenle
de, atallarla ve umutla avlayabilirsin onu'' - burada yksk ve atal
iaret-edilen aralara gnderme yapar, umut ve zen ise anlam ve olay
deerlendirmelerine (Lewis Carroll'da anlam ou kez ''zen gsterilmesi''
gereken ey olarak, temel bir ''zen''in nesnesi olarak sunulur). Tuhaf bir
szck olan Snark, iki dizinin srekli olarak boylamasna katederken ayn
zamanda da izdii snrdr. Sylvie ve Bruno'da, bahvann hayranlk verici
arks daha da tipiktir. Her kta iki ayr baka konu olan, ok farkl trlere
ait iki terimi devreye sokar: '' . . . grdn sanmt. Tekrar bakt ve anlad
bunun ... olduunu." Bylece ktalarn btn, biri fiziksel, duyulur ve
iitsel niteliklerine gre betimlenen hayvanlardan, tketici ya da tketilebilir
varlklardan ya da nesnelerden oluan, dieri mantksal atfetmelerle ya da
bazen ailevi adlandrmalarla tanmlanan ve olaylarn, haberlerin, mesajlarn
ya da anlamlarn taycs olan batan sona sembolik nesnelerden ya da
kiiliklerden oluan iki heterojen dizi meydana getirir. Her ktann sonu
ksmnda, bahvan iki taraftan iki dizinin katettii melankolik bir patika
izer, nk anlarz ki bu ark onun kendi yksdr.

''Bir fl grdn sanmt


Flt almaya alan,
Tekrar bakt ve anlad bunun
Karsndan bir mektup olduunu.
Sonunda kavryorum dedi
Hayatn acln ...

44 Anlamn Mant
Bir albatros grdn sanmt
Lambann evresinde kanatlarn rpan,
Tekrar bakt ve anlad bunun
Bir penilik bir posta pulu olduunu.
Evinize dnseniz iyi edersiniz dedi
Geceler ok nemli . . .

Bir kant grdn sanmt


Papa olduunu ispatlayan,
Tekrar bakt ve anlad bunun
Damar damar bir sabun kalb olduunu.
Bylesine korkun bir olay dedi ksk sesle
Btn umutlar sndrr." 3

3 Sylvie ve Bruno da yer alan bahvann arks dokuz kradan oluur, bunlarn sekizi
'

ilk cilde datlmtr, dokuzuncusu ise Sylvie and Bruno concluded'ra (20. blm) bulunur.
Hepsinin evirisi Henri Parisot tarafndan Lewis Carroll, Seghers, 1 952 iinde ve Robert
Benayoun tarafndan Anthologie du nonsense, Pauvert, 1 957, s. 1 80-1 82'de yaplmrr.

kilikler Hakknda 45
BENC DZ

ANLAM HAKKINDA

Demek ki anlam eylerle nermeleri, isimlerle fiilleri, iaret-etmelerle


ifadeleri kar karya getiren bir ikiliin iki teriminden biri deildir
yalnzca, o ayn zamanda snrdr, keskin kenardr ya da iki terim arasndaki
farkn eklemleniidir, kendine zg ve onu yanstan bir iine-girilmezlie
sahiptir. O halde, anlamn bu kez isel olan yeni bir paradokslar dizisiyle
kendi iinde de gelitirilmesi gerekir.
Geri gitme ya da sonsuzca oalma paradoksu. Herhangi bir eye
iaret-ettiimde, anlamn anlaldn, zaten orada olduunu varsayarm
hep. Bergson'un dedii gibi, seslerden imgelere, imgelerden anlama
gitmeyiz: anlama ''birdenbire'' yerleiriz. Anlam, olanakl iaret-etmeleri
gerekletirmek ve hatta bunlarn koullarn dnmek iin zaten
yerlemi olduum sfer gibidir. Ben konumaya balar balamaz, anlam
zaten varsaylmaktadr; bu nvarsayn olmakszn balayamazdm. Baka
bir deyile, asla sylediim eyin anlamn sylemem. Buna karlk,
sylediim eyin anlamn daima bir baka nermenin nesnesi haline
getirebilirim, ama bu sefer de bu baka nermenin anlamn sylemem.
Bylece nceden varsaylann sonsuzca geri gitmesine dahil olurum. Bu
geri gitme hem konuann ne kadar gsz olduunu, hem de dilin ne
kadar gl olduunu gsterir: sylediim eyin anlamn syleme, hem
bir eyi hem onun anlamn syleme konusundaki gszlm, ama
bunun yan sra dilin szckler zerine konuma konusundaki sonsuz
gc. Ksacas: bir ey durumuna iaret-eden bir nerme verili olduunda,
bu nermenin anlam daima bir baka nermenin iaret-edileni olarak
alnabilir. nermeyi bir isim gibi ele almada uzlarsak, bir nesneye iaret
eden her ismin o ismin anlamna iaret-eden yeni bir ismin nesnesi haline

46 Anlamn Mant
gelebileceini grrz: i 1 veriliyken, bu i 1 onun anlamna iaret-eden i2'ye
gnderme yapar, i2 , i , ' e gnderme yapar, vb. Dil, sahip olduu isimlerin
_
her biri iin, o ismin anlamyla ilgili bir isim barndrmak zorundadr. Szel
birimlerin bu ekilde sonsuzca oalmas Frege paradoksu olarak bilinir. 1
Ama Lewis Carroll'n da paradoksudur bu. Bu paradoks aynann dier
tarafnda, Alice'in valyeyle karlamasnda aka ortaya kar. valye,
syleyecei arknn baln bildirir: ''arknn ismi, Morina Balnn
Gzleri olarak isimlendirilmi." - ''Aa, arknn ismi bu mu?'' dedi Alice.
- '' Hayr, anlamyorsunuz, dedi valye. smi byle isimlendirilmi. Asl
ismi Yal m Yal Adam." - ''O halde yle demeliydim: ark byle mi
isimlendirilmi?'' diye dzeltti Alice. - ''Hayr, byle de dememelisiniz: bu
bambaka bir ey. ark, Geim Yollar diye isimlendirilmi, ama yalnzca
isimlendirilii byle, anlyor musunuz?'' - ''Ama o zaman ark nedir?'' -
''Oraya geliyorum, dedi valye, ark aslnda Kapda Otururken." 2
Carroll'n terminolojisine bal kalmak adna ancak epeyce
arlatrarak evirebildiimiz bu metin, bir dizi isimsel birim ayrt
ediyor. Sonsuz bir geri gitme sergilemiyor, bunun yerine ram da kendini
snrlandrmak iin, uzlamsal olarak sonlu bir ileri gitmeye gre hareket
ediyor. O halde sondan balayp doal geri gitmeyi tekrar ina etmemiz
gerek. 1 ) Carroll diyor ki ark aslnda '' Kapda Otururken''. Bunun nedeni
arknn kendisinin de bir nerme, bir isim olmas (buna i 1 diyebiliriz).
''Kapda Otururken'' ite bu isim, arknn kendisi olan ve ilk ktadan
itibaren ortaya kan isim. 2) Ama arknn ismi deil bu: kendisi de bir
isim olan arkya baka bir isimle iaret-ediliyor. Bu ikinci isim (buna da i2
diyelim) , 2., 3., 4. ve 5 . ktalarn konusunu oluturan ''Geim Yollar''. O
halde, Geim Yollar arkya iaret-eden isim ya da arknn isimlendirilmesi.
3) Ama gerek isim, diye ekliyor Carroll, aslnda arknn btnnde ortaya
kan ''Yal m Yal Adam''. Bunun nedeni, iaret-eden ismin kendisinin
de yeni bir isim (i ) meydana getiren bir anlama sahip olmas. 4) Ama bu
3
nc isme de bir drdncyle iaret-etmek gerekiyor. Yani: i2' nin anlam

1 Bkz. G. Frege, ber Sinn und Bedeutung, Zeitschrift f. Ph. und ph. Kr., 1 892. Birimlerin
sonsuzca oalmas ilkesi birok ada mantknn temelsiz itirazlarna yol amtr: rnein
Carnap, Meaning and Necessity, Universiry of Chicago Press, 1 947, s. 1 30- 1 38.
2 Aynann inden, s. 1 19. (. n.)

Anlam Hakknda 47
olan i 'e i;le iaret-etmek gerekiyor. Bu drdnc isim, arknn isminin
3
isimlendirilii: 6. ktada ortaya kan ''Morina Balnn Gzleri''.
Carroll' n snflandrmasnda tam drt isim var: arknn gereklii
olan isim; bu gereklie iaret-eden, dolaysyla arkya iaret-eden ya da
arknn isimlendiriliini temsil eden isim; bu ismin yeni bir isim ya da
yeni bir gereklik meydana getiren anlam; bu yeni gereklie iaret-eden,
dolaysyla arknn isminin anlamna iaret-eden ya da arknn isminin
isimlendiriliini temsil eden isim. Burada birka noktaya dikkat ekmemiz
gerek: ilk olarak, Lewis Carroll kendini isteyerek snrlandrmaktadr, nk
hem tek tek her ktay bile hesaba katmaz, hem de diziyi ileri gidecek ekilde
sunmas rastlantsal bir balang noktas alabilmesini salar: ''Morina
Balnn Gzleri." Oysa geriye giden ynde ele alnd takdirde, dizinin
gerek bir isimle bu gereklie iaret-eden bir ismin srekli birbirinin yerini
almasyla sonsuza dek uzatlabilir olduu aktr. te yandan, Carroll'n
dizisinin az nce belirttiimizden ok daha karmak olduu fark edilecektir.
Aslnda en bata sz konusu olan yalnzca uydu: herhangi bir eye iaret
ede1 bir isim kendi anlamna iaret-eden bir baka isme gnderme yapar ve
bu sonsuza dek srer. Carroll'n snflandrmasnda, bu zel durum yaln zca
i2 ve i tarafndan temsil ediliyor: i4 , i2'nin anlamna iaret-eden isimdir.
4
Ama Lewis Carroll bunlara iki baka ismi de ekliyor: iaret-edilen esas eyin
kendisini (arky) bir isim olarak ele alan bir ilk isim; iaret-eden ismin
anlamn ona iaret-edecek isimden bamsz bir isim olarak ele alan bir
nc isim. yleyse Lewis Carroll geri gitmeyi sonsuza dek yer deitiren
drt isimsel birimden meydana getiriyor. Yani: her ifti paralara ayryor,
her ifti dondurup ondan bir ek ift karyor. Neden byle olduunu
greceiz. Ama srekli birbirinin yerini alan iki terimli bir geri gitmeyle
de yetinebiliriz: herhangi bir eye iaret-eden isim ve bu ilk ismin anlamna
iaret-eden isim. Bu iki terimli geri gitme, sonsuzca oalmann asgari
kouludur.
Bu daha basit ifade, Alice Harikalar lkesinde'deki bir metinde ortaya
kar. Des durmadan her eyde karlmas gereken bir ders, ahlakl
bir yan bulmaktadr. En azndan bir nerme olmas kouluyla her eyde.
nk Alice konumad zaman, des savunmasz kalr: ''Kafanzdan bir
eyler geiyor yavrucuum, bu yzden konumay unutuyorsunuz. imdilik
bundan karlacak dersi size syleyemiyorum." Ama Alice konumaya

48 Anlamn Mant
balar balamaz, des de ahlak derslerini bulur: ''Oyun yoluna girmeye
balad galiba'' dedi Alice. - ''Doru, dedi des, bundan karlacak ders de
udur: ah! dnyay dndren sevgidir sevgi." - ''Birisi, diye mrldand Alice,
herkes kendi iine baksa dnya asl o zaman dner demiti." - ''Olsun, bu
da aa yukar ayn kapya kar, dedi des, . . . bundan karlacak ders de
udur: siz anlama zen gsterin, sesler kendi balarnn aresine bakarlar." 3
Btn bu pasajda sz konusu olan, bir cmleden dierine gtren fkir
armlar deildir: her nermeden kan ders ilk nermenin anlamna
iaret-eden bir baka nermeye karlk gelir. Anlam yeni bir nermenin
nesnesi haline getirmek: ''anlama zen gstermek'' tam da budur ite. Bu
koullarda, nermeler oalp dururken ''sesler kendi balarnn aresine
bakarlar''. Anlamn mantyla etik, ahlak ya da ahlakllk arasnda derin bir
ba olabilecei de onaylanm olur.
Yaltk olarak tekrar ortaya kma ya da kuru kuruyayinelenmeparadoksu.
Sonsuza dek byle geri gitmekten kanmann bir yolu var aslnda: eylerle
szcklerin snrndaki incecik zar olarak anlam nermeden damtmaya
yetecek bir sreliine nermeyi sabitlemek, hareketsizletirmek. (Az
nce, Carroll'da geri gitmenin her aamasnda tekrar karmza ktn
grdmz ikiye ayrlmann sebebi de budur) . Peki anlamn yazgs, bu
boyuttan vazgeememek ve bir kez oraya ulatmzda ne yapacamz
bilememek mi? nermenin tarafszlam bir ikizini, kuru bir hayaleti,
kalnlksz bir fantazm ortaya karmaktan baka ne yapm olduk? Anlam
nermede bir fiille ifade edildiine gre, bu fiilin de mastar, orta ya da soru
biiminde ifade edilmesi gerekir: Tanr-olmak ya da gkyznn mavi
olmas ya da gkyz mavi midir? Anlam olumlama1n da olumsuzlamann
da askya alnna yol aar. ''Tanr vardr, gkyz mavidir'' nermelerinin
anlam bu mu? ey durumlarna atfedilen olarak anlam varlk-ddr, varla
ait deildir, varlk olmayana uygun den bir aliquid'dir. nermenin ifade
edileni olarak anlam nermede var-olmaz, iten-ie-olur ya da alttan-al ta
olur. Olay-anlamn bu yaltlml Stoa mantnn da en dikkat ekici
noktalarndan biridir: sadece cisimler etkilerler ve etkilenirler, etkileme
ve etkilenmelerin neticesinden ibaret olan cisimsizler deil. O halde bu
paradoksu Stoaclarn paradoksu diye adlandrabiliriz. fade-edilenin ba

3 Alice Hariklar lkesinde, s. 1 00- 1 O 1 . (. n.)

Anlam Hakknda 49
dndrc yaltlmlnn ilan Husserl'de de yank bulur ve noema'nn
konumunu destekler: ''fade katman, tm dier ynelimselliklere tam da
bir ifade kazandrmann tesinde - ki onun zgnl de buradadr -
retken olamaz. Ya da baka bir deyile: onun retkenlii, onun noematik
etkinlii ifade etmede tkenir." 4
Anlam nermeden damtlsa bile ondan bamszdr, nk ner
menin olumlanmasn ve olumsuzlanmasn askya alr, yine de onun
uucu bir ikizinden ibarettir: tpk Carroll'daki kedisiz gl ya da
amdansz alev gibi. Bylece iki paradoks, sonsuzca geri gitme ve yaltk
olarak tekrar ortaya kma paradokslar bir ikilemin terimlerini meydana
getirir: ya biri ya dieri. Bunlarn birincisi bizi nasl en yksek gle en
byk gszl birletirmeye zorluyorsa, ikincisi de buna benzer, daha
sonra yerine getirmemiz gerekecek bir grevi nmze serer: anlamn,
damtld nermeden yaltlmlyla nermenin boyutlarn oluturma
gcn birletirmek. Her halkarda, grnen o ki Lewis Carroll bu
iki paradoksun bir ikilem oluturduunun tamamen farkndayd. Alice
Harikalar lkesinde'de, kahramanlar, iine dtkleri gzya havuzundan
knca kurumak iin ancak iki seenee sahiptirler: ya farenin yksn,
olabilecek en ''kuru'' yk olan, nk bir nermenin anlamn hayaletimsi
bir bunu'da yaltan yky dinlemek, ya da sonsuz bir oalmann
dngsnde nermeden nermeye yuvarlanp giderek, canlar isteyince
durarak, kazanan kaybedeni olmayan bir Caucus yarna girimek.
Her durumda, kuruluk metnin devamnda iine-girilmezlik olarak
adlandrlacak eydir. ki paradoks kekemeliin temel biimlerini de temsil
eder: dngsel, ihtilal bir oalmaya zg koral 5 ya da rpnmal bir
kekemelik ve kesintili bir hareketsizlemeye zg kaskat ya da vurgusal
bir kekemelik. ' Poeta Fit, non Nascitur''da 6 dendii gibi, kaslma ya da
'

vzldama, iirin iki kural.

4 Husserl, Idees 1 24, P. Rica:ur (ev.), Gallimard, s. 42 1 .


5 Balca belirtisi ksa, abuk, deiken yapda irade d hareketler olan bir sinir hastal.
(. n.)
6 Latince, "air doulmaz, air olunur" anlamna gelen Poeta fit, non nascitur, Lewis
Carroll'n nasl air olunacan anlatan, gen bir air adayyla yal bir usta arasndaki
konuma eklinde yazlm olan mizahi bir iirinin baldr. (. n.)

50 Anlamn Mant
Tarafizlk ya da zn nc hali paradoksu. kinci paradoks da
bizi zorunlu olarak bir ncye srkler. nk eer nermenin ikizi
olarak anlam olumlamaya da olumsuzlamaya da kaytszsa, etkin olmad
gibi edilgin de deilse, nermenin hibir kipi onu etkileyemez. Nitelik
asndan, nicelik asndan, iliki asndan ya da kipsellik asndan
kartlk iine giren nermelerin anlam tamamen ayn kalr. nk btn
bu bak alar iaret-etmeyle ve onun ey durumlarnca gerekletirilmesi
ya da doldurulmasnn eitli ynleriyle ilgilidirler, anlamla ya da ifadeyle
deil. lk olarak nitelik, olumlama ve olumsuzlama: ''Tanr vardr'' ve
''Tanr yoktur'' nermeleri, anlam iaret-edilenin varoluundan bamsz
olduuna gre, ayn anlama sahip olmak zorundadr. 14. yzylda, Nicolas
d'Autrecourt'un ortaya att, youn knamalara maruz kalan fantastik
paradoks ite budur: contradictoria ad invicem idem sigrificant.7-8
Sonra nicelik: btn insanlar beyazdr, hibir insan beyaz deildir,
baz insanlar beyaz deildir. . . Sonra da iliki: iliki tersine evrildiinde de
anlam ayn kalmak zorundadr, nk anlam bakmndan iliki daima iki
ynde birden kurulur, anlam btn deli-olu paradokslarnn tekrar ortaya
kmasna yol aar. Anlam daima ift ynldr ve ilikinin doru bir yn
olmasna izin vermez. Olaylar asla birbirlerinin nedeni deildir, ama yar
nedensellik ilikilerine girerler, iki yne de dnmeyi brakmayan gerekd
ve hayaletimsi bir nedensellik. Ne ayn anda ne de ayn eye kyasla daha
gen ve daha yalymdr, ama ayn anda ve ayn iliki yoluyla daha gen ve
daha yal olurum. Carroll'n yaptna dalm saysz rnek buradan doar:
''kedilerin yarasalar yedikleri'' ve ''yarasalarn kedileri yedikleri'' grlr,
''dndm eyi sylerim'' ve ''sylediim eyi dnrm'', ''bana verilen
eyi severim'' ve ''sevdiim ey bana verilir'', ''uyurken nefes alrm'' ve ''nefes
alrken uyurum'' - bunlar tek ve ayn anlama sahiptir. Bylece Sylvie ve
Bruno'daki nihai rnee ularz: ''Herkes Sylvie'yi sevecek'' nermesini
tayan krmz mcevherle ''Sylvie herkesi sevecek'' nermesini tayan mavi
mcevher tek ve ayn mcevherin iki tarafdr ve oluun yasasna gre bunu
yalnzca kendisine tercih etmek mmkndr (to choose a thingfrom itselj).

7 Bkz. Hubert Elie, a.g. e. Ayrca Maurice de Gandillac, Le Mouvement doctrinal du IX


au X/V' siecle, Bloud et Gay, 1 95 1 .
8 Birbirleriyle elien eyler ayn anlama gelirler. (. n.)

Anlam Hakknda 51
Son olarak kipsellik: iaret-edilen nesnenin olanakll, gereklii
ya da zorunluluu anlam nasl etkileyebilir ki? nk olay, kendi
adna, kendi imdisini sonsuzca bld gelecekte ve gemite ayn tek
kipsellie sahip olmaldr. Hem eer olay gelecekte olanakl, gemite
gerekse, bu ikisine ayn zamanda blnd iin ikisi birden olmak
zorundadr. Onun zorunlu olduunu sylemek midir bu? Gelecekteki
olumsallarla ilgili paradoksu ve bunun btn Stoaclk iin tad
nemi anmsyoruz. Zorunluluk hipotezi elimezlik ilkesinin gelecek
bildiren nermeye uygulanmasna dayanr. Bu erevede, Stoaclar
zorunluluktan kurtulmak ve zorunlu olan deil de ''yazgsal olan'' kabul
etmek iin olaanst bir aba sarf ederler.9 Ama biz bu erevenin
dna kp Stoac tezi yine de baka bir dzlemde yeniden bulabiliriz.
nk elimezlik ilkesi bir yandan bir iaret-etmenin gereklemesinin
olanakszlyla, dier yandan imlemenin asgari kouluyla ilgilidir. Ama
belki de anlamla ilgili deildir: ne olanakl ne gerek ne zorunlu, sadece
yazgsal . . . Olay hem onu ifade eden nermede alttan-alta-olur, hem de
yzeyde, varln dnda eylerin bana gelir: ileride de greceimiz gibi,
''yazgsal olan'' budur. Olayn nermede gelecek olarak dile getirilmesi
gerekir, ama ayn ekilde nermenin de olay gemi olarak dile getirmesi
gerekir. Tam da her ey dilden getii ve dilde olup bittii iin, Carroll'n
kulland genel tekniklerden biri olay iki sefer sunmaya dayanr: olay
ilk sefer alttan-alta-olduu nermenin iinde, ikinci sefer yzeyde
bana geldii ey durumunun iinde sunulur. lk sefer onu nermeyle
ilikilendiren bir arknn szlerinde, ikinci sefer onu varlklarla, eylerle
ve ey durumlaryla ilikilendiren yzey sonucunda (rnein Tweedledum
ve Tweedledee arasndaki sava ya da aslanla likornun sava; Sylvie ve
Bru no da Carroll okuyucudan bahvann arksnda szleri mi olaylara
'

gre kurduunu, yoksa olaylar m szlere gre kurduunu tahmin


etmesini ister). Ama her ey hep tek seferde olduuna gre, bunlar ii ve
d, ''iten-ie-oluu'' ve ''varlk-dl'', gemii ve gelecei hep tersine
evrilebilir bir devamllk iinde olan ayn yzeyin iki ezamanl yz
olduuna gre, iki sefer sylemeye gerek var m?

9 Gelecekteki olumsallar paradoksu ve bunun Stoa dncesindeki nemiyle ilgili olarak


bkz. P. M. S chuhl, Le Dominateur et !es possibles, P.U.F., 1 960.

52 Anlamn Mant
Anlamn nermenin kiplerinden etkilenmediini gsteren tm bu
tarafszlk paradokslarn nasl zetleyebiliriz? Filozof bni S ina zn
halini birbirinden ayryordu: z onu genellii iinde dnen zihin
asndan evrenseldi, ete kemie brnd tek tek eyler asndansa
tekildi. Ama bu iki halin hibiri zn kendisi deildir: Hayvan salt
hayvandan baka bir ey deildir (''animal non est nisi animal tantum''),
evrensele de tekile de, zele de genele de kaytszdr. o zn ilk hali,
kavramn ve kavram ierimlerinin dzeni iinde nerme tarafndan
imlenen zdr. kinci hali, bal olduu tek tek eylerin iinde nerme
tarafndan iaret-edilen zdr. Ama ncs anlam olarak zdr, ifade
edilen olarak zdr: hep bir kuruluk iinde, animal tantum [salt hayvan] ,
hep ba dndrc bir yaltlmlk ya da tarafszlk iinde. Evrensele de
tekile de, genele de zele de, kiisele de kolektife de, ayrca olumlamaya da
olumsuzlamaya da kaytsz, vb. Ksacas: btn kartlara kaytsz. nk
btn bu kartlar, iaret-etme ve imleme ilikileri bakmndan ele alnan
nermenin kipleridir sadece, nermenin ifade ettii anlamn zellikleri
deil. Saf olayn ve ona elik eden fatum'un [yazgnn] konumu bu ekilde
btn kartlklar ap ne zel ne kamusal, ne kolektif ne bireysel . . . olmak
m, ayn anda hepsi olmasn salayan tarafszlyla daha da korkun ve
gl olmak m?
Samalk ya da olanaksz nesneler paradoksu. Bu paradokstan da yine
baka bir paradoks kar: eliik nesnelere iaret-eden nermelerin de bir
anlam vardr. Buna karlk, iaret-ettikleri ey hibir durumda gereklik
kazanamaz, byle bir gereklemenin olanakllk trn belirleyecek hibir
imlemeleri de yoktur. mlemesiz yani samadrlar. Yine de bir anlamlar
vardr. Samalk ve anlamszlk mefhumlarn birbirine kartrmamak
gerekir. nk olanaksz nesneler - yuvarlak kare, yer kaplamayan madde,
perpetuum mobile, vadisi olmayan da vb. - varln dndaki ''yurtsuz''
nesnelerdir. Ama darda kesin ve belli bir konuma sahiptirler: ''varlk
d'' na aittirler, bir ey durumu iinde gereklemesi olanaksz saf ideal
olaylardr. Bu paradoksu Meinong paradoksu olarak adlandrmalyz.
Meinong ondan en gzel ve en parlak sonular karmay baarmtr.
ki eit varl, iaret-etmelerin maddesi olarak gerein varlyla

1O Bkz. Ecienne Gilson'un yorumlar, L'Etre et l'essence, Vrin, 1 948, s. 1 20- 1 23.

Anlam Hakknda 53
imlemelerin biimi olarak olanaklnn varln ayrt edeceksek, gerein,
olanaklnn ve olanakszn asgari ortak yann tanmlayan bir varlk-dl
da bunlara eklemeliyiz. nk elimezlik ilkesi olanaklya ve geree
uygulanr, olanaksza deil: olanakszlar varolan-ddrlar, bu asgari yana
indirgenmilerdir ve bu halleriyle nermede iten-ie-olurlar.

54 Anlamn Mant
ALTINCI DZ

DZLETRME ZERNE

Tm dier paradokslarn kaynandaki paradoks sonsuzca geri gitme


paradoksudur. Geri gitme ise zorunlu olarak dizisel bir biime sahiptir: her
iaret-edici ismin bir baka isim tarafndan iaret-edilmesi gereken bir anlam
vardr, i 1 i2 > i > i Sadece isimlerin art arda geliini gz nnde tutarsak,
3 4

dizi homojen olann sentezini salamakta, her isim bir ncekinden ancak
sras, derecesi ya da tipiyle ayrt edilmektedir: ''tipler'' teorisine uygun olarak,
kendinden nce gelen ismin anlamna iaret-eden her isim bu isimden ve
iaret-ettii eyden bir st derecededir. Ama srf isimlerin art arda geliini
deil, bu art arda gelite srayla birbirlerinin yerine geen eyleri gz nnde
tutarsak, her ismin nce gerekletirdii iaret-etme bakmndan, sonra ifade
ettii anlam bakmndan ele alndn grrz, nk dier ismin iaret
edilenini meydana getiren ey bu anlamdr. Lewis Carroll'n sunumunun
avantaj tam da bu doa farkn ortaya karmasyd. Bu kez heterojen olann
bir sentezi sz konusudur; daha dorusu, dizisel biim zorunlu olarak en az
iki dizinin ezamanll iinde gerekleir. Homojen terimleri yalnzca tip ya
da derece bakmndan ayrlan her biricik dizi, wrunlu olarak iki heterojen
dizi barndrmaktadr. Bu dizilerin her biri ayn tip ya da dereceye sahip
terimlerden oluur, ama bunlar dier dizinin terimlerinden doa bakmndan
farkldr (elbette derece bakmndan da farkl olabilirler) . Dizisel biim o
halde z gerei ok-dizilidir. Matematikte de byledir; bir nokta etrafnda
kurulmu bir dizi ancak bir baka nokta etrafnda kurulmu olan ve ilk diziye
yaknsayan ya da ondan raksayan bir baka diziye bal olarak bir nem tar.
Alice Harikalar lkesinde, oral bir gerilemenin yksdr, ama ''gerileme''
ncelikle mantksal bir anlamda, isimlerin sentezi anlamnda anlalmaldr.
Bu sentezin homojenlik biimi ise iki heterojen orallik dizisini kapsar:

Dizilecirme zerine 55
yemek-konumak, tketilebilir eyler-ifade edilebilir anlamlar. O halde,
dizisel biimin kendisi bizi az nce betimlediimiz ikilik paradokslarna
dndrr ve onlar bu yeni bak asndan tekrar ele almamz gerektirir.
Aslnda iki heterojen dizi birok ekilde belirlenebili. Bir olaylar
dizisi ve bu olaylarn gerekletii ya da gereklemedii bir eyler dizisi
dnebiliriz, ya da bir iaret-edici nermeler dizisi ve iaret-edilen
eyler dizisi, bir fiiller dizisi ve bir sfatlar ve isimler dizisi, bir ifadeler
ve anlamlar dizisi ve bir iaret-etmeler ve iaret-edilenler dizisi. Ama
bu eitlenmelerin hibir nemi yoktur, nk eitlenmeler heterojen
dizilerin rgtlenmesindeki serbestlik derecelerini temsil ederler yalnzca:
darda olaylar ve ey durumlar arasndan, yzeyde nermeler ve iaret
edilen nesneler arasndan, nermeni ierisinde de ifadeler ve iaret-etmeler
arasndan hep ayn ikilik geer, bunu grmtk. Asl nemli olan, iki diziyi
grnte homojen bir biimde kurabilecek olmamzdr: iki ey ya da ey
durumu dizisini, iki olay dizisini, iki nerme, iaret-etme dizisini, iki anlam
ya da ifade dizisini ele almamz da mmkndr. Dizilerin kuruluunun
rastlantsalla mahkum olduu sonucu mu kyor o zaman?
ki ezamanl dizinin yasas dizilerin asla eit olmamasdr. Bunlarn
biri imleyeni, dieri imleneni temsil eder. Ama kendi terminolojimiz
erevesinde, bu iki terimi zel bir biimde kullanyoruz. Anlamn herhangi
bir vehesini kendinde sunan her ime ''imleyen'' adn veriyoruz; buna
karlk, anlamn sz konusu vehesine karlk gelen, yani bu veheyle greli
bir ikilik iide tanmlanan eye ''imlenen'' diyoruz. yleyse imlenen ey
asla anlamn kendisi deildir. mlenen, kstl bir kullanm iinde, kavramdr;
geni bir kullanm iindeyse anlamn u ya da bu vehesiyle arasndaki ayrm
zerinden tanmlanabilecek her eydir. Dolaysyla, imleyen, nce, bir ey
durumuna ideal ve mantksal olarak atfedilen olaydr; imlene ise gerek
nicelikleri ve ilikileriyle ey durumudur. Bunun yan sra, imleyen, iaret
ecme, da-vurma ve dar anlamyla imleme boyutlarn tad haliyle, bir
btn olarak nermedir; imlenen ise bu boyutlara karlk gelen bamsz
terim, yani kavram ama ayn zamanda da iaret-edilen ey ya da da-vurulan
znedir. Son olarak, imleyen, bamsz bir cerime greli olmama ayrcalna
sahip salt ifade boyutudur, nk ifade-edilen olarak anlam ifadenin
dnda var-olmaz; bu durumda imlenen de iaret-etme, da-vurma, hacca
dar anlamyla imlemedir, yani anlamdan ya da ifade-edilenden ayr olarak

56 Anlamn Mant
nermedir. ki olay dizisi, iki ey dizisi, iki nerme dizisi ya da iki ifade
dizisini ele alarak dizisel yntemi genilettiimizde de homojenlik yalnzca
grntedir: bak amz deitirdiimizde roller yer deitirse bile daima
dizilerin biri imleyen rolne, dieri imlenen rolne sahiptir.
Jacques Lacan, Edgar Allan Poe'nun bir yksnde iki dizi olduunu
aka gstermitir. Birinci dizi: karsnn ald tehdit mektubunu
grmeyen kral, mektubu ne kadar gz nnde brakrsa o kadar iyi
saklam olacan grerek ii rahatlayan kralie, her eyi gren ve mektubu
ele geiren bakan. kinci dizi: bakann evinde hibir ey bulamayan polis,
mektubu daha iyi saklamak iin ortada brakmaya karar veren bakan,
her eyi gren ve mektubu geri alan Dupin. 1 Diziler arasndaki farklarn
az ya da ok byk olabilecei aktr. Baz yazarlarda ok byk farklar
vardr, sadece sonsuz kk ama yine de etkili eitlemeler kullanan baka
yazarlarda ise ok kk farklar vardr. Dizilerin ilikisinin, imleyeni
imlenene balayan, imleneni imleyenle ilikiye sokan eyin, olabilecek
en yaln biimde, bir yknn devamllyla, durumlarn benzerliiyle,
karakterlerin zdeliiyle salanabilecei de aktr. Ama bunlarn hibiri
nemli deildir. Asl nemli olan, aksine, kk ya da byk farklar
benzerliklere stn geldiklerinde, birincil olduklarnda, dolaysyla apayr
iki yk ezamanl olarak gelitiinde, karakterlerin zdelii sallantl ve
tam belirlenmemi olduunda ortaya kar.
Her biri, rnek gsterilecek bir biimciliin dizisel tekniklerini
yaratmay baarm eitli yazarlar sayabiliriz. Joyce, Bloom imleyen
dizisinin Ulysses imlenen dizisiyle ilikisini salamak iin, anlat tarzlarnn
bir arkeoloj isini ieren eitli biimlerden, saylar aras bir karlkllk
sisteminden, ezoterik szcklerin mucizevi bir kullanmndan, soru-yant
ynteminden, dnce aklarnn, oul dnce silsilelerinin (Carroll'n
double thinking'i?) devreye sokulmasndan faydalanr. Raymond Roussel,
dizilerin iletiimini fonematik bir ilikiyle temellendirir (''!es bandes du
vieux pillard'', ''les bandes du vieux billard'' 2 = *)
ve p imleyen dizisinin

1 Jacques Lacan, Ecrits, Seuil, 1 966, ''Le Seminaire sur la lettre volie''.
2 Franszcada, sadece p harfinin yerine b harfini geirerek "yal bozguncunun eteleri"
anlamna gelen "!es bandes du vieux pillard"dan "eski bilardo masasnn bantlar" anlamna
gelen "les bandes du vieux billard"a gemek mmkn. (. n.)

Diziletirme zerine 57
b imlenen dizisine kavutuu olaanst bir ykyle btn fark kapatr:
genel olarak bu yntemde, imlenen dizi gizli kalabildii lde yk
daha da bilmecemsi hale gelmektedir.3 Robbe-Grillet, ey durumu
betimlemelerinden, kk farklara dayal gl iaret-etmelerden oluan
dizilerini, donuk ama her dizide belli belirsiz bakalap yer deitirebilecek
temalar etrafnda dndrerek kurar. Pierre Klossowski, Roberte zel
isminden yola kar, ama elbette bir karaktere iaret-etmek ve onun
zdeliini da-vurmak iin deil, aksine ''ilksel bir yeinlii'' ifade etmek
iin, bunun farkn iki dizi halinde pay etmek ve ayrtrmak iin: imleyen
dizi ''karsn ancak kendini sust yakalanmak isterken yakalayan
haliyle hayal edebilen koca''ya gnderme yapar, imlenen dizi ''onu zgr
olduuna ikna etmesi gereken, ama kocasnn ngrlerini dorulamaktan
baka bir ie yaramayan maceralara atlan'' kadna gnderme yapar. 4
Witold Gombrowicz, aslm hayvanlardan oluan bir imleyen dizi (ama
neyi imleyen?) ve kadn azlarndan oluan bir imlenen dizi (ama hangi
bakmdan imlenen?) kurar; dizilerin her biri bazen fazlalkla bazen eksiklikle
bir im sistemi gelitirir ve araya giren tuhaf nesneler ve Leon'un syledii
ezoterik szckler sayesinde dier diziyle iletiime geer. 5
. zellik, genel olarak dizilerin ilikisini ve dalmn akla
kavuturmay salar. lk olarak, her dizinin terimleri dier dizinin terimleri
karsnda srekli olarak greli bir yer deitirme iindedir (rnein Poe'nun
iki dizisinde bakann yeri) . zsel bir uyumazlk vardr. Bu uyumazlk, bu
yer deitirme, dizilere ikincil eitlenmeler dahil ederek onlarn benzerliini
rtecek ya da saklayacak bir klk deitirme deildir. Aksine bu greli yer
deitirme her dizinin dierine yansmasn salayan ilksel eitlenmedir, her
dizi bu yansmayla kurulur ve ancak bu eitlenme sayesinde dieriyle ilikiye
geer. O halde, bir dizinin dierinin zerine ya da altna srklendii ifte
bir kayma sz konusudur, her iki diziyi de birbirlerine gre srekli dengesiz
kalacak ekilde kuran ey budur. kinci olarak, bu dengesizliin kendisinin

3 Bkz. Michel Foucault, Raymond Roussel, Gallimard, 1 963, 2. blm (zellikle dizilerle
ilgili olarak bkz. s. 78 vd.).
4 Pierre Klossowski, Les Lois de l'hospitalite, Gallimard, 1 965, Aklama, s. 7.
5 Witold Gombrowicz, Cosmos, Denoel, 1 966 [Trkesi: Kosmos, A. Derman (ev.),
Can Yaynlar, 1 992] . Tm bu sylenenlerle ilgili olarak bkz. Ek l, 1 . yaz (s. 279-292).

58 Anlamn Manc
de bir yn olmaldr: iki diziden biri, yani imleyen olarak belirlenmi
dizi dieri karsnda bir fazlalk sergiler, daima bulank bir imleyen
fazlal vardr. Son olarak, ki en nemli nokta budur, iki dizinin greli yer
deitirmesini ve birinin dieri karsndaki fazlaln salayan ey dizilerin
hibir terimine, bu terimler arasndaki hibir ilikiye indirgenemeyecek ok
zel ve paradoksal bir unsurdur. rnein: Lacan'n Edgar Allan Poe'nun
yks hakkndaki yorumuna gre mektup. Ya da yine Lacan, Freud'un
Kurt Adam vakasn yorumlarken, bilindnda diziler olduunu, Kurt
Adam vakasnda da babaya ait imlenen bir dizi ve oula ait imleyen bir dizi
olduunu aa karr ve zel bir enin iki dizide de oynad belirleyici
rol gsterir: bor.6 Finnegan's \.%ke te, dnyann btn dizilerini bir kaos
'

kozmosta iletiime sokan da bir mektuptur. Robbe-Grillet'de, iaret-etme


dizileri silgi, sicim, bcek lekesi gibi belirsiz ya da ar-belirli nesnelerin ifade
ediliinde yaknsadklar lde salamlk, salam bir betimleyicilik kazanr.
Klossowski'ye gre, Roberte ismi, ''kiiler'' e iaret-etmeden ya da onlar da
vurmadan nce bir ''yeinlii'', yani bir yeinlik farkn ifade eder.
Bu paradokal unsurun zellikleri nelerdir? O durmadan iki dizide de
dolamdadr. Tam da bu yzden onlarn iletiimini salar. mleyen dizide de
imlenen dizide de eit biimde mevcut, iki yz olan bir unsurdur. Aynadr.
Hem szck hem eydir, hem isim hem nesne, hem anlam hem iaret
edilen, hem ifade hem iaret-etmedir vb. O halde paradoksal unsur katettii
iki dizinin yaknsamasn salar, ama tam da onlarn aralksz raksamasna
yol amak kouluyla. nk o, daima kendisine gre yer deitiriyor olma
zelliine sahiptir. Her dizinin terimleri greli olarak, birbirlerine gre yer
deitiriyorsa bunun nedeni, nce kendi balarna mutlak bir yere sahip
olmalar, ama bu mutlak yerin hep terimlerin iki dizide de kendisine gre
durmadan yer deitiren o eye uzaklyla belirlenmi olmasdr. Paradoksal
unsurun asla onu aradmz yerde olmadn ve tersine, olduu yerde
onu bulamadmz sylememiz gerekir. O kendi yerinde bulunamaz diyor
Lacan.7 Ayn ekilde kendi zdeliinde de bulunamaz, kendi benzerliinde,

6 Bkz. Lacan'n dizisel bir ynrem iin remel nem rayan, ama Ecrits'de yer almayan,
"Le Myrhe individuel du nevrose" (C.D.U., 1 953) balkl merni.
7 Ecrits, s. 25. Burada berimlediimiz paradoks, Lacan paradoksu olarak adlandrlmal.
Lacan' n yazlarnda ska hissedilen Carroll erk.isi de bunu doruluyor.

Dizilerirme zerine 59
kendi dengesinde, kendi kkeninde de bulunamaz. O halde, bu unsurun
harekete geirdii iki diziden birinin kkensel, dierinin tremi olduunu
syleyemeyiz. Elbette diziler birbirlerine gre kkensel ya da tremi
olabilirler. Birbirlerine gre ardk olabilirler. Ama iletiim iinde olmalarn
salayan unsura gre tamamen ezamanldrlar. Asla eit olmakszn
ezamanldrlar, nk unsurun iki yz vardr ve hibir zaman bunlarn biri
dierinde bulunmaz. yleyse bu unsur, imleyen olarak kurduu bir dizide
fazlalk halindeyken imlenen olarak kurduu dier dizide eksiklik halinde
olacaktr: doas gerei ya da kendisi bakmndan, dier tekini kaybetmi,
yarm kalmtr. Onun fazlal daima kendi eksikliine gnderme yapar ve
tersi. Dolaysyla bu belirlenimler de yine grelidir. nk bir tarafta fazlalk
halinde olan ey son derece hareketli bir bo yerden baka nedir? Dier tarafta
eksiklik halinde olan da hzla hareket eden bir nesne, hep gereinden fazla
olan ve hep yer deitiren, hibir yerde bulunmayan bir ey deil mi?
Aslnda, iki yz olan bu eyden, eitlikten ya da kendi tekinden
yoksun iki ''yars'' olan bu eyden daha tuhaf bir e olamaz. Tpk bir
oyunda olduu gibi, bo haneyle bir tan srekli yer deitirmesinin
kombinezonuna tank oluruz. Daha dorusu, tpk koyunun dkkanndaki
gibi: Alice orada ''bo raf''la ''hep bir stte duran parlak ey''in, hibir
eyin bulunmad yerle hibir yerde bulunmayan eyin tamamlaycln
hisseder. ''En tuhaf da (oddest: kendi tekini en ok kaybetmi, en ok yarm
kalm) Alice ne zaman orada bulunanlarn ne olduunu anlayabilmek iin
bir rafa gzlerini dikse o raf boalveriyordu, evresindeki raflar tepeleme
dolu olsa da. Burada her ey kayor dedi en sonunda yaknan bir sesle, bir
dakika kadar kocaman, parlak bir nesneyi bouna kovaladktan sonra; o ey
kimi zaman bir bebee kimi zaman bir alet kutusuna benziyordu ve Alice
hangi rafa gzlerini dikerse diksin, o hep bir stteki rafta oluyordu . . . Onu en
st rafa kadar kovalayacam. Herhalde tavandan gemekte zorlanr! Ama
bu tasar da suya dt: o ey, sanki oktan beri buna alm gibi sessizce
geiverdi tavandan." 8

8 Aynann iinden, s. 73-74 . (. n.)

60 Anlamn Mant
YEDNC DZ

EZOTERK SZCKLER HAKKINDA

Lewis Carroll edebiyatta dizisel bir yntemi kefeden, kuran


kiidir. Onun yaptnda diziler gelitirmenin birok yntemini buluruz.
lk olarak, tuhaf bir nesneyle dzenlenen, kk i farklara sahip iki olay
dizisi: rnein Sylvie ve Bruno'da, gen bir bisikletinin kazas bir diziden
dierine yer deitirmektedir (23. blm) . Hi kukusuz bu iki dizi
birbirine gre ardktr, ama tuhaf nesneye gre ezamanldr. Burada
tuhaf nesne, zamana uymayan, aksine zaman kendine uyd uran, zamann
akn tersine evirici bir dzenee sahip sekiz ibreli bir saattir. Saat iki
ekilde, ya bir deli-oluta her eyi tersine evirerek, ya Stoac bir fatum
iinde kk eitlenmeler yaratarak olaylar geri getirir. lk dizide bir
kasann zerine den gen bisiklet srcs imdi artk sapasalamdr.
Ama ibreler eski konumlarna dndnde, o da tekrar kendisini has
taneye gtren bir arabaya yaral halde serilecektir: saat adeta kazay,
yani olayn zamanda gereklemesini defetmeyi baarmtr, ama Olayn
kendisini, neticeyi, ebedi hakikat olarak yaray deitiremez . . . Ya da Sylvie
ve Bruno'nun ikinci ksmndaki (2. blmdeki) bir sahne ilk ksmdaki bir
sahneyi kk farklar hari yeniden retmektedir (yal adamn deiken
yeri ''para kesesi'' tarafndan belirlenir, para kesesi kendisine gre yer
deitiren tuhaf nesnedir, nk kahramanmz onu geri vermek iin cad
hzyla komak zorundadr) .
kinci olarak, nermelerle ya da en azndan grltlerle, yanstma/arla
dzenlenen, hzlandrlm byk i farklara sahip iki olay dizisi. Lewis
Carroll'n betimledii haliyle aynann yasasdr bu: ''Eski odadan
grlebilecek her ey gayet sradan ve ilginlikten uzakt, ama geri kalan

Ezoterik Szckler Hakknda 61


her ey olabildiince farklyd." 1 Sylvie ve Bruno 'daki rya-gereklik dizileri
bu raksama yasasna gre, karakterlerin bir diziden dierine yansmasyla
ve her bir dizide tekrar yansmasyla kurulmutur. kinci ksmn nsznde
Carroll, kitabn her pasaj iin iki dizinin karlklln gvenceye alan,
insanlara ya da cadlara zg hallerin ayrntl bir listesini karr. Genellikle
diziler aras geiler, iletiimler, dizilerin birinde balayp dierinde biten
bir nermeyle ya da iki diziden de pay alan bir yanstmayla, bir grltyle
salanr. (En iyi Carroll yorumcularnn, zellikle de Fransz yorumcularn,
Alice Harikalar lkesinde ve Aynann inden' e gre batan sona yenilenmi
teknikler sergileyen Sylvie ve Bruno gibi bir bayapt karsnda neden
bu kadar saknml davrandklarn ve byle haff eletiriler yaptklarn
anlamyoruz) .
nc olarak, ezoterik bir szckle dzenlenen, son derece uyumsuz iki
nerme dizisi (ya da bir nerme dizisi ve bir ''tketim'' dizisi, bir saf ifade
dizisi ve bir iaret-etme dizisi) . Ama nce, Carroll'n ezoterik szcklerinin
farkl trlerde olduunu belirtmemiz gerekiyor. lk trden ezoterik szckler
bir ya da birbirini izleyen birok nermenin hecesel elerini sktrmaya
dayanr: rnein Sylvie ve Bruno'da ( 1. blm), Your royal Highness yerine
''y'reince'' denmesi. Bu sktrma, nermenin tamamnn btncl anlamn
damtp onu tek bir heceyle, Carroll'n deyiiyle ''Telaffuz Edilemez Tek
heceli''yle isimlendirmeyi hedefler. Baka yntemler de Rabelais'den ve
Swift'ten beri bilinmektedir: rnein nszleri oaltarak heceleri uzatma
ya da yalnz nszleri koruyarak nlleri tamamen atma (sanki nszler
anlam ifade etmeye yaryormu, nller ise iaret-etme elerinden
ibaretmi gibi), vb. 2 Her durumda, bu ilk trden ezoterik szckler tek bir
diziyle ilgili olan bir bititirme, bir ardklk sentezi meydana getirir.
Lewis Carroll' a zg ezoterik szckler baka trdendir. Bu sefer sz
konusu olan, iki heterojen nerme dizisinin ya da iki nerme boyutunun
(bu da ayn kapya kar, nk bir dizinin nermelerini meydana
getirirken onlar zellikle belli bir boyutu aa karmakla grevlendirmek
her zaman mmkndr) birbirine balanmasn salamaya ynelik bir bir-

1 Aynann inden, s. 18. (. n.)


2 Rabelais ve Swifr'in yntemleriyle ilgili olarak bkz. Emile Pons'un snflandrmas:
Swifc, CEuvres, Pleiade, s. 9- 1 2.

62 Anlamn Mant
aradalk sentezidir. Byk rnein Snark szc olduunu grmtk:
o, beslenmeyle ilgili ve semiyolojik iki orallik dizisi ya da iaret-edici ve
ifade-edici iki nerme boyutu boyunca dolamdadr. Sylvie ve Bruno
baka rnekler de sunar: tad olmayan meyve Phlizz ya da Azzigoom
Pudding. Bu isimlerin eitlilii kolayca aklanabilir: bunlarn hibiri
dolamdaki szcn kendisi deildir, daha ziyade ona iaret-eden bir
isim sz konusudur (''szcn isimlendirilmesi''). Dolamdaki szcn
kendisi baka bir doaya sahiptir: ilke olarak o, bo hanedir, bo raftr, bo
szcktr (Lewis Carroll ekingenlere, mektup yazarken baz szckleri
bo brakmalarn tler) . Bu szck silinip gitmeleri ve yer deitirmeleri
belirten isimlerle ''isimlendirilir'': Snark grnmezdir, Phlizz ise silinip
gidenle ilgili bir yanstmadr adeta. Ya da tamamen belirsiz isimlerle
isimlendirilir: aliquid, it, bu, ey, bilmem ne, falan (farenin yksndeki
bunu ya da koyunun dkkanndaki ey gibi) . Ya da son olarak onun hibir
ismi yoktur, bir arknn ktalar arasnda dolanan ve onlar iletiime sokan
nakaratla ya da bahvann arksnda olduu gibi, her ktada iki eit
ncl iletiime sokan, krann sonu ksmyla isimlendirilir.
Drdnc olarak, valiz-szcklerlej dzenlenen ve gerektiinde nceki
trden ezoterik szcklerle kurulan, dallanp budaklanm diziler. Aslnda
valiz-szckler de ezoterik szcklerin yeni bir trdr: ilk bakta, valiz
szckleri birok szc sktrdklarn ve birok anlam barndrdklarn
syleyerek tanmlayabiliriz (''kuzganl'' = dumanl + kzgn). Ama btn
mesele valiz-szcklerin ne zaman zorunlu hale geldiidir. nk her yerde
valiz-szck bulmak mmkndr, neredeyse btn ezoterik szckler
byle yorumlanabilir. Biraz gayret edersek, rastlanty da gze alrsak. . . Ama
aslnda valiz-szck, ancak iaret-etmesi gereken ezoterik szcn zel
bir ileviyle rtyorsa zorunlu olarak temellendirilip meydana getirilmi
demektir. rnein, sadece tek bir dizide sktrma ilevine sahip bir ezoterik
szck (y'reince) valiz-szck deildir. Ayn ekilde, mehur jabberwocky
metninde, ok sayda szck masals bir zooloji sergiler, ama zorunlu olarak

3 Valiz-szcn ngilizcesi portmanteau word ve Lewis Carroll'da da bu ekilde


karmza kyor. Ama porcmanco, 1 9. yzyl ngilizcesinde bir valiz trn belirtcii iin
bu szck Franszcaya mot-valise, yani valiz-szck diye evriliyor. Tomris Uyar, Aynann
inden'de portmanto diye evirmeyi tercih ermi (bkz. s. 88 vd.). (. n.)

Ezoterik Szckler Hakknda 63


valiz-szck meydana getirmez: mesela toves (porsuklar-kertenkeleler
tirbuonlar) , borogoves (kular-sprgeler) , raths (yeil domuzlar) ya da
outgribe fiili (brmek-haprmak-slk almak) .4 Son olarak, iki heterojen
diziyi kapsayan bir ezoterik szck de zorunlu olarak valiz-szck deildir:
bu ifte kapsama ilevinin Phlizz, ey, bu . . . trnden szcklerle yeterince
karlandn az nce grdk.
Yine de bu dzeylerde bile valiz-szcklerin ortaya kmas mm
kndr. Snark masals ya da bileik bir hayvana iaret-eden bir valiz
szcktr: shark + snake, kpekbal + ylan. Ama sadece ikincil ya da pek
nem tamayan bir valiz-szcktr bu, nk ierii dorudan ezoterik
szck olarak ileviyle rtmez. eriiyle bileik bir hayvana gnderme
yaparken, ileviyle yalnzca biri bileik olsun olmasn bir hayvanla ilgili olan,
dieri cisimsiz bir anlamla ilgili olan iki heterojen diziyi dile getirir. yleyse
ilevini ''valiz'' yanyla yerine getiriyor deildir. Buna karlk, Jabberwock
kukusuz masals bir hayvandr, ama bu kez ierii ileviyle rten bir
valiz-szcktr de. Carroll, szcn filiz, meyve anlamna gelen wocer ya
da wocor'la akc, canl, geveze bir tartmay ifade eden jabber'dan meydana
geldiini belirtir. yleyse Jabberwock, Snark'takine benzer iki diziyi artk
valiz-szck olarak dile getirmektedir: iaret-edilebilir ve tketilebilir
nesnelerle ilgili olan hayvan ya da bitki soyu dizisi ve ifade-edilebilir
anlamlarla ilgili olan szel oalma dizisi. Yine de bu iki diziyi baka trl
dile getirmek mmkndr ve valiz-szcn zorunluluunun temeli
burada yatmaz. O halde valiz-szcn birok szcn sktrlmas ve
birok anlamn barndrlmas olarak tanm nominal bir tanmdan ibarettir.
Humpty Dumpty, jabberwocky'nin ilk ktasn yorumlarken u
iki szc valiz-szck olarak sunar: slithy (''kayrak'' = kvrak-kaygan
yapkan) ; mimsy (''czgn'' = clz-zg1)... Burada skntmz ikiye
katlanyor. Her seferinde sktrlm birok szck ve birok anlam

4 Henri Parisor ve Jacques B. Brunius carafndan yaplm iki gzel .fabberwocky


evirisi vardr. Parisoc'nun evirisi Lewis Carroll adl kicabnda (Seghers); Brunius'nki ise
szcklerle ilgili yorumlarla birlikce Cahiers du Sud, Say: 287'de ( 1 948) bulunabilir. kisi de
jabberwocky' nin eitli dillerdeki versiyonlarn alnclarlar. Biz kullandmz terimleri bazen
Parisoc'dan bazen Brunius'ten dn alyoruz. lk krann Antonin Artaud transkripsiyonunu
daha ileride ele alacaz: Arcaud'nun hayranlk verici metni arck Carroll'la ilgisi olmayan
problemler ortaya koymaktadr.

64 Anlamn Mant
olduunu aka gryoruz, ama bu eler btncl bir anlam oluturmak
zere kolayca cek bir dizide rgtleniyorlar. Bu durumda valiz-szcn
basit bir sktrmadan ya da bititirici bir ardklk sentezinden nasl
ayrldn anlayamyoruz. Elbette ikinci bir diziyi iin iine sokabiliriz;
Carroll'n kendisi de yorumlama olanaklarnn sonsuz olduunu
belirtiyordu. rnein, iaret-edilebilir nesnelerden (tketilebilir hayvanlar)
,, ,,
ve an1an tayc nesne1erden (''b anka memuru , ''pul'' , ''yo1 cu arab as ,
hatta Snark'caki gibi ''demiryolu hissesi'' trnden sembolik ya da ilevsel
varlklar) oluan iki dizisiyle bahvann arksndaki emay jabberwocky'ye
uyarlayabiliriz. O zaman birinci krann sonunu, bir yandan Humpty
Dumpty'nin yapt gibi, ''yeil domuzlar (raths), evlerinden uzakta (mome
=from home), bryorlard-hapryorlard-slk alyorlard (outgrabe)''

eklinde, dier yandan, ''tercihli faiz oranlar (rath = rate+ rather), balang
noktalarndan uzakta, kontrol edilemez hale gelmilerdi (outgrab)'' eklinde
yorumlamak mmkn olur. Ama bu yolla her trl dizisel yorum kabul
edilebilir ve valiz-szcn balayc bir bir-aradalk sentezinden, ya da iki
ya da daha ok heterojen dizinin birlikte-dzenlenmesini salayan herhangi
bir ezoterik szckten nasl ayrldn anlayamayz.
zm, Snark Av'nn nsznde Carroll tarafndan verilmitir:
''Bana soruyorlar: Hangi kraln egemenliinde, syle, pislik? Konu yoksa
lrsn! Bu kral William myd, yoksa Richard myd bilmiyorum. O
zaman Rilchiam diye yant veriyorum." 5 Valiz-szcn tamamyla ayrc
bir sentezde temellendii ortaya kyor. zel bir durumla kar karya
deiliz, genel olarak valiz-szcn yasasn kefediyoruz, ama bunun iin
her seferinde sakl kalm olabilecek ayrlmay ortaya karmak gerekiyor.
rnein ''kuzganl'' (kzgn ve dumanl) iin: ''Dnceleriniz azck olsun
dumanldan yana ar basarsa dumanl-kzgn dersiniz; kl pay farkla da
olsa kzgndan yanaysanz kzgn-dumanl dersiniz, ama eer ok az kiiye

5 Deleuze metni ,Jeitirerek ve epeyce ksaltarak alntlam. Carroll, 1he Hunting ofthe
Snark n nsznde aslnda tam olarak yle yazyor: "unu hayal edelim: Pistol o mehur
'

szleri sylediinde, - Hangi kraln egemenlii1de, dzenbaz? Konu yoksa lrsn! -


Justice Shallow yantn ya William ya Richard olduundan kesinlikle emindi, ama hangisi
olduuna karar veremiyordu. Bu yiizde1 de iki szckten birini dieri11den nce sylemek
onun iin imkanszd. Hi kuku yok ki o lmek yerine 'Rilchiam!' diye fsldayacaktr."
(. n.)

Ezoerik Szckler f1akknda 65


bahedilmi kusursuzca dengeli bir ruha sahipseniz kuzganl dersiniz." O
halde, zorunlu ayrlma dumanlyla kzgn arasnda deildir, nk bunlarn
ikisi birden olmak gayet mmkndr; ayrlma, bir yandan dumanl-ve
kzgnla dier yandan kzgn-ve-dumanl arasndadr. Bu bakmdan, valiz
szcn ilevi, daima, dahil olduu diziyi dallandrp budaklandrmaktan
ibarettir. Valiz-szck asla tek bana var-olmaz: kendisinden nce ya da
sonra gelen ve her dizinin ilkece zaten dallanp budaklanm ve daha da
dallanp budaklanabilir olmasn salayan baka valiz-szcklere gnderme
yapar. Michel Butor bunu gzel ifade eder: ''Bu szcklerin her biri birer
makas haline gelebilir ve birinden dierine birok gzergahtan gidebiliriz;
tek bir yk deil bir ykler denizi anlatan kitap fkri buna dayanr." 6
O halde bata sorduumuz soruya yant verebiliriz: ezoterik szck iki
heterojen diziyi dile getirmenin ya da birlikte-dzenlemenin tesinde
bunlara ayrlmalar katma ilevine sahip olduunda o zaman valiz-szck
zorunludur ya da zorunlu olarak temellenmitir, yani ezoterik szcn
kendisi o zaman bir valiz-szckle ''isimlendirilmi'' ya da ona bu ekilde
iaret-edilmitir. Genel olarak ezoterik szck hem bo haneye, hem hibir
yerde bulunmayan eye gnderme yapar. Ama Lewis Carroll'da eit
ezoterik szck ayrt etmemiz gerekir: sktrc/ar tek bir dizi zerinde
bir ardklk sentezi gerekletirirler ve bir nermenin ya da nermeler
beinin hecesel elerine ynelip bunlarn bileik anlamn damtrlar
(''bititirme'') ; dolaml/ar iki heterojen dizi arasnda bir bir-aradalk
ve birlikte-dzenlenme sentezi gerekletirirler ve tek seferde dorudan
bu dizilerin karlkl anlamna ynelirler (''balama'') ; ayrclar ya da
valiz-szckler bir-arada-olan dizilerde sonsuz bir dallanp budaklanma
gerekletirirler ve hem szcklere hem anlamlara, hem hecesel hem
semiyolojik elere ynelirler (''ayrma'') . Valiz-szcn gerek tanmn
salayan da bu dallandrp budaklandrc ilev ya da ayrc sentezdir.

6 Michel Butor, lntroduction auxfragments de "Finnegans ke", Gallimard, 1 962, s. 1 2.

66 Anlamn Mant
SEKZNC DZ

YAPI HAKKINDA

Levi-Strauss, Lacan'nkine benzer bir paradoksu bir antinomi eklinde


ortaya koyar: biri imleyen dieri imlenen iki dizi verili olduunda, bunlarn
biri bir fazlalk dieri bir eksiklik sergilemekte, bu yzden de diziler ebedi bir
dengesizlik, srekli bir yer deitirme iinde birbiriyle ilikiye girmektedir.
Kosmos' un kahramannn dedii gibi, imleyen imler her zaman gerekenden
fazladr. Esas olarak imleyen, dil dzenine aittir. Dil hangi yoldan kazanlm
olursa olsun, dilin eleri hep birden tek seferde verilmi olmaldr, nk
bu eler olanakl diferansiyel ilikilerinden bamsz olarak var-olamaz.
Oysa genel olarak imlenen, bilinen dzenine aittir, bilinen de partes extra
partes, paralardan paralara giden, aamal bir hareketin yasasna tabidir.
Bilgi ne trden btnletirmeler meydana getirirse getirsin, bunlar dilin
ya da lisann virtel btnlne kavuamadan kalr. mleyen dizi nsel
bir btnl rgtlerken, imlenen dizi retilmi btnlkleri dzenler.
''Evren, insanlar onun neyi imlediini bilmeye balamadan ok nce de
imliyordu. . . nsan batan beri bir imleyen btnselliine sahiptir, ama bunu
bilinmeksizin ylece verili olan bir imlene1e nasl tayaca konusunda
ba derttedir. kisi arasnda daima bir rtmezlik vardr." 1
Bu paradoksu Robinson paradoksu olarak adlandrabiliriz. nk
Robinson'un ssz adada tekrar topluma benzer bir ey ina edebilmesi
iin, henz hibir eye uygulanmasalar bile karlkl olarak birbirlerini
ieren btn kurallar ve yasalar bir anda kabul etmesi gerektii aktr.

1 C. Levi-Scrauss, "Incroduccion a l'a:uvre de Marcel Mauss", M . Mauss, Sociologie et


Anthropologie, P.U.F., 1 9 50, s. 48-49 [Trkesi: "Marcel Mauss'un Eserine Giri'', Marcel
Mauss, Sosyoloji ve Antropoloji iinde, . Doan (ev.), Dou Bac Yaynlar, 20 1 1 , 3. bask,
s. 48, burada ve sonraki alntlarda eviriyi tamamen deitirdim] .

Yap Hakknda 67
Buna karlk, doann fethi aamaldr, ksmidir, paradan paraya gider.
Herhangi bir toplum akla ve almayla, akrabalk ve evlilikle, klelik ve
zgrlkle, yaam ve lmle ilgili btn hukuksal, dinsel, politik, ekonomik
kurallara ayn anda sahiptir. Oysa o toplumun toplum olarak kalmasn
salayan doann fethi aamal olarak, bir enerji kaynandan dierine,
bir nesneden dierine giderek gerekleir. Bu yzden yasa, nesnesinin ne
olduunu bilmemizden nce de ve asla bunu tam olarak bilemesek de
btn arlyla zerimize yklenir. Devrimleri olanakl hale getiren ey
bu dengesizliktir. Devrimler elbette teknik ilerlemeyle belirlenmez, ama
ekonomik ve politik btnln teknik ilerleme paralarna bal olarak
yeniden dzenlenmesini gerektiren, iki dizi arasndaki bu mesafe onlar
olanakl hale getirir. O halde, aslnda ayn yere varan iki hata vardr:
teknik kazanmlarn ritmine uygun olarak, toplumsal ilikilerde ksmi
dzenlemeler gerekletiren ya da talep eden reformculuk ya da teknokrasi
hatas; belli bir anda var-olan toplumsal btnln ritmine uygun olarak,
imlenebilir olanla bilineni btnletirmeye alan totalitarizm hatas.
Bu yzden teknokrat doal olarak diktatrn dostudur - bilgisayarlar
ve diktatrlk. Oysa devrimci, teknik ilerlemeyi toplumsal btnlkten
ayran mesafede yaar ve srekli devrim dn buraya yerletirir. Bu d
kendi bana bir etkinlik, bir gerekliktir, tm kurulu dzenlere kar ciddi
bir tehdit oluturur ve dledii eyi olanakl hale getirir.
Levi-Strauss'un paradoksuna dnelim: imleyen ve imlenen iki dizi
verili olduunda, imleyen dizinin doal bir fazlal, imlenen dizinin doal
bir eksiklii vardr. Zorunlu olarak, ''her sonlu dncenin klelii, ama
ayn zamanda btn sanatn, btn iirin, btn mitsel ve estetik bulularn
2
da gvencesi olan bir dalgalandran imleyen'' vardr - btn devrimlerin
de diye ekleyebiliriz. te yandan, imleyen tarafndan verilmi olan, ama
''bilinmeksizin'', saptanmak ya da gerekletirilmeksizin verilmi olan bir
tr dalgalandrlan imlenen de vardr. Levi-Strauss, bilmem ne, falan, ey,
aliquid gibi szckleri, ayrca mehur mana szcn (hatta id szcn
de) byle yorumlamay nerir. ''Kendi bana anlamdan yoksun, dolaysyla
da herhangi bir anlam alabilecek, biricik ilevi imleyenle imlenen
arasndaki mesafeyi doldurmak olan'' bir deer. ''Sfr dzeyde bir sembolik

2 "Marcel Mauss'un Eserine Giri", s. 49. (. n.)

68 Anlamn Manr
deer, yani imlenene zaten yklenen ierie ek olarak sembolik bir ieriin
zorunluluunu belirten, ama hazrdaki rezervin paras olmak kouluyla
herhangi bir deer alabilecek bir im .. " . Hem iki diziden birinin fazlalkla
.

dierinin eksiklikle belirlenmi olduunu, hem de bu iki belirlenimin asla


dengelenmeksizin birbirinin yerine getiini grmemiz gerekir. nk
imleyen dizide fazlalk halinde olan, harfiyen bo hanedir, daima yer
deitiren, hibir eyin bulunmad yerdir; imlenen dizide eksiklik halinde
olan ise yeri belirlenemeyen, bilinmeyen, gerekenden fazla olan bir veridir,
yeri daima deien, hibir yerde bulunmayan eydir. Ayn eyin iki yzdr
bunlar, ama dizilerin farklarn yitirmeksizin iletiime girmesini salayan,
her biri dier tekinden yoksun iki yz. Koyunun dkkannda yaanan
macera ya da ezoterik szcn anlatt yk budur.
Belki de genel olarak bir yapnn baz asgari koullarn belirleyebiliriz:
1) Biri ''imleyen'' , dieri ise ''imlenen'' olarak belirlenecek en az iki
heterojen dizi gereklidir (asla tek bir dizi bir yap meydana getirmeye
yetmez) . 2) Bu dizilerin her biri ancak birbirleriyle srdrdkleri ilikiler
sayesinde var-olan terimlerden oluur. Bu ilikilere ya da daha dorusu
bu ilikilerin deerlerine ok zel olaylar, yani yapnn iinde saptanabilir
tekillikler karlk gelir: tpk diferansiyel hesapta tekil nokta dalmlarnn
diferansiyel ilikilerin deerlerine karlk gelmesi gibi.4 rnein, fonemler
arasndaki diferansiyel ilikiler bir dildeki tekillikleri saptarlar, o dilin
karakteristik sesleri ve imlemeleri bunlarn ''etrafnda'' kurulur. stelik
grnen o ki bir diziye bal tekillikler karmak bir ekilde dier dizinin
terimlerini belirlemektedir. Her durumda, bir yap temel dizilere karlk
gelen iki tekil nokta dalm barndrr. Bu yzden yapyla olay kar karya
getirmek doru deildir: yap ideal olaylarn kaydn ierir, yani kendine
isel olan bir tarihe sahiptir (rnein, eer diziler ''kiilikler'' barndryorsa,

3 "Marcel Mauss'un Eserine Giri'', s. 45, 49-50. (. n.)


4 Diferansiyel hesapla kurulan yaknlk rastlantsal ve alm gelebilir. Ama alm
olan yalnzca hesabn sonsuzcu yorumudur. 1 9. yzyln sonundan itibaren, Weierstrass,
matematiksel bir yapsalcla ok yakn, ordinal ve statik, sonlu bir yorum sunar. Tekillikler
temas ise diferansiyel denklemler teorisinin temel bir paras olarak kalmtr. Diferansiyel
hesabn tarihiyle ve modern yapsalc yorumlanyla ilgili en iyi alma C. B. Boyer'a aittir,
The History ofthe Calculus and lts Conceptual Development, Dover, New York, 1 959.

Yap Hakknda 69
iki dizide kiiliklerin birbirlerine greli konumlarna karlk gelen btn
tekil noktalar toplayan bir tarih vardr) . 3) ki heterojen dizi, onlarn
''farklandrcs'' gibi olan paradoksal bir eye doru yaknsar. Tekilliklerin
yaylmnn ilkesi odur. Bu e hibir diziye ait deildir ya da daha dorusu
ayn anda ikisine birden aittir ve hep diziler arasnda dolam halindedir.
Daima kendisine gre yer deitiriyor olma, ''kendi yerinde bulunamama'' ,
kendi zdeliinde, kendi benzerliinde, kendi dengesinde bulunamama
zelliine sahiptir. Bir dizide fazlalk olarak ortaya kar, ama ayn zamanda
dier dizide eksiklik olarak ortaya kmak kouluyla. Dizilerin birinde
fazlalksa bo hane olarak fazlalktr; dierinde eksiklikse fazladan bir ta ya
da hibir hanede bulunmayan ey olarak eksikliktir. Ayn anda hem szck
hem nesnedir: ezoterik [irek] szck, egzoterik [drak] nesne.
Bu enin ilevleri unlardr: iki diziyi birbirine eklemlemek ve
birini dierine yanstmak, onlar iletiime sokmak, birlikte-var-olmalarn
ve dallanp budaklanmalarn salamak; iki diziye karlk gelen tekil
likleri ''karmakark bir yk'' de toplamak, bir tekillik dalmndan
dierine geii salamak, ksacas tekil noktalarn yeniden-dalmn
gerekletirmek; fazlalk olarak ortaya kt diziyi imleyen olarak, buna
karlk eksiklik olarak ortaya kt diziyi imlenen olarak belirlemek ve
her eyden nce imleyen ve imlenen iki dizide anlamn veriliini salamak.
nk anlam imlemeyle kartrlmamaldr; o, imleyeni imleyen, imleneni
imlenen olarak belirleyecek ekilde atfedilendir. Buradan diziler olmadan,
her dizinin terimleri arasndaki ilikiler olmadan, bu ilikilere karlk gelen
tekil noktalar olmadan yapnn da olamayaca sonucu kar. Ama zellikle
her eyin ilemesini salayan bo hane olmadan yap olamaz.

70 Anlamn Mant
DOKUZUNCU DZ

PROBLEMATK HAKKINDA

deal bir olay nedir? Bir tekillik. Daha dorusu bir tekillikler kmesi;
matematiksel bir eriyi, fiziksel bir ey durumunu, psikolojik ve tzel bir
kiiyi niteleyen tekil noktalar kmesi. Ters dnme, bklme... noktalar;
darboazlar, dmler, yuvalar, merkezler; erime, younlama, kaynama. . .
noktalar; gzya ve sevin, hastalk ve salk, umut ve kayg noktalar, yani
duyusal denebilecek noktalar. Ama bu tr tekillikler ne kendini bir sylem
iinde ifade edenin kiiliiyle, ne bir nermenin iaret-ettii ey durumunun
bireyselliiyle, ne de eklin ya da erinin imledii kavramn genellii ya da
evrenselliiyle bir tutulabilir. Tekillik iaret-etme, da-vurma ya da imleme
boyutlarndan farkl bir boyuta aittir. Tekillik z gerei birey-ncesidir,
kiisel olmayandr, kavramsal olmayandr. Bireysele ve kolektife, kiisele ve
kiisize, zele ve genele - ve bunlarn kartlklarna - tamamen kaytszdr.
O tarafszdr. Buna karlk ''sradan'' deildir: tekil nokta sradanla kartlk
iindedir. 1
Bir yapnn her dizisine bir tekillikler kmesinin karlk geldiini
sylemitik. te yandan, her tekillik de bir dizinin kaynanda yer alr
ve bu dizi belli bir ynde, bir baka tekilliin yaknna dek uzanr. te
bu nedenle, bir yapda sadece birok raksayan dizi yoktur, her bir dizi de
birok yaknsayan alt-diziden oluur. ki byk temel diziye karlk gelen
tekillikleri ele aldmzda, bunlarn iki tarafta dalmlaryla birbirinden
ayrldn grrz. Bir diziden dierine, baz tekil noktalar yok olur ya da

1 Daha nce, "tarafsz" olarak anlam, dier kipselliklerle olduu kadar tekille de kartlk
iinde karmza kmt. nk o zaman tekillik sadece iaret-etme ve da-vurmaya bal
olarak tanmlanmt, tekil olan sadece bireysel ya da kiisel olarak tanmlanmt, noktasal
olarak deil. imdi, aksine, tekillik tarafsz alann bir parasdr.

Problemacik Hakknda 71
ikiye blnr ya da doa ve ilev deitirir. ki dizi birbirini yanklad
ve iletiime girdii srada biz de bir dalmdan dierine geeriz. Yani:
diziler paradoksal unsur tarafndan katedildii srada tekillikler de yer
deitirir, tekrar dalr, birbirlerine dnr, kme deitirir. Tekillikler
hakiki olaylar olduuna gre, srekli onlar tekrar datan ayn tek Olayda
iletiime girmeleri gerekir ve bu dnmlerden bir tarih meydana gelir.
Peguy, tarihin ve olayn bu tr tekil noktalardan ayrlamaz olduunu
derinlemesine grmt: ''Nasl kritik scaklk noktalar varsa ayn ekilde
olayn da kritik noktalar vardr: ergime, donma, kaynama, younlama,
phtlama, kristalleme noktalar. Hatta olayda, ancak gelecek olayn bir
parasnn iin iine girmesiyle hz kazanan, kristalleen, belirginleen
o ar-ergime durumlar bile vardr." 2 Peguy, bir tekilliin nasl sradan
noktalardan oluan bir izgi halinde devam ettiini, ayrca baka bir
tekillie nasl dahil olduunu, baka bir kmeye nasl tekrar daldn dile
getirmek zere hayal edilebilecek en patolojik ve en estetik dillerden birini
icat etmeyi baarmtr (biri iyi dieri kt iki tekrar, zincire vuran tekrar ve
kurtaran tekrar) .
Olaylar idealdirler. Novalis iki olay silsilesi olduunu, birincilerin
ideal, ikincilerin gerek ve kusurlu olduunu sylemitir: rnein ideal
Protestanlk ve gerek Luthercilik. 1 Ama ayrm iki eit olay arasnda
deil, doas gerei ideal olan olayla olayn bir ey durumundaki uzay
zamansal gereklemesi arasndadr. Olay ve kaza arasnda. 4 Olaylar ayn
tek Olayda iletiime giren idesel tekilliklerdir; ebedi bir hakikatleri vardr
ve zamanlar onlar gerekletiren ve var eden imdi deil, alttan-alta
olduklar ve iten-ie-olduklar snrsz Aion'dur, Mastardr. Sadece olaylar
idealliktir; Platonculuu tersine evirmek de her eyden nce zleri alaa
edip tekillik fkrmalar olarak olaylar onlarn yerine geirmektir. Hem

2 Peguy, Clio, Gallimard, s. 269.


3 Novalis, L'Encyclopedie, Maurice de Gandillac (ev.), Minuit, s. 396.
4 Deleuze'n olayn gereklemesini ifade ermek iin kulland accident szc hem
kaza, hem de zsel olmayan zellik, ilinek anlamna geliyor. Deleuze bu szc kullanrken
iki anlam da hesaba katyor. Ama yirmi birinci dizide aka sylendii gibi her olayn
gereklemesinin veba, yara, sava ve lm olduunu gz nnde tutarak ilk anlamn ar
bastn dndm ve metin boyunca accident' kaza diye evirmeyi tercih erri11. (f. n.)

72 Anlamn Matt
dogmatik erevede olayn zle kartrlmasn, hem de ampirist erevede
olayn kazayla kartrlmasn nlemek ifte bir mcadelenin hedefidir.
Problematik, olayn kipidir. Ama problematik olaylar var demek
deildir bu, olaylarn sadece ve sadece problemlerle ilgili olduunu ve
onlarn koullarn belirlediini sylemektir. Yeni-Platoncu filozof Proklos,
geometrinin teorematik kavranyla problematik kavrann kar karya
getirdii gzel sayfalarda, problemi mantksal bir maddeye etkide bulunan
olaylar zerinden tanmlar (kesimler, para karmalar, eklemeler, vb.), oysa
teorem bir zden karsanabilecek zelliklerle ilgilidir.5 Olay kendiliinden
problematik ve problemletiricidir. Aslnda bir problem ancak onun
koullarn ifade eden tekil noktalarca belirlenir. Problemin bu ekilde
zldn sylemiyoruz: aksine, problem bu ekilde problem olarak
belirlenir. rnein, diferansiyel denklemler teorisinde, tekilliklerin varl
ve dalm dorudan denklem tarafndan belirlenen problematik bir
alana grelidir. zme gelince, o ancak entegral erilerle ve bu erilerin
vektrler alannda tekilliklerin etrafnda ald biimle ortaya kar. O
halde, bir problemin daima onu problem olarak belirleyen koullara bal
olarak hak ettii zme sahip olduunu gryoruz. Aslnda tekillikler
denklemin zmlerinin oluumuna yn verirler. Yine de, Lattman'n
dedii gibi, problem-mercii ve zm-mercii doa bakmndan farkldr6
- bunlarn biri ideal olaydr, dieri ise onun uzay-zamansal gereklemesi. O
halde, problematii znel bir bilgi kategorisi, sadece yntemimizin kusurlu
olduunu gsteren ampirik bir aama, bilginin kazanlmasyla ortadan
kalkacak zc bir nceden bilememe zorunluluu olarak grmemize
yol aan o eski dnce alkanln brakmak zorundayz. zmler
problemin zerini rtm olsa bile, problem onu koullaryla ilikilendiren

5 Proklos, Commentaires sur le premier livre des Elfments d'Euclide, P. Ver Eecke (ev.),
Desclee de Brouwer, s. 68 vd.
6 Bkz. Albert Lautman, Essai sur !es notions de structure et d'existence en mathfmatiques,
Hermann, 1 938, il. cilt, s. 1 48- 1 49 ve Nouvelles recherches sur la structure dialectique des
mathfmatiques, Hermann, 1 939, s. 1 3- 1 5 . Ayrca tekilliklerin rolyle ilgili olarak, Essai, II,
s. 1 38- 1 39 ve Le Probleme du temps, Hermann, 1 946, s. 4 1 -42.
Peguy de, kendi bak asndan, olayn ya da tekilliin problem ve zm
kategorileriyle zsel bir ilikisi olduunu grmtr: bkz. a.g.e. , s. 269: "ve sonu grnmeyen
bir problem, ksz bir problem ...", vb.

Problematik Hakknda 73
ve zmlerin oluumunu rgtleyen dede alttan-alta-olmay srdrr. Bu
de olmasayd, zmlerin anlam da olmazd. Problematik, hem nesnel bir
bilgi kategorisi, hem de tamamen nesnel bir varlk trdr. ''Problematik''
tam da ideal nesnellikleri niteler. Kukusuz ilk kez Kant, problematii gelip
geici bir kararszlk olmaktan karp denin asl nesnesi, dolaysyla da
baa gelen ya da beliren her ey iin vazgeilmez bir ufuk haline getirmitir.
O halde matematikle insann ilikisi yeni bir biimde ele alnabilir:
mesele, insani zellikleri nicelemek ya da lmek deil, bir yandan insani
olaylar problemletirmek, dier yandan bir problemin koullarn insani
olaylar olarak gelitirmektir. Carroll' n hayalini kurduu elendirici
matematik bu iki yn de barndrr. Bunlarn ilki ''Karmakark Bir
yk'' balkl metinde ortaya kar. Bu yk her seferinde bir probleme
karlk gelen tekillikleri kuatan dmlerden olumutur; kahramanlar
bu tekillikleri ete kemie brndrrler ve bir problemden dierine yer
deitirip yeni bir dalma geerler, sonunda da aralarndaki akrabalk
ilikilerinin ana taklp onuncu dmde birbirlerine kavuurlar. Farenin
ya tketilebilir nesnelere ya ifade-edilebilir anlamlara gnderme yapan
bunu'sunun yerini imdi bazen besleyici armaanlara, bazen problem
verilerine ya da koullarna gnderme yapan data almtr. Daha derin olan
ikinci giriim, 1he Dynamics ofa Parti-cle'da karmza kar: ''ki izginin
dz bir yzey boyunca olaan yollarn izleyii gzlenebiliyordu. izgilerden
daha yal olan, uzun bir deneyim sonucunda, gen ve saknmsz yerler
iin olduka zahmetli olan bir sanat, u noktalar arasnda eit biimde
uzamay renmiti; ama daha gen olan, gen kz taknlyla, raksamaya
ve bir hiperbol ya da u snrsz romantik erilerden biri olup kmaya
meylediyordu hep... Yazg ve aralarndaki yzey onlar buraya dek ayr
tutmutu, ama byle devam edemezdi artk; bir izgi onlar i alarnn
toplam iki dik adan daha kk olacak ekilde kesmiti . . ."

Bu metni - ya da Sylvie ve Bruno'daki, ''Bir varm bir yokmu, kk


bir kazayla gezintiye km bir tesadf varm . . ." diye balayan mehur
metni - basit bir alegori ya da matematii insan-biimliletirmenin
zahmetsiz bir yolu olarak grmemeliyiz. Carroll d alarn ardndan
iini eken ve bir embere izilememekten yaknan bir paralelkenardan
ya da maruz brakld ''kesimler ve para karmalardan'' ac duyan bir
eriden sz ettiinde, daha ziyade, psikolojik ve tzel kiilerin de kii-ncesi

74 Anlamn Mant
tekilliklerden meydana geldiklerini ve bunlarn duygularnn, pathos'larnn
bu tekillikler etrafnda, duyusal kriz, ters dnme, kaynama noktalar,
dmler ve yuvalar (rnein Carroll'n plain anger ya da right anger
adn verdii ey) etrafnda kurulduunu anmsamamz gerekir. Carroll'n
iki izgisi birbirini yanklayan iki dizi gibidir; izgilerin yaknlamas
da karmakark bir yknn ak iinde birbirlerinin iinden geen ve
yeniden ekillenen tekillik dalmlarna benzer. Lewis Carroll' n dedii
gibi, ''dz yzey belli bir sylemi niteler ve bu sylemde herhangi iki
nokta verili olduunda konumacnn o iki nokta ynnde tamamen sahte
olarak uzanmas gerekir''. 7 7he Dynamics ofa Parti-ele'da, Carroll, dizilere
ve bu dizilerde sralanan paracklarn dereceleri ya da glerine ilikin bir
teorinin ana hatlarn izmektedir (''LSD, a Junction ofgreat value... ) . "

Olaylardan ancak koullarn belirledikleri problemler balamnda


sz edebiliriz. Olaylardan ancak, problematik bir alanda ortaya kan
ve etrafnda zmlerin rgtlendii tekillikler olarak sz edebiliriz. Bu
nedenle problemler ve zmlere dayal bir yntem, Carroll'n yaptn
katederek olaylarn ve gereklemelerinin bilimsel dilini kurar. Peki, eer
her bir diziye karlk gelen tekillik dalmlar problem alanlar meydana
getiriyorsa, dizileri kateden, onlarn birbirini yanklamasn, iletiime
girmesini, dallanp budaklanmasn salayan ve btn tekrarlara ve
dnmlere, btn yeniden dalmlara yn veren paradoksal eyi nasl
nitelendireceiz? Bu e bir sorunun yeri olarak tanmlanmaldr. Problem
dizilere karlk gelen tekil noktalarla belirlenir, ama soru bo haneye ya da
hareketli eye karlk gelen rastlantsal bir noktayla belirlenir. Tekilliklerin
dnmleri ya da tekrar dalmlar bir tarih meydana getirir; her
kombinezon, her pay etme bir olaydr. Ama paradoksal unsur, iinde btn
olaylarn iletiime girdii ve dald Olaydr, tm dier olaylar bu Biricik
Olayn fragmanlar ve paralardr. Joyce, problemlere dayal ynteme
elik edecek bir soru-yant ynteminin hakkn vermeyi baarmtr:
Problematii temellendiren bir Sorgulama. Soru problemlerin iinde
geliir ve problemler temel bir soruda kuatlr. Nasl zmler problemleri
ortadan kaldrmayp aksine problemlerde kendilerie anlam kazandan
ve alttan-alta-olan koullar buluyorsa, yantlar da hibir ekilde soruyu

7 "Sahte olarak uzanmak" derken, to lie fiilinin iki anlamn evirmeye alyoruz.

Problematik Hakknda 75
ortadan kaldrmaz ya da tketmez, soru btn yantlar boyunca varln
srdrr. yleyse, problemlerin zmsz, sorunun yantsz kald bir yan
vardr: ite bu bakmdan problem ve soru kendi balarna idesel nesneliklere
iaret-ederler ve kendilerine zg bir varla, asgari bir varla sahiptirler
(bkz. Alice Harikalar lkesinde'de ki ''yantsz bilmeceler'') . Ezoterik
szcklerin onlara nasl zsel olarak bal olduunu daha nce grmtk.
Bir yandan, valiz-szckler dallanp budaklanm dizilerde ortaya kan
bir problemden ayr dnlemez. Bu problem znel bir kararszl deil,
aksine baa gelenin ya da belirenin ufku karsnda zihnin nesnel dengesini
ifade eder: Richard m William m? Dumanl-kzgn m kzgn-dumanl m?
Her seferinde bir tekillik dalm vardr. Dier yandan, bo szckler ya da
daha dorusu bo szce iaret-eden szckler diziler boyunca kuatlan
ve yer deitiren bir sorudan ayr dnlemez. Asla kendi yerinde, kendi
benzerliinde, kendi zdeliinde bulunamayan e onunla birlikte
yer deitiren temel bir sorunun nesnesidir: Snark nedir? Peki ya Phlizz
nedir? Peki ya d? Bir arknn nakarat olarak, ktalarn meydana getirdii
diziler boyunca dolanan, kendisini ''isimlendiren'' hibir ismin boluunu
doldurmaya yetmedii sihirli szck olan paradoksal unsur, tam da soruya
karlk gelen, ama asla yant vermeksizin karlk gelen bu tekil varla, bu
''nesnelie'' sahiptir.

76 Anlamn Mant
ONUNCU DZ

DEAL OYUN HAKKINDA

Lewis Carroll, oyunlar icat etmenin ya da (tenis, kroket gibi) bilinen


oyunlarn kurallarn deitirmenin tesinde, anlam ve ilevi ilk bakta
pek de belli olmayan bir eit ideal oyun ortaya atar: rnein Alice
Harikalar lkesinde'de, oyuncularn canlar isteyince komaya balayp
canlar isteyince durduklar Caucus yar ve top yerine kirpilerin, tokmak
yerine pembe flamingolarn, kale yerine de oyunun bandan sonuna dek
durmadan yer deitiren askerlerin kullanld kroket partisi. Bu oyunlarn
ortak yanlar ok deiken olmalar, adeta hibir belirgin kurala sahip
olmamalar ve kazanann ya da kaybedenin olmamasdr. Kendi kendisiyle
eliiyormu gibi grnen byle oyunlar ''bilmiyoruz'' biz.
Bizim bildiimiz oyunlar, bir teorinin konusu olabilecek belli sayda
ilkeye dayanr. Bu teori beceri gerektiren oyunlar kadar rastlantya dayal
oyunlara da uygulanabilir, kurallarn doas farkl olur sadece. 1) Her
halkarda, bir kurallar kmesinin oyunun oynanndan nce de varolmas
ve oyun oynanrken kategorik bir deer kazanmas gerekir; 2) bu kurallar
rastlanty blen hipotezleri, kaybetme ya da kazanma hipotezlerini (eer ...
olursa ne olacan) belirler; 3) bu hipotezler oyunun oynann gerekten
ve saysal olarak ayr olan bir hamleler oulluu zerinden dzenlerler, her
hamle belli bir durumun altna den sabit bir dalm meydana getirir (tek
hamlelik bir oyun oynansa bile, bu hamle ancak meydana getirdii sabit
dalm ve saysal zgll sayesinde geerlidir) ; 4) hamlelerin sonular
''galibiyet ya da malubiyet'' ikilemine gre belirlenir. O halde, normal
oyunlarn zellikleri nceden varolan kategorik kurallar, dalmlar salayan
hipotezler, sabit ve saysal olarak ayr dalmlar ve bariz neticelerdir. Bu
oyunlar iki bakmdan ksmidir: hem insan etkinliinin ancak bir ksmn

deal Oyun Hakknda 77


oluturduklar iin, hem de sonuna dek gtrldklerinde bile sadece
baz noktalarda rastlantya ak olduklar ve gerisini sonularn mekanik
geliimine ya da nedensellik sanat olarak beceriye braktklar iin. O
halde, kendileri de karma olan bu oyunlarn baka trden bir etkinlie,
almaya ya da ahlaka gnderme yapmas kanlmazdr. Oyunlar bu
etkinliin karikatr ya da telafisidir, ama bir yandan da ona ait eleri
yeni bir dzen iinde bir araya getirirler. Pascal'in bahse tutuan insannda
olsun, Leibniz'in satran oynayan Tanr'snda olsun, oyunun aka
model alnmasnn tek nedeni oyunun kendisinin de oyun olmayan rtk
modellere sahip olmasdr: yiyle ya da En yiyle ilgili ahlaki bir model,
nedenler ve sonular, aralar ve amalarla ilgili ekonomik bir model.
nsann minr oyunuyla ''majr'' bir oyunu, insani oyunla tanrsal bir
oyunu kartlk iine sokmak yetmez; baka ilkeler, uygulanmalar olanaksz
grnse bile oyunu saf hale getirecek ilkeler hayal etmemiz gerekir.
1) nceden varolan kurallar yoktur, her hamle kurallarn icat eder, kendi
kuraln ortaya koyar. 2) Rastlant gerekten ayr olan belli sayda hamleye
blnmez, bunun yerine hamlelerin hepsi rastlanty tamamen olumlar
ve her hamleyle onu dallandrp budaklandrmaya devam eder. 3) O
halde hamleler gerekten, saysal olarak ayr deildirler. Niteliksel olarak
ayrdrlar, ama hepsi, ontolojik olarak bir olan ayn tek atn niteliksel
biimleridir. Her hamlenin kendisi de bir dizidir, ama dnlebilir asgari
srekli zamandan daha kk olan bir zamanda. Bu dizisel asgarilie bir
tekillik dalm karlk gelir. 1 Her hamle tekil noktalar yayar, zarlarn
zerindeki noktalar. Ama hamlelerin tamam rastlantsal noktada, btn
diziler boyunca durmadan yer deitiren biricik atta, dnlebilir azami
srekli zamandan daha byk olan bir zamanda ierilmektedir. Hamleler
birbirlerine gre ardktrlar, ama hep kural deitiren, karlk gelen
dizileri birlikte-dzenleyen ve dallandrp budaklandran, her birine boylu
boyunca rastlant fleyen bu noktaya gre ezamanldrlar. Biricik at
bir kaostur, her hamle bu kaosun bir parasdr. Her hamle bir tekillik
dalm, bir takmyldz meydana getirir. Ama kapal bir uzay hipotezlere
uygun olarak sabit neticeler arasnda paylatrlyor deildir, bunun yerine

1 Asgari srekli zamandan daha kk bir zaman fikriyle ilgili olarak bkz. Ek !, 2. yaz
(s. 293-308).

78 Anlamn Mant
hareketli neticeler biricik ve paylalmayan atn ak uzaynda paylatrlr:
her tekillik sisteminin en byk atta dierleriyle iletiime girdii ve
onlar yanklad, hem dierlerince ierildii, hem onlar ierdii, yerleik
deil gebe bir dalm. Artk kategorik olanla hipotetik olann deil,
problemlerin ve sorunun oyunudur sz konusu olan.
4) Kuralsz, kazanan kaybedeni olmayan, sorumluluk gerektirmeyen
byle bir oyun, becerinin rastlantdan ayrt edilemez hale geldii bu
masumiyet oyunu ve Caucus yar hibir gereklie sahip olamaz
gibi grnyor. Zaten bu tr bir oyun kimseyi elendirmezdi. Elbette
bu, Pascal'in insannn ya da Leibniz'in Tanr'snn oyunu deildir.
Pascal'in ahlak bahsinde hilebazla yer yoktur. Leibniz'in ekonomik
kombinezonunda kt hamlelere yer yoktur. Hi kukusuz, tm bunlar
sanat yapt olarak dnya olamaz. Szn ettiimiz ideal oyun bir insan
ya da bir tanr tarafndan gerekletirilemez. O ancak dnlebilir, hem
de anlamszlk olarak. Ama o zaten tam da dncenin gerekliidir. Saf
dncenin bilinddr. Her dnce, bilinli olarak dnlebilir asgari
srekli zamandan daha kk bir zamanda bir dizi meydana getirir. Her
dnce bir tekillik dalm yayar. Btn dnceler, her yere rastlant
fleyerek ve her dnceyi dallandrp budaklandrarak, ''her seferinde''yi
''btn seferler'' iin ''bir seferde'' toplayarak gebe dalmn btn
biimlerini ya da figrlerini kendi yer deitirmesiyle rttren Uzun bir
dncede iletiime girerler. nk rastlanty btnyle olumlamak, onu bir
olumlama nesnesine dntrmek ancak dncenin yapabilecei bir eydir.
Bu oyunu dncenin dnda oynamaya kalksak bile hibir ey olmaz,
sanat yaptndan baka bir netice retmeye kalksak bile hibir rn ortaya
kmaz. O halde, oynamasn bilenlerin, yani rastlantya hakim olmak
uruna, bahis tutumak uruna, kazanmak uruna rastlanty blmek yerine
onu olumlayanlarn ve dallandrp budaklandranlarn hep galip gelecei,
dnceye ve sanata mahsus oyundur bu. Yalnzca dncede varolan
ve sanat yaptndan baka bir neticesi olmayan bu oyun, ayn zamanda
dncenin ve sanatn gerek olmasn, bunlarn dnyann gerekliini,
ahlaklln ve ekonomisini sarsmasn salar.
Bizim bildiimiz oyunlarda rastlant baz noktalarla, bamsz neden
sellik dizilerinin karlama noktalaryla snrldr: rnein ruletin ve
frlatlan topun hareketlerinin karlamas. Karlama bir kez gerekleince,

deal ()yun Hakknda 79


i ie geen diziler ayn yolu izlerler ve tm yeni mdahalelere kar
gvenliktedirler. Eer oyunculardan biri aniden eilip topu hzlandrmak
ya da ynn deitirmek iin var gcyle fleseydi, hemen engellenir,
dar atlr, gelen say da iptal edilirdi. Oysa bu oyuncu birazck daha
rastlant flemekten baka ne yapmaktadr? J. L. Borges Babil piyangosunu
u ekilde betimler: ''Eer piyango rastlantnn arttrlmasysa, belli evrelerle
kaosun kozmosa szmasysa, rastlantnn yalnz ekilite deil piyangonun
btn aamalarnda ie karmas daha uygun olmaz myd? Rastlantnn
bir insann lmne yol amas, ama bu lmn koullarnn, sessiz
sedasz m, grltl patrtl m olacann, bir saat sonra m, bir yzyl
sonra m olacann rastlantya tabi olmamas sama deil mi? . . Aslnda
ekililerin says sonsuzdur. Hibir karar kesin deildir, hepsi alt dallara
ayrlr. Cahiller sonsuz sayda ekiliin sonsuz zaman gerektirdiini sanrlar,
oysa zamann sonsuzca blnebilmesi yeterlidir, tpk nl Kaplumbaa
ile Tavan meselindeki gibi." 2 Bu metnin karmza kard temel soru,
sonsuz olmas gerekmeyen, ''sonsuzca blnebilmesi'' yeten bu zamann
ne olduu sorusudur. Bu zaman Aion'dur. Gemi, imdi ve gelecein
ayn zamansalln paras olmadn, her biri eksiksiz olan ve dierini
dlayan iki zaman okumas meydana getirdiini grmtk: bir yandan,
daima snrl olan imdi, nedenler olarak cisimlerin etkilemesini ve cisim
karmlarnn derinlikteki durumunu lmektedir (Khronos); dier
yandan, z gerei snrsz olan gemi ve gelecek, sonular olarak cisimsiz
olaylar yzeyde toplamaktadr (Aion) . Stoac dncenin bykl hem
iki okumann da zorunlu olduunu, hem de bunlarn birbirini dladn
gstermesidir. Bazen, yalnzca imdinin var-olduu, gemii ve gelecei
kendinde tt ya da sktrd ve gitgide daha derin skmalardan
geerek Evrenin snrlarna ulap kozmik bir yaayan-imdiye dnt
sylenir. Bu durumda, Evrenin yeniden balamas ve btn imdilerine
tekrar kavumas iin gevemelerin dzenini izlemek yeterlidir: o halde

2 J. L. Borges, Fictions, Gallimar<l, s. 89-90 [Trkesi: "Babil J>iyangosu", flcciones,


T. Uyar (ev.), letiin1, 3. bask, 2000, s. 57, eviriyi neredeyse tamamen deitirdim].
("Kaplumbaa ile Tavan meseli", yalnzca Zenan paradoksuna deil, daha 1ce grdmz
ve Borges'in Enquetes, Gallimard, s. 1 59'da zetledii Lewis Carroll paradoksuna da bir
gnderme gibi grnyor.)

80 Anlamn Mant
imdinin zaman daima snrl bir zamandr, ama dngsel olduu iin de
sonsuzdur. Bu zaman, Aynnn geri gelii olarak fiziksel bir ebedi dnn
ve Nedenin bilgelii olarak ahlaksal bir ebedi bilgeliin kaynanda yer alr.
Bazen de aksine, yalnzca gemiin ve gelecein alttan-alta-olduklar, ne
kadar kk olursa olsun her imdiyi sonsuzca altblmlere ayrdklar ve
onu kendi bo izgileri zerinde uzattklar sylenir. Gemiin ve gelecein
tamamlaycl aka kendini gsterir: her imdi sonsuzca gemie ve
gelecee blnmektedir. Ya da daha dorusu, byle bir zaman sonsuz
deildir nk asla kendi zerine dnmez, ama snrszdr nk iki ucu
durmadan gemite ve gelecekte birbirinden uzaklaan saf dz izgidir.
Aion'da da Khronos'un labirentinden tamamen farkl bir labirent, baka bir
ebedi dn ve baka bir etii (Sonularn etiini) gerekli klan ok daha
korkun bir labirent yok mudur? Tekrar Borges'in szlerini anmsayalm:
''Sadece dz bir izgiden oluan bir Yunan labirenti biliyorum . . . Sizi bir
daha ldreceim zaman, tek bir dz izgiden oluan o gzle grnmez,
kesintisiz labirenti vaat ediyorum size." 3
Bir durumda, imdi her eydir; gemi ve gelecek, biri daha kk bir
uzama sahip dieri daha byk bir uzamn skmasna dayanan iki imdi
arasndaki greli fark belirtmektedir sadece. Dier durumda, imdi hibir
eydir, salt matematiksel andr, blnd gemii ve gelecei ifade eden
akl varldr. Ksacas: biri yalnzca i ie gemi imdilerden oluan, dieri
durmadan uzayp giden gemie ve gelecee ayran iki zaman vardr. Bunlarn
biri daima belirli, ya etkin ya edilgin, dieri ise ebedi olarak Mastar halde,
ebedi olarak tarafszdr. Biri dngseldir, cisimlerin hareketini ler ve
kendisini snrlayan ve dolduran maddeye baldr; dieri ise yzeydeki saf

3 Borges, Fictions, s. 1 87- 1 88 [Trkesi: " lm ve Pusula", Ficciones, T. Uyar (ev.),


letiim, 3. bask, 2000, s. 1 29- 1 30, eviriyi deitirdim] . (Borges, Historia de l.a eternidad'da
bu kadar ileri gitmez ve sadece embersel ya da d1gsel bir labirenti hesaba katar.) .
Scoa dncesinin yorumcularndan Victor Goldschmidt, biri deiken imdilere
dayal, dieri snrszca gemie-gelecee blnmeye dayal bu iki zaman kavraynn
birliktelii zerinde zellikle durmutur (Le Systeme stoicien et l'idee de temps, Vrin, 1 953,
s. 36-40). Ayrca Goldschmid, Soaclarda iki yntem ve iki ahlaksal tttum olduunu da

gsterir. Ama bu iki tutumun iki zamana karlk gelip gelmedii sorusu karanlkta kalr:
yazarn yorumuna gre byle deil gibidir. Daha da nemlisi, iki zamana karlk gelen
olduka farkl iki ebedi dn olmas soru11u, Stoac dnce iinde (en azndan dorudan)
ele alnmaz. leride bu noktalara dneceiz.

deal Oyun Hakknda 81


dz izgidir, cisimsiz, snrszdr, btn maddelerden bamsz olan zamann
bo biimidir. jabberwocky'de!O ezoterik szcklerden biri i!O zaman
da iinde tar: wabe (Parisot, Franszcaya ''!' alloinde'' diye eviriyor) .
nk ilk anlamyla wabe szc, swab ya da soak fiilinden itibaren
anlalmaldr4 ve bir gne saatini evreleyen, yamurdan srlsklam
olmu imenlie iaret-etmektedir: deiken yaayan-imdinin fiziksel ve
dngsel Khronos'udur bu. Ama wabe baka bir anlamyla, n de arkas
da uzaklara giden yoldur, way-be, 'a long way before, a long way behind''5:
alp dzlemi, maddesinden kurtularak zerk hale gelmi olan, ayn anda
hem gemi hem gelecek ynnde kaan ve Sylvie ve Bruno'nun hipotezine
gre yamurun bile yatay olduu cisimsiz Aion'dur bu sefer sz konusu
olan. Dz izgi ve bo biim olan bu Aion, sonu-olaylarn zamandr.
imdi, olayn zamansal gereklemesini, yani birbirini etkileyen cisimlerin
derinliinde ete kemie brnmesini, bir ey durumunda cisimlemesini
ler; buna karlk, nfuz-edilemezliiyle, ii ne-girilmezliiyle kendi
bana olayn imdisi yoktur. Olay i!O ynde birden geriler ve ilerler; ifte
bir sorunun, ''ne olacak?'' ve ''ne oldu?'' sorularnn daimi nesnesidir. Saf
olayn tedirginlik uyandran taraf daima hem olmu olan, hem olacak
olan bir ey olmas, asla olmakta olan bir ey olmamasdr. Bunun olmu
olduunu hissettiimiz x, ''yk''nn konusudur; daima olacak olan x ise
''masal''n konusudur. Saf olay masal ve ykdr, gncellik/edimsellik deil.
Olaylar ite bu bakmdan imdir.
Stoaclar bazen imlerin daima imdide olduunu ve imdiki eylerin
imleri olduunu sylerler: lmcl ekilde yaralanm birinin yaralandn
ve leceini sylemek mmkn deildir, ama yaralanm halde olduu
ve lmek zere olduu sylenebilir. Bu imdi, Aion'la elimez: aksine,
sonsuzca olmu bir eye ve olacak bir eye blnen, daima ayn anda iki
yne birden kaan, akl varl olarak imdidir bu. Dier imdi, yaayan-

4 ngilizcede to swab bezle silmek, to soak slatmak anlamna geliyor. O halde, wabe ilk
anlamyla dalgay (wave) artryor ve slak imenliin dalgalanmasn ifade ediyor. (. n.)
5 ITT be'in ikinci anlam ise yolu (way) artryor ve ba sonu olmayan dz izgiyi
ifade ediyor. Parisoc'nun szc Franszcaya evirmek iin muhtemelen al/ee (yol, patika),
loin (uzak) ve onde (dalga) szcklerinden treccii alloinde, wabe'in bu iki anlamn da
veriyor. (. n.)

82 Anlamn Mant
imdi olup bitmekte ve olay gerekletirmektedir. Ama yine de olay, onu
ebediyen yakn bir gemie ve yakn bir gelecee blen Aion zerinde ebedi
bir hakikate sahip olmay srdrr. Aion, gemii de gelecei de teye
iterek olay durmadan altblmlere ayrmakta, ama gemiin ve gelecein
basksn hi azaltmamaktadr. Olay, Aion'un bo imdisinde, ebediyette,
kimsenin asla lmemesi, ama hep lm olmas ve hep lecek olmasdr.
Mallarme, bir cinayeti mim yaplmas gereken haliyle, saf ideallik olarak
betimlerken yle der: ''Sahte bir imdi grnts altnda, gelecekte,
gemite, kah ngrerek, kah anmsayarak - Mim bu ekilde yaplr ite,
onun oyunu aynay krmakszn bitimsiz bir imayla snrldr." 6 Her olay en
kk zamandr, dnlebilir asgari srekli zamandan da kktr, nk
yakn gemie ve yakn gelecee blnmektedir. Ama ayn ekilde en uzun
zamandr da, dnlebilir azami srekli zamandan da uzundur, nk
onu kendi snrsz izgisine eit hale getiren Aion tarafndan durmadan
altblmlere ayrlmaktadr. Demek istediimiz u: Aion zerindeki her
olay, Khronos'taki en kk altblmden daha kktr, ama ayn ekilde
Khronos' un en byk bleninden, yani dngnn btnnden de daha
byktr. Her olay, iki ynde birden snrszca altblmlere ayrlarak tm
Aion boyunca uzanr ve iki ynde de onun dz izgisiyle e-uzanml hale
gelir. Dngyle artk hi ilgisi olmayan bir ebedi dnn yaklamakta
olduunu, kalnl olmayan tek bir dz izgiden olutuu iin daha da
korkun olan bir labirentin giriinde olduumuzu hissetmiyor muyuz?
Aion, rastlantsal noktann izdii dz izgidir. Her olayn tekil noktalar,
daima onlar sonsuzca altblmlere ayrarak birbirleriyle iletiime sokan,
btn izgiye yayan, ekip uzatan rastlantsal noktaya bal olarak, bu
izgi zerinde dalrlar. Her olay Aion'un btnne upuygundur, her
olay dier tm olaylarla iletiim iindedir, bunlarn hepsi ayn tek Olay,
ebedi bir hakikate sahip olmalarn salayan Aion'un olayn meydana
getirirler. Olayn gizi budur ite: Aion'un zerinde olmasna ramen onu
doldurmamas. Cisimsiz olan cisimsiz olan, iine-girilmez olan iine
girilmez olan nasl doldurabilir ki? Yalnzca cisimler birbirlerinin iine
girer, yalnzca Khronos lt ey durumlaryla ve nesne hareketleriyle
doludur. Oysa zamann bo ve alp dzlemi biimi olarak Aion,

6 Mallarme, "Mimique", <Euvres, Pleiade, Gallimard, s. 3 1 O.

ideal Oyun Hakknda 83


asla yerlemeksizin ona dadanan eyi, tm olaylar iin Olay sonsuzca
altblmlere ayrr; bu yzden olaylar ya da sonular arasndaki birlik
cisimsel nedenler arasndaki birlikten tamamen farkldr.
Aion ideal oyuncu ya da oyundur. flenen ve dallanp budaklanan
rastlant. Nitelik bakmndan ayrlan hamlelerden oluan biricik at
odur. Aion en az iki masa zerinde, iki masann kesitii yerde oynar ya
da oynanr. Ortadan blen dz izgisini buraya izer. ki masaya karlk
gelen tekillikleri kendi uzunluu boyunca toplar ve paylatrr. ki masa
ya da dizi gkyz ve yeryz, nermeler ve eyler, ifadeler ve tketimler
gibidir - Carroll yle derdi: arpm tablosu ve yemek masas.7 Aion tam da
bu ikisinin arasndaki snrdr, onlar ayran dz izgidir, ama ayn zamanda
onlar eklemleyen dz yzey, iine-girilmez cam ya da aynadr da. stelik
o, durmadan yanstt ve dallandrp budaklandrd diziler boyunca
dolam halindedir, ayn olay bir yzyle nermelerin ifade-edileni, dier
yzyle eylere atfedilen haline getirir. Mallarme'nin oyunudur bu, yani
''kitap'': iki masas/tablosu (ayn katlanm kat yapra zerinde ilk ve
sonuncu sayfalar), tekilliklerle dolu eit eit i dizileri (deitirilebilir
hareketli kat yapraklar, problem-takmyldzlar) , dizileri yanstan ve
dallandrp budak.Jandran iki yzl dz izgisiyle (''merkezi saflk'', ''bir
Janus tanrsnn altndaki denklem'') ve bu izgi zerinde durmadan yer
deitiren, bir tarafta bo hane, dier tarafta fazladan nesne olarak ortaya
kan rastlantsal noktayla (methiye ve dram, yahut ''biraz papaz, biraz
dans'', ya da kitabn temel mimari eleri olarak, gzlerden oluan lake
mobilya ve gzlerin dndaki apka) kitap. Mallarme'nin Kitabnn biraz
gelitirilmi drt fragmannda, Carroll' n dizilerine belli belirsiz uyan bir
eyler Mallarme dncesinde yanklanr. Bir fragman ifte diziyi gelitirir:
eyler ya da nermeler, yemek ya da konumak, beslenmek ya da takdim
edilmek, davet eden bayan yemek ya da davete yant vermek. kinci
fragman szcn ''tavizsiz ve efkatli tarafszl'' n, anlamn nerme
karsndaki, ifade edilen emrin onu iiten kii karsndaki tarafszln
ortaya koyar. Bir dier fragman, i ie gemi iki kadn figryle, hep
dengesizlik iinde olan, bir yzn nermelerin anlam olarak, dierini

7 Franszcada table, hem tablo hem masa anlamna geliyor. Dolaysyla arpm tablosu
ve yen1ek masas derke1 kulla11la1 szc Franszcas ayn. (. n.)

