You are on page 1of 59

DNYA KLASKLER DZS: 112

DOUDAK HAYALET

Bu kitap Cumhuriyet Dnya Klasikleri Dizisi iin zel olarak evrilmitir.


PIERRE LOTI - DOUDAK HAYALET

Yayna hazrlayan : Egemen Berkz


Dizgi : Yeni Gn Haber Ajans Basn ve Yaynclk A..
Bask : ada Matbaaclk Yaynclk Ltd. ti.
Austos 2000
PIERRE LOTI

DOUDAK HAYALET
Franszca'dan eviren:
Faruk Ersz

Hmanizma ruhunu anlama ve duymada ilk aama, insan varlnn en somut anlatm
olan sanat yaptlarnn benimsenmesidir. Sanat dallar iinde edebiyat, bu anlatmn
dnce eleri en zengin olandr. Bunun iindir ki bir ulusun, dier uluslarn
edebiyatlarn kendi dilinde, daha dorusu kendi dncesinde yinelemesi; zek ve
anlama gcn o yaptlar orannda artrmas, canlandrmas ve yeniden yaratmas
demektir. te eviri etkinliini, biz, bu bakmdan nemli ve uygarlk davamz iin etkili
saymaktayz. Zeksnn her yzn bu trl yaptlarn her trlsne dndrebilmi
uluslarda dncenin en silinmez arac olan yaz ve onun mimarisi demek olan
edebiyatn, btn kitlenin ruhuna kadar ileyen ve sinen bir etkisi vardr. Bu etkinin
birey ve toplum zerinde ayn olmas, zamanda ve meknda btn snrlar delip aacak
bir salamlk ve yaygnl gsterir. Hangi ulusun kitapl bu ynde zenginse o ulus,
uygarlk dnyasnda daha yksek bir dnce dzeyinde demektir. Bu bakmdan eviri
etkinliini sistemli ve dikkatli bir biimde ynetmek, onun genilemesine, ilerlemesine
hizmet etmektir. Bu yolda bilgi ve emeklerini esirgemeyen Trk aydnlarna kran
duyuyorum. Onlarn abalaryla be yl iinde, hi deilse, devlet eliyle yz ciltlik, zel
giriimlerin abas ve yine devletin yardmyla, onun drt be kat byk olmak zere
zengin bir eviri kitaplmz olacaktr. zellikle Trk dilinin bu emeklerden elde
edecei byk yarar dnp de imdiden eviri etkinliine yakn ilgi ve sevgi
duymamak, hibir Trk okurunun elinde deildir. 23 Haziran 1941.
Milli Eitim Bakan
Hasan li Ycel

SUNU

Cumhuriyet'le balayan Trk Aydnlanma Devrimi'nde, dnya klasiklerinin Hasan li


Ycel nclnde dilimize evrilmesinin, kukusuz nemli pay vardr.
Cumhuriyet gazetesi olarak, Cumhuriyetimizin 75. ylnda, bu etkinlii yineleyerek, Trk
okuruna bir "Aydnlanma Kitapl'' kazandrmak istedik.
Bu erevede, 1940'l yllardan balayarak Milli Eitim Bakanl'nca yaynlanan
dnya klasiklerini okurlarmza sunmaya baladk.
Byk ilgi gren bu etkinlii Milli Eitim Bakanl'nca yaynlanmam -ancak
Aydnlanma Devrimi yarda kalmasayd yaynlanacana kesinlikle inandmz- dnya
klasiklerini de katarak srdryoruz.
Cumhuriyet

NSZ (*)

Pierre Loti, yaptlarnn yan sra, ok renkli yaam ve kiiliiyle de zellikle yaad
dnemde ilgi oda olmu ender yazarlardan biri. Gazetelerde, dergilerde resimleri
baslan, hakknda trl eitli, doru yanl srekli haberler, yazlar kan bir nl; yle
ki 1903-1905 yllar arasnda Vatour gemisinin komutanln yapt zamanlar
stanbullu hanmlar onu izletmek iin zel hafiyeler tutmular. Bugn iin ad pek
yabanc gelmese de yaptlar pek tannmayan Fransz deniz subay Julien Viaud, yazn
dnyasndaki adyla Pierre Loti Trkiye'yi ikinci yurdu saymt.
Deniz subayl sayesinde eitli lkeler tanma frsatn bulan Loti, meslei gerei
yapt yolculuklarn yan sra, zaman zaman kendi de yolculuklara kmtr. Tahiti'den
Senegal'e, Msr'dan in'e, Hindistan'dan Amerika'ya kadar ok yer gezip dolam ama
yalnzca Trkiye'yle bir gnl ba olmutur; bu, szde kalan bir gnl ba deildir.
Ardnda krk kadar yapt brakan Pierre Loti 14 Ocak 1850 gn dnyaya geldi. Sanat
kiilii daha ocukluunda belirmeye balad. Kardeindeki resim yeteneini gren
ablas Marie, onu resme ynlendirdi, ayn zamanda da piyanoya balatt. Loti, fotoraf
ekmeye merak sarnca bir sre sonra resmi brakm; ama piyanodan hi bir zaman
kopmam, komutanlk yapt sava gemilerinde bile odasna bir piyano koymay ihmal
etmemitir.
Julien on be yandayken, aabeyi gibi denizci olmaya karar verir. Deniz Harp Okulu
snavlarna hazrlanmak iin gittii Paris'te yalnzlktan kurtulmak iin kk bir deftere
iini dkmeye balar. 1866 kasmnda balad bu gnlk giderek bir yaamn seyir
defterine dnr. Pierre Loti hemen btn yaptlarn gnlnden yola karak yazd
iin yaptlar zyaamyksel bir nitelik tar.
Julien Viaud ilk kez astemen olarak Jean-Bart gemisiyle kt uygulama gezisi
srasnda Trk topraklarna ayak basar. Jean-Bart 20-25 ubat 1870 tarihleri arasnda
zmir limannda demirler. Kent onda stnkr bir izlenim brakmtr. Karanlk bir
gecedir; yamur yamakta, sokak kpekleri ulumakta, kervanlar geerken develerin
ngraklar duyulmaktadr. Her ey sanki bir dteymi gibi grnmtr ona.
Trkiye'ye bir sonraki geliiyse 1876 ylna raslayacaktr.
Bu arada Tahiti'ye, sonra Senegal'e gider; Tahiti'de Kralie Pomar'nin nedimeleri ona
Loti adn takarlar, sonralar yaptlarn imzalayaca bu ad tropikal bir iein addr.
Deniz subaynn Senegal'de yakaland sevda frtnas d krklyla biter. Sonra onu
Couronne frkateyninde temen olarak gryoruz. Aradan geen zaman iinde, izdii
resimlere gnlnden ekledii alntlarla, Paris basnnn nde gelen ressam
muhabirleri arasna girmeyi baarmtr.
Selanik'teki Fransz ve Alman konsoloslar ldrlnce, hkmetleri, sulularn
cezalandrlmasn istemiler ve idamlar izlemek iin okuluslu bir filo Selanik'e
gnderilmiti. Couronne frkateyni bu filodaki gemilerden biriydi.
Sulularn aslmasndan gn sonra subaylara kentte gezme izni verilir. Gen temen
Julien Viaud, yabanclar iin tehlikeli saylan kentin Mslman mahallelerine dalmaktan
ekinmez. Dven iki leylee bakmak iin eski bir caminin kapal kaps nnde
durduunda, iki iri yeil gzn gzlerine dikilmi olduunu ayrmsar. Bunlar
Aziyade'nin, on sekiz yalarnda bir erkes kznn, yal tacir Abeddin'in drt
hanmndan en genci olan Aziyade'nin gzleridir. Aziyade'nin hizmetisi Hatice ve
Julien'in Selanik rhtmlarnda tant Musevi kayk Samuel'in katklaryla! gizli
bulumalar ayarlanr. lkin bir d ve duygu esrikliinden te deildir bu; ardndan bir
eyler daha gelir, ak ya da onun gibi bir ey. Bu arada, stanbul'daki Gladiateur
gemisinde bir greve atanr. Ancak, Aziyade de sonbaharda stanbul'a gelecektir, nk
kocas Abeddin evini bakente tayacaktr.
Julien Viaud'nun Osmanl bakentinde ilk kal 1 Austos 1876'dan 17 Mart 1877'ye
kadar uzanr. Ksa sre Beyolu'nda bir otelde kaldktan sonra Beyolu'nun tenha bir
yerinde, Hali'e ve Trk kentinin uzaktaki panoramasna bakan bir eve yerleir.
Tant bir Ermeni papazdan ilk Trke derslerini alr. Sonra hayatn tadn karmak
iin gnlnce yaamaya balar. Giderek, dounun yaam biimine alr; Trk
greneklerini benimser, kaftan giyer, nargile ier, hatta Karagz seyretmeye bile gider.
Sonunda bir ev tutup Eyp'e yerleir.
Bu arada Aziyade, Selanik'ten stanbul'a gelmitir. Gen kadn, kocasnn sk sk
stanbul'dan ayrlmasndan yararlanmakta, sevgilisinin Eyp'teki evine gelip birka gn
kalmaktadr. Aziyade'nin kendini adamaya kadar varan sevgisiyle sanki Tanr katna
yceltildiini hisseden Julien'in benliindeki eski yaralar iyileir, Julien, gen erkes
kzna duyduu sevgiyi itiraf eder: Akn o saf, o mavi kk iei bu gen, ateli
tutkuyla karlanca yeniden at gnlmde. Olanca kalbimle onu seviyor, ona
tapyorum. Gen denizci zamanla Eyp halkndan biri olur kar. Dnyann en gzel
lkelerinden birinde yaadna inanmaktadr artk. Ama nasl oluyordu da, Aziyade,
Julien Viaud'nun evine rahata gidip geliyordu. Loti'ye gre bu durum evrede st
kapal biimde kabul edilmiti. Aziyade'nin, ya da bir erkein haremindeki Mslman
kadnnn, Hristiyan bir erkekle ilikiye girmesinin olanakszl zerine az mrekkep
harcanmamtr. Kimileri Aziyade'nin hi bir zaman var olmadn, sanal bir sevgili
olduunu vurgularken; Gide, Cocteau, Goncourt Kardeler gibi kimileri de onun aslnda
bir erkek olduunu srarla ne srmlerdir.
Aziyade ile yaad bu ak ona Trk dnyasnn kapsn aar. te yandan Loti, gelien
siyasal olaylar karsnda gnlnn haritadan silinmek istenen bu gzel lkeden yana
[olduunu], hi farkna varmakszn yavatan Trkle[tiini] itiraf eder. Artk, kendi
lkesi tehditle ve lm tehlikesiyle karlat zaman duyaca cokuyu biraz Trkiye
iin de duy[maktadr]. Gnn birinde gemisinin bir baka lkeye doru demir
alacann bilincindedir. Gen subay 17 Mart 1877'de, Trk-Rus Sava'nn
kmasndan bir sre nce, sevgilisine dnecei szn vererek stanbul'dan ayrlr.
Trkiye'den dnnde sknt ve zlem kaplamtr iini. Anlarn yknden kurtulmak
iin yazmay dnr. Acsnn trksn sylemek, iindeki acy nne gelene
haykrmak istiyordu. Hem yazmak iin kafasn yormasna da pek gerek yoktu. Naslsa
gnl elindeydi. Ufak tefek deiikliklerle stanbul'da kald sreyi ok zgr bir
biimde roman gibi yeniden yazmaya balad. Yalnzca adlar deitirdi; Hatice'yi
Aziyade, kendisini Loti adnda bir ngiliz deniz subay yapt. Bir de romana zg
etkileyici bir son bulmas gerekiyordu. Buldu da. Romann ba kiisi Loti, stanbul'a
dndnde sevgilisinin ldn renince Ruslar'a kar savaan Trk birliklerine
katlacak ve Kars kalesi nlerinde ehit decekti.
Julien Viaud'nun ilk yapt Aziyad 1879 ocak aynda sata karld. Loti'nin bu ilk
roman hemen hi ilgi uyandrmad. Romandaki olay rgsn oluturan bir dizi kk
olayn siyasal ve tarihsel bir fon zerinde sralanmas yapta belgesel bir eni
katmaktadr. Sultan Abdlaziz'in tahttan indirilip yerine V. Murat'n geirilmesi, ay
sonra onun yerine II. Abdlhamit'in tahta karlmas, 23 Aralk 1876'da Merutiyet'in
ilan ve yine ayn gn Bahriye Nezareti Binas'nda toplanan Tersane Konferans ve
konferansn baarszlkla sonulanmas bu fonun dokusunu oluturur.
Aziyad, yayn iin deniz kuvvetlerinden izin alma zorunluluunu amak iin yazar ad
olmadan ksa da, o yazmay srdrmekte kararlyd. Bir yl sonra Le Mariage de Loti
Madame Adam'n Nouvelle Revue'snde tefrika edilince yazn dnyasnda byk
yanklar uyandrd. Aziyad'nin yazar birden ne kavumutu. Julien Viaud, nc
roman Le Roman d'un spahi'de Pierre Loti imzasn ilk kez kullanr. Artk yaptlar
birbirini izleyecektir.
Pierre Loti on yl sonra ikinci kez Trkiye'ye gelir. Romanya Kraliesi Elizabeth'in,
yazn dnyasndaki adyla Carmen Sylva'nn arsna uymak, Bkre zerinden
stanbul'a gitme frsatn vermitir ona. 6-8 Ekim 1887 tarihleri arasnda stanbul'da
kalan Loti, bu gn iinde eski gnlerin izini srmeye, genlik gnlerinin zerini rten
klleri deme[ye] alr. Amac, Aziyade'nin lmnden kesinlikle emin olmaktr.
Heyecan iinde, soluk solua, gerei renmek iin rpnr. lgnca kouturma
Topkap'da Aziyade'nin mezarnda noktalanr. Bundan byle stanbul'a her geliinde bu
mezar ziyaret edecektir. Bu gnlk yolculuun soluk kesen yksnden yeni bir yapt
doar: Fantme d'Orient (Doudaki Hayalet).
1890 ylnda Carmen Sylva'ya ikince kez konuk olan Loti, oradan yine stanbul'a uzand.
12 -15 Mays gnleri arasnda Osmanl bakentinde kalan Loti'nin nc kez niin
geldii pek ak deildir. Gnlnde resmi bir ziyaret iin stanbul'a gittiini
belirtmesi nl yazarn Sultan Abdlhamit'in arls olduu varsaymna yol amtr.
Gerekten bu geliinde Yldz Saray'nda Sultan Abdlhamit ile grm, Mecidiye
nianyla onurlandrlmtr. Loti'nin Abdlhamit'e hayranlk duyduu dorudur. Ama bu,
siyasal nedenlerden ok estetik nedenlere dayanan bir hayranlktr. nk hkmdarlar
hep bylemitir onu. Krallar hep bir peri masal kahraman olarak alglamtr. Onun
gznde Osmanl padiah Batl ruhun yeryznde en anlayamayaca insandr,
insanst sorumluluklar olan Halife'dir, Asya llerinin derinliklerinde Tanr'nn
glgesi diye ad geen adamdr. Grme srasnda sadrazam padiahla nl konuu
arasndaki konumalar evirmek iin bouna nefes tketmitir. nk Loti'ye gre ikisi
de birbirlerini ok iyi anlyor, Hrstiyan glerin sktrd imparatorluun gelecei
hakknda ayn kayglar paylayordu. tesi, Loti yalnzca Abdlhamit'den deil, an
pek ok kral ve kraliesinden iyi kabul grmtr. Ancak Loti, hibir zaman
Abdlhamit'i savunmamtr. Bu nc stanbul yolculuundan Constantinople en 1890
kacaktr.
Loti, 1894 ylnda henz kk bir ocukken yitirdii inanca yeniden kavumak
umuduyla Kutsal Topraklar ziyaret etti. Fransa'ya dnte yine stanbul'a urad. Bu
drdnc gelii 12-18 Mays tarihlerine raslar. Abdlhamit'in arls olarak Cuma
Selamln izledi; Fransz elisi Paul Cambon'un eliinde Bursa'ya gitti. Bu
yolculuunu La Galile'nin sonuna ekledii La Mosque Verte'de anlatr.
Balkanlar'daki huzursuzluk dolaysyla stanbul'daki Fransz Elilii'ne bal karakol
gemisi Vautour'un komutanlna atanacak kii nemli bir rol stlenecekti. Belki
diplomatik hesaplar, belki raslant sonucu bu greve Pierre Loti atand.
9 Eyll 1903 gn Julien Viaud beinci kez stanbul'a geldiinde elli yanda, n
dnyay tutmu bir yazard. Resmi ilerinin dnda dingin bir yaam sryordu.
Grnte gen bir Trk kadnndan gelen bir mektup, bu dingin yaamn sonu oldu.
Yaamnn sonuna kadar kand bir aldatmaca sz konusudur burada.
Mslmanl kabul etmi bir Fransz'n torunlar olan iki kzkarde, Zennur ve Nuriye
ile, o sralar stanbul'da bulunan arkadalar Marie-Amlie, dier adyla Fransz
gazeteci Marc Hlys, srad bir eyler yaamak iin Loti'ye mektup yazp kendisiyle
tanmak istediklerini sylerler. Tek amalar elenmektir. ki yl ncesinde Zennur,
Loti'ye bir mektup yazm ve Aziyad'yi yaynlad iin teekkr etmitir; insann
sevdii yazar yakndan tanmak istemesi, Loti'den bir randevu koparmak iin iyi bir
bahane olabilirdi. Bu kez Marc-Hlys yazar mektubu.
Mektup Loti'nin keyfini karmt ama her eye karn randevuya gitti. lk bulumann
ardndan gen kadn ona bir roman yaatmaya karar verdiler. Kendilerinin, ada
gen Mslman kadn ruhunu temsil ettiini sanyorlard, onun iin yazaca bir romanla
bu kadnn zgrlk davasna katkda bulunmasn Loti'den rica etmeyi dndler.
Bulumalar birbirini izledi, ama gen kadn gerek kimliklerini gizlemeyi
srdrdler. Bunu frsat bilen Marc Hlys, Aziyade armlarnn yazarda uyandrd
duygulardan yararlanarak hem mektuplarnda, hem bulutuklar zamanlar, st kapal
biimde sevgisini dile getirmiti. Giderek tm olup bitenler bir saklamba oyununa
dnt. Loti ise tm kukularna karn kendini aldatmay yeliyordu. Marc Hlys
Paris'e dnnce bu gldry noktalamak gerekti. Marc Hlys, kendini Loti'ye tantt
adla Leyla, ailesinin kendisini istemedii biriyle evlenmeye zorlamas zerine intihar
etmeden nce, Loti'ye son bir mektup yazacak ve akn itiraf edecekti! Bu aldatmaca,
Loti'nin lmnden sonra, Marc Hlys Le secret des Dsenchantes'yi yaynlaynca
aydnla kmtr. Pierre Loti'nin bu yaadklarn anlatan roman byk baar
kazanmtr.
Loti, 1910 ylnda emekliliini ister. Altm yandadr. 1910 austosunda altnc kez
stanbul'a gelir, 15 Austos-22 Ekim 1910 tarihleri arasnda dokuz hafta kalr.
stanbul'a, romannda adn Cenan koyduu Leyla, dolaysyla Marc Hlys hakkndaki
gerei renmek zere gelmitir. Birka gn Kontes Ostrorog'a konuk olur, ardndan
emberlita'ta tuttuu bir eve yerleir. Ksa sre sonra hastalannca hastahaneye yatar,
Fransz konsolosunun Ortaky'deki yazlk konutunda uzun bir iyileme dnemi geirir.
te yandan Cenan ve arkadalar hakkndaki tm aratrmalar sonusuz kalr. 23 Ekim
1910 gn, bir daha hi gelmeyeceini sanarak Trkiye'den ayrlr.
talya 1911 eyllnde Trablus'a saldrnca yalnz Pierre Loti buna kar kt. 3 Ocak
1912 tarihli Figaro'da kan yazsnda Ben yalnz talyanlar' deil, hepimizi, kendine
Hristiyan diyen btn Avrupa halklarn zntyle protesto ediyorum diyor, yazsn
yle srdryordu: Kendine Hristiyan diyen Avrupa'nn gznde btn lkelerin
Mslmanlar avlanmasna izin verilen av hayvanlardr. [...] Trkiye kendisine byle
davranlmasna raz gelmeyecektir. [...] Trkiye korkulacak bir savadr, gururlu ve
kahraman ordusuyla kannn son damlasna kadar kendini savunacaktr. Bu, Dou'nun
gizemine tutkun, Trkler'e duygusal yaknlk duyan Pierre Loti deil, tmyle siyasal
tavr sergileyen, gdml bir yazardr. talya kart bu yazdan dolay aboneliini iptal
edenlerin okluu Figaro'nun mdr Gaston Calmette'i g durumda brakt.
1912 Lozan Antlamas'yla Trablusgarp ve Bingazi'nin talya'ya verilmesinin hemen
ardndan Birinci Balkan Sava patlak verdi. Loti sesini ykseltmekte gecikmedi, altm
yan gemi olmasna karn giderek artan bir ate ve cokuyla Trkiye'yi savunmaya
koyuldu. Emekli olduu iin, tad niformann yazdklarn kstlamas sz konusu
deildi artk. nce, Figaro'da sonra Gil Blas'da srdrd yazlarla Avrupa'y kk
Balkan devletlerinin su orta ilan etti. Katil Trkler diye manetler atan basna,
Trkler'e kara almaya uraan satlm yazar bozuntularna ate pskryordu.
Avrupa'da [Trkler'i] destekler grnenlerin tm bugn onlar ar bir rahatlkla
reddediyor, hakaret yadran basn, onlar korumay stlenmi siyasetiler ve bir
zamanlar dost olduklarn ilan eden Batl Gler, hepsi onlar ortada brakyor diyordu.
22 Ocak 1913'de Turquie agonisante piyasaya kt. Bu kitap, mektuplardan ve
makalelerden oluan bir derlemedir.
Loti'nin Trkler'den yana oluu nasl aklanabilirdi? Baz Fransz aratrmaclarn ne
srd gibi otuz be yl nce yaanm bir akn ans siyasal bir tavr almaya yetebilir
miydi? Loti Trkler'e duyduu ballk ve saygnn kiisel nedenlere ok daha az bal
olduunun altn izer. Bu nedenleri dizgesel biimde aklamasa da onlar yaptlarna
serpitirilmi olarak bulmak mmkndr. O, zellikle sadakat, drstlk, byklere
sayg, konukseverlik, dman olmayan herkese beslenen, hatta hayvanlar da kapsayan
snrsz sevecenlik gibi, artk Avrupa'da sarslm deerlerin hl Trkler'in yaam
biemini belirlemesine hayranlk duymaktadr. Varoluun kozmik sonsuzluk iinde bir
raslant olduunu ve bu raslantnn kaybolurken tozdan te hibir ey brakmadn
dnen Loti iin zaman geiyor korkusu, yalnzlk korkusu, yaklaan hiliin verdii
korku Trkiye'de duyulmaz. Trkler btn Dou'nun en temiz ruhlu, en hogrl
insanlardr.
Osmanl hkmeti kran belirtisi olarak Turquie agonisante yazarn stanbul'a resmen
davet etti. 12 Austos - 17 Eyll 1913 tarihleri arasna raslayan bu yolculuk onun
Trkiye'ye yedinci ve son gelii olacakt. stanbul'da kald sre iinde hkmet ve
saray mensuplar ile grt, padiah tarafndan kabul edildi. 18-21 Austos gnleri
arasnda Edirne'ye bir yolculuk yapt. Trenin getii her yerde nerdeyse bir kurtarc
gibi cokuyla karlanyordu. stanbul'a dnnden Fransa'ya hareketine kadar, daha
nce Ostroroglar'a konuk olan Loti, Yavuz Selim'de kendisi iin zel olarak hazrlanp
denmi bir evde arlanmtr.
Birinci Dnya Sava patlak verince Loti silah altna alnmasn ister. Trkiye'nin
savata yer alaca kamptan kayglanmaktadr. Bir Trk-Alman badamasn
engellemenin grevi olduuna inanyordu. Bu amala Enver Paa'ya gnderdii mektup
6 Eyll 1914 tarihli Figaro'da yaynlanmtr.
Pierre Loti savan ardndan Trkler'i savunmak iin yine kalemine sarlr. Ne Trkler'e
hakaret eden, eski nyarglarla gzleri krelmi, Dou'ya hi ayak basmam adamlara,
ne de besleme basnn Trkler'e kara alan her yazsna ncil'den alnm szler gibi
inanlmasna dayanamyordu. Sansrn Ermeniler'e, Yunanllar'a ucu dokunan her eyi
kesmesine, ama Trkler'e ynelik en ar aalamalar hogrmesine isyan ediyordu.
Her eyden nce onlar Hristiyan deiller, zavall Trkler; ite bu, Avrupa'nn gznde
en byk kusurdur [...] her zaman onlar haksz karlacak, bedel her zaman onlara
detilecektir diyordu. Artk Bat'da Trkler'in yasad paryalar olduu ve yalnzca
dmanlarnn bar konferansna katlma hakk olduu kabul edilmi gibi
grnmektedir. nk Trkler ne yaparlarsa yapsnlar Avrupa daima onlar haksz
bulacaktr. nsan haklarna ve antlamalarn ruhuna aykr olarak zmir'e yerleen
yabanc igalciler[in] kanl bir savaa yol amas olasdr. Ne ki zmir'i Yunanllar'a
vermek, Foallar zamannda Marsilya'da Yunanllar'n ok olduu ve orada iyi iler
evirdikleri bahanesiyle burasn da onlara vermeyi nermekle aa yukar ayndr.
te yandan Pierre Loti Birinci Dnya Sava'ndan sonra Trkler'i savunurken bunun
Fransa'nn ulusal karlar asndan nemini sk sk dile getirmekten kanmamtr.
nk Fransa Halife'nin imparatorluuna milyarlar yatrmtr. Rusya'nn kmesinden
sonra Trkiye'nin de yklmas Fransa'ya ok pahalya mal olacaktr. [...] Orada
piyasay elinde tutan tartmasz Fransz tacir ve bankerlerdir ve Trkiye ile srtmek
Fransa'nn ylda ortalama iki buuk milyar kaybetmesine yol aacaktr.
Pierre Loti sansr amak iin etkili dostlarna bavuruyor, Trkiye lehinde
giriimlerde bulunmalar iin onlar bir eit bask altnda tutuyordu.
Trkler lehine yrtt bu kampanya giderek kendisinin Trkler'e yaklamnda da
deiiklie yol aacak, Mustafa Kemal'in evresindekileri yurtlarn savunan
kahramanlar olarak selamlayacak ve kaderci bir bekleyi iinde olan deil, haklar iin
savaan Trk'e destek verecektir. Byk Millet Meclisi Hkmeti Loti'nin bu tutumuna
incelikli bir yoldan karlk verir. Fransadaki temsilcimiz Ferit Bey'in ei Mfide
Hanm Loti'ye Mustafa Kemal Paa'nn bir mektubuyla Meclis'in armaan olarak bir
hal vermekle grevlendirilir.
Pierre Loti 10 Haziran 1923 te ld. Ardnda krk kadar yapt brakt. ngilizce'ye,
Almanca'ya, talyanca'ya, Japonca'ya... evrilen bu yaptlardan yedisi Harf
Devrimi'nden nce eski yazyla Trke'ye de evrildi. Latin harfleriyle dilimize
kazandrlan yaptlarnn says da yediyi amyor. Bunlarn arasnda ne dorudan
Trkiye'yi savunduu, ne de konusu Trkiye'de geen yaptlarnn tm var. Doudaki
Hayalet ise ilk kez Trke'ye aktarlyor. Pierre Loti zerine yazlm yz akn
kitaptansa yalnzca bir tanesi Trke'ye evrildi. Trk yazarlara gelince, Pierre Loti
hakknda bugne kadar yalnzca bir Trk yazar Trke bir kitap yazd: Abdlhak inasi
Hisar.
Faruk Ersz

DOUDAK HAYALET
(Fantme d'Orient)

Eyll 188...

