You are on page 1of 171

OĞUZ DESTANI

Reşideddin Oğuznâmesi, tercüme ve tahlili

Zeki Velidî TOGAN

2 Baskı
İstanbul 1982

ENDERUN YAYIN LARI : lO

ENDERUN KİTABEYİ
Beyazsaray, Kitapçılar Çarşısı
No. 46 Beyazıt - İstanbul
Tel. ; 22 40 51

% inO D E T O
o f ^ eî ; 3A>ım iyi
S7 87 04>B7 37 BB

................................. 117— 127 Oğuz Destanı’nda bahis konusu olan Hü­ kümdarlar............................. 152 Dizin . sülâleler... kısaltmalar ............................... şahıslar ve hâdiseler 128— 147 Oğuz Destanı’na ait araştırmaların neticesi 148— 151 Tetkiklerin son neticeleri ................................. Bölüm] Oğuz Destamna Ait Mülâhazalar ................................. İ Ç İ N D E K İ L E R Önsöz.. tarihi ve yazılış şartları . 153— 164 ..... 17—-78 [II.. 9— 14 [I.................. Bölüm] Oğuzlann ve Türklerin Tarihi ......... Bölüm] Noüar . 81— 114 [III... ............. ...................................................... 115— 152 Oğuz Destam’nm yazılış yeri...........................................................

.

Bu destan üzerinde daha esaslı ve temel neticeler elde etmek safhasında iken hastalığı buna engel oldu. Hamil- ton'un «Tokuzoguz et Onuygur» makalesi elinden düşmüyor. burada kullanılamadı. Oğuz Destanının aza­ metini. vasiyeti idi. Burada sunulan tercümenin esası budur. Bun­ lar sıralanınca bazı tekrarlar görüldüğü. Burada eserin hazırlanışı hakkında da kısaca bilgi vermek isterim. Bu bakımdan tercümede görülebilecek yanlışlar. onun tarihimizi anlamak yönünden önemini. Burada sadece destanın Türk tarihi ba­ kımından ehemmiyeti umumî olarak kesinlikle gösterilmiştir. bazı notlar hazır­ lıyordu. Bunlar ne yazık ki. biraz da üslûb düzeltilmiştir. fakat çokluk tahlil bölümündedir. R . Tercüme ve notlarım peyderpey hazırlamıştı. Zeki Velidi Togan'm üzerinde çalış­ tığı son iki eserden biridir. Uzun zamandır bu eserle ilgili çalışmalarım sürdürü­ yordu. A . İtiraf edelim ki. asla Zeki Velidî Togan’a ait sayılmamalıdır. Dr. en son olarak 1970 şubatında Antalya’daki kısa tatillerinde bir daha okuyup tashih etmişlerdi. Bu eserin asıl ehemmiyeti destanın tahlilidir. Tercü­ meye 1965-66 yıllarında başlamış. Bu tahliller bazen not­ larda. Onlar ifâdeyi güzelleştirme niyetindeki bu satırları yazana aittirler. ÖNSÖZ Bu eser merhum Ord. elbette bu tahliller tam ola­ . Lâkin Türk tarihinin girift meselelerini böyle ancak umurriî katlarıyla ortaya koymak da herhalde yeterli sayılmalıdır. Bunlar gibi ilerde çıkabile­ cek notlan. Ancak bu eserde destanın tam olarak tahlil edildiği de iddia edilemez. almıştı. çeşitli zamanlarda birçok yönlerden tahliller yapıp kaleme. Lâkin Oğuz Destanının kendisinin de ümid etmediği geniş bilgi muhtevası karşısında bu tercüme ve not­ larım da yerine göre düzeltmiş ve geliştirmişti. Merhum hocam. Tahlil kısmında veyâ diğer yerlerdeki tekrar gibi görünen husu­ siyetleri bu bakımdan tam olarak ortadan kaldıramadık. Prof. Bu hususta son yazdıkları esas olmuştur. Son günlerine kadar J. Ancak hastânede bile çalışmaktan geri durmamıştı. Tanrı nasib ederse gelecek baskılarında kullanmak ümidiyle bu eseri biran önce yayınlamak istedik. Bu aynı zamanda onun bir arzusu. bunları son defa kendileri gözden geçi- remedikleri için bunları düzenlemeye cesâret ettik. Bu gerçi pek iti­ nalı bir plâna göre yapılmamıştır. Lâkin bazı eski kelime ve tâhfrler yenileştirilmiş.

daha sonra Prof. kendisindeki metindir.rak izah edecek değildir. 1970 10 . Tercümede esas olan metin. Zeki Velidî Togan'm tasavvuru. Oğuz- nâme metni neşredilinceye kadar bu satır numaraları herhalde faydalı olacaktır. Bibliyografya için de yine Prof. Şimdilik böyle yapılmamakla beraber. aHan» vs. Jahn’ın almanca tercümesinde bir fotoğraf metni verilmiştir. aslî imlâları verilmiştir. «Destanlara göre Eski Türk Tarihi veyâ Türklerin menşe' efsânelerİB adım verdiği bu eserin bir bölümünü Oğuz Destanı teşkil ediyordu. Bu çok önemli gelişmelerin ve ilerlemenin de bir başlangıcı olacaktır. Yâni başlıca kaf yerine ile sert ha harfi yerine ax». Zaten Prof. yazısı okunaklı ve özel isimlerin imlâsın­ daki doğruluğu ile fotoğraf neşri için elverişli S nüshasına göre verilmiştir. N. V. Spl. Z. K. K. Bunu kısmen Prof. Tercümede görülen satır numaralan. A teşin Câmi'üt-tevârih neş­ rinde kullandığı üç nüsha ile karşılaştırıp düzeltmiştir. ilerde bu şekilde bir neşir yapılacaktır. Zeki Velidî Togan’ın büyük Türklük aşkı ile olmuştur. Bunların başlıcası bib­ liyografyanın olmamasıdır. Oğuz Destanının incelenmesindeki güçlükler. Ancak Oğuz Destanı bizim için daha önemli olduğundan bu bölümün daha önce neşrine de çalışmıştı. Ebülgazi Han'ın metni ile beraber neşretmekti. Notlarda şüpheli isim ve kelimeler izah edilmiş. K. Kononov'un aŞecere-i Terâkimeo neşrinde verdiği bibliyografya mükemmeldir. Togan'ın ötedenberi kullandığı daha sade sistem tatbik edildi. Jahn'ın verdiği metin karşılayabilir. Bu eserin birçok eksiklikleri olduğunu da biliyoruz. Bir diğer düşüncesi de Oğuz Destanını diğer Türk destan ve rivayetleri ile birlikte neşret­ mekti. Diğer efsâne ve destanları ihtiva eden kitabını da yakında neşredebi- leceğimizi ümid ediyoruz. Bir hususu burada izahta fayda vardır. Bu neşir aynı sahifede her iki rivayetin aynı mâlumatı yanyana getirilmek suretiyle yapılacaktı. Oğuz Destanının hu rivayetinin tercüme­ sini. Bu şekilde elde edilen. herhalde bu eserle giderilmiş olacak ve bu Türk Destanı daha geniş ve açık olarak ince­ lenecektir. Diğer taraftan destanın metnini vermemek de eksik­ liktir. Fakat bu nüsha üzerinden yaptığı tercümeyi. Oğuz Destanının bu rivayetinin Türk okuyucularına sunulması. gibi gereği olmayan yerlerde bu harfi kullanmadık. Keza destanın aslî farsça metniruieki türkçe kelimeleri de korumaya gayret ettik. Böyle kelimelerin ilk geç­ tiği yerlerde asli imlâsına uygunluk esas alındığı halde. herşeyden önce merhum Prof. A. Bu metni de 1923 Ara­ lık'ında Paris Bibliotheque National. Persan 1364 numaralı yazmadan istin­ sah ettiği metni. A . kısmen bu satırların yazarının da sonradan ikmal ettiği bu farsça metni de ya­ kında neşredeceğimizi ümid ediyoruz. Fakat bu sonuncu harf pek nadir olarak kullanıldı. Prof. diğer nüshalarda karşılaştırarak elde etmiştir. Jahn'ın verdiği bibliyografya ile Prof. çok geçtiği hallerde gü­ nümüz imlâsı tercih edildi. Bu eserde translcripsiyon sistemi yerine.

Notlarda ve diğer kısımlarda.1971 Dr. Eserin yayın alanına çıkmasında muhterem e.i- 23. köşeli parentez içindeki ifa­ deler de.şi Nazmiye U. ilim yolunda daha ilk adımlarını atan bu satırların yazan ise. Togan'tn büyük emeği geçmiştir. bana aittir. F.bahar aylarında. Ferzannejad'a ve baskısı sırasında her tiirlii kolaylığı sağlıyan Ahmet Sait Matbaasına teşekkür ederim. sadece metni daha iyi anlaşılır hale sok- maya gayret etmiştir. 9 . Benim bu çalışmalarım sarısında yardımlarını benden esirgemiyen aziz arkadaşım Dr. Asıl terciünedekiler ise Reşideddin'e ait olduğu tahmin edi­ lenlerdir. herhalde Oğuz Destanı üzerin­ deki bu eser daha çok beklerdi.V . Onun korkunç enerjisi ve gayreti olmasa idi. Tuncer B A Y KARA Erzurum 11 . gecenin aeç saatlerine kadar çalışıp bu eseri bitirmeye gayret etti. Muhterem Orhan Şaik Gökyay'ın eserin hazırlanışındaki Hayretlerini özellikle zikretmeliyim.

.

X . Oğuz Des- tanlannm uygur harfleriyle yazılan bir parçası {O D U). ancak bazı sahifeler eksik: vr. daha sonra Hafiz Abru’nun Mucmal at- tevârih kitabı içine alınan yazması. 13 . Tercümemizdeki satırlar bu nüshanın satır numarala­ rıdır. 309a — 324a. Ahmed kütüphanesi 2935 numarab nüshası olup. aynca bu rivâyetlerin Yazıcıoğlu Ali tarafından naklolunup Selçuknâme'sine ek­ lenen ve ayn mevzuların bir fihrist şekUnde hülâsaları vardır (O D Y O). N o: 282’deki nüshası. 375-391. O D rivâ- yetlerinin esas kaynağı Reşîdeddin(kısaltma ile R ş)in Câmi’üt-Tevârih kitabının ikinci cildinde «Târih-i Oguzân ve Türkân» unvanıyla nakledilmiştir. Reşîded- din’in her iki Oğuz Destanı rivâyeti bize müteaddit nüshalar halinde gelmiştir. B : Aynı eserin Topkapı Sarayı. 237b-250b. Oğuz Han ve halefleri ile Oğuz uruklarının. III. Topkapı Sarayı^ Hazine 16S3 nu­ marada. ö te beride eksiği var. Çağatayca yazılmış ve Uzunköprü’de bulunmuş parçası (O D U K). S : Aynı eserin Topkapı Sarayı. Bunlar şu şekilde kısaltmalarla belirtilmiştir. Uluğ Bek’in kütüphânesi için istinsah edilmiştir: vr. vr.: Aynı eserin yine Reşîdeddin hayatta iken istinsah edilen ve Topkapı Sarayı. Bağdat Köşkü. Dede Korkut hikâyeleri (D D O). Hazine 1654 numarada kayıtlı nüshası. OĞUZ DESTANLARI ÖĞRENİMİNE AtT KAYNAKLAR VE KISALTMALARI »Böritegin» ve Oğuz Destanları ile muvâzi olarak bu iki destan şekillerinin Temür ve oğullan devrinde vücûda getirilen karışık rivâyetleri vardır. Batı Türkistan ve Edil sahaları esas olmak üzere Türk dün­ yasının batı kısımlarında cereyan etmiş hâdiselerin tasvirinden ibârettir. Ayrıca Oğjız Destanının Reşideddin’in birinci cildinde verilen kısa şekli vardır. H a : Tarih-i Oğuzan’ın Reşîdeddin daha hayatta iken istinsah edilen ve minyatürlerle tezyin edilen. Minyatürlerle süslen­ miş. Reşîdeddin’de nakledilen Oğuz Destanı (O D ).

C. İstanbul 1936. Moskva-Leningrad 1958. c. C t I. farsça metin. 1962. A. Ankara 1935. B e r e z i n : Reşîdeddin. R ş. M. D : Aynı eserin Süleymaniye. I’de Oğuz Han’a ve Türkmen kabilelerine ait kısım. Damad İbrahim Paşa kitaplığı 919 numaralı nüshası. X e t : Reşîdeddin. Petersburg 1861. Moskva 1959. Xetagorov ve arkadaşlannm neşri: Moskva 1952-60. I. 14 . R ş. Alizâde neşri. Şaik Gökyay neşri. c. Kononov neşri. Türk Tarih. Ankara 1958. Rahmeti neşri. R ş. Câmi'üt-tevârih. O D U K : Oğuz Destanının Uzunköprü rivâyeti : H. Namık Orkun neşri. Şecere-i Terâkime. Y O O D P : Yazıcıoğlu’nun Tevârih-i Âl-i Selçuk adlı eserinin başındaki Oğuz Destanından bir parça. C t. Câmi’üt-tevârih. Bakü 1965. M. rusça tercümesi ve haşiyeleri. A 11 z â d e : Reşîdeddin. (1934) s. R ş : Reşîdeddin Faziullah. Arkeologya ve Etnografya Dergisi. rusça tercümesi ve notlan. Şçerbak. O N : Oğuz-nâme. Oğuzlara Dair.R. H. I. A. N. I. c. sayı II. Ergin neşri. A g : Ebülgazi Bahadır Han. 243-250. O D : Oğuz Destanı. D D Q : Dede Korkut hikâyeleri: O. çe metin. türk- . rusça yeni tercümesi. O D U : Uygurca Oğuz Kağan D estanı: Bang . r. Sbornik Letopisey. Câmi’üt-tevârih. İstanbul 1938.

OĞUZLARIN ve TÜRKLERIN TARİHİ ( Reşîdeddin Fazlullah Câmf’ût-Tevârlh. Cilt II ) .

.

Kocasından gizli olarak Tann’ya imân etti. Ounçı’nın memleketine yakındır ve Qaydu’ya aittir. Elini göğe kaldırıp dua etti ve dedi ki: *Ey Tan­ X : 238a rım. bi­ risi Qan Sayram ki. Burada iki şehir* vardı: Birisi Talaş. 237b tırlar: Nuh Peygamber A. Yaylaq ve qışlaq’ı Türkistan’da olup yaz aylarmı ^ tpanç şehri^ yakınlarındaki Ortaq ve Kürtaq’da*’. Kür-Han ve Küz-Han. kışları da aym yörelerdeki. [Qaraqurum diye meşhur olan] Qaraqum’daki Borsuq adlı yerde geçiriyordu. O büyük ve tanınmış bir padişahdı. ~ yeryüzünü oğuUan arasın­ S: 3»9b da bölüştürdüğü zaman büyük oğlu Yafes’e Doğu Uleri ile Türkistan’ı ve o taraflan verdi. Bu kavim kâfir dininde olduğu için kadm meseleyi onla­ ra anlatamadı. Bir gece rü- yâsında oğlunun kendisine birşeyler söylediğini gördü: «Eğer sütünü emmemi istiyorsan biricik Tann’yı ikrar ve itiraf et. O göçebe olarak yaşıyordu. kederli ve endişeli idi. Dört muteber ve K ara H an şöhretli® oğlu vardı: O^-a-Han. OĞUZLARIN ve TÜRKLERIN TARİHİ H a: 37Sb ‘ Türk tarihçileri ve dili çabuk râviler şöyle anla­ X. Anası artık onun hayatmdan ümidini kesmiş.] Olcay Han’m paytahtı bu yerde idi.S. üzerine olan hakkım olduğu gibi farz bil>. [Bugün orada müslümaa Tüvkler yaşı­ yorlar®. Yavqu ise halkın önderi demektir. Üç gün ve üç gece anasımn sütünü emmedi. Yafeş. Kadın üç gece bu hâli rüyasında gördü. Bir yıl geçince babası F: 2 17 . Dhîb’Ln mânâ­ sı taht ve makam. Türklerin O lcay H an deyişine göre * Olcay Han® diye lâkâp alır. Oğuz® o anda anasının göğ­ süne yapışıp emmeye başladı. Onun ’ D ib Y avqn H an Dhîb Yavqu Han adında bir oğlu oldu. Or-Han. bâri ben bîçârenin sütünü | bu çocukcağızın zevkine uydurup tath kıl». Kara-Han veliahd olduğundan babasının ye­ rine geçip padişah oldu Onun çok talihli ve padişah­ Oğuz’un doğuşu lığa lâyık bir oğlu dünyaya geldi. bu son şehrin çok büyük kırk kapısı vardı.

Çocuk bir yıl sonra. ergin oluncaya kadar daima Tanrı’yı anıp ona şükrederdi Her fırsatta ister uy­ kuda. O. sonraki geline nisbetle İR . Babası kâfir Kara- Han bu arada bir toy tertip etti. Oğuz da aralarındaki münâsebeti kesti Kara-Han Oğuz’un her iki kızdan nefret ettiğini anlayınca küçük kardeşi Or-Han’ın kızını istedi. birgün kendi cariyeleri ile su kenarında gezip seyretmekte idi. yaratıcı Tann’yı muhakkak anardı. gelin. 376a bilim ve hünerde ok atmada J kargı kullanmada. Konuşmaya başlayıp Oğuz ona ken­ di maksadını anlattı: «Eğer dediklerime uyar. Babası ona amcası Küz-Han’ın Oğuz’un kızını nişanladı Oğuz kadını eve getirdi. Her türlü H a. Oğuz çocukluğun­ da ve büyüme çağında. Oğuz önceki iki geline yüz çevirmekte devam ediyordu. sonra o seni öldürür» dedi. nerede (saçlarını tutturan) çember ® varsa orası bana başdır». Kız şöyle dedi: «Ben senden bir parçayım. itaat ederim. Kız çekindi ve «eğer beni bu hususta zorlarsan meseleyi babana anlatırım. uzaklaşıp ayrılırım». Ona Tann’nın nurlu feyzi erişti. Oğuz da ona yakınlaşmaktan kaçındı. Cariyeler suda çamaşır yıkıyorlardı Oğuz da bir av­ dan dönüyordu. seni zevceliğe kabul ederim aksi tak­ dirde öteki gelinler gibi senden de kaçınır. ister uyanık halde. onları kabul edersen. Kadın da aynı şekilde ona bağlılı­ ğım ve sevgisini gösteriyordu. Babası oğlunun bu kıza yüz vermediğini görünce. Oğuz bu kızı eve getirdi ona yakınlaştı. [ay­ nı îsa Peygâmberinki gibi] dili açılıp konuşmaya baş­ ladı ve «ben bir otağda® doğduğum için adımı O ğ u r ® koymak gerekir» dedi. her ne -* emredersen ona baş eğer. Oğuz’un eşleri olan®-“ her üç gelinine kâse tuttu “ ve yemek sırasın­ da bir ara «evvelki iki. Nere­ de senin halkan(küpen) bulunuyorsa orası bana kulak. diğer kardeşi Kür-Han’ın kızını ona istedi. Oğuz ondan da aynı şeyi istedi. Kız kabul etmedi. Tesadüfen--' bu kız. onda olgunluk ve asalet belirtileri gördü ' *. Bir gün Oğuz bütün yakınları ve dostları ile ava gitmişti. kı­ lıç çalmada ve bilgi hususunda âleme ün olacak şekil­ de gelişme gösterdi. Onun te­ mizlik ve güzelliğinden hayrette kaldı ve dedi ki: «Bi­ zim kavim ve uruğumuzda bundan daha güzel bir ço­ cuk dünyaya'-' gelmemiştir». Onu Tan- evlenmesl imâna çağırdı. onu çok seviyordu.

Şimdi işi­ tiyorum ki. Bu iki gelin içlerini dökmek için böyle bir fırsat bekliyorlardı ve şimdi tam sırası olduğunu gör­ düler. On- Kengeş etmek. amcaları Kür-Han ve Küz Han ® öldürüldüler. HISIM VE AKRABALARINA KARŞI SAVAŞP" VE OĞUZ’UN DÜŞMANLARINI YENMESİ H a: 376b f « Oğuz avdan dönüp evin yakınlarma gelince babası ve amcalarını kendi yakınlan ile birlikte savaşa hazır halde buldu. DrevnetyUrkskiy Slovar. AMCALARINA. Kendi nökerlerinin ® başında onlar­ la çarpıştı. böy- lece ona şefkat ye sevgi gösterdi. Bu gelin onun emrine uydu. O buna kızarak bizden uzaklaştı. Oğuz’a karşı sevgi ve şefkât hissi ile dolu olan küçük zevcesi bu haberi duyunca. Onu ezecek asker ve kuvvet topladılar. Caferoğlu. ^ -»OĞUZ’UN BABASINA. s. meşveret etmek. danışm ak. 19 . 365: D oerfer. bunun sebebi ne­ dir?» dedi. kız inkâr etti. Oğuz yerinde dayandı ve yetnrişbeş yıl ^' amcalarının uruğ- ları ile daima çarpıştı. talihli ve padişahlığa istidatlı idi. Oğuz da savaşa X : 238b hazırlandı. Kengeş * ederek Oğuz’u öldürmeye '' karar verdiler. kendi dininden dönmüş ve başka bir Tanrı seçmiş Bir çocuğun bize ve mabudumuza ihanet edip onu küçümsemesi rezâletine nasıl katlanabiliriz?». müşâvere et­ mek m ânasında bir türkçe kelimedir. 105-106. Leningrad 1969. Kinle ve düşmanlıkla “ dediler ki: «Oğuz bizi tek bir T ann’ya inanıp ona ibâdete davet etti. atalarının dinini inkâr edip ” ona yüz çevirmişlerdir». 613-614. Bunu müşâvere ve- yâ meşveretle karşılam ak istemiyerek aynen koruduk (Kâşgarlı. 299). Kara-Han öfkelendi ve kinle dol- S: 3lOa du \ Hemen o zaman kardeşlerini ve akrabalarını toplayıp onlara dedi ki: «Oğlum Oğuz çocukluğunda mes’ud. Kara-Han bunu o gelinden sordu. Nihâyet onları yenip ezdi. komşularından bir kadını kocası Oğuz’a haber vermek için gönderdi. Bu savaş sırasında babası Kara-Han. Şimdi bu karı-koca yeni dini tutmuşlardır. daha temiz. III. daha güzel ve daha üstün oldukları halde Oğuz niçin onu ■*" daha çok seviyor. Eski U ygur TUrkçesi Sözlüğü. Biz böyle bir Tanrı tanımıyoruz dedik. A. 111.

Niçin bizi yok etmek için bu kadar uğraşıyorsun?!. birliğini^* kabul ederseniz canınız aman bulur ve size oturmak için Türkistan'ı > vçririz. Ken­ disine yardım etmek üzere iltihakv etmiş olan bir kavme aUygurı> adını verdi Türk dUinde izinden giden. ^ Oğuz bundan do- H a: 384a l a y ı ^ onlara Qanqlı (yâni arabalı)lar adım verdi Talaş. Oğuz dedi ki. Biz senin as­ lından ve soyundanız. Memleketin dörtbir tarafında oturan yakınlan ile anlaşmasını yeniledi ki. Buhara ve Horezm’e kadar zaptedip idâresine aldı. ağırlık ve €oIcay»lan bunun üzerine koyarak taşıdılar. düşmanları yağma edip ganimet. gönlü dar ve zavallı olunuz. yoksulluk. Tanrı’nın birliğim kabul edip etmedikleri ve Oğuz’un onlan kendi yamna alıp alma» dığı da bilinmiyor] ® Oğuz bu savaşlardan sonra atından inince a altın evin kuruhnasım buyurdu ve ora­ da kendi taraftar ve dostlarıyla bir toy yaptı ®*. Bunlar fakirlik. aynı kökten türeyen dal-budak- lanz ve onların yemişleriyiz. Diğer bir®^ kavim de. ■ Fakat onlar inkâr gösterdiler. [Bu yüzden. hayvanlar bunları taşı­ mak için yetişmediğinden ııQanqlıtl?Li yaptılar. lann vilâyet ve uluslannı ta Karakurum ötelerine ® kadar kendi idâresine aldı. evine ve yakınlarına saldır­ masınlar ve o da cihangirliğe güvenle girişebilsin. Oğuz’un ülke­ sinde dikbaşlılık gösterdiler •>. yâni her zaman kaygüı. gittiler. köpek derisi giyip av eti yiyiniz bundan sonra artık Türkistan’a gelme­ yiniz». acz ve kırıklıktan her vakit üzüntülü ve gamlı idiler. «Eğer sizler Tann’ya inanır. Sayram ve o tarafların askerleri. (arabayı) ilk defa bunlar inşa ettiler^. Amma onların ne oldukları hususu doğru olarak belli değil öteki iki kızın durumu. Talaş ve Sayram’dan başlayıp Mavera- ünnehr. Dediler ki . Bun­ dan evvel tekerlek yoktu. 20 . Oğuz onlara aMuvaln ^ diye ad verdi. Levazım. Oğuz onları Karakurum'a kadar sürdü. Orasım kendilerine yaylak ve kışlak yaptılar. olcay alındığında. Küz-Han ve Or-Han’m neslinden tü­ remiş ve doğu taraflarına sahip olmuşlardır. uyan demektir. Kılıç artıkları nihâyet onun hâkimiyetini kabul ettiler. Onlar da ister istemez yoksulluk içinde Tuğla Irmağı * kenarındaki çöl ve vadilere göçüp ya­ şamaya devam ettiler. Oğuz onların üzerine yürüyüp yendi. Türkmenlerin inanışına göre Mo- ğollar Kür-Han.

Elçiler döndüler. Hind ve Sind halkımn isyân ve taşkınlığı devam etti. dağlar bu ot­ lara göre adlandırıhnışlardır Oğuz buraya varıp in­ dikten sonra ondört gün orada oturdu. Nehri gemi ile geçmek imkânsızdı. «O Ğ U Z ’UN CİHANGİRLİK İÇİN SEFERE ÇIKARAK MUHTELİF «»ÜLKELERE ELÇİLER GÖNDERMESİ Oğuz kendisiyle yakınlan arasındaki çekişmeleri düzene koyduktan sonra il * olmaları ve baş eğmeleri için Hindistan’a elçiler gönderdi ve mâl(vergi) istedi*-. mu­ vafık. Oradan yola çıkarak ulaştığı heryeri aldı ®®*. Oğuz geri dönerek onu ya­ kalayıp öldürdü ve memleketini de zaptettirdi. Padişahı Sınmî(Tînesi) Oğul Yağma Han B Oğuz’un Hind ülkesine saldınp. Oğuz"^ Hindistan üze­ rine sefere çıktı ve bu ülkeyi doğu tarafından işgal et­ meye başladı. Ora­ lardan pek çok mal ve ganimet alıp kendi vatanı olan Türkistan’a dönerek Ortaq ve Alataq’a indi. Hindistan halkı ve büyUkleri(âyân) sert ve kaba cevap­ lar verdiler. II. cem aat ve aşiret anlam m dadır. Asım Efendiye göre de dost. Fakat Oğuz onun ülkesinden dönünce düşmanlık gösterdi. Oradan Iqariyye’ye ® gitti. olan İnal Han ^ Oğuz’la savaşmak için asker topladı. Muharebe seK^z gün sürdü ve her iki taraftan da çok asker kırıldı Burada «il». muti. Geçtiği yer­ lerde aynen koruduk)'. Bununla nehri ® geçtiler ve bu tedbirle Iqariy- ye’yi aldılar. Bu yörenin pa­ dişahı. bir müddet orada oturdu. <TurqanD ve atur- qun» “ bu dağlarda biten iki çeşit ottur. önce ’U ludaq“ vilâyetine varıp. tâbi olan. T ü rk devletinin ve ülkesinin bir parçası olup İtaat eden m ânâsında b ir türkçe kelimedir (E>oerfer. 21 .ını ve Nenkiyas’ı = ele geçirdi. Bu­ rası deryâ(büyük nehir) ile büyük ve sağlam kaleler arasında bir dağdı *>. orayı istilâ et- S: 3i0b tiğini haber abnca il o l m a k | ve itaat etmek niye­ tini gösterip vergi vermeyi de kabul etmişti. Maçin diyaı. Hindistan’ın doğu tarafında bir büyük ülke daha vardı. 194-201. Oğuz kelek(tulum) şekline benzeyen sal yapılmasmı emretti. Böylece bütün Çin’i. Alma- lıq ®yakınlarında Turqunlutaq ve Turqanlutaq çok yük­ sek ve b a ş d ö n d ü rü c ü ik i dağdır. karşı koyup isyân etti"®. İki ordu karşılaşıp savaştılar.

k. ve Baş- gurd ® tarafına yöneldiler. Nihâyet sekizinci gün develeri ve katırları birbirine H a: 384b bağlıyarak bir saf yapıp ^ askerin önüne koydular. G. «Eğer il olup itaat ederlerse iyi. Muzaffer ve galib ola­ rak dönüp Oğuz’a katıldılar Bundan sonra hep be­ raber kuzey ülkelerine doğru göç edip. Oğuz’un buyruğu gereğince bütün Gur vi­ lâyetini. Bunların arasında hayli yaşlı ihtiyarlardan iba­ ret bir topluluk vardı ki. Bunun ardın­ dan yağmur gibi ok yağdırdılar. II olup itaat etmeleri için Gur. Oğuz. ilk olarak Ulu Bagur adın­ daki yüksek bir kaleye eriştiler. Bura­ dan kendi yurdu olan Ortaq ve Kürtaq’a hareket et­ ti. Garcistan ve "* o taraflara elçi göndererek vergi vermeyi kabul etme­ lerini bildirdi. Gürk ve Başgurd seferine*’ başlarken doksan bin ev ahali Oğuz’un etrafında toplandıklarından bunlara nOn to­ kuz Oğuzv ^ denilmiştir. gönde­ rilmek üzere vergi tâyin ettiler. yoksa onlarla sava­ şınız» dedi. Maksadı burada atlarını semiirtmekti. Burada Hind yörelerinin meselelerini hal­ letme yolunda bazı kararlar alındı. önceden yüz seçme süvariyi Gur hüküm­ darı ile beraber haberci olarak o vilâyete gönderdi. tâ Gazne. Eğer kabul ederlerse ne âla. Şöyle ki.r. Bu sıralarda Oğuz herke­ se®" şefkât ve sevgi gösterdiğinden ® yaşlılar ve bü­ yükler kendisine «Oğuz Aqa» adını verdiler. vücutlanna®* dermansızlık çöktüğünden Oğuz’un bu gibi emirlerini yerine getir- 22 . Zâbil ve Kâbil’e kadar il yapıp zaptettiler Onlara her yıl hâzineye. çadırİ£in ve yükleri barikat yaptı’’. Çünkü Kuzey Ülkelerini fethetmeye ® kararlı idi. yoksa sa­ vaş olacaktı. Garcistan’ı. Oğuz onun ordusunu yenerek o yöreleri itaat altına aldı. memleketini aldı. Beyleri ile ’’ yolda kengeş etti. ilk ola­ rak Amuy nehrinin Pencab’ından geçmeye karar ve­ rildi. itaat ve iUik keme­ rini can beline bağladı. geç kalmasmlar diye ferman çıkardı. Buranın hâkimine Qara-şit Yağı^ derlerdi. Böylece Oğuz galib geldi ve İnal Han’ı öldürdü. Ev­ leri. «Vilâye­ timizin yakınlarında ve çevresinde düşman çoktur» dedi. Kendisi hemen Oğuz’un ya­ nına gidip her yıl vergi vermeyi üzerine aldı. Gur hükümdan elçileri son derece saygı ile karşılayıp ağırladı. Oğuz «yolda®® kim geri ka- Ursa yasa ile cezalansın. Ordu ilk olarak "* Garcistan taraflarına yürüdü ve elçiler gönderdi.

su çıktı ve insanlar suya kandı. Moğol dilinde ise Qalsan- qu (?. Kara- sülük bir yerde böyle denedi. Sonunda onu®'’ bir sandığa iyice yer­ leştirip develerin üzerine yüklediler ve kendileri ile be­ raber götürdüler. Eğer zor durumda kalırsanız ne yaparsınız =’•'? iyisi mi beni yanınıza alınız. Sonra onlan bıra­ kın. farsça veyâ arapça değildir. Oğuz Kara-şit adındaki padişahlarını yaka­ ladı. Oğul dedi ki. Kibir ve gururları yüzünden hiçbir hükümdara Iraşlarını eğme- mişlerdi. Aranızda bilgili yaşlı kimse de yok. görmüş geçirmiş ve dünyanın acı-tatlı günleri­ ne ®. Gürk ve Başgurd ülkesine varınca onlar çok zorba ve hilekâr bir kavim idi.] Bu ihtiyarlar arasmda pek dirayetli. Almalıq yakmında Aq-qaya'’ admda bir yerdi [Aq-qaya farsçada beyaz dağ ge­ çidi demektir. Oradan yola koyulduktan sonra önlerine susuz bir sahra çıktı ®”. | Yuşı Hoca dedi ki ^ : S: 311a birkaç ineğin başını biraraya bağlayıp onları çok susa- yıncaya kadar devamlı koşturunuz. bu inekler tırnaklarmı bir yere vurup kazmaya başlarlarsa orada su bulunduğuna işârettir». «Ey baba. Buranın halkı Oğuz’­ un geldiğini işitince artık mağlup olduk diye sayısız hayvan ve eşya bırakıp kaçtılar. suyun berraklığında altın ve gümüşten eşyalar. Oğuz da bu durumu görünce Kara-sülük’e pek çok bağışlarda bulundu (soynırgadı). onların harbedip savaşması da mümkün değildi”". Oradan Atil ® nehri üze­ rinde Oq (uruq) qıran kök bulut (oq qıran köl yatub?) 3 admda bir yere geldiler. mekten aciz idiler. Öyle ki bir damla gülyağına bir damla su vermezlerdi. Bilgutay ?) d e n iliy o r T ü r k ç e d e yaşlılara «Khocaa derler zira «khoca® kelimesi aslında türkçe- dir. Gürk ve Başgurd il oldular ve vergi vermeyi ka­ bul ettiler.erişmiş Yuşı Hoca® adında birisi vardı [ki Türk dilinde yaşlı adam demektir. Oğuz «O halde hepiniz burada kaimiz»^ diye emretti. Bu yer. Oğuz’un buyruğuna nasıl kar­ şı gelebilirim?B. Kara-sülük insanların susuz H a: 378a kaldığını babasına bildirdi. Baba**^ oğula dedi ki: «Siz bilin- miyen bir yola çıkıyorsunuz. Onlar acz ve zayıflıklarmı Oğuz’a bildirdiler. leğen ibrik ve kazan gö- 23 . bir gün işinize yararım». Asker nehrin ke­ narına gelince suya baktıklarında. akıllı.] ^ Onun Qara-sülük adında bir oğlu vardı. ° onu bütün ulusun y u r tç ıs ıtâ y in etti.

Dö- 24 . Oğuz onların yakınlarına gelince dokuz atlıyı elçi olarak onlara gönderdi. rerek bunları suya dalıp çıkarmak istediler. «suyun kenarında kocaman bir ağaç var». Kara-sülük gidip ağacı dikkatle araştırdı vç orada gizlenmiş olan altın ve gümüş eşya)a bulup hepsini Oğuz'un önüne yığ­ dı. tMadem ki dövüşmek istiyorsunuz biz­ den iki. Babası ona «acaba suyun kenarında yüksekçe bir yer yok mu?» diye sordu Kara-sülUk «evet» dedi. birisini de ak tutkalla doldururlardı. Oğur kavimleri Talaş ve Almahq vilâyetine geri döndü ve bu yurtların muhafazası için orada yerleşti. Elçi­ ler bu şekilde karşılıklı dövüş teklifini reddettiler ve dediler ki . Babası «o halde suda görülenler ağaca gizlenmiş eşyanın akisleri olacak». Eğer düşmanlar bizim yokluğumuzda buraları alır­ larsa bizim için talihsizlik (bednâmhk). Oğuz bu münâsebetle Kara-sülük'e bir daha sayısız bağışlarda bulundu ve hayli iltifat etti. itaat etmiş. Bu kavmin erkekleri kara renkli. vergi vermeyi kabul etmişler­ dir Eğer siz de iUiği ve vergi vermeyi kabul edip söz verirseniz ne âlâ. Kıl-baraqhların âdeti şöyle idi: dövüş olacağı zaman iki havuzdan birisini kara. //ucavMr “ yâni asıl vatan ve yurdumuz olan Talaş ve Sayram geride kal­ dı. a» OĞUZ’UN OIL-BARAK İLE SAVAŞI savaşı Qıl-baraq “ dünyanın karanlık tarafında bir ül­ kedir. kadınlan ise temiz yüzlüdürler. Onlar elçilere şu şekil­ de cevap verdiler: «Siz dokuz kişi eğer bizden iki kişi ile savaşır ve galib gelebilirseniz vergi vermeyi kabul ederiz. sizden de iki kişi dövüşsün». aksi halde savaş ve dövüşe hazır olunuz ki hemen geliyoruz. Esas yurdannın mu­ hafazası için Oğur^ kavimlerini görevlendirdi. Yenilirseniz buradan geri döneceksiniz». düşmanlar için de bir şöhret vesilesi olacaktır Faizli kâr ümidiyle sermâyeyi harcamak olmaz ^ dedi. çirkin yüzlü ve köpek gibi. Fakat su­ yun içinde gördüklerinden hiç birşey bulamadıkların­ dan hayret ve dehşet içinde kaldılar * Kara-sülük bu hususu babasına söyledi. Oğuz bu ara­ da şöyle düşündü: «Biz cihanı fethetmek gayesiyle dün­ yanın her tarafma gideceğiz. Dedi ki: pek çok şehir ve ülke bize il olup.

Oğuz bu işte savaş ve mücâdelenin fayda ver- miyeceğini anladı. Çünkü kendisi kocası ile temasda bulunama­ dığından çok kederleniyordu. Kıl- baraglılardan dövüşe giren bu iki kişi böyle yapıp Oğuz’un iki elçisi ile vuruşmaya başladılar. gövdelerine hiçbir silâh tesir etmezdi. Döndü ve büyük bir ırmağa gel­ di. Bu madde üç defa vücuüarmda kuruduktan sonra. Oğuz’un adamlarından birisi. Fakat kendi atları­ nızın ayaklanna bu dikenli demir parçalarından bir zarar gelmemesi için uygun nallar yaptırmalısınız. onların elinde öldüler. çirkin yüzlü ve köpek gibi olduklarından kadınlar onu çok beğendiler ve hepsi yanına toplandılar. Yedi kişi de oradan dönerek durumu Oğuz’a anlattılar Oğuz buna hiç aldırış etmeyerek Kıl-barakldara karşı gidip savaştı. Son­ ra da düşmanların burunları ve vücudlarının kenarları çıplak ve tutkalsız olduğundan oralarına ok yagdırı- 25 . Ka­ dının bu erkekle konuşması ve münâsebeti çok hoşuna gitti. Düşmanlar galip geldiler ve Oğuz’un askerle­ rinden pek çok kimse öldürüldü diğerleri de dağıl­ dılar. tt-baraq’ın karısı bu cin­ sî arzusu ve sevinci yüzünden Oğuz’un tarafına meyil gösterdi ve gizlice Oğuz’a elçi göndererek «eğer düş­ manı yenip ülkesini almak istiyorsanız tutacağınız yol şudurı diye haber gönderdi: «Demirden dikenli çiviler S: 311b yaptırınız ve askerlerinizden herbiri bu demir \ dikenlerden bir mikdannı terkiye bağlasınlar ve savaşta bunları düşman üzerine serpsinler. Kıl-barakhlar köpekler gibi çıplak ve yaya olduklarından onların bu ırmaktan geçmeleri imkânsız idi. So­ nunda bu iki elçi. tesâdüfen Baraktılar arasında kalmış ve kadınlar arasında gizlen­ mişti. Askerin bir kısmı bunu gemi ve sallara binerek. Onunla münâ­ sebeti arzu ettiler ve bir hediye olarak. bu tutkal onların kıllarına yapışırdı. vüşten önce ak tutkal havuzuna çıplak olarak girer­ ler. onların bü­ yüğü olan ît-baraq’ın kadını huzuruna götürdüler. Oğuz «iki su a ra s ıs ın a indi ve perişan olup dağılan askerlerini toplamak üzere orada yerleşti. O havuzdan çıkınca beyaz kumda yuvarlanırlardı. Oradan kara tut­ kal havuzuna girerler ve kara kum üzerinde yuvar- lanırlardı. bir kısmı da yüzerek geçtiler. Bu kadınların k o c a l a r ı p i s vücudu. Silâhlarla gövdelerine yapılan vuruşlar hiç tesir etmedi.

Ge­ miler yaptırdı ve yakışıklı kimselerden lt-baraq’ın ka­ dınlarına arka arkaya elçiler gönderdi. nız» "■ . Kadın o ağaca gidip çocuğunu doğurdu. Kadınların çok yardım ettikleri bu elçiler. kocası da savaşta öldürülmüştü. Herkesi yasalarla disiplinli bir idâre altına aldı®.Oğuz bu durumu işitince çok sevinip memnun oldu ve bu «iki su arası »m kendisine üs edindi. qabuq kelimesinden çıkmıştır®. Askerlerini düzene koydu ve silâhlarını yeniledi Bu zaman içinde çocuklar ve bebekler delikanlılık ve ergenlik çağına yetiştiler. Bir gün. istedikleri yere gidip. O ğ u z'u D K aranlık 14. Kara-sülük güç işlerini halledip onların müşküllerini çözen babasının yanına gitti. onlar da büyüdüler. Bu arada Oğuz’un askerlerinden birisinin karısı hâmile kalmış. Oğuz’un da bir hatunundan dört oğlu olmuştu. Bu hayvanla­ rın yavrularını karanlık ülkesine girilen yere bağla­ yınız. Onlar karanlığın içine girsinler. Oğuz adım Qıpçaq koydu [ki. yâni Karanlık ül­ kesine vardığında İcaranlık dolayısıyla orada gitmek mümkün olmadı.^ u« OĞUZ’UN KARANLIK ÜLKESİNE SEFERİ Ülkesine ve O YERİN DURUMU gitmesi Oğuz Qara-Hulun ^ sınırına.] Oğuz Kıl-barak’ı aldıktan sonra iki yıl daha o ülkede oturdu. İçinde bulundukları zor durumu a n l a t t ı B a b a s ı Yuşı Hoca dedi ki «dört tâne taylı kısrak ile dokuz tâne sıpalı eşek seçip alınız ve adamları bunların üzerine bindiriniz. Türk dilinde içi çürümüş ve oyulmuş ağaca derler Diğer Türk- lerin fikrince bütün Kıpçak kavimleri bunun neslinden olmuşlardır. Oğuz yakınlan (moqarrebân) ve akh erenlerle kengeş yapıp danıştı hiç fayda vermedi. Oğuz bu yerde onyedi yıl kalıp dinlen­ di. bu sınırlara hayli ya­ kın olan «Karanlık Ülkesi »ne hareket etti. Qıpçaq. o kısraklarla eşek- 26 . Bu savaş yerinde ka- H a: 378b dınm doğum yapması y a k la ş m ış tıY a k ın la rd a içi ^ oyulmuş bir ağaç vardı. Bu yolla bu ülke alındı. Çocuğu Oğuz’un yanına getirdiklerinde duru­ Kıpçak’lar mu * ona anlattılar. sonra geri dönecekleri zaman. Oğuz’a gerekli bütün âlet ve malzemeyi ‘ yavaş yavaş temin edip hepsini Oğuz’a gönderdiler. Bazı kadınlar' da bu erkekleri çok sevdiklerinden onlarla birlikte döndüler.

evimize ve yurdumuza iletsinler. Onun söylediğine göre karanlığa dalıp. Kendi elbisesini ona giydirdi. Az alanlar da. Onun için bura­ dan yüz kadar atlıyı ® yurdumuza geri gönderelim Onlar bizim sağlığımızı. vergilerin tesbiti ve şahnelerin tâ­ yini için üç yıl burada kaldılar. almayanlar da her ikisi pişman oldular. fetih ve zaferimizi. hasım anlam ında tiirkçe kelime. Yüz Kanglı atlısını bu mühim işle görevlendirip bütün hazine ve zahirelerini onlara vererek kağnılarla gönderdi [Şimdiki zamanın yarhg ve payza usulü yerine] Oğuz’un zamamnda altın uçlu ok ® ve yay vardı. Gidenlerden çoğu hiç birşey almadı. 27 . Bu Derbend sınırlanria gel­ dikleri sırada Yuşı Hoca. ^ O da bundan gelecek fay­ daları düşünerek iyi buldu ve Kara-siUiik’e bağışlarda bulundu. oğlu Kara-sülük’e şöyle de­ di: «Ordumuz bir defa yenilip bozuldu. Onlarla savaştı ve hüküm­ darı orada öldürüldü O memleketi de alarak ülke­ nin tertip ve düzeni. düşmanlar da hakir. Kanglılar gittikleri her vi­ lâyette bunları gösterince halk kendilerine ve hayvan­ larına yiyecek ve içecek alefe ve ulufe ® vererek gere- S: 312a ken hizmet ve hürmeti gösteriyordu ^ Kanglılann Yağı düşman. üç gün üç gece böyle yola devam ettiler. Bir ara sağdan soldan sesler işitilmeye başladı: «Bu karan­ lıkta yolda birşey bulup yanına alan dışarıya çıktığın­ da pişman olur fiiç birşey almayan da pişman olur». Kara-sülük bu H a. Uruğ ve askerlerimiz sevinip mem­ nun olsunlar. rezil ve itibarsız olsun. Oğuz kendi­ sinin iki altın uçlu ok ve yayını kendisinin işareti olmak üzere onlara vermişti. 379a teklifi Oğuz’a arzetti. 1er. Dönüşlerinde o kısrakların yardımı ile karanlıktan çıkıp aydınlığa geldikten sonra baktılar ki aldıkları şeyler hep mücevher ve kıymetli taşdır. Geçtiği yerlerde aynen koruduk. yavrularının sevgisi ve kolcusu ile o adamları geri getirir ve yolda hiç hata yapmazlar». “ Oradan Hazar Derbend’i üzerine göç etti. Kara-sülük bu hâl çaresini Oğuz’a anlattı ve onca da uygun gelip kabul edildi. bazıları biraz bir- şeyler aldılar. Oradan Kılbarak ile Atil arasında ıssız bir sahra olan 3 ülkesine hareket etti. bu haber ile ve yağıya •" (dosta düşmana) erişti. Elimize geçen bütün zahire ve hâzineleri oraya götürsünler de ünümüz gökleri tutsun».

divâneleri de vardır. Ona hediye olarak do­ kuz tâne kır at getirdiler ve il oldular. Oğuz'un askerlerinden çoğunun atlarını çaldılar.yehrin çevresine yöneltilmeli Ta ki vilâyet halkı aciz kalıp mecburen itaat etsinler. Şimdi akıllı insanlar bizim dikkatimizi çektiler ve öğüt verdiler. Biz şimdiye ka­ dar bu akılsızların sözüne bakıp gelmedik. hazine ve uğruqunu *» kendisi döniinceye kadar ko­ ruyup kollamalarını emretti *''^. Derbend halkı. Yolbaşlannı tutarak yolculara engel oluyor­ lardı. Buranın ahalisi hırsız ve yol ke­ sici idiler. Oğuz bunlara ev. 28 . Bunları gönderdikten sonra Oğuz yedigün daha kaldı ve oradan göç ederek Derbend’e yöneldi. Kötü yaptığımızı da biliyorduk. bir tarafı dağ olduğundan bütün harekât bu . İtaat etmenin gerekli olduğu­ nu bildik ve kulluğuna yüz sürdük». suçunuzu böyle i t i r a f e t t i n i z . onlara karşı nasıl bir tedbir alalım? Bu yerin bir tarafında deniz. Bizi buraya sen getirdin ve burada hırsızlar da çok. ben de günahınızı bağışladım. Fakat benim iki tâne tayımı alıp götürdüler. Böylece ne ya­ pacağımız 1*. Bu viîâyet gayet dardır bir tarafı deniz. Sekiz ay sü­ ren kuşatmadan sonra hep berâber barış yapmak için Oğuz’un huzuruna geldiler. bu durumu görünce çaresizlik v e ‘"® perişanlık içinde kaldılar. «Bizim aramızda akıl­ lılar olduğu gibi.aydınlandı.. Oğuz gelenleri gördükten sonra buyurdu ki: «Onlardan sorun: Biz buraya geleli bu kadar zaman oldu. Oğuz Kara-sülük’ü çağırıp şöyle emretti: «Bu yer dar ve hayli sarp bir geçit. Bunlardan biri Iraq-qula olup.* Onlar cevap olarak dediler ki. niçin yanımıza gelmediniz de dikbaşlıhk ve isyan yolunu tuttunuz.! Kara-sülük bu hususu olduğu gibi Oğuz’a söyledi Oğuz da onun dediğini kabul ederek onların vilâyet­ lerini her taraftan harap edip yağma ve talan ettiler Yaz aylarından ilkbahara kadar orada kalarak Der- bend’i kuşattılar. öte tarafında sarp dağlar var» Kara-sülük ne yapılacağını babasından sordu. başında Barmakluk Çosun Billig ^ vardı. Yaşlı adam şöyle dedi: «Bu Derbend vilâye­ tinin dört bir yanındaki ekili-dikili yerleri tamamen yağmalayıp harap etmeye çahşmalı. Oğuz şöyle bu­ yurdu: «Madem ki. Toplanıp birbirleriyle danıştılar: Oğuz'un yakınlarındaki şehirleri istilâsı meydanda idi Hayli kudretli olan Kıl- barak’m başına gelenleri de işitmişlerdi.

ı« Iraq-qula Anqlı (Azqıllı?)ya » benzer bir attır. Diğe­
rinin adı Süt-aq’dır ve o da Süt-qula’ya benzer, bem­
beyazdır. Bu at rahvan olup pek g ü z e l d i r G e r ç i su­
çunuzdan vazgeçmişim, fakat tarif ettiğim bu iki at ba­
na getirilmezse*'*® sîzlerden hiçbirinizi sağ bırakmam».
Bunlar çahnmış atların hepsini buldular ama, tarif edi­
len iki atı hiçbir yerde bulamamışlardı. Oğuz’un
gönlü bu iki ata bağlandığından bu hususta son derece
ısrar etti. Bunun üzerine onlar mühlet istediler. Oğuz
bir ay daha orada kaldı. Ülkenin her tarafına bu
atlan aramak üzere adamlar gönderdiler. Sonunda bu­
lup Oğuz’un huzuruna getirdiler®. Oğuz kendi atları­
nı görünce sevindi. Onlara iyi davranıp gönüllerini
aldı. Halkın korunması ve vergi toplanması için oraya
bir şahne tâyin ederek Şirvan ve Şamahı’ya hareket
etti.

Ognz*ım Şirvan ifi OĞUZ’UN ŞİRVAN ve ŞAMAHI’YA
ve Ş»mahı>yı ELÇÎ GÖNDERMESİ
atanası
19.1 Oğuz Derbend vilâyetindeki işlerini tamamla­
dıktan sonra Şirvan ve Şamahı’ya elçi gönderip şu ha­
beri verdi : «Buraya geldiğimizi herhalde işitmiş ola­
caksınız. Ulaştığımız her ülke, bizden ne emredilmişse
yerine getirdi. Geçtiğimiz y e rle rd e z a p te tm e d ik bir
ülke, bojoın eğmeyen ve itaat yolunu tutmayan bir hü­
kümdar bu-akmadık. Eğer şimdi siz, kendi isteğiniz­
le bize il olursanız, cevap göndererek kulluk gös­
termeniz gerekir. Şayet dikbaşlılık ve isyanda inat ede­
cekseniz savaşa hazır olun; Biz de bu elçilerin he­
men ardından geliyoruz.» Bu haber onlara erişince,
Oğuz’un elçisine her türlü saygıyı ı®** gösterdiler.^ îtaat
ve kulluk yolunu tutup, hediye olarak dokuz kır at
gönderdiler. Kendileri şehir dışına Oğuz’u karşılama-
S: 312b ya 19» J çıktılar. Oğuz’u görüp, kulluk şartlarını gere­
ğince gösterdiler. Oğuz Şamahı’ya varınca ondört gün
orada 200 kaldı. O günlerde Şaberan ahalisi vergisini
H a: 379b getirip hâzineye teslim ettiler. Fakat Şamahı ahalisi, (
vergilerin ödenmesini geciktirdiler Anlaşma yolun­
dan ayrılıp, yeniden düşmanlık yolunıi tuttular ve kar­
şı koymaya uğraştılar, Oğuz herkesin birer kucak
odun getirip, Şamahı kapısına ve civarına yığmasını
yasak(emr) etti. Bütün asker gidip herbiri bir kucak
29

odun getirip yığdılar ve ateşlediler. Kapı ve sur­
lar korkunç alevler içinde yandı. Savaşarak şehri al­
dılar ve yağma ettiler. Bu yağmada Şamahılıların
kadın ve çocuklarını da alıp götürdüler. Onlar yaptık­
larından. pişman olarak. Şehrin önde gelen büyükleri
tekrar-"'' Oğuz’un huzuruna gelip bağışlanmalarını di­
lediler. Vergilerini ödeyip, hiçbir şekilde düşmanhk ve
dikbaşhlık göstermemeleri halinde kadın ve çocuk­
larının geri verilmesi kararlaştı. Fakat Oğuz onların
çaresizlik ve imkânsızlık içinde olduklarını görünce acı­
yıp kadın ve çocuklarını geri verdi. Vergi aldı,
şahnesini tâyin etti ve oradan Arran ve Mugan taraf­
larına yola çıktı.

Oğuj -«« OĞUZ’UN ARRAN ve MUGAN TARAFINA
Azerbaycan’da HAREKETİ
- ‘"Oğuz, Şirvan taraflarından kalkıp Arran ve
Mugan’a geldiği zaman yaz mevsimi idi. Hava son
derece sıcak ve bu sıcaklıktan dolayı orada kalmak
mümkün olmadığından, anlaşarak yaylak olan dağlara
gittiler. Kış gelince, tekrar inerek bu vilâyetleri alır,
yağma ederiz dediler. Yaz aylarında bu vilâyetlerin
bütün yayla ve dağ mıntakalarını, Sebelân dağlanna,
Alataq ve Ağdıböri ®dağlarına kadar tamamen iş­
gal ettiler. [Rivâyetlere göre Alataq ismini onlar koy­
muşlardır ve Sebelân ^ diye de onlar adlandırmışlardır.
Türkçede ortaya çıkıp dik duran nesneye sebelân
derler.] Yaylakda kaldıkları zaman zarfında bu taraf-'
larda olan bütün ülkeleri-^* ele geçirip zaptettiler.
Azerbaycan vUâyetini de aldılar. Kendi has atlannı,
otlakları çok geniş ve güzel olan Ucan ^ sahrasının -ı**
mer’alarında besledi. Orada bulunduğu su:ada birgün
herkesin toplanıp, birer etek toprak getirerek bu­
rada bir tepe yapmalarını emretti, önce kendisi bir
etek toprak getirip döktü. Bizzat kendisi toprak dök­
tüğü için bütün asker birer etek toprak getirip dök­
tüler. Büyük bir tepe oldu. Bu tepenin adına Azerbay-
nân dediler. ® [Azer, türkçede yüksek demektir
«baynân» da zenginlerin, uluların yeri anlamındadır.
Bü ülke, bu şekilde meşhur oldu. Bugün de Azerbay­
can demelerinin sebebi budur.] O yaz mevsiminde
Oğuz Aladağ'da(Alataq’da) yaylak yaptı Oradan

30

Bağdat, Gürcistan, D i y a r b e k i r v e Raqqa taraflarına
elçiler yollayarak «geleceğimd diye haber gönderdi.
Gelişinden haberdar bulunmaları ve buna nasıl ce­
vap vereceklerini bilmek istedi. Eğer --- baş eğip il
olurlar ve vergilerini her yıl muntazaman kendi hâzi­
nemize getirirlerse ne âlâ, oraya asker gitmez; eğer
Oğuz’un fikrine uygun cevap vermezlerse, onları itaa-
ta almak üzere harekete geçip üzerlerine yürüyecekti.
Elçileri bu --' yörelere gönderdikten sonra kışın Arran
ve Mugan tarafına geldi. Kür ve Aras ırmakları ara­
sım yurt ve karargâh olarak seçip kışı orada geçir­
di. O diyarın bütün halkını il yaptı, itaat etmiyenlerin
hepsini yağma etti Bahar olunca çeşitli ülkelerin
hükümdar ve sultanlarına göndermiş olduğu elçiler
döndüler. Diyarbekir, Raqqa ve Bağdat'a gitmiş
olanlar, bu yöreler hükümdar ve büyüklerinin Oğuz'un
Arran tarafına gitmesini başına gelen zorluklardan
dolayı geri dönmüş olduğunu zannederek elçilere
«Oğuz hele bir gelsin bakalım savaş mı ederiz, yok­
sa il mi oluruz, o zaman cevap veririz» dediklerini
söylediler. Gürcistan, elçilerine «biz savaşa hazırız -
harbedeceğiz» diye cevap vermişlerdi. Oğuz önceden
Gürcülere adam gönderip «hemen üzerinize gelmem
gerek; hepiniz uyanık ve haberli olun ve sonra
Oğuz ansızın boş bir gaflet anımızda habersizce üze­
rimize geldi demeyin. Savaş ve muharebe yerini siz tâ-
S: 313a yin edin ve hazır olun; biz geleceğiz» - ( İlkbahar
olup atlar semirince Oğuz Gürcistan'a karşı harekete
geçti. Gürcistan yakınlarına vardığında Gürcüler üç-
dört günlük yol ileri gelerek savaşa hazır halde du­
ruyorlardı. Hemen saf düzerek durmaksızın savaşa
başladılar. Oğuz’un ordusu galib geldi, iki gün ve iki
gece devam eden savaştan sonra onları kaçırdılar.
Gürcüler bir daha toplanarak yeniden savaşa durdu­
lar; ama dayanamayıp - kaçtılar. Gürcülerin büyük­
leri Oğuz’un ordusuna karşı duramıyacaklarmı anlayın­
ca Oğuz’un huzuruna gelerek il oldular. Etrafa mek­
tup ve fermanlar göndererek korkup dağılmış olan
ahalinin toplanmasını tavsiye edip vergi kabul etti­
ler. Oğuz bir ay onbeş gün Gürcistan'da kaldı. Sonraki
yaz mevsiminde Aladağ’a çıktı. Aladağ’da birkaç
gün kaldığı sırada. Gürcülerin vergi vermeyip

31

Musul ve Bağ- dat’m büyükleri Oğuz’un huzuruna gelerek il 2®® oldu­ lar. Bu kış mevsiminde Dicle kıyısında kışlak yaptı Bahar olunca Şam yolunu tuttu ve altı oğlunu manqala. Oğuz onları görünce 32 . ben öldükten sonra da yeri­ mi almaya lâyık olduğunu^ gösterdi» dedi. Bu haber onlara erişince yağ­ mayı artırdılar. Şehir hal­ kı ve sahrada yaşıyan ülke ahalisiiıi ^ kendi taraflanna çekerek-®^ vergi tâyin ettiler. gördüm ve onların ne mal olduk­ larım gâyet iyi anladım. Onlara karşı büyük ordu gönder­ meye ve benim gitmeme l ü z u m y o k » . bütün kışlaklardaki-^^ askerin top- lanmasım ve Kürdistan’a doğru yürümelerini emretti. Hemen sonra babalan Oğuz’dan elçi geldi. ondan bütün askerin yiyecek ve giyeceğini bu yazın Gürcülerden toplamak gerekti­ ği buyruğunu getirdiler. Sonra elçiler göndererek. Sayısız yiyecek toplayıp babalarına getirdiler. Oğuz’un şahnesini iilkelerinden kovarak yağı olduk­ larına dair haber geldi. Onlar bir hamleden fazla­ sına dayanamazlar. kendisi de bunla­ rın ardından hareket etti. Oğuz’a lâyık armağan ve hediyeler getirdiler. onların vanm yoğunu yağma etti. (yâni öncü) ®olarak önden gönderdi. Oğuz’un oğullan babaları arkadan geldiği için bunları babalarının huzuruna g ö n d e r d i l e r O n ­ lar Oğuz'un huzuruna vardılar. Oğuz’un A ntakya ve 248 249 OĞUZ’UN KÜRDtSTAN YOLUYLA A nadolu DIYARBEKÎR ve ŞAM’A « HAREKETİ harekâtı Oğuz askfjrlerini çağırıp topladıktan sonra Kür- distan'a doğru yol aldı ve üç yıl arka arkaya Kürdis- tan dağlarında kaldı Bu dağları bozgunculardan temizleyip. Oradan Diyarbekir ta­ raflanna geldi ve bu ülkelerin Erbil. Her oğluna ikiyüzer asker verip savaşa gönderdi. Oğulları Raqqa’ya gelince şehrin bütün ileri gelenleri onları karşılamak üzere dı­ şarı çıktılar. Ayrıca şahne a tâyin ederek vergi miktarını kararlaştırdılar ve Aladağ’a geri döndüler Onlar iyi işler yaptıklarından Oğuz onlara takdirlerini bildirdi ve «Benim hayatımda yaptığınız büyük ve faydalı iş­ ler ve-^* ad kazanmanız. Gürcüler Oğuz’un oğullan oraya varınca savaştılarsa da Oğuz’un oğul­ ları onları yenip yağma ettiler. Oğuz bunu duyunca kendi altı H a: 380a oğlunu çağırdı ^ ve onlara şöyle dedi: «Ben bu kavmi (Gürcüleri) denedim.

Bundan sonra Oğuz kendi ordusunun her alayından yüz kişi ayırdı ve bunları altı oğlu ile birlikte Tekür Han’a gönderdi [ki biz bugün ona tekfur diyoruz. yâni mâh. uır şanne tayın eae- rek şehirlerine gönderdi tşte bu şelcilde Oğuz. Onlar dönerlerken kendi elçilerini de o elçilerle birlikte Tekür'e gönder- S: 313b diler J ve haber verdiler: «Babamız Oğuz bizi öncü (manqala) olarak dokuzbin askerle göndermiştir. kadın ve çocuklarıyla bir­ likte şehre götürdü ve orada oturdu. inad edip karşı koymakta direndi. Ertesi gün oraya giderek savaştılar ve Tekfur’u yendiler. yâni deryadır. lyı aavranai ve gonuııcrtın aıaı. büyük ordu(keçele) ® üe gelmektedir. Tekfur’un şehri ve ülkesine kadar kovaladılar. Tekür on­ ların askerinin nasıl olduğunu öğrenmek için elçi gön­ derdi Onların örf ve âdetine göre elçi olarak gelene dokunulmazdı. Yanında olan doksan bin askerin hepsini. yâni si- târe. Bu altı çocuktan en büyüğünün adı Kün yâni âftâb. dördüncüsü Kök(KöI) yâni âsmân beşincisi Taq. Onlar da Tekfur’u. halk tamamen kendi istek­ leriyle il oldular. gelişini haber almaları için elçi gönderdi. Yalnız. yetmiş kişiyle birlikte Antakya’ya Oğuz Aqa’nm huzuruna gönderdiler. savaş isterseniz bir yer -“■seçin ve savaşmamız için oraya gelin. Tekfur-™ «yarın filân yerde savaşalım» dedi. İkin­ cisinin adı Ay. yâni kûh ve altıncısı Tengiz. Bu oğulların elçileri Tekfur’un yanına vardıkları zaman. Oğuz'un 33 . O ise.] Oğuz'un oğulları oraya yaklaştıkları zaman. Paytahtına ve bütün ülkeye el koydular. üçüncüsü Yulduz. Şam ülkesinin neresine vardıysa. eğer il olup ver­ gi-'*'* kabul eder ve bunu her yıl hâzineye gönderdiği­ nizi bilirsek size saldırmıyacağız. Tekfur’un askerlerinden pek çok insan öldürüldü. Sonunda bir yıl savaştılar ve bir yıl sonra şehri aldılar Oğuz şehre gitti ve bir altın taht^ koyarak üzerine oturdu. lâkin yağma­ ya ve halkın öldürülmesine yol vermediler. Sonra Dimeşq ve Mısır'a. Her elçinin yanına yüz kadar adam kattı. Türklerin Bataq Şehir “ de­ dikleri ve Uçyüzaltı kapısı olan Antakya şehri. Onları iki gün iki gece. Bu şehir önlerine gelince şehir ahalisi aralarında anlaşarak Tekfur’u yakalayıp onlara teslim ettiler. -*** Oğuz’un oğulları Tekfur’dan gelen elçileri görüp onlarla konuştular.