84 Anlamn Mant
ey durumlarna atfedilen olarak sunan bir Olayn biricik izgisini gsterir.
Son olarak, bir dier fragman da izginin zerinde yer deitiren rastlantsal
noktay, lgitur ya da Zar Atm'ndaki noktay gsterir; hem alktan len
bir ihtiyar yoluyla, hem szden doan bir ocuk yoluyla bu noktaya iki kez
iaret eder - ''nk alktan lmek ona yeniden balama hakkn verir. . .". 8

8 Le ''Livre" de Mallarmi, Gallimard. Bkz. Jacques Scherer'in "kitabn" yaps, zellikle


de drt fragman zerine incelemesi (s. 1 30- 1 38). ki yapt arasndaki karlamalara ve
baz ortak problemlere ramen Mallarme'nin Lewis Carroll' biliyor olmas mmkn
grnmyor: Mallarme'nin Humpty Dumpty'den sz eden Nursery Rhymes'i bile baka
kaynaklara dayanyor.

ideal Oyun Hakknda 85


ON BRNC DZ

ANLAMSIZLIK HAKKINDA

Bu paradoksal enin ya da perpetuum mobile'nin zelliklerini


zetleyelim: onun ilevi heterojen dizileri katetmek ve onlar bir yandan
birlikte-dzenlemek, birbirlerini yanklamalarn ve yaknsamalarn
salamak, dier yandan dallandrp budaklandrmak, her birine birok
ayrmay dahil etmektir. O hem szck = x, hem de ey = x'tir. Onun
iki yz vardr nk ezamanl olarak iki diziye aittir, ama bu iki yz
asla dengelenmez, birbirine kavumaz ya da elemez, nk o daima
kendisine gre dengesizlik iindedir. Bu karlkll ve bu asimetriyi
aklamak iin eitli iftler kullandk: o hem fazlalk hem eksiklik,
hem bo hane hem fazladan nesnedir, hibir eyin bulunmad yer ve
hibir yerde bulunmaya ey, ''dalgalandran imleyen'' ve dalgalandrlan
imlenen, ezoterik [irek] szck ve egzoterik [drak] ey, bo szck
ve karanlk nesnedir. Bu yzden ona hep iki ekilde iaret-edilir: ''nk
Snark bir Boojumm, u ie bakn!'' Boojum'n gayet rktc bir Snark
tr olduunu dnmekten kanmalyz: cins-tr ilikisi buraya uygun
deildir, yalnzca nihai bir unsurun iki asimetrik yars sz konusudur. Ayn
ekilde, Sextus Empiricus'tan, Stoaclarn Blituri diye anlamdan yoksun bir
szce sahip olduklarn, ama bunu balantl bir szckle, Skindapsos'la
birlikte kullandklarn reniyoruz. 1 nk Blituri bir Skindapsosmu, u
ie bakn! Bir dizide szck = x, ama ayn zamanda dier dizide de ey = x.
Diziler iletiim iinde olduklar ve birbirlerini yankladklar, ''karmakark
bir yk'' meydana getirdikleri lde, Aion zerinde nc bir yn,

1 Bkz. Sextus Empiricus, Adversus Logicos, VIII, 1 33. Blituri lir sesine benzer bir sesi
ifade eden bir yanstma szcktr; skindapsos alete ya da algya iaret-eder.

86 Anlamn Mant
etkinlik = x ynn de bunlara eklemek gerekebilir belki, bunu ileride
greceiz. Snark duyulmam bir szcktr, ama ayn zamanda da
grnmez bir canavardr ve dehet verici bir etkinlie, sonunda avcnn
darmadan olduu ve zdeliini yitirdii ava gnderme yapar. Jabberwock
duyulmam bir szck, masals bir hayvandr, ama ayn zamanda da dehet
verici etkinliin ya da byk cinayetin nesnesidir.
nce bo szce herhangi bir ezoterik szck yoluyla iaret-edilir
(bu, ey, Snark vb.); bu bo szcn ya da bu birinci dereceden ezoterik
szcklerin ilevi iki heterojen diziyi birlikte-dzenlemektir. Ardndan
ezoterik szcklere de valiz-szckler, ilevleri dizileri dallandrp
budaklandrmak olan ikinci dereceden szckler yoluyla iaret-edilebilir.
Bu iki dereceye iki farkl figr karlk gelir. lk figr: Paradoksal e hem
szck hem eydir. Yani: ona iaret-eden bo szcn ya da bu bo szce
iaret-eden ezoterik szcn zellii yine de eyi ifade etmesidir. Tam
olarak ifade ettiine iaret-eden ve iaret-ettiini ifade eden bir szcktr
bu. aret-edilenini ifade ederken ayn zamanda kendi anlamna da iaret
eder. Ayn anda, hem bir ey syler, hem sylediinin anlamn syler: kendi
anlamn syler. Bu yzden de tamamen anormaldir. Biliyoruz ki anlaml
btn isimlerin normal yasas tam da bunlarn anlamna ancak baka bir
isimle iaret-edilebilmesidir (i i i ) . Kendi anlamn syleyen isim
1 2 3

ancak anlamszlk olabilir ( ;) . Anlamszlk, ''anlamszlk'' szcyle ayn


eydir, ''anlamszlk'' szc ise anlam olmayan szcklerle, yani ona
iaret-etmek iin kullanlan uzlamsal szcklerle ayn eydir. - kinci
figr: Valiz-szck, iki terimini de meydana getirdii bir ikilemin ilkesidir
(kuzganl = dumanl-ve-kzgn ya da kzgn-ve-dumanl) . Bu trden bir
szcn her virtel paras dier parann anlamna iaret-eder ya da
kendisine iaret-eden dier paray ifade eder. Bu biimde szcn
btn yine kendi anlamn syler ve yeni bir anlamszlk figr oluturur.
Anlaml isimlerin ikinci normal yasas, bunlarn anlamnn kendilerinin
de dahil olduklar bir ikilemi belirleyemeyecek olmasdr. O halde,
anlamszln biri geri gidici senteze, dieri ayrc senteze karlk gelen iki
figr vardr.
yle bir itiraz gelebilir: btn bunlar bir ey demek deil,
anlamszln kendi anlamn sylediini varsaymak kt bir szck
oyunu, nk tanm gerei onun anlam yok. Bu itiraz temelsizdir.

Anlamszlk Hakknda 87
Asl szck oyunu, anlamszln anlamnn bir anlama sahip olmamak
olduunu sylemektir. Ama bizim hipotezimiz hi de bu deil.
Anlamszln kendi anlamn sylediini varsayarken, aksine, anlam
ve anlamszlk arasnda zel bir iliki olduunu, bunun doru ve yanl
arasndaki ilikiye indirgenemeyeceini, yani sadece bir dlama ilikisi
olarak kavranamayacan beli rtmeye alyoruz. Anlamn mantnn
en genel problemi cam da budur: eer sonunda anlamla anlamszlk
arasnda doruyla yanl arasndakine benzer bir iliki bulacaksak,
doruluk alanndan anlam alanna ykselmek ne ie yarar? Koulu
koullanann imgesinde, sadece bir olanakllk biimi olarak kavramak
zere koullanandan koula ykselmenin bouna olduunu daha nce
grmtk. Koulun olumsuzuyla ilikisi koullanann kendi olumsuzuyla
ilikisiyle ayn cipte olamaz. Anlamn mant zorunlu olarak anlamla
anlamszlk arasnda zgn bir isel iliki tipi, zgn bir birlikce-mevcuc
olma tarz olduunu gsterecektir. u an iin, anlamszl kendi anlamn
syleyen bir szck gibi ele alarak bunu hazrlamakla yetinelim.
Paradoksal e szn ettiimiz iki figr altnda anlamszlkcr. Ama
normal yasalar bu iki figrle cam olarak kartlk iinde deildir. Aksine, bu
figrler anlaml normal szckleri kendilerine uygulanmayan bu yasalara
tabi klarlar: her normal ismin baka bir isimle iaret-edilmesi gereken ve
baka isimlerin doldurduu ayrmalar belirlemesi gereken bir anlam
vardr. Bu anlaml isimler, sz konusu yasalara tabi olduklar lde imleme
belirlenimleri edinirler. mleme belirlenimi yasayla ayn ey deildir, ama
yasadan kaynaklanr ve isimleri yani szckleri ve nermeleri kavramlarla,
zelliklerle ya da snflarla ilikilendirir. Bylelikle, geri gitme yasas bir
ismin anlamna baka bir isimle iaret-etmek gerektiini sylediinde, bu
farkl dereceden isimler, imleme asndan, farkl ''cipte'' snflara ya da
zelliklere gnderme yaparlar. Her zellik ilikin olduu zelliklerden ya da
bireylerden, her snf ierdii nesnelerden stn bir tipte olmaldr; o halde,
bir kme kendisini eleman olarak kapsayamaz ya da farkl cipte elemanlar
barndramaz. Ayn ekilde, ayrlma yasasna uygun olarak, bir imleme
belirlenimi bir snflandrmann dayand zelliin ya da terimin ona bal
olarak snflandrlm ayn tipte gruplardan hibirine ait olamayacan
bildirir: bir eleman ne kendi belirledii altkmelerin, ne de varln
nceden varsayd kmenin bir paras olabilir. yleyse, anlamszln iki

88 Anlamn Mant
figrne, ''imlemeden yoksun'' olarak ve paradoks kuran olarak tanmlanan
iki samalk biimi karlk gelmektedir: kendini eleman olarak ieren
kme, varsayd kmeyi blen eleman - btn kmelerden oluan kme
ve alay berberi.2 Samalk, bazen geri gidici sentezdeki biimsel dzeylerin
karmas, bazen ayrc sentezdeki ksr dngdr. 3 mleme belirlenimlerinin
nemi elimezlik ve nc halin olanakszl ilkelerini olduu gibi kabul
etmek yerine bu ilkeleri meydana getirmeleridir; paradokslar da inlemeden
yoksun nermelerde elimenin ya da c halin oluumunu salar.
Belki de nermelerin bantsyla ilgili baz Stoac grleri bu adan ele
almak gerekir. nk Stoaclarn ''eer gndzse aydnlktr'' ya da ''eer
bu kadnn st varsa doum yapmtr'' trnden koullu nermelerle
bu kadar ilgilenmeleri karsnda yorumcular, sz konusu olann fiziksel
bir neden-sonu ilikisi ya da szcn modern anlamyla bir nedensellik
ilikisi olmadn anmsatmakta kukusuz hakldrlar, ama burada zdelik
bana dayal salt mantksal bir karm grmekte belki de hakszdrlar.
Stoaclar koullu nermenin paralarn numaralandryorlard: ''gndz
olma''y ya da ''doum yapma''y ilikin olduklar zelliklerden (''aydnlk
olma'' ya da ''ste sahip olma'' dan) daha stn tipte zelliklerin imleyeni
olarak ele alabiliriz. nermeler arasndaki bant ne analitik bir zdelie
ne ampirik bir senteze indirgenebilir; o, imlemenin alanna aittir - yle ki
elime bir terimin kartyla ilikisinde deil, bir terimin kartnn dier
terimle ilikisinde meydana gelir. Koullu olann balayc olana dnmesi
uyarnca, ''eer gndzse aydnlktr'' nermesi gndz olmasnn ve
aydnlk olmamasnn olanakszln ierir: belki de bunun nedeni, aksi
takdirde ''gndz olma''nn, varsayd bir kmenin eleman olacak ve ona
dayanarak snflandrlm gruplardan birine ait olacak olmasdr.

2 Alay berberi, Russell paradoksuna gnderme. Berber, kendisi tra olmayanlar tra
etmekle ykml. Bu durumda berberi kim tra edecek? Eer berber kendisini tra ederse
ykmllnn snrlarn am olacak, tra etmezse de kendisi tra olmad iin
kendini tra etmesi gerekecek. (. n.)
3 Russell'a gre, bu ayrm iki anlamszlk biimine karlk gelir. Bu iki biimle ilgili
olarak bkz. Franz Crahay, Le Forma/isme logico-mathematique et le probleme du non-sens,
Belles Lettres, 1 957. Russell'n ayrm, Husserl'in Mantk A ratrma'4r nda "anlamszlk" ve
'

"eliik-anlam'' aras1da yapt ve Koyre'nin Epimenide le men teur de (Hermann, s. 9 vd.)


'

esinlendii fazlasyla genel ayrmdan daha tercih edilir grnyor bize.

Anlamszlk Hakknda 89
Anlamszlk imleme belirleniminin yan sra bir anlam verilii de
gerekletirir. Ama bunu bambaka bir ekilde yapar. nk anlam
asndan geri gitme yasas artk farkl derecelerdeki isimleri snflarla
ya da zelliklerle ilikilendirmez, onlar heterojen olay dizilerinde
paylatrr. Kukusuz bu diziler biri imleyen, dieri imlenen olacak ekilde
belirlenmitir, ama dizilerin her birinde anlamn dalm belirgin bir
imleme ilikisinden tamamen bamszdr. Bu yzden, imlemeden yoksun
bir terimin yine de anlam tadn ve anlamn kendisinin ya da olayn,
snflar ve zellikleri ilgilendiren tm kipselliklerden bamsz olduunu,
tm bu karakterler karsnda tarafsz olduunu grdk. Olay zelliklerden
ve snflardan doa bakmndan farkldr. Anlaml olann imlemesi de
vardr, ama bir anlam olmasn salayan sebeplerden bambaka sebeplerle.
O halde anlam yeni bir paradoks tryle birlikte dnlmelidir; nceki
paradokslar nasl anlamszln imlemedeki mevcudiyetini gsteriyorsa bu
yeni paradokslar da anlamszln anlamdaki mevcudiyetini gsterir. Bu
kez, bir yandan sonsuzca altblmlere ayrlmayla, dier yandan tekillik
paylamyla ilgili paradokslar sz konusudur. Dizilerde, her terimin,
ancak tm dier terimlere greli olan konumu sayesinde bir anlam vardr,
ama bu greli konum da her bir terimin anlamszlk olarak belirlenmi
'
ve diziler boyunca srekli dolamda olan unsur = x e dayal mutlak
konumuna baldr. Anlam bu dolam tarafndan hem imleyene den
anlam, hem de imlenene den anlam olarak filen retilir. Ksacas,
anlam daima bir sonu/etkidir. Yalnzca nedensel anlamda bir sonu
deil; ''grsel etki'', ''iitsel etki'' anlamnda bir etki, ya da daha dorusu
yzey etkisi, konum etkisi, dil etkisi. 4 Byle bir etki asla bir grn ya
da yanlsama deil, yzeyde yaylan ya da uzanan bir rndr. Bu rn
kendi nedeniyle tam tamna birlikte-mevcut, e-kapsamldr ve bu nedeni
sonu/etkilerinden ayr dnlemez ikin bir neden, sonu/etkilerin
dnda saf nihil ya da x olarak belirler. Byle etkilere, byle bir rne
genellikle zel ya da tekil bir isimle iaret-edilir. Bir zel isim ancak bu tr

4 Bu pasajda, ayn szc "sonu", "etki" ya da "sou/ecki" eklinde farkl farkl


evirmek zorunda kaldm. Franszcada ejfet szc hem bir nedenin dourduu sonu,
hem de bir eyin yaratt etki anlamna geliyor. nceki dizilerde bu szc, nedensel
anlamnn daha baskn olduunu dnerek "sonu" diye evirmitim. (. n.)

90 Anlamn Mant
bir etkiye gnderme yapt lde tam olarak bir im saylabilir: ite bu
yzden fizikte '' Kelvin etkisi'', ''Seebeck etkisi'', ''Zeeman etkisi'' vb. 'nden
sz edilir ya da tpta hastalklara onlarn semptomlar tablosunu karmay
baarm doktorlarn ismiyle iaret-edilir. Bu ekilde dnrsek, daima
e = x'in terim dizilerinde dolamyla retilen, cisimsiz sonu/etki
olarak anlamn kefi de ''Khrysippos etkisi'' ya da ''Carroll etkisi'' olarak
isim lendi ri 1 melidir.
u sralar yapsalc diye isimlendirilen yazarlarn belki de tek ortak
noktas budur, ama bu nokta esastr: grn olarak deil, bo hanenin
yapnn dizilerinde dolamyla retilen, yzey ve konum etkisi olarak
anlam (lnn yeri, kraln yeri, kr nokta, dalgalandran imleyen, sfr
deer, kulis ya da namevcut neden vb. ) . Yapsalclk, bilinli olarak ya da
deil, yeniden Stoaclardan ve Carroll'dan esinlenmektedir. Yap gerekten
de bir cisimsiz anlam retme makinesidir (skindapsos) . Ama yapsalclk
bu ekilde anlamn anlamszlk tarafndan ve onun srekli yer deitirmesi
tarafndan retildiini ve kendi balarna ''imleyen'' olmayan elerin
karlkl konumundan doduunu gsteriyor diye, sama felsefesi denen
eyle yapsalclk arasnda herhangi bir yaknlk kurmaya kalkmamalyz:
Lewis Carroll' a evet, Camus' ye hayr. nk sama felsefesine gre,
anlamszlk anlama kart olan eydir ve onunla yaln bir iliki iindedir;
yle ki sama her zaman bir anlam eksikliiyle, bir yoksunlukla tanmlanr
(yeterince anlam yoktur... ) . Buna karlk, yap asndan daima fazlasyla
anlam vardr: anlamszln kendinin olmay olarak rettii, hem de
ar lde rettii fazlalk. Tpk Jakobson'un belirli hibir fonetik deer
tamayan, ama fonemle deil fonemin olmayyla kartlk iinde olan
bir sfr fonem tanmlamas gibi, anlamszlk da hibir zel anlama sahip
deildir, ama fazlasyla rettii anlamla deil anlamn olmayyla kartlk
iindedir. Anlamszlk asla kendi rnyle ne srld gibi basit bir
dlama ilikisine girmez. 5 Anlamszlk hem anlam olmayan eydir, hem
de bu haliyle anlam veriliini salayarak anlamn olmayyla kartlk iine
girer. Anlamszlktan anlamamz gereken ite budur.

5 Levi-Scrauss'un "sfr fonem"le ilgili saptamalar iin bkz. "Incroduccion i l'cruvre


de Marcel Mauss" (Mauss, Sociologie et anthropologie, s. 50) [Trkesi: "Marcel Mauss'un
Eserine Giri", Mauss, Sosyoloji ve Antropoloji, s. 49-50] .

Anlamszlk Hakknda 91
Son kertede, yapsalcln felsefe iin ve genel olarak dnce iin
nemi yerini deitirdii snrlarla llebilir. Anlam mefhumu silinip giden
zlerin yerine getiinde, felsefede snr, anlam yeni bir aknla, Tanr'nn
yeni bir haline, dnm gkyzne balayanlarla anlam insanda ve
onun uurumunda, yeni alm bir derinlikte ve yeraltnda bulanlar
arasndan gemeye balam gibiydi. Puslu bir gkyznn (Knigsberg'in
gkyznn) yeni teologlar ve maaralarn yeni hmanistleri anlamn gizi
olarak nsan-Tanr ya da Tanr-nsan adna sahneyi igal etmilerdi. Bazen
onlar birbirinden ayrmak zordu. Ama bugn bunlar arasnda bir ayrm
yapmak olanaksz hale gelmitir, nk her eyden nce, eek mi insan
tar, yoksa insan m eei ve kendi kendini tar diye soran bu bitmek
bilmez sylemden usanm durumdayz. stelik anlama ilikin tam bir
yanl anlama olduu izlenimine sahibiz, nk gkyznde de yeraltnda
da anlam eninde sonunda lke, Depo, Kaynak, Kken olarak sunuluyor.
Anlam gksel ilke olarak alndnda onun temelden unutulduu ve
zerinin rtld, yeralt ilke olarak alndnda ise derinlemesine zerinin
izildii, saptrld, yabanclatrld syleniyor. Ama anlamn zeri ister
izilsin ister rtlsn, bizden anlam yeniden bulup onarmamz bekleniyor.
Ya henz yeterince anlamadmz bir Tanr'da bulmamz gerekiyor anlam,
ya da henz yeterince derinine inmediimiz bir insanda. O halde, bugn
yeni bir mjdenin yanklanmas gzeldir: anlam asla ilke ya da kken
deildir, o rndr. Kefedilecek, onarlacak ya da tekrar kullanlacak bir
ey deildir, yeni makinelerle retilecek bir eydir. Anlam hibir ykseklie
ait deildir, hibir derinlikte sakl deildir; yzey etkisidir o ve kendi
boyutu olan yzeyden ayrlamaz. te yandan, anlam derinlikten ya da
ykseklikten yoksun deildir, daha ziyade ykseklik ve derinlik yzeyden
yoksundur, anlamdan yoksundur ya da bunlara ancak anlam varsayan bir
''etki'' yoluyla sahiptir. Dinin ''kkensel anlam'' insanlarn ihanet ettii
bir Tanr'da m sakldr, yoksa Tanr imgesinde kendine yabanclam bir
insanda m sakldr diye sormuyoruz kendimize artk. rnein Nietzsche'de
ters evirmeyi ya da amay salk veren bir peygamber aramyoruz. Eer
Tanr'nn lmne, ileci idealin yksekliini kaybediine, bunlar insanca
olann sahte derinlikleri, vicdan azab ve hn tarafndan telafi edildii
srece hi nem vermeyen bir yazar varsa o da Nietzsche'dir. O, keiflerini
baka yerde, aforizma ve iirde srdrr; bunlar Tanr'y da insan da

92 Anlam n Mant
konuturmayan anlam retme makineleridir, sahici ideal oyunu ina ederek
yzeyi arnlama makineleri. Freud'da insann derinliini ve kkensel
anlam kefeden birini aramyoruz; anlamn retilmesini, hem de daima
anlamszla bal olarak retilmesini salayan bilind mekanizmalarn
olaanst kaifini aryoruz.6 zgrlmzn ve etkililiimizin Tanr'nn
evrenselliinde ya da insann kiiliinde deil de bizden daha ok bizim
olan, tanrlardan daha tanrsal olan, somut olarak iiri ve aforizmay, srekli
devrimi ve ksmi eylemi harekete geiren bu tekilliklerde bulunduunu
hissetmememiz mmkn m? Bu fantastik makinelerde, halklarda ve
iirlerde brokratik olan ne var? ''Byk politika''nn balamas iin bi raz
dalmamz, yzeyde olmay bilmemiz, derimizi davul gibi germemiz
yeterli. Ne insan ne Tanr iin bir bo hane; ne genel ne bireysel, ne kiisel
ne evrensel tekillikler. Tm bunlar insann asla hayal edemeyecei kadar,
Tanr'nn asla kavrayamayaca kadar anlam, zgrlk ve etkililik meydana
getiren dolamlar, yanklar, olaylar tarafndan katediliyor. Bo haneyi
dolamda tutmak, birey-ncesi ve kiisiz tekillikleri konuturmak, ksacas
anlam retmek bugn yaplmas gereken eydir.

6 J.-P. Osier, Louis Althusser'in temel tezleriyle uyum iinde olan sayfalarda, anlamn
az ya da ok yicirilmi bir kkende (tanrsal da insani de, ontolojik de ancropolojik de
olabilecek bir kkende) tekrar bulunmas gerektiini savunanlarla kkenin bir anlamszlk
olduunu ve anlamn hep episcemolojik bir yzey eckisi olarak retildiini savunanlar
arasnda bir ayrm yapmay neriyor. Bu lt Freud'a ve Marx'a uygulayan J.-P. Osier,
yorumlama probleminin asla "tremi"ten "kkensel"e gemekle deil, iki dizide anlam
retme mekanizmalarn kavramakla ilgili olduunu dnyor: anlam daima "erki" dir.
Bkz. Feuerbach'n L'Essence du christianisme'ine nsz, Maspero, 1 968, zellikle s. 1 5- 1 9.

Anlamszlk Hakknda 93
ON KNC DZ

PARADOKS ZERNE

Paradokslarn Principia Mathematica'dan ok Lewis Carroll' a yak


tn syleyerek onlardan kurtulamayz. Carroll iin iyi olan, mantk
iin de iyidir. Alay berberinin de anormal kmenin de var-olmadn
syleyerek paradokslardan kurtulamayz. nk buna karlk paradokslar
dilde alttan-alta-olurlar ve btn problem dilin bu tr olmalar alttan
alta-var-etmeden ileyip ileyemeyeceidir. Paradokslarn gereklikten
uzak ve gereksizce karmak, yanl bir dnce imgesi sunduklarn da
syleyemeyiz. Dncenin bilindnn ve bilindndaki anlamszln
btn glerini devreye sokmayan, kendi iin ak, basit bir edim
olduuna inanmak iin fazlasyla ''basit'' olmak gerekir. Paradokslar
ancak dncenin giriimleri olarak grldkleri srece elenceli bir vakit
geirmeden ibarettirler; ''dncenin ilesi'' olarak, sadece dnlebilir
olann, sadece konuulabilir olann (bunlar ayn zamanda dile-getirilemez
ve dnlemezdir) , zihinsel Boluun, Aion'un kefedilmesi olarak
grldklerinde durum deiir. Son olarak, flenen olmalar1 eliik
karakteriden medet umamayz, berberin alaya ait olamayacan vb.
syleyemeyiz. Paradokslarn kuvveti eliik olmamalar, ama elimenin
oluumuna tank olmamz salamalarnda yatar. elimezlik ilkesi geree
ve olanaklya uygulanr, ama onu treten olanaksza, yani paradokslara ya
da daha dorusu paradokslarn temsil ettii eye uygulanamaz.
Balca imleme paradokslar anormal kme (kendini eleman olarak ieren
ya da farkl tipte elemanlar ieren kme) ve przl elemandr (varoluunu
nceden varsayd bir kmenin paras olan ve belirledii iki altkmeye ait
olan eleman) . Balca anlam paradokslar ise sonsuzca altblmlere ayrlma
(daima gemi-gelecek, ama asla imdi deil) ve gebe dalmdr (kapal bir

94 Anlamn Mant
uzay paylatrmak yerine ak bir uzayda paylatrlmak). Ama her durumda
bu paradokslar ayn anda iki yne birden gitme ve bu sonu/etkilerin bazen
birine bazen dierine vurgu yaparak zdeletirmeyi olanaksz hale getirme
zelliine sahiptir: Alice'in ifte maceras budur ite, deli-olu ve yitik-isim.
Paradoks doxa'yla, doxa'nn iki yan olan saduyu ve ortak duyuyla kartlk
iindedir. Saduyu bir yn belirtir: o tek yndr, 1 hangi ynn seilmesi,
hangi ynle yetinilmesi gerektiini belirleyecek bir dzen beklentisini ifade
eder. Bu yn en ok farkllam olandan en az farkllam olana, eylerin
payndan atein payna giden yn olarak kolayca belirlenir. Zamann oku
ona gre ynlendirilir, nk en ok farkllam olan, bireysel bir sistemin
kkenini belirledii lde wrunlu olarak gemi eklinde, en az farkllam
olansa gelecek ve erek eklinde ortaya kar. O halde zamann gemiten
gelecee giden bu dzeni, imdiye gre, yani zamann ele alnan bireysel
sistem iinde seilmi olan belirli bir aamasna gre kurulur. Bylelikle
saduyu, ilevini yerine getirmesini salayacak koulu kendine vermi olur,
bu ilev de znde ngrmektir. Dier yn izlenseydi, en az farkllam
olandan en ok farkllam olana gidilseydi, rnein nceleri ayrt edilemez
olan scaklklar farkllaarak ilerleseydi ngrnn olanaksz olaca aktr.
te bu yzden saduyu termodinamikte byle derinlemesine kendini
bulabilmitir. Ama balangta o daha yksek modeller peindedir. Saduyu
znde paylatrcdr; onun forml ''bir yandan ve dier yandan''dr. Ama
yapt paylatrma farkn baa konduu ve onu doldurmas, eitlemesi,
hiletirmesi, telafi etmesi beklenen ynlendirilmi bir harekete dahil edildii
koullarda meydana gelir. ''eylerin payndan atein payna'' ya da ''dnyalarn
(bireysel sistemlerin) payndan Tanr' nn payna'' ifadeleriyle kastedilen de
budur. Saduyunun ierdii bu tr bir paylatrma tam da sabit ya da yerleik
dalm olarak belirlenir. Saduyunun z kendine bir tekillik vermek,
ama bunu tekillii ona bal olduklar halde onu defedip datan sradan
ve kurall noktalar izgisinin btnne yaymak iin yapmaktr. Saduyu
tamamen yakc ve sindiricidir. Saduyu tarmsaldr, tarla probleminden ve
it ekmeden ayr dnlemez, paylardan/taraflardan birbirlerini denge
lemeleri, kurala balamalar beklenen orta snflarn giriiminden ayr
dnlemez. Buhar makinesi ve hayvan yetitiricilii, ayrca zellik/zel

1 Bkz. 1 . dizinin 1 . dipnocu. (. n.)

Paradoks zerine 95
mlkiyet ve snflar saduyunun canl kaynaklardr: sadece belli bir ada
ortaya kan olgular olarak deil, ebedi arketipler olarak; salt metafor olarak
deil, ''zellik/zel mlkiyet'' ve ''snf'' terimlerinin tm anlamlarn bir
araya getirecek ekilde. 2 O halde saduyunun sistematik zellikleri unlardr:
tek bir ynn olumlanmas; bu ynn en ok farkllam olandan en az
farkllam olana, tekilden kurallya, dikkat ekiciden sradana gidiyor
olarak belirlenmesi; zamann okunun bu belirlenime uygun olarak gemiten
gelecee doru ynlendirilmesi; bu ynlendirmede imdinin ynetici rol;
bu ekilde olanakl klnan ngr ilevi; nceki btn zellikleri kendinde
toplayan yerleik dalm tipi.
Saduyu imleme belirleniminde merkezi bir rol oynar, ama anlam
veriliinde hi rol oynamaz. Bunun nedeni saduyunun hep ikinci srada
gelmesi, tpk itler probleminin nce serbest, ak, snrsz bir uzay,
mesela bir tepe yamac ya da tmsek varsaymas gibi saduyunun meydana
getirdii yerleik dalmn da bir baka dalm nceden varsaymasdr.
O halde paradoksun saduyu ynn deil de dier yn izlediini ve
zihnin elencesinden ibaret bir kaprisle en az farkllam olandan en ok
farkllam olana gittiini sylemek yeterli midir? Mehur rnekleri ele
alacak olursak, eer scaklk farkllaarak ilerleseydi ya da viskozite gitgide
hzlansayd, hibir eyin ''ngrlemeyecei'' kesindir. Ama neden? Her
ey dier ynde olup bittii iin deil. Dier yn de yine bir tek yndr.
Saduyu tek ynn hangi ynde olduunu belirlemekle kalmaz, her eyden
nce genel olarak tek bir yn olduu ilkesini belirler. Bu ilke bir kez verili
olduunda, saduyu onun bizi u yn deil bu yn semeye zorladn
da gsterebilecektir. yle ki paradoksun gc dier yn izlemeye deil,
anlamn daima iki yn birden, iki taraf birden takip ettiini gstermeye
dayanr. Saduyunun/doru ynn kart dier yn deildir; dier yn
sadece zihnin elencesi, elendirici urasdr. Ama ile olarak paradoks
iki yn birbirinden ayramayacamz, tek bir yn ina edemeyeceimizi

2 Propriete (zellik) ve classe (snf) kavramlar nceki dizilerde karmza kmt. Ama
burada Deleuze szcklerin dier anlamlarn da hesaba karyor. Propriete .ellik anlamna
geldii gibi zel mlkiyec anlamna da geliyor. Classe da ayn zamanda toplumsal snflara
iaret ediyor. Bu ifc anlamll verebilmek iin propriete'yi zellik/zel mlkiyet diye
evirdim. (. n.)

96 Anlamn Mant
kefeder. Ne dncenin ciddi yan iin, alma iin tek bir yn vardr, ne de
elenceler ve minr oyunlar iin bunun tersi bir yn. Eer viskozite gitgide
hzlansayd akkan cisimleri duraanlktan karrd, ama ngrlemez bir
ynde. Hangi yne, hangi yne diye soruyor Nice. Sorunun yant yoktur,
nk anlamn ayrt edici zellii tek bir yne sahip olmamak, sonsuzca
altblmlere ayrlan ve uzatlan bir gemi-gelecekte ''saduyuya/doru
yne'' deil de daima her iki yne birden sahip olmaktr. Fiziki Boltzmann,
gemiten gelecee giden zaman okunun ancak bireysel dnyalar ya da
sistemler iinde ve byle sistemlerdeki belirli bir imdiye bal olarak geerli
olduunu sylyordu: ''o halde, Evrenin btn iin zamann iki ynn
ayrt etmek olanakszdr, ayn ekilde uzayda da ne yukar ne aa vardr''
(yani ne ykseklik ne derinlik) . 3 Aion ve Khronos kartln yeniden
buluyoruz. Khronos tek bana var-olan imdidir. Bu imdi gemii ve
gelecei imdinin ynlendirilmi iki boyutu haline getirir, daima gemiten
gelecee gidilmesinin koulu ksmi dnyalarda ya da sistemlerde imdilerin
birbirini izlemesidir. Aion soyut an sonsuzca altblmlere ayran gemi
gelecektir. Bu gemi-gelecek sonsuza dek her imdiden kurtularak durmadan
iki yne birden ayrr. nk btn sistemlerin sistemi ya da anormal
kme olarak Evrende hibir imdi saptanamaz. ine ald her tekil noktay
bireysel bir sistemde ''kurala balayan'', imdinin ynlendirilmi izgisinin
karsnda Aion'un izgisi vardr. Aion'un izgisi bir birey-ncesi tekillikten
dierine srar ve bunlarn hepsini i ie halde tekrar ele alr, btn sistemleri
gebe dalmn figrlerine bal olarak tekrar ele alr. Gebe dalmda her
olay zaten gemi ve henz gelecektir, hem art hem eksidir, btn bunlar
iletiime sokan altblmlere ayrlmada daima dn ve yarndr.
Ortak duyu [sens commun] derken ''sens'' artk bir yn deil bir
organ belirtir.4 Onun ortak olduu sylenir, nk herhangi bir eitlilii

3 Boltzmann, Leons sur la theorie des gaz, A. Gallotti ve H. Benard (ev.), Gauthier-
Villars, i l . cilt, s. 253.
4 Sens szc hem yn hem duyu anlamna geliyor. Deleuze bon sens'tan, yani
saduyudan sz ederken szcn yn anlamna gelmesini vurgulam, saduyuyu tek yn
olarak ele almt. imdi sens comm un de11 , yani ortak duyudan sz ederken dier anlam,
'

duyu anlamn ne karyor. Bir felsefe terimi olarak ortak duyu, farkl duyu organlarndan
gelen verileri sentezleyip birleriren yetiyi ifade eder. (. n.)

l'aradoks zerine 97
Aynnn biimine tayan bir organ, bir ilev, bir zdeletirme yetisidir
sz konusu olan. Saduyu ngryorsa, ortak duyu da zdeletirir, tanr.
znel olarak, ortak duyu ruhun eitli yetilerini ya da bedenin farkllam
organlarn kapsar ve onlar Ben diyebilecek bir birlie tar: ayn tek benlik
alglar, imgeler, anmsar, bilir vb. , ayrca nefes alr, uyur, yrr, yemek yer. . .
Kendini dilde ifade eden ya da da-vuran ve ne yaptn syleyen byle
bir zne olmadan dil de olanakl grnmyor. Nesnel olarak, ortak duyu
verili eitlilii kapsar ve onu zel bir nesne biiminin ya da bireylemi
bir dnya biiminin birliine tar: ayn nesneyi grrm, koklarm,
tadarm, ona dokunurum, ayn nesneyi alglarm, imgelerim, anmsarm . . .
ve ayn dnyada belirli bir sistemin yasalarna gre bir nesneden dierine
giderek nefes alrm, yrrm, uyurum, uyanrm. aret-edecei byle
zdelikler olmadan dil yine olanakl grnmyor. Saduyu ve ortak duyu
denen iki kuvvetin birbirini nasl tamamladn gryoruz. eitli olan
bir znenin zdelik biimine, batan sona dek mevcut olduu varsaylan
bir nesnenin ya da bir dnyann devamllk biimine tayabilecek bir
unsur saduyuyu amasayd, saduyu herhangi bir balang, biti ya da
yn belirleyemez, hibir eitlilii datamazd. Buna karlk, zdelik
biimini urada balayp urada biten ve paralarnn eitlenmesi iin
gerekli zaman boyunca srd varsaylan belli bir eitlilik yoluyla
belirleyebilecek bir unsur ortak duyuyu amasayd, ortak duyudaki bu
zdelik biimi bo bir biim olarak kalrd. Niteliin hem sabitlenmesi
hem llmesi, hem atfedilmesi hem zdeletirilmesi gerekir. Benlik,
dnya ve Tanr - ynlerin nihai var noktas ve zdeliklerin en stn
ilkesi olarak Tanr - arasndaki ittifak ite saduyu ve ortak duyunun bu
tamamlaycl iinde kurulur. Paradoks ise saduyuyla ortak duyunun
ezamanl olarak tersine evrilmesidir. Bir yandan deli-oluun iki yn
birden olarak, ngrlmezlikle, dier yandan yitik zdeliin anlamszl
olarak, tannmazlkla ortaya kar. Alice daima ayn anda iki yne birden
gidendir: harikalar lkesi (Wonderland) hep altblmlere ayrlacak
ekilde iki ynldr. Ama Alice ayn zamanda zdelii, kendinin,
eylerin ve dnyann zdeliini yitirendir: Sylvie ve Bruno'da cadlar
lkesi (Fairyland) Ortak Yer' e (Common-place) karttr. Alice ortak
duyunun btn snavlarnda baarsz olur: organla ilgili kendilik bilinci

98 Anlamn Mant
snav - ''Sen kimsin?'' 5 tanmayla ilgili nesne algs snav - tm
-,

zdeletirmelere direnen orman -, ezberden okumayla ilgili bellek snav


- ''batan sona yanl'' 6 , dnyann birliiyle ilgili rya snav - tm
-

bireysel sistemler daima baka birinin ryasnda bir e olacamz bir


evren lehine zlmeye urar - ''bir baka kiinin ryasna ait olmaktan
holanmyorum'' .7 Artk saduyusu kalmayan Alice' in nasl hala bir ortak
duyusu olsun? Kendini dilde ifade eden ya da da-vuran bir zne, iaret
edilecek bir nesne, sabit bir dzene gre imlenecek snflar ya da zellikler
olmadna gre, dil de her bakmdan olanaksz grnyor.
Ama anlam verilii tam da burada, saduyuyu ve ortak duyuyu
nceleyen bu blgede meydana gelir. Burada dil paradoksun ilesiyle
en yksek gcne ular. Lewis Carroll'n ikilileri saduyunun tesinde,
deli-oluun iki ynn birden temsil ederler. nce Alice Harikalar
lkesinde'deki apkacyla Mart Tavanna bakalm: bunlarn her biri
bir ynde oturur, ama iki yn birbirinden ayrlmaz, her yn dierinde
altblmlere ayrlr, dolaysyla her ynde iki yn de buluruz. Deli olmak
iin iki kii olmak gerekir, hep iki kii delirilir. apkacyla Mart Tavan
''zaman katlettikleri'', yani ly yktklar, nitelii sabit bir eye tayan
duraklama ve duraanlklar kaldrdklar gn birlikte delirdiler. imdiyi
ldrdler, imdi artk onlarn yannda ancak srekli eziyet ettikleri
arkadalar Tarla Faresinin uyuyan imgesinde varln srdrr, ancak
soyut anda, gemie ve gelecee doru sonsuzca altblmlere ayrlabilecek
ay saatinde alttan-alta-olur. Sonu olarak, apkacyla Tavan iinde
bulunduklar anda durmadan yer deitirirler, iki ynde birden hep ge
kalr ve erken gelirler, ama asla dakik olamazlar. Aynann iinde, Tavan
ve apkac iki haberci klnda tekrar karmza kar, Aion'un ezamanl
iki ynne bal olarak habercilerin biri gider dieri gelir, biri arar dieri

5 Alice' le trtl arasndaki sylei bu .soruyla balyor. Alice, yant olarak, kim olduunu
artk kendisinin de bilmedii ni, srekli deitiini sylyor. Bkz. Alice HarikalAr lkesinde,
beinci blmn ba. (. n.)
6 Yine trtlla syleiye gnderme. Bkz. Alice Harika/,ar lkesinde, s. 56. (. n.)
7 Bu cmle Lewis Carroll'da yok, Deleuze'n kendisi Alice'i konuturuyor. Bkz.
Aynann inden, s. 60-6 1 . Burada Alice' e gerek olmad, kraln ryasndaki bir eden
ibaret olduu syleniyor. (. n.)

Paradoks zerine 99
getirir. Dahas, Tweedledum ve Tweedledee, evlerine giden atallanan
yolda, iki ynn ayrt edilemez olduunu ve her ynn sonsuza dek yine
iki yne blndn fark ederler. Ama bu ikililer oluun tm lsn,
niteliin tm duraksamasn, dolaysyla saduyunun tm ileyiini
olanaksz hale getiriyorsa, krallara yarar yalnlk, Szcklerin Efendisi,
Anlam Verici Humpty Dumpty de hibir sabit niteliin, hibir ll
zamann zdeletirilebilir ya da tannabilir bir nesneye tanamayaca
ekilde farklar datarak ortak duyunun ileyiini ykmaktadr. Humpty
Dumpty' nin beli boynuna, boyunba kuana karr; ortak duyudan
da farkllam organlardan da yoksundur o, sadece hareketli ve ''artc''
tekilliklerden meydana gelmitir. Humpty Dumpty Alice'i tanyamaz,
nk Alice'in her tekillii ona bir organn sradan btnl nde (gzler,
burun, az) alkonmu gibi, fazlasyla kurall, herkesinki gibi dzenlenmi
bir yzn Ortak Yer'inin parasym gibi grnr. Paradokslarn
tekilliinde hibir ey balamaz, hibir ey bitmez, her ey ayn anda
gelecek ve gemi ynnde ilerler. Humpty Dumpty'nin dedii gibi, iki
kiiyken bymeyi nlemek her zaman mmkndr, biri byrken br
klr. Paradoksun bilindnn gc olmas artc deildir: paradoks
hep bilinlerin iki-arasnda saduyuya kar ya da bilincin arkasnda ortak
duyuya kar ortaya kar. Khrysippos, birinin ne zaman kel saylabilecei
ya da ne zaman bir yndan sz edilebilecei sorusunu yantlamak iin,
en iyisinin saymay brakmak olduunu, hatta gidip yatabileceimizi,
buna sonra da baklabileceini sylyordu. Karneades bu yant tam
anlamam gibi grnyor, nk Khrysippos'un uyanmasyla birlikte her
eyin yeniden balayaca ve ayn sorunun gene sorulaca ynnde bir
itiraz yapyor. Khrysippos bu sefer daha ak konuur: iki kii iin ii11den
kmak her zaman mmkndr, ini dikletiinde atlar yavalatabilir ya
da bir elle arttrrken dieriyle azaltabiliriz. 8 nk ''neden baka bir anda
deil de bu anda?'', ''neden su sfr derecede nitelik deitiriyor?'' sorularna
yant aranyorsa, sfr derecesi scaklklar sralamasndaki sradan bir nokta

olarak ele alnd srece soru kt sorulmu demektir. Buna karlk,


tekil bir nokta olarak ele alnan sfr derecesi, onda olup biten olaydan,

8 Bkz. Cicero, Academica priora, 29. Ayrca bkz. keyfi biimde Karneades' e hak veren
Kierkegaard'un Felsefe Paralar'ndaki saptamalar.

100 Anlamn Mant


sradanlar izgisi zerindeki gereklemesi bakmndan daima sfr olarak
isimlendirilen, hep gelecek ve zaten gemi olan olaydan ayrlamaz.
O halde dilin yzeyde gelimesi1in ve nermelerle eylerin snrnda
anlamn veriliinin bir tablosunu karabiliriz. Bu tablo dile zg, ikincil
denen rgtlenmeyi temsil eder. Onu harekete geiren ey eitli ift
isimler verdiimiz paradoksal e ya da rastlantsal noktadr. Ve bu eyi
yzeyde iki diziyi katediyor olarak sunmakla iki dizi arasna Aion'un dz
izgisini iziyor olarak sunmak aslnda ayn eydir. O anlamszlktr ve
anlamszln iki szel figrn belirler. Ama tam da anlamszln anlamla
zgn bir isel ilikisi olduu iin o ayn zamanda her dizinin terimlerini
anlamla donatandr: bu terimlerin birbirleri karsndaki greli konumlar
paradoksal e karsndaki ''mutlak'' konumlarna baldr. Anlam daima
dizileri kateden unsur tarafndan dizilerde retilen bir sonu/etkidir. Bu
yzden, Aion zerinde topland haliyle anlamn da paradoksal enin
asimetrik yzlerine karlk gelen iki yz vardr: bunlarn biri imleyen
olarak belirlenmi diziye, dieri imlenen olarak belirlenmi diziye dn ktr.
Anlam dizilerin birinde iten-ie-olur (nermeler) : o, nermelerdeki ifade
edilebilirdir, ama onu ifade eden nermelerle karmaz. Anlam dier dizinin
bana gelir (ey durumlar): ey durumlarna atfedilendir, ama atfedildii
ey durumlaryla, onu gerekletiren eyler ve niteliklerle karmaz. yleyse,
dizilerin birinin imleyen, dierinin imlenen olarak belirlenmesini salayan
ey tam da anlamn bu iki yan, iten-ie-olu ile varlk-dlk ve bunlarn
kaynandaki anlamszln ya da paradoksal enin iki yan, bo hane ve
fazladan nesnedir - bir dizide hibir eyin bulunmad yer, dierinde ise
hibir yerde bulunmayan ey. Bu yzden, kendi iinde anlam da anlamszlk
figrlerini tekrar ortaya karan temel paradokslarn nesnesidir. Ama anlam
veriliinin meydana gelmesi iin imleme koullarnn da belirlenmi olmas
gerekir. Dizilerin terimleri, daha sonra, bir kez anlam kazandklarnda,
onlar olanakl belirtmelerin ve da-vurmalarn yasalaryla ilikilendiren
ncl bir rgtlenme iinde bu koullara tabi olacaklardr (saduyu,
ortak duyu) . Yzeydeki serilimin tamamyla ilgili bu tablo, zorunlu olarak,
bu noktalarn her birinde iddetli ve kalc bir krlganlk sergiler.

Paradoks zerine 101


ON NC DZ

ZOFREN VE KK KIZ HAKKINDA

Hibir ey yzey kadar krlgan olamaz. kincil rgtlenme


Jabberwock'tan bile gl bir canavar tarafndan tehdit edilmiyor mu -
daha nce hala anlama isel iki figr olarak grdmz anlamszlklardan
tamamen farkl, biimsiz ve dipsiz bir anlamszlk tarafndan? Tehdit
nceleri hissedilmez, ama byyen bir krlma olduunu ve tm yzey
rgtlenmesinin kaybolup gittiini, korkun bir ilksel dzene doru
srklendiini fark etmek iin birka adm atmak yeterlidir. Anlamszlk
artk anlam vermez, her eyi yiyip yutmutur. Ayn ede ya da komu bir
ede bulunduumuzu sanrken e deitirdiimizi, frtnaya daldmz
fark ederiz. Hala kk kzlar1 ve ocuklar arasda olduumuzu sanrken
aslnda geri dnsz bir deliliin iindeyizdir. Edebi araylarn doruunda,
en yksek dil ve szck icadnn karsnda olduumuzu sanrken aslnda
ihtilal bir yaamn alkantlarnda, bedenlerle ilgili patoloj ik bir yaratmn
gecesindeyizdir. Bu yzden gzlemci dikkatli olmak zorundadr: ocuk
tekerlemelerinin, iirsel deneylerin ve delilik deneyimlerinin (rnein
valiz-szckleri bahane ederek) birbirine kartrlmas kabul edilemez.
Byk bir air kendi ocukluuyla ve sevdii ocuklarla dorudan ilikili
biimde yazabilir; bir deli, air olmasyla, air kalmasyla dorudan ilikili
biimde devasa bir iirsel yapt beraberinde getirebilir. Ama bunlar asla
gln ocuk-air-deli lemesini hakl karmaz. Hayranln, saygnn
verdii btn kuvvetle, kaba benzerliklerin ardndaki derin fark aa
karan kaymalara dikkat kesilmeliyiz. Anlamszln ok farkl ilevlerine
ve uurumlarna, valiz-szcklerin onlar icat edenlerin, hatta kullananlarn
birbirine kartrlmasna asla izin vermeyen heteroj enliine dikkat

102 Anlamn Mant


kesilmeliyiz. Kk bir kz ''Pimpanicaille'' diye ark syleyebilir, 1 bir
2
sanat ''kuzganl'' yazabilir, bir izofren ''dikayl'' diyebilir: bu kabaca
benzer neticelerin ardnda ayn problemin olduuna inanmak iin hibir
sebebimiz yok. Babar' n arksyla 1 Artaud' nun nefes-lklarn birbirine
kartrmak ciddiyetten uzaklktr, ''Ratara ratara ratara Atara tatara rana
Otara o tara katara . . . " unu da ekleyelim: mantklarn anlamszlktan
sz ederken dtkleri hata, ispatlarnn gereklerine gre kendi balarna
zahmetle ina ettikleri kuru rnekler vermeleridir; onlar kk bir kzn
ark sylemesini, byk bir airin dile geliini, bir izofrenin konumasn
hi duymam gibidi rler. Mantksal denen rneklerin sefaleti (daima Lewis
Carroll'dan esinlenmi olan Russell hari) . Ama burada da mantknn
yetersizlii ona kar bir leme ne srmemizi meru klmaz, aksine.
Problem kliniin problemidir, yani bir rgtlenmeden dierine kaymayla
ya da aamal ve yaratc bir rgtszlenmenin olumasyla ilgilidir. Problem
ayn zamanda eletirinin problemidir de, yani anlamszln figr, valiz
szcn doa, dilin batan sona boyut deitirdii diferansiyel dzeylerin
belirlenimiyle ilgilidir.
nce kaba benzerliklerin tuzaklar kyor karmza. Bu benzerlik
tuzaklaryla dolu iki metni ele almak istiyoruz. Antonin Artaud'nun Lewis
Carroll'la yzletii anlar vardr: nce Humpty Dumpty blmnn
evirisini yaparken, ardndan Rodez mektuplar ndan birinde Carroll'
yargladnda. jabberwocky' nin ilk ktasn Artaud' nun evirisinden
okuduumuzda, ilk iki dizenin hala Carroll'n ltlerini karlad ve
Parisot ya da Brunius gibi dier Fransz evirmenlerinkilere olduka benzer
eviri kurallarna bal kald izlenimine kaplrz. Ama ikinci dizenin son
szcnden itibaren, nc dizeden itibaren, bir kayma, hatta baka bir
dnyada ve bambaka bir dilde olduumuzu gsteren merkezi ve yaratc

1 "Pimpanicaille", Franszca bir ocuk tekerlemesinde geen, anlam olmayan szck.


(. n.)
2 "Dikayl", bir izofrenin kulland valiz-szcktr. izofren, bu szckle znenin
bann stnde (dikey) duran ve olduka akll olan ruhlara iaret eder. Aktaran: Georges
Dumas, Le Surnaturel et fes dieux d'apres fes maladies mentafes, P. U.F., 1 946, s. 303.
3 Babar, Fransz resimli ocuk edebiyatnn otuzlu yllarda mehur olmu fil kahraman.
(. n.)

izofren ve Kk Kz Hakknda 103


bir k meydana gelir.4 Dehet iinde, bunun ne olduunu anlayveririz:
izofreninin dilidir bu. Valiz-szcklerin bile baka bir ilevi var gibidir,
artk ises dmeleri ve boazsllarla doludurlar. Ayn anda, Carroll'n
yzeye yaylan dilini Artaud'nun cisimlerin derinliinde yontulan dilinden
ayran uzakl da leriz - onlarn problemleri arasndaki fark. O zaman
Artaud'nun Rodez mektubunda yapt aklamalar yerli yerine oturur:
''Jabberwocky' nin evirisini yapmadm ben. Bir parasn evirmeye
altm, ama beni skt. Bana hep yapmack bir ocuksuluun rn
gibi gelen bu iiri hibir zaman sevmedim . . . Ho elencelerden ve zihnin
bulularndan beslenen yzey iirlerini ya da dillerini sevmem ben, onlarda
da zihin anse dayanyor, ama ruhunu ya da yreini koymadan. Ans
daima terrdr ve insann ruhunu brakacak kadar yrtnmadan tek bir
dk brakabileceini kabul etmiyorum, Jabberwocky'de ise ruh yok. . .
nsan kendi dilini icat edebilir ve gramerin dnda bir anlamla saf dili
konuturabilir, ama bu anlamn kendi bana geerli olmas gerekir, yani
bountudan gelmesi gerekir. . . Jabberwocky zihniyle karnn doyurmak
isteyen bir karcnn yaptdr, iyi sunulmu yemeklerden usanm,
bakasnn acsyla karnn doyurmak isteyen birinin . . . Varln ve onun
dilinin bokunu eeleyen iirin kt kokmas gerek, oysa Jabberwocky' nin
yazar iirini zdrabn dlyataks varlnda, her byk airin iine
batt ve kendini doururken kt koktuu yerde tutmaktan saknyor.
Jabberwocky'de dksal pasajlar var, ama bir ngiliz zppesinin dksall
bu, ondaki mstehcen yan sa maasndaki lleler gibi kvrcklatryor. . .
yi yiyen bir adamn elinden kma bu yapt, yazsndan bu hissediliyor. . ." 5
zetleyelim: Artaud, Lewis Carroll' bir yzey dili ina etmekle yetinen ve
derinlerdeki dilin asl problemini - izofreniye zg zdrap, lm kalm
problemini - hissetmemi olan bir sapkn, bir kk-sapkn olarak gryor.

4 Antonin Artaud, "L:Arve et l'Aume, tentative anti-grammaticale contre Lewis Carroll",


L'Arbalite, Say: 1 2, 1 947:
"II etait roparant, et les vliqueux tarands
Allaient en gibroyant et en brimbulkdriquant
Jusque li ou la rourghe ese i rouarghe a rangmbde et rangmbde a rouarghambde:
Tous !es falomitards etaient les chacs-huants
Et les Ghore Uk'hatis dans le Grabugeument."
5 Henri Parisot'ya mektup, Lettres de Rodez, G.L.M., 1 946.

1 04 Anlamn Mant
Carroll'n oyunlar ona ocuka geliyor, besini fazlasyla sosyetik, dksall
bile ikiyzl ve fazlasyla seviyeli geliyor.
Artaud'nun dehasndan uzak, gzellii, younluu klinik dzeyde
kalan bir baka metni ele alalm.6 Kendi kendi1i ''dil rencisi'' hasta ya
da izofren olarak adlandran birisi iki orallik dizisinin varln ve bunlar
arasndaki ayrl deneyimler: eyler-szckler, tketimler-ifadeler,
tketilebilir nesneler-ifade edilebilir nermeler ikiliidir sz konusu olan.
Yemek ile konumak arasndaki bu ikilik daha iddetli biimde ifade
edilebilir: demek-konumak, smak-konumak. Ama bu ikilik hasta
tarafndan zellikle iki szck, iki nerme eidine, iki dil eidine aktarlr
ve bunlarda da bulunur: esasen beslenmeyle ilgili ve dksal olan anadili
ngilizce ve renmeye alt, esasen ifade-edici olan yabanc diller. Anne,
bu dillerde ilerlemesini engellemek iin birbirine denk iki yolla tehdit eder
onu: ya nne ekici ama hazm g, kaplarda saklanm yemekler koyar,
ya da ona kulaklarn tkayacak vakit brakmadan karsna geip birdenbire
ngilizce konumaya balar. Hasta gitgide kusursuzlaan bir yn yntemle
bu tehdide areler bulur. nce pisboazlk eder, tka basa yer, kaplarn
stnde tepinir, bu arada da durmadan baz yabanc szckleri tekrarlar.
Daha derin bir are olarak, ngilizce szckleri fonetik elerine gre yabanc
szcklere evirerek iki dizi arasnda bir yanklanma meydana gelmesini
ve birinin dierine dnmesini salar (nsz harfler iin pf noktasdr).
rnein, ngilizcede aa anlamna gelen tree, szcn Franszcas olan
arbre'da bulunan R sayesinde, ardndan branice terimde bulunan T
sayesinde dntrlr; Rusada aa iin derevo dendiine gre tree ayn
ekilde tere'ye de dntrlebilir, o zaman T harfi D haline gelir. Zaten
karmak olan bu yntem, hastann aklna szck bileimlerini de kullanma
fikri gelince yerini daha kapsaml bir ynteme brakr. Olduka hassas
problemler karan R ve L nszleriyle early (erken) szc, biletirilmi
Franszca deyilere (''suR-Le-champ'', ''de bonne heuRe'', ''matinaLement'' ,
''a la paRole'', ''devoRer L'espace'' 7) , hatta kulaa Almanca gibi gelen

6 Louis Wolfson, "Le Schizo er les langues ou la phonerique chez le psychorique", Les
Temps modernes, Say: 2 1 8, 1emmuz 1 964.
7 Trkeleri: derhal, erkenden, sabah vakri, sznde, uzay yemek (mesafeyi son srar
karermek anlamnda) . (. n.)

izofren ve Kk Kz Hakknda 105


ezoterik ve uydurma bir szce (''urlich'') dnr. (Raymond Roussel'in
de Franszca iinde diziler kurmak ve bunlar dntrmek zere teknikler
icat ederken, kstl bir ilk yntemle bileimlere dayal daha kapsaml bir
ikinci yntemi birbirinden ayrdn anmsayalm.) Asi szcklerin tm
yntemlere direnip dayanlmaz paradokslara yol at da olur: rnein
ladies insanlarn ancak yarsna uygun der, ama insan trnn btnne
iaret-eden leutte ya da loudi szckleriyle evrilebilir ancak.8
Bir kez daha, nce bunlarn Carroll'n dizileriyle bir eit benzerlik
tad izlenimine kaplrz. Yemekle konumak arasndaki byk oral
ikilik Lewis Carroll'da da bazen yer deitirir ve iki nerme eidi ya da
nermelerin iki boyutu arasndan geer, bazen de sertleir ve demek
konumak, dk-dil haline gelir (Alice koyunun dkkanndan yumurta satn
almak zorundadr ve Humpty Dumpty szcklere para der; dksalla
gelince, Artaud'nun dedii gibi o, Carroll'n yaptnn her yerinde rtk
olarak mevcuttur). Ayn ekilde, Antonin Artaud'nun kendisi de antinomik
dizilerini gelitirirken (''olmak ve itaat etmek, yaamak ve varolmak,
eylemek ve dnmek, madde ve ruh, beden ve zihin'') , Carroll'la arasnda
olaanst bir benzerlik olduu izlenimine kaplr. Carroll'n zaman aarak
onu, Antonin Artaud'yu yamaladn, hem Humpty Dumpcy'nin balklar
zerine iirinde hem de jabberwocky'de fikirlerini aldn syleyerek
dile getirir bu izlenimini. Peki o halde neden Artaud, Carroll'la hibir
alakasnn olmadn da ekliyor? Neden bu olaanst yaknlk radikal
ve nihai bir yabanclk ayn zamanda? Kendimize bir kez daha Carroll'n
dizilerinin nasl ve nerede rgtlendiini sormamz yeterli: Carroll'n iki
dizisi yzeyde birbirine eklemlenir. Bu yzey zerinde, bir izgi iki dizi
arasndaki, nermeler ve eyler, ya da nermenin boyutlar arasndaki snr
gibidir. Anlam, hem nermenin ifade-edileni hem eylerin atfedileni, hem
ifadelerin ''ifade-edilebilir''i hem iaret-etmelerin ''atfedilebilir''i olarak bu
izgi boyunca geliir. yleyse iki dizi farklaryla birbirine eklemlenmi
durumdadr ve anlam kendi izgisi zerinde kalmasna ramen btn
yzeyi kateder. Kukusuz, bu maddesiz anlam cisimsel eylerin, onlarn

8 ngilizcede yalnz kadnlara iaret eden ladies szc, Deleuze'n szn eccii
hastann yntemiyle, ancak brn insanlara iaret eden Almanca leutte ya da Rusa loudi
szcklerine evrilebiliyor. (. n.)

106 Anlamn Mant


karmlarnn, etkileme ve etkilenmelerinin neticesidir. Ama netice cisimsel
nedenden bambaka bir doaya sahiptir. Bu yzden, sonu/etki olarak
anlam, yine yzeyde, kendisi de cisimsiz olan bir yar-nedene dayanr:
ezoterik szcklerle ve valiz-szcklerle ifade edilen ve anlam ezamanl
olarak iki tarafa da datan, daima hareket halindeki anlamszla. Carroll'n
yaptnn ayna etkisi olarak oynad yzey rgtlenmesi btn bunlardr
te.

Bunlar yzeyden ibaret diyor Artaud. En hafif izofren bile Artaud'nun


dehasn harekete geirecek olan farkndal tanr, onu kendi tarznca yaar:
onun iin yzey yoktur, artk yoktur. Carroll ona nasl dipten gelen tm
problemlerden uzak, zenti bir kk kz gibi grnmesin? izofren iin
besbelli olan ilk ey yzeyin yarlm olduudur. Tam da artk bedenlerin
yzeyi olmad iin, eylerle nermeler arasnda bir snr da yoktur.
izofrenik bedenin ilk zellii onun bir eit szge-beden olmasdr:
Freud, izofrenin yzeyi ve deriyi sonsuz sayda kk delikle delinmi gibi
grme eiliminin altn iziyordu.9 Bunun sonucu, btn bedenin artk
derinlikten ibaret olmas ve her eyi temel bir ie-evrilmeyi temsil eden
bu alm derinlie srklemesi, orada yutmasdr. Her ey cisimdir ve
cisimseldir. Her ey cisim karmdr ve cismin iindedir, i ie gemedir,
iine girmedir. Her ey fizikseldir, Artaud'nun dedii gibi, ''srtmzda, acnn
ivisiyle delinip geilmi ve yrmeyle, tanan yklere harcanan abayla,
aldrszla direnmeyle birbirlerinin iine geerek kutular oluturan dolu
omurlar var''. 10 Bir aa, bir stun, bir iek, bir kam bedenden kverir;
hep baka cisimler bedenimize girer ve onun paralaryla birlikte-var-olur.
Her ey dorudan doruya kutu, kutulanm yiyecek ve dkdr. Yzey
olmadna gre, i ve d, ieren ve ierilen artk kesin bir snrla ayrlmaz
ve evrensel bir derinlie gmlr ya da tka basa dold uka daha da daralan
bir imdinin emberinde dnp durur. izofrenin elikiyi yaama tarz da

9 Freud, "Llnconscient" ( 1 9 1 5), Metapsychologie, M. Bonaparte ve A. Berman (ev.),


Gallimard, s. 1 52- 1 5 5 [Trkesi: "Bilind", Metapsikoloji iinde, kitabn farkl evirileri
var] . Freud, iki vakay, biri kendi derisini, dieri orabn devaml genileme tehlikesi
tayan kk delik sistemleri olarak gren iki hastay rnek vererek, burada ne histerie ne
saplantlya uygun den, tamamen izofrenik bir semptom olduunu gsterir.
1O Antonin Artaud, La Tour deJeu iinde, Nisan 1 96 1 .

izofren ve Kk Kz Hakknda 1 07
buna baldr: ya bedeni kateden derin yarkta, ya i ie geen ve dnp
duran blk prk paralarda. Szge-beden, blk prk-beden ve
ayrk-beden izofrenik bedenin ilk boyutunu oluturur.
Yzeyin bu kyle birlikte szck tmyle anlamn yitirir. Belki
szckte artk bo olduu hissedilen belli bir iaret-etme gc, nemsiz
olduu hissedilen belli bir da-vurma gc, ''yanl'' olduu hissedilen
belli bir imleme gc kalmtr. Ama her halkarda szck anlamn, yani
cismin etkileme ve etkilenmelerinden ayr cisimsiz bir etkiyi, kendi mevcut
gereklemesinden ayr idesel bir olay toplama ya da ifade etme gcn
yitirir. Her olay en azndan sanrsal bir biimde gereklemitir. Her
szck fizikseldir, dorudan bedeni etkiler. Sre aa yukar u ekilde
geliir: ou zaman beslenmeyle ilgili olan bir szck, onu donduran ve
anlamndan yoksun brakan bir yapcrmadaym gibi matbu ve byk
harflerle ortaya kar. Ama yaptrlm szck anlamn yitirdii anda
parampara olur, dorudan beden zerinde etkide bulunan, onun iine
giren ve ona eziyet eden hecelere, harflere, zellikle de nszlere blnr.
Dil rencisi izofrenden sz ederken bunu grmtk: anadil anlamn
yitirdii anda onun fonetik eleri zellikle yaralayc hale gelir. Szck artk
ey durumuna acfedileni ifade etmez, szck paralar dayanlmaz iitsel
niceliklere dnr. Bu paralar bedene akn ederek sanki kendileri de
grltc zehirli yiyecekler ve kutulara konmu dklarm gibi bedende
bir karm, yeni bir ey durumu meydana getirirler. Bedenin paralar,
organlar, onlar etkileyen, onlara saldran ayrm elere bal olarak
belirlenirler. 1 1 Bu etkilenme srecinde, saf bir duygulan m-dil, dil etkisinin
yerine geer: ''Her yaz PSLKT R'' (yani her sabitlenmi yazl szck
grltc, besinsel ve dksal paralara blnmektedir) .
Bu durumda izofren iin sz konusu olan, anlam yeniden yaka
lamaktan ziyade szc ykmak, duygulanm kovmak ya da hep yarlm
yzeyin altndaki o derinlikte bedenin acl edilginliini zafer dolu bir
etkinlie, itaati emretmeye dntrmektir. Dil rencisi, szcn
anadildeki acl paclaylarn yabanc dillere bal etkinliklere evirmeyi
salayan aralarn bir rneini sunar. Az nce, yaralayc olann bedenin i

11 Organ-harflerle ilgili olarak bkz. Antonin Artaud, "Le Rice du peyotl", Les
Tarahumaras, Arbalete, s. 26-32.

108 Anlamn Manc


ie gemi ya da birbirinden ayrlm paralarn etkileyen fonetik elerde
bulunmas gibi, imdi de zafer ancak nefes-szcklerin, lk-szcklerin
inas yoluyla kazanlabilir. Burada tm harf ve hece deerleri, tm fonetik
deerler yerlerini yazl olmayan, sadece ve sadece vurguya dayal deerlere
brakr; bunlara da izofrenik bedenin yeni bir boyutu olarak grkemli bir
beden, her eyi fleme, soluk alma, buharlama, aksal aktarm yoluyla
yapan parasz bir organizma karlk gelir (Antonin Artaud'daki stn
beden ya da organsz beden) . 1 2 Kukusuz etkin srecin bu belirlenimi
edilginlik srecinin karsnda nce yetersiz grnr: aslnda akkanlar da
paralar kadar zararl gibidir. Ama bu, etkilemeyle etkilenme arasndaki
mulaklktan kaynaklanr. izofrenide yaanan eliki esas uygulanma
noktasn ite burada bulur: etkilenme ve etkileme bir mulakln
birbirinden ayrlmaz kutuplarysa, bunun nedeni onlarn meydana getirdii
iki dilin ayrlmazcasna bedene, cisimlerin derinliine ait olmasdr. O halde
parasz bir organizmadaki ideal akkanlarn parazit kurtuklar, organ ve
kat yiyecek paralar, dk artklar tamadndan asla emin olamayz;
dahas, zararl glerin bedene edilginlik paralar sokmak zere fiilen
akkanlar ve flemeleri kullandndan emin olabiliriz. Akkan zorunlu
olarak bozulmutur, ama kendisi yznden deil ayrlmaz olduu dier
kutup yznden bozulmutur sadece. Buna ramen o, kusurlu karmlarn
i ie gemilii ve yara beresi karsnda, edilgin kutup karsnda, etkin
kutbu ya da kusursuz karm durumunu temsil eder. ki cisimsel karm,
bakalatran ve ksmi karmla cismi olduu gibi brakan btncl
ve sv karm arasndaki Stoac ayrm izofrenide de belli bir tarzda
yaanr. flenen akkan ya da sv ede, i ie gemi paralarn edilgin
karmlarna kart olarak ''Deniz ilkesi'' gibi olan etkin bir karmn yazl
olmayan gizi vardr. Artaud ite bu nedenle Humpcy Dumpcy' nin deniz ve
balklar zerine iirini itaat etmek ve en1retmek problemi zerine bir iire
dntrmektedir.
Bu ikinci dil, bu etkinlik yntemi pratikte nszlerin, boazsllarn
ve nefesli harflerin arlyla, i apostroflar ve vurgularla, nefesler ve

1 2 Bkz. 84 iinde, 1 948: "Az yok Dil yok I)iler yok Grtlak yok Yemekborusu yok
Mide yok Karn yok Ans yok Olduun1 insan cekrar ina edeceim." (Organsz beden
yalnzca kemikcen ve kandan meydana gelir.)

izofren ve Ki'k Kz Hakknda 109


cakcilerle, tm hece, hatta harf deerlerinin yerini alan modlasyonla
belirlen ir. Sz konusu olan, szc blnemez, paralara ayrlamaz hale
getirerek onu bir etkinlie dntrmektir: eklemlenmemi dil. Buradaki
balayc unsur organik-olmayan slak bir ilke, deniz blou ya da deniz
ktlesidir. Dil rencisi, Rusada aa anlamna gelen derevo szcnn
bir oulu derev'ya olmasna ok sevinir, ona gre i apostrof nsz
- -

lerin kaynamasn salamaktadr (dilbilimcilerin yumuatma iareti) .


Yumuatma iaretine indirgenen nlnn nszleri ayrarak telaffuz
edilebilir hale getirmek yerine slacarak/damaksllatrarak ayrlamaz hale
getirdiini, onlar okunamaz, hacca telaffuz edilemez halde braktn,
ama ayn zamanda srekli bir nefesteki etkin lklara dntrdn
syleyebiliriz. 13 Btn lklar nefeste birbirine kenetlenir, tpk slatan
iarecceki nszler gibi, deniz ktlesindeki balklar gibi ya da organsz
beden iin kandaki kemikler gibi. Bir ate iareti, ''gazla su arasnda kararsz
kalan'' bir dalga diyordu Artaud: lklar nefesteki trtlardr.
Anconin Artaud kendi jabberwocky sinde ''Jusque la ou la rourghe ese
'

a rouarghe a rangmbde et rangmbde a rouarghambde'' dediinde, amac


szc etkinletirmek, flemek, slatmak ya da tututurmak, bu ekilde
onu blk prk bir organizmann edilginlii yerine parasz bir bedenin
etkinliine dntrmektir. Sz konusu olan, yumuatma iaretleriyle
szc bir nszler kat, bir nszler ayrmaz haline getirmektir.
Bu dilde her zaman valiz-szcklere denk decek szckler bulabiliriz.
''Rourghe'' ve ''rouarghe'' iin Arcaud'nun kendisi ruee, roue, route, regle,
route a regler 14 szcklerine iaret eder (Artaud'nun o srada bulunduu
Rodez'in Rouergue blgesi de bunlara eklenebilir) . Ayn ekilde, Artaud

1 3 Bkz. Wolfson, a.g. e. , s. 53: derev'ya szcnde, "damaksl v ile y arasndaki virgl
yumuatma iareti denen iareti temsil eder. Bu szckte sz konusu iaret daha ziyade
eksiksiz bir y nsznn (damaksl) v'nin ardndan telaffuz edilmesini salar, bu fonem bir
bakma yumuacma iareti olmadan, bir sonraki yumuak nl yznden damaksllam
gibidir. Burada fonetik olarak ya eklinde remsi! edilen fonem Rusada byk harfle ters
evrilmi R eklinde tek bir karakterle yazlr (direvya olarak telaffuz edilir: yeinlik vurgusu
elbette ikinci hecededir; i ak ve ksa, d, r ve v damaksl ya da bir yodla kaynam gibidir) ".
Ayn ekilde, izofrenin Rusadaki louD'Mi siizcyle ilgili yorumlar iin bkz. s. 73.
14 Trkeleri: akn erme, cekerlek, yol, cetvel, dzeltilecek yol. (. n.)

1 10 A1lamn Mant
i apostrof kullanarak ''Uk'hatis'' dediinde, ukhase, hdte ve abruti 1 5
szcklerine iaret eder ve unu ekler: ''doru yolun dna atlm ay
domuzcuklar demek olan Hekate'nin altnda gece sarsnts." Ama cam
da szck valiz-szck gibi sunulduu anda, szcn yaps ve buna
eklenen yorum bambaka bir ey olduuna ikna eder bizi: Artaud'daki
''Ghore Uk'hatis'' szckleri, kayp domuzlarn, Carroll'daki ''mome
raths''in ya da Parisot'daki ''verchons fourgus'' nn bir karl deildir. 16
Onlara bu dzlemde kafa tutmaz. Artaud'nun szckleri, dizilerin anlama
bal olarak dallanp budaklanmasn salamazlar; aksine, bir alt-anlam
blgesinde, retilir retilmez anlam fiilen yutup ten akkan ve yakc
bir ilkeye bal olarak, vurgusal ve nsz eler arasnda bir bileim zinciri
olutururlar: Uk'hatis (ya da yoldan km ay domuzcuklar), K'H (cahot,
sarsnt) 'KT (nocturne, gecesel) ve H'KT'dir (Hekate) .
izofrenik szckteki ikilik zerinde, yaralayc fonetik deerler
eklinde patlak veren etkilenme-szck ve eklemlenmemi vurgusal
deerleri birbirine kenetleyen etkileme-szck zerinde yeterince durul
mamtr. Bu iki szck bedendeki ikilikle, blk prk beden ve
organsz bedenle iliki iinde geliir. ki tiyatro eidine, korku ya da
etkilenme tiyatrosuyla z gerei etkin olan vahet tiyatrosuna gnderme
yapar. Etkin ve edilgin iki anlamszla gnderme yapar: fonetik elere
blnen, anlamdan yoksun szcn anlamszl ve yine anlamdan
yoksun blnmez bir szck oluturan vurgusal elerin anlamszl.
Burada her ey yzeyden uzakta, anlamn altnda olup biter, etkide bulunur
ve etkilenir. Yzey anlamszlndan ayrt edilmesi gereken bir alt-anlam,
anlam-dlk, Untersinn. Hlderlin'in deyiiyle, ''anlamdan yoksun bir
im''. ki ynyle dil budur ite: her eye ramen bir im, ama bedenin

15 Ukhase'n bir anlam yok, arn buyruu anlamna gelen ukase ya da oukase szcn
artryor. Hdte acele, abruti ise aptal, sersem demek. (. n.)
1 6 Humpty Dumpty'nin Alice'e sylediklerinden yola karsak, mome, from home'un
ksaltmas ve evden uzakta, yolunu kaybetmi anlamlarna geliyor, raths ise yeil domuzlar
demek. Parisot'nun Franszca evirisi bu aklamalara dayanyor. Verchon, veri (yeil) ve
cochon (domuz) szcklerinden, fourgu ise muhtemelen fourvoye (yolunu arm), perdu
(kaybolmu) ve egare (yoldan km) szcklerinden oluuyor. Artaud'nun nerdii eviri
ise bezer bir yolla aklaamyor. (. n.)

izofren ve Kk Kz Hakknda 11 1
etkilemesi ya da etkilenmesiyle i ie geen bir im. 1 7 Bu yzden, izofrenik
dilin imleyen dizinin imlenen diziye doru kesintisiz ve lgnca kaymas
olarak tanmlanabileceini sylemek olduka yetersiz grnyor. Aslnda
artk dizi diye bir ey kalmamtr, iki dizi de kaybolmutur.. Anlamszlk
yzeye anlam vermeyi brakmtr; tm anlam hem imleyen, hem imlenen
tarafnda iine alm, yutmutur. Artaud Varln, yani anlamszln dileri
olduunu syler. kincil diye isimlendirdiimiz yzey rgtlenmesinde,
fiziksel cisimler ve iitsel szckler cisimsiz bir snr tarafndan, bir
taraftan szcklerin saf ifade-edilenini, dier taraftan cisimlerin man tksal
atfedilenini temsil eden anlamn snr tarafndan hem ayrlr, hem
eklemlenir. yle ki anlam cismin etkileme ve etkilenmelerinin neticesi
olsa bile doa bakmndan farkl bir neticedir, ne etkileme ne etkilenmedir
ve iitsel dilin fiziksel cisimle asla karmamasn gvence altna alr. Buna
karlk, izofreninin bu ilksel dzeninde, artk yalnzca bedenin etkilemeleri
ve etkilenmeleri arasnda bir ikilik vardr, alm deri1likte tamamen
tlen dil ise ayn anda bunlarn her ikisidir. Artk nermelerin cisimlere
doru yuvarlanmasn ve nermenin iitsel elerinin bedenin koku,
tat, sindirim duygulanmlaryla karmasn hibir ey nleyemez. Artk
anlam yoktur, ama hepsi bu deil, artk gramer ya da szdizimi de yoktur,
hatta son kertede eklemlenmi hece, harf eleri ya da fonetik eler de
yoktur. Antonin Artaud denemesine ''Lewis Carroll'a Kar Gramer-kart
Giriim'' baln verebilir. Carroll'n szcklerin bkn ve eklemleniini
derlemekle ykml, bunlarn cisimlerin bkn ve eklemleniinden hi
deilse onlar yanstan ve onlara bir anlam gnderen ayna yoluyla ayrld

17 Gisela Pankow, son derece gzel bir inceleme olan Structuration dynamique dans la
schizophrenie de (Verlag Hans Huber, Bern, 1 956), izofrenide imlerin rolnn aratrlmasn
'

olduka ileri gtrmtr. Pankow'un aktard vakalarla balantl olarak zellikle u


noktalara dikkat ekebiliriz: fonetik paralar halinde patlayan donmu, besinsel szcn
analizi, rnein KARAMELLER, s. 22; ieren ve ierilen diyalektii, kutupsal kartln
kefi, bua bal olarak su ve ate temalar, s. 57-60, 64, 67, 70; tuhaf biimde bala etkin
isyan imi, scak suya da zgrleme imi olarak bavurulmas, s. 74-79; iki bedenin ayrt
edilmesi, iek-insann ak ve ayrk bedeni ve onu tamamlayan organsz ba, s. 69-72.
te yandan, bize yle geliyor ki Pankow'un yorumu organsz ban roln yeterince
nemsemiyor. Ayrca izofrenide yaanan imlerin rejiminin ancak anlamn altnda, bedenin
etkilenme-imleriyle bedensel etkileme-imlerinin ayrt edilmesi zerinden anlalabileceini
dnyoruz.

112 Anlamn Manr


gayet kat bir gramere ihtiyac vardr. 18 te bu yzden Artaud'yla Carroll
arasnda her adan kartlk kurabiliriz - ilksel dzenle ikincil rgtlenme
arasnda. ''Yemek-konumak'' tipi yzey dizileri grnte onlara benzeyen
derinlikteki kutuplarla aslnda hibir ortak zellie sahip deildir. Anlam
diziler arasnda datan, yzeydeki iki anlamszlk figrnn anlam
srkleyen, yutan ve ten iki anlamszlk dalyla (Untersinn) hi
ilgisi yoktur. Biri rpnmal dieri vurgusal iki kekemelik biimiyle iki
izofrenik dil arasnda ancak kaba benzerlikler olabilir. Yzey kesiiyle derin
Spaltung arasnda hibir ortaklk yoktur. Aion'un cisimsiz izgisi zerinde
gemi-gelecein sonsuzca altblmlere ayrlmasnda hissedilen elikiyle
cisimlerin fiziksel imdisindeki kutuplarn kartlnn hi ilgisi yoktur.
Valiz-szckler bile tamamen heterojen ilevlere sahiptir.
ocukta, yzeye kmadan ya da onu fethetmeden nce, izoid bir
''kon um'' bulunabilir. Hatta yzeyde de izoid paralar bulmak her zaman
mmkndr, nk yzeyin anlam tam da derinliklerden gelen eleri
rgtlemek ve yaymaktr. Yine de her eyi birbirine kartrmak, ocukta
yzeyin fethediliini, izofrende yzeyin kn ve - mesela - sapkn
olarak adlandrlan kiide yzeylerin kontrol altna alnn birbirine
kartrmak fke uyandrc ve irentir. Lewis Carroll'n yaptn bir
eit izofrenik masala dntrmek her zaman mmkndr. Saknmsz
ngiliz psikanalistler bunu yaptlar: Alice'in teleskop-bedeni, i ie geileri
ve paralara ayrllar, bariz yemek takntlar ve rtk dk takntlar;
yiyecek paralarna da ''okuma paralar''na da iaret-eden paralar, aniden
dalabilecek yiyecek ad etiketleri ve yaptrmalar; kimlik yitimleri,
balklar ve deniz... apkac, Mart Tavan ve Tarla Faresinin klinik olarak
ne tr bir delilii temsil ettii sorulabilir ayrca. Alice ile Humpty Dumpty
arasndaki kartlkta mulak iki kutbu, ''blk prk organlar - organsz
beden'' , szge beden ve grkemli beden kutuplarn da bulabiliriz her
zaman. Artaud'nun Humpty Dumpty metniyle hesaplamasnn baka bir

1 8 Bu nedenle, Carroll'da icatlar esasen szdizimi ya da gramerle deil szcklerle


ilgilidir. O halde, valiz-szckler dizileri dallandrp hudaklandrarak sonstz sayda olanakl
yorun1un nn asa da szdizimsel kurallar aslnda bu olanaklarn belli bir ksmn
elemektedir. Jean Paris'nin gsterdii gibi, Joyce ii1 de durum ayndr ( Tel Quel, Say: 30,
1 967, s. 64). Artaud'da ise tam tersidir, ama bunun nedeni artk anlam problemi diye bir
eyin kalmamasdr.

izofren ve Kk Kz Hakknda 1 13
sebebi yoktur. Ama tam bu srada Artaud'nun uyars yanklanr: ''eviri
yapmadm ben... bu iiri hibir zaman sevmedim. .. yzey iirlerini ya
da dillerini sevmem ben." Kt bir psikanaliz iki ekilde yanlabilir: ya
kanlmaz olarak her yerde bulunan zde maddeler kefettiini sanarak,
ya sahte farklar reten birbirine benzer biimler kefettiini sanarak.
Psikiyatrinin klinik yn ve edebiyatn eletirel yn ayn anda skalanm
olur. Yapsalclk, biimin ve maddenin ancak rgtlendikleri zgn ve
indirgenemez yaplar iinde bir menzile sahip olduklarn anmsatmakta
hakldr. Bir psikanaliz tarihsel anekdotlardan nce geometrik boyutlara
sahip olmaldr. nk yaam, hatta cinsellik, meydana getirici
maddelerden ve meydana getirilen biimlerden nce bu boyutlarn
rgtlenmesi ve ynlendirilmesinde yatar. Psikanaliz vakalara iaret
etmekle, tarihleri da-vurmakla ya da kompleksleri imlemekle yetinemez.
Psikanaliz anlamn psikanalizidir. Tarihsel olmadan nce corafdir.
Farkl lkeleri birbirinden ayrr. Artaud ne Carroll'dr ne Alice, Carroll
da Artaud deildir, hatta Carroll Alice deildir. Antonin Artaud, ocuu,
derinlikteki iki dile, bedensel etkilenme ve etkileme dillerine bal olarak
son derece iddetli bir ikileme sokar: ya ocuk hi domaz, yani zerinde
ana babasnn sevitii gelecekteki omurgasnn kutularndan kmaz
(geriye doru intihar) - ya da akkan ve grkemli, alev alev, organsz ve ana
babasz bir beden meydana getirir kendine (Artaud'nun henz domam
''kzlar'' olarak isimlendirdii ocuklar gibi). Buna karlk Carroll, kendi
cisimsiz anlam diline uygun olarak ocuu bekler: ocuun anne bedeninin
derinliklerini terk ettii, kendi bedeninin derinliini henz kefetmedii
noktada ve anda, kk kzn tpk kendi gzyalarndan oluan havuzdaki
Alice gibi su yzne kt o ksack yzey annda bekler onu. Birbiriyle
ilgisi olmayan baka lkeler, baka boyutlardr bunlar. Yzeyin de Snark
ve Jabberwock gibi kendine zg canavarlar, kendi korkular ve vahetleri
olduunu, derinliklerden gelmeseler bile bunlarn da peneleri olduunu
ve yanlamasna kapabileceklerini, hatta bizi kurtulduumuzu sandmz
uuruma tekrar yuvarlayabileceklerini dnebiliriz. Yine de Carroll ve
Artaud'nun yollar kesimez; yalnz yorumcu boyut deitirebilir, bu da
onun byk zaafdr, hibir boyuta yerlemediinin gstergesidir. Carroll'n
tamamna Antonin Artaud'nun tek bir sayfasn feda etmezdik; Artaud
edebiyatta mutlak derinlik olmu ve kendisinin de dedii gibi ac ekmek

1 14 Anlamn Mant
pahasna yaamsal bir bedeni ve bu bedenin mucizevi dilini kefetmi tek
kiidir. Bugn hala bilinmeyen alt-anlam aratrmtr o. Ama Carroll
yzeylerin efendisi ya da lmcs olarak kalr, herkes yzeyleri o kadar iyi
bildiini sanr ki aratrmaya kalkmaz bile, oysa btn anlamn mant
orada yatyor.

izofren ve Kk Kz Hakknda 1 15
ON DRDNC DZ

FTE NEDENSELLK HAKKINDA

Anlamn krlganl kolayca aklanabilir. Atfetme cisimsel nite


liklerden farkl bir doadadr. Olay cismin etkileme ve etkilenmelerinden
farkl bir doadadr. Ama o bunlarn neticesidir: anlam cisimsel nedenlerin
ve bunlarn karmlarnn sonucudur. Bu yzden de her zaman kendi
nedeni tarafndan yutulma tehlikesi altndadr. Anlam, ancak nedensel
iliki nedenle sonucun heteroj enliini ierdii lde kendini kurtarr,
kendi indirgenemezliini gsterir: nedenler arasndaki ba ve sonular
arasndaki bant. Yani, cismin etkileme ve etkilenmelerinin neticesi olarak
cisimsiz anlam ancak yzeyde kendisi de cisimsiz olan bir yar-nedenle iliki
kurduu lde cisimsel nedenle arasndaki fark koruyabilir. Stoaclarn
o kadar iyi grdkleri ey budur ite: olay ifte nedensellie tabidir, bir
yandan nedeni olan cisim karmlarna, dier yandan yar-nedeni olan
baka olaylara dayanr. 1 Buna karlk, Epikurosularn zarlar ve yzeylerle
ilgili teorilerini gelitirememeleri, cisimsiz sonu fikrine ulaamamalar
belki de ''simlakrlarn'' sadece derinlikteki cisimlerin nedenselliine
tabi olmasndan kaynaklanr. Ama srf yzeyler fizii asndan bile ifte
nedenselliin gereklilii ortadadr: sv bir yzeyin olaylar, bir yandan
gerek nedenleri olarak bal olduklar molekller-aras dnmlere,
dier yandan idesel ya da ''kurgusal'' bir yar-neden olarak bal olduklar,
yzeysel denebilecek bir gerilimin eitlenmelerine dayanrlar. Bu ikinci
nedensellii yzeyin ve olayn cisimsiz karakteriyle rtecek bir ekilde

1 Bkz. skenderiyeli Clement, Stromata, VIII, 9: "Stoaclar cismin tam anlamyla neden
olduunu, cisimsizin ise mecazi bir biimde neden olduunu, nedene benzer olduunu
sylyorlar."

1 16 Anlamn Mant
temellendirmeye almtk: olayn, yani anlamn, anlamszlk ya da
rastlantsal nokta olarak devreye giren, yar-neden olarak ileyen ve sonucun
tam zerkliini salayan bir paradoksal eyle ilikili olduunu ne
srmtk. (Bu zerklik elbette az nce deindiimiz krlganl geersiz
klmaz, nk yzeydeki iki anlamszlk figr de etkileme ve etkilenmeyle
ilgili iki derin anlamszla dnebilir, dolaysyla cisimsiz sonu tekrar
cisimlerin derinliine gmlebilir. Dier taraftan, anlam kendine zg bir
boyuta sahip olduu srece bu krlganlk da zerklii geersiz klmaz.)
O halde sonucun zerklii, ilk olarak nedenden doa bakmndan farkl
olmasyla, ikinci olarak yar-nedenle ilikisiyle tanmlanr. Ama bu iki yn
anlama olduka farkl, hatta grnte kart zellikler kazandrmaktadr.
nk sonu ya da olay olarak anlam, cisimsel nedenlerden, ey durumlar,
fiziksel nitelikler ve karmlardan doa bakmndan farkn ortaya kard
lde, gz kamatrc bir nfuz-edilemezlikle (iine-girilmezlikle,
ksrlkla, ne etkin ne edilgin olan bir etkisizlikle) nitelenir. Bu nfuz
edilemezlik, anlamn yalnzca iaret-edilen ey durumlarndan farkn
deil, onu ifade eden nermelerden farkn da belirtir: nfuz-edilemezlik
bu adan tarafszlk eklinde ortaya kar (nermeden damtlan ikiz,
nerme kipselliklerinin askya aln) . Buna karlk, anlam, onu reten
ve yzeye datan yar-nedenle ilikisi iinde kavrand andan itibaren,
bu idesel nedenin gcn miras alr, ondan pay alr, dahas onu kuatarak
sahiplenir: bu idesel nedenin, sonucu dnda bir hi olduunu, bu sonuca
dadandn, onunla ikin bir iliki iinde bulunduunu, bunun rn
retildii kadar retici de olan bir ey haline getirdiini grmtk.
Anlamn z gerei retilmi olma zelliine, asla kkensel olmayna,
daima bir nedene dayanmasna, tremi olmasna tekrar dnmeye gerek
yok. Ama bu treme iki ynldr ve yar-nedenin ikinliiyle ilikili olarak,
izdii ve atallara ayrd yollar yaratr. Bu koullarda, bu oluumsa!
gc kukusuz nermenin kendisiyle ilikili olarak anlamamz gerekir,
nk ifade edilen anlam nermenin dier boyutlarn (imleme, da
vurma, iaret-etme) oluturmak zorundadr. Ama bu gc ayn zamanda
nermenin boyutlarnn doldurulma tarzyla, hatta son kertede bu
boyutlar belli bir derecede ve belli bir tarzda dolduranlarla ilikili olarak da
anlamamz gerekir: yani iaret-edilen ey durumlaryla, da-vurulan zne
durumlaryla, imlenen kavramlar, zellikler ve snflarla ilikili olarak. Bu

ifte Nedensellik Hakknda 1 17


iki eliik yn nasl uzlatrabiliriz? Bir yandan ey durumlar karsnda
nfuz-edilemezlik ya da nermeler karsnda tarafszlk, dier yandan
hem nermelere hem ey durumlarna ynelik oluturucu bir g. Yanl
bir nermenin de bir anlam olmasn salayan mantksal ilkeyle (ki buna
gre dorunun koulu olarak anlam doruya da yanla da kaytsz kalr) en
az bu ilke kadar kesin olan ve bir nermenin daima doruluu olmasn,
anlamna bal olarak hak ettii ve kendisine den doruluk payna ve
trne sahip olmasn salayan aknsal ilkeyi nasl uzlatrabiliriz? Bu iki
ynn zerkliin iki figr yoluyla aklandn ve sonucu bir durumda
sadece gerek nedeninden doa bakmndan farkl olarak, dier durumda
ise idesel yar-nedenine bal olarak ele almamzdan kaynaklandn
sylemek yeterli olmayacaktr. nk bizi elikiye gtren, ama bir zm
de sunmayan ey zaten zerkliin bu iki figrdr.
Salt formel mantkla aknsal mantk arasnd;ki bu kartlk anlam
teorisini batan sona kateder. Husserl'in Jdeen kitabn ele alalm rnein.
Husserl'in anlam bir edimin noema's ya da bir nermenin ifade-edileni
olarak kefetmi olduunu anmsayalm. Husserl, fenomenolojinin
indirgeme yntemleri sayesinde, Stoaclarn at yoldan ilerleyerek
anlamn ifadedeki nfuz-edilemezliini tekrar bulmutur. Noema, ilk
evrelerinden itibaren, ifade-edici nermenin tezinin ya da kipselliinin
tarafsz hale gelmi bir ikizini ierir (alglanan, anmsanan, imgelenen);
dahas, bilincin bu kipselliklerinden ve nermenin tezle ilgili bu
karakterlerinden tamamen bamsz, gerek olarak konan nesnenin fiziksel
zelliklerinden tamamen ayr bir ekirdee sahiptir (rnein, ne nesnenin
gerekliinin ne de bunun bilincine sahip olma tarznn devreye girdii,
noematik renk gibi saf yklemler) . Ama noematik anlamn bu ekirdeinde
daha da isel olan bir ey, ''st dzeyde'' isel ya da aknsal olarak isel
bir ''merkez'', anlamn gereklii iindeki nesneyle ilikisinden baka
bir ey olmayan bir merkez ortaya kar. liki ve gereklik imdi aknsal
biimde oluturulmal ya da kurulmaldr. Fink'in ardndan Paul Ricceur
de Ideen'in drdnc blmndeki bu dnme dikkat ekmitir: ''Bilin
kastedilen bir anlamda almaz sadece, bu kastedilen anlam da bir 11es11ede
alr. Kastedilen anlam henz bir ierikten ibaretti, elbette ynelimsel
olan, gerek olmayan bir ierikten ... [Ama imdi] noema'nn nesneyle
ilikisi de noema'nn nihai yaps olarak aknsal bilin tarafndan kurulmak

1 18 Anlamn Mant
zorundadr." 2 Anlamn mantnn orta yerinde hep bu problemle,
ksrlktan oluuma gei olarak bu gnahsz gebelikle karlayoruz.
Ama Husserl'in oluumu bir hile barndryor gibidir. nk
ekirdek atfetme olarak belirlenmitir, ama atfetme fil olarak deil
yklem olarak, yani olay olarak deil kavram olarak anlalr (bu yzden,
Husserl' e gre ifade kavramsaln bir biimini retir ya da anlam, sz
konusu genellik trn genelliiyle ayn ey olmasa bile bir genellik
tipinden ayr dn lemez) . B u durumda, anlamn nesneyle ilikisi,
noematik yklemlerin onlara dayanak ya da birleme ilkesi salayabilecek
olan herhangi bir ey = x'le ilikisinden doal olarak trer. yleyse bu
ey = x hi de anlama isel ve onunla birlikte-mevcut bir anlamszlk
gibi, oluturulmas gerekenle ilgili hibir eyi nceden varsaymayacak
bir sfr noktas gibi deildir. Daha ziyade Kant'n nesne = x'idir bu, x
yalnzca ''herhangi'' demektir, x anlamla dsal, rasyonel bir aknlk
ilikisi iindedir ve iaret-etme biimini halihazr olarak kabul eder, tpk
yklenebilir genellik olarak anlamn zaten imleme biimini halihazr
olarak kabul etmi olmas gibi. Grnen o ki Husserl oluumu, zorunlu
olarak ''paradoksal'' ve tam olarak ''zdeletirilemez'' (kendi zdeliinde
de kendi kkeninde de bulunamayan) bir unsurdan itibaren deil de
aksine herhangi nesnenin zdeliini aklamakla ykml kkensel
bir ortak duyu yetisinden, hatta sonsuza dek tm herhangi nesnelerin
zdeleme srecini aklamakla ykml bir saduyu yetisinden itibaren
dn mektedir. 3 Farkl inan kiplerinin bir Urdoxa'ya bal olarak
oluturulduu, bu Urdoxa'nn zel yetilere gre bir ortak duyu yetisi
gibi i grd Husserlci doxa teorisinde gayet ak grrz bunu.
Kant'ta zaten net biimde ortaya kan ey Husserl iin de geerlidir: bu
felsefenin ortak duyu biiminden vazgemedeki gszl. Doxa'nn

2 Paul Ricceur, Husserl'in Idies kitab iinde, Gallimard, s. 431 -432.


3 Husserl, a.g.e. , s. 456: "Farkl edimlerde ya da edim noema'larnda farkl bir belirlenim
statiisii taya x, bilin tarafndan zorunlu biimde ayn olarak yakalanr... "; s. 478:
" Gerekten var-olan her nesneye, zlerin koulsuz genelliinin a priori sinde, ilke olarak,
'

nesnenin kkensel biimde ve dolaysyla tamamen upuygun olarak yakalanabilecei bir


olanakl bilin idesi karlk gelir... "; s. 480: "Bu sreklilik daha doru bir biimde btn
ynlerde sonsuz olarak, tm beliri fazlarnda ayn belirlenebilir x'e ait olarak belirlenir..."

ifte Nedensellik Hakknda 119


tikel ieriklerinden ve kipselliklerinden en azndan geici olarak vazge
mezse felsefe olamayacann farknda olan, yine de bunlarn zn,
yani biimini koruyan bir felsefe nereye varr peki? '' Kkensel'' gibi
sunulan bir dnce imgesi iinde, salt ampirik bir ileyii aknsala
ykseltmekle yetinen bir felsefe nereye varr? Sadece imleme boyutu genel
yklem olarak kavranan anlamda halihazr olarak kabul edilmi olmaz;
sadece iaret-etme boyutu anlamn herhangi bir belirlenebilir ya da
bireyselleebilir nesneyle varsaylan ilikisinde sunulmu da olmaz; tm
da-vurma boyutu kii, kiisel bilin ve znel zdelik biimini koruyan
ve aknsal ampirik olann zelliklerinden kopya etmekle yetinen bir
aknsal zne konumunda sunulmu olur. aknsal sentezi dorudan,
onlara karlk gelen psikolojik sentezlerden karsayan Kant'ta ortaya
kan sorun, algsal bir ''grme'' den kkensel ve aknsal bir ''Grmek''i
karsayan Husserl'de de karmza kar.
Bylelikle, anlam mefhumu tarafindan oluturulmas gereken her
ey mefhumun iinde sunulmu olmaz sadece; daha da vahimi, ifadeyi
ondan ayrdmz iddia ettiimiz dier boyutlarla kartrarak tm anlam
mefhumunu bulanklatrm oluruz - mefhumu ondan formel olarak
ayrmak istediimiz bu boyutlarla aknsal olarak kartrm oluruz.
ekirdek metaforlar endie vericidir; bunlar esas meselenin zerini
rterler. Husserl'de anlam verilii, tam olarak, derece derece geri giden
homojen bir dizi grntsne, ardndan, iki yzl bir unsur (Urdoxa ve
herhangi nesne) tarafndan katedilen heterojen dizilerin, noesis ve noema
dizilerinin rgtlenii grntsne brnr.4 Ama bu, hakiki oluumun,
dizilerde gerekleerek bu oluumu belirlemesi gereken anlam veriliinin
ve yar-neden olarak i grerek bu verilii ynlendirmesi gereken ifte
anlamszln rasyonel ya da rasyonelletirilmi karikatrdr sadece.
Aslnda, ikin yar-neden sayesinde anlamn verilii ve bunu izleyen,
nermenin dier boyutlaryla ilgili statik oluum, ancak Sartre'n l 937'deki
nemli makalesinde ortaya koyduu koullar karlayacak bir aknsal
alanda meydana gelebilir: sentetik kiisel bir bilin ya da znel bir
zdelik biimine sahip olmayan kiisiz bir aknsal alan - buna karlk

4 Husserl, a.g.e. , 1 00- 1 O 1 ve 1 02 vd.

120 Anlamn Manc


daima kurulu olan bir zne.5 Temel asla temellendirdii eye benzeyemez;
temelin baka bir tarih olduunu sylemek de yetmez, baka bir dnya
olmakszn baka bir corafyadr ayn zamanda o. Anlamn aknsal alan
sadece kiisellik biimini deil genellik biimini ve bireysellik biimini
de darda tutmaldr; nk bunlarn birincisi yalnzca da-vurulan
bir zneyi niteler, ikincisi yalnzca imlenen nesnel snflar ve zellikleri,
ncs ise bireyletirici ve iaret-edici znel gr noktalarna gnderme
yapan, nesnel biimde bireylemi iaret-edilebilir sistemleri niteler. Bize
yle geliyor ki Husserl aknsal alana bireyleme merkezleri ve bireysel
sistemler, monadlar ve gr noktalar dahil ettiinde, Kant'taki gibi bir
Ben biiminden ziyade Leibniz'deki gibi Benliklerden sz ettiinde de
problem gerekten ilerlemi olmaz.6 Yine de ileride greceimiz gibi burada
ok nemli bir deiim vardr. Ama aknsal alan ne bireysel ne kiiseldir
- ne genel ne evrensel. Onun figrsz, farksz bir dipsizlik, izofrenik bir
uurum olduunu mu dnmeliyiz? Her ey, en bata da bu alann yzey
rgtlenmesi yle olmadn gsteriyor. Tekillikler, yani anti-genellikler
fikrini, genel olmamalarna ramen kiisiz ve birey-ncesi olan tekillikler
fikrini bu alann ve onun oluturucu gcnn belirlenimi iin bir hipotez
olarak kullanmamz gerekiyor imdi.

5 Bkz. Sartre, "La Transcendance de l'Ego", Recherches philosophiques, 1 936- 1 937,


sonrada11 Vrin'den de yaymland [Trkesi: Ego'n un Aknl, S. R. Krkolu (ev.}, Alkm
Yaynevi, 2003]. Ben'i ve Benlii reten, "kiisiz ya da kii-ncesi" bir aknsal alan fikri
byk neme sahiptir. Sartre'da bu tezin tm sonularyla gelitirilmesini nleyen ey
kiisiz aknsal alann da yine bir bilin alan olarak belirlenmesi, dolaysyla bu alann
kendiliinden ve Ben olmadan, saf bir ynelimsellikler ya da tutmalar oyunuyla birlik
kazanmak wrunda olmasdr.
6 Descartes Meditasyonlar'da, senretik tamalg birlii olarak Ben'in yan sra monadlar,
grme merkezleri ya da gr noktalar da nemli bir yer kazanr. Husserl yorumcular
arasnda, bu kaymay vurgulama baars Gaston Berger'ye aittir; ayrca Berger, Sartre'a kii
ncesi bili1ci11 belki Ben' e ihtiya duymad, ama gr noktalarndan ya da bireyleme
merkezlerinden vazgeemeyecei itirazn yneltebilmitir (bkz. G. Berger, Le Cogito dans la
philosophie de Husserl, Aubier, 1 94 1 , s. 1 54; Recherches sur !es conditiom de la connnaissance,
P.U.F., 1 94 1 , s. 1 90- 1 93). Aknsal alan hali kurucu bir "bilincin" alan olarak belirlendii
srece itiraz yerindedir.

ifte Nedensellik Hakknda 121


ON BENC DZ

TEKLLKLER HAKKINDA

Anlamn iki momenti, nfuz-edilemezlik ve oluum, tarafszlk ve


retkenlik, biri dierinin grnne indirgenebilecek iki ey deildir.
Olayn tarafszl, nfuz-edilemezlii, ieri ve dar, bireysel ve kolektif,
zel ve genel gibi belirlenimlere kaytszl, olayn ebedi bir hakikate sahip
olmasn ve zamansal gereklemelerinden ayrt edilmesini salayan bir
sabitedir. Sava herhangi bir olay rnei deil, z bakmndan Olaydr.
Bunun sebebi, kukusuz, savan ayn anda birok ekilde gereklemesi ve
her katlmcnn onu kendi deiken imdisi iinde farkl bir gerekleme
dzeyinde kavrayabilmesidir: sava ''grmeleri'' ve kahramanlarnn
grmesini salamalar bakmndan, Stendhal, Hugo ve Tolstoy arasnda
yaplan klasiklemi karlatrmalar dnebiliriz rnein. Ama her
eyden nce bunun sebebi, savan sava alannn stnde szlmesi,
btn zamansal gereklemelerine tarafsz kalmas, yenenler ve yenilenler,
korkaklar ve cesurlar karsnda tarafsz ve nfuz-edilemez kalmas, bu
yzden daha da korkun olmasdr. Asla imdi deil daima henz gelecek
ve zaten gemi olan sava, ancak mehulde uyandrd ve ''kaytszlk
istenci'' olarak adlandrlmas gereken bir isten yoluyla, artk ne cesur
ne korkak, ne galip ne malup, ylesine tede, Olayn durduu yerde
duran, bylece onun korkun nfuz-edilemezliinden pay alan yaral,
can ekien bir askerdeki isten yoluyla kavranabilir. Sava ''nerede'' ? Bu
yzden asker kaarken kamakta olduunu, atlarken atlamakta olduunu
grr, her zamansal gereklemeye onda ve ne yazk ki kendi etinde
cisimleen olayn ebedi hakikatinin yksekliinden bakmak zorundadr.
Ama askerin ''istemli bir sezgi'' yoluyla, yani hala gerekleme tiplerine
karlk gelen tm ampirik sezgilerden ayr olan, olayn onda meydana

122 Anlamn Mant


getirdii bir isten yoluyla cesaretin ve korkakln tesindeki bu yere, bu
saf olay kavrayna ulamas iin uzun bir fetih gerekir. Olay zerine
yazlm en byk, bu bakmdan Stendhal, Hugo ve Tolstoy'dan da
byk kitap, Stephen Crane'in kitab The Red Badge of Courage'd r,
burada kahraman kendisinden mehul biri gibi, ''gen adam'' ya da ''gen
asker'' olarak sz eder. Byk bir grltnn, devasa bir tarafsz ve kara
bulutun, yrtc sesiyle bir kargann savaanlarn stnde szld ve
onlar daha da ayrt edilemez hale getirmek iin ayrd ya da datt
Lewis Carroll'n savalarndaki gibi biraz. Savan da bir tanrs vardr,
ama o btn tanrlarn en nfuz-edilemezi, dualara en az ak olandr,
''ine-girilmezlik'' , bo gkyz, Aion.
Genel olarak nerme kipleri karsnda, anlamn tarafszl eitli
alardan ortaya kar. Nicelik asndan, anlam ne zel ne genel, ne
evrensel ne kiiseldir. Nitelik asndan, olumlama ve olumsuzlamadan
tamamen bamszdr. Kipsellik asndan, ne asertorik ne apodiktik,
hatta ne de sorgulaycdr (znel kararszlk ya da nesnel olanakllk kipi).
liki asndan, onu ifade eden nermede ne iaret-etmeye, ne da
vurmaya, ne imlemeye zdetir. Son olarak tip asndan, nceki nermese!
zelliklerin ileyii sayesinde ampirik olarak belirlenebilecek sezgilerin,
bilin ''konumlarnn'' hibirine, alg, imgelem, bellek, anlama yetisi, isten
vb.'ne dayal ampirik sezgilerin ya da konumlarn hibirine zde deildir.
Husserl, fenomenolojik indirgeme yntemlerinin gereklerine uygun
olarak, bu kiplerin ya da bu bak alarnn bir ksm bakmndan anlamn
bamszln gayet iyi gstermitir. Ama Husserl'in anlamda rasyonel
bir saduyu ve ortak duyu kipini koruma kaygs duymas ve bunu haksz
yere bir matris, ''kipsel olmayan bir ana-form'' (Urdoxa) gibi sunmas,
onun anlam tam (iine-girilmez) bir tarafszlk olarak kavramasn
nler. Husserl'in aknsalda bilin biimini korumasna yol aan da bu
ayn kaygdr. Bu durumda, anlamn tam tarafszlna ancak bilinteki

1 Georges Gurvitch, "isren1li sezgi" szcn, "veri''nin etkinlii snrlamad bir


sezgiye iaret etmek iin kullanr. Gurvitch, bu szc Duns Scorus ve Descartes'caki Tanr,
Kant'taki isten, Fichte'deki saf edim iin uygun grr (Morale theorique et science des mfEurs,
P.U.F., 1 948, s. 54 vd.). Bize yle geliyor ki bu szck ncelikle Stoac bir istence, -n ekinin
iki anlamyla "olayn istenci"ne uygun dyor.