Gzn kendini artk biraz belli ettii serin bir eyll akamndan sonra geceyars. Her
yer sessiz. Huzur iinde uykuya dalm ailemin evinde yalnzca ben uyanm. Skntdan
ve beklemekten kafam karmakark. Yarn sabah yola kacam dnerek erken
yatacam syleyip daireme ekileli nerdeyse iki saat olacak. Ama uyku tutmuyor.
Kendi zel daireme kapanm, odadan odaya bo bo dolayorum, denizci olarak
ktm uzun, uzak seferlerin arifesinde olduu gibi snrsz dler kuruyorum, gemi
gnleri, sonsuza dek bitmi eyleri, lm yzleri skntyla iimden geiriyorum.
Ancak bu kez yalnzca bir aylna yola kyorum ve stanbul'dan uzaa gitmeyeceim,
ama bu yolculuk zntl olacak...
Mutsuz bir masal oyunu olan yaammn unutulmaz bir perdesi orda oynand mutlaka, o
yzden oraya dnmek dncesi byle tedirgin ediyor beni, o yzden ordan gelen her
ey, aklmdan geen bir Trke szck, bir Dou silah, bir Trk kuma, bir koku beni
hemen bir srgn gibi dlere daldryor, gzlerimin nnde stanbul beliriyor yeniden.
Dairem bir eski zaman emirinin dairesiyle ayn, oymal kk kemerler, eskil srma
ilemeler ve beyaz kire badanasyla sevdiim baba evimin ortasna by yoluyla
yerletirilmi herhangi bir Dou evine benziyor; bunun nedeni sadece sanatsal zen
deil. slam dnyasnn bir daha kopamayacam ekiciliine Boazii kylarnda
oturduum zamanlar kapldm; bu ekicilii trl trl biimlerde, nesnelerde,
resimlerde, renklerde bile duyuyorum, hatta duvar inilerimdeki u yapmacksz
boyanm eski d ieklerine varncaya dein. zellikle bu hznl ekicilik beni
etkiliyor, yarn olacam yere, oraya doru ekiyor beni.
yleyse stanbul'u bir daha greceim doru... On yldr dlediim o kutsal yolculuk
pekl gerek ve yaknda demek...
Denizcilik mesleinin raslantlaryla dnyann her kesini dolatm on yldan beri bir
daha geri dnemedim oraya, hi olmad, beni srekli ordan uzaklatrann bir yazg,
amanszca bir cezalandrma olduunu syleyesi geliyor insann. Byk umutsuzluk
iinde yklm bir kk erkes kzna ordan ayrlrken ettiim tumturakl dn
yeminimi hibir zaman tutamadm.
O benim sevgilimdi; btn ruhumla kendimi ona verdiimi, yaadka ve sonsuzluklarn
tesinde sreceini sanyordum; ona ilikin hibir ey bilmiyorum artk.
Ama ondan ayrldmdan beri uykuda beni srekli kovalayan grnt hep ayn: Gemim
beklenmedik biimde abucak, gizlice stanbul'a uruyor; dte grlen bu stanbul
tuhaf, bym, bozulmu, i karartc; ona kavumann atei iinde aceleyle karaya
kyorum, binlerce ey beni engelliyor, vakit getike tedirginliim artyor, sonra
hemen demir alma vakti geliyor ve o zaman onu yeniden grmeden hareket ettiim,
yitmi izinden hibir ey bulamadm iin yreim daralyor, uyanyorum...
Beklemekle geen bu gecede, acmn trksn sylemek, gelene geene glce
haykrmak iin vaktiyle kardm ve kt gnden bu yana amaya cesaret
edemediim bir kitab aryorum korkuyla, yeniden okumak iin. Beceriksizce kaleme
alnm, acnas, kk bir kitap bu; ama o gnk tm duyarlm, bozguna uram, ilk
kez lesiye alt st olmu ruhumu koymutum o kitaba, yazmay srdreceimi, ileride
Aziyade'nin adsz yazarnn kim olduunun anlalacan dnmeden. (Aziyade, onun
sylemek istemediim daha ho, daha yumuak olan gerek ad yerine benim
uydurduum bir Trk kadn addr.)
Dinsel bir saygyla, sanki bir gmtn kapak tan aralam, iine bakyormuum gibi o
unutulmu sayfalar evirmeye balyorum, vaktiyle yazdm bu sayfalar beni artyor.
nce beni glmseten ocuksu eyler var. Kalplara uyan bir Loti var, kendisine
benzediimi sandm. Sonra, urda burda meydan okumalar, Tanr'ya kargelmeler var;
bunlarn bir ksm bana berbat gelen beylik, hep yinelenen eyler, br ksm
umutsuzlukla, atele dolu, sanki duaym gibi. Ah! o genlik a, Tanr'ya hem
kargeldiim, hem de yakardm gnler!...
Ama satr aralarnda, gsz, ses vermeyen szckler arasnda uyuyan, dile
getirilmemi her ey, yavaa uyanyor, yitip gitmeleri iin braktm uzun geceden
dar kyor. Yaammn, gemite kalm akmn akl ermez gizli yanlar yeniden
gzmde canlanyor; bunlar olmasa ne derin bir ekicilik, ne de yrekten bir korku sz
konusu olurdu. Ara sra, bu kitap bir any ya da ektiim bir acy artrd zaman,
belirsizce alglanan byk gizlerdeki byk uurumlar sezinlemenin getirdii trden
dondurucu bir sarsnt ya da ruh rpertisi duyumsuyorum. teden beri varolan ya da
belirsizce dile getirmesi bile olanaksz, bilemediim, baka gizler bunlar. ykmzn
balad talk Selnik krlarnda aynn maysta uyandrd izlenimi yeniden
anszn duymak niin rpermeme yetiyor? Ya da Eyp'teki gizli evimizden ieri giren
bir k akam gneinin grnts? Ya da Trk dilinin titremleriyle ve gen, pes
sesiyle onun syledii bir tmcenin aklma gelmesi? Ya da yine yalnzca ordaki ykk
duvarn, tenha sokan bir kesine vuran glgesiyle yakndaki camiyi bomas?
Kavramas pek g, varla yok aras ok kk eyler bunlar; ama insan bylesine
rpertmek iin, insan ruhunun bilinmez derinliklerinde nelere baldr yleyse bunlar,
gemite kalan neye balanacaklar, tkenmi hangi servenlere, hl ac eken hangi
toprak bedene? Ve insan niin bu garip ansma sarsntlarn, zellikle akn tadna
doyulmaz, ldren bysnn deneiyle dokunduu lkeler, yerler ve zaman sz
konusu olduunda duyumsuyor?
Birok sayfay gz bile atmadan hzla eviriyorum. Kitap gerei ya da yersiz
aratrmalar iin daha artc olsun diye gerekleri az ok beceriksizce dzene
koyduum, deitirdiim sayfalar atlyorum. Sonra ite Eyp'teki son gnlerimiz, koyup
gitmenin yrek burkan acsyla dolu, oysa ilkyaz bir kez daha eski stanbul'a geliyor,
hznl sokaklara badem aalarnn beyaz ieklerini serpiyordu. imdi de son blm,
btn o uydurma Azrail blmn ben eklemitim; ama yalnzca o zamanki
dncelerime gre yazlan yklere bir son gerektiini sandm iin deil, daha ok
ikimizin sonunun yle gelmesini atele dlediim iin. Anmsyorum, bu son blm
yazarken iim kan alamt ve uydurma olmasna karn nerdeyse doru kt; yllardan
sonra bu akam hi beklemediim bir i arpntsyla bu blm yeniden okuyorum,
biraz da yaam gncesindeki son sayfay ldkten sonra okurmu gibi.
Ne yapalm! Asl son henz gizemini koruyor ve yaknda bu sonu reneceimi, orada
btn o klleri eelemek iin yarn yola kacam dnerek titriyorum.
Sonradan olanlara gelince, aslnda yalnzca yle:
Hayr, ona ilikin hi bir ey bilmiyorum. Hem ho, hem sonsuz zc gelen lmne
inanmam hibir temele dayanmyor. Gitgide, sevimizin yksnde duraklama oldu, ama
kesin zme kavumad; bizim ikimizin bu yks yitip gitti, ama bitmedi.
lk zamanlar skca gzetilmesine karn, binlerce gl ap gelen ksa seyrek
mektuplar bana ulayordu, bastrlm yaknmalar tayan bu mektuplar kesileli yedi yl
olacak yaknda. Ahmet'ten gelen mektuplar da bitti, stelik insan kaygya drecek
biimde. nceleri, tuhaf inanlmaz bir hal ald bu mektuplar; yazan, Ahmet'in hibir
zaman yapmayaca biimde adlar, kiileri birbirine kartryor, bana Aziyade'den sz
etmemekte direniyordu, - yle ki, sormaya cesaret edemedim, ne de yant vermeye,
nk kurulu tuzaklardan, gizlerimizi yakalayacak yabanc ellerden korkuyordum.
Hem sonra, bu bilmeceyi uzaktan nasl zmeli; stanbul'da harem dairelerinin
parmaklklar arkasnda iz srmeyi yeterince candan, yeterince becerikli, yeterince
gvenilir hangi dosta yklemeli... stelik, yllar yl dneceimi umdum, - yaammdaki
raslantlar aksine baka yerlere gtrd beni, Afrika'ya, in'e, hep daha uzaa...
Bylece gitgide iimdeki anlar yatt; tmyle sulu deildim ben; anlar renk
yitirmeye balad, stlerinde toz, stlerinde mezar topra vard sanki.
Yalnzca geceleri, dlerdeki ayklk anlarnda dinmek bilmeyen pimanlklarm srekli
ayn biimde geri geliyordu; kendimi hep stanbul'a geri dnm sanyordum; byk,
lgn bir gkyz zerine karanlk, ok yksek kubbelerinin glgesi dm bir
stanbul'a; sonra kaygyla hep oradan oraya kouturuyor, elimde olmakszn durup
kalyor, hedefe varamyordum; sonunda demir alma vakti geldi sanp ona ulamama
yetecek saniyeleri boa harcamann i acs ve tedirginliiyle hep uyanyordum.
Ah! u acayip stanbul, bana geceleri grnen boucu hayalet ehir! Kimi kez uzakta
kalyor, yalnzca silueti grnyordu ufukta; alacakaranlkta ssz kumsallardan birine
kyor, ta tede, minareleri, kubbeleri grnce, mezarlarla dolu, i karartc fundalklar
arasnda bir kou tutturuyordum, sonra uykulu olduumdan komam arlayordu; bazen
de bataklklarda oluyordu bu, sazlar, ssenler, btn su bitkileri koarken nm
kesiyor, stme dolanyor, bana kstek vuruyorlard. Ve vakit geiyor, ben
ilerleyemiyordum.
Baz defalar, gemim kutsal kentin eteklerine kadar getiriyordu beni; o zaman ona
ulaamyorum diye sokaklarda ikence ekiyordum; iie geen, karanlk, bo
sokaklarn karmaasnda yal efendisinin oturduu Mehmet Fatih semtine kouyordum
nce; sonra, yolda dorudan onun evine gidemeyeceim birden aklma geliyordu;
kararszla dyordum, ate basyordu, bu srada dakikalar akp gidiyor, yayorsa ne
olduunu, - ya da ldyse, hi deilse hangi mezarla gmldn bana
syleyebilecek eski tandklardan birini bulmak iin ne yapacam bilemiyordum; ve
vaktim kararszlk iinde bocalamakla, yolumu kesen hayalet gibi insanlarla
karlamakla geiyordu; yine baz defalar deerli dakikalarm sama sapan ilerle
boa harcyordum; tpk bir zamanlar gezmeye ktmda yaptm gibi silah pazarnda
taklyor ya da alp getirsinler diye gnderdiim, bir trl dnmeyen kiileri beklemek
iin kahvede oturuyordum; ya da yine tam bir dehet iinde, bilinmedik, ssz
mahallelerde koyu bir gecenin ortasnda kurulmu kapanlar gibi beni tutan gitgide
daralan sokaklarda kendimi kaybediyordum; ve sonunda birdenbire o amansz demir
alma vakti geliyor, ar tedirginlik uyanmama yol ayordu. Saplanty andran bu d
on yldan beri defalarca yinelendi bende, her hafta yinelendi, ama onun gen yzn,
irkinlemi ya da lm haliyle bile bir daha hi, hi grmedim; hibir zaman bir
hayaletten bile, istedii kadar anlalmaz olsun, onun yazgs zerine bilgi edinemedim.
imdi beni uzak tutan kt by sonunda bozulmu grnyor; bana kuruntudan
ibaretmi grnecek kadar o grdm karanlk dlerle gitgide btnleen bu kenti
tmyle aklm bamda ve dipdiri olarak gpegndz, gne altnda yine greceim.
Yolda hi bir eyin beni engellemeyeceine, hedefe varacama, o sokaklarda uyku
sersemliiyle admlarm yavalatmadan yryeceime, yaayan insanlara sorular
soracama, yitirilmi o sevgili izi belki yine bulacama inanasm gelmiyor.
Yarn gerekten yola kyorum, sanki herhangi bir yere gidecekmi gibi pek nemsemez
ve gereki biimde kyorum yola; bavullarm aada, yarn sabahtan beni trene
gtrecek arabann almas iin hazr. Tm yaammda olduu gibi tela iinde Paris-
Bkre Ekspresi'yle Avrupa'y boydan boya gnde hzla geeceim. Bu arada yol
zerinde Karpatlar'da tannmam bir kralienin saraynda bir hafta kalacam: Yolun
tedirginlik veren son evresinden nce biraz d ve esriklik ieren bir mola olacak bu.
Sonra Varna'dan Karadeniz yoluyla stanbul'a varacam.
Yol hazrlklarm raslant sonucu erkenden bittii iin, yolculuk ncesinde bu akam
dinginlii bozulmuyor; her eye evredeki o sessizlik ve uyku egemen.
imdi daha deerli olan, yanmda gtreceim ufak tefek nesneleri topluyorum,
mektuplar, muskalar, bana verdii o yz. Sonra, dinsel bir saygyla, eski Dou
ilemeleri altnda sakl gizemli bir ekmeceyi ayorum; iinde Eyp'ten getirdiim bin
trl ufak tefein uyuduu bir tabut bu, onun ocuksu yazsyla szckleri beceriksizce
iziktirdii ktlar, Bursa ii sedirimizin kumandan kesilmi paralar, bir zamanlar
baharda stanbul bahelerinde aan ieklerin acnas hayalleri var iinde. Bu gizli
ekmecenin en derin yerinde, bu kalntlarn altnda, Arap harfleriyle yazlm bir adresi
aryorum, oradan ayrlacam gnn sabah Ahmet Yeni Cami Alan'ndaki dilekeciye
yazdrmt: ona gre, stanbul'a uzun yllar sonra ancak dnersem, nceki gn
Aziyade'nin yazdrd, stnde kendi ad olan btn br zarflar, onlarla mektuplamak
iin btn aralar tkendiinde, bu adres onu bulmak iin bavuracam son are
olacakt.
Bu adres yle; be ya da alt satr, bir trl bitmiyor; yal bir Ermeni kadnn adn ve
oturduu yeri belirtiyor: "Anaktar-iraz, Kasmpaa Mahallesi'nde Hac Ali Alan'nda
alak daml bir evde oturur, yan tarafta bir manav, karda fes satan bir ihtiyar vardr".
Ahmet bu kadnn, evinden, sahibi olduu iin hi ayrlmayaca kansndayd. Vaktiyle,
o yetim bir ocukken bu kadn onu evine alm, bilmem hangi hastala tutulduunda ona
bakmt; Ahmet kadnn kendisini ok sevdiini, iini, evini yirmi kez deitirse bile
nerede bulunduunu bileceini sylyordu. Anmsyorum, ak havada, caminin dibinde,
narlarn altnda pek berrak bir ilkyaz ve genlik gneinin aydnlnda yazlmt bu
acnas naif adres, sonra ben dnyay gezerken on yla yakn bu ekmecenin karanlnda
uyudu! imdi sararm solmu, lm kiilerle ilgili eski bir belge havas gelmi
stne. Onu iyice rengi atm grmek bana ac veriyor. Dou'nun iddetli na onu
geri gtrebilmek, bana inanlmaz geliyor, stnde yazl szcklerin beni, dgcmn
uydurmalar, belleimin hortlaklar olmayan hl yaayan gerek insanlara gtrecek
bir ipucu olabilecei de. O zavall yal Ermeni kadn, o manav, o fes satan adam, yitik
bir d mahallenin sradan yoksul insanlar, sonra yle byle anmsadm kadaryla
bir iki kez geldiim, bir Trk kahvesinin kk bahesinde yzyllk asmalarn altnda
alacakaranlkta Ahmet'le oturduum o eski kk mahalle, - kim bilir ne olmutur imdi,
orada nelerle karlaacam kim bilir...
Hem ayrca on yl tm imgelerin ayn karanlk iinde kaybolduu epey uzun bir zaman
aral. O yzden, ilk zamanlar, henz pek ses vermeyen bir tedirginlik duygusu, daha
ok dingin bir ince hzn iinde srp gidiyordu daldm dler. Ama birden, pekl
yayor olabilir diye dnnce, stme daha byk bir sknt geliyor. Olduka uzun
zamandr bu dnce bu kadar dokunakl biimde kendini gstermemiti bende.
Aslnda, bilmediime, hi bir eyden emin olmadma gre, yaknda, birka gn sonra
kendimi onun karsnda bulmam olanaksz deil, yarnm gibi titretiyor bu beni. Ah!
onun baklaryla, ld sanmaya altm, acl ya da glmseyen baklaryla yine
karlamak, onun deyiiyle "gz gze geldiimizi" yine grmek yok mu; ah! bu ann
korkusu ya da esriklii...
Ne durumdadr acaba imdi, yirmi sekiz yanda yz nasldr? Bir zamanlarn gzleri
deniz yeili, narin kk kz bir kadnn olanca gzelliiyle mi yine karma kacak, ya
da kim bilir ksnden ve seviden yana sonsuza dek bitmi bir varlk olarak m? Hem ne
fark eder, ister yalanm, ister lmek zere olsun.. ben onu hl seviyorum. Ama ne
olursa olsun, bu garip karlama an ikimiz iin de biraz rktc olur, ilerin yoluna
konabilecei bir yarn, korkmadan.tasarlanabilecek bir arkas olmazd. Aziyade ile
Loti, en azndan eski gnlerdeki Aziyade ile Loti artk ldler; onlardan arda kalabilmi
olanlar, yzce ve ruha kukusuz hafife onlara benzeseler de dnme uradlar; az
nce kapattm u kk, ocuksu kitabn dorulad gibi, onlarn ikisi de ldler.
Sylemesi nerdeyse gnah: u anda oralarda yalnzca bir mezar bulacamdan emin
olmay yelerdim sanyorum. Hem onun iin, hem kendim iin, ne dnmenin, ne de ac
ekmenin kalmad topraa sonunda girerken onun beni arkada brakmasn isterdim. O
zaman itiim dn andn tutmak iin, srp giden sonsuzluklar huzur iinde geiren,
servi ormanlar iindeki, insan gven veren gizemli yaztlarla bezeli o kk mezar
talarndan birinin nne giderdim.
Dairemde ar, insana tedirginlik veren bir hava var bu akam. Yanan tek amdann
gerileri belirsiz bir karanlkta brakmas yznden her ey zntl bir havaya
brnm; orda burda kesici silahlarn keskin elik yzleri, yataanlarn emel azlar
parldyor ve duvar kaplamalarnn koyu krmzs stnde garip ilemeler, Dou'nun
benim hi anlayamayacam gizlerini sanki simgelerle anlatyorlar. Bizden nce gelen
hangi kuan, hangi bilinmez kiileri bu resimlere dlerini, deimez dlerini
koydular? Kendileri iin elie su verilerek bu silahlarn yapld, bu srmalarn
ilendii insanlarn hangi bo dleri vard, hangi sevileri, hangi umutlar? imdi
kutsanm topraklarda, beyaz camilerin eteinde uyuyan o insanlar hi olmad kadar
uzak duyumsuyorum kendimden. Bu akam, btn bu eski Dou grnm, farkl insan
rklarnn ruhlarna varncaya dein ne lde benzemediini, ak oralarda bulmaya
almann tm samaln, olanakszln, sakncasn bana daha iyi duyuruyor.
Yanlgya dp birbirini seven iki kii arasnda, kaltm ve temelinden farkl eitim
engeli, anlalmas olanaksz sorunlar uurumu her zaman kalr. stelik son demleri
geldiinde, ocukluun dinsel yanlglarndan kalm, hl bir para tatl gelen,
lecekleri sra kendilerini oyalayacak, ortak anlar olmayacan, dahas, sonradan ayn
topran kendilerini birletirmesinden yoksun kalacaklarn kestirmeleri gerekir.
Zaman ve lm sizi daha ok ayryor ve insan kar hiliklerin iinde eriyip gidiyor
gibi grnr bylece.
Buradaki eylere Trk kokular sinmi, sarayda olduu gibi, bu kadar fazla; bu
sessizlik de skc, kokular havadaki arl artryor, - pencereleri ayorum ardna
kadar...
Sessizlik ayn kalyor, hatta artyor, evrenin tm sessizliiyle uzayp gidiyor. Bir gece
kelebei, ayn uzun nlar ieri giriyor. Bir serinlik giriyor ieri, bahelerden,
krlardan, byk bataklklardan, surlardaki kk karaaalarn tesinden gelen, cana
deen bir serinlik. Bu serin hava sanki ok karanlk bir dten uyandryor beni, yaam
solumak iin pencereden sarkyorum. Yredeki tandk bildik eyler hep bildik
yerlerinde grnyor. Ay aydnl bu gece onlara, bilmiyorum nasl, bir deimez
dinginlik, bir para da gerekdlk katyor; ama onlar her zaman olduu gibi hep ayn
ve ben yaam boyu bu eski damlar, bu duvar yzlerini, baheler arasndan geen bu
derin yollar, bu yeil ktleleri hep grdm ve u anda tm bunlarn, doduum
topraklara ait zntl, kk bir ezgi ararak buralardan gitmememi tlediini
syleyesi geliyor insann. Bakalar, benden yaln niceleri, bu lkeden, ne de yalnzca
bu yreden hi ayrlmadlar!... Belki, ben de onlar gibi yapsaydm...
Bahelerden bir koku ykseliyor, nem, yosun, lm yaprak kokusu, havalar soumaya
baladnda hafif sis basan akamlara zg. Gzdeyiz artk! Bir yaz daha geip gidiyor
ve stanbul'dan dndmde bitmi olacak. Tanrm, bu yolculua knca, duvarlarmz
bezeyen gllerin en gzel at gnleri karacam ve eyll gneinin son
prltlarnda karalar giyinmi iki aziz kadnn avluda dolatn bu yl gremeyeceim.
Hem kim bilir bu eylere bir daha ne zaman kavuurum, nk beklenmedik olaylarla
dolu denizcilik benim mesleim. te imdi bu yolculuk arifesinde zntl, yzst
braktklarmn zlemiyle kalakalm durumdaym.
Sonra silahlarn parldad koyu krmz Trk dairesine girince birden her ey
deiiyor; stanbul'a ulamann tedirgin sabrszl iinde her ey unutuluyor; bunun
nedeni, gidip bir ekmecenin dibinden aldm ve boynuma taktm muska.
Dou'dan getirdiim bu muskay uzun sreden beri grmemitim; bilmem hangi ufak
tefek, gizemli nesnelerin kk bir keseye tklmasyla yaplmt bu muska,
beceriksizce bir elin olduka acemice diktii bu kese, stne pembe iek ilenmi
srmal bir uha parasndan yaplmt; bu kuma paras kk bir erkes kznn
ocukluunda, Boaz kylar boyunca yksek otlarla kapl patikalardan okula giderken
mrnde iki yaz giydii o kk yelein ypranmadan kalm en salam yeri seilip
oradan kesilmiti. Birbirlerini sevdiklerinde, uur getirsin, birbirlerini unutmasnlar
diye yaamlarnn ilk yllarndan kalan deersiz kk eyleri insanlarn aralarnda
dei toku etmeleri, dnya kurulalberi varolan znt verici bir ocukluktur
sanyorum; farkl rklarn insanlarnda buna defalarca rasladm. nsan duygularndaki bu
edelik, ruhlarn kendi bireysellikleri konusunda daha da kukulandryor beni: yle
bir dnnce, ruhlar hep ayn grnyor, yle ki, kiisellikten tmden yoksun olan bu
trn sonsuzca yenilenmesinin gelip geici trmleri diye bakmak isteine kaplyorum
onlara.
yleyse bizim iin de durum ayn: Ak byd ve sonsuzluk zlemine kadar
ykseldii, ya da dostluk bitmesi kayg uyandracak lde derinletii zaman, gzler
geriye, sevilen kimsenin ocukluuna evrilir. Yaanan an ksa ve yetersiz grnr, o
zaman gelecein belki hibir zaman varolmayacan bilen insan, hi deilse olmu
olan, gemii ele geirmeye alr. "Sen kck bir kz ocuuyken kime
benziyordun? Syle bana, yzn, giysilerin nasld? Sen kck bir olanken neler
dlerdin? Nasl davranrdn, hangi oyunlar oynardn? Bak ben de sana ocukluumun
ilk sevinlerini, ilk zntlerini anlatmaya can atyorum; hatta sana o zamanlardan
kalm, benim iin ok deerli filanca kk nesneyi armaan etmek istiyorum." Eyp'te
oturduumuz Trk evinin tehlikelerle dolu gizeminde, ikimiz de ieri kapanyor,
darnn ar sessizliini yarp geen en kk grltden tedirgin, bu tr
sylemelerle geiriyorduk k akamlarn. Ve ben yaam boyu defalarca - onu
tanmadan nce ve onu nerdeyse unuttuktan sonra - yazk ki defalarca bakalaryla da
aynsn yaptm, dostluklarn etkisiyle ya da sevilerin lmcl ekiciliine kaplp... Ah!
Tm bunlar acnas bir aldatmacadan te deil oysa...
Ve bununla birlikte, Tanrm, ok gzel kk bir kzn, unutulmasn diye ocukluk
andalarndan en kutsaln yrtp, olanca sevgisiyle yapt muskay verme gereini
duyduu o adam, bir erkein yaamdan bekleyebilecei en byk cokuyu tatmtr,
ardndan lse bile bu kadar yetmelidir ona.
Bu akam, srmal uhadan yaplm bu tlsm byleyici etkisini ortaya koydu ayrca;
nk kitab okumakla balayan armlar garip biimde tamamland. O tlsm bana
veren kz anszn karmda beliriverdi sanki: Muskay boynuma takarken gryorum
onu, sonra o kk, sade ve ciddi ruhunu tmyle yanstan bakn bana yneltmesini:
Yz gecenin iinden kmt, son gnlerdeki anlatm vard, gzlerindeyse son bir
soru... O zaman, az nce ona kar duyumsadm belki biraz yapay bir duygu, biraz
duraksama, lmesi olaslna ilikin kendime sylediim mantkl, souk, bencil,
acmasz szlerle birlikte utu gitti. Hayr o mezarn yerine onu bulsam daha iyi, nasl
olursa olsun, ne pahasna olursa olsun onu, sonra yine ac eksem de, onu yine grmeyi
yelerim; umudum yok, ama onu bir daha grmek iin her eyi gze alrdm,
duyumsuyorum. Ah! Onu yine bulmak, yalanm da olsa, son gnlerini de yaasa yeter
bana, geri geldiimi anlayan, zr dilediimi iiten, bir para dnebilen bir hayal
olmas, alabildiine duygu yceliiyle, gnl sevecenliiyle bir an sevebileceim,
gzlerinin anlatm hl eskisi gibi bir hayal olmas yeter. Hatta isterse kendisini
bulduumda beni unutmu, hep gzel, gen kalm, mrnn yaznda, tm canllar gibi
bahtna den birka gneli yln, elinden alma hakkm olmayan yllarn huzur iinde
tadn karyor olsun.
Szn ettiim o byk engeller, o rklar ve dinler arasndaki derin ayrlklar, bunlar
var mdr artk bilmiyorum. Ak, bir ruhun derinliklerinden teki ruhun derinliklerine
giden bakn ekicilii her eyin stne kar. u anda burada yanmda olsayd gidip
elinden tutardm, ekinmeden, glmseyerek. En sevdiklerimin, en saydklarmn
arasna tutar getirirdim onu.
Bu akam her an deien duygularm onu bir daha grmenin i szlatan arzusu, ona
ynelen - aslnda nerdeyse umutsuz - bu cokunun iinde eriyor.