Ba­ balan Oğuz’a elçiler vasıtasıyla-'^ şu haberi gönder­ diler: «Eğer Tekfur’u öldürmek niyetinde iseniz. paytaht ilerigelen- lerinin anlaşarak Tekfur’u yakalayıp ona teslim ettik­ lerini bütün tafsilâtıyla anlattı Tekfur anlattıklarını bitirince Oğuz.-*. önceleri bana itaat etmeyip karşı geldin. Bu elçiler Tekfur’u Oğuz’un huzuruna getirdikleri zaman Oğuz ona savaşın nasıl cereyan ettiğini. hattâ savaştınsa da. bütün bunlardan dolayı ben senin suçundan vazgeçtim. Benim gibi-’^® ve benden daha iyi milyonlarcası senin itaatına girmişlerdir. Oğuz bunları öğrenip | hoşuna gittikten sonra Tekfur’a şöyle hitap etti . ben orada iken hiç yağma etmediler. kulluğa yüz-^^ süreceğiz». Senin hük­ müne karşı koymak için benim gibisinin kudreti ve yeri yoktur. kul­ luk şartlannı ve duayı yerine getirip cevap olarak dedi ki: Bütün ülkeler ve memleketler senin emrinde ve hâkimiyetindedir. Tekfur vazıyeti bütün açıklığı H a: 380b ile başından sonuna kadar. şehirden dışarda. buna dair bir işâret buyurun kâfi. savaşı \ Tekfur’un ordusu­ nun yenilgisini Oğuz’un oğullarının onların ardın­ dan paytahta kadar takip etmesini. Tekfur -*^ onların yağma ettikle­ rini görmediğini söyleyip «biliyorum ki. Tekfur bu sözü işitince başını yere koydu. mal ve hazine vergisini * tâyin edip onu geri gönderin. Böylece biz halkın kalbini kazanacağız. Yok eğer bağışlıyarak günah ve kanından vazgeçerseniz.sahra­ da kaldılar B dedi. kendisiyle oğulları arasında olup bi­ tenleri yeniden sordu. Ellerini göğsüne koyup® yüzünü Tann’ya döndürdü ve çocuklarının sözünden çıkmadıklarına ve onlarm kabiliyederiyle-*** babalarının yerine geçmeye X. oğulları şehrin dışına indiler ve orada oturdular. Her ne emredersen itaat eder boyun 34 . onu ülkesinin başına gönderin Hükümdarlığı ona ver­ mek isterseniz. 239b muktedir oluşlarına şükretti. bize emredin ülkeyi yağma edip mal ve hazine (para) gönderelim. Her sene bulunduğum yere para(hazâne) ve mal ulaştırası- mz». «Her nekadaı sen. Seni kendi ülkenin başı­ na göndereceğim ve saltanatı sana vereceğim. Tekfur’a oğullarının ülkeyi yağma edip etmediklerini sordu. Bundan böyle dosdoğru ve içiniz tertemiz itaat edesiniz. Oğuz oğullarının şehirleri yağma et­ memelerini sıkı sıkıya tenbih ettiğinden bu hususa çok sevindi-**®.

her sene mal ve hazine gönderirim. merhamet buyurur. beni bağışlar­ sanız kulluk halkasına girer. onla­ rın kışlağı denize yakındır ve pek sıcak olur Şöyle davranmalısın. Vergi miktarını kararlaştırın ve bunu her sene gönderin. Eğer Oğuz. Kışlaklarında sıcaktan ve sinekten oturmak imkân­ sız olduğundan aciz kalıp. Jekfur’un bu düşüncesi Oğuz’a uygun geldi ve onu. Kendisiyle gelmiş olan elçilerle birlikte. Ama Rum ülkesinin durumuna gelince. 35 . Kendi merkezinde oturup kulluk kemerini beline bağladı Tekfur’un memleketi bu şekilde Oğuzun idâresine girdikten son­ ra Frenk ve Rum diyarına karşı harekete geçti. Oğuz’un çocukları babalarının huzuruna geldiler. birşeyler yazıp kendi elçimi gönderirim. arada bir hayli insa- S: 314a nın ölmesine ve ülkenin ^ harab olmasına vesile olmadan itaat ediniz. eğerim. büyüklerinin gönlünü kazanınız. onlar kışlağa inerler ve zamanr gelince tekrar yaylağa çıkmak isterler. yanlarına onu kendi memleketine ulaştırmak ve padişahlık tahtına oturtmak için elliden fazla atlı kattı. Onlann yaylağa gelme­ sinden önce““* asker gidip onların yaylaklarım işgal etmeli ve kışlaklarından çıkmaya yol vermemelidir. Oralara askerin gitmesine hiç lüzum yoktur. Tekfur şöyle dedi: «Frenk ülkesini almanın yolu şöy- ledir. ordula­ rını ve yaşadıkları yerleri. Ben de gizlice onlara. Şunu iyice zihinlerine yerleştiririm ki bu kavmin çok büyük kuvveti vardır Güneşin doğduğu yerden bu ülkeye kadar her yeri kendi idârelerine almışlardır ve hiçbir canh onların kuvvetine karşı koyamaz. kendi ülkesine ve saltanat merkezine geri gönderdi. Oğuz buradan bilik a ve hil’atle oraya elçiler gönderin. mecburen illiğe gelirler». Tekfur Oğuz’a pek çok hazineler gönderdi. Oğuz bu faslı kapattıktan sonra Tek- fur’dan Rum ve Frenk ülkelerinin durumunu. Kendi çocuklarına da a-skerleriyle birlikte gelmelerini emretti. Bu eşikteki kulluk hususunda inşallah hiç kusur etmem». bu ülkelere asker göndere­ cek olursa oraları nasıl zaptedeceğini hep sordu. Onlar bu söze uyup vergiyi kabul ederler. Onlara hil’at giydirsinler ve vergi vermelerini söylesinler. iyisi mi iş savaşla sonuçlanmadan.

geri dönmemizi emrederse hemen döneriz». Oğuz’un oğullarım görüp işlerini onlarla halletmek. olduğundan fazla sandılar. Diğer üç oğlu Ay. kendi söyliyeceklerini arzettiler. Bunlann gelmekte oldukları haberi Oğuz’a erişince. Bunlara karşılık olarak mal ve tansuqlarB gönderdüer. onların tarafuu tutup itaat et­ melerini öğütlemişti. Ver­ gi tâyin edip kararlaştırmak Oğuz’a aittir. “ ^Frenkten gehniş olan bu heyet C^uz’un huzuruna varmca. elçileri de Frenk tarafına gönderdi. Getirdiğiniz ne varsa onun huzuruna götürün ®>*. vergi kararlaşsın. Biz kardeş- Ha: 381a 1er j ordu ile birlikte Oğuz emredinceye kadar bura­ dayız. Kök ve Taq’ı diğer dokuzbin kişiyle Frenk diyânna gönderdi. Oğuz onlara şöyle dedi®^: «Sizin görmüş olduğunuz bu azıcık as- 36 . Yulduz ve Tengiz’i»^** dokuzbin süvari ile Rum tarafma gönderdi. Elçiler oraya vardıkla- nnda Oğuz’un hilâtlerini ilettüer ve büyüklerine giy- dirdUer. Hele siz gidip babamız Oğuz’u görün. Kün. orada tagar ■ ve ulufe vermesini. X: 240a ^ Onlar Oğuz’un oğuUarmm bu hususta çok ısrar et­ tiklerini görünce ®-* getirdikleri mal(eşya) * \ e hazâne- yi(parayı) alarak Oğuz’a kulluk arzetmeye gittiler. Oğuz’un oğullan kabul etmediler ve şöyle de- düer: €çaresiz sizin Oğuz’un huzuruna gitmeniz gerek. elçiler tâyin ede­ rek onları gemi ile ‘ geçirerek Frcnklere gönderme­ lerini emretd. askerini ®=‘^ bütün silâh ve teçhizatıyla alay alay dü­ zenledi ve sahrada onlarm geleceği yola gönderdi. Ken- düerini uzaktan Frenklere gösterdiler. Onlar da karşı koymayıp boyun eğdUer®'^. Frenk ülkesin­ den gelmiş olan bu topluluk Oğuz’un ordusunu alay alay iki üç defa görünce. mal. Onlara deniz kıyısmda bir yeri karargâh edi­ nip.OğDl’llD o{ııIIs* OĞUZ’UN OĞULLARINI ASKERLE RUM ve tm ııı A nadolu FRENK »««TARAFINA GÖNDERMESİ barekâb 80» Tekfur il olduktan ve Oğuz'a Frenk ve Rum ülkelerinin durumunu öğrettikten sonra. Oğuz oğulla- rından üçünü. Tekfur ®*® Han daha önce kendi elçisini gön­ derip onlara durumdan haber vermiş ve Oğuz’un sö­ zünü ®*® dinlemelerini. Tekfur bunlarla müttefik ve itaat keme­ rini beline bağladığmdan C^uz'un buyruğu gereğin­ ce deniz kıyısmda iyi bir yeri onlara karargâh olarak verdi. hazane ve tansukları onlara ®'® sunmak istedUer. Onlara uygun ulufe ve alefe düzenledi.

Ben ona hil’at verip geri gönderirim *. keza ondan sonraki oğulları ve uruğu zamanında da vergi gönderdiler. Şimdi ordu­ mun asıl büyük kısmı burada. ONLARIN RUM ORDUSUYLA (KARŞILAŞMALARININ) ŞEKLİ ve TAFSİLATI S42 Oğuz’un askerle Rum’a göndermiş olduğu 37 . Oiuz'un otnlla. OĞUZ’UN RUM’A GİTMİŞ OLAN OGULLARI- nnın Anadolu’. emredin ordu geri dönsün ve vergi vermemiz için şahne tâyin buyurun*. Oğuz’un ordusunun büyüklü­ ğü onların içine iyice yer tutsun diye aynen®®* tekrar etmelerini buyurdu. Oğuz onlara şöyle dedi: «Ne zaman gönüllü olarak vergiyi üzerinize alırsanız®®® Tekfur Han nezdine bırakmış olduğumuz şahne size de yeter. ordum sizin düşüncenize sığdığından da daha büyük­ tür. askerin bu defa yaptığı hareketi. Siz belki su ve ateşi® düşünüyorsanız®*® bilmeli­ siniz ki.. atı sal yerine ve kırbaçı kürek yerine kullanarak bir S: 314b sal yaparlar. mal ve hazâne ola­ rak vergi kararlaştırıp her yıl güvenilir kişiler ve elçi­ lerle bize gönderin Kesinlikle bilmeniz gerek ki. Her sene vergiyi ona götürün. Padişah da bu durumdan hayli ®®" endişelenip ister istemez üzerine dü­ şen vergileri kabul edip itaat ve kulluk kemerini can beline bağladı. Bu elçiler bir başka zaman huzuruna gelecekleri zaman. Yok eğer karşı koymaya gücünüz yetmiyecekse ita­ at yolunu tutmaktan gayrisi yoktur. Sizin deryâ ve sularınızın®^ askerim nazarmda kıymeti yoktur. Her iki yılda uruğunuzdan “ bir kişi yanıma gelsin. Frenk elçileri Oğuz’un ordusunun büyüklüğünü ve sayılarının çokluğunu görüp kendi ülkelerine varınca. Onlar bunu işitince Oğuz’a dediler ki: «Ey Oğuz Aqa. Oğuzlara karşı gelenlerle de ®^“ savaştı. gidip onu görün Eğer bize karşı koyabileceğinizi düşünüyorsanız savaşalım. bu ordunun ne kadar kalabalık ol­ duğunu Frenk Padişahına anlattılar®. keri manqaIa(öncUj olarak göndermiştim. Onlar bunlan kolaylıkla. o bana gön­ derir. Oğuz’un saltanat tahtında oturup padişahlık ettiği sürece. j^IN SAVAŞMASI. geçerler ve j ülkenizi alt üst ederler». Bu söz bittikten sonra onları bu ülkenin usulüne göre ®®® ve vergi miktarını tâyin ederek geri gönderdi.biz geldiğimiz yerlerde kaç tâne derya(büyük umak) geçmişiz.

So­ nunda Rum'un büyükleri onlara karşı koymaya güçsüz olduklarını anlayınca hepsi toplandılar ve birbirle- riyle danışıp neticede itaat yolunu tutarak Oğuz’un oğullarının yanma gittUer. onların temiz kalpe Oğuz’un ordusuna®®® il oldukla­ rını anladılar. hiçbir şe­ kilde hiçbir canlıya ve ülkenize hiç saldırmayız.' gönlünde başka fikir taşıyan ve bu dedik­ lerimize aykırı davranabilecek hiçbir yaratık kal­ mamıştır». Ülkenizin bir kenarında®"’. birçok defalar bunlara da gösterdi. Herhalde aramızda. Oğuz on­ ların gönlünü alarak her yıl getirecekleri vergiyi ka- rarlaşürdı. bi­ zim için ancak o buyrukdıır». Her sene göndermek üzere mal-hazane kabul ederek Oğuz’a ve oğullarının herbi- rine seçkin atlar hediye ettiler. Bu ordunun bü- H a: 381b yüklüğü onların J ta içine yerleşti. Biz de babamızın sözüne aykırı iş yapama­ yız. kabul edip etmemek size aittir. kulluk halka­ sını takındık. Hep beraber karar verip kulluğa yüz sürdük. kendi el­ çileri ile birlikte Oğuz’un yanına gönderdiler. Bu insanlar bu sözleri kabul ettiler ve Oğuz’un oğulları onları. Oğuz onları görünce oğullarının durumunu ve girişmiş olduk­ ları savaşın gidişini sordu.oturuyoruz. Oğuz’un oğulları bu heyete «niçin daha önce il olup itaat etmediniz» di­ ye sordular: «öyle olsaydı arada bu kadar insaa öl­ mez. ülke harab olmazdı». Bu arada siz de büyüklerinizden bir heyeti babamız Oğuz Aqa’nın huzuruna gönderin. Askerini nasıl Frenk heyetine göstermiş­ se. olduğu gibi j Oğuz’a ilettiler. oğulları oraya varınca üç yerde Rumlar harp®^® etti­ ler ve üç defasında da Rum askerlerini yendiler. Onlar da görmüş olduk- X: 240b lan durumu. ona saldırmaz ve onlardan kimseyi cezalan­ dırmayız. Oğuz’un oğullan asker ile dönüp babalanmn yanına geldiler. Bu heyete hil’at giydirip yola çıkardı. Oğuz oğullarının güzel işler yaptıklarını görüp. O ne emrederse. Oğuz’un oğulları onların sözlerini işitince. onlarda olgunluk ve saadet be­ 38 . onun sıcağmı soğuğunu tatmış adamla­ rız. Biz ise dünya görmüş. Onlar cevap olarak dediler ki Sizinle harbedenler budala insanlardı. Onlara şöyle dediler: «Babamız bize şu şekilde buyurmuştur: Kim baş eğerse o bizden aman bulur. Çıkar yolun aramızdan savaşı kaldırmak oldu­ ğunu gördük ve itaat kemerim bağladık.

Bu diyarın işlerine tam bir düzen ve ahenk verip. biz ne bilelim». Rum ve Frenk işlerine bir yön vermek için orada oturdu. Onlarm bütün düzen- S: 31Sa lerini iyi gördüm. Dimeşq çevresine inip üç gün orada kaldı ve savaşa girişmedi. Frenk ve Antakya ülkelerinin dü­ zenini sağladıktan sonra. «Onu en iyi sen bilirsin. 302 Çocuklar ve beyler şöyle cevap verdiler. ora­ dan Dimeşq’e hareket etti. Oğuz’un bugün­ ®‘‘>OĞUZ’UN BÜTÜN ORDUSUYLA D1MEŞQ’E kü Şam tarafını HAREKETİ alm ası •"‘J Oğuz Rum. onlar padişahlığa lâyıktır. Dimeşqlılar onunla savaşmak niyetinde idiler. Oğuz bu işleri tertip ve düzene koyduktan sonra üç yıl daha Antakya. İyice bildim ki. Bundan sonra oğullarını ve beyleri toplayıp onlara «Siz. bakalım iş nereye varacak ve onlar ne yapmak isteyecekler». sizler de 307 beyliğe lâyıksınız. üçünü de Rum tarafına gönderdim. size hil’at giydirdiğimi hiç biliyor musunuz?» diye sordu. Oğuz bunu şu şekilde buyurdu: Altı oğlumu bir defasında man­ gala yapıp Şam tarafına geldim. Hattâ işgal edilen ülkeleri yağma etmemek hususun­ da çıkarmış olduğum yasaq ve emirlere tam olarak uyup. Oğul- lan ona «muharebe hususunda beklemenin sebebi ne­ dir?» diye sordular. onların şerefine bir toy ver­ di ve kâse sundu Her oğluna bir altın kürsü • ver­ di ve oğullan ile birlikte gitmiş olan beylerin hepsine hil’at giydirdi. Fakat Oğuz bu hu­ susta onlara hiç istekli görünmedi. Bundan dolayı onlara altm kürsü ve size hil’at verdim». lirtileri müşâhede edince. bu topraklarda uyumuştur Ben bu bakımdan hayrette kaldım ve sa­ vaşa başlamakta acele etmedim. Sizin ve onların tuttuğunuz yol iyidir. Geleli üç gün olduğu halde Oğuz kimseyi onlara göndermeyip savaş arzularına 39 . Yine pek güzel iş­ ler gördüler. çocuklarıma niçin altın kürsü ve­ rip. gereğini yerine getirdiler. İşte bu sebeple onlardan ve sizlerden gönlürî memnun­ dur. kendi fikirlerini de bana^^ ilettiler. Benim sözümden hiç dışarı çıkmadılar. Elçi de göadçnnek istemiyorum. Dimeşq’a ° varmak üzere ora­ dan yola koyuldu ve Dimeşq’a geldi. İkinci defa üç oğulu®*^ | Frenk. Oğuz onlara şöyle cevap verdi: «Siz bilmiyormusunuz ki Adem AS.

Hm alaym iki üç defa geceleyin geri dönüp. Uç gOnlUk X: 241a yol *»2 gittikten sonra bir yerde iki gün J Oturdu. «Sizin ve bü­ yüklerinizin duraklamasının sebebi acaba nedir? Ak­ lınıza ne geldi de. Zaten sizinle sa­ vaşmayı da yersiz buluyorum. Bu söz onlara da uygun gelip ka­ bul ettUer. Mısır’dan inşallah ü teâla döndüğümde. bundan böy­ le bu sene getirmiş olduğunuz yetişir. herhalde Antakya ordusundan daha kuvvetli değilsiniz. Bir ay sonra göç edip. gelip itaat etsinler. Bu sebeple size kimseyi göndennedim.istemiyorum. Verginizi ® yay olarak kararlaştıracağım ve yaydan başka sizden birşey bek­ lediğim yok*. buraya geldiğim günden beri yam- ma ancak bugün geldiniz? Eğer^^^ savaş ve muharebe etmek niyetinde iseniz. H er‘^ birine üç yay verin. askere taksim edin. En iyisi siz gidiniz ve büyüklerinize durumu anlatm. Biz Mısır’a gitmekteyiz ve bu sebeple sizinle savaşmayı pek . tatlılıkla muamele edip şöyle dedi ***: «Ülkenizin yaylan son derece iyi olduğun­ dan askerimiz için gereklidir. Şimdilik sizler*^^ müsâde edin de Mısır’a gideyim. Askerimin hepsi daha bura­ ya gelmediklerinden^^* tamamlanmaları için bekliyo­ rum. Bundan sonra bir ay daha Dimeşq’da kaldı. Oğuz bü­ yüklerinin gönlünü aldı. sabah olunca göçs«3 ederde asıl kuvvetlere katılmalanm bütün or- 40 . Oğuz şöyle dedi. Elçiler Oğuz’un huzuruna geldiler ve söyli- yeceklerini söylediler. isteklerinize uygun şekUde sizin verginizikararlaştıracağuni).. Eğer hepsine böyle yetişiyorsa. ORAYA VARMASI ve İL YAPMASI s>ıOğuz Dimeşq’ı il yaptıktan sonra Mısır diyâ- nnı almak kararıyla o tarafa yola koyuldu. il ve itaatli oldular. Oğuz’un Mısurt OĞUZ’UN MISIR’A HAREKETİ. Yüz eşek yükü yay temin edip bunlara bir^r kaç meşhur arap atı katıp Oğuz’un huzuruna gele­ rek ona takdim ettiler. Dimeşq elçisi bu sözü işitip Dimeşq’e döndü ve durumu Oğuz’dan nasıl duymuşsa öylece büyüklere anlattı. Getirmiş olduğunuz ne kadar yay varsa. ordu ile Mısır’m üzerine yürüdü. da yüz vermediğinden Dimeşqliler Oğuz’a el^ gönde­ rerek elçiyle berâber on eşek yükü (hârvar) ■ yay yolladılar.

yollayıp her oğluna ne kadar asker verip «gön- S. Hazâne vergisi kararlaştırdılar ve Oğuz’un oğullan bir yıl Mı­ sır’da kaldılar •*®-. Uç yılın vergisini önceden vermek üze­ re hazırlık yapın ve bize teslim edin. Oğuz’un emriyle döndüler ve babaları­ nın huzuruna geldiler. Bir başka oğlunu yine dokuzbin kişi ile onlann keçelesi olarak artlarından yola çıkardı. Elçiler yola çıktıktan sonra kendisi orada kaldı. Oğuz bu topraktan bir miktar vücuduna sürüp Tann’ya şükret­ ti. Oğuz’un oğulları Mısır yakınlarına varınca. Orduya pek çok mal getirip. Oğuz bir yıl daha Dimeşq vilâ­ yetinde kaldı ve bu zaman zarfında Dimeşq’ın vergisi­ ni kararlaştırdı. Oğullarına ve beylerine dedi ki: tAdenS toprak­ tan yaratılmıştı ve sonunda toprak oldu.can­ lıya yük olmaması. oradan bir mikdar toprak getirmelerini emretti Elçi oraya gidip toprağı getirdi. Fakat şunu kararlaştırdılar: «Uzak yoldan geldiğimiz için vergi toplamaya her defasında bu­ raya gelemeyiz. Ken­ disinin hareket ettiği gün elçilerini üç koşulu atla ^ Mısır’a. olduğundan da­ ha kalabalık görünecekti. Bu şekilde her altı senenin vergisini iki defada ödeyinn Bu yıl üç senenin vergisini Mısır’dan aldılar. Kudüs ve Ha­ lil vilâyetlerinde ve o ülkelerde kışlak yaptı ve avlan­ dılar. Oğuz^"® Adem AS’ın mezarının ora­ da olduğunu işitmiş olduğundan Mekke "ve Medine’ye elçi gönderip. Kendisi büyük orda ile peşlerinden yola koyuldu. kötülük de- 41 . Uç oğlunu. Askerlerinden kimsenin hiçbir . İnsan ne kadar güçlü olursa ol­ sun bunu unutmamalı ve iyilik yapmalı. arkalarından \ büyük ordu ile varı­ yorum ı diye haber verdi. oğulları aynlan askerlerle*®® git­ tiler. onlara armağanlar ve tansuklar getirdiler. Biz de he­ pimiz toprak olacağız.Ha: 382a duya emretti. il olup itaat ettiler. Bundan sonra Mısır'ı ne şe­ kilde almaları ve nasıl U yapmaları konusunda kengeş yaptılar. Oğuz Dimeşq ve Guta havalisinde. Dimeşqhlar da Mısır’a bir elçi gönderip Oğuz’un ordusunun ne halde olduğunu ve bu bakım­ dan savaşmanın iyi olmayacağını bildirdiler. onlara ilişmemesi hakkında yasaq çıkardılar. Bu söz­ ler Mıcırlılar üzerine bü^âik tesir yaptı. dokuzbin kişi ile öncü ola­ rak gönderdi. 315b derdim ve ben. ^ Böykce askerin sayısı. Mısır’ın bütün ileri gelenleri karşılamaya çıktılar.

öteki askerleri Isfahan vilâyetini yağma ediyorlardı. Sonra şehri bırakarak havalar ısımncaya kadar o taraflarda kışlak yaptı Havalar daha da ısımnca Kürdistan dağlarına gidip orada yay­ ladı. Memleketin bütün ilerigelenleri ‘‘i* onunla berâberdiler. ğil>.r ® dağları arasın­ dan geçip İsfahan’a gitti. diğer yansı da öteki gün harbederdi. BASRA ve O TARAFLARA GİTMESİ İ r ffth fttı*! a lm iy ı 41* Oğuz yaz aylarım Baalbek dağlarmda ve o yörede geçirdikten sonra. Hiçbir şekilde hisardan dışarı çıkmadılar. karşı koyun direndiler ve düşmanlık gösterip savaşa durdular. Oradan K. Oraya varınca Isfahan halkı itaat yoluna girmediler. Oğuz oradan Huzistan tarafına gitti ve bütün o ülkeleri il yapıp itaat ettirdiler. il olup itaat ederek vergi verdiler. Üç yıl sonra bütün asker Isfahan Hisarı kapısı önüne top­ landı. biraz vakit geçip ha­ valar serinledikten sonra Bağdat’a giderizs diye söyle­ di. havalar serinleyince Bağdad H a: 382b tarafma yöneldi. Oğuz Isfahan önünde onbin kişilik bir kuvvet bıraktı: thfahanlılar dışarı çıkıp har- bedecek olurlarsa'^* savaşınız» dedi. Belirli zamanlar­ da onbin kişilik kuvvetine karşı aynı miktarda asker gönderip. Askerin yarısı bir gün savaşır. Bundan sonra ilkbaharda Baalbek dağlarına ve serin yerlere giderek yayladı: «Yaz sıcaklarında Bağ­ dat’a gitmenin imkânı yoktur. Sonbaharda Basra’ya hareket etti Basra halkı da diğer vilâyetler gibi boyun eğmişler. Bütün yaz mevsimi boyunca orada oturdu ve ha­ valar serinleyince Bağdat’a hareket ettiler Oğuz’un B aidad. Hepsi vergi kabul ettiler. Böylece tam yedi gün geçti. 4n 412 OĞUZ’UN BAĞDAT. Oğuz üç yıl bu ülkede kahp bütün vilâyeti yağma ve talan etti. diğerlerini geri alıyordu. Bir faydası olmaymca Oğuz’un işlerinde önderlik eden ve her türlü güvenini k a z a n a n Kara-sülük babası Yuşı 42 . Yedigün yedi gece Isfahan ordusu ile savaş­ tılar. Oğuz Diyarbekir’e ulaştığı sırada Bağ- dad’m bütün ilerigelenleri Oğuz’u karşılasak ve aym zamanda hizmetine girmek için oraya gelmişlerdi X : 241b Bunlar Oğuz ile birlikte Bağdad’a | döndüler. 5 Bağdad halkı daha önce il olmuş bulunuyorlardı. Oğuz Bağdad’a geldikten sonra takriben bir aydan fazla bir zaman orada oturdu.

Diğer yarısı Isfahan kapısı önünde yeniden. onlar da arkalarından takip et­ sinler Şehirden hayli uzaklaştıktan sonra pusuda gizlenmiş olan asker onların arkalarını çevirsin. hâlâ İsfahan’ı alamadık. onlar çıkıncaya kadar yıkıp dümdüz edin Bun­ dan sonra şöyle bir yol tutmalı: Askeriniz yenilmiş gi­ bi geri çekilip kaçsın. «Duvarla savaşmak hiçbir fayda vermez. Oğuzla be­ raber şehir kapısına gelen bu ellibin kişi bir yandan savaşıp. Hoca’nın yanma gitti. Kara-sülük Oğuz’a gele­ rek babasından öğrenmiş olduğu çareyi ona arzet- ti. şehirden hayli uzaklaştılar ve onları sahraya çektiler. etrafı yakıp yıkmalarını emretti. Tabiî ki onla- S: 316a rın darbesi tesirli oluyor ve bu sebeple 5 sizinkiler bir işe yaramıyor. Ona danıştı. şehir kapısında savaş­ malarını. Oğuz oğulları ve kırkbin askeriyle birden azrail gibi onların ardına düştüler. başlarına yeni bir gaile çıkarak bir kısım askerin oraya gittiğini zannettiler. Oğullan kırkbin kişi ile pusu’da gizlendiler. onlar ordumuzdaki insan ve atlara vuruyorlar. Ancak onların şehre kaçıp sığınmalarına yol vermeyin. Yavaş yavaş bulundukları yerden. Onların şehir dışında bulunan bağlarını ve evlerinin duvarları­ nı. «Bunca büyük savaşlar verdik. askerin bir yarısı. Siz saldırıp duvara vurduğunuz zaman. Isfahan halkının görmiyeceği bir yere gizlensin­ ler Onlar hiç birşey yapmasınlar ki. Oğuz’un askeri plân gereğince bozuldu ve kaçmaya başladı. Isfahanlılar onların pek büyük tahri­ bat yapacaklarını. Bu tedbir Oğuz’a da uygun gelip beğendi. Elli bin kişiye de. sayılarının da eskisine göre hayli azalmış olduğunu görünce. Orada Isjahanhlar ezilip mağlup olacaklar ve geriye kaça­ caklardır. hepsini öldürün». Kara-sülük'ün buyruğunda. Bu işin çaresi şudur. bir yandan da Isfahanlıların evlerini yıkmakla meşgul oldular. Kılıç çekip Oğuz’un ordusu ile savaşa koyuldular. Bu güvenle şehir kapılarını açıp şehirden dışarı çıktılar. Şehir kapısını ve çekilme yollarını tutarak şehirden dışarı çıkmış olanların bir tanesini bi- 43 . savaşa girişsin Eğer Isjahanhlar hisardan dışarı çıkmazlarsa. bu yakm yer­ deki pusudaki askerin varlığını kimse bilmesin. Bu hususta bize bir çıkar yol göster ^'e ne yapacağımıza dair bir çâre düşün?» Yuşı Hoca bu vaziyeti oğlundan işi­ tince ona dedi ki.

242a yerlerin alınması | işleriyle uğraşıp orada kaldılar. Bu şekilde İsfahan’ı aldılar ‘ ***. Bunlar oralardan haber toplayacaklar. Orada iş­ lerini bitirip serbest kaldıktan sonra Fars vilâyetine H a: 383a geldiler ve önce Şiraz’ı | aldılar Bir yd kadar bu X . le sağ bırakmadılar. Aynı şekilde sonraki üç yı­ lın vakti gelince Kirman ve Fars'a asker gönderip Fars ve Kirman’ı zaptettirdiler. önce ikiyüz kişi ayırıp Irak -ı Acem ’e*"^ gönderdi. Oğuz şöyle emretti: «Bu ülke mâdem ki alınmıştır. Vergi kararlaştırıp. FARS ve KİRMAN TARAFINA GÖNDERMESİ Oğuz oğullarından dördünün Fars ve Kirman taraflarına giderek o ülkeleri zaptetmelerine karar ve­ rip emretmişti Oğulları baba buyruğu gereğince. İsfahan’ı almayı başardıktan sonra oğullarından dör­ dünü. vardıklan yerlerdeki krallardan sakınacaklar. Her yeri aldıktan sonra babalarına haber gönderip bun­ dan sonraki vaziyetlerini ve ahaliye nasıl davranacak­ larını sordular. kale ve hisarlara dikkat edeceklerdi. Oğuz bunlar içinde alabileceğiniz küçük yerleri aliniz. Kir- man’ı da öylece aldılar ve çok uğraştılar. Oğuz bu zaman zar­ fında hep İsfahan’da oturdu. gelecek üç yılın vergisini alarak dönün®. OĞUZ’UN OĞULLARINI. onları yağma etmeyin. Oğullan döndükten sonra Irak-/ Acem ’i almak fikrini taşıyordu ve orala­ rın durumunu yeniden öğrenmek için o tarafa elçiler gönderdi. Haberci dönüp Oğuz’un sözünü onlara ulaştırınca Oğuz’un buyruğu gereğince vergi kararlaş­ tırdılar ve üç yıllık vergiyi alıp İsfahan’a babalan Oğuz’un yanma döndüler. Irak-ı Acem ’i de zaptetmek istedi. ama büyük ve müstahkem yerlere hücum etmeyiniz» di- 44 . o diyara doğru yola çıkarak ilkönce Kirman’a gidip ora­ da savaştüar. Fars ve Kirman taraflarına gidip o ülkeleri zaptetmekle görevlendirdi. il ve itaatlidir. İsfahan’ı ne şekilde almışlarsa. O ğuz'un OCUZ’UN IRAK -ı Acem TARAFINA Irak-ı A cem i ELÇİLER GÖNDERMESİ alması Oğuz adıgeçen bu ülkelere sahip olduktan son­ ra. Vergiler kararlaştırdılar ve her yere şahneler tâyin ettiler.

Oğt^ ona böyle dediğinden o da orada kalmıştır [Zamanla bu isim Khalaç olmuş. bu 45 . Adam Oğuz’un huzuruna gelince O «neredeydin. Adam karısının tesâdüfen yolda doğum yaptığını ve bu yüzden geciktiğini söyledi. ge­ reken duada bulunduktan sonra durumlarını ■'®*‘ arzet- tiler. vergileri kararlaştıktan sonra Oğuz’un rızasını alarak ülkelerâe döneceklerdi. çakal da sülünü ağzın­ dan bırakıp kaçtı. Bu &özün mânâsı «ey kadın aç ve geri kal» demektir. Bu husus­ larda Irak-ı Acem halkı aralannda anlaştılar: Teksemiş ® (yâni Oğuz’a hizmet) şerefine nail olmak için Oğuz’un yamna gidecekler. Yolda şöyle bir olay oldu: yaşlıca bir kadın hâmile kalmış ve bir oğlan çocuğu olmuştur. Hemedan ve diğer S: 316b şehirler halkı Oğuz’un ve ordusunun ününü Önceden \ duymuş olduklarından zaten içlerinde Oğuz’a karşı büyük bir sevgi doğmuştu. Oğuz’un huzuruna vardılar. yoldan geri kalmak olur mu? Madem ki siz"*^® bu yüzden yoldan ve ordudan geri kaldınız. Oğuz’un üzer­ lerine asker sevkedip bir kısım insan'‘®‘ ölüp. il olup. orada yaylak yapmak isti- K alaçlar yordu ®. Kazvin. Ancak yiyecek bir yaprak bile olmadığından aç kalmıştı Yeyip çocuğunun emeceği sütü yapacak hiç birşey ol­ madığından çocuk da aç kalmıştı İki üç gün kadar sonra tesâdüfen bir çakal gördüler. Vardıkları Rey. Oğuz’un huzu­ runa vardıklarında bahar gelmeye başlamıştı Oğuz kendi ülkelerine karşı harekete geçmeye karar vermiş. yolda niçin geri kaldım diye sordu. yola çıkmak üzere idi. Oğuz’un huzuruna gelerek ülkenin vergisi­ ni onunla kararlaştırmak ve bu vergiyi her sene hâzi­ neye iletmekten gayri bir çıkar yol görmediler. Birkaç gün sonra Oğuz’un arkasından yetiştiler. Bundan sonra Demâvend’e yöneldi ki^®*. vergi ve diğer gö­ revlerini kararlaştırû'ak geri gönderdi. Fa­ kat Oğuz onun bu sözünü beğenmedi onu azarla­ yıp «kadını doğum yaptı diye. Adam onu alıp pişirdi ve sütü gelip çocuğu emzirsin diye kadınına verdi. Oğuz onların gönüllerini aldı. Ona türkçe ola­ rak iQal aç* dedi. o halde burada kalın». ye emir verdi Bu ikiyüz kişi Irak-ı Acem ’e doğru yo­ la çıktılar. ülke harap olmadan evvel itaat ve inkiyad kemerini bellerine bağla­ mak. Buralar halkı. Kadının kocası çakala bir sopa savurdu. Bir sülünü avlayıp yakalamış ağzında tutarak götürüyordu.

Astrabad ve bu diyarın diğer şehiridrini almak için harekete geçti. bakımdan Khalaç kavmi o şahsın evlâd ve torunla- ndır. bu yörelerin hepsini itaata alıp her yere şahne tâyin etti. Bu ülkelerin büyüklerine tamamen itaat ettirdi. Oğuz’un diğer SAVAŞIP ONU VE DIOER VİLÂYETLERİ tra n vU âjetlerini 48i GÜRGAN. Böylece Ouhistan vilâyetini ve o memleketi tamamen alıp vergisini kararlaştırdı ve üç yıldan yıla. Yazın da orada oturdu ve kış mevsiminde Baverd(Ebiverd). HORASAN ve OUHISTAN’I ALMASI Oğuz’un Demâvend dağmda yaylakta bulundu­ ğu yaz mevsimi sona erince Mazenderan. DİHISTAN. Sonbahar mevsimi gelince Ma- zenderan ve o yöreyi almak niyetiyle hareket etti. Yalnız Nişabur ahalisi baş eğmeyerek direnip savaşa karar verdiler ve şehirden dışarı çıkmadılar. Amul.] Ondan sonra Demavend’e gidip yaz boyunca Demavend’de kaldı. Bu şehirlerden bazıİannı savaşla. ^^0 OĞUZ’UN MAZENDERAN’A GİTMESİ. bazı- lannı tatlılıkla gönüllerini alarak ele geçirdi ve bazı- H a: 383b lan da kendi istek ve dilekleriyle il oldular. Yazın He- rat’a geldi ve orada yaylak yaptı. sonraki üç yıhn vergisini vermeleri kararlaştı. Bunlar kalkın herhangi bir şekilde fi­ kirlerini değiştirip vergi ödemekte gecikmemeleri için Padişah Oğuz’un ve ordunun uzakta olmadığını ilân ^®®edip göstereceklerdi. San. Üç yıllık borçlarını peşin ödeye­ ceklerdi®. Serahs ve Mer\’ taraflarına gidip bütün o vilâyetleri idaresine aldı. Oradan Horasan’a^®' giderek Esferâin. peşin olarak hâzineye getirilmesi kararlaş­ tı ve geldi. Sonbaharda Herat’da oturdu. Oğuz «ben de geliyorum» diye bir haber yayarak oğ- 46 - . ihtiyaten dokuz bin askerle ® Basra tarafı­ na gönderdi. Herat’ın vergisini kararlaştınp aldı. Oğuz bu ülkede X : 242b kışlak yaptı ve bahar gelince Nişabur ve Tus’a ( yönelip Nişabur ve Tus’u aldı. Ke- ran 3 ve Sebzvar halkını il yapıp itaat ettirdiler. f Oğuz kışı orada geçirdi. Bir oğlu­ nu oradan. Üç yıllık vergiyi peşin olarak tamamen aldı^'-". Üç yılın vergisi öriceden alın­ mıştı. Öbür yaz gelince Demavend’de yayladı Gürgân. Dihistan ve o yörelere elçiler gön­ derdi. Bu ülkeler halkı da hep Oğuz’un huzuruna gelip vergileri kararlaştı.

üç yıllık verginin hepsini almak üze­ re haber yayıp etrafa elçiler gönderdi. vaktiyle yoldan geri gön­ dermiş olduğu Kanglılar ve Uygurlar Oğuz’u karşıla­ mak üzere dokuz günlük yola çıkıp. Bu birkaç aileye eQarIuqt> yâni karlı lâkabını verdi [Bugün de kendilerine Karluk denilen topluluk hep onların neslindendir. Bu toy sırasında. Bu arada yolda yüksek bir dağa Karluklar vannca şöyle bir olay geçti: Bu dağa çok kar yağ­ mıştı ve bu kar yüzünden iki üç aile ® Oğuz’un ordu­ sundan geri kalmışlardı. ba- basmm buyruğu gereğince Basra tarafma yöneldi Vardığı yerlerde. Bütün bu ver­ gilerin Oğuz’un oğlunun dönerken alıp babasına götür­ mesi için Irak-ı Acem'de toplarunası kararlaştı. altın evi ® kurdurdu. 3l7a lunu dokuzbin adamla | bütün herkesten diğer üç yılın vergisini almak üzere gönderdi. | Oğuz yurda varması şerefine toy için doksan bin koç ® ve dokuzyüz kısrak kesilmesini em­ retti ve büyük bir toy yaptı. kendisiyle birlikte cihangirlik seferlerine 47 . oradan kendi ülkesi ve yurduna. Kürtaq ve Ortaq’a ‘= gitmeye karar verip çabuk gidilmesi için Gur ve Garcistan yoluyla hareket edilmesini emretti. kendi yurduna gelmesi tahminen elli yıl sürmüştü. Fakat hiçbir canlının ordu­ dan geri kalmaması hakkında yasaq vardı Oğuz bu­ nu öğrenince hiç hoşuna gitmedi ve «nasıl olur da ya­ ğan bu kadar kardan insan yolundan kalır» dedi. Oğuz’un oğlu. Bunların olup bittiği üç sene zarfın­ da Oğuz Herat. Vergiler Irak-ı Acem'de toplandıktan sonra Oğuz’un oğlu yanındaki ordu ile dönerken bu hâzineyi alıp babasına götürdü. Bir­ kaç gün kaldıktan sonra oradan esenlikle bütün ordu­ su ile kendi yurduna gitti Kendi ülkesinden çıkıp çeşitli memleketler alması ve sonra yine geriye. S. ırmağı geçtiler. ona armağan- Ha: 377a lar sundular.] Bu dağı geçtikten sonra Amu- ye nehrine varıp. Kendi öz yurduna varacağı sırada. [OĞUZ’UN YURDUNA DÖNMESİ VE na dönmeri ve SON SENELERİ] son Bencleri Oğuz oğlu yamna varınca. Semerkand’a doğru akan büyük bir ırmak üzerindeki İlik vilâyetini ® de ge­ çerek Buhara smırmdaki Yalguz Ağaç’a indi. Serahs ve Baygız ® vilâyetlerinde oturmuştu. Oğuz’un yurdu.

Kara-sUlük artık durumu gizleme­ di. Kendilerine ok verdiklerinin yeri daha altta olup sol kolu teşkil etsinler. Zira yay Padişah gibi hük­ meder. 48 . Bunlar da şöyle kararlaştı: Yay verdikle­ rinin yeri daha üstte olsun ve orduda sağ kolu teşkil etsinler. buna râğ- men babasını nasıl yanına alıp birlikte götürdüğünü anlattı. Olup bitenleri. üç oku da küçük üç oğluna verdi. berâber götürülmemesi hakkındaki yasağım. Ç ü n k ü bunlara yayı paylaştırmak için onu muhakkak parçalamak gerekti. Tesadüfen al­ tın bir yay ile üç altın ok buldular. kemer. Bu toyda ® herkesin önünde sözünü bu şekilde tamamlayıp bu­ yurdu ki. Onlanh yurdunu da "'i® buna benzer şekilde ayırıp tâyin etti. Buyurdu ki. Hep beraber bun­ ları kendi dileğine göre aralarında paylaştırması için babalarına getirdiler. katılan ve onunla beraber sağ-sâlim asıl yurda '" dön> müş olan altı oğlu bir gün ava gittiler. bundan sonra oğullarından kim gelirse beraberce «temâcamişi» “ kılsınlar: «Biz hepimiz bir soydanız» deyip orduda da kendi yerini ve rütbesini bilsinler. Babasının öğrettiği tedbirlerin hepsini Oğuz’a arzetti. ok ise ona tâbi bir elçidir. onundur». Kaıa-sülük çok çalıştığından ve güzel işler gördüğünden onu çok övdü. Bozoq sözünün de zâten mânâsı parçalamak. Oğuz babasını getirmesini emretti. Şöyle karar verdi: Kendilerine yay X: 243a verdiği üç oğlunun soyundan gelecek kavme ^ tBozoq» densin. ayrıca aunesinde-ı öğrendiklerini de anlattı. Babalan Oğuz yayı üçe par­ çalayıp daha büyük üç oğluna. eğer Kün o zaman sağ ise®-”. hil’at. kendi öz yurduna indi. Ona «bu güzd hâl çarelerini®-^ nereden öğreni­ yordum) diye sordu. Oğuz da bu yerde. Oğuz’un ihtiyarların bırakılmaları. Bütün bu işler hep büyük toy esnasında®-* oldu. Oğuz'un bin yıl yaşadığım söylerler. da Yuşı Hoca’yı gö­ rünce. Kendilerine ok verdiği diğer üç oğlunun neslinden gelecek kavmia lâka­ bı ^Üçoga olsun. Bu <üç oqı> yâni üç tâne ok demektir. Bundan sonra tam bir huzur içinde yaşaması için Semerkand’ı ona ikta olarak verdi “ Kara-sülük «Ulu Bey» (emîr-i bozurg) yapıldı. elbi­ seler ve pekçok mal verdi.hakkında hadsiz hesapsız bağışlarda bulun­ du. bozmak dır '"” . Yuşı Hoca Oğuz’u. Oğuz. Kara-sülük babasını getirdi. »Ben öldükten sonra yerim. tahtun ve yurt.

^ Aralarındaki eski hukuka dayanarak Oğuz'un 244a evlâdına da son derece şefkâtİi idi. Kün Han tahta oturduğu zaman yetmiş yaşın­ daydı ve yetmiş yıl da padişahlık etti. Ama dediklerine göre bir defasında Kıl-barak yağı olmuş. Hoca’nınki de'^s büyük ve ulu de­ mektir.] Bu Irqıl Hoca görmüş geçirmiş yaşlı bir in- X : . Bunun çâresi. [Irqd’m mânası birşeyi kendine çekmek. Derbend ve o taraflarda olan ülkelerin ver­ gisini toplayıp hâzineye gönderdiler Kıpçaklar bu yüzden orada kalıp yurt tuttular® ve o ülke onlarda kararlaştı. Siz altı oğulun. mesleği. Bunu yapmak’ devletin devamlılığı ve uruğunu­ zun iyi nâm kazanmasının gereğidir». vergi göndermiyordu Oğuz Kıpçaklan oraya gönde­ rerek Atil ve Yaman-su kıyılarına k a d a r varıp oturmalarını ve orasmı kendilerine yurt edinmelerini emretti. Bu sözler Kün Han’a çok uygun geldi ve Irqıl Hoca’ya söylediklerini F. K ün H an *32 533 OĞUZ’UN OĞLU KÜN HAN’IN PADİŞAHLIĞI 634 Oğuz’dan sonra büyük oğlu Kün Han yerine geçti. 4 49 . bu vergiyi kendileri diledikleri gibi ^ 318a D29 kullanıp bundan maaş da vereceklerdi.243b sandı. Onlarm evlâdının da herbiri kendi yerini bilsin­ ler. Kıpçaklar Kıl-barak. Bu je/j- r/®3‘ Irqıl Hoca® adında gayet akıllı ve tedbirli bir adamın hâkimiyetine vermişti. Tann’nın izniyle herbirinizin dörder tâne- d en'^ı yirmidört evlâdınız var. Şimdi onların hepsi sizindir. herbiri- nin rütbesi. Olabilir ki onlar son­ radan birbirleriyle çekişirler. Babası Oğuz’un vefatından sonra ® H a: 377b Oğuz’un ®*«daha eski zamanlarda | bir şehir yaptırıp ona Yenikent» adını verdiği meydana çıktı. bundan faz­ la ömrü olmadı. Indır-tanğı vergisini onların tağar ve ulufesi S: 317b olarak ayırdı. Oğuz bin yıl ömür sürdükten sonra ve­ fat etti. Bundan sonra ordusuyla hep burada oturdu. Bir gün Kün Han’a dedi ki: «Oğuz büyük bir padişahü ve yeryüzü­ nü idâresi altına alıp pekçok hazine ve sayısız hay­ van toplamıştı. her- birinin bir nişanı ve tamgası olsun. adı ve lâkabı kararlaşsın. Bununla bilinip ta­ nınsınlar ve hiçbirinin diğeriyle bir çekişmesi ola­ masın.

Ongunu: (Yo: tavşancıl. (Ülüştı: Y o. (ÜlUşü: Yo: aşuklu umaca. O nların m âlum atı parentez içindedir ve Y o: Y azıcıoğlu'nn. Şimdi herbir şahsı tefe’ül yoluy­ la ve onları herbirinin ismi altında açıklıyarak anahffl. Irqü Hoca onlann oğullannm herbirine özel lâkap ve isim vermiştir. kün . (Ülüşü: Y o: aşuklu um aca. bunlardan kime ait olduğunu belirtmek üzere hayvanlara vurmak için birer tamga^ tesbit etti. O ngunu: (Yo: tavşancıl. Ag: tügrek-teker. Ag. * Rş’deki listeyi Yazıcıoğlu ve Ebülgazi B ahadır H an ’ın m alum atı ile tam am ladık. Tam gası: Tamgası: Tamgası: Ongunu: (Yo: şâhin. sağ qarı yağrın. Ag: ise. erkek lâçin). (Ülüşü: Y ot sağ q a n yağrın. Ebülgazi'yi gösteriyor. Tam gası: Tamgası: Ongunu: (Yo: şâhin. Bu cümleden şöyle yazılmıştır.çaylak). Ofıgunu: (Yo: kartal.Ongunu: (Yo: kartal. Ag: sağ yanbaş) adlu. ongun da kut ve devlet demektir. Irqı1 Hoca. yâni kutlu olsun. Ag: ükî). İşinde çevik ve avcılığa dü$- nin tarafın ı tu tar. 2— B a y a t < 2— D ö g e r ( D ö k â ) e 2— K 1 z 1 q o Devletli ve nim etli (Yo: — (Yo: derilmekçUn b ir ye. ağası) Ag: işini yıldan işleyici). A r. sağ um aca ve A g: sağ aşıklı ilik). Ag: büke — kuvvetli). yine herbirine. Kuvvetli olup. iller ve canavara ve kuşa heveslü. Tam gası. (ÜJüşü: Y o: sağ utnaca ve ad* Ag. ( I — B O Z O K L A R ) Yaşça büyük olan üç kardeşe Oğuz Bozoq diye ad vermişti. «Azık bolsunı dan türemiştir. re geleler. Ag: tu. 50 .sağ uyluk). (ü lü şü : Y o. Herbir oğula hangi hay- vamn ongun olacağım da belirtti Ongun. Ç ok ülkelerden insanlar se. Ag: sağ uyluk). Ag.$â aklı eren (Yo: kuvvetlü ve Devletli). yasakda cidd ü cehd edici. bir yansı Üçoq ismini alan bu oğullardan olan tam yirmi dört evlâdın herbi- rine birer lâkap verdi. âaha Oğuz'un hayatında bir yansı Bozoq. Ag: köç. yasa ve sava- devletlü ve nimetlU. (Yo: cust u çâlâk ve ava vilâyet anun ola. Ag: şun. (Yo: çok kün. Onların kabilesinden olan herkes bu lâkap ve boy isimleriyle anıhrlardı * H epsinin büyüğü olan jtidnci oğul Ü çüncü oğul K Ü N H A N ’ın AY H A N ’m Y U L D U 2 H A N ’ın Ç o c u k l a r ı Ç o c u k l a r ı Ç o c u k l a r ı 1— K a y 1 ^ 1— Y a z ı r 2 1— A v ş a r » M uhkem (Yo ve A g aynı). lek). sağ aşıklı ilik) Ag: sağ yanbaş) lu. yerine getirmesini emretti. Ag: qar) nım tay).

yüce). (Ülüşü: Y o: sağ um aca ve ad- Ag: sağ qar ilik). Ag: kı­ Ongunu: (Yo: tavşancıl. sağ q a n yağrın.Ongunu: (Yo: kartal. mülk dutm ak ve ya­ öİur (Yo: beğler sözü aziz­ yere yürürler. Şu şekilde : K Ö K H A N ’m T A O H A N *ın T E N G I Z H A N ’m Oğul l ar ı Oğul l arı Oğul l arı 1— B a y a n d u r 1— S a 1 u r 1» 1— Y i g d i r İT H er zam an bolluk içinde V ardığı yerde kılıç çalıp İyi ve büyük (Yo: cyUlük.' H ıtay ta­ rafından esen sert b ir rüzgâr vardı. sol aşıklı îlik). Ag: muvafık). çıkanı deviren. tahrib eden). (Yo: evleri kara. landırm ak icâb etti. Tamgası: Tamgası: Tamgası: Ongunu: (Yo: sunkur. çıgay — çakır?). m uvafakat eder­ samak. aşlı). Afe: m etti-ol. O nlar ancak H ıtay mem leketinde bulunuyorlar. Ag: köy. olan (Yo: hemîşe bay ve ni­ çom akla harbeden. Ag: her önüne . (Ülüşü: Y o: aşuqlu um aca. Ag: sağ yağrın). (Ülüşü: Y o: sağ um aca ve ad- Ag. rede oturursa kara çadırla kusur işlediğinden onu Ceza­ Ag. sol qarı y ^ r ı n . Ongunu: (Yo. Ag: sağ yağrın). Tamgası: Tamgası: Tamgası: Ongunu: (Yo. lu. sağ umaca). A g: Kö. Ag: bek — san). (Ülüşü: Y o. A f. lu. Ag: (Ülüşü: Y o: aşıklu ve kıç. kartal. daki irişesin. Ongunu: (Yo: tavşancıl. sağ qar ilik). (Ülüşü: Y o: sağ qarı yağrın. (Bu za­ m anda bu ülkede onun nes­ linden Türkm en yoktur. behrî — kuzgun). 51 .Ongunu: (Yo: üçkuş. ket). 4— K a r a A v u l » » 4— Y a p u r I I 4— K a r q 1 n 1- K ara yolda ve iyi giderdi Oyuq. şahin. Ag: Ag: sol uyluk kemiği). Ag: lâ. sübürktey).] (Yo: ? . qargu). kılıç ve çom akın uluğ. Ag: sağ umaca). Tamgası: Tamgası: Tamgası: Ongunu: (Yo. Ag: kılıçlı). ler. her ne­ m a idi. O na bu riizgârm geçtiği yerde sen o tu r da rüz- g â n n önünü kapat dediler. Y o: qan. lrqıl Hoca onların herbirine başka başka lâkaplar verdi. Ag: yurt alm ayı ve dir. oturan). A g: nimetli). revân olsun. sol q a n ilik). A dına Sam-Süyrek denilen bu rüzgâr çok rah at­ sız ediyordu. şâhin. zıl q a rç ^ a y — aladoğan). Ag. Ar> <iar- çin). (Ülüşü: Yo: ucayla adlu. ululuk ve bahadırlık. Ag: kenek-köpeknek?). (Ülü^ü: Yo. Ag: sözü hürm etli). (II — Ü Ç O K L A R ) Yaşça küçük olan üç kardeşi Oğuz sol kol olarak kararlaştırmış ve onların adını Uçoq koymuştu. onu saklamayı bilici). Ag. Onun asıl adı Yağ­ Aşı çok ve halkı doyurucu. (Ülüşü: Y o.3— A l k a v l ı A v u M 3— D u r d u r g a ® 3— B e £ d i 1 i » V ardığı her yerde başarı ve Ülkeyi alan ve düzene so­ Büyüklerin sözleri gibi aziz refaha m azhar olan (Yo: her kan (Yo. Savaş sırasında bir (Yo: ulu aş V t doyurucu. Bundan maksat onu yok et­ m ek idi ve bundan dolayı onu o raya göndermişlerdi. Ag: bur* O ngunu: (Yo: ç a k » . aşuqlu umaca.

tam bir olgnn- 52 . Ag: an. 3— Ç a v u l d u r S i 3— A 1 a y u t 1 u 22 3— Y i v a 23 Herkese işinde yardım eden. aşıfclu ve kıç. ola. (Ü İÜ Ş Ü : Y o. sol qarı yağnn. qu). Ag: becerikli). Ag: (Ü İÜ Ş Ü : Yo: aşıklu ve kıç. Ag: tuy- buğdaynıq). Ag: bay­ ve hizm et eden (Yo: dükeline ların bayı). başkasının payını yemeye hakkı olmasm **®. sol omca). carî). Ag. sunkur. Irgıl Hoca bu şekilde at etinden bu boylann han­ gisine hangi parçanın ülüş olarak verileceğini.O ngunu: (Yo: çakır. gun). tevazu ve kulluk ve hizm et eder. sol omca). sol aşıklı ilik). (Ü İÜ Ş Ü : Y o: ucayla adlu. Tamgası: Tamgası: Tam gası: Ongunu. durm ayan (Yo: na­ ve çok olan (Yo: K ırak lan m anda hünerli o lan (Yo: m uslu ve iraq çavlu. Ag.OnglJnu: (Yo: çakır. Diğer parçalar ise her boya ve Oğuz’un oğullarına has ülüş olarak ayrılıp verilmiştir Ta ki hiç kim­ senin. Boyuna yakın olan bir arqa kemiği arqaya yakın olan sırt omurgası ve bir sağ kol padişahın ve milletin büyüğünün hissesi ‘’^^ohnıış- tur. A g: m ertebesi yüksek). Bununla oradaki vazifelerin gerekiea va­ kitte yerine getirilmesi sağlanıyordu. Ag. sunkur. Ag. çapar. Ag: çar- may). sol q an yağnn: (Ü İÜ Ş Ü : Yo. sunkur. hizm etkâr). Y o: sol q a n yağnn. Ag: bay. Ag: Ag: sol yanbaş). derhal savaşır ve edici. Taıngası: Tamgası: Tam gası: Ongunu: (Yo. (Ü İÜ Ş Ü : Yo: ucayla adlu. ucayla adlu. diğer atı da Üçoklara versinler. Ag: Ag: sol yanbaş). Ag: hü. Ag: ya. beylerden birini askerle gönderirlerdi.2— B e c e n e 2— E y m ü r 2— B ü g d Ü 2 20 İyi gayret eden (Yo: eyü A skeri (o k ve zengin (Yo: H erkese kâr^ı alçak gönüllü dövirişçi. Y o. O zamanlar tâbi ülke hükümdarlarından birisi vergi ödemekte ihmal gösterirse. ğılbay). (Yo. Ag: sol uyluk kemiği). A g: idel- doğan). çıgay). H ayvanları (atları) daim a iyi A tla n yüksek ve aynı za­ savaşan. Tamgası: Tamgası: Tamgası: Ongunu: (Yo. na­ âlâ ve eyü atlu. Bütün diğer ülke­ lerde de Oğuz’un oğullarının işleri. (Üiüşü: Yo. Ag: Ongunu: (Yo: üçkuş. Ongunu: (Yo: üçkuş. (Ü İÜ Ş Ü : Yo.O ngunu: (Yo: çakır. badsUz eyii bay ol. mertebesi dükelinden üstün muslu). de bun lar aziz ola. aşıklu ve kıç. Bu). Bir toy yapılacağı zaman iki at kessinler. sol yarın). Ç e p n i 24 4— Ü r ü g ü r 25 4— k I n 1 q26 Yağı olan her yerde d ur­ İşi daim a yüksekte olan Bulunduğu h er yerde aziz mayıp savaşan (Yo: kandaki (Yo: hemîşe eyülük ve ihsan olan (Yo. sol yarın). Bu şekilde tafsilât her kabilenin ismi altına yazıldı. iyi iş gören). bir daha hiçbir anlaşmazlık ve dedikodu olmaması için tesbit etti. Ag: ala atlı). Ag: (t'iü şü . ■Ag: sol q a n ilik). (Üiüşü. A g: aziz). ®*®At oniki parçaya ayrılabildiğinden bir atı Bozoklara. Ag: babadır). dükelinden her yer­ yağı göre. Ag: A la Ongunu: (Yo: iiçkuş.

Basarqumı tâyin olun­ du.. Tuğluk(?. öyle şiddetle savaşıp onu yokederiz ki. bilgili ve yeterli oldukları açıkça belli olan bu iki şahsın sözüne uymakla mümkün olur» di­ ye düşündü Onlara tam olarak güvenip kendileri­ ne son derece saygüı. Nâma]mış(Tamalraış?). Biz de seninle berâber müttefikiz ve o ülkeleriiı vergi vermeleri için göç veririz. Aqtaq. Onlara «Siz^^ bizimle müttefik oldunuz. Kışlak yerler olarak sağ kol (Bozoklar) için Borsuq. nereden ^ nereye kadar zaptetmiştirı diye sordu. Sol kol (Üçoklar) için Qayı(Qarlu ?) dere. Yeryud(Qa- rısınur?). luğa erdikten sonra şöyle emrettiler: Sağ kol olan Boz- oklar Sayram sınırlan ve Başgurd dağlanndan ta Qarabab(Qaraağaç?)a kadar yaylak edinsinler ®. beyler. Qayı Durdu. ismini koymuş olduğu t» oğ- H a: 385b lu Dîb Yavquy Han *** padişahlık tahtma oturdu. Yar Sengri ayrılmışU ( K Ü N HAN’DAN SO N RA lâ OĞUZ YABGULARI) Kün Han yetmiş yaşmda tahta geçmişti. Eğer herhangi bir kar­ şı gelme olursa. bir o kadar da padişahlık ettikten sonra öldü ®®*. f O. büyükler ve divân üyelerinden «ceddimiz Oğuz. Onlar dediler ki: «Alan admda Yazarlardan ■ bir bey ile Bulan(Uv- 53 . acaba sizinkiler gibi diğer kavimlerin nökerleri de bizimle iş- birli^ yaparlar mı?> diye sordu. Kün Dîb Yavquy H an Han’ın oğlu ® Dîb Yavquy Han padişahlık etti. Asanaş (Sal Geçdüm?) Qum Sengri. Yavquy Han bu sözü duyunca pek çok sevindi®®*. Quşluq ?) ve Bozyaqa’dan ta Almalıq’m Akdağı’na kadar olan yerler ayrıldı. S: 318b bu kadar ülkeyi nasıl almıştır. hürmetkâr ve misâfirperver dav­ randı. Sol kol olan Üçoklara ise yaylak olarak Kürtaq. Kendi kendine «memleketi olduğu gi­ bi yaşatabilmek. ecdadının. Hiçbir yaratık sana vergi vermekte gecikmek için kuvvet bulamazı. Bu topluluktan Ulaş ve Ulad ® adlarında Salur boyundan baba-oğul iki kişi X : 244b birlikte gelip diz vurup selâmladılar f ve cevap verdi­ ler: «Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar® bütün ülkeleri senin baba ve a/aların ele geçirmişler­ dir. Kün Han’dan sonra. baba ve atalarının nam ve şâm daimâ baki^^^ ka­ lır.

Bu kavmin güneş doğduğu zaman davul çal­ mak gibi bir âdeti de vardı. Söylendiğine göre yüz yirmi ^*‘’ yıl padişahlık etti. Ülkeye tam bir dirlik 54 .k. naib ve beyleri olan Oaru? (Oayı ?. kendisinin vezir. baba ve alalan devrinde olduğu gibi itaatli idiler. Bu sebepden adı geçen kavim beylerinden b a b a l a r ı m y a n ı n a çağırıp alıkpydu. Kendi kendine «*’**-' bu kadeır kavim benimle bir olunca alınacak tedbirlerin sonuçlan da iyi olur» diye düşündü. oğullan elçilik­ le geçmiş ve gelecek üç senenin vergisini almak üzere Şam. Ancak üâhî takdirin emrine boyun eğdi: atı sürçünce ye­ re düştü ve uyluk kemiği kırılıp *** öldü. Taş-bek(Yasbek?) ve oğlu Balgu-b^(Yalgu-bek?) Bayandırlardan Tülii(Qulu?) Hoca da bizimle müttefikdirler. Civardaki hükümdarların hepsi. Yavquy Han onlar yağı olunca®**. K. Fars.mân ^ ona yağı oldu ve o ülke halkı itaat etmiyordu. Naibi Alı. Bu­ rası gündoğusunda bir vilâyettir.t Dîb Yavquy Han onlardan bu sözü duyunca çok hoşlandı ve gönlü. Hükümdarlığı süresin­ ce o. Padişahüğı sona erin­ İnaİRr Yavqıfy ce oğlu İNALSm YAVOUY HAN « babasımn yerine Han padişahlık tahtına oturmuştur.s oqh Olsun ® idi. Ondan sonra İNAL İnal \aw ipiy Han YAVOUY HAN onun yerine geçti. başkalarından on kişiye*'® karşı koya­ biliyordu.r.n Y. adına Yemekân(Ye- mekler) derlerdi. Bütün ülkeler onun emrinde idi. yâni güçlü kuvvetli insanlar olup on­ lardan iki kişi. Değerler­ den Dîb Cenkşu ve oğlu Dürkeş f. o ülkeyi almak için asker toplayıp oraya gitti. Düşma- mn olan her yere bizimle birlikte göç verirler ve senin için ölürler.k. Padişahlık otuz yıl onda kaldı ve ondan sonra Qonı Yasaq Vavqay oğlu OORU YASAO YAVOUY yerine ®*® padişah ol­ du. Ondan sonra Q ih 9 Yavquy QURS YAVQUY onun yerine tahta geçti. Kirman. Başgurd. Onlan tamamen yendikten sonra geri döndü ^*-. Bu zamanda bütün memleketler ve vilâ­ yetlerde sulh ve sükûn vardı ”***. Doksan yıl padişahlık etti. Dîb Yavguy Han bir müddöt padişahlık ettikten sonra Ad. Yapacağı her işi ona danışarak ya­ pardı. Bu yerler ahalisi de gere­ ğince vergileri verdiler. Bayat ?) Etede Kerencük Salurlardan Dam- qaq ve yine Salurlardan öksî ile kengeş ve meşve­ ret ediyordu. lâh?)'> diye bir oğlu bizimle müttefikdirler. bundan dolayı kuvvet­ lendi. İsfahan Bağ- dad ve Basra’ya gönderdi.

düzenlik*^* sağlayarak yedi yı] padişahlık etti. Veziri
âalurlardan (9ksî Hoca Ue Yivalardan Şaban Hoca idi.
Ala Ath Yedi^^o padişahlığı süresince o, kendi oğlu ALA
K iş d«HiİD ATLI KIŞ DONLU QAYI İNAL HANHlan memnun^
Oayı tnal Han j)aha kendi hayatta iken padişahlığı oğlu Ala
Atlı Kiş Demeklü Qayı İnal Han’a vermek istedi. Bu
sözün mânâsı ° bir «1 ata binmiş ve samur elbise
giymiş demek olup, «Qayıı da atasuun ismidir. Onu
padişahlık tahtma oturttu. Bu padişah çağında Pey­
g a m b e r i m i z H z . Muhammed Mustafa SA. zuhur et­
miş, bu hükümdar da Bayat(?) Dede Kerencük’ü ‘ elçi
olarak onun hizmetine gönderip müsliman olmuştu.
Bu Qorqut*^^ Bayat boyundan Kara-Hoca’nın oğlu
olup çok akılh, bilgili ve keramet sahibi bir insandı.
İnal^^’^ Han Sır Yavquy zamanında ortaya çıkmıştır.
Bu sözleri nakledenin dediğine göre ikiyüz doksan beş
yıl ömrü olmuştur**®. Güzel sözleri, söylenen kerâmet-
leri ve hakkmdaki hikâyeler pek çoktur® ve ayrıca
zikredilecektir. Bu zamanda babasımn tâyin etmiş oldu­
ğu naibler ve ona yardımcılık edenler ölmüşlerdi.
Onlann yerine başka naib ve vezirler seçildUer. Bun-
S; 319a lardan biri 'B&yio.dnIardan Dönker ve ^ diğeri Iğ-
dür’den. Dönke olup, vezirlik ve naiblik bu padişah
ölünceye kadar her ikisinde idi. Qayi İnal Han vefat
edince yuğ töreni için babasının naibi bulunan Ba­
yandır Dönker’in oğlu Erki “ büyük bir aş tertiple­
mişti. İki göl(navur) yapıp birisini yoğurt(ayran).
X ; 245a birini de qımızla doldurmuş; öylesine çok ^ at, sığır ve
koyun eti toplamıştı ki bunlardan birkaç dağ olmuştu.
Ne kadar memleket varsa oralardan insanlar yuğa
gelmiş®; hepsine aş vermişler; onlar berâberlecinde
götürmüşler, lâkin yine de artmıştı. Bu padişahın hiç
oğlu yoktu Ama son zamanlarda hatunu tesâdüfen
H a: 386a hâmile kaldı ve o öldüğü sırada f bir çocuğu dünyaya
geldi. Bu çocuk doğduğu zaman Bayat boyundan
TiMoan H an Korkut (ve Erki?) her ikisi «bu çocuğun adı Tuman
olsun» dediler, yâni sis demektir. Divan büyUkleri ise
«tuman k a r a n lık demek olur ve*”^ bu, pacUşahlara ya­
raşır bir ad değildir; bundan iyi bir ad koymak gere­
kir» dediler. Korkut şöyle dedi: «Gerçi tuman(sis)
olunca hava karanlıktır ^ ama, bilhassa otlar için fay­
dalı olan nem bırakır. Bu çocuğun babasının ölümüyle

55

halkın gönlü paslanmış, ortalığı duman kaplamış ve
karanlık olmuştur. Ama şunu ümid edip düşünebili­
r i z k i bunlar geçecek, güneş doğup dünyaya taze­
lik getirecek, otlar çoğalacak herkesin işi iyileşecektir.
Bu sebeple bu adı koyduk». Yavquy Han, oğlu
(Ala) Ath Keş (Demeklü) Qayı İnal Han’ı kendi ye­
rine geçirmişti. O hayatında bütün hayvanları yakala­
y ı p «a» öldürmüş ve dillerini keserek bir kutuya koyup

saklamıştı: «Bir oğlum olursa doğduğu zaman hay­
vanların dilini öğrenmesi için ona verirsiniz» diye va­
siyet etmişti. Tesadüfen bu kutuyu Tuman Han doğ­
duğu zaman buldular ve içindeküerin.hepsini suda
yıkayıp Tuman Han’a verdiler. Bu yüzden çocuk bü­
yüdüğü zaman bütün hayvan dillerini büiyördu
Bundan sonra küçük-büyük herkes toplanıp Tuman
Han büyüyünceye kadar padişahlığı kime verelim di­
ye birbirleriyle danıştılar Korkut herkesin ortasın­
da yüksek sesle şöyle hitap etti: «Padişahımız öldüğü
zaman herkes bilir ki. Erki onun hizmetinde idi ve
çok iyi bir ad bıraktı, ölçüye sığmıyacak değerli hiz­
metler gördü; iki göl yapıp her ikisini ayran ve kı­
mızla doldurdu. Her çeşit eti öylesine çok topladı ki,
hiçbir yaratık onun gibisini yapmamıştır. Onun
böylesine foJt hakkı geçtiğine göre zamanın ve duru­
mun gereği şöyledir: Tuman Han gayet küçük oldu­
ğundan padişahlık görevlerini yerine getiremez. Pa­
dişahlık bu çocuğun adına kararlaşsın. Ancak o ergin
oluncaya kadar onun adına tizleri idâre edip hükmet­
mesi için, ona naib olarak, şimdiye kadar bu hususta
çok hakkı geçen Erki’yi tâyin edelim». «^'Korkut bu
sözü söyledikten sonra herkes bu hususta anlaştı ve
bu çocuğu Padişahlığa getirip, Erki’yi de ona naib
olarak seçtiler. Ayran ve kımız dolu iki «köJ» yaptığı
(Nâlb) için adına Köl Erki Han» dediler ve onu padişahlık
Kol Erld Han tahtına Oturttular®^®. Padişah adına hükmedip dokuz
yıl padişahlık tahtında kaldı. Tuman Han erginlik ça­
ğına varınca padişahlık tahtı irsen ve asâleten onun
hakkı oldu. Bu sebeple tahtı istedi ve sağ ve sol kol
beylerini(?, mölâziman) ve askerlerini çağırıp toplanan
üçyüz k i ş i y e tartık tahta oturacağım» diye açıkladı.
Naibi olan Köl Erki Han bunu öğrenince durumdan
korktu ve endişelendi Köl Erki Han yardımçıları-

56

na(nuvvab) «dokuz yüz koyun ve dokuz kısrak kesin,
ona toy yapın» ve onlara «Tuman’a o ava gitmiş
diye söyleyin» dedi. Bu toy kararlaştıktan sonra kâse
sunma merasimi için ayrıca üçbin koyun ve otuz kıs­
rak hazırlanmasını emretti Korkut’un gelip ona kâ­
se sunması için hemen Korkut’a bir adam gönderdi:
«Devletin direği sensin; işler şöyle veya böyle®®'* cere­
yan etmiştir; fakat hakkm Tuman Han’da olduğunda
hiçbir şüphe yoktur. Taht ve memleket onundur; gel­
sin, ona hangi fikir uygun gelirse söylesin; biz de
ona göre davranalım». Korkut bu haberi alınca oraya
geldi. Köl Erki Han, Tuman Han’a toy verdi ve Kor­
kut da^^^ kâse sundu. Yemekler getirilip aş yendiği sı­
rada yaşlı bir kurt uluması duyuldu. Tuman Han®*®
bütün hayvanların dilini bildiğinden bu kurtun ne söy­
lediğini de anladı. O diyordu ki: «Ne yazık ki artık
yaşlandım; avlarımın peşinden koşup yetişemiyorum.
Eğer yetişsem bile onu yakalayamıyorum; hattâ ya-
kalasam da parçalayamıyorum». Yaşlı kurtun sözü bi­
tince üç genç kurt şöyle ®'"’ cevap verdiler: «Eğer sen
yaşlı ve güçsüzsen, bizim kudretimiz' vardır; her genç
yaşlıya yardım etmezse onun ne değeri olur. Bu gece
S: 319b , sis, karanlık ve f **'•* şiddetli bir fırtına olacak. Burulan
istifâde edip toy için getirilmiş hayvanların hepsinin
kuyruklarını ve karınlarını parçalayıp sana vereceğiz.
Bunları gönül rahatlığı ile ye; zira her zaman böyle
X: 245b sana yardım edeceğiz». Onlann ( yakmında, mutfak­
taki k o y u n l a r a g ö z kulak olan Köl Erki Han’ın
Qara-baraq admda bir köpeği vardı. Bu köpek «eğer
pâdişâh bana sıcak bir yagh kuyruk verirse, sizlerden
hiçbirinizin bir kuzuya bile el uzatıp sahip olmanıza
yol vermem» diye cevap verdi""'. Padişâhzâde Tuman
bu durumu anlayınca pişmiş ve hazır olan aş içinden
bir kuyruk alıp o köpeğe attı. Yanında bulunan her­
k e s « h i ç , bir köpeğe böyle kuyruk atılır mı?» diye
sordular. O ise şöyle cevap verdi: «Bunu bizimle Köl
Erki Han arasında bir g ö n ü l kırıklığı olmasın diye ver­
dim *"*'■. Hem derler ki, eğer birine sadaka vereceksen
önce köpeğe vermek gerekir. Köpek tasasız olmalı ki,
bizler de tasasız olalım; bunun için verdim». Daha
sonra aşı yediler ve uyudular. Gece yarısı Tuman Han
uyanıp yanındakilere «bakın, dışarda rüzgâr var jnı.