Tekillikler Hakknda 1 23
bir ayrln taraflarndan biri olarak ulalabilir: ya akln yarglaycl
altndaki gerek cogito' nun ana-konumu, ya rasyonel yarglayclktan
muaf olan, etkisiz ve nfuz-edilemez ''kar taraf'', ''uygunsuz cogito'',
''glge ya da yansma'' olarak tarafszlama. 2 Bu ekilde bilincin radikal bir
bln olarak sunulan ey anlamn iki ynne, kiplerle ilgili tarafszla
ve oluturucu gce karlk gelir. Ama bu iki yn bir ikilem iinde pay
etmeye dayanan zm, bu ynlerden birini bir grn olarak ele alan
zmden daha tatmin edici deildir. Bu durumda oluum sahte bir oluum
olmakla kalmaz, tarafszlk da sahte-tarafszlk olur. Biz, aksine, ayn eyin
varln deikenlikleri ve nermenin kipsellikleri bakmndan hem tarafsz
bir yzey sonucu olarak, hem verimli bir retim ilkesi olarak kavranmas
gerektiini, bunun da bilinteki bir ayrla deil, iki nedenselliin ayrt
edilmesi ve birbirine balanmasna dayandn grdk.
Kendisine karlk gelen ampirik alanlara benzemeyen, ama farkl
lamam bir derinlikten de ibaret olmayan, kiisiz ve birey-ncesi
bir aknsal alan belirlemeye alyoruz. B u alan bir bilin alan
olarak belirlenemez: Sartre'n abalarna ramen, kiinin biimini ve
bireylemenin gr noktasn reddettiimiz halde bilinci ortam olarak
koruyamayz. Birleme sentezi olmakszn bilin bir hitir, ama Ben'in
biimi ve Benliin gr noktas olmakszn bilincin birleme sentezi de
olmaz. Buna karlk, ne bireysel ne kiisel olan ey tekillik yaylmlardr.
Bunlar bilind bir yzeyde meydana gelirler ve bilin sen tezlerinin
koullar olan sabit ve yerleik dalmlardan radikal ekilde ayrlan gebe
bir dalm sayesinde ikin ve hareketli bir z-birleme ilkesi kazanrlar.
Tekillikler hakiki aknsal olaylardr: Ferlinghetti' nin ''drdnc tekil
ahs'' dedii ey. Tekillikler bireysel ya da kiisel olmaktan uzaktrlar,
ama bireylerin ve kiilerin oluumuna yn verirler. Kendinde ne Benlik
ne Ben barndran, ama edimselleerek, gerekleerek onlar reten bir
''potansiyel'' de dalrlar ve bu edimsellemenin figrleri asla gerekleen
potansiyele benzemez. Sadece bir tekil noktalar teorisi bilinte bulunan
(ya da meydana gelen) kii sentezini ve birey analizini amay baarabilir.
Hem psikoloj iyi, hem kozmolojiyi, hem de teolojiyi tamamen su orta
yapan ikilemi kabul edemeyiz: bireylerde ve kiilerde oktan alkonmu

2 Bkz. ldeen'deki olaansc 1 1 4 (akln yarglayclyla ilgili olarak da 1 1 ! ) .

1 24 Anlamn Mant
tekilliklerle farkllamam uurum arasndaki ikilemi. Mehul ve gebe,
kiisiz ve birey-ncesi tekilliklerin kaynaan dnyas aldnda nihayet
aknsaln alanna adm atm oluyoruz. nceki diziler boyunca, byle bir
dnyann be temel zellii ekillenmeye balamt.
lk olarak, olay-tekillikler istikrarl ya da istikrarsz deil ''metastabil''
olan bir sistemde rgtlenen heterojen dizilere karlk gelirler ve bu
sistem diziler arasndaki farklarn dald potansiyel bir enerjiye
sahiptir. (Potansiyel enerji saf olayn enerjisidir, oysa edimselleme
biimleri olayn gereklemelerine karlk gelir.) kinci olarak, tekillikler,
paradoksal bir e dizilere karlk gelen tekil noktalar tek bir rastlantsal
noktada, tm yaylmlar, tm hamleleri tek bir atta kuatarak dizileri
katettii ve birbirlerini yanklamalarn salad lde, daima hareketli
ve yer deitiren bir z-birleme srecine sahiptirler. nc olarak,
tekillikler ya da potansiyeller yzeye dadanrlar. Her ey yzeyde, sadece
kenarlardan gelien bir kristalde olup biter. Kukusuz bir organizma iin
durum ayn deildir; organizma durmadan isel bir uzayda toplanr ve
dsal uzayda serpilir, iine alr ve dsallatrr. Ama eperler burada da
ayn lde nemlidir: eperler potansiyelleri tar ve kutuplamalar
srekli yeniler, mesafeden bamsz olarak isel uzay ve dsal uzay
temasa sokar. ve d, derinlik ve ykseklik ancak bu topolojik temas
yzeyi sayesinde biyolojik bir deere sahiptir. O halde ''en derin olan
tendir'' cmlesini biyolojik olarak da anlamamz gerekir. Ten tamamen
yzeysel olan yaamsal bir potansiyel enerj iye sahiptir. Olaylarn
yzeyi igal etmedikleri halde ona dadanmalar gibi, yzeysel enerji de
yzeyde konumlanm olmad halde yzeyin biimlenmesine ve tekrar
biimlenmesine baldr. Gilbert Simondon bunu aka dile getirmitir:
''Canl, kendi kendisinin snrnda, kendi snr zerinde yaar. . . Yaama
zg kutupluluk eper dzeyinde ortaya kar; yaam ite burada zsel
biimde, varln borlu olduu metastabili teyi salayan dinamik
bir topoloj inin bir vehesi olarak varolur. . . sel uzayn btn ierii
canlnn snrlar zerinde dsal uzayn ieriiyle topoloj ik olarak temas
halindedir; topolojide gerekten de mesafe yoktur; isel uzayda bulunan
tm canl madde ktlesi canlnn snr zerinde etkin olarak d dnyada
mevcuttur. . . sellik ortamnn paras olmak yalnzca ieride olmak deil
snrn i tarafnda olmak demektir. . . Kutuplam eper dzeyinde, isel

Tekill ikler Hakknda 125


gemi ve dsal gelecek kar karya gelir. . ." 3
O halde, drdnc belirlenim olarak, yzeyin anlamn yeri olduu
sylenebilir: imler iki dizi (iki iaret-imge, iki fotoraf, iki iz, vb.) arasndaki
yanklanmay salayan yzey rgtlenmesine girmedikleri srece anlamdan
yoksun kalrlar. Ama anlamn bu dnyas henz ne yn birlii ne de organ
ortakl barndrmaktadr, bunlar baka bir boyuca bal olarak yzey
dzlemlerini srayla st ste koyma iini yapabilecek almlayc bir aygt
gerektirir. Dahas, tekillik-olaylaryla bu anlam dnyas ona zsel olan bir
tarafszlk sergiler. Bunun nedeni bu dnyann sadece imleme, da-vurma
ve iaret-etme kazanacak ekilde dzenlenmesini salayan boyutlarn stnde
szlmesi deil, potansiyel enerj i olarak kendi enerjisinin edimsellemelerinin
de stnde szlmesi, yani mesafeleri aan ve iki yznde de sreklilii
salayan temas yzeyi ya da tarafsz yzeysel snra bal olarak, kendi
olaylarnn isel ya da dsal, kolektif ya da bireysel olabilecek gereklemesinin
de stnde szlmesidir. Bu yzden, beinci olarak, bu anlam dnyasnn
problematik bir stats vardr: tekillikler tmyle problematik olan bir
alana dalrlar ve bu alanda hibir ynn bal olmad topolojik olaylar
olarak ortaya karlar. Biraz ne olduklarn bilmeden nce nerede olduklarn
bildiimiz kimyasal elementlere benzer ekilde, tekil noktalarn doalarn
tanmadan nce varolularn ve dalmlarn tanrz (darboazlar, dmler,
yuvalar, merkezler... ). Daha nce grdmz gibi, bu durum ''problematie''
ve onun tad belirlenimsizlie tamamen nesnel bir tanm vermeyi salar,
nk ynlendirilmi tekilliklerin doasyla onlarn varolular ve ynsz
dalmlar nesnel olarak ayr unsurlara baldr.4

3 Gilbert Simondon, L1ndividu et sa genese physico-biologique, P.U.F., 1 964, s. 260-264.


Bizce Simondon'un kitab batan sona byk bir neme sahiptir, nk kiisiz ve birey
ncesi tekilliklerle ilgili ilk rasyonel kuram sunmaktadr. Kitap aka bu tekilliklerden
itibaren hem canl bireyin hem bilen znenin oluumunu kurmay hedefler. Ayrca aknsalla
ilgili yeni bir kavray sz konusudur. Aknsal alan tanmlamaya alrken kullandmz
be zelliin hepsi Simondon tarafndan incelenir: alann potansiyel enerjisi, diziler aras if
yanklanma, eperlerin topolojik yzeyi, anlamn rgtlenii, problematiin stats. yle ki
bu ve bir sonraki paragrafn ierii tamamen bu kitaba dayanyor, Simondon'dan sadece
kardmz soular bakmndan ayrlyoruz.
4 Bkz. Albert Lautman, Le Probleme du temps, Hermann, 1 946, s. 4 1 -42: "Diferansiyel
denklemler kuramnn geometrik yorumu birbirinden tamamen ayr iki gereklii aa

1 26 Anlamn Manc
Bylelikle hakiki oluumun koullar ortaya kyor. Anlamn aknsal
felsefeye zg bir keif olduu ve eski metafizik zlerin yerini ald
dorudur. (Daha dorusu, anlam nce, Aristotelesilikten kopan ampirik
bir nermeler mant tarafndan ilk kez nfuz-edilemez tarafszlk ynyle,
ardndan, metafizikle kopu iinde olan aknsal felsefe tarafndan ikinci
kez oluumsa! retkenlik ynyle kefedilmitir.) Ama aknsal alann
nasl belirlenmesi gerektii sorusu ok karmaktr. Bize yle geliyor ki bu
alana Kant'n yapt gibi bir Ben'in, bir sentetik tamalg birliinin kiisel
biimini vermek, bu birlie evrensel bir menzil bahedilse bile olanakszdr;
bu bakmdan Sartre'n itirazlar nemlidir. Ama ayn ekilde, bu alanda bir
bilincin biimini korumak da, bu kiisiz bilin hala bireyleme merkezleri
varsayan saf ynelimsellikler ve tutmalarla tanmlansa bile olanakszdr.
Aknsal bilin olarak belirleyen btn bu yaklamlarn hatas,
aknsal, temellendirmesi beklenen eyin imgesinde ve ona benzer olarak
kavramaktr. Bu durumda, ya aknsal bir yntemle oluturduumuzu
iddia ettiimiz eyi halihazr olarak kabul ederiz, onu kurucu bilince ait
olduunu varsaydmz, ''kkensel'' denilen anlamn iinde halihazr olarak
sunarz. Ya da bizzat Kant' a bal kalarak oluumdan ya da kurulutan
vazgeip sadece aknsal bir koullanmayla yetiniriz, ama yine de koulun
koullanana gnderme yapmasnn, onun imgesini kopyalamasnn yarat
t ksr dngden kurtulmu olmayz. Aknsal olan kkensel bilin
olarak tanmlama ihtiyacnn meru olduu sylenebilir, nk bilginin
gerek nesnelerinin koullar bilginin koullaryla ayn olmaldr. Bu art
kabul edilmezse aknsal felsefe tm anlamn yitirecek, nesneler iin zerk
koullar ina etmek zorunda kalacak, bu da eski metafzikteki zleri ve
Tanrsal Varl tekrar canlandracaktr. O halde koullanann, yani ampirik
bilincin ve onun nesnelerinin ifte dizisi nesnelliin saf biimini (nesne = x)

karr: ynler alan ve onda ortaya kabilecek topolojik ilinekler vardr (rnein dzlemde
hibir ynn bal olmad tekil noktalarn varolmas), ynler alannn tekilliklerinin
etrafnda aldklar biimle entegral eriler vardr.. . Tekilliklerin varoluu ve dalm
diferansiyel denklemin belirledii vektrler alanna greli mefhtmlardr; entegral erilerin
biimi bu denklemin zmlerine grelidir. ki problem kukusuz birbirini tamamlar,
nk alann tekilliklerinin doas etraflarndaki erilerin biimi tarafndan belirlenir; yine
de vektrler alannn ve entegral erilerin zsel olarak ayr iki matematiksel gereklik olduu
a ktr. "

Tekillikler Hakknda 1 27
ve bilincin saf biimini koruyan ve birinciyi ikinciden itibaren kuran
kkensel bir merci zerinde temellendirilmelidir.
Ama bu ihtiya hi de meru grnmyor. Metafizikle aknsal
felsefenin ortak yan her eyden nce bize dayattklar u ikilemdir: ya
farkllamam bir dip, dipsizlik, biimsiz yokluk, farksz ve zelliksiz
uurum ya st dzeyde bireylemi bir Varlk, fazlasyla kiilemi bir
-

Biim. Bu Varln ya da bu Biimin dnda yalnzca kaosu bulursunuz. . .


Baka bir deyile, metafizikle aknsal felsefe belirlenebilir tekillikleri ancak
stn bir Benlikte ya da st dzey bir Ben'de zaten hapsolmu olarak kavrama
konusunda uzlar. Bu durumda, bu stn Benlii kavram tarafndan
sonsuzca ve eksiksizce belirlenmi, dolaysyla tm kkensel gereklie sahip
bir Varl niteliyor olarak belirlemek metafizik iin gayet doaldr. Bu
Varlk zorunlu olarak bireylemitir, nk hibir gereklik ifade etmeyen
tm yklemleri ya da tm zellikleri yoklua ya da dipsizliin uurumuna
frlatr, sadece snrl gereklikleri ifade eden tremi yklemleri stlenme
iini ise yarattklarna, yani sonlu bireyselliklere brakr. 5 Dier kutupta,
aknsal felsefe bireyin sonsuz analitik varlndan ziyade Kiinin sonlu
sentetik biimini tercih eder. Bu st dzey Ben'i insan zerinden belirlemek
ve felsefenin uzun sre yetinecei byk Tanr-nsan permtasyonunu
meydana getirmek de onun iin doaldr. Ben temsille ayn kaplama
sahiptir, tpk biraz nce bireyin Varlkla ayn kaplama sahip olmas gibi.
Ama her iki durumda da farkllamam dipsizlikle hapsolmu tekillikler
arasndaki ikilemden klmam olur: o zaman da anlamszlkla anlamn
sadece kartlk iinde olmas ve anlamn kendisinin hem kkensel olarak
hem de ilk yklemlerle (ya stn Varln bireyselliinin sonsuz belirlenimi
iinde ele alnan yklemlerle, ya st dzey znenin sonlu biimsel kuruluu
iinde ele alnan yklemlerle) karm olarak ortaya kmas kanlmazdr.

5 Geleneksel mecafziin en gzel didakcik sunumu Kant tarafndan Saf Akln


Eletirisi 'nde, "Aknsal deal Hakknda" adl blmde bu ekilde yaplmtr. Kanc tiim
olanaklarn coplam fikrinin nasl "kkensel" yklemler dndaki tm yklemleri darda
braktn, dolaysyla da bireysel bir Varln eksiksizce belirlenmi kavramn kurduunu
gscerir (''ice bu durumda bir eyin kendinde evrensel olan kavram eksiksizce belirlenir
ve bir bireyin temsili olarak bilinir"). O halde evrensel artk bu stn bireysellikle sonlu
bireyselliklerin dncedeki iletiim biiminden ibarettir: dnlen evrensel her durumda
bireye gnderme yapar.

128 Anlamn Manc


Stirner'in diyecei gibi, insani olsun tanrsal olsun, sz konusu olan ayn
yklemlerdir; bunlar ya analitik olarak tanrsal varla aittirler, ya sentetik
olarak insani biime baldrlar. Anlam kkensel ve yklenebilir olarak
ortaya konduu srece, bunun insann unuttuu tanrsal bir anlam m,
yoksa Tanr'da yabanclam insani bir anlam m olduunu bilmek ok
nemli deildir.
Felsefenin Dipsizlii dillendirdii ve onun gazabnn, biimsizliinin,
krlnn mistik dilini bulduu anlar hep olaanst anlar olmutur:
Bhme, Schelling, Schopenhauer. Nietzsche de en bata bu filozoflardan
biriydi; Schopenhauer'in rencisi olarak, Tragedyann Douu'nda dipsiz
Dionysos'u dillendiriyor, onu hem Apollon'un tanrsal bireylemesinin,
hem Sokrates'in insani kiiliinin karsna koyuyordu. Temel bir
problemdir bu: ''Felsefede konuan kim?'' ya da felsefi sylemin ''znesi''
hangisi? Ama biimsiz dibi ya da farkllamam uurumu btn o
sarholuk ve fke dolu sesiyle dillendirmekle de aknsal felsefenin ve
metafiziin dayatt ikilemden km olmuyoruz: kiinin ve bireyin
dnda, hibir ey ayrt edemezsiniz. . Aslnda Nietzsche'nin kefettii baka
.

bir eydir; Schopenhauer'den ve Wagner'den kurtulduktan sonra, Nietzsche


kiisiz ve birey-ncesi tekilliklerin dnyasn, artk Oionysos' un ya da g
istencinin dnyas olarak adlandrd dnyay, serbest ve balanmam
enerjiyi kefeder. Artk sonsuz Varln sabit bireyselliinde (Tanr' nn
mehur deimezliinde) ya da sonlu znenin yerleik kalplarnda (bilginin
mehur snrlarnda) hapsolmayan gebe tekillikler. Bireysel ya da
kiisel olmad halde tekil olan bir ey. Farkllamam uurum deil, bir
tekillikten dierine srayan, hep bir zar atm yayan, durmadan her atmda
paralanp tekrar biimlenen ayn tek atn paras olan bir zar atm yayan
bir ey. Anlamszlkla anlamn artk basit bir kartlk iinde olmad,
yeni bir sylemde birlikte-mevcut olduu Oionysosu bir anlam retme
makinesi. Bu yeni sylem artk biimin sylemi deildir, ama biimsizliin
sylemi de deildir: o daha ziyade saf biim-ddr. ''Bir canavar, bir kaos
olacaksnz. . ." Nietzsche'nin yant: ''Biz bu kehaneti gerekletirdik." 6
Bu yeni sylemin znesi, ama artk zne yok, insan ya da Tanr deildir,
Tanr'nn yerini alan insan hi deildir. Hem insanlar, hem de bitkileri ve

6 Nietzsche, Krner, XV, 83.

Tekillikler Hakknda 1 29
hayvanlar bireylemelerinin maddelerinden ve kiiliklerinin biimlerinden
bamsz olarak kateden bu serbest, anonim ve gebe tekilliktir: stinsan
bundan baka bir anlama gelmez, var-olan her eyin en st tipi. Felsefeyi
yenilemesi gereken ve anlam nihayet yklem olarak, zellik olarak deil
olay olarak ele alan tuhaf bir sylem.
Nietzsche kendi kefinde yeryzne adm atmann, ona temas
etmenin, dans etmenin ve dibin canavarlar ve gkyznn figrlerinden
arta kalanlar yzeye tamann yolunu bir ryadaymasna grr gibi
olmutu. Ama onun daha derin, daha devasa, ayn zamanda da daha tehlikeli
bir ile megul olduu dorudur: o kendi kefinde dibi aratrmann, ona
keskin bir gzle bakmann, onda binlerce ses ayrt etmenin, tm bu sesleri
konuturmann yeni bir yolunu grmt, hem de yorumlad ve daha
nce hi olmad kadar kalabalklatrd bu derinlik tarafndan yutulmak
pahasna. nsanlar ve tanrlar arasna krlgan bir yzey izmi olsa da o
bu yzeyde kalmaya dayanamyordu. Yeniledii, tekrar tekrar kazd bir
dipsizlie dnerek tkendi Nietzsche kendi tarznca. Ya da ''yar-tkendi'',
nk hastalk ve lm ifte bir nedensellik stlenebilecek olayn ta
kendisidir: hem cisimlerin, ey durumlarnn ve karmlarn nedensellii,
hem de cisimsiz yzeyin rgtlenme ya da rgtszlenme halini temsil
eden yar-nedenin nedensellii. O halde, Nietzsche grne gre delirdi ve
genel felten ld, frengili bir cisimsel karm. Ama bu olayn tm yapt
esinleyen ve yaam da birlikte-esinleyen yar-nedene bal olarak izledii
seyrin genel felle, gzden kaynaklanan migren arlar ve Nietzsche'nin
katland kusma nbetleriyle ilgisi yoktur, onlara yeni bir nedensellik, yani
cisimsel gereklemelerinden bamsz olarak ebedi bir hakikat, cisimdeki
karm yerine yapta zg bir slup vermek dnda. Yaptla hastalk
arasndaki ilikiler problemini bu ifte nedensellikten baka bir ekilde
ortaya koyma yolu grmyoruz.

130 Anlamn Mant


ON ALTINCI DZ

ONTOLOJK STATK OLUUM HAKKINDA

Gerek aknsal alan bu yzey topoloj isinden, bu gebe, kiisiz ve


birey-ncesi tekilliklerden meydana gelir. Bireyin buradan alann dna
nasl tredii, oluumun ilk aamasnn konusudur. Birey bir dnyadan
ayr dnlemez, ama dnya diye adlandrdmz ey nedir? Genel bir
kural olarak, bir tekilliin iki adan ele alnabileceini grmtk: varoluu
ya da pay edilii asndan, sradan noktalardan oluan bir izgi zerinde
belirli bir yne doru uzayp gitmesini ya da yaylmasn salayan doas
asndan. Bu ikinci bak as zaten tekilliklerin bir lde sabitleniini,
onlardaki bir gerekleme balangcn temsil eder. Tekil bir nokta bir
sradan noktalar dizisi zerinde bir baka tekilliin yaknna dek analitik
olarak uzayp gider vb. Bylelikle, dizilerin yaknsamas kouluyla, bir
dnya kurulmu olur (elde edilen dizilerin raksad noktalarn etrafnda
bir ''baka'' dnya balayacaktr). Bir dnya zaten yaknsama yoluyla
seilmi tekilliklerden oluan sonsuz bir sistemi kuatr. Ama bu dnyada,
bireyler sistemin sonlu sayda tekilliini seip kuatarak kurulur. Bireyler
bu tekillikleri kendi bedenlerinin cisimletirdii tekilliklerle rttrp
kendi sradan izgilerine yayarlar ve hatta ieriyle dary temasa sokan
eperlerde onlar yeniden biimlendirebilirler. Leibniz, bireysel monadn
dier bedenlerle kendi bedeninin ilikisine bal olarak bir dnya ifade
ettiini, bu ilikiyi de bedeninin paralar arasndaki ilikiye bal olarak
ifade ettiini sylerken hakldr. yleyse bir birey daima yaknsama emberi
olarak bir dnyann iindedir ve bir dnya ancak onu igal eden ya da
dolduran bireylerin evresinde biimlenebilir ve dnlebilir. Dnyann
kendisinin de tekrar bir tekillikler potansiyeli meydana getirebilecek bir
yzeye sahip olup olmad sorusuna genellikle olumsuz yant verilmitir.

Ontolojik Statik Oluum Hakknda 131


Bir dnya bir yaknsama dzeni iinde sonsuz olup yine de sonlu bir
enerjiye sahip olabilir, bu dzen snrl olabilir. Burada entropi problemi
karmza kyor, nk bir tekilliin bir sradanlar izgisi zerinde uzayp
gitmesiyle potansiyel bir enerjinin edimsellemesi ve en alt seviyesine
dmesi ayn ekilde olur. Yeniden biimlenme gc yalnzca dnyadaki
bireylere verilmitir, o da belli bir zaman iin: sadece yaayan-imdileri
sresince. Buna karlk, yaayan-imdiye bal olarak, evreleyen dnyann
gemii ve gelecei tersine evrilmez sabit bir yn kazanr.
Birey-dnya-bireyleraraslk btn, statik bir oluum asndan ilk
gerekleme dzeyini belirler. Bu ilk dzeyde, tekillikler hem bir dnyada
hem de bu dnyann paras olan bireylerde gerekleirler. Gereklemek
ya da gerekletirilmek u anlama gelir: bir sradan noktalar dizisi zerinde
uzayp gitmek; bir yaknsama kuralna gre seilmi olmak; bir bedende
cisimlemek, bir bedenin haline dnmek; snrl yeni gereklemeler ve
yeni uzayp gitmeler iin lokal olarak tekrar biimlenmek. Bu zelliklerin
hibiri dorudan tekilliklere ait deildir, bunlar yalnzca tekillikleri kuatan
bireylemi dnyaya ve dnyasal bireylere aittir; bu yzden gerekleme
daima hem kolektif hem bireysel, hem isel hem dsal vb.'dir.
Gereklemek ayn zamanda ifade edilmektir. Leibniz'in savunduu
mehur teze gre, her bireysel monad dnyay ifade etmektedir. Ama bu
tez, yklemlerin ifade-edici monadn iinde oluunu dile getiriyormu gibi
yorumland srece tam anlalm olmaz. nk ifade edilen dnyann
onu ifade eden monadlarn dnda var-olmad, dolaysyla monadlarda,
onlarn iindeki yklemler dizisi olarak var-olduu dorudur. Ama Tanr'nn
monadlardan ziyade dnyay yaratt ve ifade-edilenin ifade ediliiyle bir
olmad, iten-ie ya da alttan-alca-olduu da ayn lde dorudur. 1
fade edilen dnya diferansiyel ilikilerden ve bitiik tekilliklerden meydana
gelir. O tam da her bir tekillie bal diziler baka tekilliklere bal dizilerle
yaknsad lde bir dnya oluturur: ''bir-arada-olanakll '' bir dnya
sentezinin kural olarak tanmlayan ey ite bu yaknsamadr. Dizileri1
raksad yerde, ilkiyle bir-arada-olanaksz bir baka dnya balar. yleyse
bu olaanst bir-arada-olanakllk mefhumu bir tekillikler continuum'u

1 Leibniz'in Arnauld'ya mektuplarnda srekli karmza kan bir temadr bu: Tanr
aslnda gnahkar-Adem'i deil, Adem'in gnah iledii dnyay yaratmtr.

1 32 Anlamn Ma1t
olarak tanmlanr ve bu srekliliin idesel lt dizilerin yaknsamasdr.
te yandan, bir-arada-olanakszlk mefhumu da eliki mefhumuna
indirgenemez, daha ziyade eliki bir bakma ondan domaktadr:
gnahkar-Adem'le gnahkar olmayan-Adem arasndaki eliki Adem'in
gnah iledii ve ilemedii dnyalarn bir-arada-olanakszlndan doar.
Her dnyada, bireysel monadlar o dnyann btn tekilliklerini - bir
sonsuzluu - sanki bir uultuyla ya da baygnlk iindeymi gibi ifade
ederler, ama her monad ancak belli sayda tekillii, etrafnda kurulduu, ve
bedeniyle rten tekillikleri ''ak olarak'' kuatr ya da ifade eder. Tekillikler
continuum'unun onu deiken ve tamamlayc aklk dereceleriyle kuatan
bireylerden tamamen ayr olduunu gryoruz: tekillikler birey-ncesidir.
fade edilen dnyann ancak bireylerde var-olduu ve onlarda yklem
olarak var-olduu doruysa da o bambaka bir tarzda, olay ya da fiil olarak,
bireylerin kuruluunu yneten tekilliklerde alttan-alta-olur: gnahkar
Adem deil, Adem'in gnah iledii dnya... Leibniz'in felsefesinde
yklemlerin ieride oluunu ne karmak keyfi davranmak olur. nk
yklemlerin ifade-edici monadn iinde oluu nce ifade edilen dnyann
bir-arada-olanaklln gerektirir, bu da saf tekilliklerin yklem ve doruluk
mantna deil, ha.Ia anlamn ve olayn mantna ait olan yaknsama ve
raksama kurallarna gre datlmasn gerektirir. Leibniz oluumun bu ilk
aamasnda olduka ileri gitmitir: kuatma merkezi olarak, tekillikleri bir
dnyada ve bedeni zerinde kuatan olarak kurulan birey.
lk gerekleme dzeyi, birbirine bal olarak, bireylemi dnyalar
ve bu dnyalarn her birini dolduran bireysel benlikler retir. Bireyler
kuattklar tekilliklerin etrafnda kurulurlar ve bu tekilliklere bal
dizilerin yaknsama emberleri olarak dnyalar ifade ederler. fade-edilen
ifade edililerinin, yani onu ifade eden bireylerin dnda var-olmad
lde, dnya znenin ''aidiyetidir'', olay yklem haline, bir znenin
analitik yklemi haline gelmitir. Yeermek aacn etrafnda kurulduu
olay-tekillii ya da gnah ilemek Adem'in etrafnda kurulduu olay
tekillii belirtir, oysa yeil olmak, gnahkar olmak artk kurulu znelerin,
aacn ve Adem'in analitik yklemleridir. Btn bireysel monadlar kendi
dnyalarnn btnn ifade ettiklerine (ama onun ancak seilmi
bir parasn ak olarak ifade ettiklerine) gre, monadlarn bedenleri
karmlar ve ylmalar, aklk ve koyuluk blgeleriyle deiken

Ontolojik Statik Oluum Hakknda 1 33


'

birlemeler oluturur: bu yzden ilikiler bile burada karmlarla ilgili


analitik yklemlerdir (Adem aacn meyvesinden yedi) . Ama dahas,
Leibniz'in teorisinin baz ynlerine kar, yklemlerin analitik dzeninin
mantksal bir hiyerari ya da genellik karakteri tamayan bir bir-aradalk
ya da ardklk dzeni olduunu sylememiz gerekir. Bir yklem bireysel
bir zneye atfedilirken hibir genellik derecesi tamaz; bir renge sahip
olmak yeil olmaktan daha genel deildir, hayvan olmak akl sahibi
olmaktan daha genel deildir. Artan ya da azalan genellikler ancak bir
yklem nerme iinde bir baka yklemin znesi olarak kullanlacak
biimde belirlendii andan itibaren ortaya kacaktr. Yklemler bireylerle
ilikili olduklar srece, onlarda analitik karakterleriyle rten eit bir
dolaymszlk olduunu kabul etmemiz gerekir. B ir renge sahip olmak
yeil olmaktan daha genel deildir, nk yaln zca yeil olan bu renk, belli
bir nans tayan bu yeil, bireysel zneyle ilikiye girer. Bu gl , bu gln
krmzsna sahip olmakszn krmz olamaz. Bu krmz, bu krmznn
rengine sahip olmakszn bir renk olamaz. Yklemi belirlenmemi halde
brakabiliriz, bu ona genellik belirlenimi kazand rmaz. Baka bir deyile,
henz hibir kavram ve dolaym dzeni sz konusu deildir, bir-aradalk
ve ardklk iindeki bir karm dzeni vardr yalnzca. Hayvan ve akl
sahibi, yeil ve renk bireysel znenin bedenindeki bir karm tercme
eden eit biimde dolaymsz iki yklemdir, bunlardan biri zneye
dierinden daha az dolaymsz biimde atfedilmez. Akl, Stoaclarn dedii
gibi, hayvansal bir bedene nfuz eden ve yaylan bir bedendir. Renk bir
baka cisim tarafndan yutulan ya da yanstlan kl bir cisimdir. Analitik
yklemler henz cinsler ve trlerin, zellikler ve snflarn mantksal
olarak hesaba katlmasn iermezler, sadece cisimsel karmlarda onlar
olanakl hale getiren edimsel fiziksel yapy ve eitlilii ierirler. Bu
yzden, son kertede, dolaymsz temsiller olarak sezgiler alann, analitik
varolu yklemlerini ve karmlarn ya da ylmalarn betimlenilerini bir
tutuyoruz.
Ama bu ilk gerekleme zemininde ikinci bir dzey temellenir ve geliir.
Husserl'in Descartes Meditasyonlarn beincisinde ele ald problemle
karlarz: Ego'da monad, monadn aidiyetlerini ve yklemlerini aan ey
nedir? Ya da daha dorusu, dnyaya ilk dzeyin ''ikin aknl''ndan ayr,
''kurulu dzeninde ikincil olan, tam olarak nesnel bir aknlk anlam''

1 34 Anlamn Ma1t
veren nedir? 2 Burada zm fenomenoloj inin zm olamaz, nk
Ego da bireysel monaddan daha az kurulu deildir. Bu monad, bu yaayan
birey continuum olarak ya da yaknsamalar emberi olarak bir dnyann
iinde tanmlanmt, ama bilen zne olarak Ego, bir-arada-olanaksz
dnyalarda, raksayan diziler boyunca herhangi bir ey zdeletirildiinde
ortaya kar: artk zne, dnya szcnn yeni bir anlamyla ( Welt)
dnyann ''karsnda'' dr, oysa yaayan birey dnyann iindeydi, dnya
da ondayd ( Umwelt) . O halde, en yksek zdeleme sentezini btn
izgileri yaknsayan ya da uyuan bir continuum erevesinde devreye
sokan Husserl'i takip edemeyiz.3 lk dzey bu ekilde alamaz. Ancak
raksayan diziler arasnda, bir-arada-olanaksz dnyalar arasnda herhangi
bir ey zdeletirildiinde bireylemi dnyalar aan bir nesne = x ortaya
kar, ayn anda onu dnen Ego da dnyasal bireyleri aar ve bylece,
temellenmekte olan znenin yeni deeri karsnda dnyaya yeni bir deer
kazandrr.
Bu ilemin nasl meydana geldiini anlamak iin daima Leibniz'in
tiyatrosuna dnmemiz gerekir - Husserl'deki hantal mekanizmalara
deil. Bir yandan, bir tekilliin tamamen nesnel bir belirlenimsizlik
blgesinden, gebe dalmnn ak uzayndan ayrlamaz olduunu
biliyoruz. Aslnda, bu st dzey ve pozitif belirlenimsizlii kuran
koullara ynelmek problemin iidir, durmadan altblmlere ayrlmak ve
ayn tek Olayda birlemek olayn iidir, btn hamleleri ayn tek ata
(rastlantsal noktaya) , at bir hamleler okluuna dntren, iletiim
iindeki hareketli figrlere gre dalmak tekil noktalarn iidir. Leibniz,
bu oyunun serbest ilkesine ulaamam, nk oyuna yeterince rastlant
fleyip raksamay dorudan bir olumlama nesnesi yapmay baaramam
ve istememi olmasna ramen, u an bizi ilgilendiren gerekleme
dzeyinde bunun btn sonularn bir araya getirmitir. Bir problem,
der Leibniz, zorunlu olarak ''belirsiz imler'' ya da rastlantsal noktalar
barndran, yani her birine farkl zm durumlar karlk gelecek eitli

2 Bkz. Descartes Meditasyonlar, 48. (Husserl bu problemi hemen aknsal bir Bakalk
teorisine tar. Statik bir oluumda Bakas' nn rolyle ilgili olarak bkz. Ek II, 2. yaz: s. 332-
352.)
3 Ideen, 143.

Ontolojik Statik Oluum Hakknda 1 35


tekillik paylamlar barndran koullara sahiptir. rnein, konik kesitler
denklemi ayn tek Olay ifade ederken, belirsiz im bu Olay ember, elips,
hiperbol, parabol, doru paras gibi eitli olaylara bler ve bu olaylarn
her biri probleme karlk gelen ve zmlerin oluumunu beli rleyen
durumlar meydana getirir. yleyse, bir-arada-olanaksz dnyalarn bir
arada-olanakszlklarna ramen ortak, hem de nesnel olarak ortak bir ey
tadklarn, bu eyin birok dnyann ayn problemin zm durumlar
olarak (btn hamlelerin ayn atn neticeleri olarak) ortaya kmasn
salayan oluturucu enin belirsiz imini temsil ettiini kabul etmemiz
gerekir. O halde bu dnyalarda, rnein nesnel olarak belirlenmemi
bir Adem, yani yalnzca farkl dnyalarda ok farkl tarzlarda kesiecek
ve birbirini tamamlayacak birka tekillikle pozitif olarak tanmlanm bir
Adem vardr (ilk insan olmak, bir bahede yaamak, kendinden bir kadn
meydana getirmek vb.) .4 Bir-arada-olanaksz dnyalar ayn yknn
deiik hallerine dnrler: rnein Sextus kahini duyar. . . ya da
Borges'in dedii gibi, ''Fang diye birinin bildii bir sr var, bir yabanc
alyor kapsn . . . Pek ok olanakl zm vardr: Fang bu davetsiz misafiri
ldrebilir, davetsiz misafir Fang' ldrebilir, ikisi de kap kurtulabilir,
ikisi de lebilir falan filan. Btn zmler gerekleir, her biri baka
atallanmalar iin birer k noktasdr''. 5

4 O halde, Leibnizci temaya uygun ekilde, seilimi birbiri11den ayryoruz: bunlarn


ilki yaknsama yoluyla bir dnya tanmlar, bir dieri bu dnyada eksiksiz bireyleri tanmlar,
son olarak ncs de birok dnyada ve bunlara karlk gelen bireylerde ortak olan eksik
ya da daha dorusu belirsiz eleri tanmlar.
Bu nc seilimle ya da farkl dnyalarda farkl farkl tamamlanacak olan az sayda
yklemden (ilk insan olmak vb.) kurulmu "mulak" Adem'le ilgili olarak bkz. Leibniz,
"Remarques sur la !etere de M. Arnauld" (Janct I, s. 522 vd.). Bu nletinde, mulak Adem'in
kendi bana bir varoluu olmad dorudur, o yalnzca bizim sonlu anlama yetimiz iin
vardr, yklemleri genelliklerden ibarettir. Buna karlk, 7heodicee'deki mehur metinde
( 4 1 4-4 1 6) , eitli dnyalardaki farkl Sextus'lar, tekillik mefhumunun belirsiz doasna ve
sonsuz bir hesap asndan problem kategorisine dayanan ok zel bir lesnel birlie sahiptir.
Leibniz, olduka erke bir dnemde, konik kesitler rneine bavurarak tekil noktalarla
balantl bir "belirsiz imler" teorisi gelitirmitir: bkz. " De la methode de l'Universalice"
( Opuscules, Couturat) .
5 Borges, Fictions, Gallimard, s. 1 30 [Trkesi: "Yollar atallanan Bahe", Ficciones,
F. zgven (ev.), letiim, 3. bask, 2000, s. 86, eviriyi deitirdim].

1 36 Anlamn Mant
Artk ne yaknsayan diziler halinde rgtlenmi zaten sabit cekil
liklerden kurulu, bireylemi bir dnyayla kar karyayz, ne de bu
dnyay ifade eden belirlenmi bireylerle. imdi tekil noktalarn rastlantsal
noktasnn, tekilliklerin belirsiz iminin karsndayz; daha dorusu, bu imi
temsil eden ve, raksamalarnn ve onlar dolduran bireylerin tesinde, bu
dnyalarn bir ksm iin, hacca son kertede hepsi iin geerli olan eyin
karsndayz. yleyse bir ''mulak Adem'' var, yani baz dnyalarda ortak,
babo, gebe bir Adem = x. Bir Sexcus = x, Fang = x. Son kertede, btn
dnyalarda ortak herhangi bir ey = x. Her bir nesne = x bir ''kii''dir. Kiiler
yklemlerle tanmlanr, ama bu yklemler artk bir dnyada belirlenmi
bireylere ait, bu bireylerin betimleniini salayan analitik yklemler deildir.
Aksine, bunlar kiileri sentetik olarak tanmlayan ve onlara deikenler
ya da olanaklar olarak farkl dnyalar ve bireysellikler aan yklemlerdir:
rnein Adem iin ''ilk insan olmak ve bir bahede yaamak'' , Fang iin
''bir srra sahip olmak ve davetsiz bir misafir tarafndan rahatsz edilmek''.
Btn dnyalarn deikeni olduu, mutlak olarak ortak herhangi nesneye
gelince, onun yklemleri ilk olanaklar ya da kategorilerdir. Artk her bir
dnya dizilerde betimlenen bireylerin analitik yklemi deildir; bunun
yerine, bir-arada-olanaksz dnyalar ayrc sentezlere gre tanmlanan
kiilerin sentetik yklemleridir. Bir kiinin olanaklarn gerekletiren
deikenleri ise zorunlu olarak snflar ve zellikleri imleyen kavramlar
olarak ele almalyz; bu kavramlar, zleri gerei, artan ya da azalan bir
genellikten etkilenirler ve kategorilerden oluan bir arkaplan zerinde
srekli bir trlere-ayrlma iindedirler. rnein bahede krmz bir gl
olabilir, ama baka dnyalarda ya da baka bahelerde krmz olmayan
gller, gl olmayan iekler vardr. Deikenler zellikler ve snflardr.
Bunlar ilk dzeyin bireysel ylmalarndan tamamen ayrdr: zellikler ve
snflar kii dzeninde temellenir. Bunun nedeni kiilerin de her eyden
nce tek bir yesi olan snflar olmas, kiilerin yklemlerinin ise tek sabitli
zellikler olmasdr. Her kii kendi snfnn tek yesidir, yine de kendi
payna den dnyalardan, olanaklardan ve bireylerden kurulu bir snftr
bu. oklu snflar ve deiken zellikler, bu tek yeli snflardan ve bu tek
sabitli zelliklerden trerler. O halde, sanyoruz ki karsamann btn
u ekilde ortaya konabilir: 1 ) kiiler; 2) kiilerin kurduu tek yeli
snflar ve kiilere ait olan tek sabitli zellikler; 3) kapsaml snflar ve

Ontolojik Staik Oluum Hakknda 1 37


deiken zellikler, yani ncekilerden treyen genel kavramlar. Kavramla
Ego arasndaki temel ba bu ekilde yorumluyoruz. Evrensel Ego, tam da
'
btn dnyalarda ortak olan herhangi ey = x e karlk gelen kiidir, dier
'
egolar ise baz dnyalarda ortak olan u ey = x e karlk gelen kiilerdir.
Btn bu karsamay ayrntlaryla izleyemeyiz. nemli olan sadece
pasif oluumun iki aamasn saptamaktr. nce anlam, onu kuran olay
tekilliklerden itibaren, iinde gerekletii bir ilk btn meydana getirir:
tekillikleri yaknsama emberlerinde rgtleyen Umwelt, bu dnyalar ifade
eden bireyler, bu bireylerin cisimsel halleri, karm ya da ylmalar, bu
halleri betimleyen analitik yklemler. Ardndan, ilk btne dayanarak
kurulan, olduka farkl ikinci bir btn ortaya kar: baz dnyalarda ya
da hepsinde ortak olan Welt, bu ''ortak herhangi ey''leri tanmlayan kiiler,
bu kiileri tanmlayan sentetik yklemler, bunlardan treyen snflar
ve zellikler. Oluumun ilk evresi nasl anlamn iiyse, ikincisi de daima
anlamla birlikte-mevcut olan anlamszln iidir (rastlantsal nokta ya da
belirsiz im) : bu nedenle, iki evre ve aralarndaki ayrm zorunlu biimde
temellenmitir. Birinci evreye bal olarak, ''saduyu'' ilkesinin ya da farklara
ilikin zaten sabit ve yerleik bir rgtlenmenin ilkesinin ekillendiini
grrz. kincisine bal olarak, ''ortak duyu'', yani zdeletirme ilevi
ilkesinin ekillendiini grrz. Ama retilen bu ilkeleri aknsal ilkelermi
gibi kavramak, yani onlar treten anlam ve anlamszl onlarn imgesinde
kavramak hata olur. Leibniz'in, tekil noktalar ve oyun teorisinde ne kadar
ileri gitmi olursa olsun, ideal oyunun dalm kurallarn tam olarak ortaya
koyamam ve birey-ncesini ancak kurulu bireyler zerinden, zaten saduyu
tarafndan oluturulmu blgelerde kavram olmas bu hatadan kaynaklanr
(bkz. Leibniz'in, felsefeyi yeni kavramlar yaratmakla grevlendirirken bunu
''yerleik duygular'' sarsmamak kouluna balad utan verici aklamas).
Husserl'in, kendi kurulu teorisinde, ortak duyunun biimini halihazrda
verili olarak sunmasnn, aknsal Kii ya da Ego olarak kavramasnn ve
retilmi zdeleme biimi olarak x ile tamamen farkl bir merci olan, ideal
oyunu ve kiisiz aknsal alan harekete geiren retici anlamszlk olarak x'i
birbirinden ayrmam olmasnn sebebi de budur.6 Aslnda, kii Ulysses'tir,

6 Yine de Husserl'in Ego olarak belirlenmi aknsal alanda bir fiat' a ya da kkensel bir
hareketli nokcaya yapt ilgin atflar dikkate almalyz: bkz. irken, 1 22.

1 38 Anlamn Mant
o tam olarak hi kimse deildir, bu kiisiz aknsal alandan itibaren retilmi
biimdir. Birey ise daima herhangi biridir, Adem'in kaburgasndan doan
Havva gibi , birey-ncesi aknsal alandan itibaren, bir sradan noktalar
izgisi zerinde uzayp giden bir tekillikten domutur. Birey ve kii,
saduyu ve ortak duyu pasif oluum yoluyla, ama onlara benzemeyen anlam
ve anlamszlktan itibaren retilirler. Anlamn ve anlamszln birey-ncesi
ve kiisiz aknsal oyununu daha nce grmtk. stelik saduyu ve ortak
duyu onlar reten ilke tarafndan andrlmak.ta ve paradoks tarafndan
ieriden tersine evrilmektedir. Lewis Carroll'n yaptnda, Alice daha
ziyade birey gibidir, iine dald dnyann, onda kuatlan ve karmlarn
kat yasasn ona dayatan bir dnyann yzeyine karken anlam kefeden
ve anlamszl hissetmeye balayan monad gibidir. Sylvie ve Bruno ise daha
ziyade birden ok dnyada, insanlarn dnyasnda ve cadlarn dnyasnda
ortak ''herhangi bir ey'' den itibaren, anlamszl ve onun anlamda da
mevcut oluunu kefeden ''mulak'' kiiler gibidirler.

Onolojik Statik Oluum Hakknda 139


ON YEDNC DZ

MANTIKSAL STATK OLUUM HAKKINDA

Bireyler sonsuz analitik nermelerdir: ifade ettikleriyle sonsuz, ama ak


ifadeleriyle, cisimsel ifade blgeleriyle sonlu olan nermeler. Kiiler sonlu
sentetik nermelerdir: tanmlarnda sonlu, ama uygulanlarnda snrsz
olan nermeler. Bireyler ve kiiler kendi balarna ontolojik nermelerdir.
Kiiler bireylerde temellenir (ama buna karlk bireyler de kii tarafndan
temellendirilir) . te yandan, ontolojik oluumun nc esi, yani
kiilere bal olan oklu snflar ve deiken zellikler, yine ontolojik
olan nc bir nermede ortaya kmaz. Aksine, bu e bizi baka bir
nerme dzenine tar ve genel olarak mantksal nermenin olanakllk
koulunu ya da biimini kurar. Bu koula bal olarak ve onunla ayn
zamanda, bireyler ve kiiler artk ontolojik nerme rol oynamak yerine,
olana gerekletiren ve mantksal nermede koullu olann var-oluu iin
zorunlu ilikileri belirleyen maddi unsur roln oynarlar: bireysel olanla
iliki olarak iaret-etme ilikisi (dnya, ey durumu, ylma, bireylemi
bedenler) , kiisel olanla iliki olarak da-vurma ilikisi - olanakllk biimi
ise imleme ilikisini belirlemektedir. imdi, ''mantksal nerme dzeninde
birincil olan nedir?'' sorusunun karmakln daha iyi anlyoruz. nk
imleme olanakllk koulu ya da biimi olarak birincil olsa bile, imlemeyi
tanmlayan oklu snflar ve deiken zellikler ontolojik dzen iinde
kiide temellendikleri lde imleme da-vurmaya dayanr, da-vurma ise
bu sefer kii bireyde temellendii lde iaret-etmeye dayanr.
Dahas, mantksal oluumla ontolojik oluum arasnda paralellik
deil, daha ok her trl kaymaya ve karkla yol aan bir mesafe
vardr. O halde bireyle iaret-etme, kiiyle da-vurma, oklu snflar
ya da deiken zelliklerle imleme arasnda karlkllk kurmak kolaya

140 Anlamn Mant


kamak olur. aret-etme ilikisinin ancak bireylemenin eitli ynlerine
tabi olan bir dnyada kurulabilecei dorudur, ama bu yeterli deildir:
iaret-etme, srekliliin tesinde kiinin da-vurulmu dzenine bal
bir zdeliin ortaya konmasn gerektirir - daha nce iaret-etmenin
da-vurmay varsaydn syleyerek bunu belirtmitik. te yandan,
kii nermede da-vurulduunda ya da ifade edildiinde, bunu iaret
edilmekle kalmayp kiinin kurucu arzular, inanlar ya da projeleriyle
ilgili durumlar ve olanaklar da meydana getiren bireylere, ey durumlarna
ya da beden durumlarna bal olarak yapar. Son olarak, imleme hem
bireylemeyle ortaya kan bir saduyunun, hem de kaynan kiide
bulan bir ortak duyunun meydana geliini varsayar; imleme, nclleri
ortaya koyabilmek iin olduu kadar sonucu karabilmek iin de tam bir
iaret-etme ve da-vurma oyunu ierir. O halde, daha nce grdmz
gibi, genel olarak mantksal nermenin ilikisinden her birinin srayla
birincil olmasna yol aan son derece karmak bir yap sz konusudur. Bir
btn olarak bu yap dilin ncl dzenleniini meydana getirir. Bu yap,
tam da ontolojik ve mantksal oluum tarafndan retildii iin, anlama,
yani ok farkl ve bambaka biimde datlm ikincil bir rgtlenmeyi
kendi bana kuran eye baldr (rnein iki x arasndaki ayrm: saf anlam
asndan kendi zdeliinde bulunamayan biim-d paradoksal enin
x'i ve sadece ortak duyuda retilen zdelik biimini niteleyen herhangi
nesnenin x'i) . yleyse ncl dzenleniin her nerme ilikisinin bir
tr dngsellik iinde dierlerine dayanmak zorunda olduu bu karmak
yapsn incelediimizde, bu tamamlaycl yitirdikleri takdirde btnn
de paralarn her birinin de kebileceini grrz. Bunun nedeni
mantksal nerme dngsnn daima bir erit gibi alp baka trl
rgtlenmi anlam ortaya karabilecek olmas deildir sadece. Daha da
nemlisi, anlamn kendisi onu anlamszla srkleyebilecek bir krlganlk
tadndan, mantksal nermenin ilikileri her trl ly yitirme
tehlikesiyle, imleme, da-vurma ve iaret-etme artk rktc bir bedenin
kalp atlarndan baka ey barndrmayan b_ir dipsizliin farkllamam
uurumuna yuvarlanma tehlikesiyle kar karyadr. . Bu yzden ,
nermenin ncl dzenleniinin, hatta anlamn ikincil rgtlenmesinin
tesinde, btn dilin ie-evrildii korkun bir ilksel dzen olduunu
hissederiz.

Mancksal Scacik Oluum Hakknda 141


Anlamn rastlantsal ve tekil noktalarn, problemlerin ve sorularn,
dizilerin ve yer deitirmelerin rgtlenii iinde iki bakmdan oluturucu
olduu ortaya kyor: anlam yalnzca belirli boyutlaryla (iaret-etme,
da-vurma, imleme) mantksal nermeyi deil, bu nermenin nceden
ontolojik nermeler olarak retilmi olan nesnel karlklarn da meydana
getirir (iaret-edilen, da-vurulan, imlenen). Oluumun iki yn arasndaki
kayma ya da karklk, hata gibi bir fenomeni akla kavuturur, nk
rnein bir iaret-edilen incelenen mantksal nermeye karlk gelmeyen
bir ontolojik nermeyle elde edilmi olabilir. Ama hata ok yapay bir
mefhum, soyut bir felsefi kavramdr, nk ancak halihazrda verili ve
yaltk olduu varsaylan nermelerin doruluuna etki eder. Oluumsal
e, doru ve yanl mefhumlar nermelerden bu nermelerle zlmesi
beklenen probleme aktarld ve bu aktarm sayesinde tamamen anlam
deitirdii lde kefedilebilir ancak. Ya da daha dorusu, doru ve
yanl artk probleme yant getiren nermeleri deil de problemin kendisini
niteledii zaman, anlam kategorisi doruluk kategorisinin yerini alm olur.
Bu adan, biliyoruz ki problem, ampirik bilginin znel ve geici bir halini
belirtmek bir yana, aksine idesel bir nesnellie, anlam kuran ve hem bilgiyi
hem bilineni, hem nermeyi hem nermenin karlklarn temellendiren
bir btne gnderme yapar. Anlam bizzat problemin doruluu olarak
tanmlayan ey problemin kendi koullaryla ilikisidir. Koullarn yetersiz
biimde belirlenmi olmas ya da aksine ar belirlenmesi mmkndr, bu
durumlarda problem yanl bir problemdir. Koullarn belirlenmesi, bir
yandan tekilliklerin paylatrld bir gebe dalm uzayn (Topos), dier
yandan bu uzayn alt-uzaylara blnd, srayla alt-uzaylarn her birinin
ele alnan alann aamal ve eksiksiz belirlenimini salayan yeni noktalarn
eklenmesiyle tanmland bir ayrma zamann (Aion) ierir. Daima
tekillikleri younlatran ve kelten bir uzay, olay gelecek ve gemi olay
paralaryla aama aama tamamlayan bir zaman vardr. yleyse problemin
uzay-zamansal bir kendini-belirlemesi sz konusudur, bu belirleme
boyunca problem kendi koullarndaki eksii kapatarak ve fazlay bertaraf
ederek ilerler. Doru, bylece anlam ve retkenlik haline gelir. zmler
tam da problem kendi kendini belirledii srada meydana gelir. Hatta bu
yzden, ou kez, zmn problemi ortadan kaldrd ve geriye dnk
biimde, ona zm bulunur bulunmaz zorunlu olarak alan znel bir

142 Anlamn Mant


evre stats verdii sanlr. Oysa durum tam tersidir. Problem kendini hem
uzayda hem zamanda kendine zg bir sre yoluyla belirler ve kendini
belirlerken iinde srp gidecei zmleri de belirlemi olur. nermeleri,
nermelerin boyutlarn ve karlklarn meydana getiren ey problemin
kendi koullaryla sentezidir.
O halde anlam, nermelerin zel yantlar belirterek, genel bir
zmn hallerini imleyerek, znel zm bulma edimlerini da-vurarak
karlk geldikleri problem olarak ifade edilir. Bu yzden, anlam mastar
ya da isim-fiil (kar-beyaz olmak, karn beyaz-olmas) biiminde ifade
etmektense soru biiminde ifade etmek tercih edilebilir. Soru biiminin
verilebilir ya da verili olduu varsaylan bir zmden kopyaland
ve sorgulanandan bilmesi beklenen bir yantn tarafszlam ikizinden
ibaret olduu dorudur (kar hangi renk, saat ka?) . Ama soru biimi en
azndan bizi aradmz eye, yani doru probleme ynlendirme avantaj na
sahiptir. Doru problem kapsad nermelere benzemez, kendi koullarn
belirleyerek onlar meydana getirir ve genel imlemeler ve kiisel da
vurmalar erevesinde meydana getirilen nermelerin bireysel permtasyon
dzenini saptar. Soru sorma ampirik nermelerden yola karak yanstlan
ya da daha dorusu tekrar kurulan problemin glgesinden ibarettir. Oysa
problemin kendisi oluumsa! enin gerekliidir, hibir nerme tezine
indirgenemeyecek olan karmak temadr. 1 Ampirik adan problemi ona
''yant'' grevi gren nermelerden kopyalamakla felsefi ya da bilimsel
adan problemi ''karlk gelen'' nermelerin olanakllk biimi zerinden
tanmlamak bir ve ayn yanlsamadr. Bu olanakllk biimi mantksal ya
da geometrik, cebirsel, fiziksel, aknsal, ahlaki vb. olabilir. Bunun nemi
yoktur; problem ''zlebilirlii'' zerinden tanmland srece anlamla
imleme birbirine kartrlm olur ve koul ancak koullanann imgesinde
kavranr. Oysa zlebilirlik alanlar problemin kendini-belirleme srecine
grelidir. Problemin kendisinin kendi koullaryla sentezi, hem koulu hem
koullanan, yani hem zlebilirlik alann hem bu alandaki zmleri,

1 Hegel, Tinin Fenomenolojisi'nin nsznde, felsefi (ya da bilimsel) doruluun "Sezar


ne zaman dodu?" tipi basit bir soruya yant olarak sunulan bir nermede bulunmadn
gzel gstermitir. Problem ya da temayla nerme arasndaki farkla ilgili olarak bkz. Leibniz,
Nouveaux essais, iV, 1 . blm.

Mantksal Statik Oluum Hakknda 143


hem nermelerin biimini hem bu biim altnda belirlenilerini, hem
doruluk koulu olarak imlemeyi hem koullu doruluk olarak rermeyi
belirleyerek idesel ya da koulsuz bir eyi kurar. Problem asla kapsad
nermelere benzemez, asla nermede meydana getirdii ilikilere benzemez:
problem onu ifade eden nermelerin dnda var-olmasa bile nermese!
deildir. fadenin bir ikizden ibaret olduunu ve zorunlu olarak, onu
stlenenle ayn ''teze'' sahip olduunu iddia eden Husserl'i izleyemeyiz.
nk bu durumda problematik artk herhangi bir nermese! tezden
ibaret olur ve ''tarafszlk'' dier tarafa der, nk genel olarak her tezin
karsnda yer alr, ama bunu yaparken ifade-edileni hila karlk gelen
nermenin ikizi olarak kavramann bir baka tarzn temsil etmektedir
sadece. Husserl' e gre bilincin ikilemiyle, ikizliin iki tarzn kuran ''model''
ve ''glge'' ile karlayoruz tekrar. 2 Bize yle geliyor ki tam tersine, tema ya
da ifade edilen anlam olarak problem ona z gerei ait olan bir tarafszla
sahiptir, stelik problem asla bir model ya da glge deildir, asla onu ifade
eden nermelerin ikizi deildir.
Problem btn nerme kipleri karsnda tarafszdr. Animal tantum ...
Yalnzca ember olarak ember: zel bir ember deil, genel terimleri tek tek
her durumda zel bir deer almak zorunda olan bir denklemde temsil edilen
bir kavram da deil, bir tekillik yaylmnn karlk geldii diferansiyel bir
sistem.3 Problemin onu anlamlar olarak ifade eden nermelerin dnda
var-olmamas onun ram olarak olmamas demektir: o, nermelerde iten
ie-olur, alttan-alta-olur ya da srp gider ve daha nce karmza kn
olan varlk-dlkla i ie geer. Ama bu olmama olumsuzun varl deildir,
problematiin varldr, onu olma(ma) ya da ?-olma diye yazmak gerekir.
Problem olumsuzdan da olumludan da bamszdr, yine de problem olarak
ortaya konuuna karlk gelen bir pozitiflie sahiptir. Ayn ekilde, saf olay

2 Ideen, 1 1 4, 1 24.
3 Bordas-Demoulin, Descarreslk zerine ok gzel bir kirabnda (Le Cartesianisme,
1 843) u iki ember ifadesi arasndaki fark aka gsreriyor: x2 + y2 - R2 = O ve y dy + x dx O
= .

lk ifadede, kukusuz her rerime eirli deerler arfedebilirim, ama onlara her bir durumda
zel bir deer arfermek zorundaym. kincide, dy ve dx zel deerlerden bamszdr
ve onlarn ilikisi yalnzca eriye ranjanrn apsis ekse1iyle yapr ann rrigonomerrik
ranjanrn ranmlayan rekilliklere gnderme yapar (dy/dx = x/y).
-

144 Anlamn Mant


da olumlamay ve olumsuzlamay aan bu pozitiflie dahil olur, olumlamay
da olumsuzlamay da baa gelenle ve ''ortaya koyduu'' ya da ''ortadan
kaldrd'' tekilliklerle tanmlad bir problemin zm halleri olarak ele
alr. Evenit... ''Baz nermeler ortadan-kaldrcdr (abdicativae) : bir nesneyi
bir eyin dnda tutarlar, o eyi yok sayarlar. rnein hazzn iyi bir ey
olmadn sylediimizde hazz iyilik niteliinin dnda tutarz. Ama
Stoaclar bu nermenin bile ortaya-koyucu/pozitif (dedicativa) olduunu
dnrler, nk yle derler: iyi bir ey olmamak belli bir hazzn bana
geliyor, bu da o hazzn bana geleni ortaya koymak demektir . " 4 . .

kizlik ve tarafszlk mefhumlarn birbirinden ayrmaya sevk edili


yoruz. Anlam tarafszdr, ama asla onu ifade eden nermelerin ya da
balarna geldii ve nermelerce iaret-edilen ey durumlarnn ikizi
deildir. Bu yzden, nermenin dngs iinde kaldmz srece anlamn
ne olduunu sadece dolayl olaak karsayabiliriz; onun dorudan ne
olduunu ancak Mbius eridini kesip ama ilemine benzer bir ilemle
dngy krarak bilebileceimizi grdk. Koulu koullanann imgesinde
kavrayamayz; aknsal alan tm benzerliklerden arndrmak bilincin ya
da cogito'nun tuzaklarna dmek istemeyen bir felsefenin grevi olarak
duruyor. Ama bu greve bal kalmak iin, zerk bir figrde koulun
heterojen sentezi olan, tarafszlkla oluumsa! gc kendinde bir araya
getiren bir koulsuza sahip olmak gerekir. Halbuki daha nce anlamn
tarafszlndan sz ederken ve bu tarafszl bir ikizlik olarak sunarken
bunu oluum asndan, anlamn yar-nedenden miras ald oluumsa! bir
gce sahip olmas bakmndan yapmyorduk, anlamn ncelikle cisimsel
nedenlerin rettii bir sonu, nfuz-edilemez ve ksr bir yzey etkisi olarak
ele alnd bambaka bir bak asna sahiptik. Ayn anda anlamn hem
vcut bulduu ey durumlarn bile rettiini, hem de bu ey durumlar
tarafndan, cisimlerin etkileme ve etkilenmeleri tarafndan retildiini
(gnahsz gebelik) nasl savunabiliriz?
Statik oluum fikrinin kendisi elikiyi ortadan kaldrr. Cisimlerin
ve karmlarnn anlam rettiini sylerken bunun anlam nceden
varsayacak bir bireyleme sayesinde olduunu sylemiyoruz. Cisimlerdeki
bireyleme, karmlarndaki l, deimelerindeki kiilerin ve kavramlarn

4 Apulcius, Yorum lfzerine (abdicativus-dedicativus terminolojik ifti).

Mantksal Scacik Oluum Hakknda 145


oyunu, tm bu dzenleni anlam ve anlamn serpildii tarafsz, birey
ncesi ve kiisiz alan varsayar. O halde anlam cisimler tarafndan baka
bir ekilde retilmektedir. Bu kez sz konusu olan, farkllamam
derinlikleriyle, lsz kalp atlaryla ele alnan cisimlerdir. Bu derinlik
zgn bir biimde, yzeyler rgtleme, yzeylerle kuatlma gc sayesinde
etkide bulunur. Bu kalp at bazen azami bir madde iin asgari bir yzeyin
ekillenmesiyle (rnein kre ekli), bazen eitli ilemler sayesinde (ekip
uzatma, paralara ayrma, tme, kuruluk ve slanabilirlik, adsorpsiyon,
kpklenme, emlsiyon vb.) yzeylerin genilemesi ve oalmasyla etkide
bulunur. Alice'in btn maceralarn bu adan tekrar okumak gerekir: bir
klp bir uzamas, beslenmeyle ve iini tutamamayla ilgili takntlar,
krelerle karlamalar. Yzey ne etkin ne edilgindir, karm cisimlerin
etkileme ve etkilenmelerinin rndr o. Yzeyin zellii kendi nfuz
edilemez, blnmez alannn stnde szlmesidir, tpk Plotinos'un
szn ettii, svnn iine ileyip bir yznden dierine getii o incecik
ve kesintisiz tabakalar gibi . 5 Mono-molekler katmanlarn taycs
olarak yzey kalnl olmayan, i ve d iki katmann srekliliini ve
yanal birlikteliini salar. Saf sonu olarak yzey yine de bir yar-nedenin
yeridir, nk yzeyin olmamasna ramen, varln yzey ekillenmelerine
borlu olan bir yzeysel enerji vardr; bundan kurgusal bir yzeysel gerilim,
yzey dzlemi zerinde ileyen, yzeyi geniletmek iin harcanan emein
atfedildii bir kuvvet doar. Serilmi katmanlarn ani younlamalar,
ergimeleri , hal deitirmeleri iin, tekilliklerin dalmlar ve dnmleri
iin bir tiyatro olarak yzey snrszca genileyebilir, tpk iki sv birbirinin
iinde dald zaman olduu gibi. O halde derinlikteki karmlarn sonucu
olarak yzeylerin bir fizii vardr, durmakszn tm evrenin deiimlerini,
kalp atlarn toplayan ve onlar bu hareketli snrlar iinde kuatan bir fizik.
Ama yzeylerin fiziine zorunlu olarak metafizik bir yzey karlk gelir.
Toplu halde ve onlar kuatan snrlar dahilinde ele alnan cisimlerle genel
olarak nermeler arasnda kurulan hududa metafizik yzey (aknsal alan)
adn verelim. leride greceimiz gibi, bu hudut dille cisimler, cisimsel
derinlikle iitsel continuum arasnda belirgin bir paylam olanakl klacak
ekilde, sesin yzeyle ilikili baz zelliklerini ierir. Tm bu bakmlardan

5 Plotinos, il, 7, 1 .

146 Anlamn Mant


yzey aknsal alann ta kendisidir ve anlamn ya da ifadenin yeridir. Anlam
yzeyde meydana gelen ve serpilen eydir. Hudut bile bir ayrlma deil,
anlamn hem cisimlerin bana gelen olarak, hem nermelerde iten-ie
olan olarak ortaya kmasn salayan bir eklemlenme unsurudur. O halde
anlamn bir ikizlik olduu ve anlamn tarafizlnn ikiz olma konumundan
ayrlmaz olduu fikrini korumamz gerekir. Ne var ki ikizlik artk uucu
ve vcut kazanmam bir benzerlii, kedisiz gl gibi etten kemikten
yoksun bir imgeyi belirtmez. O imdi yzeylerin retimiyle, oalmas
ve salamlamasyla tanmlanr. kizlik tersin ve dzn srekliliidir, bu
sreklilii ina etme sanatdr, bu sayede yzeydeki anlam, nermelerde
alttan-alta-olan ifade-edilen olarak ve cisim durumlarnn bana gelen olay
olarak, iki tarafa birden dalr. Bu retim ktnde, yzey patlamalar ve
skklerle yrtldnda cisimler tekrar derinliklerine der, her ey tekrar
szcklerin bile artk bedenin duygulanmlarndan ibaret olduu anonim
kalp atna der: anlamn ikincil rgtlenmesinin altnda grleyen ilksel
dzene. Buna karlk, yzey dayand srece, anlam yzeyde sonu olarak
serpilmekle kalmaz, yzeye bal bulunan yar-nedenden de pay alr. Anlam
cisimlerin ve ll karmlarnn belirlenimi srecinde bireylemeyi
ve ondan doan her eyi retir, nermelerin ve saptanm ilikilerinin
belirlenimi srecinde imlemeyi ve ondan doan her eyi retir - tm
ncl dzenlenii ya da statik oluumun nesnesini.

Mantksal Statik Oluum Hakknda 147


ON SEKZNC DZ

FLOZOF MGES HAKKINDA

Filozof imgesi popler dzeyde olduu kadar bilimsel olarak da


Platonculuk tarafndan sabitlenmi gibidir: maaradan dar kan, yukar
ynelen, yukar yneldike de saflaan bir ykseliler varl. Bu ''ykselmeci
ruhsallk'' iinde, ahlakla felsefe, ileci idealle dnce idesi birbirine smsk
balarla balanmtr. Popler bir imge olan bulutlardaki filozof imgesi de,
filozofun gkyzn bizi yeryznden koparmaktan ziyade onun yasasn
ieren zihinsel bir gkyz olarak sunan bilimsel imge de buna dayanr. Ama
iki durumda da her ey ykseklerde olup bitmektedir (hatta kiinin ahlak
yasasnn gndeki ykseklii de olabilir bu). ''Dncede ynn bulmak
ne demektir?'' sorusu sorulduunda, dncenin de gelimesini salayan, bir
tarihten nce bir corafyaya sahip olmasn, sistemler kurmadan nce boyutlar
izmesini salayan eksenler ve ynelimlere dayand ortaya kar. Ykseklik
tam anlamyla Platoncu olan Batdr. Bu durumda, filozofun ii ykselme
olarak, yn deitirme olarak, yani kendisinin bal olduu yukardaki ilkeye
doru dnme ve bu davran sayesinde kendini belirleme, kendini doldurma
ve kendini tanma hareketi olarak belirlenmi olur. Felsefelerle hastalklar
karlatracak deiliz, ama tam anlamyla felsefi olan hastalklar var. dealizm
Platoncu felsefenin doutan gelen hastaldr, ykseliler ve dler
silsilesiyle, felsefenin manik-depresif biimidir. Mani Platon' a esin verir,
rehberlik eder ona. Diyalektik, dealarn kadr, Ideenflucht'tur. 1 Platon' un
dea hakknda dedii gibi, ''o kaar ya da yok olur... " Sokrates' in lmnde
bile depresif bir intihara benzeyen bir eyler vardr.

1 Ludwig Binswanger'in manik durumu inceledii ber !deenflucht (Fikirlerin Ka


zerine) adl almasna gnderme. (f. n.)

148 Anlamn Mant


Nietzsche bu yukarya ynelmeden kuku duymu ve onun felsefenin
tamamlann temsil etmek bir yana, Sokrates'ten balayarak daha ziyade
felsefenin yozlamas ve ynn armas olup olmadn sormutur
kendine. Bu yolla Nietzsche dncenin ynelimiyle ilgili btn
problemi tekrar tartmaya aar: dncede dnme ediminin, yaamda
dnrn ortaya kmas baka boyutlara bal deil midir? Nietzsche
kendi icat ettii bir yntemi kullanr. Buna gre, yaamyksyle ya da
bibliyografyayla yetinmememiz, ayn eyin hem bir yaam anekdotu,
hem bir dnce aforizmas olduu gizli noktaya ulamamz gerekir.
Bir yzyle yaam durumlarna atfedilen, dier yzyle dncenin
nermelerinde iten-ie-olan anlam gibi tpk. Burada boyutlar, saatler
ve yerler, asla lml olmayan, dondurucu ya da kavurucu blgeler vardr;
bir dnme tarzn, ama ayn zamanda bir yaam stilini niteleyen btn
bir egzotik corafya vardr. Belki de Diogenes Laertios, yazd en iyi
sayfalarda, bu yntemi nceden hissetmiti: ayn zamanda dncenin
Anekdotlar da olan yaamsal Aforizmalar bulmak - filozof efsaneleri.
Empedokles ve Etna hikayesi ite bu trden bir felsefi anekdottur. Bu
anekdot da Sokrates'in lm kadar deerlidir, ama mesele tam da onun
baka bir boyutta ilemesidir. Sokrates-ncesi filozof maaradan dar
kmaz, tersine maaraya yeterince bal, yeterince gml olmadmza
iqanr. Onun Theseus'ta reddettii ey iptir: ''Sizin yukar kan
yolunuzun, dar gtren, mutlulua ve erdeme gtren ipinizin bizim
iin ne nemi var ki . . . Bu ip yardmyla bizi kurtarmak m istiyorsunuz?
Biz de sizden srarla unu diliyoruz: o iple kendinizi asn siz!'' Sokrates
ncesi filozoflar dnceyi maaralara, yaam derinlie yerletirdiler.
Suyu ve atei aratrdlar. Tpk heykelleri kran Empedokles gibi, eki
darbeleriyle, yerbilimcinin, maarabilimcinin ekiciyle felsefe yaptlar.
Yanarda, bir su ve ate tufan iinde, Empedokles' e ait tek bir eyi, onun
kurun sandaletini geri pskrtr sadece. Empedokles'in sandaleti, onun
topraktan olduunu, topran altnda ve yere bal olduunu kantlayarak
Platoncu ruhun kanatlaryla kartlk oluturur. Platoncu kanat rplarna
kar Sokrates-ncesi eki darbeleri. Platoncu yn deitirmeye kar
Sokrates-ncesi altst etme. Nietzsche'ye gre, i ie gemi derinlikler
felsefenin gerek ynelimidir; gelecein felsefesi erevesinde, ayn
zamanda dnce olan bir yaamn ya da ayn zamanda cisim olan bir

Filozof mgesi Hakknda 149


dilin btn kuvvetleriyle yeniden stlenilmesi gereken Sokrates-ncesi
keiftir. ''Her maarann ardnda daha derin bir baka maara vardr, daha
derin bir baka maara olmak zorundadr. Yzeyin altnda daha geni,
daha yabanc, daha zengin bir dnya, her zeminin altnda, her temelin
tesinde bir uurum vardr." 2 Balangta izofreni vardr: Sokrates-ncesi
felsefe felsefeye zg izofrenidir, cisimlere ve dnceye oyulmu mutlak
derinliktir; N ietzsche'den nce Hlderlin'in Empedokles'i kefedebilmesini
salayan da budur. Mehur Empedoklesi dngde, nefretle sevginin
tamamlayclnda, bir yandan nefretin bedeniyle, blk prk ve
szge-bedenle, ''boyunsuz balar, omuzsuz kollar, alnsz gzler''le, dier
yandan grkemli ve organsz bedenle, uzuvsuz, sessiz, cinsiyetsiz ''yekpare
bir biim''le karlarz. Ayn ekilde, Dionysos bize iki ehresini gsterir,
hem ak ve yrtlm bedenini, hem nfuz-edilemez ve organsz ban.
Paralanm Dionysos ve iine-girilmez Dionysos.
Nietzsche' nin, derinlii yeniden kefedebilmek iin yzeyleri
fethetmesi gerekmitir. Ama Nietzsche yzeyde kalmaz; yzey ona daha
ziyade derinliklerin gznn yenilenmi bak asyla yarglanmas
gereken bir ey gibi grnr. Nietzsche Platon'dan sonra olup bitenlerle
pek az ilgilenir, Platon sonrasnn zorunlu olarak uzun bir kn devam
olduunu dnr. Oysa biz, onun yntemine bal kalarak, nc
bir filozof imgesinin ortaya kt izlenimine sahibiz. Nietzsche'nin bir
sz zellikle bu filozoflara uygun dmektedir: bu Yunanllar tam da
yzeysel olduklar iin ne kadar derindiler! 3 Bu nc Yunanllar artk

2 Bachelard'n Nietzscheci imgelemi nitelemeye alrken onu "ykselmeci bir


ruhsallk" olarak sunmas artcdr (L'Air et fes songes, V. blm). Bachelard copran ve
yzeyin Nietzsche'deki roln en aza indirgemekle kalmaz, Nietzsche'deki "dikeylii" de
her eyden nce ykseklik ve ykseli olarak yorumlar. Oysa dikeylik daha ziyade derinlik
ve initir. Yrtc ku ykselmez, ykselse de ancak kazara ykselir: o aaya ynelir ve
"ullanr". Hatta derinliin, Nierzsche'de, ykseklik idesini ve ykselme idealini ifa ecmeye
yaradn sylememiz gerekir; ykseklik bir aldatmacadan, bir yzey etkisinden ibaretcir,
ama derinliklerin gzn yanltamaz ve onun bak altnda zlr. Bu konuyla ilgili olarak
bkz. Michel Foucault'nun saptamalar, "Nieczsche, Freud, Marx", Nietzsche, Cahiers de
Royaumont, Minuit, 1 967, s. 1 86- 1 87 [Trkesi: "Nietzsche, Freud, Marx", Felsefe Sahnesi,
Seme Yazlar 5 iinde, 1. Ergden (ev.), Ayrnt Yaynlar, 2004, s. 46-63] .
3 Nietzsche Wgnere Ka17, epilog 2.

150 Anlamn Mant


cam olarak Yunanl bile deildirler. Onlar kurtuluu artk ne yeryznn
derinliklerinden ya da yerlilikten, ne de gkyznden ve deadan beklerler;
kurtulu yanlamasna, olaydan, Doudan gelecektir - Carroll'n dedii gibi
btn iyi eylerin ykseldii Doudan. Megarallar, Kynikler ve Scoaclarla
birlikte yeni bir filozof ve yeni bir anekdot tipi balar. Oiogenes Laercios'caki
en gzel blmleri, Kynik Diogenes zerine, Stoac Khrysippos zerine
blmleri tekrar okuyalm. Buralarda artc bir kkrtma sisteminin
gelimekte olduunu grrz. Bir yandan, filozof en baya pisboazlkla
yemek yer, tknp durur; ehir meydannda mastrbasyon yapar, al
da benzer bir yolla gideremediine hayflanr; anne, kz karde ya da kz
ocukla ensest ilikiyi knamaz; yamyaml ve insan yemeyi ho grr -
ve tabii ki ayn zamanda son derece yetingen ve iffetlidir. Dier yandan,
kendisine sorular sorulduunda susar ya da size bir sopa darbesi indirir,
ya da ona soyut ve zor bir soru sorduunuzda bir yiyecee iaret-ederek,
hacca bir kutu yiyecek uzatp sonra onu yine bir sopa darbesiyle kafanzda
krarak yant verir size - ama ayn zamanda yeni bir sylem kullanmaktadr
o, paradokslarla, yeni felsefi deerler ve imlemelerle harekete geen yeni bir
logos. Bu anekdotlarn artk Platon' a ya da Sokrates-ncesine ait olmadn
aka hissediyoruz.
Dncenin kendisi ve dnmenin ne demek olduu batan
sona yeniden-ynlendirilmektedir: artk ne derinlik vardr ne ykseklik.
Kyniklerin ve Scoaclarn Platon' a kar alaylarnn haddi hesab yoktur:
sz konusu olan hep dealar yerinden etmek ve cisimsiz olann yukarda
deil yzeyde olduunu, en yksek neden deil en mkemmel yzey
etkisi olduunu, z deil olay olduunu gstermektir. Dier cephede ise
derinliin ideal optik yanlsamay tamamlayan bir sindirim yanlsamas
olduu gsterilecektir. Peki bu pisboazlk, bu ensesc savunusu, bu
yamyamlk savunusu ne anlama geliyor? Bu son tema Khrysippos'ca da
Kynik Diogenes'ce de karmza kt halde, Laertios, Khrysippos iin
hibir aklama vermez, ama Diogenes iin son derece ikna edici bir
aklama nermitir: ''Yabanc halklarn yapt gibi insan eti yemeyi o
kadar iren bulmuyordu, doru dnldnde her eyin her eyde ve
her yerde bulunduunu sylyordu. Ekmein iinde et, yeilliklerde de
ekmek vardr; bunlar ve birok baka cisim gizli kanallar yoluyla btn
cisimlerin iine girerler ve birlikte buharla rlar. Diogenes bunu lhyestes

Filozof imgesi Hakknda 151


balkl tiyatro oyununda gstermitir, tabii eer ona atfedilen tragedyalar
gerekten ona aitseler. . ." 4 Ensest iin de geerli olan bu tez cisimlerin
derinliinde her eyin karm olduunu ortaya koymaktadr, ama bir
karmn dierine oranla daha kt olduunu syleyebilmeyi salayan
kurallar yoktur. Platon'un inandnn aksine, yukarda karmlar iin bir
l, iyi ve kt karmlar tanmlamay salayacak dea kombinezonlar
yoktur. Sokrates-ncesi filozoflarn aksine, Physis'in derinliklerinde, bir
karmn dzenini ve seyrini sabitleyebilecek ikin bir l de yoktur; her
karm i ie geen cisimler ve birlikte-var-olan paralar kadar deerlidir.
Bu durumda karmlar dnyasnn her eyin serbest olduu kapkara bir
derinliin dnyas olmamas mmkn m?
Khrysippos iki eit karm, cisimleri bakalatran kusurlu karm
larla onlar olduklar gibi brakan ve btn paralarnda birlikte-var
olmalarn salayan kusursuz karmlar birbirinden ayryordu. Kukusuz
cisimsel nedenler arasndaki birlik kusursuz ve akkan bir karm tanmlar,
burada her ey kozmik imdi iinde adildir. Ama snrl imdilerinin ksmilii
iinde ele alndklarnda cisimler dorudan nedenselliklerinin dzenine
gre karlamazlar; bu dzen ancak btn iin, tm kombinezonlar ayn
anda hesaba katldnda geerlidir. Bu yzden, her karmn iyi ya da kt
olduu sylenebilir: btnn dzeni iinde iyi, ama ksmi karlamalar
dzeni iinde kusurlu, kt, hatta tiksinti verici. Tutkularn bile baka
cisimlere nfuz eden cisimler olduu, ksmi istencin radikal bir ktlk
olduu bu alanda ensesti ve yamyaml nasl yarglayabiliriz? Seneca'nn
olaanst tragedyalarn rnek olarak dnelim. lk kez ktle
eilimli varlklar sahneye koyan ve Elizabeth dnemi tiyatrosunun aka
habercisi olan bu trajik dnceyle Stoac dnce arasnda nasl bir birlik
olduunu soralm. Birlii salamak iin Stoac bir havas olan birka
koro yeterli deildir. Burada gerekten Stoac olan ey cisim-tutkularn ve
onlarn dzenledii ya da maruz kald cehennemi karmlarn, yakc
zehirlerin, ocuk yenen ziyafetlerin kefidir. Thyestes'in trajik yemei
yalnzca Diogenes'in kayp metninin deil, baaryla korunmu olan
Seneca'nn metninin de konusudur. Zehirli elbiseler deriyi yakmakla,

4 Diogenes Laertios, nl Filozoflarn Yaam/an ve retileri, VI, 73. Deleuze metni


kk deiikliklerle alntlyor. (.n.)

152 Anlamn Mant


yzeyi kemirmekle ie balarlar; ardndan delinmi bedenden blk
prk bedene (membra discerpta) giden bir gzergah izleyerek en derine
ularlar. Cisimlerin derinliinde her yerde al karmlar kaynamakta,
iren l armalar, ensestler ve yiyecekler hazrlanmaktadr. Panzehiri ya
da kar-kant arayalm: btn Stoac dncede olduu gibi Seneca'nn
tragedyalarnda da esas kahraman Herkl'dr. Ama Herkl daima aleme
gre konumlanr: cehennemi uurum, gksel ykseklik ve yerin yzeyi.
Herkl derinlikte korkun karmlar bulmutur sadece; gkyznde sadece
boluk, hatta cehennemdekilere benzer gksel canavarlar bulmutur. Oysa
o yeryzne bar getirendir, yeryzn lendir, sularn yzeyinde bile
yrmektedir. Herkl her yola bavurarak tekrar yzeye kar ya da iner;
cehennem kpeini ve gksel kpei getirir yannda, cehennem ylann
ve gkyz ylann getirir. Artk ne diplerdeki Oionysos ne yukardaki
Apollon vardr, derinlie ve ykseklie kar ikili mcadelesiyle yzeylerin
Herkl' vardr artk: tamamen yeniden-ynlendirilmi bir dnce, yeni
bir corafya.
Bazen Stoaclk, Platon' u atlayarak Sokrates-ncesine, rnein He
rakleitos' un dnyasna bir eit dn yapyormu gibi sunulur. Oysa
sz konusu olan daha ziyade Sokrates-ncesi dnyann btncl bir
yeniden deerlendiriliidir: Kynikler ve Stoaclar, Sokrates-ncesi dnyay
derinlikteki karmlarn bir fiziinden itibaren yorumlayarak onu bir
yanyla sadece Byk Karmla, yani nedenler arasndaki birlikle uzlama
gsteren tm lokal di.izensizliklere teslim ederler. Bu bir korku ve vahet,
ensest ve yamyamlk dnyasdr. Ama kukusuz bir baka yan daha vardr:
Herakleitos'un dnyasndan yzeye kabilecek ve yepyeni bir konum
kazanacak olan bir yan - cisim-nedenlerden doa bakmndan farkl olan
olay, kemirgen Khronos'tan doa bakmndan farkl olan Aion. Buna
paralel olarak, Platonculuk da benzer bir btncl yeniden-ynlendirmeye
maruz kalr: Sokrates-ncesi dnyay daha da derine gmmeye, daha da
ok bastrmaya, yksekliklerin btn arlyla onu ezmeye kalkan
Platonculuk kendi yksekliinden mahrum braklr ve dea salt cisimsiz
etki olarak tekrar yzeye der. Hem Sokrates-ncesi filozoflara kar
hem Platon' a kar Stoaclarn byk kefi budur ite: ykseklikten ve
derinlikten bamsz olarak, ykseklie ve derinlie kar yzeyin zerklii;
derin cisimlere ya da yksek dealara indirgenemez olan cisimsiz olaylarn,

Filozoflmgesi Hakknda 153


anlam ya da etkilerin kefi. Baa gelen ve sze dklen her ey yzeyde baa
gelir ve sze dklr. Yzey, anlamszlk olan derinlik ve ykseklik kadar,
belki de daha ok kefedilmeye ak ve bilinmezdir. nk temel snr
yer deitirmitir. O artk ykseklikte evrenselle tikel arasndan gemez.
Derinlikte tz ve ilinekler arasndan gemez. Belki de izimini Antisthenes'in
baars olarak grmemiz gereken bu yeni snr eylerle nermeler arasndan
geer. nermenin iaret-ettii eyin kendisiyle nermenin dnda var
olmayan ifade-edilen arasndan (artk tz eyin ikincil bir belirleniminden,
evrensel ise ifade-edilenin ikincil bir belirleniminden ibarettir) .
Yzey, perde, hal, manto, Kynik ve Stoac ite buralara yerleirler,
bunlara sarnp brnrler. Yzeyin iki yn, tersle dzn sreklilii
ykseklik ve derinliin yerini alr. Perdenin ardnda hibir ey yoktur,
adlandrlamaz karmlardan baka. Halnn altnda hibir ey yoktur,
bo gkyznden baka. Anlam yzeyde ortaya kar, yzeyde oynanr,
en azndan yzeyi gerektii gibi, tozdan harfler meydana getirecek ekilde
rpmay biliyorsak. Ya da parmakla zerine yaz yazlabilecek camdaki buu
gibi. Kyniklerde ve Stoaclarda, sopa darbeleriyle felsefe eki darbeleriyle
felsefenin yerini alr. Filozof artk maaralarn varl deildir, Platon'daki
ruh ya da ku deildir, yzeylerin yass hayvandr, kenedir, bittir. Felsefenin
simgesi artk Platon'un kanad ya da Empedokles'in kurun sandaleti
deil, Antisthenes ve Diogenes'in tersyz edilebilir mantosudur. Sopa ve
manto; tpk topuzu ve aslan derisiyle Herkl gibi. Hem Platoncu yn
deitirmenin, hem Sokrates-ncesi altst etmenin karsnda yer alan bu
yeni felsefi ilemi nasl adlandrmal? Belki sapknlk szcyle. Sapknln
tuhaf bir yzey sanat barndrdn kabul edersek, bu szck en azndan
bu yeni filozof tipinin kkrtmalar sistemine uygun dyor.

154 Anlamn Mant


ON DOKUZUNCU DZ

MZAH HAKKINDA

lk bakta dil, kendini ifade edenin hallerinde ya da iaret-edilen


duyulur eylerde deil, yalnzca ona bir doruluk ve yanllk olana
kazandran dealarda yeterli bir temel bulabilecek gibidir. Ama dealar
''kendinde isimler'' olmadka, nasl bir mucizeyle nermelerin konuan
cisimlerden ya da hakknda konuulan cisimlerden daha salam bir biimde
dealardan pay alabileceini anlamak da gtr. Peki dier kutupta,
cisimler dili daha iyi temellendirebilir mi? Sesler, cisimlere indirgenip
karm cisimlerin etkileme ve etkilenmeleri haline geldiklerinde, yrtc
anlamszlklarn taycs olmaktan teye gidemezler. Srayla Platoncu
bir dilin ve Sokrates-ncesi bir dilin, idealist bir dilin ve fiziksel bir dilin,
manik bir dilin ve izofrenik bir dilin olanakszl ortaya kyor. ksz
bir ikileme mahkum oluyoruz: hibir ey sylememek ya da syleneni
cisimletirmek, yemek arasndaki ikilem. Khrysippos' un dedii gibi, ''araba
szcn sylediinde senin azndan bir araba kyor'' ve bunun araba
deas olmas da daha iyi ya da ie yarar bir ey deil.
dealist dil hipostazlam imlemelerden meydana gelir. Ama ne zaman
bu tr imlenenler hakknda sorguya ekilecek olsak - ''Gzel, Adil vb. nedir,
nsan nedir?'' -, bir cisme iaret-ederek, mimi yaplabilir, hatta tketilebilir
bir nesneyi gstererek, gerektiinde de sopay olanakl tm iaret-etmelerin
arac gibi kullanp bir sopa darbesi indirerek yant vereceiz. Platon'un ''iki
ayakl tysz hayvan'' insann imleneni olarak grmesine, Kynik Diogenes
tyleri yolunmu bir horoz frlatarak yant verir. Oiogenes ''felsefe nedir?''
diye sorana da bir ipin ucuna takt ringa baln sallayarak yant verir:
balk en oral hayvandr, dilsizlik, tketilebilirlik problemini, slak edeki
nsz problemini, dil problemini ortaya koyan hayvan. Platon, zlere

Mizah Hakknda 155


ulamak yerine rnekler vermekle, gstermekle, iaret-etmekle yetinenlere
glyordu: sana (diyordu) kimin adil olduunu deil, adil olann ne
olduunu soruyorum vb. Ama Platon'u bizi trmandrmaya alt yoldan
aa indirmek kolaydr. Ne zaman bir imleme hakknda sorguya ekilsek
saf bir iaret-etmeyle, saf bir gstermeyle yant veririz. zleyiciyi sz konusu
olann bir ''rnek''ten ibaret olmadna ve Platon'un probleminin kt
ortaya konmu olduuna ikna etmek iin de iaret-ettiimiz eyi taklit
edebiliriz, onun mimini yapabiliriz ya da onu yiyebiliriz, gsterdiimiz eyi
krabiliriz. nemli olan abuk davran maktr: sizden aramanz istedikleri
imlemenin (deann) yerine geecek bir ey bulup hemen ona iaret-etmek,
onu yemek ya da krmak. Gsterdiimiz eyle bize sorulan ey arasnda
benzerlik olmad, olmamas gerektii lde abuk ve iyi: Platoncu sahte
z-rnek ikiliini reddeden inili kl bir iliki sadece. mlemelerin yerine
saf iaret-etmeleri, gstermeleri, tketimleri ve ykmlar geirmeye dayal
bu alma iin tuhaf bir drt gerekir, ''inmeyi'' bilmek gerekir - Sokratesi
ironiye ya da ykseli tekniine kar mizah.
Peki bylesi bir ini bizi nereye srkl yor? Cisimlerin dibine ve
cisim karmlarnn dipsizliine. Tam da her iaret-etmenin ardndan,
nne geilmez bir harekete bal olarak, tketim, tme ve ykm geldii
iin, adeta sopa gsterdii her eyi krp dkt iin, dilin imlemeyle
temellenmedii gibi iaret-etmeyle de temellenemeyecei anlalyor.
mlemelerin bizi onlarn yerine geen, onlar yerinden eden saf iaret
etmelere srklemesi imlemesizlik olarak samadr. Ama iaret-etmelerin
bizi ykc ve sindirici dibe srklemesi de alt-anlam ya da Untersinn
olarak derinliklerin anlamszldr. O zaman k nerede? Dilin yukardan
dmesine, sonra derinlere dalmasna yol aan hareketin bizi yzeye, artk
iaret-edilecek, hatta imlenecek hibir eyin olmad, ama saf anlamn
retildii yere gtrmesi gerekir: anlamn nc bir eyle, bu kez yzey
anlamszlyla zsel bir iliki iinde retildii yere. Burada da nemli olan
abuk davranmaktr, hzdr.
Bilgenin yzeyde bulduu nedir? Ebedi hakikatleri bakmndan, yani
bir ey durumundaki uzay-zamansal gereklemelerinden bamsz olarak
onlar stlenen tz bakmndan ele alnan saf olaylar. Ya da, ayn kapya
kacak ekilde, saf tekillikler, onlar cisimletiren ya da gerekletiren
bireylerden ve kiilerden bamsz olarak, rastlantsal eleri bakmndan ele

156 Anlamn Mant


alnan tekilliklerin bir yaylm. Bu mizah maceras, yzey lehine yksekliin
ve derinliin bu ifte yerinden edilii ilk olarak Stoac bilgenin macerasdr.
Ama daha sonra ve baka bir balamda Zen'in maceras da budur -
Brahmanc derinliklere ve Budac yksekliklere kar Zen. Mehur problem
snavlar, soru-cevaplar, koanlar imlemelerin samaln ispat eder, iaret
etmelerin anlamszln gsterir. Sopa evrensel alettir, sorularn efendisidir;
mim ve tketim yanttr. Yzeye yollanan bilge orada olay-nesneleri
kefeder; btn olay-nesneler tzlerini kuran bolukta, asla doldurmakszn
iinde ekillendikleri ve gelitikleri Aion'da iletiime gemektedir. 1 Olay
biimle boluun zdeliidir. Olay iaret-edilen olarak nesne deil ifade
edilen ya da ifade-edilebilir olarak nesnedir, asla imdi deil daima zaten
gemi ve henz gelecek olandr. Mallarme'de olduu gibi, kendi yokluu
ya da ortadan kalkyla nem tar, nk bu ortadan kalkma (abdicatio)
onun tam da saf Olay olarak bolukta konumudur (dedicatio). ''Sopan varsa,
der Zen, sana bir tane vereyim, sopan yoksa onu senden alaym'' (ya da
Khrysippos'un dedii gibi: ''eer bir eyi kaybetmediyseniz ona sahipsinizdir;
boynuzlar kaybetmediniz, o halde boynuzlarnz var''). Olumsuzlama artk
olumsuz hibir ey ifade etmez, yalnzca saf ifade-edilebiliri kendi tekinden
yoksun iki yarsyla aa karr. Asla bu yarlarn biri dierinde bulunmaz,
nk o fazlalyla eksik olmak pahasna eksikliiyle fazladr, bir ey x =

iin szck x. Bunu Zen sanatlarnda aka grrz: bir yere dayanmayan
=

bir bilein yn verdii frann biimi bolukla dengeledii ve saf bir olayn
tekilliklerini beklenmedik darbelerden ve ''kuyruklu izgilerden'' oluan
dizilere datt izim sanatnda deil yalnzca, bahe, iek dzenleme
ve ay sanatlarnda, ok atma sanatnda, olaanst bir boluktan ''demirin
mas''nn doduu kl sanatnda. Ortadan kalkan imlemeler ve yitik
iaret-etmeler arasnda boluk kendi anlamszlyla i ie geen anlamn ya
da olayn yeridir, sadece yerin yer ald bir yer. Boluun kendisi paradoksal
edir, yzey anlamszldr, anlam olarak olayn fkrd, hep yeri deien

1 Daha nce Stoaclar da hem varlk-dlk, hem iten-ie-olu olarak Boluun ok


gzel bir teorisini gelitirmilerdi. Eer cisimsiz olaylar varlklarn ya da cisimlerin mantksal
atfetmeleriyse boluk da bu atfetmelerin tz gibidir, ama bu tz cisimsel tzden doa
bakmndan farkldr, yle ki dnyann boluun "iinde" olduu bile sylenemez. Bkz.
Brehier, La Theorie des incorporels dans l'ancien stoii:isme, ili. blm.

Mizah Hakknda 157


rastlantsal noktadr. ''Ne kurtulmamz gereken bir doum ve lm emberi
var, ne de ulamamz gereken stn bir bilgi'': bo gkyz zihnin en
yksek dncelerini de doann derin emberlerini de reddeder. Dolaysza
ulamaktan ziyade dolayszn ulalmas-gerekmeyen olarak ''dolayszca''
durduu bu yeri belirlemektir sz konusu olan: boluun ve onunla birlikte
her olayn meydana geldii yzey, klcn keskin kenar ya da yayn incecik
ipi gibi olan snr. Yani izmeden izmek, dncesizlik, ok atmama haline
gelen bir ok atma, konumadan konumak: kesinlikle ykseklikteki ya da
derinlikteki dile-gelmezlik deil, dilin olanakl hale geldii ve bunu yaparken
artk sadece dolaysz sessiz bir iletiime ilham verdii o snr, o yzey (nk
dilin konuulabilmesi iin tm yklm dolayl imlemeleri ve iaret-etmeleri
tekrar canlandrmak gerekirdi) .
Dili olanakl klann ne olduunu sorduumuz gibi kimin konutuunu
da soruyoruz. Bu soruya eit eit birok yant verilmitir. Konuan
birey olarak belirleyen yant ''klasik'' yant diye adlandryoruz. Klasik
yantta, bireyin hakknda konutuu ey daha ziyade tikellik olarak, ara
yani dilin kendisi ise uzlama dayal genellik olarak belirlenir. O halde sz
konusu olan, birbiriyle balantl l bir ilem yoluyla, bireyin evrensel
bir biimini ortaya koymak (gereklik), bunu yaparken de hakknda
konuulan eyin saf bir deasn karmak (zorunluluk) ve dili ilksel, doal
ya da tamamen rasyonel olduu varsaylan ideal bir modelle kyaslamaktr
(olanakllk) . Sokratesi ironiyi ykseli olarak harekete geiren ve ona hem
bireyi dolaysz varoluundan koparmak, hem duyulur tikellii dea ynnde
amak, hem modele uygun dil yasalar ina etmek grevlerini veren ey
tam da bu yaklamdr. Anmsayan ve konuan bir znelliin ''diyalektik''
btnl budur ite. Ama ilemin eksiksiz olabilmesi iin bireyin yalnzca
balang noktas ve srama tahtas olmakla kalmayp ayn zamanda sonda
da bulunmas ve deann evrenselliinin daha ziyade bu ikisi arasnda bir
alveri arac gibi olmas gerekir. roninin bu kapall, kendi zerine
dnmesi henz Platon'da eksiktir ya da Sokrates-Alkibiades alveriinde
olduu gibi ancak komiklik ve alay eklinde ortaya kar. Buna karlk,
klasik ironi, yalnzca gerekliin btnn deil olanaklln tamamn
da stn kkensel bireysellik olarak belirlemeyi baardnda bu kusursuz
duruma ular. Daha nce grdmz gibi, klasik temsil dnyasn
eletiriye tabi tutma arzusundaki Kant onu kesin biimde betimleyerek ie

15 8 Anlamn Manc
balar: ''Tm olanaklarn toplam fikri a priori olarak eksiksizce belirlenmi
bir kavram oluturacak lde saflar, bylelikle tekil bir varln kavram
haline gelir." 2 Klasik ironi temsil dnyasnda varln ve bireyin e-kapsaml
olmasn salayan merci olarak iler. Bylece, yalnzca deann evrensellii
deil, ilk olanaklara ilikin saf bir rasyonel dil modeli de stn biimde
bireylemi bir Tanr'yla onun yaratt tremi bireyler arasndaki doal
iletiim aralar haline gelir; bireyin evrensel biime eriimini olanakl hale
getiren de bu Tanr'dr.
Ama Kant'n eletirisinin ardndan nc bir ironi figr ortaya
kar: romantik ironi konuan artk birey olarak deil kii olarak belirler.
roni artk bireyin analitik zdelii zerinde deil, kiinin sonlu sentetik
birlii zerinde temellenir. Ben ve temsilin e-kapsamllyla tanmlanr.
Burada bir szck deiiminden ok daha fazlas vardr (bunun nemini
tam olarak belirlemek iin, rnein, Montaigne'in bireylemenin en
deiik figrlerini aratrd lde klasik dnyaya erkenden dahil
olan Denemeleriyle Rousseau'nun bir kiinin ya da bir Ben'in ilk da
vurumu olduu lde romantizmi haber veren tiraflar arasndaki fark
deerlendirmemiz gerekirdi). Yalnzca evrensel dea ve duyulur tikellik
deil, bireyselliin iki ucu ve bireylere karlk gelen dnyalar da imdi
kiiye zg olanaklar haline gelir. Bu olanaklar kkensel ve tremi olarak
birbirlerinden ayrlmaya devam ederler, ama ''kkensel'' artk sadece kiinin
tm olanakl dnyalarda sabit olan yklemlerine (kategorilere) iaret
eder, ''tremi'' ise kiinin bu farkl dnyalarda ete kemie brnmesini
salayan bireysel deikenlerdir. Bunlar hem deann evrenselliinin, hem
znellik biiminin, hem de olanakllk ilevi olarak dil modelinin derin bir
dnmne yol aar. Kiinin snrsz bir snf olarak ortaya konmas, buna
ramen bu snfn tek bir yesinin olmas (Ben) ; romantik ironi budur ite.
Kukusuz Descartes'n cogito'sunda, daha da nemlisi, Leibniz'in kiisinde
zaten haberci eler vardr, ama bireylemenin gereklerine tabi kalan bu
eler, Kant sonras romantizmde tabiiyeti tersine evirerek zgrleecek
ve kendi balarna ifade edileceklerdir. ''Bu mehur snrsz iirsel zgrlk,
bireyin bir dizi deiik belirlenimi olanakllk biimi altnda katetmesinde
ve hilie yuvarlanmadan nce onlara iirsel bir varolu kazandrmasnda

2 Kant, SafAkln Eletirisi, ''Aknsal deal Hakknda".

M izah Hakknda 159


pozitif ifadesini bulur. roniye teslim olan ruh Pythagoras' n retisindeki
dnyay kateden ruha benzer: o hep yolculuk halindedir, ama artk o kadar
uzun bir sreye ihtiyac yoktur. . . Kimin cezal olacan saptamak iin kura
eken ocuklar gibi ironist de parmaklaryla hesap yapar: peri padiahnn
olu mu olacak, dilenci mi olacak vb. Tm bu ete kemie brnmelerin
onun gznde saf olanaklar olmann tesinde bir deeri olmad iin
yelpazeyi oyun oynayan ocuklar kadar hzl katedebilir. Buna karlk,
ironistin vaktini alan ey fantezisinin stlendii iirsel role en uygun kla
brnmek iin sarf ettii zendir... Verili gerekliin ironist iin bu ekilde
deerini yitirmesinin nedeni, onun alm bir gereklik olarak yerini daha
sahici baka bir gereklie brakacak olmas deil, ironistin hibir upuygun
gereklie sahip olmayan temel Ben'i ete kemie brndrmesidir." 3
roninin btn figrlerinde ortak olan ey tekilliin bireyin ya da
kiinin snrlarna hapsedilmesidir. O halde ironinin baboluu gr
nten ibarettir. Ama bu durum, her eyden nce, tm bu figrlerin
onlar iten kemiren bir yakn dman tarafndan tehdit edilmesine yol
aar: farkllamam dip, daha nce szn ettiimiz ve trajik dnceyi,
ironinin olduka ikircikli ilikilere girdii trajik tonu temsil eden dipsizlik.
Sokrates'in altndaki Dionysos'tur bu, ama ayn zamanda lanr'ya da
yarattklarna da evrensel bireyselliin zlp dald aynay tutan
eytandr, kiiyi datan kaostur. Birey klasik sylemi, kii romantik sylemi
tutturmutu. Ama imdi, bu iki sylemin altnda, onlar eitli ekillerde
tersyz eden, yz olmayan Dip uuldayarak konuuyor. Dipteki bu
dilin, cismin derinliine karan bu dilin ifte bir gce sahip olduunu
grmtk: paralanm fonetik elerin gc ve eklemlenmemi, vurgusal
deerlerin gc. Bunlarn birincisi daha ok klasik sylemi ieriden
tehdit eder ve tersine evirir, ikincisi ise romantik sylemi. Ayrca her bir
durumda, her bir sylem tipi iin dil ayrt etmemiz gerekir. lk olarak,
konuann tamamen sradan biimde saptanna karlk gelen gerek bir
dil (birey ya da kii ... ) . Ardndan, sylemi tutturann biimine bal olarak,
sylem modelini temsil eden ideal bir dil (rnein, Sokratesi znellie
bal olarak Kratylos'un tanrsal modeli, klasik bireysellie bal olarak

3 Kierkegaard, "Le Concept d'ironie" (Pierre Menard, Kierkegaard, sa vie, son <Euvre,
s. 57-59).

160 Anlamn Manc


Leibniz'in rasyonel modeli, romantik kiiye bal olarak evrimci model).
Son olarak, her bir durumda ideal dilin dip tarafndan altst ediliini ve
gerek dili tutturann zln temsil eden ezocerik dil. stelik her
seferinde ideal modelle ezocerik tersine evrilii arasnda, ironiyle trajik
dip arasnda isel ilikiler vardr, yle ki artk hangi tarafta daha ok ironi
olduunu kestiremeyiz. Bu yzden, btn ezocerik diller iin tek bir
forml, tek bir kavram aramak bouna olur: rnein, klasik dnyann
kapann yapan Courc de Gebelin'in fonetik, harfsel ve hecesel byk
sentezi ve romantizmi sona erdiren Jean-Pierre Brissec'nin vurgusal evrimci
byk sentezi iin tek bir kavram yoktur (ayn ekilde, valiz-szcklerde de
birrneklik olmadn grmtk) .
''Kim konuuyor?'' sorusuna bazen birey, bazen kii, bazen de ikisini
birden zen dip yantn veriyoruz. ''Lirik airin benlii, sesini varlk
uurumunun dibinden ykseltir, onun znellii saf imgelemdir." 4 Ama
son bir yant daha yanklanyor: hem farkllamam ilksel dibe, hem
birey ve kii biimlerine meydan okuyan ve bunlar arasndaki elikiyi
de tamamlaycl da reddeden bir yant. Hayr, tekillikler bireylerde ve
kiilerde hapsedilmi deil; bireyi ve kiiyi kaldrnca farkllamam bir
dibe, dipsiz derinlie dmek zorunda da deiliz. Kiisiz ve birey-ncesi
olan ey serbest ve gebe tekilliklerdir. Btn diplerden daha derin olan
ey yzeydir, tendir. Burada, kendi kendisinin modeli ve gereklii olan yeni
bir ezocerik dil cipi ekillenir. Yzeye kan deli-olu, Aion'un dz izgisi
zerinde, ebedilikce figr deitirir; derinlere inmek yerine aksine yzey
cekilliklerini serbest brakan dalm benlik, atlam Ben, yitik zdelik
de yle. Anlamszlk ve anlam dinamik kartlk ilikisinden kp yzeyin
anlamszl ve onun zerinde kayan anlam olarak, statik bir oluumun
birlikte-mevcudiyetine dahil olurlar. Traj iklik ve ironi yeni bir deere,
mizaha yer aar. nk eer ironi varlkla bireyin ya da Ben'le temsilin e
kapsamllysa mizah da anlamla anlamszln e-kapsamlldr. Mizah
yzeylerin ve ikizliklerin, gebe tekilliklerin ve hep yeri deien rastlantsal
noktann sanatdr, statik oluumun sanat, saf olay becerisi ya da ''drdnc
tekil ahs'' - tm imlemeler, iaret-etmeler ve da-vurmalar askya alnm,
tm derinlikler ve ykseklikler yklp gitmi.

4 Niezsche, Tragedyann Doufu, 5.

Mizah Hakk nda 161


YRMNC DZ

STOACILARDA AHLAK PROBLEM ZERNE

Diogenes Laertios, Stoaclarn felsefeyi yumurtaya benzettiklerini


sylyor: ''kabuu mantk, beyaz ahlak, tam ortadaki sars da fzik olan bir
yumurta." Diogenes'in her eyi rasyonelletirdiini hissediyoruz. Anekdot
aforizmay, yani koan' tekrar bulmamz gerek. Bir imleme sorusu soran
bir rak hayal etmeliyiz: ey usta, ahlak nedir? Bunun zerine, Stoac bilge
astarl mantosundan bir kat yumurta karr ve sopasyla yumurtaya iaret
eder. (Ya da yumurtay kardktan sonra raa bir sopa darbesi indirir,
rak da yant kendi bana bulmas gerektiini anlar. Bu sefer rak sopay
alr, yumurtay yle bir krar ki beyazndan biraz sarsna, biraz da kabua
yapm olarak kalr. Ya da usta her eyi kendi yapmak zorundadr, ya da
rak ancak uzun yllarn ardndan anlayacaktr bunlar.) Her halkarda,
ahlakn durumu aka ortaya konmutur: o, yzeysel mantk kabuuyla
derin fzik sarsnn iki kutbu arasndadr. Stoac usta, Humpty Dumpty'nin
ta kendisi deil mi? ran maceras ise Alice'in macerasdr, cisimlerin
derinliinden szcklerin yzeyine kmaktan, bu srada da ahlaktaki
mulakln sarsc deneyimini yaamaktan ibaret bir macera: cisimlerin
ahlak m szcklerin ahlakll m (''sylenenlerden kan ders . . . ") -
yiyecein ahlak m dilin ahlak m, yemenin ahlak m konumann ahlak
m, yumurtann sarsnn ahlak m kabuunun ahlak m, ey durumlarnn
ahlak m anlamn ahlak m?
Daha nce sylediklerimize dnp en azndan baz dzeltmeler yapmak
zorundayz. Stoaclar derinlii reddediyor ve orada ancak cisim-tutkulara
ve ktlk eilimlerine karlk gelen cehennemi karmlar buluyor olarak
sunarken aceleci davrandk. Stoac sistemin bir fizii ve bu fiziin bir ahlak
var. Tutkularn ve kr eilimlerin cisim olduu doruysa iyi eilimler,

162 Anlamn Mant


erdemli eylemler, doru temsiller, doru onay vermeler de cisimdir. Belli
cisimlerin iren, yamyam ve ensest karmlar meydana getirdii doruysa
bir btn olarak ele alnan cisimlerin toplam da zorunlu olarak kusursuz
bir karm meydana getirir. Bu kusursuz karm ktln bile artk ancak
bir ''yan-rn'' olmasn salayan nedenler aras birlikten ya da kozmik
imdiden baka bir ey deildir. Tutku/etkilenme-cisimler 1 varsa etkileme
cisimler, byk Kozmosun birlemi cisimleri de vardr. Stoac ahlak olayla
ilgilidir; olay olay olarak istemeye, yani baa geleni baa gelen olarak
istemeye dayanr. Henz bu ifadelerin menzilini tartamyoruz. Ama her
halkarda, olay, neticesi olduu cisimsel nedene ve dolaysyla Physis olarak
nedenlerin birliine dayandrlmadan nasl kavranp istenebilir? yleyse
burada ahlak temellendiren ey kehanettir. Aslnda kahince yorumlama,
(henz gereklememi) saf olayla saf olayn neticesi olduu cisimlerin
derinlii, cisimsel etkileme ve etkilenmeler arasndaki ilikiye dayanr. Bu
yorumlamann nasl ilediini tam olarak syleyebiliriz: sz konusu olan,
daima kaln olan kesmek, yzeyler kesip karmak, onlar ynlendirmek,
bytmek ve oaltmak, sonra da yzeylerde beliren izgilerin ve kesimlerin
izini srmektir. rnein gkyzn blmelere ayrmak ve kularn uu
izgilerini bu blmelere datmak, bir domuzun somann yere izdii harfi
izlemek, cieri yzeye ekmek ve ondaki izgileri ve atlaklar gzlemlemek.
Kehanet en genel anlamyla yzeylerin ve yzeyde beliren izgilerle tekil
noktalarn sanatdr, bu yzden iki kahin ancak glmseyerek, mizah dolu
bir glmsemeyle bakarlar birbirlerine. (Kukusuz iki ilemi birbirinden
ayrmamz gerekir: hala cisimsel olan izgiler, imgeler, izler ya da temsiller
iin fiziksel bir yzeyin retimi ve bu fiziksel yzeyin artk saf olayn
cisimsiz izgilerinden baka bir eyin bulunmad, ilk yzeydeki imgelerin
yorumlanm anlamn kuran ''metafizik'' bir yzeye tercmesi.)
Ama elbette Stoac ahlakn fiziksel kehanet yntemlerine asla tam
bel balayamam, bunu yapmay da istememi olmas ve bambaka bir
kutba ynelmesi, bambaka, mantksal bir yntem uyarnca gelimesi
tesadf deildir. Victor Goldschmidt Stoac ahlakn iki kutup arasnda

1 Deleuze, burada arck cisim-tuckulardan deil tutku-cisimlerden sz ediyor ve bir


yandan tutku, dier yandan edilginlik, etkilenme anlamlarna gelen passion szcnn her
iki anlamn (daha ok ikincisini) kulla111naya balyor. (.n.)

Scoaclarda Ahlak Problemi zerine 163


gidip geldiini aka gstermitir: bir yandan, sz konusu olan, tm
fiziksel nedenleri derinlerde, kozmik bir imdinin birliinde toplayan
tanrsal bir baktan mmkn olduunca pay almak ve bunlarn neticesi
olan olaylara ilikin kehaneti bu baktan karmaktr. Ama buna karlk,
dier yandan sz konusu olan, batan beri olayn gereklemesine elik
ederek ona olabilecek en snrl imdiyi ayran bir ''temsiller kullanm''
sayesinde, hibir yoruma bavurmakszn ne olursa olsun olay istemektir.2
lk durumda, kozmik imdiden henz gereklememi olaya gideriz; ikinci
durumda, saf olaydan onun en snrl imdide gereklemesine gideriz.
Daha da nemlisi, ilk durumda, olay cisimsel nedenlerine ve bunlarn
fiziksel birliine balarz; ikinci durumda, olay cisimsiz yar-nedenine,
kendi gereklemesinin retiminde toplad ve yanklad nedensellie
balarz. Bu iki kutup ifte nedensellik paradoksunda ve statik oluumun
iki zelliinde, nfuz-edilemezlik ve retkenlikte, kaytszlk ve etkililikte,
imdi Stoac bilgeyi niteleyen gnahsz gebelikte zaten ierilmekteydi.
O halde birinci kutbun yetersizlii undan ileri geliyor: olaylar, cisimsiz
sonular olduklar iin, neticesi olduklar cisimsel nedenlerden doa
bakmndan farkldrlar, onlardan baka yasalara sahiptirler ve yalnzca
cisimsiz yar-nedenleriyle ilikileri tarafndan belirlenirler. Cicero zamann
gemesinin bir halatn zlp almasna (explicatio) benzediini syler.'
Ama olaylar zlp alm halatn dz izgisi zerinde (Aion) , nedenlerin
sarmalanm halatn evresinde (Khronos) var-olduklar gibi var-olmazlar.
Temsillerin mantksal kullanm, Epiktetos ve Marcus Aurelius'un
en yksek noktasna tad bu sanat neye karlk geliyor? Bize ulat
haliyle Stoac temsil teorisinin tm karanlk noktalarn biliyoruz: iz olarak
cisimsel duyulur temsilde onay vermenin rol ve doas, kendileri de yine
cisimsel olan rasyonel temsillerin duyulur temsillerden nasl kt, daha
nemlisi, temsilin ''kavrayc'' nitelikte olup olmamasn neyin belirledii,
son olarak da cisim-temsiller ya da izlerle cisimsiz etki-olaylar arasndaki
(temsiller ve ifadeler arasndaki) farkn kapsam.4 Bu son iki glk zellikle

2 Bkz. Vicror Goldschmidt, Le Systeme stoicien et l'idie de temps, Vrin, 1 953.


3 Cicero, De divinatione, LVI.
4 Cisimsiz ifade-edilebilirin temsile {rasyonel bile olsa) indirgenemezliiyle ilgili olarak
bkz. Brehier'deki ok nemli sayfalar, a.g. e. , s. 16-19.