II
Bkre, ekim 188...

Aa yukar on gn sonra, Avrupa'nn br ucunda, gece vakti geldiim bir hkmdar


saraynda yalnzm.
Almanya ile Avusturya'y byk hzla getikten sonra, Karpatlarn ortasnda, bu lkenin
esiz kraliesinin yazlk atosunda, yolculua bir haftalna ara verdim.
Kralienin yanndan dn ayrldm; ve burada geceyi geireceim Bkre'te u anda
kimsenin kalmad kraliyet saraynda arlanyorum. Bo bir saray gibi sszl zc,
grkemi hznl hibir ey yok. Bana ayrlan dairede tek bama kalr kalmaz bir tr
olaanst sessizlik saryor her yanm; ok uzaktan, arabalarn Bkre'te Paris'e gre
daha da dinmek bilmeyen o grlts, bouk bir frtna gmbrts gibi kulama
geliyor; yaam dolu caddeden kimsenin gelip gemedii alanlar ayryor beni, alanlarda
nbetiler bekliyor, saraydaysa kprdayan hibir ey yok.
Kralienin atosunda elimde olmadan, binlerce eyle oyalanm, kendimi onlarn
ekiciliine kaptrmtm. Ama buras yirmi drt saat temdeki stanbul'dan nce son
konak yeri; sabaha dein kaplar bekleyen nbetilerin bir kreendo gibi, gitgide daha
belirginleen dzenli admlarnn demelerde yankmasn dinliyorum.

Sal, 5 ekim.

Sabah saat drtte gn madan kraliyet sarayndan ayrlyorum. Bkre sokaklarnda


byk souk var. Bir lando, karanlkta giden araba selinin ortasnda doludizgin
gtryor beni. Gkyznde k anmsatan donuk renkler var. Herhangi bir Avrupa
bakentindekine benzeyen bu yeni ve dz yollar boyunca, nerede olduumu, bu atlarn
beni byle hzla nereye gtrdklerini pek kestiremiyorum; ne olursa olsun, stanbul
yolunda olduumu , yarn oraya varacam ak seik kavrayamyorum.
Sabah bete, trende, Orient-Ekpres'in kocaman kuetli vagonlarndaym.
Sonra, saat sekize doru, tren Tuna kysnda duruyor, kar kyya gemiyle gemek
gerekiyor nk. Hava hl ok souk, dmdz ve sonsuz ovann ufuklar hafiften sisli.
Ama burada Dou giysileri gze arpyor artk; bizim gemicilerin banda fes var ve
rmakta kylar boyunca hareketsiz duran teknelere krmz stne beyaz hilalli Trk
bayra ekilmi. te o zaman, bu serin ekim sabahnda bu sular, bu ovalar geip
hangi hedefe doru yol aldm anszn daha dokunakl biimde kendini yeniden
duyuruyor.
br kyda, gn iinde boydan boya Bulgaristan' geeceimiz, kk, kt bir trene
biniyoruz.
Bu gz gnnde byk kaynama iindeki, sava halindeki Bulgaristan karanlk, yabanl
bir izlenim uyandryor.
leye doru ssz bir ovann ortasndaki bilmem hangi kyde tren uzun sre duruyor.
Svari kamp varm burda. Sava iin giyinmi svariler, yarn arpmaya hazr,
kararl ve kibirli grnyorlar. Svari bandosu epeevre sralanp garip bir hava
alyor bize; az raslanr bir hznle ykl bir Dou havas bu, lme giderken sylenen
ar ve kesintisiz cenk trks gibi bir ey... Dinlerken alayasm geliyor... Gitgide
stanbul'a yaklamak yoldaki sradan eylere abartl bir nem katyor benim gzmde,
onlarn ehresini deitiriyor, sanki tllerin ardndan gsteriyor onlar bana.
Karadeniz'e yaklatka havann souu azalyor. stasyonlar - ara sra getiimiz,
sszlklarn ortasnda yitmi yoksul kyler - anlyabildiim, dilime evirebildiim ve o
zaman yurduna geri dnen biri gibi beni sevindiren Trke adlar tamaya balyor:
Kkpazar, Kkeytan vb... Trk giysileri, sarklar, siyah eritli aba ceketler
parmaklklarda grnyor - ve ben bu hznl, buruk lkede sevdiim dili konuan o
insanlar iitmek iin kulak kabartyorum.
Sonunda Varna grnyor, ilk minareleri, ilk camileri selamlyorum.
Bizi stanbul gemisine gtrecek kaya bindiimizde Karadeniz'in sular dingindi.
Hava lm, hafiflemiti, arkamzda bizden uzaklaan Varna'nn minareleri gnbatmnn
altn nda ykanmaktayd.
Turistlerle dolu bu gemide grlt patrt arasnda yemee oturunca - birbirine karan
sesler, karlkl sylenen sradan szler arasnda geici bir unutkanla kaplyorum.
Ama sonra, uyku tutmayan bu gecenin iinde, gneye doru, sarsntsz, grltsz,
kayarcasna, hzla yol alan geminin gvertesinde yalnz gezinirken, - hedefe ok yakn
olduum ve yarn oraya varacam aklma geliyor. Bu gemide, meslek alkanlyla,
tutacak nbetim olmayna, szme kesinlikle ba emeyecek tayfalar arasnda
bulunuuma ayorum; hibir ey beni ilgilendirmiyor, ne manevra, ne de rota, - bu pek
inanlr gibi gelmiyor bana ve engin gecenin iinde gemide olduum gereini bilmem
ki nasl bir d belirsizliiyle rtmeye yetiyor. Burada kimse adm bilmiyor,
stanbul'da ne yapacam, oraya yaklamann beni nasl allak bullak ettiini bilmeleri
daha da olanaksz. stanbul'a dnmek, gecenin bu saatinde, suda szlrken uykuya
dalan geminin gitgide saltklaan sessizliinde, nasl desem, hem gizli, hem i karartc
bir havaya brnyor.
gdyle gzlerim ok uzaklardaki iki ya da a bakyor, onlar izliyor; glkle
alglanyorlar, usuz bucaksz belirsizlikte raslantyla ayrmsanm gibiler - gkte yoksa
denizdeler mi pek belli deil - bunlar Trk kysndaki fenerler. Deniz gittike daha
durgunlayor, ufuk izgisinin grnmedii bulank gecenin iinden hep daha hzl
kayarak gidiyoruz.
Dte geri dndm sandm zamanlar tpk byle oluyordu; byk hzla karanlkta
stanbul'a doru kayyordum; bu gece, az kalsn sevdii lkeye doru gece yolculuuna
km bir hayalet sanacaktm kendimi ben de sonunda...