57

58 . Ortalık ay­ dınlanarak rüzgâr kesilip kar yağması durunca köpeğe baktılar ve *‘®koyunları da bulamadılar. Tuman Han bunu öğrenince. peşlerinde kurtlar olduğu halde. Tuman Han®*® kurtların sözünün doğru olduğunu anladı. Bu köpeğin de sözünde durduğuna kesin­ likle inandı. Tuman Han’ın ayağı uğurlu gelmedi de. Araştırıp öğrendiler ki ge­ celeyin®” koyunlar kurtlardan ürküp Kara-baıakla be­ raber. havanın rüzgârlı ve son derece korkunç yağmurlu olduğunu Tuman’a söylediler. sadece tek®^^ bir yolu olan Aqlı * adındaki ğeçite gitmişlerdi. Köl Erki Han yaşlanmış X: 246a olup bugüne yarına kalıp kalmıyacağı belli değil. d u r u m u gördü ve kurtların hepsini de öldürdü. Şimdi sen büyümüş ve uğurla bu makama ®**^ erişmişsin. Zira sen bizim Hanımızsın». ^ Bu sırada sen onu görevinden uzaklaştırırsan halk ona*?* serzenişte bulunur ve bu da efendiliğinle bağdaşamaz. Toyda hergün doksan koyun ve dokuz kısrak kesiliyordu. Koyunlarm sürülüp Erki Han’ın yamna götürülmesini emretti. Böylece®“i toya başladılar ve bu toy yedi gün yedi gece devam etti. Ama talih ve nâm bakımından bunların telef olması kötü olurdu. yok mu? D diye buyurdu Baktıklarında ortalığın ga­ yet karanlık. şerefine verilen toyun koyunlan te­ lef oldu derler». Tuman Han’la Köl Erki Han kucaklaştılar ve beraber otur­ dular. Tuman Han Kara-barak’m sözünde durup durmadığım bilmek iste­ di Yanında bulunan üç yüz adamına Kara-barak ve koyunlarm nereye gittiklerini öğrenmek için dört bir H a: 386b tarafı | aramalarını emretti. Konuşma sırasında Köl Erki Han Tuman Han’a «bu kadar koyun için bir şehzâdenin bizzat yoru­ lup uğraşmasının gereği var mı? Eğer bu koyunlar ve bin defa fazlası telef olsa bile ne çıkar Biz hepimiz senin kullarınız ve her neyimiz varsa şenindir. Erki Han Tuman Han’m gelmek­ te olduğunu öğrenince hemen karşılamaya çıktı. İnsanlar sonra. geçitin ağzını tutarak kurtların koyunlara saldırmasına engd olmuştu. hemen bizzat atma ada­ yıp oraya gitti. Bu sırada®*^ Kor­ kut ortaya gelip Tuman Han’a dedi ki: «Baban öldüğü vakit sen henüz küçük olduğundan padişah naibliğini aramızda kengeş yaparak sen büyüyünceye kadar Köl Erki Han’a verdik. Tuman Han cevap olarak dedi ki: «Aslında bizzat koyunun böylesine bir önemi yok®*®. Kara- barak kurtlarla mücâdele etmiş.

Yolda tesâdüfen bir çocuk dünyaya ge­ t i r d i D u r u m u Köl Erki H an’a haber verdiler ve her ikisini ona gönderdiler. Tum an Han S: 320a onunla savaştı ve onu yenerek iki gün | ®»*iki gece paytahtına kadar onu kovaladı. Bir de bu sebeple bir ay daha toy. kâse tutarken görm üştü. ^ Yalnız cevap olarak şu kadarını söyledi: ^Aramızdaki savaşın sebebi senin ül­ kemize karşı harekete geçmen ve bizim de karşı koy­ mak mecburiyetinde olmamızdan başka şey değildir». Uje H an’ı yakalayarak geri döndü ve kendi ordusuna katıldı Onların ülke­ sinin serhaddinde bir süre oturdu. Uje H an’ı huzuru­ na çağırıp ondan söylediği sözleri ve akhndan geçen­ leri sordu*®®. •loBTuman Han onun bu türlü hiçbir özrünü kabul et­ meyip öldürülmesini einretti. oğlu Uje savaşmak için karşı çıktı. Tum an Han Köl Erki Han’ın kızlarım toyda. işret ve temaşa oyunları ve eğlenceler yapıldı. IÇjzı beğenip onu®** istedi. gideceğim. Hemen kalkarak askerlerini çağırıp topladı ve Uje Han ile savaşa gitti. Bir zaman böyle geçtikten sonra onun büyük otağım diğer evlerin önüne kurmuşlardı Tum an birgün tahtta uyuyup kalmışken dışardan geçen bir kadının konuşması kulağına geldi: Ayne(Ine ?) H an oğlu Uje H an ® denniş ki Tum an H an’m almış ol­ duğu Köl Erki H an’m kızına daha önce ben gönül vermiştim ve ben alacaktım. doğum da yaklaşmıştı. Bu hu- H b: 387a susta hiç birşey açıklamadı. E o iyisi sen onun kızım alırsın ve o da bütün mal ve hazînelerini sana verir. Kızım Tum an Han’ın yanm a gönderdi v« 59 . onunla savaşıp kızı geri alaca- ğun». Köl Erki Han çocüğu ya­ nına getirip toy yaptı ve bu oğlana Oay Yavgu Han admı verdi. Birkaç gün sonra da o ölünce. Köl Erki Han’ın kızı olan hatunu kocasının o memlekette daha bir süre oturacağmı öğrenince oraya hareket etti. Kadın bu sırada hâmile olup. Kendisinden nakledilip Tuman Han’ın kulağına kadar gelen sözü de kabul etmedi. Oraya vardığı zaman Ayne Han gel­ medi. Fakat o hiçbir şekilde bunları açıklayıp itiraf etmiyordu. taht herşeyi ile sana kalır». Nihâyet yüz süvâri ile onun askerini bir daha yendi. A m a o araya ^ erek kızı almış. Bu yerde bir yıl doAa*®® kaldı. Tum an H an bu sözü duyduktan s o n r a h a b e ­ ri yokmuş gibi davranmayı kwıdisine yakıştıramadı. garib ve acaib olur.

Şimdi sen büyümüş ve uğurla bu makam a erişmişsin. Erki Han Tum an H an’m gelmek­ te olduğunu öğrenince hemen karşılamaya çıktı. yok mu?B diye buyurdu Baktıklarında ortalığın ga­ yet karanlık. Biz hepimiz senin kullarınız ve her neyimiz varsa şenindir. sadece tek*^^ bir yolu olan Aqlı ° adındaki ğeçite gitmişlerdi. | Bu sırada sen onu görevinden uzaklaştırırsan halk o n a * ^ serzenişte bulunur ve bu da efendiliğinle bağdaşamaz. Ama talih ve nâm bakımından bunların telef olması kötü olurdu.öldüğü vakit sen henüz küçük olduğundan padişah naibliğini aramızda kengeş yaparak*"*'* sen büyüyünceye kadar Köl Erki H an’a verdik. 58 . Tum an Han*®“ kurtlann sözünün doğru olduğunu anladı. Ortalık ay­ dınlanarak rüzgâr kesilip kar yağması durunca köpeğe baktılar ve «'®koyunlan da bulamadılar. peşlerinde kurtlar olduğu halde. Tuman Han cevap olarak dedi ki: «Ashnda bizzat koyunun böylesine bir önemi yok ®*‘*. Araştırıp öğrendiler ki ge­ celeyin"*. Konuşma sırasında Köl Erki H an Tum an Han’a «bu kadar koyun için bir şehzâdenin bizzat yoru­ lup uğraşmasmın gereği var mı? Eğer bu koyunlar ve bin defa fazlası telef olsa bile ne çıkar *'®. durum u*’® gördü ve kurtlann hepsini de öldürdü. Tuman H an’la Köl Erki Han kucaklaştılar ve beraber otur­ dular. Tum an Han bunu öğrenince. B ö y l e c e t o y a başladılar ve bu toy yedi gün yedi gece devam etti. hemen bizzat atına ada­ yıp oraya gitti. Tum an Han K ara-barak’ın sözünde durup durmadığım bilmek iste­ di Yanında bulunan üç yüz adamına Kara-barak ve koyunlarm nereye gittiklerini öğrenmek için dört bir H a: 386b tarafı \ aramalarını emretti. geçitin ağzım tutarak kurtiarm koyunlara saldırmasına ea g ü olmuştu. havanın rüzgârlı ve son derece korkunç yağmurlu olduğunu Tum an’a söylediler.koyunlar kurtlardan ürküp Kara-barakla be­ raber. Zira sen bizim HanımızsınB. Koyunlarm sürülüp Erki H an’m yamna götürülmesini emretti. Köl Erki H an yaşlanmış X: 246a olup bugüne yarına kalıp kalmıyacağı belli değil. Bu sırada®*^ Kor­ kut ortaya gelip Tuman H an’a dedi ki: «Baban . İnsanlar sonra. Bu köpeğin de sözünde durduğuna kesin­ likle inandı. şerefine verilen toyun koyunlan te­ lef oldu derler». Toyda hergün doksan koyun ve dokuz kısrak kesiliyordu. Tuman H an’m ayağı uğurlu gelmedi de. Kara- barak kurdarla mücâdele etmiş.

oğlu Uje savaşmak için karşı çıktı. Nihayet yüz süvâri ile onun askerini bir daha yendi. 320a onunla savaştı ve onu yenerek iki gün | iki gece paytahtm a kadar onu kovaladı. IÇızı beğenip onu istedi. «»8 Tuman Han onun bu türlü hiçbir özrünü kabul et­ meyip öldürülmesini einretti. Bu yerde bir yıl kaldı. A m a o araya ^ erek kızı almış. taht herşeyi ile sana kalır». Kızmı Tum an H an’m yanına gönderdi ve 59 . Uje H an’ı huzuru­ na çağırıp ondan söylediği sözleri ve akbndan geçen­ leri sordu**®. Kadın bu sırada hâmile olup. Kendisinden nakledilip Tum an Han’ın kulağına kadar gelen sözü de kabul etmedi. gideceğim. doğum da yaklaşmıştı. \ Yalnız cevap olarak şu kadarını söyledi: aAramızdaki savaşın sebebi senin ül­ kemize karşı harekete geçmen ve bizim de karşı koy­ mak mecburiyetinde olmamızdan başka şey değildir». E n iyisi ®*« sen onun kızmı alırsın ve o da bütün mal ve hazînelerini sana verir. Birkaç gün sonra da o ölünce. Köl Erki Han çocüğu ya- m na getirip toy yaptı ve bu oğlana Qay Yavgu Han admj verdi. işret ve temaşa oyunları ve eğlenceler yapıldı. Bu hu- H a: 387a susta hiç birşey açıklamadı. garib ve acaib olur. Tum an Han Köl Erki Han’ın kızlarım toyda. Köl Erki H an’ın kızı olan hatunu kocasının o memlekette daha bir süre oturacağını öğrenince oraya hareket etti. onunla savaşıp kızı geri alaca­ ğım». Bir de bu sebeple bir ay daha toy. kâse tutarken görm üştü. Bir zaman böyle geçtikten sonra onun büyük otağım diğer evlerin önüne kurmuşlardı Tum an birgün tahtta uyuyup kalmışken dışardan geçen bir kadım n konuşması kulağına geldi: Ayne(tne ?) H an oğlu Uje H an ® dermiş ki Tum an H an’m almış ol­ duğu Köl Erki H an’m kızına daha önce ben gönül vermiştim ve ben alacaktım. Uje H an’ı yakalayarak geri döndü ve kendi ordusuna katıldı Onların ülke­ sinin serhaddinde bir süre oturdu. Oraya vardığı zaman Ayne Han gel­ medi. Tum an Han S. Fakat o hiçbir şekilde bunları açıklayıp itiraf etmiyordu. Hemen kalkarak askerlerini çağırıp topladı ve Uje Han ile savaşa gitti. Tuman H an bu sözü duyduktan sonra habe­ ri yokmuş gibi davranmayı kendisine yakıştıramadı. Yolda tesadüfen bir çocuk dünyaya ge­ tirdi Durumu Köl Erki H an’a haber verdiler ve her ikisini ona gönderdiler.

eskisi gibi bize itaat eder. Şimdi eğer sen. Bunun m â n â s ı b i r adamm başım diken otu ile koparan(biçen) demektir. Köl Erki Han ile Tuman Han’ın birlikte tahtta otur­ duğu bir toy e s n a s m d a T u m a n H an’ın oğlu da ora­ da bulunuyordu. Epey za- mandanberi sen buna sahip çıktın. yürekten benimle an­ laşır. 60 . Babam büyü­ dükten sonra hâlâ da tahtta oturup hükmetmek gâye- siyle annemi ona verdin. Şimdi ben de büyüdüm. Çocuğunun yüzünü görünce sevinç ve ne­ şeden ne yapacağını bilemedi. Tuman Han bu olayı i ş i t i n c e « b e n i m oğlum her halde Tanrı’dan kuvvet alıyor» dedi ve «onun ismi Tiken Bile E r Biçken Qayı Yavqu Han olsun» buyurdu. düşmanlık ve anlaşmazlığa dönmesin». Bundan böyle tahtta oturm a. Herkesin içinde Köl Erki H an’a dedi ki: «Bu tahtta oturmak babamın hakkıdır. Herkes bu durum dan şaşırıp kaldı. Arkadaşına kızarak kamış kalem kadar ince ve [Türklerin tikân(diken) dedikleri] başı üç yüzlü olan bir otu alıp oyun arkadaşına vurdu ve onu kalem gibi ikiye ayırdı. Daha sonra oğlu Qayı Yavquy büyüyüp’®* ergenlik çs^m a girdiği sırada. Z ira bu otun tırnakları elmas gibiydi. ( Am a sen benden önce davran* dm ve doğru söylüyorsun. taraflar arasındaki dostluk ve işbirliği. KÖl Erki Han bu sözü işitince bir an durdu ve sonra şöyle dedi: «Bu sözü benim daha önce bilmem. Bir zaman Köl Erki H an ile elbirliği edip adalet ve doğrulukla iş gördüler. bir gün su kenarında bir genç ile oynuyordu. ben ne diyebilirim ki». taht bizim hakkımızdır. hâlâ tahttan inip onu sahibine geri vermek zamanı gelmedi mi? Küçük büyük her­ kes biliyor ki. Tuman Han daha sonra Ayne H an’a hitap edip dedi ki: «^“^ g a b a ve oralarınız her zaman baba ve aralarım a il ve itaatli idiler. Ayne Han itaatlilik gösterip kalben bağlandığını belli edin­ ce. onlar birbirlerine kavuştular. Tuman Han bu vilâyeti ona verdi Büyük bir gönül huzuru ile onu geri yolladı ve kendisi de paytah- tına döndü. Ama oğJun bize karşı kötü fikirler beslediği için öldürülme­ sini emrettim. söylemem ve bil­ hassa senin diken üe birini ikiye biçtiğin gün tahtı X: 246b sana vermem gerekti. sen iyice ihtiyarladın. Otu ona vurunca keskin tırnakların çarpm a­ sıyla o çocuğun boğazı kesildi. Bir süre sonra. doğrulukla vergi gön­ derirsen ben de bu ülkeyi sana vereceğim».

adalet ve hakkaniyetten ayrılma­ sınlar. Toya gelenler git­ me hazırlığını görür toğamişi yaparken oğul gecele­ yin babası ile kengeş yapıp ona şöyle dedi: «Baba sağ iken oğulun tahta oturması doğru olmaz. Babası onun bu sözü­ nü kabul ve takdir^etti. İlk gün Tum an Han tahta oturdu. bu iş için Yüce Tanrı tarafından seçilmiş olanlarla onlann neslinden gelen insanlara lâyıktır. Ben ancak sen ihtiyarlayınca senin emrinle tahta otururum». bugün hak Tuman H an’ın­ dır ve ona da babasınd’a n kalmıştu-. Orada bulunan herkes bir ağızdan cevap verdiler: «Biz hepimiz senin bütün dav- ramşlarından hoşnud ve memnunuz. bundan önce hiç kim ­ se böylesini görmemişti. Tu- m an’ın atalarından kalan altın evini diğer evlerle bir- Ha: 387b İlkte “ kurdular. Ertesi gün Köl Erki Han büyük bir toy yaptı. Senden bir incin­ me tozu bile gönlümüzün eteğine konmamıştır». biz de bu yolu tutmuştuk». Yüz gün geçtikten 61 . Sen bir toy tertip et ve tahta otur. ama ben yapabilirim. Son­ ra tahtı ona geri verdi ve dedi ki: nŞu şartla tahtı veriyorum ki. ne yapacağımızı bili­ riz. Nasıl ki. Bu bakımdan şimdiye kadar tahtta otur­ duğum otuz iki yıl boyunca bir kimsenin gönlü benden incinmişse söylesin». Cevap olarak dedi ki: «Benim bu hususta babamla sözüm ve kengeşim var. Yarın bizim günümüzdür. senin sözüne ihtiyacımız yok». Gel. Toy ta m ’®’ onüç gün sürdü. kutlulukla tahta otur». Çocuk bu sırada dokuz yaşında idi. me- murlar(gomeştegân) ve âmillerin (ammâl) çağınlmala- n ve herkesin toplanıp gelmesi için elçiler gönderdi­ ler. bu ancak boş bir heves olurdu Padişahlık tahtı. Bu toy öyle güzel düzenlenmişti ki. y Köl Erki Han Korkut’u bütün Oğuz uruğunu büyükleri(ekâbir) ve diğer ilerigelen- leri(eşrâf) toplayıp şöyle dedi: «Otuz iki yıldan beri bu tahtta oturuyorum. Eğer bizim uruğu­ muzun da padişah olması gibi bir hevesimiz olsaydı. onlar da bütün atalarının daM-andıkları gibi davransınlar. M uhakkak ki bu soydan gelen kimseler asla hata yapmazlar. Sözünü bitirdikten sonra şaka yollu torunu Qayı Yavquy’a de­ fi: 320b di ki: «Ey benim kızımın oğlu! sonunda J^ '-^ b a n a yağı ve asi oldun. Hemen o gece babasının zamanında işbaşında olan bütün beyler(ümerâ). Herkes gelince nihâyet toylara başladılar.

kendi günah ve suçlarmı ikrar ve itiraf ettiler ve ona hizmete hazır olduklarmı belirttiler. m e n BUc Er sonra kendi arzusu ile tahttan inip kendi oğlu Tİ­ BIckM Qayı KEN B İLE E R BÎÇKEN Q AY I YAVQUY’u tahta Yavquy Han oturttu. Onun Q ara A lp » adında küçük bir kar­ deşi vardı ve ağabeyinden önde idi. A nqh Arslan’ın küçük bir oğlu vardı. Çocuğa Alp Tavgaç Han adını koyup bu vilâyetin padişahlığını ona verdi. Bir yıl o ülkede kaldı. Doksan yıl padişahlık ettikten Uladmnr sonra babası vefat etti. U lad­ m ur galip gelip onları ezdi ve Arıqlı Arslan H an bü­ yük beyleri ile berâber hep savaşta öldürüldüler. Çocuğun yü­ zünü görünce büyük bir acıma hissi duydu. Oğlu ULAD M UR YAVQUY YavqHjr Han H A N ’i yuğ töreninden ve yasdan sonra bir toy yapıp beyleri(ümerâ) ve yakınları (moqerreban) tahta oturttular. Bu Han doksan yıl padişahhk etti Son derece kahram an ve temiz inançh(müeyyed) olup. Uladmur Yavquy H an asker toplayıp ona savaş ilân etti. Eğer A nqlı Arslan Han boş bir ümide kapılıp bilmemezlik etmeseydi. Bu savaş için gereken bütün silâh ve mühimmat 'ihtiyacını Sayram şehrinde ® yapıp tamam­ ladıktan sonra Arıqh Arslan H an’ın ordusu ile Talaş sı- nırlannda karşılaştı Üç gün üç gece savaştılar. bu ka­ vimden geçmiş otuz yıllık vergilerini de ödeterek geri aldı. Ölümden kurtulmuş olan kılıç artıklan Uladmur Yavguy Han’ın huzuruna gelerek. Daha önce onlara verilmiş olan bu vilâyetleri. Bir gün onu Uladmur Yavquy’un yanına getirdiler. Ona mümkün olan her türlü kolaylığı gösterip Uygur beylerine şöyle dedi: «Babalarımız ve atala­ rımız size her zaman yardım edip korum uşlar ve iyi­ lik etmişlerdir. iki gözün­ den yaşlar akıp dedi ki: «Yazık atalarımız bu vi­ lâyeti Uygurlara vermiş idiler. Hükümdarlığının onbeşinci yılı geçerken eskidenberi Oğuzlara tâbi ve itaatli olan Uygur kavm inden” ® A nqlı Arslan Han yağı olmuş ve Oğuz Yabgulart hâkimiyetine karşı is- yân etmişti. bu kü­ çük böyle mahzun ve yetim kalmazdı». ga­ yet namuslu olduğundan bütün ülkeleri yasanm hük­ müne tâbi kıldı ve y e r y ü z ü n ü n d i ğ e r tarafları da ona vergi gönderdiler. İnşallah bundan sonra ben de aynı yo­ lu takip ederim ” *. Yeter ki siz temiz kalple ve tam olarak bize itaat ve inkiyad edip şUkr yolunu tutun ve her zaman bize belekler» gönderin Böylece ta- 62 .

Lâkin bir oğlu yoktu. rafınızdan yapılacak iyi davranışlara biz de karşılık veririz. Bir gün as­ ker aç kalmış ve «ne aşı pişirelim» diye sormuşlar. geri verilmelerini emretti. Uladm ur Yavguy Ha: 388a Han'm yetmiş beş yıllık padişahlığından sonra j KARA Kara Han HAN tahta geçti ve yirmi iki yıl padişahlık etti. Doksan yıldan sonra üç oğlu oldu. Bu toplantı ve toylar öylesine hoş geçti ki atalarından miras kalan o topraklarm bu çocuğa ve­ rilmesi kararlaştı Uygurlar tarafından getirilmiş ne kadar esir varsa.. O da acele olarak bir m iktar ham ur alıp avucunda yassılttıktan sonra kazana attı.nisbet edi­ lir. «Buqra Han Aşı» denilen yemek o n a ’". Rivayete göre şöyle bir olay geçmiş.. Babası ve devlet erkânı ona toylar verdiler. en küçükleri de Bek- Tekin. Yağı onu. Uladmur’un ölümün­ den sonra Qayı Yavgu H an’ın oğlu Q ara Alp başa geçti. «Tekin»in mânâsı güzel yüzlü dem ektir». Dünya yeniden düzene girdi ve her yerde em­ niyet tam olarak tesis edildi. Bu mak­ satla memleketin her tarafm a elçiler gönderip her yerde tellâllarla bütün esirlerin geri getirilmelerini ilân et­ tiler. Toplanan bu Uygurları Alp Tavgaç H an’a gön­ derdi. dik- başlılık gösterir. Bunları söyledikten sonra oradan dönerek kendi pay- tahtına geldi. babasm ın Urçe H an ile savaşı sıra­ sında beşikten çalıp götürmüş. ortancası Qorı-Tekin. PADİŞAHLIĞIN U LA D M U R YAVQU HAN 758 759 URUĞU ELİN D EN ÇIKM ASI ve K A R A HAN OĞLU BUĞRA HANîIN PADİŞAHLIĞA BAŞLAMADI ve M EM LEKET TA H TIN A ÇIKM ASI S: 321a j Yavgu evlâdı kalmayıp onların nesli kesi- Buğra Han ünce K ara Han oğlu B uqra H an’ı padişahlığa getirdi­ ler^"’. O tarihten bugüne ka­ dar bu aş onun adıyla a n ı l m a k t a d ı r O n u n zama­ 63 . Ama bir de Allah göstermesin karşı gelir. sonra dönüp gelerek babasını® hayattayken görmüştü. O ölünce. En büyüğü 11-Tekin. Bundan sonra babası (olan Tiken Bile E r Biçken Qayı Yavqu Han) öldü Uladm ur Yavquy H an’ın bütün padişahlığı yetmiş beş yıl sürdü. aksi yolda karşı koymaya özenir­ seniz âsilere ne yapmışsak sizin cezanız da o olur».

herkes hakkım tam olarak alıyordu. Sonra Qon-Tekin babasının yanına gelerek şöyle dedi: «Ey baba. nında adalet ve hakkaniyet tamdı. kuv­ vetli bünyesi gittikçe kötüleşip çökmeye yüz tutmuştu. Her üç oğlunun da annesi olan Bayır Hatun “ admda gayet akıllı. hüküm verir­ di. otağdan dışarı çıkmadı ve saçuu kesditmedi. çekin- 64 . ^ Sarı-qul adında birisi bu oku bulup O on H an’a getir­ di. hüküm sizindir» dediler. Fakat oTÛat g&yet birlik ve berâberlik içinde bu görevi birbirlerine bu­ yuruyorlar. B uqra Han sarhoş olup uyumuştu. Bundan sonra yedi gün Q on Han toplanıp toy yaptılar ve Qorı-Tekin’i tahta oturttular. Nihâyet onun bu halini gören Beyler «üç oğlundan hangisini kendi yerine han olarak seçersin» diye sor­ dular Buğra Han «kengeş yapın. Kış mevsimi idi. Qorı Han nasıl olsa annem sayılır diye. Halk bolluk ve ucuzluk içinde idi ‘®’. Buğra Han «siz- 1er hangisini düşündünüz» diye sordu "™. Buqra Han ihtiyarlayıp zayıflamış. senin hizmetine bir kız alacağım» dedi Buqra Han ağlıyarak şöyle dedi: «Hangi kadın annen Banu H atun’un yerini tutabilir? Hem ben kadınlardan sakı­ nırım. Karısı Qorı H an’ı yalnız görüp. Buqra H an «herşeyin orta­ sı iyidir» dedi. Avdan döndük­ ten sonra Qorı Han babasına «annemin yerini tutması için. beylerin istediği hangisi ise onu tâyin edin» dedi. Beyler bu sözden ortanca oğul Q on- Tekin’i seçtiğini anladılar. Böyle yalnızlıktan ne çıkar?» So­ nunda babasını dışarı çıkarıp birlikte ava gittiler’^*. tac ve tahta lâyıkdırlar. Onlar cevap olarak «her üçü de seçkin. kaç '■* senedir evin bir köşesinde yapayal­ nız yas tutuyorsun. birbirlerinin rızasını da arıyorlardı. bilgili ve işbilir bir hatunu vardı. Qorı H an beylerbeyi olan Künce Bey’in ® kızını babası için istedi. onun ho­ şuna gitmek maksadıyla başındaki bitleri ayıklamak istedi^. ona bir yer ve yüksek rütbe verdi. X: 247b Avda Qon-Tekin tesadüfen bir dağ geyiğine ok attı. Bir gün bu kadın ölüverdi. Mem­ leket işleri hakkında da çoğu zaman o . Qon Han"'-' «O sadakat ve samimiyetinden dolayı bu oku bana getirdi» dedi. Ona iyi davranıp kendi «leşker-keşB beyliği (kumandanlığı?) ile görevlendirdi. Beyler bu durumu Buqra H an’a bildirdiler. Tesâdüfen bir gün toy yapmışlardı. biz baba-oğulun arasını bozar ve anlaşmazlık çıkarır». Buqra H an Uç yıl boyunca yas tuttu.

babamla kengeş yapıp sana lâyık olduğun cezâyı vereceğim». Bu kızlardan biri Qorı Han’m çizmesini giyerek. Fakat beyler: «babanın emrine göre seni tevkif ediyoruz» dediler. Qon Han şaşırdı ve «herhalde Antlık Sanqulbaş® gelmiştir yağı olmuş olmalı ki benî tutmak istiyor» diye düşündü. Qorı Han’ın tt- keklik gururu ve haysiyeti ayaklanıp öfke ve kız- gınhkla şöyle dedi: «Sen içinde nasıl böyle bir çirkin istek taşırsın. Kadm bu sırrının bilinip etrafa yayıhnasıyla herkese rezil ol­ maktan korktu ve daha önce davramp bir hile düşün­ dü: Qon Han’ın evinden iki üç kız çağırdı. Bundan son­ ra kendisiyle kadınuı arasında olup bitenleri açıkça anlattı. Kadın ona «beni baban için istedin. Kadının söylediklerini kendisinden sordular. En iyisi ^ son­ radan yapılacak işi dille söylememeli. Beyler dediler ki: «doğrusunu öğrenmek için en iyisi. Buqra Han buna müsâade etti. fakat böyle bir işe teşebbüs etmeyip. Zaten büyükler «dile düşen iş ziyan olmuştur» demişler. meksizin başını onun dizlerine koydu. O gece tesâdüfen kar yağmıştı. baha hiç bakmıyorsun ve be­ ni bir ihtiyarın eline esîr eltin» dedi. Buğra Han bu olaydan öfkelenip ateş püskürdü ve beyleri çağırıp onlarla bu durumu danıştı. Bu öğüt in­ sanlara yapmadıkları işleri söylememelerini tenbih- liyor. Ve sonra onun ardından çıkarak evine gitti ve yatıp uyudu. zira sonunda insana vebal getirir». Qorı Han: «madem ki babamın hükmüne göre tevkif edeceksiniz. çizme izlerini Buqra Han’ın evinin kapısına bıraktı. Bey­ ler Qon Han’ın evinin kapısına geldiklerinde o henüz uykuda idi Beyler «seni yakalamamıza dair hüküm var» dediler. o halde buyurunr> diyerek ellerini uzattı ve onu yaka­ ladılar. O elini daha ça- S: 321b buk tutup benden önce davranmış. Qorı Han şöyle cevap verdi: ^Anlaşılıyor ki ben mese­ leyi babama söylemekte gecikmişim. yarın tezi yok. bu tiır 65 . onu yakalayıp işlediği bu suçu ve giriştiği böylesine al­ çaklığı soralım». Seher vakti de kadm gidip/f*® kocası Buqra Han’a dedi ki: «Oğlun Qon Han’m benim için yüz kızartıcı ve çirkin arzular beslemesi bana reva mı­ dır? Ijşte^®^ onun eve geldiğini gösteren ayak izleri». Beyler onun sorguda söylediklerini babası­ na arzettUer: «Qon-Tekin diyor ki gerçi çizme izi be­ nimkidir.

Zencî şöyle cevap verdi. Geri dön. Hele bir ken­ disini bulayım. Qorı-Tekin nal seslerini du­ yup siyâhî’ye «bak bakalım. Yok eğer suçsuz ve temiz ise. Geri döndüğünde bu acı haberi işitince düşün­ dü ve kendi kendine dedi ki: «Babası Buqra H an’ı öl­ dürüp başım oğluna götüreyim. Ha. «boz bir ata binmiş ve atın göğsüne bir siyah kutas ® bağlamış». yine hü­ küm verebilir». sanığın vücudunu yaralayıp ejderhalara gönderirlerdi. O zamanlar "®‘ Dîv Qayası ® adında. yaralı vücudu iyileşirdi. yüksek bir dağın eteğinde ejderha vardı. Birbirlerine yeti­ şince atlanndan indiler. ona hizmet edeyim derken kötülük etmiş olurum. Endek ^ adlı gâyet geniş bir bozkm n kenarında olan bu dağın eteğinde üç tane bü­ yük ağaç vardı. yâni benimle dost­ luk andı içen. eski beyinin rahatım sağlayacak bir zencî ahçı ile gön­ derdiler Zencî devenin yularını alıp bu bozkır­ daki iki aylık yola koyuldu. iznini alırsam geri döner. evine 66 . B ir*”* sabah yakınlarına erişti. Eğer kardeşlerim olsalardı atları siyâh ve kutası da beyaz olurdu» dedi***". Eğer gerçekten suçlu ise ejderha onu hemen yerdi. «Öy­ leyse bu Antlıq Sarıqulbaş’dır. Qon-Tekin de kendi ba­ bası Buqra H an’ı sever. eğer onu öldü­ rürsem hiç hoşuna gitmez. Bir iş göreyim. ardımızdan gelip yetişmek istiyen kimdir kumandanları nasıldır» diye sordu. Böyle olunca. onu yoldan çevmp tahta geçireyim. SançM/fcay Qorı-Tekin’in el ve ayaklarından öptü ve ağladı. Son derece süratle artlarından | gitti. Bu sırada Qorı Han’ın si- pehsalan ve leşker-keş’i olan Antlıq Sarıqulbaş yoktu. Eğer gözleri görmüyorsa da. İn­ sanların iyi veyâ kötü oldukları orada kesinlikle belli olurdu. Kardeşlerim yerine de sen geldin. babasını öl- X: 248a dürürüm». her ağacın altında iki mavi ejderha vardı. Buğra Han J • bu konuda sizin fikriniz nedir» diye beylerle danıştı. Sonra da hah giden bir çöl devesinin sırtına bindirip. Qon-Tekin «ey vefalı dostum» dedi®“ . Herbiri bir akarçeşmenin ayağında olup. 388b bir alçaklığa^®* asla tenezzül etmedim*. «Üzerimde pek çok hakkın geçmiş­ tir. Biri­ sinin suçlu olduğu iddia edilip itham edilirse. Fakat tekrar düşündü ki «ben nasıl babamı çok®**® seviyorsam. Q on Han. Buqra H an onun hıyâneüni ejderhalarla halle­ dilmesini isteyip®®! gözlerine mil çekilmesini emretti.

Eğerin içine nuznalar yer­ leştirilmişti. Oorı-Han beş tâne tay getirmelerini emretti. Sarıgulbaş bundan korkarak kılıcım çekti ve ejder­ hayı öldürmek istedi. Qon- Tekin^'-^ «ben ortanca oğul olduğum için ortadaki ağaca» diye cevap verdi. Şimdi kadmın cezasını nasıl istersen ver».». iyi kötü seninle berâber olacağım n dedi. Antlıq «bu üç ağacm hangisine gidelim» dedi. Ama sen benim sözümü dinlemedin. Buqra Han cevap olarak şöyle dedi: «Bu kadını daha benim için istediğin gün biliyordum ki birgün fitne ve bulgaq’a® yol açacaktır. Ejderha «hiç tasa etme» diye cevap verdi: «O suçsuz. Eğer netice başka türlü olursa evime ve çocuklarıma sen bak. 322 b dan geçirerek taş gibi bağladılar. Onu günahsız olduğu halde bu feci hale koydular. Dilini Qon- Tekin’in her iki gözüne sürünce hemen gözleri açıl­ dı. Kadını bir atın kuyruğuna bağladılar. Bu sırada üç dağ qoçu gö­ ründü. Ejderha onun göğsüne doğru gidiyordu. tertemizdir». Antlıq atım sürüp tam ejderhanın önüne gel­ di baktığı zaman Qorı Han’ı çeşmenin başmda uyu­ yor gördü. Hemen koşup yağı askerine saldırdılar ve yağıyı yenip dağıttılar®-* Qon-Tekin babasını görüp başından geçenleri anlattı. sol kolunu ve ayaklarını da böylece başka başka aflara bağladılar. Sağ kolunu başka bir atın kuyruğuna. | Bu tay kadar hızlı koşan bir hayvan görülmemişti. uzun süren yol nihâyet kısaldı ve iki aydan sonra bitgün üç ağaç uzaktan göründü. Ejderhaya «ne yapıyorsun?» diye sordu®: «O bir padişahdır. [Nasıl ki- rahmetli Firdevsî de şöyle diyor®*®: «Hemen ahırdan bir tay getirmelerini istedi. Ben kendi suçsuzluğumu biliyo­ rum. Atları birden kamçıla­ dılar ve böylece vücudu parça parça oldu. Evlerine vanp kadın ve çocuklarım gördükleri zaman. Bir zaman onu yere atar. Ona bir kötülük etmemen için seni öldüreceğim». Ora­ dan yola koyuldular. Onu atın sırtına iplerle kayışlarla boynun- S. onu 67 . Antlıq Sarıqulbaş ağlayarak «geri dönmiye- ceğim. yine biliyorum ki sağ-selâmet döneceğim. ve çocuklara bak. O kindar (hü­ kümdar) onu meydana çekti. y ^ ı geldiğini ve Buğra Han’ı kuşattığını haber verdiler. Meydana birkaç süvari gönderdi Boynuna kayıştan kemend geçirdiler ki tay daima onu çeksin. Oradan sağlıkla geri döndüler.

Padişah ona çok yakınında yer verdi. ancak onun serbestliğinden ve küstahlığından şa­ şırdı. vücudun­ daki deri tamamen soyuldu. H er türlü iş ve hizm etin ortasından pişip gelmiştir. Hacibler ve inaqlar onu kıskandılar. Ulu hatun olan Bal (Mal?) Hatun*’ ile Gevar H a t u n k â s e sunmak için yanına geldUer. Padişahı sıkıntılı ve üzüntülü gö­ rüp bunun sebebini sordular. Bütün dünya ve padişahhk işlerini. her zaman yerde sürüklerdi ®“ . Bun­ dan sonra Buqra**® H an oğluna «artık hiçbir engel ve H u 389a dedikodu olmaksızın j tahta geç. Onlar döndüler ve Padişah da hareme geldi. Seni öldürüp padişahlığa zorla sahip olacak ve karım da alacak. Onun kırk hacibi ile Suvar M» ülkesinden ®satm aldığı Suvar adında bir gulamı (içoğlam) vardı. Hatunlar ise şöyle dedi­ ler. Çok hünerli. yeyip- . m a gizli-açık her türlü sözü sana söyleyip küs­ tahlık ediyordu.'horluk içinde verdi Zalim birisinden adalet istemek olur m u. ö y ­ lesine inaq *> idi ki beylerin ve vezirlerin huzurun­ da Padişahm kulağma gizlice söz söyliyebiliyordu. Eğer söylenenler doğru ise herhalde onu öldüreceğim». Aralarında kengeş yaptıktan sonra birlikte Padişaha şunları arzet- tiler: «Bu Suvar Padişah hakkında kötü niyetler besliyor. O şekilde sürükledi ki. A m a o çevik ve kahram an bir adamdır. Onun ölümünden Oyımaq H u sonra akrabasından OYUNAQ « Külenk’de yedi yıl A nlan H a » padişahlık etti **2. 248b bozulmuştur» dedi. «Gerçi biz de bazen onu kıskanıp çekemiyor­ duk. İşte bu şekilde canmı azap içinde. onun sonu d& böyle olacak» dedi. Ondan sonra oğlu ARSLAN HA N da Külenk’de tahta oturdu.se. Biz bunu öğrenince onu sakla­ yıp gizleyemedik».] “ Qori-Han «bundan sonra kim yalan söyler ve iftira edeı. Bir defasında onun medhi H atun’un kulağına kadar erişti. 5 «Yarın buraya dönünce bu hu­ susta sorguya çekilecek. kahram an. Qara Arslan Han onu görevle bir yere gönderdi ve «döndüğü zaman onu yakalayıp parça parça etmeniz için size veririm» dedi. Böyle d m ası görenleri dehşete düşürüyordu. Qorı H an Q an Talas’da® tahta otu­ rup yetn^iş beş yıl padişahlık etti. çevik ve ca- nayakm idi. padişahlık zaten se­ nin hakkını dedi. Arslan Han Suvar hak­ kında öğrendiklerini anlattı ve «gönlüm bunun için X. sıcak vücudundan kanlar akıyordu.

Hatunların yanına gi^fp yürekten ağlayıp sızladı. Bu şiirlerde şöyle diyordu: »Ey Padişah. el­ bise. Ertesi gün Suvar geldi Kara Arslan Han onun ken­ disini görmesine yol vermedi. Sabahleyin güneş doğarken haciblerine haber verip şöyle dedi: «Ben Küyükü Hisar’a ava gitmek istiyordum Ama onlarm biraz rahatsız olması buna engel oldu. aksine itibarımızı kırar ve üstelik Suvar’ı da bize tercih ederdi. Sonraki gün haciblerine ve Suvar’a karşı tatlı bir hile düşündü Kendisini ölmüş göstererek bir tabuta yattı ve haciblerle Suvar’a «Kara Arslan Han öldü» diye haber gönderdi *®*. senden sonra dUşmanlanmn sevinçli dünya- sım görmeyeyim». yoksa senin ölümünden sonra evine ve çocuklarına yardım edip korurlar. Son­ ra pişmanlık fayda vermez. Onlar Padişahın söylemesi üzerine gittiler. ve yas töreni yaptı. Onlar ba sözleri kin ve^^* kıskançlıktan söylemiş olabilirler. Onun ağıtı olarak pek çok şiirler okuyup herkesi ağlattı. Kendimi öldü­ reyim de. deve gitn hayvanlarm yemlerini. Bü­ yük bir yuğ. Bir gün sonra haber ve hil’at göndererek «gidip Anande® ve Yeni Kent vilâ­ yetlerinden üç yıllık vergiyi getirmesini emretti. önce sıkı tür araştırma ve inceleme yapılsm. Siz ora­ da avlanın >. Şimdi sen öldükten son­ ra benim yaşamanun ne faydası var. Kara Arslan Han bütün ge­ ce bu konuda enine boyuna düşündü. Adamcağız günahsızken ken­ disini kıskananların yalanı ile ölüme gitmesin. Ona menşur ve hayvanlar verdi ve daha birçok bağışlarda bulunarak yola çıkardı. müsterih olmak için dik­ katli davranmak gerekir». ihmâl edilmesin. istemiyerek yas'da bulundular. davul ve bayrağı kendi evlerine götürmezlerdi. Onun yas töreni bize bir gelinin düğün matemi gı&ıdir» Hatunlan hiç sor­ madılar. içme at. Böylece etrafın siyâseti ve düzenleri başıboş bırakılıp. İkinci gün Suvar gelip yetişti. Arslan Han’ın hâzinelerini götürüp aralarında paylaş­ tılar. lütfen bir gün. Onun bu ağlayıp sızlamaları Kara 89 . Onun kös(kûs) davul(tabl) ve bayrağını(’alem) da alıp götürdüler. Hacibler bu haberi duyunca hemen döndüler ve çarçabuk birbirle- riyle kengeş yaptılar: «O bize hiç iyi davramp iltifat ve itibar etmez. giyim ve donatım hususlanm iyice düzenlemiş ve plânlamıştır. katır. ne yazık ki beylerini memnun edemedin*'^.

Şimdi sizin yaptıkların ıza karşı cezân ız ^''' ölmek. hep yalan ve ortalığı karıştırmayı düşünürlerdi. El ve ayaklarını vü­ cutlarından ayırıp yol başlarına diktiler. yok olmak- Ha: 389b tır». Olkenin çe­ şitli yerlerinden yuğ töreni için gelmekte olan kalaba­ lık ahali ve beyler yol başlarındaki bu durumu gö­ rünce şaşırdılar. Arslan H an’ın kulağına erişince. «Sen iyi bir ad bıraktın Söyle. ^ Suvar kaçmadı ve yüksek sesle «bağlılığım ve sadakatim sana mâlum oldu da. On­ lar dehşet içinde şaşkınlaşarak «çünkü suçluyuz» diye cevap verdiler. yâni göz­ leri oyulup kulakları kesildi. Gönlü çok sevinçli ve memnundu: «Yüce Tanrı bana yeniden can bağışladı hayat verdi. Hatunlar bundan korktular ve «bir ölü nasıl olur da S: 322b canlanır® diye kaçıştılar. sen hiç tasa etme». 70 . Bilmeyip yaptıklarından dolayı utanıp piş­ man olarak yere bakıyorlardı.» Onların yol başlarına götürülme­ lerini emretti. Padişah «şimdi serze- niş(itab) zamanı değildir. A rslan H a n şöyle buyurdu: «Sizin onun hakkında **“5 düşündükleriniz size geri tepti. Padişah du­ rumu şöyle izah etti : «Onlar kötü niyetli insanlar­ dı. K ara Arslan Han birden elleriyle vurarak tabutu kırdı ve ayağa kalktı. on­ ların kötü vücudlarından dünyayı kurtardığını ilân et. Ondan ba­ na naklettikleriniz m eğer sizin kötü tabiatınızda var­ mış. sizden üzülerek kendini öldürecekti. Suvar da şaşırarak «insanı nasıl böyle deneyip imtihan edersin» dedi. Suvar şöyle dedi: «Padişahın izniyle onları öyle öl­ düreyim ki. Onları yakalayıp Padişah’m huzuruna getirdiler. beni de birlikte öbü r dü n yaya götürmek için geldin» dedi. bütün basımlara ve düşmanlara ibret ve nefret vesilesi olsun. Yaptıklarının karşılığı işle budur». İbret olsun diye öldürüldüler. Daha sonra Su­ var’a dedi ki. O zaman | bunların öldürülmesini Suvar’a bırak­ tı. Padişah öfkeyle «niçin gözleriniz yere çakılmış kalmıştır» diye bağırdı. Kara Arslan Han onu sıkıca kucakladı ve se­ vinçle öptü. Bizim kürke ^ ve borumuzu evinize götürdünüz Suvar geldiğinde eğer ben tabuttan çıkmakta bir an ge- cikseydim o. Oğullarım îlarslan ve Mahmud ®ile bütün yamaklar ve hizmetçiler (haşm ü hadem) atlanıp gitsinler ve kırk hacibi yakalayıp geti­ rin» dedi. Kara Arslan H an’ın hizmetine girip bu halden dolayı şaşırdıklarını belirttiler.

O n sek iz sen e p a d işa h lık etti. K en d isi A m u y e Suyu'nun bu tarafın d a ^ otu ru yord u . fa yd a v erm ed i. O ardıçı da on a p ek çok n a sih a t etti am a. B ey ler ise bu n a tah am m ü l e d e ­ m iyorlard ı. O n ların ön d eri (m o q a d d em ) birkaç b ey (C en d b eyi?) id iler. A m u y e ’- nin öb ü r tarafın d a C ey h u n Irm ağı k ıyıların d a k a la b a ­ lık k a b ileler o tu ru y o rd u . Ali Han B u ran H a n ’ın ö lü m ü n d en so n ra o ğ lu A L I H A N b a­ b a sın ın yerin e p a d işa h o ld u . (y o k sa ) o k ü çüktür» 71 . H e m e n h ergü n günah. ve k ötü lü k le m eşg u ld ü . K en d i oğlu h en ü z küçük o ld u ğu n d an Osman Han a m ca sın ın oğ]u OSM AN K ü len k 'd e tahta g eçti. Ö lü m ü n d en sonra E S L t Esli Han H A N tahta o tu rd u . G ecc lcri b eylerin k ızla rm ın e v in e g id ip o n ­ ların ırzına g eçiy o r d u . b ü yüklük v s u lu lu k la p a d işa h lık etti. '■"'•Oğlunun b e lin e bir k ılıç b a ğ la y ıp «adın K ılıç A rsla n olsunu d ed i. A li H a n k en d i oğlu K IL IÇ A R S L A N ’ı k ırk b in e yak ın atlı çıkaran o taraf­ taki k ab ilelerin id a resin e m em u r etti Y ü z sek sen y a ­ şın d a ola n B ü g d ü z O a rd ıçı’yı ® o ğlu n u n d o ğ ru lu k la iş görm esi v e O a rd ıçı'n ın a d a letin d en a yrılm am asın ı tenbih ederek n a ib ve vezir olarak o n u n la g ön d erd i. Ü ç y ıl son ra oğ lu Ş A B A N H A N ’ı tah ta g e ­ çirdi. N i­ h a y et beyler h ep b erab er on u yak a la m a y a karar verd i­ ler. ( Y etm iş y ıl d evjetin b aşın d a m u tlu lu k . A li H a n ’ın h u zu ru n a varıp o ğlu n u n yap tık ların ı bir bir an lattı ve d ed i ki: «b en im öğü t vc n asih atlarım ı d in lem ed iğ in d en böy­ le çirkin bir durum h asıl oldU. O n a bu sebeple''^ '’ «zalim Ş a h -M clik » a d ı­ nı verdiler. X: 249a n aib lik v e h a cib liğ i h ep S u var’a bırak tı. O nlar H o ra sa n ’a vardılar vc birkaç y ıl g eçtik ten sonra Kı l ı ç A rslan b ü lu ğ çağın ı geçirip d e li­ kanlı o lm u ştu . H e p berab er A ta b ek G ard ıcı'n ın yan ın a varıp on d an uzu n b oylu şik â y e tle b u lu n d u lar. Ş a h -M elik k a ç ıp Irm ak ’dan g eçti ve B ü gd ü z O ardıçı da ardından y o la ç ık tı. Ş ab an H a n yirm i iki y ıl p a d işa h lık etti. k ö tü ­ lük d ü ş ü n ü r h a t t â P ad işa h a el kaldırırsa on u n lâyık o ld u ğ u ceza işte budur®. V e fa - Buran Han tın d an son ra o ğ lu B U R A N (T uran?) H A N ® b a b a ­ sın ın yerin e tahta g eçti. S u b a şılık (em â rct-i leşk er). Y a şh v e g ü n görm ü ş bir adam o ld u ğ u n d a n d ü n y a y ı ayların v e yılların arşını ile ö lç - Şaban Han m ü ştü . Y in e ilân et ki her k im ya la n sö y ler. O n b eş y ıl p a d işa h lık etti. iftira ed er. A li H a n M a n d a (M a y d a ? ) ^ ve Y e n ik e n t’d e yirm i sen e p ad işa h lık etti.

Merv. Fakat gece başbaşa kalıp birbirleriyle durumu danışıp kengeş ettiler. En iyisi bugün onu bir yere gizle. Oardıçı Merv sınır­ larında onlara yetişince durumu izah etti. baş kaldırmaktan vazgeçmezlerse hiç olmazsa oğlun sağ kalacak. Uyuyan fitneyi yyandınp. Horasan şehir­ lerine. Eğer dinlemezler. yaptıklarından vaz geçmiyeceklerdir. Ancak ahali bundan kaçındı ve cevap olarak «aranızdaki çekişme ne vakit anlaşmaya çevrilir®®^ ve Padişahınız belli olursa size vergi veririz» dediler. gelecekler ve seninle savaşıp muharebe e d e c e k le rd irÇ o c u ğ u herkesin içinde ya­ kalatıp zincire vuruhnasını emrettin. Beyler hep beraber «Ali Han oğlunuöldürmedikçe biz ona göç vermeyiz^ ve kendi yurdumuza da dönmeyiz» dediler. Babası başına bir tekme atıp «bu uğursum yakalayın» dedi. bunları zorla yenerek itaat ettirip baş eğdirsin. Şah-Melik babasmm böyle söylediğini du­ yunca hemen gelip atı «tekşemişi»^ yaptı (çöktürdü) ve babasının ayağını öpmek istedi. Ali Han Bügdüz Qardıçı’yı ça- S: 323* ğırıp kendisinden af dileyerek şöyle **.^ dedi: «Bu Ha: 390a Çocuğu zincirlerle bağlayarak götür ve | diledikleri gi­ bi öldürmeleri ve gönülleri*®® hoş olmalan için düş- manlarm eline teslim et». Ali Han «eğer oğlum bunlan duyarsa yanıma gelme­ yip kaçarı diye düşündü ve ona «yalan söylüyorsun> dedi: cBütün bu karışıklık senden çıkıyor. Buşeng ve Merv’e gönderdiler ve yıllık vergi istedi. Serahs ve Feramurzan * taraflarındaki Oğuz boylan ve beyleri toplandılar. onu askerle gönder de. o daha küçüktür». Onu yakalayıp hapsettiler. Bügdüz Oardıçı’yı hemen sür’atli bir arap atına bindi­ rerek yola çıkardı. ben de onların öflce ve îıidde- tini yatıştırmak için gideyim ve diyeyim ki Ali Han oğlunu yakaladı ye size teslim edip ondan öcünüzü X: 249b almamz için bana verdi. ^ Şimdi herbiriniz kendi yerinize gidiniz. Bu beylerden bazıları İran’a doğru ayrılıp gitmişlerdi. «Çocuğu bu şekilde götürmek iyi bir hareket olmaz. Hem de düşmanlara*»^ verilir ve eğer onu öldürürlerse mağ­ rur olacaklar. Oğlanı da geceleyin bir yere sak­ ladı. Beylerin önderi Qınıq Oâzıgurt idi.» Bu fikir Ali Han’a çok uygun geldi. Böyle olunca Amuye’nin her iki tarafındaki halkı ve kabileleri göç ettirip"®^ Mervdekilerle birleştirmek için 72 .

onlar 73 . Kirman ve diğer Hora­ san vilâyetlerine elçi gönderip vergi istediler. Askerin herbirintn çok delikli iki torbaya toprak doldurmalarım ve atlannı hızla sürmelerini emretti. gidip müstevfî (yâni ma­ liyeci) nin vergisini toplayıp getireyim» dedi. Toprak deliklerden dökülünce öylesine toz-duman oldu ki. «Asker gehnesin*^*. dallan gökte». Qınıq'^^ Qazıgurt ona «bak bakalım.üç ağaç çıküğım gör­ d ü k Bunların tepesi göğe ulaşıyordu. Oazıgurt'a «bana bir mikdar süvari verin. Ali Hanla yağı olmamızın sonu ne ola­ cakı diye sordu. Bu ona inanılmaz geldi. O kadar fakir olmasına^'*’ rağmen. Toqsurmış’ın oğulları ara­ sında Tuğrul®^® daha becerikli idi. bin kişilik bir süvari birliği gönderdiler. geleceği ve gizli sırları bilen Amiran Kâ­ hin ‘ adında bir fakih vardı. Gazne. kahramanlık ve cömert­ liği ile tanınmış birisi çıkacak■ dedi. Onların içinde Keraküçi Hoca’ ■ mn oğlu Toqşunmş tçi(Elçi?) admda çadır iskeleti işleyen bir usta ve üç oğlu vardı: en bü}âiğü Duqaq‘. O da önceden etra­ fa elçiler gönderip «niçin verginizi vermezsiniz. Bey­ ler bir defasında Herat. işte ka­ rınca ve çekirgeler gibi asker geliyor» diye haber yay­ dı. Tabiî ki halk bunu yerine getirmedi. doğruluk. Halk verfp ödemeyi kabul ettiler. O «üç» diye cevap verince Kâ­ hin ona «her üçü de Padişah olacaklar» dedi. bava kararıp gözler kamaşu. Qınıq. Oğuz Beyleri onların iyi avcılık yaptıklarmı gö­ rünce av beyliğini(kuşçılığı) * onlara verdiler. sizi®*^ mahvedip kadın ve çocuklarınızı da esir alacak» diye ilân ettiler. Bunun üzerine ona bin asker verdiler. elinde olan iki üç çadırım sattı. senin kaç oğlun var» diye sordu. Rüyâsini anlattığı Amiran Kâhin ona ^ «sakın bu rüyayı ve sim kimseye söyleme». O bir saat kada{ düşündükten sonra «içinizden ^ adalet. birkaç koyun ala­ rak sadaka etti. Elçiler etrafa daha kuvvetle «işte Sultan “ Tuğrul sayısız ve misUsiz as­ kerle geliyor. cesur ve kahraman idiler. Onun her üç oğlu da bahadır. Tuğrul konaklanan her yerde askerin çok ateş yakmalarını emretti Bu tür tedbirleriyle herkesin gönlüne korku düşürdü. ortancası Tuğrul ^ ve küçükleri Ars- lan Bu zat o gece rüyâsmda göbeğinden sağlam göv­ deli ve»«® pekçok dal budakh. Her türlü av işlerini iyi yapar­ lardı. «Asıllan yerde. Bu topluluğun beylerinden. gitti.

^ Şimdi herbiriniz kendi yerinize gidiniz. Ancak ahali bundan kaçındı ve cevap olarak «aranızdaki çekişme ne vakit anlaşmaya çevrilir®®* ve Padişahınız belli olursa size vergi veririz» dediler. Fakat gece başbaşa kalıp birbirleriyle rfurM/MU danışıp kengeş ettiler: «Çocuğu bu şekilde götürmek iyi bir hareket olmaz. baş kaldırmaktan vazgeçmezlerse hiç olmazsa oğlun sağ kalacak. Bu beylerden bazıları İran’a doğru ayrılıp gitmişlerdi. Beylerin önderi Qınıq O^ıgurt ^ idi. 390a çocuğu zincirlefle bağlayarak götür ve | diledikleri gi­ bi öldürmeleri ve gönülleri®*® hoş olmaları için düş- manlarm eline teslim et*. Onu yakalayıp hapsettiler. Oardıçı Merv sınır­ larında onlara yetişince durumu izah etti. bunlan zorla yenerek itaat ettirip baş eğdirsin. Buşeng ve Merv’e gönderdiler ve yıllık vergi istedi. Oğlanı da geceleyin bir yere sak­ ladı. yaptıklarından vaz geçmiyeceklerdir. En iyisi bugün onu bir yere gizle. Babası başına bir tekme atıp «bu uğursum yakalayın* dedi. o daha küçüktür*. gelecekler ve seninle savaşıp muharebe edeceklerdir Çocuğu herkesin içinde ya­ kalatıp zincire vurulmasım emrettin. Şah-Melik babasının böyle söylediğini du­ yunca hemen gelip atı «tekşemişi* ® yaptı (çöktürdü) ve babasının ayağını öpmek istedi. ben de onların ö fk e ve hidde-. Serahs ve Feramurzan ^ ta ra fla rın d a k i Oğuz boylan ve beyleri toplandılar. tini yatıştırmak için gideyim ve diyeyim ki Ali Han oğlunu yakaladı ve size teslim edip ondan öcünüzü X: 249b almamz için bana verdi. Eğer dinlemezler. Merv. Ali Han «eğer oğlum bunlan duyarsa yanıma gelme­ yip kaçar* diye düşündü ve ona «yalan söylüyorsun* dedi: «Bütün bu karışıklık**® senden çıkıyor. onu askerle gönder de. Hem de düşmanlara**^ verilir ve eğer onu öldürürlerse mağ­ rur olacaklar. Ali Han Bügdüz Qardıçı’yı ça- S: 323a ğınp kendisinden af dileyerek şöyle ^ dedi: «Bu Hu. Böyle olunca Amuye’nin her iki tarafındaki halkı ve kabileleri göç ettirip*®^ Mervdekilerle birleştirmek için 72 .» Bu fikir Ali Han’a çok uygun geldi. Horasan şehir­ lerine. Beyler hep beraber «Ali Han oğlunu öldürmedikçe biz ona göç vermeyiz a ve kendi yurdumuza da dönmeyiz» dediler. Bügdüz Oardıçı’yı hemen sür’atli bir arap atma bindi­ rerek yola çıkardı. Uyuyan fitneyi uyandırıp.

Kirman ve diğer Hora­ san vilâyetlerine elçi gönderip vergi istediler.üç ağaç çıktığım gör­ d ü k Bunlarm tepesi göğe ulaşıyordu. doğruluk. hava kararıp gözler kamaştı. Onların içinde Keraküçi Hoca’ * nm oğlu Toqşurmış tçi(Elçi?) admda çadır iskeleti işleyen bir usta ve üç oğlu vardı: en büyüğü Duqaq \ ortancası Tuğrul ” ve küçükleri Ars- lan Bu zat o gece rüyâsında göbeğinden sağlam göv­ deli ve»®* pekçok dal budaklı. Tuğrul konaklanan her yerde askerin çok ateş yakmalarını emretti Bu tür tedbirleriyle herkesin gönlüne korku düşürdü. Halk ver£i ödemek kabul ettiler. sizi®^^ mahvedip kadm ve çocuklaımızı da esir alacak» diye ilân ettiler. birkaç koyun ala­ rak sadaka etti. Bu topluluğun beylerinden. Togsurmış’ın oğullan ara­ sında Tuğrul daha becerikli idi. O bir saat kadat düşündükten sonra «içinizden ^ adalet. Askerin herbirinin çok delikli iki torbaya toprak doldurmalarım ve atlannı hızla sürmelerini emretti. Her türlü av işlerini iyi yapar­ lardı. Onun her üç oğlu da bahadır. «Asker gelmesin ®^®. Oğuz Beyleri onların iyi avcılık yaptıklarmı gö­ rünce av beyliğini(kuşçılığı) ® onlara ®^* verdiler. Tabiî ki halk bunu yerine getirmedi. onlar 73 . Bey­ ler bir defasında Herat. dalları gökte». elinde olan iki üç çadırını sattı. Bu ona inanılmaz geldi. Qınıq. Gazne. Rüyâsını anlattığı Amiran Kâhin ona®®® ■sakm bu rüyayı ve sim kimseye söyleme». Toprak deliklerden dökülünce öylesine toz-duman oldu ki. Bunun üzerine ona bin asker verdiler. Elçiler etrafa daha kuvvetle «işte Sultan “ Tuğrul sayısız ve misilsiz as­ kerle geliyor. gidip müstevfî (yâni ma­ liyeci) nin vergisini toplayıp getireyim» dedi. O kadar fakir olmasına rağmen. «Asılları yerde. Ali Hanla yağı olmamızın sonu ne ola­ cak» diye sordu. işte ka­ rınca ve çekirgeler gibi asker geliyor» diye haber yay­ dı. O da önceden etra­ fa elçiler gönderip «niçin verginizi vermezsiniz. cesur ve kahraman ®^^ idiler. Oazıgurt’a «bana bir mikdar süvari verin. kahramanlık ve cömert­ liği ile tanınmış birisi çıkacak» dedi. gitti. geleceği ve gizli sırları bilen Amiran Kâ­ hin® admda bir fakih vardı. senin kaç oğlun var» diye sordu. Qınıq®®® Qazıgurt ona t bak bakalım. O t üç» diye cevap verince Kâ­ hin ona «her üçü de Padişah olacaklar» dedi. bin kişilik bir süvari birliği gönderdiler.