164 Anlamn Manc


bizim konumuzla ilgilidir, nk duyulur temsiller iaret-etmelerdir,
rasyonel temsiller imlemelerdir, ama yalnz cisimsiz olaylar ifade edilen
anlam kurarlar. Anlamn ya da olayn zgllnn, iaret-edilene ya da
imlenene indirgenemezliinin, tikel ve genel karsndaki tarafszlnn,
kiisiz ve birey-ncesi tekilliinin zerinde ne zaman dursak, hep ifadeyle
temsil arasndaki bu doa farkna rastladk. Bu fark, temsilin ortak
duyudaki zdeletirici unsuru olan nesne = x ile ifadenin paradokstaki
zdeletirilemez esi olan ey = x arasndaki kartlkta doruk noktasna
varr. Ama anlam asla olanakl bir temsil nesnesi olmasa bile temsilin nes
nesiyle kurduu ilikiye ok zel bir deer kazandrarak temsile mdahale
etmeyi srdrr. Kendi bana temsil sadece dsal olan bir andrma ya da
benzerlik ilikisinden ibarettir. Temsilin isel olarak ''seik'', ''upuygun''
ya da ''kavrayc'' olmasn salayan i karakteri, bir ifadeyi kavrama, onu
temsil edememesine ramen bir ifadeyi kuatma tarzndan gelir. Temsilden
doa bakmndan farkl olan ifade yine de temsilde kuatlm (ya da
kuatlmam) olarak etkide bulunur. rnein, ey durumu ve nitelik olarak
lmn algs ya da imleme yklemi olarak ''lml'' kavram, bunlarn
birinde gerekleen, dierinde ifade edilen lmek olayn kavramadklar
srece dsal (anlamdan yoksun) kalrlar. Temsil temsil etmedii bir ifadeyi
kavramak zorundadr, yoksa ''kavrayc'' olamaz ve ancak rastlantsal olarak
ya da dardan bir dorulua sahip olabilir. lml olduumuzu bilmek
apodiktik ama bo ve soyut bir bilgidir. Art arda gelen gerek lmler,
lmeyi daima ak (nerede ve ne zaman?), problematik bir yapya sahip
kiisiz bir olay olarak ele almadmz srece bu bilgiyi upuygun olarak
doldurmaya asla yetmez. Biri kaytsz, nesnesine dsal kalan, dieri somut
ve nesnesini olduu yerde arayan iki bilgi tipi sk sk birbirinden ayrlmtr.
Temsil ancak kavrad gizli ifade sayesinde, yani kuatt olay sayesinde bu
topik ideale ular. O halde, temsilin onsuz yaamdan ve anlamdan yoksun
kalaca bir temsil ''kullanm'' vardr. Wittgenstein ve rencileri anlam
kullanm zerinden tanmlamakta hakldrlar. Ama bu kullanm temsilin
temsil-edilene ilikin bir ileviyle, hatta bir olanakllk biimi olarak temsil
edicilikle tanmlanamaz. Burada da baka yerlerde olduu gibi, ilevsel olan
topik olan ynnde alr ve kullanm temsilin temsil-d bir eyle, temsil
edilmeyen, yalnzca ifade edilen bir olmayla ilikisinde yatar. Temsilin
baka bir doaya sahip olan olay kuatmas, onu kylarndan kuatmay

Stoaclarda Ahlak Problemi zerine 1 65


baarmas, bu noktaya dek uzanmay baarmas, bu astar ya da kenar
ssn becermesi: ite canl kullanm tanmlayan ilem budur. Temsil
buna ulaamad zaman, temsil ettii karsnda sadece l harf olarak
kalr, temsil-edicilii iinde aptallyla kalr.
Stoac bilge yar-nedenle ''zdeleir'': yzeye, yzeyi kateden dz
izginin zerine, bu izgiyi izen ya da izleyen rastlantsal noktaya yerleir.
Bir oku gibi tpk. Ama bilgenin okuyla ilikisi, niyetle ilgili ahlaki bir
metafor eklinde anlalmamaldr. Plutarkhos, Stoac bilgenin hedefi
vurmak iin deil, onu vurmak zere kendisine bal olan her eyi yapm
olmak iin her eyi yapmas gerektiini syleyerek bizi bu metafora davet
eder. Bu rasyonelletirme ge ve Stoacla dman bir yorum barndryor.
Okuyla iliki daha ok Zen' e yakndr: oku atan, hedeflenenin ayn
zamanda hedeflenmeyen, yani atcnn kendisi olduu noktaya, okun dz
izgi zerinde kendi hedefini yaratarak ilerledii, hedef tahtasnn yzeyinin
ayn zamanda izgi ve nokta, atcnn at ve atlan olduu noktaya erimek
zorundadr. Pro-airesis olarak doulu Stoac isten budur ite. Bilge
olay burada bekler. Yani: saf olay ebedi hakikati iinde, uzay-zamansal
gereklemesinden bamsz olarak, Aion'un izgisine gre hem ebediyen
gelecek hem daima zaten gemi olarak kavrar. Ama bunun yan sra ve ayn
zamanda, ayn hamleyle, cisimsiz saf olayn bir ey durumunda ve kendi
bedeninde, kendi etinde gereklemesini, ete kemie brnmesini ister: yar
nedenle zdelemi olan bilge onun cisimsiz sonucunu ''cisimletirmek''
ister, nk sonu nedenin mirassdr (Goldschmidt, gezinmek gibi bir
olay hakknda bunu gayet ak ortaya koyar: ''Bir olma tarz olarak cisimsiz
gezinti, onda kendini da-vuran hegemonik ilkenin etkisi altnda cisim
kazanr." 5 Gezinti iin olduu kadar yara ya da ok atma iin de geerlidir
bu) . Ama olay cisimsel nedenlerin derinlii tarafndan ve bu derinlikte
zaten retilmekte olmasayd, bilge nasl cisimsiz olayn yar-nedeni olabilir
ve bu yolla onun ete kemie brnmesini isteyebilirdi? Hastalk cisimlerin
derinliklerinde hazrlanmasayd eer? Yar-neden yaratmaz, ''iler'' ve sadece
baa geleni ister. Temsil ve kullanm da burada devreye girerler: cisimsel
nedenler kozmik bir karmda, cisimsiz olay reten evrensel imdide
etkileme ve etkilenme iindeyken, yar-neden bu fiziksel nedenselliin

5 V. Goldschmidc, a.g. e. , s. 1 07.

166 Anlamn Mant


ikizini oluturacak ekilde iler, olay olabilecek en snrl, en kesin, en
anlk imdide, gelecee ve gemie blnd noktada kavranan saf anda
ete kemie brndrr, gemii ve gelecei kendinde toplayan dnyann
imdisinde deil. Aktr ann iinde kalr, oysa canlandrd kiilik gelecek
karsnda umutlanmakta ya da korkmakta, gemi karsnda anlara
dalmakta ya da pimanlk duymaktadr: aktr ite bu anlamda temsil
eder. Anda canlandrlabilir asgari zaman Aion' a gre dnlebilir azami
zamanla buluturmak. Olayn gereklemesini karmsz bir imdide
snrlamak, an snrsz bir gelecei ve gemii ifade ettii lde yein ve
gergin, o lde anlk hale getirmek. Temsilin kullanm budur ite: kahin
deil mim sanats. En byk imdiden yola kp, ancak daha kk bir
imdi hakknda sylenen bir gelecee ve gemie gitmiyoruz artk; aksine,
snrsz olan gelecekten ve gemiten, durmadan altblmlere ayrlan
saf bir ann en kk imdisine gidiyoruz. Stoac bilge bu ekilde olay
yalnz kavramak ve istemekle kalmyor, ayn zamanda onu temsil ediyor ve
dolaysyla seiyor ve bir mim etii zorunlu olarak anlamn mantn devam
ettiriyor. Saf bir olaydan itibaren, mim sanats gereklemeye yn veriyor
ve onun ikizini oluturuyor, karmsz bir ann yardmyla karmlar
lyor ve tamalarn nlyor.

Stoaclarda Ahlak Problemi zerine 167


YRM BRNC DZ

OLAY HAKKINDA

Bazen somut ya da iirsel bir yaam tarzn Stoac diye adlandrmakta


duraksyoruz, sanki bir retinin ad bir yarayla kurulan en kiisel ilikiye
iaret etmek iin fazlasyla kitabi, fazlasyla soyutmu gibi. Ama retiler
yaralardan, yaamsal aforizmalardan, arpc kkrtmalarla dolu speklatif
anekdotlardan domuyorsa nereden douyor? Joe Bousquet' nin Stoac
olduunu sylememiz gerekir. O, bedeninde derinlemesine tad yaray
buna ramen ve tam da bu yzden ebedi hakikati iinde, saf olay olarak
kavrar. Olaylar bizde gerekleirken bizi beklerler ve bizi kendilerine
ekerler, bize iaret yollarlar: ''Yaram benden nce de vard, ben onu ete
kemie brndrmek iin domuum." 1 Olayn bizde meydana getirdii
bu istence ulamak, bizde retilenin yar-nedeni, leyicisi haline gelmek,
olayn yansyabilmesi, cisimsiz olabilmesi, tmelin ve tikelin, kolektifin
ve zelin tesinde, kiisiz ve birey-ncesi olarak kendinde tad tarafsz
parlty bizde da vurabilmesi iin yzeyler ve astarlar retmek - dnya
vatandal. ''Yaammn btn olaylar, ben onlar kendimin klmadan
nce de yerli yerinde duruyordu, onlar yaamak ise onlarn dengi olma
hevesine kaplmakt, onlardaki en iyi, en kusursuz yan sadece benden
kaynaklanmak zorundaym gibi."
Ya ahlakn hibir anlam yoktur, ya da sylemek istedii ey budur,
syleyebilecei baka bir ey yoktur: bamza gelene nankrlk etmemek.
te yandan, bamza gelenin hakszlk olduunu, bunu hak etmediimizi

1 Batan sona yara, olay ve dil zerine bir tefekkr olan Joe Bousquet' nin yaptyla
ilgili olarak bkz. Cahiers du Sud, Say: 303'teki ( 1 950) iki nemli makale: Rene Nelli, "Joe
Bousquec et son double"; Ferdinand Alquie, "Joe Bousquec et la morale du langage".

168 Anlamn Mant


dnmek (her zaman birisi sulu olmaldr) yaralarmz iren hale getiren
eydir, hncn ta kendisi, olaya duyulan hn. Bundan baka kt eilim
yoktur. Asl ahlaksz olan, hakl, haksz, hak etme, sululuk gibi ahlaki
mefhumlarn her trl kullanmdr. O zaman olay istemek ne demektir?
Baa geldiinde sava, baa geldiklerinde yaray ve lm kabullenmek
mi? Boyun emenin de yine bir hn ekli olmas gayet olasdr, aslnda
hncn alabilecei yle ok ekil vardr ki. Eer olay istemek her eyden
nce onun beslendii atei, olayn ebedi hakikatini ortaya karmaksa, bu
istek, savan savaa kar yrtld, yarann btn yaralarn kabuu
ve canl izi olduu, ters evrilmi lmn btn lmlere kar istendii
noktay yakalar. stemli sezgi ya da dntrme. ''stencin iflas olan lm
zevkimin yerine, diyor Bousquet, istencin kutsanmas olan bir lme isteini
geireceim." Bir bakma bu zevkle bu istek arasnda bir fark yoktur;
yalnzca istente bir deiim, organik istenci1i zihinsel bir istenle dei
toku eden bedenin olduu yerde zplamas gibi bir ey. imdi o, tam
olarak baa geleni deil, baa gelenin iindeki bir eyi, karanlk bir mizahi
uygunluun yasalarna gre baa gelene uygun olarak gelecek olan bir eyi
ister: Olay. te bu bakmdan, Amor Jati zgr insanlarn kavgasyla ayn
eydir. Her olayda mutsuzluumun yan sra mutsuzluu kurutan bir parlt
ve grkemin de olmas, bu nedenle olayn, istendii takdirde, en skm u
noktasnda, bir ilemin keskin kenarnda gereklemesi; statik oluumun ya
da gnahsz gebeliin etkisi budur ite. Olayn grkemi, parlts anlamdr.
Olay baa gelen (kaza) deildir; o, baa gelende bize iaret yollayan ve bizi
bekleyen saf ifade-edilendir. Daha nce grdmz belirlenime bal
olarak, baa gelende kavranmas gereken, istenmesi gereken, temsil edilmesi
gerekendir. Bousquet unu da syler: ''Kendi aclarnn insan ol, onlarn
kusursuzluunu ve grkemini ete kemie brndrmeyi ren." Bundan
fazlas sylenemez, asla bundan fazlas sylenmedi: bamza gelene layk
olmak, yani ondaki olay istemek ve ortaya karmak, kendi olaylarnn
ocuu olmak ve bylece tekrar domak, kendine bir doum daha
yaratmak, bedensel doumundan kopmak. Yaptlarnn deil olaylarnn
ocuu olmak, nk yaptn kendisini de olayn ocuu retir.
Aktr bir tanr gibi deildir, daha ok bir kar-tanr gibidir. Tanr ve
aktr zaman okuyularyla birbirlerinin kartdrlar. nsanlarn gemi
ya da gelecek olarak kavradn tanr ebedi imdisi iinde yaar. Tanr

Olay Hakknda 169


Khronos'tur: tanrsal imdi emberin tamamdr, gemi ve gelecek ise
kalan ksm kendi dnda brakan belli bir kesite greli boyutlardr. Buna
karlk, aktrn imdisi en dar, en skm, en anlk, en noktasal imdidir,
dz izginin zerindeki noktadr, durmadan hem izgiyi blen, hem de
kendisini gemi-gelecee blen bir nokta. Aktr Aion tarafndadr: en
derin, en dolu imdi yerine, zeytinya gibi ste kan ve gemile gelecei
kaplayan imdi yerine, snrsz bir gemi-gelecek ortaya kmakta ve ancak
bir ayna kadar kaln, bo bir imdiye yansmaktadr. Aktr temsil eder, ama
temsil ettii ey daima henz gelecek ve zaten gemitir, temsili nfuz
edilemezdir ve kesintiye uramakszn, etkilemek ya da etkilenmeksizin
blnr, ikiye ayrlr. te bu bakmdan komedyenin de bir paradoksu
vardr: o, durmadan erken gelen ve ge kalan, umut edilen ve anmsanan
bir eyi canlandrmak zere anda kalmaktadr. Canlandrd ey asla bir
kiilik deildir: olayn bileenlerinden meydana gelen, yani bireylerin ve
kiilerin snrlarndan gerekten kurtulmu iletiim halindeki tekilliklerden
meydana gelen bir temadr (karmak tema ya da anlam) . Aktr, btn
kiiliini hep daha da ok blnebilecek bir anda toplayarak kiisiz ve birey
ncesi role kendini aar. O daima baka roller oynayan bir rol oynamak
durumundadr. Roln aktrle ilikisi, gelecein ve gemiin onlara Aion'un
izgisinde karlk gelen anlk imdiyle ilikisinin aynsdr. O halde aktr
olay gerekletirir, ama olayn eylerin derinliinde gereklemesinden
tamamen farkl bir ekilde. Daha dorusu, bu kozmik, fiziksel gereklemeyi
kendine zg biimde, btnyle yzeysel, bu nedenle daha da net, keskin
ve saf olan bir gereklemeyle canlandrr. Bu ikinci gerekleme ilkini
snrlar, ondan soyut bir izgi karr ve olayn yalnzca konturunu ya da
parltsn korur: kendi olaylarnn komedyeni olmak, kar-gerekleme.
nk fiziksel karm ancak btn dzeyinde, tanrsal imdinin
btn emberinde adildir. Ama her para iin saysz hakszlk ve alaklk,
bamza gelen ey karsnda dehete kaplmamza, baa gelene hn
duymamza yol aan saysz yamyam parazit sre vardr. Mizah seici bir
kuvvetten bamsz dnlemez: o, baa gelenin (kazann) iinden saf
olay seer. Yemenin iinden konumay seer. Bousquet aktr-mizahn
zelliklerini saptamtr: gerekli olduunda izleri yok etmek; ''insanlarn ve
yaptlarn zntden nceki varlklarn diriltmek''; ''en rktc vebalara,
tiranlklara, savalara bir hi iin hkm srm olma komik ansn

170 Anlamn Mant


tanmak'' ; ksacas tek tek her eyin ''gnahsz ksm'' n ortaya karmak, dil
ve isteme, Amorfati. 2
Neden her olay veba, sava, yara, lm tr bir olay olmak wrundadr?
Mutlu olaylardan ok mutsuz olaylar olduunu sylemekten ibaret midir
bu? Hayr, nk sz konusu olan, her olaydaki ikili yapdr. Her olayda,
gereklemenin imdiki an, olayn bir ey durumunda, bir bireyde, bir kiide
ete kemie brnd an, ''ite, vakit geldi'' diyerek iaret-ettiimiz bir an
vardr; olayn gelecei de gemii de onu ete kemie brndren asndan
ancak bu belirleyici imdiye gre yarglanr. Ama dier yandan, kendi bana ele
alnan ve btn imdilerden kurtulan olayn gelecei ve gemii vardr, nk
olay ey durumunun snrlamalarndan bamszdr, kiisiz ve birey-ncesidir,
tarafszdr, tmel ya da tikel deildir, eventum tantum. Daha dorusu, olayn
. .

onu temsil eden, hep gemi-gelecee blnen, kar-gerekleme adn


verdiimiz eyi meydana getiren hareketli ann imdisinden baka imdisi
yoktur. Bir durumda, yaamm benim iin fazlasyla zayf grnr, benimle
saptanabilir bir iliki iinde imdi haline gelen bir noktadan kap gider.
Dier durumda, ben yaam iin fazlasyla zayfmdr, yaam benim iin ok
byktr; benimle ilikisiz, imdi olarak belirlenebilir bir anla ilikisiz, sadece
henz-gelecek ve zaten-gemie blnen kiisiz anla ilikili tekilliklerini her
yere samaktadr. Bu mulakln znde yarann ve lmn, lmcl yarann
mulakl olduunu kimse Maurice Blanchot kadar iyi gstermemitir: lm
hem benimle ve bedenimle nihai ya da belirleyici bir iliki iindedir, bende
temellenmektedir, hem de benimle ilikisizdir, cisimsiz ve mastar haldedir,
kiisizdir, sadece kendinde temellenmektedir. Bir tarafta, olayn gerekleen ve
tamamlanan paras; dier tarafta, ''olayn tamamlannn gerekletiremedii
paras''. O halde, gerekleme ve kar-gerekleme olarak iki tamamlan
vardr. te bu yzden lm ve at yara herhangi bir olay deildir. Her
olay lm gibidir, ikiz ve ikizinde kiisiz. ''O, imdinin kdr, iliki
kuramadm imdisiz zaman, kendisine doru ynelemediim eydir, 1k
onda ben lmem, lme gcnden yoksunumdur, onda lnr, durmadan ve
bitmek bilmez biimde lnr." 3

2 Bkz. Joe Bousquet, Les Capitales, Le cercle du livre, 1 95 5 , s. 1 03.


3 Maurice Blanchot, L'Espace litteraire, Gallimard, 1 9 5 5 , s. 1 60 [Trkesi: Yaznsal
Uzam, S. . Kasar (ev.), YKY, 1 993, s. 145, eviriyi deitirdim] .

Olay Hakknda 171


Bu edilgenlik gndelik sradanln edilgenliinden ne kadar farkl dr.
Kiisiz ve birey-ncesi tekilliklerin edilgenliidir bu, yamurun yamas
gibi lmn lnd saf olayn edilgenlii. Edilgenliin parlts olayn ta
kendisinin ya da drdnc ahsn parltsdr. Bu nedenle, olaylarn bazlar
zel, bazlar kolektif deildir; bireysel ve evrensel yoktur, tikellikler ve
tmellikler yoktur. Her ey tekil, dolaysyla da hem kolektif hem zel, hem
tikel hem tmeldir, ne bireysel ne evrenseldir. Hangi sava zel bir mesele
deildir, tersine hangi yara sava deildir ve toplumun btnnden gelmez?
Hangi zel olayn koordinatlar, yani bir sr kiisiz toplumsal tekillii
yoktur? Yine de savan herkesi baladn sylemek ok alakadr, bu
doru deildir, sava ondan faydalananlar ya da ona hizmet edenleri,
hn mahluklarn balamaz. Herkesin kendi zel sava, kendi zel yaras
olduunu sylemek de bir o kadar alakadr, bu da yaray kayanlar
iin doru deildir, yine znt ve hn mahluklar. Bu yalnzca zgr
insan iin dorudur, nk o, olayn kendisini yakalamtr, nk aktr
olarak onun kar-gereklemesini meydana getirmeden olayn olduu gibi
gereklemesine izin vermez. O halde, yalnz zgr insan tek bir iddet
zerinden btn iddetleri, tek bir Olay zerinden btn lmcl olaylar
kavrayabilir. Bu tek Olay artk kazaya yer brakmaz ve hem hncn bireydeki
gcn, hem basknn toplumdaki gcn ifa eder ya da yerinden eder.
Tiran hnc yayarak yandalar, yani kleler ve hizmetiler kazanmaktadr;
yalnz devrimci, bizi hep baskc bir dzene dahil ol maya ve ondan
faydalanmaya zorlayan hntan kurtulmutur. Peki tek bir Olay yeter mi?
Her eyi kartrmak yerine damtan ve saflatran, her eyi karmsz bir
anda len karm: o zaman btn iddetler ve btn basklar ilerinden
birini (en yakn olann ya da sorunun son halini) ifa ederek hepsini ifa
eden bu tek olayda toplanr. ''airin stlendii psikopatoloj i kiisel yazgnn
kk uursuz bir kazas, bireysel bir sknt deildir. Onun bedenini ezip
geen ve sakat brakan ey st kamyonu deil, Vilna gettolarnda kendi
atalarn katleden Yz Siyahlar'n atllardr. . . Bana isabet eden darbeler
bir sokak kavgasndan kalma deil, polis gstericilerin zerine ullanrken
gelmitir. . . Dahiyane bir sarlkla baryorsa eer, Guernica ve Hanoi'daki
bombalar onu sar ettii iin . . . " 4 Dntrme, btn olaylarn tek bir

4 Claude Roy'nn air Ginsberg hakkndaki makalesi, Nouvel Observateur, 1 968.

172 Anlamn Mant


olayda topland hareketli ve belirli noktada meydana gelir: lmn
lme kar geldii, lmenin adeta lm yerinden etmek olduu, lmenin
kiisizliinin artk sadece kendi dmda kaybolduum an deil, lmn
kendinde kaybolduu an ve en tekil yaamn benim yerime gemek zere
ald ekli belirttii noktada.5

5 Bkz. Maurice Blanchot, a.g.e. , s. 1 5 5 [Trkesi: Yazrsal Uzam, s. 1 40, eviriyi


deitirdim] : " lm kendine ykseltmek iin, onun kendinde kaybolduu noktayla benim
kendi dmda kaybolduum noktay rttrmek iin harcanan bu aba sadece isel bir
mesele deildir, eylerle ilgili korkun bir sorumluluk gerektirir ve ancak onlarn dolaym
sayesinde mmkndr... "

Olay Hakknda 173


YRM KNC DZ

PORSELEN VE VOLKAN

'' Kukusuz her yaam bir k srecidir." 1 Pek az cmle kafamzda


byle bir eki gmbrtsyle uuldar. Pek az metin Fitzgerald'n ksa
yksnn sahip olduu bu bayapt olma ve insan sessizlie srkleme,
dehet verici bir boyun eie zorlama zelliine tartmaszca sahiptir.
Fitzgerald'n btn yapt bu nermenin, zellikle de ''kukusuz''
szcnn gelitirilmesinden ibarettir. te bir erkek ve bir kadn, ite
hep sylendii gibi mutlu olmak iin her eye sahip bir ift (iftlerden
sz edilmesinin nedeni imdiden ikilik zerinden belirlenmi bir
hareketin, bir srecin sz konusu olmas deil mi?) : gzeller, almllar,
zengin, yzeysel ve yetenek dolular. Ama sonra tpk bir tabak ya da
bardak gibi krlmalarna yol aan bir ey oluyor. izofrenle alkoliin
korkun biimde ba baa kal ; lm ikisini de alp gtrene dek.
zykm denen ey bu mu? Olup biten neydi tam olarak? Glerini
aacak, zel hibir eye kalkmamlard, yine de krk bedenleri,
ezilmi kaslar, lgn ruhlaryla onlar iin fazlasyla byk bir savatan
km gibi uyanyorlar: ''Alacakaranlkta, elimde bo bir tfek ve yere
serili hedef tahtalaryla, terk edilmi bir at alannda dikiliyormu gibi
hissediyordum. zlmesi gereken hibir problem yoktu, sadece sessizlik
ve kendi nefesimin sesi . . . Kendimi kurban ediim karanlk ve slak bir
fekti." Elbette birok ey olup bitmiti, hem darda hem ieride:
sava, finansal kriz, bir tr yallk, depresyon, hastalk, yetenek kayb .
Ama grlt patrt koparan tm bu kazalar zaten annda etkilerini
gstermilerdi; bambaka bir doaya sahip ve aksine ancak uzaktan ve

1 F. S. Fitzgerald, "La Felure" ( 7he Crack Up) , 1 936, La Felure iinde, Gallimard, s. 34 1 .

174 Anlamn Mant


artk ok ge olduunda onlar tarafndan fark edilen bir eyi, sessiz bir
atla kazmasalar, derinletirmeseler, bunlar kendi balarna yeterli
olmazlard. ''Neden pe pee huzuru, ak, sal yitirdik?'' Yzeyde
alglanamaz, sessiz bir atlak vard, adeta kendi kendine asl, kendi
stnde salnan, kendi alannn stnde szlen biricik yzey Olay.
Asl fark ieriyle dar arasnda deildir. atlak ne isel ne dsaldr;
o snrdadr, hissedilmez, cisimsiz, ideseldir. Ama atlan darda ve
ieride baa gelenle karmak bir i ie geme ve kesime, oynak bir
kaynama ilikisi vardr. ki farkl ritme gre, bir adm biri bir adm
dieri iin: grlt patrtyla baa gelen her ey atlan kenarnda baa
gelmektedir ve o olmadan bir hitir, buna karlk, atlak da ancak baa
gelenin etkisi altnda sessiz gzergahn izler, daha az direnli izgilere
gre yn deitirir, an rer. Ta ki bu ikisi, grlt ve sessizlik, sonunda
atrt ve paralanma iinde birbirlerine tamamen ve srekli olarak
kavuana dek. O zaman atlan btn oyunu bedenin derinliinde ete
kemie brnm, ierinin ve darnn almas atlan kenarlarn
birbirinden ayrm demektir.
(Bizi yle teselli eden dosta ne yant verebiliriz: ''Kahretsin, ben
atlayacak olsam dnyay da kendimle birlikte paralardm. Dn
senize. Dnya onu kavradnz biimde varoluyor sadece, o halde en
iyisi atlamann sizde deil Byk Kanyon'da olduunu sylemek."
Yanstmaya dayal bu Amerikan tarz teselli, atlan isel de dsal da
olmadn, atla tamamen ie atmak gibi onu dar yanstmann da
sonun yaklatn gsterdiini bilenler iin ie yaramyor. atlak Byk
Kanyon'un ya da Sierra Madre'deki bir kayaln atla olsa bile, vadi,
da, volkan gibi kozmik imgeler isel ve tandk porselenin yerini alsa bile
ne deiir, kayalar iin dayanlmaz bir acma duymaktan, taa eviren bir
zdelemeye kaplmaktan nasl alkoyabiliriz kendimizi? Lowry, bir baka
iftin bir yesini yle konuturuyor: ''onun ortadan yarldn kabullensek
bile her ey un ufak olmadan nce hi deilse iki ayr paray kurtarmann
bir yolu yok muydu? . . Ah, mthi bir jeoloji mucizesiyle neden tekrar
kaynatrlamasnd bu paralar? Yvonne yarlm kayay iyiletirmek iin
yanp tutuuyordu. . . Kaya doasnn stnde bir abayla br paraya
yaklayor, yakarlarla, tutkulu gzyalaryla boaltyordu iini, btn
balaycln sunuyordu: br ise nfuz-edilemez biimde duruyordu.

Porselen ve Volkan 175


Hepsi iyi ho da, diyordu, aslnda bu senin suun, bense kararlym
gnlmce un ufak olmaya." 2)
Burada, sk skya kaynam olsalar bile doa bakmndan farkl olan
iki e, iki sre vardr: yzeyde cisimsiz ve sessiz dz izgisini uzatan atlak
ve onu yolundan saptran, derinletiren ve cismin kalnlna kazyan ya da
orada gerekletiren grltl patrtl dsal darbeler ya da i itkiler. Az nce
Blanchot'nun ayrt ettii, lmn iki yn deil mi bunlar: bir yandan,
olay olarak lm, asla imdi olmayan, blnd gemi ve gelecekten ayr
dnlemez lm, ''kavrayamadm, hibir trden hibir ilikiyle bana
bal olmayan, asla gelmeyen, ona doru ynelmediim kavranamazlk''
olarak kiisiz lm; dier yandan, en kat imdide baa gelip gerekleen,
''nihai ufku lme zgrl ve lm gze alma gc olan'' kiisel lm.
ki sreci kaynatran eit eit birok durum saylabilir: intihar, delilik,
uyuturucu ya da alkol kullanm. Belki de bu son iki yol en kusursuzlardr,
nk bunlar iki izgiyi geri dnsz bir noktada aktrmak yerine zaman
alrlar. Ama btn durumlarda yanltc bir yan vardr. Blanchot, intihar
lmn iki ehresini rttrme, kiisiz lm en kiisel edimle srdrme
istenci olarak ele alrken, bu birletirmenin, bu birletirme drtsnn
kanlmazln aka gsterir, ama ondaki yanlsamay da tanmlamaya
alr.J Sk skya birbirine kenetlenen ya da birbirini devam ettiren eyler
arasnda tm doa fark varln srdrmektedir aslnda.
Ama problem burada deil. Bu doa fark sadece soyut dnr
asndan varln srdrmyor mu? Ve dnrn bu problem karsnda

2 M . Lowry, Au-dessous du volcan, Bucher-Chasrel, s. 59-60 [Trkesi: Yanardan


Altnda, S. Fiek (ev.), Can Yaynlar, 20 1 O, 2. bask, s. 70, eviriyi deirirdim] . Buraya
dek sylenenlerle ilgili olarak bkz. Ek il, 3. yaz (s. 353-365).
3 M. Blanchor, a.g.e. , s. 1 04- 1 05 [Trkesi: Yaznsal Uzam, s. 97-98, eviriyi
deirirdim] : " nrihar ederek kendimi belli bir anda ldrmek isriyorum, lm imdiye
balyorum: ever, imdi, imdi. Ama hibir ey bu istiyorum'daki yanlsamay, delilii
bundan iyi gsreremez, nk lm asla imdide mevcur deil... Bu bakmdan inrihar
lm kabullenen bir ey deil, daha ziyade gelecek olarak lm silmek, adera lmn
z olan o gelecek payn onun elinden almak isreyen bir eydir... nsan kendini ldrmeyi
tasarlayamaz; buna hazrlanr, hala normal olarak yaplmas gereken eyler kacegorisine air
olan nihai jesre gre hareker eder, ama bu jesr lme ynelik deildir, lmle yzlemez,
onunla kar karya gelmez..."

176 Anlamn Mant


gln duruma dmemesi mmkn m? ki sre doa bakmndan
farkllar, olsun. Peki bu srelerin birbirini doal ve zorunlu olarak devam
ettirmemesi iin ne yapmal? Cisimsiz atlan yzeydeki sessiz iziminin
grlt patrt koparan bir cismin kalnlnda derinlememesi mmkn
m? Yzeydeki kesiin derin bir Spaltung' a, yzey anlamszlnn
derinliklerdeki bir anlamszla dnmemesi mmkn m? stemek
olay istemek olduuna gre, olayn cisimsel bir karmda tamamen
gereklemesini istememek ve btn yutmalar yneten o trajik istencin
etkisine girmemek mmkn m? Yzeyin dzeni kendiliinden atladna
gre, bu dzenin kendiliinden krlmamas mmkn m, yzeye bal
btn avantajlar, dilin rgtleniini, hatta yaam yitirmek pahasna
onun ykln hzlandrmaktan kendimizi alkoymamz mmkn m?
Bir eit izofrenik derinlikte, artk konuamaz hale geldiimiz, hecelemek
ve lklar atmaktan baka bir ey yapamadmz noktaya varmamamz
mmkn m? Yzeyde atlak olduuna gre, derindeki yaamn bir k
giriimine dnmesinden, hem de ''kukusuz'' dnmesinden kanmak
mmkn m? Cisimsiz atlan iten-ie-oluunu koruduumuz halde, onu
var-olua geirmekten, cismin derinliinde ete kemie brndrmekten
uzak durmamz mmkn m? Daha ak sylersek, bir olayn kar
gereklemesiyle, aktrn ya da dansn111 salt dzlem temsiliyle yetinerek,
kurban ya da hakiki hastay ni teleyen tam gereklemeden uzak durmak
mmkn m? Tm bu sorular dnrn glnln aa karyor:
evet, her zaman iki yn, iki sre doa bakmndan farkllar. Ama Bousquet
yarann ebedi hakikatinden sz ederken, kendi bedeninde tad iren,
kiisel bir yara adna konuuyordu. Fitzgerald ya da Lowry bu cisimsiz
metafizik atlaktan sz ederlerken, dncelerinin ortamn ve engelini,
kaynan ve tkeniini, anlam ve anlamszl onda bulurlarken, itikleri
btn o litrelerce alkolle, atla bedende gerekletirmi olan alkolle
konuuyorlard. Artaud dncenin anmasndan hem zsel hem ilineksel
bir ey olarak, radikal bir gszlk ama yine de stn bir g olarak sz
ederke11, oktan izofreninin dibine varmt. Her biri bir eyleri gze
almt, gze alarak en uzaa gitmiti ve bylece yitirilmez bir hak elde
etmiti. Bilgelik tleri verip ayrmlar yapan soyut dnrn payna
den ne yleyse? Kenarda durarak Bousquet' nin yarasndan, Fitzgerald' n
ve Lowry' nin alkolikliinden, Nietzsche' nin ve Artaud' nun delilii1den sz

Porselen ve Volkan 177


edip durmak m? Bu tr sohbetlerin uzman haline gelmek mi? Darbeyi
yemi olanlarn ok fazla batmamasn dilemek mi sadece? Aratrmalar
yapp zel saylar hazrlamak m? Yoksa her eyi birazck da kendi gzyle
grmek, biraz alkolik, biraz deli, biraz intihara eilimli, biraz gerilla olmak
m? atla uzatmaya yetecek kadar, ama onu geri dnsz biimde
derinletirecek kadar da deil. Nereye dnersek dnelim, her ey znc
veriyor. Asl mesele u: kenarda durmadan yzeyde kalmak mmkn
m? Yzeyi, dil ve yaam da dahil btn yzey rgtlenmesini kurtararak
kendini kurtarmak mmkn m? Bu politikaya, bu eksiksiz geril/ala nasl
ulamal? (Stoaclktan alnacak ne ok ders var hala... )
Alkoliklik bir zevkin deil bir etkinin aran olarak ortaya kar. Bu
etki temelde undan ibarettir: imdinin olaand bir sertlemesi. ki
zamanda birden yaanr, iki an birden yaanr, ama kesinlikle Proust'caki
gibi deil. Dier an, ayk yaamn projelerine ya da anlarna gnderme
yapabilir, yine de bambaka bir biimde, derinlemesine dnm olarak,
kendisini saran o kaskat imdinin iinde kavranm olarak var-olur,
tpk sertlemi etin iindeki yumuak sivilce gibi. O halde alkolik, dier
ann bu yumuak merkezinde, aknn, ''dehetinin ve merhametin in''
nesneleriyle zdeleebilir; bu srada, imdiki ann yaanan ve istenen
sertlii onun geree mesafeli kalmasn salamakcadr.4 Alkolik, kendisini
kuatan katl da katln sarp saklad yumuaklk kadar sevmektedir.
Anlarn biri dierinin iindedir ve imdi, sadece bu patlamaya hazr
yumuaklk noktasn sarmak zere bu kadar sertlemi, byle kaskat

4 Fitzgerald, a.g. e. , s. 353-354: "Tek istediim, mutlak bir sakinlie kavuup neden
znt karsnda zgn, melankoli karsnda melankolik, trajedi karsnda trajik
hale gelmeye baladm, neden dehetimin ya da merhametimin nesneleriyle kendimi
zdeletirmeye kalktm anlamakt ... Bu trden bir zdeleme btn gereklemelerin
lmne denktir. Delilerin almasn engelleyen de bu tr bir eydir. ! .enin proletaryan111,
George Washington birliklerinin, Dickens sefil Londrallarn aclarn kasten stlenmiyordu.
Tolstoy ilgisinin nesneleriyle kendini birlecirmeye kalktnda ise hilenin tesine geemedi
ve baarszla urad ..." Bu metin, manik-depresif durumlarla ilgili psikanaliz ceorilerinin,
zellikle de Klein' n teorileri11i11 arpc bir rnekleniidir. Yine de, daha ileride greceimiz
gibi, bu teorilerde iki nokta sorunludur: bunlar ou kez maniyi depresif duruma bir tepki
olarak sunarlar, halbuki aksine, mani en azndan alkolik yapda depresif durumu belirliyor
gibidir; dier yandan, zdeleme ou kez nesne yitimine bir tepki olarak sunulur, halbuki
zdeleme ayn zamanda bu yitimi belirliyor, ona yol ayor, hatta onu "istiyor" gibidir.

178 Anlamn Mant


kesilmitir. ki ezamanl an tuhaf bir biimde birleir: alkolik, hibir eyi
imdiki zamann hikayesinde ya da gelecek zamanda yaamaz, onun elinde
sadece -di 'li gemi zaman vardr. Ama ok zel bir -di'li gemi zaman.
Alkolik, sarholuundan hayali bir gemi meydana getirir, sanki gemi
zaman ortacnn hafiflii imdiki zaman yardmc fiilinin sertliiyle i
ie gemektedir: 5 sev-dim [jai-aime] , yap-tm [jai-Jait] , gr-dm [jai
vu] iki ann birbirine balan, alkoliin anlarn birini dierinin iinde
-

deneyimleyerek manik bir mutlak gcn hazzn yaama ekli ite byle
ifade edilir. Burada, -di'li gemi zaman bir uzakl ya da tamamlanml
ifade etmez. imdiki an sahip olmak fiilinin andr, oysa olmak btnyle
ezamanl dier ana, pay alma [participation] anna, ortacn [participe]
zdeleme anna ''gemi''tir. Tuhaf, neredeyse dayanlmaz bir gerilimdir
bu; bu kuatma, imdinin dier an evreleyip sarma, onu sktrma biimi.
imdi, yumuak merkezin, lavn, sv ya da akkan camn evresinde kristal
ya da granit bir ember oluturmutur. Ama bu gerilim de baka bir eye
yer aarak zlr. nk -di'li gemi zamann da bir ''i-tim'' [jai-bu]
haline gelmesi gerekir. imdiki an, artk alkolik etkinin an deil etkinin
etkisinin andr. Artk dier an, ayrm gzetmeden yakn gemii (imekte
olduum an) , bu yakn gemiin kapsad hayali zdelemeler sistemini
ve az ok uzakta olan ayk gemiin gerek elerini barndrmaktadr.
Bu ekilde, imdinin sertlemesi tamamen anlam deitirmi olur; sertlii
iindeki imdi, etkisiz ve renksiz hale gelmitir, artk hibir eyi sktrmaz
ve dier ann btn ynlerini eit biimde uzakta tutar. Yakn gemiin,
onda ina edilen zdelemeler gemiinin ve son olarak bir malzeme sunan
ayk gemiin kanatlanarak uup gittii, tm bunlarn eit biimde uzak

5 Deleuze, Franszcadaki -di'li gemi zaman ekiminin iki bileeniyle alkoliin iinde
yaad iki an arasnda paralellik kuruyor. Franszcadaki passe compose zaman, esas fiilin
gemi zaman ortacyla sahip olmak (a;oir) fiilinin imdiki zamannn bir araya gelmesinden
oluur. rnein, "sevdim" demek iin, sevmek (aimer) fiilinin gemi zaman ortac olan
aime ile sahip olmak fiilinin imdiki zaman birinci tekil ahs ekimini (j'ai) birletirmek
gerekir: j'ai aime. Bunu Trkeye harfiyen evirmek isteseydik, "sevmeye sahibim" ya da
"sevmi olmaya sahibim" dememiz gerekirdi. Deleuze'n yorumuna gre, gemi zaman
ortac alkoliin gemiine, ayk yaamndan anlara, sahip olmak yardmc fiili ise sarho
imdiye karlk geliyor. Sahip olmak fiilinin imdiki zamandaki sertlii, katl, yumuak
bir merkez gibi olan gemiin ansn sarp sarmalyor ve alkoliin mesafeli bir iliki iinde
gemiiyle zdelemesini salyor. (. n.)

Porselen ve Volkan 179


olduu, bu renksiz imdinin byyen yaylmyla, genileyen bir ldeki
bu yeni imdinin yeni katlyla uzakta tutulduu sylenebilir. lk etkiyi
yaratan -di'li gemi zamanlar yerlerini yalnz ikinci etkinin ''i-tim''ine
brakr, artk imdiki zamandaki yardmc fil tm ortalarn ve pay
almalarn sonsuz uzakl ndan baka bir ey ifade etmemektedir. imdinin
sertlemesi (-tim) artk gemiin ka (i-) etkisiyle iliki iindedir. Her
ey bir has been'de doruk noktasna varr. Gemiin ka etkisi, nesnenin
her bakmdan yitimi alkolikliin depresif yann meydana getirir. Bu ka
etkisi belki de Fitzgerald'n yaptnn en kuvvetli yann oluturan, onun en
derinlemesine ifade ettii eydir.
Fitzgerald'n kahramanlarn iki ierken ya da iki ararken betim
lememesi ya da bunu ok seyrek olarak yapmas tuhaftr. Fitzgerald,
alkoliklii eksiklik ve ihtiya eklinde yaamaz: belki az sk olduu
iin, ya da her zaman iki iebildiinden, ya da alkolikliin birok eidi
olduu ve bunlardan biri yakn bile olsa gemie dnk olduu iin.
(Lowry'nin durumu bunun tam tersidir... Ama alkoliklik keskin bir
ihtiya eklinde yaandnda, zamanda da ayn derinlikte bir dnm
meydana gelir: bu sefer btn bir gelecek, nceki-gelecek uman [jutur
anterieur, yapm olacam] eklinde yaanr, burada da bileik gelecek
zamana doru korkun bir srklenme, lme dek giden bir etkinin etkisi
vardr.6) Fitzgerald'n kahramanlar iin alkoliklik, gemiin ka etkisini
belirledii lde k srecinin ta kendisidir: yalnzca ayr dtkleri
ayk gemiin deil (''Tanrm, on yllk bir sarholuk''), ayn zamanda

6 Lowry'de de alkoliklik, mmkn kld zdelemelerden ve bu zdelemelerin


iflasndan ayr dnlemez. Lowry'nin kayp roman in Bal/ast to the White Sea nin konusu
'

zdeleme ve zdeleme yoluyla kurtulu ansdr: bkz. Choix de lettres, Denoel, s. 265
vd. Her halkarda, -di'li gemi zaman iin grdmze benzer bir srklenmeyi nceki
gelecek zamanda da bulabiliriz.
Gnther Stein, son derece ilgin bir makalede, nceki-gelecek zamann zelliklerini
incelemitir; telenen gelecek, tpk -di'li gemi gibi, insana ait olmaktan kar. "Bu zamana
artk zamann spesifik yn, pozitif yn bile uygun dmez: o artk gelecek olmayacak
bir eye, benlikle ilikisiz bir Aion'a indirgenir; insan elbette bu Aion'un varoluunu
dnmeye ve onu belirtmeye devam edebilir, ama ksr bir biimde, onu anlamakszn ve
gerekletirmeksizin . Olacam bundan byle olacak olan ben olmayacam' a dnmtr.
. .

Bu formun pozitif ifadesi nceki-gelecek zamandr: olmu olacam" ("Pathologie de la


liberte, essai sur la non-idenrifcarion'', Recherches philosophiques, VI, 1 936- 1 937).

180 Anlamn Mant


imi olduklar yakn gemiin ve ilk etkinin hayali gemiinin de ka.
Her ey eit biimde uzak hale gelir ve tekrar ime ya da daha dorusu
tekrar imi olma zorunluluunu belirler, tek bana varln srdren
ve lm anlamna gelen sertlemi ve renksizlemi imdiyi alt etmek
iin gereklidir bu. te bu bakmdan alkoliklik rnek tekil eder. nk
bu alkol-etkisini kendilerine zg biimde baka olaylar da uyandrabilir:
para kayb, ak kayb, doduumuz lkenin kayb, baarnn kayb. Bunu
alkolden bamsz olarak ve dsal bir biimde yaparlar, ama etkileri alkoln
etkisine benzer. rnein, Fitzgerald paray kendini hem henz zengin
olmad andan, hem zenginletii andan, hem de o zaman iliki kurduu
''gerek zenginler''le zdelemelerden ayran bir ''zengindim'' olarak yaar.
Gatsby'nin byk ak sahnesini dnelim: sevdii ve sevildii an, Gatsby,
''korkun duygusall'' iinde, sarho bir adam gibi davranr. Bu imdiyi
btn gcyle sertletirir ve onun en yumuak zdelemeyi, ayn kadn
tarafndan mutlak biimde, tamamen ve rakip olmakszn sevilmi olaca
bir -di'li gemi zamanla zdelemeyi kuatmasn ister (on yllk sarholuk
gibi be yllk bir yokluk) . te zdelemenin bu doruunda - Fitzgerald
bunun ''btn gereklemelerin lmne'' denk olduunu sylyordu -
Gatsby bir cam gibi krlr; hem yakn akn, hem eski akn, hem hayali
akn, her eyi kaybeder. Yine de alkoliklie ayn trden tm bu olaylar
karsnda bir rnek deeri kazandran ey alkoln hem ak hem akn
kayb, hem para hem parann kayb, hem doduumuz lke hem o lkenin
kayb olmasdr. Alkol, (''kukusuz'') btncl bir k sreci ierisinde,
hem nesne, hem nesnenin yitimi, hem bu yitimin yasasdr.
atlan u ya da bu biimde bedende ete kemie brnmesinin,
gereklemesinin nlenip nlenemeyecei sorusu elbette genel kurallarla
karara balanabilecek bir ey deildir. Beden tehlikeye atlmadka ve cier,
beyin, organlar gelecei sylemeyi salayan, kendileri gelecei bildiren bu
izgileri sunmadka, atlak bir szckten ibarettir. Neden saln yeterli
olmad, neden atlan istenir bir ey olduu sorulabilir. Bunun nedeni
belki de dncenin ancak atlak sayesinde ve onun kenarlarnda meydana
gelmesi ve insanlkta iyi ve byk olan her eyin, kendilerini ykmaya hazr
insanlarda, bu atlaktan girip kyor olmas, bize nerilen salktan ziyade
lmn bunu salamasdr. Kendi yarasna olabildiince uzun sre dayanan
bir bedene, ''atlak'' metnini mutlu sonla bitecek ekilde tekrar yazmay

Porselen ve Volkan 181


dleyen ve yaamn yeniden fethedilmesi fikrinden asla vazgemeyen
Lowry'ye uygun den bir baka salk var mdr? Bedeni tehlikeye atmad
srece atlan bir hi olduu dorudur, ama atlak kendi izgisini bedenin
iinde dier izgiyle birletirdiinde de varolmay ve deerli olmay brakr.
Ne olacan nceden syleyemeyiz, olabildiince uzun sre dayanmaya
alarak tehlikeyi gze almak, byk sal gzden kaybetmemek gerekir.
Ancak olay ete de kaznmsa olayn ebedi hakikatini kavrayabiliriz, ama her
seferinde, bu ac verici gereklemeyi onu snrlayan, oynayan, dntren
bir kar-gereklemeyle canlandrmak zorundayz. Kendimizi kollamalyz;
nce hayatta kalmak iin, ama lrken bile. Kar-gerekleme, kendi
bana ilediinde ve baa gelmi olabilecek eyin yerini tutma iddias
tadnda bir hitir, bir soytarlktr. Gerekten baa gelenin mim sanats
olmak, sahici aktr ya da dans gibi gerekleneyi bir kar-gereklemeyle,
zdeleme)'i bir uzaklkla canlandrmak ise olayn hakikatine kanlmaz
gereklemesiyle karmama biricik ansn vermek, atlaa cisimlerin
atrtsnda taklmayp kendi cisimsiz yzey alannn stnde szlme
ansn, bize umduumuzdan daha uzaa gitme ansn vermektir. Saf olay
her seferinde sonsuza dek kendi gereklmesinde hapsoluyorsa, kar
gerekleme de onu daima baka seferler iin zgrletirir. Uyuturucunun
ya da alkoln etkilerinin (onlardaki ''aa vurma gcnn'') , madde
kullanmndan bamsz olarak dnyann yzeyirde yaanabilecei ve
kendi bana elde edilebilecei umudundan vazgeemeyiz. Byle bir
eyin olabilmesi iin, bu kullanm belirleyen toplumsal yabanclama
tekniklerinin devrimci keif aralarna dntrlmesi gerekir. Burroughs
bu konuda ilgin sayfalar yazmtr, byk Saln aranna, bize zg bir
sofuluk biimine iaret eden sayfalar: ''Kimyasal yollarla ulaabildiimiz
her eyin baka yollardan da eriilebilir olduunu dnn . . ." Bedenlerin
hanerlenmesini dntrmek zere yzeyin topa tutulmas, ah psikedeli.

182 Anlamn Mat


YRM NC DZ

AON HAKKINDA

Batan beri, iki zaman okumasnn, Khronos olarak zamanla Aion


olarak zamann nasl kar karya geldiini grdk: 1 ) Khronos olarak
zamanda yalnzca imdi var-olur. Gemi, imdi ve gelecek, zamann
boyutu deildir; yalnzca imdi zaman doldurur, gemi ve gelecek,
zamandaki imdiye greli olan iki boyuttur. Baka bir deyile, belli
bir imdiye (belli bir uzama ya da sreye sahip bir imdiye) bal olarak
gelecek ya da gemi olan ey daha byk bir uzama ya da sreye sahip,
daha geni bir imdinin parasdr. Gemii ve gelecei yutan daha geni
bir imdi vardr daima. O halde, gemiin ve gelecein imdiye greli oluu
imdilerin de birbirlerine greli oluunu dourur. Daha snrl imdilerde
yaayan benim iin gelecek ya da gemi olan tanr imdi olarak yaar.
ie geen, sarmalanan greli imdiler ve nihai ember ya da dsal klf
olarak Tanr; Khronos budur ite. Boethius, Stoacln etkisiyle, tanrsal
imdinin gelecei ve gemii birlikte-katladn ya da ierdiini syler. 1
2) Khronos'taki imdi bir bakma cisimseldir. imdi, karmlarn ya
da karmalarn zamandr, karma sreci nin ta kendisidir. ll hale
getirmek ve zamansallatrmak kartrmaktr. 2 imdi, cisimlerin ya da
nedenlerin etkilemesini ler. Gelecek ve gemi, daha ziyade, bir cisimde
etkilenme olarak kalan eydir. Ama elbette bir cismin etkilenmesi daha
gl bir cismin etkilemesine dayanr. En byk imdi, tanrsal imdi ise
byk karmdr, cisimsel nedenler arasndaki birliktir. Tanrsal imdi,

1 Boethius, Felsefenin Tesellisi, IV, 6.


2 " ll hale getirmek" diye evirdiimiz temperer fiili, ilk anlam kartrmak olan
Latince bir fiilden, temperare'den geliyor. (.n.)

Aion Hakknda 1 83
her eyin ezamanl olduu kozmik devrin etkinliini ler: Zeus ayn
zamanda Dia'dr, yani ''Boyunca'' ya da kara1, Kartrc. 3 yleyse en
byk imdi hi de snrsz deildir: imdinin ii, cisimlerin etkilemesinin
snr ya da ls olmak, cisimlerin en byn ya da btn nedenlerin
birliini (Kozmosu) bile snrlandrmaktr. Ama imdi, snrsz olmakszn
sonsuz olabilir: o, btn imdileri kapsamas bakmndan emberseldir, hep
tekrar balar ve nceki devrin ardndan, nceki devre zde olan yeni bir
kozmik devri ler. Her imdinin grece daha geni bir imdiye gnderme
yapmasn salayan greli harekete, en geni imdiye zg mutlak bir
hareketi eklememiz gerekir; bu mutlak l1areket, evreledii greli imdileri
yutmak ya da kozmik devirlerin oyununa dahil etmek (kucaklamak
yakp tututurmak [embrasser-embraser] ) zere derinlikte skmakta ve
genlemektedir.
3) Khronos geni ve derin imdilerin kurall hareketidir. Peki Khronos
lsn tam olarak nereden alyor? Onu dolduran cisimlerde imdinin
byle ikin bir l ilkesine sahip olmasn salayacak kadar birlik,
cisimlerin karmlarnda yeterli adalet ve kusursuzluk var m? Kozmik Zeus
dzeyinde belki evet. Peki ya rastgele cisimler ve tek tek ksmi karmlar
sz konusu olduunda? imdide temel bir bulanklk, yani tm lleri
tersine evire1 ve altst eden bir dip, derinliklerin imdiden kaan bir deli
oluu yok mu? Bu lsz ey sadece lokal ve ksmi mi, yoksa yakndan
yakna giderek btn evreni ele mi geiriyor, her yerde kendi zehirli,
canavarms karmn, Zeus'un ya da Khronos'un altst edilmesini hakim
mi klyor? Zaten Stoaclarda da dnya karsnda byle bir ikili tavr yok
mu, iki karm tipine, genileterek koruyan ak karmla bakalatran kara
ve kark karma karlk gelen bir gven ve gvensizlik yok mu? Marcus
Aurelius'un Dnceler'inde bu ikilem ska yank bulur: bu iyi karm
m, yoksa kt karm m? Bu soru ancak iki terimin sonunda farksz
hale gelmesiyle yantna kavuur, erdemin (yani saln) konumunun
baka yerde, baka bir ynde, baka bir ede - Khronos' a kar Aion'da -
aranmasyla. 4

3 Bkz. Diogenes Laerrios, nl Filozoflarn Yaaml.ar ve retileri, Yii, 1 47.


4 Marcus Aurelius, Dnceler, Xli, 1 4. Ayrca Vl, 7: " eler yukarya doru, aaya
doru ya da embersel olarak hareket eder. Oysa erdemin hareketi bu yollarn hibiri11i

1 84 Anlamn Mant
O halde, derinliin deli-oluu kr Khronos'cur ve iyi Khronos' un
yaayan-imdisiyle kartlk iindedir. Zeus'un dibinde Satrn grle
mekcedir. Niteliklerdeki saf ve lsz olu nitelikli cisimlerin dzen ini
ieriden tehdit etmektedir. Cisimler llerini yitirmitir ve artk
sim lakrlardan ibarettir. Zincirinden boanm kuvvetler olarak gemi ve
gelecek, imdiyi ve var-olan her eyi tehdit eden ayn tek uurumda lerini
alrlar. Platon'un Parmenides'teki ikinci hipotezin sonunda bu oluu nasl
ifade ettiini grmtk: imdiden kurtulma gc (nk imdi olmak
var-olmaktr, olu iinde olmak deil) . ce yandan, Platon ''imdiden
kurculma''nn oluun yapamayaca ey olduunu da ekler (nk olu u
andadr ve ''u an'' n zerinden atlayamaz) . kisi de dorudur: zamann elinde
sadece imdi vardr ve imdinin zamanda isel biimde altst edilii, tam da
bu altst edili isel ve derin olduu iin, ancak imdiyle ifade edilebilir.
Khronos, gelecein ve gemiin imdiden aln da yine imdinin
terimleriyle ifade etmek zorundadr; Khronos'un ierdii ve onu etkileyen
terimler sadece bunlardr. Bu onun kendine zg tarzda, lmek istemesidir.
O halde dier imdiden, iyi imdiden kurtulan ve onu altst eden ey de
yine korkun, lsz bir imdidir. Cisimsel karm olan Khronos derin
bir kesie dnmtr. imdinin maceralar ite bu nedenle Khronos'ta
ortaya kmtr. Bunlar Khronos' un imdisinin iki ynne, mutlak hareket
ve greli harekete, btncl imdi ve ksmi imdiye baldrlar: parlayan
ya da skan imdinin derinlikte kendisi bakmndan hareketi (izofreninin
hareketi) ve delirmi bir gelecee ve gemie bal olarak az ya da ok geni
uza1m bakmndan hareketi (manik depresyonun hareketi) . Khronos
lmek istiyor, ama bu da zaten bir baka zaman okumasna yer amak deil
mi?
1) Aion olarak zamanda yalnzca gemi ve gelecek iten-ie-olur
ya da alttan-alca-olur. Gemii ve gelecei yutan bir imdi yerine, her an
imdiyi blen, onu sonsuza dek iki ynde birden, gemi ve gelecek olarak
alcblmlere ayran bir gelecek ve bir gemi. Daha dorusu, gelecei ve
gemii birbirlerine greli olarak ieren geni ve kaln imdiler yerine,

izlen1ez; erdem daha ta1rsal bir eydir, onun yolunu anlamak zordur, ama n ihayetinde
o da ilerler ve amacna ular." (Burada, hem dngnn hem st dzey bir bilginin ifte
olumsuzlanyla bir kez daha karlayoruz.)

Aion Hakknda 185


her imdiyi gemi ve gelecek olarak altblmlere ayran kalnlksz ve
uzanmsz bir an. Bu Aion'la zaten Khronos'u kendi alannda tersyz etmi
olan derinliklerin deli-oluu arasnda ne fark var? Bu almann banda,
sanki bu ikisi tam bir devamllk iindeymi gibi yapmamz mmknd:
ikisi de cisimsel ve ll imdiye kartt, ikisi de ayn ekilde imdiden
kurtulma gcne sahipti, ikisi de ayn elikileri (niteliin, niceliin,
ilikinin, kipselliin elikilerini) gelitiriyordu. Aralarnda olsa olsa bir
ynelim deiiklii sz konusuydu: Aion'la birlikte, derinliklerin deli-oluu
yzeye kyordu, simlakrlar fantazmlara dnyordu, derin kesik yzey
atla olarak ortaya kyordu. Ama bu ynelim deiikliinin, yzeyin
bu fethinin her bakmdan radikal farklar barndrdn rendik. Aa
yukar, Parmenides'teki ikinci hipotezle ncs, ''u an'' hipoteziyle ''an''
hipotezi arasndaki farktr bu. Artk gelecek ve gemi var-olan imdiyi
altst etmez, an imdiyi iten-ie-olan gelecek ve gemie saptrr. Artk
asl fark basite Khronos'la Aion arasnda deil, yzeylerin Aion'uyla
Khronos'un ve derinliklerdeki deli-oluun btn arasndadr. ki olu
arasnda, yzeyin oluuyla derinliin oluu arasnda, imdiden kurtulmak
gibi ortak bir ey olduu bile sylenemez artk. nk derinlik imdiden
kurtulurken bunu lnn akll uslu imdisinin karsna kendi delirmi
imdisini karan bir ''u an'' n btn kuvvetiyle yapar; yzey imdiden
kurtulduunda ise kendi momentini tekrar tekrar blnmeye maruz
kalan saptanabilir tm imdilerden ayran bir ''an'' n btn gcyle
yapar bunu. Hibir ey doas1 deitirmeden yzeye kamaz. Aion
artk Zeus' a ya da Satrn' e deil, Herkl' e aittir. Khronos cisimlerin
etkilemesini ve cisimsel niteliklerin yaratln ifade ediyordu, oysa Aion
cisimsiz olaylarn ve niteliklerden ayr atfetmelerin yeridir. Khronos onu
nedenler ve maddeler olarak dolduran cisimlerden ayr dnlemezdi,
oysa Aion onu doldurmakszn ona dadanan sonularla doludur. Khronos
snrl ve sonsuzdu, oysa Aion gelecek ve gemi olarak snrszdr, ama an
olarak sonludur. Khronos embersellikten ve bu emberselliin tkanma,
srklenme, patlama, yerinden oynama, sertleme gibi kazalarndan ayr
dnlemezdi, oysa Aion iki ynde de snrsz olan dz izgi halinde
uzanr. Daima zaten gemi ve ebediyen henz gelecek olan Aion zamann
ebedi hakikatidir: imdideki cisimsel ieriinden kurtulmu, dolaysyla
da emberini am, dz izgi halinde uzayan, bu sebeple belki daha da

186 A1lamn Manc


tehlikeli, daha da labirentimsi, daha da dolambal olan zamann saf ve
bo biimi Marcus Aurelius'un szn ettii o dier hareket, yukarda ya
-

da aada deil, embersel olarak deil, yalnzca yzeyde meydana gelen


hareket, ''erdemin'' hareketi . . . Bu tarafta da bir lmek-istemek varsa eer,
bambaka bir ekilde var.
2) Dili olanakl hale getiren ey cisimsiz sonularn ya da yzey
etkilerinin bu yeni dnyasdr. nk, ileride greceimiz gibi, sesleri salt
cisimsel etkileme ve etkilenme halinden karan odur; dili ayrt eden, dilin
cisimlerin grlt patrtsyla karmasn nleyen, onu cisimlerin oral
anal belirlenimlerinden soyutlayan odur. Saf olaylar dili temellendirirler,
nk bizi bekledikleri gibi dili de beklerler ve ancak onlar ifade eden
dilde saf, tekil, kiisiz ve birey-ncesi bir var-olua sahiptirler. Bamszl
iindeki ifade-edilen, dili ya da ifadeyi temellendirir, yani seslerin fiziksel
nitelikler olarak cisimlere ait olmak yerine bir anlama sahip olma ve buna
ilaveten imlen1e, da-vurma, iaret-etme metafizik zelliini elde etmesini
salar. Anlamn en genel ileyii budur ite: anlam kendisini ifade edenin
var-olmasn salar ve bylece onu ifade edende saf iten-ie-olu olarak
kendini var eder. O halde, eylerle nermeler arasna bir snr izmek yzey
etkilerinin ya da olaylarn yeri olarak Aion' a der: Aion bu snr btn
dz izgisiyle izmektedir. Bu snr olmasayd, sesler cisimlere gmlrd
ve nermeler ''olanakl'' olmazd. Dil, onu eylerden, cisimlerden ve bir
o kadar da konuanlardan ayran snr tarafndan olanakl hale getirilir.

O halde, yzey rgtlenmesinin ayrntsn Aion tarafndan belirlendii


haliyle tekrar ele alabiliriz.
lk olarak, Aion'un btn izgisi, bu izgi zerinde durmadan yer
deitiren ve asla kendi yerinde bulunmayan An tarafndan katedilmektedir.
Platon ann atopon, yersiz olduunu sylemekte hakldr. O, paradoksal
unsur ya da rastlantsal noktadr, yzey anlamszl ve yar-nedendir.
ncelikli rol her imdiyi Aion'un izgisi zerinde iki ynde birden,
gemi-gelecek eklinde gitgide daha alt blmlere ayrmak olan saf
soyttlama momentidir. kinci olarak, an bu ekilde imdiden, imdiyi igal
eden bireylerden ve kiilerden tekillikler damtr. ki kez, hem gelecee
hem gemie yanstlan tekil noktalar, bu ifte denklem altnda saf olayn
kurucu elerini meydana getirirler: tohumlarn serbest brakan bir kese
gibi. Ama nc olarak, ezamanl biimde iki yne uzanan dz izgi

Aion Hakknda 187


cisimlerle dil, ey durumlaryla nermeler arasndaki snr izer. Dil ya da
nermeler sistemi onu olanakl hale getiren bu snr olmadan var-olamazd.
O halde dil, onu temellendiren ve adeta bekleyen Aion'un gelecek ynnde
tekrar tekrar doar; te yandan dil gemii de sylemek zorundadr,
ama tam da dier ynde durmadan belirip kaybolan ey durumlarnn
gemii olarak syler onu. Ksacas, artk dz izgi hem ayrd, hem
de gelitirilebilir iki dizi olarak birbirine balad iki yresiyle ilikiye
girmektedir. Onlara hem kendini kateden anlk rastlantsal noktay
tamaktadr, hem de kendine dalan tekil noktalar. yleyse asla eit
olmayan, daima dengesiz iyi yz vardr; biri ey durumlarna dnk, dieri
nermelere dnk iki yz. Ama bu yzler ey durun1larna ve nermelere
indirgenemez. Olay ey durumlaryla sadece bu durumlara mantksal
olarak atfedildii lde iliki iindedir; onlarn bana gelmesine, onlarda
ete kemie brnmesine ya da gereklemesine ramen bu atfetme ey
durumlarnn fiziksel niteliklerinden tamamen farkldr. Anlam olayla
ayn eydir, ama nermelerle ilikil idir. Anlam, nermelerle onlarn ifade
edilebiliri ya da ifade-edileni olarak ilikiye girer. fade-edilen, nermelerin
imlediklerinden, da-vurduklarndan ve iaret-ettiklerinden, hatta iitsel
niteliklerinden tamamen ayrdr, yine de iitsel niteliklerin eylerden ya
da cisimlerden bamszl ancak bu olay-anlam rgtlenmesinin btn
tarafndan salanr. O halde, rgtlenmenin btn soyut momenti
iinde noktadan dz izgiye, dz izgiden yzeye gider: nokta izgiyi izer,
izgi snr eker, yzey iki tarafta da geliir, katlarn aar.
3) Krlgan ve hassas bir mekanizmayla birok hareket kesiiyor:
derinliklerdeki cisimlerin, ey durumlar ve karmlarn ideal yzeyler
retmesini salayan ya da bu retimi baaramamasna yol aan hareket;
bunun tersine, yzey olaylarnn, tekilliklerini dnyalarn, bireylerin ve
kiilerin snrlarna hapsedip karmak kurallara bal olarak cisimlerin
imdisinde gereklemesini salayan hareket; son olarak, olayn,
gereklemesini aan bir ey, dnyalar, bireyleri ve kiileri sarsan ve onlar
ilendikleri ve darmadan olduklar dip derinliine teslim eden bir ey
iermesini salayan hareket. yleyse imdi mefhumu birok anlama gelir:
derinliin ve altst etmenin zaman olarak lsz, yerinden oynam
bir imdi, gereklemenin zaman olarak deiken ve ll bir imdi ve
belki bir baka imdi daha. Zaten nc bir imdi gereklemenin altst

188 Anlamn Mant


olua dmesini ve onunla karmasn her an nlemeseydi, nasl llebilir
bir gerekleme olabilirdi? Kukusuz, Aion'da hi imdi yokmu gibi
gelebilir, nk onda an durmadan gelecee ve gemie bler. Ama bu bir
grnten ibarettir. Olaydaki ar yann, hasarsz gereklemeyecek ya da
edimsellemeyecek olsa bile tamamlanmas gerekir. Khronos'un iki imdisi
arasnda, dipten gelen altst etmenin imdisiyle biimlerde gereklemenin
imdisi arasnda, Aion' a ait nc bir imdi vardr, nc bir imdi
olmak zorundadr. Aslnda, dz izginin tamamn kateden paradoksal
e ya da yar-neden olarak ann kendisinin de temsil edilmesi gerekir.
Hatta ifadenin kendisi baka bir doada olduu halde temsilin bir ifadeyi
kylarndan kuatabilmesinin, yar-nedenin kendisi kendi zdeliine
sahip olmad halde bilgenin yar-nedenle ''zdeleebilmesinin'' sebebi
budur. Aion'un an temsil eden bu imdisi Khronos'un geni ve derin
imdisine hi benzemez: kalnlksz bir imdidir bu, aktrn, dansnn ya
da mim sanatsnn imdisi, saf bir sapkn ''moment''. Karmann deil
de saf ileyiin imdisi. Altst etmenin ya da gereklemenin deil de
kar-gereklemenin imdisi. Gereklemenin kar-gereklemeyi alaa
etmesini nleyen, kar-gereklemenin gereklemeyle karmasn nleyen
ve astar tekrar astarlayan bir imdi.

Aion Hakknda 189


YRM DRDNC DZ

OLAYLARIN LETM HAKKINDA

Stoac dncenin en cesur hamlelerinden biri nedensellik ilikisini


kesintiye uratmasdr: nedenler derinlikte onlara zg olan bir birlie
dayandrlr, sonular ise yzeyde baka tipte zel ilikilere girerler.
Yazg her eyden nce fiziksel nedenler arasndaki birlik ya da badr.
Cisimsiz sonular, bu nedenlerin sonucu olduklar lde elbette yazgya
tabidirler. Ama bu nedenlerden doa bakmndan farkl old uklar lde
de birbirleriyle yar-nedensellik ilikilerine girerler ve hep birlikte kendisi
de cisimsiz olan, tam olarak yazg karsnda deil, ama normalde
yazgdan kaynaklanmas gereken zorunluluk karsnda onlara ok zel
bir bamszlk salayan bir yar-nedenle ilikiye girerler. Stoac paradoks
yazgy kabul etmek, ama zorunluluu yadsmaktr. 1 Bilge, ahlakn iki
kutbuna uygun olarak iki bakmdan zgrdr: hem ruhu kusursuz fiziksel
nede1lerin iselliine ulaabildii iin, hem de zihni saf bir dsallk
ortamnda sonular arasnda kurulan ok zel ilikilere hakim olabildii
iin. Cisimsel nedenlerin bir isellik biiminden, cisimsiz sonularn ise
bir dsallk biiminden ayrlamaz olduu sylenebilir. Bir yandan, sonu
olaylar fiziksel nedenleriyle bir nedensellik ilikisi iindedirler, ama bu iliki
zorunluluk deil ifade ilikisidir. Dier yandan, kendi aralarnda ya da
idesel yar-nedenleriyle artk nedensellik ilikisi bile olmayan, ama hala ve
yalnzca ifadeyle ilgili olan bir iliki iindedirler.
Soru artk u: olaylar arasndaki bu ifade-edici ilikiler nelerdir? yle
grnyor ki olaylar arasnda kavramas ok zor olan dsal ilikiler, sessiz
badarlk ve badamazlk, balanma ve ayrlma ilikileri meydana geliyor.

1 Cicero'nun De Fato'sunun genel temas budur.

190 Anlamn Mant


Bir olayn dieriyle badar ya da badamaz olmasn salayan nedir?
Sonular arasndaki bir iliki sz konusu olduuna gre nedensellikten
yararlanamayz. Olaylar dzeyinde bir yazg meydana getiren ey, bir olayn
btn farkna ramen baka bir olay yinelemesini salayan ey, bir yaamn
bana gelenlerin tm eitliliine ramen ayn tek Olaydan olumasn,
ayn tek atlak tarafndan katedilmesini, olanakl btn tonlarda olanakl
btn szlerle ayn tek havay almasn salayan ey neden-sonu ilikileri
deil, bir yank, tekrarlama ve nlama sistemi, bir im sistemi kuran,
nedensel olmayan bir karlkllklar btndr - ksacas, zorlayc bir
nedensellik deil, ifade-edici bir yar-nedensellik. Khrysippos, koullu
nermelerin balayc ya da ayrc nermelere dntrlmesi gerektiini
sylerken, olaylarn balanma ve ayrlmalarn salt nedensellik terimleriyle
ifade etmenin olanakszln gsterir. 2
O halde zdelik ve elikiye mi bavurmamz gerekiyor? ki olay eliik
olduu iin mi badamazdr? Ama bu, yalnzca kavramlar, yklemler ve
snflar iin geerli olan kurallar olaylara uygulamak olmaz m? Koullu
nermeler sz konusu olduunda bile (eer gndzse aydnlktr), Stoaclar
elikinin tek bir dzeyde ortaya kmadna dikkat ekerler; eliki
ilkenin kendisiyle sonucun olumsuzlanmas arasndadr (eer gndzse
aydnlk deildir). elikideki bu dzey fark, daha nce grdmz
gibi, elikinin daima baka bir doaya sahip bir srecin neticesi olmasn
dourur. Olaylar kavramlar gibi deildir: olaylarda olduu varsaylan
(kavramda da-vurulan) eliki olaylarn badamazlnn neticesidir,
tersi deil. rnein, bir kelebek trnn hem gri hem gl olamayaca
syleniyor: bu trn temsilcileri bazen gri ve zayftrlar, bazen gl ve
siyah.3 Her zaman, bu badamazl aklayan fiziksel bir nedensellik
mekanizmas saptayabiliriz: rnein, grilik ykleminin bal olduu,
ama bu yklemi tayan snf gevetecek, zayflatacak bir hormon. Ve bu
nedensel koul altnda, gri olmakla gl olmak arasnda mantksal bir
eliki olduu sonucuna varabiliriz. Ama eer saf olaylar kendi balarna
ele alrsak, gri/emenin de en az siyahlamak kadar pozitif olduunu grrz:
siyahlamak bir g artn (glenmek) ifade ediyorsa grilemek de ayn

2 De Fato, 8.
3 Bkz. Georges Canguilhem, Le Normal et le pathologique, P.U.F., 1 966, s. 90.

Olaylarn leriimi Hakknda 191


ekilde bir gvenlik artn (saklanmak, aacn gvdesiyle bir olmak) ifade
etmektedir. Her biri kendi avantaj na sahip bu iki belirlenim arasnda nce
ilksel, olaysal bir badamazlk ilikisi vardr, fiziksel nedensellik sadece
bu ilikiyi ikincil olarak cismin derinliine kaydetmekte, mantksal eliki
ise ardndan ayn ilikiyi kavramn ieriine tercme etmektedir. Ksacas,
idesel ya da noematik yar-nedensellik asndan, olaylar arasndaki
ilikiler nce nedensel olmayan karlkllklar, mantkd badarlklar
ya da badamazlklar ifade ederler. Stoaclarn gc bu yola girmi
olmaktan geliyordu: olaylar hangi ltlere gre copulata, confatalia (ya da
inconfatalia), conjuncta ya da disjuncta olur? Belki bu adan da astroloji
bu mantkd badamazlklarn ve nedensel olmayan karlkllklarn
teorisini kurmaya ynelik ilk byk giriimdir.
Yine de elimizdeki blk prk ve hayal krkl uyandran
metinlerden anlald kadaryla, Stoaclar salt fiziksel nedensellie ya
da mantksal elikiye dnmenin ifte ekiminden kurtulamamlardr.
lk mantkd badamazlklar kuramcs, dolaysyla da ilk byk olay
kuramcs Leibniz'dir. nk Leibniz'in bir-arada-olanakl ve bir-arada
olanaksz adn verdii ey zdee ve eliie indirgenemez; zde ve eliik
sadece olanaklya ve olanaksza hkmetmektedir. Bir-arada-olanakllk,
yklemlerin bireysel bir znede ya da monadda bulunmasn bile varsaymaz.
Tersi dorudur ve sadece zaten bir-arada-olanakl olan olaylara karlk
gelen yklemler znede bulunan yklemler olarak belirlenir (gnahkar
Adem monad, sadece Adem'in gnahyla bir-arada-olanakl gelecek ve
gemi olaylar yklem biiminde ierir). yleyse Leibniz olayn ykleme
gre nceliinin ve kkenselliinin tamamen bilincindedir. Bir-arada
olanaklln, kkensel biimde, birey-ncesi dzeyde, olay tekilliklerinin
sradan noktalardan oluan izgiler zerinde uzanarak meydana getirdii
dizilerin yaknsamasyla tanmlanmas gerekir. Bir-arada-olanakszlk ise
byle dizilerin raksamasyla tanmlanmaldr: bizim bildiimizden farkl,
baka bir Sextus bizim dnyamzla bir-arada-olanakszdr, nk bu baka
Sextus, bildiimiz Adem, Yahuda, sa, Leibniz vb. etrafnda elde edilmi
bizim dnyamzn dizilerinden raksayan bir diziye sahip bir tekillie
karlk gelecektir. ki olay, tekilliklerinin etrafnda rgtlenen diziler btn
ynlerde birbirlerini devam ettirdii zaman bir-arada-olanakldr, ama
diziler bileenleri oluturan tekilliklerin etrafnda raksad zaman bir-

192 Anlamn Mant


arada-olanakszdr. Yaknsama ve raksama, mantkd badarlklarn ve
badamazlklarn zengin alann kaplayan tmyle kkensel ilikilerdir,
dolaysyla da anlam teorisinin temel bir parasn olutururlar.
Ama Leibniz bu bir-arada-olanakszlk kuraln olaylar birbirlerinin
dnda tutmak iin kullanr: raksamann ya da ayrlmann olumsuz ya
da darda tutmaya ynelik bir kullanmn sunar. Oysa bu, olaylar zaten
hesaplayan ve seen bir Tanr varsaym altnda, ayr dnyalarda ya da
bireylerde gereklemeleri asndan kavrand lde merudur sadece. Saf
olaylar ve Leibniz'in teolojinin beklentileri tarafndan engellenmi olduu
iin ilkesini kavrayamad ideal oyunu ele aldmzda ise durum artk
tamamen farkldr. nk bu adan bakldnda, dizilerin raksamas ya
da paralarn birbirinden ayrlmas (membra disjuncta) olaylarn bir-arada
olanaksz, badamaz olmasna yol aan, darda tutmaya ynelik olumsuz
kurallar olmaktan kar. Aksine, raksama, ayrlma, olduu gibi olumlanr.
Peki raksamann ya da ayrlmann olumlama nesnesi olmas ne demektir?
Genel bir kural olarak, iki ey ancak farklar yadsnd, ieriden silindii
lde ezamanl olarak oltmlanr (bu silmenin dzeyinden farkn ortadan
kalkmasn olduu kadar retilmesini de kurala balamas beklense bile) .
Elbette buradaki zdelik farkszln zdelii deildir, genelde kartlar
zdelik yoluyla ayn zamanda olumlanr, ister kartlardan biri onda dierini
bulmak zere derinletirilsin, ister ikisinin bir sentezine ulalsn. Buna
karlk, biz iki eyin ya da iki belirlenimin farklar yoluyla olumland bir
ilemden, yani ancak aradaki fark olumland, farkn kendisi olumlayc
olduu lde bu iki eyin ezamanl bir olumlamann nesnesi olduu bir
ilemden sz ediyoruz. Sz konusu olan artk kartlarn zdelii deildir,
kartlarn zdelii bu haliyle hala bir olumsuzluk ve darda tutma
hareketinden ayr dnlemez.4 Farkl olanlarn pozitif bir uzakl sz
konusudur: iki kart aynda zdeletirmek deil, aralarndaki uzakl
onlar ''farklar iinde'' birbirleriyle ilikilendiren ey olarak olumlamak.
Uzaklk olarak pozitif olan (iptal edilmi ya da alm olmayan) bir uzaklk
fikri bize temel nemde grnyor, nk bu, fark lsz bir kartla,
kartl da sonsuz bir zdelie indirgemek yerine kartlar sonlu

4 Darda tutmann ve dar pskrtmenin rolyle ilgili olarak


, bkz. Hegel'in
Mantk'n<la "elime" zerine olan bln.

Olaylarn letiimi Hakknda 193


farklaryla lmeyi salar. Olumsuzu hakim klma arzusundaki Hegel'in
dndnn aksine, fark elikiye ''dek gitmek'' zorunda deildir; eliki
ona karlk gelen uzakl izleyerek kendi farknn doasn aa karmak
zorundadr. Pozitif uzaklk fikri topolojiktir, yzeye aittir ve zdelikle
birlikte olumsuzu da getirecek olan tm derinlii ya da tm ykselmeyi
darda tutar. Nietzsche, asla ve asla kartlar arasndaki herhangi bir
zdelikle (tinselci ve acy ycelten felsefenin o basmakalp zdeliiyle)
kartrlmamas gereken byle bir ileyiin rneini sunar. Nietzsche bizi
sal ve hastal yle bir biimde yaamaya davet eder ki salk hastalkla
ilgili canl bir gr noktas, hastalk da salkla ilgili canl bir gr noktas
olur. Hastal saln kefedilmesi, sal hastaln aratrlmas haline
getirmek: ''Bir hasta gzyle daha salam kavramlara, deerlere bakmak,
sonra da tersine serpilen yaamn doluluu ve kendine gveni iinden
aaya, decadence igdsnn gizli almasna bakmak, - buydu benim en
uzun almam, benim asl deneyimim. Olduysam bunda usta olmuumdur.
Artk perspektiflerin yerini deitirmek elimde benim . . ." 5 Kartlar zde
letirilmemekte, kartlar arasndaki btn uzaklk olumlanmaktadr, ama
onlar birbirleriyle ilikilendiren ey olarak. Salk, hastalktan uzakln
bir olumlama nesnesine dntrdnde hastal olumlar. Uzaklk,
uzaklatrd eyin uzaktan uzaa olumlanmasdr. Byk Salk (ya
da en Bilgi) tam da bu deil mi, sal hastaln deerlendirilmesine,
hastal saln deerlendirilmesine dntren bu ileyi? Nietzsche'nin
tam hasta olduu srada stn bir sal deneyimlemesini salayan ey.
Dier taraftan, Nietzsche saln hasta olduu zaman deil, artk uzakl
olumlayamad zaman, artk sal sayesinde hastal salkla ilgili bir
gr noktasna dntremedii zaman yitirir {o zaman, Stoaclarn dedii
gibi rol sona ermi, oyun bitmitir) . Gr noktasndan kast teorik bir
yarg deildir. ''leyi'' yaamn kendisidir. eylerle ilgili gr noktalar
olmadn, eylerin, varlklarn birer gr noktas olduunu Leibniz zaten
retmiti bize. Ama Leibniz gr noktalarn, darda tutmaya ynelik
kurallara balyordu, yle ki her bir gr noktas baka gr noktalar
arasndan ancak yaknsadklarna kendini ayordu: ayn ehirle ilgili gr

5 Nietzsche, Ecce Homo, A. Vialatte (ev.), Gallimard, s. 20 [Trkesi: Ecce Homo,


C. Alkor (ev.), thaki Yaynlar, 2003, s. 17].

194 Anlamn Mant


noktalar. Buna karlk, Nietzsche'yle birlikte, gr noktas olumlad
bir raksamaya alr: her gr noktasna bir baka ehir karlk gelir, her
gr noktas bir baka ehirdir, ehirler ancak uzaklklaryla birleirler
ve ancak dizilerinin, evlerinin ve sokaklarnn raksamasyla bir arada
yanklanrlar. ehrin iinde daima bir baka ehir vardr. Her terim, btn
uzakl izleyerek dier terimin sonuna dek gitmenin bir arac haline gelir.
Nietzsche'nin perspektifi - perspektifilii - Leibniz'in gr noktasndan
daha derin bir sanattr, nk raksama darda tutma ilkesi olmaktan kar,
ayrma birbirinden koparma arac olmaktan kar, bir-arada-olanakszlk
artk bir iletiim aracdr.
Bunun sebebi ayrmann basite balamaya dnmesi deildir.
eit sentez ayrt ediyoruz: tek bir dizinin kuruluuyla ilgili olan bititirici
sentez (eer. . . , o halde), yaknsayan diziler kurma yntemi olarak balayc
sentez (ve) , raksayan dizileri datan ayrc sentez (ya da). Conexa,
conjuncta, disjuncta. Ama asl soru tam da hangi koullarda ayrmann bir
eyin kavramnn zdeliine dayanarak baz yklemleri o eyin dnda
tutmakla yetinen bir analiz yntemi (ayrmann olumsuz, snrlayc ya da
darda tutucu bir kullanm) deil, hakiki bir sentez olduudur. Ayrma
tarafndan belirlenen raksama ya da merkezsizleme dorudan olumlama
nesnesi haline geldii lde yant verilmi olur. Ayrma kesinlikle
balamaya indirgenmemekte, ayrma olarak kalmaktadr, nk dorudan
bir raksamaya ilikindir ve ona ilikin olmay srdrr. Ama bu raksama
yle bir biimde olumlanr ki ya da'nn kendisi de saf olumlamaya dnr.
Belli sayda yklem bir eyin kavramnn zdeliine dayanarak o eyin
dnda tutulmaz; bunun yerine, tek tek her ''ey'' katettii yklemlerin
sonsuzluuna alr ve ayn zamanda merkezini, yani kavram olarak ya da
benlik olarak zdeliini yitirir. 6 Olaylarn iletiimi yklemlerin darda
tutulmasnn yerini alr. Bu sentetik olumlayc ayrmann nasl ilediini
grmtk: paradoksal bir unsurun, raksayan dizileri raksamalar iinde
kateden ve onlar uzaklklaryla, uzaklklar iinde yanklandran, kendi
tekinden yoksun iki yze sahip rastlantsal bir noktann ortaya kmas
sayesinde. Bylelikle idesel yaknsama merkezi doas gerei srekli olarak

6 Ayrmann ilke deitirerek olumlayc bir sentez haline gelmesinin koullaryla ilgili
olarak bkz. Ek II, ! . yaz (s. 309-33 1 ) .

Olaylarn letiimi Hakknda 195


merkezsizleir ve artk sadece raksamay olumlamaya hizmet eder. Bu
nedenle sradan yoldan tamamen farkl olan, ezoterik, merkezden km
bir yol nmzde alyor gibiydi. Sradan haliyle ayrma tam olarak bir
sentez deil, sadece balayc sentezlerin hizmetindeki dzenleyici bir
analizdir, nk yaknsamayan dizileri birbirlerinden koparmaktadr. Her
balayc sentez ise kendiliinden bititirme sentezine tabi olma eilimi
gsterir, nk ilgili olduu yaknsayan dizileri bir sreklilik koulu altnda
birbirlerini devam ettirecek ekilde rgtlemektedir. Oysa zaten ezoterik
szcklerin btn anlam bu yoldan dnmekti: sentez haline gelen ayrma
her yere kendi dallanp budak/anmalarn dahil ediyordu, yle ki btncl
dzeyde balama zaten raksayan, heterojen ve aykr dizileri birlikte
dzenliyordu, ayrnt dzeyinde ise bititirme zaten tek bir dizinin ardk
grn altnda bir raksayan diziler okluunu sktryordu.
Burada, derinliklerin oluuyla yzeylerin Aion'unu birbirinden ayr
mak iin yeni bir sebep vardr. nk ilk bakta, bunlarn her ikisi de
kartlarn zdelii olarak sonsuz zdelikte, tek tek her eyin zdeliini
darmadan ediyormu gibiydi. Her adan, yani nicelik, nitelik, iliki ve
kipsellik asndan, kartlar yzeyde de derinlikte de birbirlerine kavuuyor
ve hem ayn anlama hem ayn alt-anlama sahip oluyor gibiydi. Ama bir kez
daha, yzeye kan her ey doa deitiriyor. Kiisel zdeliin yitirilmesinin
iki biimini, elimenin gelimesinin iki biimini birbirinden ayrmak
gerekir. Derinlikte, kartlarn iletiime gemesi ve her birinin zdeliinin
kesintiye uramas, blnmesi sonsuz zdelik yoluyla olur: yle ki her
terim ayn anda moment ve btn; para, iliki ve btn; benlik, dnya ve
Tanr; zne, koa ve yklemdir. Oysa sadece mastar olaylarn ortaya kt
yzeyde durum bambakadr: bunlarn her biri dieriyle, uzaklnn pozitif
karakteri yoluyla, ayrmann olumlayc karakteri yoluyla iletiime geer,
yle ki benlik, raksayan dizileri kiisiz ve birey-ncesi tekillikler olarak
benlikten zgrletiren, benliin dna brakan bu ayrmann kendisiyle
rtr. Kar-gerekleme de zaten budur: sonsuz zdelik yerine mastar
uzaklk. Her ey aykrlarn yanklanmasyla, gr noktas zerine gr
noktasyla, perspektifin yer deitirmesiyle, farkn farkllamasyla meydana
gelir, kartlarn zdeliiyle deil. Sradan durumda, benlik biiminin bir
dizinin bititirilmesini, dnya biiminin uzatlabilir ve srekli dizilerin
yaknsamasn salad, Tanr biiminin ise, Kant'n iyi grd gibi,

196 Anlamn Mant


darda tutucu ya da snrlayc kullanm iinde ayrmay salad
dorudur. Ama ayrma ona kendi bana sentetik ve olumlayc bir deer
kazandran ilkeye ulat zaman, benlik, dnya ve Tanr artk tm darda
tutmalar, tm balamalar, tm bititirmeleri aan, olduu gibi raksayan
diziler lehine ortak bir lmle tanrlar. Klossowski'nin gc, bu biimin
yazgsnn diyalektik dnm ve kartlarn zdeliiyle deil, eylerin
yzeyindeki ortak bir paralanmayla kesitiini gstermesinde yatar. Benlik
nerme asndan da-vurma ilkesiyse, dnya iaret-etme ilkesi, Tanr da
imleme ilkesidir. Ama olay olarak ifade edilen anlam bambaka bir doaya
sahiptir, hep yeri deien paradoksal unsur olarak anlamszlktan, ebediyen
merkezsiz kalan merkezd merkezden yaylmaktadr. Tutarllyla sadece
ama st dzeyde, benliin, dnyann ve Tanr'nn tutarlln darda
brakan saf imdir.7 Bu yar-neden, raksayan olduu gibi kateden bu yzey
anlamszl, tekillikler arasnda dolamda olan, onlar birey-ncesi ve kiisiz
olarak yayan bu rastlantsal nokta kkensel bireysellik olarak Tanr'nn,
Kii olarak benliin, benliin ortam ve Tanr'nn rn olarak dnyann
varln srdrmesine izin vermez, buna katlanamaz. Olumlanan dizilerin
raksamas artk bir dnya deil bir ''kaozmos'' meydana getirir; onlar
kateden rastlantsal nokta artk bir benlik deil bir kar-benlik meydana
getirir; sentez olarak ortaya konan ayrma teolojik ilkesini eytanca bir
ilkeyle dei toku eder. te bu merkezsiz merkez, diziler arasna ve btn
ayrmalar iin, Aion'un acmasz dz izgisini, yani benlikten, dnyadan ve
Tanr'dan artakalanlarn sraland uzakl izmektedir: dnyann Byk
Kanyon'u, benliin atla, Tanr'nn paralara ayrlmas. Dz izginin
zerinde, Khronos'un embersel ya da tek-merkezli dnnden ok farkl
olan, Borges'in labirentlerin en korkuncu olarak szn ettii eye benzer
bir ebedi dn de vardr: bireylerin, kiilerin ve dnyalarn ebedi dn
deil, izginin zerinde yer deitiren ann durmadan zaten gemie ve

7 Bkz. Ek il, 1 . yaz (s. 309-331 ). Klossowski "tam onu dndm anda beni darda
tutacak kadar kusursuzca tutarl bu dnce"den sz eder ("Oubli et anamnese dans
l'experience vecue de l'ctcrnel retour du meme", Nietzsche, Cahiers de Royaumont, Minuit,
s. 234). Ayrca bkz. Lois de l'hospitalite'nin Sonsz'. Klossowski, bu metinlerde im, anlam
ve anlamszlk zerine bir teori ve ne benliin ne dnyann ne de Tanr'nn zdeliinin
srmesine izin veren, raksamay ve ayrlmay olumlayan merkezd bir g olarak kavranan
Nietzsche'nin ebedi dnyle ilgili derinlemesine zgn bir yorum gelitirir.

Olaylarn letiimi Hakknda 197


henz gelecee bld saf olaylarn ebedi dn. Olaydan baka bir
ey kalmaz geriye, tm kartlar iin sadece Olay, kendi uzakl yoluyla
kendiyle iletiime geen, tm ayrlmalar boyunca yanklanan Eventum
tantum.

198 Anlamn Mant


YRM BENC DZ

TEK-ANLAMLILIK HAKKINDA

yle grnyor ki biz yol aldka problemimiz de tamamen deiti.


Olaylar arasndaki mantkd badarlk ve badamazlklarn doasnn
ne olduunu soruyorduk. Ama raksama olumland, ayrma pozitif
sentez haline geldii lde, grnen o ki tm olaylar kart bile olsalar
birbirleriyle badaabilirler ve ''birbirlerini-ifade-ederler'' . Badamazlk
ancak olaylarn gerekletii bireyler, kiiler ve dnyalarla birlikte doar,
dorudan olaylar arasnda ya da olaylarn kozmos-d, kiisiz ve birey
ncesi tekillikleri arasnda deil. Badamazlk iki olay arasnda deil, bir
olay ve onunla raksayan bir baka olay gerekletiren dnya ya da birey
arasndadr. Burada yklemler aras mantksal bir elikiye indirgenemez
olan bir ey vardr. Yine de bir badamazlktr bu, ama mantkd
bir badamazlk, adeta bir ''miza'' badamazl. Bu badamazla
Leibniz'in kkensel ltlerinin uygulanmas gerekir. Bireyden fark iinde
tanmladmz kii, tam da mantkd olduklar iin bu badamazlklarla
ironik biimde oynamaya kalkar. Dier taraftan, valiz-szcklerin nasl
!eksik asndan hepsi badar, dallanp budaklanabilir ve birbirlerini
yanklar anlamlar ifade ettiklerini, ama u ya da bu sentaktik biimle
badamazlk sergilediklerini grdk.
O halde problem, bireyin kendi biimini ve bir dnyayla sentaktik
ban ap olaylarn evrensel iletiimine, yani yalnzca mantksal elikilerin
deil mantkd badamazlklarn bile tesinde, ayrc bir sentezin
olumlanmasna nasl ulaabileceiyle ilgilidir. Bireyin kendisini olay
olarak grmesi gerekecektir. Kendinde gerekleen olay ise kendisine
katlm bir baka birey olarak grmelidir. O zaman, bu olay kavrarken,
isterken, temsil ederken tm dier olaylar da bireyler olarak kavrayacak

Tek-anlamllk Hakknda 19 9
ve isteyecek, tm dier bireyleri olaylar olarak temsil edecektir. Her birey
tekilliklerin younlamas iin bir ayna, her dnya aynadaki bir uzaklk
gibi olacaktr. Kar-gerekleme11in nihai anlam budur ite. Ama ayn
zamanda, Nietzsche'nin yapt gibi bireyin rastlantsal vaka olarak
kefedilmesidir sz konusu olan. Klossowski, ebedi dnle zsel bir
iliki iinde bu kefi tekrar ele alacak, tekrar bulacaktr: rnein, ''yalnzca
kendi merkezini arad srece, kendisinin de paras olduu emberi
grmedii srece bireyi altst eden iddetli gelgitler; bu gelgitlerin onu
altst etmesinin sebebi, her bir gelgitin bireyin bulunamayan merkez
asndan sahip olduunu sandndan baka bir bireysellie karlk
gelmesidir. Dolaysyla zdelik znde rastlantsaldr ve her zdeliin
bir dizi bireysellii katetmesi gerekir ki her birinin rastlantsall hepsini
zorunlu klsn''. 1 Kart nitelikleri sonsuza ykseltip onlarn zdeliini
olumlamyoruz. Her olay ebedi dnn gcne ykseltiyoruz ki baa
gelenden doan birey tm dier olaylardan uzakln olumlayabilsin ve bu
uzakl olumlarken dier olaylarn ierdii tm dier bireylerden geerek
uzakl izlesin, onunla birlesin ve ondan yine kendisinden baka bir ey
olmayan biricik Olay ya da evrensel zgrl damtsn. Ebedi dn,
niteliklerin ve embersel dnmlerinin deil, saf olaylarn ve izgisel ya
da yzeysel younlamalarnn teorisidir. Ebedi dn seici bir anlama
sahiptir ve bir badamazla, tam da onun kuruluunu ve ileyiini
nleyen biimler karsnda sergiledii badamazla bal kalr. Dans
aktr, her olay kar-gerekletirerek, tm dier olaylarla iletiim iinde
olan ve tm dierlerinden geerek, tm dierleriyle kendine dnen saf olay
damtr. Ayrmay ayrk olan olduu gibi olumlayan ve her diziyi dierinde
yanklandran bir senteze dntrr. Her dizi, dier dizi de ona dnd
iin kendine dnmekte, dier dizi kendine dndnde ise kendi dna
dnmektedir: tm uzaklklar ayn izgi zerinde katetmek ve ayn yerde
kalacak kadar hzl komak. Gri kelebek saklanmak olayn o kadar iyi kavrar
ki ayn yere, aa gvdesine akl kalarak siyah kelebein glenmek'iyle
arasndaki tm uzakl kateder ve birey olarak dier olay olay olarak,
rastlantsal vaka olarak kendi bireyinde yanklandrr. Sevgim uzakln
katedilmesidir, baka bir dnyada ve baka bir bireyde dostuma duyduum

1 Klossowski, "La Pcriode curinoise de Nieczsche" (L'Ephemi:re, Say: 5).

200 Anlamn Mant


nefreti olumlayan ve dallanp budaklanm atallanan dizilerin birbirlerinde
yanklanmasn salayan uzun bir gzergahtr - kiinin hala kartlarn
zdeliine dayanan romantik ironisinden tamamen farkl olan mizahn
zm. ''Siz bu eve geldiniz, olas gemilerden birinde dmanmsnz,
bir bakasnda dostum . . . Zaman saysz gelecee doru hi durmamacasna
atallanyor: bunlardan birinde ben sizin dmannzm . . . Gelecek u anda
varoluyor, ama ben dostunuzum sizin .. O an srt bana dnkt, tabancay
.

dorultmutum, olanca dikkatimle ateledim." 2


Felsefe ontolojiyle i ie geer, ama ontoloji de varln tek-anlamllyla
i ie geer (analoji 3 daima felsefi deil teolojik bir gr olmutur ve Tanr,
dnya ve benlik biimleriyle uygunluk iindedir) . Varln tek-anlamll
sadece tek bir varln olmas demek deildir: aksine, varolanlar ok ve
farkldr, daima ayrc bir sentez tarafndan retilirler, kendileri de ayrk
ve raksaktr, membra disjuncta. Varln tek-anlamll varln Ses olmas,
sylenmesi ve sylendii her ey hakknda ayn tek ''anlamda'' sylenmesi
demektir.4 Hakknda sylendii ey asla ayn deildir. Ama o, hakknda
sylendii her ey iin ayndr. O halde varlk, eit eit eylerin bana
gelenlerin hepsi iin biricik olay olarak, tm olaylar iin Eventum tantum
olarak, onda ayrk kalan, ama ayrlmalarn yanklandran ve dallandrp
budaklandran btn biimler iin nihai biim olarak baa gelir. Varln
tek-anlamll ayrc sentezin pozitif kullanmyla, en yksek olumlamayla
i ie geer: ebedi dnn ta kendisi ya da - ideal oyunla ilgili olarak
grdmz gibi - rastlantnn tek seferde olumlanmas, btn hamleler
iin biricik at, btn biimler ve btn seferler iin tek bir Varlk, var
olan her ey iin tek bir iten-ie-olu, btn canllar iin tek bir hayalet,
denizdeki btn damlalar ve btn uultu iin tek bir ses. Sylenen olarak

2 Borges, a.g. e., s. 1 30- 1 34 [Trkesi: "Yollar atallanan Bahe", Ficciones, F. zgven
(ev.), letiim, 3. bask, 2000, s. 86-89).
3 Varln tek-anlaml deil de ok-anlaml olduunu savunan baz filozoflar, varln bu
farkl anlamlar arasnda analojik bir iliki kurulabileceini dnrler. Deleuze analojiden
sz ederken zellikle Ortaa'da yaygnlk kazanan bu teorilere gnderme yapyor. (. n.)
4 Deleuze, tek-anlamllk diye evirdiimiz univocitf szcnn etimolojisine
gnderme yapyor. Latincedeki unus (bir) ve vox (ses) szcklerinden tretilen univocitf,
harfiyen tek-seslilik olarak da anlalabilir. (. n.)

Tek-anlamllk Hakknda 201


varln cek-anlamllyla hakknda sylendii eyin sahte-tek-anlamlln
birbirine kartrmak haca olur. Ama ayn zamanda, eer Varlk baa
gelmeden sylenmiyorsa, Varlk tm olaylarn iletiime girdii biricik olaysa,
tek-anlamllk hem baa gelene, hem sylenene gnderme yapyor demektir.
Tek-anlamllk baa gelenle sylenenin ayn ey olmas demektir: tm
cisimlere ya da ey durumlarna atfedilebilir olanla tm nermelerde ifade
edilebilir olann. Tek-anlamllk noematik olarak acfedilenle dilsel olarak
ifade-edilenin zdelii demektir: olayla anlamn zdelii. Tek-anlamllk
varl analojiye dayal yaklamlarda iine dt mulak durumdan
kurtarr. Varl bana geldii eyden ve hakknda sylendii eyden daha
iyi ayrt etmek zere ykseltir, damtr. Varl varolanlardan koparp onu
tek seferde varolanlara tar, her sefer iin varolanlara indirir. Saf syleme ve
saf olay olarak tek-anlamllk, dilin i yzeyiyle (iten-ie-olu) varln d
yzeyini (varlk-d) temasa sokar. Tek-anlaml varlk dilde iten-ie-olur
ve eylerin bana gelir, dilin isel ilikisini varln dsal ilikisiyle ler. Ne
etkin ne edilgin olan tek-anlaml varlk tarafszdr. Kendisi de varlk-ddr,
yani gerekte, olanaklda ve olanakszda ortak olan asgari varlktr. Bolukta
tm olaylarn tek bir olayda ortaya konmas, anlamszlkta tm anlamlarn
tek bir anlamda ifade edilmesi olan tek-anlaml varlk Aion'un saf biimidir,
eyleri ve nermeleri ilikilendiren dsallk biimidir. 5 Ksacas, varln
tek-anlamllnn belirlenimi vardr: tm olaylar iin sadece tek bir
olay; olup biten ve sylenen iin sadece tek bir aliquid; olanaksz, olanakl
ve gerek iin sadece tek bir varlk.

5 Olayn ortaya knda "bo zaman"n nemiyle ilgili olarak bkz. B. Groethuysen,
"De quelques aspects du temps" (Recherches philosophiques, V, 1 935- 1 936): "Her olay adeta
hibir eyin olup bitmedii bir zamandadr" ve tm olup bitenler boyunca bo zamann bir
devamll vardr. Joe Bousquet'nin Les Capitales kitabnn can alc noktas da Duns Scotus
zerine bir tefekkrden yola karak dil problemini varln tek-anlamll asndan ortaya
koymasyd.

202 Anlamn Mant


YRM ALTINCI DZ

DiL HAKKINDA

Dili olanakl hale getiren ey olaylardr. Ama olanakl hale getirmek


balatmak deildir. Daima sz dzeni iinde balarz, her eyin tek hamlede,

ezamanl olarak verili olmak zorunda olduu dil dzeninde deil. Daima
konumaya balayan biri vardr. Konuan da-vurucudur, hakknda
konuulan iaret-edilendir, sylenen imlemelerdir. Olay bunlardan hibiri
deildir: olayn kendisi konumad gibi olay hakknda da konuulmaz
ya da olay sylenmez. Yine de olay ylesine dile aittir, ylesine dile
dadanmakcadr ki kendini ifade eden nermelerin dnda var-olmaz. Ama
olay nermelerle ayn ey deildir, ifade-edilen ifadeyle ayn ey deildir.
fade-edilen ifadeden nce var-olmaz, ondan nce iten-ie-olur, bylece
ona bir temel ve koul kazandrr. Dili olanakl hale getirmek, seslerin
eylerin iitsel nicelikleriyle, cisimlerin grlt patrtsyla, onlarn etkileme
ve etkilenmeleriyle karmamasn salamak demektir. Dili olanakl hale
getiren ey sesleri cisimlerden ayran ve nermeler halinde rgtleyen,
onlar ifade ilevi iin zgrletiren eydir. Konuan daima bir azdr, ama
ses yemek yiyen bir bedenin grlts, saf orallik olmaktan kp kendini
ifade eden bir znenin da-vurulmas haline gelmektedir. H akknda
konuulan daima cisimler ve karmlardr, ama sesler bu cisimlere bal
nitelikler olmaktan kp onlarla yeni bir ilikiye, iaret-etme ilikisine
girmekte, konuma ve konuulma gcn ifade etmektedir. aret-etme ve
da-vurma dili cemellendirmezler, onlar da ancak dille birlikte olanakl hale
gelmilerdir. fadeyi varsayarlar. fade ifade-edilebilirin ya da ifade-edilenin
olmas olarak olayda temellenir. Dili olanakl hale getiren olaydr, nk
olay ne onu ifade eden nermeye, ne nermeyi telaffuz edenin durumuna,
ne de nermenin iaret-ettii ey durumuna indirgenebilir. Aslnda olay

Dil Hakknda 203


olmasayd tm bunlar grltden ibaret olacakt, ayrt edilemez bir
grltden. nk olay sadece olanakl hale getirmez, sadece olanakl
hale getirdiini ayr klmaz, ayn zamanda olanakl hale getirdii eyde de
ayrmlar yapar (bkz. nermede iaret-etme, da-vurma ve imleme arasnda
yaplan l ayrm) .
Olay dili nasl olanakl hale getirir? Olayn znn ne olduunu
grdk: saf yzey sonucu, nfuz-edilemez cisimsizlik. Olay cisimlerin,
onlarn karmlarnn, etkileme ve etkilenmelerinin neticesidir. Ama
neticesi olduu eyden doa bakmndan farkldr. Cisimlere, ey
durumlarna atfedilir, ama asla fiziksel bir nitelik olarak deil: sadece ok
zel, diyalektik ya da daha dorusu noematik, cisimsiz bir atfetme olarak.
Bu atfetme onu ifade eden nermenin dnda var-olmaz. Ama ifadesinden
doa bakmndan farkldr. Olay nermede var-olur, ama asla bir cisim
ya da nitelik ismi, zne ya da yklem olarak deil: sadece nermenin
bir fiilde kuatlm olan ifade-edilebiliri ya da ifade-edileni olarak. ey
durumlarnn bana gelen olay ve nermede iten-ie-olan anlam ayn
olmadr. Dolaysyla, cisimsiz olay kendini ve yzeyi kurduu lde ifte
gndermesinin terimlerini de bu yzeye karr: noematik atfetme olarak
gnderme yapt cisimleri ve ifade-edilebilir olarak gnderme yapt
nermeleri. Ve bu terimleri, ayrd iki dizi halinde rgtler, nk bu
ayrm sayesinde ve bu ayrm iinde, kendini neticesi olduu cisimlerden
ve olanakl hale getirdii nermelerden ayrt eder. eyler ve nermeler
arasndaki bu ayrm, bu snr-izgi (yemek-konumak) , ''olanakl hale
getirilen'' de, yani nermelerin kendisinde de isimler ve fiiller, ya da daha
dorusu iaret-etmeler ve ifadeler arasndan geer. aret-etmeler daima
ilke olarak tketilebilir cisimlere ya da nesnelere, ifadeler ifade-edilebilir
anlamlara gnderme yapmaktadr. Ama snr-izgi, ayrdn nihayetinde
eklemlemeseydi, yzeyde dizilerin bu ayrmn meydana getiremezdi, nk
o, her iki tarafta da ayn cisimsiz g sayesinde, bir yandan ey durum
larnn bana gelen olarak, dier yandan nermelerde iten-ie-olan olarak
tanmlanan ayn g sayesinde iler. (Bu yzden dilin birok boyutu olsa da
dilin kendisinin yalnzca tek bir gc vardr) . O halde, snr-izgi raksayan
dizilerin yaknsamasn salar, ama bunu yaparken raksamay ne ortadan
kaldrr, ne de dzeltir. nk dizilerin kendilerinde yaknsamalarn
salamaz, bu olanakszdr, ama paradoksal bir enin, izgiyi kateden ya

204 Anlamn Mant


da diziler arasnda dolamda olan noktann etrafnda, ancak olduu gibi
raksayan iin bir yaknsama emberi kuran, hep yer deitiren merkezin
etrafnda yaknsamalarn salar (ayrlmay olumlama gc). Bu e,
bu nokta, tam da doa bakmndan kendi cisimsel nedenlerinden farkl
olan yzey sonularnn bal olduu yar-nedendir. Dilde eitli tiplerde
ezoterik szcklerle ifade edilen bu nokta dizilerin hem ayrlmasn, hem
birlikte-dzenlenmesini, hem dallanp budaklanmasn salar. Bylece dilin
btn rgtlenii metafizik ya da aknsal yzeyin, soyut cisimsiz izginin
ve merkezden km noktann oluturduu figr sunar: yzey sonular
ya da olaylar; yzeyde, anlamn olaya ikin izgisi; izgide, anlamszln,
anlamla birlikte-mevcut yzey anlamszlnn noktas.
ki byk antik felsefe sistemi, Epikurosuluk ve Stoaclk, dili
olanakl klan eyler dzeyinde saptamaya altlar. Ama bunu ok
farkl tarzlarda yaptlar. nk sadece zgrl deil, dili ve dilin
kullanmn da temellendirmek iin, Epikurosular atomun sapmasndan
[isim ekiminden] , Stoaclar ise aksine olaylarn birleftirilmesinden [fiil
ekiminden] oluan bir model ina ediyorlard. O halde Epikurosu
modelin isimlere ve sfatlara ncelik vermesi, isimlerin sapmayla/ekimle
bileen dilsel atomlar ya da cisimler, sfatlarn ise bu bileiklerin nitelikleri
gibi olmas artc deildir. Oysa Stoac model dili ''daha gururlu''
terimlerden itibaren kavrar: cisimsiz olaylar arasndaki balarla ilikili
olarak fiiller ve fiil ekimleri. Dilde isimlerin mi fiillerin mi nce geldii
sorusunu ''balangta etkinlik vardr'' genel dsturu uyarnca, fiili ilk
etkinliin temsilcisi, kk ise fiilin ilk hali yaparak zemeyiz. nk
fiilin bir etkinlii temsil ettii doru deildir; fiil bir olay ifade eder, bu da
bambaka bir eydir. stelik dil de ilk kklerden itibaren gelimez; dil, dilin
btnn belirleyen biimlendirici unsurlar etrafnda rgtlenir. Ama dil
dsal bir zamann ardklna gre aamal olarak biimlenmese bile yine
de dilin btnlnn homojen olduunu dnemeyiz. ''Fonemler''in
''morfemler'' ve ''seman temler'' deki tm olanakl dilsel ayrmlar salad
dorudur, ama dier taraftan, fonematik ayrmlardan hangilerinin ele
alnan dil iin uygun olduunu da imleyen ve morfolojik birimler belirler.