III

Perembe, 6 ekim.
Gn aarrken garip sesli bir grevli kamaralarndaki yolculara Boaz'a giriin
yaklatn haber verdi. Geceyi d kurarak geirdiimden henz uykuya dalmtm,
srayarak uyandm. Boaz'n yalnzca adn duymak bile kalbimin hzla arpmasna
yetmiti.
Gvertede souk vard, yolcular birer birer grndler, ilgisizdiler, yalnzca
kendilerine gsterilen ey d krklna uratmt onlar. Aslnda Boaz'n girii can
skcdr daha ok, buralarda, henz glkle seilen, koyu renklerle ykselen, herhangi
bir zellikten yoksun dalar arasndan geiliyor. Kprtsz, bask gn altnda
klrengi, sisli gz gnei douyordu. Srklenen tlleri andran sis tabakalar yznden
hemen hemen hibir ey gremeyecektik.
Turistler iin olduka tatsz: stanbul'a var beklenen etkiyi yapmayacak. Bana gelince,
tam iki buuk gn, bu kutsal ziyaret iin yalnzca iki buuk gn vaktim var; hava
imdiden ka evirirse, yamur yaarsa, ki olasdr, her ey daha hznl, daha
karmak, yapacam aratrmalar daha g olur diye dnyorum...
Dn akam gverteyi dolduran nc mevki yolcularn grmemitim: Bunlar gerek
Trkler, erkekler kaftan giymi, kadnlar peeli. Sonra karaya yaklatmz gibi
burnumuza anszn bir koku geliyor, benim duyularm iin keskin, zel, pek ho bir koku,
- eskiden ok iyi bildiim, uzun zamandr unuttuum Trk topraklarnn kokusu bu,
bitkilerden mi, insanlardan m geliyor bilmiyorum ama hi deimemi ve bir anda
olduu gibi eski duygular dnyasna geri gtryor beni. te o zaman, birdenbire, sanki
on yllk bir boluk alyor hayatmda, stanbul'dan ayrldm o tedirgin gnden beri
tm olup bitenler yok oluyor, daha ayam basmadan kendimi tmyle Trkiye'de
duyumsuyorum, sanki benim ruhum gibi bir ey buralardan hi ayrlmam da sorumsuz,
gebe bedenimi imdi yeniden ele geirmi gibi...
Aa doru Boaz' inmeye balyoruz, iki kyda da bir masal evreni canlanyor
yavatan. Her eyi anmsyorum, saraylar, kck kyleri, en kk aalklar bile;
ama imdi yle dinginim ki ben de ayorum, kendimi anlayamyorum artk; sanki
Trkiye'den daha dn yeni ayrlm gibiyim. Yalnzca mezarlklarn nnden geerken
biraz kayglanyorum; burada hemen su kysnda ykselen siyah yaprakl dev servilerin
altndaki mezarlarda kadnlar yatyor. Bu mezarlara uzun uzun bakyorum; ayakta duran
mezar talarna her zaman, iekleri simgeleyen bir tr ta giydiriyorlar karlkl.
Anlalmaz bir tedirginlikle birden geri dnp bakmaktan kendimi alamyorum,
uzaklat lde, yazt altn yaldzl bu mavi ya da yeil mezar talarndan birini gz
ucuyla izleyeyim istiyorum; onun mezarn da gzmde hep byle canlandrmtm. Oysa
kukusuz hi bilinmeyen hangi nemli kiilerin bunlarn altnda yattn kim biliyor!...
te grkemli kkler ve byk harem daireleri, sonra ard ardna sralanan mermer
rhtml, bembeyaz saraylar. Ve sonunda aada, birdenbire yrtlan sisten kan
stanbul'un esiz silueti.
Ah! te karda stanbul! Bu kez gerek, imdi byk bir hzla yaklayormu gibi
grnyor, duru ve nemsiz bir aydnlkta olaan grntsne kavuuyor, on yln
dyle bendeki izlenimi biraz deien bu grnt yine de anlarmdaki kadar gzel.
Duygularmn gitgide yatmasna ayor, raslantnn bana tantt yol arkadalarmla
syleiyor, bir rehber gibi onlara saraylarn, camilerin adlarn sylyorum.
Hep Avrupa bayraklar ekili birsr geminin, yelkenlinin arasnda grltyle demir
atyoruz. Kayklarn, gmrklerin, hamallarn iddetli akn hemen balyor;
yzlerce kayn saldrsna uruyoruz; tm bu insanlar gelgit srasnda deniz nasl
kabarrsa yle gemiye kyor, btn Yakndou dillerinde konuuyor, baryorlar.
Var noktasndaki bu grlt patrty, bu sesleri, bu titremleri, bu yzleri; sonra
evremizi saran ynla gemiyi ve bu kara dumanlar ok iyi bilirim ben, - o dumanlarn
stnden, kutsal camilerin kubbeleri, karda berrak ge doru ykselir. Ben de bu
grltnn iine dalyorum; stelik Trke szckler, hatta iyice unuttuklarm bile hep
birden aklma geliyor. Rhtma kmak iin kayklarla, bavullarm iin hamallarla
benim iin kesinlikle nemsiz konular tartyorum, salt hareketi ve konumay
gereksindiim iin. Kaya bininceye kadar bilmem hangi konuda artc bir pazarlk
srdryor, sonunda bavullarmla kaya yerleiyorum, - bu yzden nerdeyse hi
heyecan duymadan - belki ayam yere deince geirdiim titreme dnda - kendimi
karada, stanbul rhtmlarnda buluyorum.
Gmrk, pasaport ve daha bilmem ne ilemlerinden tr her zaman insanla dolup
taan, bart art dinmeyen u aa mahallede, Galata'da, bir saatten fazla zaman
yitirdikten sonra artk Beyolu'na km, turistlerle dolu, sekin bir otele yerlemi
bulunuyorum. Saat ona geliyor, dakikalarm saylyken, zaman nasl da boa gitmi!
Hem sonra le yemei yenecek, bavullar alacak, ste baa eki dzen verilecek... Ve
bu arada akp gidecek zaman.
stm deitirdiim odann hibir zellii yok, yalnzca epey yksekte, pencereler
yukardan, Avrupa bieminde yaplm o pek kiiliksiz evlere bakyor ve damlarn
stnden stanbul ya da Asya yakasndaki skdar' alan iki ya da aralk alyor:
Havada asl gibi grnen kubbeler, minareler, serviler. Tm bunlar yle bir
grvermek, tadna doyulmaz bir cokuyla, atelice bir acele gereksinmesiyle evrenin
bilincine varmama yetiyor. Tanrm, kim bilir bu akam neler renmi olacam! Belki
hibir ey, ne are! Gizlerle dolu koca stanbul'da, haremdeki bir kadnn yedi ya da
sekiz yldr yitmi izi iki gnde aranr da bulunur mu, ne deli adamm ben! Asla
baaramayacam, bulamayacam.
Uzun uzun dnp tasarladm plana gre nce Kasmpaa'daki yal Ermeni kadn
arayacam, Ahmet son are olarak onun adn vermiti, yola kacam akam onun
karmak adresini bulmutum. Yayorsa eer, belki her eyin anahtarn o verecek bana;
en basit ve en abuk zm yolu bu olurdu.
imdi bana getirmeye sz verdikleri bir evirmeni bekliyorum, - nk bilgi toplamak
iin Trke okumasn iyi bilen birine gereksinmem olacak, oysa ben yalnzca
konumasn biliyorum. nsan ileden karan rahatlk iinde imdi gelir, imdi gelir
diyorlar bana. Zaman akp gidiyor ama o bir trl gelmiyor.
Bunun zerine Galata'ya inip bana adn verdikleri bir bakasn aramaya karar
veriyorum.
O da evinde yok...
Koa koa otele dnyorum. Saat yarm olmu! Aman Tanrm, yalnzca iki gnm
varken ne ok zaman yitirdim! Tpk dlerimdeki gibi: Her ey nm kesiyor!...
Sonunda, ite bir evirmen getiriyorlar bana. ren, yal bir Rum, kurnaz, merakl,
bugn ve yarn btn gn bana elik etmeyi neriyor. Snamak iin ona yal kadnn
adresini uzatyorum, taklmadan okuyor; kadnn oturduu Hac Ali Alan'nn nerde
olduunu ok iyi biliyormu, vaktim darald iin beni hemen gtrebilirmi oraya.
Yryerek daha abuk gideriz diyor, bildii kestirme yollardan, ne atlarn, ne de
arabalarn geemedii sokaklardan gidip zaman kazanacaz. Sonunda dardayz ite,
yoldayz. Bu sabahki bulutlar gkten kaybolmu. Tanr'ya kr, hava nerdeyse bir yaz
gn gibi aydnlk ve scak olacak, her ey daha az i karartacak. Yal Anaktar-iraz'n
adresini elimde tutuyorum, btn planm bizi ynlendirecek u pek deerli, okunaksz
yaz parasna dayanyor ve bu yaz on yl sonra Dou'nun gneini imdi yeniden
gryor. Hedefe varmann atei iinde hzl admlarla yryorum, bedenimi hafiflemi
duyumsuyorum, ayaklarm sanki dokunmadan yerin stnde kayacak kadar hafif; yllar
boyu beni dlerde ezercesine geciktiren, uykuda yaanan o eylemsizliklerle eliiyor
bu durum; sanki damarlarmda her zamandan daha hzl dolaan kanmn bamda
uuldadn iitiyorum; komak geliyor iimden, bu yal adam beni izlesin, ardm sra
buka gibi srklensin istemiyorum.
Nerelerden geiriyor beni? Anlam olsa bari. Bunlar yeni mahalleler, buralar hi
bilmiyorum. Her ey deimi. Ben gittikten sonra rktc biimde inaat yaplm
buralarda - bu yerlerde yaplan ok byk deiiklikler dayanmas daha g bir
duyguyu uyandryor bende, genliimin, ak ykmn, tmyle gemie gml, toza
topraa karm olduu ve sakl kalm bir izini bo yere aradm duygusunu...
Hah! imdi eski Trk mahallelerindeyiz, - girintili kntl kk sokaklar bunlar,
kendimi biraz evime dnm sayyorum... ukur bir yere indik imdi, bir zamanlar
baya bilirdim burasn.. orda u dnemecin arkasnda eski bir Rufai tekkesi olacak,
pencere parmaklklar arasndan ayrmsanan sandukalaryla i boucu, akam nnden
geildiindeyse rktc bir tekkeydi buras... Evet, tekke hl yerinde duruyor;
admlarm yavalatmadan pencerelerdeki demir parmaklklar arasndan ieriye bir gz
atyorum: Hep ayn eski sandukalar, stleri ayn eski kumalarla kapl ve baularnda
ayn eski sarklar var; ne kf, ne de kurtlar tm bunlar eskisinden fazla yemi. Gariptir,
lmle ilikili bu eyler, olduklar gibi kaldklar iin, kesinlikle ilkyaz ve ak anlar
uyandryorlar bende.
Gitgide nerde olduumu karyorum. ok yaklam olmamz gerek, hatta Anaktar-
iraz'n oturduu mahallenin pek yaknnda olmalyz, nk ordaki caminin kara
serviler arasnda ykselen, eskilikten biimi bozulmu kire badanal, bembeyaz
kubbesini yine gryorum, - hatta bir akam Ahmet'in beni o yal kadna tantrd,
asmalar yzyllk o kahveyi bile gryorum yine. Demek ki kutsal yolculuumun ilk
aamasna yaklayorum ve kendime gvenim biraz geri geliyor, biraz da hedefe varma
umudu.
Yabanclarn gvensizlik uyandrdn bildiimden, ben bir kenarda oturacam, bu
kk kahvenin insana hzn veren kk bahesinde, orada, sararm asmalarn
altnda, eski duvarn dibinde, vaktiyle oturduum yerde; yerli biriymiim gibi bir
nargile isteyeceim, ve o da, yal Rum da saa sola bilgi toplamaya gidecek.
Bezgin bir durumda geri geliyor: Bir yanl yapm olmalym diyor bana, ya da
elimdeki ktta bir yanllk var, evrede kimsenin bildii yok bunu...
Ama ben yine de buralarda, ok yaknda bir yerde olduuna pekl eminim! nk
kadn evinden kt sra, bir akam Ahmet onu armt bana tantrsn diye,
kendisine "Frengistan'dan" yazacam mektuplar almasn ondan rica etmek iin... Eer
lmse, en azndan bir kiinin bile onu anmsamamas olanaksz. Haydi bakalm, gitsin
mahallenin eskilerine sorsun, ask suratl ve ketum olmalarna aldrmasn, stelesin; sz
verdiim dl ikiye katlayacam.
Bir eyrek saat sabrsz bekleyi. stne bir eyler iziktirilmi bir kt parasn
zafer kazanmcasna sallayarak tekrar grnyor. Kadn ok iyi tanyan yal bir
Yahudi, para karl kda onun adresini yazm. Kadn lmemi ama tanal yl
oluyormu, Piripaa'ya, epey uzaa, kentin olduka dnda, byk Yahudi
mezarlklarna yakn bir yere gitmi yerlemi.
Ne are ki, oraya gitmek ok zaman ister! Yine de bir iz, iyi kt gvenilir bir yol var
nmde, daha tehlikeli, daha belirsiz bir ey denemektense bu yolda kalmay yelemeli.
abuk gidip nerden olursa olun eyerlenmi iki at bulsunlar ve yola kalm.
u aydnlk gz gnnde, artk yaz sonlarna zg lgn parltsn alm, hl scak bu
gnein altnda Piripaa'ya kadar at srtnda giderken yoldaki ince hzn dile getirecek
szckleri nerden bulmal...
Hali'e kout, ama stanbul'a kar gelen kydan, denizin biraz uzandan, i kapatc
krlklardan, su kysnda kurulmu d mahallelerin evresinden dolaarak ilerliyoruz.
Sanki bile bile ayarlanm gibi, Eyp'te oturduum zamanlar k sabahlar - karanlk,
ortaln buz kestii ubat ya da mart sabahlar - tadna doyulmaz gecelerin ardndan
gemime dnerken getiim bir zamanlar ok tandk bildik btn o yerlerden yine
gememiz gerekiyor. On yldan beri geceleri dalp gittiimde grntlerini en sk
grdm yerler bunlar; bu gndz dnde daha aydnlk grnyorlar ama ok daha
gerekmi gibi gelmiyorlar bana.
Olanak bulunca her defasnda atlarmz trsa kaldrp vakit yitirmeden gidiyoruz; kimi
kez su birikmi ukurlara iniyor, kimi kez topra orak tepelere kyoruz ve buralardan
n batan aa yaldzlad kar kydaki stanbul grnmn gryoruz. Bugn
bana yaayan eyleri lm yzleriyle gsteren iimdeki hznn yan sra, bilinmez bir
baka hzn srp gidiyor olmal buralarda, Konstantinopolis'in evresinde,
yukarlarda szlyor olmal... lk kitaplarmdan birinde bu hzn dile getirmeye
alm ama baaramamtm; bugn yolumun stnde tandm her tata, her mezarda
gemie ait dile smaz duygular bir i frtnasyla hatrma geliyor, yaammn en
sreklilerinden biri olacak bu i frtnas, grdm, duyduumu ve ektiim acy
betimlemek, szcklerle saptamak iin kendimi yetersiz bulmamdan kaynaklanyor.
Her yerde, topran, kayalarn, dmdz otlarn stnde zamann pasym gibi duran,
kzla alan tekbiim gri bir renk var. Ve ara sra, braklm fundalklar andran bu
topraklarn ortasnda kara servilerle evrili bir minare.
Bizi aa doru inmeye zorlayan derin bir vadi kyor nmze, sanki bir kentin yz
fersah uzandaymz gibi grn sert ve yabanl. yice aada, narlarn altnda
eski bir eme var, bir zamanlar orda hemen her sabah gen bir Trk kadnna
raslardm, peesinin altndan ok gzel grnrd bana. Kn afakta, gn domadan
geerdim ordan, ayn saatlerde o da yalnz bana bu emeye bakr gmn
doldurmaya gelirdi. Sabahn buusuyla puslanan ukur yolda karlar, tandk gzle
birbirimize bakardk, sonra peeli yznn tek grnen yeri, gzleri, yar glmseyerek
baka yne evrilirdi. On yldan beri hi dnmemitim onu, imdi sanki berrak bir
aynada yine gryorum; ve gndoumunda henz ssz yollarda, sert, dondurucu havada
ya da klrengi siste yzm kamlanarak koarken iimi kaplayan hznl duygular
yine yayorum. O zamanlar tedirginlik iindeydi ruhum, evremiz tehlike doluydu, o
yzden ortalk yine kararnca brakp geldiime kavuacak mym, yoksa akamdan nce
her eyi yok etmek iin Azrail mi gelecek diye kendime soruyordum.
Sonunda Piripaa'ya varyoruz, yoldan gelip geenlere sora sora o yal Ermeni kadnn
kulbesini buluyoruz, kutsal yolculuumun btn sonucu ona bal, - kapy vururken
kayglym. ki kez, kez, eski kap tokma ok gl ses kartyor, rk tahtalar
titretecek kadar, ama kimse gelip amyor, zaten pencereler de kapal. En az yz
yanda, ii bitmi bir Yahudi, yeil bir kaftana sarlm sarmalanm, komu evlerin
birinden korkuyla dar kyor.
- Yal Anaktar-iraz m? diye yantlyor bizi kukulu bir havayla, ne istiyormuuz
ondan?
Grnmz iini rahatlatyor: "Evet, buras, doru; ama evde deil, ok hasta bir
akrabasnn yanna yatya gitmi, Kasmpaa'ya, tam bizim geldiimiz yere, eski evinin
hemen bitiiine". Ah ite o zaman gerekten ate basyor stme! Ne yapmal? Zaman
geiyor, vakit ge olmal. Aceleyle karken saatimi otelde unuttuum iin, saati bile
bilmiyorum; ama gne artk alalyor gibi grnyor bana. Bir kez gece oldu mu,
stanbul'da hibir ie kalkamaz insan - ve bu gn de bittikten sonra yalnzca bir gnm
kalyor. - Aslnda bu yolculuun nasl olaca uykuda tmyle iime dodu galiba: st
ste gelen engeller, zaman darlnn verdii tedirginlik ve hedefe ulaacak vaktin
olmayaca kaygs.
Neye karar vermeli imdi? Bilemiyorum artk, biraz bunalyorum. Derman kalmam bu
kira atlaryla geldiimiz yere, ta Kasmpaa'ya geri mi dneceiz?... Hayr, vaktiyle
oturduum Eyp mknats gibi beni ekiyor, imdi burda ok yaknmzda, tam karda,
Hali'in br kysnda - Hali bu yrede darald iin karya ok abuk geilir.
Ayrca kendimi yeniden ylesine bu kutsal semtin sakinlerinden biri olmu gibi
duyuyorum ki; burda yaadm zamandan beni ayran on yl tmyle siliniyor, nerdeyse
tandk yzler arasnda evime dnyormuum yanlsamasna kaplyorum ve evimi
iinde bir zamanlarn sevgili konuklaryla nasl braktysam ylece yerinde bulacam
bile kolayca dleyebiliyorum. Hi olmazsa, cin peri masallar anlatan dervileri
dinleyerek Ahmet'le k akamlarn geirdiimiz eski kk kahveye girip oturacam,
bu mahallede birinin beni grp tanmamas, anmsamamas ve - kukusuz artk kimseye
glge drmeyecek - aratrmalarmda bana yol gstermeye raz olmamas mmkn
deil.
Bunun zerine atlarmz gnderiyoruz; kaya binmek zere kyya doru iniyor, abuk
gitmek iin gen bir kayk seiyoruz, - az sonra uzun ekilen krekler dingin sularn
stnde alabildiine hafif, kaydryor bizi.
Gzlerimi drt ap, karya, uzaktan tarayarak, yanaacamz br kyya bakyorum.
O da nesi, kartryor muyum acaba? Ama burdayd, kesinlikle eminim.
Aman Tanrm, yazk her eyi deitirmiler, ne benim o ok eski evim, ne de
evresindeki br iki ev yok yerinde. Bu ykm hi tahmin etmemitim, yreim
daha da daralyor. Trk hayat yaadm gnleri kuatan o ereve sonsuzlua dek yok
edilmi - bu durum her eyi geriye, daha silinmi bir uzakla itiyor.
Nerede bulunduumu anlamaya, hi deilse bir eyleri tanmaya alarak yere ayak
basyorum. Masalc dervilerin kahvesi nerede peki? Alanda eskiden bilmediim byk
bir beyaz duvar, askerlerin nbet tuttuu yepyeni bir karakol var. evredeki tm evler
kapal, sessiz ve zellikle yaklalmas olanaksz. Haydi bakalm, imdi bir yabancym
burda; buraya gelip sayl dakikalarm yitirmekle lgnlk ettim, oysa geri dnmem, iyi
kt gvenilir tek izi srmem, her ne pahasna olursa olsun o yal kadn aramam
gerekirdi.
Yine de Eyp' yeniden grmek, kutsal yolculuumun bir parasyd, hem ok
yaknndaydm.
te kutsal cami ve kutsal mezarlarn bulunduu iki yan aal yol! Vaktiyle ili dl
olduum evremdeki o gizemli, ender eylerin iki adm tesindeyim; belki bir daha
buraya hi gelmeyeceim, - onlar grmeden Eyp'ten ayrlmaya cesaret edebilecek
miyim? Hem koarak gidersem olsa olsa be ya da on dakika yitiririm, ve kaykya
diyorum ki: "Git biraz aa yana, kutsal mezarln giriindeki mermer rhtmn
oraya".
Yal Rum'u krekiyle birlikte kaykta brakp karaya yalnz kyorum, bu yerin
sessizlii, unuttuum ve admlarmn kard grlty deitiren seselimi beni
arpyor. ki yan aal, sonsuz huzur yolunda, glgede yosun tutmu mermer deme
talar stnde ban eip yavaa yrmek istiyor insan, ama bugn o yoldan ate
iinde aceleyle gemek zorunluluu yolda grlen tm nesnelere varolmadklar
havasn veriyor. Bu iki yan aal yolda, karlkl sralanm trbelerin, mezarlarn
arasnda, mermerlerin batan aa sessiz beyazlklar ortasnda kouyorum, kouyorum.
Dar yolun sanda ve solunda bir dizi sivri kemer alm eski beyaz duvarlar uzanyor,
kemerlerin te yannda gmt dolu bir eit aaln alt taraflar grnyor. Btn bu
kutsal ve deimez eyler ayn kalm; akmn anlarna ok garip biimde karm bu
esiz yer bizim yaadmzdan yllarca nce de aynyd ve ikimiz gp gittikten sonra
da uzun sre byle, ayn kalacak.
Aal yolun sonunda, koyulaan bir glgede, narlarn ho rts altnda, iine
giremediim kutsal caminin kaps nnde duruyorum. Talarn stnde kprdamadan
oturan ya da melen yz peeli ayn yal kadn dilenciler hl hep ordalar. Onlardan
biri ayak sesimle dnden uyanp beni koarken grnce meraklanyor, acaba bu eii
atlamak kstahln gsterecek miyim, bir trl anlayamyor: "Yasak! Yasak!" diyor
kzgn bir sesle yolumu kesmek ister gibi can ekilmi elini uzatarak. Artk eskisi gibi
rahat konutuum Trkeyle sakince yantlyorum onu: "Yasak olduunu biliyorum
anacm, benim istediim yalnzca caminin giriine bir gz atmak, sonra ekip
gideceim". Byle deyip avucuna bir sadaka koyuyorum; o zaman sakin bir sesle
merakta kalan dierlerini yattryor: Biliyor, haberi var; burann adam o, bakmaya
gelmi yalnzca. Gerekten de aceleyle gizlice bakyorum; eskiden, Eyp'te oturduum
zamanlar bu eie kadar defalarca gelmitim, byk aalardan den yar karanlkta
eikteki en kk talar bile hl tanyorum. Benim bulunduum glge yerden, hayalet
gibi kprtsz, yzleri peeli u dilenci kadnlarn arasndan, karda, cami avlusundaki
yzyllk kire badanalarn ve inilerin stnde biraz tansks bir aydnlk ldyormu
gibi grnyor. Ksaca baktktan hemen sonra koarak aal yola dnyorum, akp
giden zamann, gzme daha yaldzl grnen n verdii tedirginlik, gn batyor,
akam oluyor korkusu yeniden yakalyor beni.
Elbette ne pahasna olursa olsun, o yal kadn aramaya Kasmpaa'ya dneceim. Hem
bu kez denizden gideceim, buradan en abuk byle gidilir.
Kaymn iine yeniden uzandm zaman krekiye: "Hzl ek krekleri" diyorum,
"hzl ek, bunun karln iyi vereceim sana"! Beyaz dilerini gsteren bir
glmsemeyle yant veriyor ve olanca gcyle kreklere aslyor. Aknt bize yardm
ediyor, Hali'i aa doru hzla iniyor, i daraltc Eyp'ten uzaklayoruz.
Ama Hasky nnden de geeceiz. Oraya da urasam m acaba? Bu semtin sakinleri,
imdi geldiim yerde olduu gibi insandan kamaz, hem kim bilir belki beni bir tanyan
kar, hizmetimde kullandm o Yahudilerden biri, byk Salomon ya da yal
Hayrullah hatta, kim olursa, yeter ki beni bilgilendirsin. Ordan geerken bu yolu
deneyeceim... Hem sonra bu bana evimi, oturduum ilk Trk evini grme frsatn
verecek, nk ben orda da oturdum, Eyp'e yerlemek gibi nerdeyse olanaksz bir d
gerekletirmeden nce.
Dou'da geen yaamm anlattm o genlik kitabmda, Hasky evresine deinmeden
gemitim, ksaltmak amacyla, te yandan imdi beni pek elendiren bir tr trel
duyguya uymak iin: Bu Hasky stanbul'un olduka kt gzle baklan yoksul bir d
mahallesidir.
Bununla birlikte, Beyolu'ndaki Avrupa biemi evimi braknca, nce oraya gidip
yerletim; Aziyade Selanik'ten dndnde onu ilk kez orda arladm. Kar kyda,
kutsal mezarlarn bulunduu semtte bir ev bulmadan nce iyice gizlenerek iki aya yakn
orda kaldk, ne olur ne olmaz diye daha gvenli bu ilk barna sonralar da elimizde
tuttuk, canmz istediinde ara sra oraya gidiyorduk yine.
Zamanla her ey bellekte nasl deiiyor, her ey nasl unutuluyor! Bizim sokan
iskelesini bile karamyorum ite, hani o kazklar stnde denize uzanan tahta iskeleyi,
eskiden pek bildik gelirdi bu iskele bize, alkanln verdii gvenle kapkaranlk
gecelerin koruyucu gizeminde kayktan orda inerdik.
Sabrszlktan Musevilerin oturduu darack bir sokan giriinde kyya kyorum,
soka biraz, ok ok az anmsyorum. Peimde hep o yal Rum, zaman geiyor,
tedirginliinin aralksz mahmuzlamasyla hzl yrmeye, komaya balyorum.
Bir dnemete, Yahudilerin pazar kurduu bir sokaa dyoruz: Alclar, satclar avaz
avaz, kouturan bir kalabalk, sepetler, meyveler, sebzeler ortal doldurmu, kk
maltzlarda, ak havada kzartlan etler, kk tezgahlarn am tefeciler, sarraflar...
Burda tam olarak nerde olduumu anlyorum ve yreim daha hzl arpyor, nk