Tuğrul h a lk ­ tan m a l v e parayı tam am en alıp geri d ö n d ü . B ü yü k kardeşi T u q a q ’j G a zn e ve o y ö r e y e h ü k m et­ m esi için gön d erd i K ü çük k ard eşi A rsla n şa h ’ı R u m v e oria k om şu yerlerin b ey liğ in e tâyin etti. y o k eğer d e ğ ilse . O n d örtb in k işi seç ip bunun altı b in in i. O ğuzlar T u ğ ru l’u k en d i b e y ­ leri yap m ışlard ı. Ş a h -M elik k ötü h arek etlerin in ccza sın ı ve çirkin d avran ış v e su ç la ­ rının k a rşılığın ı b u ld u » . sa ğ taraftaki iki d ere arasın d a p u su k urm ası için kardeşi T u q a q ’ın em rine v erd i. y a n m ız a getirm em için b an a teslim etti. vergi verecekler® d iy e elçiler gön d erd iler.^ yaptılar. A li H an T u ğru l’un su ltan o lu p Ş a h -M e lik ’i öldürdüğü haberini d u y u n ca üzüntü v e k e ­ d erin d en h a sta la n ıp iki sen e son ra v efa t etti Ve sal- Tuğru) tanat T uğrul'un üzerind e k ald ı. Şim d i y o l­ da. T u ğru l O g rd ıçı’y ı h a p sed ip b irk aç | k işiy i k o ­ ru m ak için y a n ın a verdi. y a p acağım işk en celerle ö le c e k sin » d e d i. Ş a h -M elik ’i birkaç b ü yü k beyi ile beraber y a k a la y ıp galİb v e m u za ffer o la - 25üa rak d ön d ü . y a ln ız doğru sö y le » d ed i. Tuğrul «sen d en b irşey so ra ca ğ ım . k a rd eş­ leri p u su d an saldırdılar v e yirm i bin kişiyi ortaların a alarak p ek ço ğ u n u öldürdüler. A ltı binini d e k üçük k ard eşi A rsl^ n ’a v erd i v e o n u da sol k o ld a p u su ya sok tu . D ünyanın d ört k ö şesin d en vergi to p la ­ d ı. T u ğru l «eğ er d oğru sö y lersen b en d en kurtulursun. O E rm en ülkesine g elin ce b eylerin d en 11 A rsla n Şa h’ı E r m e n 74^ . Tuğrul geri çekilip pusu ların h iza sın a g elin c e . T uğrul k en d isi iki bin k işi ile Ş a h -M e lik ’in yirm i bin k işilik ordusu ile k a rşıla ştı **-^. T u ğ ru l’un h ey b eti v e biiyü k lü ğü O a r d ıçı’nın k a lb in e iş­ led i. h e m e n erişir». Bu ba­ şarısı ü zerin e çad ır v e yurtlarm ı kurup o n u k en d i b ey (em îr) v e şahları. O naltı bin askeri o raya b ırak ıp « yerin izd en sak ın ayrılm ayın » d ed i. Q ardıçı şö yle c e v a p verdi: « A li H an Ş a h m elik ’i y a k a la y ıp in tik a m ın ızı a la sın ız d iy e. T u ğru l şö y le dedi: ( « Ki m pad işah o lu rsa iyi g elen ek ve gö ren ek kurm ası gerekir. B u ­ nun üzerine Q ard ıçı k ork u p v a z iy etin g erçek şek lin i S: 323b an lattı. doğruluk vc iyilik e sa sın d a kurdu. O d a «söy lerim » ded i Tuğrul «buraya n için geld in ?» d ed i. C ark en d ^ vilâyetin d ed ir. \ Şah-M cJik'i askerin için d e iki p arçaya H a: 390b ayırdılar. O n u T u ğru l’un ya n ın a ® -' götü rd ü ler. E traf ve çevre ü lk ele ­ re elçiler gön d erip d ev le ti ad alet. B u h a y -h u y sıra sın ­ d a B ü g d ü z O ardıçı geld i.

b ü tü n S am an îların atasıd ır. Sam aıûler ta rih in d e o n a Sam an H u d a derler k i. B eşik te b u lu n a n k a rd eşin i esir alıp g ö - . O h en ü z k ü çü k tü . O n d an so n ­ Ağım Yavquy ra (A G IM Y A V O U Y ) bir y ıl p ad işa h lık etti.’in p ey g a m b erliğ in e k adar p a d işa h lık etti Tuqaq V e fa t e d in ce k a rd eşi (T U Q A Q ) o n u n yerin e g eçti. K ök em Y a v q u y ’un k a r d e ş i n e o r a d a Sercnk ad ın ı v erm işler­ di. K ö k em Y a v q u y oraya bir ordu g ö n ­ d erin ce. k ardeşi S u l­ tan T u ğru l’a verici g ö n d erd i. B ird en K a ra -şit asker ç ek ip çetin s a ­ va şla r yap tı. O rdular ç a tışın ca taraflar arasında büyük bir sa v a ş old u .ötiiriilmiiş olan küçük k ar­ deşi birkaç sen e son ra a ta b e y in e şö y le hab er g ö n d er­ di: «B en arlık b ü yüdüm v e erkeklik ça ğ ın a vardım . B u ^ ” ' u ygu rca bir ad ­ Saman Yavquy dır. O nların arasından sıy rıh p kard eşin in k u vvetlerin e k a tıld ı. yâ n i â silzâ d ey i M a v era ü n n eh r’d e p a d işa h lığ a otu rttu lar. ç avu ş?) a ve eşik ağalığı y ap m am ı em retm işlerdi. O ö lü n c e (T O K U Z Y A V - Q U Y ) ® u p a d işa h lığ a getird iler. O n d an son ra (S A M A N Y A V Q U Y ) ® u . gayret. O y i r m i y ı l . P eygam ­ b erim iz S A . O n la n y e n ip b o zg u n a uğratarak geri d ö n d ü ler v e P a d işah lık işleriy le ad alet ve d o ğ ru ­ lu k la uğraştılar-'^''.ı< K ö ­ kem Y a vq u y «burada da ayn ı görevi yap » buyurdu 75 . N e tic e d e geri çek ild iler. O R u m ’a gitti ve bütürî R u m ü l­ k esin i savaşarak z a p tetti. K a ra -şit’in askerleri ile k arşılaştılar. Esir {. O o n ik i y ıl p a d işa h lık e tti. G ürcü d iyarın ın vergisini to p lam ayı d a o n a verd i v e K ılıç A rslan S u ltan 'm = h iz ­ m etin e gön d erd i. H er yıl M erv ’e. Ö y le ki K ö k em Y a v q u y zo r ve g ü ç durum da k a ld ı. D üşm anlar h a tta e v in in k a p ısın a kadar y a ğ m a ettiler. M em le k e tin K a ra -şit a d ın d a b ir d ü şm an ı var­ dı ®-'-. Toquz Yavquy Y e d i yıl da o p a d işa h lık etti. istek ve m ertlik le k a d ın erkek t o p l a n ı p K a r a - şit'in ardından g ittiler. Ü lkesi B ey liğ in e g ö n d erd i. O n ­ Kökem Yavquy dan son ra K Ö K E M Y A V O U Y p ad işah o ld u . her iki tarajian çok insan ö lü p yaralan d ı. h a ­ m iy et. B ey le r m em le k etin id a resi için g erek en h ü k ü m ­ leri veriyorlard ı. A sk e r gön d erm en gerekiyorOnların yardım ve d e steğ iy le bunları y en elim v e ben d e k en d im i bu n lar­ d an kurLarayım».türdüler v e o lc a y to p la m a k la m eşg u l old u lar. K ö ­ kem Y avgu y'u n ask eri tekrar k u v v etlen d i. O rdu k arargâha varın ca S c- renk k ard eşin in h u zu ru n a g elip yer ö p tü v e b a şın ­ dan geçen leri anlattı: « B a n a orad a serh en k lik (a la y b ey i.

Çagn-Bek her kapıya tam teçhi- zath yüz süvari bıraktı ve onlara «gece yansı mü- nâcaat * sırasında tetikte olacaksınız. Bunun tarihinin hikâ­ yeleri daha önce geniş olarak geçmiştir. Qmıq Selçuq’un oğullan yardım için dışa- nya elçiler gönderdüer : Boyunlarına kefen bağlayıp ■işte sana hizmet arzusu gösteriyoruz» diyerek o gün tuzgu ve tagar ■ vergisini Mes’ud’a gönderdiler. Bir yıldan sonra beyler toplamp geldiler ve Serenk’e şöyle dediler: cBir yıldan beri sen hükmediyorsun. Nihayet vefat SfibeUekln edince. Onlar iyice ••• araçtmp inceledikten sonra öğren- diklerini bildirdiler. Mes’ud Şah bu yıl kışlamak için Gürcan ve Mazenderan’a gidince Çağn-Bek ve Davud varıp Mahmudluların Gazne baş­ şehrini almak üzere kengeş yaptılar. Mes’ud bu du­ rumu haber almca otuzbin isüvari Ue gelip Merv şeh­ rini kuşatü.padişah ol- du Ondan sonra oğlu MAHMUD SÜBEKTEKIN ki. O kış mevsiminde kışlamak için Gürcan ve Mazenderan’a geldi Tuğrul Sultan’m yakınları ve akrabalan®*® Qınıq Selçuk’un evlâdı ve uruğu Çağn-Bek ve Davud Merv. On yıl padişahlık etti. Ondo- kuz®** ' idi ve yıl padişahlık etti. Giden elçi 965 ye habercilere «Mes’ud’un ordugâhı nerededir ve ne durumdadır. kard<^in eğer yaşıyorsa onu bize göster.' f çünkü biz de Padişahlar soyundanız» dediler. iyice dikkat edin» diye talimat ver­ diler. ondan sonra oğlu (SÜBEKTEKIN) . Ondan son- Mes’ud ra®“ oğlu MES’UD padişah oldu. Oayı soyundan » ve neslindeadir. her berâber çıkıp yağınm üzerine gece baskım yapacağız» emrini verdi. Bazı Hindistan şehirlerini aldı. 78 . Belh ve Herat vilâyetlerini istilâ etmişlerdi. Serenk kardeşinin cesedini bir tabuta koyarak ■ bir yıl hasta diye bekletti ve kendisi kapıda dürüp mem­ leket işlerini gördü. Sultan Mes’ud on­ lardan vergi isteyince vermediler ve cevaben «fl/z X: 250b ancak kendimizden olanlara vergi veririz. Kökem Yavguy yirmi yıl padişahlık etti ve ansızın öl­ dü. Serenk onlarm kendi padişahhğma razı olduklarım anlaymca ağlayarak ı kardeşim bir yıl oluyor ki ölmüştür ülkemizin düşmam çok olduğun­ dan bu olayın duyulmasını istememiştim» dedi. Sonra kardeşini dışan çıkarıp toprağa verdiler ve kendisi'*’’^ Padişahhğa geçti. Yok eğer öhnüşse gizlemek niye? Sen kendin Seıcı& tahta geçersin ■.

Salvur kendi ka­ bilesinden onbin atlı ile birlikte gÖç edip Horasan sı­ nırlarına geldi ve Ouhistan. Sen herşeye kaadirsins ®. Selçuklu Sultan Tuğrul R um ’a gittiği sırada yanında olan yirmibin türkmen- 77 . cesâreti arttı. Tarihte Salgurî de denilen Fars Atabekleri de onların soyun- dandır. Oğuz soyundan padişahlar beş evlâdın neslinden gelir : Birincisi Qayı. Yazar. istediğini yere çalı­ yorsun. Avşar ve Beğdili®. Sen dilediğini yükseltiyor. D avud bu âyetin de mânâsını sorup öğrendi. Bu Salgurlular boylardan başkasından padişah gelmemiştir. Kardeşi Çağ- n-B ek’c ® haber verip birlikte yürekleri pek içleri tertemiz şehirden çıktılar ve birkaç yönden düşmanın üzerine atıldılar. Selçuk 3 Selçuq. Nuştekin Selçuklu sul­ tanlarının hizmetinde bulunanlar arasında idi. Tabes ve Isfahan taraf­ larını yıllarca yağma etti. Onun çocukları Qutluğ- Bek. seni bu yer­ yüzünde kendime halife yapüm» ® âyetini okudu. Askerler hemen M es'ud’u yakalayıp Davud’un y a n ı n a getirdiler ve ona teslim ettiler.. adında bir başka Oğuz beyi de bin atlı ile Ceyhun’un öte tarafında yurt tutmuştu.Horezm sınırlanna gitti. Oazan Bek ve Oaraman Bek’dir ®. Eymür. onu da hayırlı sayıp gönlü pekleşti. Rum T ü r k m e n l e r i K a r a m a n . Kışlak ve Yelâhk(yaylak?) için Balqan dağlarına ve ke-| za ®**.Onların soyları hâlâ da devam eder. Da­ vud bunun ne demek olduğunu sordu. H ayır Senin elindedir. Öğrendikten Ha: 391a sonra bunun kendisi | için iyi bir talih olduğunu anla­ yıp tekrar kulak verdi®**. Qımq boyundan olup Türk padişahlarının ça­ dır iskeletini yapan Keraküçi Hoca’nm oğlu Toqsurmış Sultan soyundandı ®"®. SALGUR- LULA RIN H İK Â Y E S İ«'« de şöyledir ^ . Sonunda onun çocukları Fars tarafına-gittiler ve'"'" o diyarı aldılar. Yine derler ki Şah-Melik’in bozguna uğradığı sıralarda bütün Oğuz beyleri Merv’de toplanmışlardı. Nihayet Selçuklular bu ülke­ yi istilâ ettikleri sırada bu Salvur onlarla birleşti ve uzun süre onlara yardım etti. Gece müezzin münâcaatda «Ey Davud. Keza Sultan Muhammed Harezmşah’m Muhammed en eski ceddi de Nuştekin Gurça® olup Oğuz soyun­ H ar ez ah dan ®^^ Beğdili evlâdındandır. Eşref ve diğer Türkmenler. Hâfız diyordu ki: «(Ey A l­ lah’ım). Şah-Melik’in beylerinden Omıq Oazıgurt’un nökerlerinden Salvur (Saluvur?) Dîkli adında bir bey vardı.

Tuğrul geri d ö n d ü ğ ü za m a n o n la r o ra d a y er­ leştiler. dir"''^. H â lâ on ların ev lâ d v e ""' ah fâ d ı o d iyard a m ev cu d d u la r. Allah’ın yardımı ile tamam oldu. Türk Sultan ve hükümdarlarının anılması. «ss Oğuz ve onun ahfadının ahvali ve açık­ laması. O n ların b ey i v e ö n d eri O ın ıq so y u n d a n A rsla n Su ltan ® idi K e z a O ğu zların p a rça la n ıp d a ğıld ık ları sırad a Ş ah m elik 'in Y a z ır b oyu n d an bir B e y i ve A li H a n o ğu lları Q a y a şq u l v e VelihanC?) ® Y a z ır tara­ fın a gittiler. y er ve yurt olarak H isar T a q 'ı ® seçtiler v e orad a y e rle şip otu rd u lar. 78 .

NOTLAR .

.

yâni «şal satan şehri» ahalisi gibi Kazan ve Bulgar taraf­ larına yerleşmişler ve isimleri Şelci. Reşideddin’in yeni rusça tercümesine haşi­ ye yazanlar (I.] Sayramlı T ürkler U ral dağlarına da gelip yerleşmişlerdir ki. burada sadece Talaş diye geçen şehir Qarı Talaş olarak zikredilecektir. . 78) ve Velihanov’un naşirlerinin notlarını yazanlar Q azıgurt'u Q arı-kurt şek­ linde yanlış okum uşlardır. tsm âilîler kısmı. 1898. 830 da. 142.. II.şekillerinde yazılniıştır(M ar- quart. 66. Yavgu şekillerinde yazılan bu isim. Yâvquy. Togan. 4b — O D 'da O rtaq V afenç(lpanç =: ) şehri ile bağlı olarak gösterilmiştir ki.) Q uncı yahud Qoyunçı llhanlı A rgun ve G azan H anlarla çok dostâne m ünâsebetlerde bulunm uştur. K aşgarlı’da ve Cuveynî'de Yafanç diye yazılan bu şehir isminin türkçe telâffuzu Yapancı olm uştur. yâni Yabbuy olmuş. Balhaş gölünün kuze- yindedir. hiç şüphe yok ki «Yabgu» lâkabının kendisidir. 214. Deniş Pujuh neşri. 4aı — Z. I / l .. Moğo­ listan'daki K arakurum ile karıştırm ıştır. 14’de zikredildiği gibi. 470). Yapancı telâffuz edilmiştir. 7a — O N ’de Yâvqu. 178. Kâbil U m um î Kütüphanesi yazm ası. (H adiqat üI-Arifin. Türkili T alihi. A g bunları Ulutav ve Kiçitav ile karıştırm ıştır. Sarısu başında. Bursuqnın K arakum ’un yeri. 5a — Q arı Sayram . K arkaralı A km ula sancaklarında. Blochet neşri. Velihanov (yeni tabı I. K om anen. 469. Bu ünvanın Kim âk ve T atarlard a kullanılan şekli . I. güneyinde göstîrilm iştir ki yanlıştır. 648). Karuşti yazısıyla «Yavuga». Ço^ı H an’ın O rda adh oğlunun oğludur.) 6a — «Quncı». s. Cafga ve Cebba F: 6 81 . V elihonav’un naşirleri tarafından doğru tesbit edilm iştir(Soçenenija Ço- kana Velixanova. m uhakkak ki kitabın aslm da doğru o larak K arakum diye yazılan ve şimdiki K azakistan'ın A rqa denilen bölgesinde Borsuq çölünün bitişiğindeki yeri. A g ’da Amılca ve Alınca t şekillerinde geçiyor. A hm ed Yesevî’nin Q azıgurt’a m ensup olan halifesi İsmail ve İshak A ta'lar kendi nisbetlerini j jiâ î şeklinde yazm ışlardır. yeni tabı. T ahran. Bu isim Vapan(belki de Ç apan) satan tacirlerin bir kolonisi demek olsa gerek. 220). Bu isim Yüeçi ve E fdalit kral lâkapları sıfatıyla onların sikkelerinde «Zafoy» ve «Zaooy». H unnen. F. Q azıgurt aynı isimle m aruf dağ ve kasabadır. Ç. 647) da Sansu-C anarık demiryol istasyonlarının 8 km. (ZN. B urada köşeli parantez içine ahnan kısım R ş 'nin ilâvesidir ki. Câmi'iit-Tevârih. I. st. Altheim. «Qarı» eski demektir ki. lS ^ X şekillerinde yazılan bu ismi Olcay okuyorum. I. belki de Eski Sayram ve Yeni Sayram olm ak üzere iki Sayram olm uştur. komşu şehir olarak zikreder. Chronologie der alttürkische inschriften. 3a — N üshalarda. Alizâde neşri. Suriye A ksungurlarında Civga şeklinde olmuş (Reşideddin. Sarısu Catnansu ve M anaka nehir­ leri arasm dadır. 81. V. 311). Ortaiq.[Fakat ilerde. bundan sonra da onun ilâvesi tahm in edilenler böyle yapılmıştır. tabı. . V. 4c — Burada R ş. daha num aralanm am ış. O rtak ve K ürtak şekliyle T em ur’un seferlerinde de zikredilmiştir. kasabaları bugün Sayran ismiyle m arufdur. bu şehir şimdiki Ayagöz-Sergiopol şehri civarında yahut da yerinde olm uştur. K ubilay-Kaydu savaşlarında K aydu tarafını tutm uştur (Reşideddin. bugün Sayram ismiyle m aruf şehirdir. 93-98. s. H adiqat ül-’A rifin’de Sayram ile Isficab'ı iki. Xet. s. İsmail A ta. Bunların bir kısmı O rtaasya’dan gelen Şelci. 69.

O nda Q arahan’ın dışında en bü­ yük Küz-Han. 13a — [Oğuz imlâsı iki çeşit. [A caba Q arahan kardeşlerin en kü­ çüğü mü idi?] Sonuncu isim bazı nüshalarda ve O ğuz’un kayınpederleri sırasında jli- şeklinde yazıldığından K üz-Han okumayı tercih ettim . Çengiz H an ’ın ecdadı. bereket ve devlet (1. reisleri Padişah’dan köy kâhyasına kadar ihtiva ediyor. A lan ve Peçenekler 82 . C aba. k â şg a rlı'd a oğur. «deniz» denilm iş. O nlarda «denirs» değil. yâni padişahın çadır sarayında doğdum : ad ım ın O ğur olm ası gerekir» sözü nisbet edildiğinden bu sözün O ğur olm ası da m ü m k ü n d ü r. Y abgu. onun babası A lın c a H an . Sabir ve A varların batıya m uhaceret­ leri ile müvazi olarak O nogur ve T o q u ro g u rU r d a h icret etm işler. um um iyetle hep noktalı yazılmıştır. İCâşgârlı’ya göre Cefga «köy kâhyası ve subaşı» demektir. h erb iri başka asıldan gelmiş gibi göriıii'îcek derecede türlü ve farklıdır: Yavqu. him a­ ye etmek m ânâsıyla «Y ab+gu» şeklinde çıkan b ir T ü rk çe Unvandır. Oğuz evleneceği sırada. Cefga. 461 ve 465 de Bizans kay n ak lan «Sarayugur» lard an bahsetm işler. Oğuzlar İran destanı. pp. Dib veyâ Dhib kelimesi ise. Şerefeddin Y ezdî Z afern âm e m ukaddim esinde ve A g ’de K ara-H an ile üç kardeşinin babası Moğol. Canip. O D U ve A g de ise hep Oğuz'dur. C abgu.] Burada Oğuz’a «ben hârgâhda. 53). «Y abgu» iş yapm ak. A g'de bunun mânâsı olarak «il ulusu. O tarih ten önce hep «Ogur» ismi kul­ lanılmış. K azım ’da ise talih. [Asım E fendiye göre «otağ» tâbir edilen hayme-i selâtin]. bazen de şekli kullanıl­ mış. Va- bagu. Oğuz şekli. A g ’de birkaç türlü yazılmış. örtmek. Uluğ beyin kütüphanesinden çıkan P ve S n ü sh aların d a ç o k lu k la-b ö y le yazılması. Baquy (bu Y aquy olm alı). yâni «z» ile söylenen T ü rk le r bugünkü K azakistan’da ekseriyette olmuşlar. Cavga. Şaba. R. Tokuz-oguz et On-Uygur.] 15a — «Bârgâh» Padişahların çadır sarayı. 39. [Ha ve X nüshalarında ise. büyük H u n devleti kurulduktan sonra umumileşmiş görünüyor. H. 1962. büyüklük sırası böyle değil. yâni K aratatar r''ens)eri Çinlilerce «Cavu» çoğulu «Cavul» (Reşideddin. L k t lü » şekilleri de var. önderi. H am ilton. R ç de de hem en aynıdır: H alkın önderi. Fevaid-i Sultaniye'de iS jJ* : bu Pelliot. fak a t bu kıraatin tam doğru oldu­ ğuna da kani değilim. uğurlar ola. «divas> T an rı ve P adişah anlam ında hindçe b ir kelimedir. D emek Tokuz-O ğuzlar orada 660 senelerinde isimleri «z» ile söylenen bir kavim dirler. ikbal. 50). 192-207 de izah edilmemiş) A k tatar prensleri de «Tekin» çoğulu «Tekit» ( t f j y tesmiye edilmişlerdir. Ptolem alos ve el-B irunî'ye göre Oğuz. başıs» veriliyor ki. İkincisi G ür-H an. kuvvet. Yavı. b ir ihm al ol­ masa gerek. Şauvu. Bu ünvanın telâffuz ve yazılış şekilleri. en küçükleri O r-H an . Eski Türklerdeki «Şad» kelimesi de hindçeden gelm iş görünüyor. 8a — Bunlar nüshalarda (H a ve S) ü U -J * ‘ di ye sıralanm ak­ tadır. 760 senelerine ait M oyunçur kitabe­ sinde On Uygur kavminin yüz yıldan beri Selenge havzasında yaşam akta olan Tokuz- Oguzlar üzerinde hüküm ranlık ellikleri kaydedilm iştir. U m um iyetle . O h ald e b u şeklin toptan m ânâsı idare edenleri. YaVlı. eşref i saat. hayır. 16a — R ş ’nin bazı nüshalarında bu isim yâni O ğur şeklinde yakılmıştır. onun babası G ur-H an (A g : de Kök) onun babası Dhib-Yavgu ve onun babası A m ılca bn Y afeth. 35. JA. Aynı tarihlerde Sabir ve Ağaçeriler U ğurları takiben G ökçe-göl ta ra fla rın a geçiyorlar (J. İşte o tarihten sonra isimleri «Oğuz» olarak.

A ş ’nin metnine aykındır. Fakat yer ismi olarak Karakurum daha önce de vardı. 44a — Yâni Orhun nehri üzerindeki Karakurum şehri ve mıntıkasının öte tarafları. su kenarında çamaşır yıkamak gibi. Oğuz Han da bu sözü işittikten sonra ll'e adam gönderdi: Atam çeri toplayıp beni öldürmeye hazırlanıyor. basit köylü hayatı olarak tavsif edilmiştir. Metin H a ve X ye göre tercüme edil­ di. Doerfer. Oğuz Han onlara Uygur adını koydu». «ol» kelimesi. 41a — Nüker kelimesi için bk. A g bu iç savaş hakkında biraz daha geniş bilgi veriyor (st. 47a — Metinde Ha: Mcj» X ve S’de 5 t e . [Fakat bu parça R ş'nin ilâvesi olmalıdır. Acaba bu R ş ’nin ilâvesi midir? Zira Karakurum şehri. 48a — Bu kelime şeklinde yazılmış. Onların Kara-Han’dan ayrılacakları kimsenin aklından geçmezdi. Minyatürlerde de tebarüz ettirilmiştir. Beni seven bana gelsin. şçklinde yazılmış. A g de aynı kelimeyi kullanmış. Onun için satır num aralan kanşıkdır. Berezin «Moval». Oğuz’un oturduğu Batı Türkistan. Reşideddin’in eserinin başka yerlerinde açıkladığı kelimesi. «bol» yerine oğuzca olarak « J j l » yazılmıştır. Kuşan krallan. Bu Mim- gol ismi A g (st. «Moğol» bir Han ismi.] 28a — Burada S nüshasında bir satır karışmış. Elin çoğu Kara-Han tarafına vardı. 42a — Burada ölenler arsında Or-Han'ın yâni sevdiği karısının babası yok. Aral gölü taraflannda yaşamışlardır. «Mung-ol» ise bir kavim ve sülâlenin ismi sayılmış olacak. sonra bu kurulan şehre ad oldu. Greko-Baktria. Ptolemaios’un yaşadığı mllâddan sonraki ikinci asır­ dan sonra bütün Kazakistan «z» ile konuşan Oğuzların ülkesi demek oluyor. 229-237). Oğuz’un küçük hatunu. Kazakistan mıntıkası de­ mektir. Fakat burada ilk kelime şark tUrkçesince «m» ile yazıldığı halde. 30a — ve ve türkçe «ayak». 163) de Oğuz Han’ın dedesi olarak zikredilir. Asım Efendiye göre ayaklı şarap kadehine «ayag» denir. Göktürk ve Uygur Hanları. I. 460. Onların hepsi Oğuz Han’ın yanına geldiler. Doerfer. «Moğal» de­ mektir demiştir ki. yâni asker ve maiyet. «Ayak» için bk. 26a — Bu bir arkaik tâbir olsa gerek. 46a — Burada Türkistan. 111. azı Oğuz H an’ın yanına toplandılar. Karluk Yabguları ve Çengiz Han’a ait resimlerde gö­ rülüyor. Doerfer. Saçları tutan «diadem>. Mûngollar Cuveynî’nin zikret­ 83 . D. G. Kara- Han’ın Oğuz aleyhindeki hazırlıklarını öğrenince «Oğuz’a birini gönderdi. 158. 23a — Oğuz’un ve gelinlerinin hayatı. eski Uygur paytahtı Karabalgasun yanında Ogeday Han tarafından kurulmuştu. lâkin elbette 5**/ demektir. 171-172. atamı seven ona gitsin dedi. «Kurum» kelimesi siyah kaya ve kale demektir: Bk. Kara-Han’m kardeşlerinin hayli çok çocukları vardı. Birisinin şerefine verilen içkili ziyâfet ve teşrifat. S21-S26.

Oğuz Destanı ise onların doğuya Oğuz Han tarafından atıldığını söylemektedir. şimdiki Zerefşan sahasında oturmuş gösterUiyor. Moskva 19S8. 52a — Göktürk. 1209 da bunları kendi askerleri sayıp Tibetlilere karşı göndermiş. 175. yâni X. Böyle. başlarında Orhundaki Kırgız devleti yıkıldıktan sonra kalabalık kütleler halinde göç etmeye başlamışlardır. p. 51a — Bu sözler. Cuveynî/J. Farsçada Türk Hakanları için veyâ arapçadu tâbirleri aynı mânâya gelir. kısmen batıda. ve Yenisey başlarına gelerek kuzeyin köpek derisi giyen ve avcılıkla uğraşan kavimlerine karışmışlar. 202-213). yâni Şivey dili üe konuşmaya ve onları kendi camialan içine almaya başlamışlardır. Okladnikov. Bunlar Amur nehri ortalarmda yaşıyorlardı. Bunu Prof. Zaten üç H a n 'a . Rubruque: «Su Mahal hoc est Moal aquanım». ona mağlup olarak doğuya hicret etmelerinden evvel. nisbet edilen «M ungoblar hep Yenisey ve Selenga nehirlerinin başlarında görülüyorlar. Onların aşağısı yuvarlak kazanları. zannederim ancak Okladnikov'un arkeolojik buluntularla tesbit ettiği devirden. Mongollar ise kuzeyde Kırgızların. Hsining’deki «Mongur>lar kendilerini Börçeğinlerin tebaası saymışlar ve aralarında Börçeğinlerin bir kıs- mmı barındırmışlardır. Fikrimce bu iki isim de «Ogur» ve «Uygur* isimleri gibi bir asıldan olmakla beraber asırlar geçince birbirinden uzak yerlerde yaşıyarak ayrı mânâlar âlmışlar. Eftalitler ülkesinde görülmüşlerdir. 395. 84 . Carpini ve Rubruque ise «Su Mongol»lara da «Moal> demişler: Carpini. bu destanları an­ latan Türkmenler Oğuz Han ile aynı nesilden ve Oğuz’un amcalar: olarak tanımışlardır. 49a — Bununla insanların köpeğin yardımıyla geçindikleri Kuzey Sibirya’nın avcı ka- vimleri kasdedilmiştir. PhUologia-lstoriya M o n g o ld u narodov. Halbuki Tangut ve Tibetlilerle komşu olan Karatatarları Çengiz kendilerinden saymış ve Tangutlara karşı bUyUk seferlerine giriş­ meden önce.tiği eski Uygur kitâbesinde Kırgızlarla birlikte zikredilmiş. Çengiz’in ceddi Qabul Kağan zamanında türkçe «Qamug Mongol» ismini taşıyan ve Börçeğinlerin idaresinde bulunan kabileler ve TaycıOtlar. Baykal gölünün güney ve batısına. Va- sUiev de böyle izah etmiş. 11. Med. Mongollar ve Kunkanların kazanlarının dipleri düz idi (A. Hükümdarın karargâhından kalkıp bir sefere çıkmasını. bu taf- silâtm alınmadığını gösteriyor. yâni Bürü Tekin sülâlesinin. o tarihten başlayıp buralarda toprağın malı olmaya başlamıştır. P. s. Moğollar da Tatarlar gibi. Oğuz H an’ın bu amcaları. yâni sonradan Moğol ismini alan ve Şivey kabilelerine de kendi ismini veren Moğol Hanlarını. Herhalde Oğuz destanının halk ağzıada söylenen rivayetle­ rinde bu tafsüât bulunmuyor. mi­ lâdî X. Çengiz ve oğullan onları kendilerinden say­ mamışlar ve Ogeday Kaan bunları asker göndererek cezalandıiteiş (Bretschneider. Zaten yukarda zikredilen Uygur rivâyetinde Mongollar ve Kırgızları idareye memur edilen Sunqur Tekin’in ismi bir av kuşunun adıdır. Mongollar muhakkak ki bizim bilmediğimiz bir tarihte Türkistan’da büyük bir hezimete uğratılıp bir kısmı Sibirya. Bu Mongol-Moğol meselesi karışık kalmakta devam ediyor. Oğuz Han’ın büyük cedlerinden birinin ismi sıfatıyla ON’yc girmişler ve Tatarlarm düşmanı sayılmışlardır. Şivey kabileleri üzerinde hâkim olan Börçegin. güneyde (Hsining taraflarında) K arluklann komşuları olmuşlardır. yy. «Su Mongolı id est aqua tici Mongol». A. 'Çengiz Han’dan sonra «Moğol» ismini alan Amur nehri Şivey kabileleri. bir kısmı ise Amur nehri ortalarına kadar atılarak Su-Mongol ismini almışlar­ dır. şehirlere gelmesini «Han indi> tâbiriyle ifâde etmişler. asıl Oğuz destanınm daha bir hayli tafsilâtlı olduğu halde. 196). Karluk hükümdarlarının yüksek dağlarda yaşadıkları telâkki edildi­ ğinden. Çinliler onlara Shsi-Tata demişler. asırdan başlayıp moğollaşmaya. Rescb.

Qanqlı veya Qanlı arabalı demektir. etrafında da geniş bir yayla bulunmuştur. No: 136. Sayram ve Talaş taraflarındaki Kanglı ve Üygurlir Oğuz’un yakınları ve müttefikleri idiler. Doerfer.. İbn Esîr kenarında (Mısır tabı. Doerfer a i . 3-4. Semerkant’ın kuzey-doğusunda Sangar nehri boyu ki. A g 'deki şek­ li için bk. Scçineniya. Mes’udî. Türklerde arabanın tarihi için bk. O D. Kanlı kelimesi için bk. Barthold. Not: 42a„ Uygur kelimesinin menşeine dair kayıtların diğer bir kısmı Clauson (The name Uyğıır. Buhara ve Talaş mıntıkasında yaşıyanların Oğuz'a uyarak ona yardım ettiklerini anlatmaktadır. M eadel’ştam (M İA . M. Tuluma benzeyen sallarla geçilen nehir. H a ve X nüshalannda bu olaya dair minyatürler vardır. muvafakat etmelerine dönmüş. 56b — Burada «Temacamişi» tâbiri kullanılmış: Bk. Gilgit Karluklar ülkesi kasdedilmiş olabilir. Bu İkar herhalde şim­ diki Zor-göl taraflarında olmuş. 531-533. M üruc. IV. 110: Aigar. muhtemelen Semerkant. 104. Üçüncü men­ zil ve karargâh yeri Pamir'deki İkar’dır..] 63a — Bilinen anlamıyla Uludağ. Anlaşılıyor ki.’da . 142) . Uygurcasından arap harfleriyle ayn ilâvesiyle mey­ dana gelmiş gibi: 64g — j l i l isnıi Theophylakt (Haussig neşri. «Göçebelerin Hindistan'a giden yolları» (Koçevnikl na pu(l y ladlyn) eserinde araştırma/arda bulunan A . III. I. Göktürk-Karluk hâkimiyeti zamanında Isıkgöl-Çu havzasından Keşmir ve Hindistan'a asker sevkederken üç esas menzil görünüyor. p. Türk nehrinin başlangıcı olunca. 255: bir iş için mü­ câdele. Kelimenin aslı «qan» yahud «qanq»dır. baş eğmelerine. tabiî veya sınaî mahsullerin vergi olarak verildiği çağların hatırası vardır. Moğolistan'a geçmeden evvel Zerefşan havzası ile Talaş havzası arasında yaşamışlar. Eranşahr. Yâni Üygurlar Şarkî Türkistan’a. çekişme. Bu İkar. 166-169) tarafından toplanmıştır. 406-408. . Uygurların milâd sularında Tanrı dağlarının orta kısımlarında yaşadığını gösterebilir. 61b — [Burada «mâl» tâbiri vardır ki. isyan. Şimdi onların karşı koymaları. Ptolomaios'un milâdî II. JRAS. A g ve O D U ’ya göre Oğuz Han'ın şark seferi dola- yısı ile bahis'konusu olmuştur. 53a — Uygurların menşe hikâyelerinin en eskisinin bu hikâye olduğuna kaniim. Anadolu' taraflarına gelince. Marquart. 85 . 140-149) ve G. 1151. hep «vergi» diye karşılat^mak istenmiştir. Yâni Kıpçaklann ara­ balı olan bozkır zümrelerinin umumî ismidir. Oğuz'la yakınları arasında çıkan bir «muhale­ fet» imiş. KJtab üf-Tenbib'de I-*?* . I. 1963. 235. Amuderya'mn sağ kolu olan Penc nehri olacak. A g ’de bu isyân yoktur. 61a — Yukarda zikredilen mücâdele. yya ait kayıtlanndaki «UyKardes» ismi de. Nu. El-Birunî'de Türk olarak tavsif edilen Behtaver. «hazâne» tâ­ biri ile görülecektir. 381) deki «İkar» ve Ptolomaios'- daki «İker» ile bir olsa gerek. Talaş yanındaki Min-bulak. Fakat nedense bunların isyân ettikleri görülüyor. lâkin Kara-Han’m taraftarlarıyla hemen her sene çarpıştığı zikre­ dilir. pp. Doerfer. muhtemelen para cinsi. ^Moskva-Leningrad 1966) meseleyi aydınlatamamış. 56a — Qanqlı menşe hikâyesi. Oğuz'un babası ve amcaları ile savaşı sırasında. yine İkar tesmiye edilmiş görülüyor. Wehrot und Arang 101. İbn Esîr’in Köprülü Kütüphanesi nüshası. Tabiî ki burada paranın henüz hâkim olmadığı.

Sur quelques mots d’Asie Centrale attestes dans les textes Chinois. s. 68 ~ Oğuz’un Çin. 66a — Suuni veyfi Tmcı oğul Yağma Han jL L iı Göktürk kitâbelerindeki «Tinesi oğlu Yadhığma> dır. PelUot. A g ’de «£>eniz yakasında. 64b — [Metin biraz anlaşılma^ gibi: «Burası. yiiksek-sarp dağların içinde çok 11 vardır> diye muhtemelen buradan bahsetmesine rağmen.J L t j Burada «şimfli» tâbirinde bir yanlışlık var. Jahn. 1913. yâni nehir. Nenkiyas için bk. It-Barak olarak zikrediyor (st. p. Mançu karşılığında Türklerde çok eski ve maruf bir tâbirdir. Herhalde bununla Oğuz Han geldiği zaman Keşmir’de Yağma IcabUesinin hâkiin olduğu ifâde edilmiştir. Yâni Yağma aşiretinin Oğuz Han’dan daha evvel buraya gelip yerleşmiş olduğu zikredUmiştir. sağlam kaleli bir yerdi> anlaşılıyor. JA. Çürçüt. Bu isim. 71a — Tarqan. nüshalarda hep Tunkâs diye yazılan bu ismin BizanslIların Taugast. 460- 466]. IDö-lOS). O D U . Bu İnal memleketi. Kâbil ve Gazne’yi bunların elinden almıştır. Fakat Nankiyas’ı el-Bimnî de biliyor. muhtemelen Amuderya’nın Penç nehridir. 70a — Bu isim Ha nüshasında öriL»! . 275). 76a . lâkapları karşılığı oTarak kulla­ nılmış olsa gerek. A g. I. 51-52 ve ÎA. Göktürk- lerin Tabgaç’ı ile aynı tâbir olacağı da akla geliyor. Yağmalar Oğuz’a isyân ettikleri gibi. Bu isim O D 'nin ashnda olmayıp R ş tarafından ilâve edilmiş olabilir. R. l’Empire des Turcs Celestes. <Tinesi> kelimesi çince <Ti’en-tsi> yâni tannoğul sözünden gelmiş olsa gerek (K. Ibtimfil aslmda «şimâl-i Hind» bahis konusu idi. bugün Manisa’da bulunan Kirayit beği Ali Beg-Hâkim’in anlattığına göre İrtış nehrinin yirmi kolundan biridir. pp. Yâni Başkurtlara karşı sefer yapayım derken' O ğ u £ ^ 86 . Giraud. 296) da Sheng-mi ismiyle zikredUen ülke de olabilir. 21. onzi^me serie. bir tarafı derya. P ve S nüshalarmda . burası Yenişey Kırgızlan ülkesi demek olacak (Reşideddin-Xet. O D U K da bulunan faaliyeti. 346-349). Gurlar da böyle hareket etmişler.. 72a :— Balhaş GölU etrafındaki korargâhdan şarkta Cungar-Alatav yoluyla gidilen ülke. Burası Hsüan-Tsang (M£moires> I. Güney Çin mânasma kullanılmış olacak. Nasıl ki G ur halkı da Oğuz geldiğinde kuvvetli bir devlet kurmuş bir kavim olarak gösterUniiştir. yâni Nankiyas olacak. 69a — Kaynaklarda diye yazılan bu isim . s. Bu kelime herhalde İle şehri anlamındaki Uibalık’ı da hatırlatıyor (Barthold. Paris 1960. k u z e ^ bir ülkesi olarak tavsif edilmiştir.Rutbil. bir tarafı yüksek dağ­ larla çevrili. Yağmalar Çin sınırlanndan babya gelmiş bir kabile olduklanndan H anlannm yâni Buğra Hanlarm Işıd ık ları «Tannda ku| bulmuş» vb. Turqanlu ve Turqunlu dağları. İnal Han'm ülkesi ise.. R ş de bir cümle ile geçiştirilmiş. Almalıq’dır. Neticede Oğuz H an. Yedlsu» s. Golça maddesi). Tatar ve Çürçütlere karşı Yezdî ZNM. herhalde Cungar- Alatav dağlannın kollan olmuş olacak. D nüshasında ıjJ U l yazılmış ki. Karahanlılann Tamgaç.] 65a — Burada bahis konusu olan «derya». P. [Burada. 1.

«Kara-şit» benim halledemediğim meselelerden biridir. Böyle. P ve S nfis- 87 . Schütz. bu ismin Rusça ile hiç bir münâsebeti olmadığını söylüyor. 356). yâni Beşo- ğur olur. böylece Beloğur. 941-945 de. Naples 1970. Semerkant ve Fergane hükümdarlarına Ak-şit denilmişti. Orkun neşri. Belki Urallarla onun batısı Reşideddin çağında böyle bir coğrafî ad’a malikti. yâni Volga Bulgarlan olsa gerek. faik tUrkcesinde oğuz. 142). p. herşeyden önce Hindistan’ın işini tamamlamak gerektiğini ileri eürmUf ve ordunun o tarafa şevkine sebep olmuşlardır. «Yağı» kelimesi için bk. «Şit» kelimesi «şad» demek olacak. Zubdat Halab fi tarih i Halab. Orenburg’un batısında bir Tatar köyü «Belagor» ismindedir. Fakat bu köyden neş’et eden Abdullah B. 259-267. 85a — «Qaraşu yağı» sözü. Kanglı ve Uygur ülkelerini fethettikten sonra «Ben Uygur’un kağanı bulunam» de­ mesi. Herhalde bu hikâyede Başkurt tâbirinin Macarhklâ ilgisi olmasa gerekdir. N. sadece Oğuzların reisi idi. Pelliot. m. 17).000 kadar askeri vardır. 270). Buna bakılırsa Oğuz Aka. yüzyılda Arapların «El-Bulgar ül-A’zam> diye anlattıklan Büyük Bulgar. 86a — «Herkese şefkât gösterdiğinden yaşlılar ve büyükler ona Oğur Aka dediler. yâni U lu+bal+uğur tâbiri. Ural Başkurtları için kullanılmış gibi geliyor. Kimbilir belki de bunların şimdi adı geçen isimle ilgileri vardır. Le§ Mongols et la Papante. Doğu Avrupa ülkeleri kasdedilmiş olacak. Radlof. 40. Karluk ve Ağaçeri’ye toptan «Beşuygurı> deniliyordu diye yazılmıştır (H. 318-9. Hudud. Cuveynî/ J. tbn al-Adim. III. aslı hindçe olmalı. Reşideddin metinlerinde. 84b — Ulu-Bağur (Ha’ya göre Bâğûz) ’un. Bulgar ve Başkurtlann hükümdanna da «Kara-şit» denilmiş olacak. Wb.» Buradaa da Oğuz’un aldığı ismm. Ahmed Yesevî menakıbında Fergane hükümdarları ünvanı olarak geçer ki. Koniğe und Eidechsen. «Oğuz» kelimesi ise türkçede ilk taze süt. p. Yakufy. Hindistan taraf­ larını. yüzyıla â t kayıtlarda diye de geçen bu yerin neresi olabileceği eskidenberi incelenmiştir. Bu hâdiseden önce Oğuz Han. Ulubağur. tbn Fadlan hâşiyelerinde Volga Bulgarlan demek olacağmı yazmıştım. st. Moskva. Bu yer hakkmdaki son tetkik de şu: E.. Kara-şit Yavgu demek de olabilir. Proceedings of the DCth meetisg of the permanent International Altaistic Conference (Ravello 1966). şefkÂt anlamına geldiği anlaşılıyor. I. Burada «Oğur» keli­ mesi yefkât ve merhamet mânasına almmıştır. Reşideddin’in Oğuz Destanı kısmında şeklinde âkred'ılen fakat xm. Kara-şit ilerde. Oğuz H an devrinden evveli «Oğuz» değil. Kökem Yavquy'un hasmı olarak bir daha zikredilmiştir. 47. «Bal» beş demektir ki. A. Kara-şit denilen düşman demek olduğu gibi. 118). tUrkmen şivelerinde «ağuz» deniliyor. Taymas. herhalde. (Minorsky. X. şimdiki Afganistan ve Maveraünnehr’i iskân eden U y ır kavimlerinin padişahıyım demek olsa gerek. Semerkant ve Fergane'Ii Abbasî emîr- leriodçn başka. Bulgar isminin «Balgur» şeklinde telâffuzu Çerkesler arasında da görülmüştür (bk. Yakut­ larda da Balagur ve Bolugar şekilleri vardır (Okladniicov.kengeşinde beyler. s. Fakat buradaki tâbiri. Nasıl ki 1397 de Temür de Çin seferi ya­ payım derken heı^eyden önce Hindistan işini tamamlamayı bir zaruret olarak görmüştü. s. Qanglı. «Oğur» (ekli hâkim olmuş görünüyor. Qıpçak. O D U K de «Beşoğur» kavimleri olan Qalaç. önce de söylendiği gibi. Başgurd ismi Macarlara da itlak olunduğundan tâbiri Macarlar mânâsına alınmaktadır. 84a — «Gurk ve Başgurd» tâbirinde. (P. 1955. diğer yerlerde de hep beraber zikredilmiş bu iki isimle. Bunu Rusça «Belas gora> diye izah etmek pek normal görünür. Ak-şit lâkabı.

Çengiz H an kendi oğullarına destanlardan isimler verdiği gibi. O D U ’da da geçiyor ki. yahud Çoçı’dır ki.okunmuş: O ’v^qur Oğur. fakat Uygur metinlerinde de geçer (Drev- netyürkskiy slovar.emedim. 202b’deki «xtsın» olabilir. 277. «Çı» nın ayn yazılması. A. bilhassa Dogu Avrupa'ya hâkim kalmı$ kabilelerin isimleridir. Borovkov. Hoca kelimesine ve diğer birçok kelimelere ait iştikakî sözler R ş'in eseri olmasa gerek. Kara-sülük tekmil ordunun yurtçısı olduğundan bn bnsusta Oğuz H an da ona tâbi olmuş ki. _>î<îLJI » okunursa. Bu isim hiç şüphe yok ki. F. Onoğuz tâbirlerine Taslanmıyor. Kıpçakçası Coçı. 90a — Bazı göçebe cemiyetlerde. ağırlık teşkil eden ihtiyarlann öldürülmesi. Türk ve Kır­ gız tarihinde çok görülen bir keyfiyettir. K. Müller de bunun farsça bir kelime olmadığını. Leksika sredDcazlatskogp te fsin Xn>Xnivv. Pelliot. 92b — Bu kelime. Oguz>nftme — Muxabbat-nfime. Horde d’Or. Şçerbak. hediye etmek. Doerfer’e göre ise moğolca. belki de Ramstdet. merhamet etmek anlamındadır. bir yerden İkincisine taşınıp gidilirken. Oğuzlar da bunları sefere almayıp evde bırakmakla iktifâ etmişler. A. ihsan etmek. 169) «bizi buraya sen getirdin» diyor.. o ülkede <Ak-kaya> isminde yerler bulundu­ ğunu zikrederler ki. s. Uygurlarda da bir «Onuygurı ve bir de «Tokuzoğuz» vardır. Doerfer. Kanglı ve Uygurların Oğuz Han’ın önasya seferinin başarısına sevinmeleri neticesi verdikleri toy içm doksanbin koyun ve dokuzyüz kısrak kesilmesi vardır.. îhtiyarlann sefer alınmasının yasak olması. Beloğur-Balgur tâbirleri bütün tarih­ te. s.balanndaki «Oğur> imlâsı bir zühul eseri olmasa gerek. Kalmukische. iyi bilmediği türkçe kelimeler için de etimoloji tahUlIeri yapmaktan hoşlanmıştır. türkçe olduğunu Mes'udi de söylemiş. Almalık'm kuzeyindeki ülkelerden gelen Kazak(Kirayit ve Nayman) muhacirler. Uygurcasından geliyor. Ha. «Dokuzoguz>un «Lir» şeklidir.'M oskva 1963. M. 49. K. 353-354). Ontokuz Oğuz (Hafız Ebru. Onok tâbiri olduğu halde. Bütün bu sembolik sayılar birbûine bağlı olsa gerek. 93a — Hoca kelimesinin farşça değil. bunlardan birisi olabilir. fakat Onogur ve Bal/Beşoğur. 513. Oğuz Han ona (st. W. 92a ve yazılan bu ismi Yuşı okumak icabeder.251. 102a — «Bağışlarda bulundu> diye tercüme edilen kelime «Soyurgamişhâ fermud»dur. S ve P nüshalannda Ontoqra Oğur(Ogıiz). 87a — Oğuz Han Gürk ve Baskurd memleketine giderken yanında doksanbin kadar hane toplandı dedikten sonra bunların ismi olarak zikredilen kelimeler türlüce. muayyen bir yaş haddine geldikten sonra merasimle yapıl­ mış. Avrupa'da Onoğurlarla beraber Dokurgur’lar da zikredilir. 102b — Y urtçr için bk. Caferoğlu. Yuşı Hoca burada Kanglı beyi gösterilmiş. belki çinceden alınmış olacağını bana şifa­ hen söylemişti. 88 . 90b — Aq-qaya’nm neresi olduğunu öğrer. bağışlamak. Ontur Oğuz. . Moskva 1959. I. büyük oğluna da Oğuz £>estanı'ndaki bu ismi almış. Umumiyetle bu eseri farsçaya çeviren zat. Bağdat Köşkü nüshası). Soyurkamak. Bazen fazla semiz et yedirilerek öldürülmüşler.

yasa ile ilgili kelimeler aynı kökten. P. Talaş. Pelliot. 354). [İki çeşit okuma denemesinde bulunacağız: Oq(uruq)qıran kök bulut veyâ oq qaran köl bulûp. Yakuty. 97: Burada «qobı»dan çıkanlıyor ki. lOSa — Yukardaki maddelerin göl dibine aksi hikâyesi Yakutlarda da olmuş(Okladni- kov. nizama sokmak. Herhalde O ğuz kendisi de bir Uygur(Ugur) idi. el-Birunî’deki ' ve diğer müelliflerdeki imlâsma uygundur. Kitabının ilk cildinde (s. yasa kökündendir. 89 . Giriş (1970) s. 144a — Burada «yasamışî fermud». 153-154. Marquart. Togan. Ortaq ve Kürtaq Oğuz’un yayla yerleri olmuş. O D ’nını farsçaya çevirenin sözü olsa-gerek. bir türkçe atasözün farsça tercümesi olsa gerek. 151 ve 184) de yazmıştır. sonradan bu Oğuz Han’dan türeyen 24 kabileyi onun evlâdı olarak zikreder. iki kolu arasında kalan geniş bir ada olacağı gibi. İslâm Ansiklopedisi (R. 127a — Bu «iki su arası».] Açık olarak malum oluyor ki. İ l l a — Bu. moğolca qobı boş demekmiş. fakat kışlak yerleri Talaş. Rahmetî) bü kelimeyi Kazan Türkleri telâffuzuna göre «İdil» şeklinde almış. 112a — Bu diğer kaynaklarda It-barak adıyla marufdur ki. P. Sayram ve Almalık. Fütuhat hülyası ile ana yurdumuzu feda etmeyelim demektir. ki [kabile anlamındaki oq ile uruq birbirini karşılamakta herhalde]. Kıpçak kelimesinin aslı hak- kkında bk. hucavuru olup. Bulut veyâ balu da bilinmiyor. v. O D. Notes on Marco Polo. Uygurlar da onun esas dayanağı ve bu yerleri muhafaza eden kabile devletin temel unsuru imiş. Asım Efendiye göre Hıta memleketinde bir şehir ismidir. 111b — Burada «Oğur» demekle Uygur ve Kanglılardan bahsedilmiştir. Moskva 1955. Campagnes. Doerfer. Risch. 103a — Bu güzel türkçe isimden J j ' ^ Jjl 4 >ek kesin bir mânâ çıkmıyor. 386. Yâni Oğuz’­ dan evvel Yedisu’da. 230. 122. 476. qâzan olabilir ki. tertipli yap­ mak mânâsmdadır. Say­ ram ve Almalık idi. Oğuz Han’ın asıl vatanı. 535-537. s. Plano Carpini. Jjf' köl. Talaş ve Sayram’da hükümdarlara dayanık olarak yaşıyan kavim Uy­ gurlar imiş. Atil nehrinin genişleyip. Buna dair mâlumat bk. I. burada da birkaç yerde itbarak geçiyor. 270. Pelliot. ile bağlı bir yerdir. Die Bienen sammiung. başka yerlerde «yasa resânend». o da olduğu gibi nakletmiş. 142a — Kabuk kelimesinin bu şekilde açıklanması. Bundan anla­ şılıyor ki. Horde d’Or. Bu kelime çağataycada t i ve benzeri şekillerde de yazılıyor. 125-127. daha aşağıda bulunan kazan ve ve ibrik vs. 110a — jjlf için bk. iki büyük nehir arasındaki saha da olabilir. 96.s. 102c — Burada Atil okunacak şekilde yazılmıştır ki. 290. Bu düzene koymak. Asıl irsî yurt demektir. D nüshasında «oq> gibi y ^ ıla n kısım uruq yazılmış. R ş ’nin istifâde ettiği nüshada bu gibi türkçe kelimeler iyi okunamamış. Bu nehrin veyâ nehirlerin bugünkü Rusya Avrupa’sının hangi nehirleri olacağını tesbit etmek güçdür.

erzakı. Türk destanlarında ve Nogay şarkılarında da kullanılıyor. 37-40. vol. Mnqaddimtf ül-Edeb. bUhassa atlann yemi. Belleten. 156a — Kafkastann kuzeyinde bir yer olduğu anlatılan bu ülkenin ismi nüshalarda açık bırakılmış. lâkin gönderilenler (st. Bk. ve qzıl-hulu. ne Tann'dan. Taipei 1970. s. UAJa. Ala- ba=(A)l(a)f(a)h. Xolx yazılmıştır. 305-318.] 188a — Oğuz'un atlanm n kaybolması. erzakı olan «alafa» türkçeleşip «alapa> olmuştur. Nasıl ki. A tlann yemi. askerin yiyeceği ve maaşı olmalıdır. Fasc. Ramstedt. muhtemelen Kafkaslarda atı (burada alaca at) kaybolunca. Geniş bilgi için bk. bu isim türkülerde. Bunlar benzer şekilde adlanmışlardı. geçilmesi güç dağlar olarak zikredilir. Karluk lâkabmı alacak bir er bunu bulup getirir. 166b — «Uğruq> hükümdar veyâ beylerin göç halindeki sarayı. Sha-to’lânn Çin toplumuna etkileri. ulufe de onlarm. Ama O D U ’da ismi «Barmaklık Çosun Billik> şeklinde yazılmış. Poppe. 184a — Burada iki at ve dört iiâm vardır. [Wu Hsing- Tung. Osman Turan. yâni yüz tane at koşulmuş arabadır. 211a — İdâre herhalde bir diktatörlük değil. Karh olduğu için Buzdağı adını alan. Karluklan Khalkh’larla birleştirmiştir. W. [lraqqulâ ile Arqalı ve Sütqula ile Sütaq gibi. Alafa ve ulufe farkı. ). B(1963) pp. Lâkin burada hükümdann evinde kalan emlâki ve savaş dışı hademe ve kadmlan demektir. sonradan. burada Alanar. 181-187. II. D eıbent 90 . Kafanackisches Wörtcrbııclı. Eski Türklerde Okun hukukî bir sembol olarak kullanılması. Burada da Oğuz’un atlan renklerine göre adlandınlmışlardır. 1935 Hel­ sinki. Ok aym şekilde Göktürk- lerde de bir güven işâreti idi. 212b — Sebelân için aşağıda söylenen etimoloji nasıl uydurulmuş bilmem. ne şey­ tandan korkan. Cleaves. s. 35. Doerfer. K (1945). ailesi ve emlâki. 164a — Ok’un bu husustaki rolü ve önemi için bk. 75>77. TheophÜactos'da da Eftalitlerin beş kolundan biri olan Kartuklar. Diğer taraftan Kül-Tegin’in savaşlarda bindiği atlar da «Az yağız>. 147a — Kara-xıdun için bk. Alafa askerin.] 165a — ^ yâni alafa ve ulufe. 212a — Aşağıda hep Alataq olarak geçen olan ilk isim. 166a — Burada Kanglılarm reisi olan zatın ismi yazılacak yer açık bırakılmış. «Azman ak* gibi. J. G. F. Herhalde Oğuz rivâyeti. karşılıklı anlayışa müstenid olmuştur. 159a — Burada yüz atlı denilmiş. Ağdıböri ( ) ve Alataq VangölU'nün kuzeyindeki geniş yaylalar olacak. zira eşya taşımak mevzubahistir. Atlar lraq qula ve Sütâq isimli olup A l­ malı ye Sütkula’ya benzerlerdi ( J îJ ljr t tjll. 168a: Xara-ulu. 163) «yüz kanglı». O D U 'd a da vardı. muhtemelen rengine göre tavsif edilmişlerdir. yazılmış.

220a — B urada tâbiri kullanılm ış ki «yayladı» tâbirinden biraz farklıdır. Fakat «büyük keçile» tâbiri de var. Bu âdet Karahanlılar^la da Q1 . 268a — [Her üç nüshada da Köl yazılmış. R adlof. A ntakya ve havalisini dolaşırken işittim. Yeni zam anlardaki atlardan.] 248a — Burada Şam ismiyle. M ardin. dışarda kalm ışlar. yylarda aynı görevleri. 253a — B u r a d a kullanılm ış ki. 19. U rfa. bilhassa X ll-X y i. Antep. Kuladgu Bilik. Dağ ve D eniz gibi. IV. bunlar ordunun iki ön kısmı sayılmış. D aha sonraları «Subaş\slar d a tarihte. 218a — «Atropoten»in tü rk fe etimolojisi. tam am en uydurm adır. Van. ovalarda. ordunun m anqala kısmının arkasından gelen kısmı ki. Bu tetkik edilmeye değer bir husustur. C. yahşi olsa. «Sözü. S02 de Sablin. H atay ve Kuzey Suriye anlaşılm alıdır. Bitlis. ordu kum andanı anlam ına geldiği için bu tâbir aynen alındı. kendi nizam larıyla yerleşmişler. M anqala ve keçile dokuzar bin kişilik büyük kıtalar olmuş. Bu halis türkçe bir kelimedir ve öncü anlam m dadır. Wb. demek A rran ve M ugan'ın kuzeyinde kalm am ış. C hardin de bahsetmiştir. 2 5 la — Burada c j V j j tâbiri kullanılıyor. 254a — M oğollarda «nıanqala ve manqılay» şark ve Kıpçak Türkçe lehçelerinde «manlay». m uhte­ melen Oğuz devrinde Subaşı. 244a — [Y ukarda. 257a — O ğuzlar A ntakya'yı herhalde «Bataq Şehir» diye adlandırm ışlardır. fakat mânâsı olarak âsmân verilmiştir. şehir ve köylerde ya- şıyan ahali demektir. uygurcada sevinmek. O ğuz'un vergi top­ lam ak ve ahalinin emniyetini sağlamakla görevli temsilcisi kasdediliyor. Bunları ben 1968 de. Köl zaten pek yaygın bir Türk ünvanıdırl. muhtemelen Tek- fur'un O ğuz'a itaatından sonra ona «han» ünvanı verildiği şeklinde anlıyoruz. yeryüzü ile ilgili bir isim olabileceği de akla geliyor.tarafından giden Oğuz. 26'la — B urada Tekür'ün yanında «han» unvanının kullanılm asını. «kışladı» tâbirinden biraz farklıdır. görmüşlerse de. 216a — Ucan sahrasında bu efsânevî zam anda dahi atlar yetiştirildiğine dair kayıtlar enteresan. doğrudan doğruya Sebelân dağlarm a gitmiş. Şehrin yanındaki dağlara Beydağları demişler ve hüküm darlar bu dağlarda kalmış-. Oğuzlar bu mıntıkaya tam bir Oğuz olarak. yüzü süblenir» tâbiri varmış. O halde «Sebelân» sevin m ânasına geliyor. 265a — Keçele yahud keçile. 189. 207) de de geçen «Şahne» tâbiriyle. iş ü işret etmek şeklinde izah edilmiş. Günüm üzdeki Şam şehrinden ve dolaylarından Dimeşq adıyla bahsedilecektir. 24. Gerçi Gök olarak yaygın ise de. (st. bu m ıntıkada yaşıyan kavimler de K arluk imiş. 273a — O ğuz'un oğulları şehirde değil.

360a — «Altın kürsü». bir alçak kürsüdür. Doerfer. Su. burada Rum imparatoru için de kullanılmış. Uygur Sözlüğü. Türk ve Moğol askerlerin nehirleri geçme usulleri. aradaki nehirler veyâ Boğazlar. yüzyıllar arasındaki vaziyet anlatılmıştır. yâni sülâle azalan demektir. 42): Arma­ ğan. herhalde Selçuklular geldiği zamanki müstakil emâretler. Doerfer. köp­ rü kurulmasını Pavlikovski tetkik etmiştir. I.'Türklerin İslâmiyet öncesi dua âdeti ol­ muş. cinsi vergileri ifâde etse gerek. bununla XI-XII. 348-349. Yâni tekfur ve frenk tâbiri. 92 . 337a — Rum tekfurları. 276a — [Burada (st. 351a — Burada » tâbiri kullanılıyor. Balballarda da bu durum bellidir. 408). .kuvvetle yaşam ıi Şehre ^rınek ve yağma etmek. not: 964a. çeşitli mahsullerden ibarettir. Fırat gibi büyük nehirler kasdedilmiştir. askerleri şehre sokinamışlardır. 328a — Burada «su ve ateş» dikkati çekiyor. lâkin bir sonraki satırda «teşrif» ve st. deniz değil. 317a — Tansux. 371a — Dimeşq. Karahanlı ve Çengizli hükümdarlarından ahaliye adalet göstermek isteyenler böyle hareket etmişler. bilhassa Şam Şehri ve yöresi Bk. 294a — Belek (Kâşgarlı. mü­ cevher v. 360b —‘ Metinde «elbise».] 283a — Elini göğsüne koyup aşağı indirmek. 334a — Türk hükümdarları için kullanılan «urug» tâbiri. Bak: Not: 748a. hediye. Tekfur da muhtemelen Vaspuragan veyâ Kilikya Ermeni melikleri demektir. Burada nâdir şeylerden yapılmış he­ diye mânâsına almak lâzımdır. bilhassa Antalya-Antakya. frenk pâdişâhı tâbirlerinden birincisi. No: 248a. 522-523. Bk. Bilâg (Çaferoğlu. 385.s. 274) de olduğu gibi «mâl» ve «hazâne» birlikte zikredilmiş. asla llhanlıIar devrindeki duruma ait değil. 367 de ise «hil’at». 413-415. ancak isyan ballerinde ceza olarak yapıl­ mış. ateş ise «rum ateşi» olduğu akla geliyor. II. «Mâl» «vergi» olarak tercüme edilmiştir ki. II. Bizans ve Roma için. 312a — Burada herhalde Oğuz’un oğullarının karargâblarraın Boğazların doğusunda olduğu iiade edümiştir. şehir dışında kalıp. «Hazane» ise. 311a — Tağar için bk. Minyatürlerde tasvirlerine çok Taslanıyor. tarafları için kul­ lanılmış. güney Suriye. Burada metinde «derya» sözüyle. hep aynı hil'at tipi elbiseyi tavsif ediyor. I. İkincisi ise Anadolu ve Batı Suriye'deki Haçlılar mânâsında kullanılmış. Doerfer. para. Tekfur. türkçede nâdir şeyler demektir. Geç kalmak yüzünden cezalandırmak mânasına geliyor.

yyda 80 I kg. bu. 625-24 yılla­ rında Suriye ve Askelan’a kadar olan seferlerine dair rivayetlerin bakiyeleri esas olmuş. belki Tem ur için de bir örnek olm uştur. Kuhistan. D em avend’de ordudan geri kaldıklarından Kalaç ismi aldıkları enteresandır. A raplar geldiği vakit D emavend. ' 465a ■— Teksemiş ( ^ ' ) kelimesi. Fergâne. Suriye ve M ısır seferlerinin isnad edilmesi O D U 'da da vardır. kadar olan (?) bir ağırlık ölçüsü. Kâbil. 469a — D em avend'de yaylak yapm ak. Bu hikâye. 470a — İS nüshasında bir satır kadar karışık olduğu için. H a ve X'ya göre düzen­ lendi]. M am afih bunlar hâkim unsurdur. Çünkü doğum yüzünden ordunun hareketine fasıla verilmcnıiştir. Bir kuvvetli kavim tarafından dağı­ 93 . kendilerinin daha Oğuz H an devrinde buraya -gelerek yerleşmiş olduklarını iddia etmişlerdir. 419a — Buradaki dağlarını. başka kaynaklarda göremedim. 381a — B urada da «vergi» olarak tercüm e edilen «nıal»ın tam karşılığı «yay» olm ak­ tadır ki. diğer eserlerde de zikredilmiştir. O D ’ndaki eksik­ liklerin yerli rivâyetlerle tam am lanm ası önemlidir. eşekyüKü yahud. 376a — «hârvâr». pünümüzde takriben 300 kg. ' 477a — «Kalaç» hitabına m aruz kalan zat. yanında birçok atla M ısır'a gönderilmiş demektir. Maveraün- nehr’de Pençkent. Kuh-i K iluye'de oturan Agaçeri aşireti. Rum . 443a — İsfahan ahalisinin inadı ve yüzden ağır bir ceza p ek m iş olması. 4-lOa — Oğuz H an ’a. T ürk kadınlarının bünyelerinin sağlamlığı için bu husus. ilk Selçuklulardan Atsız'ın seferlerine dair kıssaların izleri mevzubahisdir. Baalbek'i yaylak olarak kullanm ası. kendisine padişahın hizmetine arzetmck m ânâ­ sına gelmiştir. buna İlh a n lIla r çağında bazı tafsilât ilâve edilmiştir. M ısır ve Şam isimlerinin zikredilmesinden anlaşıldığı üzere. destanın diğer rivâyetlerinde de bulunm uştur. Sırderya’nın kuzeyinde ve şimdiki K azakistan’da dağınık vazi­ yetle bulunuyorlardı. İhtim al ki. fakat XIII. Oğuz’un buralarda. Oğuz D estanı için pek mühimdir. oradan Kuh-i Kiluye yoluyla İsfahan’a gelmesi hak- kındaki teferruat çok m ühim dir. bugün H alaçian n S»ve etrafında yerleşmiş oinialarınm çok eski olduğunu gös­ term ekledir. Oğuz’un ön asy a’dan dönüş hikâyesinde. 396a — Yâni elçi. O D U ’da Töm ürdü Kağul adındadır. Sakaların MÖ. Islâmdan önceki peygam ber kıssalarınd&n haberdarm ış gibi tas­ vir edilmiş. ötekine binerek hızından kaybetm emiş olacaktır. 374a — Oğuz burada. . R um . F ak at daha muhtemel olarak bu rivayetlere. mal cinsi b ir vergidir. Bu Suretle yolda b ir at yorulursa. âtın yanında iki yedek aüa acele gitmek. b u rad a. Zaten H alaçlar. Fakat R ş ’de 'ayrıca verilen bu tafsilâtın menşeini tâyin et­ mek güçtür. h er konakta üç yeni atla değiştirmek üzere.