1 Deleuze burada daha nce de karmza km olan bir szck oyununa bavuruyor.
Bkz. 2. dizinin 6. dipnotu. (. n.)

Dil Hakknda 205


yleyse btn, yaln bir hareketle deil, nerme emberini temsil eden
bir gidip gelme, bir dilsel etkime ve tepkime hareketiyle betimlenebilir. 2
Eer fonik etkime ak bir dil uzay meydana getiriyorsa semantik tepkime
de onsuz uzayn u ya da bu dile uygun olarak belirlenemeyecei bir isel
zaman meydana getirir. Bu unsurlardan bamsz olarak ve yalnzca hareket
asndan, isimler ve isim ekimleri etkimeyi ete kemie brndrrken
fiiller ve fiil ekimleri tepkimeyi ete kemie brndrmekted ir. Fiil dsal
bir etkime imgesi deil, dile isel bir tepkime srecidir. Bu nedenle, en genel
kavranyla fiil dilin i zamansalln kuatr. mlemeyi iaret-etmeyle,
semantemi fonemle ilikilendirerek nerme halkasn kuran odur. Ama ayn
zamanda halkann neyi sakladn ya da sardn, halkann bir kez krlp
dz izgi olarak aldnda, serildiinde, yayldnda neyi aa kardn
da fiilden karsarz: nermenin ifade-edileni olarak anlam ya da olay.
Fiilin iki kutbu vardr: fiziksel bir ardklk zamanna bal olarak,
fiilin iaret-edilebilir bir ey durumuyla ilikisini belirten imdi; kuatt
i zamana bal olarak, fiilin anlamla ya da olayla ilikisini belirten mastar.
Btn olarak fiil, tm nermenin alm olan emberini temsil eden mastar
''kipiyle'' aksine emberi nermenin bir iaret-edileni zerine kapayan
imdiki ''zaman'' arasnda salnr. Fiil iaret-etme, da-vurma ve imleme
ilikilerine uygun olarak tm fiil ekimini bu iki kutup arasna sdrr -
zamanlarn, ahslarn ve kiplerin btnn. Saf mastar Aion'dur, dz izgi,
bo biim ya da uzaklktr; momentlerle ilgili hibir ayrm barndrmaz,
durmakszn biimsel olarak gemiin ve gelecein ezamanl ifte ynnde
blnr. Mastar dile isel bir zaman ierirken anlam ya da olay, yani dilin
ortaya koyduu problemlerin btnn ifade eder. Dilin iselliini varln
dsallyla temasa sokar. Ayrca olaylar arasndaki iletiimi miras alr,
bylece tek-anlamllk varlktan dile, varln dsallndan dilin iselliine
aktarlr. ok-anlamllk daima isimlerin ok-anlamlldr. atlarn
eitlilii olmadan, ahssz, imdisiz, belirlenmemi mastar biimiyle Fiil

2 Bu geri gelme ya da cepkime sreciyle ve bunun ierdii i zamansallkla ilgili olarak


bkz. Guscave Guillaume'un yapt (ve E. Ortigues'in bu yaptla ilgili analizi, Le Discours et
le symbole, Aubier, 1 962). Guillaume buradan zgn bir mastar kavray karr: "Epoques
et niveaux temporels dans le systeme de la conjugaison franaise", Cahiers de linguistique
structurale, Say: 4, Universite de Laval.

206 Anlamn Mant


dilin tek-anlamlldr. iirin ta kendisi. Mastar haldeki fiil dilde tm
olaylar tek bir olayda ifade ederek dilin olayn, imdi onu olanakl hale
getiren eyle i ie geen biricik bir olay olarak dili ifade eder.

Dil Hakknda 207


YRM YEDNC DZ

ORALLK HAKKINDA

Dil onu ayrt eden ey tarafndan olanakl klnr. Sesleri cisimlerden


ayran ey sesleri bir dilin elerine dntrr. Konumay yemekten
ayran ey sz olanakl hale getirir, nermeleri eylerden ayran ey
nermeleri olanakl hale getirir. Olanakl hale getiren yzeydir, yzeyde
olup bitenlerdir: ifade-edilen olarak olay. fade-edilen, ifadeyi olanakl
hale getirir. O halde son bir grev bizi bekliyor: sesleri zgrletiren,
onlar cisimlerden bamsz hale getiren yky anlatmak. Sz konusu
olan, varsaylan bir olaydan onun ey durumlarnda edimsellemesine ve
nermelerde ifade edilmesine gidecek bir statik oluum deildir artk.
Sz konusu olan, dorudan ey durumlarndan olaylara, karmlardan
saf izgilere, derinlikten yzeylerin retimine giden ve dier oluumdan
hibir ey barndrmamas gereken bir dinamik oluumdur. nk dier
oluum asndan yemeyi ve konumay yzeyde zaten birbirinden ayrlm
iki dizi olarak de jure verili kabul ediyorduk. Olay bu iki diziyi ayryor
ve eklemliyor, bir dizinin neticesi olup noematik atfedilen olarak onunla
ilikiye geerken dierini olanakl hale getiriyor, ifade-edilebilir anlam
olarak onunla ilikiye geiyordu. Ama konumann yemekten edimsel
olarak nasl kt ya da yzeyin kendisinin nasl retildii, cisimsiz
olayn nasl cisim durumlarnn neticesi olduu bambaka bir sortdur. Ses
bamsz hale geliyor derken , sesin cisimlere bal zel bir nitelik, grlt
ya da lk olmaktan kp artk niteliklere iaret-etmesini, cisimleri da
vurmasn, zneleri ve yklemleri imlemesini kastediyoruz. Sesin iaret
etmede uzlamsal bir deer - da-vurmada alldk bir deer, imlemede
yapay bir deer - kazanmasnn nedeni tam da yzeydeki bamszln
daha yksek bir merciden karmasdr: ifade-edicilik. Her bakmdan,

208 Anlamn Mant


derinlik-yzey ayrm doa-uzlam, doa-alkanlk, doa-yapaylk ayrm
larna gre birincildir.
Derinliklerin yks en korkun ekilde balar: Melanie Klein' n
unutulmaz ekilde resmettii ve emzirme andaki bebein yaamn ilk
ylndan itibaren hem sahnesi, hem oyuncusu, hem de dram olduu bir
terr tiyatrosuyla. Orallik, az ve meme en bata dipsiz derinliklerdir.
Meme ve annenin btn bedeni bir iyi bir de kt nesne olarak ikiye
blnmekle kalmaz, bunlar saldrganca yamalanr, lime lime edilip
lokmalara, yenecek paralara dntrlr. Bu ksmi nesnelerin bebein
bedeninde ie-atlmasna saldrganln bu i nesnelere yanstlmas ve
bu nesnelerin anne bedenine tekrar-yanstlmas elik eder: bu yzden
ie-atlm paralar ayn zamanda ocuun bedenini ieriden tehdit eden
ve annenin bedeninde durmadan tekrar tekrar kurulan zehirli ve kyc,
patlayc ve toksik maddeler gibidir. Srekli bir tekrar-ie-atma zorunluluu
buradan doar. Tm bu ie-atma ve yanstma sistemi bedenlerin derinlikte,
derinlik yoluyla bir iletiimidir. Orallik doal olarak, ksmi nesnelerin
annenin bedenini olduu kadar ocuun bedenini de havaya uurabilecek
dklara dnt bir yamyamlk ve anallikle devam eder. Birinin paralar
daima dierini kyma uratmakta, kym yapan da emzirme andaki
bebein ilesini oluturan bu iren karmda daima kyma uramaktadr.
Bu az-ans ya da besin-dk sisteminde, bu evrensel kloakta bedenler
hem darmadan olurlar hem darmadan ederler. 1 e-atlan ve yanstlan,
besinsel ve dksal i ksmi nesnelerin bu dnyasna simlakrlar dnyas
adn veriyoruz. Melanie Klein bunu ocuun paranoid-izoid konumu
olarak betimler. Bu konumu ifte bir ilerleme kaydeden depresif konum
izler, nk ocuk iyi olan btncl bir nesne kurmaya ve kendini bu
iyi nesneyle zdeletirmeye alr. Bylelikle, bu yeni dramda tehditlere
ve aclara katlanmak, iyi nesnenin maruz kald tm ileleri paylamak
pahasna da olsa iyi nesneye karlk gelen bir zdelik kazanmaya alr.
Bu noktada, stbenin onay ve benin oluumuyla depresif ''zdeleme''
paranoid ve izoid '' ie-atma-yanstma'' nn yerine geer. Her ey nihayetinde
yeni tehlikelerden geerek Oidipus'la nitelenen cinsel bir konuma geii

1 Bkz. Melanie Klein, La Psychanalyse des enfants, 1 932, J.-B. Boulanger (ev.) , P.U.F.
(rnein 1 59. sayfadaki son derece gzel betimleme).

Orallik Hakknda 209


hazrlamakta, burada libidinal drtler ykc drtlerden ayrmaya ve
''sembolletirme'' yoluyla gitgide daha iyi rgtlenmi nesnelere, ilgilere ve
etkinliklere yatrm yapmaya meyletmektedir.
Klein'n emasndaki baz ayrntlarla ilgili sunduumuz bu sapta
malar sadece ''ynelimleri'' aa karma amacn gdyor. nk
btn bu konumlar meselesi ruhsal yaamn ynelimleri ve ana ynleri
olduu fikrini, bu yaamn deiken ya da dnl koordinatlara ve
boyutlara gre rgtlendii, canl boyutlarn tam bir corafyaya, tam bir
geometriye sahip olduu fikrini barnd ryor. lk olarak, paranoid-izoid
konumun oral-ana) bir derinliin, dipsiz bir derinliin gelimesiyle i ie
getii grlyor. Her ey uurumla balyor. Ama bu noktada, derinlii
dolduran bu ksmi nesneler ve paralar alannda, ''iyi nesnenin'' (iyi
memenin) ktyle ayn ekilde ie-atlm olarak ele alnabileceinden
emin deiliz. Melanie Klein'n kendisi de ie-atmada nesnenin iyi ve
kt olarak ikiye blnmesine iyi nesnenin de kar koyamad bir
paralanmann elik ettiini, nk iyi nesnenin kt bir para saklayp
saklamadndan asla emin olunamayacan gsterir. Dahas, para olan
her ey ilke olarak ktdr (yani kyma urar ve kendisi kycdr) ; yalnz
tam olan, btncl olan iyidir, ama ie-atma da zaten tam olann varln
srdrmesine izin vermez. 2 Bu yzden , bir yandan izoid konuma zg
denge, dier yandan bunun daha sonraki depresif konumla ilikisi iyi
nesnenin olduu gibi ie-atlmasnn neticesi olamaz gibidir ve bunlarn
gzden geirilmesi gerekir. izoid konumun ie-atlan ve yanstlan, toksik
ve dksal, oral ve ana) kt ksmi nesnelerin karsna kard ey ksmi
bile olsa iyi bir nesne deil, parasz bir organizma, azsz ve anssz, her
trl ie-atma ya da yanstmay brakm ve bu bedel pahasna btncl
olan organsz bedendir daha ziyade. d ve ben arasndaki gerilim de burada
meydana gelir. Kar karya gelen, iki derinliktir, paralarn uutuu ve
patlad bo derinlikle dolu derinlik. Bunlar iki karmdr: biri sert ve
kat fragmanlardan olumutur, bakalamaktadr, dieri sv, akkan

2 Bkz. Melanie Klein' n bu yndeki aklamalar ve "nce yalnz kr nesnenin


iselletirildiini" syleyen W. Fairbairn'in tezine yapt gndermeler (ama M . Klein bu
tezi reddediyor): Developpements de la psychanalyse, 1 952, J.-B. Boulanger (ev.), P.U.F.,
s. 277-279.

210 Anlamn Mant


ve ktstrsuzdur, erime ve kaynama zelliine sahip olduu iin paras
yoktur, bakalamaz (bir kan blounda btn kemikler) . Bu bakmdan
idrar temas dk temasyla ayn dzleme konamazm gibi grnyor,
nk dklar hep bazen toksik maddeler olarak korku uyandran,
bazen daha baka paralar ufalamak iin silah olarak kullanlan organlar
ve paralardr, idrar ise aksine tm paralar bir araya getirebilecek ve
organsz hale gelmi bedenin dolu derinliinde ufalanmann stesinden
gelebilecek slak bir ilkenin belirtisidir. 3 Eer izofrenin edinmi olduu
btn dille bu izoid konuma dek gerilediini varsayacak olursak,
izofrenik dilde darmadan dksal paralar olan etkilenme-szcklerle
bir su ya da ate ilkesince kaynatrlm bloklar olan etkileme-szckler
arasndaki ikilii ve tamamlaycl tekrar bulmak bizi artmayacaktr.
O halde her ey derinlikte, anlam alannn altnda, iki saf grlt
anlamszl arasnda, darmadan bedenin ve szcn anlamszlyla
beden blounun ya da eklemlenmemi szcklerin anlamszl arasnda
olup bitmektedir - iki tarafn da pozitif sreci olarak ''bunun bir anlam
yok'' .4 Tamamlayc kutuplar arasndaki ayn ikilik izofrenideki tekrarlarla
diretmeler arasnda, rnein di gcrdatmalarla katatoniler arasnda da
vardr, bunlarn biri i nesnelere ve hem onlarn paralara ayrd hem
de onlar paralara ayran bedene tanklk ederken dieri organsz bedeni
aa karr.
Bize yle geliyor ki iyi nesnenin olduu gibi ie-atlmam
olmasnn nedeni batan beri onun baka bir boyuta ait olmasdr. yi

3 Melanie Klein dk sadizmiyle idrar sadizmi arasnda bir doa fark grmez ve
"bilind, bedenlerin eitli maddeleri arasnda ayrm yapmaz" ilkesine bal kalr. Daha
genel olarak, yle sanyoruz ki psikanalitik izofreni kuram organsz beden konusunun
nemini ve dinamizmini gz ard etme eilimine sahiptir. Bunu daha nce Pankow'la
ilgili olarak grmck. Ama bu durum Melanie Klein'da daha aktr (bkz. rnein
Developpements de la psychanalyse'de, bir krlk ve boyna kadar iliklenmi elbise ryasnn
organsz beden konusu aa karlmakszn nasl basit bir kapallk iareti olarak
yorumland). Aslnda, organsz beden ve sv olma zellii slak ilkenin paralarn bir
blokta, en azndan bir "deniz blounda" kaynamasn salamas bakmndan birbirine
baldr.
4 Bu diye evirdiimiz a szc ayn zamanda psikanaliz cerimi olarak kullanldnda
id anlamna geliyor. (. n.)

Orallik Hakknda 211


nesnenin kendisi baka bir ''konuma'' sahiptir. yi nesne yksektedir,
yksekte durur ve doa deitirmeden dmesi mmkn deildir.
Ykseklikten ters evrilmi bir derinlii deil, onu igal eden nesnenin
doas kadar onu kateden mercinin doasyla da ayrt edilen zgn
bir boyutu anlamalyz. stben, Melanie Klein'n dedii gibi ie-atlan
ilk nesnelerle deil, yksekte kalan bu iyi nesneyle balar. Freud, id ile
stben arasndaki tam bir ynelim deiikliine ve ruhsal yaamn
ynnn yeniden rgtleniine karlk gelen bu aktarmn, derin olann
yukar aktarlmasnn nemi zerinde ska durmutur. Derinlik ieren
ierilen, bo-dolu, iman-zayf vb. dinamik kategorilerce belirlenmi bir
i gerilime sahipken, ykseklie zg gerilim dikeyliin, boy farklarnn,
byn ve kn gerilimidir. ocuun saldrganln ifade ederken
ayn zamanda ona ynelik bir saldrganl da ifade eden ve tam da bu
yzden kt, tehlikeli olan ie-atlm ksmi nesnelere kart olarak iyi

nesne btncl bir nesnedir. Iyi nesne sevgi ve korumann yan sra en
canl vaheti de da-vurur, ama bunu ksmi ve blnm bir ekilde deil,
btn da-vurumlar yksekteki st dzey bir birlikten yaylan iyi ve
btncl nesne olarak yapar. Aslnda iyi nesne iki izoid kutbu, kuvvetini
damtt ksmi nesneler kutbunu ve biimini yani btnclln ya
da tamln damtt organsz beden kutbunu kendi zerine almtr.
Dolaysyla (para para olmu bir bedende ie-atlan ve yanstlan) ksmi
nesneler deposu olarak id'le ve (organsz btncl beden olarak) benle
karmak ilikiler iindedir. Depresifkonumun ilkesi olarak iyi nesne izoid
konumun ardndan gelmez, izoid konumun ak iinde, aralarndaki
srekli iletiime tanklk eden dn almalarla, blokajlarla, itkilerle
meydana gelir. Elbette son kertede izoid, yksekliin ya da dikeyliin
aa kardklarna kendini kapamak zere kendi konumunun gerilimini
glendirebilir. Ama her halkarda yksekliin iyi nesnesi ksmi nesnelerle
bir mcadele iindedir ve burada, iki boyutun iddetli arpmasnda esas
mesele kuvvettir. ocuun bedeni ie-atlm vahi hayvanlarla dolu bir
ukur gibidir, bunlar iyi nesneyi havada kapmaya alrlarken iyi nesne
de onlara kar acmasz bir avc ku gibi davranr. B u durumda, bir
yandan ben, iyi nesneyle zdeleir, kendini bir sevgi modeli olarak ona
gre ekillendirir, i nesnelere kar onun hem gcnden hem nefretinden
pay alr, ayrca onun bu kt nesnelerin etkisiyle alan yaralarndan,

212 Anlamn Manc


acsndan pay alr. 5 Ama dier yandan, iyi nesneyi yakalamaya alan bu
ksmi kt nesnelerle de zdeleir, onlara yardm eder, onlarla ittifak kurar,
hatta acma gsterir. d-ben-stben dngs budur ite; burada herkes
att yumruk kadar da yumruk yer ve bu durum manik-depresif konumu
belirler. stben olarak iyi nesne, ben ie-atlm nesnelerle dayanma
iinde olduu lde ben'e kar btn nefretini ortaya koyar. Ama ben
kendi tarafna getii ve onunla zdelemeye abalad lde de ona
yardm ve sevgi sunar.
Sevgi ve nefretin ksmi nesnelere gnderme yapmayp btncl iyi
nesnenin birliini ifade ediyor olmas bu iyi nesnenin ''konumu''ndan,
yksekteki aknlndan itibaren anlalmaldr. Sevmenin ya da nefret
etmenin, yardm etmenin ya da dvmenin tesinde, ykseklie
''gizlenmek'', ''ekilmek'' vardr. yi nesne doas gerei yitik bir nesnedir:
yani ilk seferden itibaren ancak zaten yitik olarak, yitirilmi 6 olarak kendini
gsterir, ancak byle ortaya kar. yi nesnenin stn birlii de buradadr
ite. O, yitik haliyle, sevgisini onu ilk seferde bile ancak ''yeniden bulunmu''
olarak bulabilecek olana sunar (onunla zdeleen ben'e) , nefretini ise ona
''kefedilmi'' ama nceden de burada olan bir ey olarak saldrana sunar
(i nesnelerin tarafn tutan ben'e). izoid konumun iinde ortaya kan iyi
nesne, kendini nceden-varolan olarak, imdi derinlikle i ie geen o dier
boyutta teden beri nceden-varolan olarak ortaya koyar. Bu yzden, sevgi ve
hasar vermesini salayan hareketin daha stnde, onun yoluyla, onun iinde
geri ekildii ve bizi engelledii z vardr. Yaralarnn ardna geri ekilir, ama
sevgisinde ve nefretinde de geri ekilir. Sevgisini ancak yeniden sunulan,
balayc bir sevgi olarak sunar, nefretini ancak hi yaplmam tehditleri
ve uyarlar anmsatarak gsterir. O halde, iyi nesne, yitik nesne olarak,
sevgiyi ve nefreti engelleme yoluyla datr. Nefret ettiinde bunu iyi nesne

5 Yaral-salam ayrm ksmi-btncl ayrmyla kartrlmamaldr, bu ayrm depresif


konumun btncl iyi nesnesine uygulanr: bkz. Melanie Klein, Developpements de la
psychanalyse, s. 20 1 . stbenin "iyi", yine de acmasz, ayrca yaralanabilir vb. olmasna
amamak gerekir; zaten Freud da mizahla balantl olarak iyi ve teselli edici bir stbenden
sz ediyor, stbenin z hakknda daha renecek ok eyimiz olduunu da ekliyordu.
6 Ayant ete perdu. Deleuze burada zellikle Franszcadaki passe compose zamann
kullanyor ve bu ekilde daha nce 22. dizide sylediklerine gnderme yapyor. (. n.)

Orallik Hakknda 213


olarak, nefret ettii kadar da severek yapar. Onunla zdeleen beni sevse de,
ksmi nesnelerle zdeleen benden nefret etse de, bunlarn da tesinde geri
ekilmekte, iki taraf arasnda bocalayan ve ikili oynadndan kuku duyduu
beni engellemektedir. lk seferin ancak ikinci sefer olmasna yol aan
engelleme sevginin ve nefretin ortak kaynadr. yi nesne, yukardan sunulan
sevginin ve nefretin tm evrelerini srt eviren ve dllerini ancak yeniden
verilmi olarak veren bir merciyle birletirdii lde acmaszdr (stbenin
acmaszl). yleyse iwfrenik Sokrates-ncesi felsefenin ardndan depresif
Platonculuk gelir: yi ancak bir anmsamann nesnesi olarak kavranr, z
gerei rtk bir ey olarak kefedilir, Bir ancak sahip olmad eyi verir, nk
verdiinin stndedir, kendi yksekliine geri ekilmitir, dea hakknda ise
Platon yle der: ''o kaar ya da yok olur'' - i nesnelerin darbeleriyle yok
olur, ama benle ilikisinde de kaar, nk onu nceler, ben ilerledike o geri
ekilir ve ben'e sadece biraz sevgi ya da nefret brak r. Grm olduumuz
gibi, depresif -di'li gemi zamann btn zellikleri de bunlardr.
O halde, iyi nesne tarafndan belirlenmi olan nanik-depresif konum
paranoid-izoid konuma dahil olmakla birlikte eit eit yeni zellik de
sunmaktadr. Simlakrlarn derin dnyas deildir artk bu, yksekteki idoln
dnyasdr. Artk ie-atma ve yanstma mekanizmalar deil, zdeleme
mekanizmas vardr. Ayn Spaltung ya da ayn benlik blnmesi deildir artk
sz konusu olan. izofrenik blnme patlayc, ie -atlm ve yanstlm i
nesneler ya da daha dorusu bu nesnelerce para para edilmi beden ile
yanstmaya ya da ie-atmaya izin vermeyen organsz ve mekanizmasz
beden arasndadr. Depresif blnme zdelemenin iki kutbu, benin i
nesnelerle zdelemesi ve ykseklerdeki nesneyle zdelemesi arasndadr.
izofrenik konumda, ''ksmi'' szc i nesneleri niteler ve bu nesnelere
ve onlarn kendisini maruz brakt paralanmaya tepki gsteren organsz
bedeni niteleyen ''bcncl''le kartlk iindedir. Depresif konumda ise
''btncl'' artk nesneyi niceler ve bu en yksek nesnenin kendi dna
sunmasn ve kendine geri ekilmesini salayan ikili hareket olarak, yalnz
salam ve yaraly deil mevcut ve namevcutu da kapsar. Bu nedenle
engellenme deneyimi, kendine geri ekilen ya da z gerei yitik olan iyi
nesne deneyimi depresif konuma aittir. izoid konumda, her ey ie-atma ve
yanstma mekanizmalarnda sergilenen ya da maruz kalnan saldrganlktr,
lime lime edilmi paralarla organsz beden arasndaki gerilimli ilikide her

214 Anlamn Mant


ey etkilenme ve etkilemedir, her ey derinlikte bedenlerin iletiimidir, saldr
ve savunmadr. Yoksunl ua, engelleyici duruma yer yoktur. Engelleme izoid
konumda ortaya ksa da dier konumdan gelmektedir. Bu nedenle depresif
konum ne etkileme ne etkilenme olan bir eye, nfuz-edilemez geri ekilmeye
hazrlar bizi. Yine bu nedenle manik-depresif konumun paranoid-izoid
saldrganlktan ayrlan bir acmaszla sahip olduunu grrz. Acmaszlk
yukardan, bir iyi nes1e tarafndan sunulan sevginin ve nefretin btn
evrelerini ierir, ama geri ekilen ve daima sunduunu tekrar sunan yitik
bir nesnedir bu. Mazoizm yalnzca maruz kald aclarla deil, dorudan
iyi nesnenin acmaszlyla zdeleerek ektirmekten holand aclarla
da depresif konuma aittir - oysa sadizm yalnzca bakasna ektirdii
aclarla deil, saldrganln yanstlmas ve iselletirilmesi yoluyla kendine
ektirdii aclarla da izoid konuma baldr. Bir baka adan, alkolikliin
nasl depresif konuma uygun dtn, nasl hem en yksek nesne, hem
bu nesnenin yitimi hem de bu yitimin -di'li gemi zamanl yasas roln
oynadn, nasl sonunda trajik imdileriyle izofreninin slak ilkesinin
yerine getiini grmtk.
Bylelikle dinamik oluumun ilk aamas ortaya kyor. Derinlik
grltcdr: aklamalar, atrdamalar, gcrtlar, trtlar, patlamalar,
i nesnelerin dank grltleri, ayrca bunlara yant vere1 organsz
bedenin eklemlenmemi nefes-lklar, tm bunlar oral-anal oburlua
tanklk eden iitsel bir sistem meydana getirir. Ve bu izoid sistem
korkun bir kehanetten ayr dnlemez: konumak yemekte ve smakta
yontulacaktr, dil bokun iinde yontulacaktr, dil ve onun tek-anlamll . . .
(Artaud ''varln ve onun dilinin boku''ndan sz eder.) Ama bu heykelin
ilk taslan, dilin ekillenmesinin ilk aamasn salayan ey tam da
yksekteki depresif konumun iyi nesnesidir. nk derinliin btn
grltlerinden bir Ses damtan odur. yi nesnenin ancak yitik olarak
kavranabilme, ilk seferde bile zaten burada olarak belirme vb. zellikleri
gz nnde tutulursa, yle grnyor ki bu zellikler zorunlu olarak,
konuan ve yukardan gelen bir seste birleirler. 7 Freud stbenin iitsel

7 Robert Pujol, Lacan'n terminolojisi iinde kalarak una dikkat eker: "Yitik nesne
artk ancak imlenebilir, ama yeniden bulunamaz... " ("Approche theorique du fantasme", La
Psychanalyse, Say: 8, 1964, s. 1 5.)

Orallik Hakknda 215


kkeni zerinde srarla durmutur. ocuun dille ilk ilikisi dili kendini
nceden-varolan olarak ortaya koyann modeli olarak, zaten burada
olann btn alanna gnderme yapan ey olarak, gelenei tayan ailevi
ses olarak kavramaktan ibarettir. Burada ismi getii lde zaten ocuk
sz konusudur ve ocuk anlamasa bile bu sese dahil olmak zorundadr.
Bir bakma, bu ses rgtlenmi dilin btn boyutlarna da sahiptir: nk
dorudan iyi nesneye ya da aksine ie-atlm nesnelere iaret-eder; herhangi
bir eyi, yani nceden-var-olma alann yaplandran tm kavramlar ve
snflar imler; btncl kiinin duygulanmsal deiimlerini da-vurur
(seven ve rahatlatan, saldran ve azarlayan, yaral olmaktan yaknan ya da
kendini geri ekip susan bir ses). Ama ses rgtlenmi bir dilin boyutlarn
bu ekilde sergilese de henz kendisinin de bir dil olmasn salayacak
rgtlenme ilkesini kavranabilir hale getiremez. Anlamn dnda, ondan
uzakta, bu kez ykseklerdeki bir n-anlamda kalrz: ses henz onu bir
dil haline getirecek olan tek-anlamlla sahip deildir ve birlii yalnzca
stn oluuna dayandndan, iaret-etmeleri ok-anlamllktan, imlemeleri
analojiden, da-vurmalar mulaklktan kurtulamaz. nk yitik nesneye
iaret-ettiinden aslnda neye iaret-ettiini bilmeyiz, nceden-var-olmalar
dzenini imledii iin neyi imlediini bilmeyiz, kendi ilkesine ekilmeyi
ya da sessizlii da-vurduu iin neyi da-vurduunu bilmeyiz. Ses hem
nesne, hem yitimin yasas, hem de yitimdir. O stben olarak Tanr'nn
sesidir, yasaklayan sestir, ama neyin yasak olduu bilinmez, nk bu ancak
ceza yoluyla renilecektir. Sesin (ayn zamanda btn analoji ve ok
anlamllk teorilerinin yetersizliini de gsteren sesin) paradoksu budur
ite: o bir dilin boyutlarna sahiptir ama kouluna sahip deildir, kendisini
bir dil haline getirecek olan olay beklemektedir. Grlt olmaktan
kmtr, ama henz dil de deildir. En azndan, sessel olann oral olan
karsnda kaydettii ilerlemeyi ya da bu depresif sesin izoid iitsel sisteme
gre zgnln lmemiz mmkn. Ses grltlere onlar susturduu
zaman olduu kadar onlarn saldrganl altnda inledii ya da kendisi
sessiz kald zaman da kar koyar. Grltden sese geii ryada srekli
olarak tekrar yaarz; gzlemciler uyuyan kiiye ulaan grltlerin nasl
onu uyandrmaya hazr bir ses olarak rgtlendiini kaydetmilerdir. 8

8 Bkz. Bergson, L'Energie spirituelle, P. U.F., s. 1 0 1 - 1 02.

216 Anlamn Mant


Uyurken izofren, uyankla yaklarken manik-depresif oluruz. izoidin
depresif konuma kar savunmaya gemesinin, izofrenin bu konumun
ncesine gerilemesinin nedeni, sesin hem etkin olmasn salayan btncl
bedeni, hem de etkilenmesine yol aan i nesneleri tehdit etmesidir. Dil
rencisi izofren vakasnda olduu gibi, anne sesi acilen harflerden oluan
fonetik grltlere ayrtrlmal ve eklemlenmemi bloklar halinde tekrar
birletirilmelidir. izofrenin depresif konumla mcadelesinde deneyimledii
bedenin, dncenin ve szn aln bir ve ayn eydir. Yanklarn,
zorlamalarn ve hrszlklarn otomatik fenomenlere gre birincil mi, yoksa
sadece ikincil mi olduunu sormamza gerek yoktur. Sahte bir problemdir
bu, nk izofrenden alnan ey ses deildir, aksine, yukardan gelen ses
tarafndan, kendi ''zihinsel otomatna'' dntrmeyi baard btn ses
ncesi iitsel sistem alnmtr.

Orallik Hakknda 217


YRM SEKZNC DZ

CNSELLK HAKKINDA

''Ksmi'' iki anlama gelir: ilk olarak, ie-atlm nesnelerin durumuna ve


bu nesnelere balanan drtlerin karlk gelen durumuna iaret-eder. Ama
dier yandan da bedenin seili blgelerine ve onlarda bir ''kaynak'' bulan
drtlerin durumuna iaret-eder. Bu drtlerin de ksmi olabilecek bir
nesnesi vardr: oral blge iin meme ya da parmak, ana! blge iin dklar.
Yine de iki anlam birbirine kartrlmamaldr. ki psikanalitik mefhumun,
dnem ve blge mefhumlarnn kesimediine ska dikkat ekilmitir. Bir
dnem baka etkinliklere de hakim olan ve u ya da bu biimde drtlerin
bir karmn gerekletiren bir etkinlik tipiyle nitelenir - rnein, ilk
oral dnemde anse de hakim olan yutma ya da bunu devam ettiren ana!
dnemde az da iin iine katan dklama. Buna karlk, blgeler bir
alann yaltlmasn , ona yatrm yapan etkinlikleri ve artk o alanda ayr bir
kaynak bulan drtleri temsil ederler. Bir dnemin ksmi nesnesi maruz
kald etkinliklerce para para edilmitir, bir blgenin ksmi nesnesi ise
daha ziyade igal ettii ve onu snrlayan alanla bir btnden ayrlmtr.
Kukusuz blgelerin rgtlenmesiyle dnemlerin rgtlenmesi aa yukar
ayn zamanda gerekleir, nk btn konumlar yaamn ilk ylnda
geliirler, her konum bir nceki konuma karr ve onun akna mdahale
eder. Ama esas fark udur: blgeler yzey verileridir ve rgtlenmeleri artk
ne derinlik ne ykseklik olan nc bir boyutun kuruluunu, kefini ya
da yatrmn ierir. Bir blgenin nesnesinin de ''yanstld'' sylenebilir,
ama yanstma artk bir derinlik mekanizmasna iaret etmez, bir yzey
zerindeki yzey ilemini belirtir.
O halde, Freud' un erojen blgeler ve bunlarn sapknlkla ilikisi
zerine kuramna uygun olarak, cinsel-sapkn olan nc bir konum

218 Anlamn Mant


tanmlanr. Bu konumun zerklii ona zg olan boyutta temellenir
(depresif ykselme ya da yn deitirmeden de izofrenik altst olutan da
ayr olarak cinsel sapknlk) . Erojen blgeler bedenin yzeyinde, mukozayla
kapl olan deliklerin etrafnda ekillenir. organlarn da erojen blgeler
haline gelebileceini fark ederiz, ama yle grnyor ki bu yalnzca
bedenin kendiliinden topoloj isine bal olarak mmkndr. Buna gre,
Simondon'un eperler hakknda dedii gibi, ''isel uzayn btn ierii
canlnn snrlar zerinde dsal uzayn ieriiyle topolojik olarak temas
halindedir''. 1 Erojen blgelerin yzeyde ekillendiini sylemek bile yeterli
deildir. Yzey blgelerden nce var-olmaz. Aslnda, her blge deliin
meydana getirdii bir tekilliin etrafnda bir yzey uzaynn dinamik
oluumudur ve bir baka tekillie bal bir baka blgenin yaknna dek tm
ynlerde uzatlabilir. Cinsiyetli bedenimiz en bata bir Arlecchino giysisidir.
O halde, her erojen blge bir ya da birok tekil noktadan, tekilliin etrafnda
ortaya kan dizisel bir gelimeden, bu alana yatrm yapan bir drtden,
alana doyum nesnesi olarak ''yanstlan'' bir ksmi nesnede (imge), alana
bal olan ve doyumu deneyimleyen bir gzlemci ya da bir benden,
dier blgelerle belli bir eklemlenme tarzndan ayr dnlemez. Btn
olarak yzey bu eklemlenmenin rndr ve greceimiz gibi kendine
zg problemler ortaya koyar. Ama tam da yzeyin btn nceden var
olmad iin, ilk (genital-ncesi) grnm altnda cinsellik hakiki bir
ksmi yzey retimi olarak tanmlanmal ve ona karlk gelen oto-erotizm
yzeye yanstlan doyum nesnesi ve onu seyrede, ondan beslene narsistik
kk ben zerinden nitelenmelidir.
Bu retim nasl gerekleir, bu cinsel konum nasl meydana gelir?
Elbette bunun ilkesini daha nceki konumlarda, zellikle de depresif
konumun izoid konuma tepkisinde aramak gerekir. Ykseklik aslnda
derinlie ynelik tuhaf bir tepki gcne sahiptir. yle grnyor ki
yksekliin bak asndan, derinlik dnmekte, kendini yeni bir ekilde
ynlendirmekte ve dzlemektedir: yukardan, avc ku tarafndan
grld haliyle derinlik artk az ok kolayca alabilir bir kvrmdan ya
da yzeyle evrelenmi, kuatlm lokal bir delikten ibarettir. Kukusuz,
izoid konumda sabitlenme ya da oraya gerileme depresif konuma yzeyin

1 Gilberc Simondon, a.g. e. , s. 263.

Cinsellik Hakknda 219


olumasn engelleyecek biimde direnmeyi de ierir: o zaman her blge
kendisini ortadan kaldran binlerce delikle delik deik olur ya da aksine
organsz beden snrlar ve dsall olmayan dolu bir derinlie tekrar
kapanr. stelik depresif konum elbette kendi bana bir yzey meydana
getirmez; o daha ziyade tehlikeye atlacak kadar saknmsz olan deliin
iine srkler. Yzeyi yukardan, alt bin ayak ykseklikten kefeder
kefetmez varln srdren delik tarafndan yutulan Nietzsche' nin
durumunda grdmz budur (bkz. Nietzsche'nin delilik krizi
ncesindeki manik-depresif gibi grnen dnemleri) . Yine de ykseklik
ksmi yzeylerin kuruluunu olanakl hale getirmektedir, tpk rengarenk
tarlalarn uan kanad altnda dzlemesi gibi. Ayrca stben btn
acmaszlna karn yzeysel blgelerin cinsel rgtlenmesi karsnda
ibirliinden uzak deildir, libidinal drtlerin orada derinliklerin ykc
drtlerinden ayrldn varsayd lde ibirliine hazrdr. 2
Elbette cinsel ya da libidinal drtler derinliklerde zaten i ban
daydlar. Ama nemli olan bunlarn bir yandan korunma drtleriyle,
dier yandan lm drtleriyle karmlarnn hangi durumda olduunu
anlamaktr. Derinlikte, beslenme sistemini (yutma, hatta dklamay)
meydana getiren korunma drtlerinin gerek nesneleri ve amalar vardr,
ama emzirme andaki bebein gszl yznden, bu drtler do
yuma ulama ya da gerek nesneye sahip olma aralarndan yoksundurlar.
Bu nedenle, cinsel olarak adlandrlabilecek drtler korunma drtlerini
sk skya model alrlar, ancak onlar sayesinde doarlar ve eriilemeyen
nesnelerin yerine ie-atlan ve yanstlan ksmi nesneleri geirirler: cinsel
drtlerle simlakrlar arasnda sk bir tamamlayclk vardr. Ama o halde
ykclk meydana gelmi gerek nesneyle ilikinin belli bir zelliine iaret
etmez, i ksmi nesnenin (paralarn) meydana geli tarzn ve onunla
ilikinin btnn niteler, nk ksmi nesne hem ykma urayan hem

2 Bu Melanie Klein'n yaprnda srekli ilenen bir remadr: srben basksn nce
libidinal drtlere deil, yalnzca onlara elik eden ykc drtlere ynelcir (rnein bkz.
La Psychanalyse des enfonts, s. 1 48- 1 49). Bu yzden, kayg ve sululuk, ensestle bile ilgili
olsalar libidinal drrlerden deil, ncelikle ykc drclerden ve onlarn bascrlmasndan
doar: " lk bata sululuk duygusunu harekete geire1 ey ensest eilimleri deildir; son
kertede ensest korkusunun kendisi de srekli biimde ilk ensest arzularyla birleen ykc
drtlerden kaynaklanr."

220 Anlamn Mant


ykma uratandr ve bakas kadar beni de ykmaya hizmet eder, yle
ki ykmak-yklmak btn i duyarll igal eder. Bu ekilde drt
derinlikte birbirine karr ve bu karm yle koullarda olur ki korunma
daha ziyade drty, cinsellik ikame edilen nesneyi, ykclk ise btn
tersi ne-evrilebilir ilikiyi salar. Ama tam da korunma dahil olduu bu
sistem tarafndan temelden tehdit edildii, yemek yenmeye dnt
iin, btn sistemin yerinden oynadn grrz; lm organsz bedende
drt olarak kendini salama alrken ayn zamanda bu l beden ebediyen
kendini korumakta ve beslemekte, kendini cinsel olarak kendinden
dourmaktadr. Oral-anal-retral derinlik dnyas gerekten de dipsizlik
diye adlandrlabilecek ve srekli bir altst olua tanklk eden alkantl bir
karm dnyasdr.
O halde, cinsellii yzeylerin ya da blgelerin kuruluuna balarken,
libidinal drtlerin en azndan grnte, tam da oto-erotizmle ifade
edilen bir ifte zgrleme frsat yakaladn sylemek istiyoruz. Bir
yandan, bu drtler korunma drtlerinin beslenme modelinden ayrlrlar,
nk erojen blgelerde yeni kaynaklar ve bu blgelere yanstlan imgelerde
yeni nesneler bulurlar: rnein emzirilmeden ayrlan bir emme. Dier
yandan, yzeyler retme iini stlendikleri ve bu incecik yeni nesnelerle
yeni ilikilere girdikleri lde ykc drtlerin zorlamasndan kurtulurlar.
Bu nedenle, bir kez daha syleyelim, rnein derinliklerin oral dnemiyle
yzeydeki oral blgeyi, ie-atlan ve yanstlan i ksmi nesneyle (simlakr)
bambaka bir mekanizma uyarnca bir blgeye yanstlan yzey nesnesini
(imge), derinliklere bal altst olula yzeylerden ayr dnlemez
sapknl birbirinden ayrmak son derece nemlidir.3 yleyse iki
bakmdan da zgrlemi haliyle libidoyu hakiki bir yzeysel enerji olarak

3 i lk nokta - cinsel drtlerin korunma ya da beslenme drtlerinden zgrlemesi -


J. Laplanche ve J. B. Pontalis tarafndan aka ortaya konmutur: Vocabulaire de la
psychanalyse, P.U.F., 1 967, s. 43 (ayrca "Fantasme originaire, fancasmes des origines, origine
du fantasme", Temps modernes, Say: 2 1 5, 1 964, s. 1 866- 1 867). Ama korunma drtlerinin
dsal bir nesneye sahip olduunu, cinsel diirclerin ise bu nesneyi bir eit ''dnl at"
uruna terk ectiini sylemek bu zgrlemeyi tanmlamaya yetmez. Aslnda, zgrlemi
cinsel drtler hala yzeye yanstlan bir nesneye sahipcir: rnein memenin yanstlmas
olarak emilen parmak (son kertede bir erojen blgenin dierine yanstlmas). Lapla1che
ve Pontalis de bunu tmyle kabul ediyorlar. Ama daha nemlisi, cinsel drtler derinlikte

Cinsellik Hakknda 221


ele almalyz. Bununla birlikte, dier drtlerin ortadan kaybolduunu,
derinlikte ilerini srdrmediini ya da daha nemlisi yeni sistemde zgn
bir konum kazanmadn sanmamalyz.
Burada da ardk eleriyle cinsel konumun btnn devreye
sokmamz gerekiyor. Ama bu eler birbirleriyle o denli i ie gemitir ki
nce gelen ancak sonrakiyle mcadelesi yoluyla ya da sonra geleni nceden
ekillendirmesi yoluyla belirlenir. Genital-ncesi erojen blgeler ya da
yzeyler birbirlerine eklemlenmeleri probleminden ayr dnlemez. Bu
eklemlenmenin birok ekilde meydana geldii kesindir: bir blge zerinde
gelien dizi bir baka dizide devam ettirildii lde bitiiklik yoluyla, bir
blge dieri zerine kvrlabildii ya da yanstlabildii ve dierini doyuma
ulatran imgeyi salayabildii lde uzaktan, her eyden nce de Lacan' n
ayna evresinde dolayl olarak. Yine de dorudan ve btncl birletirme
ya da genel eklemleme ilevi normalde genital blgeye der. Tm dier
ksmi blgeleri fal/us sayesinde balamas gereken odur. Bu bakmdan,
olan iin olduu kadar kz iin de fallus bir organ rol deil, bu ayrcalkl
blgeye yanstlm zel bir imge rol oynar. Penis organnn zaten izoid
ve depresif konumlara bal bir tarihi vardr. Her organ gibi penis de para
para edildii, annenin bedenine ve ocuun bedenine yerletirildii,
saldrlan ve saldran olduu, zehirli bir yemek parasna, patlayc bir
dkya indirgendii derinliklerin macerasn bilir; ayn ekilde, btncl ve

beslenme drtleriyle birletikleri srada da zaten bu drtlerin nesnesinden ayr zel


nesnelere sahiplerdi: i ksmi nesneler. O halde ayrt edilmesi gereken, cinsel drtlerin iki
hali, bu drtlerin iki eit nesnesi, iki yanstma mekanizmasdr. Eletirilmesi gereken ise
ayrm gzetmeksizin i nesneye, yitik nesneye ve yzey nesnesine uygulanan sanrsal nesne
gibi mefhumlardr.
Dier noktann - cinsel drtlerin ykc drtlerden kurtulmasnn - nemi de
buradan gelir. Melanie Klein bu nokta zerinde srarla durmaktadr. M. Klein ekolnde
cinsellii aklamak ve onu sadece derinlikte bal olduu ykc drtlerden kurtarmak
ynnde hakl bir eilim vardr. Paula Heimann cinsel su mefhumunu bu adan tartr:
Dive!.oppements de la psychanalyse iinde, s. 308. Cinselliin sapkn olduu elbette dorudur,
ama sapknlk her eyden nce yzeydeki ksmi erojen blgelerin rolyle tanmlanr. "Cinsel
su" cinselliin ancak derinlikte ykc drtlerle karm iinde etkili olduu bir baka alana
aittir (sapknlktan ok altst olu). Her durumda, "genital-ncesi"ne dn gibi fazlaca
genel bir balk altnda ok farkl iki gerileme tipini birbirine kartrmamak gerekir: rnein
derinliklerdeki oral dneme gerilemeyle yzeydeki oral blgeye gerilemeyi.

222 Anlamn Mant


iyi organ olarak sevgi ve cezalandrma sunduu, bu srada btn kiilii ya
da sese karlk gelen organ, yani iki ebeveynin birleik idoln meydana
getirmek zere kendini geri ektii yksekliin macerasn da bilir.
(Buna paralel olarak, nce salt grlt, fke ve saldr olarak yorumlanan
ebeveynler aras cinsel birleme, susma ve ocuu engelleme gc de dahil,
rgtlenmi bir sese dnr.) Melanie Klein, izoid ve depresif konumlarn
Oidipus kompleksinin haberci elerini saladn, yani kt penisten iyi
penise geiin dar anlamyla Oidipus kompleksine, genital rgtlenmeye ve
buna bal yeni problemlere eriimin vazgeilmez koulu olduunu btn
bu alardan gsterir.4 Bu yeni problemlerin neyle ilgili olduunu biliyoruz:
yzeyler rgtlemek ve eklemlenmelerini salamak. Tam da yzeyler cinsel
drtlerin beslenme drtlerinden ve ykc drtlerden bamszlamasn
ierdii iin, ocuk besini ve gc ebeveynlerine braktna inanabilir, ama
buna karlk, penisin, iyi ve btncl organ olarak, kendi geni tal blgesinde
konumlanacan ve oraya yansyacan, kendi organnn ''ikizi olan'' ve
ona babay incitmeksizin anneyle cinsel iliki kurma olana salayan fallus
haline geleceini mit eder.
nk asl nemli olan, Oidipus'un talebinin en bata saknml ve
alakgnll oluudur. Genital blgeye yanstlan imge olarak fallus hi
de saldrgan bir ie girme ve karn deme aygt deildir. Aksine, bir yzey
aygtdr o, ykc drtlerin, kt i nesnelerin ve derinliklerin penisinin
annenin bedeninde at yaralar onaracak ve iyi nesneyi yattrp onu
srtn dnmemeye ikna edecek bir yzey aygt (bize yle geliyor ki Melanie
Klein' n zerinde durduu ''onarm'' sreleri bu bakmdan kendisi de
onarc olan bir yzeyin kuruluuna aittirler). Kayg ve sululuk Oidipus'un

4 Kt penis ve iyi penisle ilgili olarak bkz. Melanie Klein, rnein La Psychanalyse des
enfants, s. 233, 265. M . Klein, Oidipus kompleksinin libidinal drtlerin ykc drtlerden
zgrlemesi kadar bir "iyi penis"in ilksel konumunu da ierdiini ikna edici biimde
gsterir: "Kk bir olan ocuu ancak erkek genital organnn, kendisinin ve babasnn
organnn iyiliine kuvvetle inand zaman annesine ynelik genital arzular hissetmekte bir
saknca grmez... , Oidipus kompleksinin onda uyandrd nefretle ve rekabetle yzleebilir"
(Essais de psychanalyse, M. Derrida (ev.), Payot, s. 4 1 5). Greceimiz gibi, bu demek
deildir ki cinsel konum ve dipal durum kendine zg yeni kayglar ve yeni tehlikeler
barndrmasn; rnein zel bir hadm edilme korkusu. Oidipus'un erken dnemlerinde
stben sertliini her eyden nce ykc drtlere ynelttiine gre, "libidinal drtlere kar
savunma son aamalarda kendini gsterir" (La Psychanalyse des enfants, s. 148- 1 49).

Cinsellik Hakknda 223


ensest arzusundan tremez, bunlar ok nceden olumulardr: biri izoid
saldrganlkla, dieri depresif engellenmeyle. Oidipusu arzu daha ok
bunlar savuturacak bir doadadr. Oidipus Herkl benzeri bar getiren bir
kahramandr. lhebai drtlemesidir bu. Oidipus derinliklerin cehennemi
gcn savuturmutur, yksekliklerin gksel gcn savuturmutur
ve yalnzca nc bir hkmranl, yzeyi talep eder, sadece yzeyi
- kendisinin hatal olmad kans ve kehanetten kamak iin her eyi
ayarlam olduundan bu kadar emin oluu buna dayanr. Mitosun
tamamnn yorumuyla gelitirilmesi gereken bu nokta fallusun kendine
zg doas tarafndan da dorulanr: fallus derine dalmamaldr, topran
verimli ince katmanna ynelen bir saban gibi yzeyde bir izgi izer o.
Genital blgeden yaylan bu izgi tm erojen blgeleri birbirine balayan,
dolaysyla bunlarn eklemleniini ya da astarlann salayan ve btn
ksmi yzeyleri ocuun bedeni zerinde tek bir yzeye dntren izgidir.
Dahas, annenin bedeninde de tekrardan bir yzey meydana getirmesi ve
geriye ekilmi babay geri getirmesi beklenir ondan. ki ebeveyn arasnda
net bir ayrma ite bu Oidipusu fallik evrede gerekleir, anne onarlmas
gereken yaral bir beden, baba ise geri getirilmesi gereken bir iyi nesne
grnm kazanr. Ama her eyden nce ocuk burada, genital blgenin
iyi temellenmi ayrcal sayesinde, kendi bedeni zerinde bir yzeyin
kuruluunun ve blgelerin birletirilmesinin peindedir.

224 Anlamn Mant


YRM DOKUZUNCU DZ

Y NYET CEZASINI BULUR

O halde Oidipus'u yalnzca masum olarak deil, son derece hevesli


ve iyi niyetli olarak da hayal etmemiz gerekir: benzer bir acl deneyimi
tadacak olan ikinci bir Herkl olarak. Peki neden Oidipus'un iyi
niyeti onun aleyhine iliyor gibi grnyor? lk olarak, giriilen iin
hassasl, yzeylere zg krlganlk yznden. Cinsel drtlerin altnda
etkin olmay srdren ykc drtlerin cinsel drtlerin almasn
ynlendirmediinden asla emin olamayz. Yzeydeki imge olarak fallus
her an derinliin penisi ya da yksekliin penisi tarafndan ele geirilme,
dolaysyla da fallus olarak hadm edilme tehlikesi altndadr, nk
derinliklerin penisi paralayc, hadm edici, yksekliin penisi ise
engelleyicidir. O halde Oidipus-ncesine gerilemeye dayal ikili bir hadm
edilme tehdidi vardr (paralanma-hadm edilme, yoksun braklma
hadm edilme) . Fallusun izdii izgi derin Spaltung'a gmlme tehlikesi
altndadr, ensest hem anneyi hem ocuu hedef alan bir karn deme
durumuna, yiyenin ayn zamanda yendii yamyam bir karma geri gitme
tehlikesi altndadr. Ksacas, izoid konum ve hatta depresif konum,
birinin kaygs ve dierinin sululuu durmakszn Oidipus kompleksini
tehdit eder; Melanie Klein'n da dedii gibi, kayg ve sululuk ensest
giriiminden domaz, bunlar daha ziyade onun meydana gelmesini
nlemek isterler ve onu srekli olarak tehlikeye atarlar.
Yine de bu ilk yant yeterli deildir. nk her eye ramen yzeylerin
kuruluunun ilkesi ve niyeti cinsel drtleri derinlikteki ykc drtlerden
ayrmaktr ve kurulu bu bakmdan stbenden ya da ykseklerdeki iyi
nesneden ak bir destek grr. Oidipusu giriimin tehlikeleri o halde
bir i evrimden de gelmek zorundadr; dahas, ilk yantn vurgulad

iyi Niyet Cezasn Bulur 225


karklk, bedensel karm riskleri ancak Oidipusu giriimin kendisi
tarafndan retilen bu yeni tehlikelere bal olarak btn anlamn kazanr.
Ksacas, Oidipusu giriim zorunlu olarak kendine zg yeni bir kayg,
yeni bir sululuk, nceki iki hadm edilmeye indirgenemez yeni bir hadm
edilme dourur - ve Oidipus'la iliki iinde ''hadm edilme kompleksi''
isimlendirmesi ancak bu sonuncu hadm edilmeye uygun der. Yzeylerin
kuruluu en masum eydir, ama masumluk sapknlk olmad anlamna
gelmez. Geni tal-ncesi ksmi yzeylerin rgtlenmesinden fallusun etkisiyle
bunlarn birletirilmesine ya da genital eklemlenmesine geildiinde
stbenin bataki (rnein Oidipus evresindeki) hogrsn terk ettiini
dnmeliyiz. Niin?
Yzey benin geliiminde belirleyici bir neme sahiptir; Freud alg
bilin sisteminin protoplazmik keseciin yzeyinde oluan kabukta konu
landn syleyerek bunu aka gsterir. 1 Ben, ''birincil narsisizm'' in
snr olarak, nce derinlikte, kesecikte ya da organsz bedende pusuda
beklemektedir. Ama o ancak ''oto-erotizm'' de, ksmi yzeylerle ve onlara
dadanan btn kk benlerle birlikte bamszlk kazanabilir. O halde,
benin asl snav yzeysel enerji olarak libido ''ikincil bir narsisizm''
iinde ona yatrm yaptnda ortaya kan eklemlenme, dolaysyla kendi
eklemlenmesi problemindedir. Az nce de ngrdmz gibi, yzeylerin
birbirlerine ve benin kendisinin yzeye bu fallik eklemleniine Oidipusu
olarak nitelenen ilemler elik eder: incelenmesi gereken budur. ocuk
fallusu ideal iyi penis tarafndan bedeninin genital blgesine yanstlan
bir imge olarak kabul eder. Bu ba (bir organa narsistik ar-yatrm)
tm dier blgelerini birletirebilmesini salayacak koul olarak kabul
eder. Ama o bu yzey retme iini tamamlarken baka yerlerde de ok
nemli deiikliklere yol amaktadr. lk olarak, ba yapan idol ya da
yksekliin iyi nesnesini ikiye bler. nceleri, Melanie Klein'n ortaya
koyduu formllere uygun olarak, iki ebeveyn birleik durumdadr:
derinliklerdeki anne bedeni i ksmi nesneler olarak birok penis barndrr,
daha da nemlisi, yksekliin iyi nesnesi btncl organ olarak hem penis
hem meme, hem penisi olan bir anne hem memesi olan bir babadr. imdi

1 Bkz. Freud, Haz lkesinin tesinde, 4. blm. Bu blmn tamam biyo-psiik bir
yzeyler kuram iin temel nemdedir.

226 Anlamn Manc


ise sanyoruz ki blnme u ekilde meydana geliyor: ocuk iyi nesnenin
ierdii iki ayrmdan, salam-yaral, mevcut-namevcut ayrmlarndan
olumsuz taraflar ekip karmakla ie balyor ve bunlar bir anne imgesini
ve bir baba imgesini nitelemekte kullanyor. Bir yandan, anneyi btncl iyi
nesnenin ilk boyutu olarak yaral bedenle zdeletiriyor (bu yaral bedeni
derinliin paralanm ya da lime lime olmu bedeniyle kartrmamak
gerekir) ; dier yandan babay son boyutla, kendi yksekliine geri ekilmi
olan iyi nesneyle zdeletiriyor. ocuk annenin yaral bedenini kendi
onarc fall usuyla onarmak, salam hale getirmek istiyor, kendi bedeni iin
bir yzey olutururken ayn zamanda bu beden iin de tekrardan bir yzey
meydana getirmek istiyor. Geri ekilmi nesneyi ise arc fallusuyla geri
getirmek ve mevcut klmak istiyor.
Bilindnda herkes boanm ebeveynlerin oludur, anneyi onarmay
ve babay geri getirmeyi, inzivadan karmay dler: bize yle geliyor ki
Freud'un ''aile romans'' adn verdii ve Oidipus kompleksine balad
eyin temeli budur. ocuk narsistik gveni iinde hi bu kadar iyi niyetli
olmamtr, kendini hi bu kadar iyi hissetmeyecektir. Kayg verici ve
sulu bir giriimde bulunmak bir yana, bu konumda, nceki konumlarn
kaygsn ya da sululuunu savuturmaya hi bu kadar yakn olduunu
dnmemitir. Babann yerine getii ve anneyi ensest arzusunun nesnesi
olarak grd dorudur. Ama adeta vekaleten stlenilen ensest ilikisi
burada iddet iermez: hibir karn deme, gasbetme yoktur, aksine bir
yzey ilikisi, fallusun yzeyde bir astar meydana getirdii bir onarma ve
arma sreci sz kousudur. Oidipus kompleksine glge drp onu
sertletirmek ancak en ktnn baa geldii nceki evrelerin dehetini
gz ard etmek ve Oidipusu duruma sadece libidinal drtlerin ykc
drtlerden kurtulabilmesi lsnde ulaldn unutmak pahasna
mmkndr. Freud normal insann yalnzca sandndan daha ahlaksz
deil, beklediinden daha ahlakl da olduuna dikkat ektiinde, her
eyden nce Oidipus kompleksi asndan dorudur bu. Oidipus bir
tragedyadr, ama trajik kahraman neeli ve masum haliyle, iyi bir balang
yapm olarak hayal etmek gerektiini sylemek yerinde olur. Onarma
yoluyla anneyle ensest, arma yoluyla babann yerine geme iyi niyetten
ibaret deildir (nk en temel ahlak mefhumu olan niyet Oidipus
kompleksiyle doar) . Niyet olarak bunlar, grnte en masum olan

yi Niyet Cezasn Bulur 227


etkinliin vazgeilmez uzantlardr. Bu etkinlik ocuk iin yukardan iyi
penisin yanstt fallusu kullanarak ve ebeveyn imgelerinin bu yanstmadan
yararlanmasn salayarak tm ksmi yzeylerinden kendine btn bir yzey
meydana getirmekten ibarettir. Oidipus Herkl gibidir, nk o da bar
getiren olarak kendi lsnce bir hkmranlk kurmak ister: yzeylerin
ve yeryznn hkmranl. Derinliin canavarlarn savuturduunu
ve yukarnn gleriyle ittifak yaptn sanmtr. Giriiminden ayr
dnlemez olarak da annenin onarlmas ve babann geri getirilmesi sz
konusudur: ite Oidipus kompleksinin asl budur.
Peki neden her ey bu kadar kt gidiyor? Neden yeni bir kayg
ve yeni bir sululuk retiliyor? Neden Herkl Juno'da tm onarma
tekliflerine direnen, nefret dolu bir vey anne, Zeus'ta ise kendini gitgide
geri eken, destek olduktan sonra gitgide srt eviren bir baba bulmutu?
Yzeylere ynelik giriimin (iyi niyetin, yeryz hkmranlnn)
yalnzca beklenen bir dmanla, cehennemi derinliklerden gelen, yenilgiye
uratlmas gereken bir dmanla deil, bir de giriimi olanakl kld
halde artk onu destekleyemeyen beklenmedik bir dmanla, yksekliin
dmanyla karlat sylenebilir. yi nesne olarak stben dorudan
libidinal drtleri sulamaya balar. Aslnda, ensest-onarma arzusu
iindeki Oidipus grmtr. Onun (ikiye blnme bir kez meydana
geldikten sonra) grd ama grmemesi gereken ey annenin bedeninin
yalnzca barndrd i penislerce deil, yzeyde bir penisi olmamasyla,
hadm edilmi beden olarak da yaralanm olduudur. Yanstlan imge
olarak fallus ocuun penisine yeni bir kuvvet kazandrrken annede
aksine bir eksiklie iaret-etmektedir. Bu keif ocuu zsel biimde tehdit
eder, nk (blnmenin dier tarafnda) kefin anlam udur: penis
babann mlkdr ve ocuk babay geri getirmek, onu mevcut klmak
isterken babann geri ekilmeye dayal zne ihanet etmektedir. Babann
z ancak tekrar bulunmu olarak, yokluk iinde ve unutma iinde tekrar
bulunmu olarak bulunabilir, ama asla unutmay ortadan kaldracak
yaln bir ''ey'' mevcudiyetinde verili olamaz. 2 yleyse bu andan itibaren,

2 Oidipus'la ilgili btn byk yorumlar zorunlu olarak nceki konumlardan, izoid
ve depresif konumdan dn alnm eleri de ie dahil ederler: rnein Hlderlin'in geri
ekilme ya da srt evirme zerindeki srar Oidipus-ncesi bir konuma gnderme yapar.

228 Anlamn Mant


ocuun anneyi onarmak isterken onu hadm ettii ve onun karnn
detii , babay geri getirmek isterken ona ihanet ettii ve onu ldrd,
cesede evirdii doru olmaya balar. Hadm edilme, hadm edilme
yoluyla lm artk ocuun yazgs haline gelir. Annenin ocuun imdi
hissettii bu kaygya yanstt, babann ocuun imdi bir alma iareti
olarak maruz kald bu sululua aktard ey hadm edilmedir. Btn
yk ocuun penisine giriimde bulunma kuvveti kazandrm olan,
genital blgeye yanstlm imge olarak fallusla balyordu. Ama her ey
dalp giden ve ocuun penisinin kaybolmasna yol aan imgeyle son
buluyor gibi grnyor. ''Sapknlk'' yzeylerin katedilmesidir, ama bu
katetmede arpk bir ey aa kyor ite. Fallusun yzeyde, tm ksmi
yzeyler boyunca izdii izgi artk fallusun kendisinin ve onunla birlikte
penisin dalp gittii hadm edilmenin iziminden ibarettir. zel olarak
''kompleks'' ismini tek bana hak eden bu hadm edilme ilke olarak dier
iki hadm edilmeden, derinlikteki paralanma-sourmaya [absorpsiyon]
dayal hadm edilmeden ve ykseklikteki yoksun braklma-engellenmeye
dayal hadm edilmeden ayrlr. Yzey fenomeni olarak, adsorpsiyon
[yzerme, yzeye tutunma] yoluyla hadm edilmedir sz konusu olan:
rnein yzeysel zehirler, Herkl' yakan kuma ve deri zehirleri , rnein
ancak seyredilebilen imgelerin zerindeki zehirler, mesela Elizabeth
dnemi tiyatrosuna esin vermi olan, bir aynann ya da tablonun
zerindeki o zehirli tabakalar. Ama tam da kendine zgl sayesinde
bu hadm edilme dier ikisiyle kesiir ve adeta, yzey fenomeni olarak,
yzeyin baarszln ya da hastaln, vaktinden nce kflenmesini
aa karr, onun vaktinden nce nasl rdn, yzeydeki izginin
derin Spaltung'la, yzeylerin ensestinin derinlikteki yamyam karmla
nasl birletiini gsterir - az nce szn ettiimiz ilk sebebe uygun
olarak.
Ama yk burada sona ermez. Oidipus'la birlikte etik bir kategori
olan niyetin ortaya k ciddi bir pozitif neme sahiptir. lk bakta,
sonu ktye giden iyi niyette olumsuzluktan baka bir ey yoktur: istenen
etkinlik gerekte yaplan tarafndan yadsnm, silinmi gibidir, stelik
de gerekte yaplan etkinlik onu yapan, ama sorumluluunu reddeden
tarafndan inkar edilmitir (ben yapmadm, bunu istememitim,
''bilmeden ldrmm'') . Ama iyi niyeti ve ona zsel olan sapknl

yi Niyet Cezasn Bulur 229


iki belirli etkinliin, istenmi olan etkinlikle yaplm olan etkinliin
basit kartl erevesinde dnmek haca olur. Aslnda bir yandan,
istenen etkinlik bir etkinlik imgesidir, yanstlm j bir etkinliktir, ama
istencin psikolojik bir tasarsndan deil, onu olanakl klan eyden, yani
fiziksel yzeylere bal bir yanstma mekanizmasndan sz ediyoruz.
te bu bakmdan Oidipus Grnn tragedyas olarak da anlalabilir.
Derinliklere ait bir unsur olmak bir yana, niyet btn yzeyin feno
menidir, fiziksel yzeylerin eklemlenmesine tam olarak karlk gelen
fenomendir. mge mefhumu da ksmi bir blgenin yzeysel nesnesine,
ardndan genital blgeye yanstlan fallusa, ardndan ikiye blnmeden
doan incecik ebeveyn imgelerine iaret-ettikten sonra, nihayet genel
olarak yzeye ilikin olan etkinlie, yani zel bir etkinl ie deil de yzeye
yaylan ve ona tutunabilen (onarabilen ve arabilen, yzeyi onarp
yzeye getirebilen) btn etkinlie iaret-etmektedir. Ama dier yandan,
gerekte yaplan etkinlik dieriyle kartlk iinde olacak belirli bir etkinlik
ya da yanstlm etkinliin geri tepmesi olacak bir etkilenme deildir.
Baa gelen bir eydir o, baa gelebilecek her eyi temsil eden ya da daha
iyisi zorunlu olarak etkileme ve etkilenmelerin neticesi olan, ama kendisi
ne etkileme ne etkilenme olan, bambaka doaya sahip bir ey: olay, saf
olay, Eventum tantum (babay ldrp anneyi hadm etmek, hadm edilip
lmek) . En az dieri kadar yaplan etkinliin de bir yzeye yanstld
sylenebilir. Yalnz, bambaka bir yzeydir bu, metafizik ya da aknsal
bir yzey. Etkinliin batan sona, biri cinsel ve fiziksel yzey tarafndan,
dieri imdiden metafizik ya da ''beyinsel'' bir yzey tarafndan kurulmu
ifte bir ekrana yanstlm olduu sylenebilir. Ksacas, Oidipusu bir
kategori olarak niyet belirli bir etkinlii bir dieriyle, u istenen etkinlii
u yaplan etkinlikle karclatryor deildir. Aksine, niyet olanakl
etkinliklerin btnn alp onu ikiye bler, iki ekrana yanstr ve her bir
taraf bu iki ekrann zorunlu gereklerine uygun olarak belirler. Bir yandan,
etkinliin tm imgesi fiziksel bir yzeye yanstlr, burada etkinliin
kendisi istenmi olarak ortaya kar ve onarma ve arma balklar

3 Yanstmak diye evirdiimiz projeter fiili tasarlamak anlamna da geliyor. Deleuze,


Franszcada karmza kan bu belirsizlii ortadan kaldrmak iin bu fiili hangi anlamda
kullandn aka sylyor. (. n.)

230 Anlamn Mant


altnda belirlenmi durumdadr; dier yandan, etkinliin tm neticesi
metafizik bir yzeye yanstlr, burada etkinliin kendisi retilmi ama
istenmemi olarak, ldrme ve hadm etme balklar altnda belirlenmi
olarak ortaya kar. O halde, dncenin oluumu iin btn nemiyle
birlikte mehur ''yadsma'' mekanizmas (istediim ey bu deildi . . . ) bir
yzeyden dierine geii ifade ediyor olarak yorumlanmaldr.
Ama ok hzl gidiyoruz. Etkinliin neticesi olan ldrme ve hadm
etmenin bedenlerle ilgili olduu, bunlarn kendi balarna metafizik
bir yzey kurmadklar, ona ait bile olmadklar besbellidir. Yine de
etaplara ayrlm uzun bir yol olduunu kabul ettiimizde, onlar bu
yolun zerindedir. Aslnda, ''narsistik yara'' ile birlikte, yani fallik izgi
hadm edilme izimine dntnde, yzeyde ikincil narsisizmin
benine yatrm yapmakta olan libido kendi adna son derece nemli bir
dnm geirir: Freud'un cinsellikten-arnma adn verdii bir dnm.
Cinsellikten-arnm enerj i, Freud'a hem lm igdsn besliyormu,
hem de dncenin mekanizmasn koullandryormu gibi grnr.
O halde lm ve hadm edilme temalarna ifte bir deer yklememiz
gerekiyor: bir yandan, Oidipus kompleksinin varln srdrmesi ya da
ortadan kaldrlmas ve nihai genital cinselliin hem kendi yzeyinde
hem de nceki boyutlarla (izoid ve depresif konumlarla) ilikileri iinde
rgtlenmesi asndan tadklar deer; dier yandan, cinsellikten
arnm enerjinin kkeni olarak kazandklar deer ve bu enerj inin
kendi yeni metafizik ya da saf dnceye zg yzeyinde onlara yeniden
yatrm yapmasnn zgn biimi. Bu ikinci sre - bir lde dierinden
bamsz olan, nk Oidipus'un ortadan kaldrlmasnn baarl olup
olmamasyla dorudan orantl olmayan bu ikinci sre - ilk ynyle
yceltme ad verilen eye, ikinci ynyle ise sembolletirme ad verilen
eye karlk gelir. O halde metamorfozlarn fallik izginin fiziksel ya da
cisimsel yzeyde hadm edilme izimine dnmesiyle sona ermediini,
hadm edilme iziminin kendisinin de onun bakalamasna yol aan
metafizik cisimsiz bambaka bir yzeyde bir atlakla rttn kabul
etmemiz gerekir. Bu deiim yeni yzeyi meydana getiren cinsellikten
arnm enerjiye, yceltme ve sembolletirme mekanizmalarna, benin
bu yeni dzlemdeki yazgsna, son olarak da ldrme ya da hadm
etmenin eski ve yeni sistemlere ikili aidiyetine bal olan pek ok problem

yi Niyet Cezasn Bulur 231


karr.4 Cisimsiz yzeydeki bu dnce atlanda Aion'un saf izgisini
ya da speklatif biimi altnda lm igdsn tekrar buluruz. Ama
tam da Freud'un lm igdsnn speklasyon meselesi olduu fikri
harfiyen anlalmaldr. Ayn zamanda, bu son metamorfozun dierleriyle
ayn tehlikelere belki de ok daha keskin bir ekilde ak olduunu
anmsatalm: atlak tuhaf biimde aslnda ayrlamaz olduu yzeyi
krma, dier yzeyde salt hadm edilme izimiyle tekrar birleme, ya da
en kts, sonun balang noktasyla, lm igdsnn dipsiz ykc
drtlerle tekrar bulutuu o genellemi kte tm yzey kalntlarn
srkleyerek derinliklerin ya da yksekliklerin Spaltunguna gmlme
tehlikesi tar - daha nce grdmz iki lm figr arasndaki
karkla bal olarak olur bu: dncenin izofreni ve depresyonla,
genel olarak psikotik Spaltung'la ve ayrca nevrotik hadm edilmeyle
ilikileri problemini tekrar tekrar karmza karan merkezi karanlk
nokta, ''nk kukusuz her yaam bir k srecidir'', speklatif yaam
da buna dahil.

4 Freud, Ben ve d'in 4. blmnde cinsellikten-arnm enerji kuramnn bir taslan


sunar. Freud'un sunumundan iki noktada ayrlyoruz. Bir yandan, Freud ou kez narsistik
libido kendiliinden enerjinin cinsellikten-arnmasn ieriyormu gibi konuuyor.
kincil narsisizmin fallik beni hala ebeveyn imgeleriyle nesne ilikilerine (onarmak, geri
getirmek) girdii lde bu fikir savunulamaz; o halde cinsellikten-arnma ancak kendine
zgl iinde tanmlanm hadm edilme kompleksiyle birlikte retilebilir. Dier
yandan, Freud bu cinsclliktcn-arm enerjiyi "tarafsz" olarak nitelendiriyor, bundan da
onun yer deitirebilir ve Eros'tan 1hanatos' a geebilir olmasn anlyor. Ama bu enerjinin
Thanatos'la ya da lm igdsyle birlemekle yetinmedii doruysa, en azndan yzeyde
kazand speklatif figr itibaryla onu kurduu doruysa, "tarafsz" ilerideki paragraflarda
greceimiz bambaka bir anlama sahip olmaldr.

232 Anlamn Manc


OTUZUNCU DZ

FANTAZM HAKKINDA

Fantazmn temel zellii vardr. 1) Fantazm bir etkileme ya da etki


lenmeyi deil, etkileme ve etkilenmenin neticesini, yani saf bir olay temsil
eder. Bu tr olaylar gerek midir hayali midir sorusu doru bir soru deildir.
Ayrm hayali olanla gerek arasnda deil, dorudan olayla olaya yol aan
ya da olayn iinde gerekletii cisimsel ey durumu arasndadr. Olaylar
sonu/ etkilerdir (rnein hadm edilme ''etkisi'', baba katli ''etkisi'' . . . ) .
Ama tam da sonu/erki olarak olaylar sadece iten gelen deil, dtan da
gelen nedenlere, gerek ey durumlarna, gerekten giriilmi etkilemelere,
gerekten meydana gelmi etkilenmelere ve seyretmelere balanmaldr.
Bu yzden Freud fantazmlarn gereklii aan rnler olduunu kabul
ederken bile fantazmlarn retiminde gerekliin nemini vurgulamakta
hakldr. 1 ocuklarn annenin, babann bedenini ve ebeveynlerin cinsel
birlemesini gerekten gzlemlediklerini, yetikinlerin batan karma
giriimlerinin gerekten nesnesi olduklarn, kesin ve ayrntl hadm edilme
tehditlerine maruz kaldklarn vb. unutmak ya da unutmu gibi yapmak
ok can skcdr. Baba ldrmeler, ensestler, zehirlemeler ve karn demeler
de kamusal ve zel tarihte eksik olan eyler deildir. Yine de fantazmlar
tam da sonu olduklar halde ve sonu olduklar iin gerek nedenlerinden
doa bakmndan farkldrlar. Dtan gelen nedenler kadar iten gelen
nedenlerden de sz ediyoruz (kaltmsal yap, flogenetik miras, cinselliin
i evrimi, ie-atlan etkileme ve etkilenmeler) . Fantazm, tpk temsil ettii
olay gibi, yalnzca ey durumlarndan ve bunlarn niteliklerinden deil,
psikolojik yaantdan ve mantksal kavramlardan da ayrlan bir ''noematik

1 Bkz. Freud, Olgu ykleri - Kurt Adam, V.

Fanrazm Hakknda 233


atfetme'' dir. Bu haliyle fantazm, zerinde sonu olarak retildii idesel bir
yzeye aittir. Bu yzey ieri ve dary aar, nk onun topolojik zellii
''kendi'' i tarafn ve ''kendi'' d tarafn temasa sokarak onlar tek bir
taraf olarak amaktr. Bu yzden olay-fantazm ifte nedensellie tabidir
ve bir yandan derinlikte neticesi olduu d ve i nedenlere, dier yandan
onu yzeyde ''ileten'' ve tm dier olay-fantazmlarla iletiime sokan yar
nedene gnderme yapar. Neticesi olduklar eyden doa bakmndan farkl
olan bu tr sonu/etkilerin yerinin nasl hazrlandn daha nce iki kez
grmtk: ilk olarak, depresif konumdan itibaren, neden ykseklie geri
ekildiinde ve gelecek bir yzeyin geliimi iin alan serbest braktnda,
ardndan, Oidipusu durumda, niyet fallusun yar-neden rol oynad
bambaka doadaki bir netice iin alan serbest braktnda.
Ne etkin ne edilgin, ne isel ne dsal, ne hayali ne gerek olan fan
tazmlar olayn nfuz-edilemezliine ve idealliine sahiptirler. Bu nfuz
edilemezlik karsnda bizde dayanlmaz bir beklenti uyandrrlar, ortaya
kacak olan, zaten ortaya kmakta olan ve ortaya kmaya hep devam eden
neticenin beklentisi. Byk ldrme-ensest-hadm etme, paralama-karn
deme-adsorpsiyon [yzeye tutunma] lemesiyle psikanaliz neden sz
ediyor bize - saf olaylardan deil mi? Tpk yaradaki gibi, btn olaylarn
Bir'de olmas deil mi bu? Totem ve Tabu byk olay teorisidir, genel olarak
psikanaliz ise olaylarn bilimidir: ama olay anlam aratrlmas ve ortaya
karlmas gereken bir ey olarak ele almamak kouluyla, nk onu
reten ve iinde gerekletii ey durumlarndan kurtulduu ya da ayrld
lde olay anlamn ta kendisidir. Psikanaliz ey durumlarna ve onlarn
derinliine, karmlarna, etkileme ve etkilenmelerine en canl ekilde k
tutar, ama onlarn neticesi olann, baka bir doaya sahip olayn yzey etkisi
olarak ortaya kna eriebilmek iin yapar bunu. nceki konumlarn
nemi ya da olay daima nedenlerine balama zorunluluu ne denli byk
olursa olsun, psikanaliz Oidipus'un ''ekirdek kompleks'' olarak roln
anmsatmakta hakldr - Husserl'in ''noematik ekirdek''i kadar nemli
bir ifadedir bu. nk dinamik bir oluum asndan, Oidipus'la birlikte
olay derinlikteki nedenlerinden kurtulur, yzeye serilir ve yar-nedenine
balanr. Olayn kusursuz suu, ebedi hakikati, esiz parltsdr bu. Her
bir olay ayn tek fantazmn deikeleri iinde tm dierleriyle iletiim
kurar: gereklemesinden de onu reten nedenlerden de ayr kalarak, o

234 Anlamn Mant


ebedi fazlalk payn bu nedenler karsnda, o tamamlanmamlk payn
gereklemeleri karsnda ne kararak, kendi alannn stnde szlerek,
bizi kendi ocuu haline getirerek. Olay batan sona ne gereklemenin
tamamlayabildii, ne nedenin retebildii bu payda bulunduuna gre
kendini yine bu payda kar-gereklemeye sunar ve onu gelitirip sonuna,
dnmne vardrmamz, nihayet gereklemelerin ve nedenlerin hakimi
olmamz salayan en yksek zgrlmz de burada yatar. Saf olaylarn
bilimi olarak psikanaliz ayn zamanda bir kar-gereklemeler, yceltmeler
ve sembolletirmeler sanatdr.
2) Fantazmn ikinci zellii benle ilikili olarak durumu ya da
daha dorusu benin fantazm iindeki durumudur. Fantazmn balang
noktasn (ya da failini) ikincil narsisizmin fallik beninde bulduu
dorudur. Ama fantazm kendi failine tekrar dnme zelliine sahipse,
ondan ayr dnlemez serilim ya da gelime de hesaba katldnda
benin fantazmdaki yeri nedir? Laplanche ve Pontalis bu problemi
zellikle ele almlar, bunu da tm kolayc yantlar batan reddedecek
ekilde yapmlardr: fantazmda, u ya da bu aamada etkileyen olarak,
bir etkilemeye maruz kalan olarak, nc gzlemci olarak ortaya ksa
da ben ne etkin ne edilgindir ve hibir aamada geici bile olsa bir yerde
sabitlenmesi mmkn deildir. Kkensel fantazm ''znenin sahnedeki
mevcudiyetine elik eden bir zneleme yokluuyla nitelenebilir''; ''zne ile
nesne arasndaki tm dalmlar yklm durumdadr'', ''zne nesneyi ya da
nesnenin imini hedeflemez, kendisi de imgeler sekansna kaplm olarak
boy gsterir. . . , sahneye dahil olarak temsil edilir, ama kkensel fantazma en
yakn biimlerde ona bir yer saptamak mmkn deildir'' . Bu saptamalarn
iki avantaj vardr: bir yandan fantazmn etkileme ya da etkilenmenin
temsili olmadnn, bambaka bir alana ait olduunun altn izerler,
dier yandan, benin fantazmda dalp gitmesinin kartlar aras herhangi
bir zdelie, etkin olann edilgin hale gelecei bir tersine evrilmeye
dayanmadn gsterirler - derinliklerin oluunda ve onun ierdii sonsuz
zdelikte olup biten budur oysa. 2

2 Bkz. J . Laplanche ve J.-B. Pontalis, "Fantasme originaire, fantasmes des origines,


origine du fantasme'', a.g. e., s. 1 86 1 - 1 868: "Baba kz batan karyor, batan karma
fantazmnn zet ifadesi byle olabilir rnein. Burada ilksel srecin gstergesi bazen

Fantazm Hakknda 235


Yine de etkin ve edilginin 3 tesini hala bene ar yapan ve hatta
aka oto-erotik bir beriye dayanan bir dnl at modelinde aradklar
zaman bu yazarlar izlememiz mmkn deildir. Dnl atnn deeri
- cezalandrmak ya da cezalandrlmak yerine kendini cezalandrmak,
hatta daha iyisi, grmek ya da grlmek yerine kendini grmek 4 - Freud
tarafndan gsterilmitir, ama bu ya kartlardan birinin derinletirilmesi
yoluyla, ya ikisinin sentezi yoluyla gerekleen kartlarn zdeliine
dayal bak asn amyor grnmektedir. Freud'un byle bir ''Hegelci''
bak asna bal kald kuku gtrmez, rnein dil alannda, eliik
bir anlama sahip ilkel szckler zerine bir tez vesilesiyle grrz bunu. 5
Aslnda, etkin ve edilginin almas ve buna karlk gelecek ekilde benin

sylendii gibi rgtlenme yokluu deil, yapnn zel niteliidir: yap ok girili bir
senaryodur ve hibir ey znenin kz teriminde hemencecik yerini bulacana iaret etmez;
znenin baba'da, haa batan karyor'da sabilendiini grmek de mmkndr." Laplanche
ve Ponalis'in Susan lsaacs' n savunduu teze ynelikleri eletirinin temeli de budur
(S. Isaacs, "Naure e foncion du phanasme", Developpements de la psychanalyse iinde):
Isaacs, fanazm drt modeli zerinden tasarlayarak zneye belirli bir etkin yer verir, erkin
edilgine dnse ve tersi olsa da. Laplanche ve Ponalis buna yle itiraz ederler: "Ee kemie
brnme fa1cazm11da yemenin ve yenmenin denkliini bulgulamak yeerli midir? znenin
bir yeri olduu fikri korunduu srece, zne orada edilginleebilse bile, en temel fancazm
yapsnda olduumuz sylenebilir mi?''
3 Burada ve metnin devamnda sadece etkide bulunmak ya da etkiye maruz kalmak
deil, dilbilgisindeki erken ve edilgen at da kastediliyor. (. n.)
4 Trkede cezalanmak ya da (kendini grmek anlamnda) grnmek diyemediimiz
iin, se punir ve se voir fiillerini kendini cezalandrmak ve kendini grmek diye evirdim.
Franszcada dnl ar zaten hep zamirle kuruluyor. (. n.)
5 Kartlarn ters evrilmesi ile kendine srt evirme arasndaki ba zerine ve bu
bakmdan dnl atnn deeri zerine bkz. Freud, "Drtler ve Yazglar", Metapsikoloji.
Freud'un ilkel szcklerde kart anlamlar zerine metni Emile Benveniste tarafndan
eletirilmitir (" Remarques sur la fonction du langage dans la decouverte freudienne",
Problemes de linguistique generale [Trkesi: "Freud'un Bulularnda Dilin levleri stne
Gzlemler", Genel Dilbilim Sorunlar, s. 97- 1 07)), Benveniste bir dilin u ya da bu kategoriyi
iermemesinin gayet mmkn olduunu, ama onu eliik biimde ifade edemeyeceini
gsterir. ( te yandan, Benveniste'i okurken bir dilin zorunlu olarak saf rasyonelletirme
srelerinden ibaret olduu izlenimine kaplrz; peki dil kartlarn zdeletirilmesine
indirgenemez olsa da grnrdeki rgtlenmesi bakmndan paradoksal olan ilemler
iermez mi?)

236 Anlamn Mant


dalp gitmesi sonsuz ya da dnl bir znellik ynnde gereklemez.
Etkin ve edilginin tesinde olan, dnl at deil neticedir - etkileme
ve etkilenmelerin neticesi, yzey etkisi ya da olay. Fantazmda ortaya kan,
benin yzeye almasn ve hapsettii kozmos-d, kiisiz ve birey-ncesi
tekillikleri serbest brakmasn salayan harekettir. Ben tekillikleri harfiyen
tohumlar gibi serbest brakr ve bu boalma iinde paralanr. ''Tarafsz
enerji'' ifadesini bu ekilde yorumlamak gerekir: o halde tarafiz birey
ncesi ve kiisiz demektir, dipsizlie karacak bir enerjinin durumunu
nitelemez, aksine narsistik yara yoluyla benin serbest brakt tekilliklere
gnderme yapar. Bu tarafszlk, yani tekilliklerin yzeyde dalp giden ya
da adsorpsiyona urayan bir ben tarafndan yaylmasn ya da daha dorusu
iade edilmesini salayan bu hareket esas olarak fantazma aittir: '' Bir ocuk
dvld''de durum budur (ya da Laplanche ve Pontalis'in bavurduu
rnee gre ''Baba kz batan karyor''da). O halde benin bireysellii
dorudan fantazmn olayyla i ie geer, fantazmda temsil edilen olayn
bir baka birey olarak ya da daha dorusu dalm benin katettii bir baka
bireyler dizisi olarak anlalmas pahasna da olsa. yleyse fantazm sahneye
koyduu zar atmlarndan ya da rastlantsal vakalardan ayr dnlemez.
Mehur dilbilgisel dnmler de (rnein Bakan Schreber'inkiler veya
sadizm ya da rntgenciliktekiler) her seferinde ayrlmalarla bltrlm
tekillik fkrmalarn belirtir; her bir vakada tm tekillikler olayda iletiim
iindedir, tm olaylar bir olayda iletiim iindedir, tpk bir ve ayn attaki
zar atmlar gibi. Burada bir kez daha onu dolduran tekilliklerle birlikte
pozitif uzaklkla ilgili bir ilkenin ve ayrc sentezin (elime sentezinin
deil) olumlayc bir kullanmnn rnekleniiyle karlarz.
3) Fan tazma zg geliimin bir dilbilgisel dnmler oyunuyla ifade
edilmesi rastlant deildir. Olay-fantazm kendisine karlk gelen gerek
ya da olanakl ey durumundan ayrlr; fantazm olay z bakmndan,
yani ey durumunun etkileme, etkilenme ve niteliklerinden ayr bir
noematik atfetme olarak temsil eder. Ama fantazm olayn bir nermenin
ifade-edilebiliri olmasn salayan, en az ilki kadar zsel dier yn de
temsil eder (Freud, fantazmatik malzemenin, rnein ebeveynlerin cinsel
birlemesinin temsilinde, ''szel imgeler''le yaknlk iinde olduunu
syleyerek bunu belirtir) . Burada da fantazmn sylenmesi ya da imlenmesi
sz konusu deildir; olay bana geldii ey durumundan ne kadar

Fancazm Hakknda 237


farklysa onu ifade eden nermelerden de o kadar farkldr. Yine de olay
en azndan olanakl olan bir nermenin dnda var-olmaz, bu nerme bir
paradoksun ya da anlamszln btn zelliklerine sahip olsa da durum
budur ve olay nermenin zel bir esinde iten-ie-olur. Bu e fiildir:
mastar haldeki fiil. Fantazm mastar haldeki fiilden ayr dnlemez ve bu
yolla saf olaya tanklk eder. Ama ifadeyle ifade-edilen arasndaki, ifade
edenin iselliiyle ifade-edilenin dsall arasndaki, dilde ortaya kan
fiille varlkta alttan-alta-olan fiil arasndaki karmak iliki ve temasa bal
olarak, henz dilbilgisel belirlenimlerin oyununa dahil olmam, yalnzca
tm ahslardan deil, tm zamanlardan, tm kip ve (etken, edilgen
ya da dnl) tm atlardan da bamsz bir mastar dnmeliyiz: saf
olay, Uzaklk, Aion iin, tm olanakl nermelerdeki nerme-dn ya da
dile karlk gelen ontolojik problemler ve sorular toplamn temsil eden
tarafsz bir mastar. atlarn, kiplerin, zamanlarn ve ahslarn meydana
gelii bu belirlenmemi saf mastardan itibaren gerekleir. Ayrlmalar iinde
meydana gelen bu terimlerin her biri fantazmn ortasnda tekil noktalarn
deiken bir kombinezonunu temsil eder ve bu tekillikler etrafnda zel
bir problem - doum, cinsiyet fark, lm . . . problemi - iin bir zm
durumu kurar. Luce Irigaray, ksa bir makalesinde, fantazmn mastar
haldeki fiille zsel ilikisini saptadktan sonra bu trden bir oluumun
rneklerini inceler: fantazmda belirlenen bir mastar karsnda (rnein
''yaamak'', ''yutmak'', ''vermek'') , Irigaray bu fiillerden her birinin ortaya
koyabilecei zne-nesne aras bititirme tipinin, etken-edilgen balama
tipinin, olumlama-olumsuzlama aras ayrma tipinin, zamansallatrma
tipinin hangisi olduunu sorar (rnein ''yaamak'' bir zneye ama etkin
olmayan bir zneye sahiptir ve farkllam bir nesnesi yoktur) . Bylelikle,
Irigaray bu fiilleri en az belirlenmiten en ok belirlenmie giden bir dzen
iinde snflandrabilir. Adeta saf olduu varsaylan genel bir mastar, biimsel
dilbilgisel ilikilerin farkllamas uyarnca aamal olarak zellemektedir.6

6 Luce lrigaray, "Du Fantasme et du verbe", L'Arc, Say: 34, 1968. Bu tr bir giriim
elbette fiilde dilbilgisel ilikilerin (at, kip, zaman, ahs) oluumuyla ilgili dilbilimsel
bir kurama dayanmak zorundadr. Bu trden oluum kuram rnekleri olarak, Gustave
Guillaume'un (Epoques et niveaux temporels dans le systeme de la conjugaison ftanaise) ve
Damourette ile Pichon'un (Essai de grammaire ftanaise, cilt V) almalar anmsatlabilir.
Picho11'u11 ke11disi de byle icelemelerin patoloji iin tad nemin altn izmitir.

238 Anlamn Mant


Bu ekilde Aion, kendi mastars izgisine yaylan tekillikler dzeyinde,
olaylarla dolar. Benzer biimde, fiilin de dorudan bir soruya ak olan
saf mastardan bir ey durumuna ya da zm durumuna iaret-etmeyle
kapal hale gelen imdiki zaman haber kipine gittiini gstermeye altk:
bunlarn ilki nermenin halkasn ap dzletirirken ikincisi onu kapar ve
bu ikisi arasnda genellemi bir dilbilgisel ''perspektifilie'' bal olarak,
her bir duruma zg dnmlerle birlikte tm atlamalar, kiplemeler,
zamansallamalar, ahslamalar vardr.
Ama bu durumda, daha basit bir i karmza kyor: fantazmn
doum noktasn, dolaysyla da dille gerek ilikisini belirlemek. Bu soru
fantazm szcnn kullanmyla ilgili olduu lde nominal ya da
termi nolojik bir sorudur. Ama baka eyler de buna baldr, nk soru
szcn kullanmn bu kullanm dinamik oluum srasnda zorunlu
hale getirdii varsaylan belli bir aamayla ilikili olarak sabitler. rnein
Susan Isaacs, Melanie Klein' izleyerek, fantazm szcn erkenden,
izoid konumda ie-atlan ve yanstlan i nesnelerle ilikiyi belirtmek
zere, cinsel drtlerin beslenme drtleriyle ibirlii yapt bir aamada
kullanr; bu durumda, fantazmlarn dille ancak dolayl ve ge bir ilikiye
sahip olmas ve sonradan szelletiklerinde de bunun halihazrdaki eitli
dilbilgisel biimlere tabi olmas kanlmazdr.7 Laplanche ve Pontalis
fantazm oto-erotizmle temellendirirler ve onu cinsel drtlerin beslenme
modelinden bamszlat ve ''tm doal nesneleri'' terk ettii aamaya
balarlar (dnl atya verdikleri nem ve znenin yeri belirlenemez
konumunda dilbilgisel dnmlere ykledikleri anlam buna dayanr) .
Son olarak Melanie Klein, fantazm szcn fazlasyla geni bir ekilde
kullanmasna ramen nemli bir saptama yapar: Klein sembolizmin
tm fantazmlarn zem ini olduunu ve fantazmatik yaamn geliiminin
izoid ve depresif konumlarn varlklarn srarla srdrmesi tarafndan
engellendiini sk sk syler. Bize yle geliyor ki tam anlamyla fantazm
kkenini tam da ikincil narsisizmin beninde, narsistik yara ile, bunu
izleyen tarafszlama, sembolletirme ve yceltme ile bulur. Bu bakmdan,
fantazm yal1zca dilbilgisel dnmlerden deil, bu dnmlerin idesel

7 Susan Isaacs, "Nature et fonction du phantasme", Developpements de la psychanalyse,


s. 85 vd.

Fancazm Hakknda 239


maddesi olarak tarafsz mastardan da ayr dnlemez. Fantazm bir yzey
fenomenidir, stelik yzeylerin geliimindeki belli bir aamada meydana
gelen bir fenomendir. Bu nedenle, derinliklerin nesnelerine (imdiden artk
''doal nesneler'' olmayan bu nesnelere) , onlara karlk gelen olua ve onlar
nitelendiren ters evrilmelere iaret-etmek iin simlakr szcn tercih
ettik. Yksekliklerin nesnesine ve bu nesnenin maceralarna idol szcyle
iaret-ettik. Ksmi yzeylerin bataki fallik eklemlenmesi (iyi niyet)
problemi de dahil, bedensel ksmi yzeylerle ilgili eylere iaret-etmek iin
ise imge szcn kullandk.

240 Anlamn Mant


OTUZ BRNC DZ

DNCE HAKKINDA

Fantazmn son derece hareketli oluu ve ''gei'' yetenei zerinde ska


durulmutur, biraz atmosferi hzla kateden Epikurosu zarlar ve yaylmlar
gibi. Bu yetenee iki temel zellik elik eder: bir yandan, fantazm ruhsal
sistemler arasndaki uzakl rahata aarak bilinten bilindna ve tersine,
gece dnden gndz dlemine, ieriden darya ve tersine gider, kendisi
de bilindna ve bilince hakim olan ve onlar eklemleyen bir yzeye,
ieri ve dary iki yzde birletiren ve datan bir izgiye ait gibidir; dier
yandan, fantazm kendi kkenine kolayca geri dner ve ''kkensel fantazm''
olarak, fantazmn kkenini kolayca kendine dahil eder (yani bir soruyu,
doumun, cinselliin, cinsiyet farknn, lmn kkenini . . . ) . 1 Bunun
nedeni fantazmn kendi kkenini de srkledii bir yer deitirmeden,
bir serilimden, bir gelimeden ayrlmaz olmasdr. nceki problemimiz,
''tam anlamyla fantazm nerede balyor?'', dier problemi, ''fantazm nereye
doru gidiyor, balangcn nereye gtryor?''u zaten iermektedir. Hibir
ey fantazm gibi ereksellemi deildir, hibir ey onun kadar kendini
erekselletirmez.
Fantazmn balangcn narsistik yara ya da hadm edilme izimi olarak
belirlemeye altk. Aslnda, olayn doasna uygun olarak, etkilemen in
kendisinden tamamen farkl olan bir etkileme neticesi burada ortaya
kar. Niyet (Oidipus'un niyeti) onarmak, geri getirmek ve kendi fiziksel
yzeylerini eklemlemekti, ama tm bunlar narsistik libidoyla ve yzey
yanstmas olarak fallusla birlikte hala mgeler alanna aitti. Netice anneyi

1 Bkz. Laplanche ve Poncalis, " Fancasme originaire ...", s. 1 853; Vocabulaire de la


psycl1analyse, s. 1 58- 1 59.

Dnce Hakknda 241


hadm etmek ve hadm edilmek, babay ldrmek ve ldrlmek, bylece
fallik izginin hadm edilme izimine dnmesi ve buna karlk gelecek
ekilde tm imgelerin (dnya-anne, tanr-baba, fallus-benlik) dalp
gitmesidir. Ama fantazm bu tr bir neticeden itibaren balattmzda, bu
neticenin geliebilmesi iin imgelerin kendi yasalar uyarnca gelimekte
olduu cisimsel yzeyden (genital eklemlenmeye tabi ksmi blgelerden)
baka tipte bir yzey gerekecei aktr. Netice ancak ikinci bir ekranda
geliecektir, yleyse fantazmn balangc ancak baka bir yerde devamna
kavuacaktr. Hadm edilme izimi bu baka yeri ya da bu dier yzeyi
kendi bana kuramaz, izemez: o hep sadece bedenin fiziksel yzeyiyle
ilgilidir ve onu ancak kendi savuturduu derinliklerin ve yksekliklerin
lehine geersiz klar grnmektedir. Demek ki balang gerekten
boluktadr, bolua asldr. With-out'tur. Burada, balangcn paradoksal
durumu bir yandan kendi iinde bir netice olmas, dier yandan balatt
eyin dnda kalmasdr. Hadm edilme ayn zamanda narsistik libidoyu
cinsellikten-arnm enerjiye dntrmeseydi bu durum ksz olacakt.
te bu tarafsz ya da cinsellikten-arnm enerji ikinci ekran, beyinsel ya da
metafizik yzeyi kurar. Fantazm orada geliecek, imdi her admnda ona
elik eden bir balangla tekrar-balayacak, kendi erekselliine koacak,
ikinci dereceden bir ve ayn Netice gibi olan saf olaylar temsil edecektir.
O halde bir srama sz konusudur. lmcl iz olarak hadm
edilme izimi dnce atlana dnr. Bu atlak kukusuz dnme
gszln, ama bunun yan sra dncenin yeni yzeyine yatrm
yapmaya balad izgiyi ve noktay belirtir. Hadm edilme adeta tam da
iki yzey arasnda olduundan, bu dnme maruz kalrken ait olduu
dier yary da srkler, cinselliin tm cisimsel yzeyini dncenin
metafizik yzeyine bir ekilde yuvarlar ya da yanstr. Fantazmn forml
udur: hadm edilme yoluyla cinsiyetli iftten dnceye. Derinliklerin
dnrnn bekar olduu, depresif dnrn ise bozulmu nianlar
dledii doruysa, yzeylerin dnr de evlidir ya da ift olma
''problemini'' dnr. Fantazmn bu ilerleyiini kimse Klossowski kadar
iyi ortaya koymamtr, nk onun btn yaptnn da ilerleyiidir bu. lk
bakta tuhaf gelen terimlerle, Klossowski probleminin bir iftin ocuklardan
bamsz olarak nasl ''kendisini yanstabileceini'' bilmek olduunu syler,
zihinsel bir komedide iftten ift olarak kurulmu dnceye, cinsel farktan

242 Anlamn Mant


dnce kurucu yeinlik farkna, dnce iin enerjisinin sfr noktasn
belirten, ama ayrca ondan itibaren dncenin yeni yzeye yatrm
yapt ilk yeinlie nasl geilebileceini bilmek. 2 Daima hadm edilme
yoluyla dnceyi iftten damtmaktr sz konusu olan, atlak yoluyla bir
eit dnce iftletirmesi gerekletirmek iin. Ve Klossowski 'nin ifti
olan Roberte-Octave, Lowry'nin iftinde ve Fi tzgerald'n nihai iftinde,
izofrenle alkolikte baka bir biimde karlk bulur. nk yalnzca
paralar ve btn olarak cinsel yzeyin tamam deil, derinlik ve nesneleri,
ykseklik ve fenomenleri de metafizik dnce yzeyine kendilerini
yanstmaya srklenirler. Fantazm ona dsal kalan balangcna (hadm
edilmeye) dner, ama bu balangcn kendisi de bir netice olduundan, ayn
zamanda balangcn neticesi olduu eye (bedensel yzeylerin cinselliine)
dner, nihayet adm adm giderek her eyin kaynakland mutlak kkene
(derinliklere) dner. imdi her eyin, cinselliin, oralliin, analliin yalnzca
imgeleri deil idolleri bile, simlakrlar bile toplayp kendine katan yeni
yzey zerinde yeni bir biim kazand sylenebilir.
Ama toplamak, kendine katmak ne anlama geliyor? Hadm edilme
iziminin dnce izgisi haline gelmesini salayan ileme, dolaysyla
da cinsel yzeyin ve geri kalanlarn dnce yzeyine kendilerini
yanstmasn salayan ileme yceltme adn veriyorduk. Dncenin
baa gelen ve yzeyine yansyan her eye kendi enerjisiyle tekrar yatrm
yapmasn salayan ileme sembolletirme adn veriyorduk. Sembol
elbette en az sembolletirilen kadar indirgenemezdir, yceltme yceltilen
kadar indirgenemezdir. Uzun sredir, artk hadm edilme yarasyla
dnce kurucu atlak arasnda, cinsellikle dncenin kendisi arasnda
bir iliki varsaymakta gln bir ey yok. Bir dnrn getii takntl
yollarda gln (ya da zc) bir ey yok. Sz konusu olan, nedensellik
deil corafya ve topoloj idir. Dncenin cinsellii, dnrn evlilii
dnd anlamna gelmez bu. Dncenin kendisi cinselliin
metamorfozudur, dnr iftin metamorfozudur. iftten dnceye
gidilir, ama dnce ikilik ve iftletirme olarak ifte tekrar yatrm
yapar. Hadm edilmeden dnceye gidilir, ama dnce beyinsel atlak,
soyut izgi olarak hadm edilmeye tekrar yatrm yapar. Fantazm tam

2 Pi erre Klossowski, Lois de l'hospitalite'nin giri notu ve sonsz.

Dnce Hakknda 243


da figratif olandan soyuta gider; figratifle balar, ama soyutta devam
etmek zorundadr. Fantazm cisimsizin kurulu srecidir, birazck dnce
damtma makinesi, atlan kylarna potansiyel farkn datma,
beyinsel alan kutuplandrma makinesi. Dsal balangcna (lmcl
hadm edilmeye) dnerken ayn zamanda durmadan isel balangcna
(cinsellikten-arnma hareketine) tekrar balar. te bu yolla fantazm
daryla ieriyi temasa sokma ve onlar tek bir tarafta birletirme zelliine
sahiptir. Bu nedenle o, ebedi dnn yeridir. Fantazm durmadan bir
dncenin douunun mimini yapar, bu douu gerekletiren halleriyle
cinsellikten-arnmay, yceltmeyi, sembolletirmeyi tekrar balatr. Bu isel
tekrar balama olmasayd, fantazm dier balangcn, dsal balangcn
kendine katamazd. Buradaki risk elbette fantazmn ne zaman atlmdan
yoksun kalsa ve sramay skalasa, yani ne zaman iki-yzey-arasna tekrar
dse en yoksul dnceye, cinsellik ''zerine'' bir gndz dleminin
ocuksuluuna ve yavanlna da tekrar decek olmasdr. Ama fantazmn
zafer yolu Proust'un gsterdii yoldur, ''Albertine'le evlenecek miyim?''
sorusundan retilecek sanat yapt problemine giden yol - cinsiyetli bir
iftten itibaren speklatif iftletirmeyi gerekletirmek, tanrsal yaratmn
yolunu tersine evirmek. Neden zafer? Dncenin kendi yzeyine
yansyan eye cinsellikten-arnm enerjisiyle yatrm yapmasnda (ya da
tekrar yatrm yapmasnda) ne tr bir metamorfoz sz konusu? Durum u
ki dnce bunu Olay klnda yapmaktadr: tam da dnceye ait olduu
iin, ancak dnce tarafndan tamamlanabilir olduu ve ancak onda
tamamland iin olayn gerekletirilemez olarak adlandrlmas gereken
o payyla birlikte. O zaman cisimlerin derinliklerinde olup biten her eyi
aan saldrganlklar ve agzllkler, cisimlerin yzeyinde baa gelen her
eyi aan arzular, aklar, iftleme ve birlemeler, niyetler, stten gelebilecek
her eyi aan gszlkler ve lmler ortaya kar. Dnceye hitap eden
ve yalnz dncenin yatrm yapabilecei olma olarak olayn cisimsiz
grkemi, Varlk-dlk.
Bir netice neticesi olduu etkileme ve etkilenmelerden, gerekletii
cisimlerden kurtulur kurtulmaz, ayrlr ayrlmaz olaydan sz edilebilirmi
gibi yaptk. B u doru deildir, ikinci ekran, metafizik yzeyi beklemek
gerekir. Bunun ncesinde sadece simlakrlar, idoller, imgeler vardr, olay
temsilleri olarak fantazmlar deil. Saf olaylar neticelerdir, ama ikinci

244 Anlamn Manc


dereceden neticeler. Fantazmn kendi hareketini tekrar ederken her eyi
kendine katt, tekrar balatt dorudur. Ama her ey deimitir.
Besinler zihinsel besinlere, cinsel birlemeler zihnin hareketlerine
dnm deildir. Ama her seferinde eylerden ve bedenlerden, ey
durumlarndan ve onlarn niteliklerinden, etkileme ve etkilenmelerinden
ayr, gururlu ve parlak bir fiil aa kmaktadr: rnein, aatan ve
onun yeilinden ayr olan yeermek, besinlerden ve onlarn tketilebilir
nitel iklerinden ayr olan bir yemek (yenmek) , bedenlerden ve onlarn
cinsiyetlerinden ayr olan bir iftlemek - ebedi hakikatler. Ksacas,
metamorfoz her bir ey durumu iin var-olmayan olmann, her bir
cisim ve nitelik, zne ve yklem, etkileme ve etkilenme iin mastarn
aa kmasdr. Metamorfoz (yceltme ve sembolletirme) her bir
ey iin onun hem noematik atfedileni hem noetik ifade-edilebiliri olan
bir aliquid'in, ebedi hakikatin, cisimlerin stnde szlp salnan
anlamn aa kmas demektir. te ancak burada, onlar dntren,
mastarlarnn damtld metafizik yzey zerinde, lmek ve ldrmek,
hadm etmek ve hadm edilmek, onarmak ve geri getirmek, yaralamak
ve geri ekmek, paralamak ve paralanmak, ie-atmak ve yanstmak
saf olaylar haline gelir. Tm olaylar, tm fiiller, tm bu atfedilen
ifade-edilebilirler bu damtmada, onlar ifade eden bir ve ayn dil iin,
dnldkleri bir ve ayn ''varlk'' altnda, b irde iletiime geerler.
Fantazm saf olayn bu yeni dzlemi zerinde, o sembolik ve yceltilmi
gerekletirilemezlik paynda her eyi tekrar ederken, ayn zamanda
bu paydan gereklemeyi ynetme, astarlama, onun somut kar
gereklemesini yrtme kuvvetini de alr. nk olayn sabrl dnre
uygun den isten ve zgrlkle ete, bedenlere iyice kaydolmas
ancak onun gizini, yani ilkesini, hakikat ve erekselliini, yar-nedenini
barndran cisimsiz pay sayesinde mmkndr.
yleyse hadm edilmenin, neticesi olduu eyle balatt ey arasnda
ok zel bir durumu vardr. Ama cinselliin cisimsel yzeyiyle dncenin
metafizik yzeyi arasnda bolukta olan yalnzca hadm edilme deildir.
Aslnda btn cinsel yzey fiziksel derinlikle metafizik yzey arasnda ara
bir konumdadr. Bir ynden giderse cinsellik her eyi devirebilir: hadm
edilme hem neticesi olduu, hem de izimiyle hala ait olduu cinsel yzeye
tepki gsterir, bu yzeyi krar, onu derinliin paralaryla tekrar buluturur.

Dnce Hakknda

245
Dahas, tm baarl yceltmeleri, metafizik yzeyin tm geliimini nler
ve cisimsiz atlan cisimlerin en derininde gereklemesine, derinliklerin
Spaltunguyla karmasna ve dncenin gszlk noktasnda, erozyon
izgisinde yklp gitmesine yol aar. Ama dier ynden giderse cinsellik
her eyi yanstabilir: hadm edilme hem balatt, hem de aa kan
cinsellikten-arnm enerjisiyle imdiden ait olduu metafizik yzeyin
haberciliini yapar, yalnzca cinsel boyutu deil derinlik ve ykseklie ait
dier boyutlar da bunlarn geirdii metamorfoz biimlerinin kaydolduu
bu yeni yzeye yanstr. lk yn psikoz yn olarak, ikincisini baarl
yceltme yn olarak belirlememiz gerekir; ikisinin arasnda, Oidipus'un
ve hadm edilmenin mulak karakterinde ise btn bir nevroz vardr.
lm iin de ayn ey geerlidir: narsistik ben, Blanchot'nun betimledii
iki figre bal olarak lme iki taraftan bakar - bir yandan, beni para
para eden ve ''yalanlayan'' , onu darnn darelerine olduu kadar
derinliklerin ykc drtlerine de teslim eden kiisel ve imdideki lm;
dier yandan, beni ''uzak tutan'' , barndrd tekillikleri serbest brakmasn
salayan lm, ''lnen'', durmadan ve bitmek bilmez biimde lnen
dier yzeyde beni lm igdsne ykselten kiisiz ve mastar haldeki
lm. Tm biyo-psiik yaam bir boyut, yansma, eksen, dnme, katlanma
meselesidir. Hangi yne, hangi yne gideceiz? Her ey hangi tarafa
devrilecek, hangi tarafa doru kvrlacak ya da kvrmn aacak? Cinsel
yzeyde zaten bedenin erojen blgeleri bir mcadele iindedir, genital
blgeden bu mcadeleye hakemlik etmesi, onu yattrmas beklenir. Ama
cinsel yzey daha geni, trler ve btn insanlk leinde bir mcadelenin
de sahnesidir: azla beynin mcadelesi. Yalnzca yzeysel oral bir blge
olarak deil, derinliklerin organ olarak, ans-az olarak, tm paralar
ie-atan ve yanstan kloak olarak az; yalnzca cisimsel organ olarak deil,
tm olaylarn kaydolduu ve sembolletii grnmez, cisimsiz, metafizik
bir baka yzeyin indkleyicisi olarak beyin. 3 te her ey bu azla bu beyin

3 Edmond Perrier, evrimci bir perspektiften, "azla beyin arasndaki atma" zerine
gzel bir teori ortaya koymu, sinir sisteminin geliimi sayesinde omurgallarda beyinsel
uzantnn halkal solucanlarda azn sahip olduu yeri aldn gstermitir. Perrier bu
ynelmeleri, bu konum ve boyut deiikliklerini aklamak iin tavr kavramn gelitirir.
Geoffroy Saint-Hilaire'den miras kalan bir yntemi, uzay ve zaman karmak bir biimde

246 Anlann Ma1t


arasnda olup biter, bocalar, ynn bulur. Yalnz beynin galibiyeti, eer
gerekleirse, az konumak iin serbest brakr, onu dksal besinlerden ve
geri ekilmi seslerden kurtarr ve bir seferde btn olanakl szlerle besler.

birletiren ideal kaclanmalar yntemini kullanr. Bkz. "I.;Origine des embranchemencs du


regne animal", Scientia, Mays 1 9 1 8.
Beyinle ilgili biyolojik teoriler beynin znde yzeysel olmasn (scderiye dayal
kkenini, yzey doas ve ilevini) hep hesaba karmtr. Freud, Haz ilkesinin tesinde'nin
4. blmnde bunu anmsatr ve bundan byk lde yararlanr. Modern aratrmalar
kortikal yansma blgelerinin topolojik bir uzayla ilikisi zerinde duruyorlar: "Aslnda
yansma Eukleidesi bir uzay topolojik bir uzaya dntrr, yle ki korteks Eukleidesi
yollarla uygun biimde temsil edilemez. Aslnda kk blgeler iin terimin geometrik
anlamyla yansma sz konusu olsa da korteks iin yansmadan sz ermemek gerekirdi;
Eukleidesi uzayn topolojik uzaya dnmesi demek gerekirdi'', Eukleidesi yaplarn yerini
alan dolayl bir ilikiler sistemi (Simondon, a.g.e., s . 262). Fiziksel yzeyin metafizik yzeye
dnmesinden ya da metafizik yzeyi indklemesinden ice bu anlamda sz ediyoruz. O
halde beyinsel yzeyle metafizik yzeyi zdeletirebiliriz; sz konusu olan, mecafzik yzeyi
maddiletirmekcen ok beynin kendisinin yansmasn, dnmn, indksiyonunu
izlemektir.