evim ok yaknda olmal.
Hem bu pazarn olduka kendine zg, hatta brlerine hi benzemeyen bir ans
kalmt bende. Hasky'de ya da Eyp'te otururken, her akam Ahmet'le birlikte buraya
para bozdurmaya ya da o Yahudilerden bor bulmaya veyahut da Aziyade'nin gizemli
akam yemekleri iin onlarn satt ekmeklerden, kurabiyelerden almaya gelirdim.
stanbul, benim gerekten halkn yaamna katldm dnyadaki tek kenttir - doulu,
grltc, renkli, ilgi eken ama geim sknts iindeki, yoksul, bin trl kk ile,
bin trl vr zvr alp satmakla uraan halkn yaamdr bu. Bana her gn yoldalk
eden Ahmet de bu halkn ocuuydu, alma yaamnda dnen en kk arktan haberi
vard, hemen hemen bana hi dert amadan her iin iinden syrlmaya alknd, bana
kendi tarzn retiyor, kimi zaman beni de kendi gibi bir halk adam yapp kyordu.
Doru, o dnemde ben de yoksuldum ve oynadm Hasan roln srdrmek iin ara
sra skntya dyordum...
Bugn rahat, abuk admlarla bu pazardan geerken deri kemerime - tayfalarn
yaptklar gibi - diktirdiim yedeimdeki altnlarn arln duyuyorum, ah! bu pazar
neler anmsatyor bana, onun yznden neeyle katlandm yoksunluklar, ekinerek
yaplan pazarlklar, imdi beni glmseten tutarlar iin istenen borlar... stmde Trk
giysileri olunca bunlar kabul edilebilir eylermi gibi geliyordu bana, kendi
benliimden ktm ve daha ok evremdeki basit insanlardan biri olduum izlenimini
verdikleri iin beni elendiriyorlard nerdeyse. Yaammn o dneminde yaptm pek
ok ocukluk var daha!
Pazarn kurulduu bu sokaktan sonra deniz kysnda, kenarlar asma ardaklaryla
evrili, ortas eski bir mermer emeyle bezeli bir alan var. Benim evim orda, gzel
akam gneinde birden karmda yeniden beliriyor... Sonunda eski gnlere ait bir ey
buldum ite, sevgili gemiimin bir paras olan ve hl varln srdren bir ey...
Eve yaklatm iin, nasl desem, bir korkuyla, tuhaf bir ruh karmaasyla yavaa
gidip karsna, ak havada kk bir kahvenin nnde gzn sarartt asmalarn altna
oturuyorum ve bakyorum. (Dou'nun nargile iilen bu kk dkkanlar iin kahve
szcnn kullanlmas kulaa nasl da kt geliyor). Vaktiyle oturduum kk eve
tpk gn ortasnda kendini gstermeye cesaret eden bir d varlna bakar gibi
bakyorum. Ev bana klm ve sefil durumda grnyor, yine de pekl ayn ev,
yalnzca eskimi, byk duvarn stndeki damarlanma dahi binlerce any aklma
getiriyor.
Bu alan da deimemi, benim oturduum gnlerden bu yana hibir ta yerinden
oynatlmam. Mmkn m Tanrm her ey bylesine ayn kalm olsun, gne neeyle
onlar bylesine aydnlatsn, ben yine burda bulunaym, hl gen olaym ve yllardan
beri ondan hi haberim olmasn, hatta yayor mu, yoksa toprak altnda m uyuyor
bilmeyeyim...
Uzun sren babo gezintime baladmdan bu yana dinlendiim, d kurduum ilk an
bu. u ssz alanda nce en grnen ekim gnei birdenbire hznl, sisten ya da
geceden daha hznl geliyor bana. Bu gne ne bylyor, ne de aldatyor beni artk,
imdi yalnzca yok olmann sreklilii, sonlarn sreklilii karsnda onun hibir ey
duymadnn bilincindeyim. Onun tatl nda lm, lmn ince hznn
duyuyorum; onun nlar lm dolu...
Bize bakmak iin gen bir rak grnyor. Ona soruyorum, diyorum ki:
- Kahvenin sahibi yal biri mi? Uzun zamandan beri mi burda?
- Usta m?... Ohoo! Belki elli yldan beri diye yantlyor aknlk iinde; ok yal bir
aababa o.
- yleyse syle ona gelsin konusun benimle.
Geldii zaman bu yal adamn yzn hemen anmsyorum:
- Tandn m beni? Ben burda oturuyordum, karki evde, yllarca nce.
- Haa, evet, diyor biraz heyecanl, sonra Eyp'e tanmtn. Olmaz ki, hayr.. benim
sylediim en az yirmi yl nceydi (Trkiye'de yllar hep pek kt sayarlar),
imdikinden daha yal olman gerekirdi.
- Benim uam Ahmet'i anmsyor musun peki?
Uam Ahmet'i ok iyi anmsyor; ama hakknda hi bilgi veremiyor bana: Ben gittikten
sonra onu Hasky'de gren olmam.
O zaman mahallenin btn eskilerini, iyi kt beni anmsamas olas herkesi armakla
grevlendiriyorum onu.
Az sonra bir kalabalk toplanyor, komular, merakllar, eit eit insan ylyor, teki
dnyadan gelen bir hortlakmm gibi bakyorlar bana, beni gen grdkleri iin
aknlk iindeler: Onlarn tmnn belleinde benim buralardan geiim gitgide daha
gerilere, belirsiz eski devirlere kadar geri gitmi grnyor.
Pekl tahmin ettiim gibi, gelip burada kendi kesinde yaamak gibi garip bir
dnceye kaplan o Fransz' unutmamlar, ne yazk ki Ahmet konusunda kimse bir ey
syleyemiyor bana. Bununla birlikte eer istersem gidip eskiden beni ok iyi tanyan ve
belki bana bilgi verebilecek bir Yahudiyi aramay neriyorlar, - Salomon adnda birini.
Salomon! Salomon'u grmeyi pekl isterim sanyorum! abuk bana getirsinler onu,
bunun dl de olacak. Bu Salomon'u sk sk ilerimi grdrmek iin kullanrdm;
Ahmet'le birlikte benim iin alverie kard, hatta bir Mslman kadnn evime
gizlice gelip gittiini bilirdi. Burdan ayrlacam srada, doru, onu kovmutum, bilmem
ne dolap evirdi diye, ama ne nemi var, yeter ki bana yol gstersin. Hatta onu
greceime nerdeyse sevineceim, tpk eski gnlerde yaamma karan her eyi olduu
gibi.
Geliyor. Kukusuz o da bana kzmyor artk, nk beni tand iin olduka
heyecanlanm grnyor ve kendisine uzattm eli pyor. Braktmda uzun boylu,
ok yakkl bir adamd, imdi iyice beli bklm, salar apak olmu buluyorum onu.
- Ahmet mi, diyor, hayr bir daha grmedim onu, ne de sen gideli ondan sz edildiini
iittim. Memleketi terk etmi - ya da lm olmal.
Sonra bana akam konuyu aratracana, ertesi sabah Beyolu'na kp durumu
bildireceine sz veriyor.
Haydi bakalm, burada da fazla bir ey renemeyeceim. Uramakla yine zaman
yitirdim. Vakit daralyor, yine yola koyulmal...
Ancak iimden evime girmek geliyor, nk ok yaknndaym; zellikle birinci kata
kmak istiyorum, onu konuk etmek iin byk bir akla hazrladm o odaya.
Orda oturanlarla bunu grsn diye Salomon'u gnderiyorum: Yoksul Ermenilermi,
bir ake karlnda bana kaplarn amaya raz olmular.
eri giriyorum, bizim ktmz merdiveni kyorum, garip denmi biimiyle
vaktiyle pek ho olan kk, irin odamz yineden gryorum. imdi hibir ey
kalmam; eyalar dklyor, ortalk karmakark, yerlerde srnen paavralar var.
Yrek burkan bu deerbilmezlie bakmasam daha iyi ederdim, oraya yalnzca gz
atmam, izini srdm gemii geri itmeye, dipsiz bir derinliin daha da derinlerine
geri itmeye yetiyor.
Ama Aziyade'nin pabularn koyduu o basamaklardan aa inerken beklemediim bir
duyarllk geliyor stme, yree ileyen...
Bir gn, ok eskiden ocukluumda, bir merdiven penceresinden ieri giren bir k
gnei n, aklanmas g biimde derinden etkilemiti beni. - Daha nce
anlatmtm bunu, nerede bilmiyorum. - Yllar sonra burada, Hasky'deki bir evde ayn
gizemli anlamla ykl benzer bir n grdmde ayn rpertiyi geirmitim, - bu n
her akam merdiven boyunca kayar, gelir duvardaki bir oyuun iinde duran bir Atina
amforasn aydnlatrd. ou kez pek kk ayrntlar silinmezcesine kaznyor bellee
ve bu ayrntlarn, znt veren ya da zlemi ekilen bir yeri, bir dnemi batan aa
kendi ilerinde zetlediklerini syleyesi geliyor insann: Bu gne n da yleydi -
benim iin oktan bilmem hangi bilinmedik gemiin bir paras olmutu; - Trk
topraklarndan ayrldktan sonra yz kez yeniden dndm bunu, bu solgun n, o
oyuktaki, o amforann stne derken izgi halinde duvara dkln bir daha
grmeyeceim, hi, hibir zaman grmeyeceim aklma geldike garip bir korku, tuhaf,
kaygdan kaynaklanan bir korku saryordu beni...
te byle, bo oyuk hep orda, duvarda ve ben merdivenden geri inerken gne ayn
hznl nyla onu aydnlatyor...
Tm bu sylediklerimde kendimi dile smaz eyler iinde bir kez daha yitirdim.
ok deerli yirmi dakika sren bu moladan sonra Rum'la birlikte yeniden kaymza
biniyoruz ve kreklerimizin son hzyla Kasmpaa'ya doru yolumuza devam ediyoruz.
Hali'te her zamanki gibi kayklar gidip geliyor, ses karmadan birbirlerinin yanndan
geiyorlar srekli. Ilk ve kl ne gzel bir le sonras bu! Ben de yaz yanlsamalar
uyandryor Karpatlardaki daha imdiden kar den am ormanlarndan geldiim iin.
Gecenin aldatmacalarna koyveriyorum kendimi. Vaktiyle pek alkn olduum bu
hareketlilik iinde kendimi unutuyor, kendimi kandryorum: Az nce Eyp'teki gibi,
burada her iki kyda gizemli evlerimin olduu eski gnlerde sanyorum kendimi... Hem
evre ylesine ayn kalm ki! Camilerin byk kubbeleri ayn yerlerde ykseliyor;
kayklarn tm bu neeli alkantsnda stanbul'un grkemli silueti egemenlik kuruyor,
kesinlikle tpk, on yl ncesinde, ak iin tehlike dolu gidi gelilerimizde egemen
olduu gibi... Ah! Hali denen bu yerin ekiciliini nasl anlatmal!... Aa yukar da
olsa nasl sylemeli: slam dnyasnn gizemine katlan benim tedirgin sevinlerimden,
kayglarmdan oluuyor bu ekicilik; ve yalnzca benim iin var...
Az sonra Kasmpaa iskelesine, Marip mimarisiyle yaplm o sarayn, Bahriye
Nezareti'nin karsna yanayoruz. Orda saate bakyorum. Ne dnyordum acaba,
aslnda gnein henz ok yksekte olduunu grmemi olmam iin kafam baya baka
yerlerde olmal. Saat daha yeni buuk. Gnn bitmek zere olmad kesinleince
iim yatyor.
Anaktar-iraz' bulma ansmz olan mahalleye varmak iin on dakika hzla yryoruz.
Beyaz, muslin peeli kadnlarn terlikle dolat Mslman sokaklarndan geiyoruz.
Bo yere uzun uzadya dolatktan sonra, k noktasna, alak daml kk evler
arasnda bir ky alann andran, tenha, sakin, Hac Ali Alan'na geri gelip, az nceki
ayn kk kahvede, bahede, yapraklarn dken sararm asmalarn altna oturuyorum.
Bu huzur veren, gzden uzak, yoksul, nerdeyse krsal kede, yzyllardr kmldamadan
duran eylerin ortasnda, kimse tanklk etmeden, gemiten konuacaz, stelik biraz i
karartc olmasn beklediim bu grme iin, birbirimize syleyeceimiz kukusuz
hznl ve stne kl serpilmi eyler iin, buras seilmi yer gibi.
Anaktar iraz' sorutursun, bir dakika buraya gelip benimle konumasn rica etsin diye
merakl Rum'u gnderiyorum. Bu kez onu pekl bulacan sanyorum, acaba gelmeye
raz olacak m, korkmayacak m diye merak ediyorum yalnzca, beklemek iin bir
nargile sylyorum. Akam zeri hava gitgide lnyor, dingin yaz akamlarn andryor;
alalan gne kardaki eski camiyi, altnda oturduum yapraklar dklm asmay
altnla yaldzlyor. Alandan geen kimse yok; Hali'ten, gemilerden ykselen kark bir
uultu belirsizce bana kadar geliyor; evredeyse byk bir sessizlik var. Dakikalar, hep
dakikalar beklemekle geiyor. Hi bir ey yakndaki ok byk kenti iaret etmiyor;
imdi tmyle yazm gibi bir izlenim uyanyor bende, herhangi bir Dou kynde biten
bir yaz akam izlenimi ve iime derin bir dinginlik kyor yeniden.
Sonunda Rum geri geliyor, karalar giyinmi yal bir kadn onu izliyor; esmer tenli, yz
izgileri sert, onu hemen tanyorum, yaam boyu yalnzca bir kez grmtm onu, ama
bu gelen pekl o. rkm, afallam bir hali var, mthi yalanm. Anmsasa bari!
Kukusuz tanmad bu insanlardan, kenarda kalm bir yerde sorgulanmaktan korkuyor.
ncelikli bir saygyla eilip karma, bir tabureye iliiyor ve bana bakyor. Ik
arkamdan geldii iin gneli fon stnde bir glge gibi gryor beni.
Evet, bu o, ta kendisi, burumu, sertlemi yzn bir an aydnlatan temiz yrekli, pek
incelikli yar glmsemesini anmsardm imdi. Abanoz gibi siyah kalm salarnn bir
rgs erit gibi ban saran ayn siyahlkta bir ipek aln evresinde dolanm.
Ypranm ama temiz robu, modas gemi bir Avrupa modeline gre kesilmi, siyah
kadife biyeli. Bizim oralarda, gney ya da Auvergne kylerinde yal kadnlarn
giyimleri, grnleri byledir. Taburesinin stnde kaskat duruyor ve bekliyor.
Yantlarndan korktuum iin, ekinerek Trke soruyorum tatllkla.
- "Ahmet? Ahmet?" diye yineliyor hep ayn afallam gzlerle. Hayr anmsamyor. Ona
anlattm bu yk epey ncesine ait - yaam boyu gen yal pek ok adama bakm,
pek ounu elinde lrken grm - hem stanbul'da o kadar ok Ahmet var ki! "Ve
sonra," diyor kendini balatmak iin, "st ste kocam ve oullarm kaybettim. O
zamandan beri kafam almaz halde, belleim yerinde deil".
Bu zekda ortaya kan karanlk nasl delinir Tanrm, ne yapmalym... Sonra, zellikle
mahkemelik bir iten tr sorguya ekilmekten korkuyor kadn, nedir bilmiyorum ama
korkuyor.
- Hanm, bizden hi ekinme diyorum ona. Bu Ahmet'i sevecenlik dolu bir sevgiyle
severdim ben, onun iin aryorum, baka ey iin deil. Anmsamaya al. Bir daha
greyim istiyorum onu. Bana yardm et. imdi gryorsun sana yalvaryorum. Haydi
dn bir: Ahmet, Mihran-Ahmet? Ben seni tanyorum ama, ben, yine de; onunla birlikte
seninle konumak iin buraya gelmitik, bundan eminim; on yl nceydi, o zaman bu
mahallede oturuyordun. stanbul'dan ayrldktan sonra yl boyunca ona yazdm
mektuplar senin adresine gnderdim. Yaralandnda, ar hastal srasnda ona sen
bakmsn, anmsamyor musun?
Kafasndan bir prlt geermi gibi oluyor. Bana daha yakndan bakmak iin ne
eiliyor, gzleri alyor, gzbebekleri geniliyor, baklar gzlerimden ieri derine
dalyor: "Adn neydi senin?" diye sert bir sesle soruyor.
- Loti!
- Loti!... Ah! Loti!... Ah! Ahmet!... Ah! Mihran-Ahmet! Tabii anmsyorum Mihran-
Ahmet'i!
Birka saniye sessizlik oluyor, bu srada yz tmyle kararyor. Sonra ac iinde
srdryor:
- ld! ld! Yedi yl var leli, epey zaman var.
Ne tuhaf! Bu yantn balangc, acmasz ses tonu, kulaa gelii insann iini karartan o
ilk szcn fkeyle yinelenmesi, bir zamanlar benim Aziyade iin dndklerime
kesinlikle benziyor... ld! ld! Onun ldn bana sylemek iin bu szckle
kyasya stme ullanacaklarn sanmtm.
Ve Ahmet'i unutup i karartc tmceyi nerdeyse soukkanllkla dinledim, ipucunu
yakalamann gitgide gletiini, kalan tek umudumun Ahmet'in kzkardei Eriknaz'da
olduunu, bu akam ne pahasna olursa olsun onu bulmam gerektiini kendime anlatmak
iin yalnzca.
Yal kadn srdryordu: - "Son gecesinde hep senin adn sayklad: Loti! Loti! Loti!
Demek senin yznden ld, senin yznden"!
Bunu da bekliyordum. Byle olmadn, zavall yavrunun lmne yarasnn yol
atn pekl biliyorum; ama korkuya kapld an benim adm andna gre lmcl
bir uursuzluk getirdiimden kukulanlmasna amyorum. Beni hayrete dren, u
anda kalbim kapalym, ondan baka bir eyle doluymu gibi nerdeyse hi heyecan
duymamam.
- Mezar nerde, biliyor musun? diyorum yanzca. yleyse, beni oraya gtrrsn yarn.
Ama kzkardei Eriknaz var, bu akamdan tezi yok, ona gereksinmem olacak; nerde
oturduunu syle bana, beni hemen onun evine gtr, olur mu?
- Eriknaz m? Ben de tutmu kimden sz ediyorum! Aabeyinden sonra onu da topraa
koymular, o da lm. Kz Alemah'a gelince, evlenip buralardan ok uzaklara gitmi,
Asya yakasnda, zmir taraflarnda bir yere...
Bir el hareketi yapyor Anaktar-iraz, toz silker gibi bir hareket, sanki btn o
insanlarn bittiini, kknden silindiini, onlardan hibir ey kalmadn daha iyi
dorulamak iin.
Haydi bakalm koptu ite, bel baladm ipucu koptu, koptu ve yllar ncesinde
Eriknaz'la birlikte topraa gmld. Benimle konuan bu kadna gelince, Aziyade'yi ona
sormak yararsz, onun varlndan bile haberi olmad.
"yi yrekli, hayrsever bir kadndr" derdi Ahmet, "ama gizlerimizi ona teslim
edemeyiz, tutmasn beceremez". Btn planm yklyor, gn sona eriyor ve ben ne
yapacam bilmiyorum.
imdi o beni sorulara bouyor, Anaktar-iraz, bu arada yumuam baya, nk ac
ektiimi anlyor. Niin on yl ortadan kaybolmuum, niin Ahmet'in lmesine yakn
yazd mektuplar bile yantlamamm? Eriknaz'dan renmek istediim neymi, tm
bunlarn altnda hangi giz varm?
Artk yantlayamyorum, bunalm iindeyim, dler iindeyim... Ama birdenbire
Ahmet'in bir de ablas olduunu anmsyorum. Nasl olmusa aklmdan km o.
Sahiden bu kadn pek garipti, bir tr grnmezlik zrhna brnm gibiydi. Yalnzca bir
kez grmtm yle byle, o da karanlkta. Onlarn, Eriknaz'la Ahmet'in ablalarn
nerdeyse hi grdkleri yoktu, ondan sz ederken seslerini alaltrlard, ablalar ok
yalyd, daha o zaman yal bir kadnd, ikisi de ona derin sayg beslerler, ondan
ekinirlerdi ve kendisinden ksk sesle "anamz" diye sz ederlerdi. Aziyade'nin
varlndan onun haberi vard, oturduu evi biliyordu ve Hatice'yi, o zenci kadn da iyi
tanyordu. Nasl olup da bunu daha nce akl etmediimi gerekten anlayamyorum...
Titreyerek soruyorum:
- Yal bir ablas vard, onu anmsyor musun?.. Tek bana otururdu, kar tarafta
Kthane'ye doru?
Tanr'ya kr anmsyor ve bu yal ablann hl hayatta, orda, ayn evde olduunu
sanyor. Ama garip bir insanm o, bana byk ykmlar gelmi ve her eyden uzak
kendi kesinde yayormu. Yedi yldan beri, kardelerinin topraa verilmesinden bu
yana onu grmemi.
- Ah, abuk diyorum, beni oraya gtr ne olur!
ok ge oldu, gne batmak zere diye kar kyor, hastas onu bekliyormu. Yarn
olsa daha iyi deil miymi? ok uzakm. Sonra bakalm bizi kabul eder miymi, oras
kesin deilmi.
Beni gtrmesi iin yakaryorum ona, yalvaryorum, nk yoksul grnmesine karn
para nermeye cesaret edemiyorum. Yalvaryorum ve baklarnn yumuadn
gryorum. Ne yapalm, evet, madem yle, bu akam gtrecekmi beni. Bir kou gidip
bakt hasta kadna haber verecek, geri gelecekmi, sonra birlikte yola karmz.
Dikkat kesilen, merak fazlasyla artan Rum'u bamdan savyorum, tek bama
kalyorum, uzaklaan yal kadnn siyah robunu gz ucuyla izliyorum.
Dingin ve sessiz birka dakika geiyor onun dnmesini beklerken. Bamn stndeki
yapraklar dklm asma gitgide altn krmzs renkler alyor, kardaki caminin,
byk servilerin dallarnn, her eyin stne akl koyulu altn yaldzlar yaylyor,
akam, huzurlu akam, az nce Ahmet'in ldn bana doruladklar bu yitik ve kk
mahallenin stne iniyor. Dndke Aziyade'nin de Ahmet gibi Trk topranda
yattna daha ok inanyorum. Eskiden olsa iim paralanrd, oysa imdi bu yitmi
insanlar dnrken yalnzca bir ince hzn, belki onlar orda bilmekten kaynaklanan
rahatlamayla tatlanan bir ince hzn duyuyorum, bir de daldklar huzur aleminde ok
gemeden onlara katlma istei. slam dnyasna zg bu duraanla sona eren gnn
evremdeki dingin ekicilii eklendiinden iim yatyor. u anda ektiim ac, insann
evrensel yazgs lme kesin boyun ediim iin hafifliyor.
.......................................................
Ah bu iki zavall yavru ne ok severdi beni oysa, imdi onlara duyduum dnyasallktan
arnm sevecenliin iinde ikisi de nerdeyse birbirine karyor, bir anlna bana geri
verseler, nasl dile smaz bir sevinle, nasl duyulmam bir cokuyla kucaklardm
onlar.
.......................................................
yi yrekli yal kadn Ahmet'in ablasnn evine giderken bana elik etmeye hazr geri
geliyor, bizi Hali'in sonundaki Kthane'ye yakn Piripaa'ya gtrecek benim o
kaymla kayky bulmak zere yeni batan denize doru ilerliyoruz.
Aa gitmek iin az nce getiimiz Mslman mahallelerini yeniden gememiz
gerekiyor; gnein son nlaryla imdi pembe bir aydnla brnm bu mahallelerde
Dou yaamna zg akam canll var ve giysilerinin renkleri gz alan insanlar dolu.
Kasmpaa iskelesinde kaykmz, kayna uzanm, geleceimizden emin bizi
bekliyordu. Gn batarken Hali'in sularnda ilk seferdekine aksi ynde kaymaya
balyoruz. Ik gney kyda, stanbul'un arkasnda yava yava lyor - gn
sonlarndaki masal oyunu balyor.
Karaya ayak bastmzda Piripaa'nn, usuz bucaksz mezarlklara dayanan son
yerleim yerinin tesinde gne snmt. te burda, Ermeni kadnla ben,
alacakaranlkta, bilmediim bir mahallede, dar, dolambal sokaklarnda kahverengi ya
da krmz boyal, hapishane gibi demir parmaklklarla evrili evler olan karanlk ve
kk bir Ermeni mahallesinde hzla yryoruz.
Anaktar-iraz grn gizemli bu evlerden birinin nnde duruyor ve demir tokma
vuruyor. Vurular yal ve cansz yredeki tm doramalarda hznle yanklanyor.
Az sonra kap gvensiz bir biimde aralanyor ve karanlktaki aralkta karmda beliren
hayalet gibi bir yz beni rpertiyor: Elli yalarnda bir yz bu, zgn, solgun, zayf, ama
kk Ahmet'e benziyor, rktmeye varan arpc bir benzerlik bu. Ablas onunla tpatp
ayn, ayn yz izgileri, ayn anlatm, ayn gzler, sanki Ahmet'in kendisini grm
gibiyim, otuz yl yalanm haliyle, zamann ve lmn tesinden bana sitem dolu bir
bak frlatr gibi.
Kadn akn, ikircimli, aralad kapy kapatacak nerdeyse.
- Loti! diye atlyor yal Anaktar, bir hayaleti haber verircesine alaktan sylyor bu
ad: yi bak, Loti bu! Loti geri dnd!
- Loti? Loti? diye yineliyor teki, sesinde bir titremeyle. Ah! Loti!... diyor sonra, bir
sessizliin ardndan, sitemlerin en dokunaklsndan daha ok yreime ileyen sz ve
ac dolu bir sesle.
Aralarnda alak sesle ok hzl Trke konuuyorlar, syledikleri eylerin anlamn
yakalayamyorum. Sonra yukar kmam rica ediyorlar ve onlarn peinden kk,
karanlk bir merdiveni kyorum.
Birinci katta, Dou biemi denmi, ama yoksul grnl, lo bir odada krk dkk
bir divana oturtuyorlar beni; sonra Ahmet'in ablas - burada konukseverlik gerei
olduundan - bana kahve piirmek iin drt dnyor, kk mangalnn evresinde
yoksulluunu gsteren ucuz fincanlarn kurulayarak dolarken yanaklarndan aa iri
iri sessiz yalar indiini gryorum.
Alacakaranlkta buras, u kadnn alad bu plak oda ne kadar hznle dolu Tanrm,
yreim skyor, sylemek istediim szckler boazmda dmleniyor...
kisi de ciddi bir eyler sylemek ya da rica etmek iin geldiimi pekl gryor. Ama
ne? Sesimi karmyorum. Onlar bekliyor. ken gecenin iinde sessizlik gitgide
koyulayor.
.......................................................
Titreyerek konumaya karar veriyorum:
- Aziyade Hanm iyi anmsyor musun, hani kardeinin de pek sevdii o kk Trk
hanmn? Hatrlyor musun onu?
Ciddi bir sorgulama baladn anlaynca daha zgr kalmak ister gibi elindeki
fincanlar ve pekiri brakyor. Bayla "evet" derken "Anmsyorum tabii! Tm bu olup
bitenleri nasl unutabilirim!" anlamna bir el hareketi yapyor.
.......................................................