Bunlar K azakistan’da. Bugünkü Ha- laçların. Bu kavmin bazı kısım ları O ğuzlarla birlikte A nadolu'ya da ge­ lerek K arlık. Documents p. 500a — «Baygız». 180) denildiği gibi. burası bu şehrin serin yaylaları sayılm ıştır. bu­ gün G öktürklerin dilinin izlerini taşım aktadır. volkanik teşekküller olduğundan. (Taberî. tılmış değil. Toharistan. Ta-çe-li (Chavannes. yüzyılda budist idiler. Karlug ve K arlu isimleriyle dağlık m ıntıkalarda oturm uşlardır. dikkate şâyandır. T ürk vesikalarında da onlarn «Üç Karluk» : denilmiş. Dokuzoğuz teşkilâtı ile bağlı olsa gerek. Bu K arluklar da. 504a — Oğuz'un Baygız/Badgis yaylalarından memleketine. 78). K arluklar Ç in kay­ naklarına göre 'üç kabileden mürekkep idiler. Hem de H erat'm kuzeyinde olduğundan. Farsça tercümesi. etekle­ rinden zirvelere kadar hep otlak halinde. 490a — yâni vergiyi üç sene evvel peşin alm ak. H albuki A raplar geldiği sırada. hayvan beslemek için son derece müsâit olm uştur. taşsıli. İle ve Balhaş'ın kuzeyine. Oğuz rivayetlerinin çoğunda bu «Garcistan» Gürcistan okunmuş. A m a burada ceza bahis konusu değildir. Efta- litlerin şimdiki A fganistan’da esas karargâhları burada idi. G ur ve G arcistan yoluyla hareket etmiş olması. Pu-for. hüküm ­ darların uzaklarda yaşıyan. Save m ıntıkasına H alacistan dedirtecek kadar burasının asıl sekenesi sayılması. Pam ir. II. Oğuz D estam 'nda da K arluklann bu kadar sayılması.jîJ. Bunun gibi Garcisıandaki Beğdili Oğuz yahud Kıpçak beylerine de Oğurça ( ) de­ nilmiştir. yaz aylarını burada geçiriyordu. yüzyılda G öktürklere karşı savaştıkları sırada şunlardı: Mu-lo. nihayet Ç u-Talas dağları m ıntıkasında H alaçlarla yanyana yerleştirilmişlerdir. Türk fütuhatı sırasında tat­ bik edilen bu usul. Sırderya havzasında iken daha IX. Neyzek T arhan’ın burada birçok kasırları vardı. Çu havzasmdaki K arluklann Hudud ül-Alem'de üç kabile zikredilmesi. Ortak ve Kürtak m ıntıkalannâ dönüşünde. K arlukları orada yerleştirmesine dair rivâyetler m ühimdir. H alaçlardan olan Kâbil Şa- hîlerine dc «Uğurca» denilmiştir: (İbn A’sem. Save etrafında yaşam akta olan H alaçların dilleri. Te- m ürlüler zam anında da Şahruh. 500b — [Başlık tarafım ızdan konulm uştur]. Fergane dağları. Bu hususlar Oğuz destanm da H alaçlara dair verilen tafsilâtın çok etraflı surette tetkik edilmesi gerektiğini göstermektedir. 493a — Oğuz’un Basra tarafların a ihtiyaten ordu göndermesine ait tafsilât. Bu kabileler V llI. 94 . Çağanyan Eftalit Karluk hüküm darı Bişe j j j J ' . Burada bütün dağlar. burada Oğuz'un bu G ur memleketi ve G arcistanda Türk kavimlerini yerleş­ tirmesini anlatm ıştır. aynı H alaçlar gibi. Bamiyan. G u r memleketinde. K artuk­ larda üçlü teşkilâtın temelli olduğunu göstermektedir. O D. Badgis'in dh-y değişmesine m aruz kalm ış olduğunu gösterir. Alay.] 502a — Oğuz tarafından bu iki-üç aileye Karluk adı verilecektir. fakat um um î siyâsî m ülâhazalarla federasyon içine alınan ülke­ lere karşı ne derece tedbirli hareket etmeleri gerektiğini belirtm ek içindir. Basra’ya gönde­ rilen ayrı bir «dokuz bin>. hâkim olm ak için dağılm ışlardır. 500c — [Ha ve X nüshalarında O taq şeklinde yazılmış. A raplar geldiğinde asıl savaşlar burada ve T oharistan'ın Pam ir sınırlarında cereyan etmiştir. bir nevi ceza mahiyetinde olm uştur.

Tem ur'un severek konakladığı ve toylar tertip ettiği bir yerdi (ZN. Çin kaynaklarında A fganistan'ın güneyinde Tieie tâbir edilen Uygur­ larla beraber bulunm uş görünüyorlar. 507a — «Kendi yurdu». Karluk. 509a — M etinde i y Buradaki ’U okuyup. Edil bilindiği gibi Volga’nın türkçe ismidir. ON Büyük K arahanlıları bilmediğinden bu «İlik». aynı Halaç ve K arluklar gibi dağlık m ıntıkalarda yerleşen ve müvazî yaşıyan üç büyük kabile olarak gösterilmiştir. . 510a — Bu altın ev(otağ). Belki de Y ağm alar. arap coğ­ rafya kitaplarında Oğuz ve H alaçların m alları olarak zikrediliyor. Etil.üzere K anglılar ve bülün Kazakistan'da Oğuzlar esas halk olarak kay­ dedilmiştir. Buradaki «İlik» sözü. Semerkant'daki Uygur. A g ’de de tafsilâtlıca tasvir edilmiştir (st. I. bunun batısında K anglılarla Oğuzlar asıl sekene olarak tarif edilmişlerdir. Talaş. Ciur ve H alaçların ülkesi imiş. «İlik» ve «Yalguz Ağaç». M averaünnehr'de tesbit olunan en eski türkçe kelimelerin ikisini teşkil ederler. 508a — Uygur ve K anglıların asıl vatanları olarak gösterilen Sayram ve Talaş m ıntı­ kasından Yalguzağaç’a kadar dokuzgünlük yol sayılmış. 451. M averaünnehr’in eskiden Türklerce kullanılan ismi olsa gerek. merkez olmak . bu ülkeye Çinlilerin Kang-çü ülkesi demesi de bundandır. 18-19. H erhalde en çok Y ağm aların hüküm dar ismi olan «İlik» adının burada bir vilâyete isim olması önemlidir. Kanglı ve U ygurlara ait riva­ yetlerde de en eski efsânevî zam anlardan kalan bir toplantı yeri olmuş görtinüyor. 5 I9a — G erek R ş. bilhassa koyun. 527a — Kıl-barak yahud It-barakların isyanı ve K ıpçakların oraya gönderilmesinin hi­ kâyesi. Herhalde Batı Türkis­ tan’ın dağlık kısım larında K arluklar. 505a — Burada Zerefşâri havzasının «ilik vilâyeti» diye adlandırılm ası ve Yalguz Ağaç mevkiinden bahsedilmesi enteresandır. K arahanlı İlik Han N asr demek değildir. Sayram ve İle taraflarındaki G ur ve Uygurlar. K anglılara ikta olarak verilmiş ki. burada m üsabakada bulunm ak anlam ında alına­ bilir. D oerfer. Atil. Oğuz’un Balhaş. H erhalde Afganistan'daki G ur. Yazıcıoğlu da böyle kabul etmiş. 516a — «Temacamişi» geçiyor ki. 444-447). Oğuzlar. Sem erkant'ın güneybatısında olan bu yer. Fakat Sem erkant'da U ygurlar da K anglılar gibi ikta sahibi sayılm ışlardır. 1. Oğuz devletinin en kudretli zamanı olarak anlatılm ış ve Oğuz'un burada «U ygurların Hakanı» ünvanı aldığı ilân edilmiştir. Berezin tabı. öz yurdu tâbirleriyle. atlı asker için bu yol fazla değildir. Fakat esas Ciarcistan ve Kabil mıntıkası. asıl. «Yalguz Ağaç». I. gerekse A g ve O D U ’da tasvir edilen bu toy. Keşmir taraf­ larına geçmeden önce buralarda bulunm uşlardır. Hindistan tarafına ihraç edilen m allar. Bunun batısında ise Horezm m ın­ tıkası. Y am an-su’ya gelince bu adda bugün bazı nehirler vardır (Jaman- 95 . 255. 524a ^ Semerkant ve Buhara. Bk. Türkler. 493). bunların batısında H alaçlar. Ortak ve Kiirtak m ıntıkasındaki karargâhları anlatılm ıştır. •528a — Burada iki nehir zikrediliyor: Atil ve Yaman-su. doksanbin kabul ettik. R ş ’hin ilk cildinde de vardır.

sıra ile vereceğiz. 530a — Kıpçaklann memleketi. yâni umumî avlarda hangi kuş mahsul getirmiş olması. okur-yjîzar olmayanlar tara- fmdan yerine kullanılır ve buna «tamga salmak» denUir. Makaleler ve İncelemeler. 548a — «Ongun» için bk. Caucasica III. [Biz de. fakat anlamı da dikkati çekiyor: indir. nüshalarda açık bırakılmış. 2 — Tefsiri uydurma. Kıpçak ülkesine sefer eden Çengizlilerin 1236-37 kışını geçirdikleri yer ola­ rak da zikredilir. bilhassa bunun Başkurt rivayetlerinde tafsilâtlı olarak yazılmıştır. Herhalde bu nehir Yayık olmasa bile. 196. kendi bildiğine göre i z ^ a kalkışan farsçaya çevirenin sözlerini Berezin ve Xetagurov (Be- rezin I. Buryat ve Yakut/Saka'larda da bir efsânevî hakîm sayılm ıştır' (A. daha Oğuz Han gelmeden önce Edil havzası olarak belirtilmiştir. 87-90) nakletmişlerdir. 53Sa — Beyaz yer. tnan. I. 25-29. Oğuzlar kitabında kabile teşkilâtının tenkidi listesini vermiştir. 3 — Avşar sözünün mânâsı da uydurmadır. Burasının yerini V. Rad- lofun istifâde ettiği nüshada Yayık Nehri de geçtiğinden bu Yaman-su’nun şimdiki Ural nehri ile aynı olması ihtimâli de vardır (V. yâni hannanda m ^ s u l olarak alınan vergi. Jamân-sansu. «ağaç» cinslerinin kabileler arasmda taksimi. Qay. Faruk Sümer de. s. «Babası» kelimesinden öncesi. bunu teyid eden bir delU görmedim. XIV /2. «tanğ>da hububat. «Yaz* ismi «As» ile bir­ leştiriliyor. Qıygat. Not. «en eski zamanlardan beri» Oğuzların ilk Vatanı sayılmıştır.önce biliniyordu. ki olabilir. s. 547a — «Tamga» mallara. Minorkski de kesinlikle tâyin edememektedir. Yayık havzası K ıpçaklann düinden eski bir örnek. Kfişgarlı'da j^>_Yazgar. Qayıg. Sırdeo'a ile Edil arasında bir ırmak olacak. s. tere. Qıyat. Qara-Qay ve Örüng-Qay şekillerinde de görülür. Makaleler ve İncelemeler. Bu bakımdan notlarını. Oğuzlar tarafından ilk bina edilen şehir oluyor. Kabileleri düzgün bir şekilde koydu­ ğumuz için S’ nüshasının satırları karıştı. 221-238). O D ’nı örnek alan Çengiznâme’de. BSOAS. Batı Kıpçaklan ta o zaman Edil ve Yayık taraflarını kendilerinin irsî hisseleri olarak ellerinde bulunduruyorlar ve ziraat mahsulünü vergi olarak alıyorlardı. 601 b. 1952. 197). Kabile isimlerini. belki daha önce Lena havzasına çekilmelerinden . Yaman-$u. Kıpçak ve Yemeklerin bir kısmı. 96 . yMig-l-cr. İnan. 268-273! Hayvanlar­ dan et parçaları «orun-ulca» hediye taksimi. avcılıkta kuş. 536a — Yenikent. daha Oğuz zamanında Uzakdoğu'da oldukları halde. 275-281. 537a — lrqıl Hoca. Qaygat. Sırderya kıyısı. «avış» kam demek derse de. harmanyeri. Minorsky. R ş ’nin met­ nini. A g ve Y a z I c I o ğ 1 u ile karşılaştırıp verdik. 528b — Burası bir yer ismi olarak görülüyor. A. Yâni bu şahıs.] 1 — Kelime Qayı. Saka/Yakutların milâd sula- nnda. Sansu'nıın bİr kolu: Yaman-yelge: Edil’e katılan Kaman nehrinin bir kolu olan Ufa ırmağına dökülen bir de­ re). Xetagurov. Bk. Tomaschek. Bu kelime fikrimce Avcı-t-er'den geliyor.kon: Tengiz gölüne dökülen Kon nehrinin bir kolu. Qıy. bilhassa hayvanlara vurulur.

p. Canıpagnes. «Qarqınî- belki de bu umumî yemeklerle ilgili bir unvandır. s. 238) de geçer. 110. önasya'ya da Kırgız ismiyle geltniş görünüyorlar. hem Çigil hem dc ^'ağnuı isminin yerim tu t­ muş. H islory o f Liao. yâni Qay aşiretinin altı kolundan biri sayılmış. 122). sirk artisti demektir. History o f Liao p. F: 7 97 .» Yağma kavmi.] 12 — «Aşj<. 89. Kabile isimleri esnaf teş­ kilâtı ile ilgili olduğundan Qızıq'm sanatkâr mânâsı daha anlayışlı görünüyor. U ranqay'larla birlikle görmüş vc isimle­ rini Yang-mo yazmış. X ve S'de m ânâsının yeri bo^: D iğer yerde böyle. 523 ve Hudııd ül-. 351). 345- 351. B aşkurtlarda Baylar büyük bir kabiledir. 981 de Ç in’den Beşbaiık U ygurlanna gelen Çin elçisi W ang-yan-te bunları Sarıırm ağın batısında. İbn ül-Esîr'de(X. ölülerin ruhuna veyâ mevlid gibi dinî merasimde verilen yemek. 4 — Kelimenin aslı için bk. bilhassa Dicle üzerinde kalabalık olarak yaşayıp gelen D öğer kabilesinin adı iranca değildir. Çin sınırlarında yerleşip kalan uruğlardandır. p. 87-89. Pelliot. 24a) zik­ rederler: «'liyenşan dağlarının güney yam açlarında. U . Bunlar Hsi. 10 — Farsçaya tercümesi. 8 — M ânâsı uydurrna. 7 — Kelimenin tefsiri uydurm a. Tanrıdaglarının orta kısmında. 320. Karluk ve Çigillerle komşu olarak oturm uşlar. Bu kavim de Y ağm alar gibi U zakdoğu'da. Burasını B ahur da ziyaret etm iştir (Buburnâıııı-. D aha sonra Kırgız ismi. 322. 48. şimdi dc tiıskent-Bısket tesmiye olunan kasabaya yakın bir geçinir. 345. Kelime herhalde «bay»m ço­ ğulu. Liao. bir doğu İran kavmi üzerinde hâkim olmuş ve ismini vererek. yâni Y ayırlı ve len-m o. artist. 89. bir kabile olarak yâdedilmişlerdir (Wittfogel. bundan T ohar ve Toharislan çıkmış: Bul­ gar ve Bulgaristan gibi. Taşkent'in kuzeyinde. Bunlara Kazak destanlarında çoğul ekiyle «Aymavut» denilmiş. A rap co|rafyacıIarı da (İstahri. KCsArchivum 11. şimdiki Kırgızların oturduğu yerlerde. Yen-molı. İhtim al «Döpers». l iao tarihinde b u n lar Va-oli. sonradan Çayurlı veyâ Ç apurlı şek­ line sokulmuş. Q ıtay/K idanların Liao tarihinde bunlar lıı-ıu k u ismiyle. [Ha nüshasında bu isim. 11 — Bu isim çincede (VVittfogel. 110: yine 320: Tu-Iu-ku Turks). Yang-mo yâni Yağma ve Yağ- malı ismiyle zikredilmişler ve Hsi.Mem. Bu hususta bk. 6 — özbekçede «qızuk» kelimesi. sınırlan özgend yanında Khutlam ve batıda Sam Süyrek nam yer olmuştur. H erhalde Döğer ile T o h ar/d u h a r bir asıldandır vc tarihle. bunu İranı T ohar zannetmiş. yâni Qay aşiretinin altı kabilesinden biri sayılm ışlardır (WiHfogeI. O -D ’nın hu kavmi ^ in /llıia y (Kidan) sınırlarında yaşıyan b ir Türkm en uruğu olarak göstermesi tarihe uygundur. 13 — Sam-Süyrek. D D Q'daki Duha da D u h a -e r olsa gefL-k. 5 — H a. dönmek kelimesinden pcliyor zannedilmiş. 316. türkçesinden bozuk olarak yapılmış. İb n H avqal. 551) Ya-olı ve So-lı şekillerinden yazıldığından Yayırlı okunuşu doğrudur. N em eth G yula. HcıınİML. Fakat «D oh—er» ismindeki bir Türk kavmi. 9 — Bu tefsir belki doğrudur. eskiden olduğu gibi.

hep HıUy vilâyetinde kalmışlar dediklerini İslâm kaynakları da teyid ediyor. bunu Orhun yazıları da teyid ediyor. Kıpçakça «dur» çoğul ekidir. A g ’daki «uluğ» da farsçasındaıı almış. 93) de. Ong Ogur yahud Gur-Han denilmiş. 330-331). Pelliot’ya göre «fiayan»dan. Tefsiri İndîdir. yüzyılın ilk yarısında bir kısmı Yayık havzasında yaşıyordu. Türk ve İran edebiyatında isimleri bu mânâda yer tutmuştur. Bazen Aynım da denilir. Dağ ya- 98 . Milâddan çok evvel. Burada onlar. Hind sinırlann- daki kuvvetli G ur memleketinin esas kudret kaynağı idi. Köke-nor tarafları bunların ismini taşımış. yâni MaveraUnnehr’e girdik Sencer’ifl ordusu ancak 70 000 idi. Theophilactos da Gur-Ogur ismiyle bu kaymi ve Kanglıları belirtmiştir. Anadolu’da de çoktular. EymUr aşireti. Ahbar üd-Devlet al-Selcuqiye (Lahor tabı. Bun­ lara sadece «san» da denilmiş. A. Abul-Fadi al-Siistanî dç On Han’m ismini Gur-Han okumuş (M. büyük bir kısmı Balkanlarda idi. 16 — Tamamiyle uydurma bir tefsîr. Karluklar Ong Han’a gittiler ki. 17 — Bunlar uydurma tefsirler. Köymen. s. aslı da «yam-t-er» Yam postacı demek olabilir. y-dh değişmesinde Yadhıgma şeklini almış. Karluklar bu Ong Han’a gelince onun şev­ keti arttı. Güney sınırlan llaq ile Fergane olmuş. İmad Isfahanî'nin eserinden alarak şöyle der: Sultan Sencer’in Maveraiinnehr’e girmesine kızan Karahanlılar doğuya doğru göç ettiler. Oğuzlar. Herhalde bu isim Ya- yığma olarak da konuşulmuş ki. Kelime daha Sakalar devrinde mâlum olan Ya* tnar. bu Ong Han Hıta. ancak Tinesioğlu Yadhıgma Han’ın memleke­ tinden bahsetmiş. sonradan Yemar ismiyle de maruf olan bir Oğuz kabilesidir. Sene er. Yağma ismi. VII1-IX. Herhalde bu kavim.» Bu hâdise 1137-38 de oldu. T ann Dağları yöresine göçetmiş. Müneccimbaşı. tarihen de hep o tarafta yaşamışlar. İbn ül-Esîr’de de geçer. Hoten ve Yağmaların sahibidir. Halaç ve Yağma. O D ’nda bu Yağmaların bu taraf. Hat­ ta bu kitap. 14 — Üç ok kelimesi. kâfir Türklerin en büyük padişahı idi» demiştir. O 700 000 askerle içeriye. yâni İran TUrkmenleri arasında bulunmadıkları. yüzyıllara kadar hep Horezm’in batı kısmında yaşamış olan bu kavim. Tonyuquq yazıtında «Yadhıgma» olarak yazılmış. Sümer. ıs — Umumiyetle. Azerbaycandakiler için pek garib olarak ermeni asıllı oldukları iddia edilmiştir. bu Ong Han'dan daha büyük ve düzgün askeri çok bir devlet yoktur. Halbuki onlar. F. Afganistan’da Eftalitler yerine. Oğuz (belki Tunga Alp Er)in seferlerinde önce G ur/Ogur'larla birlikte Karlukların yânında Hin- dııkus dağlarında hâkimiyetlerini kurmuşlardı ki. Nasr ibn Ali. Bunların ancak bir kısmı Beçne ismiyle Oğuz camiasına girmiş. «Ong Han Hıta. «dur» eki ile olmuş. ekseriyeti Çin-Hıta hududunda iken. 18 — Peçenek ve Gecene aynıdır. Eftalitler zamanında bir kısmı Gazne taraflarında yaşamış. Fakat «bay» yerine «bayan» daha ziyâde moğollarda kullanılmaktadır. Hıtay küffar memleketinde. Bugün olduğu gibi. Mağlûp oldu. al-Hüseynî de. Kelime hiç şüphesiz «Sarıgur»dah geliyor. s. Hoten ve Yağma sahibi idi. hem güzel hem de çapulcu idi ki. Bu da İbn ül-Esîr’de lâkabı ile zikredilen Karahıtay hanıdır ki. 19 — Kelimenin tefsiri uydurmadır. Karluk. Karahanlıların esas kuvvetlerini teşkil ediyorlardı. Beşenk Afrasiyab’ın babasının ismi sayılmış. Bütün tarihte Çin sınırlarında yaşıyan bu kabilenin dağılması için bk. kökü «bay» yâni zengin kabul edilmiş. X. Bu kavim Milâddan önceki zamanlarda Keşmir taraflarına geçmiş.

yirmi- dörl uruğun hepsine. 23 — Tefsir m uhakkak ki indîdir. Etnografyası çok enteresandır. Bu onikisinden doğanlara «Yüzlük» dediler. Sağ yağnnı ülüş verdiler. Bunun tam düzenli şekli R ş 'd e yoksa da. bunların dışında kalanları da Oğuzlarla birlikte hissedar yaptığını ve tabakalar arasında bir ahenk tem in etliğini göstermek bakı­ m ından m ühimdir. On ikisi at tutup oturdu. Eymir onu doğradı. Türkmen camiası. Oıbçaq atları tuttu. Sorqı atlan tuttu. 22 — A g 'nin ala atlı tefsiri doğru. Hannâm e des­ tanında da bir Türkm en beyi olarak zikredilmiştir. oniki 99 . Bunların hepsini evin dışarısında oturttular. Sol uyluğu ülüş verdiler. 25 — Tefsirler indîdir. Lâlû atları tuttu. Sol aşıklı iliği ülüş verdiler. Sağ qar iliği ülüş verdiler. D ördüncü ürgede Alayuntlu'yu oturttular. Bogduz-aman. S a e k o 1 'da ilk ürge'ye Kün H an'ın büyük oğlu Qayı’yı oturltular. Bu ise «yasa»nın ancak hâkim uruğları tutm ayıp. Oğuz’ın adlandırdığı ve qum alardah doğan çocukları da yirmidört ki­ şidirler. onikisi eşikle olurdu. keza Oğuz olm adıkları halde bu u ru fla r yanında kendilerine yer ve­ rilen ve bu camiaya bağlı bulunan kabileler de hissedar sıfatıyla yasada yer tutm uşlardır. Solyanbaşı ülüş verdiler. qmıq denilir. Q ara Evli onu doğradı. Altıncı ürgede Beğ- dili'yi oturttular. 26 — Bunlar indîdir.vczirliklc bulunan kabilelerden sa­ yılmış.. Bügdiiz onu doğradı. İkinci ürgede Çavuldur'u oturttular. Qarqın onu doğradı. Silâh kınına.maçlanrrda oturm ak âdetleri olduğundan. (Jâlâç atlan tuttu. Qanqlı atları tuttu. Qınıq onu doğradı. Sağ aşıklı iliği ülüş verdiler. Belki Ülker yıldızının ismine bağlıdır.. Kün Ha!n onların her ikisini bir ürgede oturttu ve oniki bölük oldular. İkinci ürgede Alqa Evliyi oturttular. «götü gömülü» de denilir. Beçene onu doğradı. 571-580). Çepni onu doğradı. Qaracık atları tuttu. Qazgurt atları tuttu. Siiğ uyluğu ülüş verdiler. Bayat onu doğradı.. M ürdeşuy atları tuttu.. 24 — Bu da uydurm a. Bu yirmidöriden doğanlara aymaq d ediler. Al­ tıncı 'ürgede Ava'yı oturttular. A g ’dc (st. S o 1 y a n d a 'ki birinci ürgede Gök H an'ın büyük oğlu Bayındır'ı oturttular. 21 — U ydurm a tefsirlerdir. Qızıq onu doğradı. Ü regir onu doğradı. Oğuz H an'ın altı oğlunun asıl hatunlarından doğan çocukları yirmidört kişi idi. Bıigduzman. kurulan oniki örge(keçeden mamul küçük çadırla yerleşen uruğlar. Oarlıq atlan tuttu. Üçüncü ürgede -Ay H an'ın büyük oğlu Y azır'ı oturttular. Sol umacayı ülüş verdiler. Turum çı atları tuttu. Bunlar V III. Tikin (Teke?) atlan tuttu. Sağyanbaş'ı ülüş verdiler: Y aser onu doğradı. O D 'nda ilk Ogua H anları zam anında ba 5. Bu cir hetten bu nevi evlere «Aymur ev» denilir ki. yüzyıl başlarında Tibetçe yazılan Beş UygurCTuyuhun?) elçisi raporlarında da zikredilir. evlerinin arkası toprak hizasında olurdu. 20 — Hizmetçi anlam ındaki tefsirler indîdir. Düğer oriu doğradı. Qumı atları tuttu. Üçüncü ürgede Tağ H an'ın bü>ük oğlu Salur'u oturttular. Sol qarı iliği ülüş vetdiler.' onların doğ- rayıcıları ve atlara bakanlar olarak bir bir sayılm ışlardır. D ördüncü ürgede D odurga'yı oturttular! Sağ omcayı ülüş verdiler. Beşinci ürgede Tingiz H an’ın büyük oğlu İğdir'i oturttular. Beşinci ürgede YuMuz H an'ın büyük oğlu Avşar'ı oturttu­ lar. I 585a — Kesilmiş atın hüküm dar hisselerinden kalanı onikiye taksim edilirken. Sol yağnnı ülüş verdiler. 543-566) verilen bu listede. (st.

Karaağaç da okunabilen bu yer. Herhalde eski cedlerin ter­ cihan moğolcayı kullandıklarına inanmış olacaklar. «küçüngars>ın tam arka­ sında yer alır. 26190. sonra türkçesi yazılmıştır. Bu­ nu R $ ve A g almamışlar. t. Bunların kışlak yerleri ise. «savnım». yâni İle nehri kuzeymdeki veyâ güneyindeki karlı dağlar olmuş. H ala. Kim bilir. «solgay». Çengiz Han'ın Nayman ordusunu dağıttıktan sonra Naymanlann uy­ gurca yazan kâtibinden öğrendiklerine dair sözleri. Bunda atılgan genç askerler bu­ lunur.«brangar>. Bu dağların kuzey Kafkasya'daki nisbeien alçak tâli kısımlarına «Karatag» denilmiş olsa gerek. Kafkasya’nın karlı yüksek silsilesine «Buzdağ» denilmiş. nüsha­ larda okunaksız yazılmıştır. O D 'd a rasladığunız moğolca terim ve sözler sadece O D U ve R ş 'e münhasır kalmamış. Yine askeri teşkUât nizamında «urun». «Qarabah>. 20b-21a). Başkurt dağları el-Birunrde de böyle dendiği gibi Ural Dağlandır. Kaşgarlı’da burada Kencek Sengir ismi geçer.' Tarbagatay yöresi olabilir. Ölüyü yıkamak. vr.(türkçe) «yeravul» denilir. belki de moğolca rivayetleri bulunmuştur. Bunların nüsha farklarını ilâve ettim. Buna türkçe «yasav» denilir. bu rivayetlerin İslâmî tesirlerden uzak uygurca. «sol-kol» demiş. İki ordunun karşılaştığı yere «qarşu» denilir. Bunların arapça karşılığı yoktur. Üçüncü kısma Olcay H an m. Yezdî ve Uluğ Beg. Aktaq. Dördüncü kısma Olcay Han m. ancak Temürlü devrinde tesbit edilen O D 'larının Uluğ Bey ta- rafmdan nakledilen parçalan arasmda buluımıaktadır (BM nüshası. galiba islâmiyetten önce de olmuştur. Karaçuk yaylaları olacak. türkçe «bukhtârma» denilen kısımdır ki. OD'de «manqala» ve «keçele» zikredilmektedir ki. Ordu başkumandanı ve tuğ/bayrak burada bulunur. yâni Cungar-Alatav'ın güney tarafları. Oçok kabileleri zaten Sırderya havzasında ve Mangış* 100 . 588a Oğuz kabilelerinin yaylak ve kışlak yerlerinin taksimine dair satırlar. Yâni Türkmen tâbiri Oğuz tâbirinden daha şümul­ lü bir mânâ ifâde eder. türkçe «qaravul» denilir ki. «qol» denUir ve «onqol» ve «sol- qol> arasmda yer alır. «Oğuz'un ordusu yedi kısma ayrılm ıştı: Birinci kısma moğolca «bulcungar>.«onkol> demiştir ki. Bozoklarm. bu destanın doğ­ rudan doğruya Moğolcadan farsçaya tercüme edilen rivâyetlerini görmüşlerdir. İkinci kısma in. AJd.yiizlUk ve yinnidört aymakdan ibarettir. 587a — Oğuz destanında Oğuz H an’m ordu teşkilâtına dair bir kısım da olmuş. yani Kazakistan ortasındaki Borsuqnın Qum. Bazen Oğuzlara Türkmen denilmeyip. Uygur alfabesinin moğolcaya tatbika­ tının ancak 1206‘da.€cuvangar> t. yâni Balhaş'ın kuzeyi. arapça muqaddimet fil-çeyş karşılığıdır. arapça mey- sere'nin katilliğidir. arapça «qalb al-ciyş>in karşılığıdır. başta moğolca isimler vermiş olması dikkati çekiyor. İsimlerin farsça olması. Beşinci kısım ordunun gözüdür ki. Burada T atar ve Moğollar arasmda cereyanı tasvif olunan savaş faslında deniliyor. Orada sağkolun yaylaları arasında Sayram zikredilmiş. «ünüş» ve «küşük» teşkilâtlan da zikredilmiştir. ordunun büyük kısmının önünde bulunur. Yedinci kısım ise. «mürde$uy»da ölüleri yıkayan gassal demektir. bu kabilenin Iranlı olmasını düşündürüyor. moğolca «bustingar». güya o günden önce Moğollar arasında yazı bilen kimse yoktur mânâsına almak doğru değildir.(moğolca) «mangalay». t. Bu da ihtimâl Sayram tior gölü. Azerbaycan'ın Kalrabağı mı?. yâni üçoklann yayla yerleri Kürtaq. Tamalmış ve Basarqum (belki At-basar bozkm) olmak üzere Kazakistan’ın orta kısımlarını teşkil etmiş. Zira Uluğ Beg'in nakUlerinde terimlerin ilk önce moğolcası. ve Kanglılara itlak olunur. «Sengir» keli­ mesinin coğrafi isimlerde çok kullanıldığı Karatev. Altmcı kısma «küçünger» denilir ki. yâni sağkolun kışlak yerlerin­ den Borsuq. bir Moğol kavmi telâkki olunan Karahıtaylar devrinde. bunlar dokuzar bin kişilik büyük kısımlardır. Almalık’ın Akdağı. lâkin izahat yoktur. Solkol. <qol»un arkasında yer alır. Ş. Burada Türk ve Moğol'un büyük ceddi olan Olcay Han’ın ordu kısımlarına yalnız türk­ çe değil. <LaİB> belki de «lolu> yani çingene. yoksa daha başka bir yer mi bilinmiyor. belki de O D U 'daki Kara­ dağ’dır. buna türkçe «cığdavul» bazen de «ökçe» denir. arapça meymene'- nin karşılığıdır. bu tâbir Karlık.

] S93b — «Dhib Yavquy» için «kendi ecdadının ismini verdi» sözü ile. 593a — [Kün Han'dait sonra Dib Yavquy H an'm 'tahta geçtiğinden bahsediliyor. tarihte bizim bilemediğimiz bir de­ virde karışan bir kavim ismidir. 7) kasdedilmiş. batıya. keza bk. ilerde (st. Orada KUn Han’dan sonra Qayı Han tahta geçmiş ve 23 yıl padişahlık etmiştir. Salur ve Tatarlarda olduğu gibi. aryanı kavimler ise. onlar Uzakdoğu’ya gitmeden önce Batıda TUrkler 101 . Bundan sonra Dîb Yavquy H an gelmektedir. Bence As. Hal­ buki Kün Han’ın yukarda zikredilen oğullan arasında böyle bir isim yoktur. Firdev- sfde «Tukhar» bir Türk kahramanının ismidir. mal-mülkümü sana emânet ediyo­ rum. bu lâkabm Ol­ cay Han tarafından Oğuz’un dedesi Dlb Yavquy Han’a verilmiş olduğu (st. 602c — Döger ismini W. 596â — İslâm devrinde'ancak Sırderya havzasına münhasır kalan Oğuz Devletinin ilk zamanlardaki sınırı böyle «Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar» adeta bütün dün­ yayı kaplayan bir devlet olarak tavsif olunmuş. Salur. Heriıalde Alan ve Dökerler. Yâni bu ünvanın Oğuz'dan önceki zamanlarda da kullanılmış olmasına işâret edilmiş. bu hu­ susta daha açık ve doğru yazmıştır. Ailemi. Bu bakımdan R ş ’nin bu kaydı dikkati çekiyor ki. Az. 737 de) A g ’de Mur Yavı Han diye geçen padişahın R ş ’deki isminin başında da görülecek. Azgış yahud Izgiş de böyledir. daha Hunlar zamanında «Alan» isminde Hun eşraf kabilesi olarak Çm kaynaklarında zikredil­ mişlerdir. sen nereye göç edersen ben de aUemle oraya giderim demektir. Bügdüz. meselâ Yağma. bu dilin tUrkge ile tarihten önceki devirlerden devam edegelen teması gösteren delüler vardır. yâni aile ve mallarıyla toptan göç edip. Beçene. H a ve P’de Bı^lan. yâni Uvlan. vakanüvis demek oian «çang-şi»den geliyor (Komanen. Yazıg ve Alan Türklerle. kuvvet anlamında değil. Hilda Ecsedy. istenen yere gidecek­ lerini anlatır. hem «yazar» kabUesi ismi ve hem kâtip manasına karşılayan bir kelime olarak zikredilmiştir. A g ise. Cenkşi. O D ’da ise bir Oğuz kabilesi adı. S97a — «Göç Vermek». uzun zaman Çin hududunda 'bulu­ narak orası ile temasda bulunmalarından ileri gelmiş. Burada R ş bir kı­ sım yeri atlamıştır. 602a — Yazar Mevlâna’nın oğlu Veled’in bir şiirinde. Fakat bu isim Kaş- ğarlı'da «yazgar» bazen de «yazığ+er yazıldığından bu isim «As»ın başka bir şekli olan «Yazıg»dan gelmiş olabilir. 83-91). 167. Marquart'ın anlattığın^ göre çince. İrtiş'a. Kimâk. Moğol Altaytnda idi. Campagnes. 595a — «Ulad». 1-2 (1965) pp. Çen- giz'in sağko] kabileleri dahi. Old Turcic dtles of Chlnesç o r i ^ Açta Oricntalia. Nasıl ki Kore dilinde. 77-92’ye göre bunun Altaî çoğul edatı ile «Çeng-şiut» $cUi de olmuş. Henning Tokhar'ın türkleştirilmiş şekli zannediyor. Alan kavmi.lak'da bulunmuşlardır (Bayandır. Pelliot. Altaylara yöneltilmişti. XVIII. 602b —^ X ve S’de . H azarlann Bulan isminde bir Hanları mâlumdur. Kınık ve Alayundlu gibi). «Alan» da Alan kavim isminden geliyor. Kendisinin en çok gü­ vendiği Huşin (Uysun) aşireti de orada. Yaz. Salur beyinin oğlunun ismidir ki. Oğuz hanlarınm veziri sı- fatiyle yazar-kâtip bu kabilenin okur-yazarlı olduğuna delâlet edebilir. Yâni güç. Batı Türkistan’daki Oğuz kabUeleri arasında çince isim ye utılahlar. zaten metinde de bir karışıklık vardır.

«On Kimâk» olabilir. diğer kısmını da Kim ak okuyabiliriz ki. 613a — N üshalarda j >— ve H a'da seklindedir. çokluk bir kabile ismi oluyor. Bunların doğudaki «T atarların baş karar­ gâhı: » olm uştur (Gerdizî. Son kelimeyi şâyet kabul edersek. V. Sonraları bunlar bir Oğuz. Q'ünkü bu gibi birleşik isimlerden birisi. Q aru okumak kabil. Taş-bek. Zira bazı yerlerde gayın ile kâf bir­ biri. Sümer de (Oğuzlara ait destanı eserler. Yoksa Kimâkİcr Gerdizî'yc göre yedi kabile idiler. Hu ya göre. A g ’de (sl. Ebülgazi yukarda da dediğimiz gibi bu ismi «Başı-btk» şeklinde kaydetmektedir!] 608a — N üshalarda jj' ve şekillerinde yazılan bu ismin ilk yarı­ sını «on». aşağıda ismini ö ksi okuduğumuz. zaten 623'de Dede K orkut'dan bahsedildiği için m ânâya da uygundur. Togan. 4 ). jDede K orkui'da Okçı isimli bir şahsiyet vardır ki. Bilgu-bek: Tiilü(Qulu) Hoca da Qabil hoca olarak geçiyor. Komanen.ı Fnse diye okunan isimle aynı olması muhtemel şahsın oğludur. 114). İhtimal Çin kaynaklarındaki Ko-mo-xi bun­ lardır ki. Başıbek.arasında uzun zaman beraber yaşayıp lürkleşmiş bulunuyorlardı. «On Kimâk» On T iele/T ölös demek gibi olabilir. Oğuzlar gibi Kimâk ve K ıpçaklar da çok eskiden Ortaasya.-bck ve Balpu-bek gibi isimleri halis türkçe kelimelerdir. Bu takdirde Bayat Dede Kerencük oluyor ki. 623 dc türlüce yazılmış. A yrıca Y emekân da olabilir ki. yüzyıl başla­ rında) önce. Düker Elinden Çekes.] 6I6a '— üu isim nüshalarda okunaksızdır. Ç in’in kuzeyine'bitişik Yehol mıntıkasında bulunuyorlardı (M arquart. A g ’de. Fakat «As» kavim ismini hatırlatan «Yas-bek» okuyuşu da m üm kündür.) şöyle diyor. Yemiiklar demek olsa gerek. H andm îr'de de Yezdî'- den naklen aksetmiştir (Habib al-Siyer. Ta«. Halbuki Toharların Tokharistan'da yaşı- yanları. Nihayet Türkler arasında «Yaş-bek» isimle birçok şah­ siyetin bulunduğunu gözönüne alarak bu ismin «Yaş-bek» de olabileceğini kaydedelim. Uzakdoğu ve Doğu A vrupa'da çok dağınık yaşamışlar. ki diğer­ leri bunu azçok destekliyor. Bunlar İran ve Türk kavimlerinin tem asları tarihinin içine dalınamıyacak derinlikleridir. fakal Dede Korkııt d. 6Ü2ç — Bulan(Uvlan). Kimâklerin esas kuvvetleri A ltaylarda kalmış. 159-162). X ve S nüshalarına göre j'» : H a'ya göre de yazılmış. Fakat bu «Yemekân» kelimesinin «kuvvet sahibi» şeklinde tefsir edilmesini anlıyamadım. Uysun aşiretinden Alıs Oqlı olacak. 1. Hun kabilesi olarak tekrar batıya geldiler. Baş- 102 . G îtİ« Iİ970) s. «Dib Baquy H an'ın ulu beğleri Yazır Elinden Alan ve A rlan. 659 ve dev. yazılan ismin i } L S ‘ şeklinde yazılışı. fakat Ptolomaios ve Plinus onları K af­ kasya ve Sırderya taraflarında da zikrederler (Z. Son iki kelime muhakkak ki Dede Kerencük. Z ira nüshalarda noktasız olarak şeklinde yazılan bu ismin okunuşunda akla ilk olarak «Taş-bek» geliyor. Dögerlerin burada zikredilen Dürkeş. s. Y ahut m ânâya daha uygun olarak Bayat okumak imkânı da vardır. 5). Arlan. yerine kullanılmıştır. O D ’de Y cm ek/K im âklerin memleketi «doğunun uzak bir yerinde» gösteriliyor. F. kardeşleri olan U lberliler ise Edil m ıntıkasına hicretlerinden (XII. Ancak ilki pek belli değil. Diğer taraftan bu ismin «Ulaş oğlu olsun» veya «Ulaş oğlu Uysun» olabileceği de akla geliyor. 370) bu şekli kabul etmiş. 83). [Bu isimlerden «Taş-bek» şeklinde okuduğumuz adın lazerinde biraz durm ak icab ediyor. Burada ve sl. ayrı bir İran şivesi konuşuyorlardı: hattâ onların dilini T ürkler edebî dil olarak kullanm ışlardır.

bek ve Biygu-bek. «Qayı K ara H oca’- nın oğlu Q orqut A ta. 616 da geçen isim. Bayındır Elinden K abil-hoca. Doylı Qayı Y avı'nın kardeşi göstermiş: Fakat R ş ‘den anla­ şılıyor ki. Oğlu Quzı Yavj H an'ın kengeş beyleri Eym ir Elinden KefUncek. 637 de oğlunun adı A la atlı kiş derneklü olduğu tasrih edilmiştir. A g ile R ş arasındaki bu farkın içine girmek niyetinde değiliz. 727). Fakat A g 'deki rivayetle karşılaş­ tırılırsa bu sözler daha açıklık kazanıyor. Türklerde Tum an diye isimler çok olmuştur. 623a — [Yukarda. Hemen altta «Bu Korkut» diye başlayarak bilinen birisinden bahsetrhesi de bunu gösteriyor. üç pa­ dişaha vezir oldu.» R ş ’de Damqaq yazılan Tabaq(BnlHq) olm alıdır. st. Nasıl ki U ygurların tarihini ayrıca kitabına ala­ cağını yazmışsa da o da kalmış. Ke^idcddin’- dc Bu beyler aynı zam anda «divan büyükleri» olarak adlandırılıyor. 633b — IT um an. «Ala atlı as donlu»nun mânâsını. dialckt farkı olduğunu izah etmiştir. sadece Kerüncek benzemektedir.] 626a — Bu da «Dede Korkut» hikâyeleri demektir ki. «Ala atlı kiş der- neklü»nün karşılığı zannetmiş. Salur Elinden Tabaq(Ba(aq). 618a — Bu «İnalsır Yavquy H an». Oğuz Des­ tanının' ilerde daha sıkı tahlil edilmesi gereken kısım ları olmalıdır. Fakat A ilaha ilerde bu hâdiseyi.] 633a — Burada metin ilk bakımda anlaşılm ıyor gibi. bugün de A nadolu'da kördum an olarak sis m ânasında kullanılm ak­ tadır. Şu halde bizim metinde «her ikisi» diye zikredilen bu iki inaq beyi olm alıdır. G erd izîd e ismi geçen ve 766 tarihinde G öktürk- lere karşı isyân eden ilk K arluk hüküm darı «llm alsın Cebguye» olacakdır. 629a — A g bu Erki'yi. M uhakkak ki. babası Y abgular sülâlesinden değildi. I. M âhm ud Bayatî'dc de Korkut ve kardeşi Krnçük geçmektedir. K orkut A ta’nın kerârrietleri çoktur. 621a — B urada cümle karışmış. M arquart'ın «Sır Yabcu» olarak bildirdiği. Biri Bayındır Bckdcz vc diğer biri İğdir'den Dünke'dir. F akat tek şahıs olarak kabul edilmiş ve o da «K orkut»la bağlıdır. Dede K orkufu göster­ mektedir.cazi'yc göre Duylı Qayı H an'ın Kor'- kut'dan ba<)ka iki «inaq» beği vardı. Hİ7İnı ka­ rışık isim ile. Z ira Ebül. 99) dir. İslâm vc Bizans kaynaklarınca Istemi'yi ifâde ettiği ileri sürülen kelime ile bu isim ve bu ifâde. A g de bu teferruat yoktur.] 103 . not: 616a da bahsi geçen isim veyâ isimler burada tekrar geçiyor. «Çöl» hattâ «Çor» kelimelerinin aynı asıldan olup. Barthold «Kol». Burası ve aşağıdaki Kor* kut’un kerâm etleri ile ilgili bahisler A g ’de şöyle geçmektedir. Salur Enkeş ve A va Şaban H oca başta bütün Oğuz Eli toplanıp Q ayılardan İnal Yavı’yı padişahlığa getirdiler. 648 de ismi Kol Erki Han diye yazılan bu zalın adı* İbn Fadlan'da Oğuz yabpusu yardımcısı Kudherkin (Kâşgarlı'daki Kölerkin. yine Salur’dan Enkeş'in oğlu O tkan ile onun da oğlu Kııl-San. R ş bunları ayrıca bahiskonusu etm ek istemiş. K orkut’lu halkın konuşması olarak anlatıyor. (st. 295 yıl öm ür sürdü. fakat eserinde bulunm uyor. Gükuirk kita­ belerinin ifâdesini halırlalıyor.. 6 3 la — [Burada Erki'nin büyük a> verdiği Sır Yavquy'a ail ka>ıllar..» A nlaşılıyor ki burada ve st. Bazı nüshalarda Tevum an diye harekelendiği için M ao-dun'un babası Tou-m an’ı ha­ tırlatıyor. Veziri Q orqut A tâ idi ve o ne dese İnal Y avı onun sözünden çıkm azdı. Fakat st.

Bu acaba Reşideddin'in iki ayrı telifini mi işa­ ret ediyor?] 728a — > ®tlan eğerleyip gitmeye hazırlanm ak. [Fakat oğlunun Uje adı. s. Bu K arahanlılarda da Çengiz evlâdında da böyle idi. yâni b unlar eskidenberi U ygurları idârc eden hanlardı. 45-63. st. Wiesbaden. H albuki sülâle m ensupları türlü kabileye hanlık eder ve o kabilelerin ham sa­ yılır. A je bilhassa. Öleceği zatnan yurdunu ikiye böldü. İle havzasına yakın yerler­ de olm uştur. bundan sonra A rıqlı A rslan H an'ın isminin başına kadar. fakat bu ba$ka yerlerdeki gibi «diğer evle­ rin önünde» olacak. I. D estanın aslında Köl E rki’nin zam anı da Külenk ile bu^lı olmuş olacak. Ha ya göre tam b ir «atır atlanmış. Talas-Sayram U raflarını Q ara A lp A rslan’a verdi. 720a — [Burada metnin X nüshasında « ı J j j l » tâbiri geçtiği halde. Bi- zim nüshalarda bu yok. Bundan H a nüshasının diğer nüs­ haların çoğuna esas olduğu anlaşılıyor. Jahn tercümesinde bu iki şahsı ayırmıssa da. 747 de eskidenberi böyle olduğu anlatılıyor. ^ 640a — T um an H an'ın hayvan dillerini bilmesine dair hikâye için bk. aşağıdaki notunu ye­ niden tanzime vakit bulam am ıştır. şimdi daha kesinlik kazanıyor. 595 de ayrı bir şahıs ismidir. 634a — M etinde geçen «Qorqut» isimleri S nüshasında umum iyetle «Oorqub» yazıl­ mıştır. p. A g de sadece «Mur» olarak geçiyor. Jahn. S ve H a « » denilmektedir. I. Zaten verdiği geniş bilgi.] 7I9a — Metinde «diğer evlerle birlikte». 840 larda U ygur devletini yıkan Kırgız hüküm darı olarak zikredilir. H atta Arıqlı Arslan H an'ın oğlu A lp Tav- gaç A g 'd e Qura Alp'in çocuğu gösterilmekle. diğer iki nüs­ hada. A nlaşılıyor ki A g. (1967) p. Kırgız hüküm dar ünvanı A-je'yi hatırlatıyor. Büyüûüııün adı M ur Yavı.] K. Ag’de ise şöyle anlatılır. 255) hic- rî ikinci yylarda. D oerfer. belki de Tiyanşan dağları sahasında. 848-852). Jahn (JAH . 212) böyledir. 58-59). Aşağıda st. 737b — [Ha nüshası dışındaki R ş metinlerinde. 271-272. A g ’de de böyledir. Bu kısım olmaksızın Arıqlı Arslan H an'la O ara Alp aynı şahıs gibi gözüküyor ki. batınlarda Türkistan'da islâmiyeti yayma yolundaki mücâdeleler sırasında Fergane’de Akşitler. ve 3. Oğuz olam az zannetmiş. R ş ’nin bu eksik satirli bir nüs­ hasının m alum atına dayanan b ir rivayeti nakletmiş. JA H. 737a — «Uladmur» ismi. I (1967).] 738a — [Ha nüshasının ihtiva ettiği m alum atın farkına varıp varm adığını kesinlikle bilmediğim m erhum hocam. Qanlı V avlı’nın iki oğlu vardı. Peygamberden sonra 2. küçüğünün adı Q ara A lp A rslan. Nasıl ki «Semek A yyar»da da (I. Kâşgar'dft «tersa». «Ulad» ismi de. 673a — Aqlı geçidi. Türkistan ve Yeni- kend'i M ur Y avı’ya. Q ara A lp A rıq iry ı U ygur H anı olunca. Ahmed Yesev? m enakıbında (H adiqat al-Arifin. Bir nice yıl sonra da K ara Alp Arslan ağabeyine isyân eder (st. K. Bk. savaşla ölen bu zalın jcrin e meçhul bir Q ara H an Oğuz tahtına geçmektedir. yâni hristiyan ya- 104 . cüz 2. 689a — A yne(lne?) H an A g ’ye göre A fşar H anı idi. Kâbil kütüphanesi nüshası. vr.

bu ralard a vaktiyle çok kalabalık (ş. 90. St. Q ublandı destanı. Bu kelime «beliik» şeklinde yazılan ve hediye. Sabırlarla birleşmiş idiler. Eski U ygur Türkçesf Sözlii£ü. hud budist Mııynuzluk Buğra H an hâkim olduğu. 20). m etinler. Aynı zamanda manihâizmin de yayılm akta olduğu bu devirde (V Ill. Buğra H anlar U ygur. st. 73-80 ve Reşid V atvat'ın T ahran'da neşredilen m ün­ şeatı). 70: minsan.^9a — ISayrunı şehrinin bu çağdaki öncmtni «Saryam Şehri I arihi* adlı risaleden anlıyoruz (Taşkent IKH4). savaş da T alaş m ıntıkasında ce­ reyan etmiş. 10-11: m anih âî'v e Denaverî tabiblerin Q untekin'i tedavi etm eleri kıssası). A rıqlı A rslan H an’ın merkezi T alas'da olm uş. on ming sabunhane bar idi (s. I. Fakat K azakistan'­ daki K ıpçaklar ki. aynı nuntıkada Sarıgbalık şehrinde oğlu E rbüz K arahan'ın hüküm dar olduğu ve bunların hristiyanlığı bırakıp müslüman oldukları zikredilmiştir. yyın son yansında) Bağraşgöl mıntıkasında Ezel (yahud Erk. s. 23-47. s. 41. arm ağan m âna­ sına gelen lürkçe kelime olm alıdır. Beşbalık'da yerieşçn manihaist Quritekin idi. Qay. Turkestan. m anihaizm . 7. «Tersa» ismi hristiyan ve m anihailer için kullanılan bir tâbirdir. G erdizî’ye göre T okuzoğuz hanları idi. 4 7) «keçegi ketgen köp Qıyats> tâbiri ile hu Q ıyatların buradan H orasan taraflarına gitmjş olduklarını. (Kâşgarlı. M anihaizmi kabul eden bu Quritekin idi. 736’da Tiken Bile E r Biçken Qayı Yavquy H an'dan bahsedilirken.] 74f»a — A lp Tavgaç için bk. türkçe olduğu için aynen koruduk. işte bizim O D ’de zikrigeçen Arıqlı Arslan H an ile oğlu Tavgaç H an'ın Yesevî mena- kıbında adı geçen A rıqlıg Tafgaç H an ile münâsebeti açıkdır. budizm ve islâmiyetin mücâdele halinde olduğu bir devrin hatırasıdır. E rk/B üpür m ıntıkasında idi. Yesevî menkıbesi bu zam anlar burada hakim kabileler olarak Qanqlı. Q aylar hakkında «kcçeği kilpen» yâni dün bizden ayrılıp gitmiş olan kalabalık O 'yat diye daim a hatırlam ışlardır. Y âni Tokuzoğuz ve O ğuzlar arasında hris- tiyanlık. İşte bizim O D bu hikâyesi ile tam bir tarihî hâdiseye tem as etmiş bulunuyor. Fakat Uygur-Tokuzoğuzların merkezleri daha Talaş. 74}(a — t«Bilik» okunacak şekilde yazılan bu kelime. herhalde bilgi. Metinde iki yerde geçiyor ki. Dizin s. yüzyıl H orezm şahlan ve onların Sırderya havzası işlerine karışm aları anlatılm ıştır. kayıtlarını Barthold kısmen neşret- miştir (Turkestan. Quzu Baliğ yâni Balasagun'da Kılıç K ara H an'ın. U ladm ur Y avqu'nun karargâhı ve mühimm at üssü Sayram’da. G erdizî bunun E rk’de Tokuzoğuz H akanı olan ve savaşta öldürülen kar­ deşinin adını açıklam am ış. reislerinin Ahmed Yesevî'- ye yâni m üslüm an Salurlara düşman olan Q aram an ile A qm an olduğunu K ara-K ıpçaklar ile müttefik olduklarını zikretm iştir. Bu tâbir X ve Ha nüs- 105 . Kııblandı destanı o nlanndır. K arahanlılar zaten «Buğra» lâkabını taşım akla Y ağm aların hanları idiler (Barthold. F akat buradaki T ürk ahalinin çoğunluğu hep Yağm alar ve K artuklar idi. alın Qıyat köp quşun) olan Q ay/Q ıyatlar için (Moskva 1957. s. Ol vaqitdc Saryanı'da on ming tinuırçi. on ming etiikçi. s. Bala- sapıın. Beğdelilerden bahsetmiş. 42. 93)] 753a — (Burada metin biraz izah edilmek icâb eder. yukarda not: 73Ka. Drevoyetyürkskiy Slovar. Buna dair «inşa» d efterlerinin . bu nesil onunla kesildi. s. H orasan'a geldikten sonra Q ayılar da müslüman olup. I. 18). 9ü yıl padişahlıktan sonra «babasiJ-nm vefat etliğinden bahsedilir. Caferoğlu. A. m alum at hatta m ektup m ânasında değildir. 81-82. Z ira bazı karışıklık olduğu ze­ habını uyandırıyor. onun yerine geçen A n q h g Tafgaç H an'ın Almalıq ve Kayalık şehirlerini müslüman kıldığı. U ladm ur Yavqu Qayı hanları nes­ linden idi ki. Beğdeli ismiyle X II. yâni Bügür'de) dc manihaizmi yayan rahiplerin H anlar üzerindeki nüfuzların­ dan Gerdizî bahsetm ektedir (Barthold neşri. O D ’de ise onun ismi El-tekin. Buralara hâkim olan kavim U ygurlarm ış. s.

slavca isimler Türklerce Ala- timir şeklinde söylenmiş (Pelliot. s. K adın yurduna döndükten sonra «M ur Yavı H an’dan hamileyim» dedi. 790a — Y ukarda. Nasıl Qayı Yavquy H an babasının sağlığında tahta geçmişse. R ş ise bu zatı. M uhakkak burada. tab asın ! sağlığında görmüş. 778a — Em îr Künce ki. Yoksa slavca Vladm ir vs. aşağıda st. 1959. XVII. 538-540. Bu son kelime * 4 -^ ^ veya olup. Demek bu savaş sırasında Q ara A lp adındaki bu çocuğu Urçe H an'ın adam ları götürmüş oluyorlar. ikinci geçtiği yerde. A nadolu'da ve Başkurtlarda da vardır. Toguz-Oğuz ülkesinde bazı köylerin ismi olarak. Bu Tekinlere ait bilgiler tekrar toplanm ak icab eder. Not: 738a. F akat herhalde Y avqu’lar hanedanı burada kesilmektedir. H orde d'or. Zira Sİ. isimlerden gel­ me değildir. Çengiz tarihinde de görülür.. Sonra o dönüp geliyor ve babasını hayatta görüyor. biraz açık değildir. M etin. anda yâni yeminli dost demektir ki. kendi hayatlarında oğullarını tahta geçiren faziletli Oğuz Y abguları anlatılmıştır. Qorı Tekin’in ismi A g 'd e Qozı yazılmış. Şöyle anlatılıyor: «M ur Y avı’nın hatunlanndan oğlu yoktu. 774 de geçen isim burada daha. M anas destanında da gelir. A Ü D TC FD . II. Sü­ m er. 750'de U ypurlara karşı seferinden sonra paytahtına döndüğünde «babası»nın toy verdi­ ğinden bahsedilir. A ltınordu devrinde Rus knyazları V ladm ir’ v. 95. Buradaki U ladm ur ismi de «Ulad» ve «Mur» kelimelerinden terkîb edilmiş görünüyor. Keza kardeşi K ara Alp da. boyda bahsediliyor ve K azan’a. F. Bit olmasa da anneler tırnaklarını çıtırdatarak güya bit öldürüyorm uş gibi. lam olarak zikrediliyor: Antlıq. |H a nüshasında Saruqıl Baş olarak harekelenen bu isme Dede K orkut’da da tesadüf ediliyor: K azan’ın yanında Kılbaş diye birinden. R ş ’de bu oğlan harp esnasında beşiği ile çalınmış ganim et olarak götürülmüş. st. (st. Birkaç ay sonra da bir oğul doğurdu. O ğuzlara ait destanı mahiyetteki eserler. sonra dönüp babasını hayatta görmüş.halannda var. eskiden Türklcrde en tatlı hürmet ve muhabbet ifâdesi idi.] 764a — «Buğra-han aşı» Kâşğarlı'da ve diğer kaynaklarda zikredilmiştir. 376. Bunu kendi küçüklüğümde çok görmüştüm. Fakat yukar- daki kayıt yanm da. ilk geçtiği yerde Bâyır. bil ayıklamak adeti. 780a — Annelerin dizine baş koyup. bu son tâbiri «Beylerbeyi» ile karşıladık. 869-872).s. X II. 753'de «babası»nın öldüğü zikredilmiş. s. 765a — Buqra H an'm karısının adı. D oerfer. U ladm ur Yavquy'un kardeşi göstermiştir. oğul­ larını uyulurlardı. herhalde farsça mütercimin meseleyi anlayam a­ mış olduğundan dolayı. 3-4. [Bek-tekin ismine. 777) Bânû şeklinde kaydedilmiş. doğrusu sahibi olarak tesadüf ediliyor: Minorsky tercümesi. Bunu önceleri «kardeşi» olarak anlam ak (emâvülünde idik. S nüshası. 274. Bk. Qorı Tekin ve bu tekinlerin diğer münâsebetleri için bk. 151-153). herhalde aniay:i£j[iadığından yazmanıış. A g ’de «Avşar İlinde Egrence»nin kızı ile evlenir. H udud ül-Alemde. R ş ’deki «babası» A g ’deki «M ur Yavı» H an olsa gerek. adını Q ara koydular» (st. A g ’de bu biraz farklıdır. U ladm ur Yavquy Han da ö>Ic ofmus olacak. Urçe H an Oğuz Elini bastığı sırada bir kadını götürdü ve birkaç gün baktıktan sonra geri gönderdi. Bu. moqaddem i ümera. Belki de çifte krallık mevzubahisdir. Ebülgazi'de Babcr diye zikrediliyor. kardeşinden de yakın bulunu­ 106 .] 756a — «Babası» Tiken bile er biçken Qayı Yavqu H an olacak. 761a — Tekin kelimesi için bk.

yâni üvey annenin üvey oğlunu yoldan ç ı^ rtm a k ve kendi tuzağına düşürmek hikâyesi birçok milletlerde vardır. eski Türk hanlarının saraylarında siyah zencileri istihdam etmeleri adeti anlaşılıyor. 817a —. 258). Calcutta 1965). s. karışıklık. 474. 122. 808a — Cümlede bir eksiklik vardır. Yalnız bir kadının azab vererek bir kadını öldürmesinde azılı taydan istifâde etmesini tavsiye eden bu parçayı R ş buraya almış. Keza Saruqtlbaş ismi. Burada Sarukıılbaş. Tahran. boyda Eylek oğlu Sankılbaş Kazan'ın evini korumak için savaşırken şefaid düşer]. 15-lfe). Eski Skitlerde. Nasıl ki Yakutların en kuvvetli kabilelerinden biri <Qoru»lardır. yâni kırata binen bir atlı. hayvanların dilini bilir gösterilmiş. Kâş- gariı. Bongard. Yakut rivayetlerine göre Qorular evvelce Çin hududunda imişler (A. Bu Qon Tekin hikâyesi. yedek atı siyah ve atın boynunda bir siyah boyuncuk asılı. taf. Şehnamede de­ ğil. 317-320]. I. Doerfer. 111. Bu Dev Kayası belki Hind sınırlarında olmalı. 1951. Drevnytürkskiy slovar. III. Oswald. Fakat n. Yâni parçanın asıl Öğuznâme ile ilgisi yoktur (Broxim neşri. Son­ raki satırda ise siyah atlar ve kır yedek atlar zikredilmiş. Okladnikov. Histoire des arts de la Chioe. Opisaniya starinnıs russklx utvarey. bozgunluk anlamında bir türkçe kelime. s. Yakutistan'da Lena nehri sahillerinde kayalara tersim edilen «bobıl» yahud Argamak atlarının başlarında «sultan» — sorguç ve beyaz boyunçuk— kutaslar tersim edilmiştir (Okladnikov. 1314. 467. sadece Quritekin’in dedesi ve manihaist olarak zikredilmiştir. 801a — Burada mânâ karışıkdır. ona nisbet edilen eklerde (Brokhim neşri XVII.80) Kulbak ismini ha­ tırlatıyor. The Kunala Legeod. 797a — «Dev Kayası» sadece efsânevî bir isim olmayıp Buğra Han’ın oturduğu Çu havzasmdan iki aylık mesafede bir yer olacak. 822a — [«Bulgaq». Burada Kunala’nm oğlu Sampraki'nin hikâye­ 107 . Bu kutaslar beyaz ve siyah olmuş ve «çek­ me» denilen en yukarı kısmı gümüşlen veyâ bakırdan yapmışlar (P. (Bk. Tuman Han gibi. kaya­ lara beyaz yazarsa siyah. Fikrimce şöyle olacak. Yakuty. Bu zat Balasagun dağlarında. Volkova. 123. I. Levind and O. Göktürklerde. Ruslar da «bobolev kutaz» demişler. Eserin türkçe aslında «boyuncuk» olmuş. Buna dair diğer eserler bu kitabın mukaddimesinde zikredilmiştir. yâni Buğra Han'ın yaşadığı sahada yaşıyor. II. Gerdizî'de bu zat. Selçuklular ve Çin'de atları bunlarla süslemişler (S. Kâşgarlı'da zikredilen (I. Moskva. »J «jl*" pek anlaşılmıyor. 1930. 359). Bu Q on Tekin'e tamamen benzeyen şekil ise Hind hükümdarı Asoka’nın oğlu Kunala için söylenmiştir. 475. F. Nüshalarda Endek veyâ Endel yazılan yer de bu Dev Kayası ile ilgilidir.yor. 93). Üvey oğluna göz koyan kraliçe ile ilgisi yok. s. Tyürkologiçeski sbomik. yâni Tekin olmuştur. K29a — Bu şiir Purandok isimli Sasanî kraliçesine ait bir kıssadır. Yakutların Kangalas aşireti gibi bu Qoru’ların reisleri Tığın. bugün bizde çoğunca qutas de­ nilmiştir. Burada bahsedilen zenciden. 1955. siyah yazarsa beyaz olup çıkarmış. 111. Belki de Yenisey Kırgızları ve şimdiki Ya­ kutların memleketidir. 12-19) bulunuyor. Hükümdar atlarının baş süslerine Ruslar «soltan» demişler. 145). G. M. Petersburg 1896. ancak onu ile tercüme etmiş olsalar gerek. felâket. Savvaitov.