Dnce Hakknda 247


OTUZ KNC DZ

FARKLI DZ TRLER ZERNE

Melanie Klein, semptomlarla yceltmeler arasnda daha az baarl


yceltme durumlarna karlk gelen bir ara dizinin olmas gerektiine
dikkat eker. Ama cinselliin tamam zaten kendiliinden ''daha az baarl''
bir yceltmedir: cinsellik cisimsel derinliin semptomlaryla cisimsiz
yzeyin yceltmeleri arasnda yer alr ve tam da bu arada-olu iinde, kendi
ara yzeyinde diziler halinde rgtlenir. Derinliin kendisi diziler halinde
rgtlenmez; hem bolukta nesnelerinin paralara ayrlmas, hem de bu
paralanm nesnelerin karsna kard bedenin farkllamam doluluu
bunu nler. Derinlik bir yandan bir-aradalk bloklar, organsz bedenler ya
da eklemlenmemi szckler, dier yandan ancak koparlabilir ve paralara
ayrlabilir, ie-atlabilir ve yanstlabilir olma, patlama ve patlatma ortak
zelliiyle birbirine bal ksmi nesne sekanslar stnmaktadr (rnein
mehur meme-besinler-dklar-penis-ocuk sekans) . Bu iki yn, sekans ve
blok, srasyla yer deitirme ve derinlikte younlamann izoid konum
da ald biimleri temsil eder. Dizi cinsellikle, yani cinsel drtlerin
bamszlamasyla balar, nk dizisel biim bir yzey rgtlenmesidir.
Ama daha nce ele aldmz farkl cinsellik evrelerinde ok farkl dizi
trleri ayrt etmemiz gerekiyor. lk olarak, genital-ncesi cinsellikte erojen
blgeler: bunlarn her biri ounlukla mukozayla evrili delikle temsil
edilen bir tekilliin etrafnda yaknsayan bir dizi halinde rgtlenir. Erojen
yzey blgesi bir tekilliin uzanmyla ya da, ayn anlama gelecek ekilde,
azami ve asgari noktalarla birlikte (dizi baka bir diziye bal olan noktalarn
etrafnda sonlanr) bir potansiyel ya da yeinlik farknn dalmyla
tanmland lde dizisel biim erojen blgede temellenir. O halde erojen
blgelerdeki dizisel biim ayn zamanda bir tekil noktalar matematiinde

248 Anlamn Mant


ya da bir yein nicelikler fiziinde temellenir. Ama erojen blgelerin bir
diziyi tamas da baka bir ekilde olur: bu kez sz konusu olan, blgeye
yanstlan imgeler dizisi, yani blgeye oto-erotik bir doyum salayabilecek
nesneler dizisidir. rnein emme nesnelerini ya da oral blgenin imgelerini
ele alalm: bunlarn her biri kendi adna ksmi yzeyin tm uzamyla e
uzanml hale gelir ve bu yzeyin deliini ve yeinlik alann azamiden
asgariye ve tersine kateder, arnlar. Bu nesneler ya da imgeler hem bu
ekilde e-uzanml hale gelme tarzlarna gre (rnein ktrdatma yoluyla
yzeyi oaltlan ekerleme ve uzatma yoluyla yzeyi oaltlan sakz) , hem
kkenlerine gre, yani damtldklar btnle gre (bedenin bir baka
blgesi, dsal bir kii, dsal bir nesne ya da bir nesnenin yeniden-retimi,
bir oyuncak vb.), hem de cinsel drtlerin bamszlam olduu beslenme
drtleri ve ykc drtlerin ilksel nesnelerinden uzaklama derecelerine
gre dizi halinde rgtlenirler. 1 Tm bu alardan, grnen o ki bir erojen
blgeye bal olan dizi yaln bir biime sahiptir, homojendir, bir ardklk
sentezi oluturur, bu sentez ise olduu gibi skabilir ve her durumda
yaln bir bititirme meydana getirir. Ama ikinci olarak, erojen blgelerin
fallik eklemlenmesi probleminin dizisel biimi karmaklatrd aktr:
kukusuz diziler birbirlerini devam ettirirler ve genital blgedeki imge
olarak fallusun etrafnda yaknsarlar. Bu genital blgenin de kendi dizisi
vardr. Ama bu dizi artk heterojen dizileri kapsayan karmak bir biimden
ayr dnlemez, bir sreklilik ya da yaknsama koult homojenliin yerini
almtr; genital blgenin dizisi bir bir-arada/k ve birlikte-dzenlenme
sentezi oluturur ve kapsanan diziler arasnda bir balanma meydana getirir.
nc olarak, yzeylerin fallik eklemleniine zorunlu olarak
Oidipusu giriimlerin elik ettiini, bunlarn da ebeveyn imgeleriyle ilgili
olduunu biliyoruz. Oidipus'a zg geliim erevesinde bu imgeler de bir
ya da birok diziye dahil olur - dnml terimlere (baba ve anne) sahip

heterojen bir dizi ya da anneye ve babaya ait, birlikte-var-olan iki dizi: yaral,
onarlm, hadm edilmi, hadm eden bir anne; geri ekilmi, arlan,

1 Nesne grnte ayn olabilir: rnein meme. Farkl blgeler iin aynym gibi de
grnebilir, rnein parmak. Yine de i ksmi nesne olarak memeyle (emzirilme) yzey
imgesi olarak memeyi (emme), ayn ekilde oral blgeye ya da ana! blgeye yanstlan imge
olarak parma vb. birbirine kartrmamak gerekir.

Farkl Dizi l'rleri zerine 249


ldrlen ve ldren bir baba. stelik bu Oidipusu dizi ya da diziler
genital-ncesi dizilerle, bunlara karlk gelen imgelerle, hatta bu imgelerin
damtld btnlkler ve kiilerle ilikiye girerler. Tam da farkl kkenlere
sahip, Oidipusu ve genital-ncesi imgeler arasndaki bu ilikide, dsal bir
''nesne seimi''nin koullar hazrlanr. Bu yeni evre ya da ilikinin nemi
zerinde ne kadar dursak azdr, nk Freud'un olayla ya da daha dorusu
iki olay dizisiyle ilgili teorisini o harekete geirir: bu teori ilk olarak bir
travmann en az iki bamsz olayn varoluunu gerektirdiini gstermeye
dayanr, bu olaylar zamanda birbirinden ayrdr, biri ocuklua dieri
erinlik sonrasna aittir ve bunlar arasnda bir eit yanklanma meydana
gelir. kinci bir biim altnda, iki olay daha ziyade biri genital-ncesi dieri
Oidipusu iki dizi, yanklanmalar ise Jantazm sreci olarak sunulur.2
yleyse bizim kullandmz terminolojiye gre tam olarak olaylar deil
de iki bamsz imge dizisi sz konusudur, Olay ancak bunlarn fantazmda
yanklanmasyla aa kar. Eer ilk dizi sz konusu olayn ''kavranmasn''
iermiyorsa bunun nedeni bu dizinin genital-ncesi ksmi blgelerin
yasasna gre kurulmas ve yalnz iki diziyi birlikte yanklandran fantazmn
byle bir kavraya erimesidir, kavranacak olay yanklanmann kendisinden
farkl deildir (bu bakmdan olay iki diziden herhangi biriyle karmaz) .
Her durumda, asl nemli olan, zamansal olarak ayr iki bamsz dizinin
yanklanmasnda yatar.
Burada dizisel biimin nc bir figryle karlayoruz. nk
imdi ele alnan diziler yine hererojendirler, ama artk balanmalarn
salayacak sreklilik ve yaknsama koullarn karlamazlar. Bir yandan
raksama iindedirler ve ancak bu koulla yanklanrlar, dier yandan

2 "Dizi" szcnn zaten Freud tarafndan da kullanldna dikkat ekelim. Bunu


hem drt unsuruyla btnsel Oidipus kompleksinin sunuluu balamnda (Ben ve d,
3. blm), hem nesne seimi teorisi balamnda ( Cinsellik Teorisi zerine Deneme, ili,
"cinsel diziler") grrz.
ki olay ya da iki dizi yaklamyla ilgili olarak Laplanche ve Pontalis'in yorumlarna
baklabilir: "Fantasme origi naire ..." s . 1 839- 1 842, 1 848- 1 849. lksel sahneni1, genital
,

ncesi sahnenin (rnein, Kurt Adam vakasnda cinsel birlemenin bir buuk yanda
gzlemlenmesi) olduu gibi kavranamamas tenel neme sahiptir. Laplanche ve Pontalis'in
dedii gibi, ilksel sahne ve ona karlk gelen genital-ncesi in1geler "oto-erotizme gei
evreleri dizisi iinde'' fragmanlara ayrlmtr.

250 Anlamn Mant


dallanp budaklanm ayrmlar kurarlar ve ayrc bir sentez olutururlar.
Bunun sebebi bu dizisel biimin iki ucunda aranmaldr. Bu dizisel biim
imgeleri devreye sokar, ama ksmi blgelerin genital-ncesi imgelerinden
Oidipus'un ebeveyn imgelerine dek imgeler ne kadar heterojen olursa
olsun, bunlarn ortak kkeninin idolde ya da ykseklie geri ekilmi
yitik iyi nesnede olduunu grdk. lk olarak, derinliin ksmi yzeylere
ynelmesini, bu yzeylerin ve onlara dadanan imgelerin meydana kmasn
olanakl klan odur, ama iyi penis olarak, fallusu imge eklinde genital
blgeye yanstan da odur, son olarak, Oidipus'un ebeveyn imgelerine
maddesini ya da niteliini kazandran da odur. O halde en azndan, burada
ele alnan dizilerin ykseklerin iyi nesnesine doru yaknsad sylenecektir.
Oysa durum hi de bu deildir: iyi nesne (idol) ancak yitik olarak, ona zg
boyutu kuran ykseklie geri ekilmi olarak etkide bulunur. Dolaysyla her
frsatta ancak bir ayrm kayna, ikilem karma ya da yayma kayna olarak
etkide bulunur; geri ekilirken stn yksek birliin gizini de beraberinde
gtrmtr. yi nesne zaten bu yolla yaral-salam, mevcut-namevcut
olarak tanmlanr ve bu bakmdan, manik-depresif konumdan itibaren,
bene kendisini model almakla kt nesnelerle zdelemek arasnda
bir ikilem dayatr. Ama dahas, ksmi blgelerin serilimini olanakl hale
getirirken onlar ancak ayr ve birbirlerinden kopuk olarak temellendirir -
yle ki bu blgeler ancak fallusla birlikte yaknsamalarna kavuacaktr. yi
nesne ebeveyn imgelerini belirlerken de yine kendi vehelerini birbirinden
ayrr, onlar Oidipusu dizinin dnml terimlerini oluturan ikilemlee
datr, (yaral ve iyiletirilmesi gereken) anne imgesiyle (geri ekilmi ve
mevcut klnn1as gereken) baba imgesine bltrr. O halde yaknsama
ve birlikte-dzenleme mercii olarak sadece fallus kalacaktr geriye, ama o
da Oidipusu ayrmalara dahil olur. zellikle, imgelerin kkenine deil de
Oidipus'un evrimi srasnda ortak biimde dalp gitmelerine, yani zincirin
dier ucuna baktmzda fallusun da kendi roln yerine getiremediini
goruruz.

nk fallus, geirdii evrimle ve izdii izgiyle durmadan bir


fazlal ve bir yoksunluu belirtir, bu ikisi arasnda gidip gelir, hatta ayn
anda ikisi birden olur. ocuun genital blgesine yansd, onun penisini
taklit ettii ve onu Oidipusu giriime tevik ettii haliyle fallus z gerei
bir fazlalktr. Ama bu giriim srasnda annede penisin olmayna iaret-

Farkl Dizi "J"rleri zerine 251


ettiinde z gerei yoksunluk ya da eksikliktir. Fallik izgi hadm edilme
izimiyle kartnda ve fazlalk olan imge ocuun penisini alp gtrerek
artk kendi yoksunluundan baka bir eye iaret-etmediinde ise fallus
kendisine gre eksiklik ve fazlalktr. Fallusun Lacan'n mehur metinlerinde
ortaya konmu olan zelliklerini tekrar etmemize gerek yok. Paradoksal
e ya da nesne = x fallustur, kendi dengesinden daima yoksundur, hem
fazlalk hem eksikliktir, asla eit deildir, asla kendi benzerliinde, kendi
zdeliinde, kendi kkeninde, kendi yerinde bulunamaz, daima kendisine
gre yer deitirir: dalgalandran imleyen ve dalgalandrlan imlenen, hibir
eyin bulunmad yer ve hibir yerde bulunmayan ey, (boluuyla bile
fazlalk oluturan) bo hane ve (fazladanlyla bile yoksunluk oluturan)
fazladan nesne. Az nce geni tal-ncesi ve Oidipusu olarak adlandrdmz
iki diziyi yanklandran odur (ama bu diziler tm olanakl nitelenileri
boyunca birinin imlenen, dierinin imleyen olarak belirlenmesi kouluyla
baka nitelemeler de alacaklardr).3 Anlam iki diziye datan, onu
birinin bana gelen, dierinde iten-ie-olan olarak dizilere bltren, iki
bakmdan anlamszlk olduunu grdmi.iz yzey anlamszl odur (o
halde ilk dizinin neyin sz konusu olduuna ilikin bir kavray henz
iermemesi kanlmazdr).
Ama tm problem udur: nesne = x olarak, yani hadm etmenin faili
olarak fallus dizileri nasl yanklandrr? Genital-ncesi dizileri kendi

3 ki dizi ok deiken olabilir, ama aralarnda daima sreksizlik vardr. Daha nemlisi,
genital-ncesi dizi yalnzca ksmi erojen blgeleri ve onlarn imgelerini deil, daha sonra
olacandan bambaka ekilde meydana getirilen ve blgelere gre fragmanlara ayrlan
Oidipus-ncesi ebeveyn imgelerini de devreye sokar. yleyse bu dizi ocuk sz konusu
olann ne olduunu "kavrayamasa" da ocukla ilikili ekilde yetikinleri zorunlu olarak ierir
(ebeveyn dizisi) . kinci dizide ise, aksine, ocuk ya da gen adam yetikin gibi davranr (oul
dizisi). rnein, Lacan'n Fare Adam analizinde, bir yandan ocuu ok erken etkileyen
ve aile efsanesinin bir paras olan baba dizisi (bor-dost-zengin kadn-yoksul kadn) , dier
yandan znenin daha sonra kendi bana bulaca, ayn terimlerin klk deitirmesi ve
yerinden oynamasyla oluan bir baka dizi vardr (bor iki diziyi yanklandran nesne = x
roln oynar). Bkz. Jacques Lacan, Le Mythe individuel du nevrose, C.D.U. Bir baka rnek:
Proust'un Kayp Zamann izinde romannda kahraman annesiyle genital-ncesi trden bir
ak deneyimleri dizisi yaar, sonra Albertine'le bir baka dizi yaar, ama genital-ncesi dizi
Swann'n Odette'e duyduu aktaki yetikin modeli, kavramaya dayanmayan ya da kavrama
ncesi gizemli bir tarzda zaten ortaya koymaktadr (Mahpus ortak temas nesne = x'i belirtir).

252 Anlamn Mant


balarna, henz el dememi fallusun onlar genital blge etrafnda
eklemleyiiyle ele aldmzda grdmz yaknsama ve sreklilik
deildir artk sz konusu olan. imdi genital-ncesi olan, ocuksu ebeveyn
imgelerinin bir n-kavranyla bir dizi meydana getirir; Oidipusu dizi
baka trl meydana gelen baka ebeveyn imgeleriyle baka bir dizidir. Bu iki
dizi sreksiz ve raksaktr. Fallus artk yaknsama roln stlenmez, aksine,
fazlalk-eksiklik olarak, raksayan dizileri olduklar gibi yanklandrma
rol oynar. nk iki dizi ne kadar benzer olursa olsun, bu diziler
benzerlikleri sayesinde deil, aksine farklar sayesinde yanklanrlar; fark her
seferinde terimlerin greli yer deitirmesiyle kurala balanmakta, bu yer
deitirmenin kendisi ise nesne = x'in iki dizideki mutlak yer deitirmesiyle
kurala balanmaktadr. Fantazm en azndan balang noktasnda bundan
baka bir ey deildir: iki bamsz cinsel dizi arasndaki i yanklanma ve
bu yanklanmann olayn aa kn hazrlayp onun kavrann haber
vermesi. Bu nedenle dizisel biimin nc tr ncekilere indirgenemez
bir biim olarak ortaya kar. O heterojen dizilerin ayrc sentezidir, nk
heterojen diziler artk raksaktr. Ayrmn (olumsuz ve snrlayc deil)
pozitif ve olum/ayc bir kullanmdr, nk raksak diziler olduklar gibi
yanklanr/ar. Durmadan yer deitirip dizileri kateden nesne = x' e bal
olarak bu dizilerin srp giden bir dallanp budaklandr.4 dizi trn,
yani tek bir dizi zerindeki bititirici sentezi, yaknsamaya dayal balayc
sentezi, yanklanmaya dayal ayrc sentezi birlikte ele aldmzda, nc
dizide ayrm pozitif olumlayc kullanmna kavutuu lde ncnn
dierlerinin hakikati ve hedefi olarak ortaya ktn grrz. O zaman
blgelerin balanmas btncl olarak birlikte-dzenledii dizilerde
zaten mevcut olan raksamann, bir blgenin bititirilmesi ise grnte
homojenletirdii dizide zaten ierilen ayrnt okluunun grnmesine
zn verr.

Dilin cinsel bir kkeni olduu teorisi (Sperber) bilindik bir teoridir.
Ama cinsel konumu tam da arada olarak ve farkl veheleriyle (erojen
blgeler, fallik dnem, hadm edilme kompleksi) eitli dizi tiplerini

4 Oysa zincirin kkeninde, ayrmlar yalnzca depresif konumun iyi nesnesiyle


ilikilendirildii srada, ayrc sentezin ancak snrlayc ve olumsuz bir kullanm sz
konusudur.

Farkl Dizi l"rleri zerine 253


retiyor olarak ele almamz gerekir: dinamik oluum ve iitsel elerin
evrimi zerinde bunun etkisi nedir, bunlarn etkisi nedir? Dahas, dizisel
rgtlenme belli bir dil durumunu zaten varsaymyor mu? Oluumun ilk
aamasnn izoid konumdan depresif konuma geerken grltlerden
sese de getiini grmtk: derinlikteki cisimlerin nicelik, etkileme ve
etkilenmeleri olarak grltlerden ykseklikler mercii olarak, bu ykseklie
geri ekilmi olarak, nceden-var-olan adna kendini ifade eden ya da daha
dorusu kendini nceden-var-olan olarak ortaya koyan sese. Kukusuz
ocuk henz dil olarak deil sadece ses olarak, sadece imdiden onun
hakknda konuan ailevi uultu olarak sezebildii bir dile dahil olur. Bu
etkenin baka bir olgunun deerlendirilmesi asndan da byk bir
nemi vardr: cinsellik dizilerinde bir eyler kavranmadan nce sezilmekte,
hissedilmektedir, nk bu n-kavrama zaten orada olarak kendini ortaya
koyana ilikindir. Bu durumda dinamik oluumun ikinci aamasna dilde
neyin karlk geldiini, cinsel konumun farkl vehelerini cemellendirenin
- ama ayn zamanda onlar tarafndan da cemellendirilenin - ne olduunu
soruyoruz. Lacan'n almalar, ok daha geni bir menzile sahip olmalarna
ve cinsellik-dil ilikileri genel problemini tamamen yenilemelerine
ramen bu ikinci aaman n karmaklna uygulanabilecek saptamalar
da barndrrlar - Lacan' n baz rencilerince izlenen ve zgn biimde
gelitirilen saptamalar. ocuk henz kavrayamad, nceden-var-olan
bir dile dahil olurken bir yandan da belki bizim hakim olduumuz dilde
artk sezemez hale geldiimiz eyleri sezmektedir: fonemacik ilikileri,
fonemler aras diferansiyel ilikileri.5 ocuun anadildeki fonemacik
ayrmlara gsterdii ar duyarlla ve bir baka sisteme ait bazen daha
nemli olabilecek deimeler karsndaki kaytszlna ska dikkat
ekilmitir. Hacca her sisteme ilkesel olarak dngsel bir biim ve geriye
eckili bir hareket kazandran da budur, morfemlerin ve semancemlerin
fonemlere bal olmas gibi fonemler de onlara baldr. Depresif konumun

5 Bkz. Robert Pujol, "Approche theorique du fantasme" (La Psychanalyse, Say: 8, s. 20):
temel birim, bir baka fonemle ilikili olarak ileyen fonem, "yetikinin anlama yetisi artk
iitsel enin kendisine deil de ondan kan anlama dikkat gsterdii lde yetikinden
kaar. ocuk znenin ayn kulakla iitmediini ve yalnzca imleyen zincirinin fonematik
kartlna duyarl olduunu ileri sryoruz ... "

254 Anlamn Mant


sonunda ocuun sesten damtt ite budur: biimlenmi dilsel birimlerin
kavranmasndan nce biimlendirici unsurlarn renilmesi. ocuk
yukardan gelen sesin srekli akndan farkl dzeylerdeki unsurlar ekip
karr, ama cinsel konumun btnyle ve farkl veheleriyle ilikili olarak
onlara henz dil-ncesi bir ilev verir.
unsur dngsel biimde ilese bile bunlarn her birini cinsel
konumun bir vehesine karlk getirmek cezbedicidir, sanki tekerlek
kez farkl ekillerde durmu gibi. Ama bu yolla fonemleri erojen blgelere,
morfemleri fallik dneme, semantemleri Oidipus'un evrimine ve hadm
edilme kompleksine balamak ne lde mmkndr? lk noktayla
ilgili olarak, Serge Leclaire'in Psychanalyser balkl yeni kitab son derece
ilgin bir tez ileri sryor. Buna gre, bir erojen blge (yani korunma ve
ykm drtlerinden ayrlarak yzeye geldii haliyle bedenin libidinal bir
hareketi) temelde hem onun snrn izecek hem de doyum imgelerini
ya da nesnelerini kapsayacak bir ''harf''le damgalanr. Burada ''harf''ten
anlamamz gereken ey dil zerinde hibir hakimiyet gerektirmedii gibi
yaz yazabiliyor olmay da gerektirmez: sz konusu olan, erojen blgeyi
niteleyen yeinlik farkyla ilikili bir fonematik farktr. te yandan,
Leclaire'in bavurduu somut rnek, Kurt Adam vakasndaki V harfi
rnei bununla badamyor grnmektedir: aslnda bu rnekteki
V harfi daha ziyade birok blgeye ortak, olduka genel bir alma
hareketini damgalamakta (gzlerini, kulaklarn, azn amak) ve doyum
nesnelerinden ziyade eitli dramatik sahneleri ima etmektedir.6 O halde,
fonemin kendisi bir diferansiyel ilikiler ya da ayrt edici zellikler demeti
olduuna gre, her bir blgenin daha ziyade bu zelliklerden birine, onu
bir baka blgeyle iliki iinde belirleyecek zellie benzer olacan m
dnmemiz gerekir? yleyse fonoloj iye dayanan yeni bir beden armas
iin malzeme kacaktr; ocuk fonemleri sesten damtrken ayn zamanda
da onlar aktif biimde rendii lde oral blgenin zorunlu olarak zsel
bir ayrcal olacaktr.
Yine de oral blgenin bamszlamasn, dilin kazanlmas ynnde
ilerleyiini srdrebilmesi iin blgelerin btncl bir birlemesinin ya
da demetlerin sraya sokulmasnn, fonemlerin daha karmak unsurlara

G Serge Leclaire, Psychanalyser, Seuil, 1 968, zellikle s. 90-95.

Farkl Dizi Trleri zerine 255


dahil olmasnn - dilbilimcilerin bazen ''ardk elerin zincirlenmesi''
olarak adlandrdklar eyin - gereklemesi gerekir. Burada ikinci noktay
ve onunla birlikte cinsel konumun ikinci vehesi olarak fallik eklemlenme
problemini buluyoruz. Leclaire ite bu nedenle tm bedenin yzeyini
bir harfler kmesi ya da silsilesi olarak tanmlar, fallusun imgesi harflerin
yaknsamasn ve srekliliini salamaktadr. yleyse yeni bir alana adm
atyoruz: artk sz konusu olan, nceki fonemlerin sadece birbirine eklenii
deil, fonemleri heterojen, yaknsayan ve srekli dizilerin balayc bir
sentezinde btnletiren ilk ezoterik szcklerin kuruluudur - mesela
Leclaire'in inceledii bir rnekte, ocuun kendine ''Poord'jeli'' diye gizli
bir isim vermesi.7 Bu dzeyde bize yle geliyor ki ezoterik szck tam
tamna, bir fonem ya da telaffuz unsuru rol deil, balayc karakterle
temsil edilen bir morfem ya da dilbilgisel kurulu unsuru rol oynar.
Ezoterik szck eklemleme mercii olarak fallusa gnderme yapmaktadr.
Ancak daha sonra sz konusu ezoterik szck bir baka deer, bir baka
ilev kazanr: balamann kendisi de btncl bir dizi meydana getirir
ve bu dizi bu kez raksayan ve bamsz bir baka diziyle yanklanma
ilikisine girer (''joli corps de Lili'') . Yeni dizi Oidipus'un geliimiyle, hadm
edilme kompleksiyle ve nesne = x haline gelmi fallusun bunlara elik eden
dnmyle cinsel konumun nc vehesine karlk gelir. Ancak
ve ancak o zaman, ezoterik szcn kendisi iki dizinin {genital-ncesi
ve Oidipusu dizilerin, znenin zel isminin dizisiyle Lili'nin dizisinin)
ayrc sentezini yaparak, iki raksayan diziyi olduu gibi yanklandracak
ve dallandrp budaklandracak valiz-szck haline gelir. 8 Ezoterik szck,
Lacan'n tezine uygun olarak imdi tam tamna bir semantem rol
oynamaktadr. Bu teze gre, Oidipus'un ve hadm edilmenin fallusu,
karlk gelen diziyi harekete geirirken nceki dizinin de bana gelen bir

7 "Poord'jeli": Lili'nin gzel vcudu anlamna gelen "joli corps de Lili" szcklerinin i
ie geirilmesiyle meydana getirilen ezoterik bir szck. (. n.)
8 "Poord'jeli" szcnn ilk ynyle ya da kapsad ilk diziyle ilgili olarak bkz.
S. Leclaire, a.g. e. , s. 1 1 2- 1 1 5 . kinci yn ya da ikinci diziyle ilgili olarak bkz. s. 1 5 1 - 1 53.
Leclaire, hakl olarak, nce ilk yn kendi bana ele alma, ancak ikinci ynle birlikte
ortaya kacak anlam ona yklememe gereklilii zerinde duruyor. Bu bakmdan Lacan' n
temel bir kuraln, vaktinden nce alaml grnebilecek bir dizisel karnda anlamszl

256 Anlamn Mant


imleyendir, o nceki dizide de dolamdadr nk ''imleyen mevcudiyetiyle
imlenen etkilerini koullamaktadr''. yleyse fonematik harften morfem
olarak ezoterik szce, ardndan da ezoterik szckten semantem olarak
valiz-szce gidiyoruz.
Derinlikteki izoid konumdan ykseklikteki depresif konuma geerken
grltlerden sese geiyorduk. Ama yzeydeki cinsel konumla birlikte
sesten sze geiyoruz. nk fiziksel cinsel yzeyin rgtlenmesinin tip
sentez ya da dizi reten momenti vardr: erojen blgeler ve homojen
bir diziyle ilgili olan bititirici sentezler, blgelerin fallik eklemlenii ve
heterojen ama yaknsayan ve srekli dizilerle ilgili olan balayc sentez,
Oidipus'un evrimi, fallik izginin hadm edilme izimine dnmesi ve
raksayan ve yanklanan dizilerle ilgili olan ayrc sentez. Bu diziler ya
da momentler dilin biimlendirici unsuru olan fonemler, morfemler
ve semantemleri koullarken bir yandan da dngsel bir tepkime iinde
onlar tarafndan koullanrlar. Yine de henz dil yoktur, hala dil-ncesi
bir alandayzdr. nk bu unsurlar eylere iaret-edebilecek, kiileri
da-vurabilecek ve kavramlar imleyebilecek biimlenmi dilsel birimler
halinde rgtlenmezler.9 Hatta bu yzden bu unsurlarn henz cinsel
gndermeden baka gndermeleri yoktur; adeta ocuk kendi bedeni zerine
kon umay renmekte, fonemler erojen blgelere, morfemler eklemleme
fallusuna, semantemler hadm edilme fallusuna gnderme yapmaktadr.

eleme konusunda aceleci olmama kuraln anmsatyor. stelik yaplmas gereken ayrmlar
birok alana ilikindir: yalnzca cinselliin yzey dizileri arasnda deil, yzey dizisiyle
derinlik sekans arasnda da ayrm yapmak gerekir. rnein, erojen blgelere bal fonemler
ve blgelerin eklemlenmesine bal karmak szckler izofrenide srasyla paralanm
szcn harf deerleriyle ve blok-szc1 vurgu deerleriyle kartrlabilir (organ-harfler
ve eklemlenmemi szck). Oysa burada bir yzey rgtlenmesiyle bu rgtlenmenin
savuturduu derinlik dzeni aras1da, yzey anlamszlyla alt-anlam arasnda ancak uzak
bir karlkllk vardr. Leclaire'in kendisi de baka bir metinde bu trden bir rnek verir:
"kroq" gibi derinliklerden gelen oral bir grlty dnelim, "croque" szel temsilinden
ok farkldr bu. Sonuncust zorunlu olarak oral blgeye bal ve baka dizilerle birleebilecek
bir yzey dizisinin parasyken ilki "croque, trotte, crotte . . ." tipi bir izoid sekansa dahil olur
(bkz. "Noce sur l'objec de la psychanalyse", Cahiers pour l'analyse, Say: 2, s. 1 65).
9 Buna karlk, yukardan gelen ses iaret-etmelere, da-vurmalara ve imlemelere
sahiptir, ama bunlar biimlendirici unsurlardan yoksundur, salt seslendirmede dalm ve
ytmtr.

Farkl Dizi 1'rleri zerine 257


Bu gnderme bir iaret-etme olarak yorumlanmamaldr (fonemler erojen
blgelere ''iaret-etmezler'') , ama bir da-vurma olarak, hatta bir imleme
olarak da yorumlanmamaldr: bir ''koullayan-koullanan'' bileii sz
konusudur, iitsel ve cinsel iki ynyle ya da bir baka deyile yanklanma
ve ayna ynleriyle bir yzey etkisi sz konusudur. Bu dzeyde sz balar:
dilin biimlendirici unsurlar yzeyde yukardan gelen ses akmndan
damtldnda sz balar. Szn paradoksu bir yandan dile yukardaki seste
nceden-var-olan, geri ekilmi bir ey olarak gnderme yapmak, dier
yandan dile netice olarak ortaya kacak, ama ancak biimlenmi birimlerle
meydana gelecek bir ey olarak gnderme yapmaktr. Sz asla bir dile eit
deildir. O hala biimlenmeyi edimsel hale getirecek neticeyi, yani olay
beklemektedir. Sz biimlendirici unsurlara hakimdir, ama bu bounadr;
anlatt yk, cinsellik yks de kendisinden ya da kendi ikizinden baka
bir ey deildir. O halde henz anlam alannda deiliz. Derinliin grlts
bir alt-anlam, anlam-berisi, Untersinn'di; yksekliin sesi bir n-anlamd.
imdi ise yzeyin rgtlenmesiyle birlikte anlamszln anlama dnt,
bir anlam kazand noktaya ulam olduu dnlebilir: nesne = x olarak
fallus dizileri kateden, dallandrp budaklandran, yanklandran, birini
imleyen, dierini imlenen olarak belirleyen, bylece onlara anlam datan
bu yzey anlamszl deil mi tam da? Ama ynteme ilikin tavsiye, kural
aklmza geliyor: anlamszl indirgemek, ona bir anlam vermek konusunda
aceleci olmamak. Anlamszlk gizini, yani anlam gerekten nasl rettiini
kendinde sakl tutacaktr. Fiziksel yzeyin rgtlenmesi henz anlam
deildir, birlikte-anlamdr ya da daha dorusu birlikte-anlam olacaktr.
Yani: anlam bir baka yzeyde retildiinde ayn zamanda bu anlam da
olacaktr. Freudu dalizme uygun olarak, cinsellik ayn zamanda olandr
- her yerde ve her zaman. ifte yzey yasas uyarnca, anlam ayn zamanda
cinsel olmayan hibir ey yoktur. Ama bu bitmek bilmeyen neticeyi, bu
dier yzeyi beklemek gerekir ki cinsellik onun elikisi, anlamn birlikte
anlam haline gelsin ve ''her yerde'' , ''her zaman'', ''ebedi hakikat'' denebilsin.

258 Anlamn Mant


OTUZ NC DZ

ALICE'N MACERALARI HAKKINDA

Lewis Carroll'da grdmz tip ezoterik szck dizi trne


karlk gelir: bir dizinin bititirici sentezini gerekletiren ''telaffuz
edilemez tek-heceli''; iki dizinin yaknsamasn salayan ve bunlarn
balayc sentezini gerekletiren ''phlizz'' ya da ''snark'' ; son olarak da
dier ikisinde zaten etkin olduunu kefettiimiz ve raksayan dizileri
olduklar gibi yanklandrarak, dallandrp budaklandrarak onlarn ayrc
sentezini gerekletiren valiz-szck, ''jabberwock'' , szck = x. Peki bu
rgtlenmenin ardnda hangi maceralar var?
Alice Harikalar lkesinde yer deiiklikleriyle birbirinden ayrlan
ksmdan meydana gelir. Bunlarn ilki (kitapta 1 -3. blmler) Alice'in
bitmek bilmeyen dnden balayarak tamamen derinliin izoid
ortamnda geer. Her ey besin, dk, simlakr, i ksmi nesne, zehirli
karmdr. Alice'in kendisi de kk olduunda bu nesnelerden biridir,
bykken onlar iine alan kapla zdeleir. Bu ksmn oral, ana!, retral
karakteri zerinde ska durulmutur. Ama ikinci ksm (4-7) bir ynelim
deiiklii sergiliyor gibidir. Kukusuz, Alice'in tka basa doldurarak
tavann girmesini engelledii ve kertenkeleyi iddetle geri pskrtt
ev temas (ocuk-penis-dk izoid sekans) yenilenmi bir gle yine
karmza kmaktadr. Ama nemli deiiklikler de gze arpar: ilk
olarak, Alice imdi i nesne roln fazlasyla byk olduu iin oynar.
stelik byyp klmek artk sadece derinlikteki nc bir terime (ilk
ksmdaki ulalmas gereken anahtar ya da geilmesi gereken kap) bal
olarak meydana gelmez; bymek ve klmek kendi balarna, serbeste,
birbirlerine bal olarak, yani ykseklikte ortaya karlar. Carroll burada
bir deiiklik olduuna dikkatimizi ekme zahmetini de gstermitir,

Alice'in Maceralar Hakknda 259


nk imdi imek bytmekte, yemek ise kltmektedir (ilk ksmda
bunun tersiydi) . Daha da nemlisi, bytmek ve kltmek ayn nesnede,
ikilemi kendi emberselliinde temellendiren mantarda bir araya gelmitir
(5. blm) . Elbette bu izlenimin dorulanmas iin, ikircikli mantarn
aka yksekliklerin nesnesi olarak sunulan bir iyi nesneye yerini brakmas
gerekir. Mantarn tepesinde dikilmesine ramen trtl bu i iin yeterli
deildir. Cheshire Kedisi ite cam bu rol stlenir: iyi nesne, iyi penis, idol
ya da yksekliklerin sesidir o. Kedi bu yeni konumun ayrmlarn ece kemie
brndrr: bazen btn bedenini bazen kopuk kafasn gsterdii iin
kah salam kah yaraldr, geride yalnzca glmsemesini brakarak silindii
ya da bu iyi nesne glmsemesinden itibaren kendini meydana getirdii
(cinsel drtlerin zgrlemesi asndan geici bir ibirlii) iin kah
mevcut kah namevcuccur. znde kedi geri ekilendir, arkasn dnendir.
Kedinin bu ze uygun olarak Alice' e dayatt yeni ikilem ya da ayrm iki
kez ortaya kar: nce desin mutfandaki gibi ya ocuk ya domuz olmak;
sonra tavanla apkac arasnda, yani yeralt yuvalarnn hayvanyla kafalarn
zanaacs arasnda uyuyakalan carla faresi gibi ya i nesnelerden yana olmak
ya yksekliklerin iyi nesnesiyle zdelemek - ksacas derinlikle ykseklik
arasnda bir seim yapmak. 1 Alice Harikalar lkesinde'nin nc ksm (8-

1 Kedi iki durumda da mevcuttur, nk ilk kez desin mutfanda ortaya kar, sonra
da Alice' e tavan "ya da" apkacy grmeye gitmesini salk verir. Cheshire Kedisinin aacn
zerindeki ya da gkyzndeki konumu, korkutucu zellikleri de dahil olmak zere brn
zellikleri onu yksekliklerin "iyi'' nesnesi olarak stbenle zdeletirir (idol): " yi huylu bir
kediye benziyordu Alice'e kalrsa; yine de peneleri ok uzundu, sra sra kocaman dileri
vard, yani saygl davranmak gerekiyordu" [Alice Harikalar lkesinde, s. 72] . Kaan ya da
geri ekilen, ama ayn zamanda i nesnelerle mcadele edip onlar kapan ykseklikler mercii
temas Carroll'da hep vardr: oltayla balk tutmaktan, ngilizcesiyle to angle'dan sz edilen
iirlerde ve anlatlarda bu temay tm vahetiyle bulabiliriz (bkz. rnein kk kardein
yem olarak kullanld 7he Two Brothers iiri). Sylvie ve Bruno'da da cadlar krallna geri
ekilmi, kpein sesinin ardna saklanm iyi baba temel nemdedir: iki yzey (ortak yzey
ve sihirli ya da cadca yzey) temasn da kullanan bu bayapt uzun uzun yorumlamak
gerekir. Son olarak, 7he 7hree Voices adl trajik iir Carroll'n tm yapt iinde zel bir neme
sahiptir: ilk "ses" yiyecekle ilgili dehet verici bir tablo sunan sert ve grltc bir kadna
aittir; ikinci ses korkun olmay srdrr, ama kahramann bocalamasna ve kekelemesine
yol aa yukarnn iyi Sesinin tm zelliklerine sahiptir; ncs ise niyetlerin saflna
ramen neticenin uyandrd deheti dillendiren Oidipusu sululuk sesidir ("And when at
Eve the unpitying sun/ Smiled grimly on the solemn fan,/ Alack, he sighed, what have l done?").

260 Anlamn Mant


12) yine ortam deitirir: ksa sreliine ilk yere dndkten sonra, Alice
kalnl olmayan iskambil katlarnn, dz figrlerin dadand bir yzey
bahesine girer. Arkada ilan ettii kediyle sanki ylesine zdelemitir
ki eski derinliin dzletiini ve derinlii dolduran hayvanlarn zararsz
kleler ya da aralar haline geldiini grmeye balamtr. Alice anne
ve baba imgelerini de bir mahkeme srasnda bu yzeye datr: ''Bizim
kza gitmisin, dn kulama alnd - Olana bir sr ey sylemisin
hakkmda . . ." 2 Ama Alice yeni ortamn tehlikelerini de sezer: iyi niyetlerinin
iren neticeler dourma riskini, kralienin temsil ettii fallusun hadm
etmeye dnme riskini (''Kralie, avaz avaz, 'Uurun unun kafasn!' diye
barmaya balad'' 3) . Yzey kmektedir; ''btn katlar havaya frladlar,
Alice'in stne doru umaya baladlar''.4
Aynann linden'in ayn yky ya da ayn giriimi devam ettirdii
sylenebilir, ama oynamalar da vardr, ilk evre ortadan kalkmtr, ncs
daha fazla gelitirilmitir. Artk Cheshire Kedisi Alice iin iyi ses deildir;
Alice'in kendisi gerek kedileri iin iyi ses, azarlayc, efkatli ve geri ekilen
sestir. Alice, bulunduu ykseklikten, aynay saf yzey olarak, daryla
ierinin, yukaryla aann, dzle tersin sreklilii olarak grr, burada
jabberwocky ayn anda iki yne birden uzanmaktadr. Satran talar
karsnda bir kez daha ksa sreliine (bu nesnenin ya da bu sesin tm
korkun zellikleriyle) iyi nesne ya da geri ekilmi ses olarak davrandktan
sonra Alice bizzat oyuna girer: artk aynann yerini alm olan satran
tahtasnn yzeyine aittir ve kralie olma iine soyunur.5 Satran tahtasnn
geilmesi gereken kareleri elbette erojen blgeleri temsil eder ve kralie
olmak eklemleme mercii olarak fallusa gnderme yapar. Buna karlk gelen
problemin biricik ve geri ekilmi sesle ilgili olmaktan kp oklu szlerle
ilgili hale geldii abucak ortaya kar: konuabilmenin bedeli nedir? bunun
iin ne kadar demek gerekir? diye sorar neredeyse tm blmler. Szck
bazen tek bir diziye (anmsanmayacak kadar sktrlm zel isim), bazen

2 Alice Harikabr lkesinde, s. 1 35 . (. n.)


3 Alice Harikabr lkesinde, s. 1 39. (. n.)
4 Alice Harikabr lkesinde, s. 140. (. n.)
5 Kralie satranta vezire, kral da aha karlk geliyor. (. n.)

Alice'in Maceralar Hakknda 261


iki yaknsayan diziye (ayrt edilemeyecek kadar yaknsak ve srekli olan
Tweedledum ve Tweedledee) , bazen de raksayan ve dallanp budaklanm
dizilere (szckleri anlalmayacak kadar, dz tersinden ayrt edilmeyecek
kadar iyi dallandrp budaklandran ve yanklandran, semantem ustas ve
szck alcs Humpty Dumpty) gnderme yapmaktadr. Ama szlerin ve
yzeylerin bu ezamanl rgtlenii iinde, Alice Harikalar lkesinde'de
zaten belirtilmi olan tehlike keskinleir ve geliir. Burada da Alice kendi
ebeveyn imgelerini yzeye datmtr: beyaz kralie yaknp duran yaral
annedir, kzl kral 4. blmden itibaren uyuklayan geri ekilmi babadr.
Ama btn derinlii ve ykseklii geerek gelen, kzl kraliedir: hadm
etme merciine dnm fallus. Bir kez daha nihai k gelir, bu sefer
bizzat Alice bile isteye her eye son verecektir. ''Dikkat et! .. mthi bir ey
olacak!'',6 ama ne? - her eyi tekrar balatacak ekilde oral ana! derinliklere
gerileme mi, yoksa grkemli ve tarafszlam bir baka yzeyin aa k
m?
Lewis Carroll'la ilgili olarak ska dile getirilen psikanalitik tehis
udur: Oidipusu durumla yzleememe, babadan kama ve anneden
vazgeme, hem fallusla zdeletirilen hem penisten yoksun olan kk
kza yanstma, bundan doan oral-ana! gerileme. Ama bu trden tehislerin
ok da faydas yoktur, psikanalizle sanat yaptnn (ya da edebi-speklatif
yaptn) bu ekilde buluamayacan gayet iyi biliyoruz. Bu buluma
elbette yapt kullanarak yazara olas ya da gerek bir hasta muamelesi
yapmakla olmaz, yazara yceltmenin ayrcal bahedilse bile durum
deimez. Bu buluma elbette yaptn ''psikanalizini yapmakla'' olmaz.
nk byk yazarlar hastadan ok doktora yakndrlar. Onlarn bizzat
artc tehisiler, artc semptomatologlar olmalarndan sz ediyoruz.
Semptomlarn gruplanmasnda, bir semptomun dierinden ayrt edilip
baka bir semptoma yaklatrld ve bir rahatszln ya da hastaln
yeni figrn oluturduu bir tabloda daima byk bir sanat vardr.
Semptomatolojik bir tabloyu yenilemesini bilen klinikiler sanatsal bir
yapt ortaya koymaktadrlar; dier taraftan sanatlar da klinikidirler,
kendi vakalarnn, hatta genel olarak bir vakann deil, uygarln
klinikileridir onlar. Bu bakmdan, Sade'n sadizm zerine ya da Masoch'un

6 Aynann inden, s. 1 4 1 - 1 42. (. n.)

262 Anlamn Mant


mazoizm zerine syleyecek nemli bir eyi olmadn dnenlere
katlmamz mmkn deil. Dahas, bir semptom deerlendirmesi ancak
roman yoluyla yaplabilir gibi grnyor. Nevrozlunun kendine bir ''aile
romans'' oluturmas ve Oidipus kompleksinin bu romansn dolambal
yollarnda bulunacak olmas bir rastlant deildir. Freud'un dehasyla
gsterdii gibi, kompleks Oidipus ve Hamlet hakknda bize bilgi vermez,
Oidipus ve Hamlet kompleks hakknda bize bilgi verir. Sanatya gerek
olmad, hastann roman kendi bana oluturmak, doktorun da onu
deerlendirmek iin yeterli olduu itiraz yaplabilir. Ama bu, uygarln
hem hastas hem doktoru olarak sanatnn zglln gz ard etmek
olur: onun sanat yapc olarak romanyla nevrozlunun roman arasndaki
fark. Nevrozlunun yapt tek ey romannn terimlerini ve yksn
gerekletirmektir: semptomlar bu gereklemenin ta kendisidir, nevrocik
romann da baka anlam yoktur. Buna karlk, semptomlardan saf
olayn gerekletirilemez parasn damtmak - Blanchoc'nun dedii gibi
grnr grnmeze ykseltmek -, yemek, smak, sevmek, konumak,
lmek gibi gndelik etkileme ve etkilenmeleri noemacik atfetmelerine,
onlara karlk gelen saf Olaya tamak, semptomlarn meydana geldii
ve gereklemelerin belirlendii fiziksel yzeyden saf olayn ekillendii,
meydana geldii metafizik yzeye gemek, semptomlarn nedeninden
yaptn yar-nedenine gemek, - ite bu, sanat yapc olarak romann
konusudur ve onu aile romansndan ayran eydir.7 Baka bir deyile,
cinsellikten-arnmann pozitif, tmyle olumlayc nicelii una dayanr:
ruhsal gerilemenin yerini speklatifyatrmn almas. Bu durum speklatif
yatrmn cinsel bir nesneyle ilgili olmasn da engellemez, nk yatrm
nesneden olay karmakta ve nesneyi ona karlk gelen olayn elikisi
olarak ortaya koymaktadr: kk bir kz nedir? Tm bir yapt bu soruya
yant vermek iin deil, onu bir soru haline getiren biricik olay armak

7 Bylesine karanlk bir problemle ilgili olarak bize nemli gelen bir rnekren sz
ermek isriyoruz. Ch. Lasegue 1 877'de rehircilik vakasn "yalran" (ve szc icat eden)
psikiyarrdr; bu adan, o bir kliniki, bir sempromatolog olarak hareker eder: bkz. Etudes
medicales, cilr I, s. 692-700. Ama Lasegue, kefini ksa bir makaleyle sunmaya kalkt
zaman, bariz rehircilik vakalarn sralamakla ie balamaz. Her gn bir kadnn gerii
yerde bekleyen ve onu rek bir sz etmeden, rek bir jesr yapmadan srekli izleyen bir adamn
vakasyla balar ("onun rol glge ilevi grmekren ibarerri ... "). Dolaysyla Lasegue nce

Alice' in Maceralar Hakknda 263


ve oluturmak iin gereklidir. Sanat uygarln hastas ve doktoru deildir
yalnzca, uygarln sapkndr da.
Bu cinsellikten-arnma sreci hakknda, bir yzeyden dierine bu
sray hakknda neredeyse hibir ey sylemedik. Sadece onun gc Lewis
Carroll'da ortaya kyor: temel dizilerin (ezoterik szcklerin kapsad
dizilerin) yemek-konumak lehine cinsellikten-arnmasn salayan kuvvet
ve bunun yan sra, cinsel nesnenin, kk kzn varln srdrmesini
salayan kuvvet. Gizem bu srayta, bir yzeyden dierine bu geite
ve ikinci yzeyin stnde szlmesiyle birlikte ilk yzeyin geirdii
dnmdedir. Fiziksel satran tahtasndan mantksal diyagrama. Ya da
duyulur yzeyden duyu-tesi katmana: byk fotoraf Carroll ite bu
sraytan sapkn olduunu varsayabileceimiz bir zevk duyuyor ve onu
masumca dile getiriyor (Amelia'ya ''kar konulmaz bir istek''le dedii gibi:
''Bir negatif iin size gelmek. . . Amelia, sen benimsin'').

bu adamn tamamen penisle zdeletiini rtk olarak okuyucunun anlamasn salar,


bariz vakalar sralamaya da ancak bunun ardndan giriir. Lasegue'in yntemi sanatsal bir
yntemdir: bir romanla balar ie. Kukusuz roman nce zne tarafndan oluturulur, ama
onu tehis etmek iin bir sanat-klinikiye ihtiya vardr. Sz konusu olan, nevrotik bir
romandr, nk zne bir ksmi nesneyi ete kemie brndrmekle, onu btn kiiliinde
gereklecirmekle yetinmektedir. Byle yaanm, nevrotik bir romanla, "aile romansyla"
sanat yapt olarak roman arasndaki fark nedir yleyse? Semptom daima bir romanda
kavranr, ama roman bazen semptomun gereklemesini belirler, bazen de aksine ondaki
olay aa karr ve kurgusal karakterlerde kar-gerekletirir (nemli olan, karakterlerin
kurgusal nitelii deil kurguyu aklayan ey, yani saf olayn doas ve kar-gerekleme
mekanizmasdr). rnein, Sade ya da Masoch sadistlerin ya da mazoistlerin (yazmaya
koyulduklarnda bile) ancak nevrotik roman, "aile romans" olarak yaptklar eyi sanat
yapt-roman olarak yaparlar.

264 Anlamn Mant


OTUZ DRDNC DZ

LKSEL DZEN VE KNCL RGTLENME HAKKINDA

Fantazmn en az iki raksayan cinsel dizi zerinde kurulduu, bu


dizilerin yanklanmasyla i ie getii doruysa, buna karlk, iki temel
dizinin (onlar kateden ve yanklandran nesne = x'le birlikte) fantazmn
yalnzca dsal balangcn kurduu da dorudur. Yanklanmann
kendisini isel balang olarak adlandralm. Fantazmn geliebilmesi
iin yanklanmann temel dizileri aan ve onlar silip spren bir
zorlama hareketi indklemesi gerekir. Fantazmn sarkl bir yaps vardr:
nesne = x' in hareketi tarafndan katedilen temel diziler, yanklanma, ilk
hareketten daha byk bir genilie sahip olan zorlama hareket. Daha
nce de grdmz gibi, ilk hareket fiziksel ara yzeyde, cinsel yzeyde,
cinsel drtlerin aa kt yerde etkin olan Eros'un hareketidir.
Oysa cinsellikten-arnmay temsil eden zorlama hareket iki u arasnda,
yani kkensel derinlikle metafizik yzey, derinliklerin ykc yamyam
drtleriyle speklatif lm igds arasnda etkin olan Thanatos ya
da ''zorlant'' dr. Bu zorlama hareketin barndrd en byk tehlikenin
ularn birbirine karmas ya da daha dorusu her eyin dipsiz derinlikte
yitip gitmesi ve yzeylerin byyen bir k olduunu biliyoruz. Ama
buna karlk zorlama hareketin tad en byk vaat, fiziksel yzeyin
tesinde, derinliin paralayan-paralanan nesnelerinin bile yansd
geni lekli bir metafizik yzeyin kurulmasdr: yle ki bu durumda
zorlama hareketin btnn lm igds olarak, tm geniliini de
metafizik yzey olarak adlandrabiliriz. Her halkarda zorlama hareket
temel cinsel diziler arasnda deil, sonsuzca daha geni iki yeni dizi
arasnda, bir yandan yemek ve dier yandan dnmek arasnda meydana
gelir. Bu dizilerin ikincisi daima birinciye gmlme riskini, birincisi ise

ilksel Dzen ve ikincil rgtlenme Hakknda 265


aksine ikinciye yansma riskini tamaktadr. 1 Drt dizi ve iki hareket
fantazm iin zorunludur. ki cinsel dizinin yanklanma hareketi, yaamn
zeminini ve snrlarn aarak cisimlerin uurumuna gmlen, ama ayn
zamanda da zihinsel bir yzeye alan, bylelikle aralarnda daha nce
betimlemeye altmz tm mcadelenin gerekletii iki yeni diziyi
douran bir zorlama hareketi indkler.
Bu sarkl harekette zihinsel ya da metafizik yzey ar bastnda ne
olur? O zaman fiil bu yzeye kaydolur, yani ey durumuna indirgenmeyen
ama onunla sembolleen grkemli olay - nitelie indirgenmeyen ama
onu ycelten parlak noematik atfetme -, etkileme ya da etkilenmeye
indirgenmeyen ama onlardan ebedi bir hakikat damtan gururlu Netice
- Carroll'n ine-girilmezlik ya da '' Radiancy'' dedii ey. Tek-anlamll
iindeki fiil paralamakla dnmeyi, yemekle dnmeyi, metafizik yzeye
yanstt yemekle oraya izdii dnmeyi birletirir. Artk yemek bir
etkileme, yenmek bir etkilenme olmadna gre, yemek ve yenmek sadece
fiilde kendilerine karlk gelen noematik atfetmeler olduklarna gre, az
adeta onu tm olanakl szlerle dolduracak dnce iin serbest kalr.
yleyse fiil konumak'tr; konumak metafizik yzeyde yemek-dnmek
demektir ve olayn dilin ifade-edilebiliri olarak tketilebilir eylerin bana
gelmesini, anlamn dncenin ifadesi olarak dilde iten-ie-olmasn salar.
yleyse dnmek de yemek-konumak, ''netice'' olarak yemek ve ''olanakl
klnan'' olarak konumak demektir. Azla beynin mcadelesi ite burada
sonlanr: iitsel elerin bamszl iin verilen bu mcadelenin derinlikte
ans-az' igal eden besinsel dksal grltlerle balayp ykseklikte bir
sesin ortaya kmasyla, ardndan da yzeylerin ve szlerin ilk ekilleniiyle
srdn grmtk. Ama tam anlamyla konumak fiili gerektirir ve az
metafizik yzeye yanstan, onu bu yzeyin ideal olaylaryla dolduran fiilden
geer: fiil btn olarak ''szel temsil''dir ve ayrmn en yksek olumlayc
gcdr (raksayan iin tek-anlamllk) . Yine de fiil sessizdir; Eros'un iitsel,
lm igdsnn ise sessizlik olduu fikrini harfiyen anlamamz gerekir.
Ama ikincil rgtlenme onda, fiilde meydana gelir ve bu rgtlenmeden

1 Derinliin kendisi dizi halinde kurulmu deildir, ama fantazmn koullar


erevesinde dizisel biime dahil olur. Fantazmn bu yapsyla ilgili olarak bkz. Ek 1, 1 . yaz
(s. 279-292) .

266 Anlamn Mant


dilin tm dzenlenii doar. Anlamszlk dncenin sfr noktas,
cinsellikten-arnm enerjinin rastlantsal noktas, noktasal lm gds
gibidir; Aion ya da bo biim, saf Mastar, bu noktann izdii izgidir,
kylarnda olayn belirdii beyinsel atlaktr; bu mastarn tek-anlamll
iindeki olay ise metafizik yzeyi kuran iki geni lekli diziye dalr.
Olay bu dizilerin biriyle noematik atfetme olarak, dieriyle noetik anlam
olarak ilikiye girer, yle ki iki dizi, yemek-konumak, olumlayc bir sentez
iin ayrk olan, ya da kendisi tek-anlaml olan bir Varlk iin, tek-anlaml
bir varlkta var-olann ok-anlamlln meydana getirir. Tm bu nokta
izgi-yzey sistemi anlamn anlamszlkla birlikte rgtlenmesini temsil
eder: anlam ey durumlarnn bana gelir ve nermelerde iten-ie-olur,
ycelttii ve neticesi olduu ey durumlar dizisine ve sembolletirdii ve
olanakl kld nermeler dizisine bal olarak tek-anlaml saf mastarn
eitlendirir. Dilin dzenleniinin biimlenmi birimleriyle birlikte - yani
iaret-etmeler ve bunlarn eylerce doldurulmas, da-vurmalar ve bunlarn
kiilerce gerekletirilmesi, imlemeler ve bunlarn kavramlarca tamamlan
ile birlikte - buradan nasl doduu, grdmz gibi, tam da statik
oluumun esas konusuydu. Ama buraya ulamak iin dinamik oluumun
tm aamalarndan gemek gerekiyordu. nk ses bize yalnzca bo iaret
etmeler, da-vurmalar ve imlemeler, tonalitede asl kalm saf ynelimler
sunuyordu; ilk szler bize yalnzca biimlendirici unsurlar sunuyor,
biimlenmi birimlere ise henz ulaamyordu. Dilin olabilmesi, dilin
boyutuna uygun olarak szn tam kullanmnn ortaya kabilmesi iin
fiilden ve onun sessizliinden, metafizik yzeyde anlamn ve anlamszln
rgtleniinden, dinamik oluumun son aamasndan gemek gerekiyordu.
Tpk fiziksel yzeyin metafizik yzeyin bir hazrlan olmas gibi
cinsel rgtlenmenin de dilin rgtlenmesinin bir n-ekillenii olduu
aktr. Fallus az-beyin atmasnn aamalarnda byk bir rol oynar,
cinsellik yemek-konumak arasnda konumlanr ve cinsel drtler besinsel
ykc drtlerden ayrlrken fonemler, morfemler ve semantemlerden
oluan ilk szleri esinler. Cinsel rgtlenme bize zaten tam bir nokta-izgi
yzey sistemi sunmaktadr; nesne = x ve szck = x olarak fallus genital
ncesi ve Oidipusu iki temel cinsel diziye anlam datan anlamszlk
rolne sahiptir. Yine de tm bu ara alan cinsellikten-arnma hareke
tince tarafszlatrlm gibidir, tpk fantazmdaki temel dizilerin geni

ilksel Dzen ve ikincil rgtlenme Hakknda 267


lekli dizilerce tarafszlatrlmas gibi. nk fonemler, morfemler ve
semantemler cinsellikle kkensel ilikileri iinde henz hibir ekilde iaret
etme, da-vurma ya da imleme birimleri meydana getirmezler. Bu unsurlar
cinsellie iaret-etmez, onu da-vurmaz, imlemez; cinsellik daha ziyade bu
unsurlarn astarladklar yzey, unsurlar da yzeyi ina eden astar gibidir.
Sz konusu olan, ey durumlaryla nermeler arasndaki tm ilikilerden
nce gelen dz ve ters bir ifte yzey etkisidir. Bu nedenle, bir baka yzey
nihayet iaret-etmeleri, da-vurmalar ve imlemeleri dzenlenmi dilsel
birimler olarak temellendiren baka etkilerle birlikte gelitiinde, grne
gre, fonem, morfem ve semantem gibi unsurlar bu yeni dzlemde de
kullanlrlar, ama tm cinsel yanklanmalarn yitirirler. Bu yanklanma
bastrlm ya da tarafszlatrlm, temel diziler geni lekli yeni dizilerce
silinip sprlm gibidir. yle ki cinsellik artk ancak ima, buhar ya
da toz olarak var-olur ve dilin geip gittii, ama son derece rahatsz edici
ocukluk anlar gibi uzaklatrmaktan, silmekten de vazgemedii bir yola
tanklk eder.
Durum daha da karmaktr aslnda. nk fantazmn besinsel derin
lik ucuyla metafizik yzeyin temsil ettii dier u arasnda salnmakla
yetinmedii, yiyeceklere karlk gelen olay bu metafizik yzeye yanstmaya
abalad doruysa, fantazmn ayn zamanda cinselliin olaylarn da
aa karmamas mmkn mdr? Sadece ''ayn zamanda'' deil, stelik
ok zel bir tarzda. nk fantazmn isel cinsellikten-arnma hareketine
ebediyen tekrar balarken dsal cinsel balangcna da hep dndn
grmtk. Metafizik yzeye yanstmayla ilgili dier durumlarda benzeri
bulunmayan bir paradokstur bu: cinsellikten-arnm bir enerji dorudan
cinsellikle ilgili bir nesneye yatrm yapar ya da tekrar yatrm yapar - ve
bylece yeni bir tarzda tekrar cinselleir. Yzey sanat olarak sapknl
derinlik teknii olarak altst etmeden ayrmak kouluyla, sapknln
en genel mekanizmas budur ite. Paula Heimann'n dikkat ektii gibi,
birok ''cinsel'' su yanl biimde sapknlk olarak adlandrlmaktadr;
bunlar aslnda cinsel drtlerin hala paralayc ve ykc drtlerle sk
s,kya karm olduu derinliklerin altst etmesinin hesabna yazlmaldr.
Erojen blgelere, eklemleme ve hadm etme fallusuna, fiziksel yzeyle
metafizik yzeyin ilikisine bal yzey boyutu olarak sapknlk ise sadece
cinsellikten-arnm bir enerjinin bu haliyle cinsel bir nesneye yatrm

268 Anlamn Mant


yapmas problemini ortaya koyar. Sapknlk bir yzey yapsdr ve kendini
bu ekilde ifade eder, sapknln altst edici doada sulu davranlarnda
gereklemesi zorunlu deildir. Kukusuz birok su ondan doabilir, ama
bunun iin sapknln altst etmeye gerilemesi gerekir. Sapknla zg
problem ona karlk gelen temel mekanizma, Verleugnung mekanizmas
zerinden doru biimde gsterilmitir. nk Verleugnung'ta kadnda
penis olmamasna ramen fallus imgesinin korunmas sz konusuysa,
bu ilem de hadm edilmenin sonucu olarak bir cinsellikten-arnmay,
ayrca cinsellikten-arnm enerj inin cinsel nesneye cinsel nesne olarak
yeniden yatrm yapmasn varsayar: bu nedenle Verleugnung bir sanrya
deil ezoterik bir bilgiye karlk gelir. rnein susuz sapkn, altst
edici olmayan sapkn, kekeme ve solak Carroll, fotoraf makinesinin
cinsellikten-arnm enerjisini, rktc lde speklatif bir gzrn
gibi, en mkemmel cinsel nesneye, fallus-kk kza yatrm yapmak iin
kullanr.
O halde, dil sisteminin alarna yakalanm, anlamn, anlamszln
ve bunlarn rgtleniinin mimini yapan bir cinsellik yan-sistemi vardr:
bir fantazm iin simlakr. Dahas, dilin iaret-edecei, da-vuraca,
imleyecei her eyde, asla dorudan iaret-edilmeyen, da-vurulmayan,
imlenmeyen, ama dilin tm ilemleriyle birlikte-var-olarak biimlendirici
dilsel unsurlarn cinsellikle ban anmsatan bir cinsel yk olacaktr.
Bastrmay aklayan da cinselliin bu konumudur. Genel olarak bastrma
kavramnn topik olduunu sylemek yetmez: o topolojiktir, bastrma
bir boyutun dierince bastrlmasdr. Ykseklik, yani ne kadar erken
meydana geldiini grdmz stben, cinsel drtlerin ykc drtlere
sk skya bal olduu derinlii ite bu ekilde bastrr. lksel denilen
bastrma tam da bu baa ya da onu temsil eden i nesnelere ilikindir.
yleyse bastrma derinliin yeni boyut tarafndan adeta rtlmesi ve
drtnn en azndan balangta bastrc merciyle uygunluk iinde yeni
bir figr kazanmas dernektir (burada cinsel drtlerin ykc drtlerden
ayrlmas ve Oidipus' un temiz niyetleri) . Yzeyin de ikincil denilen bir
bastrmann nesnesi olmas, dolaysyla bilince kesinlikle zde olmamas

2 Lacan ve baz rencileri sapknlk problen1ini "bilgi" terimleriyle ortaya koyarlar: bkz.
Le Desir et la perversion adl derleme (Seuil, 1 967). Ayrca bkz. Ek il, 2. yaz (s. 332-352).

lksel Dzen ve ikincil rgleme Hakknda 269


karmak bir ekilde aklanr: ilk olarak, Freud'un hipotezine gre, iki ayr
dizinin ileyii cinselliin bastrlmasnn ve bu bastrmann geriye-etkili
karakterinin zsel bir koulunu oluturur. Ama bunun tesinde, yalnzca
homojen ksmi bir dizi ya da srekli btncl bir dizi ortaya koyduunda
bile, cinsellik, bilinte korunmasn olanakl klacak koullara (yani ona
karlk gelen dilsel unsurlarca iaret-edilme, da-vurulma ve imlenme
olanana) sahip deildir. nc sebep metafizik yzey tarafnda, onun
drt enerj isine cinsellikten-arnmann yeni figrn dayatt srada tam
da cinsel yzeyi bastryor olmasnda aranmaldr. Metafizik yzeyin de
bir bilince kesinlikle zde olmamas onu niteleyen geni lekli dizilerin
bilinli olabilecek olan tamamen aarak kiisiz ve birey-ncesi bir aknsal
alan meydana getirdii dnlrse hi artc deildir. Son kertede,
bilin ya da daha dorusu nbilin olanakl iaret-etmeler, da-vurmalar ve
imlemeler alanndan, yani nceki her eyden doan dilin dzenleniinden
baka bir alana sahip deildir. Ama anlamn ve anlamszln ileyii ve hem
metafizik yzeydeki hem de fiziksel yzeydeki yzey etkileri derinliin
en dibindeki etkileme ve etkilenmelerden daha fazla bilince ait deildir.
Bastrlm olann dn gerilemenin genel mekanizmasna bal olarak
gerekleir: bir boyut dierinin zerine devrildiinde gerileme olur.
Kukusuz, gerileme mekanizmalar u ya da bu boyuta zg kazalara bal
olarak (rnein ykseklikten d ya da yzeyin delikleri) farkllklar
gsterir. Ama asl nemli olan, derinliin dier tm boyutlara ynelttii
tehdittir; derinlik ilksel bastrmann yeridir, gerilemelerin nihai terimleri
olan ''sabitlenmelerin'' yeridir. Genel bir kural olarak, yzey blgeleriyle
derinlik aamalar arasnda, dolaysyla rnein erojen ana! blgeye
gerilemeyle sindirici-ykc aama olarak ana! aamaya gerileme arasnda
doa fark vardr. Ama gerileme srelerini eken fenerler gibi olan
sabitlenme noktalar daima gerilemenin kendisinin de gerilemesine, boyut
deitirerek doa deitirmesine, sonunda da tm boyutlarn kt
aamalar derinliine karmasna yol amaya alrlar. Geriye kalan son
ayrm bir boyutun nceki boyutlarn zerine devrilmesine yol aan hareket
olarak gerilemeyle bir boyutun nceki boyuta kendi tarznca tekrar yatrm
yapmasn salayan dier hareket arasndadr. Bastrmann ve bastrlm
olann dnnn yan sra, belli bir boyutun karakteristik bir esinin
dier boyuta karlk gelen tamamen farkl bir enerji yatrm kazanmasn

270 Anlamn Mant


salayan karmak srelere de bir yer ayrmamz gerekir. rnein, sua
ynelik altst etme davranlar yukardan gelen sesin ileyiinden ayr
dnlemez; bu ses, stben ya da iyi nesne sfatyla, sonsuza dek sabitlenmi
bir devmi gibi derinliin ykc srecine tekrar yatrm yapmakta ve
onu dzenlemektedir (Lord Arthur Savile'in yksndeki gibi).3 Ayn
ekilde, sapknlk davranlar da cinsellii bastrmak yerine, cinsellikten
arnm enerjiyi kullanarak dorudan cinsel bir eye yatrm yapan ve onu
dayanlmaz bir dikkatle sabitleyen, metafizik yzeye zg bir hareketten ayr
dnlemez (sabitlenmenin ikinci anlam) .
Yzeylerin btn ikincil denen rgtlenmeyi kurar. Bu rgtlenme
ise ''szel temsil'' zerinden tanmlanr. Szel temsil, bir cisme, cisimsel
bir etkileme, etkilenme ya da nitelie deil, cisimsiz bir olaya ilikin
olduundan, ''nesne temsili''nden dikkatle ayrt edilmelidir. Szel temsil,
grm olduumuz gibi, bir ifade barndran temsildir. fade-edilen ve
ifade-edenden meydana gelir ve bunlarn birbirine dolanmasna elverilidir:
olay ifade-edilen olarak temsil eder, onun dilin elerinde var-olmasn
salar, dier taraftan da bu elere kendi balarna sahip olmadklar bir
ifade deeri , bir ''temsilcilik'' ilevi kazandrr. Dilin btn dzenlenii,
ncl belirlenimler ayla birlikte buradan doacak, bu belirlenimler ise
''nesnesel'' temsillerde temellenecektir (iaret-etme, da-vurma, imleme;
birey, kii, kavram; dnya, benlik ve Tanr). Ama burada nemli olan, nsel,
temellendirici ya da iirsel rgtlenmedir: sadece kozmos-d, kiisiz, birey
ncesi bir alann uzand bir yzeyler oyunu, anlamszln ve anlamn
ileyii, statik oluumun gelikin rnlerini nceleyen bir dizi serilimi.
O halde, dinamik gerekliliklere uygun olarak, ncl dzenleniten
ikincil rgtlenmeye gitmek, ardndan da ilksel dzene gitmek gerekiyor.
Dilin momentleriyle iliki iinde dinamik oluumun kategoriler tablosu
yledir: etkilenme-etkileme (grlt) , sahiplenme-yoksunluk (ses), niyet
netice (sz) . kincil rgtlenmenin kendisi (fiil ya da szel temsil) de bu
uzun gzergahn neticesidir; bu rgtlenme olay neticeyi ikinci bir gce
ykseltmeyi, fiil esel szlere henz yoksun olduklar bir ifade deeri
kazandrmay baard zaman ortaya kar. Ama tm gzergah, tm yol

3 Freud stbenin esinledii sularn varln gsterm itir - ama bize yle geliyor ki bu,
sutan nce gelen bir sululuk duygusu araclyla olmak zorunda deildir.

il ksel Dze ve kincil rgtlenme Hakknda 27 1


ilksel dzen tarafndan belirtilmitir. lksel dzende szckler dorudan
cismin etkileme ve etkilenmeleri ya da geri ekilmi seslerdir. eytanca
sahiplenmeler ya da tanrsal yoksunluklar. Mstehcen szler ve hakaretler,
gerileme yoluyla, srasyla dipsiz derinlik ve snrsz yksekliin birletii bu
kaos hakknda bir fikir verir. nk bunlar arasndaki ba ne kadar sk
olursa olsun, mstehcen szck daha ziyade bir cismin etkilenmeye maruz
kalan bir dier cismi dorudan etkilemesini rneklerken hakaret hem geri
ekilenin peine der, hem ondan tm sesleri geri alr, hem kendisi de geri
ekilen bir sestir.4 Bu ikisinin, mstehcenlik ve hakaret ieren szcklerin
sk birliktelii dilin tmyle hicivli deerlerine tanklk eder. Gerilemenin
kendisinin de geriledii, yani yzeyde cinsel bir gerileme sergilerken ayn
zamanda derinlikte besinsel sindirici bir gerileme sergiledii ve ancak
kloakta son bulduu, geri ekilmi sesin peine derken onun ardnda
brakt dksal zemini de kefettii sreci hiciv olarak adlandryoruz.
Kendisi de binlerce grlt karan, kendisi de sesini geri eken hicivli air,
byk Sokrates-ncesi dnr, dnyann ayn tek hareketiyle, hakaretlerle
Tanr'nn peine der ve dkya gmlr. Hiciv olaanst bir gerileme
sanatdr.
te yandan ykseklik de dil iin yeni deerler hazrlayarak bam
szln, derinlikle arasndaki radikal fark ortaya koyar. Dil ne zaman
stnlk, ok-anlamllk, analoji ilikilerine gre serimlense ironi ortaya
kar. Gelenein bu byk kavram retoriin tm figrlerini douran
kaynaktr. roni imlemelerin analoj isi, iaret-etmelerin ok-anlamll,
kendini da-vurann stnlyle - ve ironinin klasik ve romantik biim
lerini kuran, varlk ile birey, temsil ile kii ilikisinde benliin, dnyann
ve Tanr'nn tm karlatrmal oyunuyla - dilin ncl dzenleniinde
doal bir uygulanm alan bulacaktr. Ama zaten ilksel srete de yukarnn
sesi tamamen ironik olan deerleri serbest brakr; bu ses stn birliinin

4 Aslnda, hakaret eden, kurbann geri pskrtmek ister, onun yant vermesini yasaklar,
ama ayn zamanda byk bir tiksinti duyuyormu gibi yaparak kendini geri ekmektedir.
"fm bunlar hakaretin manik-depresif konuna (engelleme) ait olduunun gstergesidir,
oysa mstehcenlik dksal izoid ko1uma gnderme yapar (sanrsal etkileme-etkilenme) . O
halde, hakaretle mstehcenlik aras1daki sk birlik, Ferenczi'nin sand gibi sadece "kfr
ve lanetleme biiminde" geri gelecek (Jlan ocukluun haz nesnelerinin bastrlmasyla deil,
iki temel konumun dordan kay1,1masyla aklanr.

272 Anlamn Mant


ardna ekilir, tonunun ok-anlamlln ve nesnelerinin analojisini devreye
sokar, ksacas dile karlk gelen rgtlenme ilkesine sahip olmadan nce
de bir dilin tm boyutlarna sahiptir. Ayrca ykseklii ayaklandran, onu
derinlikten kurtaran, hicvi ya da hicivcileri bastrp kovalayan, tam da tm
''ironisini'' acaba amurun, kln, kirin ya da dknn ... bir deas var m
diye sormaya harcayan Platoncu ilksel bir ironi biimi de vardr. Yine de
ironiyi susturan ey dipsiz derinliin ykseliiyle birlikte hiciv deerlerinin
tekrar g kazanmas deildir. Zaten ancak yzeye klabilir, bunun iin
de bir yzey gerekir. Ykseklik ona karlk gelen cinsel drtlerin aa
kmasyla yzeylerin kuruluunu olanakl hale getirdii zaman, ironiyi
kendi alannda, yani tam da ok-anlamllk, stnlk ve analoji alannda
alt edebilecek bir eyin ortaya ktn dnyoruz: dierlerine eklenmek
yerine aksine onlarn kapann salayacak gereinden ok bir stnlk,
ar bir ok-anlamllk, fazladan bir analoji varm gibi. ''Sonrasnda'' baka
ok-anlamllklarn olamayaca bir ok-anlamllk; ayn zamanda cinsellik
de var ifadesinin anlam budur ite. Ayn zamanda u da var, dikkatinizi
ekerim beyefendi, stelik bir de u var, stelik bir de u, sevgili baym . . .
diye diye nefeslerini tketen Dostoyevski kahramanlar gibi tpk. Ama
cinsellikle birlikte tm stelikleri kapatan bir stelik' e, ok-anlamllklarn
devam etmesini ya da baka analojilerin ortaya kmasn olanaksz klan
bir ok-anlamlla ularz. Bu nedenle, cinsellik fiziksel yzeyde serpildii
zaman bizi sesten sze de geirir ve tm szleri ezoterik bir btnde, cinsel
bir ykde toplar. Szler bu cinsel ykye iaret-etmeyecek, onu da
vurmayacak, imlemeyecek, ama onunla tamamen ayn kapsama ve tze
sahip olacaktr. Bylece szlerin temsil ettii eyler, ancak birbirleriyle
ilikili olarak ve birbirlerine tepki olarak var-olan dilin tm biimlendirici
unsurlar, fonemler, morfemler, semantemler, btnlklerini ancak onlara
zde bu ikin ykye bal olarak meydana getirirler. yleyse ses iin, ses
asndan fazla olan bir ok-anlamllk vardr: ok-anlamll kapayan ve
dili baka bir ey iin hazr hale getiren bir ok-anlamllk. Bu baka ey
nihayet szden fiile getiimiz zaman, bir araya gelen tm szlerle saf mastar
halde biricik bir fiil ol uturduumuz zaman dier yzeyden, cinsellikten
arnm, metafizik yzeyden gelen eydir. Bu baka ey tek-anlaml olann
aa k, Tek-anlamlln gelii, yani varln tek-anlamlln dile ileten
Olaydr.

lksel Dzen ve kincil rgtlenme Hakknda 273


Anlamn tek-anlamll, btn sistemiyle dili biricik ifade-edilen iin,
yani olay iin btncl ifade-eden olarak kavrar. Bylelikle mizah deerleri
ironi deerlerinden ayrlr: miz.ah yzeylerin, iki yzey arasndaki karmak
ilikinin sanatdr. Mizah fazlalk olan bir ok-anlamllktan itibaren tm
tek-anlamll kurar. Tm ok-anlamll kapatan tamamen cinsel bir
ok-anlamllktan itibaren cinsellikten-arnm bir Tek-anlamll, varln
ve dilin speklatif tek-anlamlln ortaya karr; ksacas, tm ikincil
rgtlenmeyi.5 te biri Stoac, te biri Zen, te biri Carroll olan birisini
hayal etmemiz gerek, bir eliyle fazladan bir jestle mastrbasyon yapan,
dieriyle kumun zerine saf olayn tek-anlamlla ak sihirli szlerini yazan
biri: ''Mind - I be/ieve - is Essence - Ent - Abstract - that is - an Accident
- which we - that is to say - I meant - '' 6 Bylelikle cinselliin enerjisini
.

saf aseksellie geiren, yine de ''kk bir kz nedir?'' diye sormaktan


vazgemeyen biri. Bu sorunun yerine ona yant verebilecek tek eyle,
retilmeyi bekleyen sanat yaptyla ilgili problemi geirmeye hazr biri.
Kumsaldaki Bloom gibi tpk ... Kukusuz ok-anlamllk, analoj i, stnlk
ncl dzenlenile birlikte, saduyu ve ortak duyunun kurallarna tabi
olan gndelik dilin iaret-etmelerinde, imlemelerinde, da-vurmalarnda
haklarna tekrar kavuacaktr. O halde, anlamn mantn kuran srekli

5 Burada, en azndan Laplanche ve Leclaire'in "I..:Inconscienr" ( Temps modernes,


Temmuz 1 96 1 , s. 1 1 1 vd.) adl makalelerinde akrardklarndan bildiimiz kadaryla Jacques
Lacan'n rezine bal kalamyoruz. Bu reze gre, dilin ilksel dzeni srekli olarak imleyenin
imlenene kaymasyla ranmlanr, her szcn ancak rek bir anlama sahip olduu ve dier
szcklere bu anlamn ona ar bir dizi denklik yoluyla gnderme yapr varsaylr. Dier
rarafi:an, bir szck meraforun yasasna gre rgrlenen birok anlama sahip olduunda da
bir ekilde sabir hale gelir ve bu srada dil ilksel sreren kp ikincil sreci remellendirir.
Dolaysyla rek-anlamllk ilksel olan, ok-anlamllk ise ikincil olann olanaklln
ranmlar (s. 1 1 2) . Ama burada rek-anlamllk szcn rek-anlamll olarak ele alnr, her
ey iin bir ve ayn anlamda sylenen Varln ya da onu syleyen dilin rek-anlamll olarak
deil. Tek-anlaml olann szck olduu varsaylr, ama hibir sabirlie sahip olmad ve
bir "kurgu" olduu iin byle bir szcn var-olmad sonucuna varmak da gze alnr.
Oysa bize yle geliyor ki ok-anlamllk esasen ilksel srereki sesi nirelemekredir; cinsellikle
ok-anlamllk arasndaki zsel iliki ise ok-anlamlln bu snr eklinde, bilind ikincil
rgrlenmenin asl nicelii olarak rek-anlamll olanakl klacak bu brnlerirme eklinde
orraya kacakrr.
6 Carroll' n 7he 7hree Voices adl iirinden dize. (. n.)

274 Anlamn Mant


i ie geii gz nnde tuttuumuzda unu grrz: bu nihai dzenleni
ilksel srecin yukardan gelen sesini devam ettirmekte, ama yzeydeki
ikincil rgtlenme de en derin grltlerden bir eyler tamaktadr,
anlamn Tek-anlamll iin bloklar ve eler, figrleri olmayan bir iir iin
ksa bir an. Sanat yapt grltlerden sese, sesten sze, szden fiile giden
yola hep tekrar girmekten, bu Musik fr ein Haus'u 7 kurmaktan, orada
seslerin bamszln tekrar kefedip tek-anlamlln bu parldayn,
olay sabitlemekten baka ne yapabilir, arabuk gndelik sradanlk ya da
aksine deliliin aclar tarafndan rtlecek olan olay.

7 Bir ev iin mzik. K. Stockhausen'in, mzisyenlerin bir evin farkl odalarnda


ezamanl olarak icra ettikleri deneysel yapt. (. n.)

ilksel Dzen ve ikincil rgtlenme Hakknda 275


EKLER
I

SMLAKR VE ANTK FELSEFE

1. - PLAT ON VE SMLAKR

''Platonculuun tersine evrilmesi'' ne anlama geliyor? Nietzsche


kendi felsefesinin ya da daha genel olarak gelecein felsefesinin grevini
bu ekilde tanmlar. Bu ifadeyle hem zler dnyasnn hem grnler
dnyasnn yklmas kastediliyor diye dnebiliriz. Ama yle olsayd
bu proje Nietzsche'ye zg olmazd. zlerin ve grnlerin ifte reddi
Hegel'e, hatta Kant'a kadar gider. Nietzsche'nin de ayn eyi kastediyor
olmas phelidir. Dahas, tersine evirmeyi byle anlamann soyut olma
gibi bir sakncas vardr, bu ekilde Platonculuun ardndaki ynelim
glgede brakln olur. Oysa Platonculuu tersine evirmek bu ynelimi
gn na karmak, bu ynelimin ''izini srmek'' anlamna gelmelidir -
tpk Platon'un sofstin izini srmesi gibi.
ok kabaca syleyecek olursak, dealar teorisinin amac bir seme,
eleme istei eklinde ele alnmaldr. Sz konusu olan, fark belirlemektir.
''ey''in kendisini imgelerinden, asl olan kopyadan, modeli simlakrtan
ayrmak. Peki btn bu ifadeler ayn anlama m geliyor? Platon'un projesi
ancak blme yntemine odaklandmzda gerekten ortaya kar. nk
bu yntem herhangi bir diyalektik yntem deildir. O, diyalektiin btn
gcn toplayp onu baka bir gle kaynatrr ve bylelikle btn sistemi
temsil eder. lk bakta, blme ynteminin bir cinsi kart trlere blmekten
ve aratrlan eyi uygun den trn altna yerletirmekten ibaret olduu
sylenebilir: rnein oltayla balk tutmann tanmna ulamak zere srekli
trlere ayrmaya dayal sre. Ama bu, blmenin yalnzca yzeysel yandr,

Ek 1: Simlakr ve Ancik Felsefe 279


ironik yandr. Eer bu yan ciddiye alacak olursak, Aristoteles'in itiraz
tmyle geerlidir: blme gayrimeru, kt bir tasmdr, nk rnein
oltayla balk tutmann elde etmeye dayal sanatlardan, ayrca yakalayarak
elde etmeye dayal sanatlardan vb. olduu sonucunu karmamz salayacak
bir orta terimden yoksundur.
Blmenin asl amac baka yerde aranmaldr. Devlet Adam'nda,
nce bir ilk tanma ulalr: devlet adam insanlarn obandr. Ama
doktor, tccar, ifti, birok rakip kar ve ''nsanlarn oban benim''
der. Phaidros'ta cokunluu tanmlamak, daha dorusu iyi temellenmi
cokunluu ya da gerek ak ayrt etmek sz konusudur. Burada da birok
talip kp ''Esin dolu olan, ak olan benim'' der. O halde blmenin
amac hi de bir cinsi trlere blmek deil, daha derinlemesine soylar
semektir: talipleri ayrt etmek, saf olan saf olmayandan, sahici olan sahici
olmayandan ayrmak. Blmeyi altnn sahte olup olmadn snamaya
benzeten metaforun sk kullanlmas da bu yzdendir. Platonculuk felsefi
Odysseia'dr; Platoncu diyalektik bir elime ya da kartlk diyalektii deil,
rekabet (amphisbetesis) diyalektii, rakiplerin ya da taliplerin diyalektiidir.
Blmenin z enlemesine, bir cinsin trlerinin belirleniminde deil,
derinlemesine, soyun seilmesinde ortaya kar. Talepleri elemek, hakiki
talibi sahtelerinden ayrmak.
Platon, bu amac gerekletirmek zere bir kez daha ironiyle hareket
eder. nk blme tam esas grevi olan seme iini yapacakken adeta
grevini tamamlamaktan vazgeer ve yerini bir mitosa brakr. rnein,
Phaidros'ta, ruhlarn dolamyla ilgili mitos blme abasn kesintiye
uratyor gibidir; Devlet Adam'nda da arkaik zamanlarla ilgili mitos ayn
eyi yapmaktadr. Blmedeki ikinci tuzak, onun ikinci ironisi bu yoldan
kma, grnteki bu yoldan kma ya da vazgeitir ite. nk aslnda
mitos hibir eyi kesintiye uratmaz, aksine o da blmenin tamamlayc
bir unsurudur. Mitosla diyalektik arasndaki ikilii amak ve diyalektiin
gcyle mitosun gcn kendinde birletirmek blmenin bir zelliidir.
Mitos, daima dngsel olan yapsyla tam da bir temellendirme anlatsdr.
Farkl taliplerin yarglanabilmesi iin bir model oluturmay salayan
odur. Temellendirilmesi gereken ey aslnda daima bir taleptir. Talip
bir temellendirmeye ihtiya duymaktadr ve talebi iyi temellenmi ya
da kt temellenmi veya temelsiz durumdadr. rnein, Phaidros'ta,

280 Anlamn Mant


dolam mitosu ruhlarn bedene girmeden nce dealarla ilgili ne grm
olabileceini gsterir, tam da bu yolla seim iin bir lt sunar bize. Bu
lte gre, iyi temellenmi cokunluk ya da gerek ak pek ok ey grm
olan ve rtk ama tekrar canlandrlabilir pek ok anya sahip olan ruhlara
aittir - aksine, nefsine dkn, unutkan ve dar grl ruhlarn sahte
talipler olduu ortaya kar. Devlet Adam'nda da durum ayndr: dngsel
mitos, devlet adamnn ''insanlarn oban'' olarak tanmnn harfiyen ancak
arkaik tanrya uygun dtn gsterir, ama buradan ehirdeki farkl
insanlarn mitosun sunduu modelden eit olmayan biimde pay ald bir
seim lt de kar. Ksacas, eleyici bir pay alma seici yntemin ortaya
koyduu probleme yant getirir.
Pay almak en iyi ihtimalle ikinci olarak sahip olmaktr. Mehur
Yeni-Platoncu leme buradan doar: pay alnamaz olan, pay alnan, pay
alan. yle de denebilir: temel, talep nesnesi ve talip; baba, kz ve nianl.
Temel, bir eye ilk olarak sahip olandr, ama ondan pay alnmasn da
salar, onu pay alana verir. Pay alan, temelin snavndan gemeyi baard
lde ikinci olarak sahip olur. Pay alnan, pay alnamaz olann ilk olarak
sahip olduu eydir. Pay alnamaz olan pay almay salar, pay alnan pay
alanlara verir: adalet, adil olma zellii, adil olanlar. Kukusuz bu eleyici
pay almadaki eitli dereceleri, tm bir hiyerariyi de ayrt etmemiz gerekir:
nc olarak, drdnc olarak vb. sahip olanlar da yok mu, adm adm alt
derecelerin sonsuzluuna doru, artk bir simlakrtan, bir seraptan baka
bir eye sahip olmayana, kendisi de serap ve simlakr olana dek gidilmiyor
mu? Devlet Adam, bunlar ayrntl biimde birbirinden ayrr: gerek
devlet adam ya da iyi temellenmi talip, sonra akrabalar, yardmclar,
kleler, en sonunda da simlakrlar ve taklitler. Lanet bu sonuncularn
zerine kmektedir, onlar sahte talibin ktcl gcn somutlatrrlar.
O halde, mitos taliplerin yarglanmasn ve taleplerinin llmesini
salayan ikin modeli ya da snav-temeli kurar. Blme ite bu koulla amacna
bal kalr ve ona ular; ama kavramn trlere ayrlmas deil deann
sahiciliinin gsterilmesi, trn belirlenimi deil soyun seilmesidir. Peki o
zaman blme zerine byk metinden (Phaidros, Devlet Adam ve Sofist)
sonuncusunun hibir temellendirici mitos sunmamas nasl aklanmal?
Bunun sebebi basittir. nk Sofist'te blme yntemi paradoksal olarak
doru talipleri deerlendirmek iin deil, aksine sahte talibin izini srmek

Ek 1: Sirnlakr ve Antik Felsefe 281


iin, simlakrn varln (ya da daha dorusu yokluunu) tanmlamak
iin kullanlr. Sofstin kendisi simlakrn varldr, satir ya da sentor,
her eye burnunu sokan, her yere bulaan Proteus. Ama bu bakmdan,
Sofistin sonunun Platonculuun en olaanst macerasn barndrmas da
mmkndr: simlakrn ardna dtke, onun uurumuna doru eildike
Platon anlk bir aydnlanmayla onun yalnzca sahte bir kopya olmadn,
dorudan kopya ve model mefhumlarn tartmaya atn kefeder.
Sofstin nihai tanm artk Sokrates'le sofisti birbirinden ayramayacamz
bir noktaya srkler bizi: zel alanda ksa argmanlarla i gren ironist.
roniyi buraya dek gtrmek gerekmiyor mu? Platonculuun tersine
evrilmesinin ne ynde olacana ilk kez iaret eden Platon deil mi?

* * *

Platonculuun ardndaki ynelimin bir ilk belirleniminden yola


kmtk: z grnten, zihinsel olan duyulur olandan, deay
imgeden, asl olan kopyadan, modeli simlakrtan ayrmak. Ama
imdiden bu ifadelerin ayn anlama gelmediini gryoruz. Ayrm iki
imge eidi arasnda bir ayrma dnyor. Kopyalar ikinci olarak sahip
olanlardr, benzerliin gvencesini tayan, iyi temellenmi taliplerdir;
simlakrlar sahte talipler gibidir, benzemezlik zerine kuruludurlar, zsel
bir sapknlk, zsel bir sapma ierirler. Platon idol-imgeler alann bu
bakmdan ikiye bler: bir yanda ikon-kopyalar vardr, dier yanda Jantazm
simlakrlar. 1 Platonculuun ardndaki ynelimin btnn imdi daha iyi
tanmlayabiliriz: sz konusu olan, iyi ve kt kopyalar ya da daha dorusu
daima iyi temellenmi kopyalarla daima benzemezlie gml simlakrlar
birbirlerinden ayrarak talipleri semektir. Kopyalarn simlakrlara kar
zaferini salamak, simlakrlar bastrmak, onlar en dibe zincirlenmi halde
tutmak ve yzeye kp her yere ''bulamalarn'' engellemek.
deayla imge arasndaki grnrdeki byk ikilik ancak bu amaca
hizmet etmek iin vardr: iki imge eidi arasndaki rtk ayrm gvenceye
almak, somut bir lt salamak iin. nk kopyalarn ya da ikonlarn iyi
imgeler olmasnn, iyi temellenmi olmasnn sebebi benzerlik tamalardr.

l Sofist, 236 b, 264 c.

282 Anlamn Mant


Ama benzerlik dsal bir iliki olarak anlalmamaldr: o, bir eyden dier
bir eye gitmekten ziyade bir eyden bir deaya gider, nk dea isel zn
kurucu ilikilerini ve oranlarn barndrmaktadr. sel ve zihinsel benzerlik
talebin lsdr: kopya ancak o eyin deasna benzedii lde herhangi
bir eye gerekten benzer. Talip ancak deay (isel ve zihinsel olarak)
model ald lde nesneye uygun der. Ancak zde (rnein adalette)
temellendii lde nitelii (adil olma niceliini) hak eder. Ksacas, deann
st dzey zdelii kopyalarn iyi talebini temellendirir, bu talebi isel ya da
tremi bir benzerlie dayandrr. imdi dier imge trne, simlakrlara
bakalm: bunlar talip olduklar eye (nesne, nitelik vb.) alttan alca, bir
saldrganlk, bulaclk, altst etme eklinde, ''babaya kar'' gelerek ve
deann dolaymndan gemeksizin calip olurlar. 2 Temellenmemi talepleri
isel bir dengesizlik olarak bir benzemezlik barndrmaktadr.
Eer simlakrn kopyann kopyas olduunu, derecesi sonsuzca dk
bir ikon, sonsuzca gevek bir benzerlik olduunu sylersek asl nemli
noktay, yani simlakr ile kopya arasndaki doa farkn, bunlarn bir
blmenin iki yann oluturmalarna neden olan unsuru gz ard etmi
oluruz. Kopya benzerlik tayan imgedir, simlakr ise benzerlikten yoksun
imgedir. Platonculuktan fazlasyla etkilenmi olan Hristiyan reti bizi bu
mefhuma altrmtr: 'fanr insan kendi imgesinde ve kendine benzer
ekilde yaratt, ama gnah yznden insan imgeyi korurken benzerlii
yitirdi. Simlakrlara dntk, ahlaki varoluu yitirip estetik varolua
getik. Hristiyan retinin bu saptamas simlakrn eytans karakterine
vurgu yapma avantaj na sahiptir. Kukusuz simlakr da bir benzerlik etkisi
retir, ama bu genel bir etkidir, tamamen dsaldr ve modelde kullanlan
aralardan tmyle farkl aralar yoluyla retilmitir. Simlakr bir aykrlk,
bir fark zerine ina edilmitir, bir benzemezlii iselletirmektedir. Bu

2 Jacques Derrida, yazyla logos arasndaki ilikiyi incelerken Platonculuun bu ynyle


karlar: logosun babas, logosun kendisi, yaz. Yaz, babann dolaymndan gemeksizin,
icldet ve kurnazlk yoluyla logosu ele geirmeye, hatta onun yerini almaya calip olduu
lde bir simlakr, bir sahte taliptir. Bkz. "La Pharmacie de Platon", Tel Quel, Say: 32,
s. 1 2 vd. ve Say: 33, s. 38 vd. [Trkesi: Platon'un Eczanesi, Z. Direk (ev.), Pinhan
Yaynclk, 20 1 2]. Ayn durumu Devlet Adam'nda da buluruz: yasann babas olarak yi,
yasann kendisi, ynetim biimleri. yi ynetim biimleri kopyalardr, ama yiden kaarak
yasay inedikleri ya da ktye kulla11dklar a11da simlakrlara dnrler.

Ek 1: Simlakr ve Antik Felsefe 283


yzden artk onu kopyalar iin geerli olan modele, kopyalarn benzerliinin
tredii Ayn'nn modeline kyasla bile tanmlayamayz. Simlakrn da bir
modeli vardr, ama baka bir modeldir bu, iselletirilmi bir benzemezlie
kaynaklk eden Baka'nn modelidir.J
Byk Platoncu lemeyi ele alalm: kullanc, retici, takliti. Kulla
nc hiyerarinin tepesindedir, nk amalar hakknda yargda bulunur
ve modele ya da deaya ilikin hakiki bir bilgiye sahiptir. Kopya modeli
yeniden rettii lde onun da bir taklit olduu sylenebilir; te yandan,
bu taklit, noetik, zihinsel ve isel olduu srece, zn kurucu ilikilerine ve
oranlarna gre dzenlenen hakiki bir retimdir. yi kopyada daima retici
bir ilem ve bu ileme karlk gelecek, bilgi deilse bile bir doru san vardr.
O halde gryoruz ki taklit, tam da artk bir simlasyondan ibaret olduu
lde, sadece simlakra karlk geldii ve kurnazlk ya da altst etme
yoluyla elde edilmi, retici olmayan, tmyle dsal bir benzerlik etkisine
iaret ettii lde olumsuz bir anlam stlenmeye mahkumdur. Burada
artk doru san bile yoktur, bilme biiminin yerini tutan bir eit ironik
karlama, bilginin ve sannn dnda olan bir karlama sanat vardr
sadece.4 Platon, retici olmayan bu etkinin nasl elde edildiini de belirtir:
simlakr, gzlemcinin hakim olamayaca byklkte boyutlar, derinlikler
ve uzaklklar barndrmaktadr. Gzlemci bunlara hakim olamad iin bir
benzerlik olduu izlenimine kaplr. Simlakr diferansiyel gr noktasn
iine alr; gzlemci kendi gr noktasyla birlikte dnen ve ekil
deitiren simlakrn bir paras haline gelir.5 Ksacas, simlakrta bir deli
olu vardr, ''daha ok ve daha az olann hep ileri gittii'' Philebos'takine
benzer bir snrsz olu, hep baka olan bir olu, derinliklerdeki altst edici,

3 Aslnda Baka, imgelere etki eden bir kusur deildir yalnzca; Baka' nn kendisi de
olanakl bir model olarak karmza kar ve bu model Ayn'nn iyi modeliyle kartlk
iindedir: bkz. Theaitetos 1 76 e, Timaios 28 b.
4 Bkz. Devlet, X, 602 a. Ayrca Sofist, 268 a.
5 X. Audouard bu durumu aka ortaya koymutur: simlakrlar "yanlsamann
gzlemcinin bulunduu noktada da retilebilmesi iin gzlemcinin asn ilerine alan
yaplardr... Aslnda, vurgulanan ey yokluun konumu deil, gerek imgedeki bu kk
kayma, bu kk arplmadr, gzlemcinin igal ettii gr noktasnda ortaya kan bu
kayma simlakrn, yani sofstin yaptnn inasn olanakl hale getirir" ("Le Simulacre'',
Cahiers pour l'analyse, Say: 3).

284 Anlamn Mant


eit olandan, snrdan, Ayn'dan ya da Benzer'den kap kurtulabilen olu:
daima hem ok hem az, ama asla eit deil. Bu olua bir snr dayatmak,
onu aynya gre dzenlemek, benzer hale getirmek - bakaldrmaktan
vazgemeyen ksm da olabildiince derinlere bastrmak, onu Okyanus'un
dibinde bir maaraya hapsetmek: ikonlara simlakrlar karsnda zafer
kazandrmak isteyen Platonculuun amac budur ite.

* * *

Platonculuk bu ekilde felsefenin kendi alan olarak kabul edecei


btn alan temellendirmi olur: ikon-kopyalarla dolu olan ve bir nesneyle
dsal iliki iinde deil, modelle ya da temelle isel iliki iinde tanmlanan
temsilin alan. Platoncu model Ayn olandr: Platon' un Adaletin adil
olmaktan baka bir ey olmadn, Cesaretin cesur olmaktan baka bir
ey olmadn vb. sylemesi anlamnda Ayn - temelin ilk olarak sahip
olan eklinde soyut belirlenimi. Platoncu kopya Benzer olandr: ikinci
olarak elde eden talip. Modelin ya da asl olann saf zdeliine rnek bir
benzeme karlk gelir, kopyann saf benzerliine taklide dayal denebilecek
bir benzeme karlk gelir. te yandan, Platonculuun henz temsilin
bu gcn dorudan doruya gelitirdii sylenemez: Platonculuk temsil
alann belirlemenin, yani onu temellendirmenin, semenin, onun snrlarn
bulanklatracak her eyi darda tutmann tesine gemez. Temsilin iyi
temellenmi ve snrlanm olarak, sonlu temsil olarak serimlenmesi daha
ziyade Aristoteles'in meselesidir: temsil en yksek cinslerden en kk
trlere dek uzanan btn alan katettiinde ve kapladnda, blme
yntemi henz Platon'da sahip olmad geleneksel ilevini, trlere ayrma
ilevini kazanr. Hristiyanln etkisiyle ortaya kan nc bir evreden
de sz edebiliriz: temsil artk yalnzca temellendirilmez, olanakl klnmaz,
trlere ayrlmaz ya da sonlu olarak belirlenmez, somuz hale getirilmek
istenir. Artk temsile snrsz olana ynelik bir talep kazandrmak, onun
sonsuz by de sonsuz k de fethetmesini salamak, onu en byk
cinslerin tesinde Varla ve en kk trlerin berisinde tekile ak hale
getirmektir sz konusu olan.
Leibniz ve Hegel bu abaya dehalaryla damgalarn vurmulardr.
Ama bu ekilde temsil alannn dna klm olmaz, nk Ayn'nn ve

Ek !: Simlakr ve Antik Felsefe 285


Benzer'in ifte gereklilii varln srdrmektedir. Ayn snrsz olanda
hkm srmesini salayacak koulsuz bir ilkeye kavumutur sadece:
yeter sebep ilkesi. Benzer ise onu snrsz olana uygulamay salayacak bir
koula kavumutur: yaknsama ya da sreklilik. Leibniz' e ait olan bir
arada-olanakllk gibi zengin bir mefhum aslnda u anlama gelmektedir:
monadlar tekil noktalar olarak ele alndnda, bu noktalardan birinin
etrafnda yaknsayan her bir dizi baka noktalarn etrafnda yaknsayan
baka dizilerde uzayp gider; elde edilen dizilerin raksamasna yol aacak
noktalarn evresinde ise baka bir dnya balar. O halde, Leibniz'in
raksamay ''bir-arada-olanakszlar'' a datarak ve azami yaknsama ya da
sreklilii olanakl en iyi dnyann, yani gerek dnyann lt sayarak
raksamay nasl darda tuttuu,nu gryoruz. (Leibniz dier dnyalar
daha az temellenmi ''talipler'' olarak sunar.) Hegel iin de durum ayndr,
diyalektiin emberlerinin nasl tek bir merkezin etrafnda dnd, tek
bir merkeze dayand yakn zamanda gsterilmitir.6 ster emberlerin
tekmerkezli hale getirilmesine, ister dizilerin yaknsamasna bavursun,
felsefe sonsuzu fethetmeye kalktnda da temsil alann terk etmez. Onun
sarholuu sahtedir. Felsefe hep ayn greve, konolojiye bal kalmakta,
bu grevi Hristiyanln speklatif beklentilerine uygun hale getirmektedir
(sonsuz kk ve sonsuz byk) . stn bir ereksellik, zsel bir gereklik
ya da tarihin anlam adna daima taliplerin seilmesi, merkez-d olann ve
raksayann darda tutulmas.

* * *

Estetik dayanlmaz bir ikilii bnyesinde tar. Bir yandan olanakl


deneyimin biimi olarak duyumsama kuramn, dier yandan gerek
deneyimin dnm olarak sanat kuramn ifade eder. ki anlamn
birbiriyle rtebilmesi iin, genel olarak deneyimin koullarnn gerek

6 Louis Althusser, Hegel'le ilgili olarak yle yazar: "emberlerin emberi olan bilincin
tek bir merkezi vardr ve bilinci yalnzca o belirler. Bilince kendinden baka bir merkezi olan
emberler gerekir, merkezsiz emberler; ancak o zaman bilin kendi merkezinde onlarn
etkisine maruz kalabilir, ksacas z onlar tarafndan stbelirlenir .. " (Pour Marx, Maspero,
.

s. 1 0 1 [Trkesi: Marx iin, l. Ergden (ev.), thaki Yaynlar, 2002, s. 1 25, eviriyi
deitirdim).)

286 Anlamn Mant


deneyimin koullar haline gelmesi gerekir; o zaman sanat yapt da
gerekten deneyimleme olarak ortaya kar. rnein baz edebi yntemlerin
(baka sanatlarn da benzer yntemleri var) birok yky ayn anda
anlatma olana saladn biliyoruz. Modern sanat yaptnn temel zellii
kukusuz budur. Sz konusu olan, hi de ayn kald varsaylan bir ykye
ynelik farkl gr noktalar deildir, nk gr noktalar bir yaknsama
kuralna bal kalrlar. Aksine, farkl ve raksayan ykler sz konusudur,
adeta her bir gr noktasna apayr bir manzara karlk gelmektedir.
Iraksayan dizilerin de raksamalar iinde bir birlii vardr, ama her zaman
merkezin dnda kalan bir kaostur bu, dorudan Byk Yaptla bir olan
bir kaos. Bu biimlenmemi kaos, Finnegan's U'!ake'in byk mektubu,
herhangi bir kaos deildir: o, olumlama gcdr, btn heterojen dizileri
olumlayabilme gcdr ve btn dizileri kendinde ''birlikte-katlamaktadr''
Qoyce'un complicatio teorisyeni olarak Bruno'ya duyduu ilgi bundan
kaynaklanr). Bu temel diziler arasnda bir eit i yank'-anma meydana
gelir; bu yanklanma dizilerin de snrlarn aan bir zor'-ama hareketi
indkler. Tm bu zellikler simlakrn zincirlerini krp yzeye ktnda
kazand zelliklerdir: simlakr ite o zaman fantazm gcn, bastrlm
gcn olumlar. Bilindii gibi, zaten Freud fantazmn biri ocuklukla
ilgili, dieri erinlik sonras en az iki dizinin neticesi olduunu gstermitir.
Fantazma bal duygulanm yk simlakrlarn taycs olduu i
yanklanmayla aklanr, yaamdaki lm, kopu ya da paralanmlk
izlenimi ise simlakrlar srkleyen wrlama hareketin geniliiyle aklanr.
Bylelikle gerek deneyimin koullaryla sanat yaptnn yaplar birlemi
olur: dizilerin raksamas, emberlerin merkezsizlemesi, bunlar kuatan
kaosun kuruluu, i yanklanma ve genileme hareketi, simlakrlarn
iddeti.7
Aykr elerin ya da heterojen dizilerin iletiime sokulmas yoluyla
kurulan bu tr sistemler bir bakma olduka tandk saylr. Sinyal
im sistemleridir bunlar. Sinyal, potansiyel farklarnn dald, aykr

7 Modern sanat yaptyla, zellikle de Joyce'la ilgili olarak bkz. Umberto Eco, L'<Euvre
ouverte, Seuil [Trkesi: Ak Yapt, farkl evirileri var] . Gombrowicz, Kosmos adl romannn
nsznde, raksayan dizilerin kuruluuna ilikin, bunlarn bir kaosun ortasnda nasl
yanklandklar ve iletiime girdiklerine ilikin derin gzlemlerde bulunur.

Ek !: Simlakr ve Antik Felsefe 287


elerin iletiimini salayan bir yapdr; im, iki kenar dzeyi arasnda,
iletiim halindeki iki dizi arasnda akan eydir. yle grnyor ki btn
fenomenler, dayanaklarn kurucu bir asimetride, bir farkta, bir eitsizlikte
bulduklar lde bu koullar karlarlar: btn fiziksel sistemler sinyaldir,
btn nitelikler imdir. te yandan, onlarn kenarlarnda uzanan dizilerin
dsal kaldklar da dorudur; tam da bu yzden onlarn yeniden retiminin
koullar fenomenlere dsal kalr. Simlakrtan sz edebilmek iin, heterojen
dizilerin gerekten sistemde iselletirilmi olmalar, kaosta ierilmi ya
da birlikte-katlanm olmalar gerekir, farklarnn ierilmi olmas gerekir.
Kukusuz yanklanan diziler arasnda her zaman bir benzerlik vardr. Ama
problem burada deildir, problem daha ziyade bu benzerliin statsnde,
konumundadr. u iki ifadeyi ele alalm: ''yalnzca birbirine benzeyen
farkldr'', ''yalnzca farklar birbirine benzer'' . Bunlar dnyaya ilikin iki
okumadr. Birinci okuma bizi fark nsel bir benzemeden ya da zdelikten
itibaren dnmeye arrken, dieri aksine benzemeyi ve hatta zdelii
zemindeki bir aykrln rn olarak dnmeye davet eder. Birincisi
tam da kopyalarn ya da temsillerin dnyasn tanmlar, dnyay bir ikon
olarak ortaya koyar. kincisi, birinciye kar olarak, simlakrlarn dnyasn
tanmlar. Dnyann kendisini de bir fantazm olarak ortaya koyar. Bu ikinci
ifade asndan, simlakrn zerine kurulu olduu kkensel aykrln
byk ya da kk olmasnn pek bir nemi yoktur; temel dizilerin yalnzca
kk bir farka sahip olmalar da mmkndr. Kurucu aykrln kendi
iinde yarglanmas, hibir nsel zdelik varsaymamas, l ve iletiim
birimi olarak ayrkla sahip olmas yeterlidir. Bu durumda benzerlik ancak
bu i farkn rn olarak dnlebilir. Bir kez benzerlik erinin zerinde
retildiinde ve kk ya da byk olsun fark hep bu ekilde merkezsizleen
sistemin merkezinde bulunduunda, sistemin byk bir d benzerlie ve
kk bir i benzerlie, ya da bunun tam tersine sahip olmasnn pek bir
nemi yoktur.
O halde, Platonculuu tersine evirmek simlakrlarn yukar kmasn
salamak, ikonlar ya da kopyalar arasnda onlarn haklarn olumlamak
demektir. Problem artk z-Grn ya da Model-kopya ayrmyla ilgili
deildir. Bu ayrm btnyle temsil dnyasnda ilemektedir; sz konusu
olan, bu dnyaya altst oluu dahil etmektir, ''putlarn alacakaranl''.
Simlakr dk dereceli bir kopya deildir, o hem asl olan hem kopyay, hem

288 Anlamn Mant


modeli hem yeniden retimi yadsyan pozitif bir g barndrr. Simlakrta
iselletirilmi en az iki raksayan diziden birinin sahici, dierinin kopya
olduu sylenemez.8 Bir Bakalk modeline bavurmak da yeterli deildir,
nk hibir model simlakrn ba dndrclne direnemez. Ayrcalkl
bir gr noktas olmad gibi btn gr noktalarna ortak bir nesne de
yoktur. Hibir hiyerari mmkn deildir: ikinci yoktur, nc yoktur...
Benzerlik varln srdrr, ama raksayan dizilerde kurulan ve onlar
yanklandran simlakrn dsal etkisi olarak retilir. zdelik varln
srdrr, ama btn dizileri birlikte-katlayan ve hepsini zorlama hareket
boyunca her birinde geri getiren yasa olarak retilir. Platonculuun tersine
evrilmesiyle birlikte, benzerlik iselletirilmi fark hakknda, zdelik ise
ilksel g olarak Farkl olan hakknda sylenmeye balar. Artk aynnn ve
benzerin z simle edilmekten, yani simlakrn ileyiini ifade etmekten
ibarettir. Artk hibir seim mmkn deildir. H iyerarik olmayan yapt
birlikte-var-olularn bir skmas, olaylarn bir ezamanlldr. Sahte
talibin zaferidir bu. Maskelerin st ste gelii iinde, sahte calip hem babay,
hem talibi, hem de nianly simle eder. Ama sahte talibin hakikate ilikin
olduu varsaylan bir modele gre sahte olduu sylenemez, simlasyonun
bir grn, bir yanlsama olduu sylenemez. Simlasyon fantazmn ta
kendisidir, yani makinesellik olarak, Dionysosu makine olarak simlakrn
ileyi etkisidir. G olarak sahteliktir sz konusu olan: Nietzsche'nin sahte
olann en yksek gcnden sz etmesi anlamnda Pseudos. Simlakr, yzeye
karak Ayn'y ve Benzer'i, modeli ve kopyay sahtenin (fantazmn) gc
altna alr. Hem pay almalarn dzenini, hem dalmn sabitliini, hem
de hiyerarinin belirlenimini olanaksz hale getirir. Gebe dalmlarn ve
talanm anarilerin dnyasn kurar. Yeni bir temel olmak bir yana, btn
temelleri yerle bir eder, evrensel bir k salar, ama pozitif ve neeli olay
olarak, dipsiz/eme olarak k: ''Her maarann ardnda alan daha da
derin bir baka maara ve her yzeyin altnda daha geni, daha yabanc,
daha zengin bir yeralt dnyas ve btn zeminlerin, btn temellerin

8 Bkz. Blanchot, "Le Rire des dieux", La Nouvelle revue franaise, Temmuz 1 965:
"imgenin modele gre artk ikincil olmad, sahteciliin hakikate talip olduu bir evren,
asl olann artk varolmad, onun yerine, gidiin ve dnn gz alcl iinde kken
yokluunu yayan ebedi bir prldamann olduu bir evren'' (s. 1 03).