Yine bir sessizlik oluyor, akaklarmda dzenli hafif vurular iitiyorum - hzla atan
damarlarmn sesi bu. Sonra biraz bouk, sert bir sesle o mthi soruyu soruyorum:
- O ld, yle deil mi?
.......................................................

Konumakta acele etmiyor, bana bakyor, iyice km zgn gzlerinde nerdeyse


hakaret dolu bir aknlk okunuyor... te o zaman beklemekle geen birka saniye
iinde bunun evet olduunu yava yava anlyorum.
Daha dorusu, o bana ac ykl bir soru titremiyle "Sahi mi? Demek bilmiyorsun yle
mi?" demeye hazrlanrken kesinlikle anladm bunu. Yar sesle yalan bir yant
veriyorum: "Bilmez olur muyum, biliyorum..." Sonra daha alak sesle, dili dolaan bir
ocuk gibi ekliyorum: "Sana sormak istediim.. bu deil... Benim isteim.. benim
istediim onu nereye gmdklerini renmekti senden..."
Yeniden sessizlik kyor, az nce olduundan daha durgun. Yalan sylemitim, nk
onun karsnda bilmemekten, yllarca byle yaayabilmi olmaktan utanmtm. Ama
bana inanmadn, tiksinme ve knamayla kark bir merakla gzlerini zerimden
ayrmadn pekl gryorum... Benim tavrma da anlam veremiyor: Ac karsnda
bizim soukkanl ve dingin kalmamz Doululara anlalmaz gelir, nk onlar lklar
atar...
Bu sessizlik gitgide daha dondurucu oluyor, aramzdaki havann tabaka tabaka buz
kestiini syleyesi geliyor insann. Bu kafesli evin, yoksul ve tuhaf odasnda
alacakaranlk koyulayor, pencereleri rten tahta kafeslerdeki aralklardan ieriye
yalnzca renksiz bir k giriyor belli belirsiz; gece hzla kyormu gibi geliyor bana,
sanki dzensiz aralklarla birer birer krep tller atyorlar aceleyle stmzden...
Gelinen son dura iitmek iin insana znt veren bu saatte, bu hznl eve gelmem
gerekiyormu meer...
Biri alayan bu iki kadnn arasnda ka saniye, ka dakika konumadan oturup kaldm
bilmiyorum...
Ahmet'in ablasnn konukseverlik gereini yerine getirmek iin bana verdii bir fincan
kahveyi grnte hep ayn dinginlikle iiyorum. imde, dncelere ve anlara ait
derin blgelerde, dte olduu gibi bir karklk, bir eit gz aldatc bulank
grntler var: Uurumlar iinde gen eyler grdm sanyorum; ayakta duran
eyler ard ardna devriliyor, kyor, yok oluyor, gerekd dsel byk grltler
bu dmelere elik ediyor, sonra snyor, her ey dtkten sonra kesiliyor, geride
hibir ey kalmadnda yeniden sessizlik oluyor, iteki bu sessizlik dardaki kadar
tatsz...
Ahmet'in ablas Aziyade'nin nereye gmldn bilmiyor. Sorumu yinelediimde
souka bu yant veriyor. Ama diyor arap Hatice hl yayor, o kesin biliyordur, ille
renmek istiyorsam, yarn gidip ona sorabilir hatta beni oraya gtrmesini
syleyebilirmi.
- "Yarn m? Hayr, bu akam, hemen!"- karartan o sessizlik anndan sonra yine
canlanyorum, ayn zamanda geen saatlerin tedirginlii geri geliyor.
nce geri eviriyor: Eski stanbul'da, benimle, gece inerken, zenci kadnn evine
gitmek!... Hayr diyor, mmkn deilmi, cesaret edemezmi.
Az nce tekine yalvarmtm, imdi buna yalvaryorum. Sras gelince onun da
yumuadn gryorum. Ne yapalm, evet, gidecekmi; ama yalnz gitmeyi yeliyor;
Hatice'nin evine gidip haber verecek ve buluma yeri ayarlayacakm; sonra yarn sabah
tezden bir kaykla gidip onu alacak, ben nereye istersem oraya getirecekmi...
te sonunda yarn iin kararlatrdmz plan: Sabah sekizde mz de Hali'in bu
yakasnda Haci Ali Alan'nda buluacaz; ben bir arabayla geleceim. Ermeni kadnla
zenci kadn bindireceim ve her biri mezarlardan birine gtrecek beni, bu arada
Ahmet'in her zaman glgede kalan ablas evine dnecek.
Ahmet'in ablas kmaya hazrlanrken azn aramaya alyorum. Ama hemen hemen
hibir ey bilmiyor; hep kendi kesine ekilmi yaadndan Aziyade'nin lmne
ilikin kesin ayrntlardan habersiz: "Yarn, tm bunlar Hatice bana anlatrm yarn".
Ne zaman olduuna gelince, tarihlerin Trke yazl olduu eski bir defteri ap hl az
ok aydnlk olan bir pencere kafesine iyice yaklayor: "imdi bakalm; Ahmet'in
lmnden nceki ilkyazn sonundayd, hicri 1397 ylnda. yleyse yedi yldan birka
ay fazla olmal". Cenazeyi akam vakti nerdeyse gizlice gtrdklerini biliyor; ama -
zaten kendisi de geen yl len - yal efendisi Abeddin yine de bir mermer mezar
yaptrm. Hepsi bu kadar. "Gerisini Hatice yarn anlatrm bana, yarn!"
kmaya hazr imdi; acnas robunun stne eski, siyah bir atk alm, birlikte aa
iniyoruz, o biz getikten sonra titizlikle kaplar srglyor.
imdi daha da karanlk kk sokaktan geerek denize yneliyoruz, orada birbirimizden
ayrlacaz.
Ahmet'in ablas stanbul'a gemek iin bir kayk tutuyor, yal Ermeni kadn benim orda
bekleyen kayma biniyor, yanma oturuyor; geerken onu Kasmpaa'da indireceim,
artk geirdiim bu i karartc gn sona erdiinden Hali'te yoluma yalnz devam
edeceim. Dnnce, Hatice'yle grmemin yarna kalmasn ve nceden
hazrlanmasn yeliyorum, nk o yal kadnla yzyze gelmekten, onun hncndan,
beni aalamasndan korkuyorum... Dahas bin trl t vermek iin, gri sularn
stnde kayarak henz uzaklaan Ahmet'in ablasna sesleniyor, onun hafif kayn tek
elle tutuyorum: "Geri dnmemi askeri yolculuklarn engellediini sylersin Hatice'ye,
klan seferlerin, uzak yerlerdeki savalarn engellediini, olur mu? Benim hatam deil
bu. Aziyade Hanm sevmeseydim, bu akam burada olur muydum? ok uzaklardan on
yl sonra onun yznden geri gelir miydim? Ona sylersin deil mi?..." Sonra
duruyorum, nk sesimin deitiini, kendimi toplamam gerektiini duyumsuyorum,
yoksa alayacam nk. - "Sylerim Loti, bunlar sylerim" diye yantlyor; imdi
zgn yznde tmyle tatl bir anlatm varm gibi geliyor bana, sonra daha da
koyulam alacakaranln iinde kayklarmz ayrlyor.
Artk sona erdi bu i karartc gnm! alkantlar, tedirginlikler, kayglar, yalvarmalar
bitti artk. Her ey bitti, on yldr zm askda kalan dram bitti...
Suyun stnde hzla kayyoruz; yanmdaki Ermeni kadn sessiz, siyah robu iinde dimdik
duruyor. imde bir mezar sessizlii beliriyor; imdi bu lke, nice zamandr dlediim
bu kent birdenbire dile smaz ekiciliinden, sonsuz gizeminden syrlm gibi, stanbul
bomu, ruhum bomu gibi geliyor bana, her eyin sanki ktn duyumsuyorum ve
bir daha dnmemek zere en ksa zamanda Trkiye'den ayrlma isteini duyuyorum.
Bir yere varmak iin acele eden insanlar gibi kreklere aslm hzla gidiyoruz. Bu
acele neden? Bilmiyorum. Bizi sktran hibir ey yok imdi, nk her ey bitti.
Nereye gidiyoruz yleyse? Ben de bilmiyorum. Yanmda oturan bu yal kadn bana bir
ey syleyecek, gereksindiim bu sessizlii bozacak diye korkuyorum, Aziyade
hakknda, az nce kendisine aklanan hi beklemedii, onu artan eyler hakknda
bana sorular soracak diye korkuyorum; onun gzleriyle karlamamak iin bam
eviriyorum ve insan hayran brakan alacakaranlk grnmne grmeden bakyorum:
stanbul durgun suda tersine dnm yansyor, yan yana geip giden binlerce kayk
giysilerin, renklerin masals oyununu hafiften, ses karmadan sergiliyor. Benim iin
yllardr yitmi gitmi, imdi byl bir dteymicesine yinelenen tm bu eyler artk
bana hibir ey sylemiyor; havann ok gzel, havann tpk yaz gibi hl yumuak, lk,
gevetici olmas da...
Azn amasa bile varl artk beni iyice rahatsz eden siyah giysili yal kadn
indirmek iin Kasmpaa iskelesinde duruyoruz sonunda: "Allahasmarladk" diyor
Anaktar iraz ayrlp giderken, "Tanr yardmcn olsun, mezarlar iin yarn sabahtan
buluma yerinde ol".
stmden i karartc bir yk kalkm gibi yola devam ediyorum, yine de gz ucuyla
izliyorum onu, yok diye zleceim nerdeyse, nk sevgili gemile benim aramda bir
kpryd o.
Okanmak isteyen bir ocuk havasyla kaykm plak kollarn gsteriyor bana,
armaya baladn sylyor: "Hep byle hzl gitmek zorunda myz?" - Sahi ya,
hayr, ne anlam var imdi; bunu ona sylemeyi unuttum... Amacm yok artk, hibir
yerde hi kimse beni beklemiyor, bu byk kentte beni tanyan yalnzca ller var.
Nereye gideceimizin pek nemi yok imdi. urda burda eski gnlerden izler arayarak,
zgr, yalnz bama aylak dolamaktan baka yapacak hibir ey yok. Bunun zerine
"Aksine, ok yava git, nereye istersen oraya git" diye yantlyorum onu, "kay suyun
akntsna brak, krekleri ieri al, dinlen, istersen kollarn kavutur, trk syle..."
Az sonra nerdeyse kprdamadan duruyoruz, farkna varlmaz bir aknt srklyor bizi
yalnzca; kayk kollarn kavuturmu trk sylyor. Ender raslanan bir hava var, ok
tatl, insan artacak kadar tatl; kayknn dertli, tiz perdeden trksn dinliyorum,
az ncesine gre daha canl, daha ilgili evreme bakyorum. Gerekten yanmda vicdan
azab gibi duran siyah roblu zavall yal kadn gideli beri nasl desem bilmem, hemen
bir hafifleme duyumsamam beni artyor, alt st ediyor... imdi gitgide nerdeyse
herzamanki grme tutkumla bakyorum... Gece knce her eyin grn deiti;
karada, gemilerde, her ynde sessizce kayp giden kayklarda fenerler yand; hl
aydnlk gkyzne yansyan kubbelerle, minarelerle ilenmi bir oyma artk stanbul
yalnzca. Hali'in ortasnda suyun ak ynn izliyoruz hep, her iki kydan da az ok
boularak Dou'ya zg bir grlt geliyor, yeryzndeki btn grltler arasnda
hemen tanyacam, stanbul'a zg o grltlerin belirsiz bir btn bu uultu. Tpk
eskisi gibi, nasl olmu da her ey ayn kalm, nice geceler aylak aylak dolatm her
iki kydaki btn o mahalleleri yeniden grmesem de gzmde canlandryorum;
oralarda olup bitenleri, oralardaki gizli sakllar, ne pazarlklar dndn, ne arklar
sylendiini, hepsini tmyle biliyorum. yle ki, srelerin siliklemi gemiine u
anki kadar daldm yanlsamasna hi kaplmamtm, syleyeceim hibir ey sayfalar,
ciltler doldursam da u anda duyduum ie ileyen adsz hzn anlatamaz, mmkn
deil...
Oysa hem benim iimde, hem benim iin her ey nasl farkl o pek gen olduum
dnemden bu yana! O zamanlar yoksuldum, kimse bilmezdi beni; yaadm dzensiz ve
tehlikeli Trk hayat her zaman bitebilirdi, hi bir yerde desteim yoktu, elilikten bir
yaknma ya da bir stn buyruu her an beni yok edebilirdi. O vakitler bir Trk giysisi,
bir silah satn almak ya da yalnzca akam yemeini ayarlamas iin Yahudi Salomon'u
evredeki kk dkkanlara gndermek sz konusu olduunda birka ake yznden
dara derdim. O zaman, bu akam kylarda uuldadn iittiim o ynlar, heves
edip aralarna kartm o halk insanlarn hesaba katmam gerekiyordu; aralarnda bor
verenler, alacaklm olanlar, yarar grdm dostlar, muhbirliklerinden rktm
dmanlar vard. imdi olsa srf kemerimdeki altnlarla on kez satn alrdm o kk
dmanlar, parayla sustururdum da onlar. Ufkum geniledi artk, lszce geniledi,
eskiden kimsesiz bir ocuktum, onun yannda nerdeyse bir hkmdarm imdi. Hani on
yl ncesinde olsa, burda onunla yaarken yaamm enlendirirdi tm bunlar, ama
kukusuz ok ge geti hepsi elime, zaten pek aldrdm yok; bir ey snd iimde,
benliimden bir ey Trk toprana girdi Aziyade'yle birlikte.
arpc grnm deimeyi srdryor, gizemli kubbeler belirsizleiyor, nerdeyse yar
saydamlayor gecenin iinde, saysz k var ve yukarda yldzlar parlyor. Hava
gittike tatllayor, hi esinti yok, sanki yaz akam. lesiye uyuukluktan iyice uyanm
her eyi kavramak iin bym gzlerle bakyorum. elikilerle dolu olduumu
duyumsamak beni rktyor: Zaman zaman bu kk deerli anya tmyle bal,
ruhumun derinliklerine kadar, sanki sonsuza dein srecek bir kederle dolu oluyorum,
(baka defalar da yaadm iin, yazk, ksa sreceini bildiim) bu duyguyu,
yeryznde her eyin solduu ve sona erdii duygusunu duyuyor sonra, bir an sonra,
kendimi hl yaam dolu, hl gen, hl aka susam bulmann bir bakma bencil
zaferiyle yaama geri dnyorum; ve tmyle bu Dou lkesinin, bu lk akamn,
gemiteki o cokularn, asla dikkate almamam gereken ne varsa hepsinin beni allak
bullak etmesine kendime karn izin veriyorum.
On yl biz insanlarn pek ksa sren mr iin gerekten sonsuzca uzun bir sre!... On
yl sren ayrlk ve sessizlik sanki ukurlar ayor anlarda, bir ypranmlk, tuhaf bir
unutkanlk, bir karanlk balangc getiriyor, birbirini en ok sevenler arasnda bile...
nsann bunu kendinde gzlemesiyse ac bir d krkl oluyor.
Gecenin ge saatlerinde stanbul'daki byk kprnn ayana yanayoruz ve ben yine
Beyolu'na kyorum, otele.
Dn Orient-Ekspres'te ya da Varna gemisinde tandm turistlerle birlikte tabldot akam
yemei yiyorum. Bir sre yine herkes gibi oluyorum ben de, sohbet ediyorum, belleim
uykuya dalp, Hatice ile grmenin ve mezar ziyaretinin yarn sabahtan olduunu pek
anmsamaynca.
Ama hemen akam yemeinden sonra stanbul'a gitmek iin bir at istiyorum (insann
gece vakti stanbul'a gitmesi, zellikle yalnz gitmesi, Avrupai otellerdeki insanlara her
zaman sama gelir). Bana gelince,yal Abeddin'in evini, onun ld, "cenazesini bir
akam nerdeyse gizlice gtrdkleri" o evi karanlkta da olsa bir daha grmek iin
stanbul'a gidiyorum.
nce k, lk ve algyla dolup taan Galata sokaklarn trsa kalkp abucak
geiyorum; ardndan iki kenti birbirine balayan kprnn banda, karanln, grkemli
sessizliin balad noktada, gelenee uyup, kar kyda nmden gidecek bir fener
ekenin tayaca feneri yaktrmak iin duruyorum ve az sonra kpry geiyorum; ite
artk usuz bucaksz stanbul'un, karanlk, kapal ve l kentin iine dalm durumdaym.
Gn boyu baka yerlerde olduumdan stanbul uzaktan gzme ilimiti yalnzca, on yl
sonra, stanbul'a tpk tam mrmde ilk kez bir bayram kutlamas srasnda geldiim gibi
gece varyorum.
Gece karanlk, yldzlar donuk. Gzlerim karanla alyor; karanlkta grmeye
balyorum, sanki buradan dn ayrlmm gibi rahata bu karmak sokaklarda trsla
giderken ynm buluyor, yksek, penceresiz duvarlar arasnda nnden getiim
parmaklkla evrili eski saraylar, kandiller yanan trbeleri, solgun ve sessiz camilerin
kat kat ge ykselen kubbelerini hemen tanyorum. nm sra koan, hoplayp oynayan
fenerimin gsz tm yol boyunca yerdeki kahverengi ktleleri gsteriyor bana;
uyuyan kpekler bunlar.
Epey hzl gidiyorum, nk vakit ge ve yal Abeddin'in evi uzakta.
Sonunda bir sokan dnemecinde byk, ssz kenarlar bir dizi kefen beyaz cansz
kk kubbeyle evrili Mehmet Fatih Alan nmde alyor. Hedefe varmak zereyim,
nerdeyse geldim saylr. Alan aprazlamasna geerken atmn nallarnn deme
talarnda daha gl ses kardn, her yanda zgn yanklar uyandrdn
duyuyorum. Sonra yeniden dar bir sokan karanlndan ieri dalyorum, - ite orda,
hemen yaknda, ev karmda belirecek, o eski ahap ev, yksek ve hznl, koyu krmz
boyal, cumba pencerelerindeki kafesler sar kelebeklerle, mavi lalelerle bezeli. Bu
mahalleden hi geen olmaz, hi kap almaz, hibir yaam grlts kmaz, hi k
yanmaz. Olduka yava gitmeye baladm, nmdeki fenerekene feneri eski duvarlara,
smsk parmaklklarla kapl cumbalarn altlarna tutturuyorum, oradan getiimizde
yanlmayaym diye. Ama birdenbire bir ey kalmyor nmde; yknt talaryla,
kararm kalaslarla dolu sonsuz bir boluk uzanyor; atm ykntlarn stnde tkezliyor.
Ate yapm bu ii; birka saat iinde mahalleler yakan burdaki byk yangnlardan
birinde her ey yok olmu. "Geen k oldu bu" diyor nmdeki fenereken, bu ykm
bana daha iyi gstermek iin fenerini saa sola sallayarak. Sokaktan iz bile kalmam;
ya da drt yz metrelik bir alanda molozlardan baka hibir ey yok. Haydi bakalm,
bitti artk, Aziyade'nin gzlerini kapad evi alevler yuttu... Bu ykntlarn nnden
geriye dnmek gerekiyor imdi.
Atm mahmuzlayp, rasgele girdiim bir yoldan, gecenin karanlnda ordan
uzaklayorum.
Bu ykntlar ynn.. hayr, tahmin etmemitim bunu; bu ykm beklediimden te. Oysa
bu karanlk mahalleye ok balym sanmyordum; ama yzyllardr durduuna gre, hi
deilse yaadm srece kesinlikle yle kalr diye dnmtm, imdi onun yaad
bu sokakta, mrnn yarsn geirdii bu evin kafesli yksek cumbalar altnda hi, bir
daha hi gelip dolanamayacam kendi kendime syledike zntm bsbtn artyor.
Bam alm giderken bir daha hi bir eye bakmyorum artk, benliimin derininde
zc ve saltk, giderilmesi olanaksz, tatsz yalnzca szlayan bir umutsuzluun acsn
ekiyorum. Onun acs, onun iin duyduum pimanlk ve youn i acs bunaltc bir yas
rts gibi stmde; u anda hibir ey elemez artk aklm bundan. Sonra dondurucu
bir aklkla ortaya kan u zc soru var: Yarn yapacaklarmn ne anlam var? Onun
mezarn ziyaret etmek ocuk kandrmak gibi deil mi? Ondan herhangi bir ey benim
yalnzca geri geldiimi bilecek mi, vaktiyle onun bedeni olan kalntlarn stndeki
topra ptmde biraz olsun bilincine varacak m? Ne acl, ne are bulunmaz bir
znt bu, onunla bir daha hi, hibir dnceyi paylaamamak! Zavall kk Aziyade,
ona sylemesini bilmediim, imdi beni yakan ne ok ey var, yalnzca birka dakika
iin, son bir grme iin onu bana geri verebilselerdi eer, hemen sylerdim ona
bunlar, kendisini onun sandndan, hatta benim bile sandmdan ok daha byk bir
sevecenlikle sevmi olduumu sylerdim ona, onu yitirmekten duyduum pimanln
hi snmeyeceini sylerdim, yaadm iin, gen kaldm iin, hl sevebildiim iin
zr dilerdim ondan; btn bunlar sylerdim ona, sonra ak dolu bir vedann ardndan
yine uyusun diye topraa brakrdm onu! Ama hayr, son derece acmasz bir yanlla
taklp kalmak gerekiyor sonsuza dein; ok gemeden benim de lme vaktim gelecek,
bylece yanlln dzeltilmesi daha da gleecek, aramzdaki sessizlik bsbtn
kesinleecek, nk ona syleyemediim ama benim iimde yaayan her ey benimle
birlikte lecek. Ve zaman akp gitmeyi srdrecek, ikimizin ad da unutulacak - ayr
ayr...
Koyu gecenin iinde karmakark sokaklarda hep rasgele yoluma giderken sonunda bu
deimeyen kentin gbeinde Yavuz Selim Camisi yaknndaki ok sofu bir mahalleye
geliyorum: Mezarlar, serviler, sandukalar aydnlatan kandiller yanan trbeler var
burda. te esiz biimde, pek ho dmdz bir sokak, ama Arap sokaklar grnnde,
kire vurulmu bembeyaz, kenarlarnda sivri kemerli revaklar uzanyor dzenli,
yalnzca giri katndan ibaret yzyllk evlerin sa solu gn enginliklerine alyor,
stanbul'un merkezinde bir tepe buras, tm evreye egemen. Havann mavimsi
karanlnda yakndaki caminin st ste binen kubbeleri ykseliyor yalnzca, kar gibi
soluk, ayn evresinde oluan aylalar gibi bulank. Sokak uzayp gidiyor, birbirini
izleyen sra kemerler belirsiz karanlkta yitiyor; ama biraz tede, orda, ak kalm bir
kapdan lgn bir k szlyor beyaz kaldrm talar stne. Ah! Ahmet'le birlikte
koca stanbul'u yaya geerken akamn ileri saatlerinde uramay alkanlk edindiim
kk eski kahve buras kesinlikle. Nasl olmu da byle ge vakte kadar ak kalm?
Bunun benim iin olduunu, kahvecinin beni beklediini, beni ardn syleyesi
geliyor insann. Attan inip bir dakika orda oturacam, darda, sra kemerlerin altnda,
gecenin serinliinde.
Burada her ey el srlmeden kalm, eski tablolar, duvarlara asl eski Mekke
resimleri, anmsyorum bunlar. Karda sokan ortasnda hep o eski mermer eme,
tepesi kara salara benzeyen bir eylerle kapl, ereltiotlar brm bana kalrsa.
Kahvecinin bana getirdii u taburede birden fazla oturmuumdur kesinlikle.
Eskiden, iyi anmsyorum, insan burda oturduu zaman ara sra camiye giden inan dolu
dervilerin getiini grrd. - Ve bu akam tam bunu aklmdan geirdiim srada
dervilerden birka birlikte grnyor. Yavaa ilerlerken, geri dnp bu allmadk
saatte karanln derinliklerinde yiten ssz yol boyunca ak duran bu tek kahvenin
nnde taklm kalm bu adama bakyorlar.
O zamanlar, anmsyorum, bir algc vard, yal bir adam, bu kk ayrksn kahvede
gerilerde bir yerde kemanla yrek paralayan havalar alard btn gece. - Bu akam
anszn arkamda yine ayn ezgi inildemeye balyor. te o zaman ylesine dalyorum ki
anlara, uyanacam diye korktuum iin geirdiim rperti her zamankinden daha
derine, ta iliklerime iliyor bu kez... Bylece, oturduum yerde kalyorum, her zamanki
yerimde sessizce oturuyorum; evremdeki, stanbul'un iindeki eyler ayn kalm, ne ki
ok sevdiimiz Eyp'teki kk evimiz yok artk, onun kendi evi de yanm kl olmu,
Ahmet lm, Aziyade topraa gireli yedi yl gemi, her ey yok olmu, ortadan
kalkm, bitmi sonsuza dein... Ahmet'in ablasnn syledii o tmcenin birdenbire
aklma gelmesi daha da mthi, arkamdaki o keman iitilmedik hznlerin bilinmez
ezgileriyle bu tmceyi dile getriyor sanki: "lkyazn sonuydu... Akam vakti gtrmler
lsn..."
Akam vakti gtrmler lsn... imdi mays ya da haziran ayndaki o ok dingin,
ok duru alacakaranl gryorum, sanki akl almaz bir alayclkla karanlk evi pembe
bir kla aydnlatyor, sonra grltszce alyor kap, ar bir ey omuzlam
tayclarn gemesi iin... Alp gtrdkleri ceset onun bedeniydi bir zamanlar! Hayr,
imdiye kadar onun iin hibir zaman u anda ektiim acyla llebilecek bir ey
duyumsamadm ben...
Ayrca grne baklrsa, stanbul'daki kutsal ziyaretimin balangcndan beri yolumun
stne sanki istenildiince serpitirilmi glklere karn, deiikliklere, ykmlara,
lmlere karn - ve zaman zaman dalp gidince aklmn karmasna karn - grne
baklrsa ardna dtm sevgili kk hayalete gitgide hep yaklayorum ve
ruhlarmzn birbirine kavumas yakn gibi...
Bam sokaktan ve karanlktan yana evirdim, nk gzlerim anszn kararyor, hibir
eyi seemez oluyor. Ve braklanlarn dkt, onun da herhalde dkt korkun ac
iki damla gzya yanaklarmdan szlyor.
Kahvemi ve nargilemi getiren kk kahveci ra alam olduumu fark edip bana
aknlkla bakyor, sonra herhalde kendi kendine bu yabancnn ileri beni
ilgilendirmez diyor ve konumadan geri ekiliyor. lm imgesi yal algc tek bana,
stne vuran yar aydnlkta dteymiesine alyor. Yerimde kalyorum, ac ektiim
bu an olabildiince uzatmak istiyorum, nk on yldan beri kendimi hi burada,
karanla boulmu u sokan yalnzlnda olduu kadar, evreyi kaplayan sessizliin
ve gecenin ortasnda bir keman arkamda hafife inlerken olduu kadar, onun yaknnda
duyumsamadm...
Bir saat sonra yeniden kar kyya geip yine Beyolu'na knca otelin kapsnda
fenerekeni ve atm gnderiyorum. Ve dncemi deitirerek odama dnmek yerine
belki sabaha kadar rasgele dolamak iin yaya olarak tek bama yola dyorum
yeniden. Burada geireceim ksa sreyi uykuda yitirmemeyi yeliyorum.
Karanlk sokaklarda yalnz, zgr, amasz olmaktan beklenmedik esiz bir esriklik
duyuyorum nce. Gecenin tatll bir haziran gecesiymi gibi sryor, hava stanbul'un
btn kokularyla dolu, bu semtlerde servi korularnn balsaml kokusu ar basyor...
Hasky'e, sonra Eyp'e tanmadan nce yazn ay Beyolu'nun yukar yerinde
kalmtm, penceremden insan hayran brakan uzaktaki stanbul panoramasn
seyrederdim: Geleceine pek de inanmadan Aziyade'nin geliini beklediim zamanlard,
onu beklerken bakalaryla gnl elendiriyordum. Ayn zamanda yaammn geici bir
dnemiydi bu, ne inancm ne de umudum kalmadndan yitik bir yrekle ak denizine
atlamtm. Dou'daki o yeni esriklik, gz kamatran yaz mevsimi, nice kara gzlerin
ars bu aylk bekleyii altnda sonsuz uurumlarn hzn yatan son derece ksnl
bir eye dntrmt. Ah! Ne gecelerdi onlar, bu akam yaptm gibi babo
dolardm sokaklarda, ama hep yeni bir serven peinde koardm, her admda,
karanlkta tandm her eyde o gecelerin anlar nasl da kyor karma! Ve bu
kokular, bu kokular da deimemi. Sonra abucak yeniden altm btn o grltler:
Uzakta havlayan sokak kpekleri, bekilerin ucu demirli sopalarn n n ten kaldrm
talarna vurarak iaret vermeleri, aadan Galata'daki sefahat yuvalarndan gelen
belirsiz uultu.
imdi yalnzca bir yannda evler bulunan bir sokan merdivenlerini iniyorum, sokan
br yan derin bir akla bakyor: Byk Mezarla ve onunla birlikte telerde, soluk
bir izgi halindeki denize ve olaanst bir oyma iini andran stanbul'a.
Bu kaldrm talarn, bu basamaklar ok zel bir biimde tanyormuum gibi geliyor
bana!
Aslnda bu sokan bir zamanlar benim oturduum sokak, Beyolu'ndaki evimin ite
uras olduunu nasl grmemiim! Ne ok defalar bu eve uygunsuz saatlerde geri
dndm ben, sabahn pembe ilk klar Asya kysndan ykselirken! Gemi
esrikliklerin elimde olmadan uyanan anlar gitgide belirginleiyor, daha ok alt st
ediyorlar beni...
Sonra duvarla evrili Kk Mezarla varyorum: Ho kokan bir servi orman ve
Mslmanlarn yatt insana korku salmayacak kadar eski mezarlar. Eskiden sk sk
gece yarlarnda buradan ieri szdm, orda aalardan den kokulu kk dikenlerle
dolu kuru yosunlarn stnde oturduum olurdu: Gvenli bir snakt buras,
bulumalarn tan olmazd. Giri urdand, semeye baladm o demir parmaklkl
anakapdan. Bu anakap hep kapalyd, ama benim gibi oraya alkn biri duvar
tandaki bir oyuktan elini geirip srgye yetiebilir, kapy aabilirdi. Ve elim, sanki
kendiliinden duvardaki bu delikten ieri dalyor, srgy yakalyor ve itiyor: te o
zaman, anakap paslanm zvanalar hafife gcrdayarak alyor, bu bildik grlt
kafam alt st ediyor... .......................................................