şimdiki Kazalı'dan 20 km. bunlar kesinlikle pek belli değil. 180. 57. Demek bu kavim Sırderya havzasında hem Suvar. Ahmed Yesevî meoakıbmda bu aşağı Sırderya mıntıkası kâmilen putperest lOâ . 831b — Bu mevki. Sırderya havzasında da hem Hazar. 203-208. hayata çok bağlı olmuştur. A. Bir de burada «Xazeran» şeklinde bir coğrafî isim de ge­ çiyor. 838b — [Bu hatunun ismi Bal okunacak şekilde yazılmış gibi. hem Sabar ismiyle adlandırılmışlardır. Seml-nomadlfiiıı Ib (be hla(oi7 of Central A da and 25. s. Minorsky. yâni islimiyete aykırı saymamışlardır. 1963 m . Müsteşrikler Kongresi Trudy(Zabıt)lan. İhtimal Gur ve Uygur­ ların. fakat aslı inaq olmalı. Zhdankö. Bk. ki büyük hatundur. Osmanlıların ilk devirlerindeki iki hatunun Mal ve Bâlâ olması bakımından da dikkati çekiyor. Fakat Mal da okumak imkânı var. A g de iivey annenin Avşar Beyinin kızı olduğu tasrih edildiği halde. Moskva. Horezmde bunlar <Subarlı> ismi ile maruf olmuş­ lardır. Yâni bu hikâyenin Türk riva­ yeti. s. hem Sabar şekillerinde tanınmıştır. Qorı-tekin’in ejderhaya gönderilmesi yoktur. bu Isbîcap ve O trar taraflarında zikred^ivor: Bk. bugün­ kü Türkistan-Sibiıya hattının T arb istasyonu civarmdadır (W. Hikâye Uygurlarm daha Orhun havzasında iken manihaizmi kabul ettikleri zamana ait gibi gösterilmesine rağmen çok eskidir. Müslüman Hanlar dahi bunu bir yasa an’anesi telâkki etmişler. Demek Hazarlar Volga havzasmda olduğu gibi. Ahmed Yesevi menakıbında bu Savarları şeyhe muhalif bir kavim sıfatıyla ve Suvarcıq ismiyle zikredilmiştir. SE. T. 848a — Nüshalarda I şeklinde yazılan bü vilâyet ismini Anende okuyabiliriz ki budist ismidir. Bu istUâh Kâşgarlı’da da vardır. Bu lâkâplann ifâde ettiği mânâlar arasında herhalde farklar yardır ki. 846a — Kyükü Hisar. 833b — [Ha nüshasında böyle. (1947) 3.] Abbasî halifeleri hizmetinde olan bir Türk beyinin adı idi. Burası Arap o ^ a f y a eserlerinde Kartuk veya Türkmen padişahının paytahtı ola­ rak anlatılmıştır. bu hikâyede anlatıiac çok eski zamanlarda Hintlilerle temas ettikleri zamanlarda meydana gelmiş olabilir. Arap coğrafya k a y n ^ a n n d a Kûlân şeklinde yazılmıştır ki. G ontda Gm ov. Zaten aşağıda haciblerle beraber inaqlardan da bahsediliyor.] 839a — Hanların «görünüş» denilen kabul jDerâsimlerinde kadınların kâse tutması. 831a — Bu isim Diîshalarda Jl* r V şeklinde yazılmış. Tolstov. Karahıtay ve Moğollar devrinde «Tayangu» olarak geçer. Hudud al-Alem. mesâfede bulunan Kyük-kale olabiür. 833a — Suvar vilâyeti. Kadının aleyhinde şahitlik edenlerin de Avşar kabilesine mensup diğer kadınlar olduğu anlatılmıştır.leri de vardır. yâni şarap talcdim etmesi veyâ hatunların kendilerine şarap verilmesi Çengiz ve Temür dev­ rinde de yaşamıştır. eski Yenikent yakmında. ülkesi. 354-358). Buradaki Sâberân mevkii de eski Arap kaynaklarında zikredilir. ki Sa- birler demektir. Q on Tekin Cuveynrnin Orhun havzasına bağlı olarak zikrettiği Uygur men­ şe efsânesinde ve GerdizTnin Şarkî TUrkistan'da Tokuzoğuz hanları lltekin ve Qortekin'e ait hikâyelerde geçmektedir. îbn Fadlas. X ve S’de ise küstah denmiş.

A g 'de de Buran olduğun­ dan böyle kabul edildi. Çünkü H adiqat ül- ArifİD’de O trar'da yaşıyan hanların Kanglı olduğu tasrih edilmiştir. V . 879b — N üshalarda «41 L> yazılmış. 51 de) Bcrani nisbesiyle zikredilmiş ki. 874) oğlunun küçük olduğundan bahsediliyor. B uhara ve H orezm gibi şehirlerde tutunabilm işlerdir. A m u D erya’nın doğusu ve batısında cereyan eden 109 . (Tarib-i Beyhaq. Barthold B uhara civarında budistlerin A frasiyab. [M ankcnd ve M anda gibi yer isimlerinin olmasını gözönunc alarak bu ismi M anda kabul ettik. «daha eski zam anda yaşamış birisi» olarak tarif edilir. H albuki Şahmelik. Bunlardan Kılıçarslan adında birisinin Cend hâkimi olduğu zikredilir. T arih-i Beybaq'da da buy- iedir. yâni budist ve hristiyan olarak tavsif edilmiştir. Kanglı aşiretindendir. XXV. . Şahmelik^ M ahm ud'un oğlu M es’ud tarafindan Horezm valisi ola­ rak tâyin edilmiş olduğundan H orezm şah lâkabını taşım ıştır ki. alt satırdaki İsli H an (KOnonov’un okuyuşuna göre Esli H an) da oradan alındı. s. s.ve tersa. .] Bunlar elbette 1070 de vefat eden H orezm şah llarslan ile oğlu M ahm ud. Zerdüş- •îler için Ahmed Yesevî nienakibında «muğ» tâbiri kullanılıyor. Reşidcddin’e veya destanın turkçesini yazan zata ait olacak.j Bu kelime. 865a — «Kürke» ve bundan K ühürkey şeklinin O N ’de zikredilmiş olması dikkate şa­ yandır. Aşağı Sırderya olarak kabul etmek gerekiyor. şimdiki Qazalı (rusça Kazalinsk) dan 25 km. K ara A rslan H an’ın da bu isimde iki oğlu olm uş olabilir. İhtim al Ç u havzasında Akbeşim yanındaki B urana minaresi de bu Buranla ilgili olacak. Burası Şahmelik'in şehridir ve onun adı da K ılıçarslan'dır. 874a — R ş ’de yerleri açık bırakılm ış. Belleten. 93-102 tl. m inare demek değildir. M angışlak'da da «Şütn» zikredilmiM». M ayda diye bir şehir bana mâlum değildir. zerdüştîlerin de Keyhusrev ve Siyavuş kültünü yaşattıklarını N erşahî'nin hikâ­ yelerini izah ederken anlatm ıştır (Soçeneniya. A rap coğrafya kaynaklan burada H uvare isimli bir şehir zikrederler. H erhalde burada hâkim olan Kanglı aşireti de H in­ distan sınırlarında yasayan kardeşleri yoluyla budizm kültürüne bağlanm ışlardır. M oskva 1951. Barthold. 471-483]. Jir- munski. X'de ise yazılmış. 1961) ss. A fa ğ ı S ırd erja ’da Oğuz izleri. Anende herhalde Yenikent civarında bulunm uş olacak. Bunlar ancak Sertıeıiant. B arthold bu sözün m in are/b u ran a'd an alınmış olacağını söylemiştir. biraz aşağıda ise (st. Kaynak tercümesi. Yesevî m enakıbında zikredilen K ılıçarslan. yâni stupa. Yenikent kazakça Cankent harebeleri. mesafededir. 26. Ofçet s.] 880a — «Amuye Suyunun bu tıırafı» tâbiri dikkati çekiyor. 862a — Q ara A rslan H an’ın ağzından «Oğullarım llarslan ve M ahmud» söyletiliyor [ki. Sırderya’nm kuzeyinde «Sümbe» yâni budist «stupa» tapınağı zikrolunduğu e>bi. Teb­ riz'deki ŞUnb-ü G azan gibi. Tyürkolofiçeski Sbomik. diğer ismiyle Sultanşah değildir. F akat «buran» kelimesi. 322-332).] 881a — D estanı tertip eden zat. Aşağı Sırderya şehirleri ve harebeleri için bk. (M erhum hocam buna dair notunda] onun batı tarafı kasdedilm iştir [dıyor. s. 879a — Ali H an burada K arahanlılar sırasm da zikredilmiş. zikredilen isim ler A g 'd e n alınm ıştır ki. [F akat böyle kabul edilirse hâdiselerin izahı biraz zorla­ şıyor. Bu bakım dan burada zikredilen sahayı. 878a — Bu ad H a’da . 27. 11/2. 1. 99 CTem.

72) ( ) Bu isim ihtimal Qaraçi'dir. yeni bir isim ki. F uşenc ve Herat'ın da A li H an’a tâbi olduğunu iyi bilmiştir. Qazgurt ism i. 899a — İhtimal El Birunî’deki M ezduran/M erz i Turan'dır. Sayram yanındaki dağın olduğu gibi. ihtimal işkemiş.sça nıiilercinı eserin Türkçesinde yazılan hâdiseleri ve Aşağı Sirderya’daki O ğuz ülkesinin coğrafyasını iyi büm e- miştir. 890a — Burada geçiyor. 907b — Bu isim İbn Fadlan'da jlik lll ı / J / l diye yazılan Oğuz Sııbaşısı olacak ki. İslâm halifesinin hizmetine girmiştir. 245) \J ' . A g ’ye göre bu hareketlerde önderlik eden Qayılardan Qırqût Bek idi (st. R ş'd e ise vazih olarak Toqsurm ış Içi(Elçi) okunabilir. «K ereye/kcrâgu » çadırı içeriden tutan ağaç oklar ve iskeletdir. 901a — «G öç verm emek ve yurdlarına dönmemek*^ ile göç vermenin ne demek olduğu anlaşılıyor. bir kabilenin de adı olm uş. lâkin bu Duqaq J ılj olmalıdır. yâni rüyada dallan semalara uzanan ve göbekten çıkan ağaç gör­ 110 . 901b — şeklinde yazılan bu ismi Q ınıq Qazıgurt okumak daha münâsib olsa gerek. Biruni’s picture o f fhe WorW. 904a — Amiran Kâhin herhalde bir İslâm fakihi değildir. Bk. Diğer kaynaklarda Loqman diye yazılan isim. 1060). Y azıcıoğlu Sclçuknâmesine ekli kahramanlar listesinde (Türk tarih. belki de orada kalıp. 906a — Burada Kerâküçi türkçesidir. «Kâhin» burada «Kam» yerini tutmuş olsa gerek. 907a — M etinde J 'jJ . belki Çağrı B ey’den daha önce batıya gidip gelmiş. Bu ağaçlar yontularak yapıldığı için böyle farsçaya çevirmişler. (IV. Bu far. İlerde Tuqaq diye de geçiyor. Bk: Vilyam inov-Zernov. 413. 907c — Arslan. arkeoloji vc etnografya dergisi. hâdiseleri. Herhalde eserin türkçe aslı Selçukluların Horasan'da hâkimiyeti A li Han'dan vc $ahmelik'in elinden aldıkları sırada yazılm ıştır. Kasim vsk. 41. Toqsurmış adı. Eserin farsçası belki de Azerbaycan'da yapılm ış olacak: çünkü m üellif oraların tarih ve coğrafyasını pek iyi biliyor. H. 882a — BUgdüz Qardıçı’yi A g Q uzıcı Bek yazmış. A g de ise l ogurnıış. Belki atı diz çöktürmek. Fakat eserin Farsçası muhakkak ki Horezmşah M uhammed'in hükijmranlığının ilk senelerinde Çengiz istilâsından az önce vücuda getirilmiştir. Er-Turul (yâni Tuğrul) bn Alp-toğan. 1059. Mirhond da. s. T asria\ II. 908a — Bu hikâye. $ahm elik’in daha babası zamanında H orezm ve Merv taraflarını idare etliğini.

Bun­ lardan istidradi delil olarak istifâde edilir. 9 11a — «Emîr i şikâr» yâni av beyliğinin türkçesi «kuşçu>dur. Bk. Barthold. Buralardan itibaren O N . Kuruluşu. XI. ancak O N ’de olduğu gibidir. Iranlıların «şah» [türklerin belki H an] lâkabı verilmiş oluyor. Büyük Selçuklu İmp. Zira Şeyh Edebali’nin Osm angazi’nin evlâdının dünyaya hâkim olacak hükümdarlar olacağı kehâne­ tinin m ahiyeti. Y âni tekbir kuşçu emirliği verilmiş değil. lularla m ücâdeleler sırasında ölm üştür. Destanlardan tarih için istifâde etmek bir m etoda tâbidir. R ş tarafından G azneliler tarihinde de nakledilmiştir. gösterm ek için değil. bu­ nun beyhude bir iş olacağm ı. X V (1-3) s. G azneliler Tarihinin A . Bu da kâfidir. Î04. Sümer. Osmanlı devletini kuran Osmangazi'nin de eski İslâm öncesi başlıca O ğuz an’anelerini pekala bilm iş olduğunu gösterir. İslamların em îr [türklerce bey]. Bu mektubunda Reşideddin'in O N ’si ile bir tarihçi olarak meşgul olduğum a dair bir haber öğrendiğini. 118. 3-5 de vardır. 97-191. c. Bk. Yâni Selçuklulardan evvel olm uş gibi anlatılan bu destan. Ar^da bazı küçük ve ehem m iyetsiz farklar olm akla beraber. X . o vakit daha bir Lise hocası olan merhum Prof. Çağrı bey gibi kuş isim leriyle tanınmışlardır. Toğuz Hakan. M. yâni bir rüyayı bir kâhinin K uran âye­ tiyle istihşad etmesi dikkati çekiyor. Altay K öym en. s. M ükrimin Halil Bey o zam an bana bir mektup yazdı. Y oksa O ğuz kamlarının K u ran ’dan bUe haber­ dar oldu klarını. 920a — Burada Tuğrul’a O ğuz âdetince «Yabgu» gibi bir Unvan verilmemiş. A Ü D T C F D . G erdizî’de de geçer ve Kur-Tekin hikâyeleri ile birlikte zikredilir. bunun daha miis- lüm an olm ayan m üellifinin bir Kamın ağzından Kur’an âyetinden istihracı. 938a — [Uygurca bir ad olduğu tî^rih edilen T oquz Yavquy’un adına pek raslanmaz. yüzyıl Rum Selçukluları hü­ kümdarı K ıhçarslan ile karıştırılıyor. bu eserin bir sahtekâr tarafından R ş devrinde ötedenberi toplanm ış hurafelerin bir araya getirilmiş -şek­ linden başka birşey olm adığını yazmıştır. Rum Selçuklularının hükümdarlarından Kılıçarslan’dır. 937a — Ertoğrul bn Alp-ToğanfLoqman)bn Toqsurmış'm Peygamberin amcaları sülâlesin­ den gelen Abbasîlerle tem ası.] 939a — Saman Yavquy yâni Saman Hudat bir O ğuz Yabgusu gösterilmiş. Bu hikâye. F. 923a — Carkend ihtimâl Cankend. A Ü D T C F D . Burada bir 111 . mek. yüz­ yılda Oğuzlar. Peygamberin çağına ait gibi gösterilm iş. A teş n a rin d e (1957 Ankara). zira kitabın tam aniiyle uydurma olduğunu. ayrı kuşların beyliği lâkâp olarak verilmiş oluyor. s.. 1957. Turkestan II. Osman G azi’ye de nisbet edilir. Selçuklular da Tuğrul Bey. bunlar m etinde gösterilm edi. her halde Selçuk- . Bu arada O D ’de R ş ’mn beyaz bıraktığı kısımlar buradan tamamlandı. 908b — Kur’an’dan alınm ış bir âyet. Burada tarihîliklerini tesbit edem ediğim iz her hükümdarı bir sahtekârın uydurduğu şahsiyet olarak kabul etmek doğru olm az. yâni Cend olabilir. 1924 de Berlin’de iken. 930a — Şahmelik'in öldürülüşü tarihlerde böyle kaydedilmiş değildir. Selçuk'un Tokuz Tigin'in kızı ile evlendiği zikrediliyor. 935a — Bu K ıhçarslan dediği. M eselâ bir kaynakta. Ben de kendisine bu bir tarihî destandır.

1963. 1. K.ı:ali zam anm da dahi Cabbuye olduğuna dair kayıtlar nakletmişiir. 24. 4(H)-443. tarihî hakikatlere uygun bir leferruatdır. 112 . Mez'in Samanîlerin Iran Sasaııileri ncslirulcn gel­ diklerine dair rivayetleri reddetmeleri. Prof. p. İnd.) bazen dc «alay- beyi» olarak karşılanmaktadır. s. 1949). 9h4a — 1 uzjîu ve Tagar için bk. İşte enişte de Qaqım Yabgu imiş ki. Fakat G azncliler ordusunda kaylarlîi Yağmalar birinci derecede görülüyor (op. Bosvvorth. Prof. F. 575. bu bir Karluk «cabgu» su olm ayıp. F. Mahmud ibn Veli (Balır al-Asrar.. İbn al-Balhî Farsnâme'sine göre (GM S. Saman'm ccdleri arasında cl-B iıunî \. qalm Q ıyat. R ş ’nin G azncliler tarihinde dc vardır (A. II. W. komşuları olan Yağmalar tarafından küle ola­ rak satılm ış olsa gerek. belki de H a­ kanın kızkardeşi ile evlenm iş birisinin kızı idi.. Yâni Göktürk Hakanı nam ına O ğuzlan da idaresinde bulunduran bir yabgu. al- B alhî’ya göre Eftalitler m em leketinde Toharistan’da ve H ind hududunda faaliyette bulunan birisi idi. Harvard Journal o f Asiatic Studies V ol. Scyid Haşan Taqizade. A ynı göreve ağabeyinin yanında da devam ettiğinden «serhenklik» yüksek kademeli bir m e­ muriyet olm alıdır. cit. öyle olm avıp H akanın yeğeni üldugu malumdur (Grundrise der Iranischen P hüologie. 94. I 2 ‘At reddedilemez. 1965. A li a)-Şabi... 3-5). İşte bunu bizim O D K ökem Yavquy tesm iye etmiştir. K ökcm . Yâni Barshanlı Sübektekin Kayı uruğundan olup. Bu hatun Batı Göktürk Hakanı Sır Yabgu’- nun kızı olarak tanıtıldığı halde (Taberî. Kublandı destanının eskiliğinde şüphe bırakmıyor). «K ökem Yabcu» ise. yâni «Cabgu» neslinden geldiğini. Bu kayıtlar gelişigüzel bir yana atılamaz. (C. Ç ün­ kü Kazakların Qııblandı destanında Orta Tiyanşan'ın en kalabalık kabileleri sıfatıyla Qıyat. 950a — l'iScrhenk» eski metinlerde «çavuş» (bk. Kara Y a in ia aşireti mensupları tarafından esir edilerek satılm ıştır. s. ahfadı olmuşlardır. Barshan kabile ve şehir ismidir.in'm ve Bermekîlerin ceddî bir yabgu o l­ muşsa.] 957a — Gazneli M ahmud'un babası Sübektekin'in Kavılardan ve Kökem Yavqu'nun kardeşi Screnk’in oğlu olnıası. Sübcktckin Uurshanlı olup.hakikal vardır: Prof. vr. Q aqım her­ halde Göktürklerin Toharistan'da hüküm süren prenslerinden olm uş olacak. 109). Ehem m iyetli olan Saman Hudat ile Q aqım ‘ın Yabgular neslinden olm asıdır. 535). 1932. de zıkrcdiİLiı «Tamgath» isminin «Tamgaç» olabileceğini söylemi. Bizim destanda «eşikağası» veya «kapıcıbaşı? ile berâber geçtiğinden «çavuş» anlam ına gelebilir. 52. yâni Kaylar ile A ym avul. 273). 98) Anuşirvan’ın hatunu idi. Bunda K ayıların da bulunduğu şüphesizdir. The M ongolian nanıes and tcrm s. yâni. Brovne. Tunus. Qirk min üylü Qiyat. Cleaves. Al-Adab al-Farsî fî'J asr l'CazDcti. Bu bir nevi hükümdar yaverliği demek gibi oluyor. Ancak destan için böyle anakronizm ehem m iyetli değildir. Saman Yavqu'dan iki asır evvel yaşam ış birisidir. 1. 3-4. Burada üN 'd ek i Scyiloğlu Karaman da zikrediliyor ki. The Gazncvids. qöp quşun. Yahya al-Ha^^ab'ın bııııların aslen 1 ürk oldu­ ğunu ileri sürmesi (Jir. Ateş neşri. O ffiçe N . 22. Çavuş mad. E. 39. A . Ns.. 959a — Ciazncli Mes'ud'un ordusuyla kışlamak için Hazar denizi sahilinde Ciircan’a gelm iş olduğuna dair tafsilât. Bcnnekî ve Samnnîlcr Qaqım'ın cedleri değil. 12 (D ec. Bu cihetten Sam anın ve onun halefleri olan Agım ve Kökem'in dahi «yavquy» lâkabı taşıdıklarına dair tafsilât ve Agım Yavquy ismi kaynaklarım ızda görülm üyor. Belh Valisinin halta Sasaniler ı. Yağmalardan bahsedilmiştir (1957 M oskva neşri.tir. 315a) Sam anîlerle Bermekîlerin müşterek babalarının Cebba Han. BcIh valisi Ccb- buye de Anuşirvan'ın yüksek hâkimiyetini kabul eden birisi idi. bilhassa yüzyıllarda bu m em uri­ yete raslanır. SanV. Başka Türk devletlerinde de. 1966). D em ek ki bu hatun. s. pp.s . Göktürklerin «-Yabcu>lanndan olm uş olacak. on san Aym avul.

967a — «G ece y an sı münacaatı» İslâm şehirlerinde, bilhassa Selçuklular zam anında
makbul plan ve m inareden söylenen «m ünacaal» 1ar demektir.

958a — Kur'an, Sad sûresi, 25. âyet.

969a — Kur'an, Â l-i İmran sûresi, 25. âyet. Bu âyetlerin nakli, destanı toplayan yahud
farsçaya çeviren zatın Kur'an'a vukufunu göstermektedir. (Bu âyetler Selçuklular tarihinde
sık sık geçer. Bk. F. Sümer, Oğuzlara ait desJanî eserler, A Ü D T C F D , VII, 3-4, 1959, s. 382,
383.]

970a — Bu rivayetleri nakleden zatın Çağrı ve D avud’un aynı olduğundan haberi yok.
[Yahud Tuğrul'un daha önce bahsi geçtiği için onu zikretmeyip, yerine ayrı bir şahsiyet
zannettiği Çağrı'nın İslâmî adını koymuştur].

972a — [Burada bir kesiklik olsa gerek],

973a — G arçistan söyleniyorsa da, burada ism ini Gurça okumak gerekli.

975a — Elbette Oğuz evlâdından Bayandır, Salur, Bayat ve K ınıklar da birçok hü­
kümdar çıkarmışlardır. Burada ancak bejinin sayılm ış olm ası, bu destanı yazılı olarak tesbit
eden zatın ki, o muhakkak Türkmendi, bu beş boy hükümdarlarının rivâyetlerini iyi bildi­
ğinden, yâni bizzat onlara yakınlığından ileri gelm iş olacaktır. K ınık aşiretini, K âşgarlı’nın
verdiği listede olduğu gibi, kabilelerin başma getirmemiş olm ası, geleneklere bağlı olm asın­
dandır. A g rivayetinde, Salur Beyleri, «biz O ğuz E li’nin Salur halkındanız, eski atalarımız
Türkistan'dan geltriişlerdir» diyenlere iyi davrandıkları halde Selçuklular öyle yapmamıştır
(st. 1105-1108). «Selçukîlerin Türkmenler karındaşım ız diye ile ve halka faydalan dokun­
madı. Padişah olurken «biz Türkmenin K ınık uruğundanız dediler. A m a padişah olduktan
sonra A frasiyab’ın bir oğlu Keyhusrev'den kaçıp Türkmenin K ınık uruğu içine gelip, orada
büyüyüp yaşam ış. Biz onun oğu llan ve A frasiyab neslindcniz diye, Afrasiyab'a kadar otuz-
beş batın sayıp şecere uydurdular. Yoksa, Oğuzların Kükem Y'abgu ile Sereng'den sonra
kendi başlarına hükümdarları olm adı. M angışlak vc Balhan dağlarında oturanları H orezm
Sultanlarına, Horasan'dakiler Horasan padişahlarına. Muveraünnehr'dcki Oğuzlar ise ora­
daki padişahlara tâbi oklular» (Ay. st. 1150-1 l(ı(h. Yâni bu destanı toplayan zat, rivayet­
ler arasında bazı farklar olm akla bcralu'i, Sefçuklıılaıa vc diğer Padişâhlara münâsebet ba-
kırnından aynı fikirleri serdetmiştir.
Kayı ve Beğdili Beyleri, Ahm ed Y esevî m enakıbında dahi Sırdcya, Çu havzalarında
hükümranlık eden Karahanlı ve Kanalılarla müvazi olarak hükümranlık eden büyük ve hâ­
kim kabileler olarak zikredilmişlerdir. Gaznclilerin Isıkgöl civarında yaşıyan Kayılardân
olm asına dair bu kayıtlan yalana çıkarabilecek hiç bir delil ortada yoktur.

976a — Salgurlulara ait bu yazılar bazı farklarla. R ş 'nin II. cildinde fS. nüshası vr.

27a) tekrarlanmıştır. Orada da burada olduğu gibi şeklinde yazılm ış, yâni kelim e
«Salgur» aslını m uhafaza etmiştir. Bu kelim e muhakkak ki «San-ogur» demektir; sonradan
«Salar» şeklini de alm ıştır. Burada zikredilen D ikli, M elikşah zamanında Zengî bn D ekle
şeklinde Z engî’nin babası sıfatıyla tarihlerde zikredilir (İbn al-Athir, X I, 166, 174, 177).'
Bunlardan bir kısmı Akkoyunlu Bayandır beyleri ile (herhalde D oğu A nadolu’da) anlaşa­
mayıp Derbend, Edil deltası yoluyla Kanglı Beyleri sahalarını geçerek M angışlak’a gitm iş­
lerdir. İhtimal Çin’in Hsi-nin- vilâyetinde kendilerinin eski, yâni Islâmdan önceki vatanlarını

113

arayıp bulan mUslüman Salarlar (bunlar için bk. Fundamenta, I, 564-S68) Melikşab özgend'e
geldiği zaman beraberinde getirmişti ki, bazı askeri birliklerini Hoten’e kadar göndermişti.
Salurlar işte o zaman Köke-nor taraflarma, eski vatanlarına dönmüş olacaklar.

98 la — (YMalık?) Bunu bir yer isminden çok, yaylalık olarak almak da
akla geliyor.

982a — A e de bu beylerin yanmda her ilden Oğuz bulunduğunu, ancak daha ziyâde
Eymür, Döğer, İğdiir, Çavuldur, Karkın, Salur ve Avşar olduğunu söylüyor (st. 1091-1094).

984a — Burada R ş, yukarda Anadolu’yu fetheden zatm Arslan Sultan olduğuna dair
hikâyelere inanmış; bunu da Kmık’m kardeşi olarak açıklıyor.

985a — Burada Ha'da pek okunamayan (Qayasqaşud, Velihan?) iiç kelime? görü­
lüyor tr*!» A g de ise Alicaq beğin oğullarmm baş olup Hisar Tağına
gittiklerini söyler (st. 1094). «Daha birçok il, Öklı U, Göklü 11, Agar İ l ve Sultanlı İl Bal-
han dağına gittiler, Yazır İli Horasan’a gidip. Durun etrahnda birçok yıllar oturdular. Bu
sebepten Durun’a Yazır Yurdu derler (st. 1094-1098).

986a — Hisar Taq’da yerleşen Türkmenlerden Necib bn Muhammed Bekran da (Ci-
hannüma, Moskva, faksimile neşri, vr. 17a) bahsetmiş ve kendi zamanında Türkmenlerden
Halis Yazarlar, Mangışlaklı ve Barsî isimli üç kabile bulunuyormuş. Necib bn Muhammed
Bekran kitabına ilâve ettiği haritasını 1208 de tertip etmiştir. Daha Moğollar gelmemişti ve
bizim ON’nin tasnifi de o sırada yahud biraz evvel, herhalde Horezmşah Beğdili zamanmda
(1200-1220) fakat Çengiz istilâsından önce Farsçaya tercüme edilmiştir. Asıl Türkçesinde
belki İslâm devri daha muhtasar olmuş; teferruatı farsçaya çeviren zat ilâve etmiş. A g
nüshası kitabın asimdaki orijinal m alûm at daha iyi muhafaza etmiş; fakat o da bir farsça
tercüme edilme devri geçirmiş olabilir. Türkçe isimlerin yanlış tefsirleri R ş 'den geçmiş
değildir.

114

OĞUZ DESTANINA AİT MÜLÂHAZALAR

.

Bu hikâyelerin birçok yerleri herhalde Salur Beyleri için ve onların ozanları ağzından yazılmış. Oğuzlar Almalık ve Balqaş gölünden şimdiki Kaza­ kistan'ın merkezî kısmı olan Sarı-arqa denilen. Salurlar ise ancak Selçuklulardan az evvel. Gurcestan. 1000 yıl- 117 .yaylalara ve Borsuq Karakum’una kadar uzanan sahada. Salurların Tanrı Dağlarının ona kısımlarından Horasan’a göç ettikleri zamanlarda reisleri olan Kazan Alp'a ait hatıralar daha çok taze iken söylenmiş olsa gerek. Bayandırlar diğer birçok' Hun kabileleri gibi Gökçegöl . mu­ hakkak ki islâmiyetten evvel tesbit edilen bir taslak elde vardı. yüzyıldaki Toqsurnıış oğullarının hikâyeleri karışabilecek kadar bir zaman geçmiş bulunuyordu. Fergane ve Çu taraflarında Karlukla- nn yaşadığı. Uygurların Semerkant’- dan Almalık’a kadar uzanan sahada.Vangölü arasına daha milâdın beşinci yüz­ yılında gelip yerleşmişlerdi. Bu hatıralar İ)aqiqi ve Esedi i Tusl’de İran rivâyetleriyle biri diğerini tamamlayıcı mahiyette olmuştur. Qazıgurt dağı etrafı artık müslüman Türklerle meskûn idi. Gökçegöl- Vangölü civarlarında berâberce bulundukları günleri aksettirmiş. Fa­ kat bunlarla X. Pamir. Selçukluların Şah-Melik ile mücâde­ lelerine ait kıssa ve rivâyetierin tafsilâtıyla bilindiği zamanda tesbit edilmiş. Yine bu rivayetler. zamanımızdaki Kazaklar gibi göçebe olarak yaşamışlar. Kanglıların Buhara ve Horezm taraflarında. Mamafih bu zamanda Şah-Melik kıssasına daha başka efsâneler de karışmış. riva­ yetin Reşideddin’e esas olan şekli tesbit olunduğu zaman. Kendilerine en eski zamanlarda Kayı aşiretinden ^elen Yabgulann riyâset etmiş olduğu zamanı pek güzel ve teferruatı ile hatırlamışlar. Alay ve Tanrı Dağlarında Kartukların hâkimiyet sürdüğü zamanlara ait hatıralar o zaman daha canlı idi. yine Gur. OĞUZ DESTANI’NIN YAZILIŞ YERİ . O zamanda Ho­ rasan hududundan Talas ve Sayram'a kadar olan yerlerde Kanglı ve Uygur (Gur) kabilelerinin.TARİHÎ VE YAZILIŞ ŞARTLARI Oğuz Destanı tamamiyle islâmiyetten önceki hâdiseleri anlattığı halde. Reşideddin’in asıl istifâde ettiği nüsha. Salurların İran’da Bayandır yâni Ak- koyunlu Hanları ile şimdiki İran Azerbaycanı ve Türkiye sınırlarında. bunların doğusunda Pamir. Fakat rivayet bu şeklini aldığı zaman.

Türkçe tercümesi. Reşideddin’de tercümesi görülen Oğuznâme. XI.larında Horasan'dan gelerek Bayandırlara katıldılar. Kısaca Oğuznâmenin esas taslağı. Bu hâdise­ ler de milâdm onbirinci asrma tesâdüf etse gerek. Yakınlarda alman Türkologu G. bilhassa kabilelerin yaylak ve kışlakları. b. Karluk- larınki gibi bir madencilik geleneği görülmektedir. bunun Oğuz hükümdarları ile bağlı olan kısmı. Uygur harfleri ile de yazılmış olabilir. X X X IV /133 (ocak 1970). Türk elbisesi giyerler ve hepsi Türkçe konuşurlar). pp. Salurlann bir kısmı. Bu husus. evvelce bulundukları Mangışlak ve Balxan dağlarına gelmişlerdi. aç» demesinden çıkmış gösteriliyor. gümüş ve demir­ den evler yapan. Destanı rivayetlerin tarihle bağlanan şekli. Uygurca Oğuz Destanı (ODU) ise. bun­ ları maden işlenen dağlık yerlerle ilgili göstermektedir. muhakkak ki önceleri türkçe yazılmıştır. diğer kısımlarından ve Bayandırlardan ayrılarak Şirvan ve Derbend yolu ile Edil neh­ rinin deltasını da geçerek Hazar Denizinin doğusundaki Kanglılar ülkesi üzerin­ den. Demek ki bu Oğuz- nâmeye XIII. Belleten. Bu türkçe Karahanlılar zamanındaki Sırderya havzası türkçesi ve oğuzca ile karışık bir türkçedir. 79-112. yüzyıl başlannda Bingale vilâyetinde bir sülâle kurmuş olan Halaçlara dair dikkate şayan hikâyeler nakledilmiştir.Vangölü arasında yerleştikleri zamanlarla. onların yaptıkları çadırı açmak için Oğuz’un ona «sen burada' kal. yüzyıl başlannda Horasan'da. bu Halaçları altın. 17-58). bugün yaşıyan Xalaçların dille­ rinde Göktürklerle müşterek unsur olduğunda hiç şüphe olmayan kelimeler tesbit etmiştir(ZDMG. Ebülgazi rivayeti O D ’da XIII. X alaç/ Kalaç ismi de. yüzyılın ilk yarısında Hindistan ve Afganistan mıntakasında yaşı- yan Halaçların rivâyetleri de giımiştir. ülüşleri mevsuk ve fikrimce bir hükümdar tarafından tesbit olunduğunu belirten nüshalardır. Herhalde Xalaçlarm tarihinde... herhalde mi- lâddan sonra dördüncü yüzyılda Ak-Hunlarla Kara-Hunlarm (Akkoyunlularla Ka- rakoyunlularm) Gökçegöl . Tezcan. yâni Demâvend dağı ve Save mınta- kasından Batı Afganistan’a ve Hind hudutlarına kadar uzanan ülkeler bahis ko­ nusu olur. 196 : Xalaçlar Türk tipinde ve yaşayı­ şında insanlardır. Bu vaziyet onları ve Karluk- ları Göktürklere bağlamaktadır. Hattâ belki bu nüsha. yâni «hünerli» sayılan bir kavim olarak tarif etmiştir. 118 (1968). Doerfer. Reşideddin rivâyetlerinde Oğuz Han zamanında kabile ismini alan Xalaçlar ve onların oturdukları yerler tarihe uygun. Orta İran'da arkaik bir Türk dili. damgaları. S. s. B akan dağları mıntakasında ve Ouhis- tan’da yerleştikleri zamanlar arasında tekevvün etmiştir. Salurlann MS. Diğer taraftan Istahrî coğrafyasının Chester Beaty’de mahfuz arapça ashnda ve farsça tercümesinde bunların şimdiki Afganistan’ın dağlık mıntakala- rında İslâmiyetten çok eski zamanlardan beri yaşadıkları halde heryerde Türk- çeyi muhafaza ettikleri kaydedilmiştir(s. bilhassa Hanların ve Yabgu’ların lâkaplarında ve coğrafî 118 . Ha- laçça. Bu rivayetler islâmiyetten çok evvelki zamanlarda vücuda gelmiş olduğu halde.

isimlerde böyledir. «’J î j i JO I f ^ 2 . /jjT ( # jL 'j.^ f lic ( ö S j\ < f jliJ fiiii. Reşideddin’in fasih farsçası değildir. Uygur vesikalarında da görülen «Enekdet» isminin gelmesi. t f c»jy t ^ J*. J-*j ^ ı^ y * ^ * t/İ! Coğrafî isimlerle kavim adlarının yazılışında da türkçede doğu türkçesi. Aşağıdaki mogolca ve doğu türkçesine ait kelimeler llhanlılar devrindendir: <<İS3i^ ) f ( c r j" ) f ^ (i'— ■!: ^ <• f f f f O j. f JU* ( f tiT f ı3lc_^ <' 11 < ^3^ ^ c5^.. ^ jy ^ ^ ^ ^ t e J 'T ( t jU y Bazı şahıs adları da dikkati çekiyor . Bazı Oğuznâme nüshalarında «sizler» yerine «sUlen ve (Hind> yerine. Türkçe kelimeler arasında bazıları çeşitli imlâ ile yazılmış.jT f t f ( 3> j l ) j > ' .1* ) moğolca olduğu da. daha sonra bu eser moğolcaya da tercüme edilmiş görülüyor. bu Oğuznâ- me’nin evvelce Argu dilinde yazılmış olduğunu gösterebilir.' ' ( ) '^ f j S t «Çl »mn ayn yazılması uygurcadan geUyor.. Zira bunda birçok avamî tâbirler ve Maveraünnehr’in tacikçesinin izleri görülüyor. bize Cami’üt-Tevârih’de nakledilen Oğuznâme’nin farsçası.. Sonradan bu eser farsçaya tercüme olunmuş. Bu kelimelerden birisinin ( j i «iL. ayrıca tasrih edilmiştir (st 92). llhanlılar zamanında olsa gerek.. bazen de bunların oğuzca ile karışık şekli hâkim dir: 119 . OJşil j * f jU .

‘ ( O t '? '^ ‘ ( c / (O ry Vut'^— ’' ‘ •->■> ‘ j'j'* * J*» •jcl l ‘ jLo>. O meselâ Gur ve Uygur'un aslında bir olduğunun da farkında olmamıştır. 983-984).1 ‘ J J J i ‘ ( ) e) ‘ ‘ ‘ ‘( ) i ::-. yavguy şekillerinde yazmak gibi). bazı tarihi ka­ yıtlar. Reşideddin bu farsça metinde gördüğü halde. O metinde nasıl yazıl­ mışsa öylece bırakmıştır. 623 vs). Suriye ve Filistin taraflarını fet­ heden bir fatih hükümdarına ait kıssaları da zikretmiştir. Reşideddin bu tarih kitabını yazdığı sırada Orta Tanrı Dağlarında hâkim olan iki Çengizli prensidir. umumiyetle Onasya'da yaşıyan Türkler olmuştur. 616. Türkistan'ın Hind ve Çin ile olan temaslarını iyi akset­ tiren rivâyetleri içine almış. Meselâ Talaş ve Sayram şehirleri hakkında «burada bugün müslüman Türkler oturuyor.S jy ‘ j J u ı « jf V i ‘ j b > *>t^y ‘ j ü j ı ^ i ‘ j \ j J-i ‘( î ) oji. yâni Salurlar hakkındaki rivâyetleri naklederken de kendisinden bazı sözler ilâve etmiştir(st. Fakat aynı zamanda önasya’ya gelmiş herhangi bir Türk kavminin Islâmiyetten çok evvel Anadolu. 120 . neresi olduğu kendisince mâlum olmayan bazı coğrafî ve şahıs isimlerini mütereddit bir şekilde yazmıştır. 588-593. Salgur. tıpkı Dede Korkut kitabım tesbit eden râviler gibi. şimdiki Azerbaycan'da. 103. Herhalde bilhassa türkçe isim ve lâ­ kaplarda görülen ittiratsızlık. Ouncı’nm memleketine ya­ kındır ve Oaydu’ya aittir» diyor. İran edebiyatından ve Şehnâme’den şiirlerle süslemiştir. 212. Reşideddin kendisine yazılı olarak tesbit edilip ve­ rilen <Tarih-i Oğuzan>ı değiştirmemiş. ‘ ‘( £ y ) jt-.^ Reşideddin’in elinde destanın farsça ve moğolcası bulunmuş. Zaten Reşideddin’in kendi ilâvesi olan parçalan da metinde gösterip işâret etmeye çalıştık. Kendisince bilinen b ^ ı isimlere ilâveler yapmaktan hoşlanmıştır. O bu türkçe kelime ve isimleri herhalde farsça metinden almış. Herhalde bu Oğuznâme’yi yazıp tesbit edenler. Kesinlikle anlaşılıyor ki. yalnız Kur’an'dan âyetler. 620-621. Reşideddin'in kabahati değildir(Yabgu kelimesini Yavqv. yavgu. 608. > . ‘ ^ j Ui ‘ ( ‘ J>r') jy ‘( ) Jjjy ‘ ı 3A ‘ ^ IL I ‘ jü T ‘ 1»V3^. Ounçı ve Oaydu.1 ‘ j ü . yavquy. Bunlar hayli çoktur(meselâ st. J / j'^ i J ji ‘ J:--1 ‘ UJİ ‘ ^>b'i ‘ ‘ <111. Oğuznâme. Yâni hikâyenin önasya’ya ait teferruatını bu şekilde izah etmek gei-ekecek.

ciltte münderiç ve şimdi tercümesini neşretmekte olduğumuz «Oğuzların Tarihi»nde bulunmayan bazı tafsilât bulunmuştur. fakat İkincisinin adını vermez. Yağmalar Hudud ül-Alem ve Zeyn ül-Ahbar yazıldıkları zaman Doğu Türkistan’ın Tanrı Dağlarına bitişik kısımlarında. yazılı rivayetlere dayandığını gösteren izler de vardır. III. 415 ve dev.) Halaçlardan iki kabile olarak bahseder. ravilerin hafızasından ziyâde. Oğuz Destanı ise. Ebül Gazi Bahadır Han. belki de muhtelif zamanlarda çıkarılmış olabilir. Çin sınırlarından gelmiş olduğunu ve Tanrı Dağlarının kuzeyin­ den Irtış'a kadar olan yerlerde yaşadıklarını söyler. 341. yâ­ ni «Yağmavuti)(YağmaIar) ismi ile çok büyük bir kitle olarak anlatılmıştır. Atalay tere. bunları bir Türkmen kavmi olarak belirtirken. gerekse II. 466). gerek Reşideddin'in eserinin 1. Ortaasya’nm Çin ile münâ­ sebetleri derin bir bilgiye dayanmıştır. Elbette bunlar yazılı rivâyetlerden alınmıştır. bu Yağ- ma'ların daha Oğuz Han gelmeden önce Keşmir taraflarında hükümranlık ettiğin­ den bahsediyor. Oğuzların yirmidört kabilesinin dışında bilhassa «Türkmen» ismini taşıyan üç kabile olmuştur : Karluk. Bunları Kâşgarlı Mahmud da mükemmelen biliyor. Kaşgarlı Mahmud Divan-u Lügat it-Tiirk'ün Türkmen maddesinde(B. Bağraş-Göl mıntakasında. Şecere-i Terâkime'dc bu Oğuz rivâyetlerinin kitap şeklinde yazılmış nüshalarından istifâde etmiştir. Oğuz Destanının İnal Yabgu zamanından önceki Hanlara ait kısmının (st. Oğuz Han geldiğinde şim­ diki Afganistan’da müstakil bir krallık teşkil eden diğer bir kabile sıfatıyla «Gur­ lar» da zikredilmişlerdir. Bu cins tafsilât herhalde Reşideddin'in istifâde ettiği nüshalarda da vardı. Meselâ burada Bijen’in Babil Kralının oğlu olduğu ve Barçuk'da mahpus olduğuna dair tafsilât zikredilebilir(I. cildindcki Oğuzlar bah­ sinde. bir kısmının Hıtay ülkesinde yaşadığını söyler. İle nehri havzasında ve Fergane taraf­ larında yaşıyorlardı. Herhalde bu ikinci ka­ bile. 121 . Fakat onun gördüğü nüshalarda ve duyduğu rivâyetlerde. Nitekim Gerdizî de(Zeyd ül-Ahbar'Az) Yağmaların Uzakdoğu'dan. Bunlar Oğuz Destanına parelel olarak Göktürk kitabelerinde de zikredilmektedir. Keza Oğuz Destanı. 1-622). Karluklar da Türkmenlerdendir ve bunu Kâşgarlı ayrıca kaydetmiştir. Yağma olacaktır. Bu bir kitaptan alınmış değil. Fakat Reşideddin’in eline verilen nüshayı hazırlıyanlar bunların bazılarını Oğuz Destanı içine almamış olacaklardır. Kâşgarlı Mahmud’daki bazı destan parçalarının yazılı olarak intikal ettiğini zannettiren emareler vardır. Bununla beraber bunların Çin sınırlannda(Hıtay taraflarında) kalanları dahi «Türkmen» tesmiye ediliyor. yalnız Hıtay memleketinde vardır» deniliyor. Meselâ Yağmalar hakkmda "bu zamanda onun neslinden bu ülkede Türkmen yoktur. Bu destanın en eski zamanlara ait kısımlarında. Oğuz Destanı da böyle olmuş ola­ bilir. Ortaasya Türk destanlarında(Kazak-Kırgız) bu Yağmalar «Aymavut». Halaç ve Yağma. Bunlar o vakit 1700 kabile ihtiva eden muazzam bir kitle olarak anlatılmıştır(//wrfMi/ ül-Âlem). halkın ha­ tırında yaşıyan rivayetlerden.

G eschich te d er H unnen. Atila ve Oğullarının devleti daha yaşadığı zaman. V. Dura-Europa vesikaları arasında Iranlılarm Romalılara karşı savaşlarında Bunların Iranlılar tarafına ka­ tıldıklarına'dair. yüzyılda merkezi Ortaasya’da bulunan Sakalar devleti ile. Oğuz destanında. v. ancak bir yazılı eserden okuyup bize intikal ettirmişlerdir. Saka/Skit’lerin batıda Askelan’dan do­ ğuda Çin hududuna kadar uzanan. birkaç asır sonraki İndo-skit devleti dikkati çekiyor. Şaik G ö k y a y ’ın D ed e K o rk u t kitabının «Kişileri) k ısm ı. Oğuz Han zamanında olmuş gibi gösterilmiş. yâni İran’da Ahamenid ve Yu­ nanistan’da da Helen devletlerinin yaşadıkları zamanlarda yaptıkları geniş fütuhatı aksettirmiş olacaktır. E in A siatisch er S taat. Frenk ismiyle zikrolunan 122 . kuzeyde bu Sakaların enkazı demek olan Abi. Ancak XIII. Yakut(Saka-Sakait)lardan güneyde. Pekçok yüzyıllar önce geçmiş olarak tavsif edilen bu devletin coğrafyasını. bu kadar geniş sahalara yayılamamıştı. I. Sonradan bu hikâyelere. Gökçegöl . Enoki. 44) Bu hükümdarın kim olduğu epeyi münâkaşa edildi(F. Bu devirde Oğuzlar ve diğer Türk kabileleri batıda Rum ülkesinden doğuda Çin ve Çürçüt(Mançurya)ya kadar uzanan cihanşümul bir devletin başında göste­ rilmişlerdir. 1959. s. onların hâkim bulunduğu Türk devleti. haçlılar devirlerine ve bundan önce yapılan seferlere ait rivâyetler de eklenmiştir. Oğuz Destanında zikredilen «frenk» tâbirini Avrupa mânasında almamak gerekir. VII. milâddan önceki çağlarda değil. p. Kiluye. kışlak ve yaylak yerleri tasrih edilmek üze­ re tesbit edilmiştir. orada yaşıyan kabilelerin isimlerini ve komşu devletleri. Oğuzların Hazar’m güneyine geçtikleri devir hangi devirdir? Bunu tarihî hâdiselerin ışığında görmek mümkündür. Kafkasya. ve ona O. Wiesbaden. 274). Maen- chen-Helfen’in tenkidi: JAOS. 296-298). Baalbek. Oğuz’un seferleri arasında en dikkati çekeni ve tafsilâtlı olarak zikredileni onun önasya’daki fütuhatıdır. ancak MÖ.. I. Fakat Çengiz Han’ın devleti kurulmadan önce. pp. CAJ. Bununla şüphesiz Suriye ve Kilikya’daki haçlı işgal mıntakaları kasdedilmiştir. Dema- vend ve Hindukuş dağlarına yayılmış. Bu fütuhat. Sabirler ve Hunlar da geçtiği vakit (Z. Fakat bütün bunlar. Meselâ önasya’da Haçlılar zamanındaki vaziyet. I. Derbend yoluyla Kaf­ kasya güneyine.Van Gölü civarına geçen Bayandır(Vayındır)lardan sonra. Hunlar çağında. 1955. daha geç devirlerde olan­ lar da eskiden olmuş gibi zikredilmiştir. Kuzey Hindistan’daki İndo-skitlerin Taksila’- ya kadar uzanan büyük memlekete sahip oldukları. Altheim. Acaba Saka’lardan sonra ve bu frenklerden önce. 79. yüzyılda Çengizli İmparatorluğu bu sahaları içine alan bir devlet kurabilmiştir. 5) doğuda Çinlilerin Hu-i ismiyle kaydettikleri bir Hun kralı da Batı Türkistan’da Soğd ülkesine girmişti(K. yine münakaşa mevzuu olan kayıtlar vardır(F. Böylesine geniş bir Türk dev­ letini tarihte ararsak şu hususlara dikkat etmek gerekecektir. Togan O . Bunun coğrafyası Moğolistan’da. Şimdiki Macaristan’da Batı Hun devleti. 1956. Ortaasyalı bir devletin Önasya’yı istilâ eyleme hareketi değildir. Altheim. Sogdiana an d the H siung-nu. p. ayrı başım.

Bu tafsilât Haçlılarla savaşan Müslümanların. Bu arada Hz. Önasya’ya ait Oğuz’un fütuhatı. Marko Polo'ya notlar. İstanbul’a yanaşmamışlardır. Damgan ve Demavcnd yolu ile Turan-zemin'e dönmü. hristiyan Kireyit Han'ı Ong Han’ın 1145 de gönderip Papa’nın eline geçmiş olan mektubunda «cedleri olan üç kralın batıya seferleri» şeklinde geçmiştir(H. Zira Oğuz Aka sa­ dece Antakya’da onsekiz sene kalmış. Oğuz’un fütuhat hikâyeleri tamamiyle orijinaldir. aslında Oğuz tarafından mağlup edilerek Moğolistan taraflarına atılan üç amcası olmalıdır. 123 . Ortaasya göçebelerinin şa­ man kamlarında da görülen bir haldir(lbn Fadlan. hattâ Memiüklülerle harbeden llhanlılarm seferlerine ait kıssalardan alınmış değildir. Diğer taraftan Oğuz Destanında sözü geçen Eymür/Aymar Oğuz aşireti de Yunan kayıtların(Herodotos. I. Baalbek Dağları yayla olduğu gibi. 105) daki «Avaroeoi» ye tevafuk eder. sonradan Asrıyaka ismiyle maruf olacak Boğazlan geçmemişler. Adem’in toprağım getirmek için Mekke ve Medine’ye elçiler göndermiş. I. fütuhatını tamamladıktan sonra Denıavend-Nişabur yolu ile dönmesi gibi. İşte Oğuz Destanı bize. Uygur rivâyetinde de Oğuz’un Kafkas dağlarını geçtiği kaydedilmiştir. Oğuz Destanında Oğuz’la savaşan It-barak kavmi de Şehnâme’de zikre­ dilmiştir. Oğuz’un buradan İsfahan’a hareketi. Yule. Oğuzların önasya’ya ait seferlerine dair rivayetler. daha eski zamanlarda yaşamış olan Türk hakanlarının.kavmin asıl vatanlarının Önasya olmayıp başka yerde olduğunu belirten ibâreler vardır. Herodot’un zik­ rettiği bu kavmin mübtelâ olduğu «kadın hastalığı». belki Kimmer ve Sakaların Önasya’ya seferleri üzerine tesbit edilmiştir. Şimdiki adıyla zikredilen Antakya. Yunan kaynaklarında Sakaların Önasya'da Filistin'de 28 sene kaldıkların­ dan bahsedilmesi Oğuz Destanındaki kayıtlara da uygundur. Fütuhat sırasında Önasya’ya yerleşmiş olan kabilelerin eski tarihine dair bazı mâlûmat vermektedir. Mugan yolu gelip. tarihte olduğu gibi. Oğuz Destanında icraatı tavsif olunan Oğuz'un Önasya’ya Ati!. İran Şehnâme'lerinin tavsif ettiği Afrasiyab da hemen aynı yolla Mugan’a gelip. Orada Hemedan demek olan Ekbatan ile Dicle nehri zikrediliyor. Oğuz Han'ın Suriye taraflarındaki yaylası olarak Baalbek Dağı zikredilmiş­ tir. Çünkü Rum. «Rum» tabiî ki Anadolu veya Bizans demektir. 231). Yâni destanın bu sefere ait hikâyesi orijinaldir ve büyük ölçüde Sakaların Önasya seferlerine bağlı olmalıdır. Mısır'a Oğuz kendisi gitme­ miş. Derbend. diğer yerlerde de en az 10 sene kalmıştır. Oğuz­ lar. o sırada iyice büyümüş olan Oğullarını göndermiştir. bugün de Ağaçerilerin oturduğu Kuh-i Kiluye üzerinden yapılmıştır.ş gösteril­ miştir. Selçuk­ lulardan evvelki devre ait hatıralar sıkıştırılmıştır. 135). Yalnız Reşi- deddin’de bu hikâyelere ilâve olunan bazı cüzi teferruat vardır. yâni Bizans memleketine Oğuzlar bu Frenklerin yerini işgal ettikten sonra gelmişlerdir.ile ilgili malumata. Peygamber kıssalarını bilen bir hükümdar olarak tavsif edilmiştir. Kireyit Han’ının mektubundaki üç kral ise. Bu kısımlarda Oğuz.

belki Ak ve Karakoyunluların Sasanîler devrinde yaptıkları seferlerin teferruatı aksettirildiği gibi. Daha sonra Oğuzlar bu Kanglıları itaata almışlar ve onlar Oğuz Han’ın akraba ve dostlan sayılmış. birçok bilginlerin zannettiği gibi. Alelâde bir Türkmen oldukları halde kendilerini Afrasiyab yâni Hakanlılar neslinden göster­ meleri. Görülüyor ki Türkistan’ın ve Horasan'ın Oğuzlardan evvelki ve Oğuz fetih­ leri zamanındaki tarihi. Halaç. Dede Korkut kıssaları ve Yazıcıoğlu Oğuznâmesine ek olan parça ile karşılaştırıhnca daha büyük ehem­ miyet kesbetmektedir. yüzyılda Asurlular. Fakat bu rivâyetlerin hepsini bir arada toplayan eski bir versiyon elimizde yoktur. 619) Öksi ile bir olsa gerektir. (Kâşgariı’da olduğu gibi) Kayı kabilesi yerine. Kangh. meselâ Selçukluların. Herhalde Oğuzların batısında. Tarihlerde Fergane dağlarında zikredi­ len îğrek ve Çiğrek kabileleri bu Uşun Koca’nın iki oğlu olarak gösteriliyor. Babilliler ve Medyalılar arasında cereyan eden cihan hâkimiyeti davalarına Türklerin de karışmalarının hikâyelerini anlatıyor. Elbette buna Ortaasyalı diğer fatih kavimlerin. Reşideddin ve Ebülgazi’nin rivayetleri farklı olmakla beraber aynı plân üzerine kurulmuştur. Hurı/Hsiung-nu’- ların Ortaasya’da geniş bir devlet kurdukları zamanı aksettirmiştir. İran fütuhatından sonra. Hind hududunda yaşıyan bir hakîm ve diplomat bey olarak tavsif olunmuştur. Çünkü eski 124 . Onlardaki müşterek tasnif. Uy­ sun âşireti için «Usun Koca® deniliyor. Fakat asıl temel hâdise. bir taraftan da yine İslâm devirlerine ail olan Scmck Ayyar kıssasında ise. yukarda zikredilen Kanglılar hâ­ kini olmuştur.MÖ. kanlu kâfir ellerinden ulu Horasan’a ad çağırdan» deniliyor(YOODP). Ulaşoğlu Salur Kazan için «Türkistanun direği. Selçuklulara muhalefette bulunan çevrelerden çıkmıştır. tülü kuşun yavnsı. Oğuz Destanı’nın Ebülgazi ve Reşideddin rivâyetleri. Kınık boyunun başlangıçta Oğuz kabileleri listesinin sonunda gösterildiği halde. 617. tabiî ki Reşideddin veyâ Ebül- gazi’nifı işi değildir. bir taraftan Türkistan'ın Kazıgurt mıntakasında ve Sırdcrya boylarında. Meselâ Kanglılar Kanlu Hoca veyâ Kanlu Kâfir olarak zikrediliyor. diğer yandan da. Ural Dağlarından ve Batı Sibirya’dan Hora­ san ve Hindistan hududuna kadar olan yerlerde. Dede Korkut kıssalarını bu bakımdan da incelemek gerekir. Aksine her iki rivâyet de. Uygur. bir yandan Sakaların Önasya fütuhatını içi­ ne alırken. Her iki rivayet Selçukluların eseri de değildir. Bu hikâyelerin tetkikinde Dede Korkut. Ortaasya ve Çin taraflarındaki fütuhata dair hikâyelere de Sakaların sefer­ lerine dair hikâyeler karışmıştır. Herhalde Oğuz Han hikâyesi. Bu Kanglılar Buhara ve Horezm taraflarında gösteriliyor. yâni listenin başında hâkim kabile yerine çıkarmaları beğenilmcmiştir. ayrı parçalar halinde çeşitli Oğuz rivayetlerine dağılmış­ tır. VII. elbette Sakaların sefer­ leridir. De­ de Korkut’da ve Yazıcıoğlu Oğuz Destanı parçasında zikri geçen Ense Koca ve oğlu Okçı bizim destanda zikredilen(st. Yâni Kanglılar Çin tarihlerinde Kang-yü ismi ile zikrolunan büyük kavmin ta kendisi olarak tavsif olunuyor. Uysun ve onun kolları olan Iğrek ve Çiğrek komşu olarak yaşamışlardır.

yâni Selçuklulara karşı muhalefet ruhu ve başlangıç şecerelerinin karışıklığı Re- şideddin ve Ebülgazi'de müşterekdir. Ebül- gazi. 2. Hunların Ak-Huna ve Kara-Huna'ya bölünmüş olduklarına dair verdik­ leri mâlumatla bağdaşmakladır. muhtelif zamanlarda yazılmış hikâyelerin Şah- melik’e ait tnâlumatın daha taze olduğu bir zamanda. ancak sonunda on­ lar «Zil yâni türkçenin «şaz» . cildinin başındaki Oğuzlara ait kısmı görmüştür. Ebülgazi’de gösterildiği gibi. Selçuklu muhitinden ayrı yaşıyan Oğuzlar tarafından. Bozoklann sağda Akkoyun.şivesini konuşan bir kavim sıfatıyla ayrılmışlardır. Oğuz Han'ın bu altılı teşkilâtı oCullan merkez olmak üzere tamamladıktan sonra "Ben Uygur'un kağanı bulanım)i diye ilân et­ miş olması. Câmi'üt-Tevârih’in I. Ahmed Yesevi’nin şeceresi.S . Kâbil Umumî Kütüphânesi. «Oğuzların ve Türklerin Tarihi» ünvamyla ayrı bir risâle olarak yazılan eseri görmüşe benzemiyor. Onlar ancak önlerine getirilen rivâyetleri bir araya getiren iki müellifdir.Vangölü mm- takasmda yaşıyan Bayandır ve Salurlar ağzından yazılmıştır diyebiliriz.‘>2a). Buğra Han neslinden Hanlara karşılık olarak aynı Sırderya havzasında Kanglı ve Kayı Hanları zikredilmektedlrdshak Ala. aslında hem L’ygurları. Üçoklann solda Karakoyun an'anele- rinc bağlı iki zümre teşkil ettikleri anlatılmıştır. diğerleri de Gökçegöl . Reşideddin ve Ebülgazi’nin eserleri değildir. Netice olarak Reşideddin'e esas olan Oğuz hikâyelerinin. Her iki rivayette de Kereküçi Hoca oğullan hakkındaki hikâyeler. güya iki muhtelif zamanda yaşıyan iki sülâleye ait kıssa 'imiş gibi gösterilmiş.kabilelerin geleneksel yerlerinde Kınıklar. Ebülgazi’nin elin­ deki TUrkmen rivâyetleri gibi. yukarda da dediğimiz gibi. Çünkü Karahanlılann Ahmcd Ycsevi menkıbelerinde verilen rivayetlerin­ de. Bu rivayetlerin bir kısmi Horasan ve Sırderya havzasında. «Guru kelimesi. Bu vaziyet bizim Oğuz Destanına ail araştırmalarımızı dallanıp budaklandır- 12. hâkim ka­ bileler listesinin sonundaki Yiva(Eyva) kabilesinin hizmetinde idiler. Bu da rivayetlerin Selçuklulardan ayrı bir muhitte yazıldığını açıkça gösteriyor. Her iki rivâyet. Oğuzluğu Uygurlukla bağlamaktadır. cildinde. hem de Kıpçaklan içine alan büyük bir kitlenin umumî ismi olmuş­ tur. Hadiqat ül-Arifin. Kanglı-Kangalılann bu Uygur-Gurlarla birlikte Batı Türkistan'ın Urallardan Hin- diKuş'a kadar uzanan yerlerinde iki hâkim /. Fa­ kat II. Bunlar Hind ve İran kaynakla­ rında. Bu bakımdan her ikisi Oğuz destanları üzerin­ deki araştırma işinde. bir göl ortasındaki bir adada bir ağaç kovuğunda bulduğu bir kızla evlenmesinden üçoklann ceddi olan prens­ lerin doğduğu. biri diğerinden bağımsız sayılabilecek kaynak telâkki edi­ lebilir. fakat onun tebaasından Olmayan Türkmenler tarafından söylendiğini tahmin edebiliriz. Bu husus. >i:* Uygurca Oğuz Destanında Oğuz'un gökten bir nur olarak inen bir kızla evlenmesinden Bozoklann ceddi olan üç prensin. vr.ümre olarak gösterilmesi dikkate şâ- yandır. Belki en eski zamanda Oğuzlar da buna tâbi olmuşlar.

Büyük Oğuz-Uygur devleti yaşadığı zaman Karluklar dağlık mıntakalarda. bu sonradan tam bir Türk uruğu. yâni Usun aşi­ reti ve onun kolları olan Iğrek ve Çiğrek. Zira şehirlerin mu­ kavemeti münferit mahiyette olmuştur [Ön Asya harekâtı sırasında Halep’in hiç zikredilmemiş olmasmı da bu arada kaydetmek gerektir. XV. Oğuz Destanı’nda Göktürkler pek zikredilmiyor. Kartuklar ve Tanrı dağlarındaki Göktürk Han­ ları dağlarda yaşıyan hükümdarlardı. Bu büyük Oğuz . Destanın anlattığı zamanda İran’da daha Ahamenid ve Part gibi bir büyük devlet kurulmamış. Yuragul bunlardan­ dır. keza çoğul olarak kaydedilmiş isimleriyle zikredilen Kungrat ve Bayavutlar da böyledir.Uygur devleti. Bu rivayetlerde Balı Türkistan’da Oğuz. bundan başka bir benzerlik ve ifâde pek yoktur.] Oğuz Destanının bu eski devre ait tafsilâtının en mühimleri Doğu ile Batı arasında hâkim unsur sı­ fatıyla ancak Türklerden bahsetmiş olmasıdır. — 111. Moğolistan’da Uyşunlar Çen­ giz’in ecdadının desteği olan kabilelerin başında gelmektedir. yâni Kanglılar aşireti de buIunmuştur(Reşideddin). Semerkand ve Almalık’da hükümranlık eden Uygurlar oturak bir kavim olarak tasvir ediliyorlar. Çigil ve Türk gibi kabilelerin Doğu Avrupa. muhakkak ki Doğu Av­ rupa’daki Kıl-Baraklar ülkesini de içine alıyordu. Kümidh.maya ve derinleştirmeye sevkedecektir. Oğuzlar bu devleti yaşat­ tıkları zaman bir yabancı istilâsı da olmamış. MÖ. Bununla beraber. Batı Türkis­ tan’ın bilhassa Sırderya ve Çu havzaları ahalisi arasında Uysun. kimse onlara dokunmamış. Kuzey Hind ve Kuzey Çin taraflarında türlü şekillerde ve çok yaygın olarak yaşamış olduğunu göster- mektedirter. Oğuz’dan isim alan kabileler Kanglı. Oğuz Destanlarındaki küçük kayıtların kıymetini ortaya çıkaracaktır. kendi hallerinde kalmışlar. Irtış nehri başlarında bir kısım Kanglılar daha Çengiz Han’ın zuhuruna yakın zamanda yaşamışlar ve Çengiz’in ecdadının maiyeti sayılan kabileler ara­ sında Kangliyut. Uygur ve hepsi «Tokuz Oğuz» tesmiye edilmişe benzemektedir. Bu sahalardaki İran kavimlerinden Türklere çok karışmış bir kavim olarak As kavmi zikredilmektedir ki. Zaten tarihî deliller Kay. Herhalde Oğuz’un bu yöreye seferi bu tarihler arasına tesadüf etmektedir. Yazır olarak zikredilmektedir. Bundan başka. Gur. Gerçi bir yuğ töreni ifâ­ desi ile Göktürk kitabelerindeki yuğ töreni ifâdesi benziyorsa da. Oğuz Destanı. Halaç. İran. Moğolistan’m tam mer­ kezinde. Oğuklar ve Kanglılar ise tamamiyle bozkır kavimleridirler. o zaman maruf olan Türk kabilelerinin dünyanın her tarafına. Kartuk. Oğuz zamanında. Bütün bu mevzulara ait incelemeler. Tarihî bakımdan da Ha­ lep. Uygur ve Kangh ittifakı. Oğuz-Uygur devletinin bukadar geniş sahada en çok meşgul oldukları yer Hazar Denizinin etrafı ile Hindukuş 126 . kuvvetli iki zümre olarak Oğuz Des­ tan nüshalarında görüldüğü gibi (Dede Korkut). Doğu Türkistan ve Moğolistan’da ise Oğuz’un üç amca- smın oğulları hâkim olmuş gösteriliyor. yüzyıllar arasında hiç zikredilmemiştir. çok merkezîleştiril- miş olarak tavsif edilen illerin ve ülkelerin idaresini kolaylaştırmak için dağıtılmış olmasını anlatıyor. Uzakdoğu. Halaç.