Ek 1: Simlakr ve Anik Felsefe 289


altnda daha da derin bir alt zemin." 9 Sokrates artk ona tandk gelmeyen
bu maaralarda yolunu nasl bulacak? pin ucu katna gre, hangi ipe
tutunarak? Oradan nasl kacak ve kendini sofstten nasl ayrt edebilecek?
Ayn'nn ve Benzer'in simle edilmesi, onlarn grn ya da
yanlsama olduu anlamna gelmez. Simlasyon bir etki retme gcne
iaret eder. Ama yalnzca nedensel anlamda deil, nk nedensellik baka
anlamlar iin iine girmedii srece tmyle hipotetik ve belirlenmemi
kalacaktr. Bir sinyal gnderme srecinden doan ''im'' anlamnda etki;
her maskenin ardnda bir baka maskenin belirdii bir klk deitirme
srecini ifade eden ''kostm'' ya da daha dorusu maske anlamnda erki.
Bu ekilde anlalan simlasyon ebedi dnten ayr dnlemez, nk
ikonlarn ters evrilmesi ya da temsil dnyasnn altst edilmesi ebedi
dn iinde karara balanr. Burada adeta rtk bir ierik grnrdeki
ierikle kartlk iindedir. Ebedi dnn grnrdeki ierii genel olarak
Plaronculua uygun biimde belirlenebilir: bu durumda ebedi dn,
kaosun Demiurgos'un etkinliiyle, ona ayny ve benzeri dayatan deann
modeline gre rgtleniini temsil eder. Bu anlamyla ebedi dn deli
oluun kontrol altna alnmas, tekmerkezli hale getirilmesi, ebedi olan
kopyalamaya zorlanmasdr. Ebedi dn temellendirici mitosta ite bu
haliyle ortaya kar. Kopyay imgede ina eder, imgeyi benzerlie tabi klar.
Ama bu grnrdeki ierik, ebedi dnn hakikatini temsil etmek bir
yana, daha ziyade artk ona tahamml edemeyen ve onun srrn yitirmi
bir ideoloji iinde ebedi dnn nasl mitos dzeyinde kullanldna
ve varln srdrdne iaret eder. Genel olarak Yunan ruhunun,
zellikle de Platonculuun rtk anlamyla kavranan ebedi dnten ne
denli tiksindiini anmsatmak yerinde olur. 10 Nierzsche ebedi dn
ancak Platonculuun gz ard ettii ya da bastrd ezorerik Dionysosu
kaynaklardan beslenen, kendi bulduu ba dndrc bir fikir olarak
ele aldnda ona hak vermemiz gerekir. Kukusuz, Nietzsche'nin ebedi
dnle ilgili az sayda sunumu grnrdeki ierik dzeyinde kalr:
Benzer'i geri getiren Ayn olarak ebedi dn. Ama mevsimlerin dzeninin

9 yinin ve Ktnn tesinde, 289.


1 O Yunanllarn, zellikle de Platon' un ebedi dn karsndaki ekimserliiyle ilgili
olarak bkz. Charles Mugler, Deux themes de la cosmologie grecque, Klincksieck, 1 953.

290 Anlamn Manc


genelletirilmi bir ifadesinin tesine gemeyen bu baya doa hakikatiyle
Zerdt'n duygusu arasndaki orantszl grmemek mmkn m?
stelik grnrdeki sunum Zerdt onu elinin tersiyle reddetsin diye
vardr yalnzca: Zerdt, bir seferinde cceyi, bir baka seferinde de kendi
hayvanlarn bambaka biimde derin olan yzeysellie, bambaka bir
mzikten geleni bir ''nakarata'', bambaka biimde dolambal olan
sradan bir dngsellie dntrmekle sular. Ebedi dnn grnrdeki
ieriinden gemek gereklidir, ama yalnzca binlerce fersah aada bulunan
rtk ierie ulamak iin (her maarann ardnda bir baka maara . . . ) .
yleyse Platon' a ksr bir etkiden ibaret grnen ey aslnda maskelerin
deimezliini, imlerin nfuz-edilemezliini aa karmaktadr.
Ebedi dnn srr, kaosla kartlk iinde olan ve onu kendine tabi
klan bir dzeni hibir ekilde ifade etmemesidir. Aksine, o, kaostan, kaosu
olumlama gcnden baka bir ey deildir. Joyce'un Nietzscheci olduu
bir nokta vardr: vicus ofrecirculation'n bir ''chaosmos''u etkileyemeyeceini
ve dndremeyeceini gsterdii an. Ebedi dn temsilin tutarllnn
[cohirence] yerine bambaka bir eyi, kendi kaotik-baboluunu [chao
errance] geirir. Ebedi dnle simlakr arasnda ylesine derin bir ba
vardr ki biri ancak dieri sayesinde anlalabilir. Sadece raksayan diziler
raksayan halleriyle geri gelirler, yani her bir dizi tm dierlerinden farkn
yerinden ederek ve btn diziler ba sonu olmayan kaosta farklarn
birlikte-katlayarak geri gelir. Ebedi dnn emberi daima merkezsizleen
bir merkez iin daima dmerkezli kalan bir emberdir. Klossowski, ebedi
dnn ''bir reti simlakr'' olduunu sylemekte hakldr: o elbette
Varlktr, ama sadece ''varolan'' n da simlakr olmas kouluyla. 1 1 Simlakr
yle bir biimde iler ki bir benzerlik zorunlu olarak temel dizilere geri
yanstlr ve bir zdelik zorunlu olarak zorlama harekete ileri-yanstlr.
O halde ebedi dn Ayn ve Benzer'dir, ama simle edilmi, simlasyon
yoluyla, simlakrn ileyii (g istenci) yoluyla retilmi haliyle Ayn ve
Benzer. Ebedi dn tam da bu bakmdan temsili tersine evirir, ikonlar
ykar: Ayn'y ve Benzer'i nceden varsaymaz, aksine sadece farkl olann

11 Pierre Klossowski, Un si foneste desir, Gallimard, s. 226. Ayrca s. 2 1 6-2 1 S'de


Klossowski en Bilgi, 361 'deki u szleri yorumlar: "G olarak patlayan, szde karakteri
bastran, onu bazen yok edecek kadar derinlere gmen simlasyondan alnan haz . . .
"

Ek 1: Sin1lakr ve Antik Felsefe 291


Ayn'sn, sadece benzersiz olann benzerliini kurar. O, btn simlakrlar
iin biricik fantazmdr (btn varolanlar iin varlk) . lraksamay ve
merkezsizlemeyi olumlama gcdr. Bu gc st dzey bir olumlamann
nesnesi haline getirir. Olan sahte talibin gc altnda tekrar tekrar geri
getirir. Ama her eyi geri getirmez. O da seicidir, fark belirlemektedir,
ama Platon'a hi benzemeyen bir ekilde. O, semeyle kartlk iinde olan
btn yntemleri seer. Ayn'y ve Benzer'i nceden varsayan, raksamay
dzeltmeye, emberlere tekrar merkez kazandrmaya ya da kaosu dzen
lemeye, bir model sunmaya ve bir kopya meydana getirmeye kalkan ise
darda tutar, geri getirmez. Platonculuk ne kadar uzun bir tarihe sahip
olursa olsun ancak bir kere gelir ve Sokrates'in cezas kesilir. nk Ayn
ve Benzer, simle edilmeyi braktklar andan itibaren salt yanlsamalara
dnrler.
Modernlik simlakrn gcyle tanmlanr. Felsefeye den, ne pahasna
olursa olsun modern olmak ya da zaman-d olmak deil, Nietzsche'nin
zamana aykn olarak adlandrd bir eyi, modernlie ait olan, ama ayn
zamanda ona kar yneltilmesi gereken bir eyi modernlikten ekip
karmaktr - ''umut ediyorum ki gelecek bir zaman lehine''. Felsefe byk
ormanlarda ya da patikalarda deil, en yapay yanlar da dahil olmak zere
ehirlerde ve sokaklarda geliir. Zamana aykr olan, Platonculuun tersine
evrilmesi yoluyla en uzak gemile iliki iinde, bu eletirel modernliin esas
olarak kavranan simlakr yoluyla imdiyle iliki iinde, gelecee inan olarak
ebedi dnn fantazm yoluyla gelecekle iliki iinde kurulur. Yapay olan
ve simlakr ayn ey deildir. Hatta bunlar birbirine karttr. Yapay daima
kopyann kopyasdr ve doasn deitirip simlakra evrildii noktaya dek
gtrlmesi gerekir (Pop-Sanat aamas) . Yapay ve simlakr, modernliin
tam ortasnda, modernliin tm hesaplamalarn yapt noktada kar
karya gelirler, adeta iki ykm biimi kar karya gelir: iki nihilizm. nk
temsillerin, modellerin ve kopyalarn kurulu dzenini korumak ve srdrmek
iin ykmakla yaratan, simlakrlar harekete geiren ve bir fantazm uyandran
kaosu kurmak iin modelleri ve kopyalar ykmak arasnda byk fark vardr
- btn ykmlarn en masumu, Platonculuun ykm.

292 Anlamn Mant


2. - LUCRETUS VE SMLAKR

Epikuros'un ardndan, Lucretius da ''doalclk'' olarak felsefenin


speklatif ve pratik nesnesini belirlemeyi baarmtr. Lucretius' un felsefe
asndan nemi bu ifte belirlenime baldr.
Doa'nn rnleri onlar iin zsel olan bir eitlilikten ayr
dnlemez. Ama eitli olan eitli olmas bakmndan dnmek
zor bir itir ve Lucretius' a gre kendisinden nceki btn felsefeler
bunda baarsz olmutur. 1 Bizim dnyamzda, doal eitlilik birbiriyle
kesien yn altnda ortaya kar: trlerin eitlilii, ayn trn yeleri
olan bireylerin eitlilii, bireyi meydana getiren paralarn eitlilii.
Trsellik, bireysellik ve heterojenlik. Paralarnn, yerlerinin, kylarnn
ve buralar dolduran trlerin deikenliiyle kendini da vurmayan bir
dnya yoktur. Baka bir bireye tamamen zde bir birey yoktur; annesinin
tanyamayaca bir dana yoktur, ayrt edilemez deniz kabuklar ya da
buday taneleri yoktur. Homojen paralardan oluan bir cisim yoktur;
madde eitlilii, e heterojenlii iermeyen, her hayvan trnn sras
gelince kendine uygun besini karamayaca bir ot, bir su aknts yoktur.
Buradan dnyalarn da bu bakmdan eitlilik gsterdii karsanr:
dnyalar sayszdr, ou kez farkl, bazen benzer trdedirler, daima
heterojen elerden olumulardr.
Hangi hakla bu karm yaplyor? Doa eitli olann ve bu eitliliin
retiminin ilkesi olarak dnlmelidir. Ama eitli olann retimiyle ilgili
bir ilke ancak kendi elerini bir btnde toplamazsa bir anlam tar. Bu
gereklilikte dngsel bir yan grmemeliyiz, Epikuros ve Lucretius'un sadece
eitli olann ilkesinin de eitli olmas gerektiini sylemeye altklarn
dnmemeliyiz. Epikuros'un tezi bambakadr: eitlinin retimi olarak
Doa ancak sonsuz bir toplam, yani kendi elerini btnletirmeyen bir

1 1. kitabn tm eletirel ksm boyunca Lucrctius eitli olann savunusunu yapmay


brakmaz. eitliliin farkl yanlar u pasajlarda betimlenir: il, 342-376, 5 8 1 -588, 66 1 -
68 1 , 1 052-1 066 [Deleuze, Lucretius'un De rerum natura ya da eylerin Doas Hakknda
balkl yaptna gnderme yapyor. Trkesi: Evrenin Yaps, Turgut Uyar - Tomris Uyar
(ev.), Norgunk, 201 l ] .

Ek 1: Simlakr ve Antik Felsefe 293


toplam olabilir. Doann tm elerini ayn anda kucaklayabilecek bir
kombinezon yoktur, biricik dnya ya da btncl evren yoktur. Physis
Bir'in, Varln ya da Btnn bir belirlenimi deildir. Doa birletirici
deil bltrcdr; Doa' nn yasalar (szde foedera fati'ye kart olarak
foedera naturae) btnlemeyen paylar bltrr. Doa ykleyici deil
balaycdr: kendini ''ve'' balacnda ifade eder, '' . . . dr'' da deil. u ve bu:
yer deitirmeler ve i ie gemeler, benzerlikler ve farklar, ekimler ve
uzaklamalar, nanslar ve ani geiler. Doa doluluklardan ve boluklardan
yaplm Arlecchino'nun mantosu gibidir; doluluklar ve boluk, varlklar
ve yokluk birbirlerini snrlandrrken kendilerini snrsz olarak ortaya
koyarlar. Bazen benzer, bazen farkl bln mezlerin birbirine eklenmesi olan
Doa bir toplamdr, ama bir btn deildir. Epikuros ve Lucretius'la birlikte
felsefede oulculuun asl soyluluu kendini gstermeye balar. Bir olan
Vens-Doa'ya vgyle bu Doa felsefesine zsel olan oulculuk arasnda
bir eliki grmemeliyiz. Doa tam olarak gtr, ama eylerin teker teker
varolmasn salayan, hepsinin tek seferde toplanmasna, ona upuygun olacak
ya da tek seferde onu tamamen ifade edecek bir kombinezonda birlemesine
izin vermeyen bir g. Lucretius'un Epikuros'tan nceki filozoflarda
eletirdii ey onlarn Varla, Bir' e ve Btne inanm olmalardr. Bu
kavramlar zihnin arlklardr, yazgya inancn speklatif biimleri, sahte
bir felsefenin teolojik biimleridir.
Epikuros'tan nce gelenler ilkeyi Bir'le ya da Btnle zdeletirdiler.
Ama bir olan nedir, rastgele dierlerinden yaltlm olarak dnlen geici
ve yok olabilir herhangi bir nesne deil mi? Peki btn meydana getiren
nedir, rastgele toplamn tm elerini birletirdii dnlen deliklerle
dolu, sonlu herhangi bir kombinezon deil mi? ki durumda da eitli olan
ve eitliliin retimi anlalmam olur. eitli olan Bir'den tretmek
iin herhangi bir eyin herhangi bir eyden, yani bir eyin hilikten
doabileceini varsaymak gerekir. eitli olan btnden tretmek iin
o btn meydana getiren elerin birbirlerine dnebilecek kartlar
olduunu varsaymak gerekir: bu da bir eyin dier bir eyi doa deitirerek
rettiini ve hiten herhangi bir eyin doduunu sylemenin baka
bir yoludur. Doalclk kart filozoflar bolua hakkn teslim etmek
istemedikleri iin boluk her eyi ele geirmitir. Onlarn Varl, Bir'i,
Btn doal deil daima yapaydr, hep yok olabilir, uucu, gzenekli, un

294 Anlamn Mant


ufak olabilir ya da krlabilirdir. Onlar varlklarn ve boluun olduunu,
bolukta yaln varlklarn ve bileik varlklarda boluun olduunu kabul
etmektense ''varlk hiliktir'' demeyi tercih edeceklerdir. 2 Filozoflar eitli
olann eitliliinin yerine ya zde ya eliik olan, ou zaman da her
ikisini birden geirmilerdir. Oysa zdelik ve elime deil, benzerlikler
ve farklar, birlemeler ve dalmalar, ''her eyi meydana getiren bicimeler,
younluklar, arpmalar, karlamalar, hareketler'' vardr. 3 Bir araya
geliler ve ayrmalar, eylerin Doas budur ite.

* * *

Doalcln eitli olann retimini aklayacak, salam ekilde ina


edilmi bir nedensellik ilkesine gereksinimi vardr. Ama bu retimin
Doa'nn eleri arasndaki eitli ve btnletirilemez birlemeler,
kombinezonlar olarak aklanmas gerekir.
1 ) Atom dnlmesi gereken, sadece dnlebilir olan eydir.
Duyulur nesne duyulara gre neyse atom da dnceye gre odur: duyulur
nesnenin kendini duyulara sunan nesne olmas gibi atom da esasen
dnceye hicap eden nesne, dnceye kaynaklk eden nesnedir. Duyulur
nesnenin alglanann mutlak gereklii olmas gibi atom da dnlenin
mutlak gerekliidir. Acon1un duyulur olmamas, duyulur olamamas,
z gerei sakl olmas duyu yetimizin kusurluluunun deil atomun
kendi doasnn sonucudur. lk olarak, Epikuros'un yntemi bir analoji
yntemidir: duyulur nesne duyulur paralara sahiptir, ama nesnenin en
kk parasn temsil eden asgari bir duyulur vardr; ayn ekilde, atom
dnlen paralara sahiptir, ama atomun en kk parasn temsil
eden asgari bir dnlen vardr. Blnr nesnenin asgari duyulurlardan
meydana gelmesi gibi blnmez atom da asgari dnlenlerden oluur.4
kinci olarak, Epikuros'un yntemi bir gei ya da aktarm yntemidir:
duyulur olan dalp birletike, analojinin rehberliinde, aktarmlarla,

2 Bkz. I . kitaptaki Herakleitos, Empedokles ve Anaksagoras eletirisi. Bu Epikuros-


ncesi kavraylar kemiren hilikle ilgili olarak bkz. I , 657-669, 753-762.
3 I, 633-634.
4 I, 599-634, 749-752.

Ek 1: Simlakr ve Antik Felsefe 295


paulatim [aamal olarak, adm adm] , duyulurdan dnlene ve
dnlenden duyulura geilir. Tketici bir ynteme gre kavranan ve
belirlenen bir dizi derece sayesinde, analojinin noetik ksmndan duyulur
ksmna ve tersine geilir.
2) Tam da atomlar btnlemeyen eler olduklar iin atomlarn
toplam sonsuzdur. Ama boluk da sonsuz olmasayd bu toplam sonsuz
olamazd. Bo ve dolu yle bir biimde i ie geer ve dalr ki boluun
ve atomlarn toplam da sonsuzdur. Bu nc sonsuzluk atomlar ile
boluk arasndaki temel karlkll ifade eder. Boluktaki yukar ve aa,
boluun kendisinin atomlarla karlkllnn neticesidir; atomlarn arl
(yukardan aaya hareket) atomlarn bolukla karlkllnn neticesidir.
3) Atomlar dte karlarlar, ama bunun sebebi arlk farklar
deil clinamen'dir. Clinamen karlamann sebebidir, atomu dier atomla
ilikilendirir. Clinamen temelde sistemin vazgeilmez bir paras olan
Epikurosu zaman teorisine baldr. Bolukta, tm atomlar eit hzla
derler: bir atom ancak onun dn az ya da ok geciktiren dier
atomlara gre kendi arl bakmndan az ya da ok hzldr. Bolukta
atomun hz asgari bir srekli zamanda tek bir yne doru hareketine eittir.
Bu asgari zaman bir atomun verili bir ynde hareket ettii olanakl en kk
sreyi ifade eder, bu sre onun bir baka atomla arparak baka bir yne
gitmesinden ncedir. O halde, asgari bir madde ya da atom olduu gibi
asgari bir zaman da vardr. Atomun doasna uygun olarak, bu asgari srekli
zaman dncenin kavrayna dayanr. O, en hzl, en ksa dnceyi
ifade eder: atom ''dnce kadar hzl'' hareket etmektedir.5 Ama bu
durumda, her atomun kkensel bir yn olduunu kabul etmemiz gerekir;
atomun hareketine ilk ynn veren, onsuz arpmann olamayaca
bir sentez vardr. Bu sentez zorunlu olarak asgari srekli zamandan daha
kk bir zamanda meydana gelir. Clinamen budur ite. Clinamen'in ya
da sapmann dikey bir d rastlantsal olarak deitirecek olan eri bir
hareketle hi ilgisi yoktur.6 O batan beri mevcuttur: clinamen ikincil bir
hareket deildir, hareketin herhangi bir anda, herhangi bir yerde meydana
gelecek ikincil bir belirlenimi deildir. Clinamen atomun hareket ynnn

5 Bkz. Epikuros, Herodotos'a Mektup, 61 -62 {asgari srekli zamanla ilgili olarak).
6 II, 243-250.

296 Anlamn Mant


kkensel belirlenimidir. Bir eit conatus'tur: tketici ynteme uygun
olarak bir madde diferansiyeli, dolaysyla da bir dnce diferansiyeli.
Onu niteleyen terimlerin anlam da buna dayanr: incertus belirlenmemi
deil saptanamaz demektir; paulum, incerto tempore, intervallo minimo
''dnlebilir asgari srekli zamandan daha kk bir zamanda'' demektir.
4) Bu nedenle clinamen hibir olumsallk, hibir belirlenimsizlik
sergilemez. Bambaka bir ey sergiler: lex atomi, yani nedenlerin ya
da nedensel dizilerin indirgenemez oulluu, nedenleri bir btnde
toplamann olanakszl. Aslnda clinamen nedensel diziler aras
karlamann belirlenimidir; her bir nedensel dizi bir atomun hareketi
tarafndan kurulmutur ve karlama srasnda tm bamszln korur.
Epikurosularla Stoaclar kar karya getiren mehur tartmalarda
problem dorudan olumsallk ve zorunlulukla deil, nedensellik ve yazgyla
ilgilidir. Stoaclar gibi Epikurosular da nedensellii kabul ederler (nedensiz
hareket yoktur) , ama Stoaclar bunun yan sra yazgy, yani nedenlerin
''kendi balarna'' bir birlii olduunu da kabul etmek isterler. Epikurosular
zorunluluu, yani sonularn birbirlerine mutlak biimde zincirleniini
kabul etmeksizin yazgnn kabul edilemeyeceini syleyerek buna itiraz
ederler. Stoaclar ise zorunluluu hi de iin iine dahil etmediklerini, asl
Epikurosularn olumsalla ve rastlantya dmeksizin nedenlerin birliini
reddedemeyeceklerini syleyerek buna karlk verirler. 7 Asl problem
udur: nedenlerin kendi balarna bir birlii var m? Doa'nn dncesi
nedenleri bir btnde toplamak zorunda m? Epikurosularla Stoaclar
arasndaki byk fark nedensel ilikiyi ayn ayrma tabi tutmamalardr.
Stoaclar cisimsel nedenlerle bunlarn cisimsiz sonular arasnda bir doa
fark olduunu kabul ederler, yle ki sonular sonulara gnderme yaparak
bir birleme meydana getirirken nedenler nedenlere gnderme yapar ve
bir birlik meydana getirir. Buna karlk, Epikurosular maddi nedensel
dizilerin bamszln ya da oulluunu kabul ederler, bunu her bir
diziyi etkileyen bir sapmaya dayandrrlar; ite sadece bu nesnel anlamda
clinamen' in rastlant olduu sylenebilir.
5) Atomlar1 eitli byklkleri ve ekilleri vardr. Ama atom her
bykle sahip olamaz, yoksa asgari duyulura ulaacak ve onu aacaktr.

7 Cicero'nun De Fato'sunun remel konularndan biri.

Ek !: Simlakr ve Antik Felsefe 297


Atomlar sonsuz sayda ekle de sahip olamaz, nk her bir ekil eitlilii
ya asgari atomlarn bir permtasyonunu, ya bu asgarilerin oalmasn
ierir, bu oalma da atomun kendisi yine duyulur hale gelmeksizin sonsuza
dek devam edemez.8 Atomlarn boylar ve ekilleri sonsuz sayda deilse o
halde ayn boyda ve ayn ekilde sonsuz sayda atom vardr.
6) Her atom karlat her atomla birlemez, yoksa atomlar sonsuz
bir kombinezon olutururdu. Aslnda arpma birletirici olduu kadar
uzaklatrcdr da. Atomlar ekilleri izin verdii lde birleirler. Atom
kombinezonlar, onlarn ban zen baka atomlardan darbe alnca,
elerini yitirerek ortadan kalkar, ayrlan eler baka bileiklere dahil olur.
Atomlara ''trsel tohum'' ya da ''sperm'' denmesinin nedeni her eyden nce
herhangi bir atomun karlat her baka atomla birleime girmemesidir.
7) Her kombinezon sonlu olduuna gre sonsuz sayda kombinezon
vardr. Ama hibir kombinezon tek bir atom trnden olumaz. O halde
atomlar ikinci bir anlamda da trsel tohumlardr: ayn cisimde eitli
olann kendi kendisiyle heteroj enliini kurarlar. Bu durum bir cisimde
farkl atomlarn, arlklar sayesinde, ekillerine bal olarak dalma
eiliminde olmalarn engellemez: bizim dnyamzda, ayn ekle sahip
atomlar geni bileikler oluturarak gruplarlar. Bizim dnyamz elerini
yle bir biimde datr ki toprak eleri merkezi igal edip denizi, havay,
ether'i (magnae res) oluturacak eleri kendi dlarnda ''ifade ederler'' .9
Doa felsefesinin bize gsterdii udur: eitli olann kendi kendisiyle
heterojenlii ve ayn zamanda eitli olann kendi kendisiyle benzerlii.
8) eitli olandaki ve onun retimindeki g, ama bunun yan sra
eitli olann yeniden-retimindeki g. Bu ikinci gcn birincisinden
nasl ktn grmek nemlidir. Benzerlik dorudan eitli olandan ve
onun eitliliinden kaynaklanr. Her an elerini kaybetmeyen ve ayn
ekle sahip baka eler bulmayan bir dnya ya da cisim yoktur. Uzayda ve
zamanda kendi benzerlerine sahip olmayan bir dnya ya da cisim yoktur.
Herhangi bir bileiin retimi onu oluturabilecek farkl elerin de sonsuz
sayda olmasn gerektirir; bunlarn her biri bolukta kendi trnn tek
rnei olsayd ya da sayca snrl olsayd, elerin birbirleriyle karlamak

8 II, 483-499.
9 v, 449-454.

298 Anlamn Man


iin hi anslar olmazd. Ama her bir enin sonsuz benzeri olduuna gre
eler bir bileii retirken benzerleri de onun paralarn yenileme ve hatta
benzer bir bileii yeniden retme ansna sahiptir. 10 anslarla ilgili bu
argman zellikle dnyalar iin geerlidir. Dnya-ii cisimler ise zaten bir
yeniden-retim ilkesine sahiptir. Gerekten de bu dnya-ii cisimler her
biri ayn ekle sahip azami eyi gruplandran, nceden olumu ortamlarda
doarlar: toprak, deniz, hava, ether, magnae res, dnyamz kuran ve
duyulur olmayan geilerle birbirlerine balanan byk dayanaklar. Belirli
bir cismin yeri bu kmelerden birindedir. 1 1 Bu cisim, bileimindeki eleri
durmadan kaybederken, iinde yzd kme ona yeni eler salar, ya
bu eleri ona dorudan verir, ya iletiim iinde olduu dier kmelerden
belli bir dzen iinde bu eleri ona aktarr. Dahas: bir cismin baka
yerlerde, onu reten ve besleyen ede benzerleri vardr. 12 Bu yzden
Lucretius nedensellik ilkesinin son bir yn olduunu kabul eder: bir cisim
yalnzca onu reten spermler gibi olan belirli elerden deil, onu yeniden
retebilecek bir anne gibi olan belirli bir ortamda da doar. eitli olann
heterojenlii bir tr tohumlar vitalizmi meydana getirir, ama eitli olann
benzerlii de bir tr anneler panteizmi meydana getirir. 13

* * *

Fizik speklatif adan Doalclktr. Fiziin z sonsuzlukla ilgili,


zamansal ve uzaysal asgarilerle ilgili teoride yatar. Lucretius'un ilk iki
kitab fiziin bu temel konusuna uygundur: gerekten sonsuz olan ve sonsuz
olmayan belirlemek, gerek sonsuzu sahtesinden ayrmak. Gerekten
sonsuz olan, atomlarn toplam, boluk, atomlarn ve boluun toplam,
ayn ekle ve boya sahip atomlarn says, kombinezonlarn ve bizimkine
benzer ya da bizimkinden farkl dnyalarn saysdr. Sonsuz olmayan ise
cisim ve atom paralar, atom boylar ve ekilleri, her eyden nce de her

10 il, 541-568.
il V, 1 28- 1 3 1 .
12 il, 1 068: "cum locus est praesto.''
13 1 , 1 68. Ayrca il, 708: "seminibus certis certa genetrice."

Ek 1: Simlakr ve Antik Felsefe 299


bir dnyasal ya da dnya-ii kombinezondur. Gerek ve sahte sonsuzun
bu ekilde belirlenmesi srasnda fiziin apodiktik biimde iledii fark
edilecektir; fizik ayn zamanda pratie ya da etie balln da burada
gsterir. (Aksine fizik, sonlu bir fenomenin aklanmas srasnda olduu
gibi hipotetik olarak ilediinde etie pek az katkda bulunur.) 14 O halde,
speklatif olarak, gerek ve sahte sonsuzun apodiktik belirleniminin neden
etiin ya da pratiin zorunlu bir arac olduunu sormamz gerekir.
Pratiin erei ya da nesnesi hazdr. Bu anlamda pratik bize sadece
acy yok etmenin ve ondan kanmann tm yollarn tler. Ama
hazlarmzn nnde aclardan daha kuvvetli engeller de vardr: hayaletler,
bo inanlar, rkntler, lm korkusu, ruhta huzursuzluk yaratan
her ey. 1 5 nsanlk tablosu acl olmaktan ok huzursuz, rknt dolu
bir insanlk tablosudur (veba bile sadece aktard aclarla deil, sebep
olduu genel ruhsal huzursuzlukla tanmlanr) . Acy arttran, ruhtaki
huzursuzluktur; acy yenilmez klan odur, ama huzursuzluun kkeni
bakadr ve daha derindedir. Huzursuzluk iki eden oluur: bedenden
gelen bir yanlsama, sonsuz zevk almann mmkn olduu yanlsamas;
sonra ruhta tasarlanan ikinci bir yanlsama, bizi lmden sonra sonsuz ac
olabilecei fikri karsnda savunmasz brakacak ekilde, ruhun sonsuzca
varln srdrd yanlsamas. 1 6 ki yanlsama birbirine baldr: sonsuz
cezalardan korkmak snrsz arzularn gayet doal bir sonucudur. Sisyphos
ve Ticyos'u bu dnyada aramak gerekir; ''aptallarn hayat burada gerek
bir cehenneme dner'' . 17 Epikuros adaletsizliin bir ktlk olmasnn,
agzlln, ihtirasn, hatta sefahatin birer ktlk olmasnn nedeninin
bunlarn bizi her an baa gelebilecek bir ceza fikrine srklemeleri olduunu

14 Bkz. Epikuros, Herodotos'a Mektup, 79.


1 5 il. kitabn girii bu kartlk zerine kuruludur: acdan mmkn olduunca kanmak
iin pek az eye ihtiya vardr - oysa ruhtaki huzursuzluu yenmek iin daha derin bir sanat
gerekir.
1 6 Lucretius bu ynlerin bazen birinin bazen dierinin zerinde durur: 1 , 1 1 0- 1 1 9; 111,
4 1 -73; 111, 978- 1 023; VI, 1 2- 1 6. Sonsuz zevk almann mmkn olmasyla ilgili olarak bkz.
Epikuros, Dnceler, 20.
17 111, 1023.

300 Anlamn Mant


syleyecek kadar ileri gider. 1 8 Ruhun huzursuzluu karsnda savunmasz
kalmak tam olarak insann durumudur ya da ifte yanlsamann rndr:
''Buna bugnden direnmenin hibir yolu, hibir olana yoktur, nk sz
konusu olan, lnce korkulmas gereken ebedi zdraplardr." 19 Bu nedenle,
daha sonra Spinoza iin olduu gibi Lucretius iin de dindar insann iki
yn vardr: gz doymazlk ve kayg, agzllk ve vicdan azab, sulara
meydan veren tuhaf bir bileim. O halde, ruhun huzursuzluu henz
lmemiken lmden korkmaya, ayrca ldkten sonra henz lmeyecek
olmaktan korkmaya dayanr. Tm problem bu huzursuzluun ya da ikili
yanlsamann ilkesiyle ilgilidir.
Epikuros'un ok gzel ama zor bir teorisi tam burada devreye girer.
Cisimlerden ya da atomik bileiklerden durmadan son derece ince, akkan
ve uucu eler yaylmaktadr. Bu ikinci dereceden bileikler iki trldr:
ya cisimlerin derinliinden yaylrlar, ya yzeyden koparlar (deriler, tnikler
ya da dokular, zarlar, kabuklar, Lucretius'un simlakr, Epikuros'un ise idol
adn verdii eyler) . Duyulur nitelikler bunlarn animus'u ve anima'y
etkilemesiyle aklanr. Sesler, kokular, tatlar, scaklklar zellikle derinden
gelen yaylmlara dayanrken grsel belirlenimler, ekiller ve renkler yzey
simlakrlarna dayanr. Hatta durum daha da karmaktr, nk her duyu
derinlik verileriyle yzey verilerini birletiriyor gibidir; derin yaylmlar
yzeyden geerler, nesneden kopan yzeysel zarlarn yeri ise nceden
derinlere gml olan katmanlarca doldurulur. rnein, derinliklerin
grltleri baz delikli yzeylerde (az) eklemlenilerinin koullarn
bulduklarnda ses haline gelirler. Dier taraftan, yzey simlakrlar ancak
derinlerden gelen k sayesinde renkleri ve ekilleri sunarlar. Kukusuz, her
durumda, yaylmlar ve simlakrlar atom bileikleri olarak deil, uzaktaki
nesnenin zerinde ve iinde yakalanan nitelikler olarak kavranr. Uzaklk
duyu organn kateden, yaylmlarn ve simlakrlarn nlerine katt
hava dalgas tarafndan salanr. 20 Bu nedenle nesne daima simlakrlarn
ve yaylmlarn haline, bunlarn amas gereken uzakla, karlatklar

18 Epikuros, Dnceler, 7 , 1 0, 34, 35.


19 l, 1 1 0- 1 1 1 .
20 IV, 245-260.

Ek 1 : Simlakr ve Antik Felsefe 301


engellere, maruz kaldklar bozulmalara ya da onlarda meydana gelen
paralanmalara bal olarak nasl alglanmas gerekiyorsa o ekilde alglanr:
uzun bir gzergahn sonunda grsel zarlar bize artk ayn canllkla arpmaz,
ses patlamalar ayrt edici tnlarn yitirir. Ama bir nesneyle ilikili olma
zellii hep varln srdrr; nesneyi aracsz kavrayan tek duyu olan
dokunma durumunda, yzey verisi derinlikle ilikilendirilir ve nesnenin
1
zerinde yakalanan ey onun derininde bulunuyor olarak alglanr.2
Yaylmlarn ve simlakrlarn nesneden koptuklar halde ona ait
olmalar nasl aklanabilir? yle sanyoruz ki Epikuros'un felsefesinde
yaylmlarn ve simlakrlarn konumu zaman teorisinden bamsz
dnlemez. Aslnda simlakrlarn temel zellii uzay hzla katet
meleridir. Bu yzden Epikuros atom iin kulland ifadeyi (ayn anlamda
olmasa bile) simlakr iin de kullanr: o, ''dnce kadar hzl'' gider.
nk analojiye gre, asgari bir dnlebilir zaman olduu gibi asgari
bir duyulur zaman da vardr. Atomun sapmas nasl asgari dnlebilir
zamandan daha kk bir zamanda gerekleiyorsa, dolaysyla o zaten
dnlebilecek en kk zamandaysa, ayn ekilde simlakrlarn yaylm
da asgari duyulur zamandan daha kk bir zamanda gerekleir,
dolaysyla simlakrlar zaten duyulabilecek en kk zamandadr ve
bize ulatklarnda hala nesnedeymi gibi grnrler. ''Tek bir an olarak
alglanan bir anda varln akln kefettii ok sayda an sakldr, yle ki
her an, her yerde, her eit simlakr nmzde durmaktadr." 22 O halde
simlakr duyulur deildir, nitelii tayan ve ok sayda zde simlakrn
byk bir hzla art arda gelmesinden, birbirine eklenmesinden oluan imge
duyulurdur yalnzca. S imlakrlarn oluum hzyla ilgili sylediklerimiz
daha az bir lde olmak kaydyla derinlik yaylmlar iin de geerlidir:
simlakrlar yaylmlardan hzldr, adeta duyulur zamanla ilgili, eitli
dzeyde diferansiyeller vardr. 2- Analoj inin ve dereceliliin gcn bir

21 iV, 265-270.
22 iV, 794-798.
23 Grsel simlakrlar derinden gelen yaylmlar karsnda iki ayrcala sahipcir: cam
da yzeyden kopcuklar iin dzenlerini ya da ekillerini deicirmek zorunda kalmazlar
ve bu nedenle cemsil-edicidirler; dier yandan, daha hzl giderler nk daha az engelle
karlarlar. Bkz. iV, 67-7 1 , 1 99-209.

302 Anlamn Mant


araya getiren Epikurosu yntemin zgnlnn neye dayandn
imdi gryoruz. Yntemin iki ynnn birliini salayan ey zaman
teorisi ve onun ''tketici'' olma zelliidir. nk asgari bir dnlebilir
zaman olduu gibi asgari bir duyulur zaman ve her iki durumda da
asgariden daha kk bir zaman vardr. Ama o halde analoji iindeki
zamanlar ya da zaman n analoji iindeki belirlenimleri dnlrden
duyulura ve tersine gememizi salayan bir derecelilie, bir aamalla
gre rgtlenmektedir: 1 ) asgari dnlebilir zamandan daha kk
zaman (clinamen'in meydana getirdii incertum tempus) ; 2) dnlebilir
asgari srekli zaman (ayn ynde giden atomun hz); 3) asgari duyulur
zamandan daha kk zaman (simlakrn igal ettii punctum temporis);
4) duyulur asgari srekli zaman (nesnenin algsn salayan imge buna
karlk gelir).24
Derinlikten gelen yaylmalardan da, eylerin yzeyinden kopan
sim lasyonlardan da ayr olan nc bir tr vardr. Nesneler karsnda
byk bir bamszla, meydana getirdikleri imgelerin iinde ar bir
hareketlilie, ar bir kararszla sahip olan (nk nesneden yaylan
srekli katklarla yenilenmeyen) fantazmlar. Burada artk imge nesnenin
kendisinin yerine geiyor gibidir. Bu yeni simlakr trnn temel
eidi vardr: teolojik, dsel, erotik. Teolojik fantazmlar gkyznde
kendiliinden kesierek bulutlardan usuz bucaksz imgeler oluturan,
yksek dalar ve dev ekilleri izen simlakrlardan meydana gelir. 25
nk zaten simlakrlar her yerdedir; durmadan onlarn iinde yzeriz,
dalgalara arpar gibi onlara arparz. Baz durumlarda, yayldklar
nesnelerden ok uzakta olan, onlarla tm yakn ilikilerini yitirmi
simlakrlar bu byk zerk ekilleri dourur. Bamszlklar bu ekilleri
daha da deiken hale getirir; onlarn dans ettikleri, konutuklar,
sonsuzca tonlarn ve jestlerini deitirdikleri sylenebilir. O halde,
Hume' un da ileride anmsataca gibi, tanrlara inancn kkeninde

24 Epikuros simlakrlarn da tpk aton1lar gibi "dnce kadar hzl'' gittiini


sylediinde (HerodotoJ'a Mektup, 48) ve Lucretius boluktaki atomlarn hz iin kulland
ifadelerin aynsn simlakrlarn hz iin de kullandnda (iV, 206-208 ve il, 1 62- 1 64) bu
dereceliliin analojisi net olarak ortaya kar.
25 iV, 1 30- 1 42.

Ek 1: Simlakr ve Antik Felsefe 303


deimezlikten ziyade tutkularn oynakl ve deikenlii yatmaktadr. 26
kinci tr fantazmlar farkl nesnelerden gelen son derece ince ve dank
simlakrlardan oluur. Karmaya, younlamaya ve dalmaya msait,
gzle grlmeyecek kadar hzl ve uucu olan bu fantazmlar animus'ta
sadece ona ait olan grntler meydana getirir: yar at yar insan
yaratklar, bal kpekler ve hayaletler, arzuya karlk gelen btn
dier imgeler, her eyden nce de dlerdeki imgeler. Bunlardan arzunun
yaratc olduu sonucu kmaz, ama arzu zihni dikkatli hale getirir
ve iinde yzdmz tm bu ince fantazmlardan kendine en uygun
olan semesini salar; beden uykudayken kendi zerine toplanm ve
bastrlm zihin bu fantazmlara daha da ok alr.27 nc trden
erotik fantazmlara gelince onlar da yine ok farkl nesnelerden gelen,
younlamaya msait simlakrlardan oluur (''kollarmzn arasnda
tuttuumuzu sandmz kadn birdenbire erkee dnm gibi
grnr''). S imlakrlarn oluturduu imge kukusuz o anki ak
nesnesiyle ilikilidir, ama dier gereksinimlerde olup bitenden farkl ola
rak bu nesne ne yenip yutulabilir ne de sahiplenilebilirdir, sadece imge
arzuyu esinlendirmekte ve canlandrmakta, artk salam bir gereklie
iaret etmeyen bir serap meydana getirmektedir: ''gzel bir yzdeki ya da
ho bir tendeki hibir ey bedenin hazzna sunulmaz, rzgarn savurduu
28
sefil bir umut olan uucu simlakrlardan baka."
Zamann kendisi de harekete bal olarak sylenir. Bu yzden atomun
boluktaki hareketine bal olarak bir dnce zamanndan ve algladmz,
atomik bileiklerin niteliklerini alglamamz salayan hareketli imgeye
bal olarak bir duyulur zamandan sz ediyoruz. Ayrca atomun hareketinin
belirlenimi olarak clinamen balamnda asgari dnlebilir zamandan daha
kk bir zamandan, imgenin bileenleri olarak simlakrlar balamnda ise
asgari duyulur zamandan daha kk bir zamandan sz ediyoruz (hatta
bu bileenler iin de diferansiyel hz dzeyleri var, derin yaylmlar yzey
simlakrlarndan, bunlar da nc trden daha az hzllar). Belki de tm

26 V, 1 1 69 vd. Aslna baklrsa Lucrecius tamamlayc iki unsur olarak fancazmn


hareketlilii ve gksel dzenin deimezliine bavurur.
27 iV, 722 vd., 962 vd.
28 iV, 1 094- 1 096.

304 Anlamn Mant


bu anlamlaryla hareket sfatlara ya da zelliklere (conjuncta) kart olarak
''olaylarn'' (eventa, Epikuros'un semptom adn verdii ey) kurucusudur,
yle ki zamann olaylarn olay, hareketi izleyen ''semptomlarn semptomu''
olduunu sylemek gerekir. 29 nk sfatlar cisimden soyutlanamaz ya
da ayrlamaz olan zelliklerdir: rnein atomun ekli, boyutu, arl, ya
da bir bileiin olduu ey olmasn salayan atomik dzeni ifade eden, o
bileie ait nitelikler (atein scakl, suyun akkanl) . Oysa olay daha
ziyade eyin doasn bozmadan onun bana geleni ya da gideni, yani eyin
dzeniyle uyumlu bir hareket derecesini ifade eder: rnein bileiklerin ve
simlakrlarnn hareketleri ya da her bir atomun hareketleri ve arpmalar.
Doum ve lm, birleme ve dalma da bileiklerin dzeyinden aa bir
dzeydeki elere bal olarak birer olaydr, bu elerin varoluu karlk
gelen zamanlarn snr amlarnda hareketlerin deikenliiyle uyumludur.
Artk sahte sonsuzluk meselesini zebilecek durumdayz. Simlakrlar
kendi balarna alglanamazlar, sadece simlakrlarn asgari bir duyulur
zamanda birbirlerine eklenileri (imge) alglanabilir. Yine de dnlebilir
asgari bir srekli zamanda atomun hareketi nasl bu asgari zamandan
daha kk bir zamanda meydana gelen sapmay gsteriyorsa imge de
simlakrlarn duyulur asgari srekli zamandan daha kk bir zamanda
meydana gelen ardkln ve ekleniini gsterir. Ve clinamen nasl
dncede sahte zgrlk kavraylar uyandryorsa simlakrlar da duyum
samada sahte bir isten ve arzu duygusu uyandrr. Asgari duyulurun
berisinde varolmalarn ve etkide bulunmalarn salayan hzlar sayesinde,
simlakrlar oluturduklar imgelerde bir sahte sonsuzluk serab retirler
ve sonsuz zevk alabilme ve sonsuz ac ekebilecek olmaya ilikin ifte
yanlsamay, dindar insana zg o gz doymazlk ve kayg, agzllk ve
vicdan azab karmn doururlar. zellikle bunlarn en hzls olan nc

29 Bkz. Sextus Empirics, Adv. Math. , X, 2 1 9. Epikuros'un (Herodotos'a Mektup, 68-


73) ve Lucrecius'un (I, 440-482) metinlerinde bize anlatld haliyle olay teorisi hem
zengin, hem de karanlk ve fazlasyla ksadr. Sadece boluk cisimsiz olduuna gre, olay
cam olarak cisimsiz bir konunda deildir, ama kukusuz simlakrla ve son kertede atomun
harekeciyle zsel bir iliki iindedir (47 1 -477). Scoaclarn olaya iyi belirlenmi bir konum
kazandrmalarn salayan ey, sonularn nedenlerden doa bakmndan farkl olduunu
syleyerek nedensellii blmeleridir; nedensel ilikiyi nedenle sonucun homojenliini
koruyan dizilere gre blen Epikurosular iin bu mmkn deildir.

Ek !: Simlakr ve Anrik Felsefe 305


trde, fantazmlarda, yanlsamann ve ona elik eden mitoslarn gelimesine
tank oluruz. Teoloj inin, erotizmin ve dln karm iindeki ak
arzusu, sonsuzca srmesini diledii hazz srasnda bile acnn ve buhrann
tadna bakmasna yol aan simlakrlardan baka bir eye sahip deildir;
tanrlara inancmz ise bize dans ediyormu, durularn deitiriyormu,
ebedi cezalar vaat eden lklar atyormu, ksacas sonsuzluu temsil
ediyormu gibi grnen simlakrlara dayanr.

* * *

Yanlsama gerek sonsuzluun salam biimde ayrt edilmesi ve i


ie gemi zamanlar n, ierdikleri snr amlaryla birlikte doru deer
lendirilmesi dnda nasl engellenebilir ki? Doalcln anlam budur. O
zaman fantazmlar, rettikleri etki de dahil olmak zere haz nesnelerine
dnr. Bu etki nihayet olduu gibi belirmektedir: ok eitli nesnelerin
dsal olarak birbirine karmasyla, ardklklar ve ezamanllklar
younlamas olarak aklanan bir hz ve haf.Aik etkisi. Sahte sonsuzluk
ruhun huzursuzluunun ilkesidir. Doalclk olarak felsefenin speklatif
nesnesi ve pratik nesnesi, bilim ve haz bu noktada kesiir: sz konusu olan
hep yanlsamay, sahte sonsuzluu, dinin sonsuzluunu ve bunun kendini
ifade ettii tm teolojik-erotik-dsel mitoslar ifa etmektir. ''Felsefe ne
ie yarar?'' diye soranlara yle yant vermek gerekir: en azndan zgr
bir insan imgesi karmak sz konusuysa, glerini dayandrmak iin
mitosa ve ruhun huzursuzluuna gereksinim duyan tm kuvvetleri ifa
etmek sz konusuysa felsefeden baka neye bavurabiliriz? Doa gelenekle
kartlk iinde deildir, nk doal gelenekler vardr. Doa uzlamla
kartlk iinde deildir: hukukun uzlamlara bal olmas doal hukukun
varln, yani hukukun arzularn gayrimeruluunu onlara elik eden
ruh huzursuzluuyla len doal bir ilevinin olmasn engellemez. Doa
icatla kartlk iinde deildir, icatlar Doann kefedilmesinden ibarettir.
Ama Doa mitosla kartlk iindedir. nsanlk tarihini betimlerken,
Lucretius bize bir tr telafi yasas olduunu gsterir: insann mutsuzluu
geleneklerinden, uzlamlarndan, icatlarndan ya da sanayisinden gelmez,
bunlara karan mitos parasndan ve insann duygularna da yaptlarna
da dahil ettii sahte sonsuzluktan gelir. Dilin kkenlerine, atein ve ilk

306 Anlamn Mant


metallerin kefine ilkeleri bakmndan mitsel olan krallk, zenginlik ve
mlkiyet elik eder; hukuk ve adalet uzlamlarna tanrlara inan, tun
ve demir kullanmna savalarn gelimesi, zanaatn ve sanayinin icatlarna
lks ve taknlk elik eder. nsanln mutsuzluuna yol aan olaylar o
olaylar mmkn klan mitoslardan bamsz dnlemez. nsanda mitosa
ait olanla Doaya ait olan birbirinden ayrmak, Doann kendisinde de
gerekten sonsuz olan yle olmayandan ayrmak: Doalcln pratik
ve speklatif nesnesi budur ite. lk filozof doalcdr: tanrlar hakknda
konumak yerine doa hakknda konuur. Bu yzden de felsefeye Doann
tm pozitifliini alp gtrecek yeni mitoslar sokmamak zorundadr. Etkin
tanrlar dinin mitosudur, yazg sahte bir fiziin mitosudur, Varlk, Bir ve
Btn ise tamamen teolojiye gmlm sahte bir felsefenin mitosudur.
''Mitostan-arndrma'' giriiminde asla bu denli ileri gidilmemitir.
Mitos daima sahte sonsuzluun ve ruh huzursuzluunun ifadesidir.
Doalcln en derin sabit zelliklerinden biri znt veren her eyi,
znt nedeni olan her eyi, iktidarn uygulamak iin zntye
gereksinim duyan her eyi ifa etmektir.J0 Lucretius'tan Nietzsche'ye
dek, ayn ama izlenmi ve yakalanmtr. Doalclk dnceyi bir
olumlamaya dntrr, duyumsamay bir olumlamaya dntrr.
Olumsuzun saygnlna meydan okur, olumsuzu tm gcnden mahrum
brakr, felsefede olumsuzluk rthunun konuma hakkn elinden alr.
Olumsuzluk ruhu duyulur olan bir grne dntrmektedir, zihinsel
olan Bir'de ya da Btnde birletiren de odur. Ama bu Btn, bu Bir bir
dnce hiliinden ibarettir, bu grn bir duyum hiliinden ibarettir.
Lucretius'a gre, Doalclk tm eleri ayn anda bir araya gelmeyen sonsuz
bir toplamn dncesidir, ama dier taraftan da birbirlerine eklenmeyen
sonlu bileiklerin duyumsanmasdr. ok olan, bu iki ekilde olumlanm
olur. ok olarak ok bir olumlama nesnesidir, ayn ekilde, eitli olarak

30 Trajik veba tasvirinin iirin sonu olduu elbette kabul edilemez. Bu son, Hristiyanlarn
bir Epikurosunun aclar iideki kiisel sonunu gstermek iin yaydklar delilik ve intihar
sylentisiyle fazlaca rtyor. Gerekten de Lucretius'un yaamnn sonunda delirmi
olmas mmkndr. Ama yaamla ilgili szde verilere bavurarak iir hakknda bir sonuca
varmak da iiri bir semptomlar kmesi olarak ele alp yazarnn "kiisel" durumu hakknda
bir sonuca varmak da ayn lde bouna olur (vahi psikanaliz). Kukusuz, psikanalizle
saat arasndaki ilikiler problemi bu ekilde ortaya konamaz - bkz. 33. dizi.

Ek 1: Simlakr ve Antik Felsefe 307


eitli bir sevin nesnesidir. Sonsuzluk, elerini bir btnde birletirmeyen
bir toplamn mutlak zihinsel belirlenimidir (kusursuzluk) , ama sonluluk
da bileik olan her eyin mutlak duyulur belirlenimidir (kusursuzluk) .
Sonlunun saf pozitiflii duyularn nesnesidir; gerek sonsuzun pozitiflii
dncenin nesnesidir. Bu iki bak as arasnda hibir kartlk yoktur,
karlkllk vardr. Lucretius uzun sre geerli olacak ekilde doalcln
ierimlerini belirlemitir: Doann pozitiflii, olumlama felsefesi olarak
Doalclk, oklu olumlamaya bal oulculuk, eitlinin sevincine bal
hazclk, tm mitletirmelerin pratik eletirisi.

308 Anlamn Mant


il

FANTAZM VE MODERN EDEBYAT

1. - KLOSSOWSKI YA DA DL-BEDENLER

Klossowski'nin yapt beden ve dil arasndaki artc bir paralellik


zerine ya da daha dorusu bunlarn birinin dierine yansmas zerine
kurulmutur. Akl yrtme dilin ilemidir, ama pandomim de bedenin
ilemidir. Belirlenmesi gereken sebeplerle, Klossowski akl yrtmeyi
znde teoloj ik olarak ve ayrc tasm biimine sahip olarak kavrar. Dier
kutupta, bedenin pandomimi znde sapkndr ve ayrc bir eklemlenme
biimine sahiptir. Bu balang noktasn daha iyi anlamak iin bir ipucu
var elimizde. rnein biyologlar bedenin geliiminin zincirleme ekilde
gerekletiini retiyorlar bize: bir uzuv tomurcuu sa ayak olarak
belirlenmeden nce ayak olarak belirleniyor vb. Hayvan bedeninin boca
lad ya da ikilemlerle iledii sylenebilir. Ayn ekilde akl yrtme de
zincirleme ekilde ilerler, bocalar ve her dzeyde atallara ayrlr. Beden
ayrc bir tasmdr; dil farkllamakta olan bir yumurtadr. Beden sakl bir
dil barndrr, onu iinde tutar; dil grkemli bir beden meydana getirir. En
soyut kantlamalar birer mimiktir, ama bedenlerin pandomimi de bir tasm
zincirleniidir. Pandomim mi akl yrtyor, yoksa akl yrtme mi mim
yapyor, artk bilemiyoruz.
Bir adan, bizim amz sapknl kefediyor. Bunun iin davra
nlar betimlemeye, iren anlatlar gelitirmeye ihtiyacmz yok. Sade' n
buna ihtiyac vard, artk Sade'dan gelen bir kazanm var. Biz daha
ziyade ''yapy'', yani bu betimlemeler ve anlatlarla doldurulabilecek
(nk onlar mmkn klan) , ama sapkn olarak kabul edilmek iin

Ek 11: Fantazm ve Modern Edebiyat 309


buna ihtiyac olmayan biimi aratryoruz. Sapkn dediimiz ey tam
da bedendeki bu nesnel bocalama gcdr, ne sa ne sol olan bu ayak,
bu zincirleme belirlenim, onda blnen farkllamaml asla ortadan
kald rmayan bu farkllama, farkn her anna damgasn vuran bu
asl kal , dn her anna damgasn vuran bu hareketsizlemedir.
Gombrowicz, hibir mstehcen anlat iermeyen ve sadece donuk bir
harekette bocalayp den asl kalm gen bedenleri gsteren sapkn
bir romana Pornografi adn verebiliyor. Bambaka bir teknik kullanan
Klossowski'de ise cinsel betimlemeler byk bir kuvvetle ortaya kyor,
ama bedenlerin bocalayn ''doldurmak'' ve onu ayrc tasmn
paralarna datmak iin . O halde bu tr betimlemelerin varl dilsel
bir ileve sahiptir: sz konusu olan, dil ncesi ya da dil d halleriyle
bedenlerden bahsetmek deil, aksine szcklerle saf ruhlar iin ''grkemli
bir beden'' meydana getirmektir. Kendi bana rr stehcen olan bir ey
yoktur, diyor Klossowski, yani mstehcenlik bedenin dile sokulmas
deil, bunlarn birbirine yansmas ve ruh iin bir beden reten dil
edimidir, dilin bir bedeni yanstarak kendi kendini amasn salayan
edim. ''Tenin arlklarndan daha szel bir ey olamaz . . . Tensel edimin
yinelenen betimlenii sadece ihlal etmeyi aklamaz, kendisi de dilin dil
tarafndan ihlalidir." 1
Bir baka adan, bizim amz teolojiyi kefediyor. Artk Tanr'ya
inanmaya hi ihtiyacmz yok. Biz daha ziyade ''vapy'', yani inanlarla
doldurulabilecek, ama teoloj ik olarak kabul edilnek iin buna hi de
ihtiyac olmayan biimi aratryoruz. Artk teoloj i var-olmayan eylerin
bilimidir, bu tanrsal ya da tanr kart eylerin, sa'nn ya da Deccal'in,
dili harekete geirme ekli, dil iin ayrmlarla blnecek olan grkemli
bir bedeni meydana getirme eklidir. Nietzsche'nin Tanr'yla dilbilgisi
arasndaki baa ilikin ngrs gereklik kazanmaktad r, ama bu kez ba
kabul edilir, istenir, oynanr, mimi yaplr, ''bocalanr'', ayrmn tm ynleri
boyunca gelitirilir, Deccal'in, armha gerili Dionysos'un hizmetine
sunulur. Sapknlk nasl bedene zg gse ok-anlamllk da teolojinin
gcdr; bunlar birbirine yansr, biri en mkemmel pandomimse dieri de
en mkemmel akl yrtmedir.

1 Un sifaneste disir, Gallimard, 1 963, s . 1 26- 1 27.

310 Anlamn Mant


Klossowski'nin yaptnn artcl ite buna dayanr: bu ok zel
anlamyla, teoloj inin ve pornografinin birlii. Bunu st dzey bir pornoloji
olarak adlandrmalyz. Klossowski' nin metafizii ama biimi budur:
mime dayal kantlama ve tasma dayal pandomim, bedendeki ikilem ve
tasmdaki ayrm. Roberte'in maruz kald tecavzler akl yrtmeleri ve
ikilemleri dengeler, te yandan tasmlar ve ikilemler de bedenin durularna
ve mulaklklarna yansr.2 Akl yrtmeyle betimleme arasndaki
ba daima en yksek mantksal problem, bu problemin en soylu biimi
olmutur. Mantklarn almalarnda aka grrz bunu, onlar belki
de problemi fazlasyla genel koullarda ortaya koyduklar iin ondan
bir trl kurtulamazlar. Kat, keskin koullar betimlemenin patolojide
bedenlerin sapknlna ilikin olduu (ayrc organik zincirlenme) ve akl
yrtmenin teolojide dilin ok-anlamllna ilikin olduu (ayrc ruhsal
tasm) koullardr. Akl yrtme-betimleme ilikisiyle ilgili problem Sade'la
birlikte bir ilk zme kavumutur ve bu zm ok byk bir teorik
ve teknik, felsefi ve edebi neme sahiptir. Klossowski yepyeni yollar aar,
nk hem sapknlkla hem de teoloji ya da anti-teolojiyle ilgili modern
kavraymzn koullarn ortaya koyar. Her ey bu armayla, bedenin ve
dilin bu yansmasyla balamaktadr.

* * *

Paralellik ilk olarak grmeyle konuma arasnda ortaya kar. Des


Forets'nin gzetleyici bir gevezeyi sahneye koyan romannda 3 grmek zaten
ok zel bir ileme ya da seyretme biimine iaret etmektedir: yansmalarn
saf grs. Bu yansmalar yansttklar eyi oaltrlar ve gzetleyiciye imdi
bakalarnn yznde ikizini ya da yansmasn seyrettii bu tutkular kendi
yaasayd hissedeceinden daha iddetli bir katlm salarlar. Klossowski'de
de durum ayndr; Octave, kars Roberte'i konuklara ''sunmasn'' salayan
konukseverlik yasasn ilan ettiinde ayn ey olur. Octave iin sz konusu

2 Le Bain de Diane (Pauvert, 1956) adl kitapta, ayrc tasm mitosun yorumlanna ve
mitosta bedensel olan tekrar kurmaya ynelik genel bir yntem haline gelir.
3 Deleuze, Louis-Rene des Forets'nin 1 946 tarihli Le Bavard (Geveze) balkl anlatsna
gnderme yapyor. (:. n.)

Ek i l : Fanazm ve Modern Edebiya 311


olan, Roberte'in zn oaltmak, Roberte'in onunla ilikiye giren kiiler
kadar ok simlakrn ve yansmasn yaratmak ve Roberte'in kendi
ikizleriyle bir eit rekabete girmesini salamaktr. Bu sayede gzetleyici
Octave, Roberte'i tm yalnlyla kendisi iin saklasayd olacandan
daha fazla ona sahip olmu, onu tanm olur. ''Roberte'in kendisinden
haz almas, onun eleriyle gelitirdiim kadnda kendini bulmaya merak
salmas ve yava yava kendi ikiziyle bir eit rekabete girerek zihnimde
ekillenen grntlerin bile tesine gemek istemesi zorunluydu: yani
Roberte'in daima frsat peinde olan gen insanlarla, aylak adamlarla
evrili olmas lazmd." 4 Grsel sahip olma budur: ancak zaten sahip
olunana gerekten sahip olunur. Bir bakas tarafndan sahip olunana deil
sadece, nk bakas burada bir aracdan ibarettir ve son kertede varlktan
yoksundur. Bir l tarafndan sahip olunana, ruhlar tarafndan sahip
olunana. Ancak kendinden km, kendi dna srlm, ikizlemi olana,
bakta yansyana, sahiplenici ruhlarca oaltlana gerekten sahip olunur.
Bu yzden, Le Souffieu r'de Roberte nemli bir problemin konusudur: ''iki
dul iin tek bir l'' olabilir mi? yleyse sahip olmak sahip olmaya sunmak
ve bu sunulan grmek, onu sunuda oalrken grmektir. ''Sevilen ama
canl bir varln byle ortaklaa kullanm sanatnn adanm bakyla
belli bir yaknlk tar'' 5 Qoyce'un Exiles oyununda da tuhaf bir alma ve
sunu temas olduu anmsanacaktr).
Grmenin ilevi ikizler retmek, ikiye ayrmak, oaltmaksa kulan
ilevi de yanklamak, yanklandrmaktr. Klossowski'nin btn yapt tek bir
amaca doru ynelir: kiisel zdeliin yitimini salamak, benlii datmak.
Klossowski'nin karakterlerinin deliliin ucuna yolculuktan getirdikleri
muhteem ganimettir bu. Ama benliin zl patolojik bir belirlenim
olmaktan kp pozitif ve kurtarc vaatlerle ykl en yksek g haline gelir.
Benliin ''zlm'' olmasnn sebebi her eyden nce dalm olmasdr:
sadece baklan, bakla zdeliini yitiren benlik deil, bakan, kendi dna
kan, kendi baknda oalan benlik de dalmtr. Octave, Roberte'le

4 La Revocation de l'Edit de Nantes, Minuir, 1 954, s. 59. Bu ki rap Roberte ce soir (Minuir,
1 953) ve Le Souffteur le (Pauverr, 1 960) birlikre, Les Lois de l'hospitalite (Gallimard, 1 965)
'

bl alrnda rekrar yaymlanan bir leme olururur.


5 La Revocation, s. 48.

312 Anlamn Manr


ilgili sapkn projesini yle dile getirir: ''Onu grldn nceden grmeye
srklemek... , onu kendini asla gzden kaybetmeden jestlerini bu kendilik
duygusundan koparmaya tevik etmek... , jestlerini kendi yansmasna
yklemesini, adeta kendi kendini taklit etmesini salamak .." 6 Ama Octave
.

baka baka kendisinin de zdeliini yitirdiini, kendi dna ktn,


bakldka oalan dieri gibi kendisinin de baktka oaldn bilir - ve
Ktlk fikrinin en derin ieriinin burada yattn. Bylece grmeyle sz
arasndaki zsel iliki ve su ortakl da ortaya kar. nk ikizler, simlakrlar
ya da yansmalar karsnda konumaktan baka nasl bir tavr taknlabilir ki?
Sadece grlebilir olan ya da sadece duyulabilir olan karsnda, baka bir
organ tarafndan asla alglanmayan ey karsnda, bellekte bir Unutmann,
imgelemde bir mgelenemezin, dncede bir Dnlemezin konusu olan
ey karsnda ondan sz etmekten baka ne yaplabilir? Dilin kendisi de tm
ikizleri ifade eden nihai ikizdir, en yksek simlakrtr.
Freud rntgencilik ve tehircilik modeli zerinden etkin-edilgin iftler
meydana getiriyordu. Bu ema Klossowski'yi tatmin etmez; o, grmenin
edilginliine karlk gelen tek etkinliin, grmenin etkilenmesine karlk
gelen tek etkilemenin sz olduunu dnr. Sz yansmalar, yanklanmalar
ve ikizler karsnda, onlar hem almlamak hem canlandrmak iin
bavurduumuz etkin tavrdr. Grme sapknsa sz de sapkndr. nk
mesele elbette bir ocuk gibi ikizlerle ve simlakrlar/a konumak deildir.
Mesele onlar hakknda konumaktr. Kiminle? Bir kez daha ruhlarla.
Gerekli netlikle, daha da nemlisi gerekli slupla yaplmak kouluyla, bir
ey ya da birisi ''isimlendirilir isimlendirilmez'', ona ''iaret-edilir edilmez''
o ey ayn zamanda ''ele verilmi'' olur: isim kaldrlr ya da daha dorusu
isimlendirilenin ismin ardndaki okluu aa karlr, eyin ikizi karlr,
yanstlr, ayn szcn ardnda birok ey grmeye sunulur, tpk
grmenin tek bir bakla birok eyi konumaya sunmas gibi. Asla birisiyle
konuulmaz, birisi hakknda, onu yanstabilecek ve ikiye ayrabilecek bir
gle konuulur; bu ekilde, isimlendirilen ey tuhaf bir ayna olan ruh
iin ele verilmi olur. Octave muhteem gururuyla yle der: Roberte'le
konumadm, ona bir ruhun ''ismini vermedim''; aksine ruha Roberte'in
ismini verdim, bylece onu ''ele verdim'' ki ruh Roberte'in saklad eyi

6 La Rivocation, s. 58.

Ek il: Fantazm ve Modern Edebiyat 313


aa karabilsin, Roberte kendi ismi altnda topladklarn nihayet serbest
brakabilsin.7 Bazen grme sz tetikler, bazen sz grmeye yn verir. Ama
daima grlenin ve konuulann, ayrca grenin ve konuann oaltlmas
ve yanstlmas sz konusudur: konuan, benliklerin byk zlne dahil
olur, hatta bu zl ynetir ya da kkrtr. Michel Foucault, Klossowski
zerine gzel bir makale yazm, ikizlerin ve simlakrlarn, grmenin ve
dilin oyununu incelemitir. Foucault, Klossowski'deki grme kategorilerini
saptar: simlakr, benzeim, simlasyon.8 Bunlara dilin kategorileri karlk
gelir: arma, kkrtma, yrrlkten kaldrma. Grme nasl grdn
ikiye ayryor ve greni oaltyorsa dil de sylediini ele verir ve konuan
oaltr (rnein Le Soujjleur de st ste gelen seslerin okluu) .
'

Bedenlerin konutuunu uzun sredir biliyoruz. Ama Klossowski


neredeyse dilin olutuu merkez olan bir noktaya iaret eder. Bir
Latinceci olarak, Quintilianus' a bavurur: beden belirttikleri eyin aksinin
anlalmasna yol aacak jestler yapabilir. Bu tr jestler dilde szdizimi
yanl denilen eyin dengidir. 9 rnein, bir kol saldrgan iterken dier
kol bekler ve onu kabullenir gibi durur. Ya da ayn el iterken mecburen
avucunu da uzatmaktadr. Ve parmaklarn oyununda baz parmaklar dik
dururken dierleri bklmtr. Octave' n bir gizli tablo koleksiyonu
vardr; hem lngres, hem Chasseriau, hem de Courbet'ye yakn olan,
resmin bedenlerin szdizimi yanllarnda, rnein Lucretia' nn mulak
jestinde yattn bilen hayali ressam Tonnerre' in tablolardr bunlar. Bu
hayali betimlemeler La Revocation'a ritmini kazandran parlak stereotipler
gibidir. Kendi gerek izimlerinde, byk bir gzellik tayan levhalarnda
da Klossowski, szdizimi yanllarnn organ olarak ele ar yklenmek
pahasna cinsel organ isteyerek belirsiz brakr. Ama elin, onun mulak
jestinin, ''asl kalm jestinin'' pozitiflii nedir tam olarak? Bu tr bir jest
ayn zamanda dile de isel olan bir gcn ete kemie brnmesidir: ikilem,
ayrm, ayrc tasn. Octave, Lucretia'y temsil eden tablo hakknda yle

7 Roberte, s. 3 1 (bu blm "Ele Verne" baln tar).


8 Michel Foucault, "La Prose d'Acteon", Nouvelle revue franaise, Mart 1964 [Trkesi:
"Acteon'un slubu", Sonsuza Giden Dil, !ieme Yazlar 6 iinde, I. Ergden (ev.), Ayrnt
Yaynlar, 2006, s . 1 38-1 52] .
9 La Revocation, s . 1 1 - 1 2.

314 Anlamn Mant


yazar: o ''Lucretia boyun eerse hi kuku yok ihanet etmi olur; boyun
emezse ona sataan kii tarafndan ldrldkten sonra stne stlk
bir de iftiraya urayaca iin ihanet etmi gibi grnecektir. Bana gelen
felaketi syler sylemez kendini yok etmeye karar verdii iin mi boyun
ediini gryoruz onun? Yoksa konutuktan sonra yok olmak pahasna,
nce boyun emeye mi karar vermi? Kukusuz dnd iin boyun
eiyor, dnmeseydi hemen kendini ldrr ya da ldrtrd. Ama
kendini kendi lm tasarsna yanstarak Tarquinius'un kollarna atlyor
ve Aziz Augustinus'un ima ettii gibi, belki de kendi ehvet duygusuna
yenik dp sonradan bu karklk, bu szdizimi yanl yznden kendini
cezalandryor. Bu da, Ovidius'un dedii gibi, onurunu yitirme korkusuna
yenik dmek demek. kiye ayrlan kendi ehvet duygusuna yenik dyor
derdim ben olsam: kendi namusuna ynelik ehveti namusu terk edip
tensellik kazanyor." te zdelikleri iinde zincirleme ikilem ve asl
kalm jest hem bedenin belirlenimini hem dilin hareketini temsil ediyor.
Ama ortak enin yansma olmas bize baka bir ey daha gsteriyor.
Beden znde ''bklme'' [fiexion] olduu iin dildir. Yansmada
[rejlexion] bedensel bklme adeta ikiye ayrlr, 2 blnr, kendi kendinin
karsna konur, kendine yanstlr; olaan durumda onu saklayan her eyden
kurtularak nihayet kendi bana ortaya kar. La Revocation'un etkileyici
bir sahnesinde, uzun ellerini kutsal kase dolabna daldran Roberte,
kendininkilere ok benzeyen iki uzun elin ellerini kavradn hisseder . . .

Le Souffleur'de, iki Roberte kavgaya tutuur, elleri birbirine kenetlenir ve


parmaklar birbirine dolanr, bu srada bir konuk ''fsldamaktadr'': Onu
ayrn! Roberte ce soir ise Roberte'in bir jestiyle, ''Victor' a, dokunaca ama

1O Birok tabloya ve edebi yapta esin vermi olan, Roma tarihinden bir ykye
gnderme. Erdemliliiyle tannan Lucretia, Sextus Tarquinius tarafndan tecavze urar.
Tarquinius, Lucretia'y boyun emedii takdirde onu ldrmekle ve yatana l bir kle
koymakla tehdit etmitir. Tarquinius gittikte1 sonra Lucretia babasn ve kocasn artr,
olanlar anlatr ve intihar eder. Roma'nn M . . 509'da monariden cumhuriyete geii de
bu olayla ilikilendirilir, nk Tarqui1ius kraln oullarndan biridir. (r. n.)
11 La Revocation, s. 28-29.
1 2 Franszca metin bir dizi okanlamllk bar1dryor. Dnce, dnm ve yansma
anlamlarna gelen rejlexion szc harfiyen tekrar-bklme olarak da anlalabilir. Flexion
szc ise hem fiziksel bklmeye, hem dildeki bkne iaret ediyor. (. n.)

Ek i l : Fanazm ve Modern Edebiyat 315


asla eline almayaca bir ift anahtar'' uzatmasyla sonlanr: asl kalan
sahne, tecavz srasnda ''ruhlarn'' Roberte'in zerine boca ettii tm
ikilemleri ve tm tasmlar yanstan gerek bir donup kalm zincirlenme.
Ama beden bklmeyse dil de bklmedir. Dilin bknl karakterinin
onu rten, saklayan her eyden nihayet kurtularak ortaya kabilmesi iin
szcklerin bir yansmas/tekrar-bklmesi, szcklerde bir yansma/cekrar
bklme gerekmektedir. K.lossowski hayranlk verici Aeneis evirisinde
bu noktay aydnla kavuturur: slup aratrmas iki szce yansm,
szckler sayesinde kendi kendinin karsna konmu, kendine yansyan bir
bklmeden itibaren imgeyi aa karmaldr. st dzey bir ''szdizimi
yanlnn'' pozitif gc budur ite, szcklerin arpmas ve ifclemesiyle
kurulan iirin kuvveti. Dil bedenleri ses taklitleriyle deil bknle taklit
eder. Bedenler de dili organlarla deil bklmelerle taklit eder. Tamamen
dile isel bir pandomim vardr, tpk bedene isel bir sylem, bir anlat
olmas gibi. Jestlerin konumasn salayan ey szcklerin jestleri taklit
etmesidir: ''Vergilius'un epik iiri aslnda szcklerin karakterlerin jestlerini
ve ruh durumunu taklit ettii bir tiyatrodur... Beden deil szckler tavr
taknmaktadr, giysiler deil szckler rlmekte, zrhlar deil szckler
parlamaktadr. ." 13 K.lossowski'nin zincirlemeler ve asl kalmalardan,
.

yansyan bklmelerden oluan szdizimi hakknda da ok ey sylenebilir.


Bklmede, K.lossowski'nin szn ettii o ifte ''ihlal'' vardr: dilin ten
tarafndan ihlali ve cenin dil tarafndan ihlali. 14 K.lossowski bunlardan bir
slup, bir mimecik, zel bir dil ve zel bir beden karmay baarmtr.

* * *

Bu asl kalan sahnelerin rol nedir? Sz konusu olan, bu sahnelerde bir


srp gitmeyi, bir devamll kavramaktan ziyade dorudan onlar temel
bir tekrarn nesnesi olarak kavramaktr: ''Yaam, kendi kkeninin anlk
bir kavrannda nefesini tutar gibi, kendisini kendi dnde kavramak
iin kendini yineler. Ama yaamn kendini yinelemesi bu gsteriyi yeniden
reterek yinelemeden kurtulmay baaran sanatnn simlakr olmakszn

13 Aeneis evirisine giri.


14 Un sifaneste disir, s. l 26.

316 Anlamn Mant


umutsuzlua yenik derdi." 1 5 Tuhaf bir tekrar temas: kurtaran ama her
eyden nce tekrardan kurtaran bir tekrar. Psikanalizin tekrar yznden
hasta olduumuzu, ama yine tekrar yoluyla iyiletiimizi bize retmi
olduu dorudur. Le Souffieur tam da bir kurtuluun, bir '' iyilemenin''
anlatsdr. Ama bu iyileme rktc doktor Ygdrasil'in tedavilerinden
ok tiyatro egzersizlerine, tiyatroya zg tekrara dayanr. Peki tiyatrodaki
tekrarn kurtarc olmas iin ne gerekiyor? Le Souffieu r'deki Roberte,
Roberte ce soir' oynar ve iki Roberte'e blnr. Ama sadece kt oynarsa ve
beceriksizce rol yaparsa deil, fazlasyla doru tekrar ederse, fazlasyla doal
oynarsa da tekrar hedefini skalam olur. Yeni bir zmsz ikilem mi bu?
Yoksa biri sahte dieri gerek, biri umutsuz dieri kurtarc, biri balayc
dieri zgrletirici, biri tpatp benzerlik gibi eliik bir lte sahip olan,
dieri baka ltlere dayanan iki eit tekrar m tasarlamamz gerekiyor?
Klossowski'nin tm yaptn kateden bir tema vardr: dei tokula
gerek tekrar arasndaki kartlk. nk dei toku ar bir benzerlik bile
olsa sadece benzerlik ierir. Dei toku deitirilen rnlerin denkliinin yan
sra tpatp benzerlik ltne sahiptir; sahte tekrar, bizi hasta eden tekrar
meydana getiren odur. Gerek tekrar ise aksine dei toku edilemeyen, yeri
doldurulamayan, ikame edilemeyen ey karsnda takndmz tekil tavr
olarak ortaya kar: hibir szc deitirilemeyecek olduu lde tekrar
edilen bir iir gibi. Artk sz konusu olan, benzer eyler arasndaki denklik
deildir, hatta Ayn' nn zdelii de deildir. Gerek tekrar tekil, dei
toku edilemez ve farkl, ''zdelikten'' yoksun bir eye seslenir. Benzeri dei
toku etmek ve Ayn'ya zdelik vermek yerine farklya sahicilik kazandrr.
Klossowski'de kartlk u ekilde geliir: Le Souffeur'n kahraman Theodore,
Octave' n ''konukseverlik yasalarn'', Roberte'i davetlilere, konuklara sunarak
oaltmaya dayanan yasalar benimser. Ama bu benimsemeyle birlikte,
Theodore tuhaf bir rakiple kar karya kalr: Longchamp kona bir devlet
kurumudur, burada her ein dei toku nesnesi olarak hizmet vermek ve
kadnlarla erkeklerin ortaklaa kullanmna katkda bulunmak zere, vergi
kurallarna ve denklik normlarna gre ''bildirilmesi'' gerekmektedir. 16 Tam
da bu yzden Theodore, Longchamp kurumunda konukseverlik yasalarnn

15 La Revocation, s . 1 5.
16 Le Soujfleur, s. 5 1 vd., s. 7 1 vd.

Ek i l : Fanazm ve Modern Edebiyat 317


hem karikatrn, hem de kartn grr. Doktor Ygdrasil ona bo yere
anlatmaya alr: ''Karlk beklemeden vermekte ve asla bir ey almamakta
inatla diretiyorsunuz! Evrensel dei toku yasasna uymadan yaayamazsnz...
Sizin anladnz haliyle konukseverlik pratii tek yanl olamaz. Her
konukseverlik gibi bunun da, zellikle de bunun, yryebilmesi iin mutlak
karlkllk gerekiyor, ama siz bu adm atmak istemiyorsunuz: erkeklerin
kadnlar, kadnlarn da erkekleri ortaklaa kullanmasn. imdi sonuna kadar
gitmeniz, Roberte'i baka kadnlarla dei toku etmeye raz olmanz gerek,
Roberte'in sizi aldatmasn istemekte nasl inat ediyorsanz onu aldatmay da
kabullenmeniz gerek." 17 Theodore bu szlere kulak asmaz, gerek tekrarn
sunuda olduunu, karc dei toku ekonomisinin karsnda yer alan sunu
ekonomisinde olduunu bilir ( ... Georges Bataille'a sayg) . Konuun ve onun
dncesinin/yansmasnn konakla kartlk iinde olduunu bilir. Konukta
ve sunuda, tekrarn dei toku edilemez olann en yksek gc olarak ortaya
ktn bilir: ''koca karsna orospuluk yaptrsa da kadn kocann ei, dei
18
toku edilemez mal olmay srdrr."
Theodore hastaysa, sz konusu olan da onun iyilemesiyse deliliin
ucuna bir yolculuun sonunda Theodore nasl iyileiyor? Theodore tam
da dei toku riski onun saf tekrar abasn tehlikeye atp kemirdii
lde hastadr. Roberte ve K'nn kars, ellerinin birbirine kenetlendii
dvte bile kimin kim olduu ayrt edilemez hale gelene dek dei toku
edilmiyor muydu? K'nn kendisi de Theodore'un elindeki her eyi alacak ve
konukseverlik yasalarn arptacak ekilde onunla dei toku edilmemi
miydi? Theodore (yoksa K m?) iyilemesini tekrarn ar bir benzerlikte
yatmadn, dei toku edilenin tpatp benzerliinde, hatta zde olann
yeniden-retiminde yatmadn anlamasna borludur. Ne Ayn'nn
zdelii ne de benzerin denklii olan tekrar, Farkl olann yeinliinde
yatar. Birbirine benzeyen ve Roberte' in yerine geebilecek iki kadn yoktur;
Roberte'te, ayn kadnda iki varlk da yoktur. Ama Roberte kendi bana
bir ''yeinlie'' iaret-eder, bir kendinde fark, temel zellii geri gelmek
ya da tekrar edilmek olan bir eitsizlii barndrr. Ksacas ikiz, yansma,
simlakr, srrn sergilemek zere nihayet kendini aar: tekrar Ayn'ya ya da

17 Le Souf/leur, s . 21 1 , 2 1 2, 2 1 8.
18 Le Souf/leur, s. 2 14.

318 Anlamn Mant


Benzer' e dayanmaz, bunlar onun nclleri deildir, aksine farkllaandaki
tek ''ayny'' ve farkl olandaki tek benzerlii o retir. Nekahet dnemindeki
K (yoksa Theodore mu?) Nietzsche'nin nekahet dnemindeki Zerdt'nn
yanksdr. Tm ''iaret-etmelerin'' kmesiyle ve ''ele verilmesiyle'' birlikte
yeinliklerle dolu bir sisteme yer alr. Zaten Octave-Roberte ifti de
dncedeki saf bir yeinlik farkna gnderme yapar; Octave ve Roberte
isimleri eylere iaret-etmeyi brakp saf yeinlikleri, ykseli ve dleri
ifade ederler. 19
Donup kalm sahnelerle tekrar arasndaki iliki budur ite. Bir
''d'' , bir ''fark'' , bir ''asl kal'' yeniden balamaya, tekrara yansr. Bu
bakmdan, beden dile yansr: dilin zellii donup kalm sahneyi kendinde
yeniden balatmas ve onu ruhsal bir olaya ya da daha dorusu ''ruhlarn''
ortaya kna dntrmesidir. Dilde, dilin barnda ruh bedeni, bedenin
jestlerini temel bir tekrarn nesnesi olarak kavrar. Fark grmeye sunar ve
bedenleri oaltr, ama tekrar da konumaya sunar ve ok olana sahicilik
kazandrr, onu ruhsal bir olaya dntrr. Klossowski yle der: ''Sade'da,
kendine kar tavizsiz olan dil, gnlerce ayn kurbann zerine ullandktan
sonra bile tkenmek bilmez. . . Tensel edimde bir ihlal olabilmesi iin onun
ruhsal bir olay olarak yaanmas gerekir, ama onun nesnesini kavramak
iin de tensel edimin yinelenen bir betimleniinde olay aratrmak ve
yeniden retmek gerekir." 20 Sonu olarak bir Pornografi yazar nedir?
Tekrar eden, yineleyen. Edebiyatnn znde yineleyen biri olmas dilin
bedenle ilikisi hakknda, bunlarn her birinin dierinde bulduu karlkl
snr ve ihlal hakknda bizi bilgilendirmelidir. Gombrowicz'in Pornografi
romannda en nemli sahnelerin yine donup kalm sahneler olduu
anmsanacaktr: gzetleyici-konumac-edebiyat ve tiyatrocu kahramann
(ya da kahramanlarn) iki gence dayatt roller, ancak genlerin birbirlerine
kaytszlyla sapknlk kazanan sahneler, dilin ve grmenin bir tekrarnda
yeniden balayan bir d hareketiyle, bir dzey farkyla doruuna ulaan
sahneler, gzetleyici-konumac genlere ruhsal olarak sahip olduu, onlar

1 9 Bkz. Les Lois de l'hospitalite'nin sonsz: "Bir isim, Roberre, ilksel yeinliin zaten zel
bir iaret-ediliiydi"; ayn ekilde ifr ve srderiyle eldiven de eylere iaret-ermez, yeinlikleri
ifade eder (s. 334-336).
20 Un sifoneste desir, s. 1 26-1 27.

Ek i l : Fancazm ve Modern Edebiyac 319


ynlendirdii, ele verdii iin tam anlamyla sahip olma sahneleri. ''Yok,
hayr, bu grnt onlarn doal ritimlerine bu denli aykr dmeseydi, bu
denli donmu, hareketsiz, yabanc bir grnt olmasayd eminim bylesine
artc gelmeyecekti. . . Elleri, balarnn stnde, istemeden birbirlerine
dedi. Ve annda byk bir iddetle aa indirdiler ellerini. Bir sre her ikisi
de birlemi ellerine dikkatle baktlar. Sonra birden yere devrildiler; kimin
kimi devirdii pek belli deildi, onlar ellerinin devirdiini dnyordu
insan." 21 Bylesine yeni, bylesine nemli, stelik bylesine farkl iki
yazarn beden-dil ve pornografi-tekrar, pornografici-tekrarc, edebiyat
yineleyici temalar zerinden karlam olmas gzeldir.

* * *

kilem nedir? Onu ifade eden ayrc tasm neye karlk gelir? Beden
dildir. Ama olduu sz saklayabilir, onu rtebilir. Beden kendi yaptlar
hakknda sessiz kalnmasn isteyebilir ve genelde bunu ister. O zaman,
bedenin bastrd, ama ayn zamanda da yanstt, yetkilendirdii,
devrettii sz yasalardan ve erdemlerden sz ederken beden hakknda
sessizliini koruyan bir gzel ruhun sylemi haline gelir. Bu durumda
szn kendisinin gya saf olaca, ama dayand sessizliin saf olmad
aktr. Susarak, szn hem rtp hem yetkilendirerek beden bizi sessiz
hayallere srkler. Roberte, Devle Kamburun (yani kendi aralarnda da
nihai gereklik olarak bir dzey fark sergileyen ruhlarn) ona tecavz ettii
byk sahnede u szleri sylediini duyar: ''Bizi ne yapacaksnz ve biz
sizin etinizi ne yapacaz? Hala konuabildii iin onu kullanacak myz,
yoksa ona sonsuza dek sessiz kalmas gerekiyormu gibi mi davranacaz? . .
22
(Bedeniniz) saklad sz olmasayd bu kadar nefis olabilir miydi?''
Octave ise Roberte' e yle der: ''Sznz rtmek iin bir tek bedeniniz
var." 23 Aslnda Roberte sansr kurulunun bakandr; erdemlerden ve
yasalardan sz eder; katlktan yoksun deildir, iindeki ''gzel ruhu''

21 W. Gombrowicz, La Pornographie, Julliard, s. 1 47, 1 57 (Trkesi: J>ornografi, B. Tzer


(ev.), Ayrnt Yaynlar, 1 998, s. 1 09, 1 1 9, eviriyi deicirdim] .
22 Roberte, s. 73, 85.
23 Roberte, s. 1 33.

320 Anlamn Mant


ldrmemitir. . . Onun szleri saftr ama sessizlii saf deildir. nk
cam da bu sessizlikle ruhlar taklit eder; dolaysyla onlar kkrtr, onlarn
fkesini kkrtr, ruhlar onun bedeni zerinde, onun bedeninde hem dev
hem cce ''istenmeyen dnceler'' eklinde etkin olurlar. kilemin ilk
terimi budur: ya Roberce susar, ama ruhlarn fkesini kkrtr, sz ne
kadar safsa sessizlii de saflktan o kadar uzaktr. . .
Ya da sessizliin saf olabilmesi ve dilin bu sessizlie dayanan saf bir
dil olabilmesi iin saf olmayan, mstehcen, edepsiz bir dil gerekir. ''Siz
konuunca biz kayboluyoruz'' der ruhlar Roberce'e.24 Klossowski'nin
tek sylemek istedii, baya eyler hakknda konumann bizi onlar
dnmekten kurtard mdr? Hayr: saf olmayan bir sessizlikle susarken
saf olan dil nasl bedenin ruhu kkrtmasysa saf bir sessizlikle susan
saf olmayan dil de ruhun bedeni yrrlkten kaldrmasdr. Sade'n
kahramanlarnn dedii gibi, cinsellie dkn olan mevcut bedenler deil
burada olmayana ilikin o byk fikir tahrik eder ve Sade'da ''pornografi
ruhun tene kar bir mcadele biimidir''. Daha ak olarak, bedende
yrrlkten kaldrlan ey nedir? Klossowski, bedenin btnlnn
yrrlkten kaldrld, dolaysyla kiinin zdeliinin adeta asl kald,
buharlat yantn verir. Kukusuz bu yant ok karmaktr. Yine de
bu yant beden-dil ikileminin aslnda bedenle dilin iki ilikisi arasnda
kurulduunu hissetmemiz iin yeterlidir. ''Saf dil - saf olmayan sessizlik'',
dilin kiinin zdeliini ve bedenin btnln sorumluluk sahibi bir
benlikte buluturduu, ama bu benlii zen tm kuvvetler hakknda sessiz
kald belli bir ilikiye iaret eder. Ya da dilin kendisi bu kuvvetlerden biri
haline gelir, tm bu kuvvetleri stlenir ve btnln yitiren bedenin,
dalan benliin masumiyetin sessizlii olan bir sessizlie erimesini salar:
ikilemin dier terimi, ''saf olmayan dil - saf sessizlik'' ite budur. Baka
bir deyile, seim biri sahte biri gerek iki saflk arasnda, sorumluluun
ve masumiyetin, Anmsamann ve Unutmann safl arasndadr. Le
Baphomet, problemi dilsel bir dzlemde ortaya koyarak yle der: ya
szckleri anmsarz ama anlamlar karanlkta kalr, ya da szcklerin ans
kaybolduunda anlam ortaya kar.

24 Roberte, s. 85. Ayrca tm bu saf olma ve saf olmama hareketiyle ilgili olarak bkz. Un si
faneste desir, s. 1 23- 1 25.

Ek il: Fantazm ve Modern Edebiyat 321


Daha derinlemesine bakldnda, ikilemin doas teolojiktir. Octave
teoloji profesrdr. Le Baphomet batan sona, Tanr'nn sistemiyle
Deccal'in sistemini temel bir ayrmn iki terimi olarak kar karya getiren
bir teoloj i romandr. 25 Tanrsal yaratmn dzeni aslnda bedenlere dayanr,
bedenlere baldr. Tanr'nn dzeninde, var-olu dzeninde, bedenler
ruhlara iki zellik kazandrr ya da daha dorusu dayatr: zdelik ve
lmszlk, kiilik ve dirilebilirlik, iletilemezlik ve btnlk. Octave'n
batan karc teolojisine ilgi duyan yeen Antoine' n dedii gibi:
''letilemezlik nedir? - Bir bireyin varlnn birok bireye atfedilmesini
engelleyen ve kiiyi kendine zde olarak tam anlamyla kuran ilke. -
Kiinin yoksun brakc ilevi nedir? - Bizim tzmz bizden aa ya da
stn bir doa tarafndan stlenilemez hale getirmek." 26 Ruh bir bedene
bal olarak, ete kemie brnm olarak kiilik kazanr: lmle bedenden
ayrldnda mulak ve oklu gcn tekrar elde eder. Ruh kendi bedenine
kavumu olarak lmszlk kazanr, bedenlerin dirilii ruhun hayatta
kalmasnn kouludur: bedeninden koparsa, bedenini reddederse, bedenini
yrrlkten kaldrrsa ruh var-olmay brakacak, ama tedirginlik verici
gcyle ''alttan-alta-olacaktr'' . O halde, lm ve iki yanllk, lm ve
okluk gerek ruhsal belirlenimlerdir, ruhun gerek olaylardr. Tanr'nn
ruhlarn dman olduu, Tanr'nn dzeninin ruhlarn dzenine kar
iledii anlalyor: lmszl ve kiilii ina etmek zere, bunu zorla
ruhlara dayatmak zere Tanr bedenlerin tarafn tutmak zorundadr. O,
ruhlar kiinin yoksun brakc ilevine, diriliin yoksun brakc ilevine
tabi klar. Tanr' nn yollarnn vard yer ''tenin yaam'' dr. 27 yle ki Tanr
znde Haindir: o, ruhlara ihanet eder, nefeslere ihanet eder ve onlardan
gelecek karl bertaraf etmek iin kendisini ete kemie brndrerek
2
ihanetini ikiye katlar. 8 ''Balangta ihanet vard."
Nihai temel olarak Tanr'nn zdelii, evreleyen ortam olarak
dnyann zdelii, iyi temellenmi merci olarak kiinin zdelii, zemin

25 Le Baphomet, Mercure de France, 1 965.


26 Roberte, s. 43-44.
27 Roberte, s. 73.
28 Roberte, s. 8 1 .

322 Anlamn Mant


olarak bedenin zdelii, son olarak da geri kalan her eye iaret-etme
gc olarak dilin zdelii: Tanr'nn dzeni tm bu eleri ierir. Ama
Tanr'nn bu dzeni bir baka dzene kar kurulmutur: onda alttan-alta
olan ve onu kemiren bir baka dzen. Le Baphomet bu noktada balar:
Tapnak valyelerinin Tanr'nn hizmetindeki byk ustasnn grevi,
dirili gnn beklerken, nefesleri ayklamak, onlarn birbirine karmasn
engellemektir. O halde, l ruhlarda zaten belli bir isyankar eilim, Tanr'nn
yargsndan kama eilimi var demektir: ''En eskiler en yenileri bekliyor ve
yaknlklarna gre birbirlerine kararak her birinin kendi sorumluluunu
silmesini salyorlar." 29 Bir gn, byk usta kendi yamacna sokulan bir
nefesi tanr: " lberesa bu, azize, Azize Theresa! Saygdeer misafirinden
gz kamaan byk usta ona grevinin ''karmaklndan'' ve ruhlarn
kt niyetinden yaknr. Ama duygudalk gstermek bir yana, Theresa
beklenmedik bir syleve balar: seilmilerin says bellidir, bundan byle
hi kimse lanetlenmeyecek ve kutsanmayacaktr, ruhlar adeta Tanr'nn
dzeninden kurtulmutur, kendilerini dirilmekten muaf hissetmekte,
kiiliklerini ve sorumluluklarn zerlerinden atmak iin altar yedier,
embriyon halindeki tek bir bedene girmeye hazrlanmaktadrlar. Bizzat
Theresa da isyancdr, isyann peygamberidir: Tanr'nn lmn, Tanr'nn
tersine evriliini mjdeler. ''Ben seilmilerin arasndan dlandm." Ak
olduu gen bir teolog uruna bir baka bedende yeni bir var-olu edinmeyi
baarmtr, sonra bir ncsn . . . Bu bile Tanr'nn kendi dzeninden
vazgetiinin, iletilemez kiilik ve nihai dirili n1itlerinde1, bu mitlerin
ierdii ''Sadece bir kereliine'' temasndan vazgetiinin kant deil
midir? Aslnda bir sapknlk dzeni tanrsal btnlk dzenini parampara
etmitir: hem birok ruhun ayn bedene girdii ve tek bir ruhun birok
bedene sahip olduu, tecavzler, namussuzluklar ve klktan kla
girmelerle dolu, frtnal, takn bir doann hkm srd dnyevi bir
sapknlk, hem de kendi bana nefeslerin zaten birbirine kart yukarnn
sapknl. Tanr artk hibir zdelii koruyacak durumda deildir! Byk
''pornografi'' dir bu, ruhlarn hem Tanr'dan hem bedenlerden ald
intikamdr. Theresa byk ustaya yazgsn bildirir: o da artk nefesleri
ayklayamaz hale gelecektir! Bunun zerine, bir eit fke ve kskanla,

29 Le Baphomet, s. 54.

Ek i l : Fancazm ve Modern Edebiyac 323


lgnca bir gnah drtsne, stne stlk Theresa'y cezalandrma ve
snama ynnde ifte bir arzuya, son olarak da dncelerini bulandran
ikilemlerin ba dndrclne (nk bilinci ''akl almaz tasmlara''
gmlmtr) kaplan byk usta, Theresa'nn nefesini gen bir olann
aibeli bedenine fler; bir zamanlar Tapnak valyelerinin akln elmi
ve bir giri treni srasnda aslm olan gen bir ehzadenin. Onun
bolukta duran ve emberler izen, aslyla iaretlenmi, mucizevi biimde
korunmu, Tanr'nn dzenini sarsacak bir i iin saklanm bedeni bylece
Theresa' nn nefesiyle dolar. Bu ana! nefes flemeye ehzadenin bedeninde
kuvvetli bir genital tepki yant verir.
O halde ikilemin dier terimi nefesler sistemidir, tanrsal dzenle
batan sona kartlk iinde olan Deccal'in dzenidir. Bu dzeni niteleyen
zellikler unlardr: Tanr'nn lm, dnyann ykl, kiinin zl,
bedenlerin paralanmas, dilin ilev deitirerek artk sadece yeinlikleri
ifade etmesi. Felsefenin tarih boyunca perspektif merkezini deitirerek
sonsuz tanrsal tzn bak asnn yerine sonlu benliin bak asn
geirdii sk sk sylenir. Dnm Kant'la birlikte gereklemitir. Ama
bu deiim sylendii kadar nemli midir gerekten? Byk fark burada
m yatmaktadr? Benliin biimsel zdelii korunduu srece, benlik
tanrsal bir dzene, bunu temellendiren biricik Tanr'ya tabi kalm olmaz
m? Klossowski u noktay vurgular: Tanr benliin zdeliinin ve onun
tzsel dayanann, bedenin btnlnn tek gvencesidir. Tanr'y
kabullenmeden benlii korumak mmkn deildir. Tanr'nn lm esasen
benliin zlne iaret eder, esasen buna yol aar: Tanr' nn mezar
benliin de mezardr. 30 Belki de bu durumda ikilem en keskin ifadesini
bulur: benliin zdelii daima bizim dmzdaki bir eyin zdeliine
gnderme yapar, ''eer bu ey Tanr'ysa zdeliimiz Tanr'nn ltfundan
ibarettir, eer bu, her eyin iaret-etmeyle balayp bittii evreleyen
dnyaysa zdeliim iz salt dilbilgisel bir akadan ibarettir''. 31 Kant da

30 Un si foneste disir, s. 220-22 1 : "Nieczsche'nin Tanr'nn ldn sylemesi,


Nieczsche'nin zorunlu olarak kendi zdeliini yicirmesi demekcir... Sorumluluk sahibi
benliin zdeliinin mutlak gvencesi Nieczsche'nin bilincinin ufkundan kaybolur,
Nieczsche'nin kendisi de bu kaybolula i ie geer."
31 Les Lois de l'hospitalite, Sonsz, s. 337.

324 Anlamn Mant


rasyonel psikolojiyi, rasyonel kozmolojiyi ve rasyonel teolojiyi en azndan
speklatif bir ortak lme mahkum ederken bunu kendince hissetmiti.

* * *

Ayrc tasm problemi tam da Kant'n teoloji zerine tuhaf ve son derece
ironik bir tezi balamnda tm erimine kavuur: Tanr ayrc tasmn ilkesi ya
da hakimi olarak sunulmaktadr. Byle bir tezi anlamak iin, Kant'n genel
olarak delerle tasm arasnda kurduu ba anmsamamz gerekir. Akl en
bata deler diye adlandrlabilecek zel mefhumlarla tanmlanmaz. Daha
ziyade, anlama yetisinin kavramlarn belli bir tarzda ele alyla tanmlanr: bir
kavram verili olduunda akl, btn kaplamyla ele alndnda, ilk kavramn
ilikili olduu nesneye yklenmesini koullayan bir baka kavram arar. Tasmn
doas budur: lmllk Sokrates' e yklendiinde, tm kaplamyla ele
alndnda bu yklemeyi koullayan kavram aranr (btn insanUr). O halde
akl bir glkle karlamasayd akln ileyii zel bir problem karmayacakt:
glk anlama yetisinin kategoriler ad verilen zgn kavramlara sahip
olmasdr. Kategoriler zaten olanakl deneyimin tm nesnelerine yklenirler.
Akl bir kategoriyle karlatnda, tm kaplamyla, kategorinin olanakl
deneyimin tm nesnelerine yklenmesini koullayabilecek bir baka kavram
nasl bulabilir? Burada artk akl deler olarak adlandrlacak, st-koullayc
mefhumlar icat etmek zorundadr. yleyse akl ikinci admda, deler yetisi
olarak tanmlanr. Tm kaplamyla ele alnan, bir iliki kategorisinin {tz,
nedensellik, ortaklk) olanakl deneyimin tm nesnelerine yklenmesini
koullayan bir mefhum de olarak adlandrlr. Kant' n dehas benliin tz
kategorisine karlk gelen de olduunu gstermesidir; aslnda benlik bu
kategorinin sadece i duyunun fenomenlerine deil, eit bir dolayszla sahip
d duyunun fenomenlerine de yklenmesini koullar. Bylelikle benlik,
yklem olarak belirlenen bir fenomeni tz olarak belirlenen bir zneyle

ilikilendirmesi bakmndan kategorik tasmn evrensel ilkesi olarak kefedilir.


Kant, dnyann nedensellik kategorisinin tm fenomenlere yklenmesini
koullayan de olduunu da gsterir: o halde dnya koullu tasmn evrensel
ilkesidir. Tasmn ontolojik ierimlerini kefetmeye dayanan bu olaanst
tasm teorisi bu noktada nc ve son bir grevle, en hassas greviyle kar
karya kalr: baka bir seenek olmadna gre, nc de olarak Tanr'ya

Ek i l : Fantazm ve Modern Edebiyat 325


ortaklk kategorisinin ykleniini salamak, yani ayrc tasmn hakimi olmak
der. Tanr burada, en azndan geici olarak, geleneksel zelliklerinden,
zneler yaratmak ya da bir dnya meydana getirmekten yoksun braklr,
artk onun grnte olduka mtevaz olan tek bir grevi vardr: ayrmlar
yapmak ya da en azndan ayrmlar temellendirmek.
Bu nasl mmkndr? roni ite burada devreye girer: Kant, felsefi
H ristiyan Tanr ad altnda anlalann da aslnda baka bir ey olmadn
gsterecektir. Tanr tm olanaklarn toplam yoluyla tanmlanr ve bu
toplam ''kkensel'' bir maddeyi ya da gerekliir btnn meydana
getirir. eylerin her birinin gereklii buradan ''trer'': eyin gereklii
bu btnn snrlandrlmasna dayanr, ''nk eye gerekliin biraz
yklenirken gerekliin kalan onun dnda tutulur, bu da ayrc majr
ncln ya da'syla ve nesnenin minr nclde bu blmenin paralarndan
birince belirlenmesiyle uyum iindedir'' .32 Ksacas, olanakl olann toplam,
her eyin kavramnn dlayc ve eksiksiz belirleniminin ayrm yoluyla
tredii kkensel bir maddedir. Tanr'nn da ayrc tasmn bu ileyiini
temellendirmekten baka anlam yoktur, nk Tanr desinin temsil ettii
datc birlikten denin temsil edecei bir kendinde varln kolektif ya da
tekil birliini karsamamz yasaklanmtr.
O halde gryoruz ki Kant'ta, Tanr'nn ayrc tasmn hakimi olarak
kefedilmesini mmkn klan ey ayrmn ondan teyen gereklikteki dta
tutmalara, dolaysyla olumsuz ve snrlayc bir kullanma bal kalmasdr.
Klossowski'nin tezi, barndrd yeni akl eletirisiyle birli kte btn
anlamn ite burada kazanr: ayrc tasmn hakimi Tanr deil Deccal'dir.
Bunun nedeni ise kar-Tanr'nn her eyin olanakl tm yklemlerden
geiini belirlemesidir. Tanr' nn yani varlklarn Varlnn yerini ''tm
deimelerin prensi'' Baphomet alr, tm deimelerin deimesi. Artk
kkensel gereklik yoktur. Ayrm bir ayrm olarak kalr; ya da, bir ya da
olarak kalr. Ama ayrm, artk bir eye karlk gelen kavramn zdelii
sayesinde belli sayda yklemin o eyin dnda tutulmas anlamna
gelmez, eylerin her birinin, kavram olarak ve benlik olarak zdeliini
yitirmek kouluyla, getii yklemlerin sonsuzluuna almas anlamna
gelir. Ayrc tasmn eytani bir ilkeye ve kullanma kavumasyla birlikte,

32 Kanc, SafAkln Eletirisi ( deal) .

326 A11lamn Manc


ayrm ayrm olmaktan kmakszn olduu gibi olumlanr, raksama ya da
fark saf olumlama nesneleri haline gelir, ya da, Tanr'nn, dnyann ya da
benliin zdeliine ilikin kavramdaki koullarn tesinde, olumlama gc
haline gelir. kilem ve szdizimi yanl dorudan st dzey bir pozitiflik
kazanr. te yandan, Klossowski 'de olumsuz ve dlayc ayrmlarn nasl ha/d
varln srdrdn grmtk: dei tokula tekrar arasnda, bedenin
saklad dille dilin meydana getirdii grkemli beden arasnda, son olarak
da Tanr'nn dzeniyle Deccal'in dzeni arasnda. Ama tam da Tanr'nn
dzeninde ve sadece bu dzende, ayrmlar olumsuz bir dta tutma deerine
sahiptir. Dier tarafta, Deccal'in dzeninde ise ayrm (fark, raksama,
merkezsizleme) dorudan olumlayc ve olumlanan bir gce dnr.

* * *

Nedir bu dier taraf, Baphomet'nin bu saf nefesler ya da lml ruhlar


sistemi? Ruhlar kiinin zdeliine sahip deildirler, ondan vazgemi,
onu yrrlkten kaldrmlardr. Yine de bir tekillie, oklu tekilliklere
sahiptirler: dalgalarn srtnda ekiller oluturan alkantlar. Klossowski'nin
nefesler mitinin ayn zamanda bir felsefe haline geldii nokta burasdr.
yle grnyor ki nefesler, kendilerinde ve bizde, saf yeinlikler
olarak kavranmaldr. l ruhlar, ''var-oluu'' ya da bedenin uzanmn
yitirmelerine ramen, yeinse! nicelikler ya da dereceler halinde bir ''alttan
alta-olu'' a sahiptirler. Benliin zdeliini yitirmelerine ramen bu halleriyle
tekildirler. Yeinlikler kendilerinde eitsizi ya da farkly barndrrlar, her
biri zaten kendinde farktr, yle ki her birinin davurumunda hepsi ierilir.
Saf ynelimlerden oluan bir dnya bu, diye aklar Baphomet: ''hibir
zsevgi ayrcalkl deil'', ''her ynelim baka ynelimlere ak kalyor'',
''sadece geleceini ummann en sama olduu gemi ynelim bir dierine
stn gelebilir'', ''bir baka nefes onunla karlayor, ite karlkl olarak
birbirlerini varsayyorlar, ama her biri deiken bir ynelim yeinliine bal
kalyor''. Birey-ncesi ve kiisiz tekillikler; Edilgenliin parlts; bir dereceler
sonsuzluu, deimeler sonsuzluu boyunca birbirleriyle i ie geen
hareketli ve iletiimli tekillikler. Benliin zdeliinin Bir'in zdelii ya da
Btnn birlii adna deil yein bir okluk ve bir bakalama gc lehine
yitip gittii, g ilikilerinin i ie olduu ba dndrc dnya. Hristiyan

Ek il: Fancazm ve Modern Edebiyac 327


simplificatio'ya kar complicatio olarak adlandrlmas gereken eyin
durumudur bu. Roberte ce soir, Occave' n Roberce' e nfuz ermek iin, kendi
yneliminin (yeinse! ynelimselliinin) ona szmasn salamak iin, cam
da bu yolla, Roberce' e cecavz edecek ruhlara onu ''ele vermek'' pahasna
Roberce'i baka ynelimlere sunmak iin harcad abay gsceriyordu.33
Le Baphomet'de ise Theresa, gen ehzadenin bedenine flendikcen sonra,
kendini bakalarnn ynelimine sunacak, baka ruhlarn paylamna
sunacak androjini ya da deimeler Prensini olucurur: ''Ben varl yaracc
eye, yaracc eyi cek bir benlie, bu benlii de cek bir bedene baml klan
bir yaracc deilim . . ." Deccal'in siscemi zdelikler dnyasnn karsnda
yer alan simlakrlar siscemidir. Ama simlakr zdelii yrrlkcen
kaldrrken, konuur ve konuulurken, grmeyi ve konumay igal eder,
a ve sese esin verir. Kendini kendi farkna ve cm dier farklara aar.
Brn simlakrlar, yeinlik dalgalarnn srrnda o harekecli ekl i, yein
fancazm meydana gecirerek yzeye karlar.
Klossowski'nin intentio szcnn bir anlamndan dierine,
bedensel yeinlikcen [intensite] konuulan ynelimsellie [intentionnalite]
nasl geciini gryoruz. Simlakr fancazm haline gelir. Yeinlik,
ierdii bir baka yeinlii nesne edindii ve iinden gecii yeinliklerin
sonsuzluunda kendi kendini ierdii, kendi kendini nesne edindii
lde ynelimsellik haline gelir. Demek ki Klossowski'de, Husserl'in
fenomenoloj isi kadar skolascikcen de beslenen, ama kendi yollarn izen
cam bir ''fenomenoloji'' vardr. Yeinlikcen ynelimsellie bu gei ayn
zamanda imden anlama geicir. Klossowski, Nieczsche hakknda yapc
gzel bir analizde, ''imi'' bir alkancnn, bir yeinliin izi olarak, ''anlam''
ise yeinliin bakay hedefleyerek kendini hedefledii, bakay dncrerek
kendini dncrd ve nihayec kendi izine dnd harekec olarak
yorumlamcr. 34 Dalm benlik kendini rol dizilerine aar, nk kendinde
fark, kendinde eicsizi ieren, cm dier yeinliklere birok beden yoluyla
ve bu bedenlerde nfuz eden bir yeinlii aa karr. Nefesimde daima
bir baka nefes, dncemde bir baka dnce, sahip olduum eyde bir

33 Roberte, s. 53.
34 Bkz. ''Oubli et anamnese dans l'experience vecue de l'eternel retour du Meme",
Nietzsche, Cahiers de Royaumont, Minuit, 1 967.

328 Anlamn Mant


baka sahip olma, karmaklmda sakl binlerce ey ve binlerce varlk
vardr: her gerek dnce bir saldrdr. Sz konusu olan, maruz kaldmz
etkiler deil, olduumuz, i ie getiimiz flemeler, alkantlardr. Her
eyin bu denli ''karmak'' olmas, Ben'in bir bakas olmas, baka bir eyin
dnceye zg bir saldrganlk iinde, bedene zg bir oalma iinde, dile
zg bir iddet iinde bizde dnmesi: sevinli haber buradadr ite. nk
ancak bunca varlk ve bunca ey bizde dnd iin (dirilmeksizin) tekrar
yaadmzdan emin olabiliriz: ''bakalarnn bizde dnmeye devam
edip etmediini asla tam olarak bilemeyiz - peki olduumuza inandmz
bu ieri karsnda dary oluturan bakalk nedir? -, her ey tek bir
sylemde, yani herkesin ve hi kimsenin dncesine karlk gelen yeinlik
alkantlarnda toplanr." 35 Bedenler birliklerini, benlik zdeliini yitirirken
dil de iaret-etme ilevini (kendine zg btnlk tarzn) yitirip salt ifade
edici ya da Klossowski'nin deyimiyle ''duygulanmsal'' bir deer kazanr.
Kendini ifade eden ve duygulanan birisiyle ilikili olduu iin deil, saf bir
ifade-edilenle, saf hareket ya da saf ''ruhla'' ilikili olduu iin - birey-ncesi
tekillik olarak, bakalarndan geerek kendine dnen yeinlik olarak anlam.
te bu yzden Roberte ismi bir kiiye iaret-etmez, ilksel bir yeinlii ifade
eder, ya da Baphomet, ismini kuran yeinlik farkn aa karr, B-A,
BA (''hibir zel isim benim ismimin abartl nefesine dayanamaz, tpk
herkesin kendi hakknda sahip olduu yksek fikrin benim boyumun ba
dndrclne direnememesi gibi'').36 fade-edici ya da ifadesel dilin
deerleri kkrtma, yrrlkten kaldrma ve armadr. arlan (ifade
edilen) ey sahip olduu bedeni yansn1alar sisteminde oaltan ve esinledii
dili yanklanmalarn yeinsel sistemine yanstan tekil ve karmak ruhlardr.
Yrrlkten kaldrlan (ele verilen) ey kiisel zdelik kadar bedensel
biriciklik ve bedenlere iaret-ettii ve bir benlii da-vurduu varsaylan
dilin sahte yalnldr. Ruhlarn Roberte' e dedii gibi, ''bizler arlabiliriz,
ama sizin bedeniniz de yrrlkten kaldrlabilir''. 37

35 "Oubli et anamnese...", s. 233.