Tanrm, stanbul'a ne yapmaya geldiim kt m aklmdan? Unuttum mu?... Mezarn


ziyaretim o kadar yaknken tuttum byle heyecanl, tedirginlik verecek kadar tasasz bir
zaman geirdim! Ah, insann iini karartan o tmce, "Akam vakti gtrdler onu..." bir
anlna bile olsa nasl aklmdan kabilir, baka eyle oyalanacak kadar duygularmn
oyunca nasl olurum ben?... Geri dnerken bam eiyorum; bu garip gece gezintisiyle
deerli kk any aalamm, gitgide yaklaan sevgili hayaleti kendimden
uzaklatrmm gibi geliyor bana.
Sonunda bu otel odasnn karanlnda yalnz kaldm zaman, uykum gelmiyor, ama
gelen gzyalar arndryor ve ok sevindiriyor.
IV

Cuma, 7 ekim 188...

Kark dlerden sonra uyanyorum, zerimde bir tedirginlik mezarla gitmek iin
giyiniyorum.
Bavullarmn iinde halktan adamlarn bayram gnleri giydii olduka zengin ilemeli
Trk giysilerinden birini getirdim, Eyp'teki gnlerimizden biraz solmu, buruk bir an
bu, bizim evde, bizim mahallede akamlar giyerdim. Aziyade stmde bu giysiyle
dneceime yemin ettirmiti, beni yle grecekti, yllardr kendi kendime mezarn bile
ziyarete gitsem bunu giyeceimi sylemitim.
Sonra o biimde giyindiim zaman bir duraksama geliyor bana. Vaktiyle alk olduum
bu Doulu ceketi ireti bir klk, zc bir maskaralk etkisi yapyor. Yine de karmak
istemiyorum: Nasl yapmal? nce rengi belirsiz beylik bir pardes giyerek ceketi
altnda gizliyorum, - ardndan pardesy, srmal tozluklara kadar beni saran daha uzun
bir yol paltosuyla deitiriyorum... Korktuunuz, duygularnz derinden alt st eden
kutsal bir mezar ziyareti sz konusu olduunda kln rkl konusundaki ayrntlar
pek ocuksu kayor!
Aada atlar koulu byk bir lando var; gelmesini bir gn nce ben sylemitim, yal
kadnlar yanmda oturabilsinler diye byk olsun istemitim; neeli grnen gzel,
berrak bir gne ortal aydnlatrken yola koyuluyorum.
Kasmpaa, Beyolu'ndan Byk Mezarln amurlu ukurlarnn ayrd aada
kalan bir d mahalle olduundan, onlarla buluacam Hac Ali Alan'na arabayla
gitmek iin epey dolamak ve inii tehlikeli sokaklardan gemek gerekiyor.
Bununla birlikte oraya varyoruz, nk ite eski kk beyaz camiyle, ordaki siyah
serviler.
Hac Ali Alan'nda beni bekleyen iki kadn gryorum, yalnzca iki kadn, Anaktar-
iraz ile Ahmet'in ablas. ncs, Hatice, gelmesini en ok istediim ve en gereklisi
niin orda deil acaba?
br ikisi geldiimi grnce zntl bir hareket yapyorlar. Tanrm, yine ne var? Beni
grmeyi mi reddeti acaba? Sakn lm olmasn? te o zaman her ey biterdi; tam
limana varmken karaya oturmak olurdu bu; bir daha hibir zaman, dnyada hi kimse
yol gsteremezdi bana... Soluk kesen birka saniyelik korku iinde kendime tm bunlar
sylemeye vaktim oluyor, bu srada yere atlyor ve durumu sormak iin onlara
kouyorum.
Hayr, diye yantlyorlar, ok ciddi bir ey yokmu. Ama zavall yal kadn geen ktan
beri ktrmm, dklen bir dee aklym, tek adm atamyormu. Yollar ok dik
ve dar olduundan oturduu mahalleye araba giremiyormu. stelik Hali'in bu tarafna
gelse bile neye yararm, nk mezarn br kyda, stanbul tarafnda olduunu
sylemi, ama mezar ok uzakm, surlarn dnda, krlardaym...
stanbul surlarnn dnda, demek orda gmdler onu!... Dndke yreim daha ok
skyor!...
O koskoca eski surlarn eteinde, Fener'den Yedikule'ye uzanan, geni fundalklarla,
servi ormanlaryla kapl bu ssz blge, kimsesiz llerin rasgele gmld, uzunluu
on kilometreyi bulan bu ku umaz kervan gemez mezar alan, birdenbire gzmn
nne geliyor. Oraya gmmler onu! Kimi kez bunun rkntsn duyardm, ama aklm
oraya taklp kalsn istemezdim; hayr, daha ok onun skdar'da ya da Boazii
kylarnda, o esiz gzellikteki mezarlklardan birinde yattn tasarlamaya alrdm.
Onun surlarn dndaki kk, sevgili mezarn bir daha nasl bulurum ben, eer - yerini
tek bilen ve kukusuz pek mr de kalmayan - bu Hatice bugn ne pahasna olursa olsun
gstermezse bana.
Bir kez daha elimdeki ipucunu kardm duyumsaynca korkuyorum; hep ayn ateli
evecenlikle bir kar yol aramaktan, hi bulamamaktan korkuyorum...
Sonunda aklma bir dnce geliyor, beni getiren Rum arabacy aryorum. - Alanda
bir arada fsr fsr konumamz, bu araba, bu yabanc adam, bu hareketsiz mahallenin
insanlar iin artc eyler olmal ki, pencerelerdeki kafeslerin ardnda ifter ifter
gzler beliriyor. - Tahtrevanlar anmsamtm, on yl ncesinde Beyolu'nda hl
kullanlyordu: o vakitler yamurlu akamlarda kadn oyuncu ve arkclarn otellerine
tahtrevanla dndklerini grmtm. Akll bir adama benzeyen arabac belki bana
hemen bir tahtrevan bulabilir, hatta yorulanlarn yerini alacak tayclarla birlikte
buraya getirebilirdi...
Bir altn pein, sonra, tm bunlar bana yarm saatten nce getirirse zahmetine karlk
bir altn daha. - Baaracana emin bir havada atlarn kamlayp hareket ediyor.
Dn gnm sk sk blenler gibi yine belirsiz bir bekleyi. Darda bir tan stne,
iki kadnn arasna oturuyorum. Bu mahallede Doulu ceketimden daha garip kaan gri
paltomu stmden karyorum; o zaman vaktiyle onun setii giysilerin ilemeleri
yllar sonra eskiden parladklar kta, kireten kefen ekilmi ayn eski duvarlarn
nnde yeniden parldyor, orda gne vurmu, ssz, kk, beyaz sokakta kendimi
mutlu duyumsuyorum, iimde, bir anlna yine burdaki halktan biri gibi grnmenin
ince hznyle...
Sessiz bir bekleyi iinde otuz ya da krk dakika geiyor, siyah roblar giyinmi, balar
ellerinde, biri samda, br solumda oturan iki kadn - insan biimine girmi lm
dnceleri gibiler.
Sonunda yukarda Hac Ali mahallesine egemen bayrn tepesinde ardnda tahtrevanla
tayclar, ge vuran glgesiyle yavatan geri gelen lando grnyor.
Haydi abuk olun, abuk! Araba beni burda beklesin, Anaktar-iraz'la birlikte, bir saat,
iki saat, ka saat srerse, Ahmet'in ablas, tayclar, tahtrevan benimle Hali'e
insinler, ordan byk bir kayk tutup stanbul'a geeceiz.
stanbul'da insana sknt veren Fener'de, Hatice'nin mahallesine en yakn iskelede
kayktan iniyoruz; sonra ykk dkk, gt gecek byk duvarlar arasnda merdiven
sokaklar trmanyoruz, yoldan tek tk geenler dmanca bir merakla balarn evirip
dik dik bakyorlar. Yoksulluktan dklen bir evde, lo bir at altnda Hatice iren
paavralar stne uzanm acnas hasta bir hayvan gibi gsz iniltiler karyor. Ama
bu pekl o, sanrm stanbul'da yeniden grdm hibir yz, ne de baka hibir ey,
can ekien bir maymun hnzrlyla yalvaran bir sevecenliin bulunduu, insann
ryen hayvans yanyla, tkenen, temiz yrekli, inanl insann nasl desem kart
bu kara ehre kadar beni etkilemedi...
Yaklarken knamasndan ve fkesinden korkuyordum. Ama tm bunlar dn patlak
vermi, Ahmet'in ablas adm syledii zaman, sonra geri geldiim iin beni
balam. Dehet verici "ld! ld!"y iitmiyorum, ne de on yl nce Aziyade'nin
son blmn yazdmda acmaszca iime doan ilenmeyi. Aksine acnas kara
ellerini uzatyor bana, krm, eilmi, rktc; aradan geen tm zamana karn
gzlerimiz birbirini tanyor, birbirini anlyor; o alamaya balyor, ona bakarken benim
de gzlerime yalar doluyor. Dknler dkn bu kadn, zenci bir kle doutan,
imdi pisliin, yoksulluun ortasnda tkenen bir canl cenazeye dnm; sevecen bir
acmayla stne eiliyorum, sanrm onu bir ermi gibi pmekte pek glk ekmezdim.
Elbette diyor, hasta olsa da ayaa kalkacakm; kendisini gtrmelerine, tamalarna
ses karmayacakm, her istediimi yapacakm benim, bundan tr akama leceini
bilse de, nk Tanr'dan dileyebileceinin tesinde mutluymu artk, hanmyla benim
aramda oynayaca rol iin mutluymu, hi beklemedii halde mezarn son bir kez
ziyaret edecei iin mutluymu. Gzlerinden yalar boanyor, kara yanaklarndan
szlyor yalar, ona bir ermi gzellii balayan sevin gzyalar...
Hi hesapta olmayan bir glk ortaya kyor imdi de: Bu kez tayclar tiksintiye
kaplp istemezlik ediyorlar! Bunu kollarna alp kaldrmak m, bunu yeni kadife kapl
tahtrevanlarna oturtmak m, hayr, asla! Giysileri ilemeli zarif tayclar bunlar,
bylesi bir i iin rahatsz edilmeyi beklemiyorlard kukusuz. Ayrca ben nerdeyse
plak durumdaki bu yal kadn stne yl o iren paavralarn altndan karlnca
lesiye tr diye dnyorum... Derken yolda gelirken bu mahallede, Yahudilere ait
kk bir dkkann camekannda portakal rengi gzel yn battaniyeler grdm aklma
geliyor, bir kou gidip bir tane alsn diye Ahmet'in ablasndan rica ediyorum... e ben
el atacam onunla birlikte, Hatice'yi battaniyeye saracaz ikimiz, tayclar da
bylece, dehete kaplmadan yerinden kaldrabilecekler onu.
l kefenlemeyi andran bu derleyip toplama yznden bir eyrek saat daha yitiriyoruz.
Sonunda yal kadn yeni, kaln yn battaniyeye sarl, kadife kaplanm tahtrevana
biniyor; arlarna ve zntsne karn, imdiye dein mr boyu grmedii tm bu
atafattan tr glmseyerek. Tokalaarak, teekkrler ederek Ahmet'in ablasna hoa
kal deyip yola koyuluyoruz.
Balangta stne byk bir canllk gelen Hatice, tertemiz bir sesle buyruklarn
verdi, surlardaki kaplarn hangisinden klacan syledi. Sabah vakti geiyor; yolda
bir at kiralyorum ve tayclara komalarn sylyorum. Srmal giysisiyle bir paann
kavasn andran u binicinin eliinde geen tahtrevann gsteriini gren ocuklar,
olanca hzla gtrlen gzeli grmek iin kk cam pencerelerden ieri bakyorlar ve
o kapkara maymun yzn grnce byk korkuya kaplyorlar.
Tm bu alkantlar, tm bu tela yolu gitmekteki amacm gzden yitirmeme neden oldu.
Sonra raslant sonucu bulduum u gzel, gen ata binmenin zevki, gneli gzel bir
sabah serin ve temiz havay yarp gemenin zevki... Ve bir kez daha her eyi unutuyor,
nerdeyse hafif bir yrekle, evredeki tuhaf, grkemi hzn veren eylerle ilgilenerek
atm trsa kaldrp gidiyorum.
Hemen hemen kimsenin oturmad, nerdeyse ykntya dnm, "Eski stanbul"
dedikleri mahallelerin arasnda uzun sre yol gidiyoruz. Sonunda, tm buralarn iine
alan, di di mazgall dev surlar karmzda beliriyor; karanlk tonozlarla birbirini
izleyen sivri kemerli kaplardan sur dna kyoruz ve ite hemen krlarda, ku umaz
kervan gemez bir yerde mezarlar arasndayz.
Bu arkamzdaki ap getiimiz surlar, braklm ok byk bir kenti evreleyen
inanlmaz ykseklikte, sivri dilerle entik entik, aralklarla koca kuleler ykselen kale
duvarlarn andryor; samzda solumuzda hi kesintiye uramadan, ayn biimde
uzayp giden bu surlar ssz uzaklklarda yitiyor.
nde sonu gelmez mezarlar blgesi var: Kzla alan klrengi geni fundalklar, an
kulesi klah gibi ykselen kara servilerin oluturduu aalklar. Bu araziyi bir mezar
kalabal kaplyor; tarihin her andan, her devrinden mezar talar ayakta duruyor. Bu
kurak toprak l kemikleriyle dolu.
Vaktiyle Eyp'te otururken ender gelirdim bu taraflara. Bununla birlikte bir kez
gpegndz dolamaya gelmitik onunla, aralk aynda bir le sonrasyd, her yerden
ssz diye burasn semitik. Hemen yaknda bir yerde, anmsyorum, u servilerden
birinin dalnda minik bir ku, kukusuz mevsimi arm, yalnzca ikimiz iin bir ilkyaz
ezgisiyle akmt.
Sonra az daha ileride, orda tede, ok sevimli bir kz ocuunu gmdklerini
grmtk, - bugn artk iyice karmtr topraa... Dmdz otlarn, k papatyalarnn
zerinde yaptmz, gn nda birlikte yapmaya cesaret ettiimiz o gezintiyi birden
anmsaynca iim nasl paralanyor...
imdi bu koturmamz sonsuz bir ince hznle dolduran her eyin bilincine tmyle
yeniden varyorum. Ona, vaktiyle tad bedenden arda kalanlara yaklatm
dnmek bana byk rpertiler veriyor, buz kesiyorum, zntl anlarda insann
vcudunda duyduu rahatszlk geliyor yine stme, insana akaklarnn, gsnn
demir mengeneyle gitgide hep biraz daha sktrld izlenimini veren bir duygu bu.
evremdeki mezarlara bakyorum, en yakndakilere, en uzaktakilere, en yeni, stnde
biraz parlayan yaldz ve hl beyaz kalm olanlar, tm bu sonsuz kemik ynna zg
tekdze klrengini henz almam olanlar aryorum, onlar gzlerimle sorguluyorum...
Yllarca nce bu i karartc gezintiyi, bugn gerek olan her eyi sezmitim, tahmin
etmitim, ama u bulunduumuz, kimsenin uramad yerde olacan dnmemitim;
onu kimlii belirsiz l ynlar arasnda aramay beklemiyordum, hayr; onu burda,
ad, mezar ta bile olmayan nice dierleri arasnda deil, baka yerde bilmek ektiim
acy azaltrd gerekten...
Hatice tayclarn sola sapmalarn sylyor; imdi ezici, di di mazgall sonu gelmez
surlar boyunca Yedikule ynnde ilerliyoruz, lanete uram grnmdeki plak bir
toprakta yryerek.
Yaklayor olmalyz, nk Hatice yavalayalm diye iaret etmek iin yal kara eliyle
tahtrevann camna vurdu; onun bakndn, bym gzlerle aradn gryorum...
imdi onun bile duraksayan bir grn var, - bana gelince, ben titriyorum. Mezar
grd galiba, nk buyruk veren bir davranla yakkl tayclarn durduruyor.
Burda, sada, ayakta duran on kadar mezar tann olduu u ykseltiye benzeyen yerin
stnde: Orda! Say olarak ya da drt kadn mezar var, ilkten bir gz atnca
ayrmsadm: Bir zamanlar yaldzl yaztlaryla, ayrksn ieklerden balarna
giydirilmi bir tala, mavi ya da yeil boyal mezar talar... Hangisi onun mezar?
Kendini tahtrevandan indirtiyor zavall yal kadn, dt decek, gzleri ate dolu,
portakal rengi battaniyesinin iinde - onu dndkleri iin deil, vcudundan
tiksindikleri iin - kendisini sarl tutan iki taycnn verdii destekle, nerdeyse
yryor ktrm haliyle; yn battaniyesinin kvrmlarndan imi damarlarn uzand
iki rktc mumya kolu karyor dar ve yryor, istencinin gcyle, kendisini
koltuklayan adamlarn arasnda can yana yana srayarak ilerliyor. Ve ben sonsuz bir
acma duygusuyla onu izliyorum.
Bu mezarlardan hangisi?... Ynelir grnd u mezar kukusuz, mavisi solmu,
yaldzl yazt hl prl prl u mezar... Evet, tamam bu! Kendini mezarn stne
atyor, krm elleriyle topraa smsk sarlyor grmesi insana ac veren zavall yal
maymun, ardndan bu sessizlikte insan hayrete dren, bakaldryla dolu, yabanl, ac
bir sesle bana haykrmak iin ban eviriyor: "Burda! Aziyade burda!" Pekl
anlyorum bana kl gibi saplanan bu szler, rtl biimde "onun burda olmasna
neden sensin" demeye geliyor. Sonra, anszn ellerimi yakalyor, tatl, bir kk ocuun
tatl sesiyle sanki benden zr diler gibi yineliyor: " Burda!... Aziyade burda! Gryor
musun, o burda imdi..." Ayn zamanda kapkara yz insann yreini szlatacak
biimde buruup kaslyor ve birdenbire gzlerinden sel gibi yalar boanyor...
Bense bam eiyorum; ama tek damla ya gelmiyor gzmden. sten d bir
davranla apkam karmak iin, Hristiyan mezarlar banda yle yapldndan
elimi alnma gtryor, sonra brakp geri indiriyorum... Buraya gelirken yine nasl
giyindiimi unutmuum: Trkler feslerini hibir zaman karmaz, namaz klarken bile.
Mermer mezar tana doru eiliyorum ve aryorum, skemediim sarmal yaztlar
arasnda adn aryorum, sevdiim gerek adn, bana verdii kaln altn yzn
stnde kazl olan, silinmez kk mavi harflerle gsmde yazl olan. Ama nasl
oldu da yine byle dinginletim birden, dalgnlatm nerdeyse? Artk burda deilmi
gibi olmam anlayamyorum, yle grnyor. Hi beklenmedik biimde yreimi byle
kapatan ne oldu acaba? Kukusuz u adamlarn burda bulunmalar, onlarn merakl
baklar, nerdeyse alayc aknlklar; btn bu topluluk, tiyatral denebilecek tm bu
abalar. Yalnz gelebilmek gerekirdi. Burda olmamalyd onlar; baklar, yalnzca
burda olmalar bile u kk, sevgili mezar aalamak saylr - her eyi sezselerdi, bu,
yerin erinci iin tehlike oluturabilirdi belki bu, ben uzaklardayken.
Yarn sabah yalnz geleceim, daha vaktim olacak, nk beni gtrecek gemi leden
sonra te kalkyor. Bu benim asl ziyaretim olacak. Ama bugn, artk gitmeli; topran
stnde tepinip duran, ene alan u adamlarla her eye saygszlk ediyoruz.
Ona, bu tan altnda uyuyan ona kendi iimden diyorum ki: "Seni grmeye yalnz
geleceim zavall km; yarn btn sabah seninle geireceim, sana ait bu
sszlkta; seni sevdiimi pekl anlyorsun deil mi artk, nk btn bu uzun
yolculuu sana kavumak iin yaptm..." Yine de elimde olmadan mermer mezar tann
dibindeki topraa gizlice bakyorum... Ama hayr, tan altnda kim var dnmek
istemiyorum bugn, bam eviriyorum ve katlamak iin kendimi zorlayarak
soukkanllm yine kazanyorum, yzm sertleiyor.
Yalnzca tek bamayken yolu armamak iin byk bir dikkatle evreyi not ediyorum.
nce dar ktmz kapdan buraya kadar geride braktmz dnyay kuatr gibi
grnen o ok byk karanlk surlar boyunca drt ke ka bur var sayyorum, sonra
nasl sralandklarn, servilerin nasl grndklerini, iaret noktalarm salama almak
iin aceleyle bir not defterine iziyorum; on yl sonra, yirmi yl sonra buraya gelmek
ksmet olursa, yolu armamak iin bu i karartc yeri belleime iyice kazyorum.
Hatta yarn koparabileceim, yanmda gtrebileceim hangi kk bitkiler var, onlar
aryorum: Nerdeyse hi bir ey yok, yazk! yle orak bu toprak; olsa olsa glkle
seilen iki dikenli yaprak ve klrengi, dayanksz bir liken var; bu mezarn stnde
ilkyazda bile funda ieklerinden hi aan olur mu bilmiyorum...
Haydi bakalm, imdi yola koyulalm tezcene. Tayclar bitkin yal kadn yeniden
tahtrevana yerletiriyorlar, ben ata biniyorum ve geldiimiz gibi bu ssz yerlerden hzl
admlarla geip gidiyoruz yine.
Pekl tuhaf, pekl beklenmedik bir ey oldu benim iin bu ziyaret, ok ksayd, ok
souktu. Geldiimden daha ok ac veren bir hznle, honutsuz, doyumsuz ayrlyorum
burdan. Ama ya herhangi bir ey yarn gelmemi engellerse, ya da o vakte kadar bama
bir ey gelir lrsem... Byk surun rktc kaplarndan girinceye kadar hep
duraksyorum, dnp arkama bakyorum, atm drtnala srp geri dnmek geliyor
iimden...
Hatice kulbesinde paavralarnn stne yeniden uzannca varlklarna katlanamadm
tayclar bamdan savyorum. Zavall yal kadnn stn yeni battaniyesiyle
elimden geldiince rtyorum, ok houna gidiyor, yeni bir oyunca olan kk
ocuklarn yapt gibi elleriyle battaniyeyi okuyor.
Ve imdi sorular sormak istiyorum ona, renmekten korktuum her eyi bilen, gren,
belleinde tutan, brlerinin arasnda konuabileceim tek kadn o yeryznde.
"Evet, evet" diye yantlyor, "ok eyler syleyeceim sana, neler neler... Hele gzelce
uyusun, kafasn toplasn, gelir konuursun Haticenle, nmzdeki gnlerden birinde..."
nmzdeki gnlerden birinde!... Ama bir bugnm var benim!
"Ah, Loti" diye srdryor glkle dorularak, "bilmiyorsun: Kap dar ettiler beni...
Ama hanmndan uzaklara gitmedi Hatice, iyi bil, ve leceini anladm zaman iki gece
sokaktan ayrlmadm, kapnn yanndaydm hep, iiteyim diye..."
Onu kovmular demek... yle ok ne syleyebilir bana o zaman? Artk kafas pek
yerinde deil gibi, hangi belirsiz ve garip bilgileri ekip karabilirim bu yal kafadan?
- Peki, Fenzile Hanm, diyorum, o ne oldu biliyor musun?
- Sahi Fenzile, evet... O ok eyler biliyor, ite o. Hem belki, belki buraya gelir seninle
konumaya!
Yal Abeddin'in teki hanmndan biriydi Fenzile, bir kez grmtm onu, yz
peeliydi tabii. Ama Aziyade'ye kar teki kumalarndan daha iyiydi, nerdeyse
yardmc ve sevecendi, biliyorum. Dalan bu haremden bir o yeniden evlenip
stanbul'da kalm grnyor. Ah! Onunla konumann bir yolu olsayd! Dorusu, bunun
mmkn olacan hi ummuyorum... "Buraya, sana gelmesi iin onu nasl kandrmal,
ne yapmal Hatice canm?"
Bir dakika sonra zenci Hatice'nin verdii bilgiler zerine gittim yaknda bir kulbede
ok yal bir kadn buldum ve aldm geldim, ktcl, arabulucu yzl bir kadnd bu,
yaam boyu baz karanlk ilere karm olsa gerekti. Hatice bu kiinin Fenzile'yle
grmeyi ayarlayacana gveniyor; imdi olduka heyecanlanm, yeterince kesin
grnen ynergeler veriyor ona, ben de byk bir dl sz veriyorum. Burada
buluacakmz, elbette, bugn leden sonra, alaturka saatle yediye doru. Ama
gerekleeceine pek inanmyorum ben...
Hatice'ye sormak istediim sorular var daha; ama iyice bitkinlemi gitgide, durumuna
acyorum. Bu sabah olup bitenlerden ben de son derece yorgunum. stelersem, daha
ak szcklerle bana neler diyeceini fazlasyla seziyorum: zellikle ben yzst
braktm iin Aziyade'nin ldn syleyecek. Bu doru olduuna gre bana onu
dinlemek der ve bu konuda kararlym, ama bir kez yeter, akama geri geldiim zaman
sorarm... te imdi suyun br yannda beni bekledikleri aklma geliyor, iimde biraz
da korku, kp gidiyorum...
yleyse imdi yine Hali'e doru inmek, bir kaya binip karya gemek, Anaktar-
iraz'la arabacnn beni bekledii Hac Ali Alan'na geri dnmek ve teki mezar
ziyarete gitmek gerekiyor.
Yanmda oturan Anaktar-iraz "ili Ermeni Katolik mezarlna ek" diyor arabacya.
Olduka uzak bir yer galiba, arabac atlarn kamlyor ve atlar hemen komaya
balyor. stanbul'a srtmz dnp yine Beyolu'na kyoruz, son hzla Beyolu'nu
geiyor, geride brakyoruz, sonuncu semt Taksim de arkamzda kalyor, bir baka
dyredeyiz imdi, buras Aziyade'nin gml olduu yerden baya farkl... Benim
Eyp'teki zavall iki kk canyoldam birbirinden epey uzak gmmler.
Bir Katolik mezarlnda m?... Aslnda imdi anmsyorum: bana anlatmt, doutan
Ermeni Katolikmi, sonradan on beine basmasna yakn Mslman olup Ahmet adn
alm. lecei sra sa'y anmsam olacak.
stanbul'un byk ve ok gzel bir hznle dolu d yrelerinin aksine nasl iren bir
yer buras... Buralar, Beyolu'nun o tm kozmopolit insanlarnn tatil gnleri elenmeye
geldikleri yerler; aasz, yeilliksiz, alabildiine plak krlkta her tarafa yaylm
Ermeni, Rum, Yahudi meyhanelerinden geilmiyor; Paris evresindeki kt yerleri
anmsatyor bunlar; sonra srlm tarlalar balyor, tarlalardan ieri giriyoruz
arabayla; blge batan aa gri, toprak rengi, tek yeil ot yok; sonunda ssz bir tepenin
stnde drt duvarla evrili bir yer grnyor, bu duvarlar da gri, zerlerinde ykselen
ne bir servi, ne de herhangi bir yaprak var: Buras ili Mezarl.
eri giriyoruz, yoksullar mezarl, idam edilenlerin gmld bir mezarlk diyesi
geliyor insann. Tek tk birka tahta ha, olduka sade birka mermer levha, hemen her
yerde altta yatan cesetleri gsteren basit tmsekler.
Yal Ermeni kadn gidecei yn aryor, bir patikada karar klyor, hzn veren
tepecikleri saymaya koyuluyor - bir, iki, , drt, - yaknlarda bellenmi gibi grnen
bir yerde duruyor: "te burda bizim Ahmet!" Kendi oullarndan biriymi gibi bakt
ocuu anmsaynca yal annelerde olan o temiz gzleri dumanlanyor.
Ah! Zavall yavrucak, gmld topra grmek insana ne de g geliyor...
Ona ikinci bir kez gelmeye vaktim olmayacak, onun iin ona burda temelli veda
edeceim: "Ba ne yanda?" - "Burda!" diye yantlyor yal kadn topraktaki topaklara
parmak ucuyla dokunmak iin eilerek. Ve, bana gsterdii yerde, orda yle tek bana
bitmi, kk, clz bir yonca koparyorum yanmda gtrmek iin.
Bizi abucak otele gtrmesini syledim arabacya.
Arabada Anaktar-iraz yanmda oturuyor; yolda, ben gittikten sonra mezarlkta Ahmet
iin koydurmak istediim mermer levhayla ilgilenmesini rica ediyorum. - nk
Ahmet'in en byk zntlerinden biri, anmsyorum, biraz zengin olmadan lrse, belki
de mezar olmayacan dnmekti.
Sabah boyu ordan oraya uzunca yollar dolamak drt saatten fazla srmedii iin otele
vardmzda daha le olmamt.
Ermeni kadn odama karyorum. Otelde alanlar turistlerin yannda bylesi hanm
arkadalar grmeye pek alk olmadklarndan ona bakyorlar, ama hi saygszlk
etmeden, nk yasl robuyla ok ciddi ve arbal grnyor.
Cebinden iri gzlklerini karp Ahmet'in mezar iin vereceim ynergeleri yazmak
zere bir yaz masasnn bana oturuyor...
Ama otel hizmetlilerinden biri bana Yahudi Salomon'u getirince iimiz yarda kalyor.
Ahmet'i bulmak iin elinden geleni yaptn, onu tanyan kimse kmadn bana
aklamaya gelmi Salomon.
Ahmet'i bulmann mmkn olmadna rahata inanrm!... Dnden bu yana, u
Salomon'u bilgi toplamaya yolladmdan bu yana, i karartc gereklikler, hznl
erinler dnyasnda ne yollar gittim ben. O an iin her ey henz akl kartran bir soru
halindeydi, imdiyse dn beni heyecana getiren eylerin stne kl ynlar yam
gibi...
Anaktar-iraz, o mermer konusunda yapmasn istediim eyleri kendisi iin Ermenice
not almay bitirdi.
Birlikte yapacamz ileri tamamladmzdan esenlemekten baka bir ey kalmyordu
geriye.
Gitmek iin ayaa kalkyor, az nce ili'de grdm annelerde olan o temiz gzlerle
bana bakyor. Zavall lm kk iin yaptklarma teekkr ederken iri iri yalar
geliyor gzlerinden, bana da bulamasna ramak kalan.
Sonra kp giderken beni pmek iin izin istiyor. Kabul ediyorum... Ve beni
pmesine karlk, Ahmet iin, yal kadnlara zg o buruuk yanandan btn
kalbimle pyorum onu.
Alaturka saatle sekizde (leden sonra sularnda) buluma yerinde, Hatice'nin
evindeyim.
nsan rkten acnas kara ellerin kprdanp durduu portakal renkli battaniye rtl
partal dein yannda, sabahleyin iim den kt grnl kadn tek bana ayakta
duruyor. Fenzile Hanm orada deil, kestiriyordum bunu. "Evde yok," diyor arabulucu;
"nereye gittiini bilmiyorlar, ne zaman dneceini de..." natla kaamak yant
vermesinden, donuk ve kapal anlatmndan stelemenin yararszln hemen anlyorum;
beni grmek istemeyen o Fenzile, nasl gzda verdiyse, onu korkutmu ya da hibir
ey sylemesin diye para vermi olacak...
Koturmasnn karln dememi isteyip gidince, Hatice'nin baucunda bir tabureye
oturuyorum.
Buraya yaptm kutsal yolculuumun en amansz an, ceza ve bedel demek zaman
gelip atyor imdi...
lklarla, susmalarla kesilen bir syleide gerei renmek iin kendimi zorlamak,
bunu glkle baarmak, kh gen kh bara ara sayklayan u kara kafadan beni
donduran, beni yakan eyleri birbirini tutmaz krntlar halinde ekip almak. ok yorgun
olduunu grp ona acmaktan, bu sabah ona bu uzun geziyi yaptrarak belki de sonunu
getirmenin i acsndan her dakika durup kalmak. kimizin arasndaki kara bulutlar daha
da oaltan, ne onun ne de benim tam anlamyla bilmediimiz bir dilin glklerini
duyumsamak. Yarn burdan ayrlacam iin, o yaknda lecei iin yine de ne pahasna
olursa olsun bu esiz andan yararlanmak gerektiini kendime sylemek; benimle biricik
sevgilim arasnda hl iyi kt yaayan tek ba o, onu topraa koyduklar zaman, btn
balar sonsuzlua dein kopacak; bugn u yar bozuk bellekten kartamadm ne
varsa sonsuzcasna yitecek...
Tarih konusunda Hatice Ahmet'in ablas ile ayn kanda; bu ilkyazda Aziyade leli yedi
yl gemi olmal, aa yukar yle bu... lmesinin nedenlerine gelince.. aka
sylemeden sezinliyoruz ikimiz de, kendisinden beklemediim bir incelikle bana
sylemekten kanyor; ama stelermi gibi grndmde aknlkla, ac sitemle dolu
bir bakla beni durduruyor. kide bir yalla zg ocukluu tutmasna karn, tuhaf
zeka prltlar kalm kendisinde ve zavall yal kle yrei olanca saflndan hi
yitirmemi. Giderek ona kar bir sayg uyanyor bende - sonra da bir acma duygusu
zellikle - lesiye yorulmasna neden olduum iin acyorum...
- "yle mi," diyorum, "Hatice canm, bir yldan ok hep umdu mu? " - Neyi umdu acaba
zavall yavrucak? Dnp geleceim, belki kendisini karacam kuruntusuna kaplm
olmasn, bugn olsa altnlarm ve bamszlm sayesinde byle tehlikeli bir servene
atlabilirdim, ama o zamanlar bu benim iin hepten olanakszd!
Demek ancak bu srenin sonunda iyice ktlemeye, salkl gen yznn rengi
solmaya, boynunu emeye balad, unutulduunu, sonsuzlua dein gnlden silindiini
sand iin. - Peki mektuplarm, benim mektuplarm ulamyor muydu ona?..
- "Mektuplarn m?" diye yantlad Hatice, "verdim ona... bekle... altncya kadar
verdim..."
- brlerini niin vermedin peki?
- brlerini... yaktm dedi... Yaktm onlar! Beni, kovmulard nk beni, anlyorsun
ya, mektuplar gtremezdim ona, saklamaya da korkuyordum... "Yaktm" deyi
biiminden onun bu mektuplara, sonuta, uyduruk, uursuz kk eyler, mutsuzluun
dolayl nedenleri diye baktn anlyorum.
Aziyade'nin mektuplarna gelince, bana drdn gnderdiinden emin, ama bir fazlas
bile sz konusu deil. Tahmin ettiim gibi pekl: lk drt mektubu Aziyade yazma
benziyordu, onun sevdiim ufak tefek dncelerini, yabanl ocuklardaki tuhaf
dncelerin yapsn tayan o pek ho dncelerini bulmutum o mektuplarda. - Peki
sonrakiler, hibir zellii olmayan, Ahmet'in son yazdklar gibi, o sradan, tuhaf
mektuplar bana kimden geliyordu? Hangi kayg verici el yazmt onlar ve hangi
amala? Bu her zaman bir sr olarak kalacak, hem nemi yok ayrca, nk imdi, her
ey bitti.
Cezasz kalan, uzayp giden gizli sevimelerimize yal Abeddin'in birdenbire gzn
aan son gnlerdeki saknmszlmz olmu - ardndan sorguya ekilen, ya gzda, ya
da szler verilerek konuturulan haremdeki br kadnlarn aklamalar gelmi.
Bununla birlikte kap dar edilmemi Aziyade, kt de davranmamlar ona, murdar
bir ey gibi bir kyya itmiler yalnzca, kendisine dman hizmetilerden baka
kimsenin girmedii dairesinde srgn ve kapal kalm. Bir yln sonunda bu karanlk
evin kapsnn kendisine kapandn grm Hatice, dilekeciyle, Beyolu'ndaki
Fransz postanesiyle ilikisi var diye kukulandklar iin. Ve ite o zaman tm
umutlarn bitmesiyle lme giden uzun knt gerekten balam.
Gzel, taze kanna bulac hibir hastalk gememi ok gen bir insann yalnzca
umutsuzluktan leceini sanmyorum ben, ona gne, hava ve zgrlk brakld
takdirde... Ama bir yere kapatp yzst brakrlarsa...
- Biliyorsun diyor Hatice, odas yldzdan tarafa (kuzeye) bakyordu, ok souk olurdu
oras.
Evet, evin hi gne demeyen bir kolunda kalan o kaln kafesli pencereleri
anmsyorum; ok ge, ancak gnbatmnn stmayan, krmz nlarnn ulat gizeme
boulu bu sokaktan geerken gizlice bakardm o pencerelere. Bugn yangnda yok
olmu, lmn kck admlarla gelip onu gtrd daireyi ok daha iyi gzmn
nne getiriyorum...
Sonra srdryor Hatice: "Kn hep orda kapal kalnca hastaland, odann souu
yznden... teki kadnlar ona ilalar veriyorlard... Anlyorsun deil mi Loti, asl bunu
sylemek istiyordum sana: Beni kukulandran ilalar veriyorlard ona!..."
O karanlk haremde tm bunlar olup biterken ben nerelerdeydim Tanrm?... Onu ordan
ekip alarak biraz neeyle, biraz gnele kolayca kurtarmak mmkn olabilirdi!...
Elimden bir ey gelmeden, bir ey bilmeden dnyann kim bilir hangi kesinde
koarken meer sevgilim zntden eriyor, bedeni gitgide gten dyormu, o mays
akamna kadar srm bu, "lsn nerdeyse gizlice gtrdkleri..."
renmek istediim daha birka ayrnty byk glkle veriyor bana, kk ocuk
iniltileri kararak ya da lk la - nk Hatice gitgide ne dediini bilmez bir
hale gelmi, gitgide bitkin dm durumda, bana gelince, son derece zc eyler
iitmekten, bunlar nerdeyse u cansz yal maymun kafasndan bir bir ekip karmak
iin aklm zorlamaktan ben de bitkin dm durumdaym.
Fazlasn sormann rktclyle daha ounu renme istei arasnda duraksyorum;
sorulara her an son verebilirim, sonra bunun en son konuma olduunu anmsayp daha
kalyorum: Bu, hl yle byle yaayan bir kiiyle ondan son kez sz ediim olacak...
Haydi bakalm, sanrm yine de ektii ikence yeterince srd - benim ektiim de;
ayrca bilmek istediim her eyi aa yukar biliyorum imdi. Birazdan gideceim...
- "Artk ge oldu, Beyolu'na geri dnyorsun deil mi?" diye sokulgan ve inandrc bir
sesle soruyor, birdenbire yeniden ocuk gibi kk kurnaz cilveler yapan zenci kadn
olup, artk bu bitsin, onu rahat brakaym diye sabrszlanarak.
Gzlerini kamatran, sayl gnlerinin sonunu biraz rahat geirmesini salayacak birka
Fransz altn veriyorum ona. Sonra son bir kez esenleiyor ve balandm duyup
yrek burkan hayr duasn alyorum.
Yaknda lecek o, bu kesin. Gzleri, benimkilerden sonra Aziyade'ye sevgiyle bakm
olan biricik gzler, onlar snecek, ryecek artk; bitip tkenen kafasnn derininde
hl duran Aziyade'nin o grnts ok gemeden yok olacak... ldmz zaman bir
baka yokolma sreci balar yalnzca, para para yok olur, giderek salt gecenin
karanlnda hep daha derine gmlrz. Bizi sevenler de lrler, grntlerimizin yar
yarya sakl kald tm insanlarn kafalar dalp gider ve yine toprak olur, bize ait ne
varsa her yana dalr ve ufalanr, artk kimsenin tanmad resimlerimiz silikleir -
sonra admz unutulur ve bizim kuamz da devrini tamamlayp geer...
Bam alp gidiyorum yavaa, ykk ve ssz kk sokaktan.
Birka adm tede bir ocuun ssz bir alann evresinde dndrp dolatrd atma
biniyorum yeniden.
Yine mezara gitmek iin ok ge, sabah orda geireceim yarn...
Ve bir kez daha amasz, babo dolamaya balyorum akama kadar...
Alacakaranlkta, raslantyla geri geldiim o byk Mehmet Fatih Alan'nda buluyorum
kendimi birden.
O anda vaktiyle tuttuum gnlkten bir tmce aklma geliyor, bu tmce garip biimde
belleimde yer etmi, benim iin giderek bu kutsal semtle btnlemiti, sanki onu dile
getiriyordu.
"Sultan Mehmet Fatih Camisi klrengi talardan byk revaklar nnde Ahmet'le
benim oturduumu grr sk sk, ikimiz de tasasz, kendimizi gnee brakr, hibir insan
diline smayan dler ardnda koardk..."
Bu alanda hibir ey deimemi; stanbul'un en Trk ve en hzn veren yerlerinden biri
olarak kalm. Yksek klrengi kaplar gizemli bezemelerle evrili cami hep ayn,
yzyllarn arasndan deimeden ykseliyor orda. Ve evrede, kk kahvelerin
sararm asmalar altnda ayn kamir kaftanlar, ayn beyaz sarklar oturmu gz
akamnn bu son ltsnda kutsal eylerden sz ederek nargile iiyorlar.
Bunun zerine, onlarn arasnda on yl ncesinde durduum yerde, ayn yerde
duruyorum, akamd, caminin basamaklarnda bir delinin belirdiini grmtk,
gzlerini, kollarn ge dikmi baryordu: "Ben Tanr'y gryorum, sonsuz varl
gryorum!" - Ahmet ban sallamt, inanmamt - "Hangi adam Tanr'y grecek,
olur mu hi Loti!..." diye karlk veriyordu.
Dorusu, kutsal yolculuumun bunca ans arasnda niin bu alanda verdiim u molann
iyice damgasn vurduunu bilmiyorum, ne de abucak silinip gitmesini nlemek iin
niin onu burda kaydetmek gerei duyduumu - hani insann bir an akan suyun stnde
yzerek giden hafif bir eyi tutuvermesi gibi.