339-347. Iranlı Keyhusrev onunla Azerbaycan’da çarpıştı ve Moğolistan taraflarındaki başkentine kadar gitti. 334. Şehnâmedeki Türk kahramanı Afrasiyab’ın. «Oğuz Hansın ismi. 167-168. 417-418). 152) demesinin tam bir hakikati anlattığı inancı gelecektir. Çinliler de Ortaasyalı bir Cihangirin MÖ. Bizans Elçisinin İmparator Justin’e. «Türklerin menşe Efsâneleri/Destanlara göre Eski Türk Tarihi’nde daha çok bilgi verilecektir). s. 365-366). 625 de öldüğünden bahseder ki. Bütün bunları gördükten sonra. 1967. Ahmed Tusî'nin naklettiği bir arapça rivayette «buradan dünyayı idâre etti. s. Reşideddin’in Paris nüshasında daima Ogur olarak ya­ zılmış. eski zamandaki ismi ise Sakalardı»(Menander. Esed-i Tusî’nin Gerşasb-nâme’sinde Sakalar devrine tevafuk eden ilk cihangiri «Yugur Khaqaan da böyle «r» ile yazılmış(Habib Yağmaî neşri. 127 . dünyayı devletlere taksim etti ve Türkleri yürüttü» der. Yunan kaynakları da hemen aynı tarihleri veriyor. de bahseder(G/n>/1970. Bundan Herodot vs. 13 den baş­ layıp) hep böyle. s. yâni türkçe ismiyle Alp Er- Tunga’nın îran ve Hind fütuhatı esnasmda karargâhı şimdiki Afganistan’ın or- tasmda Gurçestan’da bulunmuş. 352-354. O Anadolu’da yahud Urmiye öölü civarında öldürülmüş. O ğu zların bu büyük d ev leti h erh a ld e m ilâd î I -V . 569 ta­ rihinde Göktürk Hakanının ziyâretinden dönüşünde «bu halk bugün Türk ismiyle marufdur. Tevârih-i Güzide Nusretnâme’de de (Taşkent neşri.m ın tak ası idi. (Afrasiyab/Tunga Alp hakkında diğer eserimiz­ de. 151. yü zyıllard a da y aşam ıştır.

Bu hükümdarların Ebülgazi ile karşılıklı olarak zikredilmesi. Bu bilhassa. Bu itibarla söylediği doğru sayılabilir. Kcyümcrs ise kendi çağından 5000 yıl öncc yaşamıştı. yüzyıllarda yaşamış kabul ettiği İnal Yavı Han arasjnda geçen zaman. Ouzı Yavı Han ile İnal Yavı Han'ın bağ­ lantısını şüpheli geçmiştir. aşağı­ daki listede de görüldüğü gibi. Böyle olduğundan. Ebülgazi Han bu hususta daha dikkatli davranmaktadır. Fakat teme] hâdiseleri Milâddan önce VII. Ebülgazi’nin listesi ile karşılık olarak veriyoruz. onun zihnini kurcalamıştır. sonradan bazı isimleri. Peygamberin muasırı saydıklan İnal Yavqu Han'dan önceki ve sonraki olmak üzere başhca iki kısma ayırmaktadırlar. Ebülgazi'nin. metnin daha iyi anlaşılmasına yardımcı oluyor. ancak çok uzun bir fasıla olduğu söyleniyor. Bu kadar öncc yaşıyan Oğuz Han'ın bcşinci neslinden torununun. bir­ den Peygamber ve Abbasiler çağındaki İnal Yavı Han'a geçilmesini mantığı ka­ bul edememişti. yâni kendi yaşadığı XIV. aşağıda zikredilecek şahsi­ yetleri. ezcümle Sakaların Önasya'yı istilâ etmelerini başlangıç olarak almış olabilir. Her ismin altına hükümdarlık müddeti ile tahta geçtiği yer de ilâve edilmiştir. Reşideddin’e göre bu fasıla. 12« . sırf bu arayı doldur­ mak için destana sokmuş olmaları da mümkün olsa gerek. VII- VIII. O bilhassa İnal Yavı Han’dan sonraki kayıtların hepsinin doğru olup hiç yanlışı bulunmadığını söylüv^or. Ancak Oğuz’un beşinci nesilden torunu olan Ouzı Yavı Han ile.OĞUZ DESTANINDA BAHİS KONUSU OLAN HÜKÜMDARLAR SÜLÂLELER. Oğuznâme râvilerinin. yüzyıl başları ile Oğuz Han’ın zamanı arasında ikibin sene kadardır. destanda zikre­ dilen hâdiseleri bu açıdan ele alıp. ŞAHISLAR VE HÂDİSELER Reşideddin ve Ebülgazi rivayetlerinin her ikisi. son isimlerde bellidir. Zira kendisi Oğuz'u. Burada Oğuz destanında bahis konusu olan padişahları. yüzyılda cereyan eden Oğuz Han ile soyundan gelen Ooru Yasaq Yav- qu arasında geçen zaman hakkında. efsânevî İran hükümdarı K-e- yümers'le muasır kabul ediyordu. kendine arzedilcn rivâyeılcri bu açıdan tenkide tâbi tutması da dikkate değerdir. Reşideddin bilhassa isrâîl an'ane- lerini çok iyi bildiğinden bu eski Türk tarihinin Milâddan önce yedinci yüzyılda Ortaasya kavimlerinin.

R E Ş t D E D D t N E BC L G AZt I — OLCAY H AN AM ULCA H AN 1 l I II — D ÎB Y A V Q U H A N B A Q U Y D ÎB H A N i K ök Han I A lınca H an I Tatar M oğol m —___________________ I ' I I I 1 ■ I 1 I QARA H AN Or-Han K ür-Han Kiiz-Han QARA H AN Qür-Han Qır-Han Ur-Han 1 1 IV — OĞUZ HAN OĞUZ HAN (1000 yıl) (116 yıl) I V — K Ü n 'H A N KÜN HAN (70 yıl) (70 yıl) 1 QAYI HAN (23 yıl) I VI — D ÎB V A V Q U Y H A N D IB B A Q U Y H A N ( yıl) ( yıl) •> 1 1 I VII — Q URS Y A V g U Y H A N QUZr Y A V I H A N (30 yıl) (30 yıl) 9 I VIII — Q O R U Y A SA Q Y A V Q U Y H AN (90 yıl) ? I IX — İN A L Y A V g u V H A N (?) (120 yıl) (120 yıl) I ? i X — İN A LSIR Y A V g U Y H A N İN A L Y A V I H A N (7 yıl) (7 y.l) I I A la A tlı Keş Dcrneklü D uyh XI — O A Y I İN A L H A N O AYI H A N I F: 9 129 .

70 yıl) (70 yıl) I XXI — ( ) OSM AN H A N (K ülenk. 15 yıl) (15 yıl) ? 1 XXII — ( ) ISLl(E sll) H A N (3 yıl) (3 yıl) 7 X X III — ŞA BAN H A N ŞA B A N (Şeyban) H A N (22 yıl) (20 yıl) I [ X X IV — B U R A N (Turan?) H A N BURAN HAN ( yıl) (18 yıl) ? I 130 . 32 yıl) (Naib: 35 yıl) XIII — TUM AN H AN TUM AN HAN (100 gün) (4 ay) I Tiken Bile Er Biçken XIV — QAYI YAVQU H AN QANLI YAVLI H AN (90 yıl) (90 yıl) XV — ULADM UR YAVQUY HAN A nqlı Arslan Han MUR YAVI HAN QARA ALP (75 yıl) I ( yıl) I XVI — Q A R A A LP H A N A lp Tavgaç Q ARA H A N A lp Tavgaç (22 yıl) (Uygur) (40 yıl) (Uygur) I I X V II — BUORA HAN BU Ğ R A H A N (90 yıl) (90 yıl) I X V III — ! I ' 11-Tekin Q O R I TEK İN Bek-Tekin ll-Tegin QUZI-TEG1N Bek-Tegin (Qarı T alas. 7 yıl) 1 XX — A R SLA N H A N A R SLA N H AN (Külenk. 75 yıl) (40 yıl) ? 1 X IX — ? OYUNAQ (Külenk. Bayandır Dönfcer 1 1 X II — (Tum an Han) KÖL ERKİ H A N A L /K Ö L ERKİ H A N (Tuman Han) (N aib.

20 yıl) (20 yıl) I xxvın— (TUQAQ) ARSLAN (7 yıl) (10 yıl) ?V I XXIX — (DOQUR YAVQUY) (Uygur? 12 yıl) 7 1 I Asıizâde i XXX — (SAMAN YAVQUY) a s il z a d e ( yıl) (20 yıl) 7 I I I X XX I — (AĞIM YAVQUY) ARSLAN HAN 9 1 I xxxn — KÖKEM YAVQUY KÖKEM BAQUY (20 yıl) (20 yıl) 1 xxxnı — SERENK SERENK (10 yıl) X XXIV — SÜBEKTEKÎN I X XX V — M AHM UD SÜBEKTEKÎN I XXXVI — MES'UD (Selçuklular) XXXVn — TUĞ RUL SULTAN 131 .XXV — A Lt H A N ALİ HAN (20 yıl) 1 XXVI — Kılıç Anlaıı($fth>Melik) Kılıç Arslan(Şah-Melik) KerekUçi Hoca Kerance Hoca I I Togsurmif İçi Togurmış xxvn — TUĞRUL SULTAN Aralan Tuqat TUĞRUL (Mcrv.

Herhalde bu isimler. Bu hâdiseler herhalde XI. üç kişi 7 yıl. bir kişi 18 yıl. bir kişi 15 yıl. herhalde Oğuzlann çok yıllar önceleri doğuya giden kardeşleri ohnalıdır. bir kişi 12 yıl. Bu gelenler. yâni Kara-Han’ın babasıdır. Bir kısmının han­ lık süresi hayli kısa olmuştur ki. Bunun dışında zikredilen hükümdarlardan (R ş ile A g ara­ sındaki ihtilâflı senelerde R ş esas alınmıştır) 1 kişi 120 yıl. Bunlar içinde bilhassa Oğuz bin yıllık Ömrü ile dikkati çekiyor. altı kişi 20-22 yıl. Bunlardan birisi Oğuz Han’ın dedesi. iki kişi 70 yıl. Ne yazık ki bu rivâyetler. Zira Ali Han ve oğlu Şah-MeJik ile Oğuz Devleti sona ermişti. Yâni Han­ ların hükümranlık müddetleri normal sayılmalıdır. çok değişik zaman­ larda ve değişik sülâlelerde görülen şahsiyetlerdir. Görülüyor ki bir kısmı çok yaşamış ve uzun süre hanlık eimişler(70-120 yıl). Ebülgazi bu hususta 116 yıl gibi daha mâkul bir rakam veriyor. birer kişi 32 vc 30 yıl. Maveraünnehr ve Horasan’da kim hükümdar olursa ona tâbi olduklarını tasrih etmiştir. Bunlarda Oğuz Han ve onun evlâdı tam mânasıyla hâkimdirler. Diğeri de Re- şideddin’e göre Kün Han’ın oğludur. Ebülgazi Ali Han çağında Oğuz­ ların dağılmalarını «Oğuz Eli’nin Ali Han’a yağı olup Şah-Melik’i öldürüp ev başına Gara Han olup dört tarafa gitmelerinin zikri» başlığı altında anlatıyor. Diğer taraftan Oğuz Eli. ayrı ellerin Horezm. Bu sülâlede Dîb Yavqu ismini taşıyan iki hükümdar vardır. herhalde bu yıllarda büyük küt­ leler halinde batıya gelmişlerdir. bir kişi 10 yıl. Fakat Ebülgazi’nin daha doğru olması mu- 132 . daha ziyâde Ag’nin mâlu- matını esas edinip birkaç söz söylemek isteriz. Oğuz Han bu sülâlenin bir ferdî ve sonraki sülâle aza­ larının da atasıdır. Herhalde bununla çok uzun bir ömür sürdüğü ifâde edilmiş olsa gerek. A g (st. Buna benzer bir ifâde Ali Han’ın tahta geç­ tiği yıllar için de mevzubahis edilmiştir. Ali Han ve oğlu Şah-Melik’den sonra zikredilen isimler. Birinci grup. destana en son sokulan rivayetlerdir. AH Han’ın tahta geçtiği yıllarda bir dağılmaya ma­ ruz kalmıştı. 1156-1160) Serenk’den sonra ORUzlarda müstakil padişah olma­ dığını. İşte bu hâdiselerle hırpalanân Oğuz Eli’ndeki çözülmeyi muhtemelen Şah-Melik’in çirkin tutumu çabuklaştırmış olacaktır. Bu göçleri yaratanlar Mer-' vezî’de Oay. 2 kişi 75 yıl. olarak zikredilir ve bunlar. bütün bunları tabiî görmek gerekir. 3 kişi 90 yıl. Oğuz Destanında Hanların hükümranlık müddetleri mübâlâğah olmakla be­ raber. tarihî temelleri o kadar güçlü olmasına rağmen tenkidsiz şekilde sıralanmışlardır. bir kişi de ancak yüz gün hüküm sürmüştür. bir kişi üç yıl. Qun vs. Bu hâdiseler hakkında burada. 1023-1024)ki ifâ­ desinden de anlaşılacağı gibi. Ebülgazi bu münâsebetle doğudan gelip Oğuz Eli’ne çatanları «Moğol» diye isimlendiriyor. yüzyıl başlarında cereyan eden büyük göç harekeüeri ile ilgili olacaktır. efsânevî bir şahsiyet şeklini almayanlarda normaldir. zaten Ebülgazi’nin biraz yukarda(st. ilk dokuz hükümdardır. Fakat çokluk mutedil bir süre hüküm­ darlık etmişler ve orta bir ömürc sahip olmuşlardır( 15-32 yıl). - Burada zikredilen 36 hükümdarı başlıca dört büyük grupta toplayabiliriz.

Araplar yeni geldiği vakit Soğd ve Fer- gane hükümdarlarından bazıları Akşit lâkabı taşıyordu. yüzyıl ortalarında hâkimiyeti Göktürklerin elinden alan kavimler Uygur vc Karluklardı. Ortaasya ve Uzakdoğu’nun hepsine şâmil olarak gösteriliyor. «Şit» «şad» demek de olabilir. Belki de Karluklar bu ainaİDİıkla sülâlelerini Oğuz sülâlesine bağlamışlardır Bu hükümdarlar muhakkak ki Karluk Yabguları idiler. Oğuz Han’dan sonra oğlu Kün-Han’la devam ediyor. Uygur ve Karahanlı hükümdarlarını ayrıca bahiskonusu et­ memiştir. Bu tamamiyle Oğuzlarm hâkim olduğu bir devri gösteriyor. Oğuz Destanında Oğuz’dan evvel de Kanglı ve Uğur aşireti bulunmuş göste­ riliyor. 759’da Orhun’da şarkî Uygur-Karluk devletini kuran Moyunçur Kağan’a Karluk 133 . Kıpçak. Bu Uğurlar için Tokuzoğur veyâ Tokuzoğuz tâbiri kullanılmıştır. türkçede hükümdarın damadı anlamına gelen «inal» sözleri vardır. Bu sülâle devrinde Oğuzlardan ayn ola­ rak Uygurlar. Çünkü VIII. yâni Kut-oğlan Kağan elinden alan Karlukların reisi olan İnalsır Yavgu ile başlar. Onun için Uygur veyâ Oğur ile Kanglılar hakkında da bir parça üzerinde durmak gerekecek. «inal» olarak Dib Yavqu sülâlesine bağlandılar ve Han ol­ dular. II — İkinci devir. Burada iki ihtimal vardır. 1035 de hâkimiyeti sona eren Şah- melik-Kıhçarslan’ın bozulması ile biter. 766’da Ortaasya’da yüksek hâkimiyeti Göktürklerden Xutglan Xaqan.hakkak rivâyetine göre ise Kün Han’ın torunudur. Birinci Dîb Yavqu’nun dört oğlundan Kara-Han Oğuzların atasıdır. Bulgar yerine Bal-gur veyâ Balgır deniyor. Başkurtla­ rın da Karaşit isminde bir reisleri vardır. Zaten isimleri de enteresandır. Keza halefi de «Kayı» olduğu halde «ina|« olmuştur. Bu sülâle belirsiz bir şekilde başka ad almaktadır. Ptolamaios’da aYayık» ismi «Cayık» şeklinde yazılmıştır ki Kıpçak şivesi iledir. ondan evvel yaşıyan unsur gibi geliyor. daha kuvvetli ihtimal olarak. Ebülgazî’nin Abbasîier zamanında yaşamış gösterdiği İnalsır Yavquy Han ile başlıyan devirdir. Yahud da. devir ola­ rak alacağımız Buğra Hanlarla devam edip. Kıpçaklann daha Oğuz'dan evvel Ural ve Etil boy­ larında yaşadıklarını gösteren bazı teferruat vardır. Buhara-Semerkant tarafmda yaşıyan ÎCanglıların şivesinden de «Yalguzağaç» kelimesi görülüyor. ashnda Karluk Yabguları olacaklar. Bu devir. Bu sülâlenin hâkim olduğu ülke­ lerin coğrafyası Doğu Avrupa. Kanglılar mevcuddur. Kanglı. Sülâle. Karluk Yabğusunun idâresinde ismen Han idiler. Çünkü burada. Bu devirde zikredilen Hanlar Kayı sülâlesinden gösterilmekle berâber. Halaç ve Karluklar da güya Oğuz devrinde bu ismi almış kabileler gibi gösterilmekle beraber. Diğer üç oğul ise doğuya gidip Moğol ismini alan kabilelerin atası olmaktadır. Oğuz destanı bu devirde ancak bozkır­ larda kabileler arasında hükümranlık eden şahsiyetler vc sülâleler üzerinde dur­ muş fakat Göktürk. Bundan dolayı Başkurt reislerinin ismi Karaşit olacak. aslen Kar­ luk oldukları halde. İnalsır’ın is­ miyle onun halefi olan Kayı İnal Han’ın ismi dikkati çekiyor. Önasya. Daha sonra aşağıda 3. Ya bu Hanlar kendileri Kayı olduğu halde.

. p. 84) Umasın Cabgu yazılmıştır. Bnrada iki nokta üzerinde duımak icab ediyor. Fakat hiç bir yerde ekseriyet teşkil etmeyip. yâni Afrasiyab’ın ecdadı ile Oğuzlar arasın­ daki çekişmeler. Mes’udî Göktürk Hanlarının asıUannm Kartuklardan olduğunu söylemiştir. 134 . Marquart. 487). SBPA philos-histo class XXVII 1912. bunlar bir mağaradan doğmuş kralın. $iraz’a kadar yayılmışlardır. kuzeyde Çu havzası ve aynı zamanda Bağraş-Göl mıntakası olmuştur. Bunuıi halefi olan Kayı inal Han’ın vezirleri Bayat’lardan Dede Korkut ile Bayandır ve iğdir beyleri idi. Bunlar ağacın yarılmasından ve- yâ ışıktan çıkan kızdan türemişlerdir. Bu fikir galiba doğru. buzulların yamna çıkarlardı. Da­ ha sonra Türklerde umumiyetle nâib anlamına gelen Kölerki ismini taşıyan Ba­ yındır Beyi de naib olarak görülüyor. yeleli bir erkek bozkurttur. Yağma ve Karluk kabilelerine dayanan Afra- siyab oğulları ki. Şimdiki Şi- raz yamnda. Karluklar isimlerinden de anlaşıla­ cağı gibi. dağlı bir kavim olduklan halde merkezleri Çu havzası olmuş. Oğuz destanına göre bu kavim. Oğuz tarafından adlandırılan To- kuzoğuzlardandiT. Hükümdarlar iki zümreden geliyor: birisi Çigil. Kâbil- deki Börii Tekin de bu efsâneye aittir(Bunlar hakkında Türklerin Menşe Efsâne- leri’nde daha geniş bilgi vardır). Kışın dağ etekle­ rinde oturmakta. Kayı Yavqu’nun oğlu Uladmur Yavquy zamanında Arıqlı Arslan Han’ın idâresindeki Uygurlar isyân etmişlerdi. Bun­ ların az çok kalabalık olarak yaşadıkları yerler Tokharistan. Burada Karluklar üzerinde de biraz durmak gerekecektir (Keza bk. Orta Tanrı Dağları mıntakasında Karluklarm Gök- türkleri yıkıp yüksek hâkimiyeti Kut-Oğlan Kağan’dan alan yabgulan Gerdizî’- de (Barthold neşri. Cebbuye isminde bir kasabalan olmuştur ki. Batıda İran’ın Fars mıntakasında hâkim olan Al-i Muzaffer Karluklardandı. Onun zamanında Ebülgazî’de Avşar aşireti zikrediliyor. Keza bunlann hep eskidenberi oturageldikleri Hindistan . not: 502a. Fakat bunlar tamamiyle dağlarda yaşıyan bir kavim idi. bir vakit Afganistan’da ve Hind hududunda yaşamış olan Türk kabileleri arasında canlı destan ve hatıralar mevzuu olmuştur. muhtelif unsura mensup tebaaları üzerinde hâkim olmuşlardır. Cuvaynis bericht über die. Burada kurdun ana ol­ duğu zikredilmiyor. İşte asıl Müc­ mel üî-Tevarih ve’l-Kısas'da Türk.Kağanı denilmiştir(J. doğuda Orhun yöresine kadar el uzatmışlar. Yol gösteren kurt. bizim Oğuz Destanında olduğu gibi seferlerde yol gösteren bir kılavuz totemdir. Batıda ise şimdiki Afganistan’ın batısında bulunmuşlar. kurt tarafından beslenen bir prensin neslinden geliyorlar. tştc Oğuz Destanında ismi geçen ve Ebüigazî’ye göre Abbasîlerin çağdaşı olan Inalsır Yavquy (Ag’ye göre inal Yavı Han) bu llmasın(lnalsm) Cabgu olabilir. Sem’anî zikreder. s. Şimdiki Hoten’in iranî hoten dilinde vesikalar bırakan hükümdar sülâlesi de «Khallukhan» yâni Karluk olmuş­ tur. İkinci zümre Uyguriar ve Oğuzlardır. Bu Uygurlar eskidenberi onlara tâbi idiler. yazın her vakit yüksek dağlara. 504a). Dünyayı dörde bölerek idare ediyorlar.. Bunlarda ise kurt.İran Binırlarmda zikredilmeleri de dikkati çekiyor. Burada kurt doğrudan doğruya ya ced yahud ceddedir.

Çu havzasında. Buğra Hanlar devrinde Hind tesirleri çoğalmakta görülüyor. Karahanlılar çağında. Bunlardan birisi üvey anne’nin âşık olduğu prens hikâyesidir. Bunu Çin kaynakları Tszu-lan şeklinde kaydetmişler. Tarihî bakımdan bu zamanlar. Bu hikâyede esas olay. Karahanlıların kuruluş yıllarına. Bongard-Levin. The 135 . Bu sülâlenin paytahtı gibi görülen Külenk. The Kunala Legeııd and unpublished A soka Vadamaîa Manuscript. üvey annenin üvey oğula âşık ol­ ması. M. Bu sülâle hükümdarları umumiyetle hep Külenk’de oturan hükümdarlar ola­ rak gösteriliyor. Bu sülâle «yab- gUDİar neslinden olmayıp. Burada gerçi yeni sülâle bu Han’ın kardeşinin nesline bağlıdır ama. lâkin sonunda hakikatin anlaşılmasıdır. III —^ Uladmur Yavquy Han’ın çocuğu olmadığından bahsedilerek ikinci sülâle biler. Buğra Hanların menşei Ebülgazi’ye göre meçhuldür. Przyiuski. Bu­ nun Tevrat’ta görülen bir yahudî rivâycti de vardır. Vahş havzasındaki Kü­ lenk ise. The Legend oj Kumla. cedlerinin pay tahtı olan Yenikent’de otururdu. Yukarda da dendiği gibi bunların başında Buğra Han ile bağlı olan Oon-Tekin hikâyesi gelmektedir. 29). Fakat Oğuz Des­ tanının bu sülâlede zikrettiği Hanlar kuzeydeki Buğra Hanlardır. Fakat bu hikâye ancak Hind ve Türk rivâyetlerinde tafsilâtlı ve coğrafî bir mekâna bağlı olarak görülmekte­ dir. Sadece Qorı-Tekin’in Qarı Talas’da oturduğu kaydedilmiştir. Otçet. ancak Reşideddin’e göre yine Yabgu sülâlesinden geliyor. bizim Buğra-Han evlâdı arasında Hind'de de görülen efsâneler yay­ gınlaşmış gibidir. «Han»lar neslindendi. üvey oğulun yüz vermemesi üzerine ona iftira edip cezalandırması. Uladmur Yavquy Han’ın vaktiyle beşikten çalınan kardeşi. Buğra Hanların başladığı açıkça ifâde edilmiştir ki. Bu. 1956. zaten Karluk hükümdarları Çu ve Talaş havzalarından çıkartılmışlardı. Reşideddin büyük Karahanlılan bilmemektedir. Belh’li sofî Şaqiq Belhî'nin Karluklarla savaşta öldüğü yer olarak muh­ telif kaynaklarda bahsedilmiştir. Diğer taraftan bunlardan Külenk’de hükümdarlık etmiş olan Arslan Han Suvar kabilesine da­ yanmış görünüyor. şimdiki Tacikistan’da Vahş nehri üzerindeki Feyzabad’ın yanında veyâ Feyzabad’ın kendisidir. Hind rivâyetinde bu prens Asoka’nın oğlu Kunala’dır ki. Gazneli Mahmud’a «Kara-Han» denildiği gibi. Oğuzların hâkim oldukları yerlerde. Bu motif başka kavimlerde de görülüyor. Sırderya’nm aşağı havzasında. Kara Arslan daha sonra kaçıp yurduna geliyor ve Buğra Han’ların atası oluyor. Aslında Oğuz Destanındaki Hind tesirleri ayrıca tetkike muhtaç bir konudur. IX. Destanda Yabgu sülâlesinin sona erip. Bunun hakkında en mufassal mâlumatı Mahmud ibn Veli vermiştir ve Külenk’in yerini de tâyin etmiştir. Galiba Hind sahası ile Kara-Han ismi arasında bir bağ vardır. yüzyıla raslar. herhalde bu asıl olarak da daha önemli bir değişikliğe işaret etse gerektir. 328) geçmekledir (Barthold. Arap kaynaklarında Kulan olarak tbn £i?r’de(IV. Oğlu Şahmelik’le birlikte bu sülâlenin son hanı olan Ali Han ise. bunu hindologlar incelemişlerdir(G. zihinlere bir zorlama gibi gelmektedir. Çu havzasındaki Küleng. Amu Derya’nın sağkolu Vahş üzerinde ve Toharistan’da üç şehrin ismi olarak zikredilmiştir.

Qon Tekin buna sinirlenip. Dr. Qon- Tekin’in kendisine tecâvüze kalkıştığını söyler. Bizim Oğuz Destanı rivayetlerinde ise. Fakat sonunda Künce veyâ Erkünce isimli bir beyin genç ve güzel kızı ile. Berlin 1857(1906).Chronologie of the reign of A soka Moria. Religion des Suddh. Şâhitlerin ifâdesi birbirini tutma­ dığından Buğra Han oğlunun gözlerini kör edip.. Neticede îndel yahud Endek adlı sahradaki ejderhaya gidiliyor. Devlet teşkilâtında hükümdar yerine «Dhib» veyâ «ŞadB ünvanlarmın alınması.. Kara-Alp ve oğlu Buğra Han(XVI-XVII)ın oğullan Qorı- Tekin ve 11-Tekin’in de «Buğıa Han» ünvanını taşıdıkları için burada ötedenberi hâkim olan Yağma veyâhud Tokuzoğuz yâni Uygur Hanları olduğu aıllaşılmak- tadır. Kudherkin’lere tâbi 136 . Qorı-Tekin(A g ’de Qozı-Tekin) ve Bek-Tekin ismin­ de üç oğlu vardır. Sarukılbaş da zikrediliyor. kutsal bir şahsiyet olarak buna benzer bir insan görülmektedir. Cari Koeppen. Hudud ül-Alem’de de bu yöredeki birkaç köye «Bek-Tekin köy­ leri* adı verilmektedir. suçlu ise ölecektir. Bu efsânede ismi geçen ve yukardaki hükümdarlar listesinde XVIII. Türk kavimleriyle Hindliler arasındaki bu cins kültür münâsebetleri da­ ha birçok sahalarda da görülüyor. Ebülgazî’deki biraz değişik şekli ile birlikte hulasa edelim : Buğra Han’ın 11-Tekin. Leiden 1956. Kadının aleyhine Afşar aşiretine mensup kadınların şahadet ettikleri anlatılıyor. Veyahut Türkler arasmda meş­ hur olan bir rivâyetin Hindliler tarafından Asoka’ya ve onun oğluna nisbet edil­ mesidir. Sarukulbaş Salur Kazan’m bir noktada kardeşinden de yakınıdır. tşte bu hikâye. Bun­ lardan 11-Tekin’in oğullan Gerdizî’de zikredilen Küça(Ezel-Erk-Bügür) mıntıkası hanlarının manihaizmi kabul edenleri sıfatıyla bahis mevzuu ettiği hanlarla aynı zevat olmalıdır. Ebülgazi rivayetinde bu ejderhaya gönderme kısmı yoktur. Gayet akıllı ve bilgili bir kadın olan anneleri Bayır/Banu (A g : Baber Hatun) ölünce Buğra Han çok üzülür. [Bu hikâyede Qorı-Tekin’in çok sadık ar­ kadaşı olarak geçen Sarukulbaş’a Dede Korkut’da da aynı şekilde rashyoruz. Günahsız ise gözleri açılacak. Hikâyeyi. onu suçluları meydana çıkaran bir ejderhanın yanma gönderir. Bununla Tokuzoğuzlann da Göktürk demek olmayıp. Fakat kadın daha önce davranıp. Burada aynca Qon-Tekin’in cantlık>ı. sırada olan Qorı-Tekin ile kardeşleri diğer tarihî kayıtlarda da zikredilmektedir. evlenir. hiç kimsenin tasavvur ede- miyeceği teferruat vardır. Kara-Han ve Korkut’un Hindistan sınırlarında faaliyette bulunan kahramanlar olarak gösterilmesi. budizm ile şamanizm arasın­ daki münâsebetler bu cümledendir. Hind Aşoka rivayetinde coğrafî isim olarak Kuzey Hindistan’da Îndo-Skitlerin hükümranlık ettikleri Taksila ile Ucana geçmektedir.] Kâşgarlı’da Kulbak isminde. ertesi gü­ nü kadını cezalandıracağını söyler. Fakat bu kız Qon-Tekin’i sevmektedir ve birgün bu aşkını ilân eder. Asoka’nın oğlu ile bağlı bir Hind hikâyesinin Türkler ara­ sında canlandırılarak verilen mufassal şeklidir. Qon-Tekin buradan sağ salim dönerek Icendisine iftira eden kadını işkence ile öldürüyor.

ayn ayrı sülâlelermiş gibi zikredilen Toqsurmış oğullarına gelince. Sonradan ınüslümanlığı kabul eden Kar­ luklarm Almalık ve Kayalık’daki Hanları. 141. bu Hanların hükümet merkezleri Bügür. son Sasanîler devrindeki «Qaqım Yabguf/fcn ül-Belhî) olabilir (bk.şı da yumuşak davrandı. Bu mesele not: 957a da daha açık olarak izah edilmişti. Lqman ismi ile arap harfleriyle buna benzer" yazılan bir türkçe isim ter­ sim edilmiş olacaktır. Giriş. İki ayrı yerde. Bağdat hali­ fesi onu kendi hizmetine almak istiyordu.) isimlerine bakılırsa hepsr müslüman idiler. Küça. yüzyılda gayrimüslim Türkler arasında Loqman ismi mâlum değildi.Uygur ve Yağma Hanları olduğu beliriyor ki. On-Uygurların reisleri Elteber. 1970. Buna bakılırsa Tuman Han gibi onun naibi plan Kölerki de Tokuzoğulların ve aynı zamanda Karluk ve Oğuzların da hanları idiler. IV — Dördüncü devre. o cümleden Tokuz- oğuz ve Karluklarm Yabgu ve Hanları budhist idiler. 63). yâni Er-Togrul olarak okumuştum. 141. 100). Islâm devrine sıkıştırılan bu hükümdarların bir kısmı. Hanların hangi dine mensup oldukları meselesi hususunda Oğuz rivâyetlerini Ahmed Yesevî menâkıbı «Hadiqat ül-Arifm» tamamlamaktadır. O bunların şerefine bir av partisi yaptı. çeşitli Oğuz Yabgularınm hâkim oldukları devir­ dir. Yine bu meyanda zik­ redilen Kökem Yavquy da. Tokuz-Uygurlarm reisleri KÖl-erkin icfi(A. I. not. Yesevî'de onlara «tersa» denilmiş. haşiyeler. 108). Seyid Lokman'ın ve Haşan Bayatî’nin Oğuznâme- lerinde Selçuk ile Toqsurmış ara. ha­ life Aİ-Muktedir-Billah’ın mektubuna kar. Rodoslovniya Türkmen. 183-184). Şimdi-zannediyorum ki Alp-Togan ismi de Türklerde devlet memurluğu hiyerarşisinde görülen <ıtogancılık w rütbesiyle ilgili olabilir. Kayalık ve Almalık’daki Arslan Han hristiyan olmuş olacak ki. «Etrl» kelimesini ben Er-Turl. Burada ayrıca Gazneli Mahmud da Kayı uruğundan olarak gösterilmiştir. bu mesele ayrıca izah edilmek icabcder. Kononov. Kâşgarh I. «Kölerkin» yahud «Küd- herkini) hem Karluklarda ve hem Oğuzlarda «Yabgu’nun yardımcısın demek ol- duğundan(//)/ı Fadlan. Yenikent ve Otrar’daki Kanglı Hanları da budhist ve Talastakiler da «tersâ» yâni hristiyan veyâ mani- heist olmuşlardır. Bunlardan ilk zikredilenler Toqsurmış neslinden gelen Selçukluların atala­ rıdır. 921 de Selçukluların asıl vatanı olan Ust-Yurt’da(Hazar Denizi ile Aral arasında) Oğuzlara misafir olan Arap Elçiliği kâtibi İbn Fadlan. daha Kara-Hıtaylar zamanında bile «Arslan Han» adını taşıyorlardı(Cwvey/7/. s. 56.sı Selçuk bn Duqaq bn Alp-Togan olabileceğini ve bununla Lqman şeklinde yazılan ismin bir olabileceğini ileri sürmüştüm (Jbn Fffdlan. Reşideddin ye Ebülgazîdeki Oğuz rivayetlerinde Tuqaq. XXI-XXIV. Sübaşısı olan Etri bn Alqatgan'dan büyük hürmet gördü. Balasagun ve Almalık mıntakası olmuştur. Tuğrul’un kardeşi 137 . Oğuzların ordu kumandanı. Çünkü daha X. keza onlardan S ür­ yânî yazılı mezar taşları da kalmıştır. Balasagun ve Talas’da ll-Tekin’in oğulları (Ebülgazi’ye göre. 939a).

Türkmen kabile­ lerinin Horasan ve Mangışlak’ın nerelerine dağıldıkları bir bir zikredilmiştir(st. i bit Esir. Merv mıntıkası da çoktandır Ali Han’ın elinde idi. IX. Bu­ nunla herhalde Ahmed Yesevî’nirt kendi zamanında. yâni Beğdili’ler öldürmüş imişiProtokoly Turkesianskago Krujda libileley Arxeo- logiyi. ciddiyetle öğrenilmek icabeden özelliklerdir. Sayram Şehri tarihinde bunlardan beş Han sayılmıştır ki. IV. v. Bu rivayetler. Aynı menâkıbda Otrar Hanı Oılıç Arslan Qır Han’dan bahsedilmiş. Ahmed Yesevî menakıbında Oılıç Arslan Han’ın Barçınlığ vilâyeti padişa­ hı. İbn Fadlan'm milâdî 921 yılında görüşüp misafiri ol­ duğu ve ismi Er-Turul okunabilen Mangışlak Oğuzları beyi ile Toqsurmış oğlu Tuğrul’un aynı zat olduğu anlaşılmaktadır. 91). ♦ 138 . Fakat bu hâdisenin hangi tarihte vaki olduğu zikredilme- miştir. Bu da Sel­ çukluların ilk tarihini öğrenme işinde mühim. Biz bu fark­ ları en küçük teferruatına kadar incelemeyip önemli hususiyetler olduğunu gös­ termekle iktifa ettik. Diğer taraftan Selçuk’un oğlu Arslan Yabgu’nun batıya sefer yaptığı da malum değildir. 175). p.olarak gösterilmiş ve bunlar. 1091-1109). 1042 de Şahmelik’i Horezmşah tâyin ettiği z&ma. Selçukoğullan zamanı hâdiselerine Tuğrul Bey’in hayatı ile karıştırılmıştır. Ebülgazi bu arada Salur Kazan ve Salur Denkli’nin manzum hikâyelerini ilâve etmiştir. Er-Tugrul bn Alptogan da İbn Fadlan'm anlattığı gibi nişancı ve kuşçı idi. Şüphe yok ki Reşideddin ve Ebülgazi rivayet­ leri arasındaki farklar. Herhalde bunlar da Ali Han ve Şahmelik’e bağlı Kanglı Hanları olmuşlardır. Biz Oğuz rivâyetlerinden Kınık beylerinin Çağrı ve Tuğrul Beylerden bir asır kadar önce. Ebülgazi rivayetinde Şah-Melik'in işi bozulduktan sonra. Oğuz Destanı Ali Han’ı Amu Derya’nın bu tarafı. Amu Derya’nın aşağı kısımlarınm tamamen' bu baba-oğulun elinde olduğu anla­ şılmaktadır. Selçuk oğulları nişancı vc kuşbeği vazifelerinde bulundukları gibi. sonuncusu olan Muhammed Bilgâ Han’ı. onun oğlu Sarıq tunluq Ötemiş Han’ın Cend valisi olduğu zikredilmiştir. Yine bizim Oğuz rivâyetlerinde Tu- qaq ve Tuğrul’un Arslan isminde kardeşinden ve bunun Ermenistandaki faaliye­ tinden bahsedilmiştir. sadece Çağrı beyin 1017’lerdeki Önasya se­ ferlerine ait hatıralardan alınmış değildir. yâni Ali Han ve Şahmelik'- den az Önce veyâ sonra vaziyetin böyle olduğu anlatılmıştır. Herhalde Türkmen rivayetinin Horasan’da yazılan kısımlarında Salurlar vc Reşideddin’in Önasya’ya ait kısımlarında Akkoyunlulann ataları olan Bayandırlı râviler mühim rol oynamışlardır. Yâni Selçuklu­ ların can düşmanı kesilen ŞahmeJik ve babası. Horezm sultanı.bir noktadır.n(Beyhaqt. Abbasî hizmetine girmiş ve bu sayede Ermenistan ve Anadolu’ya öğrenmek fırsatmı elde etmiş olduklarını söy­ leyebiliriz. yâni Sırderya havzasında hükümdarlık ettirdiği halde. Şahmelik’in Amuye’nin öteki tarafına yâni Horasan taraflarına hâkim olduğunu zikretmektedir. 865. Selçukluları Nur’dan çıkaracak büyük kuvvetlere dayanan büyük bir devletin başında bulunuyorlardı. Burada Salurlardan ayrıca bahsedilmiştir. Diğer taraftan Gazneli Mes’ud.

Fakat buna ait kayıtlar maateessüf ancak bazı hanlar için verilmiş.iir Alan I Buİan(Üvl. Oğuz Destanında sülâlelerin hanları bahis konusu olurken onun maiyetinde dört kabileden vezirlik eden beyleri ve bir de devlet işlerinde miişâvirlik eden bir bakîm vezir zikredilmiştir. Oğuz Destanının ilk yarısında.ın) j V j . naib ve müşavirleri hayli tafsilâtlı zikredilmiştir. Alan Ya/. Herhalde buradaki «Yu-ya» «ho­ ca »nın karşılığı olsa gerekdir. Zira Oğuz’un çok uzun bir ömür sürdüğü kabul edilmişti. 690 ve devamı) daha yakından ve iyice öğ­ renecektik. bu hakîm şahsiyete «Uluğ Türük» denmektedir. Böyle müşâvir şahsiyetler arasında ilk zikredilebilecek olan Oğuz Han’ın kendi «yurtçı»şı olan Kara-sülük ve babasr Yuşı Hoca’dır. Böyle olma­ saydı. Irqıl Hpca’nın böyle demesine inanılmıştır. Uluğ Beyleri : Salur : üJa'. Bunları Reşideddin ve Ebülgazi'deki şekilleri ile ve kar- şıhklr mukayese ederek gösterejim : Reşideddin Ebiileazi DIB Y A V Q U Y h a n . Fakat burada zikredilenler bile tarihimizi anlamak bakımından çok şayanı dikkattir. Asya Hun İmparatoru Ki-ok’un müşavirinin ismi Çin kaynak­ larında Çung-hin Yu-ya olarak kaydedilmiştir. (jV jjl) Arlan jV jt Dijger : Dîbccnk^ıı Döjîer Çcks ^ I Dürkeş j S ' j i » . Bu isimle herhalde Kara-sülük kasdedilmiştir. ^ \. . Oğuz Destammn uy- gurca variantmda ise. Kün Han’ın veziri ve müşaviri lrqıl Hoca idi. (? ). Ba^ı-bck d L ^1» Yalgu-bek (Balgıı-bek) <îL Bcygu-bek « i L y - Bayandır : Tülü 1-loca yy Bayandır : Qabıl H oca j i . Ta^i-bel((Yav-bek?)(ll». Zira onun «Uluğ Bey» yapıldığını Reşided- din rivâyeti de söylüyor. bütün harılar için muntazaman söylenmemiştir. S a lıır : Lllu^ Ulad Yazar . Yenikentli olan bu zatın çok yaşlı olduğundan bahsedilir. Kün Han’ın tarihî görünüşü olarak dikkati çeken Mao-dun’un oğlu. Jrî 139 . Ebülcazi'de anlatılanları(st. Kün Han'dan sonraki birkaç Han'ın böyle vezir. yâni Oğuz’un hayâ­ tından bahseden kısımlarında Oğuz’un bir şehir yaptırdığından bahsedilmediği halde.

nâib ve b e y le r i: Kengeş b e y le r i: ? : Qaru(Qayı. Bügdüz : Qardıçı jy B ügdüz: Q uzıcı-Bek *iL 140 . : (D ede Korkut) Qayı : Korkut (Kara H oca oğlu) Salur : (ö)ksi H oca ^ Salur . Tabaq JL ’ 1 ö k s i ^ S -y \ Enküş 1 Ötkân ( Q ulsan Jî İN A LSIR Y A V Q U Y H A N . j\^ ŞA H -M ELİK : A ta b e k . V ezirleri. Enküş H oca ^ Y iva .Q U R S Y A V Q U Y H A N . Begdez j j Ç Efki(K öl) j ' j l İğdür . N â ib i: ? . lnaq b e y i: Bayat : Korkut(Dede Kerencük?) o y j y • (Korkut A ta) Bayandır : D önker _ . A lıs oglı olsun (U laş oğlu Uysun?) İN A L Y A V g U Y H A N : Vezir. Şaban H oca 4» ^ jlttî İva : Şaban H o c a ı » ) ^ Q A Y I İN A L H A N . C j j Bayandır . Bayat) D ede Kerencük Eymür Kerüncek Salur Dam qaq Salur . Dönke iğdir D önke QORI H A N : antlık : Saruqılbav AR SLAN HAN : inaq : m at]: Suvar : Suvar Şuracık : Suvar . N aib ve vezir .

Y iv a: Şaban Hoca. Talâs ve Almalık olmak üzere Pamir ve Tanrı Dağlarının steple birleştiği ziraat sahasında yaşamışlardır. Dönker. Uygurlar ise. Oğuz Destanının uygurca variantında Oğuz’un müşavirine «Uluğ Türk» denmektedir. Oğuz Destanına göre Oğuz’un son zanlanlarmda Kang ve Kanglılar. Semerkant. Taş-bek. oğlu (Köl)Erki(Han). Uygur : Irqıl Hoca S alur: Ulaş. Eymür(?) : Kerüncek(?). Şimdi bir de uruqlarma göre tasnif edelim ve sonra bunlar hakkında mâlumat verelim : K anglı: Yuşı Hoca. oğlu Bulan. Azerbaycan. kengeş beyleri. Horezm ve Aral Gölü mıntakalarında yaşamışlar. Q ayı(?): Dede Kerencük (?). Ahnied Yesevî’ye göre Otrar’da da önlar olmuştur. oğlu Ulad. Çengiz’in oğlunun adında Çocı olarak görülmekte olup. her­ halde ayrı bir kabilenin ismi olan «Türk» Mücmel vs. Herhalde içlerinde «kengeş beyi» tâbiri bu hususta en doğru bir kelime olsa gerek. Burada zikredilenler Reşideddin'e göre vezir. 56a). şekille­ rini istinsah hatası kabul edebiliriz. Yazar . vezir ve beyleri hükümdarlara göre sıralamıştık. oğlu Yalgu-bek. Halaç ve Kartuklarla yanyana Amuderya nehrinin Termiz’den aşağı kıyılarında. Batı seferlerinden önce «aqa>ı unvanını taşıdığı halde Edil nehri. İğ d ir: Dönke. Bayandır : Tülü Hoca. nâib ve sonlara doğru da ant- İlk. şekillerinde dc zikredilmiştir. Kafkas Dağlan. de olduğu gibi bir hakîm ve âlim devlet adamının ismi olarak zikredilmektedir. Alan. Oğuz ça­ ğında bu kabile büyük ehemmiyeti haiz idi(keza bk. Döger : Dîb Cenkşu. Kara-Sülük’ün babasının ismi olan «Yuşı» ise. oğlu Dürkeş. İran ve Afganistan yoluyla memleketine döndükten sonra 141 . Ebülgazi tabiî ki aslî tarihi tâbirlerine daha yakın isimler zikrediyor: Uluğ beyler. Zira bu Yuşı isminin yukarda bahsedilen şekilleri tam bir şive değişmesinden başka birşey değildir. Yazmalardaki Poştı vs. Oğuz. bu ad Coşı. Burada. Önce kronolojik olarak Kanglı uruğundan gelenler zikredildi ki. inaq beyi veyâ inaq diye. B ayat: Dede Korkut. not. Diğer taraftan yukarda bu nâib. Damqaq ve Öksi. Kara-sülük. Qurs Yavquy Han’m nâibini tarif ederken Reşideddin’in kullandığı tâbir^ lerden bu açıkça anlaşılıyor. inak ve atabek olarak adlanıyorlar. Kayı. Toşı vs.

Öksi ile Enküş şüphe­ siz aynı şahıslardır. 976a. Horezm ve Sırderya havzasında "ve şimdiki Kazakistan’ın batı yarısından hükümranlık eden Kang. YOODP’de Oğuz Han için «Kanlı kâfir elinden haraç alan Oğuz» denilmiştir. Kenli. burada hâkimiyet gösteren bir kavim sıfatıyla Kang-yu şeklinde zikretmişlerdir.. Yazar kabilesi beyi olarak zikredilen «Alan» da dikkate değer bir isimdir. Demek Yazarlar. 1. [Dede Korkut’un da görüldüğü bu çağ. Uygur. Çengiz’in ecdadının hizmetinde olan Kayı aşiretinin bir kısmı Yasar- Kıyat’lar idi. bir kısmı ise Kuke-nor taraflarında ayrıca yaşamaya devam etmiştir. yâni medenî şehir hayatı yaşamakta olan Irqıl Hoca zikredilmektedir. Kenger ve Kencek denilen büyük kavim demektir. not: 16a. Hun devletinde Mao^un(Mete)nun maiyetini teşkil eden dört kabileden birisi olarak Çin kaynak­ larında zikredilir(Biçurin. sadece Sanogur. Aslında Uygurlar Oğuz’a yakın ve akraba ka- vimlerin başında gelmektedirler. Kanlı. Buhara.). Allan mad. Oğuz Hanlarının naib ve vezirleri olarak çok raslanan Salurlulara gelince. not: 602a. yâni Türkleşmiş As’lar sonradan VIII ve IX. Yâni bu isim. Çin'e yaptığı sefer esnasında bu akrabalık Kanglı ve Uygurların Oğuz'a karşı isyân etmelerine mani olamamıştır. Kanglılann Horezm ve Sırderya havzasında yaşıyanları. fakat Oğuz Han şarka.«Uygurnın Kağanı» lâkabını almıştır. Yâs-|-er yâni A s+ er den gelmektedir. As’lar Alanlarla komşu olarak yaşıyan. Çinliler ise Semerkant’ı dahi. Yazar ismiyle Oğuz camiasına ka­ tılmışlardır. Hind hududundaki Kayı Yabgulan yanında da devamlı suretle yüksek vazifelerde bu­ lunmuşlardır. 49. 120). A. Kanglı ve Uygurlar Oğuzlara akraba sayıl­ mış. Oğuz Destanına uygun olarak. asırlarda Tanndağları mıhtakasında Ezkiş/Azkiş. Burada zikredilen bey­ lerden Reşideddin’deki Damqaq ile Ebülgazi'deki Tabaq. Bunlardan bir kısmı Oğuz camiasına girmiş. Sarıgur’daki «r» yerine «1» geçmesinden ibârettir. Bunlardan Kün-Han’ın müşaviri olarak Yenikent hâkimi. Batı(Bizans) kaynaklarında' «Tokur- ogur» diye zikredilen kabileler galiba bu Dokuzoğuz kelimesinin «lir» şeklidir. Bu kavmin beyinin ismi olarak zikredilen Alan. Oğuz ve Kanglılann tümü Tokuzoğuz diye anılmış. 1. tarihte Hazar boylarında gö­ rülen bir kavimdir (Bk. Ancak burada oğlu olarak Ulad zikrediliyor. Bu bakım­ dan Oğuz destanmm Kanglı ve Uygurları Oğuzlara akraba bir kavim olarak zik­ retmesi hakikate uygundur. herhalde Dede Korkut hikâyelerinin yaşanmış olduğu bir çağdır. Türkleşmiş bir KafkasyalI kavimdir. Bu saha­ da Uygurlar da yaşamaktaydılar. Araplar gelmeden evvel Horezm’de hükümranlık eden bir kavim sıfatıyla Firdevsî’de Keng diye ad­ landırılmıştır. Bunlar aynı zamanda Peçenek aşiretinin hâkim tabakasını teşkil ediyorlardı. bk.] Yazar için bk. 142 . Bu ise. yâni Az-f-kişi ismiyle Göktürk camiası idaresinde mühim rol oynadıkları gibi. Bu arada Dedekorkut’da Salur Kazan’ın babası olarak zik­ redilen «Ulaş» adını taşıyan Salur Beyi de dikkati çekiyor. Bunlar anlaşılan sonradan türkleşip. Kangıl ve Kancak yahud poliatal te­ lâffuzla Ken. Bilindiği gibi Alanlar. İhtimal yazar.

bir Türk kahramam olarak geçmektedir(XIII. milâdi 1030 senelerinde Çin hududundan kopup. Taberî’ye göre «Türklerin büyük­ leri» olarak yaşamıştır. Dîb-Cenkşu’nun oğlu olarak Dürkeş zikrediliyor. 92). Burada ise Çin ve Hind tesirlerinin birleş­ tiği bir babanın oğlu olarak görülmektedir. V. Dögerler hakkında bk. Firdevsî’de de Tuhar. Hind kültürü tesirinde yaşıyan Kayı Yabgularının daha çok eski zamanlarda. 501). Balkanlardaki Bulgarlar gibi. Batı Türkistan’a ve Ukrayna’ya geçinceye kadar umumiyetle Çin taraflarında yaşamıştır(Mervezî). «ceng-şi^dir. Hind hududun­ da. ■Bayandırlar MS. 143 . Türkeşler batıda. Fakat bu baba-oğulluk münâsebeti ashnda izâfî de olmuş olabilir. kendi uruğunun da padişah olması gibi arzusunun. Bu isim Dhib Cenkşu şeklinde yazılmış. Döger kabile beyinin ismi de dikkati çekiyor. yüzyıllarda Onasya'ya gelmişe benziyorlar. Kaykan yahud Kayhan lâkabıyla bir taraftan Buhara ve Semerkant ınıntakasında. «Cenkşu» ise. Iranlılarla komşu. Prof. Fakat Türkeşlerin medeni hayattaki gayretlerini bu kayıtlar da izah etmekte yardımcı oluyorlar. daha çok eski zamanlarda Hind hududunda bulunan ve Dîb Yabgu lâkabını taşıyan Türk hükümdannın Döger kabilesine mensup vezirinin de lâkabı olmuştur. Eski Yunan kaynaklarında Toharlar Sırderya hav- zasmda yaşıyan bir kavim olarak zikredilmiştir. hü­ kümleri altındaki İran kavimlerine kendi isimlerini veren hâkim bir Türk züm- resiydi. Burada Ba- yandırların Kayılara karşı herhangi bir hakimiyet iddiaları olmadığı dikkati çe­ kiyor. medenî hayata yakın bir Türk kavmi idiler. not: 602c. Şâyet Cengşi kelimesinin Çin menşeli olduğu kesin ise. İhtimal ki bu ismi taşıyanlar. an­ cak boş bir heves olacağını itiraf etmiştir. «Sarı Cenkşi» idi. Fakat her­ halde Tohar ismi. bu Dukha Koca ismiyle Oğuz Destanında geçen bir Türk kahramanının isminin « n ilâvesiyle Tokhar ve Döker şeklini almış bir değişmesi olabilir. Tür- keş kavminin hatırası yaşamaktadır. Pelliot’ya göre (Campagnes. Şüphesiz bu isimde. Şâyed «Tokhar® ismi türkçe ise. Sonradan kendileri de iranlılaşmış olacaklar. Zira Kölerki Han. Dîb’in eski Hind ve Aryânî dillerinde Tanrı ve büyük hükümdar mâ­ nâsım ifâde eden «diva-div> demek olduğu şüphesizdir. Zaten Kayı kabilesi. diğer taraftan Hindistan’ın Sind havzasında araplar ilk geldiği sırada hâkim ve askerî bir zümre. bu kelime. Son Horezmşah’m annesi Türkân Hatun’un babasının ismi. şimdiki Afganistan’ın kuzeydoğusunda Amu Derya güneyinde Tokharistan ve kuzeyinde Küçük Tokharistan ismiyle yaşıyan bir doğu İran kav- minin ismidir. Bu ünvan 627’den sonra Uygurlarda ve Kıpçaklar- da da kullanılmış. İğdür’lerden bir Dönke zikrediliyor. Onların diğer bir kısmı da. Oğuz Destanında bu ismin Duha şekline de raslaıuyor. Haening Döger ismini. Uzakdoğuda Çinlilerle münâsebette olduklarını kabul etmek icab eder. aslen îranlı zannettiği Tokhar kabilesinin tiirkleşmiş ismi olarak kabul ediyor. Oğuz E>estanından anlaşılıyor ki. Marqu- art’ın izah ettiğine göre(Komanen. 167) vakanüvis mânâsında çince iki kelimenin birleşmiş şekli.

şimdiki Türkmenlerde olduğu gibi Oaykan ve oradan Oaykanlu diye anılmıştır. Fakat Oayığ ve Oayığlığ şekilleri de vardır. yâni Yiva Şaban Hoca demek olsa gerek. Qınıq Oazıgurt zikredilmektedir. Bu «Guz»a ait mâlumat Mes’ûdî’de vardır. Daha sonraki Hanlar için bu kadar da vezir veyâ naib veya inaq ismi ve­ rilmemiştir. Fakat bu isme. Oğuz rivayetlerinde 24 kabilenin en mühimi ve hâkim unsur olarak gösterilen Kayılarm ismi Oayığ. herhalde Reşideddin’e esas Qğuz metninde de olmuş olmalıdır ki. Ebülgazi'de Kerencük bir yerde Eymir’den geçiyor. İğdir’lerin tarihteki rolleri pek fazla olma­ mıştır. Bayat da okunabilir. Bunlar da aynı Kar­ tuklar gibi. şimdiki Afganistan’ın güne­ yinde ve Buhara etrafında yaşamışlar ve «Guz» ismiyle tanınmışlardır. Bunların da kavimleri. Reşided- din’de Qaru(Qayı) Dede Kerencük’ün şahsiyeti ile karıştırılmıştır. Ebülgazi’de Salur boyundan Enküş’ün oğlu Ötkân’m oğlu Qulsarı Sarı qul olarak da düşünüle­ bilir. Fakat Oğuzların bir kısmı. biz Karu vcyâ Kayı okumayı daha imlaya uygun bulmuştuk. Dede Korkut. Gerçi pek zor­ lanırsa «Dede» isminden önceki işâretler ki. Sadece Kara Arslan Han'ın Suvar isminde bir inaq’ından bahsedili­ yor. Çin hudutlarında. Bunların bazı kısımları. Bu hususta ilerde tafsilât vereceğiz. Kononov bu ismi Avaşban Hoca okumuş. Ebülgazi’de Eva ile Şaban bitişik olarak görülünce. 273). «t» çoğul edatıyla «Oıygat» «Oıyat» ismi altında yaşamışlardır. daha açık şekilde Dede Korkutda tesâdüf ediyoruz. isimleriyle birlikte zikredilmiş. Halbuki bu Oayığ- ların kalabalık bir kısmı. Oaykanlılar Çinli budhist rahibi Hsüan Tsang’da Ki-kiang-na ismi altında zikredildiği gibi(Marquart. Oıyat. Qıy. Esas itibariyle bir bozkır kavmi olan Oğuzların merkezi. Bunlar Oaykan İsmiyle Islâmdan önce bilhassa Buhara ve Hindistan'ın Sind havzasında hâkim unsur olarak yaşamışlar. çok geniş sahalara yayılmış bir halde yaşayıp. Sırdcrya havzasının orta ve aşağı kısımları ile Balkaş gölü etrafı. Bir de Qorı-Tekin’in antlık’ı Sarıkılbaş’ın ismi geçiyor. Birçok Oğuz Yabgusunun isminde yaşıyan. Araplar yeni geldiğinde bunlar «okçu» olarak tanın­ mış. lâkapları «neşşâbun» veyâ farsça «nevâkiye» olmuştur. Uludağ ve Kürtağ mıntakaları ol­ muştur. Qay. onların karışıklığı Ebülgazi’ye de tesir etmiştir. Abbasî ordusunda mühim bir yer işgâl eden bir emîrin ismi Keyiğliğ'dir. diğer kabileler üzerin­ de hâkimiyet kurmuşlardır. Oğuzların kalabalık olarak yaşadıkları yerler ise şim­ diki Kazakistan’ın merkezî ye doğu kısımları olmuştur. Eranşahr. Oğuzların bir 144 . Bayatlardan bahis konusu olan Dede Korkut'tur. Daha yakın Hanlar için Bügdüz Qardıcı. Oaygat ve Oıygat şekillerinde yazılmış­ tır. Oysa Eva. Oaykanlar gibi. fakat daha aşağıda Dede Korkut Kayı Kara-Hoca'nın oğlu olarak gösteriliyor. onların başlıca Yabgu sülâlesi olduğu anlaşılan Kayı kabilesi ve boyu hakkında da bilgi vermek gerekmektedir.Ebülgazi’de de Dönke geçmektedir. Bu mesele. şimdiki Mançurya mıntakasında. Son olarak Yiva(Eva) boyundan Şaban Hoca zikrediliyor.

1967.XCI. Los Angeles. Bu büyük devleti kuran milletler arasında şüphesiz ki aryanî unsuru da bulunmuştur ki. Tünge Alp. bunlar As. Sakalar devleti MÖ. Kuzey Hindistan'da «Ertunga» ismini ortaya çıkar- mıştır(John M. Bu da aynı şekilde bir isim ola­ bilir. Fakat gerek bu Hind hududundaki Qaykanlar. Mes’udî’- de Guz ismiyle adlandırılan bu kavim (Marquart bunu Gur okumayı tercih et­ miş. ed.S. The Dynaslic aris uf the Kushans. yüzyılında Oğuz Destanı Salurlar ve Güney Azerbaycan ve Doğu Anadolu’da Bayandırlar ağzından söylendiği vakit.] Bu kelime Hindistan’da İndo-skit devletini kuran Saka hükümdarı devrine aittir. Destanların sahibi olan yaratan bu devleti kuran Tünge Alp destanından parçalar Kâşgarlı Mahmud’un eserinde muhafaza olunmuştur. Eranşahr 251) galiba Kâbil. İhtimal ki bu rivâyetler Türkler ara­ sında islâmiyetten evvel yaşıyan alfabelerle yazılmış idiler. p. Qaykan/Qiykanlar mükemmel bir asker ve süvari olarak tamnmışlar. 16: Erjhuna Kapa. Milâd sıralarında Hindistan’da İndo-skit dev­ leti kurulduğu zaman olduğu gibi. Oğuzlarm ancak küçük bir kolunu teşkil etmişler. Gerçi Soğd ve Horezm gibi Ortaasya iranlı kavimleri de bulunmuşlar. eski Saka devletinin şevketli zamanma ait çeşitli rivâyetler yaşamıştır. XXV1II-XXX’- da zikretmiştim. Buddhist records. fakat onlar Euroasyamn muhtelif yer­ lerinde As ve Alanlar gibi bir isim bırakmamışlardır. yüzyılda şimdiki Anadolu ve Filistin’e yayıldığı sırada.Beal. bundan altı asır kadar evvel.kısmı yine Eftalit memleketinin en güney kısinmda yaşamış bulunuyor. Araplar gibi Hsüan-Tsang da onların güzel at yetiştirdiklerinden bah­ seder. Rosenfield. Ruhhac ve Gazne mıntakalarında yaşamışlar ve bunları 518’de Hindistan’a seyahat eden çinli seyyah Sung-yun Tieh-le ismiyle anmış(Si-yu-ki. 10 145 . Halaç ve Karluklar olduğuna kanaat ge­ tirdim. VII. Çünkü onyedi asır önce cereyan eden hâdiseler hakkında bu kadar mükemmel ve mufassal hatıralar şifâhî olarak yaşıyamaz. Uygur.. büyük Saka dev­ letinin kurulduğu zamanda yaşamış olacak.). Fakat bu rivâyetler muhakkak ki Oğuzlarda da yaşamış. Bunları ben İbn Fadlan mukaddemesinde.I.intr. Bu kadar geniş sahalara yayılan Karluk ve Kayılarm berâberce veyahud ayrı ayn büyük devlet kurmuş olmaları.. «Erjhuna Yasağa® şeklinde yazılan ve bir «indoskit Unvanı olduğu söylenen Erjhuna muhakkak ki Ertunga’- dır ve mânası da Ertunga’nın yasağı. Hindistan’daki Kuşan kül­ türü üzerindeki çahşmalar. kavimler arasında hâkim unsurun Iranlı yahud Altayh olduğu meselesi ihtilâflı kalmaktadır. p. Oğuz Destanı üzerindeki araştırmalar neticesinde hâkim unsurun Türk ve bizzat Oğuz. ga­ liba Alp Arız ismiyle Derbent’i kırarak Kafkasya’nın güneyine geçen bir kahra­ F. Kâşgarlı bu destanları Çigil ve Karlukların dilinden nak­ letmiş. Çin hududundaki Kayılar da böyle at terbiyesi ile meşgul olmuşlardır. anlamına gelir. s. Araplar onlardan askerî atların kuyruklarını düğmek usulünü öğrenmişler. Kanglı. ancak Sakalar devrinde vaki olmuş olabilir. 114 Erjhuna Yasağa). [Gerçi bir Oğuz Yabgusu- nun isminde de «Yasaq« kelimesini görüyoruz. Milâdm XI. Herhalde Ertunga geleneği. Alan ve Tokhar'lardır. gerekse Tieh-le Oğuzlan.

ve I. Oğuzlar. Fakat asıl Kuke-nor mm- takası Oğuz Destanmda yoktur. A History of Attila and the Hunns. takriben 460 senelerinde Maveraünnehr’i Hu-yi isminde bir Hun hükümdan fethetmiştir (F. Yâni MÖ. A. v. kavimler de Kafkasya Derbent’i yoluyla Azerbaycan’a girdiler. Prof. V. s. Altheim). Kayı ve Oaykan meselelerine dair benim mülâ­ hazalarım. Tompson.. ülkelerini bilhassa As ve Alanlarla berâber olarak idare etmişler. Hun- larm gerek Afganistan. yüzyılda. in. Qanlı. eski Sakalann milâddan önceki fütuhatıyla beraber. yüzyıllarda Hun ve Kuşan devletinin kurulması devri geliyor. Bd. «Türk Padişahı Qay> saydan Bjıhara hükümdarlanmn ceddi olup olmadığı münâkaşa mevzuudur(Maenchen-Helfen. Schaeder’in itirazları ZDMG. 296. ye MS. 96. Di­ 146 . Kendisi daha üç batın evvel Batı Türkistan’ı işgal eden Hun hükümdarları neslinden sayılıyordu ve ihtimal ki Atilâ’nm oğlu İmek’le müttefik olarak iş görüyordu. Baloch. yüzyılda Tünge Alp ku- maadasmda Anadolu ve Filistin’e giden Oğuzların hatıralarmı iyi bilen ahfadı. Milâdi V. H. ihtimal ki YOODP’da Etlerşeoğlu Atil Alp’a ait olduğu söylenen rivayetlerde başlamıştır ki. Sind’deki Oaykanlann yeri için bk. memleketi 6’ya ve 24’e taksiminden bahsedilmiştir. yüzyılda bunları bir daha yaşatmak istemişlerdir. N. MÖ. K. Çin kaynakları Mao-dun ve oğullarımn nezdinde en muteber dört kavim olarak Xu-la. İşte Oğuz Destanının İran se­ ferlerine ait kayıtlan. 45. 1965 Tehran. Papers read at the RCD sem im r. Bunlar Akhunlarla Kidarlardır.. H. Enoki. JAOS. Siu-lin kabilelerini zikredi­ yorlar. ZDMG. 79. yüzyıl sonlarında Kuke-nor’un kuzeyindeki Yan-Çiay-san mmtı- kasım merkez edinerek büyük bir devlet kuran Mao-dun(Mete) bizim Oğuz Des­ tamnda açıkça görUImüyor. gerekse Hazar Denizi kuzeyi yoluyla V. yahud Oanga. Bu vakit muhtelif Türk kavimleri Eftalit ismi altmda İran’a tecâvüz etmişler ve Sasani Firuz’u 4S9-481’de mağlup ederek Kuzey İran’ı işgal etmişlerdir. MÖ. I. Lan. Hu-yi’nin Kayı kabilesine dayandığı ve Kayı- larm Han’ı olması ihtimali vardır. Oangaer ismiyle maruf olan ve Kıpçak- larm ceddi olan kavim ile Uygur veyâ sadece Gur ismiyle maruf kavimler Oğuz- larm komşusu olarak şimdiki Aral’dan. Prof. bu Kafkasya Derbendini yıkmıştır. Bundan sonra MÖ. 95. Bu devre ait Oğuzlar arasında yaşıyan hatıralar. Hiu-bu. 366-371. Oğuz Destamnda Oğuzların yanında onlara akraba olarak gösterilen Qan. p. s. Bunlar Kün Han çağımn 6 oğul ve 24 torunlu teşkilâtını hatırlatıyor. p.man olarak zikredilmiş. Bd. s. Çin kaynaklarında Ki-ok Han. Mete’nin oğlu olarak âkredilmiş. Oanar. II. Oxford 1948. yüzyıl başlarında Arap- 1ar geldiği vakit Btıhara ile Semerkant arasını merkez edinerek memleketi idare eden padişahlarm. CAJ. 61-73). 131-138. p. Ağaçeri vs. VII. Bu Hu-yi’nin VIII. Doğu Avrupa’ya kadar olan yerlerde hüküm sürmüşler. A. n ve I. 22. Qangak. Bu iki kavim Horasan yoluyla İran’a girerken Bayandır. E. yâni isimleri «z> ile yazılan kavimler Don ve Dinye- per’in batısına geçmemişler. şüphesiz daha önce de bahsettiğimiz Alan’lardır. Bunlardan «Lan*. yüzyılda İran’a yaptıkları seferleri aksettirmiştir. 1954.