36 Le Baphomet, s. 1 37. Ayrca Stimmung mefhumuyla ilikili ve iaret-etme ileviyle
kartlk iinde olan salt ifade-edici ya da "duygulanmsal" dille ilgili olarak bkz. "La Periode
turinoise de Niensche", L'Ephemere, Say: 5 , 1 968, s. 62-64.
37 Roberte, s. 84.

Ek il: Fantazm ve Modern Edebiyat 329


Yeinlikcen ynelimsellie: her yeinlik kendini ister, kendine ynelir,
kendi izine dner, dier tm yeinliklerden geerek kendini tekrar ve taklit
eder. Anlamn hareketidir sz konusu olan. Bu hareketin ebedi dn
olarak belirlenmesi gerekir. Hastalk ve nekahet zerine bir roman olan Le
Soujfieur ebedi dnn aa kmasyla son bulmutur; Le Baphomet'de
ise Klossowski, kendi yapc iinde, Zerdc'n grkemli bir devamn
yaratr. Zorluk sadece szcklerin yorumlanmasndadr: Ayn'nn ebedi
dn. nk burada hibir zdelik biimi varsaylmaz, her bir dalm
benlik ancak bakalarndan geerek tekrar kendinden geer ya da ancak o
olmayan rol dizilerinden geerek kendini ister. Zaten kendinde fark olan
yeinlik kendini ayrk, raksayan dizilere aar. Tam da diziler genel olarak
bir kavramn zdelii kouluna tabi olmadklar iin, onlar kateden
merci birey olarak bir benliin zdeliine tabi olmad iin, ayrmlar
ayrm olarak kalr, ama ayrmlarn sentezi dlayc ya da olumsuz olmay
brakp aksine hareketli merciin tm ayrk dizilerden gemesini salayan
olumlu bir anlam kazanr, ksacas raksama ve ayrm dorudan olumlama
nesnelerine dnrler. Ebedi dnn asl znesi yeinliktir, cekillikcir;
gereklemi ynelimsellik olarak ebedi dnle ak yeinlik olarak g
istenci arasndaki iliki buradan doar. Tekillik, bir benliin zdeliinin
tesinde, birey-ncesi olarak, yani rastlantsal olarak kavranr kavranmaz,
tm dier tekilliklerle iletiime geer, ama bu cekilliklerle ayrmlar olu
turmay brakmaz, darda cucmalarla paylatrmak yerine ezamanl olarak
olumlad tm ayrk terimleri kateder. O halde bana den tek ey nsel
''

olanaklarn sonuca varmas olarak deil, binlerce gereklemeden biri


olarak da deil, cam da rastlantsalln tm dizinin btncl dnnn
zorunluluunu ierdii rastlantsal bir an olarak kendimi tekrar istemek." 38
Ebedi dnn ifade ettii ey ayrc sentezin bu yeni anlamdr. Ebedi
dn Ayn hakknda sylenmez (''o zdelikleri ykar''). Aksine tek Ayn
odur, ama kendinde farkllaan ey hakknda sylenir - yein olan, eitsiz
ya da ayrk hakknda (g istenci). Ebedi dn Btndr, ama eitsiz
kalan hakknda sylenen Btn, sadece rastlantsal olan hakknda sylenen
Zorunluluktur. Kendisi tek-anlamldr: tek-anlaml varlk, dil ya da sessizlik.
Ama tek-anlaml varlk yle olmayan varolanlar hakknda sylenir, tek-

38 "Oubli er anamnese...", s. 229. Ayrca "La Periode curinoise de Nietzsche", s. 66-67, 83.

330 Anlamn Manc


anlaml dil yle olmayan cisimlere uygulanr, ''saf'' sessizlik yle olmayan
szckleri kuatr. O halde ebedi dnte bir dngnn yalnln, dizilerin
bir merkez etrafnda yaknsamasn aramak bouna olur. Dng varsa bu,
circulus vitiosus deus'tur: 39 fark burada merkezdedir, evre ise raksayan
diziler boyunca ebedi geitir. Dmerkezli bir ember iin daima merkezsiz
bir dng. Ebedi dn Tutarllktr, ama benim tutarllmn, dnyann
ve Tanr'nn tutarllnn ayakta kalmasna izin vermeyen bir tutarllk.40
Nietzsche'deki tekrarn Kierkegaard'daki tekrarla hi ilgisi yoktur, ya da daha
genel olarak, ebedi dnteki tekrarn Hristiyanlktaki tekrarla hi ilgisi
yoktur. nk Hristiyanlktaki tekrar geri getirdii eyi bir kereliine geri
getirir, sadece bir kerel iine: Eyp'n zenginlikleri ve brahim'in ocuu,
dirilen beden ve kavuulan benlik. ''Sadece bir kereliine'' geri gelenle her
seferinde, sonsuz kez geri gelen arasnda doa fark vardr. Ebedi dn
gerekten de Btndr, ama ayrk paralar ya da raksayan diziler hakknda
sylenen Btn: her eyi geri getirmez, bir kereliine geri geleni, dngye
tekrar merkez kazandrmaya, dizileri yaknsar hale getirmeye, benlii,
dnyay ve Tanr'y tekrar ina etmeye kalkan geri getirmez. Dionysos'un
dngsnde sa geri gelmeyecektir, Deccal'ir dzeni dier dzeni defeder.
Tanr 'da temellenen, ayrmn olumsuz ya da darda tutucu bir kullanmn
sergileyen her ey ebedi dn tarafndan olumsuz/anr, darda tutulur.
Tm bunlar sadece bir kereliine ortaya kan Tanr'nn dzenine geri
gnderilir. Varln fantazm (ebedi dn) yalnzca simlakrlar geri getirir
(simlasyon olarak g istenci) . Benim tutarllmn ayakta kalmasna
izin vermeyen tutarllk olarak ebedi dn anlamszlktr, ama merkezsiz
dngnn evresinde anlam raksayan dizilere datan bir anlamszlk -
nk ''delilik ba sonu olmayan bir bilgi adna dnyann ve kendiliin
yitimidir''.41

39 Ksrdng canr. Nieczsche'nin yinin ve Ktnn tesinde nin 56. paragrafnda


'

kulland La cince ifade. (. n.)


40 Les Lois de l'hospitalite, Sonsz. Ayrca "Oubli et anamnese ...", s. 233: "O halde
dnen zne onu kendi dnda cutacak tutarl bir dnceyle zdeliini yirirecek mi?"
41 Les Lois de l'hospitaliti, Sonsz, s. 346.

Ek i l : Fantazm ve Modern Edebiyat 331


2. - MICHEL TOURNIER VE BAKASININ OLMADIG I DNYA

'' Vahi hayvan bir anda azndakini inemeyi kesti, uzun sapl bir
budaygili dilerinin arasnda tutuyordu. Sonra byk altndan g,ld, arka
ayaklar zerinde dikildi. Bu ekilde, n toynaklarn bolukta hareket
ettirerek, sanki seyircileri selamlar gibi dev boynuzlarn saa sola sallayarak
Cumaya doru birka adm att. Bu tuhaf hareket Cumay aknlktan
olduu yerde dondurmutu. Hayvan yalnzca birka adm tedeydi ki kendisini
yeniden ne doru brakarak bir mancnk hz kazand. Ba n ayaklarnn
arasna gmld, boynuzlar dirgen gibi dikildi ve ucuna krk taklm iri bir
ok gibi Cuma'n n gsne doru utu. Cuma, kendisini sola doru frlatmak
iin saniyenin onda biri kadar bir sre ge kalmt. Youn bir koku onu
,,
sarmalad... 1
Bu gzel sayfalar Cumann keiyle dvmesini anlatyor. Cuma
yaralanacak, kei lecektir, ''byk kei ld''. Ardndan Cuma tuhaf
plann aklar: l kei uacak ve ark syleyecektir, uan ve mzikal
bir kei. Cuma plannn ilk ksm iin keinin temizlenmi, ykanm,
parlatlm, tahtadan bir yapnn zerine yaylm derisinden yararlanr.
Bir oltaya balanan kei devasa bir gksel tpa ilevi grerek ipin en kk
hareketini bile geniletir, sularn hareketini gkyzne aktarr. kinci ksma
gelince, Cuma bu kez keinin kafasndan ve barsaklarndan yararlanr, onu
bir mzik aletine dntrp l bir aaca yerletirir, bylelikle tek icracs
rzgar olan anlk bir senfoni retir: bu yolla topran uultusu da gkyzne
tanm olur ve dzenli, gksel bir sese, bir tm-sese, ''gerekten esel olan
bir mzie'' 2 dnr. Byk l kei bu iki yolla eleri serbest brakr.
Burada topran ve havann zel birer e rol oynamaktan ziyade her biri
kendi adna drt eyi birletiren iki kart btncl figr rol oynad
fark edilecektir. Toprak eleri hapseden ve snrlayan, onlar cisimlerin
derinliinde turan eyken hava k ve gnele birlikte eleri serbest ve

1 Vendredi ou les limbes du Pacifique, Gallimard, 1 967, s. 1 6 1 [Trkesi: Cuma ya da


Pasifik Arafi, M. Ece (ev.), Ayrnt Yaynlar, 1 994, s. 1 59, burada ve ayn kitaptan dier
alntlarda, yer yer deiiklikler yaparak Trke eviriyi kullandm].
2 S. 1 7 1 [Trkesi: s. 1 69- 1 70] .

332 Anlamn Mant


saf bir hale sokar, snrlarndan kurtulan eler kozmik bir yzey enerjisi,
bir olduu halde her bir eye zg olan bir kozmik enerji olutururlar. O
halde topraa ait bir ate, su, hava ve toprak vardr, ama havaya ait ya da
gksel bir toprak, su, ate ve hava da vardr. Yeryzyle gkyz arasnda
tm elerin hapsedilmesi ya da serbest braklmasyla ilgili bir mcadele
vardr. Ada bu mcadelenin snr ya da yeridir. Bu nedenle adann hangi
tarafa meyledeceini, ateini, topran ve sularn gkyzne boaltarak
gnesel hale gelmeyi baarp baaramayacan bilmek son derece
nemlidir. Romann kahraman Robinson kadar, Cuma kadar adadr da.
Robinson nasl bir dizi bakalamadan geerek ekil deitiriyorsa ada
da bir dizi blnmeden geerek figr deitirir. Robinson'un znel dizisi
adann hallerinden oluan diziden ayr dnlemez.
Nihai sonu, elere teslim olmu adasnda Robinson'un da esel
hale gelmesidir: gnesel hale gelmi adada gneten bir Robinson,
Urans'te bir Uransl. yleyse burada nemli olan kken deil, eit
eit deiimin ardndan kefedilen sonu ya da nihai erektir. Defoe'nun
Robinson'una kyasla ilk byk fark budur. Defoe'da Robinson temasnn
yaln zca bir yk deil, ''bir aratrma arac'' olduuna ska dikkat
ekilmitir: ssz adadan yola karak kkenleri ve zamanla onlardan
doan ilerin ve kazanmlarn salam dzenini tekrar ina etmeye alan
bir aratrma. Ama bu aratrmann iki bakmdan yanl yolda olduu
aktr. Bir yandan, kken imgesi meydana getirmeye alt eyi zaten
varsayar (bkz. Robinson'un enkazdan kard eyler) . Dier yandan, bu
kkenden itibaren yeniden retilen dnya gerek yani ekonomik dnyann
ya da cinsellik olmasayd olacak olan, olmas gereken dnyann benzeridir
(bkz. Defoe'nun Robinson'unda cinselliin tamamen gz ard edilmesi) .3
Cinselliin dnyay kkenin belirledii salam ekonomik dzenden
sapmaya gtrebilecek tek fantastik ilke olduu sonucunu mu karmalyz?
zetle, Defoe' nun niyeti iyidir: Bakasnn olmad ssz bir adada
yalnz bir insann bana ne gelir? Ama problem kt ortaya konmutur.

3 Defoe'nun Robinson'uyla ilgili olarak bkz. kken temasnn nasl dnyann ekonomik
bir yeniden-retimine ve bu dnyann szde "gereklii" adna fantastik olann gz ard
edilmesine bal olduunu gsteren Pierre Macherey'nin saptamalar: Pour une theorie de U
production litteraire, Maspero, s. 266-275.

Ek il: Fancazm ve Modern Edebiyat 333


nk cinsellikten arnm bir Robinson'u bizimkine benzer, bizimkinin
arketipi bir ekonomik dnyay yeniden reten bir kkene gtrmek
yerine cinsellikten arnm bir Robinson'u bizimkilerden tamamen farkl
ve raksayan ereklere, kendisi de yoldan km fantastik bir dnyaya
tamak gerekirdi. Tournier, problemi kken deil erek zerinden ele alarak
Robinson'un aday terk etme olasln ortadan kaldrr. Robinson'un
erei ya da nihai amac ''insanlktan kmak'' , libidonun serbest elerle
karlamas, ancak adada, stelik ada havasa! ya da gnesel hale geldii
takdirde ortaya kabilecek kozmik bir enerjinin ya da esel bir byk
Saln kefedilmesidir. Henry Miller, ''helyum, oksijen, silis, demir gibi
temel elementleri1 bebek gibi viyaklamasndan'' sz ediyordu. Helyumdan
ve oksijenden oluan bu Robinson'da kukusuz Miller', hatta Lawrence'
anmsatan yanlar vardr: l kei zaten temel elementlerin viyaklayn
salamaktadr.
Ama okuyucu Tournier'nin Robinson' undaki bu byk Saln
hi de Miller' ya da Lawrence' anmsatmayan baka bir ey gizledii
izlenimine de kaplr. Bu saln barndrd, son derece nemli ve ssz
ada cinselliinden ayr dnlemez bir sapma sz konusu deil midir?
Tournier'nin Robinson'u birbirine sk skya bal zellik sayesinde
Defoe'nun Robinson' uyla kartlk iine girer: Tounier'nin Robinson'u
kken yerine amalarla, ereklerle ilikilendirilir; onun bir cinsellii vardr;
bu erekler srekli bir alma etkinliiyle bizim dnyamzn ekonomik
bir yenide1-retimi yerine dnm geirmi bir cinselliin etkisiyle
dnyamzdan fantastik bir sapmay temsil eder. Bu Robinson tam anlamyla
sapkn denebilecek hibir ey yapmaz, yine de onun bizzat sapkn olduu,
yani Freud'un tanmna gre ereklerden sapan kii olduu izleniminden
nasl kurtulabiliriz? Defoe'da, Robinson'u kkenle ilikilendirmekle onun
bizimkine uygun bir dnya retmesini salamak ayn eydir; Tournier'de,
Robinson'u ereklerle ilikilendirmekle onun ereklerden sapmasn,
raksamasn salamak ayn eydir. Kkenlerle ilikilendirilen Robinson
zorunlu olarak bizim dnyamz yeniden retecektir, ama ereklerle
ilikilendirilen Robinson zorunlu olarak sapacaktr. Bu tuhaf sapma
Freud'un szn ettii sapmalara benzemez, nk gneseldir ve eleri
konu edinir: Urans'n anlam budur. ''Bu gnesel birlemeyi mutlaka
insan diline evirmek gerekirse, kendimi dii olarak ve gn ei olarak

334 Anlamn Mant


tanmlamam uygun olur. Ama bu insanbiimcilik yanl anlamadan ibarettir.
Aslnda, Cuma ile benim ulam olduumuz bu en yksek derecede
cinsiyet fark almtr ve Cuma Vens'le zdeleebilecei gibi, benim de
insan dilinde denildii gibi, Ana Yldz'n dllemesine alyor olduum
sylenebilir." 4 Nevrozun sapknln olumsuz hali olduu doruysa ayn
ekilde sapknln da nevrozun esel hali olduu sylenemez mi?

* * *

Sapknlk kavram yar hukuki, yar tbbi melez bir kavramdr. Ama
ne tp ne hukuk bundan kazanl kar. Grne gre, bugn bu kavrama
ynelik tekrar canlanan ilgi sayesinde, kavramn hem adaletle hem tpla
olduka mulak ilikisinin sebebi sapknln kendisine zg bir yapda
aranmaktadr. k noktas udur: sapknlk drtler sistemi iinde bir
arzunun kuvvetiyle tanmlanmaz; sapkn, arzulayan biri deil arzuyu
bambaka bir sisteme dahil eden ve onun bu sistemde bir i snr, virtel
bir yuva ya da bir sfr noktas roln oynamasn salayan biridir (mehur
sadist hissizlik). Sapkn, arzulayan bir benlik olmad gibi, Baka da onun
iin gerek var-olua sahip arzulanan bir nesne deildir. te yandan,
Tournier'nin roman sapknlk zerine bir tez deildir. Tezli bir roman
deildir bu. Kiiliklere dayal bir roman da deildir, nk bakas yoktur.
Bir isel zmleme roman da deildir, nk Robinson'un pek az isellii
vardr. artc ve komik bir macera roman, kozmik bir dnmler
romandr bu. Sapknlk zerine bir tez yerine dorudan Robinson tezini
gelitiren bir romandr sz konusu olan: adasnda bakasndan mahrum
kalm insan. Ama ''tez'', varsaymsal bir kkenle ilikilendirilmek yerine
maceralara srkledike daha da ok anlam kazanr: bakasnn olmad
ada dnyasnda neler olup bitecek? O halde bakasnn ne anlama geldii
nce etkileri zerinden aratrlacaktr: adada bakasnn olmamasnn
etkileri aratrlacak, alldk dnyada bakasnn varlnn etkileri
karsanacak, bakasnn ne olduu ve yokluunun neye karlk geldii
bunlarn sonucunda ortaya kacaktr. Bakasnn yokluunun etkileri
zihnin gerek maceralardr: deneysel ve karml bir roman. Bu durumda,

4 S. 1 8 5 [Trkesi: s. 1 85].

Ek i l : Fanrazm ve Modern Edebiyat 335


felsefi dnmn de romann byk bir kuvvet ve canllkla gsterdii
eyi ele almas mmkndr.
Bakasnn ilk etkisi algladm her nesnenin ya da dndm
her fikrin etrafnda bir kenar dnyann, bir eperin, bir zeminin rgt
lenmesidir. Buradan, birinden dierine geii kurala balayan aktarm
yasalar uyarnca baka nesneler, baka fikirler kabilir. Bir nesneye
bakyorum, sonra bakmaktan vazgeiyorum, onun zemine dnmesine izin
veriyorum, bu srada zeminden kan yeni bir nesne dikkatimi ekiyor.
Bu yeni nesne beni yaralamyorsa, (grmediimiz bir eye arptmzda
olduu gibi) bir mermi iddetiyle gelip bana arpmyorsa bunun nedeni
ilk nesnenin onu izleyecek olanlarn var-oluunu zaten nceden hissettiim
bir kenar alana, edimselleebileceini zaten bildiim bir vircellikler ve
gcllkler alanna sahip olmasdr. Kenardaki var-olua ilikin byle bir
bilgi ya da his ancak bakas sayesinde mmkndr. ''Bakas bizim iin
gl bir oyalanma unsurudur, yalnzca bizi durmadan rahatsz ettii
ve zihnimizdeki dncelerden kopard iin deil, bakasnn ortaya
kma olasl bile dikkatimizin kenarnda yer alan, ama her an onun
merkezi haline gelebilecek bir nesneler evrenine belli belirsiz k tuttuu
iin de." 5 Nesnenin grmediim ksmnn ayn zamanda bakas iin
grlebilir olduunu kabul ederim, yle ki bu sakl kalan ksma ulamak
iin nesnenin evresinde dndmde onun ardnda bakasna kavuabilir
ve nesneyi ngrdm gibi btnlecirebilirim. Ayn ekilde, arkamda
duran nesnelerin cam da bakas tarafndan grlebilir olduklar ve
grldkleri iin bir araya gelip bir dnya oluturduklarn hissederim.
Benim iin nesnelerin birbirine kart ya da tat ve birbirinin ardna
sakland bu derinlii ayn zamanda bakas iin mmkn bir genilik
olarak, nesnelerin (bir baka derinlik asndan) sraland ve yatt bir
genilik olarak yaarm. Ksacas, bakas dnyadaki kenarlar ve geileri
gvence altna alr. O, bitiikliklerin ve benzerliklerin yumuakldr.
ekil ve zemin dnmlerini, derinlik eitlenmelerini kurala balar.
Arkadan gelen saldrlar nler. Dnyay iyi niyetli bir uultuyla doldurur.
eylerin birbirlerini kucaklamasn ve birbirlerinde doal tamamlayclar
bulmasn salar. Bakasnn ktlnden yaknrken, daha da rktc

5 S. 3 2 [Trkesi: s. 30] .

336 Anlamn Mant


olan bir baka ktl, bakas olmasayd eylerin sahip olaca ktl
unuturuz. Bakas bilinmeyeni, alglanmayan greli hale getirir, nk
benim iin bakas olan, algladm eye alglamadm eyin gstergesini
dahil eder, alglamadm eyin bakas tarafndan alglanabilir olduunu
sezmemi salar. Tm bu bakmlardan, arzum daima bakasndan geer ve
bakas sayesinde bir nesne kazanr. Olanakl bir bakasnn grmedii,
dnmedii, sahip olmad hibir eyi arzulamam. Arzumun temeli
buradadr. Arzumu nesneye dayandran, daima bakasdr.
Dnyann yapsnda bakas eksik olduunda ne olur? Gnele toprak
arasndaki, dayanlmaz bir kla karanlk bir uurum arasndaki keskin
kartlk tek bana hkm srer: ''tm yalnlyla ya hep ya hi yasas."
Bilinenle bilinmeyen, alglananla alglanmayan, amansz bir kavgada
mutlak biimde arpr; ''aday grm kendi kendisine indirgenmi
durumda. Grmediim her ey benim iin mutlak bir bilinmeyen. u anda
bulunmadm her yerde derin bir gece hkm sryor'' .6 Gcllkleri,
virtellikleri olmayan, i ve karanlk bir dnya: olanakllk kategorisi
kmtr. Belli bir uzay ve zaman dzenine gre bir zeminden kp
ona dnen grece uyumlu ekiller yerine artk sadece kl ve yaralayc
soyut izgiler vardr, bakaldran ve yutan bir zeminsizlik vardr. Sadece
eler. . . Zeminsizlik ve soyut izgi eklin ve zeminin yerine gemitir. Her
ey acmaszdr. Nesneler birbirlerine ynelmeyi, birbirlerine uzanmay
brakm, tehdit edici biimde dikilmektedirler; bu noktada artk insana
ait olmayan ktlkleri kefederiz. Her ey eklini terk ederek, en kat
izgilerine indirgenerek bizi tokatlyor, srtmzdan vuruyor gibidir.
Bakasnn yokluu bir yere arptmzda ve hareketlerimizin ba
dndrc hznn farkna vardmzda ortaya kar. ''plaklk yalnzca
kendi benzerlerinden oluan bir kalabalkla smscak evrili bir adamn
tehlikesizce kendisine sunabilecei bir lkstr. Robinson iin bu, ruhu
deiim geirmedii srece, lmcl bir gzpeklik gerektiren bir snavd.
Bu zavall - eskimi, paralanm, lekelenmi ama uygarln kim bilir
ka bin yl ncesinden domu ve insanlkla dolu - pl prtdan yoksun,
dayanksz beyaz eti, ilkel elerin parlts karsnda savunmaszd." 7 Artk

6 S. 47 [Trkesi: s. 45].
7 S. 27 [Trkesi: s. 26] .

Ek il: Fantazm ve Modern Edebiyat 337


geiler yoktur; dnyaya yerlememizi salayan bitiiklik ve benzerliklerin
yumuakl sona ermitir. Geriye sadece almaz derinlikler, mutlak
uzaklklar ve farklar kalmtr, ya da aksine, tam tamna st ste gelen
uzunluklar gibi olan dayanlmaz tekrarlar.
Varlnn ve yokluunun ilk etkilerini karlatrarak bakasnn ne
olduunu syleyebiliriz. Felsef kuramlarn hatas, bakasn bazen zel
bir nesneye bazen de bir baka zneye indirgemektir (Sartre'nki gibi bir
yaklam bile, Varlk ve Hilik'te iki belirlenimi birletirmekle yetinmi,
bakasn benim bakm altndaki bir nesne haline getirirken onun da bana
bakp beni nesneye dntrebileceini kabullen miti). Oysa bakas ne
alg alanmdaki bir nesne ne de beni alglayan bir znedir: o her eyden
nce alg alannn bir yapsdr ve bu alann btn olarak, mevcut haliyle
ilemesini salar. Bu yapnn gerek kiilerde, deiken znelerde, sizin
iin bende, benim iin sizde edimsellemesi onun genel bir rgtlenme
koulu olmasn, tek tek rgtlenmi alg alanlarnda - sizinkinde,
benimkinde - kendisini edimselletiren terimlerden nce var-olmasn
engellemez. O halde mutlak yap olarak a priori Bakas, alanlarn her
birinde yapy edimselletiren terimler olarak bakalarnn greliliini
temellendirir. Peki bu yap nedir? Bu yap olanaklnn yapsdr. Korkuya
kaplm bir yz, korkutucu bir olanakl dnyann ya da dnyada henz
grmediim korkutucu bir eyin ifadesidir. Burada olana var-olmayan bir
eye iaret eden soyut bir kategori olarak gremeyiz: ifade edilen olanakl
dnya gerekten vardr, ama onu ifade edenin dnda (edimsel olarak) var
deildir. Dehete dm yz dehet verici eye benzemez, ama onu ierir,
ifade-edileni ifade-edene yerletiren bir eit bklme sayesinde onu baka
bir ey olarak kuatr. Bakasnn ifade ettii eyin gerekliini ben de kendi
adma kavradmda, sadece bakasn aklam, ona karlk gelen olanakl
dnyay gelitirip gerekletirmi olurum. Bakasnn, kuatt olanaklara
zaten belli bir gereklik kazandrd dorudur: tam da konuarak yapar
bunu. Bakas , kuatlan olanan var-oluudur. Dil olanak olarak olanan
gerekliidir. Benlik olanaklarn gelitirilmesi, aklanmasdr, olanaklarn
edimsel olanda gerekleme srecidir. Proust, alglanan Albertine'in kumsal
ve dalgalarn kyya vuruunu kuattn ya da ifade ettiini syler: ''Beni
grm olsayd, onun iin neyi temsil edecektim? Hangi evrenin ortasnda
beni fark edecekti?'' Ak ve kskanlk Albertine adl bu olanakl dnyay

338 Anlamn Manc


gelitirme, onun katlarn ama giriimi olacaktr. Ksacas, yap olarak
bakas, olanakl bir dnyann ifadesidir, onu ifade eden dnda henz var
olmayan olarak kavranan ifade-edilendir. ''Bu adamlarn her biri kendi
deerleriyle, ekme ve itme odaklaryla, kendi arlk merkeziyle olduka
tutarl birer olanakl dnyayd. Birbirlerinden ne kadar farkl olurlarsa
olsunlar, bu olanakl dnyalar, etrafnda rgtlendikleri ve bir kesinde
Robinson adnda bir kazazede ve onun melez ua bulunan kk - ne
kadar stnkr ve yzeysel! - bir Speranza imgesini fiilen paylayorlard.
Ama bu imge, ne kadar merkezde olursa olsun, bu insanlarn her birinde
geiciliin ve bir gnlk olmann iziyle damgalanmt ve ksa sre
sonra, Whitebird'n kazara rotasndan sapmasyla iinden km olduu
hilie dnmeye mahkumdu. Bu olanakl dnyalarn her biri safa kendi
gerekliini ilan ediyordu. te buydu bakas: gerek olmaya abalayan bir
olanak." H
Bakasnn varlnn etkilerini artk daha iyi anlayabiliriz. Modern
psikoloji, alg alannn ileyiini ve bu alanda nesne eitlenmelerini
aklamak zere zengin bir kategoriler dizisi gelitirmitir: ekil-zemin,
derinlik-uzunluk, tema-gcllk, kesitler-nesne birlii, evre-merkez,
metin-balam, koyutsal olan-olmayan, geici haller-tzsel paralar vb. Ama
bunlara karlk gelen felsefi problem belki de iyi ortaya konmamtr: bu
kategorilerin alg alannn kendisine mi ait olduu, ona ikin mi olduu
(monizm) , yoksa bir alg maddesi zerinde i gren znel sentezlere mi
dayand (dalizm) sorulmaktadr. Dalist yorumu algnn yarg veren
zihinsel bir sentez yoluyla meydana gelmedii gerekesiyle reddetmek
hata olur; bir madde zerinde i gren bambaka tipte duyulur pasif
sentezler tasarlamak elbette mmkndr (Husserl bu bakmdan belli bir
dalizmden asla vazgememitir). Ama bu durumda bile, alg alannn
maddesiyle benliin dnm-ncesi sentezleri arasnda kurulduu srece
dalizmin doru tanmlanm olduundan kuku duyuyoruz. Asl dalizm
bambaka bir yerdedir: ''Bakas yapsnn'' alg alanndaki etkileriyle onun
yokluunun etkileri (bakas olmasayd algnn olaca ey) arasnda.
Bakasnn alg alanna ait herhangi bir yap olmadn anlamamz
gerekir (rnein, onunla nesneler arasnda bir doa fark olduunu kabul

8 S. 1 92 [Trkesi: s. 1 9 1 - 1 92] .

Ek il: Fancazm ve Modern Edebiyat 339


etmekle yetinemeyiz) . O, alann btnn koullayan yapdr, saydmz
kategorilerin kuruluunu ve uygulann mmkn klarak bu btnn
ileyiini koullayan yapdr. Algy mmkn klan ey benlik deil, yap
olarak bakasdr. O halde dalizmi yanl yorumlayan yazarlar, bakasnn
ya alandaki zel bir nesne, ya alann bir baka znesi olmasn gerektiren
ikilemden kamayan yazarlardr. Bakasn, Tournier sayesinde, olanakl
bir dnyann ifadesi olarak tanmlayarak biz aksine onu tm alg alannn
kategorilere gre rgtlenmesinin a priori ilkesi haline getiriyoruz, bu
alann ''kategorilendirilmesi'' ve ileyiini salayan yap haline getiriyoruz.
O halde asl dalizm bakasnn yokluuyla ortaya kar: bu durumda alg
alannda neler olup bitmektedir? Alan baka kategorilere gre mi yaplar?
Yoksa aksine ok zel bir maddeye alarak bizi belli bir ekilsizlie mi dahil
eder? te Robinson'un maceras.
Tezin, yani Robinson hipotezinin byk bir avantaj vardr: Bakas
yapsnn aamal olarak silinmesi ssz adadaki koullarn sonucu olarak
sunulmaktadr. Elbette, Robinson'un adada Bakas yapsn etkinletirecek
edimsel terimlerle ya da kiiliklerle karlaamaz hale gelmesinden sonra da
yap uzun sre varln srdrr ve iler. Ama bunun sona erdii an da gelir:
''Fenerler, benim gr alanmdan kayboldular. Hayal gcmle beslenen
klar uzun sre bana ulat. imdi artk bitti, beni karanlklar evreliyor." 9
leride greceimiz gibi, Robinson Cuma'yla karlatnda onu bir bakas
olarak alglamayacaktr. Sonunda bir gemi kyya yanatnda ise Robinson
artk insanlara bakas ilevini tekrar ykleyemeyeceini anlayacaktr, nk
onlarn bu ekilde doldurabilecekleri yapnn kendisi kaybolmutur: ''te
buydu bakas: gerek olmaya abalayan bir olanak. Ald btn eitim
Robinson' a bu beklentiyi geri evirmenin ne kadar acmasz, bencilce ve
ahlaka aykr olduunu retmiti, ama Robinson bunu yalnzlk yllar
srasnda unutmutu ve imdi kendi kendine kaybedilmi bu alkanl
yeniden kazanp kazanamayacan soruyordu." o Yapnn bu aamal ama
geri evrilemez dal sapknn kendi isel ''adasnda'', baka yollardan
ulat ey deil midir? Lacan gibi konuursak, bakasnn ''dta-tutulmas''
bakalarnn artk bakas olarak grlmemesine, nk onlara bu yeri ve

9 S. 47 [Trkesi: s. 45].
10 S. 1 92- 1 93 [Trkesi: s. 1 92] .

340 Anlamn Mant


bu ilevi verebilecek yapnn eksik olmasna yol aar. Ama o zaman tm
algladmz dnya da kmyor mu? Yerini baka bir eye brakarak? . .
Bakasnn ''olanakl bir dnyann ifadesi'' olarak tanmlanmasndan
kt haliyle, bakasnn varlnn etkilerine bakmaya devam edelim.
Temel etki, bilincimin nesnesinden ayrlmasdr. Bu ayrlma aslnda Bakas
yapsndan domaktadr. Dnyay olanaklarla, zeminlerle, evrelerle,
geilerle doldurmak - henz korkmadm halde korkutucu bir dnyann
olanan ya da aksine ben gerekten dnyadan korkarken gven verici bir
dnyann olanan aa karmak - nmde bambaka ekilde gelimi
olarak duran bu ayn dnyay baka bakmlardan kuatmak - dnyann
iinde, olanakl dnyalar barndran kabarcklar oluturmak: ite bakas
budur. 1 1 Bylece bakas, bilincimin zorunlu olarak bir ''olmutum'' a,
artk nesneyle rtmeyen bir gemie yuvarlanmasna neden olur. Bakas
ortaya kmadan nce, rnein, bilincimden ayr olmayan, gven verici bir
dnya vardr; bakas korkutucu bir dnyann olanan ifade ederek ortaya
kar, bu dnya ancak ncekinin geip gitmesine yol aarak geliir. Ben
gemi nesnelerimden baka bir ey deilim, benim benliim ancak gemi
bir dnyadan, tam da bakasnn gemie ait kld dnyadan oluuyor.
Eer bakas olanakl bir dnyaysa ben de gemi bir dnyaym. Bilgi
kuramlarnn btn hatas zneyle nesnenin ezamanlln varsaymaktr,
oysa bunlarn biri dierinin yok olmas sayesinde kurulur. ''B irdenbire bir
kvlcm meydana gelir. zne nesnenin renginin ve arlnn bir ksmn
da alarak ondan ayrlr. Dnyada bir ey atlamtr ve bir yn ey benlie
dnerek yklmtr. Her nesne kendisine karlk gelen bir zne lehine saf

1 1 Tournier'nin yaklam kukusuz Leibniz'den izler tar (dnyann ifadesi olarak


monad), ama Sartre'dan da izler tar. Sartre'n Varlk ve Hilik'telci kuram bakasna ililcin
ilk byk kuramdr, nk bakas bir nesne midir (alg alanndaki zel bir nesne bile olsa),
yoksa zne midir (baka bir alg alanna ynelik baka bir zne bile olsa) ilcilemini aar. Sartre
bu adan yapsalcln ncsdr, nk o bakasn kendine zg bir yap ya da nesneye
ve zneye indirgenemez bir zgllk olarak ele alm ilk lciidir. Ama bu yapy "bak"
zerinden tanmlad iin nesne ve zne kategorilerine tekrar dm, bakasn bana
baktnda beni nesne olarak kuran, ama ben ona bakmay baardmda kendisi de nesneye
dnebilecek bir ey haline getirmitir. Oysa grnd kadaryla, Bakas yaps baktan
nce gelmektedir; bak daha ok birinin gelip yapy doldurduu ana iaret eder; bak
bamsz olarak tanmlanmas gereken bir yapy etkinletirmekten, edimselletirmekten
baka bir ey yapmaz.

Ek il: Fancazm ve Modern Edebiyat 341


d kalr. Ik gz olur ve k olarak varln srdremez: o artk retinann
uyarlmasndan ibarettir. Koku burun olur ve dnyann kendisinin kokusuz
olduu ortaya kar. Rzgarn sakz aalar arasndaki mziinden de sz
edemeyiz artk: bu yalnzca kulak zarnn titremesidir... zne, saf d
kalm bir nesnedir. Gzm n, rengin kadavrasdr. Burnum, gerekd
olduklar kantlandktan sonra kokulardan kalan tek eydir. Elim, tutulan
eyin varln rtr. yleyse bilgi problemi bir anakronizmden doar.
Bu problem, zne ve nesne arasndaki gizemli ilikileri aydnlatmak
isterken bu ikisinin ezamanlln varsayar. Oysa nesne ve zne birlikte
var-olamazlar, nk bunlar ayn eydir, bu ey nce gerek dnyaya
dahil edilmi, sonra da skartaya ayrlmtr." 12 O halde bakas, bilinle
nesnesi arasndaki ayrm zamansal bir ayrm olarak gvenceye alr. Onun
varlnn ilk etkisi uzayla ve alg kategorilerinin dalmyla ilgiliydi, ama
belki de daha derin olan ikinci etki zamanla ve onur. boyutlarnn, zamanda
ncenin ve sonrann dalmyla ilgilidir. Bakas artk ilemez olduunda,
hala gemiten sz edebilir miyiz?
Bakasnn yokluunda, bilin ve nesnesi bir ve ayn ey haline
gelir. Artk hata olasl yoktur: her gereklik iin bir mahkeme kurarak
grdm sandm eyi tartmaya aan, rten ya da dorulayan
bakas artk burada olmad iin deil sadece, bakasnn yapsal eksiklii
bilincin ebedi bir imdide nesnesine yapmasna ya :la onunla rtmesine
izin verdii iin. ''Bu yzden gnlerim adeta dik du rmaya baladlar. Artk
birbirlerinin zerine devrilmiyorlar. Dikey olarak ayakta duruyorlar ve zsel
deerleri iinde gururla kendilerini gsteriyorlar. Gerekletirilmekte olan
bir plann ardk admlar olarak ayrt edilmedikleri iin, birbirlerine o
kadar benziyorlar ki belleimde st ste biniyorlar ve bana hep ayn gn
yayormuum gibi geliyor." IJ Bilin nesneleri aydnlatan k olmaktan kp
kendinde eylerin saf ldamas haline gelir. Robinson adann bilincinden
ibarettir, ama adann bilinci adann kendi hakknda sahip olduu bili ntir,
bu da kendinde adadr. imdi ssz adann paradoksunu anlyoruz: kazazede,
tek banaysa, bakas-yapsn yitirmise adann sszln kesintiye
uratmak yerine onu kutsar. Adann ad Speranza'dr, peki Ben kimdir?

12 S. 82-84 [Trkesi: s. 79-8 1 ] .


13 S. 1 76 [Trkesi: s. 1 77] .

342 Anlamn Mant


''Hi de gereksiz deildir bu soru. Cevaplanamaz da deildir. nk eer
cevap Robinson deilse, demek ki Speranza'dr." 14 Robinson byle adm
adm bir farkndala ular: bakasnn yitimini nceleri dnyadaki temel
bir kargaa olarak duyumsamtr, kla gece arasndaki kartlktan baka
bir ey kalmamtr geriye, her ey yaralayc hale gelmitir, dnya geilerini
ve virtelliklerini yitirmitir. Ama (yava yava) asl bakasnn dnyaya
kargaa getirdiini kefeder. Bakasdr kargaa. Bakasnn kaybolmasyla
birlikte sadece gnler dik durmaya balamaz. eyler de artk bakas
tarafndan birbirlerinin zerine yuvarlanmadklar iin dik durmaktadr.
Arzu da artk bakasnn ifade ettii olanakl bir nesneye ya da dnyaya
dayandrlmad iin dik durmaktadr. Issz ada bir diklemeye, genel bir
ereksiyona girmektedir.
Bilin yalnzca eylere isel bir ldama deil, onlarn kafalarnda
bir ate, her birinin zerinde bir k, bir ''uan Ben'' haline gelmitir. Bu
kta baka bir ey belirir: eylerin her birinin havasa! bir ikizi. '' . . . gizlenmi
bir baka aday ksa bir an iin, yle bir grmm gibi geliyordu. Artk
ben bu dier Speranza'ya tandm, bir masumiyet anna kalc olarak
yerletim." 1 5 Romann ustalkla betimledii ey budur ite: her seferinde,
ykselen ikizin olaanst doumu. Peki bakas varken beliren eyle onun
yokluunda ortaya kmaya balayan ikiz arasndaki fark tam olarak nedir?
Bakas dnyann nesneler halinde rgtlenmesini ve bu nesneler arasnda
geili ilikiler kurulmasn salyordu. Nesneler ancak bakasnn dnyaya
doldurduu olanaklar sayesinde var-oluyordu; her biri ancak bakasnn
ifade ettii olanakl dnyalara bal olarak kendi zerine kapanyor ya da
baka nesnelere alyordu. Ksacas: bakas eleri cisimlerin snrna,
bunun da tesinde topran snrlarna hapseder. nk topran kendisi
de eleri tutan byk bir cisimden ibarettir. Toprak ancak bakalaryla
dolu olduunda topraktr. Bakas, ifade ettii dnyalarla kendi yzn
meydana getirdii gibi elerle cisimleri, cisimlerle de nesneleri meydana
getirir. O halde, bakasnn silinmesiyle serbest kalan ikiz, eylerin bir
kopyas deildir. Aksine ikiz, elerin serbest kalp yenilendii, tm
elerin gkselleip binlerce uar esel figr oluturduu dikey imgedir.

14 S. 75 [Trkesi: s. 72] .
15 S. 1 77 [Trkesi: s. 1 78] .

Ek il: Fantazm ve Modern Edebiyat 343


Her eyden nce insanlktan km, gnesel bir Robinson figr meydana
gelir: ''Gne, benden memnun musun? Bak bana. Geirdiim dnm
senin alevine yeterince uygun mu? Yere ynelen kkler gibi topraa doru
uzayan sakalm kayboldu artk. Buna karlk, bamda alevden bukleler
ge uzanan bir meale gibi eilip bklyor. Senin barna ynelmi
bir ok gibiyim . ." 16 Adeta btn toprak ada sayesinde kurtulmaya
.

almaktadr, sadece haksz yere bakasnn etkisi altnda tuttuu dier


eleri serbest brakarak deil, kendiliinden kendi havasa! ikizini
izip gksel hale gelerek, gnesel figrler oluturmak iin gkyznde
dier elerle birleerek. Ksacas, bakas olanakl dnyalar kuatarak
ikizlerin diklemesini engellemektedir. Bakas byk deviricidir. yle ki
bakas yapsnn ortadan kalkmas dnyann rgtszlemesi deil, yatk
rgtlenme karsnda dik bir rgtlenme, diklemedir, nihayet dikey ve
kalnlksz bir imgenin, ardndan da nihayet serbest kalm saf bir enin
aa kdr.
kizlerin ve elerin bu retimi iin felaketler gerekmitir. Sadece byk
l keinin maruz kald trenler deil, adann, maaralarndan birinden
tm ateini pskrtt ve kendini dar kustuu mthi bir patlama
da gerekmitir. Ama bu felaketler sayesinde dikey arzu asl nesnesinin ne
olduunu renir. Zaten doa ve toprak bize arzunun nesnesinin cisim ya
da ey deil, yalnzca mge olduunu sylemiyor muydu? Bizzat bakasn
arzuladmzda arzumuz ifade edilen o kk olanakl dnyaya, bakasnn
grkemli bir ikiz gibi gelierek dnyan stnde salnp umasna izin
vermek yerine haksz yere kendinde tuttuu o olanakl dnyaya ynelmiyor
muydu? Diisinin karnna tpatp benzeyen bir iein zn toplayan
ve iekten bann zerinde iki polen boynuzuyla ayrlan o kelebei
izlediimizde bedenlerin mgelere ulamann dolambal yollarndan ibaret
olduunu, cinselliin bu dolambal yolu terk edip dorudan mgelere
ve sonunda bedenlerden zgrlemi elere yneldiinde amacn daha
iyi ve hzl gerekletirdiini dnrz. 17 Libidonun elerle birlemesi:
Robinson'daki sapma budur ite. Ama amalara ilikin bu sapmann yks
ayn zamanda eylerin, topran ve arzunun ''diklemesidir''.

16 S. 1 75 [Trkesi: s. 1 76).
17 Bkz. s. l 00, 1 1 1 [Trkesi: s. 97, l 07] .

344 Anlamn Mant


Bu noktaya ulamak iin ne ok sknt, ne ok romans macera
gerekmitir. nk Robinson'un ilk tepkisi umutsuzluktur. Umutsuzluk
nevrozun bir aamasn, tam da Bakas yapsnn hila iledii, ama artk
onu dolduracak, etkinletirecek kimsenin olmad aamay ifade eder. Bir
bakma, yap artk gerek varlklar tarafndan igal edilmedii zaman daha
da salam biimde iler. Bakalar artk yapya eklenmezler; yap bolukta
daha da tavizsiz hale gelerek iler. Robinson'u durmadan tannmayan kiisel
bir gemie, bellein tuzaklarna ve sanrnn aclarna bastrr. Nevrozun
(Robinson'un tmyle ''bastrlm'' halde olduu) bu aamas, Robinson'un
yaban domuzlaryla paylat amurda somutlar: ''Yalnzca gzleri, burnu
ve az, su mercimekleri ve kurbaa yumurtalarnn yzer halsyla ayn
seviyedeydi. Yeryzyle tm balarndan kurtulmu, hareketsiz yapraklarn
arasndan, gemiinden ykselip gelerek gkyznde dans eden an
krntlarn akn bir rya alemi iinde izliyordu." 1 8
Buna karlk, ikinci aama Bakas yapsnn dalmaya baladn
gsterir. amurdan kendini kurtaran Robinson, her eye ramen,
bakasnn eylere kazandrd kvrm koruyabilecek, bakasnn yerine
ikame edebilecei bir ey arar: dzen, alma. Zamann su saati yoluyla
dzenlenmesi, ihtiya fazlas bir retimin balatlmas, yasal bir dzenin
yrrle sokulmas, Robinson'un stlendii resmi unvanlarn ve
grevlerin okluu, tm bunlar dnyay (yine kendisi olan) bakalaryla
tekrar doldurmaya ve yap kse de bakasnn varlnn etkilerini
korumaya ynelik bir abann gstergesidir. Ama bir anormallik hissedilir:
Defoe'nun Robinson'u ktln retim fazlasyla baladn dnerek
gerekenden fazlasn retmeyi kendine yasaklarken, Tournier'nin
Robinson'u ''zvanadan km'' bir retime giriir, tek ktlk tketmektir,
nk insan hep tek bana ve kendi iin tketir. Bu alma etkinliinin
paralelinde, onun zorunlu bir karl olarak tuhaf bir geveme ve cinsellik
tutkusu da gelimektedir. Bazen su saatini durdurarak, bir maarann dipsiz
karanlna kendini altrarak, tm bedenini stle ovarak Robinson adann
i merkezine doru ilerler ve kvrlarak iine sd, kendi bedeninin
larvams bir zar gibi olan bir petek bulur. Nevrozdaki gerilemeden daha
fantastik bir gerileme sz konusudur, nk bu gerileme Toprak-Anaya,

18 S. 34 [Trkesi: s. 32-33].

Ek II: Fantazm ve Modern Edebiyat 345


ilksel Anaya yneliktir: ''Robinson, kuvveti snrsz tatan bir elin kavrad
o yumuak hamurdu. Speranza' nn youn ve sarslmaz etine dm o bakla
tanesiydi." 1 9 alma nesnelerin biimini biriktirilmi kalntlar olarak
korurken, ie-evrilme biimlenmi tm nesneleri terk ederek bir gmlme
ilkesi uyarnca Topran iine ynelir. Ama bu denli farkl iki tavrn tuhaf
biimde birbirini tamamlad izlenimine kaplrz. Her iki tarafta da psikoz
aamasn tanmlayan bir zvanadan kmlk vardr, Topraa dnte ve
izofrenin kozmik soyktnde aka ortaya kan, ama zaten ayn ekilde
almada, istifleme ve biriktirmeye dayal, tketilemez izofrenik nesnelerin
retiminde de mevcut ifte zvanadan kmlk.20 yleyse burada Bakas
yaps zlmeye meyleder: psikotik, gerek bakalarn yokluunu bir
insani kalntlar dzeni kurarak, yapnn zln ise insan tesi bir soy
zinciri oluturarak gidermeye alr.
Nevroz ve psikoz derinliin macerasdr. Bakas yaps derinlii
rgtler ve onu yattrarak yaanr hale getirir. Bu yapdaki kargaalar ise
derinlikte bir bozuklua, dengesizlie yol aar, artk savuturulamayan
dipsizliin saldrgan bir dn gibi. Her ey anlamn yitirir, her ey
simlakr ve kalnt haline gelir, almann nesnesi bile, sevilen varlk bile,
dnyann kendisi ve dnyadaki benlik bile . . . Robinson iin bir kurtulu
olmad srece durum budur. Robinson yeni bir boyut ya da ''bakasnn
yitimi'' ifadesi iin nc bir anlam icat etmedii srece. Bakasnn
yokluu ve Bakas yapsnn zl sadece dnyay dzensizletirdii, bir
kurtulu olana amad srece. Robinson'un yzeye dnmesi, yzeyleri
kefetmesi gerekir. Saf yzey belki de bakasnn bizden saklad eydir.
Belki de eylerin bilinmeyen bir imgesi bir buhar gibi yzeyde aa kar
ve topraktan yeni bir enerjik figr, olanakl bakasnn olmad bir yzeysel
enerji doar. nk gkyz derinliin tersinden ibaret bir yksekl ik
deildir. Hava ve gkyz, derin toprakla kartlk iinde, saf bir yzeyin
izilii ve bu yzey alannn katediliidir. Tekbenci gkyznn derinlii
yoktur: ''Krce derinlie yzeysellikten daha ok deer veren ve yzeyselin

19 S. 9 1 [Trkesi: s. 88].
20 Bkz. Henri Michaux' nun bir izofrenin yapt masay betimleyii: Les Grandes epreuves
de l'esprit, Gallimard, s. 1 56 vd. Robinson'un yerinden kmldamayan bir gemi yapmas da
bunu andrmyor deil.

346 Anlamn Mant


geni boyutlu deil az derinlikli, buna karlk derinin az yzeysel deil ok
derinlikli demek olduunu savunan ne garip bir yan tutma. Oysa ak gibi
bir duygu, eer byle bir duyguyu lmek mmknse, bana yle geliyor
" 21
ki derinliinin derecesinden ok yzeyselliinin byklyle llr...
nce yzeyde bu havasal ikizler ya da mgeler ortaya kar, ardndan da
alann gksel katedilii iinde, bu saf ve serbest eler ykselir. Genel
ereksiyon yzeylerin ereksiyonudur, bakasnn kaybolmasyla yzeylerin
dzelmesidir. O zaman simlakrlar ykselirler, adann yzeyinde ve
gkyznn katediliinde fantazm haline gelirler. Benzerlik iermeyen
ikizler ve baskdan kurtulmu eler fantazmn iki yndr. Dnyann bu
yeniden yaplan Robinson'un byk Saldr, byk Saln fethedilii
ya da ''bakasnn yitimi''nin nc anlamdr.
Cuma ite burada devreye girer. nk baln da belirttii gibi
romann esas karakteri Cuma adl gen olandr. Sadece o, Robinson'un
balatt dnme rehberlik edip onu tamamlayabilir ve Robinson'a
dnmn anlamn, amacn gsterebilir. Btn o masumiyetiyle,
yzeyselliiyle. Robinson'un adada kurduu ekonomik ve ahlaki dzeni
ykan Cumadr. Robinson'un belenden tiksinmesine yol aan, orada kendi
zevkine uygun bir baka lffan trnn bitmesine neden olan odur. Yasak
ttn barut fsnn yaknnda ierek aday havaya uuran ve hem topra
hem sular ve atei gkyzne teslim eden odur. l keiyi (= Robinson'u)
uurup ona ark syleten odur. Daha da nemlisi, Robinson'a ada imgesinin
wrunlu tamamlaycs olarak kiisel ikiz imgesini sunan odur: ''Robinson bu
soruyu kafasnda evirip evirdi. lk kez, onun rahatsz edici, kaba ve aptal
melez grntsnn altnda bir baka Cumann olanakl varln ak seik
sezmiti - tpk ok nceden, maaray ve beleni kefetmeden 11ce, ynetilen
22
adann altna gizlenmi bir baka adann varlndan phe etmesi gibi."
Son olarak, Robinson'u mgelerden ya da kizlerden daha radikal olan,
nk 011lar meydana getiren serbest elerin kefine ynelten odur. Hep
yzeyde, oyuncul ve haylaz olmas dnda Cuma hakknda ne sylenebilir
ki? Robinson ona kar hep ikircikli duygular besleyecektir, onu ldrmek
isterken bir nianlama hatas sonucu, rastlantyla kurtarmtr zaten .

21 S. 58-59 [Trkesi: s. 56] .


22 S. 1 49 [Trkesi: s. 1 47] .

Ek il: Fanrazm ve Modern Edebiyat 347


Ama asl nemli olan, Cuma'nn yeniden bulunmu bir bakas ilevi
grmemesidir. Artk ok getir, yap kaybolmutur. Cuma bazen yadrgatc
bir nesne, bazen de tuhaf bir su orta ilevi grr. Robinson ona bazen
adann ekonomik dzenine dahil etmeye alaca bir kle, zavall bir
simlakr gibi davranr, bazen de dzeni tehdit eden yeni bir srr elinde
tutan biri, gizemli bir fancazm gibi. Bazen neredeyse bir nesne ya da bir
hayvan gibi, bazen de Cuma kendi kendinin tesindeymi, Cuma'nn tesi,
kendi kendinin ikizi ya da imgesiymi gibi. Bazen bakasnn berisinde,
bazen de tesinde. Bu fark son derece nemlidir. nk normal ileyii
iinde bakas olanakl bir dnya ifade eder, ama bu olanakl dnya bizim
dnyamzda var-olur ve dnyamzn nicelik deitirmesi kouluyla geliecek
ya da gerekleecek olsa bile en azndan bu gelime genel olarak gerein
dzenini ve zamann akn kuran yasalara baldr. Cuma bambaka bir
ekilde iler; o, gerek olduu varsaylan bir baka dnyay, tek hakiki,
indirgenemez ikizi ve bu baka dnyada, artk olmad, olamayaca
bakasnn bir ikizini belirtir. Bir bakas deil, bakasndan bambaka bir
ey. Kopya deil kiz: saf eleri aa karan, nesneleri, cisimleri ve topra
dalmaya uratan. ''Sanki (Cuma), efendisinin toprak saltanatna ters
den baka bir saltanata aitti ve toprak saltanatna hapsedilmeye kalkl
d an ykc etkilere yol ayordu." 23 Bu yzden Cuma, Robinson iin
bir arzu nesnesi bile deildir. Robinson onun dizlerine dokunsa, gzlerini
seyre dalsa bile bunu sadece Cumann bedenden kurtulan serbest eleri
ancak zar zor tutabilen kl ikizini kavramak iin yapar. ''Oysa cinselliim
sz konusu olduunda, bir kez olsun Cuma'nn bende olanc bir eilim
uyandrmam olduunu fark ediyorum. Bunun nedeni ncelikle onun ok
ge gelmi olmas: cinselliim oktan esel hale gelmiti ve Speranza'ya
doru yneliyordu. . . Sz konusu olan, beni insanca aklara doru
geriletmek deil, esel olandan kmadan e deitirmemi salamakt." 24
Bakas devirir: eleri topraa, topra cisimlere, cisimleri nesnelere
devirir. Oysa Cuma tm masumiyetiyle nesneleri ve cisimleri dikletirir,
topra gkyzne tar, eleri serbest brakr. Dikletirmek ve dzeltmek
ayn zamanda kestirmeden gitmektir. Bakas tuhaf bir dolambal yoldur,

23 S. 1 54- 1 5 5 [Trkesi: s. 1 53].


24 S. 1 84- 1 8 5 [Trkesi: s. 1 84] .

348 Anlamn Mant


arzularm nesnelere, aklarm dnyalara devirir. Cinsellik, ancak cinsiyet
farkn ncelikle bakasndan geiren byle bir dolambal yolda remeye
balanr. Cinsiyet fark ncelikle bakasnda, bakas yoluyla temellenir,
kurulur. Bakasnn olmad dnyay oluturmak, (Cuma'nn yapt gibi
ya da daha dorusu Robinson'un Cuma'nn yaptn dnd gibi)
dnyay dikletirmek dolambal yoldan vazgemektir. Arzuyu nesnesinden,
bir bedenin dolaymndan koparp onu saf bir nedenle, elerle ilikiye
sokmaktr. ''Arzunun kelimenin her iki anlamnda da vcut bulmasn,
yani hem belirli bir ekil kazanmasn hem de diil bir vcutla birlemesini
salayan, kurumlar ve sylencelerden oluan iskelet yok olmutu." 25
Robinson artk kendisini ya da Cuma'y farkllam bir cinsiyet asndan
dnemez. Psikanaliz, dolambal yolun bu yklnda, arzunun nedeninin
nesneden bu ayrlnda, elere bu dnte lm igdsnn iaretini
grmekte serbesttir - gnesel hale gelmi bir igd.

* * *

Burada her ey romansdr, zorunlu bir kurguyla i ie geen teori


de dahil: bakasna ilikin bir teori. Her eyden nce, bakasnn yap
olarak kavranmasnn ne kadar nemli olduunu grmemiz gerekir: alg
alanndaki (''nesne'' biiminden ya da ''hayvan'' biiminden ayr) herhangi
bir ''biim'' deil, genel olarak alg alannn btnnn ileyiini koullayan
bir sistem. O halde bu yapya iaret eden a priori Bakas ile belli bir alan
iinde yapy etkinletiren gerek terimlere iaret eden tek tek bakalarn
birbirinden ayrmalyz. Bu tek tek bakalar daima herhangi biri, sizin iin
ben, benim iin siz, yani her bir alg alannda bir baka alann znesidir,
oysa a priori Bakas hi kimsedir, nk yap onu etkinletiren terimlere
akndr. Onu nasl tanmlamal? Bakas yapsn tanmlayan ifade-edicilik
olanak kategorisince kurulmutur. A priori Bakas, genel olarak olanaklnn
var-oluudur: olanakl olan sadece ifade-edilen olarak, yani ona benzemeyen
bir ifade-edicide var-olur (ifade-edilenin ifade-edicide bklmesi).
Kierkegaard'n kahraman ''olanak, olanak, yoksa boulacam'' derken,
James ''olanak oksijenini'' talep ederken, aslnda a priori Bakasn yardma

25 S. 99 [Trkesi: s. 95] .

Ek il: Fantazm ve Modern Edebiyat 349


arr. Bu bakmdan bakasnn nasl alg alannn btnn, alglanan
nesneye ilikin kategorilerin ve alglayan znenin boyutlarnn bu alana
uygulann, son olarak da tek tek bakalarnn her bir alana dalmn
koulladn gstermeye altk. Nesnelerin kuruluuna (ekil-zemin vb.),
znenin zamansal belirlenimine, dnyalarn ardk geliimine ilikin alg
yasalarnn Bakas yaps olarak olanaklla bal olduunu ne srdk.
Arzu bile, ister nesneye ister bakasna ynelik olsun, yapya baldr. Ancak
bakas tarafndan olanakl olarak ifade edildii haliyle bir nesneyi arzularm,
bakasnda ancak onun ifade ettii olanakl dnyalar arzularm. Bakas
eleri Toprakta, topra cisimlerde, cisimleri nesnelerde rgtleyen ve
hem nesneyi hem algy hem arzuyu kurala ve lye balayan ey olarak
ortaya kar.
''Robinson'' kurgusunun anlam nedir? Nedir Robinsonculuk? Baka
snn olmad bir dnya. Tournier, Robinson' un ekilen onca acnn
ardndan bir byk Salk kefettiini ve fethettiini varsayar. eyler
bakas varken olduundan bambaka bir ekilde rgtlenmeye balad
lde, yani benzerlik barnd rmayan bir imgeyi, kendilerinin olaan
durumda bastrlm olan bir ikizini serbest braktklar ve bu ikiz de olaan
durumda hapsedilmi olan saf eleri serbest brakt lde, Robinson
byk bir Salk kefetmektedir. Bakasnn yokluu dnyay kargaaya
srklemez, aksine onun varl dnyann grkemli ikizini sakl halde
tutar. Robinson'un kefi ite budur: yzeyin, esel tenin, Bakasndan
Baka olann kefi. O halde bu byk Saln sapkn olduu, dnyann ve
arzunun bu ''dzelmesinin'' ayn zamanda sapma, sapknlk olduu izlenimi
nereden douyor? Aslnda Robinson hibir sapkn davran sergilemez.
Ama sapknlk zerine btn incelemeler, btn sapknlk romanlar
sapkn davranlar dourabilecek ilke olarak bir ''sapkn yap''nn varln
aa karmaya alr. Bu bakmdan sapkn yap Bakas yapsnn kart
olan ve onun yerine geen yap olarak grlebilir. Nasl somut bakalar
bu bakas yapsn etkinletiren edimsel ve deiken rerimlerse, sapknn
daima bakasnn mutlak yokluunu varsayan davranlar da sapkn yapy
etkinletiren deiken terimlerden ibarettir.
Neden sapkn kendini helyumdan ve ateten, k saan bir melek
olarak hayal etme eilimindedir? Neden hem topraa hem de dllenmeye
ve arzu nesnelerie kar, daha Sade'da sistematiklemi halde bulduumuz

350 Anlamn Manr


o nefreti duymaktadr? Tournier'nin roman aklamaya almaz, ama
gsterir. Bylece roman, bambaka yollardan, sapknlk kavramnn
konumunu yenileyebilecek olan gncel psikanalitik incelemelerle buluur.
Bu incelemeler her eyden nce sapknl psikiyatri ve hukuk tarafndan
hapsedildii ahlak mulaklktan karmak zorundadr. Lacan ve okulu,
sapkn davranlar bir yapdan itibaren ele almann ve davranlar
koullayan bu yapy tanmlamann zorunlu olduunu, arzunun bu yap
iinde bir eit yer deitirmeye maruz kaldn, bylece arzunun Nedeninin
nesneden ayrldn, sapknn cinsiyet farkn androj in bir ikizler dnyas
adna reddettiini, bakasnn sapknlkta iptal edildiini, bakas sapknn
gznde kendi metaforunu aa karyormuasna ''Bakann tesi''nin ya
da bakasndan Baka olann ortaya ktn, sapkn bir ''znesizlemenin''
sz konusu olduunu - nk kurbann da su ortann da bakas ilevi
grmedii aktr - srarla vurgular. 2<' rnein, sadistin bakasn bakas
olma niteliinden mahrum brakmas bakaya ac ektirmek istemesinden,
bunu arzulamasndan kaynaklanmaz. Tersi dorudur, sadistin bakalarn
ya kurban olarak ya su orta olarak grmesi, ama iki durumda da onlar
bakalar olarak deil, aksine daima bakasndan Baka olanlar olarak
kavramas sadistte Bakas yapsnn eksik olmasndan ve onun, yaad
dnyann koulunu oluturan bambaka bir yapya gre yaamasndan
kaynaklanr. Sade'da, zorunlu olarak birbirlerinin yerine geen kurbanlarn
ve su ortaklarnn bakas olarak kavranmaktan ne denli uzak olduunu
grmek arpcdr. Bunlar bazen nefret uyandran bedenler olarak, bazen
de mttefik ikizler ya da eler olarak kavranr (asla kahramann ikizleri
olarak deil, kendi kendinin ikizleri olarak, atomik eleri fethetmek zere
daima bedenden kurtulmu ikizler olarak) .27

26 Bkz. Le Dfsir et la perversion balkl derleme, Seuil, 1 967. Guy Rosolato, "Etude
des perversions sexuelles a partir du fetichisme" adl makalesinde, "cinsiyet fark" ve "ikiz"
zerine, ne yazk ki ok hzl bir biimde, olduka ilgin saptamalarda bulunuyor (s. 25-26).
Jean Clavreul'n " Le Couple pervers" adl makalesi ne kurbann ne su ortann bir bakas
yerini tuttuunu gsteriyor ("znesizleme"yle ilgili olarak bkz. s. 1 1 O, arzunun Nedeni ve
Nesnesi arasndaki ayrmla ilgili olarak bkz. ayn yazar, "Remarques sur la question de la
realite dans les perversions", La Psychanalyse, Say: 8, s. 290 vd.). Grne gre, Lacan'n
yapsalclna ve Verleugnung analizine dayanan bu incelemeler gelime aamasndalar.
27 Sade'da, molekler kombinezonlar temas srekli karmza kar.

Ek i l : Fantazm ve Modern Edebiyat 351


Sapknlkla ilgili temel hata, sapkn davranlarn aceleci bir
fenomenolojisi sebebiyle ve hukukun beklentileri yznden, sapknl
bakasna ynelik belli saldrlara dayandrmaktr. Davran asndan
baktmzda da her ey bizi bakasnn yokluunda sapknln bir hi
olduuna ikna eder: rntgencilik, tehircilik vb. Ama yap asndan
baktmzda tersini sylememiz gerekir: Bakas yaps eksik olduu, onun
yerini bambaka bir yap ald iin, artk gerek ''bakalar'' kaybolmu ilk
yapy etkinletirecek terimler roln oynayamazlar, sadece ikinci yapda
(sapknn bedenlere atfettii ok zel anlamda) kurban-bedenler roln
ya da (yine sapkn iin tad ok zel anlamyla) su orta-ikizler, su
orta-eler roln oynayabilirler. Sapknn dnyas bakasnn olmad,
dolaysyla olanaklnn da olmad bir dnyadr. Bakas olanaklandrandr.
Sapkn dnya zorunluluk kategorisinin tamamen olanakllk kategorisinin
yerine getii bir dnyadr: daha esel bir enerji ve seyrelmi bir hava
lehine oksijenin eksik olduu tuhaf bir Spinozaclk (Gk-Zorunluluk) . Her
sapknlk bakasnn, tekinin katlidir, dolaysyla olanaklarn da katlidir.
Ama bakasnn katli sapkn davran tarafndan gerekletirilmez, sapkn
yap iinde varsaylr. Bu durum sapknn, kuruluu bakmndan deil,
elbette nevrozdan geen ve psikoza temas eden bir macerann sonucunda
sapkn olmasn engellemez. Tournier'nin olaanst romannda ima
ettii ey budur: Robinson'u sapkn olarak hayal etmemiz gerekir, yegane
Robinsonculuk sapknln ta kendisidir.

352 Anlamn Mant


3. - ZOLA VE ATLAK

Hayvanlaan nsan'da mehur bir pasaj karmza kar: ''Aile hi


dengeli deildi, herkeste bir atlaklk vard. O, baz anlarda bu kaltmsal
atla aka hissediyordu; bunun salksz olmasyla da ilgisi yoktu, nk
krizlerinin farkna varmas ve onlardan duyduu utan onu artk eskisi gibi
zayflatmyordu; varlndaki ani denge yitim/eriydi bunlar, krlmalar gibi
tpk, her eyi ekilsizletiren bir eit byk sisin ortasnda benliini elinden
kard delikler gibi . . Zola, modern edebiyatn baka biimlerde, baka
. ''

yollardan ve daima alkoliklikle ayrcalkl bir iliki iinde tekrar ele alaca
byk bir temay ortaya atmaktadr: atlak temas (Fitzgerald, Malcolm
Lowry) .
Hayvanlaan nsan'n kahraman Jacques Lantier'nin zinde, salam,
sal yerinde biri olmas son derece nemlidir. nk atlak atalardan
gelen hastalkl unsurlarn bedende iz brakarak katedecei bir yola iaret
etmez. Zola'nn kendini bu ekilde ifade ettii de olur, ama bunu sadece
kolaylk olsun diye yapar. Romandaki baz clz, sinirleri zayf karakterler
iin durum gerekten de budur, ama tam da bu nedenle atla tayanlar
onlar deildir ya da atla srf bu yzden tamazlar. Kaltm atla
kateden ey deil, atlan ta kendisidir: alglanamaz krlma ya da delik.
Asl anlamyla atlak hastalkl bir kaltmn getii yol deildir; o kendi
bana btn bir kaltm ve hastalktr. atlan Rougon-Macquartlar'n
bir salkl bedeninden dier salkl bedenine aktard tek ey kendisidir.
Her ey kendi tatyla ya da aracyla bir olan bu kaltmdaki, aktarlyla
bir olan bu aktarlandaki ya da kendinden baka bir ey aktarmayan bu
aktarmdaki paradoksa dayanr: zinde bir bedendeki beyinsel atlak,
dncenin yarlmas. leride greceimiz baz kazalar hari, soma zindedir,
sapasalamdr. Ama germen atlaktr, atlaktan ibarettir. 2 Bu koullarda,
atlak bir ykden ya da bir bedenden dierine geerek Rougon-

1 Deleuze, Zola'dan yapt alntlar iin sayfa ntmaras belirtmiyor. Romann 'frkesi
iin bkz. Zola, Hayvanlaan insan, A. zgner (ev.), thaki Yaynlar, 2004 (btn alntlar
iin bu eviriye bavurmadm, eviriyi kullandm yerleri dipnotlarla belirteceim). (f. n.)
2 Biyolojide, germen remeye yarayan hcreler, soma ise vcudun dier hcreleri. (f. n.)

Ek il: Fantazm ve Modern Edebiyat 353


Macquartlar'n temel motifini meydana getiren epik bir yazg grnm
kazanr.
atlan etrafnda dalma giren, onun kenarlarnda kaynaan nedir?
Zola'nn miza, igd, ''byk itah'' adn verdii eyler. Ama miza ya
da igd psiko-fzyolojik bir oluuma iaret etmez. ok daha zengin ve
somut bir mefhum, bir roman mefhumudur sz konusu olan. gdler
genel olarak yaam koullarna ve hayatta kalma koullarna, tarihsel
ve toplumsal bir ortamda (burada kinci mparatorluk) belirlenmi bir
yaam biiminin korunnasnn koullarna iaret etmektedir. Bu yzden
Zola'nn burj uvalar erdemsizl iklerini ve korkaklklarn, alaklklarn
kolayca erdem olarak adlandrabilirler; bu yzden tersine yoksullar ou
zaman, tarihsel yaam koullarn, tarihsel olarak belirlenmi bir yaama
katlanmalarnn tek yolunu ifade eden, alkoliklik gibi ''igdlere''
indirgenmi haldedirler. Zola' nn ''doalcl'' daima tarihsel ve
toplumsaldr. O halde igdnn, itahn eitli ekilleri vardr. gd
bazen bedenin elverili bir verili ortamda korunma tarzn ifade eder; bu
anlamyla igd zindelik ve saln ta kendisidir. Bazen bir bedenin
baka bedenleri ykmak pahasna ortamn verilerini kendi karna uygun
hale getirmek zere icat ettii yaam biimini ifade eder; bu anlamyla
igd ikircikli bir gtr. Bazen bir bedenin elverisiz bir ortamda
tarihsel olarak belirlenmi var-oluuna kendi kendini ykmak pahasna
katlanmasn salayan bir yaam biimini ifade eder; bu anlamyla
alkoliklik, sapknlklar, hastalklar, hatta yallk birer igddr. gd
daima bir yaam tarzn devan ettirme abasn ifade ettii lde
korumaya ynelir, ama bu yaam tarz ve igdnn kendisi szcn dar
anlamyla muhafazakar olabilecei gibi ykc da olabilir. gd saln
kendisi kadar salk yitimini, yozlamay, hastaln hz kazanmasn da
da vurur. Hangi ekle girerse girsin igd atlakla asla karmaz, ama
onunla yakn ve deiken ilikilere girer: bazen bedenin sal sayesinde,
belli bir zaman iin olabildiince atlan zerini rter ya da onu giderir,
bazen onu geniletir, ona paralar datacak, bedenin kml iinde
kazay hazrlayacak baka bir ynelim kazandrr. rnein Meyhane'de,
Gervaise'deki alkoliklik igds kkensel bir kusur olarak atlaa elik
eder. (Sonunda atla dntrebilecek evrimsel ya da ideal igdler
olup olmad sorusunu imdilik bir yana brakalm.)

35 4 Anlamn Mant
atlak yoluyla igd yaam biiminin tarihsel ve toplumsal
koullarnda kendisine karlk gelen nesneyi arar: arap, para, iktidar,
kadn . . . Zola'nn favori kadn tiplerinden biri siyah salarnn arl altnda
ezilen, edilgin, kendi kendinin farknda olmayan ve bir karlamayla
zincirlerinden boanacak olan, sinirleri zayf kadndr (Rougonlar dizisinden
nce Therese Raquin deki Therese, Hayvanlaan nsan 'da da Severine bunun
'

rneidir) . Sinirlerle kann, sinirli bir mizala kanl bir mizacn korkun
karlamas Rougonlar' n kkenini tekrar retir. Karlama atla
yanklandrr. Rougon ailesinden olmayan Severine gibi karakterler hem
bir Rougon'un igdsnn sabitlendii nesneler olarak, hem kendileri de
igdlere ve mizaca sahip olarak, hem de son olarak kendi adlarna dier
atlaa eklenen gizli bir atlak sergileyen su ortaklar ya da dmanlar
olarak olaya dahil olurlar. rmcek-atlak: znde zinde bedeniyle salkl
ve iyi bir kz olan, ama bakalarn etkilemek ve kendi atlan aktarmak
ya da bakalarnn atlan aa karmak zere kendini nesneletiren
Nana'yla Rougon-Macquart ailesinde her ey dorua ular - aalk
germen. Alkoln ayrcalkl rol de buna dayanr: bu ''nesne'' sayesinde
igd atlakla en derin birlemesini gerekletirir.
gdyle nesnenin karlamas bir duygu deil bir sabit fikir
meydana getirir. Zola'nn romanc olarak kendi romanlarnda devreye
girmesi her eyden nce okurlara ''dikkat, duygulardan sz ettiimi
sanmayn'' demek iindir. Hayvanlaan nsan'da ve Therese Raqu in 'de ,

Zola'nn sulularn vicdan azab eknediini aklamadaki srar


mehurdur. Ayn ekilde aklarda da ak yoktur - igdnn atla
''gidermeyi'', evrimsel hale gelmeyi gerekten baard durumlar
hari. Ak yoktur, vicdan azab yoktur. . . Daima atlan stnden
uzanan mizalar arasndaki il ikilerde bklmeler, atrdamalar ya da
aksine yatmalar, sakinlemeler vardr. Zola byk k ncesi ksa
sakinliin betimleniinde ustalamtr (''imdi besbelliydi, giderek artan
bir danklk vard, suun szmas gibi . . . "). Zola'da sabit fikir lehine
duygunun bu yadsnnn elbette birok sebebi vardr. lk olarak zamann
modasndan, fizyoloj ik emann neminden sz edilebilir. Balzac'tan
beri ''fizyoloj i'' bugn psikanalize den edebi rol oynamaktadr (bir
lkenin, bir meslein fizyolojisi vb.) . Dahas, Flaubert'den beri duygunun
bir baarszlktan, iflastan ya da aldatmacadan ayr dnlemez olduu

Ek 11: Fantazm ve Moder Edebiyat 355


da dorudur; romann anlatt ey kahramann bir i yaam kurmadaki
gszldr. Bu bakmdan doalclk romana kahraman tipi
katmtr: isel iflasn insan ya da hayat skalam kii, yapay yaamlarn
insan ya da sapkn, kaba duyumlarn ve sabit fikirlerin insan ya da
hayvan. Ama Zola'da, igdnn nesnesiyle karlamas bir duygu olu
turamyorsa bunun nedeni daima karlamann bir kenardan dierine
atlan stnde meydana gelmesidir. Bunun nedeni atlan varl,
byk isel Boluktur. Bylece btn doalclk yeni bir boyut kazanr.

* * *

O halde Zola'da birlikte var-olan, i ie geen, ama eit olmayan iki


ember vardr: kk ve byk kaltm, tarihsel kk kaltm ve epik
byk kaltm, soma dzeyinde kaltm ve germen dzeyinde kaltm,
igdlerin kaltm ve atlan kaltm. Aralarndaki kesime ne kadar
kuvvetli ve sabit olursa olsun, bu iki kaltm birbirine kartrmamalyz.
Kk kaltm igdlerin kaltmdr; atalarn ya da ebeveynlerin yaam
biimleri ve koullar soyu devam ettirende kk salabilir ve bazen birka
kuak arayla onda bir doa olarak etkide bulunabilir. rnein, salkl bir
yapya yeniden kavuulur ya da alkole eilim bir bedenden dierine geer,
yaam biimleri tekrar kurulurken ayn zamanda igd-nesne sentezleri
de aktarlr. Yapt sramalar ne olursa olsun, igdlerin kaltm belli bir
eyi aktarmakta ve aktardn ''yeniden retmektedir''. Sz konusu olan,
Ayn olann kaltmdr. Dier kaltmda, atlan kaltmnda ise durum
hi de bu deildir, nk grdmz gibi atlak kendisinden baka bir
eyi aktarmaz. atlak u ya da bu igdye, organik isel bir belirlenime ya
da bir nesneyi sabitleyecek dsal bir olaya bal deildir. Yaam biimlerinin
tesindedir; kesintisiz, alglanamaz ve sessiz ekilde ilerleyerek Rougon
Macquartlar' n tm birliini meydana getirir. atlak yalnzca atla
aktarr. Aktard, u ya da bu ey olarak belirlenemez, zorunlu olarak
mulak ve danktr. Yalnzca kendini aktard iin, aktardn yeniden
retmez, ''ayn'' olan yeniden retmez, hibir eyi yeniden retmez, en
az diren gsteren izgileri izleyerek sessizce ilerlemekle yetinir, daima
dolambaldr, an eitlendirerek yn deitirmeye hazrdr, daima Baka
olann kaltmdr.

356 Anlamn Mant


Zola'nn bilimden esinlendiine sk sk dikkat ekilmitir. Ama
zamannn tbbndan gelen bu esin neyle ilgilidir? Tam da dnemin
tbbi dncesi iinde gelimekte olan, iki kaltm arasndaki ayrmla
ilgili bir esinlenme sz konusudur: benzeik denilen, iyice belirlenmi
bir kaltm ve ''benzemez ya da dnmse!'' denilen, dank zellikli,
''nropatolojik bir aile'' tanmlayan bir kaltm.3 Bu ayrmn yarar
kaltmsal olanla sonradan kazanlm olan arasndaki ikiliin yerine
gemesi, hatta bu ikilii olanaksz klmasdr. Gerekten de igdlerin
benzeik kk kaltmnn kazan lm zellikleri aktarmas mmkndr:
hatta igdnn oluumu tarihsel ve toplumsal koullardan ayr
dnlemeyecei lde bu kanlmazdr. atlan benzemez
byk kaltmna gelince onun da kazanlm zelliklerle bambaka
ama son derece nemli bir ilikisi vardr: bu kez, ancak isel ve dsal
karakterde, aktarlabilir bir edinilmi zellik ona u ya da bu belirlenimi
verdiinde edimselleecek dank bir potansiyel sz konusudur. Baka
bir deyile, igdlerin ancak atlan kenarnda meydana geldii ve
nesnelerini bulduu doruysa, buna karlk atlak da ancak igdlere
bal olarak gzergahn izler, an rer, yn deitirir ve bedenlerde
edimselleir. gdler bazen atla biraz gidererek, bazen uzatarak ya
da derinletirerek onun yolunu aarlar ve bu durum yine igdlerin
almasna bal olan nihai atrdamaya dek srer. O halde iki dzen
arasndaki karlkllk daimidir ve igdnn alkolik hale gelmesiyle,
atlan nihai krlmaya varmasyla doruk noktasna ular. ki dzen daha
byk bir halkann iindeki halka gibi sk skya birbirine baldr, ama
asla birbirine karmaz.

3 Jacques Nassif, "Freud er la science" adl bir makalesinde, bu benzemez kalrm


anlayn, rnein Charcor'da karmza kr haliyle ksaca inceler. Bu anlay dsal
olaylarn erkisinin kabul edilmesinin nn amakradr. "Aile reriminin burada iki
anlamyla kullanld akrr: snflandrma modeli anlamnda ve akrabalk ba anlamnda.
Bir yandan sinir sisremi hasralklar rek bir aile meydana geririr, dier yandan bu aile
kalrm yasalarnca zlmez biimde birleririlmitir. Bu yasalar ayn hastaln seilerek
aktarlmadn, yalnzca dank bir nevropat eilimin aktarldn, bu eilimin sonradan ve
kaltmsal olmayan etkenlere bal olarak ayr bir hastalkta somutlaabileceini gstermeyi
salar" ( Cahiers pour l'analyse, Say: 9, 1 968). Elbetre Rougon-Macquarc ailesi zaren bu iki
anlama sahiprir.

Ek 1 1 : Fancazm ve Modern Edebiyat 357


Bilimsel ve tbbi kuramlarn Zola zerindeki etkisine iaret etmek
yerinde olsa da Zola'nn bu kuramlara getirdii dnmn altn
izmemek, iki kaltmla ilgili yaklam nasl yeniden yaratt n, bu
yaklama iirsel bir g kazandrarak onu nasl ''aile romans'' nn yeni
yaps haline getirdiini belirtmemek byk bir hakszlk olur. Bylelikle
roman o ana dek kendisine yabanc olan iki temel unsuru bnyesine katar:
igdlerin tarihsel kaltmyla Dram ve atlan epik kaltmyla Epos.
Bu iki unsur kesiimleriyle yaptn ritmini meydana getirir, yani sessizlik
ve grltler arasndaki dalm salar. Karakterlerin igdleri, ''byk
itahlar'' , Zola'nn romanlarn grltleriyle doldurarak mthi bir uultu
meydana getirir. Bir romandan dierine ve her romann ardnda srp
giden sessizlik ise esasen atlaa aittir: igdlerin grltsnn ardnda,
atlak sessizce varln srdrr ve kendini aktarr.
atlan iaret ettii, daha dorusu olduu bu boluk lmdr, lm
gdsdr. gdler konuabilirler, grlt yapabilirler, kaynaabilirler,
ama bu daha derin sessizlii rtemezler, iinden ktklar ve tekrar
dndkleri eyi saklayamazlar: herhangi bir igd olmayan, etrafnda
tm igdlerin kaynat atlan ta kendisi olan lm igds. Zola
iin yazd hem derin hem mesafeli sayg yazsnda, Celine grltc
igdlerin altndaki sessiz lm igdsnn evrensel mevcudiyetini
gstermek iin Freud'u anmsatacak eyler sylemitir: ''Gnmzn
genel sadizmi her eyden nce, insana, zellikle de kitlelere derinlen1esine
yerlemi olan bir hilik arzusundan kaynaklanr, lme ynelik, ak dolu,
adeta kar konulmaz, genel bir sabrszlktan... Szcklerimiz igdlere
dek uzanyor ve bazen onlara temas ediyor, ama ayn zamanda gcmzn
burada sonsuza dek durduunu reniyoruz. . . nsann oyununda kukusuz
lm gds, sessiz igd belki de egoizmin yan sra salam bir yer
edinmitir." 4 Ama Celine ne dnrse dnsn, Zola' nn kefi de zaten
budur: byk itahlarn nasl lm igdsnn etrafnda dndn,
lm igdsne ait bir atlakta nasl kaynatn, tm sabit fikirlerin
altndan nasl lmn ktn, lm igdsnn nasl tm igdlerin
altndan kendisini gsterdiini, nasl tek bana byk kaltm, atla
kurduunu kefetmitir Zola. Szcklerimiz ancak igdlere dek

4 "Celine I'', L'Herne, Say: 3, s. 1 7 1 .

358 Anlamn Mant


uzanrlar, ama anlamlarn ve anlamszlklarn, bunlarn bileimini dier
merciden , lm gdsnden alrlar. gdlere ilikin tm yklerin

altnda lmn epos'u vardr. nce igdlerin lm rtt, onu


gerilettii sylenebilir, ama bu durum geicidir ve igdlerin grltleri
bile lmden beslenir. Hayvanlaan nsan'da, Roubaud hakknda sylendii
gibi, ''ve ehvetinin bulank karanlnda, kanayan kirletilmi arzunun
derinliklerinde, lm gereklilii bir anda yeniden kendini gsterdi'' .5
Misard'n sabit fikri karsnn biriktirdii paralar bulmaktr, ama bu fikri
ancak sessiz ve ba baa bir mcadelede karsn ldrerek ve evi ykarak
devam ettirebilir.

* * *

Hayvanlaan nsan'n asl meselesi ana karakterdeki lm igdsdr,


lokomotif makinisti olan Jacques Lantier'nin beyinsel atladr. Lantier,
genliinden beri, tm itahlarn altnda lm igdsnn, tm sabit
fikirlerin altnda lm Fikrinin, kk kaltmn altnda byk kaltmn
nasl saklandn o kadar iyi sezer ki uzak durmay tercih eder: nce
kadnlardan, ama ayrca araptan, paradan, hakl olarak sahip olabilecei
tm isteklerden. gdlerden vazgemitir: yneldii tek nesne makinedir.
atlan lm tm igdlere dahil ettiini, onlarda, onlar yoluyla
almasn srdrdn ve her igdnn kkeninde ya da sonucunda
ldrmenin, belki de ldrlmenin bulunduunu bilir. Ama Lantier'nin
kendinde meydana getirdii ve atlan daha derin sessizliine kar koymak
iin kulland bu sessizlik bir anda kesintiye urar: Lantier, bir anlna,
geip gitmekte olan bir trende ilenen cinayeti grmtr, yola frlatlan
kurban grmtr ve katillerin Roubaud ve kars Severine olduunu
tahmin etmitir. Severine'i sevmeye balamasyla ve igd alanna
dnmesiyle birlikte ii lmle dolar, nk bu ak lmden gelmitir ve
lme dnmek zorundadr.
Roubaudlar'n suu iledii andan itibaren bir zdelemeler ve
tekrarlar sistemi geliir ve bu sistem kitaba ritmini kazandrr. nce
Lantier dorudan suluyla zdeleir: ''teki, hayal meyal grebildii eli

5 Trkesi: Hayvanlaan nsan, s. 34. (. n.)

Ek i l : Fanrazm ve Modern Edebiyar 359


bakl adam, cesaret etmiti! Ah, korkak olmamak, sonunda arzusuna
kavumak, ba saplamak! On yldr kendisini yiyip bitiren arzu buydu
ite!'' 6 Roubaud ise bakan kskanlk yznden ldrmtr, onun
Severine' e ocukken tecavz ettiini ve kendisini kirlenmi bir kadnla
evlendirdiini anlamtr. Ama sutan sonra, Roubaud bir bakma bakanla
zdeleir: o da kirlenmi ve sulu karsn Lan tier'ye sunar. Lantier' nin
Severine'i sevmeye balamasnn nedeni Severine'in sua katlmasdr: o
''ehvetinin ryas gibidir''. Bylece l bir sakinleme meydana gelir:
Roubaudlar'n evinde uyuukluktan gelen bir sakinleme olur, Lantier'ye
aknda masumiyetini tekrar bulan Severine sakinleir, zellikle de
Severine'le igdler alanna dnen ve atla doldurduunu dnen
Lantier sakinleir. Asla, diye dnr, birini ldrm olan Severine'i
ldrmeyi arzulamayacaktr (''ona sahip olmann gl bir ekicilii vard,
o kendisini iyiletirmiti''). Ama sakinlemenin ardndan farkl ritimlerle
l bir paralanma gelir. Roubaud, sutan itibaren, arzu nesnesi olarak
Severine'in yerine alkol geirmitir. Severine masumiyetini geri veren
igdsel bir aka kavumutur, ama zaten her eyi tahmin eden sevgilisine
aka itirafta bulunma ihtiyacn da akna kartrmaktan kendini alamaz.
Tpk Roubaud'nun sutan nce Severine'i beklemesi gibi, Severine de
Lantier'yi bekledii bir sahnede sevgilisine her eyi anlatr, ayrntsyla itiraf
eder, arzusunu lmn ansna tar (''arzunun rpertisi bir baka rpertiye,
iinde uyanan lmn rpertisine karyordu'') . Roubaud'ya onun
zorlamasyla bakanla ilikilerini itiraf ederek suu tetikledii gibi Lantier'ye
de suu zgrce itiraf eder. Ve dirilttii bu lm imgesini artk ancak
Roubaud'ya yanstarak, Lantier'yi Roubaud'yu ldrmeye tevik ederek
defedebilir, uzaklatrabilir (''Lantier kendini elinde bakla, Roubaud'nun
boazn keserken hayal etti, tpk Roubaud'nun bakana yapt gibi . . . ) .
"

Lantier'ye gelince, Severine'in itiraf ona yeni bir ey retmemi,


ama onu dehete drmtr. Severine konumamaldr. Sevdii, lm
imgesini tad iin ona ''kutsal'' grnen kadn itiraf ederek ve bir baka
muhtemel kurbana iaret ederek gcn yitirmitir. Lantier, Roubaud'yu
ldrmeyi baaramaz. Sadece igdsnn nesnesini ldrebileceini
bilir. Etrafndaki herkesin baka igdlere dayanan sebeplerle ldrd

6 Trkesi: Hayvanlaan nsan, s. 74. (. n.)

360 Anlamn Manr


(Roubaud, Severine, Misard, Flore) , ama Lantier'nin saf lm igdsn
tamasna ramen ldrmeyi baaramad bu paradoksal durum ancak
Severine'in ldrlmesiyle zlebilir. Lantier igdlerin sesinin onu
aldattn, Severine'e duyduu '' igdsel'' akn ancak grnte atla
kapadn, igdlerin grltsnn ancak bir anlna sessiz lm
gdsn rttn anlar. Kk kaltmn byk kaltma kavumas ve
tm igdlerin atlaa girmesi iin ldrlmesi gereken kii Severine'dir:
''onu toprak gibi l grmek'', ''bakana indirilen darbenin ayns, ayn
yerden, ayn fkeyle . . . ve iki cinayet birbiriyle bulumutu, biri dierinin
mantksal sonucu deil miydi?'' Severine onu saran tehlikeyi hisseder, ama
bunu kendisiyle Lantier arasnda, Roubaud'nun varlndan kaynaklanan
bir ''bariyer'' , bir engel olarak yorumlar. Oysa bu, ikisi arasndaki bir bariyer
deil, Lan tier' nin beynindeki rmcek-atlak, sessiz almadr sadece.
Lantier, Severine'i ldrdkten sonra pimanlk duymayacaktr. Yine o
salk, o zinde beden: ''kendini hi bu kadar iyi hissetmemiti, pimanlk
duymuyordu, rahatlamt, byk ve mutlu bir huzur iindeydi'', ''an lar
silinmiti, organlar denge durumunda, kusursuz bir salk iindeydi''. Ama
tam da bu salk hasta dm, alkol ya da baka bir igd tarafndan
ypratlm bir bedenden ok daha glntr. Btn bu huzurlu beden, bu
salkl beden atlak iin zengin bir alandan, rmcek iin bir besinden
ibarettir. Lantier baka kadnlar da ldrme ihtiyac duyacaktr. Btn
o salyla, ''yaam sona ermiti, artk nnde o derin geceden, kap
durduu snrsz bir umutsuzluktan baka bir ey yoktu''. Eski dostu
Pecqueux onu trenden drmeye altnda bedeninin kar koyuu,
refleksleri, kendini koruma igds bile, Pecqueux'yle mcadelesi bile
gln bir tepkiden ibarettir, bunlar Lantier'yi intihar etseydi olacandan
daha net biimde byk gdye teslim eder ve onu Pecqueux'yle birlikte
ortak bir lme srkler.

* * *

Zola' nn gc farkl partnerlerle birbirlerini yanklayan tm bu


sahnelerde yatar. Peki sahnelerin dalmn, karakterlerin sralann ve bu
gd mantn salayan nedir? Elbette tren. Roman garda makinelerin
bir tr balesiyle alr. zellikle, bakann ldrlnn grld ksa

Ek i l : Fancazm ve Modern Edebiyat 361


an, Lantier iin, eitli ilevler stlenerek geip giden trenler tarafndan
ncelenir, vurgulanr, takip edilir (il. blm) . Tren ilk olarak geip
giden ey olarak, tm yeryzn, her kkenden ve her lkeden insanlar
birletiren hareketli gsteri olarak ortaya kar: ama bu gsteri zaten
lmekte olan bir kadn iindir, kocas tarafndan yava yava ldrlen
hareketsiz bariyer bekisi iindir. kinci bir tren bu kez devasa bir beden
oluturarak, ama ayn zamanda bu bedene bir atlak izerek, bu atla
topraa ve evlere ileterek ortaya kar - ''iki kenarnda... ebedi bir tutku ve
ebedi bir sula''. nc ve drdnc trenler demiryolunun bileenlerini,
derin hendekleri, doldurulmu barikatlar, tnelleri grnr klar. Beincisi
klar ve fenerden gzleriyle suu tamaktadr, nk Roubaudlar cinayeti
ilemektedirler. Son olarak, altnc tren bilindnn, kaytszln ve
tehdidin kuvvetlerini birletirerek, kr ve sar saf lm gds olarak,
bir yanyla ldrlen kiinin kafasna, dier yanyla gzetleyenin bedenine
dokunmaktadr. Tren ne kadar grltl olursa olsun sardr ve dolaysyla
sessizliktir.
Trenin asl anlam Lantier'nin kulland lokomotifle, Lison'la ortaya
kar. Balarda, lokomotif onun iin vazgetii tm igd nesnelerinin
yerine gemitir. Lokomotifin kendisi de bir igdye, bir mizaca sahip
olarak sunulur: ''srekli yalanmak istiyordu, zellikle silindirler akl
almaz miktarda ya tketiyordu, devaml bir alk, tam bir agzllk."
Lokomotifin durumunun igdlerin uultusunun gizli bir atlaa
gnderme yapt insanln durumundan ne fark vardr? yle ki
Hayvanlaan nsan aslnda odur. Kar altndaki yolculuun anlatld
blmde, lokomotif demiryoluna artk ilerleyemedii dar bir atlaa girer
gibi atlr. Oradan ktnda ise kendisi de atlam, ''bir yerlerden lmcl
bir darbe almtr''. Yolculuk igdnn, ya isteinin saklad o atla
derinletirmitir. Yitirilen igdnn tesinde, makine gitgide lm imgesi
olarak, saf lm gds olarak kendini gsterir. Flore raydan kmaya
neden olduunda ise artk makinenin mi ldrldn, yoksa onun mu
ldrdn tam bilemeyiz. Romann son sahnesinde ise yeni makine
kondktrsz olarak, ark syleyen sarho askerleri lme tamaktadr.
Lokomotif bir nesne deil, elbette epik bir semboldr, Zola'da daima
olduu gibi, kitabn tm temalarn ve durumlarn yanstan byk
Fantazmdr. Rougon-Macquartlar'la ilgili btn romanlarda devasa bir

362 Anlamn Mant


fantazm nesnesi vardr ve bu nesne ayn zamanda yer, tank ve faildir.
Zola'nn dehasnn epik niteliine sk sk iaret edilmitir, bu nitelik yaptn
yapsnda, her biri bir temay ileyen planlarn sralannda grlebilir.
Hayvanlaan nsan' Rougon-Macquartlar dizisinden nce yazlm
bir roman olan 7herese Raquin'le karlatrrsak bu noktay daha iyi
anlayabiliriz. ki roman birok benzerlik tar: iftleri birletiren cinayetler,
lmn ilerleyii ve paralanma sreci, Therese ile Severine arasndaki
benzerlik, sutan piman olmama ve iselliin reddi. Ama 7herese Raquin
trajik versiyondur, oysa Hayvanlaan nsan epik versiyondur. 7herese
Raquin'de sahneyi gerekten igal eden ey igddr, mizatr, Therese
ve Laurent'n mizalar arasndaki kartlktr. Varolan tek aknlk trajik
yazgnn sembol olan acmasz yargcn ya da tann aknldr. Bu
nedenle sembol ya da trajik tanr rol aklarn paralanna tanklk eden,
maktuln dilsiz ve felli annesi yal Bayan Raquin tarafndan stlenilir.
Drama, igdlerin maceras, ancak yal kadnn dilsizlii, ifade dolu
sabitlii tarafndan temsil edilen bir logos'a yansr. Laurent'n ona sunduu
bakmda, Therese'in yapt teatral aklamalarda eine az rastlanr trajik bir
younluk vardr. Ama tam da tm bunlar Hayvanlaan nsan'n trajik bir
taslandan ibarettir; Zola, 7herese Raquin'de henz Rougon-Macquartlar
projesine yn verecek epik yntemini gelitirmemitir.
nk destann esas iki dzeyli oluu, tanrlarn insanlarn ve insani
igdlerin macerasn kendilerine zg biimde ve baka bir dzlemde
fiilen canlandrmalardr. Bylelikle drama bir epos'ra, kk soyktk
byk soyktkte, kk kaltm byk kaltmda, kk manevra byk
manevrada yansr. Bundan birok sonu kar: destann pagan karakteri,
epik yazg ile traj ik yazg arasndaki kartlk, tragedyan1 kapal mekanna
kar destann ak mekan, zellikle de epik olanda ve trajik olanda
semboln farkll. Hayvanlaan nsan'da, yk karsnda sembol rol
oynayan ve byk manevray gerekletiren ey artk sadece bir tank
ya da bir yarg deil, bir fail ve bir yer olarak trendir. Bylece, 7herese
Raquin'in sadece yal kadnn baknn hakim olduu kapal mekanna
kart olarak, tren bir ulus ve uygarlk leinde ak bir mekan meydana
getirir. ''Frtna gibi trenlerde onca erkek ve kadn geip gidiyordu . . . Elbette
tm dnya buradan geiyordu . . . imek hzyla geiyorlard, onlar grm
olduundan tam emin deildi." Hayvanlaan nsan'daki iki dzey grltc

Ek i l : Fantazm ve Modern F.debiyac 363


igdler ve atlak, yani sessiz lm gdsdr. yle ki olup biten her
ey iki dzeyde, ak ve lm, soma ve germen dzeylerinde, iki kaltm
dzeyinde olup biter. ykye bir epos elik eder. Artk asl yeri igdler
ya da mizalar igal etmez. gdler trenin etrafnda ve trende kaynarlar,
ama trenin kendisi lm gdsnn epik temsilidir. Uygarlk iki adan
deerlendirilir: belirledii igdler asndan ve onu belirleyen atlak
asndan.
Zola kendi zamannn dnyasnda epik olan tekrar canlandrmann
olanan kefeder. Edebiyatnn bileeni olarak rezillik, ''kokumu
edebiyat'', lm zemininde igdnn yksdr. atlak igdlerin
yks iin epik tanrdr, igdlerin yksn olanakl klan kouldur.
Onu abartyla sulayanlara yant vermek iin, yazarn logos'u deil sadece
epos'u vardr. Yazar paralanmann betimleniinde asla ok ileri gidile
meyeceini, nk atlan gittii yere kadar gitmek gerektiini syler.
Yeterince ileri gidildiinde lm gds kendi kendine dnecek midir?
Byk itahlar tarafndan ancak grnte ve bir anlna doldurulan
atlak belki de kendi yaratt ynde kendi kendini aabilecek durumdadr.
Btn igdleri yuttuuna gre belki de igdlerin dnmn
salayarak lm kendi kendine yneltebilecek durumdadr. Alkolik,
erotik ya da parasal, muhafazakar ya da ykc olmak yerine evrimsel olacak
igdler meydana getirmek mmkn mdr? Zola'nn nihai iyimserliine
ve karanlk romanlarn yan sra iyimser romanlar da yazdna sk sk
dikkat ekilmitir. Ama bir ikilik erevesinde dnldnde bu durum
ok yanl yorumlanm olur; aslnda Zola'nn iyimser edebiyat onun
kokumu edebiyatndan baka bir ey deildir. Epik olana zg ayn
hareketle hem en baya igdler korkun lm gdsnde yansr,
hem de lm gds ak bir mekanda ve belki kendine kar yansr.
Zola' nn sosyalist iyimserlii proletaryann da zaten atlaktan gemesi
demektir. Epik sembol olarak tren, tad igdler ve temsil ettii lm
igdsyle birlikte daima bir gelecekle doludur. Hayvanlaan nsan'n son
cmleleri de gelecee bir vgdr, Pecqueux ve Lantier trenden dmtr,
kr ve sar makine ''yorgunluktan sersemlemi ve sarho, ark syleyen''
askerleri lme gtrmektedir. Adeta atlak dnceyi katederken ve onu
bulandrrken ayn zamanda dncenin olana, dncenin gelimesini
ve kendini bulmasn salayan ey haline gelmektedir. atlak dnce iin

364 Anlam n Mant


engeldir, ama ayn zamanda dncenin evi ve gc, yeri ve failidir. Dizinin
son roman olan Doktor Pascal, Rougon-Macquartlar'n soyaacnn
tututuu ''bilimsel'' ve ''ilerici'' dncenin saf ortamnda, lmn
kendisine dnd, igdlerin dnm geirdii ve atlan idealletii
o nihai epik noktay gsterir.

Ek i l : Fancazm ve Modern Edebiyac 365


TRKE-FRANSIZCA KAVRAM DZN

aidiyet appartenance belirsiz im signe ambigu


alt-anlam infra-sens (ya da sous-sens) belirtici indicateur
alttan-alta-olmak subsister belirtme indication
altst etme subversion Ben je
an instant (ya da moment) ben moi (psikanaliz balamnda stben
anlam sens ve id ile birlikte sz edilen ben)
anlam(n) verilii donation de sens benlik moi (Tanr ve dnya ile birlikte
anlamszlk non-sens sz edilen benlik)
anoral kme ensemble anormal biim-d in.JOrmel
arzu desir biimlendirici unsur element
aknsal transcendantal .JOrmateur (fonemler, morfemler ve
atfedilen, atfetme attribut semantemler)
at lancer bir-arada-olanakllk compossibilite
ayrc disjonctif bir-arada-olanakszlk incompossibilite
ayrc sentez synthese disjonctive birey individu
ayrc tasm syllogisme disjonctif bireyleme individuation
ayrma disjonction (baz yerlerde ayn birey-ncesi preindividuel
szc ayrm, ayrma ya da ayrlk birincil narsisizm narcissismeprimaire
diye evirdim) birlikte-anlam co-sens
aykr disparate birlikte-dzenleme coordination
ayrklk dispars birlikte-katlamak compliquer
ayrm disjonction (baz yerlerde ayn birlikte-mevcut copresent
szc ayrma, ayrma ya da bititirici sentez synthese connective
ayrlk diye evirdim) bititirme connexion
badarlk compatibilite bo hane case vide
badamazlk incompatibilite bo szck mot blanc
balama conjonction bolk vide
balayc sentez synthese conjonctive boyut dimension
basta refoulement btncl nesne objet complet

Trke-Franszca Kavram Dizini 367


cinsellikten-arnma desexualisation etkileme action (bu szc birka
cisimsiz incorporel yerde etkinlik diye evirdim)
agrm assocaton
"

etkilenme passion
. .

atlakfllure etkinlik-szck mot-action


eliki contradiction ezoterik szck mot esoterique
karm inflrence fantazm phantasme (ya da bir baka
ok-anlamllk equivocite yazlyla Jantasme)
dalm distribution fark difference
dalgalandran imleyen signifiant fazladan nesne objet surnumeraire
flottant fazlalk exces
dalgalandrlan imlenen signifieflotte fiil verbe
dallanp budaklanma ramification gerekleme ejfectuation (ya da
deiken variable realisation)
deli-olu devenir-Jou geri gitme regression (mantksal
darda tutma exclusion anlamda)
da-vurma manifestation gerileme regression (psikolojik
da-vurucu manifestant anlamda)
dil langue, langage gorunu

apparence

dipfond gr noktas point de vue


dipsiz, dipsizlik sans-Jond gosterme monstraton

dipsizleme ejfondement hadm edilme castration


dipten-gelmek subvenir hata erreur
dizi serie Herhangi-bir-ey Quelque chose
dolaml circulant (aliquid )
drt pulsion hiciv satire

edilgenlik on hibir yerde bulunmayan ey occupant


edimselleme actualisation sans place
eklemleme articulation (ya da erojen raksama divergence
blgelerin birletirilmesi anlamnda i yanklanma resonance interne
raccordement) e-atma ntro;ecton

eksiklik difaut ie-evrilme involution


engelleme Jrustration ierim implication
etki ejfet (bu szc genelde sonu iine-girilmezlik impenetrabilite
diye evirdim, ama baz yerlerde ikin immanent
etki ya da sonu/etki diye evirmek iten-ie-olmak insister
gerekti) iten-ie-olu insistance

368 Anlamn Mant


ideal ideal kii-ncesi pre-personnel
idesel ideel kiisiz impersonnel
idol idole konum position
ifade expression kozmos-d acosmique
ifade-edilen exprime mantkd alogique
ikincil narsisizm narcissisme secondaire mastar infinitif
ikincil rgtlenme organisation mizah humour
secondaire moment moment
ikiz double neden cause
ikizlik doublure nesnelik objectite
ilksel dzen ordre primaire nesnellik objectivite
m sgne netice resultat

mge mage nitelik qualite


imleme signification nyet ntenton


imleme belirlenimi determination de nfuz-edilemez impassible


signification olay evenement
imlenen sigrifie olma entite
imleyen signifiant olumlama affirmation
nan croyance olu devenir

ron rone oluum genese (ya da bazen formation)


istemli sezgi intuition volitive onarm, onarma reparaton


, .

iaret-edici designant onay verme assentiment


iaret-etme designation organsz beden corps sans organes
kaotik-baboluk chao-errance ortak duyu sens commun
kaozmos chaosmos oto-erotzm auto-erotsme
. , .

kar-gerekleme contre-ejfectuation lm igds instinct de mort


karlk correlat n-anlam pre-sens
kaza accident (hem kaza hem ilinek nbilin preconscient
anlamnda) nceden-var-olma preexistence
ksmi nesne objet partiel nere proposition
kip mode ne srme assertion
kipsellik moda/ite zdele(tir)me identification
kii personne zellik propriete
kiilik personnage (roman kahramanlar paradoks paradoxe
iin kullanld yerlerde bu szc paradoksal unsur instance paradoxale
bazen karakter diye de evirdim) perspektifilik perspectivisme

Trke-Franszca Kavram Dizi1i 369


problem probleme varlk-d extra-etre
problematik problematique varolan etant
przl eleman element rebelle var-olmak exister
rastlantsal nokta point aleatoire yadsma denegation
sabitlenme fixation yaknsama convergence
sama, samalk absurde yanklanma resonance
saduyu bon sens yanstma projection
sapknlk perversion yap structure
sarkl yap structure pendulaire yar-neden quasi-cause
seici selectif yaayan-imdi present vivant
sembolletire symbolisation yaylm errission
sktrc contractant yeinlik intensite
sradan ordinaire ylma agregat
simlakr simulacre yn deitirme conversion
simlasyon simulation ynelim intention
sonu ejfet (neden-sonu ilikisi ynelimsellik intentionnalite
balamnda sonu) ya da conclusion yceltme sublimation
(bir tanclamada ncllerden yklem predicat
karlan nerme anlamnda sonu) zorlama hareket mouvement farce
sz parole zorlant compulsion
szge beden corps passoire
ey durumu etat de choses
imdi present
u an maintenant
tantlama demonstration
tarafsz neutre
tek-anlamllk univocite
tekillik singularite
temsil representation
tutma reterton
, .

ncl dzenleni ordonnance


tertiaire
stben surmoi
stnde szlmek survoler
valiz-szck mot-valise
varlk etre

370 Anlamn Mant


METNDE GEEN YABANCI SZCKLER

abdicativus (Lat.) olumsuzlayc rnembra disjuncta (Lat.) birbirinden


aliquid (Lat.) herhangi bir ey ayrlm paralar
anima (Lat.) ruh, canllk nihil (Lat.) hi
animal tanturn (Lat.) salt hayvan partes extra partes (Lat.) birbirine
animus (Lat.) zihin dsal paralar halinde
clinarnen (Lat.) sapma (atomcu pathos (Yun.) etkilenim, duygulanm
felsefede atomlarn sapmas) perpetuum mobile (Lat.) kesintisiz
complicatio (Lat.) katlama, oaltma hareket eden ey
conexa (Lat.) bitiik olanlar Physis (Yun.) doa
confatalia (Lat.) ayn yazgya tabi Pseudos (Yun.) yalan, sahtelik
olanlar punctum temporis (Lat.) zaman
conjuncta (Lat.) bal olanlar noktas, zamann blnemez an
continuurn (Lat.) sreklilik iinde olan sirnpliflcatio (Lat.) yalnlatrma
copulata (Lat.) bal olanlar Spaltung (Aln.) ayrlma, blnme
datum (Lat.) veri (oulu: data) (psikanalizde benlik blnmesi)
dedicativus (Lat.) olumlayc Topos (Yun.) yer
disjuncta (Lat.) ayr olanlar Urdoxa (Aln .) ilksel doxa, ilksel san
doxa (Yun.) san Urnwelt (Aln.) ortam, evreleyen
eventum tantum (Lat.) salt olay dnya
fatum (Lat.) yazg Untersinn (Aln.) alt-anlam
foedera fati (Lat.) yazgnn yasalar Verleugnung (Aln.) inkar
foedera naturae (Lat.) doann yasalar (psikanalizdeki anlamyla)
id (Lat.) bu (psikanalizde bilinalt) Welt (Aln.) dnya
inconfatalia (Lat.) ayn yazgya tabi
olmayanlar
lex atorni (Lat.) atom yasas
rnagnae res (Lat.) byk eyler
mernbra discerpta (Lat.) blk prk
paralar

Meti nde Geen Yabanc Szckler 37 1


DELEUZE & GUATTARI KTAPLIGI

Sinema 1 - Hareket-mge
Gilles Deleuze
(rev. Soner zdemir)

Foucault
Gil/es Deleuze
(rev. Burcu Yalm & Emre Koyuncu)

Spinoza ve ifade Problemi


Gil/es Deleuze
(rev. Alber Nahum)

Spinoza. Pratik Felsefe


Gilles Deleuze
(rev. Ulus Baker & Alber Nahum)
Gzden geririlmi ikinci bask

Nietzsche ve Felsefe
Gilles Deleuze
(rev. Ferhat Taylan)

Quad
Samuel Beckett
(fep. Can Gndz)
&
Bitik
Gil/es Deleuze
(rev. Aye Orhun Gltekin)

Francis Bacon. Duyumsamann Mant


Gilles Deleuze
(rev. Can Batukan & Ece Erbay)

Ampirizm ve znellik
Gil/es Deleuze
(ev. Ece Erbay)

Sacher-Masoch'un Takdimi
Gilles Deleuze
(ev. inci Uysal)

Kririk ve Klinik
Gi/les Deleuze
(ev. inci Uysal)

Mzakereler
Gilles Deleuze
(ev. inci Uysal)

ki Konferans
Gilles Deleuze
(ev. Ulw Baker)

Deleuzec siyaser diye bir ey var mdr?


A/ain Badiou
(ev. Burcu Yalm & Emre Koyuncu)

Saf kin Yaam: Deleuze'n "Kririk ve Klinik" Projesi


Daniel W. Smith
(ev. Emre Koyuncu)