VI

Cumartesi, 8 ekim 188...

Son gnn sabah bu. Kaln bir sis perdesi inmi stanbul'un zerine, kuzey gzlerini
anmsatan.
Dnk gibi yine Trk giysilerimi giydim, bir zamanlar neysem ona daha ok benzeyeyim
diye, gittiim bu ller blgesinde mezarlarn zerine baktklar sanlan belirsiz ruh
trmleri beni daha iyi tansnlar diye. Bu kez tek bama byk stanbul surlar
boyunca at srtnda ilerliyorum; bask, karanlk gn altnda alabildiine yalnzm,
fundalklarn, mezar ormanlarnn ortasnda gzm alabildiince yalnz...
Ben ilerledike surlar uzayp gidiyor, cansz krlarn uzaklarnda hep ayn sryor.
Srklenen, yere dmeye hazr ar bulutlar mazgallar binlerce ularyla alttan tutar
grnyor. Bu gnesiz sabah vaktinde skc ve karanlk bir renkleri var. Gemiin dev
kalnts bizi kltyor, eziyor, bizi, bizim ksa sren yaamlarmz, bir saatlik
aclarmz, deiip duran tmyle bir hi olan bizleri. Geerken kimsenin ne girdii, ne
de kt derine giden sivri kemerli kaplara bakyorum; sonra zenle kocaman drt
ke kuleleri sayyorum - dn bana gsterdikleri tmsek gibi o yeri grnceye kadar,
tmsein stnde br mezarlarn arasnda yazt yaldzl kk mavi mezar ta
duruyor.
Aziyade'nin kk mezar tan iyice tanynca, tek bama mezarn yanna varmak ve
topran stne - tek tk incecik bitkiler bitmi, yamurdan hafife nemlenmi kzl
topran stne uzanmak iin atm bir servinin dallarna balyorum. Mezar tann
ynnden, altta topraa gml sevgili bedenin konumunu biliyorum ve beni grecek
kimse olmasn diye ta uzaklara kadar evreye iyice baktktan sonra yavaa uzanyor,
lm yzn olduu noktada bu topra pyorum.
Yllar nce, bu sabah yaptm her ey iime domu, adeta nceden gzmde
canlanmt: Byle bask ve kapal bir gkyznn altnda kendimi grmtm, stmde
eski gnlere ait bu giysi, mezarn stne uzanmak, topran pmek iin geri
geliyordum... Ve ite bugn, ite imdi son kez ptm onu, - ne var ki bu pek gerekmi
gibi gelmiyor bana artk- bilemiyorum, belki bu lm dolu grnmn sonsuzluuna,
mezar ziyaret ettiim sahneyi evreleyen ve benim sorumsuz gzlerimde byyen
sszln ekiciliine kaplyorum.
Yine de rktc bir sessizlik iinde dakikalar getike, ar bulutlar yksek surlarn
zerinden srklenip dururken gitgide olup bitenlerin bilincine varyorum; daha yaln
biimde ac ekiyorum, daha insanca, daha acl bir biimde anlyorum, yeniden rperti
geliyor stme, sonsuz hznn gerek rpertisi...
Dakikalar geiyor yine; hafiften kan rzgr bu ller lkesinin stne krba gibi inen
yamur damlalar serpiyor.
Uzun sessiz grmemiz sanki bizi birbirimize daha ok yaklatran trl trl
evrelerden geiyor. Bedenlerimizin nerdeyse yeniden birletii izlenimini alyorum
imdi tmyle, - yllarn, uzaklklarn, dnyann drt bir yanna yolculuklarn ve benim
iin onun yazgsn saran zlmez gizemin getirdii bunca ayrlktan sonra ayn yerde
olduumuzu duyumsuyorum, ok yakn olduumuzu, yalnzca onun tabutsuz yatt bir
para topran bizi ayrdn. Ondan arda kalanlar gnlden seviyorum ben, u anda
btn varolann bunlar olduu izlenimi uyanyor bende; onlar grmek istiyorum, onlara
dokunmak, yanmda gtrmek: Aziyade'nin bir paras olmu hibir ey ne rktr, ne
de tiksindirir beni.
Kenarlar hep daha koyulaarak srklenen gri bulutlar, i kapatan krlara, uzayp giden
surlara yamur atyorlar...
imdi Aziyade'nin grnts nerdeyse canlanm nmde duruyor, - o kalntlarn
yaknl salad bunu kukusuz, kalntlarn stnde onun kendi varlndan bir z gibi
dalgalanp duran bir eyler kalm olmal... Ama o birdenbire canland, yle canland
ki, ayrlk akamndan beri hi byle karma kmamt. Glmsemesini, gzlerimin
iine son gnlerdeki derinden bakn gryorum yine hi olmad kadar, sesini
duyuyorum, sesinin bildik, gvenli, ocuksu, kk titremlerini; sonsuz sevecenlikle
taparcasna sevdiim onun btn o zel, anlalmaz kk eyleriyle yine
karlayorum. Artk hibir ey kalmyor, ne o byk grnm, ne de ortama zg garip
bir hava, onun kendisinden baka hibir ey yok artk - deiip duran tm duygularm
yumuuyor, tmyle tatl bir ey halinde birbirine karyor - ve ben teden beri
arzuladm gibi hkra hkra alyorum
... .......................................................

O anda yaadklarmdan pek ho bir kuruntuya kapldm, geri geldiimi biliyor ve her
eyi anlad dedim... Sreklilik tayan bir ruhun varlna ilikin bir dnce uyand
bende, gizli, aklamas g ama duyumsadm. Bunun zerine onun ansna bal
znt ve i acs kukusuz sonsuza dein ortadan yitti.
Yatm olarak ayaa kalkyorum, iimde tatl bir hzn var: Birdenbire yazgsndaki
karanlk azalm grnyor bana: O, genliinin doruunda ban alp gitti, baka ak
d, - mezarna benden baka gelip peni olmad, hi kuku yok bir daha kimse gelip
bana benzer biimde pmeyecek onu.
Mermer mezar tann dibinde, ordaki kk bitkilerin en tazelerinden birini yanmda
gtrmek zere seiyorum; sonra mermer stne kabartmayla yazl, prlts yitmi
yaldz kapl adn yine pyorum - ve atma biniyorum, geriye dnp bakyorum
uzaktan, yksek stanbul surlarnn gz alabildiine uzanp gittii yalnzln ortasnda
onu bir kez daha grmek iin...

VII

Akam beni gtren geminin arkasnda, dirseklerim dayal, on yl ncesindeki gibi


giderek uzaklaan stanbul'a bakyorum. Sonra her eyin stne ekilen byk bir perde
gibi, alacakaranlk kyor, ve gece, Boaz'n knda, Karadeniz'de iyice saryor
bizi.
Ve her ey yatyor iimdeki, her ey yatyor gitgide, her ey uzaklayor, daha da
siliklemi bir uzakla akyor...

VIII

Ocak 1892
ocukluumda akamleyin ekinerek gelip eliyle yaayanlar aran bir hayaletin
yksn okuduumu anmsyorum. Yllarca, birisi onu izlemeye cesaret edinceye kadar
hep byle geliyordu; sonra onun ne istediini anlyorlar ve yerine getiriyorlard.
te byle, yllarca peimi brakmayan bu korkulu d, hep engellenen ve hi sonu
gelmeyen bu stanbul'a geri dn d - o d bu kutsal yolculuu gerekletirdiimden
beri bir daha grnmedi bana. Ve Dou'dan yana yine her ey yatt anlarmda, geip
gitmeyi srdren yllarla...
Bu d kukusuz ordaki sevgili kk hayaletin arsyd, yant verdim ve d
yinelenmiyor artk.