Uluğ Bey tarafından istifâde edilen bu Oğuz Destanı rivâyetinde Karluk. herhalde eski Hun devletinin kalıntılarının milâdi V. Mete’den sonraki za­ manda. Yâni Oğuz Destanının Ortaasya’nın doğusuna ait kısmında hayh tafsilât bulun­ muştur. Şüphe yok ki Oğuz Destamm tasnif edenler. Bu rivâyetlerde Batı seferlerine dair kısa bilgiler olduğunu da ODU’dan öğreniyoruz. Oğuz’un Çin seferi dolayısıyla çok kısa bir hikâye kalmıştır. Diğer ta­ raftan Ebülgazi’deki Türkmen rivâyetlerinde ve Şerefeddin Yczdî rivâyetinde Or- taasya Türk kavimlerinin Moğol ve Tatar olarak ikiye ayrıldıklarına ve sekizer hükümdarı olan sülâlelerine dair tafsilât verilmiştir. yüzyıldaki hristiyan Kireyit Hanlarınca da biliniyordu. bilhassa Türkistan’da büyük rol oynadığı: mâlum olan Çi-çi de bizim Oğuz Destamnda gözükmüyor. Temür ve oğullan zama­ nında mevcudmuş. kısaca zikretmekle iktifâ etmişlerdir. yüzyılda bir daha canlandığı devre ait olacaktır. 147 . Yılnız Han isminde ve Kıyat kabilesi hükümdarları olarak bilinen hanlarından bahsetmektedirler. 1145’de Papa’ya kadar gelen mektuplarında zikretmişlerdir. ancak bu hükümdarın ismini zikretmek. mu­ hakkak ki XII. Oğuzlar. Türkler ve Yağmalar dağlık mmtakalarda yaşamışlar. Fakat Yağmaların bir kısmı. Onlar bu hususu. Halbuki bunun oynadığı rol pek mühim olmuştur. bu Destanın Mao-dun devletine ait kısım­ larım da biliyorlardı. Bundan Şerefeddin Yezdî ve Uluğ Bey nakillerde bulunmuş­ lardır. Oğuz Des­ tanındaki tafsilât. Keza Doğu Hunlarından. Fakat oraları Oğuz’un üç amcasının memleketi olarak ka­ bul edildiği için. Fakat bu devre ve Atilâ devletine ait te­ ferruat verilmeyip. Bu tahlillerden sonra mâlum olan şu ki. Kanglılar ve Kıpçaklar ise bozkırda hayat sürmüşler. İh­ timal ki Mao-dun(Mete) devletinde bu dört hâkim kabilenin Alanlardan baş­ kası.ğerlerinin hangi kabileler olduğunu katiyetle tesbit etmek mümkün olmuyor. Oğuz’un Çin seferi de onun Kafkasya ve Önasya’ya olan seferlerinden önce yapılmış imiş. Oğuz Destanının Onaasya’nın doğu kısımlarına ait malûmatı. Bu herhalde Tanrı Dağlarına aittir. Kıpçaklarm Oğuz Han rehberliğinde Doğu Avrupa’nın idaresine vazifelendirilmelerine ve Oğuz’un Onasya ve İran seferlerine dair verilen teferruat. Mengli Hoca. Yezdî bun- larm Ergenekon’dan çıktıktan sonra Temurtaş. Uluğ Bey ve Ş. Fakat bunun doğudaki kısmma dair ancak. ancak şimdiki Batı Türkistan ve ona komşu olan ülkelerin işgali hususlarına dair tafsilâtlı bilgi vermiştir. Oğuz Destammn doğu ül­ keleri hakkında hayli tafsilâtlı bilgi veren bir rivayeti. Bu hususta Oğuz Destanının Yağmalar için «bunlar bir dağ geçitinde yaşamaya mecbur edildiler ı kaydı mühimdir. Karluklar.Uygur devleti kurulduğu zaman. Batı Asya’yı Rum­ larla paylaşmak hususuna ait hikâyeler nakletmekle iktifâ edilmiştir. Asya’nın ortasında Oğuz . Oğuz Destanı. Oğuz Destanmın bil­ hassa üzerinde durduğumuz ehemmiyetli kısımlannı teşkil etmektedirler. Keşmir taraflanöda da hükümranlık etmişlerdi. Kalaç ve Kanglılarla birlikte Çuburgan(Şibirgan) isimli bir kabileden bahsedili­ yor. Batı Türkistan’da Oğuz Han’m oğullan yanmda hâkim unsur teşkil eden dört kabileden ayrı olmuştur.

Çünkü bu oÇürçe» (çoğul olarak Çürçüt) Oğuz Destanının batı rivâyetle- rinde var. Bu hristiyan(riesturî) Kireyit kralları arasında Kür/Gur-Han ismini taşıyanlar da ol- muştur(Reşideddin. daha Çcngi2 Han zamanmda KangJı aşiretinin kalmtısı vardı(Reşideddin. ODU bu destanın en çok Ortaasya. Xetag. diğçri Orta- asya ve Uzakdoğu’daki Oğuz şeklinde iki rivâyet olarak gelmiştir. Bu rivâyetin tarihlendirilmesine gelince. Karluklara bu isim Buzdağ diye anılan Kafkasya-Derbent taraflarında. Bu üç kral. Kıpçaklann ismi de Etil havzasında verilmiştir. Çin ve Hindistan taraflarını en iyi bilen bir rivâyetidir. Uzakdoğuda Çürçütlere Jcarşı sefer­ de. Nitekim hristiyan Ki- reyitlerin kralı Johann(Ong)un 1145’de Roma’da Papa’ya kadar gelmiş olan mek­ tubunda. yüzyılda ya­ zılmış olacağını tahmin ettiğimiz bir Uygurca şekli. Horezmşah Şahmelik’in Selçuklular tarafından mağlup edilişi 148 . I / l . Oğuz’un amcaları olan Küz-Han. bu rivayetin yazılış tarihini tesbitte önemli ola­ maz. Destanın bu rivâyetine göre Kang isminin en eski olan «Ganga» bu Uzak­ doğu seferi esnasında. yâni Mançurya taraflarında iken verilmiştir. Fakat bu rivayetlerde Batıya seferleri de zikredilmiş olsa gerektir. şeytandan da korkma­ yan» kahraman tipi yer almıştır. Kür-Han ve Or-Han ile birdir. Yine bu rivâyette DDQ daki «Allah’daıj da. 137). Moğollardan evvel dahi uygurca yazı kullanan. 129-130). I / l . Reşideddin ye Ebülgazi’de görülen batı rivayetlerine geçen Destanın türkçe olarak telif tarihi. Zaten Moğol Altaymda. ODU’da Kanglı aşiretine bu isim. Amur nehrinde oturan Mançu ve Tunguzlara Çürçüt denilmesi. (ODU) bu Destanın doğu rivâyetini aksettiriyor. önce de dedi­ ğimiz gibi. kendisinin batıda Ekbatân(Hemedan) ve Dicle nehrine kadar fütuhata iştirak ettiklerini söylediği üç ceddinden bahsetmiştir. Xetag. Ortaasya’da Çengiz evlâdının daha İslâmiyet! kabul etmemiş olanları için XIII. Bu rivâyetten anlıyoruz ki esere Moğol zamanının dil ba­ kımından tesiri varsa da. fakat müslüman olmayan Türk ve Moğol kabileleri arasında yayılmış bir Oğuz Des­ tanı rivâyeti vardı. Bu rivâyette kurt kendisine seferlerde Oğuzlara yol gösterme vazifesi verilebilecek derecede Oğuzların kalbinde yüksek bir yer tutmuş olduğu aksetmiştir. OĞUZ DESTANINA AİT ARAŞTIRMALARIN NETİCESİ Oğuz destanları bize biri Batı Türkistan ve önasya’daki Oğuz.

Gur ve Siistan’da hüküm­ ranlık ediyorlardı. El-Birunî zamanında aynı Aral Gölü çevresinde As ve PeçeneklerIe(Aspasiaka)Iarla komşu olarak yaşamışlardır. bunların doğusundaki yerler Uygur­ ların ülkesi olduğu halde. yüzyıl Arap Coğrafyacılarının verdiği bilgiye göre Halaç. Altay’da ya- . Bunlar Fer- gane’nin. 10. Karluk vc diğer Türkmen Hanla­ rının komşu olarak beraberce yaşadıkları yerler idi. Pençkent. müellifin Reşideddin tarafından Cami üt-Tevarih’e alınan farsçasından istifâde etmediğini. Qazıgurt. Oğuz ve Peçeneklere ait kayıtlarını tenkidi olarak zikretmiştim. * Oğuz Destanı üzerindeki tetkiklerin en kıymetli neticesi. Oğuz kabilelerinin ezelî vatanının şimdiki Kazakistan oldu­ ğunu. küçük ve büyük Toharistan'ın dağlık yerlerinde yâni Halaçların kom­ şusu olarak kendi «Yabguuları idaresinde yaşıyorlardı. XI. Bu hususta ben t A . Kabil. I. Din itibariyle budhist idiler. fakat türkçe sözleri yanlış tercüme eden -diğer bir farsça nüshayı görmüş olduğunu araştırmalarımızda tesbit edebildik. aynı zamanda Fergana. Bu isimler «şaz» türkçesiyledir. Belh. Burada oturan Halaçların Hanları. yâni Sırderya nehri üzerin­ de oturan Oksus kavmi Oğuz demek olsa gerek. Ebülgazi Han’ın rivâyeti ise(Türkmen rivayeti). Hem de «Porsuqnun Qaraqum. Buradan Ak-kaya ve Almalık gibi türkçe coğrafî isimler nak- lolunmaktadır. Talaş ve Şelci tarafları hem Kanglı ve Uygurların. Buhara. Fakat bu Kimâklerden de. Şimdiki Balqaş’dan güney ve gü­ neybatı taraflarındaki coğrafî isimler de burada geçiyor. yazılmış olacağını izah etmeye çalıştım (st. Ptolo- maios’Ia el-Binınî’nin Alan. Bunların esas vatanları Bal- qaş Gölü etrafıdır. Ulutağ gibi Oğuzca şekilleri ile.seneleri oIduğunu(st. yüzyıl ortasında yaşıyan îbn Hur- dadbih’den aldığı anlaşılan haberleri ve Kimâk Hakanının oğlundan naklettiği malumat da bunlara uygundur. Bu cihetten Oksus kelimesini de sadece Oğuz’dan yunanlılaştırılmış bir kelime olarak kabul etmek mümkün olacaktır. 881 notlan) ve eserin farsçaya tercümesinin ise Azerbaycan taraflarında ve Horezmşah Muhammed’in Çengiz tarafından mağlûp edilmesin­ den az önce herhalde 1206 dan sonra. Oğuz Destanı. 376-78 deki «Allan» maddesinde. yüzyıl coğrafyacısı Şerif İdrisî’nin JX. bu eserin türk- çesinden gelme bir nüsha olduğu halde. kısmında ise Kimâklerden bahseder.şıyanlarından başka Hind vc Siislan sınırlarında oturanları da bulunmuş görülü­ 149 . 986 haşiyesi). 9. Horezm tarafları Kanglıların. Eski Oğuzların va­ tanı meselesidir. Şimdiki Kazakistan’ın Karalav ve Karaganda mıntakalarmda bu Halaçlar Oğuzlarla komşu olarak oturuyorlardı. O IV. iklimin 8. hem Oğuzların müşterek vatanları olacakdır. yer isimlerini tasrih ederek tavsif etmektedir. kısımlarında Karluklardan. Oaratağ. Daha Ptolomaios’da geçen Oksus ismi. Karluklar ise yine Çu havzasındaki umumî karargahlarına tâbi idiler. Halbuki buraları 1X-X.

Türkçesi de Belleten’de neşrolunmuştur. Nasıl ki Türkiş de «Türk-j-kişi* demektir ve TUrkiş’in iki kelime olarak da yazıldığı zamanlar olmuştur(Avft. kısmı Kifcak. 9. Şimdi Oğuz Destanından anlaşılıyor ki. £1-Binınî burada Aral Gölü ve aşağı Amuderya mmtakasını Peçenek. Salurlarla harbeden bir kavim olarak zikre­ diliyor. 9. Bunlara dair kayıtları Kiyaştornıy (SE. 104). Karadağ demek olsa gerektir. Bu Azgişlerin ismi «Az-f- kişi> demek olsa gerek. Türkiş ve Hangakin Türklerinin vatanı olarak tavsif edilmiştir. Oğuz Destanında. 26). Şehnâme (VI. Dögerlerden jbizim Taş-bek okuduğu­ muz. s. Ayas Türklerde yaygın bir isimdir. fakat Yas-bek de okunabilen bir isim zikrolunuyor. iklimin 8. Ptolomaios’da Tanrı Dağlarının kuzey kısımlarına Oikhar denildiği için Oğuz Destanının Semerkant. 100. Tanrı dağlarının orta kısmına Ptolama- os’da Uyhardes denilen kısımları. Yâni bu da Aral Gölü kuzeyinde yaşıyan bir kavim olarak zikrolunuyor. Ebülgazi rivâyetlerinde Peçenekler. Kanglı demek olduğu gjbi. kısmı «Teksin Karluklarımm bir kısmının yeri. Kanglı ve Kâşgarlı Mahmud'da Türkmen ismiyle zikrolunan Halaç. bölümde de Tehame ismiyle zikrolunan Isıkgöl mıntakası Azgiş- ierin ve Türkişlerin memleketi olarak tavsif olunuyor. Şehnâme ise onları Keh- sen ve Karluklarla da beraber yaşıyan bir kavim olarak göstermiştir. 1527. 62’de) izah etmiş. Fakat bu kelime «As» isminden de değişmiş olabilir. kısmında Oğuz şehirleri ve ka­ bilelerinden. Alan. Lübab ül-Elbab. Karluk ve Uygurlar hakkında bunları Batı Türkistan’ın temel sekenesi ola­ rak gösteren kısımlar fevkalâde ehemmiyeti haizdir.yor. Hangakend de Hang. Bu cihetten Siistan’daki Zerenc gölü de. s. İran Destanına. Kıpçak. Hülasa Oğuz Destanın­ da Oğuz. Oğuzları şimdiki Kazakistan’da j41an ve Aslarla komşu yaşıyan bir ka­ vim olarak göstermek. îdrisî yine bu kayıtlarında «Lan» yâni Alanları Oğuzlarla muvazi olarak zikreder. gerçekten Uygurların memleketi olmuştur. Talaş ve Almalık taraflarını Uygur memleketi olarak gös­ termesi birbirine uymaktadır. İran destanında Türkistan’u uzak yerlerindeki diğer göller civarındaki Kimâklerle karıştırılmıştır(Marqurt. Oğuzlar Şehnâme’de doğrudan doğruya Alanlarla bir yerde yaşıyan ve hattâ Afrasiyab’ın ve oğullarının ordu teşkilâtında aynı kol­ da «Alanân u Guz» şeklinde birlikte geçer(mısra 1193). II. iklimin 8. İbn Hurdadbih’de Hangakeş. }9S1. Gregoriefin geçen yüzyılda yazdıkları hemen kabul edilmişti. Bu Han- gakend kıssası son derece mühim bir parçadır. 1540 ve 1575) de Ayas ismindç bir kavim zikrolunuyor. yâni Kanglılarm oturdukları yer­ ler olarak tavsif edilmiştir. İdrisî’de VI. Bunlara ait birçok yer isimleri de zikre­ dilmiştir. Anlaşılıyor ki Oğuz Destam Peçenekleri Aral Gölü mıntakasında yaşıyan bir kavim olarak tammaktadır. Yine bu arada «Kûh-i Khara» geçiyor ki. İdrisî’de bir de V. III. Bunların Uygurlarla münâsebeti olamıyacağına dair Rowlinson ve W. As ve Oğuzların ülkesi olarak tanıyor ve Peçenek- 150 . bilhassa Şaş/Taşkentii Daqîqi’nin rivâ- yetlerine tıpaüp uygundur. Bunlar Afrasiyab’ın oğlu Ercasb’a tabidirler. Koma- nen. İdrisî bunları Oğuz Türklerinin bir smıfı olarak gösteriyor.

bunun ilk kaydı­ nın Peçenekler daha Aral havzasında olduğu ve buradan ayrılmamak için diğer kabilelerle Mes’udî’nin de anlattığı gibi savaşmalarını ve buradan ayrılmaya mec­ bur olduklarını zikrediyor. Herhalde bu Oğuz destamnın eski tarihe ait kısmı. yüzyıhn ilk yarışma kadar gelmiştir. Yâni Oğuz destanının bildiği eski Türk tarihinin deva­ mını ve sonunu tarih olarak tesbit etmek mümkün değilse de. Her­ halde İran destanında Horezm ahalisi sıfatıyla zikrolunan Peşenk’in Peçenek ol­ ması ihtimali kuvvetlidir. Demek ki Oğuz Destanının Peçenekler hakkındaki mâlumatı. Oğuz Destanı ile İran destanının parelel olarak tetkiki bize. Milâdî IX. 151 . ve belki X. El-Birunî’nin bildiklerine de uymaktadır. Afrasiyab'ın babası yahud ceddi de Beşenk adıyla anıl­ mıştır. Zaten Taşkentli Daqîqî'nin bildiği de o de­ virden evvelkisine aittir. Oğuz. yüzyılda Sa­ kalar hâkimiyeti devrinde yaşamış olduğunu anlatmıştır. Peçe­ nek ve Alanların Horezmlilerle birlikte daha milâddan evvel VII.İcrle Alan ve Asların buradan ayrıldıklarını biliyor.

yâni ilk tarihî devirde Büyük Okyahus'la Ak ve Karadeniz’e kadar uzanan bir devleti kuran kabileleri öğrenmek için en mühim kaynak topo- nimidif. Hem Uzakdoğu’ya da. Bütün bu fütuhata. ilk tarihimizi öğrenmek için en mühim kaynaklardandır. Ve çocukları da o taraflarda bulunmuş. Mamafih bu İran destanında Türk. Bugüne kadar çok ihmal edilen bu kaynak. bazı lehçe ve mahallî telâffuzlara göre isim almıştır. Oğuzlar daha kuzeyde olup. bunlar bütün Kang ülke­ sinde hâkim olan kabilenin bir kolu olmuştur. rivayetlerinde. Doğu Avrupa’ya yayılmış ve hükümet sürmüş kabilelere dair Çin. Afrasiyab ordularını teşkil eden kabileler hakkında Şch-nâme ve emsâli tran destanında az çok malumat var. Fakat onlar en çok şimdiki Afganistan’da yaşı- yan kabilelerdir. Bu uzun bir meseledir. Karluk ve Çigil çok mufassal mâhımat olmuş. Afrasiyab burada Garcistan’ı merkez edinmişti. ihtimal ki milâddan önceki onbirinci yüzyıldan başlayıp yerleşen tranî kavimler de katılmışlardır. Türkistan’da vaktiyle malum olmayan va­ kitlerde. Sonra bütün Oğuz kabilelerine hâkim olmuşlar. Toponimiye başlamadan evvel Türk. Fakat bunların kralı ile. 26 Haziran 1970 Cerrahpaşa 152 . Kıygat şeklinde geliyor. Horczmlilerle Soğdlann kralları varsa da. Uzakdoğu. Önasya. İran. Bunların Uzak­ doğu’ya gidenleri Reşideddin’de çok eski zamandan beri tanınıyor ve onlara Hsi deniyor. hükümdarlık gibi vazifeleri olmamıştır. Meselâ Kay. O zamandaki. savaşlarda ikinci derecede rol oynamış görünüyorlar. Arap ve Rus kaynaklarında verilen malumat var. Fakat Oğuz Afrasiyab’m idaresinde bir kumandan olsa gerek. çoğul ile Kıyat. t e t k ik l e r in s o n NETİCELERİ Milâddan önceki yedinci yüzyılda Sakalar Önasya fütuhatı yaptılar. Kabileler önce her yerde aynı şekilde değil. îran vs.

146. 125. : 39. 150-152. 149. 109. 131. 99. 140. bk. A m ılca H a n : 81. A yrıca Türk.1. 53. 73. Togan. Aham enidler . A m u y (A m u y e ): 22. A lp-togan : 137. Am irân Kâhin . 93. 149. 125. 94. 118. bk. 41. 135. 87. III. 86. 98. 89. 141. 141. 24. 124. A lkavlı A vul(A lqa e v li). 101. Ak-tatar :• 82. 90. 123. 104. Ağar i l . 117. 149-151. 130. Adem AS. A m u Derya. 23. 127. 102. 102. 133. A la A tlı Kiş Derneklü Qayı İnal H a n : 55. 138. 88. 82. A lta y . Tunga A -je . 54: bk. 82. 135. Siyah olanlar destanın metnindeki sahifeleri gösterir. 51. A lp T avgaç Han : 62. 86. 110. AIicaq Beğ : 114. 129. 104. A m u D e r y a : 85. 138. 127. 123. 123.k. 144. 131. A ltınordu : 106. Akdeniz : 152. 134. 109. O ğuz gibi çok geçen kelim elerle m üellif isimleri dizine alınm am ıştır. Ali H an : 71-74. 145. Yem ekân. 12«. 100. A lp A r ız : 145. 14. bk. A b basiler: 1()«. A frasiyab: 98. A lıs Oqlı Olsun (?): 54. 78. İ46. A ğaçeri. bk. 104. 110. 148. bk. 134. A q -q a y a : 23. 113. A lp Er T u n g a . 53. A k b e ş im . 139-142. 152. A m u r : 84. A lm a lıq : 21. * < O » karşılığı olan «Q» yi «K» sırasında aldık. 99. 144 Alataq (Anadolu'da) : 30-32. 150. Afrasiyab. Alay : 94.n Y . 138. Avşar. 150. Alanar : 90. bk. 104. 134. 36. 138.m an . 132. A k -m a n : 105. 124. bh. 126. A lp Er. 105. 109. A q h : 58.- Afganistan : «7. Ad. Q ayı tnal Han. A la A tlı A s D onlıı Qayı İnal Han : 103. 117. 122. Alayuntlıı : 52. A hm ed Y e s e v î: 81. 82. Alataq (Orta Asya'da) : 21. 127. IIH. Aqtaq. 109. 133. 63. Ağım Y a v q u y . 149. 146. 125. 7 i. Er T ogrıl bn Alp A k -hu n: 118. 153 . 87. A k koyu nlu: 113. 121. 100. 129. 101. 141. 47. Eftalit. 105. A k d a ğ : 53. A ğ d ıb o ri: 30. A k -şit. 102. A lınca H an : 81. 75. 112. 72. 90. VS. 137. 143. D i z i n A la n . Afşar : 104. 101. 126. 100. A le fe : 27. 114. Aq-taq : 53. 148. 145-147. A m u l: 46.

Bâlâ H atun . 150. 138. 110. A n ta ly a : 92. 43. 147. A z : 101. . 146. A zkıllK ?): 29. 117. B A nq!ıg Tafgaç H an : 105. 106. A n tak ya: 32. 140. B abil. Baalbek : 42. tun. 149-151. A zerbaycan. Arslan Sultan . Barshan : 112. Bk. A n te p : 91. A rslan Şah : 74. Aymaq : 99. 54. Arslan H an (Asilzade o ğlu): 131. 39. 144. 88. Bulgar. A y m u r: 98. 120. 135. 146. Basar-qum . Baş-bek: 102. 120. A ry a n î: 101. Avaroci : 123. 134. Balhaş g ö lü . 130. Boğazlar. A v şar: 50. bk. 105. 106. 54. 31. 98. A ra p la r. 123. 96. Balasagun . bk. 127. 104.34. 90. bk. 114. A tsız : 93. A tropoten : 91. 149. 47.' Balkan Dağları (Hazar D enizi): 77. A strabad : 46. A nuşirvan : 112. 91. Arslan Yabgu : 138. 137. 99. Asanaş : 53. Ayna H an (?): 59. bk. 106. Eymür. 85. bk-. 127. bk. 9S. 100. 37. Badhgis . 139. Edil. 86. bk. A rslan (Toqsurmuş. 142. 102. Ezgiş. 136. B arçuk. 135. 1. 149. 122. 114. 138. S an kulba. 92. İne Han. A v a : 99. 141. 137. A v a r. 110. 82. 95. 95. Ba^gurt (B aşk u rt): 22. 91. Bk. A snyaka : 123. 137. A y m a v u t: 97. Atil : 23. 106. 60. 141. A rslan (Toqsurmuş o ğ lu ): 73. 23. 136. . 100. 103. 108. B ağraş-göl. 108. A rran : 30. Argun : 81. Yalgu-bek. 113. 40. 113. 121. Banu H atun . 140. 100. 139. 107. Bayır Ha­ A su rlu lar: 124. 106. 90. Yiva. B arsî: 114. 145. 108. 122. 98. 64. 133. 142. Balhav. A silzade: 131: bk. 117. 74. bk. Baygiz. 50. 108. A rg u : 119. A tabek: 71. 146. 54. 94. 99. bk. Bamiyan : 94. 96. 36. 141. 142. 93. 87. Saman Yavquy. Baquy D îb H an : 129. Balkan (Avrupa) . 27. B aber. 152. 53. A tila : 122. bk. 92. 97. bk. Askelan : 93. Barçınlıg : 138. Doğu Avrupa. bk. 131. 103. l£>mür. 124. A rq a : 81. 145. 99. A y-Han : 33. 133. A nqlı A rslan H a n : 62. oğlu). Azqıllı.46. 121. 104. 94. 78. 126. 105. Eymür. 123. 137. A rslan H an : 68. 130. M al H atun. Balkaş . 149-151. 104.. Oardıçı. 154 . A nado lu: 32. 86. bk. 93. 96. B ağdad: 31. Yağma. bk. 87. 77. bk. B ab u r. B al-g u r. Basra . A z k iş: 101. 114. bk. 141. 146. 137. Atabek Qardiçı : bk. 118. 97. A n q h (?): 29. 123. 134. 30. A ra ş : 31. A y ag ö z: 81. 121. 139. A ra l: 83. A spasiak a: 149. Basarqum . 121: bk. Rum. 32. Barmakluk Çosun Billig : 28. bk. 43 . A s: 101. 33. A n th q : 65-67. 100. 109. 108. 136. 146. 105. 140. A vrupa : bk. 53. A y m a r: 123. 94. A sok a: 107. 145. 136. Q ara Arslan Han. 133. A n an d e: 69. Balgu-bek : 54. 114. 102. 145. 123. 146. Bal H atun (?}: 68. A ntlıq San kulbaş. 143. A rla n : 102. A t-b asar(?): 100: bk.

124. 91. 148. Yayık. 86. C enkşi: 101. Brangar : 100. Bal-gur. 136. U 4 . Bâverd . 82-84. 122. Amu Derya. 126. 54. bk. 125. 146. 125. i C arkent: 74. Ç ağrı-B ey: 76. 140. Yuşı. 94. 48. 101. Bij^dUz. j Cavut (Q u r ı): 82. 107. 133. 138. 144. Çi-çi : 147. 117.V Bulgar (B alkan larda): 143. 110. 100. 122. 85. 100. 111. 55. 100. 53. 145. 110. Beğdili': 51. Ç in : 21. Çiğrek . B ozo k . B izan s: 86. 92. 53. C en d : 71(7). 145. Bustingar . Antakya. 102. 76. 100. 142: bk. 151. 53. 97. 102. Peçenek. Çağanyan .Bataq Şehir. C ir g a . Cafga : 81. 104. 87. B egdez: 103. 112. 108. Ç a p u r lıl? ). 98. 112. Buran H a n : 71. 14«. 136. 118. B elh : 76. 101. 134. 50. 117. bk. Cürcan . 52. Bügdüz Q a rd ıc ı. 136. 127. 95. 152. Çepni . Bozyaqa . 111. Ç erkesler: 87. 141. Banu Ha­ Buzdağı . 102. 113. 94. B ulan : 53. Bey dağları : 91. 99. Coçı (C o ş ı): 88. 112. 88. 98. Beygu-bek. 134 Ç a y u rlı(? ). Börcegin . 86. Rum. Akkoyunlu. 130. lüO. 138. C a n k e n t: 109. 86. 71. 142. 106. 63-6B. Beşbalık . 140. 99. 106. B ulgar: 81. 77. 77. 109. 134. 122. 148. 136. 149. 149. 134. Cuvangar . B ayandır: 51. Buğra Han <Buqra H an ). B orsuq. 130. 52. Çcnpiz H a n . 124. 113. 84. 103. 139. Yavqu. 124. 114. tun. Buhara: 20. 135. bk. 97. K4. 126. 47. Bayır H atu n . C ek es. 81. 94. Yabgu. 130. Qardıçı. 135. 98. 100. bk. 92. 105. 101. bk. Bügür: 105. 137. 111. 92. “ B urana: 109. Buşeng : 72. 144. B a y g ız : 47. Beş oğur (Beş Uygur) : 87. 112. 149. 109. 136 Çenpiz İmparatorluğu (E vlâdı). 123. 139. Yabgu. bk. 106. 141. Cebba H an . Bek-Tekin : 63. 113. 81. Bulcungar : 100. Bingale . A m uye. 137. 126. 82. i C ebb uye. 109. Cığdavul . 140. 100. 71. B ijen : 121. bk. 133 . BörU-tekin . 98. B eşenk. 141. 106. 97. B a la g o r : 87. 92. B erm ek î. 10!. Bısket : 97. 84. Bukhtarme . 17. 108. 123. Buğra Hanlar (Yağm a H anları). C eyh u n . 97. 118. 143. 99. 77. 105. C ungar-A latav. 55. 117. 63. B a y k a l. Yenikent. B ügdüz: 52. 133. 101. 139. 99. lO. 134. 101: bk. Bek-Tekin k ö y le r i: 136. 71. 110. 88. 103: bk. 109. Buryat : 96. 106. ■Becene: 52. Behtâver : 85. 33. 100. 97. 111. Çigil : 79. 107. bk. B ayat: 50. B işe: 94. Bogduz : 99. 125. Buğra Hanun Aiji . 90. 130. B udizm : 94. Ç a v u ld u r: 52. 138. 64. 136: bk. Bk. 112. 105. 138-141. 126. 105. i Cayık . Canarık : 81. 99. 142-144. 99. 99. 146: bk. B oğazlar. 135. 46. 88. B itlis: 91. 102. B e lo ğ u r : 87.

Ç u : 85. Esferâin : 46. bk. 146: D am q aq : 54. 141. 120-122. 138. Ergenekon . Korkut. Ç ürçüt: 86. Dihistan : 46. Enekdet: 119. 144. 139. 90. 137. 93. 145. D ik li: 113. Dönke (İğdü r): 55. 103. Tokuz Yavquy. 105. 148. E d e b a lı: 111. Erkünce . Tokurgur. 113.Bk. bk. 102. 141. 136. Alptogan. 106. 148. Elteber : 137.t. Damgan . Çuburgan : 147. 197. 110. E rb il: 32. Eylek oğlu San k ılb a^ . 103. bk. 94. D avu d. 118. 99. 141-143. 148. 124. Diyarbekir . 118. 111. E d il: 95. Etlerseoğlu Atil Alp : 146. 147. 77. 138. 133. Hind. bk. . 103.l bn Alq. E n k üş: 103. 123. Döger. 143. 149. D od u rg a. 123. Bk. Esli Han : 71. 84. bk. 108. E rk i: $5. Dîb Yavqu Han (Oğuz’un a ta sı): 17. 140-142. 141. Ezkiş . 139. Bâverd Çunğ-hin V u -y a: 139. 137. 97. 102. 123. 99. Er Toğrul bn Doylı Qayı H a n ı: 103. 144. 134. 96. 122. Ertunga : 145. 81. Dönker (Bayandır): 55. 126. 146. 133. 148. 129. E t il: bk. D okuzoğuz: bk. 129. D erbend: 27-29. 152. 143. 143. d a n ): 53. E. 46. 126. 134. bk. 55. bh. 122. 145. bk. 99. D Edil B u lgarları: 87. 107. 94. 143. 147. 140. Tokuzoğuz. Tokhar. 136. Dev k a y a sı: 107. Duqaq : 73. 141. Çağn-Bek. Evref [Türkm enleri]: 77. E r k : 105. D öger: 50. bk. Dede Kerencük : 54. Ermen ülkesi : 74. D urun : 114. D im eşq. 141. 122. 118. 107. Doqur Vavquy : 131. Durdurga. Ak-hun. D îv Kayası. . Yiva. Ek b atan : 123. 42. bk. 139. 117. 144. bk. 123. bk. 113. 143. Erbüz Karahan : 105. 122. D u h a. 141.r.gan . 130. D ürkeş: 54. Dede K o rk u t: 102. 133. İsli Han. 82. Edil. 139. Künce. 101. 141. Güney Çin . Dib B aq u y : 102. 66. 109. 141. 49. 132. 156 . J13. 77. 136. Ey m ü r. 98. Dîb Yavquy Han (Kün Han’ın torunların­ Erjhuna K apa : 145. 52. Köl Erki. Dinyepr . Dîb Cenkşu : 54. Erk. 140. Ç o c i: 81. 150. 148. Nankiyas. 32. 114. 144. 148. 54. 1İ3. 98. bh. Don n eh ri: 142. Ebîverd : Bk. bk.t. bk. 33. bk. 143. 54. Tuqaq. Er Toprul bn Alptogan : 110. Endek : 66. bk. 142. 136. Yuşı. 102. Zengî bn Dekle. 39-41. 141. 101. bk. 103. Hemedan. 114. Ercasb : 150. 126. ErjKuna Y asağa : 145. Doğu A vru pa: 87-89. E fta lit. 140-142. E z e l. 76. Atil. 135. 142. 88. bk. bk. 140. Dîv K a y a s ı. Dem âvend: 45. Erkökçe : 106. 136. 140. 124. 146. 113. bk. 102. 129. Hjta. 102. 140. Kuzey Çin : bk. 112. 129. 98. bk. 152. 147. E v a : bk. D okurgUr. 102. Dhîb (D îb ). Durdurga : 51. 139. D ü k e r. Bulgar. 107. D icle: 32. E n se : 102. Endel. Egrence : 106. 103. Azki'j. 91. E n d eU ?): 107. 92. 146.

47. 134. Derbend. H orezm . Guta : 41. Hazar D e n iz i. 110. . G ürcüder. 138.in . 102. 118-120. G ilg it : 85. 147. 73. H alacistan : 94. G u r: 22. 118. 126. 146. F ilistin : 120. Garcistan. Kün Han. 122. 87. 147. H (X . 142. 122. 122. 108. 90. 137. Hristiyan : 104. Kut-iğlan H a­ Gün Han : bk. 105. 98. 113. Kara-Hun. Gur-Han : 82. Feram urzen . 148.H orezm şah M uhammed : 77. 76. 101. 95. 117. 141. 117. 122. G ökçe G ö l: 82. H iu-bu : 146. 150. 118. 98. Kay. kan. 142. 86. Kök Han. H arezm : bk. H sining : 84. 148 G öklü i l: 114. 98. Bk. 125. 127. bk. 123. 133. G ürk (G. Gürcistan (Gur ülkesi) : bk. Ak-hun. H siung-nu : bk. Fuşenc : 110. G öktürk: 83-86. H a lep : 126. 139. 86. Gür Han : bk. 150. 113. ^îirs A ta b ek leri. 114. H e r a t: 46. 123. 122. 77. Hu». 98. G u z : 144. bk. 77. 94. H u v â r e . I H a la ç : 45. 98. 46. 124-127. 152. 121. is ta n ): 31. 92. 107. 117. 125.r. 47. 126. 143-145. 146. Halil (vilâyeti): 41. 112. 72. 126. 11. 142. 95. 124. H ıta (H ıta y ): 51. 149. 118. 94. Hazaran : 108. Uygur. 93. Greko-Baktria : 83. 113. 149. F a rs. İndırtarığı . 117. 110. 95. F ren k : 35-39. 124. 98. 112. 114. 142. 96. 95. G ök-H an : bk. 117. 133. 146. 23. Hu-la : 146. 149. bk. 127. 145. H o ten : 98. H u tlam : 97. 146. 88. 145. 117. 77. 103. 87. G azneliler : 76. 47. 73. 133. Gürgân : 46. Uysun. 124. 89. 93. H utglan Haqan . 76. 152. 98. 157 . H in distan . bk. H orczm . 137. 145. 123. 89. M ahm ud Sübek- H oca . 118. 147. 21. 121. 133. 94. H orasan : 46. Gevar Hatun : 68. 145. 112. 101. 111. 143. Huzistan : 42. Qalaç. 114. 146. 87. 93-95. 138. H azarlar: 101. 121. 109. Hanpakin : lİO. Feyzabad : 135. tekin. 149. Irqıl H o c a : 49. 149. 134- 136. 123. G ârcistan: 22. 105. 148. 108-110. 105. H u-yi (H u -i): 122. 110. Hun. 125. 113. 142. H u n : 82. F ergane: 87. Kür Han. 94. 96. 141. 94. Kh) H açlılar: 122. 125.kJ ve Ba^gurd : 22. 86. H in d ik u ş: 122. 52. 120. H ucavur: 24. 54. 119. İsfahan : 42-44. 97. 75. bk. 20. 131. 126. 44. H isar T a q : 78. 113. H si: bk. 49. 73. 121. 74. 136. 23. 146. Khalkh : bk. 141. 150. 104. lrak(-ı A c e m ): 44. 134. 124. F ir û z : 146. 114. 54. H elen d e v le ti: 122. 98-100. Isıq -göl: 85. 54. 117. G u rça: 113. 132. G a zn e: 22. 118. H orezm şah (Ş ah -M elik ): 109. H azar Derbendi : 27. 125. Karluk. 141. 76. 08. 121. 47. 126. H em ed an : 45. 45. 124. 77. 29. 122. lraq -q u la: 28. 109. G azneli M a h m u d : bk. 32. 88 . 107- 109. 134.

141-143. 48. 105. 43. 125. 108. 133. 133. 135. 86. 99. 151. 149. İlik (v ilâ y e ti): 47. 92. bk.ü (y ü ): 95. 134. 141. 68. 134. 130. 125. 55. 104. Kara Avul (K araevli): 51. 145. 137. . 117. K an g -. 142. 118. 133. 134. guy Han. 135. 129. 103. 100. 139. 77. İnal Yavı H a n . I K arak um . 101. 117. Justin : 127. 109. 102. 149. 17-19. 90. 68-70. 100. Halaç. Kara H oca (K a y ı). 26. Qara-hulun : 26. 104. 144. 150. 24. 103. Karahıtaylar . Kangalas : 107. • Çok yayyın olm ayan isimlerdeki Q im lâsı m uhafaza edilmiştir. Qarabah . 139. 145-148. İnal Han Sır Yavquy : 55. İsli H a n : 71. 123: bk. 109. 113. 89. K ara-H an. 148. 132. Karadeniz : 152. 23. 100. K ökem 141. î§ rek : !24. 58. 91. 74. 93-95. 105. 63. 140. İrtiv. Q alaç. 87. 133. 109. Ong Han. 53?. i Qabul Kağan : 84. K aram an-B ek: 77. Kanglı (Q a n q lı): 20. 145- İ le : 86. Karaganda : 149. 143. Qalsanqu (?): 23. 103. 124. 142. . İ l h a n l I l a r : 81. 104. Karanlık ü lk e si. 100. Irnek. 22. 109. 121. : Karaman (T ürkm enleri). 11-Tekin. İsa Peygam ber : 18. 103. 86. 158 . Isbicab: 81. 140. 104. 95. Ip anç: 17. 149. K aracuk: 99. 22. Edil. 63. Yavquy. 103. K (Q>^ Kara-sülük . K araağaç. 126. 83. 137. 125. İğdir (İğdür): 55. 105. 86. 124'. 26-28. 113. 87-90. 133. 129. 63. 144. 95. 122-127. İran: 102. 114. 81. İstan b u l: 123. 22. 105. It-Baraq: 25. İndo-skit: 122. Kara A lp : 62. K anlı Y avlı H a n : 104. 130. Qaqım Yabgu . 86. llarslan : 70. 146. j Kara Kıpçak . Karahanlılar . K aradağ: 100. İnal H a n : 21. 130. 141. K ara-H un: 118. 88. llm alsın Cabgu : 103. 147. 141. 94. 140. 129. 45: bk. 138. 118. K afkaslar: 90. 124-126. 83. Karaman . llibahkC ?). I Kara K oyun lu . 118. 85. 85. 137. 137. 108. 123. tlarslan şah . Kara A lp Arıqlı (?). 98. Kara-şit Yağı . 108. 125. 109. 100. 102. 135. 121. 136. 81. İnalsır Yav- . 95. 152. 21. lq a r : 85. 126. Bk. K ara-barak: 57. İnal Yavquy H an . 130. 146. 128. 142. 136. İnalsır Yavquy H a n . 53 (?). 122. 47. 86. 100. 42. 145. Karabalgasun . 98-100. 108. 103. İlik Han N a s r : 95. Itah : 108. !n a q . 129-130. 106. 119. 95. İdil : bk. 98. 54. 134. 104. Kâbil . Kanlu H o c a : 124. bk. 140. 141. lla q . 99. Kara H oca (Bayat). 60. 54. 92. lqariye . 17. 85. Kara B ağ: 100. İne Han : 59. 75. 93. 95. Kıl-Baraq. 152. 26. 23. K ara Arslan Han . Kara-Han (O ğuzun babası) . 137. 98. 144. Oabil H o ca . 128. Atil. 82. 112. 27. İslâm iyet: 105. Jo h a n n : 148. 134.

Oarlu-dere (?). 102. K arkın: 51. Q an T alaş (Eski T alaş): 68.Karalatarlar : 82. 76. 77. 105. Kazvin : 45. 11ü. 53. Kök Han (Baquy Dih Han'ın oğlu ): 129. 121. 147. K a şg a r : 104. K eyhüsrev: 109. 142. 87. K ılıç Kara Han . 125. 93. 110. ram. Kerân : 46. 122. 103. 112. 140-144. Kazak (Kazalinsk) : 109. Kazak dar. 87-89. K ılıç Arslan Sultan : 75. 126. bk. Kayalık : 105. 95. 106. 146. 131. Kudüs . 131. 144. 147. D ede Kerencük. QoruIar : 107. 130. 103. 99. 71. 129. Q aydu: 17. 61. 142. 146. 73. 110. KÖK?): 33. 111. Ç u blen de: 105. 150. 97. 140. Qır-Han : 129. Say. 148. 128. 138. 137. 97. 149. 94-96. 114. Kazıgurl (dağı): 81. 133. 109. 90. 110. Kerencük (K erü n cek ): 103. 41. 104. 88. Karaval : 100. 137. 114. Kidarlar : 146. 117. bk. 133. 121. 51. Kayı İnal Han : 56. 74. Kerâküçi H o c a . Kayı Han : 99. 125. lOH. 144. 147. 150. 104. 129. 150. Qorı Han (T ekin): 63-68. 149. 144. 137. 112. K en cek-S en gir: 100. 121. Qayaşqul (? ): 78. 133-135. 138. 81. 118. 101. Köl Erki. 141. 72. K ore: 101. 88. Kökem Vavquy . 49. istan) : 81-83. 75. 124. 103. Kayı Kara H oca : bk. 73. 140. 144.r dağları : 42. 129. Kazıgurt (kabilesi): 99. 105. Karluk : 47. K udherkin. 76-78. 108. 54. 137. 147. 87. 131. Kök Han.k : 54. Talaş. 105. 144: Kjrgız(lar Y enisey ü lk e si): 84. 94. Oardıçı (Büpdüz) . 8-4. 77. 99. 91: 103: bk. Kayı durdu : 53. 95. 17. 144. bk. K ılıç Arslan (Şah M elik): 71. K m ık : 52. 103. 101. 86. 133. Selçuk. 148. Kazıgurt. 145. I Qoru Vasaq Y asqny H an. 36. Kazıgurt (K ın ık ): 72. K ılıç Arslan (Otrar Beyi) : 109. 112. 137. 113. 105. 126. Köl Krki H a n : 56-61. . Kazan A lp . 159 . K im âk: 81. 137. Kayı Yavgu H a n : 59-63. 101. 100. Qozı Tekin : 106. 125. 117. 77. 112. Q an Sayram (Eski Sayram) . 114. K im m e r : 123. 88. 113. Kıpçak : 26. 73. Gürk. 102. 134. Keyümers : 128. K. 113. 124. 102. 97. 124-126. 54. 140. 135. Kazan (şehri): 81. K öke-nor: 98. 100. Kızık : 50. Oaru (?) D ede Kerencük : 54. 136. 132. K ılıç Arslan Kır Han . 99. 136. K ubilay : 81. 91. Kayı d e r e : 53. bk. 104. 106. K eşm ir. bk. Q a n sın u r (? ): 53. 134. 86. 147- 105. 49. 72. 133. 85. 99. Kengeş beyleri : 140. Kara Hoca. K içitav : 81. ■ I Korkul : 55-58. 98. 146. 152. Kûh-i Khara : 150. Ki-ok . 140. 105.r. 123. 76. 136. 143. 138. 91. 117. 95. 112. 110. 143. 141. 144. 141 b. Kara Y ağm a: 112. Kayı (K a y ): 54. 110. K. 83-85. 130. 120. Qazan Bek : 77. qol : 100. 93-95. 139. K ireyit: 86. K ilik ya: 92. 97. Kök H a n : 33. 105-108. 97- K ınık Selçuk : bk. 99. 96. 152. 310. ' Qıl-Barak : 24-28. Qırqut : 110. 111. Kirman : 44. D ede kerencük. 127. 117. 113. Kınık K a zıg u rt: bk. 140. 149. 97.

kûh-i kiluye: 93, 122, 123. M
Quhistan : 46, 77, 93, 118.
M acaristan ]: 87, 122.
K uke-sor: bk. Kökenor.
Maçin : 21.
K ûlân: 135; bk. KüJenk.
Mahmud Sübektekin (Gazneli): 76, 109,
Kulbak: 107, 136.
112, 131, 135, 137.
Qul-sars: 103, 140, 144.
Mahmud (Kara Arslan Han’ın oğlu): 70,
Qulu Hoca (? ); 54; bk. Tülü Hoca.
109.
Kum Sengri: 53.
Mahmudfülar: bk. Gazneliler.
Q um ı: 99.
Mal Hatun(?): 68, 108^ bk. Bal Hatun.
K u n : 132.
M anaqa: 81.
Kunala: 107, 135.
M ançu: 86, 122, 148; bk. Çürçüt.
Q unçı: 17, 81.
M anda: 71, 109.
Kungrat: 126.
Mangışlak; 100, 101, 109, 113, 114, 118,
K u nk an: 84.
138.
Quru T ek in : bk. Qorı Tekin.
Manihaizm; 105, 108," 136, 137.
Qurs Yavquy H an ; 54, 129, 140.
Mankend: 109.
Kuşan: 81, 145, 146.
M angala; 100, 119.
Quşluq (? ): 53.
Mao-dun (M ete); 103, 139, 142, 146, 147.
Qut-oğIan-Hakan; 133, 134.
Maverâunnehr: 20, 75, 87, 93, 95, 98,
Quüuğ-Bek: 77.
119, 132, 146.
Kuzey ülkeleri: 22.
Mayda (? ): 71, 109; bk. Manda.
Quzı T e k in : 130.
Mazenderan: 46.
Quzı Yavı H an ; 103, 128-129.
Medine: 41, 123.
Quzıcı \B e k : 140.
Medyalılar: 124.
Kuzu B alık ; 105.
M ekke: 41, 123.
K ü ça: 136, 137.
Melikşah: 113, 114.
Küçünger: 100.
Memlüklüler: 123.
Kül-Tegin: 90.
Mengli Hoca : 147.
K ülân; 108 bk. Külenk.
M erv; 46 ,72, 75-76, 109, 138.
Külenk: 68, 71, 104, 108, 130, 135.
Mes’ud : 76, 77, 109, 112, 131, 138.
Kümidh: 126.
M ete; bk. Mao-dun.
Kün H a n ; 33, 36, 48-50, 53, 99, 101, 129,
Mezduran : 110
132, 133, 139, 142, 146.
M ısır: 33, 40, 41, 93, 123.
Künce: 64, 106, 136. Min-bulak: 85.
Kür nehri: 31. Moğoldar, istan): 20, 81, 83-85, 92, 100,
Kür-Han: 17-20, 82. 129, 148. 108, 114, 120, 122, 123, 126, 127, 132,
Kürdistan Dağlan : 32, 43. 133, 147, 148.
Kür-taq; 17, 22, 47, 53, 89, 94, 95, 100, Mogol-Han: 83, 129.
144. Mongurlar: 84.
Küyükü Hisar : 69, 108. Moyuncur; 82, 133.
Küz-Han: 17-20, 82, 129, 148. Mugan: 30, 31, 91, 123.
M uğ; 109.
Muhammed (S A ): bk. Peygamber.
Muhammed Bilgâ H an; 138.
M u h a ı^ ed Horezm$ah; 77, bh. Horezm-
şah.
U l â : 99, 100.
M Muktedir-BİUah; 137.
L a n : bk. Alan. M u-lo: 94.
L en a : 96, 107. Mung-ol; 83; bk. Moğol.
L oqm an(?); 110. M u r; 104, 106.

160

Mur Yavı H an ; 101, 104, 106. 130.
Musul ; 32.
ö k ç e : 100,
Muval ; 20, 119: bk, M oğol.
Öksi : 54, 55, 102, 124,, 140-142.
M uynuzluk Buğra H an : 105.
Ö nasya: 88. 93, 97. 120. 122-124, 126,
M uzaffer oğu lları; 1?4.
128. 133. 138, 147, 148, 152.
Mürdeşuy ; -99, 100.
Ötkâıi (ö tü k â n ); 103, 140, 144.
M üslüman ; bk. İslâmiyet.
Özgcnd ; 97.
N

N âm alm ıj (?) -. 53.
N aym an : 88, 100. -P a m ir : 85, 94, 117, 141.
N enkiyas : 21, 86. P a p a ; 123, 147, 148.
N eyzek Tarhan ; 94. Partlar: 126.
N işab ur; 46, 123. P eçen ek : 82, 98, 142, 149-151.
N ogay; 90. Pencab (Penç, Am u Derya'nın k olu ); 22,
N ök er; 19, 53. 83, 119. 85, 86.
Nuh Peygam ber : 17. P ençkent: 93, 149.
N u r ; 138. Peşenk ; 151.
Nuşetekin Gurça : 77. Peygamber (M uhammed S A ) ; 55, 75, 111,
128.
Porsuqnun Qaraqum ; 149; bk. Borsuk.
P u-for: 94.
Ogeday : 83. 84.
O gur; 18. 24. 82, 84, 87-89, 98, 127, 133.
Ogurça : 94.
Oikhar : 150. Raqqa : 31, 32.
Oq kıran kök bulut (?) ; 23. Rey : 45.
Okçı ; 102, 124. R o m a ; 92. 122, 148.
Oklı il: 114. , Ruhhac : 145.
Oksus : 149. Rum dar, ülk esi): 35-39, 74, 75, 77, 92,
O lcay H an : 17, 81, 100. 101, 119. 129. 93, 122, 123: bk. Anadolu,
On-Kimâk : 102. - R u m Selçukluları: 111.
Ong-Han ; 98, 123, .148. Rum Türkmenleri : 77,
Onkol : 100. Ruibil : 86,
Onogur : 82, 88.
Ontoquroğur (?) : 22. 88,
S
O ntoquzoğuz : 22, 88.
O nuygur: 82. 88, 137, S a b a r : 108,
Or-Han : 17, 1«, 20, 82, 83. 129, 148. Sabir: 82. 108. 122,
Orda : 81, Saka ; bk, Yakut,
Orenburp : 87. Saka: 93. 98, 107, 122-124, 127, 128, 145,
Orhun ; 84. 98, 108, 133. 146, 151, 152.1
O naasya : 102, 121-124, 133. 134, 147. Sal G eç d ü m (? ): 53.
148. Salgurlutar ; 77, 113; bk, Salur,
Or-taq : 17, 21, 22, 47. 89, 94, 95, Sakır: 51, 53-55, 98, 99. 101, 103, 105.
Osman H an ; 71, 130. 113, 114, 117, 118, 1 2 0 ,'1 2 5 , 138-142,
Osman Gâzi : 111. 144. 145, 150,
Osmanirlar: 108, 111. Salur Kazan : 136, 138, 142.
Otaq ; 94. S alııvu r(7): 77, bk, Salvur.
O trar: 108, 109, 137, 138. 141. Salvur Dikli ; 77, 138.
Oyunaq (Han) ; 6«, 108, 130, Saman Huda : 75, 111.

F: 11 161

Saman Y a v q u y ; 75, 111, 112, 131. Suvarcıq : 108.
Samanîler : 75, 112. Sübektekin: 76, 112. 131.
Samsüyrek : 51, 97. Sümbe : 109.
Sangar N e h ri: 85. S ü b aşı: 91, 137.
Sarayugur : 82; bk. Salur. Süt-aq : 29, 90.
S a n ; 46. S ü t-q u la : 29j 90.
San A r q a : 117.
San C en k şi: 143.
Safi ır m a k : 97.
San ogur (g u r): bk. Salur. Şaban H an : 71, 130.
Sarig B a lık : 105. Şaban H oca (Y iv a): 55, 103, 140, 141,
Sarıq T unluq ötem iş H a n : 138. 144.
S an k ılb aş: 64, 106, 107, 136, 140, 144. Şaberan : 29.
Sasanîler: 107, 112, 124, 137. Şah-m elik: 71, 72, 74, 77, 78, 109-111,
S âve: 93, 94, 118. 131-133, 148.
S a y ram ; 17, 20, 24, 53, 81, 85, 89, 95, Ş a h ru h : 94.
100, 104, 105, 110. Şaqiq Belhî : 135.
Say ram -n o r: 100. Ş a m : 32, 33, 39, 54, 91, 93.
Sebelân : 30, 90, 91. Ş a m a h ı: 29, 30.
Sebzvar; 46. Ş am an izm : 136.
Selçuk (K m ık): 76, 77, 111, 137, 138. ıŞ aş: 150; bk. Taşkent
Selçuklular: 77, 92, 93, 107, 110, 111, Şelci: 81, 149.
1İ3, 117, 123-125, 131, 137, 138, 148. Ş ira z: 44, 134.
Selenge : 82, 84. Şirv an ; 29, 30, 118.
Şivey : 84.
Sem erkand: 48, 85, 87, 95, 109, 117, 126,
141-143, 146, 150. Şünb-i Gazan : 109.

S en cer; 98.
S erah s: 46, 47, 72.
S ergiöpol: 81. T a b a q : 103, 140, 142.
Serenk: 75, 76, 112, 113, 131, 132. T a b es: 77.
Seyiloğlu ' K aram an : 112. Tabgaç : 86.
Sınmî oğul Y ağma H an : 21, 86; bk. Ti- T a -ç e-li: 94.
nesi oğul Yağma Han. T a g ar: 36, 76, 92, 112.
Sırderya: 93, 94, 96, 100-102, 105, 108- T aq H an : 33, 36, 51, 99.
110. Taksila : 122, 136.
Sır Y abgu; 103, 112. T a la s: 17, 20, 24, 62, 81, 85, 89, 95,
S ib iry a: 84, 108, 124. -104, 105, 117, 120, 130, 135, 137, 141,
Siistan: 149, 150. 149, 150.
S ind: 21, 144, 146. ' T am a lm ış(? ): 53, 100
Siyavuş-. 109. T a n g u t: 84.
S k it; bk. Saka : Tanrı D ağları (T iy en jan ): 85, 97, 98, 104,
Soğd: 122, 133, 145, 152. 112, 117, 120, 121, 126. 141, 142, 147,
Sol-kol : 100. 150.
Sorqı ; 99. T arbagatay : 100.
Subarlı : 108. T arqan n . : 86.
Sultan Tuğrul : bk. Tuğrul. T a r tı: 108,
Sultani! I I : 114. T aş-bek: 54, 102, 139, 141, ISO.
Sunqur Tekin : 84. T aşk en t: 97, 150, Î5 I.
Suriye: 91, 93, 120. T a ta r (Alınca H a n o ğ lu ): 129.
Suvar: 68-70, 108, 135, 140, 144. T a ta r : 81. 84, 86, 87, 101, 102, 147.

162

97. 83-85. 117-120. 135. 101. Tu-tu-ku: 97. 124. U Tikin (?). 139. U lutav: 81. U ygur: 20. 8 ^ 100. 104-106. 138. 108. 137. 94. 108. 142. Ulubagu'r: 22. 130. 140. Tunga Alp Er. Tikin. 103-106. 137. 149. 133. Tavuraan (7 ): 103. 150. 111. UIa$oSlu Salur K azan: 124. Ulberli: 102. Bulan. 137. 139 . 5741. . 123-126. 88. : M. 149. T risİz H an : 33. 147. Toknr O Jıa. 134. Tus : 46. T avg u t: 86. TenO ıtat: 147. Tıe4e: 95. 121. Urçe Han : 63. 91. Uğur: bk. Türkistan (Batı ve D o g u ): 17. Turqanlu taq : 21. 103. Taycmt: M. 143. 143. 137. 134. 87-89. 147. Uranqay: 97. 99. 106. 112. 145. T m n iz : 141. 133. 125. Turum çı: 99. Sİ. U vlan: 101. 83. Türk (nehri): 85. Toqnınnı« İçi: 73. Tekfur: bk. 98. Buran Han. 150. 63. Tekur. T dnjr: 33-37. Tokaz T isin. 108. 102. 134. Ukrayna: 143. H ristiyu. 145. 77. 102. T A e(7): 99. 131. TM 6i: 102. 111. 102. bk.Ta{la n . Ulaşoğlu Uysun (?): . 62. 20. Toqoz Yavqtıy. 130. Toknrotnr: 82. 21. Turan H a n . I2«. 86. Tann Dağlan. 108. 91. 99. 149. 141. 121. 54. 104. Tuzgu. Ur-Han: 129. Tîyenyan: bk. Tünge Alp Er: bk. 83. Uşun K oca: 124. T6IU H oca: 54.Tıvgaç H an : 105. 131. 131. Tebriz: 109. U sun: 126. 147. Döger. 131. 86. Tuqaq: 73-75. Uje H a n : 59. yab. IÎ8. 97-100. bk. 133. 146. 130. 106. 77. U lu | Türiik: 139.141. 163 . Tuman Han. Türkân Hatun: 143. 90. 142. 93. Tiken bile er biçkefi Qayı Yavquy H an: bk. T û k ım tu z: 82. t ı | m : 107. 36. TBmOnffi K apıl. Tunguz. 102. 106. 148. 125. 112. 76. 104. T oo-M aa: 103. 137. Ula?: 53. 105. T d ılın e : 150. 142. Tinesi Yağma H an : 21. Ogur. 111. T ohar: 97. Tunga Alp E r: 98. T nn-L aa: 135. Q»yı Vavquy Han. Utadmur Vavquy H a n : 62. Ucan : 30. 143. M. U lu fe: 27. 122. 117. Tutm l (Toqsurtnı* oğlu): 73-78. Türk (kabilesi): 126. 148. Tunkas : 86. bk. 150. 141. 110. ToharistM: 94. 136. 137. 136. 145-150. 99. 85. Yu$ı. Uludaq: 21. 139. To«i: bk. 101. T e m : bk. 86. 145. Afrasi. 152. 136. 144. bh. 147. Türkmen: 51. 134. Durdurga. 152. 63. 47. 111. Tisit O u n : 82. 7>k>in Karluklan: ISO. Türkiîler: 143. 84. 95. 95. 55. 108. 104. bk. 75. 141. 113. 87. Uğurca: 94. 134. bk. 135. Tcmur: 93-95. 102. 139. 124-126. bk. U lad : 53. Ural D ağlan: 81. Tnğlak(7): 53. Turqun1u ta q : 21. 85. 102. llb e t: S4. 107. 13S. 141-143. Tokaç Hakan. U rfa: 91.

81. Z aooy . 139. 100. 148. Yabgu. 113. 124. 142. Y ayınd ır. S İ. 125. Y a y ır lı: 97. Y ulduz H a n : 33. Atil. Y em ar. 102. Ipanç.. bk. Y a v u g a . bk. Yalgu-Bek (■>). 122. Zerefşan . 109. 99. . 99. 22. H a lil: 111. bk. 101. 101. Yasav . 95. 97. 101. 144. 127. 104. 53. Yunanistan . Z âb il. Y a fe s. Ü ç Karluk . Edil. 86. 147. 98. 51. 102. 27. 150. 98. 81. 96. 141. 141. 142. Zengi bn D e h le . 126. 89. 97. 137. 54. 85. 96. 49. bk. 102. Taş-Bek. Y ü zlü k . Yinanç M.Uykhardes . 122. Van G ö lü . Yağm a. Yedisu . 43. Yayık N e h r i. 121. 134. 96. Y ılnız Han . 71. 118. 108. 114. 23. 102. Veli Han (?). Zerdüştîlik. 54. 98. Yapancı . ^ 1 . 26. Ü çok : 48. 81. 84. 102. 50. 141. 152. 125. 81. Yakut (Şaka). 147. 9. 77. 96. Balgu- Bek. bk. 69. ^ Y e h o l. 96. 114. 89. 139. Y igdir. 94. 146. 82. 137. Yar S c n g r i. Yem ekân (Y em ek ler). 95. Y e ra v u l. Yüeci . 50kS3. 85. Yayırlı. bk. 117-120. 86. U zakdoğu: 96.S 133. Y ağm alar: 51. Yabgu. 135. 55. 36. Yabgu (Y avq u-Y avq uy). 102. 81. 125. Eymür. bk. 133. Yuşı H o c a . 78. 78. 100. Y alguz A ğaç : 47. 87. 98. Y u rtçı. 126. 23. 139. Vaspuragan : 92. Ürügür (Ü r cg ir ): 52. Yan-çiang-san . İğdir. Yuragul : 126. 17. bk. 82. Vah? nehri : 135. 112. 100. Karluk. Yam ansu : 95.109. 140. Yiva : 52. 117. 50. V olga : bk. Y afenc. Ü st V u r t: 137. 139. 48. Y e n ik e n t. 42. Yugur Haigan. 53. 88. 84. Y e ry ü d : 53. Yadhıgm a .77. 107. Y a p u r lı. Y e n ise y . 54. Uysun . Y afenç . . 88. 9 0 . 136. bk. Y elâlik . 99. 107. 122. 96. 99. Ü Yazar (Y a z ır ). bk. 141. 133. 105. Y a s-B ek (7 ). 122. 133. 135. Zorgöl : 85.

!••*•-■-'•*• -*> ' y .. ilk sahife. f' <ŞV'. • *-' -> ‘ J İ İ ^ b .•‘■'••j': ' -'i--' .. S."V. vr.r-' •.i /- .î .'«‘■îr. c ■' •■" . S '4'/_-. TV » . . y . . * . V i V • Y .?-^-*^•î' ■ C ' .•■ ?» .< w> 4> l* ' ■•»-: '■-><.. Ha nüshası. .i l ’’ r ^ .^#J«»>y> i-îJ»'ii*t>*.X.'lî ' /■-'I.? . 375 b.

'> .l>«y'f»'^^-W^ltj^_._:^_>4y İy!>'U^Wc. 2 3 7 b.. vr./ıl~İ-*j^.! " ''■^**' -:•>J ' • ' ^ ' ^ ’4 * c J 1 â> -.j -4H tyU > S X n ü s h a s ı . n Ji. kftvha . ilk sa h ife.. .-UL.

iJll'4X4As o lij'J>^4İ>'o>r ^ '^ j ^ b ^> j i ^ .'s4j >v o '^jj^jrJ'J^>J^-j'^'^V ^..lf^i^’j w.-<^’^ ^ '^ A Ş y f ^ ■ s niishaM .o j> r J A x :^ ^ f ii-' s 1 > . 3 H h.. h a . 111 -^ Ü u ' ^ « i^ > ” '■'^ ^ '^ 'l^ J ^ K ^ j x $ ^ L.. s.J ^ c > ' t ÎT^-Î '^rSC f^\^\\pJj> J^'^ \^ j.^ x x j> .. \r. I C '.'. j U 1.J 'J 'li^ t i ^ ^ l/jı \ ) > ^ j j ^ z ^ ^ j j r O 'C'J’:o İİ'''-J_. 265-297 .' ı^v.'^ jy x ^ j^ ly 'L ? î/i:^ /'^ -^ 4 ö ^ w .

JL Oı-y <i~.^ k ‘ rf /i'J ^ tH.. J ' İ^-V t 1 f'C .'</ot^ Oc-T^' î^ /'tk .. .^ C . J ^ U . i? O^UJ ^ û^-u^ ..'< t ^ <^J^.Llj\. T ^ .cvha: IV Oğuz kabilelerinin \aylak \e kışlakları.Ç l^ l. i£~ı . <İ I I ^ İ ^ „<■ ' . i'rof. Z. I. 'l '^ < .^ l .^ c ■ r 'L ^ . 2. ^‘ .y ^ f^ / ^ y^j. y C C . .' H .n'ın el yazısı\le eserin aslı. ^•^. J /. i^ --îr.. ^ (-.İ 3 A .^ . c6 ^-". C l'^ t <•i ^'-^■“î-' .A /c w c --^ 72^ _ J -4 ^ V'i/). V .. I'üga.

n „ » .-un » M .l.™ l.™ « » » O » u y s » « . L evha : V Oğuz’un (veya oğullannm) Şam'da OJ».. K .™ . .„ k l.r I .

[Ha: 387 a] . 377 a] Tuman. Kayı Yavgu Hanlar ve Korkut. Köl Erki. L ev h a. VT Kün H an’ın PadişahlıgK [Ha.